Giriş
(40)

Ev sahibi-komsu şikayeti

Fusha
Ev sahibim komşumuz aynı zamanda. Tek kişi var yani şikayet ettiğim. Küçük bir kasabada yaşıyoruz. 30000 nüfus. Evimiz harika, bahçeli, dubleks. Ikiz evler. Hemen bitişiğimiz değil en sahibinin evi. Arada bir ev var. Neyse;İlk gün (geçen sene yani) biz kiracı değil komşu istiyoruz dediler. Sık sık b
Ev sahibim komşumuz aynı zamanda. Tek kişi var yani şikayet ettiğim.

Küçük bir kasabada yaşıyoruz. 30000 nüfus. Evimiz harika, bahçeli, dubleks. Ikiz evler. Hemen bitişiğimiz değil en sahibinin evi. Arada bir ev var. Neyse;

İlk gün (geçen sene yani) biz kiracı değil komşu istiyoruz dediler. Sık sık bize gelin, biz de size gelelim dediler.

BiZ de evde kedi besliyoruz sorun olur mu dedik. Hayvan seven insanı daha çok sever dediler. ( bunlar bahçede besleyecegimizi sanmışlar sonra anladık. Her gördüğünde, kedinin tüyü sizi hasta etmez mi falan diye milyon defa sordu adam. Karısından şikayetim yok)


Bahçede çeşit çeşit meyve ağaçları var, ilk haftalar hariç adam her gün kapısı olan bahçenimize gelip sulamaya başladı. Eşim acayip rahatsız bundan. Ben de onun kadar olmasa da rahatsızdim. Kendimi kandırmaya çalıştım seni zahmetren kurtarıyor, adam ağaçların bakımıyla uğraşmış bunca yıl, ben üç yıl oturucam diye ağaçların ölme ihtimalini mi göze alsin yani falan dedim kendi kendime )

Sonra bir gün gezmeden geldik eve. Adamın karısı, eşime bizim bahçenin dibinde ateş yakıp ekmek pişireceklerini söyleyip davet etti. Sonra orası rüzgar alıyor diye oradan bizim bahçeye geçip ateş yaktılar bize sormadan (kendi bahçeleri var zaten yahu) benim eşim acayip trip attı haklı olarak. Ben orta yolu bulmak adına gittim onlara çay verdim biraz sohbet ettim eve girdim. Bahçe mahremiyeti yok, sıfır.

Eskiden iki üç günde gelirdi adam bahçeye. Çoğu zaman gürültülü çalışıyor ki duyup da gideyim sohbet edeyim. Yardımdan ziyade sohbet istiyor. Bu günlerde her gün geliyor Coronadan dolayı sıkılıyor canı. Ben bahçeye inmiyorum çünkü evden çalışıyorum. Ama Ben de hemen her gün uğruyorum onların bahçeye ( genelde akşam 6 civarı) gitmediğim günün hesabını soruyor ertesi gün (bir iki aydır böyle, ise giderken böyle değildi.) Edit: ise giden benim, adam çalışmıyor

Aşırı yardım severler, ramazanda 20 günden fazla yemek verdiler iftar için. Inatla istememe rağmen.

İlk başta fazla samimiyet beklediklerini söylediler kendilerince ama ben bu kadar beklemiyordum çünkü Ankara'da ev sahibimiz karşı komşumuzdu ve bir gün varlığını hissetmedim yahu.

Bomba olay: bugün gittim bahçeye, uzaktan sesleniyorum müsaitler mi diye. Hem edep meselesi hem de teyze kapalı. Edit 2: onların bahçeye gittim.

Gittiğimde bir şeyler ikram ettiler yedik sonra dedi ki "karpuz aldım, alırken satıcıya biz iki eviz, bize büyük ver dedim" diyor bana. Iki ev dediği de ben yani. Bu arada ramazandan önce eşim memlekete gitti o yüzden bana yemek veriyolar vs.

Neyse karpuzu da getireyim akşam veya sen alırsın dedi. Neyse ben oturdum işlerimi yapıyorum pcden. Telefon çaldı ama yarım saniye. Dedim yanlışlıkla aradı sanırım. Beş dakika sonra bahçeye çıkan balkon kapısına vuruyor acele etmeden, yavaş yavaş gittim mutfağa, (mutfaktan bslkona çıkılıyor) bir baktım balkon kapısını açmış bekliyor elinde karpuzla. Ya bi sınır oldum. Bi sınır oldum. Bı şey de demedim. Suratsız bir şekilde teşekkürler dedim.

Ayrıntı eksik ama en önemlileri;

Bunların çocuklarınin ikisi yurtdışnda ikisi yakın bir şehirde.

O yüzden sen bizim evladimizsin falan diyorlar, hanımdan yüz bulamıyorlar o kadar, ona demiyrlar muhtemelen.

En önemlisi, bunlar bir ara tefeciyle sıkıntı yaşamış. Oğlunun biri zenginken baya fakir olmuş baya bir yıpranmışlar ailece, anti depresan fln kullanıyor. Edit3 ilaç kullanan ev sahibi, oğlunu bilmiyorum.

Buraya daha önce de yazmayı düşündüm ama hep vaz geçtim, çoğunluk büyük şehirlerde yaşadığı için küçük şehir komşuluğu Hk bilgi sahibi değildir diye düşündüm ama bugünkü olay olunca tutamadım kendimi.

Kötü yazı , imla hatası vs için kusura bakmayın. Sinirden kendimi döveceğim. Saat sekizdeki olayı atlatamadım hala.

Edit: genel bir imla ve anlam düzenlemesi yaptım. Hala hata vardır. Sinirim azaldı ama geçmedi.
0
Fusha
(31.05.20)
Allah sabır versin ne deyim. Ben okurken darlandım.

normal bir daireye çıkın. Bu komşu istiyoruz ayağı kontrol altında tutma isteği. Sen sohbet etmek zorunda mısın. Laf alacaklar ya işteç
0
kickboxer
(31.05.20)
İstanbul'dan küçük bir sahil kasabasına göçmüş bir arkadaşımız var; geçen gün konuştuk. Birebir sizin anlattığınıza benzer komşular tasvir etti ama o bu durumdan çok memnun. Hiç aile, arkadaş eksiği hissetmedi; burada bir arada çok mutluyuz diyor. Anladığım kadarıyla biz büyük şehir insanlarına tuhaf gelse de küçük şehirlerde böyle şeyler normal. Cunku anlattiklariniz nerdeyse aynı. O yüzden kötü niyetli olduklarını düşünmedim ilk bakışta.

Siz kendi alanınıza girildiğini hissediyorsanız, rahatsız oluyorsanız bunu kalplerini kırmadan güzelce anlatın bence. Devam ederlerse tasinirsiniz en kötü imkan varsa.
0
fraise
(31.05.20)
Çocukları üzerinde acayip kontrol sahibi. Benim üzerimde de öyle olmaya çalışıyor. Yahu yürüyüş yapıyoruz sitede geçen. Elektrikçi faturayı yazarken sayacın kapağını açık bırakmış. Önemli bir şey anlatıyorum siyaset Hk vs bana diyor ki şu kapağı kapat takmadım önce. Bir daha dedi: e hocsm bir sey anlatıyorum burada dedim. (emekli öğretmen)

Bir de en önemli olaylardan birini anlatmayı unuttum. Evin yedek anahtarını vermemus bana. Onu da şöyle öğrendim. Evde arada tadilat işi oluyordu, ustaları falab o ayarlıyor hep. Ben şehri bilmiyordum ya ona danıştım ilk başta sonra öyle devam etti. Neyse tadilat işi okuyor usta gelecekse izin alıyorum işten falan. Birgün ben işteyken usta gelecek dedi, (daha önce gelemedi bir türlü isincikti falan) işten erken gelebilir misin dedi. Izin alamam dedim. Neyse benim anahtarın var zaten dedi :)))))))))

Ben izin aldım. Arabayla son sürat gittim eve. Adama hafif bir trip ya attım ya stmadim. Biliyorum ki ortam yok. Maksat eve girmesin tek. Halbuki hayırdır hocam ya, anahtarın ne işi var. Sen hepsini bana verseydin muhtemelen ben size verirdim zateb bir anahtar fln demeliydum. Ya da son dediğimi söylemeye gerek bile yok.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
@frauss hocsm Ben de o arkadaşıniz gibitim hiraz. Ama eşim soğuk bir insan. Ondan etkileniyorum çokca. Bunlardan önce bazı konularda o bana benzemeye başladı. Bazı konularda ben ona. Evlilik böyle bir şey sanırım.

Edit: Buradakikere her şey normal geliyor hocam o konuda haklısınız. Eşim trip attığında falan gram anlamıyorlar ve üzülüyorlar.

Bir de, karpuzu aldım, kapıyı kapadım buzluğa koyduktan sonra gittim balkon kapısını kitledim. Bunu duymussa tepkili olduğumu anlamıştır belki :)
0
🌸Fusha
(31.05.20)
allah sabır versin kardeşim.

bana kalırsa bi telefon et, akşam size gelicez çay içmeye de, ciddi bi şey konuşcam de. evlerine gidin. sonra dersin hocam siz komşu arıyodunuz, bizim de hoşumuza gitti ilk başlarda falan ama ben bu kadar mahremiyet ihmali beklemiyordum de. sizi çok seviyoruz ama ben anamla babamla bile bu kadar yakın olamam de. evi kiraladık, bahçede sizi buluyorum eve gelince de. yanlış anlama ama madem bu kadar düşkündün bahçeye de niye kiraya verdin madem de.

lafa güzel sözlerle başla, güzel sözlerle bitir. biz de sizi çok seviyoruz gibisinden. bazı insanlar açık konuşulmadıkça takmaz. açık koşulunca da takmayan çok insan var ama neyse. bi de bu evden taşınmak durumunda kalabileceği bil, öyle git konuşmaya, göze al yani. ulan böyle hayat mı olur. düşünüyorum da mutfakla bişeyle uğraşırken kapıda bi adam belirdiğini, o sersemlikle vururum yeminle.

ondan fazla ev değiştirdim, şuna kanaat getirdim. en iyi ev sahibi havale yoluyla parasını alan, arayıp sormayan, eviyle ilgilenmeyen ev sahibi. adaptır, evini kiraya verince bi süre sonra çay içmeye gidersin, bi bakarsın nasıllar diye, sonra tamam arkadaş. bu nedir yahu. evlatlık da alsınlar bari de karışmanın görüşmenin bi adı olsun.

gece gece oturduğum yerde sinirlendim valla :)
0
antihero
(31.05.20)
hocam geçmiş olsun öncelikle. sizin de hata payınız var, muhtemelen yaşa hürmetten biraz da alttan almışsınız ama bu tarz insanlar anlamaz. sürekli bahçeye çıkmak, onlara gidip gelmek vs iyice alıştırmışsınız. durum aşırı anormal değil ama tabiri caizse çok yüz vermişsiniz. eşinizin bahçeye her allahın günü giren çıkan olmasından rahatsız olması da gayet normal. ki bu balkon mevzusu siz değil o evde yalnızken de yaşanabilirdi, ben kadın olarak çıldırırdım şahsen böyle bir şey olsa.

kendi tecrübeme dayanarak söylüyorum: 1) ev sahibine yakın evde çok mecbur değilseniz oturulmaz. 2) ev kiralamadan önce mümkünse konu komşunuzu da araştırın. çünkü komşuyla kavgalı olsanız kapıyı suratına çarparsınız ama ev sahibiyle öyle olmuyor. ev sahibi ne kadar uzak o kadar iyi. emlakçı çocuk bu sene beni ev sahibinin dairesi karşıda ama onlar köyde yaşıyor diye kandırmıştı, yılın 6 ayı karşımdalarmış meğer sdkfldf ama allahtan dediğiniz eski ev sahibi gibi varlığı yokluğu belli olmuyor.

kalp kırmadan söyleme yolunuz varsa söyleyin. kontratınız ne zaman bitecek bilmiyorum ama tatsızlık çıkar diyorsanız en kısa zamanda çıkın evden. insan evde huzurlu olmayınca hiç çekilmiyor

edit: antihero'nun yazdığına ayrıca imzamı atıyorum, nasıl konuşmanız gerektiğini güzelce anlatmış
0
amugochi
(31.05.20)
Evet boğucu. Pek özel alan kalmıyor gibi ama kötü niyetli değiller kesinlikle. O kadar bencil, düşüncesiz insanlar var ki karpuz alırken bile sizi düşünmesi güzel bir şey bence. Bırak yemek getirmeyi insanlar komşularının haklarını gaspediyor. Üstelik tek yaşayan biri olarak yemek gerçekten bir sorun diyebilirim. Her gün bunu düşünmeleri gerçekten güZel. Rahatsızsanız da kesinlikle kırmadan bunu çözmeye çalışın.
0
black mamba
(31.05.20)
Bence araya mesafe koy zamanla onlar da uzaklaşır zaten. Çağırdığında 1 2 defa işim var de. zamanla daha az çağırırlar zaten. Diğer türlü ne kadar yumuşak da konuşsan orada farklı algılanır ve kırılırlar.
0
black mamba
(31.05.20)
Mesafe koyma olayını denedim. Trip atıyor mesafe koyunca, açık açık söylüyor, biz komşu istiyoruz diye. Eski kiracının adını ağzından düşürmüyor ben mesafe koyunca. Ömer'im de Ömer'im diye. Herkese teşekkürler, size de cevap yazacağım uykumu aldıktan sonra
0
🌸Fusha
(31.05.20)
eskiden böyle beraber yaşayan komşular vardı. anahtarlar da birbirlerinde kalır girer çıkar yemekler haftada 3-4 gün ortak yapılır vs vs vs

sizin elemanın böyle komşusu varmış muhtemelen eskiden ondan istiyor yine. ama yıl 2020 1990 değil. onun farkında değil sizin ev sahibi.

yapacak birşey yok baştan izin vermişsiniz bir kere.
0
duyurukullanıcısı
(31.05.20)
Onlar için bunlar normal şeyler. Ben küçük bir yerdeki hastane inşaatında şantiye şefiydim. Etrafta evler var. Adam elini kolunu sallaya sallaya inşaata giriyor, sohbet etmek için, ne yapılıyor bakmak için, canı sıkılmış. Kovuyorum, bak burada ayağına çivi batsa ben ifade vermeye giderim diyorum, bu sefer eşine börek tatlı falan yaptırmış onunla geliyor falan. En sonunda uğraşmayı bıraktım. Yani onlar senin baktığın gibi olaylara bakmıyorlar, yaklaşamıyorlar. köy hayatını bilirsiniz herhalde az çok, her şey ortaklaşa yapılır. Öyle kişisel alan falan olmaz, tuvalet falan açıkta olur vb. Bu insanlar o background'dan geliyorlar. Şimdi size kiraya verdi evi ama o hatta şöyle düşünüyor: "Evi kiraya verdik de, tapusunu da mı verdik, eğer bizim evde misafire yer bulamazsak orada yatırırız" diyorlar.

Ya taşınacaksınız, ya da tahmin ediyorum tayininiz gelene kadar öyle kabul edip dişinizi sıkacaksınız.
0
malheiros
(31.05.20)
Ev alma komşu al olayını epey yanlış anlamışlar.
Eğer siteyi beğeniyorsanız site içinde kiralıkları takip edin. Aynı sitede başkasının kiracısı olun.Bu amca dövsen de gitmez.
0
elestirman
(31.05.20)
malheiros +1

Küçük yerlerde kişisel alan algısı yoktur. Küçük yerler böyledir. Nereye gitseniz kaçamazsınız. Büyükşehire geri dönün rahatsızsanız.
0
komando kani var bende
(31.05.20)
Kesinlikle normal değil, küçük yerler böyle şöyle diyerek konuyu normalleşmetirilmesine müsade etmeyin.

Bizim de yazligimiz köyde evimiz var öyle pat diye bahçeye izinsiz girilmez hatta insanlar çekinir ha ev ha bahçe hiç farketmez.

Bu adam veya amcaya dikkat et belli yaş üstü macera arar, müge anlı'da ki olayların genel konsepti fazla samimi insanlardan kaynaklanıyor.
0
Fritz-X
(31.05.20)
@antihero, hocam konuşursam ana baba kısmını söylemeyi düşünüyorum çünkü gerçekten babam böyle bir şeyi yapmaz kesinlikle, annem de büyük ihtimalle yapmaz.

@amugochi, hocam bu kadar sık gidip gelme corona sürecinde oldu, önceden de sürekli lafını ederdi ama iş-güç deyip geçiştirirdim. sürekli eski kiracısından bahsederdi beni eve gelirken gördüğünde (evi de sitenin girişinde anasını satayım, bakkala giderken falan tutardı beni, ömerim de ömerim :D -ömer eski kiracısı- o sık sık uğrardı vs)

@black mamba, hocam kötü niyetli değiller kesinlikle, öyle olsalar çok farklı boyutlara giderdi durum. Eşim biraz daha sıcakkanlı olsaydı, arada bir gitseydik belki de adam o kadar suyunu çıkarmayacaktı bahçeye gelip gitmeye. onlar başta belirtti ama bizim hatun pek sallamadı maalesef bu meseleyi. pek gidip gelmedi :D AYrıca yumuşak da konuşsam kırılacaklarını ben de düşünüyorum. mesafe olayı nedense hiçbir şeyi değiştirmedi. zaten mesafeliydim hocam corona süreci öncesinde. inatçı biri, elektrik panosu olayı inatcı ve takıntılı olduğunu gösteriyor bence. bir de ufak bir şey ama anlatacağım yine de.. ramazanın son günleri, bahçesindde oturuyoruz. bana telefon geldi ve önemli (kısa sürecek aynı zamanda, normalde biri varken yanımda açmam ama o sık sık benim yanımda birileriyle telefonda konustugu için açtm) telefonda konusmama rağmen bana bir şeyler soruyor, ben de kale almamazlık etmedim, duymazdan gelemedim, hocam konuşmayı bitirmem lazım dedim. normalde duymamam lazım yahu neyse bu biraz gereksiz ayrıntı oldu.

@duyurukullanıcısı, aynen öyle de, bilemedim nasıl tepki vereceğimi, adam da danışma, sorma huyu yok ki, pat bahçede gördük bir gün. sonra ardı arkası kesilmedi.


@malheiros, ara ara taşınmayı düşünüyoruz, bu son yaşadığımı eşime anlatsam çıldırır valla :D hocam benim hissettiğim de öyle, hatta sanırım biz bahçeyi değil evi kiralamışız :) bazen kafamda kuruyorum konuşmayı " hocam sık sık diyorsun ki bize, bahçede kahvaltı yapın vs. eşim orayı kabullenemedi, sahiplenemedi ki, galiba siz bize bahçeyi değil sadece evi kiraladınız" diye ama kırılır, hatta perişan olur gibi geliyor. adamın bahçesine gittiğim her gün " allah razı olsun, gelmeseydin napardık, sıkılıyoruz, sen olmasan naparız" diyor. her gün yahu.

arada bir de komşuları kötülüyor, kimse gelip gitmiyor, bir sen bir de şu komşu hariç kimse beş para etmez falan diyor :D

@elestirman valla onu da düşündük hocam, bekliyoruz kiralık çıkarsa diye. öyle yaparsak, hiç laf söz etmeden, mesajı net vermiş olacağız. kırılmış olabilir ama, ben bir şey demedim ki sana hocam, neyine kırılıyorsun allasen diye dalga bilem geçerim belki :D

@komando hocam aslında kişisel alan olayı bence var burada da ev sahibine yok :D çünkü ikizimizdeki aile bir gram rahatsız etmedi bizi. altı tane çocukları var, rahatsız edecek kadar gürültü yapmadılar hiç, bahçemizi ayıran uzun boylu çalı gibi bir şey var, oradan bazen selamlaşıyor bazen selam vermiyor :D varligini pek hissettirmiyor yani

NOT: EN ÖNEMLİ ŞEYİ FAZLA VURGULAMADIM SANIRIM, adamın psikolojisi bozuk (kendi ifadesi) tam olarak öyle demedi de, perişan olduk, ilaç kullanır olduk, depresyondan uyuyamaz olduk falan diyor.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
fritz, ilk dediğinize katılıyorum ama son dediğinize katılmıyorum hocam.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
yukarıda herkes bir sürü şeyi yazmış zaten.
bence "eşim soğuk" ya da "eşim öyle davranmasaydı" demeyin, hatalı davranan sizsiniz.
bu tarz bir komşuluk ilişkisi ihtimali varsa, en başından samimi olmayacaktınız.
yani gitmeli, gelmeli, yemeli, içmeli, siyaset konuşmalı bir ilişki kurmamanız gerekirdi.

şimdi bence açık ve kısa bir özetle konuşulmalı, büyük bir olaymış gibi değil.
yani bu olayı hususi olarak, "bir şey konuşacağım" şeklinde değil, bir şey olduğunda anında tepki vererek yansıtmalısınız.
mesela kendisinde yedek anahtar varken usta için eve gireceğini ima ettiğinde hemen "ben yokken eve girmeyin lütfen, ben hoşlanmam öyle şeylerden. usta beklesin." diye açıkça söyleyeceksiniz.
"anlatmaya çalışmak" gereksiz tribe ve konunun uzamasına neden olur.
gerçi siz ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın şu noktadan sonra kırılacak ve bozulacaklar.
gerekirse bozacaksınız.

ama dediğim gibi, eşiniz hatalı değil.
siz de onun gibi davransaydınız, şu anda bu kadar yüz bulamazlardı.
0
blatta hiberna
(31.05.20)
@blatta, hocam normalde eşimde hata bulmam ama kendileri başta dediler biz kiracı değil komşu arıyoruz, ananız babanız uzakta, bizi de ana baba belleyin, gidip gelin. bunu defalarca söylediler ilk gün. başbaşa kaldığımızda ben eşime söyledim yapabilecek misin diye? alışırım dedi bu tarz bir yaşama :) (daha evi tutmamıştık, eşim böyle deyince tuttuk)

sonra ilk günden ne gitti ne geldi. o zaman söz vermeseydin de mi? ben de bunun mahcubiyeti olduğu için biraz taviz verdim, o da biraz. fazla taviz vorona sürecinden beri.. ayrıca benim işten dönüşte de çalışmam gerekiyor, o yüzden bunları anlatıp gitmiyordum fazlaca yanlarına, ama eşimde gitmeyince ben bazen gitmek istemesem de gitmek zorunda hissediyordum kendimi :) ama ısrarla her gittiğimde söyleniyordu kibarca. yahu adam olan bıkar değil mi söylenmekten, gelmiyor işte, ayda bir, iki ayda bir anca geliyor işte. arada bir de ayaküstü, sitede veya bahçede konusuruyoz işte. insanlar meşgul yahu :D
0
🌸Fusha
(31.05.20)
bir de damadına hayatı zehir ediyor sanırım, gelinlerine bir şey yapamıyor, onu da anlatıyor, zamane kızları burunlarından kıl aldırmıyor diyerek. damadın kumar sorunu varmış, sürekli iddia falan oynuyormuş, adama kredi çektirip araba aldıracak, ki para krediye gitsin kumar oynayamasın falan. neyse mantıklı olabilir, damadını kızını düşünüyordur da bana anlatması biraz garip, eşim ise acayip şaşırır bana anlattığını bilse.

eşim paylaşımı zayıf bir insan, kimseye bir şey anlatmaz. uzun süreli arkadaşlıkları yok :D varsa yoksa ablası ve anası (onlarla da sık görüşmez, yanlış anlaşılmasın. derdini veya elbise fikirlerini falan onlara sorar anlatır)
0
🌸Fusha
(31.05.20)
Doluyum arkadaşlar :D

kötü niyetli komşu ile uğraşmışlığım var. birkaç defa sabredip polis çağırmışlığım var yıllar öncesinde ama bunlar iyi niyetli insanlar. ve önemli bir nokta, psikolojisi sanırım gerçekten bozuk.

edit: bir de kendisi dediğim dedik biri ama ben inatlaşıyorum. örneğin geçenlerde sizin bahçenin çalılarını kısaltalım dedi (yola bakan tarafı kestik sorun yok burada) sonra bitişiğimizdeki komşumuz ile bahçemizi ayıran çalıyı kısaltmak istedi. kısaltmayalım dedim, çiçekler güneş almaz ama falan dedi. valla hocam benim için mahremiyet daha önemli, eşim, ben, bahçeye çıkasımız gelmiyor fazla kısa olursa, komşu için de iyi olur dedim. sonra mahremiyet temalı konuştum, bunlar önemli şeyler vs vs. pek ortam yoktur, o yüzden biraz sinirli bir şekilde söyledim bunları, nefes alış verişim bile değişti yani.. zaten orta yolum olsaydı başlarda söylerdim. ya sineye çekiyorum ya da patlıyorum.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
Amca teyzeye zıt gidersen olay funny games'in yaşlı versiyonuna dönecekmiş gibi geldi bana, bi tekinsizlik sezdim.

Bence olayı eşin üzerinden yönlendir, o rahatsız oluyor böyle şeylerden kusuruna bakmayın ama evdeki huzurumuz bozuluyor, mesafeyi biraz açalım falan de. Eşine sor tabii bunu önce.
0
Bruce
(31.05.20)
"komşu arıyoruz" demek, devamlı gidip gelmek zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor ki.
arada bir ayak üstü sohbet, belki arada bir aşure vb gibi şeylerin gidip gelmesi ve selamlaşmak yeterince komşuluk zaten.
sizin kendinizi mecbur hissedeceğiniz bir durum yokmuş ki.
muhtemelen eşiniz de benim gibi düşündü.
güler yüzlü davranmak, selamlaşmak, hal hatır sormak komşuluk zaten.
sizin anlattığınız başka bir şey.
ayrıca adam kontrata "komşu istiyoruz, şartları da şunlardır" yazmamış.
yani belli bir kol mesafesinde olup medeni davranacaktınız, o kadar.

benim de ev sahibim üçüncü katta oturuyor.
kira artışı falan gibi konularda sinir olsam da, mahremiyet ve mesafe anlamında sağ olsunlar düzgün insanlar.
beni de 1-2 kere davet ettiler mesela, gitmedim.
ama karşılaşınca ayak üstü sohbet ediyoruz.
komşuyuz işte, daha ne?
yani eşinizle komşuluk anlayışınız uymuyor olabilir.
fazla yaklaşmışsınız, erkekler bu gibi konularda eşleri daha soğuksa onun adına da gereksiz yere mahcup olup daha yakın davranabiliyorlar.
sizde de o olmuş biraz sanki.
0
blatta hiberna
(31.05.20)
okurken sinir oldum. kim olursa olsun bu kadar içli dışlı olmayı zaten sevmem. herkes önerisini yazmış.
ben sadece tek bir şey eklemek istiyorum. yeni bir eve taşındığınızda mutlaka evin dış kapısının kilidini değiştirin. sizin örnekte ev sahibi başka bir örnekte hırsız olabilir. bir gece uyurken ev sahibi, gençler böyle de uyunmaz ama diye karşınızda bitebilir :)
0
scudman1
(31.05.20)
siz bu komşuluk meselesinin avantajlı yönlerinden faydalanmak (yemek, muhabbet vesaire) ama bu faydayı kendi çizdiğiniz sınırlarda yaşamak istiyorsunuz. sizin yaklaşımınız sadece gerçekten en baştan söylediler ama napalım yani, yaşlılar, yalnızlar samimiyet kuralım, eşim adına da ben daha fazla yakın davranayım olsa bu durumlardan rahatsız olmazdınız. bence önce kendinize bir sorun, iki yetişkin evli barklı insan olarak yaşadığımız evle ilgili bu kadar özel alan ihlali yapan insanların getirdikleri yemekleri neden kabul ediyorum (istemiyorum demekten bahsetmiyorum, isteseniz doktorun özel diyeti var ben kendim hazırlıyorum der geçersiniz), bütün bunlara neden müsade ediyorum, bu çizgiyi gerçekten neden çizmiyorum diye. bir sürü bahane sıralamışsınız ama bence kendinize karşı şeffaf değilsiniz. şeffaf olsanız kendi içinizde bu boyutta çatışmalar yaşamazsınız.
0
Phoebe
(31.05.20)
@blatta, hocam adam ayrıntı verdi. sadece komşu istiyoruz demediler, hatta bir önceki kiracıdan örnekler verdi, şöyle gider gelirdi vs diye. yine de bu kadar beklediklerini anlayamadık gerçekten.

@secduman, hocam zaten öyle bir kültür varmış, hatta kimileri hep aynı kiliti taşırmış yeni taşındığı eve falan. ben yeni öğrendim :D

@phoebe, hocam haklı olabilirsiniz derim normalde ama yemek yemeyi zul gören biriyim neredeyse :D annemin bana taktığı lakap "kendinden yemli" idi. bunu da ilk defa tanımadığım birilerine söylüyorum. ben yemek yemeyi çıkarıma uyduğu için değil kıramadığım için kabul ettim. hatta kaç defa yalan söyledim valla, bugün yemek yaptım diye. yemin ediyorum ona rağmen getirdi yemeği. dediğiniz gibi hekim diyeti vs aklıma gelseydi söylerdim.. o daha iyi bir çözüm.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
bu arada son iki aydır eşim memlekette, onu tekrar hatırlatayım, öncesinde yemek getirip götürme yoktu.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
kardeş sen haklısın da evsahiplerine de kızamıyorum yalnızlıktan sıkılmış yaşlı tipler. kötü bir niyetleri yok. sinirlenmeye gerek yok. anlaşamıyorsanız ufaktan yeni yer aramaya başla.
0
prizmatik
(31.05.20)
hahahha bahçe hariç kendimi gördüm. ben taşınıyorum ama işle ilgili nedenlerden dolayı. allah sabır versin üstte yeterince yazılmış zaten öneriler benim ekleyebileceğim bir şey yok
0
papuayenigine02561
(31.05.20)
Ta en başından belli etmişler, siz anlamamışsımız.

"Biz kiracı değil komşu istiyoruz" demek, aynı evin içinde yaşıyor gibi olalım, senin evinde ne oluyor ne bitiyor kim giriyor kim çıkıyor hayatınızda ne oluyor ne bitiyor her şeyi bileşim demek.

Küçük yerde, Anadolu'da böyle diyip normalleştirmek saçma. O iş şöyle daha doğrusu, eskiden küçük kırsal ilçelerde, evler genellikle bahçeli müstakil olurdu ve o evlerde oturanlar onlarca yıldır aynı evlerde olduklarından içli dışlı olurlardı.

Devir o devir değil, bu kafadaki insanlar da siz tatlı tatlı kibar kibar konuşunca, hmm çok mu içli dışlı olduk, çocukları rahatsız mı ettik diye düşünüp akıllanmaz. Aranız bozulacak size de nankör damgası basacaklar.

Bir de sürekli bir iyi niyet lafı geçmiş. Birinin iyi niyetli olması, bir şeyi kendince iyi niyetlerle yapması rahatsızlık veren davranışları normalleştirmez, böyle olmamalı. Aşağı yukarı 35 yaşıma geldim, bu milletteki iyiniyet kelimesine sığınıp insanların hayatına burnunu sokma hastalığını milyon örnekte gördüm.

Adam resmen sizin huzurunuzu bu iyiniyetle perdelenmiş bu her şeye dahil olma dürtüsü ile skip atmış. Öylesine dolmuş ansiklopedi gibi yazmışsın.

Daha da canının sıkılmasını istemiyorsan, hiç gidip konuşma boşuna. Anadolu kırsalının aşırı meraklı insanının, yaşlı öğretmen bilmişliği egosu ile upgrade edilmiş hali, adamın resmini bile görmeme gerek yok gözümde canlandırabiliyorum. Konuşursanız ya size ajitasyon ile karışık laf sokacak ya da direkt hain evlat Ökkeş muamelesi göreceksiniz.

Bir ev bulun, bulunca da tayinim çıktı vs bir bahane ile hiçç bu anlattığınız mevzulara girmeden çıkın gidin. Tantana çıkmaz, baş ağrısı olmaz.
0
wilhelmwasmuss
(31.05.20)
Biz anlamamışız hocam, doğru. Onlar da bizi anlamamış kedi konusunda. Aynı dili konuşmamışız zamanında kısacası
0
🌸Fusha
(31.05.20)
Merhaba arkadaşım. Eşiniz soğuk bir insan olup da komşu istiyoruz kiracı değil dedikleri anda biz kiracı olmayı tercih ederizi hissettirmemis olmanız sizin hatanız. Evler dip dile olmamasina rağmen ev sahibi çok yakınmış ve 30000 nüfuslu bir yermiş. Keşke benim böyle bir ev sahibim olsaydı. Tavsiyem bu durumu hem siz hem eşiniz kabullenin ve komusulugun avantajlarını kullanın. Evinizde çok değerli kıymetli bir şey de yoktur girin çıkın mutlu olmaya bakın. Olmuyorsa ayrilacaksiniz maalesef. Dediğim gibi çok imrendim.
0
lion de la Turquie
(31.05.20)
Hocam ben iki üç yıl önceki halimle olsam çok mutlu olabilirdim ama insanlar karakter olarak birbirlerine benziyor yavaş yavaş galiba. Benim küçüklüğümde yaşadığım komşuluk buna benzerdi. Ama bu halimle eşime benzediğim için biraz, moralim bozuluyor. Aslında beni yoran şu hocam bir de: sürekli bir talep olmasa belki ben isteyerek gidip geleceğim. Bir gün gitmeyince hesabı (!) Sorunlunca vazife gibi gidip geliyorum, seve seve değil. Insandan çok talep olunca yapasu varsa bile yapmak istemiyor
0
🌸Fusha
(31.05.20)
yahu bir şey aklıma takıldı siz taşındığınız evin giriş kapısının anatharını değiştirmediniz mi bu nasıl bir güven? Siz değiştirdikten sonra istediği kadar yedek olsun. evden çıakrken eski kilit/anahtarı da takarsınız istediği gibi kullanır anahtarlarını.
Annemde böyle izansız bir komşu vardı bahçenin arkasından, kapı ile girilen, mutfak kapısına dan diye gelmişti bir gün direkt cevabını aldı annemden, böyle gelmeniz uygun değil ev hali olur, lütfen bir daha ön kapıyı kullanın diye, bir daha yapmadı. ister üzülsün ister kırılsın, özel alan diye bir şey var. olay olduğu anda cevap vermek en doğrusu. özellikle karşılarında genç görünce özel hayatı hiçe sayabiliyorlar, iyi niyet de bir yere kadar diye düşünüyuorum. evini kiraladığın adamın hayatını da kiralamıyorsun ya..
0
ruz
(31.05.20)
Hocam anahtar degistirme olayını birkaç ay önce öğrendim. Daha öncek hiç tecrübe etmedjm. Evli olarak tuttuğumuz ikici ev zaten bu. Öğrenciyken hiç aklımıza bir gelmemişti. Valla laftan anlamaz diye tahmin ediyorum veya kibarca değil de kabaca uyarırım diye de korkuyor olabilirim.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
Yazilanlari okumadim ama bence bir gun sizi uygunsuz (!) yakalarlarsa bir daha boyle densizlik yapmazlar bence.
O yuzden uygunsuz yakalanin mumkunse.
0
kuehles blondes
(31.05.20)
Yahu düşünüyorum da ben bu insanla neden konuşmuyorum diye, türlü türlü sebep buluyorum. şimdi de şu geldi aklıma, 65 yaşındaki bir insana bu yaştan sonra doğruyu yanlışı nasıl öğreteyim ki ya. adam yanlış yaptığını bilmedikten sonra benim kapımı açmış ne açmamış ne. bilemiyorum altan :) yahu komik değil mi ya? hayat tecrübesi senin yarın kadar olmayan biri gelecek ve diyecek ki: hocam bak evde dal da**ak dolaşıyor olabilirim neden kapıyı açıyorsunuz? yahu komedinin dibi taaaa aq.... sinirlendim yine :D bir de dal da**ak dolanıyorum dememe gerek bile yok yahu. lan nasıl bir kafa bu ya :D

yanına gitmiyorum bundan kelli hadi bakalım :) bir daha desin gelip gitmiyorsun diye. bundan sonra böyle hocam derim muhtemelen :D
0
🌸Fusha
(31.05.20)
Herkese teşekkür ediyorum arkadaşlar. Bundan sonra yoluma nasıl devam edeceğimin kararı netleşmek üzere.
0
🌸Fusha
(31.05.20)
bence eşini suçalama soğuk diye. soğuk olmasa daha yakın olabilirlerdi :D ondan çekinip biraz uzak da duruyor olabilir.er
0
black mamba
(01.06.20)
Hocam bugün baya hak verdim eşime :) çünkü şöyle bir şey fark ettim Coronadan önce ayda bir veya iki ayda bir giderdim ve hiç gelmiyorsun lafını duyardım. Bu aralar ise bir gün gelmesem, dün niye gelmedin diye soruyor :) yani yetmiyor hiç. Hatta bir gün öğlen vakitlerinde gittim, o gün dedi ki akşam da gel :))))

Bu arada son meseleden sonra hiç gitmedim, bugün eve giderken denk geldik. Yine "yan sen nerelerdesin? Dün hiç gorunmedin" falan dedi. Direkt "valla hocam bundan sonra böyle, benim evde çalışmam gerekiyor, kimse benim yerime çalışmıyor, kimse benim işimi benden fazla düşünmez haklı olarak, ben de kendi işimi düşünmek zorundayım" dedim. Valla bundan sonra böyle lafımı duyunca bozuldu ama bozuntuya vermedi pek. Kem küm vs dedi :)
0
🌸Fusha
(01.06.20)
Aylar önce yapmam gereken şeyi de az önce yaptım. Kilidi değiştirdim.
0
🌸Fusha
(01.06.20)
(4)

işten ayrılırken biriken yıllık izinler ile ihbar süresi konusu ?

maden suyu
arkadaşlar işten ayrılırsam 6 haftalık ihbar sürem var. bu süreyi doldurmadan çıkarsam, 6 haftalık ücreti işverene ben ödüyorum.fakat aynı şekilde 6 hafta kullanılmamış yıllık iznim var. bu ikisi birbirini götürür mü ?yani direkt işten ayrılabilirmiyim, bu durumda bana dava vs açılsa sıkıntı olur mu
arkadaşlar işten ayrılırsam 6 haftalık ihbar sürem var. bu süreyi doldurmadan çıkarsam, 6 haftalık ücreti işverene ben ödüyorum.

fakat aynı şekilde 6 hafta kullanılmamış yıllık iznim var. bu ikisi birbirini götürür mü ?

yani direkt işten ayrılabilirmiyim, bu durumda bana dava vs açılsa sıkıntı olur mu ?
0
maden suyu
(30.05.20)
mahsuplaşma diye bir şey yok. ihbar süresi tarafları korumak için olan bir durum. eğer üzerinizdeki işlerin devredilmesi gerekmiyorsa bu dediğiniz işverenin işine gelen bir durum.

edit: ben işin teorisini yazdım. sizin niyetiniz mahsuplaşmak ise işveren çok aksi bir durum yok ise bunu seve seve kabul edecektir.
0
surprise
(31.05.20)
Bakiye ücretli yıllık izinlerin işten çıkarken ücret olarak ödenmesi lazım size. İhbar tazminatıyla yıllık ücretli izin ücretini mahsup edebilirsiniz. Miktarları farklı çıkabilir hesaplamada, dolayısıyla tamamen götürmeyebilir.

Şirket size alacak davası açabilir tabii ki.
0
kojonotsuki
(31.05.20)
anlaşırsanız götürür, anlaşmanıza bağlı. tabii öncesinde seni ihbar boyunca tutmak isteyip istemeyeceklerini öğren. ben işveren olsam ve senin ihbarda durmak istemediğini bilsem 6 haftalık yıllık izin paranı ödememek için(normalde ödemeleri gerekiyor çünkü) ihbara zorlarım. yok ben illa gidicem diyorsan da "ehh madem öyle yıllık iznine karşışık salalım seni" derim. o yüzden tok satıcı ol biraz, yaklaşımlarına göre hareket et.
0
Bruce
(31.05.20)
İşten ayrılma sebebiniz nedir? İşveren tüm yükümlülüklerini yerine getiriyor mu? Teoride bahsedildiği gibi bir işverenin işçidin ihbar tazminatı alması çok zordur. Size dava açacak da haklılığını ispat edecek de sizden ihbar tazminatı alacak... Çok zor.

Bana kalırsa işten ayrılmak için makul gerekçeleriniz varsa hiç işverenin ihbar hakkından bahsetmeyin. Böyle bir hak yokmuş gibi davranın. Yıllık izin ücretini talep edip ayrılın. Eğer amacınız yıllık izinlerin yanmaması ise ihbar süresinde çalıştıktan sonra da o ücreti ödemeyebilirler boş yere ihbarda çalışmış olursunuz.

Yok benim amacım sadece kötü olmadan alacaklı borçlu olmadan ayrılmak diyorsanız direk olarak ayrılın yıllık izin talep etmezziniz onlar da ihbar talep etmez. Olur da dava açma saçmalığına girerlerse kendinizi savunursunuz zaten.

Bunlar kabaca önerilerdir. İşin durumuna göre işverene göre değişebilir. Herhangi bir kesinliği ve bağlayıcılığı yoktur :)
0
bayc
(31.05.20)
(10)

Is gorusmesine CV ile gitmek

freedonia
Gorusmeye Cvnizin ciktisi ile gidin arti puan kazanirsiniz diye bir kac yerde okudum. Diyelim CV ile gittik, Cv nezaketen karsi tarafa mi uzatilir yoksa bizde mi kalir, gostermelik onumuzde mi tutulur?
Gorusmeye Cvnizin ciktisi ile gidin arti puan kazanirsiniz diye bir kac yerde okudum. Diyelim CV ile gittik, Cv nezaketen karsi tarafa mi uzatilir yoksa bizde mi kalir, gostermelik onumuzde mi tutulur?
0
freedonia
(30.05.20)
görüşmeye girdikten sonra cvyi uzat sonra karşındaki zaten onu bir yandan inceleyecek bir yandan seni dinleyecek
0
neira
(30.05.20)
Nerede okuduysan 90'larda kalmış orası. Hadi götürdün, uzatıp verirsen çok tuhaf olur. Davet edildiği bir mülakat için gereksiz çünkü ik'cı hem sana verdiği başvuru formunu hem de önceden gördüğü cv'yi çıktı alıyor.

İş için direkt önemli sertifikaları, resmi onaylı belgeleri, yani cv'nin eki olanları yanında götürmen mantıklı olabilir; bazen orijinal belgeyi görmek istenebiliyor. Onu da istemedikleri sürece vermeye çok gerek yok ama cidden seninle ilgili fikri etkileyecek bir şeyse mülakat öncesi verilebilir.
0
Bruce
(30.05.20)
ben her zaman çantama cv'yi koyup gidiyorum bu güne kadar 1 kez bile sormadılar, zaten az biraz ciddi bir firma ise onlar kendileri çıkartmış oluyorlar.
0
valkin rockefeller
(30.05.20)
yanında cv var diye artı puan verileceğini hiç düşünmüyorum. sizin cv'nin çıktısı onlarda olur zaten. sizin önünüzde kendi cv'nizin durması tuhaf olur. onun yerine tecrübelerinizi aktardığınız dolu bir cv daha önemli.
0
surprise
(30.05.20)
CV ile girmeyi bırak, gelirken CV getir diyen şirket ilk baştan gözümde değer kaybediyor. Zaten başvuru için CV alıyorlar, bir zahmet çıkartıp yönetici önüne koysunlar
0
gazozailacatmauzmani
(31.05.20)
aşırı saçma bir olay. bence götürme.
0
jelly bear
(31.05.20)
bazı ikcılar beceriksiz oluyor, önlerinde cv olmuyor, yahut saçma salak kariyer net cv si oluyor vs, bu tarz durumlarda onlara uzatıyorum. Zaten onlarda varsa aynısı, senin önünde olmasının bir anlamı yok. Çantamda oluyor benim. Fakat bir not defteri ve kalemle giderseniz, 3 5 not tutarsanız + olabilir.
0
The_Lollok
(31.05.20)
Hayatımda hiç böyle bir şey yapmadım. Görüşmeye gittiğin yere CV gönderiyorsun, seni ona bakarak çağırıyorlar zaten. Bir zahmet çıktısını alıp gelsinler.
0
synesthesia
(31.05.20)
CV'yi onceden gondermiyor musun zaten? cv'ne bakip da cagirriyorrlar zaten. neden tekrar cv goturesin ki?
0
crucio
(31.05.20)
Normalde goturmem ama son 2 gorusmeye goturdum, birinde aa supersin cok iyi vs dediler ama korona patladi donus olmadi digerinde ise alindim ama cv goturmus olmam ne kadar etkilidir bilemem.
0
passive aggressive
(31.05.20)
(19)

öldükten sonra tüm soruların cevabını öğrenecek miyiz?

bugisme
ölümden sonra dünyadaki sıfır noktasından- mutlak kıyamete kadar, ya da en azından kendi doğumumuzdan ölümümüze kadar tüm soruların ve gizemlerin cevabını öğrenecek miyiz?Buna inanıyor musunuz?
ölümden sonra dünyadaki sıfır noktasından- mutlak kıyamete kadar, ya da en azından kendi doğumumuzdan ölümümüze kadar tüm soruların ve gizemlerin cevabını öğrenecek miyiz?

Buna inanıyor musunuz?
0
bugisme
(30.05.20)
Hayir. Sadece olecegiz.
0
logisticsmanager
(30.05.20)
Sen bir damlasin, okyanusa karisacagin icin, sen artik ait oldugun yere okyanusa doneceksin. Okyanus olacaksin. Bu soru bu boyutta aklina geliyor. O boyutta gelmeyecek. Şoyle ki, anne rahminde de bi yerdeyim ama neredyim diyordun. Iste ciktin ve burdasin. Burada da neredeyim diyorsun ayni sekilde.
0
tunaktunaktun
(30.05.20)
İnanmıyorum. Öğrenmek bu dünyaya mahsus, en azından bildiğimiz anlamda.
0
vedatchilipeppers
(30.05.20)
bilemeyiz ama kurzgesagt kanalı geçenlerde andy weir'ın egg öyküsünü animasyon haline getirdi kafa açıcı olabilir :) türkçe altyazısı da var

youtu.be
0
freebird5406_2
(30.05.20)
bir yaratıcıya inanıyorum o yüzden evet
0
deranzo1
(30.05.20)
Nerde okumuştum hatırlamıyorum. Varsayım o ki, ölümden sonra bir uyanış olacaksa eğer evrenin fizik yasalarından koparak zamandan münezzeh bir formda uyanacağız. İzafiyet teorisiyle de destekliyordu bunu. Haliyle ne olacaksa ölümün hemen ardından, o anda olacak. Bana en çekici gelen fikir bu. Ben şahsen bu şekilde düşünmeyi seviyorum :)
0
IncredibleMau
(30.05.20)
Böyle bir şey olsun çok istiyorum ama inanıyor muyum bilemiyorum. İnanasım var. Lütfen olsun çünkü.
0
kedili bisiler
(31.05.20)
İnanılmaz istiyorum bunu. Ölümden sonrası hiçlik,yani dogmadan önceki bilinçsizlik olursa şayet bu baya hayal kırıklığı olur.Tabi o zaman hayal kırıklığını hissedecek bilinçte olmayacak ya. Ölünce uyanır insan gibi yaklaşımlar var, farklı bir boyuta geçme hali. Bu düşünceler bana baya yakın geliyor. Milyarlarca galaksi,yıldız,gezegen. Devasa bir evren. Sırrını açıklamazlarsa darılırım valla.

Beni bundan çok daha fazla heyecanlandıran evrenin sırrının hayatta olduğumuz zaman içinde çözülmesi.
0
ırene adler
(31.05.20)
aslında günlerdir hatta yıllardır bilinçaltımı kurcalayan hatta kemiren bir soruydu bu. Öyle bir soru ki buna herkes inanmak ister gibi geliyor. inanmak isteyince de iş yaratılışa inanmaya gidiyor. Tek bildiğim şey ben buna çok inanmak istediğim için inanıyorum ve beni hayatta tutan, yaşama tutunmama sebep olan düşünce.içimden en azından hep “ nasıl olsa cevaplarını er geç öğreneceksin, yaşamana bak, kısırlı zamanını mutlu geçir” derken buluyorum.
0
🌸bugisme
(31.05.20)
hayır, bunları sadece yaşarken kafanı kullanarak öğrenebilirsin, öbür tarafta bi şey yok.
0
chezidek
(31.05.20)
cocukken hep buna inanirdim. simdi ise olmasini cok istiyor fakat pek de inanamiyorum. sadece ölücez ve film bitecek gibi geliyor.
0
in vino veritas
(31.05.20)
niye öğrenmemiz gerekiyor ki? her şeyi de bilmeyiverelim. bazı şeyleri bilemeyecek olmanın verdiği bir rahatlık var bence. bilmek lanetlenmektir, cehalet mutluluktur diye boşuna dememişler.

başka türlü bakalım; "tüm soruların cevabını" öğrenmiş olma fikri seni ürkütmüyor mu? düşünsene, her şeyi biliyorsun ve bilecek bir şey yok. ortaya büyük bir "boşluk" çıkar bence insanın zihninde.
0
Bruce
(31.05.20)
Çok sevdiğim bi filozof şöyle der, here şeyi bilmek zorunda değiliz
0
olaylar olaylar
(31.05.20)
Kimse bilmiyor. Evet veya hayır diye bir cevabi yok. Evet veya hayır diyen varsa bunlar inançtır.
0
Sellim
(31.05.20)
Tanrı inancım var o yüzden evet. Olmasa dahi öğrenmek isterdim. Gerçi her şey bittikten sonra öğrenmenin ne anlamı olur bilmiyorum.
0
black holes in the sky
(31.05.20)
bir üst evren olmama ihtimali yok bence.
biz kimiz? neredeyiz? bilinç neden var? bir araya gelmiş bir yığın atom olarak bu soruya nasıl cevap veriyorum?

bu durumda yok olmayacağımı düşünüyorum.
yok olabilirim de ama bizi bilinçli olarak yaratan tanrının bizi yok etmeyeceğine, hesap gününe inanıyorum.

sanırım cennete gidenler tüm soruların cevaplarını öğrenecek.
0
işimdeyim gücümdeyim
(31.05.20)
Freebird +1 animasyon herseyi ozetlemis.
0
tunaktunaktun
(31.05.20)
Doğmadan önce nasıldın? Öldükten sonra da öyle olacaksın.
0
elitoangelito
(31.05.20)
Evet. Herşeyi öğreneceksin. Bazıları için iyi ki derken bazen de pişmanlık duyacaksın. Senin dışında gelişen olayları neden merak ediyorsun ki
0
opitseri
(31.05.20)
(5)

sizce sony-microsoft türkiye için farklı bi fiyatlandırma yapar mı?

floydian
yoksa "bize ne kardeşim tr piyasası bizi bağlamaz o kadar da" diye mi düşünürler? olay şu çünkü, tahminen çıktığında 8-10 bin arası bir fiyattan satılacak bu aletler ve o dönemde sıfırdan benzer belki daha iyi özelliklerde bir pc de 12 bin liraya falan kurulabilecek çoğu kişi pc'mi upgrade ederim ve
yoksa "bize ne kardeşim tr piyasası bizi bağlamaz o kadar da" diye mi düşünürler? olay şu çünkü, tahminen çıktığında 8-10 bin arası bir fiyattan satılacak bu aletler ve o dönemde sıfırdan benzer belki daha iyi özelliklerde bir pc de 12 bin liraya falan kurulabilecek çoğu kişi pc'mi upgrade ederim veya yeni pc kurarım falan diye düşünmez mi? belki ilk dönem olmaz ama daha sonra satışları arttırmak için yapmazlar mı bi şeyler?

#fakirtesellisi
0
floydian
(30.05.20)
yurtdışına gidip tatil yapıp gelince aynı fiyata denk gelecek. Kim niye alsın ki buradan :(
0
bahoho
(30.05.20)
microsoft kesin yapar diye düşünüyorum. son 1 senedir yeniden yapılandılar ülkede ve pazardaki sony gücünü kırmak için topla tüfekle savaşıyorlar. hele ki sony hiç rekabetçi bir fiyat açıklamazsa -ki onlar da pazardaki güçlerine güvenip tok satıcıyı oynuyorlar- sony'nin altında fiyatlandırma için çaba sarf edeceklerdir.

500 dolarlık aleti 3 bin liraya satmazlar tabii de, bi ayar çekiceklerini düşünüyorum. tabii o zamanki kur dalgalanmalarına da bakıcaklardır. bizim pazardaki yabancı teknolojik ürünler kurun yakında zamanda çıkabileceği seviyeleri de düşünüp ona göre fiyatlandırma yapıyorlar. örneğin ürün piyasaya çıktığında dolar 7 lira olursa 7,50'den bile hesaplayabilirler. ki sene içinde o seviyeye çıkarsa tekrar fiyat arttırmış olmasınlar.
0
Bruce
(30.05.20)
Yapamazlar, playstation 3 ve 4 ilk çıktığında zararına satıldı, yani cihazın satışından para kazanmak amaçlanmıyor zaten, devam eden süreçte maliyetler azalıyor. Yani türkiye'ye özel bir fiyatlama yapmaları çok.
İyi özelliklerde bir pc monitör hariç 1500 euro civarına mal oluyor gibi, biraz daha orta segmente inilirse de 1000 euro civarı olur. Neredeyse ps5 fiyatıyla aynı olur yani.
Türkiye güzel bir pazardı ama gelecekte pek güzel bir pazar olabileceği söylenemez, genel olarak yavaş yavaş tasarruf uygulamalarına geçecekler temel ihtiyaçlarını karşılama yoluna gidecekler, eğlence mobil cihazlardan karşılanacak daha çok, o kadar.

Daha kötüsü şu, fiyatlar çok yüksek olmak zorunda olunca, yani bugün 8000 liraya çıktığında bu cihaz alabilecek insan sayısı az olacak ve alabilenlerin büyük kısmı için 8k olması ile 10k olması arasında fark olmaz ise daha da pahalıya satmaları beklenebilir maalesef. Bu durumu ithal ürün satılan marketlerde görebilirsiniz daha çok, döviz kurundan dolayı erişilebilirliği düşen ürünlerin fiyatları fahiş seviyelere çekiliyor.
0
atom karincanin torunu
(30.05.20)
Türkiye'nin ps3/ps4 pazari nasıldı bilmiyorum ama ne sony ne microsoft'un Türkiye'den acayip bir talep öngörüsü oldugunu sanmiyorum.

Yani bana göre 8000 ile 10000 arasındaki farki kapatacak kadar bir satis olamaz malesef. Ben acik soyliyim; ailemin maaşini dusunursem ve kendimi universitede ps3 aldigim yasa dondurursem, ps5 alamazdim. Ben o donem 1-1.5 falan vermistim su an ps4lerin 4-5 oldugu bir ortam var. Benim gibi cok kisi olacagini dusunursek ne olursa olsun satislari düşecek ve artık pricing ve marketin ne tahminleyecek ona bagli. Eğer zararina satisin getirisi zararsiz satistan az olursa hic umursamayip basip gecerler.
0
logisticsmanager
(31.05.20)
Henüz fiyat açıklanmadan bu konular gereksiz. Ps3 500, ps4 400 dolar civarından çıkmıştı. Ps5 in de 500 dolar olacağı düşünülüyor, avrupa fiyatı ise 500 avro olur. Türkiye'de de %20 ötv, %20 gümrük vergisi ile 720 avro civarı olması lazım.

Gelelim ülkemize bölgesel fiyatlandırma olur mu? Microsoft yapar, Sony yapmaz, yaparsa büyük süpriz olur. Adamlar oyunlarda bütün dünyaya verdiği indirimi vermiyor Türkiye'ye :)
0
ofkeyle kalkanin yerine oturan yazar
(31.05.20)
(13)

Google Drive ve korkular

vedatchilipeppers
Bu sisteme daha yeni geçiş yaptım (evet teknolojiyi bir hayli geriden takip ediyorum) ve harici hard diskimi boşaltıp olan biten tüm dijital varlığımı buluta koydum. Ancak, hani olmaz da, bir dünya krizi meydana gelir bir virüs peydah olur da koskoca Google çöküverir. O zaman bizim bu dosyalarımıza
Bu sisteme daha yeni geçiş yaptım (evet teknolojiyi bir hayli geriden takip ediyorum) ve harici hard diskimi boşaltıp olan biten tüm dijital varlığımı buluta koydum. Ancak, hani olmaz da, bir dünya krizi meydana gelir bir virüs peydah olur da koskoca Google çöküverir. O zaman bizim bu dosyalarımıza ne oluverir acaba? Akşam akşam aklıma karpuz kabuğu düştü, tüm hayatımı bağladım oraya resmen ve çok ciddi emek verdiğim dosyalar var içinde. Aralarından en önemli olanları harici yedeklemeye devam mı etsem acaba? O dosyalara bir şey olursa kafama sıkarım çünkü.
0
vedatchilipeppers
(29.05.20)
tüm verini sadece Google'a teslim etme tabii ki. Harddiskinin bozulma ihtimaline karşı Google veya başka bir clouda DA yedekle. Ek olarak. Bu servisler çeşitli şekillerde yedekleme yapıyorlar çok bir şey olacağını sanmam ama sonuçta verilerin Amerika'da çeşitli serverlarda duruyor. Bilemeyiz.
0
nhk ni youkosu
(29.05.20)
Hiç bir şeyin güvencesi yok. Geçen gün birinin başına gelmişti burdan. Artık hangi hesabı google hesabıyla ilişkilendirdiyse. Google şüpheli hesap diye kapatmış hesabını. İçinden hiç birşeye erişememiş
0
efruz
(29.05.20)
Bu sorun sadece Google ile ilgili değil, bulut sistemine depolama yapan hepsi için geçerli. Depoladığın veriler Google'ın diskinde bulunuyor, bu disk yok olursa dosyalara erişimin de artık mümkün olmaz.
0
ejderha kuyrugunun ucunda yanan ates
(29.05.20)
Her zaman kisisel harddiskinde yedegin olsun. Google'in batmasindan ziyade hesabini ele geciren kotu niyetli biri de tum dosyalarini silebilir.
0
brkylmz
(29.05.20)
burak yilmaz arti 1.

kisisel guvenligin yok zaten merak etme, google, apple, microsoft falan giydigin donun rengini biliyor. onemli olan onlari harici harddiskte yedeklemen. kendi erisimin acisindan onemli.
google drive'a koy. bilgisayarinin windows olmayan diskinde bulundur ayriyetten 1 ya da 2 tane harici bellekte/harici diskte tut, tamamdir.
0
baldur2
(29.05.20)
O halde başka bir buluta gitmek de çok mantıklı değil gibi; Google bulutlarını dağıtan her bulutu dağıtır gibi geliyor. Harici hard diskin de bir kesinliği yok tabii, hatta en sakatı o gibi geliyor, bir şey dökerim üstüne falan cozurdar gider.

Bilgisayarın dahili depolama sistemine de depolarsam üç katlı depolama yapmış olurum sağlam olur sanırım? Üçü birden aynı anda iptal olursa da artık salla gitsin zaten ilahi planlar devreye girmiştir.
0
🌸vedatchilipeppers
(30.05.20)
pratikte boyle bir ihtimal yok. Google'daki verilerin tek bir diskte durmuyor tabiki. dunyanin farkli yerindeki yuzlerce diskte birebir kopyalari mevcut. ayrica duzenli backuplarda aliniyor. amerika'ya meteor dusse, avrupa'da 10 tane nukleer bomba patlasa hala asya avusturalya ve baska antartikadaki datacenterlarda verilerinin yedegi olur, yine verilerine erisirsin
0
crucio
(30.05.20)
En garanti yedek her zaman 2 ve üstü yedektir, öyle yapın. Yine bir şey olursa bahtiniz karaymış demek ki.
0
encokbenisevinnolur
(30.05.20)
İnternette Bedava olan her hizmete çok güvenme. Ayrıca yedeğin olsun .
Sistemi kuran ve sistemi kullanan bir noktada aynı düşünmezler.
0
Erva
(30.05.20)
bu işin sonu yok. evine hırsız girer fiziksel yedeğini çalar. bunun başına gelme ihtimali google'ın çökmesi ihtimalinden daha fazla mesela.

2 farklı bulut(güvenilir olmalı), evde fiziksel yedek, 3. bir mekanda fiziksel yedek. bunları yaptıktan sonrası "eşeğimi sağlam kazığa bağladım, artık hepsi de gidiyorsa lanetlenmişim herhalde derim" olmalı.

not: fiziksel yedeklerde de disklerin hasar görme ihtimaline karşı gerekli raid kurulumu ile riski azaltmak mümkün.
0
Bruce
(30.05.20)
yedek 3 farklı yere yapılır. bu işin raconu bu.
0
alperz
(30.05.20)
@alperz +1

3-2-1 kurali diye gecer. 3 kopya 2 farkli lokasyonda, 1 tanesi de bulutta
Olmak uzere bu sekilde yapilmakta genelde.
0
kaiserr76
(30.05.20)
başka bir diskte daha tut, çok önemli ise uzun ömürlü dvd içine de yedekle derim.
google bir servis ve anlaşma şartları değişebilir. 3 ay ödemedin diye silebilirler vs.
0
orpheus
(30.05.20)
(4)

Adobe Lightroom Google Snapseed (Mobil)

tolgame
Merhabalar mobil de fotoğraflarımı düzenlemek için lightroom ve snapseed kullanıyorum sizin tercihiniz daha çok hangisi olur ?
Merhabalar mobil de fotoğraflarımı düzenlemek için lightroom ve snapseed kullanıyorum sizin tercihiniz daha çok hangisi olur ?
0
tolgame
(29.05.20)
Snapseed
0
bagcivan
(29.05.20)
İkisini de kullanıyorum. Lightroom'un ışık, renk ve yapısal efektlerini kullanıyorum en çok. Mesela sisi kaldırma denen efekt benim genelde vermek istediğim o "karanlık" havayı sağlıyor.
Ayrıca tabii ki preset oluşturma konusu çok önemli. Belli çizgide fotoğraflar çekip düzenlediğim için 5 farklı preset oluşturdum zaman içinde, onları uygulama kolaylığı snapseed'de yok.

Öte yandan snapseed'in perspektif değiştirme imkanı vermesi çok iyi. Anlık çekilen, kadraj ya da açıyı mükemmel yapma imkanın olmadığı durumlarda çok işe yarıyor. Diğer konu da seçmeli seçeneği ile fotoğrafın herhangi bi noktasına ayrıca düzenleme yapabilmek. Fırça özelliğini de çok kullanıyorum, vurgulamak istediğim bi nokta varsa fotoda.
Grenli film filtreleri de işime yarıyor çoğu zaman. Nesne temizleme özelliği bedava bir uygulama için çok başarılı ama onun için ayrıca bir uygulama aldığım için onu kullanıyorum genelde. (touch retouch)

Önce lightroom'a atıp preset uyguluyorum, orada biraz rötuş, sonra snapseed'e atıp düzenliyorum. Tamamlıyorlar birbirlerini bence. Deneme yanılma yöntemi kullanmayı sevdiğim için ne kadar çok varyasyon o kadar çok hareket alanı benim için; bu yüzden ikisinin kombosu bence faydalı oluyor.
0
Bruce
(29.05.20)
@bruce preset tam olarak nasıl yapıyorsun belli bir yerlerden mi indiriyorsun yoksa kendi hazırladıkların mı var
0
🌸tolgame
(29.05.20)
Kendim hazırladım, zaman içinde deneye deneye bulduğum şeyler.
0
Bruce
(29.05.20)
(8)

Mont yorumu 2

pek ılımlı baterist
+25 için fazla çocuksu mu? Tiki kız montu mu? Ufak tefek zayıf biriyim. Çok kabarık değil aslında ama içinde gömülü görünmek istemiyorum.
+25 için fazla çocuksu mu? Tiki kız montu mu? Ufak tefek zayıf biriyim. Çok kabarık değil aslında ama içinde gömülü görünmek istemiyorum.
0
pek ılımlı baterist
(28.05.20)
bi özelliği olmayan bir mont, çocuksu olmak zorunda değil ama o kadar mont varken niye bunu alasın.
0
Bruce
(28.05.20)
ufak tefek minyonsan olmaz bu. başka seçeneklere bak.
0
yedek
(28.05.20)
bence asil ufak tefek minyonsan bu montlar iyi duruyor obur turlu iri gosteriyor iyice sisip. bence kotu degil cocuksu da degil. eger begendiysen alinabilir.
0
in vino veritas
(28.05.20)
Liseye giden çocuk montu bu.
0
ruhen hastayim ben
(28.05.20)
fena değil aslında, minyon olduğun için gider.
0
tabirimekruh
(28.05.20)
mont yorumu 1'e baktım. kesinlikle bu daha iyi.

kişisel fikrim de manken iri olduğu için yakışmamış ama minyonda daha iyi durabilir.

alıp giymek ve duruma göre iade etmek seçeneği değerlendirilebilir.
0
eeb
(28.05.20)
Ben de var bunun aynısının açık rengi. Çok memnunum duruşundan. Yaş 28 bu arada :)
0
Kediyi üzdün
(28.05.20)
gayet güzel
0
bir garip melek
(28.05.20)
(3)

hüzünç

Semi
son zamanlarda ucundan duygusal düşünsem gözlerim doluyor. engel olamıyorum. yukarı bak diyorlar akmasın diye ama ona da bağışıklık kazandım sanırım. hel halta gözleri dolan bir ponçik olmak istemiyorum. hep bir eksiklik, hep bir içi içine sığamama durumu.iyi şeyler yaşarken kısa zamanda içimde bir
son zamanlarda ucundan duygusal düşünsem gözlerim doluyor. engel olamıyorum. yukarı bak diyorlar akmasın diye ama ona da bağışıklık kazandım sanırım. hel halta gözleri dolan bir ponçik olmak istemiyorum.
hep bir eksiklik, hep bir içi içine sığamama durumu.iyi şeyler yaşarken kısa zamanda içimde bir kara deliğin oluşacağı hissine bürünüp üzülmek. nereye kadar demek.
acı arsızı mıyım neyim?
her şey çok güzel aynı zamanda çok kötü.
bunu yazarken bile gözlerimden pcye pıt bir damlanın intiharı :(
çok sulugöz oldum be.
0
Semi
(28.05.20)
kendinle ilgili yüzleşemediğin şeyler var muhtemelen, arkalara atmışsın ama yok olmadıkları için içini kemiriyorlar. içindekileri karşına alıp delikanlı gibi konuşmadığın sürece bunu aşman çok zor. kendine dürüst ol, şeffaf ol. sorunlarını hemen çözemesen bile onların varlığıyla barışman şimdikinden iyi durumda olmanı sağlar.
0
Bruce
(28.05.20)
karantinadan dolayı hala evde misin? evdeyken çok fazla kendimize maruz kaldık. biraz öyle bir zaman.

zamanla kötü hisler kaybolur ya, doğrularımızı bile hatalı görmeye başladık. insanları özledik, yarın akşama plan yapmayı özledik... muhtemelen bununla ilgilidir. normal bir süreç, çok fazla üzerinde düşünüp kısır döngüye alma kendini.
0
sanzelize canavari
(28.05.20)
@sanzelize Kısmi çalışmadayım. Yani onunla alakalı değil galiba. Sanırım kendime çok acıyorum. Dünyayla hiç tanışmamış olmayı isterdimli cümlelerim çok. İnsani yönü kuvvetli şefkat dolu bir insanla birlikteyim, çoğu şeyi unutuyorum kısmen beraberken fakat içten içe kemiriliyorum, ukteler,pişmanlıklar yaşanamamışlıklar,eksiklikler,hep bi’ yaşanamayan normalliklerin,günlerin içimde cenazesi var, bir köşede duruyor, o olmayınca tekrar içimde yaşadıklarımla baş başa kalıyorum.
Bulunduğum duruma yine de bin şükür ama yine de gelmeseydim ya şu dünya denen yere. Bir hiç olmak, tanışmamış, doğmamış, ölmeyecek olmak, düşünmemek, iyi kötü yaşamayacak olmak. Ölmek değil en baştan hiç var olmamayı dilerdim. Sonuçta beni seven bir iki insana acı cektirmek istemezdim ölümümle. Sanırım geçmişe gitmek ve beni engellemek için bi Walter Bishop gerek :)
0
🌸Semi
(29.05.20)
(8)

Mesajlaşma aralığı

pek ılımlı baterist
Bir arkadaşım var. Bazen sohbet olsun diye ya da iş yüzünden mesaj atıyor. Görünce cevap veriyorum birkaç dakika içinde ama o 1 saat sonra cevap veriyor. Her mesaj aralığı 1,5-2 saat. Sinir oluyorum buna. Söyledim birkaç kez. Görmüyorum dedi. Elinde telefon ve sürekli bildirim gidiyor yani nasıl gör
Bir arkadaşım var. Bazen sohbet olsun diye ya da iş yüzünden mesaj atıyor. Görünce cevap veriyorum birkaç dakika içinde ama o 1 saat sonra cevap veriyor. Her mesaj aralığı 1,5-2 saat. Sinir oluyorum buna. Söyledim birkaç kez. Görmüyorum dedi. Elinde telefon ve sürekli bildirim gidiyor yani nasıl görmüyor olabilir ki. Ayrıca arkadaşlarına hemen cevap veriyor. Ha beni önemsemiyor yazmıyor desem kendi mesaj atıyor sohbet etmek için genelde. Sıkılıyor desem daha ilk mesajlarda böyle durum. Merhaba yazıyor, merhaba yazıyorum ama nasılsın mesajı 2,5 saat sonra geliyor örneğin. Baya sinirlerimi bozuyor bu durum. Yerimde olsaydınız nasıl tepki verirdiniz?
0
pek ılımlı baterist
(27.05.20)
müsait değildir muhabbet edecek durumda değildir o an. mesaj atıp 2. mesajı atmasa daha ayıp olur gibi geliyordur. ben de yapıyorum bunu bazen.
0
kelepir
(27.05.20)
yazamayacak durumda olduğum zamanlarda insanlara mesaj atmadığım için beni de rahatsız ederdi bu durum. 1-2 sefer olsa sebebi var derdim ama hep böyle yapıyorsa kasıtlı olması lazım diye düşünürüm.
0
Bruce
(27.05.20)
geç cevap ver, aynısını yap, merhaba yaz 2. cevabı 2 saat sonra yaz.

2,5 saat sonra cevap verdiğinde k.bakma görmedim gibi bir şey diyor mu ? yoksa normal devam mı ?
0
fezagezgini
(27.05.20)
ya buna ben de sinir oluyorum. 1 kez 2 kez değil her seferinde yapan biri bilerek yapıyordur. hepimiz telefonumuza yapışık yaşıyoruz sonuçta kimse kimseyi kandırmasın.
0
sanguine mcqaer
(27.05.20)
demiyor. normal devam ediyor konuşmaya. @fezagezgini

bir kere, iki kere olsa neyse derim de hep yaptığı şey bu. @kelepir
0
🌸pek ılımlı baterist
(27.05.20)
arkadaşlarına anında dönüyor ama? @the cat
0
🌸pek ılımlı baterist
(27.05.20)
herkese sıra sıra yazıp duruma göre devam ediyor olabilir.benim de çok sinir olduğum bir durum bu , " işim var yarım saat sonra konuşalım mı ? " bile diyemeyecek birisine gibtir git deyip iletişimi kesiyorum ben.
0
uzunincemalbrodayim
(27.05.20)
Bilerek yapiyor, o 2 saate cevap veriyorsa sen 4 saat sonra cevap ver. 2 3 gun sonra ya sana asiri kizgin bir mesaj aticak(senden hoslandigini gosterir) ya da hicbirsey yapmyacak
0
monicapp
(27.05.20)
(4)

İngilizce Çeviri - Please Help :)

dereotu
-Fakat unutulmaması gereken bir şey var ki, değişim bazen hızlı bazen ise fark edilmeyecek kadar yavaş olur. -One thing to keep in mind is that change is sometimes fast and sometimes not noticeably slow. Çevirdim ama noticeably slow hoşuma gitmedi, bunun yerine alternatif nasıl bir cümle kurabiliri
-Fakat unutulmaması gereken bir şey var ki, değişim bazen hızlı bazen ise fark edilmeyecek kadar yavaş olur.


-One thing to keep in mind is that change is sometimes fast and sometimes not noticeably slow.

Çevirdim ama noticeably slow hoşuma gitmedi, bunun yerine alternatif nasıl bir cümle kurabiliriz?
0
dereotu
(27.05.20)
...sometimes so slow to be realized ya da too slow to be realized, vermek istediğin anlama göre değişir.
0
Bruce
(27.05.20)
...too slow to be noticed.

realized deyince ben gerçekleşmeyecek kadar yavaş gibi anladım mesela.
0
himmet dayi
(27.05.20)
noticed daha güzel duruyor.
0
pek ılımlı baterist
(27.05.20)
illa "notice" olacaksa "unnoticeably" yerinde olur.
0
late viper
(27.05.20)
(7)

Ahşap kesme tahtası nasıl temizlenir?

azazel13
Sirke, tuz, limon vs tavsiye ediliyor da tahta üzerindeki lekeleri çıkartmaya yetmiyor. Nedir bunun en doğru yolu?
Sirke, tuz, limon vs tavsiye ediliyor da tahta üzerindeki lekeleri çıkartmaya yetmiyor. Nedir bunun en doğru yolu?
0
azazel13
(27.05.20)
Lekeler içine işlediyse tek yol zımpara, sonra da üzerine danish oil denilen yağla yağlama.
Başka yağlarda var ama çok iyi bilmiyorum.
Ya da hiç yaglamazsiniz. Vernik ise sağlığa zararlı olabilir, bilgim yok.
0
kisa
(27.05.20)
at. içine her türlü bakteriyi alıyor. cam al dicem o da çok ses yapıyor.
0
mikahakkinen
(27.05.20)
Valla hiçbir şey anlamadım bu işten. Cam desen rahat çalışılmıyor, plastik desen tehlikeli deniyor. Ahşap desen temizlik açısından pratik değil. Yani hijyen açısından ahşap tahtada ne tavsiye ediyorsunuz kısaca?
0
🌸azazel13
(27.05.20)
Geçenlerde ahşap için o kadar da kötü olmadığını okumuştum ama şimdi bulma. İmkanım yok Malesef.

Ben arada bir ahsabi ocakta alev üzerine tutuyorum doğrusu. Leke vs temizliğinden ziyade hijyen için ise yaradığını düşünüyorum.
0
kisa
(27.05.20)
çiğ et kestiğin tahtayı ayrı kullanırsan bu hijyen konusunda çok sorun yaşamazsın. bağışıklık sistemimiz o kadar da güçsüz değil, kesme tahtasındaki hijyensizlik sorun yaratıyor olsaydı hepimiz hastalanmıştık.

et için kullandığında risk daha yüksek, kestikten sonra pişirme yapmayacağın(salata vb) malzemeler için ayrı bir tane kullanırsan riski oldukça azaltmış olursun.
0
Bruce
(27.05.20)
Ayrı kullanıyorum hepsi için en az 4-5 tane kullanıyorum. Peki ne kullanayım temizlik için bir tavsiyesi olan yok mu? Sirke, karbonat, limon vs. Siz ne kullanıyorsunuz?
0
🌸azazel13
(27.05.20)
Ahşap tahta malesef temizlenemez. Belirli bir süre sonra atmak gerek. Zımpara vs. de yapsanız gözenekleri bakterileri bir süre sonra yine içinde barındıracak. Sorunuza yanıt değil ancak en sağlıklı malzeme polietilen. Polietilen kesme tahtaları prof. mutfaklarda kullanılsa da, ev için küçük boyutluları var. Bunları da mümkünse her ürün için renklerine göre, değilse en azından et-tavuk ve sebze için en az iki tane almanızı tavsiye ederim. Bu tahtaların da traşlanması için özel aparatlar var, ancak fiyatlar uygun. Periodik olarak bunları da traşlar ya da traşlatırsanız en sağlıklı sonuca ulaşırsınız.

Edit : Örnek link bırakıyorum, rastgele ilk karşıma çıkan bu. Araştırıp kendi ölçünüze göre alabilirsiniz urun.n11.com
0
tss
(27.05.20)
(5)

az bilinen bilim kurgu ya da spiritüel film tavsiyesi

durme
çoğunu izledim galiba, yeni bir şeylere ihtiyacım var. teşekkürler.
çoğunu izledim galiba, yeni bir şeylere ihtiyacım var. teşekkürler.
0
durme
(26.05.20)
ikisini de karşılayan high life var, izlemesi zor ama alternatif bilimkurgu sineması için bence son yılların önemli örneklerinden.
www.imdb.com

bunlar nispeten az bilinenler, belki çıkar aralarından izlemediğin
gattaca
event horizon
la cite des enfants perdus
district 9
0
Bruce
(26.05.20)
the fountain
0
nothing in my way
(26.05.20)
Triangle, timecrimes, the witch
0
nucleon
(27.05.20)
The fountainnn
0
nax
(27.05.20)
(bkz: cypher)
0
kakalamar
(27.05.20)
(2)

ingilizce bir cümle çevirisi

aydonno
Neither the assumption that economy had the potential to recover sooner than expected nor the belief that it was inevitable to experience recovery to a certain extent after a difficult period of economic hardships is ***hardly wrong***.Ne ekonominin beklenen vakitten önce düzelme potansiyeline sahip
Neither the assumption that economy had the potential to recover sooner than expected nor the belief that it was inevitable to experience recovery to a certain extent after a difficult period of economic hardships is ***hardly wrong***.

Ne ekonominin beklenen vakitten önce düzelme potansiyeline sahip olduğu varsayımı, ne de ekonomik zorluklarla dolu zor bir dönemin ardından, belirli bir noktaya kadar iyileşme yaşanmasının kaçınılmaz olduğu inanışı ***tamamen doğrudur.***

hardly wrong kısmı için başka öneriniz var mı, bu şekilde olmuş mu sizce?
0
aydonno
(26.05.20)
"tamamen yanlış diyemeyiz", "pek de yanlış olmaz" daha karşılıyor sanki.
0
Bruce
(26.05.20)
Pek de yanlış olmaz bence de daha doğru.
Ama o zaman "ne ... ne de" yanlış oluyor.
Ekonominin beklenenden önce düzelme potansiyeline sahip olduğu varsayımı da, ekonomik zorluklarla dolu bir dönemin ardından belirli bir noktaya kadar iyileşme yaşanmasının kaçınılmaz olduğu inanışı da pek yanlış sayılmaz.
0
kobuzchu kiz
(27.05.20)
(18)

Son zamanlarda 0-500 tl aralığında hangi elektronik cihazları aldınız?

hayaletimsi
Online alışveriş kullanarak neler aldınız? Speaker, powerbank, kablo vs vs.edit: aldığınız ürünlere marka-model link vs eklerseniz sevinirim.Kendi ihtiyaçlarımı belirlemek için böyle bir başlık oluşturdum.
Online alışveriş kullanarak neler aldınız? Speaker, powerbank, kablo vs vs.

edit: aldığınız ürünlere marka-model link vs eklerseniz sevinirim.

Kendi ihtiyaçlarımı belirlemek için böyle bir başlık oluşturdum.
0
hayaletimsi
(26.05.20)
Mi box s
0
kisa
(26.05.20)
şunun başka markasını aldım.

www.gittigidiyor.com
0
hem şişko hem deli
(26.05.20)
el feneri
şarjlı pil ve şarj cihazı
micro sd kart
0
cowboy
(26.05.20)
powerbank
0
NightBringer
(26.05.20)
Mi box s 4k,
Microsoft all in one klavye,
JBL tune 600btnc
0
inheritance
(26.05.20)
Philips hue
0
brkylmz
(26.05.20)
kindle, xiaomi masa lambası, logitech bluetooth fare
0
tejeve
(26.05.20)
n11 aracılığı ile braun alından ateş ölçer aldım.fiyatı bende kalsın.bu bandın üzerinde bayağı.
0
since1907
(26.05.20)
biz yazıp hatırlıyorsan pek de ihtiyaç değil gibi.

ssd

mouse

edit: tost makinesi
0
fezagezgini
(26.05.20)
xiaomi inface
0
legolasin son oku
(26.05.20)
Mi box s. Korona günlerinde TV İzler olduk.
0
renegade
(26.05.20)
ssd ve wi-fi adaptör aldım.
0
Bruce
(27.05.20)
karacigerim vur kadehlere
(27.05.20)
ssd, ram, mouse, jbl go 2, elektronik sayılmasa da saç kesme makinesi aldım.
0
chezidek
(27.05.20)
mi box, bir de juul almayi planliyorum
0
hjarteblod
(27.05.20)
Huawei Bluetooth kulaklık-160tl
Baseus 10.000 mah powerbank-60tl
Baseus 0.5m şarj kablosu-25tl
0
sylr
(27.05.20)
desdenova34
(27.05.20)
true wireless kulaklık
1more e1026bt
www.hepsiburada.com
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(27.05.20)
(12)

bana oyun öneriyoruz.

matilda
gta v yeni bitirdim. gta vice city bitirdim bundan önce. san andreas var ama oynamadım çok sevmedim onu. gta iv ise 120 tl falan steam'de o fiyata değmez diye düşünüyorum. sleeping dogs yükledim onu da beğenmedim. gta tarzı, insanı içine çekecek bi oyun var mıdır acaba? türkçe yamasını da bulabilece
gta v yeni bitirdim. gta vice city bitirdim bundan önce. san andreas var ama oynamadım çok sevmedim onu. gta iv ise 120 tl falan steam'de o fiyata değmez diye düşünüyorum. sleeping dogs yükledim onu da beğenmedim.
gta tarzı, insanı içine çekecek bi oyun var mıdır acaba? türkçe yamasını da bulabileceğim.
öneri bekliyorum. teşekkürler herkese.
0
matilda
(25.05.20)
mafia serisini oynadın mı?
0
aziz dostum jack
(25.05.20)
(bkz: l.a. noire)
0
Bruce
(25.05.20)
Türkçe yamasını bilmiyorum ama Saints Row 3 güzeldir.
0
heritage
(25.05.20)
Grand Theft Auto Episodes from Liberty City'e baktın mı? GTA IV eklentisi olsa da tek başına oynanabiliyor, ayrı hikayesi var, gayet güzel oyundur.
www.playstore.com

ya da bunu listene ekle:
store.steampowered.com

indirim zamanı iyi fiyata gelir.
0
late viper
(25.05.20)
watchdogs vardı 1 ve 2. yine openworld az biraz ilgini çeker. bulabilirsen eski de olsa prototype 1 ve 2 de güzeldir
0
argent dawn
(25.05.20)
Önerilere kendi çaımda cevap vereyim;

*Mafia serisi, 3 hariç güzel oyun ama 1 çok eski, mekanikleri bu devirde sarmaz. hikayesi güzel, yani işleyişi güzel hikayenin. ikinci oyunda aynı, hikayesi güzel ama bence hala oynanır ikinci oyun. Grafikleri bile göze hoş geliyor. Ama 3 çok boş.

L.A. noire dedektiflik muhabbeti sarar ama gta tarzında bir oyun değil. Zaten başları çok güzel olmasına rağmen sonlara doğru aynı etkiyi veremeyen bir oyun.

Sains row 3, evet bu sarabilir. Çünkü absürt bir oyun, yer yer gülersin, bolca eğlenirsin. Gta tarzına giden bir oyun olabilir.

prototype 1-2 ise oradan buraya uçmak, duvarlar tırmanmak falan keyif verici. Sınırsız güç kullanımı gaza getiriyor falan ama görevleri çok boktan, hep aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyorsun ve bu çok bayıyor.

Gta 4 ise, gta işte. Pahalıymış benim steam'de var isteyene hesabı paslayayım indirsin. Bence gta serisinin hem fizik, hem hikaye anlatımı konusunda en iyi işi. Sırf ev satın alınamıyor diye gömmüşlerdi şu oyunuaq

haa unuttum watch dogs 1-2 :D Watch Dogs 1'i herkesin, özellikle ubisoft gömücülerinin aksine ben sevmiştim. O karanlık atmosferi güzeldi ama ikinci oyunu sevmemiştim. Ama oynanır oynanmaz dedğil. Fiyatı uygunsa bir bak.
0
eazy
(25.05.20)
gta tarzı bir oyun gta'dan başka yok aslında. batman arkham serisine bak bence çok başarılı bir seri özellikle 2. oyun.

EDİT: bir de far cry 3 bence hem oynanış hem hikaye olarak güzeldi.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(25.05.20)
daha ahlaklı takılayım dersen watchdogs derim. birincisinin hikayesi iyiydi bence, ikinciyi henüz oynamadım. GTA gibi tümüyle kanunsuz takılmak zorunda değilsin, seçimi sana bırakması iyiydi.

bu arada mafia 1 için de ağustos ayında remake çıkacak.
0
late viper
(25.05.20)
far cry 3
0
we are floating in space
(26.05.20)
Just cause
0
baal
(26.05.20)
Kesinlikle Crysis 1-2-3 serisi hem yapımcılar türk hem de konusu etkili
0
un4given
(26.05.20)
gears 5 öneririm hocam.
değme aksyon filmlerine taş çıkarır!
zaten bu gidişle, bilgisayar oyunları iyice sopalayacak film sektörünü.
0
pangea
(26.05.20)
(10)

1 milyon dolarınız olsa

problem34
Bugun 1 milyon dolarınız olsa nerede yaşardınız ? Bu paranın alım gücünü mukayese ettiğinizde Türkiyede bir çok şeyi yapabiliyorsunuz değil mi ? 1-Boğaz gören ev 2-Lüks araba 3-İyi kar getiren iş ! Siz napardınız ?
Bugun 1 milyon dolarınız olsa nerede yaşardınız ? Bu paranın alım gücünü mukayese ettiğinizde Türkiyede bir çok şeyi yapabiliyorsunuz değil mi ?

1-Boğaz gören ev
2-Lüks araba
3-İyi kar getiren iş !

Siz napardınız ?
0
problem34
(25.05.20)
3 tabi ki :D mini servetime servet katmaya bakarım.
0
theseachange
(25.05.20)
Muhtemelen Artvin gibi bir şehirde, doğanın çepeçevre sardığı bir konumda küçük bir ev satın alırdım veya inşa ederdim. Satın alacağım tek şey bu olurdu. İstanbul'da yaşamaya devam ederdim ama büyükşehir çok üstüme geldiği zamanlarda kaçacağım bir sığınak olurdu.

Senin seçeneklerine gelirsek; boğaz görmekse olay onun için boğaz gören konumda bir evde oturmaya lüzum yok. Lüks araba kişisel olarak içinde bulunmaktan hoşlandığım bir şey değil. İyi kâr getiren işe ihtiyacım yok, kâr odaklı çalışmaktan zevk alamadım bir türlü.
0
vedatchilipeppers
(25.05.20)
burada 1 milyon liralık hesaplı bir mesaj vardı, sildim.

boğaz gören ev ve lüks araba alırdım. eve 4 verirdim, 1 milyona da 2 tane araba alırdım farklı kullanım alanları için. iş kurucak bilgi birikimim yok ama bilgi birikimi olan birini bulup yatırımla iş kurulabilir 2 milyonla. iş kurma işine çok hevesli değilim kendi işinin patronu olmak hele ki bilgi yoksa stres sinir. kafası rahat bir beyaz yaka işiyle devam edebilirim de. 1 sene çalışmam gezerim falan. iyi paraymış ya boşuna pintilik yapıp o kadar ev baktım ben tl sanıp, kafama sıçam.
0
Bruce
(25.05.20)
@bruce 1 milyon dolar hocam, tl değil. yani yaklaşık 7 milyon. orasını karıştırdınız galiba..

zira 1 milyon dolar kullanmasını bilene çok ama çok büyük bir para dünya üzerindeki her ülke için geçerli bu. iyi kullanan adamın ömür boyu sırtı yere gelmez bence.
0
garavel
(25.05.20)
Oncelikle paradan para kazanmak icin varlik dagilimini nasil yapacagimi dusunur guzel bir dagilim yapardim.Sonrasinda gunluk harcamalarimi finanse edecek bir kismini 20 senelik eurobonda yatirir kuponlarla gecinirdim.Datca'da yasardim.Arabami asiri luks almam BMW 5 serisi yada audi q5 serisi bir araba alirdim.Yilin cogunu seyehatte gecirirdim.
0
turkuaz
(25.05.20)
arsa alip ev yapip satar ve isi bir sure bu sekilde devam ettiririm. her sey pesin parayla ilerleyecegi icin hizlica pafayi katlar yeterli birikim yaptiktan sonra da henuz karar veremedigim refah seviyesi yuksek bir ulkenin kucuk bir kasabasinda guzel bir ev alip al satlara oradan devam ederdim sanirim.
0
in vino veritas
(25.05.20)
1 milyon dolar ile güzel bir AA oyun yapmaya çalışırdım.
0
bir peynir kutusu kibrit
(25.05.20)
1 M dolar bana hayatımın sonuna dek fazlasıyla yeter. 2 milyona güzel bi müstakil ev, 500 bine bi araba, kalanıyla da faiz, dolar, vs risksiz yatırımlar. Çok iyi bildiğim tek bir iş var, o da o parayı yatırmaya değmez. Bilmediğim işlere girersem de beni tokatlarlar.
0
roket adam
(25.05.20)
denizin olduğu bir şehirde ormanda konforlu bir ev yaptırırdım. içine kayıt stüdyosu kurardım. yeni araba falan almazdım. para kenarda dururdu. ben müzikle edebiyatla falan ilgilenirdim, özgürce yaşardım.

yatırım için de ev vs satın alırdım sanırım. iş kurmazdım.

olur inşallah :)
0
durme
(29.05.20)
bogaz goren ev ile para bitmiyor mu zaten?
0
baldur2
(29.05.20)
(4)

VPN sorusu?

Fritz-X
Opera VPN kullanıyorum ip adresi kontrol edeyim dedim bir baktım telefonum markası modeli, kullandığım android sürümü, kullandım tarayıcı ve kullandığım dil ve ekran çözünürlüğüm kabak gibi meydanda :)Sadece ip adresi Fransa'da böyle VPN olur mu? Hani bunun gizliliği ?
Opera VPN kullanıyorum ip adresi kontrol edeyim dedim bir baktım telefonum markası modeli, kullandığım android sürümü, kullandım tarayıcı ve kullandığım dil ve ekran çözünürlüğüm kabak gibi meydanda :)

Sadece ip adresi Fransa'da böyle VPN olur mu? Hani bunun gizliliği ?
0
Fritz-X
(25.05.20)
normal vpn'lere bile güvenilemiyorken opera vpn'e mi güveniyorsun?
0
sting
(25.05.20)
bahsettiğiniz bilgileri gizlemek vpn'nin işi değil
0
Sir Anthony Hopkins
(25.05.20)
Bedava vpn olmaz. Olunca da o parayı çıkartmak için farklı yollardan kullanıcı datası toplanır, o data satılır. Birinden birini feda etmek zorunda kalıyorsun. İkisini de etmek istemiyorsan ücretli (ve yetmez) güvenli bir vpn satın alman lazım.

İşin gizlilik değil de "big data" yönüne bakarsak, senin kim olduğun değil demografik yapın ve interneti kullanma tercihlerin para yapıyor. Bunu paralı vpn'ler de satıyor olabilir, o yüzden güvenilir olanı bulmak lazım.

Bu bilgilere sahip olunması senin için ne kadar önemli, senin üzerinden para kazanmaları mı üzücü yoksa tercihlerini loglayıp ilgini çekip sana hitap eden reklamlar sunmaları mı faydalı; istediğin açıdan bakabilirsin.
0
Bruce
(25.05.20)
Sir Anthony Hopkins +1
istersen onları randomize vs edersin de ömrün captchalara abi valla billa ekemk kuran kitap aşkına ben robot değilim yol verin de geçeyim diye ağlamakla geçer.
0
Wasking
(25.05.20)
(9)

sosyal medyada

bir soru sorcam
sorum 30lu yaşlardakileresevgili bulma uygulamalarında yaş filtreleme yaparken kaç yaş üstü ve altını seçerseniz
sorum 30lu yaşlardakilere

sevgili bulma uygulamalarında yaş filtreleme yaparken kaç yaş üstü ve altını seçerseniz
0
bir soru sorcam
(24.05.20)
valla bi arkadaş 29 yaşında 18-50 arası yapıyor. bana saplayacak diye korkuyorum.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(24.05.20)
28-38 yapıyorum ben. 33 yaşındayım.
0
epistemic_regress
(24.05.20)
25-35

30'ların başındayım :D
0
passion rules the game
(24.05.20)
26-40
0
freebird5406_2
(24.05.20)
-4 +6
0
Bruce
(24.05.20)
20 - 28
0
roket adam
(24.05.20)
24-40
0
tabudeviren
(24.05.20)
Duruma göre +-10, genelde +-5 normali.
0
neymis
(24.05.20)
27 yaş, kadın
28-38 yapıyordum.
0
callosum
(25.05.20)
(1)

Hes Kodu hakkında

grid
Hes kOd u seyehat izin belgesi yerine geçiyor mu? Bu konuda kesin ve net bilgiye ihtiyacım var?
Hes kOd u seyehat izin belgesi yerine geçiyor mu? Bu konuda kesin ve net bilgiye ihtiyacım var?
0
grid
(24.05.20)
Sitesine girdiğinde kocaman karşında yazıyor "seyahat izin belgesi yerine geçmez" diye

hayatevesigar.saglik.gov.tr
0
Bruce
(24.05.20)
(10)

masraflar-tüketim kazanılan parayla orantılı mı artıyor?

Techsavvy
yetmiyor olayı herkeste var evet. fakat sizce psikolojik ve doğal olarak daha kaliteli ya da pahalı seyler mi tuketmeye baslıyoruz kazancımız arttıkca ?Çocukluktan mesela, casio yeterdi. en kral saatti (hala oyle olabilir) simdi gelsin seiko gelsin corum gelsin tagheuer vs vs vs.. Anlatabiliyor muyu
yetmiyor olayı herkeste var evet. fakat sizce psikolojik ve doğal olarak daha kaliteli ya da pahalı seyler mi tuketmeye baslıyoruz kazancımız arttıkca ?


Çocukluktan mesela, casio yeterdi. en kral saatti (hala oyle olabilir) simdi gelsin seiko gelsin corum gelsin tagheuer vs vs vs..

Anlatabiliyor muyum?
0
Techsavvy
(23.05.20)
bunu gecen gun erkek arkadasim ile konustuk; ben de benzer sekilde dusunuyorum. Gelir duzeyimiz arttikca standartlarimiz da degisiyor ki kapitalizmin temel yapi taslarindan biridir bu aslinda. Bundan 8-9 yil once universite ogrenciligimin ilk yillarinda hayatimda olmayan ve eksikligini hissetmedigim bircok sey su anda benim icin temel ihtiyacmis gibi onemli; olmamasini/ulasamamayi dusunemiyorum bile. Gelir arttikca tuketim de dogru orantili olarak artiyor zira bircok sey daha ulasilabilir oluyor ve insan adaptasyonu cok guclu olan canlilardan biri. Kapitalist sistem de bundan besleniyor zaten. degisen cevre, is ortami vs de baska bir acisi bu olayin. Bir de kendini zorunlu hissetme durumu var; 'herkeste varsa bende de olmali' diye dusunebiliyoruz bazen.

Ha bu donguyu kirabilen var midir? elbette vardir ama cok az sayidadir. Cogumuz hayatimizin bir yerinde mutlaka bu donguye surukleniyoruz farkinda olarak ya da olmadan.
0
fraise
(23.05.20)
Haklısınız. Bizim evdeki temel dürtü şu oluyor genelde ''bu parayı kazanmak için çok uğraşıyorum neden kalitelisine harcamayayım''.

Oysa 5-6 yıl önce işimiz battığında aylarca kızarmış ekmek-yağ ve lor üçlüsü ile geçmişti, şimdi en hafif et,balık harcamamız binlerce lira. Yetmeme ile alakalı sorun olmuyor genelde , daha iyisini hak ettiğimize inanıyoruz sanırım.
0
synax
(23.05.20)
Bence olay paran yokken idare etmek.

Çok iyi maddi durumum yokken şirinevlerde, berbat bir sokakta, berbat bir evde yaşıyordum. Kurşunlanmalar, sokak kavgaları, gürültü falan her şey vardı. ama param anca onu karşılıyordu. işime de uzaktı ama bütçeme göre harcıyordum.


o zaman da hobilerim olmasını istiyordum ama hayatımı sürdürebilmek için mecburen yapmam gerekn masraflar dışında çok az param kalıyordu.

ayda 1 defa ziyafet olarak 2 kutu bira 1 cips almak benim için lükstü.

o zaman işte 4. biraya param yetmiyor gibi bir durumum vardı.


şu an ekonomik durumum çok daha iyi. çok daha iyi, sessiz, güzel bir mahallede yaşıyorum. bütçem artınca ödeyebileceğim kira da arttı çünkü.

ayda 1 defa ziyafet yapayım dediğimde artık antrikot falan alıp yanına da güzel bir şarap açıyorum.

hobilerime para harcayabiliyorum. özel ders alıyorum vs.

artık içimde tutmuyorum yani o aslında ulaşmak isteyip de ulaşamadığım şeyleri.

ama yine de yapmak isteyip de yapamadığım şeyler var. misal teraslı bir evde yaşamak isterdim. ama şu an için maddi durumum yetmez.

eskiden 4. biranın yetmediği para şimdi biraz daha konforlu bir ev için yetmez oldu.

o eve taşınacak maddi gücüm olduğunda, terasından denizi gören bir eve param yetmiyor olacak muhtemelen :))

hep bir adım ötesi daha var hayatta. ona yetişmek mümkün olmadığında her zaman bir şeylere para yetmiyor diyeceğiz bence.
0
levpontryagin
(23.05.20)
öyle olur tabii de önemli olan oranı. yani kazanç arttıkça aynı oranda harcama arttırmak demek işsiz kalma durumunda totolara gelmek demek. çoğu kişi özel sektör çalışanı o yüzden her zaman kenarda birikim olmalı bence. kimisi o fakir zihniyetten kurtulamayıp bütün parayı kenara koyup asla harcamıyor gidiyor ev alıyor iyi güzel ama sonra yetmiyor 2. evi alıyor falan.

bi diğer örnek bi tanıdığım, çok iyi para kazanıyor ama harcadığı paranın da haddi hesabı yok yaşı olmuş 35-40 2 ay çalışamasa açlıktan ölür büyük ihtimalle. çocukken makarnayla ekmek yerdi.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(23.05.20)
Her gelir düzeyinin standartları farklı. Gelir düzeyi artan insanlar da o standartlara isteyerek ya da istemeyerek ayak uyduruyor. Dahası gelir düzeyi arttıkça, tüketim sahası çok daha geniş. Bu sebeple ayda 30 bin kazanan kişinin paraya duyduğu ihtiyaç, 3 bin kazanandan daha çok olabiliyor.
0
alfred
(23.05.20)
burda önemli olan artan harcamanın gerçekte ne kadar yaşam kaliteni arttırdığı.
hatta bazı harcamaların yaşam kalitesini düşürmesi.
atıyorum benim param olsa adam tutar kendi organik gıdamı ürettiririm, bu yaşam kalitemi arttırır ama bir telefona 15 bin vermem çünkü teknik açıdan ihtiyacım yok.
0
aslindasorunumpsikolojik
(24.05.20)
ben bu duruma ters taraftan bakıyorum. para ne için kazanılıyor, harcamak için. kariyerdi, sosyal statüydü derken çok para kazanacağımız işlere yöneliyoruz. o kazandığımız parayı ya yiyeceğim ya da biriktireceğim. yatırım için hepsini biriktiremiyoruz, üzerine kredi çekip, faiz ödeyerek ve senelerimizi maddi olarak ipotek ederek hesapta "yatırım" yapmış oluyoruz. ev almak, araba almak da tüketim çılgınlığına dahil.

milyoner olana kalana her zaman her şeyin daha iyisini/faydalısını bulabilirsin. casio sana yeterdi ama o zamanlar tag hauer alamayacağın için yeterdi. ona bakarsan casio'dan daha ucuz, sokakta satılan 50 liralık saat de aynı işi görüyor; niye casio'yu baz alıyorsun? çünkü senin kazancına ve standardına göre casio "yeterli". senin 10 katın alan insan için casio sokakta satılan saatle aynı seviyede.

ihtiyacı olmayanı almak ayrı bir problem ama bunu yapmak için maddi seviyeyi yükseltmeye gerek yok. asgari ücret kazanan ve parası bir şeyler almaya yeten biri de ihtiyacı dışında şeyler alabiliyor. harcadığı para daha az ama neticede boşa tüketim yapıyor.

her zaman daha iyisi için çalış felsefesine çok uzağım ama parayı bir araç olarak gördüğüm için ne kadar çok para kazanırsam o kadar daha iyi harcarım; bunun sorunlu bir denklem olduğunu düşünmüyorum. yukarıda dediğim gibi, gereksiz satın almanın sebebi çok para kazanmak değil, kişinin kendi yaklaşımıyla ilgilidir.

şunu kabul ediyorum, daha çok para kazanan daha yüksek oranda ihtiyacı olmayan şeyleri almaya meyilli oluyor. ama bunu yapabilecek olmanın insan verdiği ekonomik özgürlük önceden bu özgürlüğe sahip olmayan insan için bir kişisel tatmin sağlıyor. psikolojik açıdan bakınca bu tatmin duygusuna insanın ihtiyacı var. sadece, dengeyi kaçırdığında satın aldıkların kadar saygı duymaya başlıyorsun kendine.
0
Bruce
(24.05.20)
Bunun en iyi örneğini bir iş arkadaşımda gördüm. Kendisi x liraya çalışıyordu, eşi çalışmıyordu. Sonra eşi x liraya başladı, aynı ay içinde kendisi 3x liraya başladı. Bunlar olduktan 2 ay sonra evlerinin 3-4 katı kirası olan bir eve taşındılar. Yani para arttıkça standartlar artıyor.
0
mg3929
(24.05.20)
e yani. tabii ki dogru orantili artar. gayet normal. he ama asgari ucretle calisip iphone 10 alan varken, 20 bin maasi olan biri de iphone 10 kullaniyor olabilir. yani urune gore de degisiyor. veya adamin kullandigi araba 5 bin lirayken de 10 bin lirayken de aynidir.
0
baldur2
(24.05.20)
artiyor. cunku "ulan birgun para olursa kesin yapistiracam" diye alamadigin ve listesini yaptigin tonla sey var. eline para gectikce aklina liste geliyor tabii.

bu liste tukenene kadar devam ediyor herhalde.

"efendim adam milyoner ama 20 senelik volvo ile geziyor" simdi o adam ya hastalik derecesinde cimri, ya da zaten her arabaya binmis inmis, araba isini kafasinda bitirmis adam parayi baska yerlere harciyor, tekne aliyor, ucak aliyor vs.

iphone gibi urunler ise insanin kendini zengin hissetmesinin en kolay yolu bence. milyon dolarlari olan adamda da ondan var, ay sonunu zor getiren dar gelirlide de.
0
cooperr
(24.05.20)
(5)

ne yapmalıyım?

bez çanta
karantinaya gireli yaklaşık üç ay oluyor. erkek arkadaşımla bu süredir görüşmedik ve süreç bizi bayağı yordu. son zamanlarda beni o kadar kırdı ki, hiç konuşmasak daha az üzülüyorum. bugün fark ettim, beni sevdiğini söylese de bunu hissetmiyorum artık. onu tekrar görmek istiyorum çünkü nasıl güzel v
karantinaya gireli yaklaşık üç ay oluyor. erkek arkadaşımla bu süredir görüşmedik ve süreç bizi bayağı yordu. son zamanlarda beni o kadar kırdı ki, hiç konuşmasak daha az üzülüyorum. bugün fark ettim, beni sevdiğini söylese de bunu hissetmiyorum artık. onu tekrar görmek istiyorum çünkü nasıl güzel ve huzurlu hissettiğimi unuttum. belki görünce iyi gelir, bilmiyorum. yine de çok zorlanıyorum. kendimi açıklamak ve onun söylecekelerini dinleyerek gönlümü rahatlatmak istiyorum, bir şey anlatmaya çalıştığımda ansızın savunmaya geçiyor ve derdimi anlatamamışken onu sakinleştirmeye çalışıyor buluyorum kendimi. gerçekten yoruldum. bir karar verelim ve sonrasında üzülelim istemiyorum. açıkçası üzülecek başta ama sonrasında umursayacak mı ondan da emin değilim.
keşke kalpsiz ya da umursamaz olsaydım ben de, daha rahat olurdu belki bir şeyler.
ne yapmam gerekiyor ? bir süre hiç görüşmeyelim mi ?
0
bez çanta
(23.05.20)
Tekrar buluşabilene dek konuşmayın. Bu sürede daha mı mutlu olacaksınız yoksa özleşecek misiniz anlarsınız. Sonra iki senaryoda da geçerli olacak şekilde buluşup ne hissettiğinize bakarsınız. Şu süreçte ilişki yürütmek, hele ki hiç buluşmadan, gayet zor. Şimdiden peşin fikre varmak doğru değil ama süreç sizi üzüyorsa iletişim kurmayın ki daha fazla üzmeyin birbirinizi.
0
Bruce
(23.05.20)
Su anda bir cok ilişkide sıkıntılar var. Benimki de dahil. Ustelik biz zaten uzak mesafeydik ama haftada bir gorusuyorduk. Simdi 3 aya yakin gorusemedik. Ozlem mi insani hircinlastiriyor, o insana duyulan ihtiyac mi isleri zorlaştırıyor bilmiyorum ama bu surecte karar vermek eger baska sebepler yoksa saglikli olmaz. Bir sure gorusmeyince kafami toparlarim diyorsaniz gorusmeyin.
0
sanguine mcqaer
(23.05.20)
Kesinlikle sizi uzen, rahatsiz eden bir seyi surdurmeyin, iletisimi kesin. Ama burda etken covid mi ancak bir sure yuz yuze gorusunce anlam verilebilir. O sansi da o zaman verirsiniz. Hem covid hem sevgili stresi combo sizi hasta eder
0
gunes123
(23.05.20)
bu süreçte pek çok insan bunu yaşıyor, yalnız değilsiniz. Sizi yoruyorsa konuşmayın, mesajına cevap vermek istemiyorsanız vermeyin, gerginliğini hissediyorsanız "neyse ben yattıyorum" falan diyip geçiştirin gitsin. zaten karantinadayız, kimse kimseyi alttan almak ve idare etmek zorunda değil bence. "idare ediverdiğiniz" durumlar günün sonunda sizi daha çok üzebilir.
0
bfm
(24.05.20)
insanların psikolojisi iyi değil. sizinki de değil muhtemelen, onunki de. bunu hesaba katın. özlem de insanı sinirlendirir, hırçınlaştırır. haricinde belki corona ile gelen ekonomik kaygılar, eve hapsolma hissi vs vs bir çok sebep mevcut. ilişkinize güveniyorsan, ciddi bir hata yapmadıysa, karar almak için görüşmeyi bekle bence. sonra pişman olma. hem ilişkiniz yüz yüze görüşmeden tek kalemde bitecek kadar değersiz mi onu da düşün.

kimse kimseye katlanmak zorunda değil ama tahammül olmadan da ilişkiler yürümez.
0
rayde
(24.05.20)
(13)

filtre kahve - ölçü

xiii
bir kupa (200 ml) için yaklaşık 16 gram kahve (3 yemek kaşığı) denmiş ama bana sanki çok gibi geldi. siz nasıl yapıyorsunuz?not:v60
bir kupa (200 ml) için yaklaşık 16 gram kahve (3 yemek kaşığı) denmiş ama bana sanki çok gibi geldi.

siz nasıl yapıyorsunuz?

not:v60
0
xiii
(23.05.20)
16 çok yahu. 8-10gr'Lık ölçü oluyor normalde. Bende 10gr'lık var, 300ml'Lik kupa için üstü biraz doluca 10gr (yani 13 falandır) yapıyorum. (chemex spor)
0
nhk ni youkosu
(23.05.20)
1 tatli kasigi filtre kahve. Ama ben cok yogun sevmiyorum tadini, ondan olabilir.
0
chitosan
(23.05.20)
v60'ta ben 350 ml için 16-20 gr kullanıyorum kahvesine göre, 16 çok 200 için. 10-12 deneyebilirsin.

edit: v60 ile chemex, french ya da makinenin oranları aynı değil. demlenme şekillerine göre az ya da çok olabiliyor.
0
Bruce
(23.05.20)
3 yemek kaşığı çok fazla yahu. kendime gelmek istediğimde yaparım ancak böyle bir şeyi. onda da en fazla 2 yemek kaşığı olmuştur.

her gün 1,5 yemek kaşığı kadar yapıyorum. yoğun tat seviyorsan, kendine göre arttır tabi ki.
0
ekşi duyuru sever
(23.05.20)
valla frenchte 350ml için 21 gr atılır buna göre senin 12 gr atman lazım. ama yemek kaşığı ölçeği kesinlikle doğruyu yansıtmıyor.
0
beyaz power ranger
(23.05.20)
kahve ölçü kaşıkları var. sabah kahvaltıda içeceğim 1.5 bardak kahve için 12gr (1.5 ölçü) koyup yapıyorum.
0
malheiros
(23.05.20)
v60 için 250 ml suya 15 gr kahve kullanıyoruz biz.
0
kobuzchu kiz
(23.05.20)
2 tatli kasigi atiyorum ben 1 kupaya french presste.
0
sanguine mcqaer
(23.05.20)
Benim idealim 1 kupaya 12-13 gram gibi. 2 kupa yaparsam 22-24 gibi. Ama daha fazla olcaksa kupa başına 10gr .
0
solenkol
(23.05.20)
3 yemek kasigi 16dan fazla eder 3 tatli kasigidir o. Ayrica zevkler degisir ama 16 gram 200 ml kahve icin hic de fena olmayan bir oran ben de boyle iciyorum.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(23.05.20)
V60 için genelde 1.15 oranı kullanılır.
Yani 1 gram kahveye 15 gram su.

200/15 = 13 gram gibi kahve kullanmak gerek.

Yalnız 13 gram drip yöntemi için çok az bir miktar.
300ml'lik bardağınız varsa direkt 20 gram kahveyle demleme yaparsanız çok daha güzel demlenir kahve.
0
anatomik
(23.05.20)
kahve demleme oranı 1:15'tir. 200 ml suya 13 gram kahve idealdir.
0
we are floating in space
(23.05.20)
@sanguine +1

3 yemek kaşığı kahveyi suyla ziyan etme, soğan kavur üstüne dök yemek olur en azından.
0
bohr atom modeli
(23.05.20)
(5)

Site icinde kavga

bahtiyar
Guvenlikli bir sitede oturuyorum. Site olunca malum cocuk da cok. Butik bir site 4 bloklu. Aileler cocuklari evde tutamadigi icin site icerisine saliyor. Cocugum olmadigi icin bir sey diyemem ama tasvip de etmiyorum. Kimse de ses cikarmiyordu. 4.katta oturan ve 3 cocuk sahibi bir adam var. Bu cocukl
Guvenlikli bir sitede oturuyorum. Site olunca malum cocuk da cok. Butik bir site 4 bloklu. Aileler cocuklari evde tutamadigi icin site icerisine saliyor. Cocugum olmadigi icin bir sey diyemem ama tasvip de etmiyorum. Kimse de ses cikarmiyordu. 4.katta oturan ve 3 cocuk sahibi bir adam var. Bu cocuklarini kisitli disari saliyor. Zaten uslu cocuklari. Dun aksam 9da sitede hala cocuklar oynarken artik evinize girin diye kizdi cocuklara. Cocuklar bazen 11e kadar disarda. Devamini anlamadigim sekilde bir kavga cikti.

Disaridaki cocuklarin anneleri bagiriyor balkondan. Sen benim cocuguma kufur edemezsin. Uzerine cakmak atamazsin falan diye adama yuklendiler. Anladigim kadariyla adam cakmak atmis ama cocuklarin uzerine degil. Onlarin dikkatini cekmek icin bos bi yere. Ama kufur falan duymadim ben. Adam da artik cocuklarinizi alin kac kere soyliycem sen once cocuklarina kural ogret falan diye kavga kiyamet koptu. Anneler kufur edemezsin cakmak atamazsin diye ciglik cigliga bagirdi.

Adam iceri girdi. Kadinin teki hizini alamayip asagi indi in asagiya erkeksen in serefsiz adi falan diye sitenin asagisinda bagirmaya basladi. Benim bile sinirlerim zipladi. Sen benim cocuguma kufur edemezsin sen erkek misin gibi seyler soyleyip durdu surekli. Adam da cikmadi tabi. Bana kalirsa adam hakli. Adam da diyor ki benim de cocuklarim asagi inmek istiyor ama ben birakmiyorum. Diger cocuklari gorunce ben neden inemiyorum falan diyor. Ama cocugu olanlar diyo ki adam haksiz oyle bi sey yapamaz. Benim cocuguma yapsa ben de kiyameti koparirim. Cocuklari evde tutmak zormus. Siteyi cocuk var diye tutmuslar falan. Bi sey diyemiyorum tabii.
Sorum size: sizce kim hakli?
0
bahtiyar
(23.05.20)
Beyefendi haklı. Çocuklar site içerisinde olduğu halde dışarıda bulunmamalılar. Siz neden bir vatandaş olarak polise durumu bildirmediniz? Polis gelip siteyi uyarıyor. O zaman sitede oturan her birey insin site bahçesinde takılsın. Yetişkin bireyler biraz daha dikkat etse bile çocuklar her yere değip birbirine dokunabiliyor. düşüyor kalkıyor. Bu da ayrıca bir risk.

Ve bir evde yaşayan çocuklara ,dışarıda car car bağıran çocuklar varken, dışarıya çıkmaması gerektiğini, ona kendisi için iyi olanın bu olduğunu anlatmak çok zordur. Beyefendi oldukça haklı. Aileler başından atmak için çocukları her zaman bir fırsat kolluyor. Kural, düzen tanıma uyma gibi bi huyları yok, sonra toplum /gençler ne hale geldi oluyor. Sebebi böyle duyarsız,kuralsız, ilgisiz anne-babalar.
0
kucukne
(23.05.20)
Yasakçı zihniyette biri değilim ama çakmakçı abinin argümanını haklı buldum, çocukları "onları dışarıda ben niye çıkamıyorum" dediğinde düştüğü durum haksızlık. Uyarma üslubu da önemlidir, orasını sen de çok net bilemediğin için bişey diyemeyeceğim ama çakmakçı abiyi davasında haklı görüyorum. Yine de çakmak atmayaymış iyiymiş.
0
Bruce
(23.05.20)
insanın tahammül sınırı olur. sokakta sürekli gürültü çıkaran esnafı kaç kere uyarıp, bir pazar akşamı saat 9'da hilti ile beton kırmaya başladığında kendimi kaybettiğimi dün gibi hatırlıyorum. eğer ki yanımda ailem olmasa sonuç ne olurdu bilemiyorum. Adamın gerçekten haklı ve mağdur olduğunu düşünüyorum.
İnsanlar azgın, çocuğunu dışarı salması zaten hata, birde yetmiyor, anneyim çocuğuma küfür edemezsin diye haykırıyor. o aşamaya gelene kadar neler oldu kim bilir.
@kucukne katılmakla birlikte polisin böyle konularda pasif olduğuna şahidim. sokağa çıkma kısıtlaması olduğu akşamlardan birinde, evimizin karşısındaki esnafın tabelasını söküp sokakta serserilik eden gençleri ihbar etiğimde, tek bir kişi gelmedi. Yukarıda bahsettiğim hilti ile beton kıran esnafı şikayet ettiğimde zabıtayı arayın diyerek telefonu suratıma kapattılar. Zabıta bizim sorumluluğumuzda değil diyerek o da telefonu kapattı. haklı olsanız dahi adaletsiz bir ülkede yaşadığımız için kendimizi kolayca kaybedebiliyoruz. allah sabır versin.
0
cliquot
(23.05.20)
eğer orası gerçekten siteyse bir kural olmalıydı.

mesela bizim sitede saat 22'den sonra çocukların dışarıda oynaması yasaktı. oyun alanları falan da 22'de kapatılır ışıkları da şalter vasıtasıyla kapatılırdı. güvenlik de bunu denetlerdi.

böylece sakinlerin birbirine girmesini de önlemiş olurduk.

butik site dediğin yerin kuralları olur ve bunlar uygulanır. kusura bakmayın sizinki butik site değil butik evler topluluğu herhalde.
0
ozdek
(23.05.20)
Adam haklıyken az haklı konuma düşmüş. Karşı taraf tamamen haksız. Yerinizde olsam polisi ben de aramazdım. Hayat memat meselesinde defalarca aradığımda gelmeyen adamlardan hiçbir beklentim kalmadı. Gelseler bile şu kişinin ihbarıyla geldik bile diyebiliyorlar. Neme lazım.
0
le jeune turc
(23.05.20)
(9)

Evden calismanin ofisin yerini alacağına inanıyor musunuz?

logisticsmanager
Sirket olarak haftada en az 1 gun evden çalısiyorduk onceden corona donemi komple ev tabi. Bu sirada %100 efektif olunduğunu soyleyemem.Gecen alisma surecine giris icin ufak bir grup ofisteydik vallaha ne guzeldi ya, aklina bir sey geldi mi tak soruyon ne chat ne webex...Ben tedarik zincirinin kompl
Sirket olarak haftada en az 1 gun evden çalısiyorduk onceden corona donemi komple ev tabi. Bu sirada %100 efektif olunduğunu soyleyemem.
Gecen alisma surecine giris icin ufak bir grup ofisteydik vallaha ne guzeldi ya, aklina bir sey geldi mi tak soruyon ne chat ne webex...
Ben tedarik zincirinin komple evden calismaya gececegini sanmiyorum, gecebilir ama gecmenin daha iyi oldugunu düşünmüyorum.
Misal simdi bizde ticaret uzmani var, isinin uzmani altinda calisan veya üstü yok direkt raporladigi haliyle evden çalışsa da bir farki yok.
Bana bagli 3 çalışan var, benim bagimli oldugum iki müdür var, gün içinde planlamada 3 farklı kisi ile konusuyorum.
Bu gunluk iletisimi saglamak icin surekli chatte patir patir yazmak ya da en ufak olay icin bile webex yapmak lazim.

Bunlari tabi organizasyon vs olarak söylüyorum yoksa gunde 2 saat yolda harcaniyorsa, günlük iletişim cok da yoksa (uretim planlamacilik yaptim benimle alakalı bütün kisiler farkli ulkelerdeydi haliyle ofiste olmanin cok da onemi yok)
0
logisticsmanager
(23.05.20)
IT ekibinde çalışıyorum. 17 kişilik bir grubumuz var proje bazında. her sabah 9.30'da scrum yapıyoruz teams üzerinden. herkes dün ne yaptığını, bugün ne yapacağını anlatıyor. Bu iş takibini yaptığımız uygulamamızda var. o yüzden iş kaçmıyor ya da zaman ötelemesi olmuyor.

evden çalışmak bana çok yararlı geldi. istediğim şekilde istediğim pozisyonda çalışabiliyorum. bana bağlı çalışanlarla teams üzerinden bağlı kalmak gerekiyor ama çok sorun edecek bir durum olmuyor. Günüm daha verimli geçiyor. ama patronlar çalışanları gözünün önünde görmek isteyeceği için türkiyede bir kaç kurumsal yer hariç diğer patron şirketleri için evden çalışma hayal bana kalırsa.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(23.05.20)
yaklaşık 2 aydır evden çalışıyorum ve verimim inanılmaz arttı.
tek sıkıntım çalışma mekanı. ofis sandalyesi masası vs gayet güzel şeylermiş. evde bunlar yok. o problem oluyor.

onun dışında bilgi işlem olarak çok güzel bir setup hazırladıklarından dolayı rahat çalışıyoruz. özel konuşma kulaklığımıza kadar pandemi öncesi elimizde hazırdı ve bunu ne zaman kullanırım acaba diye düşünüyordum. herkesin dokunmatik ve tablet gibi kullanılabilen laptopları da var. tek ihtiyacımız internet o da evde var.

açıkçası başka çare olmadığından herkes çok iyi adapte oldu ve eskiden yapamadığımız toplantıları bile tam katılımla yapıyoruz. toplantı verimleri de kesinlikle arttı.

biz bunun mümkün olmadığını düşünüyorduk.

ama hala çalışıyormuş gibi yapanları yönetmek ve verimli çalışın demek problem. biz bunu kendi ekibimizde iş bazlı yönetimle aştık. mesaiyle kasmıyoruz iş çıksın yeter.
0
ozdek
(23.05.20)
IT sektöründe çalışıyorum ben de. Global bir firmadayım.

Şirket dedi ki yeni dünya bu, uyumlu olanlarla devam edeceğiz, uyum sağlayamayanlar gidecek minvalinde bir açıklama yaptı. Herkes eskisinden daha fazla çalışıyor şu anda ve genel olarak insanlar hallerinden memnunlar.

Ben bu durumun zorunlu haller dışında kalıcı hale geleceğini düşünüyorum, zira ofis kirası ve masrafı cidden ciddi maliyet kalemleri. Herkes evden çalışma ortamını da hazırladı denebilir.
0
roket adam
(23.05.20)
It sektorunde duyduklarim hep bu yönde ama tedarik zincirinde duyduklarim da tersi yönde genelde. Ki bizdeki IT departmani zaten günlük birbiriyle iletisimi olmazdı çünkü isleri alakasizdi ama bizde sürekli iletisim var çünkü sürekli sikinti var surekli operasyonel olay var (gemi ertelendi, fabrika kapatildi, ucak ertelendi, talep tahminleri düştü vs vs sürekli 10-15 kisiyi etkileyen olaylar yaşanıyor)
0
🌸logisticsmanager
(23.05.20)
yakın zamanda inanmıyorum. yapay zeka ve robotların daha aktif rol üstlenmesiyle olabilecek bir şey. her yerde tutsa bile türkiye'de tutmaz bu sistem :)
0
ergenpezeveng
(23.05.20)
Ülkenin en büyük kurumlarından birinde IT.

Günün yarısında yatıyorum, oyun oynuyorum, dizi izliyorum, kitap okuyorum vs. ama öte yandan daha çok iş yapıyorum kalan vakitte. Çok çok verimli o yüzden geçilir diye düşünüyorum ki yukarılardan benzer yorumlar aldık.

Eksisi ne ama, hayatımda 17:32'den geç binayı terk etmemiş ben, geçtiğimiz hafta bir kez 21:30'a kadar çalıştım önemli bir şey olduğundan. Devam ettirirlerse kalplerini kırarım sanırım.
0
aguen
(23.05.20)
yerini almaz ama benim işimin evden de rahatlıkla yapılabildiği kendime kanıtlanmış oldu bu sürede; ben pek işlevsel olacağını sanmıyordum. muhtemelen haftada 1 home office talep edeceğim.

anlık hızlı reaksiyon gösterilmesi gereken takım işlerinde yaşıyoruz en büyük handikapı. ofisteyken hop sen şunu yap, pişt şu nasıl olucak diye paylaşım yapabiliyordun. şimdi arıyorsun o anda başka biriyle görüşüyor, o dönünce sen başkasıyla görüşüyor oluyorsun; bu açıdan yavaşlatıyor.

bir de günümüz insanının en önemli sosyalleşme alanlarından biri iş ortamı. bu sebeple bundan tamamen ayrılmak sosyal açıdan olumsuz etkiler birçok insanı diye düşünüyorum.
0
Bruce
(23.05.20)
uzaktan calisma her sektor icin uygun degil. bu surecte goruldugu gibi IT sektorunde uzaktan calismanin negatif degil tam aksine hem sirket hem calisanlar icin pozitif etkisi var. Zaten Twitter ve FB bu surecten sonra da surekli olarak uzaktan calisma imkani sunacaklarini belirttiler. Bizim sirket de benzer sekilde calismalar yapiyor yakinda bizimkiler de duyurur. arkadaslarimdan duydugum kadariyla onlarin sirketleri de benzer sekilde uzaktan calismayi surekli yapmayi degerlendiriyorlar.

diger sektorlerde bu kadar yaygin bir sekilde olacagini dusunmuyorum acikcasi.
0
crucio
(23.05.20)
2,5 aydır evdeyim. Evden çalışıyorum. Arkadaşlarımın çoğu gitmek zorunda kaldı ben gidemedim. Gidemeyenler evden işi takip etmeye çalıştı ancak bir sistem yok. Tamam epostalara ulaşabiliyoruz. Zoom hesabı alındı. Bir çok işi yapabiliyorum ama kendi imkanlarımla.

Evdeki internetim hızlı, bu benim avantajım. Cep telefonumdaki 1500 dk bitiyor bir ay içinde. Bu benim maliyetim. Bilgisayar verilmedi bana, evdeki 7 yıllık bilgisayara SSD taktım, kendi paramla aldım. Office programlarına bağımlıyız. Anadolu üniversitesi AÖF kaydım var, ücretsiz office indirme hakkını buldum. Altyapı sağlanmadı bana, ben oluşturdum. İş kaybetme korkusundan elbette.

İşyerine yaklaşık 1 yıldır buluta geçilmesi yönünde baskı yapıyorum. Çünkü bir kaç deneme yapıp çok faydasını gördük. Ancak maliyetinden kaçıyorlar.

E sen bana bilgisayar verme, internet bağlama, telefon verme, yazılım verme, ben kendim uğraşayım. Böyle evden çalışma olmaz.

Birde evden çalışma kavramı suistimale dönüyor. Saat Gün kavramı kalmadı. Sürekli telefonda panik halinde iş isteniyor. Saatlerce video konferans yapıyorum. Özel hayat kalmadı. Odamda masa sandalyem yok. Koltuk var, bilgisayar altlığı ile çözüyorum.

Evden çalışma sürecine hazır olmadığımızı düşünüyorum. Fazlasıyla hemde. Sadece ben değil, diğer firmalar içinde aynı yorumu yaparım. Donanım ithal onu anladık ancak yazılım maliyetinin düşmesi gerekli. Acil olarak hemde. Ancak o zaman talebi hızlanabilir.
0
cliquot
(23.05.20)
(17)

Ne sıklıkla paketli abur cubur yersiniz/içersiniz?

KUCO
soru başlıkta.
soru başlıkta.
0
KUCO
(22.05.20)
hergün.
0
candide
(22.05.20)
sadece yeni bir ürün çıktığında denemek için alıyorum. ama önceden brian fantana gibiydim.
0
MtKrt
(22.05.20)
Eskiden wuhuu. Şimdi ayda 1 belki 1 paket cips. Hem sağlığına hem de bütçene dost.
0
medre
(22.05.20)
şu an kola içiyorum
0
yuvarlanantencereninkapagi
(22.05.20)
Neredeyse her gün, genel olarak son 10 yıldaki saglikli beslenme, çiya tohumunu yemece, şekere eroin muamelesi yapmaca populer akimindan uzagim zaten. (Kilom normal)
0
pofudukayi
(22.05.20)
Yurtdisina ilk geldigimde denemek icin cok tüketiyordum, tukete tükete ogrendim artik. Son 1 yil falan heralde ayda 1 tane anca; o da genelde pringles yeni tadi geldiyse, hindistan cevizli yeni ürün gorduysem, başka ülkelerden gelen yeni seyler varsa ya da barilla kurabiyelerinin yenisi geldiyse.
0
logisticsmanager
(22.05.20)
Uzun zamandır yemiyorum. Eskiden cipsi çok fazla tüketirdim ama bir yıldır onu da yemiyorum. Gazlı içecekleri ancak dışardaysam içiyorum eve almıyorum. Ayda yılda bir canım bir şey çekerse alıyorum ama. Genel olarak tüketmiyorum.
0
ruhen hastayim ben
(22.05.20)
eskiden her gündü. sonrasında işlenmiş şekeri ve diğer abur cuburları bıraktım, 1 yıl olmuştu. ama bu karantina döneminde sürekli evde olduğumuz için tekrar başladım. her gün yiyorum. tek eğlencemiz yemek sdfjk...
0
noxell
(22.05.20)
1 ay öncesine kadar her gündü. Hatta gun icinde abur cuburla beslendigim cok oluyodu. Kilo alinca bıraktım 1 aydir sifir paketli urun.
0
hindistan cevizi
(22.05.20)
karataydan beri bıraktım
ambalajları okumak yeterli oluyor almamak için
0
bir soru sorcam
(22.05.20)
tuhaf bir şekilde @tolkien +1
0
giovanne
(22.05.20)
salgın öncesi neredeyse hiç yemezdim dur bira cips keyfi yapayım diye cips alıp öyle haftalarca durduğu olurdu hatta ama şu an durum çok kötü neredeyse her gün yiyorum çer çöp bi şeyler.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(22.05.20)
askerde yemiştim en son, kantinde en sağlıklı ürünler paketli ürünlerdi. aylar geçti üstünden, ama çikolata alıyorum ayda bir. o abur cubur sayılıyorsa bilemem.
0
aziz dostum jack
(22.05.20)
Çocukluğumdan beri çubuk kraker favorimdir. Aklıma geldikçe sık sık yerim.
0
bitchesaintshit
(22.05.20)
karantina öncesi ayda bir belki yiyordum, şu an ise her gün jelibon, cips, kola...
0
no ne na hayır
(23.05.20)
Içecek hiç almam. Bisküvi ayda 1 falan belki, o da cayin yaninda canim isterse.cips ne zaman aldım hatırlamam bile, hiç canım da çekmez. Çikolata o da ayda 1-2 dir.
0
brnbrs
(23.05.20)
normalde sıfır, çok nadir iş yerinde çikolata. yiyecek doğru düzgün abur cubur yok ki piyasada; canım çekmiyor hiçbirini ki tatlı sever bir insanım. karantina başında 2-3 hafta "dur lan madem evdeyiz biraz junk yiyeyim ben de" dedim ama sonra baktım ucu kaçıyor ipin, bıraktım. canın çekmese de ağız alışkanlığı löp löp gmüyorsun. son 2-3 haftadır yemiyordum hiç, bugün bayram hatırına haribo çekirdek cips kolay aldım, film izleyip gömücem hepsini <3
0
Bruce
(23.05.20)
(5)

Bu köy neden bu kadar düzenli duruyor?

Unde bach canim
Askeriye gibi sürekli otlar biçilip duruyor mu? Özellikle çimlendirilmiş peyzaj çalışmasıyla bu hale getirilmiş gibi, aslında hiç doğal durmuyor. Karşı dağlardaki çim alanlar bile biçilmiş gibi duruyor. Böyle yerler görünce aklıma direkt zengn evlerin bahçelerine yapılmış peyzajlar geliyor.Yoksa gör
Askeriye gibi sürekli otlar biçilip duruyor mu? Özellikle çimlendirilmiş peyzaj çalışmasıyla bu hale getirilmiş gibi, aslında hiç doğal durmuyor. Karşı dağlardaki çim alanlar bile biçilmiş gibi duruyor. Böyle yerler görünce aklıma direkt zengn evlerin bahçelerine yapılmış peyzajlar geliyor.
Yoksa görüntü kalitesizliğinden ben mi abartıyorum?
mobile.twitter.com
0
Unde bach canim
(22.05.20)
Karadeniz bölgemizde de vardır öyle alanlar. Yabani çimde biçme olayı yok. Hayvanların otlamaları yetiyor.
0
Mirket
(22.05.20)
yabani çimde biçme diye bir olay var, o otlar kesilip hayvanlara veriliyor. herkes serbest hayvancılık yapmıyor artık, yine de hayvanlara verilecek otların kesilmesi lazım.
0
Bruce
(22.05.20)
Uzaktan bizim köydü de öyle görünüyor tamamen bakış açısı uzaklığı ya da.
0
yeliz adeley
(22.05.20)
Uzaktan bizim köy evinin bahçesi de hazır çim gibi duruyor ama yakına gittiğinde oturamıyorsun bile çimlere
0
cilekli krep
(22.05.20)
Çöp yok. Rastgele toprağı eşelenip bırakılmış çıplak alanlar yok. Çimenlerden önce benim dikkatimi bu çekiyor :)
0
wish i could find a way to disappear
(23.05.20)
(8)

Gece yatakta aklınıza utanç verici anılarınız geliyor mu?

ya ben lan neyse
normalde de geliyordur ama gece x5 falan oluyor mu?
normalde de geliyordur ama gece x5 falan oluyor mu?
0
ya ben lan neyse
(22.05.20)
yaptıklarımdan pişman değilim, akılım hala yapmadıklarımda. Gelmiyor.
0
hayaletimsi
(22.05.20)
Utanç verici anı yaşadığım günün akşamı hariç hiç gelmedi, normalde de gece de.
0
Bruce
(22.05.20)
Yok. Çünk değiştiremeyeceğim şeyleri tekrar tekrar düşünüp kendime eziyet etmek istemiyorum artık.
0
superfluid
(22.05.20)
Salgından dolayı sosyallik azalınca sık sık gelmeye başladı. Hatta bazen yaptığım yanlışlar aklıma geliyor kendi kendime üzülüyorum. Yanlış dediğim de beş yıl önce olan bir şey mesela. Yeniden sosyalleşince geçer umarım.
0
bayc
(22.05.20)
arada bir geliyor. üzerinde çok düşünmem gelince de.
0
sanguine mcqaer
(22.05.20)
gün içinde de geliyor bazen
0
freebird5406_2
(22.05.20)
eskiden sürekli aklıma gelirdi ve tekrar tekrar utanırdım. artık olmuyor
0
yuvarlanantencereninkapagi
(23.05.20)
geliyor. bazen hiç bazen aşırı.
0
callosum
(23.05.20)
(2)

Seyahat izin belgesi red/onay kaç günde gelir?

hayaletimsi
Dün başvurdum işlem sürecinde gözüküyor. Ayın 27si için başvurmuştum. Araya bayram giriyor. Cevap gelir mi?
Dün başvurdum işlem sürecinde gözüküyor. Ayın 27si için başvurmuştum. Araya bayram giriyor. Cevap gelir mi?
0
hayaletimsi
(22.05.20)
Ben babama 2 kere başvurdum ikisinde de 1 saat içinde geldi onay.
0
Bruce
(22.05.20)
bilgi: bugün onaylandı.
0
🌸hayaletimsi
(23.05.20)
(6)

Bayramı yalnız geçirecekler

hafifmesrepgay
Neler yapacaksınız 4 gün boyunca? Var mı önerileriniz ?
Neler yapacaksınız 4 gün boyunca? Var mı önerileriniz ?
0
hafifmesrepgay
(22.05.20)
Sevdiklerimle sabah Whatsapp'tan bayramlaşıp,sonra üç tane kitaplık almıştım onları kuracağım. Kitaplarımı düzenleyeceğim. Balkona çıkarım sonra herhalde
0
çılgındünya
(22.05.20)
Evdeyim. Şu sürekli ''bayram oldu, yalnız ne yapacağım'', ''cumhuriyet'in ilanı geldi, özel ne yapsam'', ''sevgililer günü geldi ama ben yalnızım'', ''yaz geldi, tüm tatili evde geçireceğim ve bu çok korkunç'' diyenleri pek anlamıyorum. Evdeyim işte, illa özel bir şey yapmaya gerek yok.
0
minik pattis
(22.05.20)
2 aydır tek başıma evde olduğum için..
0
fezagezgini
(22.05.20)
hayatımın en güzel yılbaşı, dvdciden yılbaşı temalı 3 tane film alıp saat 20:00'den 02:00'lere kadar takıldığım tek kişilik kyk yurdu bilgisayar odasındaydı. filmlerden biri tom hanks'indi.

netflix'ten devam yani. vikings'te, spoiler__>> gemilerin karadan yürütüldüğü bölümdeyim. bakalım, ragnar'ın abisi şok olcak büyük ihtimalle.
0
onemoremile
(22.05.20)
zaten 2 ayı yalnız geçirmiyor muyuz ya? hafta sonları 2 aydır ne yapıyorsan onu yapıcam. ilk defa bir bayramı aile ve akrabalarım olmadan geçireceğim için heyecanlıyım ama keşke bunu evde tıkılı kalarak yapmak zorunda olmasaydım diyorum.
0
Bruce
(22.05.20)
Çalışcam. 4 gün az bile gelcek ama yetişir umarım.
0
superfluid
(22.05.20)
(9)

Game of thrones finalini neden beğenmediniz

Fusha
Kitaba uymadığı için mi yoksa başka bir sebebi mi var?Final olarak son bölümü de alabilirsiniz son sezonu da. Hatta son iki sezonda da kabuldür :)
Kitaba uymadığı için mi yoksa başka bir sebebi mi var?

Final olarak son bölümü de alabilirsiniz son sezonu da. Hatta son iki sezonda da kabuldür :)
0
Fusha
(21.05.20)
neredeyse her açıdan çok kötüydü ama en fenası senaryoydu. kurgusu da berbattı stajyere kurgulattırmışlar gibiydi. evet arkadaşlar sahne 1-2-3-4-5 savaş sekansı için kura çekiyoruz diye kurgulanmış gibiydi.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(21.05.20)
evet diğer sezonlara göre zayıftı ama ben yine de milletin ağladığı gibi olduğunu düşünmüyorum. ve hatta herkesin ortak bi şekilde papağan gibi aynı şeyleri tekrarlamasini da sürü psikolojisine bağlıyorum. nasil ekşi de ikinci entry nin fikri neyse bütün başlık o çizgide ilerliyor, bence aynı hesap. gayet hoştu.
0
mehmed resad
(21.05.20)
@mehmed Reşad, ben de genel yorumlara bakınca beklentimi çok düşük tutmuştum son iki sezon için. Belki de bu yüzden beklediğim kadar kötü değildi. Genel olarak beğendim ben.
0
🌸Fusha
(21.05.20)
İlk sızan halini nerede bulabiliriz hocam?
0
🌸Fusha
(21.05.20)
İlk sızan hali doğru değildi muhtemelen. Bu işin piri redditteki freefolks subredditidir. O ilk sızan konu orada hiç konuşulmadı bile. Fake bi mevzuydu o diye düşünüyorum eğer aynı hikayeden bahsediyosak. Çünkü ben spoiler seven ve senaryo sızsa da diziyi izlemeden önce okusam diye bekleyen biriyim ve o aradaki iki sene boyunca senaryo sızdı mı diye takip ediyodum :D
0
nundu
(21.05.20)
Çünkü Dany’nin bir anda delirmesi ve tüm şehri yakması için bir arka plan dizide gösterilmedi. Jamie’nin karakter gelişimini hiç edip Cersei’nin yanına gitmesi çok saçmaydı. Ejderhaların öldürülme şekli de kötüydü. Tyrion’un son iki sezonda bir hiç olmaya başlaması, akılcı konuşamaması (çünkü kitaplar bitmişti ve senaristler karakteri geliştiremedi). Ak gezenlerle olan savaşın bir bölümde saçma bir şekilde sonlanması. Ak gezenlerin amacı neydi? Bran’in özelliklerinin hiçbir işe yaramaması. Jon’un saçma bir karaktere dönmesi ve aslının hiç edilmesi. Bunun gibi birçok şey. Dizi kitaplar bitince çuvalladı, akılcı ve yaratıcı bir senaryo yazamadıkae. Aslında hbo ile martin, dizinin 10-11 sezon çekilmesinden yanayken senaristler kabul etmeyip diziyi hemen bitirdiler. Kitaplara göre gitseydiler belki her şey daha farklı olurdu.
0
cemallamec
(21.05.20)
got hayranı falan değilimdir, her bölüm çıkınca anında izliyor da değildim; o yüzden gayet objektif yaklaşabilrim; bok gibi bir final sezonu olduğu için beğenmedik. beklentiyi düşük tutsan da bok gibi yani defalarca açıklandı bunlar, bigboned nick'li yazarın -ki tam bir got fetişidir- gayet mantıklı eleştirileri bulunuyor dizi başlığında, oradan okursan neden bok gibi olduğunu anlarsın. senaryodaki bariz tutarsızlıklar, karakter gelişimlerinin alakasız neticelenmesi, 4 sezon boyunca x dediklerine y demeye çalışıp sonra sıçtıklarını anlayınca bir da x demeye çalışıp z olarak bitirmeleri falan; bariz sıçışlar bunlar. yoksa ben kafa dağıtmalık izliyordum öyle kitaba uymuş falan çok umrumda da değildi ama beni bile rahatsız etti son 2 sezon. beceriksizlik ya da yeteneksizlikten değil, yanlış hamleler yüzünden. yoksa adamların kapasitesi buymuş, ellerinden geleni yapmışlar dersin ama yok, bunlar resmen aldıkları mantıksız kararlarla sabote etmişler diziyi. dediğim yazarın entry'lerini oku anlarsın insanları.
0
Bruce
(21.05.20)
Oyuncular diziden bıkmış olabilir mi? Kit Harrington denen herif bir röportajda şikayetçi resmen. Başka roller oynayamiyim falan deyü
0
🌸Fusha
(21.05.20)
Kitap bitmeden uyarlamayı bitirmek gibi bir saçmalığa kalkıştıkları için. İlk 3 kitapla gayet paralelken dizi, 4 ve 5 ile bir o kadar batırdı maalesef.
0
lüzumsuz adam
(21.05.20)
(4)

teknosa mediamark vs açık mı avm'lerde

duyurukullanıcısı
elektronik kablo vs almam lazım kargo ile 10 güne anca geliyor açık mı oralar?
elektronik kablo vs almam lazım kargo ile 10 güne anca geliyor açık mı oralar?
0
duyurukullanıcısı
(21.05.20)
acik olan yerler var, en garantisi avm yerine cadde uzerindeki magazalara gitmek
0
tahtakafa
(21.05.20)
mediamarkt avmlerde açık değil ama teknosayı bilmiyorum.
0
matilda
(21.05.20)
Cevahir avm açık teknosa da açıktır herhalde diyip aradım ama mağazalarımız kapalı dedi telesekreter. Yakın olanların numaralarını bulup aramak lazım, ben de yapıcam aynısını muhtemelen.
0
Bruce
(21.05.20)
Açık olan avmlerde çoğu mağaza kapalı. Elektronik zncir mağazalar 1 Haziran'da açılacak.

Evkur'lara bakabilirsiniz.
0
efreet sultan
(21.05.20)
(2)

kayıt için kafaüstü kulaklık tavsiyesi

freakme
amatör ev kayıtlarım için monitör / referans kulaklığı olarak kullanabileceğim uygun fiyatlı bir kafaüstü ve kablolu kulaklık alıyorum. 500 lira altı için bir tavsiye verebilir misiniz?
amatör ev kayıtlarım için monitör / referans kulaklığı olarak kullanabileceğim uygun fiyatlı bir kafaüstü ve kablolu kulaklık alıyorum. 500 lira altı için bir tavsiye verebilir misiniz?
0
freakme
(21.05.20)
www.hepsiburada.com ben 260'a almıştım bunu maşallahı var memnunum 4 senedir kullanıyorum.
0
madurumdamadurum
(21.05.20)
audio technica m20x o bütçedeki en iyi tercih olur. alternatif akg k72. sony'nin meşhur bir modeli vardı onu unuttum ama eskidi baya, piyasada bulabilir misin bilemiyorum.
0
Bruce
(21.05.20)
(9)

Pasta tarifi

Gamzeofficier
Merhabalar,Bayramın ilk günü eşimin doğum günü. Yasak olduğu için pasta alacak yer olmayacaktır. Pasta yapmayı düşünüyorum. Ancak tatlı yapmak konusunda pek tecrübem yok. Bana pasta ve süsleme önerilerinizi göndermenizi rica ederim. Özellikle süsleme için yardımlarını bekliyorum. Yapmadığım için pek
Merhabalar,

Bayramın ilk günü eşimin doğum günü. Yasak olduğu için pasta alacak yer olmayacaktır. Pasta yapmayı düşünüyorum. Ancak tatlı yapmak konusunda pek tecrübem yok. Bana pasta ve süsleme önerilerinizi göndermenizi rica ederim. Özellikle süsleme için yardımlarını bekliyorum. Yapmadığım için pek bişey hayal edemiyorum açıkçası. Önerdiğiniz tariflerde, sayfalarda net bilgi bulunursa işimkolaylaşır. Kaç derecede kaç dakika kalır kek diye kestiremiyorum.

Şimdiden teşekkür ederim.
0
Gamzeofficier
(20.05.20)
bayramda pastane ve tatlıcılar açık olacakmış.Ama sizin yapmanız daha büyük bir jest olur tabii ki.
0
wendyangelamoiradarling
(20.05.20)
Basit pandispanya yapın. Arasına pastacı kreması.
Süsleme önerisi istiyorsunuz. El beceriniz varsa Migros'larda hazır şeker hamurları var, o hamurlardan eşinizin hobisine uygun şeyler yapabilirsiniz.
Benim el becerim yoktur. O yüzden kızımın doğum günü pastasının üzerini lego ile süslemiştim (öncesinde yıkadım tabii). Aslında siz de eşinizin hobisi ya da hoşlandığı şeylerin mini figürlerini alıp pastanın üzerini süsleyebilirsiniz.
0
SiyamkedisiZorro
(20.05.20)
pandispanya arası bol taze çilek ve krema, üstünü de çilekle döşeyebilirsiniz, tam sırası. Şu tarz mesela www.lezzet.com.tr (tarifi uygulamadım)

Borcamda olur derseniz tiramisu çok güzel olur tabii. Biraz altta harf şeklinde pasta sorusu var, eşinizin adı basit bir harfle başlıyorsa onu da deneyebilirsiniz.
0
whoosie
(20.05.20)
@SiyamkedisiZorro Pandispanya yapabileceğimi düşünüyorum ama şeker hamuru ile çalışamam sanırım. Benim de hiç el becerim yoktur.
0
🌸Gamzeofficier
(20.05.20)
@whoosie gönderdiğiniz görsel oldukça güzel bir fikir. Harf pastayı ben de düşünmüştüm güzel görünüyor da düz pasta bile yapmadığım için harf daha zor olur diye düşünüyorum.
0
🌸Gamzeofficier
(20.05.20)
Şeker hamurunu boşverin, güzel bir kremayla süslemek daha güzel. (Süsleme kreması için en kolayı biraz katı bir krem şanti çırpmak olur, spatulayla düzleyerek ve varsa sıkma uçlarıyla şekil verirsiniz.) Bulutağacı'nın pasta süslemelerini baya seviyorum ben, fikir almak için siz de bir bakın isterseniz, bir de güzel pandispanya tarifi var, onu ekliyorum:
bulutagaci.blogspot.com
0
kobuzchu kiz
(20.05.20)
@kobuzchu kiz - Çok güzel görünüyor. Teşekkür ederim.
0
🌸Gamzeofficier
(20.05.20)
etrafına rulokat ile duvar örülebilir ekstradan.
0
eksisozlugebirdahageldimbunickisectim
(20.05.20)
ganajjsız pasta olmaz, olursa da ona pasta denmez. tecrübesiz biri için uğraştırıcı olabilir ama eşini ağğdeta pastaneden alınmış bir pasta ile mutlu etmek istiyorsan pastanda ganaj kullanmalısın. ganaj trick'leri için sözlükteki başlığa bakabilirsin.
(bkz: ganahce)
0
Bruce
(20.05.20)
(7)

kasa toplamak

duyurukullanıcısı
render için laptop yerine kasa toplamaya karar verdim.marka bir sistem mi?toplama bir sistem mi?yoksa her parçasını başka yerden tedarik edip bir sistem toplamak mı daha mantıklı olur?marka sistemin avantajı garanti ve soğutma sorunlarının olmaması ama daha pahalı yani düşük sistem.hazır toplanmış s
render için laptop yerine kasa toplamaya karar verdim.

marka bir sistem mi?
toplama bir sistem mi?

yoksa her parçasını başka yerden tedarik edip bir sistem toplamak mı daha mantıklı olur?

marka sistemin avantajı garanti ve soğutma sorunlarının olmaması ama daha pahalı yani düşük sistem.

hazır toplanmış sistemlerde özellikler daha yüksek ama firmanın elde kalan parçalardan mı yaptığını bilmiyorsun.

kendim toplasam sadece parça garantisi ile uğraşırım birde vida, macun vs vs çeşitli aparatları bu ortamda elde etmek zor cidden.

nasıl düşünmek gerekiyor?

ekran kartı önemli benim için.
0
duyurukullanıcısı
(19.05.20)
bazı sitelerde parçaları siz seçiyorsunuz, isterseniz montaj hizmeti de veriyorlar galiba. o tarz bir şey düşünebilirsiniz.
0
fezagezgini
(19.05.20)
ben teknobiyotikten 2 kere hazır sistem aldım, sorun yaşamadım. hazır sistemler daha ucuza satılıyor, aynı bileşenleri toplama sihirbazından seçince daha pahalıya geliyor. sana bileşenlerin garanti belgelerini ve içinden çıkan aksesuarlarını gönderiyorlar zaten; elde kalan parçadan yapmak gibi bir riske bilinen markalar girmez. kaldı ki biraz uğraşsan bileşenler daha önce kullanılmış mı sıfır mı yazılımsal olarak anlayabilirsin.
0
Bruce
(19.05.20)
kayseri'de kurulmuş ve orta mahalle düz sokakta faaliyet gösteren ışık bilgisayar ve internet kafe gibi bir yerden almıyorsanız bu yazdıklarınızla ilgili biraz fazla hayıflanıyorsunuz.

tüm parçalar orjinal kullanılır ve sizin için kutusundan çıkarılır ve montajlanır. öyle elde kalan falan parça aman aman diyeyim.

hiç güvenmiyorsanız vatan'ın oem bölümüne gidin gözünüzün önünde toplasınlar. fiyatları da çok anormal değildir piyasaya göre.
0
ozdek
(19.05.20)
2 yıl önce inventus'tan aldım, toplattım. Ekran kartı ve ssd'yi ayrıca alıp kendim taktım. (gpu'yu amazon amerikadan getirttim, kargo vergi dahil daha ucuza gelmişti)

marka sistemde soğutma iyi demişsin de, o pek öyle değil ya. Sen git düzgün bi Noctua tower soğutucu al, i7 8700k'yı gayet soğutuyor mesela. Sıvı soğutmaya falan da gerek yok. (ha zaten sıvı kadar para veriyorsun o ayrı)

anakart + işlemci + power supply + kasa'Yı tek yerden alsan onlar toplar. Gerisini istersen kendin de takarsın.
0
nhk ni youkosu
(19.05.20)
teknobiyotik'in sitesinden bir kasa beğendim güvenilir mi bilmiyorum.

gerçi hepsiburada ve n11 hesaplarında yorumlar iyi ama sozlukte kotu.
0
🌸duyurukullanıcısı
(19.05.20)
ryzen alıyosun. x570 çipsetli anakart alıyosun. kendine çok iyi bakıyosun. öpüyosun.
0
alperz
(20.05.20)
parça önerisi haricinde soruya gelecek olursak: ben n11'den falan filan toparlayarak geçen ay bilgisayar yaptım kendime. hemen her şeyi farklı yerden aldım. ram n11'den işlemci hepsiburada'dan falansal.

parçaları belirle. hangisi nerede ucuzsa al. benim gibi mini itx kasa yapmıyorsan zaten bilgisayar toplamak iki vida sıkmaktan ibaret. vidalar falan hepsi parçalarla geliyor. bir tornavida bir masa yeterli.

macun mx-4 al geç. canavar gibi. soğutucuyu da arctic alırsan yanında geliyor zaten.
0
alperz
(20.05.20)
(7)

Küresel ısınmayla ilgilinen arkadaşlara soru

noluyo yaa
Ben şimdi en iyi ihtimalle 80 sene sonra ölecek biri olarak bunu neden umursamalıyım?Okuyorum, tamam efektleri şu bu, tamam nedenleri de bunlar bunlar. Çözüm için de X,Y,Z yapmamız gerek. Hepsini anladım, çok güzel.Ama bir kaynak da çıkıp senin hayatında şu değişecek demiyor (deniz kenarında oturan
Ben şimdi en iyi ihtimalle 80 sene sonra ölecek biri olarak bunu neden umursamalıyım?

Okuyorum, tamam efektleri şu bu, tamam nedenleri de bunlar bunlar. Çözüm için de X,Y,Z yapmamız gerek. Hepsini anladım, çok güzel.

Ama bir kaynak da çıkıp senin hayatında şu değişecek demiyor (deniz kenarında oturan insanlar hariç) veya ben bulamadım.

Şimdi ben benim hayatımda 10,20,30, 60 senede bir şeyler yaparsak neler olacağını ve yapmazsak neler olacağını gösteren bir kaynak bulamaz mıyım?
0
noluyo yaa
(19.05.20)
iki farklı düşünceden bahsediyorsun sanırım, ben öleceğim o yüzden sonuçlarına ben niye dikkat edeyim ki diyorsun. sonra da senin hayatına olacak etkisinden bahsediyorsun. ilkinin cevabı ayrı, ikincisi ayrı.

ilkinin cevabı: bunu umursamalısın çünkü sorumlusu sensin; kullandığın araba, deodorant, elektrik, kırmızı et bunların hepsi küresel ısınmayı hızlandıracak üretim düzeninden geçip önüne gelen şeyler. umumi tuvalete girip duvara işememe sebebin neyse bu da o olmalı.

ikincinin cevabı: küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinin yol açtığı sel baskınları, toplu yangınlar yaşadığın bölgeyi etkileyebilir. deniz seviyesinin yükselmesi tek sonuç değil yani. bunun haricinde beslenme ve sağlık üzerinde de etkileri bulunuyor.

zibilyon tane kaynak var google'da, en salağa anlatanından tut en bilimsel makalesine.
health2016.globalchange.gov
www.healthaffairs.org
www.nationalgeographic.com
www.globalchange.gov
climate.nasa.gov
0
Bruce
(19.05.20)
çünkü sen olmayacaksın ama çocukların olacak, torunların olacak.
insanlık devam ediyor sonuçta. bizim şu an geldiğimiz nokta da 1800'lü yıllarda sanayi devrimini başlatanlar.
ayrıca sence mayıs ayının ortasında 43 derece olması ile şu an sen iklim değişikliğinden etkilenmediğini mi sanıyorsun? antalyada her sene hortum ve sel olurken onlar bugün etkilenmiyor mu? avustralya 3 ay boyunca cayır cayır yandı, onlar da 80 sene sonra mı etkilenecekler?
0
halanne
(19.05.20)
@Bruce, nelerin yol açtığının farkındayım. Ama neden ben sorumluyum? Benim yaptığım şeyler beni veya çevremdekileri nasıl etkileyecek?

İkincisine verdiğin cevap içinse hiçbir kaynak bugün biz GHG'leri tamamen kessek bunların olmayacağını söylemiyor. Şimdi benim bugün yaptığım hareketin etkisini ben 50 yıl sonra mı göreceğim, yoksa seneye bitip gidecek mi? Etkisini 50 sene sonra göreceksem ben ne yapayım bu işi?

@halanne, çocuk torun vs istemiyorum. İnsanlığın illa devam etmesi gerektiğini de düşünmüyorum. Ben öldükten sonra isterse kıyamet kopsun insanlık bitsin, bana ne.

Ayrıca şu an etkisini hissetmiyorum demiyorum, ben bugün bir şey yaparsam bu etki yarın olmayacak mı diye soruyorum. Eğer benim davranışımı değiştirmem bana bir şey kazandırmayacaksa ve ben hala bunları yaşayacaksam neden davranışımı değiştireyim?
0
🌸noluyo yaa
(19.05.20)
e diyorum ya, umumi tuvaletin duvarına işeyip çıksan bi daha o tuvalete girmeyeceksin, senden sonra kim uğraşıyorsa uğraşsın. neden yapmıyorsun bunu onu düşün, küresel ısınma konusuna da aynı sebeple yaklaş diyorum.

insanlar bencil olmayı seçebilir, kimse seni küresel ısınmayı önemsemen için zorlayamaz. ortada bir bilinç ve sorumluluk meselesi var, bu sorumluluğu almak istemiyorsan istemiyorsundur; ne duymak istiyorsun ki bizden?
"dikkat edersem olumlu etkisini ben göreceksem ederim, ama yok olumlu etkisi ben öldükten sonrakilere fayda sağlayacaksa bana ne" diyorsan biz ne diyebiliriz ki.
0
Bruce
(19.05.20)
@Bruce, umumi tuvalet sorusunun cevabı basit. Çünkü hepimiz öyle yaparsak bu davranıştan hepimiz etkileneceğiz. Hepimiz temiz tuvalete girmek istediğimiz için birbirimizle cooperative game'de ceza korkusuyla dengeye geliyoruz ve çoğumuz bunu yapmıyoruz. Ama küresel ısınma da bu cooperative game yok (veya var mı yok mu anlamaya çalışıyorum diyelim). Eğer benim davranışım beni etkilemiyorsa, ben cezalandırılmıyorsam veya ödüllendirilmiyorsam kendim için en rahat olanını yaparım. Havuç sopa olayı. www.sciencedirect.com

Duymak istediğim benim yaşam tarzımın beni etkileyip etkilemeyeceği. Ben (veya genel olarak biz) davranışımı değiştirirsem ciddi anlamda 10-20 sene içinde bir değişim yaşayacak mıyız, yoksa önceki nesillerin yedikleri nanelerden mi etkileneceğiz hala?
0
🌸noluyo yaa
(19.05.20)
"Eğer benim davranışımı değiştirmem bana bir şey kazandırmayacaksa ve ben hala bunları yaşayacaksam neden davranışımı değiştireyim?"

Birey olarak ya kendinizi dünyanın merkezine yerleştirirsiniz ve doğayı size hizmet eden bir "uşak" olarak görürsünüz, ya da kendinizin gelip geçici olduğunuzu ve hem başka insanların (şimdiki veya gelecek nesil farketmez) hem de böceklerden bitkilere farklı canlıların da bu dünyada sizinle eşit hakları olduğunu düşünürsünüz. İnsan olarak tüm canlılarla aynı doğayı paylaşıyoruz. Davranışlarımız tek bir penguenin veya hiç tanımadığımız bir insanın bile canını yakıyorsa bu sorumsuzluk ve haksızlıktır. Şimdiki veya gelecek zaman farketmez.
0
fotrsapka
(19.05.20)
@fotrsapka, bu sizin düşünceniz. Ben öldükten sonra ne olduğu benim umurumda değil. Ayrıca hak dediğiniz şey tamamen uydurduğumuz bir şey, henüz var olmayan bir şeyin hakkı falan yok.

Ayrıca diyelim var, ben neden başkası üreyecek diye hayatımı değiştiriyorum? Onlar neden üremeyi bırakmıyor?
0
🌸noluyo yaa
(20.05.20)
(4)

Gezi Hesapları ve Blogları

put it in your appropriate place
Takip ettiğiniz geziler hakkında bilgi, ipucu veren gezi hesapları ve blogları var mı? instagram, Twitter, Youtube vb. fark etmez. Kaliteli, gerektiğinde başvuracağım site aramaktayım.İngilizce de olabilir.
Takip ettiğiniz geziler hakkında bilgi, ipucu veren gezi hesapları ve blogları var mı? instagram, Twitter, Youtube vb. fark etmez. Kaliteli, gerektiğinde başvuracağım site aramaktayım.

İngilizce de olabilir.
0
put it in your appropriate place
(19.05.20)
dunyayigezmek.com

www.youtube.com

www.youtube.com

Bir de Dostluk Karavanı vardı ama artık hiçbir şekilde ulaşılamıyor bölümlere TRT teliften dolayı engelliyor.
0
but that was just a dream
(19.05.20)
mutlu yillar sana
(19.05.20)
oitheblog.com
bayılıyom bu kızlara, hem eğlenceli hem de isabetli önerileri var. samimiyetsiz tourist trap şeyler yapmıyorlar, yapıyorlarsa da öyle olduğunu söylüyorlar.
0
Bruce
(19.05.20)
yırtık pantolon
0
m orak
(19.05.20)
(10)

Avrupa'da deniz kıyısı nereye gitsek

logisticsmanager
Selamlar,Simdi malum tatil zamani, tahminim avrupa haziran ortasi ab icinde sinirlari acar. Türkiye'ye gelecektim de o is yalan gibi, hem sinirlar açılacak mi belirsiz hem de ikinci dalga falan derken ülkeye dönmek riskli gibi.Simdi benim aklimda iki secenek var;Eger uygun oldugunu dusunursem ucakla
Selamlar,
Simdi malum tatil zamani, tahminim avrupa haziran ortasi ab icinde sinirlari acar. Türkiye'ye gelecektim de o is yalan gibi, hem sinirlar açılacak mi belirsiz hem de ikinci dalga falan derken ülkeye dönmek riskli gibi.

Simdi benim aklimda iki secenek var;
Eger uygun oldugunu dusunursem ucakla
Olmadi arabayla


Istedigim tarzda yerler bir nevi midilli gibi istiyorum, cok kalabalık olmayan sahil yeri. Yunanistan uzak kalacak araba dersem, aklimda ispanya ve İtalya var. Bu iki ülkede bana önerisi olan var mi?
Italya'da ozellikle Cagliari bölgesine baktim, tarihi ve deniz kismiyla ideal gibi duruyor.
Aklimda soyle 9-10 gun var
0
logisticsmanager
(18.05.20)
Hirvatistan iyi olur, hem adasi da var bir suru.
0
kuehles blondes
(18.05.20)
@kuehles blondes katiliyorum ama daha fransiz vatandaşı olmadigimdan ve hirvatistan Schengen bolgesi olmadigi icin...
0
🌸logisticsmanager
(18.05.20)
Ben de ayni seyi arastiriyordum, ofistekilerden gelen genel yorum Hirvatistan seklindeydi.

Italya demissiniz, Sardunya Adasi'na gitmistim orayi pek onermem.
0
crown
(18.05.20)
guney fransa da olabilir bana kalirsa.kalabalik durumunu bilemeyecegim.
0
fakyoras
(18.05.20)
(bkz: fuerteventura)
0
Bruce
(18.05.20)
Yeme icme islerini seviyorsan san sebastian- on numero yer - tabi ne durumdalar en ufak bi fikrim yok - ne zaman normallesme baslar vs.
0
euteamo
(18.05.20)
@crown sicilya adası dusunuyordum.

@fakyoras cogunlukla kalabalik ama pahalı da :) yani çok spesifik yer bulmak lazim orada.

@eauteamo aklimda ama ben akdenize bakan tarafda yer bakiyordum, san sebastian diger tarafa bakiyor. Ama yeme icme konusunda haklısın.

@bruce güzel bir seçenek gibi.
0
🌸logisticsmanager
(18.05.20)
@logistics manager
Oturma izni yetiyor. Ab vatandasligina gerek yok.
0
kuehles blondes
(18.05.20)
Costa Brava'ya bakabilirsiniz, harika koyları, gezmek için güzel köy ve kasabaları var, kültürlenmek için de Figueres'te Dali Müzesine gidebilir, Girona'nın sokaklarını gezebilirsiniz. Yemekler, şaraplar, insanlar güzel. Iki sene önce gitmiştik, keşke tekrar gidebilsem :(
0
gmzo
(18.05.20)
İspanya san Sebastian
Fransa da ise Biarritz (Capbreton) yada Narbonne Perpignan belki ilginizi çekebilir
0
retarder
(19.05.20)
(7)

İş bulma, işe alma süreçleri hk gelin toplaşıp kafa yoralım.

erty_ksk
Bu ülkede bir çok yanlış giden şey gibi işe alım iş arama ve bulma süreçlerinin de hatalı yönetildiğini, savsaklandığını ve gerekli değerlendirmelerin yapılmadığını dahası işsiz kalınan sürelerin çokluğu sebebi ile beyaz/mavi yaka herkesin mağdur edildiğini düşünüyorum. Tüm bunların önüne geçebilece
Bu ülkede bir çok yanlış giden şey gibi işe alım iş arama ve bulma süreçlerinin de hatalı yönetildiğini, savsaklandığını ve gerekli değerlendirmelerin yapılmadığını dahası işsiz kalınan sürelerin çokluğu sebebi ile beyaz/mavi yaka herkesin mağdur edildiğini düşünüyorum.

Tüm bunların önüne geçebileceğimiz, iş arayanların kendilerini daha net ifade edebildiği, şirketlerin bu süreçleri minimuma indirgediği bir yapı tasarlayabilir miyiz?

Bu sürece dahil olmak isteyen benim de fikrim/katkım olabilir diyen ya da ben merak ediyorum görmek istiyorum ne yaptığınızı veyahut ben ik'cıyım ben size şirketler içindeki işleyişi anlatabilirim diyen varsa bir grup olup bunu birlikte yapabiliriz.

Yeni bir yapı kurabilirsek işe alım sürecini hızlandırıp daha çok insana iş imkanı sunabilirsek değer yaratabiliriz. Başaramamamız halinde bir farkındalık yaratsak bile kafi.

Duyuru Ailesine güveniyorum, Hadi gelin birlikte bu konuda bir şeyler üretmeye çabalayalım.


Aramıza katılmak istemeyenlerden de bir ricamız var :)
Aşağıdaki 3 soruya kısaca cevap verebilirseniz müthiş bir destek sağlamış olursunuz.


Son iş arama deneyiminizi dikkate alarak;

1- İş arama döneminizde kaç şirkete başvuru yaptınız kaçı dönüş yaptı (yaklaşık rakamlar vermenizi kariyer.net vb sitelerden yaptığınız başvuruların da sayılmasını rica ederim.)

2- Kaç şirketle 2 ve daha fazla kez görüşme fırsatınız oldu,

3-İşe girene kadar geçirdiğiniz işsizlik süresi ne kadardır.

------

Kendim için cevap vermem gerekirse örnek olması açısından,

1- 30 başvuru / 10 dönüş
2- 3 şirket
3- 2,5 ay


Katılımınız için teşekkürler.
0
erty_ksk
(18.05.20)
sözlükte insan kaynakları başlığına yazdığım bir şey vardı. bir okuyun..

2004'de yazmışım.. 2 tane olacak..

böyle bir yapı kuramazsınız hayalleri bırakalım.

soruya cevap olarak da tek cevabım olacak.

sanırım 2 sene oldu/olacak ülkemde hala işsizim.

ayrıca içinde bulunduğumuz zamanın da ne yazık ki farkında olmak lazım. pandemi var. şu an bir iş teklifi bile alabiliyorsanız kendinizi çok şanslı sayın.

bu işlere normalleşme bittikten sonra bakmak lazım şu an evde yatıp güç toplama zamanı.

iş arayarak kendi sağlığınızı tehlikeye atmayın çünkü iş yok piyasada.. ilan görüyorsanız da yalan hepsi. herkes işini koruma derdinde ki buna ik'cılar da dahil o yüzden yalan yere ilan vermeye hatta görüşmeye devam ediyorlar.
0
ozdek
(18.05.20)
1-) 45, 3 (sektörümdekü bütün firmalar toplam 45 adet )
2-) 0
3-) 2 yıl

bu iş için çözümüm ik sektörünü ateşe verip ortadan kaldırmak ve işe alım departmanlarını işin içindeki insanların vakit ayırıp yönetmesi. bir tane iq'su 10 üzerinde ik'cıya denk gelmedim, memur gibi ezberlemişler kağıtların fotokopilerini çekmişler şu sınava girin, bu belgeyi doldurun, şunu yapın ee? adam işe 10 takla atttırabilecek kabiliyette ama bu beceriksizler yüzünden kendini gösteremeden eleniyor.
0
nahtoderfahrung
(18.05.20)
katılmak isterdim ama ne yazık ki ben 4 yıldır iş hayatında çalışan ve sadece tek bir şirket sektör görmüş biri olarak (çok yanılıyor olabilirim bu durumda) çok umutsuzum bu ülkedeki iş hayatının işleyişi ve ahlaklılığı ile ilgili. elbette buna iş arama süreci de dahil. böyle bir yapı kurmak için insanları değiştirmek gerekiyor her şeyden önce ki bu pek mümkün gözükmüyor mevcut durumda.

bu arada genelleme sevmiyorum ama ikcıların %99u ne yazık ki yaptığı işi asla bilmeden yapan boş insanlar.

1/ net hatırlamamakla birlikte 5,6 başvuru /3 geri dönüş
2/2 şirket
3/ 3,4 ay
ben doğru bir örnek değilim ama şansıma kısa zamanda aslında benim için çok yanlış bir sektör ve şirkette olsa iş buldum ve çok zorlu dönemlerden geçtim. 4. yılımdayım ve ayrılmayı planlıyorum.
0
tuborg yesili
(18.05.20)
önce sorulara cevap vereyim:
işe gireli 10 sene bitecek eylül'de. işe başlayana kadar bir tek şu an çalıştığım yer dönmüştü (yeni mezundum), sadece burayla 2 kere görüştüm. başvurduklarımı saymadım :) işe başladıktan sonra arayan firmalar oldu ama görüşmeyi kabul etmedim. burada deneyim kazandıktan sonra rakiplerden isteyenler oldu, onları da reddettim. mezun olduktan 1-1,5 ay sonra şimdi çalıştığım yerle anlaştık, ondan sona 3-4 haftaya işe başladım. sene 2010.

bir süre ekip arkadaşı arayışımız oldu, yani iş arayandan çok işveren konumundayım son zamanlarda. destek vermek isterim.

biz bir kişi seçecektik, ama gerçekten görüşmeye gelenler yeni mezun pırıl pırıl çocuklardı, elediğimiz için üzülüyorum.
0
pati
(18.05.20)
1- 100 dem fazla
2- 1
3- 8 ay
0
mekaniker
(18.05.20)
1-Sayisiz basvuru
2- cok fazla donus ve cok sacma gorusmeler
3- 4 ay
0
passive aggressive
(18.05.20)
1-10 tane falan yapmışımdır, 3'ü döndü.
2-1 tanesiyle 2 kere görüştüm diğerlerinin mülakatına gitmedim.
3-iş hayatına girdikten sonra hiç işsiz kalmadım, iş işte aranır. yukarıdaki iş arama sürecim sırasında şimdiki işimde çalışıyordum, iş aradığımı öğrendikleri için zam yaptılar ve kariyer imkanı sundular, gitmekten vazgeçtim. hala 2 kere görüştüğüm şirketin teklif ettiği kadar almıyorum ama farklı artıları için kabul ettim kalmayı.

öyle bir yapı kuramazsın cümlesine +1 vermeden geçemedim.
0
Bruce
(18.05.20)
(5)

Aradığımız her Türkçe kitabı e-kitap halinde bulabilir miyiz?

tül perde
sb. Ve hangi model e-kitap okuyucuyu önerirsiniz?
sb.

Ve hangi model e-kitap okuyucuyu önerirsiniz?
0
tül perde
(17.05.20)
hayır. meritokrasi ve hattusa araştırın ne bulunuyor ne bulunmuyor bir fikriniz olsun.

kindle paperwhite serisi.
0
ozdek
(17.05.20)
elbette bulamazsınız.
0
pearson
(17.05.20)
Beleşini bırak, ücretli e-kitap halini bile bulamayabiliyorsun. Sürekli son çıkan Türkçe kitapları okuyorum diyorsan tatmin etmeyebilir.
0
Bruce
(17.05.20)
türkiye'de e-kitabın durumu ile ilgili 2018'e ait röportaj(lar)
journo.com.tr


son 2 yılda pek bir şey değişmedi. cosmicstring'in dediği gibi pdf olanlar da bir işe yaramıyor pek.
0
savidan
(17.05.20)
Duyurud bir yazarın tavsiyesiyke obo Clara aldım ve çok memnunum. Can Yayınları, YKY ve Kırmızıkedinin çoğu kitabı ekitap olarak satılıyor. Kitap indirilen sitelerde, kitapları tarattıkları için yazım hatası olabiliyor.

E-kitap okuyucular pahalı olduğu için sektör yakın zamanda buna yönelmeyecek gibi.
0
kaset
(18.05.20)
(10)

no country for old men

yetkili birine benzeyen abi
filmi dün izledim. zamanında bu kadar oscar almasına şaşırdım.daha derinlikli, felsefi, toplumsal sorunlara değinen bir film sanıyordum.uyuşturucu kaçakçılığı ekseninde gelişen bir mafya filmi çıktı. sıradan bir kovalama hikayesi.sözlük'teki yorumları da okudum. benim kaçırdığım bişey mi var, oyuncu
filmi dün izledim. zamanında bu kadar oscar almasına şaşırdım.
daha derinlikli, felsefi, toplumsal sorunlara değinen bir film sanıyordum.
uyuşturucu kaçakçılığı ekseninde gelişen bir mafya filmi çıktı. sıradan bir kovalama hikayesi.
sözlük'teki yorumları da okudum. benim kaçırdığım bişey mi var, oyunculukların iyi olması dışında?
0
yetkili birine benzeyen abi
(17.05.20)
"Uyuşturucu kaçakçılığı ekseninde gelişen bir mafya filmi" yorumu, filmin en üst/yüzeysel katmanı. Filmin neden çok iyi olduğunun uzun uzadıya bir yorumu yapılabilir ama eminim internette zaten vardır. İyice araştır derim.
0
fobfilm
(17.05.20)
Aynen ben de senin gibi düşünüyorum. İzlemeden önce adından herhalde derinlikli mesajlar filan vardır diye düşünüyordum alakası yokmuş. Ya da ben göremedim. Tekniğine bir şey diyemem o konu çok hakim olduğum bir alan değil ama bence 4 Oscar da alacak kadar iyi değil valla. Nedense aklımda elinde tüple dolaşan psikopat bir Javier bırakmaktan öteye gidemedi. Zevk meselesi tabi bir de, seveni de çok. Önce kitabı yutup sonra filmi çok beğenen de var. Değişik.
0
Amaranta ursula
(17.05.20)
Ben de sana katılıyorum gram etki bırakmayan balon bi film
0
garavel
(17.05.20)
Bu filmde gay ilişki yok muydu? Yanlış mı hatırlıyorum ? O yüzden oscar aldı gibi kalmış aklımda
0
oldumusimdi
(17.05.20)
Amerikanın toplumsal sorunu, felsefesi sosyolojisi avrupa'dan hayli farklı; hele ki bunların sinemaya aktarılış şekli çok daha farklı. Senin filmde görmek için aradığın tarz sanırım Avrupa sineması tarzı. "sanat filmi" dediğimiz, derinlikli ve anlatmak istediği şeyler olan filmler yani. ABD alternatif sinemasında ise işler daha farklı yürüyor.

No country for old men'in değindiği toplumsal sorunlar, vermek istediği mesaj bizim bildiğimiz sorunlar değil. Veriş şekli de bizim anlayış şeklimiz gibi değil. Teksas'ta yaşıyor olsaydık daha vurucu gelecekti film bize muhtemelen. Abd-meksika-göçmenlik-uyuşturucu-bireyselcilik-yoksulluk-kanunsuzluk keywordleri üzerinden bir sonuca varmışsındır zaten diye düşünüyorum. Fazlası da yok zaten ama fazlasını amaçlamıyor zaten film.

ABD bağımsız sineması da dahil olmak üzere, çekilen "kaliteli" filmlerin ekseni bildiğimiz sanat filmi işlerinden farklı. İyi ya da kötü diyemem ama farklı. Bana da çok hitap etmez mesela, son yıllarda izlediğim en güzel film olan captain fantastic bile sinemaya sanat açısından bakınca "ortalama üstü" bir film gibi geliyor. Kaldı ki captain fantastic normal bir abd filmine göre çok fazla göstere göstere toplumsal, politik ve felsefi anlatım kaygısı güdüyor. Ama alıştığımız "sanat filmi" kompleksliğinde değil.

Bence bunun sebebi izlenebilirlik kaygısı. Anlamak için beyin patlattığımız caché toplumsal mesajını verirken izlenmesi zor bir hal alıyor. ABD sineması bundan kaçıyor ya da ülkedeki film kültürü farklı işliyor diyelim; her yönetmen bunu ne maksatla yapıyor bilemeyiz. Ama hakim yaklaşım, bir şeyler anlatma derdi olan filmlerin anlatımını daha bireysel yaklaşım ve tecrübe üzerinden, karakter duygusunu ve temposunu yansıtmak üzerine kurması. Tarzı avrupa sinemasına daha yakın diyebileceğimiz denis villenueve bile incendies ile geldiği noktadan blockbuster olacak dune çekmeye evrildi. Sicario taş gibi "derdi olan" bir filmdir ama bunu tempoyla yapar, silahla yapar, fbi-kartel çatışması gibi beylik temalar üzerinden yapar ki izlenebilsin. Öte yandan karakter gelişimi ya da anlatımı öyle kuvvetlidir ki filmin içine girersin.

Avrupa sineması ise seni bile isteye filmin içinden çıkarır, helikoptere bindirir, günlük hayatında görmediğin bir açıdan, tepeden baktırır. Her şeyi daha bütün görürsün ama bakacak çok şey vardır, nereye bakacağını bilmiyorsan dağılır gidersin. İzlemesi daha zordur ama alışan ya da bilen için daha doyurucudur.
0
Bruce
(17.05.20)
bir filmin güzel olması, ödül alması vb. izleyicinin beğenisine göre belirlenmiyor. jüri üyeleri "abi ne film yapmışlar be" demiyorlar yani. tamamen teknik konular ele alınarak (ve tabii seyir keyfi de göz önünde bulundurularak) değerlendirme yapılıyor.

no country for old men ile ilgili incelemeler fazlasıyla var internette. bu filmde önemli olan senaryo. filmi kavrayabilmek için en başta coen kardeşlerin yüzyıllardır gelen klasik kahraman anlatısını nasıl bozduğunu bilmek gerek. aldığı oscarları hak eden bir film kanımca. ha ben olsaydım there will be blood filmine verirdim hepsini, orası ayrı.

edit: ayrıca, tek kriterler senaryo ve oyunculuk da değil. bunların dışında görsel efekt, ışık, montaj, ses kurgusu, oyuncu yönetimi vb. pek çok kriter var. sinemayı sinema yapan her şey hesaba katılıyor yani.
0
lesmiserables
(17.05.20)
Javier Bardem'in oyunculuğu çok üst seviyeydi.
0
kanlakarisikyagmur
(17.05.20)
aynı yıl gösterime giren "there will be blood" her yönüyle bu filmden daha iyiydi ama akademideki moruklar böyle bir seçim yaptı işte.
0
ben de hayal kurmak istiyorum
(17.05.20)
Mükemmel bir film bence. Acayip bir gerilimi var. Klasik sinema anlayışından biraz farklı bir kafada. Beğenmeyenler bu yüzden beğenmiyor olabilir.
0
juninho77
(17.05.20)
@fobfilm senin yorumun ne? ben internetteki yorumları değil, buradaki insanların yorumlarını önemsiyorum.

@bruce çok güzel özetlemişsin. burada aslında derdim avrupa sineması veya sanat filmleriyle kıyaslamak değildi.
filmde bir derinlik, bir mesaj göremedim. yani onu en iyi film yapan ne, bunu anlayamadım.
sadece oscar da değil, avrupa'da da birçok festivalden ödülle dönmüş.
o yılın adaylarına baktım, there will be blood gibi kült bir film var. kesinlikle bu filmden açık ara önde bir film. hikayesiyle, alt metinleriyle, göndermeleriyle...

@lesmiserables tabii ki izleyenin keyfine göre vermiyorlar. ama dediğin kategorilerin hepsi oscar'larda ayrı bir kategori.
ben de oyunculuğu, yönetmenliği vs. bunun dışında tutuyorum zaten.
bir filmin best motion picture seçilmesi için iyi de bir hikayesi veya senaryosu olmalı galiba diye düşünüyorum.
sinemayı sinema yapan her şey hesaba katılsaydı there will be blood alırdı herhalde :)
0
🌸yetkili birine benzeyen abi
(17.05.20)
(7)

Bu hangi zaman

yeliz adeley
Biraz önce burada da yazıldığını gördüm genelde konuşulduğuna şahit oluyorumYapıyor olacağım Ekliyor olacağımGeniş zaman 3. Tekil artı gelecek zaman birinci tekilBu neyin kafası. Yeni bi şey değil mi bu önceden yoktu.
Biraz önce burada da yazıldığını gördüm genelde konuşulduğuna şahit oluyorum

Yapıyor olacağım


Ekliyor olacağım

Geniş zaman 3. Tekil artı gelecek zaman birinci tekil

Bu neyin kafası. Yeni bi şey değil mi bu önceden yoktu.
0
yeliz adeley
(17.05.20)
Kurumsal dilde sıkça kullanılır
0
Kahir ekseriyet
(17.05.20)
ingilizce'deki "will be verb+ing" kalibinin turkce'ye uyarlamasi. plaza dili ve yanlis bir kullanim.
0
in vino veritas
(17.05.20)
Bu plaza dili ve nefret ediyorum bundan.
0
bradshaw
(17.05.20)
Türkçe'de yanlış bir kullanım ancak "plaza dilinde" bir fonksiyonu var; en azından benim kullanım niyetim şu.

Ben bunu özellikle dış müşteriyle konuşurken, ekstra kibarlık göstermem herkeen durumlarda kullanıyorum. Yapmam gereken bir rapor var diyelim, bugüne istiyorlar ancak yetiştiremem. Bunu yarın yapacağımı
"Ayşe hanım merhaba;

Bahsetmiş olduğunuz raporla bugünkü iş yoğunluğum sebebiyle ilgilenmem ne yazık ki mümkün değil. Yarın gün içerisinde size göndereceğim"

Buradaki "göndereceğim" dil bilgisi açısından doğru yapı ancak bana "baştan savma" ve "kibar olmayan" bir izlenim kazandırıyor gibi geliyor.
Onun yerine
"yarın gün içerisinde size gönderiyor olacağım" diyince hem daha kibar ve mahcup bir dil kullanmış oluyorum hem de "bu görevi bitirmenin sizin için önemini anlıyorum ve bunun sorumluluğunu sahiplendim, yarın ne kadar yoğun olursam olayım gün içerisinde bir zaman yaratıp göndereceğim" anlamını vermiş oluyorum.

Herkes bu şekilde kullanıyor mu bilmem ama benim için bir fonksiyonu var bu yapının. Ha, çok mu önemli? Tabii ki değil ama ben mail adabı işine biraz fazla takık olduğum için böyle nüanslara dikkat etmeyi seviyorum.

Daha genel bakacak olursam, eğer benim kullandığım şekli dile bir fonksiyon katıyorsa ve dili yozlaştırmıyorsa(yabancı kelime yok mesela) bence bu "bozukluk" dili geliştiren bir şeydir. Neticede dilin zenginliği fonksiyon çokluğundan ileri gelir. Filoloji okumuş biri ve dilin kullanımı ve yazım-imla konularına gerekli hassasiyeti gösterdiğini düşünen biri olarak bu konuya yaklaşımım böyle. Ama tabii bu ayrı bir başlığın konusu. Niye bunu açıklamak zorunda hissettim? Çünkü plaza dili kullanmaktan kaçınan biriyim normalde, ama bu durum özelinde söyleyeceklerim vardı. Bana bu şansı verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

Saygılarımla,
Bruce
0
Bruce
(17.05.20)
@bruce

Sana o kullanımın öyle bi hissiyat yarattığını söylemişsin ama bana hiç o duyguları vermedi. Yarın göndereceğim ile Yarın gönderiyor olacağım arasındaki fark ikincisinin tiksinç olması bana göre. Mahcubiyeti farklı şekilde ifade etmek lazım diye düşünüyorum. Saygılarımla.
0
Kahir ekseriyet
(18.05.20)
@in vino +1

onbeş yıldan fazlası vardır, eski epostaları çıkarıp gösterebilirim. gençlikte ben de kullandım bir kaç kez yalan yok. o zaman da iticiydi, şimdi de öyle ama azalarak bitmediğine göre bir kitlesi var ve yer edindi yapacak b'şey yok.
0
engelbert humperdinck
(18.05.20)
bruce -1


yarın gün içerisinde göndereceğim yerine (ki bence bir falsosu yok), yarın tarafınıza ileteceğim belki bir alternatif olabilir. sizin dediğiniz hissiyatı ben de alamadım.

ben daha çok facebook gibi platformlarda alışveriş,ev arkadaşı gibi gönderilerde, "dm kutuma bakıyor olacağım" kullanımını görüyorum. beni rahatsız etse de bruce'un kullanımından bir tık daha kabul edilebilir geliyor.
0
fezagezgini
(18.05.20)
(10)

insanlar benle konuşmayı neden kesiyor

bez çanta
kötü niyetli değilim, kimsenin kalbini kırmamaya çalışır ve nazik davranmaya özen gösteririm. prensip olarak herkesin alanlarına saygı duyuyorum. anlayamadığım şey, çevremde bazı insanların benle iletişimlerini net bir şekilde aniden sonlandırmaları. bahsettiklerim dünyanın en iyi arkadaşları olmasa
kötü niyetli değilim, kimsenin kalbini kırmamaya çalışır ve nazik davranmaya özen gösteririm. prensip olarak herkesin alanlarına saygı duyuyorum. anlayamadığım şey, çevremde bazı insanların benle iletişimlerini net bir şekilde aniden sonlandırmaları. bahsettiklerim dünyanın en iyi arkadaşları olmasalar da, bu durum zaman zaman aklıma gelince üzülüyorum ve anlam veremiyorum.

neden böyle oluyor? farkında olmadan kırıcı mı davrandım diye çok düşünsem de yanıt bulamıyorum. belki de buna üzülmemem gerek fakat arada aklıma takılıyor işte.

size de böyle şeyler olur mu? nasıl hissedersiniz?
0
bez çanta
(17.05.20)
Sorun sizde olmayabilir. İnsanlar belirli bir yaştan sonra tanıştıkları kişilerle çok yakın olamıyorlar, sık iletişim kurmuyorlar. İş değişimi, il değişimi, evlenme, depresyon vb de aradaki bağları zayıflatıp koparabiliyor.
Kimse açıkça "bundan sonra görüşmeyelim" demedikçe iletişimi net bir şekilde sonlandırmış olmaz.
Değer verdiğiniz insanlar arayıp sormasa da siz arada hal hatır sorun.
0
ganbatte
(17.05.20)
eğlenceli değilsindir.
0
mutlu yillar sana
(17.05.20)
Sorun sizde değil bence çünkü benimde başıma geliyor ve genelde beni sarmayan insanlarla bende konuşmuyorum onlar da çok konuşmuyor benim konuşmamamın sebebi paylaşabileceğim bişeyin olmaması ve onların da benim yaptığım başardığım yada konuşmak istediğim alanlarda yetkin ve bilgili olmamaları bu sebepten muhabbet dönmüyor en basidi çevremde oyun oynayan biri bile yok yani girer eğlenir muhabbet edersin öyle bile yok yani ..
0
madurumdamadurum
(17.05.20)
Senden elektrik almıyorlar, sohbetin çekici gelmiyor yada yaptığın konuştuğun şeyler insanları senden uzaklaştırıyor. Ofis de biri vardı erkek erkeğe ne konuşursak kadınlara yalakalık olsun diye anlatıyor tabi böyle olunca kimse onunla öğlen yemeğe aksam iş çıkışı yada hafta sonu etkinliklere çağırmıyor neden? Kimse sözlesmedi dislamadi ama arkadaşlık yapmak istemiyor.

Bir değil bir çok iş okul sosyal çevreniniz de durum böyleyse sorun sizde kendinizi kandırmayın. Samimi olun gerekirse samimi insanlardan nerde hata yaptığınızı yada onlara ters gelen şeyleri izah etmesini isteyin.

Örneğin iş çevresi; bir kaç kişi var, katiyen yardımcı olmak gibi dertleri yok, ben herkese seve seve yardımcı olurum nazım herkese geçer, onlar bana kiyak gecer bazen , bazende ben onlara hep samimiyet yardımcı olma bunlar sosyalleşme ile geliyor ve iş okul yaşamı dışına taşıyor.


Tavsiyem dışardan birinin tavsiyesi sizi tanıyan. Bıçak sırtı gibi bütün çevren senden kaçamaz.
0
Fritz-X
(17.05.20)
bir arkadaşım vardı. ortak arkadaşlarımız çok. hemcinsim. hastalandı, hastaneye ziyaretine gittim. doğumgününde sürpriz olsun diye işyerine hediye yolladım. bir dönem beraber çalışmıştık. arkadaş ortamlarında muhabbet fena olmuyordu.
neyse, bir gün beraber akşam cafede oturduk. aya bayılazaam, hiç konuşacak şey bulamadık. durup durup "ee nası gidiyor yaa" falan dedik, tanıdığımız insanlar hakkında konuştuk ve kimse kalmadı. bunaldık.
ama ortak arkadaşlarımız olduğunda gayet iyi gidiyordu muhabbet. ikimiz yalnız olduğumuzda konu bulamadık.

o gun anladım durumu. samimi arkadaş olmak için çok nedenimiz vardı ama sarmadı muhabbetimiz. neden hâlâ bilmiyorum.

bunun yanında, samimi arkadaş olmak, yani başına bir şey geldiğinde anlatmak için o kişiyi aramak isteme seviyesine gelmek zor. işyerinde selamlaştığım, odama geldiğinde kahve ısmarladığım çok kişi var. ama iş arkadaşı olup da sonradan samimi olduğum kişi çok azdır. iş, kurs, sosyal ortamlar falan, hepsinden 1-2 kişi anca dost oluyor.

birçok kişiye telefon numaranı vermişsindir, bazılarıyla konuşmuşsundur, ama konuşmayı ilerletmek için apayrı bir sinerji gerekiyor. aşk gibi bu, arkadaşlık da nedensiz şeylere bağlı. ne insanlarla karşılaşırsın, şartlar uygundur, ama aşık olamazsın, o hesap.
hayat, insanları eleyerek, birilerini daha ön plana koyarak devam ediyor. ama senin unuttuğun insanlar kötü demek değil. birileri seni aramayı unutuyorsa bu da seni kötü kılmıyor. uyuşmamak. tam nedeni bu. seni arama ihtiyacı hissetmemelerinin sebebi belki de yok. bu sebepsizlik varsa, samimi olamazsın zaten.

bütün bunların yanında, şu an bile kapısını çalıp içeri girebileceğim samimiyette olduğum kişileri düşünüyorum da, mesela en samimi dostlarımdan biri ile, tesadüfen tanıştık. iş için sadece bir imzası gerekiyordu, gittim, ayak üstü konuştuk. birden ısındık. kardeşim gibidir. neden onunla bu kadar samimi olduk? ortak noktalarımız mı çoktu? hayır. hayatlarımız birbirine çok benzemiyor bile. ama bunun da mantıklı bir sebebi yok.

hasılı, hayat ilerliyor ve birileri geride kalıyor, birileri seninle yanyana gidiyor.
0
lovemyself
(17.05.20)
yavaş yavaş soğutuyorlar kısa cevapla vs. diyorsan o zaman seninle arkadaşlık yapmaktan artık zevk almıyorlar denebilir.
ya da; aniden sonlandırmak derken, bişey diyorsun cevap vermiyorlar mı? o zaman senden "kaçmaları" için bir sebepleri olmalı, bunu sadece ilgi çekici olmamakla açıklayamayız bence.

insanlarla sohbeti kesmek için kırıcı olmalarına gerek yok. aksine, özellikle sohbet etmekten keyif alınanlar haricindekilerle sohbet edilmemesi normal olan bence. senin sohbetinden, arkadaşlığından keyif almıyorlar muhtemelen. ya da kendinle ilgili fark edemediğin bir "garipliğin" olabilir, bunu o konuşmayı kesenlere sorabilirsen daha gerçek cevaplar alırsın muhtemelen.

ben o sohbeti kesen tarafta oluyorum genelde, birileriyle düzenli bir arkadaşlık ilişkisi yürütmek kolay bişey değil bence. yürütebildiğim arkadaşlarımla olan iletişim şeklim ise 1 ay konuşmayıp konuşacak bir şey olunca konuşmak ya da buluşmak üzerine. bazıları ise sürekli konuşmak istiyor, o tiplerle çok arkadaş olamıyorum. var öyle bir tane mesela, onun en yakın arkadaşı benim ve konuşmayı paylaşmayı çok seven bir tip; çoğu zaman darlanıyorum. çok sevdiğim bir insan olmasa senin başına gelen gibi pat diye kesmiştim iletişimi. onun da bana bir zararı kötülü yok, aksine yardımseverdir ve vakit geçirmeyi de severim. ama her zaman ya da her şartta değil. sen de böyleysen ve seni de "çekmek" istemiyorlarsa ve bunu yüzüne söylemek istemiyorlarsa pat diye kesiyor olabilirler görüşmeyi.

bana da oluyor bu tabii. hatta biri vardı duyurudan, güzel sohbet ediyorduk. bir gün mesajıma cevap vermedi, ben de üstelemedim. sonra o da bi daha yazmadı. 1,5 sene falan konuşmadık bi daha. sonra geçenlerde yine mesaj attı buradan, yine sohbet ettik kaldığımız yerden -ki gayet keyifliydi, özlemişim konuşmayı demişti- 3-5 gün konuştuk, sonra yine cevap atmadı. ben mesela empati yapabiliyorum o insanla, benimle ilgili ya da kendiyle ilgili olması fark etmiyor, canı konuşmak istemiyor demek ki diyorum.

hatta bana şey oluyor, bazen bu cevap vermeme durumu geçici oluyor, sonra konuşmak istiyorsun; bakıyorsun 10 gün olmuş. utanıyor insan bir daha yazmaya, böyle kopup giden ama aslında konuşsak iyi olurdu dediğim arkadaşlarım da var. bunun çok kibarca bir hareket olmadığını biliyorum ama yeri geliyor kimseyle konuşmak istemiyorsun, yeri geliyor o insan sana resmen "batıyor".
0
Bruce
(17.05.20)
ganbatte +1 birebir katiliyorum. Genelde diyalogu kesen tarafim.
0
tunaktunaktun
(17.05.20)
Buraya yazmadığın ek bişiler olabilir mi?

Mesela fazla pasif misin? Fazla mı kontrolcüsün? Belki de biraz kıskançık hissediyordur karşı taraf. Durduk yere insanlar iletişimi kesmez yoksa :)
0
superfluid
(17.05.20)
superfluid, çevreden cevreye değişiyor yukarda bir arkadaşın bahsettiği gibi. bu durumla daha çok karşılaştığım grup dinamiklerine göre biraz mesafeli kalıyorum ve beklentileri aksi yönde anlaşılan. çözebildiğim kadarıyla durum bu :)
0
🌸bez çanta
(17.05.20)
@bez çanta o zaman etrafındaki insanları bi gözden geçir, çok çıkarcı bi kesim gibi gözüküyor öyleyse :) Her zaman doğru insanlar etrafımızda olmuyor maalesef. Bazen de bizim kalkıp gidip arayıp bulmamız gerekiyor, bilmiyorum o çabada mısın ama :)
0
superfluid
(17.05.20)
(3)

alkollü bir kokteyl?

bohr atom modeli
bir filmde gördüm, şampanya bardağının içine yumurta kırıp üstüne şampanyayı döküp içiyor. internette bulamadım ama var mı böyle bir şey acaba?
bir filmde gördüm, şampanya bardağının içine yumurta kırıp üstüne şampanyayı döküp içiyor. internette bulamadım ama var mı böyle bir şey acaba?
0
bohr atom modeli
(16.05.20)
www.chowhound.com
www.absolutdrinks.com
bunlardan birinde bulursun gibi duruyor.
0
Bruce
(16.05.20)
Egg nogg var ama viski ile uapiliyor. Ama her turlu igrenc ikisi de

www.google.com
0
exlibris
(16.05.20)
Royal gin fizz bence.

Yumurta akı zaten birçok kokteylde kullanılıyor. Kokteyl barlarda menünün yarısında vardır belki.
0
buf-e kür
(16.05.20)
(14)

anneniz babaniz nasil evlenmis ve simdiki durumlari

bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
birbirleriyle sevgili olduktan sonra mi, gorucu usulu tanisip bir iki gorusmeden sonra mi, uzaktan akrabalik iliskileriyle kucuk yerlerde hemen birbirleriyle evlendirilmeleri ile mi? nasil evlenmisler ve sizce evlilik nasil gidiyor / gitti? geriye donup baktiklarinda birbirlerini bir hata olarak gor
birbirleriyle sevgili olduktan sonra mi, gorucu usulu tanisip bir iki gorusmeden sonra mi, uzaktan akrabalik iliskileriyle kucuk yerlerde hemen birbirleriyle evlendirilmeleri ile mi? nasil evlenmisler ve sizce evlilik nasil gidiyor / gitti? geriye donup baktiklarinda birbirlerini bir hata olarak goruyorlar midir? ya da belli etmeseler de birbirleriyle olmadan yapamazlar mi? ya da cok guzel bir iliskileri mi var? evet, buyrun sohbete.
0
bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
(15.05.20)
sevgililermis 4 yil nisanlilik sonrasi da evlenmisler. hep didisirler ama oyle kavga gurultu gibi degil sitcom tadinda genelde :) gecenlerde annem bi keresinde 1 haftaligina anneannemin yanina gitmis babam evde tek kalmis. annemi arayip ne zaman geliyosun artik kör oldum eve dön filan diyormus :) ask sevgi biter mi bilmem de galiba bitmiyor :)
0
in vino veritas
(15.05.20)
Bizimkiler uzaktan akrabalık ilişkileri ile küçük yerde görücü usulü evlenmişler. Evlilikleri de normal bir evlilik. Ayrılığı boşanmayı ikisi de düşünmez istemez. Didişmeler oluyor tabi ama birbirleri olmadan yapamazlar sanırım.
0
Amaranta ursula
(15.05.20)
Annemin tarafı dönemine göre oldukça ileri görüşlü insanlarmış. Bütün kardeşler kendi istedikleri sevgilileri ile evlenmiş. Ama gel gör ki bütün kardeşler ayrı bir fiyasko eş seçiminde. Boşananlar neyse de, evli kalanlar da mutlu değiller. Annemse boşananlar arasında. Çok samimi söylemek istiyorum kadın tam bir hata bombası aşk hayatında. Kendi de kabul ediyor. Bence güzel bir evlilik hayatı görücülüğe de aşka da bağlı değil, kişilere bağlı.
0
kedili bisiler
(15.05.20)
babamın kuzeni annemin karşı komşuyla evleniyor. babam gidip gelirken görüyor annemi istiyor. annem çok güzel bir kadın babam ortalama bi tip, annemin çok talibi olduğu için kötü kalkıkmış biraz kimseye yüz vermiyormuş, babası da dedem için "babasını tanırım iyi adamdır" diyip babamla evlenmesini istemiş. babam o zamanlar(78) istiklalde takım elbiseyle dolaşan tayfadan, çevresi falan da geniş, sevilen sayılan bir insan; annemin gözünü boyamış evlenmişler. sonra istanbul'dan memlekete dönmüşler annem şaşırmış üzülmüş, sonra evinin kadını olmuş.

babamı annemden başka kimse çekemezdi muhtemelen, çok zor bir adam. anama üzülüyorum keşke başkasıyla evlenseydi de daha rahat bir hayatı olsaydı diye. ama annem bunu hissettirecek hiçbir şey yapmadı bunca sene, babama bağırdığını bile hatırlamam; hep alttan almış. tanıdığım en iyi kalpli, kaprissiz, iyiliksever insan. babam da annemi çok sever ve değerini bilir ve her fırsatta söyler. ama mizacı bozuk işte, istemeden yormuş kadını. arada hatunov falan diye takılıyor gelmiş kaç yaşına. biz slav kadın şakası yapsak çükümüzden asar tavana.
0
Bruce
(16.05.20)
Dayımla babam arkadaşımız, babam annemi bir düğünde dayımın yanında görmüş, dayima "Kızkardeşine talibim" demiş. Annem de o sıralar aşk acısı çekiyormuş, babam yakışıklı adam, "İyi bari bu olsun" demiş. Evlilikleri baştan aşağı fail bana göre ama yıllar içinde kendilerine has disfonksiyonel bir iletişim şekli geliştirdiler. Sürekli kavga gürültü, hir gür olur, birbirlerinden sürekli sikayet ederler ama babamın daha iyi bir şansı olabilecegini düşünsem de annemin kimseyle çok büyük bir huzur, mutluluk yasayabilecegini düşünmüyorum. Yani bence bu hikayede yanan babam olmuş, tabii biz çocuklarindan sonra.
0
epistemic_regress
(16.05.20)
Arkadasmis*
0
epistemic_regress
(16.05.20)
annemin işyeri arkadaşı babamın üniversiteden arkadaşıymış. bunların arasını yapıyor ve annemin başını yakıyor :) annemin hiç sevgilisi olmamış, anneannem sürekli evlen başıma kaldın diyormuş (yaş 24-25). o da eytere beaa diyip hızlı bir flörtün ardından babamla evlenmiş bi sene içinde. babamı evlendikten sonra tanımış. ben 6 aylıkken boşanmaya çalışmış, sonra babam vazgeçirmiş. çok çekti babamdan, ama biz küçüğüz diye boşanmadı. anneannem de destek çıkmadı. en küçük kardeşim üniversitedeyken tekrar boşanma girişimi oldu, avukata gitti. babam tüm sülaleye ağlayıp telefon edip bi şekilde yine vazgeçirdi. sonrasında babam korkudan normalleşti sanırım, yaşlılığın da etkisi var. şimdi daha iyiler. en azından eskiye göre.
0
pide
(16.05.20)
Annem ve babam tanıştıklarında annem nişanlıymış. Babam askerden dönünce kendisine gösterilen hiçbir kızı beğenmemiş ama annemi görünce beğenmiş. Nasıl olmuş bilmiyorum ama annem nişanlısından “aptal aptal konuştuğu için” ayrılmış. Sonra babamla evlenmiş. Şu an 38 yıllık evliler. Babam bu süreçte annemi aldattı, kadının tüm potansiyelini sömürdü. İkisi bir araya gelip çok kötü ebeveynler oldular. Ama anne baba diye seviyoruz işte. Yaşlandıkça daha tonton oldular sadece.
0
ruhen hastayim ben
(16.05.20)
annem çok katı 2 erkek kardeş ve babasıyla büyüdüğünden. hiç erkeklerle muhabbeti olamazmış. zaten liseden sonra da okutmamışlar.

çok güzel bir kadın olduğundan sürekli istemeye gelirlermiş. erkek kardeşleri küfürler eşliğinde isteyenleri kovarlarmış :),

annemin, abilerinin dayaklarının ve babasının otoriterliğinin canına tak ettiği bir zamanda, alt komşusu olan babam, anneannemin de ayarlamasıyla dayımlar evde yokken. hızlıca annemi isteyivermiş. birkaç kez pastahanede buluşup limonata içtikten sonra evlenmişler. yani bir nevi evdeki boktan ortamdan kurtulmak için babama aşık olmasa bile evlenmeyi tercih etmiş.

sonrası boktan bir hayat, babam anneme yıllarca it gibi davrandı, 3 çocuk oldu, sürekli boşanmayı düşündü ama cebinde parası ve gidecek babası olmadığı için 18 sene evliliğin ardından ancak emekli olduktan sonra boşanabildi. boşandıktan sonra da yüzü gülmedi 1 emekli maaşıyla 3 çocuk okutmaya çalışıp eve peynir, zeytin alamadığını, beni fırınlara yollayıp bayat ekmek varmı diye sordurduğunu hatırlarım. inanılmaz utanırdım, bu yüzden de anneme çocuk aklımla çok kızardım

şimdi annem 60 yaşında, sağlığı yok, zor yürüyor, kıymet bilmeyen oğullarının kahrını çekiyor. ara ara gözleri yaşlı yakalıyorum. hayatının bittiğinden bahsediyor. hayat böyle işte ezip geçiyor.

babam yeniden evlendi. bu evlilikten bir tane engelli çocuğu doğdu. mutlu mu değil mi bilmiyorum.
0
egokalp
(16.05.20)
Yaşadıkları Şehrin iyi ailelerinin çocukları. Okuyup iş sahibi olup 30 gibi evlenmişler. Çok sakin be hatta asosyal bi yaşantıları var. Birbirlerine hala siz diye hitap ediyorlar. Kavga tartışma çok nadirdir. Uyumlu bir çift bence.
0
i ve been mistreated
(16.05.20)
babam annemi çok sevmiş.
annem o zamanlar başka birine aşık olduğu ve onunla çıktığı için babama yüz vermemiş önce.
sonra erkek arkadaşından ayrılmış, bakmış ki babam da peşinde pervane, iyi o zaman demiş.
babamın peşinde koşması ve çıkmaları falan filan dört yıl sürmüş, sonra babam askere gidip gelince evlenmişler.
hemen ben olmuşum, hatta temellerim nişanlılık dönemlerindeyken atılmış.
ben üç yaşındayken boşanmışlar.

babam çok sevmiş ama bence annem sevmemiş.
sonradan bunu kendisi de söyledi.
"babanı değil de, beni sevmesini sevdim." demişti.

babam hem annemi sevmeye devam ederek, hem ona düşman olup kin güderek mutsuz bir adam oldu, sonradan bir sürü kız arkadaşı oldu, 2 kere daha evlendi, bir kardeşim de oldu hatta.
şu anda tek başına yaşıyor, bir kız arkadaşı var, arada bir kendini toparlıyor ama alkol problemi var.
annem vefat edince biraz daha çöktü sanki son 2-3 yıldır.

annem babamdan boşandıktan 1,5 yıl sonra başkasıyla evlendi, 25 yıl evli kaldı, boşandı.
hiç mutlu olamadı.
annemin zaten babasıyla sorunları varmış, yani sevme ve sevilme dengesi sorunluydu.
ama babamın annemin hayatının en büyük hayal kırıklığı olduğunu düşünüyorum.
annem belki ben doğduğum için bu kadar sert düşünmedi hiçbir zaman.
sonrasındaki seçimlerini nasıl yanlış etkilediğini ancak 50'sinden sonra görebildi, onu da ne kadar net görebildi bilemiyorum.

ikisinin de kendi ailelerinden gelen sorunları vardı zaten, hem birbirleriyle, hem başkalarıyla ilişkilerinde başarısız oldular.
0
blatta hiberna
(16.05.20)
@blatta, babana üzüldüm. annen niye öyle yapmış:(

Bizimkiler arkadaşları aracılığıyla tanışmış. Ben üniversiteye gidene kadar hep kavgalıydılar. Senin akraban, benim akrabam diye hep tartışırlardı. Bir komşumuz gelip ayırırdı.Çok üzülürdüm. Aynı ev içinde babam annemle 8 ay konuşmadı.

Şimdi hiç akraba yok, biz de uzaktayız. 60lı yaşlardan sonra liseli gibiler. Erotik muhabbetler falan. İlginç. Başlarına vurdu galiba.
0
banacevaplazım
(16.05.20)
@bana cevap lazım:

babam annemi sevmiş demek babam annemi mutlu etmiş demek değil ama.
elde edince, elde edinceye kadar yaşadıklarının intikamını almakla karışık, "artık benim dediğim olur" gibi bir kafada hareket edince, işler gitmesi gerektiği gibi gitmemiş tabii.
yani kin güden, intikamcı, hükmetme meraklısı bir karaktere sahip maalesef.
ne kendini, ne çocuklarını, ne başkasını mutlu edebiliyor.
o yüzden hayal kırıklığı diyorum zaten.
ama annem de yanlış yerde yanlış şeyi aramış tabii.
0
blatta hiberna
(16.05.20)
Annem hastanede çalışırken babamın arkadaşı ameliyat oluyor, ona geçmiş olsuna geldiklerinde annemle karşılaşıyorlar. sonra babam anneme sarmış, sürekli hastalık bahanesiyle gelip görüyormuş vs. sonunda annem de yüz verince 1 sene içinde evlenmişler (21-26)

Arada hırgür oluyor, ben bunun hayatlarına heyecan kattığını düşünüyorum artık. Çünkü birbirlerinden ayrı da yapamıyorlar ve her zaman birbirlerine kızdıkları zamanlarda bile çok sevgiyle bahsederler. "Baban şöyle böyle ama bakma iyi adam" "Annen de iyi kadındır" filan gibi.. Anneme hiç pişman oldu mu diye sordum birkez, "yine olsa yine babanla evlenirdim" dedi.
0
lcha
(16.05.20)
(5)

linkedin'de aramada görünme olayının aslı nedir?

proletarier aller lander vereinigt euch
2 aramada göründünüz arayanlar x firmasında şu ve bu pozisyonlarda çalışıyor diye bir veri sunuyor ya bize linkedin. bu arayanlar herhalde adımı soyadımı yazıp aratmıyordur nasıl oluyor bilen var mı?
2 aramada göründünüz arayanlar x firmasında şu ve bu pozisyonlarda çalışıyor diye bir veri sunuyor ya bize linkedin. bu arayanlar herhalde adımı soyadımı yazıp aratmıyordur nasıl oluyor bilen var mı?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(15.05.20)
Üniversite adına, çalışılmış ve çalışılan şirket adına, şehre, ülkeye, herhangi bir kelimeye (örn. Photoshop, C++ vb) bir sürü arama kriteri var. Bu arama sonuçlarında profiliniz çıkarsa şu kadar aramada göründünüz diyor.
0
crown
(15.05.20)
prolet yazdığında çıkıyorsun ya, o hesap. halbuki "proleterya" kelimesini arayacak ama bitirmeden aramış, sen sonuçlarda görünmüşsün. yani direkt seni de aratmış olabilir, başka proletarier'i de olabilir. ya da meslekle, iş yeriyle ilgili bir arama yaptıysa da çıkabiliyorsun. çok değişkeni var yani ama insanların direkt seni aradığı anlamına gelmiyor.
0
Bruce
(15.05.20)
anaa sonuçlarda görünsem bile cart diye bana bildirim mi gönderiyor linkedin. vay anasını ne boş drama yaratma aracı ya. premium alalım diye kesin vay gödler.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(15.05.20)
püü böyle işe. boşuna sevindik anlaşılan.
0
ekşi duyuru sever
(15.05.20)
ben beleş premium denemiştim 1 aylık. çok afedersiniz bir boka yaramıyor. ayda 180 lira verenin kafasına sıçayım. bir tek iş ilanlarında firmanın arama kriterlerine ne kadar uyuyorsun vs. gibi ekstra istatistikler işe yarıyor. gerisi işe yaramaz.
0
himmet dayi
(15.05.20)
(13)

Parazit'i izledim ve ödüle bogulmasina anlam veremedim (spoiler içerir)

epistemic_regress
Kendimden şüphe etmeye başladım açıkçası. Ben bayağı ağır bir sistem eleştirisi beklerken karakterler karikatür seviyesinde tutulmuş, olay örgüsü skecvari, zengin fakir kontrastıni Levent Kirca vermiş gibi. Komik evet, absurd komik ama bu alanda da en iyisi falan değil. Bu film etrafında oluşturulan
Kendimden şüphe etmeye başladım açıkçası. Ben bayağı ağır bir sistem eleştirisi beklerken karakterler karikatür seviyesinde tutulmuş, olay örgüsü skecvari, zengin fakir kontrastıni Levent Kirca vermiş gibi. Komik evet, absurd komik ama bu alanda da en iyisi falan değil. Bu film etrafında oluşturulan hype a anlam veremedim. Siz ne diyorsunuz?
0
epistemic_regress
(15.05.20)
ben de abartıldığını düşünüyorum. kötü film değil ama bu kadar sansasyon yaratacak bir film de değil bence kesinlikle.

edit: ben de aralıkta izlemiştim. rakiplerini de düşünmedim hiç, oskar odaklı bakmamıştım yani.
0
tepedeki psychedelic adam
(15.05.20)
Rakipleri de süper değildi bu sene. Onu da göz önünde bulundurmak lazım. Yalnız film iyi film. Rakipleri olan filmlerden Joker asıl overrated filmdir. The Irishman'e gelince artık kendini tekrar eden mafya filmlerinden biri malesef. Yoksa görüntü, oyunculuk, yönetmen falan iyi olsa da "beklenen" değildi.
0
prole
(15.05.20)
parazit filmi dünyaya idiokrasinin hakim olduğunun en yakın kanıtlarından biri. kontrast sadece bu kadar keskin olmamıştı.
0
kaufman
(15.05.20)
Bana göre de balon film. Dedim bu mu Oscar alan film. Şimdi diyecekler o kadar kişi oy vermiş Oscar'ı almış sen ne konuşuyorsun falan. Beğenmedim valla, sinemada izlemedim allahtan. Verdiğim paraya üzülürdüm.
0
allahkitapwesli
(15.05.20)
ben de cok bayilmadim. hakkinda bir sey okumamistim ama cok kisiden abi super film yaa filan duydum diye merak etmistim aslinda. ustune o kadar odullere bogulunca. ama beklentimin altinda kaldi. yani kotu film diyemem ama abartilacak kadar da biseyini goremedim. ha tabii yetkili mercii degilim sadece duz film izleyicisiyim.
0
in vino veritas
(15.05.20)
Hiç bilmediğimiz bir şeyi ilk defa anlatıyormuş gibi bir furya esti. Oysa hepsi bildiğimiz şeyler, anlattığı yeni hiçbir şey yok filmin. İnsanlar gözünü gerçeğe kapattıysa bu zamana dek demek. Başka açıklaması yok o Oscar ın.

Edit: Anlatmak istediğimi çok net anlattım, anlamayana da açıklamaya uğraşamam.
0
hatun
(15.05.20)
@der grund,

yo gayet idiokrasi. googlelayınız.

aynı zamanda parazit filminin seri imalat aksiyon filmlerinden bir farkı
yok dünyada nasıl pazarlandığını ve dağıtımını göz önünde bulundurursak,
film oscarı kazandı yahu, korece konuşuluyor diye bağımsız film tasnifinde
kalmaya devam edecek değil. 2019'un forrest gump'ı oldu film hala
sanki film kültürü olanların müdafaa edeceği bir film gibi orada durması
boş laf.
0
kaufman
(15.05.20)
Hakkında çok fazla okumadım, sadece her festivalde ödüle boguldugunu biliyorum. Die Hard dediğin şeyle bu filmin gerilimi korumak ve izleyiciyi içine çekmek anlamında pek bir farkı yok eğer anaakim sinemayla alternatif olanı bu şekilde ayiriyorsan. Karakter, olay gelişimi anlamında da die Hard in üstüne koyduğunu pek sanmıyorum açıkçası. Anaakim kötüdür, art house cicidir noktasını 22 yaşımda geçmiştim ben.
0
🌸epistemic_regress
(15.05.20)
katılıyorum çok ahım şahım bir film değil. galiba son dönemde çok boş filmler yapıldı bunların arasında sivrildi.
0
mikahakkinen
(15.05.20)
dünyadaki her filmin sevmeyen izleyicisi bulunur. film ne kadar çok kişi tarafından izlenirse o kadar çok fazla "abartılmış" diyen çıkar. çünkü hiçbir film istisnasız herkesin takdirini kazanamaz. bu film oscar da alıp adını duyurunca doğal olarak daha çok kişi izledi ve beğenmeyen insan sayısı standart bir sanat filmine göre arttı.

bahsettiğin durumun filmin iyi veya kötü olmasıyla ilgisi yok, senin beğenip beğenmemenle ilgisi var yani. oscar'ı cidden sallamıyorum da, cannes dahil ödül aldığı birçok festivalde sinema sanatının önem verilen jürileri tarafından seçildi. sanat özneldir ve ödül aldı diye yüceltmek saçmadık, gel gelelim kendini bu kadar jüriden daha yetkin bir sinemacı olarak görmüyorsan "bişey var demek ki bu filmde ama bana geçmedi demek ki, sağlık olsun beğenmek zorunda değilim neticede" demen gerekir diye düşünüyorum. mesela ben öyle yapıyorum, bir sürü ödül almış bir sürü filmi izleyip "bu muymuş" dedim. ama bu filmi kötü ya da abartılmış yapmak zorunda değil. parazit benim için geçen yılın bile en iyi filmi değil, ama bu durum filmi sevmeme ya da takdir etmeme engel değil.

bu filmin şansı oscar kazanması oldu, o yüzden bahsettiğin hype koptu. gerçi şans dememek lazım, cj grubun bu filmin pazarlanması için inanılmaz pr'ı mücadelesi oldu 2019'da. o yüzden işin sadece sanat sepet yönü de yok. ama ne olursa olsun, altın palmiye kazanmış bir filmin üstüne oscar kazanması neresinden bakarsan bak sinema tarihinin en sükseli filmlerinden biri yapar seni. çünkü ikisi yarışma birbirinin neredeyse zıttıdır, ikisini de tatmin etmek kocaman bir başarı.
0
Bruce
(15.05.20)
Takdir edecek bir neden arıyorum, "Cannes takı jüri beğendi cunku, onlardan daha iyi mi bileceksin?" bu nedenlerden biri değil.
0
🌸epistemic_regress
(15.05.20)
Ne bileyom Koreli sinemacıların dünya genelinde artan networku olur, belli başlı festivallerde filmlerini daha rahat göstermeye başlamışlardır, dünya seyircisi ingilizce film izlemekten sıkılmıştır, ekzotik taşlar arıyordur, vizyonda yeni Tarantinolar görmek istiyoruzdur ya da bir festivalde ödül alan filmin ünü diğer festivallerde de duyuluyordur, jüri çok objectif bakamiyordur vs vs. Ama "Cannes jurisinden daha mı iyi bilicez, çok begenmesek de vardır bı bildikleri diye saygı duymalıyız" ne derece doğru bir tavır bilemiyorum.
0
🌸epistemic_regress
(15.05.20)
Teknik anlamda her acidan cok iyi bir film. Konusu sarmadi demek istersen anlarim ama kotu film degild rakiplerine kiyasla en iyi filmi hak ettigini dusunuyorum.

edit: bi de şunu eklemek istiyorum. bazı filmler ilk izlendiğinde hiçbir şey ifade etmiyor bu ne ya diyorsun falan bunun sebebi biraz da sinema bilgisizliği ki hiçbirimiz sinema konusunda çok bilgili kişiler değiliz büyük ihtimalle. ancak bakıyorsun üstatların hepsi beğenmiş övgüler de övgüler falan o zaman sorup soruşturuyorum fikir alıyorum sinema konusunda benden çok daha bilgili kişilerden veya daha bilgili kişilerin yorumlarını okuyorum ve genelde tepkim şu oluyor "vay be hiç o açıdan düşünmemiştim". tabii ki sinema sanattır somut yorumlanacak bir şey değildir "bilgi" deyip durduğum için söylüyorum bunu da ama bir eseri de sağlıklı yorumlayabilmek için biraz tarihi, gelişimi ve teknikleri hakkında bilgi sahibi olmak gerek. en son once upon a time in hollywood filminde yaşamıştım bunu. ufuk genişletmek lazım o da ancak bir şeyleri daha detaylı öğrendikçe oluyor. o zaman işte hype'ın sebebini de anlayabilirsin filmi sevsen de sevmesen de.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(15.05.20)
(14)

Satış danışmanları hitap sorunu

Esinsin
Satış danışmanları size senli benli konuşunca tepki gösteriyor musunuz.? Atıyorum poşet istiyor musun dese mesela hayırdır senli benli konuşmak ne alaka gibi tepki veriyor musunuz ? Bugün böyle bir olay yaşandı da ben takmıyorum ama kasada kadın resmen olay çıkarttı. Acaba ben takmayarak yanlış bir
Satış danışmanları size senli benli konuşunca tepki gösteriyor musunuz.? Atıyorum poşet istiyor musun dese mesela hayırdır senli benli konuşmak ne alaka gibi tepki veriyor musunuz ? Bugün böyle bir olay yaşandı da ben takmıyorum ama kasada kadın resmen olay çıkarttı. Acaba ben takmayarak yanlış bir şey mi yapıyorum senli benli konuşunca aklınca beni aşağılamış mı oluyor ki ? Tanımadığı biriyle senli benli konuşması kendi nezaketsizliğidir benle alakası yoktur diye düşünürüm genelde. Siz böyle birşeyden kavgaya tutuşur musunuz mesela ?
0
Esinsin
(15.05.20)
dozunu abartmadiklari surece cok sallamayacaksin bu tur seyleri. ortadoguda yasiyorsun, katil olursun her seyi kafaya takarsan.
0
müptezel dostoyevski
(15.05.20)
@müptezel dostoyevski ben de böyle düşünüyorum orda kavga etmek daha enerji düşürücü bir şey bence zaten karşındaki senli benli konuşabiliyorsa kavgada da ağzı durmaz yani durduk yere gerilmeye gerek yok diye düşünürüm.
0
🌸Esinsin
(15.05.20)
Tanımadığı biriyle öyle konuşmak kendi nezaketsizliği, bunu dev olaya çevirip milletin vaktini alıp ruh halini bozmak da karşı kişinin nezakttsizliği. Arada boşvermek lazım uyuz olunsa da, sürekli gördüğün ve rahatsız olduğun atıyorum iş arkadaşı falan değilse.
0
whoosie
(15.05.20)
beni çoluk çocuk yerine koyup çoğunlukla senli benli konuşuyorlar. 30'umu geçtim, hala böyle. alıştım, sallamıyorum. kendi nezaketsizliği.
0
pati
(15.05.20)
ailem ve çok yakın arkadaşlarım hariç kim olursa olsun sinirim tepeme çıkıyor. çünkü bu saydıklarım dışında kimseye sen demem.
0
ya ben lan neyse
(15.05.20)
sen de haklısın bu örnekteki kadın da haklı.

çok büyütüp kafaya takmam ama bazen tersler ya da uyarırım. bu hiyerarşi meselesi değil nezaket ve iş ahlakı meselesi bence.

ayrıca herhangi bir konuda olay çıkarıp çirkeflik yapmak da ayrı tür bir nezaketsizlik olabilir. nasıl ikaz edileceği önemli.
0
jimjim
(15.05.20)
hayatımda bir daha görmeyeceğim bir insanın bana sen demesini önemsemem. yeryüzündeki herkes nezaketli olacak ya da işini doğru yapacak diye bir şey yok; hayatta yanlış giden her şeye tepki gösterenler erken yaşlanıp çöküyor, bi faydası yok yani.

sürekli muhatap olacağın biridir ya da seni anlık değil sürekli nezaketsizliğe maruz bırakacaktır; o zaman mantıklı tepki göstermek. ama örnekteki durumu önemseyen insan kendine yazık ediyor diye düşünürüm.
0
Bruce
(15.05.20)
müşteri senli benli konuşursa çalışanın da bu şekilde konuşma hakkı var. kimse kimseden üstün değil. kavgaya tutuşmam aksine hoşuma gider zira muhtemelen genç göründüğüm için bana sen diyordur.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(15.05.20)
Genelde sadece cümlenin gelişini "sen" olarak kurduysa abartmıyorum. Zaten eğitimleri vs. belli. Ben "siz" demeye devam ediyorum. Bazıları anlayıp dilini düzeltiyor. Laubalilik ilerlerse "hayırdır hanımefendi / beyefendi, ne zaman samimi olduk bu kadar" dediğim iki durum oldu. "Yani şey ben samimi olmak için diye eveleyip geveledi". Dediğim gibi bana sadece "sen" dedi diye takmam kimseye. Royal değiliz sonuçta. Ama laubalilik yaparsa bir çizgi çekmek gerekiyor.
0
SiyamkedisiZorro
(15.05.20)
Kendi nezaketsizliği.
Poşet ister misin ilk lafsa biraz fazka nezaketsiz olmuş. Bazen ürün bakarken, şu dene istersen falan şeklinde samimi olabiliyorlar da biraz daha yaşlılara yapılmasın yani bu da.

Bu arada şu sen siz olayı bizde güzel nezaket belirtisi ama böyle sorunlar ortaya çıkarıyor :(
İngilizce'de ve isveççede yok böyle şeyler pek. İsveç'te hocalara, patronlara, müdürlere bile vs adıyla hitap ediliyor.
Adam 60 yaşında bölüm başkanı adıyla hitap ediyorsun, sen siz zaten yok ama kimse de buna takılmıyor. Elbette nazik konuşma var, bu dillerde de. Gidip yo bro what's up demiyorsun. Neyse öyle
0
senolll
(15.05.20)
millet kafayı yemiş, tezgahtar sana sen dediği için pulların mı döküldü? siz dese boyun mu uzayacak? ama insanlar bu negatif enerjiden besleniyorlar. çünkü ne özel hayatlarında, ne iş hayatlarında yaptıkları ile saygı göremiyorlar, saygıyı hak edecek bir şey yapmıyorlar çünkü. sonrasında 3 kuruş mal aldıkları yerin tezgahtarına afra tafra yapıyorlar.

bir tanıdığımızın tanıdığı, bir araba alacakmış. alacağı araba belli. fiyatı belli. galeri de bunun evin altında mıymış, yan binada mıymış neymiş. bu da üşenmiş, ev haliyle çıkmış gitmiş galeriye. yalan olmasın jaguar alıyor. galeride kimse bunu ciddiye almamış. bu da temizlik yapan görevliyi çevirmiş, al bu parayı, şu arabanın kaporası demiş çıkmış. yarın dönmüş herkes buna bir ilgi alaka tabii. bu da demiş ki, ben bu arabayı alırım ama primini bu temizlikçiye vereceksiniz.
0
co2s2
(15.05.20)
Vallahi şöyle diyeyim. Doçentim. Bildiğin doçentliği aldım yani, Turkiye'de yaşamıyorym. Fakat cok spor giyinirim ve gerkemeyen bir şekilde mütevaziyim.Sıradan olmak isterim hep, kendi seçimim. Türkiye'de Markete gittiğimde kasiyer annenin çocuğuna "annecim" demesi gibi "şunlar indirimli, istiyor musun ablacım?" diyor. Hata arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Karşı komşuyla karşılaştık, muhtemelen benden 7,8 yaş kücük, bana diyor ki " a bu kim, sen benimle tanıştın mı bakayım? ? (0.o) Bende şu oluyor. Üniversite herkes Dr. diyor herkes, ya da isimle sesleniyor fakat o isimle sesleniş bile saygılı. Konuşmalarda o saygıyı ve mesafeyi görüyorsun. Ona alıştıktan sonra buradaki tavrı garipsiyorsun. Kavga falan elbette çıkarmam, garipsemekle kalıyorum bir tek. Bir de tabi statu simgesi şeylerla karşılaşınca gösterilen saygının tersini yaşıyorsan, kılıf kıyafetinden dolayı diyelim, küçümseniyorsan, o da kültürel davranışsal bir kalıp, yapılacak bir şey yok.
0
velvetmorning
(15.05.20)
ilk defa gittiğim bir market ise ve senli benli konuşursa bozulurum yalan yok ama tepki vermem ne diyecem ki ne gerek var diye düşünürüm zaten bin tane dert tasa var kafayı ona mı takarım. ama sürekli gittiğim bir markette kasiyere görüşürüz dediğimde iyi günler demesine yerine bana samimice görüşürüz demesi daha çok hoşuma gider. esasında seni insan yerine koymuş gibi olmuyor mu robot gibi aynı kelimeleri kullanacağına
0
carpenic
(15.05.20)
ben de kıyafet ayakkabı gibi mağazalara girdiğimde eğer peşime biri takılırsa ki genelde ayakkabıcılarda oluyor sürekli ya kardeşim ya abicim diyorlar ama tavır hep aynı hep mal yerine koymaya çalışıyorlar ben de sesimi çıkarmıyorum bilmiyor gibi dinliyorum falan iyi oluyor. satış danışmanlığı hizmet sektörünün dibi ülkenin de yarısı hizmet sektöründen para kazandığına göre pek eğitimli düzgün tipler olmalarını beklememek lazım.

yine de kavgaya falan tutuşmam tabii hatta bana kalırsa hizmet sektöründe hiç çalışmamış biri biraz eksiktir çünkü her gün muhatap olduğun sana hizmet eden insanların ne yaşadığını, olayların arka yüzünü hiç bilemezsin demek oluyor bu.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(15.05.20)
(7)

Aşık olma mekaniği

ya ben lan neyse
mümkünse bilimsel cevaplar arıyorum.hayatımda hiç karşı cinsle bir gönül ilişkim olmadı. (32e) sanırım kimseye de aşık olmadım. hiç ilgi duymadım yani o konulara. birkaç teklifi reddettim hepsi o kadar. tüm aşk serüvenim budur. aşk konusunda şu 3 konuyu merak ediyorum:1. ben aşık olmayı yıllardır il
mümkünse bilimsel cevaplar arıyorum.

hayatımda hiç karşı cinsle bir gönül ilişkim olmadı. (32e) sanırım kimseye de aşık olmadım. hiç ilgi duymadım yani o konulara. birkaç teklifi reddettim hepsi o kadar. tüm aşk serüvenim budur. aşk konusunda şu 3 konuyu merak ediyorum:

1. ben aşık olmayı yıllardır ilk görüşte olan bir şey sanıyordum. sanki herkesin bir ruh eşi var, onla karşılaşınca otomatik kilitleniliyor gibi. iki kişinin aynı anda birbirine aşık olması imkansıza yakınken bu kadar kişi nasıl "birbirine aşık" olarak geziyor ortalıkta? çiftlerden biri kendini şartlandırıyor mu? mantık evliliğinden falan bahsetmiyorum.

2. erkeklerde "aşık olunan kişiye karşı şehvet duyamama" diye bir olay vaki oluyor bazen değil mi? bu evrime aykırı değil mi? yani aşık olursun, şehvet duyarsın ve soyun ürer. acaba erkeklerdeki bu durumun sebebi nedir? yoksa bu anlattığım aşık olma hali aslında aşk falan değil midir? bu durumda olan arkadaşlarım olmuştu. bende de önceki yıllarda çok güzel bulduğum kadınlara karşı bu hiş oluşmuştu.

3. aşık olmanın nasıl bir kimyası var? insanı depresyona mı sürüklüyor yoksa psikiyatrik olarak bir bug durumu mu? depresyondan ziyade tam aksi aşırı mutluluğa mı sürüklüyor? burada da insanların neler hissettiğinden ziyade bilimsel-tıbbi bir cevap arıyorum.

dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
0
ya ben lan neyse
(14.05.20)
1. İlk görüşte olanı daha çok cinsel çekim bence, ilk görüşte aşık olduğunu iddia edenler de var tabii. Aşk karşıdakini tanıdıkça olan ve güçlenen bir şey.

2. O (yine bence) cinselliğe yaklaşımı sorunlu olan milletlere özgü bir şey. Nasıl ülkemizdeki kadınlar birsürü cinsel tabuyla büyüyorsa erkeklerde de aynı şey var. Seks kötü, seks ayıp olunca da "insan sevdiğini s.ker mi" çıkıyor ortaya.

3. pas.
0
kobuzchu kiz
(15.05.20)
bu soruların net cevabı olsaydı "aşık olmak" bu kadar abartılan bir şey olmazdı.

mesela birinci soru kişinin ne tarz bir sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyduğu ile alakalı. aynı zamanda kendini ne kadar açtığı, neye zaafı olduğuyla da. ilk görüşte aşkın buna dönük zaafları olan insanların başına geldiğini söyleyebiliriz. ben insanlar hakkında kolay yargıya varmayan, herkese kolayca güvenemeyen biri olma zaafına sahibim(bak zaaf konusu bile ne kadar öznel, bazıları bunu zaaf değil kuvvet olarak görüyordur eminim). bu sebeple ilk görüşte aşık olmadım, sanmıyorum ki olayım.

ikinci sorunun cevabının aşkla uzaktan yakından alakası yok; tamamen ahlaki temele dayanıyor. bizde şehvet ayıp ve günah, aşk gibi pozitif bir duyguyu negatif nosyonlarla bağdaştırmamak için kendimizi kandırıyoruz. halbuki en iyi seks karşındakinin ruhunu da becerebildiğin zaman yaşanır. (hooop yine öznellik, bu söylediğime karşı çıkıp fikrini çatır çatır savunabilecek insanlar da çok var)

üçüncünün cevabına psikolojik olduğu kadar biyolojik cevap vermek de mümkün. feromon konusundan girip "aşk aslında insanın soyu devam ettirmek için gereken dna yapısını koku yoluyla seçen atalarımızdan kalan dürtünün medeniyetteki kılıfıdır" diye yorumlayabiliriz. öte yandan yukarıdaki zaaf konusunu, insanın sevgi ve ilgi ihtiyacını uhrevileştirerek dışa vurması olarak psikolojik açıdan da değerlendirebiliriz. yani burada da bir netlik yok.

aşk çok kişisel bir şey olduğu için bu kadar özel geliyor insanlara bence, hiçbir aşk tanımı bir diğerine benzemiyor. herkesin kendi aşkı var ve bu durum bir insana kendini en özel hissettiren şey. mesela bence aşk insanın kendini sevme ve sevdirmesinin en garanti yoludur. bu kendine haslığın en büyük kanıtı da şıpsevdi sakızlarıdır diyip konuyu kapatıyorum.
0
Bruce
(15.05.20)
1. ilk görüşte birbirine aşık olup da sevgili olan kişi sayısı az zaten. insanlar genelde dur şununla bir tanışayım deyip sevgili oluyorlar. yani ortads öyle büyük bir aşk olmuyor.

2. kadın olduğum için pas geçiyorum.

3. bu aslında kişiden kişiye değişiyor ama genel olarak dopamin, oksitosin vs değişimler oluyor, bağışıklık sisteminin güçlenmesinden tutun da kalp sağlığına kadar pek çok olumlu etkisi oluyor.
0
rose parks
(15.05.20)
aşk rasyonalizmle açıklanamaz.(lütfn bknz: rasyonalizm ve veya modernizm)
dolayısıyla bir mantığı ve "mekaniği" olamaz.

1.hayır, çünkü illa ilk görüşte olmak zorunda değil. ayrıca birden fazla ruh eşiniz de olabilir.
2.bu toplumsal cinsiyet ve muhafazakar toplumların demografisyle ilgili. bir çeşit baskıdan (yine rasyonalizme ve modernizme geliyoruz) ve kural, sınıflandırma aramaktan oluyor. aşkın her türlüsünün temelinde bilinç altında bazen cinsellikle bir bağ vardır. (bknz: freud veya freudu çok sevmeyenler için bknz: jung) buna anneye babaya maneviyata duyulan "aşk" da dahil.
3.kokainle aynı etkiyi yarattığına dair (beyindeki rezonansı) bir bilimsel çalışma var, sağda solda bulunabilir bi kaynak.bknz vermiyorum o yüzden :)
0
jimjim
(15.05.20)
Eski enerjim olsa uzun uzun yazardım ama kısaca şöyle. Aşk diye adlandırdığımız şey 3-4 yıllık bilemedin 5 yıllık ömrü olan bir duygu. Bunun nedeni ise soyumuzu devam ettirebilmek için yaptığımız yavrunun gereksinimlerini karşılamak için bize yeterli gelecek minimum yılın bu olması. Sanıldığı kadar romantik bir şey değil yani. Soyumuzun üremesi için evrimleşmiş bir duygu.
0
ruhen hastayim ben
(15.05.20)
Ben cevap veremem bu konulara fakat 303 filmi biraz cevap arıyor gibi. Aşkın ne kadarı kimyasal, bir ilişkiyi yürütmek için biraz kafaların da uyuşması gerekmez mi gibi tartışmalar var. Tavsiye ederim.
0
black holes in the sky
(15.05.20)
m.youtube.com Bu videoda kafanızdaki soruların bir çoğuna cevap bulabileceğinizi düşünüyorum. Biraz uzun ama izlemeye başlayınca su gibi geçecek. Ben Lacan’a yakın bir insan olarak Agah Bey’i ilk dinlediğimde bayılmıştım.

Kimseye aşık olmadım dediğiniz için de bu konuşmayı izlemenizi öneririm : m.youtube.com
Burada hem hiç aşık olmamak ne demek, hem aşk tanımı kişiden kişiye nasıl değişiyor onu anlatır.

İki konuşmasından birinde şehvet duygusundan da bahsediyor olması lazım. Bahsetmiyor ise kısaca üzerinden geçmiş olayım, toplumsal yapı ve ahlaki anlayışa geçmeden önce fallik dönemde başlar bu karmaşalar. 4 yaştan bahsediyorum. Daha ahlak kelimesini duymadığımız, toplumu algılayamadığımız bir dönem. Erkekler için karmaşık hatta. Siz erkek olduğunuz için o cinsiyetten örnek vereyim. Hem evdeki babanın hem de kendisinin aynı meme üzerinde hakkı vardır çünkü. Düne kadar kendisine ait olduğunu sandığı memenin başkasına ait olduğunu da bu dönemde fark eder. Bu dönem ile ilişkilidir gelecekteki aşk-şehvet ilişkileri.

3 için de şunu ayırt etmek lazım. “Aşık olmak” değil vücuttaki kimyayı değiştiren. Aşık olduğunuz kişi size aşık ise farklı bir kimya peydah olur aşık olmazsa farklı. Bunun sebebi de “tamamlanma” hissidir. Tamamlanma hissediyorsanız eğer mutlu olursunuz elbette. İnsanın arayışı budur. Nihayete kavuşma hissini yaşarsınız. Ama eğer karşınızdaki insandan sizi tamamlayamayacağına veya kendisinin sizle tamamlanmayacağına dair bir beyan alırsanız eğer -bu sözlü olmak zorunda da değil- bu noktada hayal kırıklığı veya karşılıksız aşk denilen hissi tecrübe etmiş olursunuz. O da sizi mutsuz eder.
Siz hiç aşkı karşılıksız kalıp da bu konu ile alakalı yine de mutlu olan insan gördünüz mü? İnsanın kendi, doğal yaşamının kendisine verdiği mutluluktan bahsetmiyorum ama onu düşünmeyin. X’i seviyorum ama o beni sevmiyor, benim x’e olan aşkım bile beni mutlu etmeye yeter demez kimse. İnsanın doğası bu değil çünkü. Attığımız her adım tamamlanma için. İnsanlara karşı da, nesnelere karşı da bu böyle. Bilimsel yaklaşımın tamamı için de Lacan okuyunuz :) soruların cevapları orada.
0
irene
(15.05.20)
(5)

devrimciler(?) Atatürkçü mü?

x0x0
öncelikle tamamen bilmediğim için soruyorum.gerçek devrim yolunda gidenler( Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi), komunistler gibi düşüncedekiler 1)gerçek Atatürkçü mü?2)saygı duyarlar ama sallamazla-nötrdürler3) sevmezler?nedir durum? biraz da anlatırsanız sevinirim. iyi akşamlar.
öncelikle tamamen bilmediğim için soruyorum.

gerçek devrim yolunda gidenler( Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi), komunistler gibi düşüncedekiler

1)gerçek Atatürkçü mü?
2)saygı duyarlar ama sallamazla-nötrdürler
3) sevmezler?

nedir durum?

biraz da anlatırsanız sevinirim. iyi akşamlar.
0
x0x0
(14.05.20)
devrimcilik komünizm, kemalizm gibi akımlardan bağımsız bir politik yaklaşım. islami devrimciler de var, kızıl devrimciler de. devrimciliğe ideolojik açıdan tutarlı yaklaşan herkesin atatürk'ü takdir etmesi gerekir. ama atatürk'ün devrimcilik harici politik diğer tutumları kendi ideolojisine ne kadar yakınsa o kadar sever ya da görmezden gelirler devrimciliğini.
0
Bruce
(14.05.20)
'Gerçek devrim yolunda gidenler' diye yekpare bir topluluk yok, güncel durum hele hepten karışık. Ama ismi geçen devrimciler için söylersek siyasi hayatlarına atatürkçü - milli kurtuluscu olarak başlayıp marksist-leninist olarak tamamladılar. Standart orta sınıf ailelerden gelen pek cok devrimcinin geçtiği uğraklar bunlardır zaten.
0
temasettin
(14.05.20)
aslinda turk siyasetinde kemalizm ustunden bir kutuplasma seksen darbesi sonrasi yogunlasiyor. (Sag-sol yerine kemalist vs islamci) O yuzden darbeye kadar olan sag sol kavgasinda kemalizm ustunden yogun bir kavga yok. Ama yine de soruna cevap olacaksa sol cenahin ayristigi bir konu, uc opsiyonun da gecerli.
0
pofudukayi
(14.05.20)
bruce'un dediği gibi devrimcilik kelime itibariyle kökten ve hızlı değişimi savunan anlamında olduğu için çeşitli gruplar tarafından kullanılıyor.

asıl soruya gelecek olursak,

deniz gezmiş'in çocukluk yılları tam demokrat parti'nin iktidar olduğu ve adnan menderes'in idamıyla sonuçlanan 60 darbesine denk geliyor. ailesinin ve çevresindekilerin de etkisiyle çocukluk yıllarında demokrat parti karşıtı bir görüşle yetişiyor. can dündar'ın kitabında paylaşılan bir fotoğraf vardı, eliyle 6 ok işareti filan yapıyor tabii çocukluk ama çocuklukta nasıl bir ortamda büyüdüğünüz önemli.

en yakın arkadaşlarından birinin babası chp il başkanı haliyle onun yanına gidiyor geliyor vs. sonuç olarak bir atatürk sevgisi küçük yaştan beri var.

fakat atatürk sevgisi bir kemalistliğe dönüşmüş diyemeyiz, yolları gençlik yıllarında tip ile kesişiyor ve görüşleri de yavaş yavaş ortanın solundan daha sola kayıyor. tabii bunda 1960 sonrası sosyalist olma akımının ciddi bir etkisi olduğu bariz.

1 kasım 1968 yılında samsun'dan ankara'ya mustafa kemal yürüyüşünü tertipleyenler arasındaydı deniz gezmiş,

pbs.twimg.com

şimdi tüm bunları yapan birinden atatürk düşmanı olarak bahsetmek saçma olur, inandığı şey atatürk'ün bir devrimci olduğu ve yarım kalan tam bağımsız türkiye idealini kendilerinin gerçekleştireceğiydi.

ama olaya komünistler açısından bakacak olursak, türkiye komünist partisi lideri mustafa suphi'nin karadenizde infaz edilmesi olayı net değildir hala, kimi suçu enver paşa'ya atar, kimi emri atatürk'ün verdiğini söyler, kimisi ise lenin'i suçlar.
0
aziz dostum jack
(14.05.20)
Sosyalist devrimcileri kastediyorsan bu grup türkiyede görüş olarak ikiye ayrılıyor. Gelenekselciler ve yenilikçiler. Aynı fraksiyondan gelse de sonucu, gelenekselciler özünden ayrılmamaya bağlarken yenilikçiler oportunist yaklaşırlar.

Aslında her iki grup da atatürkün yaptığı devrimi destekler ama atatürkün sosyalizmi desteklememesi ve hatta zararlı görmesi ayrıca siyasal ve fiziksel karşı hamleler yapması nedeniyle sevmezler.

Seven kesim ise işte ismail saymaz gibi, doğu perinçek gibi ılımlı olanları. Gelenekselciler ise bunlara solcu ya da sosyalist demez zaten
0
Unde bach canim
(14.05.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.