Giriş
(9)

Kafayı işle bozan, hayatın merkezine işini koyan insanlar

ananiyimioguz
Sizce bu arkadaşların yaptıkları sağlıklı ve doğru mu? Yani belki de ben yanlış yapıyorum bilmiyorum ama..Branşı neyse sürekli ona yoğunlaşmış, birileriyle buluştuğunda sadece onun hakkında konuşan. Sosyal medya postları hikayeleri, esprileri, giyinişi falan sadece onunla ilgili olan. Yatıp kalkıp s
Sizce bu arkadaşların yaptıkları sağlıklı ve doğru mu? Yani belki de ben yanlış yapıyorum bilmiyorum ama..

Branşı neyse sürekli ona yoğunlaşmış, birileriyle buluştuğunda sadece onun hakkında konuşan. Sosyal medya postları hikayeleri, esprileri, giyinişi falan sadece onunla ilgili olan. Yatıp kalkıp sadece ilgilendiği alanı düşünen arkadaşlardan bahsediyorum.

Bir yanım "ya ne güzel işte ilgilendiği ve mutlu olduğu alanı bulmuş o alanda ilerliyor" diyor.

Diğer yanım "zaten bir kurgunun içine sokup bizi kullanmak üzere yetiştirdiler, kimilerimiz de böyle şartlandırılmış gibi tüm enerjisini o şeye harcıyor, etinden sütünden yararlanıp bir güzel sağdıktan sonra da önümüze bir kaç çimen atıyorlar ve arada yeşil kırlara çıkarıyorlar, halbuki yaşamak bu değil, yaşamdan alınabilecek başka güzel deneyimler, ilişkiler, tecrübeler var" diyor.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, mesela bir arkadaş var, ulan aynı okulu okuduk, aynı dersleri gördük, aynı şeyleri biliyoruz ama yatıyor kalkıyor work work work, yazılım aşağı yazılım yukarı.

Belki azminden ötürü benden daha çok kazanıyordur kafayı bu kadar kırdıysa orasını bilemem ama.. ben hayatı daha çok yaşıyormuşum gibi hissediyorum.

İnsanların mesela futbola yöneldiyse tüm hayatını futbol yapması bana çok tuhaf geliyor. Gerçekten tuhaf mı yoksa ben çok yönlü olucam diye tek bir alanda mükemmel tatminliğe ulaşamadığım için içten içe kıskanıyor muyum bilemiyorum.
0
ananiyimioguz
(08.06.24)
Yogun bir is temposu olunca eger insan direnmezse cidden is tum hayati oluyor. Biz arkadaslarla disaridayken bazen diyoruz is konusmayacagiz bugun diye.
0
aguen
(08.06.24)
Cani isteyen istediği gibi yaşar, kimsenin hayatının benden iyi ya da kötü olduğunu düşünemem. Misal bir başkası da size bakıp benzer şeyler düşünüyor olabilir.

Misal hayat kurtaran doktor/ogrenci yetistiren ogretmen/kanser arastirmasinda olan bilim adami vs isini hayatinin merkezine koyduysa da aynı şey mi sizin icin?

Ozel hayatında ne yaptığını bilmiyorsunuz tabi. Ben misal is yerinde bir sürü deli gibi çalışan insan gördüm ama özel hayatlari da oldukça dolu.
0
logisticsmanager
(08.06.24)
ünide de böyle insanlar vardi.muhabbet hep hocalar nerde phd yapmis, 10 sene önce bir dersinde elektrik kesilmis bla bla diye bir saka yapmis...

lisede de hangi hoca özel dersi kaca veriyor, kim kac net yapmis falan diye negatif negatif muhabbetler olurdu.

benim hayatimda öyle insanlar yok. en fazla komik bir olay, is yerinde sevgilisini aldatiyordur falan onlar disinda konusmuyoruz
0
robert bosch
(08.06.24)
kafayı işle bozmadım fakat işimde bir sorunu çözdüğüm zaman veya kritik işleri tamamladığım zaman yaşadığım hisler tarif edilemez, hayatta keyif aldığım istisna şeylerden biri.
olay para v.s. de değil. tatmin olma hissiyatı.
0
nuisance2
(08.06.24)
Alanında uzman olmak isteyen biri ister istemez böyle oluyor.
Senin dediğin galiba reklam yapanlar, ben de linkedin dünyasına girdim ve uyuz olmaya başladım. Tanımasam kendilerine -wow einstein mübarek derim.
ama “bunlarda her yerde” diyorum eko gibi.
0
durgunfoton
(08.06.24)
kesinlike bana göre bir yaşam biçimi olmasa da, alanında tanrı seviyesine gelmiş insanlarda bu duruma saygı duyuyorum. ( misal işte futbol da messi filan gibi) ama onun haricindeki sıradan insanlar da bunun hastalıklı olduğunu düşünüyorum. tavrının hastalıklı olduğunu düşündüğüm insanlara da saygı duyamıyorum maalesef. bence düpedüz y.rak gibi adamlar böyle insanlar. robot gibi makina gibi tipler.

işinde titiz olan insanlara büyük saygı duyarım ama bu farklı bir seviye. gıcık, sevimsiz bir insan türü.
0
wilhelmwasmuss
(09.06.24)
İşten işe değişir yani yapılan iş belki çok ulvi bir amaca hizmet ediyordur ve dolayısıyla kişi orada maddi tatminin yanında başka bir şey de buluyordur, bunu bir nebze anlıyorum. Ancak sanırım üst düzey bir Microsoft yöneticisinin bir yerde yazdığı yazıda görmüştüm, çok basitçe "Ölüm döşeğinde kimse 'Ah keşke bir günüm daha olsa da ofisimde biraz daha çalışabilsem' demez" şeklinde bir şeydi.

Kendi bulunduğum alan IT ya da bankacılık için düşündüğümde açıkçası "Çok daha yoğun, çok daha fazla" çalışmak için bir sebep görmüyorum, zira fazladan çalıştığım saatlerin ya da gereksiz yere katlandığım stresin maddi getirisi kaybettiğim zaman, fiziksel ve mental sağlık, sosyal hayat vb. gibi şeylerde yaşadığım kaybı geri satın alamıyor. Bu açıdan bakınca bu bir denklem aslında, haliyle de kişiden kişiye değişir. Diğer taraftan yukarıda da bahsedildiği gibi işin bir de "Güç" tarafı var. Yani Elon Musk'ın bu kadar hırslı olmasının sebebi sadece para olmasa gerek mesela. Bazı insanlar meslekleri üzerinden sosyal statü ediniyorlar ve o meslekte yükseldikçe sosyal statüleri de yükseliyor. Haliyle bu oyunun içindeki bir kişi için de durmak demek oyun dışı kalmak olduğu için onlar da ister istemez işlerini her şeyin önüne koymak zorunda kalıyorlar zira bir noktadan sonra sosyal statüleri sahip oldukları hemen her şeyin temelinde kalıyor.
0
salihdt
(09.06.24)
hustle culture bu. abd kökenli kapitalist bir tarz

çok para kazanmayacaksan.. olduğun yerde sayacaksak.. dünyaca ünlü biri falan olmayacaksan saçma ve gereksiz.
0
ferenc
(09.06.24)
Kendilerini bu şekilde ispatlayarak mutlu oldukları için bizlik bişi yok diyorum. Bir yandan da minik bı acıma hissi buna mecbur hissettikleri icin
0
abuzer
(09.06.24)
(2)

Halk eğitim merkezinde müdür yardımcısı olmak?

bir fincan kahve ile film izlemek
Merhabalar İlk kez İdarecilik için tercih aşamasındayım. Seçeneklerde 20.000 ve 60.000 nüfuslu küçük ilçelerin halk eğitim merkezleri de var. İş yükü açısından nasıl olur acaba?Tecrübe sahibi olan veya bilen var mıdır?Teşekkürler
Merhabalar
İlk kez İdarecilik için tercih aşamasındayım.
Seçeneklerde 20.000 ve 60.000 nüfuslu küçük ilçelerin halk eğitim merkezleri de var. İş yükü açısından nasıl olur acaba?

Tecrübe sahibi olan veya bilen var mıdır?
Teşekkürler
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(08.06.24)
rahat, hatta kebap bir işin olur. en fazla 2 saat çalışırsın. eğitmenleri çalıştırırsın, sen düzeni idare edersin.
0
ankarakecisi
(08.06.24)
açılın tecrübeli müdür yardımcısı geldi.

halk eğitim merkezinde müdür yardımcılığı yapmadım ama bilgim var.

en büyük avantajı öğrenci yönünden; yetişkin insanlarla muhatap olacaksınız veya lise mezunu olup yks kursuna vs gelen. yani normal okulda maymunluk yapan amaçsız tipler olmaz. okul yöneticisini yoran öğrenci işleri, problemleri vs olmaz.

dezavantajı ise kurslar her dönem olduğu için, normal diğer okul yöneticiliğinde yaz dönemi doğru düzgün iş olmaz, çok rahat bir dönemdir ama halk eğitimde yaz kış hep aynı tempo olur. ama küçük ilçe ise açılan kurslar da bellidir. çok öyle aman aman bir iş yükü olmaz.

idarecilik için küçük yerler ve küçük okullar her zaman iyidir. bir de ben tek müdür yardımcısı olan yerleri asla tercih etmedim bugüne kadar. çok küçük yerlerde öyle bir risk var. mümkünse tek müdür yardımcısı siz olmayın. iş az da olsa, iş bölümü olmaması kötü olur. bütün işler sizin işiniz olur. özellikle yeni başladığınız için işin incelikleri, piçlikleri artık ne derseniz deyin zamanla öğreniliyor. özellikle mali işleri öğrenmeniz belli bir zaman alacaktır. hiç deneyiminiz yoksa tek müdür yardımcısı olamayacağınız kurumu tercih edin.
0
wilhelmwasmuss
(08.06.24)
(16)

1000+ saat oynadığınız oyun var mı?

duyurukullanıcısı
benim sea of thieves. tek oyun oynuyorum zaten 5-6 yıldır.sizin neler var listenizde?
benim sea of thieves. tek oyun oynuyorum zaten 5-6 yıldır.

sizin neler var listenizde?
0
duyurukullanıcısı
(27.05.24)
red alert 2 belki
0
lambırcek
(27.05.24)
Battlefield serileri
0
Murat1407
(27.05.24)
dota2, baldurs gate 3, nba 2k20, bfme-I
0
a darkness coming
(27.05.24)
Haftada ortalama 5 saat ayni oyunu oynasan senede 250 saat eder, ki bu ortalama bir deger.

Bunu ikiye katlasan gene 1000 saat etmez.

Cevap: video oyunlarina ömrünü adamis biri olarak hayir o kadar oynamadim diyorum çünkü oynancak çok fazla oyun var. Birini sòmürünce yenisine geçerim.
0
Yourcousinmarvinberry
(27.05.24)
Pandemi döneminde herhalde call of duty mobile oynamışımdır bu kadar.
0
prole
(27.05.24)
şansa bak benim de tek 1000+ saat oyunum sea of thieves
0
tabii lan manyak mısın
(27.05.24)
son yıllarda hiç oyun oynamıyorum.

marvel contest of champions
rise of nations
sniper elite serisi
üniversitede medal of honor ve cs
0
gabe h coud
(27.05.24)
Çok uzun zamandır yok.
Yanlış hatırlamıyorsam fm 2014, skyrim. Oncesini hatırlamıyorum varsa da.
0
logisticsmanager
(27.05.24)
Steame kayıtlı oyunlardan en çok eu4 oynamışım, 750 saat kadar ama son 2 senedir çok az oynadım 1000 saati geçerdim herhalde.

FM 08 çok uzun süreler oynamışlığım var o belki geçmiştir 1000 saati.

Online oyun pek sevmediğim için genelde hikayeli oyunlar oynuyorum, onlar da max 120 saat falan skyrim en uzun 140 saat oynamışım steamde ki öncesinde korsan indirip 100 saatim orda vardır
0
nundu
(27.05.24)
1000 saat olmuş mudur bilmiyorum ama olmuşsa euro truck simulator 2'dir. fm serileri ve eu4 te ets'den sonra en çok oynadıklarım.

son yıllarda çoğunlukla ets 2 oynuyorum.

çünkü evli barklı çocuklu çalışan biriyim.

eu4 ve fm taktik, strateji vs için kafa yormak gerektiriyor o yüzden üşeniyorum genellikle. ets o açıdan hem keyif aldığım hem de yormayan oyun kategorisinde.

online veya aksiyonlu patara çataralı oyunları kendimi bildim bile sevemedim zaten.
0
wilhelmwasmuss
(27.05.24)
Gta V ve Gran Turismo 7
0
kaptan memo
(27.05.24)
Birkaç yıldır sürekli oynanmadıktan sonra 1000+ zor cidden ya.
Benim şunlar olabilir.

ilkokul yıllarımda: quake 3 arena, cs go, half life, age of, red alert olabilir. hatta gerçekçi olmak gerekirse cs go dışında geçmemiş olabilir.
ortaokul yıllarımda: Rappelz (mmorpg) kesin geçmiştir 1000+ saati.
warhammer 40k da geçmiş olabilir.
bir de web tabanlı oynanan ogame tarzı bir oyun vardı: darkorbit. o da geçmiştir.
lisede: pek sabit oynadığım bir şey yoktu.
üniversitede: lol kesin geçmiştir hala arada oynuyorum.
iş hayatında: bir ara conan exiles a sarmıştım ama 1000+ olmamıştır, yakındır.

yaş ilerledikçe uzaklaşıyor insan çok bağlanamıyorum hatta iş, evlilik derken arada komple siliyorum oyunları bağımlılık yaratır gibi olunca

@ Yourcousinmarvinberry, bir şeye sarınca günde en az 2-3 saat oynayabiliyorsun. yada bir iki gün oynayamıyorsun haftasonları 5-10-20 saat oynayabiliyorsun. öyle olunca yılda 1000 saat yapabiliyor. Kaldı ki 1 yıldan fazla oynan oyunlar var, onlar haydi haydi geçiyordur.
0
ananiyimioguz
(27.05.24)
wow ve town of salem.

tos‘ta lobide geçirdiğin zaman da sayılıyor. bir dönem sürekli arkada açık duruyordu ondan 1000’i geçti sanırım.

wow ise hayatımda en çok oynadığım oyundur. third party server’lar da dahil şimdiye kadar kaç bin saat oynamışımdır bilmiyorum, hiç hesaplamadım.
0
sir gawain
(27.05.24)
Warcraft 3
World of Warcraft
Civilization V
Heroes III
Football Manager 13
Ultima Online
Medieval II Total War
Rome Total War

Yıllardır döne döne tekrar oynadığım oyunlar. 25 yıllık oyun var aralarında. Bazıları için tahmin zor. Çünkü Steamsizler veya Steamsiz dönemleri olanlar var. Yine de fazlası vardır, azı yoktur sürelerinin.
0
nawar
(27.05.24)
tek oyun yoktur, diablo serisi belki..
0
cooperr
(27.05.24)
2500+ saat ile age of empires 2: definitive edition. bağımlılığı pistir. zor bıraktım.
0
zen1th
(27.05.24)
(17)

yurtdışında yaşamak için ailenizi karşınıza almaya değer mi?

the feel good
katiyen yurtdışında yaşamanızı/düzen kurmanızı istemeyen bir aileniz var ve bununla beraber yurtdışında maddi, manevi olarak daha kısıtlı olduğunuz bir senaryo var. yine de bunu kendiniz gerçekleştirebileceğiniz bir durumda bu kısıtlı şartlara rağmen bir şeyler yapmaya çabalar mısınız, yoksa imkanla
katiyen yurtdışında yaşamanızı/düzen kurmanızı istemeyen bir aileniz var ve bununla beraber yurtdışında maddi, manevi olarak daha kısıtlı olduğunuz bir senaryo var. yine de bunu kendiniz gerçekleştirebileceğiniz bir durumda bu kısıtlı şartlara rağmen bir şeyler yapmaya çabalar mısınız, yoksa imkanları daha da genişleterek aile yanında bir şeyler yapmaya çabalarsınız?
0
the feel good
(16.05.24)
Hayat sizin. Yaşayın. Ben hayatımı istediğim gibi yaşamalıyım. Aile ancak tavsiye verebilir, bir şey dayatamaz.
0
pispinti
(16.05.24)
yurtdisina ciktiginda manevi olarak kisitlanacaksin, bundan kacisin yok.
onun yerine zaten cogunluk maddiyati koyuyor dolayisiyla onda da kisitlanacaksan zaten disari cikmanin pek anlami kalmiyor. yani bu topa girmene degmez.
0
cooperr
(16.05.24)
Yurtdışında yaşamak derken nasıl olacağına bağlı. Türklerin çoğu çantayı alıp gideceğini sanıyor ama işin gerçek yüzü öyle değil.

10 senedir öğrenci vizesinde takılanlardan tut doktor olup şöförlük kuryelik yapanlar var. Durumu değerlendirmek lazım. Tam secure bir durum yoksa iyice düşünmek gerekir.

Maddi rahatlık yoksa iyice düşünmek gerekir. Başka ülkeye gidince dostluğu arkadaşlığı hemen bulmuyorsun.

Sonuç olarak hayat senin derim
0
ferenc
(16.05.24)
Değmez. Ben yapmam doğrusu.
0
diyecevaplandı
(16.05.24)
Maddi manevi kısıtlanacaksa kişi, yurtdışına gitmesinin bir manası yok. Ya para için gidilir zaten ya da sessiz sakinlik için gidilir yurtdışına ikisinden de eksi yiyilecekse üstüne aileyi üzecek ve aranın açılmasına sebep olacaksa cevabı çok basit bunun.
0
avatar is back
(16.05.24)
İnsanlar çeşit çeşit. Ailesine akrabasına aşırı bağlı insanlar da var. Şehir dışında yaşayıp kırk yıl ana babasıyla konuşmasa eksikliğini duymayacak da var.

Gittiği yerde kısa sürede kendine bir çevre edinebileni de var, tüm dünyası aile akraba takımı olanı da var.

Fazla bağlı ve bağımlı olanlar zaten gitse de barınamayıp erkenden dönüyor. Kişiliğinize göre kendiniz karar vermelisiniz.
0
Mirket
(16.05.24)
maddi olarak kısıtlı olmayacaksan bile ailen karşı çıkacaktı muhtemelen. bu yüzden onlara göre değil kendine göre karar ver. ama param bitti bana biraz ateşleyin diyeceksen kimseyi zor durumda bırakma.
0
elorelia
(16.05.24)
biraz da aileyle ilişkiye bağlı bence.

bazı insanlar aileleriyle çok kopuk ve aralarında kan bağı dışında bir bağ yok gibi. o durumdaysanız sallamayın, gidin.

benim ailemle bağlarım çok kuvvetli. bir kere olsun destekleri eksik olmadı, varlıklarıyla bile bir güven verdiler. beni karşılarına alıp hakikaten içtenlikle yurtdışına gitmememi isteseler bu fikri siler atarım.
0
gitdaddy
(16.05.24)
@gitdaddy +1

Yalnız hissetmek, yalnız kalmak, yurtiçi ya da yurtdışında olmaktan, ne bileyim ekonomik koşullardan vs vs çok daha büyük bir sorun. İnsan yaşadığı her şeyde sevdiklerini ve ailesini düşünerek ve onlardan güç alarak anlam buluyor. Aynı sebepten Green Card'ımı yaktığım için gönül rahatlığıyla gitmem, gitmedim diyebilirim. Bir gün dönüp pişman da olmadım. İnsanın dünya üzerinde en sevdiklerini bir vize almak zorunda kalmadan gidip görebilmesi bile o kadar büyük bir nimet ki yaşayan bilir...
0
silverleaf
(16.05.24)
Kesinlikle değer. Başarısız ve mutsuz olacaksanız bile "denedim, olmadı" dersiniz.

Eğer cesaret edemezseniz 70 yaşına gelince "acaba yapsaydım nasıl olurdu" diyeceksiniz ve ömrünüzün sonuna kadar da her kötü giden durumda ailenize suç bulup "onların yüzünüzden oldu, izin vermediler" diyeceksiniz.

Tüm bu söylediklerim 50-55 yaşın altındaysanız geçerli. Eğer o yaşlara geldiyseniz denemeyin.
0
michael_knight
(16.05.24)
Michael +1
Yani aileniz hasta olsa vs neyse ama "gitme" diyorlarsa gitmeyeyim bana çok iyi gelmedi. Benim ailem de ben giderken süper degildi uzgunlerdi ama şimdi mutlular çünkü senede bir iki geliyorlar, ben bir iki gidiyorum falan.

Eğer gitmezseniz 10 sene sonra neden yapmadım deme ihtimali var.
0
logisticsmanager
(16.05.24)
Pispinti +1 aileniz size tavsiye verebilir, sizin hayatiniz baska. Kendi istediginize odaklanin, yurtdisinin iyi kotu taraflari sizin icin neler, nasil altindan kalkabilirsiniz bu kisma bakin. Aileye maddi bagimliliginiz varsa bu bagimliligi bitirmeden gitmeyin.
0
tuborg yesili
(16.05.24)
6 yildir yurt disinda yasayan ve benzer hikayeleri cevremde cok gormus biri olarak Mirket +1 diyorum.
0
turkuaz
(16.05.24)
bir suru dinamik var burada.

atiyorum ailesini cok seven, yada gelecekte ihtiyac duyacak karakterde biriysen arayi bozmaya degmez.
tam tersi aile olmasa da olur, tek basima iyiyim diyen biriysen basip gidebilirsin.

ama ongorulu bir yorum yapayim. arabesk bir soylem olarak da gorsem "gurbet" gercekten zorlayici bir kavram. burada problem yasadiginda annen, baban, esin dostun var. ki oraya gidince adaptasyon, yalnizlik, kultur vs.. baslangicta bir suru problem yasama ihtimalin yuksek. ister istemez gozun anani, babani, esini dostunu arayacak.
0
buenosdias
(16.05.24)
yurtdisina cikmazsaniz icinizde kalir. gidip 5 sene para biriktirip dönmek de kötü bir senaryo degil.
0
robert bosch
(16.05.24)
çok fazla ''kişisel'' faktörü olan bir durum.

kişilik olarak pişman olma pahasına yeni bir şeyler deneyimlemeyi göze alan birimisiniz*

aile ile ilişkileriniz nasıl, çok içli dışlı mısınız? büyük kararlarda ailenizin fikri mi sizin için öncelikli yoksa bireysel kararınız mı son aşamada belirleyici

mevcut ekonomik durumunuz, mesleğiniz? yani maddi anlamda yaşam kalitenizin değişimi çok keskin mi olacak olumlu yahut olumsuz anlamda. veya gene bu keskin değişimleri göze alabilen biri misiniz?

ola ki maddi veya manevi sebeplerden ötürü tekrar türkiye'ye dönme kararı alırsanız, türkiye'de geçim durumunuz ne olacak? manevi olarak, deneyimledim olmadı tecrübe edindim öyle veya böyle iyi ki yaptım diyebilecek misiniz?

ve daha bir sürü şey...

ben şahsen türkiye'ye tekrar döndüğümde mesleki anlamda, kaldığım yerden devam edebilme durumum olsa giderim. pişman da olmam.

gitmeme kararı almam da en büyük etken de, türkiye'ye tekrar döndüğümde maddi olarak yeniden başlama opsiyonumun olmaması. çünkü memurum/öğretmenim ve özel sektöre geçiş yapabilecek bir mesleğim yok. yani var da, öğretmenlik özel sektörde yapılabilecek bir iş değil bana göre. ha bu bile kişisel. çünkü benimle aynı şartlarda biri bu derece endişe yaşamayabilir.


şunu da ekleyeyim, küçük bir kızım var. ileride bana yurt dışında yaşamak istiyorum derse, desteklerim. hatta yurt dışında yaşamasını kolaylaştıracak, bilgi, beceri ve mesleki yeterliliği edinmesi için çabalarım, ona göre eğitim hayatı hazırlamaya çalışırım.
0
wilhelmwasmuss
(16.05.24)
zor bir karar.
0
abelardo
(16.05.24)
(3)

evdeki eski eşyalardan nasıl kurtulurum?

bobinhoo
Merhabalar,Taşınacağım için eski evdeki eşyalardan kurtulmak istiyorum. Eski kanepeler, ahşap salon vitrini ve masası, salon oturma takımı, eski ahşap yatak odası takımı vb. Hatta 3 adet çalışır durumda beyaz eşya bile var.Bir iki eskiciyle konuştum ama sadece beyaz eşyaları alırız diyorlar. Eşek gi
Merhabalar,

Taşınacağım için eski evdeki eşyalardan kurtulmak istiyorum. Eski kanepeler, ahşap salon vitrini ve masası, salon oturma takımı, eski ahşap yatak odası takımı vb. Hatta 3 adet çalışır durumda beyaz eşya bile var.

Bir iki eskiciyle konuştum ama sadece beyaz eşyaları alırız diyorlar. Eşek gibi ağır vitrindir, gardroptur, yataktır bunları almak istemiyorlar. 30 yıllık falan zaten çoğu.

Ben bu eşyalardan en az masrafla nasıl kurtulurum sizce? Eski evden yeni eve götüreceğim 3-4 parça eşya var sadece, en son bunları taşıayacak firmaya hepsini alıp yolda çöpe falan döktüreceğim sanki. Kullanmayacağım eşyanın taşınmasana para vermek de içime oturuyor.

Var mı çözüm önerisi olan? Ankara/çankaya'da eski ev.
0
bobinhoo
(06.03.24)
ev taşıma nakliyecileri sadece kapının önüne kadar indiriyor, belediyeyi arayıp bildirmeniz gerekiyor, durumu nakliyecilere bildirmen lazım baştan.
belediye almıyorum şuraya koyun derse nakliyeciler araca koyup başka yere atmıyorlar.
0
eja
(06.03.24)
muhtarınızla görüşün. ihtiyacı olan varsa size yönlendirir. gelip almaları gerektiğini de belirtirsiniz. hepsi olmasa bile bir kac eşyayı bu şekilde eritebilirsiniz.
0
exlibris
(06.03.24)
Bulunduğunuz ilce belediyesini bir arayın.

Bazı belediyeler mobilyaları evden gelip alıyor. İhtiyacı olanlara teslim ediyor.

Ben bir kez böyle yapmıştım. Randevu verdiler. Belediyenin kamyoneti ile gelip daireden kendileri indirdi araca yükleyip götürdüler.
0
wilhelmwasmuss
(07.03.24)
(9)

Ahraz kelimesini biliyor muydunuz?

speedy
Twitter'da mac tartisan ergenlerden duydum, ogrendim bu kelimeyi. Hadi uni'de kitap okumuslugum azalmisti da lise, ortaokulda acayip kitap kurduydum ben ya nasil kacmis anlamadim. Siz biliyor muydunuz, duymus muydunuz?
Twitter'da mac tartisan ergenlerden duydum, ogrendim bu kelimeyi. Hadi uni'de kitap okumuslugum azalmisti da lise, ortaokulda acayip kitap kurduydum ben ya nasil kacmis anlamadim. Siz biliyor muydunuz, duymus muydunuz?
0
speedy
(15.12.23)
evet anlamı sağır dilsiz demek ama anlamı genelde aptal düşük zekalı sanılarak kullanılıyor
0
freebird5406_2
(15.12.23)
Bundan yirmi yıl önce daha sık kullanılan bir sözcüktü. Otuz yıl önce tv'de de sık sık duyabilirdiniz. Sanırım bazı kelimeleri belli sosyokültürel çevreler ve zamanlar içinde yoğun kullanıyorlar. Böyle bir araştırma yapılsa fena olmazmış.
0
kalemdefter
(15.12.23)
Twitter jargonunda çok kullanılan bir kelime evet. Özellikle son 3-4 senedir çok geçiyor twitterda. Aptaldan ziyade daha çok kendini bilmez ya da ne yaptığını bilmez anlamında kullanılıyor. Twitter'da kullanmayı sevdiğim sözcük benim de
0
nundu
(15.12.23)
ahraz, samıt arada kullanırım.
0
tolgan
(15.12.23)
Kalemdefterin dediğini gibi eskiden gayet normal, herkes bilir kullanırdı. Sağır dilsiz demek. Bizim oralarda aptal almasında kullanılmazdı. Yazık ahraz derlerdi bir kaçtan mahallede vardı ben çocukken.
0
saturn
(15.12.23)
rahmetli babaannem cok kullanirdi
0
foster
(15.12.23)
Ben de kendimi bildim bileli biliyorum bu kelimeyi. Anne, babaanne vb çevremden duymuşumdur kesin.
0
wilhelmwasmuss
(15.12.23)
biliyordum, Twitter'dan bağımsız
0
aquarium
(15.12.23)
Evet ortaokuldan beri bilirim, yas:37
0
mirty
(15.12.23)
(14)

Tuvalet kağıdını peçete gibi kullanmak

Bir ben var benden şurada
Bu sizce ne kadar doğru, böyle bir şey olabilir mi? Birkaç gün önce arkadaşlarla aramızda bu konu üzerine bi konuşma geçti. Mesala yemek yerken kağıt peçete ihtiyacınız olsa ve evde kağıt peçete kalmadığını fark etseniz elinizi ağzınızı kullanılmamış/sıfır bi tuvalet kağıdıyla siler miydiniz? Ben "a
Bu sizce ne kadar doğru, böyle bir şey olabilir mi? Birkaç gün önce arkadaşlarla aramızda bu konu üzerine bi konuşma geçti. Mesala yemek yerken kağıt peçete ihtiyacınız olsa ve evde kağıt peçete kalmadığını fark etseniz elinizi ağzınızı kullanılmamış/sıfır bi tuvalet kağıdıyla siler miydiniz? Ben "abi ben galiba kullanmazdım çünkü bunlar en nihayetinde geri dönüşümlü kağıtlar, yani her ne kadar yıkanıp paklansalar da psikolojik olarak rahatsız olurdum kullanmazdım" dedim, siz ne dersiniz?
0
Bir ben var benden şurada
(03.12.23)
cok lazimsa kullanirim ama onlar cok ince oluyor yaprak yaprak oldugu icin. ekstra bir onyargim yok.

hic mi hasta oldugunuzda yani basiniza tuvalet kagidi rulosu alip burnunuzu silmediniz :)
0
yoggi
(03.12.23)
Sen havlu kağıt ya da selpaklarin geri dönüşümsüz saf selulozdan üretildiğini mi düşünüyorsun ?

Kullanırdım psikolojik olarak rahatsız olacak çok daha büyük şeyler var sıra buna gelmez.
0
Mcfly
(03.12.23)
kullanırım, psikolojik olarak rahatsız olmam
0
freebird5406_2
(03.12.23)
işyerinde asla kullanmam.
evde son seçenek olarak kullanırım.
kağıt mendil + peçete + havlu yoksa son seçenek olarak.
paketten bir tane hiç açılmamış alarak.
0
tabudeviren
(03.12.23)
ben hep kullanıyorum ne var ki bunda. tuvaletten alıp kullanmıyorum tabii, paketinden çıkmış sıfır halini alıp kullanıyorum, o da aynı fabrikadan çıkmış bir şey öbürü de sonuçta.

bu arada aynı bu muhabbet daha yeni izlediğim şu programda rapçi sefo tarafından yapılmıştı: youtu.be
üzerine bu soruyu görmem garip oldu :)
0
kim bilir
(03.12.23)
Teknik olarak anal bölge yüz bölgesinden daha hassas ve olumsuzluklara daha açık bir bölge değil mi? Hele ki hemoroid gibi faktörler iyice hassasiyet yapıyor.

Bu açıdan malzeme farklı olacaksa bile eminim tuvalet kağıdı daha makul bir seçenek olurdu.

Yani ben kullanmam şahsen, aklıma gelmez çünkü. Peçete yoksa gider elimi, ağzımı yıkarım. Zaten peçeteye silince de yemekten sonra yine elimizi ağzımızı yıkamıyor muyuz?

Ama eğer o an biri uzatsa al diye, hiç aklıma gelmez sizin gibi dülünmek. Sorunsuz kullanırım.
0
akhenaten
(03.12.23)
Kullanırım. Evde kağit havlu bitti dün, yenisini kadar açılmamış bir ruloyu kullandım sonra yeni kağit havlu alınca tuvalete koydum tuvalet kağıdını.

Öğrenciyken nezle olunca sınifa tuvalet kağıdı götürüyordum ya selpaktan daha yumuşak oluyordu ahshs herhangi bir tiksinme oluşmuyor bende bu konuda
0
nundu
(03.12.23)
bu duyuruyu okurken masamda duran tuvalet kağıdıyla bakıştık. her türlü kullanırım.
0
scudman1
(03.12.23)
kullanıyoruz zaten, çoğu kişi de kullanıyor. asıl garip olan durum sizinki :)
0
candide
(03.12.23)
Evde peçete, havlu kalmamışsa yeni ruloyu paketten alıp kullanıyorum, nezle olduğumda diğer peçeteler sert geliyor, bir ürün var onu bulamazsam ruloyla dolaşıyorum. Hepsi aynı şartlarda ve benzer malzemeyle üretiliyor duyduğum kadarıyla.
0
take stay
(03.12.23)
Çok sorun edilecek bir şey değil.

Ama uzun süredir görmediğimiz bir arkadaş ailesiyle ziyarete gelir de kendilerine bir şeyler ikram edilirse veya buna benzer davet etme gibi durumlarda her zaman için normal peçete bulundurmak daha iyi.
Yemeğin ortasında,
- ya kusura bakmayın evde normal peçete bitmiş.. diyerek kendilerine tuvalet kağıdını uzatmak uygun olmaz.
0
diyecevaplandı
(03.12.23)
kullanırım tabii ki, hiç düşünmemiştim hatta böyle bir şeyi şu ana kadar.

asıl beni rahatsız eden tam tersi durum. evde tuvalet kağıdı bitince popo silme işini diğer selpak ya da peçetelerle yapmak zulüm gibi geliyor.
0
king lizard
(03.12.23)
eve neredeyse hiç peçete almadım. hep tuvalet kağıdı kullanıyorum. misafir geliyor arada onlara da tuvalet kağıdı uzatıyorum :D
0
glamdr1ng
(03.12.23)
Kullanirim/ kullanıyorum hiç öyle takıntılarım yok.
0
wilhelmwasmuss
(04.12.23)
(11)

Hic hamama gittiniz mi

Kittie
Nasil bir sey biraz anlatir misiniz?Otelde gitmisler de cagaloglu hamami gibi yerlere gitmisler de anlatsin ama ben bi otele gitmeyi dusunuyorum. Daha hijyenik geliyor ama hijyenik bi deneyim degil di mi aslinda?Bi de kese yapan biri oluyor mu yoksa kendi basimiza miyiz?Sert bir islem mi dogasi gere
Nasil bir sey biraz anlatir misiniz?
Otelde gitmisler de cagaloglu hamami gibi yerlere gitmisler de anlatsin ama ben bi otele gitmeyi dusunuyorum. Daha hijyenik geliyor ama hijyenik bi deneyim degil di mi aslinda?

Bi de kese yapan biri oluyor mu yoksa kendi basimiza miyiz?
Sert bir islem mi dogasi geregi? Yoksa o filmlerde mi oyle?

Bu arada cagaloglu gibi bir yere gitmeyi otelden daha cok isterim ama cesaretim yok ona utanirim :) (cagaloglunda da hamam var diye aklimda kalmis ama iste tarihi bi yerden bahsediyorum)

*hamam diyince benim aklima direkt tosun pasa filminde iki ailenin atismasi geliyor :D

Biraz aydinlatir misiniz.
0
Kittie
(16.11.23)
cemberlitas'ta dikilitasin karsisinda var tarihi bir hamam, liseme yakinken gitmistim. onun disinda bir de florya'da xx health club adinda bir yere gittim havuzundan, tuz odasina bayagi seyin bulundugu.

bana kalirsa ikisi de ayni hamam olarak bir fark yok, ben arkadasimla gittim isteyen icin keseleyen de vardi. tecrube olarak iki hamamdan da cikarken uzerime ceketi giydigim zaman inanilmaz bir temizlenmis modundaydim. tabii ne kadar hijyenik ya da ne kadar temizlendim bilmiyorum, 8-10 sene yurtta dus alinca onemini yitiriyor zaten hijyen. denk gelirse tekrar dusunmeden giderim.
0
gule gule
(16.11.23)
Hijyenik olduğu söylenemez bence ama bazı hamamlar daha temiz, bazıları daha pis oluyor. Temizlik konusuna bakarak giderseniz çok rahatsız olmazsınız bence.

Kese paralı olur. Özellikle istemezseniz kimse yapmaz. Kendi başınasınız.

Bazı hamamlarda ortada havuz oluyor bazılarında olmuyor.

Nemli, buharlı bir ortam. İçerideyken biraz bassa da çıkışta çok rahatlamış oluyorum ben. Özellikle çıkınca havlulara sarılı olarak ayran, soda filan içmek çok iyi geliyor.

Maraş'ta çıkışta çiğ köfte ikram edildiğine denk gelmiştim. Bursa'da da bazı hamamların çıkışında turşu suyu satılır. Böyle hamam çıkışı ritüelleri güzel oluyor bence.

Bir de tek başına zevkli olmaz gibi, bir arkadaş grubuyla daha eğlenceli.

Son olarak bazı hamamlar suyu ısıtır, bazı yerlerde de doğal olarak sıcak olan kaplıca suyu olur. Doğal sıcak suları tercih ederim.
0
perferil
(16.11.23)
üsküdar'da adini unuttugum tarihi bir hamama gitmistim. bölme gibi yerlerde killi göbekli ciplak dayilar tellaklara kendini dövdürüyordu, icerisi asiri sicak ve havasizdi. bir de ortam pis gelmisti. yarim saat sonra kendimi disari atmistim.
0
sir gawain
(17.11.23)
Bir kere şu tarihi çemberlitaş mıydı tam ismi neyse oraya gitmiştik. Bizim dışımızda herkes yabancıydı. Yağlı masaj,kese vs değişik türlü ücretlendirme vardı. Kese çok sert değildi ama belki yapana göre değişiyordur. Kese deriye iyi gelen bir şey ama hamam ortamını genel olarak hijyenik bulmuyorum. Çıkışta da gazoz,kahve filan içmiştik. Deneyim olarak güzeldi ama tekrar gitmeye gerek görmedim.
0
asteriks
(17.11.23)
Kese köpük 300 tl çoğu yerde.
Kendi kesenizi aktardan veya mağazalardan alıp gitmeniz daha hijyenik olacaktır.
Ciltte ki ölü derilerin tellak marifetiyle temizlenmesi işlemine , "kese-köpük" derler ve keyiflidir :)
keseden sonra,Göbek taşında biraz dinlendikten sonra , taze portakal suyu veya soda ikram edilir.
Bebek gibi olursunuz :)
0
redlabel
(17.11.23)
Valla gitmedim ama merak ediyorum. Annem "git bi kendini çitelettir" deyip duruyor :)
0
halitkin
(17.11.23)
Antakya' da askerde iken arkadaslarla gitmistim.

Kese falan olayı istemediğin sürece yok. Yani kesinlikle sağlam bir temizlenmiş olma hissi veriyor ama tek gitmem istemem cok sıkıcı gelir.
0
wilhelmwasmuss
(17.11.23)
pek matah bulmuyorum.
0
estranged
(17.11.23)
Eskiden çok giderdim pandemiden beri hiç gitmedim. öyle aman aman bir şey yok. Bazı yer daha temiz bazısı pis gelebiliyor. Kese yapacak birileri olur muhakkak. Bazısı şov yapmaya kalkıp canını yakarsa yavaş lan dersin dikkat eder. Ben baştan uyarırdım diz kapağımdan yukarıya geçme diye mesela. Ayarsızlar oluyor haldır huldur dalıp huylandırıyorlar insanı. Git bi tecrübe et kötü bir şey değil.
0
dunden beri dimdik
(19.11.23)
bir cok hamam deneyimledim, bence temiz hamam diye bi sey yok. temizdir de, gerek yok

kesinlikle cok havasiz. ve icerdeki kitleye gore durum cok degisiyor

su israfindan baska bir sey degil

birde ben iceride konusulan seyleri gram anlamiyorum. muhtesem bir yanki var
0
foster
(19.11.23)
Hamamda büyüdüm denilebilir.
Annemlerin nesil de öyle büyümüş. Hijyen konusunda bir sıkıntı olsa idi o zamanlarda çıkardı diye düşünüyorum kaldı ki onların gittiği hamamlar sıcak havuzlu.
Ama şu an gittiğimde bana da pek hijyenik gelmiyor :D
Gidilir yani iyi gelir gevşersin temizlenirsin.
Sıcak havuzlu olanlar daha bir rahlatıyor. Ayrıca kaplıca suyu ise bir çok hastalık ve rahatsızlığa faydası da olduğu da söyleniyor.

Annemlerin Amasya'lı Havza ya çok yakın oturuyorlar. Sabahtan gidip akşam dönerlermiş bizi de öyle yetiştirdiler.

Havza'da kaplıca suyu var. Atatürk de gittiğinde girmiş, fotoğrafları falan vardır.

İstanbul'a yakın tuzla taraflarında ve yalovada kaplıca ve hamamlar var. Oralardakiler denenebilir.

Ben sıcağı çok sevmiyor çok duramıyorum ama insan yine de yumuşuyor rahatlıyor ne yalan söyleyeyim.
0
ananiyimioguz
(19.11.23)
(9)

Hangi meslek daha cazip: Polislik mi öğretmenlik mi?

havadakarada
Kendiniz için, genel olarak veya erkek özelinde değerlendirirseniz fikrinizi öğrenmek isterim. Maaş, is şartları, tatiller, yapılan iş vs birçok etken mevcut. Özel sektörde evden haftanın 15 günü çalışıp 2 asgari ücret alan biriyim. Şu an elimde bu iki seçenek de var. Türkçe veya beden eğitimi öğret
Kendiniz için, genel olarak veya erkek özelinde değerlendirirseniz fikrinizi öğrenmek isterim. Maaş, is şartları, tatiller, yapılan iş vs birçok etken mevcut. Özel sektörde evden haftanın 15 günü çalışıp 2 asgari ücret alan biriyim. Şu an elimde bu iki seçenek de var. Türkçe veya beden eğitimi öğretmeni olabilirim diplomalara istinaden. Polislik başvurusu icin de son şansım yaş durumu nedeniyle. Özel sektörü de ekleyince 3'ünden hangisi daha mantıklı kafam karıştı. Siz kendinize göre değerlendirirseniz ufkum açılsın biraz.
0
havadakarada
(01.11.23)
Polislik benim bildiğim;
Hayvani mesaileri olan
Çok ciddi mobing olan ve intihar edenlerin olduğu
Tatil vs gibi olaylarin Baya zorlu olduğu
Bayram tatil demeden sürekli çalışan
Bunun üstüne yeterli eğitimi almadan sokağa salınıp garip tiplerle uğraşan ve genel profili artık "iş bulamam polis olayim" olan bir iş grubu

Böyle olsun istemezdim ama böyle.

Öğretmenlerin de tabiki sıkıntıları var da polisler ile kıyaslanamaz.

Ki polislik dünyanın hiçbir yerinde kolay değil o da ayrı konu.
0
logisticsmanager
(01.11.23)
ben kendimi düşününce öğretmenlik diyorum ama siz de kendinizi düşünün nasıl bir yapıdasınız. ben tatillerinin olması açısından öğretmenliği isterdim çünkü insan sosyal bir canlı sürekli iş hayatı bana göre değil öte yandan çocukları geleceğe hazırlamak da bence çok kutsal bir şey manevi olarak da insanı besliyor öğretmenlik.
Bir çocuğun hayatında güzel iz bırakmayı isterim. Siz bence köprüden önceki son çıkıştaysanız kendi karakterinizi ve yapılacak bir işten beklentilerinizi gelecek hayalinizi de düşünüp 3 mesleğin de +/- lerini yazıp karar verin.

Şu an mesleğinden ölümüne sıkılan biri olarak sizi kıskandım. Seçeneklerinizin olması bile büyük şans iyi değerlendirin bunu.
0
Kediyi üzdün
(01.11.23)
öğretmenlik
0
nickini degistiren yazar
(01.11.23)
Cazip olan 10 defa da sorulsa öğretmenlik.
Polisliğin travması, yıpratıcı etkeni, mobbingi, stresi, mesai düzensizliği... çekilmesi çok zor olan bir çok özelliği var. Cumhurbaşkanı bir şehre gider, çevre ve sakin illerden otobüs otobüs oraya kaydırılırsın. Sürekli, çeşit çeşit insanla muhatap olduğundan sükunet ve nezaket kaybı oluyor. Belindeki silahın verdiği anlamsız bir özgüven oluyor, aslında etrafa zulüm oluyor bu durum. Daha çok yazılır da bende o kadar takat yok :)
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(01.11.23)
Polislik hem çalışma şartları açısından çok kötü hem de günümüz Türkiye'sinde polislik tercih edilecek bir meslek değil yani.

Öğretmenlik mis gibi iş. Hele beden eğitimi öğretmeni kebap iş. Çocuklara top verip hadi oynayın desen bile kimse bi şey demez.
0
nundu
(01.11.23)
bence beden egitimi ögretmenligi en iyi secenek.
0
durgunfoton
(01.11.23)
Peki aynı anda hem Türkçe hem beden eğitimi öğretmenliği yapılabilir mi?
0
🌸havadakarada
(01.11.23)
Kesinlikle beden eğitimi öğretmenliği.

Meslek lisesinde edebiyat öğretmeniyim. 20 saat dersim var. Yani ogretmen olmasam ben de burada cevap verenler gibi ogretmenlik gibi meslek mi var derim. Lakin 40 dakika sinif ortamında vakit geçirmenin 5 saat fiziksel işkence etkisi bıraktığı öğrencilerle çalıştığım için o 20 saat bana 200 saat gibi geliyor. Beden eğitimi öğretmenliğinde böyle bir problem yok. Acik havada spor egzersiz futbol vb etkinliklerde herhangi tahammül edilemeyecek davranış problemleri olmaz . Mesleğinden bıkan beden eğitimi öğretmeni görmedim oyle diyeyim
0
wilhelmwasmuss
(01.11.23)
ozelde bedenci olurum biter yaw.
bos zamanlarda da kendi isimi kovalarim, ticaret vs.
mis..
0
cooperr
(01.11.23)
(2)

Edremit - Çanakkale - Tekirdağ

etna
Merhabalar1. Tekirdağ'da üzüm en çok hangi bölgede veya bölgelerde yetiştiriliyor.2. Edremit'ten Tekirdağ'a gidecektim ama orman yangınlarında durumları bilmiyorum. Bazı yolları kapatmışlar diye dinledim radyoda. Nerden gideyim?
Merhabalar
1. Tekirdağ'da üzüm en çok hangi bölgede veya bölgelerde yetiştiriliyor.
2. Edremit'ten Tekirdağ'a gidecektim ama orman yangınlarında durumları bilmiyorum. Bazı yolları kapatmışlar diye dinledim radyoda. Nerden gideyim?
0
etna
(23.08.23)
1. Şarköy
0
wilhelmwasmuss
(23.08.23)
2. Çanakkale - Çan yolu kapalıydı sanırım sadece. Küçükkuyu - Ezine yolu açık olması lazım. Sonra da köprü.
0
inheritance
(24.08.23)
(7)

afrika'daki bu ülkeler hk söylenen bu sözler doğru mu

biseysorcaktim
https://pbs.twimg.com/media/F2h-JPtXcAArjJx?format=jpg&name=largebu ülkelerin tarihini bilmediğim için merak ediyorum. çünkü bu caps'te yer alan ifadelere benzer ifadeler çok kez duydum. afrika'yı sömüren, onları köleleştiren bi çok ülke var. ama hiç sömürü olmasaydı da acaba yine benzer durumda ola
pbs.twimg.com

bu ülkelerin tarihini bilmediğim için merak ediyorum. çünkü bu caps'te yer alan ifadelere benzer ifadeler çok kez duydum.

afrika'yı sömüren, onları köleleştiren bi çok ülke var. ama hiç sömürü olmasaydı da acaba yine benzer durumda olacak mıydı?

caps'teki ülkelerde hala beyaz adam etkisi var mı?

(cevapları yarın okuyacağım, teşekkürler)
0
biseysorcaktim
(10.08.23)
tarihlerini bilmem ama bu durum tavuk yumurta ilişkisini hatırlatıyor bana.

sömürüldükleri için mi geriler yoksa zaten geri oldukları için mi gelen direkt sömürebildi/sömürebiliyor? bence ikisi de birbirini besliyordur.
0
nhk ni youkosu
(10.08.23)
Dünyada hiçbir devlet diğerlerinin refahı için uğraşmıyor bence en önemli nokta bu. Birlikte hareket eden devletler dahi kendi grupları içerisinde öne çıkmak için politik münakaşalara giriyor.

Yani refaha ulaşan devletler bunu hiçbir zaman başka devletlerin yardımlarıyla değil, aksine kendilerini bastırmak istemelerine rağmen yapıyor.

Bu açıdan bence evet, bu kadar yine böyle olurlardı.

Toplumların da kişiler gibi belli öncelikleri olur. Eğer toplum eğitim, gelişim, strateji gibi konuları önceliklendirmek yerine daha farklı arayışlara girer ve bu süreçte de diğer devletler tarafından dokunulmamak isterse bu gerçekçi bir beklenti olmaz. Dünya böyle işlemiyor, hiçbir zaman böyle işlemedi, hiçbir zaman da böyle işlemeyecek sanırım.

Bakın devletler içerisinde, o devletin karakterine göre o ülkenin vatandaşları görece eşit haklara ve fırsatlara sahip olabilir ancak ülke sınırlarından çıkıp ülkeler arası ilişkilere gelindiğinde tamamen orman kuralları hakim.

Ülkeleri birer kişi gibi düşünüp yaptıklarını kafanızda canlandırınca bu daha iyi görülüyor.

Keşke böyle olmasa, ama bunun böyle olmaması için ya dünyadaki bütün ülkelerin masayı devirmeden bir uzlaşı içine girmesi gerekiyor ya da dünyanın tek bir elden yönetilmesi. İkisi de çok mümkün değil.
0
akhenaten
(10.08.23)
Tanzanyada bulundum. halkta inanılmaz bir ingiliz hayranlığı var. bize medeniyet getirdi para getirdi turizm getirdi diyolar. kimse bizi sömürdü demiyo. çünkü sömürülmeden önce daha kötü durumdalarmış.
0
hobarey
(10.08.23)
Bu son zamanlarda sağcılar tarafından popülerleştirilen "Ya sömürdük, köleleştirdik de sanki yapmasak farklı olacaktı" söylemi. Ülkelerin gelişmişliği, medeniyet seviyesi vb. tartışılır ancak bu durum Afrika'nın neredeyse tüm yakın tarih boyunca sömürüldüğü ve ülkelerin şu anki hallerinin kökenlerinde de bunların etkisi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Batılı ülkeler her fırsatta doğal kaynaklarını sömürmüş, insan kaynağını köleleştirmiş, daha kolay nüfuz edebilmek için farklı kabile ya da ülkeleri birbirine düşürmüş, işlerine gelmeyen biri iktidara geldiğinde darbe yaptırmış... Bunların hepsi yıllar boyu, tekrar tekrar yaşandıktan sonra "Yea zaten onlar olmasa da farketmezdi" demek bir nevi "Bu ırkların kendisinde bir problem var; beyazlar kadar ahlaklı/akıllı/çalışkan/kontrollü değiller" demek.
0
salihdt
(10.08.23)
Corumlu Amir diye bir youtube kanali var, adam çad'li, supermarket videosunda, somurgenin modern bir sekilde devam ettigini soyluyordu. Tipki ingiltere-hindistan'da oldugu gibi, hammadde satin alip islenmis urunu cok daha pahaliya satiyorsun, marketini domine ediyorsun. Yoksa illa boynuna tasma takilmiyor.

"Tufek mikrop celik" diye bir kitabi oneriyorlar ben de okuma firsati bulamadim.

Bir de kimse somurmese dahi, adamlarin topraklari corak, yagmur yok, hava asiri sicak bunlar da etken. Kitap buna da deginiyordu herhalde.

Benim arkadasin arkadasi da fasli. O da seviyor fransayi, "somurulmek harika bir sey" demiyor tabi. Somurulme olarak gormuyor. Yapabilecegin bir sey de yok sonucta.
Cok sukur tarih boyunca bagimsiz olmusuz. O duygulari anlamamiz biraz zor bence bu nedenle.
0
WithWorth
(10.08.23)
Bu herseyin sorumlusu Amariga ve İsrail diyenlerin uydurduğu temelsiz bos masal.

Modern devletlerin sekillendigi ve sanayilesmenin de costugu 19.20. Yüzyıllarda bu afrika devletleri gevşek feodal/kabile düzeninde yaşıyorlardı. Haliyle teknoloji yok onu geç artı ürün yok. Kabile savaşları var. Üstüne coğrafya çoğu yerde modern bir devletin devamlılığını sağlayacak kaynaklardan yoksun.

Haliyle sömürüye işgale ilhaka çok açıklar.

Avrupa devletleri kaynakları ve insan gücünü sömürdü lakin somurebilmek için bile bir teknolojik altyapı hizmeti sağladılar. Yani tamamen kendi hallerinde bırakılsalardi bugünkünden daha beter olacaklardı.

Yani somurulmeselerdi mutlu mesut yaşayamayacaklardi. Ezbere konuşmalar hep.
0
wilhelmwasmuss
(10.08.23)
doğru biraz ya. ulusların düşüşü diye bir kitap var burada detaylı anlatıyor. bu biraz sarmal gibi bir şey. bundan kurtulmak mümkün değil pek. bu bazen halkların elinde olmayan nedenlerden oluyor. ülkenin içinden geçen nehir bile etkili olabiliyor bu tarz şeylerde.

merkeziyetçilik veya feodalite gibi orta çağ sistemleri bile bugünün medeniyetlerinde mimari, sanat, ekonomi gibi olguları etkiliyor.

keza bizim bugünkü durumumuz binlerce yıllık geleneğin bir sonucu. insanlar böyle. atatürk uğraşmış ama olmuyor tam olarak hiçbir zaman.
0
bohr atom modeli
(11.08.23)
(5)

euro truck simulator 2

duyuru
steam'de 10'una kadar indirimdeymiş. hiç oynamadım, hangisini tavsiye edersiniz? farklı farklı haritalar var sanırım.
steam'de 10'una kadar indirimdeymiş. hiç oynamadım, hangisini tavsiye edersiniz? farklı farklı haritalar var sanırım.
0
duyuru
(07.08.23)
Road to the Black Sea DLC'sinde Türkiye'nin avrupa yakası mevcuttu.
0
kesmekes laleler
(08.08.23)
onun için hem truck simulator 2'yi hem de o dlc'yi almak gerekir herhalde di mi?
0
🌸duyuru
(08.08.23)
Harita dlc leri olmadan keyif almazsın. Bazı harita dlc leri birbiri ile bağlantılı. Yani birinin aktif olması için diğerini de alman lazım. Onu zaten belirtir.

Ağır yük, ozel yük dlc leri var onları almani tavsiye ederim.

Ama ilk defa oynuyorsan hiç ekstra harita dlc si alma. Çünkü dlc ler pahalı. Bi dümdüz modda oyna keyif alırsan ekstra dlc alirsin. Çünkü seveninin müptelası olduğu sevmeyenin bu ne be dediği bir oyun türü.
0
wilhelmwasmuss
(08.08.23)
bi demo indirip deneyeceğim zaten önce evet.
0
🌸duyuru
(08.08.23)
ben steam'de bütün harita dlc'lerini aldım, çoğu ekstra içeriği indirdim. olmadı promods indirdim (yolları daha gerçekçi yapıyor). olmadı komple tr haritası indirdim. olmadı tr'deki oyuncuyusbis sitesinden otobüs modları indirdim. yok yok yok. bir türlü ısınamadım oyuna. daha çok fernbus'ta takılıyorum.

sebeplerim:

1- ets'de çok çabuk sabah akşam döngüsü var. konsol tuşuna basıp g_time_8 komutuyla sabah saat 8e gidebiliyorsun ama bunu yarım saatte bir yapmak beni moddan çıkarıyor. bunun bir çözümü yok. fernbus'ta 21 haziran gününü seçersen, oyun saatiyle sabah7'de başlayıp akşam 10:00'a kadar hava aydınlık gidebiliyorsun, bu da gerçekte tam 2,5 saat yapıyor.

2- ets'de otobanda giderken bile aniden sert viraj çıkabiliyor. fernbus'ta bu çok daha gerçekçi, dakikalarca dümdüz yolda gidebiliyorsun.

3- ets'nin trafiği çok yapay. fernbus'ın da öyle ama daha akıcı ve önceden tahmin edilebilir hissettiriyor.

4- dar tır ön camı görüşü çok kısıtlıyor, klostrofobik bir ortam. otobüsün devasa ön camı bu konuda daha ferah. çift katlı setra'nın dar alt kat ön camı bile ets2'den daha ferah.

not: ets2'nin fernbus'tan gözümde tek artısı retarder freni. fernbus'ta retarder kolunu çekince çapa atmış gibi hiç ses bile çıkarmadan yavaşlıyor. ets2'de retarder'ı kademe kademe çekip çok mm'rik ayarlar yapabiliyorsun yavaşlarken ve sesi gerçekten çok tatlı.
0
onemoremile
(08.08.23)
(12)

Evi kime kiralayayim?

wilhelmwasmuss
Arkadaslar trakyanin x ilinde memurum. Eşim de trakyanin y iline atandı şubat ayından beridir o orada kirada ben burada kendi evimizde oturuyorum. Muhtemel agustos sonuna kadar eşimin yanına tayinim çıkacak. Buradaki evi kiraya verip oranın kirasını karşılamayı planlıyoruz. Sahibi olduğumuz ev güzel
Arkadaslar trakyanin x ilinde memurum. Eşim de trakyanin y iline atandı şubat ayından beridir o orada kirada ben burada kendi evimizde oturuyorum. Muhtemel agustos sonuna kadar eşimin yanına tayinim çıkacak. Buradaki evi kiraya verip oranın kirasını karşılamayı planlıyoruz.

Sahibi olduğumuz ev güzel ve oldukça merkezi konumda bulunduğu için henüz daha tatayinim bile belli olmadan oturduğum binada kiracı olan bekar bir asker ve mühendis ile eve dun tadilat yaptırdığım dolapci (evlenecek yeğeni icin) eve talip oldu. Daha öncesinde hiç kiracım olmadı. İkisi de muhtemelen kira fiyatını kabul edip evi tutmak isteyecek. Ben iki tarafa da durumumu izah ettim henüz tayin netlesmedigi için tayin işi sonuçlanmadan anlaşma yapmayacağım belirttim. Lakin ikisi de tayin netleşince evi ilana koymadan kendileri ile gorusmemi rica etti.

Su detayı da söyledim. 3 yıl sonra tekrar tayin ile buraya kendi evimize döneceğimi maksimum 3 yıl gibi düşünmelerini, kirayı yükseltmek gibi bir amaçla dumenden eve ben geliyorum demeyeceğimi, gerçekten geri döneceğimi baştan bilmezlerini söyledim.

Simdi eve yerleşip coken kiracıya denk gelmek istemiyorum açıkçası. Kaba, saba eşkıya bir insan değilim. Kendi halinde bir insanım. Pislik bir insana denk gelir isem kavga dövüş dalas yaşayabilecek bir yapım yok.

Bu sebeple kararsız kaldım. Görünüşte iki tarafta iyi düzgün insanlar lakin "esnaf" fobisi var bende. Malumunuz daha yırtık laf cambazı insanlar olabiliyorlar. Diğer taraftan asker olanın ev arkadaşı 3-4 ay sonra gidecekmiş ve sonrasında kendisi tek oturmaya devam edecekmiş. Kirada 13_15 arasi olacak bu arada. Emsalleri şu an o civarda. Kıranın zamanında elime geçmesi önemli çünkü kendi ev sahibimizde çok pimpirikli birisi. Ayın 15 inde kirayı alıp kendi ev sahibime göndermek şeklinde bir düzenimiz olacak.

Sizce ikisi de aynı kira bedelini kabul ettiğini düşünürsek hangi tarafa kiraya vermem mantikli olur. Siz olsanız ne yapardınız?
0
wilhelmwasmuss
(30.07.23)
hiç birisine vermeyin, hepsi şimdi evi tutmak için iyi yüzünü gösterir, sonra kiraları piyasaya göre bedava kalınca o eve yapışıp çıkmak istemezler.

iki alternatif olabilir, gerekirse daha uygun fiyata öğrenciye vereceksiniz mezun olunca çıkıp gidecekler.
ya da noter onaylı tahliye tahahhütnamesi ile yıllık kiracı alacaksınız, her kira dönemi sonanıda gir çık yaptıracaksınız.
son alternatif evi boş bırakmak, üç sene sonra kesin dönecekseniz bu alternatifi de ciddi düşünün.

son olarak esnafa kesin ama kesinlikle vermeyin, eve dönmeyecek olsanız bile vermeyin. memur veya beyaz yaka dışına çıkmayın. polis, avukat gibi meslekleri de eleyin.
0
nuisance
(30.07.23)
Askerin görev süresi ne kadar? Eğer tayin süresi sizin dönüş zamnına yakın ise asker tercih edilebilir.
0
1917
(30.07.23)
siz olsanız ne yapardınıza istinaden; ben de esnaf adamla kendi lehime de olsa iş yapmamaya özen gösteriyorum. ayrıca adamın yeğeni evleniyor. yeni evlenip ev kuracak adam 3 sene sonra çıkmaya pek sıcak bakmayabilir, sorun yaşarsın muhtemelen.

asker-mühendis arkadaşlar bir adım önde en azından kimdir nedir bellidir. askerin de memleketi belliyse tayin durumunu sor. ayrıca yapılabiliyorsa da 3 yıllık sözleşme yapmaya çalış ve belirt 3 yıl sonra döneceğini resmi olarak
0
avatar is back
(30.07.23)
Öncelikle cevabiniz için teşekkür ederim.

Bulundugum yerde üniversite öğrencisi yok. Öğrenci seçeneği devre dışı

Evi kiraya vermeme seçeneğim de yok. Çeşitli borclanmalarimizdan dolayı birimizin maasi tamamen devre dışı. Tek maaş ile geçiriyoruz gibi düşünün.

Ben öğretmenim eşim başka bir kurumda memur. Gideceğim bölgede ek ders gibi bir ek gelirim olmayacak. Okulların ogrenci sayıları vb faktörlerden oturu. Düz maaş alacağım.

Ha tabi başka bir öğretmene kiraya vermek de akla gelen seçeneklerden ancak kendi okulumda ve çevremdeki öğretmenlerden oturu biraz on yargı oluştu açıkçası. Çünkü örneğin kendi okulumdaki öğretmenlerden pay biçersem. Hepsi ev sahibi ile problemli sebebi de hepsi epey ucuza oturuyorlar ve ev sahipleri de yüzde 25 ten fazla olmakla beraber piyasa gerçeklerine yakın aslında makul zamlar önermelerine rağmen hepsi birer başka cirkef insanlara donustuler.

Tekrar teşekkür ederim tavsiyeleriniz için.
0
🌸wilhelmwasmuss
(30.07.23)
Aceleniz yoksa bekleyin ilana koyun ve ilanda memura verileceğini ve 3 yıllık sartinizin olduğunu belirtin. Arayan çok olur seçersiniz. Memur iyidir. Özel sektör mensubu(kurumsal firma çalışanı hariç) ve esnaftan uzak durun.
0
karacigerim vur kadehlere
(30.07.23)
Askerlerin tayin suresi daha kısa. Yani 3 yılı söyleyince ooo gayet yeterli bir süre dedi. Ama açıkça sormadım henüz ne zaman tayin olacağını. Doğrusu ben de aynı mantık ile askere daha sıcak bakıyorum.

Esnafın yeğenine karşı ben de aynı endişeye sahibim. Yani şimdi ortada problem yokken sıkıntı yok ama 3 sene sonra ben çıkamam yerleştim ev yok vb vb kırk dereden su getirebilir beni endişelendiren bir husus.
0
🌸wilhelmwasmuss
(30.07.23)
asker mantikli, ev arkadasi gider baska asker gelir problem olmaz. tahliye taahhutnamesi de alin. bir de kendiniz tasinmadan 6-7 ay once noterden kendinizin oturacaginiza dair ihtarnameyi de gonderin.

sizin yerinize okula ya da ilceye gelecek ogretmen arkadas falan varsa onunla da konusabilirsiniz.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(30.07.23)
Memurlara vermeniz yararınıza olur, çünkü en azından problem çıkıp sicilde problem yaşamak istemezler diye düşünüyorum.

3 yıl sonrası için tahliye taahhütnamesi ve kira kontratında belirtmeden senet imzalatarak garanti altına alınabilir
0
Unde bach canim
(30.07.23)
3 yıl sonra kesin dönülecek ise, kiraya vermeniz halinde 3 yıl sonunda kiracının çıkmıyor olma ihtimalinin sıfır olmadığını bir kenara yazarak hareket etmenizi öneririm. Bu riski göze alamıyorsanız kiraya vermeyin. Tedbirli bir insansanız, bu riski de alıyorsanız, 2 - 2.5 yıl mühlet koyarak biraz da esneme payı bırakabilirsiniz. Ha çıkmayan adam yine çıkmaz siz uğraşırsınız 2-3 yıl da mahkeme sürer.
0
Tisatiaşer
(30.07.23)
Yegeni yeni evlenecek esnaf o evden biraz zor cikar gibi. O eve gore sifir esyalar alacaklar falan. Zor is.
0
brkylmz
(30.07.23)
ben de askeri öneririm. 3 seneye kesin tayini gelir. yeni evlenip yerleşen bir aile kolay kolay çıkmaz, hele bir de o dönemde çocuk falan yapmış olurlarsa vicdanen de çıkarmak zor gelir sana.
0
hrskrs
(30.07.23)
kira sözleşme tarihinden sonraki bir tarihli tahliye taahhütnamesini mutlaka alın. durumunuzu zaten açıklamışsınız, bu sebeple aldığınızı söyleyin. kabul etmeyene vermeyin. diğer tedbirleri tecrübeli arkadaşlar anlatmış zaten.
0
mustafakesekci
(30.07.23)
(8)

su arkadas neden futbolcu olamadi sizce

Kittie
arda guleri gorunce aklima ilkokuldan bir arkadasim geldi.o zamanlar annelerimiz cok yakinlardi ve beni de yuzme kursuna falan suruklerdi annesi. cocuga hep bir spor yaptirirlardi.ortaokula gectik bu cocuk galatasaray altyapisinda oynamaya basladi. lise sona kadar boyle devam etti. okul hayati boyun
arda guleri gorunce aklima ilkokuldan bir arkadasim geldi.
o zamanlar annelerimiz cok yakinlardi ve beni de yuzme kursuna falan suruklerdi annesi. cocuga hep bir spor yaptirirlardi.

ortaokula gectik bu cocuk galatasaray altyapisinda oynamaya basladi. lise sona kadar boyle devam etti. okul hayati boyunca hep okuldan erken cikti antrenman icin. bazi gunler hic gelmezdi hatta. floryadaydi antrenman yeri. cumartesi gunleri de giderdi. izlemeye giderdik. guzel de oynuyordu. hocalari begeniyordu. babasi da olurdu yanimizda ona anlatirdi soyle iyi boyle iyi diye oradan duyardik.

sonra futbolcu olamadi. su an bi spor okulunda egitmen. biz 18 yasinda koptuk bir sebepten. ben en son birinden duymustum, yillardir bu isi yapiyor. tam olarak minikleri sporla eglendiriyorlar ciddi bir calisma bile yok. yetenegini sergiledigi bir is degil yani.

bu arda guler nasil parladi. cok mu farkli bir yetenegi vardi fenerbahcede
ya da altyapidan arda turan da cikmisti galiba. nasil siyriliyorlar?
benim arkadas neyi yanlis yapti.
dogru duzgun okul okumadi bu dedigim cocuk futbol icin. ozel izinlerle bitirdi okulu.
0
Kittie
(11.07.23)
Türkiye'de bu çocuk gibi yaklaşık olarak sekiz milyon erkek çocuk var.
0
sparkle kiddle
(11.07.23)
arkadaşın sakatlanmış veya kendi tercihidir ya da tahmin ettiğiniz kadar iyi değildir böyle çok çocuk var. çok iyi olsaydı bir şekilde yükseliyor. ben ufak bir altyapıda oynadım ona rağmen bizle top diye oynayan çocuk vardı yine de max. kayserisporla sözleşmesi oldu izlesen messi dersin, ama değilmiş diyorsun sahada görünce.

arda güler'i 10 dakika izle zaten farkı anlıyorsun, topu almadan ne yapacağını biliyor adam ve sadece bilmiyor yapabiliyor. kolay gösteriyor ama değil koy başkasını o mevkiye öldürüyor topu.

çok iyi oyuncu olmasının yanında bir de yanındakileri boostluyor, takımın kalitesi 100 üzerinden 70'se arda'yı sahaya koyunca 80-85'e çekiyor takımı. farkı yaratan da bu oluyor bireysel olarak yetenek özelinde daha iyileri vardır olmasa zaten yeni messi dersin arda'ya.
0
gule gule
(11.07.23)
sparkle kiddle +1

ben de her şey yetenek zannederdim fakat mental sağlamlık kafa yapısı çok daha önemliymiş, bunda hem kişinin karakterinin hem ailesinim hem çevresinin hem antrenörlerin etkisi var

sahada yanlış yerde duran oyuncuya üst üste antrenmanla doğru yeri öğretiyorsun ama mental olarak birini hazırlamak çok daha zor
0
freebird5406_2
(11.07.23)
yukarıdaki cevaplar +1

türkiyede (ve dünyada) böyle milyonlarca genç var. belki arda gülerden daha yetenekli olanlar bile var.

önemli olan mental yapı.

örneğin beşiktaş altyapısında muhammed vardı. herkes onu konusuyordu, çok yetenekliydi, messi olacaktı, kayboldu gitti.

çoğu insan bunu kaldıramıyor. baskı oluyor.

disiplin de önemli. mesela quaresma ronaldodan daha yeteneklidir, yaşları aynıdır aşağı yukarı, ilk çıktıklarında quaresmadan beklenti daha yüksekti. ama ronaldo dünyanın bir numarası oldu, diğeri olamadı.

kariyer seçimi de önemli. arda güler eğer 18 yaşında gitmeseydi bir daha zor giderdi real madride. gitse bile kendini daha az geliştirirdi. bazen yerinde sayıyorsun, saymaman için konfor alanından çıkman gerekiyor.

benim gördüğüm kadarıyla arda gülerin ailesi de düzgün.

tavsiye verebilseydim türkiyeden kimse ile görüşmemesini ve türk basınını takip etmemesini tavsiye ederdim. çok toksik bir ülkeyiz, kafasını karıştırıp moralini bozabilirler madriddeyken.
0
abelardo
(11.07.23)
Başka bir alan, benzer durum. Bir yakınım hayatı boyunca müzisyen olmak isterdi. Kendi kendine gitar öğrenmişti ve iyi de çalardı. Sesi de güzeldi. Okul hayatı boyunca başarılı olduğu tek ders müzikti. Okulda grup falan da kurdu, yarışmalara falan da katıldı....sonunda tek isteği olan konservatuvara girdi. Sonrasında ne oldu derseniz o eski stadyum konseri hayalleri kuran asi rocker şu anda konservatuvarda şan hocası. Doktor öğretim üyesi (eski yardımcı doçent), 657'ye tabi memur. Gerçi okulda kalma fikri daha konservatuvardayken başlamıştı. Ekstraya çıkan sınıf arkadaşları gibi belki meşhur olmasa da (ki arkadaşlarından meşhur olanlar da var hatta) profesyonel bir müzisyen olabilirdi ama belli bir süre sonra hayatın gerçeklerini kendisi de gördü. Bu alanlar parlaması zor alanlar, engel de çok, problem de. Hele bu ülkede.
0
d max
(11.07.23)
şans, ülkenin bulunduğu sistem, o sistemde çalışan hocaların bilgileri oyuncu gözleri. bir sürü parametre var. gs örneği verdiğinden söylüyorum; gs altyapısında herkesin potansiyelli gördüğü ozan kabak a takımda fırsat bulamadan osmanlıspor'a bedavaya gönderiliyordu. tesadüf eseri takımda kaldı ve şampiyonlar liginde yine sakatlar cezalılar derken oynama şansı gelince formayı bırakmadı ve 6 ay içinde almanya'ya gitti. kasedi başa alıp osmanlıya gitse bu adamın kariyeri nasıl gelişirdi şimdi?
0
deranzo1
(11.07.23)
benzer niteliklere sahip sadece duyuru'da sadece futbolcu değil ama sporculuk geçmişine sahip en az 10-20 kişi vardır muhtemelen.

bu işlerden para kazanacak düzeye gelmek, profesyonelleşmek çok ayrı bir dünya. türkiye'de profesyonel lig seviyesinde şu an 130-140 kulüp var sanırım, yanlış olmasın. her birinin 25 kişilik kadrosu olsa 140'tan hesaplasak bile 3500 yapıyor. düşün yani. ha başka yere gidebilir ama kendi köyünde bile dikkat çekemeyen oyuncuya kalkıp italyan kulübünden teklif gelecek hali yok elbet.

profesyonel sporcunun eğer absürt derecede yetenekli ve şanslı değilse mental olarak canavar gibi sağlam olması lazım. top oynamayı herkes seviyor. topu verdiğinde herkesi ipe dizecek çok adam var. ama her gün vakitli uyuyacak, tavuk dürüm yemeyip diyetine dikkat edecek, her gün saatlerce "sıkıcı" idmanları yapacak adam yok. kaldı ki bunu yapman dahi profesyonelliği garanti etmiyor. sadece ön koşul.

ayrıca özellikle alt ligler kasap dolu. hayvan gibi şeyapıyorlar. sen bi şekilde kendini profesyonel bi ilçe takımına attın, 4. lig seviyesinde oynamaya başladın. hafif bi sakatlık bile senin için 2-3 ayı kaçırmak anlamına gelebilir, e alacağın tedavi de çok üst düzey olmaz. geçmiş olsun.

bi de profesyonel sporcuların kontratları süreli olur. alt liglerde daha da kısa. atıyorum senelik 200 bin lira veriyoruz derler. bir yıl sözleşme. o bittiğinde ya aynı takım ya da başka bir kulüp sana sözleşme verecek. yoksa yok. birisi seni istemiyorsa "ben gidip top oynıcam, para kazanıcam" diyemiyorsun.

yani öyle böyle değil çok fena bir kurtlar sofrası. yetenek, şans, tanıdık, torpil, disiplin ve daha sayamayacağım pek çok şeyden belli oranlarda olması gerekiyor. yoksa çocukken hepimiz acayip topçuyduk :)
0
mark greg sputnik
(11.07.23)
Valla bölgesel amatör e çıkan bir takımın bütün futbolcularına, bu sezon başı kim kaç para istiyor vs hakimim.

Soyle söyleyeyim şu duyuruya cevap veren hepimizi tek başına top diye sektirecek adamların çoğu 30_60 bin arası peşinat ve aylık da asgari ücret maaşa anlaşmaya hazır. Yani profesyonel takım sayısı sınırlı yukarıda yazılmış, çok küçük bir azınlık profesyonel liglere çıkabiliyor. Ciddi para kazanma şansına erisiyor. Dolayısıyla bir ömür yari profesyonel alt liglerde normal kariyer yapan bir vatandaş ile benzer paralara yaşamak istememiş olabilir. Sakatlık yaşamış olabilir vs vs.

Başka bir örnek vereyim bir arkadaşım 16_17 yaşlarında antalyasporda oynuyordu. Forvet. Sonra bir hazirlik maçına bi alman takımıyla yapılan maçta bir hans bunu fena sakatladi, futbol kariyeri bitti. Yıllardır özel sektörde ogretmenlik yapıyor örneğin
0
wilhelmwasmuss
(12.07.23)
(7)

aracın ağır hasarlı olup olmadığını nerden öğnenebilirim

bedrozan
Merhabalar.Almaya niyetlendiğim bir araç var.Araç sahibi bana "aracı aldığım kişi "ağır hasarlı" dedi diye hatırlıyorum ama emin değilim. Ağır hasarlı olabilir hakka girmeyim " diyor. Ben de Hasarını görmek için 5664e şase noyu mesaj attığımda ;Sayin Ilgili, Kayitlarimiza gore ***5295 sasi nolu RE
Merhabalar.Almaya niyetlendiğim bir araç var.Araç sahibi bana "aracı aldığım kişi "ağır hasarlı" dedi diye hatırlıyorum ama emin değilim. Ağır hasarlı olabilir hakka girmeyim " diyor.

Ben de Hasarını görmek için 5664e şase noyu mesaj attığımda ;

Sayin Ilgili, Kayitlarimiza gore ***5295 sasi nolu RENAULT (OYAK) SYMBOL EXPRESSION 1.5 DCI 65 markali arac 6 adet kazaya karismistir. KZ1: 06/05/2018 KTT-Carpma KZ2: 24/01/2014 Carpma 1317TL KZ3: 07/11/2013 ERP-Carpisma 4945TL KZ4: 06/11/2013 Carpisma 489TL KZ5: 06/10/2013 KTT-Carpma KZ6: 23/06/2013 ERP-Carpisma 502TL

şeklinde geliyor mesaj. Bu bilgilere göre aracın ağır hasarlı olup olmadığını nasıl öğrenebilirim ? Bazı kazalarında miktar yazmaması ne anlama geliyor ? Bu bilgilere göre araç ağır hasarlı mıdır? Değilse farklı öğrenme yöntemi var mıdır ?

Zahmet edip yazan arkadaşlara teşekkür ederim.
0
bedrozan
(19.06.23)
Ağır hasar kaydı olsa gelen mesaj da yazardı.
İlk kazada ktt ne demek bilmiyorum. Belki onun açılımında vardır.
0
neymis
(19.06.23)
Bazı kazalarda miktar yazmaması, bu araçta o kazadan kaynaklı hasar oluşmadığı anlamına gelir.
0
wilhelmwasmuss
(19.06.23)
Benim aracta da var. Otoparkta arabaya dokunmuştum geri geri çıkarken. Benim arabaya işlem yapılmadı haliyle kaza görünüyor ama miktar sıfır.
0
wilhelmwasmuss
(19.06.23)
@ neymis / @wilhel..

yani şu anda araçta ağır hasar kaydı olmadığı anlamını çıkarabilir miyiz buradan ?
0
🌸bedrozan
(19.06.23)
ktt = kaza tespit tutanağı demek bu arada.
ağır hasarlı olunca bu sms'te yazıyor.
0
cockiness
(19.06.23)
adam lafını ettiyse içine sinmeyen bir şeyler var demektir. ağır hasarlıdır o araç.
0
adivar
(20.06.23)
mesaja göre ağır hasar yok fakat ağır bir kazayı tramere işletmeden sanayide de yaptırmış olabilirler. sahibi dediyse varmış gibi düşünmek lazım.
0
mutlu yillar sana
(20.06.23)
(3)

Memur maaşlarına ve asgari ücrete yapılan çılgın zamların dayanağı

socially awkward
Nedir? Para bas dağıt mantığı mı var? Çılgın enflasyon var ama asgari ücret dolar bazında çok yüksek. Bu ilginç geliyor bana
Nedir? Para bas dağıt mantığı mı var?

Çılgın enflasyon var ama asgari ücret dolar bazında çok yüksek. Bu ilginç geliyor bana
0
socially awkward
(13.06.23)
Hükümet orta gelir grubuyla düşük gelir grubunu ortada buluşturmaya çalışıyor galiba.
Bu yüzden yıllardır asgari ücret yükseliyor, nitelikli işler yapan memurların ücretleri asgari ücrete göre daha az yükseliyor.

Merak edip baktım.
2000 Temmuz'da asgari ücret 87 milyon TL, 1/4 Öğretmen maaşı 270 milyon TL.
2023 Ocak asgari ücret 8500 TL, 1/4 öğretmen maaşı 15800 TL. Eğer 2000 yılındaki oran korunsaydı öğretmen maaşının 26.350 TL olması gerekirdi bugün.

Eskiden çok az insan asgari ücretle çalışırdı şu an ise bu grup çok kalabalık. Vasıfsız işçi sanırım işe başladığı ilk birkaç yıl bu ücreti alıyor ve işi öğrendikçe kazancını artırıyordu.

Asgari ücrete Dolar olarak baktığımızda ise tablo gerçekten ilginç; Türkiye'de 359 dolar, Azerbeycan'da 203 dolar, Ermenistan'da 195 dolar, Yunanistan'da 900 dolar, Rusya 193 dolar. Şu an 359 dolar olsa da bir ay içinde en azında 400 dolar civarına geleceği kesin. Asgari ücreti diğer ülkelerle bu şekilde direkt karşılaştırmak doğru mu ona emin değilim. Belki işin içinde konut desteği, benzin yardımı, çocuk parası vs. gibi bilmediğim paralar vardır ve karşılaştırmayı imkansız kılıyordur.


Benim tahminim hükümetin gibi orta ve düşük gelir grubunu birbirine yakınlaştırıp birleştirmek istemesi. Bunun için de zamları buna hizmet edecek şekilde yapıyorlar. Bu ödemeler zaten TL cinsinden olduğu için istedikleri kadar basarlar, bunun rahatlığıyla alıyorlar kararları.
0
michael_knight
(13.06.23)
Ben de sınıfsallığı azaltarak oy topladıklarını düşünüyorum. %50 si asgari ücretli olan bir ülke bu durumda neden akp ye oy vermesin.
0
🌸socially awkward
(13.06.23)
Esasında fark buradakinden daha az. Asgari ücretli çalışanın pek çoğu gıda yardımı, yemek, yol gibi ekstralar alıyor. Memurlarda bu ek haklar yok.

Herkes asgari ücrette birleşiyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde kurumdaki memur, kurumun temizlik personeli ile aynı hatta daha az geliri almaz, almamali.
0
wilhelmwasmuss
(13.06.23)
(25)

eve temizliğe gelen ablanın çok yemek seçmesi

la lykia
akşam işten eve 9'a doğru ancak dönmüş oluyoruz. hafta sonu da dışarıda işlerimiz oluyor veya çalışıyoruz. haliyle yemek pişirecek, evi temizleyecek pek zaman yok.eve haftada 2 veya 3 gün yardımcı ablamız geliyor. yaklaşık 6-7 yıldır tanıdığımız biri ancak son zamanlarda kendisine öğlen için ne yeme
akşam işten eve 9'a doğru ancak dönmüş oluyoruz. hafta sonu da dışarıda işlerimiz oluyor veya çalışıyoruz. haliyle yemek pişirecek, evi temizleyecek pek zaman yok.

eve haftada 2 veya 3 gün yardımcı ablamız geliyor. yaklaşık 6-7 yıldır tanıdığımız biri ancak son zamanlarda kendisine öğlen için ne yemek hazırlayacağımızı şaşırmış durumdayız ve bu konuda nasıl bir iletişim kurmalıyız bilemedik.

gelmediği günler biz evde ne pişirdiysek aynısını ona da hazırlıyoruz. şimdiye kadar da yediği içtiği hiçbir şeye karışmadık, evde ne varsa ona da ikram ederiz vs.

(bu arada eskiden böyle bir durumu yoktu, son aylarda ortaya çıkan bir durum)

Birkaç örnek;

normal yoğurt yemiyor, sadece mandıra'dan alınmış süzme yoğurt yiyor.
sadece inek sütünden yapılmış ezine beyaz yiyor. (o da bana dokunuyor mesela, reflü yaptığı için eve almıyoruz.)
patlıcanlı yemekleri sevmiyor, biz de çok seviyoruz, evde patlıcanlı yemek olunca ucundan yiyor, yemeğin ona ayrılan gerisi atıldı birkaç kez.
makarna sevmiyor.
normal çay sevmiyor, sadece yeşil çay içiyor.
normal türk kahvesi sevmiyor, sadece mirvari kahvesi içiyormuş.

buna benzer bir sürü şey...

yani bir şey dokunuyor olur, alerjisi olur, o da değil.

yemediği zaman da aç aç geziyor, çok üzülüyorum, bedenen çalışıyor sonuçta.

ablaya yiyebileceği bir şeyler hazırlama mecburiyetinde hissediyorum kendimi ama bu ablamıza sen bize sevdiğin şeyleri söyle onları alalım mı diyelim? onun gelmediği günler onun sevdiği şeyleri mi pişirelim ona hazırlamak için? e bu da bana saçma geliyor. ben de fabrikada çalışıyorum, öğlen ne çıkıyorsa onu yiyorum. ev de onun iş yeri sonuçta.

nedir bu işi doğrusu?
0
la lykia
(06.06.23)
yiyorsa yesin yemiyorsa kendi bilir. eğer baştaki anlaşmanızda öğle yemeğini sen karşılayacağını taahhüt ettiysen çek karşına "bazı şeyleri yemiyorsun. benim senin yiyeceğin şeyleri hazırlamaya harcayacak vaktim yok. sana günlük şu kadar lira daha fazla vereyim. yemek işini bundan sonra kendin çöz" de geç.

darılmaca gücenmece yok.
0
alperz
(06.06.23)
Yanlış anlamayın ama robot süpürge, çamaşır kurutma makinesi, sıcak hava fritözü vb. gibi cihazlar siz gibi yoğun çalışanlar bu tip çileleri çekmesin diye icat edildi. Kendisine veda etme zamanınız gelmiş bence, çünkü fazlaca içli dışlı olmuşsunuz, kaynana nazı sergilemeye başlamış.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(06.06.23)
@alperz, aynısı aklıma geldi yemin ediyorum, ayıp mı olur acaba diyordum.

ama böyle de bize ayıp oluyor tabii. pazar günü dışarıda işlerim vardı, daha kahvaltıya oturmadan patlıcan silkme yemeği yaptım sırf pazartesi öğlen evde yemek olsun diye. dün akşam bir baktım hiç dokunmamış bile, çok üzüldüm.
0
🌸la lykia
(06.06.23)
ne çıkıyorsa onu yiyecek maalesef, zaten yemek hazırlamaya da çok vaktiniz olsa bir yardımcı gelmezdi.
0
wonnka
(06.06.23)
yemedigi seyler bana cok ekstrem gelmedi patlican ve makarna yemiyo geriye bi suru sey kaliyo. yogurt falan onemli seyler degil

alperz+1
0
ala09
(06.06.23)
şımarmış, yol verin.
0
jacque
(06.06.23)
Bizim iki haftada bir gelen ablamız önce kahvaltı hazırlıyor (evden çalışıyoruz), hem bizi hem kendini doyuruyor. Ortalıkta sebze, bakliyat falan varsa "akşama bir şey yapacaksan söyle de ben bi yandan hazırlayıp ocağa koyarım" diyor. Evde ne varsa yiyoruz beraber.

Bu kadıncağız sizin iş yükünüzü ve stresinizi azaltmak için geliyor ama haftada 2-3 gün ne yiyecek diye strese giriyorsunuz, saçma değil mi? @alperz +1 makul bir yemek ücreti ekleyin, yemeğini kendi getirsin.
0
kobuzchu kiz
(06.06.23)
Haftada 2-3 gün gelen kişinin ev yemeği yapmasını bekliyorum. Yoğurt, peynir, çay hikayesi o kadar mühim değil, evde onun için bulundururum, ama yemeği onun yapmasını beklerim, hatta sevmese de ben sevdiğim için bana patlıcan kızartsın isterim. Bunu yapacak kişiyle çalışırım. Haftada 3 defa gelen kişi yemek yapmıyorsa ne yapacak Allah aşkına? Çok mütevazı istekleriniz var sanırım.
0
SiyamkedisiZorro
(06.06.23)
Simarmis ablaniz.
0
floydian
(06.06.23)
Ona farklı yemek yapmaya mecbur değilsiniz. Umduğunu değil bulduğunu yer misafir derler.

Buraya bu soruyu sorduğunuzda göre sizin onu kıramayacağınızı çözmüş olmalı. 6-7 yıl az değil.

En baştaki kendi varsayılan ayalarınıza dönün.
0
diyecevaplandı
(06.06.23)
onları yemiyorsa kendi sevdiği basit bir şeyi hazırlayıp yiyebilir. sizin dert etmenize gerek yok. yumurta, menemen vs. ne isterse.
0
sizofren06
(06.06.23)
hanımefendinin sigortasını ödüyor musunuz ?
0
wonderdondi
(06.06.23)
Bize gelen abla sadece et olursa yiyor, birkaç kere istediğin varsa söyleyelim dedim disardan, bisey demedi. Kendi haline bıraktık keyfi olursa yer çok takılmayın.
0
mirty
(06.06.23)
@ wonderdondi, evet ödüyoruz, neden ki?
0
🌸la lykia
(06.06.23)
Sigortasını ödeyin, yemek ücreti verin. Ne istiyorsa yesin. Ev işlerine gelen kişi için alışveriş yapıp ona göre yemek hazırlamayın bir zahmet :)
0
nawar
(06.06.23)
Ben kendi evimde bu kadar naz yapamıyorum ya. Özellikle tükettiğim şeyleri kendim alıp koyuyorum dolaba.

Evde ne yemek varsa o yenir bu kadar kasmayın, beğenmiyorsa yemesin, kendi bilir.
0
mutekebbir
(06.06.23)
Patlican ve makarna konusunda hakliymis, onlari sahsen ben de yemem.

Birkaç çesit çorba, bulgur pilavi ve yanina yenecek baklagil olsa daha makbul olurdu. Bir de mevcut durumunuza göre etli yemekler.

Yogurt ve kahve konusunda saçmalasa da ana yemek konusunda hakliymis abla.
0
Yourcousinmarvinberry
(06.06.23)
Yemek pişirmesini isteyin.
Temizlik yaptığı süreden 1 saat eksiltsin ve o süreyi yemek yapmaya harcasın. Hem kendi yemeğini kendisi yiyecektir hem de size yemek pişirmekte destek olmuş olur.
Afiyet olsun,
0
michael_knight
(06.06.23)
işyerinde yemek parası veriyoruz. çalışanlar kadın yoğunlukta. 3-5 kişi birleşip kendi yemeklerini yapıp yiyorlar. buraya kadar sorun yok.

bir ara yemek parası vermeyelim dışarıdan yemek getirtelim dedik. kimse yemek/malzeme taşımasın yemek yesin dedik. (çünkü bazen aç aç dolaşıyorlar.)

fikri ortaya atınca herkes itiraz etti. yok ben patates yemiyorum yok hergün makarna/pilav gelir vs.

öğlen mutfağa gidiyorum bunu söyleyen kadınların her gün yedikleri indir patates (kızartması, kavurması, salatası, yemeği vs) kaldır pilav/makarna. biri et yemiyor diye güya etli yemek yemiyorlar ama et pahalı olduğu için aslında.

neyse demem o ki siz kadına günlük bir yemek parası verseniz muhtemelen hem parayı alır hem de yemeği yer.
0
gozo
(06.06.23)
yaptığı iş ile istekleri örtüşmüyor. şaka yollu konuya girip bir nabzını yoklayın. çok istiyorsa kendi yemeğini yanında getirmesini teklif edebilirsiniz.
0
orpheus
(06.06.23)
ben de calistigim yerlerde sevmedigim yemek olunca ac kaliyordum. atistirmalik olurdu yanimda hep onlarla idare ederdim. yani cocuk degiliz, kimse bana uzulmuyordu mesela. siz niye uzuluyorsunuz ki. evde dolap var sonucta en kotu bi kasar peyniriniz vardir. abla sen arada ac kaliyosunuz bi tost yap kendine bari cekinme ya da omlet yap falan diyin yeterli.
0
Kittie
(06.06.23)
@kittie
tam şu diyaloğu yaşadık, okuyunca istemsiz güldüm :)
tam dediğiniz gibi dedik de ben sadece ezine peynir yiyebiliyorum dedi, kaşarlı tost da yemiyor :))
0
🌸la lykia
(06.06.23)
Bir zamanlar tatlı hayat dizisi vardi. Onun bir bölümünde bu durum ( yardımcı kadının yemek beğenmemesi) parodi olarak işlenmişti.

Ve evet diziydi, kurguydu, absürd bir durum olduğu belli edilerek parodi olarak işlenmiştir. Sözlerim bu kadar.
0
wilhelmwasmuss
(06.06.23)
mirvari kahvesini ilk defa duydum. Bence karakteri gercekten böyle degilse ya sizin yemeklerinizi begenmeyip bahane ediyor ya da para icin.
0
durgunfoton
(07.06.23)
sevmiyorsa kendi tercihi. ben de saydıklarının hiç birini tüketmiyorum mesela. genel olarak sağlıksız şeyler zaten bunlar... ha bahsettiğiniz kişide muhtemelen böyle bir durum yoktur, yedikleri bunlardan daha sağlıklı değildir, direkt tadına göre bir ayrım yapıyor olabilir. mesela ben sağlığım için carnivore besleniyorum o yüzden yemiyorum.

çalışma şartlarında yemeğini karşılamak üzerine anlaşmadıysanız hiç umursamayın öyle bir anlaşma yaptıysanız da bu anlaşma sırasında yemek seçtiğini belirtmediyse yine umursamayın. siz koyarsınız yemeği, ister yer ister yemez... ben son 2.5 yıldır kendi hazırlamadığım tek bir öğün bile yemedim. dışarıdan sipariş vermedim.
0
konetsu
(07.06.23)
(6)

Mezarlıkların ihtişamlı olması

1965
İyi akşamlar, islam kültüründe mezarlıkların sade/mütevazı olması önemli iken örneğin Türk ocağındaki mezarlıklar ihtişamlı, bu tezatlığın bir açıklaması vardı. Açıklayan arkadaşa teşekkür ederim.
İyi akşamlar, islam kültüründe mezarlıkların sade/mütevazı olması önemli iken örneğin Türk ocağındaki mezarlıklar ihtişamlı, bu tezatlığın bir açıklaması vardı. Açıklayan arkadaşa teşekkür ederim.
0
1965
(30.05.23)
Kültür diyorlar. Ben de kültürlerin, dinin gerekçelerinin önüne geçmesine anlam veremiyorum.
0
el conquerador
(30.05.23)
tezatlığın açıklaması yok hocam ikiyüzlülük. sadece mezarlıkların sadeliği değil her konuda sadelikten söz edilirken, yaşamda uygulamada bunun tersi çoğunlukla.

belki bir sebep turizm amaçlanmıştır fakat unutulma korkusuna bağlıyorum ben.
0
gule gule
(30.05.23)
Bu bizim Türk olmamızdan kaynaklanıyor. Arapların mezarları neredeyse yok gibidir. Çok basittir onlarınki. Bizde balbal, kurgan gibi binlerce yıllık gelenekler var.
0
alperz
(30.05.23)
Azerbaycan da heykel fotoğraf oluyor. Çok ihtişamlıları gördüm. Fotoğraf çekilirsin eser diye.

Bu iş "afyon" işi demeye az kaldı fikrimce.
0
hunharca ben
(30.05.23)
Burası biraz açıklayıcı olabilir:

i.hizliresim.com

Diğer yandan özellikle Suudi Arapların mezarlıkları sade hale getirmelerinin hatta sahabe i kiram dönemindeki mezarlıkların da adeta yerlerinin belirsiz hale getirmeleri deki sebep ise şimdilerde selefilik denilen "vehhabiliğin", mezarlıkları ziyaret etmenin ve orada dua etmenin de şirk ve din dışı bir şey olduğu inancına sahip olmasıdır.
0
diyecevaplandı
(30.05.23)
Kültür.

Kültür her zaman dini yener.
0
wilhelmwasmuss
(30.05.23)
(8)

memuriyetteki çalışmayan gamsızları ne yapmalı sorusu?

sanemz
her yerde böyle mi? sen bi yerlerini yırtıyorsun diğerlerinin umrunda değil.. en son yine çok acil bi iş vardı, bunlar toplaşıp balık yemeye gittiler. iş 2 kişiye kaldı.müdüre bildirsen durumu adın şikayet edene çıkacak. zaten adam görev dağılımını da güzel yapmıyor belki işine böylesi daha iyi geld
her yerde böyle mi? sen bi yerlerini yırtıyorsun diğerlerinin umrunda değil.. en son yine çok acil bi iş vardı, bunlar toplaşıp balık yemeye gittiler. iş 2 kişiye kaldı.
müdüre bildirsen durumu adın şikayet edene çıkacak. zaten adam görev dağılımını da güzel yapmıyor belki işine böylesi daha iyi geldiği için. bu yaşadıklarım benim sorunum değil de ben de yıllar önce ücretli öğretmenlik yapmıştım, gözümün içine baka baka kadrolu değilim diye bana fazla nöbet yazılmıştı. bunlar birde okumuş adaletli insanlar. sizin iş ortamları nasıl, buna benzer sorunlar yaşadığınız oluyor mu?
0
sanemz
(26.04.23)
Kamuda mesai saatlerini işyerinde geçirmemek tembellik değil, bilinçli bir tercihtir çoğu zaman. Bahsettiğiniz kişilerden en az biri 5 yıl sonra yöneticiniz olabilir, kendinizi buna hazırlayın şimdiden. Müdür, daire başkanı, müsteşar yardımcısı vb. Diğerleri de doğru kişiye yanladıkları sürece rahat davranırlar. Onlara güvenip iş emanet edilmez ama yancı karakterleri gereği sıkıntı da yaşamazlar.

Müdürünüz neden görmezden geliyor, bu insanlar neye güvenip çalışmıyorlar, zamanla anlarsınız.
0
zihua
(26.04.23)
memuriyet budur.

çok iş yaparsan daha çok iş verirler. memurluk vasata eşitlemektir. zihniyeti budur. hükümetlerden bağımsızdır. çok göze batarsan aykırı davranırsan köşeye itilirsin.

balık yemeye gidiliyorsa iş o kadar da önemli değildir. bazı sinsiler uyanıklar da ben çalışyorum der başkası yatıyor algısı yaratır. göze batar.

memurluk ortalama işi ortalama sürede çıkarmaktır. ne tembel olacaksın ne inek.

çok çalışana ek ücret, makam mevki para vermiyorlar. memuriyette atanma ve yükselme şahsi tercihler ve siyasi bağlantılara bağlıdır.

bence de kasma.
0
Hallegadola
(26.04.23)
eski bir memur olarak uzun uzun yazıp sildim. şikayet et, mobbinglere boyun eğme. ben sineye çektim tepeme çıktılar. en son müdür yardımcısı yüzünden katil olacaktım elimden zor aldılar.
0
Erestor
(26.04.23)
O 2 kişi de yapmasın o işi. Çözüm bu. O aşamada sanki sadece o 2 kişinin işiymis gibi yaklaşımda bulunan olursa da gölü atarsınız.

Biraz pasif agresif bir tavır mi evet, ama böyle basit bir meseleyi bu hale getiren onlar (balığa gidenler ve bunu görmezden gelen amir), siz de öyle oynayın.
0
encokbenisevinnolur
(26.04.23)
@Erestor, sakin şampiyon benlik bir durum yok. bir arkadaş ekolü diyelim, dertleştikte. aldığı parayı helal ettirmeyen, azcık eksik yatarsa çemkiren tipler birde bunlar. ilahi adaleti kandırımazlar ama.
0
🌸sanemz
(26.04.23)
“bunlar birde okumuş adaletli insanlar.”

Şu söylediğiniz şeyi tekrar düşünün. Bu ülkede Memur Teoman diye bir gerçek var. Adam rüşvet almadı diye ünlendi; düşün yani rüşvetin ne kadar yaygın olduğunu. Ben geçmişte işim gereği emniyet amiri, icra memuru, zart savcısı, zurt hakimi falan derken birçok memurla muhatap oldum; bizim bürokrasimiz o kadar çürük ki tarifi mümkün değil yani. Adaletsizliğin tillahı kamuda.
0
vedatchilipeppers
(26.04.23)
memuriyet kurumdan kuruma, birimden birime, bölgeden bölgeye çok değişik kendi iç kültürüne sahip ama arkadaslarından da değindiği pek çok ortak olumsuzluğa da sahip.

ben milli eğitim adına konuşayım. hatta öyle bakanlık falan değil, en alt kademe. okul yani. müdür yardımcısıyım.

benzer durumları yaşıyorum. gecen sene 6 kişiydik bu sene 6 yardımcı 1 müdür baş yardımcısı olduk. ben başta çok sevinmiştim ooo baş yardımcı geliyor. bir okul için önemli işlerin yüzde 90 ı müdür baş yardımcısının görevi, rahatlarız dedik kalan 6 kişi. ama kazın ayağı öyle olmadı. bu baş arkadaş müdürün hemşehrisi ve partinin fanatiklerinden. bahsettiğim parti tabii demokratik sol parti haha şaka şaka malum parti işte.

neyse başta her şey iyiydi ama sonra anlaşıldı ki bu baş arkadaş hiçbir şey bilmiyor. yani çakal değil ama aşırı vasıfsız. neyse baktık ki okulda işler yürümüyor. müdür de çare olarak. gerektiğinde müdür baş yardımcısı görev tanımındaki işleri müdür yardımcılarına vekaleten verebilir maddesine dayanarak hepimize dağıttı. e sonuç olarak ben ve diğer sıradan manuel baş olmayan boş paket müdür yardımcıları gecen seneden çok daha fazla çalışıp yoruluyoruz. baş arkadaş kendi sorumluluğundaki sınırlı sayıdaki işleri güya yapıyor ama beceremeyince gene o işleri de biz yapıyoruz. o da basit, angarya türünden tırı vırı işleri büyük bir ciddiyetle yapıyor.

şimdi biz şikayetlerimizi müdüre dile getiriyoruz ama bir sonuç çıkmıyor. hatta arkadaşı karikatürize edip, aman melahat sen karışma bu işe sakın diyor. veya müdür onun görev tanımında bir iş olduğunda, aman melahat e bırakmayın bu işi rezil oluruz diyor falan filan. isim temsili tabii.

bak diğer bir durumda şu. iş beceremeyen insandan kurtulmak için, onu terfi ettirme var. gecen sene de başka bir müdür yardımcısı görevlendirme geldi. getiren müdür. sonra onun da tembellikte nirvana biri olduğu kısa sürede ortaya çıktı. müdür de rahatsız oldu. çözüm: kurtulmak için arkadaşı köy okuluna müdür yaptılar. total öğrenci sayısı 30. ve aldığı para bizle aynı.

daha böyle ne hikayeler vardır. bizimki memuriyet evreninde bir damlacık olan kurum.
0
wilhelmwasmuss
(26.04.23)
@wilhelmwasmuss, vasıfsızı terfi edip kurtulmak da iyimiş ya, gece gece asdfgh
0
🌸sanemz
(26.04.23)
(21)

Arabanızı kilitlerken tuşa bir kere mi basıyorsunuz ?

garavel
Soru basit, yoksa benim gibi dönüp dönüp 3-4 kere basıyor musunuz eve girene kadar kilitlendiği halde..
Soru basit, yoksa benim gibi dönüp dönüp 3-4 kere basıyor musunuz eve girene kadar kilitlendiği halde..
0
garavel
(29.03.23)
elimde poşet falan varsa, kafam meşgulse bazen kilitlendiğinden emin olamıyorum ve tekrar kumandadan kilitlediğim oluyor. Normalde kapıdan kilitliyorum ama, kumanda hep çantada, cepte oluyor.
0
orient blue
(29.03.23)
2 kez basiyorum. once arabadan inip kapiyi kapatinca, sonra arabadan biraz uzaklasinca bi daha.
0
taurina
(29.03.23)
Basılı tutunca aynaları kapatıyor. Bakıyorum ayna kapanmadıysa 2., 3.kez basıyorum.
0
heritage
(29.03.23)
1 kez basıp kapı açma deneyi yapıyorum. bazen sadece bi kere kapatıp gidiyorum
0
ala09
(29.03.23)
otomatik kapanıyor. basmıyorum
0
glamdr1ng
(29.03.23)
şahsen aynalar kapanıyor, kilitlendiği %100 ama emin olamıyorum ne hikmetse. kapıyı kontrol amaçlı açma atraksiyonuna da giremiyorum keyless var.. obsesif miyim acaba
0
🌸garavel
(29.03.23)
Bir kac kere basmam zaten algilayinca sesten veya farlardan anliyorum.

Ama şeyi cok sık yapıyorum, iner inmez kitlemisim ama unutuyorum kafam doluyken.

20 metre uzaktan ulan acaba basmis miydim deyip uzaktan tekrar basiyorum.

Yalniz şey yapan varmis dikkat edin. Siz kitlemeden veya otomatik kitleniyorsa da siz cok uzaklasmadan birisi sizin ters tarafiniza egilerek saklanip siz kitlemeden kapinin birini sessizce azicik aciyorlar. Siz kitledim sanip uzaklastiktan sonra icine giriyorlar.
0
ananiyimioguz
(29.03.23)
Eski arabam otomatik kitleniyordu 1dk sonra, o yuzden tek basıyordum.
Su anki arabda bazen kitledigimi hatirlamayop yürürken tekrar bastigim oluyor.
0
stavro
(29.03.23)
iki kere, ikincide kornayla "kitledin kardesim kitledin" tribi atiyor, o sekilde emin oluyorum.
0
cooperr
(29.03.23)
uzaktan 2-3 kere basarım. basınca o sinyallerin yanıp söndüğünü görmem lazım.
0
bisorumvargaliba
(30.03.23)
1 kere basıp yoluma devam ediyorum.
0
nawar
(30.03.23)
Ahah ha bu kişi tek benim sanıyordum :))

Yalnız olmadığımı gösteren soru ve cevaplar için en kalbi şükranlarımı sunarım.

Yukarıdaki cevapların pek çoğunu yerine ve zamanına göre uygulamaktayım. Uzaklardan hatta bazen evin camından bile farlarla göz kırpışmak muhteşem bir huzur :)
0
epitaf
(30.03.23)
benim arabada bir tane düğme var, bir kere basınca kilitliyor, tekrar basınca açıyor.

hadi sıkıyosa buna da iki kere bas. tek bsıp kilitliyorum, kapı kolunu çekip kontrol ediyorum.

tekrar basarsan sıçtın, açıldı kapı.
0
kibritsuyu
(30.03.23)
bir kere. ayna kapanıyorsa okdir.
0
gabe h coud
(30.03.23)
"basınca o sinyallerin yanıp söndüğünü görmem lazım."
0
bir soru sorcam
(30.03.23)
Klasik OKB, yapmamaya çalışın.

Şunu deneyin, kapının birini tam kapanmadan, yani bir kapı açıkken kumandaya basın ve bakın bakalım aynalar kapanıyor mu?

Eğer kapı açık unutulduğunda, kumandaya basınca aynalar kitlenmiyorsa (ki genelde böyledir) şüpheye düşmenize gerek yok.

Kumandaya basın ve aynaların kapandığını görürken bir elinizle de kolu kontrol edin.

Sonra eve doğru giderken illa ki bi döner bakarsınız, aynalar kapalı görünüyorsa kilitlidir zaten.

Kumandaya 3-4 kere basmak, pilin ömrünü 3-4 kat azaltmaktan başka işe yaramayacak.
0
John Bloor
(30.03.23)
kapı kolu çekmek +1

fiziksel olarak o eylemi yapmak hatırlamayı da kolaylaştırıyor. (kilitledim mi diye geri dönüyorsan :D)

bir de herkes şu hikayeyi duymuştur sanırım, bi şekilde sinyali kesip kilitlenmesini engelliyorlarmış arabayı çalamasalar bile bagajda vs. ne varsa yürütüyorlarmış. Böyle laptop çalındığını duydum ama araba kilitlendim derken neden kilitlenmiyor o işi nasıl çözüyorlar ilk ağızdan dinleyemediğim için bilmiyorum.
0
nhk ni youkosu
(30.03.23)
Kilitlenme sesini duyarsam bir kere basarım, gürültülü bir yerse ve sesi duyamadıysam sadece sinyallere bakarak uzaklaşmam çünkü kapılardan birisi açık kaldıysa da sinyaller yanıyor ama kapı açık kalıyor. Bu durumda elimle kontrol ederim.

Ayrıca ar-ge'ci olduğum için elimizde ekipman var, şirket araçlarının kumandalarını hack rf one ile test ettik, mevcut sinyalleri kopyalayıp tekrar oluşturduk. Linea ve dacia'ları çalması çok kolay, aynı kodu her seferinde kabul ediyor :)

Diğer araçların bazılarında aynı kodu tekrar kullanamıyorsunuz, bazılarında ise saate bağlı bir üretme algoritaması olduğundan bir süre sonra kod geçersiz kalıyor.

Bunları bildikten sonra bazı marka ve modellerde dönüp kontrol etseniz de fayda etmeyeceğinin farkında olmak baya kötü hissettiriyor :)

Fiat gurubunda arabada değerli bir şey bırakmamaya çalışın.
0
kimlanbu
(30.03.23)
@kimlanbu, bu çok bariz bir güvenlik açığı değil mi nasıl üretime onay alıyorlar :/
0
ananiyimioguz
(30.03.23)
1 kere basıp kapiyi da elimle yoklarim. Tamamdir.
0
wilhelmwasmuss
(30.03.23)
eski opel aracımızdan kalan alışkanlık olarak 2 kez basıyorum sürekli.

bunu çoğu kişi bilmez. opellerin bir kısmında çift kilit mekanizması vardır. kilide iki kez arka arkaya basınca kapı içerideki koldan açılmaz. yani birisi camınızı kırıp, kolunu sokup içerideki kapı mandalından kapıyı açmaya çalışırsa açamaz. o cam kırıklarının içinden girmek zorundadır, ona da çoğu hırsız yanaşmaz.

o yüzden sanki aracımda varmışçasına çift basıyorum kilide.
0
artci sarsinti
(30.03.23)
(2)

Lise diploması ve transkriptini nasıl bulabilirim?

romario
Liseyi bitireli çok oldu. Lise diploma ve transkriptini nereden bulabilirim?
Liseyi bitireli çok oldu. Lise diploma ve transkriptini nereden bulabilirim?
0
romario
(28.03.23)
Kaç yılında mezun oldunuz ? Mezun olduğunuzda diplomanızı aldınız mı ?
Mezun olduğunuz okuldan alabilirsiniz ;
Alıp kaybettiyseniz Orjinal diplomayı değil diploma kayıp belgesini alabilirsiniz.
2006 yılı ikinci dönemi sonrası e okulda mevcut olduğundan transkript şansınız olur aksi takdirde sadece kayıp belgesini alabilirsiniz.
Şahsen başvurun , kvkk çıktığından beri uzaktan,aile yakını talepleri genelde red ediliyor.
Ne için lazım olduğunu söylerseniz okulunuz yardımcı olacaktır.
0
synax
(28.03.23)
Liseye gidip diploma kayıp belgesi duzenletiyorsun.
0
wilhelmwasmuss
(28.03.23)
(18)

Deprem riskini umursamayan var mı

dissendium
Merhaba arkadaşlar. Umarım iyisinizdir.Deprem korkusu olan arkadaşları anlayışla karşılıyorum. Sorumdan rahatsız olmalarını ve beni yanlış anlamalarını istemem. Ben 1999 depremini yaşamış biri olarak depremden korkmamaya başladım. Depremden korkan kişiler aslında ölmekten korkuyorlar gördüğüm kadarı
Merhaba arkadaşlar. Umarım iyisinizdir.

Deprem korkusu olan arkadaşları anlayışla karşılıyorum. Sorumdan rahatsız olmalarını ve beni yanlış anlamalarını istemem. Ben 1999 depremini yaşamış biri olarak depremden korkmamaya başladım. Depremden korkan kişiler aslında ölmekten korkuyorlar gördüğüm kadarıyla. İnancıma göre nasıl öleceğimizi Allah bilir. Sadece depreme odaklanmayı mantıksız buluyorum. İkincisi ne yaparsak yapalım öleceksek ölürüz. Deprem çantası hazırlasak da ölürüz. Üçüncüsü öldürmeyen Allah öldürmez. Depremden bir hafta sonra neredeyse 80 yaşında insan da enkazdan çıkabiliyor. Ölmeyeceksek ölmeyiz. Deprem gerçekten çok yıkıcı. Toz gibi olan evler her şeyi anlatıyor zaten. Söylenecek söz yok. Ama bir noktada yapabileceğimiz bir şey yok bir canlı olarak. Ülke olarak deprem korkusu biraz aşırı mı sanki? Depremi umursamayan var mı? Neler düşünüyorsunuz bu konuda? Ben de yatağımın yanına bir şişe su koyuyorum, deprem çantasını da yüzde 100 destekliyorum ama hayat öyle bir şey ki enkazda sıkışıp 10 cm ilerideki çantaya ulaşamama ihtimali bile var.
0
dissendium
(15.02.23)
buyuklerimiz hep olumun de hayirlisi derler ya biraz o yuzden. kim enkazda sikisip kor karanlikta yavas yavas olmek ister. bi de zenginlerin hayatta kalacak olmasi da rahatsiz ediyor. kimisinin nasil zengin oldugu bile mechul. dunya cok adaletsiz. yeni binaya kiraya cikamiyor artik dunun orta gelir beyaz yakasi cunku su an kendisi fakir. bu adaletsizlikleri dusundukce daha da takiyorum kafaya. pisi pisine olmek....
0
Kittie
(15.02.23)
öncelikle belirtmeliyim ki, hiç büyük bir deprem yaşamadığım için olsa gerek deprem konusunda gamsız değilim ama bir anksiyetem yok.

şimdi bence depremden korkan kişiler aslında ölmekten korkuyorlar doğru gibi duran ama çok da eksikleri olan bir tespit. insanın her canlı gibi hayatta kalma refleksi var, dolayısıyla depremde ölmekten korkuyor, normal. lakin özellikle ülkemizde insanların aşırı hassas olmalarının tek sebebi bu değil. çünkü deneyimler ve izlenenler çok tramvatik.

1. deprem oldu, enkazda kaldın ne olduğunu anlamadan şak öldün, sıkıntı yok.

ama diğer ihtimaller de çok korkunç

2. deprem oldu, enkazda karanlıkta kaldın, öyle ki zemin-mekan algını kaybettin. tam olarak evin hangi noktasında neyin altında veya neyin üstündesin ayırt edemiyorsun. saatlerce bekliyorsun. tabi çektiğin fiziksel acı da üstüne cila.

3. deprem oldu, enkazda kaldın ama hadi görece iyi bir konumdasın, yaşam üçgeni falan. ama evdeki diğer bireylerin acı acı çığlıklarını duyuyorsun hiçbir şey yapamıyorsun. veya aksine evdeki herkesin öldüğünün farkındasın sesleri, solukları çıkmıyor. öyle sotede bekliyorsun kurtarılmayı.

4. deprem oldu, enkazda kaldın, görece 3.maddeye göre daha iyi durumdasın. amiyane tabirle, elleriyle iki eşeleseler çıkacaksın ama saatler, günler geçiyor, gelmesini beklediğin yardım ekipleri gelmediği için veya geldikleri halde, onlara sesini duyuramadığın için öyle bekleye bekleye ölüp gidiyorsun.

5. deprem oldu, binadan can havliyle sağ sağlim çıktın ama ailen içeride kaldı. yukarıdaki maddeler sebebiyle kurtaramadın. elinden de bir şey gelmedi.

6. deprem oldu, o veya bu şekilde çıktın ama sakat kaldın, elin koptu, bacağın gitti, böbreğin cortladı ömür boyu diyalizlik oldun vs vs vs.

7. deprem oldu, işin gücün, evin barkın birikimlerin hayallerin geri dönmemek üzere yitti, gitti.

8. ki bu 8.madde henüz konuşmayacak kadar küçük bir kız çocuğu babası olarak beni en çok korkutan şey. deprem oldu, sen ve eşin öldünüz. çocuk kurtuldu. bizi anlatamadı. refakatsiz çocuk olarak kaldı. en iyi ihtimalle yuvaya verildi. gerçek ismini dahi bilmeden dünyada yapayalnız kaldı, bok gibi bir hayatı oldu. daha da kötüsü diyelim ki herkes sağ ama çocuk başka bir yere götürüldü, ama kaçırılsın, ama devlet sahip çıksın. çocuğu bir daha bulamadı aile.

bir çırpıda aklıma gelenler bunlar, daha da uzar düşünülünce.
0
wilhelmwasmuss
(15.02.23)
Son depremleri Niğde'den hissettim. Herhangi bir yıkım olmamasına rağmen Niğde'den çok fazla ve çok uzun sallandık.
Memleketim Bursa. Evimiz ovada bir sitede. Fore kazık ile yapılmış bir ev o yüzden güvende hissediyorum. Bu noktada aile olarak tedbiri almışız, olur da yıkılırsa enkaz altında ölürsek de yapacak bir şey yok. Ayrıca evde depreme yakalanacağız diye bir şey de yok, bir kereliğine gittiğim herhangi bir yerde yakalanıp da enkaz altında kalabilirim. Keza Ankara'da deprem tehlikesi çok daha az olmasına rağmen orada da depreme dayanıklı bir evde oturuyorum ama orasının zemini hakkında bilgim yok.

Ölümün de hayırlısı, acısızı en güzeli ama bu şekilde öleceksek de yapacak bir şey yok. Bir de ölüme yakın bir tecrübe yaşamış biri olarak korkmuyorum herhalde, bilmiyorum. Hayatın her an deprem olur mu diye yaşanmayacak kadar da güzel olduğunu düşünüyorum. Deprem felaketi yeni yaşandığı için herkeste bu tarz şeylerin uyanması çok normal. Hayat normale dönüp yeni bir felaket yaşayıncaya kadar aklımızdan silinir zaten bunlar.
0
black holes in the sky
(15.02.23)
Ben umursamiyorum. Öleceğimiz varsa ölürüz.
0
Kahvedesu
(15.02.23)
ben inançlı biri değilim de. bu din size elinizden geleni yapın, hazırlığınızı yapın ondan sonra elinizden bişey gelmiyosa tevekküle bırakın demiyo mu? hiç bişey yapmadan veren allah alır canı mantığı biraz dindarlıktan ziyade kadercilik sanki.
0
b1020
(15.02.23)
Umursasak da çoğumuzun yapabileceği bir şey yok. Güya deprem yönetmeliği falan var ama binalara izin veren de o yönetmeliği oluşturan da güvenilirlik hissi vermiyor.
0
encokbenisevinnolur
(15.02.23)
ben de önceden deprem yaşadım. çok farklı bir psikoloji. doğrusu güncel olarak yaşamadığın için böyle düşündüğün kanaatindeyim. üzerinden çok zaman geçtiği için senin için çok önemli bir problem değil. japonya şili vs ne yapıyorsa biz de onu yapabiliriz. onların böyle korku ve kaygıları yok muhtemelen.
0
paintov
(15.02.23)
"Ama bir noktada yapabileceğimiz bir şey yok bir canlı olarak. Ülke olarak deprem korkusu biraz aşırı mı sanki?"
Emin misin, yok mu gerçekten?
O kadar ölen insan varken neden aşırı olsun? 10 ilde deprem oldu. Hisseden başka iller de var. Artçılar devam ediyor.
Yüzde 1 bile olsa önlem almak önemlidir. Yazdıklarını hiç mantıklı bulamadım.
0
sevilen progressive türkücü
(16.02.23)
yazdığın üç madde de tamamen kadercilik. dini iyi biliyorsan "(bir durum karşısında) ne yaparsak yapalım öleceksek ölürüz" gibi bir anlayış olmadığını, ölmemek için elinden gelen tüm önlemleri alman gerektiğini, ancak tüm önlemleri aldıktan sonra gerisine kader diyebileceğini de biliyor olman lazım. şimdi herkes işte kendine bu soruyu soruyor, ben önlem aldım mı, ne önlem aldım, ne alabilirim. bundan da daha doğal bir şey yok.

yapabileceğin şeyler, sağlam olduğunu düşündüğün mümkün olduğunca yeni bir binada yaşamak, ona göre bir zemin, bir şehir seçmek, bir de acil durumda ne yapacağını bilmek. bunları yaptıktan sonra kader de tabii. ama yatağımın yanına su koydum gerisine ölürsek de kaderdir anlayışı bence dine de gayet uymuyor.
0
roket adam
(16.02.23)
Kuraklık beni daha çok korkutuyor. Depreme karşı bireysel önlem alınır ama öbürü bir yere kadar.

Ne yapmam gerekiyor diyorsan binana güvenmiyorsan şehir değiştir, apartmandakileri güçlendirme yaptırmaya ikna et, bina betonu güçlendirme ile bile adam olmayacak kadar kötü durumdaysa daire sahiplerini kentsel dönüşüme ikna et.
0
trixi
(16.02.23)
Umursamiyorum, cunku yapabilecegim bir sey yok. Ne ev alabilirim ne saglam binaya tasinabilirim ne istanbul'u terk edebilirim. Dilegim enkaz altinda kalmadan olmek, zira kapali alandan korkuyorum, bu korkuyu yasamak istemiyorum acliktan olene dek.
0
unidentified floating object
(16.02.23)
Yazdiklariniza katilmayi cok isterdim. Ben 98 dogumluyum ve hayatimda hic buyuk deprem gormedim, Istanbul'da yasiyoruz ailecek. @wilhelmwasmuss'un tum yazdiklarina harfi harfine katiliyorum. Onun yazdiklari disinda mimarlik fakultesi cikisli biri olarak nasil evlerde yasamak gerektigini de biliyorum. Ama asil mesele "para" ve olmayisinin getirdigi caresizlik ne yazik ki... Ben issizim, aylardir is ariyorum. Ailemden calisanların isi gucu ve emlak piyasasi geregi yasadigimiz evden cikamiyoruz. Depremden degil, kurtulabilmenin yolunu biliyorken ölebilecek olmanin getirdigi caresizlik mahvediyor beni. İstanbul'un duzelemeyecegini ve gercekten insanlarin olu bedenler olmaktan cikip sadece sayilara donusecegini tahmin ediyorduk, artik net olarak gorebiliyoruz da... Ben cok caresiz, yalniz ve ofkeli hissediyorum, cevremdeki herkes de sanki bir ruyadan uyanmis gibi.
0
evanesco
(16.02.23)
ben pek umursamıyorum. ev de yazlık da deprem bölgesi dışında, ikisinin de tarihinde büyük deprem yok. neden umursayayım ki?
0
babilfish
(16.02.23)
Şu an için en ufak bir korkum yok. Yaşadığım evde izolatör var. Bir şey olsa bile en üst kattayız, yaşam üçgeni de yaparım. Binadan merdivenlerden inişim 30 sn sürmez. Çalıştığım bina ise çok eski ama bir gökdelen. İşyerindeyken bile deprem olsa 1 dk içinde binadan çıkarım diye düşünüyorum. Tüm bunlara rağmen beton altında kalıp ölürsem, vicdanım rahat. kimseye ne maddi ne manevi hiç bir borcum yok, kimse arkamdan kötü bir zamanı aklına getirmez. sevenim çoktur, üzülen çok olur ama o da geçiyor. hayat devam eder bir şekilde. beni hatırlayın, dünyada iz bırakmalıyım gibi bir düşüncem de yok. mepetlerimi satmayın diye cebime kağıt koyayım bari en azından askasldjkas
0
gabe h coud
(16.02.23)
çocuğum olduktan sonra her şeyden daha çok endişe eder ve korkar oldum. kendi adıma bir korkum yok. ancak evladıma bir şey olursa korkusu mevcut. bana ne olacaksa olabilir ancak evladıma zarar gelsin istemiyorum. tek korkum bu.
0
mikahakkinen
(16.02.23)
Tabi ne zaman nerede hangi şekilde öleceğini bilemezsin ama ne kadar tedbir alırsan ve riski ne kadar minimize edersen o kadar kardır hem senin hem de sevdiklerin için ama şu konuda haklısın anksiyetelerle ve korkularla yaşanmaz. En iyisini umup en kötü senaryoya karşı hazırlıklı olmamız lazım.
0
iwasbornonamountainside
(16.02.23)
korku başka, tedbirsizlik başka. amaan zaten öleceğim diye doktora gitmemekle farkı yok. kadercilik de bu değil zaten. kul önce tedbir alacak.
0
faberkastelli
(16.02.23)
Bu son depreme kadar ben de hic umursamayanlardim. Bundan once de defalarca deprem oldu, 99 deoremini de yasadim, baska illerdeki depremleri de gördük ama son depreme kadar hala deprem korkum falan yoktu.

Korkmamamin ve umursamamamin sebebi tamamen matematikseldi. Yani olasilik hesabi yaptigimda depremden (ki depremden korkamimizon sebebi dedigin gibi ölüm) korkmanin anlamsiz oldugu sonucuna vardigim icin zerre deprem kaygim yoktu. Soyle bir dusundugumde depremden olme olasiligom cok düşük, depreme gelene kadar binbir turlu sebepten olebilirim, 80kusur milyonluk ulkede kac kisi depremden kac kisi diğer tum sebeplerden oldugune baktigimda zaten matematiksel olarak cok büyük ihitmalle deprem disi sebepten olecegim sonucuna vardigim icin deprem korkum yoktu.

Artik depremi umursuyor olmamin sebebi ise son yillarda cok fazla deprem olmasi, depremlerin gittikce siddettinin artmasi ve siklasmasi dolasiyisiyla artik Türkiye'de surekli deprem oluyor ve her an deprem bolgelerinin hentagi birinde saglam bir deprem olabilir konusunda yeterince ikna olmam.

Aslında bakarsan yukarida bahsettigim matematik hala gecerli, hala depremde olme ihitmalim çok düşük ama gun gectikce bu olasilik degisiyor gordugum kadariyla. Cunku son yıllarda surekli deprem oluyor. İstanbul'da da son yillarda eskiye nazaran daha guclu depremler olmaya basladi, bildiğin geliyorum diyor artik. İzmirde de boyle olmustu, sik sik bariz hissedilir seviyede depremler olmaya baslamisti ve en son yıkıcı siddete vurdu.

Dolasiyla bayagi her an saglam bir deprem vurabilir, yer altında olan biten nedir bilmiyorum ama ulke toprakları Japonya'dan beter oldu, depremle yatip kalkar olduk. 99 depreminden sonra duzce olduktan sonra uzun süre saglam deprem olmamisti, ama artik oyle değil. İzmir, elazig, van, şimdi de Türkiye tarihinin en buyuk depremi, Erzincan depremini birincilikten eden bu büyük deprem. Artik ekisi gibi degil, kisa zamamda cok sayida ve cok büyük siddette deprem oluyor. Hiçbir an guvende değiliz.

Bir de depremde olmek kadar hatta ondan daha fazla beni korkutan sey enkaz altında dar alanda sikisip kalmak. Dusuncesi aklımdan gecerken bile afakanlar basiyor soguk terler akitiyorum fena oluyorum. O yüzden ne pahasına olursa olsun deprem aninda dışarı kaçma niyetindeyim zaten. Enkaz altinda ya bina çökmesiyle ezilerek, ya da bir yerde sikisip yavas yavas olecegim. Bina icinde kurtuluş yok. Binlerce insanin icindeki birkacyuz kisilik sansli azinliktan olabilecegime bel baglamak mantiksiz geliyor. Cikisa nispeten yakın oldugum icin şu günlerde deprem aninda kacisimin planını yapiyorum sürekli. Hiçbir sekilde iceride cokup kapanma senaryom yok, tum planım disari kacis uzerine.


Ama sonuc olarak sureklo bu korkuyla yasamaya da gerek yok. Deprem olmazsa baska yerden birgun mutlaka olecegiz. Ayrıca depreme yakalanmamak da çok rahat bir sekilde olecegimiz anlamina gelmiyor, kim bilir belki cok daha feci sekilde olecegiz.
0
stavro
(16.02.23)
(5)

Yunus Emre bu şiirleri nasıl yazmış?

duchess jessamine
Öyle çok şiir meraklısı değilim ama meraktan açıp bakınca acayip şaşırdım. Sonra Google'layınca 1200'lerde yaşadığını gördüm.Okul yok, kitap yok, kümülatif bilgi birikimi yok; iletişim, ulaşım çok sınırlı, dolayısıyla deneyimler de öyle...Olsa olsa şifahi kültür...Benzer örnekleri de vardır mutlaka.
Öyle çok şiir meraklısı değilim ama meraktan açıp bakınca acayip şaşırdım. Sonra Google'layınca 1200'lerde yaşadığını gördüm.

Okul yok, kitap yok, kümülatif bilgi birikimi yok; iletişim, ulaşım çok sınırlı, dolayısıyla deneyimler de öyle...

Olsa olsa şifahi kültür...

Benzer örnekleri de vardır mutlaka. Bu insanlar böyle şiirleri nasıl yazabilmiş? Hele ki içinde bulunduğumuz yüzyılda. Bu şiirlerin müsveddesi bile yazılamıyor. Bu normal mi?
0
duchess jessamine
(11.02.23)
bahsettiğin şeyleri yokluğuna neden kanaat getirdin bilmiyorum ama tapduk emre ve dergahını, yetiştirdiği erenleri ve ozanları araştırabilirsin.
0
dr doofenshmirtz
(11.02.23)
1200'leri o kadar hafife almamak lazım. Aristo'dan sonra 1500 yıl geçmiş mesela :)
0
tingen
(11.02.23)
yunus emre, islamiyet öncesi türk edebiyatının devamı olan halk edebiyatının bir temsilcisidir. ( 8. yy. ilk yazılı eserimizin tarihi. )
0
oyokbuyoknevar
(11.02.23)
o dönemki horasan ve rum (anadolu) erenlerini, hacı bektaş ve diğer alevi büyüklerini ve alevi kültürünü incelerseniz aslında çok normal bir durum olduğunu görebilirsiniz.
0
ckisc
(11.02.23)
bence anakronizm tuzagına düşüyorsun.

yunus emre bir mutasavvıftır. şiirlerinde vurguladıkları bugünün sistemindeki örgün eğitim modeline ihtiyaç duyan bilimsel, teknik bilgiler değil. ayrıca gene bugünkü gibi ulusal, örgün, formel bir eğitim sistemi olmasa da din ve dinin felsefesi üzerine tekkeler ve bağlanılan şeyhler, pirler vb. tasavvuf kavramları üzerine gayet derin ve doyurucu bilgiler veren yapılar.

tabii ki bütün bunlar da tek başına yeterli değil. yunus emre'yi müstesna kılan duyuş, düşünüş ve bunu edebi bir şekilde ifade edebilme vasfı.

örneğin

''ete kemiğe büründüm
yunus diye göründüm''

dizelerindeki fikirsel bağlamı oluşturabilecek altyapı 13.yy anadolusunda var.

+ şifahi kültürü çok da hafife almamak gerekir. o da asırların getirdiği deneyimlere dayanıyor.
0
wilhelmwasmuss
(11.02.23)
(4)

sorum klasik sınav sonucu okuyan öğretmen ve öğretim görevlilerine

mr.goodcat
kafama takıldı ve biraz kafa yordum. merakımdan da sormak istedim. test sınavlarını biliyoruz onda sorun yok peki klasik sınavlarda sınav sonuçlarını değerlendirmeden önce kağıtların sıralamasını (yani okuyacağınız kağıtların okuma sırasını) karıştırıyor musunuz? yoksa derslikte nasıl toplandıysa o
kafama takıldı ve biraz kafa yordum. merakımdan da sormak istedim. test sınavlarını biliyoruz onda sorun yok peki klasik sınavlarda sınav sonuçlarını değerlendirmeden önce kağıtların sıralamasını (yani okuyacağınız kağıtların okuma sırasını) karıştırıyor musunuz? yoksa derslikte nasıl toplandıysa o şekilde mi okuyorsunuz?

bunu neden soruyorum? atıyorum sınav soruları yoruma dayalı olabilir veya bilgiyi anlayıp da cevaplandırılacak sorular olabilir. ilk okuduğunuz sınav kağıtlarındaki cevaplar basit olduğundan düşük notlama yapıp sonlara doğru geldiğinizde sınıf dengesini algılayabileceğinizden dolayı son kağıtlarda "bilinçsiz bir şekilde" daha yüksek not verme gibi bir durum oluyor mu?

ilk kağıtları okudunuz, okudunuz ya bunlar çok basit cevap vermiş dediniz ve notladınız. aradan bir süre geçti atıyorum akşam oldu okumaya devam ettiniz ve sınıfın genel yorumlaması zaten basit şekilde olduğunu gördünüz ancak son kağıtlara bu basitlikte de olsa daha yüksek not vermeye başladınız. böyle bir durum oluyor mu?

bahsettiğim şey ilk kağıda 40 verip de son kağıtlara 80 vermek değil. atıyorum ilk kağıtlarda bir soruya 20 üzerinden 12 vermişinizdir son kağıtlarda bu not 18'e çıkar.
0
mr.goodcat
(26.01.23)
bunu engellemek için ilk okunan kağıtlara (8-10 tane) kurşun kalemle not verilir, en son onlara tekrar bakılır. benim genel olarak gözlemlediğim bu.
0
signore
(26.01.23)
Dediklerinizin hepsi yaşanması yüksek durumlar. Bu yüzden sınavları okumaya başladığımda ara vermeden bitiriyorum. İsimleri kapatıp her kağıdın önce birinci sorusunu okuyorum. Ardından en başa dönüp herkesin ikinci sorusunu okuyorum. Hataları da olabildiğince görmezden geliyorum, görmezden gelemediğim yerde de az puan kırıyorum.
0
ruhen hastayim ben
(26.01.23)
Bu durumu en aza indirgeyebilmek için soruları hazırlarken madde madde cevaplanabilecek sorular soruyorum. Mesela 5 maddelik cevabı olan bir soru 20 puan ise 2 tanesini yazabilen 8 puan alır.
Sıkıntı yorum sorularını puanlamakta aslında. Ama birazı tecrübe ile birazı da öğrenciye kavratmak istediğiniz öğrenme çıktılarını net belirlediğinizde sorun olmuyor.

Seviye: Lisans
0
buzbebek
(26.01.23)
Klasik sorularda, cevabın içinde anahtar kelimeleri arayan bir hocayım. Yani soruları da buna uygun hazırlıyorum. Tutarli ve kapsayıcı bir cevapta İçerisinde a, b, c kavramları mutlaka olması gereken şeyler oluyor mesela. Bu kavramlar var ise geri kalanlar bir şekilde aynı kapıya çıkıyor. O yüzden bahsettiğin durumları yaşamıyorum. İlla ki bazen şüpheleniyorum ama o zaman da okuduğum kağıda tekrar bakıyorum.
0
wilhelmwasmuss
(26.01.23)
(12)

Çalışma arkadaşının babaannesi/dedesi vefat etse

baldan kaymak
Baş sağlığına gider miydiniz?Edit: işi gücü en yoüun dönemde bırakıp gittim. Son yolculuğuna uğurladık merhumu. Yanında olöak lazım insanların sevdiklerinizin. İnsanlık olarak da gerekli bence. Beni gördüklerindeki bakışları için bile değerdi. İnsanlar birini kaybedince bir anda yalnızlaşıyor. O'nu
Baş sağlığına gider miydiniz?

Edit: işi gücü en yoüun dönemde bırakıp gittim. Son yolculuğuna uğurladık merhumu. Yanında olöak lazım insanların sevdiklerinizin. İnsanlık olarak da gerekli bence. Beni gördüklerindeki bakışları için bile değerdi. İnsanlar birini kaybedince bir anda yalnızlaşıyor. O'nu paylaşmak lazım geldi bana da. Herkesin başına gelebilir sonuçta taziyeye de ayrıca gideceğim. Gününüz güzel geçsin.
0
baldan kaymak
(17.01.23)
Aynı şehirdeysek taziye yeriyle yani:D yakınlığa bağlı olarak giderdim sanırım. Çok yakın değilsem arardım.
0
Amaranta ursula
(17.01.23)
Gitmem ya ne gitcem nineye dedeye, yakınlık derecesine göre başın sağ olsun demek için ararım
0
vedatchilipeppers
(17.01.23)
hayir
0
hot potato
(17.01.23)
Taziyeye gitmem. Telefonla arar bas sagligi dilerim. Eger cok yakin calismiyorsak, ise döndügünde bas sagligi dilerim.
0
chihirovekohaku
(17.01.23)
chihirovekohaku+1 ama cok cok yakinimsa ve ayni sehirdeysek giderim. bu yakinlikta bir is arkadasim olmadi gectigimiz 15 yilda, bundan sonra da olacagina pek ihtimal vermiyorum ama olursa giderim.
0
in vino veritas
(17.01.23)
Şirkettekiler toplanıp gidiyorsa giderdim. Kendi başıma böyle işlere girmezdim çok yakın arkadaşım değilse.
0
ruhen hastayim ben
(17.01.23)
genelde cenazeye gidiliyor
0
bir soru sorcam
(17.01.23)
Çok yakın değilsem aramam, işe gelince baş sağlığı dilerim.
Yakınsak cenazeye giderim.
Yakınsak ve cenazeye gidemiyorsam eve taziyeye gitmem, telefon ederim.
0
pispinti
(17.01.23)
Abi işarkadaşının babaannesi/dedesinin ölümü üzerine başsalığına gitmem için düğünümde tam altın falan takması lazım öyle bi yakınlık için, maksimum yapılacak şey arayıp söylemek olur, diğer türlüsü gereksiz.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(17.01.23)
olm sizin nasıl iş arkadaşlarınız var anlamıyorum. her gün ana avrat düz mü gidiyorlar acaba size bu insanlar?

aynı şehirdeysem ve arkadaşımın kıymet verdiği birisi ise giderim tabi ki. bu kıymet verdiği kişi babanne/dede değil, eniştesi olsa bile giderim. önemli olan arkadaşının o kişi ile kurduğu duygusal bağ.
0
teritori
(17.01.23)
Gitmem. Annesi, babası ölse tamam da iş arkadaşı babaanne/dedesi benim için "cenazesine gidilmesi gerekli" kisiler kapsamından fersah fersah uzak.
0
wilhelmwasmuss
(17.01.23)
aynı şehirdeyse gidilir. zaten taziye yerinde 5-10 dk oturulur ve kalkılır.
0
paintov
(18.01.23)
(11)

Ders çalışmayan yeğen meselesi

Leonardo~Da~Vinci
Selamlar arkadaşlar. Umarım hepiniz iyisinizdir. Size danışmak, akıl almak için bu duyuruyu yazmış bulunuyorum. Lise 1'e giden bir erkek yeğen(abimin oğlu) var. Kendisi ders çalışmıyor, okul ile bağını koparma seviyesine getirmiş. Sana ne, annesi babası ilgilensin diyeceksiniz, haklısınız. Ailenin ü
Selamlar arkadaşlar. Umarım hepiniz iyisinizdir. Size danışmak, akıl almak için bu duyuruyu yazmış bulunuyorum.

Lise 1'e giden bir erkek yeğen(abimin oğlu) var. Kendisi ders çalışmıyor, okul ile bağını koparma seviyesine getirmiş. Sana ne, annesi babası ilgilensin diyeceksiniz, haklısınız.
Ailenin üniversite yüzü görmüş kişisi benim. Abimin de çocuğa yol gösterme açısından benden beklentisi var. Onlar da ne yapacağını bilmiyor. Abim veli toplantısına gitmiş, öğretmenler bunu okuldan alın, ümit yok, okumaz bu demişler. Ders çalışsın diye gelmiş çocuğu dövmüş. Çözüm yöntemleri bu ve benzerlerinden ibaret. Korkutma, dövme vs.

Lise zamanlarımda ben çalışma program hazırlayarakı ve düzenli ders çalışarak güzel üniversite ve bölüme girdim. Bu bende işe yaradı.
Şimdi çocuğu yanıma çağırıp ona da çalışma programı hazırlasam diyorum, acaba işe yarar mı? Arızalı bir Macbook'um var, tamir ettirip vermek istiyorum. Oradan da bilgisayar dilleri öğrensin, faydası olur diye düşünüyorum.

Çocuğun arkadaş çevresi iyi değil, ders çalışmayan açıktan okurum ne gerek var dört yıl okumaya diyen tipler. Tabii buna müdahale etmem mümkün değil, anca uyarıda bulunabilirim.
Daha yolun başında bir çocuk. Toparlayabilir.

Siz olsanız nasıl bir yol izlerdiniz?
0
Leonardo~Da~Vinci
(28.12.22)
Ben benzer bir durumdaki yeğenimi alıp fiyakalı üniversite kampüslerine götürmüştüm. bak, iyi çalışırsan buralarda okursun filan demiştim, üniversite ortamlarını görünce etkilenmiş ve çalışmaya başlamıştı.

Yerinizde olsam ders çalışırsa ve çalışmazsa olacağı yerleri doğrudan gösteririm. Artık 15-16 yaşında koca bir adam var ve imkanlarının kendisini nereye götüreceğini anlar. Özellikle üniversite ortamları çok etkiliyor, kızlar filan aklını alıyor o yaştaki gençlerin.

Ben açık açık konuştum, bak sana iş kuracak para kimsede yok, ancak çalışırsan böyle (ODTÜ Kampüsü) yerlerde okur, böyle (ODTÜ Teknokent) yerlerde çalışırsın. Yoksa buralarda (şaşmaz sanayi) sürünürsün demiştim.

Bir yıl kadar götürdü.
0
babilfish
(28.12.22)
okumak istemeyeni zorla okutamazsın hocam. dayakla da olmuyor, heves ettirerek de olmuyor maalesef.

yine de fikir istiyorsanız; okumak istememesinin kök nedenini bulup oraya yoğunlaşmak faydalı olur diyebilirim.
0
tantunisultansuleyman
(28.12.22)
Nasıl bir lisede okuyor, zeki mi, böyle düşünme sebebi nedir? Bunlar önemli ama bu tip çocukların çok büyük kısmı akademik hayatta başarılı olamıyor.
0
Erestor
(28.12.22)
En başta söyleyebilirim ki çalışma planı hazırlamak bir işe yaramaz. Sizde işe yaratmıştır çünkü motivasyonunuz varmış. Ama yeğeninizin çalışmak isteyipte planlı olamama gibi bir durumu yoksa faydasız.

Ben de işinizin zor olduğu kanaatindeyim ancak tabiki imkansız değil. Bu noktada ileriye dönük motive edici şeyler bulmanız gerek. Mesela sizi ne motive etti ders çalışmaya? Babilfish in dediği kampüs görme meselesi de motive edici. Beni de ailemin durumunun iyi olmadığı için daha rahat bir hayat sürme ihtiyacı motive etmişti. Mesela yeğeniniz okumayıp neyi hedefliyor bunu sorabilirsiniz. Okumazsa nasıl bir hayatın onu beklediğini gösterebilirsiniz.
0
mysticriver
(28.12.22)
okumaz hocam boşuna uğraşmayın. herkes üniversite okumak, iyi eğitim almak zorunda da değil hem. "üniversite okumak zorunda herkes" kafasından bir kurtulmamız lazım. bizim zamanımızda da böyleydi zorla ünilere yönlendiriyorlardı çocukları. sonuç ortada üni mezunu işsiz veya asgari ücretli insanlar sürüsü...

oto sanayide falan çalışır belki hoşuna gider. 5-6 yıl sonra para basmaya başlar.

bu arada bu sanayi örneği akpli dayı sallaması değil gerçek örneğini gördüm. bir akrabamız oto elektrikçi. oğlu da aynı sizin yeğen gibiydi. sanayiye verdi bunu bir ustanın yanında işi öğrendi. şimdi çok güzel durumları var.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(28.12.22)
15 yasindaki cocuk icin bunu okuldan alin, umit yok diyen ogretmenlerim olsa ben de okumazdim, ben de okulda sogurdum. imkan varsa duzgun ogretmenlerin, ogretmen olmanin ne oldugunu bilen insanlarin oldugu bi okula alin oncelikle. oyle ogretmenlerin oldugu bi okulda bi ilerleme olmaz cunku. yapamiyorsaniz da oyle boyle bi lise diplomasini alsin eline o sacma okulda. yani zaten cocukta motivasyon kalmamistir bu ogretmenlerle su an.

yoksa kimse einstein degil, universite sinavinda birinci olan cocuklar dahil. herkes bi sekilde okur merak etmeyin.

ama liseyi bitirdikten sonra cok kararli bi sekilde okumayacagini soyluyorsa tabii okumak zorunda da degil ona gore bi yol cizilir o zaman. ama su an eline diplomani bi al seklinde ilerleyin. herkes liseden bi sekilde mezun oluyor zaten o da bitirir yeter ki devamsizlik yapmasin ona dikkat edin su asamada yeter.
0
Kittie
(28.12.22)
okulda neler yaşıyor, neden okuldan ayrılmak istiyor bunu size direkt açacağını düşünmüyorum, zira o bir ergen, zihnindeki şeyleri çok zor açar birilerine.

bunun yanında bunu öğrenmek önemli, onu okumak istememeye, okuldan soğutmaya iten şey ne? ne yaşadı, neler yaşıyor, bunları öğrenmek önemli cidden. çevresi de bu şekilde diyorsunuz ve bu çocuk Z kuşağı onu unutmayın, bu kuşakta okusam ne okumasam mı ne diyen bir sürü insan var.

açıkçası şu anki vizyonum olsa, ben de okumakla alakalı tekrar düşünürdüm, (Boğaziçi mezunuyum) bence bana küçük yaşlarda ticaret daha çok yakışırdı mesela. ama lise1'deki çocuktan elbetteki hayata dair bir vizyon bekleyemezsiniz, dolayısıyla kendime ah vah edemiyorum, bunun yanında Z kuşağı ne durumda, vizyonu gerçekten ileri mi geniş mi bunları bilemiyoruz, o yüzden de okumak istemediklerinde çok endişe edip etmemek konusunda kararsızım.

neyse, ACT, acceptance and commitment therapy çalışan bir terapiste götürebilirsiniz imkan varsa hocam, değerlerini, neyin ne olduğunu öğrensin, kendini tanısın. illa okuyacaksa da bazı hamleler yaparak okumayı kendine zulüm haline getirmek belki de.

çok kolay gelsin, zor bir durum.
0
damba
(28.12.22)
Sanayide sürünüldüğü eskide kalmış ve şu an geçerli olmayan bir düşünce. Fabrikada mühendisim. Nitelikli eleman bulmak çok zor. Tornacı olsa hayat boyu iş garantisi olur. Herkes okumak zorunda değil. Meslek lisesine yönlendirin. Uygulamalı işleri yapabilir.
0
dissendium
(28.12.22)
Ek bir cevap olsun. Lise mezunu akrabam sanayide usta. İki arabası var. :) Ders olmuyorsa iş hayatına atılmak mantıklı.
0
dissendium
(28.12.22)
Tabii ki nedenlerini araştırın belki gerçekten temel bilimlere veya sosyal bilimleri ilgisi vardır okul yeterli ortamı sağlayamıyordur ama Bence böyle bi gence yapılabilecek en büyük iyilik artık ipleri kendi eline alması gerektiğini başkalarının onun için karar veremeyeceğini anlatmak. okulu sevmiyor mu, tamam. peki ne yapacak, nasıl hayatta kalacak? bu sorunun aciliyetinin farkına varmalı. suça karışmadan sürdürülebilir bir iş yapmayı becerirse para kazanabildiği zaman ailesi hiçbir şey diyemez, bunun farkında mı. 15-20 yaş arası 5 senede bir sürü alanda ciddi başarı kaydedebilir. okulla ilgili de bi hedefi olur, ben x ile uğraşıyorum ama liseyi de bitirmeyi hedefliyorum gibi. böylecek oraya da gereken en az enerjiyi harcar. burda sıkıntılı durum ailesinin çok anlayışsız olması. yani 5 senede her şey yapılır diyorum ama ne yapmak istediğini keşfetmesi gerekiyor bu da zaman alan bir şey, ailenin sabırlı olması gerekir. ya da bu vizyonu kazanmak için iyi bir üniversitenin daha düşük puanlı bir bölümünü tercih edebilir ve üniversite hayatında kendini keşfetmeye çalışabilir.
0
curious mind
(28.12.22)
Akademik kariyer yapmanın, üniversite okumanın bu kadar anlamsizlaştirildigi bir dönemde, çocukları motive etmek çok zor.

Bizim kuşakta, görece değerliydi, okuyanla okumayan arasında belirgin fark vardı. Hiç yoksa statü anlamında toplum tarafından o farkı hissedebiliyordunuz. Yani tertemiz, hanfendili beyefendili ortamda çalışacaksın örneğin ama bir bilgisayar almaya bir maasin yetmeyecek vs vs. Şimdiki çocukların gozlemleyip kıyas yapabildiği parametreler çok daha fazla.
0
wilhelmwasmuss
(28.12.22)
(6)

Halk eğitim neden ücretsiz deyip ücret talep ediyor?

dredntsouth
Şimdi ben çalışmadığım süreçte hem dil kursuna kaydoldum ücretsiz diye. 2 aylık a1 kursu in yurtiçi geçerli sertifikalı Almanca kursu, 400 TL istendi. Ayrıca kitaplarımızı da kendimiz aldık, hoca sağ olsun uygun fiyata ayarladı ancak defter fotokopisi, milli eğitim kitabı falan zaten. Ben de prosedü
Şimdi ben çalışmadığım süreçte hem dil kursuna kaydoldum ücretsiz diye. 2 aylık a1 kursu in yurtiçi geçerli sertifikalı Almanca kursu, 400 TL istendi. Ayrıca kitaplarımızı da kendimiz aldık, hoca sağ olsun uygun fiyata ayarladı ancak defter fotokopisi, milli eğitim kitabı falan zaten. Ben de prosedürü bildiğim için aile birliğine gidip ödeme yapamayacağımı durumu belirttim. İşte desteğimiz yok, ödeme sizden almazsak burası dönmez dendi. Dedim bunun muhatabı ben değilim ki, ben de iş bulamadığım için burdayım. Ayrıca yoklama alıyorsunuz, madem ücret alacaksınız neden devam zorunluluğu var. Kayıt siliniyor aşınca. Ben prensip olarak açıkçası insanların böyle kandırılmasından rahatsızım. Çünkü kişiselleşti mevzu, bana sunulan ücretsiz eğitim resmen e ver nolucak diye bir yere geldi, özellerle kıyaslandı. Burası özel bir işletme değil vs dedim. Her neyse, buranın bağımsız bir bütçesi var diye biliyorum biraz kaderine bırakmış gibi. Bilen varsa aydınlatabilir mi beni bütçeyle ilgili? Ve süreç nasıl olmalı bu konuda bir ısrarla karşılaşırsam? Sonuçta tamam bu seferlik böyle olsun, ama başka kursa gelirseniz olmaz dendi yani bana :) sorumluluğun tamamen ücretsiz eğitim almak isteyen ve durumu müsait olmayan insanlara yüklenmesi canımı çok sıktı. Sonuçta diğer kişiler veriyorlar bilmeden, konu ben değilim sadece. Merak ediyorum yani buna bu kadar gerek var mı? Çünkü cüzi miktar diyor falan hoş değil. Kimse burda maddi durumunu açmak zorunda değil, sadaka istenmiyor. Her neyse sakin olayım bekliyorum bilenleri :)) yanlış yazdıysam özür, kontrol etmeye fırsatım yok şu an :)
0
dredntsouth
(21.12.22)
zamaninda ben de benzer sekilde sorgulamistim. en sonunda "sinifta herkes parasini vermis derslere katilirken sen vermedigin icin utanmayacak misin?"a getirdiler lafi. bana taninmis ucretsiz bir haktan yararlandigim icin utanmami bekleyen sozde egitimcilerle daha fazla muhatap olmak midemi bulandirdigi icin ne kayit oldum ne kursa gittim. meb'e de sikayet etmek icin aradigimda da bununla ilgili yaptirimlarimiz olacak yakinda bu konuyla ilgili calisma yapiyoruz seklinde bir cevap aldim. sonra ne oldu ne olmadi bilmiyorum daha fazla kosmadim pesinde.
0
kedi olmus gidiyorsun
(21.12.22)
halk eğitim merkezlerinde durum değişmemiş 10 yıldır

bir arkadaşım bilgisayar kursu için halk eğitim merkezine başlamıştı, çünkü oradan aldığı sertifika kendi başvurduğu yerlerde geçerliydi formaliteden alıyordu yani, derslere katıldı bitirdi para vermezseniz sertifikanızı çıkarmayıza getirdiler o da sizin gibi kafayı taktı haklı olarak, istenen para çok bir şey değildi ama insanların salak yerine konması ve düzen böyle tavrı sorun
0
freebird5406_2
(21.12.22)
Çok iyi anlıyorum. Ben de düşündüm uğraşmadan çıkayım diye ama insanın da içine oturuyor. Şimdilik devam etmeye niyetliyim ama muamele çok rahatsız edici gerçekten. Aradaki resmi ilişki vicdanı boyuta taşınıyor ve hakkımdan feragat etmem isteniyor resmen. Şimdi şikayet etsem bu seferlik tamam deyip yaptığı adeta pazarlık da yanar mı diye düşünüyorum. Diğer insanlar da belki zor bela veriyor veya kursu bırakmak zorunda kalıyor, haksızlık resmen.
0
🌸dredntsouth
(21.12.22)
Halk eğitim, okul gibi yerlerde bakanlığın gönderdiği hizmetli personeli genelde yetersiz oluyor. Örneğin 3 hizmetli personel ihtiyacı var ise 1 ini devlet gonderiyor. 2 sini bu kurumlar kendi imkanları ile çalıştırıyor, maaşını ve sigortasını yapıyor. Bağışlar, okul aile birliği bütçesi vs. Bu sebeple istiyor olabilirler.

B
0
wilhelmwasmuss
(21.12.22)
örgün eğitim de ücretsiz güya ama veliden aidat alıyor okullar. kaldı ki halk eğitim..
0
lancelot du lac
(21.12.22)
Kesinlikle bu durumda kurumun da zorda bırakıldığının farkındayım. Ancak açılan her sınıf için 50×400 den 10bin aylık toplanıyor neredeyse. Elbet harcamalarını bilemem toplamda. Kitap falan da bizden çıkıyor zaten. Ancak temel mantığı meslek edindirme, ekonomiye halkı dahil etme çabasıyken para ödemek istemeyeni atarsanız özel bir klüp gibi bir şey olur burası. Tek sınıftan aylık 10bine yakın para azımsanıcak gibi değil. Bir de düzeni böyle durup halka yükledikten sonra zaten kim neden değiştirsin ki bu sistemi :) nasılsa böyle böyle yürütülüyor diye esas sorumlular da üstlenmiyor elbet. Zaten aile birliğindeki hanımefendi açıkça toplantıda kendisine "siz işinizi bilirsiniz" dendiğini söyledi yetkililerce, bütçe ile ilgili...
0
🌸dredntsouth
(21.12.22)
(4)

Bira İçerek Araba Kullanma Cezası

duma duma dum
Merhaba,Bugün yolda giderken yanımdaki şoför bira içe içe gidiyordu. 20 metre ileride de çevirme çıktı karşımıza. Aramıza birkaç araç soktum anlamasın diye, kenarda duran polise söyledim. Tamam dedi. Ben yoluma devam ettim. Aynadan baktım, adamı çektiler. Ne ceza vermişlerdir?
Merhaba,

Bugün yolda giderken yanımdaki şoför bira içe içe gidiyordu. 20 metre ileride de çevirme çıktı karşımıza. Aramıza birkaç araç soktum anlamasın diye, kenarda duran polise söyledim. Tamam dedi. Ben yoluma devam ettim. Aynadan baktım, adamı çektiler. Ne ceza vermişlerdir?
0
duma duma dum
(29.08.22)
Araba kullanırken alköl tüketiyomuşun suçlamasını inkar edeceği için alkol testi yapacaklardır, çıkarsa promile göre gerekli cezasını alacak çıkmazsa devam edecektir diye düşünüyorum.
0
mirafiori
(29.08.22)
dün gece bir arkadaş alkolden ehliyeti kaptırdı. 6 ay ehliyeti kaybetti.
0
wilhelmwasmuss
(30.08.22)
promilin altindaysa bir sey olmamasi lazim
0
c1b2k3
(30.08.22)
promil üstüyse 6 ay ehliyet ve sağlam para cezası var. arabada bulundurmakta yasal muabbete giriyor.
0
mikahakkinen
(30.08.22)
(2)

Emirhan ilkhan ve genç futbolcular

kolaygelsin
Bu taraftarların bakış açısını gerçekten anlamıyorum. Arkadaş bu futbolcular maaşlı çalışan insanlar değil mi? Nedir yani yok menajer oyunu yok bilmem bıraktı gittiler. Bunu eleştiren insanlara çalıştıklarından daha iyi bir firmadan daha iyi olanaklar sunulsa (kendini geliştirme, iş öğrenme, daha iy
Bu taraftarların bakış açısını gerçekten anlamıyorum. Arkadaş bu futbolcular maaşlı çalışan insanlar değil mi? Nedir yani yok menajer oyunu yok bilmem bıraktı gittiler. Bunu eleştiren insanlara çalıştıklarından daha iyi bir firmadan daha iyi olanaklar sunulsa (kendini geliştirme, iş öğrenme, daha iyi maaş vb) şirketlerini bırakmayacaklar mı sanki? Bu kadar mı zor bu insanların bu işten para kazandığını anlamak
0
kolaygelsin
(11.08.22)
E futbol endüstrisi taraftarlık denen şey duygu sömürüsü üzerine kurulu mantık yok yani, bu yorumu yapanlar da profesyonel iş hayatına göre değil taraftarlık hisleriyle duygusal yorum yapıyorlar ortaya böyle şeyler çıkıyor :)
0
freebird5406_2
(11.08.22)
Fanatiklik aklı iptal eden bir sey. Her gün sözlükte en popüler başlıklardan birisi " turkiyeden siktir olup gitme" örneğin. Hatta başlıkta sık sık da mevzu para değil. O bile 2.planda görüşü hakim ( ki ben de öyle dusunuyorum) hah iste bunu diyen insanlardan bir sürü kişi Emirhan ve diğer genc futbolcular söz konusu olunca düşündükleri ile çelişiyor.
0
wilhelmwasmuss
(12.08.22)
(9)

benzin aldıktan sonra para yoksa ne oluyor?

ayseee
diyelimki aracın deposunu tamamen doldurduk ödemeye gittik cüzdan evden kalmış ne oluyor?
diyelimki aracın deposunu tamamen doldurduk ödemeye gittik cüzdan evden kalmış ne oluyor?
0
ayseee
(27.07.22)
E plakan belli zaten, nüfus cüzdanını bırakmanı bile istemezler, kartınızı alın gelin ödeyin derler
0
freebird5406_2
(27.07.22)
havale falan da yapılır heralde
0
gurur
(27.07.22)
@gurur telefonda evde kalmış.
0
🌸ayseee
(27.07.22)
Eğer size yardım edecek birini bulamazsanız. Ödeme yapmadan bırakmazlar, polis çağırırlar. Basıp gidersenizde bi şekilde hırsızlık şikayetinde bulunurlar adınıza karakola. Neyi öğrenmek istiyorsunuz tam olarak?
0
kilimanjaro
(27.07.22)
Arabayı anahtarıyla birlikte oraya bırakırsın. Gider taksiyle alır gelirsin.
0
etna
(27.07.22)
yaşamıştım. cüzdanımı evde unutmuştum. araba ruhsatını bıraktım, ödediğimde aldım.
0
deartheodosia
(27.07.22)
telefonu ya da kimliği rehin bırakman lazım yoksa hiçbir şekilde salmazlar.
0
zgrydn
(28.07.22)
Ruhsatı bırakmak +1
0
2027
(28.07.22)
Başıma geldi, ruhsatı bıraktım, arabamla eve gittim cüzdanı aldim ödemeyi yaptım ruhsatı aldım.
0
wilhelmwasmuss
(28.07.22)
(5)

Ankara altinpark

wilhelmwasmuss
Bugun acik oluyor mu?
Bugun acik oluyor mu?
0
wilhelmwasmuss
(24.07.22)
Park girişi hep açık, lunapark olarak mı sordunuzz?
0
laputa
(24.07.22)
Lunapark kısmı olduğunu bilmiyordum açıkçası, park kısmı olarak sormuştum. Lunapark kısmı acik mi?
0
🌸wilhelmwasmuss
(24.07.22)
altinpark'ta lunapark yok ve surekli acik.

ankapark'i soruyor olabilir misiniz?
0
duyulmasi gerektigi kadar
(24.07.22)
@duyulması gerektiği kadar, Lunapark kısmı var koskoca dönme dolap vardı 4 gün önce. @ wilhelmwasmuss genelde akşamları faal oluyor gibi ama bilemiyorum gündüz talep olmuyor sanırım.
0
laputa
(24.07.22)
Gittim geldim, lunapark da varmış. Cevaplar için teşekkürler.
0
🌸wilhelmwasmuss
(24.07.22)
(11)

Apartman girişinde sürekli oturan komşular

signore
4-5 yıl önce ufak tefek başlayan bir durum özellikle son 2 yılda benim için katlanılmaz bir hal aldı. Apartmanın girişi sosyalleşme mekanına çevrildi ve bizim apartmanda oturanlar ve kısmen yan apartmandakiler sürekli burada. Oturma yeri yaptılar, orta sehpa gibi bir şey var, üstü kapattılar güneşte
4-5 yıl önce ufak tefek başlayan bir durum özellikle son 2 yılda benim için katlanılmaz bir hal aldı. Apartmanın girişi sosyalleşme mekanına çevrildi ve bizim apartmanda oturanlar ve kısmen yan apartmandakiler sürekli burada. Oturma yeri yaptılar, orta sehpa gibi bir şey var, üstü kapattılar güneşten etkilenmiyorlar vs. Abartıyor muyum diye sormak istedim. Veriler:

1. Nisan ayından kasım ayına kadar olan bir süreden bahsediyorum. İstisnasız her gün böyle.

2. Sabah 10 gibi başlıyor akşam 21.30-22.00'a kadar.

3. Toplamda 20 kişi falan kullanıyor ama ortalama 4-5-6 kişi falan oluyor. Kalabalık zamanlarda 10-15 oluyor ayaktakilerle birlikte, genelde akşam 6-7 gibi daha yoğun.

4. 4-5 yıl önce tek tük oturarak başladı şimdi epeyce yerleştiler, çay çekirdek vs. hatta yemek hazırlıklarını bile orada yapıyorlar. fasulye ayıklamak gibi. Çoğu 40-70 yaş arası kadın ama erkekler de oluyor özellikle akşam saatleri.

5. Benim hiçbiriyle sorunum yok, hepsine selam veririm. Erkeklerle ufak tefek ayaküstü muhabbete de giriyorum bazen ama 1-2 dakikayı geçmiyor. Annem arada akşamları 30-40 dk gider oturur ama demirbaşlardan değil zaten çalıştığı için çok gidemez. Ben laf edince "yazık napsınlar sıkılıyorlar evde" falan der.

6. Muhafazakar bir çevre değil zaten aleviler genellikle ama orta-alt gelir seviyesinin olduğu bir yer. Etrafta diğer apartmanlarda bunun eşi benzeri yok bu arada.

Şimdi veriler bunlar. Ben genelde sabah 8 gibi çıkıp akşam 6-7 gibi geliyorum. Sabah görmüyorum ama akşam ve haftasonları ya da geç çıktığım günler sürekli her giriş çıkışta görüp selam vermek, onların orada oturması rahatsız ediyor. Askerden izne çıkan er gibi hissediyorum. Poşetine bakarlar elindekine bakarlar arkadaş gelir ona bakarlar arabayı park edersin ona bir şey derler takım elbise giyersin bakarlar, farklı bir şey taşırsın soru sorarlar. Evden dışarı çıkarken kapıda birileri vardır diye ertelediğim falan oluyor ya. Gece dönünce mutlu oluyorum kapı girişi boş oluyor çünkü. İntrovert bir insanım sosyal fobi de vardır muhtemelen ama günlük hayatımda hiçbir sorun yaşamayan işinde gücünde biri olarak her giriş çıkışımda strese giriyorum. Abartılı mı sizce bu kadar gerilmem?
0
signore
(14.07.22)
Gerilmen çok normal. Dediğin apartman kariyerli olmayan insanların yaşadığu bir aile apartmanı gibi görünüyor.
0
OrangeYellow
(14.07.22)
rahatsiz edici bir durum. ama onlara daha iyi bir alternatif sunmadan kurtulman pek mumkun degil gibi.
0
lemmiwinks
(14.07.22)
Az bile gerilmişsin. Hangi insan sabah akşam evinin girişinde 10 kişi görmek ister ki. Ben olsam çoktan çıkmıştım o evden.
0
dissendium
(14.07.22)
Bundan ben de rahatsız olurum fakat denebilecek bir şey de yok
0
freebird5406_2
(14.07.22)
anliyorum, köy yeri gibi olmus. bi zararlari yoksa kafana takma, birak baksinlar. sorarlarsa sanane de gec.
0
Ley
(14.07.22)
Sesten rahatsız oluyorsun sandım başta. Bence sıkıntı yok selam ver geç. Ben hiç takmam.
0
adwokat
(14.07.22)
Ben de aynı durumu yaşamıştım.oldukca sinir bozucu ve gerici, aynı şekilde bazen bilerek evden çıkmıyordum. Bir kaç yıl öyle gitmişti sonra rahatsız olanlar oldu yönetici de bu rahatsız olan gruptan olduğu için çardagi kaldırmıştı kurtulmuştum.
0
wilhelmwasmuss
(14.07.22)
Kulaklık tak, telefonla konuşuyormuş ve acelen varmış gibi gir çık.
0
not dark yet
(14.07.22)
Abartili, okuduk okuduk sonunda ses rahatsizlik gibi uzun sureli bir sonuc bekledim ama yok 10 saniye gecmek icinse bu kadar dusunmen hatta yazman oldukca garip buldugumu soyleyebilirim.
Benimde apartman girisim kamelyaya bakiyor, insanlarla selamlasip geciyorum, aklima bile gelmezdi boyle bir dusunce.
0
eja
(14.07.22)
Gürültü yapmıyorlarsa sorun yok bence. Üstelik selam veriyorum annemde bazen oturuyor diyorsunuz demekki zararlı insanlar değiller. Sadece siz sürekli görmek istemediğiniz için sorun etmişsiniz sanırım. Dışarıda sosyalleşecek durumları yok demekki, keyif alıyorlar bundan. Saygı sınırlarını koruyorlarsa sorun etmezdim ben olsam.
0
meraklitursucu
(14.07.22)
Bende sevmem.Millet dedikodu için malzeme ariyor
0
essoist
(15.07.22)
(2)

Ösym sınavlarında gözetmenlik

invictae
Yapan öğretmen meslektaşım var mıdır aramızda? Birkaç sorum var. 1- Tyt oturumunda görevliyim. Sınav süresi bitince yapılan işlemler ortalama ne kadar sürüyor? Saat kaç gibi işi bitirip çıkmış oluruz? 2- Araç anahtarlarını topladıkları güvenli bir yer var mı? 3- Teoride cep telefonu ile girilemiyor,
Yapan öğretmen meslektaşım var mıdır aramızda? Birkaç sorum var.

1- Tyt oturumunda görevliyim. Sınav süresi bitince yapılan işlemler ortalama ne kadar sürüyor? Saat kaç gibi işi bitirip çıkmış oluruz?

2- Araç anahtarlarını topladıkları güvenli bir yer var mı?

3- Teoride cep telefonu ile girilemiyor, pratikteki işleyiş de bu şekilde mi?

Teşekkürler.
0
invictae
(15.06.22)
1- amfide girmiyorsanız 4 5 dk sürer.

2- evet, araba anahtarı için kutu bulundurmak zorundalar. Güvenilirliğine bir şey diyemem bir hoca anahtarınızı alıp gidebilir. Polislerin gözetiminde duruyor ama sınav boyunca.

3- kesinlikle cep telefonuyla giremezsiniz. Anadolu aöf sınavlarında girebilirsiniz mesela ama ösym sınavlarında imkansız. Adaylardan tek farkımız araba anahtarı için kutu konması, onun dışında herhangi bir ayrıcalık yok.
0
signore
(16.06.22)
Kesinlikle giremezsin diye bir şey yok. Tamamen kapıdaki polislere bağlı, küçük bir il de ilcede yaşıyorum. Bir sürü farklı sınavda Gozetmenlik yaptım. Görevliyim dediğimde arayan polis olmadı.
0
wilhelmwasmuss
(16.06.22)
(2)

kpss hakkında

canimnicknameyazmakistemiyor
arkadaşlar selam, sanat tarihi bir arkadaşım var. pedagojik formasyonu da var, sanat tarihi öğretmeni olarak atanmak için eğitim bilimleri yanında branş olarak ne sınavına girmesi gerekiyor, bilen var mıdır?sanat tarihi branşlar arasında görünmüyormuş. şimdiden teşekkürler
arkadaşlar selam, sanat tarihi bir arkadaşım var. pedagojik formasyonu da var, sanat tarihi öğretmeni olarak atanmak için eğitim bilimleri yanında branş olarak ne sınavına girmesi gerekiyor, bilen var mıdır?
sanat tarihi branşlar arasında görünmüyormuş.

şimdiden teşekkürler
0
canimnicknameyazmakistemiyor
(03.06.22)
Kpss lisans basvurusu yaptiginda asagida egitim bilimleri sinavini tiklemesi lazim. 240₺ mi ne iki sinavin odemesi. bu sekilde egitim bilimlerine de girecek kpss sabah, ogleden sonra egitim bilimleri. ayni okulda
0
ala09
(03.06.22)
Bizim okulda sanat tarihi öğretmeni bir arkadaş var lakin kendisi elektrik elektronik bölümü derslerine giriyor. Dediğine göre, alanında zamanında alım varmış atanmış. Sonrasında bunun gireceği dersler kaldırılmış, ama kadrolu olduğu için bir şekilde görev alıyor. Ben yıllardır bu şekildeyim hangi okula gitsem nerede boşluk varsa o branşın öğretmeni oluyorum diyor. Hatta toplamda kendisi gibi 50 kişi varmış. Arkadasiniz atanamayan gibi bu durumda.
0
wilhelmwasmuss
(04.06.22)
(5)

Üniversite sınavına 3 milyon 200 bin başvuru olmasının sebepleri?

duchess jessamine
Hani üniversite bitmişti. Hiçbir işe yaramıyordu. Askerliği tecil ya da indirimli ulaşım da bu kadar artırmaz diye tahmin ediyorum. Sebepleri nedir sizce?
Hani üniversite bitmişti. Hiçbir işe yaramıyordu. Askerliği tecil ya da indirimli ulaşım da bu kadar artırmaz diye tahmin ediyorum.

Sebepleri nedir sizce?
0
duchess jessamine
(25.03.22)
Napalim basvuralim bari oluyor olabilir. Yüzdelik olarak ne kadarına tekabül ediyordur bilemiyorum ama doğrudan lise mezuniyetinin sağladığı bir kariyer istihdam alanı, bir gelecek olasılığı yok çünkü.
0
encokbenisevinnolur
(25.03.22)
birincisi ülke nüfusu artıyor. ikincisi "üniversite hiçbir işe yaramıyor" değil, üniversite mezunu olmak bile sizi ayrıcalıklı kılmıyor... arada önemli fark var. nedense türkiye'de okumak zaman kaybıymış gibi bir algı yaratıldı ama bu ülkedeki ortalama vatandaş profili okumadığında daha iyi işler başaracak insanlardan oluşmuyor. iş kuracak, zanaat edinecek, yolunu bulacak bir kişiye karşılık okul olmadan iyi yerlere gelemeyecek binlerce insan var. sanki okumayan herkes süper yerlere gelecekmiş gibi bir algı var. bu yanlış.

okuduğunda bir yere gelemiyorsun tamam ama bu "okumazsan gelirsin" demek değil. tam aksine artık çaycılik için bile doktora diploması istendiği için okuyan şüpheli, okumayanın hiç şansı olmuyor...

bir de üniversiteye giriş sınavı yani neticede sırf kendini denemek için öylesine giren insanlar bile var. çok anlam yüklememek lazım diye düşünüyorum.
0
der meister
(25.03.22)
tek bir sebeple açıklanamaz elbette;

kültürel, ekonomik, sosyolojik bir sürü etken var. genç nesil her ne kadar okumak aslında o kadar da kıymetli değil dese de ebeveynler, okuyarak statü, para, itibar kazanmanın pik yaptığı yıllarda yetiştiği için tırnak içinde söylüyorum bir işe yarar adam olmanın olmazsa olmazı faktörlerinden başlıcası olarak görüyor. dolayısıyla üniversite eğitimi konusunda teşvik ediyorlar veya zorluyorlar.

ekonomik anlamda der meister gibi düşünüyorum, yani bizim insanımızın ezici çoğunluğu iyi ki üniversite okumadım çünkü üniversite okuyup karşılığını alamayıp ömrümü çürüteceğime şunu şunu yaptım şu an çok iyi durumdayım hikayelerini yapacak bir kitle değil. atıyorum üniversite'de öğretmenlik okuyup atanamayan adam bim'de kasiyer oluyorsa, lise mezunu artık oraya da giremiyor. yani lise mezununun, üni okuyup alakasız şu işi yapıp asgari ücret alan kişinin, işine girmesi için ön yeterliliği de olmuyor. hepsini geçtim, sırf belki bir yerde bir torpil buluruz da bizim oğlanı/kızı bir yere aldırırız diyebilmek için bile üniversite okumasını bekliyor ebeveyn veya kişi.

toplumun algısı da büyük oranda, piii üniversite bile okuyamamış, lise mezunu bomboş adam şeklinde. seveyim toplumun boş düşüncelerini diyebilirsiniz ama bireyler istisnalar dışında, toplum normlarına uymak ister.
0
wilhelmwasmuss
(25.03.22)
baraj kaldırıldı. canı sıkılan, evden kaçmak isteyen falan herkes üniversite okumaya gidecek. geçen sene mesele 700bin kişi barajı geçememiş. yıllardır baraj altı kalanlar artık üniversiteye gidecekler
0
avatar is back
(25.03.22)
Elbette sosyolojik sebepleri de var ama geçen seneki sıralama özürlü, saçma derecede sıkıntılı sınavı da hesaba katın derim her şeyden önce. Ufak bir yks 2021 araştırması yaparsanız görürsünüz.
0
not dark yet
(25.03.22)
(6)

Ereğli almak için geç mi kaldık

condom kurşunu
Bugün temettü vermiş artık seneye verir geç mi kldık almakta?
Bugün temettü vermiş artık seneye verir geç mi kldık almakta?
0
condom kurşunu
(24.03.22)
yarın daha geç
0
megacracker
(24.03.22)
Evet bence döngünün tepesinde hatta iddialı konuşayım buradan Ereğli alan dolar bazında 2-10 yıl içinde hiç bi dönem bi şey kazanamaz.
0
Mcfly
(24.03.22)
Ereğli'nin mantığı şöyle:
Ben her ay bir miktar para tasarruf edeceğim. Bu tasarrufumla Ereğli ve daha birkaç kağıdı düzenli olarak alacağım. Bunu böyle 20 sene devam ettireceğim. 20 sene sonra portföyümde biriken kağıtların temettülerini maaşıma ek yapıp yiyeceğim. Diyorsan buradan Ereğli al.

Yoksa @ Mcfly haklı.

Hatta, EREGL gibi kağıtları kendisi için değil de çocukları için her ay alıp kumbaraya atanlar var. Öyle düşün yani.
0
Mirket
(24.03.22)
İddialı konuşmak istemiyorum ama nedense borsaya merak saran kişilerin çoğu en başta henüz değerlenmemiş hisselere meyl etmektense Arşı alaya giden hisselere merak salıyorlar bunun daha nereye kadar gitmesini bekliyorsunuz acaba. Ben olsam ucuz henüz hak ettiği yeri görmeyen hisseleri incelerim
0
Antrikot
(24.03.22)
20 yıl detayına kadar Mirket'in dediği kitledeniz. ben tam 20 yıl hedefi koydum, belirtilen amaçla. eşim de çocuğumuzun eğitim masrafları motivasyonuyla hisse alıyor. ağırlıklı olarak ereğli.
0
wilhelmwasmuss
(24.03.22)
Neden yurtdışı temettü veren hisselere yatırım yapmayı düşünmüyorsunuz? AT&T için tam zamanı olabilir belki de...
0
burka
(24.03.22)
(8)

Benzinci sorusu, pompa attıktan sonra ne yapıyorlar?

hrvl
Selam duyurucular, dün akşam benzin almak için istasyona girdik. Fullemesini istedik. 508,… TL’de pompa attı. Eşim ödemeye gitmişti ben arabadaydım. Sonra benzinci preset yazan bir tuşa bastı. Altta ufak yazıyla tutarı gördüm, her basışında 508, 509, 510 öyle gitti tutar. 520’ye kadar getirdi. Tekra
Selam duyurucular, dün akşam benzin almak için istasyona girdik. Fullemesini istedik. 508,… TL’de pompa attı. Eşim ödemeye gitmişti ben arabadaydım. Sonra benzinci preset yazan bir tuşa bastı. Altta ufak yazıyla tutarı gördüm, her basışında 508, 509, 510 öyle gitti tutar. 520’ye kadar getirdi. Tekrar pompaya mı bastı naptıysa orda, 520 TL’ye tamamladı bizim benzini.
Bunun amacı nedir?
Babam hep şey derdi, benzin alırken pompa attıktan sonra daha bastırmayın, hava basıyorlar diye.
Tutarı tamamladı desem, 508’den 510’a tamamlanır en fazla (ki buna da gerek yok tutar niye düz olsun çoğu insan kartla ödüyor zaten, ya da para mı bozamıyorlar nedir yani?). 520’ye kadar getirmesinin sebebi ne olabilir?
Belki bilmediğim bir şey vardır diye direkt benzinciye sormak istemedim. Ama öğrenmek de istiyorum, en azından tekrar başıma gelirse ve bir çakallık varsa bileyim diye.
Cevap vereceklere şimdiden teşekkürler.
0
hrvl
(21.03.22)
pompa attiktan sonra daha basmayin diceksiniz. 508 den 520 ye tamamlamasi da cok normal. pompa attiktan sonra 3-4 litreye kadar ekleyebilir.
0
müptezeller diyari
(21.03.22)
Benim bildiğim, sürüş tecrübesi az olan biri olarak, pompa tam yüzde 100de atmıyor. Diyelim 99da atıyor, ona araba full diyor, ama pompacı ağzına kadar dolduruyor.
Yanlış olabilir benim bildiğim.
Hava basıyorlar bana saçma geldi bu arada.
0
senolll
(21.03.22)
hava ile ilgisi yok. pompa bir tasma emniyeti ile atiyor. pompacı da o payi elle tamamliyor. bu arada eskiden olsa 510 tamamlardı ama 508'den 520'ye 1 lt etmez herhalde.
0
helenart
(21.03.22)
Depodan fışkırana kadar dolduracaklar illa. Ceplerine komisyon falan da girmiyor anlamıyorum bu tavrı.

Bir de yakıt depolarında genleşme tankı denilen bir hazne oluyor. Amacı sıcakta falan buharlaşan yakıt oraya gitsin depoyu sıkıştırmasın ama bizim pompacılar oraya da girecek şekilde koyuyor diye duydum. Ama yakıt pompası farklı yerde mi oraya koyulan benzine ulaşılabiliyor mu onu da bilmiyorum.

Ben istisnasız her dolduracağım zaman söylüyorum artık pompa attıktan sonra eklemeyin diye. Siz de öyle yapın.
0
chicha_v2
(21.03.22)
Bundan 9-10 sene önce uzun yola çıkmadan önce arabayı fullettim. Benzinci de aynı bu şekilde manuel ekledi benzini sonunda. Ama adam ne kadar koyduysa arabanın bi yerlerinden içine taşırmış. İstanbul-ankara arasını benzin kokusuyla gittik, o gün bugündür her seferinde atınca bırak derim. Söylememe rağmen %60ı koymaya devam ediyor orası ayrı :)
0
housedaki topal doktor
(21.03.22)
genleşme tankına da alacak şekilde dolduruyorlar. üç beş sene önce sıcak bir ayda fulletmiştim. sonra biraz gidince lastik patlaması gibi gümleme sesi duyup panikle sağa çekmiştim. görünürde bir şey yoktu. sonra araştırınca öğrenmiştim. anlayan birisi demişti tam dolu depo ise ondandır diye.
0
wilhelmwasmuss
(21.03.22)
Fulle dediğiniz için fullüyor. Tutarı da 10’un katlarına yuvarlıyor. Hem ödemesi para üstü kolay oluyor hem de akşam hasılatı kasaya teslim ederken hesaplaması.

Babanızın hava basmaktan kastı, yakıt koymadan sayacı boşa yükseltmektir. Kendisinin gençliğinde eski tip pompalarda belki öyle bir şey mümkündür ama bugünün akaryakıt istasyonlarında bu biraz gereksiz bir endişe.

Bunları dert etmeyin, “tabancanın attığı yerde bırak” deyin.
0
lazor
(21.03.22)
Pompalarda hız ayarı oluyor. Em hızlı ayarda fullediklerinde yakıt içerde köpürdüğü için tam fullenmeden pompa kendini atabiliyor. Sonrasında üstüne ekleme manuel yapılabilir. Pompa attıktan sonra 50 60 liraya kadar eklendiği oldu denk geldim.
0
bigcaptain
(22.03.22)
(9)

açık lise tam olarak nedir acaba? kardeşim kaydolmuş, delircem

der meister
konuya vakıf değilim, bilen birisi varsa sistemi açıklayabilir mi?erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. son dönemi. çok tembel. online derslerle zaten hiç işi olmadı, açıldığından beri de annem zorla gönderiyor okula. anca cips yiyip lol izlesin. okula dair hiçbir isteği, hedefi yok. dil okuyor,
konuya vakıf değilim, bilen birisi varsa sistemi açıklayabilir mi?

erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. son dönemi. çok tembel. online derslerle zaten hiç işi olmadı, açıldığından beri de annem zorla gönderiyor okula. anca cips yiyip lol izlesin. okula dair hiçbir isteği, hedefi yok. dil okuyor, kazanmak istediği yerler/bölümler var ama sıfır çaba; ayrıca ingilizcesi sandığı kadar iyi değil.

birkaç arkadaşı açık liseye kaydolmuş, bizim eleman zaten ısrar ediyordu, "burda kalırsam kafayı yicem" filan diye aramış annemi sanki hapis hayatı yaşıyor hıyar. annem de iyi ne halin varsa gör dedi, çok üstelemedi ama üzülüyor hiç değilse okula gidiyordu şimdi yatacak akşama kadar diye.

bunun bir avantajı, dezavantajı var mı? çocuklar niye böyle hevesle açığa geçmeye çalışıyorlar, okula gitme zorunluluğu ortadan kalkacağı için mi? diplomayı nereden alacak mesela şimdi bizim oğlan, mis gibi ilçenin anadolu lisesi dururken açıktan mı alacak? annem ona kızıyor zaten, "oğlum ben okuyamadım, açık liseyi 40 yaşında bitirdim, sen niye efendi gibi kendi okuluna gidip lisenden mezun olmuyorsun da benimle aynı diplomayı alıyorsun" diye.

bunun haricinde biraderimle neler yapabileceğimize dair fikriniz varsa onları da seve seve alırım. geçenlerde ankara'ya geldi yanıma. behzat ç'den dolayı çok seviyor ankara'yı. e ben de oradayım. kaleye gittik, müzeye gittik, kızılay'da takıldık, gençlerbirliği maçına gittik... dedim belki biraz heveslenir, ankara'da okul kazanayım der.

yok abi yok. sıfır. adam sabah yataktan kalkıp okula gitmiyor ya. depresyonda filan olduğunu düşünmüyorum. güzel bir arkadaş grubu var. her türlü etkinliği de sever, benim gibi sessiz sakin bir çocuk filan olmadı hiçbir zaman. okulda zorbalığa maruz kaldı ondan mı istemiyor diyorum ama hiç sanmam, tam aksine öyle bir durum varsa bu zırtapoz "bully tayfa"dandır kesin, hem aramız iyidir öyle bir şey olsa paylaşırdı diye düşünüyorum.

kendi haline bıraksak iyice mal olacak, bu sene kazanamayan adam daha hiç kazanamaz. ne yapacağımızı şaşırdık. en çok üzüldüğüm şey de boş çocuk olmaması. yani ne bileyim tarihi çok sever mesela. çoğu konuda az buçuk bilgisi vardır, iyi kötü bir ergen için vizyonu olan, düzgün eğitilse ve bir şeylerin üstüne düşse iyi işler başarabilecek, mutlu olabilecek birisi ama adam herhangi bir şey için ekstra bir nefes dahi almak istemiyor. yıldık cidden.
0
der meister
(10.02.22)
bu aralar ben de çok sık duyuyorum bu tür şeyleri. hatta baldızın oğlu da aynı macera peşinde. benim konuşup ikna etmemi istiyorlar. dayısı ile ticaret işlerine takılıyor bir yandan. para da tatlı gelince okuma hevesi hepten kaçtı. son sınıfı açıktan okuyacağım diye baldızın kafasını şişiriyor her gün. okumaya gönlü olmayanlar için fırsat kapısı. çocuklar birbirinden duyuyor muhtemelen.

diğer yandan okuyup işsiz kalanların halini de kendilerine dayanak yapıyorlar.
bizim zamanımızda okumak level atlamanın birinci koşuluydu. şimdi çok zorlaştı.
0
lazpalle
(10.02.22)
Konuya hakimim. Meslek lisesi mudur yardimcisiyim. Acik liseye çok ogrenci gönderiyoruz. Söyle ki, bu dönem zaten açık liseye kayıt yaptıramaz. Kayit donemi geçti. E zaten son sinif. Su an okuduğu okulda bitirmekten başka alternatifi yok zaten.
0
wilhelmwasmuss
(10.02.22)
köy den mezun ol açık liseden olma. cv sini ortaya koyduğunda açık lise diye burun kıvıran yöneticileri görünce ileride çok pişmanlık duyar.
0
jamswety
(10.02.22)
üniversitedeki açıköğretimin lise versiyonu. yılda iki defa gidip sınavlara girer o kadar.
anlattığın durum pek iç açıcı değil. benzer hedefsizlikte öğrencilerim oldu. aile için gerçekten zor bir durum.
pedagog veya artık yaş gereği normal psikolog ile görüşülmesini ısrarla tavsiye ederim.
o kadar amaçsızlık hiçbir zaman sağlıklı bir durum değil.
sabır diliyorum.
0
d e j i n
(10.02.22)
Yukarıda artık geçemez denmiş ama yanlış bilgi, 11 şubat mesai bitimi itibari ile örgünden açığa geçiş sonlanıyor. Yani eğer isterse geçebilir. Ara dönemde de geçiş mümkün, geçen öğrencilerim var.

Benim öğrencilerimden bahsettiğim gibi (12. sınıf) bu sene başında ve bu ara dönemde geçenler oldu, fakat bu öğrenciler halihazırda sınava hazırlanan dershaneye kayıtlı devam eden başarılı öğrencilerdi, ve argümanları da okulda farklı branş derslerinin sınavları ve okul yoğunluğunun yorgunluğu ile verim alamayacak olmalarıydı. Bence mantıklıydı da, eğer çalışan, disiplinli bir öğrenci olsa idi kardeşiniz ya da devam ettiği bir dershanesi/ kursu vs. olsaydı üzerine düşünülebilirdi. ( fakat sizin söyledikleriniz tam aksini işaret ediyor.)

Açık liseye geçtiklerinde almaları gereken kredi çok çok daha az oluyormuş, sadece zorunlu ortak dersleri alıp bitirecekler, hatta bu sene başında geçen öğrencim kendisinin mezun olma kredisini bile doldurduğunu söylemişti, sadece bu yıldaki zorunlu ortak dersler ( TDE, Mat, ing, anımsayamadığım bir kaç ders daha) sınavlarını verecekti. Ki bunlarda okul sınavlarına kıyasla daha az zorlayıcı. (hatta bu sene online sanırım)

Yanlış bilgi vermiş olmayayım ama sanırım diplomasını da Halk Eğitim Merkezinden alacak, orada gerekli bilgiyi verirler diye düşünmekteyim.
0
kucukne
(10.02.22)
yazar başlıkta "kaydolmuş" demiş. Altta kaydolabilir mi tartışması dönüyor.
Konuya dönersek, öğrencilerde moda oldu açık liseye geçme hadisesi. En başta başarılı öğrencilerin sınava daha çok vakit ayırabilmek amacıyla başlattıkları bir akımdı. Fakat gördüğünüz üzere evde yatayım, kim gitçek sabahın köründe tayfası da akıma dahil oldu.
Bence bu saatten sonra sizin müdahaleniz yeterli olmaz. Yaratılış, yetiştirilme tarzı ve çevre faktörü buraya getirmiştir. Gerekirse sene kaybeder, arkadaşları üniversite kazanır, gruptan elenir; o da yeni bir yol çizmek için motive olur. Bu durumun daha az enerji ve emek harcamalı varyasyonu ise özel üniversite talebi olacaktır.
0
adivar
(10.02.22)
Lise diplomasının kendisi pek etkili değil artık biliyorsunuz. Onun için nereden alındığının pek bir önemi olmasa gerekir. Robert ve Galatasaray gibi diplomalara değer veren özel sektör firmaları belki vardır, ancak geri kalanının sizce bir önemi var mı? CV'sine okuduğu liseyi zaten yazmayacaktır bile.

Ancak esas problem kardeşinizin eğitim hevesindeki kırılmada sanırım. Bence lisesinden çok bu konuya eğilseniz daha iyi gibi. Evet iyi bir eğitim görmüş kimseler şu sıralar hak ettiği değeri hissedemiyor olabilir, ancak bu bir kriz durumu. Normal şartlarda bu böyle olmamalıydı. Gelecekte de bu böyle kalmayacaktır, kalamaz. Bunu anlamasını sağlayın bence.

Eğitim hevesi yerindeyse, açık ya da örgün çok fark edeceğini sanmıyorum ben.
0
akhenaten
(10.02.22)
Acik lise 2.donem ilk kayıt basvuru suresi bitti. İsteyen herhangi bir halk eğitim merkezi müdürlüğünü arayıp kolaylıkla teyit edebilir.
0
wilhelmwasmuss
(10.02.22)
arkadaşlar kaydolmuş yazmışım ama kaydolmamış daha. onu düzelteyim. okuldan transkript almış. yarın halk eğitim merkezine gidecek. bu duyuruyu gösterdim, bak dedim süresi geçmiş diyorlar, "yoo bizimkiler hala gidiyo" dedi. bilmiyorum artık nasıl olacak ya da olacak mı...

ama sanırım üç aylığına da olsa dershaneye yazdıracak annemler. arkadaşları da orada olduğu için biraz heveslenmiş görünüyor. bugün eve gelince kendisi direkt gelip bana çalışacağını söyledi. hatta bizim okula girmek için kaç net gerektiğini hesaplamış; aslında çok uzak olmadığını, çalışsa yapacağını anlayınca gaza gelmiş gibi biraz... hadi inşallah.
0
🌸der meister
(10.02.22)
(7)

Gunluk sigara parasini nereye atalim

celebi efendi
Sigarayi birakmak icin motovasyon olsun. Biriktirmek istiyorum. Ama oyle kumbara ya da rl vadesiz hesapta degil. Altin doviz alsan vergi kesiyor. Oyle bir sey olsun ki 20-100 tl arasi para ile alim yapabilelim. Hem de kurus kurus da olsa degerlensin. Ileride ortaya goze carpan bir para cikarsa birik
Sigarayi birakmak icin motovasyon olsun. Biriktirmek istiyorum. Ama oyle kumbara ya da rl vadesiz hesapta degil. Altin doviz alsan vergi kesiyor.

Oyle bir sey olsun ki 20-100 tl arasi para ile alim yapabilelim. Hem de kurus kurus da olsa degerlensin. Ileride ortaya goze carpan bir para cikarsa birikim yapmaya heveslendirsin.
0
celebi efendi
(04.02.22)
İş bankasından bir yatırım hesabı aç. Parayı yatırdığında hemen o günkü fiyattan kaç lot oluyorsa o kadarlık bir temettü hissesi al.
Hayatın boyunca hiç elleşmezsen, emekli olduğunda emekli maaşına yakın ikinci bir temettü maaşın olur.

Mesela yarın 1 Lot ENKAI alabilirsin. 1 Paket sigara parası eder mi, şu anki fiyatı 14 lira 98 kuruş.
0
Mirket
(04.02.22)
Tam beklentinizi karşılamasa da kripto hesap açıp sadece usdt alın
Dolar arttıkça o da değerlenir
0
photo85
(04.02.22)
Biz bir yıllık biriktirip o parayla Çanakkale'den küçğk bir arsa aldık.
Sigaraya hergün verirken göze görünmeyen para birikince epey oldu.
Yöntem de şu atıyorum hergün iki paket sigara parasıyla döviz almak.
0
kirmizipilotkalem
(04.02.22)
İşbankasından yatırım fonu aç.
Hergün 5 adet civarı iş portföy elektrikli araçlar karma fon al.
0
mg3929
(04.02.22)
bir suru bankada gunluk vadeli hesaplar var. her gun vadesiz hesabindan gunluk vadeliye istedigin miktar para aktarabilirsin. hatta enpara uygulamasinda ana sayfada mesela "bas biriktir" diye bir opsiyon var, bastiginda istedigin hesaptan istedigin vadeli hesabina onceden belirledigin miktari atiyor. her gece faiz isliyor vs.
0
robokot
(04.02.22)
Yatırım değilde bir şeyler alıp onu öde.
Mesela taksitle bir bilgisayar alıp sigaraya vermeyecegin parayla ödemeleri yap.
0
etna
(04.02.22)
Temettü veren bilindik, sağlam hisselerden topla. Topla, unut. Her yıl gelen temettulerle tekrar hisse topla. Bunu yıllarca devam ettir.
0
wilhelmwasmuss
(05.02.22)
(3)

Kullanılmayan kıyafetlerimi nereye bağışlayabilirim?

utungan
Kullanmadığım kıyafetlerimi ayırdım. Bunların ihtiyaç sahiplerine ulaşması beni memnun eder. Bunu en kolay nasıl yapabilirim?
Kullanmadığım kıyafetlerimi ayırdım. Bunların ihtiyaç sahiplerine ulaşması beni memnun eder. Bunu en kolay nasıl yapabilirim?
0
utungan
(05.01.22)
bulundugunuz ildeki kadın derneklerine ulasin, onlar yönlendirirler sizi. mesela bir tanesi su,

www.kadindayanismavakfi.org.tr

yasadiginiz yerdeki kadin dayanisma dernegine ulasabilrsiniz.
0
spivak
(05.01.22)
bazı illerde konteyner şeklinde kıyafet kumbaraları koyuyor belediye, yaşadığınız yerde var mı bilmiyorum.
0
mustafakesekci
(05.01.22)
Isim dolayısıyla belediyenin sosyal hizmetler muduru ile görüşmüştüm.j
Kıyafet kumbaralarina koymayın, onlar genellikle kumaş kesime gidiyormuş. Buradaki belediyenin söylediği bu şekilde. Onun yerine bizzat belediyeye müracaat edin, çok küçük bir yerde değilseniz illa bu işlere bakan bir hizmet birimi vardır. Ben aramıştım evdeki bazı mobilyaları ve kıyafetleri alıp götürdüler. Belediyenin sevgi evi var, orada kullanacaklarmis.
0
wilhelmwasmuss
(05.01.22)
(18)

araba sürmeyi manuelde mi öğreneyim otomatikte mi?

buenosdias
ders almayı düşünüyorum da. hangisini seçsem bilemedim. normalde otomatik derdim. ama atıyorum bi yerde eski püskü manuel araba kullanmak zorunda kaldım. otomatiğe alıştığım için süremezsem dezavantaj olacak.
ders almayı düşünüyorum da. hangisini seçsem bilemedim. normalde otomatik derdim. ama atıyorum bi yerde eski püskü manuel araba kullanmak zorunda kaldım. otomatiğe alıştığım için süremezsem dezavantaj olacak.
0
buenosdias
(07.10.21)
Manuel öğrenirsen avantajı olur. Atıyorum şirket aracı kullanmak durumunda kalırsın ve manueldir. Manuel kullanmayı bilen biri otomatikte hiç zorlanmaz. Tersine ise alışması çok zor olur.
0
himmet dayi
(07.10.21)
Tabiki manuel vites.
Otomatik olan bastın mı gidiyo zaten
0
etna
(07.10.21)
beklentinize, yaşamınıza göre değişir. ben de kursa yeni yazıldım, otomatik ehliyet alacağım. şirket arabası kullanmak gibi bir durum yok, büyük şehirdeyiz, arabamız otomatik. hızlıca da öğrenmem lazım. manuel ile uğraşmamı gerektirecek bir durum yok yani. kendinize göre değerlendirip karar vermelisiniz.
0
gmzo
(07.10.21)
Manuelde hata yaparsan en fazla stop eder kalir, otomatikte baslayinca frenle gazi karistirdi dukkana daldi oluyor.

Acemilik bence hep manuel olmali.
0
divit
(07.10.21)
otomatik ehliyet ile manuel araba kullanamazsınız zaten, yasak. tabi yakalanmadığınız sürece. otomatik ehliyeti manuele çevirmek için de yeniden ders alıp sınava girmeniz gerekiyor.

ayrıca yasal kısmı önemli değil diyorsanız bile manuel alırsanız otomatiği kendi çabanızla hemen öğrenirsiniz. ama otomatik alırsanız manuel öğrenmek için illaki ders almanız, çabalamanız gerekecek.
0
elorelia
(07.10.21)
otomatikte öğren. düz araba mı kaldı? 3. sınıf şirketler hariç hepsi otomatik vites araç veriyor zaten. %1'lik bir ihtimal için araba öğrenme işini işkenceye çevirme. muhtemelen hayatın boyuncamanuel araba kullanmak "zorunda" kalmazsın merak etme.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(07.10.21)
Zorunda kalmaktan kastınız nedir bilmiyorum, ama bu zamana kadar ehliyetiniz yoktu mesela? Aynı durumda "ehliyetim yok" demek yerine "otomatik vites ehliyetim var" diyebilirsiniz. Eğer tüm ihtimalleri dahil edecekseniz, evet manuel ehliyet tek seçenek.

Diğer taraftan, eğer kendi aracınız olmayacaksa ve farklı şirketlerle çalışıyorsanız, evet o zaman nihayetinde manuel bir araç tek seçeneğiniz olabilir.

Kısaca eğer kendi otomatik aracınız olacaksa otomatik alın bence, zaten adım adım manuel araçlar "zevk meselesi" olmaya başlıyor. Günlük kullanım için otomatik araçlar yaygınlaşıyor. Ama yok farklı farklı şirket araçlarıyla çok işiniz olacaksa manuel öğrenmeniz daha iyi şu dönemde.
0
akhenaten
(07.10.21)
otomatikte öğren manuel aracta kullanma.
0
sizofren06
(07.10.21)
manuelde tabii ki. bi insan niye sadece otomatik araba kullanmayı öğrenir hiç anlamıyorum. acil bir durumda kullanacağınız tek araba manuel olursa ne olacak? ya da şirket ehliyetiniz var mı dediğinde "var ama manuel kullanamam" mı diyeceksiniz?

ayrıca gayet etraf manuel araba dolu. sanki tedavülden kaldırılmış gibi yorumlar çok garip.
0
bohr atom modeli
(07.10.21)
Ben de manuel diyorum. Zaten otomatigi surebiliyorsun.
0
Pufpuf
(07.10.21)
Dünyanın binbir türlü hali var. Aracın bozulur acil birinden emanet alman gerekir, kiralaman gerekir, gece çocuk hastalanır araban serviste olur taksi bulamaz komşudan araba alman gerekir, şirkette bir durum olur sadece manuel araba vardır... belki teki bile başına gelmez ama binlerce ihtimal var. Ehliyet kursundan sonra hiç manuel araba kullanmadım bende ama ben olsam manuel ehliyeti alırım öyle aşırı zor efor sarfedeceğin bir olayı yok.
0
cilekli pasta
(07.10.21)
Manuelde öğrenmek daha iyi. Gaz fren karıştıranların iddia ediyorum tamamı uzun süre manuel kullanmamış, verseler manuel kullanamayacak olan sürücülerdir.
0
bana kedicik derdi
(07.10.21)
manuel, manuel, manuel.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(07.10.21)
arkadalsar herkese tesekkurler. durumumu soyle ozetliyim. 10 yildir ehliyetim var. ama sadece ehliyet alirken kullandim. sonra kullanmayi unuttum. sanirim o donem ehliyetler manuel veya otomatik ayrilmiyordu. o yuzden yasal sikinti yok sanirim. pekiyi bir sorum olacak. baslangicinda kendime manuel eziyeti cektirmektense, kolayca otomatik ogrensem. sonra vakit bulunca manuel'e donsem? niye soruyorum cunku bana gore asil olay vites degil, yol, direksiyon hakimiyeti, ozguven falan. bunlari otomatikte kazandigim zaman manuel'de tek is vites ve debriyaj hakimiyeti olacak. diger turlu hem yol hem direksiyon hem vites hem debriyaj hakimiyeti hepsini bir arada baslangicta ogrenmek zorunda kalacagim. haksiz miyim?
0
🌸buenosdias
(07.10.21)
Ben olsam hiç manuel'le uğraşmazdım. Hala manuel araba üretiliyor olmasına bile şaşırıyorum.
0
pispinti
(07.10.21)
Manuel araba kullanmayı öğrenme isini niye bu kadar abartıyor insanlar, dünyada anlamadığım gizemlerden birisi gerçekten.

Otomatik aracta neyi öğreneceksiniz ki? Yani alay veya küçümseme amaçlı sormuyorum, gaza basıyorsun gidiyor, frene basıyorsun duruyor işte.
0
wilhelmwasmuss
(07.10.21)
Ehliyet zaten varsa ve işle ilgili araç durumu falan yoksa otomatik öğren geç. Acil durumda kullanabilecek kadar manuel biliyorsundur ehliyet aldığına göre (stop ettirmeyip yokuşta kaçırmayacak kadar)

Otomatikte öğrenecek ne var diyenler ilk araba kullandıkları zamanları unutmuşlar veya zaten çok iyilermiş. Aracın boyutunu algılayıp sıkışık yerlerden sürtmeden geçebilmek, 3D düşünüp park edebilmek veya örneğin daha uzun araçla dönüşleri nasıl yapacağını kestirebilmek gibi şeyler otomatikte de alışmadığınız sürece başınıza dert olabilir. Arabanın üç boyutlu yapısını ve hareketini algılayıp sonra diğer araçlarla uyumlu olmak yani. Mesela İstanbul'da sinyal vermeden önüne kıranlar, takip mesafesi bırakınca önünü dolduranlar var alışman gerekiyor. Şerit değiştirmek için bazen başkasının önüne burnunu kırman gerekiyor vs. bunlar gayet otomatik ile de çalışılabilecek öğrenilecek şeyler.
0
nhk ni youkosu
(07.10.21)
Kadinsaniz otomatik, erkekseniz manuel kullanmayı öğrenin.
0
Kirmizibavul
(08.10.21)
(11)

Öğretmen için ideal şehir neresi olur

bir fincan kahve ile film izlemek
Selamlar Atama tercihi yapacağım. Kendi branşımda kontenjanın üçte biri İstanbul'a verilmiş ve maalesef İstanbul'un kiraları malum. Gidip de öğretmen maaşıyla aç kalmak var. Diğer seçenekler de g. doğu ve doğu Anadolu ağırlıklı. Herhangi bir küçük şehri yazmaktan yana ve soğuktan çekincem yok bu ara
Selamlar
Atama tercihi yapacağım. Kendi branşımda kontenjanın üçte biri İstanbul'a verilmiş ve maalesef İstanbul'un kiraları malum. Gidip de öğretmen maaşıyla aç kalmak var. Diğer seçenekler de g. doğu ve doğu Anadolu ağırlıklı. Herhangi bir küçük şehri yazmaktan yana ve soğuktan çekincem yok bu arada, soğuk iklim de severim vs. Her yeri yazarım modundayım.

İstanbul'da açılan ilçeler: adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Eyüpsultan, fatih, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Silivri, şile, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu, Bayrampaşa, avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Güngören, Maltepe, sultanbeyli, tuzla, esenler, Ataşehir, Arnavutköy, başakşehir, Beylikdüzü, Çekmeköy, Esenyurt, Sancaktepe, Sultangazi

Diğer düşündüğüm yerler:
Ağrı (merkez, Doğubeyazıt)
Ardahan (merkez, çıldır)
Diyarbakır (Kayapınar, yenişehir, sur)
Erzurum (Palandöken, Yakutiye, Aziziye)
Akdeniz'den sadece Hatay (Antakya, dörtyol, İskenderun, Samandağ, kırıkhan, defne)
Kars (Merkez, Arpaçay, Kağızman)
Van (Gevaş, Muradiye, Edremit, Tuşba)

Gördüğünüz gibi durum bu. Dengeli bir dağılım yok kontenjanda, İstanbul epey fazla. Üç kez gittim İstanbul'a, evet çok güzel şehir fakat büyük şehirin kaosuna girmek sanki macera olur gibi geliyor, ben de küçük bir şehirde büyüdüğüm için İstanbul'da yapabilir miyim emin değilim. Evet kültürel etkinliklere erişim cazip fakat zaten ona gelene kadar para kalmaz gibi. Kira fiyatlarını ise zaten hiç bilmiyorum, bu ilçeler için yorumu size bırakıyorum.

Diğer seçeneklerden de özellikle Kars merkez ve Hatay için bilgi sahibi olan varsa çok sevinirim.
Teşekkürler
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(29.08.21)
Hocam branşınız nedir bilmiyorum ama Hatay’da genelde iskenderun ve Antakya merkez yüksek puanlarla atama alıyor. Kiralar İskenderun’da 1000 civarı seyrediyor, diğer yerlerdeki kiraları bilemiyorum.
0
rectoa
(30.08.21)
Van’ın Edremit ilçesi çok güzel biz kahvaltıya gitmiştik sahil çok hoştu. Merkezde çarşı İstanbul’u aratmıyor. Ben bir mühendis olarak maaşın nerdeyse yarıya inmesini kabul edip formasyon alıp kpss mi çalışsam diye düşünmüştüm o denli. Devlet memuru arkadaşlarım var isterseniz etkinlik hesabı olarak açtıkları instagramlarını paylaşırım sizinle fikir alışverişi için.
0
cilekli pasta
(30.08.21)
Tabii ki erzurum, merkez ilçeleri açılmış.

Yazmaman gereken yer Doğubayazıt. Orada 3 yıldır çalışan arkadaşım var. Ki bu çocuk öyle adaptasyon problemi olan, sunu beğenmem, bu olmazsa yaşayamam diyecek huylu biri de degil. Hala alışamadı gun sayıyor gitmek için. Anlattıklarından anladığım, yerel halki zihniyet olarak orta çağda yaşıyor.
0
wilhelmwasmuss
(30.08.21)
Uygun ev bulunabilirse adalarda Bi okulda öğretmenlik çok güzel olmaz mı yaa? Özellikle yazın çok kalabalık ama kışın aynı yoğunluk olmuyor adalarda. Tabi adada yaşama fikri size uyuyorsa ve eski Bi evde oturmaya razıysanız. Yoksa yapanlar var ama bence İstanbul’dan vapurla gidip gelmek çok yorucu
0
euteamo
(30.08.21)
Adalarda oturamazsın muhtemelen maaş yetmez.

Şu anki durum nedir bilmiyorum ama 5 6 sene önceye kadar büyükçekmece, Silivri kiraları baya düşüktü. İstanbul kaosundan da uzak yerler. Hala öyleyse denenebilir.

İskenderun müthiş yer bu arada. Askerde acemi birliğim İskenderundu 2 gün önceden gidip gezmiştim epey normalde ağzıma sürmem günde 3 künefe yedim 2 gün boyunca :D
0
materyalist imam
(30.08.21)
@rectoa özel eğitim branş
@wilhelmwasmuss teşekkürler
@euteamo maalesef o maaşla (6-6.5k) adalar'da tutunabilmem imkansız ya:(
@materyalist imam; evet çok duyuyorum bu tarz yorumlar, Hatay üst sıralarda yer alacak teşekkürler
0
🌸bir fincan kahve ile film izlemek
(30.08.21)
Ya aslinda Beykoz falan kaostan uzak, cok yasanabilir yerler ya... Benim cok ogretmen arkadasim var orada, kirada rahatlar.

İstanbul'u direkt kafadan elemeyin bence.
0
invictae
(30.08.21)
Arpaçay Kars'ın uzak ilçelerin sınır ilçesi. Kağızman'ı önermem fazla gelişmiş değil.
Kars merkez daha mantıklı Kars'ta havalimanı var, canın sıkılırsa kaçarsın Memleketine.

Erzurum yazacaksan merkeze yakın yerleri tercih et. okula geliş gidiş yapması zor olur.

Erzurum ve Kars'ta parayı yakıta ve uçağa verirsin öğretmen ortamı ortalama.

Van ilçeleri gelişmiş. Servisleri falan var okula geliş pek sıkıntı olmaz gibi. Van öğretmen ortamı iyi diye duydum ama okuldan okula değişebilir.

Hatay'da suriyelilerden dolayı sınıflar kalabalıkmış ama özel öğretim öğretmeni olduğun için sıkıntı olmaz diye düşünüyorum.

Kars, Erzurum'da sosyal hayat pek yok, öğretmen arkadaşlarınla takılırsın.

Van ve hatay sosyal ortam iyi.

Tercih sana kalmış.
0
komando kani var bende
(30.08.21)
Kars'ta bir hafta kadar kaldım. Merkezde hiçbir şey yok. En fazla 1 saatte dolaşırsınız. Arpaçay ve Kağızman daha dış ilçeler. Hava çok soğuk olur. Kar uzun süre kalkmaz. Van'a gitmedim ama Van büyükşehir belediyesi. Merkezi daha gelişmiş diye biliyorum. Diyarbakır'a Doğu'nun Paris'i diyorlar. Hatay ve Diyarbakır'ın daha gelişmiş olması mümkün. Erzurum da soğuk olur. Ben her şeye rağmen İstanbul'a giderdim ama diğerleri olacaksa Hatay ya da Diyarbakır olabilirdi sırasıyla.
0
dissendium
(30.08.21)
adalar pahalı evet ama aramaya inanmak lazım ve önceliklerin ne? bir kaç yıl önce yakın arkadaşım 500 TLye oturuyordu heybelide. ev çok küçük ve eskiydi ama o yaklaşık 2 yıl yaşadı orda, evlendiği için çıkmak zorunda kaldı. tabi böyle evleri emlakçıdan da değil de gidip gezerek bulabilirsin. benim arkadaşım çalıştığı iş yerinde adada oturan birinden duyup o evi tutmuştu.
0
euteamo
(06.09.21)
hatay ya da cok seviyorsan istanbulun sakin bir ilcesi mesela beylikduzu
0
bay b
(06.09.21)
(10)

Öğretmenler seminere başka şehirde gidemiyor mu

buffy de vampir sayılır
Sb teşekkürler
Sb teşekkürler
0
buffy de vampir sayılır
(26.08.21)
Gideceği okula dilekçe ile başvurması gerekiyor diye biliyorum
0
coca cola
(26.08.21)
Bir kısmını bir şehirde devamını görevli olduğu şehirde gidebilir mi? Pandemiden dolayı bir şeyler değişti mi
0
🌸buffy de vampir sayılır
(26.08.21)
Zaten seminer 1 hafta. Eskisi gibi iki hafta olup; bir haftası farklı bir ilde diğeri burada gibi bir durum söz konusu yok. Seminerleri başka ilde alabilmek ile ilgili yazı / karar çıkıyor, ondan sonra dilekçe ile başvuruyorsunuz. Ben bu dönemki seminer için böyle bir yazıya denk gelmedim, yazı gelmediği için de muhtemelen herkes kendi çalıştığı okulda yüzyüze gerçekleştirecek. Yine de idarenize sorup teyit edin.
0
kucukne
(26.08.21)
gidemiyor.
0
wilhelmwasmuss
(27.08.21)
Peki rapor alınabiliyor mu? Kendim için sormuyorum bu arada, öğretmen değilim. Bir arkadaşıma yardımcı olmaya çalışıyorum
0
🌸buffy de vampir sayılır
(27.08.21)
Rapor alabilir.
0
jamiro
(27.08.21)
Başka şehirde gidemiyorsunuz 4 gün olduğu için. Rapor alınabilir acil vs. diye ayrımı yoktur sağlık raporunun. Sadece okul idaresi isterse hakem hastanesine gönderip raporu oradan talep edebilir.

Meb çalışanıyım.
0
synax
(27.08.21)
31 ağustosta alınabilir mi peki rapor? Bir gün önceden almak şart mi
0
🌸buffy de vampir sayılır
(27.08.21)
Bir de sözleşmeli henüz, kadroya geçmedi daha
0
🌸buffy de vampir sayılır
(27.08.21)
31 Ağustos tarihi itibari ile alabilir 4 günlük. Sözleşmeli olması ''hasta'' olmasına engel değil lakin kurum müdürünün sonrası için tavrı da önemli. Acısını çıkaran da olur, üzerinde durmayanda.
0
synax
(27.08.21)
(7)

Evde bu sarı ömerden dolanıyor

cosmicgadin
Dağ başında yaşıyorum. Koca kafalı akrep gibi Bi örümcek. Ne hakla bilmiyorum ama ikidir eve giriyor. Öldürmek istemedim. Üstüne bardak kapattım. Alamıyorum da zıplar diye. Hızlı yürüyorlar mı? Bir de başıma Bi iş getirmesin bu? Acıyıp acınacak hale düşmeyelim.
Dağ başında yaşıyorum. Koca kafalı akrep gibi Bi örümcek. Ne hakla bilmiyorum ama ikidir eve giriyor. Öldürmek istemedim. Üstüne bardak kapattım. Alamıyorum da zıplar diye. Hızlı yürüyorlar mı? Bir de başıma Bi iş getirmesin bu? Acıyıp acınacak hale düşmeyelim.
0
cosmicgadin
(26.08.21)
gebertir seni dikkat et çok tehlikelidir.
0
sizofren06
(26.08.21)
Oldukça tehlikelidir. Hakkari'de az çekmedim o totoşlardan. Hızlı hareket eder, yüksek zıplar. Tavsiyem eve kedi veya köpek almanız. O icabına bakar.
0
lappuntamento
(26.08.21)
Büyük örümcekler çok tehlikeli.
Bardağı kaldırmayın.
Böcek ilacınız varsa bardağın yanını azıcık kaldırıp sıkın ve kapatın. Bu işlemi tekrarlayın. Aman kaçmasın.
Kapıyı pencereyi açık bırakmayın.
0
pro9it9is9
(26.08.21)
İlk defa duydum. O neymiş diye baktım, korkunç gerçekten
0
kisa
(26.08.21)
Yazik yaaa :') o da korkmuştur şimdi, yüreği hop hop atıyordur. Gerçi korksalar bile kuğl görünüyorlar eşek sıpaları. Bardağın altına karton gibi bi şey ittirip atsaniz ya dışarı. At kadardır da o şimdi :')

Öldürdüğünü duymadım ama süründürdüğünü duydum.
0
beetlejuice
(26.08.21)
orta anadolu'da bögü/böö vb isimlerle bilinen hayvan bu. öldürmez ama süründürür. hakkari'de askerde bu hayvan hakkında bize brifing vermişlerdi, şöyle hayvandır, böyle yapın, sokarsa hemen revire gelin vs vs.

acımayın, imha edin.

amerikanın ırak ı işgalinde de, abd askerlerine korku salan, illallah ettiren gizemli yaratık, abd askerleri çıldırıp kaçıyor:) falan diye bizim leş gazetelerde meşhur olmuşluğu da vardır. ismini söylemiyorlardı tabii.
0
wilhelmwasmuss
(26.08.21)
öldürmedim. çok gergin bir operasyon sonrası doğaya (esasında bahçeye:) saldım. Umarım istenmediğini anlamıştır.
0
🌸cosmicgadin
(27.08.21)
(4)

ne okuyayım ben?

high hopes of the sozluk
selamlar bu sene yks'ye girdim de tyt'de 374.487 sıradayım ayt sayısalda ise 306.933 sıraya girmişim.şu anda ben yazılımda kendimi geliştirmeye çalışıyorum acaba uzaktan bilgisayar programcılığı veya teknolojisi falan mı okusam? diğer bi yandan da emlak yönetimi falan da duydum ileride emlakçılara l
selamlar bu sene yks'ye girdim de tyt'de 374.487 sıradayım ayt sayısalda ise 306.933 sıraya girmişim.
şu anda ben yazılımda kendimi geliştirmeye çalışıyorum acaba uzaktan bilgisayar programcılığı veya teknolojisi falan mı okusam?
diğer bi yandan da emlak yönetimi falan da duydum ileride emlakçılara lazım olacakmış bu belge oradan üçbeş bişey kazanırız.
burada asıl amaç öğrencilik nimetlerinden yararlanmak ama belki işime de yarar dediğim bi bölüm okumak açıkçası.
tavsiyelere açığım.şimdiden teşekkürler...
0
high hopes of the sozluk
(18.08.21)
Beden eğitim veya antrenörlük okuyabilirsiniz. Aklıma o geldi ilk
0
Hallegadola
(18.08.21)
@Hallegadola neden ki zaten yaşım var benim.zaten kronik bi hastalığım var ve çok enerjik bi insan değilim maalesef.spor ile çok alakam kalmadı maalesef.
0
🌸high hopes of the sozluk
(18.08.21)
ne okuyacağın konusunda tavsiye veremem ama emlak yönetimini belge vereceklermiş diye okumak çok hatalı olur. o belge illa aranacaksa, halk eğitim kursu şeklinde verirler herkese 1 ay içinde belgeyi, okuduğunla kalırsın.
0
wilhelmwasmuss
(19.08.21)
@wilhelmwasmuss doğru diyorsun aslında.kolay yolunu bulurlar bizim ülkede
0
🌸high hopes of the sozluk
(19.08.21)
(25)

araba almak mantıksız mı?

anneboleyn
daha önce araba kullanma tecrübem yok, bu aralar araba almaya niyetlendim. biraz peşinat biriktirip üstüne kredi çekerek almak istiyorum. 2.el 100 bin civarı bir şey almayı düşünüyorum. ama ailem hiç desteklemiyor, alma masrafı çok fazla, hem kredi hem araba masrafına sokma kendini diyor. şu an her
daha önce araba kullanma tecrübem yok, bu aralar araba almaya niyetlendim. biraz peşinat biriktirip üstüne kredi çekerek almak istiyorum. 2.el 100 bin civarı bir şey almayı düşünüyorum. ama ailem hiç desteklemiyor, alma masrafı çok fazla, hem kredi hem araba masrafına sokma kendini diyor. şu an her yere taksiyle gidiyorum(korona nedeniyle) böyle daha uyguna geliyordur araba sırf masraf diyorlar. gerçekten saçma mı sizce? o kadar külfetli bir şey mi?

gelirim 10k, ailemle yaşıyorum, düzenli bir masrafım yok.
0
anneboleyn
(08.08.21)
Araban yokken arabasızlığın nasıl bir şey olduğunu anlamıyorsun. Araba özgürlüktür. Hem maaşın da iyiymiş, çok zorlanacağını sanmam
0
birmilyonunvarmi
(08.08.21)
kredi faizleri çok yüksek. hazır paran olsaydı al derdim.
0
xrated
(08.08.21)
@xrated ben de ondan çekiniyorum. bir yandan tamamını biriktirip alayım desem araba fiyatları uçuyor yetişemiyoruz. şu haliyle de çok balon gerçi ama düşeceğine inanmıyorum piyasanın
0
🌸anneboleyn
(08.08.21)
Araba sahibi olmanın verdiği özgürlükle bir yere taksiyle gitmeyi kıyaslamak çok tuhaf geliyor. Bu araba alma ne gerek var zaten evinin önünden otobüs geçiyor, taksi kullanıyorsun, işe servisle gidiyorsun diyen tipler hiç bitmez.

Bence alın ama 100k'ya iyi araba kalmadı, peşinat varsa 130-140'a çıkarak alın. Parayı da bir şeye bağlamış olursunuz, tr'de araba pek değer kaybetmiyor enflasyona karşı paranın değeri bir şekilde korunmuş oluyor.
0
signore
(08.08.21)
Ben de benzer kararsızlık içindeyim ama ben araba sürmeyi de sevmiyorum. Bu yüzden ehliyet almakla bile uğraşmadım. Sanırım alsam da arabasını kullanacak biri olursa yine başkasının arabasına binmeyi tercih edeceğim.

Sadece kültürel olarak bir zorunluluk gibi, hani hayattaki achievementlerden biri gibi bakılıyor, o yüzden alırım alırsam, bunu da yapmak bana komik geliyor.
0
eksisozlukokuryazari
(08.08.21)
ben çok istiyorum, hiç taksiyle aynı şey gibi gelmiyor ama ailemin fikri bu yönde :( biraz daha para biriktirip bütçeyi yükseltebilirim ama o da çok uzun sürer, fiyatlar da iyice yükselir diye korkuyorum.
0
🌸anneboleyn
(08.08.21)
bence geliriniz gayet yeterli.
araba da bana göre bu devirde gerekli bir şey.
alınabiliyorsa hemen alınmalı çünkü fiyatlar düşmeyecek.
bu ay alsanız, üç ay sonra kârdasınız gibi bir durum var.
taksiler de çılgın gibi pahalandı zaten, yani karşılaştırınca araba daha uygun.

diğer yandan, o masrafa girme, bu masrafa girme diye diye bu sefer bir şey sahibi olamazsınız.
asıl hazır ailenizin yanındayken alın alacaksanız, daha rahat edersiniz.

kendi kazandığınız parayla, kendi süreceğiniz bir arabayı alırken ailenizin desteğine ihtiyacınız yok.
siz istiyor musunuz istemiyor musunuz ona karar verin.
0
blatta hiberna
(08.08.21)
Vergilerin, yakıt fiyatlarının ve kredi faizlerinin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede finansal açıdan mantıklı değil.

Özellikle İstanbul trafiğinde araç kullanmak mental açıdan mantıklı değil.

Ailem şehir dışında ev arayacakları için kiralık araba ile uğraşmak yerine benzer bütçeyle bir araba aldı. O fiyatlara satılan arabalar resmen saçmasapan ve noteri, kaskosu, vergisi, otoparkı derken bir sürü masrafı çıktı.

Sizin lehinize işleyen tek şey fiyatların yakın zamanda düşmeyecek olması. Eğer öyle veya böyle lazım olacak diyorsanız, rejim yeni bir kredi balonuyla çıkmadığı sürece ne kadar erken alırsanız finansal yükü o kadar az olur.
0
bruce mclaren
(08.08.21)
@Cesario detaylı bilgi için çok teşekkür ederim. ben de otomatik düşünüyorum ama haliyle çok eski araçlar var bu bütçeye, ne yapsam bilemiyorum.
0
🌸anneboleyn
(08.08.21)
al geç başkan. dolmuş metro taksi arkadaş arabası hepsini tecrübe ettim. kendi araban gibisi yok bence :D arabayla çok bi yere gittiğim de yok açıkçası. boşta durmasın diye geceleri müziği açıp sürüyorum bu sıralar :D gezmeyi, yemeyi içmeyi seven birisiysen zaten çok ihtiyacın olur. eski temiz bi otomatik japon al bence.
0
glamdr1ng
(08.08.21)
araba sahibi olma işine, masraf kafası ile bakarsanız yanlış yaparsınız.

araba masraflıdır, gösteriş içindir, taksi vardır otobüs vardır diyen tipler bitmez. ya ben 2012 model clio aldım 2017 de. hala da onu kullanıyorum. niye araba alıyorsun, gösteriş için imasını yapan oldu, ulan clio ile kime neyin gösterişini yapacağım haha.

şunu tereddütsüz diyebilirim ki, sağlık ile ilgili malzemeler ve harcamalar dışında getirdiği avantajlar yanında masrafı konuşmaya değmeyecek bir şey varsa o da arabadır.
araba sahibi olmayınca, arabanın nasıl bir ihtiyaç olduğunu fark etmiyorsun ama araba sahibi olunca ne kadar kısıtlandığını anlıyorsun ve iyi ki arabam var diyorsun.
0
wilhelmwasmuss
(08.08.21)
Abi toplu tasimanin süper olduğu herkesin bisiklete bindiği bir avrupa sehrindeyim. Benim de arabam var ve zerre umrumda değil kim ne der.

Bilmem ne gölüne gitmek icin hangi otobus saat kaçta gelir bilmem ne sehrine gitmek icin kac aktarma yapmam lazim ugrasamam.
Verdiği özgürlük süper. Su hayatta evinden sonra kendine ait güvende olabileceğin tek sey.
Türkiye'de biriktirerek birşey alinamaz. Ha yatirim efsanesisindir katliyorsundur o zaman tamam.
0
logisticsmanager
(08.08.21)
Bekarken aile aracımız vardı. Şahsi olarak kullanmasam da düğün dernektir, ailecek gidilecek yerlerdir hep kapıda araba vardı biner giderdik. Şimdi evlendim ve henüz arabamız yok. Taksi maksi hikaye. Karşıda arkadaşımın düğünü var taksiyle mi gideyim? Şıkır şıkır giyinip otobüse metrobüse mi bineyim? Zaruri durumlarda hemen babadan kayınpederden emanet alıyoruz, Allah’tan onlar varlar. Masraf diyenler, tam akbil olmuş 4.03, taksi desen dünyanın parası. Artı çektiğin eziyet de var. Arabayla 5 tl benzin yakacak yere taksiyle 20 tl ödemekten ciğerimiz soldu.
Araba inanılmaz bir özgürlük. Yarım saat boyunca boş taksi bulamadığım zaman oldu mesela. Geç saatte zaten toplu taşıma yok doğru düzgün. İmkanınız varsa kesinlikle alın diyorum. Bekarken, aile yanındayken alınabilecek en güzel zaman bence. Yapabileceğiniz en güzel yatırımlardan biri.
Biz de biraz peşinat biriktirip yılbaşından önce almak istiyoruz, inşallah siz de biz de gönlümüzdeki araçlara sahip oluruz :)
0
hrvl
(08.08.21)
Arabanin bir güzelliği de triggered cevrecilerin göz yaşlarını izlemek. Bu da paha bicilemez. Arkadan birşeyler bagiriyorlar ama ne dedikleri belli olmuyor pek.

Yalniz 100bine ikinci el otomatik uzebilir. Manuel bulması daha kolay.
0
logisticsmanager
(08.08.21)
Evlenmek de mantiksiz, cocuk yapmak da mantiksiz, ise girmek, askere gitmek cogu hayat rutininde mantik yok zaten.

Araba almak da inanilmaz mantiksiz bir karar bugun hesapladim 1 senede 15bin tl yemis ama alman lazim.

Cunku toplum arabasizlari dislar, arabasiz adamin onune engeller cikarip durur.
Toplu tasima duzeltilmez, taksiciler egitilmez, bisiklet yollari yapilmaz.

Evlenmezsen de kimse arkadaslik etmez, isyerinde terfi verilmez, zam yapilmaz.

Bu yuzden araba alman sart.
0
divit
(08.08.21)
yaşam tarzına çok bağlı ama o bile arabadan sonra değişiyor. daha az yürümeye başlıyorsun, trafikte sürücü olarak karşılaştığın kuralsızlıklar stres vb yaşam enerjinden azar azar götürüyor (bence en eksisi bu), zaman kazandırıyor ama benim serviste otobüste harcadığım zamanın bir kısmı çok kaliteliydi. araba sürdüm süreli daha az okuyorum daha az hayal kuruyorum, yol etrafında olan bitenleri artık izleyemiyorum, trafik stresi yüzünden küfür etmediğim bir seyahatim yok odun gibi bir adam oldum.

arabasızken gittiğim yerleri şimdi düşündükçe şaşırıyorum, gitmek isteyip de gidemediğim pek yer olmamıştı, yalnızca daha çok organizasyon gerekti. o yüzden arabanın verdiği özgürlüğü mekansal değil zamansal bi özgürlük olarak görüyorum, istediğin zaman hızla gidebilmek gibi.

masraf konusuna çok katılamıyorum çünkü küçük motorlu masrafsız ve düşük vergili bi arabam var, kasko trafik vergi bakım hepsi toplam yıllık 3K, gerisi zaten taksi otobüs ağırlıklı ortalaması kadar tutar ki onu zaten harcıyorsun.

toparlarsak ilk arabasını 33 yaşında almış ve 250k km yapmış bi birey olarak, hem neden 10 yıl önce almadım diye kendime kızıyorum (daha sosyal bi insan olabilirdim), hem de alsaydım eğer mental ve fiziksel olarak daha farklı (çoğunlukla daha kötü) durumda olacağımı sanıyorum. araba beni başka bi insana dönüştürdü ama tahminen zamanı gelmişti.
0
engelbert humperdinck
(08.08.21)
Almayıp ne yapacaksın tüm şartlar uygun. Yerinde olsam 1 sn düşünmezdim.
0
anarsika
(08.08.21)
Finansal olarak kotu elbette, aksini iddia eden cok net guvenilmez.

Ama illaki istiyorsan al, sonucta kazandigin para illaki istediklerini yapmak icin var.

Bence buradaki en buyuk sorun ailenin "musade etmemesi" durumu. Hal boyleyken ben olsam ilk adim olarak kendi evime cikarim, arabayi sonra dusunurum.

in a world of magnets and miracles'in yazdigi her seye +1 ama o konu disi.
0
hot potato
(08.08.21)
araba özgürlüktür, kim ne derse desin. kapının önünde de dursa orada durması insana bir rahatlık verir. çıkar gezersin, kafana göre evine dönersin. otobüs, metro saatleri kovalamazsın. zaten fiyatlar artıp gidiyor, senin de kira masrafın yokmuş. bundan 4 sene önce 32 bin liraya 95 model bir mercedes e 200 almıştım, şimdi olmuş 100 bin :D şu an o parayı hayatta vermem mesela. masraf olayı biraz şans işi, tamirini ve bakımlarını kendim yaptığım için fazla bi şey kaçmadı ama ustalık işlere mecbur para verdim.

geçen annemle konuşurken söylediği şu oldu bak, bir fikir verir belki. "hayattaki en büyük pişmanlığım ne biliyon mu?" dedi. "arabam çalınıp bulunduktan sonra soğuyup araba kullanmaktan vazgeçmeyecektim ya" dedi.

bak dün babam şehirdışında olduğu için kendi başına 100 km ötedeki yazlığa gitmesi gerekti. 3 vesait, ordan in, ona bin, bu sıcakta 2.5 saat yol tepti. şoförlüğü olsa tık diye 1.5 saatte oradaydı. ben olaya başka bir yerden örnek verdim ama alt metin anlaşılmıştır.
0
chezidek
(08.08.21)
çevreye saygı, kirlilik konusuna katılıyorum da bu işler bireysel olarak yapılabilir. ailen olduğunda toplu taşıma hiç bir işini görmez. bebek ateşlendi, hastalandı gece yarısı napacaksın. ailenle gezmeye bir deniz kenarına gideceksin veya ormanlık bir alana gideceksin napacaksın? bir davete gideceksin napacaksın? en kısa zamanda tamamen elektrikli araçlara geçilirse bu sorun zaten ortadan kalkacak.
0
xrated
(08.08.21)
alın. biz micra aldık, mtv 6 aylık 54 lira, az yakıyor, park kolay. www.sahibinden.com
0
morella
(08.08.21)
@morella ben de micra bakıyordum :) ama benim bütçeme otomatik ancak 2006 model falan oluyor, o yüzden bilemiyorum.

@hot potato yanlış anlamayı düzeltmek istedim, ailem müsaade etmiyor değil, fikri desteklemiyor. Gereksiz diyorlar. Zaten alırsam da onlardan maddi destek almayacağım, sadece fikirlerini söylediler yani, benim de kafam karıştı.

Ben almaktan yanayım yorumlardan sonra iyice pekişti, ama ne kadar peşinat olmalı vs onu bir araştıracağım. Peşinatım yok çünkü şu an.
0
🌸anneboleyn
(08.08.21)
Yahu nasılsa pek bir giderin yok,
Şimdi almazsan ileride daha da zorlaşacak,
Yaş ilerlemeden araba kullanma skillerini geliştirmen lazım,
O maaş ile toplu taşımaya taksiye falan da gayet para ayrılabilir koymaz ama dediğim gibi ileride eninde sonunda aile büyüdüğünde bir arabaya ihtiyaç olacak ve insanlar günümüzde eskiden bir arabası varsa ancak onu satarak düzgün bir arabaya geçebiliyorlar. Bu vakit geldiğinde elinizde bir araç yoksa çok zorlanacaksınız.

Bu durumlar düşünüldüğünde.. yemişim masrafını al gitsin tabii ki
0
ananiyimioguz
(09.08.21)
Hazır aile yaşındayken 10k gelirin de varken al. İstanbul trafiğinde araba kullanmak zulüm ama arabasızlık daha kötü. Evimin 4-5 kilometre yarı çapındaki her yere hala öncelikli tercih olarak yürüyerek, en olmadı metro ya da otobüs ile giderim ama daha uzun yollar için araba hayat kalitesi artırır.

@birmilyonunvarmi +1
@signore +1
0
nawar
(09.08.21)
Anneboleyn micra 2007 var bende, kullanıyorum valla bi sıkıntı yok eski diye düşünme.
Alırkenki masraflar yazılmış aynen öyle. Taksitle de oluyor hepsi. Maaşın krediye de yeter bence ekstra başka masraf yoksa. Arabadan anlayan biri yanında olursa iyi olur. Satış işleminde dikkatli olmak lazım. Kullanmak açısından da hocadan kendi arabanla ders alırsan en güzeli.
0
oyokbuyoknevar
(09.08.21)
(5)

osmanlı batı yerine doğuyu doğuyu hedef alsaydı ne olurdu?

egokalp
malumunuz fetih hareketleri hep batıya doğru, doğuya ise sadece isyan bastırmaya ve iranı dizginlemeye gidiyor, iranın içinden geçip tebrize kadar girse bile sonra oraları birakip yine batıya yöneliyoracaba avrupa yerine orta asyaya odaklansaydı rusyanın da 18.yy a kadar çok güçlü olmadıgını düşünür
malumunuz fetih hareketleri hep batıya doğru, doğuya ise sadece isyan bastırmaya ve iranı dizginlemeye gidiyor, iranın içinden geçip tebrize kadar girse bile sonra oraları birakip yine batıya yöneliyor

acaba avrupa yerine orta asyaya odaklansaydı rusyanın da 18.yy a kadar çok güçlü olmadıgını düşünürsek acaba osmanlı hindistana veya çine kadar gider miydi?


irandan sonra çine kadar çok mukavemetle karşılaşmazdı diye düşünüyorum, zaten orada diger türk göçebe toplulukları var, hindistanda da müslüman babür kralligi var. siz ne düşünüyorsunuz? saçmalıyor muyum?
0
egokalp
(29.06.21)
orta doğuya hakim olmuş, kuzey afrikaya hakim olmuş. daha ne istiyorsunuz ki? iran diyorsanız da o zaman orada gayet güçlü bir yönetim var, baş etmek zor. aksine batıya ilerlemese hepten geri kalmış bir toplum olacaktık. ayrıca çin de hindistan da yabana atılacak güçler değil, osmanlının yenebileceğini zannetmiyorum.
0
candide
(29.06.21)
Osmanlı Devleti'nin Hint deniz seferleri var. Doğu hedef alınmamış bir yer değil.

İran kolay bir coğrafya değil. Çok dağlık bir yer İran.

Hedef alması yeterli değil. Önemli olan elinde tutabilmesi. Osmanlı maalesef burnunun dibindeki yerleri bile elinde tutamadı.
0
dissendium
(29.06.21)
zorlayıcı arazi şartları sebebiyle, batıda ilerlediği rahatlıkla ilerleyemezdi. (iranın dağlık bölgeleri, afganistan, hindikus dağları vs vs ilk aklıma gelenler) hadi bütün bunları geç, ben bugün 2021 yılında altımda araba ile marmara ile doğu anadolu arasında bile o farkı hissediyorum. kaç asır öncesinde atlı süvarilerden gariban piyadelerden bahsediyoruz. iran diyoruz, afgan diyoruz, orta asya diyoruz.

orta asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarında ilerlerken lojistik anlamda ordu bir yerden sonra yürütülemezdi. osmanlı sefere çıkmadan aylar öncesinden, sefer güzergahındaki hasat zamanını, bağ bahçelik arazileri bile hesap edip yola çıkıyor ki ordu aç kalmasın. dağdan, bozkırdan, soğuktan, kavurucu sıcaktan başka bir bok olmayan kilometrelerce arazide ordu mordu kalmaz.

sihirli sözcüğü söylemişsin, türk göçebe toplulukları, tamam işte göçebe, yani bölge yerleşik yaşama uygun şartlara sahip değil ki göçebeliği aşıp, istikrarlı yerleşik bir siyasal yapı kuramamışlar. osmanlı ise tam bir toprağa bağlı tarım/fetih ekonomisine sahip. orta asya falan osmanlıya yaramaz.

türk göçebe toplululukları var ama o dönemde öyle bir milliyetçi dünya düzeni yok. osmanlının zaten öyle türklük üzerinden bir kimlik kurma durumu yok. hatta anadoluda yavuz sultan selim'in safevilerle mücadelesi sebebiyle türkmenlere yaptıkları malum. o devir, aaa soydaşımız osmanlı geliyor, hadi destek verelim yapılacak bir dönem değil, o dünya daha sonraki yüzyıllarda kuruluyor insanlık tarihinde.

osmanlı küçücük balkanlarda bile iskan politikası uygulayıp, kalıcı olmak için bölgeyi türkleştirmeye çalışmış. hindistanda bu mümkün olamazdı. babürler döneminde de olmadı.

osmanlı'nın yapabileceği tek mantıklı ve uğraşmaya değer şey, basra üzerinden deniz yoluyla hindistan'a çıkmak olurdu. onu da zaten hint deniz seferleri ile denemiş. portekizliler osmanlı donanmasını rezil rüsva edip paketlemişlerdir.
0
wilhelmwasmuss
(29.06.21)
Europa Universalis 4 oynayarak bu soruların cevabını alabilirsin :) Çin (o dönemde Ming) öküz gibi güçlü bir devlet nüfus gücüyle. Hindistan biraz bölük pörçük ama yine de güçlü devletler var. Ayrıca merkezi İstanbul olan bir devlet Osmanlı, Hindistan'a kadar olan bölgeleri yönetmesi çok zor.
0
nundu
(29.06.21)
Hiçbir zaman İngilzler gibi East India Company kurmayı akıl edemeyeceği ve sömürmeyeceği için, Ruslar gibi de eziyet etmeyeceği için Osmanlı Orta Asya'da Türk kavimlerinin olduğu yerde bile tutunamazdı. Balkanları tutamadık, halen daha istemiyorlar bizi, adamlar ingiliz milletler topluluğu olimpiyatları düzenliyor o topraklarda.
0
Hallegadola
(29.06.21)
(9)

Instagram'da takip isteğimi onaylamayan bu arkadaşların sorunu ne?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Çok sosyal medya kullanan biri değilim. Kısa bir süre önce Instagram hesabı açmam gerekti ve açmışken de okuldan arkadaşlarımı falan eklemek istedim.Şimdi burada "derdini seveyim" butonuna tıklayabilirsiniz ancak bazıları ya direk siliyor takip isteğini ya da bekletiyor. Bunların
Merhaba arkadaşlar,

Çok sosyal medya kullanan biri değilim. Kısa bir süre önce Instagram hesabı açmam gerekti ve açmışken de okuldan arkadaşlarımı falan eklemek istedim.Şimdi burada "derdini seveyim" butonuna tıklayabilirsiniz ancak bazıları ya direk siliyor takip isteğini ya da bekletiyor. Bunların arasında zamanında çok samimi olduğum arkadaşlar da var çok samimi olmasak da belli bir muhabbetimin olduğu arkadaşlar da var. Hepsi de okuldan arkadaşımdı. Birbirimizi en son 5-6 yıl önce gördük.

Bu takip isteğimi bekletmeleri ve silmeleri acayip dumura uğrattı ve üzdü açıkçası. Ya tamam sosyal medya delisi değilim ama kafama takıldı, sinirden gülüyorum o derece. Ben naptım bu insanlara? Tamam 5-6 yıl uzun bir süre ama ne değişti bana karşı bakışlarında? Herkes tarafından sevilen biriydim. Kimseye karşı bir kusurum olmadı, herkese karşı sevecen ve saygılı davrandım. Elimden gelen yardımı yaptım. Uyduruk bir sanal dünyada birilerinin takibini hayat memat meselesi yapacak değilim ama cidden merak ediyorum: Ne değişti? Cidden değişik kafalar. Her neyse siz ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.

Not: "Derdini seveyim" de diyebilirsiniz.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(22.06.21)
Hiç gönderin yoksa hesabın fake gibi görüniyordur. Bu arada malum kişiyi ekledin mi:)
0
suicides underground
(22.06.21)
Bazen ben de hatırlamak istemediğim dönemlere ait insanları silip reddediyorum. 16 yıllık okul hayatımdan 16 arkadaş bile ekli değildir. İlla olumsuz bir şey yaşanmış olmasına gerek yok. Sizinle ilgili bir problem olmayabilir.
0
ruhen hastayim ben
(22.06.21)
Ben instagram hesabımı sınırlı tutuyorum. Uzun süredir görmediğim, demek ki hayatımı paylaşmaya gerek görmediğim insanlar neden benim özel hayatımı görsün. Facebook değil ki fotoğraf paylaşılıyor sadece instagramda. Hal hatır soracak olan mesaj atabilir numaram varsa. Belki tatil fotoğrafımı koyucam, belki çalıştığım yerden atıcam herkes görürse çok da güvenli olmaz mesela
0
eatpraylaw
(22.06.21)
Ben de amaaan bu kisi su saatten sonra benim profilimi gorse ya da ben onunkini gorsem ne olacak ya deyip kabul etmiyorum ama zamaninda yakin arkadassak ederim sadece siniftan biri ve okulda muhabbetimiz olmamis ve bende merak uyandirmayan biriyse gerek duymam
0
matilda
(22.06.21)
bu olay beni de cok uzuyor. ben de hic kimseyi kabul etmiyorum normalde. isteklere bakmiyorum bile ama tamamen kullanmamazliktan. ama ekledigim kisiler kabul etmezse veya beni arkadasliktan silerlerse cok ezik hissediyorum :'D

yani baktiginda konuscagimiz hicbi seyimiz de yok ama ben istiyorum ki stalk edeyim ne yapmislar arada bakayim, yasadiklarini bileyim...
0
yoggi
(22.06.21)
hiç paylaşım yapmayıp, takip isteği gönderiyorsanız bu yüzden olabilir.

şahsen bu durumda olanları bende kabul etmek istemiyorum. aaa dur millet ne yapıyor ne ediyor, kimse beni bilmesin ama ben herkesin ne yaptığını sinsi sinsi takip edeyim demiş gibi hissediyorum, hoş karşılamıyorum.
0
wilhelmwasmuss
(22.06.21)
ben günlük hayatta muhabbetimin olmadığı kimseyi eklemiyorum. Bu yüzden Facebookta 50 arkadaşım falan vardı en son ki hesabı kapattım sonra. İnstagramda da okulda konuşup ettiğim ama şimdi iki kelime konuşmayacağım insanları eklemiyorum. Bazen takipleşip sonra sıkılıp takipten çıkıp block/unblock yapıyorum. Eskiden b/ub de yapmıyodum da biri ayıp oluyor o seni takip ederken senin çıkman dedi diye onu da yapmaya başladım :D
0
nundu
(22.06.21)
Ben biriyle anlık ekleşmediysek açıp ekleme taleplerine bakmıyorum. Takipçi kasan satış sayfaları ve tanımadığım insanlar dolu o kısım, girip silmiyorum da, tanıdık ekledi ve bildirimden bakmadıysam o an kalıyor o yığının arasında.
Belki benim gibi olan arkadaşların da vardır.
0
somethinginthewayshemoves
(23.06.21)
Ben şu anda yakın cevremde olmayan, halihazırda konuşmadığım kimseyi kabul etmiyorum. Hatta hesabımda olan ama işten ayrılma, ülke değiştirme vs sebeplerle bir daha görüşme durumum olmayacak herkesi özenle anında çıkarıyorum hesabımdan. Sizinle alakalı bir durum değil bence, tamamen diğer kisinin gizlilik seviyesi ve hesabını nasıl kullanmak istediğiyle alakalı.
0
PopeHope
(23.06.21)
(29)

Abimden yedigim azari gururuma yediremiyorum

Bikit
Merhabalar, Bir apartman dairesinde tek basima yasiyorum. Abim, esi ve 5 aylik cocuklari ust katimda yasiyor. Ben 6 ay once kanser tanisi aldim. Kemoterapi gordum. Su an radyoterapi goruyorum.Kt surecinde abim, esi, ailem, dostlarim herkes cok destek oldu. Asla haklarini odeyemem. Yegenim yeni dogdu
Merhabalar,

Bir apartman dairesinde tek basima yasiyorum. Abim, esi ve 5 aylik cocuklari ust katimda yasiyor.

Ben 6 ay once kanser tanisi aldim. Kemoterapi gordum. Su an radyoterapi goruyorum.
Kt surecinde abim, esi, ailem, dostlarim herkes cok destek oldu. Asla haklarini odeyemem. Yegenim yeni dogdugu icin abimin esinin annesi de onlarda kaliyordu. Ben de onlara dahil olmus gibi oldum. Ozellikle abim, esi, esinin ailesi en buyuk yardimcilarim oldu

Ktlerim bittigi hafta tekrar abime ciktigimda esi soguk davranmaya basladi. Bisey olup olmadigini sordum abim bana esinin alana ihtiyaci oldugunu artik yalniz kalmak istedigini soyledi. Yani her gun onlara gitmememi ima etti bir anlamda. Ben de anlayisla karsiladim. Sonucta yeni dogum yapti, ben de cok pozitif durumda degilim, onun da kendine gore dertleri var. Ama annesi, kardesi vb. onlarda kaliyordu. Bu arada benim onlara gitme amacim yemek yemek ya da hizmet degildi. Cok ciddi intihar egilimlerim vardi ve doktor yalniz kalmamami onerdi. Major depresyon tanisi aldim. Televizyon acip oturuyordum zaten gunde 1-2 saat ancak onlardaydim.

Bu arada saclarim kaslarim dokuldugu icin disariya da cikamiyordum ihtiyaclarimi internetten karsiliyorum. Surekli hastaneye gittigimden abimlerin adresini vermistim. Daha sonra bunun icin de beni uyardilar. Cocuk uyuyormus zile basiliyormus baska adres versen olmaz mi gibi seyler. Tamam dedim. 3 ay hic bir sey siparis vermedim. 70 yasinda babami ariyorum o alip bana getiriyor. 2-3 is arkadasim baya bi kosturdular ihtiyaclarima.

2 gun once yine bir siparis verdim. Radyoterapilere her gun gittigim icin esine sordum size gelebilir mi bu kargom diye. Tamam kapiya not yazarim oraya birakirlar dedi. Bugun cikarken baktim kapiya not yazmis cocuk uyuyor kapiya birakin diye. Ama kargocu gormemis zile basmis. Babamla radyoterapiden ciktik, abim aradi. Once nasilsin falan diye 10 dakika muhabbet etti. Alakasiz seyler sordu. Sonra senin kargon gelmis dedi. Daha gelecek mi dedi. Cocuk uyuyormus zile basmislar hos olmamis gibi seyler soyledi. Esim rahatsiz oluyor zaten zor uyutuyor dedi. Ben de bunu soylemek icin 10 dakika yalandan muhabbet etmene gerek yoktu bi daha gelmez kargo kusura bakmayin dedim. Cok da sakin, izole yasayan insanlar degiller. Evde 7-8 kisi akraba gunu, cocuklu insanlar gunu falan yapan tipler.

Sonra biraz icime oturdu. Cocugum olmadigi icin anlamayabilirim belki. Ama bu durum beni uzdu acikcasi. Agladim epey. Onlari bi miktar anlamakla beraber simdi ne diyecegimi, nasil davranacagimi bilemiyorum. Belki asiri duygusal bir donemdeyim fazla alinganlik yaptim ama gidip alacaksiniz tabi bi gidin diyesim geliyor. Su anda muhtac durumdayim cunku. Trip ya da pasif agresiflik yapmak istemiyorum. Ama onlarin o cocuklu hayat cemberine de girmek istemiyorum artik. Bana ne onerirsiniz bu duruma yaklasimimla ilgili? Goremedigim bir hatam var mi?
iyi aksamlar.
0
Bikit
(22.06.21)
kusura bakmayın, biraz haddimi aşabilirim ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla abinizin eşi buldumcuk anne sendromuna kapılmış.
abiniz de buna çanak tutuyor,
böyle durumlarda lafı edilecek şeyler değil bunlar.

kırıcı ve üzücü olduğunu çok iyi anlıyorum, üstelik normalin dışında da bir ihtiyacınız var ama mecburen araya biraz mesafe koymanız gerekiyor.
dünyada bir gün herkesin birilerine ihtiyacı olabilir, oluyor da.
bunları biraz düşünmek lazım.
düşünememek onların ayıbı.

kendinize farklı bir sistem kurmaya çalışın.
gerekirse kargo şirketleriyle konuşun, kargonuzu sizin kapınıza bıraksınlar.
ya da başka bir yol bulun.

bu gibi durumlara da "insan doğası" deyin, geçin.
üzülmek size iyi gelmez.
çok geçmiş olsun.
0
blatta hiberna
(22.06.21)
Kargocu niye onlarin ziline basiyor anlamadim.
Zil olayini cozseniz kavga bitecek.
0
divit
(22.06.21)
Abinin esi fena. Sal gitsin abini de esini de sana destek olan olacak baskalari varsa
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(22.06.21)
@divit

çünkü bu arkadaş o sırada evde olmuyor, ben öyle anladım.

Bence abiniz zil konusunda haksız. AMA sizin de her gün gidip 1-2 saat onlarda oturmanız normal değil, artık abinizin kendi evi, kendi hayatı var.
0
hayirsiz
(22.06.21)
anlattigin hikayede kargocu zurnanin son deligi gibi. bence kargocu bahane. hani onlari da suclamak istemiyorum seni de; ama hem depresyon hem kanser olup ustune yeni evli insanlarla yakın olmak çok hassas bir durum. muhtemelen farketmedigin seylerle rahatsizlik veriyorsun. abin de kibar olmaya calismis ama bir yere kadar, umarım bir an onxe duzelir
0
buenosdias
(22.06.21)
Zile cozum bulunur, surada herkes elektronikci.

bulamazsan da benzincilerde,avm'lerde kargo kutulari var oraya yonlendirebilirsin. Bazi esnaflar da kargo noktasi.
0
divit
(22.06.21)
Abin ve eşi kötü insanlar olsalar seni kt durumunda yalnız bırakırlardı. Abimin 3 ay önce çocuğu oldu ve ben de bir süre yardım için gidiyorum er birey olarak. Çocuk inanılmaz yorucu birşey. Derdini hiç anlamıyorsun herşeyi cidden dert. Doğum sonrasında kadın bireyler de o süreçteki zorlukla biraz değişiyorlar. Bence bu biraz birşeylerin üst üste gelmesinden kaynaklı. Bu kadar dert etme.Yengenin annesi sonuçta aileden biri ve sana kıyasla çok saha farklı iletişimi var. O yüzden kendini kıyaslama onlarla. Kendi sağlığına odaklan bir yerden sonra her koyun kendi bacağından asılıyor
0
Omelas'ı Terk Eden Köylü
(22.06.21)
abini de seni de tanimayan biri olarak "gurur" falan tarzi seylere cok takilma. hayat uzlasma ve taviz uzerinden yurur. abin tutup senin karakterine laf soylememis. cocuk bakmak da asiri iskence bir olay, bunalmis olabilir.

aninda cevap da vermissin zaten, "icimde kaldi" demelik bir durum da yok. o yuzden devam et.
0
hot potato
(22.06.21)
Benim diyeceğim şey şu;
Kargoyu kendi katınıza yönlendirip kendi kapınıza kapıya bırakın yazmanız bir çok sorunu çözerdi eğer hırsızlık konusundan çok korkmuyorsanız.

Dürüst olayım, bazen size çok basitmiş gibi gelen şeyler karşı tarafa batabiliyor, bu kargo mevzusunda sadece zile basılması değil belki, sizin daha sonra kargonuzu almaya çıkmanız da batıyor olabilir, mesela sadece şey diyebilirsiniz, kargomu alıp gidiyorum, bu durumda onları kargo şubesi gibi kullanıyorsunuz gibi durur.

Burada size haksınız demek değil amacım, bazen ne kadar empati yapsanızda anlayamayacağınız şeyler olabiliyor.

Mesela ben örnek vereyim, bir arkadaşım, kendisinin benden isteyeceği bir çok şeyi yapabileceğim birisi, bana abi benim amazon hesabı yok sen alsan olur mu dediğinde bu bana batıyor. Bak çok basit bir şey ama batıyor.
0
atom karincanin torunu
(22.06.21)
Lohusa/yeni anne kadın çok özür dilerim göğüslerini bir salmak don atlet gezinmek ister. Sizin de hassas döneminiz sağ olsun güzel karşılamış. Ama sınır dolmuş biraz.
Anne olmak yetebiliyor muyum korkusu onu da germiş. Bu çocuk uyutmak dünyanın en zor işlerinden. Bizim zile yanlış basan bir yaşlı komşu var bu adam her bastığında çocuk uyanır ben de ağlardım içli içli. 40 dk emzir uyusun biri zile bassın dön başa, dünyam yıkılırdı. Abartı bir tepki biliyorum ama o an abartı gelmiyor işte dengen bozulmuş bir kere.
O sizin depresyonunuzu çekmiş siz de onun depresyonunu çekin uzak durun. Sakın kendinizi üzüp suçlamayın. Siz ebeveyn değilsiniz hesap edemezsiniz, onlar rahatsızlıklarını dile getirmiş siz de yapmazsınız konu kapanır.
0
cilekli pasta
(22.06.21)
Çocuk uyutmak zor, zille falan uyandırılması muhabbetine maraz yapmayan görmedim. Eve kargo söyleme dediği halde niye zorluyorsunuz ki? Trendyol falan teslim noktaları yapmış. Marketler de saatli getiriyor. Bence düzenlenebilecek şeyleri düzenlememişsiniz.
0
baal
(22.06.21)
Kadınların çoğu hamilelik depresyonuna girip uzun süre çıkamıyor. Çocukları 3 yaşına girene kadar da oldukça sinirleri bozuk oluyor. Hem uykusuzluk hem çocuğa bir şey olacak endişesi hem hormonlar hem yetersizlik hissi. Siz de çok pozitif hissetmiyor olabilirsiniz ama alan tanımak konusunda alınganlık göstermeyin böyle dönemlerde insanların ihtiyacı oluyor. Buldumcuk anne diyenleri de çocuk doğurup büyütmeye davet ediyorum. Karşılıklı hoşgörü ile halledilemeyecek bir olay değil.
0
eatpraylaw
(22.06.21)
abiniz kötü bişey söylememiş ki sizi dolduracak. bence fazla alınganlık ediyorsunuz. onların da ilk çocukları. ana-babalığı öğreniyorlar. neyi nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. günlerce uykusuz kalıyor insan ilk zamanlar. abinin eşine de hak vermek lazım biraz.

karşılıklı hoşgörü içerisinde halledilmeyecek şey yoktur. bence bi akşam küçük bir hediye ya da ne bileyim akşam yemeği alıp gidin arayı soğutmadan. araya soğukluk girdimi kolay kolay düzelmez tekrar.
0
naksidil
(22.06.21)
şimdi tanımadığım bir kimsenin niyetini veya samimiyetini bilemem tabi ama küçük bebeği olan bir baba olarak söyleyebilirim ki, zil konusu gerçekten bahane filan olmayabilir. gerçekten hayatı kabusa çeviren bir şey. bebek hadi iki salla pış pış yap uyusun bir varlık değil, uyutmak gerçekten çok uzun vakit alabiliyor ve yorucu. dakikalarca, saatlerce uyutmaya çabalıyorsunuz ve o bir zil her şeyi bok etmeye yetiyor. çok defa yaşadık.

kendinize göre haklısınız, bunalım, yalnız kalmama tavsiyesi vs ama ortada evli bir çift var ve hemen her gün sektirmeden 1-2 saat eve gelen biri var. yani hiçbir şey yapmasanız bile bu bir yerden sonra çok rahatsızlık verici olur. evde çocuklu insanlar günü, bilmem ne günü yapmaları kendi istedikleri zaman yaptıkları bir şey, sizin her gün gelmeniz veya gelmeseniz bile kargo sebebiyle dolaylı yoldan varlığınızın bir şekilde o evde kendini hissettirmesi aynı şey değil.

aslında abiniz bence gayet dürüst ve kibar bir insan gibi geldi bana. ''Bisey olup olmadigini sordum abim bana esinin alana ihtiyaci oldugunu artik yalniz kalmak istedigini soyledi'' yani gayet düzgün konuşmuş. burada tabi çelişki şu, bunlar soylenirken abinizin eşinin anasının, danasının evde ikamet etmesi. bu da karşı olduğum bir durum, çogu çocuklu çift aman cocuğa baksın diye kadın tarafının annesini eve getiriyor. tamam kolaylık da huzur muzur kalmıyor genelde o durumda da. (biz iki tarafın ailesine de uzak bir şehirde olduğumuzdan aile büyüğü filan yok ama cevremde çok sahit oldum)çiftlerin mahremi falan kalmıyor. bir kere getirmişler ya şimdi kolaylarına geldiği için veya git diyemedikleri için veya abiniz rahatsız olsa bile abinizin eşi, anneme git mi diyorsun bla bla yaptığı için abinizin kaynana evde. sizin de zorunuza gidiyor. ama dediğim gibi sizin de o veya bu sebeple her gün onlarda olmanız bence doğru değil.

ya ben aslında aynı aileden kişilerin, hele ki evlilik falan varsa aynı apartmanda komşu olmasını da tasvip etmiyorum. yani sürekli dip dibe olmaz ki. şahsen sosyal hayattaki arkadaşlarımla bile aynı apartmanda olmak istemem.

kargo için kesinlikle alternatif bulun.
0
wilhelmwasmuss
(22.06.21)
bu kadar duygusal olmamalısınız bence. abinizin eşi kendi ailesiyle kalmak istiyor olabilir, kendisi uyuyamıyor olduğu için uyutma meselesine takılmış da olabilir.

abiniz kırmamak için uğraşmış gibi ama siz bayağı hassas olmalısınız sahiden, insanları bu kadar umursamamaya çalışmanız en doğrusu.
0
dnzdnz
(22.06.21)
yeni bir anne olarak soyleyebilirim ki bebegi uyuttugun anda calan zil gercekten insanda o zili gereksiz calan insana kafa atma istegi uyandiriyor. butun gece uyumamissin ve neden agladigini kendi bile bilmeyen bir canliya bakim vermeye calisiyorsun. belki kucaginda uyumus ve yaklasik 1 bucuk saat boyunca sadece biraz sessizce oturabilmek icin kipirdamadan durmussun. ya da ne bileyim bebegi uyutayim dusa gireyim/tuvalete gideyim/yemek yiyeyim demissin. insani ihtiyaclarin icin bile beklemekten bahsediyorum farkindaysan. tuvalete gitme hayaliyle 1 bucuk saat uyutmaya calistigin bebegi tam yatagina koydugun anda seninle hicbir ilgisi olmayan ve farkli sekilde pek cok cozumu olabilecek bir sey yuzunden zilin calindigini ve bebegin uyandigini dusun. buyutmuyorum, abartmiyorum, yasamayan bilemez anlayamaz diyorum. biz apartman girisinden calan zile kapatma dugmesi taktik ve evin kapisina da bebek uyuyor zili calmayin yazdik. ona ragmen bazen oyle bir an oluyor ki bekledigim kargo geliyor ama ben bebegi emzirerek uyutuyorum. kapi acmak inanilmaz bir problem oluyor. ya dalmak uzere olan bebegi uyandirip kapiyi acicam ya da lanet olsun kargosuna diyip acmiycam. cogunlukla tercihim ikincisi oluyor. artik esimin ofisine soyluyorum kargolari cunku bu kadar fiziksel ve psikolojik derdin yaninda bir de kargocuydu zildi dert edinemiycem.

tabii bir de yeni dogum yapmis ve surekli emzirme halinde olan bir kadin soz konusu. senin yaninda rahat hissedemiyordur, ben salonumun koltugunda rahat rahat emzirebilecekken evde esimin kardesi var diye baska bir yerde sıkış tepiş emzirmeye calismak istemezdim acikcasi. bu konuda da kiz hakli.

asla dogurmamis ve bebek emzirmemis kisilerin gelip buraya kiza b.k atmasina gonlum razi gelmedi, biraz anlatmak istedim.

zaten sana destek de olmuslar ve ben abinin soylediginde olumsuz bir sey gormedim acikcasi. tatli dille soyleseymis denmis de daha ne soylesin 10 dk sirf konuyu yumusatmak ve belli ki seni kirmamak icin havadan sudan konusmus. ki yine de ters tepki vermissin bence.

pasif agresif bir tavira girmeye gerek yok burada, onlar senin depresyon doneminde destek olmuslar yani gercekten yapabileceklerini yapmislar gibi anladim ben. sen de bu zor donemlerinde onlara anlayis gosterebilirsin bence. ve kesinlikle ama kesinlikle kargo isine onlari dahil etmeyecek bir cozum bulmalisin.

son olarak gecmis olsun diyorum. umarim bitmistir kanserle ve depresyonla isin.
0
in vino veritas
(22.06.21)
Çocuğu oldu diye dünyanın tüm önceliklerine sahip olmayı hakettiğini düşünen bir kesim var. Bahsettiğiniz çift tam olarak bu. Kapıya yazıldığı halde zile basan kargocunun derdini size yükleyemez kimse. Bu sizin sorumluluğunuzda-kontrolünüzde olan bir mesele değil ki…
Olabildiğince onlara yaklaşmadan halletmeye çalışın işlerinizi, siz kendinize yetersiniz bunca şeyi atlatmışsınız bunu mu aşamayacaksınız, destek oldular diye onlara bir şey borçlu değilsiniz. Kendinizi düşünün kimseye eyvallah etmeyin.
0
megalomaniac
(22.06.21)
Hepinize tesekkurler. Gormedigim seyler oldugunu farkettim, sagolun. Ben zaten rahatsiz olduklarini bildigim icin son 3 ayda toplam 10 kere falan gittim onlara, 30 dakika sureli yegen sevme amacli.

Sadece kemoterapi zamani olan o 3 ayda her gun gidiyordum. Onun da 1.5 ayi ailemde kalmisimdir. Gittigim zaman da yengemin annesiyle dizi izliyoduk ben sonra eve donuyordum. Ama sagolsunlar haklarini odeyemem. Kolay surecler degildi bana katlandilar.
Daha once ise ayda 1 kere belki kahveye ugrardim. Disarda bulusurduk genelde.


Eklemek istedigim hususlar: kanser tedavisi cok agir bir surec. Dusmanimin basina bile gelmesin. Logusalikla 32 yasinda kemoterapilerle menopoza sokulmus bir insanin hormon durumunu ayni degil.
Hayatta 2-3 senesi kalmis insan psikolojisiyle cocugu zilden uyanmis, uykusuz kalmis insan psikolojisi ayni degil.
Bu iki durumu karsilastirmak bile abes. Umarim bu duruma gelmek zorunda kalip o eziyet zannettiginiz gunlerinizi mumla aramazsiniz.
Hediye alip gitmek de degisik fikirmis.
Ama suna katiliyorum. Aile de olsa kimse kimseye yardim etmek zorunda degil. Tolere etmek zorunda degil. Bencilliklerine katlanmak zorunda degil. Her koyun kendi bacagindan asilir. Yine ellerinden geleni yaptilar. Ikisine de minnetarim.

Ben tanidan itibaren tedavi olmak istemedim zaten. Bunun en buyuk nedeni yalniz olmam ve kimseye yuk olmak istemememdi ve bu agir tedavileri cekip 2-3 sene daha yasayacagima 1 sene hayatimi dibine kadar yasar, veda ederim kafasindaydim. Hala da bu fikrimin daha dogru oldugunu dusunuyorum. Hayat bu. Elbet bitecek.

Aileme direnemedigim icin kabul etmis bulundum. Cok kavgalar dovusler duygu somuruleri gozyaslariyla dolu pazarliklar yapildi. Her seyine raziyiz, yeter ki tedaviyi reddetme bilmem ne edebiyatlari.
Su an geldigim noktada biraz ikna edene kadar kus sutuyle besleyelim, tedaviden sonra naparsa yapsin durumuna gelindi. Amacim kimseyi suclamak degil ama sadece sanal bi sevgi cemberi yaratilmis gibi hissettim. Tiyatro oyunu gibi. Zaten yasamla bagi cok kuvvetli biri degilim artik, kusla bocekle, kendime aldigim mumlarla mutlu olmaya calisiyorum bi de onlarin tuzu kuru dertlerini ve sitemlerini isitmek asiri itici geliyor. Ama dedigim gibi anne baba kardes de olsa kimse kimseyi cekmek zorunda degil.

Hepinize tesekkurler.
0
🌸Bikit
(22.06.21)
Benim nacizane tek tavsiyem saçınızı kaşınızı dert etmeden rahatca dışarıya çıkmanız, gelip geçici süreçler bunlar kimseye muhtaç görünmeyin herkese gücünüzü gösterin geçmiş olsun
0
apocalipy
(23.06.21)
Uzunca yazmaya gerek yok.
Ayıp etmişler.
0
teritori
(23.06.21)
Oncelikle gecmis olsun, allah sifa versin. Insanin ilgiye/yardima ihtiyaci varken ihmal edildigi duygusu cok agir. Ben olsam boyle bir seyi kardesime hissettirmemek icin elimden geleni yapardim ama kardeslerimden boyle bir fedakarlik beklemezdim. Bu konularda bilerek ve isteyerek toplumun bakisina gore biraz malim.

Benim toplumda gordugum kadariyla kardeslik olayini cok buyutmemek gerekiyor. Hic bir zaman bir anne baba kadar insanin derdiyle dertlenmelerini beklememek lazim. Bana kalirsa anne baba da cogu zaman insanin eşi seviyesine cikamiyor bu konuda. Bosuna hayat arkadasi demiyorlar. Deli Dumrul'u bilirsiniz. Azrail canini baska bir can getirmesi sartiyla affedince anasi, babasi degil eşi canini vermeye razi oluyordu. Hikayede kardes lafi bile gecmiyor. Baskalarinin abisi kardeslerine sizin abinizin size destek oldugu kadar bile olmuyor emin olun.

Ben olsam olumlu tarafından bakarim. Yapabiliyorsam abime az biraz hiyar gibi davrandigini soylerim mutlaka ama bir abim oldugu icin de sevindigimi eklerim hakkini teslim etmek icin.

Bu arada baslikla icerik uyusmuyor. Bi azar olmadığı gibi gururunuzu kiracak bir durum da olmamis. Bu durum insanin gardini dusuruyor evet ama boksor yere dustugu zaman degil, ayaga kalkamadigi zaman yenilir. Sanki sizde de bi yumruk daha yesem de ringin surasina uzansam biraz gibi bir istek olabilir mi? Son ana kadar maci birakmayin. O kadar darbeden sonra tum gucunu toplayip rakibini aparkartla nakavt eden bir suru boksor vardir. Cindirella man oluyor da cinderalla girl niye olmasin?
0
Kirmizibavul
(23.06.21)
Öncelikle geçmiş olsun acil şifalar dilerim

Eşim de doğumdan sonra değişti karakteri filan cocuk onları cok zorluyor hele uyumayan bir çocuk varsa kadinlar lohusa ve bebekli dönemlerinde alıngan olurlar.

Bu döneme rast gelmissiniz öncelikler değişebilir bebekle beraber

Abiniz arada kalmış saniirim, onlar cocugua alıştıkça sizinle araları eskisi gibi olacaktır
0
intern in the house
(23.06.21)
bir evde bebek doğarsa o bebek evin yöneticisi ve merkezi olur.

bebeğimiz 1 yaşında ve ben eşimi inanın çocuk doğduğundan başlayan süreç ve çocuğun 3. aya giren sürecine kadar tanıyamadım. bazı kadınlar böyle durumlar yaşayabiliyor. 9 yıldır tanıdığım pamuk gibi insan asabi, sinirli ve çekilmez bir hale büründü. bizim çocuk ilk 6 ay uyumama ve emmeme problemi yaşattı bize aşırı şekilde. çocuk olunca anladım bu gerçekten büyük bir problem (özellikle büyüyebilmesi için uyku ve emzirme cok önemli).

haliyle yengeniz abinize bu konuya paralel bir durum yaşatmış olabilir. abinize kırılmayın zaten kötü bir insan olsa tedavi sürecinde size yardım etmezdi. emin olun çocuk 1 yaşına yaklaşınca ve çocuk sizi severse "amcası amcası" diye sürekli sizinle olacaktır. o da size moral katar umarım. bir süre onlardan uzak durmaya, onların sizi ziyaret etmesine altyapı hazırlamaya çalışın. çocuğa bir hediye alın vs. inanın size daha güzel döneceklerdir.

geçmiş olsun.
0
bisorumvargaliba
(23.06.21)
senin cevabına kadar okudugum yorumlarda biraz içim ezildi acıkcası, herkes kıza yuklenmiş ne kadar ebeveyn savunucusu cıktılar falan diye iç sesim konusuyordu.

cocuk olayı cok zor ama senin durumun ve psikolojinin bozuk olması da cok zor. biri diğerinin üstüne konabilecek bişey mi, bence buna bi cevap var ama gördüğümüz üzere herkesin farklı bir cevabı olabiliyor. senin için de önemli olan muhatap oldugun insanların yaklasımı.

pek cok ihtimal var, tekil değerlendirmemek lazım. mesela bugun eşimin kardesi aradı, onun da 9-10 aylık bi bebegi var. normalde dunyanın en fedakar ve sorumluluk sahibi evladıdır, babaları rahatsız biraz. ben yetişemiyorum gelsin babasıyla ilgilensin gibi son derece soguk bi ifadeyle aradı. cok sasırdım ama cocuk sahibi olmak böyle bişey dedim sonra.
öte yandan bebek sahibi olan insanlarda bi takdir beklentisi ve belki bunun duygusal anlamda sefasını sürmek içgudusu de olmus olabilir, belki de senin bu ilgi isteyen surecin gelin hanımınkini baltaladıgı icin elinde olmadan, artık tedavi surecinin de sona yaklasmasıyla biraz daha hayattan isteklerini almak konusunda hırcınlasmıs olabilir. bence abine kızmamalısın ama zira duygusal anlamda en sıkısık kişi o olabilir su resimde. on dk muhabbet etmesi falan kibarlıgına veriyorum ben. muhtemelen evde büyük psikolojik baskı altındadır.
bir de şöyle acı bir gerçek var ki, psikolojik hastalıklarda kimse kimsenin derdinden anlamıyor. senin kanser tedavini idrak etmişlerdir ama major depresyonun nasıl bir bela oldugunu hiçbirinin anlayabildigini dusunmuyorum.
girls dizisinde duymustum, hala da unutmam beni cok etkilemişti. depresyonda olan birini ancak depresyonda olan biri anlayabilir, atlatan bile degil. (bu arada vaktin varsa bu diziyi izle cok iyidir)

durum zor ama hayatta sunu ögrenmek lazım, kendine faydan önce senden gelecek. dısardan beklentiyi ne kadar azaltırsan kafan o kadar rahat olur. cok zor biliyorum, ama dene lutfen
0
galandar kostumu
(23.06.21)
tabii ki net olarak , bozulmakta haklısınız. lohusaymış da bilmem neymiş. lohusalık depresyonu olsa tamam derim de, abiyle iyi, evdeki 7-8 kişi ile iyi sadece kanser tedavisi alan size mi depresif yengeniz?! radyoterapiye gidiyorsanız tedaviniz hala devam ediyor demektir. çocuk oldu, yakamızdan düşsün moduna geçmiş. abiniz de desteklemiş. ikisi de haksız. herkes kanser tedavisi alan kardeşini desteklemek zorunda mı? kesinlikle evet zorunda. yoksa kardeş sıfatını haketmiyor demektir.
bunlara üzülüp moralinizi bozmayın. kanser tedavisinde moral çok önemli. inşallah en yakın zamanda tedaviyi tamamlayıp hastalık öncesi hayatınıza dönersiniz. siz moralinizi yüksek tutun, buldumcuklardan da uzak durun.
0
sumuklu asilzade
(23.06.21)
buldumcuklara da biri söylesin; bebek uyuyor notunu kapıya değil zilin üstüne yapıştırıyoruz.
0
sumuklu asilzade
(23.06.21)
Daha önceki bir duyurunda da böyle sitemkardin sanki, adamin birinin üzerine bile yürümüstün yok yere. Hastalik seni duygusal olarak yipratmis aslinda.

Bir de hastalik güçtür ama hasta bakmak, ilgilenmek çok daha güçtür.
0
Avoiding The Puddle
(23.06.21)
Öncelikle çok geçmiş olsun, çok zor bir dönemden geçiyor olmalısınız, umarım bir an önce hem fiziksel, hem de ruhsal sağlığınıza kavuşursunuz.

Abiniz kendi ailesini kurmuş, üzerine birkaç ay önce ailelerine yeni bir birey katılmış ve yeni düzenlerine alışmaya çalışıyorlar. Telefonda sizi azarlamamış. Uzunca bir süre size destek olmuşlar. Sonra da düzgün bir dille size beklentisini aktarmış, siz önemsemeyip aynı hareketi tekrarlamışsınız.

Aşağıda verdiğiniz cevapta dertleri yarıştırıp kendi derdinizi abinizin eşinin derdinin üzerinde tutuyorsunuz. Böyle bir şeye hakkınız yok, dert yarıştırılmaz. Birine küçük görünen dert, diğeri için çok ağır yük olabilir ya da tam tersi. Sizin derdinizi yüklenmek için kimse kendi derdini görmezden gelmek zorunda değil, hatta bunu yapmamalı da zaten, yoksa kendi ruh sağlığı bozulur.

Fiziksel rahatsızlığı olan birine destek olup, birlikte vakit geçirmek zor ama ruhsal problemleri olan birisiyle daha da zor. Bunu kişisel deneyimlerim doğrultusunda söylüyorum. Bu duyurudan bile depresyonunuz sebebiyle bazı konuları düzgün değerlendiremediğinizi görebiliyoruz. Abinizin daha size söylemediği bir sürü şey olduğundan eminim.

Herkesin kişisel sınırlara ihtiyacı var. Abiniz ve eşi size bu sınırı göstermiş, siz sınırı ihlal etmişsiniz, sonra tekrar size sınır hatırlatıldı diye sinirleniyorsunuz. Bu doğru değil. Ne olursa olsun insanların talep ettiği kişisel sınırlara saygı göstermek zorundasınız. Özel durumunuz size bu sınırları ihlal hakkı tanımaz. İnsanların diğer ilişkilerini nasıl yürüttüğü de sizi ilgilendirmez.

Er ya da geç düştüğümüz zor durumlardan kendimiz sıyrılmayı başarabilmeliyiz. Başka insanların az ya da çok, geçici destekleri söz konusu olabilir sadece. Her şeyden önce, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızın sorumluluğu sizde. Bunun farkına varmadan asla iyileşemezsiniz. Umarım bu farkındalığa ve güzel günlere bir an önce kavuşursunuz..
0
gmzo
(23.06.21)
Çok çok geçmiş olsın.
Allah önce abinize
Sonra size ve ailenize sabır versin.
Yenge hanım ile mümkün mertebe muhabbeti sıfır'a indirirdim ben olsam.
0
paramolacak
(23.06.21)
(1)

Lise sınavlarına girmeme dilekçesi

Filinta61
Bunu okuldan mi alip dolduracagiz yoksa kendimiz elle yazsak oluyor mu?Bir de 1. Donemmnotlari derken ne demek isteniyor. Ornegin bir dersten Sozlu performans yazililarin ortalamasi mi yoksa sadece yazili notu mu.Misal cografyadan yazili 40 sozlu 100 1. Donem ortalamasi 70 ise ikinci donem notu da 7
Bunu okuldan mi alip dolduracagiz yoksa kendimiz elle yazsak oluyor mu?

Bir de 1. Donemmnotlari derken ne demek isteniyor. Ornegin bir dersten Sozlu performans yazililarin ortalamasi mi yoksa sadece yazili notu mu.

Misal cografyadan yazili 40 sozlu 100 1. Donem ortalamasi 70 ise ikinci donem notu da 70 mi sayilacak.
0
Filinta61
(16.05.21)
1. okullarda matbu bir örneği vardır. yoksa da fark etmez, elle yazsanız da olur.

2. 1.dönem notu derken, performans notu vs dahil.

3. 2.dönem notu diye bir şey olmayacak, bu yıl coğrafya notu 70 olacak işte.
0
wilhelmwasmuss
(16.05.21)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.