Başlık açık aslında ama detaylandırayım, bu konuda hiç tecrübem yok. Sadece bugün aynı takımda çalıştığım bir arkadaş aniden işten çıkarıldı. Son ana kadar söylememişler, adam bugün ofise geldi, mesaj uygulaması üzerinden gayet akşam içeriz muhabbeti yapıldı, iş konuşuldu. Öğleden sonra hesabını kil
Başlık açık aslında ama detaylandırayım, bu konuda hiç tecrübem yok. Sadece bugün aynı takımda çalıştığım bir arkadaş aniden işten çıkarıldı. Son ana kadar söylememişler, adam bugün ofise geldi, mesaj uygulaması üzerinden gayet akşam içeriz muhabbeti yapıldı, iş konuşuldu. Öğleden sonra hesabını kilitleyip işten attılar. 2 sene üzerinde çalışan biri. Gözüme bir performans düşüklüğü de çarpmadı açıkçası.
Bayadır çalışıyorum çalıştığım yerde, ilk zamanlarımda yine bir kişi bu şekilde işten atılmıştı. Hatta atılmadan önceki gün adam gece nöbetine kalıp kritik bir sistem geçişi yapmıştı.
Ben etkilenmedim, iş performansımın da iyi olduğunu düşünüyorum ama böyle sahip olduğumuz işlerin özellikle özel sektörde ne kadar kırılgan yapıda olduğunu hatırlamak mutsuz hissettiriyor.
Özellikle bu konuda deneyimi olan veya yönetici olanlara sorum, bu işin doğrusu bu şekilde mi olmalı? Siz nasıl yapardınız, önceden performansından memnun olmadığınızı açık şekilde belirtir miydiniz?
Ya da diyelim ki aynı şekilde yapacaksınız patron olarak. Ben kovulacağımın ipuçlarını nasıl yakalayabilirim?
0
sarahkerrigan (03.06.24)
İnsan onuruna uygun bir çıkarmış değil bence. Ama nerdeyse aynısına şahit oldum. Yani yüz kızartıcı bir suçu vardır, ya da ne bileyim firma bilgisi sızdırmıştır vs anlarım.
Bir zamanlar bir bankada çalışıyorum. Genel merkezdeyim. Saat 10 gibi adamın önce sistem kapanıyor. Sanırım sonra bi telefon geliyor. Telde bilgi veriliyor çıkarıldınız gibisinden. Sonra iki tane binanın güvenlik görevlisi geldi adama eşlik ettiler güya ve çıkardılar binadan. Kepazelikti. O güvenlik görevlisi vlilierinin gelmesi vs adam masasını toplarken başımda durmaları... Gerçekten iğrençti. Neden çıkarıldı bilmiyoruz.
0
saturn
(03.06.24)
HR ile birlikte yöneticin nedensiz bir toplantı daveti atmışsa, kovulacağın günün sabahına uyanmışsın demektir.
Pasif agresif tipler öncelikle toplantılara, organizasyonlara davet etmemeye başlar, çalışanı görmezden gelir. Ağzınla kuş tutsan fark etmez. Seninle direkt konuşmak yerine başkası üzerinden konuşur vs.
Ben kovmadan önce bir çok kez güzelce konuşurum, desteklerim. Olmuyorsa, yine yanlış kariyerde ya da şirkette olduğunu söyleyerek gönderirim.
Saygısızlık, kötü niyet görürsem anında kovarım. O başka.
Örneğin, senin başarısız olmanı istiyorum diyen birine, cevap olarak ben mi kovayım sen mi istifa edersin demiştim.
0
gabe h coud
(03.06.24)
Adam kovmak için başka şehirden geldi daha üst düzey yöneticiyle bölge ofisine, normalde sadece yeni projeye başlayınca gelirdi beraber çalışırdık 3-4 gün. Bugünkü olaya ne alaka demiştim hafif şüphelendim ama çok rahatsız edici ya.
0
🌸sarahkerrigan
(03.06.24)
Ben birini işten çıkartacak olsam o kişi sabah işe geldiğinde bunu öğrenmezdi. Bence çalıştığın yerde herkes risk altında. Çünkü o derece profesyonellikten daha da kötüsü vicdan ve empatiden yoksunmuş ki yöneticileriniz. Düşünsene sabah işe gidiyorsun ama aslında dün kovulmuşsun haberin yok :(
0
rock n roll
(03.06.24)
ben de bir kere yaşadım bunu. ortada hiçbir sebep yok ne bir deadline kaçırmışım ne bir işi becerememe gibi bir şey yaşamışım. normal çalışıyorum. ekip liderim de benden memnun gayet (sonra zaten o da istifaya zorlandı). iş yaptığımız firma vpn veriyordu bize ama bazen sorun çıkıyordu. sabah denediğimde bağlanamıyordum o firmadaki adamla yazıştım sorun için adam da anlamadı niye olmuyor diye falan. sonra beni bir konuşmaya çağırdılar kovulmuşum. yetkilerim kapatılmış ondan bağlanamıyormuşum meğer sonra anladım. hiçbir neden de söylemediler şundan oldu bundan oldu diye ısrarla sormama rağmen. şirketi 3 ortak yönetiyordu. konuştuğum yönetici ben bilmiyorum diğerlerine sor ben sadece sana iletiyorum kararı dedi. diğerleri ortada yok. böyle bir kaçma taktiği geliştirmişler 3 ortak.
azıcık insan olanın böyle yapmaması lazım tabi ki. bir anda semaforo'yu kovun diye vahiy gelmediyse bir süreç sonrasında alınmıştır bu karar. sürecin belli bir yerinde uyarılır çalışan şuna dikkat et buna gayret et denir sonra kişinin gelişimi gözlemlenir falan. hadi kovma kararını aldın gidip sabah salak gibi çalışmasını izlemezsin bir şekilde haber verirsin. ha sonra benim için hayırlı oldu kısa sürede çok daha iyi şartlarda bir iş buldum ama o insanlar kendini öyle iğrenç bir pozisyona düşürmüş oldu. maalesef bazen anlaşılamıyor. sadece şu var hissettiğim uyanık olan ve işleyişte en büyük etkisi olan yöneticinin bir yalaka güruhu vardı ben de biraz soğuktum o yöneticiye karşı çalışanların bir kısmıyla "kanki" olup bir kısmıyla olmaması çok profesyonellikten uzak gelirdi bulunduğu konum itibariyle. o adamın beni sevmediğini hissederdim ama bunun kovulmaya kadar gideceğini hiç düşünmedim. o adamın circleında olmayan hemen herkes sıkıntı yaşadı zaten. garip bir yerdi.
0
semaforo de medianoche
(03.06.24)
Bence de oldukça kötü bir yaklaşım, bugüne kadar iş arkadaşlarımdan patronun çıkarmak istediklerine son şans rica ettim, hepsinde performans problemi vardı, büyük hatalar vardı.
bir kaç gün önce işten çıkarılan arkadaş işe geldiği gün gidip patrona birlikte çalışmak istemediğimi, liyakatsiz olduğunu belirttim, deneyelim dediler iyi dedim. daha ilk günden onu istemediğimi, projelerine destek vermeyeceğimi belirttim. Elemanın gidişi sürpriz değildi.
Sizin durumunuzda anlatmadığınız detay yoksa böyle işten çıkarma olmaz. Hele son gün kritik bir iş bitirtmek hiç olmaz. Adama en azından gidip iş bulabileceği bir süre yaratırsın, en kötü 2 hafta önce soylersin, işlerini devreder, kendisini hazırlar vs...
0
kimlanbu
(04.06.24)
hocam sorunuza gelirsek, kovulacağınızın ipuçlarını bilmek pek mümkün değil. zira her firmanın ayrı bir yapısı var. kimisi hiç belli etmez, kimisi de açık açık söyler "şunlara dikkat etmezsen gidersin" gibisinden.
çalışanın işten çıkartılma sebebine göre masasına bile oturtulmadan gönderilmesi "normal" olabilir. özellikle ortada bir güven sorunu veya yüz kızartıcı bir suç durumu varsa bu gibi durumlar olabilir. böyle bir durumda da gerekçe çevreye açıkça söylenmez.
yalnız diğer cevaplarda çalışanın bir anda gönderilmesine takılanlar olmuş. iş kanununa göre birini işten çıkardığınızda zaten 2-8 hafta arası (çalışma süresine göre) bir ihbar süresi bulunur. ancak firma, bu ihbar süresinde çalışanı çalıştırmayıp çalışmış gibi maaşını verebilir. büyük ihtimalle bu firma da, işten çıkarılan çalışan gitmeden bir şeylere zarar vermesin mantığı ile bunu yapmış. yani günde 2 saat çalışma izni yerine 9 saat çalışma izni vermiş, dolayısıyla bir hak yeme durumu yok.
0
shadowfollower
(04.06.24)
Karar verildiyse aynı gün söyleyip göndermek en iyisi ya, öbür türlü ortamı zehirleyenler oluyor dedikodu vs. Zaten onu söyledikten sonra çalışmıyor adam, hani hakkaten "1 ay sonra seni çıkarıcaz" diyip de o 1 ayı normal şekilde çalışarak geçiren insan sayısı çok düşük.
İşten çıkarılma sebebi performans olmayabilir, ama olabilir de. Birebir görüşmede "ya şu şu noktalarda daha iyi olman lazım" dediğimde ciddiye alan insan sayısı çok az oldu. Direkt "bunu düzelt yoksa işten çıkarılırsın" desen de olmuyor, çalışmayı bırakıp iş bakıyorlar falan filan. Yani feedback verilse de işe yaramıyor her zaman.
Kişi için kötü tabi, inşallah çıkarırken fazladan 2-3 maaş eklemişlerdir tazminatına. Ama "1 ay erken haber verelim de iş baksın" yerine, 1 aylık fazla tazminat vermek daha iyi bence şirket için.
Benim de başıma geldi bu arada, dünyanın sonu değil, ama insan bi üzülüyo :)
0
plutongezegendegilmi
(04.06.24)
Yönetici ve patronların %90'ından fazlası bir çalışanı(bir yıldan uzun çalışan çalışanı) işten çıkarmadan önce onu uyarır, düzelmesini söyler, bekler, uğraşır. Yeni birini bulmak hem zahmetlidir hem de nasıl biri çıkacağı pek belli olmaz. Ayrıca gelince işlere alışması için verimsiz geçireceği bir süre de var.
Bunun istisnası yüz kızartıcı suç, hakaret, tehdit gibi sebeplerdir, onlarda işçi anında işten çıkarılır. Bu durumda bi ipucu da yakalayamazsınız.
Türkiye işçi haklarının iyi olduğu bir ülke. Bir anda işten çıkarılsanız bile düzgün bir tazminat alırsınız. Ardından da 10 ay işsizlik maaşı var. Yani biraz daha rahat olabilirsiniz bu konuda. 4 yıllık, 30 bin TL maaş alan bir çalışan ihbar dahil 168 bin TL tazminat alır şirketten. 10 ay boyunca işe girmezse aylık 16 bin TL işsizlik maaşı alır.
Yani bu maaşla bu durumda işten çıkarılan işçinin toplam 328 bin liralık bir güvencesi olmuş olur. Ayda 30 bin lira ile geçinmek yerine 10 ay boyunca ayda 33 bin lira ile geçinir. 10 aya kalmadan da umarım iş bulur.
Umarım olmaz ama bir gün bir şirket sizi işten çıkarırsa neye imza attığınıza iyi bakın, en güzeli imza atmamak. Elinizi zorla tutup imza attıramazlar ya. Bu işlere bakan bir avukata ulaşın, yardımcı oluyorlar. Ne kadar ısrar ederlerse etsinler "bu öyle bir belge değil, buna imza atabilirsin" derlerse desinler imza atmayın.
0
michael_knight
(04.06.24)
Her türlü işten çıkartıldım.. Evde otururken mesaj ile, biz senle devam etmek istiyoruzun ertesi günü de. Sonuncusu da işten çıkartma değil süründürme şeklinde oldu. Zorunlu ücretsiz izine çıkardılar.
0
Kahvedesu
(04.06.24)
Düzgün yerde "kötü performans hadi kapı dışarı" olmaz. Performans geliştirme vs diye bir sürü süreç var. Ben misal bir çalışana yaptim ve üstünden 3 yil geçti harbiden de gelistirdi kendini.
Ben hayatımda bir kere jet hizinda isten atilma gördüm. Sonradan öğrendiğim kişi lojistik tekliflerini genelde eski çalıştığı firmaya pasliyormus. Müdürün tanıdığı olan biri "ya size sürekli teklif yapıyoruz ama hiç kazanamiyoruz" demesi ile arastirilinca hop gg wp oldu.
Onun dışında ben de katılıyorum, eğer harbiden bu tarz bir şey yoksa riskli bir yerde gibisiniz.
0
logisticsmanager
(04.06.24)
Atılacağını nasıl anlayabilirsin, sondan başlayayım:
- İş yükün hafiflediyse, sana iş vermekten kaçınıyorlarsa ve bunu sorduğunda seni oyalıyorlarsa; - Şirkette maaş zamları çok düşükse, sana zam vermiyorlarsa veya enflasyonun çok altında zam veriyorlarsa; - Mobbing görüyorsan, üzerinde anlamsız psikolojik bir baskı varsa;
işten çıkartılma ihtimalin belirmiş olabilir. İşten çıkartma işveren için maliyetli bir iştir o nedenle öncelikle senin istifa etmeni sağlamaya çalışacaktır.
İşten çıkarılacağını öğrendiğin an o kuruma hemen hiçbir faydan olmaz. Diğer çalışanların da en az etkilenmesi/araya zaman girmesi için bu iş genelde cuma mesai biterken anlık olarak yapılır.
İşin doğrusunu yapmak sadece o günün işi değildir, öncesi de olmalıdır. Örneğin;
- Çalışanın eksik yönlerine dair geri bildirimler verilmeli ve hatta pozisyona göre eğitim, gelişim, mentorluk fırsatları sağlanmalı.
- Performans değerlendirmesi doğru şekilde yapılmalı. Şirketin kendisinden beklentileri makul şekilde aktarılmalı.
Yine de çalışandan beklenen verim alınamıyorsa artık son aşamada profesyonel şekilde kendisiyle bu şekilde çalışmaya devam edilemeyeceği belirtilip yasal ve makul bir çıkış tazminatıyla şirketten uğurlanabilir. Konuya iki taraflı bakıp azami seviyede profesyonel ve insani olmak lazım.
0
Lethe
(04.06.24)
duyduğum kadarıyla savunma sanayide benzer şekilde oluyor. adam sabah normal bir şekilde işe geliyor. ik konuşmaya çağırıyor. atıldığı söyleniyor hakları verilerek. masasına döndüğünde bilgisayarı yerinde olmuyor. güvenlikler eşlik ediyor çıkmasına vs. 20-30 yıllık çalışanlara bile böyle yapıyolarmış kendi isitfa etmezse.
0
jelly bear
(04.06.24)
kurumsal bi yerde çalışıyorum. yüz kızartıcı durumlar veya yasal konular haricinde bu şekilde çıkarılan olmadı.
performanstan dolayı çıkartılacak kişiler zaten kendini belli ediyor, o kişilerin bile öncesinde yönetici ik v.s. konuşuluo baya böyle ihbar süresi v.s. beklenip çıkarılıyor. kendisi söylemese çıkarıldığı bile anlayamazsınız.
bir de toplu küçülmeler oluyor, o durumda bahsettiğinize şekle benzer bir şey oluyor ama onda da nispeten perforamansı düşük çalışanlar çıkarılıyor.
Futbolcuların çoğuna bakıyorum, özellikle Türkler tabi, hepsi genç yaşta evleniyor.Para var, bir sürü kadında vardır çevrelerinde. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?Belki de çok boş zamanları olmuyordur. Antrenmanlarla,maclarla dolu bir hayatta, düzenli hayat akısı önemli diye mi bu kararı alıyorlar aca
Futbolcuların çoğuna bakıyorum, özellikle Türkler tabi, hepsi genç yaşta evleniyor.
Para var, bir sürü kadında vardır çevrelerinde. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?
Belki de çok boş zamanları olmuyordur. Antrenmanlarla,maclarla dolu bir hayatta, düzenli hayat akısı önemli diye mi bu kararı alıyorlar acaba?
0
basubadelmevt (01.06.24)
Aşık oluyorlardır belki. Bir de çok kadın hiç kadındır. Çok erkek de hiç erkektir.
0
rock n roll
(01.06.24)
Sporculuğun ön şartı aşırı düzenli hayattır. Yattığın saat belli, kalktığın saat belli, yediğin yemek belli olmak zorunda. Öyle çevremde bissürü kadın var diyenin sporculuğu iki senede biter.
0
Mirket
(01.06.24)
Sporcuların çoğu cahil, vizyonsuz tipler.
0
gabe h coud
(01.06.24)
itibar olabilir genelde niye evlendigi degil niye evlenmedigi soruluyor cunku
0
ala09
(01.06.24)
Futbolcuların evlenmeye yönelik taliplisi çok olur doğal olarak.
0
mbond
(02.06.24)
Mirket +1. Adamlar asker hayatı yaşıyor. Evlenmek düzenli ve disiplinli hayatın bir koşulu. Üniversite yok, beyaz yaka hayatı yok. Dolayısıyla flört edecek hiçbir koşul yok.
0
prole
(02.06.24)
evlenmeleri çok kolay. para fazlasıyla var, talip fazlasıyla var. evlenmek için gerekli 2 şey de fazlasıyla var yani. bir de bekar hayatı yerine aile kurup daha düzenli yaşamak isteyebiliyorlar sporcu adamlar oldukları için hepsinin olmasa da bazılarının direkt böyle bir hedefi oluyor. son olarak şu da var genelde eğitim seviyesi düşük insanlar da genç evlenir futbolcular da öyle zaten.
0
semaforo de medianoche
(02.06.24)
ortalama bir süre içinde evleniyorlar. tr'de ortalama evlilik yaşı 26 falan ama insanlar 22-23'e kadar okul ile oyalanıyor, 1-2 senede iş güç bulma askerlik şu bu derken 25-26 olup direkt evleniyorlar. yani hayatı düzene giren evleniyor, tüm dünyada bu böyle.
ee topçularda 16-17 yaşında bir düzene başlıyor, 20 olduklarında ciddi maaşlar almaya başlıyorlar 300-500k€ olsa da.
0
avatar is back
(02.06.24)
klüp baskısı şunu evlendirelim de sabahları yollardan toplamayalım diye gazlıyorlar 25 yaşındaki elemanı
0
duyurukullanıcısı
(02.06.24)
Gece hayatı olan futbolcular genelde istikrarsız oluyor Bkz: Sergen Yalçın, Batuhan Karadeniz bu ikisi erken evlenseydi dünya yıldızı olurlardı
0
olaylar olaylar
(02.06.24)
erken yasta iyi paralar kazaniyorlar. yani senin benim gibi 30a kadar kariyerimi oturtayim falan diye düsünmüyorlar. kendi aileri de genelde sosyoekonomik olarak kötü. para kaygisi olmadan erken yasta cocuk yapilmis falan e kendilerinde para da var niye beklesinler?
sadece evlenme degil erken yasta cocuklari da oluyor. sergio oliverira falan haric ki onun karisi da avukat mesela tv ünlüsü falan degil.
Garanti suresinde farklilik var diye gordum , baska nasil bir farklilik var beyaz esyalarinda?
Garanti suresinde farklilik var diye gordum , baska nasil bir farklilik var beyaz esyalarinda?
0
lapaz (30.05.24)
BSH grubuna buzdolabı, bulaşık makinesi vs. için plastik parça veren bir firmada çalıştım, hepsi aynı hammaddeden aynı kalıptan çıkıyor tek fark serigrafi deseni ya da rengi oluyordu.
diğer parçalarının da maliyet düşürme amaçlı ortak kullanıldığını düşünüyorum. aradaki fark biraz marketing.
0
barabas
(30.05.24)
bosch siemens profilo aynı grubun ürünü ama segment farkları var diye biliyorum. profilo bu grubun sadece türkiye'de üretilen ve iç pazara verilen markası (balkanlar, ortadoğu gibi bölgelerin ülkelerine de gönderiliyordur belki bilmiyorum) yani ucuzlaştırarak bizim insanımızın bosch ve siemens'e kıyasla daha kolay erişebileceği fiyatlara mal ediyorlar. en nihayetinde beyaz eşya şans işi ama şansınızı arttırmak için ucuzlaştırılmış ürün yerine bosch tercih etmekte fayda var ekonominiz uygunsa.
0
semaforo de medianoche
(30.05.24)
garantide ben fark görememiştim. bu yüzden profilo aldım. aynı fabrikadan çıkıyor hepsi.
0
jelly bear
(30.05.24)
ben altus aldım geçtim. ankastre set çamaşır makinası bulaşık makinası hepsi işini layıkıyla yapıyor
0
pavlis
(30.05.24)
motorları fark ediyor diye biliyorum boschlar almanyada alt markaları polonyada yapılıyor demişlerdi ben araştırırken.
Biz pek düşünemiyoruz. Ben 30, eşim 32 olacak ama mantıklı gelmiyor. Aslında ben evlenmeden önce daha yakındım. Yani ileride çocuğum olur, babalık ve hatta dedelik hislerini yaşamak isterim diye düşünürdüm. Evlendikten sonra ülke, dünya, ekonomi, çevre vs. yüzünden ben de biraz uzağım ama eşim mesel
Biz pek düşünemiyoruz. Ben 30, eşim 32 olacak ama mantıklı gelmiyor. Aslında ben evlenmeden önce daha yakındım. Yani ileride çocuğum olur, babalık ve hatta dedelik hislerini yaşamak isterim diye düşünürdüm. Evlendikten sonra ülke, dünya, ekonomi, çevre vs. yüzünden ben de biraz uzağım ama eşim mesela kendini bildi bileli istemiyormuş, hala istemiyor. Oturup biraz konuştuk, biraz bencil olmak gerekiyor gibi geldi. Pek mantıklı bir sebep bulamadık.
- Olaya ilkel bakamıyoruz. Yani türümüzün devamlılığı gereği doğurmak gerekir falan diye düşünmüyoruz, öyle bir durum söz konusu değil zaten şu an. Hatta nüfus artışı dünyayı felakete sürüklüyor. Millet neden tavşan gibi ürüyor anlamıyoruz.
- Yine ilkel gelen bir görüş, nasıl ki eskilerde "boşanma" gibi bir kavramın olmadığı gibi, "çocuk yapmama" gibi bir bilinç de yokmuş gibi geliyor çoğu insanda. Yani toplumsal olarak evlenince = çocuk yapılır gibi öğrenilmiş bir kalıplaşmış düşünce var. Kültürel ve dini olarak da bakıyor kimi. Çevre baskısı da had safhada. Bizde böyle şeyler de yok.
- Yine kırsal bir kafayla düşünüp, ya işte çocuk evin neşesidir dolansın ortalıkta, hem bağa bahçeye yardım eder, ne kadar çok çocuk, o kadar iyi. Birlikte büyürler gibi bir olayımız, düşüncemiz de yok. Zaten çok ilkel ve kontrolsüz bir üreme düşüncesi gibi geliyor. Çocuk sayısı arttıkça, çocuklar üzerine düşen refah azalıyor çok çok zengin değilse aile.
- İnsanın anlam arama ihtiyacı. Geçenlerde yaşarken çok boş oyalanmıyor muyuz gibisinden varoluşsal bir soru sormuştum. Öleceğini bilmek ve anlam arayışı zor bir süreç insanoğlu için. Bana çözüm olarak bir kaç kişi çocuk yap demişti. Belki bu bir çözüm olabilir. Fakat bunu yaparsam annelerimiz babalarımızdan ne farkımız kalıyor diye düşünüyorum. Onlar da büyük ihtimalle hayatı yaşamak için bir anlam bulamıyorum bari kendimi çocuğum üzerinden gerçekleştireyim diye düşündüler. Onlar için yaşadılar. Sonra da bişey olsa "yemedim yedirdim içmedim içirdim" diye başlarlar. "Ben kendim yaşamadım sen düzgün yaşa diye" diyerek yakınırlar. Yahu yaşasaydın kardeşim. Biz yaşamayı tercih edenlerdeniz. Bir çocuğa hayat adanması gerekliliğine karşıyız. Asgari düzeyde ayırırsın, ama hayatı kendin için yaşarsın. Ki ben, biz çocuk yapsak bile yine gezeriz tozarız diye düşünüyorum o kadar da paralatmayız kendimizi ama belli de olmaz. Çocuk büyüyüp ailesine dönüp bakınca kendini onun için heba etmiş bir aile görünce mutlu olmuyor ki. Çocuk en başta, birbirini ve hayatı seven ebeveynler görmek istiyorum.
Yani sonuç olarak bencilce bir yaklaşımla, sırf anlam arayışın için çocuk dünyaya getiriyorsan, bu hiç mantıklı gelmiyor. Çocuk sevme ihtiyacı için veya birinin sana bağlanması, sevilme ihtiyacın için vs... Hem belki çocuk sevmeyecek bu dünyayı veya seni.
- "Filmi bırak, peki çocuk olmuş mu?" Çocuk belki senin görüşlerini benimsemeyecek. Benimsemek zorunda değil belki biz özgür yetiştirme taraftarı oluruz ama aşırı aykırı davranacak belki. Hiç istemediğin bir yola sapacak. Sen ne kadar eğitim verirsen ver, görgü öğretirsen öğret dış dünyadan iyice soyutlanacak çocuk. Akran zorbalığına uğrayacak. Herkes aynı eğitim ve bilinç düzeyinde eğitmiyor ki çocuklarını. Sen ne yaparsan yap internet ve arkadaş çevresi sağ olsun beyinleri yıkanacak cocukların. Sana efendiyi oynayacak ama dışarıda bambaşka biri olacak belki. Ama sen kendi çocuğun diye yakıştıramayacaksın onu hep masum ve tatlı çocuğun, güzel kızın, aslan oğlum olarak gibi göreceksin. Ama belki pisliğin teki olacak. Veya aptalın teki olacak. Çocuk istedimiz gibi oluyor mu? Sanki bazen ne yaparsak yapalım olmuyor. Bunlar uç örnekler ama alınan sorumluluğun farkında mısınız?
- Kelebek etkisi. Siz nasıl yetiştirseniz yetiştirin. Yeni gelişen bir canlıya (çocuğa) uyguladığınız en ufak bir yanlışı, çocuk psikolojisiyle ödeyebilir. Başkası, çocuğunuzun büründüğü karakter veya huy yüzünden ödemek zorunda kalabilir. Çocuk, kendine zarar verebilir. İş yerindekilere kötü veya aşırı iyi davranabilir. Eşine ve çocuklarına karşı kötü veya aşırı iyi davranabilir (zarar göreceği düzeyde).
Yani "doğru" çocuk yetiştirmek ne demek? Bence böyle bir şey yok. Nasıl yetiştirirseniz yetiştirin, en ufak bir aktarılan bilginin sonucunu çocuğunuz yüzünden diğer canlılar çekecek. Bu iyi de olabilir kötü de olabilir. Çok iyi yetiştirirseniz kendi zarar görebilir, kötü yetişirse başkaları zarar görebilir. Yani etkisi zincirleme olarak etkileşim kurduğu tüm diğer canlı ve cansız varlıklara aktarılmış olacak. Bunun sorumluluğunu nasıl alabiliyorsunuz?
İşte ben annelik-babalık duygusu tadıcam, çocuk sevicem, ay birisi bana anne veya baba diyecek düşünsene *_* diye bencilce baktığınız bir olayın altındaki sorumluluğun büyüklüğünü görebiliyor musunuz? Bence çok fazla. Çocuk belki dünyayı görünce lanet olsun ne biçim yere geldim diyecek. İntihar edebilir, hassas bir kalbi olabilir sürekli depresif bir halde dolanabilir. Kendi doğrularınızı, kendi dininizi aktardınız diye aslında olabileceğinden, yani potansiyelinden daha kötü şartlarda büyüyüp ölebilir. Veya sizin gerçekliğinizden çıkıp dış dünyayı görünce sizden uzaklaşabilir.
Gerek var mı oyuna bir karakter daha sürmeye?
- Dış dünya tehlikesi. Çocuk her an bir savaşa, virüse, kimyasal bir saldırıya maruz kalabilir. Tecavüz edilebilir, vurulabilir, bıçaklanabilir, psikolojik sorunlar yaşabilir, dayak yiyebilir, veya bunları başka birine uygulayabilir. Dışarısı, aklı başında bir insanın pek de yaşamayı isteyebileceği bir yermiş gibi durmuyor. Ona nasıl koruma garantisi verebiliyorsunuz veya başına bir şey gelse, o sorumluluğu kaldırabilecek güçte misiniz?
Gibi gibi sebepler aklımızda dönüyor...
Edit: İmla.
0
ananiyimioguz (23.05.24)
Bencilce olabilir. Ama doğal ve insani, bencillik de doğal. Sorumluluk da büyük evet, ama kendi adıma sorumluluk almayı severim. Ya ben bu adamın çocuğumun babası olmasını istiyorum dediğim biriyle tanışsaydım çok net anne olmak isterdim bi 10 sene içinde. Birine o kadar güvenmek bana asıl zor gelen kısım. Neyse nihayetinde bir insan yetiştirmek, beraber büyümek öğrenmek, hayatı deneyimlemek, birini kendinden çok sevmek falan çok fantastik duygular, deneyimler. Yaşamak lazım diye düşünüyorum. Ama hayatın amacı da değil. Çocuk güzel bi lüks bence, fakat ihtiyaç değil. Olsa da olmasa da hayat güzel olabilir, kişiye bağlı.
0
nic cage
(23.05.24)
Yapmiyoruz. Cevremdeki evli ciftlerde de oran yari yariya. Yani yarisi cocuk sahibi oldu ya da olmak istiyor, yarisi hic cocuk istemiyor.
0
sertac akin
(23.05.24)
Mantıklı düşünürsen zaten çocuk işine girmezsin, biraz dürtüsel bir karar. Benim oğlan 2 yaşına geliyor ben daha babalığı yeni anlıyorum. 2 senedir aralıksız ağlıyordum niye yaptık diye ama şimdi uyurken bile özlüyorum, garip bir durum. Mantık aramaman lazım bu işte.
0
mirty
(23.05.24)
Kimse bu kadar düşünerek mantık çerçevesine oturtup çocuk yapmıyor. Bu kadar düşünen yapmaz zaten. Nefes almak, yemek yemek, seks yapmak gibi bir şey çocuk yapmak da. Hayatta kalma içgüdüsünün bir sonucu, kendini çoğaltarak ölümsüz olma çabası. Hatta bu yüzden, mantık çerçevesinde düşünüp çocuk yapmamayı seçmek bir nevi pasif intihar gibi geliyor bana. (Ben de yıllardır antinatalistim)
0
duguit
(23.05.24)
denildiği gibi insanlar istediği için yapıyor direkt bir somut nedeni yok. evlat sahibi olmak anne baba olmak için yapıyorlar.
o kadar düşünen yapmaz zaten +1, yapanlar da o kadar düşünmüyor. sizin için gerek yoksa yoktur. yapana gerek var mıydı diye soramazsınız.
ben de istemiyorum mesela.
0
jülsezar
(23.05.24)
Çocuk sahibi olmak, yeme gibi, içmek gibi biyolojik bir ihtiyaç. Hayatın doğal akışı. Maddi sebeplerle olsun, zamanın modasıyla olsun istenmiyor olabilir. Bu yaşlarda hissedilmiyor olabilir ama travması, yaşam kalitesine olumsuz etkisi, psikolojik sorunları inanın ilerleyen yaşlarda üzerinize çökecektir.
0
Mirket
(23.05.24)
Ekonomik durum iyi değilse cehalet faktörü etkili. Toplum baskısı da var.
Her şey yerindeyse ekonomik durum vb gibi kişisel tercih. Ama evlilik ve çocuk fakiri daha da fakirleştirir.
0
ferenc
(23.05.24)
insanlar cocuk yapiyor cunku bu bizim dogamizda var. boyle hayvansal icguduleri beyaz yakali yaklasimlariyla irdelemek asiri manasiz. cocuk yaparsin ve genlerini aktarirsin cunku bu bizim (dunyada yasayan canlilarin) kodlarimizda var. bu kadar bunun cevabi.
0
bohr atom modeli
(23.05.24)
Ben de şu an 32 yaşındayım ve anne olmak istemiyorum ama çevremde o kadar çok kişi anne olmazsam pişman olacakmışım gibi hissettiriyor ki kabul etmekte zorlansam da etkileniyorum ve bazen "ya sonra keşke dersem" diye düşüncelere gark oluyorum. istememe nedenim de tamamen sorumluluğundan. kendim kadar çok önemseyeceğim bir varlık kim bilir başına ne dertler açacak hastalanacak üzülecek vs vs seni tasalandıracak diyorum. Baskın olan hissiyatım yapmamak yönünde. Yaparsam bencilce olsa da merak duygum olabilir. Ama işin garibi de dışarıda gördüğüm çocuklar olsun kendi yeğenlerim olsun inanılmaz seviyorum ve çoğuyla fazlasıyla ilgileniyorum. Yani anaç yapım yok demiyorum ama kaygılarım ağır basıyor.
çocuk yaptıktan sonra pişman olunca vazgeçebilme hakkımız olsaydı keşke sgjskgksjg
0
Kediyi üzdün
(23.05.24)
@bohr atom modeli, hocam zaten türümüzü diğer hayvanlardan ayıran özellik frontal lobumuzun gelişmiş olması değil mi?
Yani zaten düşünmek ve sorgulamak üzere evrimleşmiyor muyuz?
Hala hayvansal iç güdülerle yaşayacaksak evrimimize haksızlık etmiş olmuyor muyuz?
Tamam ben de hala ilkel olduğumuzu düşünüyorum çoğu yönden ama en azından bir şeyleri yaparken sorgular seviyeye gelmişiz. Kodumuzu aktarıcaz diye düşünmeyelim mi ulan 1dk kodumu aktarıcam ama gerek var mı? İhtiyaç var mı? Herkes kodunu bilinçsiz aktara aktara dünya bu hale geldi zaten demeyelim mi?
O zaman ilkel dürtülerle aile kavramını da hiçe sayalım, birbirimizin üstüne atlayalım. Ne de olsa kodlarımızda vardır o da bir yerlerde.
0
🌸ananiyimioguz
(23.05.24)
Çocuk bakmak aşırı zor bir mesela. Eşini artık çok da sevmiyorsan mesela çocuktaki eşine benzer tarafları görüp çocuktan soguyabiliyorsun bile yer yer. Yeğenimi çok severim normalde, çok da sabırlıýım çocuğa karşı. Ama babasına gıcık olduğum zamanlarda "Baban ne ki sen ne olasın" diye kuruluyorum üç yaşında çocuğa. Bir de ne kadar minyatür bir insan da olsa çocukla frekansınız uymayabiliyor. Sen çok sakinsen hareketli çocuga sinir oluyorsun, ikili diyaloğa giriyorsunuz :p Bir dönem ilkokul öğretmenliği de yapmıştım, oradaki deneyimlerimi de katarak anlatıyorum. Ama günün sonunda sosyopat değilsen ya da çok ciddi bir bunalım geçirmiyorsan barısiyorsunuz, öpüşüp koklasiyorsunuz. Gormediginde özlüyorsun, hayatının merkezine koyuyorsun. Yukarıda bir arkadaşın dediği gibi bu zamanın argümanlariyla işin içinden çıkamıyoruz. Olacağı varsa oluyor, sen de uyum sağlıyorsun duruma.
0
sekizdokuzon
(23.05.24)
Valla ben yazdıklarını okumaya üşendim. 29 yaşındayım. Ekonomik olarak durumları biraz daha toparlayınca 30ların başında falan çocuk yapmayı düşünüyorum yani sağlık sorunu yaşamazsak. Sebebi yok sadece anne olmak istiyorum, karnımda bebek taşımak böyle emzirmek onu büyütmek bir şeyler öğretmek beraber deneyimlemek vs bunları merak ediyorum. Merak duygumu tatmin etmek için çocuk istiyorum. Tabi ki kendi mersk duygum için çocuk yapayım derken onu perişan etmek de istemem tabi ki. Maddi manevi yeterli hissettiğim zaman yaparım bunu.
0
turuncu tonlarda
(23.05.24)
Tam olarak bahsettiğiniz sebeplerden dolayı yapmıyoruz. 32 yaşındayız, 2 yıldır evliyiz ve çocuk fikrine o kadar uzağız ki, uzak kelimesi bile yakın kalır. Zaten şurda kalmış bir bu kadar daha ömrüm, onu da çocuk derdiyle mi geçireceğim zaten? O kadar dertsiz tasasız bir hayatım olursa da çocuk yapmak yerine gezer tozarım. Evde kronik rahatsızlığı olan bir kedimiz var, gözümüz sürekli üstünde. Sırf 1-2 gün uzaklaştığımız zamanlarda aklımız kalmasın diye eve bebek kamerası bile aldım, arada açıp bakıyorum napıyor keyfi yerinde mi diye. Kedinin bile üstüne bu kadar düşerken, hastalandı mı diye gözünün içine bakarken, kendimden olan bir canlıya karşı olan stresimi düşünemiyorum bile. Ülke şartları falan da cabası tabi.
Çevremde "evimi aldım, arabamı aldım, mesleğimi garantiledim. evlenirsem çocuk yaparım çünkü insana hayatta bir amaç lazım" düşüncesinde olan tanıdıklarım da var. Neresinden baksan hastalıklı ve bencil bir düşünce bu bana göre. Sırf kendine amaç olsun, oyuncak olsun, saçma sapan varoluşsal sancılarına derman olsun diye dünyaya bir canlı getirmek büyük bencillik.
Ayrıca "genlerimizde var, üremek için yaşıyoruz" düşüncesi de bu bencilliğe uydurulmuş bir kılıftan başka bir şey değil bana göre. Genlerimizde üremek varsa, kafamızın içinde de beynimiz var. Neyin ne olduğunu sorgulayıp karar verebilme, muhakeme edebilme yeteneğine sahibiz. Şimdi ben çocuk yapmak istemiyorum diye insanlıktan mı çıkıyorum bu durumda yani... Teallam.
0
pianeta
(23.05.24)
Valla ben dünyaya katkım olsun diye yaptım. Çok iyi bir insanım üstelik müthiş zekiyim. Boşa gitmemesi gereken genlerim vardı. Hep saçma sapan insanlar çocuk yapıp dünyayı daha kötü bir hale getirmesin, ahlaklı düzgün yetişmiş iyi kalpli insanlar da olsun gelecekte diye istedim.
İleride 3 4 tane daha düşünüyorum. Maddi olarak imkanım olursa tabi.
0
Gradient_tabanlı_mor
(23.05.24)
@Gradient_tabanlı_mor, gen aktarımının öyle cımbızla seçerek olduğunu düşünmüyorum da, diyelim ki oldu ve çok zeki, çok yakışıklı/güzel bir çocuk dünyaya geldi. Gayet aklı başında, efendi, saygılı vs. oldu.
Dünya bu özellikleri mükafatlandıran bir yer mi?
Diyelim ki sıyrıldı, mükafatlandı, soruyu şuradan sorayım, dünya bu çabaya değecek bir yer mi?
Dünyadaki en zekilere baktığımız zaman genelde kullanıldıklarını görüyoruz. Çok azı şanslı oluyor. Sistem kaşıkla verip kepçeyle alıyor.
Ayrıca cahiller, eğitimsizler çok fazla ürüyor böyle gitmesin terazinin diğer tarafına biraz bastıralım diye çocuk yapılınca çocuğa haksızlık olmuyor mu uğraşacağı insanlar, yani kötü diye gösterdiğimiz taraf daha çoğunlukta.
Mesela ben aksine, kendimiz gibi bir toplum veya ortam varsa oraya çocuğu koyarım.
Pakistanın orta yerine zeki ve bilinçli bir çocuk koymam mesela. Ona da yazık. Haksızlık. Ama norveç e koymak isterdim. Tr nin durumu da pek iyiye gitmiyor kötü tarafın doğum hızlarına bakılırsa.
0
🌸ananiyimioguz
(23.05.24)
bu kadar dusunen yapmaz +1
su an 33-37 yaslarindayiz, 6 senedir evliyiz, henuz cocugumuz yok.
insanlar cocugu tamamen hayattan beklenenler o yonde oldugu icin yapiyor. okula git --> is bul/kur --> evlen --> cocuk yap, model bu. kimse cocuk yaparken "insanlik devam etsin, turumuzun devamliligi" gibisinden seyler dusunmuyor. bu kadar dusununce okula gitmek de mantikli olmayabilir mesela.
dediginiz gibi, eskiden tarlada calisacak adam vs gibi is gucu alaninda ise yaramis epeyce cok cocuk sahibi olmak. bugun tarlasi olan az, sehirde yasamin da kendince finansal guclukleri var, hayat kalitesi tartisilir. ancak:
cocuk buyukmek eglenceli keyifli bisey, minicik beyinleryle biseyleri kesfetmeleri, akil etmeleri, oyun oynamalari, sizin hayatta akliniza gelmeyecek sorular sormalari vs epey keyifli. buyumesinde, dunyayi kesfetmesinde, kendini kesfetmesinde destek olmak, yol gostermek guzel seyler. bundan mahrum kalmak istememek gayet gecerli bir sebep.
diger yandan insanlar yaptiklari degil yapmadiklari seylerden daha cok pismanlik duyabiliyor, bu da bir baska sebep. 20-30lu yaslarda cok dert etmiyoruz ama hic 50-60 olmadik, tam olarak bilmiyoruz o yaslarda neye nasil ihtiyac duyabilecegimizi.
ayrica, cocuklar buyudukten sonra onlarin kurdugu ailelerle kalabalik olmak, arada birlikte biseyler yapabilmek, yanliz kalmamak, hastalikta yaslilikta cenazede davalik durumlarda vs samimiyetle siginabileci insanlar olmasi yine bir baska sebep.
zamanin "cocugu" olarak ben bugun ailemden uzakta yasiyorum oyle cok aman aman birlikte biseyler yapmiyoruz ama gercekten bir ihtiyac oldugunda atlayip gidebiliyor olmam, genel olarak varligim ailem icin guven verici bir durum. anneme kalsa en buyuk pismanligi daha cok cocuk yapmamis olmak.
dediginiz riskler elbette var, benim de kisisel olarak cocuk konusundaki en buyuk cekincem "ya buyudugu zaman cok stresli bir hayati olursa, ya anksiyetesi olursa, ya depresyonda olursa, ya intihar etmek isterse, ya kanser olusa, ya yatalak olursa" gibi seyler. tamam sorumluluk da istemiyroum belki ama erken cocukluk sorumluluklari citir cerez kaliyor bunlarin yaninda.
diger yandan bugun yetiskin insanlar olarak hepimizde belli bir olcude depresiflik, ankiyete bozukluklari fln var; cesitli hastaliklarla ugrasiyor, issiz kaliyoruz, sevgilimiz terk ediyor, dolandiriliyoruz, basimiza sacma sapan olaylar geliyor uzuluyoruz vs ama bir sekilde bunlarla basa cikmayi ve yasamayi ogreniyoruz; hayatin bir parcasi aslinda hepsi. ayni sekilde cok guzel yemekler yiyouz, sevdiklerimizle 2 kadeh tokusturuyoruz, konserlerde bagira cagira sarkilar soyluyoruz, gezip egleniyoruz. cesitli tibbi desteklere erisimimiz de gittikce kolaylasiyor. o yuzden biz bugun yetiskinler olarak bir sekilde var olabiliyorsak, hayatimizda biseyler yolunda gidiyorsa ve intihar etmiyorsak demek ki var olmak o kadar da kotu bir sey degil.
sonuc olarak konu gerek olup olmamasi degil, konu sizin bireysel olarak cocuk buyutmek istiyor olup olmamaniz.
0
taurina
(24.05.24)
Çocuk yapma kararı mantıkla verilen bir karar değil, duyguyla verilen bir karar. Mantıklı düşünürseniz evet sorumluluğu, yorgunluğu, özellikle küçük yaşlarda ihtiyacı olan dikkati verebilmek için kendinizi bile kaybetmeniz, vs. birçok olumsuz yanını bulabilirsiniz. 2 yaşında çocuğu olan bir anne olarak da bunların hiçbirini reddetmem. Ama dünyaları verseler de oğlumu değişmem.
Ben hamileliği bile çok sevmiştim. Ki çocuk yapma düşüncesi yapana kadar çok kafamı meşgul etmemişti bile. Karnımda minicik bir mercimek tanesi kadar olan bebemin şimdi bıcır bıcır konuşmasını duymak, karakterinin geliştiğini izlemek, büyümesine tanık olmak inanılmaz bir şey.
Bencil insan çocuk sahibi olmaz bana kalırsa, olursa da çocuğu hakkıyla yetiştiremez. Yemeyip yediren, uyumayıp uyutan bir anne veya baba nasıl bencil olabilir ki?
0
gmzo
(24.05.24)
@ gmzo, pek katılamıyorum. çocuğun kendisi zaten bencilce geliyor. çocuğa bakıyor olmak insanın eksik yanlarını besleyen bir şey, o durumu bencil olmamakla açıklayamayız.
François de La Rochefoucauld ve Sigmund Freud'un savunduğu şöyle bir görüş var;
"İyiliklerimizin çoğu, kötülüklerimizi gizleme sanatıdır." İnsanların yaptığı iyiliklerin bile aslında kendi kötü yönlerini ve çıkarcı doğalarını gizlemek için bir araç olduğunu söylerler.
"İnsanların yaptığı iyiliklerin çoğu, şeref ve erdemden çok gururdan kaynaklanır." İnsanlar güzel şeyler yaparken bile aslında gururlarını tatmin ettiklerini ve kendilerini daha iyi hissettiklerini öne sürerler.
"Narsisizm" Freud, insanların birincil ve ikincil narsisizm olarak adlandırdığı kavramlarla, kişinin kendi benliğine duyduğu sevgiyi ve bu sevginin nasıl dışa vurulduğunu açıklar. Bu bağlamda, birçok iyilik ve yardım davranışının aslında kişinin kendi narsistik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığını öne sürer.
0
🌸ananiyimioguz
(24.05.24)
ben bekarım evlensem de hem ülke şartlarından hem şahsi ekonomik gücümden ötürü yapmak istemem. ancak milyon dolarlık bir topçu, aktör falan olsam en az 5 çocuk falan yapardım herhalde. harika bir kendini tamamlama aracı çocuk, paran çoksa eksilerinden mümkün olduğunca az etkilenirdin artılarını çok daha fazla yaşardın. çok iyi bir hayat yaşatacağın garanti olurdu zaten o yüzden bencillik değil tam tersine sahip olduğun iyi yaşamı paylaşmış olurdun. ülkede yarın bir gün iç savaş çıkıp millet değneklerin ucunda komşusunun kellesiyle gezse bile iyi hayat yaşayacağı garanti olurdu para böyle bir şey maalesef. ama ortalama beyaz yaka olarak türkiye'de çok zor bir kere muhakkak koleje gönderecek paran olmalı şu meb müfredatında çocuk mu yetiştirilir. bu bencillik olur bence de. avrupa'da bir orta sınıf olsaydım da eşle gezme tozma işlerinden sıkılma hissine gelirsek düşünebilirdim yok bizi kesmiyorsa bir türlü gezmek tozmak gene yapmak istemezdim herhalde.
0
semaforo de medianoche
(24.05.24)
bu inanç gibi bişey. Kalbin/beynin neye yatkınsa onu görürsün. Senin dediğin gibi, kendi genlerinden kendine benzeyen bir varlık yaratıp yetiştirmeyi müthiş bencil egoist bir şey olarak da görebilirsin, bir annenin yazdığı gibi 'kendimizi düşünmeyip onu yetiştiriyoruz bu nasıl bencil olabilir' diye de görülebilir.
Bu arada dünyanın gidişatına bakmak vs. yalan. Evet nüfus çok ve dünya kötüye gidiyor ama belki de en barışçıl çağdayız (tabii üçüncü dünya savaşı geliyor olabilir, gelmiyor da olabilir). Ben mesela üreyen ve üremeyen kesimi görünce "biz üremeliyiz yav" diyorum. Dünyayı b*k eden şeylerden biri de bu çünkü. İngiltere'de çocuklara en çok konulan isim Muhammed'miş. Neden acaba :D Türkiye'de de 20-30 yıla kimler iktidarda olacak tahmin etmek zor değil. Bunu sorgulayan insanlar yeterince üremezse hayatını belirleyen kararları hiç sevmediğin insanlar alacak (demokrasi yönetimi kaldığı sürece). Fakat bu da bencil ve "oy içi mi çocuk yapıyoruz yav" dedirtecek bişey. Bence zaten çocuk yapmak saadet zinciri gibi bişey. Sistemin devamı için üremek gerekiyor, yeterince genç olmazsa emeklilik sistemi bile çöküyor :D
0
nhk ni youkosu
(24.05.24)
@ thetruenorthstrongandfree, sizin şartlarınızda çocuk yapmak değil yapmamak ayıp olurmuş, o şartlarda çocuğa iyi bir ortam sunamayacağım diye kaygılanmayız ki. Verebileceğiniz imkanlar ve çevre bu düşüncemizi etkiler tabii ki.
0
🌸ananiyimioguz
(24.05.24)
1 - bayragi ilerde birine devretmek icin
2 - her di$i hayvan mutlaka bir kere dogurmali, buna insan da dahil. annelik duygusunu yasamamis bir kadin yasliliginda sikinti ceker, cevremde gordugum yasini almis ve dogurmamis kadinlar sikintili, yerine kedi kopek kaplumbaga falan koymaya calisiyorlar ama yetmiyor.
0
cooperr
(24.05.24)
Bu kadar detayli dusunmek cok sacma. Hepimizin genlerinde var. Hayvanlar niye uruyor? Onlara ne faydasi var? Zarari bile var ugrasiyorlar ediyorlar gida bulup besliyorlar vs. Insanlarin ureme sebebi de bu kadar basit. Boyle kodlanmisiz.
0
The_Lollok
(24.05.24)
@ The_Lollok, hayvanlar neden ürüyorlar? bölünme, çoğalma, üreme canlılığın temelinde var. evrimsel sürecin başlama nedeni. bu konuda yetenekli olmayanlar tarih sahnesinden elendiği için günümüzdeki hemen her canlı üreme konusunda yetenekli ve iç güdüsel olarak hazır hale evrilmişler.
Fakat biz insanlar şu an neyin neden olduğunu ve nasıl çalıştığını az çok kavrayabiliyoruz.
Aklımızla düşündüğümüzde, insanlığın günümüzde üremesini gerektirecek bir sebep yok ki? Korunma yöntemlerini neden çıkardık, kontrol altına almak için. Veya hiç ürememek için. Soyumuz tehlikede, çoğalmamız lazım gibi sebep de yok.
Mesela hayvan çiftleştirince hayvanseverler hemen kızarlar ya "Sokakta bir sürü hayvan var kardeşim ne diye hayvan çiftleştirip onları alıyorsunuz veya sahiplendiriyorsunuz!!!" diye.
Ama sen niye ürüyorsun bir sürü kimsesiz çocuk var sahiplen dediğinde kalırlar öyle. İşte ama bağ falan... derler. Bencillik yani.
Nüfusu artırmanın kime ne faydası var şu an?
Mirasımı devredicem diyen var. Yahu ben öldükten sonra biri almış, almamış kime ne. Belki hiç edecekler geride kalanlar mirası. Bilemiyorsun ki. Belki birbirlerine düşecekler. Hadi onlar da idare etti diyelim, torunlar? Nereye kadar gidecek, ne kalacak, kime kalacak, herkes göçecek.
Bazı hayvanların da aklı olsa üremezdi veya çok kontrollü ve az ürerlerdi diye düşünüyorum soyları tehlikede değilse.
0
🌸ananiyimioguz
(24.05.24)
Böyle kişisel bir konuda burada uzun uzun yazdığına göre sende fikirlerinde emin değilsin ve teyit edilmek istiyorsun. Ancak bu tamamen kişisel bir karar. Topluca böyle bir konuda mutabakat oluşmasını beklemen çok mantıklı gelmiyor.
0
dreamsandcolours
(24.05.24)
Biri sahane bi laf etmisti yillar once bana. İsin ozeti gibi. Sedat bak demisti... ne çocukla oluyor ne de cocuksuz. Ama cocuklu daha guzel.
5 yil yapmadik. Sonra gule oynaya cocugumuz oldu.
0
halk
(24.05.24)
Bazen ellerime kollarıma bakıp "olm milyonlarca yıllık bir evrim sürecinin ürünüsün. Bu noktaya gelene kadar ataların ne yollardan ne sıkıntılardan geçti ve sonucunda sana kadar ulaşıldı. Bu nasıl bir kibirdir ki 4.5 milyar yıllık yolu bir anda kesip atıyorsun"
Urememenin getirdiği bu kibir yalan yok hoşuma gidiyor.
Bir de çocuğu olan biri bencil olamaz tabirine takıldım yorumlarda. Ben tam tersini düşünüyorum. Doğanın yüklediği "turun devamliliginin kodlandigi" iç guduler o kadar kuvvetlidir ki, kendi yaşamının önüne koyarsin yavrunu = annelik.
Kesin olarak Bencil olamayacağını iddia edebileceğiniz tek insan türü, Çocuk yapma şansı olup yapmayıp evlat edinenler bence.
Tamamen akıl, merhamet ve kendinden olmayan bir şeyi kendi önüne koymak.
Bu insanları çok seviyorum.
0
makbur
(24.05.24)
Her şey söylenmiş zaten. Ozetle
1-turun devami icgudusu (zeki yaratik olarak aklinla bunun yersizligini kesfetsen de milyon yıllık evrimin getirisini hemen alt edemiyorsun, kervana katiliyorsun mejburr bazen; yakında senin de yapacağın gibi ;))
2-uzerine düşünmemek, standardi bu zaten deyip yapmak
Bence çocuk yine anlaşılabilir asıl delilik evlenmek. Ama onu da yaptık meselaam di mi
0
abuzer
(24.05.24)
Ben yapmiyorum (simdilik). Gereksiz bencillik ve sorumluluk gibi geliyor. Evlat edinme durumlari da var, onun tartismasi farkli olabilir.
Ama o cocuk yapma icgudusu tetiklenebiliyor. Tabii hayvanlar gibi ilkel icgudu degil. Daha cok "istek" gibi. Gelismis beynimiz var sonucta. Cogu kisi toplumdan, etrafindan da etkileniyordur. Ve sonucta senin anne baban da var ve atalarin. Devam ettirme istegi oluyor. Gelecege yatirim gibi de dusunebiliyor insanlar.
Daha duygusal yonleri de var. Ve sartlari iyi bireylerde duygusal yon daha agir basiyor sanirim. Anne baba olmayi deneyimlemek. Sevecegini birini dunyaya getirmek.
Anne babaya da sorulabilir: "beni neden dunyaya getirdiniz"? :)
Ya da birey kendine de sorabilir. Felsefeye girecek ama "Ben neden dunyaya geldim?"
0
ermanen
(24.05.24)
Simdi biz doguyoruz, gozlemliyoruz ve birseylere alisiyoruz. Aslinda bircok sey aliskanliklarin getirdigi birsey bana kalirsa. Yani bir sekilde boyle kodluyoruz zihnimize. Yani ayni sekilde bizim de buyuyup evlenince bu sekilde olacagimizi, cocuklarimizin olacagini dusunuyoruz tum akis boyunca. Farkli bir acidan yine bakayim, bizim yasayamadiklarimiz, pismanliklarimiz var bu hayatta ve bunlari birisinin yasamasini istiyoruz, planliyoruz. Bu da iste cocugumuz oluyor. Butun bunlari durumumuz kotu bile olsa planlamiyoruz cunku durumu iyi olanin da kotu olanin da cocuk yapmak icin sebepleri farkli ancak illaki bir sebebi var.
3 yasinda oglu olan bir baba olarak, cocuk yapmadan once bir bebegi gozlemlemek ve vakit gecirmenin en onemli karari almanizi saglayacagini dusunuyorum. Bu durtu gelecek mi, cocukla zaman gecirmeyi ilgilenmeyi sevecek misiniz, yoksa size zor mu gelecek. Ondan sonra bu kadar detayli dusunmeyeceksiniz emin olun.
0
va
(24.05.24)
Karşı argüman üretiyorum diye katı bir şekilde karşıyım anlamı çıkmasın, dediğim gibi ben daha yakınım çocuk konusuna. Sadece mantıklı bir fikir, görüş var mı, insanlar ne düşünüyor veya düşünmüyor onlara bakıyorum.
Bana kalırsa ben sırf "ya bizim birlikteliğimizden doğan çocuk nasıl bir şey olur acaba, iyi kötü o kadar deneyim elde ettik, biraz da biz aktaralım bakalım kullansın onları çocuk, derdiyle dertlenelim, sevinciyle mutlu olalım.." düşüncesiyle bile çocuk yapabilirim gibi. Şimdilik sadece eşimden bağımsız ekonomik sebepler bizi ve ilişkimizi sarstığı için çocuk mantıklı gelmiyor. Ama bu sorunlar zamanlar çözüldükten sonra olabilir diye bakıyorum. Eşim o zamanda bile mantıklı bakamıyor.
Bu düşünce ile çocuk yapmak bencillik diyor. Ay merak ettim dur bi bakalım diye çocuk mu yapılır diyor. Zaten yoğun çalışıyorum, çocuğa nasıl bakıcam diyor. Hadi baktık büyüttük diyelim, iyi bir eğitim nasıl vericez bu topraklarda diyor. Çok deli rakamlar harcamak lazım veya. Kötü yetişecekse veya ortalama yetişecekse de çocuğa haksızlık değil mi diyor. Ona sonra "seni zor şartlarda büyü diye yaptık yavrum" mu diyeceğiz, demez mi çok daha iyi şartlarda dünyaya gelenler var, benim günahım neydi diye. Belki demez sonuçta biz razı olduk bir şekilde ama derse, bu büyük bir sorumluluk.
Ben kötü de olsa iyi de olsa hayatı deneyimlemenin, hiç gelmemektense bir artı olduğunu düşünüyorum. Ama eşim öyle düşünmüyor. Eğer @ thetruenorthstrongandfree ın sağladığı gibi bir şart sağlanmıyorsa çocuğa haksızlık edileceğini düşünüyor.
0
🌸ananiyimioguz
(24.05.24)
vaaaay demek 30+ yaşında bir çiftsiniz ve çocuk istemiyorsunuz, hatta çocuk yapanların neden çocuk yaptığına anlam veremiyorsunuz. ohaaa ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum :D
nedense hep çocuk istemeyenler kendini uzun uzun açıklama ihtiyacı hissediyor. aslında kimse sizin çocuk yapıp yapmamanızla ilgilenmiyor, merak etmeyin. bu kadar çok kafaya takıp sorguladığınıza göre bence siz kararınızdan emin değilsiniz. emin değilseniz kararsızım filan diyebilirsiniz.
çocuk yapmamak eskisi gibi yadırganmıyor zaten emin olun.
bahsettiğiniz -son paragraf - eşinizin başına da gelebilir. o zaman evlenmek de saçma. hayatta her an her şey olabilir tabi ki insan en çok çocuğu için korkar da sebep olarak yarın bir gün tecavüze uğrar diye bi seçenek dile getirmek çok saçma.
yani bu iş böyle uzun uzun felsefeye dönüşecek tartışmalar yapılacak bir konu değil bence. isteyen yapar istemeyen yapmaz. herkesin kendince haklı sebepleri var. birine gidip neden kedi sahiplenmiyorsun ya da balkondaki saksına neden çiçek dikiyorsun demek gibi bir şey bu.
0
elorelia
(24.05.24)
Heh yani sen eşine sunmalik argüman istiyosun bı noktada...
Öyle harikayim böyle harikayim diye sallayanlari dinleme öncelikle. Kaldı ki sizin durumunuz da fena değil. Ortalama durumdasınız. Sevgi ve huzur ortamında olan bir çocuk için gaaaayet yeterli sartlariniz. Bı de o kadar kontrolcü olmayın (ben de oluom), belki çocuk ileride bohem bı şekilde kulübede yasamaktan keyif alicak ne bilionuz? Sizin planladiginiz yatlarinizi katlarinizi uçaklarinizi (xd) istemicek?
Çocuk ayakkabisini ysl almadiinizi anlamaz meraq etme. Evcil hayvan gibi düşün xdxd sevgini sakınma, gerektiğinde onu koruyacagini belli et, kalanı ileride kendisi halleder zaten o ozguvenle
0
abuzer
(24.05.24)
Cocuk ne ya hem de turkiyede. aklini peynir ekmek gibi yemen veya hayatsiz olman lazim cocuk icin. zaten doguranin yari akli da gidiyo hepten hayatimiz zorlasiyi
0
ala09
(24.05.24)
Benden iyi bir ebeveyn olmaz o nedenle çocuk asla düşünmedim ve düşünmem. Geçen ofiste bütün öğlen yemeği boyunca doğru kişi ile tanışırsan o isterse ne yapacaksın diye sorguya çekildim bir de yani insanlar her bir şeye burunlarını sokma ihtiyacı duyabiliyorlar.
Size gelince daha geçen boşanma masrafı soruyordunuz şimdi biz hiç çocuk düşünemiyoruz diyorsunuz bence de düşünmeyin zaten.
0
peki madem
(24.05.24)
mahalle baskısı bu konuda büyük rol oynuyor. her ne kadar çocuk istesen de, günümüz şartlarında bunun altına girmek oldukça zor. zorumluluk tarafı ayrı.
0
kondansator
(24.05.24)
kedi götünü görmüş yara zannetmiş. neden çocuk yapmayayım?
evladım olur. severim işte.
0
OgutucuRecep
(24.05.24)
ben bu olaya deneyim olarak baktım ve bu deneyimden neden mahrum kalayım diyerek istedim. sonuç kelimelerle tarif edilemeyecek kadar muazzam bir şey. bu dünyada başka hiç bir şey çocuğunuzun size hisettirdiklerini asla ama asla hisettiremez. başka hiç bir sevgi, aşk, bağ vs vs çocuk-ebeveyn bağına benzemez. bu işin bir yönü.
evet zorluklar da müthiş. zaten ekonomik koşullardan dolayı 2. düşünemiyorum. siz fazla sorgulamışsınız bir de tam tersi hiç sorgulamadan önüne arkasını düşünmeden birden fazla çocuk doğuranlar var. bu ülkedeki kaynaklar ve sistemin bu kadar çok çocuğa olması gerektiği kadar yetmesi imkansız.zaten düşüncesizce doğurup duranlar yukarıda bahsettiğim bağı falan kurmuyor ortaya salıyor ne eğitimi, ne güzel vakit geçirmesi saldım çayıra modunda. o yüzden de bir sürü psikolojisi bozuk insan var toplumda.
öte yandan evrimsel ve insanlığın gelişmesi açısından kaçırdığınız şeyler var. mesela siz hep 30 lu yaşlarda kalmayacaksınız. 90 yaşınıza geldiğinizde kalçanızı kırıp yatalak olup tuvalete gidemediğinizde bir başkasının doğurduğu eğittiği çocuk (hemşire olur hastabakıcı olur) sizinle ilgilenecek ve ona minettar kalacaksınız. herkes sizin gibi çocuk yapmasaydı sizin de muhtaç olduğunuz şeylere erişiminiz olmayacaktı bir de o yönden bakın.
0
iwillsee
(24.05.24)
@ peki madem, evet bize geliyorlar öyle arada pek sağlıklı olmayabilir zaten bizim çocuk yapmamız bir bakıma haklısınız ama
bazı dinamikler var çiftlerin ikisi de bireysel olarak çok iyi insanlar fakat birlikteliklerinde sorun çıkıyor. hal böyle olunca bir de çocuk varsa ayrılmaları daha mantıklı oluyor.
benim de anne babam ayrı mesela. ben hiç sıkıntısını yaşamadım daha güzel bile denilebilir. evde gürültü yok patırdı yok çatışma yok. istediğinde birine gidiyorsun istediğinde öbürüne gidiyorsun kalıyorsun. herkes kendi hayatında vs.
tabii ki en güzeli çocuğa da aile kavramını geçirmek için mutlu bir aile tablosu çizmek ama herkes kendi ilişkisine veya annesine babasına baksın 4/4lük bir hayat mı yaşıyorlar, bazen ayrılık daha mantıklı olabilir. ben ayrılık ile çocuğu engel olarak görmüyorum o yüzden. ülkeden bir sürü insanın annesi babası ayrı. eğer sıkıntı tipler değillerse öyle de sağlıklı çocuk büyütülebilir. ben bir insanla aynı evde yaşamak istemeyebilirim ama çocuğuna bakmak / çocuğumuza bakmak isteyebilirim.
@ iwillsee, teşekkürler deneyiminiz için. fakat yaşlılık konusuna katılmıyorum. ben kimseye yük olmak istemem gerekirse uyutsunlar diye vasiyet bile verebilirim. yaşlanınca kim bakacak diye çocuk mu yapılır bu iyice bencilce bişey. ben tek çocuğum, kardeşim yok bişey yok. eşimle olur da ölene kadar 'evlilik mücadelesini' :D sürdürebilirsek birbirimize bakıcaz işte çocuk olmasa da. en kötü bakım evi qeyf. o da olmadı uyutsunlar dediğim gibi. eşim de olmazsa bir köşede ölür giderim. nedendir bilmiyorum, böyle kaygılarım/korkularım yok.
Çoğu gelişmiş ülkede durum biraz daha farklı, ebeveynler çocuklarını yetiştirdikten sonra köylere kasabalara çiftliklere yerleşiyorlar. Ki kendi hayatlarını yaşasınlar biz yük olmayalım diye. Bizimkiler de gel evime desen gelir. Şimdi diyeceksiniz ki onlar sana o kadar baktı sen onlara bakmıyor musunuz hayırsız evlat. Bence burada kültürel ön yargılar var. Ben öyle bir sorumluluğu kabul etmiyorum ki, onlar da beklemesin. Doğuran bakmakla yükümlü hatta kimi bakmıyor bile. Ama çocuğun ebeveyne bakmakla yükümlü olduğunu düşünmüyorum.
0
🌸ananiyimioguz
(24.05.24)
bu kadar düşünüyorsanız yapmayın zaten. çocuğa da yazık.
0
Whily
(24.05.24)
Tum bunlari sorgulamis ve cocuk istemeyerek 35 yil gecirmis bir insan olarak bu yil bebegim oldu. Butun hepsi bos muhabbetmis ve gereksiz dusuncelermis gibi geliyor su an bu cocuk yapmama gerekceleri ve varolan yeni insan dunyanin en gerekli ve mukemmel seyi oluyor doğduğu andan itibaren. Bir de ben genel olarak bir seyi isteyip istemedigimden cok emin değilsem yapmayarak pisman olma ihtimalini elemek icin yapmayi tercih ederim, cocugumu da iyi ki yapmisim. Akli basinda bunlari sorgulayan insanların bilincli bir sekilde cocuk yapması da insan ve toplum olma deneyimi açısından değerli.
0
instant crush
(24.05.24)
Maddi durumunuz iyiyse çocuğa büyükşehirde üç ev, bir araba veya bir dükkan ve araba filan ve yüklü miktar nakit para bırakabilecekseniz hiç düşünmeden yapın. Fakat kardeşini de 3-4 sene sonra yapın. İleride birbirlerine yoldaş olurlar.
Eğer maddi durumunuz orta direkse çocuklara çok iyi birer eğitim şansı ve hayat mücadelesi ruhu veririm diyorsanız o zaman da yine aynı şekilde en az iki tane yapın.
Fakat en önemlisi de şu. Aile içi huzurunuz fiziksel ve mental sağlığınız yerinde, eşler arası sevginiz muhabbetiniz karşılıklı saygı ve muhabbet sürekli olarak iyi seviyede varsa en önemlisi bu, tüm şartlar okeyse yapın.
0
psmstc
(24.05.24)
Bir de çocuk yapma işi mantıkla olmaz yoksa yapmazsın katılıyorum +1500
0
psmstc
(24.05.24)
Yazdıklarımı anlamamışsınız. Sizin yaptığınız çocuklar size bakar demiyorum. Evrimsel olarak yaşlanınca birileri tarafından yapılmış çocuklara ihtiyacınız olacak diyorum. Şimdi de öyle hiç mi doktora dişçiye gitmiyorsunuz sonuçta onlar da bi annenin doğurup büyüttüğü çocuklar.kimse çocuk yapmasın derseniz mantıksız oluyor
dr muttalip keser'in muayenehanesine asla ulaşamıyorum (saç ekimi)
semaforo de medianoche
saç ekimi için bir düşüncem var. bir süre önce araştırmıştım bence kendisi türkiye'nin en iyisi. ektiğinin tutma oranı en yüksek doktor gördüğüm kadarıyla. baya pahalı olduğunu da biliyorum fakat ömür boyu kafanda taşıyacağın bir işlem olduğu için değer diye düşündüm. ancak internetteki numaralarını
saç ekimi için bir düşüncem var. bir süre önce araştırmıştım bence kendisi türkiye'nin en iyisi. ektiğinin tutma oranı en yüksek doktor gördüğüm kadarıyla. baya pahalı olduğunu da biliyorum fakat ömür boyu kafanda taşıyacağın bir işlem olduğu için değer diye düşündüm. ancak internetteki numaralarını arıyorum çoğunlukla açmıyorlar bile. daha öncesinde açmamışlardı bir kere açası tuttu görüştüm o zaman wp'dan resimler atmamı istedi ona göre bilgi verelim dedi açan kişi (sekreter sanırım). attım sonra görüldü oldu fakat hiç geri dönüş almadım. tekrar arıyorum açmıyorlar. yurtdışından çok müşteri alıyor biliyorum da zaten parası sabit euroyla ekiyor, aynı parayı vericez biz de. anlamadım uygun değillerse uygun değiliz desinler o da yok. bunlara ulaşabilen var mı nasıl ulaşmak lazım?
0
semaforo de medianoche (15.05.24)
çalışıyorum ofisi de cumartesi yarım gün açık pazar kapalı görünüyor. randevusuz görüşmüyoruz falan der belki diye işlek bir yer olduğundan ötürü cumartesi sabahı ona harcamayım dedim. o numarayı arayayım ben de o zaman sitelerindeki başka bir numarayı arıyordum ben.
4-5 yıl öncesinde falan iyi bir fifa oyuncusuydum. arkadaşlara karşı oynadığımda arada yenilsem de çoğunlukla üstün gelirdim. fut falan işine çok girmedim ama kariyer modu açardım playstationda efsanevi zorluğa karşı kazanırdım genelde. sıkmıştı biraz beni oyun malum sebeplerden ötürü birkaç yıldır
4-5 yıl öncesinde falan iyi bir fifa oyuncusuydum. arkadaşlara karşı oynadığımda arada yenilsem de çoğunlukla üstün gelirdim. fut falan işine çok girmedim ama kariyer modu açardım playstationda efsanevi zorluğa karşı kazanırdım genelde. sıkmıştı biraz beni oyun malum sebeplerden ötürü birkaç yıldır doğru düzgün oynamadım anca denk gelince arkadaşla falan oynadık. şimdi ps5'te aylık oyunlarda bedava verilince bir kurayım dedim oynadım da efsanevi yz beni tokatlıyor her seferinde. dünya klasında kazandım ama orada da çok rahat değilim. efsanevide rakipten top almak çok zor cezasahasına kadar geliyorlar bir şekilde orada durdurabilirsem durduruyorum. legacy defending yapıyorum ama acaba artık legacy'yle iyi oynamak mümkün değil mi öyle bir değişiklik mi oldu? ya da ayarlarda başka dikkat etmem gereken bir şey mi var? sinirim bozuldu ya
0
semaforo de medianoche (11.05.24)
Ben de legacy'de oynuyorum da mantıken adamlar tactical defendingi boşa getirmedi. Ben en fazla professional zorlukta oynuyorum çok iddiam yok, ama üst zorluk seviyesinde legacy yetersiz kalıyor artık. Eskisi gibi prese basılı tut adamın topu alsın olmuyor, kendin planlı şekilde defans yapman gerekiyor
0
nundu
(11.05.24)
@nundu: tactical defending geleli çok oldu yalnız 10 yılı geçti belki de. normalde legacyde daha etkili oynuyordu büyük çoğunluk o yüzden direkt legacy'ye alınırdı ayar. tactical da denedim şimdi gene sıkıntı. oyun mu zorlaştı acaba efsanevi zorluk bu kadar sıkıntı çıkaran bir şey değildi ya da bir şey mi değiştirmem gerekiyor eskisi gibi etkili oynayabilmek için çözemedim.
0
🌸semaforo de medianoche
(11.05.24)
Uzun zamandır oynamıyorum da oyunu, benim hatırladığım fifa yi tactical defending çıktıktan sonra tactical ile oynamamak amatörde oynamak gibi bir şeydi.
Hatta şunu hatırlıyorum legendary seviyesinde pc yi genelde Mourinho gibi oynayıp yeniyordum ancak, bu dediğim fifa 12 13 14. (Tabi bunların öncesinde MÖ ye kadar giden bir pes winning gecmisim var :))
0
makbur
(11.05.24)
@makbur: ben online sezonlar oynuyordum 1. klasmana çıkamadım sanırım ama 2'ye kadar gelmiştim fifa 19-20'de legacy'yle. belki hard proluk seviyesi için tactical kullanılıyordur onu bilemiyorum da legacy iyi işliyordu zaten.
2 haftadır geri dönmesini beklediğim bir firma vardı, en sonunda sizinle sürece devam edemeyeceğiz, iş arayışınızda bol şans diliyoruz temalı matbu bir e-posta ile geri dönüş yapmışlar. Acaba nerede yanlış yaptım diye düşünürken buldum kendimi. Brüt ücret beklentisinde piyasa ortalaması bir ücret ya
2 haftadır geri dönmesini beklediğim bir firma vardı, en sonunda sizinle sürece devam edemeyeceğiz, iş arayışınızda bol şans diliyoruz temalı matbu bir e-posta ile geri dönüş yapmışlar. Acaba nerede yanlış yaptım diye düşünürken buldum kendimi. Brüt ücret beklentisinde piyasa ortalaması bir ücret yazmıştım, o pozisyonun ortalamasına kariyer sitelerinin birisinden bakarak. Acaba daha düşük ücret isteyen birisini mi aldılar ya da alacakları kişi belliydi de formalite icabı bir görüşme mi oldu? Kafamda deli sorular. O pozisyonda kısa süreli de olsa bir deneyimimin bulunduğundan iş görüşmesinde bahsetmiştim. Onlar da bunu vurgulamıştı. Yetersiz mi buldular. Nerede yanlış yaptığımı söyleseler de bir dahaki seferde ona göre hareket etsem diyeceğim de ilanları halen kariyer sitesinde duruyor. Ama linkedin'deki ilanı göremedim. Dünyanın sonu değil tamam ama insan bir tuhaf oluyor. Temel seviyede Excel biliyorum dememe mi kıl oldular, ne bileyim istediğim ücret mi anormal geldi ya da şirkette tanıdığı olan birisi mi alındı bilmiyorum. İnsan kendisini yetersizmiş gibi hissediyor.
0
Behemote (09.05.24)
Daha iyisini bulursun. Dert etme. Hayırlısı değilmiş. Bence ara sor geri bildirim rica ederim de geri bildirim veriyorlar bu tip durumlarda, tabi karşındaki ik ya da şirketin ne kadar profesyonel olduğuna bağlı. oradan anlarsın zaten neyin eksik neyin yanlış ya da neden olmadığını. bence geri bildirim almayı dene, alamazsan ya da seni tatmin etmezse de takılma yoluna devam et.
0
erty_ksk
(09.05.24)
@erty_ksk işin ilginç yanı beni görüşmeye çağıran ik elemanı kız ile aynı okuldan ve aynı bölümden mezun olduğumuzu fark ettim, eve gidince siması tanıdık geldiği için linkedin'den bir bakayım dedim ve benden 1-2 sene önce mezun olduğunu gördüm. O da görüşmede iyi polisi oynuyordu, müdürü de kötü polis. Elimden geldiğinde kadının sorularına cevap vermeye çalıştım ama muhtemelen tatmin olmamış. Uzun süredir işsiz olunca insan hayal kırıklığına uğramıyor değil. Yazdığım brüt maaşın neti 23-24 civarına geliyordu. Asgari ücret zaten 17.002 TL. Yüksekten mi uçtum diye düşünüyorum. 1-2 küsur da bireysel emeklilik ve tamamlayıcı sigortaya gitse elime kalacak miktar 21-22 civarı olacaktı o yüzden öyle bir rakam yazmıştım. Sağlık olsun, aramak da istemiyorum açıkçası. Yanlış anlaşılır ne bileyim.
0
🌸Behemote
(09.05.24)
Sizinle alakalı ya da sizden bağımsız bir sürü şey olabilir. Kafa takılacak bir şey değil zira kendi kendinize düşünerek çözebilecğiniz bir şey değil. Bir şekilde iletişim kurup sorsanız da yine matbu, politik "Bu role daha uygun bir adayla devam etme kararı aldık" gibi bir cevap alacaksınız.
0
salihdt
(09.05.24)
@salihdt Evet, dediğiniz gibi pek çok etken var, benden kaynaklı ya da bağımsız. Ama uzun süredir iş arayışı içinde olunca ister istemez hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Bu kapı da suratıma kapandı diye. Birkaç ay önce de başka bir firmada işe başlayacaktım ama görüşmede farklı, işe başlayınca farklı konuşulunca kısa sürmüştü. O firmanın İK'sına istifa ederken anlatmamıştım. Kişisel nedenler diye geçiştirdim. Aslında indeed'e yazasım var ama bulurlar vb diye yazmadım. Sırada ne var bilmiyorum. Kafamı toplayım başka ilanlara başvurayım diyorum ama odaklanamıyorum da.
0
🌸Behemote
(09.05.24)
Hizmet sektöründe kendi işimi yapıyorum ve personl alımlarını, görüşmeleri ben yapıyorum. Bazen konuştuğum kişinin her şeyi tam ihtiyacımız olanı karşılayacak şekilde oluyor ama o görüşme sırasında kurduğu bir cümlesi, bir hareketi, bir tepkisi bile işe almaktan vazgeçmeme sebep oluyor. Çünkü yıllardır bu işi yapıyorum ve belki yüzlerce kişiyle iş görüşmesi yapmışımdır, ya da sonrasında eğitimini vermişimdir. O yüzden o görüşme sırasında gözüme batıp da görmezden geldiğim şeyler, genelde sonrasıda tekrar karşıma daha büyük sorun olarak çıkar. Sizde de benzeri durum olmuş olabilir. Kimse kimseyi illa işe almak zorunda değil. İş görüşmesi dediğin kendini pazarlama görüşmesi sonuçta.
0
pianeta
(09.05.24)
Türkiye'de iş bakma. Senin iş yapabilme yetkinliğini sorgulayan kişinin muhtemelen ne kendi işi ne de sorguladığı yetkinlikler konusunda tecrübesi var. Cehennem diğer insanlardır tespitinin vücut bulmuş hali. Yurtdışındaki pozisyonları değerlendir.
0
ThomasJefferson
(09.05.24)
@pianeta evet, haklısınız. ama şunu diyebilirim ki görüşmede söylediğim şeyleri düşünerek seçtim, kendimi en iyi şekilde ifade etmeye çalıştım. tahminim ücret konusunda patlamış olabilirim, onların istediği fiyatın biraz yukarısında kalmış olabilirim ya da iç kaynaktan birisini buldular.
@ThomasJefferson hepimizin gönlünden geçen o yönde ama oralarda da uzun süreli kalıcı oturma izni alana kadar bir şeylere ya sabır çeken insanlarda biliyorum, ülkeyi terk etme ihtimali işverence Demokles'in kılıcı misali çalışanın başında sallanıveriyor. Açıkçası beni tutuk bulmuş da olabilirler de, biraz mizacım içe dönüktür. Sonuçta sürekli şirket içi birimler ve tedarikçilerle iletişim kurulan bir pozisyondu. Ama işe istekli olduğumu ve bir yerden başlamak arzusunda olduğumu karşı tarafa elimden geldiği ölçüde ifade etmeye çalışmıştım. Boşunaymış.
0
🌸Behemote
(09.05.24)
ücret beklentisini firmanın düşündüğü ücretten çok farklı söylemek bir elenme sebebi olabilir (kolay doldurabilecek bir pozisyon değilse gerçi o bile sorun olmaz oturalım konuşalım derler aday uygun görünüyorsa) ama siz 23-24 net söyledim diyorsunuz. asgari ücretin 17 olduğu bir yerde 23-24 çok fazla bir beklenti olamaz bence. sorun daha iyi bir aday çıkması ya da sizin mülakatınızın düşündüğünüz kadar iyi geçmemesi olabilir gibi. problemin maaş beklentisi olması ancak şu durumda olur başvurduğunuz pozisyonun asgari ücret verdiği çok bellidir siz ona rağmen üst bir beklenti söylediyseniz o belki sıkıntı çıkarabilir ama öyle olduğunu sanmıyorum yoksa maaş beklentisi sormazlar veya siz 23-24 demezsiniz zaten.
0
semaforo de medianoche
(09.05.24)
@semaforo de medianoche dediğiniz gibi ya daha iyi birisini buldular ya da beklediğim gibi geçmedi, aslında sordukları sorulara mantıklı cevaplar verdiğimi düşünüyordum, o görüşmeyi gözden geçirdiğimde, ama onlar için öyle olmamış da olabilir. Genel olarak en düşük maaş 22.000 TL civarındaydı o pozisyon için ama bilemedim. Ben de 23-24 civarı olmasını arzuluyordum. Enflasyon ve asgariye yılın ikinci yarısında zayıf da olsa zam yapılma ihtimalini göz önünde bulundurarak. Artık önümüzdeki diğer mülakatlara bakacağız. Bilmiyorum daha çağıran olur mu. Aynı ilanlar dönüp dolaşıyor gibi hissediyorum.
0
🌸Behemote
(09.05.24)
@dissendium sizinle de konuşmuştuk, belki hatırlarsınız. eğer olumlu sonuçlansaydı denemeyi düşünüyordum, en azından bir süre maddi açıdan bana nefes aldırırdı ama bilemedim. belki de böylesi daha iyi oldu diye bardağa dolu tarafından bakmaya çalışıyorum ama günün sonunda yine işsizim. bilemiyorum.
0
🌸Behemote
(09.05.24)
Bu tür şeylere takılıp kalmayın CV'de, görüşmede formalite. Size ihtiyaçları olsaydı ücret konusu müzakere edilebilirdi. Kendinizi geliştirip iş dünyasında aranılan olmaya çalışın.
0
doharkoman
(10.05.24)
kariyeriniz boyunca o e-postlardan daha çok alacaksınız. (sektörün duayanelerinden tanınmış bir isim değilseniz)
o yüzden bu da size bir şeyler katsın üzülmeyin. reddetme nedenleri maaş değildir öyle olsa size teklif yaparlardı.
0
nuisance2
(10.05.24)
@doharkoman kendini geliştirme konusunda haklısınız, bu pozisyona eminim benim gibi iibf mezunlarından tutunda endüstri mühendislerine hatta diğer mühendisliklerden ya da fen-edebiyat mezunları bile başvurmuş olabilir. iş sayısı az, aday fazla olunca rekabet de yoğun oluyor, olmadı başka bir alanda kariyerime devam edeceğim ki planlarım da o yöndeydi açıkçası uzun dönem için. mali açıdan biraz nefes aldırabilecek bir fırsattı benim için. temmuz'da kpss'ye gireceğim b grubundan ama orada da aynı hikaye var, herkesle aynı potadayız. başka planlara bakacağım olmadı.
@nuisance2 evet, dediğiniz gibi maaş kaynaklı olmadığı aşikar. Zaten şu iş arayışı sürecinde o e-postalardan pek çok kez aldığım için alıştım diyebilirim de yine aynı sonuçlanınca insan hatayı kendisinde arıyor.
Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. Ne yapıyor abi bu yazılımcılar?Benim tanıdıklarım 30-120 arası kazanıyor kim bu "her" yazılımcı?Ciddi soruyorum vardır elbet 150k üstü kazanan da...Örnek verir misiniz bu arkadaşların ürettiği şey nedir, hangi dili kullanıyor, h
Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. Ne yapıyor abi bu yazılımcılar?
Benim tanıdıklarım 30-120 arası kazanıyor kim bu "her" yazılımcı?
Ciddi soruyorum vardır elbet 150k üstü kazanan da...
Örnek verir misiniz bu arkadaşların ürettiği şey nedir, hangi dili kullanıyor, hizmet verdiği sektör neresi vs.
Çok mu zeki herkes yani literatüre yeni şeyler kazandıran tipte insanlar mı, expert mi bu adamlar, yoksa sıradan işler yapıyorlar ama bir şekilde ticarete mi atılıyorlar?
0
ananiyimioguz (08.05.24)
valla ben de it sektöründeyim. okulunu okumadan sonradan itci olanlardanım çevremde de hem bilgisayar mühendisliği mezunu hem de benim gibi sonradan olanlar var en az 2 yıllık tecrübeli hepsi. tanıdıklarımdan 2'si 35k alıyor, 1'i asgariye yakın aldığı işten ayrıldı 40k aldığı bir işe geçti, 1'i 40k aldığı işinden kovuldu, 1'i 60 alıyor, diğeri biraz daha iyi tam bilmemekle birlikte 80 falan olabilir. yani 10-20 yıllıklar mı bu korkunç paraları kazananlar ya da odtü, boğaziçi mezunları mı sadece ben de anlamadım.
0
semaforo de medianoche
(08.05.24)
200 de kazansan parayla porsche alamazsin. Baktim ortalama 8-10 milyon lira civarı. Kredi cekemezsin zaten. 260 bin euro civarında. Kişi her ay kenara 10 bin euro koysa 2 sene sonra alır. Bu mantıkla ayda 350 bin lira üstü kazanan yazılımcı alabilir. Peki ayda 350 bin üstü kazanan kaç yazılımci var? Senin tanidiklarin etrafini dolduracak kadar yok.
Bana acayip boş muhabbet, goygoy geldi. Insanlar atmayı çok sever, bir tane örnek gördü mu ilk anlatimda bir olur sonra iki olur sonra herkeste porsche var olur.
0
logisticsmanager
(08.05.24)
3-5 yazilimci taniyorum, ortalama para kazaniyorlar abartacak bisey yok.
ama bir tanesi her ay kilciksiz $15-20bin dolar ve uzeri para yapiyor yurtdisina is yaptigini biliyorum ama ne yaptigini cozemedim. turkiye'de dandik bir vakif universitesinden mezun.
her meslekte saglam para yapabilirsin, hem exper olacaksin hem de isin ticaret kismini yurutebileceksin. experlerin zaten genel olarak sikintisi isin ticaret kismini becerememeleri, becerdigin zaman koseyi donersin.
0
cooperr
(08.05.24)
Tanıdığım her travesdinin altında audi r8 var
0
ferenc
(08.05.24)
Porsche deyip çok büyütmemek lazım. Al bak orta segment suv fiyatına çıkan araçlar
abi 94 dogumlu yillik bonus+stock 210 bin $ kazanan da var, 90 dogumlu 50 bin lira kazanan da var.
turkiye'de akademisyenlik yaparken 5 bin eur kazanirken, ayni kisi munih'te(avrupa'da olmasina ragmen) intelde 15 bin eur kazaniyor.
thy'nin ceo'sunun maasi 45 bin $ bile degil, ki bu duyuldugunda yandasliktan bagimsiz sadece maasa ne yaygaralar koptu. bu capta sirketin ceo'su bu parayi kazanmamaliymis..bunu da gectim turkiye'de teknoloji sirketi deyince akla yemeksepeti, trendyol falan geliyor(yavas yavas degisiyor en azindan) bu sirketteki adam isini yaparak maasla ne kazanabilir en fazla.. ki bunlar ortalamanin uzeri kazanan yerler.
bu yuzden turkiye'de herkeste porsche var lafi cok komik.
yukaridaki yazdigim kisiler bayagi ucuk ama salliyorum polonya'da amazon'da calismak zor bir sey degil, porsche olmasa da guzel bir araca binersin maasinla.
ne is yapiyorlar? intel -> www.youtube.com 210k$ -> vmware mts 3
0
gule gule
(08.05.24)
"Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. " yalan söyleyene herhangi bir yaptırım olmamasındna kaynaklanıyor
0
bir soru sorcam
(08.05.24)
bizim yöneticilerde bile porshe yok. hatta olan insan sayısı belki 100 binde bir falandır. adam bariz yalan söylüyor sen de inanıyorsun.
500 bin de kazansan porsche almak kolay bi şey değil. 150-200le alınmaz zaten.
0
jelly bear
(08.05.24)
yazılım sektöründe değilim ama bana bile çok mantıksız geldi bu önerme.
Bi arada yine böyle milletin ağzında "İngilizce yetmez artık, MİLLET 4-5 dil biliyor da öyle iş yapıyor" geyiği vardı. O 4-5 dil bilen millet kim hiç göremedim yani benzer bir sallamasyon işte
0
nundu
(08.05.24)
ekşisözlük yazarı olabilir o esnaf:) aklıma bütün gün sözlükte kendini öven, maaşıyla hava atan tipler geldi. yok bütün mühendisler en az 100 bin alıyormuş da bilmem neymiş. inanmayın hocam o tiplere. @nundu'nun dediği gibi böyle geyikler her dönem var.
0
nothing in my way
(08.05.24)
yıllardır sektördeyim. aileden durumu iyi olanlar, üst düzey yöneticiler de dahi porsche duymadım görmedim.
en fazla olanda bmw 4, mercedes e kasa fln var. bu aralar tesla çok, o da 1.8 milyon :)
0
nuisance2
(08.05.24)
adam yazılımcı değil sadece her ne iş yapıyorsa yazılımcıyım cevabını veriyor olsa gerek.
Yazılım işi ölmek üzere. Vur deyince öldüren Türk halkı, burda da limite dayandı. Herkes yazılımcı olma peşinde. Kendini çok yetiştirmeyenler, vasat maaşlara razı olacak.
İyi paralar kazanmak istiyorsanız, mavi yakalı işler peşinde koşun. Araba tamirciliği, elektronik eşya tamirciliği, elektrikçilik, vinç operatörü, ev temizliği vs. vs. Bu tarz meslekler şu an bile çok para kazanıyor, yakında daha da popüler olacak.
Çok hasta değilim ama hafif ateş ve halsizlik var. Kendimi biliyorum, 4-5 günde gitmiyor bu. Önceden daha kötü durumda acile gittiğimde takılan serumun çok iyi geldiğini tecrübe ettim. Acile gitsem, bir serum yiyip kendime gelsem diye düşünüyorum. Mantıksız mi? Zararı var mi? Gideceğim hastane olduk
Çok hasta değilim ama hafif ateş ve halsizlik var. Kendimi biliyorum, 4-5 günde gitmiyor bu. Önceden daha kötü durumda acile gittiğimde takılan serumun çok iyi geldiğini tecrübe ettim. Acile gitsem, bir serum yiyip kendime gelsem diye düşünüyorum. Mantıksız mi? Zararı var mi?
Gideceğim hastane oldukça boş bir hastane, yani başka bekleyenlerin sırasını falan almış olmayacağım.
0
sckxyss (07.05.24)
Takarlar. Çok insan bunu yapıyor. Twitter'da doktorların bunu eleştirdiğini görüyorum ama tanıdığım doktor ve hemşireler kendileri de biraz halsiz kalınca bi serum takıyorlar. Hem kendilerine de etrafındakilere de.
Siz yine de gıcık bir doktora rastlarsanız diye bodoslama "serum takın" demeyin de "serum bana genelde iyi geliyor, faydası olur mu?" gibisinden sorun. Kesin takarlar.
0
michael_knight
(07.05.24)
Özelde serum takarlar. Doktorlar da alıştı gibi hastalsrın bu isteklerine. Ama serum eskisi gibi fayda etmiyor. Eskiden serumu yer, bir güzel uyur, uyandığımızda çok daha iyi olurduk. Şimdi ne serum uyutuyor, ne de içindeki ilaçlar iyi geliyor.
0
birşeylersoracağım
(07.05.24)
Serum dediğiniz şey tuzlu su. Kendine serum takan doktorlar içine çeşitli vitaminler falan karıştırıyor kendi tercihlerime göre. Bana serum takın diye giderseniz tuzlu su içip dönmüş olursunuz.
0
zimbirik
(07.05.24)
Parasını verdiğin sürece ya da özel sağlık sigortan kapsıyorsa neden takmasınlar? Önce bir de özeldeki doktorun muayenesi gerek diyerek onun parasını da alırlar. Özel hastanenin canına minnet. Ticarethane gibi işliyorlar.
0
nawar
(07.05.24)
serumun içinde özel bir şey yok ki. içine ateşin varsa parol, ağrın varsa arveles koyuyorlar. serum taktırana kadar eczaneden bunlardan veya soğuk algınlığı ilacı al daha iyi.
0
my fault
(07.05.24)
Serum bir çok ülkede halsizlik ve kırgınlıklara karşı çözüm olarak kullanılıyor fakat buna hekim karar verir Ismarlama olarak serum takacaklarını sanmıyorum zaten böyle bir şey olmamalı da. Tıp ticarileştirilmemeli.
0
doharkoman
(07.05.24)
serumu keyfe keder yapmasalar bile iğne yaparlar ki aynı şey oluyor zaten. serumun içine ağrı kesici ateş düşürücü falan koyuyorlar direkt damardan bol miktarda alınca hızlı ve etkili şekilde iyi hissetirmeye başlıyor. iğne de aynı sebepten direkt damardan verince ağrı kesici ateş düşürücüyü hızlıca kendine getirtiyor. paracetamol, ibuprofen falan gibi klasik etken maddeler ama aldığınız şey özel bir şey değil yani eczaneden aldığınız grip ilaçlarında da bunlar var.
0
semaforo de medianoche
(08.05.24)
özeller parası ile herşeyi yapar, kokteyl derseniz onlar anlar
daha önce tek başına yurt dışı seyahatiyle ilgili soru sormuştum https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1579299/tek-basina-yurt-disi-gezisi şimdi daha spesifikleştirerek sormak istiyorum. tek başına japonya'ya gitmek sizce pişman olunacak bir hareket mi olur? açık ara en çok seyahat etmek istediğim yer.
daha önce tek başına yurt dışı seyahatiyle ilgili soru sormuştum www.eksiduyuru.com şimdi daha spesifikleştirerek sormak istiyorum. tek başına japonya'ya gitmek sizce pişman olunacak bir hareket mi olur? açık ara en çok seyahat etmek istediğim yer. çok merak ettiğim ve gezmek istediğim bir ülke ama çok uzak ve çok farklı bir kültür (beni cezbeden kısmı da bu aslında). bu ilk kez yurtdışına çıkan ve bunu da tek başına yapacak biri için önemli sıkıntılara yol açar mı?
bir de eylül-ekim gibi gitmeyi düşünüyordum ama bu uzakdoğunun iklimi değişik o mevsimlerde yağmur fırtınadan gezemezsin asla gibi bir şey olur mu?
0
semaforo de medianoche (07.05.24)
ilk kez yurtdışına çıkan biri için Japonya'da pişman olmazsınız ama zor gelebilir. Tokyo'da bile İngilizce bildiğim halde yer yön bulmak zor olmuştu.
Uzakdoğuda genelde ekvatora yaklaştıkça ve muson iklimi altında kalan yerlerde hava sıkıntılı olabilir. Japonya'da hava kaynaklı çok sorun yaşamazsınız.
0
kaptan memo
(07.05.24)
Japonya'ya gidip bir hafta kalıp dönmek herhalde ucuzundan yapılırsa 100 bin TL civarında tutacaktır. Bence önce 10-15 bin liralık 2-3 gecelik mesela Belgrad tatili yapın. Kendinizi bir sınayın.
Japonya'ya gitmedim ama çok az insanın İngilizce bildiğini söylüyorlar. Metro hatları çok karışık olsa gerek, alfabe bambaşka, kültür aşırı farklı.
0
michael_knight
(07.05.24)
Tek başına gidebileceğin en uygun yer. Google maps iyi çalışıyor. Metro alışınca kolay, çözersin. Heryer de 7/11 falan var, yemek işi de problem değil.
0
durgunfoton
(07.05.24)
@michael_knight: yurtdışı seyahati bütçe ve zaman meselesi. ikisi de bende çok olmadığından belgrad'a gidip kendimi sınama fikri biraz lüks gibi. hiç görmediğim bir ülkeye tatile gidiyorsam 2-3 gün kalmak istemem bir kere. belgrad ve tokyo maliyeti kıyaslarsak uçak biletleri açısından 50k fark olacak evet ama kalma gezme masrafı çok farklı değil. yani tokyo'da 100'lük olacaksam belgrad'da da 50'lik olacağım o yüzden çok mantıklı gelmiyor. şartlara göre tokyo planından vazgeçip belgrad/balkanlar yapabilirim ama ikisi birlikte aynı yılda zor biraz.
@konusma: alfabe farklılığı o kadar sıkıntı olabilecek bir şey mi ya? yabancı dil olarak ingilizce biliyorum sadece zaten. yani fransa'ya gitsem de tabela falan okumak için translate kullanmam gerekecek. burada da google translate'in kamerasıyla hallederim çok sorun olmaz gibi geliyor bana. kaldı ki vazgeçersem alternatifim sırbistan orada da alfabe farklı.
0
🌸semaforo de medianoche
(07.05.24)
telefonuna esim indir, internetin olsun sıkıntı yaşamazsın japonyada. tek başında da gayet gezilir, güvenli bir ülke japonya. ben aralık ayında gezdim hava mükemmeldi, ben olsam ekimde giderim, yazın çok sıcak oluyormus üstüne high season daha pahalı
maalesef hiçbirşey bulamıyorum standart mağazalardazaramassimonetworkpull and bearbeymenvsvsvsüst giyimde cidden hiç bir şey yok doğru düzgün. başka alternatif ne var? nereden giyiniyorsunuz?tshirt ve üst giyim soruyorum.
maalesef hiçbirşey bulamıyorum standart mağazalarda
zara massimo network pull and bear beymen vs vs vs
üst giyimde cidden hiç bir şey yok doğru düzgün. başka alternatif ne var? nereden giyiniyorsunuz?
tshirt ve üst giyim soruyorum.
0
duyurukullanıcısı (29.04.24)
hocam gireceksin bi semtin merkezindeki iş hanına. oradaki butiklere/dükkanlara bakacaksın. yok yok resmen.
0
numlock
(29.04.24)
tam olarak nasıl bir şey arıyorsun? saydığın markalar orta, orta üst veya iyi seviye markalar ve neredeyse hepsi birbirinden farklı tarzlar. bunların hepsine bakıp hiçbir şey yok diyorsan çok spesifik bir şey arıyor olman lazım. spor arıyorsan nike (özellikle jordanlar güzel), adidas söylemeye gerek yok herhalde. wwf, kaft gibi markalara da bakabilirsin farklı şeyler istiyorsan. jack and jones, levis, polo, benetton da çeşit arayabilirsin. bütçe yüksekse tommy hilfiger ve lacoste var tabi.
0
semaforo de medianoche
(30.04.24)
Lc waikiki, koton vs gayet güzel ürünler var. Ben genelde güzel farklı şeyler ararsam zara, yoksa bunlar. Daily arıyorsan zaten direkt burası, özellikle lcw şu an tr’de fiyatının üstünde kalite sunan tek marka
Merhaba, Çankaya Sahne'ye hiç gitmedim. Kalt'a gitmeyi düşünüyorum ama loca ya da balkondan izlemek nasıl olur? Önerdiğiniz bir sıra var mıdır? İlla çok yakından görmem gerekmiyor. Diğer sorum da mekanın otoparkı olduğunu hiç sanmıyorum. Bulduğumuz ara köşe sokaklara mı park ediyoruz napıyoruz? Teşe
Merhaba, Çankaya Sahne'ye hiç gitmedim. Kalt'a gitmeyi düşünüyorum ama loca ya da balkondan izlemek nasıl olur? Önerdiğiniz bir sıra var mıdır? İlla çok yakından görmem gerekmiyor. Diğer sorum da mekanın otoparkı olduğunu hiç sanmıyorum. Bulduğumuz ara köşe sokaklara mı park ediyoruz napıyoruz? Teşekkürler.
0
kendi helvasını kavuran zombi (24.04.24)
Daha gecen gun locada c sirasinda izledim bence cok iyiydi. Eger ic sahneden en on 5 sira ortadan alinamiyorsa loca iyi. Hatta loca genel olarak cok iyi cunku ferah
0
floydian
(25.04.24)
otoparkı yok. evet sokak aralarına park ediyoruz.
0
ankarakecisi
(25.04.24)
altta ön kısımlar dolduysa balkonun ilk 2 sırasından ya da locadan al, altın arkalarından daha iyi buralar. otopark yok evet. eğer oralara arabayla çok gitmişliğin yoksa park yeri bulman zor olabilir tunus caddesinde otoparklar var oraya bırakıp yürümeyi de düşünebilirsin veya taksi, toplu taşıma gibi şeyler düşünmeni öneririm. park şansıma güveniyorum diyorsan sen bilirsin tabi.
Yöneticinizden şikayetçiyseniz nasıl çözüyorsunuz?
skr1292
soru başlıkta.
soru başlıkta.
0
skr1292 (20.04.24)
Biraz açar mısın? Ne bakımdan sikayetçisin?
0
rock n roll
(20.04.24)
@rock n roll
işleri çok ağırdan alıyor ağırdan aldığı şeyler birkaç dakika içerisinde çözülebilecek şeyler ama istiyor ki defalarca sorayım. kendisini böyle tatmin ediyor galiba. bunun dışında çözüm odaklı biri değil bana şunu şöyle yapma diyor tamam nasıl yapayım diyorum cevap yok. illa ki sorun yaşanmasını bekliyor.
ilk defa yöneticilik yapıyor. ve sanırım daha önce başka birine iş öğretmiş o iş öğrettiği kişi bunun yöneticisi olmuş. o konuda yarası var. bana iş öğretme konusunda pek istekli değil. kendine güveni de pek yok. büyük bir şirkette normal elemanken şu an çalıştığımız yer çok daha küçük bir yer buraya yönetici olarak gelmiş benden önce.
çok doluyum neyse.
0
🌸skr1292
(20.04.24)
Tek cümlelik cevabı yok. Şirket kurumsal mı, değil mi, yöneticinin ağırlığı var mı bir sürü kriter var.
Beni şikayet eden birisi olsa kulağıma bir şekilde gelir, haksızsam gidip bir dahaki sefere bana söyle derim, düzeltmek için yapıcı önlemler alırım, haklıysam ve art niyet gördüysem önce şahsi olarak uyarırım, tekrarında yönetime iletirim ve sonu genellikle pek iyi bitmez.
Bir kaç dakikada çözülecek bir iş olabilir ama belki yöneticinin daha yüksek önceliğe sahip işleri vardır, belki performansınızdan memnun değildir, belki inisiyatif almanız gerekiyordur.
Böyle bir durumda kendinizi korumak için yapılacak şey çok basit, mail atın, whatsapptan yazın, özetle yazılı kanıt oluşturun. "Konuşmamızda ilettiğim gibi" şeklinde başlayıp ne istediğinizi, ne yapılması gerektiğini yazın, ağırdan alıyorsa artık onun problemi, o işi atlayın, başka işe geçin. Bir adım ötesi onun yöneticisini de cc'ye ekleyip yapın. Ondan sonrasını o düşünsün.
0
kimlanbu
(21.04.24)
çok fazla değişken var konuyla ilgili ama en genel geçer cevap "o yöneticinle konuşarak" olur. profesyonel bir dille anlatırsın derdini ona sinir oluyormuş gibi bir dil değil de işini daha iyi yapmaya çalışıyormuş gibi bir dil kullanmak önemli. bu konuşmadan sonra hala değişim olmazsa ve bu gerçekten orayı senin için çalışılmaz seviyeye getiriyorsa mümkünse onun üstündeki veya dengi birine iletirsin durumu. bu riskli bir durum ama o kişinin arkası ne kadar sağlam veya o şirkette bu tarz personel geri dönüşleri nasıl değerlendiriliyor bunları bilmek iyi olur. bu da olmazsa yeni bir işe geçiş yapmayı deneyeceksin artık çözülemeyedebilir yani böyle bir mevzu.
paraya kıyıp süper keyif alarak bir şeyler yemek isteyince gittiğim bazı yerler var. mesela luigi's, stüdyo pizza, chef bros gibi yerler. sıralı kebap da kebapçıların bu seviyesi sanırım orası da uğranacaklar listemde henüz gidemedim. belki bestekar'daki çin lokantası (adını unuttum) da girebilir bu
paraya kıyıp süper keyif alarak bir şeyler yemek isteyince gittiğim bazı yerler var. mesela luigi's, stüdyo pizza, chef bros gibi yerler. sıralı kebap da kebapçıların bu seviyesi sanırım orası da uğranacaklar listemde henüz gidemedim. belki bestekar'daki çin lokantası (adını unuttum) da girebilir bunların arasına diğer seçenekler kadar üst düzey gözükmese de yemeklerinin kalitesi olarak öyle denebilir. başka var mı önerebileceğiniz bu seviyede güzel yerler alternatif sayısını biraz arttırmak istiyorum.
not: ben çayyolu, ümitköy taraflarına neredeyse hiç gitmiyorum yazdığım yerlerden de göreceğiniz üzere. çankaya, tunalı civarlarını daha çok tercih ediyorum ama oralarda da illaki özel yerler vardır. belki öyle semt bazlı tavsiye vermek daha kolay olur oraları da düşünebilirsiniz tavsiye verirken diye ekleyeyim dedim bunu.
afitap meyhane var, çayyolu ve armadada. mezeleri ve etleri inanılmaz güzel. yolun düşerse yağlı kara, kokoreç ve atom muhakkak sipariş et.
0
sarahkerrigan
(20.04.24)
sıralı çok iyi ama alternatifi için köşebaşına da gidebilirsiniz. panora'nın orada. pizza: unica ve mozz döner: etyekassap (altınpark civarlarında)
0
mezarstone
(20.04.24)
Balgat ta Gaziantepli Erkan Usta kebapta favorimdir. Kolej de Uygur lokantasi var orasini da begenirim.
0
The_Lollok
(20.04.24)
Atakule'de Pizzeria Alla Torre.
0
kendi helvasını kavuran zombi
(20.04.24)
unica severim güzeldir, stüdyo pizza biraz daha özel ama bence. chef bros da afitap'tan daha iyi sanki. göksu'ya da gitmişliğim var iyiydi ama tekrar gidecek kadar da gelmedi bana. diğerlerine denk geldikçe bakıcam teşekkürler.
30 yaş üstü karşı cins eski arkadaşları çaya kahveye çağırmak
duyurukullanıcısı
30+ herkesin bir şekilde eşi, sevgili oluyor olmasa bile bir süre sonra oluyor. sevgililik veya evlenme sonrası karşı cins eski arkadaşınızı rahat rahat çaya, kahveye, öğle yemeğine, yeni bir yer denemesine çağırabiliyor musunuz?yoksa biraz mesafe koymaya başlıyor musunuz?
30+ herkesin bir şekilde eşi, sevgili oluyor olmasa bile bir süre sonra oluyor. sevgililik veya evlenme sonrası karşı cins eski arkadaşınızı rahat rahat çaya, kahveye, öğle yemeğine, yeni bir yer denemesine çağırabiliyor musunuz?
yoksa biraz mesafe koymaya başlıyor musunuz?
0
duyurukullanıcısı (20.04.24)
Eşi ya da uzun süreli sevgilisi varsa davetimi çift olarak yapıyorum. İş arkadaşı falan gibi düzenli görüştüğüm biriyse o zaman hani eşini de çağırabilirsin demeden plan yaparım ama yine karşı tarafa eşini de dahil etme özgürlüğünü vermiş olurum.
Eğer yalnız biriyse tabi ki yapıyorum plan. Ne olacak.
0
zimbirik
(20.04.24)
aramdaki iletişime bağlı. o kişiyle bire bir olarak yakın bir dostluğum, paylaşımlarım olmuşsa normal plan yapabilirim -o kişi de eşini/sevgilisini yanında getirmek isteyebilir bazen-. ne kadar yakın bir geçmişimiz olursa olsun çok da sık yapamam bunu ama arada bir belki. içimden gelmez yani. ancak o kadar da özel bir muhabbettim olmadıysa zaten çağırmam ama illa çağıracaksam da tek başına çağırmaya utanırdım herhalde.
0
semaforo de medianoche
(20.04.24)
Evlilik dinamikleri çok farklı, erkeğim, eşimi bir erkek arkadaşıyla dışarı göndermem, gurupça gidebilirler, kız kıza gidebilirler vs.
Sevgiliysen daha gevşek davranabilirsin duruma ve karaktere göre.
0
kimlanbu
(20.04.24)
Evli değilim fakat benim gözlemim de şu:
Evliliğin ilk yıllarının heyecanıyla kendini dışarıya kapayan, arkadaşlıklarını sonlandıran kişiler o insanları ve ortamları tekrar yerinde bulamıyor, bir yaştan sonra yeni arkadaşlıklar ve çevre kurmak da zor
Çiftler sosyal anlamda yanlız kalıyorlar ve birbirlerine sarmaya başlıyorlar
0
grimavi
(20.04.24)
Uzun süredir görüşmüyorsam bir anda çağıramam ama evli ya da sevgilisi olan arkadaşlarımla çay-kahve-içki içiyor. Öğle yemeğinde bir yerlere gidiyoruz. Aynı şekilde kocaları ile de aram iyi olduğu için arkadaşlarım olmadan buluştuklarım var tabii ki. Tamamen evlilik öncesi ilişkiye ve evlendikleri eşlerine bağlı bence.
0
nawar
(20.04.24)
sevgilileri ya da esleri bana uygun insanlarsa zaten onlari daha cok seviyor oluyorum flgkh o yüzden cift olarak cagiririm. gelmezlerse de ok. sevgililerinden hoslanmadiysam ikisine de mesafe koyarim cünkü tekli plan yapmam ve cift olarak da onlari hic cekemem.
şirketçe power bi'a geçme hazırlığında olduğumuz için yeniyiz kurcalaya kurcalaya çözmeye çalışıyoruz bazı kısımları. şöyle bir derdimiz oldu bir departmanla ilgili raporları paylaşmak için o departmana özel yeni bir workspace oluşturduk. o departmanın çalışanlarına o workspace'de yetki verdik. ardı
şirketçe power bi'a geçme hazırlığında olduğumuz için yeniyiz kurcalaya kurcalaya çözmeye çalışıyoruz bazı kısımları. şöyle bir derdimiz oldu bir departmanla ilgili raporları paylaşmak için o departmana özel yeni bir workspace oluşturduk. o departmanın çalışanlarına o workspace'de yetki verdik. ardından oraya publish ettik raporu. ancak biz istiyoruz ki o workspace'deki yetkili kullanıcılar kolay bir şekilde paylaşılan raporu desktop uygulamasında açabilsin. desktopta ve web service kısmında paylaşılan raporlara ait bir klasörleme olsun vs. mesela one drive'da paylaşılan excel'i direkt uygulaamda aç diyerek açabiliyorlar ama burada indirmek gerekiyor. ve esas sıkıntı şu indirip değişiklik yaparsa tekrar aynı adda publish etmesine izin vermiyor. raporu güncellemek isteyecekler belki o departmanın çalışanları ama bunu nasıl yapacaklar. belki bir republish seçeceği vardır bir yerde onu çok araştırmadık ama son kullanıcıdan bahsediyoruz burada direkt gelmediği için o republish butonu sıkıntı son kullanıcıya mümkün olduğunca az kompleks bir çözüm bulmak lazım çünkü.
0
semaforo de medianoche (19.04.24)
selamlar, raporu indirip öngördükleri değişiklikleri yapıp republish etcekler, bunun nesi zor onu anlamadım açıkçası. aynı ada sahip olsa bile overwrite'a emin misin diye soruyor pbi sen de evet diyosun ve yenisini eskisiyle değiştiriyor.
0
makarnavodka
(19.04.24)
dün müdürümle birlikte inceledik. overwrite yapmaya çalıştığımızda uyarı verdi aynı isimde bir dosya zaten var ya yeniden yayınlayın ya da dosya adını değiştirin diyerek. ama yeniden yayınlama seçeneği de orada çıkmadı. bugün kendim tekrar denedim replace seçeneği çıktı onu seçince üstüne yazdı direkt. dün neden öyle oldu ki anlayamadım şu an.
0
🌸semaforo de medianoche
(19.04.24)
raporun bağlı olduğu dataset ile ilgili bir hata oluşmuş olabilir, bir rapor publish edildiğinde hem raporu hem de semantik dataseti ayrı ayrı yayınlıyor. dataset'in adında da değişiklik olursa çakışma yaşanabilir.
0
makarnavodka
(19.04.24)
ancak power bi desktopa indirip, tekrar publish edilen seçenekte her zaman birbirlerinin değişikliklerini ezme riski olacak.
0
PoscheN
(19.04.24)
@poschen: sanırım onun için ya ilgili departmanda 1 kişiyi editle görevlendirmek lazım ona olmaz diyorlarsa da direkt web servisten editlemeli gibi bir kural koymak gerekecek sanırım.
0
🌸semaforo de medianoche
(19.04.24)
yaptığınız şey çok riskli çünkü ekipte atıyorum 10 kişi varsa 10 kişi raporu indirip değişiklik yapmasın. herkes birbirinin raporunu ezebilir. ekip bir şey istediyse yetkili kişiye istekle giderler o yetkili değişikleri yapar.
raporları embed ederseniz herkes erişir. sizin çalışanların rapora dosya içerisinden erişmesine gerek yok. ya da raporu powerbi.com üzerinden paylaş dediğinizde mail adreslerine link gider o linkten erişebilirler.
developer tarafına erişmelerine hiç gerek yok. raporu indirmek falan çok anlamsız olur şu durumda.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(19.04.24)
Yanlışlıkla yazdığım mesajı editledim. Kısaca tekrar yazayım.
Kullanıcılar yapacakları değişiklikleri web üzerinden yapabilir. Raporun içinde edite tıklayarak bunu yapabilirler. Bu durumda yeni measurement, column ekleyemezler. Dax formülleri yazamazlar. Yeni veri import edemezler, import edilen tabloların birbiri ile bağlantılarını yapamazlar.
Ne yaparlar? Görsellerin yerini değiştirebilir, yeni görsel ekleyebilir, mevcut görsellerin içerisindeki verileri değiştirebilir, filtreler ekleyebilir, yeni sayfa açabilir, burada yeni bir rapor oluşturabilir vs. Ancak bunların hepsini mevcut veri modeli ile yaparlar.
Kullanıcılar ileri düzey ve yapacakları değişiklikler de ileri düzeyse. Dax, measurement, veri import, data modelling vs yapacaklarsa, bu durumda en uygunu ortak bir admin hesabı açıp, power bi desktoplarda da bu admin hesabı ile giriş yapmaları ve publishi yine bu hesap üzerinden yapmaları olur. Kendi hesaplarından da raporları inceleyebilirler. Ancak tüm geliştirmeler admin üzerinden yapılır.
0
PoscheN
(19.04.24)
@kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili: daha önce başka bir bi toolu kullanıyoduk power bi'a geçtik çünkü eskisi merkeziydi ve fazla admin lisansı almak istersen çok pahalıya geliyordu. ancak diğer departmanlar da raporları kendileri düzenleyebilmek istediği için ondan çıkıp power bi aldık. tam olarak ne kadar değişiklik yapmak istediklerini bilmiyorum henüz orada power bi'dan çok iyi anladığını söyleyen birisi varmış o yüzden developer kısmına da erişmek isteyebilirler. yüzlerce kişi çalışmıyor departmanda max 10 kişilik falan dersek burada görev dağılımı net bir şekilde yapılabilir diye düşünüyorum ezme olmadan 1 kişiyi yetkilendirerek. gene de dosyayı sharepoint'e bağlayıp oradan checkin falan yaptırarak indirtmeyi düşündük onun için de.
@PoscheN: ya aslında bana da çok indirmeye gerek olmayacak gibi geliyor sadece 1 kişi yapar onu yaparsa yukarda yazdığım iyi bildiğini iddia eden kişi o da. desktopta geliştirme işi 1 kişiyle sınırlı kalırsa çok da abartmaya gerek yok mevzuyu ama benim müdür niyeyse herkes indirip düzenleyecek gibi bir düzen kurmaya çalışıyor anlatamadım buna gerek olmayacağını ama projeye benden çok daha hakim olduğu için çok da yüksek tondan iddia etmek istemiyorum ne kadar biraz abarttığını düşünsem de. belki benim bilmediğim ya da gözden kaçırdığım bir nokta olabilir diye.
Bir ben mi özledim duyurunun eski halini. Eğlenceliydi, ilginçti. Şimdi çok sönük. Tamam arada saçma şeyler de oluyordu ama genel olarak iyiydi. Sizce?
Bir ben mi özledim duyurunun eski halini. Eğlenceliydi, ilginçti. Şimdi çok sönük. Tamam arada saçma şeyler de oluyordu ama genel olarak iyiydi. Sizce?
0
rock n roll (14.04.24)
+1 Eskiden cok guzeldi. Simdi cok kekremsi.
0
mor oje
(14.04.24)
Kendini çok akıllı zanneden bir iki tip var her duyurumun altına bitiyorlar. Ben İngilizce bir şey soruyorum mesela, adam İngilizce bilmeyenler de yurtdışına gidiyor, bu ne özgüven diye duyuru açıyor. Sanki işim İngilizce!
mor oje+1
0
Kahvedesu
(14.04.24)
+1
0
nawar
(14.04.24)
eksi sözlük yazarligina bagli olmayan bir hesabim daha var. onda en eski cevabimi 2009'da girmisim :) 13 yasinda kaydolmusum, 15 yildir varim :) önceden cok goygoy dönüyordu su an daha soru cevap odakli ve daha az cevap var sanki.
0
robert bosch
(14.04.24)
+1 1. duyuruyu yönetenler insanları soğuttular. eskiden her başlıkta bir espri, muhabbet olurdu. ben artık yazasım varsa da yazmıyorum. aptal saptal bahanelerle silecekler çünkü o cevabı biliyorum. alttan üstten reklam fışkırsın, içerik önemli değil. 2. samimiyet dağıldı. yeni hesap almak çok kolay, tek seferlikler, farklı isimle devam edenler, küsüşenler... 3. @robert'in dediği gibi daha cevap odaklı oldu ama cevap vermeye istekli kimse olmayınca ne anlamı kaldı ki...
0
her giriste sifresini unutan adam
(14.04.24)
Duyuru kuralları geçtiğimiz aylarda biraz esnetildi artık her şey silinmiyor, artık herkes üften püften ban yemiyor diye biliyorum.
Bu sebeplerden gidenler yüzünden sönükleşti baya evet. Ama bu ufak değişimden sonra yavaş yavaş geri gelirlerse ne mutlu.
0
ananiyimioguz
(14.04.24)
ben de çok özlüyorum :’) 2012’den beri buradayım ama o zamandan bu yana malesef çok şey değişti. alışkanlıktan her gün mutlaka bir kere girerim ne var ne yol şöyle bi okurum ama eski tadı yok. oysa ki harika bir potansiyel ve çok eğlenceli bir formatı var. kullanıcı alımını açıp biraz reklamı yapılsa belki toparlayabilir.
0
theseachange
(15.04.24)
7 yıldır kullanıyormuşum burayı eskisi mi yenisi mi sayılıyorum bilemiyorum. bence bu sitenin çok büyük potansiyeli var veya vardı mı demeli bilemiyorum. quora dünyada ne biçim kullanılıyor, türkiye'de bir muadili olmamasından ötürü kızlarsoruyor gibi alakasız bir site o talebi karşılamaya çalışıyor kısmen. bu sitenin belki reklamını yapacak, tasarımını, içeriğini geliştirecek bütçesi olmadı hiç ama bir şekilde alttan alta popülerleşip para kazandıracak seviyeye gelecekti ve zorla yatırım yaptırtacaktı kendine. ama sanırım site adminleri biraz fazla koruyucu ve müdahil olduğundan küsüp gidenler oldu şahsen ben de bazen gidiyorum birkaç ay sonra bir sıkıntı anında tekrar uğramaya başlıyorum. ilk girdiğim yıllardaki enerjisini de kaybetti bence de. tekrar kazanır ve daha da gelişir umarım.
0
semaforo de medianoche
(15.04.24)
anlık gelen ifşa geceleri... :Sadge
0
cassey
(15.04.24)
ifşa bile yok. çoğu kişi de değişti.
0
baldan kaymak
(15.04.24)
Yazdigim cevaplar siliniyor. Ben de artik cevap yazmamaya basladim mesela.
0
halk
(15.04.24)
yeni/eski fark etmeksizin son zamanlarda girmesem dahi bence kıymeti hiç bilinmeyen kendine has bir yer burası. en alakasız sorularda dahi bilen birinin çıkması mesela paha biçilemez. aynı zamanda, önceki duyurularına bakıyorsun, bundan 10 yıl önce demek böyle hissediyormuşum bunları merak ediyormuşum diyorsun. güzel bir his
0
KUCO
(15.04.24)
eski dediğimiz en az 7-8 sene ve öncesinden bahsediyoruz sanırım. her telden insan vardı. herkesin bildiği gibi çoğu insan küstürüldü ve banlandı. şu anda ben dahil yazanlar da bilgisini paylaşmak istemiyor. efor sarfetmek istemiyor. buna benzer duyurularda 2-3 satır yazıp geçiyor. ben bilgi sorulan konularda bile evet hayır diye cevap veriyorum. cevap doğru ama açıklama yapmak içimden gelmiyor.
0
gabe h coud
(15.04.24)
Eskiden ozlerdim ama artik hayir. Cevremde cesit cesit bilgili insanlar var, akil danisabilecegim cok kisi olunca buranin eksikligi de pek aranmiyor.
Ha sunu ozluyorum zorlayici sorular. Mesela soru goruyorsun acaba ne diye sen de arastiriyorsun falan sana bi katkisi oluyordu. Simdi oyle sorular yok. Benim oldugunda da ben de sormuyorum gerci.
0
floydian
(15.04.24)
Buluşkalar vardı 2 tanesine katıldım hatta dünyalar güzeli bir hanım arkadaşı hala unutamıyorum öyleliydi. İfşalar vardı çok eğlenirdik, random gülme gibi bir kullanıcı vardı onunla ifşa başlatırdık o da gitti.
Birisi özet geçebilir mi? Tehdit içinde oldukları bir durum mu vardı?
Birisi özet geçebilir mi? Tehdit içinde oldukları bir durum mu vardı?
0
sevilen progressive türkücü (14.04.24)
iran filistin'in en önemli açıktan müttefiki başından beri ve israil'in baş düşmanlarından hizbullah'ı da tarihsel olarak besleyen bir ülke. bu yüzden zaten bir gerilim vardı. en son asıl amacının hizbullah'la ilişkiler açısından önemli bir iran generaline suikast düzenlemek olduğu söylenen bir saldırıyla şam'daki iran elçiliğini yerle bir etti aralarında bahsettiğim generalin de olduğu 16 kişiyi öldürdü. iran da buna cevap vericez demişti ve verdi.
0
semaforo de medianoche
(14.04.24)
Şamdaki elçiliğin vurulması +1
Büyük resim olarak da filistin'den sonra sıra iran'a gelecek. Abd ve israil işbirliği ile. Bu kısa vadede olmayacak fakat bunu iran da biliyor
Türkiyede ilk defa büyük bir şirket haftanın 4 günü çalışma sistemine geçmiş, haberini gördüm. Önce 1 yıl deneme yapmışlar başarılı olunca geçmişler. Bu sistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Böyle çalışmak ister misiniz, istemez misiniz? Bu sistem Türkiye'de tutar mı?Yen̈i iş değiştirmiş biri olarak gö
Türkiyede ilk defa büyük bir şirket haftanın 4 günü çalışma sistemine geçmiş, haberini gördüm. Önce 1 yıl deneme yapmışlar başarılı olunca geçmişler. Bu sistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Böyle çalışmak ister misiniz, istemez misiniz? Bu sistem Türkiye'de tutar mı?
Yen̈i iş değiştirmiş biri olarak görüşlerinizi merak ettim Az önce okuduğum haberin linki;
ben serbest çalışan birisi olarak iş varsa çalışırım. iş yoksa keyfime bakarım. kafasında bir adam olduğum için serbest çalışmaya geçtim. benim alanım buna müsait ama her sektör buna uymaz. zaten mavi yakalı ve fazla mesai ücretli işler için yok sayılmış.
türkiyede yıllık izin kullandırma zamanı komple şirketi kapatıp giden firmalar duymuştum. bir ay sonra tekrar açıyorlardı.
0
phonex
(14.04.24)
Vardiyalı ve fazla mesaili çalışılan yerlerde olmaz. Oralar kapasiteyi sonuna kadar kullanıyorlar. Bunu yapacak yerler öncesinde şirkette küçültmeye gidebilir hatta.
0
sevilen progressive türkücü
(14.04.24)
kim niye istemesin ki böyle çalışmak? kesmiyorsa 4 gün daha etmek isteyen varsa çalışır gene iş çıkarmak isteyen insana iş mi yok? türkiye'de şimdilik tutmaz belki 20 yıl belki 100 yıl sonra olabilir onu bilemem de yakın gelecekte böyle bir şeyin yaygınlaşma şansı yok daha bizde 9-5 çalışma diye bir şey özel sektörde yok yani avrupalı 5 gün çalışırken de 9-5 çalışıyordu zaten bizde şanslıysan 9-6 değilsen 8-6 çalışılıyor. tek tük startuplar falan çıkar uygular şimdilik. bu zaten bizzat üretimde çalışan işçiler için geçerli olabilecek bir şey değil bu arada dünyanın hiçbir yerinde orası da ayrı.
verim kısmına gelirsek de şirketlerde bazı kritik pozisyonlar dışında zaten aktif iş yapılan süre mesai saati açısından haftada 2 bilemedin 3 iş gününe denk geliyor. işin yoğun olduğu zamanlar da insanlar gerekirse akşam da haftasonu da çalışıyor. yani hiçbir şey kaybettirmez esasında ama patronlar çalışanlarının hayatına ipotek koymayı sevdiği için kolay kolay vazgeçmezler o 1 günden.
0
semaforo de medianoche
(14.04.24)
Türkiye'de tutmaz çünkü Türkiye'de hala maaşı asgariden gösterme, sigorta geç baslatma, maaş geç yatirma, yasal olmayan saatler calistirmak gibi olaylar var. Daha bunlari cozememis ülkede 4 gün olmaz. Olursa belki bazı sirketlerde ki onlarda bu dediğim olaylar zaten yok.
Ben çalışmak isterim çünkü bana göre ideal sistem de o :) belki zamaninda ford'un yaptığı devrim gibi bu da olur bilinmez.
başka bir dilde yazılan tabelalardan neden rahatsız olunur?
ezkaza
hayatım boyunca bunu anlayamadım. kategorik olarak ingilizce, arapça, rusça veya türkçe tabelalara karşı nötr durumdayım. bir önyargım yok. ancak tabela tarafında tıpkı menülerde olduğu gibi belirli bir standardizasyon getirilmesini destekleyebilirim. örneğin türkçe anadilimiz olduğu için türkçe ola
hayatım boyunca bunu anlayamadım. kategorik olarak ingilizce, arapça, rusça veya türkçe tabelalara karşı nötr durumdayım. bir önyargım yok. ancak tabela tarafında tıpkı menülerde olduğu gibi belirli bir standardizasyon getirilmesini destekleyebilirim. örneğin türkçe anadilimiz olduğu için türkçe olarak ne olduğu belirtilmek koşuluyla diğer başka dillerde de isteyenler tabelasını asabilmeli bence. sonuçta ticari bir işletme bu. ve işletmeci kendi kararını verebilmeli. biraz yeni doğan bebeğe isim koymak gibi düşünüyorum. isteyen istediği ismi koyar. isteyen istediği dilde tabelasını yazar.
diğer yandan özellikle arapça tabelalar konusunda ekstra bir hassasiyet söz konusu iken ingilizce, rusça veya başka dillerdeki tabelalar için bu hassasiyet yok gibi. kendimi bir arapsevici olarak nitelendiremeyeceğim gibi arapça karşıtı olarak da nitelendiremem. bu konuda oldukça şeffafım. sonuçta türkçe tarih boyunca farklı alfabeler kullanmış bir dil. bugün malesef latin alfabeleriyle yazılan her şey türkçe gibi algılanıyor.
eğer amaç türkçe dilini korumak ise en başta ingilizce tabelalarla mücadele etmek gerekmez mi? patisseri olmayan pastane veya rent a car olmayan araba kiralama şirketi kalmadı artık çünkü. ama ingilizce global dil vs diye normalleştirmeyin lütfen. 2 yıl sırbistan'da yaşadım. starbucks tabelası latin harfleriyle yazılmanın dışında kendi dillerindeki okunuşuna göre ve kendi alfabeleriyle de yazılıydı. ingilizce sırbistan'da global değil mi yani şimdi koskoca şirket global markasını tek başına kullanamıyor.
0
ezkaza (14.04.24)
ingilizce bilmek ve bir şeyleri ingilizce yapmak daha cool geliyor çünkü birçok insana. anadolu'da açılmasa hiçbir şey değişmeyecek üniversitelerde okuyup biosuna bölümünü üniversitesini ingilizce yazanları düşünün mesela. tabela mevzusuyla aynı kökten geliyor.
arapçada ise alfabe latin değil. ayrıca arapça tabeleların birçoğunluğu suriyeli dükkanlarında var. bazı yerlerde kendi mahallelerini kurdukları için neredeyse antipatik geliyor tabi ki tabelaları.
bir de ingilizce bilen ya da ingilizce marka kullanan kişi de yüzde doksan dokuz türk. neyin mücadelesini vereceksin ki? arapça tabelada öyle bir durum yok. mülteci muhabbeti olmasa yabancı tabela indirmenin ben bu kadar yaygın olacağını da düşünmem açıkçası.
benim şahsi fikrim kesinlikle başka alfabe kullanılmaması ve mümkün mertebe hepsinin türkçe olması yönünde.
0
black holes in the sky
(14.04.24)
ingilizce tabelalara dahi sınırlama gelmesi lazım..bunun x sevicilik x düşmanlığıyla alakası yok, tamamen kendimizle alakalı bir durum. tabii halkta bilinç olmadığı gibi bir de buna izin veren yönetici şaklabanlar olduktan sonra hiç umudum yok.
0
gule gule
(14.04.24)
kültür erozyonu dediğimiz durum bu. buradan bana sadece tabela değil, dilin doğru kullanılmaması da geliyor. buradaki amaç kendi kültürünü koruyup kollamak. bunun iktisadi durum için turist için kabul edebilirsiniz. ancak ülkesinde savaş olup maddiyatı sayesinde burada ikamet eden insanlardan böyle bir talep gelirse de verilecek cevap bellidir. "misafir umduğunu değil bulduğunu okumalıdır."
0
phonex
(14.04.24)
aslında olmamak lazım dediğiniz gibi yanında bir yerinde türkçesi de varsa. esnafın bölge şartlarından veya yaptığı işten kaynaklı hedef kitlesi olarak belirlediği bir millet varsa onların diline özgü tabela yapması gayet doğal. ancak şöyle bir şey var bir bölgede farklı dilden tabelaların olması o bölgede o dili kullanan milletten epey bir kişi olduğunun göstergesi. yani rahatsız olunan görünürde tabela gibi ama özünde bu durum oluyor esasında.
hayat tarzı, ideoloji gibi sebeplerden ötürü kendi şehrinde rusların yaşaması rahatsız etmeyip arapların yaşaması edebilir bir kesmi bu da gayet kendi içinde mantığı olan bir durum normal yani. tam tersi araplardan rahatsız olmayıp ruslardan olan bolca insan da var. bunlar kişiye göre değişir ve hepsinin kendine göre sebepleri var. amaç dili korumak değil yani o yüzden ingilizce de global dil olduğundan normal. ayrıca dili korumak da enteresan bir kavram dil canlı ve gelişen bir varlık işte bugün 100 yıl önce kullanılan dil ne kadar farklı geliyorsa bize 100 yıl sonraki türkçe de bugüne göre farklı gelecek muhtemelen beyhude bir çaba.
0
semaforo de medianoche
(14.04.24)
Beni rahatsız etmiyor. Türkçesi belirtildikten sonra isterse Elfçe yazsın. Kültürün böyle şekilci şeylerle korunacak bir şey olduğunu düşünmüyorum, daha kompleks bir olay
0
nundu
(14.04.24)
Bu tip sorular beni çok güldürüyor. Ya dışarıdan aşırı izolesiniz ya da gerçekleri umursamıyorsunuz.
0
sevilen progressive türkücü
(14.04.24)
Eğer ingilizler ülkeye gelip kendi mahallelerini falan yaratmaya baslasaydi belki de dediğiniz daha önemli olurdu. Ama ben izmir'e geldiğim zaman bazı geçtiğim yerler resmen orta doğu olmuş. Bir sürü arapça tabela falan. Eğer Türkiye'de arap mahalleleri yaratıyorsak o zaman sorun yok ama amaç bu değilse o zaman sorun var. Misal al bak şunun aciklanabilir yanı var mi? www.aykiri.com.tr
Ben de türkücüye katılıyorum yani. Ben iki üç haftalık tatilde bile Türkiye'nin geldiği hali görüyorum ve sonunda birilerinin buna karşı savaş baslatmasi güzel. Örnek veriyorum Fransa'da da orta doğu, asya vs restoranları var ama isimleri iki isimli oluyor, tabelalar zaten Fransızca. Ben dil koruma konusunda fransiz gibi olmamizi tercih ederim. Misal sizin tepkinizde katıldığım örneklerden biri tobacco shop. Türkiye'de her yer tobacco shop olmuş, kim neresinden uydurduysa. Bunun da duzenlenmesi lazım.
0
logisticsmanager
(14.04.24)
Managerın bahsettiği gibi fransızların tek özendiğim yanı dillerini koruma konusundaki tutumlarıdır. Bizim ülkenin milliyetçisi bile nedense lütfedip diline önem vermez. Sadece dili korumak kültürü korumaya yetmez ama dili korumadan da kültür olmaz.
0
asteriks
(14.04.24)
Çok uzun yazacaktım da üşendim. @sevilen progressive türkücü +1 demekle yetineyim.
0
Mirket
(14.04.24)
ben hicbiri olmasin istiyorum, o kadar ulke gezdim museum, city centre diye gosteren ingilizce tabela bile yok. arapca da ise daha fazlasi var.
0
durgunfoton
(14.04.24)
Sevilen progressive turkucu +1
0
Kittie
(14.04.24)
sevilen progressive türkücü +1000
0
ercu cozer
(14.04.24)
İki önerme ile başlıyorum. * Dil iletişim içindir. * Tabelalar ticaridir.
Kusura bakmayın, tüccar kime ulaşmak derdinde ise onun dilinde yazar. Oyuncakçının şirin fontlu tabelası çocuğa nasıl hitap ediyorsa araç kiralama şirketi de turiste öyle hitap eder. Fırıncılar fırındır. Bakery değildir. İnadına yazanı göremezsiniz. Ancak pastacılık bize ithal gelmiştir. Haliyle patiseriden Éclair (ekler) almak da tabiidir.
En büyük derdimiz bu olsun. İyi pazarlar.
0
Etanglement
(14.04.24)
Başka dildeki tabelalar kültür istilası çünkü. Turistik bölgelerdeki tabelalar bile bilgilendirici olarak İngilizce alt metinli yapılabilir ama Türkçe olmalı. Bu arada marka adı ile tabela arasındaki ayrımı da yapmak lazım. Marka adlarını da hep yabancı yapmak ezik bir yabancı özentiliği ama verdiğin örnekteki gibi "patisserie" detayı gibi şeylere müdahale edilmeli bence. Yine aynı paragraftaki notunda olduğu gibi yabancı markalar da latin harfleri ile yazılmalı tabii ki.
Marka isimlerine Türkçe dayatamazsın tabii ki ama arapça seçmek isteyen "El Shaarawy Kafe" yazsın. Başka alfabe ile değil. Marka isimlerinde de Türkçe seçenlere teşvik ya da yabancı seçeceklere ekstra yük gelsin. Artık hangisi X'i o dönem daha mutlu edecekse.
0
nawar
(14.04.24)
yanıtlar için teşekkür ederim arkadaşlar,
@sevilen progressive türkücü ne dışarıdan aşırı izoleyim ne de gerçekleri önemsemeyen bir tipim. tabelaların hangi dilde olduğu konusuyla ilgilenmek benim dünya görüşümde oldukça gereksiz bir ayrıntı ve salt bu konu üzerinden milletçilik taslamak bana oldukça gülünç geliyor. çünkü milliyetçilik böyle şekilci uygulamalarla değil bu memeleket için katma değer üretmekle veya işini iyi yapmakla ülkeni milletini iyi temsil etmekle çok daha ilgili bir mesele.
tabelalar fransızca olunca ben frankofon bir kültüre sempati duymuyorum. fransızcaya bir hayranlık veya düşmanlık da beslemiyorum. diğer diller için de aynı. bu oldukça gereksiz ve keyfi bir durum çünkü. her dil ve kültür kendi temsilcisi için özeldir. eşimin kardeşinin londra'da bir restoranı var ve ismi türkçe. müşterileri büyük çoğunlukla türkler ve araplar.
tacir hangi kitleye hitap etmek istiyorsa veya bundan da bağımsız hangi alfabeyle hangi dille tabela yazmak istiyorsa yazsın bundan kime ne? gerekli standardizasyonu sağladıktan sonra yazılan dile tepki göstermek bana gerçekten çok gülünç geliyor.
arapça veya başka bir dilde yazılan tabeladan niçin rahatsız olayım ki? arapça tabela asılınca benim türklüğüm niye zarar görsün? ingilizce zaten dilimizi tarumar etmiş maksadın dil ve kültür hassasiyeti olmadığı gayet net burada.
bir süredir alanya'da yaşıyorum burada neredeyse her iş kolunda her yerde rusça tabela görmek mümkün. yani mağazadan restorana ve hatta avukatlık ofisleri bile. ben bundan rahatsız olmuyorum çünkü insanların hedef kitlesi belli. demografi belli. hatta belki mülk sahibi yabancı kendi dilinde tabela asıyor ve burada bir yatırım yapmış oluyor. bundan bir insan niçin rahatsızlık duyar?
70 muhtırası ve 80 darbesini derin derin işleyen bir çok şiir, roman, dizi, film varken,(örneğin; babam ve oğlum, öyle bir geçer zaman ki, hatırla sevgili, yeni türkü vb. ...)60 darbesinin, 97 muhtırasının neden yok ? (tek tük olan eserleri saymadan ama.)hatta şurada biraz ele alınmış:https://www.ge
70 muhtırası ve 80 darbesini derin derin işleyen bir çok şiir, roman, dizi, film varken, (örneğin; babam ve oğlum, öyle bir geçer zaman ki, hatırla sevgili, yeni türkü vb. ...)
60 darbesinin, 97 muhtırasının neden yok ? (tek tük olan eserleri saymadan ama.)
60 ve 97'den yaşananlar üzerinden taraflar bu eserleri çıkarmadı/çıkaramadı ise, gelecek nesillere de bu konuda aktarılacak bir şeyleri yok demek değil mi ? çünkü 70 ve 80 için yapılan eserler, gelecek nesillere yaşanan duyguları taşıma rolünü üstleniyorlar. katılıyor musunuz ?
0
WithWorth (10.04.24)
60 ve 97 sağcıları etkilediği için yok. 70 ve 80 solcuları etkilediği için var.
0
benarrivo
(10.04.24)
bu tarz olaylarla ilgili pozitif bir sanat eseri yapmak biraz riskli yaklaşık 50 yıldır. o yüzden bu tarz eserler acıdan besleniyor ve 80 darbesi toplumun büyük çoğunluğunu etkilemiş darbeyi pozitif bulan kesimler tarafından bile insanlarda yara açtığı kabul edilen bir olay o yüzden onla ilgili yapmak basit. 60 darbesi ise türkiye'yi inkıkap devrimleri öncesine götürmeye çalışan diktatör özentisi bir adamın devrilişiyle ilgili. 80'deki gibi sokaktaki gençlerle değil ülkenin yönetim kadrosuyla ilgileniyor. dolayısıyla 60'la ilgili bir eser yapılacaksa pozitif bir olay olarak anlatması lazım bu da 80'lerden sonra zordu zaten ama malum iktidar yüzünden bugün tamamen imkansız.
97 muhtırasında öyle eserlere konu olacak pek bir malzeme yok zaten ne olacak ki? asılan yok, indirilen yok, çıkarılan yok, işkence yok ülkenin siyasi tarihinde önemli olması ayrı bir şey bir esere konu olabilecek malzemeye sahip olması ayrı bir şey. en fazla belgeseli olur onun. bir de yakın dönem zaten.
0
semaforo de medianoche
(11.04.24)
Halkın duygularına oynamak, algı yaratmak için 60 çok eski, 97 çok yeni. Ondan olsa gerek.
Son sorduğun iki soru, tarihi tv dizilerinden öğrenen ve senaristi tarihçi sanan, yaratılmak istenen algıya körü körüne inanan, sormayan, sorgulamayan bir kitle için anlamlı olabilir ancak.
Tv. dizilerini 'eser' olarak nitelemen sence de abartı olmamış mı :)
0
Mirket
(11.04.24)
@Mirket hocam görüşlerinize tam katılamıyorum. Şu sebeple; Sizin "kitle" olarak nitelediğiniz kesimin, öyle yenilir yutulur bir kesim olmadığını düşünüyorum. Şuan youtube'a rastgele "dizi son bölüm" yazdığımda X dizisi bir haftada 13 milyon izlenmiş. Bu korkunç bir rakam. Diğer diziler de bundan hallice. Yani uzun uzadıya yazmak istemiyorum ama dizi malesef bizim için çok şey ifade ediyor.
Bir de 60 darbesinde sonuçta seçimle gelmiş birisi var. "Asılma" da travmatik bir hadise. O dönemde oy veren kesimin aydınları kitap, şiir vs yazabilirlerdi diye düşünüyorum.
0
🌸WithWorth
(11.04.24)
'kitle' kelimesini daha olumsuz bir tabir kullanmamak için yazdım. Maalesef ki yüzdelerinin çok fazla olması bu gerçekliği değiştirmiyor.
60 ihtilali ile ilgili bir detay da şu: 1980 ihtilaline kadar 1960 ihtilalinin hakkında olumsuz bir yazı yazmak yasaktı. 1980'e kadar 27 Mayıs tarihi Milli Bayram olarak kutlanan bir gündü ve hatta yapıcıları yani Milli Birlik Komite Üyeleri Mecliste tabii senatördü. 80 ihtilalinden sonra ise 60 ihtilali üzerinden çok zaman geçmiş, demode ve hakkında algı yaratacak bir şey yazmaya gerek olmayan bir konu haline geldi.
Bu arada ben bu iki ihtilalin de yapılmasının gerekli olduğu ama sonuçları itibariyle yanlış şekilde yapıldığını düşünen taraftayım.
karışılıklı yürüşme sonrası bir sonraki aşamaya geç(eme)mek
semaforo de medianoche
hikaye şöyle başladı. anonim bir kız profili twitter'da takip etti beni ben de geri döndüm. sonra bana mesaj atmaya başladı oradan buradan muhabbet etmeye başladık. ben ankara'da yaşıyorum kızın istanbul'da yaşadığını öğrendim. açıkçası aynı şehirde olsak bir date ayarlamaya çalışırdım kızın da iste
hikaye şöyle başladı. anonim bir kız profili twitter'da takip etti beni ben de geri döndüm. sonra bana mesaj atmaya başladı oradan buradan muhabbet etmeye başladık. ben ankara'da yaşıyorum kızın istanbul'da yaşadığını öğrendim. açıkçası aynı şehirde olsak bir date ayarlamaya çalışırdım kızın da istekli tavırlarını görünce ama farklı şehirler olunca hiç sallamadım yazmadım. kız arada bir yazmaya devam etti ama. sık aralıklarla değil de bazen 15 günde 1 bazen ayda 1 falan ve güzel bir muhabbetimiz oluştu. insanlarla frekansı kolay kolay tutan biri değilim ama onunla tuttu. konuşmalarımız keyif veriyordu yani. ben de bazı şeyleri bahane ederek yazmaya başladım buna öylece muhabbetimiz arttı.
bu arada bu kızın küçük bir profili var 40-50 kişi civarı takip ve takip edilen sayısı. ve ara ara üstü kapalı ama bana mesaj veren tarzda tivitler atıyordu. mesela burcumun ne olduğunu biliyor yıldız haritasında benim burcumun çıktığını yazıyor şakayla karışık falan ya da rüyasında ankara'da çok güzel birisiyle date'te olduğunu yazıyor vs. kızın böyle bariz şekilde yürümesini gördükten sonra istanbul'da olduğu için hiç düşünmediğim ilişki işini ufaktan düşünmeye başladım. biraz daha flörtöz konuşmalara girdik falan o muhabbetlerde de biraz ilerledik karşılıklı yürüştük yani. instagram'a da geçtik. ama bir sonraki aşamaya taşımak için napabilirim bunu hiç bilmiyorum.
kalkıp istanbul'a gitmek hiç yüz yüze görüşmediğin biri için çok fazla bir hareket bence onu yapmak istemedim. birbirimizin fotoğraflarını görsek de ve yazışsak da yüz yüze görüşmenin enerjisi farklı belki karşı taraf belki ben hayal kırıklığına uğrayacağız. aynı şehirde olsak kötü date sonrası gider evine normal hayatına devam edersin de başka şehire gitmek çok daha kötü bir etki yaratır bende. ve hala başka şehirdeki biriyle ilişki yaşamak istediğimden emin değilim bu da var. kız henüz üni okuyor ama ilerde ankara'da yaşamak istediğine dair de bir şeyler dedi bana. bir de çok sık konuşmuyoruz. ben zaten genel olarak her gün yazmayı sevmiyorum (aşık olsan severdin demeyin öyle olmuyor bende) karşıdaki kişiden bağımsız bana fazla geliyor. bir de arada 500 km olma durumu olduğundan o da bir frenliyor beni. haftada veya 2 haftada 1 falan konuşuyoruz bazen bir muhabbet 3 gün de sürebiliyor ama genel olarak sıklık az. bir yandan da kız aklımda kaldı. niyeyse benden çok etkilendi gibi böyle böyle aklıma soktu kendini ve konuştukça ben de onu sevdim. sonuç olarak başka şehirde diye hiç bu işle uğraşasım gelmese de sevdiği ve keyifle konuştuğu birisi nadir çıkan birisi olarak çıkanı da sırf başka şehirde diye yok saymak da mantıklı gelmiyor. şimdi ne yapmalıyım sizce?
0
semaforo de medianoche (09.04.24)
Bence karşıda bir kız yok, fake profil üzerinden oynanan bir oyun.
Kameralı görüştünüz mü?
0
cek
(09.04.24)
Nasıl yani foto görmedin mi hiç?
0
Kahvedesu
(09.04.24)
anonim bir kız profili durup dururken sizleri nasıl takip ediyor abi ya. gerçekten aklım almıyor. nedir bunun formülü :D
0
mr.goodcat
(09.04.24)
internette samimi oldugunuzu sandiginiz her "yürümenin" pesinden gitmeyin abi.
Bana sozlukte yazilan her mesaji ciddiye alsaydim...
0
Yourcousinmarvinberry
(09.04.24)
@kahvedesu: instagram'dan ekleştik yazdım ya, whatsapp falan da var. "birbirimizin fotoğraflarını görsek de" demişim hatta daha ne yazayım.
@cek: daha önce twitter'dan datelerim oldu gerçeği fakei ayırt edebiliyoruz hocam. instagram'dan whatsapp'tan da konuştuk sonra.
@Yourcousinmarvinberry: hocam 18 yaşında değilim ya internetten çok dateim flörtüm oldu sevgilimsi durumlarım bile oldu. "her yürüme"den olsaydı ciddiye alıp burada fikir istemezdim.
@mr.goodcat: 13 yıldır aktif kullanıyorum twitter'ı. hemen her gün tivit atıyorum ilgi alanıma göre insanlarla takipleşiyorum. yıllardır takipleştiğim twitter arkadaşlarım var yani bazen ben birilerini takip ediyorum bazen birileri beni takip ediyor. bazıları erkek bazıları kadın. bu stilde kullanırsan olur yani ama tabi üst düzey olmasına gerek olmasa da fena olmayan bir yazı dilinin olması lazım bir de üstüne bol bol konuşabileceğin bilgili olduğun bir ilgi alanın varsa daha kolay.
@dissendium: fiziksel olarak da tatlı birisi bence beğendim. çok odaklanmadığım için o kısma yazmamış olabilirim de tipi itici gelseydi zaten fikir istemezdim burada. öğrencilik konusunda da kız 3. sınıftı galiba seneye son olması lazım çok detaylı sormadım oraları daha ben mevzuyu pek ciddiye almazken konuşmuştuk bunları.
Çevre ve şehircilik bakanlığının sitesine uzun zamandır giremiyorum.csb.gov.tr sitesi yanında subdomaini olan http://yds.csb.gov.tr/ sitesi de çalışmıyor uzun zamandır. Sorun bende mi yoksa sitede bir sorun mu var?
Çevre ve şehircilik bakanlığının sitesine uzun zamandır giremiyorum.
csb.gov.tr sitesi yanında subdomaini olan yds.csb.gov.tr sitesi de çalışmıyor uzun zamandır. Sorun bende mi yoksa sitede bir sorun mu var?
0
Unde bach canim (03.04.24)
attığın link sorunsuz açılıyor, fonksiyonları da çalışıyor. giriş yapıp işlem yapmak gibi bişeyler ise onu bilmiyorum, göremedim
0
avatar is back
(03.04.24)
bende de girmedi. İnternet milleni
0
jackyr
(03.04.24)
yurtdisindan denedim acmadi
0
cooperr
(03.04.24)
bakanlığın sitesine girdim attığın linke de girdim. işlem yapmayı falan diyosan bilmem ama girmek ve sayfalarda gezinmek açısından sorun yok. iss: superonline
0
semaforo de medianoche
(03.04.24)
Bende açıldı. Bilgisayardan, chrome kullanarak girdim.
Var mı yoksa mesafeli mi duruyorsunuz, bunun ayarı nedir?
Var mı yoksa mesafeli mi duruyorsunuz, bunun ayarı nedir?
0
skr1292 (02.04.24)
Bir tane arkadaşım var. Tanışalı çok kısa bir süre oldu ama o kadar sevdik ki birbirimizi artık kardeş olduk.
0
rock n roll
(02.04.24)
Var. Ofiste calisanlarla da müdürlerle de oldukça yakınız(saka, goygoy, genel hayat/aile konusmalari vs). Hiçbir sekilde sorun olmuyor ve çok tatlı bir ofis ortamı var.
Buna ek olarak yakin dediğim iki adet arkadaşım var ama farklı departmanlardalar.
0
logisticsmanager
(02.04.24)
is yerinde "BFF" olmaz, olmamali. cunku ozel hayat ile is hayatini ayirmak lazim.
0
cooperr
(02.04.24)
Ben hep mesafeliyimdir. Biri işten çıkınca hiç üzülmem onun yerine işe giren kişiyle hemen tanışır işime bakmaya devam ederim, biri işten çıkınca hiç üzülmem hiç duygusal bağ kurmam. Ama belli bir düzeyde muhatap oluyorum tabi ki. Öğle yemeğinde denk gelince hayata dair genel sohbetler ediyorum.
0
turuncu tonlarda
(02.04.24)
3-4 tane var ama işyeri arkadaşı olarak, dışarıda çok çok nadir görüşüyoruz.
0
hrskrs
(02.04.24)
Bir iki kişi hariç herkesle aram iyi. Goygoy sohbet çok eğlenceli geçiyor. 4-5 tanesi ile her hafta mutlaka dışarıya çıkarız.
0
ruhen hastayim ben
(02.04.24)
Arkadaşım yok. İş stresli. Rekabetli, ayak kaydırmalı bir ortam. Söylediğin her eşy aleyhinde delil olarak kullanılıyor. Mesela okuldan beri tanışanlar seni asla aralarına almazlar. Bunun ayarı ellerine koz vermemek.
0
1nisan
(02.04.24)
Dışarıda hicbiriyle görüşmüyorum, benimle yakın olmak istiyorlar ama hep belli bir mesafede tutuyorum. İs arkadasindan, özel hayat arkadaşı olmaz , çok nadir istisnalar hariç.
0
sanguine
(02.04.24)
Eşimle eski işyerimde tanışmıştık, şimdi de arayıp hal hatır sorduğum arkadaşlarım var. Mesafeli olarak arkadaşlıklar kurarım. Bugüne kadar problem yaşamadım.
0
mirty
(02.04.24)
Valla 10 yıldır yeni arkadaşlarımın neredeyse hepi iş yerinden. Çok da güzel arkadaşlıklar edindim. İş yerindekilerden arkadaş olmaz diyenleri hiç anlaymadım o yüzden.
0
synesthesia
(03.04.24)
bir ayarı olması gereken bir şey değil ki bu neden bazı insanlar böyle her olaya satranç gibi stratejist yaklaşıyor merak ediyorum. benim ilk iş yerimde çok yakın arkadaşlarım vardı çünkü birlikte çok güzel bir frekans yakalamıştık. o ekipten bazıları şehir değiştirince koptuk ama kalanları hala en yakın arkadaşlarımdan görüşüyoruz arada. bir sonraki iş yerinde ise hiç arkadaşım yoktu çünkü keyifli bir iletişim kurabileceğim tarzda birisi yoktu. şimdiki iş yerinde de ilk iş yerimdeki gibi çok yakın diyebileceğim seviyede olmasa da iyi arkadaşlarım var dışarda takılıyoruz arada.
0
semaforo de medianoche
(03.04.24)
1 arkadaşım var, mesafeliyim
0
9kuyruklukedi
(03.04.24)
ben 28e, 2 arkadasim var (31k, 35k) hayatimi guzel yapan harika insanlar. her hafta en az 2 gun beraberiz. gecen senelerde haftada 5 gun falan birlikte gecirdigimiz bile oluyordu. raki icmeye de gideriz, konsere de doga yuruyusune de. en son gece 2de aa bu ne sirasiymis diye random bir siraya girdik bilet aldik kendimizi rave'de bulduk.
kiz arkadasimi da hemen kabullendiler ekibimize.
herkes karsi cikmis isyerinden arkadaslara da, gunun 8 saati uzaktan da olsa bu insanlarla calisiyoruz. acikcasi arkadaslarim olmasa bu iste durmazdim ben.
0
aguen
(03.04.24)
Olmasın isterdim ama var. Az sayıda çalışan olunca herkes "arkadaş" olmak zorunda kalıyor. İş çıkışı birlikte yeniyor, içiliyor, planlar yapılıyor. Zorunlu katılıyorum. Keşke mesafeli olsak.
0
gnosis
(03.04.24)
Eski şirketimde çok sağlam arkadaşlarım vardı, hepsiyle hala görüşürüz. Yeni şirketimde hiç yok. Bilinçli olarak uzak duruyorum.
0
gabe h coud
(03.04.24)
en yakın arkadaşlarımdan birisiyle ilk çalıştığım şirkette tanışmıştım. o zamanlar yöneticisiydim. sonradan nikah şahidi bile ben oldum ve hala her gün 1 saat konuşuruz.
sonraki şirketteki arkadaşlarla aramızdaki alt - üst ilişkisi, "arkadaş" olmamızı engelledi ama hala 1-2 ayda bir oturur rakı içeriz.
erkek bir karakter, %100 insan mıydı robotik bir tarafı var mıydı tam emin değilim. emin olduğum kısım acayip kaslı kocaman bir göğsü vardı bu karakterin. ellerini göğsüne vurarak başlıyordu zaten dövüşe. göğsüyle rakibine uçtuğu bir saldırısı vardı. tekken 5 ya da 6 olması lazım bir ihtimal 4 de ol
erkek bir karakter, %100 insan mıydı robotik bir tarafı var mıydı tam emin değilim. emin olduğum kısım acayip kaslı kocaman bir göğsü vardı bu karakterin. ellerini göğsüne vurarak başlıyordu zaten dövüşe. göğsüyle rakibine uçtuğu bir saldırısı vardı. tekken 5 ya da 6 olması lazım bir ihtimal 4 de olabilir. hangisi bu karakter ya? karakterlerin görsellerine baktım da tanıdık gelmedi oradan. tekken chest attack falan yazınca da bulamadım.
0
semaforo de medianoche (30.03.24)
Jack.
0
false pretension
(30.03.24)
@false pretension: bu evet ama dediğim saldırıyı asla bulamadım youtube'da ya. göğsünü şişirip uzaktan atlıyordu rakibe göğsüyle onu biliyor musun? bir sürü farklı versiyonu varmış jack'in o da işi zorlaştırıyor.
@deranzo1: buna benziyor ama değil sanki. ben göğsüyle çarpıyodum rakibe ya burada ayağıyla eziyor. aduket tarzı ya belli bi hakkı vardı ya da belli bir barı doldurunca mı atıyodun öyle kalmış aklımda ama olmayabilir de. benim hatırladığım o hareketi çok severdim ve kullanma şansım olunca direkt yapıştırırdım.
@Yourcousinmarvinberry: tekken 7'de varmış bu 7 hiç oynamadım. zaten dediğim dövüş başında göğsüne vurma hareketini jack yapıyor o yüzden bahsettiğim karakterin jack olduğu kesin.
@the guy from batman: benim aklımda press gibi değil de göğsüyle vurup ileri doğru uçuruyor rakibi gibi kalmıştı ama en yakını bu. başka da benzeri yok sanırım bu olma ihtimali yüksek o yüzden.
Evet, çokça araba başlığı açıyorum şu sıralar ve korktuğum başıma geldi. Bugün olabilecek en aptalca hatadan dolayı aracımın yan kısmı çizildi.Sizce ne yapmalıyım?Böyle kalsın mı?Sanayiye mi gitmeliyim yoksa yetkili servise mi?Bunun maliyeti ne olur, eskisi gibi olur mu?Araç: Peugeot 408https://hizl
Evet, çokça araba başlığı açıyorum şu sıralar ve korktuğum başıma geldi. Bugün olabilecek en aptalca hatadan dolayı aracımın yan kısmı çizildi.
Sizce ne yapmalıyım? Böyle kalsın mı? Sanayiye mi gitmeliyim yoksa yetkili servise mi? Bunun maliyeti ne olur, eskisi gibi olur mu?
Elinizi pençe gibi yapın, yukarıdan aşağı kedinin pençe atması gibi o alana tırnaklarınızı sürün. Çiziğin olduğu yer tırnaklarınıza takılmıyorsa vernikte kalmıştır, pasta-cila müdahalesiyle çabucak hallolur. Ama tırnaklarınıza takılıyorsa saca kadar inmiştir. O zaman zımpara, boya ve cila ile düzeltilir. Aracın garantisi devam ediyorsa yetkili servise, garantisi bitmişse sanayiye gidin. Mekanik bir durum olmadığından her iki yerde de yapılacak iş aynı, geçmiş olsun.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(28.03.24)
Boyatmazdim ben olsam. Boyaya cok takiliyor herkes satarken (ben dahil). Pasta cila vb uygulamalar disinda kalici bir sey yaptirmazdim ben olsam. Biraz caniniz yanacak ama araba bu disarda durdukca olabiliyor boyle seyler. Siz yapmasaniz biri geliyor ciziyor. Gecmis olsun.
0
mor oje
(28.03.24)
şimdi ben demiştim demek istemiyorum ama Yerimde Olsanız? diye açtıgınız başlıkta yazmıştım. siz acemi olarak en başta bu arabayı alarak hata yaptınız. suv araç acemi için tam bir kabus. hele bir de park alanınız da çetrefilli ve dar. yani acemiliginizi atana kadar bu arabada bu gibi şeyler çok başınıza gelecek. bu da arabanız için her defasında deger kaybı size de stres demek. fotograflardan anlaşıldıgı kadarıyla çizikler derin. yani tırnak geçecek düzeyde. en altta attıgınız foto daha sıkıntılı. --sanayide düzeltme yapan iyi bir usta bulmalısınız. düzeltebildigini düzeltsin. gerisi macun boya --böyle kalmamalı. bu araba yagmur görecek o boyanın kalktıgı kısımlardan pas yapar --bence sanayide iyi bir usta. yetkili servise giderseniz kaskonuzu da bozmak zorunda kalacaksınız. -- 15 bin civarı tutar. tabiki eskisi gibi olmaz. artık boyalı bir arabanız var.
kişisel görüşüm: yaptırın satın 2. el hatchback bir araba alın. acemiliginizi attıktan sonra yine suv bir araca geri dönersiniz (bu 2. söyleyişim)
0
limonlu eksi
(28.03.24)
Öncelikle geçmiş olsun. Nazarlık olur böyle şeyler.
Öncelikle boyasız göçük düzeltme ile oradaki dalgalanma giderilir. sacda esnama veya kırılma yok gibi duruyor.
sonrasında ilgili bölgeye vernik bile olsa bir rötuş yapılmalı. resimden gördüğüm kadarıyla boyayı kaldırıp metal saca kadar inmiş sanırım. Bu gibi durumlarda hava, yağmur vs etkiler ile paslanma başlayabilir bu daha çok can sıkar.
0
janavarorion
(28.03.24)
fotoğraflardan tam anlaşılmıyor ama galiba sadece çizik değil son fotoya bakarsak ufaktan göçmüş gibi de biraz çizilirken. o göçük kısmını düzeltiyorlar genelde onu düzelttiririm ben olsam onu yaptıktan sonra da çizik için boya gerekirse o işe girmem öyle kalsın derim boyasız hallediliyorsa hallettiririm. yok göçük yok sadece çizikse hiç dokunmam acemiyseniz zaten daha sürtmeler falan olacaktır her seferinde uğraşmaya gerek yok satana kadar idare edersiniz.
0
semaforo de medianoche
(28.03.24)
yukarıdaki arkadaş gibi ben de 408in ilk arabanız olmaması gerektiğini yazmıştım. ciddi birşey değil. bence yaptırın. önceden fotoğrafını. çekerseniz satarken çok sıkıntı olacağını sanmıyorum. ciddi bir durum değil. servis yerine özel iyi servisler oluyor bir fiyat alın.
0
paintov
(28.03.24)
Öncelikle geçmiş olsun. İki parça sanırım. Kaskonuz olmadığını varsayıyorum bazı zts'lerde promosyon olarak mini onarım hakkı oluyor policenize bir bakın ücretli yaptırmak isterseniz fazla bir şey tutmaz iki parça Sadece. Yetkili servis veya autoking benzeri kurumsal firmalarla çalışmanızı tavsiye ederim.
0
doharkoman
(28.03.24)
bunu mini onarımcılar yapar. boyatmaya gerek yok göçük var hafif çekmeyle çekilir.
maliyeti çok önemli değil aracın hasarsızlığını bozmaya gerek yok.
eğer acemiyseniz b segment 2. el araç alıp acemiliğinizi attıktan sonra suva geçin bence.
aile değilseniz şehir içince suv ve jip kullanmak bence çok gereksiz.
0
mikahakkinen
(28.03.24)
boyasız göçük düzeltme+ pasta cila
olduğu kadar, boyatmaya veya kasko bozmaya gerek yok.
vala poloda benim favorim abercrombie ama tr'de yok galiba. uspolo denedim ama 3-4 yikamada tur$u oldular o yuzden tavsiye etmiyorum.
0
cooperr
(27.03.24)
Avva, Lufian ya da 1. kalite replika lacoste
0
janavarorion
(27.03.24)
Ralph Lauren ve Lacoste. Ama bu markalarin klasik olanlari. Son zamanlarda yenilik getirmek adina degisik desen ve modellerle de polo tshirt cikartmaya basladilar.
0
sertac akin
(27.03.24)
Tommy ve lacoste. Renk konusunda asla sorun yaşatmıyor avva lufian polo gant hepsinde solma renk atması yaşadım ama lacoste ve tommy’de asla. Oldukça da özen gösterir talimatlara uyarım yıkarım ama sonuç değişmiyor maalesef.
0
odiyus
(27.03.24)
geçen yıl united colors of bennetton'dan almıştım çok güzeldi kalıbı ve dokusu. tek renk aldığıma pişman oldum sonra hala varsa o modelden alınır tekrar. ama para sorun değilse lacoste veya tommy tabi.
çoğu arkadaşım evli oldu, çift oldu artık o yüzden pek birlikte gidebileceğim biri kalmadı. o yüzden tek başıma bir yurt dışı gezisi yapsam mı 1 haftalık diye düşünmekteyim ama biraz korkutuyor da beni. normalde kendi kendime zaman geçirmeyi de severim aslında ama 1 hafta tek başına gezerek geçirmek
çoğu arkadaşım evli oldu, çift oldu artık o yüzden pek birlikte gidebileceğim biri kalmadı. o yüzden tek başıma bir yurt dışı gezisi yapsam mı 1 haftalık diye düşünmekteyim ama biraz korkutuyor da beni. normalde kendi kendime zaman geçirmeyi de severim aslında ama 1 hafta tek başına gezerek geçirmek için insanı sıkabilecek bir süre gibi geliyor, yurt dışına gidip 3 günde dönmek de olmaz. pek sosyal birisi değilim evden çıkmadan 1 ay da yaşarım tek başıma sorunsuz. ama seyahat işi farklı yani yurt dışına gidince odaya kapanıp film izlemek, oyun oynamak gibi bir şey yapmayacağım için aynı şey değil. hatta çok sosyal olmamak, girişken olmamak dezavantaj da olabilir. ne düşünüyorsunuz bu konuda tavsiyeleriniz var mı?
0
semaforo de medianoche (27.03.24)
seyahatlerimi çoğunlukla yalnız yapıyorum. çok keyif alıyorum. 5 günden uzun kalmadım yalnızken. 1.5 gün zaten yola gidiyor totalde 3.5 gün kalıyor. merak ettiğiniz bi yere güzel bi planla giderseniz sıkılacak zaman bile olmuyor inanın. denemeden bilemezsiniz.
0
dedim ben sana
(27.03.24)
orada seni kimse tanımayacak ki tek başına gez ,dolaş, yürü,bol bol foto çek, bi yerde otur bir şeyler iç sosyalleşmek zorunda değilsin. Bence yalnız yapılabilecek (interneti ve şarjı olan bir telefon ile) en iyi aktivite turistlik.
0
sanguine mcqaer
(27.03.24)
Çok fazla tek gezgin var zaten kimse seni yadırgamaz kafana göre gezersin mis gibi
0
condom kurşunu
(27.03.24)
tek başına katılabileceğin turlar var ve çoğunlukla genç insanlar katılıyor diye biliyorum bunlara. ben katılmadım ama tek katılan arkadaşlardan duydum isimlerini; roar camp ve başka türlü macera.
0
noxie
(27.03.24)
Ben baya baya sadece yalnız başına gezmeye çıkabiliyorum. Başkasıyla olmuyor tam tersine. Büyük rahatlık.
0
d max
(27.03.24)
aynı dertten muzdaripim aslında. vizem de var gitmek istiyorum ama tek başına yurtdışı korkutucu geliyo :(
0
chanandler bong
(27.03.24)
Gezilerini çoğunlukla tek birisi olarak diğerlerine hak veriyorum.
seyahatlerimi çoğunlukla yalnız yapıyorum. çok keyif alıyorum +1
orada seni kimse tanımayacak ki tek başına gez ,dolaş, yürü,bol bol foto çek, bi yerde otur bir şeyler iç sosyalleşmek zorunda değilsin. Bence yalnız yapılabilecek (interneti ve şarjı olan bir telefon ile) en iyi aktivite turistlik. +1
Çok fazla tek gezgin var zaten kimse seni yadırgamaz kafana göre gezersin mis gibi +1
tek başına katılabileceğin turlar var +1
Ben baya baya sadece yalnız başına gezmeye çıkabiliyorum. Başkasıyla olmuyor tam tersine. Büyük rahatlık. +1
Ben baya baya sadece yalnız başına gezmeye çıkabiliyorum. Başkasıyla olmuyor tam tersine. Büyük rahatlık. +1
0
put it in your appropriate place
(27.03.24)
Tek başına seyahat etmek daha keyiflidir kimseye bağlı olmadan özgürce gezebilirsiniz. Vize istemeyen ucuz balkan turları ile ilk adımı atabilirsiniz.
0
doharkoman
(27.03.24)
kimsenin beni yargılaması, tanıması, yadırgaması umrumda değil zaten o tarzda bazı cevaplar gelmiş birkaç tane de onlara istinaden diyorum. derdim sadece tek başıma 1 hafta gezerken sıkılır mıyımdı. zaten ilk kez yurtdışına çıkmış da olucam zorlar mı beni gibi şeyler işte. maddi açıdan da hatrı sayılacak bir masraf yapılacak işten izin al, tarih ayarla, kalacak yer ayarla, vize ayarla, günlerini planla gibi yorucu işlere girilecek yani öyle aman kötü geçerse nolacak denmelik bir durum yok yılda 1 yapılabilecek bir şey benim için max. acaba birlikte gülüp eğleneceğim o keşif heyecanını birlikte yaşayacağım biri olmamasının eksikliğini çok hisseder miyimdi benim endişem.
Arkadaşlar selam, tarafsız kısa cevaplar verirseniz sevinirim.Youtube videolarına bakıyorum da,1)1997 28 şubat'taki temel sözcükler "laiklik-irtica" ise,1997'de irticai çalışma yapan/muhafazakar insanlar,80 darbesi sağ-sol çatışması döneminde ne yapıyordu ?2)Şuan solcu diye ifade ettiğimizde chp'yi
Arkadaşlar selam, tarafsız kısa cevaplar verirseniz sevinirim. Youtube videolarına bakıyorum da,
1) 1997 28 şubat'taki temel sözcükler "laiklik-irtica" ise, 1997'de irticai çalışma yapan/muhafazakar insanlar, 80 darbesi sağ-sol çatışması döneminde ne yapıyordu ?
2) Şuan solcu diye ifade ettiğimizde chp'yi anlıyoruz ama 80 darbesinde solcu denilen kesim chp değil, sosyalist oluşumlar mı oluyor ? chp o dönemde silahlı olaylarda bulunuyor mu ?
3) solcular, avrupa'da yükselen genç sosyalist hareketlerin türkiyedeki karşılığı olarak ifade ediliyor, hareketlerinin temel motivasyonu bu imiş. o zaman ülkücülerin temel motivasyonu ne idi?
4) eğer 80 darbesi ülkücü-sosyalist mücadelesini bitirmek için yapıldı ise, kamuda baş örtüsü yasağının 80 darbesinden sonra gelmesinin nedeni nedir ? çünkü baş örtüsü bu ülkücü-sosyalist çatışmasında alakasız kalmıyor mu ?
5) chp sol partinin en yüksek oy alan partisi miydi ? eğer öyle ise sosyaslist gençlere "sakin olun gençler, burada sizi siyaseten biz temsil ediyoruz, silaha gerek yok, oturun" diyemedi mi ?
0
WithWorth (26.03.24)
1.80de dinciler yani irticai faaliyet yürütenler yer altında gizli takılıyorlardı. 2.chp solcu bir parti değildir. kendini sosyal demokrat olarak tanımlar, ancak solculuğun demokratlığı olmaz solcu soldadır. chpden daha sağcı partiler kurulup cumhuriyeti hedef alınca chp sola kaydı. 3.ülkü? ülkücü diyorsan. onlar o dönem devletin gizli örgütlerine girerek tetikçilik yaptı. 4.80 darbesi için sebep aranıyordu, ülkücü ve sol kesim sebep gösterildi ve yapıldı. amerikan düşmanlığını törpüleme amaçlı bir darbe. 5.sosyalist gençler hiç bir zaman chpyi desteklemedi. emep tkp tip tarzı partilerin uzantılarını desteklediler.
0
mikahakkinen
(26.03.24)
1. O dönemde Laiklik tartışılamaz, tartışılması teklif dahi edilemez bi konuydu. Devlet katında da böyleydi, halkın gözünde de böyle. Yaşam tarzı olarak Dindar kesim Sağ görüşün arasındaydı. Siyasal İslam varsa bile ortada görünmüyordu.
2.CHP solcu değildir. Sağa göre solda kalmıştır. O zamanda öyleydi. Belki Solcu'ları hoş görüyordu diyebiliriz ama toplumsal olaylar partiler dışıydı. Belki MHP dışında partilerin bu konuyla bir ilişkisi yoktu. Onlar o an Cumhurbaşkanını seçememekle meşguldü.
3.Avrupada yükselen bir şey yoktu. Solcular DEV GENÇ, Sonrası DEV YOL, DEV SOL vb yapılanmalarla Komünizmi ve Doğu Bloku'na katılmayı istiyordu. Bürokrasi de halk da ikiye bölünmüşyü. Örneğin Polis teşkilatı POL DER ve POL BİR diye ikiye ayrılmış gibiydi. Solcuysan solcu karakola düşersen çay ısmarlanır, sağcı karakolda güzel bir dayak yerdin.Sağcı grubun motivasyonu ülkeden Komünistleri temizlemekti. Gençsen evden yalnız çıkman pek güvenli değildi. Her an bir grup tarafından durdurulup sorgulanıp karşı görüşteysen dayak yiyebilirdin. Öğrenci yurtları ikiye bölünmüş durumdaydı. Görüşüne uygun yurda kaydolur, ekip halinde gezerdin. Günde birkaç ölümlü haber olurdu. Hemen hemen hiçbir fabrika grevler nedeniyle çalışmaz durumdaydı. İşçi sendikalarının büyük ağırlığı vardı. Sıradan bir işçi Bürokratlar kadar maaş alırdı. Ekonomi çökmüştü. Enflasyon 100 ün üzerine çıkmıştı.
4. O dönemde başörtüsü diye bir sorun yoktu. O dönemin filmlerine bakarsan Şulebaş başörtüsü hiç göremezsin. Yoktu. Bu arada konuya meraklısın madem, Şule Şenler kimdir konusunu detaylı araştır bence. Siyasal İslamı 12 Eylül darbesi ya görmezden geldi ya da küçümsedi. Ve bu tehdit olarak görmeme ile Turgut Özal'ın katkıları büyüyüp güçlenmelerine neden oldu.Pensilvanya'da besleyen dış güçleri de ihmal etmeyelim tabi.
5.CHP solun en yüksek oyu alan partisiydi ama o dönem bürokrasi çok güçlüydü. Siyasilerin söz hakkı yoktu. CHP'nin sol'a birşey söyleyecek gücü yoktu.
Sorularda yok mu? Bu kanlı bölünmüşlüğü bastırmak için yapılan 12 Eylül, ekonomiyi düze çıkarmıştır ki bunu kimse söylemez. Bölünmüşlüğü ortadan kaldırdı. Başlangıçta sola sağa eşit mesafede gibiyken, sonraan Sağ'ı bizim oğlanlar olarak gördü.Bu sağı kayırma en çok siyasal islama yaradı.
Bu cevabı bir ihtimal silerim.
0
Mirket
(26.03.24)
1. 28 Şubat doğrudan dindarları, "siyasal İslamcıları" ve dini sembolleri hedef almıştır bu yüzden tema "laiklik" veya "irtica" minbvalindedir 80 darbesi ise ağırlıklı olarak sağcı ideoloji ve solcu ideoloji arasındaki çatışmadan kaynaklı devlet otoritesindeki boşluk gerekçe gösterilerek yapılmıştır. Muhafazakarlık ile dindarlığı karıştırıyorsunuz sanırım dindar insanları sormak istediniz mesela akıncılar grubu.
2. CHP solcu bir parti değildir sol ideoloji 80 darbesinden sonra büyük oranda yok edildi bugün bu ideolojideki siyasi partiler belki en fazla %1'lik bir kitleyi temsil eder.
3. Milliyetçilik, antikomunism
4."baş örtülü" öğrenci sayısındaki artış ve baş örtüsünün laikliğe karşı siyasi bir simge olduğu düşüncesi.
5. CHP sol düşünceyi temsil eden bir parti değil ayrıca Atatürkçülük solcu bir düşünce değil.
0
doharkoman
(26.03.24)
Bu arada; Cumhuriyet tarihini anlamak için birkaç mihenk taşı olarak şunlara da bakmak gerekir. Başkaları da vardır da şu an aklıma gelenler:
-Sovyetler Birliği'nin Türkiye den toprak iddiaları, Stalinin Kars ve Ardahan'a Hallenmesi -Ceketi koysak seçtiririz dönemi -İngiliz Şövalyesi Sunay'ın Laik okullar hakkındaki düşünceleri ve girişimleri -Amerikan Barış Gönüllüleri'nin Türkiye faaliyetleri -Mİ Tin kuruluşunda CI A yardımı mı katkısı mı diyelim -Şule Şenler -Deniz Gezmiş ve 71 Muhtırası, sebep sonuç -Büyük Adana Mitingi -Bazı kişilerin sahneye çıkışlarındaki benzerlikler
0
Mirket
(26.03.24)
1- kafandaki türkiye siyasi skalasını pek doğru oturtamamışsın sanırım. sağcılar solcular islamcılar diye 3 farklı grup yok islamcılar da sağcı. türkiye sağını alt kırılımlarına ayırırsak oradaki bir grup olarak özelleştirebiliriz ama ana başlık olarak sağın altında. o dönemde hem tsk'nın yapısı ve gücünden hem de ortada şimdiki gibi 20 yıldır algısı bazı konularda değiştirilmiş bir halk olmadığından irticai işler için fazla alan yoktu sadece ama türk-islam falan muhabbeti gene olan bir şey neticede. yani ocakların içinde gerici tipler var. ayrıca en milliyetçilikten uzak islamcının bile baş düşmanı komünisttir yine milliyetçi değil. bu arada şimdi seküler milliyetçilik diye yeni bir akım var ama bu yeni bir olay. gençler arasında yükselse de eskiden böyle bir şey yok dolayısıyla türkiye'nin siyasi kadrolarında karşılığı da yok. bu kesimin sevdiği mansur yavaş'ın mhp'den ayrılırken yazdığı mektuba ya da ümit özdağ'ın bazı eski muhabbetlerine bakarsan veya iyip kadrosundaki bazı isimlerin geçmiş durumlarına, açıklamalarına (mesela istifa eden yavuz ağıralioğlu iyi bir örnek, hatta merak akşener de öyle) bakarsan daha net anlayabilirsin durumu. yani güncel akımı görüp milliyetçi ve siyasal islamcı kesimi çok farklı alakasız insanlar olarak sandığını düşündüğümden diyorum bunu.
2- şu an solcu diye ifade ettiğimizde chp'yi anlamıyor olmamız lazım. ortanın solu diyor chp kendine zaten. o zaman da öyleydi. tabi sol mu sağ mı dersen solda elbet, seçmeni hatta üyeleri arasından silahlı olaylara karışan da vardır belki o şekil.
3- motivasyon kelimesinin anlamını düşünürsek dediğinizden sola motivasyon olmaz en fazla etkileyen sebeplerden biri olabilir. solun motivasyonu sosyalist, komünist devrim olur sağın motivasyonu da solcuları bertaraf edip faşist devlet yönetimi sağlamak.
4- 1'de dediğime geliyor yine tabi ki bugün islamcı dediğimiz kesim de sağın içindeydi ve taraftı. alakasız değil. ama sağcılara karşı yapılmış bir şey de değil bu yasak aslında sadece ülkeyi siyasetsizleştirme çabasının bir parçası. çünkü siyasi simge bir tarafı var olarak görülüyor başörtüsünün.
5- solda sayılıyor chp evet ama öyle dediğim gibi ortanın solu chp sadece. çatışmalardaki kitlenin partisi veya örgütü değil yani o yüzden niye dinlesin çatışanlar. ki o zamanlar ufak görüş ayrılıklarından bile 50 tane fraksiyon oluşup ayrı örgütlenmeler doğuyor dünkü örgütünü dinlemeyecek hale gelen adamlara chp'nin laf etmesi ne alaka? ayrıca 2 taraf kavga ederken 1 tarafa niye siz oturun densin daha iyi öldürülebilmeleri için mi? ya taraflardan biri kazanacaktı ya da 2 tarafı da birlikte susturacaklardı 2.'si oldu. ancak bunu yapanlar da başta 2 tarafı da susturma gibi bir niyet gösterirken sonra daha taraflı oldu ya da tarafını göstermeye başladı demek daha doğru olur belki.
Haziranda lig ve kupa şampiyonları belliydi, haziran sonuna doğru veya hadi olmadı temmuzda vs olması gerekmez miydi? Ne saçmalıktı ki taa aralığa falan uzadı ordan nisan oldu şimdi yine erteleniyor?
Haziranda lig ve kupa şampiyonları belliydi, haziran sonuna doğru veya hadi olmadı temmuzda vs olması gerekmez miydi? Ne saçmalıktı ki taa aralığa falan uzadı ordan nisan oldu şimdi yine erteleniyor?
0
avatar is back (20.03.24)
Arabistan'da oynatmak istediler o yüzden yaz ayları olamazdı. 2023 yılı içerisinde oynatmak gerekiyordu o yüzden 29 Aralık yaptılar. forma bayrak krizinden dolayı 2024 e sarktı.
0
skr1292
(20.03.24)
normalde ağustos'ta lig başlamadan 1 hafta önce oynanır süper kupa ancak o dönem 2 takımın da avrupa ön elemeleri olduğu için lig ortasına ertelediler. sonrası da malum.
0
semaforo de medianoche
(20.03.24)
fenerbahçe tüm transferlerini yapmış, takım form tutmuş, avrupada turları atlıyordu. tüm maçları farklı kazanıp yenilmezlik serisi vardı. o sırada galatasaray daha transferlerini tamamlamamıştı, takım daha form tutamamış, icardi daha tatilden dönmemişti.
Eve TV alacağım. Çok fazla marka-model var. ama marka LG gideyim dedim. ürün olarak da OLED.https://www.hepsiburada.com/lg-oled55c34la-55-139-ekran-uydu-alicili-4k-ultra-hd-webos-smart-led-tv-p-HBCV00004EPWNJhttps://www.hepsiburada.com/lg-oled55cs3va-55-139-ekran-uydu-alicili-4k-ultra-hd-webos-smart
Eve TV alacağım. Çok fazla marka-model var. ama marka LG gideyim dedim. ürün olarak da OLED.
bu iki ürün arasında ne fark var bilen var mı? biri c3 modeli, diğeri cs3.
1- lg oled tavsiye eder misiniz? 2- salon çok büyük değil. ona rağmen 65 inch alsam mı diye düşünüyorum. ne dersiniz?
0
kojonotsuki (17.03.24)
Geçen ay tv aldım, ama lg değil de samsung. O yüzden 1. maddeyi atlıyorum, ama OLED güzel teknoloji, baya farkediyor LED ekrana göre.
Benim salon 30 m^2, tv'ye koltuğun uzaklığı 4 metre. Herkes 65" çok büyük olur falan demişti ama tam kararında bence. Hatta 75" alacaktım da OLED yoktu o boyutta, o yüzden 65" aldım. Bence aradaki mesafe 3 metre üstüyse 55 alma.
0
plutongezegendegilmi
(17.03.24)
youtube'da karşılaştırmasını arat istiyorsan. ben daha önce bakmıştım c2 ve cs farkına gözlerini kısıp 53 derecelik bir açıyla çok dikkatli baktığın zaman falan hissedeceğin farklar var sadece. ucuzunu almak mantıklı bence o yüzden cs almıştım. esas hissedilen fark oled'le 4k uhd'yi kıyaslandığında yaşanıyor aynı ekran teknolojisi kategorisi içinde o kadar ciddi farklar olduğunu düşünmüyorum.
başka bir oled kullanmadım ama lg ya da samsung'dan şaşmak pek doğru değil olanakların çok kısıtlı değilse. belki philips de denenebilir bunlar dışında. lg oled de güzel gayet. samsung'la karşılaştırma videolarını aratabilirsin bunun için de.
0
semaforo de medianoche
(18.03.24)
Kac metreden izleyeceksiniz bilmiyorum ama ben 4 metreden 65 inc oled izliyorum ve bazen kucuk oldugunu dusunuyorum.Izleme mesafeniz kac metre?
her sabah yağlı hissetmek - duş alma zorunluluğu hissetmek
avatar is back
istisnasız hep böyleyim yıllardır, duş almadan işe gittiğimde daha çok kötü hissediyorum, önceki akşam 6-7de bile almış olsam aynı şey oluyor. saçım baya kısa ama sürekli sıfıra vursam rahat etsem diyorum çünkü kafama zeytinyağı dökülmüş hissiyatı var, aynada baktığımda saçlarım baya normal, yağlı g
istisnasız hep böyleyim yıllardır, duş almadan işe gittiğimde daha çok kötü hissediyorum, önceki akşam 6-7de bile almış olsam aynı şey oluyor. saçım baya kısa ama sürekli sıfıra vursam rahat etsem diyorum çünkü kafama zeytinyağı dökülmüş hissiyatı var, aynada baktığımda saçlarım baya normal, yağlı görünmüyor bile ama o kafada yüzde hissiyat var işte.
bunun çözümü nedir? sabun da şampuan da kullansam bu hissiyat aynı. gün içinde elimi yüzümü yıkar ferahlarım yani temiz de tutuyorum aslında cildi ama eksik mi yapıyorum?
önerileriniz nelerdir? cilt saç kremleri mi kullansam ne dersiniz?
0
avatar is back (17.03.24)
Aynı hissiyat bende de var ama saçla yağla ilgili değil. Pis hissediyorum kendimi. Onun için her sabah duş alırım mutlaka.
Keşke herkes öyle olsa.
0
Mirket
(17.03.24)
++
Her sabah duş alırım. Bazen akşamdan aldıysam bile (halı saha sonrası vs) sabah yine de saçımı yıkarım. Tatil günü olsa bile.
0
jackyr
(17.03.24)
Hissiyat mı gerçek mi önce ona emin olup, hormon kontrolü veya psikolog diyorum.
0
nhk ni youkosu
(17.03.24)
aslında öyle değilse ama hissiyatsa problem sadece sorununuzun çözümü psikologdadır sanırım. ancak gerçekten sebumlarınız fazla çalışıyor da olabilir. bende öyle mesela her gün mutlaka saçımı yıkarım, işe gitmeden önce de haftasonunda da. seboreik dermatit var zaten bende. his mi gerçek mi bunu da anlayacak kişi sizsiniz.
0
semaforo de medianoche
(17.03.24)
Temiz olduğunuz halde öyle hissediyorsanız psikolog. Vucudu her gun yıkamakta sorun yok ama saç her gün yıkandıkca daha fazla yağlanacak ve dengesi bozulacak. Ben her gün yıkadığım dönemde artık sabah yıkadıysam aksama yağlanıyordu. İki güne bire alıştırdım.
Yüzde de yağlı his varsa, nemlendiri kullanılmayan cilt kuruyunca sebum üreterek dengelemeye çalışıyor ve cidden yağlanıyor. Bu yüzden yüze nemlendirici kullanmak gerekli.
film platformlarının çalışma mantığı bu değil zaten. orada film aramaktan ziyade katalogdan bakılır ne var diye beğenilen açılır. eğer katalogdan izlemek sizi kesmiyorsa çeşitli alternatifler var. ya filmin sonuna izle ekleyerek googlelayıp bakarsınız ya torrent kullanırsınız (stremio da bir nevi torrent)
0
semaforo de medianoche
(15.03.24)
Paralı platformlar aradığımız filmi bulalım diye değil, kendi yaptıkları çöpleri seyirciye dayatma yeri haline geldiği için bulamıyorsunuz.
Ben uzun zamandır abidikfilmizle nokta com ve benzeri sitelerden izliyorum film ve dizileri. Asla utanmıyorum ve gocunmuyorum, hatta bunun bir hak olduğunu düşünüyorum. Altyazı gelecek diye platformun kendi dizisinin bile Türkiye'ye gelmesi aylar sürüyor. Kötü çeviri ve sansür de cabası. Apple TV'den kiralayıp izlediğim Bade Runner 2049'da bir sahneye sansür uygulanmış, filmden kesilen bir kesit dahi vardı.
Korsan güzel. İstediğim zaman istediğim filmi izliyorum, geldi mi gitti mi derdi yok.
0
10551037
(15.03.24)
Stremio
0
floydian
(15.03.24)
swatchseries.mx/home
0
ruhlardan esinlenen karga
(15.03.24)
www.neredeizlenir.com
0
etna
(15.03.24)
Sanırım Mubi hariç her platforma üyeyim ama son izlediğim üç filmden ikisini malum ortamlardan indirip izledim. ben internetteki filmizlehadişimdiizle tarzı sitelerden bi şey izlemeyi hiç sevmiyorum reklamıdır, dandik görüntü kalitesidir vs o yüzden hâlâ old school indirip izliyorum. Stremio da güzel ama arşivciliğin yerini tutmuyor :D
Çok haklı bir isyan internetiydi, alışverişiydi, 2341124 kişiye bölünen üyelikleriydi derken kaç tane platform var ama yine de istediğim diziler/filmleri bulamadığım oluyor çoğu kez. Türkiye ve bulunduğu bölgeyle ilgili saçma sapan telif hakları mevzusu var. ABD Netflix'ine bakınca derya deniz. Bir ara ücretsiz denemedeyken VPN ile faydalanıyordum.
Parasıyla yasal olarak, bir yandan da 1500 reklam ve virüs ile uğraşmamak için tonla para akıtoyursun. Karşılığında onların sana sundukları 3 çözüm var. VPN, Torrent veya HDFilmCehennemi!
SelamlarAnkamall imax iyi olsa hadi imax'te izleyeyim diyeceğim ama o salonda değmez gibi. Beğenmiyorum ankamall'in imax'ini. Fazla basık, sanki cep salona imax perdeyi sıkıştırmışlar gibi duruyor. o yüzden imax için fazla para gömmek istemiyorum.Bunun dışında nerede izlememi önerirsiniz?Büyülüfener
Selamlar
Ankamall imax iyi olsa hadi imax'te izleyeyim diyeceğim ama o salonda değmez gibi. Beğenmiyorum ankamall'in imax'ini. Fazla basık, sanki cep salona imax perdeyi sıkıştırmışlar gibi duruyor. o yüzden imax için fazla para gömmek istemiyorum.
Bunun dışında nerede izlememi önerirsiniz?
Büyülüfener kızılay? Panora? Armada? Veya aklıma gelmeyen başka seçenek varsa önereceğiniz, alırım Teşekkürler
0
bir fincan kahve ile film izlemek (14.03.24)
imax diğer salonlardan üstün her türlü görüntü ve ses açısından ama koltuklarını rahatsız buluyorum ben de. ben gene de bu tarz görselliğiyle sesiyle öne çıkan büyük bir prodüksiyon olunca imaxte izleme taraftarı olduğum için oraya gittim imax'e değecek film yılda 1 geliyor zaten. senin için katlanılmaz kötüyse büyülü fener kızılay normal salonlar arasında en iyisi bence. imax'e gitmiyorsan cinemaximuma (şimdiki adıyla paribu cinverse miydi neydi) gidilmez zaten önde arada 1 saat reklam oluyor hem de avmnin alakasız kalabalığına dalıyosun hoş değil. büyülü fener'in büyük salonları iyidir.
selam dostlar,büyük bir sirkette calisiyorsunuz diyelim.daha kücük ama benzer is yapan sirketten teklif aldiniz. title bir üstü ama cook benzer. yüzde kac maas artisi sizi oraya gecmeye ikna eder?
selam dostlar,
büyük bir sirkette calisiyorsunuz diyelim. daha kücük ama benzer is yapan sirketten teklif aldiniz.
title bir üstü ama cook benzer. yüzde kac maas artisi sizi oraya gecmeye ikna eder?
0
robert bosch (14.03.24)
%25-30
0
gabe h coud
(14.03.24)
Şimdiki yerde kafan rahat ve çalışma düzenli mi? Esas sorum bu olurdu. Küçük yere geçince fazla mesai, aksayan ödeme, yapılmayan zam, ekstra iş vb. çıkma ihtimali var. Yoksa %30min + holosko.
0
prole
(14.03.24)
ben de bunu anlamıyorum. çok yeni açılmış her an tutunamayıp gidebilir hissiyatı verecek kadar dandik duran bir şirket değilse şirketin küçüklüğünün önemi ne ki? aldığım maaş + yan haklarım neyse önemli olan o zaten. fazla mesailer falan büyük şirketler de olmuyor mu sanılıyor ben kendim de büyük bir şirkette çalışıyorum başka büyük şirketlerde arkadaşlarım da var oluyor gayet pozisyonuna göre değişiyor.
daha önce de küçük şirketlerde de çalışmış biri olarak tek reel artısı büyük şirketin bence direkt esas patronla pek muhattap olmamak. küçük yerlerde genelde iç içe olabiliyorsun şirketin sahipleriyle ve genelde manyak oluyorlar. büyük şirkette de müdürünle direktörünle muhattap olursun onlar da şansına manyak çıkabilir ama direkt mal sahibi olunca manyaklık ihtimali artıyor bence. onun dışında mesela etkinlikler desen bazı start uplar var birçok büyük şirketten daha güzel etkinlikler düzenliyor ya da yan haklar desen daha iyi veriyor bunlar şirketten şirkete değişen şeyler küçüklük büyüklükle orantılı değil.
sonuç olarak büyük küçük olmasından bağımsız herhangi bir şirkete eğer işimde mutsuzsam aynı maaşa da geçebilirim ama maddi manevi mutluysam %30.
0
semaforo de medianoche
(14.03.24)
Oncelikle if it ain't broke, don't fix it. Ortada sorun yoksa para icin kolay kolay degismem. Minimum 50% olmasi lazim benim icin. Atiyorum yeni yerde stresim artmissa, yoneticilerle, is arkadaslarimla frekansim tutmamissa, ulasim surem artmissa ne yapayim ben maas artisini.
0
freedonia
(14.03.24)
Thetruenorth +1. Burası Türkiye küçük şirket kapının önüne koyabilir her an. Büyük şirket insana da değer veriyorsa kıpırdanma kolay kolay.
0
Mcfly
(14.03.24)
Sahip olduğum yan hakları düşününce rahat yüzde 70 olur.
Yan haklarımı yazayım;
- Tamamlayıcı sağlık sigortası - 3 ayda bir çift maaş. - İndirimli uçak bileti hakkı (Ayda 5 kere)
Özellikle 3 ayda bir çift ile indirimli uçak bileti çok büyük nimet benim için. Uzakdoğu'ya biletler 4500 - 5000 türk lirası git gel.
2023 Ağustos ile 2024 Şubat arası 6 aylık schengen vizem vardı. 4 Defa git gel yaptım ki 3ü eylül ve ekim aylarındaydı. Kasım ayında diş tedavi olduğum için hem masraf çıktı hem 3 hafta sürdü. Yoksa gene giderdim illa.
Dolasıyla en az yüzde 70.
0
put it in your appropriate place
(14.03.24)
%100 üne geçmedim para yanında ek haklarıda karşılamalı
0
basond
(14.03.24)
@dissendium +300
0
nawar
(14.03.24)
Burada soru benim için küçük ne kadar küçük. Ben şu an 100 bin kişilik sirketteyim, yıllık geliri 20 milyar dolar üstü. Ama büyük şirket getirdiği sıkıntılar var ve bölgede belli geçmişi olan, yeni atilimlar yapan çok daha küçük sirketler var. Birinden çok ciddi teklif almıştım misal. Buradaki soru küçük ne kadar küçük ve gelecek görüyor musunuz. Misal benim için yıllık gelir 1 milyar dolar falan küçük. Daha azı daha da küçük. Ama bunlarda farklı firsatlar olabiliyor.
Kaç fazlasina? Fransa piyasasına göre yüzde 15-20 arası. Ama sadece para yetmez. Misal hangi erp, hangi ürün üretiliyor, başka ulkelerde fabrika var mi vs vs. Yani sırf para olarak bakmam.
Cv'de iş tecrübesini daha uzun yazmak sıkıntı yaratır mı?
skr1292
Örneğin 1-2 aylık çalıştığımız bir iş yerini cv'de 5-6 ay yazmak sıkıntı çıkarır mı? SGK dökümü istemedikleri sürece sorun olacağını düşünmüyorum, siz ne diyorsunuz?
Örneğin 1-2 aylık çalıştığımız bir iş yerini cv'de 5-6 ay yazmak sıkıntı çıkarır mı? SGK dökümü istemedikleri sürece sorun olacağını düşünmüyorum, siz ne diyorsunuz?
0
skr1292 (11.02.24)
Bir işyerinde gerçek olmayan çalışma süresini öne çıkarmaktan çok gerçekten uzmanı olduğunuz hususları öne çıkarmak daha doğru olur sanırım.
0
diyecevaplandı
(11.02.24)
yaratmaz. bu işler genelde beyanla kalıyor tümden yalan bir tecrübe uydurmadığınız sürece 3 ay fazla yazmışsın eksik yazmışsın hayırdır demez kimse.
baldurs gate 3'te sizce en iyi party kombinasyonları
semaforo de medianoche
karakterim warlock (sehhar) ve şu an act 2'de shadowlands'te takılıyorum ve 7 levelim. başta shadowheart, laezel, astarion'la birlikte geziyodum. başlarda ekibin saldırılarının damage pointleri düşükken astarion'un stealth attackları baya yüksek kalıyodu ekibe göre ve tuzak imhası, kilit açması fala
karakterim warlock (sehhar) ve şu an act 2'de shadowlands'te takılıyorum ve 7 levelim. başta shadowheart, laezel, astarion'la birlikte geziyodum. başlarda ekibin saldırılarının damage pointleri düşükken astarion'un stealth attackları baya yüksek kalıyodu ekibe göre ve tuzak imhası, kilit açması falan çok iş görüyordu. ilerledikçe ekibin dpleri yükseldi astarion tek düze kaldı üzülerek çıkardım onu fireball falan açılınca yerine gale aldım çok iyi 4'lü oldu.
ben warlock olduğum için wyll'i hiç düşünmedim ama karlach ve astarion'la oynamak istiyorum aslında. karlach ve laezel çoğu durumda aynı anda fazla olur gibi geliyor laezel'e hem adamantinden ağır zırh yaptım hem de githyankilere +1-4 psişik hasar bonusu veren bir kılıcı var aksiyon taşkınıyla her kısa dinlenme başına 4 saldırı yapabiliyorum bunlar olunca karlach'ın da bazı kendine has özellikleri olsa da biraz zayıf kaldı sanki ben de laezel'i seçtim. shadowheart'tan da bazen sıkılıyorum aslında ama hem command büyüsü çok iş görüyor hem de özellikle shadowlandste ışıltı hasarları çok işe yarayabiliyor ruh muhafızları, lathander'in ışığı falan.
sürekli aklım dışardakilerde kalırken bu 4'lüyle devam ediyodum artık neyse diyerekten ama şimdi halsin de seçilebilir hale geldi iyice kafam karıştı. çok keyifli bir sınıfa benziyor druidler ama kimi çıkarıcam şu 3'lüden hiç bilemedim. druidler bazı konularda clericlerle örtüşüyor ama hem o kadar ışıltı hasarı yok hem de command büyüsü yok shadowheartın en sevdiğim özellikleri yok yani. laezel'i çıkarsam onun combat gücünü de dolduramaz. gale'deki fireballdan vazgeçmek de kolay değil en iyi bölge hasarı veren büyü. çok kararsız kalıyorum en sonunda da uğraşmamak için gene aynı ekipte kalıyorum genelde. böyle de oyunun tadını tam çıkaramamış olurum gibi düşünüyorum. sık sık değiştirmek de bir seçenek ama şimdi benzer yeterlilikleri olanlar arasında en iyi itemleri birine veriyosun ya sürekli değiştireceksin onları o da sıkıcı bir iş onu yapmazsan da bir alt sınıf itemlerle takılıyosun yani elde mercedes varken volkswagen'la gezmek gibi oluyor o da hoşuma gitmiyor. siz nasıl hallediyosunuz bu konuyu ve genel görüşleriniz neler ekip oluşturma konusunda?
0
semaforo de medianoche (09.01.24)
Baldur's Gate'in en güzel yanlarından biri hikaye anlatma kısmı. 3 karaktere takılı kaldığında diğer karakterlerin o bölgelerdeki/kişilerle yaşayacağı diyalog seçeneklerini veya bazı olası/alternatif anları kaçırıyorsun. O yüzden bazı yerlerde hikayeye göre ekibi değiştirdim hep. Hikaye tercihlerinden dolayı 1 companionu kaybetmişsin mesela. O yüzden onunla olacak olayları göremeyeceksin. Onun gibi.
Bunun dışında ben fighter ile oynadığım için Astarion+Shadowheart+Gale ile dengeli/klasik ya da Astarion+Shadowheart+Lae'zel ile "döve döve gitme" taktiği ile oynadım çoğunlukla. Gerçi ben hemen hemen her oyunda fighter/paladin bazen barbarian alırım. O yüzden bu stile alışığım.
Karlach'ı iyi oynayabiliyorsan onu, diğer tüm senaryolarda Lae'zel'i tercih ederim ben. Halsin ile tanklamayı düşünmüyorsan birinin hasarı karşılaması gerekli. Astarion'u istemiyorsan biraz o yöne level vererek Shadowheart ile istediğin rogue eylemlerini karşılayabilirsin ama tersini yapabilmek için Shadowheart'tan gelecek heal desteğini en iyi Halsin'den alabilirsin. Uygun dağılım biraz daha Druid ile de biraz daha ofansif büyüye yönelirsen ile Karlach-Astarion-Halsin deneyebilirsin yani eğer istiyorsan. Bence çok tek-düze olur ama o ikisini istediğin için yazdım. Gale'i ya da Wyll'i heal'a da yönlendirerek Halsin yerine koymak onların tek kollarını bağlamak gibi olur.
0
nawar
(09.01.24)
ben ilk seferinde kendi karakterim fighter+lazel fighter+astarion rogue+gale wizard ile oynadım, iki fighter ile çok iyi tanklama yapılıyor, yakın dövüşte çok iyi hasarlar çıkartıyorsun, çarpışa çarpışa oyunu bitirdim.
bir ara wizard karakter+lazel+shadowheart+astarion ile tekrar giresim varda bakalım.
wizard sınıfı varken diğer büyü kullanan sınıflar bana biraz gereksiz geliyor.
barbarian sınıfı da ilerleyen seviyelerde fighter'ın yanında çok zayıf kalıyor.
item çeşidi çok oyunda tüccarlardan satın alamıyorsan, çalmayı dene, her yere gir lootla, oyun gereğinden fazla güçlü ekipman veriyor, bu konuda sıkıntı yaşamaman lazım.
son olarak tadını çıkaramıyorum gibi düşünmemek lazım, oyun boyunca yaptığın seçimlere, karakterinin sınıfına göre çok farklı diyalog opsiyonları çıkıyor, benim vuruşa vuruşa geçtiğim goblin kampı kalesini, başka oyuncular hiç combata girmeden geçmişler, baldurs gate gibi oyun çok zor çıkıyor, farklı farklı buildler, karakterlerle tekrar tekrar oynanabilir.
0
sealth
(09.01.24)
@nawar karlach hangi açıdan daha iyi ki sence ben mi çok yanlış kullanıyorum onu merak ettim. 4 turda maksimum kaç hasar verebileceklerini hesapladım laezel ve karlach'ın. karlach ilk turda hiddeti aktif ettikten sonra tur başına 3 saldırı yapabiliyor (2 aksiyon 1 bonus aksiyon) bendeki kılıcı max 20 hasar veriyor +2 de hiddet bonusu var. ilk tur 44 sonraki turlar 66 hasarı var 4 turda 242 hasar verebiliyor şu an kendisi. laezel'in silah ise max 21 hasarda ama +4'e kadar gith bonusu var kılıcının 25 etti. bir de özel saldırıları (silahsızlandırma, dikkat dağıtma vs.) ekstra hasarlı yakın dövüşte 32 hasar veriyor bende şu an. normalde 1 turda 2 saldırı yapıyor ama aksiyon taşkınıyla bir turda 4'ü bulabiliyor 1 turluğuna olsa da. tur başına 1 özel saldırı 1 normal saldırı yaparak ilerlersek 1 turda 57'si var aksiyon taşkınlı turunda da 114 oluyor. 4 tur için toplarsak 285 ediyor ve karlach'ı rahat geçiyor. ki eğer yakın dövüşe giremezsen karlach'ın menzilli saldırıları çok düşük laezel orada da fena değil özel saldırılarının menzilli opsiyonları da mevcut. hem de hasar yanında özel saldırılarıyla önemli avantajlar sağlıyor düşürme, silah düşürtme, dikkat dağıtma gibi. karlach'ın artıları çok daha minör kalıyor bence bunların yanında. ateş hasarı veren bir bossta falan mantıklı olur ama ona direnci olduğundan.
@sealth item konusunda sıkıntım yok haritanın tamamını gezerek ilerlemeye özen gösteriyorum bu yüzden lootlar olsun yan görevler olsun pek kaçırmıyorumdur diye düşünüyorum. act 1'in haritayı tavaf ettim hem underdark'ı hem dağ geçidini bitirip öyle geçtim act 2'ye. ama demek istediğim sonuçta atıyorum 2 tane dev kılıç kullanan karakterin varsa ikisine de iyi kılıçlar verebiliyosun ama birinin ki az biraz daha iyi oluyor illaki. bu 2 karakteri sık sık değiştirmek gibi bir düşüncem olursa her seferinde o kılıçları da değiştirmeyi istemem sıkar yani. sadece silah olsa mevzu neyse de zırhı, yayı, miğferi, yüzüğü, kolyesi, eldiveni, çizmesi var daha. bunu demek istedim.
warlock oynamak çok hoşuma gidiyor bu arada. sorcerer'ı bilmiyorum ama wizard ve warlock baya farklı sınıflar esasında wizard warken ne gerek demelik bir durumu yok bence ona. hem karizma puanıyla diyaloglarda epey iş görüyor ana karakterin için önemli bir özellik bu hem bazbüyüsü mistik patlama epey kullanışlı bir olay hem de uzun kılıç falan kullanabiliyor benimki bu elflikle mi ilgiliydi hatırlamıyorum gerçi de neyse yani büyücü tutabilse bile yakın dövüşte kullanmak istemezsin ama warlock girebiliyor o işe de mecbur kalındığında. hem de büyücülerle ortak büyüleri var ama çoğu farklı ben gale'le ikisine tamamen farklı büyüler ekledim 1-2 şey dışında. sadece farklı olsun istediğimden de değil aynı büyüler az çıktı bazı temel şeyleri saymazsak tabi. mesela warlock'a fireball öğretemiyosun wizard'a da hunger of hadar ikisi de en iyi crowd control büyüleri benim şu ana kadar gördüğüm. kalabalığa ikisini birlikte kullanabilirsen en zor dövüş bile aşırı kolaylaşıyor artık veya ikisinden biri düşer ölür falan bir şey olursa en azından diğerini kullanabiliyorum o açıdan güzel oluyor. warlock'un tek kötü tarafı sadece son seviyesinin spell slotlarını kullanması ama o da en azından hızlı dinlenmeyle doluyor.
0
🌸semaforo de medianoche
(10.01.24)
karlach'ı berserker(başıbozuk?) subclassı seçerseniz, hiddet modunda Enraged Throw ile uzaktan da çok güzel damage veriyor. Tavern Brawler feati ve fırlatma dmg yükselten eldiven de yardımcı oluyor.
0
unalub
(10.01.24)
Özelliklerin Türkçe isimlerini bilmiyorum. Yine de gerek çoklu hedefe vurma, gerek ekstra saldırı turları, gerek de barbar özellikleri ile çok ciddi hasar verebiliyor. Soul coin ve güzel item ile herkesi döve döve indirebilir. Saldırı zarlarında da "modifier" konusunda daha "şanslı" diyebiliriz. Ben Lae'zel'i kullandım ama genelde. Daha çok yönlü bir karakter. Karlach kadar kağıt edemiyorsa da savunma ve saldırı dağılımı ile daha etkili bence. İnternette herhangi bir sitedeki sıralamada da Karlach'ı çoğunlukla en üst tier'da görme sebebin de biraz bunlar. Aldığın traitler ve dağıttığın skiller de önemli fark yaratıyor. Onun için de build kurcalayabilirsin.
Ben 2-3 ay sonra tekrar oynamayı düşünüyorum. O sırada herhalde 6. büyük yama gelmiş olur. Ben 2. patch sırasında bitirdim sanırım. Son Act bug doluydu. Arada patch notlarına baktım çıktıkça hikaye içinde değişiklikler bile olmuş. Cut sceneler, bug fixler, farklı ilerlemeler vs. merak etmiyor değilim ama vaktim yok pek.
çevremde o kadar çok insan 20-35 bin arası kazanıyor ki özel sektörde, ekşi'de ilgili başlıklarda sürekli 70-90 bin kazananları görmek çok garip geliyor. eğitimli bir çevrem var ve o civarda kazanan kişi sayısı gerçekten az diye biliyorum. onlar da yönetici pozisyonunda veya daha spesifik bir meslek
çevremde o kadar çok insan 20-35 bin arası kazanıyor ki özel sektörde, ekşi'de ilgili başlıklarda sürekli 70-90 bin kazananları görmek çok garip geliyor. eğitimli bir çevrem var ve o civarda kazanan kişi sayısı gerçekten az diye biliyorum. onlar da yönetici pozisyonunda veya daha spesifik bir meslek icra ettiklerinden o parayı kazanıyorlar zaten.
sizin "tek başına yaşayan bir kişi en az şu kadar kazanıyorsa iyi kazanıyodur" dediğiniz maaş nedir? yani bu parayı kazanan çok zorlanmaz, standartlarından çok ödün vermez, ayda 1-2 kere gider zara'dan istediği kazağı alır, konserine gider, hafta sonu rahat rahat birasını içer dediğiniz, gerçekçi miktarı soruyorum.
0
nathanieltroy (17.12.23)
halihazırda İstanbul'da olanla sıfırdan başlayacak olanın rakamı çok farklı bence.
Eğer yeni kiralıyorsan 20 bin kira, 20 bin emlakçı, 20 bin taşınma parası vs. vereceksin. Ancak ailesiyle yaşayan, ev arkadaşı/sevgilisiyle kalan veya %25 zam yapa yapa az kira veren biri o paraya geçinebiliyordur.
Dediğin şeyler 60 binden başlar bence.
0
nhk ni youkosu
(17.12.23)
ekşi'de sürekli yüksek maaşlar görmenin sebepleri var. birincisi gidip de 20 bin maaş alanlar pek yazmıyor o başlığa doğal olarak 70-80 alanlar yazıyor. ikincisi yalan söyleyenler vardır elbet online ortam kimse kimseyi gerçekten tanımıyor neticede kendini çok kazanan biri olarak göstermek isteyen insanlar çıkar muhakkak bu ortamda az veya çok.
soruya gelirsem eğer rahat yaşamak için baz aylık gelir ülkedeki tüm metropollerde 25-30k bence. baz ücretten kastım kirasız, faturasız, mutfak alışverişsiz sadece kendine harcadığın bir yaşamdan bahsediyorum. bu parayla aynı tarif ettiğin hayat yaşanır üstüne azar azar birikim/yatırım da yapılabilir. tek başına kiraya çıkacaksan tabi bu 25-30'un üstüne kiranı, faturalarını, mutfak alışverişini ekleyip öyle bulursun fiyatı mesela ankara için 50k civarı oluyor bu durumda rahat yaşatacak maaş. biriyle yaşayıp bölüşeceksen giderleri 40 olru atıyorum kendi durumuna göre o baz kısma eklenecek miktar yani.
0
semaforo de medianoche
(17.12.23)
1994 yılından beri (bkz kriz) izlediğim bir konu. Düzgün bir ev aylık 750 USD civarıdır.
Aylık 2bin USD net ile geçinirsiniz ama bir şey kalmaz. Aylık 3bin USD net ile insan gibi yasayabilirsiniz.
Bu rakamlar neredeyse hiç değismedi bence. Kriz olsa da aynı, olmasa da. Sadece krizde TL maaş düşük kalır.
Asgari ücret filan hikaye her zaman.
0
alfired
(17.12.23)
@nhk+1(Yalniz bu nick de hep aklimda khk olarak kalmis :D ) Kira fiyatlarinin bu derece arttigi bir yerde dogal olarak sifirdan yasam kurmak da daha guc hale gelmistir. Yasanabilecek uygun bir evi sifirdan bulmak ortalama olarak 15-20 bine mal olacagi icin ve ortalama gelirin 1/3 unun kiraya gidebilecegini de hesaplarsak 60 bin en uygunu bence.
Bundan daha azi ile yasanmaz mi? Tabii ki yasanabilir ancak bu sekilde yasamak icin de deli gibi bir yasanabilecek yer aramak gerekir -ki bu da cogu zaman sana ulasim maliyet ya da ucreti olarak geri doner- ya da oncesinde bisekilde kalacak yerin ayarlanmasi seklinde olur bence.
0
j r r tolkien hayrani
(17.12.23)
Kiradaysan ankara 50 istanbul 65 derdim
0
lapaz
(17.12.23)
ortalama 60k kendi kendinizi döndürmeniz için gayet yeterli.
0
isveperver
(17.12.23)
Aylık 150k kazanıyorsa iyi kazanıyordur bence. Birikim de yapar, yurt dışına tatile de gider, arabasını da alır.
0
archmage mahmut
(17.12.23)
iyi ve istanbul çok göreceli bir durum. herkesin iyi algısı farklı. iyiden kastınız ne bu kişiye göre değişir. atıyorum hafta sonları yurtdışına bir iki günlük tatile gidebilecek kadar maaşı imkan tanıyorsa bu iyi mi mesela? kriter bu mu? veya tek maaşla kira ödenecek mi? evet ise ev hangi semtte? istanbul hangi istanbul? gebze de istanbul beylikdüzü'de beşiktaş'ta. bunların hepsi denklemi baştan başa değiştiren hususlar. dolayısıyla çok parametre var. keskin konuşmak mümkün değil. 100bin tl maaş istanbul'un lokasyon farketmeksizin çoğu yerinde yeterlidir. ama 50 bintl kimi yerde sadece kira gideridir. yani özetle bunun bir formülasyonu yok. bu değişkenler ve onların ağırlığı sonucu belirler.
0
ezkaza
(18.12.23)
istanbulda tek basinaysan 65-70, coluk cocuk varsa 100+ lazim.
Bu yıllarda çıkmış hala oynanabilen sevdiğiniz oyunlar hangileridir?İzometrik oyun olsa daha iyi olur. Ama GTA tarzı oyunlar da olabilir
Bu yıllarda çıkmış hala oynanabilen sevdiğiniz oyunlar hangileridir? İzometrik oyun olsa daha iyi olur. Ama GTA tarzı oyunlar da olabilir
0
abelardo (17.12.23)
Portal 1
0
archmage mahmut
(17.12.23)
Red alert 2
0
unabomber
(17.12.23)
Red alert 2
0
nahtoderfahrung
(17.12.23)
No one lives forever
0
dorian greyfurt
(17.12.23)
Rct2. İzometrik. OpenRct2 olarak hala geliştiriliyor.
0
inheritance
(17.12.23)
mass effect
0
azeroth
(17.12.23)
portal +1. witcher 1 combat sistemi falan başta garip gelse de alışınca oyun çok keyifli witcher serisinin en iyi hikayesi bu oyunda bence ve rpg özellikleriyle de keyif veriyor. fallout new vegas 2010 yapımıymış ama 2 yıl çok önemli değilse bu oyunu da baya keyifle oynamıştım 2-3 yıl önce
dün dışarıda otururken hiç tanımadığım birilerinin konuşmasına kulak misafiri oldum. kadarıyla adam arkadaşına parasını nasıl değerlendirdiğini anlatıyordu. tanıdığı bir abisi varmış. bu abisi kuru üzüm (?) alıp satıyormuş bir yerlere. adam her ay bu abisine belli bir miktar para veriyormuş o da onu
dün dışarıda otururken hiç tanımadığım birilerinin konuşmasına kulak misafiri oldum. kadarıyla adam arkadaşına parasını nasıl değerlendirdiğini anlatıyordu. tanıdığı bir abisi varmış. bu abisi kuru üzüm (?) alıp satıyormuş bir yerlere. adam her ay bu abisine belli bir miktar para veriyormuş o da onun parasını da kullanıp satış sonucunda adamın verdiği paranın üstüne %20-25 fazlasını koyup geri veriyormuş. adam bunu arkadaşına anlatıyordu her ay 100 verip 125 alıyorum diye ve parayı verdiği abisine çok güveniyormuş ona çok kazandırmış falan filan. konuşmanın bu kadarını duydum da benim takıldığım ve merak ettiğim kısım kuru üzümle bu kadar kâr ediliyor olabilir mi :D bu parayla yasa dışı bir şeyler yapıyor olabilirler mi? başka bir seçenek olarak başta kâr diye yemleyip sonra adamı dolandıracak olabilirler gibi geldi bana. gündemdeki haberler yüzünden normal düşünemiyorum gerçekten legal yollardan bu kadar kârlı işler yapılabiliyor mu?
0
rusalka (16.12.23)
bir seçil erzan vakası daha. ilk başlarda parayı verirler zincir döndükçe. sonra bi yerde patlar.
0
jelly bear
(16.12.23)
düşünüyorum da hiç bir işte böyle bir kar marjı yok, üzüm alsa 100 verip 200'e satarsa 25'ini hadi buna verdi diyelim. 1. si 200'e satamaz. 2. si %25'ini bile olsa bir süre sonra veremez.
Kuru gidada o kadar kar marji yok, ya salliyor ya da dolandiriyor.
0
brkylmz
(16.12.23)
100 verip 200'e satmasına gerek yok ki 125'e satsa veriyor işte arkadaşının parasını işletmiş oluyor kendi beyanına göre tabi. bu konuyu adam kendi kendine açtıysa veya bir şekilde nereden geliyor bu paranın kaynağı dedirtecek hikayeler anlattıysa arkadaşının sorması için olay muhtemelen ponzi şemasıdır. yok gerçekten diğeri ortada hiç öyle bir konu yokken sorduysa gerçek olabilir ama gene enteresan tabi sınırsız bir kuru üzüm ticareti kaynağı mı var dünyada ne kadar verirsen o kadar üzüm alırım mı diyor birileri. pek mantıklı durmuyor da önemli olan nasıl durduğundan ziyade karşıdaki bunu size ne şekilde anlatıyor ona göre ponzi veya değil kararı %100 isabet oranıyla bulunabilir.
0
semaforo de medianoche
(17.12.23)
Gerçekten de arkadaşına kıyak geçen kuru üzüm ticaretcisi biri de olabilir. Ben de arkadaşa bi miktar verdim, kendininkine kattı, benim parayı da işletiyor. Ama bunu bir kaç kişiye yapıyorsa büyüm ihtimalle ponzidir
İşaret dilini bilmek iş sahibi olma açısından ne kadar etkilidir?
Zetnikov
merak ediyorum genel olarak insanlar cv de ingilizce yanında işaret dili bildigimizi görseler işe girme ihtimalimiz artar mıumarım anlatabilmişimdir. işten işe değişirse mesela hangi işleri kastediyorsunuz lütfen yazınız
merak ediyorum genel olarak insanlar cv de ingilizce yanında işaret dili bildigimizi görseler işe girme ihtimalimiz artar mı
umarım anlatabilmişimdir. işten işe değişirse mesela hangi işleri kastediyorsunuz lütfen yazınız
0
Zetnikov (12.12.23)
İnsanlarla iç içe olduğunuz bir işiniz varsa işe yarar. 10 yıl önce işaret dili öğrenmiştim daha bu yıl işime yaradı, işitme engelli bir velim var.
0
ruhen hastayim ben
(12.12.23)
bu sadece işten işe de değil seni işe alacak kişiden kişiye göre de değişir. belki işte hiçbir gereği yoktur ama işveren senin işaret dili bilmenden bir çıkarım yapar karakterinle ilgili vs. bir şekilde pozitif etkisi olabilir. ruhen'in dediği gibi insanla yapılan işlerde gerçekten fayda da sağlayabilir psikologluk, doktorluk, yüz yüze satışçılık, öğretmenlik, vezne görevleri, garsonluk gibi daha 1000 çeşit iş sayılabilir bunların işlerinde her an işitme engelli birisiyle karşılaşma olasılığı var çünkü. ancak tabi patronun böyle bir hassasiyeti yoksa veya hiç böyle bir personele ihtiyaç duyduğu an yaşamamışsa ne kadar insanla yapılan iş de olsa hiç fayda da sağlamayabilir dediğim gibi işverene bağlı esas bunlar.
tr'de dolar üzerinden maaş alıyorum. yüzde kaç maaş zammı istemek normal?
mhmtt
şirket merkezi yurtdışında ama sahipleri hep türk bu arada.yıllık maaş zammı dolar enflasyonu üzerinden olsa çok az oluyor.. title değişikliği olmadığını düşünelim yüzde kaç istesem iyi? %30 nasıl olur? şu an güncel net maaşım 3100 dolar bir de
şirket merkezi yurtdışında ama sahipleri hep türk bu arada. yıllık maaş zammı dolar enflasyonu üzerinden olsa çok az oluyor.. title değişikliği olmadığını düşünelim yüzde kaç istesem iyi? %30 nasıl olur? şu an güncel net maaşım 3100 dolar bir de
0
mhmtt (04.12.23)
şirkete ceo falan olmadıysan ne %30'u hocam. abd'de ekim sonundaki 12 aylık enflasyon %3.2'ymiş. aralık sonunda benzer bir oranda olacağını düşünürsek %5 zam, kendi adına çok başarılı bir yıl geçirdiğini düşünüyorsan belki %10 zam istenebilir.
edit: kendini muhtemelen türk şirketlerinde tl maaş alan arkadaşlarınla karşılaştırdığın için %30 falan düşündün ama öyle düşünme. tlyle %50-60 zam alacak kişilerin maaşı yıl içinde dolar bazında deli gibi eriyecekken seninki erimeyecek yani onların maaşı gibi zamla aşırı boostlanmaması belki ilk 1-2 ay tadını kaçırsa da sorun değil aslında.
0
semaforo de medianoche
(04.12.23)
dolarda %30 zam mı? imkansız gibi bir şey terfi-iş değişikliği yoksa %10 olursa öp alnına koy
0
jelly bear
(04.12.23)
Geçen sene şu an maasiniz 57bin lira. Su an maasiniz 90 bin lira. Aradaki fark yüzde 55. 1 yıllık enflasyon; yüzde 62. Aradaki fark yüzde yüzde 5-6. Yüzde 30 demeniz sizin yüzde 100 zam almaniz demek lira üzerinden.
Kısacası kimse size o zammı vermez.
0
logisticsmanager
(04.12.23)
dolar enflasyonu tek basina bir sey ifade etmiyor malesef, kur artiisindan daha berbat bir enflasyon var memlekette. ben de yabanci para ile maas aliyorum hic cekinmiyorum isterken sonucta yasam kalitesi ortada. siz kimseye pek kulak asmayin masraflariniz dahilinde sizi memnun edecek en yuksek rakamdan kapiyi acin hocam.
en az 2 kişi ile de oynanabilecek bildiğiniz en eğlenceli ve sürükleyici masa oyunları hangileri?favorileriniz neler board game konusunda.edit: en az iki kişi ama fazlası da olur. grupça olduğumuzda da oynanabileceleri de önerebilirsiniz tabii.
en az 2 kişi ile de oynanabilecek bildiğiniz en eğlenceli ve sürükleyici masa oyunları hangileri?
favorileriniz neler board game konusunda.
edit: en az iki kişi ama fazlası da olur. grupça olduğumuzda da oynanabileceleri de önerebilirsiniz tabii.
0
AlsterWasser (27.11.23)
sub-terra ve suç günlükleri. ama suç günlüklerinde sadece 5-6 senaryo var ve sonrasında oyun bir işe yaramıyor ek paketleri olmadan.
0
oldtimer
(27.11.23)
iki kişiyle oynanabilecek dokuztaş (üçtaş versiyonu da varmış), mangala, go, gomoku gibi satranç, dama, tavla kadar klasik olmasa da gene klasik denebilecek zeka & strateji oyunları var. özelleşmiş kartlı oyunlar var mesela witcher gwent kart oyunu vardı bunu fiziksel olarak türkiye'de oynatan yer var mı bilmiyorum (pc için ayrı oyunu yapılmıştı) ama bu tarz kartlarla (yu-gi-oh da epey oynanırdı bir dönem) oynanan oyunlar var. bil bakalım kim oyunu vardı çocukken severdim. birbirinin alnına isim yapıştırıp sorular sormalı oyun oynanabilir. jenga da 2 kişilik oynanır sanırım.
edit: 2 kişiyle sınırlı değilse soru bence en keyifli oyun vampir köylü ya. illa bir kutu mutu olsun istenirse secret hitler de oynanabilir ama hiç para vermeye gerek yok bir kağıt kalem bulup kura çektirilmesi yeterli.
0
semaforo de medianoche
(27.11.23)
catan (dünyanin en iyi board game'i olabilir) ticket to ride (bu da favorilerimden) pandemic (co-op o yüzden herkes sevmeyebilir) carcassonne (daha light ama zevklidir) dixit (en az 4 kisi ve sohbet muhabbet esliginde oynanabilir)
kalabalik gruplarda (6 kisi üstü) oynanacak en iyi oyunlar roleplay oyunlari. secret hitler yazilmis zaten. ama ben werewolf'u daha cok seviyorum.
0
sir gawain
(27.11.23)
Cash and guns(silah prop u) Exploding kittens(belki 400 kez oyandim)
0
lapaz
(27.11.23)
6 kisi üstü için ben werewolf +500 Exploding kittens(belki 400 kez oyandim) +500
0
put it in your appropriate place
(27.11.23)
Dokuz taş çok keyifli Basit görünüp derin olan bir oyun
selamlar. mevcut iş yerimde birlikte çalıştığım arkadaşım son zamanlarda oldukça zorba davranışlar sergiliyor. şu zamana kadar maytaba aldım yanlış mı yaptım bilmiyorum ama dozu arttırdığı için canım oldukça sıkılmaya başladı. önceki iş yerimde de benzer bir davranışı yapan arkadaşa rahatsız olduğum
selamlar. mevcut iş yerimde birlikte çalıştığım arkadaşım son zamanlarda oldukça zorba davranışlar sergiliyor. şu zamana kadar maytaba aldım yanlış mı yaptım bilmiyorum ama dozu arttırdığı için canım oldukça sıkılmaya başladı. önceki iş yerimde de benzer bir davranışı yapan arkadaşa rahatsız olduğumu tekrar aynı davranışı yapmaması söyledikten sonra aramız oldukça buz olmuştu. (tamamen başka bir konuydu) sonra da sosyal medyadan falan silmiş (çok da umrumda değildi de neyse). şimdi bu durumda süreci nasıl yöneteceğim gerçekten bilmiyorum. yöneticime söylemek aklımdan geçiyor (bu arada şakayla karışık bir kere o da takılmıştı ben de ne alakası var deyip biraz sert çıkmıştım) ama bu durumda da diğer çalışma arkadaşlarıma bana tavır almasından endişeleniyorum. her gün yüzyüze çalıştığım insanlar sonuçta bunlar.
0
anlamsiz geliyor (24.11.23)
İşyerleri arkadaş edinmek için gidilen yerler değil. Sizin de böyle bir söylemeniz yok zaten o yüzden rahatsızlığınızı karşı taraf ile görüşerek dile getirin. Daha sonra ister tavır koyar ister koymaz sizi ilgilendiren bir durum değil. Amirle bu konuyu konuşmanız sonraki süreç eğer hala devam ederse o zaman görüşürsünüz.
0
dedeminhirkasi
(24.11.23)
zorbaca davranışları biraz daha açma şansınız varsa daha iyi anlayıp daha iyi yorum yapılabilir. anlattığınız kadarıyla cevap verecek olursam da o dediğiniz konuşma önceden yaşadığınız durum gibi birisiyle aranızı tamamen buz yapabilir yine. böyle olması sizi rahatsız etmeyecekse yapın tabi ama sorma şeklinizden bunu da istemiyorsunuz gibi anlıyorum o yüzden ondan önce o kişiye rahatsızlığınızı ima yoluyla anlatmayı deneyebilirsiniz bence. veya direkt söylersiniz ama böyle uzun ve sert bir konuşmayla değil de o kişi tekrar o davranışları sergilediğinde anlık olarak net ama kısa ve olayı çok da ciddileştirmeyecek bir tonda uyarabilirsiniz.
yöneticiye söyleme işi gerçekten de son çare olmalı çünkü kendin konuşmadan etmeden bir şey denemeden direkt yöneticine gidersen onun gözünde sen de kendini "çocuk gibi kendi sorunlarını kendi çözemeyip şikayete gelen tip" durumuna getirebilirsin. yöneticiye anlatma noktasına geldiğinde yöneticine gerçekten de yapacak başka bir şeyi kalmamış dedirtmelisin.
0
semaforo de medianoche
(24.11.23)
detay yok. en önemlisi bu kisi patrona vs. yakin mi? zorbalik yaptiklarinda cevap verdigin icin tavir almak isteyen alsin. seni önemsemeyeni sen de önemseme. biraz alan ac yalnizken, ezik bu desin, sonra topluluk icin de iyice bir boz ama sizin benimle kisisel bir proleminiz mi var seklinde.
0
wishmaythşngs
(26.11.23)
daha önce yaşadığın olaydan pek ders almışa benzemiyorsun, bir yerde nasıl başlarsan öyle gider.
ilk olayda bundan rahatsız olduğunu belirtecektin, senin için dalga geçip unutacağın bir konu değil demekki dalga geçmeyecktin, hoşlanmadığını gözünün içine baka baka söyleyecektin. o gün yapamadın bu gün yapacaksın.
eşşek kadar insan o da, dikkat ederim diyip tekrarlamaması gerekir, çocuk gibi küsecekse küssün.
0
selam
(27.11.23)
İşin içinde iş, ekmek, para gibi unsurlar varsa arkadaşlık falan yok. İş dışında muhabbet kurma, selamlaşma. İşin neyse onu yap. Ne fazlası ne eksiği.
0
ferenc
(27.11.23)
yöneticiye söylersen daha kötü olur, düzgün bir şekilde iş arkadaşınla konuşman lazım. bir kere eskisi gibi arkadaş olmanız zor, devamında ne olacağı ise o anki bağlama bağlı... yani en makul olan tepki özür dilemesi, bir daha bunu yapmaması ve sana kin de beslememesi olurdu. ama muhtemelen "ya ben nereden bileyim" ya da "herkese yapıyorum onun alınacağı tuttu" falan, bu tarz bir dışsallaştırma ile olumlu benlik imajını korur, sen de o iş yerinde benlik yüceltmek için kullandığı gündelik bir nesne olarak devam edersin...
bununla beraber eğer sen kuracağın diyalogta ona, yaşananların yegane sorumlusunun o olmadığını hissettirebilirsen yukarıda bahsettiğim savunma mekanizmasını tetiklemeden işi çözebilirsin yani, "ya işte, böyle böyle oldu/böyle böyle bir dönemden geçiyorum, çok stresliyim, çok şakayı kaldıramıyorum bazen sana da patlamaktan korktum, öyle bir an olursa şimdiden kusura bakma" gibi, tabi ben böyle yazdım, o şu şekil konuşur diğeri bu yöntemi beğenmeyebilir
Merhabalar,Malum ülkenin %60 yakını asgari ücret ile calisiyor. Zam sonrası herşey fiyatı artacak yineOcak ayında ne kadar zam beklentisi nedir ?Almam gereken bazı beyaz esyalar var. Artış sonrası zam gelir mi ?Şimdiden alsam mı ? Gelecek 1 ayda neler olabilir var mı bir tahmini olan.
Merhabalar,
Malum ülkenin %60 yakını asgari ücret ile calisiyor. Zam sonrası herşey fiyatı artacak yine
Ocak ayında ne kadar zam beklentisi nedir ?
Almam gereken bazı beyaz esyalar var. Artış sonrası zam gelir mi ?
Şimdiden alsam mı ? Gelecek 1 ayda neler olabilir var mı bir tahmini olan.
0
kaiserr76 (24.11.23)
min. 15 olur
zam gelmeme ihtimali chpnin seçim kazanması gibi bi şey
0
yanlishayvan
(24.11.23)
16-17 bin arası bir fiyat konuşuluyor. eğer öyle olursa dolarda 40 lira üstünü görürüz hele 17 bin üstü olursa dolar 45 lirayı görür.
0
my fault
(24.11.23)
türkiye bir enflasyon ülkesi ben doğduğumdan beri ocak ayları bol zamlı geçer her zaman için ki son yıllarda daha da fazla zamlı geçiyor enflasyon rekorları kırdığımız için. 1 günde çılgın bir zam gelmese de ocak şubat aylarında özellikle kademeli kademeli zamlanır muhtemelen kurdaki artışla orantılı olarak.
asgari ücret artışı arttırmıyor ama fiyatları o konuda düzelteyim. enflasyon arttığı için asgari ücret de dahil olmak üzere tüm devlet ve özel sektör çalışanlarının maaşı arttırılıyor. bu yapılmazsa ücretliler yaşayamayacak seviyeye gelir çünkü o yüzden yapılmak zorunda olan bir şey bu. sonra bunun da etkisi oluyor enflasyona tabi ki ama demek istediğim maaş artışı - enflasyon artışı döngüsü sebep değil sonuçtur. kötü ekonomi yönetimi bu döngüye sokar. yıllık %100'den fazla enflasyon varken ya fazla zam yapmak enflasyonu fazla etkiliyor o yüzden biz %10 zam yapalım bu yıl dersen bangladeş'e döner ülke bir anda yani.
0
semaforo de medianoche
(24.11.23)
16 rahat olacak bence.
0
nothing in my way
(24.11.23)
zam için bahane lazım. arabalarına kuş şey yapsa zam yapıyorlar. asgari ücret artışının ya da genel anlamda çalışanlara ödedikleri ücretlerin artışının giderler içindeki payı çok az. biste açık şirketlerden bunu görebiliyoruz. çalışan giderleri yüzdesel olarak azalsa bile sundukları ürün/hizmet ücretleri zamlanıyor. çünkü bahane hazır ve herkes de buna çok önceden hiç lan acaba demeden inanmış. türk iş açlık sınırı al, bu sene tek sefer olacak diyorlar ama muhtemelen olmayacak, 6 aylık enflasyonu ekle, seçim goyfoyunu ekle hemen hemen nokta atışı bulursun yeni asgari ücreti.
0
kixo
(24.11.23)
bu konu döviz kuru ilede ilgili bir durum, zaman yaklaştığında netleşmeye başlar, ancak maximum olarak o zamanki döviz kuru ile 500 usd tl karşılığını geçmeyecek şekilde revize ederler diye düşünüyorum
Merhaba23 ekim itibari ile işten ayrıldım ayrılmadan önce iş arama iznim olan günlük 2 saati toplu olarak kullanarak 2 hafta erken çıkış yaptım.insan kaynaklarında çalışan bir arkadaşım bu 2 haftalık iş arama izni ücretinin de ödenmiş olması gerektiğini söylüyor ama bana mantıksız geldi bu konuda bi
Merhaba
23 ekim itibari ile işten ayrıldım ayrılmadan önce iş arama iznim olan günlük 2 saati toplu olarak kullanarak 2 hafta erken çıkış yaptım.
insan kaynaklarında çalışan bir arkadaşım bu 2 haftalık iş arama izni ücretinin de ödenmiş olması gerektiğini söylüyor ama bana mantıksız geldi bu konuda bilgisi olan var ise bilgilendirebilir mi
0
horizon (06.11.23)
sorduğun soruyu tam anlamamakla birlikte günlük 2 saat sana verilen yasal hak. ister işten resmen ayrılacağın tarihine kadar her gün işe gider 2 saat erken çıkarsın istersen de yaptığın gibi o saatleri toplu kullanıp 2 hafta -veya ne kadar zaman oluyorsa o kadar- hiç işe gitmezsin bunun bir önemi yok. sonuç olarak sen o süre sonuna kadar o şirketin çalışanısın ve çalışan olarak işverenin de sana maaşını ödemeli. patronla konuşup anlaştıktan sonra farklı çözümler de mümkün tabi ama anladığım kadarıyla sen 2 haftalık paranı bırakarak çıkmışsın. bunu bilerek yapmadıysan gereksiz olmuş.
0
semaforo de medianoche
(07.11.23)
sanki arkadaşınız haklı gibi. o 2 saatler, o işe gitmediğiniz halde, gitmişsiniz gibi ücretlendirilmesi gereken saatler. 15 gün 2'şer saat izninizi kullanarak çalıştığınızı var sayalım. Ayın 1'inde başladınız ve 15'i ilişik keseceksiniz. 15'i dahil ücretlendirilirsiniz. Topluca sonda kullanayım derseniz 13'ü dahil dolu dülu çalışır, 2 gün boşa çıkarsınız. Ama yine 15'inde işten çıkış yapardınız. Tabii, işverenin bu şartlarda biriktirip sohda topluca kullanmanız işine gelir gelmez mi ona göre işin pratiği değişir. O da 'topluca vereyim, 3-5gün az prim yatırırım' diye bir beklentiye girmiş olabilir.
daha önce hiç gitmedim fakat hep bir gitmek istemişimdir. önümüzdeki cumartesi güzel bir yarış varmış diye duydum ama şimdi her etkinliğe internetten bilet almaya alışmış biri olarak öyle bir şey bulamadım. at yarışlarında böyle bir olay olmuyor mu? gidip yarış günü hipodromdan mı bilet alıyoruz? öy
daha önce hiç gitmedim fakat hep bir gitmek istemişimdir. önümüzdeki cumartesi güzel bir yarış varmış diye duydum ama şimdi her etkinliğe internetten bilet almaya alışmış biri olarak öyle bir şey bulamadım. at yarışlarında böyle bir olay olmuyor mu? gidip yarış günü hipodromdan mı bilet alıyoruz? öyleyse çok kuyruk oluyor mu bilet için yarıştan ne kadar önce gitmeli? hadi internetten bilet bulamamayı geçtim tam olarak yarış saatini programını gösteren bir bilgi de bulamadım. o gün ankara'da hitit yarışı olduğu yazıyor ama saati falan yok yani. bu bilgiyi nerden bulabilirim? gibi sorularım var.
bir de dediğim gibi cahiliyim mevzunun. o yüzden genel olarak hipodromda yarış seyir keyfini arttıracak öneriler varsa (mesela filmlerde dürbün götürüyorlar ya o tarz öneriler işte) onları da dinlemek isterim.
0
semaforo de medianoche (06.11.23)
direkt gidip giriyorsun, bilet falan yok. dürbün falan da gerek yok bence.
0
eurhka
(06.11.23)
peki saat kaçta başlıyor kaçta bitiyor ona nerden ulaşabilirim? bir de orada bahis yapılabiliyor sanırım ama kalabalık oluyor mu bahis gişeleri? oynayabilmek için ne kadar önden gitmek gerekir onu anlamak için soruyorum.
0
🌸semaforo de medianoche
(06.11.23)
gün boyu yarış oluyor. koşu programından şehre özel bakabilirsin. 20-30 gişe var istanbul'da, öyle sıra falan yok. Koşular 30 dk arayla oluyor gibi.
Haftada bir gün bazı pistlerde tatil olur genelde, buradan takvime bakabilirsiniz.
Mesela yarın adana ve kocaeli varmış, öbürgün istanbul ve elazığ. İstanbul için ilk koşu 14:00 son koşu 18:00
Yarım saatte bir var +1
0
John Bloor
(06.11.23)
5 gün kalan günün programı daha belli değil mi ki onu bulamıyorum ama? bir de hitit koşusu tüm güne mi deniyor tek koşuya mı tek koşudur sanki. öyleyse hangisi hitit koşusu olacak birinci mi sonuncu mu ya da aradakilerden biri mi? bir de hitit koşusundan bağımsız soruyorum gün içindeki koşular arasında bir hiyerarşi oluyor mu yani konserde önden küçük gruplar çıkar en son ana grup çıkar gibi burada da öyle bir şey var mı yoksa yaşıtların hepsi benzer önemlerde mi oluyor?
0
🌸semaforo de medianoche
(06.11.23)
Hitit koşusu, Gazi koşusu gibi geleneksel koşular da o her yarım saatte olan koşulardan biri gibi saatinde koşulur.
Bahise de katılır bu koşular, çok geç saatte de olmaz çok erken saatte de. Ama net bir koşu sırası var mı hatırlayamadım.
Hafta ici icin hobim azaldi gibi hissettimBi sorayim neye baslayabilirim diye.
Hafta ici icin hobim azaldi gibi hissettim Bi sorayim neye baslayabilirim diye.
0
lapaz (18.10.23)
Motosiklet sürmek. Hatta şu an sürdüm, bi kafedeyim.
Futbol. Kombine sahibiyim. Galatasaray nerde ben orada.
Youtube içeriği ve sosyal medya içeriği. Güzel anılar biriktirdim.
Eksisözlükte yazıyorum. Beğenisiz 1 tane entry'im yok. Hobi amaçlı olmak zorunda değil, amaçsız hobi bu sonuncu.
Yakında spor'a ve karavan life başlamayı umuyorum, şu latte'm bitsin de. Swh.
Valla işin aslı sevdiğin şeyi bulmak için denemek lazım. Ama yüzde yüz bu yaptıklarım hobi midir? Değildir. İşte zamanı doldur.
Çok kaliteli aktiviteler bile bir yerden sonra monotonlaşıp sıkıyor. Sürekli yeni şeyler denersen iyi gelir.
Mesela yakında hiç ilgim olmamasına rağmen keman kursuna yazılıp 3 ders gidicem sadece.
0
baldan kaymak
(18.10.23)
bu tür her soruya ilk verdiğim cevabı veriyorum, puzzle yapmak. ama bende biraz hastalık haline gelmiş durumda. 1000 parça puzzle ı en yavaş halimle bir günde bitiriyorum, mutsuzken, mutluyken, canım sıkılmışsa, rahatlamak istediğimde, sakinleşmek istediğimde hep kendimi puzzle yaparken buluyorum.
onun dışında klasik müzik dinlemeyi seven biri olarak hayatımda hiç operaya gitmemiştim, 6-7 ay önce deneyimlemek istedim operaya aşık oldum, şimdi sürekli opera etkinlikleri peşinde koşuyorum, müthiş bir şey.
çok fazla vakti olan biriyim ve boş boş oturunca depresyona giriyorum o yüzden bunlardan birini yapmıyorsam evde makas, silikon tabancası, vidalama aleti, boya vs elime ne geçerse do it yourself yapıyorum. bazıları berbat oluyor bazen güzel şeyler çıkıyor. tabi amaç keyifli vakit geçirmek.
yıllar geçtikçe kitap, müzik film vs den uzaklaşıp kendi kendime bişeyler yapmaya yöneldim sanırım. hiç birşey bulamıyorsam yeni yemek tarifleri vs deniyorum. tam olarak sıralaması ile en çok vakit ayırdığım şeyler bunlar.
0
hypathia
(18.10.23)
son zamanlarda darta ve briçe sardım. ikisinin de sıkıntısı başkalarına ihtiyaç duyulması maalesef. onun dışında film, dizi, oyun ve futbol gibi klasik şeyler var bunlar yalnız da hallediliyor şükür.
bir de "Çok kaliteli aktiviteler bile bir yerden sonra monotonlaşıp sıkıyor. Sürekli yeni şeyler denersen iyi gelir." demiş arkadaş. bu bakış açısını çok doğru bulmuyorum. insan yapısı gereği dönem dönem sıkılacak, içinde bir boşluk hissedecek. bunu her yaşadığında eskisini boşvereyim yeni bir şey bulayım kafasına girerse hem yanlışa sürüklenebilir, hem de bu işin sonu yok yani yorar. sadece hobi konusunda söylemiyorum birçok şeyde (iş, eş, arkadaşlar vb.) yaşanabilicek bir durum bu. o hisse çok kapılmamakta ve bunun normal olduğunu kabullenmekte kabullenilemiyorsa da profesyonel bir yardım almakta fayda var. önemli olan temelde sevdiğiniz şeyleri bulmak. zamanla insanın zevkleri, tercihleri değişebilir tabi o ayrı.
0
semaforo de medianoche
(18.10.23)
Ben puzzle yapıyorum hocam inanılmaz keyifli oluyor. Öncesinde çok zor bi puzzledan başlamamak lazım ben de basitten zora doğru ilerledim.
0
overthinker
(18.10.23)
deri ürünler yapıp eşe, dosta hediye ediyorum. hem ortaya bir eser çıkmış oluyor hem de sevdiğim birini sevindirmiş oluyorum.
0
sinek kral
(18.10.23)
1/24 ölçekli maket araba yapmak, antika bir araba ve motosikletim var bunların mekanikleriyle uğraşıyorum. Akvaryumum var aquascaping ile uğraşıyorum bi taraftan. 5 yıldır düzenli olarak boks ile uğraşıyorum. Çocuğum olana kadar trombon çalıyordum her haftasonu çalışmamız vardı ama artık oraya gidemiyorum vakitsizlikten onu özlüyorum ama yapacak birsey yok.
0
mirty
(18.10.23)
fotoğraf çekmeyi ve düzenlemeyi seviyorum. gitar çalmayı ve söylemeyi de. bir de film - dizi - oyun var hayatımda. youtube kanallarını da sık takip ediyorum. bilim-tarih-haber-eğlence kanalları.
nadiren frizbi ve badminton oynuyoruz. yine nadir de olsa balık tutmaya gidiyorum. kitap da çok nadir okuyorum onu artırmam lazım.
0
ananiyimioguz
(18.10.23)
Bireysel hobi: Kanaviçe yapıyorum, dikiş öğreniyorum, ekmek-kek-pasta yapıyorum, operaya baleye gidiyorum. Aile boyu hobi: Lego yapıyoruz, Duolingo'dan İspanyolca öğreniyoruz, tiyatroya konsere gidiyoruz, arkadaşlarla kutu oyunları oynuyoruz, zor yemekleri evde yapmayı deniyoruz. Bir de şehre yakın yerlere keşfe gidiyoruz, antik kent, müze, restoran, park, sahil falan geziyoruz ama hafta içi hobisi değil tabii bu.
0
kobuzchu kiz
(18.10.23)
havuza gitmeye calisiyorum her hafta.
0
mess
(18.10.23)
birkaç aydır tığ işine sardım. iş düşünmemek için mükemmel yöntem. yazın crop'lar yapıyordum, şimdi çanta yapıyorum. ilk çantamı bir arkadaşıma hediye ettim, çok mutlu oldu, ben de mutlu oldum.
0
nonik
(18.10.23)
- tenis - yelken - bitki bakımı
0
elvan abeyiylegezse
(18.10.23)
3d tasarım yapıp 3d printer ile basmak. hazır tasarımları da basıyorum çocuğa oyuncak yapıyorum seviyor kırdıkça yenisini basıyorum.
0
basond
(18.10.23)
Örgü örmek. Hediye işlerini de bu şekilde hallediyorum.
neredesin firuze - ya evde yoksanleyla ile mecnun - bu kiza kadarabuzer kadayif - cak cakulan istanbul - yanarimgibi baska ne sarkilar var?
neredesin firuze - ya evde yoksan leyla ile mecnun - bu kiza kadar abuzer kadayif - cak cak ulan istanbul - yanarim
gibi baska ne sarkilar var?
0
lemmiwinks (11.10.23)
filmde mi meşhur oldu, zaten meşhur muydu bilmiyorum ilk aklıma gelen youtu.be
0
gule gule
(11.10.23)
yabancı damat - üstüme basıp geçme yar
0
freebird5406_2
(11.10.23)
çak çak abuzer kadayıf için üretilen bir şarkı zaten filmde meşhur olmuş diyince önceden olup film dizi sayesinde meşhur olmuş şarkıları soruyosun gibi anladım.
kavak yelleri - pinhani şarkıları av mevsimi - hayde gidelum kaybedenler kulübü - bağrı yanık dostlara ıssız adam - anlamazdın bir başkadır - gündüzüm seninle (önceden de meşhurdu ama o ara x10000 oldu meşhurluğu)
bunlar geldi aklıma
0
semaforo de medianoche
(11.10.23)
ya evde yoksan orhan gencebay'ın şarkısı. diğer 3üyle aynı kategoride değil.
film için yapılmış ve meşhur olmuş şarkıları mı soruyorsunuz yoksa filmle beraber patlamış hali hazırda varolan şarkıları mı?
0
brkylmz
(11.10.23)
bir günah gibi (ajda pekkan) - aşk-ı memnu unut beni (gece yolcuları)- hayat bilgisi
0
matilda
(11.10.23)
yalan dünya - yakalarsam tık tık
türkçe olmak zorunda değilse:
stranger things - running up that hill supernatural - carry on wayward son the bodyguard - i will always love you
0
knight of cydonia
(11.10.23)
fırat ağıtı-eşkiya fasulye-eyvah eyvah organize işler bunlar-organize işler gel ya da git-unutursam fısılda shape of my heart-leon (hep türkçeden gidilmiş ama yazmasam olmazdı)
0
zihua
(11.10.23)
Şu sıralar netflix'teki kulüp yoluyla janet-jak esim'in şarkıları çok popi olmaya başladı. Ben bu insanları fi tarihinden beri severek dinliyordum, bi allahın kulu da tanımazdı. Şimdi arada açınca "aa bu kulüpte çalan şarkı di mi çok güzel" diyorlar :D
Kendi bilinirliklerinin artmasına sevindim ama ben bu konuda hiç iyi hissetmiyorum :D
Spoiler içerebileceğinden, izlemeyenler varsa okumayabilirler.1- Öğrencinin yazdığı aşk mektubu gerçekten hocaya mıydı yoksa sevdiği bir erkek çocuğaydı da bizim manyak hoca mı kendine yordu?2- Yine öğrenci, hocanın mektubu yırtıp atmadığına nasıl ve neden bir türlü inanmadı?Ve öğrenciyi sinirlendir
1- Öğrencinin yazdığı aşk mektubu gerçekten hocaya mıydı yoksa sevdiği bir erkek çocuğaydı da bizim manyak hoca mı kendine yordu?
2- Yine öğrenci, hocanın mektubu yırtıp atmadığına nasıl ve neden bir türlü inanmadı? Ve öğrenciyi sinirlendiren mektup konusu muydu sadece?
3- Köydeki psikopat kılıklı ama içli olan gence ne oldu bir ipucu kapan oldu mu?
0
ananiyimioguz (09.10.23)
1- hocayaydi çünkü hoca atmadı 2- bence hoca okurken gördü, sinirlenme mevzusu biraz ergenlikle de alakalı tam açıklaması yok hocanın bi anda ters davranması gayet yeterli bi neden 3- klasik yarım kalmışlık nerdeyse her filminde bi tane böyle karakter var
0
olaylar olaylar
(09.10.23)
1- hocaya olduğunu mektubu alan hocalar da ima etti zaten o konuda şüpheli bir durum yok 2- okurken girmişti kız içeri ben de orada hissetti diye düşündüm 3- veteriner - samet ve onun konuşmsaında söylendi zaten bazen dağa çıkıyor (örgüt kampına) ortadan kayboluyor aylar sonra bir bakıyorsun kahvede taş diziyor gibi bir muhabbet vardı. ortadan kaybolduysa o tartışmalardan sonra gene dağa çıktı demek yani.
0
semaforo de medianoche
(09.10.23)
2- orada Samet “ben de öğretmenime aşıktım bir daha o kadar güçlü duygular hissetmedim” anlamına gelen şeyler söylüyor. Yani şu an sevime öyle güçlü duygular beslemiyor ve aşkını ergenlik heyecanı olarak görüyor. Bunu öğrenince Sevim ters yaptı.
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.