Giriş
(15)

Sen hangi işi tercih ederdin?

tarutes
Mevcut Durumum: İzmir'de özel şirkette 2.500 TL maaşla, 9/6 saatlerinde İnsan kaynaklarında çalışıyorum. Keyfim yerinde, şirkette mutluyum. Ancak firma mali kriz içinde, son 5 aydır maaşlar 20 gün gecikmeli yatıyor. Bu arada kurumsal bir şirket değil aile şirketi burası. Terfi, yükselme maaşın artma
Mevcut Durumum: İzmir'de özel şirkette 2.500 TL maaşla, 9/6 saatlerinde İnsan kaynaklarında çalışıyorum. Keyfim yerinde, şirkette mutluyum. Ancak firma mali kriz içinde, son 5 aydır maaşlar 20 gün gecikmeli yatıyor. Bu arada kurumsal bir şirket değil aile şirketi burası. Terfi, yükselme maaşın artması olayı yok. Her yıl standart yüzde 8 zam var. Annemle yaşıyorum kira, elektrik, su vb hiçbir giderim yok. Evde de keyfim yerinde.

Olabilecek İş: Mülakatta bir yamukluk çıkmaz ise Muş Belediyesinde teknik sınıftan sözleşmeli memur. Maaş öyle tahmin ediyorum 4.500 civarında olacak. Sıfırdan düzen, taşınma işleri vs... Tayin hakkı yok, mecburen orada yaşayacaksın. Ama bir umut kadro gelirse devlet memuru oluyorsun. Tayin dahil birçok hakka kavuşuyorsun.

Sizce ben ne yapayım?
0
tarutes
(25.06.19)
Bir süre tasarruf moduna çekilerek Muş diyorum.
0
sevgikusunkanadinda
(25.06.19)
mümkünse üçüncü seçenekler aranmalı.

"özel şirkette 2.500 TL maaş", " Ancak firma mali kriz içinde, son 5 aydır maaşlar 20 gün gecikmeli yatıyor", "aile şirketi burası" üstte de dendiği gibi o firma batar, batmasa dahi sürünür, sizin maaşlar 20'den 25'e oradan 35'e oradan 3 aya falan sarkmaya başlar. "ya canım kaçmıyoruz ya" derler "off paramız yok" derler.

Olabilecek iş, maaşı iyi, muş'ta harcama yapmazssın herhalde, iyi birikim yaparsın ama "bir umut memur olurum" gibi şeylere güvenip gidilir mi? senin bileceğin iş. Diyelim ki 2 sene dişini sıktın ve memur olamadın, tekrar izmir'e ya da başka bir büyük şehire gitmek istedin (ben isterdim) tekrar sıfırdan düzen, iş arama vs.
0
cern de cayci olmak vardi
(25.06.19)
muş+1

aksi takdirde ne uzaliyorsun ne de kısalıyorsun bir de şirket batarsa vay haline
0
all girls dream
(25.06.19)
insan kaynaklarında çalışıyorsan yine insan kaynaklarında neden iş bakmıyorsun, izmir iş imkanı için bir istanbul kadar değil ama yine de bir muş da değil.

muş'tan sonra dönebilecek misin, tüm hayatını muş'ta geçirebilir misin? bunu göze almadan ben izmir diyorum.
0
ilkot
(25.06.19)
3. seçenek aranmalı +1

kendinizi sadece bu 2 seçeneğe kaptırmayın, iş aramaya devam edin.
eğer sadece bu iki şık arasında seçim yapılacaksa 1.si derim
0
MtKrt
(25.06.19)
İzmirdeki işte devam edersen her türlü başka bir iş aramalısın zaten ama muş seçeneği de çok yeterli değil. Geri dönüşü var mı mesela, ne kadar süre mecburen orada kalmak zorunda olacaksın bunlar önemli. sırf 4500 tl için muşa gidilmez bence. Garanti bir meslek sahibi olursun, prestijli bir memuriyettir, tayin hakkın vardır falan anlarım ama şu durumda çok parlak görünmüyor.
0
aquarium
(25.06.19)
Muşta çok güzel para biriktirirsin, kadroya da geçersin ilk seçimde. Tayin hakkın olunca İzmire geri gelirim diye düşünme, çok kolay gelinmeyebilir ama batıda başka bir yere gidebilirsin.
0
curukturpkokusu
(25.06.19)
3. Secenek.

Bir umiutsa memurluk, kesin degilse hic girme o ise
0
bradshaw
(25.06.19)
eğer ikisi arasında kaldıysan kesinlikle muş. bu devirde 2.500 para mı asgari ücret o kadar zaten.
0
sizofren06
(25.06.19)
yaş kaç? o da önemli bir faktör.

muş yani izmir'e hayli uzak üstelik iklim farklı, kültür farklı. yaparım ben diyorsan muş'a git derim ben de.
0
naksidil
(25.06.19)
izmir'de iş ara, iş bulana kadar mevcut işine devam
0
'
(25.06.19)
muş

muştayken de o ilde veya çevre illerde yüksek lisans yapın, dilinizi geliştirin, alanınızla ilgili en az 1 teknik program öğrenin(mesela R). bu süre zarfında da yaşamak istediğiniz illerdeki iş ilanlarını takip edin.

işini deli profesyonel yapan kişilerin izmirden kayseriye, ordan da bir doğu iline gittiğini gördüm. amaç bir yandan gelirlerini artırırken diğer yandan cv'lerini geliştirmekti. ki bu dediğim kişiler koç holdinge bağlı bir şirkette yöneticiydi izmirde.
0
yemrem
(25.06.19)
İzmir'den Muş'a gittiğinizde büyük bir boşluk hissedeceksiniz. Yapılacak hiçbir şey yok İzmir'e nazaran. Yukarıda belirtildiği gibi tamamen kendinizi geliştirmeye odaklanırsanız, devlette kadro alamasanız dahi tekrar büyükşehirde çalışma fırsatınız artar.
0
black holes in the sky
(25.06.19)
Muş' u seçerdim ben.
0
Amaranta ursula
(25.06.19)
3. seçenek +1

Muş'tan İzmir'e geçmek travmatik olur +1
0
SiyamkedisiZorro
(25.06.19)
(4)

toplu sosyal aktivitelerden nefret etmek / iğrenmek ?

avatar is back
son zamanlarda beni çok düşündürüyor bu konu çokta üzülmeye başladım açıkçası bende mi sorun var diye. insanların toplu organize ettiği (mezuniyet töreni, toplu piknik vs) şeylerden kaçıyorum. tamam gitmek istemiyor olmam normal ama aşırı itici gelmesi ve tiksinmem normal mi yahu? mesela mezuniyet t
son zamanlarda beni çok düşündürüyor bu konu çokta üzülmeye başladım açıkçası bende mi sorun var diye. insanların toplu organize ettiği (mezuniyet töreni, toplu piknik vs) şeylerden kaçıyorum. tamam gitmek istemiyor olmam normal ama aşırı itici gelmesi ve tiksinmem normal mi yahu?

mesela mezuniyet töreni oldu, zaten hayatta katılacağım türden bir şey değil arkadaşlarım bile bildiği için ısrar etmediler gel diye. bugün "ee naptınız nasıl geçti" diye sordum arkadaşlara, şöyle harikaydı böyle efsaneydi diye anlattılar. "hadi ya varsa video göstersenize merak ettim" dedim. yahu açtım videoları valla utancımdan ben kapattım arkadaşa ayıp olmasın diye bir şey de demedim ama 100 kişi şehrin en lüks yerinde toplanıp tavukları pişirmişim dinleyip çılgınlar gibi nasıl eğlenebilir? hande yener remix'inde marshmello konseriymiş gibi mutlu olmak şaka falan mı? beni mi trollüyorlar nedir. içimden bu adamlar nasıl mühendis olacaklar demekten kendimi alamadım. 3-5 kişi yapsalar tamam ama tüm bölüm böyle, sınıfta 100 kişi varsa 98'i gitmiş. diğer fakülte dallarında arkadaşlara bakıyorum hemen hemen benzer aktiviteler yapmışlar hepsi muazzam mutlu. abi ne eğlendik be diyorlar.

ben öyle entelektüelim o yüzden beğenmiyorum falan da diyemiyorum ki bayağı düz insanım.

sadece şu duyuru da ve sözlükte ara sıra bunları saçma bulanlar çıkıyor ama geri kalan herkesin gözünde muazzam aktiviteler bunlar. sorun cidden bizde mi?
0
avatar is back
(24.06.19)
tipik asosyallik belirtisi.
lisede yıllık için foto çektirmedim, tertiplenen eğlenceye gitmedim. yıllığı almadım. sınıf arkadaşlarımın olduğu bir tane bile toplu fotoda yokum.
üniversitede yıllık için foto vermedim, tertiplenen eğlenceye gitmedim. yıllığı almadım. aynı şekilde üniversitede çekilmiş bir toplu fotom bile yok.

ortaokul ve ilkokul mezuniyetlerinde yıllık falan yapılmazdı bizim zamanımızda. sınıfla en toplu haldeki fotoğrafım not defteri için çekilen resimlerin birleştirildiği A4 sayfası boyutundaki resimler olmuştur.

kendinizle karşılaştırın bakalım nasıl bulacaksınız.
0
ozdek
(25.06.19)
Abartıyorsunuz biraz. Mühendis olmakla Hande Yener şarkısında dans etmenin pek alakası yok bence. Bu tarz toplu etkinliklerden ben de keyif almam çok fazla evet. Nitekim çıkıp oynamam da. Ama zaten bu tarz şeyler sürekli olmadığı için katılım bu kadar çok oluyor. Mezuniyet, dört sene okuduğun okulda bir kere gerçekleşiyor. Toplu etkinlikler de ayda bir kez falan gerçekleşiyordur herhalde. Sonuçta sevdiğin insanlar gidiyorsa, biraz daha sosyalleşmek istiyorsan, vakit geçirmek istiyorsan gidersin. bunların hepsinin ucunda eğlence var. Bu eğlence size ucuz geliyorsa bir şey diyemem.
0
black holes in the sky
(25.06.19)
Aynı durum bende de mevcut. Kişilik ile alakalı bir durum.
0
skyhan
(25.06.19)
Çok katıldım. Düz insanım diyemem ama aynı fikirdeyim. Ama sorun değil bu, sadece onlar çoğunluk. Orklar gibi mesela.

Ek: mühendisler ya da uğraşılara göre zevkler, davranışlar karakterler konusunda ben de hayal kırıklığı yaşamıştım. sonra "insan işte" diyosun.
0
neynep
(25.06.19)
(4)

f klavye kullanan yazılımcı var mı

cassey
selamlar10 parmak yazmaya niyetlendim ama q klavye ile beceremedim bir türlü. q klavye 10 parmak yazmaya uygun değil diyen de çok zaten. f klavye ile 3-4 kat daha kolaymış. ama benim sorunum kullandığım dil ingilizce. f klavye ile ingilizce yazmak abes olur mu?
selamlar

10 parmak yazmaya niyetlendim ama q klavye ile beceremedim bir türlü. q klavye 10 parmak yazmaya uygun değil diyen de çok zaten. f klavye ile 3-4 kat daha kolaymış. ama benim sorunum kullandığım dil ingilizce. f klavye ile ingilizce yazmak abes olur mu?
0
cassey
(20.06.19)
"f klavye ile 3-4 kat daha kolaymış"

en az 10 kat yav
0
vladimirdökümov
(20.06.19)
F klavye ile Türkçe yazmak kolay olabilir ancak yazılım için aynı şeyi söylemek pek doğru olmaz. Sonuçta yazılımda türkçe kelimelerin harf dizilişinden bambaşka bir dizilim kullanıyorsunuz.

Bırakın f klavyeyi, yazılım konusunda tamamen ingilizce klavye kullanmak bana çok daha kolay geliyor. Çok kullanılan (; || " gibi) özel karakterlerin yazımının daha kolay olması sebebiyle.
0
talasas
(20.06.19)
Anadili İngilizce olanların asıl klavyesi Q klavye değil zaten. Dothrak klavye. Dothrak klavye daktilolarda kullanılırken sık kullanılan harfler yan yana olunca sürekli hata yapıldığı için bu harflerin birbirinden daha uzakta olduğu Q klavye geliştirilmiş. Dothrak klavye bulun İngilizceyi en hızlı şekilde yazabilmek için.

Q klavyede gayet hızlı yazan biri olarak söylüyorum ki bence alışkanlık işi bu. Kendimi bildim bileli Q klavye kullanıyorum, şimdi f klavyeye gecsem aynı hıza ulaşmak için çok vakit harcamam gerekir.
0
black holes in the sky
(21.06.19)
@black holes, Dvorak.

şahsen ben high valyrian klavyede daha rahat ediyorum.
0
celeron 300a
(21.06.19)
(30)

neden intihar etmiyoruz?

fragile lady
bu soruyu hep 'neden intihar etmiyorsunuz?' şeklinde sorardım ama bu kez bize çevirdim özneyi. neden intihar etmiyoruz ki?işi olan her sabah kalkıp işe gidiyor, başkalarının işlerini yapıp hayat mücadelesi veriyoruz her gün. işi olmayan ise sıkıntıdan patlıyor ve varoluş sancıları çekiyor. hayatın e
bu soruyu hep 'neden intihar etmiyorsunuz?' şeklinde sorardım ama bu kez bize çevirdim özneyi. neden intihar etmiyoruz ki?

işi olan her sabah kalkıp işe gidiyor, başkalarının işlerini yapıp hayat mücadelesi veriyoruz her gün. işi olmayan ise sıkıntıdan patlıyor ve varoluş sancıları çekiyor. hayatın eksileri, artılarından çok benim için. yaşamak gerçekten çok zor ve çok zahmetli. haftada 3-5 saatlik eğlenceli an için günlerce çalışıyoruz, kendimizi paralıyoruz. bu kadar acı çekmeyi gerektirecek bir güzellik göremiyorum ben yaşamaya dair. siz ne görüyorsunuz da yaşamayı sürdürüyorsunuz?
0
fragile lady
(19.06.19)
herkes seninle aynı hayatı yaşamıyor o sebeple, hayatın güzelliklerinin farkında olanlar takılıyor diğer ezik ekipte etmeyi düşünüyor ama eyleme dökemiyor
0
vladimirdökümov
(19.06.19)
tek bir tane hayatım olduğu için keyif alabilmek adına elimden geleni yapıyorum. söylediğin gibi, baktığın zaman çoğumuz saçmasapan hayatlar yaşıyoruz ama olsun. ben hala bazen akşamüstü oturup da çay içince veya gece yatağıma uzanıp "hehehehe şimdi 8 saat uyuycam lan, negzel her yer de karanlık, tam uyku havası mmm" deyince mutlu oluyorum. aslında tam bir yıkığım. hayatımda doğru giden neredeyse hiçbir şey yok. anksiyete aldı başını yürüdü. ama iç huzur mu denir artık, küçük mutluluklar mı denir bilmiyorum, bi' şekilde tutunuyorum. tutunmak bile denmez aslında. seviyorum çünkü yaşamayı. bana da zor geliyor, ben de çok güzel olduğunu düşünmüyorum ama var olmak güzel yani benim için. bazen saçım dökülünce bile ilginç geliyor, hoşuma gidiyor. olumsuz anlamda bile olsa yeni bir gelişme, farklı bir şey... hiç olmasaydım, yaşanmazdı. o açıdan var olmayı seviyorum ben. bir gün gelecek ve hiçbirimizden geriye hiçbir şey kalmayacak.

o yüzden ölmek istemiyorum. zaten öleceğim. intihar etmek isteyen birisi için bu cümleler çok anlamsız, biliyorum, 5 yıl önce teşebbüs etmiştim. o zaman bana böyle saçmasapan laflar etseler gülüp geçerdim ama şu an kendi adıma ölmek istemiyorum yani, açıkçası sen sorana kadar da niye böyle olduğunu pek düşünmemiştim.
0
der meister
(19.06.19)
Denerdim ama becerememek de var.
0
geçerkenugradım
(19.06.19)
Acıve dert çekmekten zevk alıyorum
0
goodman
(19.06.19)
tanışacak çok insan, öğrenecek çok bilgi, gezecek çok yer, tadacak çok zevk var. hiçbirine ömür yetmez.
0
bonanza
(19.06.19)
Spontane yaşamak daha güzel olduğundan. Ölümün de plansızı güzel gelir insana.
0
(s)AINT
(19.06.19)
Hayat her şeye rağmen güzel olduğu için benim gözümde intihar eden kim olursa olsun geri zekalıdır. Hele hele hayat çok sıkıcı diyerek intihar eden 9x gerizekalıdır. Şu hayatta zevk almaya bakacaksın.

Ben niye etmiyorum? kafama bir şey takmıyorum, çalışmıyorum, sıkılmıyorum, geziyorum, istanbul'un ara sokaklarına kadar giriyorum, sahilde bisikler sürüyorum bu bile keyif veriyor. Hatta arkadaşlarımın gelesi olmadığı zamanlar sözlükten bile bir adam bulup kafayı güzel yapıp geyik yapabiliyorum.

Kendinizi mutlu etmeye bakın.
0
eazy
(19.06.19)
Benim sebebim din.

Ha din dediysem müslüman değilim. Tanrıya da şu an yüzde yüz inanmıyorum. Ama bir gün suphesiz inanacagimi düşünüyorum.
Intihar mi dedin? Ben daha dün intihar edecektim ya la. :) ama etmedim. Şu an aranızdayım.

Eğer intihar edersem vazgeçmiş olacağım. Ben şu an zaten yaşadığımı düşünmüyorum. Ölüyüm ben. Yaşamak için çabalamalıyım. Vazgeçersem yaşama kavuşma ihtimalim de yok olur.
0
dont eat me
(20.06.19)
umarım acınası hale geldiğimde bunu yapacak bilincim olur. yaşlanınca ederim gibi geliyor.
0
9kuyruklukedi
(20.06.19)
intihar yolları zahmetli. kendini yakmak, asmak, suda boğmak, metronun önüne atmak, balkondan atlamak hepsi çok korkunç geliyor. ilaçla etmek de zor dozajı ve ilacı iyi ayarlaman lazım mide yıkatıp rezil olduğunla da kalabilirsin yanlış bi şey içersen çok korkunç bi şekilde de can verebilirsin. kafaya sıkmak nispeten rahat gibi geliyor ama onda da hem silah temin etmek kolay değil hem de kendini öldüremezsen deforme bi kafayla pipettten beslenerek yaşamaya devam edersin (var öyle örnekler). ötanazi olsa güzel olurdu.

edit: bilekleri kesme ve gazla zehirlemeyi unutmuşum. şahsen kesmenin düşüncesi bile acayip yapıyor içimi çok rahatsız edici benim için. gaz en iyisi olabilir ama iyice dolunca uykuya dalıyosun falan deniyor öyleyse çok iyi ama boğuluyor gibi can çekişerek ölürsek o da epey kötü. tabii tek yaşaman lazım ve gazın odayı doldurması uzun sürer iyi kapatmak lazım camı kapıyı vs. harbiden hepsi çok zor ya.
0
semaforo de medianoche
(20.06.19)
Sen niye etmiyorsun? Benimki de dinden ötürü.
0
Bartebly
(20.06.19)
Canım kardeşim kiyiya vuran dildolar

Çalışan sabah kalkıyor, çalışmayan sıkılıyor falan demiş o yüzden o örneği verdim. Şu sitede satalışacak son kişi benim, etliye sütlüye karışmam, kendi halimde takılırım. Hiç sataşma bana. İntihar edenlere saygı duymuyorum, bana aptallık geliyor. Napim yalan mı söyleyeyim.
0
eazy
(20.06.19)
Çünkü hayatta bu kadar küçük pencereden bakmıyorum :) çok mu para kazanıyorum? Hayır, resmen karın tokluguna çalışıp günü kapatıyorum. Çok mu istediğim yerdeyim? Hayır ama sahip olduklarımla mutluyum şu an için. Çok mu sağlıklıyim? Hayır, ama çoğu kişiye göre evet, en azından ölümcül birşeylerim yok. Gibi gibi..

Bence her sabah doğru düzgün canın acimadan desteksiz vs nefes alabiliyorsan, az çok başkalarına ihtiyaç duymadan yaşayabiliyorsan devam etmeye sebep hep.
0
superfluid
(20.06.19)
Chuck Palahniuk Fight club’ta ne diyor: “Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız.” En başta bunu kabullenmek lazım sanırım.
0
astrid
(20.06.19)
İzledigin guzel bir film, yedigin guzel bir yemek, hoş bir sohbet bile yasamaya deger, hiçlikten iyidir.

Modern insanin yalnizligi, kapitalmizin koleligi falan geyik geliyor bana. O yuzden mehmet piskin’i alkislayan tayfadan da degilim.
0
pofudukayi
(20.06.19)
Belki yarın güzel bi gün umudu,
0
photo85
(20.06.19)
çünkü beceriksizim ve kolay bir intihar yöntemi yok. en popüler yöntem kendini asma mesela günlerce evde nereye asılacak ki bu kodumun şeyi diye yer aradım bulamadım. bu intihar edenler nereye asıyor onu da anlamadım. ip de yok gerçi gidip almaya kalksam ne dicem bana ordan bi intihar ipi ver mi dicem. evden çıkmıyorum ki onu almaya gideyim. aldım diyelim bağlamayı da beceremem muhakkak. diğer yöntemlerin de hepsi çok zahmetli ve illa ki bir kurtulma ya da ölmeyip sakat kalma ihtimali var. en çok korktuğum şey kurtulup sakat kalmak ki bu beceriksizlikle her şeyi daha da bok edeceğimden eminim nerdeyse. yani kısaca zor. keşke kolay bi yolu olsaydı.
0
çok mutsuzum
(20.06.19)
Öncelikle din inancımdan dolayı intihara kalkışmıyorum.
Kafama silahla sıkacak ya da kendini asıp ölmeyi bekleyecek bir insan değilim. Hap içip ölmeye kalkışsam 112'yi arar ambulans çağırırım. Tabi bunların en büyük sebebi, "Ulan niye yaşıyorum ki?" deyip ölmenin daha faydalı olacağı bir hayatımın olmaması.

İsmet Özel şöyle demis, "40 yaşıma kadar intiharı düşündüm. İntihar geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Hayatımda o tiynette bir insan olmadığı için vazgeçtim."

Kimse kendi için intihar etmez. Birilerinin bundan sorumlu hissetmesini istediği için eder. Düşünsene sevgilin senden ayrılıyor, iki gün sonra intihar haberini duyuyor. İçi sızlamaz mı? Benim yüzünden mi diye düşünmez mi? Bütün intiharların sebebi bu bence. İnsanların hayatında istediği yeri edinememiş kişilerin sonsuza kadar sürmesini diledikleri bir sorumluluk ve suçluluk duygusu bırakmak. Bana kalırsa çok bir etkisi yok. Varsa ailen üzülür hayatı boyunca. Geride kalan kişilerin cok büyük bir kismi bir sure sonra hayatına devam eder, aklına bile gelmez. İntihar notu yazıp açık açık suçlasan bile.

İntiharı bir yere bağlamayıp, hayatın tekdüzeliği ve bir yere bağlanıp bağlanmaması sorusu üzerine After Life dizisini tavsiye ederim. Orada geçen ana fikir kısaca şu, hayatın güzelliği tek bir kere yaşanmasından geliyor zaten. Bir filmi yarısında kapatıp sonra devam etme şansımız ya da onlarca kez izleme şansımız var. Ama hayatın yok. Bizim seçmediğimiz bir yerde başladı hayat ve intihar haricinde bizim seçmediğimiz bir yerde bitecek. Bütün heyecanı burada. Hayatı güzelleştirmek de bizim elimizde, klişe ama öyle. Oturup sürekli intiharı ya da varlığın sebeplerini düşünmek buhrana yol açar. Hayata biraz hareket katmak lazım. Her şeye rağmen hayat yaşanılmaya değer bence.
0
black holes in the sky
(20.06.19)
Ben de bilmiyorum. Veren de yok zaten.
0
Elduinnnn
(20.06.19)
tolstoy "itiraflarım" kitabını okuyabilirsin bakmadıysan
0
sosyal yalniz
(20.06.19)
dini yönü ağır basıyor. bide ölümden korkuyorum ben ya. gömülme düşüncesi falan. bide bebeğim olacak şimdi kimbilir belki herşey daha güzel olur.
0
ferrarimizolaydisatardik
(20.06.19)
2 yaşında kızım var. 1,5 ay sonra oğlum olacak. tabi ki yaşayacağım. rezil bir hayatım olsa da fedakarlık yapacağım. he isteyen gitsin ölsün. bana ne?

edit : hayatım şahane değil ama yaşamayı seviyorum. kızımla geçirdiğim vakitlere bayılıyorum. yeni hobiler ediniyorum. zevk almaya çalışıyorum.
0
zam sampiyonu domates
(20.06.19)
hayat işte çok yorulunduğu için, ya da işi olmayan için de boş boş oturup canı sıkılındığı için katlanılmaz ve çekilmez ise verebileceğim tavsiye sırtına çantanı ve var olan tüm maddi birikimini, yoksa da ordan burdan bulunacak belli bir parayı alarak kendi çapında bir dünya turuna çıkmak olurdu. eldeki parayla yola çıkıp belli yerler gezildikten sonra gidilen yerlerde yapılacak ufa tefek işlerle gezi sürekli hale getirilebilir. benzer şekilde can sıkıntısı ya da hayattaki problemlerden bunalıp yola çıkan kişilerin yazıları okunarak hem motivasyon kazanılabilir, hem alternatif rota ve planlar oluşturulabilir.

normalde insanları böyle bir tura çıkmaktan alıkoyan şey sahip olunan sorumluluklar veya hayat konforunu bozma endişesi yüzünden halihazırdaki işi bırakıp cesaret edememek oluyor ancak intiharı düşünecek kadar her şeyi boş vermiş birinin bu tip bir engeli olmaması gerekir mantıken.
0
del piero10
(20.06.19)
bi saat önce uzun bir yürüyüşten geldim. saatlerce bunu düşündüm, etmeli miyim edersem hangi yolla ederim diye. şimdi böyle bi başlıkla karşılaşmak garip oldu. cevabı bulursam editlerim burayı :)
0
bidakikanizialicam
(20.06.19)
Temel içgüdüler üremeyi ve bunu başarabilmek/sürdürebilmek için de hayatta kalmayı hedefliyor. İntihar edebilen, bu kararla ölebilme becerisi olanlar; haliyle genlerini günümüze aktaramadılar.
0
Etanglement
(20.06.19)
intihar edersem çekilecek filmleri izleyemem
bu beni çok motive ediyor mesela
0
superb
(20.06.19)
çünkü var olmak yok olmaktan her zaman için daha iyidir. hayatı bouynca çok acı şeyler yaşamış kişileri dışında tutarsam bütün bu varoşuş sancıları, anlam bulma çabaları falan çok boş geliyor bana. yanlış olmasın 20 li yaşlarımda dibine kadar yaşadım bu boku o günlerime istinaden söylüyorum. şimdiki aklım olsa aldığım tek nefesi bile boşa geçirmez tadını çıkatırdım.

neyse konuyu bir kısım okuyucuya komik gelmeyecek bir fıkra ile sonlandıralım:

+18, argo içerir

geçmiş dönem; şehrin kadısının önüne iki suçlu getirilir, biri cinayetten diğeri de zina dan suçlanmakta. önce cinayet işleyen getirilir, kadı tarafları dinler eder, kararını verir:

- tiz kellesi vurula!

ardından zina eden getirilir, kadı yine dinler eder, kararını verir:

- tiz götü siküle!

yeniçeriler iki suçluyu da alıp cezalarını infaz etmek üzere dışarıya çıkarırlarken zinacı eleman yeniçerilere seslenir:

- agalar karıştırmayın sakın, götü sikilecek olan benim ha!


+18, argo içerir
0
issiz karga
(20.06.19)
intihar etmeyi ciddi olarak hiç düşünmedim. ama düşünseydim ve yapmış olsaydım, ya da bir şekilde ölseydim şu yaşıma kadar yaşadığım güzel anıların hiçbirini tadamayacaktım. bence çok üzücü.

hayatın çok eksileri var tabi ama bazen tek bir artısı oluyor, bütün eksileri unutturuyor. bırak 365 günün 10 günü müthiş, 355 günü kötü geçsin. müthiş günlerimzin şerefine yaşayalım.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(20.06.19)
e zaten ölüm bize geliyor, bizim ona gitmemize gerek var mı? her şey zamanla düzelir, ölüm şu hayatta düzelmeyen tek şey...
0
babilbaligi
(20.06.19)
sevdiceğin gülcemalini bir kez daha görüp; onunla bir gün daha birlikte olmak, "neden intihar etmiyorsun?" sorusuna vereceğim ilk yanıt olurdu.
ikinci yanıtımsa, tereyağlı 1,5 iskender.
bu ikisi, benim için yaşamak için yeterli sebep.
0
pangea
(20.06.19)
(11)

Günlük okuma rutininizi paylaşır mısınız?

levent bilgen
1) Genel olarak ne okuyor oluyorsunuz? Roman, tarih, felsefe, bilim, çizgi roman, gazete, dergi ya da makale?2) Haftanın kaç günü bir şeyler okumuş oluyorsunuz? 3) Okurken notlar alıyor musunuz? 4) Okumaya sizi sevk eden motivasyon genelde ne oluyor?
1) Genel olarak ne okuyor oluyorsunuz? Roman, tarih, felsefe, bilim, çizgi roman, gazete, dergi ya da makale?

2) Haftanın kaç günü bir şeyler okumuş oluyorsunuz?

3) Okurken notlar alıyor musunuz?

4) Okumaya sizi sevk eden motivasyon genelde ne oluyor?
0
levent bilgen
(13.06.19)
Twitter sabah kuşağı
Almıyorum
Sabahın erken saati olduğu içün ayık kalmaya çalışmak
0
iyi karpuz
(13.06.19)
1 ROMAN, BİLİM, GAZETE

2 7

3 hayır

4 mecburiyet, can sıkıntısı, boş zaman değerlendirme
0
yemrem
(13.06.19)
Roman, edebiyat araştırma ve inceleme, başvuru kitapları, felsefe.

Her gün açıp kitap okumuyorum. O günü de internetten makale okuyarak kapatmaya çalışıyorum.

Niye okuduğuma bağlı daha çok. Üzerinde çalışma yapacağım bir kitapsa muhakkak. Keyfi okuduğum bir kitapsa, kitabın üzerine alıyorum.

İleride bununla alakalı iş yapacağım. Ama buna karar vermeden önce de çok okurdum. "Okumam lazım." düşüncesinin kafamdan geçmesi dahi yeterli oluyordu. O zaman bir meslek hedefim olmamasına rağmen.
0
black holes in the sky
(13.06.19)
1- Genelde bilim, dergi ve makale okuyorum.
2- Haftanın hemen hemen her günü okuyorum.
3- Hayır.
4- Araştırmaya ve bir şeyler öğrenmeye olan merakım.
0
simderun
(13.06.19)
1) Roman, fantastik, bazen makale
2) 5-6 gun/hafta
3) hayir
4) gercek hayatla baglari koarmak birazda okumayinca eksik hissetmek
0
vonnegutlady
(13.06.19)
Roman, tarih, bilim, makale okuyorum. Evde ve ofiste ayni donemde okudugum birkac sey oluyor.
Bir suredir okudugum seylerde yeni ogrendigim veya hosuma giden bolumleri google drive'da arsivliyorum.
0
anthemis nobilis
(13.06.19)
1.Roman, tarih, siyaset
2.7
3.Yoo
4.Motivasyon?
0
Mirket
(13.06.19)
1- Roman, dergi, makale. Arada, sırada da çizgi-roman.
2- 3 bazen de 4.
3- Evet.
4- Keyifli vakit geçirmek veyahut birşeyler öğrenmek.
0
pangea
(13.06.19)
1. Makale, bildirim, sosyal bilimlerden kitaplar (bilgisayardan ya da kindle uzerinden) daha yogun. Ancak elimde hep bir kurmaca roman da oluyor.

2. Her günü neredeyse. Uzun zamandir okuma yapmadigim bir gün olmadi. Ama rutinim yok. Yalnizca uzun zamandir yatakta hicbir sey okuyamiyorum, cocuklugumda ya da ergenlik yillarinda yapabildigim gibi. Bunun disinda her yerde, her sesli ortamda okuma yapabilirim.

3. Evet, maalesef hastalikli derecede.

4. Kendi alanimda gelismek demeliyim. Ancak aslinda bu sorunun cevabi aliskanlik.
0
buf-e kür
(13.06.19)
non-fiction tarzı araştırma kitapları okuyorum.
haftanın 3 akşamı max
not almak yerine postit tarzı minik ayraçlar yapıştırıyorum. çünkü 3-5 ay sonra unutunca açıp direkt bu işaretlediğim yerleri okuyup tekrar ediyorum.
motivasyon öğrenme tatmini.
0
sttc
(13.06.19)
1- ekşi sözlük entryleri
2- 7
3- yoo
4- gündemin 2 saatte bir değişmesi
0
avatar is back
(13.06.19)
(15)

köfteci dükkanlarında yemek yemek hoşunuza gidiyor mu?

vurursagololur
yani cadde ya da sokak aralarında köftecilere girip bakar mısınız?tadını beğendiğiniz zaman tekrar gelir misiniz?nedir bu köftecilerle işiniz? yoksa gidip avm de mi yersiniz?
yani cadde ya da sokak aralarında köftecilere girip bakar mısınız?
tadını beğendiğiniz zaman tekrar gelir misiniz?
nedir bu köftecilerle işiniz? yoksa gidip avm de mi yersiniz?
0
vurursagololur
(13.06.19)
köfte yemem tüm köftelerin tadı aynı geliyor bana, hani çok acıktın bir yere gidip ekmek arası yedin başka ama özellikle bir köfte için bir yere gitmem.
aynı ya hepsi.
0
dedim dedim de kime dedim
(13.06.19)
Dedim dedim de kime dedim +1 hepsi aynı.
Özellikle kimse gitmez anca çok aç olunca, alternatif olmazsa
0
kirmizipilotkalem
(13.06.19)
dedim dedim de kime dedim artı 1

Ev köftecisiyim. Hatta Sultanahmet meydanda önünde sıra olan meşhur köfteci ve köfteci yusufların falan köftesini bile sevmiyorum. Bana plastik tadı varmış gibi geliyor. Ev köftesi <3
0
eazy
(13.06.19)
Köfte asla yemem, eskiden yerdim fakat şu son birkaç senedir isterse jamie oliver yapsın yiyesim gelmiyor, kuzucuyuz
0
vedatchilipeppers
(13.06.19)
Ev köftecisi kısmına +1 yazmanızı rica edeceğim
Aynı şekilde tüm köftelerin tadı aynı gelenler sporada +1

Ama gel gelelim ev köftesi konseptinde efsane şeyler yapan yerler var. Ankara'da otururken mahalle aramıza ev yemekleri konseptli bir yer açılmıştı. Yemeksepetinden joker çıkınca ilk sepeti doldurmak için köftede koymuştum. Gelen köftenin aroması efsaneydi inanılmaz güzel baharatlıydı. Ev köftesiydi. Patatesler yanında anne patatesi denen cinstendi, onlarda baharatlanmıştı. Sonra müdavimi oldum gidip yemeye başladım, eş dostu götürdüm vs. Ankara'dan taşınmanın en kötü yanı orayı kaybetmek oldu galiba. Bak yine canım çekti allahsız.
0
ManikD
(13.06.19)
Köfte severim ama dışarıdaki köfteler artık plastik gibi ve pişmemiş oluyor. Ev köftesi gibi yapan birkaç yer vardı sevdiğim, onlar da bozmuş. İyi bi yer bulsam sık sık giderim.
0
aquarium
(13.06.19)
köfteci ramiz, yusuf vs. ye gidersen evet hepsi aynı. hatta bi ara filizler çok iyiydi ama o da aynı.

fakat..

ben sokak köftecilerini gerçekten çok severim. köfte ekmek yapıp satan her yer bu kategoriye girmiyor. özellikle anadolu'da rastgele bir sokak arasında bile samimi bi köfteci dükkanına denk gelebilirsin. dükkan dediğime bakma, içeri bi masa bile sığmaz. bunların tadı gerçekten çok lezzetli oluyor. ama istanbul'da bulamadım hiç düzgün köfteci. genelde eşek eti kesecek yerler oluyorlar. ve avm de asla köfte yemem. buzluktan çıkıp da tavaya atılan hiçbir köfteye dışarda para vermem.
0
mehmed resad
(13.06.19)
Yoldaysam aniden bir köfte yiyesim geliyor.
AVM de köfte yemem, büyük restoranda (mid point ve benzeri) köfte yemem
Francise köfte yemem.

Ege bölgesinde 3-4 tane köfteci var mutlaka yerim
Biga - Tarzan Köfte
İnegölde Caminin Yanında bi ufak köftecim var adını bilmem.
Eskişehirde İstasyonun karşısındaki köftecileri severim.
gibi gibi
0
Corc
(13.06.19)
Eskiden statların önünde tükürük köftesi satarlardı, pisliğinden miydi yoksa çocuk olduğumuzdan mıydı neydi çok tatlı gelirdi bana o köfte :) Şimdi o tadı alabildiğim köfte pek yok, evde yapılanlardan dahi o tadı alamıyorum.
0
Beherit
(13.06.19)
dedim dedim de kime dedim +1 kelimesi kelimesine.

Para verip de kofte yemem. Bir kofteciyi ovduklerinde de sasiriyoru genelde, en krali olsa nolur kofte yani diyorum kendi kendime. Israra dayanamayip denedigimde de sonuc degismedi hic. Yiyorum ve bildigin kofte tadi var, ayni.
0
stavro
(13.06.19)
yine bir sürü psikolojisi durumu görüyorum.
birisi köfteyi gömmeye başlayınca peşi sıra herkes gömmüş.
ben anlamadım abi, butik hamburgercileri öve öve bitiremeyen sizler değil misiniz? hamburgerin içindeki et=köfte değil mi ?
cevaba gelecek olursak; gayet de gidiyorum, yiyorum ve seviyorum.
0
dadasalon
(13.06.19)
bu tam benim sorum ya.

normalde damak tadı gelişmemiş biri olmama rağmen köfte ve lahmacun konusunda çok hassasım.

köftenin iyi yada karakteristik bir tadı olup olmadığını hemen anlarım.
mesela filibe köftecisi vardır sirkecide meşhur, hakikaten karakteristik bir tadı vardır.

bunun gibi her biri kendine has tadı olan (yani kıyaslanamıyan, hepsinin kulvarları farklı ve her biri kendi kulvarında güzel :D) köfteciler var.

Ama tabelasında meşhur inegöl vs yazıp, üstünü çizdiğim köfteci de çoktur.
Mecbur kalmadıkça avm'de yemem.
0
güneyli çocuk
(13.06.19)
Bursa'da yaşıyorum. AVM'de köfte yemedim, yemem. Pideli köfte meşhur olduğu için Kayhan'da bir sokak dolusu pideli köfteci var. Onun dışında Heykel tarafında birkaç yer var gittiğim. Birkaç tane de cadde üstünde var. Evde ızgara yok, o yüzden istediğim tadı yakalayamıyorum.
0
black holes in the sky
(13.06.19)
stadyum ve konser çıkışındaki köfteciler favorim.
maça gitmesem bile denk geldiysem asla kaçırmam, o ambiyans, o soğanlar, duman, kalabalık, üfff :D
0
füt
(13.06.19)
Olabildiğince dışarıda köfte yememeye çalışıyorum, içinde ne var belli değil.
0
marla is in my head
(14.06.19)
(12)

keşfedilmesi gereken yazarlar- okunması gereken kitaplar

raskov
güzel sabahlar arkadaşlar sizden türk veya yabancı çok mu çok saran yazar önerisi kitap önerisi istiyorum. özellikle türk yazarlar olsa tadından yenmez okuyup ve sevdiğim yazarlar aşağıda.hasan ali toptaşın tüm kitaplarını okudum ve bayıldım. favorilerim gölgesizler, kuşlar yasına gider ve heba dost
güzel sabahlar arkadaşlar

sizden türk veya yabancı çok mu çok saran yazar önerisi kitap önerisi istiyorum. özellikle türk yazarlar olsa tadından yenmez okuyup ve sevdiğim yazarlar aşağıda.

hasan ali toptaşın tüm kitaplarını okudum ve bayıldım. favorilerim gölgesizler, kuşlar yasına gider ve heba

dostoyevskiden yer altından notları ve beyaz geceleri çok sevdim. suç ve ceza yarıda kaldı.

mustafa kutlu ve tarık tufanın tüm kitaplarını okudum.

steinbeck bir harika. gazap üzümleri, fareler ve insanlar, sardalye sokağı pek tatlıydı

kafka'nın dönüşümü beni benden aldı

albert camus'un yabancısı beni başka diyarlara götürdü.

peyami safa'yı çok severim özellikle " biz insanlar" ı

saramago'nun "körlük" ü şu zamana kadar okuduğum en iyi kitaplardan.

aslı erdoğanı çok severim. kabuk adam candır.

ismail güzelsoy'u önerdiler. sizde nolursunuz ekleyin bişeyler de güzel bir liste yapayım.

sağlıcakla kalın
0
raskov
(16.05.19)
sait faik abasıyanık'ın öykülerini de beğenirsiniz.
0
füt
(16.05.19)
Jack London - Demir Ökçe
Zeynep Kaçar - Kabuk
Ferit Edgü - Hakkari'de Bir Mevsim
0
kablelvuku
(16.05.19)
paul auster, milan kundera, amin maalouf
0
songforsomeone
(16.05.19)
barış bıçakçı okumadıysanız tüm kitapları.
mahir ünsal eriş'in de kalemini beğeniyorum.
melisa kesmez

ve bence alper canıgüz mükemmel:) yazılanları takipteyim.
0
herseyi birakip gitmek istiyorum
(16.05.19)
@mistikla afedersiniz ama yalan mı söylüyorum? niye böyle bir çaba içerisine gireyim ? yazdıklarımı okudum ve okumak istediklerim vahiyle mi bana iletilecek ? yeni yazarları kitapları bi anda aklıma gelerek mi keşfedeceğim? cevap içeriğiniz bomboş bir de ahkam kesiyorsunuz inanın çok garip...

@füt marquez okudum hocam. gogılla deseniz daha yararlı bir yorum olurdu. hayır yazar öneriniz yok niye sıradan insanların sıradan okuduklarını okuyan bir adama yorum yapma tenezzülünde bulunuyorsunuz ki ?

@her şeyi bırakıp hocam cansınız dediklerinizi de okudum. sinek ısırıklarının muallifi , bizim büyük çaresizliğimiz, bangır bangır ferdi çalıyor evde, bazen bahar çok güzeldi. melisa kesmezin son kitabı nohut odayı yeni aldım. ben de size seray şahineri öneririm.
0
🌸raskov
(16.05.19)
panait istrati tavsiye ederim.
0
tabudeviren
(16.05.19)
Gogol, Ölü Canlar ve Palto
İhsan Oktay Anar, Amat ve Puslu Kıtalar Atlası
Camus, Düşüş
0
black holes in the sky
(16.05.19)
@tabudeviren mihail ve arkadaşı listeye yazdım hocam :))
0
🌸raskov
(16.05.19)
@raskov sokak kizi ve angel dayi'yi da ekle hocam.
0
tabudeviren
(16.05.19)
Toprak Işık tavsiye ederim
0
bidakikanizialicam
(16.05.19)
Saramago-kabil i okudun mu hocam ?
0
Varolus sancısı
(16.05.19)
@varolus sancısı okumamıştım onu da listeye ekleyim hocam :))
0
🌸raskov
(17.05.19)
(2)

Bursa nasıl bir şehir?

komando kani var bende
Bu Bursa'yı nasıl bilirsiniz? Yaşam kalitesi, insanları, kiralar nasıldır? En yaşanılır ilçesi neresidir?
Bu Bursa'yı nasıl bilirsiniz? Yaşam kalitesi, insanları, kiralar nasıldır?

En yaşanılır ilçesi neresidir?
0
komando kani var bende
(11.05.19)
Şehrin doğusu ve batısı ayrı iki dünya. Batıda yer alan Nilüfer şehrin en yaşanılır ilçesi. Belediyecilik iyi bu ilçede. Halkın büyük çoğunluğu beyaz yakalı. Kültürel aktiviteler daha fazla. Eğlenmek için FSM var, yine Nilüfer'de. Merkez ilçe Osmangazi'den Nilüfer'e geçtiğiniz zaman farkı çok net hissediyorsunuz. Yaşam kalitesinin en yüksek olduğu yer. Kiralar diğer yerlere göre haliyle daha fazla ama tam bir fiyat aralığı veremem.
0
black holes in the sky
(11.05.19)
Bursa güzel bir şehirdi.

Şehirdi diyorum çünkü son 10 yılda yozlaştı, kalabalıklaştı, çekilmez bir hal aldı, tabii bu çölde vaha olan Nilüfer ilçesi var, merkez için Nilüfer ve diğer yerler diye ayırabilirsiniz, hayatınızı Nilüfer'den çıkmayacak şekilde ayarlayabilirseniz bayağı mutlu mesut devam edebilirsiniz. Ama tabii bunun bedeli daha fazla, hem ekonomik olsun hem de daha yaşanılabilir olsun derseniz Görükle de düşünülebilir.

Merkez dışında Mudanya ve Gemlik bir diğer yaşam alanları, bir diğer merkez ilçe: Osmangazi karışıktır, mutlu mesken burada biraz şans işi.
0
gezegen olan pluton
(11.05.19)
(13)

oruç sağlığınıza nasıl geliyor, tutunca kendinizi

for day to break
enerjik mi, yorgun mu hissediyorsunuz. hafifliyorum diyor bazıları, bazıları da çok eziliyorum ama naparsın ibadet diyor, siz ne diyorsunuz? oruç anısı olanları da dinlemek isterim?
enerjik mi, yorgun mu hissediyorsunuz. hafifliyorum diyor bazıları, bazıları da çok eziliyorum ama naparsın ibadet diyor, siz ne diyorsunuz? oruç anısı olanları da dinlemek isterim?
0
for day to break
(08.05.19)
sahura kalk, yat olmasa sıkıntı yok. kalkmadan da olur ama kalkıyorum yine.
0
sutlu nescafe
(08.05.19)
mide ve bağırsak problemi olanlar için çok zor geçtiği kesin. hatta kötüye etkiliyor.
0
dismainpula
(08.05.19)
benim midem sıkıntılı oruç tutunca rahatlıyor baya. yemek yemek yaramıyor sanırım :D
0
ferrarimizolaydisatardik
(08.05.19)
benim de karnıma iyi geliyor. alerjim olan gıdadan farkında olmadan uzak kaldığım yahut bunu aza indirdiğim için olabilirmişim gibi sonuç elde ettim kendi kendime okuduklarımdan.
0
🌸for day to break
(08.05.19)
Gece uyandıktan sonra uyuması zor olmasa etkilemiyor.
0
westblack
(08.05.19)
Bana bayağı iyi geliyor. Onun için ramazan dışında da tutuyorum ara sıra.

Oruç anım: 3 sene önce polatlı'da askerim. Hava var 40 derece filan. O sırada da aylardır yapmak için uğraştığımız voleybol sahası tamamlandı. Oruç tutmayan askerler deli gibi voleybol oynuyor. Dayanamadım ben de oynamaya başladım. Saat 3 filandı. İftara kadar nasıl dayandığımı Allah bilir.
0
efreet sultan
(08.05.19)
oruç tuttuğum dönemler için konuşacak olursam; komple iptal oluyordum ben. hem bedenen, hem zihnen.
0
mehmetporsuk
(08.05.19)
Ramazandan önce 3 hafta if diyeti yaptığımdan hiç etkilemedi diyebilirim. Sadece gün içinde kahve içerek yaşadığım enerji patlamaları yok. Bi de yeme aralığımızı kendimiz ayarlayabilseydik mükemmel olurdu.
0
(s)AINT
(08.05.19)
Kilo problemim var. Ramazanin ilk 15 gunu 10 kilo falan zayifliyorum. Sahurda 2-3 hurma, iftarda 1 tabak yemek. O kadar. Su icmekten oturu daha fazla yiyemiyorum. Bu 10 kilonin yarisi odemdir, sudur muhtemelen. Kalan yarisi kilodan gidiyor. Hafifliyorum ramazan sonunda.

İlk hafta kabus gibi geciyor. Öluden farksiz oluyorum. Son hafta artik alismis oluyorum. 3 ay surse 3 ay tutar modda oluyorum.

Bayramda sapitmasam gayet guzel oluyor az yemek...
0
dilemma of subscribtionability
(08.05.19)
ilk 3 gün zor, sonra normal.
0
bonanza
(08.05.19)
Oruç tutmadığım zamandan bir farkı yok, sadece çok güldüğüm zaman kusacak gibi hissediyorum nedense. İftarda yiyorum sahur yapmıyorum birde.
0
lana del rey
(08.05.19)
Ben en son tuttugumda oluyodum. Ondan onceki de oyleydi. Ac kalmak bildigin zor.
0
stavro
(08.05.19)
Çok yemek yemiyorum normalde de. Ramazanda yemek açısından sıkıntı olmuyor. Yorulduğum zamanlar susuzluk sorun oluyor sadece.
0
black holes in the sky
(08.05.19)
(16)

en sevdiginiz ressam kim?

aydonno
benimki rene magritte. harika yav cok begeniyorum. hatta haddimi asarak magritte > dali diyorum. sacmalama sen ne anlarsin, magritte iyi hos eyw de dali ile karsilastirilamaz gibi seyler soyleyebilirsiniz nedenleriyle.
benimki rene magritte. harika yav cok begeniyorum. hatta haddimi asarak magritte > dali diyorum. sacmalama sen ne anlarsin, magritte iyi hos eyw de dali ile karsilastirilamaz gibi seyler soyleyebilirsiniz nedenleriyle.
0
aydonno
(05.05.19)
eksisozluk.com

burada da yazdığım gibi çok anladığımdan değil ama bunları yazmışım. magritte'i ben de severim, magritte > dali'ye itiraz etmem. yazmış olduğum remedios varo'yu da beğenebilirsin.
0
tepedeki psychedelic adam
(05.05.19)
grimshaw
0
000000
(05.05.19)
En sevdiğim değil. Hem ben de çok anlamıyorum+1
Ama filippo palizzi nin köy ve doģa temali tablolarıni seviyorum.

Bir de Tetsuya ishida' nin karamsar sürrealist tabloları baktikça dusunduruyor, sorgulatıyor.
0
Amaranta ursula
(05.05.19)
Caspar David
İlya Repin
0
efreet sultan
(05.05.19)
Gustave courbet
0
dont eat me
(05.05.19)
şu en sevdiğimdirden ziyade, empresyonistleri severim. ayrıca magritte>dali ye +1 :)
0
j lithium
(05.05.19)
leonardo da vinci

bugunlerde su tablousunu eksiup.com ve elinde tuttugu seyi resme dokusune hayran kaliyorum
0
Leonardo~Da~Vinci
(05.05.19)
Jean Michel Basquiat

Mary Luke critiquecollective.com

Mustafa Özel www.mustafaozel.com.tr
0
old possum
(05.05.19)
Salvador Dali, Edvard Munch, Van Gogh
0
taurina
(06.05.19)
Resimden hiç anlamıyorum ama Evgeny Lushpin’in resimlerine bakmaktan büyük keyif alıyorum.
0
(s)AINT
(06.05.19)
Ayvazovsky
0
black holes in the sky
(06.05.19)
Resimden hiç anlamıyorum fakat goya ve caravaggio'nun birer dahi olduğunu düşünüyorum
0
rakicandir
(06.05.19)
batı sanatında kandinsky; çünkü soyut resim ve renkler üzerinde geliştirdiği manifesto ve literatürde picasso'nun ve tüm soyut, gerçeküstücü kim varsa onların babası sayılması.

ruslardan ivan ayvazovski; çünkü istanbul ve deniz

(ayvazoski'nin tabloları bana beirut'un bir klibini anımsatıyor www.youtube.com )
0
füt
(06.05.19)
claude monet.
0
mikahakkinen
(06.05.19)
siz daha cok batili ressamlara atifta bulunmussunuz ama ben folk arta merakli bir insan olarak, genelde begendigim seyler dogu agirlikli. turk kulturunden minyaturun genel tasarimi, japonlarin bu dalga cizimleri gibi, daha yumusak tasvirler.
fakat illa batili olsunderseniz zamaninda arnolfini portresini cok begenmistim, detay konusunda inanilmazdi.
www.youtube.com
yukariya da tabloyu ayrintilariyla anlatan bir video biraktim, evde de bu tablonun mini bir kopyasi var bu arada.
bir de ayrintili bir fotosunu ekliyorum,
www.wikizero.biz
bunun disinda biraz modern kacan fakat yine daha aydinlik kolay tuketilen amerikali bir ressam/artist var.
(git: norman rockwell)
amerikanin ruhunu en iyi yansitan eserler bu adamdan cikiyor.
0
mavicorap
(06.05.19)
En cok sevdigim Gottfried Helnwein. Satoda yasamasindan, sanat anlayisini ve deli olmasini da seviyorum.

Max Ernst ve Chagall´i cok ayri seviyorum. Bu ikisinden uzak duramam herhalde. Eserlerini gormeye giderim, evimde duvarima asarim... Botticelli hayranligim da buyuyor. Belki sevgiye donusur?

Gotik resmi, (sanirim gec?) Orta Cag resmini cok seviyorum. van Eyck ve Jean Fouquet´i ozellikle.

Gormedigimi sevemem, gormem lazim.
0
buf-e kür
(06.05.19)
(2)

New York Times Bestseller

etna
Ya arkadaş bugün kitap fuarındaydim, baktığım hemen hemen bütün kitapların kapağında New York Times Bestseller yazıyordu.Bu nasıl bi Bestseller listesiymis bütün kitaplar girebilmiş oraya?Bonus soru; safahat'i hangi yayınevinden alayım?
Ya arkadaş bugün kitap fuarındaydim, baktığım hemen hemen bütün kitapların kapağında New York Times Bestseller yazıyordu.
Bu nasıl bi Bestseller listesiymis bütün kitaplar girebilmiş oraya?

Bonus soru; safahat'i hangi yayınevinden alayım?
0
etna
(28.04.19)
Dergah Yayınları.

Liste her hafta yenileniyor diye biliyorum. Sitesine baktım, kurgu kısmı beş kısma ayrılıyor. Beşinden birine girse basar damgayı. Kurgu dışı kısmı var bir de. Çok sağlıklı ve güvenilir bir liste değil zaten, bizim D&R'da nasıl en çok satanlarda genelde bomboş kitaplar var, o listede o şekilde. Klasik okuyucuyu kötü kitaplar tatmin ediyor dünyanın her yerinde.
0
black holes in the sky
(28.04.19)
Ustelik Abd'de o tarz listeler gercekten en cok satan oldugu anlamina gelmiyor. Editorun listesi gibi dusunmek daha dogru. Bir de o listeye giren kitaplar daha cok cevriliyordur saniyorum.
0
dunal
(29.04.19)
(2)

Eski yazıcı nereye verilir?

dizicolleague
Geçen gün böyle bir başlık açılmıştı ama takip edemedim. Elimde kartuşlu yazıcı var ve hiç kullanmıyorum. Eski bir yazıcı ve kartuşlarının doldurulması lazım tabii. Okullara veya belediyenin herhangi bir birimine verebiliyor muyuz? Önerilere açığım.
Geçen gün böyle bir başlık açılmıştı ama takip edemedim. Elimde kartuşlu yazıcı var ve hiç kullanmıyorum. Eski bir yazıcı ve kartuşlarının doldurulması lazım tabii. Okullara veya belediyenin herhangi bir birimine verebiliyor muyuz? Önerilere açığım.
0
dizicolleague
(24.03.19)
belediye elektronik atık olarak alır.
0
sutlu nescafe
(24.03.19)
Mahalledeki okullara versen alan olur bence.
0
black holes in the sky
(24.03.19)
(3)

diş teli - çürük

docrivers
yaş 25 diş teli takılır mı , sağ alt arkada çürük diş hafif çürük galiba bilemedim ama akıl dışı bir ağrısı var 1-2 güne gideceğim doktora randevu verdiler ama çok pişmanım dişlerimi boşlamışım, telefonun flaşını açıp baktım sigaraya bağlı lekeler falan anası ağlamış , onları temizletsem , zaten sig
yaş 25 diş teli takılır mı , sağ alt arkada çürük diş hafif çürük galiba bilemedim ama akıl dışı bir ağrısı var 1-2 güne gideceğim doktora randevu verdiler ama çok pişmanım dişlerimi boşlamışım, telefonun flaşını açıp baktım sigaraya bağlı lekeler falan anası ağlamış , onları temizletsem , zaten sigarayıda bıraktım iyi bakarım dişlerime artık, ama tel tedavisi istiyorum yamuk yumukluklar var hep altta birde üstüne başımıza çürük diş çıktı , tel tedavisine engel olur mu sizce bu çürük olayı lütfen bilgilendirin uyku uyuyamıyorum canım dişlerim çok özür diliyorum senden .
0
docrivers
(19.03.19)
Tel tedavisine başlanmadan saydığınız sorunların hepsi hallediliyor zaten. Sağlam dişlerinizin bile çekildiği oluyor. Ben tel taktırınca ve çıkartınca dişlerimi temizlemişlerdi.

Çürük disinizi de duruma gore ya çekerler ya da dolgu kaplama yaparlar. Olan olmuş zaten şu saatten sonra hayiflanmanizin hiçbir faydası yok. Fakat dis teli tedavisi uzun süren ve bakim isteyen bir tedavidir. Haberiniz olsun.
0
black holes in the sky
(19.03.19)
çevremde ve ailemde dişlerden çok çekmiş insan var, ben bugüne kadar pek umursamadım çünkü dişim bana sıkıntı yaratmadı hiç ama ilk ciddi bir ağrı ve çürükle karşı karşıyayım ileride dahada büyük problem yaşatır bu ağız bana eminim, çok geç olmadan önlem almam lazım uzun sürerse sürsün yapacak bişey yok , 2 ayda bir apse yapan diş etlerinden bıktım artık
0
🌸docrivers
(19.03.19)
30unda tel taktıran da var, yaşta bi sorun yok. diğer sorulara cevap verilmiş zaten.
0
sedat peker in yegeni
(20.03.19)
(24)

En sevdiğiniz 5 kitabı yazabilir misiniz?

ayseee
En sevdiğiniz 5 kitabı yazabilir misiniz?
En sevdiğiniz 5 kitabı yazabilir misiniz?
0
ayseee
(18.03.19)
Bir metropol hikayesi
Acımak
İnsan ne ile yaşar
Hikayem paramparça
Yüzyıllık yalnızlık
0
the beste
(18.03.19)
Çavdar tarlasında çocuklar
Katya nin yazı
Papillon
İnce memed 3
Küçük Ağa
0
gurur
(18.03.19)
Ya bu en sevdiğin film kitap vs sorularını gördukçe şaşırıyor ve cevap noktasinda geriliyoum cidden. Insanlar nasil o güne kadar yuzlercesini deneyimlediği bir türde rahatça seçim yapabiliyor aklım almıyor. Size mahsus demiyorum, yanlış anlamayin. Ama şimdi bu soruyu okuduktan sonra aklima onca soru geliyor. Hangi tür, kuram mi roman mi oyun mu biyografi mi, otobiyografi mi? Hangi dönem, 1800ler mi 1900ler mi 2000 ve sonrasi mi? Dram mi, bilim kurgu mu, tarihi mi, sosyolojik mi, felsefi mi? Hele ulke bazinda olani var ki ona giremiyorum. Ben tikandim cidden.

Soruya ille de cevap vermek gerekirse:
Siyah deri beyaz maske
Onca yoksulluk varken
Açlık
Veba
Jane eyre

Ama bunlarin hiçbiri en sevdigim değil:/

Edit: Hâlâ oynamalar yapıyorum o denli bulanık benim için.
0
Amaranta ursula
(18.03.19)
Karamazov Kardeşler
Gazap Üzümleri
Oblomov
Diriliş
Masumiyet Müzesi
0
ruhen hastayim ben
(18.03.19)
Yüzyıllık Yalnızlık
Yabancı
Flaman Tablosu
Genç Werther’in Acıları
Büyücü’nün İlk Kuralı
0
helena
(18.03.19)
suç ve ceza
beyaz geceler
ölüler evinden anılar
yeraltından notlar
genç werther'in acıları
0
tabudeviren
(19.03.19)
Suç ve ceza
Yüzyıllık yalnızlık
Saatleri ayarlama enstitüsü
Tehlikeli oyunlar
Ruh adam
0
1965
(19.03.19)
Huzur
Düşüş
Martin Eden
Yalnızız
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
0
black holes in the sky
(19.03.19)
Entry-nick oldum. (Seriyi bir kitap olarak sayacağım.)

Edebiyat;
-Kayıp Zamanın İzinde (Gelmiş geçmiş en iyi edebi eser, üzerine yok, hatta yanına yaklaşabilen de yok)
-Gecenin Sonuna Yolculuk
-Eski Ustalar
-Huzursuzluğun Kitabı
-Oblomov

Felsefe;
-Minima Moralia
-Aylaklığa Övgü
-Aşkın Metafiziği
-Sevme Sanatı
-Sokrates’in Savunması
0
marcelprous7
(19.03.19)
ince memed 1
kafamda bir tuhaflık
ölümün gölgesi yok
sevme sanatı
paradigmanın iflası
0
biravekahve
(19.03.19)
şato
bozkırkurdu
yalnızız
sevgili arsız ölüm
martin eden
0
adivar
(19.03.19)
Hakkaride bir mevsim
A'dan X'e: John Berger Tarafından Kurtarılmış Mektuplar
Cehenneme Övgü
Demir Ökçe
Çocukluğun Soğuk Geceleri

Kesinlikle en sevdiklerim değil, beğendiklerim arasından aklıma ilk gelenler.
0
kablelvuku
(19.03.19)
puslu kıtalar
yüzyıllık yalnızlık
kurtlarla koşan kadınlar
parfümün dansı
suskunlar

hepsini en az iki ya da fazla kere okudum,
0
füt
(19.03.19)
narziss ve goldmund (hesse)
uyanış (sartre)
mülksüzler (le guin)
katıksız sevgi (jack london)
cennetin doğusu (steinbeck)
0
barankovan
(19.03.19)
Gülün Adı
İki Şehrin Hikayesi
Savaş ve Barış
Sefiller
Açlık

Kitap demişsin ama 'Roman' kastettiğini düşündüm. 'Anı' desen mesela, liste olduğu gibi değişir.
0
Mirket
(19.03.19)
principia, newton.
diyaloglar, Galilei
kapital, marks
türlerin kökeni, Darwin
lectures on physics, Feynman
lectures on quantum mechanics, Dirac.

bu beş kitaba bayılıyorum. dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanları ile muhabbet etme şansı veriyor.
0
babilbaligi
(19.03.19)
degmez
0
jimicik
(19.03.19)
martin eden
mrs dalloway
yalnızız
dalgalar
gecenin sonuna yolculuk
0
gunbatimi
(21.03.19)
Beyaz Geceler
Sefiller
Kızıla Boyalı Saçlar
Bir Gün Tek Başına
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
0
muslugubozukhayrat
(21.03.19)
Dönem dönem listede bir-iki kitap değişebiliyor, yeni kitaplar okudukça onlar girip çıkabiliyor ama şu an en sevdiğim dediklerim:
1. Moby Dick
2. Anna Karenina
3. Karamazov Kardeşler
4. Zorbaların Elinde
5. Göğü Delen Adam
0
battal gemalmaz
(21.03.19)
Ben de çok zorlanıyorum bu tip 'en sevdiğin X' sorularına cevap vermekte.

Karamazov Kardeşler
Veba
Ölüm: Bir varmış bir yokmuş
Okulsuz Toplum
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisi

düşününce ilk aklıma gelenler arasında. aklıma gelmeyenlere yazık ediyormuşum gibi hissediyorum.
0
taurina
(21.03.19)
yazdığınız kitaplardan 6-7 tanesinin siparişini verdim az önce teşşekürler. varsa yazın araştırıp sonraki ay yine kitap alacağım.
0
🌸ayseee
(21.03.19)
hangilerinden sipariş verdin
0
füt
(25.03.19)
En sevdiğim 5 kitap yerine beni etkileyen 5 kitap şunlar olabilir:

Etika
Böyle buyurdu zerdüşt
Fark ve tekrar
Mülksüzler
Neuromancer
0
koparnickkk
(25.03.19)
(5)

Maaşınızı oturduğunuz yerden kazansaydınız ne yapardınız?

i am guilty of being a dwarf
İşe gitmek yok. Tüm gün boşsunuz. Maaşınız hesaba yatıyor her ay. Ne yapardınız?Sıkılmaz mıydınız?
İşe gitmek yok. Tüm gün boşsunuz. Maaşınız hesaba yatıyor her ay. Ne yapardınız?
Sıkılmaz mıydınız?
0
i am guilty of being a dwarf
(18.03.19)
Tam olarak böyle bir hayatım var ama yatan maaş değil. Geçen seneye kadar aklıma esen yere 2 günlüğüne gider gelirdim. Yurtdışı 4 ülke görebildim malum vize verirken zorluyorlar çalışmayanı :D ama Türkiye içi en alakasız yerlere gidip barlarında sürtüp milletle sohbet muhabbet edip geri dönüyordum. Bu sene ise genellikle evde oturuyorum, alkol içiyorum, sigara içiyorum, caddebostan sahile inip bisiklet sürüyorum, mahallenin esnafı ile sohbet edip çay ısmarlatıyorum kendime falan.

Sıkıcı mı? Evet, ama çalışmak daha kötü bir şey bünyem almıyor bana göre değil :P
0
eazy
(18.03.19)
yüksek lisans ve doktora yapardım.
0
lata
(18.03.19)
Çalıştığında ne oluyor ki hocam, aynı para yatıyor ama vaktin olmuyor. Evet beylik laf ama 24 saatin de senin, kimseye ne vaktini ne emeğini satıyorsun. Bohem bohem yaşardım ben Sait Faik gibi. İstersen halka karış, kahvehanede otur hiç görmediğin insanlarla çay iç, istersen git pahalı zevklere harca. Uzun vadede verim sağlayacak jobileri seçtiğin sürede sıkıcı olmaz bence.
0
black holes in the sky
(18.03.19)
lata +1, muhtemelen yüksek lisans ve doktora yapmak isterdim. maaşa bağlı bir de. en büyük hayallerimden birisi almanya'da doğu almanya üzerine çalışabilmek mesela. kafamda somut bir alan yok ama rusça okuyorum. hem rusya hem de almanya çocukluğumdan beri aşığı olduğum ülkeler; bu ikisinin kesişimi sayılabilecek bir alanda çalışabilmeyi çoook isterdim. genel olarak "soğuk savaş döneminde doğu avrupa" diyelim. deliler gibi rusça-almanca çalışır, okur, yazar, araştırır ve muhtemelen zevkten dört köşe olurdum eheh.

baktım bunu çeşitli sebeplerle yapamıyorum, o zaman da bir şekilde "insanlarla iletişim" için bir yol düşünürdüm. başka bölüm, kurs, fark etmez. haftada bir gün bile olsa sokağa çıkmak ve insanlarla muhatap olmak zorundayım. yoksa çok ağır depresyona girerim, çıkmam zor olur. o "sosyal kalma" kısmını hallettikten sonrası sorun değil ya, evde oturur maç izlerdim valla bana ne, hayat amacım zaten SHITPOSTING, DANK MEMES falan yani istediğim alanda eğitim alıp da akademiseyn olamayacaksam, param da veriliyorsa uğraşmaya değer bir şey görmüyorum kendi adıma, yatarım camış gibi.
0
der meister
(18.03.19)
dağcılığa hayvan gibi vakit ayırırdım
0
argent dawn
(19.03.19)
(15)

Michael Jackson hakkındaki iddialar için ne düşünüyorsunuz?

nıç
Mevzu bahis edilen belgeseli izlemedim ama iddiaların hep tek taraflı olduğunu duydum. Sizce bu şekilde tek taraflı yargılama, manipülasyona çok açık değil mi? Özellikle izleyenler ne düşünüyor acaba?
Mevzu bahis edilen belgeseli izlemedim ama iddiaların hep tek taraflı olduğunu duydum. Sizce bu şekilde tek taraflı yargılama, manipülasyona çok açık değil mi? Özellikle izleyenler ne düşünüyor acaba?
0
nıç
(18.03.19)
bana dogruluk payi var gibi geliyor
0
wang
(18.03.19)
Mesele şu ki; İddialar karşısında cevap hakkını kullanabilecek biri yok. Mesele de burada patlak veriyor bana göre. Fakat ben de nedense doğruymuş gibi düşünüyorum.
0
datnet
(18.03.19)
bana baska turlu para kazanamayacak insanlarin cabasi gibi geliyor. olay resmen kapandi, zaten su an kendisi vefaat etti; fakat gecmis yillarda ortaya cikan #metoo hareketinin etkisiyle daha cok sempati kazanacaklarini dusunduklerinden ustune gidiyorlar kanimca.
0
icince bokunu cikaran arap
(18.03.19)
Hatırladığım kadarıyla mj, hakkındaku davalardan anlaşma yoluyla kurtuldu. Bu çok şüphe uyandırıyor. Mahkemede aklansaydı daha iyiydi.
0
prizmatik
(18.03.19)
2 chapter varmış ben birincisini izledim. Yani bana bazı seyler tutarsız geldi ama evet MJ istismarcı olabilir belki de gerçekten, sadece bunu boyuyorlar gibime geliyor ailelerdeki tavır da cok tuhaf bu kadar kötü biriyse neden mesela hala eşya saklıyorsunuz ??? Ya da ondan iyi birsekilde bahsediyorsunuz.. Neydi o siyahi adam osbi mi cosbi mi ne ondan bekleniyor muydu ?? Hayır. Diyelim o ölmüş olsaydı ve arkasından insanlar konuşmaya başlasaydı... Yani aynı senaryo bence burda tek fark MJ ölü digeri yaşıyor ve bu yüzden cevap hakkı doğdu... bir de MJ cidden aşırı zengin biraz da para koparmakta var işin içinde.
0
fıytfıyt
(18.03.19)
hepsinin iftira olduğunu düşünüyorum, hatta eminim. adamcağızın üstünden rant sağlamak amaçlı hepsi. çok fazla haksızlık edildi. her şeyin bedeli vardır, o da dünyanın en çok tanınan insanı olmanın bedelini ödedi.
0
candide
(18.03.19)
öncelikle belgeseli seyretmeden duyduklarınızla karar vermeyin. olayın geçmişini de biraz deşmek gerekiyor tabii. ürkütücü derecede tutarlı ve birçok çocukla tekrarlanmış bir aileleriyle birlikte şımartma, tepelere çıkarma, aşırı yakınlık ve sonra farklı bir çocuk yakın arkadaşla aynı şeyleri tekrarlama kalıbı var michael jackson'ın. bu bile yeterince rahatsız edici. ha onun yeteneği ve dehası apayrı bir konu.
0
not dark yet
(18.03.19)
+1 not dark yet. Üşenmiştim bunları da yazmaya.
0
fıytfıyt
(18.03.19)
Kendini savunamayan adama vururlar tabi.
0
noluyo yaa
(18.03.19)
Valla ben her insandan her şeyi bekler hale geldim. Bir insan %100 kötü ya da %100 iyi olmuyor. Ama şu durum hep beni düşündürmüştür "o yaştaki çocuğumu ben sırf ünlü diye birinin evine yalnız başına gönderir miydim". Cevap "göndermezdim". Sadece istismar değil burada sözkonusu olan, ebeveyn olarak sorumluluğumuz.
0
SiyamkedisiZorro
(18.03.19)
Muhattap yok. Adam öleli kaç sene oldu. Varsayalım gerçekten tacizci, bunun bedelini ödeyecek kimse yok artık. Yukarıda denildiği gibi bana da para kazanma çabasından başka bir şeymiş gibi gelmiyor.
0
black holes in the sky
(18.03.19)
Benim bildigim 25 senelik konular bunlar.Olumunden sonra cikmis konular degil
0
turkuaz
(18.03.19)
Hollywood'da halihazirda hayatta olan unlulerle ilgili taciz muhabbetleri gibi bos muhabbet oldugunu düşünüyorum.

Kanitlanmadigi surece sucsuzdur.
Suclu dahi olsa oludur.
0
stavro
(18.03.19)
olm ne ağladım izlerken. Çocuklar 7-8 yaşında ya. Aileler dağılmış, hayatlar kaymış. Yaşarken de bir tacizci oldugunu düşünüyordum, şimdi de düşünüyorum. Bu iki kisi sanırım mahkemede lehine tanıklik edenler. Yani aklanmasinı sağlayanlar. Eger mahkemede konuşsalardi ne iyi olurdu. Hem iktidardakinin tüm psikolojik orüntüsünü hem çocuk ve ailelerinkinj kolayca tespit ediyorsun izlerken. Çocuk tacizi ve kurbanları sanırım en etkilendiğim şey ya. Profesyinel olarak neyseki çocuklarla çalışmıyorum.
0
velvetmorning
(18.03.19)
son kısmı hariç izledim belgeseli. ve olaylar garip gerçekten. taciz boyutunun yalan olma ihtimali olsa bile garip. koskoca starın o yaşlarda çocuklarla uzun süreli ve yakın arkadaşlık etmesi anormal bir durum bence.
ama ailelerin de işin içinde olduğunu düşünüyorum.
0
🌸nıç
(19.03.19)
(4)

bir şey karşıtıyla vardır felsefesi

gizemli dede
böyle bir felsefe vardı. işte chp akp'nin bu felsefeye göre karşısında ama xxxx'in doğası gereği bir zıtlık lazım diye benzetiyorlardı hatta.neydi bu xxxx
böyle bir felsefe vardı. işte chp akp'nin bu felsefeye göre karşısında ama xxxx'in doğası gereği bir zıtlık lazım diye benzetiyorlardı hatta.

neydi bu xxxx
0
gizemli dede
(10.03.19)
diyalektik?
0
annesütü
(10.03.19)
ying&yang?
0
black holes in the sky
(10.03.19)
Dualizm?

Ama siyaset felsefesiyle alakasi var mi bilmem.
0
dont eat me
(10.03.19)
aklıma direk şu sahne geliyor ya bunu duyunca :D

youtu.be
0
cowboy
(11.03.19)
(8)

Başka yerde mutluluğu bulabiliyor muyuz?

lukas
Yoksa nereye gidersek gidelim kafamızı da beraberimizde getiriyoruz klişesi tamamen doğru mu? Mekanın ve birlikte getirilerinin zihni şu anki durumundan kurtarması neden mümkün olmasın?Çok uzunca bir süredir sıkılıp bunaldığımda kendimi içinde hayal ettiğim, çok büyük fırsatlar paralar lüksler gerek
Yoksa nereye gidersek gidelim kafamızı da beraberimizde getiriyoruz klişesi tamamen doğru mu? Mekanın ve birlikte getirilerinin zihni şu anki durumundan kurtarması neden mümkün olmasın?

Çok uzunca bir süredir sıkılıp bunaldığımda kendimi içinde hayal ettiğim, çok büyük fırsatlar paralar lüksler gerektirmeyen minimal bir hayat tablosu var. Bunun hayaliyle huzur buldum hep. Ancak sahiden tamamiyle bunu istiyor muyum buna kesin bir cevap veremiyorum. Bana mutluluğu getireceğinden tam anlamıyla emin olamıyorum. Olanı kaybetmekten, geride bıraktıklarımın akibetinden, işler yolunda gitmeyip geri geldiğimde onlardaki acı değişimin suratıma tokat gibi çarpmasından, birlikte daha fazla anı biriktiremeden onları yaşlanmış, çökmüş bir halde bulmaktan inanılmaz korkuyorum.

Şu sıralar çok zor bir dönemden geçiyorum. 30'uma yakınım ve hep ailemle birlikte doğduğum o ufak şehirde yaşadım, yaşıyorum. 3 gün önce babama kanser teşhisi kondu. Zaten uzun bir süredir zihnen büyük bir yorgunluk çekerken bu durum karşısında inanılmaz zayıf düştüm. Aileme karşı büyük dikkatle davranıp bir şey belli etmemeye, moralleri yüksek tutmaya çalışıyorum ancak şimdiye kadar gözyaşı döktüğümü hatırlamazken 3 gündür eve gelmeden arabayı soteye çekip hıçkıra hıçkıra ağlıyorum öyle geliyorum. Geceleri yorganın içinde ağlıyorum. Artık gün içinde nefes alamıyor, boğuluyorum.

Hayal ettiğim yaşamı geçtim, koşarak hiç bilmediğim bir ülkeye hiçliğe karışmak istiyorum. Endülüsten mısıra yürümek, tibette binlerce basamak çıkmak, bordeauxda üzüm bağlarında kaybolmak istiyorum yemin ediyorum. Kafamın içinde her gün gidiyorum, her gün kaçıyorum kendimden tüm hayatımdan.

Ama nasıl giderim ki ben? Anneme kim sahip çıkacak? Benden başka yakın olduğu kimse yok bu hayatta. Giderek mutlu olabilir miyim ki zaten? Gitmek mutluluğu getirir mi? Size getirdi mi?
0
lukas
(09.03.19)
Degil tabi ki. Cok sert ucurum var arada. California'da yasadigim sirada tumuyle first world problemlerim vardi. Ben zengin degildim ama buraya gore zengin insanlarin problemlerini yasiyordum. Aksam club'a ne giyeyim. Su kisi beni seviyor mu?... burada da univeriste okumama ragmen maasim neden yetmiyor, ulkede kriz olmaz umarim dusuncesi... yani tum dusunceler seninle gelmiyor.

Ayrica 30 olup aile ile yasamak nedir? Iki yil sonra da evlenirsen ne yasadin bu hayatta? Asil simdi ailenin yanina donme zamani gelmis aslinda. Umarim hastalik atlatilir ve sen de artik kendi hayatini yasamaya baslarsin.
0
Traveler
(09.03.19)
@traveler, yapılmadığı takdirde hayatın yaşanmışlığı sorgulanan bir eylem söyler misiniz?
yaşadım diyebilmek için gerekli asgari normlar mı var? İyi dilekleriniz için teşekkür ederim.
0
🌸lukas
(09.03.19)
Yoksa nereye gidersek gidelim kafamızı da beraberimizde getiriyoruz klişesi tamamen doğru mu? Hayir kesinlikle degil tamamen klise. Gitmek mutluluk getirir mi bilemeyiz ama bir sure uzaklasmak kesinlile kafani dagitmana yardimci oluyor. Umarim her sey istediginiz gibi olur ama bir sure imkaniniz varsa uzak, epey farkli bir yere gitmenizi oneririm
0
kassiopeia
(09.03.19)
Giden için hep yeni bir heyecan vardır. Yeni bir yerde yaşamanın, yeni kişilerle tanışmanın, yeni bir işe girmenin, yeni yerler görmenin heyecanı çok farklıdır. Problemleriniz ne olduğunu bağlı tabi. İş yerinde sıkıntı vardır, iş değiştirirsiniz. Sorunu çözersiniz. Fakat sizin asıl sıkıntınız ne pek anlamadım. Yaşadığınız hayattan memnun değilsiniz fakat memnuniyet neyden kaynaklanıyor? Sadece içsel bir sıkıntı mı hissediyorsunuz bitmek bilmeyen yoksa çevresel etkenler mi?

Şu an için gitmenizi ben tavsiye etmem. Babanız iyileşirse düşünürsünüz ama otuz yıl ailenizle yaşayıp onların size en çok ihtiyaç duyduğu anda giderseniz, bu gitmek değil kaçmak olur. Güçlü durmaktan başka çaresiz yok maalesef. Acil şifalar.
0
black holes in the sky
(09.03.19)
öncelik hastada... bir yere gitmeyin derim. koyun bir çay. pişirin bir kahve.

cehennemde de çiçek açtırabilmelisin ruhunun derinliğine mahkum edilmiş dallarındaki tomurcuklara.
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(09.03.19)
kendim diye bildiğin kendini bırakabilirsin. olduğun yerde kalarak.
0
neynep
(09.03.19)
www.youtube.com bu da karşıma çıktı şimdi, dinle
0
neynep
(09.03.19)
18 yaşından beri sürekli yolculuktayım (sürekli aynı evde kaldığım 1 ay yoktur herhalde). Öncesinde şehir dışında üniversite okudum onun için gidiyordum, sonra çalışmaya başladım iş için çeşitli seyahatler yapmak zorunda kaldım, keyif için de gezdiğim çok oldu. Şu anda da yurtdışındayım hatta evden 3 bin km uzaktayım. Bu hayatı ben kendim seçtim. Her durumdan aralıklarla uzaklaşmak isteyen bir yapım var. Ancak bunun çözüm olmadığını bi ton gezdikten sonra anladım. Kaçmak için yeni planlar yapmak yerine, kendine kaçmak zorunda hissetmeyeceğin bir hayat kurmalısın diye bir söz okudum, gerçekten durumumu çok net anlatıyor. Nereye gidersen git, kafandakilerle beraber gideceksin.
0
roket adam
(09.03.19)
(11)

Türk Edebiyatından neler okunmalı?

landho
Sb. Çocukluğumdan beri yabancı yazarları okuyorum. İngiliz, Alman ve Fransız Edebi örneklerine sarmaktan kendi edebiyatımızda geri kaldım. Kendimi bu konuda eksik hissediyorum. Açığı telafi etmek ve bunu yaparken de kanser olmamak istiyorum. Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Yusuf Atılgan, İhsan Oktay A
Sb. Çocukluğumdan beri yabancı yazarları okuyorum. İngiliz, Alman ve Fransız Edebi örneklerine sarmaktan kendi edebiyatımızda geri kaldım. Kendimi bu konuda eksik hissediyorum. Açığı telafi etmek ve bunu yaparken de kanser olmamak istiyorum.

Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Yusuf Atılgan, İhsan Oktay Anar, Hakan Günday, Murat Menteş, Murat Uyurkulak, Şule Gürbüz, Mina Urgan dışında öneri sunarsanız sevinirim. Yazarlar muhafazakar olmamalı.

Teşekkürler.
0
landho
(09.03.19)
Ahmet Hamdi Tanpınar
Yaşar Kemal
Murathan Mungan
Kemal Tahir
Tarik Buğra
Buket Uzuner
Sait Faik
0
Amaranta ursula
(09.03.19)
Tomris Uyar
Nilgün Marmara
Vüsat Obener
Sevgi Soysal
Bilge Karasu
Sait Faik
Vedat Türkali
0
old possum
(09.03.19)
Muhafazakar yazarlar, yazar değil mi?

Selim İleri
Ayfer Tunç
Vüs'at O. Bener
Adalet Ağaoğlu
Kemal Tahir
0
black holes in the sky
(09.03.19)
Latife Tekin
Oğuz Atay
Vüs'at O. Bener
Attila İlhan
Tezer Özlü
Vedat Türkali
Bilge Karasu
0
adivar
(09.03.19)
Orhan Pamuk
0
megalomaniac
(09.03.19)
Reşat Nuri güntekin - kan davası
0
windows95
(09.03.19)
@black holes in the sky, yazarlıklarına bir şey demiyorum. Ben sevmiyorum.

+Beirli bir kitap ismi önerisi de şükela olur. Mesela Yaşar Kemal okumamanın açlığını çekiyorum. Hangi kitabından başlanmalı gibi.
0
🌸landho
(09.03.19)
Orhan Kemal
0
bartholomew87
(09.03.19)
Valla ben Yasar Kemal' in ince kitaplarini okudum. Komple uzunlari kafamin rahat olacagi belirsiz bir tarihe erteliyorum:/
Bu sebeple kısalardan önerilerim:

Kuşlar da gitti
Tek kanatlı bir kuş
Ağrı Dağı Efsanesi
Teneke
Binboğalar Efsanesi
Hüyukteki Nar Ağacı
Yılanı Öldürseler
0
Amaranta ursula
(09.03.19)
hasan ali toptaş okunabilir. Sonra Ahmet Altan belki Ahmet Ümit.
0
iyi olmayan gececi
(09.03.19)
Yaşar Kemal:
İnce Memed
Dağın Öte Yüzü
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana

Adalet Ağaoğlu:
Dar Zamanlar Üçlemesi

Ferit Edgü:
Hakkari'de Bir Mevsim


Türk edebiyatından özellikle sevdiğim birkaç kitabı yazdım. Ayrıca İhsan Oktay Anar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve yukarıda bahsi geçen birçok yazarın da çok güzel eserleri var.
0
ruhen hastayim ben
(09.03.19)
(6)

seçici yeme/k bozukluğu

kantelem
seçici yeme bozukluğu veya seçici yemek alışkanlığı diye bir şey var(mış). ben yıllardır, özellikle sebze ağırlıklı, birçok şeyi yiyemiyorum: ıspanak, pırasa, kapuska, kabak, patlıcan, türlü v.s. bu yemeklerle aynı masada olunca bile midem bulanıyor. yine, özellikle, içerisinde pişmiş soğan olan hiç
seçici yeme bozukluğu veya seçici yemek alışkanlığı diye bir şey var(mış). ben yıllardır, özellikle sebze ağırlıklı, birçok şeyi yiyemiyorum: ıspanak, pırasa, kapuska, kabak, patlıcan, türlü v.s. bu yemeklerle aynı masada olunca bile midem bulanıyor. yine, özellikle, içerisinde pişmiş soğan olan hiçbir şey yiyemiyorum, midem bulanıyor. o kadar ki bunları ev halkı için satın almak dahi istemiyorum.

bu durum sağlığımı olumsuz etkilediği gibi sosyal hayatımı da olumsuz etkiliyor. tek taraflı besleniyorum ve bir davete/misafirliğe gideceğim zaman sıkıntı oluyor, ikram edilenleri yiyemeyeceğim diye.

bu konudan şikayetçi olan var mı çevrenizde? yani internette yazılanlara değil de deneyimlerini paylaşacak, yönlendirecek birilerine ihtiyacım var.
0
kantelem
(06.03.19)
Benim bu.

Doğuştan gelen bir şey, çok garip bir şey aynı zamanda. Sebebini hep merak ettim ama mantıklı bir şey bulamadım. Babam çocukken zorla ıspanak yedirirdi ve sürekli midem bulanırdı. Tavuk eti yiyemeyeceğimi ilk görüşte anlamıştım, sonrasında denedim ve yiyemedim. Birçok sebzeyi yiyemiyorum hala. Fakat şöyle de bir şey var, çocukken yiyemediğim bazı şeyleri farklı şekillerde yemeye başladım.

Mesela tavuğu bütün olarak yiyemiyorum ama tavuk döner yemeye başladım son zamanlarda. 30 yaşıma kadar hiç marul yememiştim sonradan deneyip tadını epey beğendim. Parça et yiyemem ama sucuk, sosis, salam yerim. Kıymayı lap diye koy yemem fakat lahmacun ve pidede yerim. Böyle garip bir durum.
0
sorumatik
(06.03.19)
Benzer durumdayım. Biberden tiksiniyorum mesela. İçinde biber olan yemeği hatta bibere temas eden bir şeyi yiyemiyorum. Yemekhanede her şeyi biberli yaptıkları için iş yerinde aç kalıyorum.

Et de yemiyorum. Sadece köfte o da her köfte değil, dışarda yiyemem mesela. Tavuğun sadece beyaz eti, ama onu da dışarda yiyemiyorum. Etin kokusundan da tiksiniyorum, hele sucuk kokusundan kusabilirim (bamya kokusundan da).

Zorlanıyorum evet. Çözümlerim şöyle: dışarıda nadiren yemek yerim. Arkadaşlarla gittiğimizde en azından bir çorba içer doyarım, ama bir ocak başına gitmem tabi, kokar. Mümkünse evde yiyip giderim. Evine gittiğim az insan var, onlar da ne yemediğimi bilir zaten. Protein için yumurta ve bakliyat tüketiyorum.
0
pati
(06.03.19)
Aynı dertten muzdaribim. Çekirdeği olan şeyleri yiyemiyorum. Tükettiğim sebze sayısı çok kısıtlıdır. Hani domates bile yemem. Neden bilmiyorum. Bazı şeyleri hiç tatmadığım halde yiyemiyorum mesela. Kokusundan, görünüşünden ya da dokusundan değil. Yiyesim gelmiyor, yesem midem almayacak biliyorum.

Alerjim var mı derseniz hiçbir şeye, hayır yok. Ona rağmen bazı şeyleri yemek ölüm maalesef benim için. Ben de çok zorlanıyorum bu durumdan. Yediğim şeyleri de çok fazla yiyemiyorum maalesef.
0
black holes in the sky
(06.03.19)
bazı yiyecekleri kötü koktuğu için yemedim, tadını da bilmem. karnıbahar mesela pişerken evden kaçarım, bamya asla yemedim. pırasa iğrenç kokuyor tadına maalesef baktım ama asla yemem. ıspanağı 3-5 sene öncesine kadar yerdim artık yemiyorum görüntüsünden tiksindim.

patlıcanı eskiden yemezdim artık severek yiyorum, pişmiş domatesli yemek de yiyemezdim artık yiyorum. bunun bir çözümü olduğunu sanmıyorum.
0
prasinos
(06.03.19)
Yetiştirilmeyle de alakalı. Annem çok iyi hamur işi ve et yemeği yapardı, her türlü sebze yemeğini ise fazla pişirdiğinden berbat olurdu. Ne oldu sonunda sebze yemeklerinin %90'ından tiksinir oldum. Gel zaman git zaman aşçı bir eşim oldu. Meğer bu sebze yemekleri mükemmel imiş doğru hazırlanınca onu gördüm. İğrenç falan değilmiş bunlar, kötü de kokmuyorlarmış aslında.

Ben asla tavuk yemezdim mesela eşim ısrar etti birinde beğenmezsen dökeceğim yemeği bir daha da yapmicam dedi. Yedim mükemmeldi tadı. Hiç öyle iyi bir tavuk yememiştim ömrümde. Gerçi sonradan vejetaryen oldum, şimdiyse veganım.

Yani öncelikle önyargıyı kırmak gerekiyor, sonrasında o sebzenin veya her neyse artık gerçekten iyi hazırlanmış bir halini tatmak gerekiyor.

Türkiye'de özellikle çoğu sebze yemeğini malesef fazla pişiriyoruz etli yaptığımız için, leş gibi oluyor. Veya çok yağlı, çok salçalı yapıyoruz, tadı kayboluyor. Profesyonel bir yerde deneyin paraya kıyıp bayılırsınız saydıklarınıza.
0
bos gezenin bos ustasi
(06.03.19)
dernek kuracak çoğunluğa yaklaştık. ilginç olan hiçbirimizin bu durumun çözümü için bir şey yapmamış olması sanırım. google aramalarında çözüm önerileri ve yönlendirmeler var ancak ben birebir sorununu çözen birisinin yönlendirmesini duymak isterim.
0
🌸kantelem
(06.03.19)
(25)

Ağır Dram Film

marul hirsizi
Önerilere açığım. sb
Önerilere açığım. sb
0
marul hirsizi
(28.02.19)
Incendies
0
kablelvuku
(28.02.19)
Biutiful
0
nothing in my way
(28.02.19)
Benim en çok ağladığım filmlerden ilk aklima gelenler:
Yeşil yol
Sarhoş atlar zamanı
Soraya' yı taşlamak
Mor yıllar
Cennetin rengi
0
Amaranta ursula
(28.02.19)
Manchester by the sea
0
black holes in the sky
(28.02.19)
Oldboy
(İzledikten sonra hayat anlamsız gelebilir)
0
gonion
(28.02.19)
Incendies çok fenadır tır çarpmışa dönersin bilgin olsun.
0
fırt
(28.02.19)
eşkıya
0
diffarentiationation
(28.02.19)
@all bunların hepsini izlemiştim halbuki
0
🌸marul hirsizi
(28.02.19)
Murder in the first?
Konu siradan ama isleyiş ve oyunculuk çok iyi.
0
Amaranta ursula
(28.02.19)
Jacob’s ladder
Mystic river
Gran torino
The road
Umut (Yılmaz Güney)
Sürü
Yol
0
cemallamec
(01.03.19)
intouchables
hachiko
shindler’s list
0
hocam
(01.03.19)
An American Crime
0
synax
(01.03.19)
oslo 31 august
0
sir gawain
(01.03.19)
hell or high water
0
hot potato
(01.03.19)
Gemide
0
paudi
(01.03.19)
Masumiyet
0
paudi
(01.03.19)
Empire of the sun
0
rakidabalikolsa
(01.03.19)
21 grams
Amores perros
0
rakidabalikolsa
(01.03.19)
requiem for a dream
0
zozjotejmnk
(01.03.19)
21 grams
Masumiyet - 1997
0
japon askeri
(01.03.19)
tabutta rövaşata.
0
onemoremile
(01.03.19)
Dünyanın orta yerinde aşk için ağlıyorum dram filmdir
0
basond
(01.03.19)
dear zachary a letter to a son about his father

çok fena. çok.
0
benaslinda
(01.03.19)
aşırı bilindik requiem for a dream'leri falan geçersek:
lilja 4-ever
christiane f.
rosetta
heaven knows what ilk aklıma gelenler.

beni ağlatabilen çok film yok sanırım ya. bunlar beni ağlatmadı ama en ağlağından vıcık vıcık dram hepsi. gerçi höstsonaten'deki monolog hariç beni ağlatabilen film sahnesi de yok hatırladığım kadarıyla.

bunlar haricinde gaspar noe filmleri var her biri bana travma yaşattı diyebileceğim, izlediğimde günlerce etkisinden çıkamadığım. millet utanmadan porno diye tanımlıyorduysa da love, izleyiciyi depresyona sokabilme ihtimali olan bir film. popüler gerçi, iyi ki popüler yazmayacağım dedim.
0
QweAsdZxc
(01.03.19)
(bkz: nelyubov)
www.imdb.com

ağlak dramdan öte can sıkıcı ve iç karartıcı.

sonradan aklıma geldi, daha popüler olan room var, o da yukarıdaki tanıma uyuyor.
www.imdb.com
0
Jux
(01.03.19)
(5)

insanlar listeleri neden seviyorlar?

Sour
onedio ve listelist ortaya çıkmadan önce konvansiyonel medyada da bu vardı. demin sözlük'te bir başlık görünce aklıma geldi. insanlar liste yapmayı veya okumayı seviyorlar neden seviyorlar acaba? istanbul'da yapılacak yüz şey, gidilecek 10 lokanta, herkesin hayatında olması gereken 5 hobi, dinlenmes
onedio ve listelist ortaya çıkmadan önce konvansiyonel medyada da bu vardı. demin sözlük'te bir başlık görünce aklıma geldi. insanlar liste yapmayı veya okumayı seviyorlar neden seviyorlar acaba? istanbul'da yapılacak yüz şey, gidilecek 10 lokanta, herkesin hayatında olması gereken 5 hobi, dinlenmesi gereken 100 eser, bilmeniz gereken 50 heykel, kaliteli yaşam için yapılması gerekenler vs vs. en eski tempo dergilerinde filan bile vardı.
0
Sour
(23.02.19)
Okunması gereken kitaplar mesela. Kişi bunu kendi öğrenmek istiyorsa ciddi efor sarf etmek zorunda. Ama listelerle is değişiyor. Ekşi'deki en iyi roman vs başlıkları bile buna dahil. Biri sizin için araştırmasını yapmış, genelgeçer bir liste oluşturmuş. Siz sadece linki acip en çok olsun beş dakikanızı ayirip hem işinize yarayacak şeyler öğreniyorsunuz, hem ücret odemiyorsunuz. Harcamadiginiz efor ve zaman yanınızda kar. Bunlar tabi ki hit getireceği için bahsettiğiniz siteler de o anlayışla kurulmuş zaten. Arz talep, fiyat performans gibi düşünün.

En cok gulunen on Tweet gibi şeyler fayda getirir mi, hayir. Onlar da vakit öldürmeye, can sıkıntısı gidermeye yarıyor işte. Hangi Aşkı Memnu karakterisin gibi testler de öyle.
0
black holes in the sky
(23.02.19)
bence listelemenin işi kolaylaştırdığı düşüncesi ve önem sırasını belirlediği için olabilir
0
krasich
(23.02.19)
İnsanlar listelerden çok iddialı başlıkları ve basit, kafa yormayan, bir şeyler okutmaktan çok bir şeyler gösteren içerikleri seviyorlar. Clickbaitin, galeri haber kavramının falan da bu kadar iş yapmasının sebebi de bu.
0
salihdt
(23.02.19)
Başarımın izlenebilmesi, takip edilebilmesinden duyulan haz ilgilerini çekiyor bence.
0
new day new life
(23.02.19)
En çok okunan yazarlarda da benzer bir durum var. (Yılmaz Özdil, Ahmet Hakan vs.) Basitlik, kısa ve öz anlatım, kolay anlaşılırlık. İnsanlar bilgiyi artık hap yutar gibi bir anda ve kısa sürede almak istiyor. Öncelikli sebep bu.
0
jepa
(24.02.19)
(1)

Üniversite Sınavına Farklı Bölümden Girmek?

pulsartgr
Merhaba,30 yaşındayım, üniversite sınavına milattan önce hazırlandığım için güncel bilgileri sormak istedim.Bir "eşit ağırlık" mezunu olarak, X (yabancı) dili ve edebiyatı bölümlerine girebilir miyim? Dil/sözel puanının hesaplanmasında dezavantaj oluşturan katsayı muhabbetleri halen var mıdır? Teşek
Merhaba,

30 yaşındayım, üniversite sınavına milattan önce hazırlandığım için güncel bilgileri sormak istedim.

Bir "eşit ağırlık" mezunu olarak, X (yabancı) dili ve edebiyatı bölümlerine girebilir miyim? Dil/sözel puanının hesaplanmasında dezavantaj oluşturan katsayı muhabbetleri halen var mıdır?

Teşekkür ederim.
0
pulsartgr
(10.02.19)
Katsayı kalktı. Girebilirsiniz sıkıntı yok
0
black holes in the sky
(10.02.19)
(3)

Bestesel Şiirler

Jeckson
Leylim Ley parçasının Sabahattin Ali şiiri olduğunu bilmiyordumhttps://siir.alternatifim.com/sair/sabahattin-ali/leylim-leyLakin sozlerine de bakinca bazi şiirlerin sanki bestelenmeye musait, ya da bestelenmek için yazildiği kaygisi on plandaymis gibi geliyor.Bu bir edebi teknik mi yoksa Sabahattin
Leylim Ley parçasının Sabahattin Ali şiiri olduğunu bilmiyordum

siir.alternatifim.com

Lakin sozlerine de bakinca bazi şiirlerin sanki bestelenmeye musait, ya da bestelenmek için yazildiği kaygisi on plandaymis gibi geliyor.

Bu bir edebi teknik mi yoksa Sabahattin Ali gibi bazi şairler bestelenmeye yönelik hususi şiir mi yaziyorlar?
0
Jeckson
(10.02.19)
(bkz: hece ölçüsü)
(bkz: kafiye)
0
ben demistim zaten
(10.02.19)
Hece ölçüsü ya da kafiye zorunluluk değil tabi ki ama önemli unsurlar bizim halk edebiyatına baktığınız zaman. Türkülerin, ninnilerin hepsinde hece ölçüsü ve uyak düzeni vardır ki ezberleyip bestelenmesi kolay olsun.

Aruzla yazılmış şiirler de besteleniyor, Dönülmez Akşamın Ufkundayım en bilinen örneklerdendir. Şiirin içindeki ahenk unsurlarıyla alakalı bir şey. Kafiye, ölçü, asonans, aliterasyon vs. bunlar sağlar şiirdeki musikiyi.

Nazım'ın, Attila İlhan'ın ölçü ya da siirin tamaminda yer alacak bir uyak duzeni gözetmeden yazdığı şiirler de besteleniyor. Örnekleri çok fazla zaten.
0
black holes in the sky
(10.02.19)
ikisi de mümkün ama sabahattin ali'nin öyle bir kaygıyla şiir yazdığını sanmıyorum çok emin olmasam da.

bestelenmeye yönelik yazan şairler de var elbet mesela vecdi bingöl sadettin kaynak bestelesin diye şiirler yazmıştır. ya da münir nurettin'in meşhur kalamış'ı behçet kemal tarafından münir beyin ısrarları üzerine yazılmıştır. bunun üzerine bir hatıraları da var şiirin nasıl yazıldığı üzerine.
0
nickimin hakkini veremedim
(10.02.19)
(4)

Çok fazla kitap okumuş birine hediye edilebilecek kitap önerisi?

dozerefendi06
Önerisi olan?
Önerisi olan?
0
dozerefendi06
(10.02.19)
Cennetin Doğusu
0
kablelvuku
(10.02.19)
ben genelde çok kitap okuyanlara prestij kitabı veya sınırlı özel baskı alıyorum.

arkadaşa sadık hidayet - kör baykuş kitabının resimli özel baskısını almıştım. çok sevmişti.
0
efreet sultan
(10.02.19)
Gülün Adı
0
black holes in the sky
(10.02.19)
cok fazla kitap okumus (ya da okuyan) birinin kitap zevki sekillenmis ve gelismistir. o yuzden roman almak riskli. dolayisiyla benim onerilerim:

1- o kisinin ilgi alanina giren (tarih, politika, toplum, inceleme) bi konudan, o konudaki onemli yazarlardan birinin kitabini almak.
2- referans kitabi almak. yani oturup bastan sona okuyacagi degil, merak ettiginde acip istegidi bilgiyi/ makaleyi okuyacagi bi kitap
3-bence en makbulu, kitap hediye ceki.
0
lamartin
(11.02.19)
(2)

Siirler ve Telif Haklari

colde cicek
Merhaba, bildigim kadariyla siirler telif haklarina tabi. Yasaya gore telif haklarina tabii siirlerin, bu korumadan cikip ozgurce kullanilabilmesi icin en aleniyet tarihinden itibaren 70 yil gecmesi gerekiyor. Ornegin Faruk Nafiz Camlibel han duvarlari siirini 1969 yilinda piyasaya surmus. Yani hala
Merhaba, bildigim kadariyla siirler telif haklarina tabi. Yasaya gore telif haklarina tabii siirlerin, bu korumadan cikip ozgurce kullanilabilmesi icin en aleniyet tarihinden itibaren 70 yil gecmesi gerekiyor. Ornegin Faruk Nafiz Camlibel han duvarlari siirini 1969 yilinda piyasaya surmus. Yani hala telif haklari mirascilarinda ya da bir tuzel kisilik elinde olmali. Ama bu siir youtube, internet sitesi gibi para kazandiran yerlerde ozgurce kullaniliyor. Ayni zamanda birden fazla kitap evi tarafindan basiliyor(yky, atlas ve daha once basan cesitli kuruluslar.)

Bir ornek daha veriyorum. (git: www.antoloji.com) Muhsin Unlu'nun bu siiri ' Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. ' uyarisiyla paylasiliyor diger bir cok siir gibi. Boyle bir site acmanin gunumuz dunyasinda belki de kitap basmaktan hicbir farki yok. Site gelir elde eden bir site ve siirleri keyiflerince kullaniyorlar.

Siir basta olmak uzere edebi eserlerin telif haklarinin neleri kapsadigini merak ediyorum. Bir muzik parcasinda kullanmak, bir blogda/sitede kullanmak, siiri okuyarak sahne almak ya da icerik olusturup satmak gibi eylemler hangi kanunlara dayanarak mumkun ya da yasaktir? Bir eserin telif sahibini nasil ogrenebiliriz? bu alanlarda bilgisi ya da yorumu olan herkesi okumak isterim, onlar yardimci olmak isterlerse.
0
colde cicek
(10.02.19)
o 70 yıl kişilerin yazdığı eserlerde geçerli değil. eser sahibi öldükten 70 yıl mı 100 yıl mı sonra ne... yani benim eserimin hakları ben öldükten 70 yıl sonrasına dek benim mirasçılarımda saklıdır.
0
alperz
(10.02.19)
Sanırım şiirin diğer edebi metinlere göre daha kısa olmasından kaynaklanıyor bu durum. E-book olarak her kitabı illegal da olsa bulmak kolay olmuyor ama şiir metnini gelip ekşi'ye bile birkaç dakikada yazabiliyorsunuz. Antoloji gibi sitelerde bazı şiirlerinde sadece bir kısmını verdikleri oluyor. Ya da yazarların kısa öykülerini bulmak o kadar da zor olmuyor. Bence müzik piyasası ya da film piyasasındaki kadar üzerine düşülen bir durum değil bu. Birincisi tanınan eser sahiplerinin hayatta olmaması önemli bir etken bence, bugün King Crimson bir tane şarkısını YouTube'da paylaştırmıyor. Filmleri paylaşmak daha zor YouTube'da zaten.

Yazarın ölümünden sonra yetmiş yıldır telif hakkı. Ocak ayında Sabahattin Ali'nin telif hakkı süresi bitti ve herkes onu yayınlamaya başladı. Ama Abdülhak Şinasi Hisar'ın eserleri mirasçılar arasında bir türlü paylaşılamadığı için uzun süredir basılmıyor.
0
black holes in the sky
(10.02.19)
(18)

yatalak anneme onun moralini bozmayacak şekilde davranıyorum ama...

Diken
ağlayıp dövünmediğimi, soğukkanlı tavırlar sergilediğimi gören akrabam beni duyarsız sanıyor. kendimi annemin yerine koyup düşünüyorum da ben yatağımdan kalkamadığım için evladım yanı başımda ağlasaydı içim daha fena parçalanırdı. kaldı ki annemin huyunu bilirim; o, geçmişte, beni başka nedenlerle a
ağlayıp dövünmediğimi, soğukkanlı tavırlar sergilediğimi gören akrabam beni duyarsız sanıyor. kendimi annemin yerine koyup düşünüyorum da ben yatağımdan kalkamadığım için evladım yanı başımda ağlasaydı içim daha fena parçalanırdı. kaldı ki annemin huyunu bilirim; o, geçmişte, beni başka nedenlerle ağlarken gördüğü zamanlarda çok üzülürdü. "sakın ağlama!" deyişleri hala aklımda. şimdi de ağlamama üzülür diye tahmin ediyorum. o yüzden hastalığı hakkında fazla konuşmamaya çalışıyorum. her şey yolundaymış gibi muhabbet ediyoruz, arada neşelensin diye maymunluklar/espriler yaptığım bile oluyor (çok değil tabii, arada) ve gülüyor. gülmesi benim için önemli. bu beni mutlu ediyor. ama içten içe "çocuğum halime neden üzülmüyor?" diye yanlış anlıyor mudur yoksa?

ameliyatından sonra annemin yanına gittiğimde, fazla konuşamadım. iç dünyamda acı vardı ama yansıtmak istemiyordum. sessizce öptüm, kolunu okşadım. yanında durdum. akrabam, bu davranışlarıma hayretler içinde bakıp, inceden kızgın ama çoğunlukla şaşkın bir ses tonuyla: "ne kadar da sakin karşıladın durumu!!" diye söylendi :(

ne yapmalıydım, şov mu?!

kaldı ki ben, duygularını gösterebilen biri değilim zaten. bazen gün içerisinde yalnız kaldığımda annemin durumunu hatırlayarak herkesten gizlice gözyaşı döktüğüm oluyor (en son bugün oldu mesela) ama etrafımda insanlar varken ağlamam kolay kolay. huyum bu.

ben mi anormalim? illa kendimi yerlere atarak hıçkıra hıçkıra ağlamam mı gerekiyordu?

sırf akrabam, benim "hayırlı bir evlat" olduğumu düşünsün diye şov mu yapmalıyım?

benim acım bana yetiyor, bir de milletin yargılarıyla uğraşıyorum :(

yoksa sakin tavırlarım sizce de mi anormal?
0
Diken
(06.02.19)
Valla herhangi bir anormallik göremedim ben; annenizi üzmeyecek şekilde davranmanızdan daha iyi ne olabilir? Kaldı ki o sizi gayet iyi tanıyordur ve akrabalarınızınkine benzer bir beklenti içinde değildir muhtemelen. Akrabalarla iletişimi minimuma indirmekte fayda var, mümkünse tabii. Gelmeden önce haber veriyorlarsa her taleplerini olumlu cevaplamayın. Sadece bir kez ve ciddiyetle, lafı uzatmalarına fırsat vermeden ve gerekirse onların yorumunu eleştirerek izahatta bulunun.

Kolaylıklar dilerim, annenize ve size.
0
tedirginlik hucresi
(07.02.19)
doğru olanı yapıyorsun. burada annen önemli. ki her anne de evladının ağlayıp dövünmesini istemez. emin ol yapsan daha da üzülür. milleti siktir et ne düşünürlerse düşünsünler. elalemin ağzı torba değil ki büzesin. salla geç.
0
tabirimekruh
(07.02.19)
Yemin ediyorum okurken çok sinirlendim. Her şeye söyleyecek bir lafı olan akrabalardan bizde de çok var, diğer türlü davransanız ona da bir kulp bulurlardı, Tolkien hayranı haklı. Hiç aklınıza takmayın, derdinizin içinde bir de onlarla yormayın kafanızı.
0
kobuzchu kiz
(07.02.19)
Hocam bu tarz durumlarda hastayla beraber hastaya bakan insan da çok yıpranıyor. Anneannem son altı ayını yatalak geçirmiş ve ömrünün son yedi sekiz senesinde Alzheimer ile mücadele etmek zorunda kalmıştı. Hiçbir şey konusmuyordu, ne acıktığını söylerdi ne susadığını. Dayimlar ve dedemlerle aynı binada yaşadığımız için annem ve yengem anneannemin bakımına çok yardımcı olurlardı ama dedem insanların yanında hayıflanmadan edemezdi. Bu şikayetçi olma durumu bir şeyi değiştirdi mi, hayır. İcten ice annem kizardi dedemin insanlarin yaninda boyle konusmasina ama bir sey demezdi.
Anneniz için en güzelini yapıyorsunuz bence. Bu tarz durumları yaşayanlar bilir hocam, hiç takilmayin. Ağzı olan konuşuyor. Umarım akrabaniz sürekli görmek zorunda kaldığınız biri değildir.
Annenize sağlık dilerim.
0
black holes in the sky
(07.02.19)
Tavrın normal ve doğru bence. Kendimi senin yerine koyunca iki çift laf etmek istedim o insanlara ki ben olsam kesin çenemi tutamaz ağızlarının payını verirdim. Ama duymazlıktan gelmek en iyisi, kendini böyle insanlar için yıpratma. Kolaylılar diliyorum.
0
Mossy
(07.02.19)
öyle emin bir ses tonuyla söylemişti ki o cümleyi, ben bile kendi hislerimi bildiğim halde bir süreliğine suçluluk duygusuna kapılmıştım. şimdi biraz rahatladım, herkese teşekkür ederim. ayrıca iyi dilekleriniz için de sağolun.
0
🌸Diken
(07.02.19)
Çok sinirlendim! Öncelikle kolaylıklar dilerim, allah şifa versin. Siz annenize gereken ihtimamı gösterdikten sonra kimseye laf düşmez! Kimse sizin kadar annenize üzülemez, düşünemez de. Siz güçlü olmak zorundasınız ve anneniz de bunu öyle görmeli. Ağlamak çok kolay, ama ya hasta bakımı? Ya onunla ilgilenirken sizin haliniz? yatalak bir hastanın ruhen ve bedenen bakımı çok zordur, ama inanın hayatta herşey geçiyor, geriye sadece vicdanınız kalıyor. Yorulduğunuzda lütfen bunu annenize hissettirmeyin, evet zor ama sizin bir öf demeniz bile kaybettikten sonra keşke daha özenli olsaydım diye içinizi kemirir. Sizin annenize sarılıp hatta dediğiniz gibi şakalar yapıp sonra canım annem iyi ki benimlesin gibi şeyler söylemeniz ona yeter, siz onun canının parçasısınız=( birine muhtaç olmak, hayatınızın başkasına bağlı olması çok zordur, şanslı ki sizin gibi bir evlâdı var. Eğer sizin vicdanınız rahatsa size akıl vermeye çalışan insanları tersleyin, ki bi daha boş konuşamasınlar. Annemi benden daha çok sevecek veya üzülecek düşünecek değilsiniz, o kadar! Gereksiz varlıkların gücünüzü emmesine izin vermeyin, Allah yardımcınız olsun.
0
mslny
(07.02.19)
öncelikle geçmiş olsun , bu süreç hayatınızın bir gerçeği olduğuna ve bunu yok sayamayacağınıza göre en doğrusunu yapıyorsunuz. anneniz de sizin içten içe ne kadar üzüldüğünüzün farkındadır ama bunu görmemesi en güzeli .
0
saklisecilmemis
(07.02.19)
Olgunluğunuzdan ötürü sizi takdir ediyorum. Siz neyin dogru oldugu biliyorsunuz bence, kafanızın karışmasına izin vermeyin. Annenize şifalar diliyorum. Sevgiler.
0
hepbiarayisicinde
(07.02.19)
Çok grçmiş oldun. Annrnizle ilişkinizi kimsenin yönlendirmesine müsaade etmeyin. Yanlış diye bir şey yok olamaz. Ben çok duygudal bi isan olduğum halde annemin yanında dediğiniz bu şeylerdrn dolayı ağlamamak için elimden gelen her şeyi yapardım. Bizi ğzgün görüncr daha çok üzülüyolar. O akrabanız boş kınuşmuş. Ben annemin ciddi operasyonlarında tüm akrabalarımla kavga etmiştin. Tavsiye ederim sonra kimsr çenesini açamıyor.
0
ruh i tibbiye
(07.02.19)
Çok afedersin akrabaların amk. Gereksiz bir oluşum. Bu zamana kadar bir işe yaradıklarını görmedim.
0
insomnia
(07.02.19)
acil şifalar diliyorum. iyi bir evlatsın, akrabaları boşver.
0
cikmaz sokaktan cikagelen cocuk
(07.02.19)
Anne evlat ilşkisi kendi kendini sürekli oluşturan ve yenileyen bir ilişki türüdür. Yaşayan bir bitki gibidir. Hiçbiri diğerine benzemez. Çünkü arada yalan yoktur. İki kişi de kendi gibi davranır. Biri x şekilde davrandığında diğeri y olduğunu bilir ya da bilmediğini fark eder. Yani simbiyotik ( birlikte var olan ve yaşayan) bir ilişkidir. Hayırlı bir evlat olmasanız bile bu o simbiyotik ilişkinin bir parçasıdır. Bence burada kutsal olan, bu ilişki nasıl olursa olsun içine yalan katmamaktır.
0
jeharfi
(07.02.19)
Geçmiş olsun
0
jeharfi
(07.02.19)
Elimden gelse bazi akrabalarimin üzerine benzin döküp yakarim :D

Sen takma milleti. Bizim millet aci, dram ve gözyasina bayilir. En dogrusunu yapiyorsun. Enerjini annene yardimci olabilmek icin sakla.
0
chitosan
(07.02.19)
geçmiş olsun, yaptıkları aşırı ayıp bi durum. sen yine aynı davranmaya devam et. napacaksın başında ağıt mı yakacaksın kadının ne tuhaf insanlar var!
0
hakyememyemekyerim
(07.02.19)
Akrabalardan uzak durun. Olmaz olsunlar, hep bi kulp bulurlar misyonları bu.
0
sacrilegious
(07.02.19)
Sen normalsin. Sana öyle diyenleri tersle cekinmeden. Annenin olmadığı bi ortamda, sizden daha fazla uzuluyorum ama annemin yanında bunu göstermek istemiyorum vs de. Daha sert de konuşabilirsin. Sinirlendim şimdi. Üzülme sen. Onlar ruh hastası gösteriş budalası
0
sen gibi
(08.02.19)
(2)

yeni dönem türk öykücülerinden iyi bir kitap önerisi lazım

adivar
Türk öykücülüğünü takip etmeye gayret ediyorum.Var mıdır öneriniz bu kitabı kesin okumalısın dediğiniz?Türker Ayyıldız - Şikeste nasıl?
Türk öykücülüğünü takip etmeye gayret ediyorum.

Var mıdır öneriniz bu kitabı kesin okumalısın dediğiniz?

Türker Ayyıldız - Şikeste nasıl?
0
adivar
(06.12.18)
Aykut Ertuğrul- İki Dünyanın Ustası

Melisa Kesmez- Bazen Bahar

Şule Gürbüz- Coşkuyla Ölmek
0
kullanıcı adı
(06.12.18)
Ayşegül Çelik
Ayfer Tunç
0
black holes in the sky
(07.12.18)
(18)

Öğretmenlikten istifa etmek

sylcn
merhaba ben 5 yıldır matematik öğretmeniyim. 1.5 yıldır kadrolu olarak çalışıyorum. hep öğretmen olma hayali ile buralara kadar geldim fakat mesleğimin 4. yılında aslında mutlu olmadığımı , okul ortamına ait olmadığımı hissettim. okulda aşırı yorulmam ve tüm günümü ve haftalarımı etkilemeye başladı
merhaba ben 5 yıldır matematik öğretmeniyim. 1.5 yıldır kadrolu olarak çalışıyorum. hep öğretmen olma hayali ile buralara kadar geldim fakat mesleğimin 4. yılında aslında mutlu olmadığımı , okul ortamına ait olmadığımı hissettim. okulda aşırı yorulmam ve tüm günümü ve haftalarımı etkilemeye başladı bu düşünce. çalışma hayatı fıtratıma uygun değilmiş hissi içindeyim. haftaiçi günlerin bana ait olmadığı düşünüyorum. haftasonunu gerçekten iple çekiyorum. madem mutlu değilim neden devam ediyorum ki ? bu süre zarfında nişanlandım ve evlendim. hatta 7 haftalık hamileyim ve eşim çalıştığım yere gelemiyor. bende onun yanına gidemiyorum. devletin sözleşmeli öğretmen politaksı bu şekilde.

eşimle ayrı kalmamak için , eşim ücretsiz izne ayrıldı ve çalıştığım yere geldik. 6 aylık bir süre için. burada geçici bi ev tuttuk. çok fazla eşya almadık aslında derdim eşya değil de içinde bulunduğumuz şartı anlatmak için. şuan tek maaaşla hem düğün taksitlerimizi diğer evimizdeki ve burdaki evin kiralarını ödüyoruz ve maddi olarak bi artımız yok. aslında eksiye de düşmüyoruz ama geçici bir evde halı bile şart ve evimiz halısız. kilimde yemek yemekten ve betona temas etmekten ,kış gelmeden hasta oldum.

lütfen yazımı şımarık,memnuniyetsiz biri olarak algılamayın. nasıl derin bir çıkmazdayım anlatamam. aslında bence bırakmalısınız gibi bir cümle kulmanızı beklediğimden değil de çalışan bir anne yada ev hanımı bir anne mi olmak iyidir ? yada bu düşünceler için bana önerebileceğiniz birşey var mı ?
0
sylcn
(13.10.18)
yakında sözleşmeliler kadroya geçebilir. o zaman pişman olursun. çok yoruluyorsan 21 saate gir. hatta tayin zamanı küçük bir okula gidip daha rahat edersin. hormonların mı değişti ne oldu? geçici bunlar. sakın bırakma mesleğini.
0
ya ben lan neyse
(13.10.18)
sevgili sylcn

1 esin calisacak bir şekilde başka bi iş bulsun calissin
2 okul rahattır zaten dogum izni vs. alacaksın sakin ol sakın istifa etme
3 aileler ne durumda bilmiyorum ama biraz ev esyası vs. ailenizden yardım isteyin
evin birini de kapatın

yoksa isler zor
cocugu doguracaksan birikim şart
0
kingcyrax
(13.10.18)
Çalışmayıp ne yapacaksın pardon da? Her insanın bir mesleği ve işi olmalı bu hayatta.

Çalışmak benim fıtratıma uygun değilmiş ne demektir yaw. Dilencilik mi yapacaksın? Koca parası yiyip boş bir hayat mı geçireceksin? İnsanlara bağımlı yaşamaktan daha boktan bir hayat düşünemiyorum şahsen.

Düzen kurmadan evlenmek ve çocuk yapmak bence fıtratınıza uygun değilmiş.
0
bos gezenin bos ustasi
(13.10.18)
Öncelikle ev ayakkabısı ya da terlik al halıdan daha ucuz
Düğün taksidi konusunda bir şey diyemiyorum keşke yapmasaymışsınız
Eşinizin çalışması gerek anneniz yanınızda dursun.
Bu söylediklerinizin hepsi düşünmeden hareket etmek yüzünden oluyor.
Paran yok düğün yapıyorsun taksidi bitmeden çocuk, anlamam mümkün değil.
İşinizden ayrılmayın çünkü diğer çalışma hayatı çok daha zor ve çetrefilli, çalışmayan anne/ ev kadının nasıl hayatta gerilediğini görmüş bir insanım tavsiye etmem. Eşinizin avcuna bakmayın. O gün gelir ayrılmak ister pişman olursunuz. Çalışma hayatı bok gibi ama herkes için bok gibi ve kimse de mutlu değil. Mutluluğu çalışma haytında değil dışarda arayın.
0
fasulyek
(13.10.18)
Çocuk bekliyorsanız riskli biraz, bırakmayın. Biraz sıkın dişinizi derim en azından çocuk büyüyene kadar. Zaten izne ayrılacaksınız çocuk doğunca, belki fikriniz değişir. Hayatınıza çok büyük bir değişiklik katacak zaten. Devam edin derim, olmazsa en azından çocuğunuz için bırakmış olursunuz.
0
black holes in the sky
(13.10.18)
Mesele yorulmaksa, öğretmenlik dışında yapacağınız işlerin koşulları öğretmenlikten çok çok daha ağır gelir. Bunun dışında içinde bulunduğunuz koşullarda neler yapılabileceğini yukarıda arkadaşlar söylemişler.

Ev hanımı olmak, kendinizin eve bir şeyler katamaması bir süreç sonrasında sizi üzebilir daha doğrusu kendinizi kısıtlı hissetmenize neden olabilir.
0
biravekahve
(13.10.18)
hocam işin olduğuna şükret diyorum ben. öğretmen isen çok bir alternatifin de yoktur. hani mühendis olsan falan derim ki biraz ara verirsin olmazsa tekrar bir şekilde başka bir yerde başlarsın. ama sırada atanmayı bekleyen binlerce öğretmen varken ilerde ah vah ettiğinde çok geç olabilir. bu sebeple devam. ekmek parası bu.

yorulacağız, ayrı kalacağız, bıkacağız belki ama hepsi geçiyor inan. hatta bunlardan sonra daha güçlü oluyor insan.
0
giovanne
(14.10.18)
çalışmak kimsenin fıtratına uygun değil. okul hayatı zor geliyorsa ki öğretmenliğe çok acayip sevmiyorsanız gayet normal, özel derse kaymaya çalışabilirsin. lisede bana özel derse gelen bir hoca vardı. endüstri mühendisliği bitirmesine rağmen geçimini özel ders vererek sağlıyordu. iş saatleri daha uygun olur. tabii ki bir anda değil de kademelili yaparsanız açıkta kalmazsınız.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(14.10.18)
bence özel dersten dolayı matematik en şanslı öğretmenlik branşı. istifa edecekseniz de özel ders vererek gelir elde edebilirsiniz. okul ortamından sıkıldığınızı söylemişsiniz, belki o şekilde ders vermek daha iyi gelir. ben maddi olarak sıkışıksam okulla beraber yapmayı düşünürdüm hatta.
0
centrolenidae
(14.10.18)
Hiç özel sektör görmemişsiniz herhalde. Düzen durmadan düğün yapıp çocuk yapmak nedendir, neyinize güveniyorsunuz hiç bilmiyorum. Doğacak çocuğa yazık etmeyin ve mesleğinizi layıkıyla yapmaya çalışın lütfen.
0
mutlusismankedi2015
(14.10.18)
birincisi istifa etmemen en sağlıklı olanı. ikincisi ise bu kadar zorluğa rağmen, evlilik müessesini devam ettirmeniz. eşiniz değerinizi bilmeli.
0
iwilldiealone
(14.10.18)
herkes çalışacak diye bir kural yok ama
1- hala taksit ödüyorsanız demek eşiniz de çok dolmuş taşmış bir insan değil. e şimdi hamilesiniz zaten, bu bebeğe nasıl bakacaksınız o kadar borçla filan? halı alamıyorken?
2. dönemin sonuna doğru doğum iznine ayrılabiliyorsunuz.
o kadar sıkıldıysanız doğum iznini doğumdan önce 8 sonra 8 hafta, sonra da ücretsiz olacak şekilde alın madem. 1.5 yıl filan yapıyor bu kocaman bir süre. bol bol düşünürsünüz. oradaki evi de kapatırsınız eşinizin yanına gidersiniz.
2- hadi istifa ettiniz. gerçekten alternatif evde oturmak mı? dediğim gibi geçinebilecek misiniz bebekle ve borçla? çalışacak olsanız öğretmen olarak devlette çalışmaktan daha "kebap" iş maalesef yok şu anda memlekette. eşinizin işi garanti mi? ve diyelim ki o da sıkıldı işinden ne olacak? pişman oldunuz, atanabilecke misiniz tekrar? kanunu ne bunun?
3- hep akademisyen olmayı hayal etmiştim, sırf bunun için temel bilim okudum, bunun için y.dışında doktora yaptım vs. ama benim de hiç hayal ettiğim şekilde olmadı. yani kariyer değiştirmek çok normal ve "tanıdık" geliyor bana. ama bırakıp ev hanımı olmak biraz cüratkar hele hele bu kadar yeni evliyken, borçluyken, memleket bu haldeyken...bilemiyorum. elbette çok mutsuzsanız sizin bileceğiniz iş de; şu an halı yok diye hastasınız (en azındna siz kfanızda ona bağlamışsınız) yarın para sıkıntısından çocuğu istediğiniz bir okula filan gönderemezseniz daha büyük hasta olabilirsiniz. Ama derseniz ki yok asıl mutsuz bir anne olarak çocuk yetiştirirsem benim için daha büyük bir sorun, eşime de sonsuz güveniyorum. Atanmak için deliren binler var.
0
niye ama
(14.10.18)
dışarda daha mutlu bir hayat yok. benzer zorlukları her sektörde yaşarsınız.

belli başlı şeylere canınız sıkılmış anlaşılan bunların hepsini mesleğe yüklemeyin bir anda. dönemsel sorunlar +1
0
dedim dedim de kime dedim
(14.10.18)
bir kadının ev hanımlığını tercih etmeyi aklına getirmesi bile erkeğe yapılmış bir saygısızlık bence. çalışmak herkes için zor. eşiniz çalışmalı. sizin de mesleği bırakmamanızı tavsiye ederim.
0
srdr
(14.10.18)
Yorumlar bomboş. En iyisini sen bilirsin biz dwgil. Ben de matematik ogretmeniydim ancak bana gore cekilir dert degil. Sevdigim isi yapiyorum su an.
0
imelih
(14.10.18)
Senelerdir eşime bağımlıyım o kadar zor ki; anlatamam. Ona doğum günü hediyesi için hep ablamdan borç alırdım. Anneme hediye almak için ondan para isterdim. Azıcık para kazandım geçenlerde yeminle cennet bu olmali. Tüm yorgunluğum uçtu gitti. Evde de boş durmuyorsun zaten sürekli iş çıkıyor ama hiç göze görünmüyor.
0
for day to break
(14.10.18)
okumuş insan olarak çocuk bakıcılığı yapın.
0
fatih baker
(14.10.18)
Evlendim çocuguuda koydum daha be çalışıcam ki yaaa.....
0
paudi
(14.10.18)
(7)

Ahmet Ümit

levent bilgen
Edebî kimliği, yazarlığı, romanları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Edebî kimliği, yazarlığı, romanları hakkında ne düşünüyorsunuz?
0
levent bilgen
(09.10.18)
Polisiye yazan herkesi sevdiğim gibi onu da seviyorum ama son dönem eserleri hep birbirinin tekrarı, o beni üzüyor. Yani bi Patasana'ya ne bileyim Kavim'e bakıyorum bir de Kırlangıç Çığlığı'na bakıyorum, muazzam farklılıklar var, kitabın 50. sayfasına gelmeden tüm kurguyu çözebiliyorsun, bir önceki kitabın kopyası neredeyse, biraz yazayım da para kazanayım kaygısıyla yapılmış gibi.
0
angelus
(09.10.18)
Kitapları birbirine benzemeye başladı. Ben de severek okurdum, patasana en efsane kitabıydı ama sonu mesela fiyasko. Bir de kitaplarına tarihten geçmişten bir şeyler katması güzel oluyor. Eskiye oranla beğenmesem de okumaya devam ediyorum.
0
eylul
(09.10.18)
kitaplarının tümünü okudum. kötü birine benzemiyor. kitapları da hoş. edebi yönü güzel(bence).
0
lata
(09.10.18)
Hikayelerini okudum. Üç beş sayfada anlatılan polisiye hikayenin pek bir heyecanı olmuyor fakat güzel. Dili kullanımı kötü değil. Çeviri, ne idüğü belirsiz polisiye okuyacağıma kendisini tercih ederim.
0
black holes in the sky
(09.10.18)
Çok iyi başladığını, Ninatta'nın Bileziği'nden sonra ise bir düşüşe geçtiğini düşünüyorum.
0
buf-e kür
(09.10.18)
Polisiye romanları sevdiğim için seviyorum. Ancak pek çok yabancı polisiye roman edebi olarak Ahmet Ümit romanlarından kurgusal açıdan daha güzel. Ben de işin içinde yerel motifleri kullanmasını, biraz tarih, biraz lokasyon bilgisi vermesini seviyorum. Pozitifim yani.
0
SiyamkedisiZorro
(09.10.18)
Son kitabı çok aceleye gelmiş belli.
Ayrıca birde "kadim" kelimesini çok fazla kullanıyor.
Birde kitapların kurguları birbirine benziyor.
Spoiler
vermek gibi olmasın ama mutlaka en yakınlardan çıkacak o katil. Kavimde de böyleydi, İstanbul hatırasında da, son kitabında da ..
0
etna
(09.10.18)
(1)

outlook posta

alwayschargeneverbend
odaklanmış ve diğer sekmelerini neye göre ayırıyor? bir de sizde de gmail'den kat kat daha yavaş bir site mi ?
odaklanmış ve diğer sekmelerini neye göre ayırıyor?

bir de sizde de gmail'den kat kat daha yavaş bir site mi ?
0
alwayschargeneverbend
(07.10.18)
Kurumsal mailleri diğere atıyor bende. Ama bir sefer kişisel bir mail hesabından geleni de diğere attı. Ama kitapyurdundan vs gelerek sürekli odaklanmış klasöre atıyor.
0
black holes in the sky
(07.10.18)
(13)

Bunu okumadan ölme diyeceğiniz kitap

redcat
Bunu okumadan ölme diyeceğiniz kitaplar var mı? İngilizce de olabilir, tavsiyelerinizi bekliyorum. Teşekkürler.
Bunu okumadan ölme diyeceğiniz kitaplar var mı? İngilizce de olabilir, tavsiyelerinizi bekliyorum. Teşekkürler.
0
redcat
(06.10.18)
henüz okumadım ama : Akış-Mutluluk Bilimi Yazar: Mihaly Csikszentmihalyi

www.dr.com.tr
0
probiyotik
(06.10.18)
Albert Camus, Yabancı
0
helena
(06.10.18)
çalıkuşu( r.nuri güntekin) bu benim kişisel favorim aslında, beni çok etkiliyor, her okuyuşumda kitabın içindeymişim gibi hissediyorum.
atatürk'ün de en sevdiği kitaplardan biridir derler.

kırmızı pazartesi.(g.g. marquez) çünkü kitap toplumun(en azından bazılarının) nasıl bir şey olduğunu gerçekçi bir şekilde ortaya koyuyor.

koleksiyoncu. (john fowles) okuduğumda beni çok etkilemişti. aslında aynı olay anlatılıyor ama bakış açıları...

puslu kıtalar atlası (i.oktay anar) görsel şölen, muhteşem bir anlatım (başka bir şey söylemem)
0
gadjodilo
(06.10.18)
Madde 22
Vakıf serisi
Kaplan! Kaplan!
0
kobuzchu kiz
(06.10.18)
yüzyıllık yalnızlık. çok fazla kitap okuyan biri değilim ama okuduklarım arasında beni bu denli etkiliyeni olmadı. daha sonra marquez'in kolera günlerinde aşk'ını ve kırmızı pazartesi'sini okudum. kolera günlerinde aşk'ı okumak çok sıkıcıydı ama bitirdiğimde hikayeden aşırı etkilenmiştim, kırmızı pazartesi de o kadar etkileyici gelmedi ama ana fikri çok güzel gelmişti onun da. yine de yüzyıllık yalnızlık'ın tadı ayrı.
0
semaforo de medianoche
(06.10.18)
Okumadan ölme diyemem tabii, fakat vedat türkali ve orhan pamuk kitaplarını okurken aşırı keyif alıyorum.
0
biravekahve
(06.10.18)
Karamazov kardeşler, Suç ve ceza, Budala, Ölüler evinden anılar - Dostoyevski
Gazap Üzümleri - Steinbeck (yeni bitirdim, harikulade bir tat bıraktı)
Germinal - Emile Zola

Aklıma gelenler bunlar şimdilik.
0
farabi
(06.10.18)
* Kıyamet sonrası istersen Dmitry Glukhovsky' nin Metro Serisi,

*Fantazi istersen Lovecraft' tan Deliliğin Dağlarında ( O kadar kitap okudum da beni içine hapseden ve keşke devamı olsaydı dedirten sadece bu kitap oldu. Yazarın diğer kitapları bunun yanına bile yaklaşamaz gözümde)

*Suç, polisiye istersen Heinrich Böll' den Katharina Blum' un Çiğnenen Onuru

* Bilimkurgu istersen Stanislaw Lem' den Solaris, John Scalzi' den Yaşlı Adamın Savaşı, Hayalet Tugay, Son Koloni üçlemesi

* Distopya istersen George Orwell' dan 1984
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(06.10.18)
Dino Buzzati - Tatar Çölü.
0
ravenclaw
(06.10.18)
Vakıf serisi
Ender oyunları 1. Kitap.
Dune serisi
Sandman serisi
Y son erkek
Hakkaride bir mevsim
0
kablelvuku
(06.10.18)
Martin Eden
Huzur
0
black holes in the sky
(06.10.18)
cengiz aytmatov kitapları
0
wilhelmwasmuss
(06.10.18)
irvin yalom nietzsche ağladığında
0
lata
(06.10.18)
(4)

Kitaplar & Filmler

levent bilgen
1)Kitlelerin üzerinde kitapların mı yoksa filmlerin mi daha fazla etkisi var?2)Hangisi insana daha fazla temas eder ve düşüncelerini etkiler?3)1 yıl boyunca izlediğiniz filmler mi yoksa okuduğunuz kitaplar mı sayıca daha fazla oluyor?4)Her iki türde de üzerinizde en çok etki bırakmış eserlerden hang
1)Kitlelerin üzerinde kitapların mı yoksa filmlerin mi daha fazla etkisi var?

2)Hangisi insana daha fazla temas eder ve düşüncelerini etkiler?

3)1 yıl boyunca izlediğiniz filmler mi yoksa okuduğunuz kitaplar mı sayıca daha fazla oluyor?

4)Her iki türde de üzerinizde en çok etki bırakmış eserlerden hangisi ağır basıyor?

5)Hangisini tercih etmek ve deneyimlemek size daha güzel geliyor?
0
levent bilgen
(26.09.18)
1- filmler
2- kitaplar
3- maalesef filmler
4- Kitaplar / buna kesin bir örnek veremeyeceğim ama dostoyevski eserleri genelde
5- kitap okumak
0
westblack
(26.09.18)
-Günümüzde filmlerin daha fazla etkisi var bence. Görsellik çok işlevsel artık.
-Hiçbir filmden sevdiğim bir kitaptaki kadar etkilenmediğim için kitap.
-Yakındır baya ama film biraz daha fazladır. Bazı dönemlerde kitap okuyasım hiç olmuyor.
-Kitap daha ağır basıyor. Filmlere karşı olan sevgim genelde hayranlık tarzında oluyor. Yani sevdiğim bir film izlerken "ulan helal olsun şahane film yapmışlar" şeklinde sürekli birilerini takdir ediyorum. Kitap ise zaten duygularıma temas etmiş, beni içine almış oluyor.
-İyi bir kitap okumaktan daha çok zevk alırım. Kitabın içinde kaybolup zaman mevhumunu unutmak vs vs.
0
ravenclaw
(26.09.18)
1- Filmler çünkü kitaba göre daha fazla insana ulaşıyorlar.
2- Benim için kitap.
3- Kitap daha fazladır ama çok bir fark yoktur aralarında.
4- Kitap. Eğer okuduğum bir kitap sinemaya uyarlanmışsa ve hem kitabı okuyup hem filmi izlemişsem filmden asla kitap kadar etkilenmiyorum mesela.
5- Kitap.
0
ms brownstone
(26.09.18)
1. Filmler. İnsanlar film izlemeyi daha eğlenceli bir aktivite olarak görüyor.
2. Kitaplar. Bir roman karakteriyle bağ kurmak bir film karakteriyle bağ kurmaktan daha kolay bence.
3. Kitaplar.
4. Kitapların. Sevdiğim filmlerin çoğunun kitabı var zaten ki onları da alıp okurum.
5. Kitap.
0
black holes in the sky
(26.09.18)
(13)

Tiyatroya gitmek pahalı mı

hz emreyiz
Bir baba hamlet 1 ekim ankara. Bilet fiyatları biletixte 60-80 arası değişiyor.Uzun zamandır gitmemiştim eskiden böyle değildi sanki? Kurlar buraya da mı vurdu?
Bir baba hamlet 1 ekim ankara. Bilet fiyatları biletixte 60-80 arası değişiyor.
Uzun zamandır gitmemiştim eskiden böyle değildi sanki? Kurlar buraya da mı vurdu?
0
hz emreyiz
(25.09.18)
kesinlikle pahalı.birde o fiyatların üstüne hizmet bedeli ve pdf basım bedeli gibi saçma bedeller ekliyorlar oluyor sana 100lira 1 bilet.bu konuda çok doluyum
0
toprakbaba
(25.09.18)
Pahali. Sinema 20tl.

Edit: Evet sinema ile kiyaslamak mantiksiz ama tuketici tarafindan bakarak gayet de kiyaslanabilir.
0
stavro
(25.09.18)
Hem pahalı hem bilet bulunmuyor bu isin ekonomisini bizzat yasamis birisinden dinlemek isterdim
Basrol ciddi paralar aliyorsa dizinin ekmegini burada da yerim diyorsa agir konusmak istiyorum
0
dediigimgibi
(25.09.18)
devlet tiyatroları ucuz, diğerleri ise maalesef pahalı ama sinema ile kıyaslamak saçma olur.
0
captainmrg
(25.09.18)
Bu tarz oyunlar ki özellikle bilindik kişiler varsa, Genco Erkal, Erdal Beşikçioğlu, gibi tuzlu oluyor ne yazık ki. Devlet tiyatrolarındaki her oyun da kaliteli olmuyor maalesef. Yine siz değişiklik olsun, güzel vakit geçireyim ve pahalıya gelmesin derseniz devlet tiyatrolarını tercih edin.
0
black holes in the sky
(25.09.18)
Ozel tiyatrolar hep boyleydi. Devlet +1
0
superfluid
(25.09.18)
Tiyatro ne yazık ki niş bir sektör bizde. Niş sektörler hiç ucuz olmaz çünkü kemik alıcısı vardır ve sektör yürüsün diye tüm maliyet onlar üzerine yüklenir. Ne kadar yayılırsa kişi başı maliyet o kadar azalır. Çok rağbet görmediği için de pahalı kalıyor.

Yalnız tiyatro canlı performans sanatı, belirli ölçüde pahalı olmasını normal karşılamak lazım. Bizdeki alım gücünün düşüklüğünü de göz önünde bulundurunca pahalı geliyor ama bu demek değil ki o oyunlar zengin ediyor birilerini.
0
Bruce
(25.09.18)
Devlet tiyatrosu+1
40-50 oyun izlemisimdir devlette. 8-10 liraya 2 saat canlı performans izlemek oyun kötü olsa dahi bence parasının karşılığını misliyle veriyor. İyi oyunlar zaten arşa çıkartır keyiften.
0
karacigerim vur kadehlere
(25.09.18)
Geçen sezon 10 kez devlet/şehir tiyatrolarına gittiysem sadece 1 kez özel tiyatroya gidebildim, onu da arkadaşım ödemişti zaten :)) üstelik öğrenci bileti alıyoruz. Çok pahalı gerçekten.
0
turuncu tonlarda
(26.09.18)
10 dolara tiyatro bileti muhtemelen dünyanın en ucuzu falandır. tiyatro pahalı değil, biz fakiriz.
0
babilbaligi
(26.09.18)
Oyun güzel git yahu pişman olmazsın
0
kedimbitmis
(26.09.18)
www.grupanya.com

pahalı ama fırsatları takip etmekte fayda var.
0
karamell
(27.09.18)
şunu okumanızı tavsiye ederim.

www.birgun.net

salon yoksa salon kirası ve dekor için depo kirası, salon varsa oyun olmadığı günlerde de sezon bittikten sonra da ödenmesi gereken sabit giderler, vergi, oyunun yazarına her gösterim başı telif, dekoru taşıma, depolama, yönetmen, asistanlar, rejide görev alan herkes ve oyuncular arasında bölüşülüyor. özel tiyatroların çoğu devletten ödenek alamadığı için bu maliyetlerin hepsini bilet fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyor.
0
patiska
(29.09.18)
(13)

Harry Potter serisinden hoşlanmamak

monogram
Selamlar,Harry Potter roman serisinden hoşlanmayan var mı aranızda? Varsa sebepleri ile paylaşabilir misiniz?Teşekkürler.
Selamlar,

Harry Potter roman serisinden hoşlanmayan var mı aranızda? Varsa sebepleri ile paylaşabilir misiniz?

Teşekkürler.
0
monogram
(25.09.18)
hoşlanmama demeyelim de hiç ilgimi çekmedi.
"lan bu neymiş acaba" diye bir sahnesini dahi izlemedim.
kitaplarının bir yaprağını bile okumadım.

yüzüklerin efendisi çocuğuyuz biz :)
0
teritori
(25.09.18)
Harry Potter karakteri dışında kimseyi bilmem. izlemedim, kitaplarını okumadım. hiç ilgimi çekmedi cidden.
0
teknikekip
(25.09.18)
teritori +1

bana hep çocukça gelmişti hala da öyle gelir. harry potter ve voldemort dışında hiçbir karakterini bilmem.
0
jugador
(25.09.18)
Seriye bayılıyorum. Nedense Yüzüklerin Efendisi'ni çok seven biri Harry Potter'a burun kıvırabiliyor. Yakın bir arkadaşım da pek sevmez Harry Potter'ı. O da Yüzüklerin Efendisi hastası çünkü :(
0
m e b
(25.09.18)
ben de "harry potter" dendiği vakit "yüzüklerin efendisi"nden bahsedilmesini anlayamıyorum hala. sürekli bir lotr serisiyle kıyaslama var. ikisinin birbirinden farklı ve biricik olduklarını ne zaman algılayabileceğiz acaba? neden bir seri, başka bir seriyle kıyaslanmak zorunda? yüzüklerin efendisi ile harry potter'ın ne alakası var?

harry potter'ı neden sevmiyorsun'un cevabı, yüzüklerin efendisi'ni seviyorum olmamalı. edebi dilinden-üslubundan, karakter gelişiminden, kurgusundan bahsedebilirsin anca.
0
nice tnetennba
(25.09.18)
Fantastik, gerçeküstü ve hayata dair bir şeyler söylemeyen hiçbir tür ilgimi çekmiyor.
0
levent bilgen
(25.09.18)
çocukça geliyor. fantastik dünyası da bence yeterince geniş değil.
0
insan opusen hayvandir
(25.09.18)
Aslında "ikisi de birbiriyle alakasız" demek edebi açıdan çok da gerçekçi değil zira "monomyth/ hero's journey" şemasını takip ettikleri için temelde aynı kavramları ele alıyor ikisi de (keza Star Wars da veya Matrix de öyle). Ben de Harry Potter'ı 25-26 yaşından sonra okudum ilk defa, daha önce çok burun kıvırırdım. İnsanın fikri değişebiliyor.

Ama ablam veya en yakın arkadaşımı hiç sarmadı mesela. (LOTR da, Star Wars da, Harry Potter da sarmadı onları yani)

Aradaki fark LOTR'in üst seviye bir entelektüel anlayış gerektiriyormuş gibi, Harry Potter'ın ise basit sihirli mihirli çocuk romanı olduğu şeklinde sunulması yatıyor olabilir diye düşünüyorum.
0
sopiro
(25.09.18)
ben lotr daha çok seviyorum ama harry potter da çok seviyorum. harry potter'ı sevenler genelde 10-20 yaşları arasında kitapları okumuş ya da filmleri izlemiş ve tüm çocukluğu-ergenliği bu seriyle geçmiş insanlar. benim şansıma lotr de o zamanıma denk geldi filmin çıkışıyla beraber, ikisini birlikte çok sever oldum. büyüdükçe lotr evrenine diğer kitaplarla dahil oldum evrenin derinliğini ve altmetinleri hakkında daha çok fikir sahibi oldum; haliyle biraz daha oraya kaydım ama harry potter da tüm çocukluğumu hatırlatıyor bana, o an okurken aldığım zevkin tadı hala damağımda, hala da açıp okurum.

genel kanı açısından ise sopiro +1, lotr sevince fularlı entel harry potter sevince ergen fanboy/fangirl olacağını düşünenler kendini harry potter'dan sıyırmaya çalışıyor.
0
Bruce
(25.09.18)
En sevdiğim tür fantastik kurgu diyebilirim. fantastik kitapları severim, oyunları, filmleri bu türe ait neredeyse her şeyi...

Fakat Harry Potter sevmiyorum. Bana nedense çok çocuksu geliyor. Belki bu seri çocuk olduğum dönemlere denk gelseydi sevebilirdim. içinde özdeşleşebileceğim bir karakter barındırmıyor. o yüzden sevmiyorum sanırım.
0
draconas
(25.09.18)
sırf izlemiş olmak için izledik ama çok da ilgimizi çekmedi açıkçası vakit geçirdik oldu bitti bizim için sorsan hatırlamam sahnelerini bir LOTR değil kesinlikle.
0
basond
(25.09.18)
fantastik filmleri, kitapları ilk anda sevdim sevdim sev(e)mediysem bir daha asla seyredemiyor/okuyamıyorum. sıkılıyorum. harry potter serisi de sıkıldıklarımdan.
0
naksidil
(25.09.18)
Fantastik filmleri bile çok sevmzken ve okunacak o kadar kitap varken sanırım yedi ciltlik bir seriye vakit ayırmayı çok istemedim.
Hem bana hep şöyle gelir, HP'yi insanlar hep küçükken okumuş etmiş, filmlerini izlemiş hatta aynı evrendeki filmleri kazık kadar insanlar hala heyecanla bekliyor içinde hepimizin tanıdığı karakterler olmamasına rağmen.
0
black holes in the sky
(25.09.18)
(17)

Ayda kaç kitap okuyorsunuz yada kaç sayfa ?

tociess
Sb
Sb
0
tociess
(21.09.18)
Sifir. Kitap okumaya karsiyim.
0
stavro
(21.09.18)
ortalama 1.

edit: niye tiklemedin ki? tuhaf
0
cedex
(21.09.18)
Haftada bir veya iki tane okurum normal şartlarda. Tatildeysem daha fazla.
0
sopiro
(21.09.18)
çok gezen bilir olm.
0
Tears of Devil
(21.09.18)
Okumuyorum
0
Drakath
(21.09.18)
Haftada bir okumaya gayret ederim.
0
black holes in the sky
(21.09.18)
her ay aynı performans olmuyor. bazen bir şeye merak salıyorum makine gibi o dönem onunla ilgili şeyler okuyorum. misal latin edebiyatı; llosa, allende, fuentes, galeano... ne varsa okuyayım diye yardırıyorum ayda ortalama 4 kitabı buluyorum 2-3 ay boyunca. sonra ilgim başka şeylere kayıyor o 2-3 ayda toplam 2 kitap anca okuyorum.

ama yıllık okuduğum kitap sayısını 15-18 civarı oluyor. ayda 1,5 ortalama diyebiliriz.
0
godsparticle
(21.09.18)
günde 50-150 sayfa. değişiyor. ortalama uzunlukta desek ayda 3-4 kitap eder.
0
nickimin hakkini veremedim
(21.09.18)
9 ayda 41 olmuş.
0
mavibalık
(21.09.18)
Düzenli bir aralığı yok. Temmuz ve ağustosta 7 kitap bitirdim ondan önce 1 yıl elimi bile sürmemiştim.
0
nrn
(21.09.18)
Ayda minimum 1000 sayfa.
0
rakicandir
(21.09.18)
Bu arada mobildeyim, fazladan bir mesaj daha yazıyorum, kendi cevabımın arkasına iliştiremedim.

* "ya da"
0
godsparticle
(21.09.18)
ortalama haftada 1 kitap bitiriyorum.
0
ganbatte
(21.09.18)
Çok değişken. Günde 10 sayfa okuduğum da oluyor 100 sayfa okuduğumda oluyor. Ortalama ayda 3-4 kitap bitiriyorum.
0
battal gemalmaz
(21.09.18)
zamana gore değişiyor.
ama bir sey okumadigim gun yoktur. hicbir sey okumasam takip ettigim kose yazarlarini okurum.
0
tabudeviren
(21.09.18)
ayda 100-200 sayfa
ama genelde zamanım varsa dil çalışıyorum
0
sttc
(21.09.18)
ayda 0.

internette çok okuyorum. öyle olursa günde ort. 10 sayfa. makale, kültürel yazılar vs.
0
ya ben lan neyse
(21.09.18)
(6)

İngilizce altyazılı dizi sitesi ariyorum

gizemli dede
Merhabalar. Buldugum siteler ya parali oluyor ya da altyazı ile senkronizasyonu berbat oluyor. Güzel bir site var mi bildiginiz.
Merhabalar.

Buldugum siteler ya parali oluyor ya da altyazı ile senkronizasyonu berbat oluyor. Güzel bir site var mi bildiginiz.
0
gizemli dede
(20.09.18)
Şimdilik netflix bir ay ücretsiz alıp iptal edebilirsin
0
monkey
(20.09.18)
Google fmovies.
0
bos gezenin bos ustasi
(20.09.18)
Cok teşekkürler. Fmovies i daha cok tuttum:)
0
🌸gizemli dede
(21.09.18)
Ororo TV de iyi sayılabilecek bir site.
0
tahin pekmez yoğurt
(21.09.18)
Popcorn time, indir izle.
0
cemallamec
(21.09.18)
Baloo
0
black holes in the sky
(21.09.18)
(15)

Hater bir insan mısınız?

nundu
Böyle sebepli/sebepsiz nefret ettiğiniz kişiler ya da ürünler var mı? Ben tam bir hater'ım mesela. Örneğin apple'dan özellikle iphone'lardan nefret ediyorum. Android fanboyluğundan çok direkt apple haterıyım. Onun dışında insan olarak Cristiano Ronaldo'dan ölesiye nefret ediyorum. Messiciyiz ezelden
Böyle sebepli/sebepsiz nefret ettiğiniz kişiler ya da ürünler var mı? Ben tam bir hater'ım mesela. Örneğin apple'dan özellikle iphone'lardan nefret ediyorum. Android fanboyluğundan çok direkt apple haterıyım. Onun dışında insan olarak Cristiano Ronaldo'dan ölesiye nefret ediyorum. Messiciyiz ezelden zaten abim olsa o kadar severdim messiyi o ayrı ama Ronaldo nefretim de çok ayrı bi boyutta. Daha düşünsem kesin çıkar nefret ettiklerim. Sizin var mı belli nefretlikleriniz?
0
nundu
(19.09.18)
Nefret etmekten nefret ediyorum
0
sekerse tehlike
(19.09.18)
Değilim. Nefret ettiğim, kin duyduğum kimse yok. Sevmediğim insanlar var evet.
0
Amaranta ursula
(19.09.18)
aşırı. durduk yere hiç tanımadığım birinden sebepsizce nefret edebilirim.
0
nolmus yani
(19.09.18)
var ya bende de böyle şeyler. mesela normalde apple'a karşı hater olmasa da negatif bir yaklaşımım vardı, ne zaman ki iphone kullanmaya başladım nefrete dönüştü bu durum bende de. onun dışında hayatlarını şekil olarak islami kurallar çerçevesinde yaşayan aşırı zenginlerden nefret ediyorum. zenginlere karşı mesela bir şeyim var, nasıl desem, negatif yaklaşımım ama çok nötr kalıyor bu zengin islamcı kesimin yanında.

edit: acemi deyince aklıma geldi, emlakçılar ya. emlakçı tanıdığı olan varsa da burada umurumda değil amcam da emlakçı. emlakçı diye yazılır oç diye okunur gerçekten.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(19.09.18)
hiçbir insandan ve hiçbir şirketten/markadan nefret etmedim, edeceğimi de zannetmiyorum.
0
Neill
(20.09.18)
Nefret değil ama Torku markasından hoşlanmıyorum. Bana sinsi bir marka gibi geliyor.
0
ovungec zeus
(20.09.18)
Ota boka duyar kasanlar haricinde kimseden nefret etmiyorum.
0
eazy
(20.09.18)
şuan tv.de aşkım kapışmak diye bi şarlatan cahil varoş o.ç var ayrıca gey ama geyden nefret etmem bu şerefsizi hukuk olmasa 30saniye içinde gebertirim tereddütsüz
0
kush
(20.09.18)
Eskiden sadece beni etkileyen olumsuz durum ya da kişilerden nefret ederdim. Ama artık tahammül eşiğim o kadar düştü ki nefret etmediğim şey sayısı daha az. Hepsinin sebebi aslında mevcut ama yine de kabaca liste yapayım:
Motorcular(özellikle egzoz patlatarak geçen, kaldırımdam gidenler), araba sahipleri (bunlar yüzünden olmadık yerde trafik sıkışıyor ve çoğu da yolda çok BENCİL), metalciler, Apple övenler, herhangi bir dizinin ya da yapımın yapımcısı gibi davranarak 7/24 kafa ütüleyen tipler, pop müziği aşağılayanlar, Starbucks (ortamından dahi tiksiniyorum), 32 yaşına gelmiş çocuğunu hala pusetle sağa sola götüren tipler, çocuğuna dur demeyen anneler, bencil insanlar, Ahmet Kural, ölmüş birinin anında takipçisi kesilen tipler (Müslim Gürses dinlemek kıroluk emaresiydi ama adam öldükten sonra herkes aşığı kesildi), Duman (her ne kadar "Ah" şarkısına bayılsam da), HDP (komple), hiçbir şarkısını dinlememe rağmen Ezhel gibi tipler, kendi aptal kafasına bakmadan başkasını aşağılayan geri zekalılar, koskoca Türk tarihini belli bir dönemden başlatan ya da belli bir döneme sabitleyenler, Ed Sheeran, futbol ve holiganları, başkasının beklediğini bilmesine rağmen aşşşşşşşşırı yavaş hareket eden tipler (ATM'de, otobüste, yolda, kaldırımda, kasada vs), yürüyen merdivenin sol tarafında bekleyenler (özellikle sevgililer çok yapıyor bunu), yine herhangi bir şeyi haddinden fazla öven insanlar, işini hakkıyla yapmayan görevliler.


Daha çok var ama bu kadarı da yeter.
0
m e b
(20.09.18)
Eskiden ronaldo haterıydım. Şimdi messi’den daha çok saygı duyuyorum. Büyük bi adam

Android haterıyım. Ayar oluyorum. Yıvranç bi işletim sistemi bence.
0
Delay Fuze
(20.09.18)
Acun Ilicali'yi sevmiyorum. Nefret de degil de, tiksinti ve kinama karisimi bir duygu daha cok. Bir de cogumuzun nefret ettigini dusundugum bir kisiden nefret ediyorum. Marka ile ilgili bir nefretim yok ama agresif stratejileri oldugunu ve haddinden fazla buyudugunu dusundugum firmalari pek desteklememeye calisiyiorum oldugu kadar.
0
aychovsky
(20.09.18)
Evet.
Su aralar cocuk dizi oyuncularindan nefret ediyorum.
0
durgunfoton
(20.09.18)
Nicolas Cage, Nusret ve Ronaldo.

Diger bircok seyi ve insanı asagılık buluyorum, ama nefret gibi yüksek bir duyguyla enerjimi tüketmemeye calısıyorum. Bu üclü icin helal olsun enerjim.
0
buf-e kür
(20.09.18)
bir şeyleri sevmiyorsam bir nedenden ötürü. eleştiriyorsam eleştirim o nedeni içeriyor.
seviyorsam bir nedenden ötürü.

bu hater sıfatını zaten kabul etmiyorum. en çok şikayet ve eleştiri karşısında gördüğüm bu etiketlemeci tavrı. umursamamayı yücelten kültür zaten benim kültürüm değil. bana haters gonna hate diyecek adam bununla ilgili "free speech" edebiyatı yaparken kendisi benim de o hakkı kullandığımı unutup sevdiği şeyi sevmediğim için düşüncelerimi herhangi bir "X-geçersiz" şekilde yaftalayacak kadar "entitled" hissettiğinde bana öğretebileceği hiçbir şey, verebileceği hiçbir güzel özellik kalmamıştır zaten.

youtube birbiriyle konuşur gibi yapıp kendiyle konuşan insanlarla dolu. katılmak katılmamak bazlı, oradan öteye gidemeyen, tartışmayı, fikir alıp vermeyi şeytanlaştırmış,fikir alıp vermemeyi, sadece onay aramayı ise yeni bir tür özgürlük algısı haline getirmiş bir "medeniyet" tipi var. youtube küçük bir örnek; dizisinden, popüler müziğine, filmine, bazen gazete yazısı ve yorumlarından, romanlara kadar insanın etrafını içine battığı bir deniz gibi sardığından artık normal algılanagelmiş yoz bir yabancılaştırma, benmerkezcileştirme, yanlış bireyselleştirme, anında tatmine alıştırma, umursamamanın yeni "cool" olduğunu kafaya kazıma bazlı bir kültür. ettirgen çatı kullandım çünkü bu tepeden inen programlarla hükümetlerce gerçekleştirilen bir şey. ayn rand'inden(rand corporation'a adını veren ve atlas shrugged'ı yazan kaltak) thatcher'ına...

iphone'u sevmiyorum. ama steve jobs'dan nefret ediyorum. birkaç sebebi var.
bu burada verilen örnek idi.

ama ben asıl sebepsizce bir şey yapabilen ya da öyle sanan insanları sevmiyorum.
onlar sayesinde yaptıkları her iğrenç şeyin kendilerine hizmet ettiği-bunun tek sebepleri olduğu- insanlar sömürü bazlı sistemler kuruyor. fMRI'a bağlasan kaçı sempatisizliklerini tam serpilmiş psikopatlığa değin kasmış, flekslemiş belli değil.
buradan anlaşılacağı üzere, isediği kadar high functioning olsun, psikopatlardan nefret ediyorum. kendi eliyle adam öldürmeyip sürdürülebilir savaşlar dizayn eden bir huntington mesela.

güce tapan ve her şeye rağmen buna devam eden insandan tam manasıyla nefret ediyorum. tarafını tutup kendini özdeşleştirince o kişi olduğunu sanan insan. kompleksle karışık hayranlık.

güzel bir dünyada yaşamıyoruz. nefretin varlığını geçerli kılan, hatta sağlıklı kılan çok fazla durum var. çok fazla insan.

benim türüm ile onların türü arasında çok açık bir savaş var. bu adam sıradan biri olabilir. zavalı bir köpeğin içinden bir gün şiş geçirdiğinde ben onun seviyesine düşerim çünkü onun türünün genlerine "öç almayacaklar, bodos dal" değil "bunun cezası var" bilgisini kazımak gerektiğine inanıyorum. onu şişlemeye kalkmam tabii ama hapse atılması için uğraşabilirim ve atıldığında onu biri şişlerse içim bir kere olsun cız etmez.

ama seviye düşürmeye sonuna kadar inanıyorum. nefretin belli ölçüde gerektiğine de. değişim başka türlü mümkün değil. ellerinde silahlar olan maymunlarız biz. acayip tehlikeli oyuncaklarla dünyanın anasını ağlatıyoruz sürekli. yakıyoruz, kırıyoruz. hayvan olduğumuzu teslim edelim artık, kaldıramadığımız kadar ilerledik her şeyde.
0
godoşu beklerken
(20.09.18)
sırf muhalif olmak için konuyu her yerde siyasete taşıyan insanları sevmiyorum.
0
black holes in the sky
(20.09.18)
(5)

Engelliler İçin Proje

Efiloğlu
Merhaba, Engelliler ile daha fazla iletişim kurmak, onlar için bir şeyler yapmayı düşünüyoruz. Orta ölçekli (15-25 kişi arası) bir grubuz. Ne tip projeler olabilir? Her türlü fikire açığız.
Merhaba,

Engelliler ile daha fazla iletişim kurmak, onlar için bir şeyler yapmayı düşünüyoruz. Orta ölçekli (15-25 kişi arası) bir grubuz. Ne tip projeler olabilir? Her türlü fikire açığız.
0
Efiloğlu
(19.09.18)
Benim en cok destek verebilecegim, belediyenin kaldirimlara park eden araclarin kaldirilmasi konusunda yardim etmesini saglamak olur. Elimde valiz olunca yurumekte inanilmaz zorlaniyorum, bu durumda aklima yurumede zorlanan yaslilar, engelliler vb geliyor.
0
Traveller
(19.09.18)
Görme engelliler için yapilan sari çizgili yollara araçların park etmesi beni en çok sinir eden şey. Her gördüğümde varsa yanimda kagit ya arabaya not yaziyorum ya da trafiğe şikayet ediyorum. Bunların takibi ve cezalandirilmasi noktasında bir sistem oluşturabilirsiniz belki.
0
Amaranta ursula
(19.09.18)
şehrinizdeki engelsiz yaşam merkezlerine bir göz atabilirsiniz. üye olma şansınız varsa eğer orada etkinliklere katılıp kendiniz de düzenleyebilirsiniz.
0
black holes in the sky
(19.09.18)
Kaldırımları ve sarı şeriti ihlal eden öküzlere değinmişler zaten.

Toplu taşıma araçlarında her türlü görsel/işitsel duyuruların varlığı ya da tam işlevsel olması açısından belediyelere gidilebilir. Diğer şehirleri bilmiyorum ama mesela İstanbul'da metrolarda böyle bir sıkıntı yokken hala otobüslerde aksaklıklar çıkabiliyor. Bir otobüse ilk kez binenler dahi gideceği yere şaşırmadan zor giderken engelliler için durum çok daha zordur.
0
m e b
(19.09.18)
metrolardaki asansörler engellilere dağıtılan özel kimlik/aygıt herneyse ile aktive edilebilsin mesela.

böylelikle bazı ayıcıklar fit vücuda sahip olur engelli kardeşlerimiz de asansör sırası beklemez.
0
binder dandet
(19.09.18)
(12)

Apartman otoparkında yabancı araç park edilmesi

selam
Eskiden çıkmaz sokak olan ve yine eskiden sessiz sakin bir yer olan mahalle çeşitli kamu kurumlarının, bankaların vs. gelmesi ile kalabalık bir yer haline geldi, bu kalabalıkda araçlarını park edecek yer bulamayan yurdum kurnazları bizim apartmanın otoparkına (kapısı var ama çalışmıyor) araçlarını p
Eskiden çıkmaz sokak olan ve yine eskiden sessiz sakin bir yer olan mahalle çeşitli kamu kurumlarının, bankaların vs. gelmesi ile kalabalık bir yer haline geldi, bu kalabalıkda araçlarını park edecek yer bulamayan yurdum kurnazları bizim apartmanın otoparkına (kapısı var ama çalışmıyor) araçlarını park edip gidiyor. Bu durumda apartman sakinleri olarak haklarımız nedir? neler yapabiliriz? çektirebiliyormuyuz? trafik yada emniyet bu işle ilgilenmeyecektir diye düşünüyorum ama yinede sorayım dedim.
0
selam
(18.09.18)
kapıyı yaptırsanız?
0
superb
(18.09.18)
Site yönetimine gidip otomatik kart sistemine geçilmesini rica edin.
0
black holes in the sky
(18.09.18)
Silecek kaldırarak uyarı atışı yapabilirsiniz.
0
herhaltibiliyoring
(18.09.18)
hocam burası türkiye, birini çektirsen 5 dakika sonra boş gören başka biri çeker aracını. günün 24 saati nöbet beklemen lazım.

çözüm önerilerim;

1) kapıyı yaptırın.
2) hangi yerler boşsa oralara kazık dikin ve kilitli olsun zincirle falan.
3) otoparkın girişine tuzak koyun. sadece kullananların açtığı bi anahtarla falan açılsın.

bunun dışında ne yaparsan yap çekerler oraya o arabayı.
0
rahat ya
(18.09.18)
kapıyı yaptırayım buna tamamım ama hiç mi hukuki hakkım yok benim? yani ha adamın biri gelip salonumda yatmış ya gelip arabasını park etmiş ne fark eder ki?

amacım sadece birilerinin bir şey yapmasını engellemek değil, aynı zamanda yaptığı eylemi tekrarlamamasını sağlamak, aracının çekilmesi cebinden çıkacak 200/300 liranın kişiye ders olmasını sağlamak falan.

aklıma gelen bir başka şeyde ücretli otopark yazmak girişe, en azından apartmana para gelir.

hoş hakkını arasan nereden nasıl arayacaksın o da var.
0
🌸selam
(18.09.18)
2 dübelle yere çakılan bir parça, ona geçmeli bir demir boru ve asma kilitten müteşekkil engeller var. herkesin park yeri belli oluyor, herkesin anahtarı kendisinde oluyor. çok pahalı bir sistem değil, etkili de. tüm apartman sakinlerine park yerlerini dağıtın, ekstra alan varsa da koysun millet ne olur sanki. kullanınca bitiyo mu da.
0
icim urperiyor
(18.09.18)
Kimse hukuksal yaptirimlardan bahsetmemis. Demek ki yok :)
0
the kene
(19.09.18)
yaptırım falan yok kardeş. çektir gitsin.
0
theseachange
(19.09.18)
Memlekette çekici terörü denen bir şey var, bölgenize bakan çekicinin bağlı olduğu vakıf otoparkına ulaşın. Seve seve çekerler, ama çekmeden önce kayıt olması için 155 ya da belediyeyi arayıp başvurmanızı isterler herhalde.

Kapıyı yaptırmadan çözüm bulamazsınız, her gün bir araba çektirseniz de yerine yenisi gelir.
0
John Bloor
(19.09.18)
Polisi arayıp bu aracı çekin desen polis neye dayanarak çekecek?
Belki o araç apartmana yeni taşınan birinin aracı?
Hatalı park gibi bir durum yoksa polis müdahil olmaz bence.
0
cakabo
(19.09.18)
herkesin görebileceği bir yere "burası umuma açık bir otopark değildir. apartman sakinleri dışında otoparka park edecek uyanıkların araçları itina ile çizilecektir" diye rahatça okunabilecek bir yazı asın. çizmeseniz bile araçlarına zarar gelme korkusu araç sahiplerine yeter. böylelikle hepsini olmasa da büyük çoğunluğun ayağını kesersiniz.
0
yemrem
(19.09.18)
ben de kamu kurumlarının araçlarını park edebileceği bir lokasyonda oturuyorum. şöyle bir önlem aldım.

2.5 metre arayla şu aparattan iki tane koyarak kendi aracım için bir alan yarattım.
www.google.com.tr

ortasına da şu kilitten koydurdum.

www.google.com.tr

bunu kilityorsunuz o alana hiçbir araç giremiyor. 200 lira civarına yaptırabilirsiniz.

www.google.com.tr

www.google.com.tr

www.google.com.tr
0
aslan burcu kadini
(19.09.18)
(14)

Hiç intiharı düşündünüz mü?

Hendrix'e tapan adam
düşündünüz ve hala buradaysanız sizi o noktaya getiren şey neydi
düşündünüz ve hala buradaysanız sizi o noktaya getiren şey neydi
0
Hendrix'e tapan adam
(18.09.18)
Hayır
0
naksidil
(18.09.18)
Ben bi kere buraya bir duyuru açmıştım. Başlık da "artık yapamıyorum" idi. Intihar düşüncesi ile değil iç dökme olarak açmıştım. Bir saat içinde o kadar çok mesaj attınız ki intihar ediyorum sanıp. Çok tatlısınız lan.

Bu da böyle bi anımdı.
0
kablelvuku
(18.09.18)
Düşündüm, sonra mücadele etmeye ve kendimi kabullenmeye karar verdim.
0
tahin pekmez yoğurt
(18.09.18)
evet ama nedenini böyle bir yerde söylemek istemiyorum, benim için çok ağır bir şeydi.
0
damla sakızlı dondurma
(18.09.18)
Arada bi düşünüyorum. Benimki biraz felsefi. Mutlu olduğumda da düşünürüm bazen. Gitgide yaşlanıyorum. 60-70 yaşıma geldiğimde ne halde olucam acaba diye düşünüyorum. O kadar yaşamaya değer mi? Bir anlamı var mı? Ben burada ne yapıyorum? Öyle de ölücem böyle de... Vs vs.

İntiharımı kaldıramayacak insanlar olduğundan etmemişimdir belki de. Öyle biri kalmazsa belki ileride ciddi düşünürüz intiharla.

Şimdilik koşmaya devam. :)
0
Delay Fuze
(18.09.18)
hiç düşünmedim.
0
blatta hiberna
(18.09.18)
Olmuştur herhalde ergenlik saçmalıkları zamanında ama bir süre önce babamı bu şekilde kaybettiğimden "intihar" konusunu hala zaman zaman düşünürüm. Ölsem keşke, gibi değil de, bu nedir, nasıl olur, niye istenir, vs. anlamaya çalışıyorum bir kabullenişle. Ama kendimi öldürmek gibi bir niyetim olmadığı gibi, bunu bir geyik meselesi haline getirenden de tiksinirim. ("x yaparsanız/yapmazsanız öldürürüm kendimi" gibi yapmayacağını bile bile tehdit unsuru olarak kullananları kastediyorum.)
0
sopiro
(18.09.18)
düşündüm ve hatta girişimde de bulundum. o zamanlar sevgilimin terk etmesi yüzünden bunalıma girdiğimi düşünüyordum ama şu an daha ziyade her şeyin üst üste gelmesi, en tehlikeli yaşlarda tamamen yalnız kalmammış diye düşünüyorum. çünkü o zamandan sonra çok daha fazla sevdiğim bir sevgilim terk etti, çok üzüldüm falan ama intihar etmek aklımın ucundan bile geçmedi.

18 yaşındaydım, üniversiteye yeni başlamıştım. önceki bir yıl içerisinde ailede büyük sorunlar yaşandı, son bir yılı teyzemin yanında okudum. bu süreçte sınıftan birkaç arkadaşım dışında görüştüğüm, sevdiğim vs. kimse yoktu. sevgilimle ilişkim de uzak mesafe ilişkisiydi zaten.

sonra üniversiteye başladım, terk edildim. yurttan nefret ediyordum, okulu ve şehri hiç sevmemiştim, sevgilime çok bağlanmıştım vs. onunla ve üniversite macerasıyla birlikte çok sert bir şekilde uyanmıştım bir nevi: lisede hayalini kurduğum güzel gelecek diye bir şey yoktu. hayallerim paramparça olmuştu, büyük ölçüde yalnızdım, hiçbir şey istemiyordum.

hal böyle olunca hepten içime kapandım ve zamanla çok ağırlaştı durum. en sonunda intihar etmeye kalktım, bir sene tedavi gördüm, 2-3 sene sallandım vs. sonra toparladım. ultra depresyon ve intihar girişimi kısmı 8 ay, "iyileşmeye çalışıyor ama paralize" durumu 1 yıl, "intiharı düşünmüyor ama hala sığır gibi yaşıyor" kısmı 2 yıl sürdü. 18-22 arası yıkıldım.

şu an 24'üm sekste güçlüyüm. kamyon gibi, tank gibi geri döndüm. yaşamayı hiç olmadığı kadar seviyorum, büyük konuşmak gibi olmasın ama intihar edeceğimi asla düşünmüyorum. çok gaza geldim şarkı paylaşayacağım,

www.youtube.com
0
der meister
(18.09.18)
Dini inancımdan dolayı çok düşünmedim intiharı.
Ama bu konu aklıma takıldığımda, İsmet Özel'in şu sözleri geliyor aklıma, 40 yaşıma kadar hep intiharı düşündüm, ama 40 yaşımdan itibaren insanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun."
Yeterli olmuştur bence.
0
black holes in the sky
(18.09.18)
evet. sonra yavaş yavaş ölmek daha zevkli geldi.
0
binder dandet
(18.09.18)
"Kendimi öldüreyim, kurtulayım" olarak bireysel anlamda düşünmedim ama bir iki farklı olay sonrasında o ruh halinin nasıl bir şey olduğunu düşündüm.

Birisi bir tanıdıktı, borçlarından dolayı intihar etti ki borçları da öyle atla deve değil, 50-60 bin lira bir paraydı. Sanıyorum uzun yıllar aynı döngülerin ve ticari başarısızlıkların da getirdiği bir yorgunluk vardı.

Bir diğeri ekşi sözlük'te de gündem olan Mehmet isimli kişiydi, videosunu izlediğimi hatırlıyorum, o ruh hali gerçekten korkutmuştu.

Diğeri ise haberini okuduğum yaşlı bir çiftti, kaldıkları otele bir mektup bırakıp çift olarak intihar etmişler. Sebep daha fazla elden ayaktan düşmek, sefalete düşmek istememeleriydi diye hatırlıyorum.

Vücudundaki tüm hücreleri yaşama odaklı bir canlının kendi hayatını sonlandırma fikrini alması çok üzücü. Yukardaki durumlardan ilkinde insan ister istemez bir tarafta o parayı can sıkıntısından gözünü kırpmadan harcayabilen insanları düşünüp sinir oluyor. İkinci durum ise gerçekten ürkütücü; ortada bir hastalık ya da maddi güçlük yokken, birçok insanın imreneceği bir hayat yaşayan bir insanın karanlığa saplanması, bunalıma girmesi ve bir türlü o kısır döngüden çıkamayıp kendi hayatını sonlandırma fikri çok korkutucu. İlk durum için "Ben yapmam yaa" diyebiliyorum ama bunun için o kadar emin olamıyorum, zira hepimizin hayatında amiyane tabirle boktan zamanlar oluyor, o boktan zamanların bitmediği, daha da kötüleştiği, her şeyin soluklaştığı bir senaryoda ayakta kalabilmek, pozitif olabilmek ve devam edebilmek çok güçleşebilir. Son olay ise ilk ikisinden çok farklı, çok daha kaçınılmaz bir gerçek. Etrafımızda sevdiğimiz insanlar da olsa yaşlanıyoruz, hayat gittikçe zorlaşıyor; işin kötüsü kendimizi bir şekilde idare ediyoruz ama hayat arkadaşımız da gözlerimizin önünde adım adım kaçınılmaza yaklaşıyor. "Ben olmazsam ne yapar" diye düşünmemek de, "O olmazsa ben ne yaparım" diye düşünmemek de mümkün değil ama bunları oturup, karşılıklı konuşup "E ikimiz de olmayalım o zaman" diye karar vermek ve bunu uygulayabilmek çok ilginç ve yine bir o kadar ürkütücü bir durum.
0
salihdt
(18.09.18)
Planlı mlanlı düşünmedim hiç, niyetim de olmadı ama dışarıdan bir güçle ölmenin cazip geldiği, “Şu an tır çarpsa da kurtulsam”, “Şuracıkta küt diye ölsem hayat ne güzel olur, çekmem şu an çekmek zorunda kaldığım şeyi”, “Gelecek güzel günlere tüküreyim” dediğim çok oldu. Çözülmeyen sorunların birikimli yorgunluğu, bıkkınlığı, kendimle ilgili hayal kırıklıklarımın olması nedeniyle öyle düşünüyorum; yine düşünebilirim. Ölümden korkuyorum ama isteyerek çıkamayacağım, zemini olmayan bir balkon kapısı gibi o seçeneğin orada olması rahatlatıyor beni. “En kötü ölürüm, ne olacak ki” deyince sorunlar o kadar büyük görünmüyor niyeyse ve çok fena rahatlıyorum, tır çarpma isteği de geçiyor, ironik bir şekilde hayat daha çekici görnüyor. Ölmek çekici gelmiyor, ürkütücü geliyor ama ölmenin varlığı ve arada aklıma getirmek hayatı daha değerli yapıyor.

Bir kere uçakta o kadar çok korkmuştum ki, “Ne olur öleyim, ne olur öldür beni ve bunu çekmeyeyim” diye hıçkırıklarla ağlayarak abime yalvarmıştım. O an elimde kesici, delici bir şey olsa kendime rahat zarar verirdim. Türbülansa girmiştik. :) Sonra zaten utancımdan herkes bavulunu alana kdar tuvalette saklandım, herkesten sonra ortaya çıkıp bavulumu aldım.
0
aychovsky
(18.09.18)
14 yaşından beri düşünüyorum
0
Drakath
(18.09.18)
Düşündüm ve uygulamaya da geçtim. O gün için hep "keşke" dedim, "iyi ki" diyeceğim günü bekliyorum ve bu sebeple yaşıyorum sanırım.
0
farabi
(18.09.18)
(2)

İnstabram’da Geçmiş Gönderileri Sınırlamak

zifir nikotin karbon
İnstagramda geçmiş gönderilerimi sınırlamak istiyorum, mümkün mü?
İnstagramda geçmiş gönderilerimi sınırlamak istiyorum, mümkün mü?
0
zifir nikotin karbon
(15.09.18)
Arşive atabilirsiniz başkalarının görmesini istemiyorsanız.
0
black holes in the sky
(16.09.18)
Hesabi silin. Sonra yeniden acin.

Ne kadar zaman istiyor bilmiyorum ama ben kapattıktan sonra kendi kullanıcı adimi tekrar alabilmistim.
0
nickini vermek istemeyen uye
(16.09.18)
(13)

en sevdiği kitaplar şunlar olan birine:

adivar
kafka - davalondon - martin edendumas- monte kristo kontu dostoyevski - suç ve cezahesse-bozkırkurduhamsun-açlıkproust-kayıp zamanın izindeorwell-1984camus-yabancıyabancı edebi eserlerden ne önerirsiniz?
kafka - dava
london - martin eden
dumas- monte kristo kontu
dostoyevski - suç ve ceza
hesse-bozkırkurdu
hamsun-açlık
proust-kayıp zamanın izinde
orwell-1984
camus-yabancı

yabancı edebi eserlerden ne önerirsiniz?
0
adivar
(15.09.18)
En sevdiği kitaplar aslında birbirinden tamamen alakasız/ayrı kitaplar olduğu için çok da önemli değil. O yüzden - bana göre- güzel bir kitap önermem yeterli diye düşünüyorum: sophie’s World – Jostein Gaarder
0
super kahraman olsaydim baba olurdum
(15.09.18)
heritage
(15.09.18)
birbiriyle alakasiz dunya klasikleri.
tolstoy'dan önerin bari. savaş ve barış olabilir.
veya victor hugo - bir idam mahkumunun son günü

edit: buna niye tik koymadın yav? bunları ben yazmadım :D
0
tabudeviren
(15.09.18)
dorian gray'in portresi
0
yağlekesi
(15.09.18)
çavdar tarlasında çocuklar - j. d. salinger
0
red toy
(15.09.18)
hesse-demian
gaarder-portakal kız
rousseau-yalnız gezerin düşleri
rand-hayatın kaynağı
salinger-franny ve zooey
lee-bülbülü öldürmek
celine-gecenin sonuna yolculuk
kundera-var olmanın dayanılmaz hafifliği
greer-max tivoli'nin itirafları
0
puc
(15.09.18)
Gecenin Sonuna Yolculuk - Louis Ferdinand Célin
0
red toy
(15.09.18)
herman hesse - siddharta veya hesse’nin herhangi bir kitabi
0
cedex
(15.09.18)
Katip Bartebly +1
Kağıt ev
Sineklerin Tanrısı
Zincire Vurulmuş Prometheus
Onca yoksulluk varken
Drina Köprüsü
0
Amaranta ursula
(15.09.18)
Bu kitaplarin 7si benim de en sevdiğim kitaplardan.

Ek olarak önerebilecegim;
Çanlar kimin için çalıyor ?
Nietzsche ağladiginda
Gazap üzümleri
Yeraltından notlar
0
damla sakızlı dondurma
(15.09.18)
How to read a book - Mortimer Adler
0
idonthaveatvset
(15.09.18)
conrad - karanlığın kalbi
0
black holes in the sky
(15.09.18)
céline - gecenin sonuna yolculuk +1

ek olarak:
andré gide - kalpazanlar (kesinlikle beğenecektir diye düşünüyorum)
georges perec - W
paul nizan - fesat
0
theseachange
(15.09.18)
(1)

Bir sözü söyleyen kişiden emin olmak

owaki
İnternette alıntılamak suretiyle birine atfedilen sözlerin doğruluğunu nasıl araştırabilirim?https://eksisozluk.com/entry/81293742Bu entry ile karşılaşınca aklıma geldi, iyi demiş yauv dedim içimden ama google'layınca sağlam bir kaynak çıkmadı.Bunun gibi durumlarda ne yapılmalı
İnternette alıntılamak suretiyle birine atfedilen sözlerin doğruluğunu nasıl araştırabilirim?

eksisozluk.com

Bu entry ile karşılaşınca aklıma geldi, iyi demiş yauv dedim içimden ama google'layınca sağlam bir kaynak çıkmadı.
Bunun gibi durumlarda ne yapılmalı
0
owaki
(15.09.18)
Hocam çok fazla böyle örnek var. Biri herhangi bir şairin imzasıyla bir tweet atıyor o tweet patlayınca herkes o kişiye ait zannediyor sonra. Geçen bir edebiyat sitesi Can Yücel'e ait olmayan şiirleri tek tek paylaşmıştı mesela. Oğuz Atay'a ait olmayan birçok cümle ona aitmiş gibi paylaşılıyor özellikle Olric'li olanlar. Google'a yazıp bakmak en basiti sanırım. Kitap alıntı sitelerinde vs varsa ve birkaç kez kitap ismi ve sayfa numarasıyla doğrudur diye düşünürüm ben. Ya da makalede vs kullanılmışsa.
0
black holes in the sky
(15.09.18)
(9)

Ve yaz bitti

ms brownstone
Bugün sonunda üşüyüp çok ince de olsa bir hırka giyince koca bir yazın daha bitip gitmesi çok tuhaf geldi bana. Normalde yaz mevsimini hiç sevmem ama bir yaz daha istediğim gibi tatil yapamadığımdan herhalde bitişi biraz ani oldu benim için. Herkes doyabildi mi peki tatile? Nerelere gittiniz, neler
Bugün sonunda üşüyüp çok ince de olsa bir hırka giyince koca bir yazın daha bitip gitmesi çok tuhaf geldi bana. Normalde yaz mevsimini hiç sevmem ama bir yaz daha istediğim gibi tatil yapamadığımdan herhalde bitişi biraz ani oldu benim için.

Herkes doyabildi mi peki tatile? Nerelere gittiniz, neler yaptınız bu yaz? Sizlere neler hissettiriyor biten yaz mevsimi?
0
ms brownstone
(14.09.18)
başlığı okuyunca aklıma şu şarkı geldi, dinleyiniz.

www.youtube.com
0
tabirimekruh
(14.09.18)
Ah bir bitse keşke. Hala bitemedi. İki yağmur yağdı bugün ama hava hala sıcak. Gördüm gerçi bugün hırka giyen 1-2 kişi. Şaşıyorum gerçekten.

Geçen sene hiç kış olmadı neredeyse. +1 Bu sene umuyorum ki hatırlatacak kendini.
0
windowsguvenlikduvari
(14.09.18)
Bahar ayları gezip tozmaya daha uygun bence. Yazın işimi bitirip eve dönme derdindeyim hep. Aksamlarının tadı tabii ki daha farklı oluyor ama bahar ayları tercihimdir.
0
black holes in the sky
(14.09.18)
dün okula giderken kapşonlu falan giydim ben de ama bugün sıcaktı(izmir) gerçi geceleri ve sabaha karşı baya soğuk iki üç gündür.

Ben yazı seviyorum ya. Çok terleyen biri olsam ve beni rahatsız etse de kışın üşümek, kat kat giyinip rahatsız olmak ve öyle de terlemek falan çok rahatsız ediyor beni. Yazın en azından şort tişört giyiyosun terlesen bile.

Tatil açısından 20 gün avrupa gezisi yaptım, dünya kupası izledim, boş boş yattım derken zaten 3 eylülde okul açıldı. Avrupa gezisi kurtardı bu yazı baya iyiydi o
0
nundu
(14.09.18)
ben çok mutluyum yaz bittiği için. ligler başladı, okullar açılıyor, millet işine gücüne dönüyor...

yazın fakir olduğum için hiçbir şey yapmadım, iş geldikçe çalıştım sadece. insanlar tabii ki eğlensin, dinlensin ona lafım yok; "ben yapamıyorsam başkası da yapamasın" diyen birisi değilim ama 40 derece sıcağın altında öyle işsiz güçsüz mal mal yatmaktan ve konuşmak, görüşmek isteyebileceğim herkesin bir yerlerde eğleniyor olmasından sıkılmıştım ben.

yaz mevsimi kendine has güzelliklere sahip, kabul. gelgelelim ben diğer üç mevsimi daha çok seviyorum, özellikle sonbahar ve kışı. iş-güç temposu yorucu ve can sıkıcı olabiliyor ama bence asıl hayat sonbahar ve kış aylarında yaşanıyor. yeni dönemler, yeni sezonlar başlıyor hayatlarımızda. işlere, okullara dönüyoruz. alıştığımız düzene, çevreye, arkadaşlara... yeniden toplumun işler parçaları haline geliyoruz. evet dünyayı kurtarmıyoruz, önemsiz insanlarız belki ama olsun. ben pazartesi sabahı uyanıp bir şey için bir yere gitmek zorunda olmayı, kendimi "faydalı" hissedebilmeyi seviyorum.

bu açıdan çok mutluyum vıcık vıcık sıcaklığıyla insanı bunaltan yaz gittiği için. o buradayken onu da seviyordum ama yeter yau gitsin artık. okula gidelim, sınavlarımıza çalışalım, kendimize bir şeyler katalım vs... benim için hayat bu şekilde daha güzel.

***

şimdi "ulan sen köle ruhluysan, boş kaldığında kendini işe yaramaz hissediyorsan yazın suçu ne? sen salaksın!" diyebilirsiniz. haksız sayılmazsınız. hem fakir hem tembelim. yazın yapacak bir şey bulamıyorum. eğer cebimde yazı geçirebilecek param varsa gidip 40 derece havada garsonlukla falan uğraşmak da istemiyorum açıkçası. bölümümü seviyorum, haliyle okula gitmek veya alanımla uğraşmak bana keyif veriyor, "okul açılmasın" diyenlerden değilim; aksine, tatiller bana fazla geliyor çünkü tatillerde bir şey yapmıyorum. tatil hak edecek kadar yorulmuyorum, tatil hak etsem bile hakkıyla tatil yapacak durumda değilim zaten.

o yüzden hoşgeldin sonbahar, hoşgeldin kış öncesi. sonra da hoşgeldin kış. TİLİLİLİLİ.
0
der meister
(14.09.18)
Bir an önce bitsin de tekrar bahar gelsin.
0
turkuaz
(14.09.18)
2 ay boyunca 100 metre çaptan çıkmadım desem yeridir. 36 derece odada sıcaktan uyuyamadım.

şimdi süper. serin en azından.
0
ya ben lan neyse
(14.09.18)
yaz biterken sanki sevgilim beni terk etmiş gibi oluyorum.

www.youtube.com

bir bulut saklıyor..
0
fosforlu cevriye
(14.09.18)
ooo tam benlik duyuru olmuş..
önce yaz okulu vardı beleşten not ort. yükselttim.
sonra tatil 1 hafta antalya.
bayram geldi kuzenlerle takıldım her gece yakındaki barlara falan gittik. yarın kuzenleri yolcu edicem kış boyu anılarımızı düşünüp iç çekerim.. bi de her gece apayrı aşk kadın ruhundan anlamıyor albümlerini dinledim.. yani bu yaz çok güzeldi.
0
lata
(14.09.18)
(7)

Bi baltaya sap olamama korkusu

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Alman Dili ve Edebiyatı okumak gibi bir hata yaptım. Bunu 2 yıl önce mezun olduğumda anladım. Neyse bu bölümü okumam gereken yerde, DTCF' de okudum. Son yıl Erasmus' a gitmek gibi bir şansım oldu ama okul uzar diye aptallık edip gitmedim. Şimdi çok pişmanım ama çok geç artık.Mezun
Merhaba arkadaşlar,

Alman Dili ve Edebiyatı okumak gibi bir hata yaptım. Bunu 2 yıl önce mezun olduğumda anladım. Neyse bu bölümü okumam gereken yerde, DTCF' de okudum. Son yıl Erasmus' a gitmek gibi bir şansım oldu ama okul uzar diye aptallık edip gitmedim. Şimdi çok pişmanım ama çok geç artık.

Mezun olduğumdan bu yana 2 ayrı yerde toplam 6 ay çalıştım. Sanırım yanlış bölüm seçmenin sonucu burada görülüyor. Son işimden 3 ay önce çıkarıldım ve o zamandan bu yana bir firma bile görüşmeye çağırmadı. Önceden 2 günde bir görüşmeye çağırırlardı. Yaş oldu 27, daha evlilik falan var. Aslında aklımda hiç evlilik falan yok. Loser olduğumu kabullendim. Bizimkiler de sanki evde keyfimden yatıyormuşum gibi davranıyor. Özellikle annem her fırsatta laf çarpıtıyor, o kadar ki 7 yaşındaki yeğenimi kıyaslıyo benimle. Sıkıldım artık milletle polemiğe girmekten.

İmkânım olsa yurtdışına gitmek istiyorum ama maddi imkânım el vermiyor. Yabancı dil sorunum yok, 2 dil biliyorum. Yüksek lisansla gitmek istesem şu yaştan sonra kitap defterle uğraşmak düşüncesi bile dehşete boğuyor beni. Bu yüzden Kpss' ye bile girmiyorum. Çünkü artık okumaktan sıkıldım, para kazanmak istiyorum artık. Kriz de vurdu, ne yapacağımı bilmiyorum. Bir yandan da son zamanlarda aklımı acaba sağlık myo falan mı okusam diye bir düşünce meşgul ediyor. Kafam allak bullak.

Kendime ideal meslek olarak dış ticareti benimsedim. Ama bu işlerde de en az 3-4 yıl tecrübe isteniyor. Hayalimde ise bir oyun stüdyosunda yerelleştirme ekibinde çalışmak var. O da bu ülkede yok.

Her neyse tavsiyeleriniz varsa almak isterim. Benim gibi çıkmaz da olanlar varsa düşüncelerini okumak isterim. Teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(13.09.18)
işle alakalı tavsiye verebilecek kadar yetkin göremiyorum kendimi, o kısmı diğer arkadaşlara bırakayım. ama benim söylemek istediğim tek şey, hayatı kendine zehir etme. ben de aynı senin gibiydin. uzun süre işsiz kaldım, annem babam çok fazla olmasa da arkadaşlarım çok laf sokuyordu. kimseyle görüşesim yoktu iş durumunu soracaklar diye. iyice karamsarlığa kapılmıştım. ama bunun gerçekten faydası yok. eninde sonunda bir işe giriyosun ve sonra her şey kendiliğinden geliyor. belki hayalindeki maaşlarla hayalindeki büyük işleri yaparak başlamayacaksın ama mutlaka bi şeyler olacak. hayat böyle şeyleri kafaya takıp sağlığını bozmak için çok kısa. olabilecek her türlü işe başvur, arkadaşlarına haber ver, onlar cv'ni versin bi yerlere. mutlaka bi şeyler olacaktır, er ya da geç. bu kadar taktığına değecek bi şey değil işsizlik. herkes öyle dönemler yaşıyor.
0
nathanieltroy
(13.09.18)
hocam freelance çeviri yapsan? hem evinde çalışırsın kafa rahat olur hem para kazanırısın. en azından iş bulana kadar deneyebilirsin bence.
0
signore
(13.09.18)
Tercumanlarin isi zor, yasiniz genc oldugu icin evs'i onerecegim, belki gittiginiz yerde bir kapi acilir. Bir de oralardaki okullara bakin (bakmadiysaniz yani)Almanya'da Turkce ogreten bir okutmanla tanismistim.
0
geçerkenugradım
(13.09.18)
@ nathanieltroy Belki dediğin gibi gerçekten büyütülmemesi gereken bir şeydir ve gerçekten de düzelecek bir şeydir. Ama sen de biliyorsun ki bu çaresizlik hissi yakaladı mı bırakmıyor. Bazen tam olacak gibi oluyor ama tekrar başa sarıyor. Dediğin gibi sürekli iş arıyorum ama bir şey olduğu yok.

@ acemi Özel dersi falan biraz düşünmüştüm daha önce ama bu tarz şeyler sadece günü kurtarır. Almanya mevzusuna gelince kaçaklık bana göre değil . Bu resmen bir yaşam savaşı olur :)

@ signore Freelance çeviride de sömürü çok, emeğinin karşılığını alamıyorsun bazen. Komik rakamlar için resmen eziyet çekiyorsun.

@ xportant Kendi isteğimize göre bir fırsat yakalayamıyorsak neden burada kalalım ki? Burada doğup büyüdük diye burada kalmaya mecbur değiliz. Belki de başka yerde istediğimiz düzeni kurabileceğiz. Bunu kimse bilemez.Ayrıca iş güç sahibi kişiler kendi düzenini kurmuş kişiler, neden bütün düzenlerini bırakıp gitsinler?

@ geçerkenuğradım Aslında EVS yapmak istiyordum. Bayağı araştırma yapmıştım. Çankaya Belediyesi' ne danışmaya gittiğimde ülkelerle kötü ilişkiler yüzünden proje gelmediğini ve durgun bir dönem gecirdiklerini söylemişlerdi. 9 ay önce yılbaşı zamanlarında sormuştum. Okul olayını da araştırayım bir. İyi bir tavsiye verdiniz. Teşekkür ederim.
0
🌸İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(13.09.18)
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi, direkt gönderen kuruluşa gitmek yerine ev sahibi kuruluşu kendiniz bulun veri tabanından, yahoo evs grupları da vardı, bir araştırın. Gönderen kuruluşlar proje olduğunda genelde tanıdıklarını gönderiyor, o yüzden siz hosting kuruluşu bulmayan çalışın ilk önce.
0
geçerkenugradım
(13.09.18)
Hocam KPSS istemiyorsunuz, yüksek lisansla uğraşamam, freelance iş olmaz diyorsunuz. Özel ders günü kurtarır kurtarmasına ama en azından bir işiniz olmuş olur. Evde iş bekleyerek ayağınıza hiçbir şey gelmez. Bu tarz bölüm mezunlarının kendini geliştirmesi gerekiyor ne yazık ki, duyuruya yazmakla olmuyor maalesef. CV'nize yazacağınız büyük küçük deneyimleriniz olsun. Bu işlere bakım bence.
0
black holes in the sky
(13.09.18)
@ geçerkenuğradım Evs' nin kendi sistemindeki ilanlara bakmıştım, çoğu gönderen kuruluş istiyordu. Yahoo gruplarına falan bir baksam iyi olur dediğiniz gibi. Teşekkür ederim tavsiyeniz için.

@ black holes in the İnsan para kazanmanın tadını alınca bu tür şeylerle uğraşmak istemiyor gerçekten. Nasıl olur bilemiyorum ama zor bunlarla uğraşmam. Belki freelance çeviri olabilir. Bilemedim.
0
🌸İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(13.09.18)
(8)

Yarın kiz arkadaşımın doğum günü, şiir önerisi istiyorum

bedrozan
Merhabalar arkadaşlar.Yarın kız arkadaşımın doğum günü. Pasta, mekan, hediye falan her şey hazır. Sadece hediyenin içine koymak için el yazımla ufak bir şiir yazmak istiyorum. Ama çok kararsız kaldım. Daha çok ikinci yeni tarzını seviyorum ama dediğim gibi kararsız kaldım. Onerebileceginiz güzel şii
Merhabalar arkadaşlar.
Yarın kız arkadaşımın doğum günü. Pasta, mekan, hediye falan her şey hazır.
Sadece hediyenin içine koymak için el yazımla ufak bir şiir yazmak istiyorum. Ama çok kararsız kaldım. Daha çok ikinci yeni tarzını seviyorum ama dediğim gibi kararsız kaldım. Onerebileceginiz güzel şiirler varsa yazar mısınız?

Şimdiden teşekkür ederim zahmet Edip yazan herkese.
0
bedrozan
(12.09.18)
İnternette yazarı Can Yücel diye geçiyor ama çok emin değilim ben, yine de doğum günü için güzel çok güzel bir şiir;

Bugün dünyayı istediğin bir renge boya
Rengarenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikaye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana..
0
pokemon taso
(12.09.18)
Attila İlhan - Sen Beyaz Bir Kadınsın
0
black holes in the sky
(12.09.18)
Ne güzel düşünmüşsünüz. Edip dediniz, aklıma Umuş geldi. Yeni bir yaşın başlangıcı için hoş olabilir.

Bütün iyi kitapların sonunda
Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
Meltemi senden esen
Soluğu sende olan
Yeni bir başlangıç vardır

Parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın
Gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın
Onu işitsen, yuvarlağı sende kalır
Her başlangıçta yeni bir anlam vardır

Nedensiz bir çocuk ağlaması bile
Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır
0
fotrsapka
(12.09.18)
Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun...
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik...
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM.....
N.Hikmet - 1932 Birinciteşrin 5, Çarşamba gecesi
Nâzım HİKMET
0
Amaranta ursula
(12.09.18)
ufak bir şiir dediğin için:

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.

veya, özdemir asaf'ın mezarında yazılı olan.

Sevgi ise sevişeceğiz seninle
Kavga ise dövüşeceğiz seninle
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle

olabilir.


eğer biraz daha uzun yazabilme şansınız var ise değerli metin altıok'un bu şiirini de çok severim.

''Ben şimdi biraz da
Senin için görüyorum;
Gökyüzünün parlak,
Bakış seken mavisini.

Ben şimdi biraz da
Senin için duyuyorum;
Gecenin o sarsak,
Yokuş çıkan ezgisini.

Ben şimdi kanayarak
Senin için yaşıyorum;
Sazan derisi gibi
Günlerimi külle soyarak.''


veya ahmed arif severseniz şu kısa dizesini yazabilirsiniz:

''seni baharmışsın gibi düşünüyorum,seni diyarbekir gibi
nelere nelere baskın gelmez ki seni düşünmenin tadı..''
0
biravekahve
(12.09.18)
Bugün özel bugün güzel bir gün
İçimde tarifsiz bir huzur var
Bütün gece dua ettim yine
Ne güzelmiş senle yaşananlar...

Bu sabah çok erkendi uyandım
Karanlıktı hala tüm sokaklar
Yağmur Yağdı, yıkandı tüm şehir
Güneş açtı bütün hatıralar

Takvimlerden bir gün daha düştü
Bir gün daha gidişinden sonra
Ben iyiyim ağladığıma bakma
Alışmak zor sensiz yaşamaya...

Doğumgünün kutlu olsun canım
Mutlu olsun benim diğer yarım
Doğum günün kutlu olsun canım
Yanındayım yerim senin yanın

Eşyaları tek tek toparladım
Uzun uzun resimlere baktım
Iki damla aktı gözlerimden
Sevdiğin bir türküyü fısıldadım

Doğumgünün kutlu olsun canım
Mutlu olsun benim diğer yarım
Doğum günün kutlu olsun canım
Yanındayım yerim senin yanın


Şiir
bugün özel bu gün güzel bi gün,
bu sabah senin merhabanla kucakladım dünyayı,
senin gülüşünle gülüyorum.
seni çok sevdim ya! ondan çok güzel bu dünya.
gözümdeki yaşlar akacaksa, varsın bugün aksın.
yalnız çocuklar, yalnız ağlarlar.
ağladığıma bakma, ben iyiyim,
hayat adil değil.
doğum günün kutlu olsun canım,
mutlu olsun benim diğer yarım.
doğum günün kutlu olsun canım,
sana ait benim tüm hayatım...

dinlemek istersen:
www.youtube.com
www.youtube.com

edit: elbette sana uymayacak sözler var, uyanları ayıklarsın artık :)
0
tabudeviren
(12.09.18)
Çok tatlı bir soru.

Sorunun cevabı olmaz ama böyle tatlı bir soruya cevap yazmak istedim. Başka bir zaman kullanırsın belki. Çok sevdiğim bir şiirdir;

Yahu kadın
Ben seni darmadağın seviyorum,
Nedir bu derli toplu olacağım derdi
Saçın dağınıkmış,
Üstün başın berbatmış,
Yüzün gözlerin yorgunmuş,
Bunlardan bana ne
Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki
Ben seni benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim

Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki
Hangi dağ bir öbürünün hizasında
Hangi göl kıvrım kıvrım değil
Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık
Onlar kadar güzelsin diyorum,
Uzayan gölgem ol,
Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum,
Dinletemiyorum
0
mobydick
(13.09.18)
Bana da bir arkadaşım yazmıştı çok hoşuma gitmişti, Turgut Uyar'dan:

ne yaş bilirim ne yaş günü bilirim
saygın bir kiremit gibiyim

sıcaklığın yayılmışsa dünyaya
bak işte bundan payımı alırım
0
nickimin hakkini veremedim
(13.09.18)
(12)

Şarkılar insanı depresifleştirir mi?

Drakath
23 yaşındayım 13-14 yaşından beri melankolik bir tuh halim var, tabii bunun olmasında yaşadıklarımın da oayı vardır ama ufak yaşlardan beri teoman, duman tarzı kişilerin yaptığı şarkıları dinliyorum. Bunun karakterime ve ruh halime etkisi var mıdır?
23 yaşındayım 13-14 yaşından beri melankolik bir tuh halim var, tabii bunun olmasında yaşadıklarımın da oayı vardır ama ufak yaşlardan beri teoman, duman tarzı kişilerin yaptığı şarkıları dinliyorum. Bunun karakterime ve ruh halime etkisi var mıdır?
0
Drakath
(12.09.18)
Mobilim imla için sorry
0
🌸Drakath
(12.09.18)
Tabii lan manyak mısın.

Şimdi sen bi yatağına uzanıp high hopes dinle bakalım sağlıklı kalabilecek misin? Depresif şeyler fazla dinleme. Ne yaparsan o olursun.
0
tabii lan manyak mısın
(12.09.18)
Delay Fuze
(12.09.18)
Oyyy, hem de nasil! Karaktere etkisi daha uzun surede olabilir. Uzun vadede dinledigi muzigi artik icsellestirip butunlesiyor insan ama kisa vadede anlik ruh hali ile oyun hamuru gibi oynayor valla. Sarkisi bile var "Coktan unuturdum, ben seni coktan. Ah bu sarkilarin gozu kor olsun" diye.
0
aychovsky
(12.09.18)
evet böyle bir bilimsel araştırma var.
0
westblack
(12.09.18)
Zamanında bilimsel bir araştırma okumuştum, hatta ingilterede yapılmış diye aklımda kalmış, neyse ona göre düzenli müzik dinleyenler dinlemeyenlere göre daha fazla depresyona giriyorlarmış.

Dikkat edin damar müzik demiyor, hangi tür olursa olsun.

O ara son çare hele Bi de bunu deneyeyim dedim, işe yaradı.

Ha şimdi de duygusuz donuk biri oldum çıktım. Orası ayrı
0
yemrem
(12.09.18)
0
Tears of Devil
(12.09.18)
Sizin tam da High Fidelity/Ölümüne Sadakat okuma zamanınız gelmiş bence, Nick Hornby romanı.

"What came first, the music or the misery?" diyor orada da.
0
sopiro
(12.09.18)
Listemdeki en hareketli şarkı Tarkan'ın Karma albümündeki şarkılardır o kadar diyorum. Özellikle progresif rock insanı çok depresif bir hale sokuyor. Halim böyle olduğu için mi prog dinliyorum yoksa prog dinlediğim için mi bu haldeyim bilmiyorum...
0
black holes in the sky
(12.09.18)
bilimsel dayanağım tabii ki yok ama şarkılar benim ruh halimi ve hayata bakış açımı çok ciddi oranda etkiliyor. hatta bazen bunun sağlıksız olduğunu, duygusal açıdan sorun yaşadığımı, manipülasyona çok açık olduğumu hissettiriyor.

gerçi şarkıların ve sevdiğim müzik türlerinin beni dönüştürdüğü adamı seviyorum diyebilirim. ben genelde güç bulmakta, kendisini disipline ve motive etmekte zorlanan biriydim. sürekli "demir gibi" müzikler dinliyorum. şimdilik çok şükür çok daha iyiyim, vücut bile çalışmaya başladım 500 kiloluk halimle. şu an bana iki tane katy perry şarkısı dinlet yarın yine saçmasapan biri olurum. ver endüstriyel metali, ver kızıl ordu korosu'nu tek elimle tencere bükerim jsfjsk.

bu arada yanlış anlaşılmasın katy perry dinleyen salaktır demiyorum, kişisel olarak bana hiç uymuyor, o yüzden.
0
der meister
(12.09.18)
halihazırda depresif olmaya meyletmişsen evet yardımcı olur ama sevgi kelebeği gezdiğim bir gün depresif şarkı dinlemek istemem ki zaten? depresif şarkıyı depresif hissettiğimiz için dinleriz, ben çok mutluyken müslüm gürses dinleyen birini görmedim mesela.

çok mutluyken zorla bir odaya kapatıp müslüm dinletseler depresif hale geliriz ama işin doğası böyle değil, o yüzden uzun yıllar depresif şarkı dinlemiş olmak için halihazırda depresif olmak gerektiğini düşünüyorum; bu da şarkının en fazla "ayak uyduruyor olma" durumunu destekler.
0
Bruce
(12.09.18)
aksine melankolik şarkılar depresif durumu iyileştirir, bununla ilgili yapılmış çalışmalar okumuştum.
0
gezegen olan pluton
(13.09.18)
(4)

alzheimer, şizofreni gibi rahatsızlıklarda takınılması gereken tavır

benibenim
merhaba, konu hakkında bilgisi olanlardan bilgi almak istiyorum.mesela alzheimer rahatsızlığı olan birine, unuttuğu dönemle ilgili konuşmak zararlı mıdır yoksa faydalı mıdır? mesela hatırladığı anlarda ona; yine yoktun bir süre, şöyle şöyle şeyler söylüyorsun, yine kriz (ya da o dönemin adı neyse) d
merhaba, konu hakkında bilgisi olanlardan bilgi almak istiyorum.

mesela alzheimer rahatsızlığı olan birine, unuttuğu dönemle ilgili konuşmak zararlı mıdır yoksa faydalı mıdır? mesela hatırladığı anlarda ona; yine yoktun bir süre, şöyle şöyle şeyler söylüyorsun, yine kriz (ya da o dönemin adı neyse) dönemindeydin on dakikadır gibi şeyler söylenmeli mi? rahatsızlığının detayları onunla paylaşılmalı mı?

bu ona zarar mı verir? böyle şeyler hiç yaşanmamış gibi mi davranmalıyız? yoksa bütün detaylardan haberdar edilmesi mi faydalıdır?

aynı şeyi şizofreni hastaları yönünden de soruyorum. yardımcı olacaklara şimdiden teşekkür ederim.
0
benibenim
(12.09.18)
Alzheimer'ın türleri var. Anneannem bu hastalıktan muzdaripti, ben sesini bile hatırlamıyorum on üç sene beraber yaşamamıza rağmen. Konuşmuyordu hiç. Dedem ona sürekli bir şeyler anlatsa bile en ufak bir mimik bile yoktu. Bu durumda ne yapsak kar etmedi zaten. Geçmiş olsun.
0
black holes in the sky
(12.09.18)
Alzheimer ve şizofreni farklı hastalıklar ve farklı yaklaşım gerektirebilir.
Ben alzheimer tecrübemizi anlatayım. Çok dikine gitmemek gerekiyor kişinin, küsüp hayattan tamamen soyutlanması daha kötü ve hastalığı hızlandıran bir şey. Krizlerini söylemeyin, detaylarını paylaşmayın. Ama sadece onun kontrolünde bir şey bırakmayın. Yemek yapsın örneğin ama ateşi kontrol edecek biri olsun mutlaka çevrede. Evde yanlız bırakmayın.
0
SiyamkedisiZorro
(12.09.18)
şizofreni değil de bipolarla ilgili bir şeyler ekleyebilirim ben de. manik dönemde yaptığı şeylerle ilgili konuşma çok geçmiyor bizde, kendi içinde ne yaşadığını bilmiyorum ama galiba kendi de yaptıklarının aşırı olduğunun farkına varıyor. dönüşü olanlardan dönmeye çalışıyor, fakat bazılarından da yine de pişmanlık duymuyor. bazı yaptığı hatalara bilmiyorum yaptık işte diyor, zaten daha fazla bir şey diyemiyorsun ne kadar suçlayabilirsin ki. pişman olmadıkları için zaten bir şey söyleyemiyorsun. hala kendini haklı görüyor çünkü.
0
Olric
(12.09.18)
Alzheimer için şunu söyleyebilirim: hangi tavır size en az zararı ve en fazla faydayı veriyorsa onu takının.

Çünkü ne konuda diretirseniz diretin hiç bir ilerleme kaydedemezsiniz. Sadece hastanın çevresine verdiği etkinin boyutu değişecektir.

Alzheimer başlı başına unutma problemi olduğu için birey hastayken kendisinin normal olduğunu zanneder. Şizofreni'de bu durum her zaman böyle değil.

Burada önemli olan ise hastayı tedavi yoluna iknaya çabalamak olacaktır. Alzheimer'ın aksine şizofreninin tedavisi mümkün. Çünkü konuda yetkin değilseniz olayın akışı hiç de istemediğiniz bir biçimde tam aksine doğru gelişebilir.
0
038576
(12.09.18)
(23)

instagram olayları

hıkmıkzık
her biri tek tek elde üretilen ve bir takımdan ikincisi olmayan ürünler ürettiğim bir atölyem var ve artık yavaş yavaş instagrama yüklemeye başladım yaptıklarımı ama arkadaşlarım dışında takipçi çok az geliyor onlarca hikayelerde paylaştı herbiri ama storyden gelen yok gibi bişey ve daha arkadaşları
her biri tek tek elde üretilen ve bir takımdan ikincisi olmayan ürünler ürettiğim bir atölyem var ve artık yavaş yavaş instagrama yüklemeye başladım yaptıklarımı ama arkadaşlarım dışında takipçi çok az geliyor onlarca hikayelerde paylaştı herbiri ama storyden gelen yok gibi bişey ve daha arkadaşlarım dışında fiyat soran bile olmadı :(

sorum şu:
1- ürünler oyuncak gibi mi duruyor? Anlaşılır mı?
2- nasıl duruyor sayfa genel olarak baya uğraşıyorum deneme hesap açtım orda paylaşıp bakıyorum nasıl duracağına bi kimliği olsun istiyorum bi yandan da çünkü
3- her türlü öneri, istek sorularınız :)
hesap şu: www.instagram.com/bodrumdan_

çok teşekkür ederim.
0
hıkmıkzık
(11.09.18)
hayran olmamak elde değil. inanılmaz güzel şeyler var ve sayfa, fotogtaflar çok iyi.
0
mehmed resad
(11.09.18)
ürünler oyuncak gibi durmuyor ama neyin satılık olup neyin olmadığı belli değil. tek bir ürünü öne çıkaran resimler olsa ve fiyat belirtilirse daha anlaşılır olur. bu halde kafa karıştırıcı olmuş.

logo çok itici, logoya acilen el atılması lazım.

resimlerin yanına ürünün bir videosu ya başka açılardan resimler eklenebilir. kaydırarak bakar insanlar. tek fotoğraf bir ürünü alma kararı vermeye yetmiyor çoğu zaman. ne kadar görsel, o kadar iyi.
0
sir gawain
(11.09.18)
@mehmed resad :) çok teşekkür ederim herkes de bunu söylüyor ama kimse bişey sormuyor. aslında takıpcı 250 cıvarı ama sayfayı 1000 kişi görüntülemiş görünüyor yani gelip bakıp gitmişler demek oluyor yani beğenmediler beğenseler takip etmezler miydi?
0
🌸hıkmıkzık
(11.09.18)
-isim güzel,
-bence de logoyu daha da iyi yapmak lazım. ve font da sıcak durmuyor,
-en önemlisi fotoğrafların fonları neredeyse hep gri.

sayfaya girip gözünü kıs ve sadece renklere bak. ürünler ve fon aynı tonlarda olduğu için işlerin ön plana çıkamıyor ve nötr kalıyor. işlerin daha renkli olsaydı gri üzerinde giderdi.
bu yüzden fonda daha canlı ve pastel tonlarda sıcak-soğuk renkler kullanırdım ben.

www.google.de
0
a man alone
(11.09.18)
@sir gawain logo çok mu itici :( baya kafa patlatarak tasarladık ya
hocam fotoğraflardaki herşey satılık çünkü tek bi ürün yok ki bardakta satılık tabakta
fotoğrafların çoğu kaydırmalı detay görüntü var daha yakından aslında ben de mükemmel değilim ürün fotoğrafı nasıl çekilir bilmiyorum tabi şuan böyle bişey için bütçem de yok.
fiyatları da instagramda ürün satan çoğu satıcı yazmıyor ki direk dm ye yönlendiriyor insanları ve itici olmaz mı altında fiyatının yazması?
0
🌸hıkmıkzık
(11.09.18)
@a man alone logo köşeli olduğu için yazı fontu da köşeli oldu minimal olsun derken en son bu çıktı :( üzüldüm şimdi logom beğenilmeyince işlerin üzerindeki desenlerin en iyi anlaşılması için pastel tonlar tercih etmeye çalıştım. aslında daha doğal görünmesinden taraftarım hatta belki ürünlerle gerçek bi kahvaltı hazırlayıp çekmek ne bileyim.
0
🌸hıkmıkzık
(11.09.18)
bir de logoyu değiştirmem için çok geç marka logo tescil vs herşeyi aldım :( mühürler kartvizitler vs
0
🌸hıkmıkzık
(11.09.18)
hocam hemen bir çekiliş yapın. Instagram hesabı bol takipçili bir arkadaşınız varsa anlaşın, çekiliş şartlarına beni ve ...'Yı takip etmek yazın takipçi kazanırsınız. Instagram'da reklam da veriliyor artık o seçeneğe bakabilirsiniz. Bence güzel ama fiyatları yazsa daha mı iyi olur sanki?
0
black holes in the sky
(11.09.18)
@muti siler miyim hiç bekliyorum :) ya o yapılır da hep burası üzerinden satmayacağım sonuçta planım bi süre sonra internet sitemden satmaya başlamak baya pos makınem fılan var dırek satın alınsın benden fıyat gelmesını beklemesın ınsanlar kaç yıl sonra olur bu tabı bılemıyoum :( neyse her yerde farklı logo bacaba çakma site mi dolandırıcı mı yoksa başkası mı soruları ve algıları olur diye.

@black holes in the sky 1000den fazla takipçisi olan kimseyi tanımıyom kesin çok para istiyodur çok takipçililer o işbirliklerine belki instagram reklamı olabilir ama fiyatlar ne yine bilmiyorum.
0
🌸hıkmıkzık
(11.09.18)
Gayet harika bir sayfa olmuş. 1 kişi 1 kişidir diye takip ettim. Umarım zamanla daha büyür. Bol şans.
0
eazy
(11.09.18)
ben logoyu çok beğendim. tabii yanlış anlamadıysam :) bodrum evlerine benzettiğim için.

ürünlerinizi de çok beğendim, aslında pek ekstra bir fikrim yok ama naçizane ilk izlenimim sir gawain'in dediği gibi neyin satılık olup neyin olmadığı gibi bir düşünce oldu. "tamamı el yapımı ürünler dükkanı" cümlesi haricinde bir belirteç yok gibi sayfada, öyle olunca da sanki "tasarım sayfası" tarzı yerler gibi sadece güzel çanak çömlek dekorasyon fikirleri paylaşıyorsunuz gibi olmuş. görsellerin üzerine yazı yazmak falan olabilir mi acaba? mesela çekiliş önerisini kullanacaksanız onun için de atacağınız resmin üzerine bir şeyler yazabilirsiniz diye düşündüm, sadece tıklayınca açıklamada görmek yerine.
0
bir garip melek
(11.09.18)
@bir garip melek evet evet aslında bodruma yönelik kimliği olan ürünler üretmek ilk çıkışımızdı ama şimdilik ordan yürümüyoruz teşekkür ederim belirteç kullanıcam
0
🌸hıkmıkzık
(12.09.18)
Sayfaya bakınca güzel şeylerin fotoğrafını çeken birinin sayfası, güzel sanatlar, el sanatlar vs gibi bir izlenim oluşuyor.

Bilgileri okumasam birşey sattığını anlamam, bence fotoğraflarda fiyat da olmalı.

"arkadaşlarım bile fiyat sormuyor" demişsiniz, bütçeme uyup uymadığı hakkında hiç bilgim olmadığı bir şeyi neden sorayım ki?

Sorsam pahalı gelse almasam ayrı ayıp, arkadaşımsın çünkü. Yabancı adam hiç iplemez zaten. Dediğim gibi infoya kimse bakmaz, fotoğrafa bakıp hızlıca geçecek herkes. Ama fiyat bilgisi olsa hem o ürünün satılık olduğunu anlar hem de bütçesine uygunsa bir düşünür.

Fotoğraflarda fiyat bilgisi olmalı, sanat mı yapmak istiyorsun ticaret mi?

Ha bir de logo hakketen tırt. Kedi mi, B mi, 8 mi, ev mi? Belli değil.

Biraz daha yuvarlak köşeli elipsler vs kullanılarak yapılabilirdi sanki, bence geç değil isim değişmeyecek marka tescilin tekrarına gerek yok, illa kafaya takarsan bir logo daha eklersin 300-500 TL bir şey tutar.

Ama bodrumdan markasını tescil ettiysen logonun çok ta önemi yok, logoyu tamamen değişmeden elden geçirebilirsiniz.

Kartvizit kaşe vs zaten para değil. Logo amatör duruyor, üzgünüm.
0
John Bloor
(12.09.18)
instagram reklamı verin, takipçi arttıkça soran olur. ürünler gerçekten çok güzel, takip ettim bende.
0
contavolta
(12.09.18)
aldim takibe, kadin girisimcisiniz ve alsat yerine bir sey uretiyorsunuz. tebrikler!

logoyu hic sevmedim.

butik olsaniz arada yeni urun gelecegi icin takip edilebilir ama insan kac yilda bir kahvalti seti alir ki? o yuzden takipci olayinda o tarz sayfalarla kiyaslamayin kendinizi.

bazi unluler kendilerine hediye gelince storyden tesekkur ediyor. sayfanin adini belirtiyor. o tarz sayfalara bir goz atin.
0
jimicik
(12.09.18)
merhaba ben de takip ettim, yorum da yazdım bir sürü. şu an alacak durumum yok ama çok beğendim ürünlerinizi, elinize sağlık. bence de logo değişmeli yani şekil aynı kalsa bile başka bir şekilde yapılmalı bence. fotoğraflar gayet güzel ama bence de urunler tam belli olmuyor. ürünler sanki satış için değil de sergilemek için çekilmiş gibi duruyor. hepsini bir arada çekiyorsanız bile bir fotoğrafta birini anlatırken diğerinde birini anlatıp satabilirsiniz. ve fotoğraf sayısı da çok az şu an. ürünleri bölüp daha fazla fotoğraf elde edebilirsiniz. etiketleri fotoğrafın altına değil de yorum olarak yazabilirsiniz. çok takipçili sayfaların altına yorum yazabilirsiniz şöyle bir sayfam var ilgilenir misiniz diye. onlara hediye yollayabilirsiniz sizin için zor olmayacaksa. başarılar diliyorum.
0
Olric
(12.09.18)
merhaba, tamamen müşteri gözüyle bakıyorum ve çok beğeniyorum. ürünler ve tarzları şahane, fotoğraflardaki natürel renkler ve kompozisyon beni cezbediyor. hepsi benim olmalı diye düşünüyorum.
elinize sağlık <3
0
evde liyakat kalmamis
(12.09.18)
işleriniz mükemmel. ama evet, satılık ürünler oldugu çok anlaşılmıyor. fiyatları ekleyin bence altına. insanlara fiyat sormak külfet geliyor. logo agresif.
ürünler harika.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(12.09.18)
fiyat eklenmeli, sormaya uğraşmaz kimse, satılık mı anlaşılmıyor ilk bakışta +1
0
siradam
(12.09.18)
ben de beğendim, takibe aldim. ama ürünlerle ilgili daha detaylı bilgi görmek isterim. örneğin 2 kişilik kahvaltı seti. parantez içinde hangi ürünler dahil???)

illa fiyat yazmam derseniz fiyat bilgisi için dm'ye diye yönlendirebilirsiniz.

ama ben fiyatını görmek isterim. değilse sormuyorum. ne zaman sorduysam boyumu geçiyor. bir de herkese aynı fiyattan satıp satmadiklarini bilemiyorum. şeffaflık +1 benim gözümde.
0
balik kraker
(12.09.18)
Fiyat yazılmalı diyenlere toplu cevabım: instagramda bilmiyorum bu tarz ürünler yapıp satanları ne kadar takıp ediyorsunuz yada göz attınız bılmıyorum ama kımse fıyat yazmıyor profıle. Elbise ayakkabı çanta satanları saymıyorum bi üründen birsürü var çünkü Fıyat sormak için dıalog baslatmak biraz da gercekten isteyenın eylemı oluyor. Yoksa kişiye gore fıyat degıstırdıgımden değil fıyatlar belli zaten maliyetının üzerine bıraz koyuyorum kar bile yok hiçbirinde şuan da ama işte :(
0
🌸hıkmıkzık
(12.09.18)
Ben de fiyat yazilmasi düsüncesindeyim.

Bir de begendiginiz ünlülerden birilerine hediye yollayip instagram'da paylasmalarini rica etseniz.

Ürünler sahane yalniz, ben de takip ettim.
0
chitosan
(12.09.18)
@kitap arasında kalmış silgi tozu +1 tamamen katılıyorum. ürünler çok güzel fakat ilk bakışta satılıkmış izlenimi uyandırmıyor.
0
winstoncodeaqua
(12.09.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.