Giriş
(7)

Hiç motivasyonum yok

hayalhayal
Herkese iyi akşamlar dilerim.Benim fikir almak istediğim şey hiç bir şeyde uzun süreli motive kalamamam.Yeni bir şey öğrenmek, diyet yapmak gibi irade isteyen durumlar dışında dizi film izlemek, arkadaşlarım ile buluşmak gibi eğlenceli zamanlarda bile belli bir süre sonra bitsede gitsek moduna giriy
Herkese iyi akşamlar dilerim.
Benim fikir almak istediğim şey hiç bir şeyde uzun süreli motive kalamamam.
Yeni bir şey öğrenmek, diyet yapmak gibi irade isteyen durumlar dışında dizi film izlemek, arkadaşlarım ile buluşmak gibi eğlenceli zamanlarda bile belli bir süre sonra bitsede gitsek moduna giriyorum.

Şu an yaptığım işe başlamadan önce hayalim belli bir süre çalıştıktan sonra istifa etmekti. Sanırım bunu başaramadığım için hep kendimi başarısız görüyor ve yeni şeyleri deneyimlemekten korkuyorum. Yaptığım işte çok iyi olmama rağmen ben asla mutlu değilim, sevmiyorum. Sadece fazla gelişmiş bir sorumluluk duygum olduğu için işimi hep dört dörtlük yapıyorum. Özünde bu fazla sorumluluk alma duygusunun bile başaramama korkusundan kaynaklandığını düşünüyorum.
Yine işim ile ilgili bir başka sorun; istifa ettiğim takdirde ne yapmak istediğimi bilmemem. Halen daha hayatta beni tam olarak ne mutlu eder bilmiyorum. (Aradığım şey mutlak mutluluktan ziyade tatmin duygusu, çalışmayı çok seviyorum ama yaptığım iş beni tatmin etmiyor)

Aslında-özünde kendim ile mutsuzum, gün sonunda yatağa, bugünde kendim için bir şey yapmadım, başarısız/verimsiz bir gün geçirdim diyerek giriyorum. bu durum son günlerde daha çok rahatsız edici olmaya başladı. Bu sene 30 olacağım ve bu beni korkutuyor.
Ne iş hayatımda mutluyum ne de özel hayatımda. Şimdiye kadar hep işime/işimi değiştirmeye odaklandığımdan hayatıma hiç birilerini almadım. Şimdi ise birisi ile birlikte olmak fikri beni korkutuyor. Buda beni yoran başka bir sorun.
Bu sene bir şeylerin olumlu yönde değişeceğine inanmak istiyorum. Sadece inanmanın yeterli olmadığını bunun için çaba sarf etmem gerektiğinide biliyorum.

Sizler nasıl uzun süreli motive kalabiliyorsunuz?
Gün sonunda eve geldiğinizde hayatınızı değiştirmek için/hobileriniz için nasıl enerji buluyorsunuz?
0
hayalhayal
(14.01.22)
Yan hedeflere odaklanıyorum, o da genelde neye yetenekliysem onun üzerine gidiyorum, tabi dediğiniz durum tam olarak geçmiyor ama en azından kafa meşgul olunca bi müddet rahatlıyorsun.
0
olaylar olaylar
(14.01.22)
Motivasyon ateşleyici güç hocam. Yani koltuktan kalkmanı sağlıyor, ama oradan sonra maraton koşacaksan sana lazım olan motivasyon değil disiplin.

Ben dediğiniz gibi çalışıp, biraz para biriktirip sonra da çalışmayı bıraktım. Düşündüğüm kadar iyi değilmiş :) Ama fırsatı değerlendirip her gün 2-3 saat gym'e gidiyorum. Madem böyle bi yola girdik ve beklediğimiz gibi çıkmadı, en azından maksimum verimi alalım. Hayatta ne yapmak istediğimi bilmiyorum diye bütün gün yatacak değilim, onu bulana kadarki vakti de iyi değerlendirmek lazım.

Pratikte yapabilirsen meditasyonun faydası olur bence. O saçma uygulamalar falan değil de, günde yarım saat oturup hiçbir şey yapmamayı becerebilmek disiplin / mental güç açısından baya geliştiriyor insanı. Yatakta üzüleceğine o vakti bu şekilde değerlendirebilirsin başlangıç için.
0
plutongezegendegilmi
(14.01.22)
@plutongezegendegilmi
Disiplinin bir yerde motivasyondan daha önemli olduğu konusunda size katılıyorum. Hep öyle birisi olmak istedim ama pek başarılı olmadım. Açıkçası bu saatten sonra disiplinli bir hayat yaşayabilir miyim...bilmiyorum.
Ben biraz garantici birisiyim. Yeni bir işe başlayacağımı garanti altına almadıktan sonra istifa edemem. Çok uzun süredir ailemden ayrı yaşıyorum ve şu an aile evine geri dönmek gibi bir niyetim yok.
Meditasyon yapmayı denedim ama kafamın içindeki sesleri susturamıyorum ama haftada 2-4 kere yoga yapmaya çalışıyorum.
0
🌸hayalhayal
(14.01.22)
Ben de bi yerlerimi sıkıp çalışamadığım için okuldan 9 yılda mezun oldum, disiplin denilen şeyden hiç haberim yoktu, yolda görsem 155'i arar ihbar ederdim, öyle bi durum. Ama sonra iş hayatına geçince bişeyler "tık" etti ve mevzuyu çözdüm, şu an canavar gibiyim mesela.

Depresyonda olanlar da böyle bence, yani o his gelince anlıyorsun "artık depresyondan çıkmam lazım" diye. Onu anladıktan sonra çıkıyorsun zaten. O algı olayı mühim. O hissiyatın "tık" etmesi için ne lazım onu bulmak lazım.

Benim yaş da 29 bu arada. Yani "bu saatten sonra" için geç kalmış değilsinizdir, ben kendim için öyle olduğunu düşünmüyorum en azından :)

Bi de işte bu psikolojidir, kendini incelemedir, terapidir falan, bunlar iyi hoş şeyler de, sıkıntının ne olduğunu anlamakla sıkıntıyı çözmek farklı şeyler. "Başarma korkunuz" varmış mesela, iyi hoş, bundan sonrasını bu konu hakkında endişelenerek değil korkuyu yenmek için uğraşmakla geçirmek lazım. Onun yolu da farkındalık edinmekten geçiyor gibi geliyor bana (konuyu nasıl yine meditasyona bağladım?).
0
plutongezegendegilmi
(14.01.22)
2021’de o boşluğu doldurmak için bol bol alışveriş yaptım, insanlarla tanıştım, konfor alanımın dışına çıktım, tatil yaptım. Sönmüş ateşi tekrar yakmak gibi düşünüyorum, biraz zahmetli ama uzun vadeli motivasyonu korumak için gerekli. Kendini sevmeyi, şımartmayı öğren.

Bir de her zaman kendimin en iyi versiyonu olursam, daha sonra keşkelerim olmaz. Biraz gayret, biraz kendini hayata civcivi yuvadan atar gibi atmak.

Bugün mesela yarım gün bir danışmanla çalıştım. Normalde işimi yapar geçerim. Bu kez biraz sınırları zorladım, kişisel sorular sordum. Kendimden örnekler verdim, espiriler yaptım, o da çok cutie bir insan çıktı. Ortak arkadaşlarımız varmış. Sizli konuşma oldu, senli. Komiklikler, şakalar. Danışmanlık yapma fikrin olursa beraber şirket kuralım’a kadar geldi iş.
0
gabe h coud
(14.01.22)
@plutongezegendegilmi
Meditasyon için kitap, video, podcast vb. öneriniz varsa denemek isterim. (İngilizce olabilir)

@gabe h coud

Alışveriş yapmak beni daha çok strese sokuyor, hiç sevmem :)))

Sanırım beni en büyük sorunlarımdan birisi dediğiniz konfor alanınından uzaklaşmak.
Şu an "dışarıdan bakıldığında" gayet güzel bir hayatım var ama ben bu hayatın içinde boğuluyorum.
0
🌸hayalhayal
(15.01.22)
@hayalhayal

Özet: twitter.com
Ayrıntılı: www.navalmanack.com
0
plutongezegendegilmi
(15.01.22)
(6)

nft

black mamba
bu nft muhabbeti şu değil mi? mesela ben bir yağlı boya yaptım bundan 1 tane var. ancak paintte çizdiğim resmi sonsuz kere kopyalayabiliriz. nft ise o ilk yaptığım paint resmini biricik hale yetiriyor. yeni yeni kopyalar olsa da ilk yaptığımın diğerlerinden farkı ilk olması oluyor. tıpkı mona lisa'n
bu nft muhabbeti şu değil mi? mesela ben bir yağlı boya yaptım bundan 1 tane var. ancak paintte çizdiğim resmi sonsuz kere kopyalayabiliriz. nft ise o ilk yaptığım paint resmini biricik hale yetiriyor. yeni yeni kopyalar olsa da ilk yaptığımın diğerlerinden farkı ilk olması oluyor. tıpkı mona lisa'nın replikası olsa da ilk halinin biricik olması gibi. doğru mu anladım?

nft fotoğrafçıları görmeye başladım son zamanlarda. fotoğraflarını satıyorlar. alan kişiler bir ressamın tablosunu almakla aynı amaçla alıyorlar değil mi? şu fotoğrafçı baya iş satmış mesela.

twitter.com

iyi para kazanan var mıdır? açıkcası bana biraz bir trend olduğu için ve birbirlerini desteklemek için alıyorlar gibi geliyor. herhangi bir fotoğrafçının işini mona lisa gibi ilerde yüksek ücretlere satabilmek mantıklı gelmiyor.
0
black mamba
(14.01.22)
En pahalı NFT satışını Refik Anadol yaptı, sırt sıvazlamalık bir durum yok yani kimse birine destek olmak için 1 milyon dolar vermez.
0
Zaman Tamircisi
(14.01.22)
şöyle düşün, mona lisanın orijinalini almak için milyon dolarlar öderken, başkasının yaptığı replikasını 250 TLye alabiliyorsun.

NFTde olay copy/paste ile kopyalanabilir içeriği almaktan ziyade aldığın dijital eseri gerçek sahibinden veya sertifikalı almak. Cem yılmazın NFTlerini başka hesaplarda satıyor ama aldığın kişi Cem yılmaz olunca değerli oluyor.
0
admin
(14.01.22)
evet aslında dediğiniz gibi. milyon dolarlar ödenen nft'lerin çoğu ise kara para aklama amaçlı.
0
rose parks
(14.01.22)
Yalnız çok bilinen bir yanlış, nft alınca eseri almıyorsunuz. Çizimdir tablodur hala sahibinin oluyor. Aldığınız şey, yani non-fungible-token, sadece o resme giden bir internet linki.

Mesela, resmin yüklendiği site kapandı. NFT'niz çalışmayan bomboş bir linke dönüşüyor.

özet olarak: DOLANDIRICILIKK.
0
aguen
(14.01.22)
Tek sıkıntı biz dedik diye o tek özgün kopya olmuş oluyor. Dijital şeyler medya gereği taklit edilmesi mümkün şeyler. (yapılan eserin aynısının tekrar yapılması değil de data olarak 1:1 kopyalanabilmesi)

Hali hazırda belli kitlelere erişimi olan insanların koşarak nft satmaya başlaması da biraz şey geliyor bana. Kriptolu bişeyler yapasımız vardı da sanat sepet dedik gibi.

Ben dijital sanatçıyım eserlerimi satacak mecra çıkmış satayım. Ok

Dijital "sanat" satılıyormuş hemmmmen bişeyler "yapayım" da satayım. Öeh

Makul şeyler de oluyordur elbette ama üstte yazdığım gibi genel olarak.

~Bu arada benim işim sanat sepet ve telif ile, sanat okulu okudum, sanat sepet diyerek aşağı görmüyorum herhangi bir şeyi. Ben para kazanma maksatlı nft satsam anonim olarak yapardım utancımdan ama :D
0
hedep
(14.01.22)
NFT dolandırıcılık maalesef.

Yüksek para verenler de el altından paralarını geri alıyorlar. Hype'a kaptırıp parasını yatıranları tokatlama yöntemi bir nevi.

Zaten sanat sepet tayfanın günümüzdeki en önemli işlevi kara para aklama, vergi kaçırma vs. Onu biraz daha efektif hale getiriyor bu yöntem, yeni fiziksel resim yapmakla, sergiyle falan da uğraşmana gerek kalmıyor :) Covid dönemine denk gelmesi muhtemelen tesadüf değil.
0
plutongezegendegilmi
(14.01.22)
(6)

Ankarada Kahvaltı

2027
Merhaba Arkadaşlar, Bu haftasonu için kahvaltı mekanı önerebilir misiniz?
Merhaba Arkadaşlar,
Bu haftasonu için kahvaltı mekanı önerebilir misiniz?
0
2027
(14.01.22)
Bahçeli Fabb's güzeldi.
0
plutongezegendegilmi
(14.01.22)
Kahvaltı beklentisine göre değişir aslında mekan önerisi. Mesela, kahve ve porridge/tartine/kruvasan tarzı kahvaltılar seviyorsanız ekşi maya olabilir. bunların tartine ve tostları çok başarılı.

Diğer türlü, biraz daha serpmeye yakın kahvaltı için scarpetta denenebilir. Arcadiumun orada, umarım kapanmamıştır.
0
kojonotsuki
(14.01.22)
Sıralı kebap
Beyoğlu halimbey
0
deadwampir
(14.01.22)
4 kişiyseniz Marlinda, biraz pahalı olabilir ama iyidir.
0
marla is in my head
(14.01.22)
kışın nasıldır bilmiyorum ama yazlık da bir öneri olabilir portakal ağacı hem ortam hem de doğal olduğu belirtilen ürünlerle güzel sayılabilecek bir yerdi.portakalagaci.com
Son zamanlarda gitmedim ama franchise'lardan Özsüt'ü beğeniyordum ben. Lorlu karadut reçeli mmmmmmhhh
eğer farklı bir şey olsun derseniz (nereye gidilse patates kızartması sosis falan geliyor nefret ediyorum) hatay sofrası hattena var. yöresel ürünler var.
ayrıca kojonotsuki +1

bir de son hali yine nasıldır bilmiyorum ve kışın çok uygun olmayabilir ama papazın bağı var örneğin.
0
sparkle kiddle
(14.01.22)
Defne restoran aziziye mah.
0
cilekli krep
(14.01.22)
(8)

eve gelen yardımcıya ne kadar ücret veriyorsunuz?

deartheodosia
günlük. şehir ve oda sayısı? teşekkürler
günlük. şehir ve oda sayısı? teşekkürler
0
deartheodosia
(14.01.22)
230 lira. İstanbul, 3+1 ev.
0
fraise
(14.01.22)
250 tl,İstanbul, 3+1 daire.
0
prezarlatif
(14.01.22)
400 lira, Ankara, 5+2
0
plutongezegendegilmi
(14.01.22)
istanbul 3+1, 250
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(14.01.22)
İzmir 3+1
Gönlümden 300 + yol parası geçti ve geçen hafta öyle verdim.
Ama iyi etmedim sanırım. Dün telefon etti, herkes 350 alıyor dedi.
Her hafta gelse 1400 + yol ediyor. Bana biraz ağır gelecek.
İşimi bırakıp evlere mı gitsem diyorum.
0
pro9it9is9
(14.01.22)
İstanbul 3+1
250 + yol
0
cilekli pasta
(14.01.22)
2+1 450 lira + sigorta + yemek + yol
0
freebird5406_2
(14.01.22)
istanbul, iki eve geliyor, iki ev de 1+1, her iki evde de yarım gün duruyor, 250 TL
0
kojonotsuki
(14.01.22)
(4)

Yazılımın temeli nasıl öğrenilir?

marlonbranda
Selam. Bir yazılım dili öğrenmeye başlamak istiyorum eskiden kalan HTML bilgim dışında yazılım bilgim yok. Şu an aklımda Javascript var, bir yerden başlamak istiyorum fakat ezbere iş yapmak istemiyorum işin temelini öğrenip sonra uygulamaya geçmek istiyorum. işin temeli derken kastettiğim mantık ve
Selam. Bir yazılım dili öğrenmeye başlamak istiyorum eskiden kalan HTML bilgim dışında yazılım bilgim yok. Şu an aklımda Javascript var, bir yerden başlamak istiyorum fakat ezbere iş yapmak istemiyorum işin temelini öğrenip sonra uygulamaya geçmek istiyorum. işin temeli derken kastettiğim mantık ve algoritma öğren daha sonra başla gibi.. bu tip bir temel, işin zihinsel olarak temel kısmı.

tabi bana faydası olmayan bir şeye vakit harcamak istemem o yüzden fikirlerinizi istiyorum.

özet: bir yazılım dili öncesi yazılım temeli oluşturmak için ne çalışmalıyım? farazi örnek; mantık, algoritma vs.. gibi işin doğrusu gerekeni ne ise artık.

yazılım öğrenme amacım; JS ile web dapp'leri geliştirmek ihtiyaca göre üzerine koyarak devam etmek.
0
marlonbranda
(11.01.22)
Ya uzun bi cevap yazıp sildim. Özet geçmek gerekirse: uygulama geliştirmeye başla, ihtiyacın oldukça öğren.

Ama konuların temelini bilmeden nerede neye ihtiyacın olduğunu nasıl anlayacaksın? Bir şeye ihtiyacın olduğunu nasıl farkedeceksin yani? Bu sorunun cevabı yok. Sanırım üniversite bu işe yarıyor, bilen birileri mentörlük ediyor bi bakıma. Ama oturup "üniversite oku" demek saçma bi cevap olacağı için bu soruya mantıklı bir cevap bulamıyorum.

Algoritma olayının sonu yok çünkü. Çok özet bir cevap vermek gerekirse:

1- Computation temellerini öğren (opsiyonel)

2- Temel veri yapıları ve algoritmaları oku, sonra da implement et
temel veri yapıları: array, linked list, tree, graph
temel algoritmalar: search, sorting, tree balancing, graph traversal

3- Algoritma karmaşıklığı nedir, nasıl hesaplanır, big-o notasyonu nedir bunlara bak

4- JS'in temellerini öğren. Piyasada herkes kod yazıyor ama "this" tam olarak ne işe yarıyor, event loop nedir, değişkenler ram'de tam olarak nasıl tutuluyor falan bilen az.

5- Bolca pratik :)
0
plutongezegendegilmi
(11.01.22)
plutongezegendegilmi gayet güzel özetlemiş. Bence de önemli husus veri yapıları ve algoritmalar üzerinden hangi dil olduğundan bağımsız bir yazılım nasıl çalışır onu anlayabilir hale gelmek. Sonrasında gidip basit açık kaynaklı uygulamaların kodlarına bakıp ne döndüğünü anlamaya çalışarak da o veri yapılarının nasıl kullanıldığını, algoritmaların nasıl uygulandığını görürsünüz. Bundan bir adım sonrası da Object Oriented Programming özelinde class nedir, object nedir vb. gibi temel şeyler olabilir.
0
salihdt
(12.01.22)
roadmap.sh bu site sorunun tamamını karşılayacak şekilde yapılmış bence.
0
mimetorg
(12.01.22)
learntocodewith.me bu konuda gördüğüm en başarılı içeriklerin olduğu site.

Bir bakın derim, kendi başına sıfırdan öğrenmiş biri hazırlıyor siteyi.
0
anten
(12.01.22)
(6)

apple neden böyle

black mamba
eski bir macbook pro var elimde. en son catalina güncellemesini aldı. ben de mojave yüklemiştim. güzeldi ama biraz hantallaşmıştı. bilgisayar eskidi diye düşündüm. başka bir neden dolayı temiz kurulum yaptım ve işletim sistemi el capitan. yağ gibi akıyor. o hantallık kalmadı. sadece bazı programları
eski bir macbook pro var elimde. en son catalina güncellemesini aldı. ben de mojave yüklemiştim. güzeldi ama biraz hantallaşmıştı. bilgisayar eskidi diye düşündüm. başka bir neden dolayı temiz kurulum yaptım ve işletim sistemi el capitan. yağ gibi akıyor. o hantallık kalmadı. sadece bazı programların güncel halini yükleyemiyorum. ama en fazla sierra'ya falan yükseltirim. 2-3 yıl daha gider gibi. bir sorunu yok. neden böyle? siz apple ürünlerinde aldığı son güncellemeye kadar yükseltiyor musunuz işletim sistemini?
0
black mamba
(11.01.22)
neden böyle? çünkü son çıkan işletim sistemini son çıkan donanıma göre optimize ediyorlar. öncekilerde çok iyi çalışmıyor. mesela monterey de intel işlemcili mac'lerde kötü çalışıyordu, sonra yine biraz toparladılar herhalde.

neyse, ben eğer yeni sürümde spesifik olarak kullanmak istediğim bir özellik yoksa güncelleme yapmıyorum. hala catalina kullanıyorum mesela, big sur ya da monterey'e geçmem için bi sebep yok çünkü.
0
plutongezegendegilmi
(11.01.22)
Baska turlu nasil alet satacak ki? Rakibi de ayni.
0
divit
(11.01.22)
Son kullanıcı için yükseltmeler ve güncelleştirmelerin çoğu gereksizdir.
Özellikle işletim sistemini sürekli güncelleştirme işini sevenler sistemini güncel tuttuğunu sananlar az bir zaman sonra işletim sisteminin yeni versiyonuyla tanışıyorlar.

Kendim olabildiğince antivirüs yazılımının daha güncel olmasına dikkat ederim. Yazılımının değil virüs tanımlamalarının daha güncel olması önemlidir.
0
Erva
(11.01.22)
Tüm güncellemeleri yaparım. Bu iş 'güvenlik açıklarını kapatmak' gibi basit bir şeyden ibaret değil. Benim şahsi bilgisayarıma durduk yere biri saldırmıyor zaten. Güncelliyorum çünkü özellikle mac'te her yeni sürüm ufak tefek de olsa yeni bir şeyler ekliyor. Üçüncü parti uygulamaların da çalışabilmesi için yüklemek gerekiyor. Güncellemek gereksizdir demek mantıksız.

Çok basit bir örnek vereyim. Win + V ile windows'a panodan yapıştırma özelliği geldi 2 sene önce güncelleme ile. Epey güzel bir özellik. Bunun gibi ufak tekek onlarca güzel şeyler ekleniyor. Niye mahrum kalayım?

Bilgisayar yavaşlıyor bu doğru. Sebebi de şu; Apple ya da Microsoft güncel donanımda çalışabilecek en iyi işletim sistemini yaparken "aman 10 yıl önce alınan bilgisayarlar da kasmasın" diye düşünmez. Böyle düşünülecek olsa hem donanımın potansiyeli kullanılmamış olur hem de görsellerden vs. kısmak zorunda kalınır. Her makineye de ayrı bir sistem olamayacağına göre bir yerden sonra eski donanımların yeni sistemleri çalıştırmaması ya da çalışırken kasması vs. gayet normal.

Aslında asıl problem macbook'ların bizim ülkede çok pahalı olması. ABD'de 1.000 dolar civarında bu bilgisayarlar ve tecrübesiz mühendis maaşı bile aylık 5 bin dolar civarında. Burada bu bilgisayarı 2-3 bin liraya alabilsek zaten kimse 10 yıllık macbook kullanmak istemez.
0
himmet dayi
(11.01.22)
buna planlı eskitme deniliyor. güncel sürümü en yeni cihaza göre yapıyorlar elbette ancak eski cihazlarda bilinçli şekilde performans kaybı yapmasına neden oluyorlar. amaç her yıl ürün satmak çünkü.
0
pardus
(11.01.22)
pardus +1
klişe ama planlı eskitme
bu aletlerin en eski işlemcisiyle yörüngeye uydu yollarsın.

büyükbaş ampulcüler de kartelleşip bunu yaptı zamanında.
apple da telefon bataryalarında yaptı. kendisi söyledi bunu.
bununla ekonomi de şahlandırdılar, tüketim arttırarak.
0
comp
(11.01.22)
(4)

starbucks americano kahve içeriği

çih
Merhaba arkadaşlar. diyet yapıyorum ve yediğim içtiğim her şeye dikkat ediyorum uzun zamandır. yaşam boyu bir diyet aslında bu. protein kalori hesaplamalı, şekersiz vesaire.günde bir bardak bu kahveden içiyorum, içinde süt ve şeker olmadığı için tercih ediyorum.Kahvelerden hiç anlamam yardımcı olurs
Merhaba arkadaşlar. diyet yapıyorum ve yediğim içtiğim her şeye dikkat ediyorum uzun zamandır. yaşam boyu bir diyet aslında bu. protein kalori hesaplamalı, şekersiz vesaire.

günde bir bardak bu kahveden içiyorum, içinde süt ve şeker olmadığı için tercih ediyorum.

Kahvelerden hiç anlamam yardımcı olursanız sevinirim. Bu kahvenin içinde ne var? saf kahve değil mi? diyetimi etkileyecek bi içeriği yoktur diye düşünüyorum. dtarbucks'taki sıcak suyla yapılan americano bahsettiğim. espresso değil.

bi aydınlatırsanız sevinirim.
0
çih
(10.01.22)
Americano: espresso + sıcak su. Diyeti etkileyecek bir şey yok, rahat rahat için.
0
kobuzchu kiz
(10.01.22)
Americano'da kalori yok. Gerçi sanırım yine 10-20 bişey var ama çok önemli bir miktar değil.

Saf kahve evet. Americano espresso'dan yapılıyor ama. Espresso üzerine sıcak su koyunca americano oluyor. Espresso da düz ama yoğun bir kahve. Latte'de süt filan oluyor, bunlarda yok.
0
plutongezegendegilmi
(10.01.22)
Starbucks'dan bağımsız olarak Americano denen içecek genelde 2 shot espresso üzerine sıcak su şeklinde hazırlanır. Sanıyorum Starbucks'ta tall boy alırsanız, 2 shot olurken; grande boy alırsanız 3 shot olarak hazırlanıyor olması lazım. Yanılıyor olabilirim.

Keto, low-carb vs. diyetlerin tümünde kahve etkisiz eleman (0 kalori) kabul ediliyor ve hiç bir şey yenilip içilmeyen oruç (fasting) sürecinde de tüketilebiliyor.

Bilimsel olarak da 250ml filtre kahve ya da americano yarım kalori ya da 1 kalori olarak düşünülüyor/hesaplanıyor ama bu durum diyetinizi etkilemez.
0
kaptankedi
(10.01.22)
Kalori namina bir sey olmaz americanoda rahat olun.
0
stavro
(10.01.22)
(6)

oyun tavsiyesi (ortacag - kale kusatmali temali)

baldur2
son 3-5 senede cikmis ortacag temali, kale kusatmali oyun ariyorum. sehir kurma simulasyonu veya survival tarzi da olabilir, tps-fps tarzi da olabilir strateji de olabilir. ortacag veya kale temasi olsun da turu ne olursa olsun.
son 3-5 senede cikmis ortacag temali, kale kusatmali oyun ariyorum. sehir kurma simulasyonu veya survival tarzi da olabilir, tps-fps tarzi da olabilir strateji de olabilir. ortacag veya kale temasi olsun da turu ne olursa olsun.
0
baldur2
(07.01.22)
age of empires 4 - valla aşırı güzeldi.

sims medieval. farklı biraz tam sizin istediğiniz şeyler yok ama iyi bence.
0
Hallegadola
(07.01.22)
Bannerlord :D

Bi de yakın zamanda Knight of Honor 2 çıkacak strateji türünde, onu da takipteyim, ama henüz çıkmadı.
0
plutongezegendegilmi
(07.01.22)
bad boy for life
(07.01.22)
stronghold tabii ki :)
kimse de yazmamis kale kusatma deyince stronghold gelir akla
0
sting
(07.01.22)
Stronghold Cruisaders evet. Oyunun adı zaten "Birader ben buraya kuşatmaya geldim" diye bağırıyor. Hey gidi :)
0
burka
(07.01.22)
Tropico 4, 5, 6
0
baal
(07.01.22)
(7)

Kablosuz internet bağlantısındaki anlık kopuşlar

plutongezegendegilmi
İnternet kopuyor, sonra 1-2 saniye içerisinde tekrar bağlanıyor. Bilgisayardaki simgeden de görebiliyorum olayı.Macbook kullanıyorum ve superonline'ın verdiği standart modem var.Modemde elektrikle ilgili falan bi sorun olsa internete tekrar bağlanması biraz daha uzun sürerdi diye düşünüyorum. Eskide
İnternet kopuyor, sonra 1-2 saniye içerisinde tekrar bağlanıyor. Bilgisayardaki simgeden de görebiliyorum olayı.

Macbook kullanıyorum ve superonline'ın verdiği standart modem var.

Modemde elektrikle ilgili falan bi sorun olsa internete tekrar bağlanması biraz daha uzun sürerdi diye düşünüyorum. Eskiden ADSL kullanırken öyle oluyordu en azından, şimdiki fiber, bişey farkediyor mu bilmiyorum.

Bi de bu sadece evde oluyor, o yüzden sorunun bilgisayarda değil de modemde olduğunu düşünüyorum.

Nasıl çözeriz?
0
plutongezegendegilmi
(06.01.22)
aynı şey bana da olmuştu, modem değişince düzeldi.
yine de superonline'ı bir ara, bazen uzaktan bir şeyler yapıyorlar, o da toparlıyor.
0
blatta hiberna
(06.01.22)
wifi bağlantın mı kopuyor yoksa internetin mi tamamiyle gidiyor? wifi bağlantın kopup tekrar geliyorsa ağ üzerinde çok fazla cihaz bağlıysa router ısınıp kaldıramıyor olabilir. eğer internetin tamamiyle gidip geliyorsa (1-2 saniye sürmez, en az 1-2 dk sürebilir) o zaman internet hizmeti aldığın yeri arayıp arıza olduğunu dile getirip, uzaktan ayar çekecekler. belki düzelir.
0
false pretension
(06.01.22)
@false pretension, wifi bağlantısı kopuyor.
0
🌸plutongezegendegilmi
(06.01.22)
bence de once so'yu ara once. elinde wifi modem varsa aslinda so modemine kabloyla baglayip wifi verebilirsen denemek icin guzel olur. hatta kabloyla baglayip bir test yapabilirsen cok daha guzel olur hocam. bu isp'lerin verdigi modemlerin hepsinde wifi sorunlu oluyor nedense.
0
nibba
(07.01.22)
Modem bozuktur ya da isininca da sapitiyor. Baska modemle dene duzeldigini goreceksin.

Yeminle su ulkede duzgun modeme denk gelmis degilim.
600 liralik alet aliyorsun 2 ay gidiyor.
0
divit
(07.01.22)
kanalı değiştir modem arayüzünden, bu tarz kopmalar isp kaynaklı değilse -ki fiberde olma olasılığı daha düşük- kanal ayarı ile düzeliyor.
0
Bruce
(07.01.22)
Macbook'un bluetooth bağlantısını kapatıp bir süre kullanmayı dener misin? Bende 12 inç macbook var, 2.4 ghz wlan'larda bluetooth ile interference yaşamak gibi yaygın bir problemi var, 2.4 ile bluetooth'u beraber kullanamıyorum kesinlikle. O tarz bir şey olabilir.
0
roket adam
(07.01.22)
(4)

SQL- Python için Site?

dreamnesiac
Merhaba,Biraz aşinalığım var ama çoğunu unuttum. Kodu yazarak pratik yapmaya da olanak veren ya da proje/ödev tabanlı olan bir site/eğitim önereniz var mı?Teşekkürler
Merhaba,

Biraz aşinalığım var ama çoğunu unuttum. Kodu yazarak pratik yapmaya da olanak veren ya da proje/ödev tabanlı olan bir site/eğitim önereniz var mı?

Teşekkürler
0
dreamnesiac
(04.01.22)
datacamp.com
0
do you remember me
(05.01.22)
hackerrank
0
Barki
(05.01.22)
Şu eleman iyi baya

codingbat.com
0
plutongezegendegilmi
(05.01.22)
Edit: Datacamp'e alternatif arıyorum aslında.
0
🌸dreamnesiac
(05.01.22)
(8)

Gocmen dedemin bulgaristan’daki köyü

imfhh
Merhabalar,Bu soruda hep birlikte 1951 yilinda bulgaristan’dan nazilli taraflarina gocmus dedem ve ailesinin köyünü bulmaya calisabilir miyiz?Cesitli sekillerde yaptigim google aramalari ve Wikipedia taramalarindan sonuc bulamadim. Belki benzer lokasyondan gocmus olanlar ya da bir tanidigi olanlar v
Merhabalar,

Bu soruda hep birlikte 1951 yilinda bulgaristan’dan nazilli taraflarina gocmus dedem ve ailesinin köyünü bulmaya calisabilir miyiz?

Cesitli sekillerde yaptigim google aramalari ve Wikipedia taramalarindan sonuc bulamadim.
Belki benzer lokasyondan gocmus olanlar ya da bir tanidigi olanlar vardir diye sorumu soruyorum.

Dedem’den aldigim bilgilere dayanarak köy yenipazar(novi pazar) icinde turk arnavutlugu denen bir yer.

Simdiden tesekkurler!
0
imfhh
(04.01.22)
Novi pazar bulgaristandan mi yugoslavyadan mi?
0
rockinside
(04.01.22)
Rockinside, bulgaristan’dan.
0
🌸imfhh
(04.01.22)
Yeni adi Belogradets
0
rockinside
(04.01.22)
Devlet arşivlerine sorarsanız söylüyorlar genelde. Yani kaydı kuydu varsa çıkıyor.
0
plutongezegendegilmi
(04.01.22)
novipazar şumnu ya bağlı bir kasaba. bizimkiler de oradan.
0
spivak
(05.01.22)
Rockinside, yeni adi belogradets dedigin novipazar’in yeni adi mi? Turk arnavutlugu’nun (dedemin koyum dedigi yer) yeni adi mi onu pek anlamadim? Haritada birbirine yakin iki yer cunku novi pazar ve belogradets.
0
🌸imfhh
(05.01.22)
Yedigimiztavuk, cok tesekkurler bu bilgi icin!
Sitede turk arnavut* seklinde arama yaptim ve sanirim @rockinside cevabini anladim:)
“ Belogradets Белоградец köy - Vetrino - Varna BG
1910öh : Türk Arnavutlar [ Türkçe ]
1514t : Arnavud Kuyuları [ Türkçe ]
Arnavutlar köyünün Türk mahallesi anlamında“

Hemen gidip bu isimlerin bir sey cagristirip cagristirmadigini sorayim :)
Cok tesekkurler!
0
🌸imfhh
(05.01.22)
rica ederim. bu güne kadar şumnu'da aradığınız için bulamamışsınız muhtemelen, şumnuya yakın ama varna'ya bağlı köy.
0
rockinside
(05.01.22)
(9)

Aynı cümlede 2 kere "de/da" eki kullanmak

matrix
Selamlar;Bu konudan tam emin olamıyorum. Aynı cümlede 2 kere -de/-da eki kullanmak dil bilgisi açısından sorun yaratır mı? gözüme biraz anlam bozulması yaratıyormuş gibi geliyor ama bilemedim. misal;"bırakın da artık biraz da biz dürüm yiyelim sözlük."
Selamlar;

Bu konudan tam emin olamıyorum.

Aynı cümlede 2 kere -de/-da eki kullanmak dil bilgisi açısından sorun yaratır mı? gözüme biraz anlam bozulması yaratıyormuş gibi geliyor ama bilemedim.

misal;

"bırakın da artık biraz da biz dürüm yiyelim sözlük."
0
matrix
(04.01.22)
bu ek degil baglac.

yukaridaki ornekte "birakin da" ile biraz'dan sonraki "da" ayni anda kullaninca fazlalik olusturuyor, cunku ikisinin de verdigi his benzer. ama baska durumlarda kullanilabilir, teknik olarak sorun yok bence.
0
hot potato
(04.01.22)
reklam yazarı olarak konuşuyorum, ben tercih etmem. burada okuyunca bana bir düşüklük varmış gibi geliyor. yoksa aynı cümlede iki kere de-da kullanmakta sakınca yok. böyle bir kural yok yani. illa kullanacaksanız da aralarını açmak bir çözüm olabilir.

cümleyi atarsanız bakabilirim.
0
eurhka
(04.01.22)
aynı cümlede iki kere olur ancak bu cümle düşük bir cümle sebebi ilk da'nın gereksiz oluşu. çıkınca anlam değişmiyor.
0
rewlack
(04.01.22)
Kullansan da kullanmasan da sorun değil diye düşünüyorum
0
allah yazdiysa bozsun
(04.01.22)
ilk -da gereksiz degil bence cunku orada bir serzenis vurgusu katiyor. birakin, birak diye degistirilirse yeterli olacaktir.
0
Kittie
(04.01.22)
Bi anlatım bozukluğu yok, ama göze güzel gelmiyor hakkaten.

"Bırakın da, artık biraz da biz dürüm yiyelim sözlük." gibilerinden bir virgül kullanımı bi tık daha iyileştirebilir cümleyi.

Gereksizlik muhabbetine katılmıyorum, gereklilikten ziyade vurgu olayı var gibi burada.
0
plutongezegendegilmi
(04.01.22)
@kittie bırakının bırak olarak değiştirilmesi bence yanlış olur; çünkü orada belli ki samimiyeti olmadığı, mesafeli durulan birine birine sersenişte bulunuluyor. diğer bir deyişle askerlik arkadaşıyla konuşmuyor!
cümlede bir yanlışlık göremedim; lakin şöyle olsa daha bir albenili sanki:
"bırakın, artık biraz da biz dürüm yiyelim sözlük"
0
pangea
(05.01.22)
de bir bağlaçtır ve bu cümlede ilki gereksiz kullanılmış. iki farklı yüklem virgülle de bağlanabilir. yapı dışında anlam olarak bir katkısı yok.
0
jimjim
(05.01.22)
bırakın artık, biraz da biz dürüm yiyelim sözlük.
bırakın da artık biraz biz dürüm yiyelim sözlük.

demek varken çok anlamsız ayrıca fonetik olarak tırmalıyor. üstte yazdığım iki cümle de bende aynı etkiyi yaratıyor zaten.
0
guitarissimo
(05.01.22)
(10)

Günde kaç adım atıyorsunuz?

dafuq
Ve, Sizce az mı çok mu yürüyorsunuz?
Ve, Sizce az mı çok mu yürüyorsunuz?
0
dafuq
(04.01.22)
Dün 27.027 adım atmışım. Son zamanlardaki ortalamam 10-20 bin arasıdır. Eskiden daha yüksekti. Şu anda az yürüyorum. Ortalamayı 20 bin üstüne çekmeyi hedefliyorum.

Home office çalışıyorum. Sabah mesai öncesi yarım saatte 3 bin adım atıyorum. şimdi çıkıp site içinde 6-7 bin adım atıcam 1 saatte. Akşam da en az 1 saat koşu ile 15 bin üstü adım. Güne yaymak önemli.
0
gabe h coud
(04.01.22)
Arabayla ise gidip geliyirum. Gun içinde de aracla bir cok yere gidip geldigim icin aksama dogru yorulmuş oluyorum ve dizlerim agirmaya basliyor o yuzden aksam da yurumuyorum. Dolasiyla cok az yuruyorum hic denecek kadar.
0
stavro
(04.01.22)
6-7bin bu aralar. az. ideali 10-12 benim için
0
avatar is back
(04.01.22)
Günlük ortalamam 12bin küsür. Bence ideal
0
hakmut
(04.01.22)
Ortalama 10000 civarı adım atıyorum bu aralar. Full time çalışırken 15000 altına hiç düştüğü olmazdı. Şimdi haftanın 3-4 günü evde olduğum için çıkıp yürüyüş yaparak, ev içinde hareket ederek bu kadar oluyor.

Pazar günlerini 3000 ile tamamladigim da olmuştur tabii. :)
0
fraise
(04.01.22)
pandemi öncesi 11-12 bin ortalamam vardı.

eylül ile birlikte işe döndükten sonra aylık 15-16 bin ortalama yapıyorum.

biraz bilerek abartıyorum. iş yerinde telefonu her daim yanımda götürüyorum, iş çıkışı 10-12 dk da vapur iskelesine otobüsle gitmek yerine 30-35 dakika yürüyorum.

eve döndükten sonra da bazen ihtiyaçtan bazen de tamamen maksat adım olsun diye etrafı turluyorum
0
barankovan
(04.01.22)
2000'in üstüne çıktığı nadir. BMI 27, demek ki az. Bi 10k civarına çıkarabilsem çok tatlı olur.
0
plutongezegendegilmi
(04.01.22)
2021 yılı ortalamam günlük 7.919 adımmış. 10 bin üzerinde olmasını hedefliyorum ama .öt büyük, kalkmıyo yerinden kolay kolay :)
0
mustafakesekci
(04.01.22)
10-11bin. akşam her gördüğümde şaşırıyorum, bana daha hareketsiz hayatım varmış gibi geliyor.
0
deartheodosia
(04.01.22)
Adim saymiyorum.

Her gün kopekle en az 1, 1.5 saat yürüyorum. Ise giderken de toplu tasima kullaniyorum, mesafeleri genelde yuruyerek ya da bisikletle kat ediyorum. 10 bin adimin altinda olmasi imkansiz.
0
buf-e kür
(04.01.22)
(2)

lor peynirinden kaşar yapmak

ismailond
kaşardan kaşar yapma videolarından sonra aklıma geldi. hem lorü yenebilir hale getirip hem masrafı azaltmak için lor ve az kaşar içeren nasıl bir karışım yapabilirim? bunda un gibi karbonhidratlar olmayacak ama sağlıklı olacak.
kaşardan kaşar yapma videolarından sonra aklıma geldi. hem lorü yenebilir hale getirip hem masrafı azaltmak için lor ve az kaşar içeren nasıl bir karışım yapabilirim? bunda un gibi karbonhidratlar olmayacak ama sağlıklı olacak.
0
ismailond
(03.01.22)
Kaşardan kaşar değil ama eritme peynir yapılıyor. Masraf ve besin değeri aynı oranda düşüyor.
İnternetteki tariflerdeki nişasta yerine lor denenebilir belki ama nişasta gibi bağlayıcı olmayacağı için lor yapılan peynir dağılır. 3 kuruşluk lor lezzetlensin diye süt, tereyağ, kaşar harcamazdım ben olsam ama zevk sizin karar sizin.
0
cilekli pasta
(03.01.22)
Eğer loru kendiniz yapıyorsanız yöntemi biraz değiştirerek ricotto ya da mozarella da yapabilirsiniz. Daha lezzetli peynirler.
0
plutongezegendegilmi
(04.01.22)
(1)

hackerrank, leetcode, codewars gibi sitelerden hangisi sallanıyor?

high hopes of the sozluk
yazılım alanında bu sitelerden hangisi sallanıyor algoritma soruları için? aslında codewars'dan baya bi ilerledim ama sanırım hackkerrank daha çok umursanıyor gibi işverenlerden galiba.sizin düşünceniz nedir? varsa başka bi tavsiyeniz onu da alırım.
yazılım alanında bu sitelerden hangisi sallanıyor algoritma soruları için? aslında codewars'dan baya bi ilerledim ama sanırım hackkerrank daha çok umursanıyor gibi işverenlerden galiba.
sizin düşünceniz nedir? varsa başka bi tavsiyeniz onu da alırım.
0
high hopes of the sozluk
(03.01.22)
leetcode daha popüler gibi şu aralar. hackerrank ondan önce popülerdi, tabi hala kullanan var. codewars bence en iyisi, ama henüz çok yaygın değil gibi gözlemledim.
0
plutongezegendegilmi
(03.01.22)
(17)

Gezmek istediğiniz yerler

dissendium
Şu an bir milyon liranız olsa gideceğiniz ilk yer neresi olurdu?Ben Brezilya, Amazon Ormanları demek istiyorum. Amacım canlı çeşitliliğini görmek.Sizin gideceğiniz ilk beş yer neresi olurdu ve neden?
Şu an bir milyon liranız olsa gideceğiniz ilk yer neresi olurdu?

Ben Brezilya, Amazon Ormanları demek istiyorum. Amacım canlı çeşitliliğini görmek.

Sizin gideceğiniz ilk beş yer neresi olurdu ve neden?
0
dissendium
(01.01.22)
Istanbul
0
haysiyetsiz nane
(01.01.22)
Kuzey ışıkları - O görsel şöleni görmeden ölmek istemem, para sorunum olmazsa en güzel görebileceğim yeri araştırıp oraya gitmek isterdim (şu ana dek araştırmamı gerektirecek bir durumum olmadı).

Safari - Sistemi tam bilmiyorum gitme ihtimalim olmadığı için araştırmadım ama hayvanlara gerçekten dışarıdan müdehale yoksa çok isterim.

Uzun gemi seyahati - Şöyle minimum bir aylık bir gemi seyahati isterim, öyle küçük bir geçi değil ama kocaman gemiler oluyor ya içinde havuzu diskosu kumarhanesi her şey var, bu deneyimi yaşamayı çok isterim.

Kabile ziyareti - Ölüm tehlikemin olmayacağının %100 garantisini alarak gelişmemiş kabileleri gezmeyi insanlarını gözlemlemeyi çok isterim.

Mısır - Piramitler de ölmeden görmek istediğim yerlerden. (Bunu beşi tamamlamak için yazdım belki sonradan aklıma daha çok merak ettiğim bir şey çıkarsa değiştirebilirim)

(Galiba param bitti borçlandım ama hayal işte deyip geçiyorum.)
0
mutekebbir
(01.01.22)
Edinburg, Prag, Tokyo, Guatemala
0
bahçedekisandal
(01.01.22)
bangkok, tibet, cape town, mexico, california, ibiza, kabul, paris, tokyo. ilk istediklerim bunlar allahim nasil et be
0
ala09
(01.01.22)
İlk beş sürekli değişiyor’
Machu Picchu, Peru
Tokyo
Hindistan
Karayip Adaları
Moskova ordan kuzey ışıkları.

Bonuslar; Büyük Avrupa turu :)
Sydney
0
intihar etsem de kendime gelsem
(01.01.22)
Vietnam, Moğolistan, Laos ve civar yerler. Nedeni bilmiyorum ama Asya taraflarını merak etmeye başladım.
0
put it in your appropriate place
(01.01.22)
hmmm havadan 1 milyon lira gelse yine de seyahat etmezdim ev alirdim.

Illa seyahat etmem gerekiyorsa japonya olabilir.
0
hot potato
(01.01.22)
Katmandu özelinde Nepal, Kamboçya ve o tarafa gitmişken diğer görülesi yerler de olur.
0
Bruce
(02.01.22)
Orta Asya'da, Altay Cumhuriyeti sınırlarında Katun Nehri diye bi nehir var, fotoğraflarını gördüm aşırı hoşuma gitti. Bu aralar gidip orayı görmek isterdim.
0
plutongezegendegilmi
(02.01.22)
Önceden gezdim ama hanımı da götürmek için saint Petersburg.

Amerika ama genel olarak doğal güzelliği olan yerler. Bir de new york.

Tokyo

Mısır piramitler

Martinik (hanımın memleketi diye)
0
logisticsmanager
(02.01.22)
1) Macaristan- Budapeşte. Erasmus yapma sebebim bile sırf Budapeşte’ye seyahat edebilmekti. Sebebi Pal Sokağı Çocukları romanı. Erasmus’tayken gidip pal sokağı çocuklarının heykellerini de ziyaret etmiştim. Budapeşte çok büyüleyici bir yer. Yerleşmek istediğim şehirdir, net.

2) Uruguay- Montevideo. Buna da sebep biraz Eduardo Galeano. Dünyaya bakış açımı değiştirmiş yazardır.

3) Avustralya- Sidney. Hep küçüklüğümden beri Avustralya bana dünyanın son noktası gibi gelmiştir, hatta dünyadan kopuk bir yer gibi. Oradaki oksijen bile aynı değilmiş gibi geliyor jgjgjfjf görmeyi çok isterdim.

4) İtalya- Pompei. Malum felaketten ötürü orayı görmeyi çok isterim. Çok etkileyici geliyor hikayesi.

5) Dibimizde olmasına rağmen hala göremediğim Yunanistan. Antik kentlerinde o havayı solumak, sokaklarında dolaşmayı çok isterim.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(02.01.22)
Havadan gelmis bir parayla, tabii ki Paris ve Londra´nin en iyi restaurantlarinda birkac arkadasimla yer icerim. 60-70 bin euro ile en fazla bir hafta unicorn sarap icilir, iyi hotelde de kalinir. Bir hafta sölen havasinda yasar, sonra evime geri donerim.

3. New York, 4. Kophenhagen, 5. Tel-aviv. Hepsi o parayla, tatilde aradigim her seyi sagladigindan. Güclü yeme-icme kültürü, ilgimi ceken kültür hayati ve gorece yakininlarindaki dogal güzellikler.

Az parayla bu saydigim sehirlerde ancak azap cekerim.
0
buf-e kür
(02.01.22)
Tropik bir yere giderim, Andaman Adaları gibi.
0
gabe h coud
(02.01.22)
İstanbul +1 :)

Pandemi bitsin, Beşiktaş bile olur :)
0
dreamnesiac
(02.01.22)
grand canyon, abd. engin manzaralara sahip coğrafi/doğal güzelliklerin hepsini görmek isterim.
0
erenderk
(02.01.22)
Yaklaşık bir sene süren dünya turu yapan cruiselar var. Onlara harcarım.
0
jazzabel
(02.01.22)
O kadar param olsa direkt ful dünya turu yaparım. 2017 parasıyla 30 küsur bin ile (Dolar 3,5 idi) Japonya'ya kadar Asya turu yaptım. Tabi kendi masrafım da ona göre. Hostelde kalış, uçak harici araç kullanımı, sokak yemekleri. Bitiminde para bile artırırım.
0
d max
(03.01.22)
(15)

Çevrenizde herkes dolardab zamlardan bahsediyor mu surekli?

stavro
Benim cevremin cilki cikti artik, zam asagi zam yukari. Bu muhabbetler artik cok canimi sikmaya basladi, ben de bayilmiyirum ulkenin haline ama sabah aksam zam konusup zam dusunup depredyona girmenin de alemi yok diye düşünüyorum bu yuzden cevremde bu konulari acanlari susturuyorum artik. Dolar su o
Benim cevremin cilki cikti artik, zam asagi zam yukari. Bu muhabbetler artik cok canimi sikmaya basladi, ben de bayilmiyirum ulkenin haline ama sabah aksam zam konusup zam dusunup depredyona girmenin de alemi yok diye düşünüyorum bu yuzden cevremde bu konulari acanlari susturuyorum artik. Dolar su olmus, peynirin fiyati bu olmus dedikleri an abi ben takip etmiyirum bana bu konulari acmayin diyip konuyu zorla kapatiyorum. Yeni yil diyorsun adam diyor ki ya ben gelecek yeni zamlari düşünüyorum.. Ulan dusunsen de dusunmesen de gelecek zaten hem kendini hem de etrafini bunalima sokmankn alemi ne?

Sizde durum nasil, çevrenizde surekli bu muhabebtler donuyor mu sizin de ve siz ne yapiyorsunuz?
0
stavro
(01.01.22)
konu illa oraya gelir Türkiyede kaçış yok
0
amusan
(01.01.22)
Valla başka bişey konuşmuyoruz neredeyse. Datsız.
0
plutongezegendegilmi
(01.01.22)
Ciddi bir konu. Basit bir olay değil, dünyada kaç ülkede ayni anda her şey kötü gidiyor ve durmuyor? Insanların çoğunun hayatinda iyiye giden bir olay yok. Kendilerini iyi hissetmeye yarayacak bir şey yapacak para da yok.

Ben Fransa'da yasiyorum. Türkiye'de ailem, arkadaşlar ile dönüyor muhabbet. Bir şey demiyorum tabiki.
0
logisticsmanager
(01.01.22)
Valla benim cevremde yok. Ben de konusmuyorum pek ama keske olsa da konussak. Icim sisiyor. Hele bu yeni yilla gelen zamlar gogsume oturdu icimi daraltti.
0
floydian
(01.01.22)
Bu konular, "üzerinde konuşularak bunalıma girme deneyimi yaşamak" için değil, yaşam kalitenizi ciddi şekilde aşağı çekeceği, hatta gündelik hayat rutinlerinizi değiştireceği, belki kısa bir süre sonra şuan yaşadığınız hayatın uzaktan yakınından geçememe ihtimali olduğu için konuşuluyor. Hepsiburada'da geçen hafta 500tl olan Türkiye üretimi su ısıtıcısını sepetime ekleyip bugün almaya kalkınca 1000tl olarak görüyorsam aa ne tatlı deyip pencereyi kapatıp devam edememem doğal değil mi? İnsanların elinden de gelen bu. Canları yanıyor, hayatları etkileniyor, onlar da konuşarak dışavuruyor.

Fanusta yaşamak ya da bu konuları yoksaymak bir seçim, böyle olunca alım gücünüz ya da hayat standardınız artmış olmayacak, sadece siz görece az farkında olacaksınız olan bitenin.
0
dreamnesiac
(01.01.22)
Almanyadaki arkadaşımla İngilteredeki kuzenimle bile Türkiyedeki zamları konuşuyoruz. Benden daha çok şaşkınlar.
0
hindistan cevizi
(01.01.22)
Konuşacak daha derinlikli şeyim olmayan iş arkadaşı çevresi ile full zam dolar muhabbeti çeviriyoruz. Bunu yapmasak saçma salak dedikodu ya da kayınvalide görümce ya da futbol konuşucaz. Biraz da kim akıllı yatırımcı kim kriz anında nasıl tepki veriyor görmek açısından memnunum bu grupla konuşmaktan.


Yakın olduklarım ile sıfır, hiç konuşmuyoruz bunları. Çünkü konuşacak bin türlü şey varken, herkes birbirinin maddi durumunu yatırımını siyasi görüşünü bildiği için, ilgi çekici bi gelişme olmadıysa konuşmayız.

Yani small talk'un yerini zam döviz ekonomi aldı. Samimiyetsiz muhabbet dinleyeceğime bunları tercih ederim.
0
Bruce
(01.01.22)
Konu ne olursa olsun bir şekilde buraya geliyor.
En son bugün öğlenden sonra görüştüğüm arkadaşlarımla masaya oturduğumuz andan itibaren ne olur ekonomi konuşmayalım dedik, işten, aileden, kitaptan, dizilerden, sinemadan bir sürü şeyden konuştuk ama konu ne olursa olsun mutlaka döndü dolaştı ekonomiye geldi. Hatta konuyu kapatmak için atladığımız konular bu saydıklarım.
Maalesef şu an bundan daha önemli bir şey yok.
Hepimizin ortak meselesi bu. Ne hakkında konuşursak konuşalım mutlaka kendimizi kıstığımız, feragat ettiğimiz bir sürü şey oluyor ve konu buraya geliyor.

Şahsen ben de istemiyorum sürekli bunları duymak bunu en başta söylüyorum lütfen bu konulara girmeyelim daha yeni atlattım buhranımı diye ama iki cümle sonra ben oradayım. Ya da karşımdaki oraya gelince mecbur ben de derdimi anlatıyorum.

Duymak istememek de hakkınız/hakkımız ama içinde olduğumuz durum o kadar genel bir durum ki. Etkilenmeyen kimse yok çevremizde.
0
mutekebbir
(01.01.22)
kendi cevremde neredeyse hic konusmuyoruz ama is yeri ortaminda cok donuyo muhabbeti. bence konusmak sorun degil de kitlesel bazi olaylarin olmasi gerekirken hem bu jadar yakinip hem hicbir sey olmamis gibi hayata devam etmek garip geliyor
0
ala09
(01.01.22)
Çevre dediğiniz her yerde bir ça bile içsen dünyanın parası, laf mecbur oraya geliyor.
0
neymis
(01.01.22)
Biri istanbul biri ankaradan iki hukukçu nerden ucuz peynir alalım diye konuşuyoruz. Durumun vehametini burdan anlayın
0
photo85
(01.01.22)
Valla hocam su tavrin beni bayagi rahatsiz etti acikcasi. Hani konformist biri olabilirsin, her seye hemen uyum saglayabilirsin de milleti ne diye kendine benzetmeye calisiyorsun. Bir de sanki cok matah biseymis gibi cevremde bu konulari acanlari susturuyorum deyip milleti engelleyiyorsun. Ne bileyim ortada 4-5 kisi varsa ve millet o konu hakkinda konusmak istiyorsa ancak sen konusmak istemiyorsan o zaman ortami bisekil terketmek daha mantikli degil mi?

Neyse, benim cevremde de ara ara muhabbetleri donuyor, dondugu zaman da ben de yardirip gidiyorum.

Edit: @photo iki hukucunun peynir fiyatlarini konusmasi vehameti nasil gosteriyor ben orasini anlamadim. Hukukcular devamli hukuk mu konusuyor sanki kendi aralarinda? Normalde hic gunluk konusma olmuyor mu? Gece gece neye catacagini bilmeyen kisi gibi hissettim kendimi ancak yazmadan da duramadim cunku cok degisik bir cevap.
0
j r r tolkien hayrani
(02.01.22)
yani zamnlardan "gercekten" etkilenenler konusuyor, evet. kimse caktirmasa da tanidigin 10 kisinin 7si borc oduyor, kredi oduyor vs. zamlar artik bir suru kisi icin food security anksiyetesi yaratacak boyutlara geldi ve kafalarinda baska bir sey olmamasi normal. kimisinin birikimi var ben bu firtinalari atlatirim diyor ama inan cogu kisi sadece muhabbet olsun diye degil bu konuda ciddi anksiyete yasadigi icin ve hayati gercekten etkileniyor oldugu icin konusuyor.
0
robokot
(02.01.22)
@jrr
Kimseyi kendime benzetmeye calistigim yok ki, beni kendilerine benzetmelerine engel olmaya calisiyirum olay bu. Kalkip kimseye zamlari konusmayin ve dusunmeyin zam yokmus her sey harikaymis gibi takılın demiyiruz, ben sadece konuyu bana acani susturuyorum, kendi aralarinda konusmalarina engel olacak halim yok insanlarin ki istesem de olamam zaten. Yoksa biz de zamlara bayilmiyoruz duyunca veya hayatim etkilenmiyor degil. Ama surekli konusulmasinin beni rahatsiz etmeye basladigi mevzulari dinlememe hakkim olmali degil mi? Futbol konusuldugunda da susturum karsimdakini ama diger arkadaslariyla konudmasina bir şey diyemem, kendime benzetmis mi oluyorum adami..

@dreamnesiac
Butun gün bu muhabbetleri cevirmeyerek de hala her şeyin farkinda olabiliyoruz, benim ve benim gibilerin görece daha az farkındalığı yok emin ol, beb de tuvalet kagidi kullaniyor, benzin yakiyor, kahvaltida peynir yiyorum. Fanusta yasama durumu yok ortada, zaten istesen de olmaz.
Ama fanusta yaşıyoruz diyelim, evet alim gucumu ve fiystlari degistiremiyirum ama siz ofiste cafede otobus durağında arabada vay zam geldi vay zam gitti aksama kadar muhabbetini cevirerek alim gucunuzu degistirebiliyorsaniz ben de size katilayim hemen. Ben de zamlara bayilmiyirum vrya ulke ekonomisi saha kalkti ama insanlar nankor, avrupada kuyruklara giriyorlar biz yine iyiyiz haylleriyle avunmuyorum cunku. Bir fark yaratabiliyorsaniz derhal size katilayim, gece uyumayip bunlari konusabilirim gerekirse.
0
🌸stavro
(04.01.22)
Günlük hayatında bir şekilde para kazanan/ harcayan birinin paranın ederindeki değişimi de merak etmesi bana çok anlaşılmaz gelmiyor. Benim kazandığım 10 liranın ederi kaç olacakmış, dün kaç yumurta alabildim bugün kaç aldım yarın kaç alabilirim, kahvaltı ederken düşünülür de konuşulur da.

"Sussunlar" benim düşünce biçimim değil.
0
dreamnesiac
(04.01.22)
(6)

Elon Musk'ın Mars Planı

asaf
https://twitter.com/elonmusk Kapak fotoğrafı yaptığı üzere dünya gibi bir gezegene dönüşmesi hayalini taşıyor. Bu kapakta metafor yok. Her şey tamam da burada "Mars'ta bir insan medeniyeti" olmaktan öte onu çok ilerde bir mavi gezegen olarak da görme kısmı nasıl oluyor? Coğrafi, jeolojik dönüşümler
twitter.com

Kapak fotoğrafı yaptığı üzere dünya gibi bir gezegene dönüşmesi hayalini taşıyor. Bu kapakta metafor yok. Her şey tamam da burada "Mars'ta bir insan medeniyeti" olmaktan öte onu çok ilerde bir mavi gezegen olarak da görme kısmı nasıl oluyor?

Coğrafi, jeolojik dönüşümler olmadan Mars'ın böyle bir şeye dönmesi mümkün değilken?
0
asaf
(30.12.21)
Teorik olarak bazı müdahalelerle yaşamı başlatacak bir süreci tetikleyebilirsin mesela atmosfer oluşturabilirsin oksijen üretebilirsin yağmur yağdırabilirsin vs vs ama pratik olarak mevcut teknoloji Mars'a insanlı inişe bile izin vermiyor. Bu işler bugünün işi değil ama misal 500 yıl sonra olabilir.
0
Zaman Tamircisi
(30.12.21)
Şahsi kanaatim, hayal satıyor. Böyle bir kızıl elma gösteriyor insanlara.

Asıl hedefin dünyada azalan nadir metaller için madencilik olduğunu sanıyorum.

Bakınız taze haber: www.theverge.com —Yenilenebilir enerji işinin bir noktada zorlanacağını, ve belki de net-zero denen seviyeye ulaşmanın o kadar kolay olmadığını anlatıyor.
0
kaptankedi
(30.12.21)
Resme soldan sağa bakılınca marsta sürdürülebilir hayat anlamı çıkıyor.
Ama bu konumdaki şahısların bilinmeyenleri çoktur.
Tweetlerinde de farklı manalar çıkabilecek paylaşımları mevcut.
Bu durumda ister istemez kapak görseline sağdan sola bakarak
olumsuz bir anlam veriyorum.
0
Erva
(30.12.21)
Cook uzun vadede dunyada yasam olnayacak. Ama on binlerce yildan bahsediyorum, mars tek yasanabilir gezegen olacak gunes sisteminde… bu sebeple insanoglu kirima ugramaZsa marsa yerlesilecegi garanti gibi. Elon musk tarihte yerini almak istiyor
0
monicapp
(30.12.21)
> Cook uzun vadede dunyada yasam olnayacak

@monicaapp mars'ı yaşanabilir hale getirebilecek bir insanlık dünya'yı çok daha kolay yaşanabilir hale getiremez mi :)


@asaf: elon musk her zamanki gibi hype satıyor. terraforming olayı insanlığın tüm emeğini oraya yönlendirsek bile en az binlerce yıl sürecek bir olay. teorik olarak mümkün, yeterince kaynak ve enerji harcarsak neden olmasın? ama daha dünyada 1.5C artan sıcaklığı düşürmeye uğraşmıyor kimse. iklim değişikliğini düzeltmek mars terraformunun milyonda biri kadar zor bile değil, o yüzden çıkarımınızı buna göre yapın
0
aguen
(31.12.21)
(bkz: terraforming)

aslında sadece mars için değil, dünya için bile iklimi büyük ölçüde değiştirebilecek teknoloji "teoride" mevcut. teoride diyorum çünkü denenmiş şeyler değil, ama hesap kitap var.

mesela dünyada da stratosfere sülfrik asit spreyleyerek küresel ısınmayı durdurmanın mümkün olduğunu düşünüyorlar. mars için de kutuplardaki buz katmanının altında co2 olduğunu düşünüyorlar, eğer o buzları eritip co2'yi atmosfere salabilirsen, mars'ı ısıtmak mümkün gibi gibi.
0
plutongezegendegilmi
(31.12.21)
(6)

Telefon programı yapmak zor mu? Fikrim var.

alperz
Fikri de yazayım buraya belki yapmak isteyen çıkar.Şimdi yatırım fonu diye bir şey var. Bilmeyen varsa (bkz: yatırım fonu)www.tefas.gov.tr üzerinden günlük olarak fiyatları takip edilebiliyor. Grafik üzerinde geçmiş tarihli fon fiyatlarını da görebiliyoruz hatta.https://www.tefas.gov.tr/TarihselVeri
Fikri de yazayım buraya belki yapmak isteyen çıkar.

Şimdi yatırım fonu diye bir şey var. Bilmeyen varsa (bkz: yatırım fonu)

www.tefas.gov.tr üzerinden günlük olarak fiyatları takip edilebiliyor. Grafik üzerinde geçmiş tarihli fon fiyatlarını da görebiliyoruz hatta.

www.tefas.gov.tr bu adresten istediğimiz bir fonun istediğimiz tarihteki fiyatını falan da görebiliyoruz.

Şimdi bendeniz kendimce elime para geçtikçe gözüme kestirdiğim fonlardan üç beş alıyorum. Bazen paraya ihtiyacım olunca en çok kar edenlerin ucun tırtıklıyorum falan. Bir excel dosyam var, On beş günde bir falan portföyümdeki fonların fiyatlarını tefas'tan okuyup güncelliyorum. Sonra efendim kendimce ortalama maliyet falan çıkarıyorum. Mesela bir fonun ucundan biraz yersem o zaman ortalama maliyetim artmış oluyor mantıken falan.

Ayrıca fonu aldığımdaki dolar fiyatını da not ediyorum. Sonra da her fon için dolar bazındaki karlılığıma da bakabiliyorum böylece.

Şimdi bunu yapan bir telefon programı yapmak sanıyorum ki hiç zor değildir. Yeter ki şu aspx'li sayfadaki verileri bir şekilde okuyabilelim.

Benim bilgisayar programlama bilgim sıfıra yakın. Excel formülü seviyesinde diyeyim. Mac kullanıyorum. Xcode ile böyle bir program yapmak istesem nasıl olur? Öğrenebilir miyim?

Ya da hobi amaçlı yapmak isteyen varsa daha detaylıca mevzuyu anlatabilirim. Biri yapsa bence reklamlı meklamlı millet kullanır. Çünkü özellikle döviz bazlı getiri, portföy karlılığı falan gibi özellikler yok şu an piyasadaki hiçbir yazılımda.
0
alperz
(29.12.21)
www.adalo.com
www.appgyver.com

Şöyle low-code veya no-code platformlar var, kod yazmayı bilmeden mobil uygulama yapmanı sağlıyorlar. Bunlardan biriyle yapma ihtimalin var ama sıfırdan yapmak biraz zor olur.

Ben mobil uygulama yapmayı bilmiyorum maalesef, ama biliyor olsam yapardım ya. Güzel projeye benziyor.
0
plutongezegendegilmi
(29.12.21)
bu platformun entegrasyon için bir apisi varsa çok daha verimli olur. aksi halde aspxli sayfadan veri çekerken sayfa yapısı arka planda değiştiğinde vs tüm hesapların kayar.

hiç bilmeden bu işi yapabilir misin, aslında bu senin analitik düşünme ve öğrenme becerine bağlı. bana kalırsa günde en az 2-3 saatini düzenli ayıran biri 2-3 ay içinde bu işi kıvırır.

bir olasılık da freelancer vs. tür platformlarda iş ilanı açıp 50-100 dolara bir bilene yaptırmak.
0
orpheus
(29.12.21)
takasbank api diye arattığımda bir şey bulamadım. olup olmadığını nasıl tespit edebilirim?

yapacak pek işim yok zaten. yeni bir şey öğrenmeye bu vakti ayırabilirim ama nereye gideyim? udemy'den falan kurs mu satın alayım? nasıl öğreneceğiz?
0
🌸alperz
(29.12.21)
aloha: yapacak olursan benimle iletişime geç lütfen. derdimi ve hatta benim gibi yatırımcı arkadaşlarımın dertlerini de anlatırım. belki sana para kazandırabilecek bir yazılım yapabilirsin.
0
🌸alperz
(29.12.21)
android veya ios için uygulama yazmak daha zahmetli olabilir.

Bunun yerine excel'de vba(makro) kullanarak uğraşsan 1 ayda yaparsın.

Başlaman gereken anahtar kelime : "excel vba how to get value from web page"

Bonus olarak başlangıç kodların :

www.encodedna.com
0
kimlanbu
(29.12.21)
bu vba denen zıkkım mac'te çalışır mı?
0
🌸alperz
(29.12.21)
(1)

Sadece İnternet Hattı

yeteramadenedimherseyi
Merhaba. Ek bir cep telefonu için yalnızca internet paketi bulunan bir hat alabiliyor muyum acaba? Sanki iPadler için falan oluyordu böyle bir şey, onun gibi.
Merhaba. Ek bir cep telefonu için yalnızca internet paketi bulunan bir hat alabiliyor muyum acaba?

Sanki iPadler için falan oluyordu böyle bir şey, onun gibi.
0
yeteramadenedimherseyi
(28.12.21)
Evet. Data / veri hattı diye geçiyor.
0
plutongezegendegilmi
(28.12.21)
(3)

Yatırımcı / melek yatırımcı ne iş yapar?

etna
Güzel bir iş modelim var. Üretim üzerine. 1.000.000 tl yatırımı 1 yıl içerisinde amorti edebilecek cinsten.500 bin ben çıkarırım ama 500 bin eksiğim var. Bunu en kolay nasıl temin edebilirim? (Kredi çok düşük çıkıyor)Yatırımcı/melek yatırımcılara nasıl ulaşırım? Birde bu yatırımcılar sadece yazılım
Güzel bir iş modelim var. Üretim üzerine. 1.000.000 tl yatırımı 1 yıl içerisinde amorti edebilecek cinsten.
500 bin ben çıkarırım ama 500 bin eksiğim var. Bunu en kolay nasıl temin edebilirim? (Kredi çok düşük çıkıyor)
Yatırımcı/melek yatırımcılara nasıl ulaşırım? Birde bu yatırımcılar sadece yazılım üzerine mi destek veriyorlar?
0
etna
(27.12.21)
Genelde yazılım şirketlerine yatırım yapıyorlar, çünkü en kolay geri dönüşü oradan alıyorsun. Tabi para paradır, "ikna" olurlarsa başka alana niye yatırmasınlar. Ama insanların beklentilerini anlamak lazım, yatırımcıların bir kısmı parayı yatırıp 10x almak için çalışıyorlar. Yani adam 500 bin yatırıyorsa, 5 sene sonra 5 milyon + enflasyon farkını isteyecek. Sunumu yaparken bunu belirtmeyi unutma.

Onun haricinde google'dan "investor pitch deck" diye arat, bi sunum hazırla, linkedin'den "angel investor" olarak kendini tanımlayan adamlara sıradan mesaj at.

Daha kolayı melek yatırımcı tanıyan, birlikte daha önce iş yapmış arkadaşın varsa o olur, ama öyle bi durum yok diye anlıyorum.

Bir diğer opsiyon da bu "startup mentorship", "incubator" ya da "hackathon" etkinlikleri falan oluyor. Oralara gidip elemanlarla tanışabilirsin, ama covid belasından sonra bu etkinlikleri yapmayı bıraktılar. Şimdi nasıl ilerliyor artık çok emin değilim.
0
plutongezegendegilmi
(27.12.21)
bu işin yolu yordamı bu değil. yani hiçbir ciddi yatırımcı bu tanım - yaklaşıma para yatırmaz.

biraz türkiyedeki girişimcilik ekosistemini takip edip firmalar-girişimler hangi seviyelerde nasıl yatırım almışlar takip etmen lazım.

500k gibi bir yatırım için işini başlatmış olman ekibini kurmuş, en az bir iki fatura kesmiş olman lazım.

işe bu kadar güveniyorsan hazırda da işi başlatabileceğin 500k birikimin var hiç vakit kaybetmeden başlayıp hızlı ilerlemesini. ancak bu noktadan sonra yatırım alabilirsin.

ancak yatırım alabilmen için işin büyüme eğrisinin eksponansiyel olması lazım. konvansiyonel oranlarla büyün bir işe melek yatırımcı para koymaz.

itü kuluçka, koç kuluçka gibi merkezlerden hem mentorluk hem de ofis alanı edinebilirsin.
0
orpheus
(28.12.21)
Dün yazmamışım ama üretim üzerine destek arıyorsan kosgeb güzel bi alternatif. Mesela yazılım yapıyorsan bi işe yaramıyor, ama makine alet desteği falan vardı (gerçi ben de o işlere bakalı 3-5 yıl oluyor ama), bi göz at istersen sitesine.
0
plutongezegendegilmi
(28.12.21)
(16)

maaş zammı alana kadar acil/önemli şeyler dışında bir şey yapmamak

ufockinwotm8
günlük işlerin yürümesi dışında iş geliştirecek şeyler yapmıyorum son 1 aydır pek. son 2 haftadır ise hiç yapmıyorum. maaşım olmuş asgari ücret, zam yapacaklar 6 olacak veya 6'ya yaklaşacak ama benim son birkaç aydır geçinemememi anca telafi edecek ve sene ortası yine zar zor geçinir hale geleceğim.
günlük işlerin yürümesi dışında iş geliştirecek şeyler yapmıyorum son 1 aydır pek. son 2 haftadır ise hiç yapmıyorum. maaşım olmuş asgari ücret, zam yapacaklar 6 olacak veya 6'ya yaklaşacak ama benim son birkaç aydır geçinemememi anca telafi edecek ve sene ortası yine zar zor geçinir hale geleceğim.

Türk-İş'e göre bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 5bin olmuş. yani yaşama maliyetim kadar bile maaş vermiyorlarsa iş aksamadığı sürece işi geliştirici bir şey yapmamak etik dışı mıdır sizce?

EK SORU: maaş zammının ne olacağını bildirmemek Ocak ayında, yeni maaşı yatınca görmek aşşşırı ayıp değil mi ya? Resmen kaç paraya çalıştığımı bilmiyor oluyorum 1 ay boyunca. ben mi yanlış düşünüyorum?
0
ufockinwotm8
(27.12.21)
Ayrılın o zaman o maaşa çalışmak istemiyorsanız ?

Göreviniz iş geliştirici bir şey yapmak ise etik dışıdır. Değilse etik içidir bence.
0
ceketimi alip cikcam
(27.12.21)
o kadar net iş tanımı olacak kadar şanslı bir insan değilim. ne gerekirse onu yapmam gerekiyor dönem dönem.
0
🌸ufockinwotm8
(27.12.21)
konu işveren, patron olunca etiği düşünmenize gerek yok. onlar etiği falan düşünmeden maddi manevi her anlamda sömürüyorlar sizi, merak etmeyin.
0
ahm1
(27.12.21)
Maaşlı bir çalışanın karşılığını (Maaş artışı, mevki, yan haklar vb.) almadığı bir şeyi yapması zaten anlamsız. Eğer mevcut performansınız kimsenin gözüne batmıyorsa bence bir sorun yok.
0
salihdt
(27.12.21)
nick çok güzelmiş.

valla çeşitli sebeplerle ara ara motivasyonunun düşmesi normal bir şey. acil ve önemli şeyleri yapıyormuşsunuz zaten. etik dışı bir şey yok bunda.

tek sıkıntı işte bu durum biraz göze batıp az zam almanıza yol açar mı, şimdi kasıp, istediğiniz zam gelmezse ondan sonra salmak daha mı iyi olur vs. gibi düşünceler olabilir. ama onu da siz daha iyi bilirsiniz zaten.
0
plutongezegendegilmi
(27.12.21)
tecrübenizi, yaşınızı, pozisyonunuzu bilmeden yazıyorum.

bu iş kısır döngü. mevcut işinizde iyi performans vermeden :

- bulunduğunuz yerden zam isteyemezsiniz
- çalıştığınız konu hakkında yeterince tecrübeniz olmayacağı için başka bir yere geçemezsiniz
- çalıştığınız yerden ayrılmış birisi başka bir şirkette işe başlar, çalışacak birisi lazımdır, sizi önermez
- müşterilerinizden birisinde çalışacak birisi lazımdır, size teklif yapmaz

bunların hepsi tekrar tekrar yaşanmış şeyler.

örnekler vereyim :

- şirketteki bir muhasebecimiz boş boş etrafa bakıyordu, her sene en düşük zam oranını alıyordu (bir sebepten kovamıyorduk)
- şirketteki bir sekreterimiz çok üstün gayretle çalışıyordu, bir iki sene üst üste çok yüksek zam oranları aldı.
- çok iyi bir çalışan olmasına rağmen bir arkadaşı işten çıkarmak zorunda kaldık, haftasına kalmadan rakip şirkette işe başladı (hem rakip şirket, hem çalışan ayrı ayrı aradılar benden izin istediler)

bunları neden yazdım?

kimse için bir şey yapmak zorunda değilsiniz ama kendiniz için bir şey yapmak zorundasınız. ne çalışırsanız kendinize çalışıyorsunuz. inanın az çalışmanız, çok çalışmanız, bulunduğunuz şirket için çok fark etmiyor. siz ayrıldığınızda hoooop diye yerine birilerini buluveriyorlar. her koyun kendi bacağından asılıyor.

ancak çalışmadığınız sürece, maaşınız düşük kalmaya devam edecek. tersi mümkün değil.
0
co2s2
(27.12.21)
@co2s2 ve plutonolangezegen, inancımı yitirmmemiş olsam ben zaten üstün efor göstermeye devam ederdim. kimse hesabını sormadan, hedef koymadan güzel şeyler başardım kendi kendime. bir sürü paranın şirketten çıkmamasını sağladım zorunda olmadığım halde şahsi eforum ile. çoğu zaman gün içinde 1-2 maaşım kadar tasarruf ettirdim. baktım bir değeri yok saldım. HR'ın iyi çalışması lazım biraz ama o da hiç yok. yani bizim şirkette iyi çalışınca ödülü olmuyor bunu çok daha eski ve üst mevkilerde favori olan kişiler bile söylüyor.

kendini geliştirme anlamında da, asıl şimdi geliştiriyorum kendimi açıkçası. yan projelere falan bakıyorum sadece kendime bir şey katacaksa o konuya odaklanıyorum.
0
🌸ufockinwotm8
(27.12.21)
bosver cok kasma. work smart.
0
baldur2
(27.12.21)
Sevgili hocam yazdıklariniza bakarsam sizin şirkete güveniniz kalmamış. Bu ilişki sizi bir yere götürmez, iş aramanız mantıklı.

Efor gösterip karşılığını alamıyorsanız zaten durmaniz hata.

Yalnız kendi hayat tecrübelerim sadece işinde yazanı yapan kişilerin ne ileri ne geri gittigini söylüyor. Ama bu benim kendi hayatimdan, ben cok çalışarak geldim hep. beklenenden fazlasini yaptim ve karsiligini aldim, o sebepten bana göre ilerlemek isteyen kisi beklenenin fazlasini vermeli.

Ama siz bunu zaten yaptim ama karsilik yok diyorsunuz(galiba), o zaman linkedin.
0
logisticsmanager
(27.12.21)
arkadaşlar güzel yazmışlar. bu şekilde çalışırsan hem yerinde sayarsın, hem de maaş zammı alma ihtimalin varsa bile sıfırlarsın. işyerlerinde pasif agresiflik genelde işe yaramaz, tepkinin neden olduğunu bile fark etmezler ve anında ocak dışı kalırsın.

açık açık agresif olmanı (vermezseniz gidiyorum deyip gitmeni yani) ya da normal bir çalışan gibi çalışmaya devam edip bak abi ben elimden geleni yapıyorum ama geçinemiyorum bir şey yapmanız lazım ayağı çekmeni öneririm.
0
roket adam
(27.12.21)
son bir ayda kaç iş başvurusu yaptınız?
O şirket aileniz değil, memnun değilseniz ayrılmanın yollarını arayın.

"İş geliştirici bir şey" sizden beklenen, görev tanımınızda olan bir konuysa yapmanız gerekiyor bence. Ama yöneticinize de maddi sıkıntı sebebiyle yeterince motive çalışamadığınızı, zam beklentinizin ne kadar olduğunu söyleyin.
0
michael_knight
(28.12.21)
işveren işçi versusunda işvereni savunduracak bir tek hareketi, bir tek haklı yanı yok işverenlerin. özellikle de bu ülkede yani plz. daha fazla nasıl sömürürüm diye düzenini kurmuşların yanında sizin sunduğunuz gerekçelerle yaptığınız şeyin etik dışı hiçbir tarafı yok (ki yemişim etiğini). iş yavaşlatmak da hakkınız grev de hakkınız. onlar size bilmeniz gerekenleri söylemezse siz de bunları söylemezsiniz. öyle saça böyle tarak.
0
erenderk
(28.12.21)
Is basvurusu da yaptim yapiyorum, maas zammi da istedim. Yani kendi kendime daga kusmuyorum aslinda.
0
🌸ufockinwotm8
(28.12.21)
Sadece patron değil, iş arkadaşları da fırsat olunca insanı sömürüyor bence. Çalıştığım yerde gençler sabahın köründe gelip it gibi çalışıyorlar. Benim seviyemdeki bir takım kıdemliler de ofise lütfen gelince "burcu şu iş bitti mi, berk akşama şunu yapalım deyip toplantılarda artist artist takılıyorlar".

Şerefsizlik yapma ama kendini de çok yıpratma bence. Ben senelerdir yıpratıyorum ekstra bir faydasını görmedim.
0
trixi
(28.12.21)
kimse sana asgari ücret bile vermek zorunda değil. yanlış anlama çalışıyorsan en az asgari ücret alacaksın ama seni işe alıp maaş bağlamak zorunda değil. demek ki şirkete bir katkın var ve bu parayı alıyorsun, sen de kendi içinde aldığın parayı hak ettiğini düşünüyorsan, rahatlayabilirsin.

benim kriterim şu oluyor. her ay en az bir kere "işte bu yüzden bu parayı alıyorum" dediğim önemli bir şey yapıyorum. gelişim minik minik, kümülatif etkiyle oluyor. 4 sene önce geldiğim şirketle şimdiki şirket arasında dağlar kadar fark var, o halde parayı hak etmişim diyorum.

maaş zammı maaşı almadan bildirilmeli ama 1 ay önceden olamayabiliyor. en geç zamlı maaşın alınacağı ayın ilk haftası kabul görebilir.
0
gabe h coud
(28.12.21)
@trixi yanima birini aldilar bana yardimci olsun diye ya salak ya da felaket savsakliyor bahsettim bu durumdan hafifce tabii citlattim.diyeyim ama.hicbir sey olmadi. Belki az zam alacak.bilemem ama insanin canini sikiyor. Niye ugrasiyorum diyorsun
0
🌸ufockinwotm8
(28.12.21)
(13)

Babamın pazar çılgınlığı, bu normal mi?

hadi ya la
Kendisi 64 yaşında, annemle birlikte iki kişi yaşıyorlar evde. Köyde yoksulluk içinde büyümüş, meslek sahibi olunca durumu düzelmiş biri.Kendimi bildim bileli her gün iş çıkışı şehrin farklı yerlerinde kurulan pazarlara gidiyor. Kilolarca ihtiyaç olmayan sebze meyve ile geliyor eve. Geçen gün 10 pak
Kendisi 64 yaşında, annemle birlikte iki kişi yaşıyorlar evde. Köyde yoksulluk içinde büyümüş, meslek sahibi olunca durumu düzelmiş biri.

Kendimi bildim bileli her gün iş çıkışı şehrin farklı yerlerinde kurulan pazarlara gidiyor. Kilolarca ihtiyaç olmayan sebze meyve ile geliyor eve. Geçen gün 10 paket peynir almış, bembeyaz sünger gibi 10 kilo domates ve onlarca poşet ihtiyaç olmayan sebzeyle gelmiş. Neredeyse her gün böyle

Annem de her seferinde yakınıyor, anlatamıyorum bu adama diye bana dert yanıyor. Bütün balkonlar, dipfriz, buzdolabı, kiler ağzına kadar gıdayla dolu. Her hafta kilolarca sebze meyve çürüdüğü için çöpe gidiyor. Anneme kullan işte yemekte yeriz diyor ama bunun mantıklı bir açıklaması yok.

Bu normal olabilir mi, ne yapabiliriz?
0
hadi ya la
(27.12.21)
Oniomania, bir hastalıktır. Psikiatrik destek almanız lazım.
0
Mirket
(27.12.21)
çarşı pazar işi hobisi olmuş. ihtiyaçtan fazla almak tabi ki normal değil.
0
lazpalle
(27.12.21)
Bence de alisveris hastaligi var. Bunu kiyafet kozmetik falan ilgisi olmadigi icin gida alisverisiyle yansitiyor.
0
hot potato
(27.12.21)
aa aynı benim babam. benim gözlemime göre 1. can sıkıntısı ve hobi olarak yapıyorlar bunu
2. bol alışveriş yapıp eve gelince saygı görecekmiş diye düşünüyorlar

ülkemizdeki 60 yaş üzeri erkekler normal değil bence, düzelmez.
0
dafuq
(27.12.21)
bu artık ülkemizde yaşamanın ve mutsuzluğun bir sonucu. sürekli tasarruf etme kar etme kafa yapısıyla bozulan algı. bir sürü emekli ve travmatik kişide görülen hareketler.
0
mikahakkinen
(27.12.21)
Maalesef hayatın bir döneminde yoksulluk ya da yokluk yaşamış insanlarda yaşanan bir durum.

Şimdi imkanım varken alayım, ilerde bir aksilik olur alamam düşüncesiyle alıyor.

Bir dönem ben de yaşadım benzerini oradan biliyorum.

Bir de diğer arkadaşların dediği gibi, yaş ilerledikçe ben işe yaramıyorum algısı oluşuyor büyüklerde. O yüzden "bak yemek getirdim" gibi şeylerle işe yarar hissetmeye çalışıyor. Anladığım kadarıyla aranız kötü değil. Bazı konulara dahil edin. Fikrini alın falan. Önemli hissetsin.

Konuşmayı deneyin baktınız olmuyor bir destek iyi olabilir. Uygun bir dille anlatırsınız.
0
anten
(27.12.21)
Bi gün satın alıyorsa bi gün gıdayı işlemekle geçirmeye ikna edin. Kurutsun, kavanoz yapsın, reçel yapsın vs. Böylece hem yemekler bozulmaz, hem daha az alışveriş yapar, hem de işe yarar hissetmeye devam eder. Fazla şeyleri de komşulara, ihtiyaç sahiplerine falan dağıtırsınız.
0
plutongezegendegilmi
(27.12.21)
Bunun üstüne gitmek lazım, benim önerim pazar tezgahı kiralayıp. Bir süre halden bolca alsın satsın. Belki rahatlar içi. Alma duygusu körelebilir.
0
ykyt
(27.12.21)
En guzel yorumu dafuq yapmis. Yoksulluktan degil.

"bol alışveriş yapıp eve gelince saygı görecekmiş diye düşünüyorlar"

Suradan super peynir buldum muhabbeti gibi iste. Peynir kimsenin umrunda degil.
Adam bir sekilde "ise yariyorum hala olmedim" davranisi gosteriyor.

Duzelmez ben duzelen gormedim.
Pazari birakinca da baska seye saracak. Atiyorum saatci bulacak hergun onu darlayacak.
Haftada 2 kere evdeki saatleri tamir ettirecek.
0
divit
(27.12.21)
babam da sürekli çay bardağı alıyor. alışveriş hastalığı işte sosyalleşmek için çarşı pazar geziyor. yapıyor böyl şeyler babalar.
0
Hallegadola
(27.12.21)
normal değil. azaltmasını sağlayabilirsiniz. baba bana 1 kilo kars kaşarı alır mısın gibi? hedef verin. dedem de sezonluk ürün seçer şu sıralar şehir dışından pekmez getirtiyor. herkese getiriyor.ama atılmıyor.
0
gatherer
(27.12.21)
@plutongezegendegilmi + 1 —burada önerilen satın aldıklarını işlemek uğraşı, bir yakınımız için işe yaramıştı. bir sürü domates aldıysa; gel otur bunun salçasını yap o zaman diyeceksiniz. hem meşgul olmuş oluyor, hem daha işe yarar hissediyor, hem de mutfaktaki dengeyi (her yerin dolup taşması) az buçuk kavrayınca daha dengeli alışveriş yapmaya başlıyorlar.
0
kaptankedi
(27.12.21)
hobi bahçesi en güzel çözüm.

arkadaşımın babası 2 dönüm bahçe arazisi aldı. sıfırdan herşeyiyle 2 katlı ev ve sebze bahçesi, kümesler vs. hepsini kendisi yaptı tek başına, yardım almadan. bir yerden sonra kendini amorti de eder. salkım domates satar, ot satar (reyhan, semizotu vs) keklik, tavşan satar, organik yumurta satar.
0
gabe h coud
(27.12.21)
(4)

Uyuyamadım ve yarın uyanık kalmam lazım halp

aguen
Merhaba duyuru, iki haftadır izindeydim ve son iki günkü çabalarıma rağmen düzeltemedim uyku saatlerimi :/ Yarın (bugün) işe gideceğim. Normalde enerji içeceği falan geçiştirirdim ama akşam da arkadaş yurtdışına dönecek ona veda edeceğim.Bugün (dün) 13:00te uyandığımı düşünürsek 35-36 saat yapıyor t
Merhaba duyuru, iki haftadır izindeydim ve son iki günkü çabalarıma rağmen düzeltemedim uyku saatlerimi :/ Yarın (bugün) işe gideceğim. Normalde enerji içeceği falan geçiştirirdim ama akşam da arkadaş yurtdışına dönecek ona veda edeceğim.

Bugün (dün) 13:00te uyandığımı düşünürsek 35-36 saat yapıyor toplam uyanık süre. Çok değil aslında neden bu kadar gerildim bilmiyorum ama sizin bu durumlarda tercihiniz ne oluyor sorayım dedim.

Şu anki plan sabah soğukta yürüyerek işe gitmek + yolda kahve almak + gerektikçe enerji içeceği ile günü kapatmak
0
aguen
(27.12.21)
Uyumadigi dusunmemek
Enerji icecegi bende ters etki yapiyor 3-4 saat sonra full cöküş..
Cay kahve ve kendini mesgultutmak
0
eja
(27.12.21)
Arcallion 2 adet tok karnına
0
kisa
(27.12.21)
Modafinil yapıştır bi 100 mg.
0
plutongezegendegilmi
(27.12.21)
keşke akşam bir melatonin çaksaymışsın.

çok uykun gelirse toplantı ayağına gidip 1 saat kestirsen mis gibi olur aslında
0
lcha
(27.12.21)
(8)

yeni matrix izlenir mi?

floydian
insanlar hype ile çok gömmeye müsait oluyor böyle popüler filmleri de, eski matrix şöyleydi bu ne şimdi falan olaylarına girmeden kendi başına matrix hatrına bile izlenmez mi?
insanlar hype ile çok gömmeye müsait oluyor böyle popüler filmleri de, eski matrix şöyleydi bu ne şimdi falan olaylarına girmeden kendi başına matrix hatrına bile izlenmez mi?
0
floydian
(25.12.21)
Eski matrix hatrına izlenir, eleştiriler şu yüzden 99 dan beri filme derinlik katabilecek felsefi olarak tartışılabilecek bir çok gelişme, konu ortaya çıktı fakat yönetmenin bu malzemeleri kullanmaması, e bu da bir tercih
0
freebird5406_2
(25.12.21)
tam da eski matrix hatrına izlenmez, çünkü eskisine hakaret gibi bi şey omuş. bence berbat ama nasılsa izleyeceğiniz için kendiniz de göreceksiniz ne kadar kötü olduğunu. ben en son bu kadar kötü görüş duyup haluk bilginerli demet akbağlı filmi izlemiştim ya ne kadar kötü olabilir ki deyip. meğer haklılarmış, çok kötüden de kötü olabilirmiş. aynı ayardalar.
0
erenderk
(25.12.21)
Gömenlere sinir oluyorum. Postmodern anlatı kullanmış. Klasik Matrix izleyicisinin beklentisini bu sebeple karşılamıyor. Filmi izlediğin her an film izlediğinin farkındasın. Katharsis yok. Filmin başladığı anla birlikte kırmızı hapı içiyor seyirci. Ilk Matrix filmini tabii ki geçemez. Filmler, Animatrix ve The Matrix video oyununa hakimsen filmin derinliğini sorulan sorulara cevap verdigini anlıyorsun.

Son filmin yeniliği efekt degil anlatının değişmesi olmuş
Bayıla bayıla izledim.
0
Corpsebridee
(25.12.21)
Tabii ki izlenir.
0
Kediyi üzdün
(25.12.21)
Marvel filmleri ayarında bir dandikliği var.

Onları seviyorsan bunu da seversin, ama marvel'a gitmiyorsan buna da gitme bence.

Yani üçüncü film de kötüydü (hatta ilk film hariç tüm seri kötü) ama gittik izledik zamanında, o yüzden yine âdet yerini bulsun diye gidip izledim ben. Ama izlemeseymişim de olurmuş, üçüncü filmden bile kötü.

Niye ilk filmden sonra hepsi kötü? Çünkü anlatacak bir hikayeleri yok. İlkinde simülasyon argümanını açıkladılar, konu bitti. Yani Ahmet gitmiş Mehmet'i vurmuş tarzı "hikayeler" beni sarmıyor, çünkü asıl olay Ahmet'in Mehmet'i vurmasına neden olan duygular / düşünceler, niye vurdu? Bunlardan bahsetmen lazım.

Simülasyon argümanının da üstüne koyabileceğin çok şey var, günümüz dünyasından örnek verebileceğin milyon tane olay var. Survival rate'i %99.99 olan bir hastalık yüzünden tüm dünya 2 yıldır kafayı yedi mesela, bundan alâ simülasyon yok. Nasıl oldu bu iş, koy korkuyu, koy rıza inşasını, matrix'e bi virüs bulaşsın, arkasından neler neler çıkar. Ama bunun yerine "umutla korku çok yakın duygulardır" diye bir satır replik koyup geçince olmuyor maalesef.
0
plutongezegendegilmi
(25.12.21)
aga imdb puanı 5.9. her geçen gün düşüyor. eleştirilerin çoğu kötü ama millet sırf matrix diye övüyor işte. kötü olduğuna inanmak istemiyor kimse. kim ne derse desin imdb puanı 5.9 olan filmi merak etmem. hangi seri olursa olsun.
0
nothing in my way
(25.12.21)
Zeki müren albüm çıkartsa dinlemeyecek miyiz yani?
İzlicez sonra kötü deriz ama önce izleyeceğiz elbette.
Matrix ulan bu! Nasıl izlenmez, 1’i 18 kere izlemedik mi?
0
erty_ksk
(25.12.21)
tabi ki izlenir. izlemeyip ne yapacaksın ki? hiç bir şey olmasa merak edersin.

ama gerçekten kötü film. o kadar gömdüler dolayısıyla 0 bile olmayan bir beklentiyle gittim ki genelde böyle gidince "e iyi işte lan" kafasıyla çıkarım. ama o bile olmadı maalesef.

animatrix'inden oyununa her şeyine de hakimimdir dünyasının. duyurulduğunda çok da sevinmiştim ama olmadı... :( star wars yeni seriyi falan gömüyorlar da bu onlardan daha kötü...
0
syozkn
(26.12.21)
(5)

Babam ve kayınpederde gördüğüm bir tespit

psmstc
Eşlerini, çocuklarını bep psikolojik şiddet yoluyla belli konularda sindirmişler. Dayak vs. çocuk terbiyesi harici asla yok. Fakat uzun uzun küsme, konuşmama, yer yer ses yükseltme, ufak tefek ezme ile ailede otoriteyi sağlamışlar. Bunlara göre ailede otorite babadır klasik anlayışını bir kenara koy
Eşlerini, çocuklarını bep psikolojik şiddet yoluyla belli konularda sindirmişler. Dayak vs. çocuk terbiyesi harici asla yok. Fakat uzun uzun küsme, konuşmama, yer yer ses yükseltme, ufak tefek ezme ile ailede otoriteyi sağlamışlar.

Bunlara göre ailede otorite babadır klasik anlayışını bir kenara koyarak,

Sizce ailede meşru bir otorite veya karizmatik liderlik olmalı mı? Kadın ya da erkek; ailenin sağlığı, refahı için gerekli gördüğü noktalarda eşini, çocuğunu ikna etmekte, bir işi yaptırmakta zorlanıyor, ve sözünü dinletemiyorsa (karizmatik liderlikten yoksunsa) ne yapmalıdır?
0
psmstc
(25.12.21)
>> Sizce ailede meşru bir otorite veya karizmatik liderlik olmalı mı?

Valla olmalı / olmamalı sorusu çok anlamlı değil bence. Çünkü insan bir sürü hayvanı, sürünün olduğu yerde de hiyeraşi olur. Balıklarda bile var.

Yani doğa canlıları böyle evrimleştirdiyse bir sebebi vardır diyorum, o yüzden bana olması mantıklı geliyor. Zaten "olmasın" desen ne olacak ki? Değiştirmek imkansız değilse bile çok zor, bir de doğal süreci yapay müdahalelerle değiştirmeye kalkarsan bozarsın yüksek ihtimal. Bir süre sonra olması gerektiği hale döner her türlü, arada bozulanlar zarar gördüğüyle kalır.

>> Sözünü dinletemiyorsa ne yapsın?

Sözünü %100 dinletmek zorunda değil. Yani nasıl bazı noktalarda müdahale etmesi faydalıysa (uyuşturucu bağımlısı olan çocuğu zorla tedaviye göndermek gibi), bazı durumlarda da çocuğun isyan edip söz dinlememesi faydalı, çünkü birey olarak kendi kararını vermeyi öğreniyor.

Dolayısıyla bir şey yapmasın, önemli bir şey olsa ikna edebiliyor olurdu zaten. Edemiyorsa demek ki edememesi gerekiyormuş. Çocuğun kendi kararını kendisi verip, ardından zarar görmesi de faydalı bir süreç. Kalıcı bir sakatlığa falan yol açmıyorsa paniğe lüzum yok bence.

Milyon yıllık evrim, on binlerce yılda oluşmuş kültürel süreçlerden bahsediyoruz. İnsan 3 kuruşluk aklıyla bu kadar büyük tecrübeyi küçümsememeli bence. Geleneğe saygı mühim.
0
plutongezegendegilmi
(25.12.21)
Valla bu olay cok karmasik bir konu bence. Karmasik cunku cevap sadece aile ile sinirli olacak bisey degil. Aile dedigin sey aslinda bir toplumun en temel birimlerinden biri oldugu icin aileyi toplumdan ayiramazsin. Toplum ise oyle ya da boyle bireylerin yasamini duzenledigi icin onemli. Toplumu etkileyen seyler ise din, ekonomi, kultur vs gibi seyler oldugu icin onlarin da neredeyse her sey uzerinde etkisi var. Dolayisiyla bu saydigim tum seyler aslinda aile yasamini etkiliyor.

Mesela bizim toplumu ele alip, en distan baslayalim. Nedir bunlar? Din, ekonomi ve kultur. Baskin olan din ve kultur bireyselligi ve ozgurlugu oldukca kisitlayici sekilde. Dolayisiyla bu da toplumdaki durumu ve genel yasayis bicimini etkiliyor, ekonomi de simdilik kotu oldugu icin bu da oldukca kisitlayici bir duruma sebebiyet veriyor. Simdi bunlarin aile uzerindeki etkilerine bakalim. Din ve kultur ortada bir hiyerarsiyi olusturuyor, hadi diyelim ailedekiler dinlere inanmiyor. Bu durumda ise kulturel sebepten dolayi yine bir hiyerarsi/otorite figuru kendini gosterir. Hadi diyelim aile gelenekselci degil bu durumda ise ekonomi ailedeki iliskileri etkiliyor. Eger ailede kazanan tek kisi babaysa bu durumda ona karsi bir bagimlilik olusuyor. O bagimlilik da bir gucu beraberinde getiriyor vs.

Bunlari neden anlattim cunku ailede mesru bir otorite olmali ya da olmamali sorusunun cevabini toplumdan ayri olarak veremezsin. Bana gore ailede otorite falan olmamali ancak bunu saglayabilmek icin oncelikle toplumda bu durumu/anlayisi gelistirmelisin. Diger turlusu kalici sonuc vermez.

Bunun disinda bir de aile kavrami onemli. Misal bizde aile sadece cekirdek aile degil ancak hadi bunu goz ardi edip cekirdek aile kavrami uzerinden gidersek(anne,baba ve cocuklar) bu durumda olay kisiler arasindaki iliskilere bagli. Anne ve baba iliskisinde otorite ya da baskin figur olmamali diyebiliriz ancak en ideal durumda bile ebeveynler ve cocuklar arasindaki iliskide otoriteyi tamamiyla yok edemezsin. Cunku cocuklarin belli bir yasa kadar bakimlarinin ve ihtiyaclarinin giderilmesi gerekiyor. Direkt soz hakkini da cocuklara veremezsin belli yasa kadar cunku duzgun karar verme becerileri vs yok.

Belli bir yastan sonra ise(atiyorum 15 ya da 18 olsun) cocuklar tum kararlarini kendileri verebilecek duzeye gelebilir ancak bu durumda ekonomik olay ne olacak? Bence ideal bir toplumda cocuk bu yastan sonra kendi parasini da kendi kazanmaya baslayip aileye ekonomik bagliligi bitirmeli ancak bu her toplumda olan bir yaklasim mi? Degil dolayisyla onun etkileri de bisekilde devam ediyor.

Neyse, sanirim bayagi uzun oldu yine. Kisaca ozetlemek gerekirse ailede herkes kendi kararlarini kendi verebilecek yasta ve yeterlilikteyse otorite figuru olmamali.
0
j r r tolkien hayrani
(25.12.21)
otorite değil, saygı duyulan liderlik olabilir. ben babama, dedeme, anneme saygı duyarak yetiştim, bu saygı da korkudan değil onların başarısını gördüğüm için zamanla oluştu. yine de onların dediği şeylerin %15-20'sini yapmamışımdır hayatımda. onlar da iyi ki zamanında bizi dinlememişsin vs vs diyorlar zaten. yani en kral otoriter bile olsan dediklerinin tamamı yapılmayacak, bu da dünyanın en doğal şeyi.
0
roket adam
(25.12.21)
onların zamanı için olabilir bir durummuş (doğru olup olmadığı ayrı konu). günümüzde bunu uygulamaya çalışsan kadınlar boşanma davası ile gelir. kimse kimsenin kendisini sindirmesine/ezmesine otorite adı altında izin vermiyor artık. aman evliliğim devam etsin de hor görüleyim diyen yok.
0
deartheodosia
(26.12.21)
Bütün dünyada Y ve Z nesilleri olarak neredeyse hepimizin derdi bu. Şanslı bir azınlık haricinde hepimizin ebeveynleri öyle ya da böyle, çeşitli seviyelerde bunu yaptı/yapmaya devam ediyor. Ne yaptığının çoğu zaman farkında bile olduklarını düşünmüyorum, onlar da kendi babalarından gelen alışkanlıkları refleks olarak sürdürüyorlar. Özellikle orta doğu ve asya coğrafyasında tüm milletlerin gençleri konuştuğu zaman aynı şikayetleri duyuyoruz. (batı'da aile baskısı yok değil, sadece uygulama şekli farklı. Orta doğulu biri ailesinden şikayet ettiği zaman bire bir aynı şeyi görüyorum.)

Karizmatik liderlik demek her istediğini istediği zaman zorla veya manipülasyonla yaptırmak demek değil ki. Çocuğunun ihtiyaçlarını ve isteklerini sözel, psikolojik, beden dili, gelecek, durum analizi gibi çeşitli seviyelerde gözlemleyip, hatalar yapmasına izin vererek hayatı öğrenmesini sağlarken daha üst seviyede korumacı olarak rahatsız etmeden akranlarının gerisinde kalmadan geliştmesine yardımcı olmakla ilgili. X nesli konuşmayı ve iletişim kurmayı bilmediği için "bence en iyi bu, ıh, ha, otur yap" gibi mağara adamından hallice iletişim kurmaya çalıştıkları için çatışmalar yaşanıyor.

Meşru bir lider olmalı mıdır derken, ebeveynlik(eğer tek ebeveyn değilse) zaten takım işi. Tek bir kişinin liderliği demek = otokrasi. Tek adamcılıkla iyi aile yetiştirmek yüzde 80 başarısız olur, başaran için de ailesi için de çok yorucu oluyor çünkü biraz bala göte tutuyor o işler.
0
r_u_h
(28.12.21)
(1)

React projesini nerde çalıştırabilirim?

tchuck
birine göstermek için yazdığım basit reactjs projesini nereye koyabilirim göstermek için?şimdi domainidir, sunucusudr vs. uğraşmak istemedim. direkt atıp çalıştrabileceğim bir yer var mı?
birine göstermek için yazdığım basit reactjs projesini nereye koyabilirim göstermek için?
şimdi domainidir, sunucusudr vs. uğraşmak istemedim. direkt atıp çalıştrabileceğim bir yer var mı?
0
tchuck
(25.12.21)
plutongezegendegilmi
(25.12.21)
(5)

sene başında macbook pro m1 alanlar

mr.goodcat
batarya durumunuz ne alemde? benim 22 döngüde batarya sağlığı %91 oldu. kayıp fazla gibi geliyor. hatta 1 sene bile olmadı alalı mart-nisan gibi almıştım."macbook pro m1" kullananlar pil durumlarını yazarsa karşılaştırmış oluruz.
batarya durumunuz ne alemde? benim 22 döngüde batarya sağlığı %91 oldu. kayıp fazla gibi geliyor. hatta 1 sene bile olmadı alalı mart-nisan gibi almıştım.

"macbook pro m1" kullananlar pil durumlarını yazarsa karşılaştırmış oluruz.
0
mr.goodcat
(24.12.21)
agustos'ta macbook air m1 aldim, 100% su anda.
0
antikadimag
(24.12.21)
biraz fazla geldi bana da, Nisan 2020'de 16" intel i9 aldım, şuan 93 döngüde, sağlık %87'de.
0
do you remember me
(25.12.21)
az şarj etmiş olsan da, zamanla ilgili (veya sıcaklık vs) bilmediğimiz bi faktör de vardır belki.

Pro değil Air ama elinde veri olsun yazayım, Nisan'da aldığım m1 air 93 döngü, %96 sağlık.
0
nhk ni youkosu
(25.12.21)
@do you remember me, aynı zamanda aynı bilgisayarı aldım. döngü 256, sağlık %89.

kullanım sıklığı çok da farketmiyor gibi :G

@mr.goodcat, hocam 10 küsür yıldır macbook kullanıyorum, 1 yıl olmadan %10 kayıp bence çok. pil standart bir şey değil, ondan da olabilir, kullanım tarzı da etki ediyordur, ama yine de garantisi bitmeden pili değiştirtin bence.
0
plutongezegendegilmi
(25.12.21)
55 döngü saglik %100 ama bu durumla ilgili sikayetler vardi okumustum bazi makinelerde bir sebeple boyle bir sey oluyor, sebebi bulundu mu apple degistiriyor mu yoksa nedir bilmiyorum, surasi iyi bir baslangic olabilir: discussions.apple.com

bir cok sitede haberlere de dusmustu bir aramak lazim.
0
robokot
(25.12.21)
(23)

Herkesin pazarlık yapması, üç kuruşun peşine düşmesi canımı sıkıyor

plutongezegendegilmi
Bir süredir freelance iş yapıyorum. Proje bazlı değil saatlik fiyat veriyorum. Ayıptır söylemesi müşterilerimin de hepsi çok memnun, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.Ama istisnasız HERKES pazarlık yapmaya çalışıyor. Adama 50$ diyorum, 40$ olmaz mı diyor. Bugün, daha önceden de yıllarca beraber ç
Bir süredir freelance iş yapıyorum. Proje bazlı değil saatlik fiyat veriyorum. Ayıptır söylemesi müşterilerimin de hepsi çok memnun, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.

Ama istisnasız HERKES pazarlık yapmaya çalışıyor. Adama 50$ diyorum, 40$ olmaz mı diyor. Bugün, daha önceden de yıllarca beraber çalıştığımız adama, çok fazla da parası yok, bir de o kadar tanışıyoruz, hukukumuz vardır diye 35$ dedim, 30 olmaz mı dedi. Yani durumu 5$'a ihtiyaç duyacak kadar kötü değil, jest olsun diye 50 dememiştim halbuki.

Yani bunun çok basit bir çözümü var, 50 istiyorsam 60 derim, pazarlıkla 50'ye ineriz ben yine istediğimi alırım. Ama bu yaklaşım bana "çakallık" gibi geliyor, içim rahat etmiyor. Ben hesabımı kitabımı yapıp sana bi rakam söylemişim, niye beni çakal varsayıp direkt pazarlığa girişiyorlar anlamıyorum ve bu durum çok canımı sıkıyor.

Bi de bu durum evrensel. Yani Amerikalı da aynısını yapıyor, Arap'ı da Avrupalısı da Türk'ü de. Adama diyorum ki ben şuraya 5 saat daha ayırayım, daha güzel olsun diyorum. Hemen "bu 5 saatlik harcama bana kaç müşteri daha getirecek" hesabı yapıyor. Bilmiyorum abi, ben sadece daha güzel olsun istiyorum, o yüzden yapayım dedim. "Daha çok para alayım" derdinde değilim, öyle olsam baştan pazarlığı ona göre yapardım, ama bi iş sırf güzel olsun diye milyon dolarlık projede 200-300$ para harcamaktan kaçmak bana aşırı çiğ bir hareket gibi geliyor.

İçimi döktüm, sorularım şunlar:

1- Benzer gözlemleriniz var mı, siz ne düşünüyorsunuz?
2- Boşuna mı dert ediyorum bunları? Nasıl çözeriz?
3- Bu çağda sırf güzellik için, maddi bir karşılık beklemeden iş yapılamıyor mu?
0
plutongezegendegilmi
(22.12.21)
Yakın bir arkadaşım sizinle aynı durumda. Her iş yaparken pazarlık yapmaktan, mücadele etmekten yorulmuş bir halde. Özellikle ekonomi bozuldukça artıyor tabi. Kişinin işi öğrenene kadar verdiği emek iş için harcayacağı mesai göz önüne alınmadan gelen teklifler artık küfür gibi gelmeye başladı. Değersiz hissediyor bu yüzden de ruh sağlığı için yüz binlerce kişi gibi yurtdışına gitmeye yol bakıyor.
0
Ufuk
(22.12.21)
freelance sitelerinden komisyon ödeyerek de olsa iş alın. hiç muhatap olmadan saatlik ücret şu kadar gibi belirtin
0
OrangeYellow
(22.12.21)
Piyasının zaten ortalama olarak biraz altında ya da ederi kadar teklif verdiysen sorun etme.
Tok satıcı ol bu durumda.
0
Erva
(22.12.21)
satış işinde her bölgenin, her sektörün, her segmentin her müşteri kitlesinin iş yapış şekli farklıdır. ufak müşteri "50 dolar olmasın da 40 olsun" diye pazarlık yapar, 10 binlerce çalışanı olan enterprise müşteri "liste fiyatından %95 indirim ver" diye darlar. bu kültürel kodları bilip oyunu ona göre kurman ve karını maksimize etmen lazım, satış budur zaten. burada etik olmayan hiç bir şey yok. sen yukarıdan fiyat vermeye devam et. çer çöp ölücü müşteri fiyat yüksek diye uzak durur, o parayı verecek adama da indirim verirsin, olur biter. eğer standart olarak piyasa ortalamasında ya da piyasa altında iş veriyorsan satıcı algın da buna göre oluşacaktır ve dolayısıyla bu ölücülerle daha fazla uğraşman gerekecektir.
0
roket adam
(23.12.21)
Arkadaşlar, teşekkür ederim ama derdim yalnızca para değil. Yani ben de isterim çok param olsun zengin olayım falan, ama o ayrı konu.

Adamın ne fiyat verirsem vereyim, zaten fazla para isteyip de onu kazıklamaya çalışıyormuşum gibi düşünmesine alınıyorum ben. Bu değilse de, "ne koparsam kâr" diye düşünüyor olması can sıkıcı geliyor. Zaten o yüzden duyuruyu gönül işlerine açtım.

Bir de bu işlerin "iş hayatı böyle" olarak ayrıca ele alınabileceğini de düşünmüyorum. O yüzden pazarlık skill'lerimi geliştirip, fazla parayı alıp çıkmayı tercih etmek istemiyorum.

Çünkü bence verdiğimiz her karar karakterimizi şekillendiriyor. Yani ben de iş hayatında çakallık yapıp 3-5 fazla kazanabilirim, ama bu benim karakterimi yontar, o da iş-dışı hayatıma da etki eder, ondan sonra da hem kendim hem de çevrem için daha tatsız bir insan olurum diye düşünüyorum. Bu yüzden böyle insanlarla iş yapmak da canımı sıkıyor.
0
🌸plutongezegendegilmi
(23.12.21)
Valla hocam teklifi verirken nasil konustugunu tam bilmiyorum ancak ben freelance calisirken eger indirim yaptiysam fix lafim 'normalde X lira ancak senin icin Y olur'(X>Y) seklindeydi. Diger turlusu dedigin gibi oluyordu cunku verdigim teklifin aslinda indirimli teklif oldugunu bilmiyorlardi. Dolayisiyla teklifinin indirimli teklif oldugunu muhakkak belirt bence, bu sayede oyle pazarlik yapmak zorunda gibi hissetmezler.
0
j r r tolkien hayrani
(23.12.21)
Yıllar önce üniversite öğrencisiyken özel matematik dersi veriyordum. Onda bile pazarlık yapan oluyordu. Pazarlığın mantığını anca kendiniz pazarlık yapma ihtiyacı ya da isteği duyduğunuzda tam olarak anlayabilirsiniz. Diyelim ev kiralayacaksınız. Kiraya 2100 demişler. Yani oradaki 100'ün indirim payı olduğu çok belli. 100 lira gitmesin diye siz de pazarlık yapmaya çalışabilirsiniz.

Hatta bazen siz demeden 100 lira indirim yapabilirler. Amaç size kabul ettirmek. Siz de onlar demeden normalde 60 ama size 50 derseniz inanılmaz bir ikna atmosferi oluşturabilirsiniz. Bu sefer karşıdaki 10 dolar indirdi, hemen kabul edeyim diyebilir.
0
dissendium
(23.12.21)
@dissendium, hocam işte dediğim tam olarak da bu. Yani eve 2000 istiyorsan 2000 de, ben de bana uyuyorsa "tamam" diyim veriyim o parayı. 2100 dediğinde de pazarlıkla 2000 oluyor, aynı sonuca varıyorsak o aradaki eforu niye sarfediyoruz, çok saçma değil mi?
0
🌸plutongezegendegilmi
(23.12.21)
sen bunu yapmak istemiyorsun, bunu anlıyorum. teknik işler yapan insanlar bu oyundan hoşlanmaz zaten genel olarak, daha düz ve öngörülebilir bir fiyat tablosu olsun gelen gelsin gelmeyen gelmesin istiyorsun haklı olarak. ama paranın yansıdığı hiç bir yerde öyle olmuyor maalesef, özellikle hizmet pazarlarken mutlaka bir satış stratejisi olmak zorunda.

freelance çalışan olarak bunu yapmak zorundasın çünkü işi yapan da sensin, satan da sensin. o zaman bunu çakallık, etik-dışı vs olarak görmekten ziyade bir strateji, bir oyun, işin gereği olarak görecek şekilde mindset'ini değiştirmen gerekiyor. yanlış bir strateji izlersen de ucuzcu müşterilere ucuza iş yapıp işinden nefret etme riskin yüksek. ama yok ben bununla uğraşmak istemiyorum abi dersen (bu da gayet normal haklı bir tercihtir yani), o zaman satışla hiç uğraşmayacağın bir işte, mesela direkt bir şirket bünyesinde çalışman daha mantıklı. bırakırsın başkaları bunlarla uğraşır, sen de işini yapar geçersin.

dediğim gibi dünyanın her yerinde, her müşteri segmentinde farklı bir practice var bu konuda. ama bir kural mutlaka var ve her projede, her işte bu tiyatro oynanıyor. alanında apple gibi bir şey değilsen de öyle "benim fiyatım bu kardeş" deme şansın olmuyor maalesef.
0
roket adam
(23.12.21)
bunu kişisel almamak lazım öncelikle. zaten tanıdığınız olsun, tanımadığınız olsun, farklı ülkelerden insanların aynı talepte olması olsun bu durumu da kanıtlar nitelikte bir şey.

george carlin'in bir gösterisinde söylediği bir şey vardı "iş dünyasındaki herkesin işi gücü karşıdakine nasıl daha çok geçiririmdir." gibi bir şey söylüyordu. piyasanın düsturu bu. üreten yüksek fiyat veriyor ki bir umut pazarlık yapılmazsa veya çok zorlanmazsa aradaki farktan kazandığını kâr sayıyor. tüketen de yıllar içinde pazarlık yaparak fiyatın iyi kötü %10-15 düştüğünü deneyimlemiş hep, ilk teklif edilen fiyatın her zaman şişirilmiş olduğunu düşünüyor bu yüzden. e bir de ölücülük diye bir şey var, satıcının zor durumda olmasını umarak belirtilen fiyatın yarısını teklif ederler "ya tutarsa" diye.

yıllardır beraber çalıştığınız insan bile hala indirim kovalıyorsa demek ki bu zaman içinde geliştirilebilen bir anlaşma da değil, ki benim deneyimim de o yönde. o yüzden her zaman pazarlık paylı fiyat vereceksiniz. hem sizin cebiniz yanmayacak hem de alıcı da "oh be fiyatı kırdım biraz" diye iyi hissedecek.
0
yviene
(23.12.21)
@plutongezegendegilmi, abi sen tamam diyorsun da başkası tamam demiyor. Evi kiralayacak kişi nasıl bir insanla karşılaşacağını bilmediği için pazarlık payı bırakıyor. 2000 desen adam 1900 olmaz mı der. Bir de indirim yaptırmış olmanın getirdiği bir tatmin duygusu var. İnsan garip bir canlı. 2 liralık şeyi 1 liraya alınca deli gibi sevinebiliyor. Bir de bu işlerde süreklilik önemli. İndirim olunca müşteriyi bağlıyorsun. Gerçek bir indirim olmasa da insan böyle küçük oyunlarla kandırılabiliyor.
0
dissendium
(23.12.21)
Valla kurumsal etiket fiyatın olmadığına göre bundan kaçarın pek yok gibi. Sektörünüzde dünya çapında böyle bir anlayış oluşmuş sanırım tüm dünya vatandaşları yaptığına göre. Ben turizm sektöründeyim, bir iki futbol kulübü pazarlığın anasını ağlatıyor resmen, onun dışında pazarlık yapan kimse olmuyor. Futbol kulüplerine de artık ayar olduğum için 50% fazla fiyat çekiyorum. Hiç uğraşmak istemiyorsam cümleyi 'verebilecegim en düşük fiyat x$' gibi kurarım yine de pazarlık yapıyorsa malesef olmaz deyip geçiştiririm.
0
uvbray
(23.12.21)
@roket adam, normal çalışan olarak da durum farklı değil ki. Adam iş ilanını açmış, kaç para istersin diyor, 1000 diyorum mesela, 900 olmaz mı diyor. 900 olacak olsa niye 1000 diyeyim?

Yani şöyle pazarlık olsa anlarım, ya bütçemiz 900, ama sana da 1000 lazımmış, o zaman 900 verelim ama 2 hafta da fazladan izin hakkı verelim, ortada anlaşalım. Bu mesela bence mantıklı bi pazarlık, ama durduk yere "hadi bana indirim yap" işini anlamıyorum cidden. Niye yapayım? Kaldı ki baştan adama sempati duyup indirim yapsam bile adam bu sefer daha da fazlasını istiyor. Ayıp yav. Sanki baştan hakkımdan fazlasını istemişim muamelesi gibi.

Asperger değilim bildiğim kadarıyla, konsepti de anlamadığımdan ya da beceremediğimden değil. Hiç hoşlanmıyorum sadece. Dilencilik gibi geliyor. Tüm dünya buna nasıl okey olmuş, o da çok acayip.

Rant yapıyorum bu arada, yani cevaplar için teşekkürler. Sinirim bozuldu süreç esnasında, burada biraz ağlayıp rahatlamaya çalışıyorum :D
0
🌸plutongezegendegilmi
(23.12.21)
freelance adam alanlar zaten cakalin onde gideni oluyor.
Sen bedava yaparim desen ona da itiraz etmez, bana hala 40 dolar odeyecek ucus okulu sahibi amerikali var.

Bu adamlar zaten duzgun olsa gidip bir sirketle anlasiyor 200bin dolar veriyor. Dusunmuyor bile.
Ama nerede sinegin yagini cikarmanin pesinde adam var hepsi freelance sitesinde takiliyor.

Tabi bir de is yapanlarin sirf isi kapmak icin 3 kurusa is almasi var. Bunlarin yuzunden alisiyorlar.

Benim de cidden ustteki gibi belese is yaptigim oldu.
Cok les ortamlar ya, dayanan adama helal olsun.
0
divit
(23.12.21)
Freelance iş özelinde demiyorum ama pazarlık konusu hayatın her yerinde var. Şirketler arası dev satın alma sözleşmelerinde bile pazarlık olur. Tabii yaklaşım birebir konuşma gibi "şu fiyata olmaz mı?" şeklinde değil. Bunun yerine satıcıya 'hedef fiyat' gönderilir veya direkt teklifini 'revize etmesi' talep edilir. Hatta satın almacının, teklif vereni arayıp hiç olmadığı halde "elimde şöyle bir teklif var ama işi size vermek istiyoruz, bunun altına inemez misiniz?" diye sorduğu pazarlık şekli bile var.

Uzun lafın kısası bunu dert edinmemeye çalışmak lazım. Özellikle alınacak hiçbir şey yok. Pazarlık payı koymayı diğer insanlar çakallık olarak değil de hak olarak gördükleri için pazarlık yapmakta da bir beis görmüyorlar.

Ben pazarlık yapabilen biri değilim ama örneğin araba falan alıyorken mutlaka yaparım. Çünkü ikinci el otomobil piyasasında pazarlık payı koymamak anormal hale gelmiş. Sıfır araç alımında bile 10 farklı bayiden 10 farklı fiyat alabiliyorsun. Böyle bir ortamda insanların fiyatta indirim istemesi gayet normal.
0
himmet dayi
(23.12.21)
1- Evet. Pazarlik artik her sektorde, her toplumda var. Insanlar zenginlestikce cimrilesiyor. Benim tanidigim cimri adamlarin ezici cogunlugu cimri ama alakasiz konularda. Gider $5000 bir sise sarap alir ama pizza getiren cocuga 1 dolar bahsis verirken eli titrer.
2- Evet, cozumu yuksekten baslayip dusunce istedigim rakama gelmek, culsuz adamla is yapmamak, mumkun olduguna kendini ucuzdan satmamaya calismak. Sen indikce degerin azaliyor.
3- Bedeva isi ben cok sevdigim, dost bildigim arkadaslara ve yakin akrabalarima yaparim. Onun disinda para mevzusunu cozduysen zevkine saga sola kiyak yapilabilir.
0
cooperr
(23.12.21)
1- Benzer gözlemleriniz var mı, siz ne düşünüyorsunuz?
evet, herkes pazarlık derdinde, çünkü kazıklayanlar çok. o kadar kazıkçı arasından hangisi hakkaniyetli fiyat hangisi değil tüketicinin anlayacağı bi şey değil bu. böyle düşünerek yola çıkarsa kazıklanır. müşteri ne bilsin sizin fiyat şişirip şişirmediğinizi, herkes şişirdiği için her satıcıya yaklaştıkları gibi yaklaşıyorlar. çok normal. en güzeli bu mu, hayır. ama olay bu.
2- Boşuna mı dert ediyorum bunları? Nasıl çözeriz?
boşuna dert ediyorsunuz. çözümler: 1. satış kısmını başkalarının yüklendiği bir iş modeline geçersiniz (ya partner bulursunuz ya da başkasının yanında çalışırsınız). 2. yüksek fiyat çekersiniz, indirimle normale düşer. 3. bende fiyat bu kardeşim deyip kapıyı gösterirsiniz.
3- Bu çağda sırf güzellik için, maddi bir karşılık beklemeden iş yapılamıyor mu?
bunu anlamadım. siz sırf güzellik için, maddi bir karşılık beklemeden mi iş yapıyorsunuz? öyle iş mi yapmak istiyorsunuz? bunun pazarlıkla alakası ne?

edi: üç kuruşun derdine bi müşteri düşüyormuş gibi sormuşsunuz ama madem üç kuruş siz de derdine düşmeyebilirsiniz.
0
erenderk
(23.12.21)
1- Hocam sadece senin mevzunda da değil, genel olarak insanlar pazarlık seviyor ve ilk fiyattan almayı istemiyor. Sırf bu yüzden fiyat çalışırken hep üstünü söylüyorum şurdan bırakırım gibi düşünüyorum. Şöyle diyim koca firmalarda bile durum bu.

2- Dert etme çünkü insanları değiştiremezsin. En güzeli yüksek fiyat çak pazarlık yapıp mutlu olsunlar. Çakallık değil bu, olması gereken oldu artık.

3- Yapılabilir ama iş ayrı dostluk ayrı
0
lcha
(23.12.21)
"fazla para isteyip de onu kazıklamaya çalışıyormuşum gibi düşünmesine alınıyorum ben. Bu değilse de, "ne koparsam kâr"

çoğu kimse böyle düşünmüyor, siz onların böyle düşündüklerini iddia ediyorsunuz, kim size gelip sen beni kazıklamaya çalışıyorsun dedi? öyle demiş olsalardı X işi Y fiyatına yapıyorum bunu dediler haklılar mı yoksa kendimi çok mu abartıyorum diye sorardınız.

" Yani eve 2000 istiyorsan 2000 de, ben de bana uyuyorsa "tamam" diyim veriyim o parayı. 2100 dediğinde de pazarlıkla 2000 oluyor, aynı sonuca varıyorsak o aradaki eforu niye sarfediyoruz, çok saçma değil mi?"

değil, insanlar küçük mutlulukların peşinde koşmayı büyük mutluluklara tercih ederler. oradaki 100 lira indirim yada pazarlık payı karşı tarafın psikolojisini rahatlatmak için. insanlar kar etmeyi severler. sevdikleri şeyi onlara vermenin ne kötü yanı var?

"Adam iş ilanını açmış, kaç para istersin diyor, 1000 diyorum mesela, 900 olmaz mı diyor. 900 olacak olsa niye 1000 diyeyim?"

yine yukarıdaki şey, adamın bütçesi 900 lira için değil zaten, maliyeti düşürmek için yaptığı bişi, bu şekilde kar maksimazsonuna gitmeye çalışıyor ancak bunlar böyle defter kitap üzerinde düşünülerek yapılan şeyler değil, icgüdüsel şeyler.


"1- Benzer gözlemleriniz var mı, siz ne düşünüyorsunuz?"
bende çok hoşlanmam bu işlerden, bir gün biri bana pazarlık sünnettir demişti orada anlamıştım konu aslında pazarlığın alıcı için biraz keyif verici olması durumu var.

2 - bence boşuna dert ediyorsun, kimse senin kazıkçı olduğunu düşünmüyor onlardan fazla para almak istediğini düşünmüyor/hissetmiyor sadece maliyetini düşürmeye çalışıyor, milyonluk projelerdede böyle çünkü milyonlıuk projede tek çalışan sen değilsin herkesten 100 dolar kar etse belki 100 bin dolar kar edecek. onu da reklam bütçesine katacak vs. vs. elindeki kaynakları mümkün olduğunca efektif kullanma peşindeler, dediğim gibi icgüdüsel bir hareket bu. en az eforla max verim elde etmenin modern toplumdaki yeri bu.

3 - yaparsan yapılmış olur, bir yerden birinin başlaması lazım değil mi? ama şunu unutma ki fiyat vermeden yaptığın her şey daha sonra görevin olur ve diğer işlerindede aynı beklentiye girerler ve zorlamaya başlarlar insanlar bunu tecrübe ederek öğrendikleri için yapmamayı tercih ediyorlar.
0
selam
(23.12.21)
Bizde de çok var pazarlık yapan. Hatta öylesine var ki senenin başında hazırlanan tarife yıl sonuna kadar her müşteriye özel fiyatlandırma şeklinde bölünmüş hale geliyor. Üstelik fiyatlara benim karar vermediğimi söylememe rağmen yine de benimle pazarlık yapmaya çalışıyorlar hala. İnsanlar hem iş iyi olsun istiyor hem de para harcamak istemiyor. Mesela benim işim hukuki alanda olduğu için yurt dışındaki partnerlerimiz saat ücreti ile çalışıyorlar. Burada müşteriler fiks fiyata sabah akşam soru sormaya, saatlerce telefonda konuşmaya, sonsuz gereksiz toplantıya alışıyorlar. Aynı muameleyi yabancıya yapınca görüyorlar ki adam çatır çatır harcadığı her dakikanın parasını alıyor. Sonra neden bu kadar pahalıya geldi diye soruyorlar. Parayı verince seni satın almış gibi davranıyorlar bazen gerçekten sinir bozucu.

Büdüt: "Bu çağda sırf güzellik için, maddi bir karşılık beklemeden iş yapılamıyor mu?" demişsiniz bence iş dünyasında bu olmamalı. Bu "biz bir aileyiz" diyen şirketler tadında mesela. Sonuçta ben bir iş yapıyorum sen de bana parasını veriyorsun. Sınırlar olmalı diye düşünüyorum ben. Belki çok duygusuzca yaklaşıyorum ama kesinliği, nerede durduğumu bilmeyi seviyorum.
0
peki madem
(23.12.21)
herkesin yaptığı gibi eksradan bir 'pazarlık payı' koyup düşebilirsin. 50 dersin 40'a düşersin kabul ederler. bu arada kendi emeğine istediğin fiyatı biçebilirsin. bunda da yanlış bir şey yok. çakallık değil yani. yani yüksek ücretlere de çalışabilirsin. bu yüzden saatlik ücretini bir tık yükseltebilirsin.
0
tute
(23.12.21)
1- var, bizzat ben yapıyorum. öncelikle sen değilsindir belki ama ortalık çakal kaynıyor. hakketmeden para kazanmak isteyen, 1 liralık işi 5 liraya pazarlayan insan kaynıyor ortalık. para kolay kazanılmıyor, hele bu devirde işimiz hepten zor. o yüzden paramızı nerden kurtarabilirsek bizim için kar. arada senin gibi düşünen insanlar da oluyor işte.

2- biraz öyle, çözümü yok.

3- çok insanla çalıştım, çok insana iş yaptırdımm ama maddi karşılığında yapması gerekeni bile yapmayan o kadar insan var ki, dediğin biraz ütopik.
0
not sure if serious
(23.12.21)
Arkadaşım vallahi yanlış anlama deeiğim; her Allah' ın günü nasıl pazarlıklar içinde bulunduğuma çok değil bi' kaç defa şahit olsan koşa koşa eve gider, yorganın altına girip titrersin.
21 senedir tam zamanlı olarak iş hayatının içindeyim - ki sektör pazarlığın en tepesindeki sektör desem yeridir heralde - yurtiçi olsun yurtdışı olsun ürünümü dediğim ilk fiyattan sattığım müşteri ya 1 ya 2dir inan.
0
kumandanim
(23.12.21)
(3)

ankara'da cep telefonu tamircisi

blatta hiberna
merhabalar,ankara'da tanıdık, bildik, becerikli, iyi bir telefon tamircisi var mıdır?konu bir önceki duyurumda bahsettiğim ekranı çıkan telefonla ilgili:https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1507225teşekkür ederim!
merhabalar,

ankara'da tanıdık, bildik, becerikli, iyi bir telefon tamircisi var mıdır?

konu bir önceki duyurumda bahsettiğim ekranı çıkan telefonla ilgili:
www.eksiduyuru.com

teşekkür ederim!
0
blatta hiberna
(22.12.21)
100. yıldaki atafix güzel, ben bozulan elektronik aletlerimi hep oraya götürüyorum.
0
plutongezegendegilmi
(22.12.21)
psa nin bahsettigi yer balikcioglu ishani. sihhiyeden kizilaya giderken sag tarafta. ankarada tamir isi orada doner. oraya git, 3-4 yerle konus, gozune kestirdigin birine yaptirtirsin.
0
unabomber
(22.12.21)
fidanlık mahallesinde telefon hastanesi diye bir yer var, oraya da bir bakabilirsiniz. en son telefonumda ciddi bir sorun vardı ve 3 4 yer tamir edilemez demişti, oraya götürdüğümde birkaç saate düzeltmişlerdi
0
vacigok
(22.12.21)
(14)

zıt bölümlü şarkılar

pikap
mutlu neşeli veya hareketli ilerleyip birden tam tersine hüzünlü agresif veya slow melodiye geçen yerli yabancı sözlü veya sadece enstrümantal hangi şarkilar akliniza geliyor? hizli bir melodi değişimini kastediyorum.şarkinin kisa bir bölümünde geçmesi yeterli.çok toparlayamadim ama anlamissinizdir.
mutlu neşeli veya hareketli ilerleyip birden tam tersine hüzünlü agresif veya slow melodiye geçen yerli yabancı sözlü veya sadece enstrümantal hangi şarkilar akliniza geliyor? hizli bir melodi değişimini kastediyorum.

şarkinin kisa bir bölümünde geçmesi yeterli.

çok toparlayamadim ama anlamissinizdir.
0
pikap
(17.12.21)
0
j r r tolkien hayrani
(17.12.21)
puppe

www.youtube.com

bu yavaş başlayıp coşuyor ama. melodi değişimi kriterine uyuyor da hiçbir bölümü mutlu değil.
0
der meister
(17.12.21)
Opeth'in çoğu şarkısı bahsettiğiniz gibi:

www.youtube.com
www.youtube.com
0
plutongezegendegilmi
(17.12.21)
çok tesekkurler cevaplar için sanirim daha farkli bir sey ariyorum bunlar ağir kaçti gibi.
0
🌸pikap
(17.12.21)
Roisin Murphy - House of Glass www.youtube.com
0
hot potato
(17.12.21)
Dediğinin tersi olabilir bu youtu.be
0
olaylar olaylar
(17.12.21)
Çok sevdim yalan oldu
youtu.be
0
el conquerador
(17.12.21)
bohemian rhapsody
olümün uğradığı ıssız ev
0
in vino veritas
(17.12.21)
youtu.be

ilk dokuz saniyesi gibi bir şey aslinda aradiğim müzik.

@in vinto veristas evet bu şarkida da var öyle bir bölüm.
0
🌸pikap
(17.12.21)
barış manço - lahburger

www.youtube.com

05:23'te geçiyor.
0
tabudeviren
(17.12.21)
youtu.be

2.20 de ilk degişim sonra 4.50 de.
0
duptıs
(18.12.21)
enstrümantal dediğinize klasik müzik dahilse vivaldi olabilir. 4 mevsim yaz başı.

Evanescence my immortal sona doğru daha sertleşen bir hava var.

haggard per aspera ad astra girişte yaylıdan sonra gitar giriyor.
0
herzan
(18.12.21)
metallica the memory remains
0
cekcekli
(18.12.21)
@herzan çok tesekkurler sonuncusu istedigim gibi
0
🌸pikap
(18.12.21)
(2)

doğu perinçek kitapları yerine..

hepbiarayisicinde
Perinçeğin ‘hz muhammed’ ve ‘eşcinsellik ve yabancılaşma’ kitapları yerine neyin okunmasını tavsiye edersiniz? 16 yaşındaki kardeşim bu kitapları istiyor. Ben pek alma taraftarı değilim. Teşekkürler
Perinçeğin ‘hz muhammed’ ve ‘eşcinsellik ve yabancılaşma’ kitapları yerine neyin okunmasını tavsiye edersiniz? 16 yaşındaki kardeşim bu kitapları istiyor. Ben pek alma taraftarı değilim. Teşekkürler
0
hepbiarayisicinde
(16.12.21)
www.kitapyurdu.com

şu tarz şeyler okusa çok etkilenir bence.
0
westblack
(16.12.21)
Valla Perinçek falan ama eşcinsellik ve yabancılaşma baya iyi bi kitap. Adam Amerikan entelijansiyasını iyi takip ediyormuş.

Mesela Ulusları Düşüşü örnek verilmiş, polemik için demiyorum ama Obama döneminin düz propoganda kitabı aslında, oldukça boş bi kitap. Yani kritik okumak propoganda metinlerini okumaktan daha iyi bence.

Eğer niye okumak istediğini bilip / sezip de okumak istediyse (ve İngilizce biliyorsa) Curtis Yarvin okusun, epey kafası açılır. Bronze Age Mindset de günümüz politikasının güzel bi kritiği.

Sizin bahsettiğiniz veya benim önerdiğim kitapların hiçbirinin sosyalizmle pek bir alakası yok ayrıca eğer kaygınız oysa.
0
plutongezegendegilmi
(16.12.21)
(16)

benzin alırken nasıl davranıyorsunuz?

ayseee
pompacıya benzinli ya dizel olduğunu söyleyip hemen içeriye ödemeye mi gidiyorsunuz? yoksa dolumu bitirmesini bekleyip öyle mi ödeme yapmaya gidiyorsunuz?arabada tekseniz aracı kitliyormusunuz pompacı dolum yaparken?
pompacıya benzinli ya dizel olduğunu söyleyip hemen içeriye ödemeye mi gidiyorsunuz? yoksa dolumu bitirmesini bekleyip öyle mi ödeme yapmaya gidiyorsunuz?

arabada tekseniz aracı kitliyormusunuz pompacı dolum yaparken?
0
ayseee
(08.12.21)
söyleyip direkt ödemeye giderim. arabayı kilitlemem.
0
sir gawain
(08.12.21)
Merhaba, direkt selam verip benzin der ve benzin pompasını kullandığından emin olduktan sonra ödemeye giderim içeri aracı kilitleyerek.
0
devorgilla the gunslinger
(08.12.21)
-merhaba kolay gelsin.
-...
-fulleyelim.(arabayı kilitleyip içeri geçiş, depo dolana kadar kasa civarındaki ürünlere bakış)
0
olutaklidi
(08.12.21)
söylerim. azıcık sağa sola bakınır gibi yapıp, kapıyı kilitleyip içeri geçerim.
0
sanal uyku
(08.12.21)
Taşıt tanıma, arabadan inmem doldur derim ya da alışveriş veya tuvalet işim varsa doldur deyip kilitler giderim.
0
en bi orijinal
(08.12.21)
Benzinli araçlara dizel koyulamıyor (birkaç istisna mevcut sanırım). Benim aracın deposuna mazot pompası girmiyor. O yüzden "ne koydu acaba?" diye düşünmem. Opet ise araçta ödeme yapar, değilse direkt içeri giderim. Arabanın içinde çantam vs. varsa kapıyı kitlerim.
0
himmet dayi
(08.12.21)
Cevapları okuyunca arabayı kitlemediğimi fark ettim doldur hocam deyip öyle araba açık içeri gidiyorum ben bundan sonra kitleyeyim.
0
Zaman Tamircisi
(09.12.21)
belirli bir tutar söylemişsem aracı kilitleyip ödemek için içeri giderim.

belirli bir tutar söylememişsem, "dolduralım" demişsem, depo dolana kadar aracın başında beklerim, hatta pompa attıktan sonra rakamı en yakın onluğa yuvarlayacak kadar da ekletirim, ondan sonra aracı kilitleyip ödemeye giderim. clio'ya benzin alırken anahtarı vermem gerekiyor (depo anahtarla açılıyor), o yüzden clio'yu daha anahtarı vermeden önce kilitlerim. kilitlemeyi unutmuşsam, giderken depo kapağından sallanan anahtardan kumandaya basıp kilitlerim ve hep havaya uçma tedirginliği yaşarım.
0
kibritsuyu
(09.12.21)
Shell'de şunu diyorum: "fullicez, yeşil pompa benzin." sonra bakıyorum yanlış pompa koymasın diye. sonra biraz bekliyorum, içeri bakıyorum, sıra varsa hemen, yoksa depo dolmaya yakın içeri geçiyorum. arabayı kitlemiyorum, anahtarı, telefonu ve cüzdanı yanıma alıyorum.
0
prole
(09.12.21)
Direkt içeri gidiyorum. Arabayı kitlemem.
0
plutongezegendegilmi
(09.12.21)
arabadan iner,, kapıyı kilitler,

- merhaba, fulleyelim usta.

der, alacağım başka şey yoksa kasanın orada hesabın kapatılmasını bekledim.
0
altinci nesil caylak
(09.12.21)
cami acip selam kolay gelsin dolduralim diyorum, o sirada cantami vs alip cikip odemeye gidiyorum, bazen kitliyorum bazen kitlemiyorum, silgec suyu falan bakiyorlar kaputu acip.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(09.12.21)
Ne kadar dolduracağını söyleyip, kilitleyip, ödemeye giriyorum. Açık bırakırsam kesin pompacı başka müşteriye bakarken biri gelir soyar.
0
r_u_h
(09.12.21)
arabadan inip miktarı ve yakıt türünü söyleyip içeri giriyorum. 20 yıldır bir kere kapı kitlemediğimi farkettim ben de.
0
duster
(09.12.21)
kulağına ayıplı şeyler söylüyorum
0
ananiyimioguz
(09.12.21)
söyler gider arabayı kitlerim.
0
mikahakkinen
(09.12.21)
(9)

Favori fantastik kurgunuz hangisi? Neden?

lafıolmaz
SB.
SB.
0
lafıolmaz
(08.12.21)
Harry Potter serisi. Seriyle beraber büyüdüm. Yeri ayrı.
0
dissendium
(08.12.21)
lotr külttür ama Harry Potter evrenine gönülden bağlıyım <3 yanıtım harry potter
0
helena
(08.12.21)
Silmarillion ve dolayısıyla orta Dünya çünkü Tolkien.
0
j r r tolkien hayrani
(08.12.21)
Silmarillion ve dolayısıyla orta Dünya çünkü Tolkien + 1
0
the end of time
(08.12.21)
ejderha mızrağı serisi. çünkü lotr'dan önce onu biliyordum. ilk göz ağrım :P
yaklaşık hepsi aynı kafa zaten. yol arkadaşları ordan oraya gidiyor falan filan büyücüler cart curt
0
neira
(08.12.21)
Dune diyecektim ama o fantastik kurgudan ziyade sci-fi sayılır.

O yüzden Yerdeniz Büyücüsü diye güncelliyorum cevabımı.
0
plutongezegendegilmi
(08.12.21)
edebiyatta lotr
oyunlarda the elder scrools, witcher (ben oyunuyla tanıdım)

edit: neden? bilmiyorum. çocuğun masal sevmesi gibi bir şey.
0
ya ben lan neyse
(08.12.21)
serçe+tanrının cocukları
fantastik/bilimkurgu olmasının ötesinde cok da iyi bir edebiyat ürünü. özellikle serçe okudugum en iyi şey olabilir. dostoyevski kitapları ile ilk sırada benim için.
0
suyin
(09.12.21)
Açıklayarak gidiyorum, favorilerimi sonda belirteceğim.

LOTR değil. Çok değerli olduğunu kabul ediyorum ve seriyi 1 kez okudum. Bunun yanı sıra Silmarillion'da bitirdim. Beğeniyorum ama ağır buluyorum. Yani birden fazla kez okuduğum pek çok kitap olmasına rağmen LOTR bunlardan biri olamadı. Hobbit'i daha çok seviyorum mesela.

Harry Potter'a gelirsek kitapları deli gibi beklerdik. "Oley! Bu seferki 1000 sayfadan fazla" diye sevinçten deliye de döndüm. Güzel bir seri olduğunu düşünüyorum ancak öte yandan asıl güzelliğinin seri ile birlikte büyümek olduğunu düşünüyorum. Tam olarak hem Harry hem de film oyuncuları ile aynı yaşta olmak kendimde çok fazla şey bulmamı sağlamıştı. Öte yandan şimdi dönüp bakınca bana yetişkin halimde pek hitap etmiyor. Favori serim diyemem bu yüzden.

Yerdeniz Büyücüsü ve Yerdeniz evreni benim tartışmasız favorim. İlk kitapla gençken tanışmıştım be serinin kitaplarını pek çok kez tekrar okudum. Hatta Yerdeniz Büyücüsü kitabını neredeyse sayfa sayfa anlatabilecek kadar hakimim (resmen hatim indirmişim...) ve bu seride gençken nasıl birşeyler bulabiliyorsam şimdi de bulabiliyorum. Nazarımda tarz olarak birbirlerinden farklı olmakla birlikte LOTR'dan daha güzel bulurum.

Son zamanlarda da Disk Dünya serisini keşfettim ve eşsiz bir eser! Bir diğer favori olarak bunu seçmekte hiçbir sakınca görmüyorum çünkü tam bir zeka ürünü. O kadar eğlenceli, komik ve yaratıcı bir evren ki bir arkadaşıma bahsederken "Disk Dünya olmasaydı yaşamımdaki toplam mutluluğumda farkedilir bir azalma olurdu" demiştim. Adeta bu dünya Terry Pratchett'in yüzü suyu hürmetine dönüyor vallahi.

Yazacaklarım bunlardır :)
0
burka
(09.12.21)
(20)

duze cikacagimiza inanmak

in vino veritas
ya cok da uzun zaman surmeyecek ve ulkede isler yoluna girecek gibi geliyor bana. tabii bunu dusundurecek hicbir sey yok bildiginiz gibi, ulkede su an hicbir sey iyiye gitmiyor gibi gorunuyor ama nedense o iyimser inanc da gitmiyor icimden. bi noktada isler duzelmeye baslayacak cunku dibin dibi arti
ya cok da uzun zaman surmeyecek ve ulkede isler yoluna girecek gibi geliyor bana. tabii bunu dusundurecek hicbir sey yok bildiginiz gibi, ulkede su an hicbir sey iyiye gitmiyor gibi gorunuyor ama nedense o iyimser inanc da gitmiyor icimden. bi noktada isler duzelmeye baslayacak cunku dibin dibi artik buralar olmali sanki?

sizde durumlar nasil? ne dusunuyor/hissediyorsunuz?

bonus soru: oldu da gercekten refah seviyesi yukselmeye baslayan bir ulkeye donustuk, su an yapamadiginiz neyi yapmayi istersiniz?
0
in vino veritas
(05.12.21)
dibin dibine coook uzagiz. dunyadaki bazi ulkeleri hayal et. turkiye tarihinde dibin dibine yakiniz evet, ama genel resimde olabilecek diplere kiyasla dipte degiliz henuz.
0
robokot
(05.12.21)
youtu.be

bu bölüm iyiydi konuyla ilgili, girişteki geyik kısmını geçip 2.50 den başlayabilirsin
0
freebird5406_2
(05.12.21)
Ben kısa vadede karamsar, uzun vadede iyimser bi insanım.

Mesela yarın, haftaya ya da önümüzdeki ay herhangi bir şeyin düzeleceğini düşünmüyorum, ve hiçbir zaman "önümüzdeki ay daha iyi olacak" demeyecek olmama rağmen, 2-3 yıl sonrası için umutluyum :)

Mantık yürütürsem de ölürse biraz toparlarız, yoksa önümüz kavga dövüş gibi görünüyor diyorum.

Valla ortam düzelirse ev alıcam. Ara sıra bakıyorum, market saçma sapan bir noktada. Babamın X dolara aldığı evi şu an 3X dolara alamıyorum, akıl mantık alır gibi değil.
0
plutongezegendegilmi
(05.12.21)
94 ve 2001 krizlerini, eski özal-ecevit-çiller vs kötü yönetimleri hatırlamayanlar için eyvah bittik korkusu normal. türkiyenin ilk defa içinden geçtiği-yaşadığı bir durum değil bu. o günlerden bu günlere gelindiğine göre. şu noktadan da ileriye gidilir.

bizim toparlanmamız zateni suniydi. bilimde, teknolojide imalatta, eğitimde dev adımlar atmadık. dünyadaki parasal rahatlamanın bir de cepten yemenin tadını çıkardık diyelim.

sistemler kendi dengelerini bulur. dolar yükselir ithalat mecburen düşer ihracat bir miktar artar. zengin gene zengin olmaya devam eder. orta halli kesim her sene telefon değiştiremez, yeni çıkan playstationu alamaz ama hayatta kalır. ülkenin %30 belki 40'ını oluşturan dar gelirli kesim zaten yaşamıyordu onlara da nefes alacakları bir asgari ücret biçilir. eski kaldıkları yerden dost yoğurt ve yurt konserve ile hayatlarına devam ederler.
0
orpheus
(05.12.21)
@robokot, evet ama kendi sartlari icinde degerlendirmek lazim diye dusunuyorum ulkeleri ve milletleri. turkiye'nin (osmanli zamanini da hesaba katarsak) turk tarihi icinde her bakimdan bu kadar fakirlestirilmis ve sayginligini yitirmis oldugu donem herhalde kurtulus savasi zamaniydi ve o cirpinis ve mucadele yepyeni cagdas bir ulkeyi dogurdu kullerinden. afrikada bir kabilenin yillarca suregelmis fakirligi ve hayat standartlariyla kiyaslanamaz sanki bizim yasadigimiz durum. yoksa dunya uzerinde tabii ki cok kotu durumda ulkeler var ama sartlar farkli. ya da bana oyle geliyor ne bileyim. ben de size soruyorum iste :)
0
🌸in vino veritas
(05.12.21)
@orpheus, benim de sanirim o umutlu olma sebebim bilinc altimda duran 94 ve 2001 krizlerinin atlatildigi ve suni de olsa toparlanma yasadigimiz donemin varligi dusuncesi. ama aslinda dediginiz gibi suni bir toparlanmaydi o krizlerin sonrasi. dunyada da dolar boldu, kullanabilenler guney kore filan oldu, kullanamayan da iste muteahhit cenneti oldu beton denizine donustu. simdi piyasadan cekilen dolarlarin sancisini yasiyoruz malum. dolayisiyla o krizlerin sonrasinda olumlu, ise yarar adimlar atilmadigi icin suni iyilesme doneminin de gectigini dusunursek daha iyiye gidemeyecegizi mi dusunmek gerekiyor yoksa yine bir sekilde atlatiriz, hep atlattik dusuncesine mi siginmak gerekiyor? ya da bu iyimserlik mi oluyor onu kestiremiyorum.
0
🌸in vino veritas
(06.12.21)
Düzeleceğiz . sürekli zarar sorun dert üzerine hayat sürmez.
0
Erva
(06.12.21)
2005 - 2014 arası mb'de üst düzey çalışmış biri geçen gün "2013'te ki kişi başı gelire ulaşmamız yaklaşık 6 sene sürer. bugün seçim olsa işinin ehli bir kadro gelse 2028'e kadar anca toparlar" demişti. var oradan hesap et.

ben burada da uzun zamanlar en umutlulardandım ama artık benim de kalmadı umudum falan
0
avatar is back
(06.12.21)
2023’ten sonra uzun bir süre döviz yükselmeyecek, TL ve döviz bazında gelirimiz artacak. Borsa bir kaç sene sürecek ralli yapacak. O zamana kadar daha zor günler bizi bekliyor.
0
gabe h coud
(06.12.21)
@in vino veritas: kabilelerden bahsetmiyorum da, gorece ortadan / yuksekten / umut vadetmekten ne kadar dusulebileceginden bahsediyordum aslinda. Aklima gelen bazi ornek ulkeler: iran, lubnan, tunus, libya, arjantin, suriye, kore savasi sonrasi kuzey kore vs. beterin beteri var, dibin dusmesi her zaman mumkun.
0
robokot
(06.12.21)
@gabe h coud Bu hangi iktisadi teoriye ya da basitçe neye dayanıyor merak ettim?

Soruya cevaben zaman göreceli, uzun vadenin ve orta vadenin tanımı da değişen şeyler. Ben gerekli yapısal adımlar atılırsa uzun vadede olumluya dönebileceğini düşünenlerdenim.
0
dreamnesiac
(06.12.21)
Dün Habertürk kanalında 3:30 dakika uzunluğunda kaliteli bi ekonomi programı izledim ve ülkede işlerin daha kötüye gideceğini anladım. İzlerseniz siz de anlarsınız. Er ya da geç gerçeklerle yüzleşmek gerek. Bunlar güzel günlerimiz.
0
dakota
(06.12.21)
Türkiye bu insan topluluğuyla buradaki hiçbir kullanıcının ömrü boyunca düze çıkamaz. İçinde bulunduğumuz durum basit bir ekonomik kriz ya da denge şaşmasından çok daha öte, türk toplumunun ilerlemek adına yaşaması gereken bir "orta çağ". Ekonomik sıkıntılar bunun sadece mevcut yansıması.

Bu ülke dolar 2 lirayken de yaşanacak bir yer değildi. Bu insanlar tarımsal üretim yükselişteyken de ülkeye beşeri bir katkı sağlamıyordu.

Tabii biraz da bakış açısıyla alakalı, nereyi düzlük nereyi bataklık dışı kabul ediyoruz? Beklenti ne? Benim bahsettiğim düzlük "muasır medeniyetler seviyesi", ama yok biz yine kendi en düz halimizi arıyoruz dersen, buna çıkılabilir ama o da dönemsel olacaktır. Her 20-25 senede 1 kendini resetliyor bu ülke, böyle bir çıkışa güvenemiyorsun da.
0
Bruce
(06.12.21)
Peki bu iyimserligin ulke ve ekonomi hakkinda olduguna ve baska bir sey hakkinda olmadigina emin miyiz?
0
dunal
(06.12.21)
twitter.com
Su olaylar bı bitsin
0
abuzer
(06.12.21)
Almanya ile aramızda 10 sene varsa, bir pakistan ile aramızda 250 yıl fark var diyebilirim. En ölü halimiz bile gerçekten kötü değil, son dönemdeki bu öldük bittik muhabbetleri yurtdışına çıkmak gerçekten zorlaştığı için çok konuşuluyor, yoksa bir abd'deki gencin de yaşadığı çok büyük problemler var, y kuşağı babasından daha fakir olan tek kuşak, bütün dünya çok büyük krizlerden geçiyor, ama her şeyi 3-5 tane fonlu influencer'dan öğrenmeye çalıştığımız için bunları görmüyoruz.. Bu 10 yıllık fark maddi olarak belki kolay kapanmaz ama yönetim, idare, kültür vs olarak kapanabilir. Nufusumuz çok, yapacak da çok iş var. Ben de bir çok arkadaşla aynı şekilde düşünüyorum ve kötümser değilim, gerçekten memleketini seven birkaç iyi adama bakıyor bir noktada kalkınmamız.

Ama genel olarak toplumsal kalkınmadan ziyade bireysel kalkınmaya daha çok önem veriyorum ben, yani kendim ve çevremdekiler olarak biz kalkınırsak çemişligezek köyündeki amca beni pek ilgilendirmiyor. Bireysel / ailesel kalkınma durumuma bakılırsa da almanya standartlarından daha iyi durumda yaşıyoruz, o yüzden birkaç konu hariç (otomobil mesela) genel olarak kafaya takacak bir durum yok. Beni bu muasır medeniyet seviyesinde yaşatacak işi gücü bulduktan sonra gerisi beni çok ilgilendirmiyor.
0
roket adam
(06.12.21)
Ben 2015 seçimleri sonrası bu ülkeden bir şey olmaz diyip ayrılmaya karar vermiştim. O günden beri daha da dibe gidiyor ama dibi görmedi.

Ha bu ülke öyle iran/afganistan olmaz ama malesef çok garip tipleri yetistirdiler son 10-15 yılda. Yani o olmasa da bu ülke ne olur bilemiyorum.

Ha ama hayatta o istediğimiz seviyeye gelecegimizi düşünmüyorum. Çünkü olay tepede değil halkta. Halkın genelinin seviyesi beni darliyor. Ki halk böyle olmasa bu halde olmazdik.

Ekonomik olarak düzelir ama genel halk seviyesi olarak benim umudum yok. 21. Yuzyilda hala otobus beklerken sira olmayi, emniyet şeridi kullanmamayi, yere çöp atmamayi vs öğretmek ile uğraşıyoruz. Daha bunları öğrenecek toplumu daha modernlestirme var ve toplumun bunu istediginden de emin değilim zaten.
0
logisticsmanager
(06.12.21)
devlet, iktidar ve millet'i ayırman lazım türkiye konusu için.

şu an aslında krizde olan iktidar ve onun yönettiği kurumlar mesela merkez bankası. bu bizi etkiliyor mu? evet ama milleti ayrı bir keseye koyarsan o da kendince savunmasını geliştiriyor.

şu an insanların zaten %60'dan fazlası parasını tl'den çekmiş durumda. iktidar tl ile iş yaptığına göre milletin varlığının sadece %40'ını kullanıyor. o sebeple iktidar krizde.

yeni bir yönetim geldiğinde insanlar tekrar tl'ye dönerse işler değişebilir ama biz almanya olur muyuz? bence çok zor. 80 yıl belki ama çok çok zor.

çünkü almanya'nın 1940'larda yaşadığı şeyleri türkiye daha yeni yaşıyor. olgunlaşma dönemine girecekde oradan büyüyecek de para kazanıcak da vs.

uzun iş.
0
bebekbebesi
(06.12.21)
Aslında türkiye'deki temel sorun imparatorluk sendromu. Biz henüz 100 yıl önce bir imparatorlukken, şu an değiliz. Tabii ki bu büyüklük sendromu toplumsal bilinçaltında bir travma. AYnısı polonyalılar'da da var mesela.


O yüzden kendimizi hala Almanya, ABD ile falan kıyaslıyoruz. Esas mutsuzluğumuzun sebebi o. Yani aylık geliri 30000 tl olan bir ailenin, kendini sabancılarla kıyaslaması gibi bir durum var ortada.

AB ya da ABD bugünlere kolay gelmedi. NEsiller boyu süren bir çalışma, sermaye birikimi, bilgi birikiminin eseri Western Block. Bugün almanya'da 2 maaşla mercedes alabiliyorsa bir alman, bu en az 3-4 nesilin eseri. Çünkü AB'nin ve ABD'nin temelinde girişimcilik kültürü var. Üretim var.

Kısa bir tarihi özete bakalım. Mesela Henry Ford, ford'u 28000 dolara kurmuş 12 oartakla. Bugünün parasıyla 800000 dolar ediyor. Yani adam başı 60bine kurulmuş ortalama. Amerika'da bir mühendisin bir senede kazanabileceği bir miktar. Yani ahım şahım bir miktar değil.

Batıda:
1. kuşak cebindeki ufak birikimle üretim tesisi kuruyor. Girişimcilik yapıyor.
2. kuşak arabaları yurt dışına satıyor. Başka ülkenin sermayesini kendi ülkesine ekliyor.
3. Kuşakta, o gelen para kredilere, hibelere dönüşüyor. Yeni işletmeler açılıyor. Daha önce kurulan ve büyüyen şirketler eğitime yatırım yapıyor.
4. Kuşak daha eğitimli, daha paralı geliyor. 2 maaşla araba alıyor.


Türkiye'de.
1. Kuşak cebindeki sermayeyi toprağa, konuta bağladı. Bu dönemde türkiye'de sermaye sahipleri genelde toprak ağalarıydı.
2. Kuşak alman'ın, amerikalının ürettiği arabayı alabilmek için tarlasını, evini sattı. Yani aslında sermayesini dışarıya vermiş oldu.
3. Kuşak elinde satacak bir şeyi kalmayınca, almanın ürettiği arabayı alabilmek için, almanın verdiği krediyi kullandı. Yani aslında bir kuşak önce kendi verdiği sermayeyi, şimdi kredi olarak alıyor.
4. Kuşak borçlu doğdu. Ne sermayesi var, ne satabilecek bir şeyi. Krediyle kredi ödüyor. Üstelik akıllanmıyor. Dedesi gibi hala üretim yerine taşa toprağa yatırım yapıyor.

Bugün hangi vatandaşa 2 milyon verseniz alacağı ilk şey ev / arsa olur. Sonra da araba! İş kurmak, üretmek çoğunun aklına bile gelmez.

Hadi risk almak istemiyor. Ya da ekonomiye güvenmiyor iş kurmuyor ama bak almanya'da kazanan adam da kazandığıyla almanya'da ya da türkiye'de bir yatırım yapayım demiyor. Gidiyor yine ev arsa kovalıyor. Yani mevzu zihniyet aslında.

Abd'de bugün de cebinde 60bin doları olan biri iş kurmayı, yeni kurulan bir işe ortak olmayı düşünebilir. Türkiye'de ise daha azdır bu sayı. Gider hemen araba alır onla:D İlla kendi iş kurmasına da gerek yok, yatırım fonlarında değerlendir başkasına sermaye olsun sen de kazan ama o da yok.

Mevcut sistemde serbest teşebbüsten bu kadar korkan bir ekonominin zaten büyümesi mucize.

Biz bazı gerçekleri kabul etmek zorundayız. Türkiye ekonomisi güçsüz bir ülke değil. Birçok kişi de yazmış yukarda, en bitik halimiz bile birçok ülkeden iyi diye. Ama ekonomisi çok güçlü bir ülke de değil. Olabilir mi? Olabilir ama çok çalışılması gerek.

Bizim son yıllarda yaşadığımız refah ve büyüme sürdürülebilir değildi zaten. Bugünlerin geleceği çok belliydi. KRedilerle, bize ait olmayan paralarla büyüdük sandık ama şiştik sadece. Ülkede bir "sıcak para" bolluğu yaşandı. Ama o para kalıcı bir yatırıma dönüşmedi. Sadece tüketildi. Haliyle para yıllar içinde kendi kaynağına geri dönünce bizim hacmimiz yine küçüldü.

Biz g20 ülkeleri içinde gelişen ülkeler sınıfındayız. Ama kendimizi gelişmiş olanlarla kıyaslıyoruz. Oysa g20 içinde bizim muadillerimiz Arjantin, Rusya, Endonezya, Hindistan, Çin, Meksika, Brezilya vb. Bu ülkelerin sorunları birbirine benzer. Kimisinin ekonomisi güçlü, sanayisi güçlü, insani yaşam endeksi zayıf. Kiminin sanayisi orta, ekonomisi güçlü, insai yaşam endeksi sıfır. Kiminin her şeyi ortalama. Biz her şeyi ortalama olan bir ülke gibiyiz bunlarla kıyaslayınca.

Tabii eğer kendimize hedef olarak Almanya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık falan koyuyor ve o yüzden kıyaslıyorsak, aramızda öyle 10 yıl falan yok. Bu 300-400 yıllık bir hikaye.
0
anten
(06.12.21)
bi geyik var ya "make turkey eh iste again" diye bence turkiye ancak eh iste olur orta vadede. ama uzun vadede sinifin kafasi calisip haylazlik yapan ogrencisi gibi, resmen varlik icinde yokluk cekiyoruz. uzun vadede cok daha iyi hale gelebiliriz belki ama ben gorebilecegimi zannetmiyorum. turkiye bir cok konuda cok ustun ve cok potansiyelli bir ulke ama yillarca sacma sapan konulara enerjisini harcadi malesef. yani en basit ornegi ben cocukken 90'larin ilk yarisinda hatirliyorum surekli alevi-sunni konusu tartisilirdi saatlerce gunlerce aylarca. sonra baska seyler, ondan sonra yine baska seyler...

orta vadede ise boktan trendin sonunda oldugumuza adim gibi eminim, orta vadede tekrar eh iste durumuna gelecegiz hicbir suphem yok ve butun plan/programim bu yonde. tabi ki yanilabilirim.

bir de hala dipte degiliz diyen arkadaslara; icinde yasayinca insan anlamiyor, tarihi okuyunca yillarca suren seyleri sanki aksamdan sabaha olmus gibi dusunuyoruz ama icinde olunca o is oyle olmuyor malesef. biz de su anki boktan surecin icinde oldugumuz icin bize cok uzun geliyor ama tarihsel olarak olmasi gereken sureleri yasiyoruz; o yuzden olaylara cok daha genis cerceveden bakmak lazim diye dusunuyorum.
0
bay b
(06.12.21)
(4)

NBA'nın seyir zevki bitti mi ?

Avoiding The Puddle
Yoksa tam gaz devam mı ?Bir de size göre NBA'in NBA olduğu "decade" aralığı hangisiydi ? (90'lar, 2000'ler vs. gibi)
Yoksa tam gaz devam mı ?

Bir de size göre NBA'in NBA olduğu "decade" aralığı hangisiydi ? (90'lar, 2000'ler vs. gibi)
0
Avoiding The Puddle
(05.12.21)
Ben aralığı daraltıp 2005 ve 2010 arası diyorum.
0
dissendium
(05.12.21)
Valla en son paso 3'lük atıyorlardı daha "efektif" diye, ondan beridir izlemiyorum, değiştiğini de sanmam.

2005-2010 +1.
0
plutongezegendegilmi
(05.12.21)
2008'den sonra ciddi takibe başladım -geceleri kalkmalı, nba için d-smart bağlatmalı bir takip-, şöyle diyebilirim tam sezonu hatırlamıyorum 2017 ya da 18 olmalı, okc gsw'ye 3-1'den seri verip Durant gsw'ye gittikten sonra nba benim için bitti. Ondan sonra tek başıma maçı geçtim özet bile izlememişimdir. Takip ettiğim bu 10 yıl içinde de 2008-2014 benim için zirveydi.
0
signore
(05.12.21)
Seyir zevki falan bitmedi, sadece biz buyuduk. Nba tam bir ergen liseli eglencesi. Amerika'nin zenci sorununu cozmek, zencileri topluma kazandirmak icin icat ettigi platformun adidir nba.
0
neverletyougodown
(06.12.21)
(6)

Ates yakinca dunyanin yanmamasi

goklerdengelenkarar
Selam. Ya biliyorum soru cok sacma olacak. Agir sozelciyim. Simdi ates oksijenin yapmasıyla olmuyor mu? E dunyanin her yeri oksijen dolu degil mi? Cakmagi çaktığımda neden benzin olan her yerin yanmasi gobi butun gokyuzunu, dunyayi yakamiyorum? Niye cakmagin ucundaki kadar kisim yaniyor?
Selam. Ya biliyorum soru cok sacma olacak. Agir sozelciyim.

Simdi ates oksijenin yapmasıyla olmuyor mu? E dunyanin her yeri oksijen dolu degil mi? Cakmagi çaktığımda neden benzin olan her yerin yanmasi gobi butun gokyuzunu, dunyayi yakamiyorum? Niye cakmagin ucundaki kadar kisim yaniyor?
0
goklerdengelenkarar
(05.12.21)
Oksijeni bu tepkimeyi başlatan etken olarak düşünebilirsiniz, yani bir mumun havadan izole bir fanusun içinde yanmayacağı gibi.
0
mcgrain
(05.12.21)
Şöyle özetleyecek olursak oksijen yakıcıdır, yanıcı değil.
0
ceketimi alip cikcam
(05.12.21)
Ateş oksijenin yanmasıyla olmuyor, benzin oksijen varlığında yanıyor. Oksijen olmazsa benzin yanmaz.
0
ceketimi alip cikcam
(05.12.21)
Oksijen aslinda yanici degil, sadece denkleme katiliyor.

C4H10 + 13/2 O2 =====> 5H2O + 4CO2

Formulu buymus cakmak gazinn yanmasi icin 1 tane gaz 13,5 tane oksijen lazim.
Tek basina oksijen bir ise yaramiyor.

Oksijen kaynagi vardir demiri keser, onda da aslinda yanan sey oksijen degil diger gazlar.

Eger benzinle kapli olsaydik o dedigin olurdu.
0
divit
(05.12.21)
Çakmak yakınca da oksijen yanmıyor
Çakmak içindeki yakıt yanıyor.

Oksijen olmazsa ateş olmaz
ama oksijen yanmıyor.
0
Corc
(05.12.21)
Atom diye bişey var, oksijen, karbon vs. Bi de bileşik diye bi şey var, bu da atomların bi araya gelip, birbirlerine bağlanarak oluşturduğu şeye deniyor. Su (H2O), karbondioksit (CO2), karbonmonoksit (CO), metan gazı (CH4) gibi gibi.

Ateş dediğin şey aslında ortaya ısı enerjisi çıkaran bir şey (ney? orası biraz karışık). Ama bu enerjinin bi yerden geliyor olması lazım. Nereden ve nasıl geliyor? Aslında senin sorunun temeli bu.

Şimdi bu bileşiklerin atomların birbirine bağlanmasıyla bir araya geldiğini söylemiştik. Bu bağların belli bir gücü var. Kimi bağ kuvvetli, kimi bağ zayıf. Ortamda yeterli miktarda bileşik veya atom varsa, bu bağlar kırılıp yeniden oluşabiliyor. Güçlü bağlar zayıf bağlardan daha kuvvetli bu arada, yani atomları serbest bıraksan öncelikle güçlü bağ kurmaya çalışıyorlar.

Mesela ortamda metan gazı var (CH4) ve bolca oksijen (O2) var diyelim. Şimdi bu bileşiklerin ikisinin de bağları karbonmonoksit (CO) (ve karbondioksit (CO2)) bağlarına göre zayıf. Dolayısıyla bunlar bir araya gelse, uygun koşullar altında @divit'in gösterdiği formülle metan ve oksijen bağları kopacak, yerine karbondioksit ve su bağları kurulacak. Çünkü o bağlar diğerlerinden daha kuvvetli.

Ama işte o ilk metan gazını (CH4'ü) parçalamak için bi enerji lazım. Çakmağı bu yüzden çakıyorsun. O ilk enerjiyle C ve H'ler parçalanıp serbest hale geliyor. Sonra ortamdaki O2'lere yapışıp, CO2 ve H2O oluyorlar. Bu birleşme esnasında ortaya yine enerji çıkıyor (çünkü serbest -yüksek enerjili- atom birleşip daha stabil bi hale geldi, enerjisini dışarı salıyor), bu enerjiyle yeni metan gazları parçalanıyor vs. vs. derken bu süreç ortamdaki maddelerden birinden biri bitene kadar devam ediyor.

Sen çakmağı yaktığında atmosferde oksijen var evet, ama zayıf bağlı karbon (metan gazı, benzin vs gibi) yok, CO2 var, o da zaten daha güçlü bir bağ, o yüzden yangın devam etmiyor.
0
plutongezegendegilmi
(05.12.21)
(6)

Mekanik klavye önerisi

tchuck
selamlar,mekanik klavye almak istiyorum. oyun için de, kendi işlerim için de kullanmayı planlıyorum.estetik görünümü biraz öenmli benim açımdan.https://www.hepsiburada.com/keychron-k2-hot-swappable-kablosuz-mekanik-klavye-bluetooth-5-1-rgb-gateron-brown-switch-version-2-p-HBCV00000FGY2J?magaza=Conne
selamlar,

mekanik klavye almak istiyorum. oyun için de, kendi işlerim için de kullanmayı planlıyorum.

estetik görünümü biraz öenmli benim açımdan.
www.hepsiburada.com

keychron'lara bakıyorum. ama kararsız kaldım bir yandan.

razer'lara baktığımda onlar da çok cafcaflı geliyor.

biraz estetik görünmesini tercih ediyorum aslında.

keychron k3 ultra slim'ler çok hoşuma gidiyor ama onlar da türkiye'de yok sanırım.

bütçe de maksimum bu seviyelerde olacak şekilde ne önerirsiniz?
0
tchuck
(03.12.21)
www.amazon.com

şunun tr'ye gelişi var
0
duyurukullanıcısı
(03.12.21)
klavyeye 2000 lira vermek bana çok fazla geldi. tabii logitech'in bile düzgün bir klavye-fare setini aldığınızda 1000 lira para veriyorsunuz artık

klavye güzelmiş bu arada
0
co2s2
(03.12.21)
@duyurukullanıcısı, çok sağol iyiymiş bu mevzu da ya.

k4'ü gördüm orda da, numpadi olması daha mı iyi olur acaba
0
🌸tchuck
(03.12.21)
kbdfans.com

Uğraşırsan kendi klavyeni yapmak da bir opsiyon. Bana uğraşılacak iş gibi gelmiyor ama arkadaşların hepsi kendi klavyesini kendisi yaptığı için bahsedeyim dedim, meraklısını saran bi hobi gibi.

Hem de işte keypad lazım olursa yapıp takarsın yanına.
0
plutongezegendegilmi
(03.12.21)
Her gören klavyeyi soruyor.
ibb.co

xtrfy.com

Görüntü önemli dediğin için verdim.
Varmilo modelleri daha da ufak ve daha güzel olabiliyor. Ama pahalılar.
0
bana kedicik derdi
(03.12.21)
keychron k2 kullaniyorum. macbook icin cok guzel bir klavye. sarji uzun gidiyor ve tasarimi cok guzel.

ancak yuksek bir klavye, eger bilek probleminiz varsa slim almanizi oneririm. bir arkadasim iade etti cunku bu sebepten.

ben inanilmaz memnunum. bu arada 90 dolar klavye amerikadan birine getirebilirseniz. 2000 nedir ya vallahi yazik gunah.
0
antikadimag
(04.12.21)
(3)

Macbook'da Delete tuşu

ananiyimioguz
Fn + Silme tuşuna basmam gerekiyor ve bu çok hantal geldi.Mesela touchbar ın en sağına bir tuş atasam da o delete işlemini yapsa olmaz mı?Short action butonunu ekleyip macro yazmaya çalıştım ama bastığımda çalışmıyordu tam beceremedim sanırım.Veya başka pratik bir yol bileniniz varsa dinlerimMesela
Fn + Silme tuşuna basmam gerekiyor ve bu çok hantal geldi.

Mesela touchbar ın en sağına bir tuş atasam da o delete işlemini yapsa olmaz mı?

Short action butonunu ekleyip macro yazmaya çalıştım ama bastığımda çalışmıyordu tam beceremedim sanırım.

Veya başka pratik bir yol bileniniz varsa dinlerim

Mesela tek elle yapacağım şekilde right option + silme tuşu kombinasyonu da okey benim için.

Bu arada geçenlerde duyuruda yazılmış mac başlığında, Karabiner-Elements programını kurcaladım, en fazla right option a delete komutu atayabildim. Başka ne yollar olabilir?
0
ananiyimioguz
(02.12.21)
Delete ile normal silme arasındaki fark, delete tuşunun imlecin solunu değil sağını silmesi. Karışmasın anlatırken. Bilen biliyordur da.. yorum gelmeyince anlam veremedim.

Bunu mac kullananlar neden tek tuşla yapamıyor ihtiyaç olmuyor mu?
0
🌸ananiyimioguz
(02.12.21)
control (cmd değil) + D ile de yapabilirsin, tek sol elle yapılıyor.
0
plutongezegendegilmi
(02.12.21)
ben karabiner-elements ile fn ile ctrl'nin yerini degistirdim. caps lock'a da ctrl'yi atadim. caps lock en gereksiz tuslardan biri bence, bari ise yarasin.

dolayisiyla ctrl + D daha kullanisli hale geldi. caps lock+D yapiyorum.

ayrica ctrl+A ile satir basina, ctrl+E ile de satir sonuna gidebilirsin.

ctrl+B sol ok gorevi goruyor, ctrl+F ise sag ok.

terminal kullanirken faydali olan kombinasyonlar bunlar.
0
chezidek
(03.12.21)
(4)

SQL bilen var mı? basit bir şey

bohr atom modeli
Merhaba, bir listede bir değeri şöyle değiştiriyorum:Update Artikel SETLifecycle = 2Where Lifecycle = 1sonra veritabanında değişiyor bu ama bu koda select ekleyerek çağırmak istiyorum ama hep hata alıyorum. nasıl yapabilirim bunu? yaptığım şey şu:Select Artikel.Seriennummer, Artikel.Bezeichnung, Art
Merhaba, bir listede bir değeri şöyle değiştiriyorum:

Update Artikel SET
Lifecycle = 2
Where Lifecycle = 1

sonra veritabanında değişiyor bu ama bu koda select ekleyerek çağırmak istiyorum ama hep hata alıyorum. nasıl yapabilirim bunu? yaptığım şey şu:

Select Artikel.Seriennummer, Artikel.Bezeichnung, Artikel.Lifecycle from Artikel
Update Artikel SET
Lifecycle = 2
Where Lifecycle = 1


beklentim tek kodla Lifecycle'ın 2 olması ve bu yeni listeyi çağırmak.
0
bohr atom modeli
(01.12.21)
Select ve updatei bi arada kullanamazsin
0
nuisance
(01.12.21)
postgre kullanıyorsanız RETURNING keyword'üne bakın: www.postgresql.org
0
plutongezegendegilmi
(01.12.21)
hangi sql'de olduğuna hangi client'ta kullandığına göre değişir.

stored procedure ile filan yapabilirsin veya function ile yapabilirsin.
0
aziz dostum jack
(01.12.21)
benim mallığım sorunun sonunda virgül varmış ve o ikinci soruya referans veriyormuş. select ile update'i bir arada kullanmam istenmemiş haliyle.

teşekkür ederim üçünüze de arkadaşlar.
0
🌸bohr atom modeli
(01.12.21)
(10)

ab ülkelerindeki maaş skalası

roket adam
it sektöründeyim malum sebeplerden bu ara kafamızı biraz kaldırıp sağa sola bakınmaya başladık. lakin yaptığım birkaç iş görüşmesinde görüyorum ki yönetici - direktör vs değilsen individual contributor olarak net 3000-3500 eur üzerinde bir maaş bulmak pek mümkün değil gibi. yönetici - direktörlere d
it sektöründeyim malum sebeplerden bu ara kafamızı biraz kaldırıp sağa sola bakınmaya başladık. lakin yaptığım birkaç iş görüşmesinde görüyorum ki yönetici - direktör vs değilsen individual contributor olarak net 3000-3500 eur üzerinde bir maaş bulmak pek mümkün değil gibi. yönetici - direktörlere de lokal adamları seçiyorlar genel olarak. eşi çalışmayan birinin 3000-3500 eur civarına ab'nin büyük şehirlerinde tamam yaşamak mümkün olmakla beraber kenara çok da bi para kalmıyor demek oluyor.

acaba bana bu kısa vadede denk gelen iş fırsatları mı düşük maaşlı, yoksa gerçekten de "evet abi maaşlar net 3000-3500 civarı, eşin de çalışacak anca öyle para biriktirirsin" mi demek lazım. çünkü bu şartlar altında tr şartlarında 25-30 bin kazanacak evli birinin taşınmakla uğraşmanın hiç bir manası yok gibi görünüyor.
0
roket adam
(01.12.21)
bence turkiye'de yasamak ekonomik zorluklarin yaninda orta dogu ulkesi olmasinin risklerini fazlasiyla tasiyor. yani savas durumu veya diger guvensizmsosyal ortam. sen zenginsin ama hirsizlik artar veya dusuk profilli insan sayisi artacak. su an dunyanin sonu geliyor ve siginacak yer bakalim hissi ve dusuncesindeyim. bu yuzden avrupada yasamak --ki avrupasever biri degildim- benim icin artik yuruyus yapilabilen, egitim alinabilen vs imkanlari iyi olan bir yer. ozellikle cocuk dusunen biri olsam kesinlikle dusunurdum rahatimi bozardim. kalmak icin gecerli sebepler; cevreye asiri baglilik, turkiye askiyla yanip tutusmak, ikinci sinif muamelesi gormek istememek, konfor alanini cok sevmek(bu malesfki benim)
0
ala09
(01.12.21)
Avrupa'da ev hanimi konsepti yok, maaslar boyle. Brut artsa da net olarak vergi dilimi nedeniyle maaslar 4 5 bin euro ustune cok nadir cikar. Bonuslar, hisse vs onemli o nedenle. Almanya ve etrafini bu sekilde yasanabilir kilan seylerin basinda da bu maas makasinin darligi geliyor. (bkz: sosyal demokrasi) ABD'de ozellikle bati yakasinda cok cok cok cok daha fazla kazanmak mumkun ama pahalilik ve sigorta vs isin icine girince her yerde (TR haric) yasam standartlari asagi yukari ayni. Palo Alto'da calisip Porsche'ye binersin belki ama 6000 dolar kira odersin les gibi daireye. Ayni isi Berlin'de yaparsan basit bir Audi A4 kullanirsin ama sigorta derdin olmaz cocugun okulu derdi olmaz. Her halukarda es calisacak yalniz, yoksa zor gecinirsin. Soyle ki sen ayda 10 bin euro brut de alsan eline gececek para karinla sen ikinizin 5 5 brut almasindan az olacak.
0
bana kedicik derdi
(01.12.21)
eş neden çalışmıyor?
eş olmak ve çalışma hayatı bağlantısı baştan hatalı bi düşünce biçimi sanırım. çalışmayan yetişkin birey ne alaka yani diye bakmak lazım. geçici bir durumsa (dil/vize vb nedeniyle) e zaten geçici demek lazım, yatırım da şart değil o süre zarfında.

bunlar dışında 3-4 k eur az buz değil çalışan biri için avrupada. yani kendi işini yapmayanlar için skala böyle, maaş skalaları daha genişliği bizim gibi gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde olan bişey. batı avrupa genelinde rahat yaşam ve biraz birikim için maaş verilir. büyük fırsatlar yaratmak daha bireysel bi mesele. yani maaşın ortalamanın 3 5 katına çıkması vs. herkes hayatını rahat ve mutlu geçirdiği için zaten rekabet az vs. konu biraz ekonomik ama bir o kadar sosyolojik.
neyse, özetle net 3eur oldukça iyi. net 2800-3000 de gayet iyidir. burada 5-10 yıl deneyimli, orta düzey bir yönetici/grup lideri potansiyeli taşıyan bir çalışan için.

son cümlenize istinaden de; göç etme ve yaşama amacınıız salt eknomikse başka tabi, bunu biz bilemeyiz. ancak her gün şiddet haberi, katliam, tecavüz, yangın, yolsuzluk, insan hakları ve adalet ihlali, her gün işlenen kadın cinayetleri, bu şiddete maruz kalmak, dengesiz gelir dağılımı ve bunun sonucunda artan toplumsal gerginlik, ahlaksızlık eğitimsizlik vs bunları da düşünmek lazım. daha doğrusu bugün olan bu olayların 10 sene sonraki etkisini.
0
jimjim
(01.12.21)
3-3,5 net zaten nitelikli göçmen vizesi aldırır size. dolayısıyla eşin çalışma vizesi otomatik çıkar. neden çalışmayacak diye düşündünüz?

bu maaşlar oldukça iyi. para için ekonomik alım gücünü değerlendirin, taşınmak için de yaşam standartını; tatiller, özgürlük, adalet, seyahat (oturum avantajı) kültürel deneyim, başka bir çalışma ekolü vb.
0
rewlack
(01.12.21)
hollanda'da vergi indirimi var yuksek nitelikli isciler icin. bkz: thetax.nl
diger avrupa ulkelerinden fazla kazanmak mumkun yani. senior bir pozisyon 72-75 bin civarina bulunabilir. 72 bin dersek 4800 yapar aylik. ben senior olmadigimdan daha az aliyorum ama 3500'den iyi yine. tabi hollanda almanya'dan daha pahali sanirim. ozellikle kiralar ucmus gidiyor. cocuk da varsa tek kisinin calismasiyla para biriktirilmez ama fena da yasanmaz gibi. cocuk yoksa bir miktar para da biriktirilebilir. es calisirsa zaten esin maasi biriktirilebilir cok harcamaniz yoksa.

eve giren para 25-30 bin tl ise maddi olarak ayni rahatlik avrupada da olur sanirim. ama eve giren daha fazla ve avrupada tek maas olacaksa maddi olarak avrupaya gitmek mantikli olmayabilir.

ben maddi olarak turkiye'de daha iyiyken hollanda'ya gelmeyi sectim. bazen pismanlik olsa da henuz yeni geldigimiz icin buranin tum potansiyelini kullanamiyoruz. zamanla daha iyi olacaktir ve muhtemelen maddi olarak da en azindan ayni seviyeye geliriz 1 sene icinde.
0
lemmiwinks
(01.12.21)
Kac yillik tecrube var? Uzmanliktan uzmanliga da maas degisebiliyor.

Burda iki gorus var bana kalirsa,

1- istedigim yuksek maasi bulana kadar gitmeyeyim.
2- istedigim kadar yuksek olmasa da kapagi bi oraya atim orda is daha kolay bulunur.

Ikisinin de kendi artilari eksileri var ama yurtdisinda yasarken is bulmak cok daha kolay, tabi evli olunca ve cocuk varsa belirli bir seviyenin ustunde maas da sart oluyor. Cogu arkadasim 1-2 yilda bir is degistiriyor, y.icinde de boyle y.disinda da. Bi sonraki iste maas/sartlar daha iyi oluyor haliyle. Ornegin 3500'un ilk yil icin yetecegini dusunuyorsan ve daha yuksek teklif simdilik gelmiyorsa bu teklifi kabul edip yurtdisinda bir sure tecruben olduktan sonra daha yuksek maasli bi yere bakabilirsin.

Benim durmumda ilk isimin maasi fena degildi, is degistirmeyo dusunmuyordum ama ilk senemin sonuna dogru baska bir yerden daha iyi teklif geldi, oraya geciyorum simdi.

Hollanda'nin ilk 5 yil maasin %30undan vergi almamasi ve almanyanin evli olanlara (esi calismayanlara) vergi acisindan baya bi kiyak cekmesinde var. yanlis hatirlamiyorsam berlin'de bekar 3000 alirken evli ve esi calismayan ayni brute 300-400euro daha fazla aliyordu.
0
fakyoras
(01.12.21)
İşlerin "çoğu" 3-3,5 civarı, ama hepsi değil. Ben fazla tecrübeli biri olmama rağmen 5-6 arası teklif aldım, arkadaşlardan da benzer teklifler alanlar var. Önceki şirkette senior'lar 6-7 arası alıyorlardı vs. En yüksek maaş alan tanıdığım 12 alıyor, düz developer. Bunların hepsi Avrupa (Hollanda ve İngiltere aslında) ve net maaş, bonuslar vs. hariç.

Yani sana ihtiyacı olan şirketi bulman lazım, onun da denk gelmesi için biraz bakmak gerekiyor. 3,3-5 "yarın gideyim" ile "çok tecrübem yok" maaşı aslında. Baz gibi düşünmek lazım. Bir de Almanya, İsveç vb. yerlerde düşük maaşlar cidden.
0
plutongezegendegilmi
(01.12.21)
Soylendigi gibi Avrupada maas makasi dusuk. IT sektorunde genelde 2.5K-5K arasi net olur ulkesi ve pozisyonuna gore. Asil onemli olan harcama ve tasarruf aliskanliklariniz olacaktir.

Esim ve benim toplam maasimiza yakin olan bir arkadasimiz para biriktiremezken, biz daha esim calismaya baslamadan once her ay kenara 600-700 koyabiliyorduk.
0
cleric
(01.12.21)
mesajlar için teşekkürler arkadaşlar. tabii ki herkes kendince yorumunda haklı. benim bakış açım göç etme şeklinde değil, daha çok expat şeklinde gitmek üzerine. zira ülkedeki ıvır zıvır olayları hayatımı etkileyecek kadar kafaya takmıyorum. bir avrupa ülkesine taşınmak için yaşam standartlarımı düşüreceksem bunu yapmam. artısıyla eksisiyle memnunum burada yaşamaktan yani, gitmemin tek sebebi büyük para kazanmak, kariyerde ilerlemek. macera aramıyorum yani. çocuk düşünüyoruz, eşim için de öyle uzun vadeli bir kariyer planı yok o sebepten, tek çalışıp yettirmem lazım.

bu teklifin olacağı ülke de malta idi bu arada, maltanın durum malum çok daha yüksek olur diye bekliyordum, ben almanya vs'de daha yüksek alırım diye düşünüyordum (c1 almancam da var) ama pek öyle değil gibi durum.

buradan anladığım üç seçeneğim var, ya mükemmel teklif gelene kadar bekleyeceğim, ya da bu tarz ortalama bir teklifi okeyleyip çalışma izni blue card vs halledince orada iş arayacağım (2-3+ sene demek bu da), ya da vergi vs avantajı olan körfez ülkelerine bakacağım. gulf tarafı daha mantıklı geliyor şu anda zira dubai'de bir iş görüşmesi yapmıştım şu anda çalıştığım firmanın bayisi olacak ayarda bi firmada, 27000 AED gibi bi rakam veriyorlardı net (vergi olmadığı için). 6500 EUR yapıyor + child support, education support, zart zurt ekledin mi hayvan gibi para yapıyor yani. avrupanın kara kaşına kara gözüne kalkıp gitmeye değmez gibi hissediyorum şu an böyle fırsatlar varken. hem de ırkçılıkla falan uğraşmak zorunda kalmam.

neyse biraz daha beklemek en iyisi gibi sanki.
0
🌸roket adam
(01.12.21)
aynı sektörden biri olarak şunu da ekleyebilirim, en azından gördüğüm kadarıyla "gitmem lazım" demeyen, herhangi bir sebepten dolayı kalmak durumunda olan ve işinde iyi olanlar remote olarak yurtdışına çalışıp döviz ile kazanıyorlar. bu arada freelance'ten bahsetmiyorum bildiğiniz o şirkette işe giriyor ancak full remote. böyle olunca çok daha hızlı para topluyorlar. illa gitmek veya kalıp tl kazanmak dışında bu ihtimal de düşünülebilir. (belki de düşünmüşsünüzdür ama duyuruda göremedim) özellikle amerika'daki şirketler bu tarz işe alımlar yapıyor.
0
ilgeru
(01.12.21)
(8)

Ben telefona bu kadar süre bakıyor muyum ?

dunyatuhaf
Yani sizde durumlar nasıl ? Bağımlı mıyım?
Yani sizde durumlar nasıl ?
Bağımlı mıyım?
0
dunyatuhaf
(27.11.21)
Facebook kullanan 30 yaş altı insan tanımıyorum. Facebook biraz abartılı. Youtube'da bayağı zaman harcıyorum. Pişman değilim.
0
dissendium
(27.11.21)
Kendiminkini kontrol ettim de, kullandığım uygılamalar ve oranlar doğru. süre olarak inş değildir ama o da doğruysa çok bakmışım telefona ona üzüldüm.
0
somethinginthewayshemoves
(27.11.21)
Bakiyormussun iste, koskoca telefon yalan soyleyecek degil ya. Yalniz hic yakistiramadim 8 saat 49 dk gibi bir sureyi. Insan ya 8 saatte birakir, ya da 9 saate yuvarlar.

Saka bir yana, durum ciddi bence. Bagimli misin degil misin bisey diyemem ancak gunluk 9 saat de cok. Ben de bazen bakiniyorum bayagi ancak 9 saat de tutmuyordur.
0
j r r tolkien hayrani
(27.11.21)
valla bende dalıp gidiyorum bazen sürekli sıkıntıda hissettiğimde bir türlü telefonu elimden kaldırmak istemiyorum onca ders sinir stres aile kavgalar boş geliyor gidip duş almıyorum bile çok gayesiz üşengeç depresyon paketi oluşturuyor bence çok bakmaktan şikayet ediyorsan depresyonda veya kaçış yolu arıyor olabilirsin ben sürekli bakıyorum o yüzden bende böyle etki ediyor
0
Efespilsen
(27.11.21)
Ben telefonda çok vakit geçiriyorum gibi hissediyordum, şimdi açtım baktım günlük 2 saatmiş ortalama.

Hatta telefon + bilgisayar (genelde iş için) toplamda 9 saatmiş.

Yani işin telefonlaysa normal, ama değilse çokmuş ya.
0
plutongezegendegilmi
(27.11.21)
Fena bağımlıyım, günde 5-6 saatim vardır. Özellikle akşamları dizi izlemeyi falan bıraktık tiktik ve yutup izliyoruz sürekli.
0
roket adam
(27.11.21)
günlük ortalamam 4 saat. ama bunun aktifi 2.5-3 saattir max.
0
floydian
(27.11.21)
günlük ort. 10dk
0
ya ben lan neyse
(27.11.21)
(9)

Para alarak çekiliş yapmak

sckxyss
Katılımcılar x tl vererek çekilişe katılacak, kazanan y ödülünün sahibi olacak. Bu şekilde çekiliş duzenleyebiliyor muyuz Türkiye'de yasal olarak?
Katılımcılar x tl vererek çekilişe katılacak, kazanan y ödülünün sahibi olacak.

Bu şekilde çekiliş duzenleyebiliyor muyuz Türkiye'de yasal olarak?
0
sckxyss
(25.11.21)
Yasal olarak hayır.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(25.11.21)
154 lira gibi bir limiti vardı sanırım, onun altı legal.
0
plutongezegendegilmi
(25.11.21)
hayır, hatta bir youtuber bu yüzden ceza yedi diye biliyorum.
0
hlot
(25.11.21)
İzin alarak yapılıyor. Hepsiburada yapıyor mesela bunu.
0
signore
(26.11.21)
Eskiden milli piyango idaresinden izin alınarak yapılabiliyordu. Milli Piyango özelleşince mevzuatta nasıl bir değişiklik olduğunu bilmiyorum.
0
Mirket
(26.11.21)
@signore, yönetmelikte şöyle bir madde var:
"Sanal ortam üzerinden düzenlenecek piyangolarda da bir mal veya hizmetin tanıtımı, satışı, pazarlanması esas olup, doğrudan gelir elde etmeye yönelik piyango düzenlenemez"
Benim yapmak istediğim bu şekilde para kazanmak. Yani para toplayıp çekiliş yapmak ve bundan para kazanmak. Atıyorum 1000 liralık ürün için 1 TL'lik 1100 bilet satılacak, 100 tl bana kalacak. Yani aslında milli piyango bileti almak gibi, sadece karşılığı nakit değil ürün olacak. Bunu yapamıyoruz galiba.
0
🌸sckxyss
(26.11.21)
Hayır. Bu söylediğin hakkı elde etmek için Demirören Grubu 9.3 milyar TL ödedi :)
0
michael_knight
(26.11.21)
Hepsiburadanın yaptığı millipiyango pazar yerliği yapmak aslında, çekilişi milli piyango düzenliyor.
Para karşılığı yapılamıyor, izinle ürün satışına bağlı yapılabiliyor standart magnum çekilişi mantığında ama izne tabi, yani ben 10 liraya gofret satıp çekiliş bedelini içine yediririm diye düşünme, yedirmezler
0
atom karincanin torunu
(26.11.21)
Para kesinlikle hediye edemezsiniz, belirtilen tutar sınırı (yukarıda 154 tl yazılan) bu sınıra kadar değeri olan hediye vermek için izin şartı olmamasıdır.

O sınırdan yukarıda olunca MPİ'den izin gerekli, sadece hediye çekilişi için izin alabilirsiniz. Yani bilet satarak para toplayarak da hediye veremezsiniz.

Müşterileriniz ya da üyeleriniz arasında bedelsiz oalrak çekiliş yapıp hediye vermek için izin şartı var.

Sizin hayal ettiğiniz şey yasal olsaydı, Demirören Grubu neden devlete para ödeyip piyango işini devir aldı?

Kendi yapardı bir lotarya, ya da diğer büyük firmalar holdingler vs şu an farklı çekiliş ve oyun türleri çıakrırdı piyasaya serbest olsa.
0
John Bloor
(26.11.21)
(7)

macbook fazla ram kullanımı

black mamba
safari ve opera çok fazla ram kullanıyor. nedeni ne olabilir?
safari ve opera çok fazla ram kullanıyor. nedeni ne olabilir?
0
black mamba
(25.11.21)
Bu değerler az bile. Çok daha fazlasını kullanır web tarayıcılar. Gayet normal. Nedeni; çalışma şekli bu. Tarayıcıda görüntülenen birçok şey önbelleğe alınır ilk olarak. Eğer bu macbook M1 çipli ise zaten etkinlik monitörüne hiç bakma. RAM çalışma mantığı Intel işlemcili mac ve pc'lere göre çok başka. Bilgisayarda hiçbir şey yapmasan bile 15 GB falan dolu görünüyor.
0
himmet dayi
(25.11.21)
bana fazla geldi biraz. şu an opera'da da 3 sekme açık ama 150 mb civarı kullanıyor. safari'da eksiduyuru sayfası 685 mb kullanıyor. sadece tarayıcı yüzünden 10 gb ram kullanıyorsa bir render alsam zorlanacak.

diğer safari web içeriği yazan şeyleri kapattım etkinlik monitöründen bir daha açılmadı. acaba virüs, trojan, reklam falan mı diye düşünüyorum.
0
🌸black mamba
(25.11.21)
Hayır. Normal.
0
himmet dayi
(25.11.21)
Ancak opera çok ram kullanmıyor. 150 mb civarı. Safari sadece 1 sekme için 500 700 mb kullanıyor.
0
🌸black mamba
(25.11.21)
O zaman Opera kullan mamba :)

virüs vs. ile alakası yok. chrome ve safari böyle çalışıyor. seni ikna etmek için daha ne demek lazım bilemedim.

bu da benim etkinlik monitörü verilerim: i.ibb.co

tek sekme açık, yaklaşık 500 MB yer kaplıyor.

Bilgisayar M1 çipli mi?
0
himmet dayi
(25.11.21)
os x sierra’dan itibaren native uygulamaların (başta safari) ram tüketim değeri çok arttı. her yeni os’ta bilgisayar yavaşlıyor, donanımsal bir şey diyeceğim ama boot camp ile windows 10 da kurulu, mis gibi kullanıyorum.

bence os x o meşhur stabilitesinden eser yok artık.
0
phoarbix
(26.11.21)
M1'le ya da stabiliteyle pek bi ilgisi yok olayın :)

Linux sistemlerde bir uygulama kullanmak için işletim sisteminden ram aldıysa, işi bittikten sonra onu geri işletim sistemine döndürmek zorunda değil. Çünkü işletim sistemi ihtiyacı olunca uygulamanın kullandığı ram'i kendisi alıyor zaten.

Ama o da anlık almıyor, çünkü uygulamadan ram'i geri almak bir işlem. Gerçekten başka bir uygulamanın ihtiyacı olana kadar bu zahmete niye girsin? O yüzden başka bir uygulama çıkıp da işletim sistemine "kardeş bana daha çok ram lazım" diyene kadar, o ram alanı önceki uygulamalarda kullanılıyor gibi görünüyor. Gerçekten kullanılıp kullanılmadığını bilmiyoruz, ama yüksek ihtimal kullanılmıyordur. Fakat en son o uygulama o ram'i istediği için hala onda görünüyor.

Burada Safari'nin fazla ram kullanıyor görünme sebebi muhtemelen zamanında fazla ram ihtiyacı olmuş, almış, sonra geri iade etmemiş olması. Opera kullanmıyor gibi görünüyorsa bunun sebebi de öyle bir ihtiyacı olmamış olması olabilir, ya da almıştır, kullanmıştır, ama işi bitince işletim sistemi "Safari'ye lazım kardeş, boştaysa alıyorum ben bu ram'leri" deyip almıştır, o yüzden şu an az görünüyordur vs.

Yani render alsan zorlanmaz makine. Render'a ihtiyaç olunca diğer uygulamalardan boştaki ram'i alıp render yapan programa verir.

Ha Safari mesela o anlık index'leme yedekleme şu bu bişey yapıyordur arka planda, o yüzden çok ram kullanması gerekiyordur, o da mümkün, ama bilemiyoruz. Yine de bu activity monitor verileri yukarıda açıkladığım gibi illa ki o an ne kadar ram kullanıldığı bilgisini vermiyor, o yüzden çok takılmamak lazım.
0
plutongezegendegilmi
(26.11.21)
(9)

almanlar neden hitlerin peşinden gitti?

avatar is back
dünyaya binlerce düşünür (başta felsefe ve toplum bilimi üzerine), bilim insanı (kimyagerler, fizikçiler), binlerce on binlerce muazzam icatlarla dünyayı değiştiren bir toplum nasıl oldu da hitler gibi birinin arkasından giderek hem kendi ülkelerinin hem de dünyanın yıkımına ön ayak oldular?
dünyaya binlerce düşünür (başta felsefe ve toplum bilimi üzerine), bilim insanı (kimyagerler, fizikçiler), binlerce on binlerce muazzam icatlarla dünyayı değiştiren bir toplum nasıl oldu da hitler gibi birinin arkasından giderek hem kendi ülkelerinin hem de dünyanın yıkımına ön ayak oldular?
0
avatar is back
(23.11.21)
Kaybedilen birinci dünya savaşı sonrası Almaya'da yaşanan devasa ekonomik kriz ve yabancı askerlerin Almanya'ya girip Alman vatandaşlarını kendi sokaklarında tartaklaması gibi aşağılamalar buna zemin hazırladı.

Alman vatandaşlarında oluşan hüsran ve öfke aşırı faşist sağa yönelmelerini sağladı. Buna rağmen iktidarı ucu ucuna kazanabildiler zaten.
0
neotunc
(23.11.21)
Hitler gibi biri derken Hitler iktidara gelirken tüm dünyayı yakacağız yahudileri katledeceğiz gibi fikirleri yoktu, hatta yahudi kırımı gibi bir fikri de yoktu Almanya'dan göndermek istiyordu sadece, soykırım düşüncesi çok sonradan gelişen bir olay hatta bu düşünce direkt Hitler'e de ait değil.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(23.11.21)
Dönemin ruh hali yüzünden. 1. Dünya savaşı'ndan sonra ingiltere ve fransa almanlara hiç acımadı. Gerçekten evlerindeki ekmeğe kadar aldılar.

hiperenflasyon coştu. Hani şu Almanların ekmek almaya bile el arabasıyla mark taşıdıkları dönem. Ülkenin korkunç borçları var savaş harcamaları ve savaş tazminatları yüzünden.

Haliyle o dönem Alman halkının aklından geçen ama söylemeye cesaret edemediği şeyleri söyleyen biri iktidara geldi. Biraz o dönem sokağın sesi gibiydi. Bu arada ilk başta o kadar güçlü değillerdi. Muhalifleri de güçlüydü. Ama bir şekilde iktidara geldikten sonra ilk başta ciddi destek bulmaya başladılar. Bir de çok iyi bir propaganda subayları vardı. Goebbels. Hatta kullandıkları propaganda tekniklerinin birçoğu bugün reklamcılıkta siyasi iletişimde kullanılıyor, birçok yöntemi onlar icat etti diyebiliriz. Hani derler ya hep, Berlin düşene kadar Almanlar savaşı kaybettiklerinin farkında değildi diye. Öyle bir propaganda gücünden bahsediyoruz.

Haliyle Açlıktan kırılan Alman halkı üstünde "haklarınızı geri alacaksınız, kaybettiğiniz zenginliği kazanacaksınız" propagandası çok etkili oldu. Başta ufak olan seçmen desteği, iktidara geldikten sonra ufak bir refah artışı sağlanınca bayaa bir arttı.

Yine de ciddi bir karşıt görüş de vardı körü körüne desteklemedi herkes. O dönem Almanya'daki gidişatı öngören ve ülkeyi terk eden çok insan da oldu.

Şunu unutmamak lazım İngilizler ve Fransızlar 1. dünya savaşından sonra galibiyet sarhoşluğuyla bu kadar ezici bir anlaşma dayatmasalardı, II. dünya savaşı yaşanmayabilirdi.

Başta bu ekibin destek görmesinin en büyük motivasyonu versay anlaşmasını yırtabilme cesareti göstermeleriydi. Tüm ağır şartlara rağmen, "silahlanamazsınız" diyen sözleşmeye rağmen deli gibi silahlandılar. Göstere göstere geldi savaş.

Yani yenilen düşmana merhamet etmezsen, çok üstüne gidersen ilk fırsatta seni ısırır. İngilizler ve özellikle fransızlar bunu çok ağır sonuçlarla gördüler.
Adamlar birkaç ay içinde Eyfel Kulesi önünde selfie çekilecek raddeye geldi.

Hatta 1. dünya savaşında kazanan devletler hangi ülkeye bu tarz ağır anlaşmalar imzalattıysa avuçlarına bakarak dönmek zorunda kaldı çünkü büyük direniş hareketleri gördüler. Bizim kurtuluş savaşımız da SEVR anlaşmasına bir karşılıktı Neyse ki bizim savaşımızı aklı başında, medeni bir komuta kademesi yönetti. Medeni dünyada modern bir sistem kurduk. Oradaki halk desteği de İngiliz ve Fransızların anadolu'daki aşırılıklarından bıkan halkın isyanıydı.

Almanlar ise bu ezilmeye çok sert ve kontrolsüz bir karşılık verdi. Hatta iş ırkçılığa dönüştü bir noktadan sonra. Bunun elbette toplum psikolojisinde açılan yaralarla da ilgisi vardır. Almanya'yı işgal eden askerler sıradan alman vatandaşları bile sokak ortasında keyfi azarlıyor, tartaklıyordu. Bu da aşırı ve radikal alman milliyetçiliği olarak geri döndü ingilizlere.
0
anten
(23.11.21)
Gecmisi bosverin. Su anda dunya gundemini daha iyi takip etmeniz lazim. Bugun de irkcilik yukseliste cunku. Almanlar da o zamanlar benzer sebeplerden bu tercihi yapmis olmali.
0
dunal
(23.11.21)
Türkiye 20 yıldır neden akp'nin elinde ? Almanlarda akıllı eğitimli insan çoktur ama sivrilen bi 10 bin kişiyi bir şekilde susturursan geriye kuzu gibi bir toplum kalır. Onları da propagandayla rahatlıkla güdersin.Bunu işgal kuvvetleri yapamaz, ama kendi milletinden insan yapabilir.
0
vizivozo
(23.11.21)
@Kaleci Saçlı Forvet +1, soykırım olayı 1941-42'den sonra. Amaç başta göndermek, ama gönderecek yer kalmayınca öldürmeye başlıyorlar.

Yani ülken işgal altında, sömürge durumundasın, o esnada adamın biri çıkıp "biz bunu haketmiyoruz" derken gidip "yav öbürü de çok iyi fizikçiymiş" diyip ona oy verecek halin yok.

Asıl sorun şu, ikinci dünya savaşını kaybettiğinden beri, bugün de dahil olmak üzere Almanya hala ABD işgali altında, şu an bile 10 binlerce Amerikan askeri var Almanya'da, muhtemelen Alman ordusundan daha fazla ABD askeri var yani. Acaba buna kim / ne zaman itiraz edecek, ben onu merak ediyorum.
0
plutongezegendegilmi
(23.11.21)
@plutongezegendegilmi

Almanlar özellikle Merkel döneminde ara ara "Birleşik AB Ordusu" fikrini ortaya attılar. Amaç tabii ki kısıtlamalara takılmadan devasa bir Alman ordusu kurma niyeti. AB bahane. AB=Almanya zaten.
0
anten
(23.11.21)
Propaganda ve uyarıcı(pervitin). 2. Dünya savaşı esnasında naziler çoluk çocuk kadın yaşlı demeden herkesi çikolata çikletle uyuşturucu bağımlısına çevirmişlerdi.
0
apocalipy
(23.11.21)
hitabet yetenegi.
0
Kittie
(23.11.21)
(8)

Almanya uzaktan yazılımcı maaşı

badiparmagi
Arkadaşlar selam,Almanya'dan bir firma ile görüşme halindeyim. Maaş beklentimi soruyorlar. Almanya'ya uzaktan çalışıp tecrübesi olan var mı? Aralık sizce ne olmalı? Fikir beyan ederseniz sevinirim. Teşekkürler.Pozisyon:Backend developerTecrübe: 6 yıl.
Arkadaşlar selam,

Almanya'dan bir firma ile görüşme halindeyim. Maaş beklentimi soruyorlar. Almanya'ya uzaktan çalışıp tecrübesi olan var mı? Aralık sizce ne olmalı? Fikir beyan ederseniz sevinirim. Teşekkürler.

Pozisyon:Backend developer
Tecrübe: 6 yıl.
0
badiparmagi
(22.11.21)
konudan alakasız ama 6 yıllık yazılımcıya blue card sınırlarında (en kötü ihtimalle acil ihtiyaç duyulan nitelikli işler grubundan,diplomanız işle uygunsa) maaş verirlerse, uzaktan çalışacak bile olsanız almanyaya yerleşmeyi/ ikametgah almayı deneyebilirsiniz. zira maks 2-3 yılda kalıcı oturum izniniz ve en önemlisi kalıcı çalışma izniniz olur.
0
rewlack
(22.11.21)
Özel bi olayınız yoksa ortalaması 3000 € civarı genelde. Net.
0
plutongezegendegilmi
(22.11.21)
burada iki husus önemli, şirketin türkiye ofisinin çalışanı mı olacaksınız yoksa şirkete fatura mı keseceksiniz?

benim tahminim ikinci yoldan ilerleneceği yönünde. bu durumda siz burada bir şahıs firması kuracaksınız ve kendi bağkurunuzu ödeyeceksiniz. size tavsiyem bu işlerden anlayan bir muhasebeci bulun ve onunla konuşun. yurt dışına yazılım ihraç ettiğiniz için kdv muafiyeti falan uygulanması gerekecek. kdv muafiyetinin aşıldığı durumlarda da vergi ödemeniz gerekecek. bunları da göz önüne alınarak bir hesaplama yapılması güzel olur. kur farkından dolayı her türlü karlı bir iş olacaktır ama yine de işinizi sağlama alın derim.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(22.11.21)
özel bir uzmanlığınız yoksa, bu tecrübede Almanya'ya yerleşik birine yıllık brüt 60-65bin euro gibi bir para ödeniyor. yıllık 50bin euro gibi bir ödeme yapabilirler diye düşünüyorum.

tabii aylık düzenli para geldiği için, vergi mükellefi olmalı ve beyanname vermelisiniz.

iyi haber: devletimiz yurtdışına satılan yazılım hizmetlerine vergi konusunda yanılmıyorsam %50 istisna, yani indirim sağlıyor.

ne kadar vergi ödeyeceğinizle ilgili bu bahsettiğim istisnayı da bilen bir muhasebeciyle konuşun.

yıllık 50bin altını da kabul etmeyin bu arada.
0
kaptankedi
(22.11.21)
3bin euro civari veriyorlar.
Saglam adamsan 10bin euro gordugu oluyor.

Jr bi elemanim oraya yerlesip 5bin euro aliyor nasil basardi bilmiyorum.
0
divit
(22.11.21)
@just give away man

stackoverflow'dan başvurdum.
0
🌸badiparmagi
(22.11.21)
6 yil tecrübeli backend developer 50000€-70000€ arasi yillik brüt kazanir.aylik 2700-3500 € net maasa denk gelir. Tabi hangi yazilim dili oldugunada bagli.60k diyebilirsin zaten illa pazarlik yapicaklar.
0
allstar
(22.11.21)
ben mavi kart aldim, 2 hafta sonra remote olarak calismaya basliyorum ama almanya'da yasayacagim. orada bir yanlis anlasilma olmadigindan emin olman lazim. vergilendirmelerden dolayi remote da olsa almanya'da ikamet isterler diye dusunuyorum. aksi halde senin banka hesabina direk para gondermeleri mumkun degil. senin burada sirket kurup fatura kesmen gerekir. sahis sirketi, bagkur, muhasebe..vs. bir cok maliyetin olacak. taseron gibi is yaptiracaklari icin de isinin garantisi olmayacak. 3-5 ay sonra biz iptal ettik seninle islerimizi deseler yapabilecegin bir sey yok. ortada kalirsin. yazilim, bilgisayar muhendisleri icin minimum brut maas 50 bin euro civarinda olmali mavi kart icin. developer olarak brut 60 bin euronun ustu cok gercekci degil almanya icin ozel bir durum yoksa. 50-60 bin araliginda bir rakam teklif ederler diye tahmin ediyorum ama bu durumda da turkiye'de kalmanin esprisi yok. direk mavi karta basvurup almanya'ya yerlesmek daha mantikli olur.
0
hotorot
(26.11.21)
(5)

"var olan" mı, "varolan" mı?

prole
Word'de "varolan" yazdığımda sürekli hata veriyor. İnternette bakınca da doğrusu "var olan" diye gösteriyor. Ama kaliteli yayınevlerinden çıkan bir çok eser "varolan" diye kullanmış. Bunun doğrusu nedir? Hangisinde ısrar etmek gerekir?
Word'de "varolan" yazdığımda sürekli hata veriyor. İnternette bakınca da doğrusu "var olan" diye gösteriyor. Ama kaliteli yayınevlerinden çıkan bir çok eser "varolan" diye kullanmış. Bunun doğrusu nedir? Hangisinde ısrar etmek gerekir?
0
prole
(22.11.21)
var olan.
çünkü anlam değişimi yok.

ayrıca, en başından hatalı bir kullanım bu. (arka fon gibi) sadece olan demek daha doğru. belki anlama göre bulunan vs. yani ingilizcedeki existence bizde sadece olmak karşılığına sahip.
0
rewlack
(22.11.21)
Doğrusu var olan.
0
himmet dayi
(22.11.21)
TDK da "var olan" diyor ve benim de kulağıma daha güzel geliyor o, ama o kelimenin sıkıntısı şu:

Bu kelimeden türeyen sözcüklere bakıyorum. Mesela "var oluşçu" değil "varoluşçu" diyorsak, elimizdeki sözcük de "var ol-" değil "varol-" olur.

Çünkü varol diye kök olmasa varoluşçu nereden türeyecekti?

TDK ayrı yaz diyor çünkü bu "etmek, eylemek, olmak" gibi kelimelerle oluşturulan birleşik kelimeleri ayrı yazmak lazım diye bir kuralı var. İşte "dans etmek" yaz, "dansetmek" yazma, "yok olma" yaz, "yokolma" yazma vs.

Genel olarak mantıklı, ama bence bu kelime bu kuralın istisnası çünkü ondan türeyen başka kelimeler de var. O yüzden ya "var oluşçu" gibi hep ayrı yazıcaz, ya da onu birleşik yazıyorsak kökünü de birleşik yazıcaz. Hem "varoluşçu" yaz diyip hem de "var olan" yaz diyemeyiz, ama TDK diyor :/
0
plutongezegendegilmi
(22.11.21)
var olmak ayrı, felsefe terimi olarak varoluş bitişik.
0
kobuzchu kiz
(22.11.21)
Ben de ayrı diyecektim, Doğu Yücel'in Varolmayanlar kitabı aklıma geldi, merak edip baktım bitişik yazılmış, kendisi editörlük ve redaktörlük yapmış/yapıyor. İlginç geldi.
0
hair freak
(22.11.21)
(6)

Linkedin'de şirkette çalışan herhangi birine mesaj atmak mantıklı mı?

nerobianco
Yurtdışında ufak bir şehirde yaşıyorum ve ilgilendiğim sektörde staj bulmayı umuyorum fakat şehir küçük olduğu için çok seçeneğim yok. Şirketlerden biri uluslararası bir çok şubesi olan bir firma fakat buradaki şubenin sadece telefon numarası var. Linkedin'de araştırırken şirkette ilgilendiğim pozis
Yurtdışında ufak bir şehirde yaşıyorum ve ilgilendiğim sektörde staj bulmayı umuyorum fakat şehir küçük olduğu için çok seçeneğim yok. Şirketlerden biri uluslararası bir çok şubesi olan bir firma fakat buradaki şubenin sadece telefon numarası var. Linkedin'de araştırırken şirkette ilgilendiğim pozisyonda çalışan birine denk geldim. Kendisine mesaj atıp cv'mi ve cover letter'ımı iletmek üzere işe alım birimi ya da herhangi bir yöneticinin e-mail adresini istemek mantıklı olur mu? Zira şansımı gerçekten denemek istiyorum.
0
nerobianco
(21.11.21)
Olur, yapıldığını gördüm hatta ben de denk geldim. Mesela benimle aynı pozisyon için bizim şirkete başvuracak insanlar bazen soru soruyorlar, CV iletiyorlar; ben de bunları IK'ya iletiyorum.
0
salihdt
(21.11.21)
Yurtdışında çalışıyorum. iki kere staj isteyen kisilerden mesaj aldim ve hiç garip karsilamadim.
Ozellikle aktif linkedin kullanan biriyse hele hic garip gelmez.
0
logisticsmanager
(21.11.21)
Bu şekilde rasgele mesaj atan arkadaşım şu an alanında büyük firma ile iş gorusmesi yapiyor
0
seyyar satıcı
(21.11.21)
Bana ara sıra böyle mesajlar geliyor. Özellikle yaptığımız işle ilgili bir şeyler bildiğini ya da o alanda çalışmaya hevesli olduğunu gösteren bir kaç şey yazdıysa normal başvurudan gelen birinin önüne geçiyor bence.

Mantıklı yani.
0
plutongezegendegilmi
(21.11.21)
ne güzel lan herkese yaramış. ben sayısız tane attım, kafadan 95'inin cevaplanmadığını 5'ini ise herhalde kibarlık olsun diye yanıtlandığını sanıyorum. Bu kişiler hem yönetici, hem de ik. firmayı/departmanı gerçekten iyice araştırmama rağmen, güzel de bir yazı yazmama rağmen, evet 1 tane bile mühim bir dönüş alamadım.

Benim açımdan çok mantıksız bir hareket oldu ama belki de sen arayıp bulamadıkları kişi olabilirsin.
0
1195
(21.11.21)
Bu sekilde ilgilendigin sirketin HR'inda calisanla disinda kimseye yanasmani tavsiye etmem, cevap verme olasiliklari cok dusuk. Yurtdisinda kolay kolay kimse tanimadigi birine referans olmaz. Buyuk sirketlerin referans prosedurleri var, sisteme bir suru detay girip CVyi ekliyorsun, kisiyi nereden tanidigina dair detayli bilgi istiyorlar. Bana da arada bir boyle istekler gelir, malesef olumlu cevap veremiyorum.

HR'lari ve kafa avcilarini kovala, gerisi vakit kaybi olur (bence).
0
cooperr
(21.11.21)
(11)

mevcut ekonomik gelişmeler ve acı reçeteyi hazmetmek

roket adam
bilen bilir kronik bir muhalifim, ama şöyle bir tespitim var. ekonomiden az çok anlayan arkadaşlar yorumlarsa sevinirim.alt alta yazacağım:- tr'nin kronikleşmiş malum çok ciddi bir cari açık meselesi var.- bunu ya ihracatı artırarak ya da ithalatı azaltarak çözebiliyoruz.- maalesef rant ekonomisi se
bilen bilir kronik bir muhalifim, ama şöyle bir tespitim var. ekonomiden az çok anlayan arkadaşlar yorumlarsa sevinirim.

alt alta yazacağım:
- tr'nin kronikleşmiş malum çok ciddi bir cari açık meselesi var.
- bunu ya ihracatı artırarak ya da ithalatı azaltarak çözebiliyoruz.
- maalesef rant ekonomisi sebebiyle üretimi çok da artırmamız mümkün olmadı, kısa vadede kolay da değil.
- şu anda bunu ithal tüketimi düşürerek çözmeye çalışıyoruz.
- faiz azaltılıyor çünkü insanların parasını bankada tutmak yerine farklı işlere yatırması lazım, yani ekonominin ısınması gerekiyor, artı olarak kobi + kurumsal sektörün üstündeki faiz maliyetinin düşmesi lazım.
- bu sırada kur da yükseliyor, hem ihracat için daha rekabetçi bir işçilik maliyetine ulaşılıyor hem de ithal malların maliyeti arttığı ve artık bir çok mal ödenebilir (affordable) olmaktan çıktığı için ithalat azalıyor.
- ithal mallar üzerindeki vergi yükü de kontrollü olarak yükseltiliyor, dolayısıyla yerli fiat egea alacak adam 3 kat vergi ödüyorken audi alacak adam 5 kat vergi ödüyor. 3 bin liralık normal akıllı telefon alacak adam 12 taksitle alabiliyorken 15 binlik iphone 13 pro alacak adama bu kolaylık sağlanmıyor bu sebepten.

şimdi bu acı reçete hoşumuza gitmiyor tabii ki ama akp yabancı sıcak parayla halkımızı hak etmediği bir hayatı yaşatırken iyiydi de şimdi mi kötü oldu diyesim geliyor. türk halkı ne yaptı da almanın binemediği gıcır gıcır arabalara binmeye başladı? yazılım mı üretti, robot mu yaptı, bir şey mi ürettik? yok. e şimdi neden bu acı reçeteden şikayet ediyoruz? başkası gelse de belki o güven ortamıyla daha çok sıcak para girişi olacak ama bu temelin değişmesi mantıksız değil mi? tekrar 2008-2015 arasındaki o inanılmaz dönemi bir daha kolay kolay yaşamayacağımızı kabullenmek daha doğru değil midir sizce?
0
roket adam
(21.11.21)
Affordable kelimesini kullanmaya gerek var mıydı gerçekten? Sizin mantığınız şu. Açığı kapatmak amacıyla hayatımızı şekillendirelim. Ben hayatımı neden ülkenin ekonomisine göre şekillendirmek zorundayım? Ülkede vizyon yoksa ben de mi vizyonsuz olayım? Almanın binemediği araba diye bir şey yok. Almanya'da çalışan Türkler bile Audi'ye biniyor, onlar Türk halkının yapamadığı neyi yaptı? Dönerci yazılımla mı uğraşıyor? Çiftçilik yapan bir Texaslı havuzlu evde yaşıyor. Bu adam robot mu üretti? Bu hak etme düşüncesi geçersiz bir düşünce.
0
dissendium
(21.11.21)
Mutsuzluğunu anlamakla ve paylaşmakla beraber farklı bir bakış açısı sunmaya çalışıyorum. Texaslı çiftçi bizden daha iyi bir hayat yaşıyor çünkü birkaç saat uçuş mesafesindeki san francisco'da dünyanın en değerli yazılım şirketleri dünyanın dört bir yanından ülkeye dolar çekebiliyorlar. Keza almanya'daki çalışan türkler dediğin adam emeğini bmw fabrikasında satarak kazanıyor, bu emeğin karşılığı bizdeki adamın emeğine göre çok daha katma değerli ve yüksek, dolayısıyla o adam daha iyi şartlarda yaşıyor. Bunların hiç biri bireysel olarak senin suçun değil ama burada yaşıyor olmanın bir götürüsü diyebiliriz.

Yani bizim ülkemizde makro ekonomik olarak böyle bir katma değer temeli yok. Dolayısıyla bu zaten az olan geliri, nufusa oranladığında biz katma değerli iş yapanlar olarak yine belki 10-15 asgari ücretli kadar kazanıyoruz, ama doğal olarak makroekonomik gelişmelerden de etkileniyoruz. O yüzden texaslı çiftçinin buğday işçiliği yaparken kazandığı para, türk çiftçinin aynı toprağa aynı buğdayı ekerken kazandığı paradan daha yüksek.
0
🌸roket adam
(21.11.21)
En önemli sorun taşınmaz mala yatırım yapmasıydı. İnşaat sektörüyle hareketlenen piyasa yine inşaat sektörünün doyumuyla dibe çakıldı. Ekonominin kötü olduğu zamanları incelerseniz sıcak parayla yatırım yapılan inşaat sektörünün doyumunu gözlemlersiniz. Hala daha kanal projesiyle (proje sadece bir araç, amaç ise yeni iskan alanları açıp rant ve ekonomiyi yine inşaatla canlandırmak) bu yola başvuruyorlar. Eğer bu yol mantıklı olsaydı avrupa tüm topraklarını inşaat/konut/işyeri ile doldururdu. Fakat özellikle almanyada emlak piyasasında konut krizi olmasına rağmen iskan izni almak büyük problem. Halbuki türkiye gibi daha da büyük cari fazla verebilir bu yolla, ama yapmıyor. Çünkü ihracat ve bunda devamlılık taşınabilir ürün üretimiyle olur(yazılım da dahil)

Akp nin iyi olduğu zamanlara gelirsek de, kemal dervişin politikaları ile imf kurallarını takip etmek, özelleştirmek ve gelişmekte olan ülke titri ile sıcak parayı çekmekle mümkün oldu. Hiçbir zaman endüstriyel sanayide ciddi bir ilerleme kaydetmedik. Hatta doğuş grubu tek üretim yaptığı inşaat sektörünü devam ettirmek istemedi. Özellikle banka ve ithal otomobil satışlarıyla iyi ora kazanıyordu.

Bir diğer düşüş de doların 1.5 seviyelerinden 1.1-1.2 gibi seviyelere gelmesi “neden üretelim zaten yurtdışında aynı fiyata geliyor? Neden türk ürünü alalım, daha kalitelisini yurtdışında aynı fiyata buluyoruz.” Demeye sebep oldu. O zamanlar serbest değil teşvik yapılıp set vurulsaydı şimdi işe yarayabilirdi ama artık çok geç. Dolar arttıkça asgari ücrete mecburi zam yapılıyor bu da maliyet fiyatlarına yansıyor. Ürünlere zam yine asgariye zam… kısır döngü olarak ekonomi dar boğaza giriyor.
0
Unde bach canim
(21.11.21)
"Ülke ekonomisi düzlüğe çıkana kadar halk sürünsün" politikası siyaseten iş yapacak bir söylem değil, kaldı ki dissendium'un dediği gibi insanlara "Valla kusura bakmayın ama biz üretmeyen bir toplumuz, o iphoneları, BMWleri haketmiyorsunuz" deme hakkı da yok kimsenin. Ülkenin saçma sapan yönetilmesi ile muasır medeniyet seviyesine ulaşması arasında ince bir çizgi de yok. Normal bir iktidar "Makro İktisada Giriş" kitaplarında yazan basit ilkeleri sürdürüp şimdikinden çok çok daha iyi ekonomik göstergelere sahip olabilirdi.

Yaşam kalitesine sahip olmak için Almanya ya da İsviçre gibi olmamıza gerek yok, olamayız da, o herhangi bir iktidar için bir hedef olamayacağı gibi bir hayal bile değil; sadece bizim için değil hiçbir gelişmekte olan ülke için... Ancak Türkiye orta vadede lokasyonunu, eğitimli genç işgücünü, işlenebilir tarım alanlarını, doğal kaynaklarını vb. kullanıp milli geliri şimdikinin iki katı olan bir ülke olabilir. Bunun için ülkenin her yerinin fabrikalarla dolu olmasına gerek yok.

Bizim ekonomiden önce siyasi ve sosyal sorunlarımız var; ekonomiyi siyasetin güdümünden uzaklaştırıp serbest piyasa ekonomisini tabana yayamıyoruz; ülkenin ekonomisi birkaç şehrin ve inşaat sektörünün etrafında dönüp duruyor, bu da her iktidarın öyle ya da böyle hamaset yapmasına sebep oluyor. Bugün CHP bile çıkıp "Ucuz ucuz satın, biz iktidara gelince zararınızı karşılarız" diye esnafa sesleniyor mesela...
0
salihdt
(21.11.21)
Diyanete,yol, köprü, inşaat vb şeylere harcanan parayla neler yapılmazdı. Akp başkanlık sistemi sonrasında halktan koptu.

Öyle bir ortam var ki üretmek istesen de kıpırdayamıyorsun. Rant tezgahında değilsen türlü sıkıntılar çıkarırlar. AKP'lilerden de üretecek adam çıkmıyor. Yazılımcı projesi yaptılar sonuç vermedi
0
roe
(21.11.21)
@salihdt, ülkenin saçma sapan yönetilmesini halktan bağımsız olarak incelemek hata değil mi? halkın kendisi bizzat, bilerek ve isteyerek bu yönetimi ve yönetim tarzını, bir kez de değil defalarca seçmiş. üstelik, muhalefeti ve diğer tüm seçenekleri de bu popülist politikalara uymak zorunda kalacak şekilde şekillendirmiş. şu anda popülist bir politika uygulamadan, fakire makarna orta direğe ötv indirimi + ucuz kredi dağıtmadan iktidara gelme imkanın yok. bu şartlar altında halkımız çok masum ama yöneticiler bok etti demek bana çok adil gelmiyor. halkın bizzat kendisi bu sosyal ve siyasi sorunların kaynağıyken, halk değişime direniyorken sadece siyasetçilere suç atmak bana kolaycılık gibi geliyor yani.

o yüzden yine belirtiyorum, bir alman köylüsü merkel'e oy vererek kuantum fiziği doktorası yapmış bir kadına liderlik ettirdi. bizim 20 senedir hikayemiz malum. şimdi anlatabiliyor muyum neden oranın köylüsü daha iyi şartlarda yaşamayı bizzat kendisi seçmiş, tercih etmiş ve hak etmiş durumda.

tabii ki daha iyi olabilir ve bence olacak da, ama bunun yolu yine aynı yolu izlemekten geçecek. o aradaki lale devrini epey bir süre unutacağız diye düşünüyorum, bunun suçlusu da bizzat halkın kendisi.
0
🌸roket adam
(21.11.21)
Bence ortalama bir Avrupa insanını (Ya da Amerikalıyı) o anlamda gözümüzde çok büyütüyoruz. Evet tabi ki ülkenin içinde bulunduğu durum halkın sosyal, kültürel yapısının bir ürünü, ancak örneğin Alman köylüsü Merkel'e "Aaa bu kadın fizik doktoru" deyip oy vermiyor ki; toplumlar dünyanın hemen her ülkesinde kısa vadeli çıkarlarına, kendi hayat görüşlerine ve nihayetinde popülist söylemlere göre oy veriyorlar. Bu yüzden "Demokrasiye karşı en büyük argüman sıradan bir vatandaşla 5 dakikalığına sohbettir" diye çok meşhur bir söz var.

Bu, tarihsel bir süreç. Türkiye'yi öyle bir zihinsel dönüşümden herhangi bir ekonomik politikayla geçiremezsiniz. O tür şeyler zamana yayılır, devrimler, savaşlar, sınıf mücadeleleri, kültürel akımlar vb. gerektirir ve çoğunlukla organiktir. Ekonomik kalkınmayı tek kademeli düşünürseniz bu sorunun bir çözümü kalmıyor; en fazla "Halkın kafasına bas, herkes kemer sıkarken ekonomiyi düzelt, o arada bir de kültürel devrim yap ki o ekonomik düzen sürsün" bir "İyi Diktatör" senaryosunda belki işe yarar ama mevcut durumda 5 yıllık iktidar döneminde yapamaz, ilk seçimlerde popülist söylemlerle karşınıza çıkan muhalefete kaybedersiniz.

Özünde Türkiye'nin sorununun basit bir çözümü yok; bu sadece bizim sorunumuz da değil. Orta gelir tuzağı diye bir şey var; bir sürü ülke bizimkine benzer bir şekilde "Gelişmekte olan ülke" seviyesine gelip orada takılıyor, biz saçma sapan ekonomi yönetimleri nedeniyle daha çok zig-zag yapıyoruz ve ülkenin potansiyelinin de altında ekonomik performans sergiliyoruz.
0
salihdt
(21.11.21)
Aci recete krizi daha da derinlestiriyor.

400e almadigim en dandik merso vergiyle dolarla 800 olmus. Ulan kaciyor deyip bu sefer 800 verip aliyorsun cari acik yine artiyor.

Hatta normalde 100bine yerli egea alacakken yatirim olsun diye ithal olani aliyorum.
Otv paketiyle oynadiklari icin yerli civic alamiyorum, civic az satinca fabrika kapaniyor hic alamiyoruz.

Mudahale etmeseler bu kadar cosmazdi bu fiyatlar.
Telefona o kadar cok vergi geldi ki hic alamaz olduk.
0
divit
(21.11.21)
@salihdt çok güzel anlatmış. Olaylara tek yönlü bakıyorsunuz, argümanlarınız "üretim yok, o zaman kimse ekonomiden şikayet etmeyecek" ve "bu halk bu adamları seçti, o zaman şikayet etmeyecek" şeklinde. Alexis de Tocqueville'in "Çoğunluğun zorbalığı"nı okumanızı öneririm. Ben siyaset bilimci değilim ama bu konular siyaset ve toplum bilimleri alanında çalışılmış/çalışılıyor. Biraz bu yönde okuma yaparsanız birçok şeyi daha iyi anlamlandırabilirsiniz.

Her şeyden önce toplumu özgür iradesi olan, bağımsız bir birey gibi ele alıp suçlayamazsınız. Türkiye'deki toplumun eğitimsiz kalmasının, doğru kararlar vermemesinin ve utanılacak düzeyde yönetilmesinin sebebi "halk" mı? Ayrıca hiçbir sağlıklı yönetimde çoğunluğun bir seçim yapması, o yönetime sonsuz eylem hakkı tanımaz. Demokrasinin içerisinden diktatörlükler böyle doğuyor.

Birkaç hafta öncesine kadar "acı reçete" dediğiniz şey yüksek faizdi, şimdi söylem değişti birden bire düşük faiz, yüksek kur oldu. Bu bile ne kadar manipülatif ve çıkarcı bir yönetim anlayışı ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu politikalar arasından iyi niyetle doğru çıkarım yapmaya çalışmanızı takdir ediyorum, bir nevi savunma mekanizması belki de ama öyle bir şey yok. Ben bu satırları yazarken bile bütün ekonomi "politikası" 180 derece dönmüş olabilir. Zaten problem de aslında hiçbir şeyin "politikasının" aslında var olmaması. Ekonomi politikamız yok, eğitim politikamız yok, kültür politikamız zaten yok (mesela sadece endüstriyel üretime odaklanılıyor ama, Fransa'nın savaş sonrası yükselişine bakarsanız temelinde eğitim ile el ele giden kültür politikalarının yattığını görebilirsiniz). Demem o ki bu seçimi halk yaptı kabullensin, halk üretmiyor kabullensin demek fazla yüzeysel kalıyor.
0
gmzo
(21.11.21)
Bu yaşananların iyi niyetli hiçbir açıklaması yok. Bahsettiğiniz acı reçete şu an yaşananların çarpıtılmış hali. merkez bankasının Güvenilirliğini sıfıra indirerek, ekonomi yönetimine dini referanslar vererek (tarihi bir olaydı) ve tüm dünyada faiz arttırma trend haline gelirken parayı birkaç günde pul haline getirerek acı reçete olmaz. Uçan gübre fiyatları, piyasada bulunamayan ilaçlar, saatler içinde borçları katlananlar, belirsizlik bu kaostur. Kemer sıkmak başka bir şey, öngörülemez bir ortamda hayatta kalmaya çalışmak başka. Erdoğan’ın etrafında daha küçük çaplı artışlarda bile önceden tüyo alanların şu son zamanlarda millet üç kuruşundan olurken ne kadar zenginleştiğini hayal bile edemiyorum. Nasıl bir servet aktarımı olduğunu öğreneceğiz ilerde.
0
not dark yet
(21.11.21)
Abi iyi de konunun bahsettiğin şeylerle alakası yok ki.

Son 10 yılda net foreign direct investment konusunda çok büyük bir değişiklik yok, TR'ye giren para TR GDP'sinin %1 ila %2'si arasında değişiyor. Az biraz azalma var ama genel olarak 2010'dan beri stabil (öncesinde çılgın atmış).

Ama 2010'daki alım gücümüzle şimdiki arasında dağlar kadar fark var.

Cari açık da aynı muhabbet, 2012'de şimdikinden kötü durumdaydı, ama alım gücümüz daha iyiydi.

Yani konu sadece "dış yatırım" veya robot üretmekle ilgili değil, TR içindeki sıkıntılar yüzünden sıradan insanların durumu kötüleşiyor. 2015 öncesi devlet özel sektöre çökmüyordu mesela, işini yapan beyaz yaka güzel paralar kazanabiliyordu. Şimdi telekom/enerji/inşaat sektörleri bitti. İlk ikisi devlet o sektörlere çöktüğü için. Sonuncusu vatandaşın kendi mallığı evet.

Özetle mevcut kötüleşmenin sadece %10'u %20'si senin bahsettiğin faktörlere bağlı. %80-90'ı direkt cebimizdeki paranın birilerine aktarılmasını hedefleyen politikalar yüzünden.

Eğer devlet bize çökmeyip, alım gücümüzün düşme oranı şimdikinin %20'sinde kalsaydı insanlar bu kadar şikayet etmezdi zaten.
0
plutongezegendegilmi
(21.11.21)
(6)

airpods pro ve active noise cancellation yetmezliği

roket adam
benim eski airpods'un pili iyicene tükenince bunu alayım dedim ama bu gürültü engelleme özelliği çok tatmin etmedi beni ya. zaten silikonlu kulaklık olmasının getirdiği bir pasif engelleme var buna okey, ama pasif ile aktif anc arasında bana çok fark yokmuş gibi geliyor. kullananlar olarak sizler ne
benim eski airpods'un pili iyicene tükenince bunu alayım dedim ama bu gürültü engelleme özelliği çok tatmin etmedi beni ya. zaten silikonlu kulaklık olmasının getirdiği bir pasif engelleme var buna okey, ama pasif ile aktif anc arasında bana çok fark yokmuş gibi geliyor.

kullananlar olarak sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda? Yoksa benim alet mi arızalı acaba?
0
roket adam
(21.11.21)
bende de cok iyi calismiyor maalesef ama bunun sebebi kulagima oturmamasi. butun uclari denedim, hepsinde gevsek kaliyor. hatta dusecek duruma geliyor (bunun sebebi de kulagimda 24 saat tikac olmasi, genisledi haliyle)

bozuk olmadigina eminim cunku kime taksam hayran hayran bakip beni hic duyamadigini soyluyor. annem "su an konusuyo musun sen" dedi lol.

bence yine de fena degil boyuna gore ama umarim daha kulagima oturan bir uc yaparlar.
0
supergirl
(21.11.21)
Bu konuda çok başarılı değil airpods ki kulak içi kulaklıkların anc'si ister istemez çok başarılı olamıyor.
Sony xm , bose qc ve sennheiser momentum serilerinin cihazları daha iyi mesela.

Bir de muhtemelen biliyorsundur ama anc teknolojisi dışarıdan gelen sesi komple kesmekten ziyade aynı frekansta tekrarlı devam edenleri kesmeye yönelik çalışabiliyor. Bunun haricindekileri çok kesemez zaten.
0
Bruce
(21.11.21)
Kulaklığı takıp orta volume'de bir müzik açınca dışarıdan hiçbir şey duymuyorum ben ya, baya gürültülü ortamlarda bile.

Müzik yokken (toplantıda falan) ani ve yüksek sesler (ezan, çocuk çığlığı vs) hariç çoğunlukla kesiyor.

ANC'nin aktif olduğu ilk anda bağlantı sesinden sonra etraftaki seslerde epey bir azalma hissetmen lazım. O oluyor mu? Olmuyorsa arıza olabilir.

Yani bi bose quietcomfort değil ama "arada çok fark yok" kadar da olmaması lazım.
0
plutongezegendegilmi
(21.11.21)
Bi de şimdi aklıma geldi, transparency modu açık kalmış olabilir mi?
0
plutongezegendegilmi
(21.11.21)
Müzik açınca evet çok iyi oluyor ama ben müzik açmadanki performansından bahsediyordum. Transparency kapalı, sadece noise cancellation açıktı. Bir keresinde havaalanında bose'nin kulak üstü kulaklığını denemiştim resmen uzay boşluğuna ışınlanmış gibi oluyordu. Sanırım o kadar olmayacağını kabul edip kullanmam lazım :)
0
🌸roket adam
(21.11.21)
kulak ustu kulakliklarda durum tabii ki farkli ama mesela bende Sony XM4 de var. (evet gurultu engellemek ugrune servet harcadim) onun da tamamen ses engelledigini soyleyemem. bir de kafa agritiyor. saticam yani o derece memnun degilim. ilk denedigimde ben de vaouv demistim ama airpods'u tercih ederim.
0
supergirl
(21.11.21)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.