Giriş
(3)

ev arkadaşı kira/vergi/sözleşme sorusu

ahm1
sahibi olduğum evin bir odasını kiralayacağım. birisi geçen bana "kişi sana eft olarak parayı 'diğer para transferi' olarak işaretleyip gönderirse bir şey olmaz, sözleşme yapmana gerek yok. arkadaşın sonuçta, gönderebilir para. ama 'kira' diyip gönderirse sözleşme yapman gerekir." dedi ama emin olam
sahibi olduğum evin bir odasını kiralayacağım. birisi geçen bana "kişi sana eft olarak parayı 'diğer para transferi' olarak işaretleyip gönderirse bir şey olmaz, sözleşme yapmana gerek yok. arkadaşın sonuçta, gönderebilir para. ama 'kira' diyip gönderirse sözleşme yapman gerekir." dedi ama emin olamadım doğruluğundan. cezası da büyük. konuyu bilen var mı?

sözleşmesiz olmuyorsa da nasıl yaparım bu kira sözleşmesi işini? ne yapmam lazım?
0
ahm1
(04.12.23)
Kira gelirinde alt limit var, yani senelik kira geliriniz belli bir miktarın altında kalırsa vergiden muaf oluyor. 2022 için 9.5k galiba.
0
ya volna
(04.12.23)
Kirayı elden almayacaksanız, %100 resmi yapın. İmkanınız varsa 4-5 bin TL para verip, avukata hazırlatın sözleşmeyi. İş inada binerse, arkadaşlık, kardeşlik vs. hikaye.

Düzenli para gönderimleri takibe girer, üzerler.

Mart ayında hazır beyandan ödeme yaparsınız. Kabaca 1 - 1,5 kira vergiye gider. Ama kafanız rahat olur.


.
0
kartallar yuksek ucar
(04.12.23)
@ya volna: bir aylık kira yani :)

:/
0
🌸ahm1
(04.12.23)
(4)

Hisse senedir alırken "fiyat seçiniz " olayı nedir?

havadakarada
Diyelim ki hisse senedi 7.5 lira. Fiyat seçiniz diyip 9 ile 6 arasında seçenekler sunuyor. Bunun mantığı nedir?
Diyelim ki hisse senedi 7.5 lira. Fiyat seçiniz diyip 9 ile 6 arasında seçenekler sunuyor. Bunun mantığı nedir?
0
havadakarada
(02.12.23)
9'u secersen 9 olunca aliyorsun, yoksa almiyorsun. Fiyat girmezsen o an hangi fiyatsa ondan aliyorsun.
0
ahm1
(02.12.23)
Normalde hisse senedi alırken hangi yöntemle satın almak istediğini sorması lazım sistemin. piyasa, limit, stop emirleri terimlerini araştırmanı öneririm.

piyasa emrinde fiyat sormaması lazım mesela piyasaki fiyat neyse o fiyattan alırsın. limit ve stop emirlerinde fiyat girmen lazım.
0
king lizard
(02.12.23)
Düşükten almayı anladım da yüksekten almanın mantığı nedir? :) Bir de AKTİF seçeneği var o da en yükseği seçiyor.
0
🌸havadakarada
(02.12.23)
aktif şey olabilir; 'bu kağıt uçacak, kaçtan bulursan ver'
0
g7mor
(02.12.23)
(2)

lost

deranzo1
yatakta uykusuzluktan tavana bakarken bir anda aklıma gelen şok edici bir sual hasıl oldu. hani the looking glass isminde sualtı istasyonu vardı ya şu şekil girişi vardı;https://imgyukle.com/i/yIYKJMhttps://imgyukle.com/i/yIYqchsonra tak diye nefes alınabilen havadar bir ortama çıkıyordukhttps://img
yatakta uykusuzluktan tavana bakarken bir anda aklıma gelen şok edici bir sual hasıl oldu. hani the looking glass isminde sualtı istasyonu vardı ya şu şekil girişi vardı;

imgyukle.com
imgyukle.com

sonra tak diye nefes alınabilen havadar bir ortama çıkıyorduk

imgyukle.com

nasıl olüyür da olüyurdu bu suyun belli hizada kalması filan?
0
deranzo1
(28.11.23)
O kisma deginmiyorlardi sanirim.
0
ahm1
(28.11.23)
i.stack.imgur.com

sizin görseller açılmıyor ama muadili var :P
0
neira
(28.11.23)
(5)

Yaşlanınca paraya daha çok önem veriliyor mu?

alpergoker
Mehmet Demirkol'un Socrateste yaptığı programa konuk olan Engin Günaydın'ın programda kendisi ile ilgili yaptığı bir itirafı var. '' Ben yaşlandıkça parayı daha çok sevmeye başladım. Eskiden hiç öyle duygularım yoktu. Eskiden çok iyi paralar kazanabilirdim ama o zaman o ukala tavırlarım yüzünden çok
Mehmet Demirkol'un Socrateste yaptığı programa konuk olan Engin Günaydın'ın programda kendisi ile ilgili yaptığı bir itirafı var.

'' Ben yaşlandıkça parayı daha çok sevmeye başladım. Eskiden hiç öyle duygularım yoktu. Eskiden çok iyi paralar kazanabilirdim ama o zaman o ukala tavırlarım yüzünden çok büyük paraları reddettim ve bu duygu canımı sıkıyor.

Ben para kazanama hırsıyla gençliğini harcayıp sonrasında hayatı ıskaladığının farkına varma duygusunun daha çok canını acıtacağını düşünürdüm. O yüzden bu itirafı görünce biraz şaşırdım.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Şöyle biraz hayat tecrübesi olanlar yazarsa güzel olur.

A) Ulan gençliğimizde hayatı ıskalamayalım diye az kazanalım ama iş-ev çemberinde ömrümüzü harcamayalım dedik. Keşke gücümüz varken kazanabildiğim kadar çok kazansaydım, bu yaşlarda rahat ederdim.

B) Ömrümüz birikim yapmakla geçti. Evim, arabam, gelirim var ama hayat akıp gitti. Bu saatten sonra ben neyleyim parayı.
0
alpergoker
(27.11.23)
hangisini yaparsan öbürüne "keşke" diyeceksin :D

Bir yönetmen hocamız vardı 80'lerde güzel filmler yapıp iyice para kazanmış, "şimdi olsa ikinci filmi yapmaz Galata'da apartman alırdım" dedi :D Evi vardı ama aslında komple apartmanı alacak parası varmış, o gidip film yapmış. O yaşta idealinin peşinden gitmiş, yaşlanınca anlamsız diyor aynı Günaydın gibi.

Fakat tam tersi full para biriktirip sonra harcayamadık şurayı gezemedik diyen de var.

edit: mesela George Lucas da bir röportajında özet olarak "ulan Star Wars'un peşine kapıldık gittik aklımdaki deneysel işleri yapamadım" diyordu. Dünyaya hayvan gibi büyük bir marka kazandırdı, 4 milyar dolara her şeyi Disney'e sattı, ILM gibi Pixar gibi şirketleri kurdu ama yapamadığı filmler hala aklında.
0
nhk ni youkosu
(27.11.23)
eh yani, bence bunun çözümü şu: 20 yaşında o an kendi canının istediğini bilinçli bir şekilde yapmışsan 50-60 yaşına gelince pişman olmaman gerekir. "o zaman onu istiyordum demek ki, geçmişe gitsem muhtemelen yine o şekilde yapacağım" diye düşünüyorum ben.

eğer 20 seneni zengin olmak için heba edersen 50-60 yaşına gelince "bütün hayatımı zengin olmak için heba ettim, şimdi ekrandaki rakamlara bak dur" diyeceksin belki de. para sana rahatlık verecek ama yaşadığın stresler belki de gezip tozmanı engelleyecek vs.

dengeli yaşamak önemli bence. bir de, bir kişinin düşüncesini bütün insanlığa genelleyemeyiz.

ben de mesela bir kitapta sıradan birinin hikayesini okumuştum. o da bir restoranı için gece gündüz uğraşıyordu, zengindi, ünlü kişiler geliyordu restorana. tabii psikolog, adamın bunu hayattan kaçmak için yaptığını görüyor, bu ayrı bir konu ama adam, psikoloğa "şimdi görüyorum ki hayatım boyunca yaptığım tek şey bir restoran idare etmekmiş" diyor.

edit: bu arada programı izledim. adam evet aptal kafam falan diyor ama espri yapıyor olabilir, bir de 1-2 cümlesinden sürekli buna hayıflandığı sonucunu çıkaramayız. hepimiz, mesela ben de arada öyle laf olsun diye bir şeyler söylüyorum, şimdi 2 cümlemi cımbızla çekip unutmamış biri gelip "ama sen 3 sene önce böyle demiştin, hayata böyle bakmıyor muydun" dese ben "ohooo, onu öylesine laf arasında söyledim, o günden sonra fikrim çok değişti" falan derim.
0
ahm1
(27.11.23)
o adamin durumu senin sorundaki gibi degil ama. o biraz enayilik yapmis gibi olmus.

normalde iki sik da mantikli olabilir. bazilari risk alabilir, bazilari ise memur kafali ve garantici olmayi sever. ikisini de abartmamak ve orta yolu bulmak lazim bence. bircok seyde oldugu gibi. yine de bir tarafi sececek olsam A sikkini secerdim. hayati olmeyecekmis gibi yasamamak lazim. gunlerimiz sinirli. bunun farkina varmak kolay degil tabii. farkindayim desen de gercekten o moda girmek farkli bir olay.
0
bohr atom modeli
(27.11.23)
şu an 34 yaşındayım. 20'li yaşlarda para sevgim yoktu. üniversite okurken 3 yıl çalıştım ama çok para kazanabileceğim işler yerine bir şeyler öğreneceğim işleri seçtim. paramla her ay 15-20 kitap alıyordum. yeteneğim olmamasına rağmen merak ettiğim enstrümana, fotoğraf makinesine vs para veriyordum. genel olarak yemeğe ortalama öğrenciden daha fazla para harcıyordum. öğrencilik sonrası da bu şekilde devam etti. Daha prestijli ve maaşı yüksek şirketler ve işler yerine sevdiğim işe girdim. rahatlıkla araba alabilecekken, ev taksidine girebilecekken bu işleri boş buldum. har vurup harman savurmadım ama para biriktireyim diye de kasmadım. iş değiştirirken maaşı pek önemsemedim, seveceğim şirketleri maaşa pek bakmadan tercih ettim. borsa vs'ye vakit ve motivasyon ayırmayı da hayatı kaçırma ve para sevgisini abartma olarak gördüm.

tüm bunlarda temel varsayımım da emeğimle her zaman kendime yetecek kadar kazanacağım ve fazlasına da ihtiyacım olmamasıydı. hastalık vs gibi durumları, TR'deki berbatlaşan emeklilik şartlarını dikkate almıyordum.

evlenirken aynı zamanda yeni bir işe giriyordum. o süreçte bir ailenin sorumluluğunu almak vb şeylerden dolayı ilk defa maaşı önemsedim ve 8 ay önceki işimdeki maaşımın 2 katından azını kabul etmedim. ufaktan birikim yapmaya başladım ama biriktirdiğimi dolar yapıyordum sadece.

pandemi ve sonrasında hem pandemi psikolojisi, hem yaşımın ilerlemesi, hem emlak piyasasının kötü olması-kiraların uçuşu vs sebeplerle ev ve araba alma fikirlerine yatkınlığım artmaya başladı. yine aynı süreçte serbest çalışıp az daha az öğretici, dinamik olsa da daha fazla kazanabileceğim işlere evet dedim. sonra da normaldeki iş yükümden daha fazlasını almaya başladım enflasyonla baş edebilmek için. bunun sonucunda bir araba aldık. ev hala uzak bir şey gibi düşünürken geçen sene ev sahibi evi satıyorum dedi. kira 3 bin veriyorduk ama çıkıp aynı eve girsek 10 bin olacaktı. gözümüzü karartıp krediyle ev aldık. kredi taksidi 20 bin. aynı evin kirası şu an 20 bin.

eve gözümü kararttıktan sonra bu konulardaki cesaretim çok arttı. Aynı şekilde geleceğimi garantiye alma konusundaki kaygım daha fazla arttı. geçen sene bu zamanlarda borsa yatırımına başladım.

hedefim 10-12 yıl içerisinde hiç çalışmasam da geçinecek kadar birikim yapmak. 5-7 yıl içerisinde de tam zamanlı çalışmayı bırakacak lükse sahip olmak.

özetle, geriye dönüp bakınca çok pişman değilim, çünkü ilgilendiğim alanlarda okuma yaptım, ilgilendiğim şeyler üzerine çalıştım vs. Bunlar beni şu anki ben yaptı. emeğimle çalışabildiğim teknik bir iş yapıyorum, sosyal bilimler konusunda birikimim var az buçuk vs. Diğer yandan da tamamen kendimi kaptırma şeklinde olmasa da keşke biraz birikim ve yatırım eğilimim olsaydı diyorum. Ucuzundan da olsa bi araba, bi ev alsam, biraz kenara atıp yatırım yapsam şimdi daha iyi durumda olurdum.
0
perferil
(27.11.23)
(8)

1650 lira için işyerine dava açmaya değer mi?

yazamajor
Merhaba. Ben freelance çalışan biriyim. Yazın işler durgun olduğu için 2 aylığına kurumsal bir firmaya maaşlı çalışan olarak girdim. SGK'ya ek olarak Allianz'dan tamamlayıcı sigorta da yaptılar. Mesaimin son günü özel bi hastaneye muayene oldum (Allianz'la anlaşmalı bi hastane) ve 1650 tl muayene üc
Merhaba. Ben freelance çalışan biriyim. Yazın işler durgun olduğu için 2 aylığına kurumsal bir firmaya maaşlı çalışan olarak girdim. SGK'ya ek olarak Allianz'dan tamamlayıcı sigorta da yaptılar. Mesaimin son günü özel bi hastaneye muayene oldum (Allianz'la anlaşmalı bi hastane) ve 1650 tl muayene ücreti çıktı. SGK 60 gün dolunca görünüyormuş o yüzden ondan faydalanamadım, özel sigorta da sistemde aktif görünmedi. Neyse ödeyeyim, sonra şirketten isterim diye düşündüm.

Parayı isteyince şirket beni 1 ay oyalayıp Allianz'a yönlendirdi. Allianz da bana tamamlayıcı sigortamın şirket tarafından işten çıktığımın bir gün öncesi sonlandırıldığını söyledi. O yüzden son gün hastanede görünmemiş. Şirketin İK'sı zaten gönülsüz ve amatör, yardıma da yanaşmadıkları için CİMER'e şikayet ettim, 2-3 haftadır bi dönüş yok. 1650 lira için dava açmak mantıklı mı? Aldığımız ürünler/hizmetler için nasıl tüketici heyetine başvuruyorsak bu gibi konular için de hızlı görülen ve (çok) masraf çıkarmayan bir itiraz yöntemi var mı?
0
yazamajor
(26.11.23)
Merhaba, bildiğim kadarıyla işçi-işveren uyuşmazlıklarında doğrudan dava açamıyorsunuz. Adliyeye gidip şikayet dilekçesi ile birlikte arabuluculuk başvuru formu doldurmanız gerekiyor. Arabuluculuk yoluyla da anlaşma sağlanamazsa o zaman dava açabiliyorsunuz. İsterseniz arabuluculuk süreci ile ilgili bir ön araştırma yapıp öyle karar verin.
0
basaran
(26.11.23)
Ben ugrasmazdim ama ben usengec bir karakterim.
0
balpolen
(26.11.23)
O paranın 4-5 katını avukata vereceksin. Değmez.
0
ditu
(27.11.23)
avukat masraflarını kazanırsanız alıyorsunuz, problem değil ama kazanacağınızdan emin olmanız lazım.
0
ahm1
(27.11.23)
Eğer durumdan haberdarlarsa ve çözüm üretilmediyse değmez. Tekrar iş yaparsan fiyatın içine fazlasıyla yedirirsin.
0
kimlanbu
(27.11.23)
kendiniz bir zorunlu arabuluculuk başvurusu yapın bence, firma arabuluculukta öder diye düşünüyorum. 1650 lira için onlar da davalık olmak istemez.
0
o sopa bi gun elimize gecmez mi
(27.11.23)
avukat masraflarını kazanırsanız alıyorsunuz yanlış bilgi. kazanırsanız avukatın sizden aldığı ödemeden bağımsız karşı taraftan bir alacağı olabiliyor. iki yerden ödeme alıyor yani. bazı davalar özelinde avukatlar önden bir ödeme almayıp dava kazanıldığı takdirde alacağınız olan miktarın bir yüzdesini isteyebiliyorlar, bununla karıştırılıyor olabilir.

belki dava açmak yerine caydırıcı olması adına noterden tebligat çekebilirsiniz. belli bir süre içinde cevaplandırmak durumundalar. belki canları sıkılır öder geçerler. şirketler için çok komik rakamlar bunlar.
0
brakgn
(27.11.23)
harcayacağın vakte değmez.
0
orpheus
(27.11.23)
(5)

YouTube reklam engelleyici ne kullanabilirim...

lazarus
Lütfen yardım. Malumunuz y*utube kullandığım adbl*ckerı zorla kaldırttı.Şu haliyle bir şey izlemek ölüm. gerçekten çıldırmak üzereyim. kredi kartım yok o nedenle üyelik vs yapamam.Bunun bir çözümü yok mu, bu reklamları nasıl refüze edebilirim, ne kullanabilirim?
Lütfen yardım. Malumunuz y*utube kullandığım adbl*ckerı zorla kaldırttı.

Şu haliyle bir şey izlemek ölüm. gerçekten çıldırmak üzereyim. kredi kartım yok o nedenle üyelik vs yapamam.

Bunun bir çözümü yok mu, bu reklamları nasıl refüze edebilirim, ne kullanabilirim?
0
lazarus
(23.11.23)
ublock origin çalışıyor.
0
candide
(23.11.23)
YouTube videolarını kesip istenen bölümü indiren siteler üstünden uzun süren videoları izliyorum.
Reklam araya girmiyor.
Örnek: www.youtubetrimmer.com
0
diyecevaplandı
(23.11.23)
Adblock plus. Cok nadiren kesiliyor.
0
ahm1
(24.11.23)
Böyle bir şey olduğunun farkında bile değilim ben, çünkü firefox kullanıyorum. Opera da kullanıyorum ara sıra, onda da normalde gömülü reklam engelleyici var. Ama şu an hala çalışıyor mu bilmiyorum.

Fakat bunları yazarken bir yandan da yutüpten dizi izliyorum, reklam meklam yok.
0
John Bloor
(24.11.23)
Adguard şuan Chrome'da çalışıyor. Kredi kartı olayını Papara gibi yerlerden sanal kart oluşturarak çözebilirsin bence. Adguard Sınırsız Lisans alırsan 3 cihazda Youtube dahil olmak üzere tüm siteler ve uygulamalarda PC, Telefon fark etmeksizin tüm reklamlar engelleniyor. Hayatını kolaylaştıracağı için tek seferlik mantıklı bir yatırım :)
0
knetrix
(24.11.23)
(9)

amazondan kitap siparişi vereceğim tavsiye var mı ?

EXXE01
indirim varken bir kaç sipariş vereyim diye düşündüm. İlk tavsiye benden gelsin insanın anlam arayışıkendin olmanın dayanılmaz hafifliği
indirim varken bir kaç sipariş vereyim diye düşündüm.


İlk tavsiye benden gelsin

insanın anlam arayışı
kendin olmanın dayanılmaz hafifliği
0
EXXE01
(23.11.23)
borç ilk 5000 yıl
0
ahm1
(23.11.23)
hüseyin rahmi gürpınar - kuyruklu yıldız altında bir izdivaç

raymond carver - aşk konuştuğumuzda ne konuşuruz
0
noxie
(23.11.23)
şiddetsiz iletişim: bir yaşam dili - m. b. rosenberg
0
gule gule
(23.11.23)
yedi ucuz şey üzerinden dünya tarihi
0
black holes in the sky
(23.11.23)
Mirket
(23.11.23)
dr. nicole lepera kitapları, latife tekin kitapları
0
anna sun
(23.11.23)
Katı olan her sey buharlasiyor, marhsall berman

İnanilmaz bir kitap
0
ahm1
(23.11.23)
Ben şimdi sepete attım engin gençtan insan olmak ve hayat kitaplarını.
0
Kediyi üzdün
(24.11.23)
ferhat jak içöz- kendin olmanın dayanılmaz hafifliği
0
🌸EXXE01
(09.02.24)
(15)

Troy'a geçtiniz mi?

redlabel
sb ?eğer evet ise; kapitalizme darbe vurulabileceğinize inanarak mı tercih ettiniz?
sb ?

eğer evet ise; kapitalizme darbe vurulabileceğinize inanarak mı tercih ettiniz?
0
redlabel
(17.11.23)
troy ilk ciktigi zaman da direnmistim, su anda da cok umrumda degil. yurtdisinda ve online yerlerde sorun cikariyordu en son. yurt icinde kullanilabilir tercihe bagli. bana gore degil gibi.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(17.11.23)
geçecek ya da geçmemek için direnecek bir durumum olmadı hiç. Troy dediğimiz visa ve mastercard'ın türk versiyonu değil mi? Bu coca cola yerine pepsi içmek gibi bi şey değil ki, banka neyi verirse onu kullanıyorum yani. Siz bankaya "Hmm mastercard değil de visa olan kredi kartınız yok mu" diye soruyor musunuz? Kullandığım kartlar arasında troy yok, olsa da internet alışverişi gibi sorunlar varsa kullanmazdım herhalde
0
nundu
(17.11.23)
geçmeyi düşünüyorum zaman bulunca

ama banka sisteme üye olduğu halde neden direkt bunu vermemiş onu daha çok merak ediyorum
0
bir soru sorcam
(17.11.23)
Halkbank, Paraf Troy başvurusu yapanlara 400 TL paraf para veriyor. 400 lira için alınır gibi geldiyse de üşendim.
0
Mirket
(17.11.23)
evet. taksit kampanyaları için geçtim. ama ekstra kart olarak. diğerlerini kapamadım
0
jelly bear
(17.11.23)
6-7 yıldır vakıfbank'ın verdiği bir atm kartı var troy olarak, diğer kartlarım master mı visa mı farkında değilim. Ama bu troy ilk zamanlar reklamı yapıldığı için dikkatimi çekmişti.

İnternet alışverişinde sıkıntı yaşatmıyor, akaryakıt olsun market olsun restoran olsun geçmediği pos cihazına denk gelmedim. Yurt dışı deneyimim yok ama.
0
John Bloor
(17.11.23)
geçmedim ama axess kredi kartı kullanıyorum bir sürü kampanya eklemişler troyla alakalı.
0
anna sun
(17.11.23)
Valla şuna geçeyim, bunda olayım gibi bir derdim yok normalde ancak henüz anlamadığım şeyler var.

Örneğin şimdi ben troy kartla battle.net, steam gibi yerlerden alışveriş yapabilecek miyim? Atıyorum şu sıralar chatgpt-4'ü denemek istiyorum olacak mı? Geçenlerde bloomberg indirim yapmış aylık aboneliğini 1,99 dolara indirmişti alabilecek miydim? Ne bileyim doğru dürüst bir VPN alabilecek miyim mesela?

Çünkü olmayacaksa bundan sonra şuna geçeyim, bunda olayım gibi bir derdim olur artık. Troy kart istemeyeceğim kesinleşir. Ne yapayım öyle kartı? Her yerde geçiyor zaten mastercard ve visa.
0
akhenaten
(17.11.23)
Geçmedim, geçmem. PayPal'ın bu ülkeden gitmesinin sorumlularından biri de bu ve benzeri oluşumlar. Hiçbirine kuruş kazandırmam!
0
halitkin
(17.11.23)
Bankacıyım, şu an bankanın elinde troy kart plastiği kalmadı. Stokların güncellenmesi bekleniyor.
Evet son zamanlardaki olaylar yoğun talebe etki oldu ama en önemlisi insanlar bu kartın varlığından yeni yeni haberleri oldu, neden bizim sistemimiz dururken yabancı seçelim dediler. Bir ayağı yurtdışı olanlar için sıkıntı olabilir ama herkeste çıkamıyor. Talepleri gördükçe mutlu oluyorum.
0
dream
(18.11.23)
troya geçtim. zaten kullanıcı sayısı kısa sürede geometrik bir şekilde arttığı için pek yakında yurtdışı kullanım sorunu da aşılacak diye duydum. kendi ödeme altyapımız bana daha güvenli geliyor. sonuçta kart diyerek geçmemek lazım bu bir büyük veridir. tüketici davranışlarınızdan tutun her şeyinizi takip ve analiz edebilirler. milli güvenlik meselesi aslında bir bakıma. büyük bir bilinç oluştu son zamanda.
bankalarda troya özel kampanyaları artırıyorlar şu sıra.

kapitalizme bir kapitalizm enstürmanı ile darbe vurulamayacağını bilebilecek bir insanım neyseki.
yerli olması geçmem için yeterli bir sebep.
0
ezkaza
(18.11.23)
hayır.

kâr amaçlı çıkmış bir şey tabii ki kapitalizme hiçbir şey yapamaz :)
0
ahm1
(18.11.23)
Ne ise yaradigini/ne olumsuzlugu oldugunu bilmiyorum. Bi kartimi kaybettim gecenlerde ve oyle dikkatimi cekti troy yazisi. Yenisini troy olarak yollamislar. Ne yapayim simdi? Eskisinden verin bu ne diye kafa mi tutayim?! :)
Tercih olayi degil anladigim kadariyla yani.
0
Kittie
(18.11.23)
kapitalizme bankanın ademiyyesiyle yokluğuyla darbe vurulur+1

tercih sebebi, harcadığın 100 liradan neden elin amerikalı avrupalı sermayedarı yüzde 1-2'lere varan komisyon alsın? senin piyasanı pazarını her yönden elde etmek isterken neden sen de tutup katkı veresin. hele bu konuda yapılan işleri bozgunculukla güvensizleştirmeyi refleks edinenlere diyecek bi şey yok.

yurtdışında sistem kurmuş değil henüz, o yüzden yabancı websitelerinde, yabancılara havale edilmiş arkaplanı olan websitelerinde çalışmıyor.

yurtdışında mağazalarda geçerli. visa (line?) altyapısını kullanıyor

zaten birden büyümesini bekleyemeyiz. liberal olmayacağız bu konuda. yurtta tutunmamışken yurtdışında neden sisteme entegre olsunlar?

devlet + bankalara ait olduğu için, cola satan restoranda pepsi yokken, master-visa olan bankada mutlaka troy var.
%51'i tcmb'nin. kalanı bankalar arasında, ziraat, halk, özel bankalar
ibb gibi özel anlaşmaları olanlar sadece master kullanıyo
0
lambırcek
(18.11.23)
Bu soruya ilk cevap verdiğimde mantığı cidden bilmiyordum. Sonra hem burda yazılanlar, hem twitter ve ekşide okuduklarım sonucunda banka bana dayatmak istese de geçmeyeceğim kanısına vardim. Yerli milli masalıyla pompalanan ve kullanım ağı çok yetersiz olan bir kart ne kadar kampanya yaparsa yapsın ilgimi çekmez. Tüm dünyada mastercard ve visa'nın kullanılmasının bir sebebi var
0
nundu
(19.11.23)
(11)

hayatımı bitirmek üzere olan sağlık problemim (2)

ahm1
İlk duyurum icin lutfen bkz. https://www.eksiduyuru.com/mobil/duyuru/1569522/hayatimi-bitirmek-uzere-olan-saglik-problemim"Daha basimin tik ettigi gun her sey degisti, basim uyusmaya basladi, 11-12 saat uykudan sonra bile yataktan zor kalkar oldum, ekrana uzun sure bakamiyorum, calisamiyorum, hayati
İlk duyurum icin lutfen bkz. www.eksiduyuru.com

"Daha basimin tik ettigi gun her sey degisti, basim uyusmaya basladi, 11-12 saat uykudan sonra bile yataktan zor kalkar oldum, ekrana uzun sure bakamiyorum, calisamiyorum, hayatimi surduremiyorum" demistim. Maalesef hicbir doktor bir problem bulamamisti. E hal boyle olunca "bulamadilarsa bir sey yok demektir, acaba psikolojik mi" vs diyor insan ama gecen gun bir arkadas, tam da bana benzer bir probleminden bahsetti.

20'li yaslarda biri. Bazen, ozellikle isikli mekanlarda telefona bakarken birkac saniyelik bilinc kaybi yasadigi oluyormus. Mesela metro beklerken telefona baktigi sirada elinden telefonu dusurmus, kendisi yere yigilmis falan ama birkac saniye sonra kendine geliyormus. Bu kisi de goz ve noroloji doktorlarina gitmis ama bir sorun gormemis doktorlar. Onda benimki gibi uyku problemi vs yok, sanirim gayet normal bir sekilde devam ediyor hayatina, bir tek bu mesele var, bu da her zaman olmuyor. Kendi dusuncesi ve babasinin arastirmalarina gore karanlikta telefona cok bakmaktan oluyormus bu durum ve kendisi de bu sekilde cok zaman gecirmis. "Sanirim sebebi bu" diyor ama cozumunu o da bilmiyor.

Simdi bu hikayeyi, benimkiyle paralel noktalari var diye anlattim. Bende de bu kiside de doktorlar bir sorun bulamiyor ama yasadigimiz sorunlar var. Hal boyleyken, nasil bir fikir jimnastigi yurutebiliriz, nasil bir cikis yolu bulabiliriz? "Psikiyatriste gidip farkli ilac dene" diyenler var ama bu sorunum psikiyatrik ilaclarla cozulebilir mi ki? Yoksa basi agriyanin basur ilaci kullanmasi gibi sacma bir deneme mi olacak bu? Bu kisinin sorununun da psikolojik oldugunu sanmiyorum.

Yardimlarinizi rica ediyorum. Hayata tutunmak istiyorum ama maalesef bu hastalik buna hic izin vermiyor.
0
ahm1
(01.11.23)
Nöroloji doktoru hangi incelemeleri yapmış, uyanıklık ve uyku EEG'si çekilmiş mi, bunları bilmek gerekiyor.
Fotosensitif epilepsi aklıma bir olasılık olarak geldi. Özellikle, sözünü ettiğiniz kişi için.
0
pro9it9is9
(01.11.23)
bir süre telefon ve bilgisayar kullanımına ara versen? 1 ay kullanma mesela birde o zaman değerlendir durumunu. belki ilaçlık bir şeyin yok.
0
ayseee
(01.11.23)
Acikcasi sozunu ettigim kisinin hangi tetkikleri yaptirdigini bilmiyorum.
0
🌸ahm1
(01.11.23)
@ayseee: oyle bir 1 ayi nasil becerebilirim ki? Bir de diyelim ekransiz hayatim cok iyi. Ee bu cagda nasil omur boyu bilgisayar ve telefon kullanmadan yasayacagim?
0
🌸ahm1
(01.11.23)
Gecmis olsun. Allah sifa versin. Ne diyecegim. Eger tetkiklerde bir sey cikmiyorsa nedeni cok basit olabilir. Sacma da olsa Akla gelen seyleri kontrollu bi sekilde deneyin derim.

10 yildan fazladir bel agrisi cekiyordum. Oturup kalkarken iki buklum hale geldim zamanlar oluyordu. Bir cok hastanede, prof'undan doç'una bir cok doktora gorundum. Hepsi de sikayetlerine eneden olacak hic bir sey yok belinde dediler.

En son 1,5dk'lik bi youtube videosunda sagliksiz uyuma pozisyonlarini gordum. En sagliksizi benim alikanlik haline getridigim yuzustu uyuma pozisyonu oldugunu soyluyordu. Uyuma pozisyonumu degistirdigimde bel agrim aninda yuzde 80 oraninda azaldi. Yani artik neredeyse etkilemiyor. Icimden aglamak geliyor.
0
krmzbvl
(01.11.23)
@ahm demek istedigim ekransiz kalmak gibi denemeleri es gecme. ekransiz en fazla kac gun dayanabilirsin? Kac gunluk ekran orucu tutabilirsin?
0
krmzbvl
(01.11.23)
Bence de, özellikle epilepsi ile uğraşan bir doktora başvurmak ve gerekli incelemeleri yaptırmak gerekli.
Böyle bir şey olabilir mi gibi uygun bir dille söyleyebilirsiniz.
Ayrıca uygun ilaçlarla, teknolojiden uzak kalmadan normal yaşamınızı sürdürebilirsiniz.
Çok çeşitli uyaranlarla böyle yakınmalar ortaya çıkabiliyor.
Televizyon izlerken, bilgisayarda ya da telefonda oyun oynarken...
Hatta çok klasik bir örnek var YouTube'da. Pokemon dizisinin bir bölümünde, Japonya'da çok sayıda çocukta epilepsi nöbeti gelişmiş.
0
pro9it9is9
(01.11.23)
Epilepsi +1

Geçen bi haber görmüştüm
Kimsenin teşhis koyamadığı hastalığa chat gpt teşhis koydu diye

Bi denenebilinir
0
foster
(01.11.23)
o kadar tahlil yapıldı, mr, eeg çekildi, epilepsi olsam çıkmaz mıydı ya? :(

artık tahliller temiz çıkınca üzülüyorum, keşke bir hastalığım olsa en azından tedavisi, ne yapılacağı belli olur. beynimde tümör çıksa bile sevineceğim, o derece kötüyüm şu an :(
0
🌸ahm1
(01.11.23)
sessiz migren/asefaljik migren konusunu araştırmanızı öneririm.
0
Phoebe
(01.11.23)
sorununuz epilepsi olabilir mi bilmiyorum, tam ona ilişkin bir şey yok gibi. ama şunu söyleyeyim kendi deneyimimden, bende uykuda olan türünden ve elimin bazı parmaklarında uyuşma hissiyle de bağlantılanan bir epilepsi var. nöbet de geçiriyorum yani baya ilaç kullanmazsam. fakat hiçbir eeg, uyku eeg'si, emg, mr ıvır zıvır hiçbirinde çıkmıyor. hiçbir şey görülmüyor beynimde. yani testlere de güvenilmiyor, benim işte açıkça var epilepsim, geçirdiğim nöbetlerden kanıtlarla ne olduğu belli. birden fazla nöroloğa göründüm, farklı yerlerde de çekildi bu bahsettiklerim. yani testler tespit edemiyor, testlerde çıkmıyor diye bazı şeyler elenemiyor belli ki. epilepsinin de dünya kadar türevi var, her epilepsi nöbetli olmuyor ya da görülemeyebiliyor.

epilepsiniz vardır demek için yazmıyorum da, sadece farklı birimlerde bakıldı her şeye, olsa çıkmaz mıydı sorunuza cevap olarak kendi örneğimi vermek istedim.

fakat siz ekran maruziyetini çok abartmışsınız sanırım, yazan bazı arkadaşlara katılıyorum, biraz ekran detoksu deneyin hakkaten.
0
nimberjack
(02.11.23)
(6)

ev arkadaşlığı kira-vergi sorusu

ahm1
benim olan eve ev arkadaşı alacağım. faturaların durumuna göre 10-15 bin arası bir şey alırım muhtemelen. bu paranın direkt hesabıma havale yapılması vergi açısından sıkıntı yaratır mı? bunun vergisini istiyor mu devlet? ne yapmak lazım?
benim olan eve ev arkadaşı alacağım. faturaların durumuna göre 10-15 bin arası bir şey alırım muhtemelen. bu paranın direkt hesabıma havale yapılması vergi açısından sıkıntı yaratır mı? bunun vergisini istiyor mu devlet? ne yapmak lazım?
0
ahm1
(30.10.23)
düzenli para girişi dikkat çekebilir, her ihtimala karşı başınız ağrısın istemiyorsanız klasik yöntemi kullanın. Yada kripto vb gibi araçlar.
0
Rao
(30.10.23)
Bu iş biraz sıkıntılı.
Yarın kavga edip, sizi maliyeye şikayet etmeyeceğinin garantisi yok. Ve tabi ki vergi vermek zorundasınız.
0
parka
(30.10.23)
offf ev arkadaşının vergisini vermek zorunda olduğum hiç aklıma gelmemişti. 3 kuruş para, yılda bir kira vergiye gidecek.

biraz araştırdım, bu işte bile bir sürü detay var. mesela;

"kira dışı gelir" diye bir şey var, maaş sayılıyor mu?

bir de "gerçek gider" yazıyor. faturalar vs. oraya eve gelen toplam faturayı yazıp kirayı da atıyorum 13 bin (10 bin kira + 3 bin faturalar) olarak mı yazmam lazım?
0
🌸ahm1
(30.10.23)
Arkadaş ne vergisi ne maliyesi ya. İlla içine sinmiyorsa elden al parayı. Ya da havale/eft açıklaması olarak arkadaşın elden borç ödemesi yazsin.
0
allah yazdiysa bozsun
(31.10.23)
Kimse 15-20 bini elden ödemez elden al seçeneği aşırı mantıksız ben uğraşmam bana öyle diyen biri için. Bankamatik çekim limitini aşıyor her gün gidp para mı çekecek insanlar? Bu tavsiyeyi dikkate alma diye yazdım.

Soruna gelirsek evet her türlü gelir vergiye tabiidir ama bu gelirin türüne göre belirli meblağı aşması durumunda vaki olur dolayısıyla sen her ay hesabına kira ödemesi etiketiyle gelen parayı o yıl içerisinde elde ettiğin başka gelirlerle beraber eğer limiti aşıyorsa yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edersin.

Tabii ki bunun için uğraşmana gerek yok bunları sistem görüyor, 2023 yılı için mart ayında herhangi bir mali müşavir bürosuna gidip yardımcı olmasını istersen (ücreti mukabilinde) sana beyan verip vermeyeceğine bakıp yardımcı olur. Bu söylediklerim çok cüzi rakamlar, elden para almakla uğraşmaktan ve vergi kaçırmaktan çok daha kolay. Bir kere yaptın mı zaten göreceksin atla deve olmadığını.
0
Kediyi üzdün
(31.10.23)
Vergi beyannamesi doldururken usül olarak gerçek değil "götürü"yü seçersen masrafları tek tek belirtmekle uğraşmazsın.
0
parka
(31.10.23)
(4)

yüz şeklim hangisine giriyor?

ahm1
son saç sorusu duyurum bu soruya yol açtı.şu sitede yüz şeklinizi foto düzenlemeyle çizin demiş: https://www.bantonframeworks.co.uk/blogs/guides/glasses-for-bald-men (sayfada, aşağılarda yüz şekilleri de yer alıyor)çizdim: https://i.hizliresim.com/fnym9gw.jpgama round mu, square mı karar veremedim.
son saç sorusu duyurum bu soruya yol açtı.

şu sitede yüz şeklinizi foto düzenlemeyle çizin demiş: www.bantonframeworks.co.uk (sayfada, aşağılarda yüz şekilleri de yer alıyor)

çizdim: i.hizliresim.com

ama round mu, square mı karar veremedim. sizce hangisi? gözlük seçimi için mühim.

tepe round, gerisi square gibi benim :)

round ise kare, square ise yuvarlak gözlük alıcam.
0
ahm1
(30.10.23)
yüz ölçülerini oranlayarak şekli söyleyen hesaplar var, onlara da bakabilirsin
0
lambırcek
(30.10.23)
Hangi siteler onlar?
0
🌸ahm1
(30.10.23)
Bir tane şu var mesela;

faceshapedetector.com

Bunun gibi birkaç siteden deneyebilirsiniz
0
akhenaten
(30.10.23)
foster
(30.10.23)
(8)

hayatımı bitirmek üzere olan sağlık problemim

ahm1
biraz uzun olacak ama artık bu problemim çözmem lazım, yoksa yaşayamayacak duruma geleceğim. o yüzden yardım bekliyorum. yoksa şartlar beni "yaşayamamaya" zorlayacak. bu hastalık yüzünden işten çıkmak zorunda kaldım.muhtemelen gözle ilgili bir problemim var. son 3,5 senedir 11-12 saatten az uyuyunca
biraz uzun olacak ama artık bu problemim çözmem lazım, yoksa yaşayamayacak duruma geleceğim. o yüzden yardım bekliyorum. yoksa şartlar beni "yaşayamamaya" zorlayacak. bu hastalık yüzünden işten çıkmak zorunda kaldım.

muhtemelen gözle ilgili bir problemim var. son 3,5 senedir 11-12 saatten az uyuyunca başım uyuşuyor, midem bulanıyor. 2 gün üst üste 8 saat uyuyunca nefes-göğüs daralması oluyor, bacaklarda aşırı güçsüzlük oluyor. bilgisayara gözüm/başım ağrımasına rağmen bakmaya devam edince koltuktan kalkar kalkmaz bacaklarda aşırı güçsüzlük oluyor. akşamları mekanların ışıkları kötü etkiliyor beni. çenem uyuşuyor. bir keresinde bilgisayara çok bakıp dışarı çıktığımda çok kötü oldum, başımı oynatıp etrafa baktıkça sırtımdan, omurgamdan aşağı belime elektrik çarpmış gibi oldu, düşüp bayılacağım diye çok korktum, başımı hiç oynatmadan, hep önüme bakarak eve döndüm. loş ışıkta vakit geçirince gözlerimin altı kızarıyor, bunu doktorlara anlatıyorum, doktorlar "öyle şey olmaz" diyor. ama loş ışıktan oluyor, bir kere de olmadı, belli bir şey.

ama sanırım hikayeyi baştan anlatmam lazım. sanırım bende ileri bir göz problemi var ama ya doktorlar bunu eğitimlerinde görmedikleri için anlayamıyor ya da niyeyse gözümde herhangi bir yapısal değişikliğe yol açmıyor bu sıkıntım.

hikaye: ben oldum olası bilgisayar başında çok vakit geçirdim. eve ilk bilgisayar 7-8 yaşındayken girmişti. 12-13 yaşlarında bile "gözüm çok yanıyooor, gözüme bir şey batıyor gibi oluyor" diyip duruyordum. çok ekrana bakmaktandı tabii. yazın tatile gidince şikayetim falan kalmıyordu. ortaokulda gözlük takmam gerekmesine rağmen üniversiteye kadar gözlük kullanmadım. 2015 yılıydı sanırım, sinemaya gittiğimde ekrana bakarken gözümde kırmızı şerit halinde görüntüler çıkıyordu, doktora gittim, "göz kürenin yeri değişmiş" dedi, damla verdi, geçti. gerçekten de damlanın prospektüsünde "göz kürenin yeri değişmesi halinde..." vs. yazıyordu. 1 sene sonra tatile gidince ilk gün gözüm ve başım ağrıdı. ertesi gün geçti. bu bir kere daha olunca dedim ki "hmm sanırım göz sürekli bilgisayara bakmaya alışmış, o yüzden doğaya çıkınca başta alışmakta zorluk çekiyor." ama bunu doktora anlatınca "öyle olmaz, biz hemen alışmasını bekleriz" diyor. halbuki şimdi de bazen, akşamdan sonra, ekrana baktıkça ayıldığımı hissediyorum. sonrasında, şubat 2020'ye kadar son 1-1,5 sene sürekli göz damlası kullandım. doktora "gözlerim bir garip, ağrıyor, düzgün bakamıyorum" vs. şikayetleriyle gidiyordum. doktor da 2-3 ayda bir 2 tane göz damlası veriyordu. bir süre sonra "yeter hep aynı ilaçları verip duruyor" deyip başka doktora gittim, o da "niye bu damlaları veriyormuş ki, ameliyat için bunlar" vs. dedi, başka basit bir damla verdi. gözlerim ara ara iyi oluyordu, ara ara biraz kötü oluyordu. doktorlar sadece damla yazıp yolluyordu. en son eylül 2019'da gözlüğümün sol camı diagonal şekilde biraz kalınca kum tarafından çizildi. ben de yeni değiştirmiştim, biraz böyle kullanayım dedim, baktım, görüyorum, öyle çok net bir çizik yok. şubat ayına kadar kullandım, 2020 şubat ayında yeni gözlüğü alınca bir an çok acayip hissettim kendimi, dünyaya çok farklı bakıyordum. bir kere daha gittim doktora, "önceki doktor yanlış ölçmüş" dedi, daha düşük bir numara verdi, o zaman biraz rahatladım ama tamamen eski hâlime dönmedim. ilk gözlükten sonra mı, ikinci gözlükten sonra mı hatırlamıyorum ama bir gün uyumaya çalışırken başımın sol tarafı birden "tık" etti (hatırlatma: gözlüğümün de sol camı çizikti). kalın bir tel oynamış gibi bir histi. o günden sonra her şey değişti ve işte en başta yazdıklarım olmaya başladı. sonra bir farklı doktora daha gittim, aynı numarayı verdi. sonra da covid geldi, biraz salmama rağmen ara ara gitmeye devam ettim doktorlara ama sonuç değişmedi (bir daha da gözlüğü değiştirmedim).

gözleri küçüklükten beri gelen süreçte hasta mı ettim? ama hasta ettiysem neden doktorlar anlayamıyor? gözüm nörolojik bir sıkıntıya mı sebep oldu? ama bir sürü mr vs. çekildi, yine hiçbir şey çıkmadı.

bir sürü göz doktoruna, nöroloji doktoruna gittim, bir sürü mr, tetkik vs. yapıldı ama hiçbir şey bulunamadı.

geçen bütün günü dışarıda geçirdim. sanki biraz daha dinç ve gözümü sağlıklı hissettim ama bunun nedeni tamamen ekrana bakmamak mı bilemiyorum tabii.

ben ne yapayım, nasıl çözerim bu durumu? yoksa mecburen hayatım bitecek mi? gerçekten çok ciddi hayati bir meseleyle karşı karşıyayım :((
0
ahm1
(23.10.23)
Yani bütün yazdıklarından şunu çıkarımlayabildim; sen bu durumun gözünle alakalı olduğunu sanıyorsun ama onca doktor bakmış bir şey bulamamışlar bence sorun başka bir yerde olabilir. Genel bir doktora görünmende fayda var bence.
0
Pass this on
(24.10.23)
Hocam sen bunu daha önce de sormuştun, o zaman da gözlük çizildi diye böyle bi sorun olmaz diye düşünmüştüm. Bence sorun gözlerinde değil. İyi birer nörolog ve beyin cerrahına git bence. Gözden kaynaklanması daha düşük ihtimal gibi geliyor bana. Gittiğin doktorlar test yapmış bakmış işte sonuçta. Bi de dediğim gibi gözlük çizildi sonra kafamda bi şey tık etti çok birbirleriyle bağlantılı olaylar gibi gelmiyor bana.
0
nundu
(24.10.23)
gözleri çizdir, gözlükten kurtul ondan sonra bi bak bakalım devam ediyor mu?
0
ayseee
(24.10.23)
allah korusun da beyninizle ilgili bir sıkıntı olabilir. çünkü göz diğer organlar gibi değil, direkt bağlantılı. benim de çocukluğumdan beri gözlerim sıkıntılı, bir keresinde beyinde problem olabilir diyerek beyin mr'ı çektirmişlerdi.

zaten anlattıklarınız gözden ziyade daha çok beyinle ilgili bir soruna işaret ediyor gibi. bu alanda sağlam bir doktor bulup derdinizi ayrıntısına kadar anlatın.
0
candide
(24.10.23)
Tesekkurler cevaplar icin. Yorum yapmak isteyenler yapsin lutfen.

@candide ve @hacirotti: beyin mr'i cekildim, o da temiz cikti. Artik bir sey ciksin diye dua ediyorum. Peki o zaman bir de beyin cerrahina gideyim bakalim ne diyecek. Ama ben umitsiz umitsiz gidiyorum artik.

Bir de gercekten o "tık" etme olayindan sonra degisti her sey.
0
🌸ahm1
(24.10.23)
Geçmiş olsun, tık etmeye takılmışsınız ancak onunla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Genel sağlık durumunuz nasıl, başka bir hastalık teşhisi kondu mu? Kullandığınız başka bir ilaç var mı, gittiğiniz hekimler sizi farklı bir uzmanlığa yönlendirdi mi?
0
efx
(24.10.23)
@efx: tık etmeye takıldım, çünkü tam olarak o andan sonra her şey değişti. beyaz ile siyah gibi fark var ya da beyazdı, gıpgri oldu. evet, o ana kadar gözlerimde 1-1,5 senedir sıkıntı vardı ama hafifti, hayatımı engellemiyordu. o tık olayı bir oldu, pir oldu ve bir daha da tekrarlanmadı.

hastalıklarım:

- majör depresyon sebebiyle antidepresan kullanıyorum (kullandığım tek ilaç, ismini de yazayım madem, paxera). bir psikiyatriste sormuştum "ilaçtan olabilir mi? belki prospektüste yazan yüzbinde 1 ihtimal bana denk geldi?" diye ama "yok, böyle bir şey yapmaz" dedi. belki bir psikiyatriste daha sorsam iyi olur.
- geceleri dişimi çok sıkıyorum
- boyunda fıtık başlangıcı var. bir doktor demişti "belki de boynunda fıtık var, sinirlere baskı yapıyor" diye ama fizik doktoruna gittim, "sinirlere baskı yapmıyor" dedi.

çenemin solu da uyuşuyor bu arada ama o tık olayından sonra başladı. tık olayı da başımın solunda olmuştu.

şimdiye kadar şu doktorlara gittim (sayılar tahmini, her defasında farklı doktor tabii): nöroloji x5-6, göz doktoru x9-10, fizik tedavi, kardiyoloji

diş sıkmaktan olabilir mi bilemiyorum. diş doktoruna bundan bahsetmedim. bahsetsem de anlar mı merak ediyorum artık. çünkü hangi doktora dertlerimi anlatsam "ondan olmaz, bundan olmaz, öyle bir şey görmedim hiç" diyor.
0
🌸ahm1
(25.10.23)
geçenlerde bir tam günü dışarıda gezerek geçirmiştim. iyi geldi gibi hissetmiştim (ekranlardan uzak kalıp gözü dinlendirmek, günışığına maruz kalmak). 3 gündür 8-9 saat uyuyup yarım günü (gündüzün yarısını) dışarıda geçirmeye çalışıyorum ama gözler yeni hayatına alışamıyor galiba, çok kötüyüm :( uyku, halsizlik, mide bulantısı var, kursağım düğümleniyor sanki kusacakmışım gibi hafiften. az uyumak da (8-9 saat) kötü etkiliyordu bu arada. yani ya göz ve uyku ikilisinden biri ya da her ikisi birden kötü etkiliyor beni şu an. birkaç gün daha denemeyi düşünüyorum.

bu hastalık yaşamımı sonlandırmak için çok zorluyor ya :(((
0
🌸ahm1
(25.10.23)
(7)

donuk ekmek hangi marketten alıyorsunuz?

oldz
ihtiyacım olduğunda airfryer'da ısıtmak için almak istiyorum.
ihtiyacım olduğunda airfryer'da ısıtmak için almak istiyorum.
0
oldz
(23.10.23)
donuk ekmek almıyorum, tazeyken dilimleyip buzdolabı poşetiyle derin dondurucuya koyuyorum, günlük ne kadar yiyeceksem çıkarıp kendi kendine çözünsün diye bırakıyorum
0
freebird5406_2
(23.10.23)
İstediğin normal ekmeği alıp dilimleyip dondurucuya koysan?
Ben öyle yapıyorum.
0
Mirket
(23.10.23)
taze al buzluğa at
0
jelly bear
(23.10.23)
alıp buzluğa koyduktan sonra çözdürmek için airfryer işe yarar mı?
0
🌸oldz
(23.10.23)
Biz de öyle yapıyoruz. Sadece ekmek de değil; lavaş, simit, poğaça, börek, vb. Fırından yeni çıkmış gibi oluyor.
Bunları donuk halleriyle de çıkarıp çözdürebilirsin, doğrudan donuk halleriyle de ısıtabilirsin, biraz ısınma süresi uzar o kadar.
160-180 derecede 3-5 dakika yeterli olabiliyor.
0
clia
(23.10.23)
@oldz ister yemekten bir iki saat önce kendi halinde çözünmeye bırak ister hızlıca fırın/airfryer ile çözdür, bir kere yapınca süreyi çözersin zaten
0
freebird5406_2
(23.10.23)
2 sene önceye kadar hep paket ekmek alıyorduk (migros'tan). fiyatlar uçunca artık fırından 2-3 tane alıp, ihtiyaç fazlalarını buzluğa koyuyoruz.
0
ahm1
(24.10.23)
(2)

Fransa tarihi, kültürü hakkında kaynaklar

gergedan
Kitap olur, belgesel olur, film olur?
Kitap olur, belgesel olur, film olur?
0
gergedan
(16.10.23)
Roman olur diyorsan,
Charles Dickens'in iki şehrin hikayesi ile, Victor Hugo'nun bütün kitapları derim.

Emil Ludwig'in Napoleon kitabı var da önermem. Hayatımda en çok patinaj çektiğim kitaptır.
0
Mirket
(17.10.23)
Georges Lefebvre'in kitaplarını tavsiye ediyor tarihçiler.
0
ahm1
(17.10.23)
(3)

AFP değerinin 15 binleri bulması kesin kanser demek mi?

psmstc
Bir aile yakınım için. Soru başlıkta. 2.sorum şu çok stresli ve sağlıksız geçen 20’li yaşlar ileride erken yaşta kesin kanser ya da kalp hastalığı demek midir? 30 dan sonra dikkat edilmesi işe yarar mı? Ne kadar? Teşekkürler.
Bir aile yakınım için. Soru başlıkta.

2.sorum şu çok stresli ve sağlıksız geçen 20’li yaşlar ileride erken yaşta kesin kanser ya da kalp hastalığı demek midir? 30 dan sonra dikkat edilmesi işe yarar mı? Ne kadar? Teşekkürler.
0
psmstc
(01.10.23)
Biraz sallayacagim ama:

2. Oyle bir formulu yok bu işin (henuz?). 20'leri kotu gecti diye kimse 30-40'da kanser olmaz. Ama tabii ki stres her hastaligin riskini arttiriyor.
0
ahm1
(01.10.23)
afp için çok büyük olasılıkla bir kanser vardır. bu kadar çıkması normal değil.
0
alicandan
(01.10.23)
afp yüksek diye kansersin denemez, illaki -varsa- tümörün kespiti gerekir. afp, genel olarak, tarama amaçlı kullanılmaz. yani, 'yüksekse/düşükse bir de bilmem ne'ye bakar tanı koyarız' tipinden bir test değildir. önce kanseri tespit edersin, sonra tedaviye cevap nasıl diye afp değerindeki değişimleri gözlersin.
Geçmiş olsun.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(02.10.23)
(3)

Selectra ile alkol kullanılır mı?

gallienus
Selectra 50MG kullanıyorum. Alkolden kastım da 1 bilemedin 2 bira. Çok büyük yan etkisi olur mu?Doktora soracaktım bugün ama unuttum. Bir sonraki randevu da 10 gün sonra.
Selectra 50MG kullanıyorum. Alkolden kastım da 1 bilemedin 2 bira. Çok büyük yan etkisi olur mu?
Doktora soracaktım bugün ama unuttum. Bir sonraki randevu da 10 gün sonra.
0
gallienus
(26.09.23)
Kullanilir. İstersen bir sise viski de icebilirsin.

Gunumuzde antidepresan kullanan herkes icki iciyor. Sikinti yok. Ama tabii ilaca yeni basladiysaniz kendinizi bir test edin, hemen sise bitirmeyin.

Uzun vadede de niye bir sikinti olsun ki, olmaz herhalde.
0
ahm1
(27.09.23)
Valla ben şişe şişe içiyorum bir şey olmadı sanırım henüz ama uzun vadede ne olur bilemem.
0
synesthesia
(27.09.23)
bir 100mg selectra kullanıcısı olarak terapistime sormuştum bunu, olumsuz bir durum yaşar mıyım endişesiyle. "valla canım yalan söyleyecek değilim, ben de antidepresan kullanıyorum ve alkol alıyorum. alkolün kendisi zararlı zaten ama onun dışında selectra'yla aldın diye bir şey olmaz" demişti.

yalnız şunu söyleyeyim ben selectra kullanırken içtiğimde alkolün çok daha fazla çarptığını düşünüyorum. 8-10 yıldır bir kez yapmadığım saçmalıkların belki 10 katını selectra'lı 6 ayda yaptım. o yüzden normalde içtiğinizden biraz daha az içip bir bakın derim öncelikle.
0
mark greg sputnik
(27.09.23)
(3)

Bir arkadaslik sorunsali

kafamdabiseyvar
Sizi olumsuz etkileyen bir durumunuzu yakin oldugunuzu dusundugunuz biriyle paylassaniz ve bu kisi sonrasinda sizi bir sure arayip sormasa ne hissedersiniz? Yakin arkadasim oldugunu soyleyen biriyle bir gonul isi sorunumu paylastim ve bana destek olacagi yerde uzaklasti. Bir ay gecti nasilsin ne yap
Sizi olumsuz etkileyen bir durumunuzu yakin oldugunuzu dusundugunuz biriyle paylassaniz ve bu kisi sonrasinda sizi bir sure arayip sormasa ne hissedersiniz? Yakin arkadasim oldugunu soyleyen biriyle bir gonul isi sorunumu paylastim ve bana destek olacagi yerde uzaklasti. Bir ay gecti nasilsin ne yaptin diyor agzimdan yeni bilgi almaya calisiyor. Boyle insanlara deger vermemek gerekiyor sanirim.
0
kafamdabiseyvar
(23.09.23)
Ben direkt boyle bir sey yasamadim ama

- x'in arkadasi kocasindan bosanmis, simdi x'e surekli dert anlatiyor

İfadesine cevaben

- ay cok kotuuuu

Diyen duydum. Bu tiplerin yaklasimi "ugrasmak zorunda degilim" oluyor. "niye birinin derdini dinliyim" diyorlar. E bunlardan da arkadasin a'si olmaz.

Bu tipte birine benziyor. Emin oldugunuz an siz de onunla ugrasmayin, selami sabahi kesin.
0
ahm1
(23.09.23)
Bu arkadaşların gönül işleri konuları cidden çok yoruyor zaman çalıyor, açıkçası ben de byle konularda ölü taklidi yapıyorum

Herkesin geçmişi beklentisi duyguları yaklaşımı farklı, bu yüzden herkes kendi kafasını gözünü yararak bazen doğru bazen yanlış yaparak bu işleri kendi kendine yaşamalı öğrenmeli :)
0
freebird5406_2
(23.09.23)
Kendisi de zor bir donemden geciyor olabilir,
Diyecek bir sey bulamamis olabilir,
Ya da, ben bunu 2-3 kisiye yapiyorum, hep ayni teraneyi mi anlatiyorsunuz acaba, bunu yaptigim kisiler son 3-4 yildir ayni dongude, sadece insanlarin isimleri farkli, yasadiklari seyin temel sebebi ayni, ben de sinir koydum, profesyonel yardim almalari gerekiyor ve ayni seyi farkli karakterlerle dinlemek icin artik yerim yok.
0
kassiopeia
(23.09.23)
(11)

İstanbuldaki evi satmak mantıklı mı?

ananiyimioguz
4.Leventin orada (Emniyetevleri) bir dairemiz var. Geçen aylara kadar annem oturuyordu fakat emekli olunca orayı yakınlardaki plazada çalışan bir gence kiraya verdi. Kendisi de komple didime yerleşti.Fakat deprem riski olduğu için ben oradaki evin didimden müstakil bir villa alabileceğini, yatırımı
4.Leventin orada (Emniyetevleri) bir dairemiz var. Geçen aylara kadar annem oturuyordu fakat emekli olunca orayı yakınlardaki plazada çalışan bir gence kiraya verdi. Kendisi de komple didime yerleşti.

Fakat deprem riski olduğu için ben oradaki evin didimden müstakil bir villa alabileceğini, yatırımı oraya kaydırıp istersen yine yıllık kiralayarak gelir edebileceğini söyledim.

Ama annem istanbulun daha değerli olduğunu, ileride belki siz geçersiniz, o tarz merkezi bir yerden nasıl ev alacaksınız bir daha falan diyor.

Ama annemin bizi düşündüğünü de sanmıyorum öyle olsa maddi ve manevi sıkıntıda olduğumuz zamanlarda yardım ederdi. Neden o tarz bir bahaneye baş vurdu bilmiyorum.

Bina 10 yıllık. Belki depremde yıkılmaz ama önündeki arkasındaki yıkılabilir.

O yüzden acaba daha risksiz bir yere taşınmalı mı yoksa kalmalı mı sizce ne diyorsunuz? Depremde yıkıldı veya hasar gördü diyelim, bizim için bir kayıp olmaz mı?
0
ananiyimioguz
(23.09.23)
4. levent'teki ev satılıp didim'den falan ev alınır mı hocam allah aşkına :)
0
brkylmz
(23.09.23)
annen %100 haklı.

hatta annen çoğu konuda çok haklı büyük ihtimalle, kadın 4. leveltten ev yapabilmiş zamanında. siz ise evi yok etmeye çalışıyorsunuz :)

bence finansal konulardaki kararlarda işi annenize bi bırakın.
istanbul nere didim nere.

istanbul depremde yıkılsa, atom bombası düşse, gök taşıyla yerlebir olsa bile didimle mukayese edilemez.

hele ki olası bir depremde ayakta kalmış binaların değeri sabahına 3 katına çıkar.
0
whatdreamsnevercome
(23.09.23)
Şehirden ev satıp köyden ev alınmaz.
0
dissendium
(23.09.23)
4. Levent'ten ev satıp Didim'den ev almak cidden üstüne birkaç kez düşünülmesi gereken bir şey olur sanırım. Hele ki 10 yıllık bir binadan.

Deprem riskini somut bir dayanağa oturtabiliyor musunuz bilmiyorum ama ciddi bir risk varsa dengi bir muhitten, dengi bir daire almayı düşünebilirsiniz. Ama bu risk faktörü yanındaki binalar yıkılabilir olmamalı bence.
0
akhenaten
(23.09.23)
Shdhfjg bana kalsa aileyi batiricam o zaman.

Öyle demeyin didimdeki evi bitcoin sayesinde aldirmistim. Para %300 yapmisti. Gerci biraz da sansa oldu ama olsun normalde paralari faizdeydo o kadar kar gelmezdi oradan.

Simdi de kot farkindan oturu omundeki yuksekte bulunan bina baya eski. Ustune yikilabilir. Aslinda teyzemler tasdelen taraflarinin com guzel evler aldilar orada da guzel yerler var hem deprem riski dusuk hem de sehir kasvetinden uzakta. Oraya da kaydirilabilir.

Didim neden dedim, acikcasi buyuk sehrin bir cazibesi kalmadi bizim icin. Didimde 3 sene once 500e aldigimiz ev suan 5 milyon ediyor.

İleride bir bodrum bir kusadasi gibi olursa va insanlar buyuk sehirlerden kacip bu tarz daha kirsal ve yazlik bir yasam surmek isterlerse daha da degerlenir gibi geldi ondan öyle dedim.
0
🌸ananiyimioguz
(23.09.23)
Ben nedense yazılanlara katılmadım. Elimde olsa satar sakin bir yerden ev alırdım. 4. Levent lüks bir yer değil. İstanbul’un albenisi kalmadı.
0
ruhen hastayim ben
(23.09.23)
annenizin malı hakkında tasarrufta bulunma hakkınız yok önce onu eleştirmeniz boşuna.

ayrıca büyükler sizce haksız bile olsa bir bildikleri vardır.
0
nuisance
(23.09.23)
Oncelikle depremin ertesi gunu levent'te hasar almamis bir binanin degeri katlanmayacak. İstanbul'da karadeniz'i goren bir yerde eviniz olsa degeri katlanabilirdi ama levent'teki evin degeri katlanmayacak.

Cunku orasinin depremden az etkilenmemesi mumkun degil. Ongorulemeyen cok sey olabilir belki ama muhtemelen birakin arabayi, yuruyerek bile zor sokak degistireceksiniz.

Kisa vadede zararli bile cikabilirsiniz (işyeri yikilan kiraciniz belki memleketine donecek ya da bir akrabasinin evine gidecek). Evinizi satma ihtimaliniz bana pek olasi gelmiyor. Satin alabilecek kisilerin cogu oturdugu evi veya evlerini satip parayi denklestirebilecek insanlar zaten. E onlarin evi hasarliysa zaten satamayacaklar. Hasarli degilse de zaten oturmaya devam ederler. Zenginlerin ise varolan evlerine muhtemelen bir sey olmayacak, olsa bile en kuzeye, en etkilenmemis yerlere giderler.

Orta vadede degerlenir mi bilmiyorum. Bence depremde degerlenip degerlenmeyecegini bir kenara birakin. Ben bile rahatsiz oldum yazarken. Zaten oradaki ev su an da iyi para eder. Ben olsam sirket kurmayacaksam, mirasci sayisi cok degilse 3-5'in hesabini yapmazdim. En kotu satar, parayi yersiniz omur boyu.
0
ahm1
(23.09.23)
türk insanı kadar ev fetişisti millet yok vallahi, depremi kimse düşünmüyor.
0
nothing in my way
(23.09.23)
Antepteyiz, burada 2.1 milyona çok güzel bir ev görmüştüm depremden önce.

Çok ya antepte o para verilmez dedik borca girmeye değmez.

Depremden sonra 4.5 milyon olmuş. şaka gibi. otoparkındaki kolonlar yarık. Binanın duvarları yarık. kimse takmıyor.

Ama şeyin de etkisi olabilir, büyük deprem oldu ya, bidaha artık 100-200 sene sonra olur raadııız abiii modunda da çok insan gördüm. Haklılık payı olabilir ama yine de antepte betonların arasında bir eve o rakamları kim niye veriyor anlamıyorum.

Yani istanbulda da "yıkılmadım ayaktayım" binaları deli dehşet değer görebilir belki bilemiyorum emin olamadım o yüzden sorayım dedim.
0
🌸ananiyimioguz
(24.09.23)
Bilemiyorum, ben de tahminlerimde hatali olabilirim ama bence dusunceniz depremden kâr saglamaya kaymasin artik. Ben olsam, tek mirasci da ben isem ozellikle bir yastan sonra satarim evi, parasini da yerim, nedir yani? 100 tane eviniz olsa ne olacak?
0
ahm1
(24.09.23)
(2)

Galatasaray A.Ş.

nundu
Kura çekimlerinde ve UEFA'ya bağlı diğer organizasyonlarda Galatasaray niye A.Ş. olarak geçiyor? Tamam, Galatasaray bir Anonim Şirket'tir de koca futbol takımının kura çekimlerine böyle girmesi çok üzücü değil mi ya? Ben Beşiktaşlı olduğum halde üzülüyorum yani yanında A.Ş. görünce. Beşiktaş ve Fene
Kura çekimlerinde ve UEFA'ya bağlı diğer organizasyonlarda Galatasaray niye A.Ş. olarak geçiyor? Tamam, Galatasaray bir Anonim Şirket'tir de koca futbol takımının kura çekimlerine böyle girmesi çok üzücü değil mi ya? Ben Beşiktaşlı olduğum halde üzülüyorum yani yanında A.Ş. görünce. Beşiktaş ve Fenerbahçe de A.Ş mesela ama UEFA organizasyonlarında Fenerbahçe SK ya da Beşiktaş JK daha güzel görünüyor. Galatasaray SK olarak geçmesi önünde yasal engel mi var?
0
nundu
(21.09.23)
Yani üzücü bir şey değil ama bi mantığı da yok neticede A.Ş. ile S.K iki farklı yapı dernek statüsündeki kulüpler için, Galatasaray'ın da S.K. olması lazım A.Ş'deki personel çıkıp maç yapmıyor. Ha A.Ş. olan sahipli kulüpler böyle çıkar ama Galatasaray öyle bir statüte değil.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.09.23)
Bu durum bir divan toplantisinda da elestirilmisti. Demek ki degistirilemiyor.

Muhtemelen futbol organizasyonunun sahibi Galatasaray aş. Galatasaray aş'nin de yuzde 70'e yakini dernegin.
0
ahm1
(21.09.23)
(9)

Ev arkadaşlığı sorusu (eşyalarım?)

ahm1
Sahibi oldugum eve ev arkadasi alicam. İlk defa ev arkadasim olacak. Odanin degeri 8-10 bin lira, hani "o parayi veren zaten sizin esyanizi calmaz herhalde" diyeceksiniz belki ama belli olmaz, belki iki ogrenci de yerlesebilir oraya. Bir de 10 bin veren insanin 10-15 binlik laptop'u calma ihtimali n
Sahibi oldugum eve ev arkadasi alicam. İlk defa ev arkadasim olacak. Odanin degeri 8-10 bin lira, hani "o parayi veren zaten sizin esyanizi calmaz herhalde" diyeceksiniz belki ama belli olmaz, belki iki ogrenci de yerlesebilir oraya. Bir de 10 bin veren insanin 10-15 binlik laptop'u calma ihtimali niye sifir olsun ki, bu dusunceye de supheyle yaklasiyorum.

Sorum şu: esyalarimin calinmasindan korkmali miyim? Bilgisayar almam lazim, masaustu veya laptop almak fark eder mi? Mesela "laptop'u calmasi daha kolay, masaustu alayim" mi diyeyim? (Sonucta her disari ciktigimda laptop'u yanima alamam). Apartmanin girisinde guvenlik kamerasi da var ama bilemiyorum.
0
ahm1
(18.09.23)
o risk her zaman var tanıyana kadar temkinli davranmalısın. bu işler genelde tek seferde olmaz yani önce ortalıktan bi 200 lira kaybolur, sonra bi eşya kaybolur en son büyük parçalar gider. mümkünse gerekli durumda ailesine ulaşabileceğin referanslı birini bul. arkadaşının arkadaşı gibi.
0
orpheus
(18.09.23)
Peki masaustu bilgisayar mi daha mantikli? En azindan kamerada kasa ve -bunu da alirsa- ekran belli olur belki?

Koltuk, buzdolabi vs. goturmesi imkansizdir herhalde :) apartmandaki kamera bozuk olsa sokaklarda bin tane kamera var, illa ki tespit edilir herhalde.
0
🌸ahm1
(18.09.23)
Hocam sen çok pimpiriklisin annem gibi. Ev arkadaşlarımı netten buldum. Evi onlara bırakıp aylarca gelmediğim de oldu. Bir şey olmadı ama olabilirdi de. Biri kaleboduru kırıp, ben yapmadım, zaten öyleydi. Belki de sen yaptın falan dedi. Oluyor yani. Değerli eşyalarını odanda bırak.
0
Kahvedesu
(18.09.23)
Öğrenci alın. Aranızda abi kardeş ilişkisi biraz "resmiyet" karışımlı olsun. Ders notları iyiyse pek çalma ihtimali olacağını sanmam. Madde bağımlısı ise parasızlık anında her şey de mümkün.
Sosyal medya paylaşımlarına bakın.
Misafirinin gelmesı hususu da düşünün.
Bilgisayar ön tedbir olarak kilitli bir odanızda da bulunabilir.
0
diyecevaplandı
(18.09.23)
(bu arada ev içi kapilar kredi kartiyla bile acilabiliyormus)

Ekstra kilitli bir odam yok. Misafirleri gelecegi zaman odami kilitleyip cikmak biraz hakaret olmaz mi? Bozulmaz mi, tavir yapmaz mi o kişi?
0
🌸ahm1
(18.09.23)
Nasıl kredi kartıyla açılıyor? Benim eski kapı. Bu açıdan bakınca evi yakıp giden kiracı da var. Sigorta yapın endişe etmeyin.
0
Kahvedesu
(18.09.23)
Çok şüphe etmeyin. Kimseye bir borcunuz yok. Odayı başkasına verseniz bile ev sahibi sizsiniz hala. Tamemen evi değil bir odayı kiraya veriyorsunuz.
Tabi en baştan karşı tarafla her şey gerçekçi bir dille konuşulmalı.

Odanızı kilitlemeniz hakaret olmaz.
banyo veya tuvalet gibi zaruri kullanım alanlarını kilitlemiyorsunuz sonuçta.

Bir çok özel durum, mahremiyet denen bir gerçek ve var. Misafir veya kiracı olan sorumluluk sahibi olmalı.
Bozulan tavır yapanın zaten o evde işi yok.

Akrabaların evlerine ziyaret yaptım bu son bir hafta içinde ve her odalarını gezmedim dolaşmadım. Kalabalık olan yerlerde bile üst değişimi veya çanta bir şey almak için "şu odanız müsait mi?" diye sordum .
0
diyecevaplandı
(18.09.23)
Depozito alın bir iki kira kadar en azından güvenceniz olmuş olur
0
pembe mezarlık
(19.09.23)
nüfus cüzdanı fotokopisi falan isteyin, kira sözleşmesi yapın. eğer istanbul'daysa ben de ev arıyorum 4500 tl'ye kadar bütçem var, güvenilir nur yüzlü biriyim :)
0
fakat
(19.09.23)
(10)

Depresyon ve kitap

somon sosu
Depresyondayken ne okunur? İç huzuru yeniden sağlayacak kitap ya da makale'ler var mıdır?
Depresyondayken ne okunur? İç huzuru yeniden sağlayacak kitap ya da makale'ler var mıdır?
0
somon sosu
(14.09.23)
Matt haig de ciddi depresyon geçirmiş bir edebiyatçı, yazdığı kitaplar da depresyon hissini bilen birinin yazdıkları ve paylaşımları kitaplarındaki bu yön belki iyi gelebilir
0
freebird5406_2
(14.09.23)
"hayatı yeniden keşfedin" kitabı. her psikoloğun tavsiye ettiği bir kitap imiş.
0
ahm1
(14.09.23)
Ben benden daha kötü durumda olan insanların romanları okuyunca kendimi iyi hissediyordum.

Oblomov
Ölü canlar
İnsancıklar
Ve Hasan Ali Toptaş kitapları olabilir.. sadık hidayet kitaplarida bana iyi gelmişti. Hergun 40-50 sayfa akıp gidiyordu.
0
ayseee
(14.09.23)
Simyacı - Paulo Coelho
0
Mirket
(14.09.23)
Hayatı yeniden keşfedin
İyi hissetmek
Akış
0
Phoebe
(14.09.23)
Veronika ölmek istiyor - Paulo Coelho bana iyi gelmişti zamanında.
0
encokbenisevinnolur
(15.09.23)
Tüm adam Phillips kitapları. Bana çok yardımcı olan bir yazar
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(15.09.23)
Beyhan budak kitaplarini da oneririm.
0
mor oje
(15.09.23)
Eğer dindar biriyseniz kutsal kitapları okuyabilirsiniz. Hatta kitabın rastgele sayfalarını açıp karşınıza çıkan bölümlerden kısa okumalar yapabilirsiniz.

Eğer fantastik edebiyata ilginiz varsa (olmasa da olur aslında) Yerdeniz Büyücüsü kitabını okuyabilirsiniz. Çok duru bir kitaptır, hem kafanızı dağıtıp sıkıntınızdan uzaklaştırır hem de sakinleştirir.
0
burka
(15.09.23)
Iyi hissetmek ise yaramisti
0
Zetnikov
(15.09.23)
(8)

Bu aylarda bir anksiyete peydah oluyor mu ?

bluewhale
Yaz bitti, ortam sezsizleşti falan ortalığa bir hüzün çökmüş gibi olmuyor mu ? Nası geçiririz ?
Yaz bitti, ortam sezsizleşti falan ortalığa bir hüzün çökmüş gibi olmuyor mu ? Nası geçiririz ?
0
bluewhale
(13.09.23)
Mevsim geçişlerinde oluyor ( belki olur dediklerinden bilmiyorum ama ) olur oluyor .
0
dunyatuhaf
(13.09.23)
Olmuyor. Eylül ayını çok seviyorum. Hava güzel esiyor. Güzel bir koku oluyor. Sıcak değil, soğuk değil. Huzurlu hissediyorum. Nasıl geçebilir? Dışarı çıkın. Doğaya temas edin. Yürüyüş yapın.
0
dissendium
(13.09.23)
Anksiyete olmuyor, depresiflik oluyor yazdan sonbahara gecerken.
0
ahm1
(13.09.23)
valla bende ilkbaharda oluyor nedense:)
0
nothing in my way
(13.09.23)
hayir olmuyor. bende de ilkbaharda oluyor. yazin artiyor.
bir yerde okumustum intihar vakalari en cok yazin goruluyormus. yani kasvetli hava falan ogrenilmis seyler. asil huzun gunesli havada cokuyor
0
Kittie
(13.09.23)
Bende oluyor, çok bariz. Kışın ben ben değilim, sabah karanlıkta uyanınca bütün gün kendimi rus romanı karakteri gibi hissediyorum. Yaz halim ve kış halim ciddi oranda farklı. Ayrıca kışlık kıyafetler de çok zevksiz geliyor gözüme, herkesin üstünde lacivert, gri ya da haki tonlu kapitone montlar görmekten usanıyorum.
0
akhenaten
(14.09.23)
İşte buralara (eksiduyuru) yazıyorsun. Ne zamandır aramadığın arkadaşlarını arıyorsun görüşelim diyorsun. İzlenecekler listendeki filmleri izlemeye başlıyorsun. Bulunduğun sakin ortamdan ayrılıp nispeten daha hareketli merkezi yerlere daha sık gidiyorsun bu süre zarfında. Yazın enerjikliğinin yaratmış olduğu ivme iyice azalana mevsim normallerine dönene kadar tampon görevi görecek daha bir çok eylem ile kış moduna geçiyorsun.
0
Jazz
(14.09.23)
paranoya ve depresiflik gözlemliyorum
0
gadlemler
(14.09.23)
(5)

haftada 6 gün'den 54 saat çalışmak

ayseee
iş görüşmesine gittim bugün haftada 6 gün çalışma dedi patron haftada 1 gün de iznimiz var dedi sağolsun.şimdi iş kanuna baktım 45 saat diyor haftalık. e biz nası 54 saat çalışıyoruz? 1 saat öğle arası desek yine 48 saat oluyor. 3 saat fazla çalışma oluyor..yasak değil mi bu yanlış mıyım?
iş görüşmesine gittim bugün haftada 6 gün çalışma dedi patron haftada 1 gün de iznimiz var dedi sağolsun.

şimdi iş kanuna baktım 45 saat diyor haftalık. e biz nası 54 saat çalışıyoruz? 1 saat öğle arası desek yine 48 saat oluyor. 3 saat fazla çalışma oluyor..yasak değil mi bu yanlış mıyım?
0
ayseee
(11.09.23)
Hesabınız doğru. Her şey hukuki işliyorsa haftada 3 saat fazla mesai ücreti hakkınız oluşur.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(11.09.23)
6 gün için günde 30 dakika mola çay kahve yaptırır. 3 saat de öyle kapatır.
0
1837837
(11.09.23)
Ozellikle mimarlar gunde 10-12 saat calisiyor. Tanidiklarim var. Sikayet edemiyorlar cunku sikayet ederlerse onlar issiz kalacaklar ama insan bol oldugu icin firma ayni sartlarda calisacak baska birilerini bulabilecek.
0
ahm1
(11.09.23)
çok ihtiyacınız yoksa çalışmayın o tarz yerlerde. sonunda mutsuz ve stres dolu bir yaşama sahip olursunuz. işsizliğin verdiği huzursuzluk ve stres, orada çalışmaktan yeğ duruma gelir.
0
aynabugusu
(11.09.23)
mola hakkınız var. bu da 15er dakikadan gunde 2 kez. yani günde yarım saat x 6 gün = 3 saat.
0
lapetite
(12.09.23)
(6)

Ford otomobili icat etmeseydi ne olurdu?

Bir ben var benden şurada
Yani merak ettiğim şu: Ford kendi modelini üreterek bugünkü teknolojinin önünü açmasaydı bir başkası icat edip sonuçta yine bugünkü teknolojiye mi ulaşırdık ya da farklı bir şey mi olurdu sizce?
Yani merak ettiğim şu: Ford kendi modelini üreterek bugünkü teknolojinin önünü açmasaydı bir başkası icat edip sonuçta yine bugünkü teknolojiye mi ulaşırdık ya da farklı bir şey mi olurdu sizce?
0
Bir ben var benden şurada
(10.09.23)
Ford otomobili icat etmedi sadece üretim bandını icat etti. Böylece daha çok araba yapılmasına imkan sağlandı. Bu da maliyeti düşürdü. Halk daha çok araba alabildi ve araba kullanımı yaygınlaştı.
Bulduğu çok büyük birşey değil o olmasa başkası bulurdu zaten.
0
parka
(10.09.23)
genelde icatlara baktığında bir kişi-firma gibi görünür ama aslında biz ilk piyasaya çıkanı başarılı olanı biliriz. aynı dönem onlarca otomobil yapmaya çalışan vardı. yaptılar da zaten almanyada ve başka ülkelerde.

icatlar-yenilikler teknolojinin-ihtiyaçların gelişimi ile paralel ortaya çıkıyor. ortam hazır olunca biri çıkıp onu ürüne dönüştürüyor.

otomobil burada büyük bir kırılım değil. atom bombası bile büyük bir kırılım değil. amerikalılar erken çözmese ve almanlar kaynaklarını doğru kullansa bu silah almanyada üretilirdi. veya ikisi de çzemeseler 5 sene sonra rusya çözmüş olurdu. çünkü önceki 150 yıllık bilimsel birikim ortamı bu keşfi yapmaya hazır hale getirdi.
0
orpheus
(10.09.23)
Aydın Sayılı'nın Bilim Tarihi kitabında tarihin buluşları her ne kadar bir kişiye yazsa da esasında bilim kümülatif olarak ilerilediğini dolayısıyla bir şey bulunmuşsa o şey bulunma noktasına geldiğini söyler. Bu yüzden Newton ile Leibnz kavga ediyor. Darwin evrim kitabını yayımladığında aynı dönem Darwin'den habersiz biri evrimi içeren makale yazıyor.

Dolayısıyla bilimle teknolojideki ilerileme otomobili doğurmuştur. Eğer şunu sorsaydın daha mantıklı olabilirdi: "bilim ve teknoloji başka şekilde ilerileseydi ne olurdu?" O da mümkün değil çünkü bilimle teknolojinin yolunu bir kral belirlemiyor. İnsanlık tarihinde her kültürden insanın katkısı var ve o yolu insanlık belirliyor. Ne dünyanın en güçlü insanı ne de bilim tarihinin en zekisi bu yolu belirleyebilir. İnsanlığın o anki ihtiyaçları, erişmek istediği şeyleri vb. belirler. Otomobil icat edilmeseydi, o yol farklı aksaydı ne olurdu? sorusunda ısrarcı olursan bence teknolojinin olmadığı toplum düzenine ulaştırır çünkü otomobilin temelinde motor, güç üretimi vardır. Motorun veya güç üretiminin olmadığı bir toplumun zayıf olacağı izlenimi veriyor.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(10.09.23)
başkası icat ederdi.
0
ahm1
(10.09.23)
Haftasonu tatilininde Ford tarafından sırf arabaları satılıp halk kullanmaya fırsat bulsun diye uydurulduğunu da buraya bırakalım, belki haftalık tatil farklı olurdu.
0
mirty
(11.09.23)
Ford bir girişimci. Otomobil zaten mevcuttu.

Ford otomobili daha hızlı üretmenin bir yolunu buldu.

Diğer firmalarda otomobil şöyle üretiliyordu. ARaba sabit, bütün ustalar sırayla geliyor kendi kısımlarını arabada yapıyor.

Ford diyor ki böyle olmaz, herkesin bir görevi olsun. Araba bant üstünde yürüyor. Bütün işçiler de kendi takması gereken kısımları takıyor.

Bu sistemi ford bulmasa elbet biri bulurdu. Çünkü benzer ihtiyaçlar söz konusu o dönem sanayi patlaması yaşıyordu dünya.
0
anten
(11.09.23)
(6)

Taraftarı olunan takımın değiştirilememesi

Bir ben var benden şurada
Tamam münferit de olsa değiştiren vardır ama sorum onlarla ilgili değil daha genel, bir insan neden mensubu olduğu dinden eşinden ya da ne bileyim ülkesinden çoluğundan çocuğundan gerekli şartlar oluşursa vazgeçebiliyor da taraftarı olduğu takımdan vazgeçemiyor, bunun altında yatan sebep ne olabili
Tamam münferit de olsa değiştiren vardır ama sorum onlarla ilgili değil daha genel, bir insan neden mensubu olduğu dinden eşinden ya da ne bileyim ülkesinden çoluğundan çocuğundan gerekli şartlar oluşursa vazgeçebiliyor da taraftarı olduğu takımdan vazgeçemiyor, bunun altında yatan sebep ne olabilir?
0
Bir ben var benden şurada
(10.09.23)
çevresi tarafından alaya/linçe uğramamak için olabilir ancak bahsettiğin diğer değerleri değiştirmek bence takım değiştirmeye göre daha zor ve dikkat çekici.
0
makarnavodka
(10.09.23)
niye değiştirsin ki. değiştirdiği takımın tutuğu takımdan ne farkı var ki? ha ancak belki çok sevdiği bir oyuncu gelir onun etkisiyle bir sempatisi olabilir.
verilen örneklerde çok doğru gelmedi bana. insan zamanla eşiyle sorunlar yaşaya bilir veya din konusunda okuyarak doğru yolu bulabilir(din değiştirmekte aynı mantıkla gereksiz dinlerin birbirlerinden farkı yok) ama taraftarlıkta bir mantık yok ki.
0
my fault
(10.09.23)
Bence güzel soru düşündürdü. Küçüklükten kurduğumuz bağ ile ilgili sanırım. Kadınım, fenerbahçenin hiçbir maçını izlemem taraftar falan değilim ama takıma hep sempatim var. Fanatik baba kardeşler göre göre, hmm bu önemli bir şey duygusu küçüklükten yerleşmiş olabilir. Çünkü takım tutmayan eski erkek arkadaşımın babasının da futbola ilgisi yoktu mesela. Din insanın yaşam amacını belirleyen önemli unsurlardan biri, hayatını buna göre şekillendiriyorsun ya da din sebebiyle hayatın ciddi şekilde etkilenebiliyor günümüzde olduğu gibi. O sebepten onunla kurulan bağ zamanla zayıfladı.

Bu arada evrimsel bi açıklaması da olabilir. Erkekler grup halinde avlanırlar ve grup halinde yapılan aktiviteler hala olduğu gibi onlara keyif verir. Rekabet doğasında var erkeklerin. Evrimsel baktığında takımını bırakıp karşıya geçmen takıma zarar vereceğinden sosyal baskıya neden olacak bir durum. Zaten takım mevzusunun öldürmeye varacak kadar abartılmasının sebebi evrimsel bence.
0
personaa
(10.09.23)
evet, bu lafı biri demişti yıllar önce. "din değiştirirsin, cinsiyet değiştirirsin saygıyla karşılanır ama takım değiştirirsen dalga geçilir" vs. diye.

diğerlerini değiştirirken bir argümanın var çünkü. "okudum, düşündüm, ettim, artık dinler mantıklı gelmiyor" dersin değiştirirsin. "milliyetçilik de saçma. nüfus cüzdanımda türkiye vatandaşı yazsa ne olacak, brezilya vatandaşı yazsa ne olacak" dersin değiştirirsin.

ama takım değiştirirsen "lan adamlar iki güzel transfer yaptı diye takım mı değiştiriyorsun. her sene transferlere göre takım mı değiştiricen" falan denir. çıkar amaçlı bir ilişki hissi verir.

başka istisnai bir sebebin varsa değiştirebilirsin. atıyorum kulübün, taraftarların yıllardır ciddi bir duruşu vardır, o zaman değiştirsen fazla bir insanın bir şey diyeceğini sanmıyorum. ama sağlam bir duruş olmalı bu. iki politik slogan attı diye takım değiştirirsen dalga geçilir. o sloganları atanlar da iki ay sonra ne slogan attıklarını bile unutur çünkü.
0
ahm1
(10.09.23)
Tamamen kıçımdan sallıyorum: Taraftarlık zaten sonradan edinilen, kendi inşa ettiğin zamanla da irrasyonelleşen bir olgu. İlk başta, çocukken değiştirilebiliyor zira taraftarlığa duygusal yatırım yapılmamış; sebep de çoğunlukla ya doğal (Trabzonluyuz), ya dışsal (Babam da Beşiktaşlı) ya yüzeysel (Geçen sene Galatasaray şampiyon oldu), ya da mantıksal (En güçlü takım Fenerbahçe)

Ama yıllar geçince taraftarlık derinleşiyor; hem maddi, hem manevi yatırım yapılıyor, uğruna zaman ve para harcanıyor... Bu süreçte de taraftarlığın o ilk sebebi yeniden yorumlanıp sanki o takımın taraftarı olmak kişinin özünde olan bir şeymiş de, ilk sebep sadece vesile olmuş gibi bir hikaye oluşuyor. Yani bir nevi gerçeklikten kopuş söz konusu. Tabi bu sırada kişi o taraftar grubunun bir parçası da oluyor. Yani o noktada taraftarlık bir yandan kişinin benliğinin, diğer yandan da toplumsal kimliğinin parçası... Bu noktada bunu oturup düşünerek değiştirmek mümkün değil zira kişi ile tuttuğu takım arasındaki bağ rasyonel değil, duygusal bir bağ. Kişi inancını sorgulayıp, dinini değiştirebiliyor çünkü onun özünde hala "Denileni yap, cezadan kaç, ödülünü al" gibi temel bir mantık var.

Özetle bir yalan inşa edip ona inanıyorsun, aynı yalana inanmış inanlarla bir aradasın. Yetişkin halinle daha önce yarattığın yalanı inkar edip yeni bir yalana inanman pek mümkün değil, zira bu hem kendini reddetmek, hem de ait olduğun gruptan başka bir yalan inşa etmeye çalışmak için (Yani özünde herhangi bir fayda sağlamadan) ayrılmak demek.
0
salihdt
(11.09.23)
Ben de cevaplarla paralel bir şey diyecektim, çünkü takım "takım tutulur gibi tutuluyor"

Takım değiştirmek temelde hayata bakış açınızı değiştiren bir şey değil. A takımını ya da B takımını tutuyor olmak sizin hakkınızda sosyal bir çıkarım yapmaya sebep olmuyor. Dahası bir takımı desteklerken onun başarılı ya da başarısız gitmesinin sizin hayatınıza yansıyan bir yönü yok.

Örneğin insanlar bu futbol takımlarının hisse senetlerinden hangisine yatırım yapacakları konusundaki fikirleri gayet de değişiyor :D

Konu basit aslında. Takım değiştirmek için bir sebep yok, kendinize sebep bulursanız değiştirirsiniz.
0
akhenaten
(11.09.23)
(3)

KDV'nin tam olarak kimden alınması amaçlanıyor

encokbenisevinnolur
Devletin maksadı ve mevzuat/yasa ile devletin mantığı/gerekçesini anlamak icin soruyorum. X ürünü var ve biz bunu alıyoruz diyelim. X ürününe Y lira ödüyoruz. Y'nin yüzde 1, 10 veya 20'si oluyor. 1- Diyelim X tuvalet kağıdı vb olmazsa olmaz bir ürün. Bazı insanlar diyor ki "devlet tuvalet kağıdı içi
Devletin maksadı ve mevzuat/yasa ile devletin mantığı/gerekçesini anlamak icin soruyorum.

X ürünü var ve biz bunu alıyoruz diyelim. X ürününe Y lira ödüyoruz. Y'nin yüzde 1, 10 veya 20'si oluyor.

1- Diyelim X tuvalet kağıdı vb olmazsa olmaz bir ürün. Bazı insanlar diyor ki "devlet tuvalet kağıdı için bile benden vergi alıyor." Bu mantık isabetli mi?

2- Mesela KDV iadesi olan dönem vardı fiş topluyorduk sonra kaldırıldı. Böyle bir şey doğruysa o zaman en azından zamanında iade edilmemesi gerekmiyor muydu?

3- satıcı açısından düşününce KDV hem devletin ondan belli kurallar çerçevesinde tahsil ettiği bir şey. Hem de bir maliyet kalemi. Ürünün fiyatını belirlerken bunu da hesaba katması doğal. Ama devlet ondan istiyor vergiyi ve bununla ilgili bir şeyi müşteriye yüzde yüz yansıtması bana tuhaf geliyor. Yanlış mı düşünüyorum? Ki "fiş almazsanız şu kadar, kredi kartı bu kadar olur"culara hiç girmiyorum.

4- KDV'yi devlet kimden almayı amaçlıyor bu sistemde tam olarak?
0
encokbenisevinnolur
(09.09.23)
KDV son kullanıcı tarafından ödenir.

yani bir fabrika malı yaptı %18 kdv ile bayisine sattı, bayi bunu alırken o da fabrikaya %18 kdv öder, en son müşteriye satarken %18 kdv alır. o dönem giriş çıkışlarına göre KDV borcu varsa devlete öder. fabrika da kendi mal girişlerine vs bakar buna göre alacaklı veya borçlu çıkabilir. borçluysa KDV borcunu devlete öder.

yani KDV aslında 1 defa malı-hizmeti en son alan tarafından ödenir. bu da genelde halktır.
0
orpheus
(09.09.23)
katma değer vergisi, ürünü üreten (katma değer oluşturan) firmadan/kurumdan alınmak için düzenlenmiş bir vergi türü. ama tabi ki bunun günahı son tüketiciye kesilmiş oluyor. çünkü aldığımız şeylerde vergiyi ödüyoruz ama şahıslara geri dönüşü sağlanmıyor.
0
bravoteam
(09.09.23)
Kurumlardan gelir vergisi hakkiyla toplanamadigi icin mecburen urunlere konulan vergi vasitasiyla halktan vergi toplaniyor (gerci su an devlet zaten zenginlerden vergi almak istemiyor).

Baska bir bakis acisiyla "sen bana vergini oderken hile yapiyorsun, o zaman ben de senin urunune vergi koyuyorum" diyor olabilir.

Mantiken temel ihtiyac maddelerine vergi konulmasi "hak" degildir. İdeal bir yerde mantigin şoyle olmasi lazim: diyelim sen luks bir urun aliyorsun (mesela 30 bin liralik takı), o zaman devlet de sana diyecek ki "sen bunu alacak kadar zenginsen biraz da bana vergi vereceksin, ben de o parayla halka hizmet goturucem, yoksul olanlara yardim edicem" vs.

2) fiş toplama olayi "bundan sonra fis toplamayin, herkese ayni miktari iade edecegiz" denildigi icin kaldirilmisti. Yani vergi iadesi veriliyordu. Ancak belki son birkac senedir "şunu vermeyelim artik, unutulmustur, tasarruf olur" denilerek hepten kaldirilmis olabilir. Su an veriliyor mu bilgim yok.
0
ahm1
(09.09.23)
(5)

Optik reçeteler hakkında

kaledekiyalnizlik
5 yıl aradan sonra hazır çerçeveler de perte çıkmak üzereyken bir muayene gireyim dedim 1 ay kadar önce. Ama aradaki farklardan hiçbir şey anlamadım, astigmatım yüksek değildi de bildiğim kadarıyla tamamen kaybolan bir şey de değil. Dün de yeni gözlüklerimi aldım, bulanık görme, baş dönmesi yok ama
5 yıl aradan sonra hazır çerçeveler de perte çıkmak üzereyken bir muayene gireyim dedim 1 ay kadar önce. Ama aradaki farklardan hiçbir şey anlamadım, astigmatım yüksek değildi de bildiğim kadarıyla tamamen kaybolan bir şey de değil. Dün de yeni gözlüklerimi aldım, bulanık görme, baş dönmesi yok ama 1.0 astigmatlı sol gözümde hafif bir odak problemi var gibi sürekli.

2018: hizliresim.com
Ağustos 23: hizliresim.com
0
kaledekiyalnizlik
(08.09.23)
Göz çok ilerlememiş. Astigmat Göz ölçümünde otomatik çıkıyor. Doktor kasıtlı olarak 1 derece astigmat çok yüksek değil diyerek yazmamış olabilir. Birkaç gün gözlüğü tak, alışamazsan tekrar git bence. Yeni gözlüğe alışmak biraz vakit alıyor.
0
prole
(08.09.23)
Bazen yanlis olcum de olabiliyor. İcinizin rahat etmesini istiyorsaniz bir kere daha gidin farkli bir doktora.
0
ahm1
(08.09.23)
valla düzenli kullanımda 1 gün dayanabildim açıkçası. eski gözlüğümü de ıskarta etmesinden korkup daha fazla zorlamamıştım ama belki de alışma süreci diyip devam etmem gerekiordu. yeni çerçeve vs derken zaten yok yere 3-4k lık olduk. tekrar başka doktora gidersek astigmatlı bir reçete yazacagına adım gibi eminim
0
🌸kaledekiyalnizlik
(11.09.23)
1 derece astigmat da az değil. Hani benim gözler 1 ve 0,75 gözlüksüz bayağı bir bulanıklaşıyor her yer.

Astigmatsız sadece numaralı güneş gözlüğü yaptırmıştım ama sanki numarasız gibi hissedince takamadım.
0
yeninesiltupcu
(11.09.23)
Katılıyorum 2-3 gün şans verdim ama alışamadım bir türlü. Bir anda baş dönmesi geliyor hayır nerdeyse 10 yıldır da gözlük takıyorum ve hep astigmatlı kullanmışım daha nasıl alışsın gözler

@yeninesiltupcu
0
🌸kaledekiyalnizlik
(12.09.23)
(2)

Yüzbinde 2,5 komisyon borsada iyi bir oran mı

regina phalange
Benim mevcut komisyonum 0,0014 yüzbinde 2,5 fazla iyi değil mi ben mi yanlış anlıyorum. 2,5/100.000 olarak hesaplamıyor muyuz yüzbinde 2,5’u?
Benim mevcut komisyonum 0,0014 yüzbinde 2,5 fazla iyi değil mi ben mi yanlış anlıyorum. 2,5/100.000 olarak hesaplamıyor muyuz yüzbinde 2,5’u?
0
regina phalange
(07.09.23)
Senin mevcut komisyonu 10 binde 14. Diger bir deyisle binde 1,4.

Yani bayagi dusurmus oluyorsun bu sekilde.

100 binde 2,5 = 0,000025
0
ahm1
(07.09.23)
1 günde 100 milyon TL üzeri hacim çeviren bireyler var. Onlar için o.
0
507
(08.09.23)
(3)

İş bankası yatırım hesabı açarken hata

burdasorularibensorarim
İşcep uygulaması üzerinden yatırım hesabı aç dedikten sonra yatırım hesabı açabileceğiniz uygun vadesiz hesabınız bulunmamaktadır diye bir hata veriyor ama vadesiz bir hesabım var zaten bu hatayla karşılaşan ve çözen var mı?
İşcep uygulaması üzerinden yatırım hesabı aç dedikten sonra yatırım hesabı açabileceğiniz uygun vadesiz hesabınız bulunmamaktadır diye bir hata veriyor ama vadesiz bir hesabım var zaten bu hatayla karşılaşan ve çözen var mı?
0
burdasorularibensorarim
(06.09.23)
İş Bankasından daha önce yatırım hesabı açıp kapadığınız vadesiz hesaba tekrar yatırım hesabı açamıyorsunuz.

O sorunu yaşadım. Şubeye gittim. O vadesiz hesabı kapatıp, yeni bir vadesiz hesap açtırıp maaşı, kartı, otomatik ödemeleri o yeni hesaba taşıyıp, o hesaba yatırım hesabı açmakta bulduk çareyi.

O hesaba bağlı teferruatın yoksa, yeni bir vadesiz hesap aç, olsun bitsin.
0
Mirket
(06.09.23)
Ben bu sorunu yasadim ama işcep'ten cozdum.

Yeni bir vadesiz hesap actim. Hicbir seyi oraya tasimadim, yatirim hesabini oraya actim ve olay kapandi.

Mecburen 2 vadesiz hesabin oluyor.
0
ahm1
(06.09.23)
Yanılmıyorsam vadesiz hesabınızın aynı zamanda eksi bakiyeye geçemeyen bir hesap olması gerek.
0
allah yazdiysa bozsun
(07.09.23)
(4)

çok güzel hareketler nasl başladı

ShadowOfMoon
şu an youtubedan seyrewtmeye başladım. aslında bir dmet tiyatro seyrediyordum. sonlara doğru çok güzel hareket oyuncuları doldu ve mecbur bir demet bitince bir de çok güzeli göreyim dedim.bir demetteki tecrübeli oyuncuların hiçbiri yok tabi. neden böyle bir konsept seçtiler. yani mesela arada demet
şu an youtubedan seyrewtmeye başladım. aslında bir dmet tiyatro seyrediyordum. sonlara doğru çok güzel hareket oyuncuları doldu ve mecbur bir demet bitince bir de çok güzeli göreyim dedim.

bir demetteki tecrübeli oyuncuların hiçbiri yok tabi. neden böyle bir konsept seçtiler. yani mesela arada demet akbağ filan gelmek mi istemedi.

bu oyuncular bayağı alkış alıyor şu an yani çok güzel hareketlerde ve sevilyor. belli ki fanları da vardı zamanmında ama şu an hepsi silinip gitti gibi. araştırdım çoğunu insrtagramlarına baktım. piyasada olan 1-2 kişi hariç göremedim. şansı mı değerlendiremediler yoksa zaten kaliteli değiller miydi.

sarp apak da mesela bkmden çık maymış.

bir demet tiyatroya da bir sürü oyuncu gelip büyük dizilere geçiş yaptı. ata demirer şafak szer uğramayan yok diziye. nasıl yapabildi yılmaz bunları

1i bitirip 2ye niye geçti bir de. reytingler mi düştü. bir demeti kaldırdılar çünküreytingler azalmış. sonra tekerar tvlere geleyim diye böyle bir şeye girişti belli ki. türkiyede ilk oldu. benzerleri çıktı ali sunalınki gibi.
0
ShadowOfMoon
(05.09.23)
Ortaya karisik bir soru olmus, ben de ortaya karisik bir cevap yazicam.

Ben bir demet tiyatro'yu cocukken izliyordum. Yetiskinligimde komik gelmiyordu.

Cok guzel hareketlere eski kadronun girmemesi iyi olmus, cunku cok guzel hareketler 1 bayagi iyi (butun skecler degil tabii ki ama oguzhan, ibrahim, eser'in yazdigi skecler, zeynep'in skecleri falan cok iyi). Artik yeni bir kadro, yeni bir nesil gerekiyormus demek ki.

1'in sonuna dogru da skeçler kotulesmeye basladi, sonradan eser "tukenmistik artik" diyecekti. Normal bence, 100 kusur bolum cekmislerdi zaten.

Bana gore bir daha hicbir sey cgh 1'in yanindan gecemedi. Ali sunal'in yaptigi cok kotuydu. Cgh 2 de kotuydu. Demek ki cgh 1'deki ekip şansa bir araya geldigi icin ortaya boyle bir iş cikabildi.
0
ahm1
(05.09.23)
bdt'deki oyuncular tiyatro sanatçılarıydı çoğunluğu. hatta sağlam oyuncular da vardı. o zaman tv çok yaygın olmadığından böyle bir iş yapmışlar. görünür olma imkanı azdı o zamanlar. şimdi her hafta bir bölüm çekiyor çgh. demet akbağ, rahmetli erdal tosun, olgun şimşek, settar tanrıöğen, engin günaydın gibi büyük oyuncuları öyle her hafta televizyona çıkaramazsın. kendileri çıkmaz ilk önce.

bkm bir tiyatro-kültür merkezi. doğal olarak buradan tvye geçen çok oyuncu var ve iyi oyuncular da var.
0
paintov
(06.09.23)
çghb bkm mutfak projesi. bkm mutfak da bkm'deki yılmaz erdoğan falan gibi esas ustalardan eğitim alan daha işin başlarında olan ama yetenekli kişilerden oluşuyor. haftalık skeç şovu meşhur isimlere yaptırmak için çok uygun bir konsept değil zaten böylesi daha uygun. dünyada da bu tarz işler yıldızlarla yapılmaz ama kendi yıldızlarını yaratır ya da haftalık farklı farklı yıldızlar kullanırlar (her hafta aynı isimle devam edilmez). burada da bazen ünlü konuk oyuncular olmuş olması lazım.

aslında oyunculardan burada kendini gösterdikten sonra yükselen epey isim oldu yani yukarda dediğim gibi kendi yıldızlarını yarattı. ersin korkut baya filmde oynadı ve oynuyor da sanırım. eser yenenler, oğuzhan koç, ibrahim büyükak üçlüsü kendi şovlarını yaptı. oğuzhan müzikte ilerledi baya, ibrahim gişede sevilen filmler yazıyor ve oynuyor hala. büşra pekin de baya filmlerde dizilerde başrol oynadı, bülent emrah parlak da öyle ama biraz siyasi olarak sivrildiği için o tarz işlerde oynuyor genelde, aslında metin yıldız baya yükselmişti dizilerde oynuyordu ama sonra karısına şiddet uyguladığı haberleri çıktı falan öyle çekilde piyasadan. magazinsel olarak pelin öztekin de gündeme geliyor ara sıra. murat eken ve şahin ırmak biraz beklentilerin altında kaldı denebilir baya sevilmelerine karşın sinema ve tv'de fazla iş yapmadılar ama onlar dışında sevilen tüm isimler bir şekilde parladı sanırım.

1 bitirip 2'ye geçmek de çok doğru ifade değil bence çghb bitmişti esasında. çünkü çok çekildi yukarda arkadaşlar da yazmış her hafta her hafta aylar yıllarca skeçler yazmak kolay değil. aradan yıllar geçti (8 yıl geçmiş) ve çghb artık güzel bir nostalji olunca neden tekrar yapmıyoruz dendi. eski kadrosuyla artık olamayacağı için (yukarda yazdığım gibi birçoğu kendi yoluna gitti farklı projelere girdi) yeni kadrosuyla yapıp yeni yıldızlarını yaratmayı düşündü muhtemelen. ben izlemedim şahsen ama pek başarılı olmadı diye biliyorum. ilki türkiye toplumunda ciddi iz bırakmış bir iştir ama.
0
semaforo de medianoche
(06.09.23)
Bir demet tiyatro, tiyatroydu, usta işiydi. Çghb adı üstünde mutfak, yetenekleri olanların öne çıktığı. Çok da ünlüsünü çıkarttı, bazısı özel hayatı sebebiyle geri kaldı. Ali sunal'ın yaptığına 2 dakikadan fazla dayanamadım, güldür güldür korkunç bence, oyunculuk da skeçler de. Çghb 2 de sevemedim. Eskileri izlemek en iyisi bu durumda =)
0
mslny
(06.09.23)
(11)

Avrupa bizi kıskanıyor mu?

kiriko
Arkadaşlar güya Avrupa her yönden gelişmiş diyoruz.Neden ev fiyatları çok pahalı?Yani asgari ücretli o fiyatlarla zar zor geçinmez mi? Pahalı olan ne demir mi çelik mi çimento mu aklım almadı?Hakikaten Avrupa bizi kıskanıyor mu yoksa:))
Arkadaşlar güya Avrupa her yönden gelişmiş diyoruz.Neden ev fiyatları çok pahalı?Yani asgari ücretli o fiyatlarla zar zor geçinmez mi? Pahalı olan ne demir mi çelik mi çimento mu aklım almadı?Hakikaten Avrupa bizi kıskanıyor mu yoksa:))
0
kiriko
(05.09.23)
neye gelişmiş dediğine bağlı. Çok katı regülasyonlar ve bu nedenle şehre yeni bina yapılamaması = yüksek fiyatlı evler. Ama güzel görünen şehirler.

"her yönden" gelişmiş diyen yoktur bu arada. Çok/genç nüfus ve acelecilik sebepli şeylerde biz iyiyiz. Online bankacılık, acil servisler, özel hastane gibi.
0
nhk ni youkosu
(05.09.23)
Kendi yaşadığım yerde Fransa'da asgari ücret kazananlarin orani yüzde 12.
Türkiye'de yüzde 40i asti. Artik kac bilmiyoruz.

Yani asgari ücretli Süper geçinmez tabiki, adı üstünde.

Ama ben hep bu basit ornegi veririm;
Bir gün arkadaş carrefour iş başvurusu yapti. Ben de hayatımda görmediğim için merak ettim sartlari.
Maas, 13. Ay bonusu, kar payi, 5 hafta tatil, yüzde 10 indirim, hayat sigortası, tatil ceki.

Neyse yani asgari ücretli isin bile Avrupa'da (üst seviye ulkelerde) farki var.

Soruyu da tam anlamadim bu arada ironi mi değil mi. Gelişmiş ülke olmak ile ev fiyati alakası nedir.
0
logisticsmanager
(05.09.23)
Bu arada her seyiyle her ülkeden iyi diye bir şey zaten olamaz.
Ütopya o.
0
logisticsmanager
(05.09.23)
berlin'in göbeğinde 30 katlı apartmanlar olmamasına, şehirlerinin güzel ve düzenli kalmasına gelişmemişlik diyorsan evet gelişmemişler.
0
ahm1
(05.09.23)
ev fiyatları da kiralar da çok pahalı çünkü
inşaat maliyet endeksi fırladı
-enflasyon,
-borç bulunamama(faizin durumu)
-ve inşaatın en önemli maliyet kalemi demir fiyatlarının ayrıca fırlaması yüzünden
ev üretilmeyince arz olmuyor=mevcut evlerin satış + kira fiyatı artıyor
data.tuik.gov.tr

yıllık konut satışlarına bak 2020 2021 2022de düşmüş, bu korkunç bi şey bu, sürekli artması lazım
data.tuik.gov.tr

türkiyede asgari ücret alanlar %40 değil bir de. o devlete beyan edilen maaşlardan sebep.
sgk priminden kaçıyor işletmeler. vergi ödenmeyen yerde neden prim ödensin.
0
lambırcek
(05.09.23)
Zaten gelişmiş ülke daha pahalı olmaz mı? Garip olan ne?
0
kernelpanic
(05.09.23)
asgari ucretle karsilastirma yapmak bizim turkiyeye has birsey. avrupada asgari ucret demek vasifsiz bir calisanin alacagi, nitelik gerektirmeyen isler icin verilen ucret demek. bu nedenle de avrupada asgari ucreti genelde ogrenciler ek is yaparken, ya da gecici sure is degistirip calisanlar alir. ama maalesef turkiyede asgari ucret tum is kollarinda tecrubeye bakilmaksizin uygulaniyor. avrupada asgari ucret kazanan en az gelire sahip %10 nufusun zorlanirken. turkiyede is yaklasik %50 gercekten cok zorlaniyor gecinmek icin.

insaatta maliyetin onemli bir kismini iscilik maaliyeti olusturuyor. demirin cimantonun isciliginden tutun da insaatin kendisi icin ciddi bir iscilik gerekiyor. turkiyede bu iscilik ucuz, cunku bu alanlarda calisanlarin cok buyuk kismi asgari ucretle calisiyor. hatta o kadar ki bu konuda ise yeni baslayan muhendisler bile ise asgari ucretle basliyor. avrupada ise insaat iscisi, duvarci, fayansci, elektrikci, tesisatci hicbirini asgari ucretle calistiramazsin. bunlar insaat maliyetlerini yukseltiyor. ayni zamanda turkiyede insaat maliyetlerini dusuren en buyuk seylerden biri de sigortasiz isci calistirmak ve taseron sistemi.
0
emrahday
(05.09.23)
ev fiyatları kendi asgari ücretlerine ve kredi imkanlarına baktığında pahalı değil.

eğer normal bir maaşın ve hayatın varsa çok rahat kredi ile 15-20 yıl arasında gerçek anlamda kira öder gibi ev sahibi olabilirsin. tr'de 1000euro ihtiyaç kredisi vermiyor şu an bankalar.

türkiye'nin avrupa'yı geçebildiği tek yer voleybol maalesef.
0
duyurukullanıcısı
(05.09.23)
ben hayatımın son 5-6 yılını yurtdışında iki farklı gelişmiş ülkede geçirdim. gördüğüm toplam inşaat sayısı bir elin parmağını geçmez. onlar da binanın yıkılıp yeniden yapılmasıydı.

boş gördükleri her alana bina yapmadıkları için talep artmasına rağmen arz aynı kalıyor bu da kiraların ve ev fiyatlarının yükselmesine neden oluyor. bunun en büyük avantajları şehrin nüfusunun kontrolsüzce artmaması ve şehir dokusunun korunması tabii ki.
0
bohr atom modeli
(05.09.23)
Onların asgari ücretlisinin aldığıyla, bizimkinin aldığı bir değil +1
Onların asgari ücretlisinin nüfusa oranıyla bizimki bir değil +1
Asgari ücret demek zaten zar zor geçinilecek ücret demek +1

Ayrıca
Onlarda musluk tamircisinin biraz para bulmuşu müteahhit olamıyor,
Oralarda klozetin kapıya mesafesi standarttan 2 santim kısa diye inşaat mühürlüyorlar
Tarım arazisinin göbeğine apartman yaptırmıyorlar,
Şehrin dokusunu bozacak gökdelen diktirmiyorlar.
Dolayısıyla arz sınırlı.
İnsanlar bilinçsiz üremediği için yeni binaya talep de sınırlı.
Dolayısıyla arz, talep ve fiyatlar belirli bir yerde buluşmuş kalmış.
0
Mirket
(05.09.23)
- Ev fiyatlarının yüksek olması bilinçli bi politika. Berlin'de yanlış hatırlamıyorsam evlerin %40'ına yakınının sahibi şirketler. Karşında o kadar güçlü bir sermaye grubu varken ev fiyatlarını da düşüremezsin, kiraları da :) Üstüne bi de sürekli göçmen alıp talebi artırırsın, mis gibi iş. İkinci en büyük ev sahibi de devlet, bu da politikacı ve bürokratların elinde ciddi bi güç.

- Regülasyonların da (tüm dünyada) temel amacı piyasaya sonradan girmeye çalışanların önünü kesip, varolan şirketlerin tekelleşmesine yardımcı olmaktır. Avrupa'da bürokrasi cehalet seviyesinde. Baya devrim falan yapıp memur kellesi almadan sorun çözülebilecek gibi durmuyor. Bizde de rüşvet dönüyor (bu belediyeden ruhsat alma muhabbetinin olayı bu), ama henüz kangren boyutuna gelmiş değil. Bizde millet o kadar koyun değil gerçi, misal bu 2. mtv'yi kimse ödemeyecek, sonra da iptal edilecek vs. Covid cezalarında da öyle oldu.

- Stockholm'de şehir içindeki düz normal yollarda toll var, millet de koyun gibi ödüyor, biz bu kadar vergiyi niye ödüyoruz diye soran yok :) Londra'da şehir merkezine arabayla girenden vergi almaya çalışıyorlar şimdi. Yani ev yapamamalarını geçtim, bedava yol da yapamıyorlar. Alman otobanları iyi de Berlin'deki yeni havaalanını yapmaları 15 yıl mı ne sürdü :)

Sözün özü: bürokrasi. Berbat durumda. O yüzden devletin el attığı her konuda durum felaket. Bizim de önümüzdeki 10 yıl, o kadar da olmasa kötüleşecek gibi görünüyor.
0
plutongezegendegilmi
(05.09.23)
(9)

Kız arkadaşla birlikte oynanacak oyun önerisi ?

sislerrr
Selamlar.Stardew'i artık 960 saat oynadıktan sonra yeni bir oyuna geçelim diyoruz. Stardew tarzı herşeyi denedik ama bu oyunun tadını vermiyor. 7 days to die oyununu denedik farklı bir tarz olsun diye ama onu da sevemedik. 30 yaşı aşmış bizlere oyun önerisi verebilir misiniz?
Selamlar.

Stardew'i artık 960 saat oynadıktan sonra yeni bir oyuna geçelim diyoruz.
Stardew tarzı herşeyi denedik ama bu oyunun tadını vermiyor. 7 days to die oyununu denedik farklı bir tarz olsun diye ama onu da sevemedik.
30 yaşı aşmış bizlere oyun önerisi verebilir misiniz?
0
sislerrr
(02.09.23)
It Takes Two, A Way Out vs. (ilki zaten direkt couple game)

Boomerang Fu, Castle Crashers, Biped, Haven, Magicka, Trine gibi daha arcade oyunlar olabilir.

Bir de Dark Pictures Anthology var, korku filmi ama 6 karakteri paylasiyorsunuz herkes kendi karakterlerini yonetiyor sirasi gelince, bi bakima korku filmi oynuyorsunuz. Sinema/tv oyunculari falan canlandiriyor zaten karakterleri.


Direkt oneri istiyorsaniz: It Takes Two, Bread & Fred, Man of Medan ucunu deneyin derim
0
aguen
(03.09.23)
Unravel Two
0
ananiyimioguz
(03.09.23)
Worms? www.youtube.com

siz de çocukken okulda bilgisayar dersinde arkadaşlarınızla bu oyunu oynadıysanız ayrı bir tadı olur. ama bunu yaşamadıysanız da sıkıntı değil, bence bu seçeneğe de bir bakın.

her tarafın 5-6 solucanı var. birbirinize bomba vs. atıp suya düşürüp öldürmeye çalışıyorsunuz. turn based sistem.
0
ahm1
(03.09.23)
Bizi Raft sarmıştı baya hala ucuzken alabilirsiniz yarın öbür gün fiyat yükselir falan. Sonra Valheim'a sarmıştık bir ara. Bir ara Forest oynamıştık en son Son of forest yeni çıkana başlayıp bitirmedik hep survival oynamışız biz de başka değişik aklıma gelmedi şimdi.

Yine survival ama Project Zomboid'a sarmıştık bir de o da iyiydi.

Ranch Simulator var ama bug dolu ve optimizasyon bi tık tırt yine de vakit geçirtmişti.
0
klakie
(03.09.23)
knight online.

gb kasıp satın
0
hold the door
(03.09.23)
it takes two bu is icin daha ideali yok herhalde. Unravel’a da +1 diyeyim. Bunun haricinde overcooked 1 ve 2 de cok keyifli olur
0
gibicibicis
(03.09.23)
Machinarium

Ücretsiz demosu da var, bir bakın; beğenirseniz oynarsınız.

amanita-design.net
0
burka
(03.09.23)
Resident evil 5
beach buggy racing
Crash n bandicoot
Little big Planet
That's you
Knowledge is power
0
duster
(03.09.23)
overcooked 2'de eşimle master degree aşçılık yapıyoruz, tavsiye ederim.

crash team racing'e de bir bakın, çok keyiflidir.
0
barabas
(03.09.23)
(3)

Ev arkadasligi sorulari

ahm1
Kira belirleme isi bugunlerde nasil oluyor? Evin sahibi benim, bir odayi kiraya vericem. Mesela ilana "3 ayda bir tufe+enag ortalamasinda artis" desem "hadi lan oradan" derler mi?Bir de, istanbul icin hangi siteler kullaniliyor? Eli yuzu duzgun kiraci nereden bulunabilir cinsiyet fark etmeksizin?ek:
Kira belirleme isi bugunlerde nasil oluyor?

Evin sahibi benim, bir odayi kiraya vericem. Mesela ilana "3 ayda bir tufe+enag ortalamasinda artis" desem "hadi lan oradan" derler mi?

Bir de, istanbul icin hangi siteler kullaniliyor? Eli yuzu duzgun kiraci nereden bulunabilir cinsiyet fark etmeksizin?

ek: bir de mesela eve ilk gelen kişiyle konuştuk, anlaştık diyelim ama aynı gün ya da öbür günü biri daha gelip eve/odaya bakacak. bu durumda ilk konuştuğuma "tamam, gel taşın" demek zorunda değilim herhalde? ama diğer yandan da "biri daha gelecek, biz sizi ararız" tarzı konuşmak da garip geldi şu an ama böyle mi yapmak lazım mecburen? "yarın da biri gelecek. sonrasında olumlu ya da olumsuz olduğunu yazarım ben sana/size" şeklinde mi konuşayım?
0
ahm1
(02.09.23)
3 ayda bir kiraladığın oda bir metrekare büyümüyorsa derler tabi.

avrupadaki gibi bir eve yüz kişi başvuruyorsa başvuruları alır size dönerim yaparsın. öyle bir durum olmaz ama. ilk gelene de vermek zorunda değilsin ama yarın biri gelecek dersen adam çekip gidebilir
0
paintov
(02.09.23)
Oda buyumuyor da urunlerin fiyatlari her gun artiyor.
0
🌸ahm1
(02.09.23)
ortada sözleşme yoksa (ki olduğunu hiç görmedim ev arkadaşlığında) bu iş tamamen karşılıklı güven ve iletişim üzerinden yürür. ben ki okb'li, detay vermekten asıl konuyu unutan bir insanım; potansiyel ev arkadaşım "üç ayda bir tüfe enag ortalamasında artış" dese "oldu biz kalkalım" deyip arkama bakmadan kaçardım.

ekonomik durumdan dolayı kira gelirinin çok az kalacağını düşünüyorsanız daha anlaşılır bir teklif sunabilirsiniz. ilk 6 ay için aylık 3 bin, takip eden 6 ay için 3500 gibi ama çok mecbur değilse çoğu insanın buna sıcak bakacağını sanmıyorum.

anlaşma konusu da benzer şekilde: kişi gelir, kendisi "tamam" derse siz durumu konuşursunuz. ne bileyim başkaları da görecek ben ona göre karar veririm, üç gün içinde size dönerim vs. diyebilirsiniz. üç ayda bir tüfe enag ortalamasında artışı normal bulup "biz sizi ararız" demeyi garip bulmanız enteresan :) ikincisi bence gayet doğal ki 10 farklı evde yaşamış birisi olarak bunu defalarca hem yaptım hem de gördüm şahsen.

ilan için facebook'taki gruplar olabilir, ev arkadaşı diye google'da aratırsanız çok kullanılan birkaç site de var, oralar olabilir. eskiden duyuru da iyi işe yarıyordu aslında, ben iki belki üç kez ev arkadaşımı buradan bulmuştum ama son 1-2 yıldır hiçbir şey çıkmıyor.

alternatif olarak kısa süreli kalış tercih eden insanlara kiralamayı düşünebilirsiniz, böylelikle kira geliri erimez. hani 3 bin dediniz, adam üç ay kalır, sonra bavulunu toplayıp gider. sonra 4'ten başkasına verirsiniz belki.
0
mark greg sputnik
(02.09.23)
(13)

Zengin olma mantığı

dissendium
Merhaba. Kafayı zengin olmakla bozmuş durumdayım. Simitçi bir suyu 5 TL'ye satıyor. Bu su 50 metre uzaklıkta 12 tanesi 16 TL olarak satılıyor. Kabaca bir suyun maliyeti 1 TL. Bir sudan 4 TL kâr ediyor.Benim 10 bin TL'ye su alıp 40 bin TL kâr etmemin önündeki pratik engeller neler?O kadar suyu 1 yıld
Merhaba. Kafayı zengin olmakla bozmuş durumdayım. Simitçi bir suyu 5 TL'ye satıyor. Bu su 50 metre uzaklıkta 12 tanesi 16 TL olarak satılıyor. Kabaca bir suyun maliyeti 1 TL. Bir sudan 4 TL kâr ediyor.

Benim 10 bin TL'ye su alıp 40 bin TL kâr etmemin önündeki pratik engeller neler?

O kadar suyu 1 yılda bile satsam paramı artırmış olmuyor muyum? Basit gibi duruyor ama ticaret gerçekte böyle mi işliyor?

Bir de yemek işine girmek istiyorum. Yaşadığım yerde merkezde 5 bin TL kirası olan bir yer buldum. Tost, tavuklu pilav satıp başarılı olma şansım var mı? Maaşlı çalışmaktan sıkıldım.
0
dissendium
(01.09.23)
Ticarette para kazanmada bir çok etken vardır, dediğiniz örneğe göre simitçinin bulunduğu konumun insan trafiği bakımından yoğunluğu , insanların gelir seviyeleri, zaman, rakip vs. gibi bir çok etki işin içine girer.

Dışardan hesap yapıp karı buluyorsunuz normal olarak ama , vergi, vs. gibi bir çok maliyette mevcut, ayrıca
sürdürebilirlikte çok önemli, bu sene 5 bin dediğiniz kira mal sahibinin bir sözüne 10 bin olabilir vs. evet ticaret
çok karlıdır ancak, işi tutturana kadar da yeri geldiğinde cepte işleri çevirebilecek fazladan gerekir vs.
0
mrctrk
(01.09.23)
bir arkadaşım Beşiktaş Barbaros bulvarında pilavcı açmıştı, ama yolun karşı tarafına açtı sanırım o yüzden görülmedi duyulmadı. O kapanalı baya oldu, şimdi tam karşı tarafında ünlü bilmemne bıyıklı pilavcı var o baya tutuyor mesela. Konum + konsept yaratma önemli gibi geldi bana.
0
nhk ni youkosu
(01.09.23)
Su dediğiniz için o örnekten yola çıkarsak; evet mantık bu fakat suyu ucuza satan yerle (market) aynı miktarda stok tutup aynı satış adedini pahalı satmanıza rağmen yapabilecek misiniz? Büyük ihtimalle hayır. Simitçi market gibi 15 bin şişe su satmıyor, 150 tane satıyor. Marketin kar marjı düşük ama mutlak değer olarak karı çok çok daha yüksek. Yani su satarak para tabii kazanılır ama zengin etmez.

“Yemek işi” anlattığınız gibi basit olsaydı sanırım önce ilk yapanlar zengin olur, sonrasında da tost ve tavuklu pilav fiyatları dibi boylar, sonradan bu işe girenler batardı.

Heves bükücü gibi görünmek istemem ama herhangi bir işi yapmak için o işte tecrübe ve en önemlisi sermaye gerekir. Genelde batanlar (ki %90’ı oluyor batanlar) sermaye olmadığından, işi ve finansmanı bilmediklerinden batıyor.

Tost, pilav konusunda detaylı bir fizibilite yapabiliyorsanız yapın, araştırın, ben oturduğum yerden ezbere konuşuyorum ama belki de baktığınız yerde tutacaktır, bakmak lazım.
0
orient blue
(01.09.23)
atladığınız bir nokta var. diyelim ki vergiler ve nakliye dahil suyun size gelişi 1 tl ve 10 bin adet aldınız. tek başınıza çalışıyorsunuz diyelim kendinize de asgari ücret maaş ödüyorsunuz diyelim o da yaklaşık 16000 tl civarı maaliyeti olacaktır. dükkan kirası 5000 tl. 1250 elektrik 250 tl su 250 tl internet 250 tl ıvır zıvır masrafı desek sadece şu anda aylık maaliyetiniz kabaca 33000 tl. kazanacağınız ücret 50000 tl karınız 17000 tl. 40000 tl kar etmenizin önündeki engel budur.

bunun yerine paranızı vadeli mevduat hesabına yatırarak %30 gibi bir faiz veren bankayla anlaşarak 10 bin tlnizi yıl sonunda 13 bin tl olarak geri alabilirsiniz. (tabi ekonomideki durgunluğun sebeplerinden birisi de budur).

gıda ve hizmet sektörüne girmek istiyorsanız birkaç yerde çıraklık misali işi görmenizi öneririm. sektörün artıları kadar bazı zorlukları ve eksileri de vardır.

edit: eklemeyi unutmuşum yıl sonunda kazandığınız 17000 tl üzerinden gelir vergisi vermeniz gerekir. gelir vergisi 2550 tl ve damga vergisi 179 tl olarak ödersiniz sonuç itibariyle size kalacak olan kar 14721 tl'dir.
0
bravoteam
(01.09.23)
Hocam ticari yetenek(ticari zeka,ticari bakış açısı vs de deniyor) diye bir tabir var biliyorsunuzdur. Hah işte yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla sizde o ticari yetenekten yok bana göre. orient blue nun aksine ben heves bükücü olacağım çünkü birikmişini sermaye yapıp onu da kaybedecek ışığı görüyorum sizde. Memurluk duyurusu açmıştınız siz ordan devam edin bence
0
yazdonumu
(01.09.23)
1-risk e girmeden zengin olmak zor
2-maas denen uyusturucuyu birakmasi zor
3-tutunma asamasinda ac kalmaman/batmaman icin kenarda birikmisinin olmasi lazim
4-bildigim kadariyla acilan restaurantlardan %50si ilk 5 sene icinde batar.

ozetle, mevzu o kadar kolay degil...
0
cooperr
(01.09.23)
5-10k tl sermaye ile çeşitli toptan tekstil ürünü al güncel tasarımlar baskılar vs. trendyolda şahıs şirketi ile bir dükkan aç ürünleri ekle 2 ayda malları erit. işi en kolay böyle öğrenirsin.
0
montakristokondu
(01.09.23)
Evet doğru mantık .
Basit düşün ticaret bu aslında .
Tabi birde hesap var .
youtu.be
0
dunyatuhaf
(02.09.23)
kâr marjları her sektörde aşağı yukarı bellidir. bir sektörde zaten atıyorum 3 liraya alıp 5 liraya satıyorlardır. senin bunu "abi ben bunu 1 liraya mal ederim, 5'e satıp zengin olurum" diye şu an bulabilmen imkansız.

yeni bir fikir bulman lazım (batmayı da göze alacaksın tabii, batan, başarılı olanlardan kat kat fazla). mesela getir var değil mi. çok basit bir fikir aslında ama adamın sermayesi olduğu için, baştan beri kafasında iş kurma fikri olduğu için bu fikri gerçekleştirmiş. çok basit olmasına rağmen bu fikir benim aklıma gelmezdi, çünkü iş kurma ile uzaktan yakından alakam yok.

böyle söyleyince de "basit bir fikir bul, zengin ol" der gibi oldu ama öyle değil tabii ki :)

kimsenin aklına gelmeyen bir şey bulman lazım.
0
ahm1
(02.09.23)
Zenginlerin bir çoğunun zengin olmasındaki birinci sebep vergiden kaçınma yollarını çok iyi bilmeleri ve olmayan para ile para kazanmaları, bunu şöyle anlatalım.

Örneğin cebindeki 10K ile toplu halde su aldın, bunu anında satıp para kazanamazsın belki aylar sürecek bu parayı kazanman, bu sırada enflasyonun etkisiyle suyun fiyatı da artacak, bu işlemi tekrarladığında bu kez suyun tanesini 1TL'den değil 1.25 TL'den alabileceksin yani paran %25 değer kaybetmiş olacak kafadan. Bunun yanı sıra devlete bunun vergisini ödeyeceksin, küçük bir işletmenin aşağı yukarı kazancının %35'i devlete öyle ya da böyle vergi olarak ödenir. 40 bin TL'nin %35'i gitti bir de üstüne suya %25 zam geldi bir daha ki toplu alımında alabileceğin su miktarı düştü.

Peki zenginler bu işi nasıl yapıyorlar, öncelikle suyu kendi paraları ile değil kredi ile alıyorlar kendi paraları değil haliyle enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesi umurlarında olmuyor finansmanı sağlayanın sorunu oluyor, bunun yanı sıra kredi faizini ve masraflarını da vergiden düşüyorlar.

Daha bunun gibi bir sürü yol yordam var, yani gideyim 10Kg limon alayım onu satayım sonra 20kg alayım mantığı sadece hikayelerde gerçekleşir.
0
solo
(02.09.23)
ticarette muazzam karlar var. eğer ceo falan değilsen bir şirket sahibi maaşlı çalışandan çok kazanır. musluğun başını tutuyorsun sonuçta. maaşa göre farklı kulvarlar.

ancak şu var. ticaret yapmak demek su alıp satmak, lokanta açmak değil sadece. mühendistin sanırım. mümkünse bu alandaki fırsatları görüp o alanda şirket, start up kurmak da ticaret. hem daha çok para kazandırır. açıkcası bu eğitim sonrası vizyonun lokanta açmak olması bence çok yanlış. türkiye'de nedense basit mal alıp satılan ticaretler övülüp mühendislik gibi işler yeriliyor. elon musk da tüccar mesela.

atıyorum kendi alanında mühendislik projeleri yapan bir mühendislik ofisi, şirketi kursan da olur. o da bir ticaret, girişim ve iyi kazandırır maaşa göre.

diğer yandan muhatap olacağın insanlar da önemli. evet para da önemli ama bazı işler var ki -inşaat gibi- milyon dolarlar verseler girmek istemem.
0
hknty
(02.09.23)
Geçenlerde cihat çiçek bir videoda güzel özetliyordu bunu.

Ticaret parasız adamın işidir, parasızken para kazanma yöntemidir.
Cebinde parası olan ticarete girmez. Olmayan girer demişti.

Vadeyle nakit alır, o nakitle, mal alır. Vade tarihi gelene kadar o malı nakite çevirip borcunu kapatır üstüne de cebine nakit kalacak şekilde diye.

Ticari zeka denen şey de orada devreye giriyor. Borcunu ödediğinde cebinde enflasyonun ve borcunun üstünde bir kazanç olacak mı olmayacak mı?

güzel özetlemişler. Bizim gıda üstüne bir aile işletmemiz var ben de gıda üzerine örnek vereyim.

Öncelikle suyun maliyeti 1 tl, 5 TL'ye satılıyor 4 TL kar bırakıyor yanlış bir hesap. Ciro, brüt kar, net kar, maliyet ayrı ayrı konular.

Ürünün maliyeti alış fiyatı değildir. Satış fiyatıyla maliyetin farkı da net kar değildir.

Sizin hesaptan bakalım. Suyun depo çıkış fiyatı 1 tl olsun. Sizin satış fiyatınız da 5 tl.

10.000 TL'ye 1 TL'den 10000 şişe su aldınız.
dükkan kiranız 5000 tl değil mi?

Şimdi o su size kaça geliyor? Birim başı maliyetle hesaplayaım.

Kiranın ürün başına maliyeti 50 kuruş. Bunun elektriği var, muhasebe gideri var vs. Aşağı yukarı sizin maliyetiniz 2 TL'ye yakın.

Üstüne 5 TL'lik satış başına gelir vergisi, kdv (Alış kdvsi ve satış kdvsi farkı) vs.

Tüm bunları kabaca bir hesapladığımızda 1 TL'ye ürün alıp 5 TL'ye sattığınızda ürün başına net karınız 1.4 TL civarı olacak.

Yani kar marjınız yaklaşık %20-%30 arasında bir yerde.

Şimdi bir de bu 10.000 suyu ne kadar zamanda satıyorsunuz? 1 haftada bütün stokları bitirebiliyorsanız şahane. Ama tüm stoklar üç ayda bitiyorsa o zaman karlılık hesabını da ona göre yapmanız lazım. ONa göre fiyatlandırma yapmanız lazım vs.

Genelde perakendede ve gıda sektöründe kar marjları zaten bu civarlardadır. Yani 1'e aldım 5' sattım 4 kazandım diye bir dünya yok.

1'e alırsın, 5'e satarsın, cebine 0.60 kuruş-1.6 lira arası bir şey kalır.
Zaten tüm o maliyeti o para için yaparsın.

Bir de gıda sektörünün şöyle bir handikapı vardır. Aldığın malzemenin bir bölümü zamanla bozulur. Yani 10 ürün alırsın, 3'ünü atarsın bozulduğu için. Yani o bozulan ürünleri de maliyetine ekleyeceksin vs vs...

O yüzden boşuna demiyorlar çıraklığını yapmadığın işin patronu olma diye.

İlla kendi işinizin patronu olmak istiyorsanız, kendi mesleğinizle ilgili bir iş kurmayı deneyin.

Ama şunu unutmayın, atıyorum mühendissiniz mesela.
Başarılı bir mühendis olmanız başarılı bir şirket kuracağınız anlamına gelmez.
Bir mühendis olarak başarılı olabilirsiniz. Çünkü o şirkette kalan işleri de başka alanlarda başarılı insanlar yapıyor. Muhasebe, pazarlama, satış vb...

Siz o şirkette mühendislikten para kazanıyorsunuz çünkü bir pazarlamacı şirketi pazarlıyor piyasaya, bir satışçı proje satıyor müşteriye, bir muhasebeci karlılığı takip ediyor. Siz de projeyi yapıyorsunuz.

Kendi işinizi kurduğunuzda bunların da hepsine vakıf olmalısınız.
Müşteri bulacak kadar satışçı,
muhasebeci,
pazarlamacı,
ve mühendis olacaksınız.

En azından bir bilanço okuyacak kadar muhasebe bilmelisiniz mesela. Verginizi, karınızı, net karınızı hesaplayabilmelisiniz.

Gibi gibi...
0
anten
(03.09.23)
ilk yatırımı, survival cost'u, vergileri yok sayıyorsun

su satarak sadece aslanoba zengin olabilirdi o da oldu zaten
0
duyurukullanıcısı
(03.09.23)
(9)

tarih anlatan kitap önerir misiniz?

mark greg sputnik
çevre ülkelerin, genel olarak bu coğrafyanın (avrupa, asya, ortadoğu) tarihine meraklıyım. milattan öncesinden ikinci dünya savaşına kadar. çok fark etmez.böyle wiki'de okur gibi ama tabii ki çok daha fazla bilgi içeren, kaliteli eserler arıyorum. içinde gerçeklik payı varsa kurgu da olabilir ama da
çevre ülkelerin, genel olarak bu coğrafyanın (avrupa, asya, ortadoğu) tarihine meraklıyım. milattan öncesinden ikinci dünya savaşına kadar. çok fark etmez.

böyle wiki'de okur gibi ama tabii ki çok daha fazla bilgi içeren, kaliteli eserler arıyorum. içinde gerçeklik payı varsa kurgu da olabilir ama daha ziyade öğrenmek amacıyla daha bilimsel dille yazılmış bir şeyler istiyorum. tabii ki dilinin rahat ve anlaşılabilir olması, klasik tabirle "akıp gitmesi" tercih sebebi.

kısacası alıp başka dünyaya götürecek, şaşırtacak, "vay anam neler olmuş yaa" dedirtecek niteliğe sahip her türlü tarihsel içerik olur. antik yunandan tutun roma'nın herhangi bir dönemindeki darbe girişimine kadar her konu. tek ricam kısmen de olsa olayın öncesini, sonrasını da anlatması bilmeyenler için.

arkadaşımda mesela slavların kökeniyle ilgili bir kitap vardı, adını hatırlamıyorum şu an. 140-150 sayfa bi şey olmalı. çocuğa anlatır gibi anlatıyodu şu kavimler şuradan gelmiştir, şöyle olmuştur vs... roman değildi ama güzel bir öykü kitabı gibi merak ederek okutuyordu kendini. öyle bi şeyler istiyorum.
0
mark greg sputnik
(28.08.23)
henüz okumadıysanız halil inalcık'ın rönesans avrupası'nı öneririm.
0
62den tavsan
(28.08.23)
Dünya Tarihiyle ilgili liste hazırlayıp paylaşacağım. Duyuru gözden kaybolmasın diye yazıyorum.
0
put it in your appropriate place
(28.08.23)
Şu kitaptan başlayın bence.
Yüzyıllar önce yazılmış.
Sesli kitap
www.youtube.com
Kitap olsun istersen de
www.iskultur.com.tr
0
Tina
(28.08.23)
bu mülkün sultanları
0
duster
(28.08.23)
oral sander - siyasi tarih cilt 1
0
sensible soccer
(29.08.23)
tüfek mikrop ve çelik: www.amazon.com.tr
ulusların düşüşü: www.amazon.com.tr
akdeniz: www.kitapyurdu.com
0
halanne
(29.08.23)
Dünya Tarihi
Tüfek, Mikrop ve Çelik - Jared Diamond
Çöküş - Jared Diamond
Yükleliş - Jared Diamond
Düne Kadar Dünya - Jared Diamond
Dünyaya Neden Batı Hükmediyor. - Ian Morris
Hayvanlardan Tanrılara - Yuval Noah Harari
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi - Yuval Noah Harari
İslam'ın Bakış Açısından Dünya Tarihi - Tamim Ensari
Strateji - Bir Tarih Lawrence Freedman
Alta Bardakta Dünya Tarihi - Tom Standage

Iran Tarihi
Devrimci İran - Michael Axworthy

Soğuk Savaş
Berlin 1961 - Freerick Kempe
Jivago Vakası - Peter Finn ve Petra Couvee

Coğrafu Keşifler
Keşifler ve Coğrafya - Nazan Karakaş Özür

Haçlı Seferleri
Arapların Gözünden Haçlı Seferleri - Amin Maalouf
Haçlı Seferleri - Thomas Asbridge
0
put it in your appropriate place
(29.08.23)
eric hobsbawm'ın bütün eserleri.
0
ahm1
(30.08.23)
alphonse de lamartine - osmanlı tarihi
0
abelardo
(30.08.23)
(3)

Eskişehir'de nereleri gezeyim?

ahm1
Onumuzdeki hafta gunubirlik eskisehir'e gidecegim, "burada yasayabilir miyim" diye bakmak icin. Tren saatleri arasinda 6,5 saatlik bir vaktim var. Nereleri gezeyim?Gezmeyi tasarladigim yerler suralar (ev icin espark'in dogu tarafini dusunuyorum/onerdiler): https://i.hizliresim.com/3ikb30j.pngİatanbu
Onumuzdeki hafta gunubirlik eskisehir'e gidecegim, "burada yasayabilir miyim" diye bakmak icin. Tren saatleri arasinda 6,5 saatlik bir vaktim var. Nereleri gezeyim?

Gezmeyi tasarladigim yerler suralar (ev icin espark'in dogu tarafini dusunuyorum/onerdiler): i.hizliresim.com

İatanbul'un en ozgurlukcu semtlerinden birinde oturuyorum, oyle bir yer ariyorum. Tabii hem oturacagim, hem de takilacagim yerler boyle olmali.

6 saat boyunca durmadan yuruyemem tabii. Arada 1-2 mekanda otura otura, etrafa goz ata ata geciricem bu vakti. Aksam barlar nasil diye bakamayacagim maalesef.

Bu arada ozellikle universiteler acilmadan gidip gormek istedim, cunku illa ki o kadar ogrencinin gelip gitmesi degistiriyordur sehri.
0
ahm1
(26.08.23)
hocam istanbul özgürlükçü de eskişehir'i yobaz sanma. bir çok lokasyon değerlendirilebilir. resimdeki yer, bekar, çalışan ve arabası olan için 3 defa 4 defa düyünülecek yer. arabayı park edemezsin. sokağında araçla gidemezsin. gece gece sokağa inmeye korkarsın. orayı açık hava öğrenci yurdu gibi düşün.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(26.08.23)
Bağlar tantuni diyor ya o işte sakarya caddesinin doğusunu ele. Oralar sana göre değil. Orta gelirli aile mahallesi orası. Güllük, eskibağların zübeydehanıma yakın kısımlarındaki evlere bakabilirsin kolezyum civarı ya da. Her yer kahveci, yeme içme mekanı. Barlar sokağı bitti artık. Varoş meyhaneler sokağına döndü. Barlar tek bir alanda değil daha dağınık halde günümüzde. Bu arada ufacık şehir her yer yürüme,taksi mesafesinde. Bağlarda öğrenci gürültüsü çekmez sümerde falan otururdum. Sümerin içi gelişiyor, atatürk bulvarı çevresi de daha düzgün oturaklı insanlardan oluşur.
0
glamdr1ng
(26.08.23)
Aslinda benim niyetim ogrencilerle içiçe olmak, hatta onlarla arkadas olmak ama olur mu bilmiyorum. 18-19 yasindakilerle arkadas da olamam herhalde, hareketleri cocukca gelir ama 20-22 yasindakilerle takilabilirim belki.

Arabam yok bu arada. Zaten eskisehir'de gerek de yok.

Acikhava ogrenci yurdu kotu bir sey mi ki? Yani bazen taskinliklar yapabilirler, evet ses sikintisi olabilir ama gece yarisi sokakta ne yapacak bana universite ogrencisi? Buradaki ogrenci profili sikintili degildir herhalde?
0
🌸ahm1
(26.08.23)
(1)

kitap için hediye çeki

respect
arkadaşıma hediye olarak vermek istiyorum nerden almamı tavsiye edersiniz?Kitap almayı isterdim ama ne alacağıma karar veremedim.
arkadaşıma hediye olarak vermek istiyorum nerden almamı tavsiye edersiniz?

Kitap almayı isterdim ama ne alacağıma karar veremedim.
0
respect
(24.08.23)
Amazon.
0
ahm1
(24.08.23)
(10)

İş hayatında etik konuları

Gradient_tabanlı_mor
Bir firma ile anlaştım ve istifa verdim 1 aylık ihbar süresindeyim. Firma beni 2 haftadır bekliyor. Pozisyon 12 kişilik ekibe takım liderliği. Başka bir firma var daha önce birlikte çalıştık. Oradan da ille bize gel diyorlar. Diğer firmaya söz verdim diyorum. iş hayatında söz vermek diye bir şey yok
Bir firma ile anlaştım ve istifa verdim 1 aylık ihbar süresindeyim. Firma beni 2 haftadır bekliyor. Pozisyon 12 kişilik ekibe takım liderliği.
Başka bir firma var daha önce birlikte çalıştık. Oradan da ille bize gel diyorlar. Diğer firmaya söz verdim diyorum. iş hayatında söz vermek diye bir şey yok diyorlar. Pozisyon mobil yazılım direktörlüğü burda altımda 35 kişi olacak. Maaş ne kadar istersen veririz onları konuşuruz dediler.

Bence şerefsizlik olur. O yüzden dedim ki diğer tarafa başlayayım beğenmezsem size geleyim. Bu sefer de onlar beklentiye girdi. Kimseye ayıp olmasın derken ben strese giriyorum. Sizce makul yolu nedir?
0
Gradient_tabanlı_mor
(23.08.23)
Begenmezsel size geleyim kısmı bana göre daha etik olmayani.
Yapmaniz gereken şey başlamak istediginiz ise baslamak. Su an etik olmayan bir durum yok, sözleşme imzaladığıniz sürece. Şirket size yatırım falan da yapmadi yani.

Sirket sizi 3 ay sonra hatirlamaz bile. Bu arada bende su an tam tersi var; adaya tamam dedik, kontrat yolllayacagiz, ise alimiar dondu ocaga kadar. Haliyle ise alamiyoruz. Bunun yapıldığı ortamda tam tersi de yapilabilir.
0
logisticsmanager
(23.08.23)
"şerefsizlik" abarti ve dramatik bir tabir. is hayatinda fikir degistirmek falan cok normal. Etik olmayacak sey, atiyorum bir firma icin calisiyor olman gereken 9-6 diliminde baska firmaya is yapmak, veri calmak, cart curt. Anlattigin sey etiklik bir sey degil.

O 12 kisilik takimin oldugu firma da baska lider bulur kisa sure icinde.
0
hot potato
(23.08.23)
Hayır şerefsizlik olmaz.

Bakın basitçe "ne için çalışıyorum", "ne için seviyorum", "ne için arkadaşım" sorularına verilen cevaplar farklıdır. En temelinde iyi bir gelecek ve kazanç oluşturmak için çalışıyoruz. En iyi geleceği ve kazancı size kim sağlıyorsa orda olursunuz. İş ilişkisinde gönül bağı olmaz. Eğer anlaştığınız şirket rakip şirkete "eleman kaptırıyorsa" ki burada eleman siz oluyorsunuz bu onların sorunudur. Piyasa şartlarına uyum sağlamaları gerekir.

Bu temelde sizin için faydalı olduğu kadar ülke ve sizinle aynı mesleği yapanlar için de sağlıklı olan durum. Siz daha iyi şartları olan işe geçerek kendinize doğrudan fayda sağlarken, meslektaşlarınıza ve rekabeti koruyarak ülkeye de dolaylı yoldan fayda sağlamış oluyorsunuz.

Yani dediğinizin tam tersi olarak etik olan daha iyi teklif veren yere geçmeniz.
0
akhenaten
(23.08.23)
iş hayatında ayıp olmasın diye iş yapılmaz. en iyi maaşı veren ve şartları sağlayanla çalışılır. denildiği gibi, şirket sizi birkaç ay sonra unutur bile. en iyi maaşı ve konumu Vaad eden, en köklü şirkete he deyiniz.

şimdiye kadar şirketleri ve oralarda çalışanları düşünüp attığım bazı adımlara pişmanım. önemli olan kendi kariyeriniz. elbette söz verip tutmamak etik değil, ama Ülker'de çalışmak yerine öztosunlar gıda'da çalışmayı etik değerlere uydurmayın.
hakkınızda hayırlısı olsun. sevgiler.
0
lovemyself
(23.08.23)
ben iş hayatında etiğe, ayıba falan inanmıyorum (çok ender rastlanan bir patrona rastlamadığınız sürece).

o patron ki sen zaten onu zengin etmek için çalışıyorsun. o patron ki sana verebileceği minimum maaşı vermeye çalışıyor. o patron ki yarın bir gün %10 hedefi yerine %6 büyüdüğü için gözünün yaşına bakmadan seni işten çıkaracak.

sizi hiç umursamayan ve sömürmeye çalışan insanları sizin bu kadar umursamanız hiç uygun değil.
0
ahm1
(23.08.23)
@hot potato, ya tüm arkadaşlarım bunun çok ahlajsızlık olduğunu söylüyor. Bunun tam tersi de ahlaksızlık tabi ki.
Bence de sözünde durmak insanın karakteriyle alakalı.

Bu arada diğer şirket beni 3 ay sonra unutmaz. Bu firma da beni böyle çağırmıştı 2 sene sonra geleyim mi dedim gel demişlerdi o gün başlamıştım hemen. İşime güvendiğim için o konuda rahatım.
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(23.08.23)
Para için tereyağı gibi erimemek güzel. Her şey para değil. Prensip sahibi olmak şart.

"O yüzden dedim ki diğer tarafa başlayayım beğenmezsem size geleyim."
En uygun cevapta bu zaten.
Verilen sözden caymak uygun değil.

Kendim internetten satışa koyduğum bir ürün için daha fazla fiyat verene bile bakmadım. Bir önceki talip olana sattım.
Ev sahibi olsam parası fazla olanı değil, dürüst olan kiracı ararım kendime. Özellikle bu zamanda.
0
diyecevaplandı
(23.08.23)
'ne istersen veririz, konuşuruz' ifadesi fazla muğlak gibi. aklınız orada kaldıysa ücreti ve hatta 1-2 yıllık zammı açıkça konuşun, kıvırırlarsa içiniz rahat eder. yoksa an itibariyle bu ikisinden birinde başlamanızın etik olmayan yanı yok bence
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(24.08.23)
İş hayatını bu kadar ciddiye alma, "söz namustur, şerefsizlik olur" gibi yaklaşımlara girme. :D İş hayatının ayıbı olmaz, profesyonellik esastır. Para karşılığı zamanımızı, emeğimizi, hayatımızı veriyoruz. Tabi ki en iyi imkanı neresi sağlarsa orada çalışacağız.

Yeri gelir O 2 haftadır bekleyen firma yarın sorunlar çıkmaya başladığında seni öyle bir işten çıkarır ki eşyanı toplamaya fırsatın olmaz.

Bence yazılım direktörlüğü pozisyonu veren şirketle açık açık konuş ki konuşmuşsun ama hatalı bir konuşma şekli olmuş. Farklı bir firmadan teklif aldığını, istifa ettiğini ve ihbar sürecine girdiğini, kendilerinin bir teklifi varsa resmi ve yazılı olarak yapmalarını talep et. Resmi tekliften sonra oraya geçip geçmemeyi değerlendir. Süreç böyle olmalı.

Kendi personeline de bu şekilde davranma derim. Yani isteyen istediği yerde çalışır, ülke şartları malum. X teklifi kabul edip sonra Y firmasına geçmek şerefsizlik olmuyor. "Yazılım Direktörü" noktasına gelmiş biri olarak daha profesyonel olmanı tavsiye ederim.

Bir de "maaş ne kadar istersen veririz" ifadesi çok yuvarlak ve saçma bir cümle. Yeri geldiğinde 3-5 bin'in hesabını tüm kurumlar yapar. "Somut ve yazılı bir teklifle bana gelin bu cümleyle hareket edemem demen lazım".
0
Lethe
(24.08.23)
@lethe, resmî teklif kabule dayalı yapılır. Kabul etmedim ki resmî teklif yapın diyeyim:)
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(25.08.23)
(11)

Molde abartılmıyor mu?

giovanne
25m toplam takım değeri. Norveç takımı, 11 bin kişilik stadları var. Öyle aman aman bir olayları yok bence. Ama bakıyorum her yerde "zor rakip, kendi evlerinde çok güçlüler, yenilebiliriz" vs. tarzında yorumlar var. Bence gs'nin en zorlanacağı yer torreira'nın olmaması. GS yener gibi geliyor bana, s
25m toplam takım değeri. Norveç takımı, 11 bin kişilik stadları var. Öyle aman aman bir olayları yok bence. Ama bakıyorum her yerde "zor rakip, kendi evlerinde çok güçlüler, yenilebiliriz" vs. tarzında yorumlar var. Bence gs'nin en zorlanacağı yer torreira'nın olmaması. GS yener gibi geliyor bana, siz ne diyorsunuz?
0
giovanne
(23.08.23)
Oncelikle takim degeri, stad kapasitesi falan muhim degil.

Molde'de ben de bir sey oldugunu sanmiyorum ama bizim takimlara guven olmuyor.

"Kendi evlerinde cok gucluler" diyenleri de merak ettim, ne dusunerek yazdilar bunu. Klaksvik'i, helsinki'yi zor eleyen bir takim. Adamlar senelerdir ilk turlarda eleniyor. Adana demir bile gecer bu takimi.
0
ahm1
(23.08.23)
www.transfermarkt.com

Ostersund molde'den küçük takım ama arsenal'i geçtiler. Bu is öyle kadro değeri stad falan ile olmuyor.

Yillarca beraber oynayan takimlar her zaman tehlikelidir. En basiti Brighton bakin :) geçen sene paspas etti çoğu takımı.
0
logisticsmanager
(23.08.23)
Ostersunds, arsenal'i gecmedi. Elendiler.

Bizim ostersunds karsisindaki kadromuz da yedeklerden olusuyordu (o kadar erken transferleri bitiremedikleri icin), yoksa elerdik muhtemelen.
0
ahm1
(23.08.23)
molde abartılmıyor ama gs kadro çoğuna göre yanlış. normal şartlarda gs turu atlar ama deplasman gol yer mutlaka bu akşam
0
sweetoffice
(23.08.23)
@ahm1 pardon geçtiler demisim, grup geçtiler ama arsenal'e bir maçta yenseler de elenmisler.

Sonuç olarak futbolda uzun süre oynayan sistem takımları kadro değeri ve stad olarak kenara atilamaz.
0
logisticsmanager
(23.08.23)
Net şekilde üstün galatasaray. İlk maçtan skor avantajını yakalar.
0
baldan kaymak
(23.08.23)
molde hucum futbolu sever bu arada, bu aksam 2,5+ ve KGVAR denenir :)
0
sweetoffice
(23.08.23)
maci izleyenler abartilmadigini gormustur. adamlari super lig denen yere koy bu oyunla her sene ilk iki icinde olurlar. bir iki tane yetenekli oyunculari olsa bugun mac 5-2 falan biterdi. askimiz icardi sagolsun kurtardi bizi bugun.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(24.08.23)
adamlar makine gibi takim. tek sanssizliklari galatasaray gibi camia olarak kenetlenmis ve basari beklentisi yuksek bir kluple karsilasmasi.
0
buenosdias
(24.08.23)
Acikcasi ben de cok tirstim, 2-0 olacak diye cok korktum. Bence bizim bir oyun planimiz yok diye boyle oluyor, psv falan olsa rahat gecerdi. Molde dedigimiz takim da faroe adalari takimini uzatmalarda gecen, helsinki'ye karsi yine cok zorlanan bir takim. Ama biraz duzenli bir takim bizi darmaduman edebiliyor demek ki. Galibiyet tamamen sans eseriydi. Adamlar 22 sut cekti ya. Birkac yetenekli oyuncu transfer edebilseler daha cok seyler yapabilirler gerci.
0
ahm1
(24.08.23)
molde hakkında iki uçta da yorumlar görüyorum, nereden baktığınıza göre değişir.

türk futbolseverlerin en büyük sorunu avrupa futbolunun sadece %1'lik kısmına hakim oldukları halde her şeyi bildiklerini zannetmeleri. bunlara göre çocukların bile sayabildiği 15-20 avrupa devi var; geri kalan herkes köy takımı ve çöp.

molde son 20 yıldır filan norveç'in en iyi takımlarından biri. şampiyonlukları var, neredeyse her sene avrupa kupası havası soluyorlar. takvimden dolayı bizim takımların dili dışarıda gezdiği sezon başları onların sezon sonuna denk geliyor. kondisyonları güçlü. ayrıca suni çim profesyonel sporda tahmin ettiğinizden daha belirleyici bir faktör; alışık olmayan adamın ciddi şekilde sakatlanması işten bile değil.

futbolda her şey kadro değeri demek değil. kaldı ki bunlar ligi takip eden insanların kendilerine göre belirlediği meblağlar; benim transfermarkt'a 50 milyon yapıştırdığım bir oyuncunun oynadığı futbol 50 milyonluk olacak diye bir kaide yok.

temmuz-ağustos aylarında kuzey ülkelerinin şampiyonları terstir ama yenmemiz gereken takımlardır. östersund, karpaty, tromsö filan bunlar "facia" sayılıyor da galatasaray (veya başka bir takım) 10 kez ön eleme oynuyorsa 3'ünde görüyoruz bu sonuçları.

futbol sayılardan ibaret değil, avrupa kıtasında 50 küsür lig ve 500'den fazla birinci lig seviyesinde takım var. bir galatasaray, fenerbahçe olmasa da bu topu bulgarın, yunanın, avusturyalının takımı da oynuyor.

özetle molde, galatasaray seviyesinde bir takım değil ama stadı 11 bin ve toplam değeri 25 milyon diye köy takımı da değil. tromsö'ye 300 kilometre mesafedeki bodo'nun takımı, konferans ligi şampiyonu roma'ya 6 tane atmıştı içerde.

para kaliteli oyuncu getirmek için önemli ama tek başına para çantasıyla maç kazanamıyorsun, isterse messi olsun o sahaya çıkıp oynamadığı veya taktik düzgün olmadığı zaman vurup geçiyor adamlar.
0
mark greg sputnik
(24.08.23)
(6)

efsanevi konserler

tabudeviren
bildiğiniz efsanevi konserler neler?benim bildiklerim:- elvis presley / aloha from hawaii- queen / live aid- pink floyd - pulse gibi.
bildiğiniz efsanevi konserler neler?
benim bildiklerim:

- elvis presley / aloha from hawaii
- queen / live aid
- pink floyd - pulse gibi.
0
tabudeviren
(22.08.23)
RAMMSTEIN: Paris
Luciano Pavarotti, James Brown
e tabi bir de yazmadan olmaz: 14 temmuz 1987 queen afyon konseri eksisozluk1923.com
0
limonlu eksi
(22.08.23)
1969 Woodstock
'65 The Beatles shea stadyumu
'78 Bob Marleyin One Love Peace
'87 queen afyon konseri
bir de 93 Rod Stewart'in rio konseri var 3-3,5 milyonluk bişey ama bizim chp izmir mitingi gibi bişeye benziyor, efsanevi kategorisine girer mi bilemiyorum
MTV Unplugged - nirvana ama konser der misin bilemem
0
avatar is back
(22.08.23)
1991 metallica/moskova konseri
0
essoist
(22.08.23)
tabii ki şunlar:

metallica seattle '89: www.youtube.com
metallica san diego '92: www.youtube.com
0
ahm1
(22.08.23)
Iron Maiden - Rock in Rio 2001
0
yadigar
(22.08.23)
Spice Girls 1997 Istanbul
0
hot potato
(22.08.23)
(8)

17-18-19.yy da nasıl 65-75 yaşına kadar yaşıyorlardı.

the sound and the fury
O zamanlar tıp çaresiz değil miydi bazı ressam şair vb bakıyorum 65-70 e kadar yaşamış bu adamlar nasıl kanser tümör verem vb atlatıyorlardı şimdi bile bazen genç yaşta ölen var o zamanlar trafik sigara falan yoktu yine ölüm az olur ama cinayet ve hastalık can alır baya
O zamanlar tıp çaresiz değil miydi bazı ressam şair vb bakıyorum 65-70 e kadar yaşamış bu adamlar nasıl kanser tümör verem vb atlatıyorlardı şimdi bile bazen genç yaşta ölen var o zamanlar trafik sigara falan yoktu yine ölüm az olur ama cinayet ve hastalık can alır baya
0
the sound and the fury
(17.08.23)
hocam incelemek lazım, ortalama yaşam sürelerini ve nüfusun %kaçı dediğiniz yaşa kadar yaşadı. Yoksa 30-40da gidiyor çoğu zaten.
bir de çocuk ölümleri aşırı son yıllara kadar.

dediğiniz gibi tümöre kansere yakalananlar gidiyor. herkes ölümlü hasta olacak diye bir şey yok.
benim babaannem 83 yaşında hala her gün sigara içiyor az da olsa

genetik olarak hastalığa yakalanmayanlar da 60 70e kadar yaşamış bence.
kanuni de 72sine kadar yaşamış. 50sinde gidebilirdi hastalıktan.
0
subaqua
(17.08.23)
Ortalama insan omru donemlere gore su sekilde:

Era Life expectancy at birth in years
19th-century world average 28.5–32
1900 world average 31–32
1950 world average 45.7–48
2019–2020 world average 72.6–73.2

Yani tip ilerledikce ortalama insan omru uzuyor. Ama eskiden tibbi bir ihtiyaci olmayan insanlarin da savas vb olmadikca erken yasta olmesi icin bir sebep yok. Yani hic enfeksiyon kapmadiysa, kanser olmadiysa vb ancak yasliliktan olur.
0
sertac akin
(17.08.23)
Oluyor oyle arada. Sokrates de 2500 sene once 70 sene yasamis.
0
ahm1
(17.08.23)
bu ortalama yasam beklentisi sanirim cocuk olumleri ve savaslar yuzunden dusuk. yoksa gorece stabil bir ortamda rahat yasarsan bugunku gibi 70-80 yasina kadar yasaniyor.

yani @sertac'in gonderdigi data soyle yorumlanmamali. 19. yy'da insanlar 30 yasina gelince dusup olmuyorlardi. ama zorluklardan oturu 30 yasini herkes de gecemiyordu.

bizim dedelerimizin cagi da oyledir. 1940'larda dogan aile buyuklerinize sorun kesin bir suru olen kardesleri vardir cok varlikli degillerse.
0
antikadimag
(17.08.23)
Genetik şans,
İyi beslenme, barınma, dinlenme imkanı
Savaş av vs ciddi yaralanma olmaması

Bunların hepsine sahip kişilerin bahsedilen dönemlerde 70 80 yıl yaşaması mucize değil
0
makbur
(17.08.23)
"bu ortalama yasam beklentisi sanirim cocuk olumleri ve savaslar yuzunden dusuk." +1
antikadimag. dümdüz aritmetik ortalama alıyor gibiler.

"Savaş vs ciddi yaralanma olmaması" +1 makbur

guillaume postel'e bakıyordum bugün, 71'ini görmüş
savaşmıyor, ırgatlık yapmıyor, ağır işte çalışmıyor ömür boyu. ve bunları yapanlar gibi isimsiz değil, ismi her yerde geçiyor. biz de görüp aa ne kadar çok yaşamış diyoruz.
0
lambırcek
(17.08.23)
Millet o zamanlar da 40 yasina gelince elden ayaktan dusmuyordu ki.

Ortalama omrun 40 sene olmasi, 40 yasindakilerin yasli oldugunu gostermez.
0
baldur2
(17.08.23)
eskiden stres yoktu, kanser yoktu diyebiliriz. Basit bir enfeksiyından veya apandisitten ölebiliyordun ama herkes bunlara yakalanmıyordu.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(18.08.23)
(9)

400 - 500 bin tl şuan iyi paramıdır?

alp9900
bir gencin kenarda 400-500 bin tl parası olması iyi midir?ev alsan alınmaz , anca düşün yapılacak bir para.
bir gencin kenarda 400-500 bin tl parası olması iyi midir?

ev alsan alınmaz , anca düşün yapılacak bir para.
0
alp9900
(16.08.23)
İş kurmak için yeterli. İş kurmak yapabilirsen zengin olmanın yolu. İyi para değil ama kullanmayı bilirsen seni zengin edecek bir para. Bu da yeteneğine kalıyor.
0
dissendium
(16.08.23)
iyidir ev almaz evet ama her hangi bir acil durumu kurtaracak kadar yeter
0
subaqua
(16.08.23)
Ne kadar genc mesela yaşi kac
0
optimistbakunin
(16.08.23)
Tabi ki iyidir neden iyi olmasın? Kim milyon biriktirebiliyor ki.

Ancak öyle bir para ki iyi değerlendirmezsen çarçur olup gitmesi gayet mümkün. O nedenle varlık edinse iyi olur. Ev alınmaz diye de düşünmeyin. Kredi kullanabilecekse bölgesine göre stüdyo veya 1+1 daire alıp kiraya verebilir.
0
Lethe
(16.08.23)
bence çok iyidir.
borsaya koyup uzun vadeli çok güzel para yapabilir.
0
alt4y
(16.08.23)
Bunlar hep goreceli seyler. Bana gore iyi olabilir, sana gore kotu olabilir, zengin cocugu icin hicbir anlam ifade etmeyebilir.
0
ahm1
(16.08.23)
şu an yatırım fonuna yatırsa 5 sene sonra 20 milyon olur mesela.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(16.08.23)
Borsa veya ticaretten anlayabilen birini zengin eder. Yoksa iki ayda yalan olması da kişiye bağlı. 2022 martinda yüzde 33 payla bir işyerine 350 bin TL karşılığı ortak olan biri o tarihten bu yana 1 milyon 100 bin TL şirketten kar aldı, işe yatırım yaptığında işin sermayesi 1 milyondu. Şuan 3.5 milyon. Aynı aylarda başka bir işi 600 bin TL'ye kuran arkadassa battı. Yani rakam yaş vs değil senin parayı nasıl yöneteceğin önemli.
0
deer hunter
(16.08.23)
değildir
0
gurur
(16.08.23)
(12)

İnstagram kullanmak gerekli mi gereksiz mi ?

madurumdamadurum
Merhaba,hayatımda hiç ama hiç kendi fotoğraf ve durumlarımı paylaştığım instagram hesabım olmadı ve bunun eksikliğini hiç hissetmedim. Çevreden gelen insta ne? kullansana? gibi tepkiler olunca sıkılmaya başladım kendimce gereksiz bişey olduğunu bana ulaşmak isteyen yada hayatımı merak eden biri ile
Merhaba,
hayatımda hiç ama hiç kendi fotoğraf ve durumlarımı paylaştığım instagram hesabım olmadı ve bunun eksikliğini hiç hissetmedim. Çevreden gelen insta ne? kullansana? gibi tepkiler olunca sıkılmaya başladım kendimce gereksiz bişey olduğunu bana ulaşmak isteyen yada hayatımı merak eden biri ile görüşmek daha iyi geldiği için hiç girişmedim.

Sizce insta gerekli mi gereksiz mi? kullanan neden kullanıyor ve bırakmayı düşünüyor mu?
0
madurumdamadurum
(14.08.23)
çok güzel tematik hesaplar var

şu ara sanırım en çok yemek tarifi hesapları ve çizim grafik gibi yeteneklerini paylaşan hesapları takip ediyorum

herkes kendine göre güzel içerikler bulur
0
freebird5406_2
(14.08.23)
çok güzel tematik hesaplar var +1

herkes kendine göre güzel içerikler bulur +1 ama isteyen bulur.
0
put it in your appropriate place
(14.08.23)
Kişisel olarak kullanımı sormaktayım, elbette bende fake dediğimiz sadece gündem eğlence amaçlı takipte bulunuyorum ancak kişileri takip etme hikaye bakma atma gibi bi merakım yok
0
🌸madurumdamadurum
(14.08.23)
asiri zaman harcamaya yonelik dizayn edilmis bir uygulama. hic girme bence. gunde 3 saat harciyorsam bunun 2 saat 50 dakikasi cop. Faydasi 1'se zarari 10.
0
hot potato
(14.08.23)
iki Instagram hesabım var şu anda.
birisinde yakın akrabalar ve yakın arkadaşlarım var.

diğerinde ise full ingilizce hesaplar takip ediyorum. önüme sürekli ingilizce metinler düşüyor ve sürekli okuyorum. dünyada olan bitenden anında haberdar oluyorum. o haberlerin daha sonra türkiye'de yapıldığına şahit oluyorum.

mesleki şeyler de takip edilebilir, tematik şeyler de takip edilebilir. mesela ana hesabımda ressamların tablolarını, kuşları kelebekleri paylaşan hesapları da takip ediyorum.
0
tabudeviren
(14.08.23)
On yıldan uzun süredir insta hesabım var. Kendi fotolarım var ama toplasan 15 tane falandır
Her yaptigini gezdiğini yediğini koymak ne kadar saçma ise hiç foto koymamak ta o kadar garip bence. İkisinin ortası iyidir.
Her yaptigin şeyi koymak zorunda değilsin ama koy üç beş bir şey ayda yılda bir.
0
abelardo
(14.08.23)
sık görüştüğün konuştuğun arkadaşların vardır ama onların dışındakilerin hayatından haberdar olmak senin hoşuna gidecekse kullan. üniden arkadaşına, liseden hatta ilkokuldan arkadaşına bakıp nerelere geldi bu çocuk vay be demek veya şunun çocuğu olmuş ne tatlı demek kısacası bir dönem hayatında olan insanların hayatlarından genel hatlarıyla haberdar olmak için iyi bence. sevdiğin biriyse yerine göre yazarsın eski günleri yad edersin belki bir buluşursun vs. sevgilin / eşin yoksa ve olsun istiyorsan zaten şart gibi bir şey instagram. insanlar yalnız kaldıkça eski defterleri karıştırıyor yani sen bir hikayeye yazarsın veya sana yazarlar o şekilde belki bir ilişkiye başlamana vesile olabilir. bunlar dışında yakın çevremle ilgili gelişmeleri bile bazen oradan öğreniyorum. ne kadar yakın da olsan sonuçta yetişkin insanlar olarak kimseyle 7/24 birlikte olamazsın her şeyini her an konuşamazsın. arkadaşın başka arkadaşıyla bir yere gitmiştir mesela senin de ilgini çekiyodur orası aa güzel miydi birlikte de gidelim falan dersin.

sana aç denilmesinin sebebi de insanlar kendi yaşamlarını diğer insanlara göstermek istiyor kendilerini daha iyi tanıtabilmek istiyor o yüzden aç diyor olabilirler. açıkçası kendi olduğundan çok farklı bir hayat yaşıyor gibi gösteren insanlar da var onlar ayrı ama genel olarak kendini daha iyi tanıtabilmek için kullanışlı bir uygulama olduğunu düşünüyorum. yani bir insanın yanına gidip ben şunu şunu yapmaktan hoşlanıyorum, şöyle yerlere gitmeyi severim, şöyle bir hobim var demezsin ama bir story atıyosun ve bu yönünü görmüş oluyor çevren. bu sayede bazen aslında uzak olduğunu düşündüğün kişilerle bile iletişim kurabilirsin.

kısacası sosyal çevreyle iletişim açısından da çok işlevi var. ama bunların hiçbiri senin umrunda da olmayabilir tabi. bir de bazı insanlarda bağımlılık boyutunda sanırım öyle bir şeye giderse tehlikeli şahsen ben ofise gittiğim günler çok sıkıldığım için 1 saat falan kullanabiliyorum ama onun dışında günde 15 dk falan ayırıyorumdur max yetiyor gayet.
0
semaforo de medianoche
(14.08.23)
2 tane ınsta hesabım var. Birisinde arkadaşlar ve akrabalar var diğeri gizli. genelde ben 2. dünya savaşı tarihi, film, dizi gibi hesapları takip ediyorum ve günde sadece 30 dakika giriyorum.
0
slm ben yalnız komando yasin
(14.08.23)
gereksiz ve yorucu.

bir arkadaş "takip etmek lazım, yoksa geri kalıyorsun" demişti. hiçbir şeyden geri kaldığın yok. adamın bundan kastı "2 senedir görmediğim x kişisi yeni sevgili yapmış", "bilmemkim abd'ye yerleşmiş" gibi saçma sapan şeyler, bana ne bunlardan? bu insanlar çevremdeyse zaten ne yaptıkları illa ki kulağıma gelir. bunların dışında da zaten kafeye gittiklerini, konsere, tatile gittiklerini öğreniyorsun, saçma sapan şeyler.

yine de amacına bağlı tabii. ne bileyim, sürekli bir sürü insanla tanışıyorsundur, sana instagram hesabını soruyorlardır, e olmadığı için de iletişimde kalamıyorsun belki. belki olsa çevrene eklemiş olucan, bir şey olduğunda mesaj atabilicen vs. salladım yani.

bana göre zaten "short"lar, "reels"lerin hepsi leş, saçma sapan içerikler. ama bundan keyif aldığını söyleyen yeni nesilden biri vardı, garip gelmişti.

karşı cinsin (veya ilgi duyduğun cins(ler)) doğal güzelliklerine bakmak için de kullanabilirsin :) belki birisi de bulunabilir.

genel olarak çok boş (tüketilen her şey entelektüel olmak zorunda demiyorum), leş, gereksiz bir ortam. 500 tane arkadaşın var diyelim, bunların kaçı senin için önemli olabilir ki? 400 tanesiyle iki cümle bile konuşmamışsındır muhtemelen. peki bunların hafta sonu bir yere gittiğini neden görmek zorundayım?

insanlar mutsuz ve özgüvensiz. dolayısıyla instagram'dan alacakları like'larla mutlu olmaya, hayata tutunmaya çalışıyorlar. oradaki like'ların değerlerini belirttiğini sanıyorlar.

bir de türkiye, dünyada en çok sosyal medya kullanan 2-3 ülkeden biri (maalesef bütün kötü özelliklerde başlardayız). o yüzden türkiye ortalamasına göre karar verme bence.
0
ahm1
(14.08.23)
insanların birbiriyle saçma rekabetlere girdiği, birbirlerine çalım atıp durdukları, vitrinden bir yer.

sevdiğin arkadaşların vardır, iletişimi kesmek istemiyorsundur, ne yaptıklarını merak ediyorsundur, o zaman anlamlı olur.

ben hala takip etmeye değer bir sayfa olduğunu düşünmüyorum, twitter bu konuda daha iyidir.
0
kesmekes laleler
(14.08.23)
uzerinden para kazanmiyorsan veya sosyallesmeye calismiyorsan bos is. faydali yonlerinden faydalananlari tebrik ediyorum benim iki gordugum seyden biri reklam. arkadaslar icin ise cok instagram jargonlariyla, sakalariyla sohbet ettiklerinden seni de orda gormek istiyordur benim dm saat basi 10 reels dusuyo. bulusmasak da muhabbet suruyor. cay kahve paylasmanin modasi gecti evet
0
mess
(14.08.23)
Su anda 100 kisi ile takiplesiyorum 80 tanesini kaldirsam hayatimda hicbir sey degismez. 20 tanesi de akraba yakin arkadas vs.
0
baldur2
(15.08.23)
(5)

2023 yazı

oberon
büyük kırılmalar yazı olarak anılacak bir yaz mevsimi yaşanıyor diyebilir miyiz?2022 21 20 .....hiçbir yaz ne bu kadar uzun/sıcaktıne de halkımız bu kadar koyvermemişti.(bence)sizce?
büyük kırılmalar yazı olarak anılacak bir yaz mevsimi yaşanıyor diyebilir miyiz?

2022 21 20 .....

hiçbir yaz ne bu kadar uzun/sıcaktı
ne de halkımız bu kadar koyvermemişti.

(bence)

sizce?
0
oberon
(14.08.23)
Buyuk kirilmalar yazi mi? Ne olmus ki?

Hicbir sey oldugu yok. En durgun yaz.
0
ahm1
(14.08.23)
Sıcak her zamanki sıcak bana göre. Ankara'ya geç bile geldi yaz.
0
black holes in the sky
(14.08.23)
Sicaklar az surdu bence istanbulda usuyorum. agustos bu degil
0
mess
(14.08.23)
Üşüyoruz İstanbul'da Ağustos ortasında. Bugün havada güneş yoktu böyle yaz mı olur. Ne kırılması ne uzunu ne sıcağı
0
abelardo
(14.08.23)
mevsimler iyice sapıttı. temmuz sıcaktı, ağustos sonbahar gibi oldu. eylül'de de çok sıcak olur kesin.
0
nothing in my way
(14.08.23)
(5)

Sulu skoç

ahm1
Bukowski okuyordum da adam hep sulu skoç iciyor. Baktim, sertligi azaltmak icin sadece birkac damla eklenebiliyormus. E bu kadar mi yani? Birkac damla o kadar buyuk fark yaratiyor mu? Daha fazla koysak ayiplanir miyiz? :) Ben de zihnimde en azindan viskinin ceyregi kadar falan koyuyordur diye dusunu
Bukowski okuyordum da adam hep sulu skoç iciyor. Baktim, sertligi azaltmak icin sadece birkac damla eklenebiliyormus. E bu kadar mi yani? Birkac damla o kadar buyuk fark yaratiyor mu? Daha fazla koysak ayiplanir miyiz? :) Ben de zihnimde en azindan viskinin ceyregi kadar falan koyuyordur diye dusunuyordum.

Bir de ayni romanda bazi yerlerde skoç, bazi yerlerde viski yaziyor ama viskiyi su ile icmiyor. İskoc olmayan viskilere su katmiyim mi yani ne yapayim? Fark eder mi?
0
ahm1
(14.08.23)
bukowski nasıl içiyor bilmiyorum da ben normal buz bile koymuyorum tadını bozmasın diye. soğutmak istiyorsan da onun taşları var mesela buz şeklinde buzlukta bekletebileceğin, o taşları atabiliyorsun vs.

istersen iki şekilde de test et hangisi hoşuna gidiyorsa öyle iç tabii. susuz, çok az suyla, çeyreği kadar suyla vs.

ben çok az su katanlardanım, belki 5-10%?
0
king lizard
(14.08.23)
Genelde "meleklerin goz yasi damlasi kadar" su damlatiliyor, o da sertligi azaltmaktan ziyade kokusunun daha iyi hissedilmesi icin olmasi lazim.

Viskinin sulanmasi genelde istenen bir sey degil, o yuzden buz yerine viski tasi konuyor mesela. Ha cask strength bir viski iciliyordur, belki o zaman biraz sulandirilir eger sert geliyorsa.
0
sertac akin
(14.08.23)
Single Malt viskilere birkaç damla su ekleniyor aromasını arttırması için. Skoç derken kastettiği Single Malt Scotch viskilerdir. Diğer tüm viski çeşitlerineyse viski deyip geçiyordur.
Single Maltların yoğun bir tadı ve içinde birbirinden farklı aromaları oluyor, diğer viskilerdeyse bu zenginlik genelde daha az. O yüzden diğerlerine bir şey eklemek gerekmiyor.
Yani diğerlerine su katmayın, single maltlara birkaç damla katın. Buz zaten çok haram. Hatta viski taşı ile soğutmak bile tadını azaltıyor gibi geliyor bana, onuu da kullanmak zorunda değilsiniz.

Nasıl keyif alıyorsanız öyle için. Elbette tavsiyeleri dinleyin, deneyimleyin ama keyfinizi istediğiniz şekilde yaşayın.
0
michael_knight
(14.08.23)
Bu kültürden kültüre değişiyor. Daha çok su ekleyenler de var. Sanırım Güney Amerika'da mesela su ve buz eklenerek kokteyl gibi içildiği ülkeler vardı. Bukowski'nin de A Man adlı şiirinde aşağıdaki ifade geçiyor. Kendisi de böyle bol sulu içiyor olabilir.

George opened the fifth, got two glasses, filled each a third with whiskey, two thirds
with water.
0
salihdt
(14.08.23)
@salihdt: o da cok suluymus ya, ciddi mi yazmis acaba, siirden anlamam :)
0
🌸ahm1
(14.08.23)
(11)

Eski sevgilimin bana gıcıklaşan tavırları. Neden?

sevda_90
Eski sevgilimle yaklaşık üç ay romantik komedi gibi ilişki yaşadık, sonra bir gün benim kendimi tutamayıp kıskançlığımı belli etmem sonucu bana tavırları değişti daha ilgisiz, özensiz biri oldu ayrılık istediğini ima etti, ben daha çok üstüne düştüm, bu defa saygısızlaştı yaşıma boyuma vs. laf etti
Eski sevgilimle yaklaşık üç ay romantik komedi gibi ilişki yaşadık, sonra bir gün benim kendimi tutamayıp kıskançlığımı belli etmem sonucu bana tavırları değişti daha ilgisiz, özensiz biri oldu ayrılık istediğini ima etti, ben daha çok üstüne düştüm, bu defa saygısızlaştı yaşıma boyuma vs. laf etti ben de bişiler söyledim tabi gül gibi ilişki mahvoldu ve bitti.. bu süreçte çok üzülmüştüm kafa dağıtmak için üç hafta yurtdışı tatiline gittim bende engelliydi.bir süredir kayıp olan yedek telefonum var bu arada, arıyor bulamıyor ve içindeki fotoları kaybettim diye üzülüyordum.istanbul'a döndüm, belki onda kalmıştır iletişim kanalı açık olsun diye ihtiyaten engelini açtım ve bingo! birkaç saat sonra "sevda telefonuna artık ihtiyacın yok mu, arabamda buldum" diye mesaj yazdı. "evet var, almam lazım onu" dedim. "peki, bu hafta vereceğim" yazdı, ama ben onu görmeye hazır değildim ve "istanbul dışındayım gelecek hafta olsun" yazdım. bu da "kendiye iyi bak, gelecek hafta görüşürüz!" diye yazdı.

Bu mesajlaşmanın üstünden 2 hafta geçti, ama ben onunla yeniden irtibat kurmadım çünkü onu tekrar görmek istemiyordum ve nasıl yapsam diye düşünüyordum. Bu süreçte ondan da ses çıkmadı. Ama sonra benim doğum günümde "sevda, mutlu yıllar!! umarım doğum gününde arkadaşlarınla harika bir güç geçirmişsindir :)" diye mesaj attı. ben hala kırgındım ve nasıl hiçbirşey olmamış gibi böyle mesaj atabildiğine şaştım kaldım, bir yandan aklım da karıştı tabi. sessiz kaldım. bir yandan benim doğumgünümden iki gün sonrası da onun doğumgünüydü ama ben birşey yazmadım, böyle birkaç gün geçti. iyice düşündüm ve onun kırıcı laflarını unutamayacağım kararını verdim cesaetimi topladım ve "merhaba, teşekkürler, bu arada telefonumu ofisimin kapısındaki güvenlik görevlisine bırakabilirsin bilgisi var." yazdım. bu da "anladım" cevabını verdi. ben de rahatladım o "anladım" deyince, bir mesaj daha yazdım şu saate kadar getirebilirsin diye. sonra 3-4 saat sonra bu bana "sevda ben iş için İstanbul dışındayım, adres ver postayla göndereceğim" diye yazdı. Postayla gönderilmesini tercih etmediğimi, çünkü telefonun değerli bir eşya olduğunu, istanbul'a dönünce bırakabileceğini söyledim. benim bu mesajımdan sonra işler iyice garip bir hal almaya başladı çünkü bana aynen şunu yazdı:

"ben istanbul'a gelecek sene döneceğim. döndüğüm zaman sana haber veririm."

ben bu mesajı alınca dalga geçtiğini düşündüm ve sinirim çıktı. sonra sakin olmaya çalıştım çünkü telefonu geri almam lazım sonuçta, dedim ki "bu çok uzun bir süre, o kadar bekleyemem. sen hangi şehirdesin? ona göre bir arkadaşımdan rica edeceğim alması için." cevabı geldi, antalya'daymış. bu arada antalya memleketi, ailesinin yaşadığı şehir.

durum bu şekilde, çıkmaza girdim sanki bilerek gıcıklaşıyor ve yalan söylüyor gibi hissediyorum. yani madem istanbul dışındasın niye baştan söylemiyorsun da "anladım" yazıyorsun? antalya'ya gittin madem telefonumu niye yanında götürüyorsun? telefonumu geri almak istiyorum bir yandan da. bu durumda sizce ne yapmalıyım nasıl bir yol izlemeliyim?
0
sevda_90
(08.08.23)
kargoya versin güzelce paketleyip bir şey olmaz
0
freebird5406_2
(08.08.23)
Yani normalde nezaketen, ayrılmayı isteyen taraf daha çok sorumluluk üstlenir bu konularda bu onun ayıbı olmuş ama size geri dönüş yapmadı diye oturup beklemek de sizin hatanız olmuş.

Şu an yapacak bir şey yok ya gidip alacaksınız, ya o kargolayacak ya da bir sene bekleyip telefonu belki de hiç geri alamamayı göze alacaksınız.

Kargoyu çok riskli buluyorsanız armuttan falan özel kuryeyle anlaşın
0
akhenaten
(08.08.23)
@akhenaten, evet bu hata oldu, geri dönüş yapmadığı için değil de onu görmek istemediğim için bekledim ne yapsam diye bir de açıkçası bana ilk telefonumu arabasında bulduğunu söylediği an "oh be bulundu" diye rahatladım, sonrasında bir şekilde alırım diye düşündüm, istanbul'dan ayrılacağı hiç aklıma gelmedi ki, kendisi de söylemedi işin ilginç tarafı.

kaldı ki ben yalan söylediğini düşünüyorum, daha önce de olmuştu bahane tarzında yalanları "o hafta sonu işim var olmaz" vs. şeklinde.
0
🌸sevda_90
(08.08.23)
Hocam telefonunu unuttuysan gidip nerdeyse kendin alirsin. Biri bana da telefonumu getir guvenlige birak dese ben de goturmem.
0
brkylmz
(08.08.23)
@brkylmz, durum böyleyse açıkça söyleyebilir, ben "istanbul dışındayım, dönüş tarihim de 1 sene sonra" diye palavra sıkmasına sinirleniyorum. işi, işinin merkezi esas istanbul'da, 1 sene boyunca istanbul'a hiç yolunun düşmeyecek olması aşırı mantık dışı.
0
🌸sevda_90
(08.08.23)
Bence size yine de “ben getiremem gel kendin al” demek istememiş olabilir ama aynı zamanda “güvenliğe bırakırsın lafına da asıl o gıcık olmuş olabilir.
0
Unde bach canim
(08.08.23)
telefonumu getirip güvenliğe bırakabilirsin demek kaba geldi bana. Sonuçta senin telefonunsa en azından orta bir noktada buluşulabilirdi veya siz gidip alabilirdiniz. Ben de böyle bir durumda ya kargoyla gönderirim yada ne halin varsa gör düşüncesine girebilirdim.
0
balllooon
(08.08.23)
İlk gıcıklığı sen yapmışsın güvenliğe bırak diyerek. Ben de getirmezdim açıkçası adam haklı.
0
Gradient_tabanlı_mor
(09.08.23)
ben de sizin hatalı olduğunuza dair cevaplara katılıyorum.

"ofisime gel" zaten gıcık edici, üstüne "(ben seninle muhatap olmayacağım) güvenliğe bırak" ekstra gıcık edici. insanların %90'ı böyle bir görevi yapmaz herhalde. böyle şeylerde orta noktada buluşulur.

ben olsam şu saatten sonra kargoyla bile yollamam. hadi yollarım mecbur ama geç yollarım ve alıcı ödemeli yollarım. üstüne bir de "hızlı kargo" isterim ki fazla para ödesin.

ayrıca, hiç mi internetten telefon siparişi vermediniz? kargoya vermesin diye bu kadar zorlamak neden? "şehir dışındaki arkadaşa söylicem, o alacak gelecek vs. vs." koyar bir tane kutuya yollar. zaten yedek telefonunuzmuş. kaldı ki adamı engellemişsiniz, haftalarca konuşma olmamış, "beni engellemiş, daha yazmaz herhalde" deyip telefonu atabilirdi de.

"antalya'ya gittin madem telefonumu niye yanında götürüyorsun?"

doğru söylüyorsa telefonu arabada bulduğu için arabanın bir köşesine koyup geçmiş olabilir. niye evine götürmesi gerekiyor peki?

edit: zaten bu mesajı "sevda bu mesajı ciddi yazmamış, sırf sinirimi bozmak için yazmış" şeklinde anlaması da olası. "sevda oturmuş, 'dur şunun bir sinirini bozayım' demiş" diye düşünmek de çok normal. "gel, bırak, git" denilen bir mesajı normalde bir insanın ciddi olarak (düz anlamıyla) algılayacağını sanmıyorum, "niye şimdi ters ters konuşuyor" demiştir.
0
ahm1
(09.08.23)
bir dünya bencil, keyfi ve kaba davranışta bulunmuşsunuz bir de "neden" diye soruyorsunuz.
0
crinix
(09.08.23)
Ayrılmışsınız neden engelliyorsunuz?
Adam medeni bir dille telefonunuzu bulduğunu söylüyor, sonra doğum gününüzü kutluyor, siz emredermiş gibi telefonunuzu ofisinize şu şu saatler arası istiyorsunuz. Bence çok ayıp etmişsiniz. Kargolasın telefonunuzu bitsin bu iş.
0
SiyamkedisiZorro
(15.08.23)
(5)

Bankanın sürekli kredi vermek istemesi

dissendium
Akbank sürekli 37 bin TL'lik kredi vermek istiyor. Kredi çekip faize koysam mantıklı olur mu? Kredi çekmeli miyiz? Niye sürekli kredi vermeye çalışıyorlar?
Akbank sürekli 37 bin TL'lik kredi vermek istiyor. Kredi çekip faize koysam mantıklı olur mu? Kredi çekmeli miyiz? Niye sürekli kredi vermeye çalışıyorlar?
0
dissendium
(06.08.23)
yani normalde kredi faiz oranının mevduat faiz oranından küçük olmaması lazım ama mantıklıysa çekip koyabilirsin tabii.
0
king lizard
(06.08.23)
kredi çekip altın alırım diyorsan ya da mantıklı bir borsa seçeneğin olduğunu düşünüyorsan seçebilirsin. mesela mayıs ayında altın 1200 - 1300 arasıydı. şu an 1700'e yakın. mayıs ayında 70 bin tl ile 58 gram altın alınıyor. 58 gram altının şu anki değeri yaklaşık 100 bin tl. altını bozup tüm borcunu kapatırsan 2-3 ay içinde kemiksiz 25 bin tl kazanmış olacaktın.
0
error522
(06.08.23)
Kredi vermek istemelerinin sebebi, uzun vadede onlar her zaman kazanıyorlar.

Pandemi döneminde yine onlar kazandı ve kâr açıkladılar. Dünyadaki ekonomi sadece yatırıma, satın almaya değil borca da dayalıdır.
İnsanlar, birbirlerine ve bankaya, kurumlar başka kurumlara ve bankaya, devletler başka devletlere ve bankalara vs. borçludurlar.

Kredi kartı çok kolay alınıyor ama kolay kapatılamıyor. Müşteri hizmetleri belirtilen son güne kadar müşteriyi ikna etme peşinde arayıp duruyor.
İkna yöntemleri de klasik şeyler..
0
diyecevaplandı
(06.08.23)
Çektiğin kredi için ödeyeceğin faizden daha fazlasını veren bir faiz bulamazsın büyük ihtimalle, dolayısıyla o seçenek çok mantıklı olmaz. Farklı yatırım araçları ile daha fazla para kazanacağını düşünüyorsan çek ama batırma olasılığın da var. Uğraşamam diyorsan hiç bulaşma.
0
hrskrs
(06.08.23)
kredinin faizi kaç? %1-2 falan olması lazım karda olmanız için.

kendiniz mevduat faizi hesaplaması yaparak da cevabı bulabilirsiniz.

niye kredi vermek istemesinler ki? para kazanma şekilleri bu. bir senede yüzde 50 enflasyon olacağını düşünüyorlarsa sana %70 ile kredi veriyor.
0
ahm1
(07.08.23)
(12)

dunya ne zaman sarpa sardi?

antikadimag
bir suredir bunu dusunuyorum. 90'li ve 00'li yillarda kultur anlaminda cok guzel bir donem yasandi. bazi insanlar bunu gecmis romantikligine yoruyor ama ben katilmiyorum.yani jurassic park, toy story, titanic, jumanji gibi (ornekler cogaltilabilir) epik filmler cekildi. sinema altin donemini yasadi.
bir suredir bunu dusunuyorum. 90'li ve 00'li yillarda kultur anlaminda cok guzel bir donem yasandi. bazi insanlar bunu gecmis romantikligine yoruyor ama ben katilmiyorum.

yani jurassic park, toy story, titanic, jumanji gibi (ornekler cogaltilabilir) epik filmler cekildi. sinema altin donemini yasadi. dunyanin her kosesindeki insanlar ayni hikayeleri takip etti. harry potter yazildi, lotr serisi cekildi, star wars'in prequel'i cekildi. bence inanilmaz uretken bir donemden gecildi. bugun insanlarin hala izledigi friends tam da bu donemlerin eseridir. avrupa yakasi gibi bir dizi vardi ana akimda mesela.

turk sinemasinda hala izledigim kaliteli filmler bile hep bu donemden. her sey cok guzel olacak, gora, hokkabaz, organize isler, pardon, vizontele, yahsi bati. cem yilmaz filmleri bile sarpa sardi adam ali baba ve 7 cuceler, ersan kuneri gibi seyler cekmeye basladi.

bugun geldigimiz noktada ise kaliteli uretkenligin dustugunu, ortalamaya hitap eden islerin onem kazandigini goruyoruz. sanki zamanin ruhu degisti ve bu yeni durumu hic begenmiyorum. nufus korkunc yukseldi, butun dunya onu alinamaz sekilde muhafazakarlasti. her ulkede diktatoryel tipler gemi aziya aldi.

son 10-15 yildir mesela sinemada marvel filmleri var. (sevenleri kusura bakmasin) veya gecmiste cekilen efsanevi filmlerin sequelleri veya remakeleri yapiliyor. uretim hizi dustu. jurassic park, star wars, lotr'un devami cekiliyor yeni bir seyler uretilecegine. gecen top gun maverick cekildi.

futboldaki cesitlilik messi-ronaldo rekabetine dondu. kuresel isinma ciddi bir sorun haline geldi, goc olaylari hiz kazandi. sosyal medyada cok etkilesim alan bayagi isler cok onem kazandi. salak taklidi yapan insanlar milyoner oldu. ozellikle sosyal medya denen ortam averaj insana bir ses verdi. can egrisine gore sayilari cok olan mediocre insanlar direksiyona gecti.

ozetlemek gerekirse ikinci dunya savasindan sonra ozellikle 60'larda baslayan cinsel devrim, ozgurluk, refah bir sekilde calkantili olarak 90'larda ve 2000'lerde pik yapti ve 2010-2012 gibi dususe gecti diye yorumluyorum. gittikce de problemlerin buyudugu, islerin krize dogru gittigi bir doneme girdik.

siz ne dusunuyorsunuz? sozluge yazacaktim da orada da abuk subuk basliklarin arasinda kaybolacak, once burayi denemek istedim.
0
antikadimag
(30.07.23)
hocam bence sen tarihi kişisel tarihine göre yorumluyorsun
0
freebird5406_2
(30.07.23)
Bu benim de kafamı meşgul eden bir konu. Sürekli kötüye gidiş var. Bir yerden sonra değişir güzelleşir diyorsun ama aksine daha da kötüye gidiyor.

Gelişen teknolojiyle birlikte alışkanlıklar değişti. Jumanjiler, evde tek başınalar tarzı filmlerin oluşabileceği insan ilişkileri barındıran bir dünya yok artık. Nufus artışı, iklim krizi falan derken de insanlar geçim derdine düştü. 90 larda tek maaşlı 2 çocuklu aile ev falan alıyordu. Yeni normal bu deyip ona göre yaşamak lazım.
0
roe
(30.07.23)
Kültür bazen yükselir bazen düşer. Bu hep böyle olmuş. Referansımız Rönesans ise bugün çöküş yaşıyoruz. Koca yapıların tavanına kusursuz biçimde çizilen resimler bugün yaratılmıyor. Onları yaratacak sanatçı yok, sanat anlayışı yok. Enstrüman kullanmadan elektronik seslerle yapılan müzikler sanat olarak görülüyor. Klasik müzik dinlemek elitlik olarak görülüyor. Hatta dalga konusu oluyor.

ABD'de kölelik vardı. Siyahiler ayrı lavabo kullanıyordu. Bugünkü konumları büyük ölçüde farklı. Biz savaş görmedik. Osmanlı'nın burnu savaştan çıkmadı.

Son 30 yıl insanlık tarihinde bir şey değil. Dünya aslında hep kötü bir yerdi. Mutlaka bir yerde kötülük vardı. Söylemek istediğin şeyi anlıyorum ama o zamanlar da aslında o kadar iyi değildi. Harry Potter'ı sinemada izlemiş insanım ama o zamanlar eğitim kötüydü. Akıllı telefon yoktu. Bilgiye ulaşım sınırlıydı.

Cem Yılmaz çağa ayak uydurmak zorunda kaldı. Çok iyi film olmadıkça kimse sinemaya gitmiyor. Netflix için dizi yapmak daha mantıklı gelmiş olabilir.

Bu konuda bir sürü şey söylenebilir ama hepsi aynı şeye çıkıyor.
0
dissendium
(30.07.23)
Freebird +1

Dünya hiçbir zaman böyle borsa gibi yükselip durmadı ki. Biraz tarantino falan bakarsaniz nasıl belli donemlerin filmlerinin kötü olduğundan, sinemada altin donemden falan bahseder. Bu hep böyledir.

Yani bence çok karamsar bakiyorsunuz. Evet küresel isinma vs sıkıntı. Ama "bundan sonra yokuş aşağı" gibi bir bakis acisina sahip değilim.

Bence o zamanlari su an yasamadiginiz için böyle diyorsunuz. Hatta geçen podcastte dinledim, komedyenler new york eskisi gibi olmaya başladı diyordu (güzel anlamda).

Neyse yani türk sinemasini bilemem de dünyada hala güzel isler falan var çok. Ha evet filmlerin bütçesinin artmasi ile firmalar risk almıyor da bu her zaman böyle gitmeyecek ki?
0
logisticsmanager
(30.07.23)
bence nüfus ile ilgili bunlar.
Nüfus katlandıkça zeka daha ortalama olmaya başladı ve eskiden yaratıcı insanlar üste çıkabiliyorken artık çıkamıyorlar. Oransal olarak yine aynı sayıda olabilir ama pasta hayvan gibi bölünüyor, pasta büyüyor mu emin değilim.(çok iyi işleri göremiyor olabiliriz veya hiç yapamıyor olabilirler)

Sinemadan örnek vermişsin, direkt George Lucas şöyle diyor, onlar sinemaya başlarken 60 sonu 70'lerde stüdyo yöneticileri okuldan çıkan gençler sinemayı biliyor biz pek bilmiyoruz diye bunlara güvenip istediklerini yapmalarına izin veriyormuş. 90'lar sonrası business daha önemli olmaya başlamış. Yine birkaç başka yapımcının röportajından şeyi dinlemiştim, eskiden orta seviye filmler yapılabilirken (90'lardan sevdiğin dram veya komedi filmlerini düşün) şimdi ya çok düşük bütçe korku filmi olup milyonlar kazandıracak, ya 200m dolarlık koca bütçe olacak ki insanları sinemaya çekebilsin. Orta sınıf sadece toplumsal olarak ölmüyor, orta düzey sanat da ölüyor.(çünkü kar ettirmiyor)

Bilgisayar oyunları da aynı şekilde. Remake'ler geliyor sürekli. Yeni bir şey üretip risk alacak para yok kimsede. İşin kötüsü bu olay tutuyor, bu eldeki ürünleri evirip çevirip tekrar satıp işleri yürütebiliyorlar.

Aslında fast food gibi, çok insanı beslemek için hızlı ve ucuz yemek yapman lazım. Kültür endüstrisinde de durum bu.
0
nhk ni youkosu
(30.07.23)
söylediklerinde bir hata yok, geçmiş romantizmi de yok. kendi içinde doğruları olan düşünceler. ancak genel bir perspektif ya da geniş bir açıyla bakmanız gerektiğini düşünüyorum. sinema için söylediklerine tamamen katılıyorum ama o çok sektörel bir durum. özellikle son 3-5 senedir neredeyse film dizi çıkmadı.

kalanlara gelecek olursak, dünyada refah inanılmaz derecede arttı. ulaşım-iletişim korkunç hızlı, hizmet ve servisler bugün en vasat insanın bile bir kaç asır öncenin insanına göre çok çok üst seviyelerde. hal böyle olunca da vasatlık da yanında geliyor. maalesef eski videolara veya fotoğraflara bakınca herkes o tarihte onu yaşıyor sanıyoruz. mesela fransa'da 1930'da sinemaya giden aile diye video paylaşılmış herkes çok şık ve herkes altında ülke nerden nereye geldi tüh diye feryat figan etmiş. o yıllarda avrupada dahi kırsalda geçim sıkıntıları vardı, ingiltere'de 1945-1950 arası karneyle un dağıtılıyordu falan. bırak 1940'ı, anadoluda çoğu yerlerde 1980'de bile açlık kıtlık yetersiz beslenme. başka biri çıkıp 50 yıl öncenin bodrum'u, istanbul'u diye foto paylaşmış sokaklar boş her yer geniş yeşil altına da herkes isyan etmiş "yazık ettiniz bu ülkenin insanına, yazık oldu geleceğine" denilmiş, ama sözde acındıkları ülke insanı tuvaleti lambası bile olmayan köylerinden kalkıp geldikleri için bugünler yaşanıyor, yani söylenen ve hayal edilen çelişkili durumlar.

sanat harici, kalan kısımlar da teknik bir problem yok. muazzam bir büyüme, üretme ve tüketme var. ekonomik aktivite maksimum karlılık ve hizmet ile devam ediyor. artık öyle bir zamana giriyoruz ki adamın cebinde dünyanın her yerini saniyelik takip edebileceği teknolojisi cebinde ama benzerini koluna takamadığı için dert ediniyor, yüzbinlerce yıllık insanlık tarihinin sadece son yıllarında erişebildiğimiz her an her sıcaklıktaki su ile duş alma keyfinin tadını çıkarmayı bırakıp masaj tazyikli duş başlığı peşinde koşuyor. bu kafayla bakmamalıyız. dünyadaki bir çok insanın dede ve neneleri doğdukları yerlerden 100 km dışına çıkmamışken şu an herkes her yere saatler içinde uçabiliyor. çok acayip çağdayız. ırkçılık olsun diye ülkeler ve insanlar hakkında konuşmak istemiyorum ama 100 sene önce köle olarak ormanlarda ya da fabrikalarda kullanılan insanların torunları bugün bir kaç aylık birikimleriyle dünyanın her yerine gidebiliyorlar, okul okuyup başardıkları durumlarda kendilerini köle yapan ülkenin yönetimine kadar çıkabiliyorlar.

ayrıca 1300-1700 arasındaki yüzlerce yıla ve o çağda 15-20 ülkenin tamamında ortaya çıkmış, sanat edebiyat eserlerine bakıp 2010-2020 arası ile kıyaslamak adil gelmiyor.

ha dünya bu şekilde gider mi? gidişat artık her insanın bir daha açlık, kıtlık çekmeyeceği, nispeten rahat edeceği bir yer olarak görünüyor ama artık erişilemez bir zengin sınıfının da oluşacağı gerçeği de var. harari gibi tarihçilerden tut, ekonomistlere kadar herkes bunu söylüyor.

son olarak ise nüfus ciddi bir düşüş trendine girdi, tüm dünyanın 2100 nüfus beklentilerine bakabilirsin. hatta şunu da ekleyeyim www.visualcapitalist.com elon musk'ın da dediği gibi dünyanın önündeki en büyük risk bu. 50-70 içinde aşırı modern otomasyonlaşıp robotlaşamazsak çok kötü ve yaşlı bir dünya olarak yok olacağız
0
avatar is back
(30.07.23)
2008
0
lapaz
(30.07.23)
Tabii ki Harambe öldürülünce
0
mirty
(30.07.23)
Güzel soru güzel yorumlar, bu biraz yaşla alakalı biz en fazla 90 ları gördük o sebeple 2010 sonrası çöpleşti derim ama 70 leri görenler 90 sonrası diyebilir.
0
basond
(30.07.23)
o kadar derin ve saatlerce sohbet edilebilecek bir konu ki. aklımdan geçenleri yazmaya çalışayım.

bu tip konularda çıkarımlar yapabilmek için tarih ve coğrafya konusunda çıkarımlar yapabilecek kadar da olsa bilgi sahibi olmak çok yerinde olur. bugün yaşadıklarımız ne ilk ne de son olaylar. şöyle çıkıp bir anadolu'da, batı ege'de turlayınca antik çağ ve helenistik dönemde nasıl bir medeniyet ve kültür seviyesinin olduğunu görebiliyoruz. ama tarihsel bilginin derinine inince bugün "antik" olarak nitelendiriğimiz o kentlerde elit kesim, halk, işçiler ve köleler var. o zenginliği de kültürü de herkes yaşayamıyor. ama her kentin bir tiyatrosu var neredeyse, kütüphanesi var, agorası var yolları var. ama o gelişme eğrisi nasıl oldu, neler bu gidişatı olumlu etkiledi ama sonra yıktı bunları bilmek gerek. kültür etkileşimle alakalı. ama etkileşimin farklı yolları var. ticaret bir etkileşim, göç bir etkileşim, savaş bir etkileşim. bu etkileşim ticaret ile olursa zenginlik oluşuyor ve o şehri yapıp, içerisine tiyatrosunu, kütüphanesini koyabiliyorsun. ama savaşla olursa yıkım oluyor. daha sonra orada yaşayan topluluğun sosyal, kültürel, ekonomik seviyesine göre orası tekrar şekilleniyor.

sinema konusuna gelip bahsi daha daraltırsak, bence bu konu tamamen bir marketing odaklı entertainment konusu. kültür aktarımı ve yeni pazarlar yaratma ve tüketimi körükleme üzerine kurulu bir sektör diyebiliriz bunun için. standart filmlerinden yüksek bütçeli kültlere kadar aslında hem kendi pazarını yaratan hem de farklı pazarları besleyen bir araç. bana kalırsa 2000'lerden sonra özellikle ABD kendisini üretim hub'ı olarak değil de beyin olarak konumladı ve dijital odaklı sektörlere yatırım yapıldı. bu noktada da artık ABD'nin sinema ile kültür aktarmaya ihtiyacı yok. bunu veri toplayarak dijital medya üzerinden 20. yüzyıl dinamiklerinden daha farklı yapıyor. topluma verilen de bu olduğu için toplum da buradaki yerini aldı ve burayı tüketmeye başladı. belki bu noktada biraz "veri" konusunun insanı geliştirmesi veya tekdüzeleştirmesi üzerine konuşmak veya tartışmak mantıklı olur.

toparlayacak olursam, yukarıdaki arkadaşın link olarak attığı grafiğe geleceğim. geçenlerde bu konuda düşünüyordum. şu anda yaşanan göç hareketinden dolayı veya başka sebepler de olabilir içinde yaşarken biz çok anlayamasak da da dünyada nüfus artış hızı yavaşlıyor. projeksiyonları ve tüm kurumsal dinamikleri "büyüme"ye göre şekillenmiş dünyada nüfusun azalmasına yönelik projeksiyonların daha iyi yapılması ve bunun gerçekten de iyi planlanması lazım. kıt kaynaklarla optimize ederek veya kaynak aktararak büyüme koşullarına alışmış bizlerin insan adedinin kıtlaşmasına yönelik bir senaryomuz yok. bu da demek oluyor ki; dünya daha otomatize bir hale gelecek. yaşantımız daha tektipleşecek. bence bu durum bu sonucu doğuracak. yapay zekanın size verdiği cevapların niteliğinden bunu anlayabilirsiniz. yapay zeka ile film yapabilirsiniz ama tarantinonun sizi ters köşe yaptığında veya aslında çok anlamlı olmayan bir diyalogu zevkle dinlemenin hazzını alamayabilirsiniz. yapay zekalı veya insan bedeni kadar kıvrak olamayan robotlarımız klozetin alt tarafında dar bir yerde konumlanan sifon musluğunu tamir edemeyecek mesela. bu da her türlü aracın, gerecin, tesisatın veya sistemin tektipleşmesi anlamına gelecek. ama belli bir zaman sonra bu duruma da alışacak insanlar ve bu gidişat da değişecek bir zaman sonra. o zaman tekrar "dünya sarpa mı sarıyor" diyecekler.
0
calmdown
(31.07.23)
freebird5406_2 +1

bence dünya hep böyleydi. hangi yıl yaşarsan yaşa "dünya sarpa sardı" dedirtecek bir tane şey bulursun. 5 bin yıl önce sümerlilerin bile yeni nesilden şikayet ettiğini biliyoruz mesela.

sadece anlık özgürlük olasılıkları beliriyor ufukta (örn. 1968 hareketleri, 1917 rusya devrimi) ama sonra o olasılık hep olumsuz biçimde kapanıyor.
0
ahm1
(31.07.23)
Oldukça kişisel bakmışsınız konuya. hatta 90'lardan verdiğiniz örnekler bile kişisel zevklerinizin yansıması.

Bu hisse kapılmanızın sebebi yaşlanıyor olmanız ve değişen dünyada geri kalmışlık hissi.

Emin olun 70'lerin, 80'lerin efsane filmlerini izleyen insanlar da 90'ların efektlere boğulmuş filmlerini görünce böyle diyordu. Pop kültür için imdb top 100 listesinin yarısı 70 yapımı ve öncesi filmlerden oluşuyor.

Bir defa 90'lar ve 2000'ler sinemanın altın çağı olmadı. Zaten sinemayı bölge bölge incelemek lazım. Sizin bahsettiğiniz örnekler hollywood sineması. Hollywood'un da altın çağı 1940'lardır.

Mesela fransızların, italyanların, ingilizlerin kendi sinema tarihlerinde altın çağ dedikleri dönem farklıdır. Türk sineması için bu 70'lerdir.

Sadece 2010'dan 2020'ye efsane statüsüne girebilecek onlarca film sayılabilir. Marvel gibi süperkahraman filmleri hep vardı yeni değil ki. 60'larda da 70'lerde de...

Gelelim futbola. Bugün messi ronaldo dışında futbolcu rekabeti yok demişsiniz. Bence tam tersi. Sadece Ballon d'or oylamalarına bakarak bile rekabetin nasıl arttığını görebilirsiniz. 90'larda brezilyalı ronaldo ballon d'or ödüllerinde en yakın rakibinin kat kat üstünde puan almış. Bugün messi bile aldığı son ödülü oylamada ucu ucuna aldı açın puanlara bakın. Endüstriyel futbol konusu başka ama o yeni değil zaten 90'larda başlayan bir trend.

Salak taklidi yapan insanlar milyoner oldu diyoruz ama bu da yeni değil ki:) 60'larda Marilyn Monroe saf sarışın rolüyle milyonlar kazandı.

Özetle her dönem böyleydi. Allah aşkına insanlığın ilk yazılı eserlerine bakın, daha yerleşik hayata yeni geçilmiş adam kitap yazmış kurduğu cümle şu "Gençlik çok dejenere oldu, nereye gidiyor".

Bir yere gitmiyor, biz yaşlanıyoruz.
0
anten
(31.07.23)
(1)

ManUtd Katar'a Satıldı mı?

avianthem
Sb
Sb
0
avianthem
(29.07.23)
Hayir.
0
ahm1
(30.07.23)
(1)

Futbol canlı yayın kanalları

üç nokta
selam herkese,bu aralar ben de kafam dağılsın diye çok fazla izliyorum bu arada. Bu transfer vs bu tarz yorumlar yapan insanlar hayatlarını gecirecek kadar burdan para kazanabliyor mu? yayın başına hadi 50.000 dinlenme oluyor. Bi de işte soru sormak için 3-5 usd atanlar var.Yani işin iç yüzünü merak
selam herkese,

bu aralar ben de kafam dağılsın diye çok fazla izliyorum bu arada. Bu transfer vs bu tarz yorumlar yapan insanlar hayatlarını gecirecek kadar burdan para kazanabliyor mu?

yayın başına hadi 50.000 dinlenme oluyor. Bi de işte soru sormak için 3-5 usd atanlar var.

Yani işin iç yüzünü merak ettim, kazançları nasıl?
0
üç nokta
(24.07.23)
İşin icyuzunu bilmeden salliyorum: 50 bin dinlenme ile birkac kisinin hayatini surdurmesinin mumkun oldugunu sanmiyorum. Bir kisi bile surduremez. Bu insanlar muhtemelen dergide, gazetede vs. calisan, bir yandan da youtube yayini yapan insanlar. Belki kanal patlar vs diye dusunup bu yayinlari yapiyorlar diye tahmin ediyorum. Sonucta youtube ortamina girmek zorunlu bir sey gibi su an. Herkes orada.
0
ahm1
(24.07.23)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.