Giriş
(8)

Kalecinin aut atışını pas vermesi

kibritsuyu
Bu saçmalık nereden çıktı ya? Eskiden kaleci uzun kullanıp gönderirdi. Şimdi yanındaki defans oyuncusuna pas veriyor.Rastgele şişirmek yerine oyun kuracaklar desen, top oyuna girdiği için rakip oyuncu pres yapıyor, pası alan şişirmek zorunda kalıyor bu sefer. Üstelik top kaptırma riskine de giriyorl
Bu saçmalık nereden çıktı ya? Eskiden kaleci uzun kullanıp gönderirdi. Şimdi yanındaki defans oyuncusuna pas veriyor.

Rastgele şişirmek yerine oyun kuracaklar desen, top oyuna girdiği için rakip oyuncu pres yapıyor, pası alan şişirmek zorunda kalıyor bu sefer. Üstelik top kaptırma riskine de giriyorlar.

Benim kafamın almadığı bir avantajı mı var?
0
kibritsuyu
(26.02.26)
Defansa çekilmiş rakibin düzenini bozmak,
Rakip sahaya gönderilen ve kime gideceği belli olmayan uzun topu kapıp kontratağa geçmelerine mani olmak,

Yıllar öncesinden aklımda bu ikisi kalmış.
0
Mirket
(26.02.26)
Oyun kurulum şemasını(2+1, 3+1 vb)buna göre düzenleyen takımlar için abecedir bu. Pres yapılıyor diye kolay kolay vazgeçmez çoğu hoca. Ki Herkes doğru yapamıyor presi, her pasla başlayan da uzun vurmuyor zaten. Amaç biraz da o presi başlatıp rakibi üzerine çekmek oluyor bazen.

Gs'nin presi iyi mesela, alametifarikası hatta. Bunu bilmesine rağmen bu sene birçok yabancı rakip pasla kurmaya çalıştı oyunu. Çünkü takımın güçlü yanı o, pratiği o. Plana sadık kal meselesi. Zira preste hata boşluk yaratabiliyor, pres hattını kıran bir pasla orta sahayı hızlı geçebiliyorsun. Birbirinin antitezi iki unsurun kiminki kazanırsa savaşı gibi düşün.

Ya da kalecinin uzun topu kötüdür, pas verdiği oyuncunun iyidir o vursun istenir.
+1
Bruce
(26.02.26)
Temel mantik su. Kaleci topu diktigi zaman sen topu bilinmezlige atarsin. Ayagindaki topu riske atmis oldun bir nevi. Ama pas yapinca top sende kaliyor. Oyunu kurarsin, hakimiyet sende olur.

Eskiden orta yapma olayi vardi mesela ceza sahasina. O olay da kalkti. Santraforu defans kucaga aliyor cunku azinliksin. Bakmadan orta yapma diyorlar, sifira ineceksin en iyi pasi vereceksin. O yuzden zaten eskisi gibi goril santrafor kalmadi pek, daha dogrusu normal santrafor da kalmadi.
0
freedonia
(27.02.26)
eskiden derken 2008de pep le barcelonada başladı. kaleci topu diktiğinde topun takımda kalma yüzdesiyle kaleden oyuna topu soktuğundaki yüzde çok farklı.
kafanızın almadığı avantaj çok açık. geriden topu oyuna sokarsan top sende kalır. dikersen bunu hesaplayamazsın.
0
mikahakkinen
(27.02.26)
hayır arkadaşlar bahsettiğim şey topu dikip karşı sahaya göndermek yerine yakındaki oyuncuya pas atarak kullanmak değil, bundan bahsetmiyorum. eskiden kaleciler ellerindeki topu da oyuna degajla sokardı, artık elle müsait oyuncuya atarak kullanıyorlar, uzun süredir degaj görmedim. bahsettiğim bu değil.

defans oyuncusu kalecinin hemen 2 metre yanında duruyor. kaleci topu yanındaki oyuncuya pas atıp oyuna sokuyor. top oyuna girince rakip oyuncu üstüne koşup basıyor. pası alan oyuncu baskıyı yiyince ya kaleciye geri veriyor, ya yanındaki yöresindekine vermeye çalışıyor ama üstüne koşturan rakipler yüzünden veremiyor, ya kaptırıyor, ya kaptırmamak için höbelee diye kontrolsüz tepip taca maca atıyor. bunların hepsi daha ceza sahasının içinde ya da hemen önünde oluyor. kendi kalenin önünde anlamsız gereksiz paslaşmalar.

abanıp karşı sahaya dik demiyorum da, pas vereceksen de beklere, stopere falan pas ver, oradan kursun oyunu. niye iki metre yanındakine pas vererek oyunu başlatıp rakibi kendi kalenin önünde üstüne koşutturuyosun?
0
🌸kibritsuyu
(27.02.26)
geriden oyun başlatarak galatasarayın önde pres yapması sonucu gol yemek için
0
Hallegadola
(27.02.26)
Rakibi ustune cekmis oluyorsun iste. Orta sahan, forvetin rahatliyor alan buluyor, markajdan cikiyor, iki kilit pasla kontratagin kralini yapabiliyorsun. Tuzak bir nevi, kale onunde riskli paslar yapiyorsun, rakibe umut veriyorsun, rakip daha da istahlaniyor topu kapabilirim, kaparsam gol atarim, forvet diyor ben basiyorum, arkamdan siz de basin yaklasin hep beraber basalim durumu oluyor. Cikabildigin her pozisyon tehlike yaratirsin, bir de pres yapmak kolay degil, erken yorulursun, onde basan yoruluyor. o presi kirabildiysen bir de tazi gibi 60-70 metre geri kosuyorlar yardima kendi yara sahalarina o adamlar. Ha kalecin, defansin ayagi kotuyse, kazmaysa girmeyeceksin bu islere.
+1
freedonia
(27.02.26)
Birkaç farklı sebebi var. Önde olan takımlar hem zaman geçirmek için hem de tempoyu kontrol etmek için yapıyorlar. Top ne kadar fazla kendilerinde kalsa kar çünkü. Senin takımın hata yapmasa bile karşı takımın erken ceza sahasına girip oyunun tekrardan başlaması veya yanlış pozisyon alıp hem topu kazanaması hem de yorulması yine lehine oluyor. Geride olan takımlar genelde daha çabuk kullanırlar ama yine de planlı ve organize atak için pasla oyunun başlatılıp kurulması önemli. Ama dediğinde haklısın, bazen çok fazla risk alıp gol yiyebiliyor bunun dozunu iyi ayarlamak lazım :)
+1
iwasbornonamountainside
(27.02.26)
(22)

Anneanne & babaannesinin çocuk bakması??

eisberg
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide işi olsa diğeri bebeğe bakıyor anca öyle hallediyoruz falan. Bir iki defa iş yerine çocukla gittim hatta.

Her neyse, ekşide bu anneanne babaannelere çocuk baktırma başlığını gördüm, millet ne giydirmiş ya ailelere. Yaşlılara zulüm ediyormuş gibi, ben hiç öyle düşünmüyordum. Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?
+3
eisberg
(26.02.26)
yaslarina, saglik durumlarina, aile dinamiklerine, torun bakmaya heveslerine göre degisir. torun bakmak isteyen ve sagligi yerinde olan birine nede eziyet olsun?

ben dogdugumda babannem 51, dedem 55 yasindaymis. ilk torundum. beni kendi istekleriyle alip yazin 3 ay yazliga götürüyorlardi ve bu konuda annemi falan ikna ediyorlardi. kendileri istiyordu.
halam ikinci kizini dogurdugunda babannem 67 yasindaydi. bana baktigi dönemdeki gencligi yoktu. bakici tuttular, babannem, dünürüyle dönüsümlü olarak kontrole gidiyordu. fiziksel olarak torun pesinde kosmuyordu. yorulmuyordu ama bir nevi hala torun bakiyordu.
farkli durumlar ve farkli yaslar, farkli adaptasyonlari gerektiriyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Ben de anneanne, babaanne olsam torun bakmak istemem. Belli bir yaştan sonra insanın kafası kaldırmıyor gürültü patırtı. Devamlı takip edeceksin düşmesin kalkmasın diye.

Enerjik bir anneanne, babaanne olurum bunu biliyorum ama uğraşamam. Turlara gideceğim, arkadaşlarımla buluşacağım falan. Evimde sessiz sakin kitabımı okuyup, kahvemi içeceğim. Çocuğum olsaydı, o bile sık sık gelsin istemezdim ziyaretime.
+6
rock n roll
(26.02.26)
Aile arasında az da olsa güven samimiyet varsa , büyükler çocukları seviyorsa gelini veya damadı çok sevmeseler dahi torunlarına bakarlar.

Evlilik, akrabalık ilişkilerine önem vermeyen, anne babası dahil yaşlıların yerini sadece huzurevi gören birileri için tabi böyle aile içi yardımlaşma destek türünden şeyler garip, tuhaf , bilimsel olarak incelenmesi gereken psikolojik vaka olarak görülebiliyor ne yazık ki.
0
diyecevaplandı
(26.02.26)
Peki tam tersi durum? Yani aileler de annene babannelere yaşlanınca bizim de hayatımız var biz de bir defa geldik dese? Bu çok acımasız geliyor bana.
+1
🌸eisberg
(26.02.26)
Torununa bakabilmek için ikinci kocasından boşanan kadın gördüm ve kızı da bu boşanmayı teşvik etmişti.

Anne babaların belli bir yaştan sonra kendi hayatları olamayacağına ve çocuklarının mutluluğu için yaratılmış olduklarına dair bir düşünce var.

Bir de şu var. Tam zamanlı olarak anneanne, babaanne tarafından bakıcılığı yapılmış çocuklar ilerde prenses oluyorlar bence.
+2
Mirket
(26.02.26)
Çocuğum olursa direkt şutlarım anneannesine, babaannesine. Anne çalışıyorsa normal. Bakıcıya verilen kadar olmasa da onlara da para verilir. Win win.
-6
arbre
(26.02.26)
Aslında şu da var; belli bir yaşın üzerindeki insanlar zaten çocuk bakmak için uygun değil. Algıları gençler gibi değil, refleksleri yeterince iyi değil, ne kadar hareketli olursa olsun örneğin iki yaşındaki bir çocuğun peşinden koşabilecek durumda değiller.

Onlar zaten kendi çocuklarını bakıp büyütmüşler, torun için de ugrasmasinlar. Belki çok sert gelmiştir özellikle ilk cevabım çoğu kişiye. Fakat biraz bencil olmak iyidir. Biz toplum olarak özellikle aile konularında aşırı fedakarlık yapıyoruz yani saçımızı süpürge ediyoruz ama bir kere geldiğimiz hayatta belki kendi isteklerimizi göz ardı ediyoruz bu da mutsuzluk sebebi bana göre.
+5
rock n roll
(26.02.26)
Anneanneyi babaanneyi tam zamanlı bakıcı yapmak çok haksızlık bence. Biraz rahat etmek onların da hakkı.
Ama biz de eşimle desteksiz çocuk büyütüyoruz memleketlerimizden çok uzağız. Gerçekten çok zor sizi anlıyorum. Çocuğu birine emanet edip doktora gitme şansımız bile olmuyor.
+1
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Pandemide doğmuş çocuğumuz var. Tek başına çocuk büyütmekte doktora seviyesi bizde galiba. eşimin doğum ve sonrası (pandemi seyahat yasağı) dahil anne babalar yanımızda değildi. özet geçeyim bugüne kadar istisnasız çocuğu kreş saatleri dışında birilerine bıraktığımız toplam süre 24 saat değildir bugüne kadar. aileler uzakta, yüzlerce km uzaktan gelip çocuğa bakıcılık yapacak şartlar yok. yani durumunuzu anlıyorum özetle.

Evet, bazen gerçekten insan çok ihtiyaç duyuyor çocuğa bir kaç saatliğine bile gönül rahatlığı ile bırakacak birilerini ama çocuğu doğurup dedeyi nineyi kürek mahkumu gibi bakıcılığa zorlamak gerçekten rezil bir davranış bence. Büyükanne, büyükbabalar çok gereken durumlarda evet toruna bakabilirler bu zaten çok doğal lakin insanların hayatın dinlenme ve yüklerinden kurtulup rahat rahat yaşayacağı çağda bakıcılığa duygusal manipülasyon, mobbing suretiyle mahkum edilmesi çok kötü. Torun sahibi olursam böyle bir durumda kalmak asla istemeyeceğim bir şey. Yani tamamen keyfiyetle çocuğu dedeye nineye iteleme tavrını kastediyorum. çünkü yapan çok fazla kişi var.

sonuç olarak annenne babanne bakıcılığı desteğinden hiç ama hiç yararlanamamış biri olarak diyorum ki, bence de öyle, herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin düzeni var.
+3
wilhelmwasmuss
(26.02.26)
abimin çocuğu var annemle babamı yaşadıkları yere taşınmaya ikna edebilselerdi 2. çocuğu yapıp anneme itelemeyi planlıyorlardı ilk defa bizimkiler kendilerini ezdirmeyip bizim de hayatımız var diyip kabul etmediler. ilk çocuklarına da kafadan kontak anane baktı çocuğun durumu içler acısı.
sonuç olarak benim şahsi görüşüm, çocuk yaparken başkasına muhtaç olmanız gerekiyorsa demekki durumunuz o çocuğu yapmaya müsait değildir.
+4
nahtoderfahrung
(27.02.26)
evet onlar çocuk bakıp sıralarını savdı diye düşünüyorum. çocuğum yok. ama olursa ne annem ne kayınvalidem devamlı bakamaz. annem direkt söylüyor da, hiç alınmıyorum. baksa çok yıpranır. bir de sorumluluktan korkar.
tabii bizimkiler 60+. genç olanlar bakmak isteyebilir. ama istemezse de alınmak ne kadar doğru bilmiyorum, bir gün değil iki gün değil, hayatı komple kilitleyen bir şey.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(27.02.26)
“Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?”

yeni nesil ebeveynlerden korkuyorum. iq eq meselesi midir cocugu kaldiramamanin derdi mi bilemiyorum ama kafasi cok tuhaf. aynen yaslaninca bakma cunku yillarca sana bakip buyutmemisti, cocuguna da bakmaliydi. yani o kadar kitleme durumu varsa yaparken musaitligini sorun bari, bi ihtimal kendi hayatlari olabilir insan oldugu icin
0
ala09
(27.02.26)
@ala09 kardesime katilmiyorum. Dunyaya gelmeyi ben secmedim, kendi tercihleriydi. O yuzden bana bakmak zorundalardi zaten.

Torunlara bakmak zorunda degiller ama bu konuda istekli olan çok aile büyüğü gördüm. Tercih kendilerine ait olmalı. Belki hayatlari zaten sıkıcıdır, torun bakmak hareketlendiricektir vs. Yaş ve fiziksel durum etkendir vsvbs

Biz de anne babamiza bakmak zorunda degiliz evet (ben kesin bakicam da kisisel)
0
üğpoıuy
(27.02.26)
ben de bebek bekliyorum, annem bakacak. sigortasını yapacağım ve maaş vereceğim.
0
Hallegadola
(27.02.26)
çocuğu anamız babamız baksın diye yapmadık, ancak insan arada da düşünüp yardım eder. bizim ne anane ne babane gram dahil olmadı. zaten sağlık sıkıntılarından dolayı dahil olma ihtimalleri yok. çevremde anasından babasından destek almayan tek aile biziz ve zorlanıyoruz. tamam biz çoğu şeye dahil etmedik ama biraz insan düşünür diye kızmışlığım var. benim türkiye baby boomerlarına şöyle kızgınlığım var: çok çektik perişan olduk cart curt... ulen avrupada sizin yaşıtlarınız 2. dünya savaşında öldü, ailesinde kaybı olmayan yok. zorluksa onlarınki zor....
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Herkesin düzeni var ve herkes hayata bi kere geliyor 🤷‍♀️

Kendileri istiyorsa ya da önceden anlaşılmışsa siz de istiyorsanız baksınlar ama görev değil yani. Hayatta ne olacağı belli de değil. Ben biraz anneme güvenerek yaptım, emekli olsun tam zamanlı baksın gibi bir isteğim yoktu ama çok çok bunalırsam pişman olursam yalnız kalmaya ihtiyaç duyarsam ona bırakacaktım 1-2 gün. Öyle konuşmuştuk cesaret vermişti bana, hamileyken aniden kaybettim onu.
+1
mezzosprite
(27.02.26)
çocuğum yok ama olsa da annem veya kayınvalidemin bakmasını istemem. eğer maddi imkanlarım yeterli ise kendim bakmak isterim. onun o minik hallerini bi daha göremicem sonuçta. 18 yaşına gelince ayrılıcak gidicek zaten. en azından okula gidene kadar ben bakmak istiyorum ilerde çocuğum olursa. annane babanneye ise eğer kendileri gönüllü ise bırakılır bence. zorla değil tabi.
+2
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Sigortasını yapacak, maaşını verecek olan arkadaşım,
Sırf meraktan soruyorum.
Madem annenin onlara ihtiyacı var ve sen de yapacak durumdasın, şimdi neden yapmıyorsun?
Çocuğun bakıma ihtiyacı kalmayınca işten mi çıkaracaksın, tazminatını da verecek misin?
Bu nasıl bir Anne-çocuk ilişkisi?
-1
Mirket
(27.02.26)
annem kardeşimin çocuklarına bakıyor ama çocuklara baktığı için kendisine muhtaç olduklarını düşünüyor ve günün sonunda da bir kibir oluştu.

ancak bizim ufaklığı bir süre emanet etmek durumunda kaldığımızda hiç özenmediğini gördük, zaten yaşı ilerlemiş büyüklerimizin çocuklara yaklaşımı/bakımı zaman zaman bizim de hoşumuza gitmeyebiliyor. kimse zorunda değil ama çopcuğu da dara düşünce destek atabilir diye düşünüyorum. hayatını toruna adamaları acımasızlık olabilir ancak 40 yılda bir de toruna bakmak gerektiğinde elini taşın altına sokmalı. hele ki doğur bakarım gibi bir söylem olduysa bakmalı bence
+1
kondansator
(27.02.26)
Buradaki mesele anne-kız ilişkisi değil, emek. Düzenli ve tam zamanlı çocuk bakımı ciddi bir zaman, sorumluluk ve emek demek. Kadınların emeği yıllarca "zaten anne", "zaten seviyor" denilerek ücretsiz ve görünmez kabul edildi. Oysa bakım emeği emektir. Sevgiyle yapılması onun ekonomik değerini ortadan kaldırmaz.
Sigorta ve ücret konuşmak ilişkiyi bozmaz, emeği görünür kılar ve sömürünün önüne geçer. Torununa bakmak görev değil tercihtir. Ve eğer emek varsa karşılığı da olmalıdır.
Evlilik içindeki görünmeyen emek de, boşanma sonrası yaşanan adaletsizlikler de ancak emeği baştan tanırsak çözülür. Emek değerli olduğu için karşılık bulmalı. Sevgi sömürünün gerekçesi olamaz.
+4
mezzosprite
(27.02.26)
Çocuk sahibi değilim ama çocukken ailem beni rahat senede 3 aya yakın anneannemlere bırakır, haftasonları da babaanneme bırakmak için fırsat kollarlardı. Arada da yaz okulları, kamplar vs bir sürü şey sıkıştırırlardı.

İleride bu yaptıklarını konuşunca da sen de istiyordun diye kıvırdılar. Evet çocuktum yaz tatillerinde bodruma gitmeyi yüzmeyi seviyordum ama bu işin gerçeğini değiştirmiyor bana bakmamak işlerine gelmiş de itelemişler beni işte.

Biri çocuk yapıyorsa kendisi bakmak zorunda, çalışıyorsa da çocuğunu kreşe akranları ile sosyalleşmeye göndermeli, yaşlı 2 insana çocuğu iteleyip yapayalnız büyütmek büyütmek falan değildir.

Çocuğa vakit ayırmak bir mesele ise bir zahmet çocuk yapmayın. Ben yapmıyorum mesela maaş güvencem olsa da maddi durumum müsait olsa da.
+2
denizgonen
(27.02.26)
Ben şahsen tercih etmedim etmiyorum da. 18 aylık kızım. Aşırı nadir akşam uyurken, neredeyse hiç de gündüz bıraktık anneme. Babanne zaten şehir dışında toplasan 3 kere görmüştür onda da bir alt bile değiştirdi mi şüpheli. Gerek yok ya kimsenin eline bakmaya. Ailecek hastalandığımızda falan çok sıkıntı çektik ama hallediyoruz. İleride geriye dönüp baktığımızda biz hallettik diyebileceğiz.

Ama bir arkadaşımın annesi var ya dünden razı kadın utanmada haftaiçi bana bırakın falan diyecek kızına. Öyle hevesle bakıyor.
0
wild honey suckle
(27.02.26)
(31)

Restoranttaki davranışı çok mu abarttım

buiret
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarıs
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarısı kaldı yanda pilav var ortadan azıcık salata aldım planım onu paket yaptırıp eve götürmek ama ben bu planlar içerisindeyken kendi kafamda eşim benim tabağımdaki kebabın yarısını aldı kendi tabağına koydu diğer yarısını da zaten benimle aynı şeyi yemiş ve bitirmiş olan arkadaşına koydu arkadaşı yemedi tabii eşim de bi ısırık alıp kebabı devam etmedi, arkadaşımın eşi paket servis istiyorum diyerek kendi tabağındakileri toplarken benimki boş kaldı üstelik ziyan da oldu bu davranışa nedense çok bozuldum. Eşim olarak benim tabağımdaki bi şeyi söylemeden alıp yiyebilir ama neden benim yemeğimi bi başkasına üstelik de sormadan ve aynı şeyi yemiş birine veriyorsun, bilmiyorum abartıyor muyum siz olsanız nasıl tepki verirsiniz daha bi şey de demedim böyle şeyler için de huzur bozmayı sevmiyorum ama kimse eşinin tabağından izinsizce bi şey alıp arkadaşının tabağına koymamalı gibime geliyor
+1
buiret
(26.02.26)
Niye konuşmuyorsunuz ilişkilerinizde ya çok ilginç...
Abartılacak bir şey yok diyalog eksikliği var.
+17
anon1m
(26.02.26)
sıfır abartı. düşüncesizce yapılmış bir harekete iyi bile tepkisiz kalmışsınız. benim eşim orada homurdanır sonrasında da söylenirdi epey.
-3
eisberg
(26.02.26)
Eşin büyük ihtimalle köyde doğup büyümüş biri. Tepkinde haklısın. Eğitimsizlik.
-7
arbre
(26.02.26)
bana abartı geldi tepkiniz. önce sorsa iyi olurdu tabii ama bozulacak ve hala üstünde düşünülecek bi şey göremedim
+3
pide
(26.02.26)
Odunluk bence. Hele ki karımın yemeğini başka adama vermek.
0
Cezcez
(26.02.26)
Bunu düşünmeniz abartı değil de eşinizle bu durumu konuşmayıp buraya yazmanız bana garip geldi. Belki yaptığının farkında bile değil ve sizin konuşmanızla tekrarlamaz da en azından.
+3
purplee
(26.02.26)
Böyle şeylere takıyorsanız sizin ruh sağlığınız ve takıldığınız bir şeyi anlık olarak konuşamıyorsanız evliliğinizin sağlığı risk altında.
+7
Mirket
(26.02.26)
Doğru yanlış diye bakılmamasi gereken bir olay bence. En fazla rahatsız olduğunu söylersin o kadar. Kafada yer bile etmemeli bence.
O yüzden abarttın diyorum.
+5
kisa
(26.02.26)
eşin düşüncesizlik etmiş ama abartmamak lazım. tatlı bi dille bu hareketi yapmadan önce "ben böyle böyle düşünmüştüm, paket yaptırıcaktım ama bir dahakine bana sor olur mu?" diyin.
+3
elektr10
(26.02.26)
Düşüncesizce bir hareket ama niye sonradan konuşmadın ki? Trip atar gibi değil normal şekilde “ya ben paket yaptıracaktım aslında keşke sorsaydın” desen bir sonrakine dikkat ederdi.
+3
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Herhangi bir tepki vermediğiniz için abartıyorsunuz diyemedim.

Tabağına aldığında söyleyebilirdiniz ben bunu paket yaptıracağım diye aslında, en azından sadece kendine alırdı tadımlık, başkasına ikram etmezdi.
Sizin tabağınızdan size sormadan alıp başkasına servis etmesi zaten komple delilik.

Ben olsam mutlaka üzerinden çok zaman geçmeden konuşurdum bu konudaki rahatsızlığımı dile getirirdim bir daha tabağıma dokunmasın hele ki başkaları için.

Ve pasif agresifliğin kölesi olduğum için aç olmasam bile eve geldiğimde çok çok iyi bir yemek söyletirdim kendime paket yapmama fırsat verilmediği için bu da anlamasına vesile olur bir daha sormadan hareket etmezdi.
0
mutekebbir
(26.02.26)
sormadan aldıysa dusuncesizlik olmuş ama belki alkol fln da varsa, ya da sohbet koyu ise dalginligina gelmiş olabilir. esinizin bu konulardaki tavrını en iyi siz bilirsiniz.
+3
oscar
(26.02.26)
abartıyorsun.
+1
gabe h coud
(26.02.26)
eve gelince yav paket yaptıracaktım, planlarımı bozdun filan der ertesi gün unuturdum. allah kolaylık versin, böyle yaşanmaz.
+4
elorelia
(26.02.26)
eşinizin alması size sormadan alması doğru olmamış, sizin bozulmanızda. evde yemesenizde olur o kebabı. büyük bir ihtimal eşiniz de ziyan olarak gördü önce kendine aldı sonra dağıttı.

ben olsam yemediğim kebabı eve goturmezdim.
+1
Başka
(26.02.26)
insanların içinde bir şey demezdim ama eve gelince büyük olay çıkartırdım. ama neyse ki eşimle benim aramda iletişim problemi olmadığı için böyle şeyler yaşamıyoruz.

ancak buna benzer bir olayı arkadaşımla yaşamıştım. iş yerinden birinin taziyesine gitmiştik. herkese ikişer pide koyuyorlardı. ben pideye rahmetlinin ruhu ve pidenin tadı enfes olduğu için yumulurken arkadaşım bir anda pide ikramı istemediğini benim tabağımdakinin ikincisini yiyeceğini söyledi ev sahibine. o pidenin tadını halen daha unutmam.

yalnız bu arkadaşımın kalemlerime, eşyalarıma vs çökmüşlüğü oldu sonradan. artık bir şey alınca o senin olsun kendime yenisini alırım diyorum veya direkt bu sende kalmıştı bana geri verir misin diyorum. köylülük diyeni eksilemişler ama doğru, bu eyleme benzer hareketlerde bulunduğunu gözlemlediğim insanlar taşralı veya yurt/köy ortamında büyümüş insanlardı. yokluk psikolojisiyle hareket ediyorlar.

neticede eşinize dediniz mi neden bunu böyle yaptınız diye?
-12
Hallegadola
(26.02.26)
bir porsiyon daha sipariş verip "paket olsun" deseydiniz.
+2
burfak
(26.02.26)
ya ben mi garibim anlamiyorum ama esimin tabaginda olan artmis yemegi neden arkadasimin tabagina koyayim ki?
esimin yemegini kendime alip yerim ama baskasininkini yemem. baskasinin artmis yemegi de bana yemem icin verilsin istemem. bence burada asil elestirilmesi gereken sey bu.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
ben olsam yemekte doyduğum an "ay şiştim bunu paket yaptırır, evde sonra yerim" derdim. bu sayede kimse benim tabağıma dokunmazdı. ha eşim belki "yok hayatım bu eve taşınmaz kötü olur ver yiyelim" deseydi de "alın yiyin" derdim.

eşiniz sizin aklınızdan geçeni bilemez. "buna devam edecek misin hayatım" dese iyiydi ama o an dalgınlıkla bunu düşünememiş olabilir. tabakta bırakılan yemeğin çöpe gideceği düşüncesi ilk akla gelir. buna göre hareket etmiş.

eşim böyle bir şeyi yapsa hiç umursamam. bu o kadar kızılacak, takılacak, üstünde günlerce düşünülecek bir şey değil. o an içimden "hay ya ben onu sonra yicektim be, neyse artık" derim ve saniyesinde o konu kafamda biter.

sonra aklıma gelirse anca başka yemeğe giderken gelir ve derim ki "bu sefer yemeğimi bitiremezsem dadanma tabağıma, paket yaptırıp eve getiririz"

abartıyorsun hem de çok. abarttığın ve takıldığın diğer konuları düşünmek bile istemiyorum. böyle yaşanmaz. rahat ol biraz. her şey kötü niyetten değil. seni umursamadığı ve sana değer vermediği için, senin fikrine değer vermediği için yaptığı bir şey değil.
+4
art cat chocolate
(26.02.26)
Cok saygisiz ve simarikca.

Ziyan olmus yemek yazik günah.
Biz birbirimize sormadan tabagimizdan hicbir şey alip tadina bakmayiz bile.

Avrupa yakadi Sahika gibi bir tepki versen yeridir. Ama sen yine de söyle böyle hoslanmiyorum dikkat eder misin vs diye karsi taraf da yapmaz zaten.

Bir tane daha sipariş verip paket yaptirsaydin diyenleri asla anlamiyorum. Ortada bir hayvanin cani var, et yeme simarikligimiz yetmiyor bir de israfi normallestirmeyelim.
-1
Purple life
(26.02.26)
Hayatta ince detaylar önemlidir ama bu kadar gereksiz bir ince detaya takılmak hayat kalitesini düşürür. %1000 eminim eşinize sorsanız hatırlamayacaktır bile.
+3
kimlanbu
(26.02.26)
askerde et yemeği ve kebap yok diye bunalıma giren arkadaşlar vardı. bunlar doğuluydu, urfa, antep falan gibi yerlerden. bana onları hatırlattın
+1
runaway
(26.02.26)
eşin öküzlük yapmış . de ki ona ahmet mehmet bir daha benim tabağımda ki yemeğe müdahale edip başkalarına servis etme. bilmiyorsan ayıp.
0
jamswety
(26.02.26)
Bence bariz abartmışsın
0
basond
(26.02.26)
karimin tabagindakini ziyan olmasin diye yerim orda sikinti yok.
ama alip baskasina vermem, orasi garipmis.
benim de karim benim tabagimdaki kalmis yemegi alip baskasina verse, aksam evde bir otur konusalim derim.
bana da garip geldi acikcasi..ayrica adamin ayni yemegi yemis yememis olmasinin bence konuyla hicbir alakasi yok.
+3
cooperr
(26.02.26)
zihinsel geviş getirme. o anda tepki vermelisiniz. eşinizin yaptığı yanlışsa bile bunu ona söylemelisiniz. sizin gibi insanlar içine atıyor sonra histerik oluyor. başı ağrıyor, suratı düşüyor vb. içiniz atmayın.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
eşinizin davranışı düşüncesizlik ve biraz da görgü bilmemek gibi görünüyor ama konuşulup halledilebilecek bir şey gibi bu, bence içine atarsanız bu tarz durumları daha büyük sorunlar olmaya doğru evrilir, en güzeli uygun bir dille konuşup çözmek
+1
darthvader
(26.02.26)
Daha çocukluktan sınır ihlali nedir, nasıl olmalı olmamalıyı öğretiyoruz.

Eşiniz bariz sınır ihlali yapmış kusura bakmasın ve evet size sormadan kendisi alması dahil sınırlarınıza müdahale oluyor bu. Gayet haklısınız, kesinlikle konuşun tekrar etmez böylece.
+1
lambada
(26.02.26)
Ben de bozulurum ama konuşurum tekrar yapmaz, uzatmam.

Bi de benim eşim paket yaptırmayı ayıp görüyor 🤦‍♀️ ne zaman paket yaptıracağımı anlasa bitirmeye çalışıyor tabağımı. Ama birkaç kez tartıştık bu konuyu, "ben yemeğimi seviyorum ve bir sonraki öğünümde yemek istiyorum, neden elimden zevkimi alıyorsun" şeklinde anlattığım için azalttı bu davranışını. Hani doymadıysa yesin sorun yok da sırf paket yaptırmayayım diye yemesi sinir bozucu
0
mezzosprite
(27.02.26)
Başlıktaki soruya cevap; evet.

Bu iftar yemeği miydi? Kan şekeri daha beyne ulaşmamış da sinirleri dinginleşmemiş gibi geldi okuyunca :)

Senin paket yaptıracağını kimse anlamamış. Kocan da “ulan para verdik çöpe gidecek” diye düşünüp almış. Eşinin tabağından aldığı şeyi arkadaşına vermesi biraz tuhaf geldi ama buna bozulması gereken sen değilsin de arkadaş sanki. “Kardeşim sen karının lokmasını yersin de ben senin karının tabağından artan şeyi niye yiyeyim” diye düşünür insan.

Sen “bunu paket yaptıralım” desen de bunu sallamayıp böyle bir şey yapılsa sinirlenirsin de bıraktığın düşünülüyorsa buna neden bozulduğunu anlamadım.

Misafir kadın da kendi yemeğini paket yaptıramamış olsaydı acaba daha iyi hisseder miydin?
0
lazor
(28.02.26)
Bir şeyle ilgli 6.his hissiyatınız bir yerde bir rahatsız olduysanız orada sizin eğitim kültür yetişme tarzınıza göre uygunsuz bir şey olmuş var demektir. Hislerinize güvenin.

Ve evet sizin tabağınızdan alıp karşı erkek olanın tabağına koyması siz bayansanız biraz uygun düşmemiş.

Çok aşırı büyütülecek mesele değil. Karşı tarafın biraz eğitim kültür ve sosyal zekasıyla ilgili.

Konuşursunuz kendisiyle sakince. Rahatsızlığınızı dile getirsiniz.
0
mahmuttt
(28.02.26)
(20)

Ülkenin başına geçer miydiniz?

michael_knight
Hayali bir senaryo;10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz. Kabul eder miydiniz?Bir şirket
Hayali bir senaryo;
10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz.
Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz.

Kabul eder miydiniz?

Bir şirkette 10 kişinin müdürü olmanın bile ne kadar stresli olduğunu, dört yakın arkadaşınıza netflix’ten filmi siz seçince beğensinler diye nasıl ter döktüğünüzü de hatırlayarak karar verin.
10 yıl boyunca birilerini ölmesi, sakat kalması, işsiz kalmasına sebep olacak kararları da almak zorunda kalacaksınız.
Kabul ediyor ve yarın göreve başlıyor musunuz?
0
michael_knight
(26.02.26)
Yazdım yazdım sildim. Geçmem ülkenin başına. Başkası alabildiğine s.çacak ben temizleyecem, yok öyle bok. Bana destek olmayacak halkın sorumluluğunu almam.
0
yaren
(26.02.26)
ulkeyi bundan daha kotu bir duruma sokmak cok zor, o yuzden tahminim ortalama ya$, zeka ve egitime sahip her akli basinda adam/kadin kabul eder bunu.
+8
cooperr
(26.02.26)
bu yetkilerle kesinlikle geçerdim. 10 seneye de ülkeyi düze çıkarırdım.
0
gercekdunya
(26.02.26)
o iş bize kalmaz. kalırsa da bu kadar lümpenin derdini çekemem. ülke çok büyük ve geri kafalı.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Tabiki geçerim. Ülkeyi yönetebilecek zeki ve milletin refahını düşünüp kendini düşünmeyen kaç kişi olur ki benim gibi?
+1
etna
(26.02.26)
abi şu an başkalarının kararları yüzünden ölen, işsiz kalan vs. bizler değil miyiz zaten? kaç kişi yarına sağ veya cebinde rahat edeceği kadar parayla çıkabileceğinden emin ki? saydığın olumsuzlukları zaten vatandaş yaşıyor, sen üstüne 10 sene ülke yönetimi deyip dokunulmazlık veriyorsun. ben talibim göreve hehe.
+1
der meister
(26.02.26)
Evet.
+2
gabe h coud
(26.02.26)
Başına geçer, iyi manada da içinden geçerdim, sonrasında bırakın beni seçmeyi can güvenliğim olmayabilirdi.
Bizim toplumun anladığı tek şeyin ceza olduğunu düşünüyorum, alabildiğine disipline etmeye çalışırdım baştan sonra, kendim de dahil. Edebilirsem sonrasında da hakediyorlarsa sonsuz sevgi gösterirdim ama önce di sip lin.
+1
kumandanim
(26.02.26)
geçmem. klavye başından eu4 yönetir gibi yönetme şansım varsa olur yoksa bırak 5 seneyi 1 sene bile dayanmaz ülke.
0
gule gule
(26.02.26)
Geçmem ülke nasıl yönetilir pek bilmiyorum.

ibb.co
+2
kizil karga
(26.02.26)
10 yıl boyunca seçimle ya da darbeyle iktidardan inmeyeceksem yaparım. çünkü bu ülkenin en büyük problemi uzun vade düşünememek.
+1
co2s2
(26.02.26)
Ben bu haliyle de geçerdim ama ülkeye sanırım çok radikal kalırım. Rüşvet vs alanlara savaş açardım. Eğitimde dinsel olguların hepsine savaş açardım. Cemaat ve tarikatlerin tüm işletmelerinin canına okuyacak derecede denetimden geçirirdim. Trafik cezaları ve diğer kamusal alanda işlenen suçlara müdahalede rütbesi farketmeksizin polislere yakaladıkları her suçlu için prim veririm, dava açılıp ceza aklanırsa da primi geri alacak bir kontrol balans mekanizması kurarım. Ve bu parasal cezalar çok yüksek olur.
+1
Unde bach canim
(26.02.26)
eskiden olsa geçmem derdim ama şu anki halimle geçerdim.

alacağım kararların hiçbiri ama hiçbiri siyasi yönde olmazdı, tamamen sıradan bir vatandaş olarak tamamen sosyokültürel yönde olurdu. siyasi sayılabilecek tek kararım mutlak anlamda işinin ehli olanları o alanda yönetici yapmak olurdu. geri kalan kararlarımın kısmı türkiye'yi tamamen kocaman bir "çoğunluğun rahatlığı için aşırı kuralcı ülkeye dönüştürmek üzerine olurdu. hiç şaka yapmıyorum, sahil boyunca halay çeken kıroların ev hapsi, yüksek sesle keko şarkıları açan tiplere zorunlu çöp toplama görevi, yürüyen merdivende solda bekleyenlerin toplu taşımaya bilinmemesi, ülkenin imajını zedeleyen her türlü taksici, turizmci, keko-mafya kırması köpeklerin toplumdan izole edilmesi ve mal varlıklarına el konulması, toplumsal refahı yerinde olmayıp da ülkeye düşman kesilen ama hala üremekten geri kalmayanlara doğum yasağı getirilmesi, belli bir zümreye genellenebilecek suçları işleyenlere aile boyu müebbet vermek, bir alanda artık insanların yapmaktan korkacağı iyilikleri veya günlük rutinleri bozanlara idam getirmek gibi şeyler ne güzel olurdu.
+2
m e b
(26.02.26)
geçerdim. ve iyi de yönetirdim bence ya.
%100 adil davranırdım herkese ve her şeye.
-1
matilda
(26.02.26)
10 yıla gerek yok. Hukuk sistemi düzeltip bağımsız hale getirsem, suçlunun cezasını çekeceği bir sistem kursam yeter. Gerisi zaten düzelir. Böyle bir sistemi kurup tam anlamıyla işletmek en fazla 1 senemi alır. Hukuk sistemi düzelirse, eğitim, sağlık ve ekonomi düzelir. Cezayı gören suç işlemekten korkar ve her şey yoluna girer.
0
scudman1
(26.02.26)
Hayır
0
peki madem
(26.02.26)
Bu ülkenin sorunu eğitim. Eğitim de ailede başlar. Çocuğunu eğitecek eğitimli aile için 10 sene yetmez, en az bir kuşak gerekir.
+1
Mirket
(26.02.26)
Ben bunu yaptım gibi bir şey.
Democracy diye bir oyun var. Oyun diyorum ama metin bazlı bir şey. Öyle çiftçiyi koyunlara yolla, şuraya fabrika kur gibi bir şey değil.
Bir ülkenin başına geçip, yönetiyorsunuz. Vergi politikası, müfredat, atıyorum eşcinsel evlilik legal olsun mu falan baya her şeye karar veriyorsunuz. Verdiğiniz kararlara göre de olaylar şekilleniyor. Örneğin içkinin vergisini çok düşürdünüz, toplumdaki bağımlılık oranı yükseliyor gibi.
Geçtim Türkiyenin başına. Arkadaşlar kolay olmadı ama sıfır şaka, belli bir süre sonra ilim irfan yuvasına çevirdim. Uçuyordu memleketimiz uçuyordu. Nobeller yağıyordu topraklarımıza.
Derken bir gün bir uyarı baloncuğu çıktı karşıma. Süikasta uğradım lan. Ciddi ciddi süikaste uğradım.
"Neden okullarda çocuklarımıza evrim teorisi öğretiliyor" diye adını hatırlamadığım sakallı bir örgüt süikast düzenlemiş bana.

Yani hayır, geçmem.
+3
cay koy geliyorum
(26.02.26)
mevcut halimle devam edeceksem hayır. bi çiftlik evi, bir yaz çiftliği ve daimi şoförlü araç isterim. kesintisiz on yıl, seçim yok, bitince de güzel bi emekli paketi de eklerseniz, hepinizi piremsesler gibi yaşatırım köftehorlar.
0
klassno
(26.02.26)
Çok isterdim ya bazen hayalini kuruyorum, şunu şöyle düzeltirim, şuna şu görevi veririm, şunu şöyle değerlendiririm gibi. İdealist bi öğretmenle konuşuyorum mesela onu milli eğitim bakanı yaparım diyorum içimden, o tarz
0
mezzosprite
(27.02.26)
(35)

yaslandiginizi ne zaman anladiniz?

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum. mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakar
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum.
mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakarak liste yapiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
Tiktok kültürü bana çok hızlı geldi ondan da eksik kalayım dediğimde anladım
+4
grimavi
(25.02.26)
Net olarak: Boynum ağrımaya başladığında. Bu olmadan bir gün önce ben hala çocuğum ki diyordum.
0
tiredofwaiting
(25.02.26)
Dolmuş şöförü 'Amca' deyince.
0
Mirket
(25.02.26)
Çiçek fotoğrafı paylaşmaya ve çiçeklere hayranlık duymaya başladığımı fark edince :D
+7
titanic kemancısı
(25.02.26)
Yeni nesil rapcilere tahammül edemiyorum. Tahammulsuzluk bir yaşlılık belirtisi bence.

Ağır spor eskisinden daha fazla yoruyor. Bu yüzden uykuma daha cok dikkat ediyorum.

Uykusuzluk eşiğim cok düştü. Önceden hiç uykusuz ya da çok az uyku ile ertesi gunu idare edebiliyordum, artık çok zor geliyor.

Enerjim, algım eskisi gibi geliyor aslında değişiklik hissetmiyorum. Ama uykuma beslenmeme vs artık daha fazla ihtimam göstermem gerektiğini vücudum bana hatırlatıyor.

(40'a doğrudan selamlar :))
+1
makbur
(25.02.26)
yetiştirmem gereken işler olmasına rağmen artık sabahlayamıyorum. eskiden sürekli sabahlardım ve ertesi güne enerjim hiç azalmazdı.
+3
eileengray
(25.02.26)
hevesim azaldı her şeye karşı.

senin gençliğine s*çayım diye sövüp gözümün önünde dümdüz direğe tırmanırdı 60 yaşındaki babam.

olamadım onun gibi.
+1
yurtsuz john
(25.02.26)
6/49, loto falan gibi seylere asla para vermezdim, bosuna para kaybi olarak gorurdum.
lotonun deli gibi pesinde olan yaslilara bakip acirdim.

40'i devirince mantikli gelmeye basladi cunku artik yasal yollardan hayatimin sonuna kadar konforlu yasamama yetecek parayi kazanma olasiligim azaliyor. ufak ufak 6/49 oynuyorum, 300-500bin dolar ciksa yeter kafasindayim. hatta abi bir ciksin, bana yetecek kadarini alacam gerisini dagitacam valla billa diye totem yapiyorum, ama henuz ise yaramadi :D
+6
cooperr
(25.02.26)
soruyu görünce içesim geldi, ağlayacağım biraz.

yaşlanmada benim için daha önemli kriter fizikselden ziyade mental olanı. 31 yaşındayım, şu an biraz hayat şartlarının da etkisiyle kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. çünkü artık önümde bir hayal, hedef, ulaşmayı düşündüğüm veya istediğim, bu fikirden heyecan duyduğum... hiçbir şey kalmadı. sevdiğim bir işi yapma şansım yok. aç karnımı doyurmak için eşek gibi çalışmam gerekeceği için yeni bir yol çizmem de kolay değil, milyon insanın içinden 3-5 tanesinin yaptığı enteresan işlerle motive olacak kadar iyimser bakmıyorum maalesef artık. işe gidip gelecek, akşamları dünden kalmış bulgura kaşık sallayacağım. sürpriz ya da yenilik faktörü yok. hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir değişik şey olmuyor. kimseyle tanışamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum.

fiziksel olarak fitliği de obezliği de görmüş, sigara içip bırakıp tekrar başlamış, alkol problemi yaşamış vs. birisiyim o açıdan fiziksel olarak "bitmişiz" dediğim, başka zaman "ooo daha ölmemişiz lan" dediğim oldu... ama mental olarak toparlamak bana çok daha zor geliyor artık.

ha ulu önder rammstein'ın dalai lama şarkısında da dediği gibi, ölene kadar yaşayacağız, yani nefes aldığımız sürece ölmüş gibi davranmanın manası yok. bu işler hiç belli olmuyor. 30'lu yaşlarının başında sıkışmış, çaresiz hisseden her adam bu kadar savrulsaydı ülke nüfusu 5 milyona düşerdi diye düşünüyorum bir yandan... bir yerde bu da döner herhalde. biraz öyle tutunmaya çalışıyorum.

ama soruya net cevap benim için 31 yaş şimdilik. kafam eskisi kadar çalışmıyor. hayatımda yeni hiçbir şey olmuyor. bi yere gidemiyorum, bi insanla "anlamlı" bir tanışıklığım olmuyor. inanılmaz sınırlı yaşıyorum. bu benim kafamı kemirip bitiriyor, konuşurken bile çok sınırlı bir kelime dağarcığıyla idare ediyorum mesela.

şimdi bilhassa beni tanıyan duyurucular "olm gören de ekstrem sporlarla ilgilenen biriydin zannedecek sen hep mal gibi yaşıyodun" diyebilir. kısmen doğru ama her zaman daha farklı, daha iyi bir şeyler olabileceğine dair umut taşıyordum. hep bir sürecin parçasıydım, hep bir şeylerin ortasındaydım. şimdi onu hissetmiyorum. hayat bizi 61 kenara be kardsm
+1
der meister
(25.02.26)
Ben alkol toleransımın azaldığını hissettiğimde fark ettim. Pubda sohbet muhabbet ortamında içilen 3 bira çakırkeyf yapmaya başladı.

Dışarıdan gelen yorum olarak, geçen hafta ilk defa gittiğim berber yaşımın %23 fazlasını söyledi. Zaten hep yaşından büyük gösteren biri olarak buna takılmazdım ama buna takıldım, aynada başka baktım kendime. Etrafıma sordum. Buna takılmam asıl yaşlılık belirtisi bence.
0
Bruce
(25.02.26)
Gençken cildim aşırı pürüzsüz ve lekesizdi. Çocuk cildi gibi yumuşacıktı. Cildimden anlıyorum ben bazı şeylerin değiştiğini.

Biraz reels tarzı bir cevap olacak ama bir de bir işi bitirdikten sonra "hıh" demek.
-1
sekizdokuzon
(25.02.26)
Üniversite yıllarında özellikle yurtta kaldığım dönem istisnasız her gece uyumadan kulakligi takar saatlerce bir sürü müzik dinlerdim. Birkaç yıldır asla yaptığım bir şey değil artık:( bunu fark edince çok üzülmüştüm. Sorumluluklar gün içinde o kadar yoruyor ki gece olunca artık zaman ayiramiyorum bir şarkıya bile. Veya sese tahammül edemiyorum. Hatta bazen o kadar çok dinlemiyorum ki bir gece ansızın çok canım çekiyor ve müzik gecesi ilan ediyorum. O gün dinlemek çok keyif veriyor. Şimdilik tesellim yolculukta dinlenen müzikten vazgeçmemiş olmak. Belki asıl o zaman yaşlanmış olurum:(
+1
egerbiryolcu
(25.02.26)
Bir gün bir konserde artık oturmalı konserlere gitme zamanım gelmiş diye düşünmüştüm.
0
mutekebbir
(25.02.26)
Pazarcılar "abla" demekten, "teyze, anne" demeye geçtiklerinde.
+2
pro9it9is9
(25.02.26)
2 hafta önce: Motosiklet montu önerdiler bildiğin amca montu ve bastım kahkahayı ama giydiğimde yakıştı. Sonra güzel bi kadın geldi içeriye aynı monttan almış, montla gayet güzel görünüyodu ve memnun olduğunu söyledi. İyice bozuldum.

Ha bir de motorda üşümeye başladım.
0
baldan kaymak
(25.02.26)
"ben hala gencim lan"

dediğimde.
+1
AlsterWasser
(25.02.26)
eskiden maçlara gidip bağırırdım falan şimdi ne kadar salakçaymış diye düşünüyorum. fiziksel olarak: eskiden babam mayısta falan süveter giyerdi neden giyiyor derdim? şimdi anladım neden giydiğini. eskiden donsuz gezerdim şimdi üşüyorum.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
İçime anneannem kaçmış gibi aniden çok erken uyanmaya başlayınca "hah, tamam" dedim ben. Kaçta yattığımdan bağımsız olarak neredeyse her sabah güneş doğmadan uyanmak dümdüz yaşlılık bence -_-
+2
kobuzchu kiz
(25.02.26)
Daha az uyku ile yaşamaya başladığımda.
+2
gabe h coud
(25.02.26)
Duştan sonra bazen kafam üşüyor yazma bağlıyorum:/
+6
Amaranta ursula
(26.02.26)
Türkiye’de bu yılın en çok dinlenen 5 şarkıcısı gibi bir liste görüyorum ve listedekilerin 4’ünün adını bile duymamışım, beşincisinin de sadece adını duymuşum ama tipi neye benziyor hiçbir fikrim yok. Hiçbirinin de hiçbir şarkısının adını sorsan bilmiyorum.


Ek: abartıyor muyum diye dönüp baktım, azıcık abartmışım. Lvbel C5 fanıyım o hariç Semicenk’in sadece adını duymuştum.

——
2025 yılında Türkiye'de en çok dinlenen şarkıcılar:
BLOK3.
Ati242.
Semicenk.
Era7capone.
Lvbel C5.

——-
+3
michael_knight
(26.02.26)
kabak tatlısını seviyorum artık.
+4
antihero
(26.02.26)
Kabak tatlisi yazmaya gelmistim

Bi de sade soda
-1
üğpoıuy
(26.02.26)
ağrılarım artmaya başladım.

kabak tatlısı +1
0
Hallegadola
(26.02.26)
kafam sesi-kalabalığı kaldırmıyor, sosyallik azap gibi geliyor, hafta içi dışarda 2-3 saat geçirip eve dönsem bile ertesi gün pert oluyorum ve anlıyorum ki yaşlandım.
0
9kuyruklukedi
(26.02.26)
fırına ekmek almaya uğradığımda pide sırası vardı , pide alayım o zaman nostalji olsun diye düşünüp sıraya girdiğimde yaşı büyük bir abla konuşmaya başladı " biz çocukken her ramazan pide sırasına girerdik , eve giderken yarısını yolda yerdik .. " bunları ben de aynen yaşadıysam yaşlandım demektir diye düşündüm.
+1
devilone
(26.02.26)
Geçende öğle yemeğinde ortaokul anılarımı anlattım arkadaşıma. Eskileri yad etmek tipik yaşlanma belirtisi bence.
0
auroraaurora
(26.02.26)
yaşımın ilerlediğinin farkındaydım tabi ki ama 2 yıl önce ortopedi doktoru zihninizin aktifliği ile bedeninizin mevcut durumunu senkronize etmelisiniz yoksa bu tür sakatlanmaları daha ciddi boyutta yaşarsınız deyince aydınlandım :).
+1
Phoebe
(26.02.26)
34 yaşında ilk beyaz saç telimi gördüm ve yaşlandığımı anladım. Gidip boyatacağım :( saçımı hiç boyatmamış olmakla övünürdüm gençken.
0
kaptan maydanoz
(26.02.26)
kabak tatlisi oldum olasi, ilkokulda bile en sevdigim tatli oldugu icin ruhum hep 50+ diyebilir miyiz o halde? :p
sabahlayamamak, elbette.
cicek fotografi ve hatta kus gözlemi de var.
banyodan cikinca basin üsümesine de bir +1 yazalim.

arkadaslar hakkinizi helal edin, ben 96 yasima gelmisim.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Sebepsiz yorgunluğumun sebebinin iki gün önce yaptığım bir şey olduğunu anlayınca.
0
burfak
(26.02.26)
Otobüste giderken yanımda 22-23 yaşlarında biri duruyordu ayaktayız. Aynı direği tutuyoruz ellerimiz yakın duruyor. Her şey olağan, her şey sıradan...

O an bir detay fark ediyorum, ikimizin elindeki ten dokusu farklı. Çok değil ama var bir şey. Onun derisi bir şekilde daha canlı duruyordu. O an idrak ettim, sonra gerisi geldi.
0
akhenaten
(26.02.26)
Üniversiteye gireli 30 sene olduğunu farkettiğimde.
0
kumandanim
(26.02.26)
gelsene bu akşam mesajına saçma sapan bir bahane bulduğum an anladım ki yaşlanmışım.
0
jamswety
(26.02.26)
"Abi" diye hitap eden yaşlı insanlar çoğalmaya başladığında :(
0
kizil karga
(26.02.26)
(8)

Üst katan evime gelen sifon sesinden kurtulmanın bir yolu olabilir mi acaba :( Pahalı da olsa daireme izolasyon yaptırabilirim.

gijilti
Müteahhit banyoyu oturma odası ile yatak odasının arasına yapmış.Banyoda gömme rezervuar var ve sifona basılınca dehşetli ses çıkarıyor.Rezervuar yatak odası ile banyo arasındaki duvarda olduğu için özellikle oturma odasına çok ses geliyor.Üst kattakiler beş dakikada bir sifona basıyorlar nedense.Ge
Müteahhit banyoyu oturma odası ile yatak odasının arasına yapmış.
Banyoda gömme rezervuar var ve sifona basılınca dehşetli ses çıkarıyor.
Rezervuar yatak odası ile banyo arasındaki duvarda olduğu için özellikle oturma odasına çok ses geliyor.
Üst kattakiler beş dakikada bir sifona basıyorlar nedense.
Gerçekten artık midem bulanıyor.
Ev değiştirmem çok olası görünmüyor.
Artık binalarda deprem yönetmeliğinden dolayı duvarlar inceymiş de o yüzden böyle çok ses geliyormuş müeahhitin söylediğine göre.
Halbuki banyoyu koridorun başındaki odanın yerine yapsaydılar hiçbir odaya ses gelmezdi. Kafasızlar!
Neyse...
Yukardan gelen sesi engellemenin yoları nelerdir?
Oturma odasının içini tamamen izolasyon malzemesiyle kaplatma teknolojisi var mı?
Varsa pahalı mı çok?
0
gijilti
(25.02.26)
bizim apartmanda yaşasanız kafayı yerdiniz. bizde üstten, alttan, yandan her yerden sifon sesi geliyor:) bok gibi bir ses yalıtımı yapmışlar. bu ses yalıtımı işi nasıl yapılır bilmem ama ucuz bir şey olsa herkes yaptırırdı sanırım. bildiğim kadarıyla hem üst katın hem de alt katın yaptırması gerekiyor.
0
nothing in my way
(25.02.26)
@nothing in my way,
ben 1. katta oturuyorum.
alt katta iş yeri var.
alt kattan herhangi bir ses gelmiyor.
karşı daireden de hiçbir ses gelmiyor.
sadece mutfak ve çocuk odası bitişik karşı daire ile.
ama araya ne koymuşlarsa çıt bile gelmiyor karşı daireden.

ev alırken en çok dikkat edilmesi gerekenlerden biri bu aslında.
tuvaletlerden gelen sesler evin enerjisini mahvediyor.
Bir de ben yalnız yaşıyorum: Evde çok ses olmuyor, bu yüzden sifon sesleri arada kaynamıyor.
Ah ah, basit bir eşya değil ki değiştiresin.
Ev değiştirmek çok zor!
Rezervuar duvarın içinde olduğu için sanırım, çok yoğun ses geliyor. Banyonun içinde olsa duvar sesi biraz engellerdi.
İyi bir kulaklık aldım: Oturma odasında masamda çalışırken bazen onu takıp kendimi soyutluyorum.
Olur da bir daha ev alacak olursam bu hayatta ses olayına dikkat edeceğim en çok.
0
santimantal
(25.02.26)
@santimantal ya müteahhitlere sorunca ses yalıtımı var diyorlar. Hangisine inanacağımızı şaşırdık. Ben de artık kulaklıkla yaşıyorum ama alt kattakilerin kapı sesini kulaklık bile engelleyemiyor. Bomba gibi patlıyor kapı. Kirada olduğumuz için ben taşınalım diyorum bizimkilere ama pek yanaşmıyorlar. Valla çok zor iş nasıl olacak bilmiyorum:(
0
nothing in my way
(25.02.26)
normalde pis su tesisatını "sessiz pimaş"la yapsalardı muhtemelen bu sesleri duymazdınız. ses izolasyonu yalnızca duvarlara izolasyon yapmakla bitmiyor maalesef. lokal olarak izolasyon yapılıyor mu emin değilim inşaatçı arkadaş varsa yanıtlar.
+1
ruhlardan esinlenen karga
(25.02.26)
ruhlardan esinlenen karga +1

ses yalıtımı diye uğraşmak değil, pimaşın değişmesi lazım.
0
kisa
(25.02.26)
Son iki cevap +1

wavin.com

Çok ses geliyor dediğin oda, asma tavan mı?
0
Mirket
(25.02.26)
Ses yukaridan mi geliyor, sizin duvardan mi bu kismi karisik olmus.
Yani siz sifon sesini mi duyuyorsunuz yoksa akan su sesi mi?

Binalarin ana gider borusu tek yuz tarafta bir tane yani siz 1. katsaniz, 4. katin bastigi sifon da ayni yerden gelir. Aldigi dus ta ayni yerden gelir.

Her sekilde cok farketmez, gerek o gider borusunun totalde asagiya indigi kanal gerekse gomme tuvaletin oldugu duvar, bolme duvar sistemleriyle kapatilmak zorunda, bu tugla ile de yapilabilse de gunumuzde alcipan kullanimi daha yaygin. Bu duvarlarin arasina duzgun kalinlikta tas yunu koymus olsalar o ses gelmez, en azindan bu seviyede. yani o hem yuz duvarin alcipani acilip bakilabilir. yeni alcipan, siva, boya masrafi cikar.
+1
wallcan
(25.02.26)
Şu tarz bir işciligin olması gerekiyor. geri kalanı boş. masraflı ama kesin çözüm:

www.akustikmimarlik.com
endustriyelkesim.com
0
limonlu eksi
(26.02.26)
(6)

Spor salonuna yeni başlamak

kojonotsuki
Spor salonuna giden bir adam değilim. son dönemlerde arkadaşlarımla yapmaya başladım, misafir olarak çağırdılar ve keyif aldım. dedim başlayayım. ama şöyle bir sorunum var: arkadaşlarla yapınca hareketleri gösteriyorlar. çünkü yanlış yapmaya açık bir konu gibi. salona başlayan arkadaşlar bunu nasıl
Spor salonuna giden bir adam değilim. son dönemlerde arkadaşlarımla yapmaya başladım, misafir olarak çağırdılar ve keyif aldım.

dedim başlayayım.

ama şöyle bir sorunum var: arkadaşlarla yapınca hareketleri gösteriyorlar. çünkü yanlış yapmaya açık bir konu gibi. salona başlayan arkadaşlar bunu nasıl hallediyor? başlangıçta PT mi tutuyor?
0
kojonotsuki
(25.02.26)
Chatgpt'ye yazarsan sana uygun bir program yazar.
Yazdığı hareketlerin adını Youtube'a yazarsan hareketin nasıl yapılacağını ve nelere dikkat etmen gerektiğini gösteren zibilyon tane video çıkar.
Kafana takılan olursa da burada sorabilirsin.
0
Mirket
(25.02.26)
salonda yardımcı olan görevliler oluyor. onlara sorabilirsin. ya da sosyal anksiyeten yoksa o aleti kullanan biriyle hareketleri dönüşümlü yapıp ondan da yardım alabilirsin.

başlangıçta herkes pt tutmuyor. benim ilk spor salonu deneyimim bu de bu şekildeydi. bir de youtube videolarına vs bakıyordum.

gitmeden bir program oluştur yapay zeka ile. o hareketleri yapacağın aletlerin isimlerini vs yazar zaten. onunla beraber videoları da izleyebilirsin.
0
elektr10
(25.02.26)
Salonda calisan gorevliler oluyor. Onlardan yardim isteyeceksin. Basta uc bes defa gidip tek basina, sadece onlardan aldigin yardimla nasil hallediyorsun gor, aletlere ve hareketlere alis. Sonra pt tut.
0
sucvecezve
(25.02.26)
-herhangi bir hareketi yaparken omurganı düz tut.

-hareketi yavaş yap. kaslardaki yanmayı muhakkak hisset.

kadın erkek farketmez idmanın en temeli bu ikisidir. gerisi zamanla oturur.
+3
yurtsuz john
(25.02.26)
Abim Macfit'e gidiyorsan oradaki çalışanlara çok güvenme onların hepsi maaş almayan PT'lik satarak para kazanan insanlar, doğal olarak karşılığını almadan bir kere gösterirler iki kere gösterirler sonra uğraşmazlar, eğer aşırı acemiysen ya PT'lik al ya da Youtube olsun Instagram olsun her harekeri en ince detayına kadar gösteren insanlar var onları izleyip öğren.
0
kizil karga
(25.02.26)
ben cok hafif basliyorum. bi de hangi kasi calistiyorsam onu dusunuyorum. olmadi acip youtubedan izliyorum nasil yapiliyor diye.
0
allanpoe
(26.02.26)
(15)

Sevgiliniz/partneriniz ne yapması kırmızı çizginiz?

darthvader
Veya asla yapmamalı/ bunu yaparsa kabul edemem, ayrılırım dediğiniz şeyler neler?
Veya asla yapmamalı/ bunu yaparsa kabul edemem, ayrılırım dediğiniz şeyler neler?
0
darthvader
(24.02.26)
Benimle küfürlü hakaretli konuşmayacak. Bile bile yaptığı zaman ayrılmışlığım var.
+2
yaren
(24.02.26)
böyle sorular sınavda falan gelince kesin bir şaşırtmaca var diyip ilk akla geleni işaretlemezdim ben :D haliyle aldatma değil de insanların içinde küçük düşürmesi diyorum.
+2
suicmeyenadam
(24.02.26)
Saygısızlık
-1
arbre
(24.02.26)
Yalan
+2
Mirket
(24.02.26)
Sevgisiz davranışlar. All or nothing benim için.
+1
gabe h coud
(24.02.26)
Kot etek giyerse her şey biter.
-6
Bruce
(24.02.26)
aptallığa tahammül edemiyorum. bahsettiğim hata yapmak değil. mesela uyardığım bir konu var. bunu böyle yapma bak çok riskli-tehlikeli. açıklıyorum anlatıyorum ama ısrarla o harekete devam ediyorsa aynı ortamda olamayız.
+4
orpheus
(25.02.26)
yalan evet ama sadece yalan degil. bir sey sorunca gizlemesi, veya bir sey anlatirken tam anlatmamasi, bazi kisimlarin uzerini hizli gecmesi gibi bir sey saklamasi. durust olmamasi kabaca. yani yalan soylemeyip dogruyu da saklayabilir ve bu benim icin red flag.

her sey halledilir, etik problemler halledilmez. ve maalesef karakter degismez kolay kolay. once a cheater always a cheaterdir her zaman.
+4
antikadimag
(25.02.26)
Yukarıda yazılanlara katılmakla beraber net kontrolsüz öfke problemi.
+3
rakicandir
(25.02.26)
valla eşcinsel ise veya sapkın bir cinsel arzusu varsa ayrılırım
-8
Hallegadola
(25.02.26)
yalan başladıysa benim için biter.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Tartışırken üslubunu korumaması, saygısızlık
+2
onyx
(25.02.26)
Tutarsızlık. Benim için her şeyin en temeli.
0
bradshaw
(25.02.26)
partnerimi ilk görüşte terminator t-800 gibi anında scan edip bana uygun olup olmadığına karar veririm.

youtu.be

ondan sonra yanlış yapmaz zaten. yaptıysa hatayı kendimde ararım.
-3
yurtsuz john
(25.02.26)
herşeyiyle harika biriydi bence son kız arkadaşım

aptala tahammül edemiyorum mesela
Ama o yapsa kabulüm swh
Halen kabulüm
0
baldan kaymak
(25.02.26)
(9)

evin sürekli bilfiil toz olması hk

baldan kaymak
arkadaşlar sürekli toz oluyor.Masaların, eşyaların üstü minik siyah tozlarla kaplanıyor. Ya bu neden olur. Cam falan da açmıyorum. Her gün robot süpürge çalışıyor. Dyson ile bende 5 günde bir giriyorum. Ama yine de kurtulamadık.Ne yapmalıyım? Kafayı yemelik. Bu tozları yuttuğum için hasta bile oluyo
arkadaşlar sürekli toz oluyor.

Masaların, eşyaların üstü minik siyah tozlarla kaplanıyor. Ya bu neden olur. Cam falan da açmıyorum. Her gün robot süpürge çalışıyor. Dyson ile bende 5 günde bir giriyorum. Ama yine de kurtulamadık.

Ne yapmalıyım? Kafayı yemelik. Bu tozları yuttuğum için hasta bile oluyorumdur kim bilir. Çok yoruldum :d

1) çatı katı, camlar full kapalı
2) Çamaşır kurutma makinası var, kuruma yok.
3) İnşaat yok, çevredeki en yüksek 2.:binadayım
4) Klima yok. Isıtıcı var koruyucu elektrikli ama o çalışmasa da oluyor.
5) Robot süpürge mop'lu
6) tek iken de denedim, kız arkadaşım yokken de durum aynı
-1
baldan kaymak
(24.02.26)
Klima çalıştığı için evi havalandırmadığım zamanlar ev çok daha az toz oluyor.
Etrafta inşaat veya yakında karayolu varsa kısa süreli havalandırmalar bile yetiyor evi toz basmasına.
Bir de çamaşırları içerde kurutuyorsanız o da çok toz üretiyor.
0
Mirket
(24.02.26)
en alt yada en üst katlarda genelde çok toz oluyor oturduğunuz kata da bağlı, bir de etrafta inşaat varsa mutlaka kaçı olmuyor o tozlardan
0
darthvader
(24.02.26)
benim de öyle ya. etrafta hep inşaat var kentsel dönüşüm diye. karşımdaki binayı da yıktılar ama temizlemediler kaldı öyle sürekli eve toz giriyor yıllardır. (lojman arazisi)

taşınmak bir çözüm olabilir
0
art cat chocolate
(24.02.26)
Sebepleri değişkenlik gösterebilir yalnız önleme/ azaltma noktasında 2 deneyimim var, onları paylaşmak isterim.
Mesela, Çamaşırların da çok toz yaptığını kurutma makinesi kullanımdan sonra fark etmiştim. Gözle görülür şekilde azaldı.

Eşyaların daha geç toz tutması için de temizlik yaparken temizleme suyunun içerisine biraz arap sabunu koyuyorum, bunun da faydasını gördüm.
0
purplee
(24.02.26)
Yeni gelen bilgilerden sonra,
Dış etkenleri eliyoruz.
Şurada yazdığına göre dış etkenleri elersek ve evde evcil hayvan da yoksa ölü deri hücreleri kaynaklı diyor.

www.zerorez.com
0
Mirket
(24.02.26)
Tuvalet kâğıdı markanız da sebep oluyor olabilir. İnternette gördüm sanırım bu bilgiyi.
-1
michael_knight
(25.02.26)
Islak süpürge işe yarayabilir gibi geldi. Süpürürken toz kalkmıyor çünkü
0
mezzosprite
(25.02.26)
gerçekten kurutma makinesi çok etkili. bizim ev çok toz oluyordu mesela. artık balkonumuz olmadığı için kurutma makinesi aldık yeni evde. hayat kalitemiz çok arttı. kedimiz var onun tüyleri oluyor sadece ama toz hiç denecek kadar az. bence kurutma makinesini kullanmıyorsunuz pek. kullanın ve farkı görün isterim.
0
matilda
(26.02.26)
Toz değil de incecik börtü böcek veya bunlar kaynaklı bir şey DEĞİLSE,

Terlik tabanlarından şüphelendim. Bir süre terlik kullanmayın, eve gelince çorabı da ayakkabı ile birlikte çıkarıp değiştirin, bakalım bir fark olacak mı.

Banyodaki havalandırmayı da kontrol edip temizlemekte yarar var.
0
lazor
(28.02.26)
(11)

Özel okullar para mı basıyor?

michael_knight
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında. Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim. Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor. E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, prin
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında.
Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim.
Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor.

E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, printer desek, ikisi de bina kirası diyelim halen 13 öğrenci parası kaldı cepte.
Böyle 20 sınıfımız varsa 200 milyon tl gibi bir para kalıyor.


Unuttuğum veya yanlış bildiğim bir şeyler vardır mutlaka ama halen çok fazla para kaldı elimizde ama öyle değildir herhalde.
Daha servis, yemek, kitap, kıyafet, ek aktivite gibi gelir kalemlerini de hesaba katmadım.

Neyi yanlış biliyorum?
+1
michael_knight
(24.02.26)
"Kanayan yaramız 'gelir dağılımı adaletsizliği' nedir" konulu bir çalışma olmuş sorduğun soru.
0
Mirket
(24.02.26)
Eskiden eğitim sektörü diğer bazı sektörlere göre fazla kazandırmıyordu.
Son beş altı yılda enflansyon dalgaları gelince markette, pazarda, emlakta oluşan fiyat belirsizliği eğitimde de oluştu. hani markete her gittiğimizde ürünlerin fiyatı değişiyordu, hani fiyat algımız bozulmuştu: bir şeyin pahalı mı, ucuz mu olduğunu kestiremiyorduk. işte o ara eğitim sektöründe de öyle bir algı bozulması oldu ve okullar fahiş fiyatlarda denediler, baktılar ki milletin eli mahkum, öyle devam ettiler ve gerçekten para basıyorlar.
+2
santimantal
(24.02.26)
Evet öyle :
eksisozluk.com

Yaz tatilinde de aynı kazığı sahil yerlerindeki kimi esnaflar yapıyor.
Bu duruma sadece " arz talep" demek durumu çok hafifletmek mi olur? pek sanmıyorum.
0
diyecevaplandı
(24.02.26)
Hangi öğretmen, idari kadro hatta temizlikçi asgari ücret seviyelerinde maaş alıyor? Ya da aylık 100bin liraya 3+1 okul mu tutacaksın?
0
osssy
(24.02.26)
tahminen toplanan paranin 1/3u maaslara, 1/3 kira vs gibi masraflara, 1/3 de kar olarak kaliyordur. ozel okullar kar amaci guden birer kurulus, para yapmak icin varlar. bunda sasiracak birsey yok.
-1
cooperr
(24.02.26)
herhangi bir kurs bile 10 15 öğtenciyle deli gibi para kazanabiliyor.
0
klassno
(24.02.26)
iyice sapıttılar bu konuda anaokuluna neredeyse 800 bin isteyen var, üstelik o paralar öğretmenlere bile gitmiyor , kesinlikle denetlenmesi gerekiyor özel okullarında
+2
darthvader
(24.02.26)
Öğretmenler asgari ücretten hallice alıyor. Bu sebeple giderler az.

İyi bir devlet okulu dışında size sundukları hizmetler ise şunlar: İngilizce(bu işi harbiden çözdüler son 7-8 yıldır), temiz tuvaletler ve temiz okul, güvenlik, yemek. Gerisi aynı.

İnanılmaz paralar dönüyor.
+2
jackyr
(24.02.26)
egitim ve saglik bir sekilde devletin icinde olmasi ve ciddi kontrol etmesi gereken sektorler. ikisi de insanlarin temel ihtiyaclarini suistimal ediyor. gerci saglik daha kotu ozellikle can havliyle sana gelmis insani somurmek cok kolay. tr'de bana seni gozden ameliyat etmemiz lazim demislerdi, hatta hemen gun verme sevdasindaydi hiyar herif. sonra killandim tanidik bir yerde baktirdim hicbir sey yok dedi adam 15 sene oldu. abd'yi zaten hic anlatmaya gerek yok.

egitim de ailelerin cocuklarina en iyi imkani sunmak istemesi suistimal ediliyor gibi. cunku parayi kissan icin rahat etmiyor. cocugunu mahrum ve eksik birakmis gibi hissediyorsun. milyon milyon alip ne yapiyorlar o paraya akil alir gibi degil.
+1
antikadimag
(25.02.26)
20 Sınıflık okulda en az 30 öğretmen, 8-10 işçi, güvenlik vs, en az 4-5 kişi de yönetim kadrosu olacaktır. Yani maliyet biraz fazla olacak. Kızımın kreşinde sabah çocukları ellerinden tutup götürmek için bile 3-4 kişi kapıda bekliyor mesela.

Okul franchise ise azımsanmayacak bir kısmı oraya gidiyor.
Yemek ücreti genelde 720binin içinde oluyor.

Okulun amortismanı var. Başta yapılan yatırım masrafını yaklaşık 8-10 sene ayakta kalabilirse bir okul ancak çıkarıyor.

Daha bir çok ilave masraf var okullar için. Bu fiyatları kesinlikle savunmuyorum. Ancak yine, ana sınıfına giden kızımın okulunda öğretmen dayanmıyor, çünkü okul fiyatlarına rağmen maaşlar ödenemiyor, enflasyon çok yüksek. Ödemeler peşin alınıyor ama alınan para enflasyonda ezilip hiç oluyor, vs vs.

Bilfen, alman lisesi, robert koleji vs gibi 1,5-2 milyonluk okullarda da zaten öğretmenler 60bine çalışmıyor bu arada.
+3
artci sarsinti
(25.02.26)
parayı döndürüyorlar. daha ocak ayından gelecek senenin ödemelerini başlatanlar var. arada güncelleme yapanlar var. genelde özel okul sahiplerinin tek işi bu olmuyor. 2 3 firması oluyor ve aldığı parayı döndürüyor. bu adamlar işletmeci kalite malite en son baktığı şey, amaç parayı alıp döndürmek. sıcak para varsa işletme döner. öğretmenlere iyi maaş veren okullar anca izmir ankara istanbuldadır. anadoluda asgari ücret ve biraz üstü.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
(8)

Çağrı cihazı ya da onun gibi bir şey

deniz kiyisi ve papatyalar
Şimdi şöyle ki annem kısmi felçli. Birinin yardımı olmadan tuvalete gidip gelemiyor. Ben Bazen dışarı çıkmak zorunda kalıyorum ya da işte binada işim oluyor , vs.Özetle şunu soracağım, kısa mesafelerde kullanılabilecek bir cihaz arıyorum. Biri bende, biri annemde olacak. Annem cihazın düğmesine bast
Şimdi şöyle ki annem kısmi felçli. Birinin yardımı olmadan tuvalete gidip gelemiyor. Ben Bazen dışarı çıkmak zorunda kalıyorum ya da işte binada işim oluyor , vs.

Özetle şunu soracağım, kısa mesafelerde kullanılabilecek bir cihaz arıyorum. Biri bende, biri annemde olacak. Annem cihazın düğmesine bastığında bana uyarı gelecek. Böyle tek tuşlu, basit bir cihaz arıyorum. Alzheimer başlangıcı var, dolayısıyla öyle akıllı cihaz falan kullanamaz.

Bu arada, öyle internete bağlanmasına gerek yok, atıyorum işte 100 metre mesafede kendi aralarında basit düzeyde iletişim kuracak iki cihaz, sorduğum şey bu. Telsiz gibi bir şey yani.

Var mı böyle bir şey.
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(24.02.26)
Mirket
(24.02.26)
çağrı cihazı eskide kaldı. en uygunu bas konuş telsiz görünüyor. babaannem için ben de almıştım.

sesli güvenlik kamerası da kurabilirsin.
0
yurtsuz john
(24.02.26)
Bulmazsan Esp32 ile (basit bir elektronik kart) düğmeye basılınca sana Telegramdan mesaj atacak bir şey yapabilirim. Elbette evde WiFi a İnternete ihtiyaç duyar. Bir kutuya koyarız üzerine bir düğme ekleriz vs.
Ama şık olmayacağı için son çare olarak aklında olsun.
+4
kisa
(24.02.26)
Teyzem de felçli, akıllı saat takmışlar. Onla olmuyor mu?
0
Kahvedesu
(24.02.26)
Zil.
Kablosuz kapı zilleri var, sizin işinizi görür galiba.
0
michael_knight
(24.02.26)
Hepsini değerlendireceğim. Telsizler benim de aklıma geldi, belki daha basit bir cihaz vardır dedim, ama yokmuş anladığım kadarıyla. İlk olarak telsizlere bakacağım.

Kapı zili fena fikir değil, ama ünitelerden birini fişe takmak gerekiyormuş. O handikapı var. Yine de ona da bakacağım.

Çok teşekkürler dostlar.

@kisa, muhtemelen bunlarla hallederim, olmazsa yazarım, eyvallah çok sağol.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(24.02.26)
nahtoderfahrung
(24.02.26)
kapı zillerinin iki tarafı da pilli olanları var. her yapı markette ya da internet sitesinde bulabilirsiniz
0
co2s2
(24.02.26)
(2)

TSS Anadolu vs Sompo

kucukne
Devam etmekte olan sigortam Anadolu (eko paket) idi fakat sonuna yaklaştım, Araştırdığımda Sompo nun teklifi de benzer fiyat fakat yıl içinde doktor muayene limiti daha fazla diğerine göre. Sompo nun aracımda kaskosunu kullanmıştık (sigortacı yapmıştı) ama hiç kaskoya ihtiyacımız olmadığı için nasıl
Devam etmekte olan sigortam Anadolu (eko paket) idi fakat sonuna yaklaştım, Araştırdığımda Sompo nun teklifi de benzer fiyat fakat yıl içinde doktor muayene limiti daha fazla diğerine göre. Sompo nun aracımda kaskosunu kullanmıştık (sigortacı yapmıştı) ama hiç kaskoya ihtiyacımız olmadığı için nasıldır bilmiyorum. Gitme ihtimalimin olduğu hastaneleri ikisi de kapsıyor görünüyor şuanlık. İkisinden hangisi tercih edilmeli? Tecrübesi olan, iyi- kötü yorum veya tavsiye alırım. Sağ olunuz
0
kucukne
(23.02.26)
Aynı ayakta muayene sayısı seçeneği diğerinde de vardır.
Fiyat karşılaştırması yap bence.
Ama ilk üç sene içindeysen, yani ömür boyu yenileme güvencesi almadıysan henüz, alana kadar değiştirmeyip aynı şirkette devam etmende fayda var.
0
Mirket
(23.02.26)
TSS'nin esas faydası ayakta muayene değil. Ömür boyu yenileme garantisi, yani bir nevi kasko. Büyük bir ameliyat, tedavi vs. olursa, buradan karşılamak. Geçerseniz, yenileme seçeneği hakkıyla geçin.

Ayakta tedavi için, gittiğiniz hastanelerde geçiyorsa yeterli. Çevrede, bulunduğunuz ilde hangi hastanelere gidiyorsunuz, bakın. Geçiyorsa sompo da olur, anadolu da...

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.02.26)
(4)

İzmir'de bu yaz susuzluk olur mu?

tchuck
normlde eve su deposu yaptıracaktım 1-2 tonluk.ama son yağışlardan sonra baktım barajlar geçen sene aynı dönemin 2 katından fazlası doluluğa sahip.yazın kesintiler olur mu? boşa 40-50bin masraf etmeyeyim.ben 2-3 günlük eksintiler olur diye düşünüyordum son yağışlar gelene kadar.
normlde eve su deposu yaptıracaktım 1-2 tonluk.
ama son yağışlardan sonra baktım barajlar geçen sene aynı dönemin 2 katından fazlası doluluğa sahip.

yazın kesintiler olur mu? boşa 40-50bin masraf etmeyeyim.

ben 2-3 günlük eksintiler olur diye düşünüyordum son yağışlar gelene kadar.
0
tchuck
(23.02.26)
bence olur. kışın barajların dolması zaten beklenen bi şey. kuraklık her geçen sene artacak, tüketim de artıyor çünkü
0
jelly bear
(23.02.26)
Sonraki seneleri de düşünürsek, masraf hiç de boşuna olmaz.
Artık su kesintileri hayatımızın bir parçası olacak.
Hem bu enflasyonist ortamda bu sene yaptırmazsanız seneye daha büyük bir maliyetle karşılaşacaksınız.
+1
Mirket
(23.02.26)
geçtiğimiz sene bu dönemde tahtalı yüzde 14 civarı doluluğa sahipti. bu sene aynı tarihte yüzde 37'nin üzerinde. önümüzdeki haftalarda da yağış olursa yüzde 40'ı geçer. çok kurak geçen bir yılda bile sadece geceleri su kesintisiyle atlattık. ben su kesintileri olacağını sanmıyorum bu yıl ama önümüzdeki seneler ne gösterir bilinmez tabii.
0
oldtimer
(23.02.26)
sadece izmirliler yaşasa olmaz. urla, çeşme tarafına sürekl 34 06 plakalı araçlar geliyor. merkez zaten allaha emanet.
0
mikahakkinen
(23.02.26)
(7)

Bu Japonlar neyle besleniyorlarsa bizde aynısıyla beslensek…

tahirkemalbozoglu
Beyin bedavaNe yiyorlarsa bizde aynısını yesek uzun yaşar mıyız?
Beyin bedava
Ne yiyorlarsa bizde aynısını yesek uzun yaşar mıyız?
0
tahirkemalbozoglu
(22.02.26)
porsiyonları da aynı şekilde küçültüp onlar gibi hareketli yaşarsak neden olmasın.
+1
aloha snackbar 3
(22.02.26)
Porsiyon kücültme +1500
Tabak canaklari evleri her seyleri minimal. Ben cok ama cok cool.

Bir de islenmis gidayla beslenmemek sanirim olay. Hamburger pizza donmus gidalar hep cikarmak lazim.
0
Purple life
(22.02.26)
Beslenmeden ziyade genlerle ilgili bir olay.

Şimdi baktım da, Türkiye'de ortalama ömür 78, Japonya'da 81 imiş. 3 yıl için mi bu başlık? :)
0
Mirket
(22.02.26)
hem ortalama ömürlerinin yüksek olmasında hem de bu yaşlara sağlıklı gelmelerinde yemek de etkili olsa da hayat tarzları da son derece önemli.

hayat tarzları konfordan ziyade minimalist. hala yer yatağında yatıyorlar, evde oturmadıkları odaları ısıtmıyorlar, her sabah yer yataklarını toplayayıp kaldırıyorlar, her yere yürümek hayatlarının normal bir parçası.
0
denizgonen
(22.02.26)
biz yemek icin yasiyoruz onlar yasamak icin yiyor. kafaya esince brunch yapmayi, ziyafet cekmeyi, atlayip edirne'de ciger yemeyi normallestirmisiz.
0
buenosdias
(22.02.26)
kişi başi deniz ürünleri tüketimi

en.wikipedia.org
0
designer
(23.02.26)
gecen en uzun yasayan insanlari arastirdim, hepsi adalarda yasiyor. japonyadakiler okinawa'da, italya'dakiler sardinya'da yasiyor. adalara gidin.

bence yedigine dikkat edip, spor yapmak onemli. az ama cesitli yiyip hareket edince insan saglikli oluyor.
0
antikadimag
(23.02.26)
(12)

En iyi bulasik makinesi deterjani

ırene adler
Finish kullanıyorduk, bitti sonra. Cok içime sanmıyordu. İyi yıkamıyor gibi geliyordu. Asperox sparx diye bir sey aldim. O daha da kötü sanki.Yarın makineyi yikama suyuyla yıkıcam. Filtrelerini bi temizlicem. Hangi deterjanı alayım? Fairy yeni bir şey çıkarmış onu mu denesem. Öyle organik vs bir şey
Finish kullanıyorduk, bitti sonra. Cok içime sanmıyordu. İyi yıkamıyor gibi geliyordu. Asperox sparx diye bir sey aldim. O daha da kötü sanki.

Yarın makineyi yikama suyuyla yıkıcam. Filtrelerini bi temizlicem.

Hangi deterjanı alayım? Fairy yeni bir şey çıkarmış onu mu denesem. Öyle organik vs bir şey istemiorm. Önermeyinz.
0
ırene adler
(21.02.26)
Market kasa kuyruğunda altı, yedi tane teyze aralarında bu konuda hararetli bir tartışma yaptıktan sonra Asperox Sparx'da mutabık oldular.
0
Mirket
(21.02.26)
Asperox kullanıyorum, memnunum.
0
umutt
(21.02.26)
ben finish kullaniyorum memnunum ama market kasasindaki teyzelere daha cok guvenebilirim bu konuda. maalesef tabi onlar sadece performansa degil fiyat performansa da bakiyor olabilirler malum ulke sartlarindan.
0
antikadimag
(21.02.26)
Ağır bulaşığım olmuyor.
Makinenin su puskurtme delikleri temiz. Tuzu parlatıcısı yerinde, migros un sıvı deterjanini deneyeyim demiştim gayet memnunum.
0
kisa
(21.02.26)
O zaman ben bi makineyi temizliyim yarın ya. Bir kutu daha asperox var.

Belki sorun deterjan değil.
+1
🌸ırene adler
(21.02.26)
Altta ve üstteki dönen parçaları söküp musluğun altına tut, her delikten su çıkıyor olmalı
0
kisa
(21.02.26)
Biz eya clean diye bir markanın deterjanını kullanıyoruz, nispeten çok daha az zararlı kimyasal var. Bulaşıkları pek kirli koymuyoruz, koymak daha zararlı zaten. Çok güzel temizliyor.
0
yaren
(21.02.26)
Türlü denemeler sonunda vardığım nokta en iyisinin fairy olduğunu gösteriyor. Migros'un kendi deterjanı ise asla temizlemedi.
0
rakicandir
(21.02.26)
moms green içerik iyi.
0
mikahakkinen
(21.02.26)
finish ama hangi finish. en iyisini alacaksın. finish ultimate plus.
baya memnunum. bulaşıkları sudan geçirmeden direkt koyuyorum tertemiz yapıyor. 70 derecede en uzun programda.
+1
jelly bear
(22.02.26)
Bu yeni nesil deterjanların daha iyi çalışması için bulaşıkları sudan geçirmeden koymanız gerekiyor çünkü deterjandaki enzimlerin aktive olması için o kirler lazım. Yemek kalıntılarını bir peçeteyle sıyırıp çöpe atın, fazla yağları silikon spatula çok güzel temizliyor, spatulayla kavanoza falan alın.
Finish'ten memnunuz +1
0
kobuzchu kiz
(22.02.26)
Bingo pro max olan.

Sadece pro değil. Pro max olacak. Dua edersin bana
0
jackyr
(22.02.26)
(3)

Bu alet ne işe yarıyordu?

yurtsuz john
İlkokuldayken sürekli elimize geçerdi. Çevirip dururduk. 30+ arkadaşlar hatırlar. https://www.kitantik.com/sozluk/A25-TOTO-CARKIFELEK-ANAHTARLIK_1br9qfwlpba3wqj1htg?srsltid=AfmBOoo2wqCkZm-1wOM6SjsIDP7RIssslyPx-R1BPSD3cS7zGeTJ18zX
İlkokuldayken sürekli elimize geçerdi. Çevirip dururduk.
30+ arkadaşlar hatırlar.

www.kitantik.com
0
yurtsuz john
(21.02.26)
Hatirladim bende de vardı. Tamamen amacsizca basip duruyordum.
+1
duster
(21.02.26)
94'lüyüm, 12 yaşımdan beri aktif bahis oynarım. ben bunu hiç görmemiştim. cidden cosmicstring'in dediği gibi herhalde zaten totoculara müjde yazıyor ahaha çok iyiymiş. denk gelsem kesin kullanırdım.
+1
der meister
(21.02.26)
Bunu kullanıp spor toto oynamışlığım var.
+1
Mirket
(21.02.26)
(8)

evin her odasını 1+0 yapmışlar

WithWorth
4 odalı dairenin 4 odasına birer banyo yapmışlar.4ünün kapısını çelik kapı etmişler.Her biri 25000'den 100k total kira.Nasıl girişim ?İstabulda bekar iş insanları kalıyor.Bir de kendi çapında profesyonel; odalar tertemiz falan. Ve uğraşmışlar dayayıp döşemişler odaları vs.
4 odalı dairenin 4 odasına birer banyo yapmışlar.
4ünün kapısını çelik kapı etmişler.
Her biri 25000'den 100k total kira.
Nasıl girişim ?
İstabulda bekar iş insanları kalıyor.
Bir de kendi çapında profesyonel; odalar tertemiz falan. Ve uğraşmışlar dayayıp döşemişler odaları vs.
-3
WithWorth
(21.02.26)
İş insanı olarak bunu asla tercih etmem. Odanın 80 mkare filan olması lazım. Ki olsa bile zor. Celik kapı olması da ayrı daire hissi vermez bana. Yani aşırı caresizsem geçici olarak düşünürüm böyle bir seçeneği. 25k verip böyle bir yerde kalmam.
+3
a perfect lie
(21.02.26)
Stüdyo daireden ne farkı var? Müşterek bir mutfağı ve salonu mu var? Eğer öyleyse çelik kapı saçma.

Stüdyo daire kirasından çok daha ucuzaysa ancak tercih edilebilir. Onun dışında çok saçma geldi bana.
+1
Mirket
(21.02.26)
elit beyleri bekler.
+2
anon1m
(21.02.26)
yapıldı ve yapılıyor. öğrenci ilçeleri bu şekil 40 metrekarelerle dolu.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.02.26)
15 yıl önce falan bi arkadaşım Beşiktaş Abbasağa tarafında tam olarak böyle bir yerde kalıyordu.

Şok olmuştum bu ticari zekaya.

Yasal olduğunu falan da hiç sanmıyorum yani her şey uyduruk, her şey tehlikeli bana kalırsa öyle bir düzende.
0
chicha_v2
(22.02.26)
yapılır fakat 1+1 evde kalmak bile insana dar geliyor uzun süre.
0
rain when i die
(23.02.26)
turkler genelde evde vakit geciren insanlar olduklarindan kucuk evlere dayanamiyorlar. mesela 1 + 1 bile insana dar geliyor denmis. fakat paris'te 20 m2 studyo daireler cok cok yaygin. icinde amerikan mutfak, banyo-tuvalet vs. de var. dolayisiyla 120 m2 net varsa 20 m2'den bu tarz bir sistem kurulabilir gibime geliyor. fakat yasal boyutu cok onemli. mesela kira nasil odenecek, tek kisi ustune mi olacak, biri cikarsa odemeler nasil olacak vs. nihayetinde apart veya yurt isletmiyorsunuz. bir de 25 bin boyle bir yere cok gibi geldi.
+1
Sour
(23.02.26)
valla 52 metrekare evdeyim 1+1 mutfak ayrı (ki çok nadirdir yeni binada mutfak ayrı ev romanya'da).

6 yıldır evde çalışıyordum.

bu eve sadece kendim sığarım.

eşyalarım sığmamaya başladı.

2+1 olup komunist bloklarında yaşayan arkadaşlarımı ziyarete gittim.

2 ayrı yatak odaları var. salonları minicik.

bir küçük bebekleri var.

onlar bile iyi dayanıyor.
0
rain when i die
(23.02.26)
(6)

Göbek marulu / aysbergi nasıl yıkıyorsunuz?

yaren
SelamVaktiyle içinde alabildiğine 2 mm'lik canlılar gördüğüm için göbek marul almaz olmuştum ama lezzet olarak çok seviyorum, bir yere giderken bundan salata yapıp götürme düşüncem var ama nasıl yıkayayım düşünemedim. Siz ne yapıyorsunuz?
Selam

Vaktiyle içinde alabildiğine 2 mm'lik canlılar gördüğüm için göbek marul almaz olmuştum ama lezzet olarak çok seviyorum, bir yere giderken bundan salata yapıp götürme düşüncem var ama nasıl yıkayayım düşünemedim. Siz ne yapıyorsunuz?
0
yaren
(21.02.26)
Şöyle üstünü yalandan bi suya tutup kesiyorum. Sonra karbonatlı bol suda çalkalama ve de bekletme. Sonra durulama gene bol suda. Sonra da dönen salata kabıyla sularını kurulama.
+3
inawen
(21.02.26)
Normal marul gibi yapraklarına ayırıp sirkeli suya koyuyorum, sonra musluğun altında durulama (böcekli gibiyse yaprakları tek tek elle ovarak duruluyorum), sonra salata fıtfıtıyla kurutma.
+1
kobuzchu kiz
(21.02.26)
bu arada önden bütün marulup doğrayıp yıkadıktan sonra iyice kurutup dolaba koyarsan bütün hafta rahat edersin
+1
nolmus yani
(21.02.26)
Sebzeleri sirkeyle yıkamak kimyasalların daha da içlerine işlemesine sebep oluyormuş, karbonat temizliyormuş
0
🌸yaren
(21.02.26)
Kırmızı lahananın, 'buraya da ulaşamazlar artık' dediğim epeyce iç yaprakları arasında yumurtalar gördüğümden bu yana, bu tip sebzelerin her yaprağını tek tek ovalamadan temizlendi saymıyorum.
Dışarıda bunun rendelenmişini salata niyetine veriyorlar ya, asla yemem.
+2
Mirket
(21.02.26)
Ben dış yapraklarını atıp, 4e bölüp 10dk suda bekletiyorum artık ne çıkarsa :)
0
truf
(22.02.26)
(6)

Dövizin Geleceği Hakkında

messor
Önümüzdeki beş senelik dönemde dövizin özellikle de Euro'nun geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Önümde 60 ay vade ile TL veya Euro borçlanmak gibi iki seçenek var. Dövizin baskılanması devam eder mi veya enflasyon düşerse TL döviz karşısında güç kazanır mı ? Duyurunun finanstan anlayan ahalisi görüşler
Önümüzdeki beş senelik dönemde dövizin özellikle de Euro'nun geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Önümde 60 ay vade ile TL veya Euro borçlanmak gibi iki seçenek var. Dövizin baskılanması devam eder mi veya enflasyon düşerse TL döviz karşısında güç kazanır mı ? Duyurunun finanstan anlayan ahalisi görüşlerinizi okumak isterim.
0
messor
(20.02.26)
Twitter'da iris cibre'nin bu konuda teknik güzel yorumları var. Buraya birkaç cümleyle açıklanamayacak kadar farklı parametre ve hükümetin para politikasına bağlı bir durum.
+1
Bruce
(20.02.26)
2 sene daha böyle zayıf seyreder (TL güçlü kalır) ancak seçimden sonra tekrar bir zıplama riski her zaman var.
0
507
(20.02.26)
şuan türkiyede döviz krizi yaşanması için hiçbir sebep yok. kış bitti, döviz stoğu gırtlak dolu.

ancak döviz artmazsa bu sene nerdeyse tüm ihracatçılar batmış oalcak. ve türk sanayisi yerlebir olcak. geri dönüş üde yok gibi bu işin. tüm ihracat ağırlıklı iş yapanlar 2 sene sabretmye çalıştı ama 2026 yılında kimse sabretmeyecek.
-1
tchuck
(20.02.26)
5 senelik euro borçlanmazdım.
0
awlmi
(20.02.26)
En yetkili ağızdan şu sözler duyulduktan sonra hala dövizle borçlanmayı düşünmek hiç akıllıca bir davranış olmaz

diye düşünüyorum.

x.com
0
Mirket
(21.02.26)
Şu ortamda yarın meçhul, siz 5 seneden bahsediyorsunuz. ABD, yarın İran'a saldırsa, bir anda her şey tepetaklak olabilir. Başta petrolün fırlaması, göç vs...

Finansın temel kuralıdır, kazandığınız para hariç, borçlanılmaz. TL kazanıyorsan TL, euro kazanıyorsan euro, altın kazanıyorsan altın borçlanabilirsin.

.
+1
kartallar yuksek ucar
(21.02.26)
(7)

Oda içinde duş/tuvaletin üstünün açık olması

egerbiryolcu
https://hizliresim.com/ohbbg3bŞu tarz apart odalarının bazılarında oda içinde banyo var ama üstleri açık. Böyle odalarda kalınır mı (uzun süreli değil) kalınmaz mi neden?
hizliresim.com

Şu tarz apart odalarının bazılarında oda içinde banyo var ama üstleri açık. Böyle odalarda kalınır mı (uzun süreli değil) kalınmaz mi neden?
0
egerbiryolcu
(19.02.26)
kalmayı tercih etmem. banyo olarak ayrılan alanda havalandırma yok muhtemelen. bunlardaki gibi şeffaf cam ile ayrılması çok kötü.
+1
inheritance
(19.02.26)
koku yapar sıkıntı. kısa süreli kalınabilir. banyonun buharı da odaya dolar.
0
jelly bear
(19.02.26)
Havalandırma iyiyse 2 /3 gün kalınır.
0
luluki
(19.02.26)
kalmadan önce duvar kenarlarına, kuytu köşelere iyi bir bakmak lazım, küf olabilir. küf varsa bir gece bile kalınmaz.
+1
orpheus
(19.02.26)
ses yapar
koku yapar
0
co2s2
(19.02.26)
Banyo havalandırması olmadığından böyle yapılmışsa aman aman, evlerden ırak. Bütün koku içeri gelir
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(19.02.26)
Tek kalınacaksa bir sakıncası yoktur.
Uzun olur, kısa olur, her şekil kalırım.
0
Mirket
(20.02.26)
(17)

Sizi ne etkiledi?

ermanen
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir- gittiğiniz
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)
Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey

- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir
- gittiğiniz bir şehir, bir yer olabilir
- bir yerle, kişiyle ilgili anı olabilir
+1
ermanen
(19.02.26)
Bu ara güzel konuşan, kendini olduğu gibi ifade edebilen, kendine has insanlardan etkileniyorum.
+1
sekizdokuzon
(19.02.26)
martin eden romanı çok etkilemişti.
ergenken into the wild'dan çok etkilenmiştim ama çok şükür büyüdük.
hemen her öğretim seviyesinde etkileyen hocalarım oldu.
+1
black holes in the sky
(19.02.26)
Dire straits sultans of swing
Gitar ve bateri uyumu kusursuz
Nuri bilge nin iklimler filmindeki şahane ritim
Zeki demirkubuz yeraltı filmi engin günaydın rolü yaşıyor adeta.
Leblebi kuru üzüm uyumu. Her damağın tadı başa tabii ama uyum oranı epey yüksek
Behzat ç son sezon hariç çok iyi polisiye. Bi daha böyle bişey 20 sene sonra gelir.
Isırgan otu ve kantoron inanılmaz şifalı.
Cem yılmaz ın kartondan ev yapıyoruz skeci çok başarılı.[1 tat 1 doku] o yaşta bu olgunluk şaşırtıcı.
Wind of change hikayesi olan bi şarkı. Belgesel gibi.
Bülent ortaçgil şık latife yi güzel söyler.
Emre aydın sürpriz i teoman dan daha güzel söylüyor
+1
luluki
(19.02.26)
Tiyatroların atmosferini çok seviyorum. Sahne, oyuncular, dekor, kostüm, seyirciler, alkışlar...

Yükseklere bayılırım. Vialandda asansör oyuncagina binmiştim üç defa üst üste. Kalpten gidecek gibi olmama ragmen. Hem fobim var hem de büyüleniyorum. Sanal gerçeklik ile ilgili bir yüksek bir yerde yürüme deneyimi vardı hatta ilk ciktiginda çok popüler olmuştu. Onu da denemek istiyordum.Turistik cam teraslar olur onları çok severim. Hayalim de oludenizde yamaç paraşütü yapmaktı ama can güvenliği endişesiyle şimdilik rafa kaldırdım.

Tren yolculuklarini çok severim. Doğu ekspresinin bokunu çıkardıkları bir dönem vardı ben de gidip Eskişehir e gitmiştim canım tren çekmişti diye:d

Yiyecek olarak kurabiye cookie pasta tatlı türlerine bayılıyorum. Yolda yürürken kafelerin camekanlardaki eserleri hayranlıkla izlerim:d
+1
egerbiryolcu
(19.02.26)
Ben çok genç bir yaştan, kafam az buçuk çalışmaya başladığından beri ateistim. Hayatım hiçbir inanca sahip olmadan geçti.
Bikaç sene önce romayı gezdim. Didik didik dolaştım kiliseler şapeller sinagoglar falan her yere girdim çıktım ve gerçekten etkilendim.
İnsanların inanmışlığı etkileyici. Adamlar o kadar inanmış ve bu inancın üzerinden o kadar muhteşem eserler çıkartmışlar ki ortaya. Çok acayipti.
+3
cay koy geliyorum
(19.02.26)
Motosikletle uzun turlara çıkmak, pek tercih edilmeyen köy yollarından kıvrıla kıvrıla giderken coğrafyanın, şehirlerin, ülkelerin, insanların değişimini izlemek, akşam üzeri iki ağacın arasına hamak kurup hiçliğin ortasında uykuya dalmak, sabah gün doğarken uyanıp tekrar yola koyulmak... Bu yolculuklar bana içinde yaşadığımız çağın saçmalıklarını unutturup, kendimi bir nebze de olsa geçmiş yüzyıllarda benzer yolculuklar yapan gezginler gibi hissetmemi, dünyayı birazcık da olsa onların gözünden görebiliyormuş gibi düşünmemi sağlıyor. Yolda olmak, her türlü zorlu doğa şartlarına açık şekilde yolculuk etmek bana yaşadığımı hissettiriyor.
+1
thracia
(19.02.26)
Çocukluğumda yaşadığım dramalardan sonra kozasından çıkmış gibi bir his. Sonra üniversite ve çalışma hayatıyla ikinci bir şans hayatta. Derken para, kariyer, network ve imkanlarla gelen bir başka başkalaşım dönemi.
+1
gabe h coud
(19.02.26)
Kaliteli malzemeden üretilmiş herhangi bir şey. Mesela masa. Ama yüzeyi örneğin baklava dilimi şeklinde kesilmiş ve her dilimi renk renk dünyanın çeşitli yerlerindeki ünlü taş ocaklarından getirilmiş mermer ve porfir gibi kaliteli taşlarla döşenmiş bir masa. Böyle malzemesi kaliteli olan neredeyse her şeyden etkilenirim.

Tam tersi en sevmediğim şey kalitesiz plastik veya içi boş alüminyum vb. şeylerden üretilen bir milyoncu eşyaları. Hayattan soğutur.
+1
akhenaten
(19.02.26)
- seyahatler, özellikle alışılmışın dışındaki rotalar
- mimari atmosfer (çok çeşitli ama zumthor mesela)
- bilim tarihi ve felsefesi (lorraine daston, donna haraway...)
- the order of things'teki las meninas ve introduction chapterı
- tarihsel epistemoloji üzerine neredeyse her şey
- james turrell eserlerini deneyimlemek
- bir su damlasının solucan gibi takip edildiği teshima müzesi
- çöller ve ormanlar
- yol boyunca her kahverengi tabelaya sapmak ve keşfetmek
- bir parlak zekanın (babamın) parkinson's karşısında erimesi (olumsuz etki)
+6
eileengray
(19.02.26)
-Aniden ortaya çıkan memeler
-Herhangi bir zamanda ortaya çıkan memeler
+3
hakmut
(19.02.26)
Motosikletimi söküp takmak ve çadırı atıp uzun yola çıkmak özellikle hedefim belli değilse daha çok hoşuma gidiyor
+1
mirty
(19.02.26)
schopenhauer'in istenc ve tasarim olarak dunya kitabi. bir wise ass olarak cogu kitaba yukaridan ve elestirel bakarim. ama bunu okurken cok net sekilde benden daha zeki bir insanin beni yukari cektigini dusundum. adam yapmis. zeki biri tarafindan yazilmis bir kitap okurken aldigim hazzi cok az seyden aliyorum. spinoza ethica, derek parfit why anything why this makalesi cok random aklima gelen ornekler.

saglam filmler. mesela son donemde izledigim train dreams filmi baya yukseltti ruh durumumu. veya uncut gems'i soluksuz izledigimi hatirliyorum. 2001'i imax'te izledik gecen arkadaslarla. religious bir tecrubeydi.

st. petersburg'a beyaz gecelerde gidip cok etkilendigimi hatirliyorum. gece yarisi hava boyle gun dogumu gibiydi allak bullak etmisti beni ruyada gibiydim.
+2
antikadimag
(19.02.26)
Ben yetenekten çok etkilenirim.
Çok güzel bir oyun, çok güzel bir performans… konusundan bağımsız sadece mükemmel olduğu için ağlayabilirim.
+1
mutekebbir
(19.02.26)
Babamı gömdüğümüz an,
Arkamdaki, sırtıma yasladığım koca dağ yıkıldı da dımdızlak ortada kaldım gibi bir hisse kapılmıştım.
Hala çaresiz hissettiğimde bi yaslanmak isterim, yokluğunu farkedip ürperirim.
Onlarca yıl geçtiği halde bu hep böyle.
Alışılamıyor mu, benim mi eksikliğim, hiç bilemiyorum.
+1
Mirket
(20.02.26)
Vietnam ice coconut coffee.
0
Purple life
(20.02.26)
90'lar pop ve klipleri

gün içinde mutlaka bir şarkıyı mırıldanırım. kuşkusuz büyük etkilemiş beni.
+1
yurtsuz john
(20.02.26)
Arkadaşlarımla mangalda kokoreç yapıp içmek beni çok etkiler. Şöyle akşam 5 gibi başlarsın gün batımında içerken mangalda kokoyu gömdün mü, etkilenme süper olur.
+1
mikahakkinen
(20.02.26)
(33)

Cocuk istiyor muyum

Purple life
Kafam cok ama cok karisik…Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik. (Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama ald
Kafam cok ama cok karisik…

Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik.

(Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama aldigin fayda gösterdigin cabaya bana göre degmez.)

Ve su an gördüklerimle burada tanistigim insanlarla ilgili sunu fark ettim. Buraya gelen cogunluk turistler ya 20li yaslarin basindalar. Singlelar ve macera ariyorlar.
Ya da 50 yasin üstü cocugunu okutmus büyütmüs sorumluluklari bitince rahatlamis tipler.

Cocuk varken30lu 40li yaslarda böyle bir tatil yapmak imkansiz. Yaslaninca da su an gençken oturabildiğin barlara oturmak imkansiz. Herkes genc alien gibi kalirsin aralarinda.

Cocuk yapinca en güzel yaslarin boş vakitlerini cocuga adayarak geciyor. Bu nerden baksan 15-20 yil demek.

Cocuk olmadan son kez gezelim dedigimiz yerden cocuk istegimle ilgili müthis bir kafa karisikligi yasayarak dönüyorum.

Cocuk yapanlar cocuksuz hayatinizdan nelerden vazgectiginizi bilerek mi yaptiniz yoksa cahil cesaretiyle mi?

En yakin Arkadasimin cocugu var. Bebek arabasiyla oldugu icin metrodan asansörle cikmak zorunda kaliyoruz. Normalde 30 snlik is asansör cagir asansör bekle önce baskalari ciksin vs 5-10 dk sürüyor. Bu en ama en basit örnegi ama bu bile gözümde asiri büyüdü.
-11
Purple life
(18.02.26)
Mevcutta çocuğu olanlar artık bu işin geri dönüşü olmadığı için “ay çocuk muhteşem bir şey” türünden yanıt verecektir.
Durumun ele alındığı başlık da var, bu topraklarda çocuk yaptığıma pişmanım demek mangal gibi yürek ister.
(bkz: çocuk doğuran hiçbir kadının pişman olmaması)
Herkes neden pişman olsun? “Kimsenin” pişman olmadığını, müthiş bir şey olduğunu söylemesinden bahsediyorum.
Sadece erkeklerin bildiği cumartesi olayı gibi bir şey bu. Çocuk yapınca otomatik olarak artık müthiş bir şey olduğu, kesinlikle pişman olunmadığının söyleneceğine dair gizli bir anlaşma yapılıyor bilmiyor musun? (git: Swh)

Bu arada aramızda bazı tipler at binmeden önce at olmak gerekir fikrini benimsemiş belli ki. Bunlara en fazla “aynen” deyip geçmek gerek.

Bu kafayla İlişki terapistlerinin, çocuk gelişimcilerin, pediatristlerin 10 tane falan çocuğu olmalı; mesela erkek jinekologların da öncelikle vajinası olmalı ki ilgili konular hakkında yorum yapabilsinler. Cehalete bakın, bu bir dramdır.
:D
-8
dawsonscreek
(18.02.26)
Evli ve çocuklu biri olarak en özet cümleyi yazayım:
Ne çocukla oluyor ne de çocuksuz...
Çok zor bi iş. Masallardaki o sevimli anne baba değilseniz kafanız yersiniz.
Zevk olarak değil de iş olarak düşünün çocuk sahibi olmayı. Ona göre tekrar düşünün.
0
luluki
(18.02.26)
Herkes pisman da söylemiyor mu yani? :)
Psikolojide bir durum var. Emek verdikce sevmek zorunda kaliyorsun.
(bkz: Cognitive Dissonance Theory)

Yani pisman olmadiklari pisman degilim demiyorlardir da gercekten pisman olmadiklarini düsünüyorlardir bence.
-4
🌸Purple life
(18.02.26)
@thetrue, broo kanadada yasiyor olsam senin deyisinle cambodia ya gidince ben de zorlanmazdim. ^^
0
🌸Purple life
(18.02.26)
Çocuğum olana kadar epey gezmiştim hevesimi biraz almıştım yani, çocuk olduktan sonra da gezdim (tek çocukla Singapur, Bali, New York, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Balkanlar gibi destinasyonlara; iki çocukla da Mısır sharm el sheikh, İsveç, Danimarka, İsviçre, Yunanistan, Romanya, Avusturya, Katar'a gittim) çocukla daha zor bunu inkar edemem ama imkansız değil. İsteyen yapar.

Mevcut durumdan optimum keyfi almayı bilen birisiyim, arada vuku bulan ufak tefek mızıklamalar beni etkilemiyor. Bu kadar büyütmüyorum kafamda. Yanıma oyun hamuru, boyama, ufak legolar alıyorum. 5 6 günlük bir gezinin bir gününü çocuklara adayacak şekilde falan plan yapıyorum (rust'taki rulantica'ya götürmüştük bir gün onları. Gezinin geri kalanında müzelerde sokaklarda gık duymak istemediğimi de net bir şekilde söylemiştim) neye alıştırırsanız öyle gider. Sürekli çocuk eğlemek zorunda değiliz. Bırakın sıkılsınlar, kendilerini oyalamayı öğrenirler. Bırakın aç kalsınlar bazen de, bulduklarını yemeyi öğrenirler. Yürüyen merdivenden çıkabilecekken asansör işgal edenlerin ayıbı metroda yaşadıklarınız da (en azından pusetli veya tekerlekli sandalyeli birini görünce yer verip beklemeleri lazım)

Belli bir yaştan sonra zaten zorluğu kalmıyor. 9 yaşındaki oğlum yazın Glyptoteque'i benimle gık demeden gezdi. Yorum yaparak gezmek eğlenceli oluyor, onların gözünden dünyayı deneyimlemek hoşuma gidiyor. Beni genç tuttuklarını düşünüyorum

İtiraf: 2. Çocuğumdan sonra biraz sarsılmıştım. Hayatım bitti gibi gelmişti bir dönem. Onu yarım gün kreşe yollayıp part time işe dönene kadar kendime gelemedim. Yine de pişman değilim. Çocuk sahibi olmak kişinin kendisine kalmış bişi, herkesin bakış açısı beklentileri farklı.
+7
kullanicadi
(18.02.26)
Hayatın boyunca gezmek istemeyeceksin. Çocuk büyüyünce istediğini yapabilirsin. Çocuk sahibi olmanın bir zamanı var ama paran varsa istediğin zaman gezersin.
0
michael harddd
(18.02.26)
çocuk istiyorsun ama kafanda bir baskı kurmuşsun kendine, işi aceleye getiriyorsun. Henüz kendi hayatını yaşamamışsın belli. tatmin olmamışsın. Yaş kaç bilmiyorum ama 29-30 yaşındaysan çocuk fikrini 3-4 sene kadar ötele. Önce sen hayattan tatmin olacaksın ki sonra beklentilerini ve hayalerini çocuk üstünden yaşamak zorunda kalmayasın. 35 yaşındaysan öteleme tabii.
34 yaşında anne oldum ve 30-34 yaş arası geçirdiğim en verimli dönemli, iyi ki o dönemde çocuğum yokmuş.

Bunu da göndermemiş olmayayım: www.reddit.com
Zannedildiğinin aksine çocuktan pişman olmak az rastlanan bir şehir efsanesi değil, çocuğu hem sevip hem pişmanlık yaşayan sürüsüne bereket insan var., Bitçoğu psikiyatri kliniklerini dolduruyor.
+3
alice in potatoland
(18.02.26)
İstediğim zamanda hazır olduğumda çocuk yapmaya karar verdim ve pişman değilim. Ki özgürlüğünü, bireyselliğini çok seven biriyim. Son cümlenizden zaten hazır olmadığınız belli, herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil.
+4
ekimoloji
(18.02.26)
2 yaş bebeyle tayland’a da gittim afrika ülkelerine de. beni çocuğum değil babası zorladı ve zorluyor (boşanma). imkanım olsa 1 çocuk daha isterdim kesinlikle. bence müthiş bir şey. ama bence. ayrıca gez gez bir yerden sonra sıkıyor.

tabii gezme açısından bakılırsa çocuk en alakasız yerde “anne çişim geldi, anne kakam geldi” diyecek. sonra “orada kaka yapmam ben” diyecek. ya da günlük hayatta yemek yemek istemeyecek, yaşıtları ilerlerken daha okumayı sökemeyecek mesela ya da dehb ya da disleksi olabilecek :) istediği ya da istemediği bir şey için inat edip tutturabilecek ya da en basitinden oyuncağınu bir yerde unutacaksınız ve krize girecek, istiyorum da istiyorum diyecek. kucakta taşınmak isteyecek, seyahat için gittiğiniz yerlerde bi kolunuzda bebek arabası diğer kolunuzda çocukla merdiven çıkmanız gerekebilecek. çantanızda yedek kıyafet, hırka/kazak, sağlıklı atıştırmalıklar vs taşımanız gerekecek ilk aklıma gelenler. hasta olacak, ağlayıp mızmızlanacak <3 çocuk ve çocuklu hayat işte. daha ergenliğe gelmedim (benimki 5 yaşında hala).

dediğim gibi çocuk değil çocuğun diğer ebeveyni daha çok zorluyor bence. benim deneyimim böyle.
+2
deartheodosia
(18.02.26)
çocuk yapmak isteyen veya istemeyen sen değilsin. hormonların.
o yüzden kendinle kavga etme.
0
plastic_angel
(18.02.26)
20-30 yaş arası gezmeyenler napsın cocuk mu?
0
koela
(18.02.26)
Yazdığın yazıda senin için ÖNEMLİ OLAN çocuk değil gezmek, sadece kendi hayatını yaşamak. Şu halde bence çocuk sahibi olmamalısın çünkü eğer olursan onu düzgün yetiştiremezsin, onun hayatını yapılandıramazsın mesela, sadece herkese çocuğum var diyebilmek için doğurmuş olursun, çocuğa kendi hayatını yaşatırsın, onun hayatını değil. Şu halin bence çocuk sahibi olmaya hiç ama hiç uygun değil.
+5
muhayyer divan
(18.02.26)
Çocuk da alışıyor o rutine, anne babayla birlikte olabilmek için. Kardeşim böyle mesela, geçen de eşi, dört yaşındaki çocuğu ve bir arkadaşlarıyla Filipinler'e gittiler. Orada havalimanında bagajları kaybolmuş, çocuk da onlarla oturup beklemiş. Çocuk da bayağı eğlenceli, enteresan bir insana dönüşüyor aslında. Benim 40 yaşında gördüğüm ülke sayısı 2 (biri Türkiye), 4 yaşındaki çocuğun min 6-7. Ama daha zor mudur, kesinlikle. Herkes bu stresle baş etmek ister mi, istemez.
+1
sekizdokuzon
(18.02.26)
eşim hamile. çocuk yapmayı hep ölçüp tarttık ve bunun mantıkla, ölçüp biçerek verilebilecek bir karar olmadığına kanaat getirdik. çocuk hayatına çok ciddi kısıtlar da getirebilir, çok büyük ve hiç tadamayacağın güzellikler de. o yüzden bu tarz gezerim gezemem vs gibi yüzeysel bir bakış açısıyla cevap bulma şansın yok. cevap vereceğin soru şu: başına neyin geleceğini bilmiyorsun, tanrıcılık oynamanın manası yok. fakat eşinle birlikte bu dünyaya bir birey getirip bu duyguyu hakkıyla yaşamak istiyor musun? soru sadece bu.

not: çocukla seyahat iki kişiden mutlaka daha zordur, ama yanında evladınla gezmenin tadını bilmeden böyle bir kıyaslama yapmak doğru değildir.
+2
awlmi
(18.02.26)
Fikrimi sorulaştırayım, sonra da benimle aynı fikirde olmayanlara cevap yetiştireyim düşüncesiyle açılan başlık sayısında bir artış mı var bu aralar?

İnsanoğlunda hayatın anlamı zaman içinde değişikliğe uğruyor. 3 yaşında bir çocuk oyuncak reyonundan geçerken bir oyuncak aldırabilmeyi amaçlarken, ergenleşme esnasında yaşam amacı karşı cinse kayıyor.
Şu an senin amacın dünyayı yanında puset taşımadan dolaşmak ve asansör sırası beklememek olabilir ama bir gün gelecek bir çocuk hayal edeceksin.
Bunu mutlaka isteyeceğini ben iddia ediyorum. Önerim de şu: Her şey zamanında güzel. Zamanını kaçırma.
+3
Mirket
(18.02.26)
merhaba!

evli, cocuksuz, 34F olarak benzer dusunceler icindeydim gecen seneye kadar. bolca gezdik tozduk yedik ictik eglendik esimle, sonra bir anda sikildim gezmekten. bayaa baayaa plan yapmaya usendim ki normalde bayilirdim. hani "ee bi sonraki seyahat nereye olsun hadi bakalim" gibi konusmalara giresim gelmedi. 10+ sene once gezdigimiz yerlerden yaptigimiz seyleri hatirlamaya calistim, ne yedik, ne ictik, nerelerde kaldik, nereleri gezdik vs, zorlandim detaylarda. bazi hissettiklerimi net hatirliyorum ama ayrinti yok. resimlere bakinca geliyor.

simdi pesimistik bir senaryoyla 65 yasima kadar yasasam, 30 sene var onumde. 30 sene daha gez gez nereye kadar diye dusunuyorum artik. hani 30 sene daha yasayacaksam 1-2 cocuk da buyuteyim madem. ha nolur, cat diye bi aksam arkadaslarla bara gidemeyiz kolayca ama bu insanlarla gorusmenin/takilmanin tek yontemi degil. bar olmaz kahvalti olur, cay olur, evde kahve olur, parkta oyun olur; olur yani, yeter ki istek olsun. bir de cocugun getirdigi yeni deneyimler var, iste akvaryumdur, hayvanat bahcesidir, parkurdur, derstir, kumdan kale vs. vs.

insan alisiyor bence her turlu icinde bulundugu duruma. cocuk olunca nromaliniz zaten cocuga gore hareket etmek olacagi icin asansorler fln gozunuzde o kadar da buyumeyecek. bir de asansore zaten ufaklikta 1-2 sene ihtiyac duyacaksiniz, sonra gececek.

zaman; cocuk olsa da olmasa da geciyor. bir kismi da cocuklu geciversin modundayim ben.

bu arada eger okumak isterseniz the baby decision (Merle Bombardier) kitabini oneririm, okuyucuyu ozellile bir yone cekmeden her iki tarafi da dusunmeye itiyor.
+5
taurina
(18.02.26)
Cocuklu ve cocuksuz hayatlar cok farkli oluyor.En guzeli once cocuksuz sekilde 4-5 sene hakkini vererek cift olarak takilmak sonra da cocuk yapmak.Cocuk olunca 6-7 yasina girene kadar iptal oluyorsunuz sonra cocuk buyuyunce buyumus bir ekiple geziyorsunuz.Onun da tadi farkli.
+2
turkuaz
(18.02.26)
6 yaşında çocuğumuz var 2 yaşından beridir beraber geziyoruz öncesinde de eşimle çok gezdik.

Gezme konusunda %100 katılıyorum aynı şey değil ama maşallah bizim çocuk çok uyumlu biz hiçbir şey kaybetmedik gezme lüksümüzden.
Ha gezdiğimiz yerlerde yakın yerler değil güney Afrika meksika amerika vs hala da çok güzel geziyoruz maşallah hiç hiç problem çıkarmıyor aksine çok eğleniyor

Çocuk başka bir olay tüm dünyayı çocuğum için bir çırpıda düşünmeden çöpe atabilirim. Gezme tozma lüksü falan bunların hepsi çocuğun tek nefesi yanında boş balonlar.

Bence çocuk olayını gezme tozma ile falan tartıp kıyaslamayın derim. İki farklı dünya.

lüks için çocuk istemiyorsan bahane yaratıyorsun aslında gerçekten çocuk istemiyorsundur
+1
basond
(19.02.26)
biz biraz geç yaşta çocuk sahibi olduk. Şu an ki tek pişmanlığımız keşke daha önce genç yaşta yapsaydık cocuğu diyor oluşumuz. 30 ları geçtikten sonra mental olarak çok zorluyor bence çocuk sahibi olmak. Ancak çocukla geçirdiğim zamandan sonra iç huzuru daha önce deneyimlediğim hiçbir şeyde de bulamıyorum.
0
administ
(19.02.26)
Evlilikte özgürlüğünden vazgecip huzuru ve dinginligi tercih etmek gibi iste (tamam siz evliliginizde de ozgursunuz, size demiyorum). Vazgectigin bazi seyler var, bunun yaninda elde ettigin bazi seyler var. Hangi duygulara daha cok ihtiyac duyduguna karar vermekle ilgili

Bence "ok ben yasicami yasadim, artik kendimden vazgeciyorum" dedigin noktada cocuk :)
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Ya Vietnam Kamboçya nedir ki ya gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş. O kadar boş ki sadece çocuğu olanlar anlayacak beni.
Benim çocuğum planlı bir bebek değildi. Hamileyken de çok ağladım hayatım mahvoldu gezemeyeceğim diye. Şimdi düşünüyorum da yani koyayım gezisine :D
İkisi kıyaslanacak şeyler değil, tabi bu benim hayatım için geçerli belki sende aynı şekilde işlemeyecektir.
Eskiden hevesle kendim için gezerdim şimdi oğlum görünce ne tepki verecek diye sırf onun için geziyorum, onun mutlu olacağı yerlere gitmek istiyorum. Kısıtlanmadım başkalaşım geçirdim :)
Anne/baba olduktan sonra eskiden zevk aldığın şeylerden zevk almayacaksın zaten yeni zevkler geliyor :)

Edit: tabii ben 33 yaşında doğurdum. Daha erken olsa başka olabilirdi.
+1
kaptan maydanoz
(19.02.26)
kendi hayatınızdan ödün vermeyecek / veremeyecek biriyseniz çocuk zor. hiç girmeyin o topa. çocuğa da size de yazık. çocuk fedakarlık gerektirir.

onun harici paranız, fiziksel ve mental gücünüz varsa her yeri çocukla gezebilirsiniz.
0
galahad reloaded
(19.02.26)
Çocuk yapma kararını gezme tozma endeksine bakarak alırsanız büyük hata yaparsınız, bunun yerine bir çocuk yetiştirmek için psikolojik olarak, maddi olarak, donanım ve eğitim açısından uygun muyuz diye bakmanız daha sağlıklı olur.
Şahsen oğlum doğduğundan bu yana hayatımın kısıtlandığını hissettiğim hiçbir an olmadı. Hayatımızı kısıtlayan şeyler çocuk değil, iş güç maddiyat, sağlık gibi durumlar oldu sadece. 3 gün yalnız bir festivale veya iş gezisine gitsem oğlum yanımda değilse çok sıkılıyorum yukarıda birinin yazdığı gibi zaten gezip tozarken de keşke o da şunu görseydi fotoğrafını çekeyim de ona göstereyim kafasında geziyorum. Çocuk yetiştirirken onun psikolojisini sağlam tutar ve güvenli bir çevre sunarsanız zaten genetik olarak büyük sürprizler olmadığı sürece uyumlu bir birey olacaktır. Bizimkini daha 6 aylıkken çadır kampına götürdük o gün bugündür de bir yere gittiğimizde bize sorun çıkardığı bir an olmadı.
0
creepy
(19.02.26)
çocuktan sonra hayatta hiçbir şey aynı şey değil zaten orası ayrı da çocukla gezmek keyifli bi şey ya, 2 yaşındaki çocuğumun altıncı ülkesini gördüğü geziden dün döndük daha. vietnam ve kamboçya özelinde bilmiyorum ama avrupa amerika bizim için çok keyifli oluyor. tabii ki çocuksuz zamanlarımızdaki esneklikler yok yani çocuklu gezi çocuksuz geziden daha iyidir değil iddiam ama çocukla gezmek çocukla evde oturmaktan çok daha iyidir.
0
mezzosprite
(19.02.26)
ben de bebek bekliyorum, ara ara geliyor bu düşünce nasıl gezcem bebeyle diye ama en azından çişim geldi ve acıktım demeyi başardığı an gezmelere götüreceğim oni. öyle karar verdim. alışır o da.
0
Hallegadola
(19.02.26)
> gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş

böyle büyütecekseniz keşke yapmasaydınız çocuk
-2
aguen
(19.02.26)
Cevap mecburen cinsiyetçi olacak ama anne olup da bu durumdan (hayatının ekseni tamamen kaysa da) memnun olmayan kadın azdır. O küçük gurupta değilsen sıkıntı olmaz.
-4
parka
(19.02.26)
çocuk yapma kararı bir noktada geri alınabilir bir karar olsaydı ilkokul 1. sınıfa giden bir tek çocuk bile kalmazdı dünyada. insanoğlu tam bir riyakar şovmen. bebekler sevilir. küçük çocuklar, onların şirinlikleri, ilk kez konuşma sancıları, ilk adımları, cıvıltıları , komiklikleri, yarattıkları kaos ve zahmete denktir. 8-10 yaşından sonra kim s*ker Yalova kaymakamını. dürüst olalım biraz.
-7
loch ness
(19.02.26)
@hallegadola aslında çişim geldi acıktım demeye başlamadan önce daha da kolay oluyor :) dayıyoruz memeyi biberonu, her yerde bebek bakım odası var zaten altını orda değiştir bu kadar. ne yiyecek derdi olmadan önce. asıl ihtiyaç/görüş beyan ettiğinde ve yürüdüğünde işler biraz daha zorlaşıyor (ama yine de çok güzel)
+2
mezzosprite
(19.02.26)
Hocam asansör işi gözünüzde büyüdüyse bence çocuk için hazır değilsiniz.

Sadece bir cümleden yüzeysel bir tespit yaptım o kadar.
0
kumandanim
(19.02.26)
@aguen, çocuk yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Ve bu saydıklarım o kadar boş ki inan bir gram değeri yok çocuğumun yanında.
+2
kaptan maydanoz
(19.02.26)
hayattaki bütün ihtimalleri aynı anda yaşayamayız ki ama. yaptığımız bir seçim diğer seçenekten vazgeçiştir.
mesela ben çocuk yaptım, hatta baya bile isteye tedaviyle yaptım, harcadığım emek, zaman, para başka yerlere gidebilirdi. ama bu sefer de çocuğum olmayabilirdi. bi seçenek seçtim ve ilerledim.
evet o yerlere tatile gidemeyebilirsin ama önünde başka ihtimaller açılır bu sefer. çocuğunla parka gitmekten zevk alabilirsin, çocuğun biraz büyüyünce müze müze gezebilirsiniz vs.
ya da çocuk yapmaz, yetişkin etkinliklerinde de takılabilirsin.


bir de her yaşın ihtiyacı farklı oluyor, 20lerinde zevk aldığından 50 yaşında zevk almayabilirsin.

bu arada çocuğum olduktan sonra daha çok dışarı çıkmaya gezmeye başladım çocukla evde durulmuyor çocuk da alışınca gezmeye durmuyor :D
+1
rayde
(19.02.26)
çocuklarım her şeyim, ama bunca şeyi en başta anlatsalar vallahi istemezdim, mantıkla değil duyguyla karar vermiştik. pişman değilim ama bugünki kadar bilincim olsa tabiki istemezdim. düşünsene 90 yaşına gelsen aç mı tok mu diye hala kaygılanacaksın. akıl işi değil. ömürlük bi kaygı satın almak anne babalık.
+1
antihero
(22.02.26)
(5)

TEB'den aldığım hisseleri çekememek

istenmeyen evlat
Merhaba. Hisse alırken ya da halka arzlara katılırken TEB kullanmak gibi bir hata ettim. Sattığım hisseler varlıklarda gözüküyor fakat yatırım hesabından vadesize çekmek mümkün değil. Böyle bir sorun yaşayan oldu mu? Ne yapmak gerekir?
Merhaba. Hisse alırken ya da halka arzlara katılırken TEB kullanmak gibi bir hata ettim. Sattığım hisseler varlıklarda gözüküyor fakat yatırım hesabından vadesize çekmek mümkün değil. Böyle bir sorun yaşayan oldu mu? Ne yapmak gerekir?
0
istenmeyen evlat
(18.02.26)
ne zaman sattın?
0
abelardo
(18.02.26)
satış günü + 2 gün gerekir. geçti mi bu zaman?
0
summerjam0306
(18.02.26)
evet geçti bir hafta bile olmuştur
0
🌸istenmeyen evlat
(18.02.26)
uygulamada şu menüye girin: Yatırım → Portföy Detayı / Fonlarım -- burada ise satın hesabınıza geçirin.

burda da değilse müşteri hizmetlerini arayın. kafam bu kadar bastı :)
0
summerjam0306
(18.02.26)
Siz sattığınızı sanıyorsunuz ama söylediğiniz fiyata satış işlemi gerçekleşmemiş

olabilir mi acaba?
0
Mirket
(18.02.26)
(9)

İlaç kullanımı oruç tutmak

liberalhippi
Çok ağır olmayan kalp ve tansiyon ilacı kullanan insanlar oruç tutabilir mi. Örnek kan sulandırıcı ve hafif tansiyon ilacı. Not: allah için değilde evdeki ateistlere inat oruç tutmaya çalışan peder.
Çok ağır olmayan kalp ve tansiyon ilacı kullanan insanlar oruç tutabilir mi. Örnek kan sulandırıcı ve hafif tansiyon ilacı. Not: allah için değilde evdeki ateistlere inat oruç tutmaya çalışan peder.
0
liberalhippi
(18.02.26)
Söylediğiniz iki ilaç da bildiğim kadarıyla günde bir doz kullanılıyor. İftarda veya sahurda alınması yeterli.

Rahatsızlıklarının derecesi oruca engel mi bilemem ama bu ilaçlar engel değil gibi duruyor.
0
Mirket
(18.02.26)
grip olunca bile oruç tutmam, sen allahtan daha mı zenginsin derdi dedem. hastalıkta oruç tutanlara, namazı seferi kılanlara... dedem de imamdı bu arada
+4
hoot
(18.02.26)
babamın da vardı o çok ağır olmayan tansiyon ve kalp ilaçları. :) oruç tuttu ve kalp krizi geçirdi. 7 kez art arda. oruçlu bir şekilde ramazan ayında komaya girdi. 6 ay yoğun bakımda yattı. sonra hala yoğun bakımdayken tekrar kalp krizi geçirdi ve vefat etti. yaşı 42 idi.

karar sizin... doktor ve annem defalarca uyarmasına rağmen bunu yapması sebebiyle 13 yaşında babasız kaldım. kardeşim de 11. muhteşem bir babaydı (!) zaten, böylece harika bir şekilde noktalamış oldu.
+7
batlegolas
(18.02.26)
geçen gün bizim iş yerindede ilacını almayan biri kalp krizi geçirdi o da çok hafif ilaç kullanıyorum bişey olmaz sandım demiş
+5
eja
(18.02.26)
Annem kalp ilaçları kullandığı için oruç tutturmazdık.
Bu arada bu sene imsak 6:30 da. Çok erken bir saatte değil. Mutlaka tutucam derse sahurdan hemen sonra ilaçlarını içebilir.
0
love and trust
(18.02.26)
bizim ofisteki abla tansiyon hastası sahurda içip tutuyor tam 30 gün. hiç aksattığını görmedim. ama gün içinde sürekli başının ağrıdığını anlatıyor.
0
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Oruç öyle anlatıldığı gibi çok sağlıklı, aman efendim vücuda çok faydalı bir şey değil. Özellikle de susuzluk. Su, kanı sulandıran da bir şey ve kalp krizini tetikleyebilecek şeylerden biri de kanın "susuz kalıp" yoğunlaşması. Dolayısıyla olay sadece ilaç içtim içmedim değil. Babanızın vücudunda zaten yolunda gitmeyen bir şeyler var ki ilaç içiyor, üstüne susuz kalıp vücudu daha da zorlamak akıl karı değil.
+6
inawen
(18.02.26)
tansiyon ve diyabet kronik yüzü olan hastalıklar, ilaç kullanımıyla da yeni ve daha sürdürülebilir bir düzene giriyor. diyabet veya tansiyon iyileşmiyor ama biz ilaçlarla kurduğumuz dengeyle onların end-organ hasarından korunuyoruz. bu düzeni, ilaçları aksatmak ve vücudu susuz bırakmak yoluyla bozmayı ben mantıklı bulmuyorum. özellikle bazı tansiyon ilaçlarında ani ilaç kesilmesi veya bilinçsiz rejim değişikliğinde rebound tansiyon yükselmesi görülebilir. doğabilecek üzücü komplikasyonları tecrübe eden insanları zaten yukarıdaki cevaplarda da görebilirsiniz.
+3
suicmeyenadam
(18.02.26)
Genel olarak Yemek yememek idare edilebilir ama su içmeme benim yapamadığım bir şey. Kronik hastalığı olan insanlar için daha olumsuz sonuçlara sebep olabilir. Yaşlılara anlatmak zor.
+3
dawsonscreek
(18.02.26)
(12)

Doktorlara ne söylemek isterdiniz?

suicmeyenadam
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı? ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı?

ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı laboratuvar testler önerilmesi sizi rahatsız eder mi yoksa sar ordan bir paket mi?

teşekkürler.
+1
suicmeyenadam
(17.02.26)
Hasta ve hasta yakınlarına karşı nazik olmaları gerektiğini söylemek isterim
-1
rock n roll
(17.02.26)
hekim,
tanrınin yeryüzündeki elleri gibi diyor,
öyle davranin,
paraci olmayin.
0
designer
(17.02.26)
sizli bizli konuşalım.

gereksizse pahalı testler istemeyin lütfennnnn.
+1
art cat chocolate
(17.02.26)
Doktor hasta ilişkisi yoksa veya sadece hastane /muayenehane ile sınırlı ise, bunun yerini ilaç şirketleri ile doktor ilişkisi alma ihtimali yüksektir .
Doktor ile hasta ilişkini olumlu yönde geliştirecek bir şey varsa doktorun hastasını tedavi sürecinde takip etmesidir.
Gözden kaçan şeylerden biri de batı tıbbı ile doğu tıbbı arasındaki farkı bir türlü göremememiz ve yanı başımızdaki bitkilerin faydalarından etkilerinden kesinlikle bi-haber olmamız .
Bir de önleyici hekimlik konusunda büyük eksiliğimiz var . Çoğunlukla hastalık/ rahatsızlık yaşandıktan sonra tedaviye başlanıyor . Oysa hastalık riskini arttıran etkileri azaltıcı nedenlere yönelmek lazım .
Doktara / hastaneye giden eve geldikten sonra adeta hastalığını unutmuş halde artık yaptığı masrafı konuşur oldu. yıllar yılı ilaç kullanmayı " tedavi olmak " zannettik.
-1
diyecevaplandı
(17.02.26)
bizi müşteri olarak görmeseler iyi olur.
0
erty_ksk
(17.02.26)
üniversite hastanesi hekimlerine:
- bölümler arası kavgayı bitirin
- dönem V ve üstüne jürilerde acımayın, iyice öğrensinler
- her bölümün daha çok yatağı olsun

edit: @nundu’nun düzeltmesiyle dönem IV demek istiyormuşum, not düşelim.

sosyal medyada ve çevrede tıp eğitimi almadan uzmanlık taslayan insanların daha iyi denetlenmesini talep ediyorum. 2 yıllık program mezunları teşhis için hekimlerden önce kendilerine yönlendiriyorlar. denetleme mekanizmaları gelişmeli.

tüm hekimler özellikle muayenehanelerinde ve bu çakma uzmanlar hizmetlerinde fatura kesmeli, vergi kaçırmamalı.

tüm hekimler hastasına holistic yaklaşmalı. yaşam şekli, beslenme, alışkanlıklar, semptomlar hepsi bir arada. eğer plasebo sorunu çözüyorsa bırakın çözsün. illa ki ilaç dayamayın.

ilk çözüm her zaman ameliyat olmayabilir, ameliyat o kadar basit olmamalı. özellikle ortopedistlere bu cümlem.
0
eileengray
(17.02.26)
Ödediğim ücret veya aldığınız maaş karşılığı, bana, ihtisasınıza ilişkin hizmet üretmekle görevli bireysiniz. Bana yaklaşımınız ve tavrınız bu minvalde olmalı.

Raporlu ilacımın üç aylık dozunu reçete etsin diye gittiğim en az on yaş küçüğüm edepsiz, bana 'sen' dediydi de içimden, birkaç kez ona kadar saymam gerekmişti.
-6
Mirket
(18.02.26)
olabildiğince sekreter vs filan kullansınlar, fazla yorulmasınlar.

ben doktorların bana açıklama yapmasını seviyorum. mesela ciğerimi dinliyorsa ciğerimi dinlediğini söylesin, kalbini dinliyorum, ritmi iyi filan gibi.

dişimi yapan doktorum var, bana diyor ki şimdi minedeyim, sinire geldik, burada şöyle bir dolgu uyguluyorum...

geçen aylarda kan tahlili yaptırdım, doktor demir eksikliği konusunda bir şey yok dedi, tahlil sonucunu arkadaşıma gönderdim, hemen karbonhidratı azalt, diyabetle ilgili değer ortayı geçmiş dedi. mesela normalde tahlili alan doktor değer aralığında normal gözüyle baktı.
+1
hoot
(18.02.26)
Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin güncel çalışmaları ve araştırmaları takip etmesini / edebilmesini istiyorum.
0
auroraaurora
(18.02.26)
bence doktorlar aslında kibar insanlar, en azından genç asistan olanları öyle. ama muhtemeln iş yoğunluğundan biraz tepeleri atıyo. bana hep kibar davranıldı ama sekreterlerin inanılmaz burnu havada. sekreter ve hemşireleri uyarmalarını isterdim. doktorun bile girmediği havaya onlar giriyo. pahalı test ise gerekliyse tabi ki önerilsin.
+2
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Kesinlik yoksa yapilan akil yurutmedir ve akil yurutmelerini gizli degil danisanla paylasarak yapmalarini tercih ederim. Bu danisanin katki saglamasina olanak tanir, danisanin kararini daha saglikli almasini saglar ve baska bir yerde, baska bir zaman, baska bir doktorla daha hizli surecler yaratir. Ayrica sistemin dislisi olmamalarini umarim.
0
osssy
(18.02.26)
üniversite ve devlet hastanesinde henüz yüzüme bakıp da konuşan bi doktora denk gelmedim. yaşım da epey var.

geçen hafta özel hastanede bi ameliyat oldum burnumdan, ameliyat sonrası kanamam durmadı. üç hemşire başımda nöbet tuttu resmen doktor gelene kadar. doktor geldi, inceledi ve tekrar ameliyata alındım. devlet hastanesinde olsam neyle karşılaşırdım bilmiyorum.

ben ilk önce devlet hastanesine gidiyorum bi şey olduğunda. bi işlem gerekiyorsa da neyse parası verip özele. işin garip tarafı en son gittiğim devlet hastanesindeki doktor daha yeni özelden devlete geçmiş, ve inanır mısınız o da konuşurken artık insanların yüzlerine bakmıyor. çok tuhaf.
0
antihero
(22.02.26)
(14)

Kişisel gelişim kitapları okur musunuz?

pembediken
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
0
pembediken
(16.02.26)
Okuyorum (özellikle kendimi eksik hissettiğim konularda), mantıklı bulursam da yapmaya çalışıyorum. Ama tabii herşeyi alp okumuyorum, sadece Şeyma gibi haha İyi psikolog ve psikiyatristler tarafından yazılmış çok iyi kitaplar var, neden bunlardan faydalanmayalım ki.
Saçma bulan insan kendini geliştirmeye kapalı bulan insandır.
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
Okurum severim ama herkesi affedin veya iletişimde karşı taraf damariniza bassa dahi sürekli olumlu bir dil tutumunun dayatilmasi ile ilgili önerileri uygulamam.
0
egerbiryolcu
(16.02.26)
Deli gibi kitap okuyan, 'ne bulursam okurum.' diyen biri olarak asla okumadığım ve okumayacağım tek tür budur.
Haddinden fazla anlamsız geliyor bana.
Bu tarz kitap okurken gördüğüm kişiyi de ciddiye alamamak gibi de bir zaafım var.
0
Mirket
(16.02.26)
Engin geçtan kişisel gelişim sayılıyorsa okuyorum.
Okunulan bir kitap özfarkındalığı geliştiriyorsa istediği türde olabilir, okurum.
+5
Bruce
(16.02.26)
Ben de aynı soruyu soracaktım, psikolojiye dair kitaplar kişisel gelişimden sayiliyorsa ben de çok severim.

Yayınevlerinin bu serilerini de iyi takip ederim. Daha okuduğumuzu anladık mi seviyesindeki kendi karakterinden haberi olmayan kişilerin fikrini de umursamam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
yok bi kaç kere denedim çok zorlama geldi hoşuma gitmedi
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
okumam.
0
eileengray
(17.02.26)
her kitap zaten kisisel gelisim kitabidir. bu nedenle kisisel gelisim kitaplari en gereksiz tur bence. hic okuyamadim.
0
antikadimag
(17.02.26)
ben o hatayi bi kere yaptim(okuyamadim tabii) insta reelslarinda daha cok bilgi bulabilirsiniz
0
ala09
(17.02.26)
kişiliğim oturana kadar bu türde sadece dale carnegie okudum. kişisel gelişim kitaplarının mucididir. 1888 de doğmuş adam düşünün. çok bunalıma girdiğimde sadece okumak bile beni sakinleştirir motive ederdi. şimdiki kitaplar bu adamın kitaplarının derlemesidir. kişisel gelişim kitapları sadece okumakla olmaz uyugulamaya da geçmek lazım. 100 sayfa okurdum bazen 1 cümlesi yeterdi.
0
ground
(17.02.26)
bir süre psikolojiye, özellikle evrimsel psikolojiye merak salmıştım. insanların neyi neden yaptığını bir şablona oturtmaya başladıktan sonra evcil (yada vahşi) bir hayvan gibi görmeye başlamıştım.

- müdüre yalaklanıyor: hmm, demek ki terfi alacağını düşünerek bu eylemin sonundaki ödül ondaki dopamin salınımını artırıyor.
- kıza yürüyor: soyunu sürdürme isteği baskın geliyor gibi.

biraz daha derine inince, içinde yetiştiği ortamın davranış kalıplarına yansımasını falan düşünmeye başladım. eskiden öfkelendiğim hareketleri bir laboratuvardaymış gibi gözlemlemeye başladım, kızmıyorum artık. eski kızdıklarımı da bu şablonlara oturtunca "affetmek" olarak bahsettiğin şey kendiliğinden gelmeye başlıyor.
0
birdirbir
(17.02.26)
"Kişisel gelişim" adı verilen kavramın içten gelen çaba ve dışarıdan gelen uyaranların doğal bir süreç hâlinde toplamı olduğuna inanıyorum. Bu amaçla zorlama yapılan aktivitelerin kişisel gelişim denen şeye katkısı olduğunu düşünmüyorum. Ergenken boş vaktimde okuduğum bir iki örneği saymazsak okumadım ve okumam da. Seni kişisel olarak geliştireceğim amacıyla yazılan bir kitabı ciddiye alamam.
0
nundu
(17.02.26)
tur olarak kisisel gelisim kitabi okurum. seyma subasi da kisisel gelisim yaziyor, dogan cuceloglu da, engin genctan da... dolayisiyla burada kalite onemli. bir kitap sirf kisisel gelisim kitabi turunde diye kotu olacak degil. ben size tonla kotu olan felsefe, edebiyat veya (bilimsel) arastirma kitabi sunarim.
+1
Sour
(17.02.26)
Üniversite hocalarının yazdığı damıtılmış piyasa kitaplarını okurum.
0
black holes in the sky
(17.02.26)
(33)

Evlilikte kadının kendisi için birikim yapması?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?Cevaplar için çok teşekkürler.
Merhaba arkadaşlar,

Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?

Cevaplar için çok teşekkürler.
0
Amaranta ursula
(16.02.26)
Her kadının muhakkak yapması gereken şey bence, hatta büyükannem bana kimsenin bilmediği, kocanın çocuğunun annenin dahi bilmediği bir paran olmalı demişti. Bayanım.
+4
sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
Hangi kötü günler?
ailenin kötü günleri mi? Ayrılırsak kendimi garantiye alayım kötü günü mü?
+5
kisa
(16.02.26)
@kisa,
Kendisi için garanti olsun diye ama ailenin kötü günü için de kullanılabilir.
-1
🌸Amaranta ursula
(16.02.26)
Kadınım. Eşimin de benim de sadece kendimize ayırdığımız kişisel birikimlerimiz var. İmkanı olan her kadının yapması gerektiğini düşünüyorum.
+2
fotrsapka
(16.02.26)
Erkekte atsın o zaman. Ailede ortada para kalmasın.
0
michael harddd
(16.02.26)
Sorun değil.
0
Bruce
(16.02.26)
Bu işin kadını, erkeği yok bana göre. Her insan maaşının bir kısmını kendi özel şeyleri için ayırmalı evli olsa da. Erkeğim.
+6
arbre
(16.02.26)
Yine çok bilinmeyenli denklem.

Saklanan paranın bedeli nedir?
Yani tekne tatili mi yoksa eve alınacak 1kg kıyma mi? Neye karşılık o para ayrılıyor?

Yazarken sildim,
eşler arası gelir ve iş yükü dağılımı adil ise herkes ortak ve genel masraflar dışında kalan şahsi para ile istediğini yapabilmeli.
iki taraf için de kimse birbirini sömürmeli.
+1
kisa
(16.02.26)
Ben, evliliğimde de birlikteliklerimde de kadın kişisinin geliri ve harcamaları ile kesinlikle ilgilenmedim. Ama bu konuda hepsinden Allah razı olsun ki, maddi güçlerini müşterek hayatımıza ellerinden geldiğince vakfettiler.
Ancak, aksini iddia ederseniz şu an en az üç tane tiktok veya insta videosu koyabilirim ki, kadınların anladığım kadarıyla çoğusunda bir 'benim param benimdir, senin paran ikimizindir.' mantığı hakim. O kafada bir kadınla zaten bir birlikteliğim olmaz. Onları değerlendirmem dışı tutuyorum ve soruya cevap olarak oyumu 'onun parası, ne isterse yapar.' şeklinde kullanıyorum.
0
Mirket
(16.02.26)
Evlilikte “gizli” yapılan her şey yanlıştır bence.
Bu gizliyi yapan insan zaten karşısındakine güvenmiyordur ve belki karşısındaki belki de evren bunu hisseder ve kötü bir şey olur ve “iyi ki güvenmemişim, bak ne oldu sonunda” diye kişi kendini çok haklı ve iyi yapmış hisseder.

Ha bazen çiftlerden biri gizlice değil de çaktırmadan para biriktirir ve günü gelince “bunu peşinat yapalım ev/araba” alalım der. O başka.
Gizlilik değil de güvensizlik kısmı belirleyici.
+1
michael_knight
(16.02.26)
iki tarafın da hem kendi adına hem çift olarak ortak birikim yapması gerektiğini düşünüyorum. kişisel birikimler ortak amaç için de kullanılabilir elbette. yani bu birikim gizli ya da habersiz olmalı demiyorum.

bu devirde birikim yapmayan ve birikim yapamayan insanla birlikte olmak çok tehlikeli.

kuş kadar maaş alıyoruz, neyine birikim yapacağız kısmı tartışılır elbette ama birikim yapabilme imkanı olduğu halde bunu farketmiyor çoğu insan. hayat pahalı, maaşım az bahanesine sarılıyorlar. kimisi için gerçekse de kimisi için bahane bu durum.
0
biseysorcaktim
(16.02.26)
Bir insan kendi kazandığı parayı canı isterse götürüp çöpe bile atabilmeli. tek kriterim, serbest hareket ettirilecek para miktarını yükseltmek için diğer eşin mali yükünü artırmamak. bu konudaki kurnazlıktan aşırı derece midem bulanıyor.
-1
loch ness
(16.02.26)
Gizlilik garip bir konu. Hem gizli olmasına hak verebiliyorum (çok garip insanlar var çünkü hayatta) hem vermiyorum. Gizli ise üzücü bulurum. Eşlerin en başta bu maddi konularda nasıl karar aldığı ve eşlerin karakterleri önemli.

Bizde mesela serseri serbest stil.
Kimse kimsenin harcamasına karışmıyor, hesap sormuyor. Kazanç olarak aramızda baya büyük bi fark da var. Ama bakış açımızı degistirmiyor.

Ben kadınım. Yarına çıkacağım ne malum deyip harcamayı ve yaşamayi tercih ediyorum kötü bir örneğim aslında ama maaşımdan kalan anlamsiz miktarları biriktirdiğim oldu. Hiç saklamadim. Ya da gizleme ihtiyacı duymadim. Mesela bilinirse ne olur ki? Niye gizli olsun. Kardeşimin ya da eşimin kimin ihtiyacı olsa veririm. Benim için de onlar öyle yapar. Hem eşe hem aileme baya guvendigim için kenarda bir şey olsun ya kaygım da yok herhalde.

Başıma gelen kötü seyin çözümü yeterki para olsun. O bulunur fikrindeyim hep. (Saçma ama benim fikrim, yaşayışım bu)

Yani erkek olsaydım ve eşimin benden gizli para biriktiriyor olsaydı guven vermiyorum herhalde diye kirilirdim.

Kısaca bu konu bana güvenle çok ilintili geldi. Yapani yadirgamam, mantıklı bulurum ama bı taraftan da üzülürum. Kendim yapmam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
her evlilik ayniymis gibi "gizli" olmasina takilmak abes. bu ülkede teyzesinin kiziyla evlenip, karisi kanser olunca kadini "ugrasamam" diyip ana evine götürüp birakan insanlar var (true story).
kadinin birikim yapmasi, ev ekonomisini idare ettirmesi ezelden beridir olan bir sey. isgücüne katilmayan, gidecek bir kapisi olmayan, adamin eline bakan kadinin, hele isin icinde dayak, alkol, kumar, metres ya da baska bir tür hirtlik varsa birikim yapmasi ve bunu gizli tutmasi kadar normal bir sey yok. adamda bunlar olmadigi durumlarda dahi bosanmalari durumunda adam ay sonu gene maasini alir. kadin ne alacak? özellikle is gücüne katilmayan kadinin birikim yapmasi sart. istediginde kapiyi cekip cikabilmesinin yolu o.
+11
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.02.26)
arbre'nin tek eksilenmeyen hatta arti rekoru olan entrysi bu galiba :D

calismayan kadin yapabilir, garipsemem. calisan kadinin veya erkegin gizli birikim yapmasini tuhaf bulurum. zaten birikim yapiyor olmasi lazim ama bunu gizli yapiyorsa (mesela atiyorum mortgage'a girmisiz para ucu ucuna yetiyor, arabanin da tamir edilmesi lazim, parasi yokmus gibi davranmamali) veya ne kadar parasi olduguna dair kabaca bir fikrim yoksa veya sorunca gizliyorsa olmaz.
+2
antikadimag
(17.02.26)
erkeğim. eşimle ortak hesabımız da var, kendi hesaplarımız da. ikimiz de hem kişisel olarak hem ortak olarak birikim yapıyoruz. yapılır yani bir sorun görmüyorum bunda ben.
+1
elektr10
(17.02.26)
Eşimle herşeyimiz ortak eve giren çıkan para hakkında ikşmizde çok net ve şeffafız.

Birimiz derse ki ben şu kadar parayı kendime harcayacam yada kenara koyacam diğerine kimse karışmaz.

Biz bir aileyiz böyle ayrı gayrı gizli saklı işler bana göre değil. Ben yapmam bana yapılırsada bozulurum.
+1
basond
(17.02.26)
saçmalık.
+1
summerjam0306
(17.02.26)
ben maaşımın tamamını eve vereceğim, karı kenara gizlice para atacak öyle mi?
amaç ne? bu adam beni ilerde boşarsa güvencem olsun diye mi?

evlenirken karıların hepsi golluma dönüşüp zaten altın ziynetleri, bir sürü gereksiz ev aleti almıyor mu? sürekli arkadaşlar yurtdışına gidiyor biz de gidelim diye erkeği darlamıyor mu? harcaması bitmiyor ki kadının...

böyle salak ve bencilce birşey yaptığını öğrendiğim an dava açar boşarım.
-3
plastic_angel
(17.02.26)
kadının türk toplumu içinde gördüğü muameleyi bilip "yapmaması gerekir" diyen erkek bikini giysin.
+1
birdirbir
(17.02.26)
kadınım. her kadının birikmiş parası olması gerektiğine inanıyorum. bu eşe güvenip güvenmeme meselesi değil dünyanın bin türlü hali var.

bizim evde ailenin ortak birikimi de bende durduğu için ayrıca birikim yapmadım. zaten hepsi bende.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.26)
Bence birikim olmali ve gizli olmasina teoride gerek yok. Hatta bence aldatma gibi bir sey bu. Ama su kosullarda gizli olabilir. Karsidaki sifira sifir yasamayi seviyordur, ondan ekstra para istiyordur, kumar bagimlisidir vs bu durumda saklamak lazim.
Saklayanlar genelde para biriktiremeyenler oluyor olabilir baska türlü.
+3
Purple life
(17.02.26)
iki tarafta kendi kişisel zevkleri, ihtiyaçları için kenara bir miktar para ayırıyorsa sorun yok.
ama tek taraf ve gizli bir şekilde oluyorsa sıkıntı. hele ki bu ilerde ayrılırız önüme bakarım kafasıysa.
0
my fault
(17.02.26)
Meriçler ve kedici kadınlar toplanmış birbirlerini nasıl da haklı çıkartıyorlar.

Adam veya kadın; kumarbaz, alkolik veya para biriktirmeyi bilmiyor şeklinde nedenleriniz olsa dahi kabul edilebilecek bir durum değil. Boşa o halde. İt gibi çalış, her türlü harcamalarda elini taşın altına koy.. ama evin hanımı “bir süre sonra bu beni boşarsa güvencem olsun” diye senden gizlice para biriktirsin, yok öyle yağma. Kadın erkek eşit ve eşit olacak diye çingenelik yapan bunlar değil miydi yahu? Ne oldu şimdi? Herkes eşit ve harcamalar da, birikimler de aynı şekilde eşit olmalı. İyi günde kötü günde diye neden söz veriyorsun o halde iki yüzlü !!

Evlilikte veya ilişkide bir taraf diğer taraftan iyi niyetli de olsa bir şey saklıyorsa, ki burada iyi niyetli bir durum yok tamamen bencillik var… ondan bir halt olmaz.
-1
dedeminhirkasi
(17.02.26)
21. yüzyılda evlenmemek için yeterli şeyler bunlar. evlenmek 21. yüzyılda erkek için çok saçma.

herkes b planıyla yaşıyor.
evlilik denen şey karşılıklı alışverişe dayalı bir şeydi. şuan iki taraf da birbirine bişey verip, bir şey alma derdinde değil. ev arkadaşı gibi. o yüzden manasız.

ben ne düşünürdüm?
şunu düşünürdüm; dünyanın kalna %99'u gibi, bu kadın da evliliği "ev arkadaşlığı" olarak görüyor ve yarın bir gün zor günler geldiğinde basıp gidip "başka evde yaşamak" için kendine yolluk hazırlıyor.

o zor günler hiç gelmeyebilir, gelebilir.
-1
tchuck
(17.02.26)
Erkek.
yapabilir. hatta kokusunu alırsam borç isterim :)

bende eşimde çalışıyoruz. maaşımın cüzi bir kısmını kendime alıp kalan tüm parayı eşime gönderiyorum, çocuğun okul taksidi, ev, mutfak, fatura şu bu kalanına karışmıyorum. herkese tavsiye ederim.
0
galahad reloaded
(17.02.26)
Eşten gizli para biriktirmeyi neden bu kadar kötülediniz anlamadım, kimi buna ihtiyaç duyar kimi duymaz. Siz ihtiyaç duymadınız diye bunun yapılmasını ya da yapanları neden kötü ilan ediyorsunuz ki. Dünyanın milyarlarca hali var, kadın erkek fark etmeksizin herkesin yapması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum şahsen. Nedir yani, başkasına yedirirse tepki gösterin bence, mesele gizli biriktirmek olmamalı.
-2
muhayyer divan
(17.02.26)
cinsiyetten bagimsiz olarak yapilmasi gereken bir durum olarak goruyorum. hem erkek hem de kadin maaslarindan bagimsiz olarak kendilerine para ayirmali, birikim yapmali.

ikincisi gizli olmasi durumu kotu bence. ne bicim iliskileriniz var anlamis degilim. insanin kendini dusunerek para ayirmasi ve bunu partnerine soyleyememesi, soylediginde ise partnerin buna kizmasi veya engellemeye calismasi ne igrenc bir durum.

cinsiyet: erkek
+1
Sour
(17.02.26)
Erkek. Esim de ben de calisiyoruz.Esime kendi adina yatirim yapabilmesi icin bir yatirim hesabi actirdim.Maasi gelir gelmez %90'ini oraya atiyor.Bu su acidan faydali oluyor.Butceler zaten ortak.Eger sadece benim aile icin actigim (kendi adima) yatirim hesabini kullanacak olsak esim birikim yapma hissiyatinda olmayacakti.Bu sekilde her ay canli canli biriktirilen miktari-yatirilan miktari gorerek motivasyon oluyor ona. Her sey acik oldugu surece sorun yok
0
turkuaz
(17.02.26)
@Gradient_tabanlı_mor Her kadin yapmali, fakat sende yok cunku aileninki sende zaten?
Feminist diliniz zarar verici. Birikim iyidir. Ailenin birikim yapmasi cok iyidir. Fakat kendi yapmayip her kadin yapmali demek?
+2
osssy
(17.02.26)
Soruyu, 'Evlilikte taraflardan birinin ...' diye sorsaydın, daha adil cevaplar alırdın diye düşünüyorum.

Çünkü bu sitede 'Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız olarak kadını haklı görsem.' diye bekleşenler var.
0
Mirket
(18.02.26)
Her kadının gizli bir zulası olduğunu düşünürüz, o kadar ki herkesin yapması gerektiğini bile düşünürüz ama şu “kendisi için” kısmı şüphe uyandırıyor.

“Ben yarın öbür gün bundan boşanırsam elimde hazır param olsun” diye düşünmek art niyetli bir yaklaşım. Gözden çıkaracağı insana masraflarını yıkıp, kendini maddi olarak tatmin olmuş noktaya getirdiğinde eyleme geçmeyi planlıyormuş gibi.

“İyi gün var kötü gün var. Kimsenin aklı kalıp da çarçur etmeyeceği şöyle bir parayı bulundurayım da ailenin başına kötü bir şey gelirse bir derde derman olur” ne kadar iyi bir düşünce ise diğeri de bir o kadar kötü, ahlaksızca.

Dışarıdan bakınca değişen bir şey yokmuş gibi görünüyor; herkesten gizli para biriktiriyor kişi. Durumu belirleyen ise niyeti oluyor bu durumda.

Tahmin edilir ki; erkeğim.
+1
lazor
(18.02.26)
kadınım. böyle bir birikim yapılıyorsa, bir ayrılık yaşanması durumunda ya karşı tarafın o gün göstereceği tavra güvenilmediğindendir, ya da o gün gelince kadının kendisi adil bir yaklaşım sergilemeyeceğindendir. konu ilkiyse, belki kabul edilebilir. ya da erkek eş o biriken paranın değerlendirilmesi noktasında zayıfsa, çarçur etme gibi alışkanlıkları varsa vs, olabilir. bunların söz konusu olmadığı bir ilişkide, gizli şekilde para ayrılması çok doğru gelmiyor.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(18.02.26)
(10)

Apple Watch 11 46mm alınır mı?

substituent
21k, vade farksız 9 ay taksit aylık 2.3k civarı.İhtiyacım yok hoş bir eklenti kafasıyla. Özellikle nabız, ekg, uyku gibi özellikleri takip etmek için. Birde yürüyüş /bisiklet sürmeyi çok yaparım hem onun takibi hem de müzik değiştirme gibi.Nabızı vs. takip etmemi gerektiren bir hastalığım yok hiç de
21k, vade farksız 9 ay taksit aylık 2.3k civarı.

İhtiyacım yok hoş bir eklenti kafasıyla. Özellikle nabız, ekg, uyku gibi özellikleri takip etmek için. Birde yürüyüş /bisiklet sürmeyi çok yaparım hem onun takibi hem de müzik değiştirme gibi.

Nabızı vs. takip etmemi gerektiren bir hastalığım yok hiç de olmadı. Bu bilgileri ne yaparım ben de bilmiyorum. 9 ay taksit cazip geldi sadece. Geçmiş yıllarda mekanik saat kullandım ama amaçsız geldiği için kullanmayı bırakmıştım. Apple Watch dinamik olduğundan az da olsa işime yarar. Ama olmasa da hayatımda hiçbir şey değişmeyecek.

Ne dersiniz? Bu durumda alır mıydınız?
0
substituent
(15.02.26)
nabız, ekg, uyku başlarda takip ederken max 1-2 ay sonra bakmamaya başlıcaksın.

yürüyüş bisiklet için güzel motive eder.

ben almam çünkü şarjı çok az gidiyor. her gün şarj etmen gerekecek. onun yerine şarjı 2 hafta giden akıllı saatler var.
+1
jelly bear
(15.02.26)
alinir. telefondan daha faydalı, herkes kullanmadan önce ön yargılı yaklasıyor ama bir uvza dönüşüyor günün sonunda. telefondan daha fazla ihtiyaç. kullanınca anlarsın.
0
koela
(15.02.26)
Aynı durumda almadım, çok memnunum :)
0
lil siztah
(15.02.26)
alma devamlı bir dalga boyu bilekte zararlı olduğu da söylenmeye başladı.
0
jamswety
(15.02.26)
benzer durumda aldim gecen sene apple watch 10. 1 sene kullandim ama artik sikildim, hem anlamsiz geliyor, hem kolumda cukur yapti biraz. uyurken surekli takiyordum, ama takmayinca daha rahat hissetmeye basladim. yaza dogru kosmaya baslamayi dusunuyorum, o zaman takarim, bi de sporda takarim, onun disinda cok takmam artik. simdi olsa almazdim. hevesimi aldim bitti.
0
lemmiwinks
(15.02.26)
Her akşam şarj ediyorum. Şarj süresi dışında 24 saat kolumda. Bir parçam oldu. Onsuz ne yapardım bilmiyorum. Evin içinde telefonu sürekli kaybediyorum. Telefonla yapılabilir her şeyde saati kullanıyorum.
Her türlü spor etkinliği dışında sağlık verileri, makarna pişirirken Siri'ye zaman tutturma veya anımsatıcıya not yazdırma gibi işler yaşamı kolaylaştırıyor. Tüm alarmlar sessizde. Kolumda titreşiyor.
Sert bir hareket yapsam Düştün mü SOS vereyim mi diye soruyor.
Grip olmadan bir ya da iki gün önce, nabzınız ve nefesiniz ortalamanın üstünde diye haber veriyor. Sporda, kalori, hız, güzergah, nabız, VO2 max bilgileri ve 6 dakika ile kardiyolojik iyileşme testleri en büyük yardımcım.

Aklıma gelenleri yazdım sadece.
0
Mirket
(15.02.26)
Almadan once en gereksiz aksesuar diyorsun. Sonra o olmadan evden cikmiyorsun.
Sarj konusu sorun gibi ama 20 dk dursa sarjda yine gunu kurtariyor. Uzun sure sarji giden modeller asla tam entegrasyon saglamiyor telefon hangi markaysa saatte ayni olmali.
0
kuzey li
(16.02.26)
Alınmaz çünkü ekg hariç (ki ona da gerek var mı tartışılır) aynı işi SE 2 10 bin liraya, SE 3 ise 13 bin liraya yapıyor, bunlardan biri alınır.

Şarj problem değil, tuvalete girerken şarja koysanız %20 dolar. İşten gelince soyunup dökünürken koysanız %50 olur. Neden bu kadar abartılıyor anlamıyorum. iPhone için başka saat alınmaz.
0
orient blue
(16.02.26)
akıllı cep telefonu kullananın dalga boyuna(?) takılması manasız.

ben kullanıyorum tavsiye ederim. özelliklerin yarısı anca kullanıyorum ama yanımda olmadığı zaman eksikliğini hissediyorum.
0
duyuruuser
(16.02.26)
bende var sana vereyim. masada duruyor hiç kullanmadım. bu kadar gereksiz bir alet olamaz... sürekli titreyen birşey var kolumda. çok sıkıcı.
+1
plastic_angel
(17.02.26)
(6)

İlişkilerde farklı hayat tarzlarının altında ezilmek ve benzeri

pembe nohut
Erkek kişi sosyal medyadaki popüler insanlarla yakınlığı olan (çok yakın), YouTuber ve Instagram fenomeni erkek tayfayla sık zaman geçiren biri. Bunların çoğu Cadde mekanlarından çıkmayan, ortamcı çocuklar ve hatta benzer muhitlerde direkt kendi mekanları var. Kadın tarafıysa o çevreden pek hoşlanmı
Erkek kişi sosyal medyadaki popüler insanlarla yakınlığı olan (çok yakın), YouTuber ve Instagram fenomeni erkek tayfayla sık zaman geçiren biri. Bunların çoğu Cadde mekanlarından çıkmayan, ortamcı çocuklar ve hatta benzer muhitlerde direkt kendi mekanları var. Kadın tarafıysa o çevreden pek hoşlanmıyor, hayat tarzı ve hem karakter hem entelektüel birikim olarak epey farklı olduklarını düşünüyor. Aslında kadına göre bu adamın da o tiplerin arasında işi yok, zaten yaş olarak kendisinden daha küçükler ama işten ötürü haşır neşir olunurken bir samimiyet kurulmuş belli ki. Sık sık bir yerde davet oluyor, e hadi toplaşıp şu etkinlik yapılsın deniliyor, birlikte şu mekana gidelim teklifi ortaya atılıyor falan. Sürekli bir birilerini etiketleme, her yerden tanıdık fışkırma, reklam storysi atma, #davet yazma hali mevcut.

Mesela bugün Bostancı'da mekan açılışı vardı. Kadın yüzeysel, laylaylom, ortamcı bulduğu bu insanlarla zaman geçirmek istemediği için erkek tek başına gitti ama bozuldu da açıkçası. Sosyal çevre dışında aralarında aslında hiçbir problem yok. Normalde dediğim gibi erkek de onlar gibi yetişen, düşünen, yaşayan biri değil ve kadına göre o çevreye sonradan dahil olma çabası içerisinde. Zorunluluklar olur, muhatap olunmak mecburiyetinde kalınır ama bu adamda özellikle bir araya gelme gayreti ve ait olmadığı bir yerde olma arzusu var. Network işi değil, zaten buna ihtiyacı da yok. Ona sorulsa ya eskiden garip işleri, taşkınlıkları olurdu ama artık herkes büyüdü ve olgunlaştı diyor. Kadınsa o çerçeveye ne kendisini ne erkeği bağdaştırabiliyor ne yazık ki. O arkadaşlara dair çok şey yazılır ama daha fazla uzatmak istemiyorum. Biri yakın zamanlarda olan operasyonlardan gözaltına alınmıştı mesela ki bu bile en normali.

Bu farklılıklar zamanla aşılır mı? İki taraf da ortak bir nokta bulabilir mi? Kadın ait olmadığı ortamlara erkeğin hatırına girmeye çalıştıkça suya alışır mı? Veya erkek açıkça kendisiyle ciddi ve uzun vadeli bir ilişki isteğinde olduğunu söylediği bu kadın için zaman içerisinde bu müthiş arkadaşlıklarıyla arasına mesafe koyabilir mi? Yoksa kadın direkt benim bu hikayede yerim yok diyerek onları birbirine mi bıraksın? Yorumlayalım
-1
pembe nohut
(15.02.26)
"Sektör bu, içime sinmese de bu deveyi gütmek zorundayım" tavrı biraz çakal bir tavır. Ait hissetmediği yerde bu derece var olabilen biri beni korkutur. Kendine bunu yapan bana ne yapmaz.
+2
sekizdokuzon
(15.02.26)
bir ilişkide, birbirimizin arkadaşlarıyla buluşmak zorunda mıyız?

en yakın dostlarımızla tanıştırırız birbirimizi, kafalar uyuşursa görüşülür 2-3 ayda bir. onun dışında her hafta görüşmeye gerek yok. herkes kendi arkadaşıyla kendi takılsın.

birdenbire o arkadaş çevresini yok edip, görüşmeyi kesip ne yapsın erkek kişisi? kızın eline mi baksın? bu sefer de kız darlanır.

kadın kişisi o arkadaş ortamından sevgilisine zarar geldiğini düşünüyorsa ve elinde kanıt da varsa, bunu sevgilisiyle konuşsun. eğer kendisi zarar görüyorsa bunu da konuşsun ve olmuyorsa bıraksın.

sonuç olarak ortada zarar görme yoksa, sadece kafalar uyuşmuyorsa, sevgilinin arkadaşlarıyla görüşme olsun bitsin. sevgilin de hiç boşa mızmızlanmasın alınmasın. açıkla "ben hoşlanmıyorum onlardan ama sen görüş tabii ona bir şey elbette diyemem" falan de.

hani bir özel gündür, nişandır düğündür, ona mecbur sevgiliyi yalnız bırakmamak için katılmak gerekir. o kadarı da olur artık yapacak bir şey yok.
0
art cat chocolate
(15.02.26)
'Erkek kötü değil ama çevresi kötü.'
'Erkek bu çevrenin adamı değil ama bıdı bıdı sebeplerle bu çevredenmiş gibi yapıp bu çevreye katlanıyor.'

Yapmayın ablacım, gerçeklikten bu kadar kopmayın. Objektif olabilin biraz.
+3
Mirket
(15.02.26)
Mirket+1

Benim edindiğim izlenim de bahsedilen kişinin o çevrenin bir parçası olmak istediği yönünde.

Uzun vadeyi bilmek ise zor bir sürü değişken işin içine girer. lişki en nihayetinde tarafların birbirleriyle birlikte olma iradesine dayanıyor. Bu iradenin dayanağı da ortak müşterekte buluşabilmek.

Ortak müşterek ile kişinin şahsi arzuları arasındaki mesafe ne kadar büyükse de o kadar acı çekiliyor; ego sürtünüyor, fiziksel ya da duygusal emek miktarı artıyor vb. Yukardaki mevzuda o ortamda olmak kişiye kendini daha özel ve genç hissettiriyorsa, kendini bu ortamın bir parçası olarak kodlamışsa, kimliğini buna dayandırmaya başlamışsa vb., bunlar hayatından çıktıktan sonra tatminsiz ve mutsuz biri olur, haliyle de ilişkinin bir anlamı kalmaz. Ya da benzer şekilde ilişki ile bunlar arasında seçim yapmak zorunda kalırsa da orta vadede bunları seçebilir.
+1
salihdt
(16.02.26)
tam teyze cevabı olacak ama;
-etrafındaki 5 kişinin ortalamasısın
-bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

ayrıca mirket+1

kadın kişisi beyninin onaylamadığını kalbine onaylatmaya, oldurmaya çalışmasın derim naçizane.
+1
Phoebe
(16.02.26)
zamanla aşılmaz.
0
orpheus
(16.02.26)
(18)

hatırladığınız en eski anı kaç yaşınıza ait?

korkut
soru başlıkta :) benimkisi 2-2,5 yaşına ait; bugün de bir sekilde teyit ettim.
soru başlıkta :) benimkisi 2-2,5 yaşına ait; bugün de bir sekilde teyit ettim.
0
korkut
(15.02.26)
4,5 - 5
0
yurtsuz john
(15.02.26)
Hikaye şeklinde değil ama "an" anısı olarak 3 aylık. Çok eskiden sürekli bi çekyat üstüne asılmış sarkaçlı saat görüntüsü geliyodu gözümün önüne. Sonra anneme sormuştum böyle bi saatimiz var mıydı yoksa uyduruyor muyum tamamen diye. Meğer varmış. Annemin doğum izni bittikten sonra anneannemlerden bizim eve geçmişiz. Orda da bizimkiler evin içinde koşturup iş yaparken beni hep koltuğun üstüne küçük bi yatak yapıp saatin karşısına yatırırlarmış, 2 ayın bitmişti o zamanlar diyor annem :)
+1
truf
(15.02.26)
5 galiba. gece sene bunu konustuk arkadaslarla herkes 2-3 yas diyor bende hic yok o donemden hatira.
0
antikadimag
(15.02.26)
bu soru bana her zaman ilginç gelmiştir çünkü insanların hatırladıklarını görünce şok oluyorum. bende en erken düzce depremi var, 5 yaşındaydım. hatta o akşam balık yemiştik, amcam bizdeydi. ben erken bitirip koltuğa çıkmış, koltuktan atlamıştım. avize sallanınca "ulan ne güçlüyüm be evi titrettim" diye düşündüğümü hatırlıyorum, tam o anda deprem oluyormuş meğer.

o dönemi uzun uzun konuşsak belki daha eski bir şey çıkar bilmiyorum ama benim aklıma ilk bu geliyor yani bende 5 yaştan öncesi hiç yok.
+4
der meister
(15.02.26)
2-2.5 yaşından travmatik bir olayı hatırlıyorum.
0
eileengray
(15.02.26)
3 falan herhalde..
dedemin beni parka goturdugunu hatirliyorum bebek arabasiyla ama baya bulanik.
-1
cooperr
(15.02.26)
2.5 yaşımdaki sünnetim. Full resolution :) bütün gün.
-1
gabe h coud
(15.02.26)
Birkaç küçüklük anımı hatırlıyorum ama bu bana sanki en eskisi gibi hissettiriyor. Yattigim yerden uyanıyorum ve güneş yüzüme vurmuş. Yanımda kimseyi goremeyince baya ağladigimi hatirliyorum. Ailem ya başka odadaydi ya da bahçede çalışıyorlardi.
-1
egerbiryolcu
(15.02.26)
4 yaşımı net hatırlıyorum
0
basond
(15.02.26)
3 yaş civarındaydım hatta anlatayım, kendime dair hatırladığım ilk anım bir köy evinde hapsedilmem :) iskenderundan adıyamana düğüne gitmişiz, ben de çok yaramazdım cidden rahat durmazdım en sonunda beni köy evinin birine kilitlediler. sonra baktım yatakta bi tane bebek uyuyor, çok net hatırladığım şey ise oradan kurtulmak için kapıya vururken bebeği uyandırmamaya çalışacak kadar nazik vuruyordum. bugün insanları rahatsız etmemek ya da her yerde hayvan gibi ses çıkarmamak konusundaki özenimin oradan geldiğini düşünüyorum.
-1
tabii lan manyak mısın
(15.02.26)
bende 7 öncesi yok. hiç yok. çok anormal şekilde.
0
summerjam0306
(15.02.26)
5-6 yaş
0
jelly bear
(15.02.26)
Bebekken havale geçirdiğimi hatırlıyorum. Beyin hücrelerindeki elektriksel aktivitelerden dolayı rüya gibi 3 boyutlu ışıklı küp nesneler görmüştüm. Küpleri birleştirmeye çalışıyordum o sırada havale geçiriyormuşum.
0
dawsonscreek
(15.02.26)
1 1.5 yaş arası. ateşle oynamayı severdim, kardeşimin beşiğinin altına girip çakmakla oynarken az kalsın çocuğu yakıyordum.
-1
klassno
(15.02.26)
2-2.5; ölüm, cenaze vd.
0
lil siztah
(15.02.26)
Çocukluğumuzdan beri bize büyüklerimiz tarafından çocukluğumuzla ilgili bir şeyler anlatılıyor.
Bu anlatı bombardımanına o kadar çok maruz kalıyoruz ki, hangisini gerçekten hatırlıyoruz, hangisini anlatılanların etkisiyle hatırlıyor sanıyoruz, bunu tespit etmek güç.
0
Mirket
(15.02.26)
5 yaşındayken tasinmisiz. Önceki eve dair pek çok şeyi hatiriiyorum. Demek ki 3-4 yaşımi hatırlıyorum.
0
abelardo
(16.02.26)
1.5 kardeşimin doğumu ve bizim bir süre farklı evde kalmamız ve oradaki birkaç sahne. ama zaman içinde bu tip eski anıların kendileri kaybolup onların tekrar hatırlanması ile oluşan kısımları kaldı. yani bir şekilde o anıları hatırlayıp tekrar etmeseydim bence silinirlerdi.
0
orpheus
(16.02.26)
(4)

Çatı teraslı ev hk

aligunal
Arkadaşlar merhabaİzmir’de 10 yıllık, 3 katlı bir binanın en üst katında bir ev buldum. Çatının yarısı düz teras, diğer yarısı odaya çevrilmiş. Ancak bu odanın kaçak olup olmadığından emin değilim, henüz net bilgi alamadım.Ev 3+1 ve çatı dubleksi şeklinde. Bu tip evlerle ilgili çok olumsuz yorum var
Arkadaşlar merhaba

İzmir’de 10 yıllık, 3 katlı bir binanın en üst katında bir ev buldum. Çatının yarısı düz teras, diğer yarısı odaya çevrilmiş. Ancak bu odanın kaçak olup olmadığından emin değilim, henüz net bilgi alamadım.

Ev 3+1 ve çatı dubleksi şeklinde. Bu tip evlerle ilgili çok olumsuz yorum var. Binada asansör yok ama zemin üstü iki kat çıkılıyor, bunun benim için büyük bir sorun olacağını sanmıyorum.

Emsal evlere göre fiyatı daha uygun. Evi beğendim fakat zemin kattaki dairenin de satılık olması beni şüphelendirdi.

Sizce nelere dikkat etmeliyim? Benzer bir evde yaşayan var mı? İleride başım çok ağrır mı?
0
aligunal
(14.02.26)
Isıtma, soğutma ve yalıtım sorunlarından biri ya da bir kaçını yaşama ihtimaliniz yüksek. Genelde bu sebeple tercih edilmez. İmar durumu için, bağlı olduğu belediyenin imar müdürlüğü’nden bilgi alabilirsiniz.
0
lil siztah
(14.02.26)
Ben İzmir'de bir süre çatı katında yaşadım görece sıcak olduğu için evde ısıtma tesisatı yoktu ve kışın donardım. Kışın donar yazın pişersin, o yüzden İzmir'de hep çatı katları el değiştirirken Ankara'da giriş katları el değiştirir.
+1
mirty
(15.02.26)
istanbul'da çatı dubleks evimiz var. bina sizinkine göre daha büyük. teras zaten size ait, fakat "çatının tamamı sizin o bahsettiğiniz odayı kapatacak şekilde ise" çatı da size ait olacak, bunu böyle kabul edeceksiniz. ev böyle ise ve eğer çatı akıtıyorsa, siz cebinizden yaptıracaksınız, bunun öyle kmk'ya, hukuka göre yorumlatırsanız akan yerde oturmaya mahkum olursunuz. biz çatıya kimseyi çıkarmıyoruz anten vb. için, zaten evin içinden çıkılabiliyor ve çatının tamir işleriyle de komşulardan para istemiyoruz, siz de böyle yaparsanız rahat edersiniz.

ikinci şey, nasıl yönetiliyor ve yönetilecek? ben böyle yerlerden usandım, çünkü ne doğru düzgün kapıcısı olur, temizlenir çöpü toplanır, ne komşulara ihtar çekecek bir otorite olur, ne de bir sorun için para toplayabilirsin. ha eğer sen de rahat bir insansan öyle yaşar gidersin, ama titizsen kafayı yedirir. böyle yerler aynen avrupa'da olduğu 3 dairenin bir sahibinin olduğu, birinde oturduğu, diğerlerini kiraya verdiği şekilde olursa düzgün şekilde yaşatır, yoksa uğraş dur.

tapusu kat mülkiyeti ve çatı dubleksi vb. ise içiniz rahat olsun. diğer türlü kaçak olup olmadığını tam olarak ancak belediyeden öğrenebilirsiniz.
+1
malheiros
(15.02.26)
O terasta yazın güneşte çok güzel, betona yumurta kırıp pişirilebilir.
0
Mirket
(15.02.26)
(17)

Taksit yaptırmayı seviyor musunuz?

yenibirgüzelnick
Ben çok huzursuz hissediyorum bir şeyleri taksit yaptırınca. Nedense 3 ay 6 ay sonrası ödenecek borcum olması beni rahatsız ediyor. Eşim de tam tersi alırken hep taksit yaptırmaya çalışıyor. 26 bine mobilya aldım. Param vardı nakit ama peşin fiyatına 6 taksit var diye eşim taksit yaptır dedi şu an k
Ben çok huzursuz hissediyorum bir şeyleri taksit yaptırınca. Nedense 3 ay 6 ay sonrası ödenecek borcum olması beni rahatsız ediyor.

Eşim de tam tersi alırken hep taksit yaptırmaya çalışıyor. 26 bine mobilya aldım. Param vardı nakit ama peşin fiyatına 6 taksit var diye eşim taksit yaptır dedi şu an kendimi kötü hissediyorum 6 ay boyunca ödemem gereken bir şey var.

6 ay boyunca benim maaşım değişmeyecek zaten o zaman ödediğim miktarla şimdiki aynı olacak. Manasız geliyor ya.
Geçen sene araba almıştım cebimde param olmasına rağmen eşimin ısrarıyla yine faizsiz kredi veriyorlar diye 12 aydır borç ödüyorum tam rahatladım demiştim yine başa döndüm :/
0
yenibirgüzelnick
(13.02.26)
sevmiyorum ama 3-5 bin üstü tutarları taksit yaptırabiliyorsam kesin yaptırırım. param olsa da yaptırırım. bu ortamda yaptırmamak salaklıktır.

ödediğin para aynı olmayacak. kalan parayı faize bile atsan kardasın.
+1
jelly bear
(13.02.26)
Peşin fiyatına taksit, mükemmel bir ödeme koşuludur.
(bkz: paranın zaman değeri)
“Bana vade farksız taksit yapın, dünyayı satın alayım”
Arşimet
swh
+3
dawsonscreek
(13.02.26)
Sevmek demeyelim de finansal matematik diyelim. Enflasyonun olduğu yerde peşin fiyatına taksitle alınabilen bir mal/hizmet aslında daha ucuza alınmış olur. Tabii peşin alımda indirim yapılıyorsa onu ayrıca hesap etmek lazım, taksitli mi ucuz peşin mi diye.
+1
orient blue
(13.02.26)
faizsiz her taksit yüksek enflasyon ortamında kazançtır. alacağım ürün / hizmet için elimde peşin para olmasına rağmen faizsiz taksit imkanı varsa hiç düşünmem taksit yapar parayı en kötü ppf'de tutar az çok demem getiri sağlarım.
0
scudman1
(13.02.26)
bende taksit sevmiyorum nakitim varsa alırım. olmayan parayla alışveriş yapmam.
+1
my fault
(13.02.26)
ise ilk basladigim zamanlar herkes sacma bulsa da yaptirmazdim. borcum olmasi hosuma giden bir sey degildi.

ailem de elestirirdi. tabii boyle sacma enflasyonlu bir ulkede yasayinca, su an her seye vade farksiz max taksidi basiyorum.

9 taksitle bir sey almak 20%-25% daha ucuza almaya denk geliyor aslinda turkiyede
0
aguen
(13.02.26)
Para piyasası fonlarının şu an ortalama aylık getirisi %3.
Bir ürün alırken yaptırdığın taksit kısmı sana ayda %3 kazandıracakken bu kazançtan vazgeçip peşin ödemek bana çok anlamsız gelmiştir her zaman.
Hele kredi kartı kullanmayanlara hiç akıl erdiremem.
0
Mirket
(13.02.26)
taksitle ada satsınlar alırım.
+2
datnet
(14.02.26)
Kredi kartı borcuna alışınca geçiyor. Bir ay 26 bin ödemektense ayda 4.5 görünmez oluyor ekstre içinde.
0
duguit
(14.02.26)
Taksitle satın almaya bayılırım. Hele de peşin fiyatına ise. En sevdiğim şey.
0
abelardo
(14.02.26)
Ben huzursuz olmam.
Severim de.
Ama alışkanlık yapınca kötü. İyi takip etmezsen kötü. Kredi kartına bakıyorsun uygulamadan, az borcun var gibi görünüyor oysaki ekstreye yansımayan üç dört katı borç var. Her ay ödemeler de artabilir.

Kısacası taksit iyidir (paranın zaman değeri ve enflasyon) ama alışkanlık ve rutin hale gelince ipin ucunu kaçırmaya müsait. 10 liraya aldığın şey zihninde 3 liralık yer kaplıyor. Durduk yere 7 liralık tanımsız borç çıkıyor sonra.
0
biseysorcaktim
(14.02.26)
normalde hiç sevmem ama vadeli-peşin farkı benim o paradan kazanacağım faizden az ise ne diye trink ödeme yapayım? diğer yandan farkında olmadan bütçeyi aşma riski var. taksitle alışveriş oh ne rahat moduna girmemek lazım.
0
lazpalle
(14.02.26)
sizinle birebir aynı duyguları paylaşıyorum ama vade farksız taksit varsa gönülsüz de olsa yaptırıyorum; çünkü duygularım ne kadar borçsuz olmak güzel dese de matematik enflasyonist ortam da vade farksız taksit bulunmaz nimet diyor. matematiğe gönlümden daha çok güveniyorum.
0
belkider
(14.02.26)
Faiz ödemiyorsan taksit mükemmel bir sey. Özellikle tr‘de hala taksit kötü yhaaa demiyor olman lazim artik.
0
Purple life
(14.02.26)
dün buzdolabı aldım 62000 den nakit verirsem dedim 51 e düştü..
nakit tahmininizden de değerli.
+1
jamswety
(14.02.26)
bayılıyorum. nakdin değerli olduğu görüşüne katılıyorum ama ben fakirim, taksit imkânı olmasa giyecek donum olmaz. 10-12 bin liralık alışveriş yapıp bunu üç aya yayabilmek benim için büyük lüks ve kolaylık mesela. benim "büyük harcama" ufkum da zaten bundan ibaret açıkçası, ötesini bilmem. hadi beni geç ben genç adamım, şükür elim ayağım tutuyor, Bİ ŞEKİLDE yürürüm, donum yoksa donsuz gezip ters bakana tükürürüm filan ama ay sonunu zor getiren iki çocuklu adam taksit imkânsız bayram alışverişi yapamaz örneğin... ya da ramazan için evine bir kilo pirincin yanına mercimek sokamaz. taksit çok yüksek maliyetli, uzun vadeli olmayan borçlar için süper bi şey. hele ki enflasyon ekonomisinde.

(bu söylediklerim tabii ki peşin fiyatına ya da kabul edilebilir taksit farkı için geçerli. 20 liralık şeyi 35'e taksitle alınca tadı kaçıyor elbette)
+1
der meister
(14.02.26)
faiz farkı yoksa üşenmem 1 lirayı bile taksitle öderim. nedenini bilmiyorum ama bölerek alınca ucuza gelmiş gibi hissediyorum.
0
kuzey li
(14.02.26)
(7)

telefon operatörlerinin tarife fiyat politikasındaki saçmalık

semaforo de medianoche
benim hattım vodefone. taahhütüm bitti yenilemek için bakıyorum geçebileceğim paketler olarak 600 küsür liralık şeyler var. ama bakıyorum yeni vodafonelu olana 300 küsür lira benzer paketler. sonra turkcell'e baktım orada da benzer durum. peki bu durumda ben neden numaramı başka bir operatöre taşıma
benim hattım vodefone. taahhütüm bitti yenilemek için bakıyorum geçebileceğim paketler olarak 600 küsür liralık şeyler var. ama bakıyorum yeni vodafonelu olana 300 küsür lira benzer paketler. sonra turkcell'e baktım orada da benzer durum. peki bu durumda ben neden numaramı başka bir operatöre taşımayayım? oradaki taahhütüm de bitince yine değiştiririm böyle böyle hep ucuzdan alırım. çünkü aynı hatta kalınca yarı yarıya fazla ödüyorsun. operatör değiştirmenin başka bir dezavantajı falan mı var da böyle saçma bir fiyatlandırma politikaları var telefon operatörlerinin?

acaba müşteri hizmetleriyle konuşunca bu şekilde farklı teklifler gelir mi diye aradım dedim turkcelle geçersem aynı pakete şu kadar ödeyeceğim neden geçmeyeyim bu durumda. bir şey diyemedi. ilginç geldi.
0
semaforo de medianoche
(13.02.26)
Bu durum uzun süredir böyle. Operatörler kullanıcılara tek tek değil, yığın olarak bakıyorlar. Bir süredir hattını taşıyıp daha benzer paketi daha ucuza alan müşteri sayısı, mevcut operatörde kalıp daha fazla para ödeyen müşteri sayısından az olduğu için eski müşteriye yüksek, mevcut müşteriye yüksek fiyat çekiyorlar.

Üşenmiyorsanız değiştirin, başka çare yok.
+3
10551037
(13.02.26)
Psikoloji bilimi ile pazarlamacılığın kesiştiği alanda marka sadakati denen bir olgu var. İnsanların hatırı sayılır kısmı her alanda belli bir markaya sadakat hissi geliştirirler. Genelde diğer markaların daha iyi ya da daha ucuz olabileceğini düşünmezler, duysalar bile kulak arkası ederler.
Her ticari kuruluş gibi operatörler de insanın bu zaafını dibine kadar sömürüyor.
Google'da marka sadakati diye aratırsan daha da detay bulabilirsin.
+1
Mirket
(13.02.26)
@10551037: eskiden sanırım arıyorlardı uygun bir fiyat veriyolardı sana da tek gereken tamam demek oluyordu. o zaman evet kolaylık sağlıyor kendi operatöründe devam etmek ama bu sefer beni arayan olmadı (ya da müşteri hizmetleri diye engellemişimdir belki bilmiyorum) ve şu an taahhütsüz kaldım istediğimi yapabilirim yani. kendi operatörümde tarife seçip o süreci başlatmakla başka operatörde tarife seçip numara taşıma sürecini başlatmak arasında fark var mı ki? ekstra kağıt kürek işi mi çıkıyor? öyle bir şey yoksa üşenmeyle de ilgisi yok her türlü aynı eforu vermek gerekiyor demektir.
0
🌸semaforo de medianoche
(13.02.26)
Ben yeni taahhüt döneminde internet paketimi yükseltmek için aradım Vodafone'u. Yapamıyorlarmış. Hayatımda ilk defa ben size daha çok ödeyeyim diyen müşterinin geri çevrildiğine şahit oldum. Fatura sorunum da yok, otomatik ödemedeydi zaten hep. Kırk çeşit birimle görüştüm, olmadı da olmadı. İstediğim şey de 60gb. Satılıyor yani bu paket. Öyle bana özel absürt bir paket oluşturun gibi bir talebim yoktu.

Demem o ki resmen operatör değiştir demiş gibi oldular bana. Baya anlaşmalı falanlar heralde kendi aralarında.

Sistem bu. Siz vodafone'dan usanıp turkcell'e, türk telekoma geçiyorsunuz ondan bıkanlar da bunlara geliyor.

Paketlerin fiyatlandırmaları da bir acayip zaten. Ben çıldırmış vaziyetteyim açıkçası. Bir operatörden arandığımda sinir basıyor direkt. Normal kişiliğimden çıkıp bambaşka bir şey oluyorum.
0
akhenaten
(13.02.26)
Gir çık yapıyorum her sene bu mallar yüzünden. Daha daha ucuza dönüyorum haha
0
topkapiaksaray
(13.02.26)
ben her sene farklı bir operatöre taşıyorum.
ama taşımayan, bunla uğraşmak istemeyen kitle çok fazla.
geçen sene annemin hattında da yüksek fiyatlar çıktı twitter üzerinden vodafonedestek e yazdım. geri arayıp aynı tarifesine göre çok az bir zamla yeni bir tarife önerdiler öyle devam etti. yanımda da yoktu o teklif.
0
my fault
(13.02.26)
Böyle yapıyorlar, çünkü kimse bunlarla uğraşmıyor. İşyerindeki, whatsapp gruplarındaki birkaç kişi bunu yaptığını söyleyince biz arkadaki milyonları görmüyoruz. Haliyle adamlar bir avuç müşteri için altın yumurtlayan tavuğu kışkışlamıyor. Bir yıl oraya bir yıl buraya gide gele insan gibi fiyatlardan kullanabilirsin bir dezavantajı yok. Adresine kadar geliyorlar adamlar yeter ki taşın diye.

İlk kullanımda kimi banka uygulamaları bi takılma yaşıyor telefon etmek gerekiyor. Sadece bu.
0
lazor
(15.02.26)
(14)

Kitap okuma klübü var mı?

michael_knight
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
Yabancı filmlerde görüyorum sadece.
“ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
0
michael_knight
(12.02.26)
Bir zamanlar Feyste dünya kadar öyle grup vardı. Bir bak bence. Hala vardır belki.
0
Mirket
(12.02.26)
Melikşah Altuntaş
Flu TV
Begüm Çakır
Ebru Aykaç

Şu an aklıma gelenler bunlar. Youtube ya da Instagram sayfalarına bakarsanız bulursunuz.
0
anatomik
(12.02.26)
kobuzchu kiz
(12.02.26)
fotrsapka
(12.02.26)
online mı yüz yüze mi, hangi şehirde? detay verebilirseniz daha nokta atışı önerilerde bulunabiliriz. Örneğin İzmir derseniz Yakın kitabevinin ve farklı organizasyonların kitap/okuma kulüpleri var.
0
Phoebe
(12.02.26)
Çok teşekkürler arkadaşlar. Bol bol varmış.
@phoebe katılmak için değil de genel olarak merak ettiğim için sormuştum.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Orhan Şener Deliormanlı yutup kanalı.
0
yurtsuz john
(12.02.26)
emrah sefa gürkan codex adlı program ile her hafta yapıyor. önceden kitap ismi veriyor sonra o kitapla ilgili çok güzel bir program yapıyor. flu tvdekini tavsiye etmem çok uzun ve ilker hoca sulandırıyor.
0
ground
(12.02.26)
İş arkadaşımın arkadaşlarıyla bir grubu var böyle. Sırayla seçiyorlar. Arada anlatıyor ben de oradan biliyorum.
0
peki madem
(12.02.26)
Dahil olduğum iki kulüp var, eğlenceli ve güzel oluyor. Az kişi ile yüzyüze olan grupları daha verimli buluyorum kendi açımdan. Online olanda devamlılık sağlayamadım.
0
hayalhayal
(12.02.26)
kulüp var da klüp yoktur bence. bol bol oku bence de işine yarar belki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
@yazar yazmaz, ne dediğimi anlayabiliyorsan kurduğum cümle amacına ulaşmış oluyor.
Böyle gereksiz konularda kurallara aşırı sıkı bağlanıp başka insanların kalbini kırıp canını sıkacak kadar ileri gidenlerin çok mutsuz ve zeka konusunda sorunlu insanlar olduğuna inanıyorum. Umarım sen öyle biri değilsindir.
Kib, bye.
-2
🌸michael_knight
(12.02.26)
tabii canım ne dediğini anlıyorsam her şeyi yanlış yazalım ne olacak sanki. çok haklısın ebu cehil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
eger felsefe, sosyoloji ve psikoloji seviyorsaniz pelin dilara colak'in athenaum kitap kulubu var. okunan kitaplar ve bulusmalar icin buraya bakabilirsiniz:
www.athenaum.tr
0
Sour
(13.02.26)
(3)

bilmece gibi acayip bir soru

mavicorap
turk ave amerikan vatandasligi olan 2 kucuk cocuk turkiye'den hollanda'ya amerikan pasaportuyla gidecek. bu cocuklarin anne babasi evli. anne turk baba amerikali. turkiye de yasiyorlar. cocuklari sadece anne goturuyor hollanda'ya akraba ziyareti icin. bu cocuklarin yurtdisi cikisinda veya hollanda g
turk ave amerikan vatandasligi olan 2 kucuk cocuk turkiye'den hollanda'ya amerikan pasaportuyla gidecek. bu cocuklarin anne babasi evli. anne turk baba amerikali. turkiye de yasiyorlar. cocuklari sadece anne goturuyor hollanda'ya akraba ziyareti icin.
bu cocuklarin yurtdisi cikisinda veya hollanda girisinde bir sorun olur mu? babanin noter onayli muvafakkatnamesi gibi bir belge istenir mi?
bir de bu sorunun cevabi kimdedir?
turk makamlarinda mi hollanda da mi?
ben bir meslek grubuna mi yoksa bir kuruma mi bunu sormaliyim?
0
mavicorap
(11.02.26)
Mantık yürütüyorum, yanlış olabilir.
Bu belge, çocukların diğer ebeveynden kaçırılma ihtimaline tedbir diye var ise ki bildiğim kadarıyla öyle.
Türkiyeden çıkışta (ikamet Türkiye olduğu için) pasaport kontrolü esnasında sorulacaktır.
düşüncesindeyim.
+1
Mirket
(11.02.26)
Daha önce kuzenimi muvafakatname ile çıkardım, trden sınırdan çıkarken baktılar, giriş yapılan ülkede bakmadılar ama bakadabilirlerdi. Bence garanti olması açısından ve mantıken alırdım muvafakatname.
0
tuborg yesili
(11.02.26)
muvafakatname gerekir bence. tek ebeveyn çocukla vizeye başvururken bile istiyorlar. kim bilir derseniz havalimanı yer hizmetleri olabilir.
0
elorelia
(12.02.26)
(10)

Kucuk milletler 5 yil sonrasini

lapaz
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
+1
lapaz
(11.02.26)
size oyle gelmiyor. turkler kurumu ve kurali sevmez. bir asir sonrasini dusunebilmek ve tasarlayabilmek icin bugunden sabitlenmis, degismeyen referans noktalariniz olmali. bizde boyle baglayici unsurlar yok.
+5
Sour
(11.02.26)
türk milleti diye bir şey mi kaldı ortada ki yarını düşünsün. eflatun'un siyaset yapmazsan siyaset yapanlar seni yönetir sözünü yaşıyor bu ülke 85 senedir.

milleti tarihine sövdüre sövdüre bitirdiler. yüz yıllardır sömürge niyetine kullanılan bir yere dönüştü, bir atatürk denedi kırmayı onun da ömrü yetmedi.
-2
gule gule
(11.02.26)
Türkiye bence israfta apayrı bir ülke. İnsanlar tüketim ile mutsuzluktan kurtulabilecegini sanıyorlar.
-1
michael harddd
(11.02.26)
1800lerin ikinci yarısından beri tek politikamız var: denge politikası
0
Hallegadola
(11.02.26)
Değil bir asır sonrasını, bir dakika sonrasını tahmin edemeyiz özetle.

İki örnek vermek istiyorum;
1- Benzer kategorideki en sevdiğim filmlerden biri, Alman yapımı (bkz: Lola Rennt )

2- Kuran-ı Kerim - Rahman Suresi
كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فٖي شَأْنٍۚ
- O, her an, Bir yaratma halindedir.
-4
love and trust
(11.02.26)
Bu Türkiye'ye özgü bir şey değil. Öncelikle "Yüz yıl sonrasını görmek" diye bir şey zaten mümkün değil. Ancak gelişmiş ülkelerin orta vadeli politikaları, bu politikaları iktidardaki partiden bağımsız yürütecek bir siyasi - bürokratik kültürleri, nihayetinde de askeri ve finansal güçleri var. (Ya da en azından vardı. Trump falan derken bunun orada da ne kadar kaldığı tartışılır)

Türkiye gibi ülkeler ise her şeyden önce etki eden değil, etkilere tepki üreten tarafta; ekonomisi ve siyaseti reaksiyoner. Bu da politikanın da popülizmin en dip noktasında olmasını kendince zorunlu kılıyor, zira millet açken gidip öyle uzun vadeli siyaset falan yapamazsınız; ufkunuz bir sonraki yerel ya da genel seçimlerle sınırlı, o da iki, üç yıl demek.
0
salihdt
(11.02.26)
Kücük millez büyük millet ne güzel kafalar bunlar
-2
Purple life
(11.02.26)
Millet değil Devlet. Onu baştan düzeltelim.

Küçüklük, büyüklükten değil, Zenginlik, fakirlikten bahsediyoruz. Bunun da Devletler seviyesindeki adı Gelişmiş ve Gelişmemiş devletlerdir. Gelişmemiş devletlerin de gururu zedelenmesin diye Az gelişmiş, hatta onunla da yetinmeyip, Gelişmekte olan devletler diyoruz.
Türkiye bir Gelişmekte olan Devlettir.

Bugünün Dünyasında Devletlerin, varolabilmek için kendi kendine yeterli olması, aldığıyla sattığının birbirini karşılaması gerekmektedir. Enerji ithal etmek zorunda olan bir Devlet olduğumuz için ve bunu karşılayabilmemiz için dışarıya teknoloji satmamız gerekmekte çünkü doğal kaynak olarak da tarım olarak da Dünya ile rekabet edebilecek güçte değiliz.
Turizm biraz damlıyorsa da maşrapayı dolduramamaktadır.
Bu durumda borç ile geleceği ipotek etmek dışında çare kalmamakta.

Günü kurtarmak için boğazdaki köprüyü, pardon, mutfaktaki tencereyi diyecektim satmayı düşünen bir aileye 3-5 yıl sonrasının hesabını sormak çok akılcı durmuyor bu durumda.
0
Mirket
(11.02.26)
tam facebook profil arkasi sozu
0
antikadimag
(11.02.26)
turkish people en "zen", "ruhani", "tasavvuf ehli" adına ne dersen insanlar olduğundan (‐muzdan) anı yaşıyor ki bu da halkımızı en büyük yapıyor.

"ben, pollyanna" uluslararası en iyi film oscarı ile 2026'da adayım.
-2
klassno
(12.02.26)
(14)

ev ve bir takım kararlar hk

tuborg yesili
Rüyama girdi dün gece uyuyamadım.5 yıldır evli ve 5 yıldır da trde olmayan ama her 2-3 ayda bir git gel yapan bir çift olarak geçen baharda benim kendime ait bir yerim olsun istiyorum hezeyanımın da verdiği gaz ile evlenince gelen altın nakit her şeyi gömüp 3 yıllık bir kredi ile türkiye'de denizi o
Rüyama girdi dün gece uyuyamadım.
5 yıldır evli ve 5 yıldır da trde olmayan ama her 2-3 ayda bir git gel yapan bir çift olarak geçen baharda benim kendime ait bir yerim olsun istiyorum hezeyanımın da verdiği gaz ile evlenince gelen altın nakit her şeyi gömüp 3 yıllık bir kredi ile türkiye'de denizi olan ama pek gelişmemiş ( altayapısı yok) bir yerden ev aldık. alırken de şimdi de motivasyonumuz kiralamak değildi zaten kiralamaya da uygun bir konum değil, gittikçe geldikçe bize kapı olsun, başımız sıkışınça gidelim, yazın gidelim tatilimizi de orada geçirelim kafasıydı. Yazlık gibi ama değil. - başka evimiz falan yok- Hali hazırda da kira ödüyoruz tabiki, bulunduğumuz yerden ev almak ise hem süreçlerin çok uzun sürmesi, hem kalıcı oturum beklememiz, hem de ancak 30 yıl borçlanarak vs nedenlerle mantıklı gelmedi. Bu bilgiler cepte olsun.

Bu konuda çevremizden sürekli salaklık, kiraya verin kiraya vermeyecekseniz niye aldınız, boşa para verdiniz, hımmm köy mü :/ vs eleştirileri geldi, gelmeye devam ettikçe de bu konuya ben de üzülür oldum. Etkilendim.

Evet aldığımız paraya bir şehirden 1+1 de alabilirdik, kiraya da verebilirdik ama biz bahçesi olsun biraz insandan uzak olsun istedik. Ve her türlü geri döneceğiz zaten tamamen, şimdiden evimiz olsun mantığı vardı.

Kredinin kaldı 2,5 yılı, şu an kira + kredi ödemek bizi zorlamıyor ama ikimiz de özel sektördeyiz her an işsiz de kalabiliriz tabiki. Hatta benim işim biraz sallantıda bu yüzden de belki de ben kafamda elli tane senaryo kuruyorum. Acaba cidden kira geliri getirecek hale mi döndürsek diye ama bir yanım da hiç istemiyor.

Mevcut durumu yorumlayıp, siz olsanız ne yapardınız fikri verebilir misiniz?

Teşekkürler.
0
tuborg yesili
(10.02.26)
Valla tek kriter maddi fayda değil psikolojik fayda da kriter.
odeyebiliyirsaniz gönlüne göre hareket et derim.
+1
kisa
(10.02.26)
Böyle mantıklı ve güzel bişey yaptığım için çok mutlu olurdum.
+2
gobekliraki
(10.02.26)
İnsanlar kendi yatırımlarıyla ilgili yorum yapsın ya bir zahmet, buna da karışmasınlar.
Bitmesine az zaman kalmış, sizi ekstra bir zorluğa sokmuyor, bence bunlardan etkilenmenize hiç gerek yok.
Bahçeli, şehirden uzak, sakin yerdeki ev şehirdeki 1+1 eve tercih edilir her türlü.

Bu konuşmaların altyapısında hep bi haset olur, boş verin takılmayın bunlara.
+3
mutekebbir
(10.02.26)
Paraya sıkışmadıkça kiraya vermeyin. Kiracı çıkan evler gerçekten genellikle savaş görmüş gibi oluyor. Benim ailem de yılın yarısını bir şehirde diğerini de başka bir şehirde geçiyorlar. Yaklaşık 5 sene boyunca insanlar bari kiraya verin diye minnoş anamın canını sıktılar. Kiralık olmamasına rağmen insanlar aradı. Milletin ağzı torba değilki büzesin gerçekten.

Ev sizin, keyif sizin, para sizin. İsterseniz tek başınıza dubleks evde oturursunuz, isterseniz köyde ev alırsınız. Bence etrafınızdaki sesleri susturacak "biz öyle istedik" gibi kesin bir cevap hazırlayın. Herkes yerini bilsin.
+1
tiredofwaiting
(10.02.26)
hava serinleyince mont almışsınız, insanlar niye mont aldın, hırka alsaydınız ya demiş gibi bir durum. yani siz kendi ihtiyacınıza göre bir alışveriş yapmışsınız. insanların ihtiyaç ve beklentisine göre alışveriş yapmadığınız için eleştirilmişsiniz ki çok saçma.
ödenebildiği sürece ben bi problem göremiyorum.
ayrıca kiracı ile uğraşmak başlı başına bir problem olabiliyor şu dönemde.
+3
elorelia
(10.02.26)
Boş kalması bana mantıklı gelmiyor.
Eğer kiradan edineceğiniz gelirle Türkiye’de 3 hafta ultra her şey dahil beş yıldızlı tatil yapacak parayı alacaksanız kiraya verin derim.

Çünkü zaten Türkiye’ye mesela toplamda 4 hafta gelseniz bile bunun ancak 2 haftası orada kalırsınız. 52 haftanın 50 haftası boş kalacak bir ev bana çok mantıksız geliyor. Bu arada oturulmadığı için ekstra masraflar da açabilir ev size.

Ama psikolojik etkisi sizi rahatlatıyorsa onu parayla ölçemeyiz. Boş kalmaya devam etsin.

Çok emin olduğunuz zaman kiraya verirsiniz.
+1
michael_knight
(10.02.26)
Yurtdışında olsam, mutlaka senin yaptığını yapardım. Gitmesem de kalmasam da istediğim an gidebileceğim bir evimin olmasının bana vereceği psikolojik desteğe paha biçilemez bence.

Çok iyi yapmışsın.
+2
Mirket
(10.02.26)
Yorum yapanlar aile ve yakın arkadaş çevresi kötü niyet yok aslında.

Sadece 2 hafta değil, 2-3 ayda bir min 1 hafta ve kesintisiz her yıl 1,5 ay gibi sıklığı belirleyebiliriz. Yani kafadadan yılda 10 hafta 2,5 ay diyelim.

Şansımıza da komşularımız çok tatlı insanlar, anahtar bıraktım mesela arada girip bakıyorlar bizim uzakta olduğumuzu bildiklerinden.
+4
🌸tuborg yesili
(10.02.26)
yilda 10 hafta kaliyorsaniz bence gayet mantikli bir yatirim. kiraya vermeye gerek yok. insanlar yazlik alip ayni sure kullaniyor, hatta daha az kullananlar vardir.
+2
lemmiwinks
(10.02.26)
@tuborg yeşili, yılda 10 hafta kalıyorsanız kiraya vermeyi hiç düşünme. Hem evi kullanıyorsunuz hem de seni psikolojik olarak rahatlatıyor. Fikir veren akrabalara teşekkür et, sebep söyleme. Sen sebep söyledikçe karşıt nedenler geliştirirler.
Bu süreçte anahtarı hiçbir akrabaya kaptırmamaya dikkat et.
Hayırlı olsun.
+1
michael_knight
(10.02.26)
Altyapısı aşırı kötü değilse bana kiralayın? :)
www.eksiduyuru.com
+2
sekizdokuzon
(10.02.26)
normalde kiraya vermek icin ev almazdim,
oturmayacagim eve para vermezdim,
ama yurtdışında olsam ,
burada bir ikametim olmasini isterim.
cok borca girmediysen kira ile uğraşma,

illa kiraya vereceksen
muhtemel bir kisi buldun @8910

hem buradanda aklina geldikce sorarsin evin durumunu.
+1
designer
(10.02.26)
Şuan trde yaşayanlar olarak maddi laygılarımız çok yüksek. Bunun sonucu olarak da boşa akan bi kaynak gibi görüyor insanlar.
Sizin durumunuzda kredi ve kiranızı ödemek zorlamıyor. İşiniz de var. Hiç kötü bi karar değil. Keyfini sürün evinizin.
İşsiz kalırsanız da o zaman düşünürsünüz.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(10.02.26)
bence çok güzel yapmışsınız hayırlı olsun
+1
Hallegadola
(11.02.26)
(18)

Kaymaksız yoğurt

sessizce aglayan sanat
Selam merhaba iyi akşamlar Evet yapımı yoğurt yapmak istiyorum ama içinden kaymak çıkmasın istiyorum. Çıkınca midem bulanıyor bütün midemdekileri iade ediyorum çünkü :/ Sütün yağını kaynata kaynata topla demeyin öyle de olmuyor, çok denedim, illa ki kalıyor bişey. Çok fenayım market yoğurduna alıştı
Selam merhaba iyi akşamlar

Evet yapımı yoğurt yapmak istiyorum ama içinden kaymak çıkmasın istiyorum. Çıkınca midem bulanıyor bütün midemdekileri iade ediyorum çünkü :/

Sütün yağını kaynata kaynata topla demeyin öyle de olmuyor, çok denedim, illa ki kalıyor bişey. Çok fenayım market yoğurduna alıştım çok kötü bişey bu. Bilen duyan gören var mı? Makinesi falan var mı bunun?
0
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Sütü kaynat, soğut, üzerindeki yağı al, sütü buzdolabına koy, bir gece beklet, ertesi gün kaynatıp ılıyana kadar bekle, kaymağını tekrar al.

Kaymağı homojenize edilmiş pastorize sütler var. Tire süt var mesela poşette satılanı. O öyledir. O sütten bulursan kaymak göremezsin.
0
Mirket
(09.02.26)
Market yoğurdu neden kötü??

Yapamazsin Bence, homojonize etmen lazım ki evde yapılabilecegini sanmam.
+2
kisa
(09.02.26)
Market yoğurdu ev yoğurdu kadar sağlıklı değil, doğal da sayılmaz. Şifalı olan asıl ev yoğurdu. Yoksa yemiyor muyum, bayıla bayıla yiyorum hem de, pürüzsüz ya. Ama işte ne zaman ondan yesem iştahım açılıyor mesela, ev yoğurdu yerken öyle olmuyorum.
-2
🌸sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
bende arçelik ve bekonun yoğurt yapma makineleri var. bekonun çok daha ucuz, herşeyi aynı (hatta öyle aynı ki arçelik sensörü bozuldu, onun yerine bekonunini kullanıyorum). sütü marketten %3, %3.7 yağ oranlı filan alıyorum. normal usulde öyle çok taş gibi kıvamlı olmasa da yine de güzel, ayrıca süzme kabı var. istersen bayağı taş gibi süzülmüş olarak da yiyebilirsin 1.5 yıldır bu şekilde yoğurt yapıyorum. hele jersey süt kullanırsam o zaman süzme kapsız taş gibi oluyor. kaymak jerseyde biraz oluyor ama diğer market sütlerinde hiç olmadı.

link: www.akakce.com
+2
panamera
(09.02.26)
Keşke ev yoğurdunun kaydadeger sekilde daha sağlıklı olduğunu birisi anlatsa.
Daha çok sevmeyi anlıyorum da daha sağlıklı demek için net bir şey ortaya koymak. Lazim.
+1
kisa
(09.02.26)
Ev yoğurdunu daha çok sevebilmem için içinden kaymak çıkmayacağından tam olarak emin olmam lazım. Bir de diyetisyenler doktorlar ev yoğurdu yiyin diyorlar, başka neden diyor olabilirler ki?
-1
🌸sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Eğer ev yoğurdu pastorize sütten yapılmıyorsa, market yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu iddia edebilirim.
+2
Mirket
(09.02.26)
@mirket, senin bilgine güvenirim. Anlatırsan bakayım ben de.
Ancak şunu diyeyim önce, kast ettiğin sanırım cog sütten kaunatarak yapmak?
pastorize sütten nasıl daha sağlıklı olabilir bu?
Bakteri (zararlı olanlar) patojenler vs gitsin diye ciddi bir kaynatma süreci gerekiyor bu da yararli bakterileri de öldürüyor. (emin değilim) ancak evdekinkaynatma ile her zararlinin elemine edilemecegi söyleniyor ve son olarak da çiğ sütün (markette satılan değil de sutcuden alınan) denetimsiz ve daha riskli olduğu da söyleniyor.
+1
kisa
(09.02.26)
Edit:
Mesajla uyarildim :)
Benzer şeyi söylemişsin.

Yukarıdakiler dursun, ekmyapayim

Pastorize sütle yapılsa bile evdekinin neden daha sağlıklı olduğunu anlatırsan sevinirim.
0
kisa
(09.02.26)
Pastorize sütten dahi yapılsa ev yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu iddia edemeyiz. Çünkü sütten emin olsak dahi kullanacağımız mayanın içeriğinden emin olamıyoruz ve zararlı bakteri varsa arındırma olanağımız yok.

Ayrıca mayanın ihtiva ettiği probiyotikler hakkında da fikrimiz yok. Ancak bu konuda çalışma yapan bir ziraat fakültesinden temin edilecek maya olursa ona güvenirim ben.

Probiyotik konusunda market yoğurtlarına da güvenmiyorum ben.

Çiğ sütlerde de şöyle bir olay var. Hayvanın herhangi bir sebeple kullandığı ilaçlar olduğu gibi süte geçiyor. Parazit ilaçları, antibiyotikler insanlar için sakıncalı. Hayvanın bu ilaçları tükettiği dönemlerde sütleri imha edilmeli. Tamamen kontrolsüz olan bu sektörde imha edileceğini hiç sanmıyorum. Çiğ süt alan kurumsal firmalar bunun kontrolünü tahlilini yapıyordur ama biz bu konuda savunmasızız.

Yani seninle hemfikirim.
+6
Mirket
(09.02.26)
Katılıyorum 🖖🤘
0
kisa
(09.02.26)
bu konunun uzmanı diyetisyenler ve doktorlar değil, gıda mühendisleri. uzun zamandır market yoğurtlarının ev yoğurdundan daha sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar ama sesleri pek duyulmuyor nedense. tuğba parıltının paylaşımlarına bakabilirsiniz, yoğurt uzmanlık alanı.

özetle; market yoğurdu daha hijyenik, içinde belli bi oranda yararlı bakteri olduğunun garantisi var, katkı maddesi yok çünkü sade yoğurtta zaten yasak. evde fabrika ortamı hijyenini sağlamamız mümkün değil. mükemmel ortamı, süreyi, sıcaklığı, mükemmel bakteri sayısını ayarlayamayız. çiğ sütün adını bile anmak istemiyorum da pastörize sütü de kaynatanlar var yoğurt yaparken, protein yapısı bozuluyor.
+3
mezzosprite
(09.02.26)
Hayretler içindeyim o halde diyetisyenler doktorlar işin ciddiyetinin hiç farkında değiller. Müthiş ironi. Herkese teşekkürler.
-5
🌸sessizce aglayan sanat
(10.02.26)
bu konunun uzmanı doktorlar veya diyetisyenler değil, gıda mühendisleri +1. doktorlar, diyetisyenler market yoğurtlarının içinde katkı maddesi olduğunu, bu yüzden uzun süre dayandığını, bozulmadığını, o yüzden ev yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu düşünüyorlar. ama bir doktorun veya diyetisyenin yoğurt fabrikasına gidip ne koyduklarını gördüğünü, görse bile konulan şeyin ne olduğunu anlayacağını hiç sanmıyorum, o da sağdan soldan duyduğunu, okuduğunu anlatıyordur. doktorun diyetisyenin işi gıda üretmek değil, insan sağlığı.

ben de market yoğurdunun her türlü ev yoğurdundan daha sağlıklı olduğunu iddia edebilirim. kaynağım ise kayınbiraderimin eşi. kendisi gıda mühendisi, kamu personeli ve girip çıkmadığı, denetlemediği gıda fabrikası yok. bizzat kendi ifadesi, yoğurtlarda herhangi bir katkı maddesi kullanımının zaten yasak olduğu, yoğurtların herhangi bir katkı içermediği.

bilenler benim 9 yıllık yoğurt deneyimi bilirler. burada da paylaştım, üstüne de konuştuk. bilmeyenler için kısaca özet geçmem gerekirse, 2016 yılının ocak ayı başında ofise, dörtlü satılan yoğurtlardan aldım. bir tanesini yedim, kalan üç tanesini dolabın dibinde unuttum. son kullanma tarihleri 31 ocak 2016 idi. taa haziran ayında yoğurtları dolapta buldum, son kullanma tarihinin üstünden 5 ay geçmiş. aldım çöpe atacaktım ki merak ettim. bir tanesini açtım aaa mis gibi duruyor. kokladım, mis gibi de kokuyor. bütün cesaretimi toplayıp bir kaşık yedim, nefis yoğurt. son kullanma tarihi 5 ay geçmiş ama zerre bozulma yok. sonra kalan açılmamış 2 tanesini saklamaya karar verdim, 1-2 sene sonra açıp bakacaktım (yıllarca bozulmayan mcdonalds hamburgeri gibi). ama ben o yoğurtları yine unuttum. araya pandemiler girdi, ofis kapandı, kaç yıl kapalı kaldı falan. neticede o yoğurtlar yaklaşık 9 yıl dolapta durdu. hatta pandemide dolabı da kapattığımız için oda sıcaklığında durdu. daha birkaç ay önce açtım, sadece kapak jelatini kuruyup kenardan hava aldığı için suyu buharlaşıp kurumuş. hala bozuk değil, ne bir küf var, ne bir ekşi koku. kuru yoğurt gibi bir şey olmuş. bu sefer yemeye cesaret edemedim tabii.

deneye başladığımda kayınbirader evli değildi. deneye başlarken herhangi bir bilimsel kaynağım yoktu. evlendikten sonra deneyi anlattım sordum, hatta sitem ettim "ne koyuylarsa 5 aydır bozulmamış, bize ne yediriyolar!!!" diye. dedi ki pastörize edilip koruyucu atmosferde paketleniyor, içinde bozulmaya neden olacak hiçbir zararlı bakteri yok, hava zerreciği bile yok. havayla temas etmediği için bozulmaz. tetra pak sütler de öyle, uzun ömürlü diye içinde katkı var sanılıyor ama adı üstünde uht, ultra high temperature, ultra yüksek sıcaklıkta bakterileri öldürüp dışarı ile ne ısı, ne ışık, ne hava teması olmayan ambalajla kapatıyorlar, aylarca bozulmuyor.

ben her zaman bilimden yanayım, ikna oldum. ama teyzeler emmiler çıkıp ne kadar anlatsan da hiçbir dayanakları olmadan "aylarca bozulmuyor içine kimbilir ne katıyorlar" masallarına inanmayı tercih ediyorlar.

ev yapımı yoğurtlar genellikle açık sütten yapılıyor. adam o sütü neyle sağdı, nereye sağdı, inek ne yedi, ne içti, hangi ilacı aldı. sağdığı sütü hangi koşullarda sakladı, kamyonetin arkasındaki tankta kaç saat gezdirdi. hepsini mükemmel şartlarda yapsa bile sen getirdin kaynattın, içinde faydalı bir şey kaldı mı, açık havada kaynatıp soğuturken içine toz kaçtı mı, sinek sıçtı mı. bu şartlarda yapılan yoğurdun market yoğurdundan sağlıklı olduğunu nasıl iddia edebiliriz ki? market yoğurdunun, eğer merdiven altı bir marka değilse en azından sütünün ne olduğu belli, hangi koşullarda üretilip paketlendiği belli.

çok güzel yoğurt yaparım. hatta daha pazar günü yaptım, hem de sütçüden aldığım açık sütten. ama daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm için değil, oğlum benim yaptığım yoğurdu çok sevdiği için. baba yoğurt yap diyip duruyordu, gittim eski mahalledeki sütçüyü bulup 3 kilo süt alıp mayaladım. faydası için değil, lezzeti için yaptım.
+5
kibritsuyu
(10.02.26)
Yoğurt makinesi çok kullanışlı. Kızım doğduktan sonra bana hediye gelmişti. Benimkinin porsiyonluk kavanozları var. Başta "uff be ne beeağ" demiştim ama 6. ayda ek gıdaya geçince çok işime yaramıştı. Alanı arayıp teşekkür etmiştim. Kaymak çok severim ama makineyle 0 kaymak.
+1
alice in potatoland
(10.02.26)
Ama kimse senin yenge gibi anlatmıyor ki, bak soru sormasam siz dökülmeyeceksiniz (yani evet anormal bir durum değil) ama doktorların bunu bilmemesini anlayamıyorum mesela, gıda mühendislerinin bu konuyu doktorlara ısrarla taşımaları gerekirdi... bence. Dikkat çekilirdi hiç olmazsa ve uyanan doktorlar olurdu. Biz de market yoğurtlarının margarin katkılı olduğu bilgisiyle kaçıp duruyoruz. Halbuki ne kadar da severim.

Bütün bilgiler için çok teşekkür ediyorum, meğer bünyem doğruya yöneliyormuş da bilmiyormuşum, sayenizde öğrendim çok çok teşekkürler emekleriniz için.
-1
🌸sessizce aglayan sanat
(13.02.26)
benim yenge gibi anlatanı da israyilin oyunu sorosçu siyoniz komonizlerin üzerimize oynadığı büyük oyun diyip reddediyorlar. bak uçağın götünden çıkan izin ne olduğunu bin kişi anlatıyor egzozdan çıkan sıcak havanın o yükseklikte soğuk hava ile karşılaştığında su buharı ve buz kristaline dönüşmesi diye, adam diyor ki israyilin oyunu siyoniz komonizler bizi spreyleyip beyin dalgalarımızı bozüyür. anlat, istediğin kadar bilimden bahset, biri çıkıp siyoniz komoniz diyip reddediyor. anlatsan kaç yazacak.
+3
kibritsuyu
(13.02.26)
Kibritsuyu

Evet izrayilin oyunu yalnız, epşteyn belgelerinde de çıktı, zaten devletin sitelerinde de yazıyor üstelik bulutlu bir yerde yaşıyorum ve geçen gün evime giderken genzimi yaktı o bulut, müthiş bir koku vardı. Bence bu kadar katı bakma. Market yoğurdu en sağlıklısıdır sözüne çok güvenemiyorum, bahsettikleri su buharı meselesine de öyle. Bu kadar rezilliği gördükten sonra, üstelik suud çöllerinin basbayağı yeşertildiğini, sellerin götürdüğünü gördükten sonra maalesef o açıklamaları ciddiye alamam. Bence tekrar bi dikkat et.
-4
🌸sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
(4)

dolar verip fon almak veya altın mı?

mavicorap
elimde fiziki dolar var kasadan çıkacak. döviz bazlı fon hiç almadım. almak mantıklı mı? ne alayım? veya şu youtuber bu twitçi biliyor dediğiniz biri var mı? veya bunlara hiç girmeyip satıp altın gümüş mü alayım?yaklaşık 10bin dolar kadar ve hemen ihtiyaç olacak bir para değil. kötü gün parası. elim
elimde fiziki dolar var
kasadan çıkacak.
döviz bazlı fon hiç almadım. almak mantıklı mı? ne alayım? veya şu youtuber bu twitçi biliyor dediğiniz biri var mı?
veya bunlara hiç girmeyip satıp altın gümüş mü alayım?
yaklaşık 10bin dolar kadar ve hemen ihtiyaç olacak bir para değil. kötü gün parası.
elimde euro da var ama az.
0
mavicorap
(09.02.26)
Kardeşim yatırım uzmanlarını takip ediyor, olmayan parasıyla ne yapabileceğini kovalıyor 🫠 öğretmen sevgilisine sürekli ya altın ya gümüş aldırıyor, kıza hayatını yaşatmıyor nerdeyse :)) öğrendiğim şu, eline geçen her türlü parayı gram bile olsa altına yatırmak, granül ile 10 gram bile olsa gümüş almak ve bu şekilde biriktirmek uzun vade için en kârlısı. Fiziki olacak ama, bankada sanal bir yatırım olmayacak. Diğer türlü bankaları zengin ediyoruz bize yarayacağına.
-4
muhayyer divan
(09.02.26)
eurobond(dolarada alınıo) gibi şey mi alacaksınız, bankaya direk döviz yatırıp parayı bozmadan döviz ile alabiliyorsunuz fonları, yalnız fonların risk seviyeleri var aldığınız adet değişmiyor ama adedin tl karşılığı düşerse çıkmasını beklemeniz gereken bir dinamiği var.
fonlar risklere göre ayrılıyor ama en azından düşük riskli fonda 3-5 gelir faiz olarak(bozduruncada geri dolar yatan fonmu diye teyit ettirin tabi).
bazen şube sana özel fona sokuyor kazancı daha fazla oluyor bir bankaya danışmakta yarar var. ytd tabi.
0
eja
(09.02.26)
Sepet yapmanızı öneririm.
Bankanızdan dolar ile eurobond alabilirsiniz. Vade bitimine az kalmış olanları tercih etmenizi öneririm.
Bankanızdan dolar karşılığı altın alabilirsiniz. Bankanızın fx uygulaması varsa makas çok daha az olur. Vadeniz çok uzun değilse fiziki altın önermem. Makası çok olur.
ve Dolar ile alınabilen fonlardan alabilirsiniz. Listesi google'dan bulunabilir. TL ile yabancı borsalara yatırım yapan fonlarda döviz fiyat artışı da stopaja tabi olduğu için önermem.
0
Mirket
(09.02.26)
doları boz türk lirası faizine yatır, kredi kartlarıyla 3 taksitli olarak altın al, faizden gelen parayla kart borçlarının asgarisini öde. böylece hem paranı kaybetmemiş, hem de uzun vade borçlanarak altın almış olacaksın. ama cebindeki parayla direk altın alırsan, cebindeki para gidecek.

daha basit olarak şöyle anlatayım:
elimde 10 liram var diyelim. Bu 10 lirayı cebimde tutarsam öylece durur. Ben de gidiyorum onu **"Sihirli Kumbara"**ya (Faiz) koyuyorum. Bu kumbara, her ay bana "Aferin parana sahip çıktığın için" diyerek 1 lira hediye veriyor.

Sonra canım bir altın elma almak istiyor. Ama kumbaradaki parama dokunmuyorum! Gidiyorum satıcıya, "Benim bir kartım var, bu elmanın parasını 3 ayda parça parça ödeyeceğim" diyorum.

1. Ay: Kumbaradan gelen 1 lirayı alıyorum, gidip elmanın o ayki borcunu ödüyorum.

2. Ay: Kumbaradan yine 1 lira geliyor, elmanın ikinci borcunu ödüyorum.

3. Ay: Yine hediye paramla son borcu ödüyorum.

Sonuç ne oldu? Kumbaradaki 10 liram hala orada duruyor, hiç azalmadı! Ama artık elimde bir de altın elmam var. Üstelik o altın elmanın fiyatı artarsa, ben daha da karlı çıkıyorum. Yani aslında altın elmayı, ana paramı hiç harcamadan, kumbaranın bana verdiği ödüllerle almış oldum.

Neden Bu Mantıklı? (Büyükler İçin Not)
Bu yöntemi şu üç basit kurala dayandırıyoruz:

Paranın Zaman Maliyeti: Türk Lirası faizi şu an yüksekse, nakit paran sana düzenli bir nakit akışı sağlar.

Başkalarının Parasıyla Zenginleşmek: Kredi kartı taksitleri, aslında bankanın sana verdiği "faizsiz" veya "düşük maliyetli" bir kredidir. Enflasyonun olduğu bir yerde, bugün aldığın taksitli borç, 3 ay sonraki maaşınla veya gelirinle daha kolay ödenir.

Varlık Çeşitlendirme: Dolar tek başına beklediğinde (eğer kur artışı faizin altındaysa) aslında erir. Ama bu sistemde hem faiz getirisi hem de altın gibi değerli bir madene sahip oluyorsun.

Özetle: Nakit parayı "işçi" olarak çalıştırıp maaşını alıyorsun; o maaşla da taksitle "mal" alıp borcunu bedavaya getiriyorsun.
-2
zeleno
(09.02.26)
(3)

Böyle bir mesaj nasıl geliyor?

Rondak
Yasal mı bu?https://i.hizliresim.com/t89x873.jpeg
Yasal mı bu?

i.hizliresim.com
0
Rondak
(09.02.26)
yasal değil. koca koca şirketler mesaj gönderebilmek için izin istiyor, kutucuk tıklatıyor.

şikayet etseniz ceza alabilir. vicdani olarak bu mesajı nasıl olsa şikayet etmezler diye düşünüp gönderiyordur.
0
kibritsuyu
(09.02.26)
@ kibritsuyu' na katılmıyorum.
Elektronik ticari iletiler için kısıtlama var. Bu bir ticari ileti değil.
Hoş değil. Orası ayrı.
-2
Mirket
(09.02.26)
mesajın sonunda görünen kod yani b372 toplu sms firmasına ait kod. bu kodu arattığımızda interaktifsms.com.tr firması çıkıyor. bu tip smsleri bir şekilde gönderiyorlar. özellikle bet smslerininden nefret ediyorum. kesinlikle yasal değil. ben sms firmasına mesaj atıp numaramı kara listeye almalarını yoksa şikayet edeceğimi belirtiyorum. genelde işe yarıyor. netgsm kara listeye almayacaklarını belirtti şikayet ettim ama sonuçlanmadı henüz.
+3
scudman1
(09.02.26)
(3)

Kredi borcu otomatik ödenmiyor mu?

Rondak
Kredi borcu taksidine otomatik ödeme talimatı veremiyor muyuz?
Kredi borcu taksidine otomatik ödeme talimatı veremiyor muyuz?
0
Rondak
(09.02.26)
Bankadan bankaya değişiyorsa bilemem de aynı banka kredisini otomatik ödersin. Ama çok akılcı olmaz. Vadesiz hesapta faiz işlemeyen bir bakiye bulundurman gerekir hep.
0
Mirket
(09.02.26)
@sivri

Otomatik Ödendi sanıyordum ama 2 gün geçmiş yeni fark ettim ödenmemiş.

Ödenmiyor yani
0
🌸Rondak
(09.02.26)
kart borcunu otomatik öde
secenegi isaretli degilse
ödenmez.
0
designer
(09.02.26)
(6)

Bu dükkanı almalı mıyım ?

ebeş
Selamlar, 2 Milyon tl değerinde pasaj içinde bir dükkan buldum, içinde kiracısı var ve 15 bin tl ödüyor. aşağıdaki mevcut varlık durumuma göre bu dükkanı satın almayı düşünüyorum. Üzerimde bir ev var.Soru 1: Bana bu durumda 1,5 milyon tl kredi çıkar mı ( kredi puan çok yüksek )Soru 2: dükkan için kr
Selamlar, 2 Milyon tl değerinde pasaj içinde bir dükkan buldum, içinde kiracısı var ve 15 bin tl ödüyor. aşağıdaki mevcut varlık durumuma göre bu dükkanı satın almayı düşünüyorum. Üzerimde bir ev var.

Soru 1: Bana bu durumda 1,5 milyon tl kredi çıkar mı ( kredi puan çok yüksek )
Soru 2: dükkan için kredi çekeceğim için konut kredisi olmuyor sanırım bu kredi hangi kapsama giriyor ?
Soru 3: Ev kirası ödemiyorum sizce bu yatırım mantıklı olur mu ?


Elimdeki birikimim : 600 bin tl
Aylık kira gelirim: 18 bin tl
Dükkan fiyat: 2 milyon tl
0
ebeş
(09.02.26)
Bence mantıklı olmaz. Ev kiraları 20 bin oldu. 15 bin kira ne iş yeri için. Faize bassan borca bulaşmadan 40 50 bin TLgetirecek.
+1
arbre
(09.02.26)
fiyatını iyi araştır. pasajlar eskisi gibi iş yapan yerler değil. zaten 10-15m2 falandır, tuvaleti-mutfağı yoktur ve onun için 2 milyon verilir mi? 5 milyon'a 100m2 büro alır 25'e kiraya verirsin, ama ileride pasajdan daha olacaktır. fiyatını buna göre değerlendir mutlaka ve şu an zaten herkes sıkışık, öyle istedikleri fiyatlar yok.
0
malheiros
(09.02.26)
Kira çarpanı 11 yıl. Mantıklı oluyor bu durumda.
Parayı faize yatırmanı, faizin daha çok getireceğini söyleyenler olabilir. Faize yatırılan ana paranın enflasyon karşısında nasıl eridiğine ama gayrimenkul fiyatlarında bu erimenin olmadığına hala akıllar ermedi nedense.

Yani mantıklıdır, alınır.
Kredi kısmını bilemiyorum.
-1
Mirket
(09.02.26)
Soru 2: dükkan için kredi çekeceğim için konut kredisi olmuyor sanırım bu kredi hangi kapsama giriyor ?

cihat dede anlatmıştı geçenlerde. ekspertiz değerinin %75'i kredi çıkıyor dükkan için. ilk evim vs gibi şartlar yok. istediğin kadar alabilirsin. faizi daha yüksek oluyomuş tabii ev kredisine göre.
+1
spirit crusher
(09.02.26)
Benzer rakamlara ben de bir yakınım için dükkan bakıyorum yatırımlık, 2 milyona 15 civarı kira getirisi bence iş yeri için iyi, çünkü ev kiralamadaki gibi ekstra vergi yükü olmuyor ve eskime amortisman giderleri daha az ama pasaj konusu düşündürücü. Düz ayak olmayan veya caddeye bakmayan yerler sadece m2'leri yüksek ise değerli benim gözümde.
0
creepy
(09.02.26)
Mantıklı. Daha mantıklısını yok hatta. Ofis/iş yeri her zaman daha iyidir konuttan. Kiracın kirayı vergiden düştüğü için ödemede sıkıntı çekmen pek olası değildir. Kiracı çıkınca yerine gelecek kiracı her zaman kendi tasarımını yaptığı için sana bir tadilat masrafı da çıkmaz. Ayrıca kira çarpanı 11 yıl bir yer bulmakta o kadar kolay değildir. Kredi bulman da konuta göre daha kolaydır.
0
onepointzero
(09.02.26)
(4)

Içecek onerisi

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhabalar,Asitli içecekler, hazır meyve suları, soda vs. hiç içmiyorum.Ictiklerim kahve, salep, muzlu süt, kefir, süt, boza, komposto, sicak cikolata, yesil çay. Sürekli aynı şeyleri içmek artık keyif vermemeye başladı. Iceceklerime extra şeker katmıyorum. Bir ara kuru dut çayı yapıyordum. Dutların
Merhabalar,

Asitli içecekler, hazır meyve suları, soda vs. hiç içmiyorum.
Ictiklerim kahve, salep, muzlu süt, kefir, süt, boza, komposto, sicak cikolata, yesil çay. Sürekli aynı şeyleri içmek artık keyif vermemeye başladı. Iceceklerime extra şeker katmıyorum.
Bir ara kuru dut çayı yapıyordum. Dutların içinden kurtlar çıkınca onunla vedalastim.

Bana farklı içecekler, tarifler önerebilir misiniz?

Tesekkurler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
Hibiskus çayı kışın sıcak yazın buzlu içilebilir
0
grimavi
(08.02.26)
Elmalı limonlu kırmızı pancar suyu.

Diyabetliyseniz dikkatli tüketin.
0
Mirket
(08.02.26)
sonbaharda hasat edilir,
su icinde bekletilir,
suyuyunu cikarmak icin,
tülbent vb sey arasina koyulup sıkılır,
yada meyve sıkma makinesi ilede olur,

tadi eksidir,icerisine yari yariya su ve biraz toz seker ilave edilir,

ic anadoluda agir yemeklerden sonra tuketilir,

www.hepsiburada.com
0
designer
(08.02.26)
@ designer'a ilave

Böbrek taşı döktürdüğü iddia edilir.
-1
Mirket
(08.02.26)
(8)

Cicek sulama fikri

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba,Yüz kusur tane bitkim var evde baktigim. Bunları sulamak aşırı zamanımı alıyor. 2 litrelik su kabini doldurup bitkileri sulamak tekrar su kabini doldurmak vs. saatler gidiyor. Büyük bir kısmı balkonda. Hortum alıp uğraşmak istemiyorum hemde bataryalar geniş ağızlı normal hortumlar uymaz. Şöy
Merhaba,

Yüz kusur tane bitkim var evde baktigim. Bunları sulamak aşırı zamanımı alıyor. 2 litrelik su kabini doldurup bitkileri sulamak tekrar su kabini doldurmak vs. saatler gidiyor. Büyük bir kısmı balkonda. Hortum alıp uğraşmak istemiyorum hemde bataryalar geniş ağızlı normal hortumlar uymaz.

Şöyle beş--on litrelik su şişelerine veya damacanaya takabilecegim püskürtme ve normal sulama yapabileceğim bir aparat veya düzenek var mı? Nasıl bir şey yapabilirim fikir verebilir misiniz?

Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
Balkona ben damla sulama sistemi kurmuştum. Zaman ayarlayıcılı falan. Herşey otomatikti. Saati gelince kendisi suluyordu.
Yapabilirsin.
+2
Mirket
(08.02.26)
Damla sulama sistemi degilde ben kendim istediğimde sulamak istiyorum aslında. Öneri için teşekkür ederim.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
Damla sulama sistemi gibi şeyler oluyor ev yapımı onlara bakabilirsin.

Edit: :(
0
kizil karga
(08.02.26)
Teşekkürler kızıl karga.

Benim istediğim mesela damacananin dışında bir iki metrelik hortum olsun ucundada sulama tabancası olsun ama damacanadan suyu nasıl çekerim?
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
Şu olabilir. Pulverize ayarına getirince basıncın da bir zararı olmaz.

www.youtube.com
0
Mirket
(08.02.26)
Evet aradığım bu tarz bir şeydi, teşekkür ederim.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
www.hepsiburada.com

ihtiyacınız olan şey bu hortumu damacanaya salacaksınız tabancaya bastıkça su sıkacak. ama içindeki güç kablosu araç soketi, yorumlarda 5A 12V DC adaptörle de çalışır yazmışlar. aşağıdakıyle tamamlayabilirsiniz.

www.hepsiburada.com
0
nahtoderfahrung
(08.02.26)
Çok teşekkür ederim
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
(11)

Türkiyeden yabancılara market abur cuburlarından hediye götürmek isteseniz

iwillsee
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
+1
iwillsee
(08.02.26)
Westpark'da Lokum atölyesi var. Oradan Afyon lokumu al. Severler.
Bulamazsan baklava da olur.
0
Mirket
(08.02.26)
lokum, pişmaniye
0
mezzosprite
(08.02.26)
Saray helvası
+1
kisa
(08.02.26)
- meşhur bebek badem ve fıstık ezmesi (başka marka olmaz)
- divan antep fıstıklı lokum
- divan çikolata kaplı lokum
- marsel lokum (farklı aromalı olanları)
0
eileengray
(08.02.26)
Gofrik, tadelle, çay olabilir ama siyah çay bizim yaptığımız şekilde içerler mi bilmiyorum, o yüzden Çaykur Yeşilçay olabilir mesela. Kaliteli fındık ezmesi. Bulunmayan birşey değil ama kuru incir, kuru kayısı falan. Kategori olarak abur cubur sınıfında olmayan örnekler oldu bazıları ama farketmez sanırım.
0
mbond
(08.02.26)
ben tuğba kuruyemişten karışık lokum tabakları oluyor onlardan geitiryorum çokta memnun kalıyorlar.
+1
dirildimde geldim
(08.02.26)
Bizim Yunanistan'da tanıdıklar var, sucuğa bayılıyorlar. İyi bir kasap sucuk hepsinden iyi bence.
-1
etna
(08.02.26)
Sucuk +1

Bizde satılan çikolatalar çikolata değil (belki gofrik hariç). Adamlar alasını yapıyor zaten çikolatanın, tatlının. Belki hakkı verilerek yapılan baklava olabilir.
-1
orient blue
(08.02.26)
Market abur cuburu değil ama Batılılarsa mesela kaliteli lokum götürmek iyi oluyor zira Narnia'dan dolayı sürekli dolaşan bir geyik var.
0
peki madem
(08.02.26)
yakın zamanda amerikaya götürdük market abur cuburu. ülkerin istanbul çikolatası çok sevildi, onlar da dubai'den bıkmış :D
ama en popüler ürün doritos alaturca, orda bi ton çeşit var ama alaturca türkiyeye özel ve aşırı seviyolar iki yıldır paket paket alaturca taşıyoruz.
0
turk kizi
(09.02.26)
ben lokum götürmeyi planlıyorum
0
kondansator
(09.02.26)
(2)

spor rutinime bakabilir misiniz

allanpoe
Şimdi 1 yılı tamamladım sporda. Böyle aman aman bi değişim yok çünkü yeni yeni öğreniyorum. yemek olayını, agirliklari doğru kaldırmayı vs PLL olarak çalışıyorum. Bacak olarak herhangi bir sorunum yok. sırtım belli oluyor ama o V görünümü halledemiyorum. Ayin 16si gibi tam bir başlangıç yapmak istiy
Şimdi 1 yılı tamamladım sporda. Böyle aman aman bi değişim yok çünkü yeni yeni öğreniyorum. yemek olayını, agirliklari doğru kaldırmayı vs

PLL olarak çalışıyorum. Bacak olarak herhangi bir sorunum yok. sırtım belli oluyor ama o V görünümü halledemiyorum.

Ayin 16si gibi tam bir başlangıç yapmak istiyorum. Diyetime dikkat ederek vs


Spordan önce kahve içiyorum kreatin ile. Birseyler yemiyorum. Kardio da yapmıyorum. Stair master çok hoşuma gidiyor ama fazla olur diye yapmamaya başladım.

Neleri degistirip / güzelleştirmem gerekiyor

Push
bench press
Shoulder press
Dips
Incline press
Lateral raise
Tricep pushdown
Pec deck


Pull
Pull ups
1 arm lat pulldown
Wide grip pulldown
Straight arm pulldown
One arm db row
Reverse pec deck
Hammer curl
Barbell curl
0
allanpoe
(08.02.26)
Günlük kalori işi tamam mı? Makrolarını düzenledin mi? Uyku süren ve periyodun ayarlanmış mı? Hipertrofi dönemi ve kuvvet dönemi uygulaması yapıyor musun, Kaç set kaç tekrar yapıyorsun? Tekrarlar arası mola süren ayarlı mı, İnstegrama, tiktoka takılıyor musun aralarda? Her gün ağırlık arttırma gayretin var mı? Son setlerde tükenişe gidiyor musun yoksa kaç sayıysa lap lap kaldırıp bugünü de hallettik mi diyorsun? Formunun doğru olduğundan emin misin?
Uzar gider bu sorular.
-1
Mirket
(08.02.26)
@Mirket söylediği gibi aslında çok fazla detay var ama özellikle dikkat çekmek istediğim, irileşmek istiyorsan setlerini ağırlık arttırarak ve tekrar sayısını düşürerek düzenlemelisin (bkz: progressive overload)

bench press mesela 4 set ilk set 12 tekrar, sonra 10-8-6. 40 kg ile başladın 60-80-100 şeklinde. 2-3 hafta bu ağırlığı artık düzgün kaldırabiliyorsun ya, her sete 5 kg daha koy. onu da yapmaya başladın sonra 5 daha ekle şeklinde. (ilk ağırlık arttırdığında son set 5 tekrar da çıkabilir sorun değil)

hatta bana hocam bench press'i 8-7-6-5 şeklinde yaptırırdı :)

böyle ağır gireceğin hareketlerde set öncesi hafif kilo ile 20-30 tekrar yapabileceğin ısınma seti her zaman faydalıdır.

bu arada progressive overload hepsine uygun değil; yani bazı hareketlerde kaldırabileceğin kadar ağır değil de min 12 tekrarı tamamlayabileceğin şekilde kurgulaman gerekiyor = lateral raise, dumbbell fly vs gibi hareketler.

hareketlerinin sıralaması da böyleyse, beğenmedim; bölgeden bölgeye çok atlıyorsun :) bir de madem 1 yıl olmuş, en azından itiş gününe daha çok dambıl hareketi ekle.

push

bench press, incline dumbbell press (35 derece eğim), dips (eğer makinası yoksa decline press yap), dumbbell fly (pep deck yerine) göğüs hareketleri bunlar. 6-8 haftada bir program değiştir, bench press i kaldır onun yerine dumbbell press koy, incline ı smith machine e al vs gibi

shoulder press (tercihen makinada), dumbbell shoulder press, lateral raise; bunlar da omuz

pull

Wide grip pulldown; bu şekilde kollar hayvan gibi açık çekişin hiçbir anlamı yokmuş, bilimsel olarak da kanıtlanmış. bunun yerine chin-up pull down yap.
close grip pull down
1 arm lat pulldown
machine row -tercihen close grip-
One arm db row
dumbbell pullover (yalnız bunu sehpaya normal dikey uzanarak değil de, enine doğru uzanacaksın belin boşlukta kalacak)

ben bu şekilde çalışırdım. kollar nerede dersen, ben olsam kol çalışacağım set kadar yerine göğüs-omuz ve sırt a hareket eklerdim. kol zaten her türlü çalışıyor bu hareketlerde ve inan bana büyüyor da. gelişimin de daha atletik oluyor.

kolay gelsin, iyi antremanlar :D
+2
makbur
(08.02.26)
(3)

Parafpara halkbank nerelerde geciyor

optimistbakunin
Hepsiburadada yokmus. Online oncelikli olmak uzere nerelerde bu paraciklar geciyor biliyor musunuz
Hepsiburadada yokmus. Online oncelikli olmak uzere nerelerde bu paraciklar geciyor biliyor musunuz
0
optimistbakunin
(07.02.26)
Üç harfli marketlerde, pos'u bulunan akaryakıt istasyonlarında,
0
Mirket
(07.02.26)
Online olarak neredeyse yalnızca N11’de geçiyordu yakın zamana kadar; bir kontrol edin.
Fiziksel pos olarak A101, Şok ve Migros’ta geçiyor; ilk ikisinde çok sorun çıkıyor ama, her mağaza çekemiyor vs.
-1
lil siztah
(07.02.26)
Online olarak kullanılamıyormuş maalesef.

Parafmobil uygulamasını indirin. Profil kısmında program ortakları var. Oradan filtreleyerek hangi mağazalarda geçerli görebilirsiniz.
0
elorelia
(08.02.26)
(4)

60 yaş üstü için egzersiz aleti

plastic_angel
ne önerirsiniz? evde 3-5 dakikalık kullanım içinyaylı aletler ve bantlar hariç. bunlar tehlikeli.
ne önerirsiniz? evde 3-5 dakikalık kullanım için
yaylı aletler ve bantlar hariç. bunlar tehlikeli.
0
plastic_angel
(07.02.26)
Alete hiç gerek yok. Bir tane mat alın. Her gün şu abladan bir tane videyu yapsın.
Kadın için de erkek için de geçerli.

www.youtube.com

Ek: Beginner seviyesinde olan seriden
0
Mirket
(07.02.26)
yurtdışında 60 yaş üstü insanlar indoor badminton oynuyor ama biizm ülkede şartlar ne kadar uygun bilinmez. aslında pahalı değil decathonda uygun fiyat raket vs var
0
iwillsee
(07.02.26)
Abi bence o yaşlarda kardiyodan çok kasları uyarmak çok daha önemli olabilir evde bir şeyler yapılacaksa kendi vücut ağırlıklarıyla başlayıp sonra egzersiz bantlarıyla basit çalışmalar yapılabilir ama önce bi sağlık kontrolü şart tabii.
0
kizil karga
(07.02.26)
(bkz: Tai chi)
0
tiredofwaiting
(07.02.26)
(12)

Annenin evlilik baskısı

egerbiryolcu
Aile evinde herkes yasiyo mu bunu?Benim durum şoyle. Ben durduk yere hadi evleneyim isteği olan biri değilim. Duygularımı yoğun yaşayan biri olduğum için mantık değil de hislerimin yoğun olduğu bir evlilik istiyorum. Yani heyecanlandığim biri yoksa evlilik gibi bir düşüncem yok. Aileme de bu konuda
Aile evinde herkes yasiyo mu bunu?

Benim durum şoyle. Ben durduk yere hadi evleneyim isteği olan biri değilim. Duygularımı yoğun yaşayan biri olduğum için mantık değil de hislerimin yoğun olduğu bir evlilik istiyorum. Yani heyecanlandığim biri yoksa evlilik gibi bir düşüncem yok. Aileme de bu konuda hep net oldum. Bu konuların açılmasını istemedim. Allah var gerçekten durduk yere beni darlamadilar ama ne zamanki komşunun biri anneme kıza bir talip bulduk dese evde kavga gürültü bitmiyor. Annem beni ikna etmeye çalışıyor. Tamam evlenme ama git görüş diyor. Bir hafta bu konu açilip duruyor. Annem tam ikna oluyor bu defa komşu tekrar arayıp sorunca baskı yeniden başlıyor. Ara ara bir kaç zamanda böyle konu hortluyor. Günün sonunda annem hem sinirleniyor hem üzülüyor. Ben de bu defa içten içe komşulara kızıyorum kimseye böyle bı talepte bulunmuyorum. Evde huzursuzluk çıkıyor. Ama hangi birine anlaticam. Birine tepki versen başka biri bu konuyla çıkıyor karşımıza.

Çok güzel bir kadın olduğumu düşünmüyorum yaşım da 35. Ama olmuyorsa da olmasın ne yapayım. Ben yıllarca hayatla mücadele ettim. Tam maddi manevi rahata erecekken neden sorumluluk dolu bir hayata annem ya da komşular istiyor diye adım atayım. Ayıp olmasın diye evlilik veya görüşme mi olur. Ben kendimi çok iyi tanıyorum. Bir insana alışmam sevmem kolay olmuyor rastgele biri icin neden vaktimi veya o kişinin vaktini alayım? Annem gerçekten üzülüyor fark ediyorum ama o mutlu olsun diye de istemediğim bir şeyi yapmam. Ne hikmetse komşularımızın anlattığı kişiler ultra zengin işinde gücünde aile sorunları olmayan varlıklı insanlar. Böyle anlatilinca da annem çok daha hevesli oluyor.

E bir git görüş ne kaybedersin diyenlere de şu örneği vereyim. Birkac yıl önce komşular birini bulmuş ama öyle böyle ısrar etmiyorlar kendileri varlıklı insanlar o kişiler de varlikliymis. Kaç defa ikna için bize gelip gittiler. Babam da sağdi o zaman. Adam o kadar nahif biri ki biliyor gönülsüz olduğumu istemedigimi komşuların emrivakilerne ayıp olmasın diye artık telefonda tamam buyrun gelin demek zorunda kalıyor. Akşam komşular, çocuk ve ailesi bize geliyor. Tanımadığım insanlara çay ikram ediyorum bir köşede oturuyorum..neyse gidiyorlar komşumuz daha sonra tekrar bize gelip bana baskı yapıyor. Evet tamam desem sıra biz onlara ailecek gidecektik. Yani ben çocuğu tanımadan aileler arası gorusmeler sonucu evlendirilecektim. Dindar kişiler bunlar. Muhtemelen sadece böyle aile görüşmeleri sırasında ne kadar taniyabilirsem.

Neyse işte hadi bı goruseyim desem bunu da oldubittiye getirmeye calisacak veya gönüllü olduğuma yoracaklar.

Görücü usulü komşu arkadaş tanistirmasi böyle şeylere karşı on yargili değilim ama bana uymuyor bu yüzden yanasmiyorum. Annem de çok üzülüyor bu defa onu üzdüm diye ben çok üzülüyorum halbuki oturduğum yerde hiçbir sorun yokken durduk yere dert sahibi oluyoruz.

Evlilik niye böyle bir şey ya. Velev ki evlenmedim gider huzurevinde kalırım yaslaninca. Zaten herkes boşanıyor. Çıkar ilişkileri çoğu. Bu baskı niye böyle yıllardır var?
+1
egerbiryolcu
(07.02.26)
Belirli bir sosyo-ekonomik seviyedeki eski kuşak böyle gördüğü için bunu sürdürmeye çalışıyor. Pek fazla yapacak bir şey yok, siz kendi doğru bildiğinizi yapmaya devam edin bence, zaten bir denge kurmuşsunuz (kalp kırmadan ama kendinizden de ödün vermeden).

Ben olsam mümkün olduğu an kendi evime çıkarım.
+2
orient blue
(07.02.26)
Sorunuza cevap değil ama, şu 'gider bir huzurevinde kalırım' lafını çok kullanan arkadaşların
devlet huzurevi sırası,
devlet huzurevlerinde ne zamana kadar kalınabildiği
ve
özel huzurevi fiyatları
konuları hakkında en ufak bir fikirleri var mı acaba diye hep merak etmişimdir.
+1
Mirket
(07.02.26)
Tam tersi bizimkiler “bu yaşa kadar evlenmediniz bu yaştan sonra bizi uğraştırmayın lütfen” modundalar.
Sadece bana değil erkek kardeşime de aynı şekilde. İkimiz de hiç düşünmüyoruz gündemimizde böyle bir konu hiç yok.

Yuva kurunca mutlu olunacağına dair bir inanış var ya büyüklerde bu ısrar buradan geliyor. Umarım düzelir sizinkiler de kabullenirler durumu.
0
mutekebbir
(07.02.26)
@mirket evet fiyatlardan haberdarim. Zaten huzurevi için yaşım genç henüz. Lafın gelişi söyledim ki gerçekten de kalınabilir kimbilebilir ki onu şimdiden. Huzurevi olmasa da nice yalnız evlenmemiş insan var onlar da bir şekilde idame ettiriyorlar hayatlarını.
0
🌸egerbiryolcu
(07.02.26)
Aileler geleneksel olan ne varsa onu uygulamak istiyor, evlenmeyeceğim deyince yeni nesilden bile garip garip tepkiler alırsın hatta, kaldı ki eski nesil her türlü baskı uygular. Aile evinde kalmanın bir getirisi de iş ve evlilik baskısı. Kendi evine çıkmak bundan kurtulmanın en önemli yolu diyebilirim +1.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(07.02.26)
Yoğun bir aşk duygusuna o yaşlarda hiç rastlamadım. Evliliği uzatmadan yapmak bu yaşlarda çok makul. Görüşeceğin kişiye ben acele yapamam edemem diye anlatırsan adamda kendini ona göre hazırlar veya ona göre yanıt verir, ister veya istemez. Ben 33 yaşındayım ve evliyim. 35 yaşında bekar erkek olsam çok uzatmadan evlenmek isterdim, yoğun bir aşk duygusu ds tasimazdım büyük ihtimalle.
Huzurevi dediğin şeyi unut. İnsan sosyal bir varlık. Bekarlık bir yere kadar.
Ailenin dediği evlenme ama git bir görüş mantığı da karşı tarafa saygısızlık olabilir. En azından bir fotoğraf filan görünce hoşuna gitmiyorsa kimsenin vaktini de almamak lazım bu yaşta. Adamla görüşüp evlenmek istemiyorum ki zaten desen adam bozulabilir.
+1
Topalordek
(07.02.26)
"Tam maddi manevi rahata erecekken neden sorumluluk dolu bir hayata annem ya da komşular istiyor diye adım atayım."

Sonuna kadar arkandayım. Bu tip zorlamalar devam edecekse ben yememden icmemden kısar ayri eve çıkarım ültimatomunu verme zamanın gelmiş. Böyle bir şey yapacak durumun olmasa da söyle,.ne kadar rahatsız olduğunun farkına varsınlar. Aileler çocuklarının büyüdüklerinin ve kendilerine özgü bir hayat yaşadıklarının farkına varmakta inanılmaz zorlanıyorlar,. özellikle pek çoğumuz gibi aynı evde yaşamak zorundaysan.
0
sekizdokuzon
(07.02.26)
burada aslansın, kaplansın diye birbirlerini gazlayan kadınlar kimsenin 30 yaş üstü bir kadından çocuk yapmak istemediğini hesaba katmıyorlar sanırım. 35, sağlıklı çocuk doğurmak için son şanstır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.02.26)
Senin gibilerinden neden çocuk yapalım, dünyaya yazık. Kendi bklu donunu yıkamaktan aciz tipler kadınlar hakkında atıp tutunca ben çok ayrı tetikleniyorum.
+2
sekizdokuzon
(07.02.26)
ailem bana bu konu dahil hiçbir konuda baskı yapmıyor, yapamıyor. yorum dahi yapmıyorlar. izin vermiyorum.

ben hiçbir zaman evlenmeyi düşünmüyorum. gerek yok. çünkü çocuk hiç istemiyorum. insan sosyal bir varlıksa tamam ben insan değilim, uzaylıyım. evlenmeyeceğim. :d kendi ailemin, akrabalarımın derdi yetmiyormuş gibi bir de kocamınkilerle uğraşamam. sevgililik güzel işte, o yeter.
+2
art cat chocolate
(07.02.26)
Ailem bu konuları benimle konuşmaz. Kendi aralarında konuşuyorlar mı bilmiyorum (sanmıyorum) ama bana söylemiyorlar o nedenle kafam rahat. Ben ayrı yaşıyorum yani ekonomik olarak tamamen bağımsızım. Sert bir mizacım vardır bir de. Mesela kardeşim evlendi yakın zamanda darısı senin başına diyenlere yok kalsın dedim orada kesildi. Muhabbete limon sıkmakta üstüme yoktur.
+2
peki madem
(07.02.26)
evlilik gül bahçesi değil zaten. içinizden gelmiyorsa boş verin canınızı sıkmayın. ne zamanki içten gelir o zaman hayırlıdır.
+3
iwillsee
(07.02.26)
(16)

Bitkimi şımartmak için premium saksı sorusu

aguen
Merhaba duyuru. Güleceksiniz, biraz da komik olsun diye yazdım böyle ama ciddili soru.5 yaşında bir bitkim var. Zamanında migros'ta kasanın orada indirimde görünce 3tl'ye almıştım mini bonsai. Adı da köksal. Köksal çok büyüdü hatta birkaç sene önce bir gün randomly "köksal nerede?!" dedim bi baktım
Merhaba duyuru. Güleceksiniz, biraz da komik olsun diye yazdım böyle ama ciddili soru.

5 yaşında bir bitkim var. Zamanında migros'ta kasanın orada indirimde görünce 3tl'ye almıştım mini bonsai. Adı da köksal. Köksal çok büyüdü hatta birkaç sene önce bir gün randomly "köksal nerede?!" dedim bi baktım bayağı büyümüş. Hemen saksısını değiştirdim tabii.

köksal yaşama çok güzel tutunuyor. çabalarım ederim bitkilerimi öldürmemeye çalışırım tabii ama çok badireler atlattı. bu yaşama tutunması beni zamanında bir kere depresyondan bile çıkardı diyebiliriz.

geçenlerde 2 hafta bir tatilden dönünce gitmeden hazırladığım sulama düzeneğinin bozulduğunu, köksal'ın yapraklarının düştüğünü görünce çok üzülmüştüm. hemen acil bakıma aldım ve dün bir baktım bir sürü yaprak açmış tekrardan.

10-15cm çapta eğlenceli olabilir, güzel olabilir saksı önerilerinizi bekliyorum. beymen'den bile baktım köksal en premium saksıyı hak ediyor.

buraya kadar geldiyseniz okuduğunuz için teşekkürler.
+11
aguen
(06.02.26)
Böyle bağ kurduğum bir bitki olsa ona seramik kursuna gidip kendim saksı yapmak isterdim.
Evin dekorunu renk dağılımını vs. bilmediğim için öneride bulunamadım, ikea'da, koçtaş'ta vs. ara ara güzel saksılar denk gelebiliyor biraz gezilebilir.
+2
mutekebbir
(06.02.26)
Köksal böyle birşeyden hoşlanır mı acaba: www.fidanburada.com

ya da bundan: www.pasabahcemagazalari.com

www.pasabahcemagazalari.com

wohha.com
+1
tiredofwaiting
(06.02.26)
Köksal için şurada birtakım premium bonsai saksıları var. Sanırım bir kısmı japonyadan ithal.

www.bonsaiseika.com

Bir de burası var;

www.bonsaimarketi.com
+1
akhenaten
(06.02.26)
Köksal bonsai ise, saksı büyütmek formunu bozacaktır. Mevsiminde de kök ve dal budaması yapmak gerekir ki formu bozulmasın da ağaçlaşmaya başlamasın. Ama sen budama konusundan hiç bahsetmemişsin. Bunca yılda sanırım ağaçlaşmaya başladı.

zaten de sen onu formu için değil de her şeyiyle seviyor ve mutlu olsun istiyorsun.

dekor olsun, göze hoş görünsün derdinde değil de sırf o mutlu olsun düşüncesindeysen, plastikten, seramikten uzak durup sırlı olmayan toprak saksı almalısın ki kökleri de hava alsın ve Ohh, Dünya varmış. desin.
+1
Mirket
(06.02.26)
peki köksal'ın 15 cm çapta saksının kendisine iyi geleceğinden haberi var mı? bitkinin türünün ne olduğunu, köklerinin ne kadar derine inebileceğinin, ne kadar genişliğe yayılabileceğini biz nereden bilelim.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.02.26)
Bitkisine köksal ismin koyan insan, sen Feyyaz Yiğit misin :) şaka bi' yana çok kral hareket, aşırı takdir ettim.

ben extra gübre fln da alırdım.
+1
kumandanim
(06.02.26)
çok tatlısınız , çiçek ve hayvansever insanları ayrıca seviyorum . ben de evdeki çiçeklerimin çoğunu bim ve migros kasa kenarlarından aldım . salonumun bir köşesi amazon ormanlarına dönüyor şimdi , devasa büyüyorlar.
ben de büyük saksılara geçtim ve sarımsak bekletilmiş su , tarçın ve gübreli topraklar ile onları delirtiyorum.
Bonsai bakımı çok başka araştırmak gerek büyük saksıyı sever mi sevmez mi bilemedim .
+1
devilone
(06.02.26)
Madem konumuz Köksal şımartma. Gübre ve suyu verirken bilinçli olmak lazım. Azı kadar çoğu da zararlıdır çünkü.
O konuda da şu sensörü öneririm.

www.alibaba.com
+1
Mirket
(06.02.26)
bi fotoğrafını atsana.
+1
antihero
(06.02.26)
su hayatta koksal kadar degerimiz yok ona yanarim..
+2
cooperr
(06.02.26)
Koksalin fotosunu koy sana saksı atayim
+1
topkapiaksaray
(06.02.26)
sabah atayim foto
+2
🌸aguen
(07.02.26)
gelmedi fotoğraf.
+1
antihero
(08.02.26)
Bize güzel bir hikaye anlattın ve her güzel hikayede olduğu gibi bu hikayenin de galiba gerçek olmayan tarafları da vardı. Köksal vardır yoktur başka, ihtimali de hoştu.

Siz de fotik de fotik diye ne tutturdunuz, yalandı belki ama güzeldi hahaha

(bkz: öğlen rakısı)
+1
tiredofwaiting
(08.02.26)
köksalı çok abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz, bunun için mi bu kadar anlattın diyebilirsiniz ama bende yeri ayrı <3

i.imgur.com

0 yaprak kalmıştı geçenlerde, oradan buraya gelmesi de köksalın iradesini gösterir.
+6
🌸aguen
(08.02.26)
koksal bize bir sey anlatmaya calisiyor gibi
-1
antikadimag
(08.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.