Giriş
(20)

Kibarca sohbeti sönümlendirmek...

loveinaflipbook
bazen hiç girmek istemediğim sohbetlere girmiş buluyorum kendimi. alakasız insanlarla, alakasız konularda... bazen konunun nereye bağlanacağını da biliyorum ve oralara girmek hiç istemiyorum... nasıl kibarca sohbeti sonlandırayım? siz nasıl yapıyorsunuz mesela? bu soruya hayatım boyunca hiçbir cevab
bazen hiç girmek istemediğim sohbetlere girmiş buluyorum kendimi. alakasız insanlarla, alakasız konularda... bazen konunun nereye bağlanacağını da biliyorum ve oralara girmek hiç istemiyorum... nasıl kibarca sohbeti sonlandırayım? siz nasıl yapıyorsunuz mesela? bu soruya hayatım boyunca hiçbir cevabım olmadığını farkettim.
0
loveinaflipbook
(04.05.14)
kibar olmaya gerek yok. biraz guclu olun ve insanlari, durumlari kontrol altina alin. bu cografyada miymiy olursan hep ezik kalirsin.
0
mayeskuel
(04.05.14)
-hmm anladım
-hayırlısı ya
-kısmet tabi
-o değil de, ne dicem ......
-haklısın
vs..
0
anil
(04.05.14)
"o değil de..."

anahtar kalıp bu.
0
devilred
(04.05.14)
konuya siz yön verebilirsiniz. veremiyosanız da ortamdan uzaklaşabilirsiniz.
0
justinho26
(04.05.14)
benim de çok çaresiz olduğum bir konu. içimden 'bu aptal muhabbetin içinde ne işim var' diyorum. ama ayıp olur diye muhabbeti karşı taraf bitirsin diye bekliyorum. tamamen karşımdakinin vicdanına bağlı, beni ne zaman azad ederse o zaman kurtuluyorum. gülümseyip başımı sallayıp 'evet, doğru' falan diyebiliyorum sadece.
0
rock n roll
(04.05.14)
@mayeskuel durumu kontrol altına alabilmek için ayı olmaya da gerek yok, olayı komple paralel evrene bağlamışsın :)

konuyu yönlendirebiliyorum arkadaşlar, sadece karşı tarafın susmamasına karşılık yavaşça sohbeti sonlandırmak için öneri beklemiştim. ağzına mı vurayım yani konuşmasın diye? onu söyleyin bana.
0
🌸loveinaflipbook
(04.05.14)
''sen ne konuşuyon lan değişik'' bence güzel olur o zaman?
0
justinho26
(04.05.14)
ayi ol demiyorum. bu sohbetin gidisinden rahatsizim diyip kesip atabilirsin.
0
mayeskuel
(04.05.14)
ben açıkça "bu konuyu sevmedim, başka konuya geçelim?" diyorum. kaba da olmuyor. deneyebilirsin.
0
devilred
(04.05.14)
bir de bi süre sonra dinleyemiyorum. sadece ses geliyor. aklımdan bir sürü düşünce geçiyor.gülümsüyorum, başımı sallıyorum sadece otomatiğe bağlayıp. o sırada küfür ediyosa bile gülümsüyorum, haberim yok :))))
0
rock n roll
(04.05.14)
en önemli soru şu bence. yüz yüzeyken mi, sanal olarak mı.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(04.05.14)
@devilred başka konuya geçmeyelim işte :) konuşmayalım, gidelim, adetten "görüşmek üzere" falan diyelim birbirimize ama görüşmeyelim.

@proletarier ikisi de valla
0
🌸loveinaflipbook
(04.05.14)
yüz yüze konuşmayı sevmeyen biri olarak, benimle konuşmaya çalışan insanlara nasıl anlatabilirim bunu? ayrı bi duyuru açmama gerek yok sanırım, benzer bi konu
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(04.05.14)
valla ikisi için çok farklı yöntemler var ama bence yüz yüzeyken çooook daha rahat. neyse ya bakalım, bakıcaz bi çaresine kendine iyi bak görüşürüz gibi kalıp cümleler işe yarıyor.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(04.05.14)
olmuyor yahu. Adama "haklısınız, doğrudur, öyle evet" diyorum, ben böyle dedikçe adam konudan konuya atlıyor la
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(04.05.14)
yüz yüzeyken hmm, evet, hayırlısı, kısmet gibi geçiştirici şeylerle muhabbeti hafifletip çok az daha o hafiflikte takılıp ''şimdi gitmem lazım, görüşelim mutlaka'' ile sonlandırıcı darbeyi vuruyorum. görüşmeyeceğim birine görüşelim demek hoş değil ama alışkanlık işte, hem işe de yarıyor. zaten biraz tanıyan biriyse beni bunları yapmama gerek kalmıyor çünkü dikkatimin dağılmasından falan o an onu dinleyemediğimi anlıyor, tanıdıkları için de alınma falan olmuyor.

sanaldaysa; tanımadığım biriyleyse, :) ile de sonlanmıyorsa cevap atmıyorum. kesin çözüm:D tanıdığım biriyse ve yakınsam yine cevap atmıyorum, konudan koptuğumu anlıyorlar. yakın değilsem de işim çıkıveriyor birden.
0
mayaa
(04.05.14)
Doğrudan oralara gitmeyelim diyorum. Söylediğim kişiye göre nasıl söylediğim değişiyor sadece. Enseye tokat biri ile "Hacı, oraya hiç girmesek" de diyorum; kibar olacaksam kibar söylüyorum. Uyarmayla birlikte oraya gidiyorsa ve durmayacaksa, illa o tarafa yol alacaksa da "Aaaa, bak kuş uçtu, bak bak" benzeri yanıltmalarla konuyu değiştiriyorum. O da işe yaramazsa saçmalayabilirim, karşı taraf "Ne oluyor" deyip duraksarken o arada bir şey düşünmeye çalışırım artık.

Edit: Zaten her şeyi yapabiliyormuşsun. Son darbe herhalde eksik. "Hadi, görüşürüüüz" deyip bir daha görüşmemek. Aradığında da bahane uydurursan iki-üçten sonra zaten aramaz.
0
aychovsky
(04.05.14)
ben dinlemiyorum ve o an düşünmem gereken çok önemli olmayan ama biraz daha önemli olan şeylere odaklanıyorum. kafamı da belli ritimlerde sallıyorum arada 'aynen' diyorum. aslında o anlar bana yarıyor, kafamı boşaltıyorum galiba.
ama iyi bir oyuncu olmak gerek bunun için.

bence sonsuza kadar aynen ya da hmöm anladım demek bir çözüm olabilir.
0
raavann
(04.05.14)
Yazisirken ise en kolayi, benim cikmam gerek ama kaldigimiz yerden devam ederiz =)) yazip cikacaksin

gercek ise de pardon bi saniye diyip telefonuna bakip oo saat de 5 olmus benim suraya gitmem gerekiyodu gec kalmayayim kusura bakma seni de boldum, bi dahakine devam ederiz diyeceklerini merak ediyorum hakikaten de =)) diyip ucacaksin
0
yemektehamsivar
(04.05.14)
işyerinde konuşuyosanız, onu dinlerken, arada bir bilgisayarına bak. iş dışında konuşuyosanız, onu dinlerken, arada bir telefonuna, saatine, gelip geçene, başka bi yere bak ve belli belirsiz, mutsuzluk, sabırsız alâmetleri göster. birer, ikişer saniyelik bakışlar bunlar. sonra tekrar konuşan kişiye bakmaya başladığında, hiç hevesli olmayan bi ifadeyle bak. cevap verme söylediklerine.

baktın bunlardan anlamıyor, telefonun kıpraşımdaymış da, çalmış gibi telefonla konuşmaya başla.

o da olmadı, yapamadın diyelim, ''a aaa! pardon! benim bi telefon etmem lâzım şimdi! tüh! vaktini de geçirmişim, görüyo musun?'' de telaşla... o telefon hayat kurtarır.
0
compadrito
(04.05.14)
(7)

ingilizce altyazili dizi izlemek

lionel andres
ingilizcemi geliştirmek için hergün bir bölüm how I met your mother izliyorum. intermediate seviyesinde ingilizcem var ama kurs ingilizcesi bu. yani speaking ve listening'de ciddi sıkıntı var. günlük hayatta sık söylenen şeyleri rahatlıkla anlıyorum ama 1 seneden fazladır ingilizce ile haşır neşir o
ingilizcemi geliştirmek için hergün bir bölüm how I met your mother izliyorum. intermediate seviyesinde ingilizcem var ama kurs ingilizcesi bu. yani speaking ve listening'de ciddi sıkıntı var. günlük hayatta sık söylenen şeyleri rahatlıkla anlıyorum ama 1 seneden fazladır ingilizce ile haşır neşir olmama rağmen yetersizim. asıl soruya gelirsem; yazıların çoook büyük kısmını anlamıyorum, sıkıldığım da oluyor. sanki bi ilerleme katedemeyecekmişim gibi hissediyorum. zamanla anlar duruma gelecek miyim ben? boşa kürek sallamak istemiyorum. bir de sıkıldığım için bir bölüm HIMYM izliyorum (20 dk), artırmam mı gerekir bu süreyi?
0
lionel andres
(02.05.14)
zamanla anlar duruma geleceksin evet. bozma moralini. aynisini ben de yasamistim. amerikali hocam olur oyle demisti :D simdi felsefe uzerine bile konusurum.

bi de suan icin turkce-ingilizce sozluk kullanman lazim. baslarda. daha sonra ingilizce-ingilizce sozluk kullanman lazim. daha sonra da cumle icinden anlamlari cikartmaya baslarsin.
0
she was my baby
(02.05.14)
daha önce duyuru'da buna benzer bir soru sorulmuştu, arkadaşlr himym'nin çok fazla phrasal verb ve sokak kalıbı vs. barındırdığından bahsedip dil geliştirmek için başlangıç aşamasında tavsiye etmemişlerdi. bunun bir alternatifi olarak şöyle yapabilirsin: bsplayer'da hem türkçe hem de ingilizce altyazıyla izleme şansın var. bu şekilde ayarla, gözünü ingilizce'ye bakmaya zorla, çok tıkandığın yerde türkçeye şöyle bir gözucuyla bakar, devam edersin.
0
sevgikusunkanadinda
(03.05.14)
anlamaman normal... her dizinin jargonu var. alıştıktan sonra çok kolay anlarsın... bir de kelime kelime anlamak zorunda değilsin... cümlenin toplamından anlamı da doğru çıkarman yeter...
0
inanmazsan inanma
(03.05.14)
bu açıdan friends'i tavsiye ederim. dili kolaydır.
0
rectoa
(03.05.14)
altyazı da ingilizce olursa günde 20 dakka mis olur. ama hiç şaşmıycak. hergün izlenecek o 20 dakka.
0
compadrito
(03.05.14)
@sevgikusunkanadinda, HIMYM neden uygun değil dediniz ki, moralim bozuldu :( ama haklısınız, cidden çok fazla phrasal verb kullanılıyor. en sevdiğim dizi o olduğu için tercih ediyorum aslında. 20 dk olması da diğer sebebi.

@rectoa, friends var arşivde ama görüntü iyi değil. izleyesim gelmiyo o nedenle. ayrıca 1 bölüm friends izlemişliğim yok.

@compadrito, daha önce tavsiyene uymadım ama bu sefer hergün 20 dk ödevimi yapacağıma söz veriyorum.
0
🌸lionel andres
(04.05.14)
himym'yi sevdiyseniz, vaktiniz de varsa(iki altyazı durumuna alternatif olarak) şöyle devam edilebilir belki: ilkini türkçe olarak izler, sonrasında da ingilizce altyazıyla bir daha izler, hem phrasal verb'leri öğrenirsiniz, hem de diğer konuşma kalıpları aklınızda daha kolay yer eder.
0
sevgikusunkanadinda
(04.05.14)
(6)

kulağımı kesip atmak istiyorum!

fallopian
telefonumu tıbbi atık kovasına düşürdüm heyhat, afedersin tuvalete düşse daha iyiydi. alkolle filan sildim ama tiksiniyorumiğrenç koşullara dayanıklı, başına bişey gelse üzülmeyeceğim internet vatsap vs. kullanabileceğim (normalde yok ama o kadar mikroba bulandıktan sonra bi istek geldi, vatsap iste
telefonumu tıbbi atık kovasına düşürdüm heyhat, afedersin tuvalete düşse daha iyiydi. alkolle filan sildim ama tiksiniyorum

iğrenç koşullara dayanıklı, başına bişey gelse üzülmeyeceğim internet vatsap vs. kullanabileceğim (normalde yok ama o kadar mikroba bulandıktan sonra bi istek geldi, vatsap istedim yani) uzun soluklu bir akıllı telefon önerir miydiniz?
0
fallopian
(02.05.14)
generel mobile discovery.
0
zlatanibrahimovic11
(02.05.14)
alcatel one touch evolve.
0
el desaparecido
(02.05.14)
şundan al bir tane :D
img.donanimhaber.com

iğrenç koşullara dayanıklı telefon yok ne yazık ki. Başına bir şey gelse üzülmeyeceğin telefon ucuz telefondur. Nokia Lumia 525 diyim o zaman.
0
rodriguez2
(02.05.14)
iy soru qı!

bi laylon torbaya telefonu koyup patolojiden biraz formolü de onun içine kosan, noolur kine?

formolü soluma ama.

telefon kullanılmaz hâle gelirse karışmam. try it at your own risk.

tıbbi atık kovası var tıbbi atık kovası var. göğüs hastalıkları ve tüberküloz bölümündekine mi düşürdün, bakteriyoloji laboratuarındakine mi düşürdün, doğumhanedekine mi, yoksa ameliyathanedekine mi?

akıllı telefonunu laylona sar. bi daha düşerse, telefon masrafından kurtulursun. ya da boynuna as telefonu.
0
compadrito
(03.05.14)
discovery'yi biliyorum diğer ikisine de bakacağım, çok sağolun, fikir oluştu en azından
@compadrito; genel cerraağam gibi kovaydı, cerrahatler doluydu ve 4 defa iğrençti. çıplak elimle aldım telefonu kovadan, yiğitçe! boyna asmak iyi fikir de hicaza giden teyzeler gibi olmayayım boyunda telefon, beyazlar içinde
0
🌸fallopian
(03.05.14)
Just don't underestimate Hicaz'a giden teyzes! Aklın yolu bir. Orası hukuk fakültesi diil. Ellerin lâzım sana. Multitasking yapabilmen için ellerini serbest bırakman lâzım.
0
compadrito
(04.05.14)
(7)

Akordeon & TSM

Vicy89
Selamlar herkese. Akordeonda kendi kendime eğleniyorum. Örneğin Nihavend makamında çalarken hangi akorlar kullanılır genel olarak? Veya hicaz makamında? Bunları öğrenebileceğim bir site biliyor musunuz?Teşekkürler şimdiden.Dipnot: İzmir'de akordeon dersi verebilecek birilerini aramaktayım. Bildiğini
Selamlar herkese.

Akordeonda kendi kendime eğleniyorum. Örneğin Nihavend makamında çalarken hangi akorlar kullanılır genel olarak? Veya hicaz makamında? Bunları öğrenebileceğim bir site biliyor musunuz?

Teşekkürler şimdiden.

Dipnot: İzmir'de akordeon dersi verebilecek birilerini aramaktayım. Bildiğiniz biri varsa konuşmak isterim.
0
Vicy89
(02.05.14)
Nihavend dizisini ve asma kararlarını bilirsen akorlar da kendiliğinden çıkar. gerisi zaten bildiğin şan armonizasyonu.

sol konuşursak, mesela;

1. sol sib re(tonik)
2. re fa la(dominant)
3. mib sol sib(submediant)
4. do mib sol(subdominant)
5. sib re fa(mediant)

bu akorlar fiks geçer. ama mesela diyelim ki nim hisar perdesinde çargahlı kalış yaptın. orada mib akoru mu do akoru mu gelecek ona biraz da estetik kararlar verebilirsin. daha ziyade melodinin yönüyle alakalı aslında. uygulamadan nasıl anlatırım bilemedim şimdi.
0
alperz
(02.05.14)
hicazdaki dik kürdi için sib re fa ve nim hicaz için do# mi sol güzel oluyor.

benaaymi haziranda görüşelim. işlerim bitiyor.
0
alperz
(02.05.14)
www.accordionlinks.com

www.baldoni.com

www.accordionpage.com

sayın alperz ve benaaymi hocalarz, soruya maydanoz olacam ama, soruyu sorana da faydası olur bu sorumun, yukarıdaki çizelgelere göre, o dediğiniz akorlar, hangi baslara tekâbül ediyo aceba? mümkin mi?
0
compadrito
(03.05.14)
ilk çizelge üstünden konuşayım;

en üstteki iki sıra aynı. majör akorlar. yani ilki için mesela F demiş, fa la do akoru. ilk iki sıra aynı ama tahminimce biri diğerinin çevrimi. akordiyondan anlamam.

üçüncü sıra minör akorlar. db diyor ilkinde, yani re bemol fa bemol la bemol akoru.

ama dördüncü sıraya bakınca orada da minör akorlar olması gerek. anlamadım orayı tam.

beşinci sıra yedi akorları. yani ilki db7 ise, re bemol fa la bemol do bemol akoru oluyor.

altıncı sıra eksilmiş akorlar. yani beşlisi yarım ses pestleştirilmiş akorlar. ilki için re bemol fa bemol la çift bemol akoru.
0
alperz
(03.05.14)
İkinci resme bakınca anlaşıldı mevzu;

ilk sıra kontrbas veriyor sadece. yani muhtemelen akordiyonunun en pest sesinin iki oktav altı.
ikinci sıra bas veriyor. bir oktav altı.
üçüncü sıra majör akorlar.
dördüncü sıra minör akorlar
beşinci sıra dominant yedi akorları, yani majör beşli akoruna minör yedili ekliyor.
altıncı sıra da eksik yedili akoru. eksik beşli akoruna eksilmiş yedili ekliyor.

bu şifrelerin çözümleri için de wikipedia.org / wiki/Chord_names_and_symbols_(popular_music)#Examples
0
alperz
(03.05.14)
elinden öptüğüm alperz hocam, iy diyon, güzel diyon da, misal benaaymi yardırmış, la majör, sol minör, sibemol majör, re minör, ve eğer fa# kullandıysa bazen re majör diyin. biz orda hangi basa bascaz, sibemol majör basabilmek için mesela?
nim hisar perdesinde çargâhlı kalışı nası yapçaz?
0
compadrito
(03.05.14)
si bemol majör için üçüncü sıradaki, soldan dördüncü tuşa basıcaksın.

nim hisar'da çargah'lı kalış, neva'daki kürdi'nin doğal sonucu zaten. yani gidip "re mi fa la sol la sol fa miiiiii" diye kalırsan olmuş olur.
0
alperz
(03.05.14)
(32)

haftalık sigara harcamanız

tonoto
tl cinsinden nedir?
tl cinsinden nedir?
0
tonoto
(02.05.14)
0 :)
0
she was my baby
(02.05.14)
36 lira/hafta
0
justinho26
(02.05.14)
9*3=27tl
0
oxit
(02.05.14)
0
0
SPQR
(02.05.14)
10*7 70tl
0
mrthany
(02.05.14)
0
0
disfori
(02.05.14)
60-70 lira.
0
drystedb efficacious
(02.05.14)
14x6 idi son 1 aydır tütün almaya başladım paketi 2 liraya falan geliyor. ek olarak 25 tane anca içiyorum günde.
0
phoera
(02.05.14)
4 paket. 38 lira
0
tescillimarka
(02.05.14)
10 tl(sarma)
0
ete summer
(02.05.14)
20 lira üzeri olanlar tütüne geçsenize hakikaten. çekilecek çile mi? 70 lira neymiş hele.
0
🌸tonoto
(02.05.14)
tütünle 30 tl kadar. sigara içtiğimde 110-120 gibi oluyordu
0
dinsiz adam
(02.05.14)
15. yaşasın kaçak sigara.
0
pegi
(02.05.14)
0 :D
0
nawar
(02.05.14)
bırakmadan önce 70 tl falandı, günde bir buçuk pakete yakın içiyordum.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(02.05.14)
4-5 sanırım, çünkü djarum black içiyorum ve iki haftada falan belki bitiyor, fiyatı da bazı yerlerde 8 bazı yerlerde 10.
0
pasp
(02.05.14)
0
0
ben smyrna
(02.05.14)
sıfır! Allah'a binnerce şükürler ossun!
0
compadrito
(02.05.14)
0
0
exlibris
(02.05.14)
8,5 x 9 ya da 10... 80 liranın üstünde yani..
0
minyatur dev
(02.05.14)
Oha duyuru dumansız hava sahası olmuş.

Ben içerken winston light 7,5 tl idi. günde 2 paket içiyordum.
7,5x2x30 = 450 tl veriyormuşum. öeh..
0
japon askeri
(02.05.14)
0
0
MiraTaurus
(02.05.14)
hiç tl
0
oraletarya
(02.05.14)
0
0
aychovsky
(02.05.14)
8 veya 16
0
ravenclaw
(02.05.14)
0 tl
0
basond
(02.05.14)
7x3=21 tl

(Bkz: United 100's)
0
materyalist imam
(02.05.14)
haftalık, aylık, yıllık, 30 yıllık = sıfır
0
[silinmiş]
(02.05.14)
0
0
omer gibi
(02.05.14)
Koca bir sıfır.
0
battal gemalmaz
(02.05.14)
8,5x6= 51 tl/hf ayda 200müş şaka maka, sormasaydın keşke
0
fallopian
(02.05.14)
17*7 119 TL :( (günde 2 paket, nadiren 1.5)
0
ventruefox
(02.05.14)
(19)

Duyuruda Kimleri Beğeniyorsunuz?

ete summer
siyaset, tarih, sosyoloji konularında; kimlerin sorularını ve cevaplarını beğeniyorsunuz? şu kullanıcı yetkili bir abiye benziyor dediğiniz kimler var?
siyaset, tarih, sosyoloji konularında; kimlerin sorularını ve cevaplarını beğeniyorsunuz? şu kullanıcı yetkili bir abiye benziyor dediğiniz kimler var?
0
ete summer
(01.05.14)
öyle birisi yok..
0
senialanaglasinalsinsikinicaliyabaglasin
(01.05.14)
herkesin bi spesifik alanı var yorumlarını beğendiğim aslında ama compadrito, zetahead, douchebag, divit, idonthaveusername, buzbebek, barbara aklıma gelenler. son üçü gönül işleri kategorisinde genelde :P

dünya görüşlerimiz tamamen zıt olsa da comptro ve tuborg'u da ekleyeyim :D
0
tescillimarka
(01.05.14)
Mea maxima culpa dogru yazdim umarim aklima gelsin eklerim. Gecen gun de godsparticle bir cevab yazmisti zekasina hayran hayran okumustum

Pescador'a tesekkurler
0
Idonthaveausername
(01.05.14)
100 duyuru varsa bunların ancak 1'i yetkin birinin kaliteli cevabını gerektirir nitelikte oluyor. büyük çoğunluğu gönül işi, kararsız kaldım hangisini yapayım sorusu falan. duyuru'yu çok severim, güzel bir ortam olduğunu da düşünüyorum ama siyaset, tarih, sosyoloji alanında soru sorarak bilgi edinilecek yer değil bence. hani en fazla konu hakkında bilgisi olan birisi yazar, kitap falan önerir, anca öyle.

sağlık konularında öne çıkan, genel kültürüyle de önde giden, parmakla gösterebileceğim bi' compadrito abi var. onun dışında yine çok değerli, bilgili insanlar var ama "şu konuda şu iyidir!" diyerek birini gösteremem sanırım.
0
pescador
(01.05.14)
Kendimi beğeniyorum ben. Sadece duyuruda da değil. Her yerde. Geçen metroda beğendim mesela, pis dayak yiyordum.
0
godless frog
(01.05.14)
pescador. yaşından beklenmeyecek, bayağı olgun cevapları var. çoğu konuda da benzer düşünüyoruz. bir de zaten benden hemen önce onun ve bir iki kişinin daha yazdığı compaditro var.
0
fayfim
(01.05.14)
zlatanibrahimovic11
0
zlatanibrahimovic11
(01.05.14)
pandispanya,fayfim,compadrito
0
sadegazoz
(01.05.14)
nax'ın cevaplarını da keyifle okuyorum.
Benim yazdığım isimlerin kendilerini gösterme çabası olmadan insanlara yardım eden mantıklı, duru insanlar olduğunu düşünüyorum.
Pandispanya hergün bana 'iyi ki varsın' dedirtiyor.
Güzel de bir ablamız bakın beyler kendisi
+18li duyuruları ayarında tutalım.
Aylin amcalarımız duyuruyu inciye çevirmesin.
0
sadegazoz
(01.05.14)
@sadegazoz, benim sorduğum konular için söylüyorsun değil mi bu kullanıcıları? 2. cevabın biraz kafamı karıştırdı.
0
🌸ete summer
(01.05.14)
dafaiss, john lee hooker, godsparticle yetkili abiye benzer cevaplar veriyor genelde.
0
baba jo
(01.05.14)
bu konularda tuborg yesili'ni seviyorum. atara atar, gidere gider tavrı var, eyvallahı yok, hoşuma gidiyor.

want2die var. compadrito. pescador söylendiği gibi yaşının ötesinde bir kardeşimiz.
0
r_u_h
(01.05.14)
Divit, want2die, kibritsuyu üçlüsüyle rakı yapılabilir gibi.
0
oldboy
(01.05.14)
Compadrito cecilia gibson komik orjinal yapıcı cevapları var
0
basond
(01.05.14)
sorumun içeriğini okumadan mı veriliyor cevaplar? bahsedilen kişiler; siyaset, tarih ve sosyoloji alanlarında beğendiğiniz kişiler değil mi? genel olarak sormuyorum ben.
0
🌸ete summer
(01.05.14)
cecilia, sanal heywan (sorunuzla ilgili alanlarda)
0
compadrito
(01.05.14)
Sağdan sola çapraz aşağı doğru hızlı okudum
''kimlerin sorularını ve cevaplarını beğeniyorsunuz...gibson,douchebag'' i görünce yardırmışım düzgün okumadan.
kusura bakma ete summer valla
Duyurunun başlığında beğenmek değil de bu siyaset, tarih, sosyoloji konularında bilgisi olduğunu düşündüğünüz kullanıcılar kimler' vurgusunu
0
sadegazoz
(01.05.14)
yetkili abisini bilemem ama siyaset gibi konularda sorulan, dikkatimi çeken soruların adresi --> cesario
sağolsun kendisiyle beraber bir şeyler öğreniyoruz olmadı tartışmaları okuyoruz.
0
bass solo take one
(01.05.14)
tam olarak karsilar mi bilmiyorum, ama sanal hayvan bu konularda bilgili gorunuyor.
0
John Finn
(01.05.14)
(6)

derste sinirden kendimi yemek üzereyim

fuerteventura
bi çocuk vardı geçen dönem derslerle ve ailesiyle ilgili sıkıntıları vardı hergün arıyodu gel buluşalım konuşalım falan diye bu sırada da delirmişti resmen her yaptığı hareket mantıksızdı bu çocuğa elimden geldiğince yardım etmeye yanında olmaya çalıştım ve bunun kankaları, oda arkadaşları falan bun
bi çocuk vardı geçen dönem derslerle ve ailesiyle ilgili sıkıntıları vardı hergün arıyodu gel buluşalım konuşalım falan diye bu sırada da delirmişti resmen her yaptığı hareket mantıksızdı bu çocuğa elimden geldiğince yardım etmeye yanında olmaya çalıştım ve bunun kankaları, oda arkadaşları falan bunun mallaştığını görünce ağzına sıçtılar her konuda ve bundan uzaklaştılar. şimdi sorunlarından uzaklaştı bakıyorum ağzına sıçan adamlarla yine kanka olmuş bizi yolda görse selam verir geçer. yardım etmek suç mu amk insanlara yemin ediyorum acayip sinirliyim kendi kendimi sikiyorum resmen. çocuğa herhangi bi konuda ihtiyacım yok, benimle birlikte olmasının bana hiçbir faydası yok ama zamanında o kadar yardım ettik elinden tuttuk düze çıktı her şeyi unuttu. biraz içimi dökmek için yazdım ne düşünüyosunuz bu konusa sevgili abiler ablalar? kimseye yardım etmeyelim mi? yaşlar 20.

edit: ikimiz de erkeğiz.
0
fuerteventura
(30.04.14)
İnsanlar göttür. Eğer birine birşeye değer vermek istiyorsan ya evcil hayvan al yada bitki besle
0
1tam1ayran
(30.04.14)
ben yardım edeceksem birine, ki genelde de elimden geleni ardıma koymamaya gayret gösteriyorum, karşıdan gelecek olası bir minneti bile hesap dışı düşünerek hareket ediyorum.

böylece gerçekten içinden ne geliyorsa yapıyorsun. sonrasında da olabilecek böyle durumlar sinirini bozmuyor. o yaptığın iyilik de illa bir yerlerde yerini bulmuştur, için rahat olsun.

karman güzel olsun.
0
loveinaflipbook
(30.04.14)
love + 1 karman çorman.

(bkz: iyilik yapmak/@compadrito)
0
compadrito
(30.04.14)
mottom : iyilik yap at denize.

eğer bi karşılık bekleyerek yapıyorsan bi anlamı olmuyor zaten. (karşılıktan kasıt bir sıcak gülümseme bile olabilir bu arada.)
0
kakao
(30.04.14)
sen bunu ona yapılmış bır ıyılık gibi degıl, senın yaptıgın bır ıyılık olarak goreceksın. aslında bunu da gormesen en guzelı fakat ınsanız bu her zaman mumkun olmuyor ve kahraman sayıyoruz kendımızı. karsılık alamazsak da kurban.
şöyle yapsan, alan taraf veren taraf var ya. sen veren tarafsın bazen olur böyle bızden cıkar gerı donmez ya da bızden cıkanı ıtıbarsızlastırır karsıdakı bazen. ama bununla dertlenmek yerıne demek ki benim bu emegi vermem gerekiyordu diye bak. yani senın hanene yazılacak bir +1 idi onun hanesine değil. yaptıgın yardım seni büyütür önce cunku.
0
akare
(30.04.14)
beklentilerini dusuk tut.
0
vendorth
(30.04.14)
(4)

amerikan ingilizcesi için dizi tavsiyesi

modesttiago
günlük hayatlarındaki konuşmalarına adapte olabilmek için how I met your mother ve it is always sunny in Philadelphia öneriyorlar. abd de yaşamış/yaşayanların fikri nedir? hangisi daha iyidiredit: ny dc tarafını kastediyorum
günlük hayatlarındaki konuşmalarına adapte olabilmek için how I met your mother ve it is always sunny in Philadelphia öneriyorlar. abd de yaşamış/yaşayanların fikri nedir? hangisi daha iyidir

edit: ny dc tarafını kastediyorum
0
modesttiago
(30.04.14)
nereye gidecegine gore degisir, her eyaletin konusma tarzi farkli neredeyse ama it is always sunny in Philadelphia'yi cozersen oradaki herhangi bir konusmayi anlayacak duzeye gelirsin.

hem how i met your mother'dan daha guzel hem de diyaloglar daha fazla.
0
fakyoras
(30.04.14)
judge judy'deki davacıların ve davalıların ne dediğini anlayabiliyosan, olmuşsun demektir. dizide duyduğun ingilizce ile günlük hayatta duyduğun ingilizce farklı çünkü.
0
compadrito
(30.04.14)
friends
0
shubulubapshubaptishaluva
(30.04.14)
seinfeld.
0
blackjackdavey
(30.04.14)
(16)

Bir insanda sevmediğiniz özellikler neler

jackies
S.b
S.b
0
jackies
(29.04.14)
hehe ben trollüm, bak seni trolledim hehe hehe hehe.

bu tipler, gerçek hayatta yoklar ama online olanlar çok sinir bozucu
0
in search we trust
(29.04.14)
sinsi, kıskanç, hırslı, saygısız, bencil, arkadan iş çeviren ve çirkef insanları sevmiyorum.
0
rock n roll
(29.04.14)
kibir, bencillik, sabit fikirlilik, cahillik, haset, sinsilik, alaycılık.
0
sayns
(29.04.14)
çok az şey bilip, çok şey bilir gibi davranan insanları sevmem..
0
chatrefhill
(29.04.14)
sözünde durmaması
0
asilyis
(29.04.14)
tutarsız olanlar, sabit fikirliler, çirkefler, sonradan görmeler, marjinaller sinirimi bozar benim. özentileri falan da sevmem. diktatör olunca yapılacak ufak şımarıklıklarım arasında onları sabun yapmak var.
0
kallesnikof
(29.04.14)
passız oynaması
0
sevgili sen masada değil yatakta güzelsin
(29.04.14)
hayatta hiçbir şeyi değiştiremeyeceğine inanmış yahut inandırılmış insanlardan nefret ediyorum : boşvermişlik
0
lafıolmaz
(29.04.14)
popülarite çabası mesela çok itici. keza çığlık atarak böyle miyavmiyav konuşmalar(kızlar için), sığ yorumlar ve samimiyetsizlik.
0
malmazel
(29.04.14)
ikiyüzlülük, yalancılık, yüzsüzlük, hadsizlik, başkasını huzursuz etmeyi kendinde hak görme... kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteren ama pisliğin teki olan insanlardan midem kalkıyor benim mesela.
0
kaymaktutmayansicaksut
(29.04.14)
ince düşünmemesi, alıngan olması, pratik olmaması...
0
bxgx
(29.04.14)
iki kelime yazmaya üşenip s.b. yazması.
0
ben smyrna
(29.04.14)
noron sayisinda eksiklik varken sinsi, kurnaz, "yerim yedirmem" vs. davranislari, cabalari...
0
merdümgiriz...
(29.04.14)
Cahil olmasi.
0
fortisvita
(29.04.14)
özel mesajdan cinsel içerikli tacizde bulunması

bibip: hayırdır dostum? benim cevâbı pek tutmadın galiba?
0
compadrito
(29.04.14)
+1 compadrito
0
ozzpwnz
(29.04.14)
(23)

kendinizi karakter olarak hangi futbolcuya benzetiyorsunuz?

tutun kolonyasi
şöyle ölçüp biçtiğinizde 3 aşağı 5 yukarı?ben zidane diyebilirim. çok asi değilimdir. işimi yaparım. çok sinirlendirilmedikçe kimseye karışmam.
şöyle ölçüp biçtiğinizde 3 aşağı 5 yukarı?

ben zidane diyebilirim. çok asi değilimdir. işimi yaparım. çok sinirlendirilmedikçe kimseye karışmam.
0
tutun kolonyasi
(28.04.14)
melo
0
xenophobe
(28.04.14)
sabri
0
GibsonRulesv2
(28.04.14)
savunmanın en önemli adamı, kornerlerde bile geride kalan, kaptan, birleştirici güç, ağır abi, sessiz fırtına... kim var böyle futbolcu aklıma gelmedi şu an. hepsinden daha efsaneyim ben. puyol diyelim hadi. göbeğim de var hem.
0
pescador
(28.04.14)
Faruk Yiğit
0
godless frog
(28.04.14)
Recep tayyip erdogan (!)
0
kutsalbok
(28.04.14)
Emre Belözoğlu
0
compadrito
(28.04.14)
olcay şahan

ağzımla kuş tutsam..:))
0
no avalon
(28.04.14)
giuseppe meazza
0
seyduna6687
(28.04.14)
sivilde ergün penbe gibi altıpasın içinde çalım atabilecek kadar soğukkanlı,

halisahada bülent korkmaz gibi top geçer adam geçmez, ultra kazma ama sürpriz çıkışlarımla ve müthiş sağ ayağımla yapıştırdığım gollerimle...
0
this is heavy
(28.04.14)
Arda Turan, her ortama ayak uydururum, başarılıyım, iyi aile çocuğuyum.
0
Lola90
(28.04.14)
semih şentürk. hep hayatın yedeğindeyim, son dakika gireyim de gol atayım diye bekliyorum.

@pescador senin ki ümit özat
0
r_u_h
(28.04.14)
Takoz Recep. Hayatımın en güzel gollerini hep kendi kaleme atıyorum.
0
jamalbsf
(28.04.14)
pirlo

nazik, centilmen, ince gören.
0
sir gawain
(28.04.14)
Yattara.
0
teoridefeminist pratiktegeysa
(28.04.14)
egemen korkmaz
0
nesilsiz
(28.04.14)
luis figo
0
kelepir
(28.04.14)
kaka
0
safepassage
(28.04.14)
Cantona
0
modlar bu benim feykim silebilirsiniz
(28.04.14)
alex de souza
0
papillon7
(28.04.14)
zinedine zidane
0
toua tokuchi
(28.04.14)
Messi

basari degil karakter olarak kendime yakin bulurum (yesinler)
0
damdanakan
(28.04.14)
cevremdekilere bakarsam berkant goktan ya da okan koc. ama ben kendimi sertan eser ya da nartallo olarak goruyorum. gerci onlar en azindan calisip didiniyorlardi, ellerinden gelen oydu. bende o da yok. ben hayatta yusuf tunaoglu ya da george best olmak isterdim. zidane bana fazla puruzsuz kacardi sanki. hem caliskan, hem yetenekli. ama finalim onunki gibi olsun isterdim.

zidane'in melankolisi'ni de suraya birakayim, ingilizce bulabildim ama belki birinin ilgisini ceker:
docs.google.com

zidane'in kafasiyla ilgili. zaten kisa bir sey, devamindakiler makalenin uzerine yazilmis seyler.

@jamalbsf takoz recep guzelmis.
0
John Finn
(29.04.14)
felipe melo net.
0
ozzpwnz
(29.04.14)
(8)

Dişlerini fırçalamayanlarda diyabetin fazla görülmesinin nedeni nedir?

compadrito
Mini konferans no: 2deli Petro'nun annesi başta olmak üzere, la noix, fayfim, lal u ask ve konuya ilgi duyan herkeşi göreve davet ediyom...
Mini konferans no: 2

deli Petro'nun annesi başta olmak üzere, la noix, fayfim, lal u ask ve konuya ilgi duyan herkeşi göreve davet ediyom...
0
compadrito
(28.04.14)
uzman değilim ama sindirim ağızda başlar dişleri fırçalamazsan ağızda kalan partiküller midede hcl pepsinojen üretimine kandaki değerlerin değişmesine ve karaciğerin gereksiz insülin salgılamasına dolayısla kolay hasta olunmasına yol açacağını düşündüm.

Bu bilgileri lise 2 den kalma bilgilerimle uydurdum.
0
basond
(28.04.14)
boyle bir korelasyon olduğunu zannetmiyorum.
0
clementine
(28.04.14)
açılışı basond hocamız, sonnn derece yüksek bir kendine güven düzeyi ve bilim insanı açık fikirliliğiyle yapmış bulunuyor. tebrikler basond bey!

insülin pankreastan salgılanıyo diye hatırlıyorum ama olsun. gene de bi mekanizma anlatmışsın. düşünmeye böyle böyle başlicaz.

ama ağızda kalan partiküllerden mideye ne?

clementine hocam, soruyu yannış sordum belki de.

www.diabetes.org

bi daha bibip: eğer zerre kadar dalga geçtiysem, top oliyim basond hocam. bilâkis, kendine güven düzeyine ve o bilgilerle bile akıl yürütmene hayran oldum. lütfen ne yazıyosam, öyle anna. dalga, kinaye, laf sokma yok! en nefret ettiğim insan türüdür ayrıca. böyle bi konuda seninle yani uçuş mürettebatından biri ile dalga geçmeyecek kadar da açık fikirli olduğum için, konuya ilgi duyan kim varsa, akıl yürütelim istedim. açılışı sen yapınca da sevindirik olup öyle bi tepki verdim. dalga, iğne, ima, kinaye, laf sokma filan yok! ben onnarın adamı diilim.

teşekkürler neferkitty! muhteşem yazmışın ama benim onu annamam için önce çiğnemem, sonra da sindirmem lâzım. şindi işe yetişcem. sonra okuycam tekrar tekrar ve düşüncem.
0
🌸compadrito
(28.04.14)
valla doktor yada sağlıkçı değilim araştırıp da yazmadım bunları aklımda kalan bilgilerden uydurdum,

tükrük bezlerinin mideyi tetiklemesi olabilir(böyle birşey varsa) Ben hep sakız çiğnediğimde çabuk acıkırım ağızdaki hareketlerin mideyi tetiklediğini düşünüyorum.

Edit: Yanlış anlaşılma olmuş o zaman..
0
basond
(28.04.14)
zum beispiel: annem hiç dişlerini fırçalamaz. 97den beri diabet fakat sebebini babama ve babaanneme bağlıyor hep.(çok sinir etmişler kadıncağızı)(sonra babamı boşadı zaten)
0
camiroquay
(28.04.14)
gerekli minerallerin emilimi diyabetle zorlaşıyor olabilir.

insülin direnci de neden oluyor olabilir.

diyabetin yarattığı bir enflamasyon diş kayıplarına neden oluyor olabilir.
0
clementine
(28.04.14)
mikroorganizmalar ağızda diş eti hastalığı yaparken , minimal kanama alanlarından ve diş eti sulkusundan vs sürekli sirkülasyona katılırken , aynı zamanda yıkım ürünleri de katılıyor sirkülasyona.(direkt kan dolaşımına katılıyor yani)bu yıkım rünleri de glikokaliks ağırlıklı ve karbonhidrat popülasyonu daha fazla olan içerikler.-burası ile alakalı aslında-
bunun anjiopatiyi %50 oranda artırma riski var. damarlarda sürekli bir immunkompleks birikimi gibi düşün bu kısmı.
diyabet üzerinden ''sıfırdan diyabeti oluşturma riski'' kesin açığa kavuşmuş olmasa da var olan diyabeti aynı anjiopati mekanizması ile artırıyor,aynı zamanda diyabet de konak savunmasını olumsuz etkileyerek diş eti hastalığını derecesini artıyor. diabetlilerde nötrofil defekti artmış görülüyor bu da diş eti hastalığının kolay görülmesine sebep oluyor.
bir de sindirim yönü var.
artı; diş çürüğü popülasyonu fazla olan kişiler otomatikman diyetine de dikkat etmeyen bireylerden oluşuyor, dolasıyla ikisi bir arada da görülüyor olabilir.

edit: bonus bilgi diş çürüğü etkeni s.mutansa karşı vücutta geliştirilen antikorlar kalp krizini tetikleyen antijenik maddelerle ciddi benzerlik gösterdiğinden diş çürüğü fazla olanlarda ''kesin'' olarak kalp krizi , kalp hasarı olmasa da görülebiliyor ve bu riski artırıyor.
bu yüzden zamanında s.mutans'a karşı aşı geliştirilmesine rağmen uygulamaya geçilememiş.
ağızda fazla bakteri= fazla antikor=kalp krizi
0
neferkitty
(28.04.14)
bir de diabetin diş eti hastalığı üzerinde kesin etkisi var, o 2.linki görmedim.

nötrofil defektinden bahsetmiştim, konak savunmasını zayıflatıyor daha önce dediğim gibi,çene kemiğinde yıkım daha fazla oluyor, diabete bağlı periodontitis görülüyor genellikle.
0
neferkitty
(28.04.14)
(4)

navigasyon cihazi

anyelios
Merhaba! Erkek arkadasima dogum gunu hediyesi olarak navigasyon cihazı almayi dusunuyorum. Fiyati çok ucuk olmayan ama 2 gunde de bozulmayacak bisey ariyorum onerilerinize acigim :)
Merhaba! Erkek arkadasima dogum gunu hediyesi olarak navigasyon cihazı almayi dusunuyorum. Fiyati çok ucuk olmayan ama 2 gunde de bozulmayacak bisey ariyorum onerilerinize acigim :)
0
anyelios
(28.04.14)
ucuz bişey alıp herifi gıcık etmeyin. çağımızın en büyük icâdı. gene nelerden kurtardı beni dün!

bibip: benimki de garmin

eklemedir, koca konak ekleme: kaptan memo'nun tahmini doğru çıkarsa, o adamdan çocuk doğurma.
0
compadrito
(28.04.14)
garmin'e bakabilirsin.
0
sutlu nescafe
(28.04.14)
şu kaprise hazırlan:
-ne yani ben aradığım yeri bulamıyor muyum?
0
kaptan memo
(28.04.14)
navigasyon aleti alacagina telefonuna navigasyon uygulamasi al. hem daha kullanisli olur, hem de her yerde elinin altinda alir.
0
crucio
(28.04.14)
(7)

1.78 boy 107 kilo. Ölür müyüm?

omer gibi
p90x e baslıyorum yarın sabah. ne dersiniz aynı gün ikindiye namazına yetiştirirlermi cenazemi?
p90x e baslıyorum yarın sabah. ne dersiniz aynı gün ikindiye namazına yetiştirirlermi cenazemi?
0
omer gibi
(28.04.14)
niye yarın sabah?
olmaz o iş. hemen başla
0
basond
(28.04.14)
aga biraz zayıflayın allah aşkına bu nedir ya. bir insan kendisine nasıl bu kadar saygısız olabilir ya.
0
baldur
(28.04.14)
belli bir spor geçmişiniz yoksa p90x'e başlamayın. boşuna başlarsınız. hareketleri nizami yapamazsınız. bu da bir işe yaramaz malesef. hareketler zorlayıcı hareketler. ben spor geçmişim olmasına rağmen zorlanmıştım.

spor geçmişiniz yoksa p90 ile yapın açılışı.
0
papillon7
(28.04.14)
p90x veya p90 nin in seviyesi yok . acemi,orta,profesyonel olsan bile tek bir program var.Videoda eğitmen yapamıyorsan bırakabilirsin diyor fakat kendisi programa devam ediyor.Siz dinlenirken adam diğer harekete geçmiş oluyor.p90x heves kıran bir programdır.

Eğer kilo probleminiz varsa
(git:neilarey.com )

ben daha hırslı bir insanım diyorsan
(git:neilarey.com )

artık profesyonel oldum diyorsan da ;
(git:www.passion4profession.net )

p90x e şimdilik bulaşma.Önce vücudunu tanı, sonra geliştir.
0
1tam1ayran
(28.04.14)
bir zahmet önce kardiyo ile başlayıp yağ oranını düşür ve kalbini güçlendir.
kondisyon sağlamadan bu seviyede birisi ciddi sıkıntılar yaşayabilir kendini birden zorladığında.
hatta şansın varsa salona yazıl kesinlikle...

yarın sabah başlarsan yarın öğleden önce bırakırsın zaten, yapamazsın o halinle p90x...
0
ucan spagetticanavari
(28.04.14)
p90x seni spora küstürebilir.
0
battal gemalmaz
(28.04.14)
(bkz: garantili zayıflama yöntemi/@compadrito)

geçen bi teşekkür mesajı geldi hocam.

bu yöntemle, 140 kilodan, 129 kiloya düşmüş. 1 ay içinde...

ben de ona, bu kadar hızlı gitmemesini, biraz daha ağır olmasını söyledim... egzersiz olarak, günde 15 dakika eliptik bisiklet yapmış.
0
compadrito
(28.04.14)
(4)

MR Anjiyo ve BT Anjiyo çektirmek.

sonra baksak
MR Anjiyo veya BT Anjiyo çektiren var mıdır ?İlaç veriyorlarmış damardan, zor mudur ?
MR Anjiyo veya BT Anjiyo çektiren var mıdır ?
İlaç veriyorlarmış damardan, zor mudur ?
0
sonra baksak
(27.04.14)
Ben MR Anjiyo çektirdim, ilaç yoktu. Sanal bir bilgisayar görüntüsü diye hatırlıyorum.

bibip: yannış biliyomuşum varmış hocam:

www.webmd.com

o verilen ilaca alerjiniz yoksa, korkacak bişey yok. alerjiniz olup olmadığını da, ilaç verilmeden bi Allah bilir. ilaç verildiğinde, ne gariplik hissederseniz onları uyarmanız gerektiğini size öğretecekler. ağzınızda metalik tat filan olabilir ve normaldir gibi hatırlıyorum ama hafızama o kadar da güvenmiyorum şimdi. size söylerler.

özet: zor değil. damardan bi iğne sadece.

MR anjiyo, BT anjiyo arasından bi seçim yapma şansınız varsa, MR anjiyoyu seçin. BT'de çok yüksek radyasyon alıyosunuz çünkü.
0
compadrito
(27.04.14)
BT Anjiyo da daha kaliteli görüntü oluyormuş, ilacı MRA/BTA ya girmeden önce deneme şansı olabilir mi ?
0
🌸sonra baksak
(27.04.14)
mr ve bt farklı şeyler için seçilir

mesela yumuşak doku mr'da daha iyi gözükürken bt'de farklı dokular daha iyi gözükür

doktorunuzu dinleyin, en iyisine o karar verecektir
cevap: ne aradığına göre ne yapılacağı değişir
0
la noix
(27.04.14)
Şu anda bir beyin anevrizmasından şüpheleniyorum.(gittiğim nörolog pek şüphelenmedi ama)
0
🌸sonra baksak
(27.04.14)
(9)

kaliteli kulaklıkları olanlara çağrı (olmayanlar da gelebilir)

clones
Linkteki şarkıyı bir dinleyebilir misiniz? Seste herhangi bir cızırdama var mı? Oldukça kısa bir parçadır, vaktinizi almaz.http://rqtn.bandcamp.com/track/ind-l-bile
Linkteki şarkıyı bir dinleyebilir misiniz? Seste herhangi bir cızırdama var mı? Oldukça kısa bir parçadır, vaktinizi almaz.
rqtn.bandcamp.com
0
clones
(27.04.14)
Sony mdr xd100 ile problem yok.
0
sutlu nescafe
(27.04.14)
SONY MDR ZX300 ile de problem yok.
0
lesmiserables
(27.04.14)
bana 00:57-58 ve 1:05-06 da var gibi geldi ama sanki cızırtı değilde yükselen kısımlarında bozulma var gibiydi.(tarif edemedim)
westone ile dinledim gayet flat bir kulaklıktır, bu tarz müzikler içinde uygun mudur bilmiyom.
0
copy paste
(27.04.14)
cızırdama yok.technics.
0
MtKrt
(27.04.14)
beats by dr dre ile problem yok.
0
tadutadu
(27.04.14)
yok, sennheiser hd 419
0
GibsonRulesv2
(27.04.14)
Samsung'un verdiği beleş kulaklıkta da problem yok
0
jamalbsf
(27.04.14)
Sennheiser Momentum

00:57-1:00 arasında ve 1:05-1:06 arasında kesin cızırtı var. Ayrıca kulaklar cigerdelen'den onaylı sağlamdır.
0
compadrito
(27.04.14)
rockit sounds r50 ile dinliyorum, flat bir kulaklık;
daha ilk girişte 8. saniyeye kadar hafif cızırtılar var midbasstan kaynaklı sanırım, 7,8. saniyelerde daha belirgin.

56-58 arası da ufak cızırtılar mevcut
0
anil
(27.04.14)
(10)

Dalga geçilmek

sonra baksak
Genelde, yaşları küçük olan kişiler benle dalga geçiyor nedeni nedir ?
Genelde, yaşları küçük olan kişiler benle dalga geçiyor nedeni nedir ?
0
sonra baksak
(27.04.14)
yaşlarının küçük olması.
0
compadrito
(27.04.14)
sen kaç yaşındasın? onlar kaç yaşında? dalga geçerken ne diyorlar?
0
sen git ben geliyorum
(27.04.14)
Ben 21, onların 7-16 arası yaş aralığı.
0
🌸sonra baksak
(27.04.14)
Şu tarz cümleler:
"5 kere 5 kaç ?"
Parmaklarıyla bu kaç demek.
gibi.
0
🌸sonra baksak
(27.04.14)
Yine iyiymiş, bana "aq"nun açılımını söylemişlerdi. Bak, utanıyorum bile söylemeye.

cosmicstring'e ek olarak, "Ayağın yürüyor" demek de kafalarını karıştırabilir. Devreler o bilgiyi işlerken, vurucu hamle olan "Sepette on yumurta var, altı çıktı, kaç kaldı" ile devam edip, iki parmağını birleştirerek gösterirsin, "Bu kaç" dersin. "İki" derlerse "Hayır, kalın bir", "Kalın bir" derlerse, "Hayır, iki" adlı öldürücü darbeyi vurabilirsin.

Büyük olasılıkla biri kafaya seni takmıştır, diğerlerini gaza getiriyordur. Alfa olanlarına dikkat!
0
aychovsky
(27.04.14)
Kameraya çekmeye de çalışıyorlar.
0
🌸sonra baksak
(27.04.14)
kepçe kulaksındır belki.
0
the kene
(27.04.14)
Şantaj yaparlar mı ?
0
🌸sonra baksak
(27.04.14)
Videoya çektiklerinde ne yapıyordunuz ki şantaj yapsınlar.
0
aychovsky
(28.04.14)
soru soruyorlardı..
0
🌸sonra baksak
(28.04.14)
(14)

Yabancı ülkelerde de milletin tek derdi gönül işleri ve seks mi?

:)
Ekşi sözlükte açılan başlıkların üçte ikisi bu konularla ilgili, neden? Yazarların çoğu ergen olduğu ve ergenlikte en önemli konular bunlar olduğu için mi? Gerçek hayatta da etrafım otuz yaşını geçmiş ve yalnız insanlarla dolu, onların da başlıca derdi bu meseleler. İnsanların bu konularda bu kadar
Ekşi sözlükte açılan başlıkların üçte ikisi bu konularla ilgili, neden? Yazarların çoğu ergen olduğu ve ergenlikte en önemli konular bunlar olduğu için mi? Gerçek hayatta da etrafım otuz yaşını geçmiş ve yalnız insanlarla dolu, onların da başlıca derdi bu meseleler. İnsanların bu konularda bu kadar sıkıntılı olması sadece bizim ülkeye mi özgü? Yabancı ülkelerde yaşayanlar, orada durumlar nasıl; avrupa ülkeleri vatandaşları herhalde daha rahattır, daha bir kurtlarını dökmüşlerdir hı?
0
:)
(27.04.14)
sanat, siyaset, toplumsal konular, çevre bilinci falan, avrupa böyle bir yer. biz bu yüzden gelişemiyoruz. tabii avrupa derken, batı avrupa'yı kastediyorum, yoksa italyanlar falan bizden abaza, çünkü onlarda ayıp günah da pek yok. her şey açık açık dile getiriliyor. :D

işte ne diyeyim, dinin (özellikle islam, ama hristiyanlıkta da benzer) baskın olduğu, baskıcı yönetim olan, gelirin düşük olduğu ülkelerde insanların derdi bu.
0
trachemys scripta elegans
(27.04.14)
sadece bizim ülkeye özgü değil. avrupalılar tabii ki bize oranla çok daha rahat ve özgür oldukları için, bu tip şeyleri daha az dert ediyorlar. ama sokaktan geçen adamlar da rönesans konuşup sanatla ilgilenmiyor yani abartmayın. orda da abazan var, orda da yalnız var, orda da sevgili bulamadığı için üzülen var.

sadece milletçe daha rahat olabildikleri için, seçenekleri daha fazla. haliyle bizden daha az dert ediyorlar bunları. dediğim gibi, "genel olarak".
0
pescador
(27.04.14)
@trachemys scripta elegans
Ya ama işte ayıp günah yoksa nasıl abazan kalıyorlar, insan bir süre sonra doymuyor mu? Yeme zevki gibi mi, insan bir türlü doyuma ulaşmıyor, hep daha lezzetlisini arıyor ondan mı?
0
🌸:)
(27.04.14)
kadınlar yüzünden. Yani ikiletmeden verseler, Türkiye'den daha çok ufku geniş insan çıkardı bence kfjsjdfb
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(27.04.14)
@biz siz onlar bensiz daha mutlular

Şakanızı görüyorum ve sosyal bir saptamayla arttırıyorum: Kadınlar vermiyor çünkü aileleri/bir sonraki sevgilileri/ilerdeki kocaları tarafından "bakire değil bu orospu" diye damgalanmak istemiyorlar.
0
🌸:)
(27.04.14)
yetmedi mi yetmiyor, doyma gibi bir durum herkes için geçerli değil. ayrıca kültür meselesi. emmenin gömmenin erkeklik sayıldığı, başbakanın seks skandallarının ballandırıla ballandırıla anlatıldığı ülkelerde, ne kadar açık görüşlü de olunsa, doymadı mı doymuyor.

seksin hayatın normal bir parçası, ne övünülecek ne aşağılanacak bir şey olduğu yerlerde, insanlar enerjilerini farklı şeylere harcıyor.

benim batı avrupalı çoğu arkadaşım kendi dili artı iki dil biliyor, müzikle amatör olarak ilgileniyor, her gün bisiklete bindiği için oldukça fit, yarısı vejetaryen falan, kitap yazan var, çeviri yapıp yayımlatan var, dünyayı gezen var. eli sikinde forumlarda kız tavlama tavsiyesi aramıyor ya da nası sktim, nası gömdüm diye gezmiyor.
tabii ki herkes bir van gogh, bir sartre değil, ama eğitim ve kültür düzeyi dağlar kadar farklı sıradan türk gencine kıyasla. kadın-erkek ayırmıyorum, türk kadını için de benzer durum geçerli.
0
trachemys scripta elegans
(27.04.14)
@trachemys, söylediklerinde genel olarak haklısın. millet olarak avrupa'nın çok gerisinde kaldığımızı düşünüyorum ve hatta tek hedefi şu ülkeden çıkmak olan biriyim. fakat evropalıların deyişiyle biraz "biased" olduğunu düşünüyorum açıkçası.

bir ev arkadaşım sanat tarihi, diğeri müzik öğrencisi. arkadaş çevrelerinde bahsettiğiniz kitap yazan, çeviri yapan, müzisyen olan bir sürü insan var. cinsel açlığı batı avrupa'daki modern arkadaşlarınıza nasıl bağladınız, onu anlamadım ben.

cinselliği tabu olmaktan çıkaran insanlar dahi sekse düşkün olabilir örneğin. toplum hakkında bu kadar tepeden inme yorumlar biraz anlamsız geliyor bana. fit olmak, kitap yazmak, modern veya kültürlü olmak abazan olunmadığı anlamına gelmiyor, gelmemeli de zaten.

benim bulunduğum çevreyi anadolu'yla kıyaslamak nasıl abesse, türk toplumunu batı avrupa'nın refah seviyesi yüksek kesimiyle kıyaslamak da aynı şekilde abes.

sikmek sokmak sadece türkiye'de gurur meselesi değil, dünyanın her yerinde daha az veya daha çok, yapılan bir şey.
0
pescador
(27.04.14)
Buralar hep seks çölü de, ondandır.
Bir süreliğine bir Güney Avrupa ülkesinde yaşadım, sonuçta kimsenin derdi seks değildi. Kuzey Afrika göçmenleri dışında. Herkesin en az bir hobisi var. Hobi derken "Kitap okumayı seviyorum" deyip de, ayda bir eline kitap alma ya da sadece o an ana akımda ne varsa onu okuma eşiğinde değil. Astronomiyi seviyorsa, haftada bir hava açıksa gözlem yapmaya gidiyor, bazısı kuş izliyor. İnsanların çok ilginç hobileri olabiliyor. Bir adam mezarlık fotoğrafı çekmeyi seviyordu, o yüzden ülke ülke, mezarlık mezarlık dolanıyordu. Her birinin en az bir hobisi ve çaldığı bir enstrümanı vardı. Ona para ve zaman harcıyorlar ve bu ikisi de ülkemizde az olan şeyler. Dolayısıyla, açlık sınırındaki veya yoksulluk sınırındaki, cinsel devrimini yaşayamamış insandan hobi beklemek; balığın kavağa çıkmasını beklemek kadar abes.

Ya da medeniyet ile ilgili şöyle bir şey yazmıştım: eksisozluk.com

Bir de şu var, biz daha ekonomik, siyasi, kültürel kısmını halledemedik işin. Farklılıklara saygısı olan bir toplum değiliz. Oradaki iş arkadaşımın en büyük derdi, mahallenin klasik müzik orkestrası (evet, mahallelerin klasik müzik orkestraları vardı) çok gürültü yaydığı için birileri polise şikayet etmiş ve provayı susturmuşlar. Buna çok sinirlenmişti "Belediye nasıl ses sistemi yapamaz böyle bir yere, polis nasıl bu emirleri uygular. Sanata hiç mi saygıları yok. Yöneticilerimiz sanatı böyle mi teşvik ediyor" diye bağrındı ve bunun için üç gazeteye ayrı ayrı yazı yazdı, ayrı ayrı da yazılar yayımlandı. Haftasında ses düzeni halledildi ve orkestradakilere tazminat ödendi.
0
aychovsky
(27.04.14)
Ulan siyaset konussak yeter artik biktik siyasetten diyorsunuz, filmden bahsetsek kitap istiyorsunuz kitaptan bahsetsek siir diyorsunuz. Gonul islerinden bahsetsek baska derdin yok mu senin oluyor isten okuldan sikayet etsek konuyu ceviriyorsunuz. Yanlis anlama sitemim sana degil genel konusuyorum. Insan her yerde insan, bir kac farkli ulkeden arkadasim var onlarda ayni bizim gibi. Insan her yerde insan. Herkesin derdigi ettigi muhabbet ayni sadece alt basliklar degisiyor.
0
cometome
(27.04.14)
seks seks seks seks. türkiyede aaaaav vaov bir olay. örgen erkeklerin en büyük dertleri sevgili yapma, seks, kadın. sahip olunamayan şey özellikle de seks gibi bir ihtiyaçsa insanların dengelerini bozuyor. tr'de denge yok, bahsettiğin türde yabancı ülkelerde denge var, insanlar da bu derecede abartılı boyutlarda yaşamıyor.
0
sayns
(27.04.14)
aychovsky + 1 tabii ki. bu arada, medeniyetle ilgili yazdığı şey başucu eseriymiş...

Önce şuradan bir kaç giriye takılalım: (bkz: bir türk kadınının taciz günlüğü)

Serdar Turgut, 70'li yıllarda, Manhattan'da 42. sokakta kaldırımda seks yapıldığını gözüyle görmüş.

aksam.medyator.com

sahnede fışkırtan orgazmlı kadını seyretmiş.

internetbudur.blogspot.com

iyisi budur anlamında yazmıyorum. ülke öyle bir dönemden geçmiş. Sex and the City dizisini hiç seyretmedim ama adından, kadın cinselliğinin özgürlüğü etrafında dönen bir diziymiş gibi geliyor.

Oray Eğin gazetecilik sosyolojisi mastırı yapıyo Columbia'da galiba. Onunla bi röportaj okumuştum. Kaslı/fit değilseniz, New York'ta cinsel hayatınızın olamayacağı mealinde bir tespiti vardı. Yanlış bir tespit olduğunu biliyorum.

Bunu daha önce de yazmıştım. İki qız çocuğu büyütmüş bir adam bana, ortalama bir qızın, liseyi bitirene kadar 70 erkek arkadaşı olduğunu söylemişti. Bunu benim kafa almakta biraz zorlandı. 7. Sınıfta başlasa bu qız sevişmeye, senede 10 erkek arkadaşı olursa, liseyi bitirene kadar 60 erkek arkadaşı olur. Ama bu arkadaşlıkları ucuca eklemiyo da, overlapping yöntemini kullanıyosa, onu bilemiyorukh tabe! ABD başkan yardımcısı adayı ve Alaska eyaletinin valisi Sarah Palin'in qızı lise sondayken hamile kaldıydı ve kürtajı günah kabul ettikleri için doğurduydu. Bizim maallede de, 8. sınıf öğrencisi bi qız hamile kaldıydı. Sonra nooldu bilmiyom.

Dolayısıyla, işin bi taraftan boku çıkmış durumdaymış bundan 40 sene önce. Sonra düzelmeler başlamış ve düzele düzele bu hâle gelmiş. Tabii 320 milyon nüfuslu heyhula büyüklükte bir ülkeden bahsettiğimiz için, her dönemde, her türden insan olacağını da hesaba katmamız lâzım. Cinsellikte en muhafazakâr görüşten en cozutuk görüşe kadar. En cozutuk görüş ne olabilir? Köpeğiyle evlenmek isteyen kadın olabilir ve bunun yasal hâle gelmesi olabilir heralde.
Belki daha cozutuk haller de vardır ama benim hayal gücüm şu anda ancak buna yetti. Niye köpek dedim? Gözümle görmedim, gene ikinci elden naklediyorum. Bi kadın yürüyo kaldırımda. Gayet fit görünüşlü. Köpeğini gezdiriyo. Köpek de tazı kimin bişiy. Köpeğin ayaklarını koruyan patikler giydirilmiş. Neden diye soruyo anlatıcı. Ben saf bir Türk olarak, ''kadın titiz de, köpeğinin ayakları pislenmesin, o ayaklarla evde gezinmesin diye mi?'' diye soruyorum. Hayır, diyor anlatıcı, tırnaklarını korumak için, diye ekliyor. Tırnaklar? diyorum. ''Kadının vücudunu çizmesin diye'', diyor. He heh! diye yüzüm aydınnanıyo, ufkum genişliyo...

Bi de bi ilkokuldaki piçlerin dalga geçtiği bi çocuğu hatırlıyorum. Senin annen var mı? diye soruyolar çocuğa. Zavallım, ''Benim annem yok, iki babam var'' diye cevap veriyo. Soran piçler de gülüp eğleniyo...

Hâl böyle olunca, ülkede gönül işleri hâlâ dert olsa bile, öncelikli dert diil. Ben Amerika'yı yalamış yutmuş olduğumu iddia etmiyorum. Hatta çok yüzeysel tanıyor olabilirim gayet büyük bir ihtimalle. Ama şimdiye kadarki gözlemlerime göre, borç geri ödemeleri bir dert bu ülkede. İnsanların gelecekleri hep ipotek altında, hep büyük borçlara girmişler ve patinaj yapıp duruyolar. Ama gitsen sorsan, belki de bunu dert olarak görmez. Bu sistem böyle dönüyo der. Borç derken, kredi kartı taksitinden bahsetmiyorum. Ya morkıçtan, ya öğrenci kredisi geri ödemesinden, ya araba taksidinden ya da hepsinden birden bahsediyorum. 50 yaşına gelip hâlâ öğrenci kredisi ödenir mi yahu?

Bi herif biliyorum. Ayda 1800 dolar öğrenci kredisi geri ödemesi var. 40 yaşına kadar da ödeyecek. Ama ona göre dert değildir belki de bu. Çünkü o krediyi almasaydı, lise mezunu olarak kalıp ayakişleri yapacak ve ölmeyecek kadar bi para kazanacaktı. Şimdi hiç olmazsa, 40 yaşından sonra biraz rahat etme ihtimali var. Nah var!!! O zaman da ev alacak ve 30 sene morkıç taksidi ödeyecek. Bu arada sürekli leasingle araba alacak 4-5 senede bir ve o borçlar sürekli devam edecek. Ben Delta'da bi hostes gördüm, kesin 80 yaşında vardı. En yaşlı hosteslerinin 88 yaşında olduğunu yazmıştı kaste zaten. Keyfinden mi çalışıyo o apla o yaşta?

Valla, böyle patinaj bi hayat bana biraz dertmiş gibi geliyo ama adamlara pek koymuyo mu nedir? Bahçede BBQ, bira, Amerikan fitbolu, basket, beyzbol oynama, seyretme, sonra çocuklara iy okul arama, iy college arama, işyerinde de it kimin çalışmaya dayalı bi durum var. Tekrar ediyorum, dışarıdan, Türk kafasıyla, Türk gözüyle, derinliğine girmeden, içyüzünü bilmeden yaptığım değerlendirme bu. Değerlendirmemin doğru olduğunu iddia etmiyorum ama 40-50 yaşına kadar okul taksidi ödemek, ömür boyu morkıç ödemek bir realite.

Başka ne dert olabilir? Yalnızlık olabilir. Sevgisizlik olabilir belki. Yalnızlıktan kastım ille de, karşı cins arkadaşlığından mahrum olmak değil. Sevgisizlikten kastım da, mutlaka gönül işleri sevgisizliği değil.

Ama bambaşka dertler vardır da, ben bilmiyorumdur. Bir kesim için, parasızlık ve özellikle 15 Eylül 2008'den sonraki işsizlik dert tabii. Sebebini de yukarıda yazdım.

Sikiş sokuş bol, top oyunları bol, popüler kültür bol ve çeşitli, borç harç bol, zararlı yiyecek ve içecek bol, öğrenecek şey ve öğrenme imkânları sınırsız, sevgi az, saygı bol kare gibi özetleyebiliriz heralda.

Eklemedir koca konak ekleme: İnsanlar pek göremiyolar ama başka bi dert daha var: Çin!
İşsizliğin sebeplerinden biri, imalâtın Çin'e kayması. Milliyetçi bi Amerikalı, ''param Çin'e gitmesin, ülkemde kalsın diye, sadece biraya ve fahişelere para harcıyorum'' mealinde bi şey dediydi.
0
compadrito
(27.04.14)
ya şu biz hep seks düşünüyoz gevur milletler sikişiyor onlar düşünmüyor tribini bırakın artık ya. Neredeyse 1 sene avrupada yaşadım, tayvandan arap emirliklerine bi dünya yerden insanla iş yapıyorum, hepsinin ortak noktası seks düşünmeleri yani, karı kız muhabbeti açılınca kimse kayıtsız kalmıyor. milletin derdi gönül işleri ve seks, evet. maslow un ihtiyaçlar piramidinin en altında seks var çünkü, orası dolmuyorsa adamın kitap yazmasını bekleme.
0
roket adam
(27.04.14)
hayır, tabii kültür farkından dolayı arada farklar oynayabilir ülkeden ülkeye.

ama bu soruya cevap olarak yabancı ülkelerdeki insanların eğitim seviyesinden bahsederek, onların daha eğitimli olmalarından dolayı daha fit, daha farklı uğraşlarda olduklarını savunarak, bununla beraber bizim türkiye'deki erkekleri eğitim seviyesi düşük, avrupalı erkeklere göre aşağılık gösteren insanların aslında tek derdi bu.

çünkü bu tarzda saçma bir genelleme yapma ihtiyacını ancak bu işleri takıntı haline getirmiş kişiler duyabilir. bu tarzlarda genelleme yapan insanların konu hakkındaki düşünce yapısını anlamak çok zor olmasa gerek :)
0
empty bottle
(27.04.14)
Cevaplarin hepsini okuyunca, soru neydi lan diyerek soruna dondum.
Yabanci ulkelerde de milletin tek derdi gonul isleri ve seks mi?

Cevabim soyle parca parca net olsun, cunku ben de cevap veren diger arkadaslar gibi konuya nereden nasil bagladiklarini anlamadigim kiyaslara girmemis olayim.

Eksi sozluk senin icin bir orneklem kumesi olmus fakat atladigin bir cok nokta var.
Sozlugun yas ortalamasi, gelir ortalamasi, egitim ortalamasi , psikopat ortalamasi....
Bir gozlem icin sececegin orneklem toplumun butununu temsil etmeli. Sahsi gorusum sozluk turk toplumundan fersah fersah uzak. Ve ayrica sozlukte bir arastirmaya konu olacak ciddiyet yok. Yani kafa bulan hayal dunyasinda yasayan, eglencesine takilan birsuru tip var.
Yani sozluge bakip biz boyleyiz tespitin bastan yanlis.

Gercek hayatta etrafimda demisin. Bak bu dogru ama sebebi bizim abazan mi artik her ne dersen , ondan oldugumuzdan degil.
Doyumsuz oldugumuzdan.
Evet 30 yasina geliyoruz hayatta belli bir asama kaydediyoruz ama ne arkadaslik iliskilerimiz duzgun ne gonul iliskilerimiz. Yani hersey mi yanlis gitmis seni bulmusm, don bi aynaya bak. Bu mutsuz umutsuz sevgilisiz arkadas es dost cevresi icin tespitim , modern cagin tuketim cilginligina fazlasiyla iliski kurmus yozlasmis ve doyumsuzlasmis olmasidir.
Cinsel aclik, din iman , kuran kitap degil bence.
Cunku yine sahsi gorusum ac falan degiliz. Gayette her ortamda her insan cesitinin olusturdugu ekipte sikis sokus guzel guzel yuruyor.

Yabanci insanlar, yabanci insanlar dedigin sey koca bir dunya. Bu ortalamasini bulmanin pek mumkun olmadigi evren buyuklugunde, insanlarin bir suru derdi var elbette.
Sikis sokus da insan olmamizdan kaynakli bir ihtiyac elbette ama dert boyutu saniyorum ki ergenuslara ozgu, her millet icin.

Dedigim gibi sozlugu pek ciddiye alma.
0
cecilia
(27.04.14)
(15)

Duyuru'da soru soranın cevap bulmasına yönelik tavsiyeler

loveinaflipbook
neden uyuzlukla karşılanıyor? yani soruya cevap vermek yerine o cevaba kullanıcının kendisinin nasıl ulaşacağına dair yazılanları kastediyorum. tamam cevap vermemiş ama nasıl bulabileceğine dair yol göstermiş. ve bakıyorum, çoğunlukla hakkaten o yolu izlese belki duyuruyu sormaya bile gerek kalmayac
neden uyuzlukla karşılanıyor? yani soruya cevap vermek yerine o cevaba kullanıcının kendisinin nasıl ulaşacağına dair yazılanları kastediyorum. tamam cevap vermemiş ama nasıl bulabileceğine dair yol göstermiş. ve bakıyorum, çoğunlukla hakkaten o yolu izlese belki duyuruyu sormaya bile gerek kalmayacak.

diğer cevaplara tik atanlar bu tip cevaplara atmıyor çoğunlukla, ya da duyuru altında tartışmaya mahal verecek cümleler sarfediliyor...

mantık yürütemedim.
0
loveinaflipbook
(27.04.14)
çünkü insanlar balık tutmayı öğrenmek istemiyor, balık vermenizi istiyor.
0
papillon7
(27.04.14)
ben de uyuz oluyorum bunlara, çünkü eğer araştıracak kadar vaktim vs olsa, zaten araştırırım. buraya sormuşum, demek ki o cevaba acil veya en pratik şekilde ulaşmam gerekiyor.
0
letheavendangered
(27.04.14)
@letheavendangered ama zaten internetin bir yerinde hali hazırda bekleyen bilgiye ulaşmaktansa birilerinin cevap yazmasını beklemek daha fazla zaman kaybı değil mi? çoğu zaman 3-5 saat cevap verilemeyen sorular oluyor, bu pek pratiklik değil gibi...
0
🌸loveinaflipbook
(27.04.14)
haklısın da kimi dallama da tim gibi pusuda bekliyor ve cevap tarzları ukalaca. biri bi duyuru açsa da çemkirsem diye bekleyenler var.
0
brotha b
(27.04.14)
aynı fikirdeyim. pratiklik değil zaman kaybı olduğuna da yüzde yüz katılıyorum.
0
m e l t e m
(27.04.14)
Geçen gün böyle cevaplar görmüştüm. Sonra soruyu soranın verdiği şeyi ben de merak ettim ve alttaki yolu izleyeyim dedim, beceremedim. Olayda teknolojik bir bit yeniği varmış, aslında basit ve herkesin bildiği de bir şeymiş. Onu öğrendikten sonra becerdim ama cevap verirken onun zaten bilindiği ve nasıl olsa yapılabileceği varsayılmış. Bazılarımızın mağarada yaşayan, kafası basmayan ve beceriksiz olduğu da hesaba katılmalı cevap verirken bence.

@papillon7: Kuzenimin bir lafı var: "Bana balık tutmayı öğretme, bana balık pişir" diye.
0
aychovsky
(27.04.14)
aranan bilginin içeriğine, çeşidine göre değişir o dediğin şey. şu an aklıma en spesifik örnek almanyada öğrenci olmakla ilgili ihtiyacım olan cevaplar ve onları da bazen -eğer çok genelse- burda, çoğu zaman da ilgili forum sitesinde soruyorum. açıp da tek tek yönetmeliği okumaya kalkarsam evet senin ve mektem'in dediği gibi google'da zaten hepsi var. ama daha önce o bilgiyi bulmuş araştırmış kişilerin cevap verme olasılığı varken kocaaa yönetmeliği okumak hem zaman kaybı hem yorucu. eğer belli bir sürede cevap gelmezse zaten kendi imkanlarına yöneliyor insan.

bu sadece bir örnekti. bu tip şeylerde daha pratik olduğunu düşüğnüyorum. ama yine de cevaba yönlendirenlere de çemkirilmemeli. sonuçta o da bir "yönlendirme".
0
letheavendangered
(27.04.14)
duyuruyu açanlar bazı konularda da soruyu tam yazmıyorlar. sorunun bazı kısımları kafalarında, yorumlarla ne aradığını tam buldurmaya çalışıyo millet bazen. işi fazla uzatmaya gerek kalmayacak şekilde açık sorsalar bu kadar laf yemezler bence çünkü ilk soruyla alttaki yorumlardan gelen düzeltmeler sonucu adamın bambaşka birşey aradığı ortaya çıkabiliyor.
0
rabban
(27.04.14)
bazi sorulara böyle cevap vermek lazim. gerekiyor kisacasi. gecen altyazi sorulmustu game of thrones konusunda, direkt link verilmisti, gayet de mantikliydi, ordan bakiverin gibi. ya da az yukarida mi asagida mi bir macbook air ssd upgrade sorusu var, direkt mümkün müdür diye googleda aratmis adam, koymus. gayet mantikli. burda oturup uzun uzun yazamayacagina göre bak söyle yapilir kardes böyle kardes diye, burdan yakin linki demis.

ama bazi sorulara da ayip, gecen ay almanyada yasal ve illegal seylere dair genel bir soru sormustum, mesela streaming, torrent, tor kullanimi, vpn kullanimi, jailbreaking, 4chan vs gibi siteler yasal mi degil mi? yüzlerce sey var, cogu degisken ülkeden ülkeye, neler yasal neler degil gibi bir soru sordum, herifin yaniti alman ceza kanunu madde 1.

hani almancam mükemmel olsa gene de anlamayacagim metinler, zaten grey arealar cok, mesela streamin kaydetme sayilir mi sayilmaz mi gibi, bana bildigin örnekler versen ya da yok öyle bir sey desen. böyle gerzek yerine koyar gibi al ceza hukuku, oku denir mi? cok yüzeysel bir aciklama istemistim, bu kötü bu iyi gibi. üzmedi degil. uyuz olmustum.

bu yüzden genelleyemeyiz. ama genelde bu isi yapanlarin kaba bir tutum takindigi da bir gercek, mesela let me google thar for you sitesinden yanit verildigini görünce size laf edilmis gibi hissediyorsunuz. gibi gibi.
0
wiillii
(27.04.14)
o zaman duyuruyu kapatıp çıkalım hacılar. tüm soruların cevabı mutlaka biyerlerde var.
0
optum kib bye
(27.04.14)
@optum kib bye "tüm soruların cevabı mutlaka biyerlerde var" diye bir şey yok. ama şu da bir gerçek ki cevabı internette olan ve ulaşması çok kolay sorular da var. tüm duyurudan bahsetmiyorum zaten dikkat ettiysen sadece bu tip sorulardan bahsediyorum ve bu sorular sorulmasın da demiyorum ayrıca, verilen cevaplar linç edilmesin diyorum. anlam kargaşası olmasın.
0
🌸loveinaflipbook
(27.04.14)
youtube'a nasıl video yükleyeceğini soran bi mal verdiğim ''let me google that for you'' linkinden sonra duyurusunu silip bana çemkirmeli mesaj attı. üstüne bir de mallar sürüsüne mi ne almış sanırım. mesaj atamadım...

bence mallar uyuzlukla karşılıyor sadece. youtube'a hesabınla giriş yapınca sağ üstte kocaman yükle butonu çıkıyor. ona basınca direk yükleme ekranına gidiyorsun. gelmiş halen ''youtube'ye nasıl video yüklerim'' diye soruyor. önce youtube'u okumasını öğren amk.
0
kisa bisey olsun istemistim
(27.04.14)
mantık yürütemen, çünkü ıkhtıyarsın, omuzların gıllanıyo. kadayıf da yakındır.

(bkz: blender nesli)
0
compadrito
(27.04.14)
akljlaksh ya tamam ama sen de öldürüyosun be compadrito. ölem mi? napam? ölem mi??!!1
0
🌸loveinaflipbook
(27.04.14)
ölme. blender neslini annamaya çalış. senin mind set tarihte kaldı. aranızda nesil farkı oluştu.
0
compadrito
(27.04.14)
(14)

biradan şeker tadı almak

pescador
(durumu olmayanlar, yıldızın altına geçsin)1 ay kadar önce, şekeri tamamen değilse de büyük ölçüde kesmeye karar verdim. çaya kahveye şeker atmadım, meşrubat tüketmedim. birkaç kez yemeksepeti siparişlerimde menü olduğu için kola söylemek zorunda kalınca da zero'yu tercih ettim. sonra, sanırım 2 haf
(durumu olmayanlar, yıldızın altına geçsin)

1 ay kadar önce, şekeri tamamen değilse de büyük ölçüde kesmeye karar verdim. çaya kahveye şeker atmadım, meşrubat tüketmedim. birkaç kez yemeksepeti siparişlerimde menü olduğu için kola söylemek zorunda kalınca da zero'yu tercih ettim.

sonra, sanırım 2 hafta kadar önce, adetim olduğu üzere maç izlerken 90 dakikaya yaydığım bir 4 bomonti + kuruyemiş seansı gerçekleştirdim. bunu ayda 2, bazen 3 kez yaparım ve çoğunlukla maç izlerken olur.

hayatımda ilk kez seans bitişinde ağzımı çap çap çap yapıp "bu ne lan şeker şeker! hepiniz çiçeksiniz ama işte böyle şeyler yapmayın!!" derken buldum.

birada mı bir gariplik var, yoksa şeker hassasiyeti oluşmuş durumda mı? eğer öyleyse, içemicem mi bi daha ben bira? kolayı falan zaten içmek istemiyorum, iğrenç şeker tadı gelmesi problem değil de, birada olmasın o ya. OKAZYON içicisiyim zaten, çözelim şu işi plz.

****

şeker tüketimimi azalttıktan sonra, bomonti'nin ağzımda çok şekerli bir tat bıraktığını fark ettim. içtiğim birada mı sorun vardı, şeker duyarlılığıyla ilgili bir şey yüzünden mi rahatsız oldum, yoksa başka bir şey mi var? neden olmuş olabilir bu? olmasın.
0
pescador
(27.04.14)
Sağlıktan pek anlamam; ama ben herhangi bir sağlık problemim olmamasına rağmen şişe Efes'ten şeker tadı alıyorum bazen. Bu biranın o anki haliyle de ilgili olabilir diye düşünüyorum.
0
g man
(27.04.14)
bir bomonti daha içerek cevabı bulabilirsin bence. daha önce hangi bira içtin, arpa birası mı buğray birası mı vs
0
emfuzi
(27.04.14)
@emfuzi, o kritik bilgiyi atlamışım... bahsettiğim seansların hepsinde ki 2 yıla yakın zamandır gerçekleşiyor, bomonti içtim. daha önce hiç yoktu bu.

@g man, aldıktan sonra 5 saat falan dolapta beklediler. ve belirttiğim gibi, daha önce hiç karşılaştığım bir durum değildi. aklıma gelen ilk şey, vücudun kendini toparlayıp "aa şekerli lan bu" diye tepki vermesi oldu ama bilmiyorum. hatta bira ne kadar şekerli onu da bilmiyorum, belki şeker bile yoktur yani, bir fikrim yok.
0
🌸pescador
(27.04.14)
dolapta tatlı falan var mıydı yakınında? meyve falan? bazen kokusu sinebiliyor. şişeden içmişsin muhtemelen.

ayrıca her biranın içinde glikoz var bildiğim kadarıyla. senin savın gayet makul göründü bana.
0
emfuzi
(27.04.14)
uzun zamandır şeker kullanmadığın için en ufak tatlı tadı alıyorsun. Bende de durum öyle.

Problem yok.

Not: 4 senedir şeker kullanmıyorum.
0
yatagants
(27.04.14)
bira fermente olan bir içki olduğundan, bazı şişelerde fermantasyon daha yüksek olduğunda şeker tadı alınabiliyor. bana da oluyor ara ara, hatta efes içmeyi bu yüzden bıraktım. sanırım şişeyle doğrudan bağlantılı, hep depozitolu şişelerde denk geldi bana. çikolat dışında ben de şeker tüketmeyen bir insanım bu arada.
0
saygilarefendim
(27.04.14)
yok hayır dolap bomboştu diyebilirim. normalde şişeden içiyorum ama arkadaşım bomonti bardağı getirmişti, heves edip onda içtim. o bardağı da geceden yıkamıştım, tertemizdi.

cardiff taraftarıyım, bugün cardiff ve liverpool'un maçı var üst üste. yine içmeye niyetlendim ama ağzımda şeker tadıyla komaya girmekten çekiniyorum.
0
🌸pescador
(27.04.14)
g man+1 o tadi efes içerken alıyordum, özellikle de ılınmaya başladığı zaman.
mayalanma şekliyle ilgili olduğunu düşünüyorum.

ayrıca yumurtadan sonra maşallahın var bakıyorum, götür...
0
kaymaktutmayansicaksut
(27.04.14)
butikbira.blogspot.com.tr

şekeri kestikten sonra daha net algılar olmuş olabilirsin
0
kaymaktutmayansicaksut
(27.04.14)
bomonti'nin içinde fazlasıyla şeker olduğu için şeker tadı alman çok normal.
0
m e l t e m
(27.04.14)
sadece ilk biramda olmuştu böyle bir olay. bildiğin şerbet gibiydi, yarısını içememiştim.
0
kayan kayin
(27.04.14)
compadrito
(27.04.14)
Pekmez gibi bi tad geliyor bomonti içtiğimde o yuzden hiç sevmiyorum. Efes malt veya tuborg dene bi aynısı olacak mı
0
jamalbsf
(27.04.14)
Ben de sekeri kestim. Ve evet, Bomonti cok tatli. Ama bira dedigin sey sivi karbonhidrat zaten, agizdaki enzimler parcalayip sekere donusturuyor. Vucut da onu seker olarak isliyor. Karbonhodrattan uzak durmaya calisiyorsaniz bira icmeyin.
0
trachemys scripta elegans
(27.04.14)
(11)

ingilizce hakkında bir soru

sidd79
üçüncü bir kişi hakkında konuşurken, kadın mı erkek mi olduğunu bilmiyoruz.nasıl söyleriz.Bizde " o " diyor yetiyor.
üçüncü bir kişi hakkında konuşurken, kadın mı erkek mi olduğunu bilmiyoruz.nasıl söyleriz.Bizde " o " diyor yetiyor.
0
sidd79
(27.04.14)
"He" yeterli olur genelde.
0
yakuza123
(27.04.14)
üçüncü bir kişi hakkında konuşurken he/she demeye gelene kadar kişinin cinsiyeti öğrenilmiş olunur zaten.

+"he is a good guy" diyemezsin direkt olarak diyalogta. ali mi, kemal mi, bilirsin. bilmiyorsun diyelim, biri çıkıp:

+"he has done that yesterday" dese çıkıp sormaz mısın "who" diye.
0
lesmiserables
(27.04.14)
"o"nun karşılığı yok. "one" kullanılabilir. "biri" anlamına geliyor.
0
m e l t e m
(27.04.14)
bilinmiyorsa genelde she kullanılır ama s/he daha formal olacaktır.
0
in search we trust
(27.04.14)
o gibi durumda he or she derler
0
call me ishmael
(27.04.14)
resmi metinlerde mevzubahis tek kişi bile olsa cinsiyeti belli değilse bazen "they" de kullanılıyor.
0
kül
(27.04.14)
s/he
0
mama told me not to come
(27.04.14)
they denir.
0
compadrito
(27.04.14)
compadrito +1
0
sensible soccer
(27.04.14)
S/he kullanırım ben de. Sınavlarda falan da yazmislig8m çoktur, yapma öyle diyen hoca çıkmadı.
0
materyalist imam
(27.04.14)
mesela bir arkadaşın kuzenini anlatıyor. kuzenim şunları sever, bunları yapar. sonra o ne iş yapar ? diye sorarken ne kullanacağını soruyorsun.

yani my cousin like to reading horse, and my cousin good listener etc.

what is his/her name? burda hangi cins olduğunu bilmiyorsun ve hangisinin kullanılacağını soruyorsun.

Bu konu ile Rusça dersinde sorun yaşadım. Rusçada he "on" she "ana" hocaya sordum cinsiyeti bilmiyorsak hangisiyle soracağız diye "on" dedi. İngilizcede de böyle dedi. Bilmiyorsak he diye sorarır.

Bu durumda what is his name? sorusuna HER name is ... diye her derken vurguyu yaparak cevaplaması gerekiyor. İngilizcem tarzanca onu da belirteyim :)
0
kallesnikof
(28.04.14)
(14)

Para Biriktirebilen?

ekmek arası
22 yaşında mühendis bir hatun kişisi olarak yaklaşık 5 ay önce işe başladım. Aileden uzakta olduğumdan mıdır bilmiyorum gram para biriktiremiyorum. Sizde durum nedir?
22 yaşında mühendis bir hatun kişisi olarak yaklaşık 5 ay önce işe başladım. Aileden uzakta olduğumdan mıdır bilmiyorum gram para biriktiremiyorum. Sizde durum nedir?
0
ekmek arası
(26.04.14)
aldığın maaş/minimum giderinle alakalı.
çok alışveriş yapıyorsan yada lüks yerlerde takılıyorsan tabi birikmez.
0
basond
(26.04.14)
bu yaşta okulu bitirdiğine göre muhtemelen dandik bi yerden mezun oldun. az maaş alıyosun o yüzden biriktiremiyosun.
0
bunlarolmaz
(26.04.14)
illa ki para biriktirmek istiyorsan bence şöyle yap:

-ay içinde olmazsa olmaz yapılacak harcamaları not et ve yaklaşık bir yekün çıkar. sınırlarını da +,- olarak biraz esnek tut.

-diğer sayılabilecek harcamaların da bir dökümünü yap kendince. bunları da kendi içinde önem sırasına göre dizebilirsin bence.

-sonra yaklaşık olarak aylık ne kadar giderin olacağını öngörebilir ve olası sınır aşımları söz konusu olursa başka bir kalemden kısma yaparak (ki normal olarak "diğer" kaleminden olması icab ediyor.) denge tutturabilirsin.

yalnız kendim de çokça tecrübe ettiğim şöyle bir şey ekleyebilirim: ne zaman yeni bir düzene girsem ve para biriktirmeye çalışsam o düzen oturana kadar parayı nasıl harcadığımı anlayamıyordum. bu durumun 5-6 ay sürdüğüne şahit olmuşluğum vardır. o yüzden bence sen hepsinden önce rutin düzenini en kısa zamanda oturtmaya bakmalısın.

kolay gelsin :)
0
kuul
(26.04.14)
Valla turkiye'de calissam ben de biriktiremezdim herhalde. Baslangic maaslari oyle genelde. Gerci mimarlar biraz istisna, cidden calisan olarak para kazanilmiyor. Yine de cogu muhendisin durumu daha iyi diye biliyorum. Okulu uzatmakla ovuneni de gordum, gozum acik gitmem artik.

edit: abovv, ozel okulda okuyanlara filan da laf gelmis. Trolleyen trolleyene. Abi bu got nasil kalkiyor boyle, nasil bir kendini begenmislik anlamak mumkun degil. Ozel okulda okumus bir insan olarak gerek kendi okulumdaki, gerek diger ozel okullarda okumus arkadaslarimin gayet iyi yerlerde oldugunu soyleyebilirim.
0
fortisvita
(26.04.14)
Okulu uzatmak erken bitirmek maaş ilişkisini kuramıyorum???
Bitirdiğin bölüm iyi bir bölümse iyi para kazanıyorsan biriktirebilmen gerekir.
Ben de bir mühendis olarak iş hayatına ilk girdiğimde aynı dertten muzdariptim.
Çözüm maaşı alınca belirlediğin kısmı vadeli hesaba atmak.
0
sapkasiz cikmam abi
(26.04.14)
ailemden uzakta istanbul'da yaşıyorum.

biriktiriyorum. 30 yaşındayım artık olsun o kadar. 22 yaşındasın daha önünde çok zamanın var, rahat ol.
0
[silinmiş]
(26.04.14)
tasarruf yapma çaban takdire şayan.
fakat yine de para biriktirmeye başlamak için çok gençsin bence.

para biriktirmek bir süre sonra birçok şeyden kısıtlama yapmaya götürür insanı.
yapman gereken şeylerden de mahrum etme kendini para biriktireyim derken.
0
mavi istiridye
(26.04.14)
Açılın ben geçen ay net 483 bin dolar biriktirdim.

Geyik sonrası: Gidin başka yerde sidik yarıştırın, ayıp!

Cevap (Hollowlife payı olarak da bilinir): Biraz zaman geçsin. Hem 22 yaşındasın, daha yiyip içmen, gezmen falan da gerek. Ha illa biriktireceksen de biraz şartlanman lazım.
0
armagan
(26.04.14)
bağlayacan parayı bir yere yoksa birikmez. her ay düzenli olarak annene bir miktar para yolla.
0
japon askeri
(26.04.14)
23 yasında serbest meslek erbabıyım

Okul hazıranda bitti nerden baksan 10 aydır maaş alıyorum..

20.000 biriktirdim.

Biraz gezip dolasınca para kalmıyor hele hele istanbul gibi bi yerde.

Üstelik sıfır masrafla yasıyorum.
0
pisuvardandumancikartanadam
(26.04.14)
kredi çekip araba al.
0
mrthany
(27.04.14)
compadrito
(27.04.14)
bi an compadrito döndü sandım mk
0
namus ninjası
(03.01.15)
(1)

İstanbul iyi bir ortopedi uzmanı

colorwithnotexist
Dizler de menisküs yırtığı ve sol kolda tendon iltihabı var.İyi bir prof. arıyorum çünkü 5 yıldır spor yapmadığım için artık vücudumun şekillenmesini istiyorum.Var mıdır bildiğiniz uzman?
Dizler de menisküs yırtığı ve sol kolda tendon iltihabı var.

İyi bir prof. arıyorum çünkü 5 yıldır spor yapmadığım için artık vücudumun şekillenmesini istiyorum.

Var mıdır bildiğiniz uzman?
0
colorwithnotexist
(26.04.14)
Çağlayan FN'de Azmi Hamzaoğlu iyi diye biliyorum.
0
compadrito
(26.04.14)
(5)

ev eşyalarım dert oldu başıma, ne yapmalı?

erenu
istanbulda kaldığım evden bu ay sonu çıkıyorum, çalışmak için eylül'e kadar da istanbuldan ayrılmayı düşünüyorum, çok fazla bir eşyam da yok, satsam mı en fazla ederi 1500, depo mu kiralasam(depo 4 aylık 1000 lira, götürme nakliyatı içinde) yoksa ucuz bi ev mi tutsam karar veremedim(onun da boşuna k
istanbulda kaldığım evden bu ay sonu çıkıyorum, çalışmak için eylül'e kadar da istanbuldan ayrılmayı düşünüyorum, çok fazla bir eşyam da yok, satsam mı en fazla ederi 1500, depo mu kiralasam(depo 4 aylık 1000 lira, götürme nakliyatı içinde) yoksa ucuz bi ev mi tutsam karar veremedim(onun da boşuna kirası, depozitosu, komisyonu var). dönünce de bu sefer tekrardan ev düzüp eşya alma derdi çıkacak.
mantıklı bir çıkış yolu bulamadım.
not: şu an kaldığım yerin kirası 1200, mali hesap kitap yapacak arkadaşlar için belirteyim, çıkışta 800 depozito alacağım ayrıca.
0
erenu
(26.04.14)
Vakti olan bi arkadaşınla anlaş, evi günlük/haftalık/aylık kiralayın
0
blossom
(26.04.14)
yumurta kapı durumu olmuş biraz.

depo yerine, bi evin bi odası kiralanabilir mi acaba? duyuruculardan biri işsizdir, paraya sıkışıktır. ama bi odası da âtıl vaziyette duruyodur. dersiniz ki, durum beyleyken beyle. depoya binnira kazıklanacaama, senin şu odada beşyüze dursun, eylüle kadar. sen de kazan ben de kazan.

3 günde böyle birini bulamazsanız, ölmüş eşşek fiyatına acilen satıp eylülde geri dönünce yenisini almanızın size parasal, emeksel ve zamansal maliyeti, binniradan yüksekse, depo kiraliycaksınız.
bu maliyet binniradan düşükse, satcaksınız.
0
compadrito
(26.04.14)
1-esyaları depoya bırakıp evden ayrılırsanız,dönüşte(aynı kiraya ev buldugunuzu varsayıyorum) yeni ev depozito+emlakçı+depo-depozito=1200+1200+1000-800=2600 tl gibi bir para cıkmış olacak cebinizden.yeni evin elektrik doğalgaz açılması esya tasıma derken 3000tl'yi bulur.
2-su anki düzeninizi değiştirmezseniz 4800 tl cıkar cebinizden.
3-esyaları satmanızı hiç tavsiye etmem çünkü 1500tl'ye 2 koltuk bi masa alırsınız en fazla.

sahsi fikrim aradaki 1800 tl'lik fark için ben tüm düzenimi değiştirmezdim.
ki yeni kiracı 2 kira depozito ister ise başa başa masraf olur.
evi sahibinden bulursanız o zaman bilemiyorum ama ben hiç denk gelemediğimden ve emlakçılara bolca para ödemek zorunda kaldıgımdan bu sekilde hesap yaptım:)
0
demoniclewinsky
(26.04.14)
yaz için ev günlük, aylık vs başka birine kiralanarak veya zor durumda birine cüzi bir fiyata bırakılarak düzen değişmeden, aynı eve minimum zararla geri dönebilirsiniz. eşyaları umursamıyorsanız karlı bile çıkılabilir.
0
stereoseyfi
(26.04.14)
öhöm bizim evin boş odasını ve deposunu kullanabilirsin.
0
seksen9
(26.04.14)
(2)

Özdeyiş yorumu

denlar
"ne kadar az yer, içer, kitap okursan; tiyatroya, dansa, meyhaneye ne kadar az gidersen; ne kadar az düşünür, sever, kuram yaratır, şarkı söyler, resim ve eskrim yaparsan, o kadar fazla sermaye biriktirirsin. hazinen öyle büyür ki ne böcekler ne de toprak onu yok edemez. ne kadar az kendin olursan,
"ne kadar az yer, içer, kitap okursan; tiyatroya, dansa, meyhaneye ne kadar az gidersen; ne kadar az düşünür, sever, kuram yaratır, şarkı söyler, resim ve eskrim yaparsan, o kadar fazla sermaye biriktirirsin. hazinen öyle büyür ki ne böcekler ne de toprak onu yok edemez. ne kadar az kendin olursan, o kadar çoğa sahip olursun; kendi hayatını daha az yaşadıkça, yabancılaşmış hayatını uzaklaşmış varlığını o kadar çok yaşarsın." yazmış Karl Marx.

Tam ne demeye çalıştığından emin değilim.
Siz de yorumlarınızı esirgemeyin lütfen.
0
denlar
(26.04.14)
sermayeden kastı, parasal sermaye değil de, entelektüel sermaye olsa gerek.

hedonistik bir hayat peşinde koşmaz da, beynini geliştirmeye adarsan ömrünü, sen öldükten sonra da nâmın yürür.

nefs'in, ego'nun, ben'in isteklerine ne kadar çok dur diyebilir, beynini zenginleştirmeye ne kadar çok zamansal ve düşünsel yatırım yaparsan, o derece ölümsüzleşir ismin...
0
compadrito
(26.04.14)
compadrito çok yanlış anlamış.
0
olivia ofrenda
(26.04.14)
(10)

iki kelimelik rusça çeviri

pescador
merhaba,dizide geçiyor ama çevirmemişler o bölümü. polis memuru elemanların birine soruyor "siz anladınız mı mevzuyu" diye, o da "hayır" diyor.http://imgur.com/zDuJ0Akbir anlamı var mı bu kelimenin/cümlenin her ne ise, yoksa rastgele yan yana getirilmiş harfler falan mı? alfabeyi okuyabiliyorum, tra
merhaba,

dizide geçiyor ama çevirmemişler o bölümü. polis memuru elemanların birine soruyor "siz anladınız mı mevzuyu" diye, o da "hayır" diyor.

imgur.com

bir anlamı var mı bu kelimenin/cümlenin her ne ise, yoksa rastgele yan yana getirilmiş harfler falan mı? alfabeyi okuyabiliyorum, translate'ten falan da baktım ama anlamsız bi şey çıktı.
0
pescador
(26.04.14)
jri tvarı mı yazıyo orda?
0
compadrito
(26.04.14)
"jri tvar" yazıyor. "yaratık ye" diye birşey ("bok ye" gibi bir anlamda kullanmış olabilirler mi diye düşünüyorum, dizinin gidişatına göre sen çözebilirsin burayı sanırım)

jri -jrat fiilinin emir kipinden geliyor, "ye!" demek. tvar da zaten yaratık,mahluk demek.
0
lesmiserables
(26.04.14)
begin-english.ru

evet, yaratık ye demekmiş. sağolasın sefiller.
0
compadrito
(26.04.14)
özel bir anlam çıkmadı, ama onunla ilgili bir sahne vardı. sanırım "koyduk mu?" gibisinden yazmışlar öyle. aynı şekilde iade ettiler orospu çocuklarına iyi oldu hehe

(başka bi şey yazmıştım, "dizi bitince editlicem" diye de eklemiştim. yeni cevap zannedip bunu tamamen editlemişim)
0
🌸pescador
(26.04.14)
@compadrito,

o sondaki işaret "I" harfine benziyor ancak değil, "myagkih znak (inceltme işareti)" o yüzden karıştırdın sanırım.

ь (myagkih znak) / ы (I)
0
lesmiserables
(26.04.14)
"gorge it beast"
0
kayranin kedisi
(27.04.14)
@kayranin kedisi, mükemmelsin. dizi ismi bile vermedim ama yine de izleyen falan olursa diye spoiler'la vercem bu bilgiyi,

----spoiler----
adam o yazının aynısını kağıda bastırıp, diğer elemanın ağzına tıkıştırıyor sonunda hehe
----spoiler----
0
🌸pescador
(27.04.14)
@kayranin kedisi, @pescador

"ye, hayvan!" anlamında yazılmış, evet doğru. ancak rusça hemen hemen herşeyiyle tonlama üzerine kurulu olduğu için iki çeviri de doğru. "ye, hayvan!"ı duymadan çıkarabilmek için arada virgülü görmek lazım, ki yazmamışlar.

tüm çeviriler doğru yani.

"yaratık ye" de olur, "ye, hayvan!" da olur. fakat dizide kullanılan sanırım kayranin kedisi'nin dediği gibi "ye, hayvan!"

o kadar yazdık ama yanılmıyorumdur umarım, hehe.
0
lesmiserables
(27.04.14)
yok yok gayet mantıklı, tutarlı çeviriler hepsi. dediğim gibi, sonunda da ne olduğunu açıkça belli etmişler zaten. hem bunu anladığım için hem de final yüzünden çok mutlu oldum, yine aklıma geldi şimdi siz yazınca yine mutlu oldum haha
0
🌸pescador
(27.04.14)
tvar'ın argo karşılığı aşağılık herif olduğundan "ye, aşağılık herif" diye de çevirebiliriz.
0
kallesnikof
(27.04.14)
(5)

İngilizce çeviri

komando kani var bende
"Life is a long way to run " cümlesi ne anlama geliyor? firar eden bi mahkumun üstündeki tişörtte yazıyordu.
"Life is a long way to run " cümlesi ne anlama geliyor? firar eden bi mahkumun üstündeki tişörtte yazıyordu.
0
komando kani var bende
(26.04.14)
hayat kaçmak için çok uzun.
0
darkinsideyou
(26.04.14)
paso firardayım amk

demek
0
compadrito
(26.04.14)
Hayat, koşulması gereken uzun bir yol.
0
once
(26.04.14)
Ben firarla ilgili oldugunu dusunmedim. Firar etmek tesaduf olmus olabilir. Hayati maraton gibi uzun bi yol olarak gormus bence. Yani iyi anlamda hayat kosmak icindir gibi. Atletlerin maratona saygi duyup onu sevmesi gibi.
0
she was my baby
(26.04.14)
once doğru söylemiş.
0
baldur
(26.04.14)
(3)

Doğru mu anlamışım?

the kene
"The earlier after injury that the initial CT scan is obtained, the greater is the likelihood that the hematoma will expand on subsequent scans.""yaralanma sonrasında ilk BT taraması ne kadar erken yapıldıysa, hematomun sonraki görüntülerde genişleme ihtimali de o kadar büyük olur." İngilizce'den Tü
"The earlier after injury that the initial CT scan is obtained, the greater is the likelihood that the hematoma will expand on subsequent scans."

"yaralanma sonrasında ilk BT taraması ne kadar erken yapıldıysa, hematomun sonraki görüntülerde genişleme ihtimali de o kadar büyük olur."

İngilizce'den Türkçe'ye çevirdim, doğru mu anlamışım acaba cümleyi?
0
the kene
(26.04.14)
evet, ben de aynı şekilde anlıyorum.
0
m e l t e m
(26.04.14)
türkçesini bile anlamadım ben. :(
0
buckminster
(26.04.14)
bu cevap, buckminster'in anti-gülücük'ü için yazıldı:

ortada bi travma var
ona bağlı da bi ''kontrollü'' kanama var. foşşşş diye kanamıyo da, ince ince sızdırıyo. peki nereye kadar sızdıracak? travmaya maruz kalan bölgede bi kan pıhtısı topaklaşması oluşuncaya kadar.
siz travmadan hemen sonra BT yaparsanız, ince ince sızdırma süreci henüz tamamlanmamış olduğu içün, o kan pıhtısı topaklaşmasını küçük görürsünüz.
ama BT yapmaya devam ederseniz, o topaklaşmanın büyüdüğünü, o alanın genişlediğini görürsünüz.
(tabii tanı şehvetiyle bu kadar radyasyon verip, hastanın ağzına sıçarsınız, o ayrı)
0
compadrito
(26.04.14)
(7)

Bel İncinmesi vs. Fıtık

bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
Selamlar.Geçen hafta çarşamba galiba spor yaparken belimi incittim. O gün spordan döndüğümden beri belimde öne eğilirken ağrı var. Arkaya, sağa sola eğilirken, yürürken veya normal dururken hiçbir şey yok. Sadece öne eğildiğimde ağryor. Bacağımda karıncalanma çekme falan hiçbir şey yok. Tek şikayeti
Selamlar.

Geçen hafta çarşamba galiba spor yaparken belimi incittim. O gün spordan döndüğümden beri belimde öne eğilirken ağrı var. Arkaya, sağa sola eğilirken, yürürken veya normal dururken hiçbir şey yok. Sadece öne eğildiğimde ağryor. Bacağımda karıncalanma çekme falan hiçbir şey yok. Tek şikayetim öne eğilirken belimin ağrıması. Kas gevşetici kullandım 3 gün. Dün geçtiğini düşünerek spora döndüm tekrar ve bugün bel ağrım geri geldi. Öne eğilrken, böyle tam belin bitip afedersiniz kalça çatalının başladığı yerde bir ağrı oluyor. Nedir sizce bu? Kas zedelenmesi, incinme falan mı yoksa fıtık mı oldum acaba? Ne yapmalıyım?
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(26.04.14)
doktor en garantisi ama nasıl incittin? çarşamba günü ne çalışıyordun?
0
reavelyn
(26.04.14)
@reavelyn çarşamba gününden beri ağrıyor ve o gün sırt ve bel çalışıyordum. o yüzden spor yaparken incittiğimi düşünüyorum. aslında çalışırken bir şey olmadı yani. o günden beri ağrıyor sadece.
0
🌸bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(26.04.14)
bel incinmeleri, bel fıtığına giden yolun taşlarını döşer.

(bkz: bel fıtığı/@compadrito) yazısında bu işin mekanikine dair bilgiler var.

sınırlarınızı zorlamadan, tekrarlayıcı hareketler yapmalısınız.

mekik çok zararlı bi hareket, hem bele, hem boyna.
0
compadrito
(26.04.14)
en dogru sonucu MR çekilerek anlayabilirsin dostum. oturduğunda da ayaklarını kaldırırken acı çekiyor musn? yada otururken kafanı eğdiğinde?

fıtık başlangıcı olabilir dikkatli ol. kesin sonuç mr da çıkar dediğim gibi.

geçmiş olsun.
0
tekgozodadayasayangenc
(26.04.14)
deadlift veya dumbbell row yaparken formuna dikkat et. 1-2 gün ağrısa antrenman zorlamıştır derdim ama seninki pek tekin değil. uzatmadan git doktora.
0
reavelyn
(26.04.14)
@tekgoz hayır. Sadece öne eğildiğimde ağrıyor.
0
🌸bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(26.04.14)
aha aynı benim durumum.
bir haftamı doldurdum kıvranarak.

belirtiler bire bir aynı. ben de evde ağır kaldırdıktan sonra aynı duruma geldim.
tamamen düzeldi fakat 6-7 gün sonra.

hiçbir şey sürmedim/almadım, fakat bele yüklenmedim de.
dinlenerek geçti.
0
mavi istiridye
(26.04.14)
(3)

Essay degerlendirmesi yapabilir misiniz

badamli
ielts acisindan bir degerlendirme rica edebilir miyim?tesekkurlerQ:The cost of medical health care are increasing all the time. Goverments are finding it to balance the health care budget. Should citizens be totally responsible for their own health costs and take out private health insurance, or is
ielts acisindan bir degerlendirme rica edebilir miyim?

tesekkurler


Q:The cost of medical health care are increasing all the time. Goverments are finding it to balance the health care budget. Should citizens be totally responsible for their own health costs and take out private health insurance, or is it better to have a comprehensive health care system which provides free health services for all? Discuss.

A:From the beginning of existence, people searched for the ways to extend the human life, cure diseases and increase the quality of life. Every year billions of dollars spending around the world for health related issues. Its apparent that, health system is not only the field of interest for doctors and the patients. Its a huge economy and its one of the main problem of goverments to handle

Firs of all, if we approach from the aspect of human rights, its indisputable that every citizen have rights to reach health servive providing hospitals, small health care centers or ambulatoriums. Its not only stated in constitution but also in unwritten laws of humanity. Undoubtely, providing free insurance service to citizens turned to be a massive problem for goverments. But in many countries its never a full free program. Like in my country, by 18th year of age, every citizen should deposit an amount of money to the govermental contracted banks to secure their health service. But this standart tax system is never enough to get a high quality service in national hospitals or care facilites. Late appointment dates and long waiting times for getting an appropriate result lead people to get private insurance.

On the other hand, private insurance companies have many challenging requirements not only to be accepted for the service but also to prove your disase condtition and grade. All of these requirements are necessary for company to decide the payment type. Goverments are not only responsible to set a special budget for free health care but also set a strict rules for private companies to prevent unjust action against their customers.

In my opinion health insurance must me free in some aspects but not fully free like in developed countries. Goverment should routinly revise the service facilities to improve the quaility.
0
badamli
(26.04.14)
The cost of medical health care are increasing all the time.

Medical health care costs have been increasing constantly.

Neden the cost of m h diil? Çünkü kastedilen, genel bir kavram, spesifik bir kişinin, spesifik bir harcamasından bahsedilmiyor.

Neden present continuous tense diil? Çünkü p c tense şu anda olan olaylar için kullanılır. Halbuki siz geniş bir zaman aralığından bahsediyorsunuz. Benim kullandığım tense'in Türkçedeki tam karşılığı, gün be gün ''artmakta''.

Oha! O soruymuş lan! Ben soruyu mu düzeltmeye kalkmışım yani? Bilemedim şindi...

Bilgisayarınızda İngilizce MS-Word yok mu? Spell check lâzım bu metne. En az iki tane spelling mistake gördüm.

Üç oldu şimdi.

It's ile its'i birbirine karıştırıyorsunuz. It's yazmaktan vazgeçin, it is yazın.

Spelling mistake'ler dört oldu.

Beş oldu şindi.

Altı oldu ve saymayı bıraktım. Sizde dikkat eksikliği mi var? Eğer İngilizce MS-Word'ünüz yoksa, yazdığınız her metni sadece, spelling mistake var mı gözüyle okuyun en az iki kere. Başka bir şey aramayın sadece spelling mistake arayın.
Nasıl yazıldığından emin olamadığınız kelimeleri gugıllayın.

if we approach from the aspect of human rights,

lafı, çok Türkçeden tercüme bi laf. Sizin usage'ınızı geliştirmeniz lâzım. ''Ne nasıl denir'' bilginizi geliştirmek için çalışmalısınız. O öyle denmez mesela, ''from the human rights perspective'' der ve işi bitirirsiniz. İngilizce son derece pragmatik bir dildir. Bu tür şeyleri öğrenmek için sürekli İngilizce dinlemeli, seyretmeli ve okumalısınız.

in constitution yanlış. in the constitution olacak. Neden? çünkü spesifik bir anayasadan bahsediyosunuz. Kastettiğiniz şey, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

Tikleme sonrası ekleme:

an amount of money diil o, a certain amount of money.

set a strict rules olmaz, set strict rules olur.

but also set a strict rules for private companies lafı gene Türkçe düşünce ürünü. Onun yerine,

but also regulate private insurance derseniz, ordaki ''regulate'' lafının, ''şunu şöyle yapmazsan, ebeni üzerim'' demek olduğunu bildiğiniz anlaşılır.
0
compadrito
(26.04.14)
sagolun. biraz dikkat eksikligi, biraz yorgunluktan ) ama yanlis bildigim 4 kelimeyi ogrendim bu sayede tesekkurler. peki genel olarak teknik ve fikri okuyucuya ulastirma bakimindan nasil?
0
🌸badamli
(26.04.14)
essay'in amacı bullshit yapmaksa, ya da diğer bir deyişle, top çevirmek, idare etmek, bi sayfa anlatıp doğru dürüst bi şey dememek, suya sabuna dokunmadan kenar gezmek, lafla peynir gemisi yürütmekse, katetmeniz gereken biraz daha mesafe var. zaten bu apayrı bir uzmanlık alanı ve gelmiş geçmiş en büyük ustası da, Süleyman Demirel. ulan ne güzel konuşuyo herif dersin, halbüse bişey demez o sırada.

eğer amaç bu değilse, adam gibi essay yazmak istiyosanız, o zaman fact'lere dayalı gitmek lâzım. önce fact, ve sonra o fact'in yorumu. Türkiye'de mevcut durum nedir? rakamlar, tak tak tak! bu rakamların yorumu nedir? dişe dokunur, ele gelir, akla yatar yorumlar. tak tak tak! somut örnekler, çarpıcı ve akılda kalıcı analojiler, efenime söyliyim, ne idüğü belirsiz cümlelerden kaçınmalar...

okuyan kişi, ne dediğinizi anlamalı ve o essay'e o vakti harcadığına değmeli. içinden, 'bu ne laf kalabalığı böyle? so what?' dememeli.

essay, ''insightful'' olmalı, ''substantial'' olmalı.

son satırda feys ağzıyla, in my opinion gibi laflar etmemeli...

vur dediniz, öldürüyorum ama bende böyle. kalbiniz kırılır ama beyniniz gelişir.

essay konusunda, m e l t e m de iki kelâm ederse, çok şey öğrenirsiniz.
0
compadrito
(26.04.14)
(6)

Gaz maskeli penguen dovmesi?

gfbemre1907
Artik bir kac seneyi bulan bir suredir dovme yaptirma hevesinde olan ancak ya tirsan ya da vakit bulamayan biri olarak su siralar oldukca kararliyim. Lakin ne yaptiracagimi bulmak icin internette ejdarhalar kartallar falan arasinda umutsuzca dolanirken buldum kendimi. Sonunda imdadima gezi parki'nin
Artik bir kac seneyi bulan bir suredir dovme yaptirma hevesinde olan ancak ya tirsan ya da vakit bulamayan biri olarak su siralar oldukca kararliyim. Lakin ne yaptiracagimi bulmak icin internette ejdarhalar kartallar falan arasinda umutsuzca dolanirken buldum kendimi. Sonunda imdadima gezi parki'nin en sempatik sembollerinden olan gaz maskeli penguen yetisti. Suan icin bana en yakin gelen secenek bu. Sorum da su yaptiran var mi ya da sizce artisiyla eksisiyle nasil olur. Not: Koluma dusunuyorum
0
gfbemre1907
(26.04.14)
askerliğini yaptın mı?
0
ykyt
(26.04.14)
cennetten kovulanın instagramında gördüm aynısı ve ben de gayet sevdim fırsatım olsa ben de yaptırırım gayet güzel. eksisi ne olacak yahu? zaten o dövmeden alınacak adamların etrafında bulunmaması daha güzel değil mi? al sana artı haha.
0
in search we trust
(26.04.14)
ilk dövmeni böyle bir şey yaptırma lütfen çünkü böyle bir dövme yaptırdığın için pişman olma ihtimalin çok yüksek. bunu ilk dövmeden sonra yaptır eğer hala kararlı olursan. bir de koluna yaptırma bunu, görünmeyen bir yere yaptır.
0
m e l t e m
(26.04.14)
5 sene sonra, dövme nasıl sildirilir duyurusu açarsınız burada.
0
compadrito
(26.04.14)
Cevaplar icin tesekkurler, askerlik yapmadim daha birkac sene hatta hic yapmayabilirim. Sikilma konusu bence tum dovmeler icin gecerli olabilir, gezi parki'ni her zaman hatirlamayi isterim kendi adima. Ve orjinal oldugunu dusunuyorum. Dirsegimin yukarisina yaptiracagim sanirim.
0
🌸gfbemre1907
(26.04.14)
bence askerliğin kesinleşsin, hiç yapmayacağın. ondan sonra yaptır. bak bu abini dinle. üzülürsün sonra.
0
ykyt
(26.04.14)
(3)

ilaçlamadan sonra evi havalandırmak

kırmızıkaşekaban
bugün ilaçlama yapılacak, birazdan çıkacağım ve akşam 11'e kadar da girmememiz gerekiyormuş. ben 11'de gelsem kaça kadar havalandırma yapmam gerek? bu gece ilaçlanmış odada yatmanın bir zararı olur mu? evinde kalabileceğim bir arkadaşım yok, eğer kalmam zararlı olursa otelde falan kalmam gerekecek.n
bugün ilaçlama yapılacak, birazdan çıkacağım ve akşam 11'e kadar da girmememiz gerekiyormuş. ben 11'de gelsem kaça kadar havalandırma yapmam gerek? bu gece ilaçlanmış odada yatmanın bir zararı olur mu? evinde kalabileceğim bir arkadaşım yok, eğer kalmam zararlı olursa otelde falan kalmam gerekecek.

ne diyorsunuz? ne yapayım?
0
kırmızıkaşekaban
(26.04.14)
Bunu adamlara sorsana delikanlı.
0
onexey
(26.04.14)
ilaç olarak ne kullanacaklarını, ne miktarda kullanacaklarını ve ne formda kullanacaklarını öğrenme ihtimali var mı? gugıl abimize soralım.
0
compadrito
(26.04.14)
akşam 11'e kadar girmemeniz gerekiyorsa, 11'den sonra sorun yoktur bence. tabii ölürseniz sorumluluk kabul etmiyorum onu da belirteyim.

ps: vamonos pest'te çalıştım.
0
pescador
(26.04.14)
(6)

kilo niye alamıyorum lan ben?

ozzpwnz
evet şimdiki duyurumda kulaklarımı duyuru kadınlarının bol bol çınlatacağını hissediyorum. ajhbdsfjdfb üzgünüm.şimdi ben 24 yaşında er kişi olarak kilo alamıyorum arkadaş. yaklaşık 1 saat önce ayıptır söylemesi mercimek çorbası + urfa gömdüm. aklıma her estiğinde oturup yemek yiyorum. sağlıklı besle
evet şimdiki duyurumda kulaklarımı duyuru kadınlarının bol bol çınlatacağını hissediyorum. ajhbdsfjdfb üzgünüm.

şimdi ben 24 yaşında er kişi olarak kilo alamıyorum arkadaş. yaklaşık 1 saat önce ayıptır söylemesi mercimek çorbası + urfa gömdüm. aklıma her estiğinde oturup yemek yiyorum. sağlıklı beslendiğim söylenemez evet, ama şimdiye obez olmam lazımdı amk!

181 boy var, 65 de kilo. bu kilo hayatımda 70'i geçmedi, genelde de 62-65 arası gider gelir.

bu saatte yemeğimi yedim, yatar uyurum 4-5 saat. kalkıp kahvaltımı yaparım 11 gibi, yarın cumartesi, yani benim için erkek erkeğe takılma günü. 2-3 gibi gelir arkadaşım, çıkarız dışarı 5-6 gibi yemeği yeriz, muhtemelen fast food, belki pilav. eve dönerken de gece 2-3 gibi fast food yemediysek mcdonalds yapabiliriz yada eve geçip lahmacun falan söyleriz.

ha az yiyorsun dersiniz, öyle bir şey de yok. köri soslu tavuk + pilav yapıyorum, normal iki insanın yiyeceği kadar koyup yiyorum tek başıma. mcdonalds yapsam en az 4 hamburger yer çıkarım. rekorum da 12 ha. iddiaydı gerçi, neyse.

medikale yazma sebebim, beslenme uzmanına git falan diyeceksiniz, yapmam gereken de o biliyorum. ama gitmişken adam gibi bir yere gitmeyi düşünüyorum o da şu sıralarki çulsuzluğumla mümkün değil.

sizce nedir ne değildir lan yada var mı tavsiyeniz? ha bir de, ilginç noktalardan biri. bacaklarımın kalınlığı ile kollarım arası oldukça orantısızlık var. gayet 80 kiloluk adam gibi bacaklar varken, kollar 60 kiloluk adam mübarek. bir de güzelinden göbek var tabii.

kadın kısmından ricam, uyuyabilirim, kulaklarımı çok çınlatmayın lan. uyursam tikler öğlene.
0
ozzpwnz
(26.04.14)
metabolizma ya, olmayınca olmuyor. ben de 185-70 kg spora da gidiyorum yemeğimi de yiyorum devamlı ama alamıyorum. vermiyorum da. 70 kg'da sabitlendim yıllardır.
0
xenophobe
(26.04.14)
1.81 boy
65 kilo
normal alt vücut
göbek

bu dördü birlikteyse üst kısım 60'ı bırak 50-55 kiloluk biri gibidir herhalde. senin sorununu beslenme değil spor çözer. düzgün bir spor salonuna gidip beslenme programıyla birlikte düzenli çalışma yap derim ben. ne kadar sağlıklı beslensen de sporla desteklemeden o orantısız vücudu şekle sokamazsın.

ayrıca sporla birlikte kas kütlen artacağından tartıdaki kilon da artar. 1 yıl içinde 70'i geçebilirsin(yağlardan da yakacağın için sadece 5 kilo almak değil yapacağın) düzgün bir şekilde sporunu ve beslenmeni ayarlarsan.
0
ucan spagetticanavari
(26.04.14)
merhaba!

öncelikle şunu söylemek lazım: kilo almak da kilo vermek kadar sabır ve özen ister. ve birbirine çok paraleldir aslında. yani "kilo almak kolay, kilo vermek zor" diye bir algı varsa çok yanlış bir algı bu.
aslında iki grubun da yapması gerekenler kısmen aynı.
sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz. başka bir deyişle: hareketli bir yaşam ve "temiz" gıdalar.
beslenmenin "miktarı" değişecek olan tek faktör.



alma-verme kıyaslamasını bir kenara bırakıp hikayenize dönersek:
zayıf şişman denen kategoriye girdiğinizi düşünüyorum yazdıklarınızdan.
"kilo alamıyorum" diyenler aslında kilo alacak kadar ve şekilde yemiyorlar demektir. siz yediğinizi sanıyorsunuz. bir oturuşta belki çok yiyorsunuz ama toplamı hesaplasak, mesela aylık bir hesaplama yapsak aylık yaktığınız kalori = aldığınız kalori olmalı ki kilo alımınız yok.


peki ne yapmanız lazım?
*düzenli bir beslenme programı oturtmalısınız. yani günlük ne kadar ve ne yediğinizin farkında olmalısınız. böylece herhangi bir gün şartlar gereği eksik yediğinizde bunu ertesi gün telafi edebilirsiniz.
*bu beslenme programınızda size faydalı yiyecekler, içecekler yer almalı. o sağlıksız fastfoodlar vsler size hiçbir fayda sağlamıyor. içinde ne olduğunu tam olarak bilemediğiniz yiyecek içecekten "mümkün mertebe" uzak durmalısınız.
*yediklerinizi sadece kalori bakımından değil, içerik bakımından da takip etmelisiniz. ilk başta biraz etiket okuyarak, internetten bakarak yapacaksınız bunu mecburen ama sonra gözünüz alışacak. yani 1 kalçalı tavuk budunda ne kadar protein, ne kadar kalori var vs... ya da 1 tabak bulgur pilavı size ne kadar karbonhidrat ve ne kadar kalori sağlıyor gibi gibi... bunları ilk başta teorik bir şekilde takip edin, sonra otomatiğe bağlanacak. zaten 3 aşağı 5 yukarı sapmalar hiç problem değil ama genel olarak bir fikriniz olmalı. bir tabağa baktığınızda "ben bundan neler alıyorum" bunu aşağı yukarı kestirebilmeniz gerekli. ki dediğim gibi bu 1 ayda falan otomatiğe bağlanıyor.
*düzenli beslenme kadar bunu düzenli egzersizle de desteklemek önemli. sağlıklı olmak istiyorsanız bu ikisi paralel şekilde gitmeli, başka yolu yok.
*bol su, bol sıvı tüketimi. bunu da takibe alıp bu konuda bir eksiğiniz mevcutsa alışkanlıklarınızı düzenlemeniz gerekli.




"bir sürü lakırdı ettin ama ben ne yemeliyim bunu söylemedin"
söyleyelim :)
özetle: protein ağırlıklı yiyecekleri kaliteli karbonhidratlar ile desteklemelisiniz.
bu ne demek oluyor?
protein ağırlıklılar: tavuk, et, balık, yumurta, lor, diğer peynirler, badem, ceviz, fındık.
kaliteli karbonhidratlar: bulgur pilavı ve türevleri, barbunya ve türevleri, yulaf, kuru meyveler, yoğurt, kefir, sebze yemekleri.
bunlara ilaveten sebze yemekleri zeytinyağı ile pişmeli ve salatalara zeytinyağı konmalı, bulgur veya omlet bunlar tereyağı ile pişebilir. yani belli oranda yağ alımını da ihmal etmemelisiniz.
programı çeşitlendirmek için: fıstık ezmesi, tahin & bal gibi eklemeler yapılabilir.

yine her zamanki gibi çok uzattım :)

özetle: alışkanlıkları değiştirmek ve süreklilik çok önemli.
niye kilo almak istiyorsunuz: daha sağlıklı olmak, görünmek için.
o zaman daha sağlıklı besleneceksiniz. ve bunu sporla destekleyeceksiniz.
kolay gelsin!
0
icemint
(26.04.14)
Parazit var bağırsaklarda
0
queensalvoo
(26.04.14)
uzun süre ben de öyleydim (190-65). birkaç şey de denedim ama alamadım bir türlü.
ama yaş 30 a yaklaşmaya başlayınca önce 90'ı gördüm, sonra dengeye oturttum.
yaşla da alakalı olabiliyor.
0
spadram
(26.04.14)
siz diyabete doğru emin adımlarla ilerliyorsunuz. kilo alamamaktan şikâyetçi olmayın, bundan endişe edin.
0
compadrito
(26.04.14)
(9)

bunaldım lan!

seksen9
bıktım artık sürekli her fırsatı ucundan kaçırmaktan. uyanmak istemediğimden uyuyamıyorum da. vakti zamanında babamı tercihlerime müdahil etmeseydim 2 yıllık mis gibi diş hekimiydim. yaş olmuş 24 hala baba parası yiyorum. bitmiyo lan koduğumun okulu! vasfım da yok ki şu çok sevdiğim istanbulda geçim
bıktım artık sürekli her fırsatı ucundan kaçırmaktan. uyanmak istemediğimden uyuyamıyorum da.
vakti zamanında babamı tercihlerime müdahil etmeseydim 2 yıllık mis gibi diş hekimiydim. yaş olmuş 24 hala baba parası yiyorum. bitmiyo lan koduğumun okulu! vasfım da yok ki şu çok sevdiğim istanbulda geçimimi kendim sağlayayım. ah ulan erkek olacaktım ki..

şu hayatta bi annemi seviyom (babamla aram bozulmasa o da olmazdı belki) bi de sevgilimi. sevgilimle hiç bir sorunumuz yok ama hiç bir şey de yolunda gitmiyor.

kendimi teselli edeyim diye 'hiç bir şey mi?' diye soruyorum, sıkışınca da ağlıyorum.

yapmak istediğim, olmak istediğim bi kaç şey var ama sürekli bir aksilik, sürekli bir erteleme.

ortalama üstü imanım var desek, artık hayrını göremiyorum yaşadıklarımın. sonum ne olacak cidden merak ediyorum.

herkesin derdi var ama bi çıkar yol illa ki buluyosunuz, ben bi sorunu çözerken illa ki bi tane daha çıkıyor. bazen üst üste geliyor zaten kafayı yiyorum. ne zaman düzelecek herşey?

böyle olmamda emeği geçen herkesin de aq!

biliyorum soru sormadım, söyleyecek sözü olanlar için soru olarak açtım.
0
seksen9
(26.04.14)
Açılan son 20 duyurunun yarısına cevap verdim, bir de kendime duyuru açtım.

Senden farklı değilim anlayacağın.

Dertler derya olmuş herkes kendi kayığında gitmeye çalışıyor işte.

Körolası felek.
0
g man
(26.04.14)
özür dilerim.
0
1 saat bende 50 dolar
(26.04.14)
diş hekimliği de boktan zaten boşver o konu için üzülme hiç.
0
erenu
(26.04.14)
az kalmış qı! dayan biraz daha...
0
compadrito
(26.04.14)
ben de hala anne parası yiyen biri olarak seni çok iyi anlıyorum. ben de vasıfsızın biriyim maalesef. annen ve sevgilinle arada bir de olsa bulantıdan kurtulabilmeye bak.
ben şöyle düşünüyorum. hep böyle gitmeyecek ya eninde sonunda iyi bir şey ile karşılacağız o zamana kadar bunalmaya devam. o bir günü beklemeye devam.
0
leadzeppelin
(26.04.14)
Senin yine okul bitince hayatının düzene girme ihtimali var hem de dünyanın en kutsal mesleklerinden birini yapacaksın. Zor veya kolay elbet bitecek o okul. Ben hayatımda belki de hiç uygun olmadığım bir işte uzmanlaştım ya başka bir alanda sıfırdan başlayacağım ya da böyle devam edip stresten 40'ı göremeden öleceğim.
0
jamalbsf
(26.04.14)
Yedigin onunde yemedigi onunde allh askina ben bunda uzulcek bisy bulamadimm.ki cevp yazayim dalgada misin sen.kapasiten varmus sevgim insanlar fln.ee ddaaa ne?
0
Barbunya2
(26.04.14)
ilk adım olarak geçmişi bırak bence. baban müdehale etmeseydi falan da, ama etmiş ve sen şimdi burdasın. memnun değilsen de otomatik plota bağla bitirmeye yoğunlaş. çünkü yapacak bi şey yok, olsa da yapmasan diyeceğim tamam ama yok yani. şu sıra alabildiğini al hayattan, alamadığın şeyler için kafanı yorma. yoksa elindekini de kaybedebilirsin, onu düşün. ilerde fırsat da çıkar yeniden, yaşadığın sürece önünde yeni seçenekler olacak nasılsa.
0
cilgin korsan ces
(26.04.14)
öncelikle babanla barış. psikolog değilim ama babanla aranın bozuk olmasının babanın yönlendirdiği okulu bitirmene mani olduğunu düşünüyorum.

bir derdin altından başka dert çıkar, hayat bu zaten. hiç birimiz bir sorunu halledip "ohh rahat ettim malibu'daki villamda deniz manzaralı şezlong keyfi" moduna girmiyoruz. sorunları halletmenin yolunu bulup diğerine geçiyoruz, aralarda küçük molalar veriyoruz. zaten o molalar hayatı yaşanır kılıyor.

iman hayrını öbür dünyada görmek içindir. bu dünyada rahatlama olarak hayrnı görürsün en fazla. veya cemaat falan üyesi olup "baak çok dindarım, namaz da kıldııım" deyip ihale falan alabilirsin.

yapmak istediklerini erteleme, pişman olursun. kendimden bilirim.

not: .mna koyma ayıp!
0
r_u_h
(26.04.14)
(2)

En iyi Şam tatlısı

rukayka
İstanbul'da Şam tatlısını en iyi neresi yapar, satar?
İstanbul'da Şam tatlısını en iyi neresi yapar, satar?
0
rukayka
(26.04.14)
www.klasiktatlar.com

lezzetlisanatlar.blogspot.com

satanı bulamadım, tarifini buldum. belki bigün lâzım olur.
0
compadrito
(26.04.14)
galata köprüsünün karaköy tarafında sakallı amca var.ben ondan alırım tatlıyı.el arabasında satar.kil kaplarda sütlaçta satıyor.
0
enginornek
(26.04.14)
(11)

Ayrı eve çıkmak istememin asıl sebebi

AWD
sabah ereksiyonudur. İlla odamın kapısını mı kilitleyeyim? Her sabah aynı sorun.Kahvaltıya çağırıyorlar,ben de hemen gidemiyorum önümde kızılay çadırıyla. Çadırın inmesini bekliyorum, ne diyeyim yani, " bi dakka anne, la bi durun baba,çadır insin geliyom" mu diyeyim? en az 6-7 dk. lazım.O halde tuva
sabah ereksiyonudur. İlla odamın kapısını mı kilitleyeyim? Her sabah aynı sorun.Kahvaltıya çağırıyorlar,ben de hemen gidemiyorum önümde kızılay çadırıyla. Çadırın inmesini bekliyorum, ne diyeyim yani, " bi dakka anne, la bi durun baba,çadır insin geliyom" mu diyeyim? en az 6-7 dk. lazım.O halde tuvalette ihtiyaç gidermek de neredeyse imkansız.İşemek için yerçekimsiz bir tuvalet ve tavanda bir delik lazım.

Hele yüzümü yıkamaya giderken koridorda biri var mı diye sağa sola bakmak yok mu, biri denk gelirse mecbur moonwalk yapıcan da aradan tüyecen çadırı göstermeden.

Kahvaltı öncesine saat kurup kalkıp çadırı erkenden indirsem mi ne yapsam? Ama uykuyu da seviyorum, kahvaltıdan sonra 10-15 dk. kestirip öyle kalkan adamım ben.Öğrencilik zamanlarımdan kalan bi alışkanlık.İşte annem babam da zannediyor ki ben paso uyuyorum, sürekli hadi hadi diye kahvaltıya çağırıyorlar, bilhassa aney. Aney ayrı bir çeşit.Kavga edecez,her sabah direkten dönüyoz. Kahvaltısız da evden çıkmaya alışık değilim, otobüse falan biniyorum , aç karnına yol çekilmiyor.Aç karnına sakız çiğnemeyi, naneli şekeri de sevmiyorum insanlara ağzım kokmasın diye.

Yahu özellikle hanımlara sesleniyorum, erkeklerin bu sabah ereksiyonu konusunda bari siz biraz anlayışlı olun.Özellikle de delikanlı çoluğunuz çömbeleğiniz varsa.

Sabahları onu tanıyamıyorum, normalde hiç bu denli dellenip, hiddetlenip "sertleşmez".
Ne yapayım yani,elimde değil,benden önce uyanıyo işte, nöbet mi tutayım?

oh be, rahatladım biraz.
0
AWD
(26.04.14)
ben o halde işiyorum walla. öne doğru yeterince eğiliyorum, sorun olmuyor. üstüme işemedim hiç bu zamana kadar. sarhoşken bacağıma işiyorum bazen ama o sayılmaz. bol bi tişört giymen yeterli ayrıca boner'ı gizlemek için.
0
hasmetizm
(26.04.14)
istisnasız her sabah oluyor mu bu olay ? her gün aynı saatlerde mi ötüyor kuş ? o kuşa bülbül öte.

hızlı hızlı nefes alıp vermek ereksiyonun daha hızlı kaybolmasını sağlıyor. ayrıca kaç dakika sürüyor ki ereksiyon ? şu an pipinize gereksiz bir merak saldım.
0
empati kuramayan psikolog
(26.04.14)
kes at.
0
lorenzen
(26.04.14)
yürürken ellerini cebine koymak ve cebinde açmak suretiyle engelleyebilirsin çişini yapmaya giderken.

ayrıca koyu renk pijama giy ki daha az belli olsun.

öte yandan dar boxer giyersen daha çabuk geçer ereksiyon hali.

söylemeden edemeyeceğim 6-7 senedir yalnız yaşıyorum sabah ereksiyonu konusunda o kadar rahatım ki bazen unutup bakkala gittiğim bile oluyor.

bu arada soğuk da yardımcı olur. artık soğuk su mu tutarsın odanda, yoksa pencereden dışarı mı sallarsın bilemedim.

son çare olarak da orta parmağını baş parmağında gerdirip, iki kez tık tık diye kafasına vurman. bunun da etkisi olabilir. ama ilk başta canın yanabilir söylemedi deme.
0
emfuzi
(26.04.14)
annenize değil de babanıza söylesenize, genç adamım ilk uyandığımda uygun olmuyorum yanınıza gelmeye, anneme biraz izin ver çocuğa ayılsın gelir falan desenize diye?
0
alice practice
(26.04.14)
güldürdün akşam akşam. ne diyeyim, belki çoğu erkek evlatta vardır bu tip durumlar. böyle bir durumda kahvaltıya çağırdıklarında pijamayla göbeğin arasına sıkıştır, üstten bol bir tişörtle kamufle et, tuvalete git ihtiyacını gider. sonra o kendiliğinden uyku moduna geri döner.

yine sen dua et sadce kahvaltıya çağırıyorlar. benimkiler bazen "çok yatıyorsun" deyip üzerimden yorganı çekmeye çalışıyorlar.
0
lesmiserables
(26.04.14)
geceden işe yat. sabah ereksiyon mereksiyon kalmaz.
0
principia
(26.04.14)
bu işin kesin çözümü erekte olmuş penisin başını boxer ve eşofmanın lastik kısmına denk getirmek ve üzerini tişörtle kamufle. sefil arkadaş doğru diyor.
0
john lee hooker
(26.04.14)
john lee hooker +1 en guzel yol bu.
0
tadutadu
(26.04.14)
çıkar vur masaya, zeytinler zıplasın!
0
compadrito
(26.04.14)
yanılıyorsun dostum. asıl sebebi o ereksiyonu ödüllendirecek birinin olabilmesi yanında.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(26.04.14)
(7)

taksim kadikoy dolmusundaki susmayan pici doveyim mı?

eurhka
taksimde dolmus kalkmadan telefonda konusmaya basladi köprüye geldik sayılır hala konuşuyor? tek konuşan o ve tamamen sacma sapan seyler. döveyim mı?
taksimde dolmus kalkmadan telefonda konusmaya basladi köprüye geldik sayılır hala konuşuyor? tek konuşan o ve tamamen sacma sapan seyler. döveyim mı?
0
eurhka
(25.04.14)
Sakin ol, az kalmış zaten dayan :D
0
pandispanya
(25.04.14)
köprüden aşağı sallandır.
0
xenophobe
(25.04.14)
Döv, yeter ulan kafa siktiğin de vur bi tane
0
jamalbsf
(25.04.14)
tamam sustuk be!
0
tonoto
(25.04.14)
bıçağı falan varsa?
0
rock n roll
(25.04.14)
sorun yok kankiler telefon çalmış gibi yapıp bağırarak "kardesim simdi dolmustayim insanlar rahatsız olur sonra ararım" diyip kapattım. south park sessizliği oldu yemin ederim.
0
🌸eurhka
(25.04.14)
Obaaaa! Süper çözüm!
0
compadrito
(26.04.14)
(23)

çocuğun ateşini düşürmek

kibritsuyu
dün (23 nisan) sabah saatlerinden beri ege'nin ateşi 38 derecenin altına düşmedi. akşamüstü bi düşüyor gibi oldu, gece yine yükseldi. sabah doktora götürdük. boğaz kültürü ve idrar tahlili yapıldı, temiz çıktı. gerçi kültür sonucu çıkmadı daha ama antijen aldım, negatif dedi doktor. bakteri veya vir
dün (23 nisan) sabah saatlerinden beri ege'nin ateşi 38 derecenin altına düşmedi. akşamüstü bi düşüyor gibi oldu, gece yine yükseldi. sabah doktora götürdük. boğaz kültürü ve idrar tahlili yapıldı, temiz çıktı. gerçi kültür sonucu çıkmadı daha ama antijen aldım, negatif dedi doktor. bakteri veya virüs kaynaklı olmadığını, bu yüzden antibiyotik vermediğini söyledi. ateş düşürücü şurup (ibufen) verip yolladı.

lakin çocuğun ateşi hala düşmüyor. ılık duşa sokmak, üstünü soymak, koltuk altlarına ıslak bez koymak vs. dışında ateş düşürücü önerileriniz var mı?

bir de virüs değil, bakteri değil, bu çocuğun ateşi niye çıkıyor dersiniz? diş çıkarıyor olabilir mi? 21 aylık oldu, ikinci azı dişleri hala çıkmadı zira.
0
kibritsuyu
(24.04.14)
olabilir ama bu kadar ateş anormal
başka bir doktor gördümü bebişi?
0
basond
(24.04.14)
sirkeli bez koymayı denediniz mi? suya sirke karıştırıp onunla bezi ıslatıp koyun, genelde öyle yaparlar. geçmiş olsun.
0
rock n roll
(24.04.14)
başka doktor görmedi. açıkçası başka doktor görse de daha ne yapabilir ki? başından savmış olsa ilgilenmedi, başkasına gideyim derim. gayet güzel muayene etti, gerekli tahlilleri yaptı. dandik semt polikliniğine de gitmedik ki tahlilleri beceremediler diyeyim.
0
🌸kibritsuyu
(24.04.14)
normal değil sonuçları daha ağır olabilir, iyi bir pediatrist muayene etmeli. hemogram bakıldı mı? belki de nötropenik ateş falandır bilinmez ki her şey düşünülmeli odağı belli olmayan, sebebi belli olmayan ateş araştırma gerektirir. geçmiş olsun umarım ciddi bir şeyi yoktur. ayrıca henüz 2 yaşından küçük ve belki de immün yetmezliği vardır buna bağlı da mantar enfeksiyonu bile olabilir ciğerlerinde vs.
0
lal u ask
(24.04.14)
compadrito
(24.04.14)
hocam zaten bir pediatrist muayene etti. 48 saat içinde düşmezse, döküntü olursa vs tekrar getirin dedi. boğazından aldıkları swab ve idrar negatif olduğu için çocuğu delip ağlata ağlata kan almaya gerek duymadı. bu yüzden de hemogram bakılmadı, ihmal edildiği için değil.

evet allah korusun daha ciddi olabilir de her şey düşünüldü işte. ne eksik? düşünülmeli diye 21 aylık çocuğu komple check up mı yapacağız? anestezi verip kontrastlı tomografi mi çektirelim? doktora gittik, gerekli tahliller yapıldı yollandı. 48 saat de süre verdi düşmesi için. feriştahına gitsem daha ne yapacak?

ben sizden ateş düşürmeye yardımcı yöntem soruyorum. teşekkür ederim ama duyuru'dan hastalık teşhis ettirmeyecek kadar bilinçliyim, o yüzden ilk fırsatta doktora gittim. yardımcı olmak yerine daha çok endişelendiriyorsunuz.
0
🌸kibritsuyu
(24.04.14)
dolven ve calpolü 4er saat aralıklarla karıştırarak verebilirsiniz
yani önce dolven sonra calpol sonra dolven

onun dışında soğuk uygulama en güzeli aslında ama çocuğa da ayrı eziyet maalesef :/
diş çıkarması büyük olasılık
0
la noix
(24.04.14)
Sirkeli bez, nemli bezle silmek, ben kucukken alkol kolonya falan dokerdik ama o kadar küçük değildim. Duş almış zaten.

edit: bayağı karışmış burası da ben mobilde test sonucu koyduğunuzu görmemiştim virüs falan bakılmamış burada. bir çeşit bakteri bakılmış o da negatif çıkmış. o yüzden virüsü yok bakterisi yok nesi var deyince lal u ask haklı olarak diğer alternatifleri yazmış. ben de viral olabilir diyeceğim. doktorunuz da öyle düşünmüş olmalı ki antibiyotik vermemiş. zaten duyurudan hastalık soracak kadar cahil değilim demişsiniz. o yüzden fikrimi belirtmemiştim.

özel hastane mevzusuna gelince tahlil konusunda devlet hastanelerine daha çok güveniyorum. ben tıp öğrencisiyim, annem de sağlık meslek öğretmeni/hemşire. yetiştirdikleri iyi laboratuvar öğrencileri, hemşirelik öğrencileri zaten kpss'yi kazanıp atanıyor. arka kapıdan mezun olan öğrencilerse özellerde çalışıyorlar. bahsettiğim yerler uyduruk tıp merkezleri değil kurumsallaşmış hsataneler. yanlış anlamayın güven hastanesi için spesifik olarak konuşmuyorum.

siz de çok paniklememeye çalışın, çocuklar hastalanarak büyür. kavanoz çocukları dayanıksız olur. her seferinde kendinizi heba etmeyin.

geçmiş olsun. inşallah iyileşmiştir yavrucak.
0
Lim5
(24.04.14)
bakteri değil virus değili yanlış anlamışsınız bence. boğaz enfeksiyonu geçiriyor işte. bir hafta sonra daha iyi olacak. diş çıkması falan ateş yapmaz. öyle bir şey yok.
ateş düşürmek için de ılık duş aldırıp giydirmeyeceksiniz. su üzerinde çıplakken kuruyacak. 39'un falan üstüne çıkmadıktan sonra ateşi düşürmenin çok bir anlamı da yok zaten.
lal u aşk da henüz tıp öğrencisi diye tahmin ediyorum:) ateşli çocukta immun yetmezlik, nötropenik ateş falan yazdığına göre:))
0
fayfim
(24.04.14)
atesini dusurucem diye yapmadiginiz kalmamis ama cocugu da yormussunuz tahmin ediyorum, onun yerine biraksaniz biraz dinlense.
0
tasa oturma soguk ceker
(24.04.14)
gazeteye sirke döküp sırtıma yapıştırırdı bizim valide hanım.
0
tosunpasa
(24.04.14)
bu çocuk daha bir aylıkken yenidoğan sarılığı geçmediği için o zaman işyeri tarafından yaptırılan özel sigortamız da olmadığı için dandik semt polikliniğine gittik. hem de ankara'nın büyük bir ÇOCUK hastanesinin polikliniği idi. doktor allah var iyiydi. idrar yolu enfeksiyonu olabilir dedi. idrar tahlili alalım dedi. gittik, kazulet bi hemşire verdi elimize bi tane idrar poşeti, bi tane de idrar kabı. biz nedir nasıl yapılır bilmeden, bekleme salonundaki sandalyenin tepesinde bodoslama poşetteki deliğe pipisini geçirip yapıştırdık. ortam ana baba günü, ne gel bi yardım et göster diyecek adam var, ne çocuğu yatıracak bi sedye var. işeyince de poşeti çıkarıp kaba döktük verdik. 3 gün sonra o da ne? idrarda klebsiella bakterisi üredi. dediler damardan antibiyotik tedavisi olacak 15 gün. lan daha 1 aylık çocuk ne antibiyotiği, ne damarı demeye kalmadan bir özel hastaneye gittik. orada idrarı zahmet edip hemşire aldı. alırken pipinin etrafını falan antiseptikle sildi, meğer silmek lazımmış. ne bakteri üredi ne bişey. devlet hastanesine, hem de bütün işi çocuk üzerine olan bir devlet hastanesine güvensek çocuğum yok yere 15 gün damardan antibiyotik alacaktı.

özel hastaneye gitmemizin nedeni zenginlikten değil. zaten zengin falan da değilim. eşimin işyerinin yaptırdığı özel sigorta sağolsun gidebiliyoruz özel hastaneye.

@freekara: doğumunu da buradan duyurmuştuk. hatta fader sağolsun duyuru'nun tepesine emzik asıp hoşgeldin ege demişti. tanıyan hatırlayan var gibi yazıyorum ben de :) (git: 452182) (git: 452607)
0
🌸kibritsuyu
(24.04.14)
Kan sayımı yapıldı mı? Göremedim de? Bu arada sadece ateş düşürmeye yardımcı yöntem sormamışsınız, bir daha okursanız duyurunuzu görebilirsiniz. Editlemediyseniz tabi:)
0
Lola90
(24.04.14)
@lola90: yukarıda yazdım. bakılmadı, ama ihmal edildiği için değil, antijenden ve idrardan bir şey çıkmadığı için bakılmasına şimdilik gerek duymadığı için bakılmadı. sadece yöntem sormadığımın farkındayım lakin öncelikli olarak yöntem soruyorum. ayrıca alternatif nedenler de soruyorum. doktorun hakkını yememek lazım, yapabileceği her şeyi yapmış bir doktor varken başka bir doktora götürülmesi gerektiğini düşünmüyorum. o yüzden, sanki çocuk yanarken evde kocakarı yöntemi arayan baba muamelesi görmeyi hak etmediğimi düşünüyorum.
0
🌸kibritsuyu
(24.04.14)
yahu altı üstü ateşi çıkan çocuğu kaç doktor görecek? hayır 2 hafta falan ateşi olur vs bir durum olur da anlarım. bana sorarsanız 2 gündür ateşi olan çocuğu doktora götürmeye bile gerek yok. dolven, calpol vs artı ılık duş, bol meyve sebze, bol su yeter gider.
0
fayfim
(24.04.14)
4 saatte bir calpol ve dolven dönüşümlü verebilirsin. hala düşmezse hastaneye götür. bir de ateş dediğin kaç derece acaba gerçekten ateş mi?
0
vendorth
(24.04.14)
@fayfim tüm tetkikler yapılmamış olsa amaan boğaz enfeksiyonudur, popoyu üşütmüştür der geçersin ama zaten pediatri stajı almış olan herkes bilir ki 2 yaş altında ateş "sirkeli su sür eheh" deyip boşverilecek kadar basit bir şey değil yoksa ben de büyük çocuklarda ve erişkinlerde ateşin ilaçlarla düşürülmesine karşıyım söz konusu 21 aylık çocuk, süt çocuğu.

@kibritsuyu ben söylediklerimden mesulum size bebeğinize kocakarı yolları arıyorsunuz yazmadım, tekrar okuyun bence stres faktörü girince işin içine abartılı tepkiler veriyorsunuz. Yukarıda "bir de virüs değil, bakteri değil, bu çocuğun ateşi niye çıkıyor dersiniz?" Demişsiniz ben de sebepleri sıraladım daha sıralanacak onlarca şey vardı enfeksiyöz sebepler dışındakileri akıla bile getirmedim ki milyonda birlik ihtimaller zira ben sorunuzu yanıtladım. Ayrıca virüs için seroloji bakıldı tamam ama adenovirüs, rhinovirüs, rsv, cmw, ebw dışında marker baktıklarını da sanmıyorum ki rutinde gereksiz de zaten. Dediğim gibi az bir marker bakılabiliyor yani direkt sıfır virüs sıfır bakteri demek yanlış olur muhtemelen enfeksiyondur. Her neyse gece gece bu kadar uzun tutmanın lüzumu yok, tekrardan geçmiş olsun.
0
lal u ask
(25.04.14)
www.fda.gov

onlinelibrary.wiley.com

fever phobia diye bi şey duydun mu hocam?

istersen bi gugılla.

lakin çocuğun ateşi hala düşmüyor. ılık duşa sokmak, üstünü soymak, koltuk altlarına ıslak bez koymak vs. dışında ateş düşürücü önerileriniz var mı?

@fayfim hocam, tıp öğrencisi de meslekdaşımız. tıp öğrencisini hafife alma. ben öğrenciyken, anlı şanlı bi cerrahi profesörüne, 'babamda meninks irritasyon belirtileri var hocam' demiştim de, 'hadi len kazma! sen ne bilirsin meninks irritasyonunu!' diye azarlamıştı beni ve sonunda maalesef haklı çıkmıştım.

bu söyliyceğime inanmamakta serbestsin, DIC teşhisi koyan doktor karısı biliyorum. doktor dill tabii ki. sadece bir kere görmüş hayatında ve ikinci gördüğünde teşhisi yapıştırmış.
0
compadrito
(25.04.14)
ya bi defol git başka soruyu trolle. ben ne bileyim miyim antibiyotik neye verilir, hangisi bakteridir virüstür. virüs varsa ne verilir, bilmemneye ne zaman yok denir. cehaletmiş. ben bütün bunları bilsem zaten doktora gitmeyip kendi tedavimi uygulardım. doktor musun nesin bilmiyorum ama git havanı başka başlıkta bas, yardımcı olmayacaksan bir daha bir şey yazma. doktor aynen bunu dedi ve antibiyotik vermedi. yazdıkların doğru olabilir, ben doktoru yanlış anlamış olabilirim, çünkü benim tıp bilgim yok. ben de ne anladıysam onu yazıyorum biri yardımcı olabilir diye. şu başlıkta senin dışında yardımcı olmaya çalışan ve tıp bilgisi olan diğer arkadaşlar da bunu çoğunlukla doğruladı, doktorun "bakteri veya virüs kaynaklı değil" şeklinde anladığım ifadesinin aslında ne demek olduğunu açıkladılar. adam olan, insan olan gelip "sen onu yanlış anlamışsın, şunu demek istemiştir" diye yardımcı oluyor, hakikaten de yanlış anlamış olduğumu anlıyorum. adam olmayan da gelip tıp bilgisi olmayan adama tıbbi şeyleri bilmiyor diye cahil diyor yahu. o ettiğin küfürü de aynı kibarlıkta ediyorum terbiyesiz adam be.

devlet hastanesinin insanla ilgilenilmeyen polikliniğinde mağdur olmanın eşiğinden döndüm. zenginim veya değilim, mecbur kalmadıkça da gitmeyi düşünmem. 1 aylık çocuğun damardan antibiyotik tedavisine başlayacak dendiğinde çocuğu olmayan anlamaz ne hissettiğimi. sen orada çalışan sağlık personeli isen çık bi odandan etrafına bak insanlara durumu yok, orada eli mahkum diye nasıl davranılıyor. illa mücadele edeceksen mağduru eleştirerek değil, kendi meslektaşını eleştirerek yap bunu.

@lal u ask: alternatifleri saydığınız için teşekkür ederim. evet stresle aşırı tepki veriyor olabilirim ama çocuğumun ateşi var diye soran hastaya "immün yetmezlik olabilir" falan gibi ciddi alternatifler sayarsanız ne düşüneceğimi gözünüzde canlandırın. bakın daha tecrübeli meslektaşlarınız öncelikle bu ateş ne kadar sürerse ciddi olarak araştırılmalı, kaç derecenin üstüne çıkarsa tehlikeli olabilir öncelikle onu söylüyorlar. size tavsiyem, söylemeye en ciddi alternatiften başlamayın ki hasta endişelenmesin. daha ateşi çıkalı, o da 38 dereceye çıkalı, hastaneden yeni gelmiş, tahliller testler yapılmış hastaya "başka doktora gidin şu da olabilir bu da olabilir" derseniz hasta belki de ortada hiçbir şey yokken endişelenebilir. öncelikle sıradan bir ateş yükselmesinin iyileşmesi için ne kadar zamanımız var, ne kadarı tehlikeli onları söyleyip, geçmezse tekrar bakılması gerektiğini söylemeniz daha doğru. bir hasta olarak tavsiyem olsun, eğer ukalalık olarak görmezseniz.
0
🌸kibritsuyu
(25.04.14)
nasıl oldu bebek?
düştü mü ateşi?
0
basond
(25.04.14)
@lal u ask

sevgili meslektaşım, küçümsemek için söylemedim öyle. aksine kafada bütün olasılıkları düşünmek tıbbi açıdan güzel bir şey aslında. demek istediğim öğrenciyken üniversite hastanesinde genelde komplike vakalarla karşılaştığınız için ve tus denen allahın belası saçma sınav yüzünden garip şeyleri öğrenmek zorunda kaldığınız için ilk düşünülmesi gerekenleri atlayıp kitabın sonuna bakabiliyorsunuz bazen. ufak bir anımı anlatayım:)

yine ateşi çıkan 30 yaşlarında bir hasta beraber çalıştığım arkadaşımın polikliniğine başvurur. benim arkadaş kan tahlili ister, doğal olarak da crp yüksek çıkar. hasta sorar, hocam bu crp neden yükselir?:) bizim eleman saymaya başlamış, öğrencilikten gelen sözlü psikolojisiyle; enfeksiyonlar, tüberkuloz, lupus benzeri romatolojik hastalıklar, artrit ve bazı kanserler.

aynı hasta 3 gün sonra tesadüf ya benim başka bir arkadaşıma kendisinde kanser olup olmadığının araştırılması için başvurur:) neden? önceki doktor bende kanser olabileceğini söyledi :)

birkaç sene aktif olarak çalışırsanız 2 yaş altında ateşin de aslında "sirke sür geçer ehe" denecek kadar basit bir şey olduğunu anlayacaksınız. ben de pediatri stajı yaptım, ondan sonra da belki 5 bine yakın 2 yaş altı ateşli çocuk muayene ettim:) he dediğim gibi öyle 2 hafta süren inatçı, düşmeyen ateşten falan bahsetmiyorum, onlar konumuz dışı.

bilmem anlatabildim mi?

edit: hastayı da aldığım ayrıntılı anamnezle biraz açıklayayım madem bu kadar hekim toplandık:) boğaz kültürü alınmamış hastadan sadece b-hemolitik streptokok için antijen testi yapmışlar. idrar testi ve kültürü yapılmış. idrar testi temiz, kültür sonucu daha çıkmamış. doğal olarak büyük ihtimalle kültürü de temiz çıkacaktır. tipik bir viral solunum yolları enfeksiyonu vakası bence. büyük ihtimalle bebeciğimiz şuanda tam olarak toparlayamasa da daha iyi olmaya başlamıştır bile:)
0
fayfim
(25.04.14)
@lal u ask ve fayfim

bize bi gastro hocası şöyle demişti: ikteri olan bi hasta gördüğünde, ''Ulan sakın bu Dubin-Johnson sendromu olmasın???'' demiyceksin kendine, önce hepatit aklına gelecek. Hepatit yoksa, o zaman diğerlerine geçersin...
0
compadrito
(26.04.14)
duyuru'nun bütün hekimleri toplandı ege'nin hastalığını konsülte ediyor ha valla büyüksünüz hocam :)

son durumu yazayım. 26 nisan cumartesi sabahı itibariyle çocuğun ateşi hala düşmedi. 38-39 hatta kimi zaman 39.5 civarında seyretti. ateş düşürücüyü verince düşTÜ, ilacın etkisi geçince yine çıktı.

48 saat geçtiği için sabah tekrar doktora götürdük. tekrar muayene etti. boğazında enfeksiyon var, ateş odağı burası dedi. kan tahliline gerek yok, kan tahlili de yapsam orada da enfeksiyon göreceğim, zaten görüyorum boğazında dedi. bir de bacaklarında böyle deri altında damar gibi kızarık bi lekeler vardı. virütik kaynaklı döküntü bu dedi. ne virüsü olduğunu bilmiyoruz, bilmemize de gerek yok, zaten virütik hastalık ilaçla antibiyotikle tedavi olmaz, vücut onu kendi tedavi eder dedi (benim anladığım şu oldu. yani buna neden olabilecek muhtemel virüslere karşı kan tetkiki yapılıp tespit edilebilir ama bu tespitin, hangi virüs olduğunu bilmek dışında bize bir faydası olmaz şeklinde anladım doktorun dediğini). boğazındaki enfeksiyonun da nedeni de bu virüs dedi. hem onun için, hem de önlem amaçlı, başka bakteriyel üremeler olmasın diye zitromax isimli günde 3cc verilecek şekilde 5 günlük bir antibiyotik şurup (süspansiyon, toz halinde, su katılarak hazırlanıyor) verdi.

o gün hastanede ateş düşürücü ibufen verdiler. hastaneden gelince ege uyudu. 2-3 saat uykudan sonra uyandı, daha antibiyotiği kullanmaya başlamadan önce ateşi düştü, tekrar da çıkmadı. biz yine de zitromax'tan doktorun dediği gibi 3 cc verdik. pazar günü de 3 cc verdik. sonra altını değiştirirken bi baktık ki çocuğun karnı, sırtı falan fısır fısır kırmızı ama kabarcıksız, sanki güneş alerjisi gibi döküntü olmuş. belli ki bir şey döküyor. teyze meyze efradı kızamık bu kesin kızamık falan diye korkuttular bi de.

bu sabah (pazartesi) ateş şikayeti geçmiş olduğu halde, bu sefer kendi doktorumuza ulaşıp ona gittik. o da aynen muayene etti, başka doktor görsün diyenlere inat önceki doktorun yaptığı muayenenin birebir aynısını yaptı. ne eksik ne fazla. birebir aynı şeyi söyledi. virütik bir hastalık, bunlar virütik döküntüler dedi. adını da beşinci hastalık koydu. (gerçi internetten bakıyorum, beşinci hastalık değil de altıncı hastalık belirtileriyle tam olarak uyuyor). boğazı temiz, enfeksiyon yok iyileşmiş, normalde antibiyotiğe başlanınca bitirilir ama iki gün kullanmışsınız, devam etmeyin gerek yok dedi. ilacı yok, tedavisi yok, zararı yok, sıkıntısı yok, kendiliğinden geçer dedi.
0
🌸kibritsuyu
(26.04.14)
(4)

hepatit markerı acil

00 08
ya sağlıkçılar uyanıksanız ki sanmıyorum ama umut bişi sorcambi hastanın HBsAg si +Anti HBsAg +Anti HBe + ise nedemek yahu şuan hepatit mi geçiriyor geçirmiş mi bağışık mı bence hiçbirine uymuyor bu ???
ya sağlıkçılar uyanıksanız ki sanmıyorum ama umut bişi sorcam

bi hastanın

HBsAg si +

Anti HBsAg +

Anti HBe +

ise nedemek yahu şuan hepatit mi geçiriyor geçirmiş mi bağışık mı bence hiçbirine uymuyor bu ???
0
00 08
(24.04.14)
Şu aşağıda yazana göre, şu an hepatit geçiriyor ama hastalık tırmanıştan inişe geçmiş yamulmuyosam. Bulaştırıcılık hâlâ var ama azalmış. (Kaynak WHO)

HBsAg can be detected in the serum from several weeks before onset of symptoms to months after onset. HBsAg is present in serum during acute infections and persists in chronic infections. The presence of HBsAg indicates that the person is potentially infectious.15, 23, 31

Very early in the incubation period, pre-S1 and pre-S2 antigens are present. They are never detected in the absence of HBsAg. Hepatitis B virions, HBV DNA, DNA polymerase, and HBeAg are then also detected. The presence of HBeAg is associated with relatively high infectivity and severity of disease.15, 31

Anti-HBc is the first antibody to appear. Demonstration of anti-HBc in serum indicates HBV infection, current or past. IgM anti-HBc is present in high titre during acute infection and usually disappears within 6 months, although it can persist in some cases of chronic hepatitis. This test may therefore reliably diagnose acute HBV infection. IgG anti-HBc generally remains detectable for a lifetime.15, 23, 31

Anti-HBe appears after anti-HBc and its presence correlates to a decreased infectivity. Anti-HBe replaces HBeAg in the resolution of the disease.15, 23, 31

Anti-HBs replaces HBsAg as the acute HBV infection is resolving. Anti-HBs generally persists for a lifetime in over 80% of patients and indicates immunity.15, 23, 31

Acute hepatitis patients who maintain a constant serum HBsAg concentration, or whose serum HBeAg persists 8 to 10 weeks after symptoms have resolved, are likely to become carriers and at risk of developing chronic liver disease.15
0
compadrito
(24.04.14)
oyle saniyorum ki tasiyici. anti-Hbe nin pozitif HbeAg nin negatif oldugunu varsayarsak baskasina bulastirma olasiligi nispeten az gibi dursa da risk var sanirim.
0
gel gel sarisinim sag yap gel
(24.04.14)
hasta hepatit b mikrobunu almış ve hastalığı geçirmiş, hbvdna da bakılmalı virüs ürüyor mu onu anlarız.
0
lal u ask
(24.04.14)
Teşekkür ederim.hastayı sunmam gerekiyordu bugünde sundum.tumor markerları falan istenmiş beni aşıyomuş zaten çok takılmadı hoca. bunla ilgili bizim klasik tablomuza uymuyor çünkü hBvDNA sı bakılmamıştı.sağolun.
0
🌸00 08
(25.04.14)
(1)

Korsan ürün kullanımının artışındaki sebepler üzerine yazılmış makaleler ?

evandro roncatto
Google scholar'da ve jstorede bakınmama rağmen bunla ilgili pek bir şey bulamadım. İlla bir şeyler yazılmıştır diye düşünüyorum ben. Bu konuyla ilgili akademik yazılardan haberdar olanlar buraya yazarsa sevinirim.
Google scholar'da ve jstorede bakınmama rağmen bunla ilgili pek bir şey bulamadım. İlla bir şeyler yazılmıştır diye düşünüyorum ben. Bu konuyla ilgili akademik yazılardan haberdar olanlar buraya yazarsa sevinirim.
0
evandro roncatto
(23.04.14)
şunu aynen Gugıla kopi peyst:

"korsan ürün" filetype:pdf

çıkan sonuçlara tek tek bakacaksınız.
0
compadrito
(24.04.14)
(6)

Arkadaş kafam hiç almıyor ya..

erty_ksk
İnsanlara iyilik yapıyor musunuz?Ben çok yapıyorum ve bu yüzden de başım beladan kurtulmuyor. nasıl olcak bu iş.Alayının amk ne iyiliği mi diyorsunuz yoksa seçmece mi takılıyorsunuz.bu kadar nankör olmayı ne zaman öğrendik? ya da iyilik yapmak harbiden salakça mı?nedir sizde durumlar?
İnsanlara iyilik yapıyor musunuz?
Ben çok yapıyorum ve bu yüzden de başım beladan kurtulmuyor. nasıl olcak bu iş.
Alayının amk ne iyiliği mi diyorsunuz yoksa seçmece mi takılıyorsunuz.
bu kadar nankör olmayı ne zaman öğrendik? ya da iyilik yapmak harbiden salakça mı?
nedir sizde durumlar?
0
erty_ksk
(23.04.14)
Ben de yapıyorum ama:
1) Kendimi birinci sırada tutuyorum, bana zarar getirecek bir şeyi iyilik diye yapmam
2) İyiliğime karşılık beklemiyorum, unutuyorum yani.
0
roket adam
(23.04.14)
Yatip kalkip kendime kufrediyorum son birkac aydir.
Butun namussuzlar da sozlesmis gibi ust uste karsima cikip sikti belami.
Ne verdigim paralar geri geldi, ne de manevi anlamda karsilik alabildim emeklerime.

Karakter olarak yardimsever biriyse kisi. Oyle biri degilmis gibi yapmasi da zor.

Naapicaz bilmiyorum hemsire.
0
mavi istiridye
(23.04.14)
tanışıyorum
yapıyorum.
değişemiyorum.
yalnız kalıyorum.
tanışıyorum
yapıyorum.
değişemi...

böyle bi döngü
0
gis
(23.04.14)
Ben de karsimdakinin cikarci biri oldugunu uzun sure anlamam, elimden geldigince yardimci olmaya calisirim. Duruma er gec aydigimdaysa gtum gtum uzaklasiyorum.
0
damdanakan
(23.04.14)
Arkadaşlarımı az ve öz olacak şekilde seçiyorum. seçtiklerim de zaten beni kazıklamayacak insanlar. insan sarrafıyım galiba biraz, sezgilerim güçlü sanırım. bu yaşıma kadar birşey başıma gelmedi, iyilik yaptığım zaman fazlasıyla karşılığını gördüm. sadece aileden birşey geldiği zaman birşey yapamadım, o da benim kontrolümde değildi zaten.
şimdiye kadar böyle oldu ama ne olur belli olmaz bu hayatta.

iyilik yapmak salakça değil ama yaparken kendini zor duruma sokacak durumlardan kaçın. yani gidip kimseye kefil olma. eğer ki o paranın senden çıkması seni batıracaksa mesela.
Bir de insanların senin hakkında ne düşündüğünü bu kadar önemseme. yani onlara iyilik yapmazsam beni istemezler/sevmezler diye bi düşüncede olma sakın.
0
innerbliss
(23.04.14)
compadrito
(24.04.14)
(3)

Kasımda üç ülke gezeceğim, n'olur yardım.

tanri oldu nietzschez simdik
Okuduğumu anlayabiliyorum. Fakat dinlediğimi anlamakta çok güçlük çekiyorum. Kafamda tercüme ederken inanılmaz vakit kaybediyorum. Aynı şekilde konuşurken de çok zorlanıyorum. Yani önce söyleyeceğim şeyi doğru mu diye düşünüp öyle konuşuyorum. Muhtemelen pratik eksikliğinden ötürü. İşim dolayısıyla
Okuduğumu anlayabiliyorum. Fakat dinlediğimi anlamakta çok güçlük çekiyorum. Kafamda tercüme ederken inanılmaz vakit kaybediyorum. Aynı şekilde konuşurken de çok zorlanıyorum. Yani önce söyleyeceğim şeyi doğru mu diye düşünüp öyle konuşuyorum. Muhtemelen pratik eksikliğinden ötürü. İşim dolayısıyla kursa ayıracak vaktim yok. Bunu internet başında ya da başka türlü yayınlarla, film vs izleyerek nasıl geliştirebilirim.

Hadi konuşmayı bir şekilde hallediyorum da, bu dinlediğini anlama olayını nasıl halledebilirim. var mıdır bir tekniği falan?
0
tanri oldu nietzschez simdik
(22.04.14)
İngilizce ve altyazısız dizi, film, söyleşi, belgesel, haber izlemenin faydası olur.
0
m e l t e m
(22.04.14)
ben 90'lı yılların sonunda anadolu lisesini bitirdim. derslerde ingilizcem göt zoruyla 2 geliyordu. ama 99-2000 senesi özellikle her gece icq ve mirc'de yabancılar ile saatlerce ingilizce konuşuyordum. sonra yabancı dille eğitim veren bir üniv'e girdim yeterlilik sınavını geçtim. karnesinde ingilizcesi 5 olan inekler patır patır kaldı. kasıma kadar hızlandırılmış şekilde önce yabancılar ile chat (chatrulet sitesi olabilir) sonra altyazılı film - dizi sonrasında ise altyazı olmadan dizi-film olayına girmelisin.
0
prompter
(22.04.14)
sevdiğiniz filmleri ve dizileri önce İNGİLİZCE ALTYAZILI birkaç defa, sonra altyazısız birkaç defa seyredip bazı cümleleri ezberliyceksiniz. sürekli podcastler dinliyceksiniz. 15 dakikalık bir podcasti 10 kere dinliyceksiniz mesela.
kafada tercüme eden modül artık tercüme etmez olacak. gelen cümle doğrudan kana karışacak. 6 ay var önünüzde. lay lay lom yapmaz ve ciddi vakit ve emek harcarsanız çok çok çok ama çok ilerlerlersiniz.

en önemli kaynak tabii ki YouTube!
0
compadrito
(22.04.14)
(4)

kefir

balik kraker
15 yıl önceydi. o zaman beslerdim ama unutmuşum epey.şimdi bana kefir böcüğü getirdiler. sanırım sütün içinde. getiren kişi bırakıp gittiği için soramadım nasıl bakayım diye. kefir böcüklerine nasıl bakılır?öncelikle günlük süt alıp, kaynatıp, ılıtıp kefir böcüklerini öyle içine bırakacağım di mi? y
15 yıl önceydi. o zaman beslerdim ama unutmuşum epey.

şimdi bana kefir böcüğü getirdiler. sanırım sütün içinde.

getiren kişi bırakıp gittiği için soramadım nasıl bakayım diye.

kefir böcüklerine nasıl bakılır?

öncelikle günlük süt alıp, kaynatıp, ılıtıp kefir böcüklerini öyle içine bırakacağım di mi? yoğurt yapar gibi. mayalanması için 24 saat mi beklemeli? ama o zamanda dışarıda bozulmaz mı? e buzdolabı da soğuk maya tutmaz?

sonra yıkamadan hemen diğer mayalama aşamasını mı başlatayım? her gün iki bardaklık içecek yapacağım.

haftada 1 gün yıkayıp dinlendirmeli mi yoksa böyle her gün devam mı edeyim?
0
balik kraker
(21.04.14)
Kefirleri cam bir kavanozda tut, şu an mayalıdır zaten, bir adet plastik süzgece ihtiyacın var, süzgecin içine süzeceksin kefiri, altına kase gibi bir şey koy alta çıkan kısım içilecek. Yavrular üstte kalacak, suya tut yıka o yavruları, eline al suyun altında üfele biraz. Sonra bir cezvede sütü ılıt, istediğin süt olur, uzun ömürlü, günlük, kaynatmana gerek yok parmağını yakmayacak kadar ılık olsun yeter, kefirleri kavanoza koy, üzerine sütü dök. Buzdolabına koyulmaz kefir, dışarıda duracak, karanlık bir yerde, bizimki mutfak dolabının içinde duruyor hep, bir günde mayalanıyor. Fazla durursa daha çok mayalanır, yoğurt gibi olur. Her gün bu işlemi yapacaksın.
0
elikası
(21.04.14)
ben öğle vakitlerinde günlük sütlerden alıp cam kaba döküyor içine de böcüklerimi salıyordum (porselen kaşıkla)
şöyle bir karıştırıp ağzını kapatıp serin ve ışık almayan bir yere (dolabın içine) koyuyordum.
sabah kalktığımda mayalanmış sütten böcükleri çıkarıp suyla yıkayıp su dolu bardağa koyuyordum. bir gün duruyorlardı, ertesi gün tekrar süt alıp içine atıyordum. arada iki gün üst üste de mayaladığım oluyordu. böcüklerde yorulma ölme gibi şeyler gözlemlemedim.
ayrıca fazla gelen böcüklerinizi suyla güzelce yıkadıktan sonra streç ile iyice sarıp deepfreeze koyarsanız da yine ölmeden kalabiliyorlar.
0
nax
(21.04.14)
ne böcüğü, ne yavrusu layn?!?? her gün kefir içiyom ben! ne diyonuz?? istifrağ ettirmeyin lan adamı!
0
compadrito
(22.04.14)
kefir böcük yumurtasıdır
0
tanrı
(22.04.14)
(18)

Big data konusunda ne düşünüyor, ne biliyorsunuz?

compadrito
Selam büyük vericiler,Big data devrimi nedir? Nereye bu gidiş? Bizi neler bekliyor?cosmicstring hocam, ermanen, aychovsky, cakabo, himmet dayı, godsparticle, sanal heywan, divit, roket herif, serabetan, m e l t e m, basond, jemjum, nicki şubabbadaludap gibi bişiy olan moleküler genetikçi aplamız ve
Selam büyük vericiler,

Big data devrimi nedir? Nereye bu gidiş? Bizi neler bekliyor?

cosmicstring hocam, ermanen, aychovsky, cakabo, himmet dayı, godsparticle, sanal heywan, divit, roket herif, serabetan, m e l t e m, basond, jemjum, nicki şubabbadaludap gibi bişiy olan moleküler genetikçi aplamız ve aklıma şu anda gelmeyen ama bu konuyla ilgilenmiş kullanıcılar bir iki kelâm edebilirlerse, bek şugar olur.

Allah'a emanet olun...
0
compadrito
(20.04.14)
Teknoloji inanilmaz bir hizla gelisse de herhangi bir devrim ben bilmiyorum.
Olay, yillardir olan seyin populer olmasi, genel sirketlerin bunun kullanim alanlarini anca fark etmesi.
0
f_d
(20.04.14)
Kendi alanım için genel kültür seviyesinde bildi sahibiyim. Fakat kendi açımdan uzun süredir düşündüğüm bir çalışmayı (maalesef bitmeyecek gibi) örnek vereyim.

Alanım: ulaştırma

Örneğim metrobüs.

Şimdi metrobüsü bilmeyenler için anlatayım biraz. Metrobüs eskiden çevre yolu olan şimdi sadece şehir içi yol işlevi gören bir yolun ortasında kendisine ait yolda ilerleyen otobüs.

Şimdi bu metrobüs denen ulaşım sisteminin ciddi sıkıntılarının biri yoğun saatlerde ara duraklardan binmek imkansıza yakın oluyor. Çünkü metrobüsler 3-4 belirli duraktan yolcu alıp yolculuğuna başlıyor ara duraklarda ise otobüs zaten dolmuş oluyor.

Otobüsler de sabit bir çizelgeye göre işletiliyor bu hatta. Yani özel etkinliklerin olduğu talebi uçuran gün ile yaz tatilindeki herhangi bir gün arasında fark yok.

Şimdi herkes zaten turnikeden geçerken istanbul kart denen bir şey okutmak zorunda kalıyorlar. Bu da bir insanın durağa gelirken aslında sisteme haber vermesi anlamına geliyor. Bu veriler toplanıp daha sonra aylık ve yıllık istatistik olarak işleniyorlar. Halbuki bunları online olarak (hepsini değil de durağa gelen kişi sayısını) canlı canlı işleseler ara duraklardaki yığılmayı modelleyebilirler. Bu yoğun saatlerde atıyorum 9. durakta bir aşırı yoğunluk olduğunda o duraktan kalkacak bir boş otobüsle o duraktaki bekleme süresinin azaltılması anlamına gelebilir.

Bunun yanı sıra işleten açısından bakarsak, bazen talep düşük olduğu halde bayağı otobüsün işletildiği durumlar oluyor (nadir de olsa). Bu da verimi düşürüyor. Halbuki yine turnikelerden geçen sayısını bilsek eğer düşükse otobüsleri ilk duraktan hemen kaldırmak yerine biraz bekletsek daha verimli bir sistem oluşturabiliriz.

Tabii 50 km'ye yakın bir hat bu. Ve buradan gelecek bütün bu verilerin anında işlenmesi oldukça zor şu aşamada belki ama üzerine yatırım yapılsa toplu taşıma alanında dünyaya örnek olabilecek güzel bir proje olabilir(di).
0
godsparticle
(20.04.14)
Ne yazık ki aşırı overrated bir kavram haline geldi. Hangi şirkete sorsan "Big Data" ile bir şeyler yapıyor. Firmaların ezelden beri yaptıkları CRM çalışmaların adı bir anda "Big Data" oldu.

Hatta güzel de bir yazı var big data'nın her zaman bir işe yaramadığı hatta gayet de yanlış yönlendirdiği konusunda

www.ft.com
0
salihdt
(20.04.14)
ya beyler tam da bu konuda uğraşan biri olarak yok mu miner bilen:

www.eksiduyuru.com


duyuruya yanıt olarak ise:
Türkiye'de big data'nın değeri henüz tam anlaşılmış değil bence
CRM'de çok basit şeyler yapılıyor olabilir daha derinlere inmek lazım
0
ferit85
(20.04.14)
@cosmicstring hocam, her zamanki altın vuruşunuzu yapmışsınız cevâbınızın sonunda...

@godsparticle, mükemmel bir örnek ve mükemmel bir düşünce! aychovsky, yavrum, metrobüsün problemini çözsen çözsen sen çözersin. bi yoğunlaş şu konuya, gözünü seviyim! boşver şimdi partiyi, belediyeyi. vatandaş perişan! çok hayır duası alırsın bak!

diğer cevaplara da cevap yazacam sonra...
0
🌸compadrito
(20.04.14)
Aslında ortada çok çılgın atan bir devrim yok. Excel veri sayısından kasılmaya başlayınca big data oldu :P

Şu anda çok sayıda veri içeren iki proje üstüne çalışıyorum. İkisi de tahmin. Biri iki gün önceden rüzgar hızı tahmini, diğeri de bir web sitesinde iş özelliklerinin girilmesi ile birlikte fiyat ve fiyat aralığı tahmini.

Bu tahminleri hızlı ve daha az hatalı yapabilmem için birçok şeye ihtiyaç duyuyorum. Doğru ve kaliteli veri, altyapısı iyi bilgisayarlar veya iş istasyonları (şu anda 12 çekirdek kullanıyorum), veriyi tahmin edecek yöntem ve algoritmalar silsilesi (en uygun olanını seçmem gerek). İki tahmin için de birçok algoritma hazır durumda ve test edilmeyi bekliyor. Literatürde canavar gibi çalıştıkları iddia ediliyor, iş istasyonlarımız zaten hızlı ama ki verimiz "imperfect". Kocaman "big-fat data"mız var ama verimizin doğruluğu kuşkulu. Şu anda zaten sorunum verinin fazlalığı değil, verinin yanlışlığı.

Web sitesi örneğini şirket bilgisi vermeden, birtakım metaforlarla açayım. Örneğin, internet üzerinden araba alıyorsun ve bunun için renk, marka, km bilgisi gibi sorular soruluyor sana ama bu soruların cevapları olarak veritabanında sadece tüm arabaların ortak verileri tutuluyor. Arabanın diğer arabalardan farkını belirten ana ve anahtar özelliklerin çoğu da veritabanının dibinde bir yerlerde, çok dandik şekilde tutuluyor. Dandikten kastım, veritabanının tamamen "Kervan yolda düzülür" modeli ile yolda düzülmüş olması; verinin yapısı belli değil, aynı veri farklı tiplerde saklanıyor, eskiden daha farklı kaydediliyormuş, orada bir eksik çıkmış ya da başka soru-cevap eklemişler, şimdi daha farklı kaydediyorlar ve 1000'den fazla alt segmentin kriptolarını çözmek, sorgular yolu ile ulaşmak imkansız. Hazır veritabanı prosedürleri de "Saldım çayıra, mevlam kayıra" cinsinden. Dolayısıyla genel özellikler elimde var ve asıl belirleyici özellikleri veri olarak kullanamıyorum. Ayırıcı veriler birkaç segment için var, onların tahminleri nokta atışı bile süper oluyor ama bu sadece iki segment, yanında 123 diğer segmentler var ki iyi tahmin için ne totemler yapıyoruz. Bu durumda bol bol "Keşke data small olsaydı da düzgün olsaydı" diyorum.

O halde elimizdeki veri ile tahmin etmeye çalışalım. Normalde bir web sitesinde "Lütfen fiyat tahmininiz yapılırken bekleyiniz" yazısı çıktıktan sonra kaç saniye bekler bir ortalama müşteri, on dakika o yazının çıkmasını beklemez. Hatta iki dakika da beklemez. O nedenle hedefimiz beş saniye. Ama bu "imperfect" ve "unclean" veri ile beş saniyede ancak veri temizlemeleri, ayıklamaları yapabiliyoruz ve ortalamada nokta fiyatından %125 sapmalı, fiyat aralığını da %25 oranında tutturan tahminler yapabiliyoruz 12 çekirdekli iş istasyonunda. (Varolan sistem %5000 sapma ile çalışıyor). Kaotik denilen rüzgar hızı ve yönü tahminlerini aslında hiç de kaotik olmayan, sadece zaman içinde fiyatın artma trendine sahip olduğu basit sistemden daha rahat ve daha az hatalı tahmin edebiliyorum.

Dolayısıyla verinin sayısı, kalitesi kadar önemli değil. Veri tutma sistemi ve işleme sistemi düzeltilmedikten sonra "big data" olur, hatta yakın gelecekte "even bigger data" bile olur onun adı ama karşımızda data çöplüğü oldukça yapılabilecekler hala kısıtlı. Aynı şekilde işleme kapasitesi de yine datanın sayısından önce gelen başka bir özellik. Veri kalitesi ve işleme kapasitesi sorununu düzeltmeden big data ile çılgın attırmak imkansız. Süreçlerin en zayıf halkası zaten veri sayısı değilken veriyi şişmanlatmakla nereye kadar gidilebilir. Araba fiyatı ile ilgili kafadan bir fiyat atsam tuttururum ama algoritmalara hesaplattırana kadar taklalar atıyoruz.

Bence bundan sonra iki kırılım olacak. Her zaman bir basitleştirme, bir de karmaşıklaştırma yolu olur. Bir süre "even bigger"a kadar yolu olacak bu dataların, oradan da big data yerine sistemi temsil eden en az sayıdaki veriyi en doğru şekilde seçen algoritmalara gideceğiz bence. Hatta, neden ben bunu çalışmıyorum.

Ekleme: Hadi kapasite ve veri kalitesi sorunu çözüldü. Ortalıkta hala bir algoritma sorunu var. "No Free Lunch" teoremi diyor ki bir algoritma bir şeyi iyileştirse başka tarafı kötüleştirir; algoritma fakir battaniyesi gibidir, başını örtsen ayağın (ya da kaba etlerin), orayı örtsen başın açıkta kalır. Algoritma işleme yöntemleri de daha iyi işleme yapabilmek için basitten karmaşığa geldi, bir iki parametreli algoritmalardan başlayıp en son veriyi işlemeye başlamadan önce 13 tane parametreyi "tune" etmem gereken bir algoritma ile sessiz kuyularda kimsesiz kaldım. Bu nedenle bir algoritma devrimi de gerekiyor. Koskoca teorem çökertilecek değil ama, basitlik-performans-süre-sonuç kalitesi ölçütleri arasında biraz da bir çılgın kırılma noktasına da ihtiyaç var. Belki bir kırılma noktası minimum sayıda uygun veriyi seçmek yanında bir yol ayrımı ile yeni ve iyi bir algoritma kırılması da olabilir.

Ekleme2: Bir arkadaşım da şu anda Türkiye'nin en çok bilinen, büyük şirketlerinden birinde bir proje yapıyor. Yine bu "big-fat data" kendisine sunuluyor ama şu şart ile birlikte: "Biz şu ve şu yazılımı aldık, o yüzden yöntemin şu ve şu ile sınırlı". Dataya bakıyorsun ve aslında sana "Ben aslında başka bir X yöntemi ile çok süper çözülürüm" diye bağırıyor, bu kadar kab-bak gibi ne yapılacağı net veri yoktur ülkede. Arkadaş da dayanamayarak bir de o X yöntemle çözüp veriyi mutlu ediyor ama adamların yatırımı boşa gitmesin diye dataya parende attırarak, slalom yaptırarak daha dandik bir veri işleme süreci elde edilmek zorunda kalınıyor. Demek ki veriden önce zihniyet de değişmeli.

Ekleme3: Bir de kaç veriden sonrası "big" acaba?

Ekleme4: Trafikçi ben değilim, başka iki arkadaşım. Ama onlar yaparsa, ben mutluluktan uçarım. Mağdur oluyoruz. :)
0
aychovsky
(22.04.14)
Adımız anılmış, iki kelam edelim :)

Big Data'yı ilk olarak 1.5 sene kadar önce bir seminerde duydum. Ondan 1-2 ay sonra da CRM alanında kendisiyle haşır neşir oldum. Müşteri değerini hesaplarken kullandığımız 50 tane faktör var ancak big data ile bunu 500 hatta 5.000 yapmak mümkün.

Önemi giderek artacak, bu kesin. Ancak diğer cevaplarda yazıldığı gibi verinin kaydedilmesi, sonrasında analizi ve yorumlanması zaman alacak bir süreç. Bu döngünün hızlanması ise teknoloji ile doğru orantılı olacak.

Modelleme konusunda çalışan bir arkadaşımın en büyük hedefi maç skorunu tahmin modellemesi yaratmaktı. Bir maça ilişkin alabileceği tüm veriyi modellemeye dahil edip maçın skorunu tahmin etmek istiyordu. Ne aşamaya geldi bilmiyorum :)
0
cakabo
(22.04.14)
Big data olayın biraz marketing bullshit tarafı, data analytics diyorlar genelde buna. Daha önceden bilgisayarlarla yapılan analizlerin kapsamı çok dardı. hafıza düşük, yer düşük, işlem gücü düşük, paralel işleme mevzuları daha yeni yeni çıkıyor falan. şimdi sikko üç beş tane sensörle bile inanılmaz veriler toplayabiliyorsun her konuda, o verileri alıp işleyip bir sonuç çıkarınca big data analizi yapmış oluyorsun olay tamamen bu.

Godsparticle'ın anlattığı örnek gibi yani. Mesela 20 milyon kredi kartı kullanıcısının satın alma verileri var elinde. Hangi saatlerde tekel bayiilerinden alışveriş yaptığını tespit edip muhtemel alkol yasağının yaratacağı tepki boyutunu düşünebilirsin, ona göre strateji planlarsın. Ya da ne bileyim alışveriş sitelerinde olan x alan bunu da aldı gibi çok basit cross marketing mevzuları bile big data içerisine giriyor. Ben mesela bir çok marka getirten bir distribütörle çalışıyorm, bizim şirketin CRM'inden toplu veri çekip benim marka ürünleri müşterielr en çok hangi başka markalarla birlikte alıyor gibi anlamlar çıkartıyorum oradan, marketingde işime yarıyor.

Bunun için tabii elindeki verinin doğru olması lazım, en çok vakit alan kısmı bu. Ne yazık ki 20 bin satırlık excel tablosu alınca bu verinin anlamlı olup olmadığını anlamak epey zor, e veri yanlışsa, yaptığın analiz de yanlış olacaktır dolayısıyla. Ama genel olarak doğru oluyor ya. Bilemiyorum çok seviyorum ben data analitik tarafını. En favori bilgi işlem aktivitem. Şakır şakır döküyorum enteresan analizleri milletin ağzı açık kalıyor.
0
roket adam
(22.04.14)
şimdi ben genetik mühendisiyim, yani onca açıklama yapmış arkadaş gibi ne yazılım ne istatistik ne de reklamcılık alanında deneyimliyim. bu sebeple yaptıkları yorumlara a evet doğru metrobüs, o hava sahası yoğunluğu, doğru doğru google glassda kesilen hatun sayısı/tipi olarak bakabiliyorum yalnızca.

big data mevzu, adı böyle anılmıyor olsa da genetik biliminde eskiden beri ihtiyaç duyulan nokta. zaten DNA adı verilen kalıtım materyali başlı başına biyolojik bir big data örneği. bizde temel hedef bu molekülün keşfinden beri, ne demek istediğini anlamak oldu. 2000lerin başında başlatılan human genome project ile dünyadan milyonlarca sayıda insandan DNA (kandan) örneği toplanıp o gruplarda karşılaştıkları varyasyonlarla günümüzde yaşayan insan ırklarını bir tür kategorizasyona almaya, veri tabanı oluşturmaya çalıştılar. ama burada bahsettiğimiz ~30.000 protein kodlayan gen(bi bu kadar da kodlamayan bölge var ki asıl kilit nokta onlar), kromozomlarının yarısında(yarı anneden yarı babadan ya hani) 3 milyar baz var(tam bir temel DNA parçası). karşımızda da milyonlarca insan.
bu sayılar düşününce bilinen depolama sistemlerini zorluyor. çünkü çalışma milyonlarla sınırlı. asıl bilim dünyasının hedeflediği gözden tek bir varyasyonun dahi kaçmamış olması, o zaman da big data denilen mevuz devreye giriyor demek ki.
human genome projectin bu milyonluk kişiyle veri toplaması işi 2008 civarı mı neydi, bitti. burdan artık hangi gen nereyi ne şekilde kodluyor, hangi hastalık hangi genden kaynaklanıyor, bunları bulup işlemeye çalışıyorlar. bunların en büyük getirisiyse kisiye özel tıbbın gelişmesi, gereksiz ya da yanlış ilaç kullanımının önüne geçilmesi, ilacı bulunmamış hastalıkların tedavisi, organ nakillerine gerek duyulmaksızın kişinin kendi hücrelerinden lab. ortamında organ üretilebilmesi filan olacak.. ki yanlış hatırlamıyorsam sene 2011 civarı olacak, tamamen insan elinden çıkma, eldeki dataları kafalarına göre sentetik birleştirip onu da yine insan eliyle DNA bazlarını seçe yerleştire ilk %100 sentetik hücre genomu oluşturulup bir hücre yapılmış ve yaşaması sağlandı. bildiğin gözü mavi olsun (attgacgasg), kolu üç tane olsun (astgsatsatgsat), kuyruk koyalım(gastgsatgast), uçsun(asgtsagats) yöntemiyle yaptılar[a:adenin, t:timin, s:sitozin, g:guanin].
şimdi buraya kadar her şey harika. aynı ilk buhar makinesinin üretimi, radyoaktivitenin keşfi ve kullanılabilirliği gibi..
herkes hakkında elde edilen ve depolanan onlarca bilginin yalnızca insanlık yararına kullanılacağı basit tabirle naiflik.

daha hızlı ulaşımı hedeflerken daha uzun menzilli silahlar, daha güçlü enerji sistemleri hedeflerken kitlesel katliam silahları yaptık. her şeyi geçtim bu silahların üretimi uzun dönemlerin çabası ve onlarca parayla yapılıyor hep sınırlı sayıda. biyolojik yaşayan bir organizmayla yola çıktığınızda onun kendini bölüp çoğaltıp kontrolü ele almasına nasıl engel olacaksınız merak ediyorum. bu alana yabancı olanlar için şöyle örneklendireyim: elimizde yalnızca sarı ırkı etkileyebilecek silah oluşturabilecek teknoloji var. ama bunun radyoaktivite vb bir etkenle bir süre sonra mutasyon geçirip beyazları ve siyahları da asla etkilemeyeceğini garantileye bileceğimiz hiç bir yol yok.

toparlayacak olursam,
big data devriminin önüne geçilmesi mümkün değil ve harika sonuçlar yaratacak, gelişmelere yol açacak. insan ömrü yaşlanmayı durdurup ölümsüzlüğe kafa tutacak. bilinen tüm hastalıklara tedavi bulunup, mutfağımızda kendi organlarımızı 3 saatlik bir prosedürle üretebileceğiz. kızımız mavi gözlü ince belli, erkeklerimiz daha yapılı ve yaraları çabuk iyileşir olacak. ama yeni hastalıklar çıkacak. ama kısırlık ortadan kalktığında doğal seçilimi bozduğumuz için yeni nesil hep en iyi özelliklere sahip olan değil hep babası zengin olan ama geri zekalı, ama kalıtsal hastalıklı olacak. yemeklerimiz çürümeyecek ama onlardan aldığımız kaloriler de bizden asla gitmeyecek. bu defa da liposuction yaptırıp göbekteki tüm yağ hücrelerini çekince göz altı torbalarımız, kulağımızın arkası ve el bileklerimizde yağ birikecek.
ben kıyamet denilen kavramın aniden gelecek dev depremlerle dünyanın parçalanması değil elimizdeki pimi çekilmiş harika teknoloji bombalarımızla kendi uygarlığımızı yok etmemiz olduğunu düşünüyorum. big data da henüz laboratuvarda cam ardında hayranlıkla seyrettiğimiz yeni bebeğimiz.
0
shubulubapshubaptishaluva
(22.04.14)
Özel hayatın gizliliği ihlal edilmediği, kişiler fişlenmediği ve bilgiler makul bir süreyle saklandığı sürece alışkanlıklarımız hakkında bilgi toplanmasını, toplumsal ve kişisel ihtiyaçlarımızın ideal biçimde karşılanmasını sağlama imkanı yaratması bakımından gayet faydalı buluyorum. Çok da ilginç buluyorum data analizlerini.
0
m e l t e m
(22.04.14)
Valla bu konuda bilgim yok dostum ya, bilmediğim konuda atıp tutmayım.
0
basond
(22.04.14)
@divit senden, kallavi bi cevap bekliyodum zaten. o dediğini Türkiye'de yapacak adam vardır. Türkiye'nin beyin gücünü yabana atma. Nörddür, nikotinmandır, sallamıyodur, o ayrı.

''ben hiç böyle yakaladığımız bişey görmedim etraftan da duymadım'' diyosun ama bu iş henüz emekleme dönemde. bundan sonraki 10-20 senenin, big data açısından neler getirebileceğini tahmin bile edemiyor olabiliriz.

@salihdt big data'yı CRM'e indirgemek ne derece hakkâniyetli olur emin değilim. gazetedeki yazıyı henüz okuyamadım ama mutlaka okuycam. çok teşekkür ederim cevap yazdığınız ve katkılarınız için.

@aychovsky, gene yapmışın yapacağını ve tozu dumana katmışın. yazdıklarını görebilmek içün tozun inmesini bekledim, annayabilmek içün de tekrar tekrar okumam gerekti. yannız, sana bişiy diyim mi? ben temiz verinin kıymetini bi amarigalıdan öğrendiydim, amarigaya gelmeden çok önceleri... bilmem kaç bin satırlık veriyi tek tek inceleyip, manuel olarak temizlemekten, gözleri kan çanağına döndüydü. içimden, ''bu herif sapık lan!'' diye geçirdiydim. sonradan buralarda, data cleaning, data reconciliation, data cleansing işlerine bulaşıp işin boyutlarına ve ulaştığı noktalara bi nebze olsun âşinâ hâle gelince, adama derin saygı duydum tabii.
bi zamannar bi motelde kaldıydım. kaavaltı mönüsünde portakal suyuna baktım, iki boyu vardı portakal suyunun: big, really big! really big olan, bebeykene sahilde kumdan kale yaptığımız kovalardan bile büyüktü. sen even bigger data diyince onu hatılladım. sana bişiy diyim mi? yakında, really big data diye bi laf ortaya çıkabilir, senin de öngördüğün gibi... cosmicstring hocamız, ''doğadan alınan veriler süzülmeden, en ince ayrıntısına kadar ele alınabilirse gözden kaçan pek çok şey bulunabilir'' yazmış. hemen aklıma, 17 Ağustos depreminden sonra popülerliği tavan yapan depremci hocalardan öğrendiğim ''mikroçıtırtı'' lafı geldi bu noktada. düşünsene qız, mikroçıtırtıları kaydedip biriktiriyosun ve sonradan analiz edip anlamlandırıyosun. Azerbaycanlıların mı, İranlıların mı ne, buna benzer bi çalışması vardı. Radon gazı salınımındaki değişikliği mi ne ölçüyolardı. Yukarıda, big data'yı CRM'e indirgemek ne derece hakkâniyetli olur dememin sebebi bu. Osman Pamukoğlu'nun bi sözü var: Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz ama savaş sizinle ilgilenir. Ben bu sözü, big data'ya uyarlamak istiyorum. (basond hocam, aslında bu söz sana!). Siz big data ile ilgilenmeyebilirsiniz ama, big data sizinle ilgilenir. verinin temizliği konusuna dair şunu da yazmak istiyorum: insülin direnci yazımda aynı dertten muzdarip olduğumu şöyle dile getirmiştim:

**
hay allah, hic bi seyi yoktu, niye diyabet olduysa diyoruz sonra. hay allah 38 yasinda kalb krizi mi olurmus diyoruz. bunlar ne haberlere yansiyor, ne istatistiklere.

gidin bakin ölüm sebeplerine: kac tane kardiyopulmoner yetmezlik goreceksiniz?

bi akilli da cikip demez ki o anli sanli doktorlarimiza, gardaşım kardiyopulmoner yetmezlik diye ölüm sebebi mi olur? bu hasta neden öldü? asil sebep ne?
arastirip baksan, trafik kazasi, kanser, diyabet komplikasyonlari, sigaraya bagli koah, sigaraya ve sacma sapan bi hayat tarzina bagli aterosklerotik kalb hastaligi cikar altindan.

ama oraya kardiyopulmoner yetmezlik yazan bilincsiz ve egitimsiz doktorlar yuzunden, istatistikler sikilip atiliyo. rakam yok lan elimizde!!!

olcmedigin seyi kontrol edemezsin olm!!!

hay sikeyim ben boyle isi yaaa!!!!!
**

demem o ki, verin kadar konuş! ya da verinin temizliği kadar konuş! kaç veriden sonrası big acaba demişsin de, petabayt, zotabayt, zottiribayt birimleriyle ölçülenler bigdir heralda.

bu noktada, kafama zıçayım! 2006 ya da 2007 senesinde, New York Times'da okuduğum bi haberi kesip saklamadığım için... Deyecahsın ki neye? Harbiden, neye? Haber şuydu: Çinli (başka nereli olacağıdı ki zaten?) bi matematik profesörü, bi algoritma geliştirmiş. Heralda bi miktar big data kullanmıştır. Bu algoritmayı kullanarak, Wall Street'ten 1 milyar (evet milyar) dolar kaldırmış, matematike burun kıvırıp bok atannara kapak mahiyetinde! Öte yandan modern Nostradamus (ulan şu herifin adını da bi ezberleyemedim gitti bea! Çok tersime gidiyo adı. Gugıllamaya da üşendim şindi. NYU'da bildiğin hoca. Ama bildiğin hocalara hiç benzemiyo. Modellemeleri (bu modelleme lafına da ayrı bi hastayım!) ile dünyanın siyasi geleceğini tahmin ediyo. Düşün yani, CIA, adama proce ısmallıyo! Şunu şunu bi modelle hoca efendi! diyo. Hoca efendi o esnada kaç dolar kaldırıyo bilemiyorukh tabe. Procenin muhtevasını sormamız mümkin değil takdir edersin ki...

@roket adam senden de kallavi bi cevap bekliyodum ve beni yanıltmadın. teşekkür ederim. bu konuda dedenin fikrini de merak ediyorum ben asıl. ona bi özetlesen şu yaptığını da, ne düşündüğünü bi öğrensek!

@şubulububulu aplam! eline sağlık! big data'nın feriştahının sizin elinizde olduğunu bildiğimden kelli, sana yaldızlı ve beş yıldızlı dâvetiye çıkardıydım. bizi kırmayıp geldiğin içün müteşekkiriz! (bkz: george church) delisinden bahsettim miydi ben sana? Allah bilir jemjum görmüştür ya da gendinnen tanışmıştır bile! sizin alan HGP'nin açtığı devirden sonra üstel bir hızla devinecek gibi duruyo. beni en çok helecanlandıran alan diyebilirim. başlarda, meaaahhh, dağ fare doğurdu! denebilecek gelişeMEmeler yaşansa bile, asıl kırılımları, açılımları sizin tayfadan bekliyom. işalla görürüz o günneri!

@m e l t e m hanımcım, özel hayatın gizliliği filan hikâye! kimsenin hiçbişeysi gizli kalmıycak. belki şu anda bile gizli diil. hatta bilgiler ebediyen bile saklanabilir. muhtemelen biliyosunuzdur, ABD Kongre Kütüphanesi twit biriktiriyo. Bundan 50 sene sonra, araştırmacının biri 28 Mayıs 2013'ten itibaren Türkiye'de atılan twitlerin analizini yapıp oradan bir sonuç çıkarmak isteyebilir mesela. Ya da daha yeni bir tarihte gerçekleşen twit savaşlarının. Öte yandan, dünyadaki telefon ve email trafiki de, bi yerlerde birikiyo. Feysin elinde önemli veri var. Şimdi vatsaptan da gelecek önemli bi miktar. Gugıl, gugıllanan kelimelerin lokalizasyon tayinini yaparak, doğru grip salgını tahminleri yapmış. Eminim çok daha başka şeyler yapmıştır, yapıyodur ve yapacaktır.

aychovsky bana bu mini konferans için teşekkür etti, sağolsun. elimize gugıl geçince, ille de sikiş sokuş mevzularını mı gugıllıycaz? ya da elimize duyuru geçince ille de ''bi çocuk var, tatlı bişiy...'' diye başlıyan duyurular mı okuycaz? bunnardan da koyalım ara sıcak olarak. herkeş eteğindeki taşı döksün, olma mı?

hepinize, vakit ayırıp geldiğiniz ve emek verdiğiniz içün ayrı ayrı teşekkür eder, bi dahaki mini konferansımızda buluşuncaya dek, yanaklarınızdan makas alırım.
0
🌸compadrito
(23.04.14)
herkese "sen" bana niye hanımcım ya, 50 yaşında mıyım ben? özel hayatın gizliliği ile kastedilen her türlü gizlilik değil yalnız, kişi zaten bilgilerinin toplanıp paylaşılmasına dair söz. onaylıyor çoğu zaman.
0
m e l t e m
(23.04.14)
cosmicstring hocamdan okkalı bi ef-ferim aldım olm! ben bu gaznan var ya, şindi gider işyerindeki Hintli avratlardan ikisini donumda sallar duvara vurarım! (O değil de, Çinni avratlardan biri demin mutfakta geğirdi la! Çok doğal geğirdi yannız! Hakkını teslim etmem lâzım.)

m e l t e m cim, senin taptaze bi kır çiçeği olduğunu hepimiz biliyoz. hani işyerinde Director of Compliance'ı görünce ''Saygılar efenim, he heh!'' diye yılışırsın ya, işte o hesap, ben de mesafeyi koriyim istemiştim sennen, 'fikri mülkiyetçi filan amma gene de avukat olm, hürmette kusur etme de sakata gelmeyelim' filan gibilerden, mesafeyi korurkene de sonuna bi cım koyiyim samimiyet maksatlı didiydim ama, çok haklısın, altın günnerinde konuşan aplalara benzemişsim! özürlerden özür beğen! yannız sana bişiy diycem, geyik çevirmeyi 30 yaş altının tekeline alma istersen...

comptrol abim hoşgelmiş! hele şükür! boşver siyaset yazmayı abim bea! sana bu çok daha fazla yakışıyo. yazacam soğna. şindi işim var biraz...
0
🌸compadrito
(23.04.14)
@compadrito vur dedik öldürdün.
0
m e l t e m
(24.04.14)
m e l t e m, özürlerden bi tane daha beğen(iniz) o vakit! maymun oldum valla!

comptrol hocam, sen neymişsin de haberimiz yokmuş valla! Darısı 3 milyon dolar ödüllü yarışmalara işalla!
Cem Boyner'in annattığı bi hikâyeyi hatıllıyom: Müşterilere doğum günü tebriği mi ne postalıyolar Beymen'den ya da Çarşı'dan. Adamın birinin karısı görüyo tebriği ve merak ediyo. Halbuki Beymen'den alınma bi mevzu yok evde. Meğer herif metres'ine çamaşır almış sevgililer gününde. (O aradaki bağlantı nası kuruluyo, olay nası su yüzüne çıkıyo kısmını unuttum, uydurmiyim şindi). O olaydan sonra, Boyner grubu bu uygulamadan vazgeçmiş galiba. Hikâyeyi bana Cem Boyner annatmadı tabe, kastede okudum, he heh... (biz ne diyoduk, nerden geldik bu don mevzuuna ya?)
0
🌸compadrito
(24.04.14)
45/1700 demek % 2.6'lık dilim demek. Oldukça iyi bir başarı. tebrik ettim.
0
godsparticle
(06.05.14)
Meğer "Big Data"dan "Deep Data"ya da bir gidiş varmış. İçimizde bizden içerü bir biz varmış, onu keşfe gidiyormuşuz
www.huffingtonpost.com

Bugün gelen bir konferans davetinde gördüm Deep Data'yı, henüz ne olduğunu ben de bu kadar biliyorum.

Bir de "Really Big" ya da "Even bigger" olanı değil de, "Huge Data" çıkmış.
www.iaria.org
0
aychovsky
(23.11.14)
(14)

Vücutta kıllanma

loveinaflipbook
selamlar, az önce üstümü değiştirirken farkettim ki vücudumdaki kıllarım artmış sanırsam. omzumda falan çıkmaya başlamış tek tük de olsa, bu nedir arkadaş? 30 yaşından sonra ikinci ergenliğe mi giriyorum? sebebi ne olabilir? engellemek için ne yapabilirim? ya da direkt lazere verip kurtulmak mı en m
selamlar,

az önce üstümü değiştirirken farkettim ki vücudumdaki kıllarım artmış sanırsam. omzumda falan çıkmaya başlamış tek tük de olsa, bu nedir arkadaş? 30 yaşından sonra ikinci ergenliğe mi giriyorum? sebebi ne olabilir? engellemek için ne yapabilirim? ya da direkt lazere verip kurtulmak mı en mantıklısı? o da ne biçim tutar allah bilir. ne yapayım ben şimdi? nasıl olur?

ama bu nedir hakkaten ya? valla kendimden tiksindim artık...
0
loveinaflipbook
(20.04.14)
yediğin, içtiğin, sürdüğün şeyler hormonlarına etki etmiş olabilir.
0
mayeskuel
(20.04.14)
sebebi şu olabilir
üst kol bölgesindeki tüyler alındığında (lazerle veya ağdayla) sırt bölgesine doğru yayılma gösteriyor imiş.
0
nax
(20.04.14)
yaban eller yaramıyor.
0
neyleyim
(20.04.14)
@neyleyim son iki haftada çok domuz yedim ondan mı acep? :D
0
🌸loveinaflipbook
(20.04.14)
tabi tabi domuzdan :D
0
neyleyim
(20.04.14)
ne yapam peki ben? kedilere mi yolduram omuzlarımı? lazerleri bayıltmaya ayarlatıp kendimi mi vurduram scotty'e, spock'a?
0
🌸loveinaflipbook
(20.04.14)
hormonlarına bir baktırabilirsin, genelde doğum kontrol hapıyla sonuçlanıyor bu şikayet ile doktora gitmek.
0
kırmızıkaşekaban
(20.04.14)
hormonal olabilir. Testosteron fazla salgiliyosundur.
0
kedidir o kedi
(20.04.14)
takmayacaksın bu kadar!
omuzunda kıl olsa ne olur yani, içbişe olmaz.
0
neyleyim
(20.04.14)
@kırmızıkaşekaban not olarak belirtmem lazımdı sanırım; erkeğim ben. erkeklere de doğum kontrol hapı veriliyor mu?

@neyleyim istemiyorum kıl falan ben yea, zaten olan da fazla geliyordu gözüme, şimdi ciddi ciddi lazer düşünmeye başladım :(
0
🌸loveinaflipbook
(20.04.14)
erkek mi? ben seni kadın zannediyordum
hocam o zaman neden uğraşıyorsun ki, erkek dediğimiz kıllı olmuyor mu zaten default olarak?

çözüm olarak duş jeli kullanıyorsan bırak. eğer kullanmıyorsan ve çok rahatsız olduysan lazer epilasyon araştır.
0
kırmızıkaşekaban
(20.04.14)
kadın değilim, herkes beni kadın sanıyor zaten anasını satayım, niye bilmiyorum. oysa ki ben kıllı bir erkeğim -_-

duş jeli kullanıyorum evet, duş jeli niye kıllandırıyor ki? ilk defa duydum. şimdi bıraksam dökülür mü kıllar? ne kullanayım onun yerine?
0
🌸loveinaflipbook
(20.04.14)
bir de öyle düşünüp okusana sorunu ve cevapları :)
0
neyleyim
(20.04.14)
ıkhtıyarlıyon hacıt!
0
compadrito
(20.04.14)
(12)

Kan aldırdıktan sonra bayılma ve bayılana tokat atma

han20
Pazartesi günü olacak ameliyatım için 2 gün önce tetkik yaptırdım. Kan aldırmadan önce personele bayılacağımı söyledim ve kan aldırırken hiç bişey hissetmememe ve kan görmememe rağmen ayrıca meyve suyu içtiğim halde bayıldım. Ancak personel tokat atınca şoka girmiş gibi tepki vermişim, elim ayağım t
Pazartesi günü olacak ameliyatım için 2 gün önce tetkik yaptırdım. Kan aldırmadan önce personele bayılacağımı söyledim ve kan aldırırken hiç bişey hissetmememe ve kan görmememe rağmen ayrıca meyve suyu içtiğim halde bayıldım.

Ancak personel tokat atınca şoka girmiş gibi tepki vermişim, elim ayağım titremiş. Bunun sebebi nedir?

Ayrıca bu bayılma meselesi ameliyatta can sıkıcı bir duruma sebep olur mu?
0
han20
(20.04.14)
bayılma sebebi kansızlıkmı yoksa psikolojikmi bunu anlamak gerekli,
Kansızsan eğer ameliyat için sıkıntı.
0
basond
(20.04.14)
Doktor ameliyata bir engel yok dedi. Psikolojik olduğunu söyledi ki çocukluktan beri kan aldırırken bayılırım. Bu arada ameliyat burun ameyatı
0
🌸han20
(20.04.14)
Ismi Vasovagal senkop. Araştırabilirsiniz Google'dan.
0
fayfim
(20.04.14)
bir tüp kan ile kimse kansızlıktan bayılmaz.

iğnenin acısını hissettiğin an, bilinç altın devreye giriyor, görmesen bile geçmiş anıların canlanıyor.
0
grimer
(20.04.14)
Anksiyete, korku, ağrı, sıcak ve nemli ortam, uzun süre ayakta kalma gibi faktörler tetikler. Kalp hızını arttıran sempatik aktivite, duyarlı bireylerde sinirsel aktivasyona neden olur, kan basıncı ve nabız düşmesi sonucunda serebral perfüzyon bozulur ve bayılma gerçekleşir.
0
she was my baby
(20.04.14)
bayılana tokat atma!
pek tutmadım bu yöntemi. el ayak titremesinin sebebini de bilmiyorum. kafa yorulacak bi durum diil.

bu bayılma meselesi, ameliyatta can sıkıcı bi duruma sebep olmaz. zaten salona girmeden önce sizi hazırlıycaklar. bişiyler yapacaklar damardan. o sırada söylersiniz ben kan verirken bayılan modellerdenim diye. alınacak bi tedbir varsa alırlar ama bi pürüz çıkmaz, merak etmeyin.
0
compadrito
(20.04.14)
annem hemsire, gordugum butun karadenizli erkekler cekilen her turlu numaraya ragmen bayilmistir :)) psikolojinin genetik geciskenligi ohom... senin bakmaman bir sey degistiremeyebiliyor, cunku igneyi yedigin anda kanini cektiklerini biliyorsun.

kansizlik vesair gibi ameliyata engel bi durum olsa tetkiklerde cikardi.
0
no avalon
(20.04.14)
@no avalon

müthiş bi bilgi! bilmiyodum bunu... teşekkürler!
0
compadrito
(20.04.14)
Ben de bayılmayan karadenizlilerdenim sanırım :) ama doktor olmama rağmen pis yaralara bakarken baZen zorlanırım :)
0
fayfim
(20.04.14)
kansızlığı en basit şekilde parmağın ucuna iğne batırıp çıkan kan damlasının rengini skala ile karşılaştırarak karar veriyorlar, en azından ben kan verirken öyleydi.

herkesin kan vermeye, ya da iğneye tepkisi farklı. Yanyana yatıp, birisinin suratı bembeyazken, öbürünün suratının sapsarı olduğunu gördüm (kadın ve erkek sırasıyla)

kansızlığı kontrol için kan almazlar zaten
0
bonjurkes
(20.04.14)
benim de kan alınırken içim kalkar sakin olmama, iğneden falan korkmamama rağmen. başkasına bakarken hiç sıkıntı olmuyor. kan aldım, birisinin burnu kanarken ben kan içinde kaldım falan ama cıks. serum takıldığında da olmuyor niyeyse. eskiden gözüm kararıyordu şimdi midem bulanıyor belki zamanla o da geçer.

neyse, bir şey olmaz ondan. ameliyata engel olacak bir şey olsa kan testlerinde çıkardı. (pıhtılaşma, kanamanın durdurulamaması vs.) yine de girerken dedikleri gibi söylersin. anesteziye girmeden de söylemeyi unuttuğun ilaç olmasın.
0
Lim5
(20.04.14)
20 yasima kadar her kan aldirdigimda istisnasiz ama hepsinde bayilirdim. Kan alimi bitip dakikasinda sekerli biseyler yememe ve icmeme ragmen hep bayildim bu zamana kadar. Hatta bir tanesinde dusup kafami yere carptim ve ayilamadim, burnumdan oksijen taktilar ancak oyle ayildim. Cok tehlikeli bisey aslinda bu bayilmalar. Doktorlar cok cekti benden.
Benimkisi psikolojikti. Asmaya calisiyorum bunu hala, basarili da oluyor gibiyim.

Seninki de psikolojik olabilir.
0
kedidir o kedi
(20.04.14)
(11)

Uyumak için ne yapılır?

prinz-frost
Merhaba arkadaşlar,Uyuyamak için ne yapmak gerekir? Dün geceden beridir hiç uyumadım ve hala uyuyamıyorum. önerisi olan var mı ?
Merhaba arkadaşlar,
Uyuyamak için ne yapmak gerekir?
Dün geceden beridir hiç uyumadım ve hala uyuyamıyorum.

önerisi olan var mı ?
0
prinz-frost
(19.04.14)
bal süt meyve caylari rahat dus masaj düzgün sicaklikta düzgün rahat yatak. hepsinden önce bi 30 dklik spor. enerji atilsin önce.
0
wiillii
(19.04.14)
süt uyutur derler ama bana pek etki yapmıyor.
0
basond
(19.04.14)
neden uyuyamadığın da önemli. Havalandır odayı. ben hep gözlerimi kapatıp ya çok sevdiğim mutlu bir filmi düşünüp sonunu kendime göre yazarım veya çok absürd neredeyse imkansız hayaler kurarım. kafanı meşgul edecek, seni strese sokan düşünmeye iten şeylerden uzaklaşırsın böylece.
0
april12th
(19.04.14)
kisik sesle radyo ac. trt fm mesela.
bangir bangir muzik olmasin

onu dinlerken dalarsin uykuya
0
exlibris
(19.04.14)
bugün sözlükte okudum. göz kapaklarına 3-5 dakika masaj yap, kendiliğinden dalıyormuşsun zaten uykuya. bi sonuç alırsan bana bilgi ver bro =)
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(19.04.14)
en az yarım saat hiçbir ekrana bakma telefon bilgisayar falan.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(19.04.14)
bira
0
mutevazi
(20.04.14)
Arkadaşlar hepinize toplu olarak cevap yazayım öncelikle teşekkür ederim. Bal , süt meyve çayı , yoğurt vesaire etki etmiyor.

neden uyuyamadığımın aslında sebebi düzensiz bir hayatım olduğundan da kaynaklanabilir ama bu biraz farklı bu ara. Stresliyim çok sınav falan bazen oluyor.

Duş niye aklıma gelmedi diye hayıflandım şu an cok yorgunum aslında .
masaj olayını denerim ve geri dönüş yaparım :)
Şu an müziğinde bir etkisi olmuyor.

ekran ve telefonda olmadı.
egzersiz yapacak durumda değilim.
alkol kullanmıyorum.

Çok teşekkür ediyorum.
0
🌸prinz-frost
(20.04.14)
yatağa yatmadan iki saat öncesinden itibaren bilgisayar, vidyogeym, televizyon, tablet, telefonla uğraşmayı bırakırsınız. bunların parlak ışıkları melatonin filanlı mevzulardan dolayı uyku kaçırıyor. biyoritmi bozuyo.

sonra yatay duruma geçip Tekdüzen Muhasebe Sistemi kitabı açılır ve okunur...
0
compadrito
(20.04.14)
önce sıcak duş al, sonra da iki bardak adaçayı iç, rahatlatır. sonra da koy kafayı yat.
0
lesmiserables
(20.04.14)
Çok basit ve etkili bir şey söyleyeceğim. Aç kitabı, Kur'an oku. Hemen uyursun emin ol ;)
0
fayfim
(20.04.14)
(24)

Türkiye'ye döneyim mi?

fayfim
6 aydır Almanya'da yaşamaktayım. Dil öğrenip, çalışmak için geldim buraya ama özellikle dil konusunda hala sıkıntılarım var, beceremiyorum bu lanet dili. Konuşuyorlar, anlayamıyorum, ben konuşuyorum, 2 cümle sonra mutlaka bir kelime eksik kalıyor, toparlayamıyorum. Ülkeyi, çalışma şartlarını falan ç
6 aydır Almanya'da yaşamaktayım. Dil öğrenip, çalışmak için geldim buraya ama özellikle dil konusunda hala sıkıntılarım var, beceremiyorum bu lanet dili. Konuşuyorlar, anlayamıyorum, ben konuşuyorum, 2 cümle sonra mutlaka bir kelime eksik kalıyor, toparlayamıyorum.
Ülkeyi, çalışma şartlarını falan çok sevmeme rağmen dil olmadan olmayacağı için artık ciddi ciddi dönmeyi düşünmeye başladım. Siz ne yapardınız? Artılarını eksilerini yazayım.
Almanya-> (+) gelecek garantisi, huzurlu yaşam, sakin ve insani şartlarda çalışma ortamı, kariyerimde ilerleme fırsatı, daha yüksek yaşam standartları, Rte'siz yaşam
(-) dil, sıfır arkadaş(hem kız hem erkek olarak), sıfır çevre, memleket özlemi yine de, sıkıcı, tek düze Alman hayatı, leş gibi iklim, sıfır sosyal hayat dolayısıyla bol internet, 50 bin nüfuslu kıç kadar bir köyde yaşamak, cumartesi gecesi evde oturan ezik tip olmak.
Türkiye-> (+) dil, insan, iklim, alışık olduğum çevre, canım sıkılınca hadi lan boğaza gidelim de bir çay içelim, kız arkadaş bulma ve evlenme olasılığı, istanbul, İzmir
(-) Hepimizin bildiği sıkıntılara ek olarak döner dönmez 1 sene askerlik, kariyerimde ilerleme şansının Türkiye'de çok zor olması
0
fayfim
(19.04.14)
gelme bro, kal orada. gelirsen pişman olursun bak
0
Alt4y
(19.04.14)
6 ay ne ki. çatır çatır öğrenirsin merak etme. kal orda. asosyallik evresini atlatınca hayat güzelleşiyor.
0
lily briscoe
(19.04.14)
Dönme.
Duyuru'da verdiğim en kolay cevap oldu şimdiye kadar.
0
sanal hayvan
(19.04.14)
ilk başta 6 yıl anladım da 6 ay nedir ki be abi biraz daha zaman tanı kendine.ulan sırf askerlik için bile gelinmez.askerde çok pişmanlık yaşarsın
0
high hopes of the sozluk
(19.04.14)
ya mal mısın aq sikmişim almanyasını çık gel buraya. ciddiyim gel. sikmişim sılayı da gurbeti de.
0
tutun kolonyasi
(19.04.14)
dil dedigin olay hele de yabanci bi ulkede yabancilarla problemsiz anlasabilme derecesinde isteniyorsa en az 5 senede hallolur. yani bazi akli evvellerin " abi yeaa 3-5 ay kaldim sakir sakir konusuyorum" diyenleri skype'a cagir da bi test edelim.

dedigim gibi dil icin almanya'da en az 5 sene yasamalisin, eger bu kadar sure dayanamayacaksan, sen mucadele nedir bilmeyen birisin, hemen don turkiye'ye cunku zaten mucadele etmeyi bilmeyen adam bos adamdir. git annen sana bi kezban bulsun evlen, bogazda beraber cay icersin romatik romaNtik !@#$
0
angster
(19.04.14)
inci'nin daha meşhur olduğu zamanlarda bir caps vardı abi hatırlar mısın, sümüklü bir çocuk vardı, "BOKUNU YİYİM BAŞLIK AÇMA" yazıyolardı... heh, onu "türkiye'ye dönme" olarak değiştirip kendi fotoğrafımla iade ediyorum sana. burda hiçbir halt yok. boğazdan da, çaydan da, izmir'den de bir ay sonra sıkılacaksın. tatillerde gelip gör işte, daha güzel, daha keyifli olmuyor mu öyle?
0
pescador
(19.04.14)
gelme doktor çok pişman olursun. hatta çevre falan diye sıkıntı yapıyorsan beni aldırabilirsin bak yanına :D
0
thx 1138
(19.04.14)
gelme
0
Söyük
(19.04.14)
la sen bunlara bakma aq bunları oraya koysan türkiye ye dönebilmek için ahmet davutoğlu nu araya koyarlardı. türkiye de olana kolay GELME demek. çık gel aq çocugun orda doğsa ismail yk gibi almancı olur iyi mi olur bunu da düşün.
0
tutun kolonyasi
(19.04.14)
hşş olm 1 tur hayatları değişelim mi lan?

cevap: gelme.
0
Smock
(19.04.14)
hören zu dieser Idiot. hört mir zu. ihre Freunde hier. es ist daher sehr glücklich. Sie erhöhen im Laufe der Zeit als eine Karriere. Geduld. leichter zu glauben, dass ich hier geduldig sein. kommen.
0
tutun kolonyasi
(19.04.14)
Asla gelme. 6 ay dediğin nedir ki, en zor kısmını atlatmışsın zaten; bundan sonrası gün geçtikçe kolaylaşacak. Dil öğrenmek için zaten 6 ay çok kısa bir süre. Arkadaşı da sevgiliyi de bulursun hiç merak etme, azıcık daha sık dişini ve sonra çok güzel bir hayatın olacak :)
0
pandispanya
(19.04.14)
yazın almanya'ya gidecek olan beni de düşündürdün şimdi şu dil konusunda. sıfır almancam var, bakalım. ancak sıfır çevre, sıfır arkadaş demenden de anlaşılacağı üzere sorun bundan kaynaklı hani. sosyal yaşantını geliştirmen gerekir ki dil de gelişebilsin. bence mücadeleye devam.
0
tonoto
(19.04.14)
Henuz %100 net degil ama eger olursa eylul ayinda 0 almancayla 11 ay kalmak uzere almanya'ya gidecegim. Korku yok mu var ama daha simdiden dondukten sonra bana kazandiracagi seyleri dusunuyorum. Donme sende kal biraz dayan bak kendi kendine yasamayi ogreniyorsun hem.
0
duzsac
(19.04.14)
gelme doktor. kal. hatta ben sana geleyim. hastayim, sigortayi yeniletmedim bu dönem hala. sikintilardayim:(

saka bi yana. kal. tip mevzulari daha da karisacak, yabanci doktor acildi, diplomaya sartlar gelmis, arkadaslar hep tipta, buralara staja erasmusa bir seye gelip kapagi buraya atmaya calisiyorlar. 2si geldi 3.sünü bekliyoruz yaz sonuna.
0
wiillii
(19.04.14)
(bkz: sen gelme ulan ayı)

Gel ulan gel.
0
basond
(19.04.14)
Almanca çok zor bir değil bence, şu an bende kursa gidiyorum, Türkiye'de olmama rağmen baya ilerledim. Yapamıyorum demekten ziyade biraz daha zorlamak daha doğrusu, bir çok dil için böyle gerçi:) Sürekli dinle almanca bişiler çok faydasını görürsün. Çevrede zamanla oluşur,6 ay çok kısa bir süre. Bu duyurunu bence kaydet bi yere ilerde çok güleceksin:) Yüzde yüz bin beş yüz dönme.
0
Lola90
(19.04.14)
arada biz geliriz türkçe konuşuruz da sen dile kas madem. bi kere maaşı euro üzerinden alıyon €€€€
0
armagan
(19.04.14)
Dönme diyenler çok kolay demişler, seni o kadar iyi anlıyorum ki... Ben de 6 ay kaldım Almanya'da. Almanca'da hafif hafif takılsam da genelde sıkıntısız iletişim kurabiliyordum. Ayrıca mükemmel bir sosyal çevrem, her gün görüştüğüm 30-40 arkadaşım vardı. Küçük değil bildiğin 600 bin nüfuslu, Almanya standartlarında büyük bir şehirde yaşıyordum. Her gün içip, her hafta 2-3 kere club'lara gidiyorduk. Çalışmıyordum da. Para ailemden geliyordu. Anlayacağın cennet gibi bir hayatım vardı orada... Hiçbir şey daha mükemmel olamazdı.
Ama... Çoğu gece ağlıyordum uyumadan önce... Milliyetçilik karşıtı bir insan olmama rağmen "Türkiye'm" diyerek ağlıyordum. Türk insanını bu kadar sevmezdim Avrupa'ya gitmeden önce. Beni kimse hor görmedi, dışlamadı, soğuk davranmadı. Ona rağmen Türk insanının, Türkiye'nin, kendi vatanının, evinin yerini hiçbir sosyal hayat, para, yüksek yaşam standartları dolduramaz.
Dön diyemem sana, karar senin kararın olmalı. Ben 7 aydır Türkiye'deyim, Avrupa'da yüksek lisans hayallerimi tamamen rafa kaldırdım. Yükseği burada yapacağım. Ara sıra Almanya'yı özlüyorum. Kaliteyi, özgürlüğü, yobaz olmayan insanlarla yaşamayı, mini etekle dolaşmanın rahatlığını, gece yolda yürürken arkama bakmadan gönül rahatlığıyla yürümeyi, o yüksek yaşam standartlarını özlüyorum. Ama kesinlikle Almanya'dayken Türkiye'yi özlediğim kadar değil...
Döndüğüme pişman değilim. RTE'ye rağmen canım ülkemde mutluyum :)
0
eskiden sizofrendim simdi iyiyiz
(20.04.14)
o ülkeye 31 Ekim 1961'den itibaren şu şekilde giden ve en aşağılık işlerde çalışan Türkler,

cevdetalbay.files.wordpress.com

30 sene sonra toplamda 90 milyar avro ciro yapan ticari işletme sahibi oldular.

Sen böyle bi milletin, üstelik Karadenizli bir evlâdı olarak, sızlanmayı, mızmızlanmayı bi tarafa bırak da, kendin için hangisi iyi olacaksa ona karar ver, ona çaba göster, onun için mücadele et.

eskiden sizofrendim simdi iyiyiz'in yazdıklarını okudum ve dünyada Türk diasporasının neden bu kadar zayıf olduğunun sebeplerini gördüm...

6 ay ve 6 saat uçak yolculuğu diyosun, 10 sene ve 20 saatlik uçak yolculuğuna maruz kalanlar naapsın peki?

Ben ikinci senemde İngilizcemden şikâyet ettiğimde, oooo, sen daha çok yenisin! diyolardı. 10 sene geçti, hâlâ gak guk!
Sürekli sözlüğe, duyuruya takılmanın zararları işte... Ha bu sağa ders olsun!
0
compadrito
(20.04.14)
@tütünkolonyasi +1
bu nedir ya, haykırdım lan
"çık gel aq çocugun orda doğsa ismail yk gibi almancı olur iyi mi olur bunu da düşün."

ayrıca "6 ay ne ki" diyenlere hayret ettim, ben 2 gün kalsam 3. gün uyuyamıyorum sabah olsa da dönsem diye bakıyorum...

@fayfim sonuçta kimin için yaşıyorsun hedefin ne buna bakmak lazım. kazandığın parayı kendinden başkasına harcamıyorsan mutlu olduğun yerde yaşa derim. buraya geldiğinde hayat standartların çok düşmeyecekse -ki köyde kös kös oturuyorum diyorsun- sen gel sen gel mübarek adam

hem zaten rte falan ölüp gidecek.
0
azizakin
(20.04.14)
Bugün bu konuyu düşünmeye devam ettim ve 3 tespitim oldu:

1. Karadenizlisin
2. Doktorsun
3. 6 Aydır ordasın

Almanca, İngilizceden eminim çok daha zordur. Ama tıptan kolaydır. Yani tıp fakültesini bitirebilmiş bir beyin Almancayı da öğrenebilir. Üstelik bu beyin Karadenizliyse, o inat, o sebat, o azim, o çalışkanlığın da faydası olur.

Senin şimdi ''6 aydır burdayım, Almancayı kıvıramıyorum!'' mealindeki şikâyetin geçerli değil. Çünkü bu, ''Ulan 6 aydır tıp fakültesine gidiyorum, hâlâ doktor olamadım'' demeye benziyor.
Lisan öğrenmek, İstanbul'dan Berlin'e, yürüyerek gitmek gibi bir süreç. Sabır, zaman, emek, göz nûru ve parasal yatırım gerektiriyor. Bugünden yarına, bu seneden diğer seneye şıp diye olabilecek bişey değil.

Bana öyle geliyo ki, Türkiye'ye dönersen, bundan 10 sene sonra, Almanya'da kalıp, kariyerinde ilerlememiş olduğuna pişman olacaksın.

Tıp fakültesini bitirebildiysen, Almancayı da sökersin, sadece kendine biraz daha zaman tanı, biraz daha sabırlı ol ve biraz daha yoğun çalış.

Akıllı telefonun varsa, paso Almanca tıbbi podcastler dinle ve kulağını doldur. Madem köy gibi biyerde yaşıyosun, kendini çalışmaya ver.

İleride ''Hay gafama zıçayım!'' demeni istemiyorum ben senin...
0
compadrito
(21.04.14)
@azizakın @o da olur
ahaah :))
0
tutun kolonyasi
(21.04.14)
(10)

hayatı boşa geçirmek

proculianus
Hayatımın çok boş geçtiğini hissediyorum. Doğru dürüst hiç gezmedim. Bıtakın değişik ülkeler görmeyi, kendi ülkemin bile çok az yerini gördüm.Bir hobim vs. yok. Asosyal biriyim. Evden işe işten eve bir hayatım var. İnanılmaz sıkıldım. Haftasonu bir yere gitmek istesem arkadaşlarıma söylüyorum hepsi
Hayatımın çok boş geçtiğini hissediyorum. Doğru dürüst hiç gezmedim. Bıtakın değişik ülkeler görmeyi, kendi ülkemin bile çok az yerini gördüm.
Bir hobim vs. yok. Asosyal biriyim. Evden işe işten eve bir hayatım var. İnanılmaz sıkıldım. Haftasonu bir yere gitmek istesem arkadaşlarıma söylüyorum hepsi mırın kırın ediyor. Yani biraz zorunlu asosyal oldum. Arkadaşım çok ama gezen tozan yok, hepsi üşengeç ve tembel. Uyuyalım, yatalım derdinde. Ben de onlara yalvarmaktan bıktım. E mecbur eve tıkıldım ben de.
24 yaşındayım. 24 yıl boyunca hiçbir şey yapmadım, hiçbir şey. Yapmam, yaşamam, okumam, gitmem, görmem, izlemem gereken bir sürü şey var ve ben hiçbirini yapamayacağımdan, bomboş bi şekilde yaşayıp öleceğimden korkuyorum. Hayata yetişememekten korkuyorum. Var mı sizde de böyle bir korku? Çok mu yersiz? Haksız mıyım? Napmalıyım?
0
proculianus
(19.04.14)
kendin yap istediğin her şeyi, arkadaş olması şart değil ki. millete yalvaracağına kendin yap valla.
0
rock n roll
(19.04.14)
mal mısın olm sen?

kendin git ve kendin yap! gelen gelsin, gelmeyen siktirolsun gitsin!

bibip: papillon7'den biraz kurs al bu konuda. bi kaç yazısını okusan yeter.
0
compadrito
(19.04.14)
bende de var aynı hisler ve yersiz değil. bende ne para var ne enerji. skmişim arkadaşı, dünyayı gezecek olsam çıkıp gezerim, gittiğim yerde arkadaş edinirim elbet. eğer sen götünü kaldırabiliyorsan, hiç arkadaş falan bekleme, her ne yapacaksan tek başına yap. eğer istediğin oysa, bu işlerle uğraşırken zaten daha keyifli vakit geçirmeni sağlayacak yeni arkadaşları da bulursun.

ama hayata yetişemicem diye de sıkma kendini. yaptığın şeylerden keyif almaya bak. benim gibi "film kültürüm yok" diye kendine görev edinip 100 tane filmi hiçbir halt anlamadan, izlemiş olmak için izleme.

sakin sakin. yapmadıkların zarar değil, canını sıkma. yaptıkların fayda ama. sindire sindire, ne istiyorsan onu yap. yapabildiğin kadarını. açgözlülük edip coşma. ooo bana bile bi sakinlik geldi şimdi bak
0
pescador
(19.04.14)
sevgilin yoktur muhtemelen. olsa gezer tozarsınız.

2 sene fas, 3 sene isviçre ve 2 senede fransada yasadım. baya bir ülke gezdim diyebilirim (uzak diyarları gezmedim ama çin, amerika gibi). ee ne değişti? sadece görmüş oldum büyütülecek bir şey değil. hep yalnızdım ama yada arkadaslarımlaydım. sevgilisiz pek bir anlamı yok. önce bul bence hayatın değişir sevgilileri olanlar cok daha mutlu geziyor ediyor görüyorum her gün.
0
fransızkalanadam
(19.04.14)
compadrito
(19.04.14)
dostum dinle gezip tozmak iyidir filan ama bi olayı yok. italyayı göremedim fransa beni bekler gidemem diye malca olaylara girme. nereyi görürsen gör bi olayı yok.

bence kendine edebi manada ne yükledin onu dert et. ne okudum ne öğrendim gibi. bol bol okumanı, arkadaşlarından medet ummamayı bir an önce sevgili yapmanı tavsiye ediyorum.

bana bi ömür kitap okumak mı yoksa bi ömür maldivlerde sınırsız tatil mi diye seçenek sunsalar inan bana kitap derdim.

ayrıca hayata yetişememek gibi bir korkun olmasın sakin ol. bu gündeme yetişememek gerisinde kalmak yüzünden de epey kişi sosyal medya bagımlısı oldu. geç bunları bi şey için endişe etme.
0
tutun kolonyasi
(19.04.14)
Benim gibi bol enerjili arkadaşlara ihtiyacın var. Çevreni değiştir. Üşengeç insanları hayatından çıkar.
0
[silinmiş]
(19.04.14)
Tatile gidebileceğim 2-3 kişi var ve evliler. 2 yıldır yalnız tatile gidiyorum. Bu sene nasip olursa yine gideceğim.
Onun dışında yine istediğim her yere yalnız gidebiliyorum.
Sen de yapabilirsin.
0
duhan
(19.04.14)
estağfurullah compadrito hocam, ne demek. sizden bunu duymak gerçekten gururumu okşadı.

içinde korku olmasın, compadrito hocamın da dediği gibi, millet sana uymuyorsa sen kendine uyacaksın ve durumu kontrol altına alacaksın.

önceliği hobilerini keşfetmeye ayır. dene ve yanıl. tekrar dene, tekrar yanıl. çok sevdiğin şeyi/şeyleri illa ki bulacaksın. ya yapıp beğenmezsem diye de sorma. inan bana beğenmemen bile senin yararına. ileri de içinde kuşku kalmayacak. ben bunu yaptım ve beğenmedim diyeceksin. ama yapmaz da önyargıyla yaklaşırsan için içini yer, bir sonuca varamazsın.

hobilerini belirleyince geriye icraat safhası kalıyor. ki en zevkli kısım burası. zaten hobin olan bir şeyi yapacağından, severek yapacaksın. (mesela bisiklet sürmek, mesela koşmak vs.)

asosyal olman inan bana bir şeyi değiştirmiyor. ne zaman? mutlu olduğun zaman. şahsen benim hayatım bu doğrultuda ilerliyor. arkadaş sayımı sıfıra yaklaştırdığımdan beri her şeyimi tek başıma yapar oldum. ki bu 3 senelik bir zaman dilimi. o yüzden sana tavsiyem asla çekinme, asla erinme, asla sonraya bırakma. bir yerden başlamadan olmuyor bu işler, bunu bil.


bir de şu var; gerçekten okumayı sevmiyorsan okuma. gezmeyi sevmiyorsan gezme. zaten hepi topu 60 sene daha yaşayacaksın, bu kadar kısa vaktimiz varken neden sevmediğimiz şeylerle zaman kaybedelim. okumayan entelektüel olamaz vs. zırvalara aldırma. sen mutlu olduktan sonra ne önemi var entelektüelliğin. sevmiyorsan gitmeyiver tiyatroya, bir şey kaybetmezsin. sevdiklerini yaptıktan sonra hiçbir şeyin önemi yok. zira onlar kalıyor akılda. ne demiş şair; "..baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş..." o yüzden önemseme sevmediğin şeyleri. yapamayıp üzüldüğün şeyleri düşün sen sadece. gitmeyi seviyorsan ve gidemiyorsan, gitmeyi öğren. zaman ayır. böl-parçala-didin. yap. inan bana bir idea uğrunda savaşmak bile seni mutluluğa eriştirecek. yeter ki sen ne istediğini bil.


daha çok yazardım (çok hassas olduğum bir konu) fakat burada kesiyorum. özel bir sorun olursa, çekinme, sor. mütemadiyen kontrol ediyorum mesajlarımı. cevap veririm.
0
papillon7
(19.04.14)
beynine sağlık papillon!
0
compadrito
(19.04.14)
(3)

Kırgızistan-Bişkek önerileri.

armagan
3-4 ayımı Bişkek'te geçirme ihtimalim var. Sözlükte baktım çok net bilgiler yok. Ne yapılır oralarda? Yaşanır mı 3-4 ay?
3-4 ayımı Bişkek'te geçirme ihtimalim var. Sözlükte baktım çok net bilgiler yok. Ne yapılır oralarda? Yaşanır mı 3-4 ay?
0
armagan
(18.04.14)
virtual tourist on numaradır bu konularda: www.virtualtourist.com
0
diabolus79
(18.04.14)
keşkek yenir heralda
0
compadrito
(18.04.14)
yaşanır tabii, ben kaç sene yaşadım devrimden önce. kiril alfabesini öğrenip gitmen epey yardımcı olacaktır. en azından tabelaları falan okursun. havaalanına indiğinde moralin bozulabilir çünkü biraz 80'lere ışınlanmış gibi hissediyorsun ama alışılmayacak bir şey değil.

tsum ve betastores en büyük avm'leriydi ben oradayken. halk genelde mağaza yerine pazardan alışveriş yapıyor, o yüzden fazla avm falan yok. oş pazarını gezebilirsin ama hırsızlık şehirde epey yaygın, o yüzden temkinli olmanda fayda var. şehir dışına doğru doğal güzellikleri falan var, fırsatın olursa yayla evi olan bir kırgızın evine misafir olarak git. her yer yemyeşil, dağdan gelen kaynak suları için kanallar falan yapmışlar. şehir içinde de park kültürü epey yaygın ve güzel parkları var yürüyüş yapıp kafa dinlemek için, sincaplar falan var.

orient diye bir restoranları vardı güzel ama bişkek koşullarına göre biraz pahalı. alkol ucuz. hatta sokakta bardakla alkol, çekirdek, vs. satan teyzeler falan vardı ben oradayken. şehir dışına doğru clublar falan var, insanların yiyip içip dans ettiği. lagman diye bir yemekleri var, onu kesin tat. bir de şaşlıkları meşhur (krıgızcada da şaşlık deniyor) ama bildiğin şaşlık, ekstra bir olayı yok. rus kültüründen dolayı pastacılık konusunda epey başarılılar. bir de kendilerine özgü ballı bir tatlıları vardı ama adını hatırlayamadım. su yerine maden suyu içiyorlar genelde, o yüzden restoranda falan bizim bildiğimiz sudan isteyeceksen "prosta vada" (rusçada sadece su demek) dersen normal su getirirler, "vada" dersen maden suyu getirirler. ruslar genelde kırgızca öğrenme zahmetine girmemiş, hatta bazı kırgızlar bile kırgızca bilmiyor. o yüzden rusça birkaç kelime öğrenmen kurtarıcı olacaktır. şehirde kırgız-türk manas üniversitesi var, ondan dolayı türk nüfusu da epey yüksek. onların dışında ahıska türkleri de hemen hemen bizim türkiye'de konuştuğumuz gibi türkçe konuşuyor. türkler kadar olmasa da amerika'dan gelen insanlar da epey fazla, onların takıldığı yerlerde takılmak nezih ortamları görmek açısından faydalı ama nezih olmayan ortamları da gör tabii.

araba fiyatları epey ucuzdu, 4 ay için alıp satabilirsin ama diğer yandan şehirdeki hemen hemen tüm arabalar taksi gibi. herhangi biriyle pazarlık yapıp istediğin yere bıraktırabiliyorsun, bizdeki gibi taksimetre olayları yok. o yüzden pazarlık şart. troleybus en ucuz ulaşım aracı, onun dışında dolmuşlar da var her yere. evler pahalı ve genelde pis, eşyaya ihtiyacın olmaz çünkü eşyalı kiralanıyor zaten, a'dan z'ye her şey olur. evde kalacaksan kilidi değiştir hemen, çünkü kırgız ev sahipleri ev kendilerinin olduğu için sen yokken eve girebiliyor ve bunu doğal karşılıyorlar, bizim kültürümüzde böyle bir şey yok dersin. diğer olumsuz şey böcekler, şehir epey böcekli. buna alışmaktan başka yapabileceğin bir şey olmuyor. (böcek means "tarakan", ona göre toz ilaçlar var, zorda kalırsan alırsın).

bunlar dışında polisleri çok leştir, o yüzden uzatmadan rüşvet vermek en iyisi. havaalanından itibaren bu geçerli, baktın polis mırın kırın ediyor çıkar 50 som ver uzatmadan.
0
kayranin kedisi
(18.04.14)
(1)

Türk Sanat Müziği Sorusu

egilincecataligozukmeyenentelmuslukcu
http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=3x_RNKLqY4Q#t=212Şöyle bi enstrümantal geçiş var ya hani, bunun bi adı var mı? Makamı ne?
www.youtube.com

Şöyle bi enstrümantal geçiş var ya hani, bunun bi adı var mı? Makamı ne?
0
egilincecataligozukmeyenentelmuslukcu
(18.04.14)
Uşşak taksim. Taksimler doğaçlama olduğu için o âna ve o çalana özeldirler. Yanlışım varsa, cigerdelen ağzıma isot doldursun.
0
compadrito
(18.04.14)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.