Giriş
(3)

abur cubur tatlarının gittikçe kötüye gitmesi?

mehmed resad
bilgisi olan var mı diye soruyorum.bisküviler, gofretler, jelibonlar.. tatları yıllar içinde berbatlaşmaya başlıyor ve ben markete gidip tadı muhteşem diyebileceğim bi şeyle karşılaşmıyorum artık. (belki bi miktar damak antep fıstıklı hariç) bi 10 yıl önce gerçekten muhteşem ürünler vardı. şimdikile
bilgisi olan var mı diye soruyorum.

bisküviler, gofretler, jelibonlar.. tatları yıllar içinde berbatlaşmaya başlıyor ve ben markete gidip tadı muhteşem diyebileceğim bi şeyle karşılaşmıyorum artık. (belki bi miktar damak antep fıstıklı hariç) bi 10 yıl önce gerçekten muhteşem ürünler vardı. şimdikilerin tadı berbatlaştığı gibi bi de herkesin hayvan gibi tükettiği halde kaldırılan şeyler var. piçliğine mi yapıyorlar? bunların formülleri mi değişiyor, ne oluyor?
0
mehmed resad
(08.12.17)
Eskiden şeker pancarından elde edilen şekerler kullanılıyordu ürünlerde. Artık şeker şurupları kullanılıyor. Koruyucu maddeler daha fazla. Normalde evde yapılan bir kek iki gün sonra yenmeyecek kadar sertleşirken, küçücük keklerin bir yıl tüketim tarihleri var. Bozulmadan durabilmeleri tamamen kimyasallara bağlı. Herkesin tükettiği şeyler işletme için kârlı olmayabilir. Eskiden incirli Biskrem vardı örneğin. Üretim prosesine incir kattığın zaman fabrikaya yeni makine almak gerekiyor. O kadar incire para veriyorsun. Sonra işletmeye getirip kurutma, buharlaştırma gibi bir sürü aşamaya sokuyorsun. Bunların hepsi maliyet. İşletmeler bunun verimsiz olduğunu görürlerse anında vazgeçerler. Ayrıca ürünlerin boyutları da değişiyor. Eskiden Magnum daha büyüktü. Şimdi dondurmaların boyutu da küçüldü. Bu şekilde kullanılan malzemeler de azalıyor. En basitinden süt fiyatının artması bile çikolatada kullanılan sütün azaltılmasına neden olabilir. Ya da süt sabit tutulur ama çikolatanın fiyatı artar. Kinder bu yüzden pahalı denebilir. Süt, şeker, yağ gibi en temel gıdaların ekonomik değerinin değişmesinden hemen etkileniyor işletmeler.
0
dissendium
(08.12.17)
Öncesinde de birçok üründe glikoz şurubu kullanılıyordu fakat hammadde olan buğday ve mısır kalitesi de yıllar içinde değişti, gdo hayatımıza girdi. Zaten zararlı olan glikoz şurubu daha da beter bir hal aldı.

Glikoz şurubu üreten fabrikalar sektöründe çalışıyorum. Üretim yapacak fabrikaların projesini yapıyoruz. Hangi işlemlerden geçtiğini halk bilse gerçekten bir gecede yapay tatlandırıcılı ürün tüketimi yarıya iner. Fare zehiri üretiminde kullanılan kostikler, asitler, diğer kimyasallar kullanılıyor. Mısırdan bunları üretmek için asit kullanılması şart, öyle keşfedilmiş çünkü. Devlet de gıda ürünü için belli sınırlar çizmiş ama neresinden tutsanız uzun vadede bünyeye ciddi zararlar verir.

Yani bir bakıma sizin açınızdan iyi oluyor. Şeker ihtiyacınızı kuruyemiş ve meyvelerden karşılayın. Yetmezse pancar şekerli ürünler tüketin. Sağlık önemli.
0
desdenova34
(08.12.17)
Benim yer yemez başım ağrıyor.
0
for day to break
(08.12.17)
(8)

kızların göğsünü koluma değdirmesi normal mi?

konskenkova
bazen sanki istemlice yapıyorlarmış gibi geliyor. kolumu çekmiyorum hala aynı konumda bastırıyor. kızlar dönem dönem hallenir mi? bu da bu hallenmenin sonucu mudur?
bazen sanki istemlice yapıyorlarmış gibi geliyor. kolumu çekmiyorum hala aynı konumda bastırıyor. kızlar dönem dönem hallenir mi? bu da bu hallenmenin sonucu mudur?
0
konskenkova
(08.12.17)
Evet, erkek kolu bulamayinca duvara surtuyorlar hatta.
0
crown
(08.12.17)
Bana otobüste oldu birkaç kez. Bir de bir kadın kollarıma, sırtıma ellerini koya koya arkaya doğru ilerlemişti bir keresinde. Abla işin bittiyse biz inelim diyecektim de demedim.
0
dissendium
(08.12.17)
Destekli sütyen giyiyorsa hissetmeyedebilit. Sanmıyorum cidden
0
fasulyek
(08.12.17)
tahrik oluyorlar olm. sen de onun memesine elle. aslında onlar da istiyor.
0
nickini degistiren yazar
(08.12.17)
İlgi belirtisi olduğunu sanmıyorum. Daha çok bakışlar, gülüş vs... daha önemli ilgiyi anlamada.
0
cleric
(08.12.17)
Tam tersini dusunuyorum erkek yapsa buyuk sapiklik olur.
0
i m sick tired
(08.12.17)
göğüs istemsizce ama gövde olarak fazla yaklaşıyorlar gibime geliyor bazıları.dolaylı yoldan normal değil gel ağzıma gir
0
birdposing
(08.12.17)
metrobüste otobüste vs normal sıkışık alanda oluyorsa normal ama boş alan varken yapan varsa halleniyordur.
0
follow rivers
(09.12.17)
(1)

İngilizce kitap okuyunca aklımda kalmıyor

ovungec zeus
İngilizce akademik bir kitap okuyunca uzun süre aklımda kalmıyor. Türkçe okuyunca kitabın içinde hoşuma giden alıntılar aklımda kalıyor. Size de oluyor mu bu?
İngilizce akademik bir kitap okuyunca uzun süre aklımda kalmıyor. Türkçe okuyunca kitabın içinde hoşuma giden alıntılar aklımda kalıyor. Size de oluyor mu bu?
0
ovungec zeus
(07.12.17)
Son birkaç yıldır okuduğum her kitaptan not alıyorum. Akademik yazılara roman gibi yaklaşmamak gerek. Hatta ben kısa aralar verilerek ve bu aralarda konuyla ilgili araştırmalar yapılarak kitaba devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir de tekrar etmek önemli. En son ne okumuştum diye zihinden bir tekrar yapılabilir.
0
dissendium
(07.12.17)
(5)

lisans sonrası doğrudan doktora yapmak mümkün mü?

rahat ya
dostlar merhaba;malum şu adam http://aves.erzincan.edu.tr/maybar/ ve tez bile diyemediğim kağıtlar bütünü ortaya çıktı. anlamadığım bu adam nasıl direkt doktora yapmış? yüksek lisansı pas geçip doktoraya girmek legal mi? adam bayağı bug bulmuş. biz hala bilimsel hazırlıklarda sürünelim :/ saygılar s
dostlar merhaba;

malum şu adam aves.erzincan.edu.tr ve tez bile diyemediğim kağıtlar bütünü ortaya çıktı. anlamadığım bu adam nasıl direkt doktora yapmış? yüksek lisansı pas geçip doktoraya girmek legal mi?

adam bayağı bug bulmuş. biz hala bilimsel hazırlıklarda sürünelim :/

saygılar sevgiler.
0
rahat ya
(07.12.17)
dissendium
(07.12.17)
mümkün. (bkz: bütünleşik doktora)

yalnız, pek araştırmadım bilmiyorum ama türkiye'de pek az sayıda bütünleşik doktora programı var diye duymuştum. genellikle, avrupa'da, amerika'da daha yaygın.
0
dead and broken
(07.12.17)
2013 oncesi Tezsiz Yuksek Lisans yapanlar doktoraya baslayabiliyordu. Ogretmenler de bir donem Tezsiz Yuksek Lisans derecesiyle mezun oluyordu. Dolayisiyla doktoraya baslayabiliyorlardi. Bugun -eger degismediyse- eczacilar, doktorlar , dis hekimleri, veterinerler direkt doktoraya baslayabiliyor. Cunku yuksek lisans derecesiyle mezun oluyorlar.

Bunun disinda butunlesik doktora diye bir sey de var. Belli kriterler sagliyorsan direkt doktoraya baslayabiliyorsun.
0
evrim halkasi
(07.12.17)
Not ortalaması 3.50 üzerinde ise doğrudan doktoraya başlayabilirsiniz bazı okullarda. Başka şartlar da olabilir.
0
mezarkabul
(07.12.17)
Bizim fakülteden bir sürü insan biliyorum böyle. Ben tam bilmiyorum nasıl olabildiğini ama fakültenin 5 yıllık olmasıyla ilgili olduğunu söylemişti diye hatırlıyorum doktora yapanların 2'si.
0
ms brownstone
(07.12.17)
(13)

Ot gibi yaşadığını düşünmek

sack jparrow
Yapacak birşey bulamıyorum.moralim altüst oluyo düşündükçe. Yani bi heyecana neden olacak hiçbirşeye sahip değilim. Film kitap odaklıydı 1 sene önceye kadar 5 ay boyunca seyrekleşmeye başladı bu hobilerim de. Boş hissediyorum belli süredir. Hayata anlam katabileceğim birşeyler istiyorum. Ne yapmalıy
Yapacak birşey bulamıyorum.moralim altüst oluyo düşündükçe. Yani bi heyecana neden olacak hiçbirşeye sahip değilim. Film kitap odaklıydı 1 sene önceye kadar 5 ay boyunca seyrekleşmeye başladı bu hobilerim de. Boş hissediyorum belli süredir. Hayata anlam katabileceğim birşeyler istiyorum. Ne yapmalıyım. Üniversite hazırlık öğrencisiyim 5 e kadar dersim oluyor sabah 10 dan.
0
sack jparrow
(07.12.17)
spor tabi ki.
0
sedat peker in yegeni
(07.12.17)
Hayatın anlamını boş ver. Mezun olunca işsiz kalmamak için iyi seviyede İngilizce ve en az bir farklı yabancı dil bilmelisin. Almanca, Fransızca gibi. Eğer mühendislik öğrencisiysen bilmen gereken onlarca paket program var. Bunların kurslarına git ve sertifika al. Kendi alanını keşfetmeye çalış. Spor yap. Ben karateye 21 yaşında başladım. Hala devam ediyorum 4. sınıfta olmama rağmen. Yaklaşık 1 ay kadar önce klasik gitar kursuna başladım. Hobi bulmak senin elinde ama önce eğitim önemli. 5 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Kendini geliştirmeye çalış. En az 50 kitap bitir mezun olana kadar. Yapılacak bu kadar şey varken yapacak hiçbir şey bulamamak garip.
0
dissendium
(07.12.17)
@diss bana heyecan verecek aktivite bulamıyorum aslında. Dalımla ilgili mi olmalı bu kitaplar??
0
🌸sack jparrow
(07.12.17)
insan bazen rutinlerin arasında boğuluyor. ama senin durumun bundan da biraz farklı olabilir bence. zira yaşını bilmiyorum ama üniversitenin ilk senelerindesin. muhtemelen hepimiz gibi üniversiteden beklentilerin vardı, vardır. film, kitap güzel şeyler ama sosyal hayatın ne durumda?

kişiden kişiye değişir elbette ama sosyalleşmek, eylemlerinle kendini sosyal çevrende ifade etmek iyi gelebilir. film ve kitap hakkında birileriyle konuşursun. ama bu tam olarak senin bir eylemin, aksiyonun değil. hayatın anlamını boş falan verme. hayatına anlam katmak istiyorsun. anlam katamadığı için huzursuz olan birine, dissendium acaba kendi hayatına bakıp da mı böyle şeyler salık veriyor? onun dedikleri yanlış şeyler değil ama senin sorun farklı.

sorumluluklarımız ve alışkanlıklarımızın dışında şeylere ihtiyacımız var. yeni şeyler. ama sürekli yeni şeyler bulamazsın dimi? o zaman kendi merakına göre birşeyler öğrenmeyi deneyebilirsin. hobi gibi bişeyden bahsediyorum aslında ama senin aktif yani bizzat özne olduğun ve öğrenmenin bitmediği şeyler olmalı. karate mesela güzel fikir:)

ama dediğim gibi sorumlulukların yani zaten boğuşmak zorunda olduğun şeyler dışında da uğraşlarının olması iyi gelecektir.
0
klar
(07.12.17)
simdi oyle bi haldesin ki ne yazarsam yazayim seni ikna edebilecegimi sanmiyorum :) yakin doneme kadar ben de ayni halet-i ruhiye icerisindeydim. kendiliginden, bir kac ufak gelisme neticesinde bitti-gitti.

bulama bi sey, birak bi donem de boyle gitsin. emin ol bi kirilma noktasi olacak ve normale doneceksin.
0
alessea
(07.12.17)
Alanınla ilgili olur. Roman olur. Şiir olur. Benim ukulele çalmayı öğrenip, YouTube'ta kanal açmış arkadaşım var. Bunların hepsi uğraş. Yukarıdaki arkadaş kendinden mi örnek veriyor demiş. Evet, kendimden örnek verdim. Sen istediğin sporu seçebilirsin. Hayatın anlamını boş ver diye şunun için dedim. Büyük ihtimalle daha ekonomik özgürlüğe sahip değilsin. Öğrenciyken hayatın çok dar bir kısmını yaşıyorsun. Bu döneme bakarak hayat hakkında fazla düşünme demek istiyorum. Umarsızca yaşaman, keşfetmen gereken zamanlar. Aşık falan olursan dediğimi anlayacaksın. Anahtar kelime keşfetmek.
0
dissendium
(07.12.17)
film ve kitaplara hobi gözüyle bakıyorsan sende zaten bir problem var demektir.
0
bohr atom modeli
(07.12.17)
sana katılıyorum, intihar fikri zihnimi terk etmiyor, arkadaşların hepsi doğru şeyler söylemiş, bişeyleri değiştir de ne değiştirirsen değiştir. harekete geçmessen sonrası iyiye gitmiyor. beklentilerini en aza indir kendini sev.
0
firemanjonny
(07.12.17)
Spor yap.
20'li yaslarin basinda adam akilli spor yapmis olan insanlar daha gec cöküyor.

Imkanin varsa yabanci dil kursuna git, kendine mesleki anlamda ileride deger katabilecek seylerin pesinde kos. Vakit nasil gecer anlamazsin bile.
0
chitosan
(07.12.17)
dilemma of subscribtionability
(07.12.17)
kimse yazmamış sanırım ama kız veya erkek arkadaş bulmayı düşünmedin mi hiç? :p
0
burya
(07.12.17)
@burya öyle sanırım farkındayım. Peki bu haldeyken bulabilmek büyük başarı olmaz mı benim için?
0
🌸sack jparrow
(07.12.17)
Şu an ki aklım olsa tek yapacağım şey en az iki dile sahip olup mesleğimi bu boktan ülkeden uzakta medeni bir ülkede yapmak olurdu.
0
neysene
(07.12.17)
(10)

Nasıl aşık oluyorsunuz?

valarmurgulis
Merhabalar, bayadır düşündüğüm bir sorunum var. Aşık olamıyorum. Ergenlik dönemini saymazsak bir kıza karşı çok çok etkilendiğim olmadı. Çıktığım kızlarla belki zamanla olur diye çıkıyorum ama bir türlü olmuyor. Siz nasıl aşık oluyorsunuz? Ne tavsiye edersiniz?
Merhabalar, bayadır düşündüğüm bir sorunum var. Aşık olamıyorum. Ergenlik dönemini saymazsak bir kıza karşı çok çok etkilendiğim olmadı. Çıktığım kızlarla belki zamanla olur diye çıkıyorum ama bir türlü olmuyor. Siz nasıl aşık oluyorsunuz? Ne tavsiye edersiniz?
0
valarmurgulis
(07.12.17)
İlk görüşte. Beklentilere sahipsen o beklentileri karşılayan biri karşına çıktığında sistem seni yönlendiriyor.
0
dissendium
(07.12.17)
aşık olmuyorum.
0
pinkpeony
(07.12.17)
oldum,bir daha olacağıma inanıyorum. başka bir duyuruda da yanıtlamıştım bu soruyu. ben basit bir ayracı görünce aşık oldum en son. normalde çok gülerim,gülünecek bir şey varsa kaçırmam. ama o'nun dediklerine saatler sonra bile "hey allahım ya" diyip gülüyorsam,o salak sırıtışı suratımdan uzaklaştıramıyorsam aşık olmuşumdur. aşka çok derin anlamlar yüklersen ulaşamazsın,aşk aniden gelir,zamanla da biter.
0
denef
(07.12.17)
Beklentilerle alakalı. Kolay mutlu olan, kolay gülen kişi kolay aşık olabiliyor bence.

Önce ya ne güzel zaman geçiyor birlikteyken diyorsun, sonra olmadığı zaman nerelerde, napıyor, gelse de/arasa da konuşsak diyorsun.

Sonra o gülsün diye konuşuyor, mutlu olsun diye anlatıyor, Sevinciyle seviniyor, üzüntüsüyle üzülüyorsun.

Bunları toplayınca da aşık olmuş oluyorsun.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(07.12.17)
Olma işte en güzeli
0
bugunolmadiamayarinkesinolacak
(07.12.17)
Aradığım cevap yok maalesef. Ne aradığımı da bilmiyorum. Terazi burcuyum ama çok dengesiz biriyim. Görüp beğendiğim birini 10 dk sonra beğenmeyebiliyorum. Çok kolay sıkılıyorum. Rol yaparak da seviyormuşum gibi yapamam.napıcam bilmiyorum.
0
🌸valarmurgulis
(07.12.17)
İlk görüşte zank diye. Sonra da unutamıyorsun zaten hiçbir şekilde.
0
ssiradanbirigibi
(07.12.17)
bir anda olan hoşlanma bence. ilişkide olduğun kişinin doğru kişi olduğunu anlıyorsun ve genelde ufak şeyler oluyor oluyor, arada istemsizce söylediği onun genellikle hatırlamadığı ama benim kafama takılan sözleri ve hareketleri olabilir.
0
Apocalypse
(07.12.17)
ben çok oldum özellikle ergenlikte. şöyle bir şey oluyor mesela sıradan birini görünce onun yanında nasıl olduğunun, nasıl göründüğünün hiç bir önemi olmuyor, kalbin öylece duruyor yerinde. ama aşık olduğun kişiyi görünce acaba nasıldım o beni nasıl gördü gibi sorular oluyor beyninde ve heyecandan elin ayağın dolaşıyor.
0
for day to break
(07.12.17)
olmuyoruz.
0
binder dandet
(09.12.17)
(2)

Keman öğrenmek için geç mi kaldım?

mavipanter
Yaş geldi 30a ama keman öğrenmek istiyorum. Herhangi bir müzik geçmişim yok ama kulağım iyidir :)) öğrenebilir miyim sizce yoksa paramı boşa Çar çur etmeyeyim mi?
Yaş geldi 30a ama keman öğrenmek istiyorum. Herhangi bir müzik geçmişim yok ama kulağım iyidir :)) öğrenebilir miyim sizce yoksa paramı boşa Çar çur etmeyeyim mi?
0
mavipanter
(06.12.17)
Ya kulağın varsa neden olmasın, 2 derste notaları öğrenmiştim ben. 5-6 ayda bi şeyler çalabilecek kıvama da geliyorsun. bence keman düzenli çalışırsan bu bahsedildiği kadar zor değil.
0
ekaterina
(06.12.17)
Benim gitar hocam kemanın en zor enstrümanlardan biri olduğunu söylüyor. Devamını getirecekseniz geç değil.
0
dissendium
(06.12.17)
(27)

okurken canınızın çıktığı kitaplar

tabudeviren
bir sekilde alip okudugunuz fakat okurken cok sıkıcı oldugunu gordugunuz, gucluklu bitirdiginiz kitaplar nelerdir?
bir sekilde alip okudugunuz fakat okurken cok sıkıcı oldugunu gordugunuz, gucluklu bitirdiginiz kitaplar nelerdir?
0
tabudeviren
(06.12.17)
Başıma bir şey gelmeyecekse,kinyas ve kayra. Ne karanlık kitap,boğuldum okurken.
0
denef
(06.12.17)
Masumiyet müzesi, bitsin diye okudum, bazı kısımları sıkıcının da ötesinde.
0
elikası
(06.12.17)
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı.

Olmuyor, akmıyor, devrik devrik 5 kere okuyunca bile anlaşılamayan cümleler... Hikayesi güzel ama ana dilde olmayınca asıl olaydan, felsefesinden eksik kalıyorsun.
0
onemoremile
(06.12.17)
Yüzyıllık Yalnızlık

Okurken aşırı sıkıldığım başka bir kitap bilmem.
0
efreet sultan
(06.12.17)
Çok sıkıcı olduğundan değil de çok uzun olduğundan Paul Auster'ın 4,3,2,1 kitabı. Kindle'dan okumuştum bir de, elimde gerçek kitap olsa fiziksel olarak sayfaların ilerlemesinden falan bir şey anlaşılır, bunda okuyorum okuyorum hala yüzde altmışı kalmış vs. Herhalde sonsuza kadar okuyacağım, diye düşünmüştüm.

Asıl cevabım, benim de başıma bir şey gelmeyecekse, Yüzyıllık Yalnızlık. Hatırladıkça tansiyonum düşüyor.
0
sopiro
(06.12.17)
Masumiyet müzesi +1.
kitaptan son hatırladığım sayfa bu:
adam aşk acısından kapı kolunu kemiriyordu. afakanlar bastı ve bıraktım.
0
soulforge d
(06.12.17)
Puslu kıtalar atlası
0
aquarium
(06.12.17)
bülbülü öldürmek.

sıkıntıdan patladım.
0
sizofren06
(06.12.17)
Orhan Pamuk kitapları :(
0
lcha
(06.12.17)
gazap üzümleri
o kaplumbağa var ya o kaplumbağa, hani daha kitabın en başlarında tozlu ve çorak yoldan karşıya geçmeye çalışan. allah belasını versin o kaplumbağanın. daha o sayfalarda anlamalıydım aslında.
0
halanne
(06.12.17)
Cthulhu'nun Çağrısı. Korkudan değil sıkıntıdan ölecektim.
Puslu Kıtalar Atlası +1
Amerikan Tanrıları'nın bazı kısımları :(
(linç yiyeceğim ya, du bakalım)
0
kobuzchu kiz
(06.12.17)
sıkıcı kısmını geçiyorum çünkü kitabın amacı zaten "sıkmak" ancak bu kadar zorlanacağımı bilmiyordum; pessoa-huzursuluğun kitabı. hayata hiçbir zaman umutsuz bakan biri olmadım ancak bu kitabı okuduğum zaman hayatımın en melankolik, en depresif zamanlarıydı; yine de öldüm öldüm dirildim. sonra anladım ki öyle bi oturuşta 150 sayfa okunacak bir kitap değilmiş bu, aşırı doz almışım.

şimdi arada, yine canım sıkılınca açıp beşer onar okuyorum; alplerde, bir hiçliğin ortasındaki kulübemden gecenin bir yarısı hava almaya çıkmış gibi yüzüme çarpıyor soğuğu.
0
Bruce
(06.12.17)
Zar Adam +1
0
mutekebbir
(06.12.17)
vadideki zambak. ucuncu sefer elime aldigimda gozlerim ve beynim kanaya kanaya bitirdim. uzunca bir paragraf sadece bir cumleden olusuyordu. cumleleri ogelerine ayira ayira okuyup anlamayi da denemistim. balzac, mezarinda zambaklar bitsin.
0
lamira
(06.12.17)
gulun adi kitabi fenaliklar gecirdi bana. baya baya ilerlemiyodu. sonuna yaklastim, nasil bittigini sorup ogrendim.
0
pide
(06.12.17)
şu çılgın türkler.
okulda dönem ödevimizdi o kitap.. aynı sayfaları döne döne okumamıza rağmen hiçbir şey anlayamıyorduk. çok sıkıcı gelmişti. sonra kitabı bitirmedim, ödevimden düşük aldım ve bir daha da asla o kitabı eve sokmadım.
0
vedderbaug
(06.12.17)
ahmet hamdi tanpınar - huzur

resmen huzurum kaçtı okurken ki bitirememiş bile olabilirim.
üniversitedeyken hocamızın biri okutmuştu, bu kitabı okuyup anlayabiliyorsanız işte olmuşsunuz derdi. demek ki o zaman olmamışım, yaş oldu 32 bir daha elime almadım.
0
duyond
(06.12.17)
Yolda

Bitiremedim zaten
0
kablelvuku
(06.12.17)
Sasa Sokolov - Budalalar Okulu ...basladım..denedim...bi daha cabaladım olmadı ..rus edebiyatı severim diye hediye gelmişti kitap..hırslandım..gene yapamadım..belki de benim kapasitem yetmedi ama yarım bıraktım :(
0
bhdrydn
(06.12.17)
kafka- dönüşüm
incecik kitap olmasına rağmen haftalarca bitiremedim. okurken bu kadar sıkıldığım başka kitap hatırlamıyorum.
0
sta
(06.12.17)
Tutunamayanlar - iki kere denedim bitiremeden

Zar adam + 1
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(06.12.17)
1984. Bitiremedim. Yazım kurallarına o kadar dikkat etmişler ki, okurken virgüle, apostrofa bakmaktan cümlelere konsantre olamadım.
0
dissendium
(06.12.17)
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı +1

hediye edildi iki kere. mecburen okudum. gezi desen degil, ani desen degil, felsefe degil, manuel degil. vakit kaybi gibiydi :(
0
jimicik
(06.12.17)
tarihimizde garip vakalar. büyük bi ümitle başlamıştım ondan dolayı olabilir.


ivan iyliç'in ölümü. sevmedim.
0
cabiday
(06.12.17)
Tutunamayanlar +1
Yarısına anca gelmiştim. Sinirlenip (evet, kitaplara saygım olmasa yırtıp atacaktım hatta) bir köşeye kaldırmış ama bir yandan da yarım kalan kitaplara karşı vicdan azabı çektiğim için tekrar devam etmiştim. Ama o mu beni bitirdi, ben mi onu bitirdim, onda hala kararsızım. 7'den 70'e herkesin "Bu benim başucu kitabım." demesi de beni hayretten hayrete düşürmüştür bu yüzden.

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu,Italo Calvino. Okuduğum, okurken epey sıkıldığım bir kitaptı bu da. Yazım tekniğini hiç sevemedim.

Pedro Paramo,Juan Rulfo. Bu da kısacık bir eser olmasına rağmen sayfalar bereketlendi, bitmedi, azmettim, bitirdim ama hiç memnun olmadım okuduğum için. Son derecede zorladı beni. Ben bu tarzda yazılmış kitapları sevmiyorum zannedersem.

Gurur ve Önyargı, Jane Austen. Şu zamana kadar okuduğum en ama en gereksiz eserlerden biriydi. Bunda da sayfalar bitmedi bir türlü. Bitirdiğimde de pişmanlıklar yaşadım ve Tutunamayanlar'a zamanında yaptığım haksızlık yüzünden biraz da üzüldüm. Eğer imha edilecek bir kitap olsaydı bunu hak eden kitap bu olurdu diye düşünüyorum.

Savaş ve Barış, Tolstoy. Büyük beklentiyle okumuştum ama hiç beğenmedim. Bitirince "Ee?" diye de Tolstoy'a sitem edip trip atmıştım.

Ve ilk defa yarım bıraktığım bir kitap: Başkan Babamızın Sonbaharı, Gabriel Garcia Marquez. Eserde tek noktalama işareti virgül. Cümleler hiç bitmiyordu, ben de okumayı bıraktım.

Dava / Şato, Franz Kafka. Dava'yı hem berbat bir yayınevinden okuduğum hem de ölümünden sonra yayımlandığı için bu kadar sıkıcı ve hikayesi havada kalan bir eser sanmıştım. Ama Şato'yu da işinin ehli bir yayınevinden okudum. Onda da tema ve havada kalmışlık sorunu vardı. Bu yüzden ikisini de okurken hem sıkılmış, hem de biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Herhalde Dönüşüm kadar tat alamadığım veya Dönüşüm, beklentimi yükselttiği için böyle hissediyorum, bilmiyorum.
0
m e b
(06.12.17)
Vedat Türkali - Güven 2 cilt

Yalniz Mavi Karanlik kitabini okuyun derim.. hele ilk sayfa..
0
chezsoi
(07.12.17)
yaşar kemal, binboğalar efsanesi. ortaokulda verilmişti ve okumadım zaten. okunası o kadar insan varken hiç pişman değilim.

güçlükle bitirip de çok sıkıcı olduğunu düşündüğüm kitap william burroughs'ın çıplak şölen'i. naked lunch yani. ama ben sahafın tekinden çok boktan bir çevirisini alma hatasında bulunmuştum. iğrençti. bu beat kuşağı konusunda on araba laf söylemeye başlamadan durayım. gerçi, 2001'den bu yana çok zaman geçti, belki baksam fikrim değişir. onu not etmiş olayım.

daha da var da ilk aklıma gelen bunlar.
0
godoşu beklerken
(07.12.17)
(7)

yilbasi icin hediye ?!

kamyonsans
yilbasi icin ;1- size kim hediye alsa ? 2- ne alsa ?hosunuza gider...
yilbasi icin ;

1- size kim hediye alsa ?
2- ne alsa ?

hosunuza gider...
0
kamyonsans
(05.12.17)
istemiyorum dedim ama sevgilim alsa hoşuma gider burdan kendisine selam gönderiyorum. bir ayfon x'e hayır demem.

tişikkirlir.
0
elorelia
(05.12.17)
firemanjonny
(05.12.17)
1) bilmiyorum öyle özel biri yok.
2) uçuk hediye: sony a6000
Normal hediye: güzel kareli yünlü kış için giymelik yani gömlekler
0
kablelvuku
(05.12.17)
@üğpoıuy - hocam cekislisle filan alakam yok :)
0
🌸kamyonsans
(05.12.17)
Kimin aldığı önemli olmamakla birlikte dağ bisikleti alabilirler.
0
dissendium
(05.12.17)
1- Herhangi birinden olabilir

2- Aerix Vidius HD drone (ya da o ayarda kameralı,ufak bir drone), merak ediyorum yani. Daha normal bir şey diyeceksek de taşınabilir hdd derdim galiba. Aklıma çok bir şey gelmedi; gündelik hayatta lazım olabilecek herhangi bir şey de olsa olurdu sanırım.
0
skooma
(05.12.17)
1-kişisi önemli değil
2-lüks hediye: haftasonu için budapeşte tatili
normal hediye: bodum french press ve koleksiyonuma ekleyebileceğim değişik bi kupa olabilirdi.
0
dedim ben sana
(06.12.17)
(14)

Neslişah Alkoçlar güzel mi sizce?

iwasbornonamountainside
Sizce güzel mi, standart mı yoksa çirkin mi? 10 üstünden puanlamaya karşıyım ama isteyen puan da verebilir.
Sizce güzel mi, standart mı yoksa çirkin mi? 10 üstünden puanlamaya karşıyım ama isteyen puan da verebilir.
0
iwasbornonamountainside
(05.12.17)
Standart.
Şimdi bakınca güzel değil diyemiyorum ama yolda görsem "aa ne güzel kadınmış" demem.
0
mutekebbir
(05.12.17)
Güzel değil bence.
0
ms brownstone
(05.12.17)
ortalama
0
acckr
(05.12.17)
çirkin değil. güzel de değil. yani sadece fiziksel olarak değerlendiriyosak bence bi albenisi yok.
0
elorelia
(05.12.17)
Değil. 3/10.
0
dissendium
(05.12.17)
güzel.
0
nickini degistiren yazar
(05.12.17)
Bence guzel degil ama cirkin de degil. Bakimli.
0
dedim ben sana
(05.12.17)
çekiciliği var ama estetikten sonra daha bi hitap eder oldu :))
0
red hot chili
(05.12.17)
o kadar estetiğe, bakıma, spora rağmen hayır. çirkin diyemem ama güzel de değil.
0
pinkpeony
(05.12.17)
güzel ama ortalama.
0
runagain
(06.12.17)
çirkin.
0
tughan
(08.12.17)
6/10
0
kediyiyenpiskopatfareyimben
(08.12.17)
Vasat, 5/10 falan
0
doxanikee
(07.07.18)
Ondan güzel çok kişi var; hele annesi ve anneannesiyle karşılaştırınca çirkin ama genelde güzel bbce, fena da değil. Eli yüzü düzgün, bakımlı ve cici.
0
aychovsky
(07.07.18)
(3)

farkettiniz mi

ivettivett
hafta ici őgleden sonra sorulan sorulara daha mantikli cevaplar geliyor?
hafta ici őgleden sonra sorulan sorulara daha mantikli cevaplar geliyor?
0
ivettivett
(05.12.17)
Öğle yemeğinden sonra milletin beynine glikoz gidiyor. Ama dikkat etmedim böyle bir şeye. Örnek verir misin?
0
dissendium
(05.12.17)
bi de daha mantıklı başlıklar açılsa keşke :')
0
since1907
(05.12.17)
ona dikkat etmedim de benim gözlemime göre bazı kullanıcılar var, bunların online olup olmamasına göre seviye düşüp yükseliyor :)
0
otonomo
(05.12.17)
(12)

doktora tezi gibi doktora tezi

khiron
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=WBc656i315e2eV6-EZV1ot9tnznKbW3Y4AqMkiP--DWXdAlhzPWPhtZJGyY7cd02 https://t.co/piF199B5jvçok zor olmuş mudur dersiniz?
tez.yok.gov.tr

t.co

çok zor olmuş mudur dersiniz?
0
khiron
(05.12.17)
ayip.
yazanin aybi ayri, bunu kabul eden danismanin aybi ayri, o tez basarili bulup altina imzasini atan 5 akademisyenin aybi ayri.
yüksek lisans tezi olarak bile kabul edilemeyecek bir calisma nasil olur da doktora tezi olarak kabul gördügünü anlamak güc.
tezin kendisi ayri ayip, sonuc kismi ayri ayip, kaynakca ayri ayip.
almanca "edited" anlamina gelen herausgegeben kelimesinin kisi ismi olarak alinmasi tamamiyla facia. söyleyecek söz bulamiyorum.
yuh ya.
söz bulamiyorum dedim, gazimi alamadim. doktora tezi böyle olanin yl tezi nasildir diye geciyordu aklimdan ki özgecmisinde birlestirilmis tezsiz yl yaptigini yazmis zaten. hic sasirmadim.
0
pilav
(05.12.17)
Ya bir insan kendi anadilini nasil konusamaz? Inanin aklim almiyor. Bu kisi akademisyen, bu kisi okur yazar ya. Off... Sadece onsoz ve ozgecmis bolumunu okudum. "Direkt" yerine yazdigi "direk" girsin beyinsiz kafasina. Angut.
0
lamira
(05.12.17)
gülebilmek istedim ama gülemedim. ülkenin hali bu işte. herausgegeben'in "edited" anlamına geldiğini bilmiyordum ama tezi incelerken görmüştüm o kısmı, "bu ne biçim isim lan, kesin isim değildir" diye düşünmüştüm, şimdi pilav'ın yazdığını görünce kahkaha attım jasfjfla. rezillik, başka bir şey değil. kendim akademisyen değilim ama yaptığım iş gereği tezleri kurcalamam gerekebiliyor. çok fazla aptalca yazılmış saçmasapan tez görmüştüm ama bu bambaşkaymış. doktora tezi bir de, yuh.
0
der meister
(05.12.17)
adam meriç işte. ne olsun başka
0
d e j i n
(05.12.17)
Adam su an yard doc'mus. Dusunsene 4 senede ancak sunu yazabiliyorsun. Muhtesem bir olay.
0
evrim halkasi
(05.12.17)
kuramsal kısım denen bir bölümü bile yok, neye göre sonuç yazmış ya da öneriler listelemiş. bir de kültürümüzü aydınlatmak yok yaşatmak bik bik diye iddialı laflar söylemiş. şok oldum, bu lisans mezuniyet tezi bile olamaz.
0
duyond
(05.12.17)
Hahahahahahahahahahahahahahahahahahahahahahahaha
hahahahahahahahahahahahahahahahahahahahahaha

lan okudukca cikiyor arkadas dokturmus resmen. fort he nedir yav?
0
alperz
(05.12.17)
ingilizce ozeti okuyun nolur efsane otesi.
0
alperz
(05.12.17)
bazen derslerine girdigim lisans ogrencilerinin tezlerine laf ederdim. bu tezi gordukten sonra, bunu yazan adama doktora verildiyse bizim ogrencilere profluk, bolum baskanligi falan verilmesi lazim. reza zarrab'in hayali sebze ihracati gibi, hayali bir tez yazmis anlasilan.. bu nedir aga.
0
ubi dubium ibi libertas
(05.12.17)
ben buna benzer bir şeyi orta okulda dönem ödevi olarak vermiştim sanırım ama öyle sayfa 19 sayfa 40 diye yazmadım yoksa hoca kabul etmezdi, döverdi
0
dedim dedim de kime dedim
(05.12.17)
Ben doktor olacak adam nasıl İngilizce bilmiyormuş diye meraktan baktım. Meğer Türkçe de bilmiyormuş. Gerçek Ph.D. bu değil.
0
dissendium
(05.12.17)
Dil İngilizce de, o yüzden özet yazarken zorlanmış zannettim ben de. Meğer çok daha farklı sorunlar varmış.

Geçen gün aynı üniversitede bir mühendislik bölümünün kadrosuna bakmıştım. Yayın kalitesi gözlerimi yaşartmıştı.

Aynen, her ile üniversite ve her uygun bulduklarına (!) kadro, aynen.
0
yaraticinick
(05.12.17)
(5)

alüminyum tavadan zehirlendiğimi düşünüyorum?

for day to break
dün kendimi grip oldum zannettim. dün benim için çok ızdıraplıydı. mide bulantım, şakaklarımda ağrı, kolumu kaldıramama derecesinde halsizlik yaşadım. doktora da gidemedim. sonradan aklıma geldi 112'yi aramak. bu sabah gittim. doktor boğazımın tertemiz olduğunu, grip olmadığımı söyledi. burnum da tı
dün kendimi grip oldum zannettim. dün benim için çok ızdıraplıydı. mide bulantım, şakaklarımda ağrı, kolumu kaldıramama derecesinde halsizlik yaşadım. doktora da gidemedim. sonradan aklıma geldi 112'yi aramak. bu sabah gittim. doktor boğazımın tertemiz olduğunu, grip olmadığımı söyledi. burnum da tıkalı değil zaten. üstelik grip olsam bugün daha ağır olurdum. şu an düne göre çok iyiyim. soruma geleyim.

alüminyum tavada 2 gün bekletilmiş menemen yemiştim. bu zehirlemiş olabilir mi? şuan iyiyim bunu şu zamandan sonra anlayabilir miyiz, testi var mı anlamanın?
0
for day to break
(05.12.17)
bence 2 gün beklemiş menemenden zehirlendin. yine de her ihtimale karşı tavayı değiştir.
0
zgrydn
(05.12.17)
Alüminyum bu gezegendeki en temiz metallerden biri. Alüminyumun sana doğrudan zarar vermesi mümkün değil. Menemenden olmuştur o.
0
dissendium
(05.12.17)
internette öyle yazmıyor ama dissendium alüminyum tehlikesiyle ilgili bir çok yazı var. olabilir yemekte zehirlemiş olabilir ama sadece yemek zehirlemesi bu kadar acı vermez neredeyse şuurum gidiyordu. hain tava da bu: i.hizliresim.com
0
🌸for day to break
(05.12.17)
www.gazetevatan.com

Bu haberden bir cümle.

"Kap-kacak ve folyolardan sızan alüminyumun gözardı edilebilecek miktarlar olduğu belirtiliyor."

Sadece domates sosu ve kesilmiş meyvelerin bu tip kaplarda saklanmaması gerektiği söylenmiş. Bir daha alüminyum kullanmazsın sen de ama yumurta da bozulmuş olabilir. Psikolojik olarak korku yaşadığın için de mide bulantısı yaşamış olabilirsin. Zaten menemen iki gün bekletilecek bir yiyecek değil.
0
dissendium
(05.12.17)
"yemek zehirlenmesi bu kadar acı vermez."

bozuk yumurtayı bu kadar hafife alma bence.
0
zgrydn
(05.12.17)
(4)

sözlükte niye pesimist yazarlar çoğaldı

Sandman
her entry'de karamsar yorum yapan kişiler kendi iç dünyalarını mı yansıtıyorlar veya birisinin işlediği insan dışı suçtan sonra insanlık ölsün yazıyorlar tek bir şahsın yaptığı rezillik niye kitlelerin suçu oluyor.
her entry'de karamsar yorum yapan kişiler kendi iç dünyalarını mı yansıtıyorlar veya birisinin işlediği insan dışı suçtan sonra insanlık ölsün yazıyorlar tek bir şahsın yaptığı rezillik niye kitlelerin suçu oluyor.
0
Sandman
(05.12.17)
çünkü bir bebekten, bir katil yaratan bir düzen var.
0
runagain
(05.12.17)
Mizantropi moda oldu da ondan.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(05.12.17)
O adamlar Türkiye mükemmel bir ülke olsa da kendi kendilerini yok edecek potansiyele sahip. Sözlük'te yazar diye bir şey olmadığı için hurriyet.com.tr yorumcusu bir çoğu. Akıllarına geleni yazıyorlar.
0
dissendium
(05.12.17)
abi su pesimist kelimesinden nefret ettigim kadar eski karimdan nefret etmedim. ha zaten bosandim, o yuzden eski karim. halen kullanir bu kelimeyi. buyuk ihtimal eski karim 763254876 tane hesap acmistir. abi adam bir insanin ufacik bir hatasini buluyor, sonra o adamin yedi ceddini inceliyor sosyal medyada, bi bakiyor adam zamaninda gri cuzdanlar sayfasini begenmis. basliyor gri cuzdani sevenler zaten hep boyledir demeye. negatif olmak cok basit.
0
ivettivett
(05.12.17)
(5)

Do not resuscitate?

karamaleksey
http://m.t24.com.tr/haber/hastaya-mudahale-edeceklerdi-dovmesini-gorduler,504679Haber linki bu, muhtemelen de karşılaşmışsınızdır. Bu konudaki düşünceniz neler? Yani siz olsanız müdahale etme taraftarı mı olurdunuz?Biraz daha farklı bir örnek üzerinden de aynı soruyu sormak isterim. Açlık grevi, ölü
m.t24.com.tr
Haber linki bu, muhtemelen de karşılaşmışsınızdır. Bu konudaki düşünceniz neler? Yani siz olsanız müdahale etme taraftarı mı olurdunuz?
Biraz daha farklı bir örnek üzerinden de aynı soruyu sormak isterim. Açlık grevi, ölüm orucu içerisinde olan insan bir süre sonra bilinç kaybı yaşadığında nasıl bir tutum sergilersiniz?
Örneklerde doktor olduğunuzu varsaydığınız durumdaki tutumunuzu soruyorum.
0
karamaleksey
(05.12.17)
üstündeki dövme bir şey ifade etmez bununla ilgili gerekli resmi prosedür neyse onun yapılıp yapılmamasını dikkate alırım. hakim olsam only god can judge me dövmeli adamı yargılamayacak mıyız yani (:

açlık grevi ya da ölüm orucu tercihtir kimseye zorla tıbbi müdahale edilemez.
0
Ufuk
(05.12.17)
Makale şuymuş.

www.nejm.org

Bu kişide kronik obstrüktif akciğer hastalığı, diyabet ve ritm bozukluğu varmış. Ben bu kadar hastalığı olan birinin baktınız ölüyorum, hayata döndürmeyin demesini saygıyla karşılarım. Gerekli yerlere danışırdım ama vicdan azabı falan çekmezdim müdahale etmediğim için.
0
dissendium
(05.12.17)
ya soru salt tıp etiğiyle ilgili gibi de, ondan ziyade o ülkedeki hukuğun güvenilirliği, sağlık sistemiyle koordinasyonuna göre bir cevap verilir buna.

haberde fotoğrafı paylaşılan dövme de, eğer fotoğraftan kaynaklanan bir şey değilse, yeni yapılmış gibi gözükmüyor. adamın müdahale esnasında muhtemelen bilinci yerinde olmayacağı için dövmenin bu amaçla yapılıp yapılmadığını kanıtlamanın bir yolu yok. dediğim hukukun güvenilirliği ve sağlık sistemiyle koordinasyonunu mesela; bu adamın bir yakınının ölmesine göz yumdular diye dava açmasına da açık kapı bırakabilir. kaldı ki mesela adam yakınlarının umrunda olmasa bile, salt alma ihtimalleri olan bir tazminat için yapabilirler bunu. haberde de bir kesit aktarılıyor, devamında örnek verdiğim şekilde bir şey olup olmadığını, ya da teşebbüs edilmediğini... bilmiyoruz.

ülkemdeki yasalara, hukukun işleyişine, sağlık sistemine güveniyorsam elleşmeyebilirdim, sevmediğim bir sol fraksiyona mensup birinin eylemini sabote etmek için açlık grevine müdahale ederdim mesela öyle diyeyim (haberdeki mevzu dışında söylüyorum çünkü hiçbir şey belli değil, bir de orası nasıl bir yer çok acayip acilen etik kurul toplanmış falan). yok güvenmiyorsam umrumda olmazdı ne müdahele gerekiyosa sakınmadan onu yapardım.
0
dafaisss
(05.12.17)
Belgesi varsa yapmıyorsun. Dövme yeterli değil. Doktoru koruyan şey resmi belge. Belki vazgeçti? Haberlerdeki adamın durumu zaten çok ağırmış. Kalp masajı vs. gerekene kadar belgesini de bulmuşlar ve yapmamışlar. Bu sırada tedavi etmemişler demiyorum. Hastalığı tabi ki tedavi edilmeye çalışılmış. Kalbi durduktan sonra geri döndürülmek istemiyormuş adam, bu kadar. Belki beyni oksijensiz kalacak ve kalan ömrünü bitki gibi geçirecek ve risk almak istemiyor. Bilemeyiz. Türkiye'de DNR yasal değil. Kanserden acılar içinde sürünüyor olsan bile kalbin durduğunda resüsite edip 45 dakika CPR yapıldı, yanıt alınamadı, 02.20'de ex kabul edildi diye yazıyor dosyanda. Yakınların dava açarsa ama karameleksey ağır hastaydı, dövmesi vardı ondan yapmadık falan mahkemede geçmiyor. Döndürmek etik mi orasını bilemem.
0
Lim5
(05.12.17)
meselenin bizdeki vicdani yansımasını soruyorum aslında. mesleki görevimiz iyileştirme, hayat kurtarma üzerine ama yeri geldiğinde sınırımızı da bilmeliyiz mi yani hastaya karşı. bu sınırı çizmek kolay olmasa gerek. sonrasında acabalarla boğuşmaz mıyız hayatta?
0
🌸karamaleksey
(05.12.17)
(13)

numaramı silmiş

möldersgotinnue
erkek arkadaşım beni 2 kez terk etti ve sonrasında pişman olup çeşitli bahaneler sunup geri döndü. bu seferki ayrılığımızın üzerindense 6 ay geçti. yazın başka bir sevgilisi olmuş ve 2 hafta öncesine kadar da bu kızlaydı.ilk hamle olarak bana mesaj attı ben cevap vermedim.benim bi kız arkadaşıma ayr
erkek arkadaşım beni 2 kez terk etti ve sonrasında pişman olup çeşitli bahaneler sunup geri döndü. bu seferki ayrılığımızın üzerindense 6 ay geçti. yazın başka bir sevgilisi olmuş ve 2 hafta öncesine kadar da bu kızlaydı.ilk hamle olarak bana mesaj attı ben cevap vermedim.benim bi kız arkadaşıma ayrıldık biz diyip ayrılma mesajını göstermiş onla mutsuz olduğunu söylemiş.ben de profiline baktım.kızla olan fotolarını silmiş.ertesi gün de ekşisözlüğe ismimin olduğu başlığa entry girmiş.
işin ilginç yanı yüzükle gelicem diye haber yollattı bana.demek ki sevgilisiyle arası bozuktu,tam ayrıldı ama bu sefer de ben sevgilisi olduğunu bilmiyordum,yeni öğrendim. benim öğrendiğimi duyunca da geri vites attı sanırım.yüzükle gelme planları, entry girmesi hep yalan oldu ve numaramı silmiş şimdi de whatsappta fotoğrafı gözükmüyor.
bu çocuk ne yapmaya çalışıyor?tam geri döncek derken numaramı silmiş olduğunu gördüm.
ne diyorsunuz geri döner mi?
0
möldersgotinnue
(04.12.17)
geri döner ama yine gider. o yüzden senin dönmemen lazım. hiç stabil bir kişiliği yok. kısa vadede seni bu kadar üzen bir adam, uzun vadede ne kadar yıpranmana neden olur; sen düşün. hiç mantıklı değil, kendine değer veriyorsan uzak durursun.
0
fragile lady
(04.12.17)
Bosluga düşünce sana sariliyor.
0
i m sick tired
(04.12.17)
Dönmesini istiyorsun ama bunu ifade edemeyecek bir konumdasın galiba. Aranızda tonla şry olmuş 3 4 paragrafta anlamamız zor, neden sildiğini de sen de biz de tam bilmiyoruz. Ben seviyorsam eğer onur şeref çiğner gel derim. Sen böyle yapmasan daha iyi sanırım fragile'ın dediği gibi. Sen en iyisi bunu okumamış gibi devam et.
0
Adramelekhh
(04.12.17)
Sildiğini düşündürmek için profil fotoğrafını kaldırmış olabilir sizin yazmanızı belki nedenini sormanızı bekliyordur?
0
karamaleksey
(04.12.17)
Dönmesini istiyorsan bence yalvar. Hayata bakış açın pırıl pırıl.
0
elorelia
(04.12.17)
Döner. Sonra birkaç kez daha dönebilir. Nasıl olsa karşısında yaptığı her şeyi takip eden ve sürekli ilgi gösteren biri var.
0
dissendium
(04.12.17)
sen onun için her zaman etrafta olan ve hiç hayır demeyen birisin o yüzden her boşlukta sana yazıyo çünkü karşılık alıcağını biliyo

çözüm belli adını bile unut
0
berginyonbaenre
(04.12.17)
Güzel kardeşim böyle gitgelli adamlara yüz vermeyin yahu. Tıyneti belli işte. Önünüze bakınız.
0
inawen
(04.12.17)
Hayır gelmez bu profilden. Sil at başka denizlere yelken aç.
0
o ben degilim
(04.12.17)
Hayatını karartmak istiyor ve dünyada milyonlarca adam varken mutsuz olmak istiyorsan böyle umutsuzca bekle dönsün diye. Üzgünüm yazık sana.
0
karacigerim vur kadehlere
(04.12.17)
Adam çember üstünde gibi dönüyor sürekli, biraz incelersen dönme frekansını bile bulursun. böylece daha dönüşü tamamlamadan bile affedebilirsin.
0
passion rules the game
(04.12.17)
Geri dönmesine izin verme, yeni adaylara yönel
0
acckr
(04.12.17)
abla stepne olmuşsun sen.
0
paudi
(05.12.17)
(20)

evlenme kararı

make a wish
26 yaşında erkek kişi ve 30 yaşında hatun kişi 8 aydır birlikteler. 3 ay önce hatun kişi iş nedeniyle başka şehre taşındı ve bir süre sonra sevgilisi de yanına gitme kararı aldı. iş bulabilirse taşınacak ve birlikte yaşamaya başlayacaklar. ilişkileri gayet güzel gidiyor.ancak şöyle bir sorun var ki
26 yaşında erkek kişi ve 30 yaşında hatun kişi 8 aydır birlikteler. 3 ay önce hatun kişi iş nedeniyle başka şehre taşındı ve bir süre sonra sevgilisi de yanına gitme kararı aldı. iş bulabilirse taşınacak ve birlikte yaşamaya başlayacaklar. ilişkileri gayet güzel gidiyor.

ancak şöyle bir sorun var ki kadın "artık yaşım geldi" kafasında ve yakın bir gelecekte evlenmek istiyor. erkek ise bunun çok ciddi bir karar olduğunu ve bu kararı almak için henüz erken olduğunu düşünüyor. ilişkilerinin bu halinden memnun ve belki birkaç sene daha böyle devam etmesinde bir problem görmüyor. ama kadınla beraber yaşamak için işini, yaşadığı şehri değiştirmeyi göze alıp evliliği düşünmek için erken demesi kadına kırıcı geliyor.

yaş farkı nedeniyle konuya çok farklı bakıyorlar ve bu durum iyi giden bir ilişkiyi zedelemeye başlıyor. böyle bir durumda taraflar için doğru tutum nedir?
0
make a wish
(04.12.17)
Ayrılmak.
0
roket adam
(04.12.17)
Ya evlenirler ya da tez vakitte yollarını ayırırlar. Kimsenin kimsenin zamanından çalmaya hakkı yok.
0
devilred
(04.12.17)
26 yaş küçük olabilir ama evlenmek isteseydi 26 yaşında da evlenirdi. kim ne derse desin, yaşlar çok uyumsuz.
0
pinkpeony
(04.12.17)
konuya çok farklı bakacak bi yaş farkı yok aralarında. 20-30 olsa neyse.

kaldı ki kadın hemen evlenelim demiyor. yakın gelecekte diyor. adam bunu bikaç sene diye öteliyor ki kafasındaki sene en az 3tür bence.

böyle zamana bırakalım adamlarından gına geldi. aynı eve giriyosan az da elini taşın altına koyacaksın. muti +1 diyorum.
0
elorelia
(04.12.17)
Evlenmenin beraber yaşamaktan bir farkı olduğunu sanan bebelerle zamanını kaybetmesin kadın. Yeni şehir yeni sevgili en iyisi.
0
inawen
(04.12.17)
Şehir değiştirmek, iş değiştirmek, birlikte yaşamak...
Bunları göze alıyor ama bir imzayı mı göze alamıyor? Saçmaymış.
Yaş farkı yok denecek kadar az bu arada, yaşla ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum ben ama erkek tarafının kafası karışık biraz herhalde tez zamanda toparlar umarım.

Düzeltme: Zamanı algılayamamışım ben hatta okurken uzun ilişkiymiş falan diyorum ayı yıl diye kurdum herhalde.
Ayrılsınlar, erkek tarafına da hak verdim şimdi.
0
mutekebbir
(04.12.17)
4 yaş fark değil. Duyan da 15 yaş sanacak. Erkek seviyorsa evlensin. Kız haklı.
0
dissendium
(04.12.17)
bir süre birlikte yaşamak sonra evlilik konusunu tekrar düşünmek. zaten birlikte yaşarken tamam mı devam mı sorusu kendiliğinden cevabını buluyor.

ayrı evlerdeyken hayat toz pembe. ama aynı evde yaşamaya başlayınca işin rengi değişiyor. sorumluluk artıyor, görev artıyor, paylaşım artıyor, bunların taraflar arasında nasıl karşılandığı evlilikte neler olacağının işareti aslında.

8 ay evlilik kararı almak için zaten çok erken. ne kadar çok birlikte zaman geçirilmiş olursa olsun, birbirlerini henüz tam olarak tanımıyorlar. 1,5-2 yıl denmiş olsa birlikte yaşamadan da karşı tarafı tanıyamıyorsun çünkü hem sevgili hem arkadaşı ham anne-baba olman gerekiyor yeri geldikçe.

yaşım geldi diye bir şey çok saçma. daha 30 nedir ki bu devirde. 30undan önce evlenen erken evlenmiştir bence.
0
halanne
(04.12.17)
erkek şu an evlenmek istemiyorsa asla evlenmesin. kadın şu an evlenmek istiyorsa onunla gerçekten evlenmek isteyen bir başkasıyla evlensin. fedakarlık yapılacak bir konu değil bu evlilik. ne erkek sırf kadın istediği için evliliğe tamam demeli, ne de kadın onunla evlenmeye gönlü olmayan bir adamla hayatını birleştirmeli. istedikleri kadar birbirlerini sevsinler, ilişkileri sorunsuz olsun. evlenmek başka bir şey.

psikanalizde der ki, bir kadın evlenmek istiyorsa aslında çocuk istiyordur. evleneceği adamın kim olduğu pek umurunda değildir. o anda hayatında iyi giden bir ilişkisi vara elbette onunla evlilik düşünür ama sevgilisi evlenmek istemiyorsa istedikleri kadar birbirlerine aşık olsunlar, ondan ayrılır, başkasını bulur ve illa ki evlenir. çünkü derdi bir kocası olsun değil, çocuk yapmak. kadının "yaşım geldi" demesinin sebebi de bu işte, çocuk yapacak ve yaşı geçmesin istiyor. bu nedenle bu iki kişi evlenirse yüzde yüz çok kısa bir süre içinde çocuk da yapacaklar. (adam istemese bile kabul edecek, tıpkı evlenirken olduğu gibi.) çocuk olduğu anda kadının bütün dünyası çocuk olacak, çünkü istediği oydu. o kadar istiyordu ki bunu, evlenmeye gönlü olmayan sevgilisini ikna etti bunun için. hele ki çocuk erkek olursa kadının gözü kocasını hiç görmeyecek. seks hayatları falan bitecek. (buralar hep psikanalizin dediği şeyler)

5 yıl sonraki hallerini söyleyeyim: erkek bunalmış olacak, boşanmak isteyecek. kadın diyecek ki "evlenirken aklın neredeydi? neden o zaman evlenmeyi kabul ettin de ben hayatımın 5 yılını sana bağladım? bir de üstüne senden çocuk yaptım. böyle beni yarı yolda bırakacağını bilsem benimle bir ömür geçirecek bir başka adam bulurdum. şimdi ben geldim 35 yaşına, bu yaşta benimle evlenecek çocuğumu da kabul edecek adamı nereden bulacağım?"

sonuç: 5 yıl sonra adam boşanmakta, kadın da kızmakta çok haklı. ama yapacak bir şey yok.

ayrılsınlar.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(04.12.17)
kızın yaşı gelmiş. oğlan da daha vaktim var eğleneyim havasında. şimdi olmasa bile 2 sene sonra ayrılacaksın zaten. bırak kız varsın evlensin..
0
gameofannen
(04.12.17)
halanne +1

8 aylık ilişki. 3 aydır kız başka şehirde. Yani aslında 5 aylık bir ilişki var ortada.

5 aylık süre beraber yaşama kararı almak için yeterli, evlenme kararı için ise yetersizdir. Bunu bir tek ben mi görebiliyorum?
0
twelfth
(04.12.17)
ayrılsınlar bence de. evlenmek isteyen evliliğe hazır bir aday evlenmek istemeyen hayatını yaşamak isteyen bir aday bulsun. sonsuza dek mutlu yaşasınlar.
0
naksidil
(04.12.17)
8 aylık ilişkide erkeğin evlenmeye kendini hazır hissetmemesi kadar doğal bir şey yok. Çok uzun bir ilişki gibi konuşuyorsunuz. Buradaki diğer kadınlar da nedense bu durumdan bahsetmemişler.

8 ayda ne evlenmesi yahu?
0
kulagina kupe olsun
(04.12.17)
erkek yokuşa sürüyo olsa aynı şehre taşınmazdı. kadın alınganlık ediyor, kötü ihtimal de alınganlık ediyomuş gibi kırılıyomuş gibi yaparak adamı zorlamaya çalışıyor; ki bu kafadaki biriyle evlenilmez zaten, böyle yaparsa ilişkilerini tabii ki de zedeler. 8 ay evlilik kararı için erken.
0
dafaisss
(04.12.17)
Cocuk bu ugurda sehir ve is degistirdigi halde evlenmek icin erken diyorsa iliskiye doyamamis ama her an da gidebilir modunda. Eger ayni evde yasadigin biriyle evlenmek istemiyorsan o kisiyi yeterince sevmiyorsundur.
0
i m sick tired
(04.12.17)
8 ay erken,
adam mantıklı ve akıllı biri,
kadın artık geri dönüşü olmayan bir soru atmış ortaya

bu ilk tepkilerden sonra biri evlenmeye veya öteki evlenmemeye razı olsa bile bu ilişki yürümez zira ikisi de büyük fedakarlık.

adam ayrılsın hayatına baksın, kadın da zaman kaybetmesin evlenecek birini bulsun.

evlilikle birlikte yaşamak aynı şey diyen de gitsin 8 ay biriyle birlikte yaşayıp sonra evlensin de bir de öyle görsün.
0
idexo
(04.12.17)
8 ayda da evlilik düşünülebilir, neden düşünülmesin? bunun bir süresi mi var, 2 yıl birlikte olunacak, en az 8 yıl sevgili olunmalı diye?

yaşlar uyumsuz çünkü kadın tarafı evliliğe hazır bir yaştayken erkek tarafı 26, erken bulabilir.
0
pinkpeony
(04.12.17)
8 ayda evlenme kararı almak çok erken. bence kızda problem var.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(04.12.17)
Kadın hatalı imiş
Bu işler dan dun konuşulmalı
Beni seviyor yanıma taşınıyor o zaman benle de evlensin demek saçma
Adamın niyeti başka öok belli
Kadın ayrılsın
0
benaslindayohum
(04.12.17)
8 ay evlenme işlemleri için erken satılabilir ama evlenme kararı için geç değil. Daha doğrusu, “Ben bununla evlenirim ki” demek için bu kadar süreye ihtiyaç yok. Bu zaten insanın içine gelen “Oldu, evet hissediyorum” gibi bir şey ama evlenmeme kararı zaman içinde alınabilen bir şey daha çok. İlişkiler nadiren “Ya evlensem mi ki”den “Evlensem”e dönüyor tabii, ama dönme sebebi sevgi, aşk falan olmuyor genelde. Baştan “Bununla evlenirim” diye düşünülmüyorsa, o ilişkinin gideceği en ileri nokta “O kadar zaman geçirdik, evlenmezsem kızın zamanınınalmış olacağın. Evleneyim bari” noktası. Acıdığı, zaman çaldığı, yatırım yaptığı ya da başkasıyla uğraşmak istemediği için evlenilmesi de, bence iki taraf için de aşırı aşağılayıcı bir durum veya davranış, erkek kadın fark etmez. Özetle, ilişkiye “Bununla evlenilir”den daha az bir şey ile başlayınca, “Allah’ım, hayatımın aşkını buldum” noktasına geliş zor.

Arada geçirilen zamanı ise asla kayıp olarak görmüyorum ya da evlenmemeyi birlikteliğe engel olarak görmüyorum. İki kişi birbirini sevmiş ve birlikte olmak istemişse, buna “Dükkanın önünü kapama” mantığıyla yaklaşmak zaten karşıdakini baştan sevmemekmiş gibi, hatta ucundan bencilce geliyor ama evlenme amaç haline gelmişse, bir noktadan sonra sen önemsiz kalırsın, evlilik seni önüne geçer. Dolayısıyla, hislerinden emin misin, ne düşünüyorsunx bir kontrol etmek gerek.
0
aychovsky
(04.12.17)
(30)

çocuk istiyo musunuz? neden?

yarey
Ben aslinda o duyguyu tatmak isterim Ama bi yandan da dusunuyorum, ulan ben bile bu dunyayin ve insanlarin kahrini çekemezken, ona bu kotulugu yapmayayim diyorum. Tamamen cocugunu iyiligi için onu dunyaya getirmek istemiyorum. Bir de malum, tunelin ucu bombok bir yere cikiyor: savaslar, hava kirlili
Ben aslinda o duyguyu tatmak isterim Ama bi yandan da dusunuyorum, ulan ben bile bu dunyayin ve insanlarin kahrini çekemezken, ona bu kotulugu yapmayayim diyorum. Tamamen cocugunu iyiligi için onu dunyaya getirmek istemiyorum. Bir de malum, tunelin ucu bombok bir yere cikiyor: savaslar, hava kirliligi, kitlik falan filan...

Bir de butun bunlarin arasinda ugrasip duracaksin cocugum iyi Biri olsun, topluma yararli bi kisi olsun. Sonra sen uzerine titrerken ya basina bi Kaza gelicek, ya yaralanacak, ya ölecek, ya da bir hastaligi olacak ... Kahrolacaksin

Iste ben bunlara dayanamam. Yuregim dayanmaz.

Bi yandan da ne bileyim o duyguyu tatmak istiyorum. Ama olumsuz yönler agir basiyor.

Bir de sizin fikrinizi alayim?
0
yarey
(04.12.17)
Istemiyorum ama cocuklari severim.
0
stavro
(04.12.17)
istiyorum aşırı. biyolojik saatim çalışmaya başladı herhalde.
0
vedatchilipeppers
(04.12.17)
İstiyorum. Çocuğu bir ürün, bir mal olarak görmemek lazım. Çocuk arkadaştır aslında. Tamam daha altına ederken iyi bir performans gösteremiyor ama bu çocuk büyüyünce beraber spor yaparsın, enstrüman çalarsın, gezersin, maça gidersin... Sadece çocuk değil, aile sahibi olmak güzel aslında. 40 yaşına geliyorsun, etrafında arkadaş aramak yerine kendi ailenle vakit geçiriyorsun. Hayırlı olur, hayırsız olur onu bilemem. Hastalık, ölüm bunlar canlılara has şeyler. Robot bile yeri geliyor, arıza yapıyor. Bunun suçlusu insanlar değil. Doğal bir şey bu.
0
dissendium
(04.12.17)
istemiyorum. sorumluluk almak,kendimden çok başka birisini düşünmek beni korkutuyor.
Bir çocuk halasıyım,yeğenim küçükken gördüğüm kabusların,yaşadığım paranoyanın tarifi yok. Kendi çocuğum olsa aklımı kaçırırım ona bir şey olacak diye herhalde. Kardeşlerin yaptığı en güzel şey yeğendir diyor,bununla yetiniyorum.
0
denef
(04.12.17)
@dissendium: iste ben de onu bencillik olarak goruyorum ya... Sirf yalniz kalmamak icin, spor yapmak icin birini dunyaya getirmek asil onu bir urun, bir mal olarak gormek değil mi?
0
🌸yarey
(04.12.17)
Az sonra "biyolojimiz o bizim, varoluş amacımız üremek, nasıl istemezsiniz" savunması gelecek ama yok, istemiyorum ben. Ergenliğimden beri "biyolojik saatin alarm verince istersin" diyorlar, yirmi sene geçti, biyolojik saatim bozuk galiba, hâlâ çoğalma güdüm yok.

Mantıklı düşününce de kafamda oturtamıyorum. Bir gün İsveç'e, Norveç'e, Yeni Zelanda'ya yerleşirsem mantık çocuğu yapmayı değerlendiririm belki, bilemiyorum o kadarını.
0
kobuzchu kiz
(04.12.17)
@yarey, "sırf yalnız kalmamak" ile ilgili bir şey söylemedim. Çocuğun bir arkadaş olabileceğini ifade ettim. Bunun neresi bencillik? O zaman arkadaş da edinmeyelim. Arkadaşlarımızı da pratik anlamda bunun için kullanıyoruz çünkü. Ama arkadaşlarımıza ömür boyu bakma zorunluluğumuz olmadığı için onlardan faydalanmayı bencillik olarak görmüyoruz. Ayrıca, bir çocukla spor yapmak, gezmek gibi eylemler onu kullanmak değildir. Çünkü o da bu eylemlerden zevk alabilir ve hayatın güzelliklerini görebilir. Sen ileride bana baksınlar diye çocuk yapıyorsan bu bencillik sayılabilir. "Beraber yaşamak" için çocuk yapmak kesinlikle bencillik değil. Hayat bunun üzerine kurulu.

Edit: Aynen, ondan bahsediyorum. Bir de böyle motivasyon sağlamaya çalıştığımı düşünme. İsteyen yapar, istemeyen yapmaz. O kısımla ilgilenmiyorum. Zaten ben de ekonomik durumum belli bir seviyeye gelene kadar çocuk yapmayı düşünmüyorum. Yuvarlanır gideriz ya da beraber büyürüz kafasında biri değilim kesinlikle. Şu anda 24,5 yaşındayım ve 30'lu yaşlarda düşünüyorum çocuğu. Yoksa ekonomik durum iyi olmadan, hayata bakış açısı sağlıklı bir noktaya gelmeden çocuk yapmak mantıklı değil.
0
dissendium
(04.12.17)
@dissendium: tamam şimdi anladim demek istedigini ve onayliyorum. Aslinda butun olay cocugun dunyasini güzellestirmek.
0
🌸yarey
(04.12.17)
27 yaşındayım. eskiden "ileride bir gün muhtemelen çocuk isterim" derdim ama artık istemiyorum. ileride de isteyeceğimi sanmıyorum. "o duygu çok başka bir şey" diyor anneler ama ben hiiiç hazır hissetmiyorum kendimi. şu an yaşadığım spontane hayat tarzını çok seviyorum ve değiştirmek istemem. kurulu düzenimden, sevgilimle baş başa olmaktan, istediğim zaman istediğimi yapabilmekten, kendimden başkasını düşünmeden karar vermekten ötürü memnunum.

belki ileride 4-5 yaşlarında bir çocuk evlat edinmek isteyebilirim. çocukları severim çünkü ve iyi de anlaşırım. ama bebeğin doğduğu ilk bikaç sene "her şeyi bırak, tüm hayatını ona ada" fikri şimdilik bana çekici gelmiyor.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(04.12.17)
@istanbul kanatlarimin altinda'ya katılıyorum.

ben ki psikopatlık derecesinde kedi düşkünüyüm, sırf istediğim zaman istediğimi yapamayacak olmamdan dolayı kalıcı sahiplenmiyorum. kaldı ki çocuk yani...

bencillik olarak düşünenler olabilir, olsun. ben istediğimi yapamayınca, istediğim kadar dinlenemeyince ve mutsuz olunca; sorumluluğumda olan canlılar da mutsuz olacak. bunu istemiyorum.
0
piremses
(04.12.17)
ben de çocuklarla ilgili birşey sormuştum ona da bakabilirsin:
eksiduyu.ru

sana cevabım:
1-çocuk sevmiyorum,hazzetmiyorum
2-senin de dediğin gibi o çocuğun başına bir iş gelirse yaşayamam kahrolurum.

bu sebeplerden ötürü istemiyorum çocuk
0
genc irisi
(04.12.17)
İstiyorum ama korkuyorum da bir yandan. Hep benim olmayacak. Belli bir yaşa gelince kendi dünyası olacak. Benim istediğim kısım bıcı bıcı sevmelik olan kısmı. Bunun yetişkin olacak olan kısmı var deniliyor. O zaman onu çok özlersem asi olursa. Ekşici piçlere benzerse. Kafam karışık.
0
for day to break
(04.12.17)
istiyorum, istediğim için de şu anda yolda. Allahın izniyle birkaç ay sonra kucağımıza alıcaz bebeğimizi.
0
silah taciri
(04.12.17)
Benim yaşama sebeplerimden biri. En güçlü sebebi değil ama en çok istediğim şeylerden biri, bir kız bir oğlan babası olmak.
0
yirmisantim
(04.12.17)
insan yetiştirme deneyimi enteresan olur, açıkçası ilginç geliyor bana sıfırdan bir birey yetiştirmek. ama sırf bunun için çocuk yapamam, sorumluluğu çok yüksek. arkadaşın ablasının oluyor bi tane, hediye mediye derken konusu açıldı, o masraflar falan, bi puset 1500 lira. beziydi osuydu busuydu bi anlatmaya başladı tecrübeliler, aklım çıktı. en son benden 7 yaş küçük kuzenimin bebekliğini görmüştüm çok yakından ama o zamanlar bu hesap kitap işlerine aklım ermiyordu tabii. bitanesi söyledi, ablası çocuğunu kreşe, bak daha 3 yaşındaki çocuğu senelik ücreti 19BİN LİRA, yazıyla ondokuzbintele, okula yazdırmışlar. çılgınlık resmen, öyle zengin falan da değiller hani, durumları iyi sadece. ilkokul 40bin diyor, anam anam. daha şimdinin tutarı bunlar, ben çocuk yapana kadar uçar gider.

tamam herkes özel okulda okumak zorunda değil de, günden güne boka saran eğitim sisteminde ben çocuğumun saçma salak şekilde temel eğitim alarak sonradan kendini geliştirmesiyle uğraşmak zorunda kalmasını nasıl isteyeyim?
tr.sputniknews.com

adam demez mi "niye beni böyle okula gönderdin lan" diye. ben mesela 20 yıl sonranın çocuğu olsaydım babama derdim "niye beni dandik okula gönderdin" diye, götüm çıktı 2 gram entel olucaz hayata farklı bakıcaz diye. milletin çocuğu ilkokulda şantörlük yaparken ben lisede kıçı kırık 100 liralık gitarı tındırgadıtmayı öğrenicem diye okuldan kaçıyordum. ya o gitmediğim derste öğretilen bilgiler yüzünden stanford mezunu olamadıysam, KİM ÖDİYCEK BENİM HAKKIMI KİM? GARİBAN ANAM-BABAM MI, YOKSA ONA 2 KIZ YETMEZ Bİ DE ERKEK YAPIN DİYE BASKI YAPAN BU BOKTAN SİSTEM Mİ, YANİ SİZ Mİ?!!!

öhm, sakinim...

yok anacım, çocuk yetiştirmek sorumluluk isteyen bir süreç, hem de çoook uzun bir süreç. "ulan bu salaklar bu yaşa kadar nasıl gelmiş" diyerek sövdüğüm insanların arasına bir tane de ben katarsam vicdanım demez mi bana ikiyüzlü pis yaratık, az yiyeydin de veledine bez alaydın götü boklu gezmeyeydi diye?

şartlar olgunlaşırsa(piyango falan vurursa yani), tabii ki yaparım. 1 kız - 1 erkek
olsun hatta, kız erkekten 4-5 yaş falan büyük olsun mesela. ısmarlayabiliyo muyuz böyle tam?
0
Bruce
(04.12.17)
istemiyorum, istenmemeli, istenemez...
cocuk sahibi olmak yapilacak en irrasyonel, en bencil ve en gaddar davranistir..
kardesim senin ne hakkin var baska bir canliyi yasamak zorunda birakmaya..
senin ne hakkin var birisine bir can hediye etmeye..
bakalim o insan yasamak isteyecek mi?
istemiyorsa intihar disinda geriye donme hakki olmayacak, " sıkıldım cikiyorum" deme luxu olmayacak, senin buna ne hakkin var..
kendine oyuncak veya gelecek sigortasi yapmak icin neden etiyle kaniyla duygusuyla bir CAN yaratiyorsun, kimsin sen???
yaradilistaki en buyuk hatadir uremek ozgurlugu..
0
alttaraf
(04.12.17)
istemiyorum.

1-bakabileceğime inanmıyorum
2-dünya bombok
0
prezarlatif
(04.12.17)
istiyorum, hatta 4 tane olsun istiyorum. benim yaşayamadığım kardeş desteğini doya doya yaşasınlar istiyorum.

ama;
1- o kadar çocuk yapabilir miyim bilmiyorum.
2- hepsine çok iyi standartlar sağlayabilir miyim bilmiyorum.
3- mutlu, sağlıklı, çevrelerine zarar vermeyen insanlar olurlar mı bilmiyorum.
4- hayatımı onlara adamam, hep onlarla ilgilenmem gerekir, bu beni mutsuz eder mi, bilmiyorum.
0
pinkpeony
(04.12.17)
İstemiyorum.

Çocukları sevmiyorum, kafam götürmüyor. Ayrıca sorumluluk almak, fedakarlık yapmak istemiyorum. Hayatımı yalnızca kendimi düşünerek geçirmek istiyorum. Tüm paramı, zamanımı, emeğimi kendim için harcamalıyım. Ancak o zaman mutlu oluyorum ben, paylaşmaktan, kendimden vermekten hoşlanmıyorum.
0
i m cool with that
(04.12.17)
insanlık 1500 yıl kadardır 30 yıla insanlığın sonunun geleceğine inanarak yaşıyor. sorunlar her zaman var, ama doğan da mis gibi bir şekilde büyüyüp gidiyor. kendi doğduğun dönemi düşün, bombok bir dönem (çünkü türkiye'nin son 50 yılı öyle). yılını söyle sana tabloyu çizeyim.

bir çocuğum var, ikincisini istiyorum.
0
babilbaligi
(04.12.17)
@babilbaligi, ben dönem gibi bombok yetiştim mesela, kendimden örnek alıyorum zaten, ben çektim o çekmesin diye. kim yaşadığı hayattan, büyüyüş şeklinden, geldiği noktadan memnun diye sorarsak çoğunluk memnun değilim diyecektir. bu zamana kadar böyle gelmiş olması böyle gitmek zorunda olduğunu göstermiyor. tabii ki çocuk bir şekilde büyüyüp yetişecek, hatta eminim buradaki insanların çoğunun çocuğu ülkedeki ortalama çocuğa göre daha kaliteli bir yaşama sahip olacak. ancak totalde bu bir risk ve almak istememek doğal karşılanmalı.
0
Bruce
(04.12.17)
çocukları çok seviyorum. bebekliği ayrı, çocukluğu ayrı güzel.

@for day to break'in dediği gibi düşünceler bir de kafamda... ve klasik şeyler; kötü birisi olması, kaza-ölüm vs korkusu...

hasılı, istiyorum; hem de çok.
0
runagain
(04.12.17)
@Bruce: bence çocuk istememek gayet doğal bir düşünce ve her insanın en doğal hakkı. saygım sonsuz, sadece ben aynı görüşte değilim.

ben şahsen işsiz güçsüz bir anne babanın en yakın otobüs 45 dakika yürüme yolundan geçen sobalı bir evde yaptığı bir çocuğum. her ikisi de 80 döneminde içeri girmiş, işkencelerden geçmiş, işini gücünü kaybetmiş, hapisten çıkınca şehir değiştirmiş insanlar. babam ankara'ya geliyor, parası yeten ev bir gecekondu ve yağmur yağdığında ortasından bildiğin su kanalı akıyor. evlenirken gelinlik ödünç, alyans borç para ile alınıyor.

bu şartlarda doğan çocuk benim. gayet eğlenceli bir çocukluk geçirdim ve hayatımdan da büyük oranda gayet memnunum. en iyi okullarda okudum, her yaz çalıştırdılar beni hayatı öğreneyim diye.

3 yaşında bir kızım var. doğduğu zaman birsürü soru işareti vardı kafamda. nasıl büyüyecek, ben düşersem o nasıl ayakta kalacak falan filan. ama büyüyor. neredeyse her gün kızıma bakıp ne kadar doğru bir karar vermişim diyorum.

hayat insanın tek gerçek varlığı, gerisi hikaye. bir insana hayat vermek, onu ellerinde büyütmek bence muhteşem bir duygu. elimden geldiği kadar sağlama almaya çalışıyorum onu, şimdilik bir sıkıntı da yok.

aslına bakarsanız çocuk sahibi olmamak insanın doğal durumu, çocuk sahibi olmak bir karar. isteyen verir bu kararı, istemeyen vermez. herkesin kendi hayatı, hepsine saygım sonsuz. beni de fazla ilgilendirmez. ben kendi yaptığım tercihten ötürü gayet mutluyum, umarım herkes yaptığı tercihten ötürü mutlu olur.

edit: hatta bana kalırsa çocuk istemeyip çocuk sahibi olmayanları desteklemek lazım. Çünkü istemeden çekilecek dert değil. önerim, gerçekten isteyen çocuk sahibi olsun, çocuğuna iyi bakacaksa çocuk sahibi olsun. sonra sağda solda avazı çıktığı kadar çocuğa bağıran insanlar görmeyelim.
0
babilbaligi
(04.12.17)
18 aylık bi kız babası olarak yazacak olursam;

çok uzun bir süre dünyaya başka bir canlı getirmenin ne büyük bir haksızlık olduğu hissiyle yaşadım. belirli bir olgunluğa ulaşmış olmak gerektiğini düşünüyorum. yani, "hadi bir çocuk yapalım" kafasıyla çocuk yapmaya uğraşmak temelden yanlış. ilişki belirli bir seviyeye gelince çocuk arzusu geliyor. en azından benim için böyle oldu.

dünya berbat bir yer evet; ama kızıma güzel müzikler dinleterek, güzel kitaplar okuyarak, güzel şeyler anlatarak ve onu mutlu büyütmek için elimden geleni yaparak bu berbatlıkla daha uygun bir yaşta karşılaşmasını sağlamaya çalışacağım. ekstrem aksilikler, hastalıklar, sakatlıklar olabilir. ama bu paranoyayla hiçbir şey yaşayamaz insan. bunu aşmaya gayret edin.

hep söylerlerdi, o yokken ne yapardım hiç bilmiyorum, hatırlamıyorum. tüm sevgim ve ilgim ona akıyor ve çok mutluyum.

darısı tüm isteyenlerin başına.
0
stanley weber
(04.12.17)
istemiyorum.
Cocuklari o kadar sevmiyorum.
7/24 bir omur cocuk bakacak kadar tahammulum ve istegim yok.
0
mor oje
(04.12.17)
istemiyorum. dünya bombok +1
0
naksidil
(04.12.17)
İstemiyorum Hem asla o sorumluluğu almak istemiyorum hem de zaten çocuklara zerre kadar sempati duymuyorum. Hatta ben hiç çocuk sevmiyoum.
0
ms brownstone
(04.12.17)
istemiyorum. uzaktan severim sadece.
0
nothing in my way
(04.12.17)
Hem çok istiyorum hem korkuyorum. düşünürken bile içim sevgiyle doluyor, bi de kız-erkek ikiz olsa var ya, of! çocukları zaten çok seviyorum, hassas şekilde gelişimleri üzerinde duruyorum, eğitimini aldım, o yüzden böylelerinin çocuk sahibi olması gerektiğini düşünüyorum ama hayat, nasip, kısmet=) tabii her anlamda hayırlı olmayacaksa olmasın. Dünyadaki en zor şey evlâdınla olan imtihandır, o yüzden ay illâ istiyom demem asla, hayırlısı ise olsun.
0
mslny
(04.12.17)
Istemiyorum, mantıksız geliyor.

24 yıldır aileme içten içe beni hayata getirdikleri için kızgınım. 1 başka canlıya aynı şeyi yaşatmak ve sorumluluğunu almak istemiyorum.
0
materyalist imam
(05.12.17)
(2)

Show me them specs

sevgikusunkanadinda
Bozuk bir cümle mi? Bir filmde gördüm, me ile them'in yan yana geldiği herhangi bir kural hatırlayamadım.
Bozuk bir cümle mi? Bir filmde gördüm, me ile them'in yan yana geldiği herhangi bir kural hatırlayamadım.
0
sevgikusunkanadinda
(04.12.17)
dissendium
(04.12.17)
Show me them hatalı değil ama "show me them xs" bir kalıp, argo.
0
Adramelekhh
(04.12.17)
(3)

Amatör marangozluk için hazır çizimler?

hazarcan
Amatör/hobi marangozluğu için ölçüleriyle parçalarını ayrı ayrı açık şekilde gösteren fikir veren çizimler arıyorum. Örneğin bir masanın çizimi veya bir taburenin gibi. Biraz basit örnekler oldu ama kaynağa erişebilirsem daha kompleks nesneler de yapabilirim diyorum, çizimlerin olması kolaylık olur
Amatör/hobi marangozluğu için ölçüleriyle parçalarını ayrı ayrı açık şekilde gösteren fikir veren çizimler arıyorum. Örneğin bir masanın çizimi veya bir taburenin gibi. Biraz basit örnekler oldu ama kaynağa erişebilirsem daha kompleks nesneler de yapabilirim diyorum, çizimlerin olması kolaylık olur en azından. Var mıdır bildiğiniz yerli/yabancı kaynaklar?
0
hazarcan
(03.12.17)
Technical drawings for furniture olarak Google'da arayabilirsiniz.

i1.wp.com
0
dissendium
(03.12.17)
krishikosh.egranth.ac.in bende olan bi kitabın pdf'i. kontraplak ile çalışmak ve onunla 50ler modern mobilyası yapmak üzerinde daha çok.
0
mirafiori
(04.12.17)
diy woodwork plans diye aratın googleda ve pinterestte. hatta youtube kanalı olan marangozlar var, onlar da planlarının linklerini veriyorlar.

tr.pinterest.com
0
halanne
(04.12.17)
(6)

Meral Akşener balon mu çıktı?

doxanikee
Bir dönem millet bayağı yükseldi ama son dönemde pek sesi çıkmıyor sanki. Sözlükte savunanlara falan bakıyorum akp'lileri aratmayacak şekilde ne yapsa var bir bildiği havasında takılıyorlar. Siyasi duruşundan öte seçimlerde şansı var mı?
Bir dönem millet bayağı yükseldi ama son dönemde pek sesi çıkmıyor sanki. Sözlükte savunanlara falan bakıyorum akp'lileri aratmayacak şekilde ne yapsa var bir bildiği havasında takılıyorlar.

Siyasi duruşundan öte seçimlerde şansı var mı?
0
doxanikee
(02.12.17)
Hiç şansı yok bana göre.
0
dissendium
(02.12.17)
Zaten balondu bence de.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(02.12.17)
plan yapıyorlardır, seçimlere girmek maraton koşusu gibi bir ajanda işi. gereğinden fazla, gereğinden önce konuşursan seçim vakti söyleyecek sözün kalmayabilir.
0
idexo
(02.12.17)
iyi parti, meral akşener fln beklenen oy patlamasını yapamazlar.
ancak o patlamayı yapabilecek biris var ve şu an fransa'da sürgünde.
olur da yurda dönüş yapar ve yeniden siyasete atılırsa halkımızın bir kısmından sağlam oy alacağını düşünüyorum.
0
pangea
(02.12.17)
hangi kanal verecek ki? kadın il il gezip insanlarla buluşuyor. canlı yayınlayan bir kanal gördün mü? cumhurbaşkanı saray'dan dışarı çıksa veya muhtarlarla geyik muhabbeti yapsa bile yayına geçiyorlar halbuki. o bitiyor başbakan'ın tarım fuarındaki konuşması veya ahilik haftası programı canlı veriliyor. bu partinin gümbür gümbür geldiğini görmemek için saf olmak lazım. mhp neden seçim barajı çıkışı yaptı? baktı akp seçim barajını kaldırmayacak bu sefer de bahçeli saçma koalisyon formülleri üzerinde çalışıp etti mi sana 40 tadında açıklamalar yapmaya başladı.
0
burya
(02.12.17)
Maddi gucu dusuk, medya destegini alamayan her olusum balon sanilir. Ha bana gore meral aksener yeterli degil ama yeterli birilerinin de bu güçlere sahip olmalari lazim.
0
i m sick tired
(03.12.17)
(7)

beyaz yakalı ofisi

new day new life
Merhaba,Senaryomda kısa bir yerde beyaz yakalılara değineceğim. Bunun için değişik hikayeler arıyorum. Mobbing olabilir, dedikodu olabilir. Ufak sürtüşmelerle strateji peşinde koşan insanlar olabilir. Bu tarz hikayeleriniz varsa paylaşabilir misiniz? Beyaz yaka diliyle yazarsanız bir de süper olur :
Merhaba,

Senaryomda kısa bir yerde beyaz yakalılara değineceğim. Bunun için değişik hikayeler arıyorum. Mobbing olabilir, dedikodu olabilir. Ufak sürtüşmelerle strateji peşinde koşan insanlar olabilir. Bu tarz hikayeleriniz varsa paylaşabilir misiniz? Beyaz yaka diliyle yazarsanız bir de süper olur :)
0
new day new life
(01.12.17)
klima savaşları...
0
paudi
(01.12.17)
Çalışılan firmalardan gelen sınırlı sayıdaki bedava Avrupa seyahatine gitmek için yapılan mücadeleler konu alınabilir.
0
panu
(02.12.17)
Klima savaşları +1
Patron yalakaları
40 yaş üstü bekar sıkıntılı müdür
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(02.12.17)
klima savaşları +1
Telefondaki IR verici sayesinde sinsice klimayla istediğim gibi oynamam ve kimsenin olayı çakmaması.
0
reactionic
(02.12.17)
Fotokopi çekerken muhabbet ederek işten kaytaran tipler de var.
0
dissendium
(02.12.17)
sigara sosyalleşmesi, hatta friends'te de vardı bu...
0
late viper
(02.12.17)
Bugun ne yesek dialoglari
0
burka
(02.12.17)
(3)

dna fantom efekt

hayat aklini konusacak bir filozof uret
Deney gerçekten yapılmış mı, deneyde dna alındıktan sonra ışık dna formunu göstermiş mi, tamamı asparagas mı?Asparagas ise nedeni neydi acaba?
Deney gerçekten yapılmış mı, deneyde dna alındıktan sonra ışık dna formunu göstermiş mi, tamamı asparagas mı?

Asparagas ise nedeni neydi acaba?
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(01.12.17)
Okudum ben de. Gerçekten çok ilgi çekici bir konu. Yani o kadar mucizevi ki insan inanamıyor.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(01.12.17)
Mucizevi gelmesinden değil de; deneye / sonuçlarına hiç bir bilim yazısında yer verilmemiş olması ( bulamamış da olabilirim tabii), google aramalarında Gergg Braden, forumlar vs gelmesi asparagas olduğunu düşündürdü.
Deneyi yapan kişi hakkında da bilgi bulamadım doğru düzgün.
0
🌸hayat aklini konusacak bir filozof uret
(01.12.17)
Okumadım ama makale şu sanırım.

www.researchgate.net

Bir de açıklayıcı bir yazı var.

www.bibliotecapleyades.net

Ben makalede "wormhole" kelimesine denk gelmedim. Bu kişinin çalışması bilimsel olabilir ama gördüğüm kadarıyla birileri bu çalışma üzerinden efsane yazmış.
0
dissendium
(01.12.17)
(6)

Görgüsüzlük mü hava atma mı? Ego mu?

Fritz-X
Bizim orda bir çalışan var kızını özel okula göndermiş bastırmış parayı okutuyormuş bence övünülecek hiç bir şey değil paralı okuyana da saygı duyarım ardında kızını Erasmusa yolluyorum diye kasılmalar vs. Durumu nispeten zayıf abilere kızın bu sene kazanamazsa özele gönder diyerek akıl veriyor bili
Bizim orda bir çalışan var kızını özel okula göndermiş bastırmış parayı okutuyormuş bence övünülecek hiç bir şey değil paralı okuyana da saygı duyarım ardında kızını Erasmusa yolluyorum diye kasılmalar vs. Durumu nispeten zayıf abilere kızın bu sene kazanamazsa özele gönder diyerek akıl veriyor biliyor ki o adam da o para Yok. Bütün gün bindiği arabayı övüp araba almayan adamlara çatıp araba alın boşa yaşamayin diye akıl veriyor çözemedim bu adamı. Babasından iyiki para kalmış herşeyi para ile halledecek hesabı. Kimse ciddiye almıyor ama nefret derecesine geldi baydı resmen. Sizin çevrenizde var mı bu tipler
0
Fritz-X
(01.12.17)
Üçü de değil. Bildiğin terbiyesizlik. Benim kızım çok akıllı dese ego olur. İşemeye bile arabayla gitse görgüsüzlük olur. Sürekli arabadan bahsediyorsa hava atma olur. Ama ekonomik durumu iyi olmayan birine kızını özel okula gönder mehmehmeh diyorsa bunun adı dalga geçmektir. Çevremde böyle biri yok çok şükür.
0
dissendium
(01.12.17)
Başarısız bir profil, bu kompleksini parasıyla kapatmaya çalışıyor aklı sıra yazık.
0
acckr
(01.12.17)
Görgüsüzlük ve başka bir alanda kompleks sahibi (parayla kapatmaya çalışıyor).
Her işyerimde bu tür minimum 2-3 insanla karşılaştım, dinlemek zorunda kalıyorum saçmaladıkları zaman.
0
Sulfoxaflor
(01.12.17)
hala bunlara mı takılıyorsun. Afedersin ama siklemeyeceksin. Silselerde yazdım bunlardan çok var.
0
galatasaray
(01.12.17)
tam bir eşşekmiş. benim bulunduğum ortamda bu tür davranışlar sergileyen kimse bulunamaz. etrafımdakileri örgütler (genelde sevilirim övünmek gibi olmasın) rezil rüsva ederdim. iğrenç bir davranış.
0
kutukcu
(01.12.17)
bu ego değil ezik insan psikolojisi.

demek ki yıllardır içinde biriken eziklik ve takdir görememeyi bu şekilde telafi etmeye çalışıyor. bu da onun hayatta kalma-kendini iy hissetme yöntemi.
0
orpheus
(02.12.17)
(20)

Ütüsüz kıyafetler giyen insanlar hakkında ne düşünürsünüz?

gezegen olan pluton
SB.
SB.
0
gezegen olan pluton
(01.12.17)
Ben giyiyorum hicbirsey dusunmuyorum. Acelem var uzerimde utulenir diye dusunuyorum.
0
allah yazdiysa bozsun
(01.12.17)
bişey düşünmüyorum, çünkü bunu giyen zaten bizim düşüncelerimizi önemsemediğini açık açık gösteriyor
0
sttc
(01.12.17)
ben hoş karşılamıyorum ya. yani işçileri, bedenleriyle çalışanları falan görünce hiç umursamıyorum da; üniversitede üşendiği için ütü yapmayıp evden çıkan tipleri görünce bayağı yargılıyorum içimden.
0
sen git ben geliyorum
(01.12.17)
spor ya da klasik ütüsüz kıyafet giyen insana önem vermem zira kendine önem vermiyor adam. (yaşlılar hariç)
öğrenciyken bile yemek param olmasa da ütüsüz kıyafet giymedim hiç. en kaliteli olmasa da iyi ütüleyen ütüm olmuştur her zaman. ütülü kıyafet önemli.
0
ismira007
(01.12.17)
Ütünün özsaygı belirteci olmadığını düşünüyorum. Tamamen işgüzarın birinin gereksiz egosunun ürünü. Bi de çorap külot falan ütüleyenler var, bence tam olarak sadomazoşist onlar.
0
yaren
(01.12.17)
Kendini dusunmeyen insani ben ne dusunecegim, dikkate almam.
0
crown
(01.12.17)
hiçbir şey düşünmüyorum. tek düşündüğüm, ütü kadar zaman kaybı ve aptalca bir şey olup olmadığı. ütülü kıyafetin önemi yok. saçma sapan bi moda. bir insanın kendisine olan saygısını belirleyen şey kıyafetinin buruşuk olup olmaması mı? ne zamandan beri?
0
gebere jackson
(01.12.17)
Üstsüz kıyafetler diye okuyup geldim. Paspal olduklarını düşünüyorum. Aşırı derecede buruşuk kıyafetler söz konusuysa deli mi acaba diye de düşünürüm. Herkesin jilet gibi giyinmesini bekleyemeyiz ama en azından uzaktan belli olan bir buruşukluk olmamalı.
0
dissendium
(01.12.17)
Ütü benim için + 10 puan. Keşke herkes jilet gibi giyinip gezse. Ütüsüz gömleği ise paspal buluyorum. -5 puan.
0
Lim5
(01.12.17)
bakımsız olduklarını düşünüyorum. saçı sakalı birbirine karışmış, kaçık çorap giymiş, üzerindeki kazakta sökük olan, ayakkabıları boyasız, uyumsuz renklerde kıyafetler tercih etmiş insanlarla aynı skalada. ama aynı zamanda bu insanların etkileyici olduğunu da düşünüyorum, daha zekilermiş gibi. başkalarının ne düşüneceklerini umursamadan giyinmeleri takdire şayan. tabii pis kokuyorlarsa ve üstleri başları temiz değilse, bakımsız değil de keş gibi görünüyorlarsa zeki insan yakıştırmam yıkılıp gidiyor.
0
pinkpeony
(01.12.17)
bişey düşünmüyorum, gözüm seçmiyo bile. ama tam tersi için vah zavallılar diye düşünüyorum, böyle bir şeyle kim niye uğraşır ki diyorum.
0
dafaisss
(01.12.17)
Ütü ne la boş beleş insan aparatı. Beğenmeyen almasın zaten evliyim, evde ütü yok. Skimiz taşamıza denk.
0
bos gezenin bos ustasi
(01.12.17)
Ütülü/ütüsüz ne giydiklerine takılmıyorum, yeter ki duş alsınlar.
0
acckr
(01.12.17)
Dikkatimi çekmez. Böyle bir şey üzerinden karakter analizine girecek kadar şuursuz değilim. Hiçbir şeyim iyi gitmese bile ütümü yaparım gibi abuk ve irrasyonel bir saplantıyı övecek kadar da şuursuz değilim. Ütüsüz giyen insanı da bu iki tipten aşağı görmem mümkün değil.
0
Adramelekhh
(01.12.17)
Akşama kadar duyar kasan, kitap okumak ile övünen insanlara bak, kıyafet kırışığı üzerinden karakter tahlili yapıyor. Bi gün utanacaksınız şu sözlerinize.
Makinadan çıktığı gibi asarım kıyafetleri, dümdüz kuruyor, ütü istemiyor hiç. İstese de yapmam zaten. Spor kıyafet sevmiyorum demiş biri ya. Bu kadar içi boş tipler yüzünden türk insanından tiksiniyorum.
0
hasmetizm 2046
(01.12.17)
isteyen istediği poku yesin banane..
0
redeath
(01.12.17)
ütüsüz kıyafet var, kırışık kıyafet var. çamaşır makinesinden çıkardığı kıyafeti olduğu gibi, yani kırışık giyenler gözüme batıyor direkt. kafamda sabit bir imaj canlandırmaz ancak özensizlik göstergesi benim için, rahatsız edici buluyorum kırışık şeyleri genel olarak.

ama ütüsünü yapmıştır, bir-iki kere giymiştir, o jiletliği gitmiştir ama bariz kırışık değildir; o zaman sorun yok. ben de her gün ütü yapamıyorum, her giyişte ütü yapılacak olsa ohoo...
0
Bruce
(01.12.17)
Üstsüz okudum ya! He ütüsüz giysin çok da bana ne
0
insomnia
(01.12.17)
sttc, yaren, dafaisss + milyon diyeyim.

kendim de çoğu zaman sallamadığım için bu üç cevaba katılmamam mümkün değil zaten.

özsaygı tarzı yaklaşımları depresif insanlar için kullandıklarını görüyorum ara ara. onu da yaşayan biri olarak da şunu söyleyeyim:

insanın kendi görünümüne hatta artırıyorum sağlığına değer vermemesi kendine saygıyla alakalı bir olay değil. işin ilginci, zira, bunları önemsemeyip çok başka şeyleri önemseyebiliyorsunuz. bunlar değil de o şeyler olmazsa olmazınız oluyor yani.

bunları önemsemez hale gelmek, en azından sağlığı diyelim, zira giyinmeyi hiçbir zaman önemsememiş de olabilirsiniz, yaşam sevincinizin durumunu anlatır. bunları önemsemekten çıkmak da bir süreçtir genelde. kendi kişisel önceliklerinizin hep farkında olmak ve bunları korumak, sizin yaşam güdüsü olan her canlıda olduğu gibi, doğrudan bencilliğinizle alakalıdır, özsaygıyla değil. bu da gayet doğal bir durumdur ama insanlar bunu nedense böyle laflarla süsleme gereği duyuyor. özsaygı vb kriterler kişinin kendi çıkarı aksi yönü göstermesine rağmen korumak zorunda olduğu şeylerdir ve bu nedenle kendine rağmen işleyen süreçlerle karakterizedir bence.

bir şeyleri öldürseler de -başkalarının iyiliğini düşünmek gibi durumlar hariç- yapmayacak bir insansan kendine saygın vardır herhalde. ne bileyim ben bu söze baktığımda yokluğunun kişiliğin varoluşunu derinden zedelediği şeyleri barem alıyorum (bu da bir nevi bencillik ama olmasa olur denecek şeylerin bencilliği değil; "işimi kolaylar ama bunu da yaparsam ben öleyim" gibisinden aksi halde yaşam güdüsünü zedeleyen bir şeyden bahsediyorum). bu sözcükten bunu anlıyorum. yani daha ziyade onur ile alakalı bu.
0
godoşu beklerken
(01.12.17)
valla hiç dikkat etmedim bugüne kadar, ütülü mü ütüsüz mü diye.
tişörtlerimi ütülemem, gömlekleri de askıdan aldıktan sonra bi kere ütülerim o da bariz kırışıkları gitsin diye. aktivite olarak bi manası ya da faydası yok, tek faydası eğer buna önem veriyorsan ütülü bir şey giydiğinde daha iyi hissediyorsun. zaten önem vermiyorsan sıfır fayda, ütüsüz kıyafetler üstünden karakter tahlili yapacak insanlar için olabilir.
0
ilkot
(01.12.17)
(15)

Kafanızı dağıtmak için ne yapıyorsunuz/kullanıyorsunuz ?

kararsızataletfilozofu
Sakinleşmek,mutlu olmak,stresten kurtulmak için neler yapıyorsunuz yada kullandığınız takviye veya ilaçlar var mı ( alkol ve sigara hariç )Edit: cevaplar için teşekkürler hobisi olanları tebrik ediyorum.Sınav stresi sebebiyle spora bile gidemiyorum uyuyamıyorumBu sebeplerden ötürü sakinleştirici ku
Sakinleşmek,mutlu olmak,stresten kurtulmak için neler yapıyorsunuz yada kullandığınız takviye veya ilaçlar var mı ( alkol ve sigara hariç )

Edit: cevaplar için teşekkürler hobisi olanları tebrik ediyorum.
Sınav stresi sebebiyle spora bile gidemiyorum uyuyamıyorum
Bu sebeplerden ötürü sakinleştirici kullanan var mı merak etmekteyim ?
Örneğin; passiflora,kedi otu,melissa,atarax,validol...
Psikiyatrist antidepresanı verecek o yüzden son çırpınışlarım bunlar
Umarım bir gün daha iyi bir ruh halimde meditasyon spor ve hobilere yönelirim
0
kararsızataletfilozofu
(30.11.17)
Meditasyon yapıyorum 1 senedir. Katkısı inanılmaz. Buradan birinin tavsiyesiyle başlamıştım.
0
jazzabel
(30.11.17)
Spor
0
sopiro
(30.11.17)
Seks

Spor
0
MaNOfTheYear
(30.11.17)
yoga, ev temizliği, sevgili sarılması.

@sagin çok haklısın. sağol.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(30.11.17)
2 yıldır kullandığım antidepresanları 4 ay önce bıraktım. kafa yapıcı hiçbir şey kullanmıyorum, ha ayda bir sigara içiyodum artık o da yok. normal sigara da içmiyorum onu da bıraktım, allah'ım straight edge işlerine girmişim galiba. spor yapıyorum bir de. güzel oluyor ilaçsız ilaçsız.

yemek yap, ev temizle, sokak kedilerine ve evindeki hayvanlara ilgi göster, kitap oku, müzik dinle, binge watching yap, aha tüm hayatım bu güzelliklerden ibaret artık. bir de amele blog'um var.
0
gebere jackson
(30.11.17)
Yürüyüş
Ve ot yazan arkadaşlar biraz özendirici gibi yazmışlar:( üzüldüm böyle şeyleri önermemeli bence
0
sagin
(30.11.17)
Spor-müzik-yemek yapmak
0
candanag
(30.11.17)
Gitar çalıyorum hunharca distortionlu :)
0
bigcaptain
(30.11.17)
Gitar çalmaya çalışıyorum. Karate antrenmanına gidersem de müsabaka yapıyoruz. Doğru teknik uygulayabildiğim zaman çok mutlu oluyorum. Son bir yıldır hiç hasta olmadım. Grip bile. Maşallah diyelim. İlaç kullanmıyorum genelde. Sadece B12 eksikliğim olduğu için ayda bir kez iğne oluyorum. Mutlu olmak için de gezmek falan.
0
dissendium
(30.11.17)
Müzik eşliğinde yürüyüş veya kitap okumak çok iyi geliyor bana.
0
md11
(30.11.17)
Köpeğimle vakit geçiriyorum.
0
acckr
(30.11.17)
Kağıt kalemle haşır neşir oluyorum. Bir şeyler yazıyorum. Penfriend tarzı arkadaşlarım var, onlara yazıyorum. Kişisel bakım yapıyorum uzun uzun, sıcak bir banyo yapıyorum. Bol bol müzik dinliyorum hatta müziği hiç kapamıyorum desem yeridir. Kulağımda müzikle saatlerce yürüyorum. Ufak bir akordeonum var, onu çalıyorum. Yeni şarkılar öğreniyorum. Kitap okumayı çok seviyorum. Ancak çabuk bitecek türden kitaplar tercih ediyorum genelde, yoksa bunalıyorum. 150-200 sayfa civarı. Onları çıtır çıtır bitirmek çok hoşuma gidiyor. Bunların yanısıra diy projelerle haşır neşir oluyorum. Evdeki eskimiş kutuları, mumlukları, çerçeveleri vs. boyuyorum. Misal geçen gün eski bir kumbaramı zımparalayıp kullanmadığım ojelerle boyadım ortaya şahane bir şey çıktı. Ayrıca resim çizmeyi çok severim. Türlü türlü boyaları kullanarak resimler çizerim. Kuru boya, keçeli kalem, sulu boya... Bunları aynı kağıt üzerinde farklı türlerde kullanınca değişik şeyler ortaya çıkar, mutlu olurum.
0
i m cool with that
(30.11.17)
Haftada bir spor (Daha cok gidemiyorum, programim cok dolu.)
Müzik
Güzel kitaplar okumaya gayret ediyorum.

Melissa, papatya, relax cay karisimlari belki yardimci olur sana da. Ben aksam yatmadan bir saat önce iciyorum, iyi geliyor.
0
chitosan
(30.11.17)
Ot yazan arkadaşlara bir teessüf de benden. Umarım yanlışlıkla yazmışlardır..
Ayda en az 2-3 kez masaja gidiyorum ve yüzüyorum.
0
iwasbornonamountainside
(30.11.17)
Karbonhidrat :/
0
Sulfoxaflor
(30.11.17)
(13)

Giriş katında yaşayanlar

ms brownstone
Ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? Çok eksisi var mı sizce yüksek katlara göre?Çok uzun süredir ev arıyorum ve ilk defa baktığım semtlerin birinde hem sahibinden hem de sıfır bir daire buldum ama giriş katı olması kafamı karıştırdı. Ne dersiniz, çok dezavantajı var mıdır?
Ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? Çok eksisi var mı sizce yüksek katlara göre?

Çok uzun süredir ev arıyorum ve ilk defa baktığım semtlerin birinde hem sahibinden hem de sıfır bir daire buldum ama giriş katı olması kafamı karıştırdı. Ne dersiniz, çok dezavantajı var mıdır?
0
ms brownstone
(29.11.17)
Yazın çocuklar çok ses yapıyor.
0
dissendium
(29.11.17)
apartmantan apartmana farklı olabilir tabii de dış kapı kapanması veya asansöre bin çık gürültüsü olabiliyor. bir de hırsızlık için ek önlemler gerekebiliyor. pencerelere demir yaptırmak gibi.
0
puc
(29.11.17)
Ben olsam oturmam.

Doğru düzgün güneş almaz, altı boşsa kışın ısınmaz, börtü böcek eksik olmaz, sürekli rutubet yer. Gerek yok.
0
yirmisantim
(29.11.17)
Birkaç ay yaşamıştım. Benim için en kötüsü ışık problemiydi. Çünkü pecere yola baktığı için perdeyi rahatça açamıyordum.
0
antikitleruhlu
(29.11.17)
hiç oturmadım oturmam da. sokağın butun gurultusu evi içinde olur, perden açık oturamazsın herkesin gozu evin icinde olur.

zeminden soğuk cekeceği için ev ısınmaz.

etrafı yuksek binalarla cevriliyse gun ışığı almaz.

apartmana giriş çıkışlarda çok ses olur.
0
halanne
(29.11.17)
Araba sesi çok çok rahatsız ediyor. Ayrıca apartmana giriş çıkışlarda da iyice delleniyorsun. Huzur bulmak, rahat etmek için en son seçenek.
Ayrıca alttan çok soğuk alır ve bazen iki katı fiyata anca ısınıyor.
0
etna
(29.11.17)
böcek sorunu, yağmur yağdığında "sel olursa" korkusu, tüm toz toprağın evin içine girmesi, aşırı gürültü
0
gebere jackson
(29.11.17)
hiçbir şey olmasa sarhoşun teki arabayla dalar içeri.
siz işteyken falan az yağmur yağsa acaba evi su basmış mıdır tedirginliği ile gününüz rezil olur. basarsa zaten haftanız rezil oldu gitti.
0
khiron
(29.11.17)
altında kat olan yüksek girişler nispeten fena değil. ama bir arkadaşımın evi giriş kat ve altı otopark. ev buz gibi. kışın falan ben baya üşüyorum onlara gittiğimde.
0
omonia
(29.11.17)
Yazılanlardan ısınma ve su basması riski dışında hepsini yaşıyorum. Yalıtım varsa ve ev ufaksa kışın kolay ısınır. Yazın nispeten az güneş aldığı için çok sıcak olmuyor. Tek avantajı bu sanırım.
0
auroraaurora
(29.11.17)
oturdum. oturma.
0
ayaklibalik
(30.11.17)
Çocuk sesleri, apartman kapısının sürekli açılıp kapanma sesi, alt kattaki kapıcı dairesinden gelen gürültü.

Genellikle ses ile ilgili sorunlar yaşıyorum.
0
monogram
(30.11.17)
komşularınız kapıcı muamelesi yapacak. ilk basılan zil sizinki olacak. sokakta tüküren, yellenen insanların sesini duyacaksınız.apartman sizinmiş gibi, her yapılandan sorumlu sizmiş siniz, her şeyden haberiniz varmış gibi davranacaklar, soracaklar. sokağın durumuna göre, çok aşırı yağışlarda kanaldan su basma riski var. güneş girmez, yüksek kamyonet kamyon pencerenizin önüne park eder. gece sokak kapısının gürültüsü gelir. asansör varsa, komşularınızın özel konuşmalarını duyarsınız. komşunun çocuğu bam güm binaya girer, duyarsınız. karda kışta, dışarıdan gelen ayakkabılarınızı sizin kapının önünde silkeler.apartman girişine kamera takarlar, kayıt cihazı sizde kalsın, size daha yakın derler.hırsız ilk sizin eve girer. parmaklık takarsınız veya vardır, acil durumda pencereden kaçamazsınız.pencereyi açık bırakırsın, itin biri taş atar, ateş atar. yazın pencere açık uyuyamazsın.kanaldan fare tırmanır. çevre yeşillik ise böceklerin ilk uğrayacağı yer olur.en üst kattan sızan su sizin daireden çıkar.yastığı kaldırdığınızda akreple karşılaşabilirsiniz.yeni bina ise en az iki sene ısınamazsınız.aktif bir sokaksa her gün toz almak zorunda kalırsın.ayrıca sokak kapısından girince, insan bir iki merdiven çıkmak istiyor. Yazdığım her şey yaşanmıştır. Psikolojinizi bozmayın.
0
ayaklibalik
(30.11.17)
(4)

Avrupanın (özellikle Almanya'nın) nüfusu neden yaşlanıyor?

hincaluluc
Hani ilkokuldan beri duyduğumuz muhabbet vardır ya, Avrupa'nın nüfusu yaşlanıyor diye. Sebebi ne ola ki?Başka bir şeyi araştırırken denk geldim, özellikle sıcak savaş ya da büyük kitlesel acıların görülmediği 20-30 senede dahi pek az değişmiş Almanya nüfusu mesela. Hatta bazı yıllar azalmış ufak ufa
Hani ilkokuldan beri duyduğumuz muhabbet vardır ya, Avrupa'nın nüfusu yaşlanıyor diye. Sebebi ne ola ki?

Başka bir şeyi araştırırken denk geldim, özellikle sıcak savaş ya da büyük kitlesel acıların görülmediği 20-30 senede dahi pek az değişmiş Almanya nüfusu mesela. Hatta bazı yıllar azalmış ufak ufak.

Direkt olarak Avrupa'da Almanya'da falan yaşamış birileri aydınlatabilir mi, bu insanların ürememesinin altında yatan dinamikler nasıl gelişiyor? Günlük hayata nasıl bakıyorlar? İş mi, kültür mü, eğitim mi çocuk yapmamalarını sağlıyor?
0
hincaluluc
(29.11.17)
Almanya'da yaşamadım ama bir akrabamın eşi çocuk yaptığı için para aldı devletten birkaç yıl boyunca. Devlet teşvik ediyor bildiğim kadarıyla. Yaşlanıyor ifadesi tam bunu karşılamıyor aslında. Genç nüfus az, yaşlı nüfus fazla. Genç nüfusun az olmasının nedeni de yeterince ürememeleri. Neden üremiyorlar diye sorarsan hayat şartlarıyla ilgili. Üç çocuğa yarım hayat sunmak yerine bir çocuğa tam hayat sunuyorlar.
0
dissendium
(29.11.17)
almanyada cocuk basina devlet 200 euro gibi bir para veriyor 18 yasina kadar. ayrica cocugun 3 yasindan sonra tum bakici masrafini ustleniyor. okul boyunca da ailenin cebinden para cikmiyor. universite felan da hep ucretsiz, ve universite okurken de cocuk bursunu aliyor. doktor hastane masraflarini da ustleniyor. Bu durumda dahi almanyada insanlar cocuk yapmiyor, nufusun yaslanmamasi icin aile basina en az 2 cocuk olmali ki nufus hep ayni olsun, ve her yas grubunda kisi sayisi esit olsun. Ama kimse cocuk yapmaya yanasmadigi icin genc nufus gelimiyor ve ulkenin yas ortalamasi her gecen gun artiyor. Iste bu nedenle almanya yurt disindan cok goc aliyor.
0
emrahday
(29.11.17)
Koşulları güzelmiş, biz bile burada çocuk olsun diye kitlesel olarak istek duyarken onlar neyi keşfetti de böyle onu merak ediyorum. Yani yerine koydukları aktiviteleri neler mesela? Evrimsel olarak zaten bu yaşlarda insanlar eskiden hayatta olmuyorlardı bile. Ortalama yaşam süresi arttı. 70'ler 80'ler görülebiliyor. O yaşa kadar çıkabilecek milyon tane fiziksel ruhsal sıkıntı var. Kişi her zaman dimdik ayakta olmayabiliyor. Demek ki son 50-100 senede adamlar bir sırra vakıf oldu. Ben 30-35 yaşında olsam sıkılırdım çocuksuz oturmaya. Düzenli spor mu yapıyorlar? Sabah koşuları, jog'lar...? Her gün zeytinyağı, kinoa, peynir, avokado falan mı yiyorlar? Orada 35 yaşındaki bir insanın yapabileceği, çocuksuz olması gereken ve buna değecek neler var çok merak ediyorum. Mesela burada en benim diyen modern ortamda dahi düzenli cinsel hayata ulaşamıyor kitleler gerek dini gerek kültürel, geleneksel sebeplerle. Avrupa'da bize anlatılana göre o tip durumlar da biraz daha rahat. E niye evlenir insan öyleyse? Çocuk yapmayacaksa da genlerini aktarmayı düşünmüyor mu? Hiçlik mi kovalıyorlar acaba? Toplumsal bir anlayış daha çok merak ettiğim.
0
🌸hincaluluc
(29.11.17)
Cok bireyseller, kendi kararlarini kendileri aliyor. Bizde belli bir yasa gelmis herkes yavastan "evlen, cocuk yap" laflari duyuyur, ilk basta kulak asmasa da bir sure sonra evlenme ihtiyaci duyuyor. Turkiyede cogunlukla da ozellikle muhafazakar kesimde kiz ve erkek cocuklari icin evlenmek ozgurlesmenin ve birey olmanin araci, o nedenle turkiyede genelde insanlar evlenmeye daha istekliler. Almanlar da bu pek yok, evlenmeyene niye evlenmedin demez kimse.

Almanlar is hayatini cok ciddiye aliyor, is ve kariyer onlarda cok onemli. O nedenle kariyer hedefi olan bir alman cocuk yapmadan once iki kere dusunuyor. Hayatin kosusturmasi icinde cocuk gibi bir guzelligi kulfet olarak goruyorlar.

Turkiyede guclu aile baglari cocuk yaparken karar vermeyi kolaylastiriyor. Ornegin bir alman aksam cocuk yuvasindan cocugun saat 5 te almasi gerekiyorsa mutlaka almak zorunda. Mesaisi olsa da, toplantisi olsa da alacak. Cok istisna durum olmadikca kimse bir baskasinin cocuguna bakmaz, rica edilse bakar ama kimse rica etmez. Ama turkiyede sen alamazsan annen baban alir, o alamazsa kayinvalide, kayin baba alir. o da olmazsa amca, hala, teyze diye gider. O nedenle cocuk yaparken kimseye degil sadece kendine guveniyor almanlar.

Almanlar tatile cok onem verir, zengin fakir farketmez hepsi senede birkac kere dunyanin bir ucuna tatile gider. Ortalama gelirli iki kisi konusurken bu sene nereye tatile gidiyorsun denildiginde maldivler, cin, hindistan, karayipler gibi yerler soylenir hep. Cocugu olan bir aile icin dunyanin her yerine tatile gitmek o kadar kolay olmayacaktir.

Tabi bu gorusler genelleme iceriyor, tum almanlar soyle tum turkler boyle demek guc. 10 cocuklu alman aileler de var. Turkiyede de buyuk sehirlerde egitimli cevrede dogum arani azaliyor her gecen gun. Temel sebebi egitimle ve ekonomik ozgurlukle beraber bireyselligin artmasi bunun asil nedeni.
0
emrahday
(29.11.17)
(2)

Sevdiklerini aşırı derecede sahiplenme durumu

m e b
Şöyle söyleyeyim, küçüklükten beri genelde herkesçe sevilen ama kimsenin de kendine yakın arkadaş olarak görmediği biriydim. Tabii kimileri bir alandaki becerimden faydalanma amaçlı da sahte yakınlıklar kuruyordu, farkındaydım. Dolayısıyla hep senelerce hem gönül hem de dostluk açısından hep yalnızd
Şöyle söyleyeyim, küçüklükten beri genelde herkesçe sevilen ama kimsenin de kendine yakın arkadaş olarak görmediği biriydim. Tabii kimileri bir alandaki becerimden faydalanma amaçlı da sahte yakınlıklar kuruyordu, farkındaydım. Dolayısıyla hep senelerce hem gönül hem de dostluk açısından hep yalnızdım.

Üniversite zamanı ise hiç beklemediğim, üzerine çaba harcamadığım halde iyi dostlar kazandım. Öyle ki üniversitenin hiç bitmemesini sadece bu sebeple bile istemiyordum.

Her neyse, şimdi o zamandan beri edindiğim arkadaşlarımı aşırı sahipleniyorum. Yani bildiğiniz, bir sevgiliye/eşe duyulan bağlılık ve duygusallık var cinsel boyut hariç. Ve bu sahiplenme duygusu o kadar keskin ki arkadaşlarımın sevgili yaptığını duyunca kendi adıma bocalıyor ve üzülüyorum. Sanki sevgili edindikleri/evlendikleri için bana artık dünyalarında eskisi gibi yer kalmayacak diye endişeleniyorum. Aynı şekilde ben de her defasında fırsat olsa bile sevgili edinme konusunda çok büyük adımlar atmadım aynı gerekçeyle. Bana göre dostlar birbirine yeter kafasındayım. Ama onların yeni arkadaşlarını, sevgililerini duyunca da pabucumun dama atıldığını düşünmekten de alıkoyamıyorum kendimi. Sanki dünyanın çok güzel bir şeyine sahip olmuşum da az sonra elimden alacaklarmış ve ben yine üniversite öncesi yalnızlığıma dönecekmişim gibi hissediyorum. Arkadaşlarım da kimi zaman "Yav senin bana hissettiğin sevgiyi bir kızın göstermesini ne kadar da isterdim." dedikleri veya "Ya aq ben sevgilin değilim, beni niye böyle düşünüyorsun?" diye hayıflandıkları da oluyor.

Bunun, senelerdir yalnız olup da dostuğun tadını çok geç tatmama bağlıyorum ama anormal geldiğini de biliyorum. Peki, ne yapmalıyım ki? Çünkü hem etrafımdakileri bıktırıyorum herhalde, hem de üzülüyorum karşı taraftan böyle şeyler de görmedikçe. Ne yapayım ben?
0
m e b
(29.11.17)
Yalnız kalmaktan korkma. Beni mesela okuldan arıyor arkadaşlar telefonla. Telefonum sessizde oluyor. Açınca niye açmadın aq diye küfrediyorlar. Niye açmıyorsun, bir şey mi oldu, merak ettim falan demiyorlar. Biraz daha kankacılık tarzında davranırsan hem kafan rahat eder hem de karşındakini sıkmamış olursun. Bu durum sevgiyi yücelttiğin için de oluşuyor aynı zamanda. Sevgi güzel bir şey ama mutlak sevgi yok hayatta. Bugün sevdiğini yarın sevmeyebilirsin. İnsanlarla beraber duygular da değişir.
0
dissendium
(29.11.17)
@for day to break: kitabın tam olarak adı ve yazarını rica edebilir miyim?

@someonewalksalone: Benim korkum da bu maalesef. Ölene dek bu sebeple de mutlu olamamak.
0
🌸m e b
(29.11.17)
(10)

Bir insanın bir anda yaşayabileceği en büyük değişim

diffarentiationation
Cinsiyet değiştirmek diye düşündüm ben. Tüm yakınlarını kazada kaybetmesi, Yozgat'tan çıkmamışken Las Vegas'ta milyoner hayatı yaşamaya başlaması gibi şeyler olabilir mi?Nedir sizce?
Cinsiyet değiştirmek diye düşündüm ben. Tüm yakınlarını kazada kaybetmesi, Yozgat'tan çıkmamışken Las Vegas'ta milyoner hayatı yaşamaya başlaması gibi şeyler olabilir mi?
Nedir sizce?
0
diffarentiationation
(29.11.17)
being there filmi geldi aklima
0
ordinov
(29.11.17)
Anne ya da baba olmak olabilir. Birçok insan çocuk sahibi olunca dünyaya farklı gözle bakmaya başlıyor. Siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlar kişiye daha çok batar hale geliyor. Katil olmak olabilir. Birini öldürmeden önce masum bir insan iken birini öldürdükten sonra daha çok dibe batmış bir insan olunabilir. İntihar girişimi olabilir. O andan sonra bazı şeyler daha az umursanır hale gelebilir ya da hayatın boş kısımları yerine daha dolu kısımlarına odaklanılır. Ben en büyük değişim yerine en faydalı değişim kavramına daha sıcak bakıyorum. Para her zaman huzur getirmiyor. Yozgat'ta kağıt oyunu bile oynamamış bir insan Las Vegas'a gidince kumar bağımlısı olabilir. Bu yöndeki bir değişim olumsuz bir özellik taşıdığından en büyük olarak değerlendirilmesine rağmen kimsenin özeneceği bir şey değildir.
0
dissendium
(29.11.17)
fark etmeden, hep yaşadığımız bir şey aslında. sadece hayat çok hızlı aktığı için düşünmeye fırsat olmuyor. işsiz kalınca falan, şu an olduğum gibi ya da bir tatile çıkıp, koşturmacadan uzak kalındığında fark ediliyor.

örnek vermek istemiyorum.
0
runagain
(29.11.17)
Ciddi bir fiziksel engel. Felç ya da kör olmak.
0
sen git ben geliyorum
(29.11.17)
gecenin bir yarısı tenhada birini kıstırmış bıçaklı sopalı kalabalığa:
- rahat bırakın lan onu! s*ktiğimin dölleri!
diye bağırmak.

akıbetiniz nereye varırsa varsın hayatınız değişir.
0
dafaisss
(29.11.17)
su ana kadar belirti vermemis hayati boyunca gecmeyecek, duzelmeyecek bir saglik sorunun oldugunu ogrenmek yani sagligin bilinen anlaminin kaybi, aslinda kendini tanimlama bicimlerinden birini kaybediyorsun.
ana-baba ve en kotusu ikisinin birden kaybi, dunyanin neresinde olursan ol, anne baba hayattaysa hep donecegin bir yer vardir, onlar gidince sanki butun gezegen bir yere tasinmis seni de geride birakmis gibi oluyor, devamindaki hayat hep biraz eksik.
0
mavicorap
(29.11.17)
Ölümden dönmek bunlardan biri.

@ordinov'a katılıyorum. Being there de iyi bir örnek.
0
EasyTiger
(29.11.17)
hissiz duygusuz soğuk bir iş hayatı üzerine kurulu yaşamlar da gayet büyük bir değişim çoğumuz için..
0
redeath
(29.11.17)
dine dönmek, dinden çıkmak
0
pinkpeony
(29.11.17)
tecavüz
0
duyond
(29.11.17)
(11)

Jean Jacques Rousseau mu Machiavelli mi?

kozmosta bir nokta
Rousseau demiş ki insanlar özlerinde iyidir, toplum onları kötü yapar.Machiavelli de demiş ki insanlar özünde kötüdür, iyi olmaları gerekmedikçe.Siz hangisine hak veriyorsunuz? Neden?
Rousseau demiş ki insanlar özlerinde iyidir, toplum onları kötü yapar.
Machiavelli de demiş ki insanlar özünde kötüdür, iyi olmaları gerekmedikçe.

Siz hangisine hak veriyorsunuz? Neden?
0
kozmosta bir nokta
(28.11.17)
machiavelli.
milgram deneyine bakabilirsin. kotuluk icimize islemis.
0
baldur2
(28.11.17)
İnsanların genel bir özü olduğu söylenemez, varsa bile bu öz iyidir diyemeyiz. Toplumun insanı kötüleştirdiği doğru fakat bu da toplumun yapısı ile alakalı yani insanı kötüleştiren toplumdan söz edebileceğimiz gibi onu iyileştiren toplumdan da bahsedebiliriz. İnsanın özü yoksa iyi öz de kötü öz de yok.
0
harvey
(28.11.17)
JJR. Machiavelli'ye katılmadığım için ona hak verdim. Bir gereklilik olmadığı halde iyi olanlar da var. JJR ise toplum konusunda haklı. Kötü olarak nitelendirebileceğimiz davranışların oluşmasında toplumun rolü büyüktür.
0
dissendium
(28.11.17)
rousseau çok güzel demiş. okurken kendim söylemişim gibi hissettim ki ben de hep derim. hangi kötü insanla yalnız kalsam özlerinde o kadar kötü olmadıklarını görüyorum ama onu başkalarıyla görsem kötü olma ihtimali artış gösteriyor hem de inanılmaz ama çevresindeki insan sayısına paralel olarak :D aslında tam olarak çevre kötü yapıyor da değil fakat ne kadar fazla insan o kadar kötülük.
0
freetakilir
(28.11.17)
ikisine de hak vermiyorum.

Sartre in da house..

"existence precedes essence" diyerek burdan uzaklaşıyorum.

--> buraya mic drop gif'i gelecek <---
0
AlsterWasser
(28.11.17)
rousseau'nun böyle bişey dediğine emin misiniz? buna benzer söylemleri olsa bile onun vurgulamak istediği insanın iyiyken kötü bir varlık haline gelmesi değil, yerleşik hayata geçişten sonra özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla insanların arasındaki eşitliğin bozulmasıdır. onun felsefesine göre insan uygarlaştıkça (bilim, sanat vb. ile) kendi doğasından uzaklaşır ama bu onu salt iyi yada kötü olarak sınıflandırmak için yeterli değildir.
0
theseachange
(28.11.17)
Jean Jacques Rousseau'ya hak veriyorum. Konuya ilişkin olarak şu belgeseli izleyebilirsin.
www.youtube.com
0
hukuki acidan yaklasirsak
(28.11.17)
@theseachange emin değilim. Yani çok da önemli değil zira buradaki sorum bu iki düşünceden hangisine hak verdiğiniz. Ama teşekkür ederim, o açıdan da değerlendireceğim.
0
🌸kozmosta bir nokta
(28.11.17)
machiavelli.
doğrunun hangisi olduğunu anlamak için ilkel toplumlara ya da insan dışındaki canlılara bakabilirsin.
ya da etrafına bak yeter.
0
dafuq
(28.11.17)
birisi politikada kapitalizmin argümanıdır, diğeri komünizmin.

ben insanın içinde olduğu topluma ve sisteme göre şekil aldığını sırf termodinamiğin "entropi" ile ilgili maddesi yüzünden kaçınılmaz görüyorum zaten.

insan özünde nötr bir canlı.

ben sadece şunu söyleyebilirim: yığının deneyimi türün genelinin iyiliğini düşünecek bir yöne kaymayı sağlamadıkça aynı maksimum düzensizlik ve minimum potansiyel enerji gereği, yani bir elektron ensemble'ında aynı anda hepsinin spin up olamayacağından hareketle ve dolayısıyla zıtların bir dengeye ulaşacak şekilde bağımsız değişkeni oldukları denklemleri yöneteceklerini akla da getirerek derim ki "insanların büyük çoğunluğunun aynı anda türün çıkarını koruyacakları bir bilince, kurulmuş sisteme karşı gelecek bilinci oluşturduktan sonra varmalarını beklemek biraz ütopik ama imkansız değil. insan ölümlü olduğu için ateş düştüğü yeri yakmaya devam edecek". ateşin düşüp de yaktığı yerin çoğunluğun bulunduğu yer olmadığı zaman ise dediğim gibi toplum deneyiminin sağladığı tarihsel yığın oluşabilirse mümkün. ama imparatorlukken imparatorluğu koruyan tarihi sağ bırakmanın, ulus devletken de ulusu koruyan tarihi sağ bırakmanın, bunların da sadece dönemin statükocularının etkileyebildiği şeyler olmasından hareketle zaten aslında hep küçük bir kesimin çıkarına hizmet ediyor olması tarihin birikememesini de getiriyor.

bugün seni, vatandaşlarınızı değil ülke yönetiminizi suçluyorum diyemeyen insanoğlu, örneğin, sırf bu sebeple kendi topuğuna ve geleceğe bıraktığı nesillerin de topuklarına bu yanlış bilincin devamını sağladığı için sıkmakta.


insan, kısacası, özünde, aynı dirençsiz yoldan geçmeyi tercih eden elektrik akımı gibi kolay ve yakın olan ilk çıkışa yönelir. ama bu çıkış genelde kendisine ihtiyaç duyanların çok az bir kısmına açıktır. ölümlü insan da başka zamanı beklemez. başka algıyı da.

insan özünde ölümlü ve dolayısıyla kolaycı olduğu için genelde gördüğümüz machiavelli'nin dediğinin olmasıdır.

çünkü kendisinden evvel zaten Sun-Tzu'nun yazıp çizdiklerini kendilerine düstur edenler en çok artık "nedense" psikopatolojik unsurları antisosyal spektrumuna yerleştirdikten sonra bunun iyi bir şey bile olduğunu salık vermeye çalışan ülke yöneticileri, onları yemleyen ve onlardan beter banka sahipleri vb oligarklardır.

psikoloji alanında bütün popüler gazetelere sürmanşetten verilecek, sonuçlarının nasıl çıkacağı sipariş edildiğinden ona göre bias uygulamış sözümona peer reviewlu araştırmaları kimlerin finanse ettiğini düşündüğümüzde en üstteki kurtun kuzuya, "kurt olmak güzel bir şey" dediğini "sen de olabilirsin" diye hafif göz kırptığını, ama "kuzu olarak kalmanı istesek de" diye eklemediğini görmek zor değil.

zaten o nedenle terörizmin değil de komünizmin gerekli düşman olduğu dönemde, doğu blok ülkelerinde bedavaya okur, sağlık hizmeti alır, kültürel etkinliklere katılırken ferrari değil de lada sürdüğü için üzülen mal insanoğlunun "american dream"i satan pompalanmış ithal kültürle ülkelerinden kaçıp abd'ye kapak atmaları ve o meslek sahibi halleri, ciddi eğitimlerine rağmen yer silmeye razı gelmeleri mümkün oldu.

ya senin ferrarin olsa, benim olsa, böyle bir sistemde olur muyduk zaten? e ama sana şu hayali bu sistem satıyor?

ne demiştim. insanlar kolaycı. inanmak istemedikleri için o istemedikleri şeyi bu kez yaşar hale geliyorlar. inanmak istemeyince çaba vermek ve fedakarlık göstermek gerçeğinden kurtulamıyorsun.

toplumlar hafızalarının yanlış taraflarını ayakta tutuyorlar. (politik propagandaya girebileceğini düşünerekten putin rusyası örneğini kaldırdım. bu tür bir soruda bu benim amacıma ters düşüyor.)

kim gidip öğrendiği şeyi baştan değiştirip kafasını yeniden şekillendirecek? hayat kısa, gelmişsin 50-60 yaşına, bir de kendi ahmaklığını itiraf etmenin yapabileceğin tek iyi şey olduğu günah çıkarmalı bir ömür mü yaşayacaksın? hayır, tabii ki. hali daha kötü biri bulup ona bakarak kendine şükredeceksin. o boktan aciz vücudun artık bir tek bunu yapabiliyor.

insanoğlu basit bir canlı olduğunu kabul etse artık iyi olur. kolaycılığını görmezsen üstüne gidemezsin. anca da parazit olursun. olabildiğine parazit olan, olamadığına da en azından bir şey kaptırmamaya çalışan omza basmacı, caring makes you look bad'ci bir parazit.

insan kolaycıdır. ama doğru şartlarda kolaycılık bir faktör olmayabilir. bunu söyleyerek suçtan, sorumluluktan sıyrılınmıyor.
0
godoşu beklerken
(28.11.17)
çin in ilk imparatoru 5 krallığı birleştirdikten sonra, kast sistemine dayalı konfüçyüsçülüğü yok saymış yeni din öğretisi geliştirmiştir.

"bütün insanlar doğuştan kötüdür... güven bir tür hissel yanılsamadır ve din tek gerçeği söylemelidir; doğuştan kötülük!"

işte saygı duyulacak bir imparator!
0
regardless of what they say
(28.11.17)
(10)

Korodaki sıkıntılar.

old possum
Şimdi ben bir süredir bir çok sesli koroya devam ediyorum. Sopranoyum. 6 soprano, 6 adet de alto var kadınlarda. Geçen hafta şef altolara yüklendi hep, memnun kalmadı, sesiniz çıkmıyo filan dedi. Bizimle bir sorunu yoktu.Dün şef dedi ki, altolar senin sesinin çok çıktığını onları bastırdığını söyled
Şimdi ben bir süredir bir çok sesli koroya devam ediyorum. Sopranoyum. 6 soprano, 6 adet de alto var kadınlarda. Geçen hafta şef altolara yüklendi hep, memnun kalmadı, sesiniz çıkmıyo filan dedi. Bizimle bir sorunu yoktu.

Dün şef dedi ki, altolar senin sesinin çok çıktığını onları bastırdığını söylediler. Sesini kıs dedi. (o kadının sesi çok çıkıyo dediler heralde)

Bu ne ki şimdi. İyi peki olur filan kem küm dedim. Bozuldum tabi. Hocam notaları yanlış mı veriyorum dedim. Hayır dedi. Kısık sesle ben o tizlere nasıl çıkıcam peki.

Bırakayım mı koroyu, ne diyorsunuz? BUnlarla uğraşma boşver diyen?
0
old possum
(24.11.17)
bu yüzden koro bırakılır mı ya, resmen tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış. bir ihtimal bağırarak mı söylüyorsun? belki bağırmadan söyle diyememiştir de işte sesin fazla çıkıyor demiştir.
0
evde liyakat kalmamis
(24.11.17)
Şöyle de bir şey var. Diğer iki sopranonun da sesi çok güçlü çıkıyor. Fakat içlerinde en genç benim ve sanırım biraz tecrübesiz görüp bana yüklendiler. Bırakmıycam tabi, kısıcam sesi artık. :( Çok iyi eğitim veriliyor çünkü.
0
🌸old possum
(24.11.17)
burda suç şefin. şef senin sesini gerektiği zaman kısabilir ya da yükseltebilir ama bunun sebebi olarak "altolar böyle dedi" diyemez. ilk falso orda bence, şefi çok tutmadım.

neyse, iyi bir teknikle kısık sesle ince notaları vermek mümkündür, bunu kendinizi geliştirmeye yönelik bir egzersiz olarak düşünebilirsiniz. maksimum diyafram ve vücut kullanıp tizlere kısık bir şekilde çıkabilirsiniz / çıkmayı deneyebilirsiniz.

bence diğer provada biraz kısık söylemeye çalışın, eğer yine bir uyarı gelirse sizin için bunun çok kolay olmadığını, size yardımcı olmaları için diğer üyelerin (soprano ve altolar, varsa diğer partiler) daha fazla ses çıkarabileceği önerisini sunun.

genel olarak, (tabi ki her zaman değil ama genel olarak) alto, tenor ve bas hep birlikte sopranonun altyapısını oluşturur ve ona göre bir volümle söylerler ki soprano tek başına yukarılarda yalnız kalmasın.

meraktan soruyorum, hangi koro acaba?
0
azeriturku
(24.11.17)
Şan pozisyonu vs. koroda söylemek, konusu mu acaba? Şan eğitimi aldınız mı? Yeni misiniz? Belki teknik oturmadığı için bir şeyler oluyordur?

Tizlere kısık sesle çıkmak çok zordur. Profesyonellik gerektirir. Şefiniz keşke "Altolar böyle böyle dedi" demek yerine daha başka bir dille açıklasaymış.
0
monogram
(24.11.17)
Bırakma ya. Suç şefte değil ki. Altolar ispiklemiş seni. Hatta yanlış anlama diye direkt sana değil, şefe söylemişler. Müzikle ilgilenmek güzel şey. Ben de gitar kursuna gidiyorum. Benim de akor kaçırdığım, şarkıya giriş yapamadığım oluyor ama kimse birbirine bir şey demiyor. Profesyonel bir koro ise tepki verirler tabii ama amatör bir koro ise çok takmayın. Takmayın derken hatanızı düzeltin ama Allah bu notaları belasını versin seviyesine gelmeyin.
0
dissendium
(24.11.17)
ben de baritonum mesela. koro içinde seçmeler oldu. seçildim. sonra hoca çekti kenara beni. biz seni seçtik ama dedi oyun baritona uygun değil dedi. ee napacağız yani dedim. sen sahneye çık dudak oynat dedi. dedim oldu.

ben de o ara bırakırım lan böyle iş mi olur dedim. bırakmadım oyuna çıktım dudak da oynatmadım. efsane oldu her şey. sonrasında da çok güzel işler yaptık. böyle durumlar insanın karşısına her an çıkıyor. yılma.
0
kablelvuku
(24.11.17)
Şan eğitimim yok. Nota ve armoni biliyorum. Çok zorlanmıyorum ama kısık sesle zor olacak evet.
0
🌸old possum
(24.11.17)
trollemiyorsan eğer hangi şef o merak ettim.
şef olsaydı kendisi ilk anda sopranoların sesini azaltıp homojenliği yakalamalıydı.
altolar böyle böyle diyor diyen biri şef olamaz, orası da koro değildir. bence bırak. :D
0
nocturness
(07.12.17)
Yok trollemiyorum. Ben devam ediyorum bırakmadım koroyu. Sıkıntı yok şimdilik, sesimi de kısmadım yani (kısar gibi yaptım) :)

Şu parçayı çalışıyoruz bu ara. www.youtube.com
0
🌸old possum
(07.12.17)
Sefiniz seflik bilmiyor eger durum buysa. O adamin egosunun hepinizin toplamindam
buyuk olmasi gerek. Boyleyse asil sef o altolardan biri herhalde.
0
alperz
(08.03.18)
(7)

pırlanta şart mı

gazozailacatmauzmani
selamlar, evlilik teklifinde pırlanta şart mı? ya da sidik yarışı için olması mı gerekiyor illa ki? küçük bir taş olmaz, taşı büyütünce fiyat zaten devasa boyutlara ulaşıyor. direk sorulmuyor da
selamlar, evlilik teklifinde pırlanta şart mı? ya da sidik yarışı için olması mı gerekiyor illa ki? küçük bir taş olmaz, taşı büyütünce fiyat zaten devasa boyutlara ulaşıyor. direk sorulmuyor da
0
gazozailacatmauzmani
(24.11.17)
bana pırlanta yüzük alınsa adamın suratına fırlatırım buna bu kadar para verilir mi diye, dolayısıyla oyumu şart değilden yana kullanıyorum.
0
evde liyakat kalmamis
(24.11.17)
Bence değil.
0
mutekebbir
(24.11.17)
Evde liyakat kalmamış ile aynı fikirdeyim. Şart değil, şart koşan kadınlardan da uzak durun bence.
0
mutlusismankedi2015
(24.11.17)
Zorunluluk değil ama işin usulü böyle. Evlenmek istediğin kadına gözle görülür güzellikte bir şey sunman lazım. Bu da genelde pırlanta oluyor. Bunun senin içinden gelmesi gerek. Kadının evlenme teklifine zaten evet diyeceği, formalite bir tekliften bahsediyorsak zorunluluk değil. Burada senin motivasyonun önemli. Yani, dur şu kadına ne kadar değerli olduğunu hissettireyim, ona güzel bir hediye vereyim gibi düşünürsen ancak o zaman bu iş sana mantıklı gelir. Sadece para olarak değerlendirirsen tüm yüzükler işlevsiz ona bakarsan. Bilezik de işlevsiz, kolye de. Ben alırdım açıkçası. Sonra bana pırlanta almadın falan der.
0
dissendium
(24.11.17)
bence karşınızdaki kadının pırlanta isteyip istemediğini bilmiyorsanız/anlayamıyorsanız tekliften önce biraz daha düşünün derim. sonuçta burada 150 kişi şart değil dese de bi manası yok, kadın bekliyor olabilir.
0
elorelia
(24.11.17)
Buradan biri demişti benzer bir soruya, "ben parmağımda o yüzükle, yağmur altında bişeyler satan yaşlı adamın yanından geçmeye utanırım," diye. Şart mı, değil. Bence hatta hiç olmasın. Ama elo+1
0
kobuzchu kiz
(24.11.17)
aa @kobuzchu kiz’in dediğini ben yazmıştım, şu an çok mutlu oldum bunu okuyunca.

hala aynı fikirdeyim. “evlenirken yüzük alınır” algısı artık bitmeli. yakında da bitecek belli ki, benim çevremde de burada okuduğum kadarıyla da çoğu insan yüzüğü saçma buluyor. tabi önemli olan senin teklif edeceğin kadının ne düşündüğü.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(24.11.17)
(5)

taciz itiraflarının artması toplum gözünde tacizi normalleştiriyor mu?

zgrydn
holivut'ta herkesin bir anda sıraya girip "taciz ettim - edildim." şeklinde beyanda bulunmaya başlaması toplumda farkındalık yaratma isteğinden mi, ilgi deliliğinden mi yoksa "hazır ortalık karışmışken benim mevzu da ortaya çıksın da çok dikkat çekmeyeyim." gibi bir dürtüden mi kaynaklanıyor? bu kad
holivut'ta herkesin bir anda sıraya girip "taciz ettim - edildim." şeklinde beyanda bulunmaya başlaması toplumda farkındalık yaratma isteğinden mi, ilgi deliliğinden mi yoksa "hazır ortalık karışmışken benim mevzu da ortaya çıksın da çok dikkat çekmeyeyim." gibi bir dürtüden mi kaynaklanıyor? bu kadar olayın arka arkaya açıklanması taciz olaylarının engellenmesi açısından faydalı mıdır yoksa zararlı mıdır?
0
zgrydn
(24.11.17)
O tacizlerle basamaklari ucer beser Cikarken iyilerdi ama? 20 sene sonra taciz edildim diye zirlamak samimi degil.
0
baldur2
(24.11.17)
yalan dolan. popülerliği düşmüş ünlülerin yarattığı bir dalga.
0
dramadi
(24.11.17)
Hepsi gerçek onların. Taciz toplumda o kadar yaygın bir şey ki, insanlar genelde korkudan ne yapacaklarını bilmedikleri için bunu kimseye söylememeyi tercih ediyorlar. Çevrende gördüğün her insan küçük yaşlarda tacize uğramış olabilir. Kimisi bunu unutur, kimisi umursamaz, kimisi de tepki göstermeye çalışır. Ki ben hiçbir tacizin kolay kolay unutulacağını düşünmüyorum. İnsanlar da yaşları ilerleyince artık korkmaları için bir neden olmadığını görüyorlar ve kendilerini ifade ediyorlar. Dikkat edersen itiraf yapan insanların genelinin yaşı büyük. Bu insanların artık toplum içinde "Ne derler?" korkusu yok. Bunların hepsi faydalı. Bu sayede iyi de kötü de ortaya çıkmış oluyor.
0
dissendium
(24.11.17)
Yani bana sorarsan bu iste biraz tuhaflik var. Hollywood'da taciz isine bulasmamis adam kalmadi resmen. Yani gercekten biraz tuhaf. Gercekten alayi tacizci mi bunlarin? Gercekten bu magdurlarin hepsi bu zamana kadar cesaret edemedi mi aciklamaya? Bilemiyorum. Kesin bir sey soylemek zor bence. En azindan bence kolay olmamali.

Hele Ben Affleck'in olayi.. Videosunu cikardilar meydana ve adam ozur dilemek zorunda kaldi en son. 15 sene onceki video birden yeniden peydahlandi ve tam da taciz muhabbetleri basladiginda. Ve videyu hortlatan da goruntudeki sozum ona magdur kiz degil, bir gazeteci.. Goruntulerde Ben Affleck kameralarin onunde memelerini mincirirken kikir kikir gulen kiz dedi ki ama kucuktukm, cocuktum. 25 yasindaydi.
Bilemiyorum. Kaci gercektir kaci uydurmadir, hepsi uydurmadir hepsi gercektir, nedir ne degildir, kim kime kime ne diyecegine diyecegine demeyecegine kime ne soylecegine...
Butun dunyayi Irak askerlerinin Kuveyt'de kuvezdeki bebekleri delik desik ettigine inandirabilen medya istedigi her seye inandirabilir.
0
stavro
(24.11.17)
holivud ayrı bi dünya. kendi halinde insanlara bir getirisi götürüsü olacağını zannetmiyorum.

ama çocukken ergenken olanlar daha farklı ele alınmalı her nerde olmuş olursa olsun. beni orta 1'deyken üst sınıflardan ikisi sıkıştırıp dövmüşlerdi, bir de paramı aldılar. üç gün evde zırlayıp durdum noluyo diyolar cevap ver(e)miyorum. galiba nasıl ifade ediceğimi bilmemekti onu yaratan, ama niye hemen söylemedin deseler o zaman da şimdi de net bir cevap veremem. zorlaya zorlaya anlattırdı bizimkiler. üstüne bizimkiler okula aktarınca "emin misin, sana öyle gelmiş olmasın, belki şaka yapmışlardır" gibi sorular sormuştu müdür yardımıcısı. hani bu taciz falan değil ama bunda böyle bi sıkışmışlık yaşadıysam, bilhassa çocuk ergen yaşta devamlı bir tacize, tecavüze uğrayanın halini düşünemiyorum. yıllar sonra dile getiriliyo olmasını da şüpheli bulmam.

ama şu da var, bir kitapta okumuştum. galiba ismi zor bir ailede büyümek olabilir. çocukluğu ve ergenliği boyunca babasının tecavüzüne uğrayan birini anlatan bir kısmı vardı. annesi kıza "buna karşı çıkarsan baban bizi terkeder" minvalinde telkinlerde bulunmuş sürekli. yıllar sonra eşine mi ne ilk anlatabilmiş gibi bir hikayeydi. kitapta yazıldığı kadarı kurgu içerebilir ama mümkün.

mesela kevin spacey'nin de ismi geçmişti şu holivud mevzularında, o dönem çocuk olan bir aktör tarafından. adam hatırlamıyorum demiş. neyse olay kevin spacey değil aslında; hani para hırsı falan derken demin kitaptan yazdığım olaya benzer bir şekilde çocuk işaret vermesine rağmen ana babası "sana öyle geliyodur yavrum" falan demişlerdir, geçiştirmişlerdir, adam şimdi böyle bir şey gündeme gelince dile getirebilme cesaretini bulmuştur.
0
dafaisss
(24.11.17)
(15)

şu entry hakkındaki düşünceniz

diffarentiationation
https://eksisozluk.com/entry/69138335üslubunu beğendiniz mi? yazara, annesine hak verdiniz mi? helal iyi yapmışsınız dediniz mi? senin saçını kim ne yapsın deyip yazarın kullandığı sıfatı kullandınız mı? sizce bu düşünce inançsızlara mı özgü yoksa muhalif kesim de düşünüyor mu böyle?lütfen ne düşünü
eksisozluk.com

üslubunu beğendiniz mi? yazara, annesine hak verdiniz mi? helal iyi yapmışsınız dediniz mi? senin saçını kim ne yapsın deyip yazarın kullandığı sıfatı kullandınız mı? sizce bu düşünce inançsızlara mı özgü yoksa muhalif kesim de düşünüyor mu böyle?

lütfen ne düşünüyorsanız yazın.
0
diffarentiationation
(24.11.17)
Uslup kotu.
Annesinin olay esnasinda ve sonrasinda yaptiklari ayip.
Yazarin kullandigi sifati kullanmadim.
Saygi onemli bir sey. Bireylerle su veya bu sebeple dalga gecilmesinden/gecilmeye calisilmasindan son derece rahatsizim.
0
nax
(24.11.17)
Bu yobazlık değil, bildiğin cahillik. "yosun tutmuş saç diplerini röntgenlesinler" ifadesi din konusunda gerçekten inançlı insanları da hedef aldığı için kötü. Ama bir kadın bana o anda "Uydulardan izliyorlarmış." dese ben de gülerim yani. Annesinin tutumunda bir sakınca yok.
0
dissendium
(24.11.17)
Tahminen benim isim vardi en iyisi kisa tutalim diyerek cagirdigi misafirden kurtulmasi da saygisizlik bence.
0
nax
(24.11.17)
üslup çok çirkin. annesinin programı olduğunu söylemesi çok garip değil.

biri bana yok ' amerikalılar izliyormus' dese ben de gülerim arkasından ama böyle bir halt yemis gibi aşağılayıcı bir üslupla, marifetmis gibi anlatmam. ne diyebilirim ki, o yazar da öyle konuşmuş işte......
0
yuvarlanantencereninkapagi
(24.11.17)
Yorum bile yapilmasi sacma bir olayi sozlukte yazarak popilesme cabasindan baska bi şey değil. "Heyoo sözlükÇüler Ben de sizin gibiyim" demeye getiriyor yazar
0
yarey
(24.11.17)
Bir insanın bilmediği birşeyle dalga geçmek iğrenç. Bir gruba sıkmabaş gibi bir isim takmak iğrenç. Sırf farklı ve bilgisiz olduğu için bir insana, doğruyu öğretmek ( bu örnekte uydudan o amaçla izlenmenin mümkün olmayacağını anlatmak) yerine bununla alay edip insanı küçük düşürmek iğrenç. İğrendim gerçekten. Benim düşünceme göre, muhalif olan herkesi bu yazar gibi zanneden ve bu yüzden oyunu seçtiği partiye veren oldukça fazla insan var ve bu aşağılayıcı tutuma sahip muhalifler malesef akp seçmeninin verdikleri oyu haklı çıkarıyor. Başkası iktidara gelince aşağılanıp itilip kakılacaklarsa neden kendilerine verildiğini sandıkları değerden yoksun kalsınlar ki? Karşı oldukları politikalar olsa bile aynı oyu vermeye devam ederler.
0
curukturpkokusu
(24.11.17)
annede bir suç göremedim.
ama yazıyı yazan evladın üslubu çok çirkin.
0
kutukcu
(24.11.17)
buradaki bütün değişkenleri çıkaralım yeni komşu gelmiş belirgin hiç bir siyasi, dini öğe yok üzerinde kendisine nötrsünüz. balkona çıkıyorsunuz aman diyor eve girelim amerikanya uydudan bizi izleyebilir. deli midir nedir diyip direkt dehlerim bu bir gerçek.

yazıya gelirsek tartışmaya gerek yok tamamen ayrıştırıcı bir dil.
bunu bilerek ya da bilmeyerek yapanlar kendi 'davalarına' en büyük zararı verenler aslında.
0
Ufuk
(24.11.17)
Biri şu an bana basitliğin tarifini yap dese bu entryi örnek gösteririm. Bana göre yobaz bu kişidir meselâ. Kadın cahil olabilir, nasıl ki annesi muhabbeti o gün kesmiş yapacağın en fazla odur. Ama kalkıp sıkmabaş diyerek aklınca hakaret ettiği yetmiyormuş gibi bir de yosun tutmuş saç dipleri diyerek iftira atıyor daha da çirkinleşiyor. Eminim ki kadının kalbi de bedeni de şahıstan temizdir, zavallı kibir abidesi. 500 küsur favori de Sözlüğü kalitesine yakışır cinsten.
0
mslny
(24.11.17)
Çürükturpkokusu+1
0
Phoebe
(24.11.17)
Aile olarak çok aydın, ileri sevide olduklarını ima etmiş. Akşam bu olay nedeniyle gülmüşler.
Yıllar önce bir yazar köşesinde belirtmişti: baş örtüsünü bazısı başına takar, bazısı da - kafasına- takar.
0
1adam
(24.11.17)
muhtemelen yazar kişisi konuyu ekşiye biraz mübalağalı taşımış boşuna bahsi geçen annenin günahını almayın, aynı başlıkta karşılaşılan yobazlıkları okursanız bu tutumun sebebini anlayabilirsiniz, ayrıca 5 yaşında çocuk değilse "amerika izliyormuş"a ben de gülerim, beş yaşında çocuksa da bunu ona öğretene iki çift laf ederim.
0
idris amil zula
(24.11.17)
çok çirkin. sıkmabaş aşağı sıkmabaş yukarı ve ypsun tutmuş ifadeleri. yobaz diyor da kendisi de yobaz farkında değil.
0
xvyz
(24.11.17)
O basligi sonuna kadar okudum. Cok aci deneyimler vardi. Ben de inancli biri olarak turlu yobazliklara sahit oldum.

Anlattığı olaydaki uydu muhabbeti komik ve trajikomik... yazarin dili, uslubu cirkin. Asagilayici ve otekilestirici. Cok cahil ama laik abi ve ablalar da var.

Akpden ve onunla anilan seylerden uzagim. Akplilere de hic muhabbetim yoktur. Ama herhangi bir insanin asagilanmasina da tahammul edemem.
0
runagain
(24.11.17)
üslubu korkunç, yazara da annesine de hak vermedim. başı örtülü kadının yaptığı olsa olsa cahilliktir, yazar ise düpedüz yobazdır.
0
evde liyakat kalmamis
(24.11.17)
(4)

satranç sorusu

isimsiz uye
satrançta son satıra ulaşan piyonun vezir dışında bir taşa yükseltilme mantığı nedir? sonuçta kale ve filin hareket yeteneği vezirde de var. at da çok opsiyonel değil. (kime göre neye göre gerçi) tamamen acemi olduğumdan soruyorum. ama yine de vezir seçilebiliyosa fil veya kalenin de seçilebilmesi s
satrançta son satıra ulaşan piyonun vezir dışında bir taşa yükseltilme mantığı nedir? sonuçta kale ve filin hareket yeteneği vezirde de var. at da çok opsiyonel değil. (kime göre neye göre gerçi) tamamen acemi olduğumdan soruyorum. ama yine de vezir seçilebiliyosa fil veya kalenin de seçilebilmesi saçma değil mi? yoksa tamamen istediğini seç mantığından dolayı mı böyle?
0
isimsiz uye
(24.11.17)
En değerli şeye ulaşabilen insan mantıksal olarak daha az değerli şeylere de ulaşabilir. Yani, vezir elde etmiş bir oyuncuya hayır sen fil alamazsın demek saçma olurdu. Çünkü bu durumda sanki fil vezirden daha değerliymiş algısı oluşur.
0
dissendium
(24.11.17)
Bazı durumlarda terfi eden piyon; vezir, kale olarak terfi ederse oyunu pat'a götürebilir. Bu durumda kişilerin diğer taşları seçmesi mümkün kılınmıştır.

Veya terfi eden taşın at ile terfi edip mat etmesi mümkündür, at tercih edilir.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(24.11.17)
piyon oraya çıkıp vezir olduğunda, vezir olan taş, rakip şahı tehdit etmese (şah çekiyor olmasa) bile, şahın hareket edeceği bütün noktaları tuttuğu için şahın hareketini engelleyip oyunu pat edebilir. yani şah çekerek mat edebileceğin oyun, şah çekmediğin halde vezirin, şahın bütün hareket noktalarını tuttuğu bir konumda olduğu için mat edeceğin oyun pat (beraberlik) ile biter. bu durumda sen o taşı vezir değil örneğin fil yapmakla rakip şaha hareket edebilecek yer tanır, ilerleyen hamlelerde oyunu mata götürebilirsin.

karışık olmadı umarım. benzer bir satranç problemi vardı, bulabilirsem eklerim.
0
kibritsuyu
(24.11.17)
hizliresim.com

Pozisyona bakarsanız anlarsınız.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(24.11.17)
(14)

polislikte ilk görev yeri

bedrozan
Oncelikle hayırlı aksamlar arkadaşlar.İlk etapta sizlerden "polis" kelimesini görür görmez olaya ön yargı ile yaklaşmamanızı rica ediyorum.Yaklasık 2 hafta sonra polis okulundaki eğitimimi tamamlayıp mesleğe başlayacağım.Bu sürecin sonunda da haliyle bir il seçeceğim, ilk görev yerim olacak. Tam da
Oncelikle hayırlı aksamlar arkadaşlar.
İlk etapta sizlerden "polis" kelimesini görür görmez olaya ön yargı ile yaklaşmamanızı rica ediyorum.

Yaklasık 2 hafta sonra polis okulundaki eğitimimi tamamlayıp mesleğe başlayacağım.Bu sürecin sonunda da haliyle bir il seçeceğim, ilk görev yerim olacak.

Tam da bu bağlamda sizlere birkaç soru sormak istiyorum.
Büyüksehir yerine anadolunun ufak illerini seçmek istiyorum; aksaray,niğde,amasya,tokat tarzı...Gerek maddi yönden gerekse manevi yönden rahat edersin surayı seçersen diyecek, öneride bulunacak arkadaslar var mıdır acaba aramızda? Zira bu konuda ben çok kararsızım.

Birçoğunuz belki polis kelimesini görünce nefret kusacaksınız baslık altına ama sizden baska bana yardımcı olacak, objektif görus alabileceğim kimse yok.Ayrıca inanın tüm polisler kötü değil.En azından ben insanlara faydam olması için, çoğu zaman hayır duası almak için icra edeceğim mesleği mi.

Özetle yardımcı olmak isteyen arkadaslar varsa çok ikrama geçecek benim için.Özel mesajla da yazabilirsiniz.Şimdiden zahmet edip okuduğunuz için teşekkür ederim hepinize, iyi geceler.
0
bedrozan
(23.11.17)
Hayirli olsun bedrozan,bu kadar kasmana gerek yok abi,keske normalde kosullarini duzeltebilseydin ama olmayinca olmuyor,senin durumunda olan cokca polis memuru var.
Karsina gelecek adamlarin cogu kriminal adamlar,iyi olacagim derkende basina is acma.
0
duptıs
(23.11.17)
Öncelikle bu pasif tavrı geçen sefer de göstermiştin. İnsanlar beğense de beğenmese de polisler bu ülkenin çalışanları. Kötü doktor, kötü mühendis, kötü öğretmen olabileceği gibi kötü polis de olabilir. Mesleğe başlarken bu ezilmiş tavrı kenara bırak. Sen belki iyi bir polis olabilirsin. Bu ilk tavsiyem.

Benim eniştem polis. İlk görevi Sakarya'daydı. Batı illerini tercih et. Küçük illerde sıkılırsın. Amasya güzeldir. Orayı tavsiye ederim. Tokat zaten Amasya ile yan yana. Bu iller Karadeniz Bölgesi'ne yakın olduğu için daha güzeldir. İç Anadolu illeri çok iyi değil. Amasya güzel bir seçenek ama dediğim gibi batı illeri de olabilir. Listede Düzce var mı bilmem ama orası da olur. Hem Sakarya, Kocaeli gibi yerlere yakın hem de iş yükü çok yok.
0
dissendium
(23.11.17)
samsun'da bir arkadaşım var polis olarak. keyfi yerinde. düşünülebilir.
0
rain when i die
(24.11.17)
ilçede daha rahat olabilirsin.
0
kediyiyenpiskopatfareyimben
(24.11.17)
dogu gorevi diye bir sey var diye duymustum. hatta biri erzurum cikti diye seviniyordu. onun haricinde kucuk anadolu sehri tabiki yeni memur icin mantikli bir tercih olur istanbulda vb surunursunuz.
0
kveldulv
(24.11.17)
Büyük şehre yakın olan bir küçük şehir seçebilirsiniz, örneğin Kırıkkale, Kırşehir gibi.
0
mezarkabul
(24.11.17)
kadın pazarlayan, uyuşturucu satan adamlar senin kadar eğilip bükülmüyor. biraz dik dur. ekşideki iki tane entelin söylediği "simit sat, onurlu yaşa" gibi saçmalıkları fazla dikkate almışsın.

soruna gelecek olursak;
ben olsam burdur'u seçerdim. antalya'ya ve izmir'e baya yakın. pek olay çıkacağını da sanmıyorum. güzelce yaşayıp gidersin.

not : burdur'da hiç yaşamadım. askerdeki komutanlarımın ikisi de o şehri tercih ettiği için önerdim.
0
tosunpasa
(24.11.17)
zorunlu şark hizmetinizi illaki doğuda yapmak zorunda değilseniz ege ve akdeniz düşünebilirsiniz. neden illa anadolu anlamadım. trakya, ege ve akdeniz sakin görece daha medeni insanların olduğu yerdir. edirne mesela. bugün istanbulda 7 liraya tost aldım büfeden, edirnede cadde üstü nezih bir kafede aynı tost 3 lira.

ayrıca neden önyargıyla yaklaşalım? neden nefret kusalım anlatsana biraz. anlamadım...
0
karlmarx
(24.11.17)
Tokat iyidir. Polisi sever sayarlar. Ayrıca istanbul’da 200 liraya yapacağın pazar alışverişini orada 50 liraya yaparsın. Muhafazakar bir yaşam tarzının olması lazım aksi durumda orası sana dar gelir onu da söyleyim.
0
goodman
(24.11.17)
Babus hayirli ugurlu olsun. Vallahi kadin satan satanin yuzu senin kadar kizarmiyor. Onursuz bir is yapmiyorsun. Cok fazla dallama polis var dogrudur da bu senin sucun degil. Neyse velhasil kelam arkadaslarim sivas kayseri ve bursa da. Hicbir dertleri yok gorunurde. Ama ben polis olsam buyuk sehirlere yakin kucuk sehirlerde yasamak isterdim. Ya da ne bileyim sanki trakya cok iyi olur.
0
allah yazdiysa bozsun
(24.11.17)
Eski bir polis olarak şöyle izah edeyim.

Ankara yazma, Ankara'da polis olma.

İstanbul Ankara'dan iyidir.

Onun dışında tüm iller ufak olanlar daha iyi olacak şekilde iyidir. Yalnız ufak illerin çaylak polisleri genelde dış göreve giderler. Sinop'ta bir devrem ilk senesinin toplamda 4 ayını hakkari ve Diyarbakır dış görevlerinde geçirdi.

Çevik kuvvet olmak istemeyeceksin muhtemelen. Olma zaten ama karakolcu veya asayişe verileceksen çevik ol daha iyi. Dayak, ihraç, hapis, mahkeme sorunları yaşayabilirsin karakolda ve asayişte. Nasıl olur deme. Olur. Ben içinde bulunmadığım konudan mahkemeye verildim kaç kere izin günlerim mahkemede geçti. Neden? Alır getirirken şüpheliyi, tutanakta adım geçiyor diye. Adamı görmemişim bile, öyle yazmışlar.

Dediğim gibi Ankara yazarsan mesleğe çok söversin. İstanbul yazarsan işi öğrenirsin, zorlanırsın ama dış göreve çok çıkmazsın. Çevikten yırtma durumun da var İstanbul'da. Ankara'da yok.

İzmir, Adana, Bursa vs iyidir yine. Ama en rahatı Zonguldak gibi, Bartın gibi, Bayburt gibi alakasız şehirlerdir. Bunların tek dezavantajı dış görevi bitmez. Seçim senin.

Silahını kullanma, silahınla oynama, kendini rütbeliye ezdirme. Yasaları iyi öğren, sokak dilini iyi öğren, çakal olman lazım baya bi. Olacan zaten. Hadi kolay gelsin.

Bir de ilk fırsatta istifa et.
0
bos gezenin bos ustasi
(24.11.17)
Özelden istediğini sorabilirsin ayrıca.
0
bos gezenin bos ustasi
(24.11.17)
Aksaray olabilir. Ankara, Kayseri ve Konya ya çok yakın. Kapadokya bölgesinde zaten. Bunaldıkça gezmeye kaçarsın. Çok sosyal bir tipsen boğulursun biraz, bilgin olsun. Muhafazakar bir yerdir.
0
Phoebe
(24.11.17)
Rahatlık arıyorsun da zamanla bunun toplamı rahatsızlık getirebilir. Bu arada polis kelimesinden rahatsız olanların eninde sonunda gideceği, işlerinin düşeceği yer emniyet/karakolun kapısıdır. İşi düşüp oraya vardığında sevmediği ülkenin vatandaşı olduğu aklına gelecek ve hakkını arayacaktır :) adalet isteyecektir. şikayetçi olacaktır. Ne acı, ne ironik.. Aklen özgür, ama eli mahkum işte.
Ne çekiniyorsun ki böyle ortamlardan?
Antakya ya da düşünebilirsin bu arada.
0
1adam
(24.11.17)
(2)

Cesitli ofis malzemeleri

allah yazdiysa bozsun
Selamlar. Ofis icin kanepe, saldalye, masa filan alinacak da nereden etsek? Koctas ikea filan derken babam kagithane de mobilyacilar var oradan alin koctas ta ne isiniz var diyor. Sizin tavsiyeniz nedir acaba?
Selamlar. Ofis icin kanepe, saldalye, masa filan alinacak da nereden etsek? Koctas ikea filan derken babam kagithane de mobilyacilar var oradan alin koctas ta ne isiniz var diyor. Sizin tavsiyeniz nedir acaba?
0
allah yazdiysa bozsun
(23.11.17)
Hocam Koçtaş'tan kazık yersiniz. Şirket sahibi sizseniz ofis mobilyaları satan herhangi bir şirketten teklif isteyin. Hatta birkaç yerden isteyin ve karşılaştırma yapın. Ona göre satın alma yapın. Normal müşteri olarak giderseniz indirim alamazsınız.
0
dissendium
(23.11.17)
biz ikinci el banka çıkması mobilyalardan aldık. 1/3 fiyatına geldi. gayet de temizler.
0
orpheus
(24.11.17)
(11)

Kış geldi

AlsterWasser
ve siz kilo aldınız mı son günlerde?Ben bu sıralar doymuyorum da ne güzel sağlıklı güzel güzel yaşarken nerden çıktı bu durum anlamadım. Hadi yalnız olmadığımı göreyim de rahatlayayım.
ve siz kilo aldınız mı son günlerde?

Ben bu sıralar doymuyorum da ne güzel sağlıklı güzel güzel yaşarken nerden çıktı bu durum anlamadım.

Hadi yalnız olmadığımı göreyim de rahatlayayım.
0
AlsterWasser
(23.11.17)
ben varım. iki ayda 5 kilo aldım :)
0
denef
(23.11.17)
Tam tersi oldu. Daha fitim.
0
dissendium
(23.11.17)
Tartılmadım ama ben de 2 kilo falan kesin aldığımı düşünüyorum.
Ne güzel fittim +1
0
duyond
(23.11.17)
Almadım.
0
Adramelekhh
(23.11.17)
20 kilo verdikten sonra 2 ayda 3 kilo aldım.

Ne güzel fittim +1

Gerçi buna da bin şükür :))
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(23.11.17)
mevsim ve kilonun ne alakası var? eskisinden fazla yersen veya daha az hareket edersen kilo alırsın. kilo almadım.
0
diffarentiationation
(23.11.17)
biraz aldım maalesef. ilk etapta 2-3 kilo vermem gerek. sonra da 4-5 kilo. kışın ben de kilo alıyorum çünkü koşu veya bisiklete ağırlık veremiyorum hava şartlarından dolayı. yani tembellik olmasa yağmurda çamurda da yapılır bunlar ama işte.
0
burya
(23.11.17)
Hayvan gibi yiyorum 1 kilo falan aldım.
0
doxanikee
(23.11.17)
bende tam tersi durum söz konusu, bu sanırım biraz "mutlu olmak için yiyen" tipte bir insan olmamdan kaynaklı. normalde bir oturuşta öküz yerim, "akşam 7'den sonra yememek lazım" diyenleri tatlı niyetine götürürüm. gelgelelim kaban ve bot giymeye başladığımdan beri iştahım kesildi. sabah zoraki, sırf kafam çalışsın, midem boş kalmasın ağzım fakir fakir kokmasın diye iki lokma kahvaltı ediyorum saat 7 gibi. ondan sonra okuldan çıkınca saat 16 civarı ya bi tane dürüm gömerim ya da yarım ekmek arası bi şey patlatırım. o kadar. aramıyorum da açıkçası, aklıma gelmiyo yemek yemek. günde 6 ton meşrubat tüketmesem son bir ayda temiz 6-7 kilo verirdim.

kışın daha fazla yemek ve hatta kilo almak çok normal ama. iş kontrolden çıkmadığı sürece sorun yok. tıpkı güneşin doğup batması, mevsimlerin birbirini takip etmesi gibi normal bir süreç. çok şeyapma.
0
der meister
(24.11.17)
4-5 kilo aldım birkaç ayda. :(
0
ms brownstone
(24.11.17)
ben verdim yehhuuuuu!

beden ölçülerim küçüldü aslında kilonun bilmiyorum.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(24.11.17)
(7)

dizi mi film mi?

sta
dizici misiniz filmci mi?ben kesinlikle diziciyim. 1 sezonu oturup sıkılmadan izlerim ama 1 filmi izlerken içim bayıyor, hep durdurmak istiyorum çok sıkılıyorum. sizde durumlar ne?
dizici misiniz filmci mi?
ben kesinlikle diziciyim. 1 sezonu oturup sıkılmadan izlerim ama 1 filmi izlerken içim bayıyor, hep durdurmak istiyorum çok sıkılıyorum.
sizde durumlar ne?
0
sta
(22.11.17)
Diziciyim, filmi daha cok sinemada seviyorum ben.
0
mor oje
(22.11.17)
40 yıllık filmciyim. Hayatımda bitirdiğim tek dizi Breaking Bad. House'un bile sadece 7. sezonunu bitirdim. Film izlemek temiz iş. Film bitince istersen Ekşi'de yorumları oku. İstersen oyuncuları araştır. Dizi öyle değil ki. Sürekli olay dönüyor. Dizici olmak için mahalle teyzesi kafasında olmak lazım bana göre.
0
dissendium
(22.11.17)
Film..

İyi drama dizileri zaten 1 saate yakın oluyor bir bölümü. 4-5 sezon birer saatten. Ohoo..Konuyu bir yere bağlayana kadar...Gözümde büyüyor.

Madem yaklaşık 1 saat başında olacağım o zaman üzerine yarım saatte ben koyarım film izlerim. En azından bir film bitirmiş olurum diye düşünüyorum.
0
AlsterWasser
(22.11.17)
Iyi dizi cok az. Hem iyi hem de ilgimi ceken film daha fazla.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(22.11.17)
Ben ikisinden de sıkılıyorum ya. Ama sevdiğim karakterler olunca ya da alışınca dizi izleyesim geliyor bazen. Dizi diyorum bu yüzden.
0
ms brownstone
(22.11.17)
Dizi, senin gibiyim ben de genelde :/
0
mutlusismankedi2015
(22.11.17)
Daha cok diziciyim ama kafama gore dizi bulmakta zorlaniyorum. Surukleyici dizi tavsiyeniz varsa alirim. Iyi film bulmakta da zorlaniyorum. Bazen 2 saatim film aramakla geciyor en sonunda eeh yeter diyip uyuyorum.
0
lionel andres
(22.11.17)
(16)

1.86 boy erkek 1.56 boy kız ilişkisi?

harry tuttle
Ben böyle çiftleri nasıl gördüğünüzü merak ediyorum. Sizce anormallik var mı? Ekstrem durumlar elbette var dünyada; ya da aşk olduktan sonra gerisi önemli değil elbette; bunları sormuyorum zaten. Siz böyle bir çifti görseniz boyu boyuna hiç olmamış; çok uzun/kısa kalmış der miydiniz? Aklınızdan nele
Ben böyle çiftleri nasıl gördüğünüzü merak ediyorum. Sizce anormallik var mı? Ekstrem durumlar elbette var dünyada; ya da aşk olduktan sonra gerisi önemli değil elbette; bunları sormuyorum zaten.

Siz böyle bir çifti görseniz boyu boyuna hiç olmamış; çok uzun/kısa kalmış der miydiniz? Aklınızdan neler geçiyor böyle durumda?
0
harry tuttle
(22.11.17)
Boyu boyuna olan, giyiminden duruşuna kadar uyumlu olan çiftleri görünce ne kadar çok yakışıyor derim ama tersi durumda bir şey düşünmem.
Aklımdan da bir şey geçmiyor açıkçası normal çift işte.
0
mutekebbir
(22.11.17)
Anormal gelmiyor. Sevimli bile gelebiliyor. Gerçi bunun sebebi benim de uzun boylu erkekleri beğenmem olabilir.
0
irene
(22.11.17)
üzerine bi' de çocuk yakışıklıysa kızı tebrik ve takdir ediyorum, sonuçta bizim civarımızdan 1 kişiyi daha elemiş oluyor.

Onun dışında da gönül işleri karmaşık diyen ergenlerden değilim, avamın gönül işlerine basit mühendislik mantığıyla yaklaşırım bu yüzden ''ne kadar da tatlılar'' filan da demem rahatsız edici herhangi bir olumsuzlukta refleks de vermem, en fazla yanımda çoook samimi bi' arkadaşım varsa komiklik olsun diye ''saat 4 yönünde ediyle büdü geliyor, bi' imza istesene'' diye takılırım.
0
mete kudur
(22.11.17)
O durum sık yaşanabiliyor. Türk kızının genel ortalaması 1.52 falan sonuçta. Anormal ama yapacak bişey Yok.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(22.11.17)
banane amk diyorum
0
yuvarlanantencereninkapagi
(22.11.17)
Ruh halime göre belki "ehi" falan diye hafifçe gülerim ama bir şey hissetmem veya üstüne düşünmem.
0
sopiro
(22.11.17)
Koca adamın yüreği narinmiş diyorum. Bence güzel bir tablo.
0
dissendium
(22.11.17)
Ya geçen bi çift gördüm arkadan. Kız baya ufak tefek, eleman bir ara kafayı eğip kızı öptü "oha adam çocuğu öpüyor lan" dedim bir an içimden. Meğerse çiftlermiş sksksj
0
synesthesia
(22.11.17)
Oley diyorum, çünkü ay lav uzun boylu erkekler. Onların da kısa kadınları seviyor olması mucizevi.
0
devilred
(22.11.17)
Zamanında benim de böyle bir ilişkim olduğu için normal geliyor bana.
0
ms brownstone
(22.11.17)
Cok umursamiyorum ama tam tersi durum cok tatli hayalimdeki iliski.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(22.11.17)
Ben itiraf ediyorum sevisme olaylarini düsünuyorum. Sinsi miyim neyim.
0
velvetmorning
(22.11.17)
Velvetmorning:) öylesin

Bence çok büyük fark değil 30 cm.
Dikkatimi çeker sadece
Kadın uzun olmadıktan sonra sıkıntı değil
0
sagin
(22.11.17)
Ne kadar da guzel bir cift, diyorum. Ah keske herkes oyle olsa, diyorum :)

Benim boyum bir bucuk metre. Bana herkes uzun, herkes kocaman. Gonlum kimi sectiyse uzun kisa -kisa dediysem de ne kadar kisa olabilir ki bana gore- fark etmeden birlikte oluyorum. Boy degil, huy :D
0
lamira
(22.11.17)
kadın tarafının boy kompleksi olduğunu ve uyumsuz bir çift olduklarını düşünüyorum. itici geliyor.
0
pinkpeony
(22.11.17)
Gariplik yok, daha güzel hatta bence. İyi ki uzun boylu erkekler kısa boylu kız seviyor.
0
elikası
(23.11.17)
(5)

Çizim Konusunda Eğitim Tavsiyeleri

calmdown
Arkadaşlar merhaba, amacım sorudan çok bir nevi danışmanlık almak gibi birşey olacak :) o yüzden çizimle veya tasarımla uğraşan (profesyonel olarak) arkadaşlar varsa onların cevaplarını beklerim. 10 yaşında bir kardeşim var, aramızda bayağı bir yaş farkı var. aynı zamanda babası gibiyim. yönlendirme
Arkadaşlar merhaba, amacım sorudan çok bir nevi danışmanlık almak gibi birşey olacak :) o yüzden çizimle veya tasarımla uğraşan (profesyonel olarak) arkadaşlar varsa onların cevaplarını beklerim.

10 yaşında bir kardeşim var, aramızda bayağı bir yaş farkı var. aynı zamanda babası gibiyim. yönlendirme imkanım var.

çocuğun kodlama veya formel bilimlerle uğraşacak bir görünümü yok açıkçası. daha çok sanatsal faaliyetlere ilgisi var hayal dünyası geniş.

rekabetin malum olduğu günümüz çağında ileride rahat etsin diye ona ev, arsa falan bırakmayı amaçlamıyoruz öyle bir durum da yok zaten. elimizden geldiğince doğru olarak yönlendirelim, kendi isteklerini de dikkate alarak tabii.

dolayısıyla ben kızımızın endüstriyel alanda da, sanatsal alanda da ortaya bir şeyler koyabilecek yetenekte ve vizyonda bir tasarım yeteneğine sahip olmasını istiyorum. diğer bir deyişle ona böyle bir yetenek kazandırmak istiyorum. olay hobinin ötesinde olacak.

nasıl ve nereden başlatayım sizlerin tavsiyelerini bekliyorum. oyun geliştiren bir firmada sanatçı da olabilir, sadece sanatçı da olabilir veya endüstriyel bir tasarımcı da olabilir.

teşekkürler.
0
calmdown
(22.11.17)
Tasarımlar günümüzde profesyonel anlamda bilgisayar destekli olarak yapılıyor. Her şeyden önce teknik resim eğitimi olmalı ama daha sonrasında en az bir tane tasarım programı öğrenmeli. AutoCAD, SolidWorks, CATIA, Creo gibi programlar mühendislik tasarımının yapıldığı programlar. 3ds Max ise daha az teknik bir program ancak görsel olarak daha iyi bir program. Elle çizimi çok iyi olsa da artık bunlar bilgisayar ortamına aktarılıyor. Yaşı çok küçükmüş. Burada teknik ve sanatsal ayrımı çok önemli. Çünkü teknik yolunu seçerse mühendis olana kadar yolu var. Sanat yolunu seçerse ressam bile olabilir. Bu kısma çocuğun kendisi karar vermeli. Teknik kısım şu an için ağır olur gibi.
0
dissendium
(22.11.17)
resim kurslarına gönderebilirsiniz, internetten videolar izleyebilirsiniz, kitaplar alabilirsiniz.

Skillshare diye bir platform var, ingilizce dersler ama..
www.skillshare.com
isterseniz referans linkimi verebilirim mesajla, 1-2 ay ücretsiz veriyor galiba.

okulda temel tasarım kitabı aldırmışlardı, şu an bakınca bulamadım hangisiydi ama o isimlerde kitaplar alabilirsiniz, genel olarak aynı şeylerden bahsederler zaten.
perspektif, gölge vs. öğreneceği kitaplar videolar aynı şekilde.

Eskiz kağıtları, kurşun kalem ve artline kalemler de bu işlerin ekipmanları.
özetle; imkan varsa resim kurslarına gönderebilirsiniz yoksa bu şekilde diğer imkanlar. istanbuldaysınız ismek'in olabilir kursları kaç yaşından itibaren alıyorlar onu bilmiyorum ama.
0
senolll
(22.11.17)
mevcut durumuna müdahil etmeyin de, çocuğu daha bu yaştan bilgisayar-teknoloji temelli ve/veya görsel şeylere itelemeyin sanatsal becerisi gelişsin diye. kaş yapayım derken göz çıkarıp imgelemini zayıflatmış olursunuz. teknik sonra gelir.

bir de bu işler işin ehliyle olur. bilhassa sanatsal faaliyetler ya da tasarım içeren şeyler bana kalırsa usta-çırak ilişkisi gerektiriyo diye düşünüyorum ben. en basitinden başlayıp resim dersi aldırabilirsiniz ama "kimden" olacağını da iyi seçmek lazım. o ona basit antrenmanlar vericektir, bir şeyi çizmek resmetmek evvela göz/bakış işi ve onu kanlı canlı birinden öğrenmesi lazım.

bir de çocuğu gaza getirip hayatını hayal kırıklığına da dönüştürmeyin. aşina olduğum kadarıyla diyebilirim ki tasarım dediğiniz sektörün çoğunluğu amelelik. habire aynı ve benzer şeyleri evirip çevirip çiziyosunuz.
0
dafaisss
(22.11.17)
Yani şöyle ki insanın bir spesifik bir alana yeteneği olabiliyor ama diğer şeyleri yapamaz diye bir şey yok. Çalıştıkca ve gördükce oluyor. Yurtdışında özellikle çocuklara kodlama eğitiminin verilmesinin önemi vurgulanıyor sürekli. İstanbuldaysanız ismek kurslarının çocuklar için kodlama eğitimi var. Başka kurumlar da vardır muhtemelen. Bir süre gider sevmezse yapamazsa devam etmez. Resim ve tiyatro kursları da olabilir.

Ek olarak bir spor dalına yollayın mutlaka. Sporun her şeye etkisi büyük.
0
jazzabel
(22.11.17)
Bilgisayar tasarım için sadece bir araçtır. Şu an erken. Kodlama farklı bir durum ama photoshop vs öğretmeyin şimdiden. Küçük motor kaslarının gelişmesi için manuel çizim yapmalı. Ek olarak bilsem sınavlarına girebilir. Bu ayın 29 una kadar başvuru var yanlış hatırlamıyorsam. Sınıf öğretmenine danışın.
0
insomnia
(23.11.17)
(6)

domain kelimesine türkçe karşılık önerisi (fransızca/ingilizce)

dafaisss
context ile ilgili olduğu için tıkandım. galiba kelime aslen ingilizce ama fransızca bir metinde bu şekilde geçiyo.alan diyebildim en yakın ama metinde kastedilen bir disiplin ya da ekolün ya da bilimin (sosyal bilimler yahut sosyoloji,sinema gibi spesifik bir alan) etki alanında kalan soyut alanlar
context ile ilgili olduğu için tıkandım. galiba kelime aslen ingilizce ama fransızca bir metinde bu şekilde geçiyo.

alan diyebildim en yakın ama metinde kastedilen bir disiplin ya da ekolün ya da bilimin (sosyal bilimler yahut sosyoloji,sinema gibi spesifik bir alan) etki alanında kalan soyut alanlar.

mesela sosyoloji biliminden elde edilen verilerinin etki alanında araba ya da sigara satışlarının olması gibi. ya da psikoloji biliminin etki alanında müfredat oluşturulurken dikkat edilen hususların (yaş, cinsiyet, gelişimsel dönem) etkili olması gibi.

"o disiplinin bağlantılı olduğu/kapsadığı soyut alan" gibi bir çeviri kullandım ama tek kelimelik ya da tamlamalık bir karşılığı olmalı sanki.

muhteva diyesim var ama o da "etki alanı" kısmını kapsamıyor.
kapsam kelimesi de eksik geldi.

geçtiği yer şurası 1.50 - 2.10 arasındaki cümle:
youtu.be

ne dersiniz? ne kullanabilirim?
0
dafaisss
(22.11.17)
Düzlem olabilir mi?
0
dissendium
(22.11.17)
"etki alanı" demişsiniz, o olmuyor mu?
0
gkhncnzdgn
(22.11.17)
fransızca bilmediğim için videoda verildiği şekliyle bağlamı değerlendiremedim.
.
ama burada anlattığın kadarı bence "ilgi/uğraş alanı", saha. tek bir sözcük arıyorsun değil mi?

edit: önceden, ilk cümlemde neden video'da yazdığımı bilmiyorum. bu konuda nöroloji domaininde bilgisi olan varsa yeşillendirirse sevinirim, insan neden kıçından imla uydurur :D

edit2: ben sahayı uygun gördüm zira alan yerine saha kullandığımız yerler dikkat edersen tamlamalar. çünkü anladığım kadarıyla bunlar tam oalrak eş anlamlı değil. saha, alandan farklı olarak kısıtlı. kategorik olarak veya büyüklük olarak.

daha doğrusu biz sanki öyle kullanagelerek nüans yaratmışız.
0
godoşu beklerken
(22.11.17)
@dissendium: kısmen karşılıyo ama daha üç boyutlu bişey çağrıştırıyo, hani mıknatısın etki alanı gibi bişey.

@gkhn: işte o da, daha kulağa hoş gelen tatlı bi kelime arıyorum.

@godoşu beklerken: ya saha evet, ama saha diyince benim kafam nedense hep futbol sahası benzeri bişeye gidiyo^^ çağrışımından ötürü o kelimeyi sevmiyorum. yoksa cuk oturuyo da hani bu domain anlayabildiğim kadarıyla "study area" gibi bişey çünkü.

etki sahası dedim, tam içime sinmeyerek de olsa.
0
🌸dafaisss
(22.11.17)
insanın aklına bunlar geliyor doğru. yine kullanımın içerik işgali. "iş sahası" falan denince abes kaçmıyor ama biyoloji sahası denince bir garip oluyor.

bence tamlama kullanacaksan etki sahasına göre etki alanı çok daha iyi. ama biyoloji etki alanı da olmaz. sosyoloji derken az sorun oluyor ama başka bir şeye uygulayınca sadece kulağa sorunlu gelmiyor, sanki anlamı da farklılaşıyor.

bence buradaki sorun aslında alan değil, etki kelimesi. etki alanı, bir etken ve bir edilgen ima eder. daha çok başlatıcı bir şey içerir ve onun hakim olup değiştirdiği, yönlendirdiği bir alan. politikada kullanılır mesela.

bir disiplinse söz konusu olan, kapsam eksik olsa da daha doğru.

aslında madde kelimesi bildiğim kadarıyla bunu karşılıyordu eskiden. bugün uyar mı bilmiyorum. konusu, malzemesi anlamındaki bir kullanım söz konusuydu yani.

*psikoloji biliminin kapsamında müfredat oluşturulurken dikkat edilen falan filan husuların etkili olması.

*psikoloji biliminin uğraş alanında müfredat bıdı bıdı... olması"

"psikoloji bilimi sahasında .... olması"

"müfredat oluşturulurken dikkat edilen hede ve hödö hususlar psikoloji biliminin maddesi kapsamındadır."

anladım problemi, biliyorum delirtici bu olay ama bu aynı zamanda sanıyorum toplumsal gelişmedeki azlığın dili kısır bırakmasıyla da alakalı. bu tür kavramsal şeyleri haritalandırıp hiyerarşik bağlantılar çekerek yeni terimler oluşturma gibi bir yaklaşımımız ya yok ya da benim bundan haberim yok.

not: en güzel karşılığı yine kendin bulmuşsun bence. kapsam. ama sen etki etmekten de bahis olsun istiyorsun. fakat bu etki etmek değil aslında. "malzeme" olarak kullanmak. ikisini birden istiyorsan aslında küme ve altkümesinden aynı anda bahsetmeyi hedefliyorsun. ben o nedenle son örnekteki gibi "maddesi kapsamında" gibi bir şey öneriyorum. bizde bakış aynı olmadığı için bunlar ekfiil vs cümle görevileri almış oluyor, yani tek başına isim olarak kullanamıyoruz da tanımlayıcılarla kullanıyoruz sanki.

aslında sana tavsiyem bunu eriksatie'ye sorman. kendisinin bir cevabından bir çıkarım yapıp ufak bir stalklama yaptım ve karşıma edebiyat doktoralı biri çıktı nıhahah. burada aktif olsa canımızı bu kadar sıkan şeylerin belki basit karşılıkları olduğunu sayesinde görürdük. aslında kendi dilimize hakim olmamak da bir sorun. yabancı dil edebiyatçısı işte farklı olarak bunu yapabiliyor. soru sorabileceğim bir insan olacağı sonucunu çıkardım küçük dedektifliğimden, öneririm.
0
godoşu beklerken
(22.11.17)
"kapsam(ında)"

"içerik/içeriğinde"
0
sen git ben geliyorum
(23.11.17)
(8)

dövme öneri ve yorumlarınızı alayım

part time pollyanna
içerisinde üçgen geçen minimal, ince çizgilerden oluşan soyut bir figür arıyorumkolumda dirseğimle bileğim arasına (serum takılan yerin biraz yukarısına ) yaptırmak istiyorum.Bununla ilgili olarak takip ettiğim baya bir sanatçı var, sürekli olarak kaydediyorum en son elene elene bunlar kaldı5 dövmey
içerisinde üçgen geçen minimal, ince çizgilerden oluşan soyut bir figür arıyorum
kolumda dirseğimle bileğim arasına (serum takılan yerin biraz yukarısına ) yaptırmak istiyorum.

Bununla ilgili olarak takip ettiğim baya bir sanatçı var,
sürekli olarak kaydediyorum en son elene elene bunlar kaldı

5 dövmeyi yorumlarsanız sevinirim,

alternatifleriniz varsa yollarsanız daha çok sevinirim :)

şimdiden teşekkürler
0
part time pollyanna
(22.11.17)
gelecek 10 yıl içinde her 4 kişiden birinde ücgenli, dikdörtgenli dövme olacak.
0
karlmarx
(22.11.17)
Minimal dövmeleri daha çok beğeniyorum ben. Beyaz tenli kadınlarda güzel duruyor. Deathly hallows olacaksa renkler olmasın. Sadece siyah olsun.
0
dissendium
(22.11.17)
4 güzel
0
bruceandwayne
(22.11.17)
@karlmarx o benim de canımı sıkıyor :/ ama kendimce üçgenin bir anlamı var ve o anlamı koruyan üçgen dışında başka minimal bir çizgi bulamadım

@dissendium renkli olayına ben de girmek istemiyorum, deathly hollow olursa daha ince çizgili ve siyah beyaz olarak isterdim ben de...

@bruceandwayne sanırım 4'e kayıyorum ama onda da istediğim anlamı bulamıyorum sadece şekil maneviyatı kuramadım tam (ama baya güzel bir şekil :) ) keşke onun gibi oldukça sade basit bir şeyler bulabilsem
0
🌸part time pollyanna
(22.11.17)
Bunlarin icinde birini yaptirsaydim 1 numarayi yaptirirdim
0
baldur2
(22.11.17)
dövmeleri olan bir insan olarak, hatta üçgenli müçgenli deathly hallows dövmesi de olan biri olarak söyleyebilirim ki başkasında görüp de beğendiğiniz bir şeyi yaptırmayın. Fikri alın tabii, kendiniz uyarlayın iyice içinize sinsin. Benim dövmelerin birinde babamın ölüm tarihi yazıyor, "bundan ben de yaptırayım ya" diyen insan da gördü bu gözler. Büyük cahillik, büyük pişmanlık olur aksi halde.


edit: ayrıca barış yeşilbaş new york'a taşındı diye hatırlıyorum. Ve Koray Karagözler'i de atlamayın sanatçı düşünürken.
0
sopiro
(22.11.17)
dövme kişiye özeldir, başkasındaki dövmeler olmaz.
Güvendiğiniz bir dövmeciye gidin ve ondan çizim isteyin. kendi çiziminize güveniyorsanız kendiniz çizin.

Ayrıca dövmecinizden de başkasına yapmaması konusunda ricada bulunun.

Gönderdikleriniz arasında da en güzeli 4 numara. diğerlerini hiç beğenmedim.
0
teritori
(22.11.17)
üçgen dövme hadi bir nebze de bu modellerin hiçbiri beni açmadı. iki gün görsem üçüncü gün sıkılacağım dövmeler. özellikle 2 net çirkin.

4 güzel ama o da fazla minimal, tatmin etmeyebilir. 4'ü ekstra olarak bilek içine falan yaptır.
0
sir gawain
(22.11.17)
(11)

Sizce hayatı dolu yaşamak nedir?

neysene
Yani tam tarifini yapamıyorum kendime.Bazıları için sadece çalışarak işinde üst noktalara gelmek iken, kimine göre dünyyı gezmek, kimine göre de sporu hayatı yapmak, kimilerine göre ise hayatta her zevki tatmak (örneğin nusrette yemek yeyip maimi de sörf yapmak, las vegasta kumar oynayıp, pariste se
Yani tam tarifini yapamıyorum kendime.
Bazıları için sadece çalışarak işinde üst noktalara gelmek iken, kimine göre dünyyı gezmek, kimine göre de sporu hayatı yapmak, kimilerine göre ise hayatta her zevki tatmak (örneğin nusrette yemek yeyip maimi de sörf yapmak, las vegasta kumar oynayıp, pariste sevgiliyle gezmek gibi kombolar)

Sizin şunları yaparsam hayatım dolu geçmiş sayarım dediğiniz şeyler nelerdir?

Edit: farkettim ki sadece natural zevkleri örneklemişim. Diğer örneklerde şunlar olabilir: doktor olup insanların haytını kurtarmak, 30 una gelmeden 1000 tane kitap bitirmek, akademik anlamda büyük başarılara imza atmak, bir evlat veya evcil bir hayvanı ölene kadar büyütmek, yetiştirmek vs.
0
neysene
(22.11.17)
Açık olayım. Sınırsız seks. Hayatımda eğitim de var, spor da var, müzik de var ancak hiçbiri seks kadar etkili şeyler değil.
0
dissendium
(22.11.17)
Fazla fazla tatil yapmak, evde yatmak yerine insanların arasına karışmak, yeri geldiğinde de yanlız başına bitşeyler içmek seyhat yapmak. Çocukken hayal ettiğim her şeyi yaptım gibi, bir kariyer kaldı. Onu da halledersem tamamdır
0
goodyes
(22.11.17)
Manen rahat olacağınız şeyleri yapmaktır.. Verdiğiniz örnekler hep anlık şeyler. Atıyorum hayır kurumunda bir şeyler yapmak... Benim açımdan dolu dolu yaşamaktır.
0
gotic
(22.11.17)
günümüzde bence hayatı dolu yaşamak ve öyle görünmek gibi iki farklı kavram var artık. sen olayın neresindesin bilemiyorum ama, yapılan, denenen her yeni etkinlik insanın beyninde amigdala denilen bir noktayı tetikliyormuş ve yeni bir deneyim yaşadığında o an sana daha uzun geliyormuş. dolayısı ile yaşadığın o an sana daha uzun geliyormuş.

yeni şeyler denemek derdim ben hayatı dolu dolu yaşamak istesem. eğer öyle yaşamak değil, öyle görünmek istiyorsam da yeni bir instagram ve swarm hesabıyla bu deneyimleri desteklerdim.
0
bruceandwayne
(22.11.17)
Çalışmak zorunda kalmadığım zaman
0
sorunvar
(22.11.17)
bahsettiğin kombolar güzel tabi de hayatı dolu dolu yaşamak bu şekilde kısıtlanamayacak kadar geniş ve ucu açık bir kavram bir noktada. çünkü bana göre hayatı dolu dolu yaşamak orman içinde bir kulübede, hayata karşı hiçbir sorumluluğun olmadan doğayla bütün ve yapayalnız bir şekilde yaşamak olabilirken, başkasına göre bu cehennem olabilir.
0
vedatchilipeppers
(22.11.17)
insanlığa bir şeyler katmak. sanatsal olur bilimsel olur fikirsel olur... öldükten sonra geride en az bir kişi için bile olsa değerli bir şey bırakabilenler benim için hayatı dolu yaşayanlar. uzun vadeli bütün hedef ve hayallerim de bu yönde. eğer bu hayallere ulaşamazsam ölüme yaklaştığımı anladığım anda en büyük pişmanlığım muhtemelen bu olur ve içimi kemirir.

kendim bir şey beceremezsem de bunları yapabilecek bir evlat yetiştirmek de kâfi diye düşünüyorum.
0
estranged
(22.11.17)
Daha yeni, hayatımla ilgili düşündüğüm ve kıyaslarla kendime yaptığım analiz şöyle. Hayatım zorunlu alışkanlıklar ve zorunsuz aliskanliklar arasında gidip gelmek. (İşten çıkıp hep ayni insanlarin yanina ayni şeyleri yapmaya gitmek örneğin) Arada sadece konusuyor ve hayal kuruyorum. Ogrenmiyorum, internet elimden düşmüyor.

Ve sonuç şu: daima öğrenmeye devam etmem lazim. Ben son 5 yılda işim harici hicbisey ogremedim. Yeni bir skill yok bu dönemde bana eklenen. Öğrenme isteği beynin bir ihtiyacı ve bence ben bunu internetle uyuşturuyorum. Peki beyin tamam da, benim egomun da tatmine ihtiyaci var. O tatmin de deneme, biseyleri hayal edip ortaya çıkarma, aksiyon alma.. özetle; üretmek, yaratmak.

Öğrenen ve üreten insan hayatını dolu yaşıyor. Ben öyle yapabilirsem tamamım. Bi de vermek var tabi. Biseylere katkı yapmak. Cocuk yetistirmek ya da.
0
klar
(22.11.17)
kurutulmuş patlıcan dolması yemek.
0
kediyiyenpiskopatfareyimben
(22.11.17)
Sevgili dostum,

Şöyle birşey var:
m.youtube.com

Böyle bi soruyu soran biriysen, bu konuşma hoşuna gidecektir.
0
herşeyi soran adam
(22.11.17)
Hayatın anlamı hayatın anlamını bulmaktır demiş reis. Senin dolu bardağın başkasına bomboş görünebilir. Çok takılma. Tüm inanışlarda ön önemlisi iç huzur.
0
hasmetizm 2046
(22.11.17)
(7)

Hangi ülkede iş bakayım?

shenergy
AB vatandaşıyım. mühendisim.Tecrübe 5 yıl. Sektör enerji.Anadile yakın ingilizce, başlangıçtan az ilerde almanca ve sokak dili şeklinde rusça biliyorum.İş bulup yaşamalık hangi ülkeleri önerirsiniz?
AB vatandaşıyım. mühendisim.
Tecrübe 5 yıl. Sektör enerji.

Anadile yakın ingilizce, başlangıçtan az ilerde almanca ve sokak dili şeklinde rusça biliyorum.

İş bulup yaşamalık hangi ülkeleri önerirsiniz?
0
shenergy
(21.11.17)
Fransa.
0
dissendium
(21.11.17)
tecrübene göre değişmekle beraber ingiltereyi başa yazmalısın. almanya dil olmadan sıkıntı olabilir iş bulmak vb. hollanda diğer bi alternatif. oil&gas şirketlerine kapağı atarsan relocationla falan paranın azına vurabilirsin ileride.
0
kveldulv
(21.11.17)
Hollanda olabilir, mühendislik alanında master için en çok burs veren ülkelerden biri sanırım, Delft'te okumuş bir sürü arkadaşım vardı, bir kısmı masterdan sonra iş bulup orada devam ediyorlar. UK düşünüyorsanız hızlı davranmakta fayda var, malum Brexit muhabbeti var. ne bok yiyeceklerini kendileri de bilmiyor. İçlerinden bi kısmı bizim commonwealth imiz var, hard brexit se hard brexit sktri çekelim abye, sömürge commonwealth adamlarını kullanalım, abyi niye bu kadar şımartıyoruz diyor.
0
freedonia
(21.11.17)
Enerji sektöründe norveç bayağı atılımlar yapmakta. Özellikle temiz enerji kısmında
0
neysene
(21.11.17)
Enerji sektörü ve ab vatandaşlığı.
İngiltere’den sonra Almanya en mantıklıları gibi.
0
bubiruyaolmali
(21.11.17)
Norvec, almanya, hollanda
0
kuehles blondes
(21.11.17)
sektörü bilemem ama norveç derdim kesinlikle.
0
burya
(21.11.17)
(3)

Türkçe Soruları

mete kudur
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde sözcük kök ve eklerine doğru biçimde ayrılmıştır?Yem-le-n-mekBirik-tir-il-mekEk-len-mekKısa-l-t-ı-l-makGörüş-tür-ül-mek(cevap - d; ben a yaptım)Yapım / Türetim ekleri, yeni sözcükler üretirken sözcük türünü değiştirebilir. Aşağıdakilerin hangisi, eylemden üretilen
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde sözcük kök ve eklerine doğru biçimde ayrılmıştır?

Yem-le-n-mek
Birik-tir-il-mek
Ek-len-mek
Kısa-l-t-ı-l-mak
Görüş-tür-ül-mek

(cevap - d; ben a yaptım)

Yapım / Türetim ekleri, yeni sözcükler üretirken sözcük türünü değiştirebilir. Aşağıdakilerin hangisi, eylemden üretilen yeni bir ad değildir?
Seçilen Yanıt:
Yanlış koşu
Cevaplar:
sevgi
ölüm
yemek
koşu
Doğru dansçı


Aşağıdaki sözcüklerden hangisi düzlük-yuvarlaklık uyumuna örnek olarak verilemez?
Seçilen Yanıt:
Yanlış yalan
Cevaplar:
yalan
sinek
kurak
Doğru varil
görev
0
mete kudur
(21.11.17)
Kök, anlamını kaybetmeyecek şekilde en yalın hale getirilebilen sözcüktür.

Yem sözcüğünü ye olarak bir adım daha geriye götürebilirsin. Buradaki "ye" fiili kök olur. Yem kök değil.

O yüzden A doğru değil.

-

Sevgi, sev fiilinden gelir.
Ölüm, öl fiilinden gelir.
Yemek, ye fiilinden gelir.
Koşu, koş fiilinden gelir.

Dansçı, dans fiilinden gelmez. Çünkü dans diye bir fiil yok. Dans isimdir. Dolayısıyla bu kelime eylemden türetilmemiş.
0
dissendium
(21.11.17)
1 - bunu bilemedim. kısaltı diye bi kelime yok sanki. tdk'dan da baktım.


2 - kökü eylem olmayan bi tek dansçı kelimesi var zaten
sevmek-sevgi
ölmek-ölüm
yemek(fiil)-yemek(ad)
koşmak-kuşu
dans zaten kendi başına bir ad.



3 - tdk'daki açıklamaya baktım. özellikle alttaki tabloya bakınca çıkıyor cevap.

Bir kelimede düz ünlüden sonra düz (a, e, ı, i), yuvarlak ünlüden sonra yuvarlak dar (u, ü) veya düz geniş (a, e) ünlüler bulunur.

a → a, ı

o → u, a

e → e, i

ö → ü, e

ı → ı, a

u → u, a

i → i, e

ü → ü, e
0
elorelia
(21.11.17)
ilk soru için ekleme yapayım. (naçizane fikrimdir, yanlış olabilir)

kısalt-mak fiili için bağlantı ünlüsü kullanılıyor (ı harfi)

normalde ye-mek fiili için yen-n-mek olarak n harfi ile edilgenlik katılıyor.

kısalt-mak fiiline n veya l harfi ile edilgenlik katılmak istendiğinde araya bir ünlü harf geliyor ve kısalt-ı-l-mak oluyor. o sebeple ı harfi bir ek olarak gözüküyor
0
azeriturku
(21.11.17)
(6)

Facebook instagram gibi yerler size de öyle geliyor mu?

for day to break
Artık orda dünyanın en anlamlı sözü de paylaşılsa, en güzel resimler de konsa kalitesiz ve saçma geliyor?
Artık orda dünyanın en anlamlı sözü de paylaşılsa, en güzel resimler de konsa kalitesiz ve saçma geliyor?
0
for day to break
(20.11.17)
İnstagramda profil fotoğrafım dışında bişey yok. Hesapta kullanıyorum. Diğerlerinin paylaşımlarına bakınca paylaşmaya değer bişey de bulamıyorum. Sonra bi düşününce bu bişeyler paylaşma gerekliliğini sorgulayacak mantıksal istikametten dahi yoksun kaldığımı fark ediyorum. Senin soruda da aynı yoksunluk var. Bişeyin en'ini niye orada paylaşasın ki?
0
IncredibleMau
(20.11.17)
kesinlikle öyle, çok kalitesiz ve basit duruyor artık
her şey adeta birbirinin aynısı...
0
part time pollyanna
(20.11.17)
Sen sorumu anlayamadın sanırım. Ordaki en'e takılma. Orda kim be yaparsa yapsin boş beleş gerzekçe geliyor. Hatta hiç bir şey paylaşmasa bile. Bir hesabının olması o kişiyi gözümde düşürüyor sanki. Önceden mesela bir söz okurdum büyüleyici gelirdi ama o büyü uzun sürmez söz zamanla siradan basit hatta itici hale gelmeye başlardi. Simdi tamami öyle gibi.
0
🌸for day to break
(20.11.17)
Ben hala güzel şeylere denk geliyorum. Facebook'un haber kaynağı takip ettiğin insanların paylaşımlarından oluşuyor. Gördüklerin sıradan gelmeye başladıysa hedef kitleni değiştirebilirsin.
0
dissendium
(20.11.17)
Cok bos platformlar bence. Instagram sadece kaliteli gezi sayfalari ve basarili fotografcilar icin takip edilebilir. Ama sirf hesabi var diye birini gozden dusurmek de abartili bir tepki.
0
rusyalı kozmonot
(21.11.17)
Ben çok faydalı buluyorum bazen :) şöyle ki ilgilendiğim ya da benimle ilgilenen birisi varsa ve bu kişi s.subasi ya da benzeri kendini sergileyen ilgi odağı olmaya çalışan tipleri takip ediyorsa falan direkt onu hayatımdan eliyorum.ya da sürekli yediği icitigini paylaşan kendini saçma sapan sergileyen düşük profilli insanları direkt ezikliyor ve onlardan uzaklaşmaya çalışıyorum.
0
bugunolmadiamayarinkesinolacak
(21.11.17)
(4)

Türkiyede Engineering management diye Fakülte varmi

samiabi19
Almanyada Wirtschaftsingenieurwesen diye bir Fakülte var, ingilizcesi engineering management. Türkiyede varmi bundan makine mühendisligi ve ticaret ekonomi karisimi.
Almanyada Wirtschaftsingenieurwesen diye bir Fakülte var, ingilizcesi engineering management. Türkiyede varmi bundan makine mühendisligi ve ticaret ekonomi karisimi.
0
samiabi19
(20.11.17)
Mühendislik yönetimi tezsiz yüksek lisans programı var.
0
dissendium
(20.11.17)
Endustri muhendisligi turkcesi. Ama almanyada %90 makina muh derslerinden olusurken trde bu oran daha dusuk tabi, almanyadaki bwl e daha denk neredeyse bazi okullarda.
0
kuehles blondes
(20.11.17)
evet, bildiğim itü'de var
0
ilkot
(20.11.17)
tam olarak var.

mem.ie.metu.edu.tr
0
babilbaligi
(20.11.17)
(6)

Üniversite eğitim artık yenilenmeli midir ?

sorunvar
http://www.egitimajansi.com/haber/abbas-gucluden-carpici-aciklamalar-haberi-61383h.htmlBurada şöyle bir ifade var "Artık yükseköğrenime olan talep bütün dünyada azalmaya başladı ve süre çok uzun. Mesela Avrupa 3 yıla indirdi süreyi biz hala 4 yılda direniyoruz. Şu anda 2 yıl tartışılıyor, deniliyo
www.egitimajansi.com

Burada şöyle bir ifade var
"Artık yükseköğrenime olan talep bütün dünyada azalmaya başladı ve süre çok uzun. Mesela Avrupa 3 yıla indirdi süreyi biz hala 4 yılda direniyoruz. Şu anda 2 yıl tartışılıyor, deniliyor ki; bu bilgi çağında 4 yıl, 3 yıl çok fazla, öğrenci öğreneceğini zaten bir yerlerden öğreniyor, üniversite farklı boyutlar, tartışma ortamı yatarır deniyor. Yani bilgiyi öğrensin gelsin, burada da kendini geliştirsin gözüyle bakılıyor. Yükseköğretim sadece Türkiye'nin sorunu değil, eğitimdeki sorunlar sadece bizde değil dünyada var ama onlar uzun uzadıya 3 yıl, 5 yıl, 10 yıllık periyodlar içerisinde projeler yapıp ona göre pilot uygulamalar yapıyorlar ondan sonra hayata geçiriyorlar, biz bir gecede değiştiriveriyoruz. "

Yani artık üniversite okumak meslek kazandırmıyor aksine inovatif fikirler daha değerli ve insanları girişimciliğe itiyor..
Katılıyor musunuz buna ?
0
sorunvar
(20.11.17)
bölümüne göre, evet katılıyorum. ama biz liseyi de gereksiz yere 4 yıla çıkarıyoruz. çünkü ne kadar genci eğitim sürecinde tutarsan umutları o kadar sömürmüş, işsizliği düşük tutmuş oluyorsun.
0
runagain
(20.11.17)
Katılmıyorum. Birçok temelsiz argüman var. Öğrenci öğrenebileceğini aslında hiçbir zaman öğrenmiyor. Türkiye'de bireysel gelişim çok zayıf. Birilerinden eğitim almadan, birileri yol göstermeden bir şeyler başarabilen çok az insan var. Binlerce İnternet kullanıcısı Google'da arama yapmayı bilmiyor. Erişilen bilgiyi kimse sorgulamıyor. Gündelik bilgilerde bile gerekli bilgiye ulaşmak zorken bilimsel bilgiye eğitici olmaksızın sadece İnternet ve kitaptan ulaşmak gelecekte bile pek mümkün bir olay değil. Ben üniversite eğitiminin tam tersine kısa olduğunu düşünüyorum. Üniversitelerde kazanım odaklı eğitim veriliyor ve o kazanımlar elde edilince lisans derecesi alınıyor. Örneğin bir makine mühendisliği öğrencisine bilgisayar destekli tasarım yapabilme becerisini vermek bir eğitimdir. Ama bu öğrenci sadece okuldan aldığı bilgiyle gidip bir otomobil, bir uçak tasarlayamaz. Neyi nasıl kullanacağını bilir ama ortaya bir ürün çıkarana kadar belki yirmi yıl daha okuması gerekir. Çünkü gerçek hayatta işler daha farklı yürüyor. Üniversite eğitimi bu açıdan çok yetersizdir. Üniversitede onlarca şey anlatılır ama bunlardan birçoğu iş hayatında hiçbir anlam ifade etmez. Girişimcilik de son zamanlarda abartılan bir kavram. Bardak mısır satmak teknik bir girişimcilik değil. Bunu bu kadar basite indirgersek dünyanın gelişimi durur. Girişimcilik derken aklımıza olabildiğince teknik bilgi içeren konular da gelmeli. Bu teknik bilgiye ulaşabilmenin yolu üniversiteden geçiyor. Üniversitedeki profesörün verebileceği bir eğitimi üniversite dışında kalan birinden almak gerçekçi değil. Bilgi toplumu olmanın özü üniversitelerin daha güçlü olmasında yatıyor. Meslek kazandırmıyor kısmı da gerçekçi bir yorum değil. Tıp, hukuk, mühendislik bölümlerinin çoğu doğrudan meslek kazandırıyor.
0
dissendium
(20.11.17)
üniversitelerin şu anki hali politik yaklaşım ve kaygıların uzantıları. runagain'in dediği gibi işsizlik oranını düşürüyo bir kere. içyüzünü bilmiyorum ama aşina olduğum kadarıyla bir de adına akreditasyon dedikleri iş de sorun olur. uluslararası üniversiteler arası bu tip anlaşmalar var, kabaca ders ve diploma geçerliliği ile ilgili. hani bu kısmının içyüzünü tam bilemiyorum ama hadi yapın denilse bile her halükarda akademisyenlere epey bürokratik iş yüklenmiş olur.

sonra önceye nazaran daha kısa sürede mezun verilmesi demek istihdam sağlanma gerekliliğini de getirir. bu zaten şu anda bir sorun. bir meslek edinmek için önlisans ya da lisans eğitimi şart gibi gösteren şartlar ve sosyal yapı hala varlığını sürdürüyor şu anda "hmm seninki iki yıllık mı! e olsun o da olur!" tepkisi etrafında örülü anlayışı kastediyorum en başta sosyal yapı derken.

linkini verdiğin yazı asgari ücretin 5000 lira yapılması lazım, yapılsa bizim için iyi olur gibi bişey olmuş, basmakalıp. nerden tutsan elinde kalıyo.

müzik sanat spor yabancı dil falan demiş de, kısmen de olsa paraya bakan şeyler bunlar. sosyoekonomik düzeyi düşük olan aileler için çocuğunun akademik başarısı sınıf atlama imkanı da demek; ki çocuğa da o süreçte böyle bir rol yükleniyo. kpss'yi kazanamadı intihar etti diye sunulan haberlerdeki vakalar bir mikdar bununla da ilgili.
0
dafaisss
(20.11.17)
Bazı bölümler kesinlikle 3 yıla düşmeli. Hatta 2 yıllıkların da bazıları 1 yıla indirilmeli. Türk dili, inkilap tarihi gibi derslerle öğrencilere gereksiz yük yaratılmamalı. Ortak zorunlu dersler ve birkaç ders daha çıkarıp onun yerine temel mesleki dersler öne alınarak kısaltma yapılabilir.
0
gölgede aynı
(20.11.17)
@dissendium, bireysel gelişim zaten türkiye'de ve eğitimde de teşvik edilen bir şey değil ki. sürüye uy, biat/itaat et yeter. bunu anlı şanlı kurumsal firmalar da istiyor, her ideolojiden siyasi partiler de; çomar da, entel de...

celal şengör, üstelik kendi alanında, çok az şey bildiğini söylüyor. dünyada sayılı adamlardan jeolojide! bilmenin sonu yok yani. üniversite "her şeyi bilen" adam mezun etmez ki... her, uçak mühendisliğini bitiren tasarım yapsa, uçak fabrikası açsaydı, oooo. nuri demirağ ne mezunuydu ki?

üniversite genel olarak memur/maaşlı çalışan yetiştirir ülkemizde. zaten "sen ağa ben ağa, inekleri kim sağa" diye bir laf var; her filan bölümü mezunu kendi işini kursa, kim çalışacaktı peki o işte?

girişimcilik muhabbeti de evet, bardak mısır, çiğköfte gibi saçma şeylere indirgeniyor; sözde melek yatırımcılık da malum ülkemizde. her şeyi "mış gibi" yapıyoruz.

sana yazmış gibi oldum hepsini ama genel bakışım, biraz parçalı da olsa.

bir de, sen eskiden paragraflara bölerdin yazıyı ya?

egitimajansi da masallah, türkçeyi katletmiş! eğitimle ilgili bir sitede bu kadar yazım yanlışı...
0
runagain
(20.11.17)
4 yıllıklar için eğitimi 3 yıla sıkıştırıp son yıl sağlam bir staj görmeli öğrenciler. 20 günlük, 30 günlük stajla olmaz bu iş. gerekirse bununla ilgili sınav olsun öğrenciler. o şekilde mezun edilsin.

mühendislikte de ben genel mühendislik eğitiminden ziyade her okulda olmasa da alanlara bölünmesi taraftarıyım. iş hayatımda hiçbir işime yarayacak x dersini ne yapayım ben? gereksizin önde gideni. ben y dersini almak istiyorum, bana y dersini ver.
0
blue eyes white dragon
(20.11.17)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.