Giriş
(4)

iş teklifi etik şeyler vs

roket adam
23 yaşındayım, iş tecrübem var, iyiyim bayaa.4 senedir part time vs. çalıştığım bir distribütör şirkette son bir aydır full time iş geliştirme mühendisi (?) olarak çalışıyorum. distribütörün temsilciliğini yaptığı yabancı markaların bizim departmana ait olanlarının temsilcileri geliyor sık sık, onla
23 yaşındayım, iş tecrübem var, iyiyim bayaa.

4 senedir part time vs. çalıştığım bir distribütör şirkette son bir aydır full time iş geliştirme mühendisi (?) olarak çalışıyorum. distribütörün temsilciliğini yaptığı yabancı markaların bizim departmana ait olanlarının temsilcileri geliyor sık sık, onlarla görüşüyorum yöneticimlerimle beraber. aynı zamanda farklı firmalarla da görüşüyorum sıkça fuarlarda vesaire, bir sürü kontak ediniyorum.

yalnız şöyle bi durum var. okulu henüz bitirmediğimi, iş durumumu falan öğrenince firmalar iş teklifi yapma aşamasına kadar getiriyor durumu. bugün mesela distribütörlüğünü yaptığımız firma bi takım sorunlar yaşıyordu bizle, ben ne sorunlar yaşadıklarını, nasıl olduklarını, nasıl çözüeceğini biliyorum sanırım, resmen bana ihtiyaçları var adamların, aradıkları adam benim. toplantı sonuna doğru beni ürün yöneticiliğine getirmeleri gerektiğini söyledi yöneticime, olmadı biz alalım tarzı bir şey dedi. çok gergin bi ortam oluştu. çevirmekte zorlandım.

son 2-3 senedir bu bir değil iki değil, birkaç örnek daha var böyle, artı 'ya olmaz şimdi' diye reddedince de kendimi gerizekalı gibi hissediyorum. etik değil di mi böyle bi göreve yeni gelince direkt bırakmak, ya da bi şirket aracılığıyla yeni iş bulmak falan? yoksa gerçekten de 'iş işte bulunur' mu? normal mi karşılanır yani. salak mıyım acaba? belki dolarla maaş alırdım ki şu an pek bişi almıyorum yani. çok sinir oluyorum kendime. ama olm çok gencim daha böyle iş teklifi falan için ya.

aklınızda bulunsun, hem türk firmaları hem türk pazarındaki yabancı firmalar, hem de pazara girmeye çalışan firmalar 'profesyonel' çalışan, yabancı dil bilen eleman bulmakta inanılmaz zorlanıyorlar, kaymağını da biz yiyeceğiz sanırım artık.
0
roket adam
(23.08.13)
Salaksın tabi. Eğer maaş % 50 fln fazlaysa direkt uç o tarafa
0
spy of soul
(23.08.13)
abi bu işin etiği mi olur. aranan elemansan, o kadar kıymetliysen hakettiğin parayı verecekler sana. vermiyorlarsa verene gideceksin. bu işler böyle yani. değil mi?
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(23.08.13)
Ben sizi takip ediyor ve zeki buluyorum.

Yakında aklınız da yerine gelir ve doğru hamleleri oynarsınız. Bu oyunda baştan itibaren doğru hamleleri oynayabilen ya yok ya da çok az zaten.

Merak etmeyin, sizin geleceğiniz sağlam.
0
compadrito
(23.08.13)
çok teşekkür ediyorum yorumlarınız için, net bir sonuca varmak mümkün değil gördüğüm kadarıyla. bir gün gelecek, hadi tamam lan deyip deneyeceğiz gibi, yani çok farklı olasılıklar var malum :) en mantıklısı biraz daha pişmek, taşlar tam olarak yerine oturduktan sonra diğer şirketleri düşünmek.

@cansıkıntısı, bilkentte okuyorsan muhtemelen hedeflediğin şirketler de atıyorum p&g'dir, ge'dir, vesairedir. uluslararası kurumsal şirketler öyle evet, ama onlar en gözönünde olanlar. bir de buzdağının görünmeyen kısmı var. teknoloji distribütörleri olsun, diğer ithalatçılar olsun, yeni yeni kurumsallaşmaya çalışan orta çaplı firmalar olsun çalıştıracak o tarz adam bulmakta zorlanıyorlar - bulduklarına 'sen ge'e gitme de bize gel' dedirtecek maaş veremiyorlar, dolayısıyla öyle bi açık oluşuyor pazarda. 'idareten aldıkları' adamlar da inanılmaz amatör oluyor, yılda 250-300 milyon dolar ciro yapan şirketlerin kadrolarını görsen, toplantılarını izlesen her şey allaha emanet yürüyor :)

compadrito, teşekkürler, umarım dediğin gibi olur :) dediğin çok doğru, deneye deneye öğreneceğiz.
0
🌸roket adam
(24.08.13)
(6)

ingilizce bölüm okumak

geberix
bu yıl doğu akdeniz üniversitesi ingilizce işletme bölümüne başlayacağım. fakat hiç ingilizcem yok. yine de hep ingilizce okumak istemiştim. büyük şehirlerde işletme kazanamadığım için anadoluda okumaktansa kıbrısta tam burslu hem de ingilizce okuyayım dedim ve orayı seçtim. araştırmalarıma göre oku
bu yıl doğu akdeniz üniversitesi ingilizce işletme bölümüne başlayacağım. fakat hiç ingilizcem yok. yine de hep ingilizce okumak istemiştim. büyük şehirlerde işletme kazanamadığım için anadoluda okumaktansa kıbrısta tam burslu hem de ingilizce okuyayım dedim ve orayı seçtim. araştırmalarıma göre okul ve fakülte gayet iyi. şimdi bu hazırlık dedikleri sadece hazırlığı geçmeye yönelik eğitim mi veriyor? yani bölüm için fazla şey öğretilmiyor mu? ingilizceyi öğrenmem çok zaman alır mı? zorluğu bölümden bölüme değişir mi?
0
geberix
(22.08.13)
hazırlık dedikleri bölümle ilgili değil genel olarak ingilizceyi öğretmeye yönelik olur. Eğer ingilizceyi hiç bilmiyorsan oldukça çaba sarfetmen gerekecek 1 yılda istediğin seviyeye gelmek için. Sadece okula gidip gelerek 28 haftada ingilizceyi iyi bir seviyeye getirmeyi çok olası görmüyorum. Ama sen kendin iyi çalışır, internetten çeşitli medya desteğiyle çalışmalarına ek sağlarsan 28 haftada iyi bir noktaya gelebilirsin.

zorluğu kazandığın bölüme göre değişmez. hazırlık sınıflarında her bölümden insan olur. karma bir şekilde eğitim görür. hemen yanındaki sırada bir bilgisayar mühendisi, onun yanında bir endüstri mühendisi görebilirsin. sınıflar oluşturulurken öğrencinin kazandığı bölüme değil de ingilizce seviyesine dikkat edilir. genelde aynı seviyedeki öğrenciler bir araya getirilir. bu sebeple yılın başında seviye belirleme sınavı yapılır. girmeyenlerin hiç bilmediği varsayılır ve bunlar sıfırdan öğrenmeye başlarlar.
0
godsparticle
(22.08.13)
hocam benimde ingilizcem kötüydü zamanında. inanmayacksın ama bana üniversitedeki hazırlığın çok ama çok faydası oldu. anadolu da sıradan bir okulda okudum hemde. belki de ben şanslıydım bilmiyorum.

nacizane tavsiyelerim şunlar. eğer ingilizcen sıfırsa okulun açılmasını bekleme başla şimdiden ufak ufak çalışmaya. ne bileyim ayları mevsimleri sayıları vs. öğren çalış. çok basit ve gereksiz gibi görme. emin ol okul başlayınca rahat edersin. dersleri aksatma. önce otur ve mal gibi hocayı dinle. hazırlık ya amaaan deyip önemsemezlik etme. arkalarda oturup sürekli gırgır yapma. dersini dinle.

dersler ilerledikçe sende ekstra birşeyler yapmaya başla. en basit seviyeden hikaye kitapları al oku. ingilizce diziler seyretmeye başla.

olmayacak şey değil. yeterki gayret et.

ha bu arada hazırlıktaki inglizcen bölüme yönelik olmayacak. bölüm ingilizcesi daha farklı. hiç duymadığım terimlerle tanışacaksın. ama sen temelini iyi al. mantığı kavra.gerisi gelir.
0
mahone
(22.08.13)
"Nasıl olsa daha bölümde değilim, hazırlıktan nolcak allasen" diye düşünememeniz ve ilk günden son güne kadar tüm dikkatinizle ve çabanızla çalışmanız lazım. Böylece bölümdeki ingilizcede rahat edersiniz. ayrıca mutlaka seviyenize göre kitap okuyun sürekli. Çok faydası olur bölümdeki ders kitapları açısından. Hayırlı olsun, kolay gelsin.
0
duma duma dum
(22.08.13)
kibris taki gerizekali tayfaya cok takilma ve yabanci arkadas edin. dau de cok yabanci var. hazirlikta pek olmayabilir ama bilmiyorum..
0
babamasoliimbananickaldirsin
(23.08.13)
yapma! yapma! yap-ma! çok geç di mi artık? girmişsin artık okula neyse...

5 senedir ingilizce okuyorum dersleri, hazırlık da okudum. Ahım şahım ingilizcem yok hatta hala bir metni anlamakta çok zorlandığım zamanlar oluyor. Bir yerden sonra isteğin kayboluyor o kelimeleri de öğrenememeye başlıyorsun. Bende öyle oldu. Ama yuvarlanıp gidiyorum, 2014 haziranında mezun olacağım işte. Hah ingilizce konuşabiliyor muyum? Yemin ederim derdimi anlatacak kadar işte.
0
yule
(23.08.13)
Bu maçı alıp alamayacağınız, hazırlıkta belli olacak. Hazırlıkta sınıf birinciliğine kasarsanız, bölüm size çok şey katar.

Sosyal psikoloji benzeri derslerin dili oldukça ağırdır.

Hazırlığı çok önemseyin.
0
compadrito
(23.08.13)
(12)

çorap

kibritsuyu
kimi erkeklerdeki bu çorap bağımlılığının nedeni nedir? kadın çorabını seksi bulma hadisesinden değil, her durumda ve her koşulda giydiği çoraptan vazgeçememe hadisesinden bahsediyorum. hava deli gibi sıcaktır, üstünde atlet, altında donla sıcaktan pişer ama ayağındaki çorabını çıkarmaz. bodrum'da p
kimi erkeklerdeki bu çorap bağımlılığının nedeni nedir? kadın çorabını seksi bulma hadisesinden değil, her durumda ve her koşulda giydiği çoraptan vazgeçememe hadisesinden bahsediyorum. hava deli gibi sıcaktır, üstünde atlet, altında donla sıcaktan pişer ama ayağındaki çorabını çıkarmaz. bodrum'da plajda elinde torbayla balık satan amca suyun içinden yürüdüğü halde ayağında terlik ve çorap vardır.

nedir abicim bu çoraptan vazgeçememe hadisesi? çorap giymeyince götveren mi diyorlar, "çorap giymemiş demek ki o. çocuğu" falan mı diyorlar? her gün balık sattığı plajda suyun içinden yürüyeceğini bile bile o çorabı giymek nedir? bir nedeni olmalı. yaz kış çoraptan nefret eden, mecbur olamdığım anda ayağımdan çıkarıp atan bir adamım. kışın evde ayağım donsa bile çorap giymem. ne diyorlar arkamdan? einstein'a da "çorapsız geziyor" demişlerdi geçenlerde. ne oluyormuş yani çorap giymeyince?
0
kibritsuyu
(21.08.13)
senin dediğin gibi bir durum yok abartıyorsun. ama erkeklerin ayakları kokar ve kadınlar kadar bakımlı değildir. bundan dolayı daha fazla kullanırlar çorabı evet.
0
dahili meddah
(21.08.13)
(bkz: tespit sıçmak ) hiç öyle bir şey yok.

don atlet olayı ok da.çorap olayı yok yani.ha beyaz çorap desen ok
0
kendihalindekiyaratık
(21.08.13)
dediğim gibi bir durum var abartmıyorum. siz fark etmiyorsanız onu bilemem. ayağında çorapla oyy çok sıcak pişiyom yanıyom diye don atlet oturan çok adam gördüm. keza yazlık yerde tiril tiril giyinmiş ama asla ayağındaki çorabı eksik etmeyen çok adam gördüm. adam denizin içinden yürüyerek satış yapan bir adam ve ayağında çorap var diyorum. daha nesini abartmayayım? hani spor ayakkabı giyiyor olsa anlarım da terlik giymiş zaten.

einstein'a da "çorapsız geziyor" dendi. haber.sol.org.tr

bir şey var bu çorapta. nedir şifresi?
0
🌸kibritsuyu
(21.08.13)
Şimdi farkettim de ben de çorapla daha rahat oluyorum (şortla çorap giyen bir insan canlanmasın gözünüzde)
Daha temiz olmaz mı lan? Hani çıplak ayak gezip ayağımı kirletmiyorum da çorabı kirletip onu çıkartıyorum oh mis oluyor gibi?
0
yarin bos musun
(21.08.13)
Maalesef yok öyle bir şey..eski nesilde hala giyenler vardır belki ama ben görmedim
0
kibris sehitlerinde tur atan genc
(21.08.13)
Çorapsız giyince ayaklarım ayakkabıya yapışıyor sanki yahu. Ayaklar terliyor, ter ayakkabıya geçiyor kokuyor filan işte. Birde ayakkabıyı çıkartırken tabanındak zımbırtı ayağa yapışıyor ayakla birlikte dışarı çıkabiliyor vs. vs. vs.

Geçende yen ayakkabı aldım. çorapsız giyeyim dedim, giydim işte, sonra ağzıma sıçtı hacı 23- yerden vurdu, parmaklar su topladı filan. Ertesi gün çorapla giydim mis gibi hiç bir acı sızı yok.

Ama zaman zaman ayakkabıya ve kıyafetime göre çorapsızda giydiğim oluyor.
0
poseidon1
(21.08.13)
çorapla giyilecek ayakkabı var, çorapsız giyilecek var. mesela spor ayakkabıyı çorapsız giyenler itici bence. koku yapar, terletir falan. hem görüntü olarak, spor bir çorap her zaman daha iyidir mesela spor ayakkabılarla. terlik, sandalet vs. ile çorap giyenlerden bahsetmek bile istemiyorum :) bir de aklıma geldi, bu yaz sahilde ince çorapla ayaklarını denize sokan kapalı bir hatun gördüm. sanırım erkek cinsini tahrik etmemek için alınmış bir önlemdi, denizde çorapla gezen adamla yarışır.
0
strangerinhere
(21.08.13)
bizden iki onceki jenerasyon tipik bir tarim toplumu idi. bagda bahcede tarlada ayagina bir sey batmamasi da, ayagindan soguk alip usutmemen de o donem insani acisindan hayati derecede onemlidir. kullandigi deyimler de buna paraleldir; guvenilir kisi icin 'saglam pabuc', fakirlere 'yalinayak', 'baldiri ciplak' vb. denir. anadoluda yasli neneler bos vaktinde patik orer hala. toruna torbaya zorla giydirir. dost basa dusman ayaga bakar. falan filan. ayak saglik icin, saglik da emege dayali uretim yapan toplumda daha fazla uretmek ve zenginlesmek (ya da en azindan fakir dusmemek) icin onemli kisaca. boyle baslayan corap sevdasi da zamanla corap giymemenin dusuk statu isareti olmasina evrilip yoluna oyle devam etmis.
0
joelskellington
(21.08.13)
hocam bazı insanların ayakları hassas... hemen çatlıyor... benim 5-6 arkadaş çorapsız çıkamaz. ayağın kuru haline bile katlanamadıklarını söylüyorlar.
ben de çorapsız geziyorum ama kuru haline alıştığım için rahatsızlık vermiyor. ayrıca arada vazelin sürüyorum...
0
inanmazsan inanma
(21.08.13)
Benim kesinlikle alışkanlık. Annem küçükken hasta olmayayım diye yaz kış çıkartmazdı ayağımdan çorap ve halada öyle gider. Ayrıca yaz kış havlu çorap giyerim hiç rahatsız olmam. Spor olacaksa kısa patik dedikleri cinsten giyerim ama mutlaka giyerim. Evet terlikle yada sandaletle çorap giyenler gerçekten cok komik oluyor onlara bende anlam veremiyorum ama onu yapanlarda cok görüntü düşünen kişiler olmasa gerek.
0
spica
(21.08.13)
O sıcakta, o kumlarla, o mesafeyi, o terliklerle ve çorapsız yürümeyi denemeden, o adamın durumu hakkında fikir beyan edilemez.
0
compadrito
(22.08.13)
en yeni çorap modelleri pullhaze sitesinde. her kaliteden, her çeşit çorap ürünlerini bulabildiğiniz siteyi incelemenizi şiddetle öneririm.

pullhaze.co
0
ardaakay
(12.01.20)
(7)

evrim sorusu.

aksi kanitlanmadikca cocuktur
kilisenin ruhu, evrimin ruhunun önünde kacınılmaz sonu görüp diz cokup tovbe istedigi halde cami neden şiddetle inkar etmekte? su belli ki, gelecek hepimizi bu teorinin etrafinda toplayacak. bu kacınılmaz. islamcilar neden kendi geleceklerine ısrarla kurşun sıkarlar?
kilisenin ruhu, evrimin ruhunun önünde kacınılmaz sonu görüp diz cokup tovbe istedigi halde cami neden şiddetle inkar etmekte?

su belli ki, gelecek hepimizi bu teorinin etrafinda toplayacak. bu kacınılmaz. islamcilar neden kendi geleceklerine ısrarla kurşun sıkarlar?
0
aksi kanitlanmadikca cocuktur
(20.08.13)
Onlar gerektiği vakit "aa bak evrim zaten burada yazıyormuş" derler ve unuturlar, sen merak etme.
0
adoramer3ku
(20.08.13)
hristiyanlıkta ''dünya 6000 yıllıktır, havva adem'in kaburga kemiğinden yaratılmıştır'' gibisinden beyanlar var. dünyanın yaşı hesaplanınca, peşinden evrim kuramı da gelince hristiyan inancını sarsabildi. ama kuran'da böyle bariz çürütülmüş açıklamalar yok. bu tarz tartışmalara girebilecek modernlikte insanlar ''evrim olabilir ama doğruysa da allah'ın kontrolünde gerçekleşmiştir'' diyebiliyor. diğerleri ya evrim tartışamayacak kadar yobaz oluyor ya da kendince evrimi çürütmeye çalışıyor.

(bkz: yaratılış atlası)

edit: adoramer3ku haklı. din hemen her döneme ve konuya ayak uydurabiliyor zaten. gün gelir bir fetva yayınlanır olur biter.
0
robep
(20.08.13)
kilise kabul etti cami kabul etmedi diye bir ayrım yapılamaz. daha evrimi kabul etmemiş çok sayıda hristiyan insan var. vatikan'ın kabul etmesi ne kadar bütün hristiyan aleminin kabul ettiği gibi görülüyorsa da öyle denemez. müslümanlığa baktığımız da durum biraz daha zor. vatikan gibi bir otoriteye sahip bir mezhep yok.

ayrıca evrimi kabul eden ilahiyat profesörlerimiz var. ateist olsam da sevdiğim hasan aydın var. hazetmesem de caner taslaman var. meşhur bir adam daha vardı ama şu anda hatırlayamadım.
0
sarhosken alinan hesap
(20.08.13)
ABD'de bi hristiyan radyosu var, sabahtan akşama, günde iki defa, evrim karşıtı yayın yapar.
0
compadrito
(20.08.13)
eğer gerçekten çok merak ediyorsan zahmet edip şu yazımı okursun: (bkz: evrim teorisi/#26849058)
0
and justice erol
(20.08.13)
dunyanin yuvarlak oldugu kanitlandigi halde hala inaniyor insanlar, cunku dini organize eden insana degil, insanustu bir guce inaniyorlar. yani, vatikan veya baska bir dini figur yanlis yapabilir ve yanlis seyi savunabilir, yapabilir ama ilahi guc acikca aciklamalar yapmadigi icin sorumluluk o guce yuklenmez. aciklamasi bu diye dusunmekteyim.
0
beriberi
(20.08.13)
bir nevi tayyip'in gezi olaylarindaki tavri gibi. ilk baslarda herkesin gordugunu gorebilse kendi gelecegine kursun sikmazdi.

ilk baslarda herkesin gordugunu goremedigi yetmiyor gibi ilk tutumun da hatali olacak. niye? cunku senin soyleyegeldigin seylerden farkli bir sey soyleniyor. sahip oldugun gucten ve o zamana kadarki aliskanliklarindan dolayi buna cok sert cikiyorsun. cunku essek degilsin, kabul gorurse uzun vadede sana zarar verecek soylemler. ve sen de bulundugun kulturden ve insanin dogasindan dolayi bilmedigin seyler hakkinda atip tuttugun icin zaten o konuma gelmissin, bundan sonra da oyle yapacaksin.

ve bir kere de sert cikistiktan sonra da gercekleri gormeye baslasan bile tukurdugunu yalayamazsin. bundan sonra baska yolu yok, kendi gercekligini yaratmaya baslayacaksin. aklinda en ucuk 'rasyonel' cozumler uyduracak bunlara kendin de inanmaya baslayacaksin. disaridan bakan insanlar sasiracak, sana soylenen teori seninkilere gore cok daha olasi degil miydi diyecekler, bu kadar farkli teoriye inanmaktansa ilk teoriye inanmak daha kolay olmaz miydi diyecekler. ama sen kendini sorgulayamayacaksin. biliyorsun ki sen kendinden suphe duymaya baslarsan arkandakiler daha kotusunu hissedecek. onlari bosluga dusurmek kimin hakki ki? esas itici guc onlarin inanclari olmamali mi zaten?

cunku tum gerceklere ragmen pesinden gelen de olacak ama gittikce azalacak, radikallesecek. aslinda akli basinda herkes biliyordu ki evrim gibi yeni gerceklerle senin zamanin dolacak, ama sen de bunu umutsuzca engellemeye calisacaksin. belki bir sure erteleyeceksin, ama engelleyemeceksin. cunku gerceklerin er ya da geç açığa çıkmak gibi bir huyu var.


tldr; cunku islam liderleri hristiyan liderlere gore daha cok guc sahibi.
0
f_d
(20.08.13)
(4)

Romence bilenden küçük bir çeviri..

la traviata
Romen yazar bir arkadaşımın bir kitabındaki bir şiirinin çevirisi isteyeceğim, çok minik bir şey. Bunu çoksesli bir parça haline getireceğim.Hikaye formatında değil de, biraz daha modern yazılmış sanırım kelime kelime. Fakat yine de bunun anlamlı cümle haline gelebilecek bir çevirisine ihtiyacım var
Romen yazar bir arkadaşımın bir kitabındaki bir şiirinin çevirisi isteyeceğim, çok minik bir şey. Bunu çoksesli bir parça haline getireceğim.

Hikaye formatında değil de, biraz daha modern yazılmış sanırım kelime kelime. Fakat yine de bunun anlamlı cümle haline gelebilecek bir çevirisine ihtiyacım var, google translate ile olmuyor.

se
mai întîmplă
razele printre
frunze și
norii se
zbat în
cenușa
dimineții cînd
sufletul meu
cerșește
lacom
aroma cafelei
cu tine

vine furtuna


Var mı yapabilecek biri?
0
la traviata
(19.08.13)
İngilizceye cevirttirsek bi arkadasa ordan turkce olur mu?
0
fallopian
(20.08.13)
Ben bi arkadaşıma rica ettim. Du bakalım ne gelecek?
0
compadrito
(20.08.13)
it happens, the rays of light among leafs and the clouds are thriving in the morning's dust when my soul lusts for the scent of the coffee with you. storm is coming ... diye çevirdi romen arkadaşım, şiiri çok beğendi yazarını merak ediyor
0
fallopian
(20.08.13)
Bazen gün ışığı, sabahın küllerinde yapraklar ve bulutlar arasından görünür ve ruhum, seninle bir kahve içmek için açgözlüce yalvarır. Fırtına yaklaşıyor.
0
compadrito
(22.08.13)
(13)

tıp okuyan arkadaşa hediye önerisi?

bilgiyeacım
ne alayım? bütçe 50-60 tl
ne alayım? bütçe 50-60 tl
0
bilgiyeacım
(18.08.13)
guzel bi lamy kalem alabilirsin
nerden alacam dersen de
kalemkutusu.com
0
rentts
(18.08.13)
Refleks çekici alın
0
compadrito
(18.08.13)
arkadaşa ne okuduğuna göre mi hediye alınıyor?
0
ne olsun ne olsun
(18.08.13)
daha hoş olur diye düşündüm.
0
🌸bilgiyeacım
(18.08.13)
bölümle ilgili istersen beyaz önlük steteskop maske vs ne kullanırsa doktorlar işte o türden bir pake hazırlayabilirsin.
fiyatlarını bilmiyorum ama.
0
uzunuzunilgi
(18.08.13)
Bence steteskop filan alma, onun ihtiyacı olandan farklı bir şey alırsın filan; kullanmaz.
0
adoramer3ku
(18.08.13)
bence işle ilgili bi şey alma,zaten canı çıkıyodur derslerden falan. Onun yerine kafasını dağıtacağı esprili başka bi hediye al.
0
innerbliss
(18.08.13)
Eğer yeni başlayacaksa bir netter anatomi atlası al işine yarayacak ileride , gerçi senin bütçeye 2. el bulabilirsin ama olsun.

Onun dışında zippo falan alabilirsin , sigara içmiyorsa bile sigaraya başlar zaten.
0
truncus brachiocephalicus
(18.08.13)
yemek ısmarla, bir şişe iyi bir içki al, para tak, karıya götür
0
bizatihizururi
(18.08.13)
arkadaşım kadın/bayan/kız/hanım, uzakta, sigara içmiyor, atlası var.

esprili hediyeyi örneklerle donatırsan şahane olur sevgili innerbliss.
0
🌸bilgiyeacım
(18.08.13)
www.bunlardanistiyorum.com
mesela bu sayfadan veya bu siteden bütçene uygun şirin bi şey alabilirsin. Çok değişik ve hoş hediyelikler var.
0
innerbliss
(18.08.13)
Bence o tarz sitelerden bir şeyler alma. Hem ciddi ciddi hediye olabilecek ürün sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor hem de artık o kadar yaygın oldu ki "değişik" sıfatını kaybetti bence.
0
adoramer3ku
(18.08.13)
Arkadaşın uzmanlık olarak operatör doktorluk seçecekse, yani ileride ameliyat yapmayı düşünüyorsa, şu pilli oyuncak ameliyat setlerinden alabilirsin. Oyuncak-moyuncak ama, ,inanın hem eğlenceli hem de esprili bir hediye olacaktır.
0
trawmatolog
(19.08.13)
(21)

Yabancı dil bilen kimdir? Kime denir?

biglord
kime sorsam yabancı dil biliyor çevremde. bilmiyorum diyen yok. kimisi diyor ki playstation'dan öğrendim, kimi mmporg mudur nedir o oyunlardan öğrenmiş. kimi dizilerden öğrenmiş. bi insan playstation'dan ne kadar dil öğrenebilir ki? bu iş bu kadar basit mi ya allah aşkına. yetenek önemli elbette am
kime sorsam yabancı dil biliyor çevremde. bilmiyorum diyen yok. kimisi diyor ki playstation'dan öğrendim, kimi mmporg mudur nedir o oyunlardan öğrenmiş. kimi dizilerden öğrenmiş. bi insan playstation'dan ne kadar dil öğrenebilir ki? bu iş bu kadar basit mi ya allah aşkına. yetenek önemli elbette ama bana çok basite indirgeniyormuş gibi geliyor.

tamam iyi güzel öğrendin diyelim. peki reading, speaking, writing, listening yeteneklerinin hangisine bakarak bunu söylüyorsun. adama seviyesini soruyorsun upper-intermediate diyor. belki upper seviyesindeki makaleleri çok iyi anlayabiliyor, çeviriyor ama writing'i çok kötü. 2 cümle essay ya da herhangi bir yazı yazamıyor. speaking'te yok. eee şimdi bu adam nasıl upper-intermediate oluyor?

ya da ingilizce kurslarının yaptığı seviye sınavları. sadece reading'e bakarak senin seviyen şu diyorlar. başlıkta da sorduğum gibi yabancı dil bilmek tam olarak nedir?
0
biglord
(16.08.13)
yabanci dil bilmek bir kitabi alip okurken sözlük kullanmadan algilayabilmek, konusurken anadil seviyesinde muhabbet edebilmek, spontan olabilmektir o dil icin.
0
serabetan
(16.08.13)
iyi güzel de sözlük kullanmadan advanced kitapları okuyabilen ama iki kelime konuşamayanlar var. onlara ne diyeceğiz?
0
🌸biglord
(16.08.13)
yds'den 70 üstü alana denir...
0
inanmazsan inanma
(16.08.13)
ben sorumu anlatabildiğimi sanmıyorum. daha mı uzun yazsam acaba
0
🌸biglord
(16.08.13)
çok çok çok iyi bir reading yeteneğine sahip olmak bir dili bilmek anlamına gelir mi? bana çok saçma geliyor bu mantık.
0
🌸biglord
(16.08.13)
hocam sorunun cevabı gayet basit... Bizim lisede Edebiyatı 80 olup kompozisyonu sıfır olan insanlar vardı. bazıları çok iyi konuşmasına rağmen bazıları iki kelimeyi bir araya getiremezdi. Biz bunlara Türkçe'yi bilmeyen mi diyeceğiz. Hakkıyla yazmak, konuşmak cevaplamak farklı, yabancı dil bilmek farklı...
0
inanmazsan inanma
(16.08.13)
akıcı ya da akıcıya yakın konuşabilen, karşıdakinin söylediğinin en az 10'da 8'ini anlayabilen, ortalama bir konu hakkında 1 sayfaya yakın yazı yazabilen, bir internet sitesinde haberi okuyup ne ile ilgili olduğunu anlayabilen o dili biliyordur.
0
japon askeri
(16.08.13)
biliyorum diyenlerin %80'i beginner seviyesinde biliyordur herhalde. turkiyedeki "ben ingilizce biliyorum"culardan bahsediyorum tabi ki.
0
gec
(16.08.13)
bana gore yabanci dili bilmek sudur; o dille yapilan bir telefon gorusmesini hic sorunsuz gerceklestirebiliyorsan ve karsindaki de her seyi tamamen anliyorsa iste o zaman o dili biliyorsundur.
0
gec
(16.08.13)
öğrendiğin dilin ülke vatandaşı ile oturup konuşabiliyorsan evet orta seviye o dili biliyorsun denir. ha sen bi de televizyonlarını, gazetelerini, dergilerini, kitaplarını okuyabiliyorsan tamam zaten olmuşsun sen. ne yani o dilde içinden düşünmeye başlayınca mı yabancı dili biliyor olacaksın? 100de100 ana dilim gibi biliyorum diyebilmen için zaten o ülkede yaşamış vakit geçirmiş olman gerekir.

almanca öğrendin diyelim az çok. e daha bunun aksanları var. sokak ağzı var. deyimleri terimleri var. kısaltmaları, geyikleri var..

ha son olarak ufak bir tespit; adam gibi telesekretere mesaj bırakabilen adam o dili biliyordur lamı cimi yok.
0
herospower
(16.08.13)
Öncelikle yazdıkların içinde gizli gizli hissedilen "mükemmel yabancı dil bilen demek ona tüm bileşenleriyle -yazmak, konuşmak, anlamak, çevirmek, dinlemek vb.-sahip olmaktı" algısını aş derim..

Misal yukarıda yazılanlardan yola çıkalım listening nedir allah aşkına ne zamandan beri dil için bir kriter oldu? Dinlemeden nasıl anlaşılacak ha buradaki listening dinlemeyi değil duymayı tınılıyorsa ok ona kimse bir şey diyemez.

Memlekette eşşek yüküyle yabancı dil eğitimi verilir. Bu kesinlikle abartı değil eşşek yüküyle verilir bu ama bilen yok demek ki problem sistematik. aynı sistem içinde çözüm ders saati arttır, içeriği yoğunlaştır, dışarıdan destek gerek de kursa gönder, sınavları arttır, sınav başarı notlarını yükselt-düşür sözde başarı sağlat. Yabancı dil öğretemiyoruz zira kişiler problemli -hayır sorun sistem meselesi-

Peki bilenler nasıl biliyor. Açık ve net bilmiyor :) Aslında kimse bir başka yabancı dil bilmiyor -tam ve bütün olarak tabii-

Bak durum şöyledir. Yabancı dilde yazarsın ama konuşamazsın -en azından kafandaki ideal gibi konuşamazsın ama derdini anlatırsın- okursun ama yazamazsı ya da konuşamazsın vb vb. varyasyonlar değişir.

yabancı dilin kullanımının tepe yaptığı kurumlar dış işleri falandır. Orada bile anlık çeviri yapan çeviri yapılan metni metin okuycularına yönlendirir. Okuyan yazan çeviren konuşan dinleyen bir bütün olarak yoktur.

derdini anlat-derdini anla- yazılanları akıcı olarak oku bu yeterlidir.
0
clive
(16.08.13)
(bkz: ingilizce kelime ezberleme yolları/@compadrito)

bu yaziyi okursaniz, bu konuya takintili oldugumu goreceksiniz.

sordugunuz bu mukemmel soru icin tesekkur ederim. ayrica, verilen cevaplardan bazilarini tatminkar bulmadiginiz icin de tebrik ederim.

gec'in cevabini cok begendim cunku, telefonda anlasmak, hele havaalanindaki anonslara ve diger gurultulere ragmen telefonda anlasmak cok guzel bir kriter.

ben size bisey diyim mi? ak got kara got yurtdisinda yasamaya ve calismaya basladiginizda belli oluyor.

belki su size bir fikir verir: bana yurtdisinda yasayan bir arkadasim bir kizdan bahsetti. kiz ona demis ki, "buraya geldikten 14 sene sonra, ingilizce ile artik bir problemim kalmadigina karar verdim".

ote yandan, abd'de 20 sene yasamis ama hala abuk sabuk konusan insanlar gormuslugum de var.

benim katildigim kriterler sunlar:

- bir filmi altyazisiz izleyip, ozellikle espriler dahil olmak uzere, filmin en az %70-80'ini anlayabilmek. ama burada da diyeceksiniz ki, "nasil olculuyor o %70-80"? ben de orada sicacam tabii. o zaman soyle duzeltelim: filmi ve filmdeki esprileri rahat anlayabilmek.

- telefonda, ozellikle; zenci, teksasli, british, hintli, cinli, latino gibi degisik aksanla konusan kisilerle sorunsuz ve takilmadan, tekrar ettirmeden, tekrar etmeden anlasabilmek. tabii ingilizce icin gecerli bu soyledigim.

- TIME gibi bir derginin rastgele ama fotografsiz yani tam sayfa yazi olan bir sayfasinda, 3-5'ten fazla bilinmeyen kelime ile karsilasmamak ve yaziyi ozetleyebilecek kadar iyi anlamak.

- bir tiyatro oyununu, bir romani, bir muzikali anlamak

- telefonda, felsefi, politik bir alanda gorus bildirebilmek. psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimlerle ilgili bir alanda bir tartismaya katilabilmek.

- radyodaki reklamlari anlayabilmek

- sarki sozlerini anlayabilmek ve duyulan sarkinin sozlerini yaziya dokebilmek

- uluslararasi bir toplantida dinleyiciler arasindayken, ayaga kalkip, konusmaciya kompleks bir soru sorabilmek, orada, yuzlerce kisinin onunde o konusmaciyla fikir alisverisinde bulunabilmek, bir tartismaya girebilmek

- ders anlatabilmek, sunum yapabilmek

- karmasik bir konuyu, yalin ve anlasilir bir sekilde email ya da mektupla anlatabilmek

- sohbet ederken, akla gelen espriyi, hic ikinmadan, cekinmeden pat diye orada yapabilmek

- o dilde ruya gorebilmek

- o dilde dusunebilmek, kendinizi, farkinda olmadan o dilde dusunurken bulmaniz

simdilik aklima gelenler bunlar. bu soruyu silmezseniz sevinirim...

bu soylediklerimi yapamayanlar, "ehh iste, idare eder, ac kalmaz" seviyesinde yabanci dil biliyordur.

isin hazin tarafi ne biliyo musunuz? bu soylediklerimin birini bile yapamayan birisi, kalkip burada soru soruyor. diyor ki "ingilizceyi hallettim, bundan sonra hangi dili ogreneyim?"

cok uzucu bir durum...
0
compadrito
(16.08.13)
compadrito fazla detaylı yazmış.
cem yılmaz'ın son gösterisini izlediniz mi bilmiyorum ama orada yabancı dil bilmek ve konuşmak hakkında söylediklerine katılıyorum.
yani bizim türkler bir filmi altyazısız anlayabiliyorlarsa, ya da telefon görüşmesinde söylediklerini karşı tarafa tam olarak anlatabiliyorlarsa, ya da havaalanında pasaport görevlisiyle tam olarak anlaşabiliyorlarsa yabancı dili öğrenmiş kabul ediyorlar.
halbuki o kadar ağdalı bir dile gerek, gerektiğinde tarzanca anlaşarak da derdinizi anlatabiliyorsanız sorun yok demektir.
elin gavuru buraya gelip size "çultanahmet" dediğinde nasıl ki sultanahmet'e nasıl gidebilirim diye soruduğunu anlayabiliyorsak, bizde "hav maç" dediğimizde bunun fiyatı nedir oluğunu anlatabiliyoruzdur işte.
günlük dil için yeterli. ha iş için derseniz bu seviyeyi baya bi yükseltmek gerekir.
0
etna
(16.08.13)
yds'den almak, yabancı diziyi anlayabilmek falan değil. girersin ielts gibi bir sınava, en az 6.5 alırsın, o zaman belirli bir seviyede biliyorsundur mesela ingilizceyi. zira yabancı diziyi anlamak listening ve sözcük bilgisine dayanırken, writing çok daha ayrı bir klasman. hepsinin iyi olması lazım 'dil bilebilmek' için. writing, listening, speaking, vesaire tüm branşların en az belirli bir ortalamayı bulması lazım.

yabancı dizi anlayıp ingilizce biliyorum, ya da telefonda konuşabiliyorum çat pat deyip ingilizceyi hallettim diyenler de var, normaldir, olsun zaten. ülkedeki işletmelerin %90'ında o derece bir ingilizce bile yeterli, koca koca şirketlerde yapılan uluslararası yazışmaları falan görseniz ağlarsınız. türkiye zira burası. ama 'ingilizce biliyorum' olur mu, bence tam olarak olmuyor genel ortamalayı yakalayamadıysanız.

biglord, senin ikinci paragrafta bahsettiğin adam mesela upper int olamaz. writing'in elementary mi, o zaman senin seviyen odur. en düşüğe göre hesaplanır her zaman. ha yok ben üstünkörü şeyttireyim derseniz, ab yasaları şöyle diyor: en.wikipedia.org
0
roket adam
(16.08.13)
bana gore cogu bilmiyor.
ornek 1: "gramerim iyi ama konusamiyorum"
cevap: bilmiyor.

ornek 2: "catpat anlasiyorum"
cevap: bilmiyor

ornek3: "ingilizcem iyi"
cevap: bilmiyor.

nasil olculecek? muhtemelen uluslarasi kurumlarin yaptigi testlerle. devasa belirleyici olmasalar da, toefl, ielts'in gideri var.

gunluk konusma kaliplarini bilenler ve bunlari konusmalarina dogal yoldan dahil etmis insanlar bilirler o dili. geri kalanina itibar etmemek lazim.

seviyelere gelince, seviyelerden haberim hicbir zaman olmadi. cunku hicbir seviye belirleme sinavinda A'nin altinda not almisligim ve o siniflandirmaya maruz kalmisligim yok. hatta bu da belirleyici kriter. bir insan boyle seviyelerde zaman gecirdiyse, evet hep bir agizdan:
cevap: bilmiyor.

gelelim bolumlere. okuma, dinleme, yazma, konusma gibi alanlarin hepsinin iyi olmasi lazim bir dili bilmek icin.
aksi takdirde: 'konusabiliyorum ama yazamiyorum', 'dinledigimi anliyorum ama okurken aklim kayiyor' demek sacma.
konsantrasyon, duyma, gorme, elini kullanma, disleksi, ve sair sorunlar yasayan insanlari bile dahil edebiliriz bu sartlara. dil farkli bisey. sosyal kosullanmanin dil ogrenebilmede cok etkisi var.
neyse boyleyken boyle.
0
fauxhumanitas
(16.08.13)
öncelikle bu vesileyle compadrito'ya teşekkür etmek istiyorum, bana çok şey kattınız umarım hayatınızda hep siz de sizin gibi güzel insanlarla karşılaşırsınız.

soruya gelirsek de ben de kendimden örnek vereyim. ünide ingilizceyle alakam yoktu ama lise'de iyiydi temelim. sonra dizi- film alışkanlığım başladı ve bu şekilde bir aşinalığım oluştu. tabi ardından ingiltere'de master isteğim ortaya çıkınca 6 ay kursa, 6 ay bir alman'dan ing. dersi yaklaşık 8 ay da türk'ten ing. dersi alarak ve yaklaşık ielts'le ilgili 20 kitap bitirerek sınavdan istediğim sounucu alabildim. denemelerde daha iyi yapıyordum hatta. şu an mükemmel değilim tabi ama çok hevesliyim, okuyorum, araştırıyorum. bazen küsüyorum, sevgilim gibi yani. yakında da zaten ingiltere'ye taşınacağım, öyle işte. şu an istediğim şeyleri söyleyebiliyorum eskisi kadar düşünmeden, mesela vize görüşmesi için konferans diye bir şey varmış artık öğrencilerde. ingiliz kadınla 10 dk. konuştuk ve ben ne duraksadım hiç, ne de anlamadığım bir şey oldu. garipti aslında çünkü hissetmedim bile farklı bir dil konuştuğumu. beynim artık bunun normal bir şey olduğunu kabul ediyor sanki.
0
grimer
(16.08.13)
compadrito'nun yazdıkları derleyici-toparlayıcı olmuş sağolsun.

darknum'un bana hitaben yazdıklarına gelince toefl vb. sınavları kriter olması zaten yazdıklarım türettiği problemlerin ifşaası. Dil bilme ama sınavları geç memleket açısından ne kadar tanıdık bir mantık -özellikle memlekette sınavların nasıl hazırlandığı-sınavlara nasıl hazırlandırıldığı gördükçe-

compadrito'nun yazdıklarına dönecek olursak gerçekte tümünün yapılması demek yeni bir anadile doğru evrimleşme demek. Başka bir dilde yazma, düşünme, rüyalar görme vb. işte bu yüzden pedagoglar bir başka dil öğretmeyi çocukluktan başlayacak bir süreçle açıklamayı değerlendirmeyi gündemlerinde tutuyor.

Neyse compadrito zaten yazmış ama şerhim şudur. bunların gerçekleşmesi durumunda anadil neyse ondan uzaklaşılmış olunur ki normaldir. 20 yıl franızca konuşulan yerde yaşa tabii ki fransızca baskın olur ya da ingilizce konuşulan yerde yaşa ingilizce baskın olur vb vb.

Bir başka konu ise dikkat edilecek olursa cevapların büyük kısmı ingilizce düşünülerek verilmiş cevaplar ama dil başka bir şey. bugün git getir dışişlerinin bm daimi temsilciğinde çalışan çevirmeni-metin yazarını-okuyucusunu toefl-ielts-delf-dalf vb sınavlarında o müthiş notları alamayabilir. Zira sınavlar belli kalıplar üzerinden düşünmekle bağlıdır. Mükemmel dil öğrenimi ancak mükemmel olarak öğrenmek istediğin dilin egemen olduğu yerde yoğrulmakla olur ki bu da mükemmel bir dil için geçerli değildir. Kuramsal olarak lehçe-ağız farklıkların etkisi vb. vb. tartışılabilr

sonuçta sınavlar belirleyici mi? he yav he...
0
clive
(16.08.13)
dil bilmek kişiden kişiye değişen bir kavram anladığım kadarıyla. özellikle ingilizce konusunda çok büyük karmaşa. ben ikiye ayırmayı seviyorum: ingilizce bilenler ve ingilizce anlaşanlar.

ingilizce hakkaten bilenler, türkiye'de ve avrupa'da çok küçük bir azınlık durumunda (ana dil olarak konuşanlar hariç). genelde insanlar ingilizce "anlaşıyor". adam "i am going berlin tomorrow" diye bir cümle kuruyor mesela. ingilizce katliamı, ama anlaşıyor işte. "i went to the germany" diyor. tüm gelecek zamanları "will" ile kuruyor, nereye the koyacağını bilmiyor vs. benim kulağımı korkunç şekilde tırmalıyor, ama adam söylemek istediğini anlatıyor. ama ciddi bir konu konuşulacağı zaman adam orada tıkanıyor. misal, geçen almanya'daki türklerin sosyal hayattan dışlanmasıyla ilgili konuşuyoruz. almanlar ve türkler var masada, almanlar çatır çatır takip ediyor tartışmayı, türkler melül melül bakıyor mesela. adamlar ingilizce biliyor, bizimkiler "anlaşabiliyor" çünkü. "hadi bu gece içelim, off şu kıza bak ne güzel, kakara kikiri" muhabbeti yapabilen "ingilizce biliyorum" diyor işte, ama durum pek öyle değil. gerçi türkler bilmiyor dedim de, avrupa'da da dediğim gibi %80 falan pek bilmiyor. bir espri yapıyorsun anlayan yok, bir deyim kullanıyorsun, bir phrase kullanıyorsun öyle suratına bakıyorlar falan. esasen ingilizce az bilenler aralarında daha iyi anlaşıyor.

neyse konuyu dağıttık. bence dil bilen kişi, o dili gramer hatası yapmadan ve akıcı konuşabilen (meşhur yanlışlar hariç, mesela ana dil olarak türkçe bilen çoğu kişi yazarken -de'leri ayıramıyor, ya da "ne-ne de" kalıbını konuşurken yanlış kullanıyor), o dilde söylenen her şeyi anlayan, altyazı olmadan dizi veya film izlerken espri vs. kaçırmayan, sözlük kullanmadan en azından bir cinayet romanı okuyabilen kişidir. bunları yapamayan kişi anca o dilde "anlaşabiliyordur".

geçen gün facebook status'una "is anyone can reccomend me movie?" yazan bir arkadaşım var mesela. bu adam toefl verip çift diploma programına katılmaya hak kazandı. ama "ingilizce biliyor" dersek shakespeare mezarından kalkıp suratımıza tükürür. öyle.
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(16.08.13)
gittim buldum... tartıştığınız durumun özeti biraz şöyle;

fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net
0
herospower
(16.08.13)
grimer ve clive hocalarim, kadirsinas ve yureklendirci sozleriniz icin cok tesekkur ederim. cevabimin eksik kalmis oldugunu farkettim ve geri dondum bu soruya. iyi ki de geri donmusum!



ilk cevabimi edit edersem, gozden kacabilir dusuncesiyle, ilaveleri bu cevapta yazacam.

bir kadin ya hamiledir ya da degildir. ama lisan bilen sifir ve bir gibi kodlanamaz. yabanci lisan, bir omur boyu suren bir yolculuk, bir seruvendir. sifir gibi kodlanir aslinda, 1 gibi de kodlanir ama Yes ile No arasinda uzuuuuuun bir gri bolge var.


ilk cevabimda cok onemli bir olcutu unutmusum. o olmazsa, yabanci dil bilen kime denir? sorusunun cevabi cok eksik kalir.

usage!

Turkcede bi laf vardir hani "Onu oyle demezler, peynir ekmek yemezler" diye...

Bildiginizi zannettiginiz dilde oyle bi laf yumurtlarsiniz ki, anadili o dil olan adamin hissettigi tam da bu olur. "o oyle denmez, dogrusu su" diye duzeltesi gelir. ABD'de, %50'si sahte ama %50'si de samimi kibarliklarindan dolayi pek duzeltmiyolar. Bi de ABD gocmenler tarafindan kurulmus ya, yeni jenerasyon gocmenin veya turistin, 4. kusak gocmene, "ne yani? senin buyuk deden cok mu guzel ingilizce konusuyodu? sen benim kadar falanca dil biliyon mu bakalim?" deme hakki var. bunu cok iyi bildikleri icin, ne zaman ingilizcenizden sikayet edecek, yetersizliginizden dem vuracak olsaniz, hemen "it's better than my ..." lafini yapistirirlar. o bosluga, bazen Turkish gelir, bazen Spanish, French, Portugese, Arabic filan. Her kime hitab ediyolarsa, o anda, onun anadili gelir o bosluga yani.

Lafin basina geri donecek olursak, usage cok onemli sevgili hocalarim. Kullanilis yani. Kelimenin hangi baglamda nasil kullanilacagi ve nasil anlam degistirdigi. Bu cok uzmanlik isteyen bir beceri iste! Ornek, TOMER'de Turkce ogrenmis sevimli bir yabanci kiz dusunelim. Bu kiza, "yanagini sikmak" ve "topuguna sikmak" kavramlarindaki sikmak kelimelerinin farklarini nasil izah edersiniz? Yasar Nuri Ozturk'ten araklamak istedigim mukemmel bir usage ornegi var: Kalp ve yurek kelimeleri esanlamli di mi? Ya kalpsiz ve yureksiz kelimeleri???

Buna benzer cok guzel ornekler gelir arada sirada aklima... simdilik bunnarnan yetinelim.

usage'in bir adim otesinde, idiomatic usage and slang var.

yani deyimlerle konusma ve argo. simdi argo, neredeyse aylarla olculebilecek bir suratte degisen, ve seksen cesit "alt kultur"un kendine ozgu olusturdugu bir konfor alani, bir iletisim kanali. tamamini kapsamak mumkun degil. anadili ingilizce olanlar icin bile mumkun degil. ama gunluk hayatta kullanilan oyle kelimeler ve deyimler var ki, onlar artik argoluktan cikmis, yavastan yavastan dilin "asli" unsurlari haline gelmeye baslamis. onlari bilmek ve "cuk oturacak" sekilde kullanmak, deyimleri de tasi gedigine oturtacak sekilde kullanabilmek, yabanci dil ogrenmedeki en ileri asamalardan biri. TOMER'de Turkce ogrenen sevimli kizimiza, "tasi gedigine oturtma" lafini kolay annatabilir misiniz? o hissi yakalayabilir mi? anlatsaniz bile, yakin bir gelecekte, bu deyimi kendiliginden ve tam yerinde kullanabilir mi?

TOEFL konusuna da deginecektim.

TOEFL'in bir kriter oldugunu soylemis bazi dostlar. Ben o fikirde diilim. Eski puanlama usulune gore, TOEFL esdegerinden 550 puan almistim. Texas Tech 590, Harvard 600 puan istiyordu. Harvard'dan daha yuksek isteyen bir yer de yoktu. Keza TUS'un ingilizcesinden ve ceviri sinavlarindan bi kac defa full cekmisligim, KPDS'den de 92 almisligim vardi. Ama ne oldu? ABD'ye gelince yerlerde surundum, 10 seneden sonra hala da surunmeye ve kendimi amele gibi hissetmeye devam ediyorum.

Birazdan, Manhattan'a gidip, TOEFL'dan bu sene 110 cekmis bi abimizle bulusacam ve Ingilizce konusunda nasil sictigini gozlerimle gorecem ve kulaklarimla duyacam. Cunku ABD'ye ilk gelisi. Ilk cevabimda dedigim gibi: Ak got, kara got, tam manasiyla, ABD'deki isyerinde ve gunluk hayatta belli oluyor.

Benim su anda calistigim isyerinde, 4 ABD'li is arkadasim var. Bir de ABD'ye 4 yasinda gelmis bir arkadasim var. Bunlardan, dogma buyume Brooklynli ve universite mezunu olan arkadasi bi gorseniz, kendinizi Robert De Niro filmi seyrediyomus zannedersiniz. Mukemmel bir Brooklyn aksaniyla konusuyor. Iste bu arkadas, gecenlerde beni "The king of emails" ilan etti. Birine bir sey yazmak istediginde, bana soruyor. Baska bi tanesi gelip, sunu nasil yazarim, nasil derim diye bana soruyor. Durun, hemen atarlanmayin, birazdan annatacam durumu...

Ben hic bi tanesinin yazdigi emaili begenmiyorum. Anlatmak istenen seyi tam olarak ifade edemiyolar. Simdi ben Ingilizce biliyo mu oluyorum? Ehh, ekmek parami kazanacak kadar! Vaziyeti idare edecek kadar. is konusmaya gelince, kendimi onlarin yaninda bayaa bi ezik hissediyorum. Tabii ki, bende akicilik, kelime haznesi, gramer, telaffuz filan onlara gore yerlerde surunuyor ama asil yerlerde surunen, idiomatic usage ve slang. Bi de tabii, KODLAR!

Deyeceksiniz ki, nedir bu kod konusu?

TOMER'de Turkce ogrenmis sevimli kizimiz sokakta birinin, baska birine, "Seni tokat manyagi yaparim!" dedigini duysa, bu sozun kaynagini ve aslinda hangi soze gondermede bulundugunu annayabilir mi? Yani lisan ogrenmek, sadece gramer, telaffuz, kelime haznesi, hatta deyimler, usage ve argo ile bitmiyor. O kodlari da ogrenmek ve anlamak zorunda kaliyosunuz. Zaten cogunu da annayamadiginiz icin, bel bel bakiyosunuz. Siz aralarina girmediginiz zaman, o 3 Amerikali, ya da 4 Amerikali, firsattan istifade, mukemmel geyik ceviriyolar. Konusmaya siz de dalmaya kalkarsaniz, o geyigin sahiciligi bozuluyor, gazi kaciyor. Sirf o geyigin tadi kacmasin diye, siz de uzaktan onlari dinliyor, kulak kabartiyosunuz neler kacirdiginiza...

Dun bunnardan biri, dun bana "it's gonna be a breeze to me" dedi. Assaa yukari tahmin ettim konusmanin baglamindan ama ogrenmek icin ne demek istedigini sordum.

Kutsal bilgi kaynagimizdaki

eksisozluk.com

anlamini kastediyormus. Buradan suser phanaxa selam olsun. Daha da dumani ustunde bi entry!

Mesela,Home run guzel bi ornek sevgili hocalarim. Bilmiyodum abi, naapiyim? Cahilim iste! Herif home run, home run diyo, meger futboldaki golun beyzboldaki karsiligiymis. Ucuz ayakkabi bulmus ona home run diyo herif. Ben de mal mal bakiyorum suratina, o kadar ucuza ayakkabi buldum ki, eve kadar kosacam mi demek istiyo acaba? gibi dusunceler geciyo kafamdan. Home run'in ne oldugunu sordum. Ne kastettigini anlayinca, vaziyeti idare edebilmek icun, haaa, slam dunk gibi bisey, desene! dedim, "slam dunk"i o anlamda kullanmama cok sevindi.

Gunluk hayatta buna benzer onlarca durumla yani kulturel kodla karsilasiyosunuz. Kuvvetle tahmin ediyorum ki, TOEFL'dan baba puan cekmis olan abimiz, iste bu yuzden cuvallayacak. TOEFL tek kriter degil.

Usage dedik, idiomatic usage dedik, slang dedik, kulturel kodlar dedik, gelelim article ve preposition konusuna.

Saint Joseph'te Fransizca ogrenmis sevgili bir dostum, bir gun bana soyle demisti: "Lisani unutmaya ilk olarak prepositionlardan basliyosun."

Su on, in, at, beneath, under, underneath, behind, front gibi yer tarif eden kelimelerin gramerdeki adi her neyse, onlari hatasiz kullanmak bayaa bi zaman aliyo. bi de article'lari hatasiz kullanmak.

Psikolojide ve psikiyatrideki frustration kavramini ele alalim. Eger uluslararasi bir toplantida, ahalinin gozu onunde, is ortaminizda, sokakta, ise dair veya gunluk hayata dair telefon konusmalarinizda, gazete okur, televizyon seyreder, sarki dinler, muzikal dinlerken, frustration hissine kapilmiyosaniz, o dili artik ogreniyorsunuz demektir. bi seyleri ifade etmek istiyor, birinle cata cat fikir munakasasina girmek istiyor ve cok iyi bildiginiz veya cok hakli oldugunuz bir konuda eline vermek istiyosaniz, ama konusmanin sonunda iciniz hala sis olarak kaliyosaniz, daha gitmeniz gereken cok yol, yemeniz gereken cok firin ekmek var demektir.


Ulan ne ezikmisim be!
0
compadrito
(17.08.13)
compadrito'nun entry'si uzerine bir iki sey karalamak istedim.

türkiye'de ingilizce'yi belirli bir seviyenin üzerinde konuşanlar ve pek iyi konuşamayanlar/kendilerini gelistirme çabası içinde olanların arasında anlamsız bir savaş vardır. ingilizce bilenler icin dil bir namus gibidir, altini pek kabul etmezler. bu konuda biraz daha rahat olmakta fayda var :)

kendi dil öğrenme hikayemden kısaca bahsedeyim, daha ilkokuldayken (80ler, 90'larin basi) ingilizce öğrenmek bir gereklilik olmuştu beni için. babam kaptandı, yurt disindan getirdigi her halt ingilizceydi. bilgisayarin kitapçığı, şusu busu..zaten senede bir kaç kez görüuyordum babamı ona da soramıyordum, sozlukten suradan buradan cat pat her kelimeyi cevirerek bir seyler yapmaya calistim kendi kafamdan.

ortaokul'da turkiye'nin ingilizce konusunda zamaninin iyi okullarindan birinde temeli az cok soktukten sonra (derslerim not olarak pek parlak degildi) ogrenimim hiz kazandi, o zamanlar sirf iceriginin kalitesini kesfettigimden cnn'in, bbc'nin teletext'ini okuyordum, sozluk'e ihtiyac duymadim o gunden sonra. 10 kelimeden 5'ini anlamasam da cumleyi anliyordum. sonra internet geldi, the nyt, cnn...aman tanrim, maden!

yine hizli ileri saralim, 20'li yaslarima geldigimde okudugumu anlama, ozellikle de konusma alanlarinda cok iyi bir noktaya geldim. abd'ye gitmeye karar verdigimde dil zaten oturmustu diyebilirim. adapte olmakta hic gucluk cekmedim. orasi zaten tam bir madendi benim icin, periyodik yayinlar, dergiler, kutuphane duzenleri..oradaki yabancılara ingilizce ders veriyordum harcligimi cikarmak icin, bazan ogrenciler kendi dersleri ile ilgili makaleler getiriyordu onları bile meraktan okuyordum. atm'lerin tarihini bile siralayabilirim :)bir noktadan sonra hali ile ülkede yaptığım iş başvurularına seviye olarak native yazacak, hatta native'in de ötesinde iletişimi artı bir varlık olarak sunacak duruma geldim (burada okuduklarimin cok faydasi olmustur, dili native konuşan ülke vatandaşları da türkiye de olduğu gibi belirli bir kelime grubunun dışına pek çıkmıyorlar) . abd'de uzun yillar gecirdikten sonra is icin avrupa'ya döndüm ve aman tanrım, burada cogu kisinin ingilizcesi turkiye'den cok daha geri seviyede ama sorsan herkes advanced, herkes native. turkiye'ye ozgu bir durum degilmis bunu anladim.

özetlemek gerekirse, ne zaman dili tamamen öğrenmiş oldum bilmiyorum. yeteneğim var mıydı onu da bilmiyorum çünkü şu an bulunduğum ülkenin dilini öğrenmek için pek bir itici güç yok içimde, zor da geliyor. ingilizce öğrenmek kendiliğinden gelişen bir zorunluluktu çünkü ilgi duyduğum her şey o dildeydi.

hayatım boyunca yabancı dilimin sorgulandığı tek mecra türkiye, veya daha spesifik olarak eksi sozluk olmustur. sonuna smiley ekledigim bir espri sonrasi "hayirrr yanlissin!, ben ingilizce ogretmeniyim cv'mi gondereyim de gor!" tarzi onlarca mesaj almistim. hepsine "peki haklisiniz" duzleminde verdigim cevaplar da tatmin etmemis olsa gerek ki isi hakarete kadar goturmustu millet.

bir insan, ingilizce seviyesini kendi belirler. o nedenle gidip de şu şu şu şartları yerine getiren ingilizce biliyordur veya tersi maddeler sıralamayacağım. yine de illa ki zorlarsanız, bir gazetede okudugunu anlayan, ve iyi bir sekilde konusabilen biliyordur derim. çat pat anlayan ve kusursuz olmadığının farkında olan da, "bilecektir" derim. hic bir sey bilmeyen, konusamayan fakat "Biliyorum" diyene de "peki" derim.
0
kuja
(19.08.13)
(4)

tetanos aşısı yokken el kesmek.

odanesi
evet sevgili hipokratlar bugün maket bıçağıyla bunu yaptım. kesik çok derin değil ama bıçağın bir kısmı çok az paslıydı, o kısımla kesip kesmediğimi bilmiyorum. napıcam şimdi? sabah koşarak gidip aşı mı vurdurayım?
evet sevgili hipokratlar bugün maket bıçağıyla bunu yaptım. kesik çok derin değil ama bıçağın bir kısmı çok az paslıydı, o kısımla kesip kesmediğimi bilmiyorum. napıcam şimdi? sabah koşarak gidip aşı mı vurdurayım?
0
odanesi
(15.08.13)
tabi ki sabah koşarak gidip aşı vurduruyorsun. sonra 5 sene rahatsın. elini bol suyla yıkayacaksın ama şimdi.

not: bir altta benim duyuru var, film önerebilirsin :)
0
the kene
(15.08.13)
korkulu rüya görmektense git yaptır iğneni, yoksa şüphe içinde kalırsın ölücek miyim diye.
0
innerbliss
(16.08.13)
Siz aşınızı olun gene de.

Ama şunu da iy bilin: tetanos azcık paslı maket bıçağından değil, gübrelik, topraklık yerde düşüp yaralanma sonucu bulaşır.

Metaldeki pastan değil, daha çok topraktan, gübreden korkun...
0
compadrito
(16.08.13)
tetanoz tozdan bile geçer. ve risk alınamayacak kadar önemli bir aşıdır. sakın ihmal etmeyin.
0
sirkelimon
(16.08.13)
(5)

Felsefe okumaya başlamak

duy
İstiyorum. Akıllı başlı bir öneri bekliyorum. Sofie'nin dünyası falan yazacak olanın eli kırılsın. Derinleşmek, genel kavramları anlayıp, ilgime göre özelleşmek istiyorum. Teşekkür.
İstiyorum. Akıllı başlı bir öneri bekliyorum. Sofie'nin dünyası falan yazacak olanın eli kırılsın. Derinleşmek, genel kavramları anlayıp, ilgime göre özelleşmek istiyorum. Teşekkür.
0
duy
(14.08.13)
Macit Gökberk'in felsefe tarihi isimli kitabını öneririm. Kalın bir kitaptır ama hemen hemen tüm filozoflar ile ilgili özet bilgileri içerir. Evvela bunu okur genel bilgiye sahip olursun sonra ilgini çeken filozofa yönelirsin
0
jamswety
(14.08.13)
ekim ayında başlıyor ama şöyle birşey var www.coursera.org
bir de antik felsefeden başlamanı öneririm, kronolojik sırayla gitsen daha iyi, çünkü felsefe biraz sanat gibi hep bir önceki akımdan alıp ordan yeni birşeyler kata kata ilerlemiş.
0
bir yudum
(14.08.13)
tarihsel süreci izleyerek çapraz okumalar yap. Antik yunan filozofları genelde her konuda bir şeyler atmışlardır ortaya. Birinden girmek kafa karışıklığını azaltır. Epistemoloji, ontoloji, ahlak, siyaset, sanat/estetik... birini seç ve oradan başla. Bu arada sanat yazdım ama o giriş için pek iyi olmayabilir.
Sonrakiler, bilhassa aydınlanmacılar genelde ortaya attıkları, çığır açtıkları konularla anılırlar. Burada ilk başta seçtiğin veya ağırlık verdiğin konu devreye girecek. Misal epistemolojiye aydınlanmacılardan okuyarak girersen bir kaybın olmaz ama bir o kadar eksik kalırsın.
Sartre, camus, kierkegaard, cioran, nietzsche... Varoluşçu ve hiççileri sonraya bırakmanı öneririm.
Aristo veya platon diyalogları iyi bir giriş olabilir. sokrates'in savunması mesela. Ya da antiklerden adı ilgini çeken birini seç ve başla. Zaten merakın seni onların arasında dolaştıracak.
0
dafaiss
(14.08.13)
Russel' in bati felsefesi tarihi 3 cilttir. Oncelikle onu okuyun. Ilginize gore yol haritasi cizersiniz. Oyle pattadanak Kant okunmaz , okunur da sker bayiltir kanimca.
0
Godless
(14.08.13)
Dusunce Tarihi - Orhan Hancerlioglu

Elimi kirmak degil, sikmak isteyeceksiniz...
0
compadrito
(14.08.13)
(5)

ABD'de 2. el araba

metalik
Merhaba Duyuru,ABD'de yaşıyorum, ve 2. el bir araba almayı düşünüyorum. Ancak hala nasıl bir tarz araba alacağıma karar veremedim.Her türlü tavsiyenize açığım.Notlar:- Arabayı çok sık kullanmayacağım, daha çok "ayağımı yerden kessin" diyerek alıyorum.- Ufakça bir araç tercihimdir. Compact / hatchbac
Merhaba Duyuru,

ABD'de yaşıyorum, ve 2. el bir araba almayı düşünüyorum. Ancak hala nasıl bir tarz araba alacağıma karar veremedim.

Her türlü tavsiyenize açığım.

Notlar:
- Arabayı çok sık kullanmayacağım, daha çok "ayağımı yerden kessin" diyerek alıyorum.
- Ufakça bir araç tercihimdir. Compact / hatchback sınıf bir araba düşünüyorum.
- $15.000 altı bir fiyat süper olur.

Buna uyan ve bildiğiniz araç / modelleri yazabilirseniz çok sevinirim. Ayrıca "X markanın Y modeli çok dandik, uzak dur" gibi notlar her zaman faydalıdır.

Teşekkürler.
0
metalik
(13.08.13)
daha yeni bi arkadasim 15bin dolara grand cherokee aldi. 15bin iyi bi fiyat, ne tarz almak istersen iste, ayagini yerden kessinden cok daha iyi arabalar bulursun o fiyata..
0
she was my baby
(13.08.13)
DeLorean dmc-12.
0
babaganus
(13.08.13)
prius var herkesin altinda. guzel hesapli. Chrysler PT Cruiser olabilir
0
necipnba
(13.08.13)
Detroit'de yapılmış arabalardan uzak durun.
0
compadrito
(13.08.13)
honda fit ve prius önerebilirim. prius'un havası da (bütün hibrid ve çevreci araçlar gibi) orda başka hatta. vay diyolar, çevreci adam. arkadaş çevresi tarafından daha da sevilmek için bir neden, direkt karakter tahlili yapıyolar arabadan...
0
loveinaflipbook
(13.08.13)
(6)

abd de maaş sorunsalı

hayvan gibi yazar
abd de new york new jersey taraflarında saati 25 30 dolarlık bır ıste calısan bırı rahatca yaaayabılır kenara 3 5 kurus koyabılır mı? Meslek ototamirclliği bu arada. Ucret az ı cok mu abd standartına gore?
abd de new york new jersey taraflarında saati 25 30 dolarlık bır ıste calısan bırı rahatca yaaayabılır kenara 3 5 kurus koyabılır mı? Meslek ototamirclliği bu arada.


Ucret az ı cok mu abd standartına gore?
0
hayvan gibi yazar
(10.08.13)
asgari ucret saatlik 7$(www.google.com

saatlik 25$ gunde 8 saatten ayda 4000$ yapar. weehawken 800-900$ a ev bulabilirsin. 600-700$ da harcasan bence rahat 2000$ birikir.
0
crucio
(10.08.13)
ücret gayet iyi de, kaç saat çalışacaksın? ikinci üçüncü işi bulma imkanın olacak mı? bunlar önemli olanlar.

new jersey çok pahalı bi eyalet değil, ev araba yakıt cart curt herşey ucuz. ortalama 40 saat çalışsan gayet güzel geçinir gidersin.
0
giderbey
(10.08.13)
New yorkta çalışan biri olarak sana direk fikir vereyim. İyi bir oda kirası 700 ve yukarisidir. Ny vergi kesintisi maaşının 3te biridir.
0
jemjum
(10.08.13)
Ha eğer j1 isen ilk iki sene vergi kesintisi olmaz. O süper olur.
0
jemjum
(10.08.13)
100 $ smart phone
150 $ ulaşım
400 $ market
1000 $ kira
50 $ çamaşır
50 $ eczane
200 $ lokanta
150 $ eğlence
100 $ Apple vergisi
60 $ internet
100 $ başka elektronik aletler
200 $ eve ıvır zıvır ihtiyacı
20 $ berber

Ayda en az bi 500 $ biriktirebilmeniz lâzım. Günde 8 saat çalışırsanız, elinize net 3000 $ geçecek...

Bu rakamlarla 3 aşağı 5 yukarı oynayın. Orta sınıf bi çalışan olacaksınız. Kilo almayın.
0
compadrito
(10.08.13)
Ne orta sınıfı ny de vergi kesintisi maaşın 3 te biri diyor
0
netadam
(11.08.13)
(6)

LG'nin sloganı "Life's Good" çifte anlam?

fuzzy olmak istemistim
öncelikle derdimi şeedim. çok gereksiz soru ama neyse."life is good" un kısaltması yani "hayat güzeldir" olarak düşünüyordum. sonra oradaki "life's" iyelik eki diyenler oldu. "hayatın güzeli/güzelliği" gibi bir anlama daha mı geliyor? gramer olarak bozuk sanki ikincisi.
öncelikle derdimi şeedim. çok gereksiz soru ama neyse.

"life is good" un kısaltması yani "hayat güzeldir" olarak düşünüyordum. sonra oradaki "life's" iyelik eki diyenler oldu. "hayatın güzeli/güzelliği" gibi bir anlama daha mı geliyor? gramer olarak bozuk sanki ikincisi.
0
fuzzy olmak istemistim
(10.08.13)
Ikincisi bozuk, sacma yani. Ilkidir o, kelime oyunu yoktur yani.
0
mukrime
(10.08.13)
life's good'u ikinci sekilde kullanirsan hayatin mali gibi bir anlama geliyor.
0
beriberi
(10.08.13)
Hayat iyidir, güzeldir anlamında çünkü logoda gülümseyen bir yüz var.
0
9kuyruklukedi
(10.08.13)
Life's good, life is good'un kısa söyleniş şekli zaten. Bu sloganı bulan ama İngilizce bilmeyen LG adamı, İstanbul LG'ye yönetici geldiydi. Sözlükten L ve G ile başlayan kelimeleri tarayıp Life good sloganında karar kılmış. İngilzce bilenler de life is good olarak düzeltmişler...
0
compadrito
(10.08.13)
ikinci anlam olmasi icin lifes good olmasi lazimdi. kesme isareti oldugu icin life is good olmus oluyor
0
crucio
(10.08.13)
@crucio ingilizce ilkokul terk.
0
bobinhoo
(10.08.13)
(3)

San Francisco-gezi

bol sekerli turk kahvesi
İki günlük san fransisco'ya gidip gezmeyi düşünüyoruz. Araba olacak. Buraya mutlaka gidin gezin dediğiniz yerler, bunu yapın, bunu yiyin dediğiniz şeyler var mıdır? Tavsiye verseniz çogzel olur.
İki günlük san fransisco'ya gidip gezmeyi düşünüyoruz. Araba olacak. Buraya mutlaka gidin gezin dediğiniz yerler, bunu yapın, bunu yiyin dediğiniz şeyler var mıdır? Tavsiye verseniz çogzel olur.
0
bol sekerli turk kahvesi
(07.08.13)
Alcatraz golden gate bridge painted ladies bir de yokuslu caddeler cable car
0
nop
(07.08.13)
www.tripadvisor.com

lan bakinca tekrar ozledim aq. olm cok guzel yer. yalniz cok evsiz var, ben gittigimde bunalima girmistim resmen. Bi de agustosta bile cok soguk olabiliyor. arabanin kaloriferiyle isindigimi bilirim.
0
she was my baby
(07.08.13)
Temmuzda, gündüz 16 dereceyi görmüşlüğüm var. Polar mont taşıyın, hava aniden soğuyabiliyo.

Lombard street, cable car, China town, market street, Fishermen's something (deck?), golden gate,

Napa'ya ve Silicon'a vakit kalmayabilü
0
compadrito
(08.08.13)
(13)

Büyük Bir Yazar Olmak İstiyorum

fringezamani
Yazar olmak istiyorum. Kendimi bildim bileli yazıyorum, yaşım 22. Kafamda tasarladığım romanlar var lakin bu yeteneğimin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Her anlamda beslenmeye aç bir insanım, yaşamam, izlemem, gezmem, okumam lazım diyorum. Bana tavsiyelerde bulunabilir misiniz? Üslubumu, dilimi nasıl
Yazar olmak istiyorum. Kendimi bildim bileli yazıyorum, yaşım 22. Kafamda tasarladığım romanlar var lakin bu yeteneğimin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Her anlamda beslenmeye aç bir insanım, yaşamam, izlemem, gezmem, okumam lazım diyorum. Bana tavsiyelerde bulunabilir misiniz? Üslubumu, dilimi nasıl geliştirebilirim?

Not: Yazarlık üzerine herhangi bir eğitim almadım. Üniversite son sınıf öğrencisiyim ve asıl mesleğim yazarlıkla alakası olmayan bir meslek.
0
fringezamani
(07.08.13)
Yaz birader. İçinden geleni yaz işte. İpini koparanın yazar olduğu bir ülkede sıkıntı çekmezsin veya horlanmazsın. Bi de iki mevlana şems falan sıkıştır araya kitabın adını da gerçek aşk falan koy bestsellera oynarsın güven bana.
0
zombie0
(07.08.13)
önce kendinin ve anlatmak istediğinin/istediklerinin ne/neler, nasıl, niçinlerine cevap aramak iyi bir başlangıç olabilir?
Kim için yazacaksın?
Niçin yazacaksın?
gibi şeyler.
Örneğin tam o kaideye oturtmak yanlış gelse de natüralist gelenekten olan yaşar kemal'in aylarca dağlarda, oranın köylerinde kaldığını okumuştum, ince memed'i yazmadan önce.
0
dafaiss
(07.08.13)
Çok okuyun. Kitap çıkarmak çok zor bu ülkede. O yüzden uzun süre bol okumalar yapmakla beraber amatör süreçte yazarak kendinizi sınayın ve geliştirin.
0
timburton
(07.08.13)
Şunu söyleyeyim sadece, yazarlığın eğitimi olmaz.
0
ne nicki be
(07.08.13)
Tabi, bol bol kitap oku, ama herkesi okuma kendini ispatlamışları oku.
Ve çok insan tanı, çok yerde bulun, çok olay yaşa.

Kafede oturmaktan bahsetmiyorum yani kafede de otur tabi ama en radikal ortamlara da gir.. anlatabildim mi? her şeyi okuyarak öğrenemezsin.
0
ayn-i cemin bülbülü
(07.08.13)
yazarak geliştireceksin. lak lakla değil yazarak gelişir yazarlık.

yazar olmak için eğitim gerekir mi çok emin değilim, ancak iyi yazarları da ciddi bir şekilde okuman gerekli. herkesin okuduğu gibi hikayesini takip etmeyeceksin. inceleyerek, duyarak okuyacaksın.

ancak bunu da abartmamak lazım. çünkü gerçekten yazarak geliştireceksin kendini. fazla okuyarak da başkalarından etkilenme.

ayrıca okumak diyorsak hepsi edebiyat olmamalı bence. sanat, bilim, yerine göre hayatla ilgili diğer konular. gezmeli, gözlemlemelisin. sanatın diğer dallarını da takip etmelisin. müzeler, sergiler ve konserler sana hayat görüşünü geliştirmen için yardımcı olacaktır. yazmak sadece hikaye anlatmak değil felsefen, hayat görüşünlerin vs özgün olmalısın. boş olmamalısın. yoksa piyasadaki gibi küfreden komserler filan yazarsın, bol bol alkış alırsın ancak edebiyat anlamında bir gelişme gösteremezsin.

son paragraf naçizane benim görüşümdür. kolay gelsin.
0
mea maxima culpa
(07.08.13)
kendin gibi alaylı yazarlardan tavsiyelere kulak verebilirsin. bu yolda çok çile çekmiş ve hâlâ amatör ruhla devam eden, alçakgönüllü insanlardan bahsediyorum. cracked.com'da örneklerini bulabilirsin. john cheese, david wong gibi. bayağı motive edici şeyler söylüyorlar.
0
okumakistiyorumburadakileri
(07.08.13)
tepkileri gözlemlemek adına blog açabilirsin, okuyucu eleştirilerine göre de kendini geliştirebilirsin.
0
feykalade
(07.08.13)
Buyuk bir yazar olmaz, yazar olursun, sonra ya seni kucuk yazar olarak birakirlar ya da buyuk yaparlar.. satacak populer kultur malzemesi bisey yazacaksan gunumuz dunyasi icin buyuk yazarlik icin ilk adimi atmis olursun
0
yokhukmunde
(08.08.13)
boşuna uğraşma evlat, burası kurtlar sofrası. bir kere yazar oldun mu geri dönüşü çok zordur. burda herkes birbirinin hatasını kollar, en ufak yanlışını affetmezler. dışarıdan göründüğü gibi değildir. çok kişi telef oldu, uyuşturucu, alkol batağına saplananlar, delirenler oldu. ben şanslı olanlardandım. tekrar seçme şansım olsa bu pis işlere hiç bulaşmazdım.
0
alafortanfoni
(08.08.13)
Üslup öyle mi yazılıyor yoksa uslup diye mi yazılıyor? Eğer öyle yazılmıyorsa, imla kılavuzu şart. Doğru yazmış olsanız bile şart!

Emre Kongar'ın, "Hoca Efendinin Sandukası" isimli romanının önsözünü okuyun. Orada kendinize pay çıkaracağınız dersler var.

Şu PKA'nın yazarı nasıl oluyor da, çok az geldiği bir şehrin tarihteki hâlini bu kadar iyi tarif edebiliyor?

Çalakalem yazmayın.

Yahya Kemâl, Sessiz Gemi isimli şiirini, on senede yazmış.

Araştıra, soruştura, bilgi biriktire, hayal kura, sil baştan başlaya, beğenmeye, içe sinmeye, içe sine, değiştire, deneye yazın.

Gezin, gözlemleyin, okuyun, hayal kurun.

Ben de dâhil olmak üzere, Orhan Pamuk'un Türkçesine bok atmayan kalmadı. Peki, Orhan Pamuk'u Nobel ödülüne lâyık görenler, yazarın Türkçe romanlarını mı okudular? Demek ki, özgünlük yani orijinalite, hayal gücü ve yazarın, okuyucu üzerinde bıraktığı etki, dilden daha önemli.
0
compadrito
(08.08.13)
Telefondan edit edemiyorum, (bkz: boğazın suları çekildiği zaman)
0
compadrito
(08.08.13)
microfiction
(23.09.13)
(6)

Cumhuriyet Gazetesi arşivi

buff
Bir şekilde ulaşmam mümkün müdür? İnternette var, farkındayım ama bana gerçek gazeteler lazım. Bulabileceğim bir arşiv var mı? Ankara'dayım.
Bir şekilde ulaşmam mümkün müdür? İnternette var, farkındayım ama bana gerçek gazeteler lazım. Bulabileceğim bir arşiv var mı?

Ankara'dayım.
0
buff
(07.08.13)
hangi yılların istiyorsun?
0
dusundumdusundumdurdum
(07.08.13)
Ahmet Rasim Sokak No: 14 e git bence yardımcı olurlar
0
kablelvuku
(07.08.13)
bildiğim kadarıyla gazete tüm arşivini dijitale aktarıp elindeki eski gazeteleri tek tek satmaya başladı ve muhtemelen önemli gün gazeteleri satıldı bile.
0
b34
(07.08.13)
Milli Kütüphane'de yok mu?
0
compadrito
(07.08.13)
amarat
(07.08.13)
milli kütüphanede var hepsi
0
buhebu
(17.08.13)
(8)

bilinçaltımdan nasıl kurtulabilirim?

olivia ofrenda
soru başlıkta. bilinç dışı düşünce ve eğilimlerimden filan kurtulmak istiyorum. herhangi bir şekilde yüzeye çıkmasınlar, yüzeye çıkacak bir şey olmasın ne bileyim.teşekkür ederim.
soru başlıkta. bilinç dışı düşünce ve eğilimlerimden filan kurtulmak istiyorum. herhangi bir şekilde yüzeye çıkmasınlar, yüzeye çıkacak bir şey olmasın ne bileyim.

teşekkür ederim.
0
olivia ofrenda
(06.08.13)
ama once yuzeye cıkarman ve hesaplasman gerekır. sonra ugurlayabılırsın ancak. gormemek ıcın cabalarsan onlar da gozunu oyarlar. goreceksın anlayacaksın ve vedalasacaksın.
0
sen uyurken
(06.08.13)
önce sözlükten bilinçaltı nın kelime anlamına bak.

sonra kurtulmak mümkünse isviçre de bunu yapabilirsin :)
0
mea maxima culpa
(06.08.13)
Peygamber falan olman gerek.
0
Somuchwin
(06.08.13)
arkadaşlar her şeyi bir kenara bıraktım, zaman zaman kafamda doğuş'un akyürekler şarkısını döndüren bir oluşumdan söz ediyoruz. ciddi bir konu. lütfen siz de hassas yaklaşın.
0
🌸olivia ofrenda
(06.08.13)
hahahahhahahahahah

bunun caresı ıste sureklı o sarkıyı dınlemek ve artık hıssızlesmek. demek cekıyor senı bı sekılde...
0
sen uyurken
(06.08.13)
cok pis bi bilincaltin varmis anlasilan. ama maalesef bundan kurtulma sansin yok.
0
gec
(06.08.13)
Abuk gelebilir ama günlük meditasyon cidden zihinsel rahatlama getiriyor.
0
shejia
(06.08.13)
Dinamik psikoterapi seanslarına bütçe ayırmalısınız.
0
compadrito
(06.08.13)
(5)

ABD soruları

ya ben lan neyse
selamlar,Amerika ya gitmişliğim yok. lakin izlediğim dizilerden kafama takılan birkaç soru var. diziler ne kadar geçerli o ayrı konu. ben yine de sorayım.1. Amerika da iyi bir avukatın olursa ne suç olursa olsun yırtarsın gibi bir düşünce mi var? Amerikan hukuk sistemiyle mi alakalı bu? Hırsızlık ya
selamlar,

Amerika ya gitmişliğim yok. lakin izlediğim dizilerden kafama takılan birkaç soru var. diziler ne kadar geçerli o ayrı konu. ben yine de sorayım.

1. Amerika da iyi bir avukatın olursa ne suç olursa olsun yırtarsın gibi bir düşünce mi var? Amerikan hukuk sistemiyle mi alakalı bu? Hırsızlık yapan adam hırsızdır işte. İyi bir avukat ne yapabilir ki? Şu konuda bir açıklama yapabilir misiniz?

2. Yine aynı memlekette izlediğimiz kadarıyla "ben sana bir iyilik yaptım, bana iyilik borçlusun dostum" ya da "hatırlar mısın bana bir iyilik borcun vardı..." gibi bir sürü replik var lan. Amerikalılar gerçekten böyle bencil çıkarcı insanlar mı? Günlük hayatta da insanlar böyle mi? Bizde olsa ayıplanır insan.

3. İnsanlar Amerika da ilaç kullanmayı neden bu kadar seviyorlar hacılar? Ne bok olsa hemen ilaca sardırıyorlar. Şeker gibi marketlerden ilaç alıyorlar. İlaç içerim geçer diye düşünüyorlar. Bu düşünce nereden geliyor?

soruları numaralandırdım ki cevaplar kolay-belli olsun.

Sağolunuz.
0
ya ben lan neyse
(05.08.13)
1. hayir. iyi bir avukat isleri onceden kilifina uydurmani saglar.
2. hayir. zaten bahsettigin sey bencillik degil sozune sadik kalmak. yapan da borclu oldugu icin degil iyilik gordugu icin iyilikle karsilik veriyor iste. turkiye'de ayiplanir dedigine gore isler nasil yuruyor bilmiyorsun. sadece oyle acik sozlu degil alttan altta yapilir turkiyede.
3. ilac sektoru ve pazarlamanin cok gelismis olmasi sebep. o urunler uretiliyor ve satilacak.
0
f_d
(05.08.13)
1-iyi (pahalı) bir avukat bir şekilde seni yırttırır. (bkz OJ simpson)
2-biraz çıkarcı olabiliyorlar, bi iyilik yapınca para vermeye kalkıyorlar mesela, veya bi yere giderken benzini bölüşülüyor. BU konuları açmaya biz utanırız ama onlar gayet rahat. mesela bigün sınavda kağıdım yokru, 25 centlik bişey, yanında fazla olan bi kız bana elindeki fazla kağıdı verdi. ben de şimdi parasını ister diye uzattım parayı,kız bana "aşkolsun ben amerikalı mıyım, almam o parayı" dedi. lübnanlı mıymış neymiş.
3-ilaç kullanımı türkiyede daha seviliyor. orda kolay kolay reçetesiz ilaç alamıyorsun zaten.
0
innerbliss
(05.08.13)
suits'ten gibi geldi bana tespitler, haksız mıyım?
0
ne istedigini bilmeden aglayan cocuk
(05.08.13)
@ne istedigini bilmeden aglayan cocuk: yok hocam person of interest
0
🌸ya ben lan neyse
(06.08.13)
1. Çok çok zenginseniz dâvânızın seyri değişir. Kesin yırtamazsınız belki ama jüri etkilenebilir.

2. Evet çok menfaatçi ve çok küçük hesapçılar. Çünkü paranın satın alma gücü yüksek. Çünkü para çok zor kazanılıyo. Çünkü hiçbi yerde beleş öğlen yemeği yok. Çünkü kültürleri küçük hesaplar yapmaya dayalı.

3. Türkiye'de reçetesiz 100 ilaç alabilirseniz, ABD'de 3 ilaç alabilirsiniz. Ama dizideki elemanın doktoru yazmıştır, o başka...
0
compadrito
(06.08.13)
(5)

Sakal tıraşı olurken nelere dikkat edilmeli?

anonimuz
Yaşım 22 ama çok sık değil 1,5 2 haftada bir traş oluyorum, hatta çok ilginçtir ki bıyığım çok çok az ve tüy şeklinde çıkıyor onu da kesiyorum arada.Şimdi hem düzgün ve hem de zahmetsiz tıraş edilebilir sakallara kavuşmak için ne yapılmalı ne yapılmamalıdır tavsiyelerinizi bekliyorum.Not: Şu bıyığın
Yaşım 22 ama çok sık değil 1,5 2 haftada bir traş oluyorum, hatta çok ilginçtir ki bıyığım çok çok az ve tüy şeklinde çıkıyor onu da kesiyorum arada.

Şimdi hem düzgün ve hem de zahmetsiz tıraş edilebilir sakallara kavuşmak için ne yapılmalı ne yapılmamalıdır tavsiyelerinizi bekliyorum.


Not: Şu bıyığın hala tüy şeklinde çıkması ve sakalların da düzensiz çıkması(mesela boyun kısmımda çok ve aralıksız çıkıyor ama yüzümde seyrek ve düzensiz çıkıyor) kafamı çok bozuyor açıkçası önerilerinizi bunlar için de yazın lütfen.

Not2: Kilo problemi var malesef, bu sakalı etkiler mi? Şu anda gayet kararlı bir şekilde veriyorum gerçi ama yine de sormuş olayım.
0
anonimuz
(04.08.13)
mach3 kullan.
0
ykyt
(04.08.13)
sakallar zamanla oturur, herkes 15 yaşında sakallı gezmiyor. traş için birçok yöntem var, ben eski usül yaprak jiletle traşı tercih ediyorum, yeni makine var evde o daha zor geliyor ve jiletle daha güzel bir his veriyor. mach3 tarzı hazı bıçaklar da iyidir, senin durumunda jiletten daha iyi ve pratik olur. makina da alabilirsin veya madem 2 haftada br traş oluyorsun berberde traş olabilirsin en zahmetsizi.
0
r_u_h
(04.08.13)
compadrito
(04.08.13)
Selam, sakallarının çıkş yönüne doğru kesmelisin. Eğer tersten alırsan tahriş artar. Hassas cilt için için gilette mach3 sensitive öneririm. Aynı markanın traj jeli de güzeldir. Elmacık kemikleri bölgesini olabildiğince yukarı taşımadan kes ki sakallar ileride gözüne kadar çıkmasın. Traş sonrası da alkölsüz olan mümkünse kaliteli marka balsam kullan, hem ferahlatır hem de bakım yapar.
0
geodude
(04.08.13)
@geodude'a katılıyorum. kaliteli balsam almaya paran yetmezse arko nun klasik ufak tüp kremi ve ona benzer tüpte hobby'nin zeytinyağlı kremi de tahrişe karşı oldukça faydalı.
0
r_u_h
(05.08.13)
(1)

maurice lacroix dolmakalemler kaçtan başlar

all girls dream
Hediye geldi bir tane nedir bunun fiyat skalası?
Hediye geldi bir tane nedir bunun fiyat skalası?
0
all girls dream
(04.08.13)
compadrito
(04.08.13)
(5)

Birine borç senedi vereceğim, notere gitmek şart mı?

ayn-i cemin bülbülü
Bir de bu senet kağıdını nerede bulabilirim?Yoksa hiç gerek yok mu, aynı bilgileri A4'e geçirsek altını imzalasak oluyor mu?
Bir de bu senet kağıdını nerede bulabilirim?

Yoksa hiç gerek yok mu, aynı bilgileri A4'e geçirsek altını imzalasak oluyor mu?
0
ayn-i cemin bülbülü
(03.08.13)
olur bence. pecete kagidina yazilmis senetlerle ne hayatlar kaydi :)

edit: emin olmak lazim yine de.
0
she was my baby
(04.08.13)
senet kağıdı kırtasiyelerde satılır.
bir tane alıp dolduracaksın.
iki tane de imza attınmıydı tamamdır.
0
etna
(04.08.13)
birebir aynı ibareleribyazarsan olur tabii neden olmasın.
0
ground
(04.08.13)
Senete attigi imzayi inkar edebilir. Bu benim imzam degil diye...

Ama noterde attigi imzayi inkar edemez...

Arada boyle bir fark var...

Ote yandan, o seneti noterde yaptirsaniz bile, eger odemezse, ve borc 1000 lira filan civarinda bir seyse, yapabileceginiz hicbir sey yok. O paranin uzerine bir bardak soguk su icersiniz...

Hicbir yaptirimi yok pratikte...
0
compadrito
(04.08.13)
Neden yapabileceğim hiçbir şey yok?
Meblağı ile ne ilgisi var?
0
🌸ayn-i cemin bülbülü
(04.08.13)
(4)

Havacilikla ilgili 2 merak ettigim soru

badamli
bir biriyle alakasi ama hep merak ediyorum. ucak iniste e kalkista pencereler neden acik olmak zorunda? ikincisi de thy nasil avrupada birinci oluyor. daha kaliteli hava yollari yokmu? cok bilgim yok ama kendi tecrubeme dayanarak swiss air thyden kat kat kaliteli servis veriyor bana gore. hangi krit
bir biriyle alakasi ama hep merak ediyorum. ucak iniste e kalkista pencereler neden acik olmak zorunda? ikincisi de thy nasil avrupada birinci oluyor. daha kaliteli hava yollari yokmu? cok bilgim yok ama kendi tecrubeme dayanarak swiss air thyden kat kat kaliteli servis veriyor bana gore. hangi kriterler thy-yi birinci yapiyor. tesekkurler.
0
badamli
(03.08.13)
1-Kaza olursa sagini solunu gorebilmen, nerede oldugunu bulabilmen icin-mis.
2-Yolcularla anket yapilarak secilmis:
"Air travellers were surveyed by telephone, questionnaires and online about their experiences with airlines on the ground and in the air during a 10-month period. The survey measured passenger satisfaction across more than 38 key performance indicators of airline front-line product and service, including check-in, boarding, onboard seat comfort, cabin cleanliness, food, beverages, in-flight entertainment and staff service. The Survey covered over 200 airlines, from the largest international airlines to smaller domestic carriers. "
www.worldairlineawards.com
0
el desaparecido
(03.08.13)
THY genel olarak oldukça kaliteli. Çeşitli havayollarıyla uçtum,, bazı tekli olayda THYnin üstüne çıkabilirler ama genel olarak THY toplamda çok iyi bir havayolu.

Birde o ikramlar yok mu, onlar çok güzel.
0
efrasiyab87
(03.08.13)
Gunesliklerin acik olmasinin sebebi kanat govde gibi ucagin bir noktasinda ates veya duman gozlemlerseniz farkedip haber verebilinki pilotlarda buna gore acil inis gerceklestirsin diyedir. Diger sorunuzun cevabi, ornegin klmnin sandvic verdigi ( hala oylemi bilmiyorum ama cokta eski degil) amsterdam- istanbul hattinda thy ekonomi yolcusuna bile sicak yemek ikram edip, bunuda 2 farkli tercihler sunuyor. Keza tepside salatasi, tatlisi, sicak ekmegide mevcut. Cop toplanirken bile cay kahve servisi yapiliyor. Bu gibi unsurlarda thy yi birinci yapiyor. Ancak unutulmamali, emniyet > konfor
0
placebo z
(03.08.13)
Bana bir Amerikali isadami dedi ki "115 ulkeye gittim. Ucmadigim, denemedigim havayolu kalmadi dunyada. Tam 5 defa Turkish Airlines ile uctum. Bu tecrubeyle ve kesin olarak soyluyorum ki, Turkish Airlines is the best on earth!"
0
compadrito
(04.08.13)
(4)

hayat zor mu?

topkapiaksaray
Merhaba, uyuyamayanlara. Oyle geldi birden aklima saatlerdir dusunuyorum be hatta"hayat her zaman mı zor yoksa sadece çocukken mi?"mutlu insan olamaz, der geçerdim eskiden. İstediğim çok şey oldu; idealimdeki meslek ve dostumun olması hariç ama bu sefer de bunlara bel bağlamalı ve ümit etmeli miyim?
Merhaba, uyuyamayanlara. Oyle geldi birden aklima saatlerdir dusunuyorum be hatta
"hayat her zaman mı zor yoksa sadece çocukken mi?"
mutlu insan olamaz, der geçerdim eskiden. İstediğim çok şey oldu; idealimdeki meslek ve dostumun olması hariç ama bu sefer de bunlara bel bağlamalı ve ümit etmeli miyim? Yoksa ne yaparsak yapalım ölüme kadar kendimizi mi kandırıyoruz? Hani şimdi camdan atlayıp gitsem ne değişecek ki dünyada salt mutluluk adına? Hiç mutlu olamayacakmış gibiyim.
0
topkapiaksaray
(03.08.13)
sürekli bişey istersen daima bir eksik bulabilirsin, meslek ve dost meselesi de buna dahil. Mutluluk çok göreceli ve geniş bir kavram, mutluluğu tatminde aradığında seni daha fazla tatmin edecek bişey daima oluyor; bence buna meslek ve dost konusunda idealler de dahil.
Platon'un şöyle bir sözü var, severim: "önemli olan en fazla şeye sahip olmak değil, en aza ihtiyaç duymak."
0
dafaiss
(03.08.13)
Hayat konsollardaki futbol oyununda difficulty var ya ona benzer. Ama bunda random fonksiyonu var. Yani ne gelirse. Zorluk seviyesi düşük çıkarsa iyidir, rahat alırsın maçı. Ama zoru çıkarsa ellerini terletir, ağrıtır artık sikertir adamı.. bunun gibi bi'şe hemen hemen.
0
urnganic
(03.08.13)
Bi masal var, ağustos böceği ile karınca masalı. Oradaki ağustos böceği gibi yaşarsanız hayatı, hayat zor. Karınca gibi yaşarsanız, hayat kolay...
0
compadrito
(03.08.13)
O soruyu " Leon " filminde cevaplıyordu sanki, ona göre hayat her zaman zor.

"Hayat bisiklet sürmek gibidir, ne zaman pedal çevirmeyi bırakırsan o zaman düşersin" böyle de bir söz vardı.

Bir şeylerle uğraşmayı kesersen, tembelliğe itersen kendini hayat çok zor be, ama tam tersini yaptığın zaman çok basitleşiyor ve hayattan cidden zevk almaya başlıyorsun. Bir şeylerle uğraş, kendine ait bir şeylerin, başarıların olsun. Ve ölümü çok düşünme(Dini açıdan bu söylediğim biraz sakıncalı, bunu ahiretini düşünme manasında söylemedim) , anı yaşa o zaman daha mutlu olucaksındır.
0
saysomething
(03.08.13)
(2)

Hangisini Seçeyim? Çok Korkuyorum

cruseo
SelamlarHerkese sorgusuz sualsiz sigorta yapan mına kodumun sigorta şirketi bendenDoktor MuayenesiEKGAçlık Kan ŞekeriHemogramTotal KolesterolALTASTBUNKreatininAkciğer GrafisiWaters GrafisiBunları istediŞişlide oturdugum için de ister Echomar'a ister Medilab'a gidin parasını biz verecegiz dediler.Sor
Selamlar

Herkese sorgusuz sualsiz sigorta yapan mına kodumun sigorta şirketi benden

Doktor Muayenesi
EKG
Açlık Kan Şekeri
Hemogram
Total Kolesterol
ALT
AST
BUN
Kreatinin
Akciğer Grafisi
Waters Grafisi

Bunları istedi

Şişlide oturdugum için de ister Echomar'a ister Medilab'a gidin parasını biz verecegiz dediler.

Sorularım şunlar
1- işten ayrılsam mı?
2- İgneden çok korkan birisi olarak (hem de vagotoniğim) hangi kurumu seçeyim? Hangisinde daha eli hafif kişiler vardır
3- Gittigim yere özel birşey söylemem gerekiyor mu?
0
cruseo
(02.08.13)
vagatonik nedir bilmem. her merkezde eli hafif olan kişiler vardır.
0
sutlu nescafe
(02.08.13)
Hangisine giderseniz gidin, 2 no'lu maddeyi aynen söyleyin.

Nıç ya da cık, işten ayrılmayın.
0
compadrito
(02.08.13)
(4)

amerika standart vize ve okul

raizti
merhaba, cok kisa bir soru sormak istiyorum. amerika nin standart vizesi ile oradaki bir universitede 6 ay boyunca bitirme tezi yazilabilir mi? galiba doldurulmasi gereken belge ds-160 imis. standart vizeden kastim bu 10 senelik olan vize. turist mi degil mi bilmiyorum dogrusu cunku isi icin giderke
merhaba, cok kisa bir soru sormak istiyorum. amerika nin standart vizesi ile oradaki bir universitede 6 ay boyunca bitirme tezi yazilabilir mi? galiba doldurulmasi gereken belge ds-160 imis. standart vizeden kastim bu 10 senelik olan vize. turist mi degil mi bilmiyorum dogrusu cunku isi icin giderken de ayni vize kullaniliyor ya. simdiden tesekkürler.
0
raizti
(02.08.13)
J-1 vize gerekiyor.
eğer turist vizeniz varsa ve halihazırda abdde iseniz gene de J-1'e çevriliyor vizeniz.
0
halanne
(02.08.13)
Bahsettiğiniz vizenin cinsi B1/B2.

Havaalanı pasaport kontroldeki görevlinin size 6 ay kalış izni verme ihtimali düşük.

Güzel bi kıza 6 ay verdiklerini görmüşlüğüm var.

3 Ay alırsanız, bi giriş çıkış yapmanız gerekir.
0
compadrito
(02.08.13)
10 sene vize, 10 sene kalabilirsin anlamina gelmez. 10 sene boyunca bir daha Amerikan vizesi almana gerek kalmadan gidip gelecegini soyler. Ama Amerika'da kalma sureni, ulkeye ilk ayak bastiginda vize turune gore gumruk memuru belirler. Turist vizelerinde genelde 6 aydan fazla kalma izni vermiyorlar.

simdi iki cesit turist vizesi var (seyahet vizesi deniyor). B1, is seyahati vizesi, B2 zevk seyahati vizesi. Seninkisi b2 vizesi oluyor. Eger 10 yil vize alabilirsen, kapida 6 ay verme sanslari yuksek. Onu da Amerika disina cikmadan bir 6 ay daha uzatabiliyorsun. 1 sene sonunda kacak durumuna dusmemen icin Amerika'dan cikman lazim. Bu zaman diliminin de sana ytecegini dusunuyorum. 6 ay daha uzatmak icin biraz ugrasirsin ama olumlu olur.
0
merhaba dunyali biz dostuz
(02.08.13)
cevaplar icin tesekkürler ama ben derdimi anlatamadim galiba. benim zaten 10 yillik vizem var. universitemin beni amerikaya ya master tezimi yazmaya yollama imkani var. ve eger her sey duzgun olursa, baska bir vize türüne basvurmadan bu pasaportumdaki vize ile oraya gidip, bu universiteye yabanci/exchange ögrenci olarak kaydimi yapip tezi yapabilir miyim diye soruyordum.. 6 aydan fazla kalinmayacak ve arada almanya ya geri dönülecek vs.
0
🌸raizti
(02.08.13)
(5)

2 gün iznim var istanbulda amerikalı arkadsımı gezdireceğim yardım

darkknight
2 gün iznim var istanbulda amerikalı arkadsımı gezdireceğim ,yakın nerelere gidebilirz ?belgrad ormanlarında kalmak ıstıyoruz veyahutta bıze akıl verın yardım pls
2 gün iznim var istanbulda amerikalı arkadsımı gezdireceğim ,yakın nerelere gidebilirz ?belgrad ormanlarında kalmak ıstıyoruz veyahutta bıze akıl verın yardım pls
0
darkknight
(02.08.13)
kalıcak yermı arıyosun ıstanbul içinde gezmelik yer mi
0
topraam
(02.08.13)
gezmelık kalmalık farketmez
0
🌸darkknight
(02.08.13)
Galatasaray adasında yemek

Galata kulesinde yemek

Eminönü'nden vapurla boğaz turu

Topkapı Sarayı'nın içindeki Konyalı'da yemek

Nevizâde'de bira

Gezi'de fotoyraf
0
compadrito
(02.08.13)
Cevabımı edit edemedim ayfondan

Grand Bazaar şart!

Yerebatan sarnıcı Cistern ve Hagia Sophia şükelâ olur
0
compadrito
(02.08.13)
eminönü'ndeki hamdi restorantı ara ve rezervasyon yaptır. orada mutlaka bir öğün yemek lazım. özellikle yabancılar bayılıyorlar

benim yabancı misafirim gelince ilk götürdüğüm yer arkeoloji müzesi oluyor. inanılmaz bir havası var. yerebatan sarnıcı konusunda compadrito +1

belgrad ormanı şehre uzak, bir de amerikalı biri için pek bir şey ifade etmeyebilir. ne biliyim biizm el kadar orman dediğimiz yerlerin kaç katı var oralarda park diyorlar.gezecekseniz merkezi yerlerde kalmak en mantıklısı.
0
la noix
(02.08.13)
(14)

25 yaşında üniversitede yeni bir bölüme başlamak?

yokumbenburda
ne gibi dezavantajları olur bunun zaman kaybı dışında? okuduğunuz bölüm hiçbir şekilde ilginizi çekmiyor, derslerden sürekli kalıyorsanız, yeniden sınava hazırlanarak böyle bir şeyi dener miydiniz?bunu yapanlar ya da yapmayıp şimdi pişman olanlar var mı aramızda?
ne gibi dezavantajları olur bunun zaman kaybı dışında? okuduğunuz bölüm hiçbir şekilde ilginizi çekmiyor, derslerden sürekli kalıyorsanız, yeniden sınava hazırlanarak böyle bir şeyi dener miydiniz?

bunu yapanlar ya da yapmayıp şimdi pişman olanlar var mı aramızda?
0
yokumbenburda
(02.08.13)
23 yaşında hacettepe tıp'ı bırakıp boğaziçi felsefe'ye geçen bir arkadaşım var, şu an 26 yaşında, hayatının kararı olduğunu söylüyor her sorduğumuzda.
0
vedat chili peppers
(02.08.13)
Bırakma. Okulunu bitir bence.
0
zarpandi t
(02.08.13)
gereksiz bişey bence..25 yaşından sonra hala öğrencilik hala parasızlık çekilmez.aile çok zenginse o başka tabi.
0
gorki
(02.08.13)
denerdım. keske okuldayken bırazcık umudum olsaymıs. ben okulu bıtırdım coktan ama deneyecegım asıl ıstedıgım bolumu. sen de dene. 40-50 yasında keske yapsaydım demek ıstemıyorsan dene.
0
sen uyurken
(02.08.13)
3-4 yıl geç para kazansan ne olacak ki? sonuç olarak sevdiğin bölümü okumak ve işi yapmak daha önemli. kendine güveniyorsan. yeniden hazırlanabilirsin. ömür dediğin göz açıp kapıyıncaya kadar geçiyor. kimse ölümsüz değil.
0
hepiniz oleceksiniz
(02.08.13)
27 yasindayim 2 senem var okulun bitmesine gecen sene dgs ile girdim okula yani 26 yasinda
0
kaiserr76
(02.08.13)
2 kez okul bıraktım 3.deyim, pişmanlığım yok, hatta çok doğru yaptım, hem dönemsel olarak hem de büyük resme bakıldığında güzel işler eylediğim görülüyor.

not: 5 kuruş param yok, hiç olmadı, bundan sonra olabilir ama meraklısı değilim, bana para kazandırmayacak yapmak istediğim şeyler var hala...
0
hewit
(02.08.13)
Ben de aynı hatayı yaptım pişmanım. Bırakma. 24 yaşındayım hala okuyorum. Yaşıtlarım masterı bitirdi ben sürünüyorum. Tez zamanda hayata atıl, paranı kazan. Çok zorlama kendini. Belli yaştan sonra okumak da zor ayrıca.
0
zarpandi t
(02.08.13)
25'imde bölüm değiştirdim ben de. karar aşaması uzun oldu tabii ama gözümü kapatıp kendimi (okulu bitirebilmenin ötesinde) o mesleği yapar halde gözümün önüne getirmeye çalışıp da başaramayınca kararımdan emin oldum.
0
okumakistiyorumburadakileri
(02.08.13)
3 sene öğretmenlik okuyup mühendisliğe geçtim şu an 3. sınıftayım. okulu bitirdiğimde 26 yaşında olacağım ama tıp da okumayı planlıyorum. eder sana 32. 4 ya da 5 sene de psikiyatri eder sana 36-37. bir de üzerine hukuk etti mi 40? hah işte planım bu şekilde. şu hayata bir defa geliyorsun amk yardır gitsin.


edit: ayrıca "ya hemen para kazanmaya bak xdxd" diyenlere kulağını tıka. o kafayla lise bile okumadan hayata atılanları da görüyoruz. bi' bok yok yani erken atılmada.
0
aynshinqaf
(02.08.13)
dünyaya bir kez geliyorsun. yapmak istediğin şeyi yap.
0
onheil
(02.08.13)
29da askere alırlar.
0
uu1
(02.08.13)
compadrito
(02.08.13)
Ve asıl bu soruya cevabım:

www.eksiduyuru.com
0
compadrito
(02.08.13)
(3)

yeni mezun elektrik elektronik mühendisine tavsiye

ergen sever yazar
arkadaşlar yeni mezun bir mühendisim. ne piyasa hakkında bilgim var ne de tecrübem. sudan çıkmış balık gibi oldum. bu şaşkın halimle fikirden fikire savruluyorum.tecrübeli abla ve abimlerimden yardım beklerim. Sizce kendimi hangi konuda geliştirmeli ve kurslara gitmeliyim.
arkadaşlar yeni mezun bir mühendisim. ne piyasa hakkında bilgim var ne de tecrübem. sudan çıkmış balık gibi oldum. bu şaşkın halimle fikirden fikire savruluyorum.tecrübeli abla ve abimlerimden yardım beklerim. Sizce kendimi hangi konuda geliştirmeli ve kurslara gitmeliyim.
0
ergen sever yazar
(02.08.13)
Once bi kac kiliseyle baslayalim, simdi kariyer yapmak istedigin sektor ve pozisyonun junior olanina girecek torpilin veya sansin varsa kursa gitme ama yoksa kursa kesinlikle git.

Oncelikle ne yapmak istedigine karar ver, yazilim mi sisitem mi netwok mu? ortaya karisik yaparsan acik ve net bi bok ogrenmeden yarida birakirsin hepsini.

Ilk is onemlidir, satis istiyorsan kursa gitmene gerek yok bi yerde illaki baslarsin iyiysen alip basini gidersin ama satis istemiyorsan satisa kesinlikle basvurma git mcdonaldsta falan calis bu surede daha iyidir, cunku satis uzerine yapisiyor piyasada cok acik var, 1 yil satis calistiktan sonra kurs falan da bitirsen teknige gecmekte zorlarlar seni. her firma ya satista yapmissin seni oraya mi alsak diyecektir. Cogu kisi 5-6 ay issizlik bunalimindan sonra basvuruyor istemedigi alanlara senin kursa gidecek vaktin paran varsa zaten bu seni oyalar. Satis kotu demiyorum arabalari var primleri var istemiyorsan uzerine yapisir onu diyorum.

Universiteden teknik donanimla mezun olan muhendis sayisi cok az. kursa bunu gelistirebilirsin. CCNA almadan newtwork muhendisi pozisyonuna girmen zordur baya, kurs sureci hizlandirir oz guven veririr.

yazilim istiyorsan c bilgin varsa oradan yuru java kas ciddi bi sure bi yere junior girdin mi kendini kurtardin demektir.
CCNA kursuyla ayni sekilde network muhendisligine dogru ciddi yol alabilirsin.
Sistem kurslari var bankalarda ihtiyac var fazlasiyla ciddi muhendis alimi oluyor orayi zorlarsin.
yada benim gibi fabrika istiyorsan uretimde baslarsin, ihtiyacina gore pcb tasarim programidir Solidworks falandir onlari ise girdikten sonra halledebilirsin,ben ihtiyaca gore kendim kurcaliyorum programlari.

Cv konusunda Johan'a katiliyorum cok sisirme ama temel duzeyde bildigin programi da yazabilirsin, mulakatta alacaksin zaten isi. bilmedigin yerden sorarlarsa bilgiyi nereden alacagimi biliyorm falan de, etkilenebiliyorlar :)

Elektronige falan ilgin yoksa CCNA kursunu tavsiye ederim, zahmetli bir yoldur ama ileride cok ciddi paralar kazaniyorlar.
0
Golgi
(02.08.13)
Şu saatten sonra kursla falan vakit kaybetmeyin, o işleri okurken yapmak gerek.

En güzel şey bir süre bir yerlerde çalışıp iş öğrenmek, sıradan bir kursta edindiğiniz bilgi ve tecrübeden çok daha faydalı olacaktır.

İlk başta güzel bir CV hazırlayın. Ama dolu görünsün diye aklınıza gelen herşeyi yazmayın. Okulda C, Java falan gördüyseniz CV'ye 'süper C biliyorum' yazmayın. Bunlar yerine okulda yahut kişisel olarak yaptığınız projeleri yazın. Çok basit projeler bile olsa çekinmeyin yazın, size kolay gelen bir şey birilerinin bir ihtiyacını karşılıyor olabilir. Yeni mezun birinin neler bildiği aşağı yukarı bellidir, önemli olan neler yaptığıdır, projeleri yazmak bunun için önemli.

İnternette firmaların web sitelerini araştırın, gözünüze çarpan, size iş öğretebilecek ebattaki firmalara mail ile CV'nizi gönderin. Ama mail gönderirken bir sürü firmayı CC kısmına yazıp da göndermeyin, ciddiyetsiz bulunur. Her firmaya, o firmanın içeriğine uygun bir mail yazın, görüşme talep edin.

Ayrıca şu kariyer sitelerini de takip edin. Ben mezun olduğumda bir çok arkadaşım oralardan iş buldu.

Bir görüşmeye gitmeden evvel kendinizi bir tartın. Neyi bilip, neyi bilmediğinizi gözden geçirin. Bildiğiniz konularda kendinize güvenin ama ben biliyorum havalarına girmeyin.

Maaş beğenmemezlik yapmayın, bir sene düşük bir maaşla çalışmaktan zarar gelmez. Bir süre maddi getiriden çok bilgi ve tecrübe kazancına bakın.

Eğer teknik bir kimse değilseniz satış mühendisi pozisyonlarını araştırın.

Kursa gitmeyin dediysem de vaktinizi boşa harcamayın. Firma araştırırken zaten piyasada neler yapıldığını üç aşağı beş yukarı görürsünüz. Bunlar arasından size yakın görünen, yaparken daha mutlu olacağınız şeylere odaklanın o konuda kendiniz geliştirmeye çalışın.
0
johan sebastian
(02.08.13)
www.eksiduyuru.com

Sorusuna verdiğim cevabın ilk maddesi...
0
compadrito
(02.08.13)
(7)

cv ve fotoğraf

mistreated
sorular1- cv'de fotoğraf olmak zorunda mıdır? olmazsa ne olur?2- cv'deki fotoğraf tişörtlü falan olursa, spor gömlekli olursa tuhaf mı olur? bu durumda hiç koymamak daha mı iyi?
sorular

1- cv'de fotoğraf olmak zorunda mıdır? olmazsa ne olur?

2- cv'deki fotoğraf tişörtlü falan olursa, spor gömlekli olursa tuhaf mı olur? bu durumda hiç koymamak daha mı iyi?
0
mistreated
(01.08.13)
2- tişört olmasın, gömlek olur (önünde kurukafa yoksa tabi), en iyisi takım elbise.

1- bunun raconu şudur: CV'de fotoğraf olmaz. işveren özellikle "fotoğraflı" diye belirtmediyse fotoğraf koyulmaz, ancak ülkemizde çalışanlar tipine bakarak alındığı için maalesef buna uyulmuyor. koymakta fayda var. adam akıllı bir şirket zaten fotoğraflı CV istemez. istiyorsa o İK'cının ayıbıdır.
0
celeron 300a
(01.08.13)
mutlaka olsun, takım elbiseli olsun.
0
[silinmiş]
(01.08.13)
sektöre göre değişebilir. Grafik tasarımcısıysanız takım elbise giymenize gerek yok bence.
0
innerbliss
(01.08.13)
fotoğraf koy. daha ciddi bir izlenim yaratmış olursun.
0
kelepir
(01.08.13)
eninde sonunda takım elbiseli bi fotoğrafın olcak süreci geciktirmeye çalışma, çekil koy:)
0
ilkot
(01.08.13)
Igrenc kurumsallasamamis sirketler, igrenc ik cilar ve onlarin igrenc politikalari. Normalde birak fotografi dogum tarihi, uyruk, askerlik vs. bile olmamali ama Turkiye iste, yapicak bir sey yok.
0
modlar bu benim feykim silebilirsiniz
(01.08.13)
@kelepir

ABD'de özgeçmişe fotoyraf koyunzu, özgeçmiş doğrudan çöpe gidinzi...
0
compadrito
(02.08.13)
(13)

ingden sonra hangi dil

objective
ingilizceyi iyi derecede biliyorum okul döneminde bi yabancı dil kursuna başlıcam aksanı tınısı hoş geldiği şarkılarını ve kültürünü sevdiğim için gönlüm ispanyolcadan yana ama ilerde iş içinde düşünürsem hangi dile başlamalıyım özel şirketlerde ingden sonra en çok aranan dil hangisidir bi yardım
ingilizceyi iyi derecede biliyorum okul döneminde bi yabancı dil kursuna başlıcam aksanı tınısı hoş geldiği şarkılarını ve kültürünü sevdiğim için gönlüm ispanyolcadan yana ama ilerde iş içinde düşünürsem hangi dile başlamalıyım özel şirketlerde ingden sonra en çok aranan dil hangisidir bi yardım
0
objective
(01.08.13)
sektorune gore degisir.
0
sendelemeden
(01.08.13)
evet sektörüne göre araştırman lazım. enerji falansa rusça tabi. sanayi, otomobil almanca, vs.
0
tescillimarka
(01.08.13)
İngilizcenizi ilerletmeniz, başka bir dil öğrenmekten daha fazla işinize yarar.
0
compadrito
(01.08.13)
ekonomi
0
🌸objective
(01.08.13)
ne yapacağına karar vermeden bu soru havada kalıyor malesef. ben şu sektörde şu şirketlerde çalışcam diyip ne gerekiyorsa öğrenebilirsin.

ben de işe yarar diye almancaya gittim 1 sene, aldım koydum sertifikayı, şu an hiç bir şey hatırlamıyorum beğenmiyodum çünkü. sonrasında ispanyolca öğrendim senin gibi hoşuma gidiyordu, daha kısa bi sürede daha iyi sonuç verdi. aklında bir şey yoksa ve dil öğrenmek istiyorsan ispanyolca öğren.
0
ilkot
(01.08.13)
Eger ABD'de yasama ve calisma gibi bir planin varsa kesinlikle Ispanyolca.
0
esrefpasa
(01.08.13)
Çok iyi ingilizce diyenlere katılıyorum, bunun yanında sonradan Almanca öğrenmek çok verimli değil önemli bir dil olsa da, zira gerçekten zor. Onun yerine İspanyolca öğrenenlerin daha keyifli öğrendiklerini gördüm.
0
whoosie
(01.08.13)
İspanyolca.
0
gizemlikovboydankacankertenkele
(01.08.13)
Almanya, fransa, rusya veya japonyada calismak gibi bir dusuncen yoksa baska bir dil ogrenmektense ingilizceyi gelistirmek daha iyi bir fikir katiliyorum.
Ispanyolca hobi olarak guzel ama is hayatinda zorunlu degil eger calisacagin ulkenin 1. dili degilse.
0
Sarix
(01.08.13)
bence de ingilizceyi native yapabilmeye bak. daha fazla fırsat çıkar karşına.
0
baldur
(01.08.13)
Rusça öğren candır.
0
ecarpar
(01.08.13)
ingilizcenin süper oldugunu varsayarak ikincisi kesinlikle almanca. ispanyolca2nin abd'ye gitmedigin sürece kariyer icin hic bi faydasi yok. hobi olarak ögrensen bile pratik yapamayacagin icin unutacaksın.
almanca'dan sonra da rusça mantikli olabilir.
Fikir edinmek amacli kariyer.net'te keyword kismina 'german' yazarak cikan ilan sayisina bakabilirsin.
0
nacarkizi
(01.08.13)
Turkiyede kalacaksan kesinlikle rusça veya çince. Ispanyolca türkiyede çalışacak biri için cokta gerekli değil. Almanca fransızca falan düşünme bile zaten.
0
johnny lash
(01.08.13)
(5)

Üniversitede ingilizce sorunu

goodyes
Üniversiteye başlıycam bölümün tüm derslerini inceledim tek sıkıntı ingilizce dersi olması. lisede fobim vardı resmen kopyayla filan hallediyordum ama artık iş ciddi. 2 ay zamanım var nasıl bir yol izlemeliyim? her türlü öneriye açığım
Üniversiteye başlıycam bölümün tüm derslerini inceledim tek sıkıntı ingilizce dersi olması. lisede fobim vardı resmen kopyayla filan hallediyordum ama artık iş ciddi. 2 ay zamanım var nasıl bir yol izlemeliyim? her türlü öneriye açığım
0
goodyes
(01.08.13)
ingilizce diye fobi olmaz, kendini kandırma:)
öncelikle ingilizcesi eksik bir üniversitelinin/üniversite mezununun yaşayacağı zorlukları farketmelisin. İngilizcesiz gireceğin her işin, bulunacağın her platformun sana zorluk çıkaracağını bilmelisin.
Bu zorunluluğu kabul ettikten sonra, hangi ders için olursa olsun düzenli çalışma şart. İnternette onlarca site var dil öğretimi üzerine livemocha.com'a bakabilirsin.
Bol bol dizi izle, kulağın aşina olur dile. Oyun oyna, eğlenirken öğren:)
2 ay diye düşünme yani bu işi.
0
ilkot
(01.08.13)
ilkot'un önerilerine ek olarak vakit kaybetmeden bir ingilizce kursuna yazıl derim. çünkü her ne kadar dizilerden, kitaplardan, oyunlardan vs bir şeyler öğrensen de bunu bir sisteme oturtman ve onun üzerinden ilerlemen gerekiyor.
0
lacunar
(01.08.13)
bence ingilizce öğrenmeden okuldan mezun olduğunda daha ciddi fobilerin olacak.

ne güzel işte ingilizce dersin var. yol yakınken öğren.
0
mistreated
(01.08.13)
compadrito
(01.08.13)
birader o ingilizce dersine okutman gelir ve liseden hallicedir. am-is-are der sınavı da test yapar çeker gider. kafayı takma o derse. ha ingilizce mevzusuna gelirsek, her ne kadar itin götüne de soksam bu devirde ingilizcesiz olmaz.
0
aynshinqaf
(01.08.13)
(8)

ev alırken neye dikkat edersiniz?

gurur
nedir bu konudaki kriterleriniz?
nedir bu konudaki kriterleriniz?
0
gurur
(31.07.13)
benim için nasıl insanlarla yaşayacağım,muhiti bunlar önemlidir.
0
rock n roll
(31.07.13)
komsu.
mahallenin havasi.
lokasyon.
yalitim.
fiyat.
ev icin kullanilan malzemeler (kapi-dolap-kombi,vb.)
0
idearch
(31.07.13)
hiç almadım ama yarın bir gün alırsam:

lokasyon > fiyat > binanın durumu > evin durumu şeklinde gider herhalde.
0
sir gawain
(31.07.13)
paramın olmasına dikkat ederim, yoksa almam :) eğer param olsaydı öğrencilerin bol olduğu mevkiden almaya dikkat ederdim. içine eşya koyar kiraya verirdim evi.
0
the kene
(31.07.13)
param olduğunu düşünürsek;

1) muhit
2) toplu ulaşıma yakınlığı
3) evin dış görünüşü
4) evin iç mimarisi
5) teknik özellikler
0
gates
(31.07.13)
semt,ulaşım,bina durum ve yerleşimi,komşular.
0
jamswety
(31.07.13)
etrafta gürültü yapacak unsurlar. düğün salonu,çayy bahçesi,ana cadde(araç sesleri). aman dikkat.
0
Absinthe75c
(31.07.13)
(Bkz: ev satın alırken dikkat edilecek hususlar)
0
compadrito
(01.08.13)
(2)

Ayak Serçe Parmağım ve Tırnak Çektirmek

loveinaflipbook
selamlar, dün evde yatak bazasının köşesine ayak serçe parmağımı çarpmak suretiyle tırnağını komple kaldırdım. dibine yakın bir yerden tırnağın kırıldığı çizgi gözüküyor ama kaldırmayı denemedim kendim. kalktığına da bizzat şahit olmadım ama tırnak anında komple morardı ve tüm çeperinden kanama başl
selamlar,

dün evde yatak bazasının köşesine ayak serçe parmağımı çarpmak suretiyle tırnağını komple kaldırdım. dibine yakın bir yerden tırnağın kırıldığı çizgi gözüküyor ama kaldırmayı denemedim kendim. kalktığına da bizzat şahit olmadım ama tırnak anında komple morardı ve tüm çeperinden kanama başladı fazla miktarda.

hastaneye pansumana gittiğimde hemşire "tırnağınızı çekmemiz gerekebilir" dedi. pek haz etmediğim bir işlem olduğundan istemedim, kendiliğinden düşer nasılsa diye düşünerek. bir yandan da diyorum acaba çektirsem belli riskleri de ekarte etmiş olur muyum acaba? bu akşam doktora gideceğim tekrardan ama önce aklımda birkaç soru var:

1. tırnak çekilirken lokal anestezi uygulanıyor mu? yoksa direkt asılıyorlar mı kerpetenle?

2. çektirmezsem ne gibi sıkıntılar olabilir?

3. çektirirsem ne gibi sıkıntılar olabilir?

şimdiden teşekkürler, köşeli mobilyasız günler...
0
loveinaflipbook
(31.07.13)
ahah diğerlerini bilmiyorum da 1. soru çok iyiymiş. Tabi lokal yaparlar direk kerpetenle asılanlar genelde filmlerdeki işkenceciler oluyor :P hatta iğne bile yapmayabilirler sprey var onunla uyuşturabilirler ama bilemem.

Bir de geçmiş olusn.
0
inugard
(31.07.13)
Değil serçe parmak, ayak başparmağınızın tırnağını bile çekseler hissetmezsiniz. İşin püf noktası şu: uyuşturucu iğne baklava dilimi gibi, parmak kökünün her iki yanına da yapılacak. Yani iğne parmak kökünden, ortadan, tırnak istikametinde tek delik açarak girecek, sonra sağa ilerleyecek ve uyuşturucuyu yapacak, delikten çıkmadan, sola ilerleyecek ve uyuşturucu yapacak.

Ama ennnnn önemli nokta, iğne yapıldıktan sonra en az 5 dakika beklenecek. Beklemezlerse, canınız yanar.

Uyuşturucu etkisi geçtikten sonra ağrınız olur tabii. Ağrı kesiciyle idare edeceksiniz.

ABD nooldu?
0
compadrito
(31.07.13)
(9)

zararsız ıcecek

roadrunnerr
merhabazararsız ya da en az zararlı pıyasada satılan yazın ıcılecek ıcecek hangısıç ne bıleyım sekerı az. katkı maddesı az. su demeyın.tesekkurler
merhaba

zararsız ya da en az zararlı pıyasada satılan yazın ıcılecek ıcecek hangısıç ne bıleyım sekerı az. katkı maddesı az. su demeyın.

tesekkurler
0
roadrunnerr
(29.07.13)
doğal maden suyu
ayran
0
whoosie
(29.07.13)
ankara'daysan atatürk orman çiftliğinin meyve suları.
0
okuyucu olmak da iyi be
(29.07.13)
Kaçış yok gibi. Sade soda olabilir. Meyvalı sodalarda da glikoz şurubu var. Kalori olarak Ice Tea lite iyi.
0
zombi
(29.07.13)
uludağın içeceklerinde gerçek şeker var. glikoz-fruktoz şurubu yok. uludağ gazoz veya uludağ frutti meyveli soda alıyorum ben.

lipton ice tea'de de koruyucu ve şuruplardan yok.
0
fuzzy olmak istemistim
(29.07.13)
%100 meyve sularından alıp doğal maden suyuna karıştırabilirsiniz. gayet başarılı oluyor tavsiye ederim.
0
mate soul
(29.07.13)
ayran tabi ki.
0
the kene
(29.07.13)
şalgam, kalorisi yok denecek kadar az, miss gibi
0
sannora
(29.07.13)
bira yaa. al bi bomonti filtresiz ohh.
0
tukenmez adam
(29.07.13)
Kefir ve ayran
0
compadrito
(30.07.13)
(2)

Eski türkçe bir sözcük

newyorkais
Efendim sözcüğümüz "Sultan-ı Yegah" şimdi bunun muhakak bir anlamı vardır diye düşünüyorum, türk müziğinde bir makam ismi aynı zamanda bildiğiniz üzere. Ama tam türkçe karşılığı var mıdır, varsa nedir? Sorum bu.
Efendim sözcüğümüz "Sultan-ı Yegah" şimdi bunun muhakak bir anlamı vardır diye düşünüyorum, türk müziğinde bir makam ismi aynı zamanda bildiğiniz üzere. Ama tam türkçe karşılığı var mıdır, varsa nedir? Sorum bu.
0
newyorkais
(29.07.13)
ihtiyarlik belirtisi olmasin ama nur yoldas in bir sarkisinda geciyordu.
0
bigman
(29.07.13)
@cigerdelen

nur yoldas'in sultan-Iyegah isimli sarkisinda, kelime sultaniyegah olarak telaffuz edildigi icin TRT denetimine takilmisti. cunku kelimenin dogrusu sultan-Iyegah. bunun uzerine nur yoldas, parcayi dogru diksiyonla yeniden kaydetmek zorunda kaldi ve TRT'de yayin izni alabildi...

ben ters hatirliyorum demek:

dogrusu soyle imis:

eksisozluk.com
0
compadrito
(29.07.13)
(3)

sakal traşı için öneriler

baris daima
selam dostlar.ben yaklaşık 10 yıldır bifiil hep berberde sakal traşımı oldum. bazen 1 haftalık, bazen 3 haftalık gittim berbere ama hiç kendim olmadım. ilk gençlik yıllarında kendimiz oluyorduk sonrasında hiç heves edip de kendim olmadım. Artık ben de başlayayım diyorum traş olmaya. Başka berberde o
selam dostlar.

ben yaklaşık 10 yıldır bifiil hep berberde sakal traşımı oldum. bazen 1 haftalık, bazen 3 haftalık gittim berbere ama hiç kendim olmadım. ilk gençlik yıllarında kendimiz oluyorduk sonrasında hiç heves edip de kendim olmadım.

Artık ben de başlayayım diyorum traş olmaya.
Başka berberde olmuştum, boyun tarafında sakalın bittiği yerde kabarma olduğundan lanet edip efsane berberimden başkasında olmadım sonrasında. Ev değiştirsek traş olamayacam o derece :)


Her gün olma zorunluluğum yok. Makineler şu an için bana pahalı. Jilete talim edeceğiz ama ilk fırsatta makine de alabilirim.

Önerileriniz nedir ?
Geçen markette baktım bir sürü çeşit var hangisini alayım bilemedim size sorayım dedim.
Jilet - köpük/sabun - sonrası için krem vb önerileriniz nedir ?
Makine de önerirseniz ilerde alacağım zaman bilgi olur, fazla araştırmadan onu alabilirim.

not: sakalım sert mi yumuşak mı sorusu gelecektir, ben anlamıyorum nasıl anlaşılır anlatırsanız cevap verebilirim.
0
baris daima
(28.07.13)
gilette mach3 - arko jel kullanıyorum ben. after shave falan bilmem pek..
0
patr
(28.07.13)
tras bicagi mach 3 al, ama en onemlisi kabarma da var diyorsan ciltte nivea tras kremi al mutlaka.
0
eindaclub
(29.07.13)
benim onerilerim de yontemle ilgili:

yuzunuz kopukle kaplandiginda, henuz tiras olmaya hazir degilsinizdir. yani Noel baba gorunumu, sakal tirasi icin yeterli bir sart degildir.

sakaliniz yumusayincaya kadar fircalamaya devam edin. tabii ki kopukle kapli bir suratta, sakalin yumusayip yumusamadigini bilemezsiniz ama, nasil ki dislerinizi en az iki dakika fircalamaniz gerekiyor, sakalinizi da fircalamaniz gerekiyor bir iki dakika...

efsane berberiniz oyle yapmiyor olabilir ama o bu isin profesyoneli ve hem yuzunuzu cok daha iyi gerdirebiliyor tiras sirasinda, hem de ustura kullaniyor. teknik cok farkli yani...

fircanizi sicak suyla islatin. yuzunuzun ancak dayanabilecegi kadar sicak olsun su...

fircaniz cok sicak suyla islandi, yuzunuz kopukle doldu, iki dakika filan fircalaya fircalaya sakallarin artik yumusamis olduguna kanaat getirdiniz,

simdi ellerinizi yikayin, kopuklerden arindirin ve jileti suratiniza bastirmayin. bastirirsaniz, yuzunuz kanayabilir... jiletin kendi agirligiyla kesin.

durulayin, ilk turda sinek kaydi yapmak berberlere mahsus. genellikle ilk turda sinek kaydi basarisini yakalayamazsiniz. bi daha sicak su, bi daha sabun, bi daha kopuk, bi daha jilet.

jiletinizi arada bir suyun altina tutup temizlediginizi farzediyorum...

yuzunuzu durularken, elinize batan sakallardan, nerede sakal kaldigini anlarsiniz, aynada da gorursunuz zaten...

oralarda jileti ters yone dogru cekmeyi de deneyebilirsiniz ikinci turda...

jileti yuzunuze bastirmayin yoksa kanatirsiniz. kendi agirligiyla keseceksiniz...

boyle boyle deneme yanilmayla alisacaksiniz...

bir elinizle cildinizi gerdirebilseniz cok iyi olur...

yanaklari sisirmek de cildi gerdirmek icindir biliyosunuz...
0
compadrito
(29.07.13)
(5)

Ankarayı bilenler

ismoreto
Biri hacettepe tıp diğeri odtü uluslararası ilişkilerde okuyan iki kız arkadaşın çıkabileceği ev ankarada hangi semtte olmalıdır? Ankaraya ilk kez gidiyoruz o nedenle hem güvenli hem de akşam çıkılıp gezilebilecek, bu iki fakülteye de yakın hangi semti önerirsiniz?
Biri hacettepe tıp diğeri odtü uluslararası ilişkilerde okuyan iki kız arkadaşın çıkabileceği ev ankarada hangi semtte olmalıdır? Ankaraya ilk kez gidiyoruz o nedenle hem güvenli hem de akşam çıkılıp gezilebilecek, bu iki fakülteye de yakın hangi semti önerirsiniz?
0
ismoreto
(28.07.13)
balgat, bahcelievler, emek, cukurambar, cigdem, yuzuncuyil

odtu'lu milli kutuphanenin ordan odtu dolmuslarina biner,

hacettepli de bu semtlerden sihhiye dolmuslarina biner
0
compadrito
(28.07.13)
En populer tercih bahcelievler olur.. ama bu yuzden de bahcelievler pahali..
0
bigman
(28.07.13)
dipnot: ev nerede olursa olsun hacettepe beytepe kampusu ulasim konusunda her zaman sikintilidir.. son zamanlarda bayagi yol alinsa da ozellikle kis aylarinda eglenceli gunler bekliyor..
0
bigman
(28.07.13)
@bigman

hocam kiz hacettepe tip fakultesinde okuyor. yani sihhiye'de... yani beytepe'ye gitmeyecek...
0
compadrito
(29.07.13)
compadrito+1.
bahçeli özellikle.
0
firez
(29.07.13)
(1)

bir cümle ingilizce çeviri ricası

novotni
ebay'de bir satıcının ürünü satılmadan kapanmış. onu almak istiyorum, ona sormak istediğim şu:"eğer ürünü tekrar satışa koyabilir ve türkiye'ye gönderim yapabilirseniz satın almak istiyorum."
ebay'de bir satıcının ürünü satılmadan kapanmış. onu almak istiyorum, ona sormak istediğim şu:

"eğer ürünü tekrar satışa koyabilir ve türkiye'ye gönderim yapabilirseniz satın almak istiyorum."
0
novotni
(28.07.13)
if you could put that item on sale again and ship to Turkey, I would like to buy it.
0
compadrito
(28.07.13)
(1)

kardiyolog varsa bi bakabilir mi lütfenn

00 08
hocalarım merhabasize bir sorum var.babam 60 yaşında hipertansiyonu var sadece arada bir de aritmi oluyormuş ama ekg falan çekilmiş kardiyolog önemli birşey olmadığını söylemişsorun şu ki : babam denize girerken soğuktan aşırı üşüyor , nefes nefese kalıyor ve kalbim durucak gibi oluyor diyip giremiy
hocalarım merhaba
size bir sorum var.
babam 60 yaşında hipertansiyonu var sadece arada bir de aritmi oluyormuş ama ekg falan çekilmiş kardiyolog önemli birşey olmadığını söylemiş
sorun şu ki : babam denize girerken soğuktan aşırı üşüyor , nefes nefese kalıyor ve kalbim durucak gibi oluyor diyip giremiyor.hele şuan ayvalıktayız buranın suyu çanakkaleden daha soğuk olduğundan aklım çıkıcak gibi oldu dedi.
ve kalbine ağrı saplanmış.
şimdi benim size sormak istediğim şu : bu şartlarda denize girerse kalbinde herhangibir hasar meydana gelir mi ? veya aniden durur mu ?
bu arada hiç sigara öyküsü de yok.kilosu 80 boyu 1,76 eforu da sağlam çıkmış
0
00 08
(28.07.13)
duyuruda kardiyolog ne arasin hocam beyav? kardiyolog ya para basar, ya da o parayi ailesiyle harcar. duyuruya filan takilmaz...

soguk havalarda kalb krizlerinin arttigi biliniyor. ayrica soguk suya girenlerde yani buz gibi soguk suya aniden dalanlarda ani kalb durmasi oldugu da biliniyor.

cold weather cardiac diseases filan gibi gugillarsaniz siz de gorursunuz bir baglanti...

kalbine agri saplaniyor, akli cikacak gibi oluyor,

bunlar dogru hareketler degil hocam...

eger mutlaka denize girecekse, cook uzun surelerde alistirarak girmesi lazim.

kalb boyle ani sicaklik degisikliklerini pek sevmez. malumunuz sogugun, damarlar uzerinde buzusturucu etkisi vardir. bu etki kalbi besleyen damarlar icin de gecerli...

babaniza soguk denizde yuzmeden ziyade, 18-21 saatleri arasinda uzun yuruyusler yapmasini oneririm...
0
compadrito
(28.07.13)
(10)

30 yaşından sonra doktora yapılır mı

medievalman
işyeri izin veriyor çalışırken doktora yapmaya, güzelce yapsam mesela sonra hoca filan olmayı denesem olur mu? beyin faaliyetlerinde yavaşlama filan oluyor mu daha mı zor olur? amerikada filan var galiba böyle örnekler.bu arada doktora konusu uygulamalı fizik ile makina mühendisliği arasında bir yer
işyeri izin veriyor çalışırken doktora yapmaya, güzelce yapsam mesela sonra hoca filan olmayı denesem olur mu? beyin faaliyetlerinde yavaşlama filan oluyor mu daha mı zor olur? amerikada filan var galiba böyle örnekler.
bu arada doktora konusu uygulamalı fizik ile makina mühendisliği arasında bir yerde.
0
medievalman
(28.07.13)
ben 40 yaşından sonra yapıyorum.

bu duyuruyu sil-kapat, yoksa döverim. özel konular bunlar :)
0
mea maxima culpa
(28.07.13)
bu işin yaşı yok kalbinden geçeni yap insanlara kulak asma
0
kirazıseviyorum
(28.07.13)
kalbimden geçiyor tabi ama merak ettiğim aslında zaman ayırma, psikoloji kısmından çok fiziksel boyutu. yani mesela algı seviyem azaldığı için zorlanır mıyım? beyin faaliyetleri de diğer fiziksel faaliyetler gibi yavaşlıyor mu? 20 yaşında biri ile 30 yaşında biri aynı seviyede spor yapamaz ya onun gibi. bazen öyle hissediyorum çünkü sanki algım ve öğrenme hızım azalmış.
0
🌸medievalman
(28.07.13)
27 yaşımda yüksek lisans a başlayacak olmam beni de 30yaşımda doktora a yapıyor olacağıma dalalet edeceği için bence tam yaşı dostum normal yani
0
jackies
(28.07.13)
yapma hocam sagliginin zirvesindesin, kendini küçük görme.
0
the kene
(28.07.13)
yapılır, burada da çok var.
millet yüksek lisansa o yaşta başlıyor hatta.

ama akademisyen olarak devam etmek çok zor bir ihtimal.
0
jimjim
(28.07.13)
Millet 60-70 yaşında cumhurbaşkanlığı yapıyor, sen 30 yaşında bunadım mı diyorsun? İlginç
0
mea maxima culpa
(28.07.13)
bizim hoca 64 yaşında doçentliği aldı. demekki 60ında bile herhangi bir yavaşlama olmuyor.
ki zaten 30'undan önce doktorasını bitirebilen kaç insan evladı var ki.
0
halanne
(28.07.13)
compadrito
(28.07.13)
tek ofsayt tarafını yazayım.

birçok alanda olduğu gibi akademik alanda da geri kalmış olduğumuz için şöyle bir durum var

tübitak doktora burslarını 30 yaş üstüne vermiyorlar.
bir de üniversiteye asistan arayanlar 30 yaş altı arıyor.

sanki bilim yapmanın yaşı olurmuş gibi filan diye başlıcam ama tübitak'ın bilimle alakası olduğunu kim söyledi, öyle değil mi?
0
mea maxima culpa
(28.07.13)
(4)

acil - patetes kızartması ve artık yağ

hayalet sevgilim mi hayal et sevgilim mi
artık yağ kalmıstı 1-2 hafta önceden. onunla tekrardan patetes kızartması yapsam bişey olur mu? daha önce 2 kere kullanıldı sadece.
artık yağ kalmıstı 1-2 hafta önceden. onunla tekrardan patetes kızartması yapsam bişey olur mu? daha önce 2 kere kullanıldı sadece.
0
hayalet sevgilim mi hayal et sevgilim mi
(27.07.13)
normalde 2-3 kere kullanıyorum ben, yağın rengi çok kararmadığı sürece.
gerçi sadece bir kere kullanın diyolar ama ona bütçe mi dayanır.

içinde önceki kızartmalardan kalma partiküller varsa süzmek lazım.
0
halanne
(27.07.13)
içindeki zavazingoları temizle kullan nolcak ya
0
monkey
(27.07.13)
la olum patates kızartması falan bunlar zararlı şeyler ama kullanılır o yağ.
0
lathspell
(27.07.13)
goaskalice.columbia.edu

ingilizce bilmiyosaniz, ozet olarak, en sagliklisi, artik yag kullanmamaktir deniyor yazida.

kaynak tiri viri biyer diil, Columbia universitesi.

ille de saklayacaksaniz, farkli artik yaglari karistirmayin, soguduktan sonra tulbentten suzerek yiyecek artiklarindan arindirin, serin ve karanlik bir yerde saklayin da diyor.

sicak havada beklemis yaglarin icinde, (bkz: serbest radikal) olusur ki bunlar da kanserojendir.
0
compadrito
(27.07.13)
(5)

amerikada recetesiz ilac almak

someoneiseveryone
merhaba. amerikada recete olmadan bir ilaci almak mumkun mu ( antidepresan ) over-the-counter ilaclardan degil bu tabiki ( yani aspirin gibi ) deneyimi olan birisi yardimci olursa sevinirim tesekkurler.
merhaba. amerikada recete olmadan bir ilaci almak mumkun mu ( antidepresan ) over-the-counter ilaclardan degil bu tabiki ( yani aspirin gibi ) deneyimi olan birisi yardimci olursa sevinirim tesekkurler.
0
someoneiseveryone
(26.07.13)
Hayır alamazsın scayıp sıkı tutuyorlar
0
compumaster
(26.07.13)
amerikada marketten bile ilac alabiliyodun hatta seven elevenlardan defalarca bilumum sinuzit icin soguk alginligi vitamin adet sancisi vs icin bi sürü ilac almisligim var. buyuk marketlerde raflar oluyo ilac bölümü ordan da alabilirsin,ilacina gore degisiyodur tabi ki ama cok ciddi bi rahatsizlik degilse alirsin sorunsuz sorgusuz.
0
slalom
(26.07.13)
Reçetesiz ilaçlar buradakinden fazlaydi sanırım marketlerde de satılıyor ama ilacına göre değişir tabii.
0
tiny penny
(26.07.13)
etken maddesi bupropion ilacin.
0
🌸someoneiseveryone
(26.07.13)
www.fda.gov

Bupropion receteyle satilan bir ilac oldugu icin, recetesiz alamazsiniz. "Bu seferlik idare et abi" mekanizmasi da islemez.
0
compadrito
(26.07.13)
(2)

Türkçe-İngilizce: çok iyi olurdu ama şu an biraz yoğunuz

puc
Selamlar,Yukarıdaki gibi bir cümleyi nasıl çevirebilirim? Resmi yazmak istiyorum.That would be nice; mesela yeterince resmi olur mu?Geri kalanı için busy kullanmak yerine başka bir alternatif olabilir mi?Teşekkürler.
Selamlar,

Yukarıdaki gibi bir cümleyi nasıl çevirebilirim? Resmi yazmak istiyorum.

That would be nice; mesela yeterince resmi olur mu?
Geri kalanı için busy kullanmak yerine başka bir alternatif olabilir mi?

Teşekkürler.
0
puc
(25.07.13)
bence çok iyi olmuş,
It would be nice, however we are busy in these days. diyebilirsiniz. would gayet resmidir. busy de çok kullanılır.
0
insan opusen hayvandir
(25.07.13)
that would be VERY nice, but we ARE a little bit busy at the moment

el desaparecido bu işi iy biliyo
0
compadrito
(25.07.13)
(10)

obez aile problemi

roket adam
aile yanına taşınmamın ardından ikincil bir soruyla geliyorum sizlere, buyrun.ailede benim dışımdaannembabamanneannemdedemdiğer dedemhalameniştemve bilimum akrabaların tamamı tıbbi obezite sınırının üzerinde. kız kardeşim (17) sınırda, ben ise atletik kalmaya çabalayan (bunda da nispeten başarılı ol
aile yanına taşınmamın ardından ikincil bir soruyla geliyorum sizlere, buyrun.
ailede benim dışımda
annem
babam
anneannem
dedem
diğer dedem
halam
eniştem
ve bilimum akrabaların tamamı tıbbi obezite sınırının üzerinde. kız kardeşim (17) sınırda, ben ise atletik kalmaya çabalayan (bunda da nispeten başarılı olan) bi insanım

evdekilerin yeme içme alışkanlıklarını düzeltmeye çalışıyorum fakat başarılı olamıyorum. bilimum kalp hastalığı, damar tıkanıklığı, şeker hastalığı da gırla, buna rağmen en azından kız kardeşimi o ortamdan çekmek adına tüm çabalarım boş kalıyor.

babam yokluktan gelme bi adam, üniversite mezunu olmuş çok zor şartlarda, o dönemki yeme içme adetlerini, özendiği her şeyi şu anda elde etmiş gibi sanki ve o alışkanlıkları atamıyor üzerinden. ona göre mesela yemekle birlikte yedi somun ekmek yemen lazım ki tıka basa doyasın. ne yerse yesin 42 ekmek yiyor, üniversite yıllığında da 'sofrada ekmek kalmadıysa bilin ki o yemekten kalkmıştır' falan yazmışlar. ayrıca evi sağlıksız abur cuburla doldurmayı da zenginlik ve marifet zannediyor, bi dolabı resmen abur cubura, biskreme, çokoprense, bisküviye ayırmış, her gece oturup yiyorlar.

bana 'zayıfım' diye kızıyorlar (ki 183cm-78kg, nerem zayıf siz düşünün), 11-12 yaşındaki gerçek manada FIÇI gibi olmuş, amerikan obez çocuklarına benzeyen komşu çocuklarını örnek gösteriyorlar (23 yaşındayım). normal insan ebadında yediğimde üzülüyorlar.

aynı şey kız kardeş için de geçerli, sürekli bir zayıfsın zayıfsın tribi, ki gayet yağlı, kondisyon falan sıfır kızda, havuzlu fitness'lı sitede oturuyoruz ben gelene kadar kimse bi sefer adım atmamış. yemeyi de çok seviyor.

bu kadar yiyip yatmaya alışkın bi ailede
1) ben nasıl önüme sabah akşam gelen çokoprensi reddedebilirim
2) kız kardeşimi nasıl yememesi gerektiğine ikna edebilirim?

aileyle konuş demeyin aşırı derecede tepki gösteriyorlar. ben sağlıksızmışım gibi davranıyorlar ısrarla, kendimi anormal hissediyorum aaaakkü. bari şu kızı kurtarayım, boylu poslu güzel bi kız, çok da seviyorum kardeşceğizimi, çok da artiz tripleri falan, ama şişman ve mutsuz olacak bu gidişle.
0
roket adam
(24.07.13)
şekerin kanserojen etkisini anlatan makale, haber, köşe yazısı, video, ne bulursan okut ve izlet. bir nevi propaganda uygula yani. yemeğinin ayrı pişir, miktarını da onların "az yiyorsun" diyemeyeceği bir seviyede ayarla. mümkünse biraz kondisyon ve vücut çalış. ne bileyim, sağlıksızsın lafını işittiğin anda 20 şınav çek, herhangi bir fiziksel rekabet yarat. galip gelince asıl sağlıklı olanın kim olduğunu sor. bol bol besin tavsiyesi ver.
0
zgrydn
(24.07.13)
aile hekiminize gidin doktora konudan bahsedin ve herkes evdeyken evinize davet edin. bir doktor şişman olduklarını diretmediği sürece eski insanlar pek konunun ciddiyetini anlamıyorlar.
0
buffy de vampir sayilir
(24.07.13)
Kanserden gir bence direk ki korkutmak istemem ama her seferinde bu kadar abur cubur tüketimi çok riskli.
0
lola35
(24.07.13)
jamie oliver'ın food revolution programındaki bir bölüm tam bahsettiğiniz şey hakkındaydı. bulabilirseniz onu izlemelerini sağlayabilirsiniz. belki işe yarar.
0
kayranin kedisi
(24.07.13)
Kardeşinin bi erkekten hoşlanıp hoşlanmadığını öğren.Platonikse eğer erkeklerin genelde kilolu kızlara göz atmadığından haber ver.Erkek gözüyle onu değerlendir ama kırmadan.

Diyorsan ki saçmalama damba diyemem kardeşime öyle bir şey.Aşık olması belki onu kendine getirir ilerde diyorum.Kendini şişman hissettiği an yardımı tepmeyecektir.
0
damba
(24.07.13)
yukarıdakiler işe yaramazsa kız kardeşinle alay et, aşağıla, kötü hissetmesine ve yeme alışkanlığını değiştirmesine sebep olacak şekilde davran. Biliyorum zor ama son çare bu oluyor bence.
Diğer daha yaşlı bireylerde bu zararları ve sonuçlarını anlatma kısmı işe yaramazsa ne yazık ki ciddi sağlık problemi olmadan uyarı niteliği yaratacak bişey zor bence. Alışmış kudurmuştan beterdir derler o hesap. Şekeri tansiyonu... olmasına rağmen bi kere mi gelcez dünyaya deyip baklavaya hamurişine vb. yumulan insanlar biliyorum.
Sen de kan testi yaptırdım şeker hastalığı riski varmış (pek gerçekçi değil ama böyle bişeyler işte) gibi bir yalanla ısrarlarından kurtulabilirsin belki.
0
dafaiss
(24.07.13)
bi kere o ortamda bu kadar bilincli oldugunuz ve ideal kiloda kalabildiginiz icin, helalinden bi tebiriki hak ediyosunuz.

onlar bir soylerse, siz 5 soyleyeceksiniz. onlar size sagliksiz oldugunuzu soylerse, "ben saglikliyim, siz sagliksizsiniz; tek sebebi de bu kilolariniz" diyeceksiniz.

3 vakte kadar, dedeler ve anneanne basta olmak uzere beyin felci gecirip yatalak olacaklar. baska bi ihtimal yok.


keske ikiniz de Ingilizce biliyo ve anliyo olsaniz da, YouTube'da "Sugar: The bitter truth" videosunu seyrettirebilseniz kizkardesinize...

Tevfik Fikret ne der? Hak belledigin yolda yalniz gideceksin!
0
compadrito
(25.07.13)
ahahaha, diyalogları anlatsam gülersiniz. annem (istanbul üni mezunu), babam (itü mezunu), kız kardeşim (bu sene sınava girecek) ingilizce biliyor zaten. farkındalar her şeyin zararının, her şeyin farkındalar. zaten sıkıntı da burada. normalde olsa baba bak bilimadamları böyle böyle diyo dersin, adamın sikinde değil ki :) şaka gibi bi aileyiz ya. bağımlılık resmen.
0
🌸roket adam
(26.07.13)
Allah gecinden versin ama çok geçmeden sülaleden biri kalpten gider, diğerlerinin aklı başına gelir böylece. sen yine de elinden geleni yap, endokrin ve diyet bölümüne gitmeye razı et.
0
the kene
(26.07.13)
annenle babanı falan kurtarman çok zor bence direk kız kardeşin üzerine çalış. Çok zor değil aslında. Bende 17 yaşındayım ve 1-2 sene kadar önce 25 kga yakın kilo verdim. Benim yaşlarımda kafa biraz dağınık oluyor, çok alıngan oluyorsun ve çok çabuk fikirlerin değişiyor. Senin tek yapman gereken şişman ve kafası karışık bir kızı manipüle etmek. Şahsen ben 86 kg civarındaydım ve hoşlandığım kız beni reddedince önce depresyondan kilo verdim. Sonra baktım ki gayet güzel olmuş kilo vermiş halim, sağlıklı beslenmeye ve spora başladım ve sağlıklıca kilo verdim. Kendimi çok iyi hissettim. Kız kardeşin sadece birkaç kilo verse emin ol devamını getirmek isteyecektir. Sana birkaç yoldan bahsedeyim. Mesela kız kardeşin üzgünken veya bunalım bir haldeyken onu zorla spora götür. Spora başlaması oldukça zordur ancak dediğim gibi sonunda yorulunca endorfin salgılayacaktır. Belki ilk başta farketmez ama spor yaptıktan sonra yediklerine en az birkaç gün dikkat ettirebilirsin aynada birkaç gün sonra farkı görünce hoşuna gitmeye başlayacaktır. Özellikle geceleri kendisini kontrol etme konusunda ona yardımcı ol. Ayna işini ona bırak emin ol aynaya hergün ayrıntılı bakıyordur. Senden birkaç gün kendisine dikkat ettirdikten sonra aradaki farkı çok fazla değil, hafifçe vurgularsan aklında kalacaktır. Yani sporla ve diyetle birkaç gün geçirteceksin kardeşine, ardından da ona "Sen aslında güzelsin sanırım" diyeceksin. Her kızın zaafıdır güzel olmak falan. Oralara vurursan hedefine varırsın bence. İyi günler
0
Harpp
(26.07.13)
(3)

Yaşlılarda kalça kırığı

cagri
Anneannem 87 yaşında ve beş gün önce kalça kırığından ötürü ameliyat oldu, hala hastanede, yalnız şöyle bir durum var, uyurken eskiler hakkında sayıklıyormuş, çok susuyormuş(tuzsuz yemek yedirdikleri halde) ara ara aklının gidip geldiğini söylüyorlar, bir de doktorlar ona neskafe gibi bir şey içiriy
Anneannem 87 yaşında ve beş gün önce kalça kırığından ötürü ameliyat oldu, hala hastanede, yalnız şöyle bir durum var, uyurken eskiler hakkında sayıklıyormuş, çok susuyormuş(tuzsuz yemek yedirdikleri halde) ara ara aklının gidip geldiğini söylüyorlar, bir de doktorlar ona neskafe gibi bir şey içiriyorlar vitamin doluymuş içi.

Anneannem ölüme yakın mı? Yataktan kalkabilecek mi tekrar? 5 gün sonunda bile narkoz etkisi mi bu sayıklamalar falan? İnternette ve ekşide okuduklarım kadarıyla sonun başlangıcı deniliyor kalça kırığı.

Şaka yapacak falan varsa hiç yazmasın, ciddi şekilde yardım bekliyorum.
0
cagri
(24.07.13)
88 yasinda kalca kirigindan yatip iyilesen birini biliyorum...

kalca kirigindaki asil tehlike su: yag embolisi... yani kemik iliginden bir parcanin kopup beyindeki damarlari ya da akciger damarlarini, kalb damarlarini tikamasi ve olume sebep olmasi...

eger yag embolisi tehlikesini atlatabilirse, cok iyi bir bakimla tekrar sagligina kavusur.

cok iyi bir bakim sart tabii...

Allah yardimciniz olsun ve size de guc kuvvet versin...
0
compadrito
(24.07.13)
çok iyi bakılacağından şüphem yok, eve geçtiği anda sertifikalı bakıcı tutulacak, şu an tıp fakültesinde yatıyor, bir de bu yağ embolisi her an ortaya çıkabilir mi? Sanırım sürekli kontrol ederken doktorlar gözden kaçırmazlar dimi? Yoksa evde her an tetikte mi olacağız?

Çok teşekkür ederim.
0
🌸cagri
(24.07.13)
guncelanestezi.blogspot.com

Allah korusun da, yag embolisi gelisirse, doktorlarin eli kolu biraz bagli olur...

Bakin o yazida soyle bi bolum var:

Hafif konfüzyon ve uyku eğiliminden ciddi konvülsiyonlara dek değişebilen nörolojik değişiklikler serebral embolizasyona bağlıdır. Genellikle respiratuar distresten sonra ortaya çıkar ve vakaların %86’sında görülür. En sık akut konfüzyona rastlanmakla beraber fokal nörolojik bulgular (hemipleji, afazi, apraksi, görme alanında daralma, anizokori) ortaya çıkabilir. Hemen hemen tüm nörolojik defisitler geçici ve reversibl karakterdedir.

Siz bu durumu aklinin gidip gelmesi ve sayiklama olarak tarif ediyosunuz. Norolojik bozukluklarin embolizasyona bagli oldugu ama gecici oldugu da yaziyor...

Ihtimal vermek yanlis olur ama yag embolisi riski var. Bunu bilin, olmamasi icin dua edin... Doktorlar da, gereken tedbiri aliyodur zaten...

Ama aniden gelisir ve bir sey yapamazlarsa da, ne kendinizi suclayin, ne de doktorlari...

Dedigim gibi, 88 yasinda kalca kirigi sonrasinda tamamen iyilesen kadin biliyorum ben...

Yani her an tetikte olmaniz bir sey ifade etmez... Cunku yapabileceginiz, sizin ve doktorlarin yapabilecegi fazla bir sey yok...

Olmasin diye dua edeceksiniz... Bakimini iyi yaptiracaksiniz... Pasif eklem hareketleri gerekiyosa, yaptiracaksiniz. Doktora danismadan yaptirmayin. Hatta eve cikardiginizda, eve bir norolog ve bir fizyoterapist de getirebilirsiniz... Bakim konusunu onlar size anlatirlar...

Onlarin dediklerini harfiyen yapin. Kendi kafanizdan ya da konu komsunun tavsiyeleriyle hareket etmeyin...

Bi de yatak yarasi actirtmayin... Iki saatte bir pozisyonunun degistirilmesi lazim... Bunu genel olarak soyluyorum. Ama yag embolisi riski nedeniyle, pozisyon degistirilmesinin bir ozelligi varsa, bunu da sorun doktorlara...

Belki bazi seyleri yapmanizi sakincali bulabilirler...


Cok iyi bakilirsa, ve sansi yaver giderse ayaga kalkar. Buna cabalayin... Sansi yaver gitmezse de, kimseyi suclamayin...

Allah yardimciniz olsun...
0
compadrito
(24.07.13)
(1)

ingilizce geliştirme

bir fincan kahve ile film izlemek
ingilizcede temel var, ancak çok iyi değilim. ne yapsam da düzenli bir çalışmayla ingilizcemi ciddi manada ilerletebilirim?dil kurslarına pek yanaşamıyorum, zira biraz cep yakıyor. dil kursu olmadan mümkün mü?internette araştırdığım kadarıyla rosetta stone, livemocha, busuu gibi kaynaklar var. hangi
ingilizcede temel var, ancak çok iyi değilim. ne yapsam da düzenli bir çalışmayla ingilizcemi ciddi manada ilerletebilirim?

dil kurslarına pek yanaşamıyorum, zira biraz cep yakıyor. dil kursu olmadan mümkün mü?
internette araştırdığım kadarıyla rosetta stone, livemocha, busuu gibi kaynaklar var. hangisini kullansam randıman alırım? ciddi şekilde ilerletebilirim?

yoksa kitap olarak kaynaklar almam mı daha mantıklı?
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(24.07.13)
(bkz: ingilizce kelime ezberleme yolları/@compadrito)

bu yaziyi okumus muydunuz?
0
compadrito
(24.07.13)
(9)

metabolizmayı nasıl hizlandiririz?

ground
nasıl?
nasıl?
0
ground
(24.07.13)
acı ve baharat yiyerek.
0
anyolita
(24.07.13)
yeşil çay içerek
0
aşksız prens
(24.07.13)
spor yaparak
0
kyha
(24.07.13)
kahve içebilirsin
0
them bones
(24.07.13)
uyandığın gibi en az yarım litre suyu kafaya dikiyosun.
uyandıktan sonra en fazla yarım saat içinde kahvaltı yapıyorsun.
kahvaltıda mutlaka protein ve acı bulunuyor (üzerine pul biber ve karabiber serpilmiş yumurta ve acı yeşil biber gibi)
miden 3-4 saatten uzun süre boş kalmayacak. bir meyve olur birkaç tane ceviz, fındık vs. olur 3-4 saatte bir mideye bir şey girmeli ki metabolizma duraklamasın.
0
rotten head
(24.07.13)
31
0
haydeviya
(24.07.13)
soğuk duş. Uyanınca mesela.
0
dafaiss
(24.07.13)
düzenlü uyku saatleri
0
utkucbkc
(24.07.13)
isot, red hot chilli pepper

duzenli yuruyus... dakkada 100 adimdan, hergun 100 dakka...
0
compadrito
(24.07.13)
(5)

İş hayatına yeni başlayacak olan birine tavsiyeler?

engiribord
Eminim herkesin bu konuda diyeceği çok şey vardır. Bazı genel sorunları da görmek istiyorum. Üniversite mezunu olan, özel sektöre yeni başlayan birine (kurumsal firmada çalışacak) neler tavsiye edersiniz? Nasıl davranmalı, olası kötü olayları takmamak için ne düşünmeli vs. :)
Eminim herkesin bu konuda diyeceği çok şey vardır. Bazı genel sorunları da görmek istiyorum. Üniversite mezunu olan, özel sektöre yeni başlayan birine (kurumsal firmada çalışacak) neler tavsiye edersiniz? Nasıl davranmalı, olası kötü olayları takmamak için ne düşünmeli vs. :)
0
engiribord
(23.07.13)
Kimseye guvenme hic kimse hakkinda yorum yapma. Bir dedikodu dönüyor bildigin gibi degil. Hepsi birbirinin g.nun kili.
0
nick konusunda kararsizim
(23.07.13)
kimseye güvenme, öncelikle insanları gözlemle. sakın kaç lira maaş aldığını kimseye söyleme. çalış ama kendini de çok paralama. özel meselelere girme, biri sana dedikodu yapmaya çalışırsa yorum yapma.
ilk başlarda diğer insanlardan çok yardım isteyeceksin, o yüzden insanlara iyi davran, suratsızlık yapma.
0
innerbliss
(23.07.13)
dedikodu yapma.
0
archmage mahmut
(23.07.13)
canla başla çalışma, yapabildiğinin altında çalış..
0
dusundumdusundumdurdum
(23.07.13)
(6)

Likya Yolu Trekking

rodrane
gençler likya'ya trekkinge gitmeyi planlıyoruz kafamızda ki süre 5-7 gün arası ama birkaç sorumuz var 1) 10ağustos gibi çıkmayı planlıyoruz bu vakit yürüyüş mümkün mü sıcak olacğının farkındayız yoksa.2) bu süre için hangi parkuru seçmemiz daha uygun olur 3)turla mı gidelim öyle kendimiz mi gidelim
gençler likya'ya trekkinge gitmeyi planlıyoruz kafamızda ki süre 5-7 gün arası ama birkaç sorumuz var

1) 10ağustos gibi çıkmayı planlıyoruz bu vakit yürüyüş mümkün mü sıcak olacğının farkındayız yoksa.

2) bu süre için hangi parkuru seçmemiz daha uygun olur

3)turla mı gidelim öyle kendimiz mi gidelim turun bize bir avantajı var mı ?

4)bir arkadaşımız biraz etine dolgun 135 kilo kadarcık. ama kendine güvenen çivi gibi bir adam yürüyüşte problem olur mu ?

5)eklemek istedikleriniz önerileriniz varsa valla hepsine açığız.
0
rodrane
(22.07.13)
compadrito
(22.07.13)
ben likya yolunda 2 gün yürüdüm
ilk gün 30 km yürüdük sana şöyle diyim deli gibi güneşin altında sürekli dağda in çık in çık ciddi yorucu yani güneş olmasa sıkıntı yok da bi de yanıma yiyecek almamıştım harbi geberdim.
fethiyedeki başlangıç noktasından başlayıp gece turan campingde kalmıştık işte 30 km falan yapıyor. 135 kilo arkadaşın için çok zor olur yani o yokuşlarda falan sürekli dizlerine yük bindirecek bacaklarına yazık sakatlanabilir.
ben tavsiye etmiyorum. zayıf sağlıklı insanlar kafasında şapkayla ve bol yiyecek ve suyla gitsin okay ama şişko adam yapmamalı bu işi.
0
neira
(22.07.13)
ben iki günde 20 km'lik kısmını yürüdüm, sonra tam bir hafta merdiven inip çıkamadım. yani biraz kondisyon yükleyip gidin, yoksa çarpıyor yokuşlar. bol içecek taşıyın, sürekli sıvı tüketin. sıcak olacaktır elbette, kendinizi hazırlayın:) gereksiz hiçbir şey almayın, ağırlaştıkça ağırlaşıyor o çantalar. el feneri ve bıçak almayı unutmayın. yakınlarınıza nereye gittiğinizi, hangi gün nerede olacağınızı haber verin, zira çoğu yerde telefon çekmiyor, 112'yi bile arayamazsınız. gidin ama eğlence sizi bekliyor.
0
the kene
(22.07.13)
selam sevgi

1) 10 ağustos yanlış bir tarih. likya yürüyüşleri haziran 20-25 dedin mi biter. eylül sonu ekim başı gibi yeniden başlar. hava çok sıcak olacağı için kimse kendini riske atmaz ağustos gibi keskin bir tarihte. ağustosta yürüyen bağımsız yürüyüşçüler de genelde hep otostop çekmek mecburiyetinde kalırlar ilk asfaltta...

5-7 gün normal hava koşullarında ideal ama ağustosta nasıl olur bilemem...



2)daha çok yanartaş-çıralı- Olimpos-adrasan-gelidonya-melanippe-karaöz-papaz koyu- kargılıdere yapıp mavikentten-demre-kekovaya kadar olan kısmı es geçmelisiniz. mavikente vardığınız anda minibüsle kumluca, kumlucadan da minibüsle demre yapmalısınız... çünkü mavikent-demre arasındaki yol asfalttan ibaret otoyoldan yürüyorsunuz ve o sıcakta asfalt çekilmez... o arayı minibüsle geçmenizi tavsiye ederim. kışın bile çekilmiyor o yol ve rampalar..



3)turun size avantajı, sizi konaklatır bir pansiyonda. sabah minibüsle alır parkura götürüp yürütür. parkurun sonunda sizi minibüsle toplar geri otele götürür.. ertesi gün yine minibüsle alıp, parkurda nerde kaldıysanız oraya geri götürür ve akşam yine minibüsle gelir sizi toplar.. daha garanti iştir. bölge ve medeniyet hakkında bilginiz yoksa size rehberlik hizmeti de verir. bağımsız gidecekseniz rehbersiz, boş gözlerle gezersiniz...minibüs gibi, hazır otel gibi nimetlerden uzak kalırsınız fakat köylülerle sohbet, yemek, konaklama, misafirperverlik, macera, kaybolma, vahşi yaşam falan gibi nimetlere de daha yakın olursunuz. ki likya yolunun tabiatında asıl bunlar yatmaktadır..

4)birçok çivi gibi adam yarı yolda kalmıştır. çivi gibi olmak bir şey ifade etmiyor. önemli olan azim ve sağlıklı kararlar alabilmek. deli cesareti ile parkura başlayıp yarı yolda hem kendini hem ekibi bekleten çok insan var. aşırı kafa dengi biriyse, çok yakın bir arkadaşsa onunla beraber yeri geldiğinde o noktada sabahlamanız gerektiğini bilerek yola çıkmalısınız.

5)bol bol ilk yardım malzemesi,(ağrı bandajı, bileklik, dizlik, baton, bandana, şapka, yara bandı, batikon gibi set götürün. suyunuzu asla ama asla ihmal etmeyin. susuz yaşayamazsınız. acil durum için yakındaki pansiyon, kasaba, köy, jandarma karakolu gibi bölgelerin numaralarının yazdığı bir kağıt hazırlayın. telefona kaydetmeyin. teknolojiye güvenmeyin. kaba taslak bir harita çizin bir kağıda ve cebinize atın.

bol bol likya makaleleri okuyun. hem likya tarihi ile alakalı yazıları bilin ki, gittiğinizde ee hacı iymiş diyip dönmeyin. bilerek izleyin o güzel bölgeleri.ve diğer gezen insanların tecrübelerini okuyun ki, aynı hatalara sizler düşmeyin.

yanınıza (İYİ) bir bıçak alın. işçi eldiveniniz mutlaka olsun. iyi bir fener alın. (bakın iyi diyorum.. iyi olmazsa yolda kalırsınız). dizlik mutlaka bulundurun. öyle motorcu dizliği değil. dizinizi koruyacak bir bandaj gibi bir şey.




şimdilik diyeceğim bu kadar saygılar
0
cobongo
(22.07.13)
selamlar

10 ağustos çok yanlış bir tarih. bırakın yürümeyi, nefes alamazsınız. nisan-mayıs-haziran başı ve eylül sonu-ekim bu iş için uygun zamanlar

kamp mı kuracaksınız yoksa konaklama noktalı (pansiyonlarda vs) mı hareket edeceksiniz? ona göre parkur seçimi yapmalısınız.

likya yolu bilginiz sınırlı ise tur olmasa bile yanınızda bir bilen, ya da daha önce giden birilerinin gps bilgileri (kaydedilmiş harita) olmadan gitmeyin derim.

135 kiloluk arkadaş, dizlerine güveniyorsa ve dediğiniz gibi çivi gibiyse sıkıntı olmaz. yine de görece rahat parkurları seçebilirsiniz.

mutlaka 10 ağustos'ta gidecekseniz size önerim yayla rotaları olacaktır. tahtalı dağı-beycik köyü-ulupınar ve sonrasında illa deniz kenarı derseniz yanartaş-çıralı-olimpos rotasını tavsiye ederim. tahtalı dağına teleferikle çıkıp iniş rotasını yapabilirsiniz zirveden.

sevgiler.
0
kumkuat
(22.07.13)
ilk cevabımdaki rotadan gidecekseniz şayet, karaöz'den sonra havasu köy adını sora sora gidin. karaözden havasu'ya yani gagai adlı antik kentin sırtlarına yürürseniz kimselerin bilmediği bir parkurdan geçmiş olursunuz mesela. kimselerin bilmediği mezarlar, şehirler, orman etapları.... değişik bir tecrübe oluyor. her tarafınız dikenlerden çiziliyor ama değiyor.

sıradışı bir tur hevesiniz varsa ve kalıpların dışına çıkma arzusundaysanız ve detay isterseniz bana pm atın... ben size güzel rotalar çizerim maps üzerinden...

bilhassa adrasan-gelidonya-melanippe korsan koyu- karaöz- papaz koyu-kargılıdere- mavikent rotasında daha tecrübeli birini bulacağınızı sanmıyorum. benim meslek olarak yürüyüş icra ettiğim bölgedir...
0
cobongo
(22.07.13)
(5)

Motorsikletten anlayan panpalara soru - Hangi commuter?

diskbudur
Şimdi CBF ya da YBR, en kötü ihtimal CB125 dediğinizi duyar gibiyim. Lakin ben sıfır almak istiyorum ve maksimum 3000 lira para ayırabilirim şu ara. Oldu da bu ikisini almaz isem;Kuba XCG 150 http://www.sahibinden.com/ilan/vasita-motosiklet-kuba-xcg-150-motobull-mecediyekoy-farki-ile-sizlerle-130383
Şimdi CBF ya da YBR, en kötü ihtimal CB125 dediğinizi duyar gibiyim. Lakin ben sıfır almak istiyorum ve maksimum 3000 lira para ayırabilirim şu ara.

Oldu da bu ikisini almaz isem;

Kuba XCG 150 www.sahibinden.com

Lifan Discovery 150 www.sahibinden.com

Mondial 125 MX www.sahibinden.com

Motoran MTR 125 www.sahibinden.com

Mondial 150 MG www.sahibinden.com

YUKİ YK130-16 www.sahibinden.com

Mondial 125 MC Roadracer www.sahibinden.com

Kanuni WindyS 150 LX www.sahibinden.com

Mondial 125 MH Drift www.sahibinden.com

Mondial 150 MC Roadracer www.sahibinden.com

Salcano Wolf www.sahibinden.com

Kuba XR 125 www.sahibinden.com

Kanuni Terry www.sahibinden.com

Asya Swift www.sahibinden.com

Asya Legent www.sahibinden.com

Mondial 150 MR Vulture www.sahibinden.com

Asya Elegant www.sahibinden.com

Asya Hero www.sahibinden.com

Lifan LF150-9J www.sahibinden.com

Kanuni GV 170 www.sahibinden.com

Panpalar daha yeni öğrendim, YBR ile 8 ders aldım; ilk motorum olacak ve haşat olacak. Gaz maz ayarsızım, el sürekli debriyajda falan. Commuter ile başlayayım şu yaz geçene kadar süreyim yeter.

Önerileriniz altın değerinde, teşekkürler.
0
diskbudur
(21.07.13)
compadrito
(21.07.13)
çin mallarından uzak dur. gerekirse çok az kullanılmış bir japon al. ben hatrı sayılır bir süre kymco ck125 kullandım çok sevdim.
birde öyle acemiliğin uzun sürmez. bir kaç km de atarsın
0
Absinthe75c
(22.07.13)
@compadrito dostum yeni okudum çok güzel yazmışsın.

@diskbudur ben 4-5yıl sonra vazgeçtim, yakın bir dostumun da belden aşaği felç kalmasıyla tamamen aklımdan sildim motosikleti. çok keyifli bilirim :) ama arkadaşımın yaşadığı acıları hayal bile edemezdim.
0
Absinthe75c
(22.07.13)
adam ne motosiklet alayım diye soruyor öteki motosiklete binmeyin ana temalı entry yolluyor... neyse, eğer illa bu fiyatta bakıyorsan 2. el regal raptor bulabilirsin. çin menşeli olmasına rağmen bunlara nazaran çok daha iyidir.
0
raycharles
(22.07.13)
@raycharles

o entry'yi neden yolladigim cok acik. tekrar edeyim. bir kisiyi bile motosiklete binmekten vazgecirsem, bir kisinin bile hayatini kurtarsam, benim icin kardir. varsin diger insanlar bana kufretsinler...

Absinthe75c cok iyi anlamis benim ne kastettigimi, cunku basindan aci olaylar gecmis...

siz hic yirmili yaslarinda motosiklet kazasinda olen cocuklar, yirmili yaslarinda belden asagisi felc olan cocuklarla karsilasmadiniz herhalde...

onun icin, bu soylediklerim size sacma geliyor olabilir...
0
compadrito
(22.07.13)
(3)

İnsülin direnci testinden önce su içilebilir mi?

ccna
Doktora yarın sabah 10:20'de gideceğim. En son saat 22:00'da bir tane bisküvi yemiştim. Yarın doktora gittiğimde 12 saattir aç olacağım yani. Peki su içebilir miyim? Bu gece, ya da yarın sabah?
Doktora yarın sabah 10:20'de gideceğim. En son saat 22:00'da bir tane bisküvi yemiştim. Yarın doktora gittiğimde 12 saattir aç olacağım yani. Peki su içebilir miyim? Bu gece, ya da yarın sabah?
0
ccna
(21.07.13)
su icebilir ama sekerli bi cay bile icemezsiniz. su disinda hersey yasak. bir sey yemek de yasak tabii...
0
compadrito
(21.07.13)
az içersen bişi olmaz. bi iki bardak kadar.
0
inawen
(21.07.13)
iki defa girdim teste, su içilebilir.
0
le7hal
(22.07.13)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.