Giriş
(3)

İzmir Ulaşım

rakicandir
Bayraklı'da Çiğli'ye toplu taşıma ile nasıl en kolay biçimde ulaşılır?Bir de F.Altay'dan hangisine önce gitmeliyim? Teşekkürler.
Bayraklı'da Çiğli'ye toplu taşıma ile nasıl en kolay biçimde ulaşılır?
Bir de F.Altay'dan hangisine önce gitmeliyim?

Teşekkürler.
0
rakicandir
(09.03.26)
İzban hattına yakınsanız en rahat o olur herhalde.
+1
orient blue
(09.03.26)
Bayraklı da Çiğli de çok büyük semtler.
İkisi arasında ana ulaşım @orient blue'ın da dediği gibi İzban ile sağlanır.
Ancak bulunduğunuz yerden Bayraklı aktarma istasyonuna,
Çiğli İzban istasyonundan da Çiğli'de gideceğiniz yere Çiğli aktarma istasyonundan gideceğiniz yere hangi otobüsün götüreceğine bakıp,
otobüs-izban-otobüs şeklinde bir plan çıkarmanız uygun olur.

İzmir'de genelde ulaşım bu şekilde sağlanıyor. (Metro güzergahı ayrı)
+1
Mirket
(09.03.26)
Fahrettin Altay > Bayraklı > Çiğli
Diğer türlü çok saçma git gel yaparsınız.
+1
kobuzchu kiz
(10.03.26)
(4)

Dikkat dağınıklığı olup bunu aşan var mı?

ekimoloji
İki işi aynı anda yapmaya çok alıştım mesela boş boş oyun oynamak zaman israfı geldiği için bir şeyler izlerken bir yandan da oyun oynuyorum. Tabi bunlar kafa yoracak oyunlar değil. Çok fazla reel kaydıran biri değilim arkadaşlarım video atarsa ordan biraz bakıyorum sadece ancak alışkanlıktan telefo
İki işi aynı anda yapmaya çok alıştım mesela boş boş oyun oynamak zaman israfı geldiği için bir şeyler izlerken bir yandan da oyun oynuyorum. Tabi bunlar kafa yoracak oyunlar değil. Çok fazla reel kaydıran biri değilim arkadaşlarım video atarsa ordan biraz bakıyorum sadece ancak alışkanlıktan telefon hep elimde. Bunlar sebep olmuş olabilir. Dikkat dağınıklığımı soru çözene kadar farketmemiştim ama bilgi eksikliğinden ziyade gözden kaçırdığım için yanlış yaptığımı farkettim.
Toparlanmak için ne yapmalı?
0
ekimoloji
(09.03.26)
Her türlü oyunu hayatından kesinlikle çıkarmak.
Sosyal medya hesaplarının tamamını kapamak.
WhatsApp'ı sadece haberleşme için kullanmak. Gruplardan çıkmak.
Saatli ya da hedefli programlar yapmak ve uymak. (saat 3 e kadar kitap okuyacağım ya da şu bölümü bitirmeden kalkmayacağım. gibi)

Bunu yaşam tarzı haline getirmek işe yarıyor. En azından bende yaradı.
0
Mirket
(09.03.26)
düzenli uyku, özellikle erken yatmak ve erken kalkmak. haftada en az 3 defa orta yoğunluklu spor, magnezyum, demir, çinko, b12 gibi yorgunlukla ilişkili vitamin mineral kontrolü, çöp gıdalardan ve işlenmiş şekerden, alkolden uzak durmak.
son olarak sıkılmayı tecrübe etmen lazım. yani ertelediğin bir iş var onun yerine oyun+video gibi geçiştirceğine koltukta boş otur duvara bak o sıkılma hissini de yaşaman lazım.
+1
orpheus
(09.03.26)
benden önce yazılan her şey + dopamin detoksu ve mindfulness egzersizleri
+1
mezzosprite
(09.03.26)
bugünkü debe entry'sini de öneririm.
eksisozluk.com
+1
lazpalle
(09.03.26)
(3)

Yaş ortalaması anketi

Bruce
Şu cinsiyet ve yaş belirtin sorularında görünce aklıma geldi, 25 yaş altı kimse yok sanki burada; size de öyle geliyor mu?
Şu cinsiyet ve yaş belirtin sorularında görünce aklıma geldi, 25 yaş altı kimse yok sanki burada; size de öyle geliyor mu?
📊 Hangi yaş grubuna dahilsiniz

Bu anket sona erdi. 106 oy kullanıldı.

+1
Bruce
(08.03.26)
Vardır. Niye olmasın? İlişki sorularında kendini büyükmüş gibi gösteren ama ergen gibi davranan kişi sorusu çok fazla mesela.
-2
Mirket
(09.03.26)
Duyuru da bizimle birlikte yaşlanmış :') buradaki çoğu kullanıcı eskidir diye tahmin ediyorum, 20li yaşlarda tanıştık duyuruyla. Böyle giderse bizim kuşağın ölümüyle beraber sitenin selası da okunur.
+7
sadakatsiz
(09.03.26)
@sadakatsiz, bunu yazmaya gelmistim. Onlar basamagi 1 olan yaslar cogunluktaydi :') vay be
+4
üğpoıuy
(09.03.26)
(5)

eve fare girmeye çalışması

nathanieltroy
selamlar. çalışması diyorum, henüz girmedi ama bence girmeye çalışıyor.giriş kattayım, cuma günü akşam bahçeye açılan pimapen kapının oradan, duvarın içinden tıkır tıkır sesler gelmeye başladı. yaklaşık 2 dakika sürdü sonra durdu. bi 15-20 dk sonra tekrar 1 dakika kadar aynı ses oldu. ilkten böcek s
selamlar. çalışması diyorum, henüz girmedi ama bence girmeye çalışıyor.

giriş kattayım, cuma günü akşam bahçeye açılan pimapen kapının oradan, duvarın içinden tıkır tıkır sesler gelmeye başladı. yaklaşık 2 dakika sürdü sonra durdu. bi 15-20 dk sonra tekrar 1 dakika kadar aynı ses oldu. ilkten böcek sandım ama böceğin o kadar ses çıkarabileceğini düşünmüyorum. ev eski bi ev, alçıpanlar, silikonlar falan hep eski. zeminle süpürgelik arasında ufak bi yatay boşluklar vardı, 4-5 cm kadar. onları bulaşık teliyle tıkayıp üstüne çekebildiğim kadar silikon çektim. spesifik olarak tam o kısımlardan ses geliyor zaten. chatgpt ve gemini ile uzun sohbetlerimin ardından bunları yaptım.

dün akşam 10-15 saniye kadar aynı ses geldi. bugün de akşamüstü yine 15 saniye aynı ses oldu. evin içinde kendisine dair bi şey görmedim, belki de sadece duvarın içinde geziyor veya eve girmeye de çalışmıyor bilmiyorum. ama tabii ki o sesi duyduğum anda inanılmaz huylanıyorum. gündüz de ev bomboş oluyor hafta içi. hani bi şekilde oraları kemirip girse müdahale edemicem girmiş olacak.

kapan veya yapışkanlardan hangisi daha mantıklı? fare zehiri çok geç etki ediyomuş sanırım. bi yandan da kapana yemek koymak istemiyorum çünkü hamamböceği gibi başka böcekleri de çekmek istemiyorum. veya hayvanın girmeyeceği varsa da kokusunu alıp girmeye çalışırmış gibime geliyor :) eve girdiğinden emin olmadan bunlara gerek yok değil mi? bir de ola ki kendisiyle karşılaştım, nasıl öldürmek gerekir? çok da korkak biriyim, nasıl öldürürüm nasıl atarım hiçbir fikrim de yok :(
0
nathanieltroy
(08.03.26)
o kücük serefsizler girmek isterse bir sekilde giriyor. benim evime banyo tesisatı boslugundan duvarı delip girmisti. ben canlı kapanla yakaladım ama yakalaması 2 gün sürdü yatak odasını kapatıp salonda yatmıstım 2 gün. sonrasında tüm evi ilaçlattım. ilaçlayan çocuk süpürgeliklere, köşelere birkaç zehirli macun sürdü, naftalin benzeri zehirli topcuklar attı sağa sola. (zehirli şekerli şeyler gibi ismi şuymuş: Mum Blok Fare Zehiri). ne kadar doğru bilmiyorum ama bundan sonra gelmez dedi. ara sıra bu zehirli şekerleri kontrol ederim kemirilme vs. var mı diye 2 senedir sağlam duruyorlar. karınca vs. de gelmedi.

evde kedi/çocuk yoksa bu zehirli macunlardan alabilirsin, kedi varsa zaten fare giremez o eve. :)

yapışkan çok etkili, belki en etkili yöntem. zamanında ben de yapıskan kullandım ama cok acımasızca geliyor, ayrıca kertenkele/kuş vs. de yapısırsa onları da kurtaramazsın ölürler orada.
0
dr doofenshmirtz
(08.03.26)
yapışkanlar baya işe yarıyor.
0
jelly bear
(08.03.26)
Arkadaşlar biz onların doğal yaşam alanlarını işgal ettik :)
Öldürmeyin hayvanları.
Ultrasonik fare kovucu aletler epey işe yarıyor. Ancak tabii ki dandik olanları var. Yorumlarını okuyarak seçici olun. Öyle alın.
Hayvansever değilseniz, itlaf düşünüyorsanız, bir de onun cesediyle falan uğraşıyorsunuz ki iğrenç bişey. Tavsiye etmem.
Öldürmeyin, kovun.
Yaşasın hayvanseverlik :)
-7
Mirket
(08.03.26)
Yaklaşık iki yıl önce evimizin kısmen bir bölümüne (kiler gibi bir yerdi) fare girmişti. Belki iki ay o fareyi yakalayamadık. Tuzaklar kurduk bana mısın demedi. Cin gibi bı şey. En son bir işe yaramayacağını düşünerek de olsa internetten fare kapanı sipariş ettim. Hiç umudum yoktu ama on dakika içinde fare yakalandı. Sonra çok kizdik kendimize çözüm bu kadar basit olduğu için. Ola ki fareyle karşılaşırsanız mutlaka böyle bir ürün alın. Hem hayvan ölmemiş oluyor.

Ahşap bı kafes gibi. Tavanında bir demir sarkiyor. Ucuna yiyecek koyuyorsunuz. Fare o yiyeceği yediği an kafesin kapısı kapanıyor. Hassas bir düzenek var. Sonra gidip atıyorsunuz. Ucuna peynir çikolata gibi kokulu lezzetli yiyecek koyabilirsiniz.

Not: farenin büyüklüğü küçüklüğü kapanın ise yaramasini etkiliyor mu bu konuda bilgim yok.
+1
egerbiryolcu
(09.03.26)
egerbiryolcu'ya ek yapayım. bizim eve çok küçük bir fındık faresi girmişti. bahsettiği o kapanlardan ben de aldım ama çok küçük olduğu için kapanı kapatmaya yetmemişti yaptığı kuvvet. peyniri yiyip çıkıyordu. o yüzden çözümü şu üründe buldum: www.hepsiburada.com bir kere girdi mi çıkamıyor çünkü ne tarafa gitse rampa sebebiyle kapı kapanıyor. takır tukur ses gelince bunu bi poşete koyup uzağa bir yere götürüp fareyi saldım böylece dexterlığa da gerek kalmamış oldu.
0
pide
(09.03.26)
(5)

Balığı dondurucuya atsam?

fildirfildir
Merhaba, sabah balık almıştım ama şimdi yapamicam. Sabahtan aldığımda normal buz dolabının üstüne koymuştum. Şimdi buzluğa atıp dondursam olur mu? Kaç gün durur? Ve sonra yemek için çıkaracağımda buz dolabının üstüne mi çıkarmalıyım yoksa direkt çıkarıp oda ısısında mı çözdürmeliyim?
Merhaba, sabah balık almıştım ama şimdi yapamicam. Sabahtan aldığımda normal buz dolabının üstüne koymuştum. Şimdi buzluğa atıp dondursam olur mu? Kaç gün durur? Ve sonra yemek için çıkaracağımda buz dolabının üstüne mi çıkarmalıyım yoksa direkt çıkarıp oda ısısında mı çözdürmeliyim?
0
fildirfildir
(08.03.26)
Aylarca durur. Buzdolabında çözdürün.
+1
inheritance
(08.03.26)
bence iç organlarını almadan buzluğa atmayın. raf ömrünü kısaltacağını düşünüyorum.
0
suicmeyenadam
(08.03.26)
Fileto kestirmiştim temizlendi, teşekkür ediyorum
0
🌸fildirfildir
(08.03.26)
Temizlenmeden buzluğa atılmaz . Buzlukta da aylarca sorunsuz aidatsız kira vermeden subzero bir ortamda RAR formatlı olarak kalır .
0
diyecevaplandı
(08.03.26)
O balık size çok büyük bir ihtimalle dondurulup çözülüp ulaşmıştır. çözünmüş bir gıdanın tekrar dondurulması tavsiye edilmez.

Daha önceki cevaplarımı okuyan arkadaşların dikkatini çekmiştir. Bu konuda çok cesurumdur ama balıkta ve tavukta tereddütsüz imha yoluna giderim.

Tavsiye etmem dondurmanızı. Atın bence.
0
Mirket
(09.03.26)
(6)

Enjeksiyon eğitimi

ashleybon
1. Damaryolu açma, enjeksiyon yapma gibi şeyleri öğrenmek için nerde kursa gidebilirim. ilkyardım kurslarında bulunmuyormuş.2. Botoks yapmatı öğrenmek için kurslar var onlara doktor olmadan katılım sağlanıyor mu ki? ticari amaçlı değil kendime tapmak için öğrenmek istiyorum.
1. Damaryolu açma, enjeksiyon yapma gibi şeyleri öğrenmek için nerde kursa gidebilirim. ilkyardım kurslarında bulunmuyormuş.
2. Botoks yapmatı öğrenmek için kurslar var onlara doktor olmadan katılım sağlanıyor mu ki? ticari amaçlı değil kendime tapmak için öğrenmek istiyorum.
-1
ashleybon
(08.03.26)
Kursu değil yüksekokulu var o işin. Diploma gerektiriyor o yetki.

90 lı yıllarda hafızam beni yanıltmıyorsa ilaç alerjisinden bir ya da birkaç ölüm olayı oluyor. Medya bu olayın üzerinde haddinden fazla durunca, enjeksiyon işi çok ciddiye alınır oluyor. Bu konuda yetkiler tekrar gözden geçiriliyor. Enjeksiyon uygulaması yapılan muayene masalarının kenarında duvarlara hemen ulaşım için alerji ilaç tüpleri bantlanıyor falan. Ciddi bir konu yani.
+2
Mirket
(08.03.26)
bence asla riske atilacak bir konu degil. zaten youtube dan bakip ogrenmekle bir yere gitmenin bir farki oalcagini zannetmiyorum.
doku butunlugunu bozmak risktir. cilt dusundugunuzden daha onemli bir bariyer ve organ.
+3
mavicorap
(08.03.26)
Aşı yanlış vurulduğu için kolu sakat kalan bir kız çocuk vardı. 90larda çok çıkardı televizyona. Enjeksiyon yapmak şaka değil.
+2
sucvecezve
(08.03.26)
bizim hemşire komşuya sormuştum. bir seferde öğrenilip biten bir şey değil, sürekli yapman lazım devamlılık şart yoksa beceremezsin demişti.
+2
yurtsuz john
(08.03.26)
yapmayın öyle bir şey. neden yapmamanız gerektiğiyle alakalı bir kitap dolusu madde sıralanabilir ama özetle denemeyin. profesyonel yetki ve tecrübe şart.
0
suicmeyenadam
(08.03.26)
O malum sahnenin tam zamanı
m.youtube.com
+3
parka
(08.03.26)
(8)

Son kullanma tarihi 10 gün geçmiş yumurta yenir mi?

Bartebly
Akşam iftarda kızartıp yedim ama şimdi midem biraz kötü oldu psikolojik mi yoksa bozulmuş olabilir mi? Yumurta buzdolabı dışında mutfakta camın önündeydi. Cam da 7/24 açık ama mutfak da sıcak petekler yandığı için.
Akşam iftarda kızartıp yedim ama şimdi midem biraz kötü oldu psikolojik mi yoksa bozulmuş olabilir mi? Yumurta buzdolabı dışında mutfakta camın önündeydi. Cam da 7/24 açık ama mutfak da sıcak petekler yandığı için.
0
Bartebly
(08.03.26)
yenebilir. ama bozulmuş da olabilir. başka yumurtalar kaldıysa bayatlık testi yap.
0
jelly bear
(08.03.26)
Bozuk yumurtayı kırınca genelde sarısı cilik olur akar gider ve baya kötü kokar. Taze olmamasina bir şey diyemeyecegim ama bozuk olsa anlardiniz bence.
+2
a perfect lie
(08.03.26)
Kırınca ortalığa bir kötü koku yayılmadıysa yerim ben.

Sait Faik Abasıyanık'ın Kameriyeli Mezar hikayesinde, Hikaye kahramanının anlattığına göre, martı yuvasında iki yumurta varsa, bu yumurtaları korkmayın alın der. Çok tatlı olurmuş. Eğer yumurta üç taneyse uzak durun der. Bozuk olabilirmiş. Son kullanma tarihinden bahsetmemiş.
Hikayenin adı, martı yumurtası yemeye giderken önünden geçtiği mezarlıkta gördüğü bir mezardan geliyor. Yumurtalarla ilgili değil.
+1
Mirket
(08.03.26)
Bozulmaya yaklaşanlar kırılınca az çok dağılır, bu tabii mide bozacağı anlamına gelmez. Kesin bilgi değil tabii belki de yanılıyorumdur.
0
mbond
(08.03.26)
Ya bu yenir denen arkadaşlar neye dayanarak söylüyor bunu? Skt si 10 gün geçmiş yumurta en az 40 günlük demek . 40 günlük yumurta nasıl yenebilir?
0
benaslindayohum
(08.03.26)
Yenmez tabii ki. Son günü gelen yumurtayı bile yemem, yumurta yani bu.
0
sadakatsiz
(08.03.26)
skt ürünün tam o tarihte çöp olacağı anlamına gelmiyor ki sadece bayatlıyor. bozuk demek değil. hatta gıda israfının önüne geçmek için ürünlere artık tett yazıyorlar yani tavsiye edilen tüketim tarihi. yımurtayı ben her ihtimale karşı dolapta tutuyorum. mutfakta petek yanmıyor ama yemek yapınca falan çok ısınıyor. yumurtayı da kırınca sarısı dağılıyorsa ve kötü kokuyorsa yemem tabi ama sırf son kullanım tarihi geçti diye de çöpe atmam. ayrıca sen bozuk yumurtayı yesen bile illa gıda zehirlenmesi geçireceksin diye bir şey yok belki basit semptomlarla atlatır bi daha bu hataya düşmezsin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
yumurtada skt değil tett olur. tett geçtikten sonra bozulup bozulmadığını kontrol ederek tüketebilirsiniz
0
mezzosprite
(09.03.26)
(10)

Büyüklerin yanında çocuk sevmemek

michael_knight
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum. Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum.
Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?

Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
0
michael_knight
(07.03.26)
Kafkas halklarının adetidir. Aşırı ayıptır.
Adet kanıma işlemiş olsa gerek, yılışık bir davranış gibi gelir bana.
+1
Mirket
(07.03.26)
Erzurumluyuz bizde de varmış hatta ayıp karşılanıyormuş, gelenek anneannelerimiz dedelerimizle bitti. Neyse ki onların çocukları çocuklarını torunlarını gayet de seviyor. Bunun gibi çook mantıksız adet var, erkek çocuk dahi olsa gelince kocaman kadınlar ayağı kalkarmış falan…
+1
ekimoloji
(07.03.26)
anadan babadan 600 kusaktir cerkesim. ailemde konusulan birinci dil de cerkesce ve cecencedir. bizde bu adetin oldugu dogrudur ama ne cekirdek ne büyük ailemizde uygulanir. bizde cocuga kiymet verilir ve herkesin yaninda sevilir. hayatimda duydugum en aptal adetlerdendir bu.

ayni cerkeslerde baba ile dogrudan konusmamak, damat evdeyken evin babasinin evde bulunmamasi, babanin cocugu tasimamasi, gelinin kayinpederle dogrudan konusmamasi, kadinlarin ve yasi kücük erkeklerin evde erkekler otururken onlarla oturmamasi gibi adetler de var. xabze'yi noktasi noktasina uygulamiyorsaniz bunu normallestirmeyin.
agzi süt kokan yavruyu sevmemeyi normallestirip orada durmanizi saglayan sey nedir? mesela neden bir annenin yavrusunu sevememesi normal ama digerleri degil?
bana kalirsa hicbiri normal degil.
arkadasim babasiyla enseye saplak takiliyor, dedesinin yaninda ayaklarini uzatip oturuyor, sonra ogluna diyor ki bizde cocuk aile büyükleri yaninda sevilmez, git annenin yanina ben dedenle oturuyorum. hahahasktr. kendi konforunu etkileyen seyler xabze'de yazmiyor galiba?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.03.26)
Bizim de 2 kusak oncesi varmis bu örf. Herkeste ayni saniyodum 🤔

Hep cocugun yapim sureci kaynakli diye dusunmustum :) hamilelikten utanmak gibi bisi
0
üğpoıuy
(07.03.26)
Ama arkadaşlar ben sebebini, mantığını soruyorum.
Yani mesela baba ile direkt konuşmamanın sebebi bir tartışma çıkmasını önlemektir, gelinin kayınpederle konuşmaması işte cinselli laf/düşünce olmasın diyedir vs.

Peki çocuk sevmemek?
-1
🌸michael_knight
(07.03.26)
Cocuk severken hanimis de hanimis oyyy falan gibi gevşek hareketler yapildigindan olabilir :)
0
Purple life
(07.03.26)
Genel olarak ataerkil aile yapısında ciddiyet esastır. Çocuk sevmek, onunla oynamak falan zaten görece yeni şeyler. Çocuk dediğin eski zamanda bir düzine yapılan (Ki burada da irade zaten kısıtlı), bir kısmı verimli olacak yaşa gelmeden ölen, o zamana kadar da kaynak tüketen bir varlık onlara göre.
Zamanının önemli bir kısmını ağır iş yaparak geçiren, hayatını sürekli kontrol edemediği şeylerden (Kuraklık, toprağın verimsizliği, hayvan sürüsüne dadanacak bir hastalık, ağanın canının sıkılması) korkarak yaşayan insanların da çocukla oynamaması ya da oynanmasını hoş karşılamaması normal herhalde.
+2
salihdt
(07.03.26)
Sebebini sorduğumda kimse mantıklı bir şey söylemiyordu, sadece agucuk gugucuk sevmek de değil. Köyde bilmem kaç sene önceden bi adam çocuklarını kucağına alıyormuş diye söyleyip söyleyip gülerek dalga bile geçmişler. Kuzenim (erkek) çocuğunu sık kucağına alıyor diye anneannem daha yeni “x gibi çocuğunu kucağından indirmiyor” demişti :d
Evde iş yapan kocam hakkında da ergen kız diye dalga geçmiş, yaşlılar ve saçma sapan düşünceleri işte mantıklı sebebi olduğunu düşünmüyorum.
+1
ekimoloji
(07.03.26)
Eskiden birisi araştırırken yaşlı birine sormuş. Tarihte yokken neden şimdi var diye sormuş.
Aldığı cevaba göre büyük savaştan sonra çok fazla dul ve yetim çocuk ayrıca çocuğu ölenler kalmış ve başka ailelerin yanına yerleşmiş. Onlar incinmesin diye eşi ,çocuğu olanlar daha dikkatli davranmış.
+1
hebanon
(08.03.26)
altta yatan mesaj şu. adam oldun da bizim yanımızda büyüklük mü taslıyorsun. yani ailenin en büyüğü varken ortamda baba rolüne giremezsin. babam bunu bana yapmadı ama dedemin yanında durumları böyleydi. çepni kökenli giresunlıuyum.
+1
lazpalle
(08.03.26)
(4)

İran ve etrafında neler yaşanıyor?

michael_knight
Haberler zaten yanlı ve bizi yanıltmak için yapıluyor diye pek takip edemedim. Şu anda durum ne? Ne kadar sürer ve dünyayı ne kadar etkiler anlamak için nereye bakayım?Siz biliyor musunuz?
Haberler zaten yanlı ve bizi yanıltmak için yapıluyor diye pek takip edemedim.
Şu anda durum ne? Ne kadar sürer ve dünyayı ne kadar etkiler anlamak için nereye bakayım?
Siz biliyor musunuz?
-2
michael_knight
(06.03.26)
Şu yayın epey doyurucuydu.

www.youtube.com
0
Mirket
(06.03.26)
İran diş geçiremezse Suriye savaşı ne kadar etkilediyse o kadar etkiler.
0
prole
(06.03.26)
Geçen merak edip groka sormuştum. Bunlar dışında mehmet akif koç, 49w kanalını izleyebilirsin.

--Şu anda (Mart 2026 itibarıyla) İran'da (özellikle Tahran ve çevresinde) sahadan bilgi veren ve X'te aktif paylaşım yapan bazı Türk gazeteciler/muhabirler var. Güncel paylaşımlara göre öne çıkanlar şunlar:Gürkan Demir (@gurkandemirr_
): Tahran'dan canlı bağlantılar yapıyor, meydanlardaki gelişmeleri (örneğin "ateşkes" sloganları) aktarıyor. TV100 ve Aydınlık Gazetesi adına İran temsilcisi olarak çalışıyor. En aktif saha muhabirlerinden biri gibi görünüyor.
Fulya Öztürk (@Fullyaozturk
): CNN Türk ekibiyle İran'da (Tebriz ve diğer bölgeler), savaşı yerinden takip ediyor. Canlı yayınlar ve fotoğraflarla güncel paylaşımlar yapıyor.
Çağlar Tekin (@mcaglartekin
): Tahran ve Tebriz'e giderek halkın nabzını tutuyor, İran halkının ABD müdahalesi hakkındaki görüşlerini aktarıyor. Bağımsız gazeteci olarak detaylı paylaşımlar yapıyor.
Ali Çabuk (@aliicabuk
): NTV Bölge Temsilcisi olarak Tahran'dan bildiriyor, uzun süredir bölgede.

Bunlar son günlerde İran'dan doğrudan Türkçe içerik paylaşan ve doğrulanabilir gazeteciler. Diğer bazı isimler (örneğin A Haber, AA veya TRT muhabirleri) de Tahran'dan yayın yapıyor diye bahsediliyor ama bireysel X hesapları bu paylaşımlarda net çıkmadı.Durum çok hızlı değişebildiği için hesaplarını doğrudan kontrol etmeni öneririm. Eğer belirli bir kanal veya isim arıyorsan daha detaylı bakabiliriz!
0
potsdamer
(06.03.26)
Eğer Orta Doğu hakkında doğru bilgi almak istiyorsanız takip etmeniz gereken kişi Hediye Levent.
0
nefertarii
(06.03.26)
(3)

BES hangi şirketten açayım?

sabenburak
soru başlıkta. en avantajlı BES şirketi diye bir şey var mı? hangilerini önerirsiniz?tikler geç de olsa gelecek.
soru başlıkta. en avantajlı BES şirketi diye bir şey var mı? hangilerini önerirsiniz?

tikler geç de olsa gelecek.
0
sabenburak
(06.03.26)
Şu ablanın bütün videolarını seyretmeden,

www.youtube.com

Şu videoda 1:16 daki çizelgeyi iyice anlamadan

www.youtube.com

BES'e bulaşma bence.
0
Mirket
(06.03.26)
Yönetim gideri kesintisi veya buna benzer kesintilerin en az olduğu veya olmadığı bir kampanya, anlaşma bulmaya çalış.
10 bin lira paran olunca önemsiz oluyor o binde bilmem kaç kesintiler ama 10 milyon para birikince ve her ay kesildiğini görünce can acıtır.
+2
michael_knight
(06.03.26)
istediğin şirketten diğer şirketlerin bes fonunu alabiliyorsun. O yüzden fon çeşitliliği açısından şirketin bir önemi kalmıyor.

tek önemli kriter şu bes devlet garantisi olan bir yatırım aracı değil. o yüzden tercihen nispeten güçlü şirketleri tercih et. Mümkünse yönetim gider kesintisi olmasın veya minimum olsun.

bir de 15 yıldır besten uzak durun diyen insanlar hep var. En iyi yatırım aracı olmadığı doğru olabilir. Ama parayı köşeye atıp dokunmamayı zorladığı için ben oldukça mantıklı buluyorum. 2 tane besim var ve bunlar bes olmasaydı eminim ki bozdurup birşey almak için harcayacaktım. Niyetiniz doğrultusunda doğru kullanırsanız mantıklı bir araç. Ama kısa vade düşünüyorsanız uzak durun.
+2
nuevo
(06.03.26)
(11)

Düşük tansiyonla yaşamanın ne zararı olabilir?

Cesario
Son zamanlarda tansiyonum 8/5 falan çıkıyor. Pek bir belirtim yok. Yani ölçmesem hiç farkında olmam. Hatta yanlış ölçüyorum galiba diye şüpheye düştüm ama yanlış olduğunu sanmıyorum. Hangi durumda muayene olmam gerekir?Bu durumun uzun vadede zararı nedir? Hani yüksek çıkınca deriz ya felç riski var,
Son zamanlarda tansiyonum 8/5 falan çıkıyor.

Pek bir belirtim yok. Yani ölçmesem hiç farkında olmam. Hatta yanlış ölçüyorum galiba diye şüpheye düştüm ama yanlış olduğunu sanmıyorum.

Hangi durumda muayene olmam gerekir?

Bu durumun uzun vadede zararı nedir? Hani yüksek çıkınca deriz ya felç riski var, kalp krizi vs. Düşük olunca neler oluyor vücutta?

Not: 33 yaşındayım. 3 ay önce doktora gidip muayene oldum. Kan, idrar tahlili vs tam kapsamlı. Hiçbir şey çıkmadı.
0
Cesario
(05.03.26)
Ereksiyon problemi
-6
arbre
(05.03.26)
doktor değilim. benim bildiğim uzun vadede bir sakıncası yok yüksek tansiyon gibi. doktorların ilaç vermek gibi bir yönlendirmesi de olmuyor bildiğim kadarıyla. geniş ailemde de bende de mevcut. özellikle yazları kötü oluyorum. hafif bir baş dönmesi eşlik ediyor, nabzım yükseliyor. bulantı kusma pek olmadı. düşüp bayılma ihtimalinize karşı uzanmak ya da güvenli bir yere gitmek lazım. ben mümkünse ayaklarımı uzatıp tuzlu ayran içiyorum. hemşire sade soda içebileceğimi söylemişti kötü hissettiğimde. ayağa kalktığımda gözüm kararıyor bazen. aile hekimi de genç yaşlardayken öğün atlamaktan olabileceğini söyledi bu durumun. kardiyolojiye vs. gitmedim açıkçası bu durum için.
0
black holes in the sky
(05.03.26)
aile hekimime sormuştum bu durumu; ''biz düşük tansiyonu severiz'' demişti.

ekstrem sporlarla uğraşıyorsan sorun yaratabilir. göz kararması, kısa süreli kendinden geçme gibi.
0
yurtsuz john
(05.03.26)
yatak yaraları, çoklu organ yetmezliği, kangren, nekroz.
-5
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.03.26)
Sabah yazıp silmiştim. Yine yazayım.
Basınç düşükse organlara yeterli kan gitmiyor demektir.
Her organı ayrı ayrı düşünün. Uzun vadede ve hep yetersiz oksijen alan, yetersiz beslenen organ ne olur.
-2
Mirket
(05.03.26)
@mirket, bu söylediğin yanlis.

Oksijeni verebilmek için tansiyon yükseliyor zaten. Eger bayilma fenalasma gibi durumlar yoksa düsük tansiyon kalbin daha rahwt calismasi demek.
+2
Purple life
(05.03.26)
yuksek tansiyon dolasim sistemini yorup erken olduruyor. ona dikkat etmek lazim. organik bir tesisat sonucta bu surekli basinca maruz kalirsa bir yerde yipranacak mantiken. dusuk tansiyon iyidir. benim de genelde 10 6'dir tansiyon. ama 8 5 bana bile dusuk geldi.

semptom var mi onlara bakmak gerekir. bas donmesi falan olmuyorsa, vucutta genel bir yorgunluk yoksa aktif sporunu normal yapan biriysen vucudun idare ediyor olabilir. yeteri kadar tuz/elektrolit almiyor olabilir misin?
0
antikadimag
(05.03.26)
@antikadimag

Sağlıksız şeyler yemiyorum ama öğün olarak da yeterli beslenemiyorum.

Bu sebepten olabilir. Düzenli aralıklarla ayran mi içeyim tuzla karıştırarak?

Himalaya tuzu aldım mesela iyi midir?
0
🌸Cesario
(05.03.26)
valla hocam tavsiyeyi doktor versin ya tam butun verileri gorenler onlar. yani doktor bunu problem olarak gorup ilac vermediyse bence cok endiselenecek bir sey yok. ama genel kural olarak tuz tansiyonu arttirir. eksik tuz aliyorsaniz ondan ekstra dusuk cikmis olabilir ama hali hazirda tuzlu besleniyorsaniz veya baska bir saglik komplikasyonu varsa tuzu arttirmak da mantikli olmayabilir.
+2
antikadimag
(05.03.26)
Babam 76 yaşında ve ömrü boyunca tansiyonu 8-9 / 5. Hayatı boyunca zayıf fit biriydi, hep çok uzun mesafeler yürürdü.

Geçen sene akciğer kanseri oldu, 9 hafta haftada 1 kemoterapi aldı. İnanılmaz yorucu ve zor bir süreçti ve bu dönemi atlattı. Hala immunoterapi alıyor -akıllı ilaç-

Bunu sunun için yazdım; pek çok kanser hastasi bu dönemlerde kalp yetmezliği, organ yetmezliği gibi sorunlar yaşıyor. Akciger kanseri 4. Evre Adam buralardan hasarsız çıktı ama burada 33 yasinda saglikli adama organ yetmezliği falan yazanlar olmuş :)

Kangren yazan var. Hayır ağzımı bozmayacagim :))
+1
makbur
(06.03.26)
doktorlar yüksek tansiyondan daha iyi oldugunu söylüyorlar. Tavsiyem yaninizda kucuk paket tuzlardan bulundurmanız. Ben oyle yapıyorum. Nerede ne zaman düşeceği pek belli olmuyor.
0
acelaacedebela
(06.03.26)
(11)

Outdoor marka bulmak

strawberry first
Yerli üretim, uygun fiyatlı sanırım north ile başlayan ya da ona benzer bir marka vardı, goratex bot falan bakmıştım online olarak.Ama unuttum, neydi ki adı?
Yerli üretim, uygun fiyatlı sanırım north ile başlayan ya da ona benzer bir marka vardı, goratex bot falan bakmıştım online olarak.
Ama unuttum, neydi ki adı?
0
strawberry first
(04.03.26)
Lumberjack olabilir mi?
0
Mirket
(04.03.26)
North Face, Columbia, Salomon, Jack Wolfskin, bunlardan birisi olabilir (gerçi yerli üretim demişsiniz)

En rahat ettiğim Columbia oldu hep, hatta outlette uyguna düşünce stokluyorum yazlık kışlık
-3
su olsam ates olsam
(04.03.26)
Tik atıyorum cevaplara ama bu lar değil maalesef...
0
🌸strawberry first
(04.03.26)
north pacific diye bir marka vardı üç harflilerde. north face çakması olabilir.çok kötü durmuyordu ürünleri.
0
parka
(05.03.26)
Ona da baktım ama ayakkabı yok onda... Başka bir markaydı. Hatta sözlükte başlıktan yorumları okumuştum, kullananlar da memnundu. Ay neydi??
0
🌸strawberry first
(05.03.26)
Vaneda?
0
Bruce
(05.03.26)
Maalesef :/
0
🌸strawberry first
(05.03.26)
sanırım north of wild'ı diyorsun. epey araştırıp soft shell botunu teyzeme hediye etmiştim. çok beğenmişti.
0
buenosdias
(05.03.26)
North değil de National Geographic ya da Nautica olabilir mi?
0
prole
(05.03.26)
North sails?
0
etna
(05.03.26)
Evet north wild imiş aradığım marka. Herkese teşekkürler.
0
🌸strawberry first
(05.03.26)
(6)

Kalori acigim nasil bi bakar misiniz?

Kittie
Bugun yediklerim:Bir adet karamel latte kucuk boy.Salata (iceberg, badem salata, mmaydonoz) bir dilim izgara et, 3, 4 kasik normal yogurt. Bowl yaptim bunlari. 1 adet alaska frigo.Spor oncesi bir adet muz.Bunu 2 gundur yapiyorum. Ve devam ettirmeyi dusunuyorum. Normalde frigo yemiyorum ve latteyi sa
Bugun yediklerim:
Bir adet karamel latte kucuk boy.
Salata (iceberg, badem salata, mmaydonoz) bir dilim izgara et, 3, 4 kasik normal yogurt. Bowl yaptim bunlari.
1 adet alaska frigo.
Spor oncesi bir adet muz.

Bunu 2 gundur yapiyorum. Ve devam ettirmeyi dusunuyorum. Normalde frigo yemiyorum ve latteyi sade iciyorum. Ama bugun tatli bi seyler yemek istedim.
30 dak kardiyo.

Hedefim hizlica 5, 6 kilo vermek.
Uzun suredir ayni kilodayim. Depresyondan dolayi, en azindan kilo almiyorum diyodum ama artik vermeye karar verdim alt tarafi 5 kilo. Boyle devam etsem verir miyim soyle maksimum 2 ayda?

Not: Bana az yedim gibi geldi dun. Ama bu sabah tartida hic fark yoktu :( ki bugun frigo falan da yedim herhalde yarina 1 kilo almis uyanirim...
Bir de kahvalti alternatifi var mi? Bu salata rutinine eklemelik.
-2
Kittie
(04.03.26)
hiçbir şeyin gramajı yok. o yüzden bir şey söylenemez.

kalori açığı yaratmanın tek yolu, her şeyi gram gram ölçtürmek.
karamel latte'nin içinde kaç ml süt var mesela? sütün yağ oranı ne? 100ml tam yağlu sütte 65-70 kalori var, 200ml koyduysan 150 kalori sırf sütten almışsın. "karamel" demişsin 100 gram karamelde 400 kalori var, 10 gram koydularsa 40, 20 gram koydularsa 80-100 kalori ordan aldın demektir.

ama kaç gram koyulduğunu bilmiyorsun.

1 dilim et dediğin çiğden kaç gram tartılmış mesela? etin neresi? 100 gram antrikotta 250 kalori var, 100 gram bonfilede 150 kalori var.yediğin antrikotun yağ oranı fazlaysa, o bile değişir 300-350 kalorilere çıkar. 200 gramlık bir dilimse; antrikotta 500 üstü, bonfilede 300 civarı kalori alıyorsun.

yine gramaj yok.
sırf burda kaç ml süt, kaç gr karamel, hangi et, kaç gr et farklarından 500-600 kalorilik fark yatıyor nerdeyse.


---

onu geç bazal metabolizman ne?
yaptığın yürüyüş vücut ağırlığına ve kas oranına göre farklı kalori yaktırıyor. 100 kiloysan, %20 yağ oranın varsa, 30 dakikalık kardiyoda 500 kalori üstü yakabilirsin, ki o da kardiyo şiddetine bağlı. 65 kilo ve %30 yağ oranına sahipsen ve yaptığın kardio şiddetli değilse 250 kalori bile yakmamış olabilirsin.

haliyle gramı gramına tartmıyorsan hiçbir şekilde kalori açığı yapamazsın.

kalori açığına göre diyet ypamanın 1. kuralı: her şeyi ama her şeyi evde, tartıda, çiğden tartaran koymak. yağdan tut pirincine etine kadar. içine sıktığın limona kadar.

çünkü dışarda yediğin 200 gram eti belki 50 gram yağın içinde pişirip önüne getiriyorlar. yediğin salataya belki yarım bardak zeytinyağı döküp gönderioyrlar. belki de hiçbirini koymuyorlar. bilgi yoksa, kesinlik yok. o zaman kalori açığına göre kilo veremezsin.
+3
tchuck
(04.03.26)
bazal metabolizmanı neden soruyorum?
60 kiloluk bir kadınsan, bazal metabolizman 1100 kalori civarıdır. yaptığın kardiyoyla birlikte bugün 1300 kalori anca yakmışsındır.
zaten latteden minimum 250 kalori aldın. salatandaki bademinden yağına, etine, yoğurduna kadar eklersen 700-800 kalori de ordan almış gibi gözüküyorsun. üstüne frigo, muz (150 kalori orta boy muz) eklersen zaten belli ki 1200 kalorileri çoktan görmüşsün.

haliyle kilo veremezsin.

ha bazal metabolizman 2000 kalori civarıysa. kardiyoyla da bi 300 kalori civarı verdiysen, 2300 kalori yakmışsındır tüm gün.
yediklerin de 1200-1300 kalori arasıysa, bu şekilde haftada 1 kilo vererek devam edebiirsin yoluna.
+1
tchuck
(04.03.26)
Chat gpt'ye vücut yağ oranımı hesaplayıp bana 5 kilo vermem için bir diyet programı hazırla. Makrolarımı da düzenle. Bir de arada gaz ver bana ki diyete devam edebileyim de.
Harika işler çıkarıyor.

Edit: Şu anki diyet, gördüğüm kadarıyla seni platoya sokar. 100 gram veremez yapar.
0
Mirket
(04.03.26)
Karamel latte ve Alaska Frigo ile kalori açığı oluşmaz. Şekeri bırakmadıkça kilo veremezsiniz.
0
huladancer
(04.03.26)
Ben yediğim içtiğim her şeyin kalorisini yapay zekaya soruyorum.

Aldığım ve yaktığım kalori miktarları arasında da böyle denge kuruyorum.

7000 küsur kalori yakımı tam 1 kg'a denk geliyormuş.

Yani 1 kg verebilmek için en az 7000 kalori yakmanız gerekiyor.

Her gün yaktığınız kaloriden 700 kalori kadar eksik miktarda gıda tüketseniz, 1 kg vermeniz 10 gün sürer.

Yani öyle 1-2 günde tartıya yansımaz.

Çok kolay değil ama zor da değil bence.

Bazal metabolizma hızınızı hesaplayın. Spora devam edin.
Günlük olarak aldığınız kalorinin yaktığınız kaloriden az olmasına dikkat edin.
0
anaphylacticshock
(05.03.26)
yediğiniz herşeyi gramı gramına fatsecrete yazıp kendiniz hesaplayabilirsiniz.
0
inheritance
(05.03.26)
(14)

özel sağlık sigortası prim ödemesi

kibritsuyu
eşimi çalıştığı işyeri özel sağlık sigortası yaptırıyor. aylık bir miktar ek ödeme yaptığımızda beni ve oğlumu da sigortaya ekletiyor.lakin bu ek ödemeyi kredi kartından taksitli olarak her ay çekiyorlar. peki bunun için ne yapmamız gerekiyormuş? yolladıkları mail order formuna bütün kredi kartı bil
eşimi çalıştığı işyeri özel sağlık sigortası yaptırıyor. aylık bir miktar ek ödeme yaptığımızda beni ve oğlumu da sigortaya ekletiyor.

lakin bu ek ödemeyi kredi kartından taksitli olarak her ay çekiyorlar. peki bunun için ne yapmamız gerekiyormuş? yolladıkları mail order formuna bütün kredi kartı bilgilerimizi, son kullanma tarihi ve cvc koduyla birlikte yazıp mail atacakmışız.

ya diyorum sene 2026 olmuş. bas bas bağırıyorsunuz kimseyle paylaşmayın, telefonda söylemeyin. 200 liralık yemek siparişi verirken telefona kod falan geliyor. banka şifremi 3 ayda bir daha önceki 5 şifremle aynı olmayan sayıyla değiştiriyorum. güvenlik güvenlik diye kıçınızı yırtıyorsunuz. ama ödeme almak için benden kredi kartımın tüm bilgilerini kağıda yazıp mail atmamı mı istiyorsunuz? diyor ki sistemimiz böyle.

acenteniz yok mu diyorum, gideyim, pos cihazından taksitle çeksin? yokmuş. ya bir insan evladı da mı yok, mail order yapıyorsa bile alsın kartımı sisteme girsin? o da yok. ne o? 2026 yılında kağıda yazıp mail atacağım. kimin göreceği, nerelere gideceği belli olmadan gezip dolaşacak. yoksa sigorta yaptıramıyoruz.

evet soruyorum 2026 yılında bunun daha güvenli yolu yok mu? adamlar ısrar ediyorsa bunu şikayet edebileceğim üst merci neresidir?

edit: sanal kart oluşturup onun numarasını vermek, ek kart çıkarttırıp onun numarasını yazmak gibi yöntemler olduğunu biliyorum. ama sorum o değil. güvenlik güvenlik diye kıçlarını yırttıkları sistemde hala böyle ilkel bir tahsilat yöntemi kullanılıyor olması, bu yüzden benim ek kart, sanal kart vs çare aramak zorunda kalmam normal mi?

bana "şifrenizi 3 ayda bir daha önce kullandığın 5 şifreden farklı bir sayıyla değiştirmek zorundasın", "alışverişinde 3d secure kullanmak zorunludur" diyen, güvenlik güvenlik diye benim burnumdan getiren sistem, koskoca sigorta şirketine "tahsilatını yapmak için pos cihazından şifreli işlem yaptırmak zorundasın", "128 bit bilmemneyle şifrelenmiş sistem ile kart çekimi yapmak zorundasın" diyemiyor mu?
-2
kibritsuyu
(04.03.26)
limitli sanal kart açıp onun bilgilerini vermekten başka çözüm gelmedi aklıma.
ben ve kızım da aynı şekilde tssliyiz. eşimin maaşından kesiliyor mesela. kredi kartıyla vs bi alakaları yok.
0
elorelia
(04.03.26)
Şikayet et kkvk ya görelim sonucu.
0
anon1m
(04.03.26)
Senden bunu isteyen muhtemelen eşinin çalıştığı yerin muhattap olduğu acenta, genel merkezlerini aramayı denedin mi?

Eğer şirkette bu haktan fayadalanacak eş sayısı çoksa birleşip eşinin şirketine taşıyabilirsiniz konuyu, onlar görüşür çözerle.

Eğer eş üzerinden ciddi maddi avantaj sağlıyorsa hiç uğraşmam sanalkart bilgilerimi verir geçerim, zaten bütün bilgilerimiz var kasmıyorum o kadar
+1
ebeş
(04.03.26)
tamam ben aklı çalışan, teknoloji kullanmayı bilen, ödeme için güvenli yok oluşturmayı başarabilen bir adamım.

ama tekrar okuyalım ne dedim? "ödeme için güvenli yol oluşturmak". ödeme için güvenli yol oluşturmak benim görevim mi? olması gereken tahsil edecek kişinin "tahsilat için güvenli seçenek sunması" değil midir? kredi kartım var diye internet bankacılığı da kullanmak zorunda mıyım? kullanmayı bilmiyor olamaz mıyım? yaşlı, engelli, veya dümdüz salak olamaz mıyım? güvenli tahsilat yolunu bana parayı alacak olanın sunması gerekmiyor mu?
0
🌸kibritsuyu
(04.03.26)
sigorta sektörü için yapılan, tckn/vkn ve kartın ilk 8 son 4 hanesi ile ödeme alma imkanı var ama sahada kullanıldığını hiç görmedim.
+1
inheritance
(04.03.26)
@inheritance'nın bahsettiği yöntemle sanal kart kullanarak "sencard acıdabem sigorta" da ki iki adet poliçeyi bu ay yeniledim.
Senin durumunda olsam genel merkeze bu durumu sorardım, buna benzer bir altyapıları var mı yok mu yoksa acente uğraşmak mı istemiyor belli olur.
0
sealth
(04.03.26)
mail orderdan bu kadar korkmayın sürekli yaptığımız bir şey. ayrıca kredi kartında fiziksel çekilmeyen her işleme itiraz edildiğinde anında işlem iptal edilir ve geri ödeme yapılır. yani bankalar bu konuda kullanıcıyı fazlasıyla koruyor. o yüzden imzalı form olmadan kimse sizin karttan bir şey çekmez.
0
gercekdunya
(04.03.26)
sanal kart +1
evet mail order hala kullanılıyor çokça sigorta işlemlerimi bende aynen bu şekilde yapıyorum senelerdir.

katılmadığım kısım; şüpheli işlemde öyle hemen çekilen tutar geri alınmıyor 500 tl için ben 3 ay uğraştım en sonunda kartı kapttımda geri verdiler.
0
eja
(04.03.26)
mail order'dan korkmuyorum. kredi kartı bilgilerimi kağıda yazıp tanımadığım birine mail atmaktan çekiniyorum. "telefonda hiçbir bilginizi sormayız, kesinlikle kart bilgilerinizi telefonda kimseye vermeyin", "kendini polis savcı olarak tanıtan kişilere kart numaranızı vermeyin" diye içişleri bakanlığı'ndan mesaj alıp da allahın sigortacı personeline kart numaramı yazıp göndermemin mantığını anlamaya çalışıyorum. savcıyım diyene güvenme, sigortacıyım diyene güven.

tek sigorta işlemim bu değil, trafik sigortam var, kaskom var, dask var. sigortacıma gidiyorum, kartımı veriyorum, 10 taksit yapıyorum diyor, yap diyorum. kart numaramı bilgisayarına giriyor, telefonuma şifre geliyor, onaylıyorum, kartımı geri veriyor. kağıt yok, kürek yok, mail yok, yaptığı işlem telefonuma gelen şifre ile onaylanıyor, kendi bilgisayarında numaramı saklamış olsa bile şifresiz işlem yapamaz.

ama ben tanımadığım adama kart numaramı niye yazıp gönderiyorum ya. ona güveneyim, o mailin geçtiği yol ne olacak? ne kadar güvenli bir yoldan gidiyor ki? ona da güvenmiyorum, adamın bilgi işlemi de okuyacak o maili. ne bileyim aradaki mail server'ındaki adam da okuyacak, servis sağlayıcının server'ı neyle şifreleniyor bilmiyorum ki.
0
🌸kibritsuyu
(04.03.26)
Soru soranın muradı ile verilen cevaplar çok mu uyumsuz, bana mı öyle geldi?

Uygulanmayan kurallar kargaşasında bir sigorta şirketi kafasına göre takılmış. Başka bir şirkete geçme olanağınız da olmadığına göre sineye çekeceksiniz gibi duruyor.

Uğraşılmaz bunlarla.

Pek kullanmadığın bir bankadan bir sanal kart üret ver bunlara. Sadece çekececekleri günde limit yükle olsun bitsin.
+1
Mirket
(04.03.26)
evet işte bende diyorum ki kullanıcıdan mail order formunu aldık. onu bizim satıcı görüyor. danışma görüyor. ofis boy görüyor. muhasebe görüyor ve en son finans görüp işlemi yapıyor. yani o numaranın elden ele dolaşmasından hiç bir sakınca yok. banka seni fazlasıyla koruyor. işlem itirazınız olduğu anda o işlemi iptal ederler. ve o işlemi yapan firmadan işlemin doğru olduğuna dair ispat isterler.

bunun çok reklamını yapmıyorlar çünkü alış veriş yapıp yapıp hatta restoranda yemek yiyip ödeme yapan sonra işlem itirazı ile iptal ettiren çok kişi var. biliyorsunuz ki biz ahlaksız bir toplumuz. şifreli işlemler aslında kullanıcıyı değil işyerini koruyor anlayacağınız.

bu yüzden o elinizdeki kredi kartı numarası bir sır değil. öyle yada böyle korumanız gerekmiyor. yukarda bir arkadaşın da dediği gibi avrupada bu tarz form ile ödeme yapmak çok yaygın.
+1
gercekdunya
(04.03.26)
Tüm sigorta acenteleri böyle çalışıyor bildiğim kadarıyla.
Tamam haklısınız ama eşinizi, eşinizin şirketiyle ilişkisini, şirketin acentesi ile ilişkisini bozacak hareketler yapmayın.
+2
michael_knight
(04.03.26)
bu konuda yüzde bir milyor haklısın. mail order formu bilmem ne diye diye acentelerin ellerinde trilyon tane kredi kartı bilgisi oluyor. ıvır zıvır sigortalarımı yaptırdığım acentedeki arkadaşla WhatsApp yazışmama bakmıştım bir kaç sene önce, bir dolu kredi kartı resmi göndermişim.

bunun yerine online bir mail order formu oluştururlar, kredi kartı bilgilerini o sayfada girersin. kimse görmemiş olur.

ya da doğrudan online bir ödeme sayfası olur.
+1
co2s2
(04.03.26)
benim sigortacı da iki yıl önceye kadar böyle çalışıyordu; mail yoluyla sanal kartımın tüm bilgilerini yolluyordum mecbur. iki yıldır telefonla tuşlama ile yapıyoruz; bu bilgiler gerektiğinde aktarıyor; ben tuşluyorum, sonra tekrar ona dönüyor arama. daha güvenli yolu bu. ancak anlaşılan sizin firma biraz geride kalmış.
0
lil siztah
(04.03.26)
(12)

Bebek Alışverişi Tavsiye

elektr10
Eşimin 12 haftalık hamile olduğunu öğrendik. Doktorun dediğine göre %80 erkek olacakmış ama kesin değil. :) İlk çocuğumuz olacağı için şimdiden ne almaya başlayalım hangi marka hangi üründe iyi sizin de deneyimlediğiniz tavsiyeler nelerdir?Mesela beyaz gürültü, ana kucağı, göğüs pompası gibi şeyler
Eşimin 12 haftalık hamile olduğunu öğrendik. Doktorun dediğine göre %80 erkek olacakmış ama kesin değil. :) İlk çocuğumuz olacağı için şimdiden ne almaya başlayalım hangi marka hangi üründe iyi sizin de deneyimlediğiniz tavsiyeler nelerdir?

Mesela beyaz gürültü, ana kucağı, göğüs pompası gibi şeyler elzem sanırım. Beşik konusunu eşimin abisinden çözeceğiz sanırım onlarda büyüyebilen meşhur markalı bir beşik varmış.

Başka neler alınabilir ilk etapta? Acaba bebek bezi stoğu şimdiden yapsak mı onu da sormak isterim.
0
elektr10
(04.03.26)
beyaz gürültü telefondan açıyorsun zaten. göğüs pompası lazım evet.

"bebek bezi stoğu" düşüncesini ilk kim başlattı bilmiyorum da bebek bezi her zaman indirimde veya kampanyada olan bir ürün zaten. tek tek markaları deneyeceksiniz pişik yapmayan, sızdırmayan hangisiyse bebeğe en uygun ona devam edersiniz. stok kesinlikle yok yani.

reflü yatağı almanızı tavsiye ederim. ayrıca anne için gümüş göğüs ucu kapağı lazım olabilir. (bu da kesin değil ama kullanan çok var. yani biz peşinen aldık ama hiç lazım olmadı mesela)

bu dönemde şunu da alın bunu da stoklayın diye çok tavsiye gelecek ama birçoğunun gereksiz olduğunu göreceksiniz zamanla.

ayrıca aşırı hijyen takıntınız yoksa her şeyin 2. elini alın. reflü yatağı, bebek arabası, ana kucağı, kanguru. telsiz vs.

şimdiden gözünüz aydın. hayatınızın son güzel 6 ayının keyfini çıkarmaya bakın:) zira sonrasında bir hayatınız olmayacak (bunu da kimse size söylemeyecek mesela)

bu arada mutlaka ama mutlaka emziğe alıştırın bebeği. maça 3-0 önde başlarsınız. bizimkini ne yaptıksa alıştıramadık. özellikle annesi mahvoldu.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(04.03.26)
öncelikle hayırlı olsun. sağlıkla kucağınıza alın.
cinsiyetin kesinleşmesi için 16. haftayı beklemek en doğrusu.

bez stoğu yapmayın. en kaliteli bez bile bebekte pişik yapabilir. o yüzden sadece doğum sonrası ilk hafta için bez alıp sorun yaşamazsanız devam edebilirsiniz. ben hep sleepy kullandım, sorun yaşamadım. ortalama fiyatlı üründen başlamak iyidir. primalar vs gereksiz pahalı. ıslak mendil konusu da aynı şekilde. ama bir kere doğruyu bulduktan sonra stok yapabilirsiniz (bedenine dikkat ederek)

beyaz gürültü şart değil. her çocuğun uyuma şekli farklı. biraz sizin nasıl alıştırdığınız da önemli ama telefondan filan da açabilirsiniz. özellikle almaya gerek yok bence.

göğüs pompası benim çok işime yaradı ama hiç almayan arkadaşlarım da oldu. ama anne çocuğun emzirme döneminde işe başlayacaksa elektrikli pompa gerekli. yok çalışma durumu olmayacaksa bence duruma göre alınabilir. elzem değil yani. zaten acil durumda eczanelerden hemen manuel bi pompa edinebilirsiniz.

ana kucağı evet gerekli. çok pahalı bir modele gerek yok. içinde çok uzun süre yatmaması gerektiğini bilin ama.

beşik varsa iyi olur tabi. umarım bebek de beşiği kullanır :D :D

hemen büyüdükleri için çok fazla yenidoğan kıyafet almayın. ama kusma kazaları vs sık yaşanabilir. 5-6 takım alırdım sanırım ben. ama mutlaka elinizde 1-3 ay kıyafet filan da olsun. bir günde büyüyebiliyor bebekler neredeyse. ileri ay kıyafetlerini mevsime göre almaya dikkat edin. yine çok para vermeyin derim. çünkü gerçekten hızlı büyüyorlar ilk yıl. önlük alın ama bol bol.

ilk aylar değil de sonrası için piyanolu oyun halısı düşünebilirsiniz.

çok fazla oyuncak, çıngırak vs almayın. plastik yemek kaplarıyla filan da oynuyolar çünkü.

anneye önü düğmeli pijama takımlarından alabilirsiniz, emzirme döneminde pratik oluyor.

emzik konusu sizin kararınıza bağlı. kimi bebek kendisi kabul etmiyor ama benim kızım tutmuştu emziği. iyi de oldu açıkçası. ben sadece uyurken verdiğim için bıraktırırken zorlanmadım. yani emzik bence okey, ama tüm gün sabahtan akşama emzik vermek doğru değil. bıraktırması da zor oluyor çok alışınca. ama benim uyku anları için kurtarıcım oldu.

uyku tulumu vs almıştım ben önden fermuarlı. ama gece boyu çiş yaptıkları için hiç pratik olmadı. alttan ayrıca çıtçıtı olmayan ya da kolay çıkarılamayan bir şey almayın gece için.

aklıma geldikçe güncellemeye çalışırım.

size en önemli tavsiyem ama uyku konusunu araştırmanız. ilk zamanlar meme uyku tabi başka bir şey yok ama uyanıklık süreleri arttıkça bir düzen oluşturmanız gerek. kaç aylık bebek günde kaç kere uyur, iki uyku arası kaç saat uyanık kalabilir, uyku rutinleri, akşam uykusu kaçta olmalı vs vs benim bebekte en zorlandığım şey uykuydu. uyutma şekli çok önemli. mesela sallayarak uyumaya alışırsa 3 yaşında hala ayakta sallıyor olabilirsiniz ve 3 yaşında bir çocuğun uykuya dalma süreci iki saati bile bulabiliyor. ya da emerek uyumaya alışırsa ki ilk zamanlar hep öyle olduğu için anneye de kolaylık oluyor ama bu sefer 2 yaşında gece boyu on kere meme için uyanan bir bebeğiniz de olabilir. çok fazla ayrıntısı var. mutlaka bi konuda araştırmanızı yapın. düzen oluşturacağınız döneme hazır olun. uyku konusu çok önemli.
mesela siz uyanıksınız, bebek de anlamıyor nasılsa diye akşam onda on birde salonda olmasın bebek. ne olursa olsun belli bir akşam uykusu saatiniz olsun ve o saatten sonra uyansa dahi odadan çıkıp tekrar hayatın içine katmayın. odada kalsın, odadan çıkılmaması gerektiğini bilsin.

bebek arabasını ben olsam ikinci el şey bakardım. çünkü bebeklik dönemi arabaları hantal oluyor. 2 sene sonra kullanması eziyet oluyor. daha pratik, kolay katlanan modellere geçiyorsunuz.
+2
elorelia
(04.03.26)
bebek arabasını şimdiden al, fiyatlar hep artıyor. (maxi-cosi, cybex, stokke, mamas papas vb.)
ana kucağıyla uyumlu aynı marka bebek arabası alırsan gezdirmesi kolay olur.
bebek bezi stoğuna gerek yok, en iyi markayı alırsın kızarıklık olur ölü yatırım olur. doğum yaklaşınca ıslak mendil stoklayabilirsin.
pompa pahalı bir şey doğumdan sonraki duruma göre alman daha mantıklı.
bebek kamerası da ileriye dönük bir yatırım.
şu da lazım bu da lazım diye alıp boşa giden bir çok harcama oluyor. temel ve ileride kullanılacak şeyleri almak daha mantıklı.

mesela oto koltuğunu 2. el olarak alabilirsiniz.

hayırlı olsun.
0
mikahakkinen
(04.03.26)
@yazar yazmaz yazan yazar teşekkürler tavsiyeler için. valla hayatımız baya bir değişecek orası kesin ama moralimi bozdun hocam ya :')

@elorelia çok teşekkür ederim. gerçekten verdiğiniz detaylı bilgiler başka ebeveyn adaylarına da faydalı olacak.

@mikahakkinen çok teşekkür ederim. bebek arabası da var aslında ama çok hantal gibi. ona bir bakacağız.
0
🌸elektr10
(04.03.26)
Hayırlı olsun.
Önünüzde çok zaman var, acil bir şekilde bir şey almanız gerekmiyor henüz.
Satın alma kararlarını mümkün olduğunca anneye bırakın. Dünyanın en iyi ürününü alsanız da başka bir anne eşinize diğer bir ürünü övdüğünde o ürünü almak gerekebilir.

Bez stoklamaya hiç gerek yok. Maddi durumunuzu bilmiyorum ama bez aslında çok büyük bir masraf değil. En pahalı bezin aylık masrafı bir kişinin bir kere rakı içmeye çıkması civarında bir para. Bebek olunca zaten pek rakı içmeye çıkmayacaksınız.
Bebek arabasını Yunanistan veya Avrupadan almak Türkiye’ye göre ucuza geliyor Cybex markası için özellikle. Yazın Yunanistan’a arabasıyla tatile gidecek yakınınız varsa ondan istenebilir.

Beyaz gürültü mesela biz hiç ihtiyaç duymadık, almadık. Her şeyi de almanız gerekmiyor.
Aileler bir şey alacaksa (büyük şeyler için diyorum) bir şekilde önceden konuşun ki sizin beğenmeyeceğiniz bir ürün almasınlar. Örneğin kullanışlı olmadığı için kullanmayacağınız bir ana kucağı almasınlar.
0
michael_knight
(04.03.26)
öncelikle hayırlı olsun, umarım hem bebek, hem anne açısından sağlıklı ve rahat bir süreç geçirirsiniz.

süt pompalarını kiralayabiliyorsunuz. hastanenizin yeni doğan servisi ile görüşün isterseniz.

şu an heyecan var belli, ancak yüklü alışveriş yapmayın. bebek çok hızlı büyüyen ve ilginç rutinleri olan bir canlı. biz emzik için en iyi markalara dünya para verdik, yurtdışından filan getirdik, kendisinin tercihi noname bir şey oldu.

illa harcama yapayım diyorsanız eşinize hediye alın şu an :)
+1
galahad reloaded
(04.03.26)
tebrikler hayırlı olsun. yukarıdaki yorumlara istinaden yazıyorum eğer anne bebeği emzirmeyi planlıyorsa asla emzik ve biberon vermeyin. emzirme ile ilgili sıkıntılarda emzirme danışmanından yardım alın. çocuk doktorunuzu emzirme taraftarı ihtiyacı olsun olmasın tüm bebeklere direk mama vermeyen tarzda seçin. emzirme planı yoksa emzik ve biberon alabilirsiniz
0
wenlock
(04.03.26)
Merhaba, hayırlı olsun bebeğiniz. Ben de henüz alışveriş yapmak için çok erken olduğunu düşünenlerdenim.

Sanırım tavsiyem az alın demek olur. Mümkünse ve sizin bakış açınıza uygunsa kıyafet dahil çoğu şeyi bebeğini büyütmüş bir arkadaşınızdan temin etmeye çalışın. Eğer mümkün değilse veya istemiyorsanız yukarıda harika listeler var.

Ben ilk baştaki dönem için bir iki şey söylemeye geldim :)
1- Meme ucu için krem alın mutlaka, Lansiloh'un da var başkaca markaların da var, kokusuz ve doğal içerikli olmasına dikkat edersiniz zaten. Doğum zamanı yaklaşmadan bir iki hafta önce kullanmaya başlasın eşiniz.
2- Gümüş meme ucu kapaklarından alabilirsiniz, ben almadım ve lansiloh ile atlattım o dönemi ama faydasını gören çok arkadaşım oldu, meme başlarının yara olmasını engelliyor.
3- Emzik kullanımını tavsiye etmiyorum, gak meme guk memeciyim; ileriki dönemlerde meme reddi veya kafa karışıklığı yaşatabiliyor. O yüzden bence bırakın parmak emsin ama emzik emmesin. Şu aşamada kendinizi şartlayıp almayın derim. Ek olarak doğum çantasına emzik, ne olur ne olmaz diye hazır mama, biberon koymayın. Öyle aileler görüyorum, hiç gerek yok.
5- Eşiniz işe dönmeyecekse ve emzirecekse süt sağma makinesine gerek yok. Meme süt üretimini bebeğin ihtiyacına göre ayarlıyor, fazla üretim memede mastit yapacaktır. Ama ihtiyaç olursa mutlaka giyilebilen/hands-free modellerden alın. Biraz pahalı ama hayat kalitenizi artıracak.
6- Bebeği kendinize bağlamak için sling alın.
7- Emzirmeyi dışarıda kolay hale getirecek emzirme t-shirtü, sweatshirtü diye geçen kıyafetlerden alın ikişer üçer tane.
0
kaymaktutmayansicaksut
(04.03.26)
yazar yazmaz yazan yazar'dan aldığım ilhamla devam edeyim.

Bebişle gelecek güzelliklerle birlikte zorluklara da alışmanız herkes için iyi olur. Çocuk sahibi ve gerçekçi arkadaşlarınız varsa, onlarla konuşun. Hangi problemlerde nasıl hareket etmişler, öğrenin. Uykusuzluk için power nap alıştırmalarına başlayın. Bebeğin boğazına bir şey kaçarsa nasıl çıkarılır vb. için bebek ilk yardımını öğrenin. Eşinizin yaşayabileceği, hamilelikten kaynaklanan ruh durumlarında nasıl hareket etmeniz gerektiğini öğrenin. Aslında sorsanız buradan da yazanlar çıkacaktır ama buradakiler anonim olduğundan saçma sapan şeyler de yazılabilir.

Hazır olursanız panik yapmazsınız, siniriniz bozulmaz. Birçok şey sizi üzebilir, işinize gelmeyebilir, biz neyin içine girdik diyebilirsiniz ama çoğu çift bebekle gelen güzelliklerin diğer her şeyi örtebildiğini söylüyor.

Umarım aileniz için sağlıklı, huzurlu geçen bir süreç olur. Minnoşa da şimdiden şans dolu yıllar dilerim :)

Ek: Eşiniz her şeyden panik olan, kolay morali bozulan biriyse bu hazırlıkları ondan habersiz siz yaparsınız.
+1
cosmicstring
(04.03.26)
Seyahat boyun yastığınız yoksa alın.
Ayaküstü uyumalarınızda çok faydası oluyor.
0
Mirket
(04.03.26)
emzirme yastigi alin. herseyi olan bir arkadasima hediye etmistim, "oha herkesin ilk bunu almasi lazim muhtesem biseymis" dedi. cocuk agir bisey, buyuyor da surekli, emzirirken hep kolda tutmak epey yorucu.
0
taurina
(05.03.26)
gumus gogus ucu kapaklari oluyor mesela silverette marka, yara olmasina iyi geldigini duymustum bebegi olan yakinimdan
0
lonelily
(05.03.26)
(9)

Kaan uçağı

parka
Gerçekten seri üretimi yapılabilir mi?Bana motoru bir şekilde bulunsa bile imkansız gibime geliyor.Araba üretimimiz bile bu kadar şüpheliyken.
Gerçekten seri üretimi yapılabilir mi?
Bana motoru bir şekilde bulunsa bile imkansız gibime geliyor.
Araba üretimimiz bile bu kadar şüpheliyken.
-1
parka
(03.03.26)
Uçakların seri üretimi araba gibi çok sayıda olmuyor. Yılda 5 10 gibi bir hedef belirlenir. Yaya yaya yapılır. Yakın zamanda beklemiyorum. Eurofighter satın almak var en gerçekçi ve var olan plan şu an.
-4
arbre
(03.03.26)
big brother izin verirse yapılır
-1
plastic_angel
(03.03.26)
yapılır. kimseden izin alınmasına gerek yok.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(03.03.26)
Biz uzaya astronot göndermiş, Gabar'dan çıkmış haliyle traktör çalıştıran petrol ile Karadeniz'den kışın ortasında pencere açtıracak doğalgaz çıkarmış bir devletiz. Bir uçağın seri üretimini mi yapamayacağız. Aşkolsun yani.
+10
Mirket
(03.03.26)
Araba üretiminde şüpheli bulduğunuz şey nedir? Arabaların İtalya’da üretilip buraya getirildiği zırvalarına mı inandınız? Onlarca değil, yüzlerce otomobil gazetecisi (ki bunların çok büyük kısmı iktidar partisine cepheden karşı insanlardır) fabrikaya gittiler gezdiler gördüler ve bu gazetecilerin neredeyse tamamı yapılan işin başarılı kısımlarını alkışlıyor, yanlış kısımlarını ise mümkün olduğunca yapıcı şekilde eleştiriyor.

Türkiye uzun yıllardır araba üretiyor zaten. Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisiyiz. Egea’yı Türk mühendisler Bursa’da geliştirdi. Ford’un son çıkan kamyonlarını Türk mühendisler Türkiye’de geliştirdi. Türkiye’de arabanın nasıl geliştirilip üretileceği gayet iyi biliniyor, bu konuda yıllar içinde ciddi birikimimiz oldu.

Uçak yapmak buradaki uzmanların inandığı kadar zor bir şey değil Türkiye için. Uçağın alt sistemlerinin çok büyük kısmı Türkiye’de yapılıyor zaten. F16’lar için geliştirilen Özgür projesi ile birlikte uçağı büyük oranda millileştirdik. En kritik bileşen motor, motoru yaparsak uçağı yaptık demektir. Motor konusunda çalışmalar tam gaz ilerliyor, ben ilk aşamada ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir motorun ortaya çıkacağına inanıyorum.

Brezilya yıllardır yolcu uçağı üretiyor Embraer markasıyla. Bu uçakları BoraJet yıllarca kullandı. Brezilya bizden çok daha gelişmiş bir ülke mi? Pakistan Çin’le ortak olarak savaş uçağı geliştirdi. İsveç dünyanın en büyük teknoloji devlerinden biri değil ama savaş uçağı üretebiliyor (motor ve alt sistemlerde ABD’ye bağımlılar).

Türkiye’nin de elbette Rusya ve ABD kadar olmasa da uçak üretmeye aşinalığı var. F35 projesi için ciddi parça üretecektik ve bakım merkezi olacaktık. A400 projesinin ortaklarından biriyiz, parça üretiyoruz ve çok büyük bir A400 bakım merkezimiz var. Uçak üreten bir ülke olan İspanya ile Hürjet satış anlaşmasını imzaladık. Yer testi için üretilen ve uçması planlanmayan prototip Kaan, tüm dünyanın gözleri önünde uçtu.

Sizin inanmanız için ne görmeniz gerekli, gerçekten merak ediyorum.
-8
10551037
(04.03.26)
Araba üretimi günlük ihtiyaç, askeri alanda bir aracın üretilmesi ise bir millet için varlık yokluk meselesi demektir ve gereklidir .
Seri üretim olmasa /görünmese bile o potansiyelimiz var diye düşünüyorum.

@10551037 ++
0
diyecevaplandı
(04.03.26)
@10551037 +++

Gerçekten bu ülkede muhalif kesimin üretilen bir şeye inanması için ne gerekiyor ben de meraktayım. Yapılanı alkışla ve üzerine bir tuğla sen de koy ki katkın olsun.
-2
msb
(04.03.26)
(bkz: altay tankı)
(bkz: swh)
+1
makbur
(04.03.26)
imkansiz diye birsey yok AMA inovasyonlarin amerika'dan cikmasinin bir sebebi var.

hayal kurmak isteyen cocuklarin onunu kapatmayan bir yasam tarzi kurulmasi lazim oncelikle.

biz bundan cok uzagiz, bizdeki hayat ve egitim sistemi torna tesfiye sistemiyle isliyor. farkli agaclardan birebir ayni urunu cikartmaya calisiyoruz.

benim yurtdisinda gordugum en buyuk olay, adamlar bu kafayla is yapmiyor, bir nevi "odundan anliyorlar" diyebiliriz. biz duz odun olarak bakiyoruz. herifler bunu kayin, gurgen, kavak falan diye ayiriyor oncelikle. sonra islemeye geciyor. islerken de acele ettirmiyor, sakin sakin takiliyorlar.

sistemi oturtursan araba da ucak da yapilir, bunlar zaten buyuk oranda "cozulmus" hadiseler.

yaw ulkede 100bin muteahhit var, yuzbinlerce muhendis var. depreme dayanikli bina yapimi 50-60 sene once cozulmus bir hadise ama orta siddetli bir depremde onbinlerce insan oluyor.

once sen bunlari bir hallet sonra araba ucak yaparsin derler adama.

falan filan..
0
cooperr
(05.03.26)
(15)

toplu taşımada en çok neye sinirleniyorsunuz ?

devilone
kalabalık metroda bacak bacak üstüne atarak oturan 20'li yaşlardaki kızlara sadece ben mi sinirleniyorum ? mesela bir yer boşalıyor kızın biri daha oturduğu saniyede bacak bacak üstüne atıyor . normal oturmayı mı bilmiyor bu tipler ?ayakkabıları ayakta bekleyen birine değiyor ve hiç umursamıyorlar
kalabalık metroda bacak bacak üstüne atarak oturan 20'li yaşlardaki kızlara sadece ben mi sinirleniyorum ?
mesela bir yer boşalıyor kızın biri daha oturduğu saniyede bacak bacak üstüne atıyor . normal oturmayı mı bilmiyor bu tipler ?
ayakkabıları ayakta bekleyen birine değiyor ve hiç umursamıyorlar
0
devilone
(03.03.26)
Evet. Haklısın. Var böyle bir durum.
Çocukerkil ailelerin 'özgüveni yüksek olsun' çocukları bunlar.
+3
Mirket
(03.03.26)
Bacaklarını öküz gibi açıp "en errrrrkekk benim" havalarına giren hemcinslerim daha çok sinirimi bozuyor. Bacak bacak üstüne atan birine hiç sinir olmadım sanırım şu ana kadar demek ki rahatsız etmemiş beni ya da pek denk gelmedim.

Onun dışında, sırt çantanı indir diyenlere sinir oluyorum. Çantam kendi şahsi eşyam yani oraya da bir kişi sığmayıversin o kadar ten tene geçmeyelim. 20 senedir sırt çantamla toplu taşıma kullanırım, bu konuda katıyım, asla elimde taşımam

Bi de ineceği durak olmamasına rağmen kapı önüne kamp kuranlar. Çekilir misiniz diyince de bön bön bakıyorlar yani sanki kendisinin durağı gelene kadar kimse inmeyecek diye anlaşma yapmış da şaşırıyor aa nasıl biri inebilir diye
+2
nundu
(03.03.26)
Bacaklarını açarak oturan erkekler,
İki tarafı da kaplayan yaşlılar,
Metrodan inenler inmeden binmeye çalışan insanlar,
İlk duraktan delirmiş gibi insanları ezip oturduktan iki durak sonra inenler,
Yürüyen merdiven bittiği an sanki arkasından akmaya devam etmiyormuş gibi bekleyip nereye gideceğine karar vermeye çalışanlar,
Yürüyen merdivende önümdeki kişiyle aramda bıraktığım iki basamağın birine geçip sıkıştıranlar, hemen bir basamak arkamda bekleyenler...
+4
mutekebbir
(03.03.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
çok iyimiş taktikler , yüksek sesle telefonda konuşanlar için ben de deneyeceğim bu fikiri çok sevdim
toplu tasimada sigara içene denk gelmedim hiç
0
🌸devilone
(03.03.26)
parfümle yıkananlara ve küllük gibi kokanlara.
+2
art cat chocolate
(03.03.26)
Telefonla konuşanlara.
+1
arbre
(03.03.26)
Istanbulda metro vagonlarında havalandırmayı çalıştırmıyorlar, kışın içerisi 35 derece falan oluyor. herkes terliyor, en çok bundan nefret ediyorum. bu klimayı çalıştırmama olayı deodoranta alkol olarak bakan bir toplumda yapılmamalı. ayrıca insanlar da soğuk-sıcak-soğuk şoklamasına maruz kalıp hastalanmamalı.

onun dışında yayılarak oturanlara ayar olurum, çantasını da yanına koyar hatta. direkt gidip onları sıkıştıracak şekilde çökerim.

durakta inenlere öncelik vermeden binmeye çalışanlara laf sokarım.
+3
eileengray
(03.03.26)
@eileengray aynen bunlara ben de içimden yaşlı gibi söylenip sinirleniyorum . yalnız olmadığıma sevindim okurken
çantasını yanına koyan ve 1,5 koltuk kaplayanlar yanına biri oturunca bir de ters bakıyorlar neden insanlar bu kadar kaba ?
0
🌸devilone
(03.03.26)
-Ceset gibi kokanlar.
-Ayakta olup oturanlara yaslananlar, bunu genelde orta yaşlı kadınlar yapıyor ağırlığını sana veriyor resmen.
0
ekimoloji
(03.03.26)
@ekimoloji sen yazınca aklıma geldi marmaray ve metroda ortadaki ya da kapı yanlarındaki demirlere sımsıkı sarılanlar var tutunacak yer bırakmıyorlar
0
🌸devilone
(03.03.26)
bindikten sonra içerisi gayet boş, hatta oturacak yerler bile olmasına rağmen kapının ağzında kümelenenler.

eskiden otobüs şoförleri "arkaya ilerleyelim, arka taraf boş, sağlı sollu yanaşalım" falan diye bağırırken kızardım. hakikaten bu milleti koyun güder gibi dürtükleyeceksin ki laftan anlasın. dürtmeyince kendi kendine yapamıyor. ortası boş işte, niye kapının ağzını kalabalık ediyorsun, inenlere ayrı, binenlere ayrı engel oluyorsun.

hoş kapı önlerinde bekleme yapmayınız diye anons da kaydetmişler ama o otomatik olduğu için "arga taraf boş argalara ilerleyelim sağlı sollu yanaşalıım" diyen otobüs şoförü kadar etkili olmuyor. kimse sallamıyor anonsu.

metrodan inmeden binmeye çalışanlara, özellikle ankara'daki "ankaray" isimli raylı taşıma sisteminde pek kızamıyorum. çünkü treni kullanan vatman hıyarı tabakhaneye bok mu yetiştiriyor ne yapıyorsa insanları kapıya sıkıştırmaya çalışıyor. içeride sürekli "inen yolculara öncelik tanıyınız", "kapı kapanma sinyalini duyduktan sonra trenlere binmeye çalışmayınız" şeklinde anons dönmesine rağmen, vatman hıyarı daha inen yolcular bile bitmeden kapı kapanma sinyaline basıyor. lan mantık olarak benim hiçbir zaman binememem lazım o zaman. hem inen yolculara öncelik verip, hem de kapı kapanma sinyalini duyduktan sonra binmeye çalışmazsam trene binemem. ya adama öncelik tanımadan bineceğim, ya sinyali duyduktan sonra binmeye çalışacağım. çünkü sen o sinyali inenler bitmeden, binenler binmeden veriyorsun. önünde ayna var, kamera var amk, bir bak arkana, bekleyen herkes bindikten sonra kapatırsın. gideceğin yere 30 saniye geç gidiver.
+1
kibritsuyu
(03.03.26)
yaşlıların mesai saatinde beleş diye toplu taşımayı doldurmasına sinir oluyorum.
+2
mikahakkinen
(03.03.26)
Yer isteyen yaslilar
Yemek yiyen insanlar
Bagira bagira telefonla konusan araplar
+5
Purple life
(03.03.26)
Hayır yaptığını sanıp çocuk dilencilere para verenlere.
+2
yurtsuz john
(03.03.26)
çok ağır parfüm kullananlar
sırt çantasını önüne almayanlar
0
hrskrs
(03.03.26)
(17)

kedi alerjisinden en kötü ne olabilir

Sadece soruyorum
2024 yılında eve bir kedi aldık (sahiplendik yani), meğerse eşimin alerjisi varmış. 2025 yılında alerjisi çıktı ve burnu tamamen tıkandı. grip olursunuz 1 hafta sonra geçer ya, 2 ay falan geçmedi, sürekli bunu tıkanık, hapşırma + öksürme + göz kızarıklığı ile devam ediyordu. neyse alerji ilacı aldı
2024 yılında eve bir kedi aldık (sahiplendik yani), meğerse eşimin alerjisi varmış. 2025 yılında alerjisi çıktı ve burnu tamamen tıkandı. grip olursunuz 1 hafta sonra geçer ya, 2 ay falan geçmedi, sürekli bunu tıkanık, hapşırma + öksürme + göz kızarıklığı ile devam ediyordu. neyse alerji ilacı aldı kullandı falan o arada yaz geldi alerji hafifledi, bir süre hiç ilaç kullanmadı. şimdi yine başladı. bu işi nasıl çözeceğiz bilemiyoruz, en kötü ne olabilir? astıma falan çevirir mi?

(kediyi verebileceğimiz biri yok. alerji olduğunu bilsek hiç almazdık. kedi geldikten 7-8 ay sonra çıktı alerji)
0
Sadece soruyorum
(02.03.26)
hava temizleme cihazı ve sık sık desmont
yapacak bir şey yok
+1
croswell
(02.03.26)
Hayatı hayvanlarla iç içe geçmiş, astım ve alerjik bünyeye sahip olan biri olarak 40 yaşından naçizane tavsiyem eşinizin yaşam alanında alerjen olmaması. Hayvanları çok seviyorum, kedi alerjim olmasına rağmen hala kedimiz var ama bence alerjik insanın kendine yapabileceği en büyük kötülük alerjenle aynı ortamda yaşamaya çalışması.

Vücudunuz sürekli sinyal veriyor, siz bastırmaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra alerji hapları yetersiz gelmeye başlıyor, kaşınan ve sulanan göz kronik alerjik konjonktivite dönüyor, deride kaşıntı oluyorsa bu egzamaya dönebiliyor. En azından benim deneyimim bu yönde, ki ben kediyi köpeği ağzına yüzüne sokan insanım.
+1
kaymaktutmayansicaksut
(02.03.26)
@kaymaktutmayansicaksut
kedi gelsin diye ısrar eden bendim, ve olayların bu noktaya geleceğini asla bilemezdim çünkü eşimin kedilerle arası çok iyiydi. ama şu anda kediyi bırakabileceğim hiçbir yer yok mecburuz birlikte yaşamaya. biz de çok seviyoruz bebeğimiz gibi.
0
🌸Sadece soruyorum
(02.03.26)
@sadece soruyorum
Son yirmi senemi hep bir kedi-köpekle geçirdim ve ikisine de alerjim vardı :) Çok iyi anlıyorum, o sevgiyi de biliyorum, o kıyamama halini de. O kadar yerinize koyabiliyorum ki kendimi. Eşiniz bu durumda olduğu için çok kötü de hissediyorsunuz muhtemelen, o da hem sağlığından oluyor hem kediye kıyamıyor, hem sizi üzmek istemiyor.
Sokak-ev alıştırabileceğiniz bir kediyse,eviniz güvenli bir yerdeyse belki bu seçeneği değerlendirebilirsiniz. Biz kedimizi kakasını dışarı yapacak şekilde alıştırdık, küçüklükten beri de sokak-ev birlikte büyüdü, dışarıya çok alışık. eve gir-çık yapıyor,i geziyor, evde hapis gibi yaşamıyor. Böylelikle hayat daha kolay.
0
kaymaktutmayansicaksut
(02.03.26)
@kaymaktutmayansicaksut +1

bizim de kedimiz part-time evde takılıyor. daha doğrusu bizim bahçemizde sokak kedisiydi, pandemiyle beraber evimize girip çıkmaya başladı, tuvaletini dışarı yapıyor. sadece akşamları özellikle kışın kapalı balkonumuzu otel olarak kullanıyor :)

ama sizin kediniz eve daha çok alışıktır tabii öyle gördüğü için. o yüzden onun için özel bir alan yaratabilirsiniz. kapalı bir balkon olur, oda olur. arada da dışarı çıksın tabii. eşiniz mümkün olduğunca az etkileşimde bulunsun. bir de hepa filtreli havalandırma cihazları da çok işe yarar. onun dışında aklıma bir şey gelmiyor.

bence sakın birine vermeye kalkmayın. olan olmuş artık yapacak bir şey yok. eşinizin sağlığını minimum etkilemesini sağlayın yeter.

not: bu arada ben de alerjik astımlı biriyim. ben de kedim ve köpeklerle minimum temas halindeyim. arada tabii kedimi mıncırıyorum ondan da bir şey olmuyor zaten.
0
elektr10
(02.03.26)
biz bu sorunu dysonla çözdük. her gün özellikle kedinin yattığı yerleri süpürmek çok işe yaradı.
0
scudman1
(02.03.26)
bahar geldi normal alerjinin azması, bende de kediye %100 alerji çıktı hapşırma göz kızarıklığı oluyor ama 3 sene sonra heralde kedinin tüyüne alıştım artık eskisi gibi ataklar olmuyor veterinerde demişti kedin senin evdeki toz akara bünyesi alıştığında sana alerji yapmayacak 7 uyumlanacaksınız demişti.

+1 atak zamanları desmond hava cihazı ve yoksa kesinlikle hepa filtreli robot süpürge her gün çalıştırısanız alerjiyi inanılmaz azaltıo toz her gün sürüldüğü için
0
eja
(02.03.26)
arkadaşlar öyle böyle değil adam ölü gibi yatıyo evde. hafta içi gündüz dışarıda olduğu için sorun yok ama gece neredeyse hiç uyumuyor sabaha kadar nefes almaya çalışıyor. hali hal değil görseniz bi :( öyle süpürmeyle falan olacak gibi değil
0
🌸Sadece soruyorum
(02.03.26)
Kedi alerjisi ve kedisi olan arkadaşımın yatak odasında hava temizleme cihazı vardı, gece sıkıntınızı çok azaltır.
+2
kobuzchu kiz
(02.03.26)
kedi alerjim yok ama alerjik rinitim ve astımım var. 2 kedim var. 5 yıldır beraber yaşıyoruz. alışılıyor. evi havalandırmak ve düzenli temizlik şart.
0
art cat chocolate
(02.03.26)
'En kötü ne olabilir?' sorusuna 'Bir şey olmaz yaaa.' tadında ve ona yakın cevapları hayretle okudum.
Arkadaşlar bu alerji denen olay böyle homojen, her insanı aynı derecede etkileyen, öyle bir biraz rahatsızlık vermek dışında bir sıkıntı çıkarmayacak bir dert midir?
Emin misiniz?
Kedi alerjisinden anafilaktik şok olabilir mi? Hayati risk gelişebilir mi?
Bir araştırın bence.
+2
Mirket
(02.03.26)
Antihistaminik kullanmak lazım. Doktora sormak şartıyla tabii. Fakat yakın zamanda bir bilgi okumuştum, bebeklikten itibaren yapılan aşıların içinde alüminyum varmış ve bu metal alerji deneylerinde vücudu alerjik hale getirmek için kullanılırmış. Yani vücuttaki alüminyum varlığını giderince alerji tepkisi ortadan kalkabilir. Bunu bir araştırmanızı öneririm, şu ağır metaller meselesiyle de ilgisi olabilir.
-6
muhayyer divan
(02.03.26)
Vay arkadaş evdeki birey acı çekecek kadar alerjik ama kediyi hala evde tutuyolar
0
kullaniciadimvar
(02.03.26)
çözüm belli ama senin o çözüme pek yanaşasın yok gibi görünüyor malesef, biraz içini rahatlatmak, "bak insanlar sorun olmaz dediler" demek için sormuş gibisin. "kediyi verebileceğimiz kimse yok" demek çözüm değil, bir şekilde sahiplendirilir. dünyada çok çeşitli ağrılar acılar vardır belki ama nefes alamamak kadar hayat kalitesini düşüren şey çok azdır. ben de alerjik biri olarak 2 kez eşimin ısrarıyla kedi besledim ki çok da seviyordum kedileri ama sürdürülebilir değil malesef. en kötü ne olabilir derken ölümden bir tık öncesine kadar zorlayacak gibi sormuşsun ama şu an adama işkence ediyorsun.
+1
hrskrs
(02.03.26)
Kedi tam bir haydut, eşşek gibi ısırıyor, birine versem almaz. Kaldı ki dünden beri eşime yalvarıyorum lütfen birilerine soralım belki almak isteyen çıkar diye. Kendisi de kabul etmiyor kediye kıyamıyor. Ben zorlamıyorum onu. Aldık artık bırakamayız diyor. Bi de geçen sene de böyle olmuştu mart sonu nisan gibi hafiflemişti belki yine öyle olur diye bekleyelim diyor.
-1
🌸Sadece soruyorum
(03.03.26)
@Sadece soruyorum

Buralarda beni sevmezler, muhtemelen sen de sevmeyenlerdensin bilmiyorum ama bak yukarıda günlük süpürme konusunu ve söylediğim şeyleri es geçmeyin. Kediye alerji aldığınız gün eşinde mevcut olsaydı en geç 2 saat içinde belirtilerini yaşardı, 7-8 ay sonra ortaya çıkması vücudun aslında kediye alerjiyi sonradan geliştirdiğini gösterir. Bu da eşinin vücudunda bazı biyolojik ve belki de psikosomatik değişiklikler olduğunu gösterir. Belki de sadece bilinçaltı çalışmasıyla geçebilecek bir şey bile olabilir, buradakiler şimdi eksi yağmuruna tutarlar beni, yine de araştırın diye ısrar ediyorum.
-6
muhayyer divan
(03.03.26)
abi alerjiniz varsa evlenip milletin basini belaya sokmayin diye defalarca soyledik.
bo$an coco, kedinle sen birbirinize yetersiniz. :D
0
cooperr
(03.03.26)
(12)

Şu an ülkenin başında kılıçdaroğlu olsaydı ne olurdu?

messina123
Ciddi soruyorum. Ben de kılıçdaroğlu’na oy verdim. Dünyanın hali ortada. Şu an iyi ki tayyip var bence. İlk seçimde yerini ekrem başkan’a bırakması dileğiyle tabii ki
Ciddi soruyorum. Ben de kılıçdaroğlu’na oy verdim. Dünyanın hali ortada. Şu an iyi ki tayyip var bence. İlk seçimde yerini ekrem başkan’a bırakması dileğiyle tabii ki
-20
messina123
(01.03.26)
Saydigin üç isimdende umudum yok. Bize bambaşka ve gerçekçi bir şey lazım. Genç, kararlı, ikna edici olmalı. Ekonomist kökenli olursa iyi olur çünkü işimiz var
-3
artıküyeolmakistiyorum
(01.03.26)
togg ve silah fabrikaları kapatılır, nükleer santraller ve denizaltılar askıya alınır, doğum kontrolü teşvik edilir, köpek mamalarına sübvansiyon uygulanır, konser ve heykel yapımına, veteriner kliniklerine öncelik verilirdi. camiler kapatılır, pkk'lılara kadro açılır, ilk öğretim, orta öğretim, lise ve yüksek öğretimde başörtüsü ve sakal yasağı uygulanırdı.
-13
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.03.26)
kk dönemide şimdide chpnin üst yönetimi amerikancı dolu. natocu namık tan, tr705..
şuan ki politikalardan farklı olmazdı. onlarda biden yönetimi olsa daha iyi çalışırlardı. trump geldiğinde bunlara da bir mektup yazar hizaya getirirdi. hatta şuan doğrudan incirlik kullanımına bile izin vermişlerdi.
yani öyle trump karşısında dik duracak bir yönetim beklenmezdi.
belkide erdoğanın tek başarılı olduğu konu abd ile rusya arasında bir köprü olabilmesi. gerek ukrayna konusunda gerekse suriye konusunda. yani dibine kadar amerikanın yanındayız ama sizide anlıyoruz oyununu iyi oynuyorlar.
+1
my fault
(01.03.26)
türkiye'nin "demokratik siyaset tarihi" abd ve israil'le oluşturulmuş aşk üçgeninden ibarettir. bu ülkeyi gerçek anlamda bağımsız kılabilecek birisi çıkarsa da merak etmeyin en başta vatandaş kendisi huylanıp alaşağı eder. amerikan demokrasisi ülkeleri topla tüfekle işgal etmekten çok daha ucuz bir yöntemdir, bu coğrafyada onların istemediği lider uzun süre barınamaz. barınacak olursa farklı şekillerde barış ve demokrasi getiriliyor zaten görüldüğü üzere.
+1
der meister
(01.03.26)
hadi oradan troll. su an nefret etsem de kk'dan, asla ve asla tayyip kadar olamaz. ulke her turlu iyiye gitmis olurdu.
0
aguen
(01.03.26)
Enflasyonu düşürmek için kamu tasarrufu başlar, maliye politikaları devreye sokulurdu.
Kamuya personel alımında mülakaat kaldırılırdı.
Çakarlı araba sayısında dramatik bir düşüş yaşanırdı.

diye düşünüyorum.

Not: Kendisini de, şu an Silivri'de olanı da sevmem.
0
Mirket
(02.03.26)
bu devirde artık hiçbir ülke kalkınamaz.
başa gelen birinin yüzlerce milyon doları olması lazım.
kimse o noktaya temiz ve tavizsiz gelemez.
o yüzden cebinizi doldurup (çalın demiyorum) 60-70 yıllık hayatınızın tadını çıkarın.
kemo, ekmelo, muhar, ekro .. hepsi bu ülkenin başına bela adamlar.
+1
plastic_angel
(02.03.26)
0
freedonia
(02.03.26)
Yukarıdaki karısıyı uyuyan vatandaşın troll mü yoksa orijinal süper zeka ürünü mü olduğunu çözecek kadar duyuruda takılmadım, ona göre engelleyeceğim.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
cevabını aşağıdaki videoda görebilirsin.

x.com


Ülkemizdeki bir takım muhalif cenah bunu ya göremedi ya da görmemek için çaba sarfederek kafasını kuma gömdü. ama gerçekler yok sayılsa da var olmaya devam eder. Ve kafasını kuma gören ancak kendini kandırabilir.

Hafazanallah.
+1
ezkaza
(02.03.26)
kamuda mülakat kaldırılır diyen kişinin kafasını yaşamak istiyorum.

çankaya veya izmir belediyesine bakabilirsiniz nasıl bir yönetim olacağını oradan kestirebilirsiniz.
+3
Hallegadola
(02.03.26)
+1
Hallegadola
(02.03.26)
(26)

İsim bulamıyoruz

sacrilegious
Merhaba,Erkek çocuğuna isim bulmak ne zormuş. Türkçe olsun ama yurtdışında da kullanımı zor olmasın istiyoruz. Çevremizdeki tüm çocuklar aras-uraz-atlas-aslan vs. Aslında arden ismi hoşumuza gitmişti ama türkçe değilmiş. Sizce arden ismi de mi jenerik isimler gibi? Var mı çevrenizde hiç arden? Ya d
Merhaba,

Erkek çocuğuna isim bulmak ne zormuş. Türkçe olsun ama yurtdışında da kullanımı zor olmasın istiyoruz. Çevremizdeki tüm çocuklar aras-uraz-atlas-aslan vs. Aslında arden ismi hoşumuza gitmişti ama türkçe değilmiş. Sizce arden ismi de mi jenerik isimler gibi? Var mı çevrenizde hiç arden?

Ya da Güneş nasıl? Kız ismi gibi sanki… Unisex olmasa iyi olurdu.

Sizin beğendiniz erkek isimleri neler? Soyadı Yüksel olacak bu arada.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(01.03.26)
Sezer. Ceasar diye de kullanır.
0
Bruce
(01.03.26)
Güneş kiz ismi gibi olur evet. Ozan falan olmaz mi? Türk vurgusu isterseniz eski komutanlarda karizmatik bir suru isim var. 1000’li yillara bir bakin derim.
0
mbond
(01.03.26)
Güneş erkeğe olmaz. Soyadı iyi değilmiş. Kuzey adını beğeniyorum. Bence kafa karıştırmamak için her gün bir harfin isimlerini inceleyin.
-6
arbre
(01.03.26)
Barış.
+1
rock n roll
(01.03.26)
Onur
Karel
Hazar
0
hakmut
(01.03.26)
ekin, ata, ozan, gökalp, alp, berk, kaan, deniz, doruk, gökay, mete, orkun, batu

uniseks olmasın demişsiniz ama bilge de çok güzel.
0
oyokbuyoknevar
(01.03.26)
Uniseks olması belki bozabilir ama deniz iyi bir seçenek. Evrensel de kullanılır herkes anlar rahatça.
Bu yeni nesil araz uraz cart curt isimler bana şahsen çok itici geliyor.
0
cay koy geliyorum
(01.03.26)
Sungur

Sungur ismi, Türkçe kökenli bir isim olup, genellikle erkek çocuklarına verilmektedir. Bu ismin anlamı, “şahin” ya da “şahin gibi güçlü ve cesur” olarak tanımlanabilir. Türk kültüründe ve edebiyatında yer alan bu isim, güçlü ve cesur bir karakteri simgeler.
-5
meko
(01.03.26)
Yurtdisinda kullanimi zor olmamasi icin Turkce karakter icermemesi lazim ve okunusu kolay olmali.

𝗘𝗿𝗲𝗻 var mesela, Turkce kokenli. Japon animesinde bile kullanilmisti bu isim :) Yurtdisinda kullanilan Aaron'a benziyor.

𝗔𝗱𝗲𝗺 de kolay ve yaygin ama Arapca kokenli. Ibranice ve Sanskritce'ye, hatta Sumer'lere kadar gidiyormus ismin kokeni. Yurtdisinda Adam olarak kullaniliyor genelde ve neredeyse her dilde var:
en.wikipedia.org

𝗘𝗿𝗺𝗮𝗻 olabilir :) Turkce kokenli. Ama yurtdisinda Arman daha yaygin. Arman Farsca kokenli.

su basliklara bakabilirsin:
(bkz: çocuğa yurt dışında kullanışlı isim koymak)
(bkz: yurt dışında sıkıntı yaşatan türk isimleri)
(bkz: en güzel erkek isimleri)

ve ben de sunu sormustum:
oğlunuz olsa ne isim koyardınız?
www.eksiduyuru.com

bonus edit:
kaya ilginc mesela. turkce'de erkek ismi. yurtdisinda kiz ismi daha cok ama bicok ulkede var:
en.wikipedia.org

atilla veya attila avrupa'da kullaniliyor. macaristan'da da yaygin. bilindik tarihi bir figur. (ama iki 't' ve iki 'l' versiyonlari karisiklik yaratabilir)
en.wikipedia.org
+2
ermanen
(01.03.26)
Baran. Turkcesi yagmur demek. Anne babasinin Kurak kalbine hayat, Ait oldugu yere ferahlik, bereket getirsin insallah.
-1
krmzbvl
(01.03.26)
And. hep ıstemısımdır, bır kısıde duydum sankı sadece.
0
deepness
(01.03.26)
Ömür ve Önder. Abilerimin isimleri.
Noyan. En sevdiğim arkadaşlarımdan birinin abisinin ismi.
Gün. Tek heceli olması sorun değilse gene düşünülebilecek bir isim.
0
huladancer
(01.03.26)
Koray
+1
black holes in the sky
(01.03.26)
arden olur seviyorsanız. çevremde ona yakın arven var armin var. ve bunlar çevremdeki en unusual isimler değil. güneş evet önce kız diye düşünürüm ama ha oğlanmış denince de yadırgamam.
0
mezzosprite
(01.03.26)
Güneş unisex ama kesinlikle kız ismi olarak kullanılıyor. Erkek arkadasımın ismi Güneş. Herif nefret ediyo isminden. Müşteri hizmetleri arıyor. Hemen Güneş Hanım diye hitap ediyolar.
+2
luluki
(01.03.26)
Deniz
0
yurtsuz john
(01.03.26)
mert. hem türkiye hem de abd, kanada, fransa gibi ülkelerde kullanımı aşırı rahat olur, kimse sorgulamaz.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.03.26)
mert, eren ve atlas, arden +1
bir de umut olabilir
0
darthvader
(01.03.26)
Yurtdışında kullanımı zor olmayan bir isim arayışındayken iki tane Türkçe karakterli 'Güneş' ismine takılmanız da çık ironik olmuş.

Yurtdışı ile bir alakanız varsa Türkçe karakterlerden uzak durun bence.
0
Mirket
(02.03.26)
Sezai
ai çağı geliyor, havası olur
hey allam ya ekşiden çocuğuna isim buluyo insanlar
-4
plastic_angel
(02.03.26)
Alp, Tuna, Ege

*Yurt dışında sıkıntı olmasın derken bire bir karşılığı olsun mu yoksa türkçe karakter olmasın mı anlamadım ama ben türkçe karakter olmasın gibi düşünerek yazdım
0
ananiyimioguz
(02.03.26)
Cem, Cenk, Deniz.
0
ekimoloji
(02.03.26)
ben de bebek bekliyorum soyadıyla uyumlu olması için düşündüğüm isimler
teoman
talat
ferit
tanju
ben ferit eşim tanju diyor bakalım ne olacak

bir çılgınlık yapıp kudüs fatihi imparator titus ismini koymak istiyorum ama çok kişinin ismiyle dalga geçtim ondan çekiniyorum
0
Hallegadola
(02.03.26)
Can veya cem
0
Kittie
(02.03.26)
Aren var çevremde kulağa güzel geliyor bence
Eren ya da Eray olabilir
0
devilone
(02.03.26)
toprak
0
Sadece soruyorum
(02.03.26)
(8)

belediyelerin her yere kasis koyma hastalığı ?

biravekahve
https://ibb.co/d0Ggz1Q0yol çift şeritli git gel. alt taraf boş arsa üst taraf binalar vs. 2-3 km lik caddede 6-7 kasis var. Yol sınırı muhtemel 50 fakat 70 olsa da tuhaf olmaz fakat kasisler 20 ile geçsen bile aracın altı vuruyor. bunun mantığı nedir ? 50 ile geçilecek bir kasis ya da eds daha makul
ibb.co

yol çift şeritli git gel. alt taraf boş arsa üst taraf binalar vs. 2-3 km lik caddede 6-7 kasis var. Yol sınırı muhtemel 50 fakat 70 olsa da tuhaf olmaz fakat kasisler 20 ile geçsen bile aracın altı vuruyor. bunun mantığı nedir ? 50 ile geçilecek bir kasis ya da eds daha makul değil mi?
0
biravekahve
(28.02.26)
Denetim ve yaptırım -genel olarak- olmadığından, 'dinsizin hakkından imansız gelirmiş' tarzı bir bakış açısıyla 'hadi şimdi de hız yap da görelim' temalı "sözde" çözüm.
+2
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(28.02.26)
Belediyelerden bu derece zeka ürünü çözüm beklemiyoruz, başakşehir tarafında bir sebze hali var, deli gibi bir rampa ile çıkılıyor, bu rampaya sıra dağlar gibi kasis koymuşlar, 20 ton domates yüklü kamyon, o rampayı tırmanırken o kasisleri atlayacak. Yani zeka mantık bunun neresinde. Yavaşlayip geçiyoruz fazla kafaya takmıyoruz.
+1
covered
(28.02.26)
Sevmediğim ama gerekli gördüğüm bir uygulama.
Medeni ülkelerde daha medeni çözümler vardır elbette ama bize yakışanı budur.
0
Mirket
(28.02.26)
Hız yapmalık kaymak gibi yeni yol. Kasis doğru karar. 50'ye kimse uymuyor ki. Yol boşsa kamera yoksa 80'le gidiyordur herkes.
-3
arbre
(28.02.26)
Vatandas her sokaga 5 tane istiyor, belki de 8 tane. Cok talep var, ukome karari ile konuluyor bunlar.
0
duster
(28.02.26)
az bile. hiz yapmayi engelliyor. sokak arasinda hiz yapmak nedir ya.
+3
baldur2
(28.02.26)
başka ülkelerde çok güzel çözümler var da bizde hayal tabi böyle şeyler...

www.youtube.com
www.youtube.com

öncesinde hızını algılayıp hız sınırını aşmıyorsan düz kalıyor hızlıysan kasise dönüşüyor.

şehir içi burada yollar eziyet resmen, 20 ile geçsen bile rahatsız ediyor üstündeki çizgiler silinmiş özellikle gece görünmüyorlar farketmediğinde hız sınırını aşmıyor olsan 30 ile gitsen bile alt takıma zarar verecek seviyede yüksekler. kasisi geçtim mazgallar bazı yerlerde daha beter, yollardaki çukurlar yamalar derken off road sürüşü gibi şehir içi. 2 yerde de mazgalla kasis hemen arka arkaya inadına yapar gibi...

suv moda oldu millet yüksek araca biniyor bu kasislerden o kadar etkilenmiyor 30 hız sınırı olan yerde 40-50 ile de geçebiliyor normal araçla 20 km çok sorun olmadan geçebileceğin maksimum hız adaletsizlik tamamen.

hızlı gidenler çoksa sıkıntı varsa tehlike oluşturuyorsa koy edsyi radarı şunu bunu ne gerekiyorsa otomatik yaz plakaya cezayı, 2 kere ceza yiyen dikkat eder zaten. kasisi göremeyen hızlı giden adam o hızla kasise girdiğinde daha büyük tehlike, aracın kontrolünü kaybetmesine sebep olabilir normalde olmayacak kazayı o kasis yaptırabilir.
özellikle standardı olmayan gereğinden sık ve yüksek kasislerimiz çağ dışı uygulama şuan.

tam viraj sonrasına kasis yaparlar görünmesin diye tuzak gibi, aydınlatma yetersiz olur, uyarı levhası olmaz hop bi anda karşına kasis çıkar...

öncesinde kasis olan yaya geçidi var, 40-50 metre sonra bi kasis onun 10-15 metre ötesinde bi kasis daha... millet yaya geçici kullanmaya üşenir sağa sola bakmadan yola atlar kaza olur belediye gelir bi kasis daha yapar...
0
konetsu
(28.02.26)
kasisleri karayolları koyuyormuş.
belediyeye dilekçe yazmıştım kasis koyun kediler ölüyor diye; "kedilerden bize ne okul vs varsa koyarız yoksa karayolları bakıyor o işe" diye cevap geldi.
0
neira
(28.02.26)
(7)

İran’a yapılacak olan bir saldırı doları nasıl etkiler?

dedeminhirkasi
TL nin dolar karşısındaki değerini etkiler mi?
TL nin dolar karşısındaki değerini etkiler mi?
0
dedeminhirkasi
(28.02.26)
Bişi olmadı. İçinden geçecekler İran ın. Bize yarar bu. İran bizim de azılı düşmanımız
-5
benaslindayohum
(28.02.26)
Pek etkilemez sanırım. İran'ın içinden tamamen geçmeleri de zor. ABD nin de bunu isteyeceğini sanmıyorum çünkü İran bölgede onlar için " lazım ".
Sadece bazı bombalamalar ile İran'ın biraz havasını alırlar.

Doları burada belki en fazla etkileyecek şey 1-2 ABD uçak gemisinin yeni
nesil silahlarla deniz dibini boylaması olur. Sanırım ABD de bunu bildiği için yemen'deki husilerin üstüne çok gidemedi .

Hayat sonuçta...
Nemrud da o kadar gücüne rağmen sivrisineğe yenilmişti.
-1
diyecevaplandı
(28.02.26)
bush ıraka saldırdığında tl karşısında dolar artmıştı. böyle zamanlarda insanlar güvenli liman aramaz mı. altın da dolar da yükselir. ha ne kadar yükselir bilemem.
0
yurtsuz john
(28.02.26)
Amerikanın İranı vuracağı belliydi. Malum olan bir şey gerçekleşti. Bu Dolar fiyatında genel gidişatı etkilemez.
Bilinmeyen şey, savaşın ne kadar büyüyeceği ve süresi.
Süre uzarsa her an her şey olabilir.
İran Hürmüzü kapatırsa bu, petrol fiyatlarını yükseltir, o da enflasyonu azdırır. O durumda da birşeyler olabilir.
Amerikanın büyücek bir gemisi okyanusun dibini boylarsa ya da Çin, 'Yettim gayrı' demeye kalkarsa da çok şeyler olabilir.

diye düşünüyorum.
0
Mirket
(28.02.26)
Tr’de güvenli liman dolar değil 1-2 senedir, altın. Altına kayış kaynaklı dolar artar biraz çok etkilemez gündem bile olmaz
0
avatar is back
(28.02.26)
Bir çok uzman ABD asla İran'ı vurmaz diyordu. Hiç bir yoruma güven yok. Analiz, strateji terste bırakıyor. Bildiğiniz yoldan gidin. Dolar ve altın düşüşe geçerse hiç şaşırmayın.
0
HellKeePer
(28.02.26)
iran azılı düşmanımız diyen kanziyi 3-5 ay sonra ülkemde mülteci istemiyorum diye dolaşırken görürüz muhtemelen.

şu an tl/dolar hesabı, daha doğrusu genel olarak emtia fiyatlaması çok karışık ya. şimdilik görebildiğim kadarıyla zaten iki taraf da gücünü saklıyor, kontrollü kullanıyor. petrol sahaları hedef alınmadı bile mesela. hürmüz boğazı kapanır mı, iran uçak gemilerine saldırır mı vs. bunlar belirleyici olur diye düşünüyorum. şimdilik pek ses yok.
+1
der meister
(28.02.26)
(2)

Bir gazete sayfasını çerçeveleteceğim

Lubb
Bir gazete sayfasını çerçeveleteceğim. Kim yapar bunu? dikkat etmem gereken bişi var mı sararma muhabbeti için bir de sayfanın zamanla?
Bir gazete sayfasını çerçeveleteceğim. Kim yapar bunu? dikkat etmem gereken bişi var mı sararma muhabbeti için bir de sayfanın zamanla?
0
Lubb
(27.02.26)
çerçevecilere götürün onlar direkt hazırlayıp verirler
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Rutubet, güneş ve yoğun aydınlık, toz ve kağıt güvesi
Aklıma gelen zarar vericiler bunlar.
Çerçeve camlı olursa, doğrudan güneş vuran ya da çoook aydınlık bir yere asmazsan bir de yapıştırıcı kullanmazlarsa (özellikle nişasta bazlı) iyi olur.
0
Mirket
(27.02.26)
(15)

Yerli muz mu ithal muz mu?

michael_knight
Hangisini tercih ediyorsunuz?Neden?
Hangisini tercih ediyorsunuz?
Neden?
📊 Muz tercihiniz?

Bu anket sona erdi. 91 oy kullanıldı.

-2
michael_knight
(27.02.26)
Yerlinin tadı çok daha lezzetli aroması daha yüksek ve tatlı geliyor bana.
İthal muz görsel olarak çok diri ve taze görünse de aroması çok düz ve yapay geliyor.
Meyveler içinde en az sevdiklerimden biridir görüşüme güvenmiyorum, bu yüzden oylama sonuçlarını merak ediyorum.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
yerli muz. çünkü küçük boyutlu oluyor. ayrıca biraz daha ucuz.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(27.02.26)
her şeye anket :)) bir sonraki anket; yeşil elma mı kırmızı elma mı?

ithal muz, çünkü para var, huzur var. eskiden zenginlik itemı olan muz, ithal muz. şaka bir yana, yerli muz ithal gibi büyük, rengi ve tadı benzer olsun asla ithal almam.
-8
gabe h coud
(27.02.26)
İthal.

Yerli muzun tadı hiç yok. Güzel olanlar yurtdisina çıkıyor, Antalya ve çevresinde güzeline denk gelmiyorsaniz sıradan marketten yerli muzdan güzel bir lezzet beklememek lazım.
+3
kisa
(27.02.26)
İthal tabii ki. Yerli muza verilen paraya yazık yani, sıfır tat.
+1
sadakatsiz
(27.02.26)
maaşın ilk üç günü ithal sonra yerli
+3
yurtsuz john
(27.02.26)
Bence ikisi değil, salatalık.
İnanmayan fiyatlarını karşılaştırsın.
:)
0
Mirket
(27.02.26)
Hangisinin fiyati düşükse onu
+1
narod
(27.02.26)
Yerlinin tadı hicbirinde yok
0
mirty
(27.02.26)
Bizim ulkemize gelen ithal muzlar çöp. Dünyanın neresinde yerseniz yiyin yabancı muzlar iyidir. Bonita vs gerçekten patatesten hallice. O yüzden yerli muzub tadı iyi geliyor. Bir Pakistan'da İran'da satılan muz burada olsa aydınlanma yasarsiniz
0
topkapiaksaray
(27.02.26)
ithal muz
0
koela
(27.02.26)
Arkadaşlar karar verin lütfen. Bazılarınız yerli muzun bazılarınız da ithal muzun tadının olmadığını söylüyor.
Lütfen ama.
-1
🌸michael_knight
(27.02.26)
Ben de çok şaşkınım.
İthal muzu sadece kardeşim seviyor zannediyordum. Onun yerli sevmeme sebebi de görsel olarak beğenmemesi aslında tadıyla bir derdi yok.

Şöyle söyleyeyim muz kabuklarını suda bekletip çiçeklere veririz biz, onda bile fark ediyor yerli muz kabukları çiçeklere ithalden çok daha iyi geliyor.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
yerli fazla yumuşak ve fazla tatlı geliyor. çok az mayhoş ama yine de tatlı ve sert olanını yani çikitayı seviyorum
0
neira
(27.02.26)
yerlinin kotusu saman, iyisi cok iyi. ithal daha standart o saman cikma riskini alamiyorum
+2
ala09
(28.02.26)
(4)

Annem - babam için apple uyumlu akıllı saat

tchuck
kalp atışları falan filan gibi temel bilgileri takip edebilecekleri en ucuz saatlerden arıyorum. başka bir amaçları yok, sadece bunun için kullanılacak. sağlık bilgileri için.ne önerirsiniz?
kalp atışları falan filan gibi temel bilgileri takip edebilecekleri en ucuz saatlerden arıyorum. başka bir amaçları yok, sadece bunun için kullanılacak. sağlık bilgileri için.

ne önerirsiniz?
0
tchuck
(27.02.26)
www.hepsiburada.com

bu iş görür mü?
hem okisjen hem kalp atışı ölçüyormuş.

ekstra ölçmesi gereken bir şey var mıdır?
0
🌸tchuck
(27.02.26)
Şu da yapar onları. Ekstra bir şeye senin karar vermen lazım. EKG çekeni de var. Tansiyon ölçeni de.

www.carrefoursa.com

Bizim yaşlılar en çok adım sayar özelliğini seviyor. Günde şu kadar adım atacağız diye hedef koyuyorlar kendilerine. O özellik de hepsinde var.
0
Mirket
(27.02.26)
Ben bu amaçla ucuza almıştım da yanlış gösteriyor ya, kullanan doğru ölçtüğünü onaylayan birinin önerisiyle alın bence ucuz alacaksanız
0
mezzosprite
(27.02.26)
Yanlış gösteriyor sözüne karşı deneyimlerimi anlatayım. Kalbim sakat ve sporcuyum. Bu yüzden nabız ölçümü benim için çok önemli. Mi band 2 zamanından beri Mi band 5 e kadar akıllı bileklik daha sonra da Iwatch kullanıyorum. Eş zamanlı olarak göğüsten nabız ölçer de kullanıyorum.
Mi Bandı da Iwatch'ı da sürekli olarak göğüs bandının ölçümüyle karşılaştırıyorum.
Sonuç, dinlenme esnasında da harekette de ikisi de neredeyse aynı sonucu veriyor. Yanlış gösterme yok.
Ancak Bileklik de Saat de bilekteki damarlardan istifadeyle ölçüm yaptığı için (Bu tanımlama Chatgpt'ye ait) kol kasları çalıştırıldığında, bandın da saatin de ölçümü göğüs bandına kıyasla 10-15 atım fazla çıkıyor. Ama söylediğim olay Dumbbell Curl falan sonrası ortaya çıkan bir olay.
Normalde aynılar yani.
0
Mirket
(27.02.26)
(8)

Kalecinin aut atışını pas vermesi

kibritsuyu
Bu saçmalık nereden çıktı ya? Eskiden kaleci uzun kullanıp gönderirdi. Şimdi yanındaki defans oyuncusuna pas veriyor.Rastgele şişirmek yerine oyun kuracaklar desen, top oyuna girdiği için rakip oyuncu pres yapıyor, pası alan şişirmek zorunda kalıyor bu sefer. Üstelik top kaptırma riskine de giriyorl
Bu saçmalık nereden çıktı ya? Eskiden kaleci uzun kullanıp gönderirdi. Şimdi yanındaki defans oyuncusuna pas veriyor.

Rastgele şişirmek yerine oyun kuracaklar desen, top oyuna girdiği için rakip oyuncu pres yapıyor, pası alan şişirmek zorunda kalıyor bu sefer. Üstelik top kaptırma riskine de giriyorlar.

Benim kafamın almadığı bir avantajı mı var?
0
kibritsuyu
(26.02.26)
Defansa çekilmiş rakibin düzenini bozmak,
Rakip sahaya gönderilen ve kime gideceği belli olmayan uzun topu kapıp kontratağa geçmelerine mani olmak,

Yıllar öncesinden aklımda bu ikisi kalmış.
0
Mirket
(26.02.26)
Oyun kurulum şemasını(2+1, 3+1 vb)buna göre düzenleyen takımlar için abecedir bu. Pres yapılıyor diye kolay kolay vazgeçmez çoğu hoca. Ki Herkes doğru yapamıyor presi, her pasla başlayan da uzun vurmuyor zaten. Amaç biraz da o presi başlatıp rakibi üzerine çekmek oluyor bazen.

Gs'nin presi iyi mesela, alametifarikası hatta. Bunu bilmesine rağmen bu sene birçok yabancı rakip pasla kurmaya çalıştı oyunu. Çünkü takımın güçlü yanı o, pratiği o. Plana sadık kal meselesi. Zira preste hata boşluk yaratabiliyor, pres hattını kıran bir pasla orta sahayı hızlı geçebiliyorsun. Birbirinin antitezi iki unsurun kiminki kazanırsa savaşı gibi düşün.

Ya da kalecinin uzun topu kötüdür, pas verdiği oyuncunun iyidir o vursun istenir.
+1
Bruce
(26.02.26)
Temel mantik su. Kaleci topu diktigi zaman sen topu bilinmezlige atarsin. Ayagindaki topu riske atmis oldun bir nevi. Ama pas yapinca top sende kaliyor. Oyunu kurarsin, hakimiyet sende olur.

Eskiden orta yapma olayi vardi mesela ceza sahasina. O olay da kalkti. Santraforu defans kucaga aliyor cunku azinliksin. Bakmadan orta yapma diyorlar, sifira ineceksin en iyi pasi vereceksin. O yuzden zaten eskisi gibi goril santrafor kalmadi pek, daha dogrusu normal santrafor da kalmadi.
0
freedonia
(27.02.26)
eskiden derken 2008de pep le barcelonada başladı. kaleci topu diktiğinde topun takımda kalma yüzdesiyle kaleden oyuna topu soktuğundaki yüzde çok farklı.
kafanızın almadığı avantaj çok açık. geriden topu oyuna sokarsan top sende kalır. dikersen bunu hesaplayamazsın.
0
mikahakkinen
(27.02.26)
hayır arkadaşlar bahsettiğim şey topu dikip karşı sahaya göndermek yerine yakındaki oyuncuya pas atarak kullanmak değil, bundan bahsetmiyorum. eskiden kaleciler ellerindeki topu da oyuna degajla sokardı, artık elle müsait oyuncuya atarak kullanıyorlar, uzun süredir degaj görmedim. bahsettiğim bu değil.

defans oyuncusu kalecinin hemen 2 metre yanında duruyor. kaleci topu yanındaki oyuncuya pas atıp oyuna sokuyor. top oyuna girince rakip oyuncu üstüne koşup basıyor. pası alan oyuncu baskıyı yiyince ya kaleciye geri veriyor, ya yanındaki yöresindekine vermeye çalışıyor ama üstüne koşturan rakipler yüzünden veremiyor, ya kaptırıyor, ya kaptırmamak için höbelee diye kontrolsüz tepip taca maca atıyor. bunların hepsi daha ceza sahasının içinde ya da hemen önünde oluyor. kendi kalenin önünde anlamsız gereksiz paslaşmalar.

abanıp karşı sahaya dik demiyorum da, pas vereceksen de beklere, stopere falan pas ver, oradan kursun oyunu. niye iki metre yanındakine pas vererek oyunu başlatıp rakibi kendi kalenin önünde üstüne koşutturuyosun?
0
🌸kibritsuyu
(27.02.26)
geriden oyun başlatarak galatasarayın önde pres yapması sonucu gol yemek için
0
Hallegadola
(27.02.26)
Rakibi ustune cekmis oluyorsun iste. Orta sahan, forvetin rahatliyor alan buluyor, markajdan cikiyor, iki kilit pasla kontratagin kralini yapabiliyorsun. Tuzak bir nevi, kale onunde riskli paslar yapiyorsun, rakibe umut veriyorsun, rakip daha da istahlaniyor topu kapabilirim, kaparsam gol atarim, forvet diyor ben basiyorum, arkamdan siz de basin yaklasin hep beraber basalim durumu oluyor. Cikabildigin her pozisyon tehlike yaratirsin, bir de pres yapmak kolay degil, erken yorulursun, onde basan yoruluyor. o presi kirabildiysen bir de tazi gibi 60-70 metre geri kosuyorlar yardima kendi yara sahalarina o adamlar. Ha kalecin, defansin ayagi kotuyse, kazmaysa girmeyeceksin bu islere.
+1
freedonia
(27.02.26)
Birkaç farklı sebebi var. Önde olan takımlar hem zaman geçirmek için hem de tempoyu kontrol etmek için yapıyorlar. Top ne kadar fazla kendilerinde kalsa kar çünkü. Senin takımın hata yapmasa bile karşı takımın erken ceza sahasına girip oyunun tekrardan başlaması veya yanlış pozisyon alıp hem topu kazanaması hem de yorulması yine lehine oluyor. Geride olan takımlar genelde daha çabuk kullanırlar ama yine de planlı ve organize atak için pasla oyunun başlatılıp kurulması önemli. Ama dediğinde haklısın, bazen çok fazla risk alıp gol yiyebiliyor bunun dozunu iyi ayarlamak lazım :)
+1
iwasbornonamountainside
(27.02.26)
(22)

Anneanne & babaannesinin çocuk bakması??

eisberg
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide işi olsa diğeri bebeğe bakıyor anca öyle hallediyoruz falan. Bir iki defa iş yerine çocukla gittim hatta.

Her neyse, ekşide bu anneanne babaannelere çocuk baktırma başlığını gördüm, millet ne giydirmiş ya ailelere. Yaşlılara zulüm ediyormuş gibi, ben hiç öyle düşünmüyordum. Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?
+3
eisberg
(26.02.26)
yaslarina, saglik durumlarina, aile dinamiklerine, torun bakmaya heveslerine göre degisir. torun bakmak isteyen ve sagligi yerinde olan birine nede eziyet olsun?

ben dogdugumda babannem 51, dedem 55 yasindaymis. ilk torundum. beni kendi istekleriyle alip yazin 3 ay yazliga götürüyorlardi ve bu konuda annemi falan ikna ediyorlardi. kendileri istiyordu.
halam ikinci kizini dogurdugunda babannem 67 yasindaydi. bana baktigi dönemdeki gencligi yoktu. bakici tuttular, babannem, dünürüyle dönüsümlü olarak kontrole gidiyordu. fiziksel olarak torun pesinde kosmuyordu. yorulmuyordu ama bir nevi hala torun bakiyordu.
farkli durumlar ve farkli yaslar, farkli adaptasyonlari gerektiriyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Ben de anneanne, babaanne olsam torun bakmak istemem. Belli bir yaştan sonra insanın kafası kaldırmıyor gürültü patırtı. Devamlı takip edeceksin düşmesin kalkmasın diye.

Enerjik bir anneanne, babaanne olurum bunu biliyorum ama uğraşamam. Turlara gideceğim, arkadaşlarımla buluşacağım falan. Evimde sessiz sakin kitabımı okuyup, kahvemi içeceğim. Çocuğum olsaydı, o bile sık sık gelsin istemezdim ziyaretime.
+6
rock n roll
(26.02.26)
Aile arasında az da olsa güven samimiyet varsa , büyükler çocukları seviyorsa gelini veya damadı çok sevmeseler dahi torunlarına bakarlar.

Evlilik, akrabalık ilişkilerine önem vermeyen, anne babası dahil yaşlıların yerini sadece huzurevi gören birileri için tabi böyle aile içi yardımlaşma destek türünden şeyler garip, tuhaf , bilimsel olarak incelenmesi gereken psikolojik vaka olarak görülebiliyor ne yazık ki.
0
diyecevaplandı
(26.02.26)
Peki tam tersi durum? Yani aileler de annene babannelere yaşlanınca bizim de hayatımız var biz de bir defa geldik dese? Bu çok acımasız geliyor bana.
+1
🌸eisberg
(26.02.26)
Torununa bakabilmek için ikinci kocasından boşanan kadın gördüm ve kızı da bu boşanmayı teşvik etmişti.

Anne babaların belli bir yaştan sonra kendi hayatları olamayacağına ve çocuklarının mutluluğu için yaratılmış olduklarına dair bir düşünce var.

Bir de şu var. Tam zamanlı olarak anneanne, babaanne tarafından bakıcılığı yapılmış çocuklar ilerde prenses oluyorlar bence.
+2
Mirket
(26.02.26)
Çocuğum olursa direkt şutlarım anneannesine, babaannesine. Anne çalışıyorsa normal. Bakıcıya verilen kadar olmasa da onlara da para verilir. Win win.
-6
arbre
(26.02.26)
Aslında şu da var; belli bir yaşın üzerindeki insanlar zaten çocuk bakmak için uygun değil. Algıları gençler gibi değil, refleksleri yeterince iyi değil, ne kadar hareketli olursa olsun örneğin iki yaşındaki bir çocuğun peşinden koşabilecek durumda değiller.

Onlar zaten kendi çocuklarını bakıp büyütmüşler, torun için de ugrasmasinlar. Belki çok sert gelmiştir özellikle ilk cevabım çoğu kişiye. Fakat biraz bencil olmak iyidir. Biz toplum olarak özellikle aile konularında aşırı fedakarlık yapıyoruz yani saçımızı süpürge ediyoruz ama bir kere geldiğimiz hayatta belki kendi isteklerimizi göz ardı ediyoruz bu da mutsuzluk sebebi bana göre.
+5
rock n roll
(26.02.26)
Anneanneyi babaanneyi tam zamanlı bakıcı yapmak çok haksızlık bence. Biraz rahat etmek onların da hakkı.
Ama biz de eşimle desteksiz çocuk büyütüyoruz memleketlerimizden çok uzağız. Gerçekten çok zor sizi anlıyorum. Çocuğu birine emanet edip doktora gitme şansımız bile olmuyor.
+1
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Pandemide doğmuş çocuğumuz var. Tek başına çocuk büyütmekte doktora seviyesi bizde galiba. eşimin doğum ve sonrası (pandemi seyahat yasağı) dahil anne babalar yanımızda değildi. özet geçeyim bugüne kadar istisnasız çocuğu kreş saatleri dışında birilerine bıraktığımız toplam süre 24 saat değildir bugüne kadar. aileler uzakta, yüzlerce km uzaktan gelip çocuğa bakıcılık yapacak şartlar yok. yani durumunuzu anlıyorum özetle.

Evet, bazen gerçekten insan çok ihtiyaç duyuyor çocuğa bir kaç saatliğine bile gönül rahatlığı ile bırakacak birilerini ama çocuğu doğurup dedeyi nineyi kürek mahkumu gibi bakıcılığa zorlamak gerçekten rezil bir davranış bence. Büyükanne, büyükbabalar çok gereken durumlarda evet toruna bakabilirler bu zaten çok doğal lakin insanların hayatın dinlenme ve yüklerinden kurtulup rahat rahat yaşayacağı çağda bakıcılığa duygusal manipülasyon, mobbing suretiyle mahkum edilmesi çok kötü. Torun sahibi olursam böyle bir durumda kalmak asla istemeyeceğim bir şey. Yani tamamen keyfiyetle çocuğu dedeye nineye iteleme tavrını kastediyorum. çünkü yapan çok fazla kişi var.

sonuç olarak annenne babanne bakıcılığı desteğinden hiç ama hiç yararlanamamış biri olarak diyorum ki, bence de öyle, herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin düzeni var.
+3
wilhelmwasmuss
(26.02.26)
abimin çocuğu var annemle babamı yaşadıkları yere taşınmaya ikna edebilselerdi 2. çocuğu yapıp anneme itelemeyi planlıyorlardı ilk defa bizimkiler kendilerini ezdirmeyip bizim de hayatımız var diyip kabul etmediler. ilk çocuklarına da kafadan kontak anane baktı çocuğun durumu içler acısı.
sonuç olarak benim şahsi görüşüm, çocuk yaparken başkasına muhtaç olmanız gerekiyorsa demekki durumunuz o çocuğu yapmaya müsait değildir.
+4
nahtoderfahrung
(27.02.26)
evet onlar çocuk bakıp sıralarını savdı diye düşünüyorum. çocuğum yok. ama olursa ne annem ne kayınvalidem devamlı bakamaz. annem direkt söylüyor da, hiç alınmıyorum. baksa çok yıpranır. bir de sorumluluktan korkar.
tabii bizimkiler 60+. genç olanlar bakmak isteyebilir. ama istemezse de alınmak ne kadar doğru bilmiyorum, bir gün değil iki gün değil, hayatı komple kilitleyen bir şey.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(27.02.26)
“Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?”

yeni nesil ebeveynlerden korkuyorum. iq eq meselesi midir cocugu kaldiramamanin derdi mi bilemiyorum ama kafasi cok tuhaf. aynen yaslaninca bakma cunku yillarca sana bakip buyutmemisti, cocuguna da bakmaliydi. yani o kadar kitleme durumu varsa yaparken musaitligini sorun bari, bi ihtimal kendi hayatlari olabilir insan oldugu icin
0
ala09
(27.02.26)
@ala09 kardesime katilmiyorum. Dunyaya gelmeyi ben secmedim, kendi tercihleriydi. O yuzden bana bakmak zorundalardi zaten.

Torunlara bakmak zorunda degiller ama bu konuda istekli olan çok aile büyüğü gördüm. Tercih kendilerine ait olmalı. Belki hayatlari zaten sıkıcıdır, torun bakmak hareketlendiricektir vs. Yaş ve fiziksel durum etkendir vsvbs

Biz de anne babamiza bakmak zorunda degiliz evet (ben kesin bakicam da kisisel)
0
üğpoıuy
(27.02.26)
ben de bebek bekliyorum, annem bakacak. sigortasını yapacağım ve maaş vereceğim.
0
Hallegadola
(27.02.26)
çocuğu anamız babamız baksın diye yapmadık, ancak insan arada da düşünüp yardım eder. bizim ne anane ne babane gram dahil olmadı. zaten sağlık sıkıntılarından dolayı dahil olma ihtimalleri yok. çevremde anasından babasından destek almayan tek aile biziz ve zorlanıyoruz. tamam biz çoğu şeye dahil etmedik ama biraz insan düşünür diye kızmışlığım var. benim türkiye baby boomerlarına şöyle kızgınlığım var: çok çektik perişan olduk cart curt... ulen avrupada sizin yaşıtlarınız 2. dünya savaşında öldü, ailesinde kaybı olmayan yok. zorluksa onlarınki zor....
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Herkesin düzeni var ve herkes hayata bi kere geliyor 🤷‍♀️

Kendileri istiyorsa ya da önceden anlaşılmışsa siz de istiyorsanız baksınlar ama görev değil yani. Hayatta ne olacağı belli de değil. Ben biraz anneme güvenerek yaptım, emekli olsun tam zamanlı baksın gibi bir isteğim yoktu ama çok çok bunalırsam pişman olursam yalnız kalmaya ihtiyaç duyarsam ona bırakacaktım 1-2 gün. Öyle konuşmuştuk cesaret vermişti bana, hamileyken aniden kaybettim onu.
+1
mezzosprite
(27.02.26)
çocuğum yok ama olsa da annem veya kayınvalidemin bakmasını istemem. eğer maddi imkanlarım yeterli ise kendim bakmak isterim. onun o minik hallerini bi daha göremicem sonuçta. 18 yaşına gelince ayrılıcak gidicek zaten. en azından okula gidene kadar ben bakmak istiyorum ilerde çocuğum olursa. annane babanneye ise eğer kendileri gönüllü ise bırakılır bence. zorla değil tabi.
+2
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Sigortasını yapacak, maaşını verecek olan arkadaşım,
Sırf meraktan soruyorum.
Madem annenin onlara ihtiyacı var ve sen de yapacak durumdasın, şimdi neden yapmıyorsun?
Çocuğun bakıma ihtiyacı kalmayınca işten mi çıkaracaksın, tazminatını da verecek misin?
Bu nasıl bir Anne-çocuk ilişkisi?
-1
Mirket
(27.02.26)
annem kardeşimin çocuklarına bakıyor ama çocuklara baktığı için kendisine muhtaç olduklarını düşünüyor ve günün sonunda da bir kibir oluştu.

ancak bizim ufaklığı bir süre emanet etmek durumunda kaldığımızda hiç özenmediğini gördük, zaten yaşı ilerlemiş büyüklerimizin çocuklara yaklaşımı/bakımı zaman zaman bizim de hoşumuza gitmeyebiliyor. kimse zorunda değil ama çopcuğu da dara düşünce destek atabilir diye düşünüyorum. hayatını toruna adamaları acımasızlık olabilir ancak 40 yılda bir de toruna bakmak gerektiğinde elini taşın altına sokmalı. hele ki doğur bakarım gibi bir söylem olduysa bakmalı bence
+1
kondansator
(27.02.26)
Buradaki mesele anne-kız ilişkisi değil, emek. Düzenli ve tam zamanlı çocuk bakımı ciddi bir zaman, sorumluluk ve emek demek. Kadınların emeği yıllarca "zaten anne", "zaten seviyor" denilerek ücretsiz ve görünmez kabul edildi. Oysa bakım emeği emektir. Sevgiyle yapılması onun ekonomik değerini ortadan kaldırmaz.
Sigorta ve ücret konuşmak ilişkiyi bozmaz, emeği görünür kılar ve sömürünün önüne geçer. Torununa bakmak görev değil tercihtir. Ve eğer emek varsa karşılığı da olmalıdır.
Evlilik içindeki görünmeyen emek de, boşanma sonrası yaşanan adaletsizlikler de ancak emeği baştan tanırsak çözülür. Emek değerli olduğu için karşılık bulmalı. Sevgi sömürünün gerekçesi olamaz.
+4
mezzosprite
(27.02.26)
Çocuk sahibi değilim ama çocukken ailem beni rahat senede 3 aya yakın anneannemlere bırakır, haftasonları da babaanneme bırakmak için fırsat kollarlardı. Arada da yaz okulları, kamplar vs bir sürü şey sıkıştırırlardı.

İleride bu yaptıklarını konuşunca da sen de istiyordun diye kıvırdılar. Evet çocuktum yaz tatillerinde bodruma gitmeyi yüzmeyi seviyordum ama bu işin gerçeğini değiştirmiyor bana bakmamak işlerine gelmiş de itelemişler beni işte.

Biri çocuk yapıyorsa kendisi bakmak zorunda, çalışıyorsa da çocuğunu kreşe akranları ile sosyalleşmeye göndermeli, yaşlı 2 insana çocuğu iteleyip yapayalnız büyütmek büyütmek falan değildir.

Çocuğa vakit ayırmak bir mesele ise bir zahmet çocuk yapmayın. Ben yapmıyorum mesela maaş güvencem olsa da maddi durumum müsait olsa da.
+2
denizgonen
(27.02.26)
Ben şahsen tercih etmedim etmiyorum da. 18 aylık kızım. Aşırı nadir akşam uyurken, neredeyse hiç de gündüz bıraktık anneme. Babanne zaten şehir dışında toplasan 3 kere görmüştür onda da bir alt bile değiştirdi mi şüpheli. Gerek yok ya kimsenin eline bakmaya. Ailecek hastalandığımızda falan çok sıkıntı çektik ama hallediyoruz. İleride geriye dönüp baktığımızda biz hallettik diyebileceğiz.

Ama bir arkadaşımın annesi var ya dünden razı kadın utanmada haftaiçi bana bırakın falan diyecek kızına. Öyle hevesle bakıyor.
0
wild honey suckle
(27.02.26)
(31)

Restoranttaki davranışı çok mu abarttım

buiret
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarıs
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarısı kaldı yanda pilav var ortadan azıcık salata aldım planım onu paket yaptırıp eve götürmek ama ben bu planlar içerisindeyken kendi kafamda eşim benim tabağımdaki kebabın yarısını aldı kendi tabağına koydu diğer yarısını da zaten benimle aynı şeyi yemiş ve bitirmiş olan arkadaşına koydu arkadaşı yemedi tabii eşim de bi ısırık alıp kebabı devam etmedi, arkadaşımın eşi paket servis istiyorum diyerek kendi tabağındakileri toplarken benimki boş kaldı üstelik ziyan da oldu bu davranışa nedense çok bozuldum. Eşim olarak benim tabağımdaki bi şeyi söylemeden alıp yiyebilir ama neden benim yemeğimi bi başkasına üstelik de sormadan ve aynı şeyi yemiş birine veriyorsun, bilmiyorum abartıyor muyum siz olsanız nasıl tepki verirsiniz daha bi şey de demedim böyle şeyler için de huzur bozmayı sevmiyorum ama kimse eşinin tabağından izinsizce bi şey alıp arkadaşının tabağına koymamalı gibime geliyor
+1
buiret
(26.02.26)
Niye konuşmuyorsunuz ilişkilerinizde ya çok ilginç...
Abartılacak bir şey yok diyalog eksikliği var.
+17
anon1m
(26.02.26)
sıfır abartı. düşüncesizce yapılmış bir harekete iyi bile tepkisiz kalmışsınız. benim eşim orada homurdanır sonrasında da söylenirdi epey.
-3
eisberg
(26.02.26)
Eşin büyük ihtimalle köyde doğup büyümüş biri. Tepkinde haklısın. Eğitimsizlik.
-7
arbre
(26.02.26)
bana abartı geldi tepkiniz. önce sorsa iyi olurdu tabii ama bozulacak ve hala üstünde düşünülecek bi şey göremedim
+3
pide
(26.02.26)
Odunluk bence. Hele ki karımın yemeğini başka adama vermek.
0
Cezcez
(26.02.26)
Bunu düşünmeniz abartı değil de eşinizle bu durumu konuşmayıp buraya yazmanız bana garip geldi. Belki yaptığının farkında bile değil ve sizin konuşmanızla tekrarlamaz da en azından.
+3
purplee
(26.02.26)
Böyle şeylere takıyorsanız sizin ruh sağlığınız ve takıldığınız bir şeyi anlık olarak konuşamıyorsanız evliliğinizin sağlığı risk altında.
+7
Mirket
(26.02.26)
Doğru yanlış diye bakılmamasi gereken bir olay bence. En fazla rahatsız olduğunu söylersin o kadar. Kafada yer bile etmemeli bence.
O yüzden abarttın diyorum.
+5
kisa
(26.02.26)
eşin düşüncesizlik etmiş ama abartmamak lazım. tatlı bi dille bu hareketi yapmadan önce "ben böyle böyle düşünmüştüm, paket yaptırıcaktım ama bir dahakine bana sor olur mu?" diyin.
+3
elektr10
(26.02.26)
Düşüncesizce bir hareket ama niye sonradan konuşmadın ki? Trip atar gibi değil normal şekilde “ya ben paket yaptıracaktım aslında keşke sorsaydın” desen bir sonrakine dikkat ederdi.
+3
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Herhangi bir tepki vermediğiniz için abartıyorsunuz diyemedim.

Tabağına aldığında söyleyebilirdiniz ben bunu paket yaptıracağım diye aslında, en azından sadece kendine alırdı tadımlık, başkasına ikram etmezdi.
Sizin tabağınızdan size sormadan alıp başkasına servis etmesi zaten komple delilik.

Ben olsam mutlaka üzerinden çok zaman geçmeden konuşurdum bu konudaki rahatsızlığımı dile getirirdim bir daha tabağıma dokunmasın hele ki başkaları için.

Ve pasif agresifliğin kölesi olduğum için aç olmasam bile eve geldiğimde çok çok iyi bir yemek söyletirdim kendime paket yapmama fırsat verilmediği için bu da anlamasına vesile olur bir daha sormadan hareket etmezdi.
0
mutekebbir
(26.02.26)
sormadan aldıysa dusuncesizlik olmuş ama belki alkol fln da varsa, ya da sohbet koyu ise dalginligina gelmiş olabilir. esinizin bu konulardaki tavrını en iyi siz bilirsiniz.
+3
oscar
(26.02.26)
abartıyorsun.
+1
gabe h coud
(26.02.26)
eve gelince yav paket yaptıracaktım, planlarımı bozdun filan der ertesi gün unuturdum. allah kolaylık versin, böyle yaşanmaz.
+4
elorelia
(26.02.26)
eşinizin alması size sormadan alması doğru olmamış, sizin bozulmanızda. evde yemesenizde olur o kebabı. büyük bir ihtimal eşiniz de ziyan olarak gördü önce kendine aldı sonra dağıttı.

ben olsam yemediğim kebabı eve goturmezdim.
+1
Başka
(26.02.26)
insanların içinde bir şey demezdim ama eve gelince büyük olay çıkartırdım. ama neyse ki eşimle benim aramda iletişim problemi olmadığı için böyle şeyler yaşamıyoruz.

ancak buna benzer bir olayı arkadaşımla yaşamıştım. iş yerinden birinin taziyesine gitmiştik. herkese ikişer pide koyuyorlardı. ben pideye rahmetlinin ruhu ve pidenin tadı enfes olduğu için yumulurken arkadaşım bir anda pide ikramı istemediğini benim tabağımdakinin ikincisini yiyeceğini söyledi ev sahibine. o pidenin tadını halen daha unutmam.

yalnız bu arkadaşımın kalemlerime, eşyalarıma vs çökmüşlüğü oldu sonradan. artık bir şey alınca o senin olsun kendime yenisini alırım diyorum veya direkt bu sende kalmıştı bana geri verir misin diyorum. köylülük diyeni eksilemişler ama doğru, bu eyleme benzer hareketlerde bulunduğunu gözlemlediğim insanlar taşralı veya yurt/köy ortamında büyümüş insanlardı. yokluk psikolojisiyle hareket ediyorlar.

neticede eşinize dediniz mi neden bunu böyle yaptınız diye?
-12
Hallegadola
(26.02.26)
bir porsiyon daha sipariş verip "paket olsun" deseydiniz.
+2
burfak
(26.02.26)
ya ben mi garibim anlamiyorum ama esimin tabaginda olan artmis yemegi neden arkadasimin tabagina koyayim ki?
esimin yemegini kendime alip yerim ama baskasininkini yemem. baskasinin artmis yemegi de bana yemem icin verilsin istemem. bence burada asil elestirilmesi gereken sey bu.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
ben olsam yemekte doyduğum an "ay şiştim bunu paket yaptırır, evde sonra yerim" derdim. bu sayede kimse benim tabağıma dokunmazdı. ha eşim belki "yok hayatım bu eve taşınmaz kötü olur ver yiyelim" deseydi de "alın yiyin" derdim.

eşiniz sizin aklınızdan geçeni bilemez. "buna devam edecek misin hayatım" dese iyiydi ama o an dalgınlıkla bunu düşünememiş olabilir. tabakta bırakılan yemeğin çöpe gideceği düşüncesi ilk akla gelir. buna göre hareket etmiş.

eşim böyle bir şeyi yapsa hiç umursamam. bu o kadar kızılacak, takılacak, üstünde günlerce düşünülecek bir şey değil. o an içimden "hay ya ben onu sonra yicektim be, neyse artık" derim ve saniyesinde o konu kafamda biter.

sonra aklıma gelirse anca başka yemeğe giderken gelir ve derim ki "bu sefer yemeğimi bitiremezsem dadanma tabağıma, paket yaptırıp eve getiririz"

abartıyorsun hem de çok. abarttığın ve takıldığın diğer konuları düşünmek bile istemiyorum. böyle yaşanmaz. rahat ol biraz. her şey kötü niyetten değil. seni umursamadığı ve sana değer vermediği için, senin fikrine değer vermediği için yaptığı bir şey değil.
+4
art cat chocolate
(26.02.26)
Cok saygisiz ve simarikca.

Ziyan olmus yemek yazik günah.
Biz birbirimize sormadan tabagimizdan hicbir şey alip tadina bakmayiz bile.

Avrupa yakadi Sahika gibi bir tepki versen yeridir. Ama sen yine de söyle böyle hoslanmiyorum dikkat eder misin vs diye karsi taraf da yapmaz zaten.

Bir tane daha sipariş verip paket yaptirsaydin diyenleri asla anlamiyorum. Ortada bir hayvanin cani var, et yeme simarikligimiz yetmiyor bir de israfi normallestirmeyelim.
-2
Purple life
(26.02.26)
Hayatta ince detaylar önemlidir ama bu kadar gereksiz bir ince detaya takılmak hayat kalitesini düşürür. %1000 eminim eşinize sorsanız hatırlamayacaktır bile.
+3
kimlanbu
(26.02.26)
askerde et yemeği ve kebap yok diye bunalıma giren arkadaşlar vardı. bunlar doğuluydu, urfa, antep falan gibi yerlerden. bana onları hatırlattın
+1
runaway
(26.02.26)
eşin öküzlük yapmış . de ki ona ahmet mehmet bir daha benim tabağımda ki yemeğe müdahale edip başkalarına servis etme. bilmiyorsan ayıp.
0
jamswety
(26.02.26)
Bence bariz abartmışsın
0
basond
(26.02.26)
karimin tabagindakini ziyan olmasin diye yerim orda sikinti yok.
ama alip baskasina vermem, orasi garipmis.
benim de karim benim tabagimdaki kalmis yemegi alip baskasina verse, aksam evde bir otur konusalim derim.
bana da garip geldi acikcasi..ayrica adamin ayni yemegi yemis yememis olmasinin bence konuyla hicbir alakasi yok.
+3
cooperr
(26.02.26)
zihinsel geviş getirme. o anda tepki vermelisiniz. eşinizin yaptığı yanlışsa bile bunu ona söylemelisiniz. sizin gibi insanlar içine atıyor sonra histerik oluyor. başı ağrıyor, suratı düşüyor vb. içiniz atmayın.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
eşinizin davranışı düşüncesizlik ve biraz da görgü bilmemek gibi görünüyor ama konuşulup halledilebilecek bir şey gibi bu, bence içine atarsanız bu tarz durumları daha büyük sorunlar olmaya doğru evrilir, en güzeli uygun bir dille konuşup çözmek
+1
darthvader
(26.02.26)
Daha çocukluktan sınır ihlali nedir, nasıl olmalı olmamalıyı öğretiyoruz.

Eşiniz bariz sınır ihlali yapmış kusura bakmasın ve evet size sormadan kendisi alması dahil sınırlarınıza müdahale oluyor bu. Gayet haklısınız, kesinlikle konuşun tekrar etmez böylece.
+1
lambada
(26.02.26)
Ben de bozulurum ama konuşurum tekrar yapmaz, uzatmam.

Bi de benim eşim paket yaptırmayı ayıp görüyor 🤦‍♀️ ne zaman paket yaptıracağımı anlasa bitirmeye çalışıyor tabağımı. Ama birkaç kez tartıştık bu konuyu, "ben yemeğimi seviyorum ve bir sonraki öğünümde yemek istiyorum, neden elimden zevkimi alıyorsun" şeklinde anlattığım için azalttı bu davranışını. Hani doymadıysa yesin sorun yok da sırf paket yaptırmayayım diye yemesi sinir bozucu
0
mezzosprite
(27.02.26)
Başlıktaki soruya cevap; evet.

Bu iftar yemeği miydi? Kan şekeri daha beyne ulaşmamış da sinirleri dinginleşmemiş gibi geldi okuyunca :)

Senin paket yaptıracağını kimse anlamamış. Kocan da “ulan para verdik çöpe gidecek” diye düşünüp almış. Eşinin tabağından aldığı şeyi arkadaşına vermesi biraz tuhaf geldi ama buna bozulması gereken sen değilsin de arkadaş sanki. “Kardeşim sen karının lokmasını yersin de ben senin karının tabağından artan şeyi niye yiyeyim” diye düşünür insan.

Sen “bunu paket yaptıralım” desen de bunu sallamayıp böyle bir şey yapılsa sinirlenirsin de bıraktığın düşünülüyorsa buna neden bozulduğunu anlamadım.

Misafir kadın da kendi yemeğini paket yaptıramamış olsaydı acaba daha iyi hisseder miydin?
0
lazor
(28.02.26)
Bir şeyle ilgli 6.his hissiyatınız bir yerde bir rahatsız olduysanız orada sizin eğitim kültür yetişme tarzınıza göre uygunsuz bir şey olmuş var demektir. Hislerinize güvenin.

Ve evet sizin tabağınızdan alıp karşı erkek olanın tabağına koyması siz bayansanız biraz uygun düşmemiş.

Çok aşırı büyütülecek mesele değil. Karşı tarafın biraz eğitim kültür ve sosyal zekasıyla ilgili.

Konuşursunuz kendisiyle sakince. Rahatsızlığınızı dile getirsiniz.
0
mahmuttt
(28.02.26)
(20)

Ülkenin başına geçer miydiniz?

michael_knight
Hayali bir senaryo;10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz. Kabul eder miydiniz?Bir şirket
Hayali bir senaryo;
10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz.
Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz.

Kabul eder miydiniz?

Bir şirkette 10 kişinin müdürü olmanın bile ne kadar stresli olduğunu, dört yakın arkadaşınıza netflix’ten filmi siz seçince beğensinler diye nasıl ter döktüğünüzü de hatırlayarak karar verin.
10 yıl boyunca birilerini ölmesi, sakat kalması, işsiz kalmasına sebep olacak kararları da almak zorunda kalacaksınız.
Kabul ediyor ve yarın göreve başlıyor musunuz?
-1
michael_knight
(26.02.26)
Yazdım yazdım sildim. Geçmem ülkenin başına. Başkası alabildiğine s.çacak ben temizleyecem, yok öyle bok. Bana destek olmayacak halkın sorumluluğunu almam.
0
yaren
(26.02.26)
ulkeyi bundan daha kotu bir duruma sokmak cok zor, o yuzden tahminim ortalama ya$, zeka ve egitime sahip her akli basinda adam/kadin kabul eder bunu.
+8
cooperr
(26.02.26)
bu yetkilerle kesinlikle geçerdim. 10 seneye de ülkeyi düze çıkarırdım.
0
gercekdunya
(26.02.26)
o iş bize kalmaz. kalırsa da bu kadar lümpenin derdini çekemem. ülke çok büyük ve geri kafalı.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Tabiki geçerim. Ülkeyi yönetebilecek zeki ve milletin refahını düşünüp kendini düşünmeyen kaç kişi olur ki benim gibi?
+1
etna
(26.02.26)
abi şu an başkalarının kararları yüzünden ölen, işsiz kalan vs. bizler değil miyiz zaten? kaç kişi yarına sağ veya cebinde rahat edeceği kadar parayla çıkabileceğinden emin ki? saydığın olumsuzlukları zaten vatandaş yaşıyor, sen üstüne 10 sene ülke yönetimi deyip dokunulmazlık veriyorsun. ben talibim göreve hehe.
+1
der meister
(26.02.26)
Evet.
+2
gabe h coud
(26.02.26)
Başına geçer, iyi manada da içinden geçerdim, sonrasında bırakın beni seçmeyi can güvenliğim olmayabilirdi.
Bizim toplumun anladığı tek şeyin ceza olduğunu düşünüyorum, alabildiğine disipline etmeye çalışırdım baştan sonra, kendim de dahil. Edebilirsem sonrasında da hakediyorlarsa sonsuz sevgi gösterirdim ama önce di sip lin.
+1
kumandanim
(26.02.26)
geçmem. klavye başından eu4 yönetir gibi yönetme şansım varsa olur yoksa bırak 5 seneyi 1 sene bile dayanmaz ülke.
0
gule gule
(26.02.26)
Geçmem ülke nasıl yönetilir pek bilmiyorum.

ibb.co
+2
kizil karga
(26.02.26)
10 yıl boyunca seçimle ya da darbeyle iktidardan inmeyeceksem yaparım. çünkü bu ülkenin en büyük problemi uzun vade düşünememek.
+1
co2s2
(26.02.26)
Ben bu haliyle de geçerdim ama ülkeye sanırım çok radikal kalırım. Rüşvet vs alanlara savaş açardım. Eğitimde dinsel olguların hepsine savaş açardım. Cemaat ve tarikatlerin tüm işletmelerinin canına okuyacak derecede denetimden geçirirdim. Trafik cezaları ve diğer kamusal alanda işlenen suçlara müdahalede rütbesi farketmeksizin polislere yakaladıkları her suçlu için prim veririm, dava açılıp ceza aklanırsa da primi geri alacak bir kontrol balans mekanizması kurarım. Ve bu parasal cezalar çok yüksek olur.
+1
Unde bach canim
(26.02.26)
eskiden olsa geçmem derdim ama şu anki halimle geçerdim.

alacağım kararların hiçbiri ama hiçbiri siyasi yönde olmazdı, tamamen sıradan bir vatandaş olarak tamamen sosyokültürel yönde olurdu. siyasi sayılabilecek tek kararım mutlak anlamda işinin ehli olanları o alanda yönetici yapmak olurdu. geri kalan kararlarımın kısmı türkiye'yi tamamen kocaman bir "çoğunluğun rahatlığı için aşırı kuralcı ülkeye dönüştürmek üzerine olurdu. hiç şaka yapmıyorum, sahil boyunca halay çeken kıroların ev hapsi, yüksek sesle keko şarkıları açan tiplere zorunlu çöp toplama görevi, yürüyen merdivende solda bekleyenlerin toplu taşımaya bilinmemesi, ülkenin imajını zedeleyen her türlü taksici, turizmci, keko-mafya kırması köpeklerin toplumdan izole edilmesi ve mal varlıklarına el konulması, toplumsal refahı yerinde olmayıp da ülkeye düşman kesilen ama hala üremekten geri kalmayanlara doğum yasağı getirilmesi, belli bir zümreye genellenebilecek suçları işleyenlere aile boyu müebbet vermek, bir alanda artık insanların yapmaktan korkacağı iyilikleri veya günlük rutinleri bozanlara idam getirmek gibi şeyler ne güzel olurdu.
+2
m e b
(26.02.26)
geçerdim. ve iyi de yönetirdim bence ya.
%100 adil davranırdım herkese ve her şeye.
-1
matilda
(26.02.26)
10 yıla gerek yok. Hukuk sistemi düzeltip bağımsız hale getirsem, suçlunun cezasını çekeceği bir sistem kursam yeter. Gerisi zaten düzelir. Böyle bir sistemi kurup tam anlamıyla işletmek en fazla 1 senemi alır. Hukuk sistemi düzelirse, eğitim, sağlık ve ekonomi düzelir. Cezayı gören suç işlemekten korkar ve her şey yoluna girer.
0
scudman1
(26.02.26)
Hayır
0
peki madem
(26.02.26)
Bu ülkenin sorunu eğitim. Eğitim de ailede başlar. Çocuğunu eğitecek eğitimli aile için 10 sene yetmez, en az bir kuşak gerekir.
+1
Mirket
(26.02.26)
Ben bunu yaptım gibi bir şey.
Democracy diye bir oyun var. Oyun diyorum ama metin bazlı bir şey. Öyle çiftçiyi koyunlara yolla, şuraya fabrika kur gibi bir şey değil.
Bir ülkenin başına geçip, yönetiyorsunuz. Vergi politikası, müfredat, atıyorum eşcinsel evlilik legal olsun mu falan baya her şeye karar veriyorsunuz. Verdiğiniz kararlara göre de olaylar şekilleniyor. Örneğin içkinin vergisini çok düşürdünüz, toplumdaki bağımlılık oranı yükseliyor gibi.
Geçtim Türkiyenin başına. Arkadaşlar kolay olmadı ama sıfır şaka, belli bir süre sonra ilim irfan yuvasına çevirdim. Uçuyordu memleketimiz uçuyordu. Nobeller yağıyordu topraklarımıza.
Derken bir gün bir uyarı baloncuğu çıktı karşıma. Süikasta uğradım lan. Ciddi ciddi süikaste uğradım.
"Neden okullarda çocuklarımıza evrim teorisi öğretiliyor" diye adını hatırlamadığım sakallı bir örgüt süikast düzenlemiş bana.

Yani hayır, geçmem.
+3
cay koy geliyorum
(26.02.26)
mevcut halimle devam edeceksem hayır. bi çiftlik evi, bir yaz çiftliği ve daimi şoförlü araç isterim. kesintisiz on yıl, seçim yok, bitince de güzel bi emekli paketi de eklerseniz, hepinizi piremsesler gibi yaşatırım köftehorlar.
0
klassno
(26.02.26)
Çok isterdim ya bazen hayalini kuruyorum, şunu şöyle düzeltirim, şuna şu görevi veririm, şunu şöyle değerlendiririm gibi. İdealist bi öğretmenle konuşuyorum mesela onu milli eğitim bakanı yaparım diyorum içimden, o tarz
0
mezzosprite
(27.02.26)
(35)

yaslandiginizi ne zaman anladiniz?

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum. mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakar
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum.
mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakarak liste yapiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
Tiktok kültürü bana çok hızlı geldi ondan da eksik kalayım dediğimde anladım
+4
grimavi
(25.02.26)
Net olarak: Boynum ağrımaya başladığında. Bu olmadan bir gün önce ben hala çocuğum ki diyordum.
0
tiredofwaiting
(25.02.26)
Dolmuş şöförü 'Amca' deyince.
0
Mirket
(25.02.26)
Çiçek fotoğrafı paylaşmaya ve çiçeklere hayranlık duymaya başladığımı fark edince :D
+7
titanic kemancısı
(25.02.26)
Yeni nesil rapcilere tahammül edemiyorum. Tahammulsuzluk bir yaşlılık belirtisi bence.

Ağır spor eskisinden daha fazla yoruyor. Bu yüzden uykuma daha cok dikkat ediyorum.

Uykusuzluk eşiğim cok düştü. Önceden hiç uykusuz ya da çok az uyku ile ertesi gunu idare edebiliyordum, artık çok zor geliyor.

Enerjim, algım eskisi gibi geliyor aslında değişiklik hissetmiyorum. Ama uykuma beslenmeme vs artık daha fazla ihtimam göstermem gerektiğini vücudum bana hatırlatıyor.

(40'a doğrudan selamlar :))
+1
makbur
(25.02.26)
yetiştirmem gereken işler olmasına rağmen artık sabahlayamıyorum. eskiden sürekli sabahlardım ve ertesi güne enerjim hiç azalmazdı.
+3
eileengray
(25.02.26)
hevesim azaldı her şeye karşı.

senin gençliğine s*çayım diye sövüp gözümün önünde dümdüz direğe tırmanırdı 60 yaşındaki babam.

olamadım onun gibi.
+1
yurtsuz john
(25.02.26)
6/49, loto falan gibi seylere asla para vermezdim, bosuna para kaybi olarak gorurdum.
lotonun deli gibi pesinde olan yaslilara bakip acirdim.

40'i devirince mantikli gelmeye basladi cunku artik yasal yollardan hayatimin sonuna kadar konforlu yasamama yetecek parayi kazanma olasiligim azaliyor. ufak ufak 6/49 oynuyorum, 300-500bin dolar ciksa yeter kafasindayim. hatta abi bir ciksin, bana yetecek kadarini alacam gerisini dagitacam valla billa diye totem yapiyorum, ama henuz ise yaramadi :D
+6
cooperr
(25.02.26)
soruyu görünce içesim geldi, ağlayacağım biraz.

yaşlanmada benim için daha önemli kriter fizikselden ziyade mental olanı. 31 yaşındayım, şu an biraz hayat şartlarının da etkisiyle kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. çünkü artık önümde bir hayal, hedef, ulaşmayı düşündüğüm veya istediğim, bu fikirden heyecan duyduğum... hiçbir şey kalmadı. sevdiğim bir işi yapma şansım yok. aç karnımı doyurmak için eşek gibi çalışmam gerekeceği için yeni bir yol çizmem de kolay değil, milyon insanın içinden 3-5 tanesinin yaptığı enteresan işlerle motive olacak kadar iyimser bakmıyorum maalesef artık. işe gidip gelecek, akşamları dünden kalmış bulgura kaşık sallayacağım. sürpriz ya da yenilik faktörü yok. hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir değişik şey olmuyor. kimseyle tanışamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum.

fiziksel olarak fitliği de obezliği de görmüş, sigara içip bırakıp tekrar başlamış, alkol problemi yaşamış vs. birisiyim o açıdan fiziksel olarak "bitmişiz" dediğim, başka zaman "ooo daha ölmemişiz lan" dediğim oldu... ama mental olarak toparlamak bana çok daha zor geliyor artık.

ha ulu önder rammstein'ın dalai lama şarkısında da dediği gibi, ölene kadar yaşayacağız, yani nefes aldığımız sürece ölmüş gibi davranmanın manası yok. bu işler hiç belli olmuyor. 30'lu yaşlarının başında sıkışmış, çaresiz hisseden her adam bu kadar savrulsaydı ülke nüfusu 5 milyona düşerdi diye düşünüyorum bir yandan... bir yerde bu da döner herhalde. biraz öyle tutunmaya çalışıyorum.

ama soruya net cevap benim için 31 yaş şimdilik. kafam eskisi kadar çalışmıyor. hayatımda yeni hiçbir şey olmuyor. bi yere gidemiyorum, bi insanla "anlamlı" bir tanışıklığım olmuyor. inanılmaz sınırlı yaşıyorum. bu benim kafamı kemirip bitiriyor, konuşurken bile çok sınırlı bir kelime dağarcığıyla idare ediyorum mesela.

şimdi bilhassa beni tanıyan duyurucular "olm gören de ekstrem sporlarla ilgilenen biriydin zannedecek sen hep mal gibi yaşıyodun" diyebilir. kısmen doğru ama her zaman daha farklı, daha iyi bir şeyler olabileceğine dair umut taşıyordum. hep bir sürecin parçasıydım, hep bir şeylerin ortasındaydım. şimdi onu hissetmiyorum. hayat bizi 61 kenara be kardsm
+1
der meister
(25.02.26)
Ben alkol toleransımın azaldığını hissettiğimde fark ettim. Pubda sohbet muhabbet ortamında içilen 3 bira çakırkeyf yapmaya başladı.

Dışarıdan gelen yorum olarak, geçen hafta ilk defa gittiğim berber yaşımın %23 fazlasını söyledi. Zaten hep yaşından büyük gösteren biri olarak buna takılmazdım ama buna takıldım, aynada başka baktım kendime. Etrafıma sordum. Buna takılmam asıl yaşlılık belirtisi bence.
0
Bruce
(25.02.26)
Gençken cildim aşırı pürüzsüz ve lekesizdi. Çocuk cildi gibi yumuşacıktı. Cildimden anlıyorum ben bazı şeylerin değiştiğini.

Biraz reels tarzı bir cevap olacak ama bir de bir işi bitirdikten sonra "hıh" demek.
-1
sekizdokuzon
(25.02.26)
Üniversite yıllarında özellikle yurtta kaldığım dönem istisnasız her gece uyumadan kulakligi takar saatlerce bir sürü müzik dinlerdim. Birkaç yıldır asla yaptığım bir şey değil artık:( bunu fark edince çok üzülmüştüm. Sorumluluklar gün içinde o kadar yoruyor ki gece olunca artık zaman ayiramiyorum bir şarkıya bile. Veya sese tahammül edemiyorum. Hatta bazen o kadar çok dinlemiyorum ki bir gece ansızın çok canım çekiyor ve müzik gecesi ilan ediyorum. O gün dinlemek çok keyif veriyor. Şimdilik tesellim yolculukta dinlenen müzikten vazgeçmemiş olmak. Belki asıl o zaman yaşlanmış olurum:(
+1
egerbiryolcu
(25.02.26)
Bir gün bir konserde artık oturmalı konserlere gitme zamanım gelmiş diye düşünmüştüm.
0
mutekebbir
(25.02.26)
Pazarcılar "abla" demekten, "teyze, anne" demeye geçtiklerinde.
+2
pro9it9is9
(25.02.26)
2 hafta önce: Motosiklet montu önerdiler bildiğin amca montu ve bastım kahkahayı ama giydiğimde yakıştı. Sonra güzel bi kadın geldi içeriye aynı monttan almış, montla gayet güzel görünüyodu ve memnun olduğunu söyledi. İyice bozuldum.

Ha bir de motorda üşümeye başladım.
0
baldan kaymak
(25.02.26)
"ben hala gencim lan"

dediğimde.
+1
AlsterWasser
(25.02.26)
eskiden maçlara gidip bağırırdım falan şimdi ne kadar salakçaymış diye düşünüyorum. fiziksel olarak: eskiden babam mayısta falan süveter giyerdi neden giyiyor derdim? şimdi anladım neden giydiğini. eskiden donsuz gezerdim şimdi üşüyorum.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
İçime anneannem kaçmış gibi aniden çok erken uyanmaya başlayınca "hah, tamam" dedim ben. Kaçta yattığımdan bağımsız olarak neredeyse her sabah güneş doğmadan uyanmak dümdüz yaşlılık bence -_-
+2
kobuzchu kiz
(25.02.26)
Daha az uyku ile yaşamaya başladığımda.
+2
gabe h coud
(25.02.26)
Duştan sonra bazen kafam üşüyor yazma bağlıyorum:/
+6
Amaranta ursula
(26.02.26)
Türkiye’de bu yılın en çok dinlenen 5 şarkıcısı gibi bir liste görüyorum ve listedekilerin 4’ünün adını bile duymamışım, beşincisinin de sadece adını duymuşum ama tipi neye benziyor hiçbir fikrim yok. Hiçbirinin de hiçbir şarkısının adını sorsan bilmiyorum.


Ek: abartıyor muyum diye dönüp baktım, azıcık abartmışım. Lvbel C5 fanıyım o hariç Semicenk’in sadece adını duymuştum.

——
2025 yılında Türkiye'de en çok dinlenen şarkıcılar:
BLOK3.
Ati242.
Semicenk.
Era7capone.
Lvbel C5.

——-
+3
michael_knight
(26.02.26)
kabak tatlısını seviyorum artık.
+4
antihero
(26.02.26)
Kabak tatlisi yazmaya gelmistim

Bi de sade soda
0
üğpoıuy
(26.02.26)
ağrılarım artmaya başladım.

kabak tatlısı +1
0
Hallegadola
(26.02.26)
kafam sesi-kalabalığı kaldırmıyor, sosyallik azap gibi geliyor, hafta içi dışarda 2-3 saat geçirip eve dönsem bile ertesi gün pert oluyorum ve anlıyorum ki yaşlandım.
0
9kuyruklukedi
(26.02.26)
fırına ekmek almaya uğradığımda pide sırası vardı , pide alayım o zaman nostalji olsun diye düşünüp sıraya girdiğimde yaşı büyük bir abla konuşmaya başladı " biz çocukken her ramazan pide sırasına girerdik , eve giderken yarısını yolda yerdik .. " bunları ben de aynen yaşadıysam yaşlandım demektir diye düşündüm.
+1
devilone
(26.02.26)
Geçende öğle yemeğinde ortaokul anılarımı anlattım arkadaşıma. Eskileri yad etmek tipik yaşlanma belirtisi bence.
0
auroraaurora
(26.02.26)
yaşımın ilerlediğinin farkındaydım tabi ki ama 2 yıl önce ortopedi doktoru zihninizin aktifliği ile bedeninizin mevcut durumunu senkronize etmelisiniz yoksa bu tür sakatlanmaları daha ciddi boyutta yaşarsınız deyince aydınlandım :).
+1
Phoebe
(26.02.26)
34 yaşında ilk beyaz saç telimi gördüm ve yaşlandığımı anladım. Gidip boyatacağım :( saçımı hiç boyatmamış olmakla övünürdüm gençken.
0
kaptan maydanoz
(26.02.26)
kabak tatlisi oldum olasi, ilkokulda bile en sevdigim tatli oldugu icin ruhum hep 50+ diyebilir miyiz o halde? :p
sabahlayamamak, elbette.
cicek fotografi ve hatta kus gözlemi de var.
banyodan cikinca basin üsümesine de bir +1 yazalim.

arkadaslar hakkinizi helal edin, ben 96 yasima gelmisim.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Sebepsiz yorgunluğumun sebebinin iki gün önce yaptığım bir şey olduğunu anlayınca.
0
burfak
(26.02.26)
Otobüste giderken yanımda 22-23 yaşlarında biri duruyordu ayaktayız. Aynı direği tutuyoruz ellerimiz yakın duruyor. Her şey olağan, her şey sıradan...

O an bir detay fark ediyorum, ikimizin elindeki ten dokusu farklı. Çok değil ama var bir şey. Onun derisi bir şekilde daha canlı duruyordu. O an idrak ettim, sonra gerisi geldi.
0
akhenaten
(26.02.26)
Üniversiteye gireli 30 sene olduğunu farkettiğimde.
0
kumandanim
(26.02.26)
gelsene bu akşam mesajına saçma sapan bir bahane bulduğum an anladım ki yaşlanmışım.
0
jamswety
(26.02.26)
"Abi" diye hitap eden yaşlı insanlar çoğalmaya başladığında :(
0
kizil karga
(26.02.26)
(8)

Üst katan evime gelen sifon sesinden kurtulmanın bir yolu olabilir mi acaba :( Pahalı da olsa daireme izolasyon yaptırabilirim.

gijilti
Müteahhit banyoyu oturma odası ile yatak odasının arasına yapmış.Banyoda gömme rezervuar var ve sifona basılınca dehşetli ses çıkarıyor.Rezervuar yatak odası ile banyo arasındaki duvarda olduğu için özellikle oturma odasına çok ses geliyor.Üst kattakiler beş dakikada bir sifona basıyorlar nedense.Ge
Müteahhit banyoyu oturma odası ile yatak odasının arasına yapmış.
Banyoda gömme rezervuar var ve sifona basılınca dehşetli ses çıkarıyor.
Rezervuar yatak odası ile banyo arasındaki duvarda olduğu için özellikle oturma odasına çok ses geliyor.
Üst kattakiler beş dakikada bir sifona basıyorlar nedense.
Gerçekten artık midem bulanıyor.
Ev değiştirmem çok olası görünmüyor.
Artık binalarda deprem yönetmeliğinden dolayı duvarlar inceymiş de o yüzden böyle çok ses geliyormuş müeahhitin söylediğine göre.
Halbuki banyoyu koridorun başındaki odanın yerine yapsaydılar hiçbir odaya ses gelmezdi. Kafasızlar!
Neyse...
Yukardan gelen sesi engellemenin yoları nelerdir?
Oturma odasının içini tamamen izolasyon malzemesiyle kaplatma teknolojisi var mı?
Varsa pahalı mı çok?
0
gijilti
(25.02.26)
bizim apartmanda yaşasanız kafayı yerdiniz. bizde üstten, alttan, yandan her yerden sifon sesi geliyor:) bok gibi bir ses yalıtımı yapmışlar. bu ses yalıtımı işi nasıl yapılır bilmem ama ucuz bir şey olsa herkes yaptırırdı sanırım. bildiğim kadarıyla hem üst katın hem de alt katın yaptırması gerekiyor.
0
nothing in my way
(25.02.26)
@nothing in my way,
ben 1. katta oturuyorum.
alt katta iş yeri var.
alt kattan herhangi bir ses gelmiyor.
karşı daireden de hiçbir ses gelmiyor.
sadece mutfak ve çocuk odası bitişik karşı daire ile.
ama araya ne koymuşlarsa çıt bile gelmiyor karşı daireden.

ev alırken en çok dikkat edilmesi gerekenlerden biri bu aslında.
tuvaletlerden gelen sesler evin enerjisini mahvediyor.
Bir de ben yalnız yaşıyorum: Evde çok ses olmuyor, bu yüzden sifon sesleri arada kaynamıyor.
Ah ah, basit bir eşya değil ki değiştiresin.
Ev değiştirmek çok zor!
Rezervuar duvarın içinde olduğu için sanırım, çok yoğun ses geliyor. Banyonun içinde olsa duvar sesi biraz engellerdi.
İyi bir kulaklık aldım: Oturma odasında masamda çalışırken bazen onu takıp kendimi soyutluyorum.
Olur da bir daha ev alacak olursam bu hayatta ses olayına dikkat edeceğim en çok.
0
santimantal
(25.02.26)
@santimantal ya müteahhitlere sorunca ses yalıtımı var diyorlar. Hangisine inanacağımızı şaşırdık. Ben de artık kulaklıkla yaşıyorum ama alt kattakilerin kapı sesini kulaklık bile engelleyemiyor. Bomba gibi patlıyor kapı. Kirada olduğumuz için ben taşınalım diyorum bizimkilere ama pek yanaşmıyorlar. Valla çok zor iş nasıl olacak bilmiyorum:(
0
nothing in my way
(25.02.26)
normalde pis su tesisatını "sessiz pimaş"la yapsalardı muhtemelen bu sesleri duymazdınız. ses izolasyonu yalnızca duvarlara izolasyon yapmakla bitmiyor maalesef. lokal olarak izolasyon yapılıyor mu emin değilim inşaatçı arkadaş varsa yanıtlar.
+1
ruhlardan esinlenen karga
(25.02.26)
ruhlardan esinlenen karga +1

ses yalıtımı diye uğraşmak değil, pimaşın değişmesi lazım.
0
kisa
(25.02.26)
Son iki cevap +1

wavin.com

Çok ses geliyor dediğin oda, asma tavan mı?
0
Mirket
(25.02.26)
Ses yukaridan mi geliyor, sizin duvardan mi bu kismi karisik olmus.
Yani siz sifon sesini mi duyuyorsunuz yoksa akan su sesi mi?

Binalarin ana gider borusu tek yuz tarafta bir tane yani siz 1. katsaniz, 4. katin bastigi sifon da ayni yerden gelir. Aldigi dus ta ayni yerden gelir.

Her sekilde cok farketmez, gerek o gider borusunun totalde asagiya indigi kanal gerekse gomme tuvaletin oldugu duvar, bolme duvar sistemleriyle kapatilmak zorunda, bu tugla ile de yapilabilse de gunumuzde alcipan kullanimi daha yaygin. Bu duvarlarin arasina duzgun kalinlikta tas yunu koymus olsalar o ses gelmez, en azindan bu seviyede. yani o hem yuz duvarin alcipani acilip bakilabilir. yeni alcipan, siva, boya masrafi cikar.
+1
wallcan
(25.02.26)
Şu tarz bir işciligin olması gerekiyor. geri kalanı boş. masraflı ama kesin çözüm:

www.akustikmimarlik.com
endustriyelkesim.com
0
limonlu eksi
(26.02.26)
(6)

Spor salonuna yeni başlamak

kojonotsuki
Spor salonuna giden bir adam değilim. son dönemlerde arkadaşlarımla yapmaya başladım, misafir olarak çağırdılar ve keyif aldım. dedim başlayayım. ama şöyle bir sorunum var: arkadaşlarla yapınca hareketleri gösteriyorlar. çünkü yanlış yapmaya açık bir konu gibi. salona başlayan arkadaşlar bunu nasıl
Spor salonuna giden bir adam değilim. son dönemlerde arkadaşlarımla yapmaya başladım, misafir olarak çağırdılar ve keyif aldım.

dedim başlayayım.

ama şöyle bir sorunum var: arkadaşlarla yapınca hareketleri gösteriyorlar. çünkü yanlış yapmaya açık bir konu gibi. salona başlayan arkadaşlar bunu nasıl hallediyor? başlangıçta PT mi tutuyor?
0
kojonotsuki
(25.02.26)
Chatgpt'ye yazarsan sana uygun bir program yazar.
Yazdığı hareketlerin adını Youtube'a yazarsan hareketin nasıl yapılacağını ve nelere dikkat etmen gerektiğini gösteren zibilyon tane video çıkar.
Kafana takılan olursa da burada sorabilirsin.
0
Mirket
(25.02.26)
salonda yardımcı olan görevliler oluyor. onlara sorabilirsin. ya da sosyal anksiyeten yoksa o aleti kullanan biriyle hareketleri dönüşümlü yapıp ondan da yardım alabilirsin.

başlangıçta herkes pt tutmuyor. benim ilk spor salonu deneyimim bu de bu şekildeydi. bir de youtube videolarına vs bakıyordum.

gitmeden bir program oluştur yapay zeka ile. o hareketleri yapacağın aletlerin isimlerini vs yazar zaten. onunla beraber videoları da izleyebilirsin.
0
elektr10
(25.02.26)
Salonda calisan gorevliler oluyor. Onlardan yardim isteyeceksin. Basta uc bes defa gidip tek basina, sadece onlardan aldigin yardimla nasil hallediyorsun gor, aletlere ve hareketlere alis. Sonra pt tut.
0
sucvecezve
(25.02.26)
-herhangi bir hareketi yaparken omurganı düz tut.

-hareketi yavaş yap. kaslardaki yanmayı muhakkak hisset.

kadın erkek farketmez idmanın en temeli bu ikisidir. gerisi zamanla oturur.
+3
yurtsuz john
(25.02.26)
Abim Macfit'e gidiyorsan oradaki çalışanlara çok güvenme onların hepsi maaş almayan PT'lik satarak para kazanan insanlar, doğal olarak karşılığını almadan bir kere gösterirler iki kere gösterirler sonra uğraşmazlar, eğer aşırı acemiysen ya PT'lik al ya da Youtube olsun Instagram olsun her harekeri en ince detayına kadar gösteren insanlar var onları izleyip öğren.
0
kizil karga
(25.02.26)
ben cok hafif basliyorum. bi de hangi kasi calistiyorsam onu dusunuyorum. olmadi acip youtubedan izliyorum nasil yapiliyor diye.
0
allanpoe
(26.02.26)
(15)

Sevgiliniz/partneriniz ne yapması kırmızı çizginiz?

darthvader
Veya asla yapmamalı/ bunu yaparsa kabul edemem, ayrılırım dediğiniz şeyler neler?
Veya asla yapmamalı/ bunu yaparsa kabul edemem, ayrılırım dediğiniz şeyler neler?
0
darthvader
(24.02.26)
Benimle küfürlü hakaretli konuşmayacak. Bile bile yaptığı zaman ayrılmışlığım var.
+2
yaren
(24.02.26)
böyle sorular sınavda falan gelince kesin bir şaşırtmaca var diyip ilk akla geleni işaretlemezdim ben :D haliyle aldatma değil de insanların içinde küçük düşürmesi diyorum.
+2
suicmeyenadam
(24.02.26)
Saygısızlık
-1
arbre
(24.02.26)
Yalan
+2
Mirket
(24.02.26)
Sevgisiz davranışlar. All or nothing benim için.
+1
gabe h coud
(24.02.26)
Kot etek giyerse her şey biter.
-6
Bruce
(24.02.26)
aptallığa tahammül edemiyorum. bahsettiğim hata yapmak değil. mesela uyardığım bir konu var. bunu böyle yapma bak çok riskli-tehlikeli. açıklıyorum anlatıyorum ama ısrarla o harekete devam ediyorsa aynı ortamda olamayız.
+4
orpheus
(25.02.26)
yalan evet ama sadece yalan degil. bir sey sorunca gizlemesi, veya bir sey anlatirken tam anlatmamasi, bazi kisimlarin uzerini hizli gecmesi gibi bir sey saklamasi. durust olmamasi kabaca. yani yalan soylemeyip dogruyu da saklayabilir ve bu benim icin red flag.

her sey halledilir, etik problemler halledilmez. ve maalesef karakter degismez kolay kolay. once a cheater always a cheaterdir her zaman.
+4
antikadimag
(25.02.26)
Yukarıda yazılanlara katılmakla beraber net kontrolsüz öfke problemi.
+3
rakicandir
(25.02.26)
valla eşcinsel ise veya sapkın bir cinsel arzusu varsa ayrılırım
-8
Hallegadola
(25.02.26)
yalan başladıysa benim için biter.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Tartışırken üslubunu korumaması, saygısızlık
+2
onyx
(25.02.26)
Tutarsızlık. Benim için her şeyin en temeli.
0
bradshaw
(25.02.26)
partnerimi ilk görüşte terminator t-800 gibi anında scan edip bana uygun olup olmadığına karar veririm.

youtu.be

ondan sonra yanlış yapmaz zaten. yaptıysa hatayı kendimde ararım.
-3
yurtsuz john
(25.02.26)
herşeyiyle harika biriydi bence son kız arkadaşım

aptala tahammül edemiyorum mesela
Ama o yapsa kabulüm swh
Halen kabulüm
0
baldan kaymak
(25.02.26)
(9)

evin sürekli bilfiil toz olması hk

baldan kaymak
arkadaşlar sürekli toz oluyor.Masaların, eşyaların üstü minik siyah tozlarla kaplanıyor. Ya bu neden olur. Cam falan da açmıyorum. Her gün robot süpürge çalışıyor. Dyson ile bende 5 günde bir giriyorum. Ama yine de kurtulamadık.Ne yapmalıyım? Kafayı yemelik. Bu tozları yuttuğum için hasta bile oluyo
arkadaşlar sürekli toz oluyor.

Masaların, eşyaların üstü minik siyah tozlarla kaplanıyor. Ya bu neden olur. Cam falan da açmıyorum. Her gün robot süpürge çalışıyor. Dyson ile bende 5 günde bir giriyorum. Ama yine de kurtulamadık.

Ne yapmalıyım? Kafayı yemelik. Bu tozları yuttuğum için hasta bile oluyorumdur kim bilir. Çok yoruldum :d

1) çatı katı, camlar full kapalı
2) Çamaşır kurutma makinası var, kuruma yok.
3) İnşaat yok, çevredeki en yüksek 2.:binadayım
4) Klima yok. Isıtıcı var koruyucu elektrikli ama o çalışmasa da oluyor.
5) Robot süpürge mop'lu
6) tek iken de denedim, kız arkadaşım yokken de durum aynı
-1
baldan kaymak
(24.02.26)
Klima çalıştığı için evi havalandırmadığım zamanlar ev çok daha az toz oluyor.
Etrafta inşaat veya yakında karayolu varsa kısa süreli havalandırmalar bile yetiyor evi toz basmasına.
Bir de çamaşırları içerde kurutuyorsanız o da çok toz üretiyor.
0
Mirket
(24.02.26)
en alt yada en üst katlarda genelde çok toz oluyor oturduğunuz kata da bağlı, bir de etrafta inşaat varsa mutlaka kaçı olmuyor o tozlardan
0
darthvader
(24.02.26)
benim de öyle ya. etrafta hep inşaat var kentsel dönüşüm diye. karşımdaki binayı da yıktılar ama temizlemediler kaldı öyle sürekli eve toz giriyor yıllardır. (lojman arazisi)

taşınmak bir çözüm olabilir
0
art cat chocolate
(24.02.26)
Sebepleri değişkenlik gösterebilir yalnız önleme/ azaltma noktasında 2 deneyimim var, onları paylaşmak isterim.
Mesela, Çamaşırların da çok toz yaptığını kurutma makinesi kullanımdan sonra fark etmiştim. Gözle görülür şekilde azaldı.

Eşyaların daha geç toz tutması için de temizlik yaparken temizleme suyunun içerisine biraz arap sabunu koyuyorum, bunun da faydasını gördüm.
0
purplee
(24.02.26)
Yeni gelen bilgilerden sonra,
Dış etkenleri eliyoruz.
Şurada yazdığına göre dış etkenleri elersek ve evde evcil hayvan da yoksa ölü deri hücreleri kaynaklı diyor.

www.zerorez.com
0
Mirket
(24.02.26)
Tuvalet kâğıdı markanız da sebep oluyor olabilir. İnternette gördüm sanırım bu bilgiyi.
-1
michael_knight
(25.02.26)
Islak süpürge işe yarayabilir gibi geldi. Süpürürken toz kalkmıyor çünkü
0
mezzosprite
(25.02.26)
gerçekten kurutma makinesi çok etkili. bizim ev çok toz oluyordu mesela. artık balkonumuz olmadığı için kurutma makinesi aldık yeni evde. hayat kalitemiz çok arttı. kedimiz var onun tüyleri oluyor sadece ama toz hiç denecek kadar az. bence kurutma makinesini kullanmıyorsunuz pek. kullanın ve farkı görün isterim.
0
matilda
(26.02.26)
Toz değil de incecik börtü böcek veya bunlar kaynaklı bir şey DEĞİLSE,

Terlik tabanlarından şüphelendim. Bir süre terlik kullanmayın, eve gelince çorabı da ayakkabı ile birlikte çıkarıp değiştirin, bakalım bir fark olacak mı.

Banyodaki havalandırmayı da kontrol edip temizlemekte yarar var.
0
lazor
(28.02.26)
(11)

Özel okullar para mı basıyor?

michael_knight
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında. Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim. Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor. E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, prin
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında.
Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim.
Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor.

E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, printer desek, ikisi de bina kirası diyelim halen 13 öğrenci parası kaldı cepte.
Böyle 20 sınıfımız varsa 200 milyon tl gibi bir para kalıyor.


Unuttuğum veya yanlış bildiğim bir şeyler vardır mutlaka ama halen çok fazla para kaldı elimizde ama öyle değildir herhalde.
Daha servis, yemek, kitap, kıyafet, ek aktivite gibi gelir kalemlerini de hesaba katmadım.

Neyi yanlış biliyorum?
-1
michael_knight
(24.02.26)
"Kanayan yaramız 'gelir dağılımı adaletsizliği' nedir" konulu bir çalışma olmuş sorduğun soru.
0
Mirket
(24.02.26)
Eskiden eğitim sektörü diğer bazı sektörlere göre fazla kazandırmıyordu.
Son beş altı yılda enflansyon dalgaları gelince markette, pazarda, emlakta oluşan fiyat belirsizliği eğitimde de oluştu. hani markete her gittiğimizde ürünlerin fiyatı değişiyordu, hani fiyat algımız bozulmuştu: bir şeyin pahalı mı, ucuz mu olduğunu kestiremiyorduk. işte o ara eğitim sektöründe de öyle bir algı bozulması oldu ve okullar fahiş fiyatlarda denediler, baktılar ki milletin eli mahkum, öyle devam ettiler ve gerçekten para basıyorlar.
+2
santimantal
(24.02.26)
Evet öyle :
eksisozluk.com

Yaz tatilinde de aynı kazığı sahil yerlerindeki kimi esnaflar yapıyor.
Bu duruma sadece " arz talep" demek durumu çok hafifletmek mi olur? pek sanmıyorum.
0
diyecevaplandı
(24.02.26)
Hangi öğretmen, idari kadro hatta temizlikçi asgari ücret seviyelerinde maaş alıyor? Ya da aylık 100bin liraya 3+1 okul mu tutacaksın?
0
osssy
(24.02.26)
tahminen toplanan paranin 1/3u maaslara, 1/3 kira vs gibi masraflara, 1/3 de kar olarak kaliyordur. ozel okullar kar amaci guden birer kurulus, para yapmak icin varlar. bunda sasiracak birsey yok.
-1
cooperr
(24.02.26)
herhangi bir kurs bile 10 15 öğtenciyle deli gibi para kazanabiliyor.
0
klassno
(24.02.26)
iyice sapıttılar bu konuda anaokuluna neredeyse 800 bin isteyen var, üstelik o paralar öğretmenlere bile gitmiyor , kesinlikle denetlenmesi gerekiyor özel okullarında
+2
darthvader
(24.02.26)
Öğretmenler asgari ücretten hallice alıyor. Bu sebeple giderler az.

İyi bir devlet okulu dışında size sundukları hizmetler ise şunlar: İngilizce(bu işi harbiden çözdüler son 7-8 yıldır), temiz tuvaletler ve temiz okul, güvenlik, yemek. Gerisi aynı.

İnanılmaz paralar dönüyor.
+2
jackyr
(24.02.26)
egitim ve saglik bir sekilde devletin icinde olmasi ve ciddi kontrol etmesi gereken sektorler. ikisi de insanlarin temel ihtiyaclarini suistimal ediyor. gerci saglik daha kotu ozellikle can havliyle sana gelmis insani somurmek cok kolay. tr'de bana seni gozden ameliyat etmemiz lazim demislerdi, hatta hemen gun verme sevdasindaydi hiyar herif. sonra killandim tanidik bir yerde baktirdim hicbir sey yok dedi adam 15 sene oldu. abd'yi zaten hic anlatmaya gerek yok.

egitim de ailelerin cocuklarina en iyi imkani sunmak istemesi suistimal ediliyor gibi. cunku parayi kissan icin rahat etmiyor. cocugunu mahrum ve eksik birakmis gibi hissediyorsun. milyon milyon alip ne yapiyorlar o paraya akil alir gibi degil.
+1
antikadimag
(25.02.26)
20 Sınıflık okulda en az 30 öğretmen, 8-10 işçi, güvenlik vs, en az 4-5 kişi de yönetim kadrosu olacaktır. Yani maliyet biraz fazla olacak. Kızımın kreşinde sabah çocukları ellerinden tutup götürmek için bile 3-4 kişi kapıda bekliyor mesela.

Okul franchise ise azımsanmayacak bir kısmı oraya gidiyor.
Yemek ücreti genelde 720binin içinde oluyor.

Okulun amortismanı var. Başta yapılan yatırım masrafını yaklaşık 8-10 sene ayakta kalabilirse bir okul ancak çıkarıyor.

Daha bir çok ilave masraf var okullar için. Bu fiyatları kesinlikle savunmuyorum. Ancak yine, ana sınıfına giden kızımın okulunda öğretmen dayanmıyor, çünkü okul fiyatlarına rağmen maaşlar ödenemiyor, enflasyon çok yüksek. Ödemeler peşin alınıyor ama alınan para enflasyonda ezilip hiç oluyor, vs vs.

Bilfen, alman lisesi, robert koleji vs gibi 1,5-2 milyonluk okullarda da zaten öğretmenler 60bine çalışmıyor bu arada.
+3
artci sarsinti
(25.02.26)
parayı döndürüyorlar. daha ocak ayından gelecek senenin ödemelerini başlatanlar var. arada güncelleme yapanlar var. genelde özel okul sahiplerinin tek işi bu olmuyor. 2 3 firması oluyor ve aldığı parayı döndürüyor. bu adamlar işletmeci kalite malite en son baktığı şey, amaç parayı alıp döndürmek. sıcak para varsa işletme döner. öğretmenlere iyi maaş veren okullar anca izmir ankara istanbuldadır. anadoluda asgari ücret ve biraz üstü.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
(8)

Çağrı cihazı ya da onun gibi bir şey

deniz kiyisi ve papatyalar
Şimdi şöyle ki annem kısmi felçli. Birinin yardımı olmadan tuvalete gidip gelemiyor. Ben Bazen dışarı çıkmak zorunda kalıyorum ya da işte binada işim oluyor , vs.Özetle şunu soracağım, kısa mesafelerde kullanılabilecek bir cihaz arıyorum. Biri bende, biri annemde olacak. Annem cihazın düğmesine bast
Şimdi şöyle ki annem kısmi felçli. Birinin yardımı olmadan tuvalete gidip gelemiyor. Ben Bazen dışarı çıkmak zorunda kalıyorum ya da işte binada işim oluyor , vs.

Özetle şunu soracağım, kısa mesafelerde kullanılabilecek bir cihaz arıyorum. Biri bende, biri annemde olacak. Annem cihazın düğmesine bastığında bana uyarı gelecek. Böyle tek tuşlu, basit bir cihaz arıyorum. Alzheimer başlangıcı var, dolayısıyla öyle akıllı cihaz falan kullanamaz.

Bu arada, öyle internete bağlanmasına gerek yok, atıyorum işte 100 metre mesafede kendi aralarında basit düzeyde iletişim kuracak iki cihaz, sorduğum şey bu. Telsiz gibi bir şey yani.

Var mı böyle bir şey.
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(24.02.26)
Mirket
(24.02.26)
çağrı cihazı eskide kaldı. en uygunu bas konuş telsiz görünüyor. babaannem için ben de almıştım.

sesli güvenlik kamerası da kurabilirsin.
0
yurtsuz john
(24.02.26)
Bulmazsan Esp32 ile (basit bir elektronik kart) düğmeye basılınca sana Telegramdan mesaj atacak bir şey yapabilirim. Elbette evde WiFi a İnternete ihtiyaç duyar. Bir kutuya koyarız üzerine bir düğme ekleriz vs.
Ama şık olmayacağı için son çare olarak aklında olsun.
+4
kisa
(24.02.26)
Teyzem de felçli, akıllı saat takmışlar. Onla olmuyor mu?
0
Kahvedesu
(24.02.26)
Zil.
Kablosuz kapı zilleri var, sizin işinizi görür galiba.
0
michael_knight
(24.02.26)
Hepsini değerlendireceğim. Telsizler benim de aklıma geldi, belki daha basit bir cihaz vardır dedim, ama yokmuş anladığım kadarıyla. İlk olarak telsizlere bakacağım.

Kapı zili fena fikir değil, ama ünitelerden birini fişe takmak gerekiyormuş. O handikapı var. Yine de ona da bakacağım.

Çok teşekkürler dostlar.

@kisa, muhtemelen bunlarla hallederim, olmazsa yazarım, eyvallah çok sağol.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(24.02.26)
nahtoderfahrung
(24.02.26)
kapı zillerinin iki tarafı da pilli olanları var. her yapı markette ya da internet sitesinde bulabilirsiniz
0
co2s2
(24.02.26)
(2)

TSS Anadolu vs Sompo

kucukne
Devam etmekte olan sigortam Anadolu (eko paket) idi fakat sonuna yaklaştım, Araştırdığımda Sompo nun teklifi de benzer fiyat fakat yıl içinde doktor muayene limiti daha fazla diğerine göre. Sompo nun aracımda kaskosunu kullanmıştık (sigortacı yapmıştı) ama hiç kaskoya ihtiyacımız olmadığı için nasıl
Devam etmekte olan sigortam Anadolu (eko paket) idi fakat sonuna yaklaştım, Araştırdığımda Sompo nun teklifi de benzer fiyat fakat yıl içinde doktor muayene limiti daha fazla diğerine göre. Sompo nun aracımda kaskosunu kullanmıştık (sigortacı yapmıştı) ama hiç kaskoya ihtiyacımız olmadığı için nasıldır bilmiyorum. Gitme ihtimalimin olduğu hastaneleri ikisi de kapsıyor görünüyor şuanlık. İkisinden hangisi tercih edilmeli? Tecrübesi olan, iyi- kötü yorum veya tavsiye alırım. Sağ olunuz
0
kucukne
(23.02.26)
Aynı ayakta muayene sayısı seçeneği diğerinde de vardır.
Fiyat karşılaştırması yap bence.
Ama ilk üç sene içindeysen, yani ömür boyu yenileme güvencesi almadıysan henüz, alana kadar değiştirmeyip aynı şirkette devam etmende fayda var.
0
Mirket
(23.02.26)
TSS'nin esas faydası ayakta muayene değil. Ömür boyu yenileme garantisi, yani bir nevi kasko. Büyük bir ameliyat, tedavi vs. olursa, buradan karşılamak. Geçerseniz, yenileme seçeneği hakkıyla geçin.

Ayakta tedavi için, gittiğiniz hastanelerde geçiyorsa yeterli. Çevrede, bulunduğunuz ilde hangi hastanelere gidiyorsunuz, bakın. Geçiyorsa sompo da olur, anadolu da...

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.02.26)
(4)

İzmir'de bu yaz susuzluk olur mu?

tchuck
normlde eve su deposu yaptıracaktım 1-2 tonluk.ama son yağışlardan sonra baktım barajlar geçen sene aynı dönemin 2 katından fazlası doluluğa sahip.yazın kesintiler olur mu? boşa 40-50bin masraf etmeyeyim.ben 2-3 günlük eksintiler olur diye düşünüyordum son yağışlar gelene kadar.
normlde eve su deposu yaptıracaktım 1-2 tonluk.
ama son yağışlardan sonra baktım barajlar geçen sene aynı dönemin 2 katından fazlası doluluğa sahip.

yazın kesintiler olur mu? boşa 40-50bin masraf etmeyeyim.

ben 2-3 günlük eksintiler olur diye düşünüyordum son yağışlar gelene kadar.
0
tchuck
(23.02.26)
bence olur. kışın barajların dolması zaten beklenen bi şey. kuraklık her geçen sene artacak, tüketim de artıyor çünkü
0
jelly bear
(23.02.26)
Sonraki seneleri de düşünürsek, masraf hiç de boşuna olmaz.
Artık su kesintileri hayatımızın bir parçası olacak.
Hem bu enflasyonist ortamda bu sene yaptırmazsanız seneye daha büyük bir maliyetle karşılaşacaksınız.
+1
Mirket
(23.02.26)
geçtiğimiz sene bu dönemde tahtalı yüzde 14 civarı doluluğa sahipti. bu sene aynı tarihte yüzde 37'nin üzerinde. önümüzdeki haftalarda da yağış olursa yüzde 40'ı geçer. çok kurak geçen bir yılda bile sadece geceleri su kesintisiyle atlattık. ben su kesintileri olacağını sanmıyorum bu yıl ama önümüzdeki seneler ne gösterir bilinmez tabii.
0
oldtimer
(23.02.26)
sadece izmirliler yaşasa olmaz. urla, çeşme tarafına sürekl 34 06 plakalı araçlar geliyor. merkez zaten allaha emanet.
0
mikahakkinen
(23.02.26)
(7)

Bu Japonlar neyle besleniyorlarsa bizde aynısıyla beslensek…

tahirkemalbozoglu
Beyin bedavaNe yiyorlarsa bizde aynısını yesek uzun yaşar mıyız?
Beyin bedava
Ne yiyorlarsa bizde aynısını yesek uzun yaşar mıyız?
0
tahirkemalbozoglu
(22.02.26)
porsiyonları da aynı şekilde küçültüp onlar gibi hareketli yaşarsak neden olmasın.
+1
aloha snackbar 3
(22.02.26)
Porsiyon kücültme +1500
Tabak canaklari evleri her seyleri minimal. Ben cok ama cok cool.

Bir de islenmis gidayla beslenmemek sanirim olay. Hamburger pizza donmus gidalar hep cikarmak lazim.
0
Purple life
(22.02.26)
Beslenmeden ziyade genlerle ilgili bir olay.

Şimdi baktım da, Türkiye'de ortalama ömür 78, Japonya'da 81 imiş. 3 yıl için mi bu başlık? :)
0
Mirket
(22.02.26)
hem ortalama ömürlerinin yüksek olmasında hem de bu yaşlara sağlıklı gelmelerinde yemek de etkili olsa da hayat tarzları da son derece önemli.

hayat tarzları konfordan ziyade minimalist. hala yer yatağında yatıyorlar, evde oturmadıkları odaları ısıtmıyorlar, her sabah yer yataklarını toplayayıp kaldırıyorlar, her yere yürümek hayatlarının normal bir parçası.
0
denizgonen
(22.02.26)
biz yemek icin yasiyoruz onlar yasamak icin yiyor. kafaya esince brunch yapmayi, ziyafet cekmeyi, atlayip edirne'de ciger yemeyi normallestirmisiz.
0
buenosdias
(22.02.26)
kişi başi deniz ürünleri tüketimi

en.wikipedia.org
0
designer
(23.02.26)
gecen en uzun yasayan insanlari arastirdim, hepsi adalarda yasiyor. japonyadakiler okinawa'da, italya'dakiler sardinya'da yasiyor. adalara gidin.

bence yedigine dikkat edip, spor yapmak onemli. az ama cesitli yiyip hareket edince insan saglikli oluyor.
0
antikadimag
(23.02.26)
(12)

En iyi bulasik makinesi deterjani

ırene adler
Finish kullanıyorduk, bitti sonra. Cok içime sanmıyordu. İyi yıkamıyor gibi geliyordu. Asperox sparx diye bir sey aldim. O daha da kötü sanki.Yarın makineyi yikama suyuyla yıkıcam. Filtrelerini bi temizlicem. Hangi deterjanı alayım? Fairy yeni bir şey çıkarmış onu mu denesem. Öyle organik vs bir şey
Finish kullanıyorduk, bitti sonra. Cok içime sanmıyordu. İyi yıkamıyor gibi geliyordu. Asperox sparx diye bir sey aldim. O daha da kötü sanki.

Yarın makineyi yikama suyuyla yıkıcam. Filtrelerini bi temizlicem.

Hangi deterjanı alayım? Fairy yeni bir şey çıkarmış onu mu denesem. Öyle organik vs bir şey istemiorm. Önermeyinz.
0
ırene adler
(21.02.26)
Market kasa kuyruğunda altı, yedi tane teyze aralarında bu konuda hararetli bir tartışma yaptıktan sonra Asperox Sparx'da mutabık oldular.
0
Mirket
(21.02.26)
Asperox kullanıyorum, memnunum.
0
umutt
(21.02.26)
ben finish kullaniyorum memnunum ama market kasasindaki teyzelere daha cok guvenebilirim bu konuda. maalesef tabi onlar sadece performansa degil fiyat performansa da bakiyor olabilirler malum ulke sartlarindan.
0
antikadimag
(21.02.26)
Ağır bulaşığım olmuyor.
Makinenin su puskurtme delikleri temiz. Tuzu parlatıcısı yerinde, migros un sıvı deterjanini deneyeyim demiştim gayet memnunum.
0
kisa
(21.02.26)
O zaman ben bi makineyi temizliyim yarın ya. Bir kutu daha asperox var.

Belki sorun deterjan değil.
+1
🌸ırene adler
(21.02.26)
Altta ve üstteki dönen parçaları söküp musluğun altına tut, her delikten su çıkıyor olmalı
0
kisa
(21.02.26)
Biz eya clean diye bir markanın deterjanını kullanıyoruz, nispeten çok daha az zararlı kimyasal var. Bulaşıkları pek kirli koymuyoruz, koymak daha zararlı zaten. Çok güzel temizliyor.
0
yaren
(21.02.26)
Türlü denemeler sonunda vardığım nokta en iyisinin fairy olduğunu gösteriyor. Migros'un kendi deterjanı ise asla temizlemedi.
0
rakicandir
(21.02.26)
moms green içerik iyi.
0
mikahakkinen
(21.02.26)
finish ama hangi finish. en iyisini alacaksın. finish ultimate plus.
baya memnunum. bulaşıkları sudan geçirmeden direkt koyuyorum tertemiz yapıyor. 70 derecede en uzun programda.
+1
jelly bear
(22.02.26)
Bu yeni nesil deterjanların daha iyi çalışması için bulaşıkları sudan geçirmeden koymanız gerekiyor çünkü deterjandaki enzimlerin aktive olması için o kirler lazım. Yemek kalıntılarını bir peçeteyle sıyırıp çöpe atın, fazla yağları silikon spatula çok güzel temizliyor, spatulayla kavanoza falan alın.
Finish'ten memnunuz +1
0
kobuzchu kiz
(22.02.26)
Bingo pro max olan.

Sadece pro değil. Pro max olacak. Dua edersin bana
0
jackyr
(22.02.26)
(3)

Bu alet ne işe yarıyordu?

yurtsuz john
İlkokuldayken sürekli elimize geçerdi. Çevirip dururduk. 30+ arkadaşlar hatırlar. https://www.kitantik.com/sozluk/A25-TOTO-CARKIFELEK-ANAHTARLIK_1br9qfwlpba3wqj1htg?srsltid=AfmBOoo2wqCkZm-1wOM6SjsIDP7RIssslyPx-R1BPSD3cS7zGeTJ18zX
İlkokuldayken sürekli elimize geçerdi. Çevirip dururduk.
30+ arkadaşlar hatırlar.

www.kitantik.com
0
yurtsuz john
(21.02.26)
Hatirladim bende de vardı. Tamamen amacsizca basip duruyordum.
+1
duster
(21.02.26)
94'lüyüm, 12 yaşımdan beri aktif bahis oynarım. ben bunu hiç görmemiştim. cidden cosmicstring'in dediği gibi herhalde zaten totoculara müjde yazıyor ahaha çok iyiymiş. denk gelsem kesin kullanırdım.
+1
der meister
(21.02.26)
Bunu kullanıp spor toto oynamışlığım var.
+1
Mirket
(21.02.26)
(8)

evin her odasını 1+0 yapmışlar

WithWorth
4 odalı dairenin 4 odasına birer banyo yapmışlar.4ünün kapısını çelik kapı etmişler.Her biri 25000'den 100k total kira.Nasıl girişim ?İstabulda bekar iş insanları kalıyor.Bir de kendi çapında profesyonel; odalar tertemiz falan. Ve uğraşmışlar dayayıp döşemişler odaları vs.
4 odalı dairenin 4 odasına birer banyo yapmışlar.
4ünün kapısını çelik kapı etmişler.
Her biri 25000'den 100k total kira.
Nasıl girişim ?
İstabulda bekar iş insanları kalıyor.
Bir de kendi çapında profesyonel; odalar tertemiz falan. Ve uğraşmışlar dayayıp döşemişler odaları vs.
-3
WithWorth
(21.02.26)
İş insanı olarak bunu asla tercih etmem. Odanın 80 mkare filan olması lazım. Ki olsa bile zor. Celik kapı olması da ayrı daire hissi vermez bana. Yani aşırı caresizsem geçici olarak düşünürüm böyle bir seçeneği. 25k verip böyle bir yerde kalmam.
+3
a perfect lie
(21.02.26)
Stüdyo daireden ne farkı var? Müşterek bir mutfağı ve salonu mu var? Eğer öyleyse çelik kapı saçma.

Stüdyo daire kirasından çok daha ucuzaysa ancak tercih edilebilir. Onun dışında çok saçma geldi bana.
+1
Mirket
(21.02.26)
elit beyleri bekler.
+2
anon1m
(21.02.26)
yapıldı ve yapılıyor. öğrenci ilçeleri bu şekil 40 metrekarelerle dolu.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.02.26)
15 yıl önce falan bi arkadaşım Beşiktaş Abbasağa tarafında tam olarak böyle bir yerde kalıyordu.

Şok olmuştum bu ticari zekaya.

Yasal olduğunu falan da hiç sanmıyorum yani her şey uyduruk, her şey tehlikeli bana kalırsa öyle bir düzende.
0
chicha_v2
(22.02.26)
yapılır fakat 1+1 evde kalmak bile insana dar geliyor uzun süre.
0
rain when i die
(23.02.26)
turkler genelde evde vakit geciren insanlar olduklarindan kucuk evlere dayanamiyorlar. mesela 1 + 1 bile insana dar geliyor denmis. fakat paris'te 20 m2 studyo daireler cok cok yaygin. icinde amerikan mutfak, banyo-tuvalet vs. de var. dolayisiyla 120 m2 net varsa 20 m2'den bu tarz bir sistem kurulabilir gibime geliyor. fakat yasal boyutu cok onemli. mesela kira nasil odenecek, tek kisi ustune mi olacak, biri cikarsa odemeler nasil olacak vs. nihayetinde apart veya yurt isletmiyorsunuz. bir de 25 bin boyle bir yere cok gibi geldi.
+1
Sour
(23.02.26)
valla 52 metrekare evdeyim 1+1 mutfak ayrı (ki çok nadirdir yeni binada mutfak ayrı ev romanya'da).

6 yıldır evde çalışıyordum.

bu eve sadece kendim sığarım.

eşyalarım sığmamaya başladı.

2+1 olup komunist bloklarında yaşayan arkadaşlarımı ziyarete gittim.

2 ayrı yatak odaları var. salonları minicik.

bir küçük bebekleri var.

onlar bile iyi dayanıyor.
0
rain when i die
(23.02.26)
(6)

Göbek marulu / aysbergi nasıl yıkıyorsunuz?

yaren
SelamVaktiyle içinde alabildiğine 2 mm'lik canlılar gördüğüm için göbek marul almaz olmuştum ama lezzet olarak çok seviyorum, bir yere giderken bundan salata yapıp götürme düşüncem var ama nasıl yıkayayım düşünemedim. Siz ne yapıyorsunuz?
Selam

Vaktiyle içinde alabildiğine 2 mm'lik canlılar gördüğüm için göbek marul almaz olmuştum ama lezzet olarak çok seviyorum, bir yere giderken bundan salata yapıp götürme düşüncem var ama nasıl yıkayayım düşünemedim. Siz ne yapıyorsunuz?
0
yaren
(21.02.26)
Şöyle üstünü yalandan bi suya tutup kesiyorum. Sonra karbonatlı bol suda çalkalama ve de bekletme. Sonra durulama gene bol suda. Sonra da dönen salata kabıyla sularını kurulama.
+3
inawen
(21.02.26)
Normal marul gibi yapraklarına ayırıp sirkeli suya koyuyorum, sonra musluğun altında durulama (böcekli gibiyse yaprakları tek tek elle ovarak duruluyorum), sonra salata fıtfıtıyla kurutma.
+1
kobuzchu kiz
(21.02.26)
bu arada önden bütün marulup doğrayıp yıkadıktan sonra iyice kurutup dolaba koyarsan bütün hafta rahat edersin
+1
nolmus yani
(21.02.26)
Sebzeleri sirkeyle yıkamak kimyasalların daha da içlerine işlemesine sebep oluyormuş, karbonat temizliyormuş
0
🌸yaren
(21.02.26)
Kırmızı lahananın, 'buraya da ulaşamazlar artık' dediğim epeyce iç yaprakları arasında yumurtalar gördüğümden bu yana, bu tip sebzelerin her yaprağını tek tek ovalamadan temizlendi saymıyorum.
Dışarıda bunun rendelenmişini salata niyetine veriyorlar ya, asla yemem.
+2
Mirket
(21.02.26)
Ben dış yapraklarını atıp, 4e bölüp 10dk suda bekletiyorum artık ne çıkarsa :)
0
truf
(22.02.26)
(6)

Dövizin Geleceği Hakkında

messor
Önümüzdeki beş senelik dönemde dövizin özellikle de Euro'nun geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Önümde 60 ay vade ile TL veya Euro borçlanmak gibi iki seçenek var. Dövizin baskılanması devam eder mi veya enflasyon düşerse TL döviz karşısında güç kazanır mı ? Duyurunun finanstan anlayan ahalisi görüşler
Önümüzdeki beş senelik dönemde dövizin özellikle de Euro'nun geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Önümde 60 ay vade ile TL veya Euro borçlanmak gibi iki seçenek var. Dövizin baskılanması devam eder mi veya enflasyon düşerse TL döviz karşısında güç kazanır mı ? Duyurunun finanstan anlayan ahalisi görüşlerinizi okumak isterim.
0
messor
(20.02.26)
Twitter'da iris cibre'nin bu konuda teknik güzel yorumları var. Buraya birkaç cümleyle açıklanamayacak kadar farklı parametre ve hükümetin para politikasına bağlı bir durum.
+1
Bruce
(20.02.26)
2 sene daha böyle zayıf seyreder (TL güçlü kalır) ancak seçimden sonra tekrar bir zıplama riski her zaman var.
0
507
(20.02.26)
şuan türkiyede döviz krizi yaşanması için hiçbir sebep yok. kış bitti, döviz stoğu gırtlak dolu.

ancak döviz artmazsa bu sene nerdeyse tüm ihracatçılar batmış oalcak. ve türk sanayisi yerlebir olcak. geri dönüş üde yok gibi bu işin. tüm ihracat ağırlıklı iş yapanlar 2 sene sabretmye çalıştı ama 2026 yılında kimse sabretmeyecek.
-1
tchuck
(20.02.26)
5 senelik euro borçlanmazdım.
0
awlmi
(20.02.26)
En yetkili ağızdan şu sözler duyulduktan sonra hala dövizle borçlanmayı düşünmek hiç akıllıca bir davranış olmaz

diye düşünüyorum.

x.com
0
Mirket
(21.02.26)
Şu ortamda yarın meçhul, siz 5 seneden bahsediyorsunuz. ABD, yarın İran'a saldırsa, bir anda her şey tepetaklak olabilir. Başta petrolün fırlaması, göç vs...

Finansın temel kuralıdır, kazandığınız para hariç, borçlanılmaz. TL kazanıyorsan TL, euro kazanıyorsan euro, altın kazanıyorsan altın borçlanabilirsin.

.
+1
kartallar yuksek ucar
(21.02.26)
(7)

Oda içinde duş/tuvaletin üstünün açık olması

egerbiryolcu
https://hizliresim.com/ohbbg3bŞu tarz apart odalarının bazılarında oda içinde banyo var ama üstleri açık. Böyle odalarda kalınır mı (uzun süreli değil) kalınmaz mi neden?
hizliresim.com

Şu tarz apart odalarının bazılarında oda içinde banyo var ama üstleri açık. Böyle odalarda kalınır mı (uzun süreli değil) kalınmaz mi neden?
0
egerbiryolcu
(19.02.26)
kalmayı tercih etmem. banyo olarak ayrılan alanda havalandırma yok muhtemelen. bunlardaki gibi şeffaf cam ile ayrılması çok kötü.
+1
inheritance
(19.02.26)
koku yapar sıkıntı. kısa süreli kalınabilir. banyonun buharı da odaya dolar.
0
jelly bear
(19.02.26)
Havalandırma iyiyse 2 /3 gün kalınır.
0
luluki
(19.02.26)
kalmadan önce duvar kenarlarına, kuytu köşelere iyi bir bakmak lazım, küf olabilir. küf varsa bir gece bile kalınmaz.
+1
orpheus
(19.02.26)
ses yapar
koku yapar
0
co2s2
(19.02.26)
Banyo havalandırması olmadığından böyle yapılmışsa aman aman, evlerden ırak. Bütün koku içeri gelir
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(19.02.26)
Tek kalınacaksa bir sakıncası yoktur.
Uzun olur, kısa olur, her şekil kalırım.
0
Mirket
(20.02.26)
(17)

Sizi ne etkiledi?

ermanen
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir- gittiğiniz
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)
Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey

- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir
- gittiğiniz bir şehir, bir yer olabilir
- bir yerle, kişiyle ilgili anı olabilir
+1
ermanen
(19.02.26)
Bu ara güzel konuşan, kendini olduğu gibi ifade edebilen, kendine has insanlardan etkileniyorum.
+1
sekizdokuzon
(19.02.26)
martin eden romanı çok etkilemişti.
ergenken into the wild'dan çok etkilenmiştim ama çok şükür büyüdük.
hemen her öğretim seviyesinde etkileyen hocalarım oldu.
+1
black holes in the sky
(19.02.26)
Dire straits sultans of swing
Gitar ve bateri uyumu kusursuz
Nuri bilge nin iklimler filmindeki şahane ritim
Zeki demirkubuz yeraltı filmi engin günaydın rolü yaşıyor adeta.
Leblebi kuru üzüm uyumu. Her damağın tadı başa tabii ama uyum oranı epey yüksek
Behzat ç son sezon hariç çok iyi polisiye. Bi daha böyle bişey 20 sene sonra gelir.
Isırgan otu ve kantoron inanılmaz şifalı.
Cem yılmaz ın kartondan ev yapıyoruz skeci çok başarılı.[1 tat 1 doku] o yaşta bu olgunluk şaşırtıcı.
Wind of change hikayesi olan bi şarkı. Belgesel gibi.
Bülent ortaçgil şık latife yi güzel söyler.
Emre aydın sürpriz i teoman dan daha güzel söylüyor
+1
luluki
(19.02.26)
Tiyatroların atmosferini çok seviyorum. Sahne, oyuncular, dekor, kostüm, seyirciler, alkışlar...

Yükseklere bayılırım. Vialandda asansör oyuncagina binmiştim üç defa üst üste. Kalpten gidecek gibi olmama ragmen. Hem fobim var hem de büyüleniyorum. Sanal gerçeklik ile ilgili bir yüksek bir yerde yürüme deneyimi vardı hatta ilk ciktiginda çok popüler olmuştu. Onu da denemek istiyordum.Turistik cam teraslar olur onları çok severim. Hayalim de oludenizde yamaç paraşütü yapmaktı ama can güvenliği endişesiyle şimdilik rafa kaldırdım.

Tren yolculuklarini çok severim. Doğu ekspresinin bokunu çıkardıkları bir dönem vardı ben de gidip Eskişehir e gitmiştim canım tren çekmişti diye:d

Yiyecek olarak kurabiye cookie pasta tatlı türlerine bayılıyorum. Yolda yürürken kafelerin camekanlardaki eserleri hayranlıkla izlerim:d
+1
egerbiryolcu
(19.02.26)
Ben çok genç bir yaştan, kafam az buçuk çalışmaya başladığından beri ateistim. Hayatım hiçbir inanca sahip olmadan geçti.
Bikaç sene önce romayı gezdim. Didik didik dolaştım kiliseler şapeller sinagoglar falan her yere girdim çıktım ve gerçekten etkilendim.
İnsanların inanmışlığı etkileyici. Adamlar o kadar inanmış ve bu inancın üzerinden o kadar muhteşem eserler çıkartmışlar ki ortaya. Çok acayipti.
+3
cay koy geliyorum
(19.02.26)
Motosikletle uzun turlara çıkmak, pek tercih edilmeyen köy yollarından kıvrıla kıvrıla giderken coğrafyanın, şehirlerin, ülkelerin, insanların değişimini izlemek, akşam üzeri iki ağacın arasına hamak kurup hiçliğin ortasında uykuya dalmak, sabah gün doğarken uyanıp tekrar yola koyulmak... Bu yolculuklar bana içinde yaşadığımız çağın saçmalıklarını unutturup, kendimi bir nebze de olsa geçmiş yüzyıllarda benzer yolculuklar yapan gezginler gibi hissetmemi, dünyayı birazcık da olsa onların gözünden görebiliyormuş gibi düşünmemi sağlıyor. Yolda olmak, her türlü zorlu doğa şartlarına açık şekilde yolculuk etmek bana yaşadığımı hissettiriyor.
+1
thracia
(19.02.26)
Çocukluğumda yaşadığım dramalardan sonra kozasından çıkmış gibi bir his. Sonra üniversite ve çalışma hayatıyla ikinci bir şans hayatta. Derken para, kariyer, network ve imkanlarla gelen bir başka başkalaşım dönemi.
+1
gabe h coud
(19.02.26)
Kaliteli malzemeden üretilmiş herhangi bir şey. Mesela masa. Ama yüzeyi örneğin baklava dilimi şeklinde kesilmiş ve her dilimi renk renk dünyanın çeşitli yerlerindeki ünlü taş ocaklarından getirilmiş mermer ve porfir gibi kaliteli taşlarla döşenmiş bir masa. Böyle malzemesi kaliteli olan neredeyse her şeyden etkilenirim.

Tam tersi en sevmediğim şey kalitesiz plastik veya içi boş alüminyum vb. şeylerden üretilen bir milyoncu eşyaları. Hayattan soğutur.
+1
akhenaten
(19.02.26)
- seyahatler, özellikle alışılmışın dışındaki rotalar
- mimari atmosfer (çok çeşitli ama zumthor mesela)
- bilim tarihi ve felsefesi (lorraine daston, donna haraway...)
- the order of things'teki las meninas ve introduction chapterı
- tarihsel epistemoloji üzerine neredeyse her şey
- james turrell eserlerini deneyimlemek
- bir su damlasının solucan gibi takip edildiği teshima müzesi
- çöller ve ormanlar
- yol boyunca her kahverengi tabelaya sapmak ve keşfetmek
- bir parlak zekanın (babamın) parkinson's karşısında erimesi (olumsuz etki)
+6
eileengray
(19.02.26)
-Aniden ortaya çıkan memeler
-Herhangi bir zamanda ortaya çıkan memeler
+3
hakmut
(19.02.26)
Motosikletimi söküp takmak ve çadırı atıp uzun yola çıkmak özellikle hedefim belli değilse daha çok hoşuma gidiyor
+1
mirty
(19.02.26)
schopenhauer'in istenc ve tasarim olarak dunya kitabi. bir wise ass olarak cogu kitaba yukaridan ve elestirel bakarim. ama bunu okurken cok net sekilde benden daha zeki bir insanin beni yukari cektigini dusundum. adam yapmis. zeki biri tarafindan yazilmis bir kitap okurken aldigim hazzi cok az seyden aliyorum. spinoza ethica, derek parfit why anything why this makalesi cok random aklima gelen ornekler.

saglam filmler. mesela son donemde izledigim train dreams filmi baya yukseltti ruh durumumu. veya uncut gems'i soluksuz izledigimi hatirliyorum. 2001'i imax'te izledik gecen arkadaslarla. religious bir tecrubeydi.

st. petersburg'a beyaz gecelerde gidip cok etkilendigimi hatirliyorum. gece yarisi hava boyle gun dogumu gibiydi allak bullak etmisti beni ruyada gibiydim.
+2
antikadimag
(19.02.26)
Ben yetenekten çok etkilenirim.
Çok güzel bir oyun, çok güzel bir performans… konusundan bağımsız sadece mükemmel olduğu için ağlayabilirim.
+1
mutekebbir
(19.02.26)
Babamı gömdüğümüz an,
Arkamdaki, sırtıma yasladığım koca dağ yıkıldı da dımdızlak ortada kaldım gibi bir hisse kapılmıştım.
Hala çaresiz hissettiğimde bi yaslanmak isterim, yokluğunu farkedip ürperirim.
Onlarca yıl geçtiği halde bu hep böyle.
Alışılamıyor mu, benim mi eksikliğim, hiç bilemiyorum.
+1
Mirket
(20.02.26)
Vietnam ice coconut coffee.
0
Purple life
(20.02.26)
90'lar pop ve klipleri

gün içinde mutlaka bir şarkıyı mırıldanırım. kuşkusuz büyük etkilemiş beni.
+1
yurtsuz john
(20.02.26)
Arkadaşlarımla mangalda kokoreç yapıp içmek beni çok etkiler. Şöyle akşam 5 gibi başlarsın gün batımında içerken mangalda kokoyu gömdün mü, etkilenme süper olur.
+1
mikahakkinen
(20.02.26)
(32)

Cocuk istiyor muyum

Purple life
Kafam cok ama cok karisik…Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik. (Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama ald
Kafam cok ama cok karisik…

Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik.

(Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama aldigin fayda gösterdigin cabaya bana göre degmez.)

Ve su an gördüklerimle burada tanistigim insanlarla ilgili sunu fark ettim. Buraya gelen cogunluk turistler ya 20li yaslarin basindalar. Singlelar ve macera ariyorlar.
Ya da 50 yasin üstü cocugunu okutmus büyütmüs sorumluluklari bitince rahatlamis tipler.

Cocuk varken30lu 40li yaslarda böyle bir tatil yapmak imkansiz. Yaslaninca da su an gençken oturabildiğin barlara oturmak imkansiz. Herkes genc alien gibi kalirsin aralarinda.

Cocuk yapinca en güzel yaslarin boş vakitlerini cocuga adayarak geciyor. Bu nerden baksan 15-20 yil demek.

Cocuk olmadan son kez gezelim dedigimiz yerden cocuk istegimle ilgili müthis bir kafa karisikligi yasayarak dönüyorum.

Cocuk yapanlar cocuksuz hayatinizdan nelerden vazgectiginizi bilerek mi yaptiniz yoksa cahil cesaretiyle mi?

En yakin Arkadasimin cocugu var. Bebek arabasiyla oldugu icin metrodan asansörle cikmak zorunda kaliyoruz. Normalde 30 snlik is asansör cagir asansör bekle önce baskalari ciksin vs 5-10 dk sürüyor. Bu en ama en basit örnegi ama bu bile gözümde asiri büyüdü.
-11
Purple life
(18.02.26)
Evli ve çocuklu biri olarak en özet cümleyi yazayım:
Ne çocukla oluyor ne de çocuksuz...
Çok zor bi iş. Masallardaki o sevimli anne baba değilseniz kafanız yersiniz.
Zevk olarak değil de iş olarak düşünün çocuk sahibi olmayı. Ona göre tekrar düşünün.
0
luluki
(18.02.26)
Herkes pisman da söylemiyor mu yani? :)
Psikolojide bir durum var. Emek verdikce sevmek zorunda kaliyorsun.
(bkz: Cognitive Dissonance Theory)

Yani pisman olmadiklari pisman degilim demiyorlardir da gercekten pisman olmadiklarini düsünüyorlardir bence.
-4
🌸Purple life
(18.02.26)
@thetrue, broo kanadada yasiyor olsam senin deyisinle cambodia ya gidince ben de zorlanmazdim. ^^
0
🌸Purple life
(18.02.26)
Çocuğum olana kadar epey gezmiştim hevesimi biraz almıştım yani, çocuk olduktan sonra da gezdim (tek çocukla Singapur, Bali, New York, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Balkanlar gibi destinasyonlara; iki çocukla da Mısır sharm el sheikh, İsveç, Danimarka, İsviçre, Yunanistan, Romanya, Avusturya, Katar'a gittim) çocukla daha zor bunu inkar edemem ama imkansız değil. İsteyen yapar.

Mevcut durumdan optimum keyfi almayı bilen birisiyim, arada vuku bulan ufak tefek mızıklamalar beni etkilemiyor. Bu kadar büyütmüyorum kafamda. Yanıma oyun hamuru, boyama, ufak legolar alıyorum. 5 6 günlük bir gezinin bir gününü çocuklara adayacak şekilde falan plan yapıyorum (rust'taki rulantica'ya götürmüştük bir gün onları. Gezinin geri kalanında müzelerde sokaklarda gık duymak istemediğimi de net bir şekilde söylemiştim) neye alıştırırsanız öyle gider. Sürekli çocuk eğlemek zorunda değiliz. Bırakın sıkılsınlar, kendilerini oyalamayı öğrenirler. Bırakın aç kalsınlar bazen de, bulduklarını yemeyi öğrenirler. Yürüyen merdivenden çıkabilecekken asansör işgal edenlerin ayıbı metroda yaşadıklarınız da (en azından pusetli veya tekerlekli sandalyeli birini görünce yer verip beklemeleri lazım)

Belli bir yaştan sonra zaten zorluğu kalmıyor. 9 yaşındaki oğlum yazın Glyptoteque'i benimle gık demeden gezdi. Yorum yaparak gezmek eğlenceli oluyor, onların gözünden dünyayı deneyimlemek hoşuma gidiyor. Beni genç tuttuklarını düşünüyorum

İtiraf: 2. Çocuğumdan sonra biraz sarsılmıştım. Hayatım bitti gibi gelmişti bir dönem. Onu yarım gün kreşe yollayıp part time işe dönene kadar kendime gelemedim. Yine de pişman değilim. Çocuk sahibi olmak kişinin kendisine kalmış bişi, herkesin bakış açısı beklentileri farklı.
+7
kullanicadi
(18.02.26)
Hayatın boyunca gezmek istemeyeceksin. Çocuk büyüyünce istediğini yapabilirsin. Çocuk sahibi olmanın bir zamanı var ama paran varsa istediğin zaman gezersin.
0
michael harddd
(18.02.26)
çocuk istiyorsun ama kafanda bir baskı kurmuşsun kendine, işi aceleye getiriyorsun. Henüz kendi hayatını yaşamamışsın belli. tatmin olmamışsın. Yaş kaç bilmiyorum ama 29-30 yaşındaysan çocuk fikrini 3-4 sene kadar ötele. Önce sen hayattan tatmin olacaksın ki sonra beklentilerini ve hayalerini çocuk üstünden yaşamak zorunda kalmayasın. 35 yaşındaysan öteleme tabii.
34 yaşında anne oldum ve 30-34 yaş arası geçirdiğim en verimli dönemli, iyi ki o dönemde çocuğum yokmuş.

Bunu da göndermemiş olmayayım: www.reddit.com
Zannedildiğinin aksine çocuktan pişman olmak az rastlanan bir şehir efsanesi değil, çocuğu hem sevip hem pişmanlık yaşayan sürüsüne bereket insan var., Bitçoğu psikiyatri kliniklerini dolduruyor.
+3
alice in potatoland
(18.02.26)
İstediğim zamanda hazır olduğumda çocuk yapmaya karar verdim ve pişman değilim. Ki özgürlüğünü, bireyselliğini çok seven biriyim. Son cümlenizden zaten hazır olmadığınız belli, herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil.
+4
ekimoloji
(18.02.26)
2 yaş bebeyle tayland’a da gittim afrika ülkelerine de. beni çocuğum değil babası zorladı ve zorluyor (boşanma). imkanım olsa 1 çocuk daha isterdim kesinlikle. bence müthiş bir şey. ama bence. ayrıca gez gez bir yerden sonra sıkıyor.

tabii gezme açısından bakılırsa çocuk en alakasız yerde “anne çişim geldi, anne kakam geldi” diyecek. sonra “orada kaka yapmam ben” diyecek. ya da günlük hayatta yemek yemek istemeyecek, yaşıtları ilerlerken daha okumayı sökemeyecek mesela ya da dehb ya da disleksi olabilecek :) istediği ya da istemediği bir şey için inat edip tutturabilecek ya da en basitinden oyuncağınu bir yerde unutacaksınız ve krize girecek, istiyorum da istiyorum diyecek. kucakta taşınmak isteyecek, seyahat için gittiğiniz yerlerde bi kolunuzda bebek arabası diğer kolunuzda çocukla merdiven çıkmanız gerekebilecek. çantanızda yedek kıyafet, hırka/kazak, sağlıklı atıştırmalıklar vs taşımanız gerekecek ilk aklıma gelenler. hasta olacak, ağlayıp mızmızlanacak <3 çocuk ve çocuklu hayat işte. daha ergenliğe gelmedim (benimki 5 yaşında hala).

dediğim gibi çocuk değil çocuğun diğer ebeveyni daha çok zorluyor bence. benim deneyimim böyle.
+2
deartheodosia
(18.02.26)
çocuk yapmak isteyen veya istemeyen sen değilsin. hormonların.
o yüzden kendinle kavga etme.
0
plastic_angel
(18.02.26)
20-30 yaş arası gezmeyenler napsın cocuk mu?
0
koela
(18.02.26)
Yazdığın yazıda senin için ÖNEMLİ OLAN çocuk değil gezmek, sadece kendi hayatını yaşamak. Şu halde bence çocuk sahibi olmamalısın çünkü eğer olursan onu düzgün yetiştiremezsin, onun hayatını yapılandıramazsın mesela, sadece herkese çocuğum var diyebilmek için doğurmuş olursun, çocuğa kendi hayatını yaşatırsın, onun hayatını değil. Şu halin bence çocuk sahibi olmaya hiç ama hiç uygun değil.
+5
muhayyer divan
(18.02.26)
Çocuk da alışıyor o rutine, anne babayla birlikte olabilmek için. Kardeşim böyle mesela, geçen de eşi, dört yaşındaki çocuğu ve bir arkadaşlarıyla Filipinler'e gittiler. Orada havalimanında bagajları kaybolmuş, çocuk da onlarla oturup beklemiş. Çocuk da bayağı eğlenceli, enteresan bir insana dönüşüyor aslında. Benim 40 yaşında gördüğüm ülke sayısı 2 (biri Türkiye), 4 yaşındaki çocuğun min 6-7. Ama daha zor mudur, kesinlikle. Herkes bu stresle baş etmek ister mi, istemez.
+1
sekizdokuzon
(18.02.26)
eşim hamile. çocuk yapmayı hep ölçüp tarttık ve bunun mantıkla, ölçüp biçerek verilebilecek bir karar olmadığına kanaat getirdik. çocuk hayatına çok ciddi kısıtlar da getirebilir, çok büyük ve hiç tadamayacağın güzellikler de. o yüzden bu tarz gezerim gezemem vs gibi yüzeysel bir bakış açısıyla cevap bulma şansın yok. cevap vereceğin soru şu: başına neyin geleceğini bilmiyorsun, tanrıcılık oynamanın manası yok. fakat eşinle birlikte bu dünyaya bir birey getirip bu duyguyu hakkıyla yaşamak istiyor musun? soru sadece bu.

not: çocukla seyahat iki kişiden mutlaka daha zordur, ama yanında evladınla gezmenin tadını bilmeden böyle bir kıyaslama yapmak doğru değildir.
+2
awlmi
(18.02.26)
Fikrimi sorulaştırayım, sonra da benimle aynı fikirde olmayanlara cevap yetiştireyim düşüncesiyle açılan başlık sayısında bir artış mı var bu aralar?

İnsanoğlunda hayatın anlamı zaman içinde değişikliğe uğruyor. 3 yaşında bir çocuk oyuncak reyonundan geçerken bir oyuncak aldırabilmeyi amaçlarken, ergenleşme esnasında yaşam amacı karşı cinse kayıyor.
Şu an senin amacın dünyayı yanında puset taşımadan dolaşmak ve asansör sırası beklememek olabilir ama bir gün gelecek bir çocuk hayal edeceksin.
Bunu mutlaka isteyeceğini ben iddia ediyorum. Önerim de şu: Her şey zamanında güzel. Zamanını kaçırma.
+3
Mirket
(18.02.26)
merhaba!

evli, cocuksuz, 34F olarak benzer dusunceler icindeydim gecen seneye kadar. bolca gezdik tozduk yedik ictik eglendik esimle, sonra bir anda sikildim gezmekten. bayaa baayaa plan yapmaya usendim ki normalde bayilirdim. hani "ee bi sonraki seyahat nereye olsun hadi bakalim" gibi konusmalara giresim gelmedi. 10+ sene once gezdigimiz yerlerden yaptigimiz seyleri hatirlamaya calistim, ne yedik, ne ictik, nerelerde kaldik, nereleri gezdik vs, zorlandim detaylarda. bazi hissettiklerimi net hatirliyorum ama ayrinti yok. resimlere bakinca geliyor.

simdi pesimistik bir senaryoyla 65 yasima kadar yasasam, 30 sene var onumde. 30 sene daha gez gez nereye kadar diye dusunuyorum artik. hani 30 sene daha yasayacaksam 1-2 cocuk da buyuteyim madem. ha nolur, cat diye bi aksam arkadaslarla bara gidemeyiz kolayca ama bu insanlarla gorusmenin/takilmanin tek yontemi degil. bar olmaz kahvalti olur, cay olur, evde kahve olur, parkta oyun olur; olur yani, yeter ki istek olsun. bir de cocugun getirdigi yeni deneyimler var, iste akvaryumdur, hayvanat bahcesidir, parkurdur, derstir, kumdan kale vs. vs.

insan alisiyor bence her turlu icinde bulundugu duruma. cocuk olunca nromaliniz zaten cocuga gore hareket etmek olacagi icin asansorler fln gozunuzde o kadar da buyumeyecek. bir de asansore zaten ufaklikta 1-2 sene ihtiyac duyacaksiniz, sonra gececek.

zaman; cocuk olsa da olmasa da geciyor. bir kismi da cocuklu geciversin modundayim ben.

bu arada eger okumak isterseniz the baby decision (Merle Bombardier) kitabini oneririm, okuyucuyu ozellile bir yone cekmeden her iki tarafi da dusunmeye itiyor.
+5
taurina
(18.02.26)
Cocuklu ve cocuksuz hayatlar cok farkli oluyor.En guzeli once cocuksuz sekilde 4-5 sene hakkini vererek cift olarak takilmak sonra da cocuk yapmak.Cocuk olunca 6-7 yasina girene kadar iptal oluyorsunuz sonra cocuk buyuyunce buyumus bir ekiple geziyorsunuz.Onun da tadi farkli.
+2
turkuaz
(18.02.26)
6 yaşında çocuğumuz var 2 yaşından beridir beraber geziyoruz öncesinde de eşimle çok gezdik.

Gezme konusunda %100 katılıyorum aynı şey değil ama maşallah bizim çocuk çok uyumlu biz hiçbir şey kaybetmedik gezme lüksümüzden.
Ha gezdiğimiz yerlerde yakın yerler değil güney Afrika meksika amerika vs hala da çok güzel geziyoruz maşallah hiç hiç problem çıkarmıyor aksine çok eğleniyor

Çocuk başka bir olay tüm dünyayı çocuğum için bir çırpıda düşünmeden çöpe atabilirim. Gezme tozma lüksü falan bunların hepsi çocuğun tek nefesi yanında boş balonlar.

Bence çocuk olayını gezme tozma ile falan tartıp kıyaslamayın derim. İki farklı dünya.

lüks için çocuk istemiyorsan bahane yaratıyorsun aslında gerçekten çocuk istemiyorsundur
+1
basond
(19.02.26)
biz biraz geç yaşta çocuk sahibi olduk. Şu an ki tek pişmanlığımız keşke daha önce genç yaşta yapsaydık cocuğu diyor oluşumuz. 30 ları geçtikten sonra mental olarak çok zorluyor bence çocuk sahibi olmak. Ancak çocukla geçirdiğim zamandan sonra iç huzuru daha önce deneyimlediğim hiçbir şeyde de bulamıyorum.
0
administ
(19.02.26)
Evlilikte özgürlüğünden vazgecip huzuru ve dinginligi tercih etmek gibi iste (tamam siz evliliginizde de ozgursunuz, size demiyorum). Vazgectigin bazi seyler var, bunun yaninda elde ettigin bazi seyler var. Hangi duygulara daha cok ihtiyac duyduguna karar vermekle ilgili

Bence "ok ben yasicami yasadim, artik kendimden vazgeciyorum" dedigin noktada cocuk :)
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Ya Vietnam Kamboçya nedir ki ya gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş. O kadar boş ki sadece çocuğu olanlar anlayacak beni.
Benim çocuğum planlı bir bebek değildi. Hamileyken de çok ağladım hayatım mahvoldu gezemeyeceğim diye. Şimdi düşünüyorum da yani koyayım gezisine :D
İkisi kıyaslanacak şeyler değil, tabi bu benim hayatım için geçerli belki sende aynı şekilde işlemeyecektir.
Eskiden hevesle kendim için gezerdim şimdi oğlum görünce ne tepki verecek diye sırf onun için geziyorum, onun mutlu olacağı yerlere gitmek istiyorum. Kısıtlanmadım başkalaşım geçirdim :)
Anne/baba olduktan sonra eskiden zevk aldığın şeylerden zevk almayacaksın zaten yeni zevkler geliyor :)

Edit: tabii ben 33 yaşında doğurdum. Daha erken olsa başka olabilirdi.
+1
kaptan maydanoz
(19.02.26)
kendi hayatınızdan ödün vermeyecek / veremeyecek biriyseniz çocuk zor. hiç girmeyin o topa. çocuğa da size de yazık. çocuk fedakarlık gerektirir.

onun harici paranız, fiziksel ve mental gücünüz varsa her yeri çocukla gezebilirsiniz.
0
galahad reloaded
(19.02.26)
Çocuk yapma kararını gezme tozma endeksine bakarak alırsanız büyük hata yaparsınız, bunun yerine bir çocuk yetiştirmek için psikolojik olarak, maddi olarak, donanım ve eğitim açısından uygun muyuz diye bakmanız daha sağlıklı olur.
Şahsen oğlum doğduğundan bu yana hayatımın kısıtlandığını hissettiğim hiçbir an olmadı. Hayatımızı kısıtlayan şeyler çocuk değil, iş güç maddiyat, sağlık gibi durumlar oldu sadece. 3 gün yalnız bir festivale veya iş gezisine gitsem oğlum yanımda değilse çok sıkılıyorum yukarıda birinin yazdığı gibi zaten gezip tozarken de keşke o da şunu görseydi fotoğrafını çekeyim de ona göstereyim kafasında geziyorum. Çocuk yetiştirirken onun psikolojisini sağlam tutar ve güvenli bir çevre sunarsanız zaten genetik olarak büyük sürprizler olmadığı sürece uyumlu bir birey olacaktır. Bizimkini daha 6 aylıkken çadır kampına götürdük o gün bugündür de bir yere gittiğimizde bize sorun çıkardığı bir an olmadı.
0
creepy
(19.02.26)
çocuktan sonra hayatta hiçbir şey aynı şey değil zaten orası ayrı da çocukla gezmek keyifli bi şey ya, 2 yaşındaki çocuğumun altıncı ülkesini gördüğü geziden dün döndük daha. vietnam ve kamboçya özelinde bilmiyorum ama avrupa amerika bizim için çok keyifli oluyor. tabii ki çocuksuz zamanlarımızdaki esneklikler yok yani çocuklu gezi çocuksuz geziden daha iyidir değil iddiam ama çocukla gezmek çocukla evde oturmaktan çok daha iyidir.
0
mezzosprite
(19.02.26)
ben de bebek bekliyorum, ara ara geliyor bu düşünce nasıl gezcem bebeyle diye ama en azından çişim geldi ve acıktım demeyi başardığı an gezmelere götüreceğim oni. öyle karar verdim. alışır o da.
0
Hallegadola
(19.02.26)
> gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş

böyle büyütecekseniz keşke yapmasaydınız çocuk
-2
aguen
(19.02.26)
Cevap mecburen cinsiyetçi olacak ama anne olup da bu durumdan (hayatının ekseni tamamen kaysa da) memnun olmayan kadın azdır. O küçük gurupta değilsen sıkıntı olmaz.
-4
parka
(19.02.26)
çocuk yapma kararı bir noktada geri alınabilir bir karar olsaydı ilkokul 1. sınıfa giden bir tek çocuk bile kalmazdı dünyada. insanoğlu tam bir riyakar şovmen. bebekler sevilir. küçük çocuklar, onların şirinlikleri, ilk kez konuşma sancıları, ilk adımları, cıvıltıları , komiklikleri, yarattıkları kaos ve zahmete denktir. 8-10 yaşından sonra kim s*ker Yalova kaymakamını. dürüst olalım biraz.
-6
loch ness
(19.02.26)
@hallegadola aslında çişim geldi acıktım demeye başlamadan önce daha da kolay oluyor :) dayıyoruz memeyi biberonu, her yerde bebek bakım odası var zaten altını orda değiştir bu kadar. ne yiyecek derdi olmadan önce. asıl ihtiyaç/görüş beyan ettiğinde ve yürüdüğünde işler biraz daha zorlaşıyor (ama yine de çok güzel)
+2
mezzosprite
(19.02.26)
Hocam asansör işi gözünüzde büyüdüyse bence çocuk için hazır değilsiniz.

Sadece bir cümleden yüzeysel bir tespit yaptım o kadar.
0
kumandanim
(19.02.26)
@aguen, çocuk yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Ve bu saydıklarım o kadar boş ki inan bir gram değeri yok çocuğumun yanında.
+2
kaptan maydanoz
(19.02.26)
hayattaki bütün ihtimalleri aynı anda yaşayamayız ki ama. yaptığımız bir seçim diğer seçenekten vazgeçiştir.
mesela ben çocuk yaptım, hatta baya bile isteye tedaviyle yaptım, harcadığım emek, zaman, para başka yerlere gidebilirdi. ama bu sefer de çocuğum olmayabilirdi. bi seçenek seçtim ve ilerledim.
evet o yerlere tatile gidemeyebilirsin ama önünde başka ihtimaller açılır bu sefer. çocuğunla parka gitmekten zevk alabilirsin, çocuğun biraz büyüyünce müze müze gezebilirsiniz vs.
ya da çocuk yapmaz, yetişkin etkinliklerinde de takılabilirsin.


bir de her yaşın ihtiyacı farklı oluyor, 20lerinde zevk aldığından 50 yaşında zevk almayabilirsin.

bu arada çocuğum olduktan sonra daha çok dışarı çıkmaya gezmeye başladım çocukla evde durulmuyor çocuk da alışınca gezmeye durmuyor :D
+1
rayde
(19.02.26)
çocuklarım her şeyim, ama bunca şeyi en başta anlatsalar vallahi istemezdim, mantıkla değil duyguyla karar vermiştik. pişman değilim ama bugünki kadar bilincim olsa tabiki istemezdim. düşünsene 90 yaşına gelsen aç mı tok mu diye hala kaygılanacaksın. akıl işi değil. ömürlük bi kaygı satın almak anne babalık.
+1
antihero
(22.02.26)
(5)

TEB'den aldığım hisseleri çekememek

istenmeyen evlat
Merhaba. Hisse alırken ya da halka arzlara katılırken TEB kullanmak gibi bir hata ettim. Sattığım hisseler varlıklarda gözüküyor fakat yatırım hesabından vadesize çekmek mümkün değil. Böyle bir sorun yaşayan oldu mu? Ne yapmak gerekir?
Merhaba. Hisse alırken ya da halka arzlara katılırken TEB kullanmak gibi bir hata ettim. Sattığım hisseler varlıklarda gözüküyor fakat yatırım hesabından vadesize çekmek mümkün değil. Böyle bir sorun yaşayan oldu mu? Ne yapmak gerekir?
0
istenmeyen evlat
(18.02.26)
ne zaman sattın?
0
abelardo
(18.02.26)
satış günü + 2 gün gerekir. geçti mi bu zaman?
0
summerjam0306
(18.02.26)
evet geçti bir hafta bile olmuştur
0
🌸istenmeyen evlat
(18.02.26)
uygulamada şu menüye girin: Yatırım → Portföy Detayı / Fonlarım -- burada ise satın hesabınıza geçirin.

burda da değilse müşteri hizmetlerini arayın. kafam bu kadar bastı :)
0
summerjam0306
(18.02.26)
Siz sattığınızı sanıyorsunuz ama söylediğiniz fiyata satış işlemi gerçekleşmemiş

olabilir mi acaba?
0
Mirket
(18.02.26)
(12)

Doktorlara ne söylemek isterdiniz?

suicmeyenadam
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı? ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı?

ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı laboratuvar testler önerilmesi sizi rahatsız eder mi yoksa sar ordan bir paket mi?

teşekkürler.
+1
suicmeyenadam
(17.02.26)
Hasta ve hasta yakınlarına karşı nazik olmaları gerektiğini söylemek isterim
-1
rock n roll
(17.02.26)
hekim,
tanrınin yeryüzündeki elleri gibi diyor,
öyle davranin,
paraci olmayin.
0
designer
(17.02.26)
sizli bizli konuşalım.

gereksizse pahalı testler istemeyin lütfennnnn.
+1
art cat chocolate
(17.02.26)
Doktor hasta ilişkisi yoksa veya sadece hastane /muayenehane ile sınırlı ise, bunun yerini ilaç şirketleri ile doktor ilişkisi alma ihtimali yüksektir .
Doktor ile hasta ilişkini olumlu yönde geliştirecek bir şey varsa doktorun hastasını tedavi sürecinde takip etmesidir.
Gözden kaçan şeylerden biri de batı tıbbı ile doğu tıbbı arasındaki farkı bir türlü göremememiz ve yanı başımızdaki bitkilerin faydalarından etkilerinden kesinlikle bi-haber olmamız .
Bir de önleyici hekimlik konusunda büyük eksiliğimiz var . Çoğunlukla hastalık/ rahatsızlık yaşandıktan sonra tedaviye başlanıyor . Oysa hastalık riskini arttıran etkileri azaltıcı nedenlere yönelmek lazım .
Doktara / hastaneye giden eve geldikten sonra adeta hastalığını unutmuş halde artık yaptığı masrafı konuşur oldu. yıllar yılı ilaç kullanmayı " tedavi olmak " zannettik.
-1
diyecevaplandı
(17.02.26)
bizi müşteri olarak görmeseler iyi olur.
0
erty_ksk
(17.02.26)
üniversite hastanesi hekimlerine:
- bölümler arası kavgayı bitirin
- dönem V ve üstüne jürilerde acımayın, iyice öğrensinler
- her bölümün daha çok yatağı olsun

edit: @nundu’nun düzeltmesiyle dönem IV demek istiyormuşum, not düşelim.

sosyal medyada ve çevrede tıp eğitimi almadan uzmanlık taslayan insanların daha iyi denetlenmesini talep ediyorum. 2 yıllık program mezunları teşhis için hekimlerden önce kendilerine yönlendiriyorlar. denetleme mekanizmaları gelişmeli.

tüm hekimler özellikle muayenehanelerinde ve bu çakma uzmanlar hizmetlerinde fatura kesmeli, vergi kaçırmamalı.

tüm hekimler hastasına holistic yaklaşmalı. yaşam şekli, beslenme, alışkanlıklar, semptomlar hepsi bir arada. eğer plasebo sorunu çözüyorsa bırakın çözsün. illa ki ilaç dayamayın.

ilk çözüm her zaman ameliyat olmayabilir, ameliyat o kadar basit olmamalı. özellikle ortopedistlere bu cümlem.
0
eileengray
(17.02.26)
Ödediğim ücret veya aldığınız maaş karşılığı, bana, ihtisasınıza ilişkin hizmet üretmekle görevli bireysiniz. Bana yaklaşımınız ve tavrınız bu minvalde olmalı.

Raporlu ilacımın üç aylık dozunu reçete etsin diye gittiğim en az on yaş küçüğüm edepsiz, bana 'sen' dediydi de içimden, birkaç kez ona kadar saymam gerekmişti.
-6
Mirket
(18.02.26)
olabildiğince sekreter vs filan kullansınlar, fazla yorulmasınlar.

ben doktorların bana açıklama yapmasını seviyorum. mesela ciğerimi dinliyorsa ciğerimi dinlediğini söylesin, kalbini dinliyorum, ritmi iyi filan gibi.

dişimi yapan doktorum var, bana diyor ki şimdi minedeyim, sinire geldik, burada şöyle bir dolgu uyguluyorum...

geçen aylarda kan tahlili yaptırdım, doktor demir eksikliği konusunda bir şey yok dedi, tahlil sonucunu arkadaşıma gönderdim, hemen karbonhidratı azalt, diyabetle ilgili değer ortayı geçmiş dedi. mesela normalde tahlili alan doktor değer aralığında normal gözüyle baktı.
+1
hoot
(18.02.26)
Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin güncel çalışmaları ve araştırmaları takip etmesini / edebilmesini istiyorum.
0
auroraaurora
(18.02.26)
bence doktorlar aslında kibar insanlar, en azından genç asistan olanları öyle. ama muhtemeln iş yoğunluğundan biraz tepeleri atıyo. bana hep kibar davranıldı ama sekreterlerin inanılmaz burnu havada. sekreter ve hemşireleri uyarmalarını isterdim. doktorun bile girmediği havaya onlar giriyo. pahalı test ise gerekliyse tabi ki önerilsin.
+2
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Kesinlik yoksa yapilan akil yurutmedir ve akil yurutmelerini gizli degil danisanla paylasarak yapmalarini tercih ederim. Bu danisanin katki saglamasina olanak tanir, danisanin kararini daha saglikli almasini saglar ve baska bir yerde, baska bir zaman, baska bir doktorla daha hizli surecler yaratir. Ayrica sistemin dislisi olmamalarini umarim.
0
osssy
(18.02.26)
üniversite ve devlet hastanesinde henüz yüzüme bakıp da konuşan bi doktora denk gelmedim. yaşım da epey var.

geçen hafta özel hastanede bi ameliyat oldum burnumdan, ameliyat sonrası kanamam durmadı. üç hemşire başımda nöbet tuttu resmen doktor gelene kadar. doktor geldi, inceledi ve tekrar ameliyata alındım. devlet hastanesinde olsam neyle karşılaşırdım bilmiyorum.

ben ilk önce devlet hastanesine gidiyorum bi şey olduğunda. bi işlem gerekiyorsa da neyse parası verip özele. işin garip tarafı en son gittiğim devlet hastanesindeki doktor daha yeni özelden devlete geçmiş, ve inanır mısınız o da konuşurken artık insanların yüzlerine bakmıyor. çok tuhaf.
0
antihero
(22.02.26)
(14)

Kişisel gelişim kitapları okur musunuz?

pembediken
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
0
pembediken
(16.02.26)
Okuyorum (özellikle kendimi eksik hissettiğim konularda), mantıklı bulursam da yapmaya çalışıyorum. Ama tabii herşeyi alp okumuyorum, sadece Şeyma gibi haha İyi psikolog ve psikiyatristler tarafından yazılmış çok iyi kitaplar var, neden bunlardan faydalanmayalım ki.
Saçma bulan insan kendini geliştirmeye kapalı bulan insandır.
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
Okurum severim ama herkesi affedin veya iletişimde karşı taraf damariniza bassa dahi sürekli olumlu bir dil tutumunun dayatilmasi ile ilgili önerileri uygulamam.
0
egerbiryolcu
(16.02.26)
Deli gibi kitap okuyan, 'ne bulursam okurum.' diyen biri olarak asla okumadığım ve okumayacağım tek tür budur.
Haddinden fazla anlamsız geliyor bana.
Bu tarz kitap okurken gördüğüm kişiyi de ciddiye alamamak gibi de bir zaafım var.
0
Mirket
(16.02.26)
Engin geçtan kişisel gelişim sayılıyorsa okuyorum.
Okunulan bir kitap özfarkındalığı geliştiriyorsa istediği türde olabilir, okurum.
+5
Bruce
(16.02.26)
Ben de aynı soruyu soracaktım, psikolojiye dair kitaplar kişisel gelişimden sayiliyorsa ben de çok severim.

Yayınevlerinin bu serilerini de iyi takip ederim. Daha okuduğumuzu anladık mi seviyesindeki kendi karakterinden haberi olmayan kişilerin fikrini de umursamam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
yok bi kaç kere denedim çok zorlama geldi hoşuma gitmedi
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
okumam.
0
eileengray
(17.02.26)
her kitap zaten kisisel gelisim kitabidir. bu nedenle kisisel gelisim kitaplari en gereksiz tur bence. hic okuyamadim.
0
antikadimag
(17.02.26)
ben o hatayi bi kere yaptim(okuyamadim tabii) insta reelslarinda daha cok bilgi bulabilirsiniz
0
ala09
(17.02.26)
kişiliğim oturana kadar bu türde sadece dale carnegie okudum. kişisel gelişim kitaplarının mucididir. 1888 de doğmuş adam düşünün. çok bunalıma girdiğimde sadece okumak bile beni sakinleştirir motive ederdi. şimdiki kitaplar bu adamın kitaplarının derlemesidir. kişisel gelişim kitapları sadece okumakla olmaz uyugulamaya da geçmek lazım. 100 sayfa okurdum bazen 1 cümlesi yeterdi.
0
ground
(17.02.26)
bir süre psikolojiye, özellikle evrimsel psikolojiye merak salmıştım. insanların neyi neden yaptığını bir şablona oturtmaya başladıktan sonra evcil (yada vahşi) bir hayvan gibi görmeye başlamıştım.

- müdüre yalaklanıyor: hmm, demek ki terfi alacağını düşünerek bu eylemin sonundaki ödül ondaki dopamin salınımını artırıyor.
- kıza yürüyor: soyunu sürdürme isteği baskın geliyor gibi.

biraz daha derine inince, içinde yetiştiği ortamın davranış kalıplarına yansımasını falan düşünmeye başladım. eskiden öfkelendiğim hareketleri bir laboratuvardaymış gibi gözlemlemeye başladım, kızmıyorum artık. eski kızdıklarımı da bu şablonlara oturtunca "affetmek" olarak bahsettiğin şey kendiliğinden gelmeye başlıyor.
0
birdirbir
(17.02.26)
"Kişisel gelişim" adı verilen kavramın içten gelen çaba ve dışarıdan gelen uyaranların doğal bir süreç hâlinde toplamı olduğuna inanıyorum. Bu amaçla zorlama yapılan aktivitelerin kişisel gelişim denen şeye katkısı olduğunu düşünmüyorum. Ergenken boş vaktimde okuduğum bir iki örneği saymazsak okumadım ve okumam da. Seni kişisel olarak geliştireceğim amacıyla yazılan bir kitabı ciddiye alamam.
0
nundu
(17.02.26)
tur olarak kisisel gelisim kitabi okurum. seyma subasi da kisisel gelisim yaziyor, dogan cuceloglu da, engin genctan da... dolayisiyla burada kalite onemli. bir kitap sirf kisisel gelisim kitabi turunde diye kotu olacak degil. ben size tonla kotu olan felsefe, edebiyat veya (bilimsel) arastirma kitabi sunarim.
+1
Sour
(17.02.26)
Üniversite hocalarının yazdığı damıtılmış piyasa kitaplarını okurum.
0
black holes in the sky
(17.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.