iş münasebetiyle trabzon'dayım. ancak şehre çok yabancıyım. ayrıca yarın öğleden sonradan pazartesi gününe kadar boşum. ne yapsam, nerelere gitsem, nereleri görsem?
iş münasebetiyle trabzon'dayım. ancak şehre çok yabancıyım. ayrıca yarın öğleden sonradan pazartesi gününe kadar boşum. ne yapsam, nerelere gitsem, nereleri görsem?
0
henry gale (27.10.09)
tabii ki sümela manastırı ve uzungöl.rize'ye gecip aydere gidin, havalar soguktur oradaki kaplıca cok güzel olur.
0
keah
(27.10.09)
o kadar çok yapılcak şey varki.sümelayı gez,uzungöl (bol resim cek tereyagında balık ye),boztepeye çık çay iç,avni akeri gez,beton helva ye,yaylalara git,oo yazamıcam o kadar cok sey var y ani.
0
sirincem
(27.10.09)
akçaabat'ta köfte yiyin, harikadır ve ucuzdur.yer olarak "cemil usta" ya da körfez"i önerebilirim. boztepeye çıkın, orda bir semaver çayı için.sahilde ganita çay bahçesinde "harika bir yerdir" orada da bişeyler için.uzun sokakta akşam yürüyüşü yapın çok güzeldir, ilginizi çekerse ktü kampüsünü gezin aslında trabzonda en çok görülesi gereken yerdir.kemeraltı çarşısını ve bedesteni gezin bu saydığım yerlerin en uzağı 15 dakikadır, hepsi merkezde, şehir içindedir.tümü 2 güne sığar. hem şehri tanımış olur hem de gerçekten eğlenirsiniz.uzungölü ve sümelayı da ihmal etmeyin tabi ama dediğim yerler şehrin kalbi ve aslında bizzat kendisidir.
0
Nigâr Binti Osman
(27.10.09)
trabzonda öğrenciyim. geçen haftasonu araba kiralamıştık, bir gün içinde uzungöl ve rizeyi gezmiştik. siz bunlara ek olarak atatürk köşkünü ve sümela manastırını gezebilirsiniz. diğer yerleri de zaten yazmışlar.
0
nickim onbes harf
(28.10.09)
o akçaabat köftecilerde laz böreği mutlaka yenmeli..yöredeki bir hanım yapıyormuş ..ordan kapıp getiriyorlar hemen
0
porsgemsheniark
(28.10.09)
ben olsam plan yapmazdım. dolanırdım şehirde boş boş.
0
deckard
(28.10.09)
araban var mı hacı sen onu söyle bir hele? yoksa bütün işler sarpa sarar. araban varsa öte beri yukarıda yazılanlar yaparsın. yoksa meydan civarında takıl sinemaya git, maraş caddesi bir de yeni açılan alış veriş merkezleri felan yakın merkez oralara takıl. akşama da otele git yat.
0
fempusay
(28.10.09)
meydan'dan ayasofya dolmuşlarına bin , ayasofya müzesi'ne git. orayı bi gör. otur orda bi çay iç. müzeyi de görmüş olursun. pek güzeldir.
veya boztepe'ye çık hem manzara hem nargile keyfi yaparsın
veya veya ganita'ya git. ama mutlaka birini yap. üçünü de yaparsan orgazm olursun
Bir garip sorunum var. İki haftadır var ama tembelim ve üstüne gitmedim ancak gittikçe daha da kötü oluyor. Asus marka bir notebookum var ve notebook ekranını açıp kapatırken veya hafifçe oynatınca bile kırmızı,sarı,pembe falan filan değişik değişik ekranında ortasında dikey çizgiler oluşuyor. Bazen
Bir garip sorunum var. İki haftadır var ama tembelim ve üstüne gitmedim ancak gittikçe daha da kötü oluyor. Asus marka bir notebookum var ve notebook ekranını açıp kapatırken veya hafifçe oynatınca bile kırmızı,sarı,pembe falan filan değişik değişik ekranında ortasında dikey çizgiler oluşuyor. Bazen gidiyorlar bazen gitmiyorlar. Garantisi hala devam ediyor sanırım bilgisayarın ancak bu sorun nereden kaynaklanıyordur. Büyük ihtimal monitöre giden kablolarda temassızlık var ama ben uzman değilim bu konuda. Garantiye gönderirsem ne olur? Ne kadar sürer? Asus bu konuda iyi midir?
0
neverdom (27.10.09)
Monitöre giden kablolar kırılmış ya da temassızlık var. Garanti konusunda fikrim yok valla.
0
ataturkiye
(27.10.09)
hp den kötü olamazlar monitör kablosu alt üstü en geç 2 hafta sürer.
0
vurursa gol olur
(27.10.09)
yaşadığım olaydır. ekran kartında bir nanelik olmuştu hatırladığımca. servise gönderiyorsun 1 aya kadar gıcır gıcır geri geliyor ve paşa paşa kullanmaya devam ediyorsun (maaşallah bu arada).
0
fempusay
(27.10.09)
eh tamam napalım artık garantiye gönderelim. belki istanbulda bu işlerden anlayan uygun bir miktara sorunumu hemen hallediverecek biri vardır diye umuyordum ama en garantisi garantiye yollamak olacak herhalde haliyle...
0
🌸neverdom
(27.10.09)
garantide de ise makina "asus türkiye" servisine yollayın.. ben "boğaziçi bilgisayar" yetkili servisine bıraktım 30 işgünü içinde alamadım, sonunda yolladılar, dediğin olay başıma geldi yeni gelen ekranla. ekran mavi çubuklu pijama giymiş gibi oldu.. asus servise yoladım sonra güzel bi şikayet maili döşeyip. evimden kargo servisi gelip aldı, pazartesi verdim, cumartesi günü tamir olmuş durumda gene kargo ile kapıma kadar geldi. bi arayın asus türkiye yi.
ek.. forumlardan bi bakın ya asus tr için.. bi göz attım da servis işi için gugılda bulduğum ilk iki sayfada pek iyi şeyler yazmamışlar.. 2 yılda değişmiş demek ki asus da.. hmmm...
0
cyclops
(27.10.09)
ta kendisi masaüstü bilgisayarımda oldu. ekran kartı çıktı..
internette sörf yaparken ateist sitelerden birinde ''birisi'' şöyle bi soru sormuş. eğer bu evreni ve dünyayı tanrı yarattıysa ve tanrı geçmişi ve özellikle geleceği zaten biliyorsa şu anda günümüzde bazı devletler ve devletleri arka planda yöneten bir takım orospu çocuğu para babalarınca emperyaliz
internette sörf yaparken ateist sitelerden birinde ''birisi'' şöyle bi soru sormuş. eğer bu evreni ve dünyayı tanrı yarattıysa ve tanrı geçmişi ve özellikle geleceği zaten biliyorsa şu anda günümüzde bazı devletler ve devletleri arka planda yöneten bir takım orospu çocuğu para babalarınca emperyalizm kölesi haline gelmiş afrikada doğan her masum günahsız yavrunun açlıktan ölmesine tanrı nasıl göz yumuyor. yada amerikanın ırakta binlerce günahsız çocuğun ölmesine sebebiyet vermesini bu dünyayı yaratırken geleceği görüp bilmiyor muydu.? bilmiyorsa o zaman onun nasıl gücü var diyorlar. yada olacakları zaten biliyorsa nasıl bile bile bu dünyayı yaratmış. ben hak verdim bu yazılanlara ve kafam karıştı siz ne diyorsunuz.
bu tabi ki senin inanışına göre değişen bi şey aslında. inanan ve inanmayan kişilerin de yorumları buna göre olur. ama bi örnek vereyim.
sanırım çok eski bi din hocasının dersteki açıklamasıydı. bize "tanrının olduğunu, dünyada acı çeken insanların da olduğunu ancak bu kişilerin de öldükten sonra farklı değerlendirileceğini, ödüllendirileceğeni, hayatında hiç bi sıkıntısı olmayan, rahat yaşayan kişilerle bir tutulmayacağını" fln söylemişti.
ama dediğim gibi bu adamın düşüncesiydi, sana da pek mantıklı geleceğini sanmıyorum ama yine de yazayım dedim. o zamanlar benim aklıma hiç yatmamıştı, hala da yatmıyor. senin de bunun cevabını araman çok normal, çünkü ben hala tek bi mantıklı açıklama duymadım bununla ilgili. o yüzden mantıklı bi açıklama duyana kadar inanmamayı seçtim. çünkü bana göre masum bi kişinin ölmesinin, savaşın vb. mantıklı bi açıklması yok.
0
bullet-tooth
(27.10.09)
hıristiyanlar durumu genelde "tanrının bizim aklımızın ermeyeceği ölçüde büyük bir planı vardır" diyerek savunuyorlar.
0
kediebesi
(27.10.09)
ya din tartışması yapmak için değil de meraktan soruyorum:)
"tanrının olduğunu, dünyada acı çeken insanların da olduğunu ancak bu kişilerin de öldükten sonra farklı değerlendirileceğini, ödüllendirileceğeni, hayatında hiç bi sıkıntısı olmayan, rahat yaşayan kişilerle bir tutulmayacağını" fln söylemişti." şimdi burada dünyada acı çeken insan cennette çok iyi bi yere sahip olcak diğer çekmeyen insan ise normal bi yere hangisi karlı çıkıo bütünde acı çeken insan bu sferde diğer insana haksızlık olmuyor mu?
0
thenis
(27.10.09)
@thenis
evet oluyor. dedim ya bu benim fikrim değil. eskiden bi din hocası böyle açıklamıştı bize. bana mantıklı gelmedi, böyle saçma açıklama mı olur. ben saçma bulduğum için inanmıyorum. ama mantıklı bi açıklama karşısında tabi ki fikrim değişebilir.
0
bullet-tooth
(27.10.09)
Haklısın yani düşününce biraz tuhaf geliyor ama o sitede yazıldığı gibi "yok işte böyle böyle tanrı niye insanların acı çekmesine izin veriyor" demek bana çocukça geliyor. Burada evreni yaratandan bahsediyoruz. Bütün canlıları, gezegenleri yaratan, bunların da büyük bir düzen içerisinde kalmasını sağlayan varlık gerçekse, onu insan aklıyla algılamak zaten mümkün olmayacaktır çünkü sonsuz bir kudretten bahsediyoruz. Neden böyle olduğunu ölene kadar anlayamayacağız belki öldükten sonra da anlayamayacağız, ancak daha telefonun çalışma mantığını anlayamayan basit bir insanın böyle bir argümanla Tanrı'yı köşeye sıkıştırdığını sanması çocukça geliyor. Tanrı vardır yoktur bilemem, benim inancım kimseyi ilgilendirmez sonuçta o yüzden burada vurgulamayı gereksiz buluyorum. Ancak yok olduğunu da böyle duygusal yaklaşımlarla kanıtlayamayız gibi geliyor bana :)
Madem çok felsefik konuşacağız, ya ben sana o acı çekenlerin gerçek insan değil de illüzyon olduğunu söylersem? Ya onlar senin inancını sınamak için oraya konulmuşlarsa da aslında insan değillerse, öldüğümüz an yok olacaklarsa? Ürkütücü değil mi:)
0
Manert
(27.10.09)
tanrı'nın olmadığını ispatlamak için çok güçsüz bir sav bu. aklı başında her teolog diyecektir ki bu sava karşılık "tanrı evreni ve içindeki her şeyi yarattı. insana akıl fikir verdi ve onları doğru yola yönlendirdi ancak hür iradelerine karışmamaktadır" aynen sınavda yanınızda dikilip soruyu yanlış çözdüğünüzü görüp de uyarmayan öğretmenler gibi.
0
brainfour
(27.10.09)
Hiçbir masumun ölmediği bir dünya olsa herkes inanırdı zaten..
0
Manert
(27.10.09)
1-sordun soruyu aldın cevabı e hani nerde tickleme işi? 2-teodise denen bir kavram var tam senin bu sorduğun soruyu açıklıyor. ona bir bak, ne güzel aydınlanacaksın. olur mu? hatta farklı bir alana kaydırıldığıyla bunun bir de sosyodise si vardır. ama o başka iş. oku sen gene de...
0
fempusay
(27.10.09)
@brainfour insana akıl verdi insanın hür iradesine karışmıyor demişsin. peki dört beş yaşında bana göre melek kavramıyla eşdeğer daha aklın,günahın ve sevabın ne olduğunu bilmeyen bir çocukla o çocuğun ölümüne dolaylı bir şekilde yol açan bir takım adamları eşit ölçüde bir tutabilirmisin. burada bir eşitsizlik söz konusu var. yani bu dünya güçlülerin ve acımasızların dünyası. sırf para için savaş çıkarıp çocukların ölmesine aldırmayan bir dünyada tanrı varsa eğer o ne iş yapıyor demek istedim.
0
🌸edwardd
(27.10.09)
dine gore dünya inananlar için test yeri oluyor.
0
ermanen
(27.10.09)
dikkat çekilecek bir husus da var sayımlar,
ölümün süper hiper yanlış bişey olduğunu varsayıp düşünceye devam ediliyor.
tanrı gibi bir varlık ve sonsuzluk sözkonusu olduğunda insan hayatının fiziksel olarak sonlanması çokda tartısılacak bir durum değildir, göz ardı edilebilen bir değerdir.
0
magoria
(27.10.09)
oku geçmiş ne, gelecek ne sen kendini odiğerlerinin arasından nasıl sıyırıp alıyorsun gibi bir sorular geliyor benim de aklıma peki ya sen nasıl göz yumuyorsun buradaki seni şahsi alma lütfen
0
gdduman
(27.10.09)
tanrının işi vardı bir yere kadar gitti. o gelene kadar biz oyun bahçesinde oynuyoruz. gelince loglara bakacak kim napmış görecek elimize verecek. ne güzel düşünmüşüm.
0
wampex
(27.10.09)
o ölenler belki de tanrının bize bir oyunu inanıp inanmamızı ölçüyordur. eğer tanrı varsa bir bebeğin ölmesine izin vermez gibisinden. ufacık beynimizle bunu algılayamayız tabi. cennet ve cehennem kavramı var inanırsan eğer cennete gideceksin ve bize sunulan o büyük nimetler senin olacak. inanmazsan cehennem var ateşler de yanıcaksın. inanırsan kaybediceğin bir şey yok inanmazsan çekeceğin ceza var. sence hangisi mantıklı ? ona göre davran ister inan ister inanma:) ufacık bir örnek; kıyamet alametleri. binlerce yıl önce neler olacağını söylemiyor mu ? yıllar ay, aylar gün, günler bir saat kadar kısalacak. burda anlatılan nedir günlerin kısalması değil. mesela bir ülkeye gideceksiniz yürüyerek kaç ay da ya da yıl da gidersiniz. şimdi ise uçakla 3 saat 5 saat. kısalmadan kasıt budur. :)
0
vurursa gol olur
(27.10.09)
tanrının en büyük adaleti var olmayışıdır.
0
efe
(27.10.09)
inanmak gönül işidir. inancını sorgularsan işi içinden çıkamazsın. allah böyle buyurmuşsa sen neden böyle olmuş diye düşünemezsin. elbet onun bir bildiği vardır. hem ne o öyle çalışmadan her şeyi allahtan beklemek. onlar da uğraşsın kardeşim. ateşin etrafında dans etmekle karın doymuyormuş demekki. ha ateistler sorgulasın dursun. çok da umrumdaydı. açıkçası ateistlerin yazdıklarını okudukça imanım daha da sağlamlaşıyor. dur ulan kalkıp bi gusül abdesti alayım
0
bira sisesi kapagi
(27.10.09)
koskoca evrende özgür irade olduğunu düşünmek bana bazen çok komik geliyor.
0
kediebesi
(28.10.09)
"din kitlelerin afyonudur" bu tür açmazlara, neden iyiler ölür acı ceker tanrı bunlara neden izin veriyor? gibi soruların aslında şu an bildiğimiz bi cevabı yok, keşke olsa, işte o zaman noluyor: "bizim aklımız cevabı almıyo işte.." ya da "vardır elbet bir sebebi.." şeklndeki dine dayalı düşncelerle bu sorgulama eyleminin önüne gecilmeye calışılıyor. sorgulayan insan mutsuz insan.
0
velvet revolution
(28.10.09)
@kobuzchu kiz inanışa göre değişir ceza çekip çekmeyeceğin, yani ben kendi inancıma göre yaşıyorum isteyen istediği gibi yaşar kimse kimseyi küçümseyemez bu durumda. demek istediğim ben inanmazsam acı çekeceğimi düşünüyorum, sen inanmadığın için bişey olmayacak diye düşünüyorsun, herkesin kendi düşüncesidir. ben inanmayanların cennete gitmeyeceğini düşünüyorum. bu benim düşüncem inananların gideceğini düşünüyorum bu da benim düşüncem. yanlış anlaşılmasın söylediklerim, tabi insanların nasıl öldüklerine de bağlıdır ne olup ne olmayacağı. tabi her inanca göre farklı yorum çıkabilir.
0
vurursa gol olur
(28.10.09)
şunu belirtmek isterim ki yazdığım sav, kendi savım değil, ideal bir islam teoloğunun size söyleyeceği şeydir. dünyanın ahiret için bir test yeri olduğuna inançtan dolayı insanın hür iradesine karışılmaz şeklinde bir düşüncenin ürünüdür. aynı düşüncenin içinde çocukların buluğ çağına gelene kadar günahsız oldukları inancı vardır ki, günahsız olarak ölenler doğrudan cennete gitmeyi, dolayısıyla da en büyük ödülü almış olurlar.
Neden geceleyin duygular daha yoğun? aşk, nefret, yalnızlık hissi vb. duguları geceleyin daha yoğun hissetmemizin sebebi nedir?
Neden geceleyin duygular daha yoğun? aşk, nefret, yalnızlık hissi vb. duguları geceleyin daha yoğun hissetmemizin sebebi nedir?
0
noxell (22.10.09)
düşüncelerinizle baş başa kaldığınız için. kafa dağıtıcak bir şeyler bulun yani unutturacak, gündüzden bir farkı olmaz..
0
dambil
(22.10.09)
karanlik ve sessiz oldugu icin.
0
nawres
(22.10.09)
yalnız kalmak...ve düşünmeye vakit ayırabilmek.
0
hayvan gibi yazar
(22.10.09)
Ben gecenin yoğunluğunu gündüz gürültüsünden arınmış olmasına veriyorum.
0
m3mphis
(22.10.09)
Gece metabolizma yavaslar, hormonal aktivite daha dengededir sanirim. Bu yuzden duygularina yogunlasman kacinilmaz olabilir. Tabi kafani mesgul edecek seyler de azalmis olur.
0
ermanen
(22.10.09)
bilinc zayıflar o nedenle. hitler mesela baslarda tum nutuklarını gece yaparmıs kolay ıkna edebilmek ıcın.
0
bryan fury
(22.10.09)
Karanlık çökünce korkular bastırır hesaplaşmalar çıkar içinde ki senle yapılası herşey o anda bi can sıkıntısına yeniliverir .... çünkü bir yüz arar ,bir ses arar korkularını örtücek ... ne sigaradır nede filmler müziklerdir bu hisleri aşkı nefreti hesaplaşmayı durduracak olan sadece herkes için bir "O"vardır yanında olmalıdır (:
0
isranbul
(22.10.09)
duygu halini belirleyen hormonlardan en yüzeysel iki zıttı seçersek; (bkz: melatonin) ve (bkz: seratonin) dir. biyolojik saati falan ayarlarlar. gün ışığı yok olduğunda melatonin salgılanarak uykuyu getirdiği gibi psikolojiyi de etkiler. çikolata yediğinizde ya da orgazm olduğunuzda da seratonin salgılanır, neşeniz artar. işte bu melatoninin etkilerinden biri de moral üzerindedir. hatta melankolik kelimesinin kökekinde bu hormon ismi bulunur.
1000 km de ucak mı daha fazla yakar gemi mi ? (gemi derken 50 katlı transatlantik , ucak derken en büyük boy ucak boening 747 vs.)
1000 km de ucak mı daha fazla yakar gemi mi ? (gemi derken 50 katlı transatlantik , ucak derken en büyük boy ucak boening 747 vs.)
0
ditriell (20.10.09)
yakıt durumu bunların biraz motor hacmiyle alakalı değil mi sanki?
0
fempusay
(20.10.09)
bildigim kadariyla ucaklarda ve gemilerde kullanilan yakitlar farkli,litre bazinda cevaplar sacma olur.gereken enerji miktari sorulabilir belki
0
keah
(20.10.09)
fuel oil in versiyonları kullanılıyor iki araçta bildiğim kadarıyla, litre bazında da olsa cevabımı almış olurum, ama enerji miktarı olarak karşılaştırılması da canıma minnet elbet
0
🌸ditriell
(21.10.09)
Boeing 747_100 183 380 litreyle azami agrlikta 9800 km gidiyormus
0
keah
(21.10.09)
savaş gemilerinin kendi enerjilerini üreterek sonsuza kadar hareket edebildiklerini izlemiştim bi yerlerde ama nerde hatırlayamadım...
0
mahallenindelisi
(21.10.09)
rakamsal bi deger vermem olasi deil ama geminin ucaktan daha fazla yakicagini düsünüorum mevcut tabloyu göz önüne aldigimda
0
berginyonbaenre
(21.10.09)
gemi diyorum.
0
ykyt
(21.10.09)
sorulan soru belirsiz de olsa aslinda, söyle bi hesaplama yapilabilir.
bir 747 transatlantik ucusta 100-130 bin$ arasi yakar duruma göre degisken elbette, fuel fiyati, sicaklik, agirlik etc. ortalama hadi 150 bin bile alsak.
orta büyüklükteki bir transatlantik gemi ise saatte 100-130 ton yakit yakar ki bu asagi yukari 747 nin 9-10 saatlik bi transatlantik ucusu.
kiscas, basit oranla cruise gemileri 747 ile kiyaslanirsa ayni mesafe icin 7-10 kat daha fazla yakit harciyorlar.
hukukta kanunilik ilkesinin özü suçların ve cezaların kanuniliğidir. yani kanunsuz suç ve ceza olmaz. ama ayrı ayrı suçların ve cezaların kanuniliği olarak ele alacak olursak, genel olarak suçlunun lehine bi uygulama olduğunu düşünüyorum. acaba neden suçluyu koruyoruz tamam suçlununda özünde insan o
hukukta kanunilik ilkesinin özü suçların ve cezaların kanuniliğidir. yani kanunsuz suç ve ceza olmaz. ama ayrı ayrı suçların ve cezaların kanuniliği olarak ele alacak olursak, genel olarak suçlunun lehine bi uygulama olduğunu düşünüyorum. acaba neden suçluyu koruyoruz tamam suçlununda özünde insan olduğunu biliyorum ama suçludan suçluya fark var. acaba ceza hukukunda ve hukuktaki çarpıklık mı bu, yoksa doğru birşey mi yani suçluyu korumak normal olan mı ?
0
nurnur (19.10.09)
mantığı aşağı yukarı şöyle izah edilebilir. masum birinin hapse girmesindense, suçlu 10 kişinin dışarıda gezmesi daha iyidir. bu yüzde ceza yargısı şüpheyi sanık lehine yorumlar.
0
kahvegibi
(19.10.09)
buna ek şöyle düşünmekteyim: suçlu insan, zaten hukuk normu karşısında avantajsız ve normale göre savunma silahlarından cüzi de olsa yoksundur. bu nedenle sanırım bir denge hali kurulmaya çabalanmış da olabilir.
0
fempusay
(19.10.09)
bunların dışında bir de, kanunun devleti sınırlaması durumu var, yani ceza kanunlarının amacı devleti suçlunun karşısında kısıtlamaktır...(kanunun tek amacı bu demek istemedim, kanunun amaçlarından biri de budur) eğer ceza kanunları olmasaydı, devlet (halim-savcı-kadı vs.) kafasına göre adamı suçlar, işkence yapılmasına veya idamına karar verilebilirdi.. ama ceza kanunlarımız sayesinde bunlar olmuyor, ve kişiye kanunda yazılan ceza veriliyor, kanun değişirse, kişinin lehine olan madde uygulanıyor, kanunda yazmayan eylemler için ceza verilemediği gibi, kanunda yazmayan cezalara da hükmedilemiyor vs.
Kanunda yazmayan maddelerdende insanlar yargılanabiliyor, Uluslararası hukuk normlarına uymayan yasalar ilede insanları yargılamadan ceza vermek mümkün bakınız www.cekmagdurlari.com suçta ve cezada kanunsuzluk ilkesi;)
subaşı -idi sanırım- tesisleri. envayı çeşit malzeme, kızartılmış ekmek vs. maşukiye'ye girdikten sonra yukarıya doğru çıkıyorsun, sol kolunda cami kalacak işte o caminin tam karşısında -yani senin sağ kolunda- dediğim bu yer. ayrıca sapanca gölü manzarasına doyum olmaz. güneş varsa dışarıda da oturabilirsin felan.
9.5 aylik oglan bir bebegimiz var. tamamen saglikli. merak ettigimi nokta su. bebegimiz envai cesit oyuncagi olmasina ragmen bunlarla hic ilgilenmiyor. varsa yoksa akli laptop, priter, elektrik prizi, bosta duran kablo dvd player dugmesinde. oyuncaklari halbuki renkli isikli sesler cikartiyor ama on
9.5 aylik oglan bir bebegimiz var. tamamen saglikli. merak ettigimi nokta su. bebegimiz envai cesit oyuncagi olmasina ragmen bunlarla hic ilgilenmiyor. varsa yoksa akli laptop, priter, elektrik prizi, bosta duran kablo dvd player dugmesinde. oyuncaklari halbuki renkli isikli sesler cikartiyor ama onun ilgisini boyle hic alakasiz seyler cekiyor. bu normal mi, butun bebekler boylemidir. bebek sahibi olanlar da yanitlarsa cok sevinirim...
0
outshined (12.10.09)
ilgisini çeken şeylerin alakasız olduğunu nasıl bildiniz ki? şöyle düşünelim: evde 1 veya 2 yetişkin var ve adını verdiğiniz o elektronik aygıtlarla haşır neşirler. bunu taklit etmekten daha doğal ne olabilir ki bir küçücük turşucuk açısından? çocuklarda ilgi meselesi derinlikli olmayan bir husustur. fazla aldırmayın ve adını verdiğiniz aygıtlarla oynamasını istemiyorsanız siz de onun yanında bunlarla oynamayın. zaten ilgi gelip geçicidir. biraz daha gelişince unutur gider bunları, başak şeyler peşinde koşar.
0
fempusay
(12.10.09)
miyendiz olamazsa (puanı tutmaz falan) daha beter yandınız. kendimden biliyorum.
0
kibritsuyu
(12.10.09)
benim gibi doktor olmasindan iyidir :)
0
🌸outshined
(12.10.09)
benim yiğen var, erkek, tam 31 aralık 08 de doğru, aynı yaşlardalar, bir laptop var eski hep onla oynar, ekranda açık olsun ister, laptop varsa başka şeyle oynamaz, diğer zamanlarda da su şaşalı, poşet, peçete falanla oynar oyuncakları hiç siklemiyor kerata. bence normal, oyuncaklarla oynamayan çok bebek gördüm ama laptop gerçekten bi yiğende vardı nbak:) bu arada oyuncak laptop almayı deneme, ben aldım, hiç sallamıyor valla, nasıl oluyorsa anlıyor
okullar yeni açıldı...herkes bir tribe girmiş okulda kimse kimseyi tınlamıyor herkes kendi halinde,kendisini güzel sanan kızlar,küfür edenler...vs ve okullar başladığı zaman benim içimde anlamını bilemediğim bir sıkıntı başlıyor...Bütün insanlar degişik görünüyor gözüme...sahte kişiler gibi...ama ok
okullar yeni açıldı...herkes bir tribe girmiş okulda kimse kimseyi tınlamıyor herkes kendi halinde,kendisini güzel sanan kızlar,küfür edenler...vs ve okullar başladığı zaman benim içimde anlamını bilemediğim bir sıkıntı başlıyor...Bütün insanlar degişik görünüyor gözüme...sahte kişiler gibi...ama okul olmadığı zamanlar öyle olmuyorum...bu normalmidir?
0
yalnızkovboy (29.09.09)
hayat hep böyle dostum. çevren her zaman çok sevdiğin, yakın olduğun insanlarla dolu olmayacak. zamanla alışacak, anlayacaksın.
0
serseri marti
(29.09.09)
bu arada annenin teyzesinin eniştesinin kız kardeşi ile mevzuyu nittin yiğenim?
0
fempusay
(29.09.09)
bu trip şurdan gelir: bu yaz arayı iyi kullandım değiştim ben :) bu yüzden ilk haftalar böyle olabiliyor
0
quaresma metternich
(29.09.09)
bugün ben de gördüm düğüne gelmiş gibi giyinenler falan var, neden o kadar güzel, ciks giyinme gerekliliği duyuyorlar, nasıl o kadar süslenip püsleniyorlar anlamıyorum. neyse boşver bunları ben de çok pis kafaya takardım ama içinden çıkılacak gibi olmadığını anlayınca, siktir et banane diyorum.
ÜDS sınavına gireceğim yerin bilgisi hala adresime gelmedi. ne yapmak lazım
kilroy
Yar bana bir cevap medet.
Yar bana bir cevap medet.
0
kilroy (28.09.09)
ptt'ye gidip sorun. olmaz mı? ben ve arkadaşlarım ptt'den çektik ne çektiysek, allah için ösym gönderiyodu.
0
sezercik yavrum benim
(28.09.09)
öss bölge müdürlüğüne gidin oradan da sınava griş belgenizi alabiliyorsunuz.sanırım 3 ytl karsılıgı idi.ist.-üsküdar merkez bürodan almıstım ben, zorluk yok, 5 dakikada hazırlıyorlar edit:sınava 2-3 gün kala hala elinize sınava giriş belgesi gelmemiş ise uygulayabilirsiniz bu yöntmi
0
keah
(28.09.09)
ben de tedirgindim sen gibi. girdim ösym sitesine, baktım hesabıma, niyet ettim niyet eyledim gel gör ki, sınav yeri bilgim henüz belirlenmediğinden bildirilemeyeceğini iletti bana sistem. demek ki neymiş, henüz sınav yeri bilgileri belirlenmemiş. sakin ol, dinlen biraz sal teni; fazla da salma toparlayamayabilirsin sonra.
0
fempusay
(28.09.09)
ptt falan değil hangi ilde yaşıyorsan o şehirdeki ösym bürolarından birine gidersen 3 ytl karşılığında çıkartırsın belgeni. ancak tabi çarşambaya kadar bekle. çarşambadan evvel alamazsın. bekle gelir derler gönderirler.:)
üsttekilerde bulamazsan da karanfil pasajı'na bak (karanfil metro çıkışının hemen solundaki pasaj). önce olgunlar'a git derim...
0
sezercik yavrum benim
(28.09.09)
tüm kitapları almana gerek yok diye düşünüyorum, özellikle 1. sınıftayken. ergun özbudun un anayasa kitabını ve size söylenen bir medeni kitabını alman yeterli olur. henüz betacopy ile tanışmamışsın anlaşılan, birçok dersi kitap almadan sadece not alarak rahat rahat verirsin. feedback istiyorsan aziz kedi nin de betacopyden yararlandığını bilmen yeterli olur sanırım.
alman gereken kitaplar için tek adres; zafer çarşısı denilen yeraltındaki mekanın girişinin hemen yanındaki 5 katlı kitap çarşısıdır. olgunlarda hukuka dair pek kaynak bulunmuyor yıllardır.
0
isaythunder
(29.09.09)
www.kulturtv.com.tr ben de selçuk hukuk 4 öğrencisiyim oradan hukuk kitaplarını alıyorum, olmayanları iletişim e yazarsan eklerler. bir de telefon et, son baskı olup olmayacağını sor, bu arada bildiğim kadarıyla savaş kitap evi ankara hukukkun içine sergi açmış alan arkadaşlarım var.
Bir kişiye değişilmek birinin en yakin arkadaşiyken arka plana atilmak cigeri bes para etmez insanlar için bu yuzden kavga etmek 3 ay konusmamak taki bugun yapamicagimi anlayip tekrar gidip eskisi gibi olmak istedgimi solemek bazi şeylerin onunla oturdugunu solemesi o varken yine eskisi gibi 2 cok y
Bir kişiye değişilmek birinin en yakin arkadaşiyken arka plana atilmak cigeri bes para etmez insanlar için bu yuzden kavga etmek 3 ay konusmamak taki bugun yapamicagimi anlayip tekrar gidip eskisi gibi olmak istedgimi solemek bazi şeylerin onunla oturdugunu solemesi o varken yine eskisi gibi 2 cok yakin dost olamicagimizin belli olmasi...İnsana herkesin ortasinda aglicak kadar koyarmi ki ?
0
jay jay (28.09.09)
ne kadar değer verdiğinle alakalı olabilir biraz daha maddeci isen, harcadağın çaba, zaman, para gibi değerlerin heba olması aşırı derecede duygusallaşmana, sinirsel anlamda boşalmana neden olmuş olabilir. üzül bu ara biraz daha kendini fazla da koyverme, gelip geçer...
0
fempusay
(28.09.09)
salla gitsin. kişiye aşırı değer vermişsin o da bunun önemini kavrayamamış. gereksi yere duygusallaşıp kendine acı çektirmenin anlamı yok bence.
0
roadrunner_merlin
(28.09.09)
çok sevmişsen koyar... hala daha seviyosan yine koyar...
gözünden sakınmışsan, ayağı taşa takılsa acısını yüreğinde duymuşsan, onu yatırıp, sen yatmamışsan, canı sıkılsa sen daha çok üzülmüşsen, hasta olduğunda başında beklemiş, alnına sirkeli bez koyarken üşüyecek/ürperecek mi diye yüreğin pır pır etmişse, sana karşı büyük küçük her hatasında hoş görüp affetmiş, hakkından vazgeçmişsen, onu huzursuz etmemek için beklemeyi düşünüyorsan, bigün sana geri gelecek olursa onu bağrına basacağından, hiç bir şey olmamış gibi kaldığınız yerden devam edeceğinden adın gibi eminsen; KOYAR!
Yapabileceğin iki şey var;
1- Sessizce her şeyin düzelmesini beklemek, 2- Diğer kişiyle bir takım "etkileşim"lere girerek, arkadaşınla birbirlerine yaklaşmalarını imkansız kılmak. (Açıkça ifade etmedim; aralarını açmaktan vahşileşmeye varan geniş bir yelpazeyi kast ediyorum...)
(Bu yazı, 20 yaşında birinin 10 yıllık -ki ömrünün yarısı ediyo- arkadaşıyla böyle bir duruma düşmesi hayal edilerek yazılmıştır. Ve evet o 20lik delikanlı, kardeşi için HER ŞEYİ yapabilir...)
edit: O 20lik delikanlı, bazen çok fena heyecana da kapılabilir ;)
0
lazor
(28.09.09)
Eskisi gibi olmasi için çabalicam başka çarem yok :(
0
🌸jay jay
(28.09.09)
walla haci, demek ki temeller zaten pek saglam degilmis. let it go.
0
rusdemezale
(28.09.09)
fazla da zorlama motoru yakarsın!
not: bunu yazan tosun değil de yolun yarısını tüketmiş, birçok darbe almış üzülmüş büzülmüş, açılmış kapanmış görmüş geçirmiş birisidir. bu nedenle kasma arkadaşım bak yoluna ya! ne var onda anlamadım. her insan enikonu insandır işte. bak başkasına, kartlar dağıtıldığında, her seferinde büyük oranda farklı bir el alırsın. o el bitti, kartlar şimdi yeniden dağıtılıyor işte anla! yeni bir el, yeni umutlar! acı manyağı mısın nesin? ilginçmişsin be!
http://www.facebook.com/video/video.php?v=140274902514linkteki videodaki çocuğa bir zarar vermiş olma ihtimalim var mı? bir an gaza geldim çevirdim ama sonra pişman oldum :/
linkteki videodaki çocuğa bir zarar vermiş olma ihtimalim var mı? bir an gaza geldim çevirdim ama sonra pişman oldum :/
0
melankomik (28.09.09)
kafasını kanepeye vuracak diye bekledim videoyu izlerken ama çok şükür ki vurmamış. bence bu durumda hiç bir zararı olmamıştır. insan bu kadar hassas değildir. tekrar yapmamanız dileğiyle
0
sttc
(28.09.09)
bi daha oyle seyler yapma cuneytcigim.
0
osuruklu
(28.09.09)
çocuğun iki gündür başı dönüyor da, gerçekten telaşlanmaya başlamıştım.
edit: lan!
0
🌸melankomik
(28.09.09)
harbi gereksizlik yapmışsın, kendine istediğini yap da çocuğu niye alet ediyosun. Çocukların kemik eklem falan fişmekan özellikleri yetişkinlerden farklıdır ve bir süre böyle devam eder. yani yetişkinler için riskli durumları bebekelr çocuklar daha iyi atlatırlar.
Sana bir öneri, zorhanelerdeki labutlarla çalış, bunlar ağırdır iyidir hoştur iranlı pehlivanların favorisidir.
0
Karluk
(28.09.09)
yapma canım yapma arkadaşım!
0
fempusay
(28.09.09)
tırsa tırsa izledim videoyu, gerilim filmi gibi yahu. bu senin yaptığına benzer bir şeyi bir adam bebeğine yapmış, haberlere çıkmıştı.
0
blackdog
(29.09.09)
annesi nasıl izin verdi ben asıl onu merak ettim ya düşse elinizden boynuna bişey olsa cık cık cık.
Selam Sevgili Duyuru Sakinleri;Efendim şimdi 2-3 haftadır evde sadece odama girip çıktığım için sabah çorba yapmak maksadıyla mutfağa girene kadar durumun kötülüğünü anlayamamıştım. sokak kapısından girip çıkarken ve odamdayken bir iki kere rastladığım küçük gri-kahverengi kelebekleri camdan girmişt
Selam Sevgili Duyuru Sakinleri;
Efendim şimdi 2-3 haftadır evde sadece odama girip çıktığım için sabah çorba yapmak maksadıyla mutfağa girene kadar durumun kötülüğünü anlayamamıştım. sokak kapısından girip çıkarken ve odamdayken bir iki kere rastladığım küçük gri-kahverengi kelebekleri camdan girmiştir diye çok sallamamıştım. sonra bu sabah mutfağa girende çorbaların olduğu dolabın kapağı açanda bi baktım ki arkadaşlar fındık ve kuru üzüm torbalarını delmişler ve orada kolonileşmişler oradan da tavan vb. olacak şekilde yayılmışlar mutfağa gerek kelebek gerek kurtçuk şeklinde olsun. ilk olarak poşeti delik bütün gıdaları attım evden mutfağı da ilaçlamak lazım ama şimdi ertesi gün içinde yemek yapacağımız mutfakta ilaç kullanmak ne kadar doğru olur bilemiyorum. böyle bir kurtlanma vakası yaşayıp da başarıyla çözüme ulaşmış arkadaşlarımız varsa önerilerine açığım. benim aklıma bütün tencere tava ve mutfaktaki raf vb. oynar parçayı küvete yığıp orada ilk müdahaleyi deterjan+su olacak şekilinde yapmak,fırın vb ufak aletleri çıkartmak sonra mutfağa raid'i basmak en son olarak da bulaşık makinası ile uzun seanslar yapmak geldi. bir de bu ipneler benim kıyafetleri de yer mi? aha resmi de şuna benzer bişey; 80.237.205.52
Sevgiler.
0
ding dong bizim kasap moo moo inekler 2 (25.09.09)
yiyecekleri zaten atmışsınız. dolapları tamamen boşaltın. fırın, bulaşık makinası vs herşeyi çekin. her tarafı, çamaşır suyu ile dezenfekte edin. dolap içlerinde de çamaşır suyu kullanın. çıkarken raid'i her türlü basın. odanın kapısını kapatın. bu arada mutfaktan çıkarttığınız kapları dezenfekte edin. mutfak en az bir gün kapalı kalsın. ertesi gün mutfağı yeniden bu sefer daha az çamaşır suyu ile silin ve yerleşin.
kolay gelsin
0
kahvegibi
(25.09.09)
ayy benim mutfakta da var onlardan kurtulamadım bi türlü. bi kere onlar bakliyatın içinde yaşıyorlar ve orda ürüyorlar ama durduk yere çıkmazlar bişiler bozulmus senin mutfakta onu kesfet önce yoksa ne yapsan bos. bende cekmecelerin arkasına düşmüş bir poset ot cıkmıstı mesela ordan turemisler. sonra tabiiki raid. kıyafet falan yemiyolar 4 aydır yazlıktayım gidiyorum geliyorum evde kıyafetlerimde bi hasar yok ki ucarak odama geliyolar arada.
0
kenarortay
(25.09.09)
bu arkadaşlar zararsızdır, önce bunu anlayalım. yani raid felan yapma, tava tencere küvete sokma. önemli tarafı şu: bunlar genelde bakliyata veya kurutulmuş meyvelere odaklanıyorlar. eğer herhangi birinin ağzı açıksa bakliyat veya kurutulmuşların onun içine yerleşip sürekli ürüyorlar. bu nedenle ağzı açıkları sıkıca kapatıyoruz. ancak mutlaka kontrol ediyoruz içinde bu küçük tatlı ve inatçı şeylerden kalmış mı diye? kalmışsa o poşeti direkt atıyoruz. sonra kapalı olan dolap gözü, çekmece gibi yerleri temizleyip ılık suyla ıslatılmış sabunlu bez yardımıyla bir süreliğine açık bırakıyoruz. sonra, bu arkadaşlar kesinlikle yiyeceklerden olan bir şeyleri çürütüyorlar. benim kurudutları, mısır unumu kurutmuşlardı mesela. onun için bu gibi malzemeleri de elden geçiriyoruz veya direkt atıyoruz olmuyor çünkü bunların temizliği. işte temizlik, poşet ağızlarını kapatma, çekmece, dolap gözü gibi yerleri açma işlemlerden sonra bir bakıyoruz ki, bunlar gitmişler. o nedenle kendilerini öldürmüyoruz zaten ömürleri ne ki abicim ya?
0
fempusay
(25.09.09)
kelebekler zararsızdır da, raid'i basmanın ve herşeyi baştan yıkamanın mantığı, kalan yumurtalarını bertaraf etmek.
http://www.hurriyetoto.com/oto/otomobil/detay.php?ilan_id=2777034130.000 km'de siz olsanız alır mısınız? 2 yıl sonra 160.000-170.000 km oldu diyelim nekadar değer kaybeder? pi'yi 3 alın.
130.000 km'de siz olsanız alır mısınız? 2 yıl sonra 160.000-170.000 km oldu diyelim nekadar değer kaybeder? pi'yi 3 alın.
0
dinomazu (17.09.09)
temize benziyor ama görmeden, motor sesini duymadan birşey söylemek zor. km olayına çok takılma temiz ve iyiyse.
0
eskili
(17.09.09)
ALINMAZ!9-11 bin arası
0
fempusay
(17.09.09)
dostum 15.000 lira yazmış adam. o paraya 2005 model hyundai getz alırsın. hemde kilometresi 50.000 civarında.
130.000 de araba alınmaz, dizel özellikle alınmaz. bu kilometreden sonra başına sadece iş açar. daha düşük kilometreli farklı arabalara bak derim. 1 yıl getz kullandım, gayette memnundum.
0
erzi
(17.09.09)
çok para be abi 15
0
zeki baba
(17.09.09)
piyasasına göre fazla bu arabaya istenen ücret..yalnız şöyle bişey var,bi arkadaş demiş 130.000de araba alınmaz hele dizel hiç alınmaz diye.unutmayalım ki vw in dizel motorları 1 milyon km testini başarıyla geçen motorlardır...fiyat sıkıntı olmayacaksa eğer sizin için,kalite yönünden sıkıntı yaratmayacak bi araba.(eğer temiz kullanılmışsa söylendiği kadar)
0
p a t r i o t
(17.09.09)
130 000'den sonra çok araba alınır da bu araba alınır mı bilemiyorum. ayrıca fiyatı pahalı gerçekten. şu zamanda hele araba fiyatları öyle böyle dibe vurmuşken.
0
darknum
(17.09.09)
130.000 de araba alan arkadaşlar, yılda kaç kere servise veya tamirciye gidiyorlar acaba. ben 20.000 km de araba almıştım. yıllık periyodik bakım haricinde servise gitmişliğim yoktu. çevremdeki çoğu yüksek kilometreli araba sahibi sanayiden çıkmıyordu. kilometresi düşük, yıpranmamış araba bakın derim.
şöyle bişey de var, 330.000 km de hala canavar gibi giden honda civic' de gördüm.
0
erzi
(17.09.09)
yuhh, 15bin bu arabaya çok pahalı. 2002 model üstelik. Ben de bu aralar 15000 tl civarı araba bakıyorum, 2006-2007 model, bundan daha iyi birsürü araba buldum.
130.000 de arabayı mercedes, bmw falan olmadıkça tercih etmem.
0
tcyx
(17.09.09)
fiyatını bilmem piyasası nedir onuda bilmiyorum(gerçi aynı yere çıktı) ama bişey söyleyecem, sonuçta dizel arabadan bahsediyoruz. adam dizel almış ki kullanayım diye.sonuçta böyle bir dizel arabanın 7 yaşında olup 100.000km üstü olmasından daha doğal ne var. madem adam arabasını az kullanacaktı da ne diye gidip dizel aldı ki. hem ilk alırken benzinli modeline göre fark verdi hem bakımda fark verdi hem parçasında fark verdi niye? kullanmak için. kıssadan hisse dizel arabam olsun ucuz olsun diyosanız ee o kadar km si de olacak tabi..
olay kardeşimin başından geçiyor. şimdi kardeşim 2005 te evlenip almanya'ya gitmişti. 2007 de türkiye'ye geliyor. bir akşam alkol almış. oturduğumuz mahallede dolaşırken polisler durdurmuş kimlik sormuşlar. bu da ben bu mahalledenim, şurada oturuyorum...vs diyip kimlik göstermek istememiş. polis de
olay kardeşimin başından geçiyor. şimdi kardeşim 2005 te evlenip almanya'ya gitmişti. 2007 de türkiye'ye geliyor. bir akşam alkol almış. oturduğumuz mahallede dolaşırken polisler durdurmuş kimlik sormuşlar. bu da ben bu mahalledenim, şurada oturuyorum...vs diyip kimlik göstermek istememiş. polis de almış götürmüş bunu. savcıya falan gidilmiş, ifadeler verilmiş. kardeşim bir süre sonra almanya'ya döndü tekrar. olaydan yaklaşık 1 yıl kadar sonra eve sivil polisler geldi böyle böyle bir olay olmuş kardeşinize ulaşamıyoruz mahkemeye çıkması gerekiyor gibi bir şeyler demişlerdi. dedik ulaşamazsınız çünkü almanya'da. sorduk ne olur diye yakın zamanda gelemez...vs. onlarda havaalanında polis alır, savunmasımı dedi bi şey dedi onu yazdırıp bırakırlar. gel gelelim 2 sene sonrasına yani bugüne. kardeşim türkiye'ye gelecek öncelikle pasaportu uzatmak istedi ancak türkiye'de mahkemeniz var denip uzatmaya yanaşmamışlar.
1. şimdi bu olay sonunda ne gibi bir ceza verilir ya da ceza verilir mi? 2. kardeşim türkiye'ye geldiğinde bunu dışarı geri bırakmamazlık ederler mi?
(kardeşim yaklaşık 5 yıldır almanya'da yaşıyor)
0
emrag (13.09.09)
ifade verdikten snra savciliga çıkar savcılıkta takipsizlik kararı verir,türkiyeye gelmesi lazım.
0
jamswety
(13.09.09)
türkiye'ye geldiği anda, pasaport kontrolünde arandığı gözükeceğinden gözaltına alınır bir kere. sonra neresi arıyorsa oraya sevki yapılır havaalanından. sonrası malum hakim önüne çıkıp ifade verir. öyle sanıyorum ki, para cezası alabilir. tam emin değilim ancak salt yukarıda bahis ettiğiniz hususlarla polise mukavemet olmaz. polise mukavemet, polise direnme demektir, yani fiili bir güç felan gibi direnme olur. kimlik beyanında bulunmamak gibi bir suçlama olabilir -ki pvsk da polis kendi kimliğini gösterdikten sonra herkes kimliğini sorabilir gibi bir hüküm olsa gerek. bu nedenle ben para cezası alacağını düşünüyorum ancak olayın detayları da önemlidir. hapis cezası olmaz ama anlaşılan kardeşin biraz dik kafa. hakime de böyle diklenirse içeri de girmesi mümkündür tedip edilmesi açısından.
0
fempusay
(13.09.09)
hakime direnmez de işte olay kendi mahallemizde geçince polise sorun çıkartmış. polisler de melek değil ya biraz hır gür çıkmış tabi yoksa göstermiyorum kimliği diyip hadi kol kola girip karakola gidiyoruz gibi bir şey mümkün değil yani.
izmir'e ya da antalya'ya inecek. olay denizli'de gerçekleşti. zaten o da denizli'ye gelicek.
0
🌸emrag
(13.09.09)
yalınız polislerin özel şikayetleri var ise durum değişebilir. hani hır gür esnasında bir polisin dudağını ısırmıştır, gözlüğünü kırmıştır vs. işte olayın türüne ve şiddetine göre değişir. ancak doktor raporu alınmasını gerektirir bir numara varsa yırtamayabilir. eğer dotor raporu varsa veya polislerden herhangi birinin özel şekvacı olma durumu, o halde iş uzayabilir.
0
fempusay
(13.09.09)
öyle raporluk bir durum yok. özel şikayet de yok diye hatırlıyorum. çünkü eve gelen polisler bu normal, sadece ifadesini versin olay kapanır demişlerdi. polis geleli de 1 seneden fazla oluyor hatırladıklarım bunlar.
Merhabalar,Eşimin kullandığı yaklaşık 2 hafta önce Media Markt'dan aldığım Samsung R519 Notebook'un ekranında simgeler üzerinde yeşillikler oluyor. Ekrandaki hareketli kısımlarda, ikonların üzerinde, internet explorer ın menü kısmında yeşillikler bi oluşup bi gidiyor. Tam ekran video açtığımda da gö
Merhabalar,
Eşimin kullandığı yaklaşık 2 hafta önce Media Markt'dan aldığım Samsung R519 Notebook'un ekranında simgeler üzerinde yeşillikler oluyor. Ekrandaki hareketli kısımlarda, ikonların üzerinde, internet explorer ın menü kısmında yeşillikler bi oluşup bi gidiyor. Tam ekran video açtığımda da görüntü tamamen bozuluyor ve video görülemiyor bile.
Bugün ürünü teknik servise göndermek için Media Markt'a gittim. Orada bilgisayarları bir ön kontrolden geçiren yarı teknik bir arkadaş virüs olabileceğini söyledi. Combofix yaptım birkaç bişey buldu ama sorun yine düzelmedi.
Bu sorun neden kaynaklanabilir? Virüsten kaynaklanıyorsa hangi programı kullanmam gerekir? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
0
mariboca (12.09.09)
Ekran Karti driver ini silip yeniden kurmayi denediniz mi ?
0
jay jay
(12.09.09)
denedim ama sonuç vermedi maalesef.
0
🌸mariboca
(12.09.09)
1)ekran karti yerine tam oturmamis olabilir. 2)farkli bir ekran karti driveri kurabilirsiniz.
0
sihirus
(12.09.09)
servise gönder. garanti kapsamındadır büyük ihtimal. ben de buna benzer lila renkli bir çizgi peydah olduydu dikine kesen, gönderim halletti servis. ekran kartı değişikliğiydi sanırım.
geçen de sormuştun bu soruyu; yanılıyor muyum?
0
fempusay
(12.09.09)
evet geçende de sormuştum ama servise götüremedim bu sel durumlarından dolayı. İkitelli de oturuyorum. haftasonunu da böyle geçirmeyim diye bi daha kastırayım dedim. Sunulan önerilerin hiçbiri başarılı olmadı maalesef. Son olarak Vista Ultimate yükleyeyim diyorum, belki onda böyle bi sorun çıkarmaz.
şimdi efendim yakın zamanlarda nişanlanmayı planlamaktayım fakat söyle bir sorunum var annem garip bir psikolojiye büründü ne zaman bu konu açılsa beni vazgeçirmeye çalışıyor ve her seferinde kavga ediyoruz ama aslında bir o kadarda istiyor. açıkçası artık onunla bu konuları konuşamaz hale geldik di
şimdi efendim yakın zamanlarda nişanlanmayı planlamaktayım fakat söyle bir sorunum var annem garip bir psikolojiye büründü ne zaman bu konu açılsa beni vazgeçirmeye çalışıyor ve her seferinde kavga ediyoruz ama aslında bir o kadarda istiyor. açıkçası artık onunla bu konuları konuşamaz hale geldik diğer kadın aile büyükleride ayrı alem şimdi onlara danışsam ayrı bir havaya girecekler sanki annemi saymıyorumda onlara daha çok deger veriyorum gibi bir kanıya kapılacaklar(malesef garip teyzelerim var:)) zaten ben de düşündümki hiç onları bulaştırmadan kız tarafı nişan bohçasına ne koyarsa yavaş yavaş hazırlayayım birde o aşamada ayrı tantanayla gerginlikle karşılaşmayayım şimdi deneyimli duyuru sakinlerinin yardımlarını bekliyorum nişan bohçasında ne olur olmazsa olmazlar yada şu da olsa güzel olur bak git şurdan al uygundur kalitelidir gibi önerilerinizle şu garip çömezi aydınlatın bi zahmet.. not: bazı kaynaklar ki o kaynak çok bilmiş ev arkadasım oluyor kız tarafı nişanda erkeğe saat alır diyor çünkü erkek tarafı yzüükleri alırmış doğru mudur? şimdiden teşekkürler
0
hypnose (12.09.09)
evet saat alanlar var, pijama falanda alıyorlar, ne salak adetler.
0
alchemistt
(12.09.09)
Valla bohça olaylarına giriyorsan usulü yerine getirip saati de alıyorsun, doğrudur, hah! :) Hatta onunla da yetinmiyor parfüm falan da alıyorsun! Zira zaten tüm bu aldıklarının katmerli bir şekilde geri dönüşü olacaktır yine aynı usule göre, heheh...
0
Struttin
(12.09.09)
öncelikle bu kadar dert etme. büyük mazağalar vardır. oralara bir uğra erkek tarafı için nişanlık alaciim de. onlar sana envayı çeşidinden çıkartılar; ucuzu pahalısı, kalitesi dandiği vd.
not: neler olur içeriğinde diyorsan adete göre farklılaşabilir. iç çamaşırı koyan da var cüzdan, kemer, gravat, pijama koyan da. saat ilk defa duydum, zira damata saat düşünde takılıyordu galiba veya o döneme yakın takı makı alım dönemlerinde.
0
fempusay
(12.09.09)
illa bohça yapman şart mı? Yani karşılıklı anlaşırsınız, böyle gereksiz adetleri yaşatmayalım dersiniz. paranız da cebinizde kalır.
0
bitter cikolata
(12.09.09)
nişan bavulu yapın..bavul size kalır sonradan. içine de damadın bu ara almayı planladığı elektronik bir şeyler koyun, makbule geçer.
evet. çok bedbahtım. bakmayı planladığım bir yer daha var ama orda olma olasılığı yalnızca %3 falan. ekim 11de yurt dışına çıkıyorum- haliyle eylül sonu vize işlemlerine başlamam gerekiyor.daha önce 1 yıl abd'de yaşadım, pasaportumda bununla ilgili vize bilgileri vs mevcuttu.şimdi sorular:- pasaport
evet. çok bedbahtım. bakmayı planladığım bir yer daha var ama orda olma olasılığı yalnızca %3 falan.
ekim 11de yurt dışına çıkıyorum- haliyle eylül sonu vize işlemlerine başlamam gerekiyor. daha önce 1 yıl abd'de yaşadım, pasaportumda bununla ilgili vize bilgileri vs mevcuttu.
şimdi sorular:
- pasaport ne kadar sürede yeniden çıkartılır? - pasaportumu kaybettim hükümsüzdür ilanı vermemiz ve o verdiğimiz gazeteyi alıp yanımızda götürmemiz falan gerekiyor mu? - abd vize bilgilerimin yeni çıkacak pasaportta bir şekilde yer alabilmesi mümkün mü? (malum başka yerlere vize alırken çok işime yarayacaktı)
şimdiden teşekkürler herkese...
0
vejeteryan vampir (10.09.09)
-1 gün içerisinde (sabahtan başlarsdan ve belgelerin tam olursa) sanırım çıkartabiliyorsun. bulunduğun ilin emniyet linkinden kontrol edebilirsin. -gerekmiyor ama tutanak gibi bir şey tutuyorlar sanırım pasaport şubede. ama kendini sağlama almak içn bunu her zaman yapmalısın (kimlik pasaport vs.). -yer almaz. ama gittiğini kendin beyan edebilirsin.
0
fempusay
(10.09.09)
istanbul'da oldugunu varsayarak konusuyorum.
aksaray vatan caddesinde emniyet mudurlugu var. orada pasaport sube var.
daha onceden pasaport harcini bankaya yatirip bir de orada verilmek uzere 150 lira gibi bir miktarla bu pasaport subeye gidiyorsun. sira numarasi aliyorsun. biraz sira beklemek olasi, o yuzden en azindan yarim gun ayirmak yerinde olur. sarisin cok konusan bir bayan var orada. bir sey olursa "ya ablam soyle soyle oldu" dersen hallediyor ama ablam demen lazim.
obur gune de teslim ediyorlar yenisini.
abd vize bilgilerini yenisine ekletemezsin ancak vize basvurusunda daha once amerika'ya gittim falan diye yazabilirsin
Hamile olmamdan mütevellit, okulu dondurmam lazım bu sene..Daha evvel kayıt dondurma ile alakalı sorulara baktım da, böyle bir gerekçesi olan yokmuş :)Ben ne yapmalıyım şimdi ? Okuluna göre usül değişiyor mu bilmiyorum ama,İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyorum bu arada. Bir yolunu bulup
Hamile olmamdan mütevellit, okulu dondurmam lazım bu sene.. Daha evvel kayıt dondurma ile alakalı sorulara baktım da, böyle bir gerekçesi olan yokmuş :)
Ben ne yapmalıyım şimdi ? Okuluna göre usül değişiyor mu bilmiyorum ama,İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyorum bu arada. Bir yolunu bulup kesinlikle dondurmalıyım çünkü son hakkım artık, bu sene de diplomayı alamazsam koyacaklar kapının önüne.
Yönetmelikte, "sağlık sebeplerinden ötürü dondurulabilir" gibi bir şey yazıyor, gebelik bu sebeplerden biri sayılıyor mu ? Yoksa ben başka bir yolunu bulup, başka bir gerekçeyle falan mı dondurmayı denemeliyim ?
0
hickiran karasinek ve uyuyan karinca (08.09.09)
Hamilelik bir gerekce olabilir elbette.
Hic olmadi "Maddi nedenlerden oturu kaydimin ... okul doneminde dondurulmasini arz ederim" yazili dilekce ile basvurursaniz isleme alinir.
0
msb
(08.09.09)
doktorunuzdan sürekli yatmanız gerektiğine dair bir rapor alabilirseniz olur herhalde. preeklampsi, düşük tehdidi, vs.
0
yumusakdiken
(08.09.09)
doktorunuzdan rapor aldığınızda sorun çıkartmazlar, ayrıca kayıt dondurmak için 300 tl gibi bir para vermiştim ben özel üniversitede.
0
madrigal
(08.09.09)
tamam uygun bir cevap vermeyeceğim ama sormadan da geçemeyeceğim: kız mı erkek mi?
0
fempusay
(09.09.09)
daha belli değil cinsiyeti fempusay. :)
şimdilik tek bildiğimiz anasının üniversite eğitimini yüzüne gözüne bulaştırmış tembel bir teneke olduğu :)
İlçelerle ilgili bilgi aramaktayım (Ordu/Giresun/Konya ağırlıklı)
sezercik yavrum benim
Selamlar. Bu cuma sona erecek olan öğretmenlik atamaları için tercih yapıyorum. Şu ilçelerle ilgili bilgisi olanlar varsa yardımlarını beklemekteyim:Ordu: Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çaybaşı, Gölköy, İkizce, Kabataş, Korgun, Kumru, Mesudiye.Giresun: Bulancak, Dereli, Eynesil, Piraziz, Şebinkarahisar.Kony
Selamlar. Bu cuma sona erecek olan öğretmenlik atamaları için tercih yapıyorum. Şu ilçelerle ilgili bilgisi olanlar varsa yardımlarını beklemekteyim:
Hacı geçen sene ablam Sinop'un ilçesine atandı, google'dan araştırınca sürekli şelale resimleri çıktı önümüze, sonra kız köyün ortasına düştü :) Onun için oraları gidip gören, gitmediyse bile bilgisi olanlardan bilgi istemekteyim.
Teşekkür edenzi...
0
sezercik yavrum benim (08.09.09)
giresunun bulancak ilçesi giresuna çok çok yakın nerdeyse bitişik, piraziz ve eeynesil de yakın, zorluk çekmezsiniz.
deniz kenarında olmayanları bilmiyorum...
0
kabablanka
(08.09.09)
sezercik en akla yatkınları: giresun (dereli, ş.karahisar hariç), öankırı yapraklı (kaymakamı tanıdık). ordunun o ilçelerinin çoğu uzak ve gelişmemiş. afyon zaten kendisi çok iyi değil. konya ilçeleri küçük. niğde fikrim ilçesi fikrim yok. kendisi eh işte tokatın o ilçesini duymadım bile. allah yardımcın olsun.
niye tavsiye etmediğini de kısaca yazarsan sevinirim. mesela ilçe halkı kötü diyosan tercih etmeme sebebim olur ama çok küçük biyer, yolları kötü falan diyosan şu an için pek de umrumda değil öyle şeyler :) sen de öğretmen misin yoksa?
gurbetçilerimiz saolsun gerek müzik gerek tv programları olsun ekranlarda görüyoruz. bu adamlar neden acayip acayip sakalları olup , korkunç aksesuarlar takıyor? almanyada bu mudur olay?alman gençleri var mı böyle yoksa sadece türklermi bunu yapıyor?
gurbetçilerimiz saolsun gerek müzik gerek tv programları olsun ekranlarda görüyoruz. bu adamlar neden acayip acayip sakalları olup , korkunç aksesuarlar takıyor? almanyada bu mudur olay?
alman gençleri var mı böyle yoksa sadece türklermi bunu yapıyor?
0
alokozay (07.06.09)
bence marjinal görülmeye çalıştıklarından yapıyolar. 'bakın ben almanya'ya gittim sizin gibi değilim, farklıyım' mesajı veriliyo olabilir. özetlemek gerekirse kroluk işte.
0
spirit crusher
(07.06.09)
ben biraz abd'deki zencilere benzetiyorum durumu. zencilerin sürekli spor salonunda gezmesi, dövme yaptırması, foucault sarkacı gibi sallanarak yürümesi vs. gibi kendilerini ispatlama çabasına benzer bir durum. alman gençleri de var tabi böyle ama ekonomik ve sosyal açıdan iyi durumda olmayanlar genelde böyle yapıyor. tabi şu da var, marjinallik dışında kendi tarzını oluşturan insanlara da saygı duymak lazım. zira türkiye'de kendi tarzını oluşturmak, abd veya almanya'ya göre yazılı olmayan katı toplumsal kurallar yüzünden daha zor.
0
papado
(07.06.09)
almanya'da böyle bir şey yok. hani tipler var ama bu bizim türk sanatçılar gibi kendini bozana denk gelmedim. zira genelde estetik oluyor almanların yaptığı mevzular. bizim elemanlar sanıyorum bir tarz olarak kendilerini kılıklardan kılıklara sokuyorlar. yakışmıyor evet!
0
fempusay
(07.06.09)
cankan, ismail yk, salim böyle diye bütün gurbetçiler böyle mi yani?? neden genelliyosunuz? ben gurbetciyim, gayet normal tipim var :D
0
ismo
(07.06.09)
@ismo yazıcaktım sözüm sözlükten dışarı diyede gereksiz olur dedim:)
0
🌸alokozay
(07.06.09)
yanılmıyorsam $u sıralar avrupalı türklerde 3. nesil yeti$iyor. bunlarda dejenerasyonu en yoğun halini ya$ıyorlar. iki arada bir derede kalınca ortaya 3. nesil gurbetçi türk tipli bu insancıklar çıkıyor. bizimkiler de gurbetçidir, yaban elelrdedir türk kültürünü yayma misyonun üstlenmi$lerdir diye dü$ünerek albümlerine ve konserlerine abanıyorlar. sonra fazla havalanan baıları vatanda$lıktan bile çıkabiliyor . ws.ws.
(olayda kndi yerim sizi koyucam, ona göre cevap verin)şimdi başka bir memlekete taşındınız. taşındığınız evin alt katında bir bakkal var, ve bakkalın güzel bir kızı var. oraya geldiğinizin ilk saatinde aldığınız sigaradan itibaren kız size "gel beni ye" dercesine kesiyor sizi. 1 hafta geçiyor ve dur
(olayda kndi yerim sizi koyucam, ona göre cevap verin)
şimdi başka bir memlekete taşındınız. taşındığınız evin alt katında bir bakkal var, ve bakkalın güzel bir kızı var. oraya geldiğinizin ilk saatinde aldığınız sigaradan itibaren kız size "gel beni ye" dercesine kesiyor sizi. 1 hafta geçiyor ve durum hep aynı, ama konuştuğunuz tek şey, "bir sigara alabilir miyim?" "2 ekmek verir misin?" şeklinde. şimdi soru geliyor; hatunla sohbete ilk ne diyerek başlarsınız?
(şöyle sorsam daha iyi anlarsınız; kızı tavlamak için nerden başlamak ve ilk hangi mevzudan girmek lazım)
eyvallah
edit; kız profesyonel değil, ev kızı (hatta bakkal amcanın kızı) takribi 22-26 yaş aralığında.
0
kyo44 (04.06.09)
kızın profesyonel olmadığından emin olun önce. tavlayıp işinizi bitirdikten sonra "100 dolar aslanım" demesin. işi bu olabilir.
0
kibritsuyu
(04.06.09)
bakkal amca'dan peynir bıçağı darbesi yemek gibi bir tehdit yoksa bodos dal işte. teallam. naber de, şuradan geldim buraya taşındım, şunu yer bunu içerim, işim gücüm şu, sen ne yaparsın ne edersin falan de işte birader. madem seni "yercesine" kesiyor. takıl kafana göre.
0
arigold
(04.06.09)
Bakkalın duvarında tüfek asılı olup olmadığından emin olun bence önce.
0
sui
(04.06.09)
çok basit ve doğal bir giriş seçin, bakın bakalım ummuduğunuz gibi mi?
şu marka meyve suyu yok mu, cappy markası meyve suyu değilmiş sırf konsantreymiş coca cola pazarlaması sayesinde yutturuyolarmış bize gibi mevzu iyidir..
0
kabablanka
(04.06.09)
yabancisin oraya soyle yol yordam gostersin.
0
kurukafa
(04.06.09)
buralarda gençlik nerelere takılır deyü sorun, daha sonra pek arkadaşım yok olayına girin, beraber gitmek isteyin. ısrarcı olun, eğer gelmek istemezse; o zaman ne bakıyorsun lan habire diye sorun.
0
galahad
(04.06.09)
bakkaldan alınan ürünler ilgili konuşur gibi yapıp başka muhabbetlere dalmak çok basit olabilir. mesela "bizim orada (nereden geldiyseniz) bu ekmekler böyle değildi, buranın ekmekleri daha güzel/kötü." ya da "sigara alıyorum ama evde çay bitmiş, sigarayı da çaysız içmekten nefret ederim. hangi çay en güzeldir? sen nasıl demliyorsun çayı? burada neden çay yok? ee varsa ben de içeyim"
ya da benzeri bir şeyler. bunun sonrasında kızla muhabbete devam edip yavaş yavaş onun "kim" (ya da "ne") olduğunu öğrenmek mümkün olacaktır.
0
co2s2
(04.06.09)
nispeten küçük yerlerde (büyükşehirlerin yerlilerinde de olur) "umut vadeden" (işi gücü olan veya olma potansiyeli olan) genç erkekler, bir kurtuluş umududur. yani o "gel beni ye" bakışının anlamı "gel beni ye, sonra evlenmeye mecbur bırakayım" anlamı taşıyor oolabilir, çok çok büyük ihtimalle.
benzer bir durum ankara'da üni. okurken ev arkadaşımın da başıma gelmişti. sonra mahallede sevdiğim bir abi beni bu konuda uyardı. ve aynen söylediği şeyler çıkmaya başladı. kız resmen motor çıktı, derdi birine yamanmaktı. ailesi de kıza damat bulduk diye atladılar hemen olaya. çocuk okul bitince kaçtı resmen ankara'dan.
bu yüzden benim tavsiyem başınızı yakmayın. peşinizi bırakmayabilirler. mahallenin motorunu size kızoğlankız diye ittirmeye çalışırlar. en iyisi kıza bakıp azınca eve gidip asılmak ;))))
0
lancelot du lac
(04.06.09)
amman kacin, arkaniza bakmadan kacin, kizin motor olma ihtimali var ya, kasar olma ihtimali var ya, dusunebiliyor musunuz, kizoglankiz olmama ihtimali var, iyyy dusundukce bile tuylerim diken diken oldu. hem kucuk yerden bir kiz, hem karsi tarafa ilgisini belli ediyor, kesin ya profesyoneldir, profesyonel degilse de bakire de degildir, o da ayni kapi. patlamis mal almayin, alanlari uyarin. tobe tobe.
0
okuryazar
(04.06.09)
sorunun cevabı olmayacak ancak bir şekilde sohbete başlarken mümkün olduğu kadar temkinli konuşmakta fayda var.hatun gerizekalı veya bir şekilde sana hiç uymayacak bir şey çıkarsa çok çekersin baştan temkinli olmazsan. bir alt kattaki hatun kişinin manyak çıkabileceğini ve ikinizden biriniz oradan taşınana kadar problem yaratabileceğini de göz önünde bulundurmanı tavsiye ederim.
şimdi düşünüyorum da hiç uzatmaya gerek yok. şahsi tavsiyem bir üst kata çıkmakla sana ulaşabilecek hatun+hatun babası kombosu ölümcül olur. en iyisi sen yine sigaranı al, ekmeği yi! muhabbeti boşver.
babasına iş çıkartmak için böyle davranıyor da olabilir. ava giderken avlanma mevzusuna gelebilirsin. tam iş tutayım diye donu gömleği çıkarttığında, bakkal amca kapıdan girip "eh şimdi benim sıram" deyiverse...
0
fempusay
(05.06.09)
@okuryazar keke valla ben başımıza geleni anlattım. kız tabi ki de gayet temiz olabilir, hiç de söylediğim gibi olmayabilir. ama ya tam da söylediğim gibiyse?
benim uyarımın amacı bu riski alıp almama konusundaydı. ben 5 yıl en büyük 3 şehirde de anlattığım durumu gördüm ve ben olsam bu riski almazdım. kaldı ki arkadaş, kızın bakışlarını "gel beni ye" olarak değerlendiriyorsa amacı "kıza olan aşkını anlatmak" değil "kızı en kısa sürede yiyebilmek"tir. bu durumda senin de söylediğin gibi "amman kaçın" :)))
başarılı şirketlerin tarihçeleri ile ilgili kitap..
gergedan55
şöyle ki; bu şirketlerin nasıl büyüdükleri ve ayakta kalabilmek için ne gibi stratejiler izledikleriyle ilgili, kendi işini kurmak isteyenler için yeni ufuklar kazandırabilecek kitaplar arıyorum. var mıdır acep bildiğiniz?
şöyle ki; bu şirketlerin nasıl büyüdükleri ve ayakta kalabilmek için ne gibi stratejiler izledikleriyle ilgili, kendi işini kurmak isteyenler için yeni ufuklar kazandırabilecek kitaplar arıyorum. var mıdır acep bildiğiniz?
zafer toprak'ın akbank hakkında bir kitabı vardı. bir de sümerbank hakkında da yazmıştı sanırım.
0
alkolikfedai
(03.06.09)
İktisat Fakültesi öğrencisi olan Deniz Şenokur'un “Başarılı Kariyer Öyküleri Bağlamında Başarıyı Yönlendiren Faktörler” isimli kitabı Türkiye'nin önemli 21 iş insanı (Koç, Sabancı, Boydak, Zorlu, Doğan, Eczacıbaşı, Kiğılı, Özyeğin gibi iisimler) ile yaptığı mülakatları içermekte. sanıyorum işine oldukça yarayacaktır.
19.000 tl değerinde ikinci el bir araba alırken, noterdi şuydu buydu, toplamda ne kadar masraf gider?örn. cevap: geçen bizim bi' arkadaş aldıydı, şu kadarlık arabaya şu kadar vergi, harç, zart zurt, toplamda da şu kadar para verdi...şimdiden teşekkür ederim.
19.000 tl değerinde ikinci el bir araba alırken, noterdi şuydu buydu, toplamda ne kadar masraf gider?
örn. cevap: geçen bizim bi' arkadaş aldıydı, şu kadarlık arabaya şu kadar vergi, harç, zart zurt, toplamda da şu kadar para verdi...
şimdiden teşekkür ederim.
0
tannhauser (02.06.09)
noter ve ruhsat islemleri icin ben yaklasik 450 lira harcamistim.
bir de trafik sigortasi var tabi
0
mat couthon
(02.06.09)
ben geçen sene araba aldığımda masrafları aşağı yukarı şöyle olmuştu:
-noterde satış işlemi 200 tl (yalnız bu şık marka model ve yaşa göre değişiyor, benim araç noterdeki listede yer almadığında bu kadar ödedim. sanırım bundan biraz daha az oluyor normalde)
-trafik sigortası 170 tl. bunu herhangi bi sigorta acentesinden yapabilirsiniz taksitle de yapıyorlar. yalnız araba alırken bunu da pazarlık konusu yapabilirsiniz, yani aracın devam etmekte olan sigortasını kullanmak isteyebilirsiniz. aracın önceki sahibi sigorta parasını geri almadığı sürece sigorta devam eder.
-muayene 90 tl (bunu tam olarak hatırlamıyorum biraz sallamış olabilirim) ama tabi aracın muayene süresi geçmemişse gerek yok.
-ruhsatı emniyette üstünüze alma masrafını hatırlamıyorum ama 100 civarında bişey olabilir. yalnız emniyette bu ruhsat eskimiş yenisini çıkar gibi bi gıcıklık da yapabiliyolar onun için de bi 15 lira kadar ödemek gerekiyor.
-kendi aracınızı camlarını açıp püfür püfür sürmek paha biçilemez.
0
johan sebastian
(02.06.09)
geçen sene aldığım, fiyatı o civarda olan arabam için harcadığım masraf aşağı yukarı 400-500 civarıydı. yanılmıyorsam 250 lira civarı noter masrafı tuttu. 130 lira falan trafik sigortasıydı. gene 150 lira civarı da ruhsat devir işlemleri tutmuştu. aracınızın modeline ve motor hacmine göre sigorta bedeli değişecektir. diğer devir işlerine fark geldi mi bilmiyorum. ayrıca ruhsatı kendiniz çıkarmanız ile muamelecinin çıkarması arasında da maliyet farkı olacaktır.
0
hevipeyra
(02.06.09)
sigirtayi devir alamiyorsunuz. eski sigorta eski sahibi tarafindan iptal ettirilip iadesi aliniyor. her halukarda yeni police yaptirmaniz lazim. plaka ve sirkete gore fiyatlari da degisiyor. 170-250 arasindadir
0
mat couthon
(02.06.09)
19 bin TL ye aldığım araç için 650 TL cibvarında masraf yaptın. tarih 2 ay 15 gün öncesi.
insanlar plan yaparken tanrı yukarıdan gülümsermiş.
uçamayan haşere
hayatımın tamamını planlıyorum kendi çapımda, ve mutlaka mutlaka pratikte bir farklılık, bir aksaklık oluyor. sizin hayatınız da böyle mi? benim gibi plan manyağı insanlarla tanrı alay ediyor olabilir mi?ben temiz bir 10 yıl sonrasında şunu şunu yaparım diyorum. şimdiye kadarki deneyimlerimden yola
hayatımın tamamını planlıyorum kendi çapımda, ve mutlaka mutlaka pratikte bir farklılık, bir aksaklık oluyor. sizin hayatınız da böyle mi? benim gibi plan manyağı insanlarla tanrı alay ediyor olabilir mi? ben temiz bir 10 yıl sonrasında şunu şunu yaparım diyorum. şimdiye kadarki deneyimlerimden yola çıkarak artık bunu dememeliyim sanırım. sonra hep bir şeyler yolunda gitmiyor, moral bozukluğu çöküntü vs.. plan yapmayı, hayal kurmayı bırakmalı mı insan?
0
uçamayan haşere (21.05.09)
Kısa vadede plan yapmak güzeldir; yarın şuraya gidelim; haftaya o ödevi/raporu teslim ederim, gibi. Ama uzun vadede plan yapmak hem genel olarak hem de Türkiye gibi bir ülkede neredeyse imkansız. Okulu bitirip yurtdışında master yapmak istersiniz, dolar fırlayabilir, yurtiçinde master yaparsınız. Bitirdiğim gibi askere gider 6 ay sonra bir yere kapak atarım dersiniz, askerlik herkese 1 sene olur, askerden gelirsiniz, kriz olur. Sizi beklediğini zannettiğiniz kız arkadaşınız aslında beklememiş olur. Gibi gibi.
O yüzden en güzeli, her ihtimalde kazançlarınızın kayıplarınızdan daha fazla olacağı planlar yapmak olacaktır. Master yaparken her ne kadar bitirince işe girmeyi düşünseniz de, doktora yapmaya hazır olmak, askerlikte birşeylerin yolunda gitmeyeceğini göze alarak gitmeden yarım planları tamamlamak, geldiğinizde siz bekleyen birinin olmayacağını düşünerek o 1 sene boyunca bağları kafanızda biraz gevşetmek gibi.
Elbette yine kayıplarınız olacaktır, ama daha az üzülecek, yeni planlara daha hazır olacaksınız.
0
guzelmarmara
(21.05.09)
bence hedef olmalı da plan yapmaktan vazgeçilebilmeli. benim planladığım şeyler yılda 2-3 kere değişebildiği için artık hayatı planlamak yerine önüme çıkan fırsatları kaçırmamayı istiyorum. hayat planlamaktan çok doğru zamanda doğru yerde bulunmak ve insiyatif almakla ilgili bence. hayat satrançtan çok tavlaya benzer diyebilirim.
0
ozdek
(21.05.09)
ilahi komedya'da temsil edilir bu tanrı'nın insana gülüşü. ancak tanrı plana değil de biraz biraz insanın "ulan bütün bu olup bitenleri nasıl da yapıverdim. adam oldum, cin oldum, patron oldum, müdür oldum, baba oldum, zengin oldum, ot oldum bok oldum vd." böbürlenmesine kahkaha ile güler. yoksa plana neden gülsün ki tanrı? o zaten plan yapmamızı ister. bence umudunu kaybetme. hepimiz 3 aşağı 5 yukarı senin geçmekte olduğun yollardan geçtik/geçiyoruz. ne diyorz spinoza: "üzülme, öfkelenme anlamaya çalış!" öyle yap hocam sen de. acaba nerede ne hata yaptım? nasıl oldu da bu planda muvaffak olamadım? sanıyorum daha az acı çekeceksin. bir şey daha eklemek isterim john lennon'dan bu da: "hayat başka şeyler planlarken, başımıza gelen şeylerdir."
0
fempusay
(21.05.09)
yeni baslayanlar için hayat.
0
bryan fury
(21.05.09)
bende matematik olarak deyiniyim bari; efenim biraz olasılık teoremine deyineyim, yaptığınız planlarda aslında düşünebidiğinizden cok daha fazla değişken mevcut, atıyorum 1 adet plan yapıyosunuz ama bu plan ufak/buyuk sizden başka 10 yüz bin milyon baloncuk ile etkileşim içindedir. ve bu değişkenlerinde cok az bir kısmı üzerinde kontrolünüz var , amacınıza ulaşmak için oluşması gereken durum için ne kadar kontrol sağlamaya çalışırsanız çalışın tamamını kontrol edemezsiniz, malumunuz insansınız ve yapabilecekleriniz sınırlı. birisi santraçtan bahsetmiş yukarda, o oyunda bile olasılıklar bir tahta üzerindeki 32 taşla sınırlı olan işler, istediğiniz gibi gitmezken , hayat dediğimiz sallıyorum 10 yüzbin milyon taslı oyunu planladığın gibi oynamayı bekleyemezsin, sonuc olarak ister şans de ister kader bir çok sey senin kontrolünde değil. ha eşşeği sağlam kazığa bağla gerisini takma kafana o ayrı :D
0
magoria
(21.05.09)
plan yerine hedeflere yönel. şu kadar sene içinde şu noktaya geleceğim şeklinde hedefler. mümkünse gerçekleşebilir hedef olsun bunlar.
80 lerde ve hatta 90 larda polis olabilmek icin yeter ve kafi sartlar nelerdi bilen eden var mi?eskiden sanki bir yazili sinav vardi ve o sinavda basarili olanlar mulakatla polislige girilebiliyordu gibisinden bir seyler hatirliyorum, yoksa yamuluyor muyum?yeri gelmisken, polis memurlugunda yukselme
80 lerde ve hatta 90 larda polis olabilmek icin yeter ve kafi sartlar nelerdi bilen eden var mi?
eskiden sanki bir yazili sinav vardi ve o sinavda basarili olanlar mulakatla polislige girilebiliyordu gibisinden bir seyler hatirliyorum, yoksa yamuluyor muyum? yeri gelmisken, polis memurlugunda yukselme, asayisten cinayet masasina gecme, oradan nerelere gidebilme gibi genel gecer bilgileri nereden bulabilirim? biraz baktim ama polis akademisi vs nin icinde kayboldum, bilgiler cok daginik.
0
entrapmen (07.05.09)
söylediğin doğru. yazılı sınav, spor sınavı, mülakat ve sağlık sınavı. tabi özel şartlar; yüz kızartıcı suç, sen ailen vs. işlememiş olacak ve devamı şartları kapsayan bir tahkikat. polis memurluğunda yükselme diye bir mevzu şöyle var; üniversite mezunu olan polisler dönem dönem açılan komiser yardımcılığı kursu sınavına girerler. kazananlar sanıyorum 6-9 ay arası bir süre eğitim alırlar. sonra komiser yardımcısı olurlar. rütbeli yani. çok eskiden herkesin ilkokul mezunu ancak olabildiği zamanlarda, ortaokul ve sonraki dönemlerde lise bitirmiş polisler de bu imkandan yararlandırıldılar. polislerin yatay ilerlemeleri, tamamen öznel değerlendirmeler, nepotizm, iltimas vb. ile gerçekleşmektedir, bildiğim kadarıyla. tanıdığınız kelli felli bir polis memuru, bir şube müdürü, emniyet müdürü, siyasi vd. yardımıyla ve onun gücü nispetinde arzu ettiğiniz kısıma geçebilmeniz olası.
0
fempusay
(07.05.09)
80'ler öncesinde şöyle bir hikaye duymuştum eniştemden. bi arkadaşıyla polis olmak için başvuru yapmaya gidiyorlar fakat orada burada bekleyen, nöbet tutan polisleri görünce eniştem arkadaşına "yaw biz de mi böyle orada burada bekleyecez polis olunca?" der ve arkadaşından de evet cevabını alınca ben bu işe gelemem diyip vaz geçer. ondan sonraki 30 35 senesi kamyon şoförlüğü ile geçer.
saygıdeğer imf kurul üyeleri..geçen gün evde madeni 2 euro buldum.. yok, ev para sıçmıyor, büyük ihtimalle geçen yaz gelen almancı kuzenler unuttu..neyse, attım ben bunu cüzdana duuruyodu.. geçen gün bozuk para ihtiyacı oldu, tam da döviz bürosunun önündeyim, bozdurayım dedim..ordakiler madeni para
saygıdeğer imf kurul üyeleri..
geçen gün evde madeni 2 euro buldum.. yok, ev para sıçmıyor, büyük ihtimalle geçen yaz gelen almancı kuzenler unuttu..
neyse, attım ben bunu cüzdana duuruyodu.. geçen gün bozuk para ihtiyacı oldu, tam da döviz bürosunun önündeyim, bozdurayım dedim.. ordakiler madeni para bozamadıklarını, hemen karşıdaki bürodan bozdurabileceğimi söylediler, eyvallah dedim çıktım gittim oraya..
verdim 2'yi, 4 lira alacam diye bekliyorum.. adam çıkarıp 2,5 lira verdi.. "ee?" deyince de "madeni para olduğu için bu kadar verebiliyoruz" dediler.. "neden?" deyince de sahte olabileceği için böyle bi yönteme başvurduklarını söylediler.. dedim "o zaman ben de senin bana verdiğin bu 2,5 liranın gerçek olduğundan emin değilim, 2 katını istiyorum." dedim, olmaz dedi.. aldım euro'cuğumu geri, çıktım..
şimdi üç beş kuruşun hesabını yapan bi adam değilim.. kızdığım şey 1,5 lira az almak değil, enayi yerine konmam.. herif bana kalpazan muamelesi yapmaktan çekinmeyip bi de kafasından oluşturduğu yüzde değeri üzerinden paramı eksik veriyor, baya kazık yiyorum yani..
bunun zaten yasal bi dayanağının ya da odalar birliği gibi bi şeyden çıkan kararın sonucu olduğunu sanmıyorum..
kafasına göre iş yapabilir mi bu döviz bürosu? belli bi kur vardır ve bu adamlar bu kura göre bana para vermek zorunda değil mi? dolandırıcılığa ya da işi kötüye kullanmaya girmez mi bu? şikayet etmeli miyim?
hayır, g*t kafa "madeni para almıyoruz." dese ne güzel olucak.. üzerimden kar etmeye çalışıyo lan..
o değil de, allah daha büyük dert vermesin bana..
0
thefalloftekin (06.05.09)
madeni para almayanlar çokta kafasına göre kur yaratanları ilk kez duyuyorum.
0
darknum
(06.05.09)
nihayetinde adam bir işletme sahibi, bir tane döviz bürosu yok memlekette. istediği fiyatı çekmekte serbest bence, bence diyorm bak. kanunda ne yazar bilemem, bir regulasyon var mı haberim yok. ama zaten adamlar arasında deli rekabet var banknotlar için. ayrıca piyasada madeni euro sahteciliği de var. adamın yaklaşımı biraz bodos olsa da haksız değil kanımca.
0
arigold
(06.05.09)
sanırım bankalar alıyorsa daha iyi bir çözüm olur. bu şimdi aklıma geldi cünkü bende bozdurmaya çalıştım, hiçbir büro almamıştı.
0
alchemistt
(06.05.09)
sanayi ticaret il müdürlüğü'ne bir yol uğrayıver. böyle bir uygulama yapamaz hiçbir kurum/kuruluş. bir de merkez bankası temsilciği var ise bulunduğun yerde onlar bozarlar paranı sanıyorum.
0
fempusay
(06.05.09)
ya böyle madeni paraları shell de fln bakkalda da olur. öyle kullanın.
0
radikalherif
(06.05.09)
amaç zaten "nerden bozdurayım bu parayı" sorusunun cevabını almak değil yahu, taş çatlasa 4 lira sonuçta.. adamın kafasına göre iş yapmasıydı beni fıtık eden..
teşekkürler herkese..
0
🌸thefalloftekin
(06.05.09)
bunlarin hepsi yasal. istedigi fiyattan alma hakkina sahiptir herhangi bir doviz burosu. eger soyledigi fiyat ile verdigi miktar uyusmuyor ise, ya da fiyat ayarlamasi bir scam yaratiyor ise, sizden madeni parayi alip bunu defterlerine islemiyorsa, ya da buna benzer sekillerde bir is yapiliyorsa o zaman yasal degil denilebilir.
simdi "madeni para oldugu icin bu kadar verebiliyoruz" demesi biraz dogru, cunku doviz burosu alim-satim arasindaki kardan calisir: yani bir gun elemanin teki elinde bond cantayla gelir bir milyon turk lirasi vardir icinde, bunu dolara cevirmek ister, doviz burosu ya adamin istedigi fiyattan alici bulacaktir, ya da adamlarina hemen soyleyip bulundugu yere gore maksimum yarim saat icinde bunun piyasa fiyatini (bkz: tahtakale borsasi) bulacaktir. eger alici bulmus ise alicinin fiyatiyla saticinin istedigi fiyat arasindan kar yapacak, "ben sonra satarim bunu" diyor ise de kasasina koyup en kisa zamanda aldigi fiyattan daha yuksege satmaya bakacaktir. doviz burosu bu sekilde kar yapar. herhangi bir dovize ya da altina vb. ye cekecegi fiyat da bu baglamda talebe gore belirlenir. eger para kasada durursa kaybeder, kasada yalnizca reserv durmalidir, geriye kalan para her gun aktif olmalidir, "working capital" "working" olmazsa kazanamadigi kazanc aslinda bir kayiptir. bu baglamda ne aliyorsa en kisa zamanda elden cikarmalidir, ve aradan kazanc saglamalidir. yok "x haftaya kriz olacak, dolar stokluyorum," ya da "fazla dolar var elde, altin alayim hedge olsun" vb.. falan diyorsa o da olur, yani stratejik tutma da yapilabilir..
neyse madeni para olayina geri donersek, madeni paraya talep yoktur. (yani kimse senden 1 saat sonra oraya ugrayip "madeni 2 euro istiyorum, aliniz 4.2tl" demeyecek, eger oyle olsaydi umurunda olmazdi..) madeni paralarin basildiklari ulkelerin disinda tutmamasinin nedeni guvenliktir, yabanci madeni paralarin orijinalligini kontrol edebilecegin arac-gerec cogu doviz burosunda yoktur. (agirliginin, elektrik rezistansinin ve manyetiginin, bu sekilde yapiminda kullanilan maddelerin ne oldugunun vb. nin kontrol edilmesi lazim, bunlari yapan aletler orta boy bir buzdolabi buyuklugunde, pahali, ve her degisik ulkenin madeni parasi icin en azindan software lazim) bu demek ki o parayi satmasi icin aktif olarak onu satin alan / kontrol eden, veya yine bu riski kabul eden bir yere gitmesi gerekiyor. eh masraflarini da senden cikariyor, olay bundan ibaret.
ayrica eklemek isterim ki ben de doviz burosu olsam, eger yakin zamanda avrupa'ya giden bir tanidik yok ise, ya da eninde sonunda degerinden de fazla bir fiyata eritecek birisine falan satamayacak durumdaysam, (ya da eritmesi icin satacagim kisinin verecegi fiyattan daha ucuza musteriden alamiyorsam) ben de madeni para almazdim. elden cikaramayacagim seyi niye alayim ki ben, elden cikaramiyorsam da bir degeri yok o madeni paranin, aldigim kisiye bedava para vermis oluyorum..
5 mart'ta elektronik ürünümü veriyorum adamlara.5 mayıs'ta gelen haber, ürünün power jakı kırık olduğu için garanti kapsamı dışında kaldığı ve onarımının mümkün olmadığı. (ki aslında böyle bir şey yok)1- bu kırık için en başta tutanak tutulmadığına göre, bu adamların bunu kırık diye garanti kapsamı
5 mart'ta elektronik ürünümü veriyorum adamlara. 5 mayıs'ta gelen haber, ürünün power jakı kırık olduğu için garanti kapsamı dışında kaldığı ve onarımının mümkün olmadığı. (ki aslında böyle bir şey yok)
1- bu kırık için en başta tutanak tutulmadığına göre, bu adamların bunu kırık diye garanti kapsamı dışında bırakması mümkün değil. ya da mümkün mü?
2- 2 takvim ayı geçti ürün verileli. ürünün garanti kapsamı dışında kaldığını söylemeleri için bu kadar zaman geçmesi çok saçma değil mi? benim ürünümü yenilemeleri gerekmiyor mu? eğer benim ürünüm garanti kapsamı dışında kalacaksa da, neden 2 ay sonra söyleniyor bu bana? en baştan söylenmesi gerekmez mi?
bu konuda önerisi olanları dinliyorum.
0
co2s2 (06.05.09)
hepsine birden önerim; garanti belgesindeki size taahhüt edilmiş garanti şartlarını hıfzetmenizdir. firmadan firmaya genel garanti şartları değişiklik gösterebilmektedir. buna göre vereceğinzi kararda tüketici hakem heyetleri var. eskiden sanayi ticaret il müdürlüğü bünyesinde idi sanıyorum. bir de onlara danışabilirsiniz.
0
fempusay
(06.05.09)
bildiğim kadarıyla 30 iş günü geçtikten sonra ne olursa olsun değiştirmeleri gerekir, tatilleri falan çıkarınca 30+ gün kalıyorsa garanti kapsamı dışında demelerini önemsemeyin, ısrarcı olun, kabul etmezlerse tüketici hakem heyetine falan başvurun..
0
sharpenter
(06.05.09)
kullanıcı hatası olan ürünleri değiştirmeleri falan gerekmiyor lütfen kanunu kendinize göre yorumlamayın. adamları sürekli sıkıştırdınız mı yoksa 5 martta verip 5 mayısta haber mi aldınız sadece? arayacaksın soracaksın gidip bakacaksın bu işler böyle. zaten sizinki tüketici heyetlik olmuş bozuk olmayan şeye bozuk demişler uğraşacaksınız. tabi bir de: belki de adamlar doğruyu söylüyor.. bilemem.
0
ozdek
(06.05.09)
adamlara gayet sert üslupla bir mail yaz. aynı olay benim de başıma geldi, ipod servise gitti ve 40 gün boyunca ne aradılar ne de sordular. açtım tüketici haklarını, oradan 30 gün koşulu ile ilgili madde ve birkaç madde daha belirledim ve mail olarak adamlara yolladım. mailin sonuna da "şu şu maddelere binaen 2 gün içinde ürünü sorunsuz şekilde yollamazsanız ya da muadili olan yeni bir ürünle değiştirmezseniz gerekli tüm mercilere başvuracağım" yazdım. bir gün sonra direkt aradılar ve ürünü tamir edilmiş vaziyette geri yolladılar. üstelik garanti belgesi de yoktu:)
0
ecnebi
(06.05.09)
ürün gönderdiğimde kırık değildi. buna eminim. mail falan yazmak yerine doğrudan kendim gidip bu işi halletmem daha doğru olacak.
0
🌸co2s2
(06.05.09)
tam olarak nereye teslim ettiniz bilemiyorum ama olay şöyle gelişir; philips, vestel gibi firmalar, yerel teknik servise yetki verir, eğer orda yapılabilecek bir şey ise yerel servis orda yapar parasını alır. yapamayacağı bir şey ise bölgeye yada genel merkeze gönderir. şimdi şunu demek istiyorum, siz onu mahallenizdeki servise verdiğinizde o süreç hemen başlamaz, ilk önce ne olduğuna bakarlar, sonra yapıp yapamayacaklarına karar verirler yada kargoya verip bir üst servise gönderirler. eğer siz ürünün üreticisne yada dağıtımcısına ait bir alındı kağıdı almadıycasnız, teknik olarak hiç bir şey teslim etmediniz demektir. o işlem hiç başlamamış da olabilir. ürünün üstünde kırık varsa, sorun başka yerde olsa dahi yapmadan geri verebililer. doldurulmuş kartuşlu yazıcılara elini bile sürmezler misal.
0
hollowlife
(06.05.09)
@ozdek: yanlış anlaşılma olmuş sanırım, kullanıcı hatası olan ürünü değiştirmeleri gerektiğinden bahsetmiyorum, 30 iş günü içerisinde müşteriye dönüş yapmadıkları takdirde değişim talep etme hakkı bulunduğunu söylüyorum. en azından servisten bana söylenen bu..
0
sharpenter
(06.05.09)
firma size 30 iş günü içerisinde (yaklaşık 6 hafta) geri dönüş yapmazsa yenisini vermek zorunda. firmayı sert bir dille uyarıp 30 iş gününü çoktan aştığını, gerekirse tüketici haklarına başvuracağınızı falan da ekleyin. elinizde, ürünü servise verdiğinize dair belge de vardır umarım.
0
sanal uyku
(06.05.09)
şöyle bir şey de var, ürünü servise almadan önce incelerler, kırık çıkık çizik ne varsa not ederler ve sana imzalattırırlar. en azından bende hep öyle oldu. power jak kırıksa bunu da not etmeleri lazımdı, bunu siz kırdınız da diyebilirsin o yüzden.
0
kenarortay
(06.05.09)
ürün ben gönderdiğimde kırık olmadığı gibi, adamların da böyle bir notu yok zaten en baştan. eğer madem böyle bir olay var, bunu görmeleri iki ay mı aldı?
neden 2 gün sonra, "abi senin ürün kırıkmış" gibi bir şey söylemediler? ben bu adamlara çok kızdım ve açıkçası, bir dolu laf edeceğim şimdi kendilerine.
Sevgili 1 mayıszedeler,arkadaşımın yakında yüksek lisans jürisi var anck gel görki bu konuda cahil iki insan olarak ne sorulur, ne yapmak gerekir, jüriden ne gibi tepkiler beklenmelidir, bu konuda bizi aydınlaacak her türlü bilgi kırıntısı şukela olcaktır, şimdiden yardımcı olan tüm master öğrencisi
Sevgili 1 mayıszedeler, arkadaşımın yakında yüksek lisans jürisi var anck gel görki bu konuda cahil iki insan olarak ne sorulur, ne yapmak gerekir, jüriden ne gibi tepkiler beklenmelidir, bu konuda bizi aydınlaacak her türlü bilgi kırıntısı şukela olcaktır, şimdiden yardımcı olan tüm master öğrencisi severlere teşekkürlerimizi sunarız:).
0
bir zamanlar cocuktum (01.05.09)
Tezi neyle alakali?
Genel olarak tezinin kapsadigi her konuyu bilmen lazim. Onun haricinde bolumunle alakali genel konulara hakim olmalisin.
0
badseed
(01.05.09)
bir kere danışmanıyla arası iiyi olsun. danışman harika bir referanstır, kolaylaştırıcıdır, yumuşatıcıdır. ikincisi, tez konusuna hakim olsun. özellikle uygulama kısmı varsa, oraya daha bir özen göstersin. uygulama konusu (deney, araştırma felan gibi) çok dikkat çekici ve can yakıcı olabilir. zira teori geliştiremeyeceğinden, ancak senin ne olduğunu uygulama kısmında anlar hocalar. üçüncüsü, savunma sınavına girerken rahat olma. biraz kas. kılık kıyafetin düzgün olsun. saygı hürmet kelimelerini ihmal etme. teze hakim olduğunu göster. jüriden her şey beklenir. zira tez konusundan sizin her şeyi bildiğiniz varsayımıyle hareket edilir. jüri her türden soruyu sorabilir. ancak o durumda da tezin diğer sahibi olan danışmanınızın devreye girmesi beklenir. buna karşın jüri başkanı mevzulara çok farklı bakıp kastırabilir. örnek kardeşimin danışmanı aynı zamanda jüri başkanı idi ve kendi yönettiği tezi reddetmişti. oyun bozuyorlar tabi sizi de. neyse kolay gelsin. ayrıntılı bir şeyler sormak istersen mesaj atabilirsin.
ayrıca savunma sınavları; üniversiteye, enstitüye göre değişir.
0
fempusay
(02.05.09)
Jürideki hocaların kişiliğine, senin tez danışmanın delikanlılığına ve taşşağına göre değişir. Eğer kıl kişiler karşına çıkarsa çok üstüne gidip ağlatabilirler bile (gerçek bir olay) veya geçemeyeceğim diye düşünürken uzatmasız kabul edebilirler. Hocalar üstüne gelmeye başladığında danışmanın araya girip seni kurtarabilir ve hatta sikko bi tezi bile ağırlığını koyup geçirtebilir ya da direk seni satıp ben sana öyle yap demedim mi, hiç yanıma gelmedin tez zamanı cart curt diyip seni aanında satabilir...
Bi kere danışmanla aran dedikleri gibi çok önemli. Danışmanla aran iyiyse jüride olacak diğer üyeleri de sen seçebilirsin kıl hocaları istemezsin jürinde. Jüri belirlenirken fazla etkin olamadıysa jürideki adamlar konusunda biraz araştırma yap nasıldır iyi midir kıl mıdır, tam uzmanlığı ne, verdiği dersler ne? bunlara göre olası sorulara karşı cevaplar geliştir.
Bu arada tezi okumayan/anlamayan mal hocalarda çıkabilir arada onlarda mal mal sorular sorabilir tezle alakasız onlara da hazır ol...
Bunun literatüre katkısı nedir? Bu tezin sonrasında ne yapılabilir? Yok şurası böyle değilde şu şekilde olsa ne olur? Varsayımların varsa bu varsayımları neye göre aldın? gibi sorular Standart sorulardır her jüride çıkar kessin...
0
selimse
(02.05.09)
şunun farkına varsa ciddi bir rahatlama yaşayabilir.
simdi ben askere agustosta kısadonem olarak gitmmeyi dusunuyorum..oyle bisey olacagını sanmam ama diyelimki 2010 basında kısadonem suresi 12 aya cıktı yani benim teskereye 2 hafta kala,ozaman benim askerlik 6 ay daha mı uzar yoksa yeni teslim olan hukumluler icin mi gecerli olur bu durum..olayın huk
simdi ben askere agustosta kısadonem olarak gitmmeyi dusunuyorum..oyle bisey olacagını sanmam ama diyelimki 2010 basında kısadonem suresi 12 aya cıktı yani benim teskereye 2 hafta kala,ozaman benim askerlik 6 ay daha mı uzar yoksa yeni teslim olan hukumluler icin mi gecerli olur bu durum..olayın hukuksal boyutu nedir?
0
bluewhale (01.05.09)
valla orduda mantik yok derler ya hani..
bir vakitler 18 ay askerlik yapan kisiler, askerdeyken sure 15 ay'a dusunce hemen terhis olmuslardi. buradan yola cikarak duz mantikla uzayacagini soyleyebiliriz ama adi ustunde "mantik" ile. varin gelin siz hesaplayin ya da tsk'ya sorun.
0
kobrettii
(01.05.09)
iyide yasayı cıkarıcak olan askeriye degil meclis. ohalde yinede hukuki bir boyutu olmalı olayın..Gerci boyle birsey soz konusu degilmis ama yinede bilmek isterim.
0
🌸bluewhale
(01.05.09)
''oyle bisey olacağını sanmam'' demişsin sanmamaya devam et çünkü olmaz öyle bir olay.
0
imparatorolmayikolaymisandin
(01.05.09)
vaktiyle 15 aya düşürülmüştü galiba tansu çiller zamanı.sonra tekrar 18 çıkarıldığında şafak 100 diyenler 190 demeye başlamıştı. yani her şey olabilir.
0
bdivrik
(01.05.09)
senin elindeki hak budur normalde verilen haklar alınamaz vs vs ama bu memlekette bu gecerli değil.. hiçbir planın tutmaz.. birileri karar alır senin hayatının ebesi bellenir..
0
maxpainn
(01.05.09)
bu kısalma/uzama hadiseleri kanunla düzenleneceğinden; kanun koyucu, halen silah altında olanlar başlığı altında sizin durumunuzu kurala bağlayacaktır. bundan evvel kim ne derse desin yalandır, uydurmadır. askerliğin hem bir hak ve hem de bir yükümlülük olduğunu unutmayın derim ben.
selam.18 yaşında bi kzım.bir düğün için kıyafet seçimi konusunda zorlanıyorum.etek veya elbise yakışmıyor.pantolon giycem mecburen.ama nası bi pantolon ve üstüme nasıl bişey giyebilirim? çok sıradan olsun istemiyorum...
selam.18 yaşında bi kzım.bir düğün için kıyafet seçimi konusunda zorlanıyorum.etek veya elbise yakışmıyor.pantolon giycem mecburen.ama nası bi pantolon ve üstüme nasıl bişey giyebilirim? çok sıradan olsun istemiyorum...
0
chen_2 (01.05.09)
paçası dar olmayan bir kanvas pantolon (muhtemel gri veya siyah) üzerine uzun kollu dar kesim (muhtemel beyaz üzeri ince sihay çizgili) gömlek idealdir. alta da bir çift babet tarzı bapuç; renk siyah tabi.
0
fempusay
(01.05.09)
En azından boy, kilo, vücut tipinizi yazın ki daha kolay cevap alın bence. Ya da en güzeli dilerseniz yüzünüzü sansürleyip bir kaç fotoğraf yükleyin. Ayrıca etek veya elbise nasıl yakışmaz ki, vücut tipinize uygun modeli doğru belirleyemediniz herhalde.
0
crown
(01.05.09)
düğün yaza doğruysa şöyle uzun, çiçekli böcekli bir elbise alıverin, o da mı yakışmıyor? ayrıca düğün sahibiyle ne kadar yakınsınız? ona göre daha şakırdaklı giyineceksiniz sanırsam.
0
aithra
(01.05.09)
aynı durumdan ben de muzdariptim ama bugun şoyle bi alışveriş merkezlerini turlayınca guzel fikirler edindim mesela gogus kısmı dar altı ise full bol diz ustu bi tunik tarzı bişi buldum sandık yaka sıfır kol..acık tonlar alın sıradan olmasın diyorsaniz..onun altına boru kesim keten bipantolon muhtemelen gri yada krem olabilir..ayakkabi olarak da mavi yeni şık sandeletler cıkarmiş bi bakın derim yada illa marka olması şart degil babette giyebilirsiniz..saclar uzunsa duzleştirilip tunikle uygun bi bandaj:)
Arkadaşımla yürürken bir fikir geldi aklımıza ancak nasıl hayata geçirebileceğimizi bilmiyoruz. ADD yada X Derneği/Topluluğu tarzında bir şey kurmayı düşünüyoruz fakat nerden başlayacağımızı bilemedik. Bunun için belli bir yerden izin mi alınmalı, nereye başvurulmalı kısacası nerden başlamamız lazım
Arkadaşımla yürürken bir fikir geldi aklımıza ancak nasıl hayata geçirebileceğimizi bilmiyoruz. ADD yada X Derneği/Topluluğu tarzında bir şey kurmayı düşünüyoruz fakat nerden başlayacağımızı bilemedik. Bunun için belli bir yerden izin mi alınmalı, nereye başvurulmalı kısacası nerden başlamamız lazım bilen varsa yardımcı olabilir mi?
0
mavi karanlik (17.04.09)
önce güzel bir tüzük yazmak lazım. tüzük örneklerini internette bulabilirsin. sonra da valilik bünyesindeki dernekler masasına gidecek ve onaylanmasını bekleyeceksin. eskiden bu işi emniyette yapıyorduk, ama iki senedir filan valilik altına alındı. ancak izmit iin konuşuyorum, emekli bir polis getirilmişti o dernekler masasının başına. kurulacak dernekle aynı isimle başka bir dernek kurulamaz diye bir madde hatırlıyorum. ayrıca yönetim ve denetleme kurulu da gerekiyor. adreste isteniyor, dernek binası tarzında. bildiklerim bunlar, bilinç akışı oldu biraz.
0
derectus
(17.04.09)
dernekler il müdürlüğü vardır bu işlere bakan her ilde. oraya gideceksin, bizim böyle böyle bir olayımız olacaktı diyeceksin. onlar da sana yardımcı olacaklar dipten tırnağa.
0
fempusay
(17.04.09)
bir üniversitenin ögrencisi isen eger işin biraz kolay olacak okulunun sks bölümüne gidip yapman gerekenleri anlatan bir a4 alabilirsin. arkana sağlam birde hoca aldıgında herşey dahada kolaylaşacaktır ama üniversite ögrencisi degilsen biraz işin zor gibi. üniversitelerde de en kolay olması için eylül ekim aylarını seçebilirsiniz kısa sürede olayı çözmen açısından.
bu amcaların telif hakları? kanuni durumları? serbest meslek sahipleri bakabilir mi
oldu görüşürüz
Yandaki resimdeki meşhur kafaları ticari bir projemizde kullanmak istiyoruz? mümkün müdür? değilse, örneğin kırmızı kafanın farklı renkte olan fakat birebir aynı özelliklerdeki benzerini kullanabilir miyiz?teşekkürler.
Yandaki resimdeki meşhur kafaları ticari bir projemizde kullanmak istiyoruz? mümkün müdür? değilse, örneğin kırmızı kafanın farklı renkte olan fakat birebir aynı özelliklerdeki benzerini kullanabilir miyiz?
teşekkürler.
0
oldu görüşürüz (17.04.09)
bunlar pac mandeki yaratıkların kafası di mi? t shirtlerde falan goruyorum bunları. sorun olmaz bence.
0
emcedeltate
(17.04.09)
kullansan en kötü ikaz gönderirler, bizim bunlar izinsiz kullanmayın kıllandırmayın adamı diye. tabi bu arada bunların türkiye temsilcileri olcak, o temsilciye birisi ulaşçak da sizi şikayet edecek felan filan. uzun iş yani. ha bunları dedim diye 2 gün sonra başına bir iş gelirse de seni tanımıyorum. nickini bile bilmiyorum, o denli kaçarım.
Merkez Bankasının ilk faiz indiriminde dolar 1.80 kadar fırlamıştı.Şimdiyse tık yok. Mantıklı olan doların artması değil mi? Not: "For dummies" tarzında olursa yanıtlar çok iyi olur
Merkez Bankasının ilk faiz indiriminde dolar 1.80 kadar fırlamıştı.Şimdiyse tık yok. Mantıklı olan doların artması değil mi?
Not: "For dummies" tarzında olursa yanıtlar çok iyi olur
0
ilkdefa (17.04.09)
dolarin degerinin belirleyicisi faiz degil. 1.80 olmasinda da faiz indiriminin hicbir etkisi yoktu. o olumsuz havada %3 de arttirsa doviz cikacakti. nitekim Macaristan bunu yapti ve 1 gun dusen doviz kurlari ardisi gun geri gelmisti.
doviz kurlarini genel piyasa "havasi" etkiler. Mart basindan beri borsalar ve geri kalan piyasalar cok iyimser havada. TCMB ister %1.00 arttirsin ister %1.00 dusursun; bu dovizin dususunu engellemezdi. simdilerde ise yavas yavas durulma bekleniyor. bu olursa da dovizin artik dip yaptigi ve tekrar yukari donebilecegine isaret eder.
Faiz kararlari orta vadeli ekonomik degiskenleri etkileyerek kurlara etki eder.
0
507
(17.04.09)
1. faizden çıkan paranın (faizi yatırım aracı olarak kullananlar var ise), dolara yönelmesi lazım. talep fiyatı arttır. faizden çıkıp dolara yatırım yapmak isteyen ne kadar çok olduysa, dolar fiyatı da o kadar çok olmuştur.
2. bir de daha evvelki faiz indirimlerinde, dolar endeksli yatırımcılar sistem dışına çıkmışlardır. böylece kıt kalan dolar miktarı nedeniyle dolar fiyatı o dönem itibariyle artmış ve sonra mb nın dolara müdahalesi (piyasaya dolar aktarması) ile yeni bir denge durumu oluşturulmuştur. demek ki, o dönemden sonraki faiz indirimlerinde, faiz yatırımından çıkışlar dolar fiyatını etkileyecek miktarda olmamıştır.
0
fempusay
(17.04.09)
@fempusya:
Yani zaten kaçan ilk faiz düşümünde kaçtı, bu düşümle kaçan yok ondan dolarda bir oynama olmadı.??
0
🌸ilkdefa
(17.04.09)
"Düz adam" olarak soruyorum: Doların artması nasıl mantıklıdır? Adamlar ağlıyor "enflasyon hiç olmadığı kadar yüksek, paramızın değeri kalmadı." diye. Bizdeyse bu ağlanılan paranın değeri fırlıyor ve daha da artması bekleniyor. Nasıl iştir bu?
0
late viper
(17.04.09)
piyasadan dolarlar finans kriziyle buhar olup uctugu için. olmayan sey lazım olunca kıymete biner malum
0
zapake
(17.04.09)
@late viper:
amerika krizde bile olsa dolar dünya parası olmaya devam ediyor. yani krize karşı duyarlılığı diğer paralara kıyasla daha az.
0
zihua
(17.04.09)
soru sahibine: ben öyle anlattım. kaçak varsa da sisteme etki edecek düzeyde değil. süreüç içerisinde oldukça fazla kaçak olduğunu zaten diğer iktisadi göstergelerden de anlıyoruz. sıcak para bitti, yatırımlar düştü, istihdam azaldı, faiz düştü, enflasyon düşüyor, para bitti; çok afedersin ama sanırım nobel ödüllü iktisatçı haklı: türkiye sıçıyor amman dikkat üzerinize bulaşmasın!
bir de şöyle bir şey var: bak şimdi abd zaten durumu öngörmüştü. yani kriz mriz olaylarını. sivilce patlayacaktı ama bunu tek başlarına üstleneceklerdi. neden böyle olsun? dediler ve krizi hepimizin krizi yaptılar. bu nedenle brezilya devlet başkanı'nın dediği gibi dememiz lazım: "bu krizi fakirler yaratmadı. neden onlar sonuçlarına katlansın?" ama benim sözüm şudur: "amerika kapitalizmin tanrısıdır. ve kapitalizm amerika'nın kırbacı!" hizaya çekti elemanlar hepimizi, şimdi ister beğenelim isterse beğenmeyelim, hepimiz amerikan sivilcesinden üzerimize düşen payı almak durumundayız. bir yiyecek olarak sivilce artığı, normal bir insan tarafından asla beğenilmez. yani daha bunlar bir şey değil diyorum. anladın?
selamlar! yuksek lisans icin basvurdugum okul yurt disinda oldugu icin ikinci eleme olan mülakati telefonda yapacaklar.. telefonda mülakata giren yada girmiş olan birini taniyor musunuz? telefonda nasıl olacak bu is hic fikrim yok.. aranizda bu islerden anlayan akademisyen-ögrenci ya da bi-bilir kiş
selamlar! yuksek lisans icin basvurdugum okul yurt disinda oldugu icin ikinci eleme olan mülakati telefonda yapacaklar.. telefonda mülakata giren yada girmiş olan birini taniyor musunuz? telefonda nasıl olacak bu is hic fikrim yok.. aranizda bu islerden anlayan akademisyen-ögrenci ya da bi-bilir kişi tanıdığı olan var mı? //sevgiler, iyi baharlar!
0
please touch the art work (16.04.09)
hangi memleket ise onun dilini iyi biliyorsundur sanırım. bu durumda kendi bilimsel aktivitelerinden bahsetmen gerekli. ne tür bir insan yapısında olduğundan. hani girişimciyimdir, notlarım da hep yüksektir, öğrenmeye, takım çalışmasına hevelisiyimdir. kolay kolay çatışmam süpper de yaratıcıyımdır. alana hakimim (burada 2-3 de referans vermek gerekir. hani şunlara bunlara hakimim gibi). iyi giyinirim, insan ilişkilerim mükemmeldir, zor şartlarda hayvan gibi çalışırım hiç umursamam felan işte. gerisini akışına bırakIRSIN. saygı hürmet kelimelerini esirgeme; yalamalık değil ama kastım ;)
0
fempusay
(16.04.09)
sosyal oldugunuzu da vurgularsaniz iyi olur sanirim, gavurlar icin her sey hayvan gibi calismak ya da 120 cekmek degil sinavlardan. ayrica arkadaslarla alisveris merkezi gezerim gibi degil de boyle duyuldugunda himm denilecek sosyallik, "kitap okuma gunlerimiz vardir, ulysses okuruz arkadaslarla 2 haftada bir toplanip, okurken de bach dinleriz." mesela. abartmamak lazim ayrica.
ben duyarsam himm der miyim buna bilemiyorum, tahminimce hurriyet web sitesi'nden magazinde 48 saat'i acip birilerinin en seksi fotograflarina bakmaya devam ederdim.
0
fdegir
(16.04.09)
adamlara basvururken vermis oldugun SOP uzerinden yapilir genelde. o yuzden o SOP'da -sallamadiysan- ne yazdiysan onlari destekleyecek seyler soylemen gerek.
Romanlardaki bas/karakterlerde cekici gelen hususlar
entrapmen
Okudugunuz herhangi bir tur romandaki baskarakterin ozellikle neleri hosunuza gidiyor? Bu karakter herhangi bir romandaki karakter olabilir. Elbette her romanda cizilen farkli unsurlarin, anlatim biciminin karakterden hoslanma/hoslanmama hususunu degistirdigini biliyorum ama sonucta kendi adima dusu
Okudugunuz herhangi bir tur romandaki baskarakterin ozellikle neleri hosunuza gidiyor? Bu karakter herhangi bir romandaki karakter olabilir. Elbette her romanda cizilen farkli unsurlarin, anlatim biciminin karakterden hoslanma/hoslanmama hususunu degistirdigini biliyorum ama sonucta kendi adima dusundugumde karakterlerde belli basli hoslandigim seyler var. Ornegin bir karakter merakli, detayci ve biraz vurdum duymaz ise o karakteri daha kolay seviyorum. Ayrica bazi durumlarda kahrami yanlari yerine zayifliklarinin oldugunu bilmek, zaaflari karsisindaki tutumlarini gormek de hosuma gidiyor. Ornekler cogaltilabilir, sanirim demek istedigimi anlatabilmisimdir. Bunlar gibi akliniza gelen seyler varsa dokseniz suraya, sevindirseniz su garibi.
Not mot: En sevdiginiz roman karakteri, en su bu seklindeki forum seyleri gibi sirf sormus olmak veya hadi post kasalim diye sormuyorum, bir konu hakkinda gerekli bu bilgiler bana. Neme lazim, belirteyim istedim. Tesekkurler.
0
entrapmen (15.04.09)
soğukkanlı olması beni çeker efenim. hatalarını, insanî yönlerini açıkça ifade etmesi mesela. siz bu ülkede şizofren romanları ve ahmet altan nasıl tutundu zannediyorsunuz? aldatan kadının "evet, şöyle hissettim ve aldattım" demesi güzel geliyor. hani ekşi sözlükte bazı başlıkları görürüz, ya da umut sarıkaya nın karikatürlerinde "aha, bu benim başıma aynen gelmişti lan" dersiniz ya, o duyguları ve olayları çıkarıp sunmak güzeldir işte.
sanırsam anlatabildim.
0
lovemyself
(15.04.09)
hem meraklı hem de vurdum duymaz olmaları biraz zor değil mi? bana da vurdum duymaz, soğukkanlı ve detaycı karakterler karizmatik gelir. az konuşup lafı gediğine koyanlar da yine önemlidir. aklıma gelirse detaylandırırım.
0
tahsin sutcuoglu
(15.04.09)
benim hoşuma giden, böyle gizemli, loş ve köhne, gözlerden uzak bir yerlarde yaşayan, uzunca boylu, dehalık düzeyinde zeki ve güçlü bir ser'i katil mesela.
0
fempusay
(15.04.09)
cok zeki ve bol referansli konusan karakterler, bu referanslar ayni anda hem populer kulturu hem bati kanonunu icinde eritsin. dunyamiza bizim baktigimizdan farkli baksin, esprili olsun, saklaban olmasin, her zaman boyle bir mustehzi hava icinde olsun, herkesin salak oldugunu dusunsun, bana da boyle karakterler cazip geliyor nebilym. yalniz son zamanlrda bu tur tipler oldukca stereotiplesirildi. zeki oldugu iddia eidlen karakter beni zeki olduguna inadirsin bi zahmet, ben zekiyim kafamdan 19 basamakli sayilari carparim demekle bitmiyor o isler, zeki adam kitabin geri kalaninda ortazekali yazarin ikamesi olarak davranmasin mumkunse.
0
okuryazar
(15.04.09)
Bir karakterin başarılı/iyi özellikleri, romandaki diğer karakterler tarafından tepki/hayret ile aktarılırsa amacına daha fazla ulaşır. Örnek olarak herkesin diline pelesenk olmuş Nicholai Hel'in bu kadar tutulmasının nedeni esasında giriş bölümünde düşmanlarının onun hakkında uzun bir değerlendirme yapmasıdır. Hayvani özelliklerine bir bilgilendirme toplantısında bulunan düşmanları hayret ederken okur da aynı hayreti benimsiyor. Yoksa tepkisiz verilen karakter profili pek işe yaramaz. Genel mantığı bu şekilde özetleyebilirim.
Detay olarak karakterin genç göstermesi diyebilirim. Hayran olduğum iki roman karakterinde bu böyleydi. İkisi de 50'lerinin başlarındayken 35 gibi orta yaşlı imajı çizerlerdi. Mesela karakterin geçmişindeki bir kesitte 24 gibi bir yaştayken 16 olduğunu zannedenler ve çocuk diyenler olursa bu özelliğin etkisini arttırır. Geçmişinde de aynı tılsıma sahip olması bir nevi özelliğin karaktere yedirilmesi demektir. Bu özelliklerin kahramana havadan serpiştirilmiş gibi durmaması için bunlar yapılır.
0
hiko seijuro
(15.04.09)
Ben süperötesi yenilmez cesur bilmemne tiplerini değil de, daha normal tipleri seviyorum, gündelik hayatta karşımıza çıkabilecek, biraz sakar, biraz ödlek, biraz obsesif, biraz tuhaf, biraz da esprili tipler hoşuma gidiyor ana karakterlerde, zamanla adapte olmasını seviyorum duruma, daha ilginç geliyor böyleleri.
0
beatlephan
(15.04.09)
okudugum donemde nasil degilsem oyle tipleri severim.. ama genel olarak yasami bi sekilde tehlike altinda olan ve yasayabilmek icin ellerinden ne geliyorsa yapan, adam olduren, hirsizlik yapan, vs her turlu boktan pozisyona giren tipleri seviyorum. skerler modunda olcak biraz da. hayran kaliyorum diym daha cok.
0
cisterna
(15.04.09)
Ben pipisini kestirip pişman olan travestileri, kitap içinde kitap içinde kitap içinde kitap yazan karakterleri, duşa attırıp üzerine işemekten zevk alan asosyel nerdleri, gerçek adı bülent olan neo-rönesans okültisti hans von aiberg'i, kendini allah sanan 9 yaşındaki otistik veletleri filan sever gibi oldum bir an. Nedense.
Ha, ama ne olursa olsun geri zekalı olmalı. Geri zekalılığın karmaşıklığında boşalmak istiyorum!
0
carcass
(15.04.09)
Sorunun tam cevabı değil ama belki yardımı dokunur konuya:
Baş karakterler çekici gelmez, sadece senaryonun ilerlemesi için bir araç gibi gelir bana. Yan karakterler, öyle arada bi başını uzatıp ce-ee diyen karakterler çok ilgimi çeker. Ve bir hikayede yan karakterler önemli konuma geldiğinde bundan çok zevk alırım, ama sonra ona olan ilgim azalır.
0
mabl
(16.04.09)
efenim ben kitaplarda da filmlerde de - şaşkın, dalgın ve çok zeki karakterlerin - doğal halleri içinde, herşey doğalmışçasına absürtlükler yapabilen, konuşabilen ama zeki tiplerin ve - muhafazakar olmayan, genel verdiği izlenimin aksi davranışlarda bulunabilen ve yine zeki karakterlerin hastasıyım. fringe'deki profesör ilk söylediğime otostopçunun galaksi rehberi'ndeki ford prefect ikincisine rüzgar gibi geçti'deki rhett butler (ya da christie romanlarının madam murple'ı)üçüncüsüne örnek olabilir.
dikkat ettim de hepsinin ortak noktası zeki olmaları.
sevgili duyuru okuldaki bir organizasyon için bir günlüğüne takım elbise giymem gerekecek, takım kısmını hallettik ama superstardan başka ayakkabıyla rahat edemeyen birisi olarak ayakkabıyı nerden alayım bilemedim.Öğrenci bütçesini sarsmayacak ucuz ve şık bişeyler nerden bulabilirim ? Mekan İstanbul
sevgili duyuru okuldaki bir organizasyon için bir günlüğüne takım elbise giymem gerekecek, takım kısmını hallettik ama superstardan başka ayakkabıyla rahat edemeyen birisi olarak ayakkabıyı nerden alayım bilemedim.Öğrenci bütçesini sarsmayacak ucuz ve şık bişeyler nerden bulabilirim ? Mekan İstanbul
0
trypana (08.04.09)
hotic'e bakabilirsin, gnctrkcll liysen indirim var. erkek ayakkabilarini bilmiyorum ama adidas bagimlisi bi kiz olarak ordan aldigim iki ayakkabinin da cok rahat oldugunu soyleyebilirim
0
cisterna
(08.04.09)
ucuz diyosun ya, hotiç gittiğinde zor çıkarsın elinde ayakkabı ile. zamanın varsa, gittigidiyor'a bak hem şık hem ucuz ama kalitesiz ayakkabılar bulabilirsin.
0
fempusay
(08.04.09)
flo' ya bi' bak derim. Takımın altına giyilecek rahat ayakkabılar mevcut ( spor tarzda klasik değil ama takımın altına giyilir daha 2hafta önce aldım ) gitmeden önce sitesine uğra flokart formunu doldur kartın gelsin %10 indirimli al. Bu kıyağımı da unutma:p
0
charlesbukowskiineksi
(08.04.09)
ayakkabı bazında kozyatağı optimum ve kurtköy via port AVM'leri candır benim son 1 yılda gördüğüm. hem ucuz, hem kaliteli, hem seçenek bol.
0
delikan76
(09.04.09)
bağdat caddesi üzerinde çiftehavuzlar civarında rrm diye bir dükkan var. eski ismi mrm idi, deriden mamul her türlü ürünü (ayakkabı, palto, mont, çizme, cüzdan) ucuz ve kaliteli olarak orada bulabilirsin.
0
justaddwater
(09.04.09)
adam ucuz diyor, öğrenciyim diyor.. :) pazardan bak kardeşim, böyle spor gibi rahat klasik ayakkabılar mutlaka vardır, dene dene beğen.
0
aithra
(09.04.09)
bir günlüğüne giyceksen kesinlikle pazardan al. ben misal bi keresinde düğünde giymek için 5 ya da 10tl'ye almıştım. kimsede anlamadı pazar malı olduğunu. işin bitince de atarsın ya da ihtiyacı olan birine verir sevaba girersin. eminönü'nde var dediğim ayakkabılardan.
simdi misal obama geliyo diye yollar kapaniyo ya, ben de bi sekilde o yollarin kapanmasi nedeniyle isimin aksadigini ve para kaybettigimi, zarar ettigimi belgeleyip mahkemeye versem birilerini.. 1. kimi mahkemeye vermek gerekir ki..2. tazminat alinabilir mi sizce?3. turkiyede de boyle seyler olabilm
simdi misal obama geliyo diye yollar kapaniyo ya, ben de bi sekilde o yollarin kapanmasi nedeniyle isimin aksadigini ve para kaybettigimi, zarar ettigimi belgeleyip mahkemeye versem birilerini.. 1. kimi mahkemeye vermek gerekir ki.. 2. tazminat alinabilir mi sizce? 3. turkiyede de boyle seyler olabilmez mi? hani gastede okuruz ya hep..
0
kartonpiyer (04.04.09)
kişisel fikrim: 3. şıkkı!!!
0
follus cerebralis
(04.04.09)
dostum yurtdışında çok kaldın yeni dönüş yaptın türkiye'ye sanırım.ne davası ne tazminatı. burası türkiye bi de borçlu çıkarsın devlete :)
0
roadrunner merlin
(04.04.09)
çok iyi bi avukata ihtiyacın olur. davayı kesin kaybedersin diye bir şey de yok. kazanma ihtimalin de azın çoku.
0
teritori
(04.04.09)
denemekten bir şey çıkmaz. yanız iki şeyin çok olması lazım: 1. para, 2.zaman. bunları geçtiysen istanbul valiliği muhatabın. ancaaak, işlerinin bu kapanmalara bağlı aksadığını bir şekilde tespit de ettirmen lazım. benim aklıma gelen, yanına bir noter (veya yetkilisi) alıp tespiti bununla birlikte yapman. daha sonra da hukuk mahkemelerine müracaat edersin, ama o kısmında iyi bir avukat lazım sana.
0
fempusay
(04.04.09)
kabaca şöyle bir savunmayla karşılaşacağınız bir dava olur diye sıkıyorum.. "bu bir güvenlik önlemidir ve ardında kamu yararı vardır"(abd başkanının türkiyede suikasta uğraması uluslar arası kamuoyunda bizi göt eder vs vs)kırmızı ışıkta beklemeniz nasıl kamu yararıysa ona bağlarlar muhtemelen..
0
pascha d
(04.04.09)
Filmlerden gördüğüm kadarıyla bu güvenlik tedbirleri sadece bizim memlekete has bir uygulama değil.Kendi ülkelerinde de çok sıkı tedbirlerle korunuyor bu devlet başkanları.Ha biz abartıyor muyuz?Ben ikilemde kaldım.Bir yandan bize eziyet oluyor diye kızıyorum diğer yandan adama burada bir şey olsa bunu kime nasıl izah ederiz diye dişimi sıkıyorum.Hukuki açıdan da dilekçeni alırlar,arkandan gülerler,sonuç olarak da minareyi kılıfa uydururlar sanırım.(Hukukçu değilim;hukuki değerlendirmemi kaale almayın.)
0
vasıfsız eleman
(05.04.09)
hukukla uzaktan yakından alakası olmayan biri olarak 3. şık diyorum.
sözlükten birini bir üniversiteye davet etmek istesek kiminle irtibata geçmeliyiz?
paranoyak kedi
sözlükten birini [tabii ki herhangi birini değil, artık bu tip konularda sözlüğü temsil eden biri var mı bilmiyorum ama] bir üniversite etkinliğine davet etmek istesek kiminle irtibata geçmeliyiz?bu konuda nasıl bir yol izlenmeli?
sözlükten birini [tabii ki herhangi birini değil, artık bu tip konularda sözlüğü temsil eden biri var mı bilmiyorum ama] bir üniversite etkinliğine davet etmek istesek kiminle irtibata geçmeliyiz?
bu konuda nasıl bir yol izlenmeli?
0
paranoyak kedi (21.03.09)
hayırsever birisi o yazara mesaj atabilir, e-mail adresi alınır, ayarlanır. en basit bu geldi aklıma.
0
sanal uyku
(21.03.09)
yazarlar kendilerini temsil ediyor, eger onlardan birisini davet edecekseniz ona ulasmaniz gerekiyor. sozluk adina birilerini cagirmak istiyorsaniz iletisimden irtibata gececeksiniz.
0
entrapmen
(21.03.09)
duyuru'ya kontak bilgilerinizi yazarsınız, hayırsever bir yazar ulaştırır..
0
surtunme kuvveti
(21.03.09)
yamuluyorsam düzeltin, genellikle bu tip konularda sözlügü temsil adına ssg yada guru cıkıyor diye biliyorum.
0
scp
(22.03.09)
beni davet edin para da istemem. kimseye de başvurmanız gerekmez. bana başvurun yeter. karın tokluğuna altınıza sıçana kadar güldürürüm sizi ;)
Gelecekte(ben görürüm inşallah) yabancı dilin sorun olmaktan çıkacağını düşünmekteyim(ummaktayım), siz ne dersiniz?Şu an emekleme aşamasındaki "google translate" ve benzerleri yeterli seviyeye geldiğinde, okunanları yazıya döken ve yazıyı da okuyan(ki bu var) bir zımbırtıyla birleştiğinde rahata ere
Gelecekte(ben görürüm inşallah) yabancı dilin sorun olmaktan çıkacağını düşünmekteyim(ummaktayım), siz ne dersiniz?
Şu an emekleme aşamasındaki "google translate" ve benzerleri yeterli seviyeye geldiğinde, okunanları yazıya döken ve yazıyı da okuyan(ki bu var) bir zımbırtıyla birleştiğinde rahata ereriz gibi geliyor bana... Sizce?
0
late viper (21.03.09)
yapay zeka'nın gelişimiyle ilgili bir süreç bu bence.
sonuçta iki dıl arasındaki her türlü olasılığı bugün bir çeviri cihazına aktarır ve alternatifleri de sunarsanız, şu anda zaten bir makina mükemmel bir çeviri yapma yetisine kavuşabilir.
tahmin edilenden çok daha büyük bir uğraş bu ama. olasılıklar çok fazla. düşünsenize, aynı cümle iki farklı anlama gelebilirken bunu çeviri programının algılaması bile başlı başına bir iş.
0
andy kaufman 2
(21.03.09)
katılıyorum, bir fikir ortaya çıktıktan sonra, devamını getirmek insanoğlu için çok kolay. star trek filmlerindeki cep telefonlarını hatırlayalım. ışınlanma daha gelmedi ama olsun...
0
kabablanka
(21.03.09)
ha bir de, dünya üzerindeki diller zaten azalıyor.
çooook çok ilerde, bundan belki bin yıl sonra, dünya üzerinde sadece bir dil konuşuluyor olabilir.
o da muhtemelen ingilizce değil, yapay bir dil olacaktır. öğrenilmesi ve konuşulması daha da kolay bir dil.
0
andy kaufman 2
(21.03.09)
bi alet var sen konusurken konustuklarini ayni anda karsi tarafa kendi dilinde iletiyor. amerika'da bi konferansta gormustum cok basariliydi...
0
terp
(21.03.09)
katılmıyorum. asla insan kalitesinde çeviri yapan bir makine yapılamayacak. kaldı ki yapılsa bile bu işin bir de yeminli tercüme boyutu var. ama andy kaufman 2'nin dediğine de kısmen katılıyorum. küreselleşen dünyada günün birinde kendimizi tek dille bulabiliriz. lakin sanmıyorum ki bu dil yapay bir dil olsun. ingilizce olmasa bile doğal bir dil olur.
0
ttg
(21.03.09)
babel fish. olsa da kulağımıza soksak.
0
electropie
(21.03.09)
@ttg çok negatif gördüm sizi;) Ya da çevirmensiniz işler kesilsin istemiyorsunuz;) Burada kıyasım insan değil, resmi işlerde yine çevirmen kullanılır elbet, ancak ben gündelik hayat için, temel ihtiyaçlar için, ne bileyim "aç bırakmayacak" bir şeyden bahsediyorum, yoksa 7/24 çevirmenle mi gezecek herkes...
0
🌸late viper
(21.03.09)
"yabancı dilin sorun olmaması"ndan kastınız gerek yazılı metinlerin, gerek de sözsel iletişimin herkesin birbirini anlayabileceği bir düzeye gelmesi ise zaten gidilmeye çalışılan nokta bu. şu anda basit bir düzeyde kelime bazlı çalışan otomatik çevirmenler ileride farklı tekniklerle daha gelişmiş bir şekil alıp, siültane bir şekilde karşımızdakinin ne konuştuğunu da bize -mükemmel olmasa da- anlayacağımız kadarı ile çevirecektir, benim de bundan bir kuşkum yok.
fakat dil kavramı sadece günlük konuşmada kullandığımız ya da hadi onun bir üst aşaması olarak teknik bir bilgi paylaşımında ihtiyacımız olan bir kelimeler silsilesi olduğuna inanmıyorum - böyle diyerek koca bir edebiyatı yok sayarız. ingilizce bilen herkesin shakespeare'i anlayamaması ya da türkçe konuşan herkesin saatleri ayarlama enstitüsü'nün neden bahsettiğini kolay kolay kavrayamaması gibi dile ve o dili kullanan topluma özgü bazı farklılıklar var olmaya devam edecektir. o yüzden de dilin kullanımı yavaş yavaş yok olmaz, en azından onu kullananlar yok olmadığı sürece. gerçi şimdi bile dilin yozlaşmasından bahsederken o dili kullanma yetimizi de kaybetmekten bahsedebiliriz. ben o kadar kötümser değilim, elbette bunu hatırlayanlar olacaktır ve de -her ne kadar sözlük bünyesinde bazı yazarların, "sana ne kardeşim, istediğim gibi yazarım ben" nidaları duyulsa da- düzeltmek için çaba göstereceklerdir.
son birşey de gelecekteki tek dil oluşumu ile ilgili söylemek isterim (fazla uzattım, biliyorum). bence de bu dilin oluşumu doğal bir oluşumdan çok yapay bir oluşum olarak önümüze geleceğini düşünüyorum. örneğin cep telefonu mesajlarının kısaltma zorunluluğu tamamıyla belirli bir karakter sınırlaması ve bunun aşılması durumunda atılacak mesajın bedelinin daha fazla olması ile ilgiliydi. dolayısıyla teknolojinin kısıtlamaları yüzünden (ki buna doğal bir süreç olarak bakamıyorum ben ama o da tartışılır) böyle yeni bir dil kullanımı ortaya çıktı. ileride tasarlanacak olan (öyle birşey olursa) dilin de yapısının newspeak gibi oluşturulacağını düşünüyorum, eskiyi tamamıyla yitirmeden, ortak noktalar ele alınarak ve "fazlalıklar" elimine edilerek oluşturulacak bir dil tasarımı düşünüyorum.
0
demcan
(21.03.09)
ibm in bir chip geliştirdiğini duymuştum bundan bayağı bir zaman evvel -ki bak hatırlamıyorum tarihi-. doktorada bir hocamız bahsetmişti. chip sana eklendiğinde 4 saniye içinde istediğin dili öğrenebilecekmişsin. kaç sene geçti bekliyorum hala. arada çince kursuna bile gittim, ama hala bir gelişme olmadı bu chip işinde. olur mu dersen? olur tabi: birileri hayal edebiliyorsa, mutlaka bir gün gerçek olacaktır. neden olmasın?
0
fempusay
(22.03.09)
yapay zeka espri anlayışı kazanana kadar, tercüme işi en verimli manuel yapılacaktır. yapay zeka mizah duygusu olacak kadar geliştiğinde zaten isyan edip ağzımıza sçar.
Wireless Sinyal Güçlendirme (Anten Tavsiyesi de Olabilir)
ataturkiye
Arkadaşlar merhaba;Elimde bir adet wireless'lı laptop var. Önceden kendime ait özel bir adsl hattım olduğu için (evet yalnız yaşıyorum, zenginim, züppeyim, eşek-kırbaç kombinasyonuyla sado-mazo ilişkiler yaşıyorum) bu wireless denen naneden pek anlamam.Şimdi mesele şu; orda bir köy var uzakta misali
Arkadaşlar merhaba;
Elimde bir adet wireless'lı laptop var. Önceden kendime ait özel bir adsl hattım olduğu için (evet yalnız yaşıyorum, zenginim, züppeyim, eşek-kırbaç kombinasyonuyla sado-mazo ilişkiler yaşıyorum) bu wireless denen naneden pek anlamam.
Şimdi mesele şu; orda bir köy var uzakta misali uzaklarda bir yerlerde şifresiz bir ağ var. Normalde salonda oturduğumda arada sırada bağlanmaya çalışıp nanik yapıyor şerefsiz. Çünkü sinyal çok az.
Diğer odaya geçtiğimde ise koltuğun üzerinde amuda kalkarak sol elimde tutarsam laptop'u sorunum yok, paşalar gibi bağlanıyorum bu wireless ağa.
Tahmin edeceğiniz gibi bu pozisyonda 45 dakikadan sonra insan yorulmaya başlıyor. Kendimi cine-5 izlerken gözlerimi kısıp amuda kalktığım ergenlik günlerdeki gibi aptal hissediyorum.
Acaba bu sinyalleri daha çok çekebilir miyim bilgisayarıma? Wireless antenler varmış mesela; bu notebook'lara olur mu (not: elimdeki alet HP NC6120, arkasındaki wireless karta ulaşm şansım var, anten tellerini çıkarıp istediğimi bağlayabilirim).
Ya da usb den veyahut pcmcia girişlerinden bağlanan wireless adaptörler varmış, bunların antenleri daha iyi çekiyormuş, doğru mudur?
0
ataturkiye (21.03.09)
el yapimi wireless anten işini görür belki. cantenna diye aratırsan (ya da el yapımı anten) nasıl yapılacağını öğrenebilirsin. bunun dışında uzunca bi usb kablo ve bi de usb wireless adaptör alıp, wireless adaptörü daha iyi çeken bi yere koyarsan da olur gibi. şurda örnek bi anten var :forum.pclabs.com.tr
0
Poly
(21.03.09)
hatta usb anten almayı düşünürseniz iyi bir fiyatla stokta bitmezse bugün için fırsat: www.bendeistiyorum.com stokta biterse aynı ürün tekmarda da var
@sanal uyku; yanılmıyorsam bunlar pc'ye bağlanıyorlar, değil mi? Bu pointleri kullanmak için karşı tarafın modeminden izin almak lazım mıdır?
0
🌸ataturkiye
(21.03.09)
valla bu aletlerin kullanım şeklini bilmiyorum hiç.
0
sanal uyku
(21.03.09)
bence deneme. başkasının bağlantısını izinsiz kullanmak iyi bir özellik olmasa gerek. bunu yazdım çünkü kendi vicdanımda yazmadığımda rahatsız olacağımı biliyordum ve anladım. izinsiz başkasının bağlantısını kullanmak, adil değil en azından. benim bağlantımı da birisi kullanmasın isterim.
önerim bu benim de...
0
fempusay
(21.03.09)
benim bildiğim wireless güçlendirici alet modeme bağlanır, modemin kapsama alanını arttırır. bu sizin işinize yaramaz.
ya da şöyle yarar. wireless modemin konumu ile bulunduğunuz konum arasında bir yere, ağaca falan bağlarsanız olabilir. yani
A-------B--------C
siz A'dasınız, modem de C'de ise, B civarlarına access point'i konumlandırıp C'deki modeme tanıtırsanız olur. lakin çok fantastik olur.
0
kibritsuyu
(21.03.09)
@fempusay zaten halka açık bir bağlantı, şifre yok; tahminimce kız yurdundan geliyor. Cayı cayır film indirip milletin bağlantısını yemedikten sonra niye sorun olsun ki?
@kibritsuyu maalesef modemle temas kurma şansım yok. Daha nerede olduğunu bile bilmiyorum. Tahminim kız yurdu ama "merhaba komşu ben geldim azcık internetinizden şeedecedim " diyemem heralde :)
@divit uzatmalı kablo mantık iyi aslında. Hatta araştırdım, anteni perdeye takanlar bile var :)
0
🌸ataturkiye
(21.03.09)
baska bir seyden bahsedecegim, sifresiz baglanti uzerinde alip yolladigin her seyin networke bagli diger kisiler tarafindan cok guzel bir sekilde izlenebilecegini unutma. secure baglanti kurulamayan sitelere sifre falan girme (eksi sozluk dahil).
0
kurukafa
(22.03.09)
@kurukafa: Haklısın, sniff olayı var; ama bunu burada yapabilecek kimse olduğunu sanmıyorum
nedir bunun sebebi? bugün üsküdar ösym sınav merkezinden internet şifresi almak için istediler de? bana biraz hava parası gibi geldi. hiçbir metni olmayan bir de liste yapmışlar, imzalıyoruz filan...
nedir bunun sebebi? bugün üsküdar ösym sınav merkezinden internet şifresi almak için istediler de? bana biraz hava parası gibi geldi. hiçbir metni olmayan bir de liste yapmışlar, imzalıyoruz filan...
0
hicazkar (19.03.09)
Ben de Ankara şubesinden almıştım . Tek yaptığım güvenliğe nüfus cüzdanımı vermekti. O da iki dakika sonra elinde şifremle döndü.
0
paddle steamer
(19.03.09)
bu islem ucretsizdir. osym'nin kagit gondermedigi birimler sadece kagit parasi alabilirler. o da 10-20 kr gibi bisey olur. bence durumu osym ye dilekce ile bildirin.
0
helenart
(19.03.09)
başvuruyu ordan yapacaksan veriliyor 3ytl diye biliyorum şifre için gerekmese gerek.
0
kofteburger
(20.03.09)
bağlantı ücretidir o kesin. devlet işte bir iş yapıyorsa alıyor parayı. ben de ödemiştim geçen sene :(
Einstein'ın öyle bir laf etmesi ki okuyanın afallaması
lhun
Einstein bey "No problem can be solved from the same level of consciousness that created it." diyerek ne demek istemiş olabilir? En ufak fikri olan bile sallamaktan çekinmesin.Bilhassa çevirmedim, ama çevirisini sormuyorum elbette. Dileyen 4000 kelimelik makale bile yazabilir.Tşk.
Einstein bey "No problem can be solved from the same level of consciousness that created it." diyerek ne demek istemiş olabilir? En ufak fikri olan bile sallamaktan çekinmesin. Bilhassa çevirmedim, ama çevirisini sormuyorum elbette. Dileyen 4000 kelimelik makale bile yazabilir. Tşk.
0
lhun (09.03.09)
"sorunu yaratan zihin onu çözemez" gibi bir anlamı var bence. yani diyor ki: "dışardan bakan daha iyi görebilir senin içinde bulunduğun sıkıntıyı, durumu" vs. mühendis gözüyle bakıp diyecem ki; sistem yaklaşımı.
0
electropie
(09.03.09)
diyor ki aynı bilinç düzeyine sahip iki varlıktan biri bi problem oluşturdu ve ortaya attı, diğer aynı düzeydeki varlık bunu çözemez.
tam bunu sormuyorsun tabi. sallamaktan çekinmeyin dediğin için devamını yazıyorum; şimdi tanrı insanı kendi bişeyinden yarattı derler ya hani(o kelimeyi hatırlayamadım) öyle olsa bile, bizden üstün değil de bizimle eşit bir bilince sahip bir varlık olsa bile, ortaya attığı problemi, evrenin, dünyanın, insanın yaratılışı problemini çözemeyiz tarzında bişeyler diyor. bence bu konuyla alakası vardır bu sözün.
0
tepedeki psychedelic adam
(09.03.09)
"Hicbir sorun onu yaratan bilinc seviyesinden cozulemez" diyor.
0
wpi
(09.03.09)
burada paradigmalara atfediyor iste. bir problemi, o problemi yaratirken sorgulamaya basladigin perspektiften cozemezsin diyor. cunku ne denmis:
"since the measuring device has been constructed by the observer ... we have to remember that what we observe is not nature itself but nature exposed to our method of questioning." -heisenberg
bence cok derin bir anlam yok. misal, bazen öyle profesörün ugrasip ugrasip bulamadigi seyi sokaktan gecen bir adam "aa bu böyle lan" der, adam afallar ya.[ böyle bir sey yasanmis mi bilmiyorum ama yasanmistir illa] fikra vardi bir adet; matematikci, fizikci, filan sobanin neden tuglanin üzerine koyuldugunu tartisiyorlardi, köylü de gelip boru yetmedi diye cevap veriyordu, o olay anlatilmak isteniyor bence. cok zeki de olsan kitlendiginde kitleniyorsun, o kilidi mal bir adam aciyor ancak filan.
0
zeykur valekov
(09.03.09)
gayet açıkca belirtmiş, bir sorunu yaratan bilinç seviyesi -ki burda zeka seviyesi de diyebiliriz- o sorunu çözemez demek istiyor, yani bir sorunu çözmek için onu yaratan bilinç seviyesinden daha yüksek seviyede bir bilince sahip olmak lazımdır.
0
alkolikfedai
(09.03.09)
sorun yaratanın bilincinden çözüm üretme çabası; sorunu yaratan, "o bilinç düzeyinde durmasaydı zaten sorun olmazdı" eşitliğini sağlamayı amaçlıyor burada einst. biraz bütüncül bakmış ilk cevapta ileri sürülen sistem yaklaşımı felan gibi. holistik bir anlayışla mevzuyu yaklalayan; oluş nedenini, bunu tetikleyen faktörleri vs. kavrayabilen sorunu çözer; aksine sorunu yaratan onu çözer değil. söylediği şey çok basit -ki gündelik yaşantımızda hepimiz yarattığımız sorunları zaten başkalarına devrediyoruz çözmeleri için. budur.
merhaba duyuru insanı??? benim garip sorum biz insanoğlu ve ilişkileri ile ilgili...ben evli değilim.. ama evlilik konusunda merak ettiğim bi husus varki( affınıza sığınarak çekinmeden açık açık soruyorum)insanlar sevgilileriyle evlendikten sonrada ateşli bir şekilde sevişebiliyorlar mi?? bana sanki
merhaba duyuru insanı??? benim garip sorum biz insanoğlu ve ilişkileri ile ilgili...ben evli değilim.. ama evlilik konusunda merak ettiğim bi husus varki( affınıza sığınarak çekinmeden açık açık soruyorum)insanlar sevgilileriyle evlendikten sonrada ateşli bir şekilde sevişebiliyorlar mi?? bana sanki hiç öle olcakmiş gibi gelmiyo.. böle bi tecrübesi yada bi fikre sahip olan arkadaşlar yardım ederlerse sevinirim.. saygi ve sevgilerimle...
0
annemadamolgeldedi (05.03.09)
bunun bir sabitinin olması mümkün değil ya da bu konuda genelleme yapmak. kısa vade için konuşuyorum tabi. sonrasında yaşlanmadır, bazı sağlık sorunlarıdır derken daha sakin geçmesi konusunda genelleme yapabiliriz.
0
emrag
(05.03.09)
ergenligin ilk yillarindan sonraki 4-5 yila kadar erkek olarak bizler elimiz cukumuzde dolasiriz. hep azgin olunabilir ama o ilk yillardaki gibi durmadan ureten bir organizma olmaz.
evlilikte de boyle olsa gerek. hep ayni kisi ile seks yapmak bir yerden sonra o kisiyle ilk kez yapilan kadar heyecanli olmayacaktir.
0
nochristrequiress
(05.03.09)
dondurmayı çok seviyorsunuz ve dondurma çok zor alabildiğiniz, her zaman elde edemediğiniz bir şey. ve gün geliyor ki ne yaparsanız yapın dondurma her daim buzdolabınızda yer alıyor. hem de sürekli çikolatalı. dondurma yeme isteğiniz ilk günkü gibi olur mu sizce? evlilik de onun gibi aynı. her gün aynı dondurmaya ne kadar sos dökerseniz dökün, türlü tatlılarla birlikte yerseniz yiyin dondurma aynı dondurma. o yüzden de elde etmenin, sahip olmanın rahatlığı tutkulu sevişmeleri zaman içerisinde yok ediyordur.
0
holly golightly
(05.03.09)
bu konuda bi etken varsa o da birlikte olunan süre sadece. 2 aylık evli bi çift, 3 yıllık sevgili olan bi çiftten daha aktif olur. evli olup olmamakla ilgili diil yani. 6 yıldır beraber olan sevgililerin cinsel hayatıyla, 6 yıldır evli çiftin cinsel hayatı arasında bi fark olmaz. yani kişilere göre değşir tabi de, sadece evli olup olmama sebebiyle bi değişiklikten bahsediyosak, bence olmaz.
0
cereal killer
(05.03.09)
ama bu normal. geleneksel bir bakışla izah etmeye çalışıyorsun sen kendi kendine. zira eş kutsaldır, hani çocuklarının anası, yuvanın kurucusu felan. gelgelelim eskiden olmasa da şimdilerde kız arkadaş olarak kabullenilen -ki gelecek planları yapılmayan kişi anlamı taşıyor çoğu kere-, anlık haz sağlayıcısıdır. işlevi haz sağlamakla sona erer. ona karşı herhangiş bir sorumluluk hissedilmediği gibi, ortalama bir rol bile biçilmez. eğreti gelin misali, sadece belirli bir ödevi üstlenicidir. sonra sonra yaşam kendini 50, 60 ve nispeten 70 li kuşakların gelenekçi tutuculuğundan kurtarıp 80 li 90 ateşli ve sınır tanımayan genç dimağlara bırakınca, hemen her şeyde olduğu gibi evlilik veya ilişkilerimn biçim veya niteliği ile işleyişinde de sınırların ortadan kalktığı görülmektedir. hal böyle olunca, gelecek 10 yıl içinde hemen her türlü ilişkiyi çember içine alabilecek kısıtların mevcut olabileceğini sanmıyorum ve beklemiyorum. endişeliyim: evet!
0
fempusay
(05.03.09)
duruma evlilik acisindan degil beraberlik acisindan bakmak lazim, simdi "evlilik" deyince sanki evlilik kurumu cinsel hayatin icine ediyormus gibi goruluyor, olayin evililikle alakasi yok tamamen beraberligin suresi ile alakasi var, bence.
o baglamda birak sevgili ile evlenmeyi, ilgili sevgili ile daha ilk cikmaya basladiktan iki hafta sonra bile kendisiyle sevismek ilgincligini yitiriyor bana kalirsa..
hem cok da mantikli boyle evolusyon gecirmis olmamiz, hayatta kalabilmemizin genetik varyasyona bagli oldugu donemlerde herkes tek esli gecinseydi su anda yoktuk ortada.. (ve bu butun gen paylasimi yolu ile cogalan canlilar icin gecerli) dogum kontrolu, tek eslilik falan tamamen yerlesik hayata gecmemiz ve yerlesilen yerin cevresindeki hammaddelerin, topraklarin vb. yerlesik nufusu gecindiremeyecek kadar az olmasi ihtimaline karsi, gelisim tarihinde cok yeni cikmis bir sey.
türkçeye çevirilen kitaplanın orijinal dilindeki ismini bulabileceğim site?
surtunme kuvveti
aradım mamafih bulamadım.not: sözlük'te kitap/film vb entryler, orijinal dilindeki ismiyle girilmeli! ey bu kuralı bilmeyen yazarlar, 3 vakte kadar mesaj ışığınız yanacak..
aradım mamafih bulamadım.
not: sözlük'te kitap/film vb entryler, orijinal dilindeki ismiyle girilmeli! ey bu kuralı bilmeyen yazarlar, 3 vakte kadar mesaj ışığınız yanacak..
0
surtunme kuvveti (25.02.09)
oyle bir site bilmiyorum ama ben kitabinin orijinal ismi lazim olan yazarin yazdigi tum kitaplari aratiyorum google dan ingilizce ya da hangi dilde yaziyorsa, bi sekilde cikiyor ornegin "virginia woolf bibliography" diye arayinca tum kitaplarini buluyorsunuz. yazar hic oyle neyin ne oldugu tahmin edilemeyecek bir dilde yaziyorsa da tarihleri ipucu olarak kullanabilirsiniz
0
cisterna
(25.02.09)
ben de öyle yapıyorum. dedim varsa öyle bir site öğreneyim çünkü bazen türkçe kaynaklarda kitabın ne zaman basıldığı da olmuyor.
0
🌸surtunme kuvveti
(25.02.09)
türkiye'de herhangi bir üniversitenin kütüphane veritabanında aratın.
0
fizikopat
(25.02.09)
ideefixe.
0
rygard
(25.02.09)
orijinal isimlen genelde iç kapakta yazar. yazmıyorsa yayın evi ile irtibatlanıp öğrenme şansın her zaman var.
şimdiye kadar internetten elektronik alışverişi yaptım birkaç kez, bir problem de yaşamadım. yani soracağım soru kredi kartı güvenliği ya da firmalara güvensizlikle falan alakalı değil.seçilen kıyafetin, ayakkabının... vücut ölçülerinize tamamen uygun olacağını ve fotoğraftakiyle birebir aynı olacağ
şimdiye kadar internetten elektronik alışverişi yaptım birkaç kez, bir problem de yaşamadım. yani soracağım soru kredi kartı güvenliği ya da firmalara güvensizlikle falan alakalı değil. seçilen kıyafetin, ayakkabının... vücut ölçülerinize tamamen uygun olacağını ve fotoğraftakiyle birebir aynı olacağını nasıl kestirebiliyorsunuz da rahatça alışveriş yapabiliyorsunuz?
0
sanal uyku (21.02.09)
bazı siteler vardı. misal resmini gönderiyorsun o sana giydiriyor veya bir manken üzerinde görebiliyorsun çok boyutlu olarak ürünü. ondan ötesi bazı siteler ölçüleri verebiliyor onlara bakabilirsin. bazısı da kesimin ne tür olduğundan muscle, slim gibi bahsediyor. bunlar genel şeyler. ancak ne kadar bahsedilirse bahsedilsin kesinlikle canlı olarak denemk gibi olmuyor. gerek kumaş kalitesi ve gereklse duruşu açısından bir takım sıkıntılarla karşılaşmak olası.
0
fempusay
(21.02.09)
Genelde fotoğraftakiyle birebir aynı olmuyor çünkü çoğunluğu editlenmiş vs ürünün katalog fotosunu koyuyor. Kendi çektikleri fotolardan da zaten hiçbişi almazsın okdr kötü yani :D onun dışında bazı satıcılar ölçü veriyorlar. Kol uzunluğu şudur omuz genişliği şudur gibi. Bunlardan değerlendirebilirsin Benim tavsiyem kıyafet almayın netten. Hele ayakkabı başka bi muamma.. Pek mümkün değil ki cukk diye otursun ayağına.
Ben netten bu tip alışveriş yapmıyorum tüm bu nedenlerden.
0
Merwish
(21.02.09)
bu işin en kolay yolu mumkunse aynı ürünü burda bir magazada denemek :)
ilk cumlem moderator arkadasim için ;lutfen silmeyiniz sorumu izin verin 1 gun kalsin ,ihtiyacım var çok merak ediyorum gelecek cevaplari,cevremde kimseye paylaşamayacağım şeyler,tesekkurlerya arkadaslar anlayamıyorum yaş 26 oldu şu yaşıma kadar daha hiç kimse benden hoşlanmadı,walla çirkin tipsiz ş
ilk cumlem moderator arkadasim için ; lutfen silmeyiniz sorumu izin verin 1 gun kalsin ,ihtiyacım var çok merak ediyorum gelecek cevaplari, cevremde kimseye paylaşamayacağım şeyler,tesekkurler
ya arkadaslar anlayamıyorum yaş 26 oldu şu yaşıma kadar daha hiç kimse benden hoşlanmadı, walla çirkin tipsiz şişman bodur şapşal gerzek ...vs değildim ve şuanda da değilim. tamam yakışıklı cool karizmatik olmasam da başarılı ve zeki sayılırım, fakat biraz utangaç,çok beceriksiz ve şanssızım bu kız olaylarında. ilk ilkokul birinci sınıfta aşık oldum ta o zamandan beri kızlara ilgi duyuyorum. başka da hiç bir ilgilendiğim alışkanlığım yok,bilgisayar ,PS oyun oynamam TV izlemem,vakit kaybi ve zevk de almıyorum. kahvehane okey sigara kotu arkadaş alkol gece hayatı vb alışkanlıklarım yok. bu yaşıma kadar surekli bir aşkı,sevip sevileceğim bir sevgili arama bulma ve okuyup aileme vatana millete dunyaya faydalı bir birey olma çabası amacı içerisindeyim. çocukken çok utangaçtım ,hoşlandığım kıza bir kelime bile edemedim 5 yıl beraber aynı okulda okuduk hergece ruyamda gordugum ,100 metre oteden gorunce kalbimin kütküt attığı kıza gerçek hayatta cesaret edip tek kelime konuşamadan kız uçtu gitti başka diyarlara, mahallede vardi yine ayni şekilde bir çitf cumle edemedim,fakir varoş muhafazakar insanlarin oturdugu bir yerdi oturdugumuz semt, o zamanlar şimdi ki gibi değildi tabi 15 yıloncesi anlattığım nasıl desem kız erkek ilişkileri bu kadar rahat değildi.
lisede yatılı okulda okudum azıcık da olsa açılabildim kızlara karşı fakat çok az kız vardı lisede,sınıfta yoktu mesela. universitede daha rahattım en azından konusabiliyordum yine çok az kız vardı fakultede ve evet sınıfta yine yoktu bir tanecik bilem kız, ve yetim oldugum için ,o zamanda çok parasız pulsuzdum sefil giyiniyordum, cafede kantinde oturup çay içip piyasa yapacak kadar bile yoktu, kendime hiç bakmıyordum, çok zevksiz giyiniyordum, jöle parfum almak çok lükstü. bir kot bir kadife pantolon 3 kazakla kışı ,5 tshirt ilede yazı geciriyormuşum , fotolara bakınca şimdi hakveriyorum niye hiç bir kız unideyken benimle ilgilenmemiş. neyse şuan da çok iyi bir işim var şükür askerlik de tamam.
çok dertliyim bu konuda henuz daha hiç bir karşı cins ile opusmedim elele tutusmadım bile,bırakın aynı yatağı paylaşmayı. burada ve tiraf.com da sevgililer gunu hakkında ve korunma gebelik ilişki ...vs hakkındaki yazıları okuyunca çok garip duygular içerisine giriyorum. ben başka gezegende mi yaşıyorum diye soruyorum kendi kendime.
hiç kimseyle çıkamadım bu nasıl mumkun oluyor ,olmuyor birturlu,kafam basmıyor etrafım,internet sevgi poturcukleri dolu. ne kadar guzel bir şey olsa gerek bir kız tarafından aşkım diye hitap edilmek,ne biliyim sarılmak bir kıza tatmadığım duygular, bu kızlar nasıl hoşlanıyorlar kime neden aşık oluyorlar?bana niye aşık olmuyorlar veya en azından ilgi duymuyorlar. ...geçenlerde bir dergide okuduğuma göre...Turkiyede 5 milyona yakın...bekâr kadın yaşamaktaymış. Neredeler peki?kaç senedir,ben yalnızım. Söylemek istemiyorum,ama artık bıktım usandım. tek başıma aylak aylak geziyorum...televizyondaki saçma sapan programları izliyorum. Böyle hayat mı olur! kutup ayısını bile kıskanıyorum onun bile bahtsız bedevisi var benim kimsem olmadı ve ciddi ciddi endişe duymaya başladım ben bu işten. yani tek başıma bu dunyadan gocup gideceğim gibime geliyor. 3 yılı geçkindir facebooka uyeyim çok istikrarlıyım değiştiremedim relationship statusumu birturlu arkadaslarımın bir ilişkisi yok tan nişanlılığa oradan evliliğe geçtiği haberlerini takip etmek sevindirici olduğu gibi aynı zamanda çok moral bozucu. fırlamanın ipsiz sapsız tipsiz serseri adamlar var çevremde hepsinin var bir seveni.
nerelerde yaşıyorlar bu ucuncu sayfaya konu olan kızlar, itiraf.com da okudugum eşini aldatan kadınlar. (yanlış anlaşılmasın boyle bir şey istemem zaten sadece çok garibime gidiyor aklım almıyor) evlendikten sonra mı aldatıyorlar kimden hoşlansam, kibarca yaklaşsam,muhabbet açmaya başlasam, posta koyuyor dolaylı dolaysız bana benim sevgilim var vs... diyor tamam ama sevgilisi olmayan bile posta koyuyor,hayır çok tipsiz de değilim, kafayı çiziyorum zaten yolda gorunce çirkin erkek guzel kız ikilisini. kız kaçıran gibiyim kime yaklaşsam sonu husran, kendime guvenimi kaybettim hiçbir kıza yanaşamıyorum,korkuyorum yine terslenmekten. internette TV de haberlerde okudugumuz 17 yaşındaki kız 35 yaşındaki evli adama kaçtı, çevremdeki arkadaslarimin anlattiği yok şu aynı anda 3 kızı idare ediyorum ,, evli ama gözü hala dışarıda olan kocalar bekarım diyerek kız peşinde koşan adamlar, yok internetten tanıştım geldi ben de 1 hafta kaldı dondu evine vs..gibi binlerce hikayeler gerçek mi, gerçekse benim niye başıma hiç gelmedi. esra erol programına katılmayı dusunmeye basladim.
durumumun ne kadar vahim oldugunu anlatmak için yazıyorum bunları ve daha fazla anlatmayayım ,anlatsam roman olur zaten. nedir benim bu turk erkeklerinden ve turk kızlarından çektiğim ,internetten sevgili bulanlar şehir efsanesi mi? msn den konustuggum ta sibiryadaki rusyadaki taylanddaki kızın bile benim sevgilim var turkiyede demesi ve bana rastlaması ayrı bir bahtsızlık. sizden istediğim yanlışlarım neler ve ne yapmam lazım nerelere takılmam lazım yani internetten olmuyor tam 3 senedir uğraşıyorum, o kadar guzel sozler soyluyorum ama kimse ilgilenmiyor. saolsun abaza yurdum insanı yuzunden bana sıra gelmiyor.salsa ya gittim yok oyle denildigi gibi erkek sıkıntısı 1 kıza 3 erkek düşüyordu, hadi partnerleri alın dedi hoca herkes atik tabi ben boşta kaldım iyice moralim bozuldu caktirmadan WC ye gider gibi yapıp kaçtım o ortamdan. ingilizce kursuna gittim 5 kişilik erkek kursiyer ve erkek hoca vardı benim seviyem için açılan kurda. bana kızlarla tanışmama vesile olacak bir olay kurs ortam vb tavsiye edin. ve de mumkunse turk erkeğinin ve turk kızının en az olduğu bir ulke adı soylermisiniz temelli oraya tasınmayı dusunuyorum olmadı.
PS: şuanki ruh halimi psikolojimi yazıya tam dokemememiş olabilirim,ama bilin ki iyi niyetle yazılmış şeyler, vereceğiniz olumlu olumsuz butun cevaplar bana yol gosterecektir okuyan cevap yazan herkese şimdiden çok teşekkurler.
0
lovmore (15.02.09)
bu tip şeyler planlı programlı şeyler değil. şu an sözlü olduğum ve evleneceğim insanla 6 yıl önce tesadüf olarak icq vasıtasıyla tanıştım, o ana kadar varlığından haberdar değildim. üstelik uzunca bir süre ilişki yaşamama kararı verdiğim anda şekillendi her şey. yani hayatın insana ne an ne getireceğini bilemiyorsunuz. o yüzden ingilizce kursunda metrekareye 3 hatun düşüyor, yemek kursunda sarışınlar var, hayvansever derneklerinde genelde balık eti aybalalar mevcut gibi kriterlere girmeyin. belki de salsa kursu çıkışında otobüs durağında olan birisi ile ilişkiniz olabilir.
dert tasa etmeyin demiyorum, neticede 26 yaşına kadar bir insanın ilişkisi olmaması kötü tabiki. ancak bunu bir takım planlı hareketler sonucu başarısız olduğunuz eklenen hayal kırıklığı ile katmerlemeyin. ha ne yapılabilir?
etrafınızda mutlaka bir kız arkadaşınız vardır, kanka vaziyette veya çok samimi olduğunuz. bu konuda kız milleti çok becerikli. benim hatun misal olarak esra ceyhan' dan beter. milleti evertip evertip duruyor. arkadaşınıza açılın, böyle bir sıkıntınız olduğunu bilsin. mutlaka bulur size birilerini.
0
galahad
(15.02.09)
biraz asosyal tip izlenimi edindim. öyle direkt teklif ile arkadaş sevgili olma çok nadir durumlarda olur, çok yakışıklı ya da çok güzel olma durumlarında, genelde bir ortamda ne kadar zeki esprili, ne bileyim etrafınla ne kadar çok pozitif enerji alışverişi olursa kızların o kadar dikkatini çekersin. bu da herhangi bir sosyal faaliyette olur.
yaşın için endişelenme, okulu askerliği bitirip güzel bir işe başlama için müsait bir yaş bu yaşın.
tekrar ediyorum görücü usulü ya da eş dost tavsiyesi ile olmayan bütün ilişkiler sosyal ortamlarda oluyor. o yüzden insanlarla çok vakit geçirmeye çalış. ortamda kız olması şart değil, erkek arkadaşının sevgilisin arkadaşı bile bi şekilde haberdar edilebilir senden. biraz kültür edin, biraz dikkat çekici olaylara eğil, senin bulunmadığın mekanlarda dahi senden bahsedilebilir.
0
efruz
(15.02.09)
mevzu henüz geyiğe dönmeden bi kaç deneyim ve bilgimi paylaşmak isterim arkadaşım;
bende 26 yaşında bir erkekim, uzun yıllar belkide 22 yaşına kadar doğru düzgün bir kızla çıkmadım yani evet kız arkadaşım oldu ama öyle efendim 1-2 mekana gidip gelmekten başka bir olayım olmadı, bırak böyle bir öpmeyi filan el ele tutuşmadık bile desem yeridir ve ciddi anlamda bir elin parmaklarını asla geçmez. bilgisayarcı olmamdan dolayı internetten kız kaldırma olayıda çok oldu hatta ve hatta evli 35 yaşında bir kadınlada görüştüm mektuplaştık filan zamanında ama oda benim istediğim değildi. sonra sabretmeyi ve kendimle mutlu olmayı becermeye başladım hiç bu kız olaylarını kafama takmadım hayatımda biri olsun diye düşünmedim aksine arkadaş ortamlarında kendimle mutlu bir şekilde harika zamanlar geçirmeye başladım yaklaşık 1 sene boyunca böyle oldu bu durum yaş 23 oldu, sonra birgün daha önceden tanışık olduğumuz ama merhabalaşmadan öteye gitmediğimiz bir kız karşıma çıktı ve bana aşık olduğunu söyledi ve o itirafın üstünden 3 sene geçti, hergün aşık olduğunu tekrarlayarak hayatımın tek sahibi ve evleneceğim insan oldu. çok mutlu ve evliliğe doğru giden bir beraberliğimiz var, uzun yıllar yaşayamadığım herşeyi her duyguyu onunla yaşıyorum şimdi. bende senin gibi yakışıklı olmayan ama sıfatsız bir insan değilim, extra özelliklerim yok misal osurmayla ateş yakamıyorum. sen türkiye'de tek değilsin hatta şu koca dünyada tek değilsin, senin gibi milyonlarca erkek var. yıllarca bir kızla çıkmayı bırak iki cümle kuramamış adamlar evlenip aile kurabiliyor. sadece sabret doğru zamanda doğru yerde olursan karşına aradığın insan çıkacaktır. öyle yeni yetme kız bozuntusu abuk subuk kişilerlede sırf birileriyle çıkmak adına birlikte olma zamanını ve enerjini boşa harcamış olursun. yani nokta atışı yap hayatında biri olsun ve o hayat boyu yanında olması gereken kişi olsun. bak senin açtığın bu başlığa aynı durumda olan birçok kişi cevap yazmicak, çünki erkekler arasında 18 yaşı dolduğunda genel evde milli olmamış adama top gözüyle bakarlar, sende bilirsin erkeklerin muhhabetinde şu kızı şöyle götürdüm böyle anuna koydum gibisinden muhhabetler çok olur. bir çok arkadaşım var her gece ayrı bir kızla evli barklı kadınlarla bilikte olan ama hayatlarında onları anlayabilecek ve içine düştükleri yalnızlık duygusundan çıkarabilecek bir kız yok.
naçizane tavsiyem bu duruma kafanı çok fazla yorma kendi kişisel gelişimine daha fazla önem ver ve kendinle mutlu olmayı öğren ki sonradan hayatına girecek kişiyide mutlu edebilmesini öğrenmiş ol. ayrıca günlük hayatta silik ve ezik biri gibi görünme sırf bu konu yüzünden, çünki genelde kadınlar güçlü ve kendinden emin aynı zamanda babalarına benzeyen erkeklerden hoşlanırlar. sen sırf bu yaşına kadar bir kızla çıkmadın diye silik görünürsen kadınlar sana çok fazla yaklaşmazlar.
umarım bir yardımım dokunmuştur.
0
snow bros
(15.02.09)
yazını okumaya başladığımda acaba kafaya mı alıyor bizi diye düşünmedim değil aslında ama bu kadar uzun bir yazı yazdığına göre demek ki gerçekten çok dertlisin. "şuanki ruh halimi psikolojimi yazıya tam dokemememiş olabilirim" demişsin ama paragraflarca yazman bile ruh halini ortaya koyuyor güzelce. kendi adıma, ben de dertli olduğum konularda uzuuun uzun yazıyorum ve sonra kendime şaşıyorum bunca şeyi nerden bulup yazdım diye.
neyse... senin konun hakkında şahsi yorumumu yapayım. sakın beni yanlış anlama! sana herhangi bir yafta yapıştırmaya falan çalışmıyorum ama bence işe psikolojik yardım alarak başlamalısın. evet, çok klasik bir tavsiye oldu biliyorum ama yazdıklarından da anlaşılıyor ki kendine güvenini tamamen kaybetmişsin. önce kendine güvenini sağlaman gerek. bu ruh haliyle karşına fırsatlar çıksa bile sağlıklı bir şekilde değerlendiremezsin zaten. kendin de söylemişsin artık kızlara yanaşmaya cesaret edemediğini. eskiden param yoktu ama şimdi çok iyi bir işim var demişsin. öyleyse psikolojik yardım almak için mali açıdan da bir engelin olmayacaktır. insanlar hala önyargıyla yaklaşıyor bu terapi olaylarına. kişi, kendi kabullense de acaba çevresindekiler hakkında ne düşünür diye tereddüt edip bir psikoloğa gitmekten çekinirler. ama bence senin şu anki ruh halin (yazdıklarını okuyunca berbat durumda olduğu anlaşılıyor) "elalem ne der"lere takılacak durumu aşmış çoktan. önce kendinle olan sorunlarını halletmelisin ki asıl sorununa dönebilesin.
çok klişe bir tavsiye oldu ama 10 kişiye sorsan bence 8'i sana psikolojik yardım alman konusunda tavsiyede bulunur. yalnızlık çok zordur bilirim. seni çok iyi anlayabiliyorum. umarım sorunlarını halledersin.
0
daysleeper
(15.02.09)
kötü bir şey değil ki şu yaşına kadar birileriyle birlikte olmamış olman. önemli olan senin kendini nasıl hissettiğin. kaldı ki, bence vatana millete dünyaya yararlı bir birey olmak yönelimli hedefin daha anlamlıdır, bir iki kızla birlikte olmaktan. ancak çok endişe edilecek bir durumda değilsin. kadın erkek ilişkisinden beklentin ne tabi bunu sorgulamak lazım. yani sikerim olayım budur polemiğe girmem gibi düşünüyorsan, zaten bu sağlıklı bir ilişki arayışında olduğun anlamını taşımaz (verdiğin birkaç örnekten anladığım bu). birilerinin bir şeyler yapmış olması seni rahatsız etmemeli bence. önemli olan senin yaşam karşısındaki duruşun nedir? sen kendine nasıl bir rol biçiyorsun? buna bak derim ben. ha evleneyim artık yaş oldu diyorsan, bu sefer sana söyleyeceğim şey şu olur: annene danış, o yoksa kız kardeş abla felan. eş dost akraba sana en uygun düşecek insanı bulacaklardır. bu kötü bir şey de değpildir üstelik. kadın erkek ilişkisinde rumuz mutluluksa, önemli olan onu sana sağlayacak olanı nasıl elde ettiğin değildir. şu halde bence biraz da bu alanlara yönel. biraz geleneksel bulabilirsin, ama dediğim gibi kimin sana ne sağlayacağı bilinemez. kasma ayrıca bu kadar. bu sefer de lan bende bir bok mu var da kimse bana yanaşmıyor? düşüncelerine paranoyalara kapılabilirsin. onun sonu daha kötü olur. rahat ol, zamanı geldiğinde şu veya bu şekilde nasibin neyse o seni bulur!
0
fempusay
(15.02.09)
Author'la konuşun, o sizi kanatları altına alsın. Tabi ta kendisi değilseniz.
0
endless dream
(15.02.09)
yazıyı okurken duygulandım. herşeyi açık seçik anlatmışsın. istediğini açık seçik belirtmişsin. bunları söylemek birçok insana o kadar zor gelir ki, söyleyemez. bu yüzden tebrik ederim seni.
yukarda da belirttikleri gibi bu işler öyle hadi tanıştık çıkalım mantığıyla olmuyor abicim. örneğin herhangi bir kızla tanışsan büyük ihtimalle onu potansiyel kız arkadaşı/sevgili olarak göreceksin ve kız senden ilk etapta soğuyacak. erkeklerle nasıl arkadaş oluyorsan kızlarla da öyle ol. sanki onlar senin için farklıymış gibi davranma. çok seri bişekilde soru sorma hatta hiç sorma. bak göreceksin onlar sana soracak. biraz sabır biraz gizem katsan olaya nasılda aranan insan olacaksın. ilk başta ilgilenme yani tanıştığın biriyle çok ilgiliymiş gibi davranma. mesela bir olumsuzluğun var (atıyorum ayakkabın yırtık) bunu ondan utanarak sıkılarak gizleme. direk söyle. bak gülcihan ayakkabım yırtık görüyormusun. sende yeni yeni ayakkabılar giy. hiç düşünme bizi. gibilerinden. bu onun çok hoşuna gidecek. bu verdiğim sadece saçma sapan bir örnekti. bu herşey için geçerli. kızlarla kanki olmayı malesef beceremiyoruz. yapamıyoruz. direk sevgilimiz olsun istiyoruz. hemen çıkalım öpüşelim sevişelim istiyoruz. ama önce arkadaş olsak şakalaşsak yeri geldiğinde önemsemesek yeri geldiğinde ciddi ciddi tartışsak bak nasılda kendileri gelecek. kendileri arıyacak. kkendileri isteyecek.
tanışma olanakları hakkında bi fikrim olamıyacak malesef. ben daha çok tanıştıktan sonra izleyeceğin yolları söyledim.
0
guess
(15.02.09)
çok teşekkurler gerçekten çok guzel tespitlerde yorumlarda tavsiyelerde bulundunuz.ekşi duyuruyu bu yuzden çok seviyorum,biraz olsun içim ferahladı ,çok ümitsiz değilim aslında dün 14 şubat dolayısıyla duygu yogunluğu diyelim :)
0
🌸lovmore
(15.02.09)
slm öneri maddelerimiz aşağıdadır:
1. hergün tanımadığın en az 10 kişiyle, bahaneler yaratarak sohbet etmek,
2. ilk başta iyi kötü demeden herhangi bir arkadaş grubu edinmek (erkek arkadaş bulamayana kız arkadaş hiiç yok) ,
3. evet, kız arkadaş aramayı bırakmak, iyi yemek yapmaya başlamak,
4. kendine güvenme konusunda eksikleri saptamak ve çözüm yolları bulmak,
5. asla ve kat'a ezik ve silik bir tip olmamak,
6. hiç tv izlememek, başkalarıyla (mesela iş arkadaşları) sohbet etmeyi engelliyor mu diye düşünmek,
7. bayan iş arkadaşların da içinde olduğu partiler ya da öğle yemekleri vs ayarlamak, varsa katılmak,
8. evrenin yasalarının istedeğimize göre çalışmadığını unutmayarak, "ille de şimdi olsun" düşüncesinden vaz geçmek,
10. aranan "özel" kadınların sayısının pek az olduğunu unutmadan "aramaya inanmak".
bir yastıkta kocamanız dileğiyle...
0
kabablanka
(15.02.09)
Amaca yonelik davranmalisin; 1-Amac ureme disi coitus ise: aksamlari baykus olacan 2-Amac ureme amacli ise: carsi pazar dolasacan. Arkadas gruplarina katilacan, ve elegini duvara asacan. Insanlara farkli gozle bakmayi ogrenmelisin. Cok guzel bir kadinin yatakta put gibi kalabilme ihtimali ile normal bir ablanin azgin bir kediye donusmesi arasinda tercih yapabilecegini hic unutma. Cocuklarina iyi bakabilecek bir kadin bul ve ailesini tanimadan kesin bir iliskiye -uzun vadeli- girme... Bu nasihatlari cok genc ogrenmek var -deneye yanila cok sancili oluyor soyliyim- veya paramedic abini dinlemek var adamim.
en onemlisi, let it flow kiddo, her sey zamanla en iyisine varir be kardesim. sabir etmelisin.. dediklerimi unutma, fazla dusunme.
0
paramedic
(15.02.09)
bende yalnızım!çok ortama gitmeye çalıştım.aynı senin gibi kurslar aktiviteler falan..ama sewgili bulmayı geç sıkı muhabbet edebilecek birileri bile bulamadım.kalıcı arkadaşlık istedim hep ama olmuo bi türlü.herkes kendi derdinde.senin itiraf.com gibi oldu ama:D yalnız değilsin.ben varım:)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.
Oturumunuz ve sitenin güvenliği için zorunlu çerezler kullanıyoruz. İzin verirseniz ziyaret istatistikleri için Google Analytics, reklamlar için Google AdSense çerezleri de kullanılır.
Ayrıntılar: Çerez Politikası, KVKK Aydınlatma Metni.