Giriş
(21)

duyurunun yaşını başını almış erkekleri

WithWorth
muhtemelen önümüzdeki günleri meşgul edecek şu üzücü videoda iki adet er kişinin hafif bir müdaheleden sonra ayrıldığını görüyoruz.https://eksisozluk.com/beykozda-eski-sevgilisi-tarafindan-oldurulen-kiz--8036578?a=popularevli, bakması gereken çoluğu çocuğu olan, evde bekleyeni olan bir erkek iseniz
muhtemelen önümüzdeki günleri meşgul edecek şu üzücü videoda iki adet er kişinin hafif bir müdaheleden sonra ayrıldığını görüyoruz.
eksisozluk.com

evli, bakması gereken çoluğu çocuğu olan, evde bekleyeni olan bir erkek iseniz sorum size.
ne yapardınız ?

geri kalanlar da yorum yapabilir ama üstteki kümeyi özellikle merak ettim.
-2
WithWorth
(16.10.25)
Hiçbir şey.
Beni ilgilendirmiyor bende canımı sokakta bulmadım + süper kahraman değilim.

Ayrıca kadınların efendi erkek yerine tercihini kimse sorgulayamaz
+2
artıküyeolmakistiyorum
(16.10.25)
Saldırgan ondan daha şiddetli, agresif bir karşı saldırıyla durdurulabilir. Ama çok riskli. Genelde nefes alışverişini kesmek için diyaframa atak yapılır. O anki ruh hâlime bağlı.
+1
arbre
(16.10.25)
Asla hiçbir şey için oh çekmiyorum. Fakat bile bile lades diyorsanız ne diyelim?
Ayrıca sadece kadına mi şiddet var? Erkeğe çocuğa hayvana her türlü canlıya şiddet var memlekette. Ben kadın olarak ayirmiyorum. Bir erkek olarak kendimi sokakta güvende hissetmiyorum.
0
artıküyeolmakistiyorum
(16.10.25)
Geçkin bir bey olmasam da yanıt vereyim. Ben hayatımda hiç bir şiddet eylemine başvurmadım, kesici alet taşımıyorum. Bahse konu videoyu izlerken bile geriliyorum elim ayağım dolanıyor.
Şahıs 100 kilonun üzerinde gözünü kan bürümüş biri, böylesini abd polisinin videolarını izlerseniz silahla bile durdurmanın kolay olmadığını görürsünüz. Bu şartlarda o sıradan insanları kınayan ah orada ben olsaydım diyenleri gerçekçi, inandırıcı bulmuyorum.
Ben ne yapardım muhtemelen donakalırdım.. herkesin kahraman olma fantezisi vardır ama bu oyunda ölünce bir daha geri başlayamıyorsun.
+3
anon1m
(16.10.25)
bu veya benzeri bir durumda polisin dahi kendi canını riske atarak araya gireceğini sanmıyorum.
gözü dönmüş bir adam kadını duraksamadan seri bir şekilde bıçaklıyor, müdahale etmeye çalışan kişi de muhtemelen benzer darbelere maruz kalacak.

benim de bir çocuğum var, böyle bir durumda çocuğumun babasız büyümesi riskini göze almazdım sanıyorum.

ama videoki poşetini önce bırakıp sonra alan adam kadar da olamazdım sanırım.

iki ucu boklu değnek dedikleri durum tam olarak. çok üzücü gerçekten.
+2
emfuzi
(16.10.25)
Kadir şekerci vardı.
0
Kahvedesu
(16.10.25)
dediğiniz ben oluyorum. adamların yaptığı müdahaleyi, şerefsize "abi kurbanın olam, değmez, gel kendini yakacaksın" gibi teskin edici sözlerle denerdim. ama dönüp işime gitmez, pasif ve yalvarır şekilde devam ederdim "bir bıçak az vursa kârdır" hesabı.

eğer 2-3 kişi olsa, "gelin tutun abiyi yazık edecek hem kendine hem karşıya" gibi, şerefsizi daha da gaza getirmeyecek sözlerle çağırır, 3 kişi olsak, tutar, indirirdik.

ama tek başına ne yapacaksın? hem cani, hem ayı gibi, hem gözü dönmüş... tek başıma adamla savaşamazdım. benim de çoluğum çocuğum var. sakin sakin yalvarır modda telkin verir, olayı fiziksel mücadeleye dökmeden omzundan tutup hafif hafif çekerdim.

hak etsin, etmesin, orantısız şiddet gören hiç bir mazluma "oh" çekilmez. canavarlaşmamak lazım.

edit: "kurbanın olam" lafı da ironikmiş. Allah korusun...
+1
dilemma of subscribtionability
(16.10.25)
Sen 'Abi kurbanın olam.' diyorsun da, adamın kafa gitmiş zaten, gözler dönük, işini bitirip, 'Lan görgü tanığı bu.' demeyeceği ve sıranın sana gelmeyeceği ne malum.

Eli bıçaklı adamı gözüme kestirebilecek ebat ve beceride değilsem ve en az adam kadar manyak değilsem, kendimi güvende hissedecek mesafeye kadar uzaklaşır, görüntü alır, polisi arardım. Gereksiz kahramanlık için gereğinden fazla akıllıyım.
0
Mirket
(17.10.25)
en fazla uzaktan polisi ararim. soka da girebilirim. video'yu izlemedim.
0
lemmiwinks
(17.10.25)
tr.wikipedia.org
www.birgun.net

başka sözüm yok.
0
Fodera
(17.10.25)
herkes kadir şekerden örnek vermiş ama kadir şeker cebinde bıçak taşıyan ve kavga eden bi çift arasına girip adamı kalbinden bıçaklayan biri. bıçaklı, gözü dönmüş bi adamın önüne çıkamazsınız tabi ama çoğu durumda adam bir kadına sadece tekme tokat dalarken bile herkes uzaktan izliyor. kadir şeker gibi bıçağı çıkarıp karşı tarafın kalbine saplamadığınız sürece katil olmazsınız. bir keresinde market manavına sebepsiz yere saldıran bir adamla arasına girmiştim, manav da erkekti. ben de kadınım.

ayrıca baktım şimdi kadir şeker olayı 2020 yılında yaşanmış. önümüzde bu örnek yokken sanki herkes araya giriyordu da kahramanlık yapıyordu... güldürmeyin ya. kendisine tokat atan müşteriye saldıran garson kızı kolundan bacağından çekiştirmeyi herkes biliyor. tam tersi olsa yine kimse araya girmiyor.

kadın erkek özelinde konuşmuyorum. herkeste gereksiz bir duyarsızlık var.

tekrar söylüyorum, elinde bıçak olan silah olan bi adamla hedefinin arasına girmek tabi ki mantıksız. ama bunların olmadığı şiddet durumlarında dahi herkes uzaktan izliyor.

x.com
şunu izleyin mesela. adam çocuğa tekmelerle girişiyor. kimse doğru dürüst müdahale etmiyor. hele amcanın biri uzaktan izleye izleye geliyor.
+1
elorelia
(17.10.25)
Bu işlerde araya girilemiyor çünkü bu düzende suçlu çıkabilirsin. Bunun şahıstaki silah unsuruyla çok ilgisi yok. Müdahale edersin en başta kadın sana kızar. Etkisiz hale getirirsin yargı seni içeri atar. Şanssızlık olur birine bir şey olur, vicdanın seni suçlar. O an kurtarsan kadının ders alıp ertesi gün aynı hatayı tekrarlamaması düşük olasılık. Zaten olayı bilmiyorsun. İşe yaramayacağını bile bile polisi arar, belki uzaktan ses ile müdahale yapmaya çalışırdım ben.
+1
osssy
(17.10.25)
bıçak olmadığı senaryo da (sadece şiddet) kadın yardım için bağırıyorsa polisi ararım ama kadın da adama sövüp sayıyorsa uzaktan izlerim sadece bir süre sonra yoluma giderim. işin içinde bıçak da varsa direkt polisi ararım, asla yanına yaklaşıp da müdahale etmem kesinlikle. bırak araya girmeyi adamı telkin etmeye bile çalışmam.

ben olsam şöyle dalardım adama, yok böyle yapardım falan diyenlerin de yüzde 99u kolpacı. elinde şu insan yarmasını bıçakla görünce saklanacak delik ararlar.
0
bobinhoo
(17.10.25)
Uzun sopa ya da sandalye gibi birşey varsa müdahale ederim, onun dışında sadece polis çağırırım. O da genellikle olay bittikten sonra gelir.
0
parka
(17.10.25)
Gerçekçi olmak lazım, o anda bu adamı durdurmanın tek yolu silahla vurmaktır. Senin elinde bıçak olsa bile bu adamı durdurmak oldukça zor. Polis bile bu tür durumlarda silahı kullanmıyorken normal insanlar olarak bizim bu olaya müdahale etmemiz maalesef çok zor.
0
say something loving
(17.10.25)
güvenli mesafeye çekilip 112 yi arardım. bekar, çocuksuz dönemlerimde olsam gene bunu yapardım.

cinnet esnasında şuurunu kaybetmiş bıçaklı biriyle asla diyaloğa girmem.
0
wilhelmwasmuss
(17.10.25)
Evliyim, çocuğum var, polisi ve ambulansı aramak dışında müdahale etmem.

Bekar olsam ölümüne girerdim.
+1
kimlanbu
(17.10.25)
evliyim çocukluyum önce dur yapma der kavgayı ayırmaya çalışırım, silah görürsem uzaklaşır polisi ararım.
videodaki abiye neden bıraktın diyemem.

kendi çocuğuma bu yapılsa şahit olsam hiç silah vs düşünmem dalar kurtarmaya çalışırım her baba gibi.
0
basond
(17.10.25)
yoldan geçen erkek müdahale etse ve ölmese bu adam ondan şikayetçi olsa yine baş ağrısı; belki müdahale eden kişiye dadanacak, davalık olacaklar? çok korkuyorum böyle olaylara denk gelmekten, yalnızca şahit olmak bile başlı başına bir travma sebebi. ülke içinde (ve dışında) hiçbir erkeğe yaklaşmamak gerektiğini hissediyorum; kıskanç, patolojik sorunlu, düzenbaz insanlar o kadar çok ki.
0
deartheodosia
(17.10.25)
40 yaşına yaklaşmış, çocuğu olmayan, iri sayılabilecek bir avukatım.

Üzerimde tabanca yoksa asla müdahale etmem. Eğitimli birinin dahi bıçaklı bir saldırgana müdahale etmesi aşırı tehlikeliyken bıçaklı kavgaya dair hiçbir bilgisi ve fikri olmayan, bıçağı ancak mutfakta ya da ufak tefek şeyler kesmek için eline alan biri olarak kendi canımı böyle bir durumda tehlikeye atmam. Bu karara varmam için çok düşünmeme gerek yok.

Üzerimde tabanca varsa çok daha zor bir karar. Havaya ateş etmek riskli, başkasına zarar verme riski var. Gözü dönmüş şekilde karşısındakine zarar veren bıçaklı bir saldırgana, durdurucu bir atışı mağdura zarar vermeden yapabilmek herhangi bir polisin de kolayca alabileceği bir risk değil, özel harekat geçmişi olmayan bir polis için dahi çok zor bir durum. Kaldı ki öldürücü olmayan bölgelere yapılan atışlarda, özellikle çekirdeğin bacaklardaki kemiğe denk gelip kemiği kırmadığı senaryolarda saldırgan vurulduğunu anında hissetmiyor ve saldırgan tutumunu bir süre daha sürdürebiliyor. Yani diyelim ki salgırganı omzundan ya da bacak kasından vurdum. Bu sırada saldırgan mağdura saldırmaya veya benim üzerime gelmeye devam edecektir birkaç saniye daha. Bu birkaç saniye boyunca vuracağı bıçak darbeleri mağduru öldürmeye yetebilir. Mağduru bırakıp bana saldırmaya kalkarsa saldırganı durdurmak için benim öldürücü atışlar yapmam gerekebilir.

Saldırganı öldürmeden vurmayı başarsam bile meşru müdafaada sınırın aşılması tartışmaları gündeme gelecek ve uzunca bir süre tutuklu kalma riskim olacak. Onu da beceremeyip tüm işi elime yüzüme bulaştırıp mağdura zarar verme riskim var.

Nereden bakılsa çok boktan iş. Görece kılçıksız bir durum olsa, yani bir erkeğin bir kadını bıçakla kovaladığını görsem ve ben de o sırada direksiyon başında olsam, saldırgan erkeği öldürmemeye gayret ederek arabayla ezerim. Benzer bir durumda saldırganı etkisiz hale getirecek bir şeyle vurma/bir şeyi fırlatma imkanım varsa yaparım. Ancak silahım olmadan silahlı birine müdahale etmem, edemem.
0
10551037
(17.10.25)
amerikan polis videolarından gördüğüm kadarıyla, başından veya omurgasından vurulmadığı sürece defalarca isabet alan insanlar bile saldırmaya devam ediyor. belki cinnet hali, belki uyuşturucu madde etkisinde olmaları sebebiyle bilmiyorum ama belimde silahım bile olsa katil olmayı göze almadığım sürece müdahele etmezdim.
0
Fodera
(19.10.25)
(11)

2. Dünya savaşından sonra büyük devletler ne oldu da bu işin birbirini vurmakla çözülmeyeceğini anladılar?

mikahakkinen
yahudi katliamı, sömürge paylaşımı, nüfus kaybı vb. büyük devletler nasıl bir karar aldı ve bu işlerin büyük savaşlarla çözülemeyeceğini düşündü?
yahudi katliamı, sömürge paylaşımı, nüfus kaybı vb. büyük devletler nasıl bir karar aldı ve bu işlerin büyük savaşlarla çözülemeyeceğini düşündü?
0
mikahakkinen
(03.10.25)
kapitalizm egemen ekonomik düzen oldu. Bu yüzden daha çok.
0
adivar
(03.10.25)
2.dünya savaşında belki 100 milyon kişi öldü.
avrupa'da büyük şehirlerde taş üstünde taş kalmadı.
ekonomiler allak bullak oldu.
yahudi soykırımı çok bir büyük savaş suçu.
ingiltere'nin fransa'nın sömürge düzeni çöktü.
bir dolu sebep var ama asıl sebep japonya'ya atılan atom bombalarının gücü herkesi korkuttu. benzer bir savaşta karşılıklı atom bombası atmaya başlarlarsa bildiğimiz anlamda insanlığın sonu gelebilir.
0
co2s2
(03.10.25)
Nazi hareketi olmasa bugünkü İsrail devletini kurmak için gerekli politika oluşur muydu ya da gecikir miydi diye tarihçiler tartışıyor. Dolasıyla kan dökme olayı elbette bitmedi; “herkesin kanı dökülmesin ama bazılarının kanı dökülebilir” aşamasına geldi. İsrail’in kurulmasında da yine İngiliz hükümetinin destekleri var nereyi kazısan İngilizler çıkıyor. Sömürecek işçilerin hepsi savaşta ölmesi kapitalist düzene kar getirmiyor; canlı kalsınlar ama itaat etsinler boyutuna geçti.
0
titanic kemancısı
(03.10.25)
Atom bombası ve nükleer caydırıcılık.

Büyük devletler büyük kayıplar vererek kendi ekonomilerinin zarar göreceği şekilde savaşmalarına gerek kalmadan da istediklerini elde edebildiklerini gördüler. Uluslararası şirketler üzerinden istedikleri gibi sömürebiliyor ya da pazara girebiliyorlar. Vekalet savaşları sayesinde doğrudan savaşmak yerine başka ülkeleri ya da örgütleri finanse ederek yıpratma yoluna gidebiliyorlar. Sonra da bunları birleştirip kapitülasyonlar imzalatıyorlar.
0
nawar
(03.10.25)
1. Dünya savaşında Almanlar büyük yenilgiye uğradığında kazanan taraf çok ağır faturalar kesti.

O zamanların bir ekonomisti, bunun doğru olmadığını, yıllık gelirlerinin %30’unu almanın makul olduğunu söylemişti. Hatta bu süreçte almayanın ekonomik kalkınması için yardım edilmesi gerektiğini söylemişti.

Peki ne oldu? Almanya borçları ödeyemedi. Milliyetçiliğin gazı ile naziye dönüştüler.

Kazanan taraf bir daha savaşa sürüklendi, borçlarını alamadan.
0
substituent
(03.10.25)
2.dünya savaşında, savaşın maliyetinin, savaş ile ulaşılmak istenen kazanımları aştığını yani maliyetini kurtarmadığını yaşayarak gördüler.

bir yeri işgal etmek, oradaki insanları beslemeyi, öyle veya böyle oralara hem insan kaynağı ayırmayı, hem altyapı yatırımı yapmayı vs. gerektiriyor.

bugün olduğu gibi politik yollarla sömürgeleştirmek çok daha az maliyetli ve yönetilebilir bir durum. ha buna rağmen, diğer büyük devletlerle paylaşım krizi veya çıkar çatışmaları politik güç ile dengeye ulaşamıyorsa, fiilen savaş yaşanmaya devam ediyor.

sadece bir örnek: bakınız ukrayna-rusya savaşı.
0
wilhelmwasmuss
(03.10.25)
sınırsız kaynak ve ucuz iş gücü ihtiyacının sebep olduğu global yıkımların kapitalizm sayesinde sonlandığını iddia etmek de enteresanmış. tam aksine dünya savaşlarının temelinde kapitalizmin egemen ekonomik düzen olması yatar. kapitalizmi savunanlar "30 sene önce cep telefonu yoktu bugün var" diyen akp'lilerden farksız. dünyadan koskoca nesilleri, yüzlerce seneyi çaldı bu sistem ama hala sanki bugün dünya barış içinde yaşıyormuş gibi kapitalizm güzellemesi yapıyorlar haha. bugün de zaten savaş meselesi kapanmış değil, üçüncü dünya savaşının önündeki tek engel nükleer caydırıcılık ve teknolojinin gelişmesiyle beraber coğrafi kontrol faktörünün eskisi kadar önemli olmaması. yani artık türkiye'yi işgal etmek için yarım milyonluk orduyla gelmene gerek yok. başına "demokratik" şekilde istediğin adamı koyuyorsun, bütün kaynakları o sana peşkeş çekiyor zaten. yok baktın işler istediğin gibi değil hop bu sefer darbe yapıyorsun.

bi şey değiştiği yok yani sadece artık aynı sömürü seviyesi için o kadar çaba sarf etmek gerekmiyor, illa savaşılacaksa yine demokrasi şöleniyle göreve gelmiş şahıslar aracılığıyla onların ülkesini savaşa sürüyorsun.
0
der meister
(03.10.25)
büyük savaşlarla çözülemeyeceğini düşünmediler aslında. abd ve sovyetler birliği birbirleriyle savaşmaya hazırlardı. ama atom bombası herkesi korkuttu. kimse cesaret edemedi büyük savaş çıkarmaya, hep kenarından dolaştılar. soğuk savaş yaptılar.
0
abelardo
(03.10.25)
merhaba. aslında büyük ülkeler birbirini vurmakla bu işin çözülmeyeceğini kavramakla beraber sikko devletleri bir şekilde sömürürüz kendi işimize yaradığınca destekleriz, yakar yıkar ele geçiririz sonra satranç tahtası gibi karşının hamlesine göre karar alırız dediler. doğrudan kimse birbirini yok etmeyi göze alamadı.

abd vietnam'da tökezledi, rusya yı küba destekledi, birbirlerinin hamlelerine karşı türkiye bile bir piyon olarak rusyayı vurabilecek nükleer füzelerin durduğu en ileri abd karakoluydu. sen çek ben de çekeyim diye küba/rusya vs turkiye/abd olarak kullanışlı aptal bir dönemimiz o yıllarda da oldu.

herkes çıkmasa girdi, afganistan demir leblebi gibiydi. oyunum sistemini değiştirdiler. aslında sorunuzun cevabı "proxy war" olarak günümüzde de devam ediyor. sonuçlanmış değil.

çok kısa cevap olarak: ben doğrudan hedef olacağıma karşı tarafı caydırıcı kullanışlı maşa bir ülkeyi kullanırım doğrudan hedef ben olmam. tek bir sorun vardı, iki kutuplu dünyada bunu tek aklına getiren abd olmadı.
0
libertine
(03.10.25)
insanlık yüzlerce yıl savaşmış, şimdi mi akıllanıp bırakmış:D işin şekli değişti sadece, özü aynı.

üçüncü dünya savaşı için de önce bağımsız bir almanya lazım. tarifteki ilk malzeme eksik.
0
kesmekes laleler
(03.10.25)
Şimdi uluslararası ilişkiler bölümüne çöp diyorlar işte biz de bir şeyler biliyoruz.

Cevap Mutual assured destruction ve Second strike capacity

Tabi bunlar soğuk savaş kavramları. Artık ülkeler ve kurumlar birbiriyle o kadar çok iş birliği halinde bağlandılar ki en kötü barış, savaştan daha hayırlı geldi. Bu da işte kapitalizmin zaferi neoliberal kurumsalcılık.

Ha bana kalırsa bence hiçbir zaman savaş bitmedi ve bitmeyecek hak ve batılın savaşı devam ediyor. Siyonizm vs diğerleri.
0
Hallegadola
(05.10.25)
(27)

Gs avrupada neden bu kadar kötü?

avatar is back
Süper ligde 2-3 senedir yenildikleri bir maç var heralde o da ismail kartallı samiyendeki maçtı. Pek izlemiyorum futbol, derbiden derbiye bir de avrupa maçları. Ama gs avrupada o kadar çok maçta o kadar çok gol yiyor ki artık bunun mantıklı bir açıklaması olmalı. Neden böyle? Türkiye’de hakemler vs
Süper ligde 2-3 senedir yenildikleri bir maç var heralde o da ismail kartallı samiyendeki maçtı. Pek izlemiyorum futbol, derbiden derbiye bir de avrupa maçları. Ama gs avrupada o kadar çok maçta o kadar çok gol yiyor ki artık bunun mantıklı bir açıklaması olmalı. Neden böyle?

Türkiye’de hakemler vs demeyin lütfen.
0
avatar is back
(18.09.25)
Ama hakemler :( Yoksa tokatlanıp tokatlanıp göndermezler avrupadan, okan buruk teknik bilmez taktik bilmez oyun bilgisi sıfır, türkiyede hakem camiası ve okan hocanın malum geçmişi ortak bir bağlantı, bu sayede her sene şampiyon oluyorlar ama avrupaya çıkınca böyle oluyor.
0
kizil karga
(18.09.25)
pbs.twimg.com

Gs türkiyede neden bu kadar iyi diye soralım o zaman, neredeyse maç başı 3 puan ortalamayla oynayacak
0
grimavi
(18.09.25)
türkiye liginin kalitesi çok ama çok kötü. bir kaç takım dışında zor gecebilir denebilir maç bile olmuyor. avrupada da şampiyonlar liginde düzgün, kaliteli top oynayan takımlar olduğu için lastik patlıyor.

fener vs diğer takımlarda şl de oynasa, gene aynı şey olur. uefa ve konferans liginde defolar bu kadar ortaya çıkmadığı için gs nin avrupa başarısızlığı daha göz önüne çıkıyor.

işte, olabilecek en en en pahalı kadro bile frankfurt gibi şl için üst seviye olmayan bir takımdan şu an 5 yedi. maalesef şampiyonlar ligi türk takımları için yarışılabilir bir alan değil.
0
wilhelmwasmuss
(18.09.25)
Çünkü bizim insanımız hiç bir işte iyi değil. Disiplin yok. Geleni de bozuyoruz. Bugün bildiğin dünkü bizim halısaha maçında oynayanları gördüm. Düzensiz, ayakta top tutamıyorlar, allaha emanet paslar vs.
0
Shepard
(18.09.25)
gs normalde kötü zaten, ama tr'deki takımlar daha kötü. sonuçta lokalde gs iyi illüzyonu, avrupa'da da bunun içyüzü...
0
kesmekes laleler
(19.09.25)
Onlarin koruyup kollayan hakemleri olmadigi icin :(((
0
sonsuz
(19.09.25)
Okan buruk yerel bir teknik direktör, tr futbolunun anahtar noktalarını buldu ve fb gibi psikozlu bir rakibi olduğu için sorun yaşamıyor.

Avrupada Sorun yaşadığı maçlarda ise eli ayağına dolanıyor, düşmeyi bilmiyor çünkü takım.
Ligler arası seviye farkı çok ama hasbelkader 3-1 geri düştüğün maçı ölüm kalım maçı gibi kumara çevirip ya herru ya merru dersen ölürsün.
0
Bruce
(19.09.25)
Haftalardır yorumcular diyor ki frankfurt tarzı takımlara topu bırakmak gerekir. topu alıp yüzde 62yle oynarsan adamlara istediğin ortamı yaratırsın. Sen türkiyedeki oynadığın gibi oynarsan frankfurt gibi takımlar gelir seni beşler. Gs defans hattının yaptığı hataları azerbeycan takımları bile yapmıyor. Problem tamamen okan hocada. Kesinlikle oyun planından taviz vermiyor. Okan avrupada nasıl oynanacağını bilmiyor bu çok net. Aynı hataya montellada düştü, çıkarım ispanyaya ben oyunumu kabul ettiririm dedi. Al sonuç. Ayrıca 2 maçta 11 gol yiyen uğurcanın hatası yoktu ama fark yaratan kurtarışıda yoktu. Açıkcası avrupada langır lungur oynamakla maç kazanılmaz.
0
mikahakkinen
(19.09.25)
Türkiye ligi ve rakipleri Çok dandik. Oyuncu ile maç kolay kazanabiliyor çünkü dandik işte. Dandik olmasa zaten takımlar sürekli ön elemelerde elenmez. Sonuçta bilmem kaç yıldır sl'ne ayak basmamis bir ikinci büyük var.

Avrupa'da neden; çünkü Okan hoca yetmiyor. Kutsal kitapta yazıyor gibi yenik duruma düşünce orta saha bosaltiyor. Zamanında mancini ceyhun Gülselam'i avrupa maçında orta sahaya aldığında gelen eleştirilere "sahaya hücumcu atmak hücum futbolu oynamak değildir" demişti. Okan hoca bilmem kaç yıldır bunu öğrenemedi.
Malesef türk liginin dandikligi ile gelen başarı sebebiyle kendisine camia ve genel taraftardan tepki yok ama gs'yi klasik türk takımı haline getirdi.

Türk futbolundaki kafayi yemişler biraz azalirsa rekabet artacaktir ama şu anki dandik rakipler ile gelişme ihtiyacı Görmüyorlar gibi.
0
logisticsmanager
(19.09.25)
Sadece hakemler demeyelim Gsye yatan Türk takımlarını es geçemeyiz.
0
olaylar olaylar
(19.09.25)
Mental oldugunu dusunuyorum. Gol yedi mi, geriye dustu mu hemen komple dagiliyoruz. Gecen yil da aynisi olmustu. Maalesef hocanin da bu mentali yonetemedigini dusunuyorum, duygusal milletiz, hoca araciligiyla takima da yansiyor.
0
lallala
(19.09.25)
Esas sorulması gereken soru Türkiye'de nasıl bu kadar iyiler? Yandaş oldukları için saray tarafından korunuyorlar. ToRreira mertens rüzgar esse düşüyorlardi, saniyesinde düdük hazır, barış alper diye bir oyuncuları var tam bir komedi, adam tekme tokat dirsek girişiyor herkese, ağzını açıp bir şey diyen bile yok, normalde gerginlik olur, kavga olur, tüm lig bu adamı biliyor, kimse bulaşmıyor, kemal sunal filmindeki mazlum gibi dayak yiyip oturuyor koca adamlar
0
freedonia
(19.09.25)
Lallala+1
0
gobekliraki
(19.09.25)
Uğurcan cakira siyasi nedenlerle 30 milyon verirsen sadece turkiyede is yaparsın.özet bu
0
essoist
(19.09.25)
okan rezalet bir td. adam ligi çözmüş diyorlar neyi çözmüş pardon. önde basıp gol atalım diye taktik mi olur? gol yesek de bir o kadar gol de atıyoruz yeniyoruz olayı tr'de olur sadece. frankfurt alkmaar genç oğlanlar gibi sistem takımları elekten geçirir böyle.

montella da aynısını yaptı demişler doğru. her maça ayrı bir taktik çıkacaksın haddini yerini bileceksin

ama asıl sorun ülkede her yere sirayet eden yolsuzluk, ahlaki çöküntü ve torpilin futbolun tam ortasında olması. altyapıda adam yok, haksızlık hak getire. yetenekli çocuklara yazık oluyor. ozan tufan barı malper bunlar topçu mu
0
Hallegadola
(19.09.25)
bütün takımlar avrupa ortalamasının çok çok altında. gs ye özel bir durum yok ortada. lise 1 i ıslahiyede okudum. yan sınıfta bir çocuk ıslahiyesporda oynuyordu. lise sınıfları futbol turnuvasında hep o çocuğun sınıfı şampiyon oluyordu. ama ıslahiye amatör kümede bile sonuncu oluyordu.
0
ground
(19.09.25)
Tr'de kollaniyorlar cunku. Sumudica gibi sovmen, dusuk karakterli bir t.direktor vardi, mesela takimi GS stadinda takimi gol atti, yuzunde 5 karis surat, "sevinmeyin iceri gecin" diye yedek kulubesindeki oyunculara bagiriyordu. Ayni adam Fener'in maclarinda tac icin itiraz ederken eroinman gibi sinir krizi geciriyor mesela:) bunun gibi binlerce olay var. Az cok birazcik takip eden biliyor zaten neler dondugunu uzun uzun yazmaya gerek yok GalataSARAY'i:)
0
speedy
(19.09.25)
sadece hakemler ya da teknik direktörlükten anlamayan bücür falan değil mesele. mesele çok basit. ülkede adalet yok.

çok alakasız gelecek ama galatasaray yasa dışı bahis sitesi reklamı aldı. ceza almadı. kara borsa yaptılar, belki hala yapıyorlar. ceza almadılar.

eğer galatasaray bu hikayelerden ceza almış olsaydı, avrupa'da bu kadar kötü olmayacaktı çünkü avrupa'da olmayacaktı.
0
co2s2
(19.09.25)
ligin seviyesi yüzünden. hakem siyaset bahis reklamı diyen beyni olmayan fenerlidir o yüzden o yorumlara takılma.
0
koela
(19.09.25)
Ligin seviyesi çok düşük ama bu sadece gese şampiyon oluyor demek ahahahah geseyi dün gece 5'ledikleri maç türkiye liginde olsaydı frankfurtun attığı ilk 2 golden önce faul verilir barışın attığı gol de verilirdi gese en kötü 3-1 alırdı maçı ama avrupada fetöcü hakemler olmadığı için fetöcü takımları 5'leyip gönderiyorlar :)
0
kizil karga
(19.09.25)
yorumları okudum varsa yoksa tr ligi kötü, gs tr de kayrılıyor, doğru düzgün teknik analiz yok.

okanın taktik bilgisi maalesef kısıtlı.
aslında şu anki kadro 3lü için çok daha uygun fakat yıllardır 4 lü oynayan ve sezona bu şekilde hazırlanan takım ve çalıştırıcılar sisteme alışık değiller, sistemi geriden değiştirince ileride de etkileri oluyor.

günümüz futbolunda artık topa sahip olmak, ileride oynamak bunların bi anlamı yok. bir çok teknik adam rakip takımı üzerine çekip orta sahada boşluk yaratarak pozisyon bulmaya oynuyor, bizim Okan'da tam da onları istediğini yapıyor ileride bi sağ kanada bi sol kanada top yuvarlatıyor. burada kaptırdığın her top potansiyel gol oluyor.

Maç sonunda top yüzdesi tabelada yüksek çıkması senin daha iyi oynadığın anlamına gelmiyor. Kendisini hiç sevmesemde mourinho'nun bir sözü var "isterse topu eve götürsünler maçı biz kazandık"
0
duyuruuser
(19.09.25)
sebebi: OKAN BURUK
0
baldan kaymak
(19.09.25)
okan buruk'un avrupa hocası olmaması etkisi ile birlikte ligin çöp takımlardan oluşması da etkili.

en baştaki çöp takım fb mesela. kendi elleriyle beceremediklerini el şeyine sarılıp gariban anadolu takımlarından beklerler. düşün şut çekemedikleri benfica kendi sahasında 2-0'dan azeri takımına maç verdi.

ligde de en baba ikinci takım çöp fb olduğu için ve rekabet de olmadığı için test yok. gs yine bu çöp takımları ezmeye devam eder ama avrupa için başka hoca lazım
0
deranzo1
(19.09.25)
lig kalitesizmis:) Yatin kalkin ligin kalitesiz olduguna sukredin siz. Lig zor olsa atiyorum pazar gunu saglam bir rakiple oynamis olacaksin, ustune Frankfurt deplasmanina git bakalim, 10 falan yiyin de akillanin:)
0
tantamount_to_equivalent
(19.09.25)
ha bu arada op ligin leşliğini şuradan anla, herhangi bir adama 99 puan toplattırılıyor bunu bildikleri için bu adamı kovuyorlar. sonra bu adam iran'a falan gidiyor oradan da kovuluyor. süper lig'den iş dahi bulamıyor.

güncelde ise bir tanesi avrupanın üçüncü sınıf kupasında lozan diye bir takıma daha eleme aşamasında eleniyor. ki bunlar iki oyuncuya 45 milyon bonservis bağlamışlar.

diğerini söylemeye gerek yok. her sezon kendi sahasında bok attıkları rakibe karşı ikişer üçer şeklinde kaydıraktan kayıyor. her maç sonunda 5 6 yemedik diye dualar eşliğinde bitiyor. sonra da mesela rizespor'un falan taş koymasını bekliyorlar :) ulan senin yapamadığını o garip nasıl yapsın :)
0
deranzo1
(19.09.25)
Macin özetini ve golleri izledim. Hayal ettigimden de kötü.
Rakiplere laf sokmaya calisacaginiza biz bu performansla nasil her sene birinci oluyoruz diyin bence. Yata yata sampiyonluk alinca böyle rezil oluyorsunuz disarida.
0
sonsuz
(19.09.25)
Orası şampiyonlar ligi, şampiyon yapılanlar ligi değil.
0
onheil
(21.09.25)
(4)

Türkiye'nin en mutsuz illeri 2025 1. Trabzon 2. Antalya 3. İzmir 4. Ankara

ermanen
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre 2025 yılının en mutsuz illeri:1. Trabzon- Nüfus: 818 bin 23 - Oran: 11,192. Antalya- Nüfus: 2 milyon 688 bin 4 - Oran: 11,73. İzmir- Nüfus: 4 milyon 462 bin 56 - Oran: 10,654. Ankara- Nüfus
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre 2025 yılının en mutsuz illeri:

1. Trabzon- Nüfus: 818 bin 23 - Oran: 11,19
2. Antalya- Nüfus: 2 milyon 688 bin 4 - Oran: 11,7
3. İzmir- Nüfus: 4 milyon 462 bin 56 - Oran: 10,65
4. Ankara- Nüfus: 5 milyon 782 bin 285 - Oran: 9,95
5. Samsun- Nüfus: 1 milyon 368 bin 488 - Oran: 9,72
6. İstanbul- Nüfus: 15 milyon 907 bin 951 - Oran: 9,12
7. Çorum- Nüfus: 524 bin 130 - Oran: 9,1
8. Ordu- Nüfus: 763 bin 190 - Oran: 8,75
9. Gümüşhane- Nüfus: 144 bin 544 - Oran: 7,68

www.tourismtoday.net
www.ntv.com.tr
www.facebook.com

En mutlu iller:
1. Sinop
2. Afyonkarahisar
3. Bayburt
4. Kırıkkale
5. Kütahya
6. Çankırı
7. Düzce
8. Uşak
9. Siirt
10. Şırnak

Ne diyorsunuz bu işe? Trabzon ve Antalya'nın en mutsuz çıkması garip değil mi? İzmir en yaşanılır illerden biri değil mi?

Çoğu Karadeniz şehrinin mutsuz çıkıp Sinop'un en mutlu şehir çıkması da ilginç. Sinop çoğu Karadeniz şehrinden farklı mı yani?
0
ermanen
(23.08.25)
Anketin nasıl yapıldığı, ne sorulduğu da önemli. Anket şehirlerle mi ilgili yoksa ülkeye dair izlenimlerin şehirlere göre sıralanmasıyla mı liste oluşturuldu bunlar önemli olsa gerek.

İzmir en yaşanılası yerlerden değil mi diye sormuşsunuz. Bu konu özelinde anketin kapsamı önemli örneğin. İzmir'in dağını taşını, insanların şehre aidiyet hissini veya başka bir şehri tercih edip etmemesi gibi hususları sorgularsanız muhtemelen daha düşük sırada olurdu. Ancak kapsam insanların şehir ve ülke yönetimine, gelecekten beklentilerine, iş ve diğer sektörel konulardaki bakış açılarına dair profilini çıkartıp genel ruh hallerini yansıtmak üzerineyse üst sırada olması şaşırtıcı değil aslında. Büyük şehirlerin çoğu için geçerli aslında bu.

Bu durumda Trabzonun durumu şaşırtıcı olur aslında.
0
akhenaten
(23.08.25)
Zaten Şırnaktatyım a... üstüne bi de mutsuz mu olayım diyerek mutlu oluyorlardır. Kaybedecek pek bir şey kalmamış yani Suriye ile aynı coğrafyadasın. Bundan çok değil bir tık dandiği zaten afrika bangladeş falan dip yani
0
Batuhanolabilir
(23.08.25)
izmir gerçekten mutsuz. iş imkanı az ve millet ne yapacağını şaşırmış durumda. bir ilçesi adeta koskoca genelev gibi. geçim sıkıntısı yaşayan kadınlar kendilerini satıyorlar.

ayrıca izmir'in iç kesimleri çarpık kentleşmesi ve doğu göçü nedeniyle hakkari gibi
0
runaway
(23.08.25)
bu sonuçlar bana göre çok mantıklı.

yani siz şimdi görünüşte haklı olarak antalyalı mutsuzken çankırılı nasıl daha mutlu olabilir diye düşünüyorsunuz. benim gözlemlerim ve mantığıma göre izahatım şu: bize (işte okumuş, şehirli, beyaz yaka insan profili olarak genelliyorum) göre beklentileri farklı. adı şehir olan ancak kent kültürü olmayan büyük kasaba hüvviyetindeki yerde doğup büyüyen, kimlik olarak da o şehre ait olan insanların beklenti düzeyi düşük. genelde o yerlerin yerlisi olan insanlar aslında kasabalı gibi yaşıyorlar, orada malı mülkü olması, tarlası, ekini olması, aşağı yukarı sosyal çevresindeki herkesin benzer dünya algısına sahip olması, bir konfor alanı sağlıyor ve mutlu hissediyorlar. ancak kentli insanın, kentten beklentisi farklı. temsili bir örnek vereyim, diyelim bir büyükşehirde yeterli sosyal, kültürel aktive olanaklarının tatmin edici düzeyde olmaması başlı başına bir mutsuzluk kaynağı olabilirken, diyelim bir şırnaklı için bu bir mutsuzluk sebebi değil. (veya benzer profilde bir küçük batı şehri de olabilir).

kentli insan için kiraların yüksekliği, verdiği emeğin yarısının kiraya gitmesi ciddi bir mutsuzluk kaynağı iken küçük şehirin yerli insanı genellikle zaten bir ev sahibidir. dolayısıyla oranın insanı için barınma problemi bir mutsuzluk alameti değildir.

bir de sinop bildiğim kadarıyla yaşlı nüfusun çok yüksek oranda olduğu bir yer. ve göç alan bir yer olmadığı için de muhtemelen genel profil sinop'un yerlisi yaşlı kuşaktır. bu insanlar da yukarıda anlattığım profile sahiptir.

ben trakyalı değilim ama trakyanın kırsal, yerli, yaşlı insanlarının ağırlıkta olduğu bir ilçede öğretmenim. okulumdaki ben hariç herkes buralı ve kendini buraya ait hisseden tamamına yakını en az 25-30 yıldır öğretmenlik yapan ve hayatlarının neredeyse tamamı burada geçmiş burada doğmuş burada ölecek insanlar ve hepsi çok memnun hayatlarından.
0
wilhelmwasmuss
(23.08.25)
(10)

Devlet okullarında kayıt parası

prole
Okul çağında çocuğum olmadığı için garipsediğim bir durum oldu geçtiğimiz günlerde. Civarda bir okul müdürü, ikameti mahallede olan çocukların kaydı için 50bin, olmayanlar için 150bin lira kayıt ücreti alıyormuş. Pilot okul olan bu okulda sınıf mevcudu talep fazlası bedeniyle 40-50 öğrenciye çıkmış
Okul çağında çocuğum olmadığı için garipsediğim bir durum oldu geçtiğimiz günlerde. Civarda bir okul müdürü, ikameti mahallede olan çocukların kaydı için 50bin, olmayanlar için 150bin lira kayıt ücreti alıyormuş. Pilot okul olan bu okulda sınıf mevcudu talep fazlası bedeniyle 40-50 öğrenciye çıkmış ve buna rağmen sistem devam ediyormuş. Bu durumdan milli eğitimin haberi yok mu? Başka tanıdıklarla konuştum, her yerde durum benzermiş. Bu nasıl iştir, yasal olmadığını düşündüğüm bu durum bu kadar aleni biçimde nasıl yapılabiliyor? Kimse mi şikayet etmiyor?
0
prole
(20.08.25)
o paralar olmasa okullar hiç dönmez. ne temizlik yapılır ne de sabun, peçete vs bulunur. çalışan hizmetlinin maaşı o toplanan paralarla ödeniyor mesela. sene içinde çıkan masraflar da yine o paralardan karşılanıyor. bir miktar da birilerinin cebine gidiyordur tabi mutlaka. meb olaya müdahale etse okullara o parayı kendi vermek zorunda kalacak. neden işleyen sisteme çomak soksun ki?

şikayet etmeyi bırak millet o parayı vermek için sıraya giriyor. hatta biraz daha fazla versek sırada bizi öne alır mısınız diye soruyorlar. okul çağındaki her çocuğun ikameti zaten eşin dostun evinde. alan memnun veren memnun.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(20.08.25)
Ezelden beri olan bir durum değil mi bu? Okullara giden ödenek yetmediği için okullar her sene bu tür şeyler yapıyorlar. Kimisi kayıt olan her öğrenciden bir sürü malzeme istiyor, kimisi velilerden yardım istiyor, kimisi kayıt parası istiyor... Kimisi hepsini birden yapıyor... Yasal değil tabi, şikayet de edilebilir muhtemelen de... Hem veliler genelde durumun farkında oldukları için çok ses etmiyorlar, hem de genel bir "kimi kime şikayet edeceksin" durumu var...
0
salihdt
(20.08.25)
Bu bir eğitim politikası, anaokulundan üniversiteye her basamak özelleştiriliyor.

Veliler bu parayı vereceğime, çocuğumu hademesiz, sabunsuz pis okula göndereceğime her şeyden kısıp özel okula gönderirim diyor, özel okul sektörü genişliyor.
0
grimavi
(20.08.25)
Galiba Türkiyeye ye geldiniz. Bu hep böyleydi
Ben taa ilkokuldayken de böyleydi. Degişen hiç bir şey yok
0
limonlu eksi
(20.08.25)
Bunu normalleştirmek ne kadar doğru.
50 bin lira az paramı, parası olmayan ne yapıyor?
0
duyuruuser
(20.08.25)
normal falan değil. bekçiye para var, polise para var, öğretmene var, vezneciye var, diyanet'e Mercedes alırken var, köprüyü yaptırırken var,hakime, savcıya, askere, vekile var, okula gelince mi yok? devlet çocuğumu okula görmediğimde elimden almaya kalıyorsa okula gönderdiğimde de sike sike kabul edecek. ilgili mevzuatı araştırın sonra da suç duyurusunda bulunun. soruşturmayı açmayan savcıya da suç duyurusunda bulunun.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(20.08.25)
Ezelden beri boyle oldugunu sanmiyorum. Butun egitim hayatim istanbulda gecti. Lisede bir paket A4 kagidi istemislerdi, para istenmedi diye hatirliyorum. Istenmisse de bir seferlik cok da can yakmayan bir rakamdir, yoksa hatirlardim. Ilk ogretim de ayni sekilde, ufak bir bagis istenmis olabilir ama bugunun 50 bin lirasina denk gelecek bir para istenmis olacagini sanmiyorum.
0
mbond
(20.08.25)
Çok abartı meblağlar.

Bu tip işler lise düzeyinde pek görülmez çünkü sınavla öğrenci alan liselere zaten öğrenci sınav puanı ile yerleşiyor. Kalan vasat okullara da zaten kimse zaten üstüne para vermez kayıt için.

Adrese dayalı kayıt olduğu için ilköğretim kademesinde oluyor böyle şeyler. Onun da sebebi şu; afedersiniz teşbihte hata olmaz it kopuk yuvası okullara çocugunu göndermek istemeyen veliler, bölgede iyi olarak bilinen okullara çocuğunu kaybettirmek için ya evi taşıyor ya da ikametini ilgili okulun kayıt alanında olan bir sokağa aldırıyor. Bir okulun kayıt kapasitesi belli, sınıfların resmi olarak maksimum öğrenci sayısı belli. Okul örneğin 100 öğrenci alabilecekse 150 öğrenci o okulun mıntıkasında görünür oluyor. Bu durumda o fazlalık olanlar alternatif ikinci okula yönlendiriliyor. Veli hayır illa burayı istiyorum diyince ve okul müdürü oluru yok bu işin deyince veli gözünü karartıp yav yok mu oluru bağış mağış neyse yapalım diyor. Yedekteyken öne geçiyorsun vs.

Bir de çok popüler bir okulsa zaten hatrı kırılamaz insanlar ne bileyim o ilçedeki bürokratın, yüksek rütbeli memurun, amirin, partilinin vs çocuğu alınıyor. Sonra diğerleri,böyle böyle gidiyor.

Türk insanı çocuğunun eğitimine önem verdiği için ve ulan burası türkiye şikayetle şunla bunla uğraşacağıma okula yüklü aidat veririm oluruna bakarım diyor.
0
wilhelmwasmuss
(20.08.25)
Geçen sene ilkokula başlayan oğlum için 300m ötedeki okul için yanlış hatırlamıyorsam 10k istediler. Bu 30 sene önce benim zamanımda da vardı ve ne yazık ki olmak zorunda, devlet destek vermiyor, tuvalet kağıdı, sabun gibi ihtiyaçları da veliler karşıladı uzun bir süre.

Yalnız 50k, 150k uçuk rakamlar, oğlumun okulunda 100tl toplanacağında zorlanan insanlar var.
0
kimlanbu
(20.08.25)
Devlet okulunda öyle öğretmenler var ki veli ister istemez öğretmen seçmek istiyor. Bu durumda kayıt parası adı altında bağış alınıyor sadece. Geçen seneki düzenlemeden sonra 1. sınıfa başlarken kura sistemi ile atama yapılmaya başlandı ama ara sınıflar için hala bağış sistemi geçerli. Şikayet edilse bile yaptırım yok. Okullar bağışlara mecbur çünkü bakanlık da ilkokullara ödenek yollamadığını biliyor. Cimer falan hikaye.
0
ruhen hastayim ben
(20.08.25)
(13)

Evlilikte Yaşanacak Şehir Sorunu

mythralioz
Merhaba mevzu uzun ama kısa keseyim. Evlilik arifesindeyim, ama yaşanacak şehir konusunu zamanında netleştirmediğimiz için sorun yaşıyorum. Edirne’yi bırakmak istemiyorum. Başka kardeşim yok. Annem babam yaşlanıyor. Nişanlım ise Ankara’ya atandı çakılı bir kadroya. O evlenmeyi çok istiyor. Ben de on
Merhaba mevzu uzun ama kısa keseyim. Evlilik arifesindeyim, ama yaşanacak şehir konusunu zamanında netleştirmediğimiz için sorun yaşıyorum. Edirne’yi bırakmak istemiyorum. Başka kardeşim yok. Annem babam yaşlanıyor. Nişanlım ise Ankara’ya atandı çakılı bir kadroya. O evlenmeyi çok istiyor. Ben de onu seviyorum. İstiyorum. Ama Edirne’de yaşamak istiyorum. Burada mutluyum. Ankara büyükşehir bu yaştan sonra (35) büyükşehirin kalabalığına gürültüsüne trafiğine alışamayacağımı düşünüyorum. Ailemi geride bırakmak da çok rahatsız ediyor. Öte yandan kızı gerçekten seviyorum ne yaptım ettimse ayrılamadım müthiş bir ikilemin içindeyim aylardır. Ne dersiniz? Yaşadığın şehir en az evleneceğin kişi kadar önemli midir? Yoksa boşa mı bu kadar dertleniyorum.
0
mythralioz
(06.08.25)
valla büyük bir sorun. baştan düşünmen gerekirdi. ya eş ya aile birini seçeceksin. eşinin edirneye gelme imkanı yoksa tabi.
0
jelly bear
(06.08.25)
Evlilik, anne babaya karşı sorumlulukların atılmasını gerektirecek bir müessese değil.
Ankara Edirne de öyle uzak bir mesafe değil. Siz gidersiniz, onlar gelir. Yeter ki eşin kafa dengi olsun.
Büyük şehir konusunu da dert etme bence. Üç büyüklerde de yaşadım. En küçüğünde de. Bir şekilde alışıyor insan.
Seviyorsan demiyorum, o gelip geçiyor da, hayat arkadaşı olabilecekseniz birbirinize, her yere gidilir.
0
Mirket
(06.08.25)
ankara'da yaşanır.
büyükşehir doğru ama alışılmayacak kadar da değil.
ne bileyim, bitlis'ten istanbul'a gidecek olsanız belki bu dediğiniz dert etmeye değerdi.

peki nişanlınız edirne'ye taşınmak konusunda nasıl? tek sorun iş mi? işle ilgili dert olmasa kabul eder mi edirne'ye taşınmak?
çakılı kadro ne demek bilmiyorum tam anlamıyla. devlet memurları evlendikten sonra eş sebebiyle tayin alamıyorlar mı? ya da bir iki sene sonra edirne'ye gideriz diyor mu?

aile müessesi önemli ama ankara büyük şehir alışamam kısmı dert edilmeye değmez.
uzaktasınız diye de aileyi silip atmış olmuyorsunuz.
0
biseysorcaktim
(06.08.25)
Evlenme.
Asla, sakın.

Evleneceğin kişiyle aynı şehirde yaşamak konusunda şüphe yaşıyorsan sakın ha evlenme. İkinizin de hayatını yakma.
Bu konuda şüpheye düşmen bile garip. Eğer Edirne’de aynı geliri veya çok daha fazlasını sağlayacak bir çözümün yoksa böyle düşünmen çok saçma.
0
michael_knight
(06.08.25)
ailen emekliyse onlar da ankara'ya gelsin çok istiyorsan? Onun dışında koca adamsın, ailenden ayrı şehirde yaşamamak için ayrılmayı düşünüp ayrılamamak falan bana çok drama queen geldi
0
nundu
(06.08.25)
Ailemden uzak yaşarım bu sorun değil. Elden ayaktan düşmeye başladılar. Hastaneye kim götürecek yemeğini pazar alışverişini kim yapacak. Başka kardeşim yok. Bunu düşünüyorum. Değil şehir değiştirmek başka mahalleye bile taşınmazlar bu yaştan sonra.
0
🌸mythralioz
(06.08.25)
çok bilindik bir senaryo, çok karşılaştım.

çocuk evlenip başka şehire taşınır. anne baba inat eder çocuğun yanına taşınmaz. ,anne baba ile ilgilenen de olmaz bir süre iki taraf için de duygusal eziyetli geçer. sonra ebeveynlerden biri hasta olur, bakıma muhtaç olur. bu kez bizi çocuğumuz yanına alsa diye önce onlar ister çocuğun yanına taşınmayı.

sonuç olarak ebeveynlere yeni ev tutmak veya aynı eve getirmek ile bitiyor hikaye.
0
Gradient_tabanlı_mor
(06.08.25)
Evliliğin annen baban elden ayaktan düşene kadar sürecek mi bakalım? Hayatta hiç bir şeyin garantisi yok ve bu kadar detaylı planlayamazsın. Herkes kendine göre risk alıyor. Kalacak yerden önce hayatımı paylaşabileceğim kişi bu kadın mı diye karar ver bence. Bu konuda net olmadığın için yeri dert etmişsin gibime geliyor. Bir de konfor alanından çıkamıyorsun.

Anan babana gelince... İkisi de hayatta olduğu sürece iyi olan diğerine bakacak. Biri tek kalırsa ve elden ayaktan düşerse de ya bakıcı tutucan ya da huzur evinde yaşayacak. Yapacak bir şey yok. Yoksa hayatının 20-30 yılını onlara ipoteklemiş olursun.

Özet olarak ben de şu ankiyle aynı şartlarda iş bulabileceksem giderdim. büyük şehir kısmını abartma. Önemli olan iş ve eşinle mutluluğun. Ailene destek olsan iyi olur tabii ama hayatındaki öncelik bu olmamalı.
0
merhum
(06.08.25)
merhaba. daha önce hiç böyle kişisel konularda yorum yapmamıştım. kim ne bilsin arkadaş ne kadar seviyosun kızdan ayrılınca ne hale geleceksin.

2020 yılında kız arkadaşım yazları datça’da yaşıyor, kışları istanbul kurtuluş’ta. ben de bodrum’da annemle yaşıyorum. “beraber yaşayalım, bodrum’dan taşın” dedi (bodrum–datça arası her gün feribot var). bir şarapevi buldu devren kiralık, “beraber işletelim” diye teklif yaptı. ben çok az para ödeyecektim, onun babası karşılayacaktı. işte ben 35 yaşımdayım ya, annem bodrum’da, tüm arkadaşlarım bodrum’da, ben datça’da kimseyi tanımam etmem cart curt diye yan çizdim. ayrılmamızın nedenlerinden biri bu oldu.

kızla ayrılınca ben aksileştim. alkol malkol, arkadaşım kalmadı. çocukluktan beri görüştüğüm adamlarla aram benim aksiliğim yüzünden bozuldu. beni bodrum’a da bağlayan bir şey kalmadı. sonra taşındım. bok gibi bir hayatım var. ara ara aklıma gelen bu oluyor: annem, arkadaşlarım bahaneydi; değişiklik yapmaya götüm yemedi. şimdi kimseyi tanımadığım bir şehirde yalnız içiyorum. kız ne yapıyor, hiçbir fikrim yok. 41 oldum.

benim hayatımın kırılma noktası, “herkesi tanıyorum ya, annem de burada, oraları bilmiyorum” diyerek taşınmamak olabilir. sen de kendi hayatını ölç tart abi. kız muhtemelen gidince, geride bırakamadığın ailenle edirne’de oturmak senin ileride meyhane masalarında anlatacağın hikâyen olmasın.
0
libertine
(06.08.25)
Evlenme. Ailenle yasamaya devam. Yasliliklarinda onlara bakarsin.
0
sonsuz
(06.08.25)
evlenme +1

evlenip gidersen sürekli anneni babanı özleyeceksin kızı da içten içe bundan sorumlu tutacaksın agresif davranışlar göstereceksin en ufak şeyden kavga çıkacak. gerek yok.
0
turuncu tonlarda
(07.08.25)
o kadar cok yazacak sey var ki, nereden baslasam, ne yazsam diye dusunurken kafam karisti. ozet geciyorum: evlilik sana gore bir sey degil.
0
Sour
(07.08.25)
bence evlenmeyin.

ankaralıyım, edirne'de yaşıyorum bu arada.

35 yaşında oldukça yetişkin, evlenip yeni bir hayat kuracak kişinin ben burada doğdum büyüdüm başka bir yerde yaşayamam kafasında olması bana gör evliliğe hazır olmadığını gösteriyor. (anne babadan bağımsız olarak) ki gidilecek yer kuş uçmaz kervan geçmez saçma sapan bir yer değilken.

anne/baba konusuna gelince. tek çocuksanız ve anne/baba elden ayaktan düşme durumundaysa makul olan onların sizinle aynı şehre taşınması. kaldı ki edirne'de evli olarak kalsanız dahi bu kartopu etkisi yapacak başka sorunlar doğuracaktır. örneğin ne bileyim; eşinizin yıllık izni olacak sizinle tatil planlayacak, siz anne/babanızın durumundan ötürü gitmek istemeyeceksiniz. veya karı/koca günlük bir etkinlik planlayacaksınız ama anne/babanın bir ihtiyacı, bir şeyi olacak plan bozulacak vs. vs.

evet, zor bir durum bir yandan lakin bu problemler ileride çok daha artacak, toplumun geneli tek ailenin tek çocuğu olacak sonraki nesilde.

bizim de tek çocuğumuz var ve ikinci çocuk düşünmüyoruz. ancak ben kafamda şimdiden ileride tek çocuğum bana bakar beklentisinde değilim. çünkü bu o tek çocuğun üstünde çok ciddi bir yük duygusal anlamda, ki hayatının temel akışını, kararlarını tamamen kısıtlıyor.

bir çıkış yolu bulamıyorsanız, bu durumu kabul edecek edirne'de yaşayacak birisi ile evlilik yapmanız doğru olur. ya da evlenmemeniz.
0
wilhelmwasmuss
(07.08.25)
(9)

30 yaşından sonra hayvancılık

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
hiç hayvan görmemiş biri 30 yaşından sonra 8-10 koyunla başlayıp geçimini sağlayabilir mi? ahırı var, kameraları var, kurulmuş düzeni vs var. youtube'dan hayvancılık crash course gibi bir şey bulup başlanılabilir mi?
hiç hayvan görmemiş biri 30 yaşından sonra 8-10 koyunla başlayıp geçimini sağlayabilir mi? ahırı var, kameraları var, kurulmuş düzeni vs var. youtube'dan hayvancılık crash course gibi bir şey bulup başlanılabilir mi?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(29.07.25)
youtube ile bu iş zor. deneyimli birinin yanında tecrübe edinip daha sonra başlamak mantıklı.
0
biravekahve
(29.07.25)
Hayvanları aşılamak bahanesiyle öldüren birileri var oldukça bu çaba da boşa gider. Bence kendine bir arsa al, evini yap içine, ekeceğin biçeceğin şeylere karar ver toprağını hazırla, yap et işte. Kendi gıdanı kendin yetiştir. Koyunlara da göz dikerler gibime geliyor, seninki ölü yatırım olmasın.
0
muhayyer divan
(29.07.25)
8-10 koyunla nasıl para kazancan, yünü desen az miktar, süt desen az miktar, et desen az miktar.

hobi gibi olabilir başka bir gelir kaynağın varsa (tarla vs.)
0
selam
(29.07.25)
Sağlayamazsın. (Youtube'a girecek internetin parasını ödeyemezsin)
8-10 koyun ile hayvan bakımı konusunda uzman olsan da sağlayamazsın.
0
ebabil curnatasi
(29.07.25)
Ticari kısmını ve oradaki ağı öğrenmek için illa ki içeriden birileri ile işe girmek lazım.

Koyunun yünü eti sütü öğrenilir bir sekilde de kime satacaksin kısmında cuvallarsin bodoslama girersen.

İşin sağlık doğum vb kısmı da var, veteriner vb.
0
encokbenisevinnolur
(29.07.25)
Tarım ve hayvancılık başında durmayacaksanız uzaktan yapılacak işler değil. 2 dönümüne altında tarla ticari değil hobi geliridir olsa olsa. Hayvancılıkla bu sınır nedir bilemedim?
Diğer arkadaşlar +1
Bir hastalık gelse bütün sürü bir gecede telef olur ki en yüksek risk budur.
Ayrıca hayvanların gezdirilmesi, aşısı, yemi... Bilmeden olmaz.
0
strawberry first
(29.07.25)
Başlanır, yapılır.
Ahır değil, ağıl lazım yalnız.
Küçükbaş hayvan kapalı yerde durmaz. Her gün gündoğmadan uyanıp dere tepe dolaşacabilirim, beni bozmaz diyorsan, olur.
Mera gerektirir. Merası olan, hayvancılığa uygun bir köy bulman lazım. Ya da en az beş dönüm araziyi ekeceksin falan. Yapılır da o performans sende ne kadar var kısmı önemli. Geri kalanı internetten bulunur.
Bir de sütü, peyniri, yapağısı, satması, adaklık koç bulunur yazısı asıp, gelene kesip parçalayıp paketleyip satması, becerebileceğin şeylerse, yapılır tabi.
0
Mirket
(29.07.25)
Suphesiz ki yapamazsin.

Tarim desen tamam, verimli bir bolgeyse ekipmanin varsa, hic yoksa birine ektirir, bictirirsin yetisemedigin nokta da.

Ama hayvancilik cok zor bir sey, kucukbas hayvancilik daha da zor bir sey. Cok sabirliysan En fazla 1 ay dayanir, cinnet gecirirsin. 8-10 kucukbas hayvanla da bi halt olmaz.
0
wilhelmwasmuss
(29.07.25)
ben yurtdışında bir ahır gezmiştim, sormuştum fizible olması için 30 50 koyun lazım en az demişti =)
0
kveldulv
(29.07.25)
(19)

Kadın doktorla sevgili olunur mu?

sihpunsnera
Benimle aynı yaşta ve doktor olan bir kadınla süren ilişkim oldu ama kadında ünvan/title takıntısı var. Bu da ilişkimizde problemlere sebep oluyordu. Kendisi seni seviyorum vs. diyordu ama tam veremiyordu. Ben ne meslek mi yapıyorum? Malum hava yollarında 6 yıldır uzman olarak görev yapıyorum ve uzm
Benimle aynı yaşta ve doktor olan bir kadınla süren ilişkim oldu ama kadında ünvan/title takıntısı var. Bu da ilişkimizde problemlere sebep oluyordu. Kendisi seni seviyorum vs. diyordu ama tam veremiyordu.

Ben ne meslek mi yapıyorum? Malum hava yollarında 6 yıldır uzman olarak görev yapıyorum ve uzman doktora yakın bir maaş alıyorum.

Kadının derdi maaş değil, ünvan. Çevresindeki tüm arkadaşları doktor, sevgililileri veya eşleri doktor/pilot. Kendisini çok kıyaslıyor. Benden önceki sevgilisi doktordu 2 yıllık ilişkisi vardı. Ondan öncekiler de genelde doktor cerrah vs. imiş.

Ben de dün kendisiyle konuşma yaptım. Böyle yürümeyeceğini, ara vermemiz gerektiğini çünkü benim çok yıprandığımı söyledim. Gerçekten de duygusal olarak çok verici oldum, çabaladım ettim sevdim vs. Güzel zamanlarımız elbette oldu ama bazı hareketlerinin altındaki sebep hep bu ünvan konusunda geleceği görememesi, takıntısı oldu.

Dün itibari ile ara verdik. Düşünmesini söyledim. Devam edecekse tam etsin, etmeyecekse de ayrıl dedim. Senin gibisini nasıl bulacağım vs. diyor. Sen bana çok iyi davrandın vs. diyor.

Dedim ben yıprandım artık. Olmuyor böyle dedim. Ya kendini tam ver, ya da hiç verme.
0
sihpunsnera
(27.07.25)
bu anlattiginin doktorlukla alakasi yok gibi.
asil soru ünvan takintisi olan biriyle olur mu?

bence olmaz.
"Senin gibisini nasıl bulacağım vs. diyor. Sen bana çok iyi davrandın vs. diyor."
yoklukta giderin var diyor yani. daha iyi davranani bulsa zaten o gidecek.
0
sonsuz
(27.07.25)
ilişkide codependency kavramını araştır bugün, bunun içine düşmüşsün manevi olarak hep sen çabalamaya oldurmaya iyi hissettirmeye çalışmışsın o da bunun tadını almış ilişkide sorumluluk almaktan çok bu rutini rahatlığı bozulsun istemiyor
0
grimavi
(27.07.25)
Doktorlarda genellikle Boyle bir kast sistemi anlayisi var. Bilhassa kadin doktorlarda daha fazla. Hic zorlama, bu yolun sonunda mutsuzluk var.
0
wilhelmwasmuss
(27.07.25)
statüyü bu kadar önemseyen birinin hayatta daha pek çok zorluğu vardır.
0
neira
(27.07.25)
Bunu dert ediyorsa vardır sebebi ve bu sebebi senin yok etmen zor. Ben kasiyer bir kızla sevgili olmam. Ortak paydamız az, maddi durumu denk değil, çevremiz denk değildir gibi 100 sebep sayabiliriz. Bu gibi bir durum varsa sebeplerden bazıları olabilir artı olarak kafasında kurduğu dünyaya uygun olmayabilirsin. Pilotsan mesela süper ama başka bir mesleğe sahipsen ona uygun değilsin gibi. Öyle nasıl bulurum sen gibi, ühühüh çok iyi kerizlendin(davrandın) lafları boş. Seven bu durumlara sokmaz. Ayrıldın, geri dönmeden önce bu konuyu samimi bir şekilde konuş. Konuşma sırasında anlarsın hal tavırlardan. Sonra kararını verirsin, bana böyle yapan ablamızla ben tekrar iletişime geçmezdim.

@arbre ıyyyyy diyorum.
0
Shepard
(27.07.25)
yarın öbürgün;

Senin 1 kademe ünvanına takılan ve 2 kademe ol diyen kadın, 3-4 kademe ünvan görünce seni bırakmayacağının garantisi var mı?

Futbol takımına transfer yapmıyorsunuz, hayatınıza insan alıyorsunuz. Sözleşme yapar gibi sevilmez insan. Kendinize bunu yapmayın. O özdeğeri gösterin derim ben.
0
baldan kaymak
(27.07.25)
20'li yaşlarımda 2 tane olmuştu. Deli çağlarım olduğu için yavan ve sıkıcı gelmişlerdi. Yürütemedik. TRT2 gibi kadın karikatürü vardı ya aynı öyle.

Seninki ise bu işlerden yorulmuş artık. Uğraşmak istemiyor. Olsa da olur olmasa da olur havası aldım.
0
yurtsuz john
(27.07.25)
Kanka doktorla boyle next
0
lapaz
(27.07.25)
şu an için akla yatmayan, ama daha iyisi bulunmadığı için hayattan da çıkarılamayan bir kişi olarak duruyorsun .

"senin gibisini nasıl bulacağım" lafı ilginç. "senin gibi" bir doktor bulursa ne olur sence?
0
tabudeviren
(27.07.25)
ayrilma konusmasinda bile gizli ozne kendisi. buna unvan takintisi denmez hafif narsizm, egoizm seziyorum.

bence asil cozmeniz gereken sey iliskiniz yada kadinin unvan takintisi degil. senin kendini yillardir soktugun ve farketmedigin durum. iliskilerinde surekli verme/alma hissiyatinda olmak gecmis travmalarinin disavurumu oluyor. boyle travmalari olan kisilerin kendilerine yapabilecegi en buyuk kotuluk narsist/egoist insanlarla iliski yasamaktir. lafi dolandirmadan ayrilin. sizin icin miat olsun.
0
buenosdias
(27.07.25)
Bu mantıktaki biriyle mesleği başka bir şey olsa da ilişki yürümez ki. Çevresine tam uyumlu olmak istiyor demek ki. Sizi çıkarınca kendisi için de problem bu. Çocuk olsa çocuk için de BÜYÜK problem.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.25)
Kadınlı erkekli sağlıkçılarla dolu çevreden yazayım, bırak gitsin.
Hayatımda herhangi bir alanda iletişim kurmayacağım insanlardır sağlıkçılar. Kardeş de var arkadaş da var akraba da var. Değil bir hayat kurmak yolda görünce selam verilmeyecek tipler hepsi. Bak hepsi diyorum. İçlerinde en iyileri bende var, 20 yıllık arkadaşım akrabam falan olmasa hiçbirine selam vermem hatta bir tanesine daha 7-8 ay önce sınır koydum. Yüzde yüz suçlu olmasına rağmen hala gelip arayı düzeltmedi egosundan. Bak bi de pilot demişsin.
Aile kurmak istiyorsan mühendisle ne bileyim bu ayarda biriyle evleneceksin. Doktorla ye, pilotla gez, avukatla beyaz yakayla iç. Mühendise nikahı bas. Şunu 10 yıl önce çözen arkadaşlarımın zekası benim gözümde 200-500 arası.
Ha illa evlenicem diyorsan bak çok yakından bi örnek vereyim. Kendisi de eczacı bu arada doktor hanım falan değil. Kocasının o akşam yatak odasında gerekeni yapmadığını(kendi sözleri) akrabalardan eşe dosta kadar anlattığını biliyoruz. Daha iyisini bulamayacağı için evli adamla. Parasını beğenmediği için rezil ediyor her fırsatta. Adam da aldatıyor bunu. Yıllardır böyle yaşıyorlar.
Doktor hemşire dedikodusu çok bende. İçlerinden aile kurabilecek kadar şanslıysan at yarışı falan oyna zengin olursun.
Bu arada erkek akrabaların hiçbiri kadın doktorla evlenmedi. Sadece bir tane kuzen evli onun da karısı geçen ya buralarda boş duruyor çocuğun üniversitesine destek olsun diye verdiği arsaların birinden 80 daire aldı. Çocuğun üniversite masrafları için elime yapışsın dediği yer 80 daire kadının. Mal varlığını kendisi bile bilmiyor büyük ihtimalle ve tek çocuk. Bunun dışında 3 cerrah 2 uzman 1 tane de hemşire erkek var. Sadece bu kişinin eşi doktor. Kalanı her alandan insanla yuva kurdular ama hastaneden kurmadılar.
0
mrvln
(27.07.25)
anlaşmazlik meslegi degil,problem olan kişiliği,
insan 7sinde ne ise 70inde de odur derler ya,

arkadasin kendini egitmeli,daha alacagi cok yol var,

burada ifade ettigine göre,pesinde kosarsan dert sahibi olursun..
0
designer
(27.07.25)
Doktorluğun eskisi gibi bir statüsü kalmadığını düşünürsek biraz gerçeklerden uzak, egoist bir arkadaşa benziyor. Barışma çabasında olsa bile içsel olarak pek düzelmeyecek bir şey olduğunu unutmadan yoluna bak derim.
0
Bruce
(27.07.25)
sen böyle duygusal yıpranmalarma doktor erkekle daha uygun gibisin bence. delikanlı adam duygusal yıpranmaz
0
runaway
(27.07.25)
Bula bula golddigger bulmussun, doktordan sevgili olmaz, sal gitsin.
0
feastofthedamned
(27.07.25)
Doktor egosu var çok ortada bu. Seninle birlikte olması seni sevdiği için ama egosunu eğitmeye yetmemiş. Yani seni küçümsemeye, değersiz görmeye epey yatkın diye düşünüyorum. Ya sen de onu aşağılayacaksın -ki önce cinsel hayatınız sonra aranızdaki saygı ve sevgi mahvolur- ya da ikinci bir şans vereceksin ve en ufak bir problemde kesin olarak ayrılacaksın.
0
muhayyer divan
(27.07.25)
biz kadinlar tarafindan onlarin hayatlarini tamamlayici bir aksesuar olarak kullaniliyoruz. bizi obje olarak kullaniyorlar saka maka :) yani yarin seninle bir yerde goruldugunde onun uzerindeki kiyafetin markasi kadar onemli senin ne is yaptigin. cunku kimi dusurebildikleri uzerinden bir yaris icindeler onlar. birbirlerine oyle ustunluk kuruyorlar. bu yuzden top %10'daki erkek birden fazla kadinla takilabilirken geri kalan yalnizlasiyor. bir de ustune incel diye dalga geciyorlar.

yani yanina yakistirmamis seni. ama baska alternatifi de yok su anda. o yuzden bilemiyor ne yapacagini. mesela ayni kadinla simdi ayrilip 3-5 sene sonra karsilassan uzerine atlar. cunku piyasa degeri dusmus olacak ve karar verme mekanizmasinda baska parametrelerin degeri artmis olacak.

insan iliskilerinin de basit ekonomik prensiplere gore isledigini gordukten sonra bir aydinlanma geldi bana. erkeklere tavsiyem piyasa degerlerini arttirmalari bir sekilde, guzel is, cool hobiler, luks kiyafetler, bicimli vucut vs. icinde bulundugun toplulukta one cikamiyorsan mating gercekten zor. ciktigin noktada da onlar seni buluyor bordo bereli gibi. hic efor sarfetmene gerek kalmiyor. sen de zamaninda pesine dustugun kizlari hatirlayip vay anasini diyorsun.
0
antikadimag
(27.07.25)
bu anlattiklariniza gore kesinlikle olmaz. kaza eseri evlenseniz kesin aldatilirsiniz yve bosanirsirniz. direk uzaklaşın bu iliskiden
0
oscar
(28.07.25)
(21)

Bu yeşil pasaportun hikmeti nedir?

ya ben lan neyse
yeşil pasaportum var. 13 yıl doğu anadolu'da ve iç anadolu kırsalında doğu hizmeti yaptım. birkaç gün önce aldım. ama ne bir yere geziye gitmeye niyetim var ne de ona ayıracak param. hayatım boyunca da zaruret olmadığı müddetçe bir yere gideceğimi sanmıyorum. yıllık iznimde sonra iptal miptal ederle
yeşil pasaportum var. 13 yıl doğu anadolu'da ve iç anadolu kırsalında doğu hizmeti yaptım. birkaç gün önce aldım. ama ne bir yere geziye gitmeye niyetim var ne de ona ayıracak param. hayatım boyunca da zaruret olmadığı müddetçe bir yere gideceğimi sanmıyorum. yıllık iznimde sonra iptal miptal ederler diye aldım.

bazen sözlükte yeşil pasaport ayrımcılıktır diye başlıklar açılıyor. bir bakıyorum 2 yüz küsür entry girilmiş.

ben yeşil pasaportu alana kadar hangi ülkelere vizesiz gidebileceğimi bilmiyordum. onu da öğrendim. abd, ingiltere yok.

geçen televizyonda ünlü bir gazeteci "biz bastırıyoruz. gazetecilere de vermelerini istiyoruz. umarım verecekler." diyordu.

eczacılar, avukatlar, daha bilmediğim bir sürü meslek grubu...

bu zamana kadar hep bir yerlere 3 ay vizesiz gidilebilen bir araç olarak biliyordum ama bence bilmediğim bir şeyler var.

insanlar gidip oralarda çalışıyor mu, yeşil pasaportla benim bilmediğim bir şey mi yapılıyor? aklıma başka bir şey gelmiyor.

yılda 10 gün tatil için bu kadar kıyamet koparılması bana böyle düşündürüyor. bu kadar insanımız yurt dışına vizesiz gitmeye bu kadar muhtaç mı?

iş için isteyenler var. iş için bu kadar insanımız mı var yurt dışına gitmesi zaruri olan?
0
ya ben lan neyse
(10.07.25)
Yüzlerce beyaz yakalı vize sırasında beklerken alelade devlet memurunun istediği ülkeye keyfince girip çıkması insanların gururuna dokunuyor. Olay ego davası. Biz devlet memurundan daha büyük artı değer üretiyoruz da bu semelerin Instagram'da bizden daha çok yurtdışı postu var diyor onlar da. Abuk sabuk işler. Sen de biliyorsun bunun böyle olduğunu bence, bir de benden dinledin.
0
sekizdokuzon
(10.07.25)
@sekiz: yok bilmiyorum. yeşil pasaporta gelene kadar... bu mu dokunuyor insanların egosuna? ben 50 bin maaş alıyorum. maaşımın yarısı ev harcamasına gidiyor. ev babamdan kalmasa diğeri de kiraya gidecek. arabam falan yok. ben istesem de gidemem tatile. benden çok katma değer yaratan insan 100 bin falan alıyordur. böyle düşünürse egosu torpülenir.
0
🌸ya ben lan neyse
(10.07.25)
rahatça, vize vs dert etmeden, vize ücreti ödemeden, bir sürü ülkeye eğer istersen yarın çat diye gidebiliyorsun. birçok insan için bu gayet yeterli bir lütuf, bilmediğin gizli bir şeyler yok.
0
king lizard
(10.07.25)
yesil pasaportun ne oldugunu daha yeni ögrenmen senin problemin. interneti olan herhangi bir insanin bilebilecegi alalede bir bilgi.

sorun su an avrupa'nin türklere vize randevusu veremiyor olusu. yesil pasaportu olan biri ucuz bilet kovalayip aniden haftasonu bile gidebilir. üniversitedeyken bir arkadas o sekilde 18 tl'ye mi ne bilet alarak paris'e gidip gelmisti. parasizliktan metroya bile binemeden geri döndü ama gitti mi gitti.

onun disinda baska biri önceden uzun planlar yapmasi, vizeye basvurmasi, parasinin yanmamasi icin dua etmesi gerek.

bu ikisi arasindaki fark birinin devlette memur olarak calismis olmasi. tr'deki cogu memur da vasifsiz ve özelde tek kisinin yaptigi isi 3-5 kisi yapiyorlar. hem devletin kasasina yüksünüz hem de dibimizdeki ülkelere elinizi kolunuza sallaya sallaya gidiyorsunuz.

böyle düsünülüyor sanirim.
0
sonsuz
(10.07.25)
Yeşil pasaportu isteyen genelde parası ve vakti olan insanlar. Ayrımcılık falan diyenlere de gülesim geliyor. Ailede çok doktor ve öğretmen var aldıkları maaşlar yurtdışında tatil yapıp, yiyip içip gezmeye yetmiyor. Benim canım anam benim zorumla yeşil pasaportunu çıkarttırdı. Pasaportunun süresi dolduğunda, üzerinde bir tane damga yoktu. Yenisini çıkarttırmaya zor ikna ettik, emekli maaşı yetmiyor çünkü tatil yapmaya.

Vize süreci gerçekten can sıkıcı olabiliyor ama bu “haksızlık” güruhunun saracağı yer yeşil pasaportlular değil, vize için gördüğümüz muamelenin sebebi olan kişiler.
0
irene
(10.07.25)
Yurt dışına iş ya da gezme amaçlı çok giden biri olsan değerini anlardın. Vize başvuru süreci, reddedilme durumları, yapılan masraf vs. vs. bunların hepsinden kurtuluyorsun.

şu an mesela çok ileri tarihli aşırı ucuz uçak bileti denk getirsen avrupa'da bir yerde, hiç düşünmene gerek yok acaba vizem çıkar mı vs. diye. türkiye'de şehirlerarası otobüse verdiğin paralarla avrupa'ya gidip gelebilirsin. e tabii ben hayatta gitmem vizyonsuzluğunda biriysen o başka.
0
himmet dayi
(10.07.25)
Yakın bölgelerde bir tatil yapabilirsin her yıl. Yurdum memuru aşırı vizyonsuz olduğu için böyle şeylerden anlamaz. Memur dediğin kırsal kafalı bir canlıdır.
0
runaway
(10.07.25)
@ya lan: böyle bir mevzuat var, Türkiye'nin memuru olan tatil sonunda ülkesinde geri döner diye düşünüyor Avrupa hala. Değişebilir bu usul yakında, hevesin varsa birkaç yere git gel.
0
sekizdokuzon
(10.07.25)
Bir de bunların egosu törpülenmez. Çatlasınlar.
0
sekizdokuzon
(10.07.25)
İlk yorum harici diğerlerini okumadım da la beyaz yakalıların kendini böyle görmesi çok komik. Memurlara neden yeşil pasaport veriliyor? Önce bunun mantığını kavra :) Yeşil pasaportu kullanan meslek yelpazesini genişletilerek hata yapılıyor. Beyaz yakalı burada ağlıyor, kendini üstün görüyor ahsjs O zaman asgari ücretli de alsın. Zaten bu gidişle yeşil pasaportu kabul etmeyecek diğer ülkeler. Adam yurt dışı tatili yapabilmek için y pasaport istiyor resmen :) devlet de senin sikik yurt dışı tatilinin derdindeydi. Memur denince adamın aklına sadece devlet dairesinde evrak onaylayan tip geliyor :)

Düz memurun yeşil pasaportu olsa ne? Adam yurt dışına çıkamıyor zaten shsjsk parası yok. Benim arkadaşımın kaç yıllık yeşil pasaportu var, daha bir kere kullanmamış. Neyle çıksın? Gidin birçok devlet dairesine hepsinin y pasaport hakkı olmasına rağmen çoğu başvurmamıştır bile. Zaten bu adamlar kullanmıyor ama ağlayan bizim buradakiler. Yani kaymakam da memur ve bırakın da işi gereği pasaport alabilip yurt dışına rahat çıksın.

İmam eşlerinin çıkıp bize de maaş verilsin, denmesi gibi :)
0
cemallamec
(10.07.25)
Başlık kıskanç beyaz yakalılarla dolmuş.
Hiç öğrenemeyeceksiniz hakkınızı savunmayı. Karşı adamda olan hak bende niye yok diyeceklerine hala onda niye var diyen fesat gorus.

İçlerini rahatlatmak için de özel sektörde bir kişinin işini bunlar dört kişi olarak yapıyor diyor. Ulan sen kole gibi çalışıyorsun işte patronun zengin olsun diye sabahtan akşama pazartesiden pazara. Bunun kalifelikle ne alakası var? Sen patronun yağcılığını seçmişsin adam da devlete hizmet etmeyi tercih etmiş. Sen bu adamdan arta kalir ne katıyorsun ki ondaki hakkı cok goruyorsun kıskanç patron yagcisi.


Sen tezgahtarlık yapan ya da gerçek bir eğitim gerektirmeyen hizmet sektöründe çalışan bir insansın bunu kabul et fazlası değil.
Soruya cevap
Yeşil pasaport Avrupa ülkelerine bu vize kuyruklarında kendini çok üstün gören ve kapi dışarı edilen beyaz yakalıların bana da vize bana da vize demeni gerektirmeyecek bir pasaport türüdür kardeşim.

Güle güle kullan
0
dedeminhirkasi
(10.07.25)
vizyonla alakalı. kullanırsan altın, kenarda durursa pul değerinde.
hiç mi ilgini çekmiyor farklı yerler, kültürler?
çok paraya ihtiyacın da yok, türkiyeden daha ucuza git, gör, gez, öğren.
0
adivar
(10.07.25)
yorumlara bak ashfsaf.
yesil pasaport, türk devleti'nin, %90'i torpilli olan memuruna yaptigi bir baska torpildir.
olay, beyaz yakalinin ayricalik beklemesi degil, bir kismin elde ettigi haksiz ayricalik. devletin kendi vatandasini kendi eliyle ayristirmasi.
vize anlasmalari devletler arasinda yapilan ikili anlasmalara dayanir, devlet oturmus, ülkelerle "benim memura vize ayricaligi tani ama diger vatandaslara tanima" diye pazarlik yapmis. beyaz yakali hakkini savunacakmis. beyaz yakali ne yapacak? almanya ile masaya mi oturacak? aptal saptal konusuluyor.

türk vatandasi degilim. ailemde de kimsenin yesil pasaport ihtiyaci yok. kiskanmak falan akillara zarar ithamlar.

"ek olarak turkiyeye vize zorunlulugunu getiren avrupali ulkeler degil, turkiye. bunu da arastirabilirsiniz."
türkiye bunu zamaninda siyasi olarak sakincali gördükleri yurtdisina kacmasin diye avrupa'ya teklif etmis, avrupa kabul etmis, türkiye bir süre sonra avrupa ile defalarca vizeyi kaldirmasi icin masaya oturmaya calismis ve her seferinde avrupa'dan ret yemis bir ülke.
yani artik o vizeyi sana koyan avrupa, türkiye degil. 45 senelik mevzuyu temcit pilavi gibi öne sürmek kurtarmiyor.
türkiye kac defa avrupa'ya artik vize kalksin diye gitti peki biliyor musunuz? yok.
bu kadar ret üstüne türkiye ne yapiyor? ben memura kefil olurum cünkü memur dedigin adam mayis elden gitmesin diye hicbir seye karismayan, kafasina vur ekmegini al, sümsük, agzini hicbir siyasi olaya acmayan adam, memuru o sebeple sakincali görmem, sakincali gördügüm zaten memur olamaz, ondan ki memuruma verin vize kolayligi diye avrupa ile masaya oturmus.
evet, devlet eliyle ayrimcilik budur.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.07.25)
tamamen ekonomik sebeplerle yurt dışına gidemiyorsan bir şey diyemem ama bir insanın yaşadığı gezegende doğduğu küçücük ülkeden kafasını çıkartıp başka bir coğrafya, kültür, yaşayış vs. görmek istememesinin ve bu şekilde ölüp gitmeye razı olmasının anormal, hatta mental olarak sıkıntılı bir durum olduğunu düşünüyorum.

başka yerler görmek senin için bir anlam ifade etmeyebilir ama birçok insan için şu hayatı çekilir kılan üç beş şeyden biri. insanlar aylarca yapacakları yurt dışı gezisinin hayalini kuruyor, bunu planlamaktan ve gerçekleştirmekten zevk alıyor.

insanlara vizeyi geçtim artık vize randevusu bile verilmiyorken vizesiz birçok ülkeye gidebilmek büyük bir ayrıcalık. bu ayrıcalığa sahip olamayanların öfkesi de gayet normal.
0
sir gawain
(10.07.25)
yurt dışı seyahati yapmak istemeyişiniz veya ekonomik sebeplerle yapamayışınız kişisel bir durum lakin insanların farklı ülkeler, şehirler görmek istemesi çok doğal ve insani bir refleks. yeşil pasaport da bu noktada ülke sınırlarını açan adeta sihirli bir değnek. yani oldukça kıymetli bir şey.

memurlara veriliyor bize verilmiyor, ayrımcılıktır vs. durumu da uluslararası alanda itibarsız ikinci sınıf bir ülke olmamızın sonucu. avrupa ülkeleri son yıllarda, vatandaşlarımıza amiyane tabirle ''sen gelme ulan ayı'' diyor. durum böyle iken memurların yeşil pasaport ile ''buyur sen geç''denilerek ülkelere kabulüne, kalan kitle çıldırıyor. bana kalırsa ülkeler arası seyahat özgürlüğü evrensel bir haktır. muhatap olunan ülke için sakıncalı bir profil olmayan herkes turistik amaçlı seyahat edebilmelidir.

burada bana ve benim gibi yeşil pasaport sahibi insanlara irite edici gelen şey; yeşil pasaport'a sahip olmayan mesleğe sahip kişilerin, ulan seyahat evrensel bir haktır. alt tarafı üç beş günlüğüne turistik amaçlarla gideceğiz, hükumet, devlet olarak bizi dış ülkeler nezdinde niye cüzzamlı durumuna düşüyorsunuz, cebime euro'mu koyup yurt dışına niye gidemiyorum diye durumun asıl sorumluluarın tepkisini göstermek yerine, ya memurlar devletin kamburu, bir halta yaramıyor aşağılık pislikler, oysa biz katma değer üretiyoruz, ülkeyi biz kalkındırıyoruz, biz öyle büyük insanlarınız ki, bizim değerimiz tarif edilemez biz niye gidemiyoruz diye tüm ezilmişliğinin, iş yerinde yediği mobbingin, aşırı çalışma saatlerinin, olmayan özlük haklarının öfkesini memura yöneltmesi. herkesin derdi insan olarak şu ölümlü dünyada, berbat koşullarda, her günü birbirinden kasvetli gündemi olan ülkeden dışarı bir haftasonunda, bir bayram, seyran tatilinde yurt dışına kaçıp nefes almak. bunca hikayeye, biz şöyleyiz de memurlar böyle, onlar da gitmesiin, bize de yeşil pasaport verin sonunda hiçbirimiz gidemeyelim halleri gülünç. kimsenin katma değer ürettiği, süper kahraman olduğu bir ülke değil istisnai örnekler dışında. kapitalist bir ekonomik sistem var ve ülkemizin vatandaşları da bu devasa sistemin içinde tek başına nokta kadar özel anlam ifade etmeyen bir şeyler yapıp sistemi yürütüyor işte. sanırsın memur sabahtan akşama kadar yatıyor da diğer beyaz yakalılar kansere çare buluyor. ayrıca memuriyete başlama yaşının yükselmesi ve yeşil pasaporta ulaşmak için belli bir derece/kademeye ulaşması gerçeğini düşünürsek, o pasaportla diyar diyar gezme aşamasına kadar ömrünü yarılamış oluyor zaten memur, yaşlılıkta gezecek sağlık durumu ve motivasyonunun da pek olmayacağını düşünürsek zaten aktif olarak bunun nimetinden faydalanma süresi de öyle çok da değil.

yabancı ülkelerin bu vize işini türklere bu kadar ulaşılamaz hale getirmediği dönemlerde bu kadar yaygara yoktu. ne zaman ki durum değişti yeşil pasaport sahipliği göze batar oldu.
0
wilhelmwasmuss
(11.07.25)
büyük kolaylık, annemden dolayı 25 yaşıma kadar bende vardı Interrail yapmıştık 23 gün kafamıza göre Avrupa'yı turlamıştık. Hayatımdaki en özel deneyimlerimden biridir. Mesela çocuğunuz varsa onun da belli bi yaşa kadar yeşil pasaportu olacak. (birkaç şart daha var çalışmıyor olmak vs.)

Bu arada göze batmasının tek sebebi vize işlerinin zorlaşması değil bence. Eskiden özel sektördeki kişiler iyi kazanırdı, memurların işi garanti ama az kazanıyor derlerdi. Şimdi memur da ortalama güzelce bir maaş alıyor, özel sektördeki çoğu kişi o maaşları alamıyor bile. Bu sebeple "hem maaşı yüksek hem yeşil pasaport var ooh" diyor insanlar. Bu arada 50-60 bin maaşın iyi gibi görülmesi de ayrıca kötü tabii.
0
nhk ni youkosu
(11.07.25)
Eskiden memurlar özel sektör göre az para alırdı. Hem de ciddi az.
Şu an Türkiye o kadar kötü durumda ki herkes devlet memuru olmak istiyor çünkü;
Düzenli zam aldığın
Sendikanın olduğu
Tatil hakkının olduğu
Saatlerine dikkat edilen
Is garantisi olan
Tek kurum gibi. Türkiye'de özel sektör rezalet halde.
Buna bir de yeşil pasaport ekleyince iyice insanların gözüne batıyor.
Türkiye'de özel sektör iğrenç durumda olmasa, insanlar üç kuruş paralara 2 hafta tatile 50 saat çalışmaya zorunlu kalmasa gene kimsenin pek umrunda olmazdı.
0
logisticsmanager
(11.07.25)
yeşil pasaport alabilmek için 15 senedir devle kurumunda(boğucu) çalışıyorum.maaşım piyasanın yarısı, beş para etmez insanlara müdürcülük oynatıyoruz. ben bunlara katlanıyorsam, benim 4 5 katım maaş alıp ah vah diyenlerde nasıl vize alırsa alsın bana ne derim. bu seçim meselesi benim devlet memurluğunu seçme nedenim yeşil pasaporttu. yılda 10 kere de olsa bir yurt dışına gitmek beni rahatlatıyor. altımda mercedes olmasın evimde dyson olmasın vb.

herkes kendi seçimini yaşar.

yurt dışı sana zevk vermiyorsa gap gezisine katıl kardeşim. yurt dışına gidince g.tümüz göğe ermiyor ama farklı kültürlerin olduğunu falan görüyoruz.
0
mikahakkinen
(11.07.25)
Biraz şöyle bir hava var.

Yukarıda yeşil pasaport ile istediği yere giden, aşağıda vize ofisleri tarafından köpek çekilen halkı görmeyen bir memur eliti gözüküyor. Adam vize randevusüne bile 1,000-2,000 euro verip, bulmaya çalışırken, 6 ay - 1 sene vize için uğraşırken, bunu çözmesi gereken bürokratlar, yeşil pasaport ile instagram postu paylaşıyor.

Ancak görmedikleri şu. Bugün bordo pasaporta köpek çeken o ülkeleri durdurmazsan, yarın yeşil pasaporta da köpek çekecekler. Bu işler böyledir.


.
0
kartallar yuksek ucar
(11.07.25)
Yeşil pasaportun hikmeti; devletin “bu adam gelip sizin ülkenize sığınmaz. Senelerdir bana görev yapıyor sıkıntı çıkmaz. Efendi efendi gider geri döner” dediği kişiler hakkında KARŞI DEVLETİN DE “sen öyle diyorsan öyledir bana uyar. Gelsinler madem abartmadan. Ama sınırda yine de memuruma kontrol ettirir öyle izin veririm” demesi. (örneğin dediğin gibi and veya ingiltere “bana ne yeşilinden yahu git al vizeni gel geleceksen” diyor)

İnsanların son yıllarda yeşil pasaporta nefret duymaları vize süreçleriyle ilgili. İnsanlar vize almak için tonla belge toplayıp, geceler boyu randevu kovalayıp, üstüne para ödeyip, yine de randevu bulamayıp oturabiliyorlar yahut randevu bulsalar başvurularına red yiyebiliyorlar. Son senelerde bu şikayetler çok arttığı için yeşil pasaport göze batar oldu. İnsanlar neye tepki göstereceklerini idrak edemediklerinden, problemi yeşil pasaportta görüyorlar. “Ben de gidebilmeliyim” demek yerine “o da gitmesin lan sıçarım!” diyorlar.

Pasaportumuzla istediğimiz yere vizesiz veya kapıda vizeyle gidebilsek, yahut vize başvuru işlemleri rahat, adil, şeffaf olsa, yeşille pek kimsenin derdi olmayacaktı.

Bir de tabii arkadaşın dediği gibi ego mevzusu da var. Kendini alelade memurdan üstün zannettiği kadar üstün olan kişinin zaten vize derdi de olmaz. Mümkün olan en uzun sürelerde vizesi olur. Birkaç yılda bir rutin işlem gibi yeniler devam eder. Devlet memurlarını dağdan toplanan yabani kabile üyeleri zanneden tipler, üniversite mezunu olup özel şirkette çalışmanın kendilerini daha beyaz, bembeyaz yakalı yaptığını düşündükleri için, böylelerinin kanına dokunuyor mevzu.

(Yeşilim yok, olmayacak.)
0
lazor
(13.07.25)
son yıllardaki vize krizi yüzünden durum "yeşili olmayan şengen'e gidemez" seviyesinde.

bir çok ülkede vize görüşmesi için randevu almak bile zor.
hadi aldın, bir sürü evrak istiyorlar. sorun değil yapılır.
vize başvuru ücreti 80 euro civarında. büyük para değil ödenir.
vize çıkacak mı çıkmayacak mı belli değil. vizeye başvururken uçak bileti, hotel rezervasyonu, yapacağın seyahatin türü şusu buşu bir sürü şey istiyorlar. gelirin, maaş dökümün vs.
vize çıkmadı, hotel iptali uçak iptali uğraşman lazım.
iptalli uçak bileti normalin daha üstü fiyata satılıyor.

yeşili olan bunların hiç birine maruz kalmıyor.
ucuz uçak bileti sitelerine giriyor ve uygun tarihli uçakları buluyor.
sonra günü gelince vınn uçuyor.

amacı gezmek tozmak değil de iş-güçse yine giriyor uçak bileti sitesine istediği tarihe bilet alıyor. yine ucuz.

olay sadece maliyet de değil.
vize başvuru işleri çok can sıkıcı. her şey düzgün de olsa reddedebiliyorlar.
vize redleri arşa çıktı.
insanın kanına da dokunuyor kapıda kul olup ve reddedilmek.

sen öğrenciysen anan baban yeşili olan bir memursa istediğin zaman gidip gezebiliyorsun yurtdışında. 19-20 yaşında sen gidiyor ama başka gençler akp ülkesinde sinemaya bile gidemiyor. işin bir de böyle sosyal bir problemi var.

gitmek isteyene tek engel vize mi kardeşim. gitmek isteyen aşar onu denilecek durumda değil vize muhabbeti. her şey doğru olsa da, işin gücün paran pulun olsa da reddebiliyorlar.

yeşil pasaport orada çalışma hakkı sağlamıyor.
yeşille gidip kaçak kalanlar var ama onların sayısı yüksek değildir.

yani yeşilin olayı çoğunlukla normal seyahat için.

EVS gibi programlarla yeşil pasaportlular daha kolay gidiyorlar ayrıca.

--
yeşil pasaportluları kıskandığımız yok, diğer insanların vize süreci kolaylaştırılsa ve böyle onura aykırı engellenmese devlet memurlarının yeşille gitmesine bu kadar ayrımcılık olarak bakmazdık. yeşil giderse gitsin, ama diğer pasaportlarda vize kalkamıyorsa (yüce devletiminizin gücü yetmiyorsa) ya da vize süreçleri kolaylaşmıyorsa, ortada ciddi bir kayırma var.

imza: eskiden yeşilim vardı. potansiyel yeşil pasaportluyum.
0
biseysorcaktim
(13.07.25)
(17)

Favori "Gibi" repliginiz

sekizdokuzon
Yılmaz'ın İlkkan'a Ersoy'un babaannesinden kalanlar defnedilirken "Vallahi seni şuraya gömerim. Hayatı yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de senden dinliyoruz" demesini yıllardır "atlatamıyorum". Nerede Türkçe filme Türkçe altyazı birini görsem aklıma bu replik geliyor.Sizin favori Gibi repliginiz hangi
Yılmaz'ın İlkkan'a Ersoy'un babaannesinden kalanlar defnedilirken "Vallahi seni şuraya gömerim. Hayatı yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de senden dinliyoruz" demesini yıllardır "atlatamıyorum". Nerede Türkçe filme Türkçe altyazı birini görsem aklıma bu replik geliyor.

Sizin favori Gibi repliginiz hangisi?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(05.07.25)
'yılmaz sen bu değilsin, dahası sen hiçbir şey değilsin.'
0
inveniam viam
(05.07.25)
sen aynur ablanla hitler'i bir mi dutuyon?
0
der meister
(05.07.25)
bütün kadınlarla aynı fikirdesin
0
mantık
(05.07.25)
her şey için çok uğraşıyoruz ya
0
juliette
(05.07.25)
Sendeki bu güç hevesi bizim ağzımıza sıçtı.
0
ekimoloji
(05.07.25)
oğlum bak biz o kadar hiçbir şey içermiyoruz o kadar hiçbir şey vadetmiyoruz ki karşı tarafa, insanlar bize merakından geliyor, bu neymiş ya diye bakmaya geliyorlar sonra bi s* olmadığını anlayınca terk ediyorlar zaten bizi
0
tabii lan manyak mısın
(05.07.25)
yılmaz'ın, ilkkan'a söylediği ''anan mı baban mı lan senin balzac'' sözü. bir şeyin manasızca abartılarak savunulduğu durumlarda balzac kısmının değiştirilerek günlük hayatta kullanımına çok uygun.
0
wilhelmwasmuss
(05.07.25)
abi kahve yoktu, çay da bulamadım, sıcak suya kola damlattım.

Bence bu dünyanın en komik repliği :)
0
koela
(05.07.25)
(benim de çok kullandığım) --> hayatın acı gerçeklerini yaşadığımız yetmiyor bir de senden dinliyoruz

Hiç mi anlamadın oğlum? İnsan bilir ne yaşadığını ya..

İlkkan bizim seninle sırt sırta verip de kemeyeceğimiz insan yok

Sadece 10 liramın olması hiç paramın olmasından daha çok canımı yakıyor

Baya da yemiş ---- çocuğu

Senin eğitim durumun ne cimcime

Ben yanlış geldiğimi anladım da siz çok yanlış gözüküyorsunuz. ( mandosi bey )
0
pislick0
(06.07.25)
insan ne yasadigini bilir.
0
baldur2
(06.07.25)
Erdem atletik diye ben niye kokoreç dükkanı açıyorum —> zaman zaman refere ediyorum hayatımda bunu.

Seni dinlemedim ama bence haksızsın ilkkan.
0
biseysorcaktim
(06.07.25)
İlkkan: karizmatik kimliğimi ve dayanılmaz cazibemi kenara koyarak söylemek isterim ki...
0
luluki
(06.07.25)
Her şey için çok uğraşıyoruz
0
sehpa fx350
(06.07.25)
Benim favori Gibi repliğim, gerçi tirat demek daha doğru olur; Yılmaz'ın İlkkan'ın "Ne düşünüyorsun?" sorusuna verdiği yanıt. Günlük hayatta kullanması pek pratik değil ama benzer bir soru sorulduğunda "Bir şey düşünmüyom" diyorum :)
0
burka
(06.07.25)
son parasıyla smootie alan ersoy’a yılmaz’ın söylediği “bu her şeyin en iyisini hak ediyorum düşüncesi nereden geldi sana ya” dediği sahne.
0
phoarbix
(06.07.25)
Henüz yazılmamış favorilerimi yazayım o halde

İlkkan nasıl birisi olduğunu detaylıca bir kağıda yaz da ordan takip edelim ben yetişemiyorum artık sana

keşke senin de müsait olduğun bir zaman yeselermiş serpil teyzeyi

kimsenin hiçbir şeyi bilmediği bir yerde bir insan her şeyi bilebilir

ilkkan sen bu grandiyöz hezeyanların için çok düşük seviyeli bir paladinsin
0
kullanicadi
(06.07.25)
İlkkan bizim senle sırt sırta verip de s*kemeyeceğimiz insan yok, ben buna inanıyorum kardeşim

-seni yerim
-Puh senin ben ananı s*ikeyim oros*u çocuğuna bak be
0
onheil
(06.07.25)
(13)

Evde misafir varken sıçabiliyor musunuz?

messina123
Birkaç günlüğüne kalıcı misafir. Bizim ev 1+1. Sıçamıyorum içimde patlayacak.
Birkaç günlüğüne kalıcı misafir. Bizim ev 1+1. Sıçamıyorum içimde patlayacak.
0
messina123
(04.07.25)
evet.

chatgpt'ye diskilamayi geciktirmenin zararlari yaz. idrar da ayni sekilde.
0
sonsuz
(04.07.25)
Az ye.

Yaşlı biri değilse, bu zor anlarda 100 metre uzaktaki markete bazı şeyleri alması için gönder.
siz tuvalete gidin, o da spor olarak yürüyüşe çıkmış olur.

Oda spreyini de ihmal etmeyin.
0
diyecevaplandı
(04.07.25)
avm’ye git
0
avatar is back
(04.07.25)
sicin gitsin yahu. misafirin yatagina sicmiyorsunuz neticede, tuvalete siciyorsunuz. hepi topu 10dk fln kokup gecer.
0
taurina
(04.07.25)
kapısı olan her yerde tertemiz işimi görürüm açıkçası, beni ilgilendirmez. insani bir ihtiyaç sonuçta. tuvalete giren birini güller karşılamaz. yaz bunu güzel laf.
0
der meister
(04.07.25)
En yakın camiye gidiyorum
0
Shepard
(04.07.25)
yerken doğal da sıçarken niye değil? kasmayın hocam patır patır salın gitsin.
0
lazpalle
(04.07.25)
Sıcarim ama daha bok yere düşmeden sifonu çekerim. Iki kere sifon çekilmiş olur. Hiç sikinti yaşamadım.
0
ırene adler
(04.07.25)
Evet.

Ama hak veriyorum, 1+1 evlerin ekseriyeti göt kadar olduğu için ses duyulma ihtimali yüksek oluyor malesef. Bu da bazı insanları konfordan uzak hissetirdiği için sıçamıyorlar.

Ben eğitim hayatım boyunca okulda hiç sıçmamıştım.
Bir çeşit fobi gibiydi. Kamusal wclerde büyük tuvaletimi yapmıyordum. O yüzden ben seni anlarım. Ama bu hiç doğru bir aksiyon değil. Derhal bunun üzerine gidilmeli. Tuvaletin geldiğinde o seni götürmeli. Yerin bir önemi yok. Bu biyolojik saatin en önemli kuralı. Bu sayede geç de olsa yendim bunu. Elbette bana kaybettirdikleri de olmadı değil.

Askerde millet kaç gündür sıçamazken ben ilk gün bu işi çözmüştüm.

Sıçın. Tutmayın. Ertelemeyin. Tv’den yüksek sesli bir şey açın gerekirse ve Rahatça sıçın. Vallahi çok pişman olursunuz.
0
ezkaza
(04.07.25)
evde misafir varken, misafirliğe gittiğimde, askerde ilk günde, kamu binalarında...yani her türlü koşulda tuvalet ihtiyacım varsa yaparım, hiç strese girmem.
0
wilhelmwasmuss
(05.07.25)
Misafirin evine bile sıçarım anlamam dinlemem umurumda olmaz.
0
sessizce aglayan sanat
(05.07.25)
hemen sifonu cekeceksin, varsa havalandirmayi acarsin, bir de spray sikarsin oldu bitti.
0
baldur2
(05.07.25)
hasta bezi bağla
0
yurtsuz john
(05.07.25)
(22)

maden ocağı için zeytin ağacı sökmek konusunda ne düşünüyorsunuz?

messina123
veya orman kesmek olarak da düşünebiliriz.bence hiçbir mağduriyet oluşturmayacak ve ağaçlar başka bir bölgede yerine koyulacak şekilde yapılırsa hiçbir sıkıntı olmaz.
veya orman kesmek olarak da düşünebiliriz.

bence hiçbir mağduriyet oluşturmayacak ve ağaçlar başka bir bölgede yerine koyulacak şekilde yapılırsa hiçbir sıkıntı olmaz.
0
messina123
(03.07.25)
O iş dediğin gibi olmuyor, zeytin ağacı kendi yerinde dayanıklıdır fakat alıp başka yere taşıyınca hemen tutup kaldığı yerden devam etmez

Zeytin fidanının da meyve vermesi zaman alıyor ağaçların o hale gelmesi kolay değil. En az 20-30 yıllık ağaçlarla yeni ekim fideyi bir tutamazsın
0
grimavi
(03.07.25)
Oluyor olmuyorunu bilmem. Eğer dediğim gibi olursa dedim. Bazı insanların körü körüne karşı çıktıklarını düşünüyorum. Tıpkı nükleere karşı çıkanlar gibi
0
🌸messina123
(03.07.25)
mesela ben birine para verince benden eksilmezse benim için sorun olmaz. oluyor mu olmuyor bilmem, olursa fakirliğe çözüm buldum
gibi bir şey bu cümle. (iktisadi açıdan değerlendirmeye kalmasın kimse lütfen)

zeytin ağacını başka yere dikersen başka bölgede aynı şekilde zeytin verecek mi? teks orun zeytin ağacı mı? örneğin taşıdığın zeytinliğin aynı şekilde değerlendirilmesi bir konu, mevcut maden alanının ekolojiyi bozması başka bir konu

ama dersen ki, zeytin ağaçları taşınsa, aynı şekilde hasat edilse, maden ocağı ekolojiyi bozmasa bence sorun yok, zaten o zaman sorun olmuyor ki?

ek: konu hakkında bilgim yok, ben sadece düşünce şekline ilişkin bir şeyler yazdım.
0
kisa
(03.07.25)
zeytin için: yetişkin bir ağacı başka bir yere ağaca zarar vermeden profesyonel olarak en uygun zamanda taşısanız bile en iyi ihtimalle bile en azından 2-3 yıl meyve vermiyormuş.

ağacı taşımadınız, yerine yeni ağaç ektiniz, bu durumda meyve verir hale gelmesi en az 7-10 yıl sürüyormuş.

bu süreçte zeytin çiftçisinin mahsul alamadığı için oluşacak mağduriyetini kim giderecek?
0
inheritance
(03.07.25)
dediğin yapıldı ve ağaçların %80i öldü. zeytin ağacı taşınmaya uygun bi ağaç değil.
0
jelly bear
(03.07.25)
Nasıl hiçbir mağduriyet oluşturulmayacak? Zeytinlikte maden aradınız, buldunuz, ağaçlar söküldü. Zeytin üreticisinin yeni bir tarla bulup satın alması ve zeytin ekmesi gerekiyor. Verimli zeytin yetiştiriciliği yapılabilecek bölgeler belli. Sen bu bölgelerde madencilik yaparsan adam zeytini nereye ekecek? Üretimin düşmemesi mümkün değil. Bir de sıfırdan bahçe yapılacaksa eski verimi elde etmek 10 yılı bulur, belki de geçer. O arada millet ne yiyecek?
0
gnosis
(03.07.25)
insanlar biliyor da karşı çıkıyor demek :) objektif bir şey söylüyormuş gibi fikirlerini ortaya açmadan önce konuyu bir araştır madem

Çünkü bazı konuları objektiflik adı altında bilgisizce tartışmaya açınca, bu güçlünün yararına oluyor
0
grimavi
(03.07.25)
@inheritance işte dedim ya mağduriyet oluşturmaması adına madeni kim açıyorsa çiftçinin tüm zararını da onlar üstlenmeli

@jelly bear tamamen sökülüp sıfırdan dikilebilir tabi zararın ödenmesi karşılığında

@gnosis çiftçiler sıfır mağduriyetle tüm zararları karşılanarak ve tarlaları da değeri karşılığında satın alınılarak hatta değerinin üzerinde satın alınarak sorun çözülür

@grimavi dostum anlamamakta ısrar ediyorsun. Tekrar aynı cevabı vermeyeceğim.
0
🌸messina123
(03.07.25)
ne inşaat, ne de maden, ne de başka bir şey... hiç bir ağaç kesilmemeli, hiç bir ağacın yeri değişmemeli.

bu arada mesele sadece "iki ağaç kesildi" değil. maden dediğin zehirli bir dolu kimyasal, bir dolu çöp, çıkacak bir dolu moloz... bunları kimse konuşmuyor?
0
co2s2
(03.07.25)
Hocam başkaları da düşünce silsileni eleştirmiş, demek bizde bir sorun yok, senin kurduğun düşünce zincirin hatalı

Hayatta teorik olarak her şeyi böyle kurabilirsin ama pratiği senin beklentinden farklı işliyor demek
0
grimavi
(03.07.25)
çiftçilerin arazilerinin fiyatlarının üstünde alınması ile ilgili olarak: emin olun maden firmasının arkasında devlet var zaten. çiftçilerin onayları dışında bir istimlak yapılıyor, devlet gücü ile. eğer maden firması çiftçilere daha fazla para öderse, bunu devlet öyle ya da böyle sübvanse edecektir. teşvik verecektir, vergi affı yapacaktır vs vs vs vs.. sonuç olarak o çiftçilere verilen para sizin benim cebimden çıkacaktır.

ama zaten, ağaçlara kimse dokunmasın. maden firması haricinde kimsenin işine yaramayacak bir paradan bahsediyoruz. bu maden firmalarını maden firmalarının avukatları haricinde savunan yok.
0
co2s2
(03.07.25)
maden şirketleri allahsız kitapsız şirketler.
üstelik çoğu da yabancı.
türkiye'de madenciliğin hiç bir faydası yok bizim ülkemize.

hani zamanında duyardık ya da sağdan soldan "savaşı kaybettikten sonra ağır antlaşmalar imzalanmış ve madenler karşılıksız verilmiş" ya da "x ülkesi borç vermiş ama y ödeyememiş, x de madenlere el koymuş" diye. tam da işte o durum bizim madenlerimiz için de geçerli.

madenciliğe karşıyım ancak sahip olduğumuz bazı modern yaşam standartları devamı için maden şart. yani iyi niyetli olsaydı bu işler, bir şekilde alternatif bulunurdu. belki yıllar öncesinden halk ile anlaşılır, planlı programlı olarak başka yerde zeytin ağaç dikimi yapılır, o tarlalar köylüye tahsis edilince bu alanlara devlet el koyardı. buna gerek var mı yok mu o da ayrı konu.

ama istense bu kadar mağduriyet ve kötülük yaratmadan da bu iş yapılırdı.
0
biseysorcaktim
(03.07.25)
Mağduriyeti kişisel düşünüyorsunuz ve cevabımı okumadan cevap vermişsiniz. Ülke ekonomisini ve tüm tüketicileri doğrudan etkileyecek bir eylem için toprak sahibinin zararını giderelim, sorun kalmaz diyemezsiniz. Madenlerin yarattığı hava kirliliği, çevredeki tarım alanlarının ekim yapılamaz hale gelmesi, yerleşim yerlerine etkileri, su kaynaklarını tehdit etmesi konularına hiç girmiyorum. Bir Akdeniz ülkesi olarak zeytinyağını da dışarıdan almayalım artık.
0
gnosis
(03.07.25)
Vatana ihanet bence...


.
0
kartallar yuksek ucar
(03.07.25)
www.instagram.com

Gelecek nesillere bırakmakla mükellef olduğumuz yeşil mirasın gaspıdır, talanıdır, doğaya, insanlığa ihanettir diye düşünüyorum.
0
Mirket
(03.07.25)
Çoğumuz bir zeytin ağacı kadar fayda sağlamadan yaşayıp gidiyoruz. Gerekçe ne olursa olsun ağaç kesen biri hakkında olumlu düşünmem. Doğaya zarar vermenin gerekçesi, telafisi olmaz.
0
asteriks
(03.07.25)
türkiye'de yaşıyoruz.

hiçbir mağduriyet oluşturmayacak ve ağaçların başka bir bölgede yerine konulup sıkıntı oluşturmayacak şekilde yapılması fikrine inanacak kaç kişi bulursunuz?

hadi diyelim dediğiniz şekilde oldu. toprağın, doğanın kendi gerçekleri var. hop ağacı söktüm, güp buraya taşıdım ile oluyor mu öyle. hadi diyelim o da oldu, maden ocağı bulunduğu habitatı yok eden, kurutan bir şey. o bölgede yerleşik insanlar var her şeyden önce. zeytin tarımı yapanlar var, vatandaşın zeytinliğini yok edip, sende 50 ağaç vardı, onun yerine 150 km ötede sana yer buldum, evin barkın yaşamın burada ama banane git orda zeytin yetiştir mi diyecek devlet. ayrıca o taşıyacağınız bolgede arazi sahipleri var, boş ve zeytin tarımına uygun yeri nasıl bulacaksınız? tapu, kadastro boyutu var, var oğlu var.

gerçekte olacak olan şudur; maden ocağı yapılacak alanın ebesi şeyyapılcak, o bölge uzun vadede, anlamsız ot bitmez bir yere dönüşecek, istimlak edilip vatandaşın elinden zeytinliği alınacak, istimlak bedeli ödenecek. ne yaparsanız yapın denilecek.

zaten orman zengini bir ülke değiliz, ülkede yaşamaya değer doğası olan yerler kısıtlı. koca ülke tabiat anlamında koca bir üstünde ot bitmeyen iç anadolu/güneydoğu anadolu kırsalına dönüşecek.
0
wilhelmwasmuss
(03.07.25)
He he hiçbir sıkıntı olmaz.

Muğla'ya gel o güzelim ormanları, dağı taşı gör ondan sonra da bir zamanlar zirve olan şimdinin bodur tepelerine, devasa çukurlara bak bakalım aynı fikirde olacak mısın?

Tüm bunların yapılmasına sebep de yine Muğla için konuşuyorum mermer ve kömür!

Şu an İkizköy civarındaki kömür tükendiği için koca santral işlesin diye (yapım ömrünü de çoktan tamamlamış bu arada) ta Soma'dan kamyonlarla kömür getiriyorlar.

Afedersin de başlarım kömürüne yani. Bir sürü alternatif yöntem var illa doğanın anasını belleyecek olanı seçecek ama başımızdakiler.
0
chicha_v2
(03.07.25)
@chicha elektrik üretiminde kömürün çok önemli bir yeri var.
0
🌸messina123
(03.07.25)
Türkiye zeytin piyasasında istenmiyor özellikle ispanya tarafından vakti zamanında da ispanyollar delice zeytin ağaçlarımızı kestirip kömür yaptırmıştı yine aynı terane yine kömür sevdasına zeytinlerden olacağız zeytine and içen bir dine mensup olanların imanını sorgularım
0
apocalipy
(03.07.25)
abicim başındaki lavuklar altında define!! var diye binlerce yıllık gölü kuruttu yahu. sene ms 2000 ler ha. illa niyetlendiysen de böyle saçma bir olaya; row var, dalgiclar var batiskafı var. bunu yapan birileri sence o ağaçları-mümkün olsa dahi- söküp taşır mı?
0
unabomber
(03.07.25)
bi ada ülkesi vardı, fosfat çıkarıp sattılar 50 sene. şimdi o fosfatı çıkaran ülkenin konserve yiyeceklerini yiyip dünya da obezite rekoru kırıyorlar. kesinlikle maden çıkarmaya karşı değilim aksine çıkarılsın ama planı programı yapılıp çıkarılsın.
0
dirildimde geldim
(04.07.25)
(2)

Fotografim biyometrik mi?

narod
Bir vesikalik fotom var, gecen sene cektirdim. Bu biyometrik mi nasil anlarim?Yarin pasaport basvurusunda kullanicam
Bir vesikalik fotom var, gecen sene cektirdim. Bu biyometrik mi nasil anlarim?

Yarin pasaport basvurusunda kullanicam
0
narod
(02.07.25)
arka fonu beyaz ise biyometriktir.
0
wilhelmwasmuss
(02.07.25)
arka fon beyaz olacak, foto tam karşıdan çekilmiş olacak, yüzde herhangi bir ifade olmayacak, dümdüz bakılacak, bir de pasaporta verilecekse biyometrik ölçülere uygun olacak (standart vesikalıktan büyük).
0
kibritsuyu
(03.07.25)
(6)

Orman yangını sonrası işgal edilen yerlere kızıp da...

ananiyimioguz
Bir zamanlar orman olan evlerde, sitelerde oturan, yanan ormanların yerine yapılan tatil köylerinde veya otellerde keyifle tatil yapan insan, net bir ikiyüzlü değil de nedir?Bu kişiler, görünüşte doğa sever ama fiilen doğaya zarar veren sistemin birer parçası değil midir?. Söz başka, eylem başka. İş
Bir zamanlar orman olan evlerde, sitelerde oturan, yanan ormanların yerine yapılan tatil köylerinde veya otellerde keyifle tatil yapan insan, net bir ikiyüzlü değil de nedir?

Bu kişiler, görünüşte doğa sever ama fiilen doğaya zarar veren sistemin birer parçası değil midir?. Söz başka, eylem başka. İşgalci bir canlısın işte. Kızdığın şeyi sen yapmıyor musun veya dolaylı yoldan orada oturuyor ve para harcamıyor musun?

"Ormanlar yanmasın" diye paylaşım yapıp, (ki orman yangınlarının bazıları doğaldır insanlık yokken de orman yangınları olmuştur) "yerine otel yapıyorlar!!!" deyip, sonra o alanlarda yapılan kafelerde kahve içmek, insana kendini iyi hissettiriyor değil mi? Hatırlıyor musun oraların nasıl işgal edildiğini. Kullanırken hatırlamıyorsun değil mi?

Ha diyorsan ki "Bir şeyleri ben değiştiremem. Bari olanın tadını çıkarayım." Bu da bir ahlaki çürümedir. Sistem "ormanları yak, arsa yap, rant sağla" diyor, insanlar da bunun ucundan tutuyor.

"Ay nurten ne güzel ormanın içinde bir yer yiiaa ne iyi ettik de geldik / tuttuk bu evi / siteyi / oteli :)))))"

Abicim daha geçen orman yangınlarına sövmüyor muydun? Yerine yapılan otellere sövmüyor muydun?

Bu arada bu kadar detaylı dikkat edenler için sözüm meclisten dışarı.
0
ananiyimioguz
(02.07.25)
Geçen twitterda da biri yazmıştı bunu ama hangi ünlüler influencerlar olduğunu yazmamıştım, ben de merak edip araştırmadım çünkü bence de net ikiyüzlülük, o tayfaya laf anlatılmaz görmezden gelinir

Bir de şöyle bir savunmaları oluyor, e herkes gidiyor, sen de yapardın gibi. Hayır şahsiyet diye bir şey var, herkes yapmıyor özellikle bazı şeylere mesafe koyuyor
0
grimavi
(02.07.25)
Yani bence de bazı şeylerden utanılmalı makul ve mantıklı gibi gözükse de imkanları. beach parselleyen otelde konaklamak, "ormanın içinde" diye satılan evlerden, malum elektrikli araca binmekten vs. Ama ucu çok açık bu yüzden çok fazla göze batanlar dışında insanların artık kaldıkları otelin o kadar detayına girmeden konaklamasıına da saygı duyarım özellikle boykot dönemiepey bir sıkıntı yaşanmıştı yani kaçabileceğin yerler sınırlı
0
ala09
(02.07.25)
Çok haklısın iki yüzlülüğün alası bu.

Aynı şekilde "sokaktaki canlar" için para toplayıp, yerlere, yol kenarlarına mama döküp kendi oturduğu eve/siteyi steril tutanları da ikiyüzlü buluyorum.

Ben kişisel boykotumu sürdürürüm böyle işletmelere karşı.

Misal borsada da yeşil sermayeye, akp'ye sırtını dayamış, onlara iş yapan şirketlere hayatta yatırım yapmam. Yüzde yüz gideceğini bilsem yine almam hissesini.

Tutarlı olmak, duruş sahibi olmak lazım.
0
chicha_v2
(02.07.25)
Bir şey alırken, bir işe girerken, herhangi bir yatırım yaparken paranın nereden gelip nereye gittiğini anlamak için bayağı araştırmacı gazeteci hassasiyeti göstermemiz gereken zamanlar. Adamlar bir de ahtapot gibi dört yanı sarmış, herhangi bir koluna dokunmadan yaşamak gittikçe zorlaşıyor.
0
sekizdokuzon
(02.07.25)
evet bakış açınıza göre ikiyüzlülük olarak değerlendirilebilir. ancak bu konuda etik bağlamda, orada konaklayan, otele giden insanlara bilenmek, sorumluluğu bu düzende en az olan tarafa, suçun büyüğünü atmak gibi geliyor bana.

- ormanları, doğayı koruması için gerekli tedbirleri almak, o yangına engel olacak, olamıyorsa yerinde, zamanında doğru ve etkili müdahaleyi yapmaktan öncelikli sorumluluğu olan taraf örgütsel bir yapı olan devlet kurumlarına ait bir ödev.

- yandı, bitti, kül oldu ise, o bölgeyi rehabilite etmek için yapılması gerekenleri yapmak devlet kurumlarının ödevi.

- hiçbir seyi yapamayıp, sonra o bölgeyi imara açıp, turistik tesise imar, ruhsat veren devletin sucu 99 ise oraya giden kişinin sucu 1 dir.

bu arada türkiye'deki yaz turizm mekanlarına hem ilkesel hem gerçekçi sebeplerden gitmeyen biriyim. yani yangına sövüp, sonra yanan yere dikilen otellere gidip kendini aklayan biri olarak yazmadığımı da belirtmek isterim.
0
wilhelmwasmuss
(02.07.25)
kimse desteklemese o sistem çökecek, oteller boşaltılacak mı?

sanmıyorum.
yurtdışından turlarla insan getiriyorlar. kazançları düşer ama tamamen tükenmez. o ormanlar geri gelmez. o binalar yıkılmaz, doğa bizim olmaz.

kanıksanmış bir kabullenme yapmak istemiyorum, hiç de gitmedim öyle otellere. doğru da bulmuyorum açıkçası.

ama bu adamlar plajları sahiplenmişler, bir çok yeri kendilerine kapatmışlar, ormanı yoketmişler ya da sahiplenmişler.. 20 sene önce ailemle çadır kurmuştuk gidip gördüğümüz bir çok yerde. şimdi hiç biri yok.

ben kendimi bazı şeylerden mahrum bırakarak onları cezalandıramıyorum ki. eğer o tarz bir tatil yapmayı seviyorsam ve bana uygunsa, gitmeyerek kendimi cezalandırıyorum.

en başta yapılmaması gerekiyor zaten.
ama iş işten geçip de yapıldıktan sonra -hele bir de yetkililerin bunu yıkmaya gücü yetmiyorsa- o zaman böyle yerlere gitmek bana çok da ikiyüzlülük gibi gelmiyor. çelişkili bir durum olduğu ve çok da asil bir tavır olmadığı aşikar. ama bunların sorumlusu o vatandaşlar değil.

bu şeye benziyor: zenginler biz fakirlere su ve elektrikten tasarruf yapmamızı söylüyor her yere uçakla gidip, onların kişi başına oluşturduğu karbon miktarı biz sıradan insanların yüzlerce katıyken.

vatandaşın değil, devletin görevi oraları korumak ve yaptırmamak.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
(18)

Fazla maaş yazan idare ve ne yapacağını bilememek

ya ben lan neyse
ben öğretmenim.okulun son haftası hiçbir öğrenci gelmedi.bunların ek ders paralarının bize ödenmemesi lazım.ben son hafta öğrenci gelmediği için ders defterine "kimse gelmedi." yazıyordum.müdür bana ücretli bir öğretmen için "yazık değil mi her gün geliyor, sen böyle yazarsan o para alamayacak." ded
ben öğretmenim.

okulun son haftası hiçbir öğrenci gelmedi.

bunların ek ders paralarının bize ödenmemesi lazım.

ben son hafta öğrenci gelmediği için ders defterine "kimse gelmedi." yazıyordum.

müdür bana ücretli bir öğretmen için "yazık değil mi her gün geliyor, sen böyle yazarsan o para alamayacak." dedi.

ben de ondan sonra bir daha deftere yoklama falan almadım. zaten alsak da müdür yoklamaları bilgisayara işlemediğini söylüyordu. (burayı sonradan hatırladım. müdür herkese "yoklama almayın." dediydi)

ben tahmin etmiştim bu ...kkafalının son hafta herkese ek ders yazacağını. 30 haziran günü aklıma geldi. mesaj attım kendisine "artık ilçe milli eğitim'e yolladık ek ders puantajlarını. sen o aldığın fazla parayı okula versen (elden bağış yap diyor) olmaz mı?" dedi.

ya tüm öğretmenlere derse girmişler gibi ek ders yazmışlar.

fazladan aldığım para 1000 lira bir şey.

ulan 1000 lira için beni attığı riske bak. devlet anlasa kan alacak bir yerimizden.

ben o fazlalığı her halükarda, bir şekilde devlete geri öderim de işin bir de yasal boyutu var. ödemeyi dilekçe verip yapmam lazım.

şimdi ben dilekçe vererek "bana fazla ek ders yattı." dersem bu sefer dilekçeyi alanlar diyecek ki "o zaman herkese yatmıştır. biz bu konuyu araştıralım..." muhtemelen müdürün başı yanacak. böyle bir şeyi de istemiyorum. adam arkadaşım ve öyle devleti soyan biri falan da değil aslında. ama teamülen böyle yapmış.

ben ne yapacağım şimdi arkadaşlar? parayı devlete geti ödemem lazım. ödersem müdürün başı yanacak. onun niyetinin devleti soymak olmadığını sadece gerizekalı, özensiz bir dik-head olduğunu biliyorum. o yüzden onun da başı yanmasın istiyorum.

bir de hiçbir öğretmen ses etmiyor, ben edince adım "zaten takıntılı bir manyaktı." ya çıkacak bundan yüzde 100 eminim. iş karışacak. 15 hocadan da dilekçe isteyecekler, belki idareyi "neden böyle bir şey yaptınız." diye soruşturma altına alacaklar.... devlet bazı şeyleri cımbızla değil çekiçle düzeltiyor.

dediğim gibi ben bu fazlalığı her halükarda devlete geri ödeyeceğim. dilekçeyle ödemezsem meb'e, hazineye, ilçenin mal müdürlüğüne bir şekilde ulaştıracağım. ama yasal olsun, sonradan karşıma çıkmasın da istiyorum...

lütfen bir yardım, bir akıl...
0
ya ben lan neyse
(01.07.25)
kendinizle çelişiyorsunuz. teamülen böyle yapıyor diyorsanız memurun devleti soymasını normalleştirmişsiniz zaten, boş verin. ha yok illa bi şey yapacaksanız dilekçeyle şikayet edeceksiniz, o da öbür memur da işini düzgün yapmayacağı için bu haltı yiyenin siz olduğunu bilecek ve burada bir direniş göstereceksiniz.

karar sizin, içinizin sesi mi işinizin sesi mi?
0
ahmet oturum cerezi
(01.07.25)
@ahmet oturum: hocam şöyle açıklayayım.

mesela o ders 1 öğrenci geliyor, bahçede geziyor. onu derse girmiş gibi yazıyorlar.

bir de bazı sendikaların eylemleri var. yargıtay'ın "öğrenci gelmese de öğretmene parasını vereceksin." diye bir kararı var. bunlara dayanıyorlar ama meb hala "öğrenci yoksa para da yok." diyor..

kime ne kadar ek ders yazmış ben onun takibinden sorumlu değilim. ben bana fazla yatan ek dersten rahatsızım. "x hocaya neden fazla ek ders yazdın?" desem "sen görmedin ama o ders 1 öğrenci geldi." ya da "onunla bahçede ders yaptılar." diyebilir.

teamülden kastım bu.

bir de birini şikayet etmek kolay bir şey değil hocam. iş ilanihaye "bir o.ç biz miyiz lan? takıntılı manyak!" noktasına geliyor. bu devlet işlerinde ben gerçekten de biraz takıntılıyım. iş arkadaşlarım da bunu biliyor. "zaten manyaktı bak bizi de yaktı." diyecekler. adım çıkacak.

daha para hesabımıza yatmadı. henüz bir şeyler yapmak için çok geç değil.
0
🌸ya ben lan neyse
(01.07.25)
MEB senin gibi takıntılı manyaklar sayesinde kurtulacak.
0
sekizdokuzon
(01.07.25)
kendine özel yazdırma ya da okul için 1000 liralık harcama yap ya da bağış yap
öğrenci gelmiyor öğretmen gelmek zorundaysa sorun sistemsel
0
mantık
(01.07.25)
hocam, takıntılı manyak olmuyorsanız diğerlerinden oluyorsunuz. aradaki farkın ne olduğunu siz biliyorsunuz. benim ailemde üç öğretmen var, sizi çok iyi anlıyorum.

siz bir kere zaten yoklama almayı bırakarak düzene uyum göstermişsiniz ama içiniz bunu kabul etmiyor. böyle durumlarda içinizden ne geliyorsa onu yapmak en iyisi, gece yastığa başını koyunca rahat eder insan. o çocuklar derse gelmedi ama herkes tam ek ders aldı, velev ki 1tl olsun. o 1tl kimsenin hakkı değilken alan yirmi öğretmen hak yer. böyle devlet olmaz, böyle devlet memuru olmaz, olmamalı. ben özel sektör çalışanıyım, lisansım öğretmenlik ama bu haltlar yüzünden öğretmenlik yapmıyorum. yaşım 35 oldu daha da yapmam. ama bak, bu haltlar beni öğretmen yaptırmayan da.

ya böyle ego mastürbasyonu vicdan yapmaktan vazgeçip uyum sağlayacaksınız ya da işin etiğini yerine getireceksiniz. aslında çok basit, dışarıdan onay aramaktdan da vazgeçmelisiniz. siz bir şey yaptıktan sonra başınıza bir iş gelirse biz de yanınızda olamayabiliriz.

risklerinizi siz hesap edin. ülkeyi ben mi kurtaracağım da güzel bir soru çünkü.
0
ahmet oturum cerezi
(01.07.25)
arkadaşlar para hesabıma yatar yatmaz dilekçeyi veriyorum.
0
🌸ya ben lan neyse
(01.07.25)
Ver ver, haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır
0
sekizdokuzon
(01.07.25)
ya napıyosun, bağışla okula geç. Önceki soruda da yeşil pasaportu bilmiyorsun sen öğretmenliğe adapte olduğuna emin misin bkz. sen yenisin galiba??
0
ala09
(01.07.25)
@ala: birader yeşil pasaportun ne b.ka yaradığını bilmek mi öğretmenlik?
0
🌸ya ben lan neyse
(01.07.25)
biraz da hayat bilmek evet
0
ala09
(01.07.25)
O kadar ince düşünme,galileo olma bence.
0
designer
(02.07.25)
İnsanlar çevrelerinde gördükleri haksızlıklara ses çıkarmanın bayağı devrimci, aptalca bir eylem olduğunu sanıp sonra kendilerini orada burada devrimci adlediyorlar. Korkunç. Yaşamaya, doğru olanı yapmaya cesaretiniz olsun.
0
sekizdokuzon
(02.07.25)
Halkın parası ise halka faydalı bir şeye harca veya ilgili bir yere ver.

Aslında dikkatli bakıldığında çevremiz ciddi manada iki ayaklı liyakatsiz yiyicilerle dolu.
"Arkadaşım" dediğimiz kişiyi bile hayali olarak kurduğumuz ütopik bir devlette bile bir kurumun başına getirdiğimizde ertesi yıla kalmaz iflas bayrağı çektirir .
0
diyecevaplandı
(02.07.25)
@diyecevaplandı: arkadaşım biraz abartı aslında. zaruri olarak aramızı iyi tutuyoruz. yoksa aynı sofraya oturmuşluğumuz, araba-futbol muhabbeti yapmışlığımız yok. öyle devleti soyayım kafasında bir insan da değil. çok kere okul için cebinden harcadığını gördüm. sadece umursamaz bir embesil.
0
🌸ya ben lan neyse
(02.07.25)
Hem ahlaklı olmak istiyorsunuz hem de bunu açıkça davranışa donusturdugunuzde başınıza gelebilecekler, alınacak tavırdan korkuyorsunuz. Birini seçmeniz lazım.

Ya da parayı çöpe atın.
0
encokbenisevinnolur
(02.07.25)
Hahah, sözlükteki ögretmenler seni görmesin, parçalarlar valla (:

Herifler daha "senede 5 ay yatiyorlar" gerçegini sindiremedi.
0
feastofthedamned
(02.07.25)
öğrenci gelse de gelmese de, sen ders saatinde okuldaysan ve derse hazırsan bu parayı almak normal değil mi? öğrencinin gelip gelmemesi senin suçun değil.

doğrusu ya da etik olan nedir bilmiyorum ama öğretmenler arasında normal ya da benimsenen davranış bu paranın zaten hesaba yatması.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
yıllardır ek ders iş ve işlemlerinden sorumlu müdür yardımcılığı yapan biri olarak yasal prosedürü söyleyeyim;

ilçe milli eğitim müdürlüğünün muhasebe birimine gidip, bana şu kadar ek ders haziran ayı içinde fazla yattı diyorsunuz, sonra bu durum teyit ediliyor. size kişi borcu diye bir şey söyleyecekler, gerekli hesaplamayı okul idaresine yaptıracaklar, size bir hesap numarası iletecekler, ilgili tutarı o hesaba yatıracaksınız. süreç tamamlanacak.

devlet sizden veya okul idaresinden kan man almaz. bu durumlar (yani fazla ödeme, eksik ödeme vs) rastlanan durumlar.
0
wilhelmwasmuss
(02.07.25)
(34)

Türk insanının çalışanlarda güleryüz takıntısı

uşak tezgahlarının halı dokuyanları
Rastgele ekşiyi açınca market kasiyerlerinin asık suratlı olması entrysine denk geldim. Birisi 08-21 asgari ücretle çalıştıkları için olabilir yazmış. Bu doğru. Bir dönem, hayatımın dibe vurduğu çırpındığım zamanlar üç harflilerin birinde çalışmaya başlamıştım. O kadar çaresiz bir zamanımdı ki kovul
Rastgele ekşiyi açınca market kasiyerlerinin asık suratlı olması entrysine denk geldim. Birisi 08-21 asgari ücretle çalıştıkları için olabilir yazmış. Bu doğru.

Bir dönem, hayatımın dibe vurduğu çırpındığım zamanlar üç harflilerin birinde çalışmaya başlamıştım. O kadar çaresiz bir zamanımdı ki kovulmamak için 8-9 ay haftada en az 4 gün 08-22 çalıştım. +1 saat temizlik vs onu da sen yapıyorsun. Bende ömrümde ilk defa o zaman tanışmıştım bu gerizekalı istekle.

Neymiş efendim insanlara güleryüzlü olacakmışım yoksa bir daha gelmezlermiş. O an bir şimşek gibi çakmıştı bu düşünce: ulan benim anam dinim ağlamış eve sadece uyumak için gidiyorum ne güleryüzü? Ha buradan asık suratlı, gergin veya insanları tersliyor şekilde iş yaptığım da dusunulmesin. Normal herhangi bir insan gibi davranıyordum. Yalama yapmıyordum sadece.

Yine denk gelince çok sinirlendim. Ağa bu insanlar neden size guleryuzlu olmak zorunda? Ne alaka yani herhangi bir mağazadaki herhangi bir insan neden herkese aman efendim hoş geldiniz diyerek ortalığa gülücük saçmak zorunda? Herkes işini yapsın geçsin ne bu sacmalik. Güleryüz bekleyenlerde ya yaşını başını almış 3-5 evi olan kira geliri olanlar ya da orta yaşlı ve çok sinirli gergin olanlar. Adamın düşünce yapısı ben buradan alışveriş yapıyorum para kazandırıyorum adama bak güleryüzlü deyil .s.s

Tekrar o günlere gidince çok sinirlendim. Sizin de yoktur değil mi böyle manasız bir isteğiniz?
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(19.04.25)
Benim yok kardesim. Bu patronluk, insanlarin kendini yukaridan gorme istedi sadece Türkiye'de var.

Yurtdisinda garsonlar servis bile yapmiyor. Milllet iciyor, bitirince bara birakiyor. Kimse de ama o garson yapmali demiyor. Bana tuhaf geliyor gerci.
0
Kahvedesu
(19.04.25)
Şimdi düşündüm de gerçekten büyük küçük erkek bayan ayırmadan da herkes hoş geldiniz diyordum. Normal iki insan gibi davranıyordum. Hoş geldiniz dediğim için sonradan üstüme gelmeyi bırakmışlardı.
0
🌸uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(19.04.25)
Abi sen o işe girerken bu kadar saat çalışacağını, alacağın maaşı bilmiyor muydun? Bunlar kabul edip sonra somurtmak ayıp. İşine saygın yoksa çık başka işe. Millet senin somurtuk suratını görünce atıyorum kafede bir pazarımız var onda da bu somurtan arkadaşa denk geldik diye keyifleri kaçıyor. Negatiflik bulaşıcı.

Selam diyorsun, selam yok. Bir şey soruyorsun küfür ettik sanki. Gülümsemek ve işini yapmak zor olmamalı.
0
Shepard
(19.04.25)
Hocam yazdıklarımı okuduğuna emin misin?
Ayrıca o kadar saat çakışacağımı bilmiyordum yasal da değil zaten. Geç iki gün yap da gör zor mu değil mi.
0
🌸uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(19.04.25)
Ben bankaya, Belediyeye, Kaymakamlığa, çocuğun okul müdürüne, manava, markete, kasaba gidince, ya da herhangi bir müşteri temsilcisini arayınca, Aile hekimliğinde ve hastanede ya da kafede, mütebessim insanlar görmek isterim.
Bu benim hakkım.
Şahsın bilmem kaç saat çalışıp anasının ağlıyor olması, onunla patronu arasında bir sorun. Genel grev yapsınlar, beni de çağırsınlar hak arasınlar, destekleyeyim ama ötesi beni ilgilendirmez.
0
Mirket
(19.04.25)
Hangi memlekette yaşıyorsunuz bilemedim. Memleket zengin veletleriyle dolu. İki gün o şartlarda çalışmaya mecbur kalın da görün hakkınızı. Ulan sanki millet can atıyor o işte çalışmaya laflara bak hakkiymis
0
🌸uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(19.04.25)
Memleketle ilgisi yok, biz de üç harfli ve burgercilerde çalıştık. Ama senin gibi yüzsüzlük yapmadık. Bak çok basit, anlatayım.

İş varmış geldim, detayları dinledim anladım. Maaş kabul. Yarın başladım. Evet müşteriye güleryüz, tabii yaparım.

Ve şimdi gelip burada tersini savunuyorsun. Ailen veya patronunla olan şeylerden müşteriye ne? Senin hayatından bize ne? Müşteriyiz, güleryüz göstermeni istiyoruz.

Biz insanlar birbirimize muhtacız. Sen burada olmazsan, bu site boş. Müşteri yoksa sen de yoksun, o zaman da müşteri yok iş yok diye yazacaksın. O yüzden elindekinin kıymetini bil, işini beğenmiyorsan değiştir. Senin yüzünden milletin morali niye bozulsun?
0
Shepard
(19.04.25)
Ben bir kişisel bakım makyaj mağazasına girdiğimde peşime adam takılıyorsa, o çalışan sürekli göstere göstere peşimde gezmekte hiçbir sakınca görmüyorsa ben de o anki halime bağlı olarak peşime takılan insanı haşlayıp çıkıyorum oradan.

Bana hiçbir sebep yokken, sırf başkaları yaptı diye hırsız muamelesi edilecek ama güler yüzle peşimde dolaşarak yapılacak bu. Müsaade etmem kardeşim, kalp kırmayı tercih ederim.

Evet güler yüz bekliyorum ama kibrimden değil, o an endişeli olabiliyorum, güven arayışında olabiliyorum, mahrem bir durum ya da alışveriş olabiliyor... evet güler yüz bekliyorum ve dahası, hırsız muamelesi etmeyen insan gibi bir muamele bekliyorum.

Kusura bakmayın.
0
muhayyer divan
(19.04.25)
Olm güleryüz göstermiyorum diye kimseye ana avrat sovmedim. Herkese hoş geldiniz dedim. İşimi yaptım geçtim. Okumadan yorum yapıyorsunuz hala
0
🌸uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(19.04.25)
Hassas kirilgan prenses cunku herkes. Her seyi kisillestiriyorlar. Genel orta dogu kulturu bu aslinda her seyin kisisellestirilmesi.
0
floydian
(19.04.25)
turnusol olmus soru. gelismis ulkelerde satis danismani, kasiyerlik egitimi alinarak yapilan, haklari olan bir meslek iken ulkemizde somuru mantiginda yaptirildigi icin calisanin imkanlarinin zor oldugu asikardir. a101de 10-12 saat calisan kisiden bildigim kadariyla OTURMAK YASAK idi sunu duyar duymaz varislerim cikti
guleryuz bekleyen gitsin patronlardan beklesin o guleryuzu. gulmek icin sebebimiz yok
susmuyoruz, gulmuyoruz, itaat etmiyoruz #hepimizkasiyeriz
0
ala09
(19.04.25)
İşin bütün detaylarını biliyor ve maaşı kabul ediyorsun. Sonra ağlıyorsun. Tipik ortadoğulu kafası.

Selam tuvalet temizlerim o paraya. Temizlerken "ben tuvalet temizliyorum çok zor tamam mı, gülmem. Gel sen gül yaparken bu işi" demek çocukça.

Kendi seçimlerinin arkasında duramamak da ahlaklı bir davranış değil.
0
Shepard
(19.04.25)
Bazılarımızdan okuduğunu anlama problemi var o yüzden uzatmıyorum. Ok güldüm oldu mu
0
🌸uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(19.04.25)
@uşak tezgahları

İnsanlara gülümsemeden/tebessüm etmeden/sırıtmadan da olsa hoş geldiniz vs demek de güler yüz göstermektir. Kimse sürekli gülen surat olarak gezmek zorunda değil. Okuduğumu anlama sorunum da yok.

Diyorum ki, güleç olmak zorunda değildir diye müşteriyi eziklemek, müşteriye baskı yapmak, müşteriyi sıkboğaz etmek de olmaz. Örneğini de verdim, dükkana girip reyon dolaşırken peşime görevli takıp alenen beni hırsız yerine koymaları bildiğin haydutluktur. Kusura bakılmasın, peşime takılan görevli istediği kadar sırtarsın bana kötü davranılmaktadır hak etmediğim halde. Bunu söylüyorum.
0
muhayyer divan
(19.04.25)
İşin bütün detaylarını kabul edip bilerek işe başlıyorsun diye bir mantık olabilir mi? İşveren sanırım bunu diyen arkadaş. Orda çalışanlar mecburiyetten, olabilecek en düşük maaşla ve bazen dinlenmeye bile izinleri olmadan hayatlarını kazanmaya çalışan insanlar. Bunun bir tık altı sokağa çıkıp dilenmek ya da aç kalmak. İnsanlar keyiflerinden değil, cebime üç beş bir şey girsin yeter ki, ne iş olsa yaparım diye yapıyorlar bu tarz işleri. Açlık sınırında çalışan insanlara beğenmiyorsan ve bana gülmeyeceksen aç kalıp geber demek nasıl bir vahşilik?

Hayatımda hiç bu tarz bir işte çalışmadım ama bu arkadaşları gayet anlayabiliyorum. İşlerini yaptıkları sürece özel bir muamele beklemem asla. Bekleyene de hoş gözle bakmam şahsen.
0
synesthesia
(19.04.25)
@synesthesia, sözünde durmamayı normal görüyorsun o halde. İnsanları kandırmayı da.
Bütün her şeyi kabul edip aksini yapmak normal yani. Gerçekten ahlaklı biriysen, dürüstsen işe girerken söyle bunları. Abicim bu paraya böyle iş mi olur? Yaparım ama gülmem, hoşgeldin demem. Ama işe girdikten sonra verdiğin sözde durmuyorsan bu ahlaksızlık. Anlaştığınız maaşı alıyorsun gününde. Ondan sonra taksicilere laf edersiniz, ama burada koruduğun kasiyer kardeşinin şöför versiyonu o.
0
Shepard
(19.04.25)
Sözünde durmamak ne alaka ya? İyi misin hocam sen? Asgari ücret kapanına kısılıp kalmış, bir kuruş fazlasını alamayan insanların başka alternatifleri mi var da işi kabul etmeyip başka işler yapacaklar? Onu kabul etmeyip diğer işe girse aynı bokun laciverti yine. İnsanların her çaldığı kapıda önlerine açlık sınırında yaşayacakları bir sözleşme koyup sonra da e sen bunu bilerek kabul ediyorsun diyemezsin. Ne yapsın mesela kabul etmeyip alternatifi nedir? Ülke gerçeklerinden nasıl bu kadar kopuk olabiliyorsunuz anlamıyorum.
0
synesthesia
(20.04.25)
@synesthesia basitçe yazmıştım aslında. İşveren maaşını vereceğim sözü veriyor günüyle beraber. Sen ise işi anlaştığımız gibi yapacağım diyorsun. Sen bu maaşın asgari ücret kapanında olduğunu biliyordun işe girmeden önce. İş bulamıyorum diyerek işini eksik yapmak normal diyorsan, senin bileceğin iş.

Asgari ücret kapanına girme, git iş öğren bir şey yap. Elektrikçi ol, boyacı ol. İşkur var, bildiğin ustaların yanına sokuyor seni. Azıcık uğraş kurtul kapandan. Ama yok üniversite bitirdim ben hakediyorum daha çoklarını diyorsan, dün mü doğdun derler adama.
0
Shepard
(20.04.25)
İşini eksik falan yapmaktan bahsetmiyor arkadaş. Kimse kimseye güleryüzlü olmak zorunda değil. Gülmemek işini eksik yaptığını göstermez. Alakasız bir olay. Markettesin ve al gülüm ver gülüm yapacaksın alt tarafı. İşimi hallettiği sürece bana gülse ne gülmese ne. Asgari seviyede kişilerarası iletişim becerileri sergilemesi yeterli.

Çalışanların yüzde kırkı asgari ücretle çalışıyor bu ülkede. Kronikleşmiş bir gelir dağılımı problemi varken insanların yaşam koşullarını, ne sebeple o işleri yaptıklarını bilmeden git başka iş öğren demenin elle tutulur bir tarafı yok.

Daha fazla cevap yazmayacağım çünkü benim için olay net ve insanların bu acımazsızlığına katlanamıyorum.
0
synesthesia
(20.04.25)
'iş çok, gençler iş beğenmiyür' diyen dayılarla dolmuş başlık.

türkiye'de hizmet sektöründeki bu abartılı müşteri pohpohlama beklentisi, müşterinin kendisine servis veren kişinin sahibiymiş gibi rollenmesi vs. tam bir orta doğu karakteristiği. bu bakış açısı araplarda çok daha bariz görülür.

sorudan anladığım kadarıyla somurtmuyorsun, nötr bir yüz ifadesiyle işini yapıyorsun ama senden güleryüzlü olman bekleniyor. turizm sektöründe çalışanlar hariç kimse işini yaparken gülümsemek zorunda değil. evime çağırdığım ustadan, bindiğim otobüsün şoföründen güleryüzlü olmasını beklemiyorsam kasiyerden de bekleyemem. işini yapması benim için yeterli.

ben yurt dışında yaşıyorum. yaşadığım ülkede kasiyerler bırakın gülümseyip müşteriyi eğlemeyi, müşteriyle göz teması bile kurmuyorlar. formaliteden bir selamlaşma, banttan ürünleri geçir, ödemeyi al. bitti gitti. kasiyerden neden sahte bir güleryüz bekleyeyim, buna neden ihtiyaç duyayım, onu da anlamıyorum. bana zoraki gülümseyeceğine kendisi gibi davransın, daha iyi.
0
sir gawain
(20.04.25)
Türkiye gibi iş hayatının iğrenç olduğu, çalışma koşullarının listelerde sonuncu olduğu ülkelerde böyle bir beklentide olmak bence garip. Türkiye'de bim/sok çalışmak iğrenç bir durum, ben çalışanlara hep üzülürüm. Bir iki arkadaşım çalıştı, rezalet yerler.

Bu sebepten hiçbir beklentim yok Türkiye'de. Köle gibi çalıştırılan ülkede bunlari beklemek bence komik ama genel türk halkı komik olduğu için ülke bu halde zaten.
0
logisticsmanager
(20.04.25)
Aynı boku bugünlerde yaşıyorum

Neden mutsuz olduğum apaçık

Yakında istifayı tutuşturduğumda fitleşeceğiz
0
baldan kaymak
(20.04.25)
sevgili hocam,
esasında bu karakter meselesi. bu sadece mağazada, markette değil ki. insana sunulan hizmet sektörünün olduğu her yerde bu sorun var.
dikkat edersen eğer bizim insanımız gösterişi, şatafatı, ilgiyi alakayı sever.
mesela bir otel için yapılan yorumlara bak. “valizimizi taşımaya kimse gelmedi” bütün yorumlar bunun üzerine.
düğünlerde anneler babalar yengeler şunlar bunlar herkesin bir gösteriş merakı, alinan araba ile ben zenginim mesajı vs vs.

yani demek istediğim şu, bu ülke böyle :)
yağlama ballama olacak, haklısın ama maalesef bunu istiyor müşteri.
ben bir mağazaya girdiğimde görevli bana tebelleş olmazsa daha hoşuma gider. benim market görevlisiyle ne işim var kardeşim ? aldıklarımı ödeyip gideceğim, somurtuyor olması benim sorunum değil, bana da kişisel olarak somurtmuyor, üstüme alınacak bir durumda yok. kendi hayatı. bu kadar, konuya böyle bakarım. bazen migros’taki otomatlardan ödememi kendim yapıp gidiyorum. ama burda olmaz, mutlaka birisi ilgilenecek. bunun altında yatan neden de bence egitim seviyesinin yüksek olmaması.
0
dedeminhirkasi
(20.04.25)
Hizmet sektöründe müşteriyle doğrudan iletişim kuran çalışanlar güler yüzlü olmalı. Bana ne senin hayatındaki durumdan, o mesaiye geliyorsan o süre zarfında bunu müşteriye yansıtamazsın. Bunu öncelikle firmaların takip etmesi lazım. Gizli müşteri ile denetlenmeli. Doğrudan markanın imajını etkileyen bir durum.

Özellikle kasiyerler devamlı sorunlu. Bir sorunun varsa müdürünle halledeceksin müşteriye somurtmayacaksın.
Adama kolay gelsin, iyi çalışmalar diyorsun sanki anasına sövmüşsün gibi bakıyor.
0
my fault
(20.04.25)
Okuduğunuzu anlama probleminden bahsetmiştim. Ben ne yazmışım adam ne yaşıyor. He gülüm hepinize muamele çekecek bu insanlar
0
🌸uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(20.04.25)
Durun ben de okuduğumu anlamadım ve farklı bir bakış açısı getireceğim.

İnsanlar hizmet aldıkları yerde olumsuzluk görmek istemezler veya genel olarak hayatlarında olumsuzluk istemezler. İyiye ve güzele doğru bir eğilimi var sağlıklı insanların.

Sizin gördüğünüz entryde asık suratlı kasiyer ve bundan memnuniyetsiz müşteriler var. Sizin tecrübenizde davranışınız nötr ve sizden güleryüz talep eden kişi aslında patronunuz. Herhangi bir müşteri yakanızı tutup bana güleryüz göster ulan dememiş sanıyorum.

Siz, patronunuza kötü çalışma koşulları, yetersiz yan haklar vs. gibi nedenlerle isyan edemediğiniz için öfkenizi müşterilere yöneltiyorsunuz. Eminim insanca çalışma koşullarınız olsaydı ben böyleyim aga, coolum, işinize gelirse tutumu takınmaz, doğal olarak işinizi severek yapar ve bu da yüzünüze yansırdı. Ama durum böyle değil. Peki müşterilerin burada ne kabahati var, onlar sadece ihtiyaçlarını almaya gelen ve bu tecrübeyi yaşarken de asık surat görmek istemeyen insanlar. Çünkü hizmetin bedelini para karşılığı ödüyorlar. Sadece ürün parasını ödemiyorlar, öyle olsaydı tüm ürünler her yerde aynı ücrete satılırdı. Eminim daha güleryüzlü olunsa hoşlarına gider ama kimse de kasiyer nötrdü diye ortalığı ayağa kaldırmaz. Eminim siz de güleryüz gördüğünüz bir yere bir daha gitmekte sakınca görmezsiniz. Sizin patronunuz sizin müşterilerin hoşuna gitmenizi ve tekrar geri gelmelerini istiyor. Burada ekstra talebi yaratan veya bunda ısrar eden müşteri değil, patronunuz.

Pekiii, bunun işte patronuna kızıp evde karısını döven adamdan farkı ne?
0
tiredofwaiting
(20.04.25)
Yemek yedikten sonra ıslak mendil istiyor olsak bu da ıslak mendil takıntısı mi olacak acaba?

Güleryuzdeb kasıt muamele çekilmesini beklemek değil. Eminim kimse suratına bakıp bana muamele çeksin diye tezgah önünde durmuyordur.

Hoş geldin/geldiniz demek de yeterli olduğunu göstermez. Basit bir güler yüzden bahsediliyor. Gayet insani, beklentinin normal olduğu bir şey.
Hoş geldiniz i dişini sıkarak anasına küfreder gibi bakarak söylüyorsan o da Olmaz.
Kişiselleştirmeden, müşterinin, müşteriyi geç karşılıklı iki insan kavga etmiyorsa güler yüz bekler. Kasiyer de bekler müşteriden müşteri de bekler.
Enteresan bilgi olarak. Ekleyeyim, girdiğim bir çok. Markette alışverişte vs gayet de güler yüz görüyorum. Hepsinin sadece mecburiyetten yaptığını da düşünmüyorum.
0
kisa
(20.04.25)
@tiredofwaiting ufff +1. Tertemiz aciklamis, bu da mi gol değil?
0
Shepard
(20.04.25)
Atanamamis bircok genc kasiyer oluyor. İdeali ne, kendi nerede? İsini yaptiktan sonra kufretmiyorsa yuzu sizi ilgilendirmiyor "Efendiler"
0
Kahvedesu
(20.04.25)
@kisa, senin hic serviste calismadigin belli.

Soruya cevap: bencil egocentric ortalama insan takar böyle seylere
0
sonsuz
(20.04.25)
@sonsuz, hayır çalışmadım. Ama diyorum ya serviste çalışan bir çok insan güler yüz gösteriyor. Ki orada çalışmamış olmam guleryuz bekleme hakkımı elimden almaz.
Güler yüz için sektör ayrımı mi olmalı?
0
kisa
(20.04.25)
Güler yüz için sektör ayrımı olmasına gerek yok. İnsanlar işini yapıyor. Tabağı suratınıza fırlatmadığı sürece ki burada suratına da atıyorlar, neden gülsün?
0
Kahvedesu
(20.04.25)
Ne mezunusun, nasıl bir iş arıyorsun? Yardımcı olalım. Bir de şehir yazabilir misin?
0
sekizdokuzon
(20.04.25)
market kasiyerlerinin asık suratlı olması şeklinde, market kasiyerlerine özel bir başlık açılması bence insanların hemen her gün market kasiyeriyle karşılaşması.

basit düşünelim; hemen her gün en az 1 kez bi yere giriyorsun, para harcıyorsun ve diyaloga girdiğin kişi kasiyer. bir de genellikle eskinin mahalle bakkalı misali, o üç harfli marketlere giren kişiler hemen hemen aynı kişiler. bu gibi sebeplerle, insanlarda bir beklenti oluşuyor.

bir de yaşını başını almış, mahalle amcaları, teyzeleri ahmet amca hoşgeldin, naptı senin oğlan... ayşe teyze napıyon vs tarzı içerik olarak çok bir anlam ifade etmeyen ama kendilerini bir nevi özel veya değerli hissetmelerini sağlayan bu tarz iletişimi seviyorlar gözlemlediğim kadarıyla. yani güleryüzden kasıtın, kebapçı teşrifatçılarındaki gibi abartı törensel şeyler olduğunu düşünmüyorum.
0
wilhelmwasmuss
(20.04.25)
(8)

Edirne ciğeri

tolgan
İyi geceler arkadaşlar. Haftaya bir gün edirnede olacağım için gitmişken bir ciğer yiyeyim diyorum. Önerebileceğiniz yerler varsa alabilirim.
İyi geceler arkadaşlar. Haftaya bir gün edirnede olacağım için gitmişken bir ciğer yiyeyim diyorum. Önerebileceğiniz yerler varsa alabilirim.
0
tolgan
(17.04.25)
Ciğerci Niyazi Usta ya da Aydın Tava Ciğer.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(18.04.25)
Aydın tava ciğer +1
0
mor oje
(18.04.25)
Yıllar önce iki arkadaş birkaç gün kalmalı Edirne'ye gittik. Daha önceden 'Aydın' önerilmişti. Önünde de devasa bir kuyruk vardı. Hem önerenlere itimat ve hem de o kadar kişinin bildiği bir şey vardır diye biz de geçtik kuyruğun sonuna. Yiyip kalkmanı bekleyen bir sıra varken oturup yiyince lokmalar boğazına diziliyor insanın. Yedik ve beğendik.
Ama ertesi günü tekrar o sırayı göze alamayıp başka bir ciğerciye gittik. Dün o kuyruğu boşu boşuna beklemiş olduğumuza ikna olmuş bir vaziyette kalktık.
Bu tip yerlerde her giden öneri alıp ve sadece orada yiyip, sonrasında herkese orayı öneriyor. Birkaç yer denenip bir kıyas yapılmıyor olması sadece bir yerin parlamasına sebep oluyor.
Afyon'da Uzun çarşı'da ara sokakta bir lokumcu vardır. Hiçbir Afyonlu oradan lokum almaz. Ama önünde daima devasa bir kuyruk vardır.
Urla'da da öyle bir balıkçı vardı.
0
Mirket
(18.04.25)
Bademli kavala kurabiyesi (kare kesim olan) almayı da unutmayın.
0
turuncu tonlarda
(18.04.25)
edirneli olarak ben de aydin diyorum. ciger bircok yerde iyi var. ama hizmet ve yaninda getirdikleri acisindan aydin one cikiyor.

ama sira beklemek istemezseniz, cicek tava ciger var, aydin'a cok yakin, cok salas bir yer, kizartma yagini surekli degistiriyorlar, o yuzden biraz daha uzun suruyor pismesi, ama cok da uzun degil. bir de daha yumusak yapiyorlar, piskin olsun isterseniz belirtmelisiniz.

diger bir secenek de cigerci kazim. o da guzeldir ve temizdir.

niyazi biraz pis gelmisti son gittigimde, o yuzden onu digerleri kadar onermesem de o da iyidir ciger olarak.
0
lemmiwinks
(18.04.25)
Çiçek Tava Ciğer +1

Yağı sürekli değiştiriyor, salaş falan ama temiz yani. Tekrar gitsem yine oraya giderim. Misafirlerimi götürmüştüm memnun kaldılar.
0
chicha_v2
(18.04.25)
ben edirne'nin ilçesinde yaşıyorum. edirne'de ciğer yemek istediğimde, niyazi'!de yiyorum ama açıkçası diğer ciğercilerle arasında lezzet olarak anlamlı bir fark olduğunu düşünmüyorum.

bir de şu an ciğerin fiyatı, hak ettiğinin üzerinde, kırk yılda bir geldiğiniz için ciğer yemeden olmaz ama yediğinizde göreceksiniz ki -benim tahminim- iyi hoş ama öyle vazgeçilmez, efsane bir lezzetli yiyecek de değilmiş diyeceksiniz.

ola ki vakit artar da uzunköprü ilçesinin köftesi meşhurmuş, oraya gideyim bir meşhur köfteciden köfte yiyeyim diye düşünürseniz, düşünmeyin! ilçeye adını veren köprü yıllardır bitmeyen restorasyonda olduğu gibi, alt tarafı bir köftenin 1 adedine (porsiyonu oluşturan parçalardan olan 1 adet köfte tanesine) 60 tl vermek gibi manasız bir deneyim yaşamayın.
0
wilhelmwasmuss
(18.04.25)
Aydın hepsinden bir tık önde
0
Teran
(18.04.25)
(3)

yunanistan'da içki fiyatları nasıl?

mark greg sputnik
ev arkadaşım yunanistan'a gitti ama orada işi gücü var şimdi çocuğa market gez fiyat araştırması yap demek istemiyorum. fiskidir uzodur kallavi içkilerin fiyatı türkiye'ye kıyasla nasıl, daha uygun mu? uygunsa ne kadar fark ediyor bilen var mı? ona göre rica edicem 1-2 şişe getirmesi için ama çok ka
ev arkadaşım yunanistan'a gitti ama orada işi gücü var şimdi çocuğa market gez fiyat araştırması yap demek istemiyorum. fiskidir uzodur kallavi içkilerin fiyatı türkiye'ye kıyasla nasıl, daha uygun mu? uygunsa ne kadar fark ediyor bilen var mı? ona göre rica edicem 1-2 şişe getirmesi için ama çok kayda değer bi fark yoksa hiç şeyapmiyim.
0
mark greg sputnik
(04.04.25)
generalmarketcorfu.gr
generalmarketcorfu.gr
Market fiyatları ya online'la aynıdır ya da biraz daha ucuz olabilir.
0
kobuzchu kiz
(04.04.25)
marketlerini bilmiyorum da bir kaç gün önce edirne'den yunanistan'a günübirlik gittim. migros'ta 1275 lira ya satılan büyük rakı'yı, 790 tl'ye karşılık gelen bir euro tutarına aldım yunanistan tarafındaki free shop'tan. viski filan sevmediğim için bakmadım ama herhalde benzer oranda diğer içkilerde de avantaj vardır sanıyorum.
0
wilhelmwasmuss
(04.04.25)
Ustteki arkadasin paylastigi link turistik bir ada olan Corfu'da bir online market oldugu icin keskin bir veri saglamayabilir, mainstream marketlerin internet sitelerini kontrol edin bence: Sklavenitis, Lidl, Mymarket gibi.
0
freedonia
(04.04.25)
(17)

memur olmanın avantajları?

tamamhosdiyonda
selamlar,kendi işyerim var, kira gelirlerim var, şunu merak ediyorum. şimdi sigortamı kendim yatırıyorum. herhangi bir sağlık sıkıntımda ve ilerisi içinde soruyorum,memurun sigortası ile benim bağkur sigortam arasında fark var mı? varsa nedir, ve ben bu farklı tamamlayıcı sağlık sigortası yada özel
selamlar,

kendi işyerim var, kira gelirlerim var, şunu merak ediyorum.
şimdi sigortamı kendim yatırıyorum. herhangi bir sağlık sıkıntımda ve ilerisi içinde soruyorum,

memurun sigortası ile benim bağkur sigortam arasında fark var mı? varsa nedir, ve ben bu farklı tamamlayıcı sağlık sigortası yada özel sağlık sigortası ile kapatabilir miyim?

başka türlü avantajı neler var? pasaport olayını biliyorum ondan başka?

özetle derdim şu, memura kıyasla ücret konusunda bi sorunum yok, ancak diğer sigorta veya varsa başka bir şey varsa atlamak istemiyorum, ilerisi için bir nevi yatırım yapmak istiyorum

emekli olduğunda alacağı maaşta sorun değil, başka açılardan avantajı varsa nedir, ve ben bunları bi ücret ile edinebilir miyim? sağlık vb.

şimdiden cevaplar için teşekkürler
0
tamamhosdiyonda
(04.04.25)
artık herkesin sigortası birbirinin aynısı. hastane aynı hastane, doktor aynı doktor. bir fark yok.
0
co2s2
(04.04.25)
Yeşil pasaport
0
duster
(04.04.25)
Memurluğun avantajı falan yok. Aldığı maaş yerlerde zaten. Yeşil pasaport alsan ne yurt dışına çıkacak paran yok. Emeklilik avantajı da kalmadı. Eskiden emekli ikramiyesine ev falan alınırdı, şimdi araba dahi almak zor. Emeklilikte sınıf farkı var. Mesela sağlık hizmeti veyahut güvenlik hizmeti farklı maaş alıyor emekli olduğunda. Eskiden memur emeklisi iyi maaş alıyordu şimdi ise askeri maaşa denk emekli maaşı alınıyor. Bu ülkede üniversite mezunu memur askeri maaşlı kadar değersiz.
0
mikahakkinen
(04.04.25)
yeşil pasaportu ihracat yapan firmalar da alabiliyor, öyle eskisi gibi memura has bir şey değil artık. son 3 yılda 1.5 milyon dolar ihracat yapan firmalara 1 adet yeşil pasaport veriyorlar.

memur emekli bile olsa ilgili kurumun sosyal tesislerinden ufak bir ücretle yararlanmaya devam eder. sizden farkları işe gidip çalışmasalar bile aylıkları yatar, siz iş yerini açmasanız bile masrafı vardır.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(04.04.25)
Sabit günde sabit maaş dışında bir avantajı yok belirttiğiniz şartlar altında.
0
charbiel
(04.04.25)
Düz ve maaşlı bir çalışan için hâlâ ülkedeki en güvenilir liman.

- ekonomik olarak daha fazla desteklenmesi(ikramiyeler, fazla mesai, ev kredisi çekerken bankalarca ciddiye alınma, ev kiralarken edinilen doğal kolaylık vb.)

- daha insani mesai saatleri

- mobbing olmaması

- olağanüstü haller dışında işten çıkartılmama güvencesi.
0
feastofthedamned
(04.04.25)
* iş garantisi, memurların işten atılması ya da işlerini kaybetmesi zor.
* maaş garantisi, az ya da çok maaşlarınız gününde yatar.

emeklilik konusunda zaten artık herkes 65 yaşında emekli olacak bundan sonra.
özelde işinizi kaybedip sigorta gün sayısını doldurmak zor olabilir yaş büyükse. memuriyette sorun olmaz. emeklilik de garanti.

memurun sigortası ile bağkur ya da ssk'lı olmak arasında bir fark yok.

özel sağlık sigortası yaptırabilirsiniz isterseniz. ama onlar yıllık oluyor. bu sene yaptırmanın seneye faydası yok, her sene yenilenmeli. memurlar tamamlayıcı yapar. normalde özel hastanelerde 300 ödeyecekken (örnek tutar), sadece 15 tl öderler. tamamlayıcı olunca yüzde 80'ini devlet geri kalan 20'yi özel sigorta öder. ama memuriyet dışında aktif sigortası olan da isterse tamamlayıcı yaptırabilir.

memuriyetin tek avantajı garanti olması. onun dışında özel bir avantajı yok.
maaşlar aynıysa ve özelde yaptığın işte maaşın memurluğu geçmeyecekse, memurluk daha iyi.
0
biseysorcaktim
(04.04.25)
Memurluktan memurluğa fark var. bazı bakanlıklar memuruna giysi, giyecek kuponları veriyor bazısıda hiçbirşey vermiyor. İş garantisi falan denmiş ama hikaye malum partinin adamı değilsen mobingin kralını yaparlar. En ufak bir muahalifliktede seni başka yere sürerler ya da memurluğuna son veirirler.
0
komando kani var bende
(04.04.25)
türkiyede memur olmak çok avantajlıdır. memur olmanın avantajları:

1. sabit iş garantisi. özel şirkette şirket iflası, ekonomik kriz, şirketin küçülmesi, patronun veya müdürün keyfinin öyle istemesi, şirketin taşınması, senin taşınman, vs gibi durumlarda işten çıkarılabilirsin. memuriyette ise işten çıkarılamazsın, en aksi durumda tayin istersin.
2. haklarını tamamen alırsın. tazminat, izin gibi durumlar özel sektörde sıkıntılı olabilir. patron gıcık olur, hak ettiğin halde tazminat vermez, yıllarca mahkemelik olursun tazminat almak için.
3. mobbing olmaz. olsa bile tayin vb şekillerde çözmek kolay olur.
4. iş yükü az olur. özel sektörde 3 kişilik işi 1 kişiye yıkmak isterler. memuriyette ise 3 kişi 1 kişinin işini yapar. iş yapmamaktan sıkılan bir sürü memur biliyorum. veya bir iş verirler, tüm gün onunla oyalanır, böylece kimse ona yeni iş veremez.
5. idari izinler çok olur. örneğin bu bayram 9 gün tatil yaptı memurlar. özel sektörde hiç bir şirket 9 gün tatil vermez. verenler de yıllık izinden düşer. memurlar ise izinden düşülmeden tam maaş alırlar.
6. çalışma saatleri insani olur. günde 8 saat çalışırlar. özel sektörde ise çalışma saatleri çok fazladır, mesailer çok fazladır. hatta eve iş götürürler. gece 1de 2de email atan özel sektör çalışanları boldur.
7. kredi çekmek kolaydır. bankalar kolay ve düşük faizle kredi verirler. çünkü memurların sabit maaşları vardır ve borçlarını ödememezlik yapmayacakları düşünülür.
8. yeşil pasaport alırlar. yurtdışına çıkışları çok daha kolaydır.
0
abelardo
(04.04.25)
Stabil ve risksiz yaşam.

Özel sektörde çalışılabilecek şehirler belli. Maaş yüksek gibi görünse de masraflara göre yüksek değil. Yaş ilerledikçe özel sektörün temposu zorlayıcı olur.

Pasaport olayına gelirsek memurun yurtdışı gezmeleriyle alakası olmaz. Yurtdışı hevesi bir beyaz yaka plaza çalışanı tutkusudur.
0
runaway
(04.04.25)
yılların memuruyum.

memur sadece maaşlı özel sektör çalışanına göre avantajlıdır.

kendi iş yeri olan biri ile memuru kıyaslamam bile.
0
wilhelmwasmuss
(04.04.25)
9 gün bayram tatili :)
0
denizguler349
(04.04.25)
Belirsizlik versus belirlenmişlik.
0
encokbenisevinnolur
(04.04.25)
maşallah ya ne güzel avantajları varmış.
memur olarak keşke benim de haberim olsaydı bunlardan.
0
kixo
(04.04.25)
Memur statüsünde çalışan bir mühendisim. Çalışma koşullarım çok kötü.gecemiz gündüzümüz haftasonumuz yok.

Özelden de kötü. 80% remotetuk ne güzel onu da 60% yapmışlar.

Maaş ortalama biri için piyasaya göre iyi. Benim için çok net 20% yükseğe bulurum. Yeşil pasaportu bekliyorum.

Benim için en önemlisi, kölelik olayı daha az. Bizim outsourcelar ağızlarını en ufak şeye açamıyorken ben yöneticilerin yüzüne saydırabiliyorum. Ne yapacaklar işten alamıyorlar? Remoteumu kaldırmakla tehdit ediyorlar bazen ama ben de mesai dışı iş yapmam o zaman diyorum.

Tek eksisi akpliler.
0
aguen
(04.04.25)
başka fikri olan var mı
0
🌸tamamhosdiyonda
(08.04.25)
ilk 3 sene yüksek maaş piyasadan
sonra tecrübene göre düşüşe geçiyorsun
avantajı yaşlanınca işten çıkarmazlar emekli olana kadar çalışabilirsin
0
mantık
(08.04.25)
(2)

Arabada Bakıma x gün kaldı uyarısı

regina phalange
Sıfır araç almıştım 2 sene önce garantisi bitti. Bakıma x gün kaldı uyrısı veriyor, 2 senedir x gün içinde götürürdüm ama şimdi götrücek durunda değilim. ben bu tarihi geçirirsem sonra götürsem birşey olur mu?
Sıfır araç almıştım 2 sene önce garantisi bitti. Bakıma x gün kaldı uyrısı veriyor, 2 senedir x gün içinde götürürdüm ama şimdi götrücek durunda değilim. ben bu tarihi geçirirsem sonra götürsem birşey olur mu?
0
regina phalange
(26.03.25)
olmaz. benim 13 yıllık cliom'da bile var o uyarı. çünkü kilometre bazlı tasarlanmış. o kilometre yaklaşınca, bakım zamanı yaklaşıyor uyarısı veriyor. o kilometre dolunca da acilen bakım yaptırınız diyor. arabada bir arıza olup olmaması değil yani mesele.
0
wilhelmwasmuss
(26.03.25)
garantisi bittiyse önemi yok. garantisi olsa max 1 ay içinde götür derdim. istersen hiç götürme sana kalmış.
0
jelly bear
(26.03.25)
(23)

Olayların perde arkası ?

Rao
İmamoğlu gizli tanıklar ile devre dışı bırakılması, özgür özelin sahneye çıkması, protestolar, boykotlar vb. Bu iş çok taraflı ( akp, chp vb. ) planlanmış bir senaryo gibi duruyor ? Siz ne düşünüyorsunuz ?
İmamoğlu gizli tanıklar ile devre dışı bırakılması, özgür özelin sahneye çıkması, protestolar, boykotlar vb.

Bu iş çok taraflı ( akp, chp vb. ) planlanmış bir senaryo gibi duruyor ?

Siz ne düşünüyorsunuz ?
0
Rao
(25.03.25)
Geldi her şeyde bir bit yeniği, komplo görenler. Abi bazı şeyler basit. İmamoğlu içerideyse sahneye senin mi çıkman normal Özel'in mi?
0
Shepard
(26.03.25)
it was all an inside job, it was all an inside job...

su videoyu izlemeni tavsiye ederim. ben 10 sene önce izlemistim ve epey etkilenmistim.
www.youtube.com
0
sonsuz
(26.03.25)
@abre bile o kadar kizdan gelen ilginin alakanin arasinda dünya meselelerine daha akilci bir yerden bakiyor, zaman ayiriyor. what is your excuse @Rao?
0
sonsuz
(26.03.25)
Olay basit. En güçlü CB adayı suçsuz yere kodese atıldı, muhalif tüm parti seçmenleri, kararsız seçmenler ve vicdan sahipleri tek çatı altında birleşti. Şu durumda yarın seçim olsa ve aday Ekmelettin olsa o bile seçilir.
0
HellKeePer
(26.03.25)
Ya elbet, dediğiniz mantıklı ortada ülkenin istikbaline kasıt var, ama şu şark kurnazı aklar , filim içinde filim mi çeviriyorlar diye insan şüpheye düşüyor.

Demem o ki , yılardır ne yapıyor ediyor, sandıktan yine kendileri çıkıyorlar. Şu anki görüntü kendi aleyhlerine elbette ama
sizce işin bu noktaya geleceğini hiç mi öngöremediler ?
0
🌸Rao
(26.03.25)
Olay bu meseleden ibaret değil.
Daha geniş zamanla sisler
dağılınca durum daha iyi anlaşılır.
Özel ne demişti bir kaç gün önce:
- devlet el değiştirmiş.
şifre bu sözde.

Bu konuda izlediğim bir yorumla birlikte düşündüğüm şey ise,
eskisi gibi ordunun uyarı veya muhtıralarla veya dışarıdan bir güç odağını Türkiye'yi derinden ve olumsuz etkilediği günler geride kaldı.
İmamoğlu meselesi ise bu süreçte oldukça küçük kalıyor.
Şu an ABD'nin beklenmedik şamarıyla kendi derdine düşmüş avrupa'ya baktığımızda ise bizle olan resmi temasları artmış durumda.

Günlerdir konuşulan şey olaylar, tepkiler, protestolar.
Diğer yandan konuşulmayan ise yine muhalefet yanlısı birilerinin bu konuyla bilgi belge aktardığı ve yine muhalefetten birilerinin İmamoğlu sonrası bu boşluğu doldurabileceği ihtimali.
Parti içi rekabette başkalarının önünün açılacağı.
0
diyecevaplandı
(26.03.25)
Dünya siyasetindeki değişim yani Trump'ın başa gelmesi ve yaptıklarının da bu olay üzerindeki etkisini gözardı etmemek gerek.

ABD eskisi gibi ülkelere karışmak değil, herkesi serbest bırakmak politikasında. AB yaklaşan Rusya tehdidi sebebiyle Türkiye'ye yakınlaşmak isteyecek. Göçmenleri tuttuğu için zaten Türkiye'nin olduğu gibi devam etmesinden yanaydı şimdi daha da öyle.

Bu durumda Türkiye'nin içeride yapacağı işlerle ilgil dış ülkelerden ciddi bir baskı gelmeyeceği belli.
Böyle bir fırsat da Halley kuyruklu yıldızı gibidir, çok nadiren gelir. Belki bu fırsatı bir an önce kullanmak istiyor birisi.

Her akşam Saraçhane'de toplanılıyor, bağırılıyor, slogan atılıyor vs.

Bu Saraçhane'deki toplanmalar, hayali sandıkta oy vermeler ve Özgür Özel'in çok yüksek sesle ama aslında net bir şey söylemeyen tehdit gibi konuşmaları (Valinin alnını karışlarım)
Bu yukarıda saydılarım sebebiyle "acaba muhaliflerin gazını alma planının bir parçası mı" diye düşünmeden duramıyorum.

Bir hareketlilik var ama herhangi bir sonuç yok, bir aksiyon yok. Çok sinirliyiz, çok haklıyız, çok çok haklıyız diye havaya bağırılıyor sadece.

Mesela boykottan bahsediliyor ama finansal sistemi duraklatmak, çökertmek için yapılabilecekler nedense hiç konuşulmuyor.

Bütün bu hareketlerin bir noktada iç savaşa giden yolu başlatması gibi bir durum da var. Dikkatli de olmak gerekiyor.
Bir taraf çok sinirli ama diğer taraf da kolayca o kadar sinirli hale getirilebilir.

Bu olayların gerçekliğine inanmakta zorlandığım için haberleri de yakından takip edemiyorum, içimden gelmiyor.

Muhalif kanallara baksan hayat durmuş, tüm gündem bu gibi davranıyorlar.
Ama dolar normal şekilde ilerliyor, borsa bi indi çıktı toparladı. Borsada çok acayip bir şey olmuş gibi değil.
Tüm kanallarda diziler yayınlanmaya devam ediyor. Normalde böyle olağanüstü gündem olan zamanlarda kimse izlediği reklamlardan etkilenmeyeceği için firmalar reklam vermez. Reklam olmayacağını anlayınca kanallar da dizileri yayınlamaz.

Ama belki de suni olarak reklamlar devam ediyor, diziler yayınlanıyor.

Ortalama ve siyasete pek ilgisi olmayan, muhalif kanalları da hiç izlemeyen birinin şu anda Türkiye'de işlerin normal olmadığını düşünmesi için nasıl bir sebep var?

Ben böyle bir ortamda hükümet olsam böyle günlerde muhalefet liderinin nasıl davranmasını istersem öyle davranıyor muhalefet lideri. Bir şey yapıyormuş gibi izlenim veriyor ama hiçbir şey olduğu da yok.

Gezi'de lider olmaması onu başarılı ve başarısız yapan bir sebepti. Bugünlerde yaşanan durumda da liderimsi ama lider de olmayan biri olması sanırım sonuç üzerinde çok etkileyici olacak.
0
michael_knight
(26.03.25)
liderimsi ama lider de olmayan biri olması @michael_knight teşekkürler işte bu bence bir şeyler yapılıyor gibi gözüküyor ama esasında hiç bir şey yapıldığı yok. Toplanma bağırma, çağırma vs. araç kullanmayı istekli birine, aracı verip gel bir iki tur at hevesin içinde kalmasın demek gib bir şey.

Bir tabir ile işler sanki danışıklı dövüş gibi, hissettiriyor.

tekraren, Burda benim en büyük savım, protestolar vb. akp nin bu sonucu hesaba katmadan Imamoğlu'nu kodese tıkmış olması mümkün değil. Yani işin sonunda ne yapıp edecekler, sonuç yine ak partiye yarayacak gibi geliyor.

Ki burada vatan millet Sakarya duyguları üzerinden algı yaparak, chp ye karış ters bir tepki oluşturup, yine kendi kalesini güçlendirecek gibi hissediyorum.

Birde işin ekonomi tarafı var, mevcut durumda ekonomi çıkmazda yüksek faiz ile uzun süre devam ettirilmesi çok zor , normal şartlarda deval yapsalar sorumlu ak parti olacaktı, ancak mevcut durumda bu deval gerçekleşirse chp ve tabiki bununla birlikte dış minnaklar günah keçisi ilan edilip algı oluşturulacak ki bu algı işlerini ak parti çok iyi bir şekilde yönetiyor.

En büyük kısım bence ekonomik enkazın faturasını chp ye kesme ama tabi kurguda göremediğimiz başka şeylerde var.

Şu ana kadar bildiğim tek şey varki , chp şimdiye kadar akp karşısında muhalefetçilik oynayarak her seferinde ekmeğine yağ sürdü. Mhp de aynı şeklide.
Bildiğim Tek gerçek rabiki olan Muhsin Yazıcıoğlu ise oyundan yıllar önce kaldırıldı.

Ayrıca arkadaşlar bu ülkede şimdiye kadar ne tiyatrolar oynandı, ama daha bir çoğu ortaya çıkmadı.

En basit kan uykusu belgeselini izlerseniz, yıllarca doğu , güneydoğu meselesinde nasıl tavşan kaç tazı tut oyunu
oynandığını net bir şekilde görürsünüz.
0
🌸Rao
(26.03.25)
Elbette senaryo. Bence.

Ümit Özdağ iddianame dahi yazılmadığı halde 2 aydan fazladır tutuklu, cezaevinde. Kimsenin buna sesi çıkmadı. İmamoğlu bir anda -sebep bilmiyorum gündem takip eden biri değilim- diploma meselesi çıkarılıp görevinden alındı tutuklandı, insanlar bir anda sokaklara döküldü.

Madem sorun haksızlık, neden Ümit Özdağ için dökülmediniz. Madem sorun terör, neden bugüne kadar teröre atılmış adımlardan bu derece rahatsız olmadınız.

Chp'yi kesinlikle normal ve sağlıklı bulmuyorum. Kesinlikle güvenilir değil. Kesinlikle.
0
muhayyer divan
(26.03.25)
Ben meydanlara tomaların yerleştirilme sebebini de anlamıyorum. Adları gibi biliyorlar demek ki toma kullanılacağını. Neye göre ya da hangi hamleden ötürü insanlara gaz sıkmaya başlandığını anlamıyorum, kim ne yaptı da gaz sıkarak püskürtmeye çalışacak kadar zarar verildi.

Zafer partisini bilmiyorum ama diğer her partinin içinde bulunduğu bir tiyatrodan ibaret buluyorum bu olanları. 10-12 yılda bir halkın gözünü korkutma planı varmış gibi davranılıyor. Halkın ya da gençlerin gazını alıyorlar sanki. Şu hale bak.
0
muhayyer divan
(26.03.25)
Bizim taban ve Hocanın etrafındakiler Hoca'ya çok kızarlardı "yahu askere, solculara, Atatürkçülere bir çift laf söyle" diye.

O yine kamera karşısına geçer "milletin hepsini kucaklıyorum, 70 milyon bu ülkenin evladı bizim de kardeşimizdir" der dış güçler dış güçler diye anlatmaya başlardı.

O zamanlar bir türlü anlam veremezdik. Ne zaman ki Hoca'nın dış güçler dedikleri devreye girdi bir anda ne Asker kaldı ne anlı şanlı laikler ne sermaye ne sendikalar ne de medya. Ne de 28 şubatçılar.

Anladık ki dediği gibi rejisör başkaymış.

Siyonizmin Türkiye için 20. Yüzyıldaki ana vazifesini de ölmeden önce söylemişti. Buraya yazmayacağım.

Olaylar özelinde; Millet ittifakının adayı CHP genel başkanıydı. Demek ki seçimlerde sağdan yeterli oy gelmemiş. Yeni aday da sağdan oy alması gereken bir aday. Ama partiye bakıyorum ona göre bir politika üretmiyor. Eğer sağ cenah da protestolara katılmayacaksa hiç yapmamak daha iyiydi zaten mağduriyet yaşanmıştı bunu herkes görüyordu.Şimdi AKP protestoları sağ sol , laik muhafazakar ayrışmasına dönüştürmeye çalışıyor. Bence burada bir komplo olabilir.
0
hebanon
(26.03.25)
Şu an konu yeni anayasa ve federasyon.

Ülkenin adı, bayrağı, anayasası vs. her şeyi değiştirmek ve ülkeyi başta federayon sonra gerçekten bölmek istiyorlar. Akp, mhp, dem, chp, iyi parti'nin bir kısmı, hüdapar, akp artıkları (Babacan ve Davutoğlu) vs. kısacası meclisin büyük çoğunluğu da bu işin içinde. Bu arada da herkes kapabildiğini kapma peşinde.

CHP, hiçbir zaman aktif muhalefet yapmadı, yapmaz. Sikimsonik bir kırmızı kart, bir boykot ile olayı geçiştirir ve kapatırlar. Sürekli dem'e selam gönderir, akp ile barışırlar ve sıkıştığı noktalarda destek verirler. Özel, sadece biriken gazı aldı ve olayları böyle kapatacak...

İnsanlar çok uyardı ama komplo teorisi diye inanmadınız. Adamlar 40 bin kişini katilini salıyorlar, yine inanmıyorsunuz. Götünüze pkk'lı veya ibda-c'li teröristin kurşununu yiyince aklınız başına gelir ama geç olur.


.
0
kartallar yuksek ucar
(26.03.25)
Komplo teorilerine itibar etmem normalde, fakat İmamoğlu bendeki Doğu Karadenizli müteahhit imajını yıkamadığı ve CHP'ye zerre güvenim olmadığı için içten içe bu sürecin sonunda İmamoğlu'nun kazançlı çıkacağına ve daha da parlatılacağına inanıyorum. Diğer cenahla dokunulmazlık vb. koşullarda anlaşmaya gitmiş bile olabilirler. Oyun böyük yeğenim. :)
Tertermiz delirmiş olabilirim, ama bu ülkede hiçbir şey şaşırtmaz beni.
0
auroraaurora
(26.03.25)
Ya şu senaryo diyenler tam olarak neye senaryo mesela? Öğrencilerin tutuklanması, Gazetecilerin, foto muhabirlerinin tutuklanması, imamoğlunun eşinin namusuna bile dil uzatanlar falan senaryonu neresinde mesela?

Okuduğunuz okul, üniversite arkadaşlarınız, çalıştığınız dersler bir tane egoist adamın iki dudağından çıkan sözle hiç yaşanmamış sayıldı.

Bu kolayınıza geliyor ama. Senaryo yeaa bunlar hepsi böyük oyun. O yüzden vicdani sorumluluk da hissedilmiyor.

Depremde interneti kesmeleri de senaryo mu mesela?

Bize oy vermeyene yardım gitmez diyenler bunlar.

Sokaktaki çocukları için polis ordusu getirip depremde askeri tutanlar bunlar.

Karşınızdakiler saf kötülük yahu senaryoya mı gerek var.

Ne kadar inanarak boş konuşuyorsunuz.

Sizin için de sokaklardayız ya ben ona yanıyorum.
0
Kediyi üzdün
(26.03.25)
yaşananlar çok akıl dışı geldiği için insanlar ya vardır bir bit yeniği, gizli plan vs diye düşünüyor ama bence kral çıplak vakası.

olası bir seçimde çok net şekilde, iktidar el değiştireceği için tüm tuşlara basıyorlar.
çünkü malum parti yapısı gereği bir kere kaybetti mi yok olup gidecek bir parti. bir chp, mhp, dem parti gibi değil mesela. örneğin yarın bir gün devlet bahçeli yerine, milliyetçi söylemlere dönen, bir partinin yancısı gibi değil de, bağımsız gibi bir imaj çizen bir lider gelirse mhp de oy yükselişine geçer. ama akp çöktü mü tam çöker.

aslında hep inandığım görüş şu; akp, demokrat parti'nin genetiğine sahip, dp de düşüşüne geçince chp yi kapatmaya tasallut edecek kadar gözü dönmüştü. birebir aynı refleksler.
0
wilhelmwasmuss
(26.03.25)
Parlatılmak isteniyor gibi saçma argüman oluşturanlara şunu sormak istiyorum.

İmamoğlunun parlatılmaya ihtiyacı mı var? imamoğlu halk tarafından benimsenmiş ve herkes tarafından sevilen bir figür. Daha çok parlatılmak desen olabilir
0
respect
(26.03.25)
@Kediyi üzdün

Bütün bu dediklerin oluyor ve chp ana muhalefet partisi olarak bütün bunları yalayıp yutuyor. Gerçekten muhalefet etse bunların hiçbiri yaşanamaz çünkü her şey yasa dışı yapılıyor. Her şey. Tam da bu sebeple senaryo, oyun, tiyatro. Hem de çok pislik bir yerden yönetildiğinden eminim.
0
muhayyer divan
(26.03.25)
@Kediyi üzdün

Elbet, yapılan hukuksuzluklara karşı tepki en doğru şeklide verilmeli, ki şahsen ben bir şeylerin değişmesi için toplumun
sessiz kalmaması taraftarıyım.

Bu olaylarda sorun insanların sokağa çıkıp tepki vermesi değil, anayasal hakkını kullanan topluma karşı tomalar ile
müdahale edilip toplumsal gerilimin attırılması ?

Dikkat ederseniz, içi boş iddialarla , suç giydiriliyor. Halk buna doğal olarak tepki verince, bu tepki yine üst akıl tarafından köpürtülüyor ? ( Bahsettiğim toma vs olayı )


Ama şunuda unutmamak gerek, tüm siyasi partiler halktan gibi görünüp esasında kendi amaçlarına hizmet ederler. Yeri geri birbirlerine arka plandan destek verir, yeni gelir birbirlerini suçlar. Yeri gelir birbiri ile düşman olup, halkı kullanarak birbirlerine olan cezayı yine halk üzerinden gerekirse halkın canına mal ederek keserler. ( ismini zikretmek istemediğim tarihi siz onu anladınız sanırım )

Ama nihayetinde amaçları toplumun algısına oynayıp kendi planlarını uygulamaktır.

Türkiye siyasi tarihi bunun örnekleri ile dolu.

Biz bu işler senaryo derken, olaylar gerçek, verilmesi gereken tepkiler doğru olarak kabul ediyoruz ancak, temel sorun bunların bir tesadüf olmadığı olayların , arkadaki makro planı göre uygulandığını savunuluyoruz en azından ben böyle düşünüyorum.

Yani olaylar gerçek, ama rastgele meydana gelmeyecek kadar da plansız değil.

Son olarak, unutmadan .

"siyaset, halkı aldatma sanatıdır." – ambrose bierce

Filler Tepişir Çimenler Ezilir.
0
🌸Rao
(26.03.25)
Muhsin yazicioglu:
AKP tabanından oy koparacak en potansiyeli en fazla olan adamdı, fetö ile birlikte yapılan operasyon = öldürüldü.

Selahattin Demirtaş:
hdp'yi kürtçülerin tekelinden çıkarıp ülkenin partisi yapmak üzereydi. Müthiş bir oy potansiyeli vardı. Kendi partisi içindeki kürtçülerle birlikte operasyon = hapiste.

Ümit Özdağ:
yükselen seküler milliyetçilik hepinizin malumu. Ancak şu süreçte reisin koltuğunda oturmaya devam edebilmesi için, kendisine verilen vazifeleri yerine getirmesi gerekiyor (kürt açılımı, federasyon ve gelecekte tr'den parça koparmasi çok yüksek kürt devleti) bu sebeple ışık hızı ile operasyon = hapiste.

Ben asla Türk milliyetçilisi vs değilim. Ama dem partinin bu süreçteki tavrı, ülkenin geleceği adına beni çok büyük halay kırıklığına uğrattı. Çünkü gezi eylemleriyle birlikte özellikle muhalif tayfada kürt hareketine karşı bir empati oluşmuştu, hdp nin Selahattin Demirtaş'li ahmet şıklı vs dönemi, sonrasında her ne olursa olsun 6li masa dönemi..

Birlikte beraber oluşabilecek bir gelecek hayali, umudu vardı.

Dem parti, akp ve mhp nin tüm yaptıklarına rağmen onların Safina geçti. Bu kesinlikle masum bir süreç değil ve bu kirli oyunda dem Parti üst kadrosu da var (yukarıda bahsettigim Selahattin Demirtaş'ı da yiyen kürtçü kadro)

Adamlar resmen ülke insanı birbirinden ayrılsin diye ekstra çaba sarfediyorlar. Onlarca kayyumu, hapse attiklari adamı geçtim yahu bu adamlar bile isteye garı patlattilar (2015 gar patlamasi) eylem yapan yüzün üzerinde masum insanı öldürdüler. Üst kadrosunu geçtim tabanı nasıl geçebiliyor? (Onları da "bizi bizden başka düşünen yok yönetimden ne koparsak kardır" kafasiyla yiyorlar anladigim kadariyla..)

Gelinen noktada tekrar kürtlerden nefret eden bir seküler milliyetçi tayfa ve onlardan nefret eden daha da kürtçü acayip bir güruh oluştu.

Reis bu anlamda bana biraz Moğolları andırıyor, madem gidiciyim gider ayak memleketi yakıp yıkıp talan edip iyice karistirayim..

Yatacak yeri yok.
0
makbur
(26.03.25)
@kediyiuzdun
Bunlar senaryo diyenler bu saydıkların yaşanmadı demiyor ki.
Zaten bu "senaryo, tiyatro" gibi laflar karşındaki fikri hiç dinlemeden, anlamaya çalışmadan aşağılamanın etiketleri gibi geliyor kulağıma. Belki sen öyle kullanmıyorsundur ama ben o şekilde anlıyorum.

Sana veya benzer düşünen arkadaşlara bir soru;
Diyelim ki hükümetin başı sensin ve ne pahasına olursa olsun gücünü korumak istiyorsun. Ülkenin 4-5 gün önceki halinde, İmamoğlu'nun gözaltına alındığı gündeyiz.
Elinde sihirli bir değnek olsa Özgür Özel'in (ve CHP'nin) nasıl davranmasını isterdin takip eden 5 gün boyunca? Senin istediğinle şu anda yaşananlar arasında ne kadar fark var?
0
michael_knight
(26.03.25)
@ muhayyer divan
Chp bugüne kadar etkisiz bir ana muhalefetti bu konuda hemfikirim. Bugünlere de o yüzden geldik elbette ama bu planlandığı için değil basiretsizlikten. Bu muhalefetin basiretsizliği bir yana kimse iktidarın bu denli antidemokratik olabileceğini de düşünmemişti. Türkiye tarihinde bu kadarı hiç olmamıştı. Chp dediğimiz parti birkaç kişiden oluşmuyor. Söylendiği gibi bir yerden yönetilen durumu tüm partiye kabul ettiriyorlarsa o zaman hiçbirimizin yapacak bir şeyi yok. Yani çok pislik bir yerden yönetilen oyunlarla bugüne geldiysek bundan sonrasına da gideceğiz demektir. Demekki biz de etkisiziz.


@Rao

“Yani olaylar gerçek, ama rastgele meydana gelmeyecek kadar da plansız değil”

Tabii ki rastgele olmuyor. İlmek ilmek işlenen bir süreç var ortada ama bunu muhalefetin isteyerek ve danışıklı dövüş tarzı bir destekle yaptığını asla düşünmüyorum. Nasıl verdi derseniz;
1. Mv dokunulmazlıkların kaldırılması için oy verdiğinde,
2. Selahattin Demirtaş tutuklandığında verilecek tepkiyi vermediğinde ki onda Pkk ilişkisi nedeniyle kolay değildi ama yapmak istenince pkklı olmakla suçlandılar zaten ve şimdi kendileri doğrudan pkk ile müzakerede bunu da iktidar iç siyaseti medya kanalıyla kolayca dizayn edebildiği için yapıyor.

3. Ümit Özdağ tutuklandığında.
Bu tutuklama bariz bir şekilde olacakları gösteriyordu ama yine hem zaferin destekçisinin az oluşu hem de muhalefetin etkisizliği bugünleri getirdi.

@ michael_knight
“Diyelim ki hükümetin başı sensin ve ne pahasına olursa olsun gücünü korumak istiyorsun. Ülkenin 4-5 gün önceki halinde, İmamoğlu'nun gözaltına alındığı gündeyiz.
Elinde sihirli bir değnek olsa Özgür Özel'in (ve CHP'nin) nasıl davranmasını isterdin takip eden 5 gün boyunca? Senin istediğinle şu anda yaşananlar arasında ne kadar fark var?”

Bir kere ben rakip gördüğüm insanları elimdeki gücü kullanarak alt etmeye çalışmayı kendime yediremezdim dolayısıyla böyle günler yaşanmazdı.
Elimde sihirli değnek olmasına gerek yok toplum olarak birleşirsek böyle imkansız görünen cümlelere de gerek yok. İşler bu noktaya gelene kadar ana muhalefet etkisizdi ama bundan sonra etkili olabilir.
Mesela:
Türkiyeye yayılan bir sokak hareketini başlatabilir, sokağı pasifize edecek her türlü dili kullanmaktan imtina edebilir. Sendikalarla, küçük büyük demeden sol/sosyalist işçi partileriyle birleşecek ortak akıl yürütecek ve hareket edecekler.
Genel grevi örgütleyecekler. İş bırakmayı/ boykotu güçlendirecekler. Sermaye kendine zarar verileceğini anladığında da bu kadar tepkisiz kalacak mı sanıyorsunuz?
Zaten ekonomik olarak ülkeyi uçuruma sürüklemiş bir iktidarı bile dize getiremiyorsa biz ne yapsak nafile.
Medyanın iki yüzlülüğünü ortaya koyacak hareketi de başlatması gerekiyor. Mesela Trt’nin hala devlet kanalı olup faturadan trt payı almasına rağmen iktidar odaklı yanlı bilgi vermesine karşı eylem başlatmalı.

Burada söylendiği gibi herkes birbirini yeri gelince kolluyor siyasiler ortak hareket ediyor mantığıyla bakarsak elimizde bizim onlara baskımızdan başka bir şey kalmıyor.
Bunları Ana muhalefet olarak çok rahat yapabilir. Biz de bu konuda kendilerine baskı yapacağız.
0
Kediyi üzdün
(26.03.25)
@Kediyi üzdün

Basiretsizlik olmadığından, gayet de buz gibi planlı geliştiğinden eminim. Bugün bir video gördüm, İngiltere'de insanlar büyük caddeleri kapatmışlar binlerce insan gösteri yapıyor, bir Türk kadın bunu video olarak paylaşmış, kaydederken de kendisi konuşuyor, toma yok, halka kötü davranan yok, kimseye ambargo konuşmuyor, çünkü burada kendimizi ifade edebiliyoruz diyor kadın.

Az önce chp genel müdürü sayın özgür olduğunu sanan özel'in bir videosunu gördüm, BBC muhabirine diyor ki "terk edilmiş hissediyoruz, bu mu demokrasiyi birlikte savunmak, neden İngiltere bize destek olmuyor, demokrasinin beşiği İngiltere" diyor, krallık yönetilen ülkeye.

x.com

Neden İngiltere? Sebep? Bu mu özgürlük, bu mu bağımsızlık? Ben de bunu sorarım o zaman.

Her şeyin gayet planlı programlı olduğu çok açık. Terör örgütüyle kucaklaşmak flörtleşmek sevişmek basiretsizliğin çok ama çok ötesinde bir şey, asla o kelimeyle açıklanamaz. Kesinlikle her şey çok pislik bir yerden yönetiliyor, evet şu anda etkisiz görünüyoruz ama bu asla çıkış yok anlamına gelmez.

Her şeyden önce insan anadiline ve tarihine sahip çıkmayı becerebilir, anadil ve tarih bilincini en sağlam haliyle kendine huy edinebilirse gerisi illa ki bir şekilde gelir. Hiç değilse bu tarafından tutmak bile bizi gayet güzel kalkındırır. Doğruyu savunmaktan vazgeçmemek şartıyla.
0
muhayyer divan
(26.03.25)
Demirtaş terör bağlantılı olduğu için tutuklanırken ses çıkmadı. DEM de durumdan memnundu çünkü Kandil de bu elemanın öne çıkmasını istemiyordu, DEM de.

Özdağ tutuklandığında hatta 1 hafta önceye kadar Türk'ü yoksayan, Özgür'ü bir yandan, İmamoğlu diğer yandan, hükümeti başka yandan kim daha kürtçü yarışması vardı. Tavizlerin ve yalamaların ardı arkası kesilmiyordu. Haliyle. Özdağ konusunda lokma dağıtan ve "uyutulsun" diyen ******ler bile vardı.

İmamoğlu ise yaklaşık 5 senedir RTE karşısına şişirilen biri. Özellikle retorik görünce zehir olsa yutan yeni nesil İmamoğlu'nu kafasında cumhurbaşkanı yaptı bile. Diğer iki ismin aksine rüzgarın estiği cephede Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayıyken önü bu şekilde kesilince, bu da milletvekili vs. değil, İBB başkanıyken yapılınca insanlar tepki gösterdi.

Buradan sonra ise klasik AKP beceriksizliği devreye giriyor. Gezi olayı o kadar çok kaşındı ve o kadar çok durduk yere tehditler yağdırıldı ki millet bir kıvılcıma bakar hale geldi. Ülkedeki hukuksuzluk, ekonomi, eğitim, sağlık, güvenlik vb. her konudaki çöküş, terör örgütleri ile içli dışlı olmak ve berbat yönetim tamamen yanlarına kalabilirdi. Gel gör ki dayanamadılar. Yaratmaya çalıştıkları öcü ellerinde patladı ve orantısız bir şiddetle anayasal haklarını kullanmaya çalışanlar protestoculara saldırdılar. Onu yaptığında da bu kadar büyüyeceği kesindi.

Eğer seçmenini konsolide etmek için düşmanlık körüklememiş olsa, İmamoğlu için sokağa çıkanlar sayıları azalarak 3-4 gün protesto eder sonra dağılır ve kabullenirdi. İşte kışkırttığı polisin ve medyanın gözü döndü ama rezalet görüntüler yaşandı. Şimdi insanlar İmamoğlu değil, yeniden gelecekleri ve özgürlükleri için sokaktalar ve boykot ediyorlar. Öyle büyük oyun falan yok. Her zamanki AKP beceriksizliğinin üstünü örtmek için yeterince hızlı davranamama var. Sosyal medya olmasa ya da bu kadar rahat erişim olmasa yine başka şekilde geçiştirilirdi.
0
nawar
(26.03.25)
(4)

Zorunlu Trafik Sigortası

isiaha
İlk defa yaptıracağım daha doğrusu ilk defa bu işle uğraşacağım. Püf noktalarını, şu hususu sakın atlamayın vs önerileriniz var mıdır? Aramızda sigortacı var mı? Ondan da teklif alabilirim.
İlk defa yaptıracağım daha doğrusu ilk defa bu işle uğraşacağım. Püf noktalarını, şu hususu sakın atlamayın vs önerileriniz var mıdır? Aramızda sigortacı var mı? Ondan da teklif alabilirim.
0
isiaha
(18.03.25)
trafik sigortası için en ucuzunu alın geçin. çok fark yok. kasko yaptıracaksanız yetkili servis, ikame araç, imm, önemli onlara dikkat edin.
0
inheritance
(18.03.25)
trafik sigortasında bulabildiğiniz en uygun fiyatı alıp geçin.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(18.03.25)
ayrıca kasko da yaptıracaksanız en ucuzu alın geçin.
ancak kasko yaptırmayacaksanız, trafik sigortasına ek olarak ihtiyari mali mesuliyet (imm) de yaptırın mutlaka.

standart trafik sigortası yaptırırsanız karşı tarafın hasarının sadece 300.000 tl lik kısmı trafik sigortanız kapsamında ödenir. kalan kısmı cebinizden ödemek zorunda kalırsınız.
0
wilhelmwasmuss
(18.03.25)
trafik sigortasında fiyatlar çok değişmiyor. Genelde en pahalısı ve ucuzu arasında 100-200 lira falan oynuyor. En ucuzlarından birini seçebilirsin. Bir tek yerli bir firmayı seçersen en azından para ülkede kalır, onu önerebilirim.

Kaskoyu belirtmemişsin, ama kasko seçimi çok karışık ve zordur. Kaskoyu kafana göre yaptırma, mutlaka sigortacılar dışındaki kişilerden de akıl al.
0
sinematematikci
(18.03.25)
(21)

Marketten ne alirken utaniyorsunuz?

duyurukullanıcısı
Süt dilim olur, kinder yumurta olur, capri sun, bocekli sari corap olur olur. Az da olsa utandiginiz ne var?
Süt dilim olur, kinder yumurta olur, capri sun, bocekli sari corap olur olur. Az da olsa utandiginiz ne var?
0
duyurukullanıcısı
(06.03.25)
hiçbir şey.
0
jelly bear
(06.03.25)
önceden alkol su an hicbir sey :)
0
sonsuz
(06.03.25)
Bugün yetişkin bezi alıp elimde sallaya sallaya eve geldim. Özetle hiçbir şey.
0
charbiel
(06.03.25)
Hindistan cevizi yağı
0
grimavi
(06.03.25)
İlk regl olmaya başladığımda ped alırken utanırdım (salaklık)
Ama o dönem öyleydi, gazete kağıdına falan sararlardı:p
0
kullanicadi
(06.03.25)
umrumda olmaz.
0
bay b
(06.03.25)
Hicbir sey. Utanacagim bir sey olsaydi da bu ulkeye cok fazla utanmak. O yuzden guilty pleasure’larimi kulaklarimla bagir cagir dinler, marketten de her seyi alirim.
0
mor oje
(06.03.25)
utanılacak şeyler mahalle marketlerinde satılmıyor.
0
jamswety
(06.03.25)
Ben degilde kasiyer utanabiliyor. Türbanli bir abla kondomu okuturken bir taraftan da bana bakiyordu garip garip.
0
feastofthedamned
(06.03.25)
Hiçbir şey
0
rock n roll
(06.03.25)
Lazer için venus jilet alırken utanıyorum. “Ulan bu karı tıraş oluyor cildi diken dikendir şimdi” diye düşünürler sanıyorum. Halbuki bebek poposu gibiyim diyemiyorum:d
0
ruhen hastayim ben
(06.03.25)
Eti cici bebe

Yarma gibi adam olunca utanılıyo biraz.
0
yurtsuz john
(06.03.25)
hiçbirşey.

kondom dahil. ne utanıcam, konulmuş ki alıyoruz.

kendime almıyorum ki de geç :d
0
baldan kaymak
(06.03.25)
hiçbir şey.
0
wilhelmwasmuss
(06.03.25)
tuvalet kağıdı. prezervatif görünce akla nasıl seks geliyorsa tuvalet kağıdı görünce de bok geliyor. bunun medeniyetle falan da alakası yok. bana bakacak, tuvalet kağıdına bakacak, ikimizi bir araya öyle ya da böyle getirecek.
0
beyfendi
(06.03.25)
Bugüne kadar marketten bi' şey alırken utandığımı hatırlamıyorum.

Param olmadığında veresiye alışveriş yapmak hariç.
0
kumandanim
(06.03.25)
ne utanması 39 yasındayım kinder yumurta alınca bazen sırada bile açıp yiyorum kasiyer gıcık oluyor.
0
kurcalamabozarsin
(06.03.25)
hayatımda hiç herhangi bir şey alırken utanmadım. hatta bir proje için dildo gerekiyordu. gittim sex shop’a dildo da aldım. kim ne düşünürse düşünsün umurum değil.
0
sir gawain
(06.03.25)
Beyaz somun ekmek ://
0
vedatchilipeppers
(06.03.25)
Sağlıksız abur çubuklardan fazla sayıda alırsam bir miktar utanıyorum, sonra yolda birini açıp ağzıma atınca utanma geçiyor.
0
michael_knight
(07.03.25)
ben abur cubur ağırlıklı alışveriş yapınca çekiniyorum biraz. "vay aq şüşkosu" diyeceklermiş gibime geliyor.
0
mark greg sputnik
(07.03.25)
(2)

askerliği birden fazla kez ertelemiş olan var mı? yoklama raporu

mark greg sputnik
iyi akşamlar,geçen sene dombililik sebebiyle erteleme almıştım. bugün yine aynı yoldan geçtim, aile sağlığı merkezinden sevk aldım, hastaneye gittim. hasta kayıtta "geçen senenin yoklama raporunu da getirmen lazım" dediler. o an hiç sorgulamadım tamam deyip çıktım da... ulan bu rapor askerlik şubesi
iyi akşamlar,

geçen sene dombililik sebebiyle erteleme almıştım. bugün yine aynı yoldan geçtim, aile sağlığı merkezinden sevk aldım, hastaneye gittim. hasta kayıtta "geçen senenin yoklama raporunu da getirmen lazım" dediler. o an hiç sorgulamadım tamam deyip çıktım da... ulan bu rapor askerlik şubesine gidiyor zaten, bende orijinali yok ki? sonra e-nabız'da raporu buldum. erteleme kararının raporu. onun çıktsını alıp gidicem pazartesi ama bi yandan da içim içim iyiyor yani e-devlet'te olan bi şeyi hastane benden niye istesin kendileri görmüyo mu onu zaten?

şu an bi yandan iş, bi yandan okulla uğraşıyorum ve erteleme gerektirecek kilonun üstünde kalmak için ciddi çaba harcıyorum (çok borcum var hem kişi hem kurumlara, şu an askere gidersem bi daha ömür boyu geri ödeyemem o kadar parayı muhtemelen). dolayısıyla bir an önce çözebilmek, bu işi geride bırakabilmek istiyorum.

benzer yoldan geçmiş olan var mı? e-devlet raporunu götürsem kabul ederler mi? yok etmezlerse ne yapabilirim? ben heyet raporu almışım, devlet bir yıllık ertelememi kabul etmiş yani ben muayene için niye bunun raporunu tekrar götürüyorum anasını satiyim ne saçma iş. ünlü bir filozofun da dediği gibi insan gerçekten hayret ediyor.
0
mark greg sputnik
(28.02.25)
soruna tam bir cevap olamayacak ama gene de bir şeyler yazmak istedim. memurum bu arada, duruma hayret etmedim

bence olay şu; sen hastaneden bu şişko göt askerlik yapmaya elverişli değildir raporu aldın ama askere gitmemen konusunda rapora dayanarak nihai kararı veren kurum tsk. dolayısıyla hasta kayıttaki çalışan senden bu sebeple bu evrakı istemiştir benim tahminim.

ben senin yerinde olsam, e nabız şeysini hobi olarak gene yanımda götürürüm de, askerlik şubesine başvurup hastane benden böyle bir şey istedi diye derdimi anlatırım ondan sonra giderim. yukarıda dediğim sebepten ötürü e nabız şeysi tek başına bi anlam ifade etmeyebilir.

bence o kadar saçma değil yani. bu kadar panik yapmana da gerek yok. en fazla askerlik şubesinden evrakı talep edersin, x devlet hastanesine verilmek üzere, gecen yıl kurumunuzca düzenlenen erteleme raporunun tarafıma bir örneğinin verilmesi hususunda arz ederim benzeri bir dilekçe yazarak.
0
wilhelmwasmuss
(28.02.25)
abi öncelikle cevabın için çok teşekkür ederim. benim için problem erteleme sınırında geziyor olmam. EŞŞŞEK olarak çalıştığım için gün içinde çok kalori harcıyorum, geçen ay 12 kilo mu ne verdim, şişko kalmakta zorlanıyorum. o yüzden bir an önce noktalamak amacındayım. en başta belirttiğim sebeplerden dolayı bu sene gitmek istemiyorum askere, ondan şeettim. "tamam seneye gel" desinler bu iş huzur içinde çözülsün.
0
🌸mark greg sputnik
(28.02.25)
(8)

youtube da hangi kanalları izliyorsunuz

benibulmanlazim
çerezlik, bilgi amaçlı, önemli, önemsiz hangi kanalları izlersiniz.
çerezlik, bilgi amaçlı, önemli, önemsiz hangi kanalları izlersiniz.
0
benibulmanlazim
(09.02.25)
son dönemde video yükleyince izlediğim, özellikle takip ettiğim iki kanal var. ikisi de temelde benzer alanda.

birisi ''evrecast''. çok az takipçisi ve izlenmesi var. (ve bu durum beni üzüyor, bir gün sıkılıp bırakacak diye) eski dönem gazetelerini kullanarak hafta hafta o yılın önemli hadiselerini sanki olaylar günümüzde geçiyor gibi anlatıyor.

ikincisi de ''ankarada bir ev podcast'' bu kanalın sahibi hanımefendi de, gerek gazetelerden gerek diğer kaynaklardan yola çıkarak 60-70-80 yıl önce yaşanmış bugün unutulmuş çoğunlukla polisiye olayları anlatıyor.
0
wilhelmwasmuss
(09.02.25)
Baza.
0
fildirfildir
(09.02.25)
Bilim ve/veya deney temalı izlemesi eğlenceli içerikler

- The Slow Mo Guys: bir şeylerin aşırı ağır çekimli halleri

- The Action Lab: Sanırsam bir öğretmen, düşük bütçeli ama ilgi çekici fizik deneyleri yapıyor.

- Life in Jars: kavanozlara kapalı mikro ekosistemler

- Nile Blue: Hafiften deli bir arkadaş, garip kimya videoları çekiyor.

Bir nebze daha detaylı bilimsel temalı kanallar

- Nile Red: Yukardaki arkadaşın ağır deli hali, plastik eldivenden acı sos falan sentezliyor

- EVNautilus: Derin okyanustaki canlıları izleyip kataloglayan daha ciddi bir iş

- GEO Girl: Jeolojide doktorasını yapan birisi, jeolojik şeyler anlatıyor

- Gutsick Gibbon: Antropolojide doktorası olan biri çok uzun uzadıya paleoantropolojik şeyler anlatıyor, makale inceliyor ayrıca arada dayanamayıp "young earth creationists" gruplarıyla tartışıyor.

- Physics videos by Eugene Khutoryansky: Karmaşık fiziksel konseptleri aptala anlatır gibi animasyona çeviriyor.

Doğa, bitki, hayvan

- WildFoodUK: Mantar toplayan mülayim bir adam, dinlendirici. İyi birine benziyor.

- Sheffield made plants: Bu aralar çok reklama dönse de eakiden takip ettiğim için hala eğlenebildiğim bir bitki bakımı kanalı.

- AntsCanada: Aslında doğayı taklit etme niyetiyle evinde yağmur ormanı ekosistemi kuran bir adamın sonradan açlık oyunlarına dönüşen içerikleri yüklediği kanal.

Yemek

- Buon-a-petiti: italyan babaanne yemek yapıyor
0
akhenaten
(09.02.25)
haber ve eski türk filmi kanallarını saymıyorum.

2cr serhat inci: perşembe akşamları ikinci el araba incelemeleri yapıyorlar.

çimen show: haftalık talk show.

essential classics: arka plan olarak klasik müzik.

not: wilhelmwasmuss'un önerileri ilginç geldi takipledim hemen
0
zemberek
(09.02.25)
Bir süredir 49W ve Nevşin Mengü.
0
Amaranta ursula
(09.02.25)
Adam Savage's Tested
Diyojen
Disket Kutusu
DUST
Enis Kirazoğlu (kalitenin 1 numaralı adresi)
Tunca Arslan
teknoseyir
technology connections
linus tech tips
shortcircuit
kurzgesagt
Mesut Süre ile İlişki Testi
omnibus
electrifying
fully charged show
dolubatarya
veritasium
vivziepop
Şule Aydın
0
late viper
(09.02.25)
itchy boots
charly sinewan
0
peri harfler narla
(10.02.25)
konuğuna göre fatih altaylı
flu tv tüm bölümler
emraf sefa gürkan
140 journos
sekiz silindir
ozan sihay (ilgimi çekenler)
aydın bulgurcuoğlu (bitki yetiştirme)
mesut süre ilişki testi
0
ground
(10.02.25)
(3)

İşe giriş memur kefil?

therevo
Merhaba bi konu hakkında bilgi talep ve öneri talebim olacak.Bilgi talebim; Alkol dagıtımı yapan bir firma var (distiribitör), muhtemelen satıs icin bayilere daıgım işine giris icin memur kefil ister mi? ( tasınan ürünlerin fiyatı yüksek muhtemelen )Siz olsanız iki senedir cesitli sebepler ile ile
Merhaba bi konu hakkında bilgi talep ve öneri talebim olacak.

Bilgi talebim; Alkol dagıtımı yapan bir firma var (distiribitör), muhtemelen satıs icin bayilere daıgım işine giris icin memur kefil ister mi? ( tasınan ürünlerin fiyatı yüksek muhtemelen )

Siz olsanız iki senedir cesitli sebepler ile iletisim halinde olmadıgınız kardesiniz icin bu ise memur kefil olur musunuz?

İletisim olmama sebepleri özelden iletebilim.

Teşekkürler.
0
therevo
(07.02.25)
maddi olarak bi sorumluluğunuz olacaksa bence kardeş de olsa uzak durmak lazım. eğer sınırlı bi sorumluluk varsa, atıyorum 100-200 bin ve bu tutar sizin için ödenebilir ise risk alınabilir. onun dışında yok yani.
0
elorelia
(07.02.25)
bu firmalar kefil istiyorlar mı bilmiyorum, ama istiyorlarsa bile saçma. öncelikle işveren sana gerekli eğitimleri verecek, sonra işyerinde gerekli önlemleri alacak, sonra da sigortasını yapacak. yani kefil olan insan nereden bilebilir abi, belki işverenin ihmali var olayda, belki kardeşinin kafasına silah dayadılar o da kamyonu bırakmak zorunda kaldı ve sen ona kefil olacaksın?
0
malheiros
(07.02.25)
memurum, olmam.
0
wilhelmwasmuss
(07.02.25)
(4)

Edirne cigerci tavsiyesi

basubadelmevt
Bir sürü cigerci var. Haftaici gidilecek. En iyisi hangisi? Nereyi tavsiye edersiniz?
Bir sürü cigerci var. Haftaici gidilecek. En iyisi hangisi? Nereyi tavsiye edersiniz?
0
basubadelmevt
(16.01.25)
Ciğerci Niyazi Usta ya da Aydın Tava Ciğer.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.01.25)
niyazi son gittigimde biraz pis geldi. aydin iyidir, benim favorim. yumusak severseniz cigeri cicek tava ciger var, biraz daha salas bir yer ama yagi daha sik degistiriyorlar. bir de cigerci kazim ve ilhan usta iyidir.
0
lemmiwinks
(16.01.25)
niyazi
0
wilhelmwasmuss
(17.01.25)
Aydın +1

Aydın dışında nerede yediysem keşke Aydın'da sıra olmasaydı veya Aydın açık olsaydı dedim
0
nop
(17.01.25)
(12)

Gassal Olayı

messor
Bu gassal dizisi ile ilgili ne düşünüyorsunuz ? Resmen bu "hype" denilen olayın dibine vurdular. Bunun akp projesi olduğunu düşünüyor musunuz ? Çünkü nerde akpli varsa vatanı savunur gibi bu diziyi savunuyor. Ben de bu diziyi bunların bir türlü yıkamadıkları ve hep dile getirdikleri o kültürel hegem
Bu gassal dizisi ile ilgili ne düşünüyorsunuz ? Resmen bu "hype" denilen olayın dibine vurdular. Bunun akp projesi olduğunu düşünüyor musunuz ? Çünkü nerde akpli varsa vatanı savunur gibi bu diziyi savunuyor. Ben de bu diziyi bunların bir türlü yıkamadıkları ve hep dile getirdikleri o kültürel hegemonya olayını yıkmak için attıkları bir adım olarak görüyorum. Kültür-sanatta bir türlü gelişemedikleri için ilk defa elle tutulur bir iş yapınca dört elle sarıldılar.
0
messor
(30.12.24)
akpli olmayan arkadaşım da diziyi sevdiğini söylüyor. her seven akpli değil. trt gerçekten de güzel bi iş yapmış olabilir.
0
jelly bear
(30.12.24)
Sadece şunu düşünmek lazım başka bir platform sürekli intihar haberleriyle anılan metro istasyonlarına insanları gerçekten etkileyebilecek "ölünce seni kim yıkayacak" gibi bir slogan asmış olsaydı kendileri ne yapardı?
Bu iki yüzlülük bile bu işi izlememek için yeterli (benim için).

İyi bir iş olmuş olabilir orasını bilemem izlemedim izlemeyi de düşünmüyorum.

Bu kadar üzerine düşme sebepleri de insanların haklı sebeplerle diziyi eleştirmeleri, daha normal bir şekilde gelmiş olsaydı sadece belli bir kesim tarafından anılırdı, şu an hepsi sevse de sevmese de övüp duruyor, bunların işi bu.

Sevilebilir, beğenilebilir buna asla lafım yok yönetmenin de maalesef ki başrol oyuncusunun da geçmişte gayet sevip beğendiğim işleri oldu, o açıdan bakmıyorum dediğim gibi seveni beğeneni mutlaka çoktur ama beğenmese de savunan çoktur.
0
mutekebbir
(30.12.24)
Ben çok beğendim. nerde yayınlandığıyla ilgilenmiyorum
Selçuk aydemir ve ahmet kural, bu ikili gerçekten kaliteli işler yapıyor.
0
gilbeys
(30.12.24)
Siyasi bir arka planı yok, tabii platformunda yayınlanınca herkes öyle saçma salak yorumlar izledi. Çok hype var doğru. Bu kadar hype olmasaydı son yıllarda izlediğim en iyi yerli dizi derdim ama hype işini abartanlar da var o kadar da değil tabi. Gayette izlenir güzel proje, yarım saatlik iş yapınca oluyormuş demek dedirtti
0
avatar is back
(30.12.24)
ben şahsen beğendim. konusu işlenişi hiçte fena değil. eksiklikleri, olmamış yanları baya bir var ama yinede izlenir.
ahmet kuralı sevmem ama bence iyi bir iş çıkarmış.
yalnız bunu trt dışında bir platform yapsaydı veya senaristi kendilerinden, sıkma başlı olmamış olsaydı şuan sabah akşam öven kitleler ayaklanmıştı. rtük anında harekete geçmişti. dini değerleri aşağılama diye. olmasa bile oldu derlerdi.

ayrıca son dönemde tabii fena işler yapmıyor değil. geçen çırak diye bir dizisi denk geldi. onun konusuda fena değildi.
platformda gırla propaganda dizileri ve filmleri dolu orası ayrı.
0
my fault
(30.12.24)
Turkiye'de siyaset her yerde. siyasi yonden bakarsak trt'de yayinlanan seylere onyargim var benim de. hepsinin siyasi bir ajandasi var. ote yandan ahmet kural'in daha once yasadigi aile ici siddet taraflari da var. bunlari dusununce durus olarak izlememek bir secenek. ben leyla ile mecnun'dan beri trt'de bir sey izlemiyorum.

internette cok fazla ovuldu dizi. o yuzden eger siyasi konulari, yayinlandigi platformu ve ahmet kural'i kenara koyup dizipal'den izledim ve baya begendim. sanatsal yonunu vs bilmem. normalde dram dizileri izleyemem ama akti gitti, 1-2 gunde bitirdim tum diziyi ki daha once cok cok az seyde bu kadar kisa surede bu kadar fazla bolum izlemisimdir. bi tek son sahnelerini begenmedim, cok hizli gerceklesti her sey.

togg gibi siyasallasti dizi de, sebebi de yayinlandigi platform bana kalirsa. o yuzden insanlar kutuplasti dizi cevresinde. normaldir Turkiye icin. ulkeyi cumhur ve millet ittifaki olarak ikiye bolersek, herhangi bir tarafin yaptigini kendi taraftarlari her turlu desteklerken(veya hoslarina gitmiyorsa gormezden gelirken) diger taraf hep elestiriyor. sasirmamak lazim o yuzden.

not: mahalle baskisindan oturu eksideki basligina bir sey yazamadim :) ovecektim ama rende binasi vs diye yaftalanmamak icin yazmadim bir sey. keske para verseler de yazsam xD
0
fakyoras
(30.12.24)
Diziyi seyretmedim
İyi ya da kötü olabilir.
Ama trt akp'nin propaganda aygıtı.
Rastgele iş yapmıyorlar. Herşeyde alttan üstten ideolojiyi veriyorlar.
0
parka
(30.12.24)
Ödediğin elektrik faturasından satın aldığın cep telefonuna kadar saymakla bitmeyecek kalemden trt adı altında senden vergi toplayacaklar.

Sonra senden topladıkları bu vergilerle, trt'ye doldurdukları akrabalarını, yandaşlarını finanse ettikleri yetmemiş gibi kendi ideoloji ve siyasetlerinin propagandasını yapan soytarıları televizyona çıkaracaklar, program, dizi artık ne varsa kucak kucak para saçacaklar.

Ama o da yetmezmiş gibi üstüne senin paranla platform kurup yine sana satmaya çalışacaklar. Ve sen de çıkıp bunun neresi siyasi, negzel dizi yapmışlar diyeceksin.

Tebrik ederim, ideal seçmen ödüllerinde dereceye girdiniz.

Yeri gelmişken bir kez daha; uçarken gölgesi bu iktidardan yana düşmüş kuşun kanadını...
0
thracia
(30.12.24)
ne muhafazakarım ne akpliyim. ahmet kuralın oyunculuğunu seviyorum. herkes ölecek düşüncesi önce muhafazakarları korkutsun, şu an en çok malı mülkü olanlar bu kesim. ölü yıkama sahnesi eskiden olsa çok tartışılırdı, şu anda o kesimde sekülerleşiyor. ki dizi de dincileri rahatsız edecek yerlerde var. bu kadar reklam yapılmasının sebebi trtninde bu dijital platform olayında yemek yemek istemesi olabilir.

diziyi izledim muhafazakarlıktan çok sorgulayıcı bir dizi. ahmet kural için iyi bir fırsat. çok da her şeyi kafaya takmamak lazım.
0
mikahakkinen
(30.12.24)
İtici bir reklam çalışması ve tabii platformunda türüne "dram, komedi" yazılmasından kaynaklı ön yargılar ve beklentiler oluştu.

Düşün ki kanser hastası biri her yerde "ölünce beni kim yıkayacak" yazısı görüyor, saçmalık.

ben başlarken Selçuk Aydemir ve Ahmet Kuralı görünce deli gibi gülerim sandım 3 bölüm sıkıla sıkıla izledim sonradan farklı bir şey izlediğimi anladım.

konunun akp ile ne alakası var anlamadım.
0
durbidakka
(30.12.24)
tabii ye futbol maçları için üyeyim. avrupa ligi, konferans ligi vs maçları yayınlanıyor.
çok gündem olduğu için izledim 3-4 bölüm. açıkçası genelin aksine beğenmedim. ama beğenmeme sebebim trt'nin paralı platformunda yayınlanmasından değil. muhalif bir mecrada yayınlansa da beğenmedim derdim. yani içerikten bağımsız politik bir duruş kaynaklı değil negatif yaklaşma sebebim.

sürekli ama sürekli aforizma kasılan, derinliksiz bir hikaye gibi geldi bana. genel olarak sürekli hayata dair hikmetli bir söz/aforizma paylaşma çabasındaki yapımları sevmiyorum. kurgu evreni bambaşka olsa da ezel dizisini de benzer dürtü ile sevememiştim.

yani izlediğim bölümler kadarıyla söyleyeyim, bu dizinin vermeye çalıştığı yalnızlık/hayat/ölüm/varoluş sorgulamalarını kafka, dostoyevski okuyarak çok çok daha leziz, keyifli ve derinlikli alabilirim.

bir de bazı sahneler, diyaloglar çok kör göze parmak basitliğinde geldi bana. ölülerden korkma dirilerden kork vs. çok klişe laflar.

olay akışı aşırı derecede tahmin edilebilir düzeyde. normalde buna çok takılmam, eğer mesaj yeterince çarpıcı ise olay örgüsü ikinci plandadır benim için ama hem derinliksiz hem de olay akışı çok basit olunca daha fazla dayanamayıp bıraktım.
0
wilhelmwasmuss
(30.12.24)
allah kimseye acı vermesin, kimse de o zor durumlarla karşılaştırmasın ama şu "x'ler bu reklamı görünce ne düşünüyorlar, hiç mi kimsenin umurunda değil?" hassasiyeti anneler günü/babalar günü/dünya kız çocukları günü gibi önemli günlerde "anneleri/babaları/çocukları olmayanları hiç mi düşünmüyorsunuz?" hassasiyetiyle aynı. hatta bu hassasiyeti normalleştirirsek "kanser çocuklarının morallerini bozduğu için şampuan reklamlarını yasaklayalım!" bile diyebilir, vegan/vejetaryen dostlarımızın hassasiyetini çiğnememek adına kurban bayramı kutlama afişlerini, mesajlarını, reklamlarını kaldırtabiliriz.

ben epeydir bu reklamı sağda solda gördüm, epey de merak ettim, ben de google'a sordum çoğu kişi gibi. diziyi izlemedim ama sonradan ortaya çıkan reklamlarına bakınca da çok olağan bir şey olduğunu gördüm. dizinin adı gassal, GASSAL, G-A-S-S-A-L. nasıl bir reklam yapılabilirdi?
0
m e b
(30.12.24)
(36)

hp kitaplarını okudunuz mu? kaç doğumlusunuz?

deartheodosia
benim tüm çocukluğum hp okumakla geçti. ama yeni tanıştığım kimse hp okumamış oluyor (evet insanlara soracak kadar önem veriyorum hala). geçenlerde bi kafeden kurabiye almıştım, uff hagrid’in kurabiyeleri gibiymiş bunlar da dedim ve kimse bi şey anlamadı mesela. ya da bence insanların hangi binada o
benim tüm çocukluğum hp okumakla geçti. ama yeni tanıştığım kimse hp okumamış oluyor (evet insanlara soracak kadar önem veriyorum hala). geçenlerde bi kafeden kurabiye almıştım, uff hagrid’in kurabiyeleri gibiymiş bunlar da dedim ve kimse bi şey anlamadı mesela. ya da bence insanların hangi binada oldukları karakterleri hk önemli doneler veriyor. ne düşünüyorsunuz???
0
deartheodosia
(23.12.24)
Benim tüm cocuklugum Harry Potter kitapları ve filmleriyle geçti; koca kadin oldum, hala çok severim. Saçlarım biraz kabarsa "yine Hagrid'e döndüm" derim en basiti, günlük dil kullanimima da yerleşmiştir yani; etrafımda anlamayan kimseyi görmedim şimdiye dek.

94 doğumluyum. İlk filmi de ben 7-8 yaşlarındayken çıkmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Sinemada kendimi bilerek izlediğim ilk filmlerden biridir.
0
fraise
(23.12.24)
ilk 4 kitabı okudum.
0
wd40
(23.12.24)
Hp öncesi yüzüklerin efendisi nesliyim ama hp nesli de yaşlandı artık o muhabbeti bulamazsın artık

Edit: 95 sonrası okuyan kalmamıştır
0
grimavi
(23.12.24)
@grimavi abim 87li, kuzenim 94lü, ben aralarındayım. üçümüz de hp okuyorduk ve kitapların yayımlanmasını bekleyen nesildendik. belki 95 sonrası daha uygun olabilir buna
0
🌸deartheodosia
(23.12.24)
93 doğumluyum, seriyi yeni bitirdim:)
0
nothing in my way
(23.12.24)
ne kitabını okudum ne filmini izledim.
0
rentts
(23.12.24)
96lıyım, hp ile büyüdüm. Eskisi kadar manyak olmasam da potterhead'im, beynimde zibilyon trivia var evreniyle ilgili. Ravenclaw'dan selamlar :d

Hatta son üç dört gündür kız arkadaşımla rewatch yapıyoruz seriyi, bugün melez prensi izledik.

İlk 5 kitabı annemle beraber okumuştuk, ben 5-6 yaşındaydım ilk kitaba başladığımızda. Okuma biliyordum ama uzun diye annem okudu, 5. kitap 1114 sayfaydı yine de beraber okumaya devam ettik :D son iki kitabı kendimiz okumuştuk ama ahaha. Sonra iki üç kez daha tüm seriyi okudum tabii ki.

Mesela Hogwarts Legacy oyununu da iki defa %100 olacak şekilde bitirdim, ilk çıktığında ve bi iki ay önce olacak şekilde. Çocukluktan beri beklediğim bir oyundu.

Benim neslimde kitapları okuyan var baya ama filmleri izlemeyen yok gibi. Belki 2000 sonrasında o kadar popüler olmayabilir bilemiyorum.
0
nundu
(23.12.24)
90, bütün kitapları okudum 4 ve sonrasını mı ne bekledik yıl yıl okuduk diye hatırlıyorum. Filmlerin de ilk 5'ini sinemada izledim, sonra filmlerini sevmedim devamına ilgim kalmadı.(ama kitaplar çok iyiydi diye hatırlıyorum) Bu arada ilk filmin tanıtımını bile çok net hatırlıyorum haberlerde mi ne McGonagall'ın kediden dönüşüm sahnesi falan gösteriliyordu acayip görsel efektli çok iyi film gelecek diye tanıtıyorlardı :)

Ya özellikle 99 ve sonrası bizim için önemli olan hiçbir şeyi bilmiyor. HP, The Matrix, Lotr, Geleceğe Dönüş, The Mask, Looney Tunes çizgi filmleri, Pokemon vs...

edit: bu arada bir hayal kırıklığımı anlatayım. Çocukken Türkiye'den bakarken HP dünyası çok büyülü geliyordu. 24 yaşımda İngiltere ve İskoçya'yı gördüm, aslında çok müthiş bi yaratıcılık yokmuş J.K. Rowling zaten o dünyanın içinde yaşıyormuş dedim :/ yarattığı dünya müthiş ama filmde gördüğüm ortamlar çocukken çevremde hiç görmediğim şeylerdi ve büyüleniyordum, aslında o dünyanın UK olduğunu fark ettim.
0
nhk ni youkosu
(23.12.24)
1995.

hp ben ilkokul ve lisedeyken büyük olaydi. bana cocuksu geliyordu ama büyü falan ne diyordum. hicbir serisini okumadim. filmlerine denk geldiysem izledim hikayeyi de bilmiyorum. lisansi okurken de herkes quidditch oynuyordu. turnuva falan yapiyorlardi avrupa'daki okullarla. allan mallari nerdleri böyle bir salaklik olamaz diyordum fdglhkjg

2020'de ilk kez erkek arkadasimla lockdown'da izledim ve bayildim.

kitaplarini da okumak isterim. verdigi mesaj zamansiz ve hikaye de cok güzel.
0
sonsuz
(23.12.24)
Senin yaşlardayım, hepsini okudum. Kitapları ilk filmi sinemada izledikten sonra okumaya başladım, liseye geçmeden güncel kitapları bitirmiştim. Son 2 kitap ben lisedeyken çıktı onları da o zaman okudum.
Hatta öss'ye hazırlanırken son 1 ayda kafa dağıtmak için tekrar okumuştum son kitabı, o geceler hala aklımda bir yandan stres bir yandan kitaptan aldığım zevk. Erken uyumam lazım ama sayfalar peşini bırakmıyor, geceliyorum...
Filmlerle devam ettim sonra, son film çıktığında da üniversitedeydim. Çocukluk ve ergenliğimin tamamında, kitabıyla filmiyle bi şekilde hayatımda olmuş. O dönemlerdeki birinin okumasa bile illa izlediği bir hikaye.

95li bir kız arkadaşım vardı o da severdi, sonrasında doğanlar da kitaba olmasa bile filmlere maruz kalmıştır. Z kuşağı uzak kalmış olabilir bir tek, bir de 85 ve öncesi diye düşünüyorum.
0
Bruce
(23.12.24)
Harry Potter'a ilgim o kadar sıfır o kadar yok ki başlığı okuduğumda H.P. Lovecraft'la ilgili zannedip onunla alakalı cevap verdim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.12.24)
91liyim. turkcelerini sayisiz defa, ingilizcesini de birkac defa bastan sona bitirdim. artik kitaplari ezberlemistim bir paragrafi okurken sonraki paragraf aklima geliyordu. benim kadar manyagi 10-15 kisi falandir turkiye'de.

filmlerini cok sevmedim, ilk filmi disinda acip da izleyeyim dedigim filmi yoktur. bir de ucuncu film fena degil. ama kitaplari bambaska bir dunyaydi. oyle buyulu bir dunyanin icine cekilmek apayri bir duyguydu. universiteye kadar sayisiz kere okudum abartmiyorum.

harry potter ile buyuyen nesildik. kitaplar 2001'de cevrildi. o zamanlar ben 10 harry 11 yasindaydi. son kitapta da ben 16 harry 17 yasinda. beraber buyumusuz. son kitabi arkadasin tanidigi kitapcidan ayirtmistik ve sinifca almaya gitmistik. cunku tukeniyordu hemen. o gece uyumayip koca kitabi bitirmistim. binam ravenclaw'dir ama slytherin'e de sempatim vardir.
0
antikadimag
(23.12.24)
@nhk

ilk kitap 99'da turkceye cevriliyor ama cok populer degil o zamanlar. dost kitabevi basiyor hatta buyulu tas diye cevirmisler. sonra seri patlayinca 2001'de yky haklarini alip o zamana kadar yazilmis ilk 4 kitabi cevirip getiriyor. turk halkinin hp ile tanismasi budur.

sonra 2 senede bir yeni kitap geldi onlari bekledik. 2003 zumruduanka, 2005 melez prens, 2007 olum yadigarlari olmasi lazim. 2003 yilinda babama aldirdigim zumruduankayi hic unutmuyorum. hatta yanina bir de dort kafadarlar kitabi aldirmistim ve once onu okumustum. hp'yi bekletip hazzi arttiriyordum :)
0
antikadimag
(23.12.24)
91 doğumluyum, ne okudum ne izledim. Yetiskinligimde bı deneyeyim dedim filmini, çekmedi beni. Çocukken de çok okuyan cok izleyen biriydim ama ya bana denk gelmemiş ya da fantastik olduğu için ilgimi çekmemiş olabilir.
0
abuzer
(23.12.24)
89'luyum ilk kitabı okuduğumda henüz filmi çekilmemişti ben de 6. Sınıftayım diye hatırlıyorum. Hepsini okudum, bütün filmlerini izledim. En son çıkan Cursed Child tiyatro metnini de okudum (keşke oyununu da izlesek). 9 yaşında oğlum var, birinci ve ikinci sınıfta tüm harry Potter kitaplarını okudu. Hatta sihirli almanak diye bir kitap daha çıktı hp evreni hakkında ansiklopedimsi. Onu gördü D&r da onu da istedi onu da okudu. Bazen gryffindor cübbesi ile geziyor, 8 yaş doğum gününü HP temalı yapmıştık, pastası Hagrid'in Happee Birthdae Harry yazılı pastasıydı.

Komşumuzun ortaokula giden kızı var kaç doğumlu bilmiyorum ama 12 13 yaşlarında sanki. O da baya Potterhead, hatta instagram sayfası açmıştı bir ara Harry Potter ile ilgili az bilinen şeyler, replikler falan paylaşıyordu kendisini zorla takip ettirmişti:))
0
kullanicadi
(23.12.24)
87, Dumbledore'un öldüğü final sayfası ile beraber kitap bitip yeni kitap beklenilinceye kadarki süreçte Dumblodore ölmedi ve işte bu da kanıtı diye dedikodu niteliğinde forum yazıları ve websayfalarının açıldığını hatırlayacak kadar fanıydım. elimde 1. baskı bazı kitapları da var. bence bir şeyi sevmenin yaşı yok. Günümüzde 90'lı yılların dizilerini tekrar tekrar izliyorsa millet bir işin ne kadar iyi olduğu ile alakalıdır.
0
denizmaniaherif
(23.12.24)
artık yaşım 34.

serinin tüm kitaplarını birkaç defa okudum, keza filmlerini defalarca izledim (hatta üniversitede baktım, bir dersin vize/finalini geçemeyeceğim, ben de tüm seriyi hatmetmiştim o gece).

yeni nesil zannedersem bunu bir kültürden ziyade dümdüz karakterler yığını vs olarak görüyor.
bir gün girdiğim bir fırında ravenclaw logolu kazak giymiş bir kasiyer vardı. "aaa, çoğunlukla gryffindor ya da slytherin'i tutarlar ama siz ravenclaw'u seviyorsunuz galiba :)" dedim. kadın da üstüne bakarak "dediğinizi hiç anlamadım, öylesine aldığım bir kazaktı" dedi. sonra harry potter'ı çok sevdiğim için bu temada bir kupa alan arkadaşıma "artık çok özlü iksirimi bununla içeceğim" dedim, bana "yaralarımıza şifa olsun" dedi :(
0
m e b
(23.12.24)
Kitapları da filmleri de zamanında zevkle tükettim ama potterhead sayılmam.
92liyim.
0
norek
(23.12.24)
Popüler kültüre ait referanslar zaman geçtikçe eskiyor ve her yeni nesille birlikte güncelleniyor. Eskinin star wars, kara şimşek, Lotr, Lost, H.P gibi kendi dönemlerini domine etmiş diziler, filmler ve kitaplar yerini yenilerine bırakıyor.

Bence arada şöyle bir fark var; eskiden bu kadar çok platform, uygulama vs yoktu ve odak çok daha yüksekti. Yani mesela Lost yayınlandığı dönemde tüm dünya aynı anda interaktif bir şekilde izlenir, teori geliştirilirdi. Bu da o dönemin popüler kültür jargonunu, referanslarını vs domine ederdi. ancak şimdi çok sayıda platform, çok sayıda uyarlama, film dizi mevcut. Çok fazla odak var ve bunlardan herhangi biri global çapta popüler olsa da bu popülerlik çok kısa sürüyor. Eskiden tek bir dizinin tek bir bölümü için yayınlandığı saatlerde şehirlerde sokaklar boşalırken şimdi insanların böyle bir dizinin varlığından bile haberi olmayabiliyor. Özetle normal bir durum, hele ülkemiz gibi kültür tüketiminin son derece kısıtlı olduğu bir yerde.
0
thracia
(23.12.24)
Ben sadece ilk kitabını okumuştum. Sonra evlendim, kızlarım oldu. Büyük kızım tüm seriyi 1 defa, küçük olanı 10 yaş civarındayken tüm seriyi 6-7 defa filan okudu, her türlü detaya hakim.
0
SiyamkedisiZorro
(23.12.24)
92liyim kitabını hiç okumadım. İlk iki filmini izledim. Çok ilgimi çekmedi
0
jülsezar
(23.12.24)
Azkaban Tutsağı nı almıştı teyzem doğum günümde, delirmiştim okuduğumda. Ateş Kadehi yeni çıkmıştı, ona da yapıştım tabi hemen arkasından. Diğer 3 kitabı beklemek çileli ve keyifliydi. utopyam, esrardairesi gibi forumlarda çok sık vakit geçiriyordum.
Hatta son kitabı yine bu bahsettiğim forumlardan bir ekip çevirmişti Türkçe'ye -oldukça da iyiydi- pdfden okumuştum :D
Fantastik edebiyata meyilli olup da maruz kalanların kolay kolay kaçamayacağı bir furyaydı :v 91 liyim bu arada.
0
lüzumsuz adam
(23.12.24)
91'liyim. sayamayacağım kadar okudum ve izledim. benim güvenli alanımdır hp.
iş arkadaşımın orta sondaki kızına vermiştim, okumak istiyordu. ilgisini çekmedi mesela. ama kızıma zorla da olsa okuturum :)

hala sektör olarak ekmeğinin yenmesi çok mantıksız geliyor o ayrı. ama sadece kitap ve film olarak bakarsak ömürlük bir seri benim için.
0
elorelia
(23.12.24)
okudum, 84'luyum. ilk kitaba lise 2'de baslamistim sanirim. ilk basladigimda ne bu cocuk kitabi deyip biraktim. ama sonra tekrar basladim, ve bir daha birakamadim. tum kitaplari 2'ser 3'er kez falan okudum, filmleri de en az 3'er kez izledim. o zamanlar arkadaslarimin bircogu da okudu kitaplari. cocugum olsa okumasini isterdim.
0
lemmiwinks
(23.12.24)
Yaşlıyım.
Hiçbir kitabı okumadım. Filmleri de baştan sona hiç seyretmedim.
Ama cevapları okuyunca bir eksiklik hissettim. E pub'ını bulursam bakacağım bi.
0
Mirket
(23.12.24)
87liyim, neden okumadım bilmiyorum. hiç çevremde de görmedim. ben o zamanlarda seri stephen king okuyordum. :/
0
dilhun
(23.12.24)
89 doğumluyum. Hepsini tekrar tekrar okumuşumdur filmlerin hepsini de tekrar tekrar izlemişimdir. Mesela hatırlıyorum 5. kitabın çevirisi yayınlanmadan önceki son 50 gün yayınevinin sitesinde her gün bir sayfa yayınlıyorlardı ben de her gün onu takip ediyordum. Gerçekten bir dönemime damga vurmuştur. Ama üniversiteden sonra ilgim azaldı, şimdi de hiç yok. Mesela şimdi yeni dizi çekiliyor sanırım ve vakit ayırıp izleyeceğimi düşünmüyorum.

Büdüt: Hatırlayan var mı ya daha 5. kitabın çevirisi yayınlanmadan Sabah (sanırım bu gazeteydi) JK Rowling Sirius'un ölümünü yazdığı için ağlamış diye ana sayfaya yazarak spoiler vermişti?
0
peki madem
(23.12.24)
gururlu bir ravenclaw üyesi olarak okudum, filmlerini de defalarca izledim. 90 doğumluyum. çevremde hp'ci olduğunu iddia eden ve bina isimlerini bile hatırlamayan köpük birkaç kişi dışında tamamen gözden düşmüş bir seri.
0
brakgn
(23.12.24)
@sanem, bir bilim adaminin romaninini lise sonda okumustum ben de cok etkilendigim bir kitapti.
0
sonsuz
(23.12.24)
Kitapları 2 defa okudum. Eskiden kitapları okumamış ama filmlere hayran görünce şaşırıyordum. Dövmeli bir kızla tanıştım. 1 sayfa kitap okumamış. Filmlerin kesinlikle kitabı okumuş kişiler için yapıldığını düşünüyorum. Kitap okumayanlar için anlamsız şekilde geçen bir sürü sahne var. O yüzden garipsemiştim okumamasını. Artık takmıyorum.

Benim gibi 30 yaşını geçen herhangi birinin ilk defa oturup da Harry Potter okuması çok zor. İlk 2 kitap direkt çocuk kitabı. Ben ilk üç kitabı orta okulda bitirmiştim. Harry benden büyük ama kitapların Türkiye'deki çıkış tarihleri ile neredeyse Harry ile birlikte büyüdüm gibi oldu. Geçen gün 3. defa tekrar başladım okumaya. İlk iki kitapta epey göz devirdim ve sıkıldım mesela.
0
nawar
(23.12.24)
@antikadimag ben de her kitabı 50’den fazla okumuşumdur, abartmıyorum. canım sıkıldığında herhangi bi kitap/sayfayı açıp okumaya başlardım.

bende evde bir ilk okuduğum kitaplar, bir ingilizce seri bir de yeni baskı seri var. boşandığım kişi evde 3 hp serin var, sorunlusun falan diyordu :d if you know you know durumu.

ne çok seven varmış ayrıca, mutlu oldum :) buluşup hp günü yapalım! (ben de ilk filmler dışında filmlerini izlemedim.)
0
🌸deartheodosia
(23.12.24)
@deartheodosia Amerikan İngilizcesi mi, İngiltere İngilizcesi mi? Hangi ülkede basıldı? Sadece "cookie-biscuit" ya da "gas-petrol" gibi kelime farkı yok. Daha ciddi farklar var.

www.hp-lexicon.org
0
nawar
(23.12.24)
87 doğumluyum.
fantastik edebiyat, bilim kurgu ile beraber hiç ilgimi çekmeyen alan olduğu için okumadım. fantastik edebiyat'a az da olsa ilgim olsa kesin okumuş olurdum çünkü çok popülerdi.
0
wilhelmwasmuss
(23.12.24)
filmlerde ilk iki film kitaplara daha sadık ve biraz daha çocuksu ruh var, üçüncü film tam ara geçiş ve serideki en iyi yönetmen olan Cuaron'un filmi olduğu için gerçekten iyi bir film. Keşke tüm seriyi Cuaron çekseydi dedirtiyor ama mümkün olmazdı tabii :D Dört rezil, Mike Newell ile niye tekrar çalışmadıkları belli. Dumbledore'un saçma atarları falan aklıma geldikçe cringe oluyorum (meşhur bi did you put your name in the goblet sahnesi vardır bilen bilir). 5'ten sonra Yates ile devam ettikleri için belli bir sinematografik dil tutturulmuş ama kitaplardan uzaklaşma iyice belli oluyor bence.

Oyunlarını oynayan varsa bilir, ilk üç oyun tamamen kitaptan esinlenen, grafikleri çizgi film tadında ve macera hissini iyi yaşatan oyunlar. Dördüncü oyun yine rezalet tamamen co op oyunu yapmışlar. 5-6 tamamen filmlerin oyunu, ilk üç kadar olmasa da çıktığı dönemde keyifle oynamıştım. 7. filmin oyunlarına ise 1 saat dayanamadım korkunçlardı. Kitapları seven için LEGO oyununu tavsiye ederim. Bir de tabii ki Hogwarts Legacy çok keyifli, kusursuz bir oyun tabii ki değil ama Hogwarts'ı ve çevresini keşfetmek eğlenceli.

Ben de bu kadar HP seven görünce mutlu oldum. Kitapları son okumamın üzerinden birkaç yıl geçti, belki yakında tekrar bir tur atarım diye gaza da geldim :d
0
nundu
(23.12.24)
2016 doğumlu oğlanın masası:p

ibb.co
0
kullanicadi
(23.12.24)
@nawar, uk editionları var ama hiç karşılaştırarak okumadım diğerleriyle :)

@kullanicadi, çok sevimli <3 benimki de büyüsün lotr, hp her şeye bulaştıracağım :)
0
🌸deartheodosia
(23.12.24)
(24)

Aşağıdaki illerden hangisinde yaşamayı tercih ederdiniz?

infernalcadre
En az 3 yıl olacak. Sebep belirtebilirsiniz yada sadece il seçebilirsiniz. Seçimlerinizi kendinize göre belirleyebilirsiniz (ilin büyüklüğü, önemli yerlere yakınlık, ulaşım, sosyal hayat, ekonomi vs.)Lütfen "en fazla" ve "en az" 5 adet seçiniz.1-Afyonkarahisar, 2-Aksaray, 3-Amasya, 4-Ardahan, 5-Artv
En az 3 yıl olacak. Sebep belirtebilirsiniz yada sadece il seçebilirsiniz. Seçimlerinizi kendinize göre belirleyebilirsiniz (ilin büyüklüğü, önemli yerlere yakınlık, ulaşım, sosyal hayat, ekonomi vs.)

Lütfen "en fazla" ve "en az" 5 adet seçiniz.

1-Afyonkarahisar,
2-Aksaray,
3-Amasya,
4-Ardahan,
5-Artvin,
6-Bartın,
7-Bayburt,
8-Bilecik,
9-Bolu,
10-Burdur
11-Çanakkale,
12-Çankırı,
13-Çorum,
14-Düzce,
15-Edirne,
16-Giresun,
17-Gümüşhane,
18-Iğdır,
19-Isparta,
20-Karabük,
21-Kastamonu,
22-Karaman,
23-Kırıkkale,
24-Kırklareli,
25-Kırşehir,
26-Kütahya,
27-Nevşehir,
28-Niğde,
29-Osmaniye,
30-Rize,
31-Sinop,
32-Sivas,
33-Tokat,
34-Uşak,
35-Yalova,
36-Yozgat
37-Zonguldak
0
infernalcadre
(06.11.24)
Bolu, ormanları çok güzel doğası çok güzel ankara istanbul doğrultusunda konumu merkrezi
Düzce, bolu ile aynı sebeplerden
Sinop, ufak şirin bir yer
Çanakkale kuzey ege havası
Edirne, yine batıda büyükşehir imkanları ve çevresi güzel
0
grimavi
(06.11.24)
Amasya
Artvin
Çanakkale
Edirne
Yalova

Sıralamayı tercih değil liste sırasına göre yaptım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(06.11.24)
Isparta
Burdur
Sinop

isparta ve burdur hem ucuzdur hem de antalyaya yakin. haftasonu kacmak istersen gidebilirsin.

sinop da güzel bir sehir oldugu icin.
0
robert bosch
(06.11.24)
Büyük şehirlere yakın, yaşam tarzıma uygun küçük bir şehri seçerim. Denize de yakın olsun.

Büyük şehire yakın olsun ki sıkılınca gidebilesiniz.
Küçük şehir olsun ki büyük şehir masrafından ucuz olsun.
0
anten
(06.11.24)
çanakkale,
bolu,
düzce (akçakoca güzel yer)

yalova,
edirne

yalova'ya gitmedim.
edirne'ye insanlar güzel diyor, ben çok vakit geçirmedim ama olumsuz yargım yok.

marmara'dan uzaklaşmamaya çalışırdım.
bu şehirler hem küçük ve sakin sayılır, hem de büyük şehirlere ulaşımı iyi.
0
biseysorcaktim
(06.11.24)
Çanakkale
Edirne
Bolu
Yalova
Afyon
0
nawar
(06.11.24)
Bartın
Çanakkale
Edirne
Isparta
Kırklareli
0
inheritance
(06.11.24)
çok farklı iller ve 3 yıl seçeneği olması sebebiyle memur/öğretmen olduğunuzu düşünerek yazıyorum.

1- çanakkale
2 -edirne ( burada yaşıyorum, hele özellikle yeşil pasaportunuz varsa edirne'den yunanistan bulgaristan gibi ülkelere giriş yapmak, semt değiştirmek kadar kolay. sabah birden karar verip yunanistana gidip takılıp akşamına dönebilirsiniz. şehrin kendisi ise ortalama, nihayetinde burası büyükşehir belediyesi bile değil.)

benim kriterlerime göre 1/2 ve diğerleri arasında uçurum var tercih edilebilirlik açısından

3 - bolu
4 - kırıkkale (tek özelliği ankara'nın hemen dibinde olması)
5- sivas (doğu taraflarında bir yer yazacaksam ve seçeneklerde erzurum yoksa sivası seçerim)

bir de bu illerin merkezine göre yorumladım. ilçe bazlı bakılacaksa ooo çok karışır. çünkü anadolu'da genellikle bütün konfor il merkezindedir. merkezi gayet yaşanılır olan ilin ilçesi it bağlasan durmaz mahrumiyet bölgesi çıkabilir.

ekleme: seçeneklerde kırklareli de varmış görmemişim. 1-2-3 çanakkale - edirne- kırklareli diğerlerinde : sivas iptal
0
wilhelmwasmuss
(06.11.24)
çanakkale, edirne, yalova, bolu, sinop.
0
candide
(06.11.24)
1-zonguldak : memleketim, insanı negatif değildir genel olarak, doğası güzel ama kışın muhtemelen baya sıkıcıdır.
2-edirne: üni'yi okumuştum, severim küçük, güzel bi şehir ama öğrenci sayısı galiba çok arttı, o yüzden gereksiz bi kalabalalık olabilir.
3-çanakkale: hep yaşanır bi il olarak geliyor bana, hiç gitmedim ama :)
4-bolu: bi kere arkadaşın düğününe gitmiştim, hoşuma gitmişti baya. zaten şu anda artı temzilik konusu da ayrı bi güzel
5-artvin: sonbahar filminden ötürü hep merak etmişimdir. macera olarak gidebilirdim.
0
high hopes of the sozluk
(06.11.24)
çanakkale edirne sinop
0
mikahakkinen
(06.11.24)
1-yalova ( ege ve marmara ya kara yolu ile çok yakın mesafeler içerisinde.doğası güzel,deniz yolu ile istanbul 35dakika )
2- liste de olmayan trabzon her ne kadar arap akını felan diye kötülenmeye çalışsada çok iyi yatırımlar yapılmakta hava alanı büyümekte,depreme en uzak il ve doğası harika,hırsızlık,anarşi yok )
0
jamswety
(06.11.24)
sinop sinop sinop sinop çanakkale
0
anna sun
(06.11.24)
Edirne (Insani iyi diyorlar, istanbul'a yakin olmasi iyi, cevremin cogu istanbulda)
Giresun (Ailem cogu zaman burada, tanidigim insanlar da var, dogasi harika)
Çanakkale (Aslinda bilmiyorum, iyi deniyor, ne cok sekuler, ne cok muhafazakar, dengeli bir yer gibi hissediyorum genel olarak, deniz baglantisi olmasi onemli)
Yalova (Istanbul'a yakin, kucuk, sakin)
Artvin (Insani iyi sanirim, dogasi iyi, Giresun'a gorece yakin)
0
mbond
(06.11.24)
Yalova
Çanakkale
Edirne
Bolu
Sinop
0
iwasbornonamountainside
(06.11.24)
İnfo, artvine gel
0
abuzer
(06.11.24)
amasya
artvin
canakkale
edirne
sinop
0
antikadimag
(06.11.24)
çanakkale

insanı güzel. bir çok büyük şehire yakın. iklimi güzel. üniversitesi var. adalara ulaşım var. hayat pahalı değil. denizi var.
0
brakgn
(06.11.24)
Çanakkale hepsine tek atar
0
Zetnikov
(06.11.24)
Çanakkale
Edirne
Isparta
Yalova
Bolu
0
essoist
(07.11.24)
canakkale
amasya
duzce
edirne
sinop
0
cooperr
(07.11.24)
canakkale
kirklareli
yalova
edirne

en fazla bunlari isterdim. gelismislik, istanbul'a yakinliktan falan dolayi.
0
baldur2
(07.11.24)
bolu (yeri güzel ist ankara arası)
çanakkale (aralarında en iyi şehir)
ısparta (gittiğimde beklentimin üzerinde çıkmıştı)
sinop (çok sakin güzel bir yer)
yalova (sakin, istanbula yakın)
0
sabenburak
(07.11.24)
Edirne - Memleketim. İstanbul'a yakın. En büyük dezavantajı kışın çok soğuk oluyor.
Kırklareli - İstanbul'a yakın, doğası ve insanı güzel. Soğuk sıkıntı.
Yalova - İstanbul'a yakın
Çanakkale - Yaz turizmi ve insanların birbirine saygısı. İstanbul'a da yakın.
Artvin - Turistik olarak harika bir yer; ama yaşamak için nasıl olduğuna dair fikrim yok. En kötü Batum'a kaçılır.
0
auroraaurora
(07.11.24)
(14)

tek yasamak mi ev arkadasi mi

nickie
avrupa'da buyuk bi sehirde bir suredir beyaz yaka olarak calisiyorsunuz diyelim. 32 yasindasiniz ve bekarsiniz. Sehirde birkac arkadasiniz var ancak herkes is guc derdinde oldugu icin genelde is sonrasi yalniz takiliyorsunuz. Sehir merkezine toplu tasimayla 30-40 dk'lik mesafede ici guzel ve kirasi
avrupa'da buyuk bi sehirde bir suredir beyaz yaka olarak calisiyorsunuz diyelim. 32 yasindasiniz ve bekarsiniz. Sehirde birkac arkadasiniz var ancak herkes is guc derdinde oldugu icin genelde is sonrasi yalniz takiliyorsunuz. Sehir merkezine toplu tasimayla 30-40 dk'lik mesafede ici guzel ve kirasi bi tik daha uygun yerde tek yasamak mi yoksa ayni parayi sehir merkezinde bi odaya vererek cogu yere yuruyerek ve bisikletle giderek canli bir sosyal hayata sahip olmak mi? 32 yasinda ev arkadasi cekilir mi? (maas cok yuksek degil, orta seviye diyelim, o yuzden sehir merkezinde tek eve cikmak mumkun degil)

derdini s... demeyin lutfen. ya da diyin..
0
nickie
(06.11.24)
Kendi tercihim tek yaşamak. Çünkü şehir merkezinde de yaşasam yapabileceklerin de bir noktaya kadar, çevre de bir noktaya kadar. Eğer yorgunum, o yolu her gün her gün çekemem diyorsam şehir merkezi tabii. Ama ev yalnızlığı her evdedir. Ev arkadaşın olsa da olmasa da yalnızlık yalnızlıktır, barışmak gerekir onunla.
0
muhayyer divan
(06.11.24)
Ben o yaşta ev arkadaşı ve onun getireceği belirsizlik, gerginlik, rahatsızlıklarla uğraşmak istemezdim mecbur değilsem açıkçası.
0
salihdt
(06.11.24)
sehirden uzak ve tek.

gelen gidenin olur zaten merak etme. 32 yasinda fulltime calisan birinin ev arkadasiyla yasamasi cok iyi durmaz bence
0
robert bosch
(06.11.24)
karakterine bağlı. ben evlenene dek hep yalnız yaşadım. düzenli ve temiz bir adamım, evde vakit geçirmeyi ve evde kontrolün bende olmasını seviyorum, o yüzden ev arkadaşı çekemem. ki temiz titiz biriysen avrupa'da düzgün ev arkadaşı bulmak da sıkıntı. genelde bizden daha dağınık ve umursamaz oluyorlar.
0
sir gawain
(06.11.24)
Şehir merkezindeki muhit önemli çevresi nasıl. Mesela ben bir süre Dublin’de yaşadım ve şehir merkezinde kesseler oturmazdım nispeten dediğin mesafe kadaruzakta yaşadım. Normal şartlarda git şehir merkezinde ev paylaş derdim. Kaç yaşına gelmişsin ev mi paylaşıyorsun muhabbeti Türkiye’de olur, orada bunu pek takmazlar. Takmıyorlar da çünkü zaten yaşıtımız çoğu insan böyle yaşıyor. Hareketliliğe etkinliklere yakınlık gerçekten önemli. Uzaktaysan bir çok etkenin bir araya gelmesi gerekiyor bu etkinlikleri katılmak için ya da gidip bir iki şey içip kafa dağıtmak için. Ama şehir merkezindeysen daha rahat bir şekilde hadi çıkayım bir hava alayım şuraya buraya gideyim sarmazsa dönerim diyebilirsin. Benzer yaşlardayız bir şeyler yapmak için dediğin mesafenin gözümüzde büyümesi çok kolay ama yakın oldun mu o kadar da zor olmuyor.
0
air
(06.11.24)
tek yaşamaktan vazgeçmek için çok büyük sebepler gerekir. yaşadığınız yerde sosyal ortam sıfır değilse hiç gerek yok merkez + ev arkadaşına. %90 pişmanlık.
0
tukenmez adam
(06.11.24)
Sosyal ortam bekliyor, biraz da ortamlara akmak istiyorsaniz ev arkadasiyla sehir merkezi. Yok ben arada cikarim ama bi sekilde zamanla ortam ve arkadaslar zamanla oturur, evimde keyfime bakayim derseniz tek.
Bu, yasam biciminize ve insanlarla yakinlik seviyenize gore degisecek bir cevap
0
mor oje
(06.11.24)
Ben 36 yasimda ev arkadaslarimla yasamaya basladim. Kotu bi duyguydu. Su an tek kaliyorum, cok da masrafli ama ev arkadaşı istemiyorum ya.
0
Kahvedesu
(06.11.24)
Şu anda yalnız mı yaşıyorsunuz? Bence yalnız yaşıyorduysanız sonradan ev arkadaşına adapte olmak zor olur. Halihazırda ev arkadaşı var ise bir sene daha şehir merkezi deneyebilirsiniz baktınız olmadı ayrı çıkarsınız. Ama kendinizi siz tanıyorsunuz. O 30-40 dklık yol sizin gözünüzde büyüyüp iyice evcimen de olabilirsiniz, o çabayı harcamak size bağlı.
0
peki madem
(06.11.24)
tek yaşamak her türlü ağır basar bende.
0
kumandanim
(06.11.24)
ev arkadaşlığının üniversite öğrenciliğinden sonra tahammül edilebilir olduğunu düşünmüyorum.

30'lu yaşlarda ev arkadaşı çekeceğime kuru ekmek kemiririm.
0
wilhelmwasmuss
(06.11.24)
ev arkadaşı + merkezi konumda ikamet
0
benibulmanlazim
(06.11.24)
Çok kişisel bir soru, ne imkan olursa olsun ben de tek yaşamak derim. Her şeyi mükemmel olsa bile hiç ikinci bir ses / nefesi çekecek, tuvalet sırası bekleyecek isteğim yok.
0
charbiel
(06.11.24)
Tek yaşamak elbette. Yine merkezi ama biraz daha küçük bir daire bakardım senin yerinde olsaydım.
0
iwasbornonamountainside
(06.11.24)
(26)

sizce bir telefon kaç sene kullanılmalı? siz kaç senedir kullanıyorsunuz?

Zetnikov
elimde 5 senelik telefon var yeni cıkan telefonlara özensem de bu baya iyi bi sıkıntı yasamıyorum.tek sorun kamerası mukemmel degıl suan ıcın. bu yuzden seytan durtuyor* sizce kaç sene kullanılmalı bir telefon android / ios?* siz kaç senedir kullanıyorsunuz ve telefonda sıkıntı yoksa sonsuza kadar k
elimde 5 senelik telefon var yeni cıkan telefonlara özensem de bu baya iyi bi sıkıntı yasamıyorum.

tek sorun kamerası mukemmel degıl suan ıcın. bu yuzden seytan durtuyor


* sizce kaç sene kullanılmalı bir telefon android / ios?

* siz kaç senedir kullanıyorsunuz ve telefonda sıkıntı yoksa sonsuza kadar kullanır mısınız?
0
Zetnikov
(04.11.24)
5. yıla giriyorum. Bozulursa tamir ettiririm, düzelmezse yenisini alırım.
0
rock n roll
(04.11.24)
temmuz 2018'den beri hunharca kullanıyorum.
bozulana kadar veya özellikleri yetmemeye başlayıncaya kadar kullanılması gerektiğini düşünüyorum.
0
candide
(04.11.24)
Huawei p20 kullanıyordum 7 sene oldu, sırf hafıza ve kameradan dolayı değiştireyim dedim. Redmi note 12 pro aldım. 108mpxel kamera var ama b.k gibi çekiyor,7 yıllık telefonumun kamerası 100 basardı
0
seindfeld
(04.11.24)
9.aydayım

iphone 15

beter olsun, kafama edeyim alan. şarjı berbat. son ios’la kasılıyor. samsung s20 fe’m vardı. kardeş baskısıyla bunu aldım. memnun değilim.

şahsen snapdragonlu mümkünse gen 3 ve üstü, samsung s serisi bir cihaz alıp ben ölene kadar kullanayım diyorum. başlarım apple’ına da yenilemeye de.
0
baldan kaymak
(04.11.24)
aslında 5 yıl falan rahat gider ama 2-3 yıl içinde çıkan telefonların kameraları gerçekten iyileştiği için insan onlara geçmek istiyor. Artık çoğu anımız bu telefonlarla çekiliyor çünkü. O yüzden benim ortalamam 2-3 yıl işte. Fakat eski telefonu değişim kampanyasına falan sokmazsam bir aile büyüğüne veriyorum telefon işlevini sürdürmeye devam ediyor. Samsung Galaxy S7 halen aktif şekilde annemde :D bi değiştirmenin vakti geldi ama.
0
nhk ni youkosu
(04.11.24)
samsung galaxy j7 ile 7 yıl oldu sanırım.
0
nothing in my way
(04.11.24)
4-5 senedir galaxy note 10+ kullanıyorum, şuan biraz bataryası öldü ama ölüsü bile iş görüyor.

Daha gençken 2 senede bir telefon değiştirirdim. Şimdi bozulana veya işimi görmeyene kadar devam ediyorum.

İşim ne? Yazışma, sosyal medya, oyun, fotoğraf düzenleme, fotoğraf/video çekme... Şuan bunları yerine getiriyor. Bunları yapıp da sürekli telefon yenileyenleri anlamıyorum. Sanki yenisinde farklı bir şey yapıyor... Yenilikleri de takip ediyorum ama hem android hem iphone tarafonda beni aşırı heyacanlandıra bir şey olmadı. Video/fotoğraf kısmında güzel yenilikler var ama profesyonel değilseniz pek gereği olduğunu sanmıyorum.
0
ananiyimioguz
(04.11.24)
Son dört telefonumu aldığım seneleri düşündüm, 2014 2017 2021 2024 diye gitmişim. 3-4 yıl oluyor ortalama olarak. 2021'de aldığım hariç hepsi Samsung son modeldi, 2021de aldığım A serisiydi.

Şimdi S24 Ultra kullanıyorum. Bi 2-3 sene sonra değiştiririm belki şimdilik memnunum gayet. Telefona yapışık yaşayan biri olduğum için teknolojiyi takip etmek hoşuma gidiyor. Her sene yenisini alacak kadar kasmam ama çok eskitmeyi de sevmiyorum. Zaten eski telefonları da ailemden birine veriyorum hep, o yüzden çöpe gitme ya da ikinci elde satma durumum da olmuyor
0
nundu
(04.11.24)
7. nesil iPhone'u 7 sene kullanip 14. nesil almistim. Bunu da gene o kadar kullanirim herhalde. Genel mantigim alirken en guncelin en ust modelini alip uzun sure kullanmak seklinde.
0
sertac akin
(04.11.24)
2012
2017
2023

yeni telefon alma sikligim boyle.
0
hot potato
(04.11.24)
Ülkenin ekonomik şartları gerekçesiyle eğer gözümün tuttuğu bir telefon varsa ve param da yetiyorsa yeni telefon alırım. Çünkü elindeki telefon da planlı eskitme dahil, bugün yarın zaten su koyuverecek. Telefonsuz kalmamış olursun.

Bir önceki telefonum paspas suyuna düştüğü için tamirci görmek zorunda kaldı, 3 yılı geçmişti alalı. Yine de hâlâ tıkır tıkır kullanılıyor. Samsung idi, yenisini General Mobile aldım, daha ilk günlerde "ulan bunu kenara koyup Samsung mu alsam" dedim yani, çok zor alıştım bu telefona, hâlâ hoşlaşmıyorum ama gittiği yere kadar diyorum işte.
0
muhayyer divan
(05.11.24)
Kullanım amacına göre değişir.
Örneğin, benim için sosyal medyada paylaşım yapmak gibi bir amaç söz konusu değil. Bu yüzden gittiği yere kadar kullanırım.
Kapitalizmin kölesi olmak hoşuma gitmiyor.
0
pro9it9is9
(05.11.24)
2016
2019
2022

3 yilda birmis benim.
0
robert bosch
(05.11.24)
Mümkün olduğunca uzun kullanırım, suyunu çıkarırım.

İPhone 4: 2010 Kasım
İPhone 6S Plus: 2016 Mayıs
İPhone 15 Pro Max: 2023 Aralık
0
10551037
(05.11.24)
yavaşlamadığı, daha doğrusu yeni app'leri yeterince hızlı çalıştırdığı sürece telefon değiştirmem. pil değişimi ve benzer bazı değişim/tamirlerle bir telefon 5-6 sene rahatlıkla gider. son yıllarda yeni telefonlarla yeni bir özellik gelmiyor. cezbedecek bir şey yok açıkçası.

akıllı telefonlardan önce telefonların boyutları küçülüyordu, ekranları değişiyordu, zilleri değişiyordu, internetli telefonlar geliyordu, daha iyi kameralı telefonlar geliyordu. ama artık bu tarz kritik değişimler yok. mesela bende şu anda iPhone XS Max var, bu telefon yerine iPhone pro max alsam yeni bir özellik olmayacak. evet daha hızlı, daha iyi kamerası var, daha iyi bok püsürü var ama o telefonda olan her şey bu telefonda da var.
0
co2s2
(05.11.24)
xiaomi mi 6, mayis 2018'de almistim. ana kart arizasi verdi yeni anakart bulup taktirdim. ekran boyunu ve hala cok stabil calismasini sevdigim icin yenilemiyorum. hafizasi az geliyor ama onu da google photos'la cozuyorum. aldigimda iphone kullanan arkadaslar oha kamerasi cok iyi falan diyordu ama su an fersah fersah geri de tabi ozellikle gece cekimleri :D ama cok onemsemiyorum. bozulana ya da 5g cikana kadar devam gibi gorunuyor simdilik.
0
bay b
(05.11.24)
IPhonelar, 4 sene rahat kullanilir, maddi durum iyiyse yegene vs verilip yenilenebilir, degilse 6-7 seneye kadar gideri var.

Iphone 15 kullaniyorum, yani alali cok uzun zaman olmadi. Gunumuz akilli telefonlarinda sonsuza kadar sikinti olmamasi pek mumkun gorunmuyor. Bir noktadan sonra kullanilamayacak kadar yavasliyor. Oncesinde Iphone 2020 SE vardi, 2-3 sene falan kullanmis oldum. Daha fazla kullanmak isterdim de gunumuz telefon kullanim aliskanliklariyla bataryasi yolda birakiyordu.
0
mbond
(05.11.24)
Su an aynı telefonu 5. Senem ama o da google bedavaya değiştirdi telefonu batarya sisince.

Bana kalsa ideali 5-6 yıl. Ben anladığım benim iki derdim oluyor;
Batarya
Güncelleme

Şu ikisi sağlandigi muddetce zerre umrumda olmuyor geri kalan.
0
logisticsmanager
(05.11.24)
3 sene olmuş. Tamir edilemeyecek şekilde bozulana kadar kullanırım. Önceki telefonlarımı da öyle değiştirmiştim.
0
peki madem
(05.11.24)
Android kullanıyorum. Normal kullanımda 4-5 yıl ömürleri var ama iki telefonum tamamen kullanıcı hatası hatta sakarlığı ile gitti. Sonuncusu ömrünü doldurdu. Birkaç ay önce şu an kullandığım telefonu aldım. 13 yılda 3 Android telefon eskittim. Bu 4.
0
nawar
(05.11.24)
önceki iki akıllı telefonu 7şer sene kullandım. şimdiki galiba 3 senelik. ilki windows phonedu, hala canavar gibi ama mağazasında hiçbir şey olmadığı için mecburen androide geçmiştim. diğerleri android. dağılana kadar kullanıyorum.
0
titanyum22
(05.11.24)
2 yıl. iphone 15 pro max var. 17 pro max alırım.
0
gabe h coud
(05.11.24)
Çalıştığı ve aşırı yavaşlamadığı müddetçe kullanmaya devam ederim. Çalıştığım şirket alışveriş çeki verdiği ve telefondan başka bir şey alınamadığı için mecburen 2 yıl önce değiştirdim son telefonumu. Sadece benzer bir durumda hali vakti yerindeyken değiştiririm.
0
auroraaurora
(06.11.24)
Saydım 2012 den beri 4 telefon değiştirmişim şu an bu dördüncü
0
kullanicadi
(06.11.24)
. verimli çalıştığı, idare ettiği, aşırı yavaşlamadığı sürece değiştirmem telefonu - ki bu da hep 3 yıl a denk geliyor benim için.

. ufak tefek hemen şipşak tamiratla hallolmayacak bir arıza varsa, güvenlik endişelerim sebebiyle tamir e bırakmam yenisini alırım.
0
wilhelmwasmuss
(06.11.24)
ilk telefonlarım 2 sene civarındaydı. hem gençtik o zamanlar hem o telefonların ömrü o kadardı.

2018 - 2022 arası yaklaşık 4 yıl kadar huawei orta kalite bi cihaz kullandım. iyiydi bıraktığımda.
sonra iphone'a geçtim. 2buçuk yıldır iyi. değiştirmeyi bi ara düşündüm yakınıma verip kendime daha iyisini almak için ama memnun olduğum için değiştirmedim. yenileri de ateş pahası, gereksiz bir harcama olacaktı.

orta-üst segment telefonlar 4-5 sene rahat kullanılıyor.
alt segment ucuz telefonlar 2 sene sonra değiştirme ihtiyacı doğuruyor.
0
biseysorcaktim
(06.11.24)
(28)

10 defadan fazla izlediğiniz

Bir ben var benden şurada
Bir film var mı, birkaç film de olabilir.
Bir film var mı, birkaç film de olabilir.
0
Bir ben var benden şurada
(24.10.24)
12 Angry Men'i 20 defa da izlemiş olabilirim kaç kez izlediğimi bilmiyorum her izlediğimde ilk kez izlemiş gibi zevk alıyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.10.24)
Back To The Future serisi. En çok de 1. ve 2. filmi seviyordum ama
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(24.10.24)
-Atla Gel Şaban
-Tokatçı
-Mavi Boncuk
-Titanik
-Kuzuların Sessizliği
-Rocky IV
0
yurtsuz john
(24.10.24)
the dark knight, gora olabilir.
belki birkaç kemal sunal filmi
0
jelly bear
(24.10.24)
Senede en az 2 kere Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin extended halini izlerim.
0
nawar
(24.10.24)
The Shawshank Redemption
0
pilot monitoring
(24.10.24)
Buz devri serisi
0
Mirket
(24.10.24)
Esaretin bedeli
Braveheart
0
etna
(24.10.24)
Çocukken vcd playerımızın olduğu dönemde okuldan eve gelip defalarca aynı filmleri izlerdim. Harry Potter ilk üç filmi, disney/pixar fimleri, shrek 1 ve 2, bruce almighty, first 50 dates ilk aklıma gelenler. Ha bi de pokemon ve digimon filmleri vardı :d bunları 20 kez de izlemişimdir. Sonraki dönemde izlediğim çok az filmi ikinci kez izledim. Mesela geçen hafta forrest gump'ı ikinci kez izledim netflixten ayrılmadan önce
0
nundu
(24.10.24)
bilumum yeşilçam filmlerini saymıyorum. 30 yaş ve üzeri olan hemen herkes izlemiştir çünkü,

daha yakın zamanlar için ise:

- yahşi batı
- hacıvat karagöz neden öldürüldü?
0
wilhelmwasmuss
(24.10.24)
kooperatif kemal
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.10.24)
Lord of the rings, Hobbit bir de Harry Potter
Rahat 10 kez izlemişimdir hepsini
0
kullanicadi
(24.10.24)
Heat

5 ten fazla izlediklerim de
The Godfather
True romance
A Perfect murder
Ahlat ağacı
Collateral
Kuzuların sessizligi
0
deer hunter
(24.10.24)
hababam sınıfı
tosun paşa

tv'de görürsem izlerim.
hiçbir zaman bir filmi tekrar tekrar izleyeyim diye oturup açmışlığım yok.
0
yetkili birine benzeyen abi
(24.10.24)
you've got mail <3
0
robert bosch
(24.10.24)
The Fall
Titanic
Closer
The Holiday
LOTR
Yerli de çilekli pasta
0
a perfect lie
(24.10.24)
kimse de blade runner dememis, 30'dan fazla kez izlemişimdir.
0
deckard
(24.10.24)
Pardon
Geleceğe dönüş 1 2 3
Big fish
0
duster
(24.10.24)
eski türk filmlerini saymayalım, onlar dışında LOTR var.
gerçi nasıl izlemişim bilmiyorum, filme dair bilmediğim bir sürü şey var. pek dikkatli değilmişim belli ki.

10 değil ama çok izlediğim ben-hur var bi de (eski versiyon)
0
biseysorcaktim
(24.10.24)
Matrix üçleme
Star Wars ilk 6 film
Yüzüklerin Efendisi üçleme
Hobbit üçleme
Terminator
0
kumandanim
(24.10.24)
Eski Türk filmleri dışında 10'dan fazla izlediğim film yoktur. Harry Potter 3-4 kere izlemişimdir. Heat 3-4 kere. James Bond serisini (Daniel Craig) 5-6 kere, Bourne serisini 3-4 kere izlemişimdir. Bunlar dışında birden fazla izlediğim çok nadir.

Dizilerden de Gilmore Girls, Dexter, Scrubs, Breaking Bad birden fazla izlediğim diziler.
0
gabe h coud
(24.10.24)
geleceğe dönüş serisi
terminator 2
0
abelardo
(24.10.24)
kemal sunal klasikleri dışında yok. ertem eğilmez, osman seden ve natuk baytan filmleri onlar da. bir de zeki metin filmlerinden 2-3 tanesi.
0
ya ben lan neyse
(24.10.24)
Ruhlar Bölgesi, the others, bugün aslında dündü, hawl un yürüyen şatosu. Sakinleşmek için hep aynı filmleri izlerim genelde
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(24.10.24)
Leon
Brian in hayatı (monty Python)
0
abuzer
(25.10.24)
soul kitchen'ı 4-5 kere izlemişimdir.
0
kullanıcı adı
(25.10.24)
lotr
alien
blade runner
interstellar
0
deartheodosia
(26.10.24)
-Geleceğe Dönüş serisi
-Harry Potter serisi
-Duvara Karşı
-Kader
0
mutekebbir
(26.10.24)
(21)

Kız arkadaşımın annesi hergün arıyor

infinitedreams
Sabah akşam fark etmeksizin aklına geldikçe kız arkadaşımı arıyor. beraber olduğumuz zamanların içine ediyor. normal mi bu durum? farklı şehirdeler. evlilik yolunda ilerliyoruz, evlendikten sonra da aramaya devam eder mi? kız arkadaşımla konuşmalı mıyım bu konuyu bilemedim, acaba bana mı sağlıksız g
Sabah akşam fark etmeksizin aklına geldikçe kız arkadaşımı arıyor. beraber olduğumuz zamanların içine ediyor. normal mi bu durum? farklı şehirdeler. evlilik yolunda ilerliyoruz, evlendikten sonra da aramaya devam eder mi? kız arkadaşımla konuşmalı mıyım bu konuyu bilemedim, acaba bana mı sağlıksız geliyor bu durum yoksa normal mi?

teşekkürler
0
infinitedreams
(16.10.24)
Belki ilişkileri her zaman böyleydi ve böyle devam edecek. Birbirlerine çok düşkünlerdir. Bunu öğrenebilirsiniz. Her zaman böyle mi devam edecek en iyi kız arkadaşınız bilir? Bu konuyu konuşsanız garipsemez de normal bi konu. Sorun öğrenin.
Ben annemle haftada bi kere konuşuyorum ama ben de her zaman böyleydim. Herkesle böyleyim. Şimdi benimki sağlıklı yukarıdaki örnek sağlıksız diyemeyiz.
0
a perfect lie
(16.10.24)
evli kadınların anneleriyle telefon konuşmaları yerli yabancı bir çok kaynakta ortak mizah konusu. normal olup olmaması duruma ve kişilere göre değişir. rahatsız olduğunuza göre size göre normal değil demektir o yüzden konuşmakta fayda var. evlenince değişmez çünkü.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(16.10.24)
Var öyle insanlar.
Bi arkadaşımın eşi var mesela. Sabah kahvaltıya oturana kadar üç defa araşır annesiyle.
20 yıllık falan evliler. İlk zamanlar sinirden saç baş yolardı arkadaşım. Şimdi kanıksamış.
Yalnız telefonlaşmayla kalmıyor durum. Yılın altı ayı da yatıya gelşyorlar.
Ona göre ayarla kendini.
Bu arada sır falan olmuyor tabi. Senin donunun rengi konusunda bile detaylı bilgi sahibi bir kaynanaya sahip oluyorsun.
0
Mirket
(16.10.24)
ortalama olarak günde kaç kere arıyor ve arama başı veya günlük toplam ne kadar sürüyor bu aramalar?
0
bobinhoo
(16.10.24)
@bobinhoo örneğin haftasonu sabah 10 da arıyor, gün içinde 3 gibi 4 gibi arıyor. kısaca aklına geldikçe arıyor. bazen 3 dakika bazen 15 dakika..
0
🌸infinitedreams
(16.10.24)
günde ortalama yarım saati geçmiyorsa ve asıl önemli olan kısım beraber yaptığınız bir aktivite sırasında kız arkadaşın uzun uzun konuşmuyorsa sıkıntı yaratacak bir durum yok bence.

soracağı bir şey olur, onu sorar kapatır normal bu ama siz beraberken kız arkadaşınız oturup gereksiz muhabbete giriyorsa anormal.
0
bobinhoo
(16.10.24)
Saçmalık. Normal değil.
Oldu ki evliliğinizde bir sorun olursa kendi kızının aklını size karşı çelmeye yönelik hamleleri artacaktır.
Mesele, söylemek istemiyorum ama dışarıdan gelen bu tür uzun süreli etkiyle boşanmaya kadar varabilir.
Eş adayının annesine ileride evliliğinize dair her şeyi anlatabileceğini de bu kapsamda ele alın.

Çocuğunuz olursa, özellikle kitap okumaya alıştırın ki aile veya akrabalar arası tekrar eden gereksiz konuşmalara alışmasınlar.
Ayrıca gereksiz arkadaşlardan da uzak olmuş olurlar.

Evet bir insan annesine bağlı olabilir ama kemdi eşiyle olan yakınlığını da düşünerek arada hassas bir terazi kurmak zorunda.

Annesine bağlı değil, hastalık seviyesinde bağımlı ise sorun daha büyük.
Zamanında biriyle evlilik amaçlı telefonda görüşmüştüm bir tanıdık aracılığı ile.

Uzun konuşmadan sonra bana sorduğu soru kritik soru :
- evlendiğimizde nerede (il) çalışırsınız .
Ben de :
- ekmek neredeyse orada.
Ardından söylediği :
- annem babam burada onlardan ayrılamam.
Bu söyleyenin yaşı az da değildi.
Belli ki konfor alanından çıkmak istemiyordu.

Bir evlilikte erkeğin, anne babasına sürekli yakın olma isteğinde olan eşi varsa onların her an evliliğe müdahalesini de göz önünde bulundurması lazım.
Bu bakımdan eşlerin, dengeyi aile içinde saygı çerçevesinde sağlam kurabilmesi için benliklerinden biraz ödün vermesi lazım.

Evlilik, yatak odasından ibaret bir şey değildir.
0
diyecevaplandı
(16.10.24)
Farklı şehirlerde oldukları için endişeli olabilir. İyi mi, her şey yolunda mı? diye. Aynı şehirde bile olsa endişelenir ki farklı şehirde olunca bu daha da çok olur. Ben de anne olsam sık sık kontrol ederdim çocuğumu.

Birisi ya da birileri musallat mı oldu, yolda yürürken yanından geçen bir ipsiz sapsız yumruk mu attı vs.
0
rock n roll
(16.10.24)
@rock n roll, 35 yaşında bir bireyden bahsediyoruz.
0
🌸infinitedreams
(16.10.24)
7 senelik evliyim, annesi bir gün sektirmez :) rahatsız olmuyorum açıkçası, hele ki çocuğum okuduktan sonra daha iyi anladım.

Eşim benim annemi de benden fazla arar
0
kimlanbu
(16.10.24)
Bunun birey olmakla bir ilgisi yok ki. İsterse 100 yaşında olsun. Özellikle maalesef son zamanlarda her gün bir olay duyuyoruz ve o anne de bunu duyuyor ve endişeleniyor. Birey yine birey bunda bir değişiklik yok. Aynı şehirde bile olsa endiselenir farklı şehirde olunca korkusu katlanarak artar. Anne olsam sürekli ararım çocuğumu.
0
rock n roll
(16.10.24)
Türkiye'de yaşıyorsanız bu durumu sorgulamaya çok da hakkınız yok bence :) (hele ki şu dönemde)

Düşünüyorum da çocuğum olsa şu ülkede kafayı yerdim heralde.
0
makbur
(16.10.24)
Arar kısaca hal hatır eder. Çok önemli değilse daha geniş bir zamanda dönecegini söyleyip kapatabilir. Annesinin kızıyla kızın da annesiyle hergün görüşmesi anormal değil. Asıl anormal oran birbirinden habersiz ebeynler bence. Kız çocuk olmak zorunda değil. Anne hergün oğlunu da arayabilir ve bu bence son derece normal. Ülke koşullarına hiç girmiyorum bile.
0
hepimizkediyiz
(16.10.24)
Telefonda biribirini yeni tanımaya başlayan insanlar hariç kim günlük ve saatlerce konuşuyorsa arama mesafe koyuyorum, boş insana ayıracak ne vaktim var ne de kafam, bu durumda çok yakınlarım bile var.
boş boş konuşma ve dedikodu hariç hiç bir şey yapmıyorlar.
0
eja
(16.10.24)
Hal hatır sormak için aranabilir de uzun uzun sohbet ediyorlarsa eja +1.
Olağanüstü bir gündem yoksa telefon sadece hızlı iletişim aracı benim gözümde.
0
auroraaurora
(16.10.24)
kız arkadaşınızın gelen aramaları açmayarak her aramaya cevap verilmemesine, meşgul olabileceğine annesini alıştırması lazım.
0
bass solo take one
(16.10.24)
bence de herkesin normali farklı. ben mesela ilk öğrencilik zamanlarımda çok konuşuyordum. arkadaşlarım abartma dediler. azalttım sonra. şu an 2 haftada 1 annem ararsa konuşuyoruz, o aramazsa ben zaten aramıyorum.

bi kuzenimle annesi günde 3 kez konuşuyolarmış (kız 32 annesi 50 küsür yaşında) annesi gidip birkaç ay evlerinde kalıyor her sene. benim annem yılda 1 hafta ya gelir ya gelmez.

sizinki eğer buluştuğunuz kısıtlı zamanda arayıp tüm buluşmayı baltalıyorsa normal bi şekilde söyleyebilirsiniz bence alınılacak bi şey değil. ama zaten 3 dk sürüp kapatıyosa sizin tolore etmeniz daha doğru olur.
0
turuncu tonlarda
(16.10.24)
Sevisiyor mu kızım acaba dur rahatsız edeyim kafasında birisi de olabilir, aman dikkat.
0
encokbenisevinnolur
(16.10.24)
gayet normal bir durum, evliliğinizde de sorun olacağını sanmıyorum (sen sorun etmezsen) komik cevaplar var gerçekten, insanlar kafayı yemiş.
0
ravenudon
(16.10.24)
normal bir durum değil.
içinde bulunduğumuz kötü zamanlarla filan ilgisi olduğunu düşünmüyorum. muhtemelen yıllardır bu şekilde devam ediyordur.

evlenince de değişeceğini sanmıyorum.

her gün aramasındaki asıl problem, evlendiğinizde önemli/önemsiz ikinizin arasında, hayatınızda olan her şey anne tarafından da bilinecektir. özel diye bir şey kalmayacaktır.
0
wilhelmwasmuss
(17.10.24)
Maalesef bazı anneler sınırlarını bilmeyebiliyor evladı da aslında bunun bir istismar olduğunu genç yaşında anlamıyor ve evlat olarak bundan rahatsız olmuyor. Eğer bu konuşmalarda her şeyi eksiksiz annesine anlatiyorsa büyük problem bence. Siz evlilik yolunda ilerlesenizde evli değilsiniz bu yüzden bunu kendisine sormak saldırgan bir tutum gibi görünebilir ama netlikle bunu söylemenin bir yolunu bulmalı ve mantıklı argümanlar ile güven vermelisiniz
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(17.10.24)
(1)

Aruz vezninin okunuşu farklı mi

WithWorth
Sen ben hem dem kim kime dum dumaÇıtı pıtı kız baksa bana da1. Aruzu parcalayip hece olcusune gore yazdigim bu siirkulak mi tirmaliyor ? Problem tam nerede ?Bu şiirin ahenginin rahatsiz ediciliğini nasil anlayabilirim ?Yada aruzda tek bir heceyi değiştirsem, bunu anlayacak bir kulak mi var adamlarda
Sen ben hem dem kim kime dum duma
Çıtı pıtı kız baksa bana da

1. Aruzu parcalayip hece olcusune gore yazdigim bu siir
kulak mi tirmaliyor ? Problem tam nerede ?
Bu şiirin ahenginin rahatsiz ediciliğini nasil anlayabilirim ?
Yada aruzda tek bir heceyi değiştirsem, bunu anlayacak bir kulak mi var adamlarda ?

2. Bir de aruzu okurken, kendimizi kasiyor muyuz ?
Yoksa normal okurken ahengi kendiliginden ortaya mi cikiyor ?
Failün'lerin arasinda duracak miyiz okurken ?
0
WithWorth
(16.09.24)
2. herhangi bir ölçü sisteminde okurken kendini kasmıyorsun. ama bu tarz dizelerden aruz çıkmaz. aruz arapça/farsça kelimelerin olduğu geleneksel şiirlerde olur. yani teorik olarak normal sade türkçe ile de aruz yazılır da çok manasız. çünkü özellikle farsça kelimelerde uzun hece çoktur. dolayısıyla bu failatun vs farsça'ya uygun. yakışıyor.
0
wilhelmwasmuss
(16.09.24)
(12)

Doğulu, Karadenizli ve İçanadolulu

dakota
Bu bölge insanlarının hiç yaşamadığı yer elbette yoktur ama en az yaşadıkları yerler Türkiye’de nerelerdir ? Aynı zamanda dinsel erkinin az olduğu yer!
Bu bölge insanlarının hiç yaşamadığı yer elbette yoktur ama en az yaşadıkları yerler Türkiye’de nerelerdir ?
Aynı zamanda dinsel erkinin az olduğu yer!
0
dakota
(04.09.24)
egedir. özellikle güney ege bence.
0
jelly bear
(04.09.24)
Karadenizlilerin nüfusu, güneydogu anadolu bolgesinde cok cok az bence.
Doğulular her yerde. Ege ve Marmara’da çoğunluktalar.
İçanadolular da Doğu Karadeniz’de ve Edirne taraflarında azdır diye tahmin ediyorum.
0
kedidir o kedi
(04.09.24)
Çanakkale, Tekirdağ, Edirne ve Balıkesir. Tekirdağ'ın karadenize kıyısı var ama Karadenizli diye geçmiyorlar tabii.
0
nawar
(04.09.24)
ingiliz, alman, rus turistin, turizmin az oldugu ege ilceleri, mahalleleri, koyleri,
marmarayi eklemedim cunku is icin gelmis olabilirler.
akdenizi de hem tarimdan hem de mersin falan yakin olunca yerlemis olabilirler diye eledim.

guney ege'de bir ilcede bizim ev guzel bir mahallede olunca komsular ingiliz ama teyzemlerin komsulari hep dogulu :D
0
durgunfoton
(04.09.24)
sanayinin, is gucun olmadigi yerlerdir kutahya
gibi
0
ala09
(04.09.24)
İç Anadolu için Eskişehir.
0
alfired
(04.09.24)
@alfired dostum Eskişehir'de Ağrı, Muş ve Van'ın hemşeri dernekleri var ve sayıları azımsanmayacak kadar çok.

Doğulu, Karadenizli ve İç Anadolulu insanların yaşamadığı yer istiyorsan Edirne'ye bak derim.
0
jesues
(04.09.24)
Tekirdağ'ın sanayi ilçelerinde her üç kişiden biri karadenizli.
Tekirdağ merkez'de karadeniz mahallesi var :)

Edirne'nin kırsal ilçelerinde çoğunlukla yerel halk yaşadığı için pek yabancı yoktur.
aradığın yer edirne. dinsel etki olarak şöyle söyleyeyim düğün, eğlence vb tarzı sesli, gürültülü etkinlikler ezanla çakıştığında kimsenin aman sesini kısalım demeden aynen devam ettiği yegane yerlerden.
0
wilhelmwasmuss
(04.09.24)
Valla Ayvalık'ta hiç kürt görmemiştim, şaşırdım açıkçası. Diğer ırktan da görmedim gibi. Ama Muğla ve Antalya'ya git full kürt. Marmaris'te yerli olarak bir tane minibüs şöförüne rast gelmiştim.
0
nothing in my way
(04.09.24)
İç Ege.

Kütahya Afyon uşak üçlüsünde bunlar yok. Memleketimi sevme sebebim olur şahsen.
0
kaptan maydanoz
(04.09.24)
bence yoktur öyle bir yer. en fakir bölgeler olduğu için mutlaka o yok sandığınız yerlere de göç edenler olmuştur.

benim giresunlu dedelerim başka diyarlar için misal afyon için savaşıp şehit düşüyor, afyonlu kardeşim 'memleketimde giresunlu yok' diye seviniyor.
üzüldüm.
0
g7mor
(04.09.24)
bu konuda en bakir yerler kütahya afyondur ancak oralarda iç anadoluya yakın.
@jelly bear ege nufüsunun yarısı doğuludur. mesela izmir dışındaki tüm fırın pastane işleri karadenizlilerde truzim doğulularda iç anadolularda memur olarak yoğun bulunuyor.
0
mikahakkinen
(05.09.24)
(9)

Taşınmanın Maliyeti

anten
Arkadaşımla sohbet ediyorduk da kiraya zam yapmak mı, yoksa yeni yere taşınmak mı daha makul diye.Şu an istanbul'da kabaca 1 ev tutmanın maliyetidepozitosu emlakçı parası vs derken 60bin lira...Nakliyesi, eşyası sığdı sığmadı, taşınamadı vs yeni eşyası derken 50-60 da orası...minimum 100 120 gibi ge
Arkadaşımla sohbet ediyorduk da kiraya zam yapmak mı, yoksa yeni yere taşınmak mı daha makul diye.

Şu an istanbul'da kabaca 1 ev tutmanın maliyeti
depozitosu emlakçı parası vs derken 60bin lira...
Nakliyesi, eşyası sığdı sığmadı, taşınamadı vs yeni eşyası derken 50-60 da orası...

minimum 100 120 gibi geliyor maliyeti. Sizce doğru mu bu hesap.
0
anten
(20.08.24)
Yeni kira 30 bin
2 kira depozito 60 bin
1 emlakçı komisyonu 30 bin
Nakliye 50 bin

Toplam; 170 bin
0
adwokat
(20.08.24)
kiraya göre değişir tabii maliyet de:

30 bin tl ise kira,
* 1 kira depozito 30k
* 1 kira emlakçı komisyonu+kdv 36k
* aynı yaka nakliye 30k

işte 30-40 da yeni eşyaydı oydu buydu desen 125-135k gibi.
0
gitdaddy
(20.08.24)
Kira ve depozitoyu neden hesaba katiyoruz anlamadim, depozito eski evden alinip yeni eve odenecek, kira da zamsiz haliyle yeni evde odenmeye devam edecek. Ekstra bi masraf yok burada.

Emlakci, nakliye ve badana boya hafif tadilat kaliyor geriye. Nakliye de en fazla 25 30 bin, 50 bin cok abartili sirf nakliye icin. Emlakci da kiraya bagli iste.

Biz gecen ay 15 gun kira 2 eve odedik, emlakci badana boya nakliye, 100-110 bin totalde, ki sozlesme bitis ve baslangici denk gelmedigi icin boyle. Yoksa 70 civarina biterdi is.
0
bosver nicki
(20.08.24)
Görünmez masrafları da hesaba katalım mı?

-Perde boyunun kısa gelmesi,
-Yeni binada merkezi uydu sisteminin olmaması,
-Yeni binada sözleşmen olan internet sağlayıcının fiber hattının olmaması,
-Duşta şampuan rafının olmaması,
-Dolabın yatak odasına sığmaması
vs
0
Mirket
(20.08.24)
@bosver nicki, bence de kirayı hesaba katmak manasız ama 2+ yıldan eski bir kiracıysanız depozito falan hikaye oluyor :/ ben şimdi çıksam depozitom 3000 tl mesela.
0
gitdaddy
(20.08.24)
evden memnunsanız, insan haklarına aykırılık seviyesinde ahlaksızca bir zam yoksa, devam etmek daha mantıklı.
0
wilhelmwasmuss
(20.08.24)
Teşekkürler cevap için.

Kira+depozitoyu hesaba katıyorum zira eski evden alıp alamayacağın meçhul. Bir de ne olursa olsun mesela bir kira depozito ödenmiş, şimdi 2 kira isteniyor. Bir de emlakçı parası var vs.

Anladığım şu an orta halli bir taşınmanın maliyeti 150bin tl civarı.
görünmez masraflarla 200'e kadar yolu var.

@mirket onu düşünmemiştim evet:)

Bugün bir perde bile yaptırsan 10-20bin.
Buzdolabı sığdı sığmadı,
Ankastre uydu uymadı,
Dolap büyük geldi en önemlisi taşınamadı ya da sökülürse dağılacak gibi dersen maliyet büyüyor.
Mesela daha önceki taşınmamda bir dolabı atmak durumunda kaldım o kadar büyüktü ki, sökülünce de derli toplu geri birleşemeyecek haldeydi.

Bu arada @gitdaddy, depozito 1 kira bedelidir yanlış olmasın. O da son ödediğiniz kira bedelidir. 3000 değil yani son ödediğiniz kira neyse onu alırsınız. O yüzden sözleşmeye 1 kira bedeli yazılır.
0
🌸anten
(20.08.24)
fikir olması için yazayım ben de, geçen haftanın fiyatları;

izmir içi iki merkez ilçe arası (50 km mesafe) taşınma maliyeti 37 bin lira (en pahalı seçeneği kullanmadık ama ona yakın bir şirket seçtik, düzgün iş yaptılar, sıfır zayiat. her şey dahil paket idi, her şeyi onlar paketledi, onlar açıp yerleştirdi, eşyaları kurdu).

3+1 evin salon ve oda pencere ve balkon kapılarına orta üst kalite sadece tül perde + mutfak pencere ve balkon kapısına yarı karartmalı plise perde (4 parça) takıldı; 32 bin lira tuttu bu da.

depozito konusunda haklısınız. 10 sene öncesinin nominal değerini değil onun güncellenmiş halini geri alırsınız. bir kira ise yine bir kira ya da daha fazlaysa aynı oran nispetinde. biz de öyle yaptık, depozitomuz ilk kiranın 1,4 katına denk geliyordu, çıkarken de güncel kira bedelinin 1,4 katını geri aldık.
0
orient blue
(20.08.24)
4 Ay önce taşındım, 30k civarında yeni eşya dahil 130k civarı tuttu.

Ben evi büyüttüm, kiram iki katına çıktı o yüzden ekonomik olarak çok faydalı bir seçim değildi.

Ev sahibi saçma bir tutar istiyorsa boyun eğeceğime taşınırım.
0
kimlanbu
(20.08.24)
(7)

89'lu biri, ilk okula hangi eğitim öğretim yılında başladı ?

WithWorth
soru başlıktadır.
soru başlıktadır.
0
WithWorth
(09.08.24)
Normal sartlarda 1995 eylulde baslamis olmali. Yani 1995-1996 egitim ogretim yilinda baslamistir.
0
mbond
(09.08.24)
@mbond Yani 6 yaşını doldurmuş iken ve 7 olmamış iken başlamış oluyor diyorsunuz.
0
🌸WithWorth
(09.08.24)
İşte tam da benim için bir soru! Anaokuluna 1994'te, 1. sınıfa da 1995'te başlamıştım. Ben Kasım doğumluyum ailem yaşıtlarımla gönderdi ama mesela 1989 Aralık'ta doğan kuzenim benden sonraki sene başladı.
0
peki madem
(09.08.24)
95'te başlar. ben 90lıyım 96da başladım. bu şekilde silsileyi takip ettiğinizde göreceksiniz ki tam 18 yaşınızdayken liseyi bitirmiş olacaksınız zaten.
0
brdrbrdr
(09.08.24)
@WithWorth, evet, bence sadece yil dikkate aliniyordu. 1988'liyim 1994 yilinda basladigimi hatirliyorum ve normal baslama yasi oydu.
0
mbond
(09.08.24)
1995-1996

yani 95 in eylülünde
0
wilhelmwasmuss
(09.08.24)
Mart 1989 doğumluyum.

2003 senesinde 8.sınıf bitti. Dolasıyla 1995-96 egitim ogretim yilinda başlamış olmam lazım.
0
put it in your appropriate place
(09.08.24)
(15)

şahsi araç mı işyeri servisi mi?

birmilyonunvarmi
şirkete sabah akşam şahsi aracımla gidiyorum. maaşımın %5'i aylık yol parasına gidiyor. ikisini karşılaştırırsak;-servisle gelirsem sabah yarım saat daha erken uyanmam gerekiyor. (kışın 45 dk)-servisle akşamları eve 15-20 dk geç gidiyorum.-servis koltukları konforsuz. -serviste yazın soğutma kışın ı
şirkete sabah akşam şahsi aracımla gidiyorum. maaşımın %5'i aylık yol parasına gidiyor. ikisini karşılaştırırsak;

-servisle gelirsem sabah yarım saat daha erken uyanmam gerekiyor. (kışın 45 dk)
-servisle akşamları eve 15-20 dk geç gidiyorum.
-servis koltukları konforsuz.
-serviste yazın soğutma kışın ısıtma sorunları oluyor.
-servis genellikle gürültülü ve kalabalık.
-servisçi biz varken sigara içmiyor ama biz yokken sigara içtiği için servis leş gibi kokuyor.

insanlar şahsi arabamla gidip gelmemi enayilik ya da müsriflik olarak görüyor. siz olsanız bu şartlar altında servisle mi giderdiniz şahsi aracınızla mı?
0
birmilyonunvarmi
(09.08.24)
gidiş geliş yol ne kadar sürüyor?
eğer yarım saat gidiş, yarım saat dönüş ise, kendi araban, 1 saat gidiş, 2 saat dönüş ise servis.
serviste uyumaya alışırsın, kendin bu kadar uzun süre araba kullanmak gereksiz yorulma olur.
0
burfak
(09.08.24)
@burfak sabah yarım saat bile sürmüyor, akşam trafik oluyor biraz 1 saat civarı
0
🌸birmilyonunvarmi
(09.08.24)
Arabamla gidip gelirdim
0
kisa
(09.08.24)
3 sene servisle işe gidip gelmişliğim var sonra dayanamayıp işe yakın ev tutmuştum (arabam yoktu) . koku babında serviste tek sıkıntı sigara değil, ayakkabılarını çıkaranlar burnumun direğini kırıyordu. araba maaşının tamamını da alsa akıl sağlığına bu kötülüğü yapma kardeşim. kimseye hesap vermek zorunda değilsin.
0
titanyum22
(09.08.24)
kardeşim para neden kazanılır? harcamak için.
canın ne istiyorsa onu yap. sen sigara içmiyorsun millet sigara içiyor sende onun yerine keyfine bakıyorsun.
0
sizofren06
(09.08.24)
Arabamı yıpratmam. Ülkede araç fiyatları ortada. Şirketim benzin parası verdiği halde ben personel servisini kullanıyorum. Aceminin biri gelip vursa değeri yarı yarıya düşüyor, kasko ödemeleri yetersiz. Ayrıca serviste uyuması güzel oluyor, trafik/kavga stresi yok.
0
HellKeePer
(09.08.24)
arabamı yıpratmam +1. kaza riski de var. bir de birikim yapma ihtiyacınız varsa servis kullanın. ama her şeyimi elde ettim diyorsanız rahatınıza bakın.
0
xrated
(09.08.24)
Bu senaryoda servis daha makul olur benim için. Arabayla uğraşmak istemem, zaten trafiğe çıkmayı hiç sevmiyorum. Otururum servise götürür getirir.

Parasal açıdan da şirket ve işle ilgili olarak kendime ait şeyleri kullanma taraftarı değilim. Araç, laptop, telefon fark etmez. Ne sağlarlarsa o kadar verim alırlar neticede. İnsan ne kadar kazanırsa kazansın, hayat çileye dönmüyorsa ve servis imkanım varsa aracımı bu şekilde kullanmak istemem. Aksi durumda da önceliğim iş değişikliği olur. En son çare olarak kendi aracımı kullanırım.
0
akhenaten
(09.08.24)
O geçici olumsuzluklara ayanabilirseniz servisle gidin.
O sıkıntılar mecbur çekilecek.
O kadar da olur demelisiniz.

Hiç bir sıkıntı yoksa yoksa bile sadece trafik yoğunluğu söz konusu ise yine servis tercihim olurdu.
0
diyecevaplandı
(09.08.24)
o yüzde 5 i birikim yapmak veya parasal bir hedefe ulaşmak için kullanacaksam servisi kullanırım ama, öyle ekstra bir durum yoksa arabayı kullanırım.

kışın 45 dakika fazla uyumak bile, araba için yeterli bir motivasyon:)
0
wilhelmwasmuss
(09.08.24)
Millete gore enayilik, musriflik bana gore su sartlarda araba kullanilmamasi cimrilik
0
Kittie
(09.08.24)
araba büyükşehirlerde özellikle istanbulda müsrifliktir. toplu taşıma ve servis varken araba ile işe gitmek anlamsız.
araba gideri sadece yakıt değil, bunun yanında yıpranma payı, kasko, sigorta, muayene, tekerlek, yıllık bakım liste uzar gider.
0
my fault
(09.08.24)
şirketten yol parası alamıyor musunuz? çalıştığım şirket otopark ücretini (şirketin içinde olduğu kampüste otopark ücretli) ve benzini (opet anahtarlık, aylık üst limiti var) karşılıyor.

servisin geçtiği yer de önemli. eskiden servisle gidiyordum, servis evin yakınından geçiyor geçmiyor kavgası oluyor. duruma göre servise gidebilmek için 10-15 dk yürümem gerekiyordu. çok önce de başka bir şirkette servise binebilmek için otobüse binmem gerekiyordu (o zaman arabam yoktu)
0
inheritance
(09.08.24)
Araba yipratilmak icin var. Size daha rahat geliyorsa arabayla devam bence. Bir de aylik akbil kadar bile odeme yapiyorlarsa servisi kullanmayinca, degmeyin keyfinize.
0
mbond
(09.08.24)
Servisiniz konforsuzmus gercekten ama soylede bisey varki servis cidden cok rahat bisey bizim kaldirdilar her gun yasini tutuyorum.
Birde servis sizi evin onunden mi alacak yoksa ana yola cikmaniz mi gerekecek, ev onundende alacaksa 1-2 deneyin mis gibi uyursunuzda
0
eja
(09.08.24)
(4)

Hangi okul?

passione
Merhaba. Bir meslek lisesinde 3 senedir çalışan İngilizce öğretmeniyim. Çalıştığım okul idarecileri ve öğrencileri açısından çok kötü düzeyde, müdür değişikliği oldu ve okul daha da kötüleşti. Bu dönem çalıştığım bölgeye yakın bir proje okuluna geçme ihtimalim var, bu okul öğrencileri puanla alıyor
Merhaba. Bir meslek lisesinde 3 senedir çalışan İngilizce öğretmeniyim. Çalıştığım okul idarecileri ve öğrencileri açısından çok kötü düzeyde, müdür değişikliği oldu ve okul daha da kötüleşti. Bu dönem çalıştığım bölgeye yakın bir proje okuluna geçme ihtimalim var, bu okul öğrencileri puanla alıyor ve butik bir okul sayılır öğrenci ve öğretmen sayısı az. Şimdi ben bu okula geçiş yaparsam daha yoğun olacağım , öğrenciler seviyesi şuan çalıştığım okula göre bayağı bir iyi, idare de benim okuluma göre çok daha baskı ve iş yükü veriyor olabilir. Ama orada çalışırsam meslek açısından daha çok gelişebilirim. Öte yandan şuan çalıştığım okulda iş yoğunluğu açısından çok rahatım , öğrencilerin seviyesi genel olarak kötü ama üstesinden gelebiliyorum ve ders açısından beni hiç zorlamıyorlar yani yorulmuyorum denebilir.

Bir de ek olarak seneye eşimle birlikte Farklı bir yere tayin de olabiliriz, yani burada çalıştığımız son sene olacak gibi görünüyor.
Sorum şu; siz olsaydınız bu sene çalışmak için hangi okulu seçerdiniz ?
0
passione
(08.08.24)
Tayin yakinsa biraz daha diren. Yok degilse okul degistir. Degisiklik her zaman iyidir.
0
Yourcousinmarvinberry
(08.08.24)
@arbre
Öğrenciler için hazırlık sınıfı olan bir okul, her beceriden ders anlatacağım için beni geliştirecek ve uluslararası projeler yapan bir okul yurtdışı bağlantıları var. Baskı ise proje için ya da kurs açtırma ya da derste gözlem yapmaları vs olabilir.
0
🌸passione
(08.08.24)
hocam ben meslekte hep bu bahsettiğiniz berbat profil okullarda çalıştım. maalesef sıradan, eh işte diyebileceğim okullara bile geçemedim. tayin senelerinde ya çalışılabilir düzeyde okullar açılmadı, ya da tayin hakkım olmayan yıllarda mesleğimi keyifle yapabileceğim okullar açıldı. yani bir şekilde denk gelmedi. fena halde soğudum idareciliğe geçtim.

evet, meslek lisesinde sizden başarı beklentisi minimum düzeyde olduğu için bilgi anlamında sizi zorlayacak bir ortam olmuyor ama burada önemli olan, derste dersinizi işleyebilme olanağı sağlayamayacak kadar disiplinsiz bir düzey varsa buna tahammül eşiğiniz ne? bence belirleyici olan bu. ben de bu her sene azaldı ve tahammül etmek istemedim.

iyi bir öğrenci grubu bulduğumda daha da motive olan ve yorgunluk ve tempoyu kaldırabilen biriyim ben mesela. ama bir sınıf dolusu, eğitime öğretime tepki olarak doğmuş öğrenci grubu karşısında, işte beklenti yok bunlarla da bir şekilde yürüyor diyemiyorum. öğrenciyi oyalayıp, kendimi zorlamadan devam ederim şeklinde yapamıyorum.

o yüzden ben olsam proje okuluna geçerdim. bir de kişilik özelliklerinizle de ilgili. ben bir okulda belli bir süre sonra sıkılıp değişiklik istiyorum. iyi bir okulda olsam gene de aynı duruma düşerdim gibime geliyor. kötü okulda 3 yıl ise bu süre iyi okulda 5 yıl durur gene değişiklik isterdim ama eninde sonunda aynı insanlarla, aynı düzende devam etmek pek bana uygun değil gibi. ama önceliği bulunduğu yeri değiştirmemek olan, sıkıntı yaşasa da değişim istemeyen öyle kendini daha mutlu hisseden insanlar da var. yani biraz kişisel bir durum.
0
wilhelmwasmuss
(08.08.24)
Daha az yorulacagim yeri tercih ederim
0
abuzer
(08.08.24)
(15)

Bebek aşıları için asm’mi hastane mi?

eisberg
Selamlar. Aşılar için Aile Sağlığı Merkezi’ne mi gidiyorsunuz? Normal ziyaretlerimde pek memnun olduğum söylenemez. Hemşirelerin de aşıların saklama koşullarına vs. dikkat ettiklerini düşünmüyorum (bunu düşündürecek bazı olaylar gözledim) o yüzden şehir hastanesine götüreyim diyorum ama öte taraftan
Selamlar. Aşılar için Aile Sağlığı Merkezi’ne mi gidiyorsunuz? Normal ziyaretlerimde pek memnun olduğum söylenemez. Hemşirelerin de aşıların saklama koşullarına vs. dikkat ettiklerini düşünmüyorum (bunu düşündürecek bazı olaylar gözledim) o yüzden şehir hastanesine götüreyim diyorum ama öte taraftan evimizin de dibinde asm burada halletmek de kolaylık olur.

Aşı saklama vb. konularda onları takip eden, yaptırım uygulayan bir sistem var mı?
0
eisberg
(10.07.24)
Aşı karşıtıyım, özellikle doğum hassasiyetlerini kullanarak bebekleri her türlü ilacın aşının ve tedavinin denekleri olarak kullanabiliyorlar, son derece ikircikli bir durum. Öncelikle bunu belirteyim.

Şehir hastanesi sizi kabul etmeyebilir. Asm'ler aşılarınızı yapacaktır burada kalabalık etmeyin diyebilirler. Malum suriyeliler bizden öncelikli.

Güvenilir bir hekiminiz varsa hangi aşıların kesinlikle yapılması gerektiğini ve hangi aşılar ile tahlillerin kesinlikle yapılması gerekmediğini ondan öğrenin, mutlkaa bilgisi vardır ondan bilgi alın. Gerçekten asm'deki hemşirelerin ilaç/aşı/vs saklama titizliklerinde sorun görüyorsanız bunu lütfen sağlık bakanlığına bildirin ki orası bir denetlensin bir soruşturma geçirsin. Söylemedikçe artar çünkü.
0
muhayyer divan
(10.07.24)
Asm aşı saklama koşullarından şüpheniz olmasın. Bakanlık online olarak sürekli aşı dolabının sıceklığını takip ediyor (il sağ müd değul BAKANLIK). ASM personeli de, ister sevin ister sevmeyin, vatan haini veya câni değil genel olarak. Aşıları dolapta muhafaza ediyorlar.
Ben asm'yi tercih ettim yine onları tercih ederim
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(10.07.24)
Özel hastanedeki çocuk doktorumuz "aşı için hastaneye gelmenize gerek yok, ASM'de yaptırabilirsiniz. Hatta onlarda daha sık aşı yapıldığı için hem daha taze oluyor hem de sıcaklığını çok sıkı takip ediyorlar" demişti.
0
michael_knight
(10.07.24)
evet, aile sağlığı merkezine gidiyoruz.

hatta, eşim de hastane personeli olduğu için, hastaneye götürüp yaptırtmayı düşünmüştüm. aşı uygulaması sadece asm de yapılıyor dendiği için asm ye götürmüştüm.
0
wilhelmwasmuss
(10.07.24)
İlk cevabı veren arkadaşa katılmıyorum. Bebekler her türlü aşı/ilaç/tedavi derneği olarak kullanılmıyor. Yıllardır süregelen, yapılması gereken aşılar yapılıyor. Oğlum 8 yaşında, sadece göçmenlerin aşısız gelmesi sonucu 7yaşında yapılması gereken karma aşısı (geçmiş zaman ne kadar oldu hatırlamıyorum) daha erken yapıldı. Onun haricindeki aşılar bildiğimiz, bizim de çocukluğumuzda yapılanlar. Üstelik aşısız gelen göçmenler ve aşı karşıtları sebebiyle maalesef sonuna gelinmiş olan kızamık ve su çiçeği yeniden hortladı. Üstelik aşı karşıtları/aşısızlar da çocuklarının (haklı olarak) kamusal alanlarda oynqtıyor/gezdiriyorlar ve bu mikroplar maalesef daha hızlı yayılım gösteriyor.
Ben oğluma ekstra yapılan rota aşısını da yaptırdım. Yaptırmayan tüm anne babalar - maalesef hayatlarının ilk 3 yıllık döneminde hastanade yatmak zorunda kalırken ben hiç bir problem yaşamadan oğlumu bu yaşa getirdim. Kaldı ki ben de oğlum da alerjik bünyeliyiz. Buna rağmen ne oğlumun aşılarında bir sıkıntı yaşadım ne de (kuduz aşısı a alerjim olmasına ve yaşım ileri olmasına rağmen) bana yapılan 5doz covid aşısında bir problem yaşadım...

Aşı karşıtı olan arkadaşlar, hastalandıklarında yine tıbbın ve bilimin çözümlerine başvurmayacaklarsa karşıtlıklarını da son derece samimi buluyor ve hak veriyorum.
Menenjit aşısını da doktorunuzla görüşerek değerlendirmenizi tavsiye ederim.
Ve evet, asm'de sürekli bir aşı sirkülasyonu ve bakanlık soğutucu denetimi var. Asm hekimi 4 arkadaşım var, bizzat onlardan biliyorum.
0
strawberry first
(10.07.24)
biz de hep asm'de yaptirdik, sadece asi takviminde olmayan rota ve menenjit asilarini takip eden cocuk doktorumuz yapti. onun haricinde benim de edindigim bilgi asmlerin asi konusunda oldukca guvenilir oldugu ve soylendigi gibi asi sirkulasyonu daha fazla oldugundan tazeligi konusunda da endiseye yer olmadigi seklindeydi.
0
in vino veritas
(10.07.24)
biz de hep asm'de yaptırdık. rutin kontrolleri için özel hastnaeye gidiyoduk. eğer kontrol aşı zamanına denk geliyorsa onu hastanede yapıyorlardı. ama doğduktan sonra ilk dozların tamamı asm'de yapıldı. sonraki hatırlatma dozları hastanede yapıldı.

saklama koşullarından yana endişeniz olmasın.
0
kibritsuyu
(11.07.24)
asm'de yaptırabilirsiniz.

ek bi hatırlatma rota virüs gibi bazı aşıları sağlık bakanlığı aşı kapsamında dahil değil, bunları varsa doktorunuzla takip edip zamanında yaptırın.

not : aşı karşıtlarını sosyal medyada ve gerçek hayatta ignore edin.
0
nuisance2
(11.07.24)
Yanıtlar için teşekkürler. Peki arkadaşlar aşı vakti gelince arıyorlar mı asm’den yoksa biz takip edip mi götürüyoruz?
0
🌸eisberg
(11.07.24)
devletin karşıladıklarına ek olarak ücretli rota ve menenjit aşılarını da sağlık ocağında yaptırdım.

aşı karşıtı olanlar keşke alınlarına dövme yaptırsa da kendileri ve çocukları ile toplumda yan yana gelmekten kaçınabilsek.

bizim sağlık ocağı bazen arıyor bazen aramıyor. zaten hangi aylarda yapılacağı önceden belli. kendiniz takip etseniz daha sağlıklı olur.
0
elorelia
(11.07.24)
Aşıların buzdolabındaki sıcaklıkları merkezi aşı takip sistemi (ATS) tarafından buzdolabındaki sensörle takip ediliyor. Sıcaklıklarda oynama olduğu zaman uyarı geliyor. Aşılar kullanılamaz sıcaklıklara gelirse çok yüksek ceza veriliyor. Rahat olun o konuda.
0
unalub
(11.07.24)
Bi arkadaşımın babası aile hekimiydi, bi keresinde evlerinde otururken telefonuna uyarı gelmişti asm'de elektrik kesintisi var aşıları taşıyın gibi. Apar topar çıkmıştı. Yani asmler gerçekten iyi denetleniyor aşılar konusunda merak etmeyin.

Aşı karşıtlarını ignore edin +1. Geçen de benzer bir başlıkta yazdım, covid mrna aşısı gibi yeni bir aşıyı olmak istememek hadiii bir nebze makul karşılanabilir (ki bence normal değil de neyse), yıllardır yapılan ve çocuk sağlığında inanılmaz öneme sahip çocukluk aşılarına karşı olanı direkt hayatımdan çıkarırım. Fakültede hocalarımızın dediği çocuk sağlığı açısından hiçbir çocuk doktorunun karşı olmaması gereken iki şey var anne sütü ve çocukluk çağı aşıları. Bunlara karşı olan biri mesleğini doğru yapmıyordur. O yüzden takvimdeki aşıları ve hatta bence arkadaşların da belirttiği gibi takvim dışı aşıları yaptırın. Hiçbir çocuğu aşı adı altında denek olarak kullanmıyorlar merak etmeyin
0
nundu
(11.07.24)
bebeğimin tüm aşılarını asm de yaptırdım
asm ile iletişime geçin (ki sizi takip ediyorlardır, bizim asm hemşireleri aşı zamanı geldiğinde bize haber veriyor) randevu bile almadan gidip yaptırabilirsiniz. bebeklere her zaman öncelik tanıyorlar.
aşı karşıtı olanlar, tek söyleyebileceğim allah belanızı versin. kuzenimin 2 aylık bebeği yoğun bakımda yattı ölümden döndü çocuk, neymiş büyük kızının arkadaşlarından biri aşılarını olmamış (annesi aşı karşıtıymış), parkta toplaşmışlar bir gün ve o "arkadaştan" kızamık kapmış!! o arkadaşın annesi çocuğunun hasta olduğunu söylememiş çünkü hafif ateşi varmış sadece !!!
0
wendyangelamoiradarling
(11.07.24)
takvimdeki aşılar için asm'den arayıp haber veriyorlar. takvimde olmayan aşıları kendini takip etmeniz gerekiyor.

bu arada takvimde olmayan rotavirüs ve menenjit aşılarını da eczaneden alıp asm'de yaptırabilirsiniz. illa özel doktora gitmeye gerek yok. aşıyı yapıyorlar, sadece diğer aşılar gibi ücretsiz karşılamıyorlar.
0
kibritsuyu
(11.07.24)
evet bizim de takvimdeki asilar icin ariyorlar hatta plan yapiyorlar bize gore (su gun su saatte yaslilarin asilari var siz su saatte gelebilir misiniz? gibi). ve evet ayrica soylemeden gecemiycem ben de, asilarini ihmal etmek, hele ki asi karsitligi tum cocuklara buyuk haksizlik ve zalimlik bence. hicbirimiz doktor degiliz cocuklari denek olarak kullaniyorlar demek icin hicbir yetkinligimiz yokken sagdan soldan duydugu dayanaksiz cumlelerle tum cocuklari riske atanlardan gercekten uzak olalim dilerim. sayelerinde neredeyse bitme noktasina gelen hastaliklar hortladi. bahanesi de sey, "olursa benim cocugum hasta olacak sana noluyor???" saka gibi bir cehalet gercekten!
0
in vino veritas
(11.07.24)
(8)

Ateist arkadaşlar haksızlığa uğradığınızda nasil rahatlıyorsunuz?

slm ben yalnız komando yasin
Sorum ateist arkadaşlara. Diyelim bir iftira sonucu işsiz kaldınız ve işten atıldınız, iftira eden kişi rahat rahat yaşıyor olan size oldu ya da sevgiliniz sizi aldattı ve aldattığı kişiyle evlendi. Sizde çok üzüldünüz. Bu gibi şeylerde nasıl rahatlatıyorusunuz kendinizi. İslamda ahiret hayatı var v
Sorum ateist arkadaşlara. Diyelim bir iftira sonucu işsiz kaldınız ve işten atıldınız, iftira eden kişi rahat rahat yaşıyor olan size oldu ya da sevgiliniz sizi aldattı ve aldattığı kişiyle evlendi. Sizde çok üzüldünüz. Bu gibi şeylerde nasıl rahatlatıyorusunuz kendinizi. İslamda ahiret hayatı var ve haksızlık yapanlar bunun cezasını çekecek ama ateizmde yok. bu haksızlık yapanlar ölecek ve yaptıklarının cezasını çekmeyecek bu çok acı birşey değil mi?

Böyle durumlarda ne düşünürsünüz? ve nasıl rahatlarsınız?
0
slm ben yalnız komando yasin
(04.07.24)
Kendimi, olmayan bir alternatif boyutta yaşayacakları olası ceza ile avutmak yerine haksızlığa bağlı olarak intikam alıyor ya da yoksayıp geçiyorum. Haksızlık değil, kanunsuzluk varsa zaten hukuki yollar.
0
nawar
(04.07.24)
Dindar bir insandan cok da farkli oldugunu dusunmuyorum. Birileri bir sey yapmissa size, birileri size bir sey yapmistir. bunun cezasi olup olmamasi sizi rahatlatir mi emin degilim. Hakkinizi ararsiniz alamazsaniz uzulursunuz, zamanla gecer. Yukarida dendigi gibi kanunsuzluk baska bir sey.
Dindar bir insan ulan cehennemde gorursun sen diye kendini rahatlatiyorsa bu da baya enteresan cunku bunu yaparak aslinda gunah islemis olur. Sen mi karar veriyorsun kimin cehenneme gidecegine veya neyin gunah olup olmadigina da boyle bir hukme variyorsun da rahatlama yasiyorsun? derler adama.
0
wallcan
(04.07.24)
nawar + 1

ayrıca inançlı insanların da ahirette nasılsa cezasını görecek diyerek kendilerini teskin edebildiklerini ve rahatladıklarını sanmıyorum. sadece teskin etmeye çalışma olarak gözlemliyorum.
0
wilhelmwasmuss
(04.07.24)
soru saçma geldi. asıl o kişinin ahirette cezasını bulacağına inanarak nasıl rahat ediyorsun? sonuçta şu anda sana bir kelek yaptıysa şu anda cezasını çekmeli değil mi?
0
neira
(04.07.24)
“İftiraya uğramam ya da aldatılmam bireysel olarak benim suçum değil, onların karakterleri ile ilgili bir meseleydi” anlayışıyla önce kendi özgüvenimi, moralimi toparlarım. Herhangi bir intikama kafa yoracağımı sanmıyorum hayat filmlerdeki gibi işlemiyor.

Bir de şahsi görüşümdür, öte dünyada her şeyin karşılığı olacak ya da ilahi adalet mantığı insanları daha çok hırsa/bilenmeye ve her daim tetikte olmaya itiyor. Asıl hiç olmayacak bir şeyin hevesle beklenmesi, insanı daha çok yıpratıp yapması gereken faydalı işlerden alıkoyacak bir şey. Bu yüzden iyisiyle kötüsüyle her şeyi göğüslemeli ve onlarla barışmalı. Hayatta başımıza kötü şeyler de gelecek. Bunları bir tek biz yaşamıyoruz.
0
ruhen hastayim ben
(04.07.24)
ne yazık ki hayat adil değil. böyle kabul edip, hayatınızı buna göre yaşamanız lazım.

yasal olarak ya da toplumsal baskı ile adalet bulabilirsiniz.
bu olaydan kendinize bir ders çıkartıp, kendinizi geliştirebilirsiniz.
başkaları da aynı şeyleri yaşamasın diye çalışabilirsiniz.
0
co2s2
(04.07.24)
Heykelin yontulması gibi, darbe almadan esas seklimizi almıyoruz. Ateist değilim ama teist de değilim. Deistspor diyelim.
0
sekizdokuzon
(04.07.24)
Böyle dünyanın düzenini sikeyim deyip devam ediyorum.
0
hops
(04.07.24)
(9)

Halk sokağa inip göçmenlere rahat vermezse ne olur?

ananiyimioguz
Kayseri'de yaşanan olayın ülke genelinde yapıldığını düşünün.Bu insanlar barınamayıp ülkelerine veya kaçak yollarla başka ülkelere gittiklerinde, abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?Normalde hükümete paralar yağdırıp istediklerini yaptırıyorlar.Fakat halk, istemedikleri şeyi yaparsa buna
Kayseri'de yaşanan olayın ülke genelinde yapıldığını düşünün.

Bu insanlar barınamayıp ülkelerine veya kaçak yollarla başka ülkelere gittiklerinde, abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?

Normalde hükümete paralar yağdırıp istediklerini yaptırıyorlar.

Fakat halk, istemedikleri şeyi yaparsa buna nasıl engel olabilirler?
0
ananiyimioguz
(01.07.24)
Halk bastırılır ve her şey eski haline döner.

Halk çok ısrarcı olursa hükümet istifa etmek durumunda kalır. Yeni hükümet göstermelik bir şeyler yapar. Yeni gelişleri tıkar. Yeni anlaşmaları yapmaz dolayısıyla ülke göçmen cenneti olmaktan çıkar. Geri dönebilenler geri döner, diğerleri başka ülkelere kaçmaya çalışır. Kaçamayanlar siner ve asimile olur.

İkinci paragrafta yazdıklarım projeye aykırı olduğu için ihtimal dışı gibi görünüyor.

Proje = BOP
0
Mirket
(01.07.24)
Göçmenler bir yere gitmez örgütlenip karşı saldırıya geçebilir maalesef
0
basond
(01.07.24)
Öncelikle pogrom olur, bir sürü sığınmacı ölür, muhtemelen sığınmacıların elleri armut toplamayacağı için bir çok Türk vatandaşı da ölür, kolluk kuvvetleri yoğun bir şekilde şiddet kullanarak olayları önlemeye çalışır... Muhtemelen "X-Y Temmuz olayları" gibi bizden sonraki jenerasyonlara aktaracak nurtopu gibi bir utancımız olur. Yıllar boyu "Ama onlar da taciz ettiler, öldürdüler", "Yok onlar kendilerini savunuyorlardı, aslında öyle bişey de olmamış" gibi at izinin it izine karıştığı tartışmalar görürüz.
0
salihdt
(01.07.24)
normal bir ülkede, hükumet güvenlik güçlerini sahaya sürer, itidal çağrısı falan yapar, sonra olağanüstü hal ilan eder, başa çıkamazsa erken seçim kararı alır, göçmen karşıtı muhalefet partileri seçimlerde büyük başarı gösterir.

türkiye'de ise gösterilere katılanlar, vatan haini, devlet düşmanı ilan edilir. devletin polisinin, jandarmasının çağrısına uymayıp eylemlere devam edilenler cadı ilan edilir. halk da devlet karşıtı görünmemek için geri çekilir. sonra milletin gazını alıcı göstermelik iki üç karar alınır.

aynı tas aynı hamam devam eder. bir sonraki seçimlerde de halk akp yi cezalandırmak isterse tepki olarak mhp'ye oy verir:))
0
wilhelmwasmuss
(01.07.24)
Yaptırmazlar. Ya PKK bayrağı sıkıştırırlar araya ya bir PKK saldırısı olur ya da camiye/islama yönelik bir şey yaşanır. Fahrettin yine başı açık ve dekolteli kadon fotoğraflı profillerden bir şeyler sallar. Toplananlar biz böyle değiliz demek için anında dağılır.

Göçmenler buradan kaçmaya başlar, Avrupa ve ABD 'ye akın ederlerse süper olur. Beter olsun hümanist ve liberal rolü yapıp sapına kadar ırkçı olan iki yüzlü Avrupa çomarları.
0
nawar
(01.07.24)
pogrom, 6-7 eylül tarzı şeyler olmaz. olaylar ciddileşirse hükümet gönderme yönünde aksiyon almak zorunda kalır. eğer olaylar artarsa ve hiçbir aksiyon olmazsa hükümetin oyları düşer. bkz avrupa.
0
paintov
(01.07.24)
madımak, maraş katliamı, 6-7 eylül olayları gibi haberler normalleşir.

ama bu halk, seçtikleri hükümetçe suriyelilerin evlerine bomba düşürüp şimdi de taciz tecavüz olaylarına sığınarak diri diri insan yakma derdinde olan bir halk.
madımakta yakarken nasıl rahatlarsa yine rahatlar.
30 günde 60dan fazla kadın cinayeti işleyen bir halk.
türk tarikatçılar tarafından 40 küsür çocuğun tecavüze uğramasına yarım saniye takılmayan halk.
suriyelileri öz savunmaya çekmelerini sağlarlar en fazla.
0
patronaj1
(01.07.24)
"abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?"

suya düşme ihtimali çok düşük. Bu insanlar kalırsa Türkiye'nin yapısı değişmiş oluyor --> win.

bu insanlar göndermeye çalışılırsa ve çok temiz(hukuki) yapılmazsa mesela dünkü gibi olaylar olursa o iş büyüyüp yeni bi terör, iç savaş vb. çatışmaları artırabilir. Öyle bi karışıklık da batının işine gelebilir. 2010'larda Arap Baharının son aşamalarında Türkiye var deniyordu, aha al sana işte.

Ancak çok bilgili 'monşerler' uluslararası ilişkileri çok iyi yönetip, batının da sağcılaşmasını kullanıp insanları çok legal şekilde ülkeden gönderirse öyle tertemiz çözülebilir. Bence Avrupa'nın göçmen düşmanı olması tam kullanılacak durum. Ama Türkiye'yi tanıyorsam (bişeyler değişmezse) onlar yine içlerindeki herkesi bize göndermeye devam eder biz de kabul ederiz.

Bu arada çok basit hamleler yapılabilir aslında. Sağlık sistemini kullanmaları için GSS ödesinler, vergi vermeyen direkt büyük para cezası->ödemezse sınırdışı gibi sert şeyler olsun kurala uymayan gönderilsin. Batı böyle yapıyor. Halihazırda Türk vatandaşı olanlar için bişey yapılabilir mi bilmiyorum.
0
nhk ni youkosu
(01.07.24)
Bak sorunun tam cevabi, olmusu var burada:

eksisozluk.com
0
Yourcousinmarvinberry
(01.07.24)
(18)

Cenazede hakkını helal etmemek

grimavi
Ananem hem anneme hem de bana manevi olarak zarar verdi, annem hakkını helal eder mi etmez mi bilmiyorum ben hakkımı helal etmeyi düşünmüyorum, maddi olmayan ödeşilemeyecek durumlarda helallik vermeyince cenaze namazı sırasında ne oluyor ?
Ananem hem anneme hem de bana manevi olarak zarar verdi, annem hakkını helal eder mi etmez mi bilmiyorum ben hakkımı helal etmeyi düşünmüyorum, maddi olmayan ödeşilemeyecek durumlarda helallik vermeyince cenaze namazı sırasında ne oluyor ?
0
grimavi
(28.06.24)
Tavşan dağa küsmüş.

Helal etmiyorum de içinden geç, şov yapmayacaksan.
0
pavlis
(28.06.24)
Bunun şovla ne ilgisi var imam boşuna mı soruyo, içimden geçerli oluyorsa öyle de olabilir, onu soruyoruz işte
0
🌸grimavi
(28.06.24)
Neden olmasın? İlla gitmene de gerek yok, şimdiden helal etmeyebilirsin. Orada helallik çadırı kurulmuyor sonuçta.

Şov yapacaksan da herkes önce bir ooooaaaaaa der sonra sevenler çıkışır, birkaç kişi yapma etme der sonra da banane der yoluna devam eder.
0
pavlis
(28.06.24)
Şimdiden oluyorsa yüzüne söyleyeyim bari, kendi de bilsin teşekkürler pavlis
0
🌸grimavi
(28.06.24)
gitmesinler. terbiyesizligin lüzumu yok ölmüs bir insan sonucta.
allah sirali ölüm versin diyeyim. kimin önce gidecegini bilemezsin.
0
robert bosch
(28.06.24)
oy birliği esası arandığından, karar yeter çoğunluğu sağlanamaz namaz iptal olur.

yeteri kadar nefret ediyorsan gitmezsin. ne olacak cemaat bi haa hooo uğultu yapar, imam da bi yerden sonra işine bakar geçer, duası vs her neyse.
0
wilhelmwasmuss
(28.06.24)
başınız sağolsun. anneanneymiş yabancı biri olsa bir şey demezdim ama eğer böyle bir durum varsa cenazeye gitmeyin. hoca sonuçta formalite icabı soruyor. torun olarak helal etmiyorum dersen diğer aile fertlerinden olumsuz tepki alabilirsin. ortam gereksiz gerginleşebilir. gerek yok ölen ölmüş ortamı germeye gerek yok. en fazla cenaze namazına gitmeyin olsun bitsin. anneniz cenazeye camiye mezarlığa gidecekse bence onun yanında olmanız da iyi olur. şova gerek yok +1
0
exlibris
(28.06.24)
Ananem henüz hayatta, gidip helal etmeyeyim derken cenazeye gitmekten değil ananem hayattayken ona gidip helal etmediğimi yüzüne söylemeyi kastetmiştim
0
🌸grimavi
(28.06.24)
helallik vermeyince cenaze namazı sırasında ne oluyor ? Yazmışsın???
0
pavlis
(28.06.24)
İsteyen helal eder isteyen etmez. Millet homurdanır en fazla helal etmeyene. Namaz kılınır olur biter.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(28.06.24)
@pavlis evet öyle sordum çünkü sadece o helalleşme ya da helalleşmeme imam sorduğu sırada söylenmeli sanıyordum

Cenazeye gitmeye de orda dile getirmeye de gerek yokmuş anladığım, derdim şov değil tabi ki
0
🌸grimavi
(28.06.24)
Hocam dizilerde filmlerde ya da gerçek hayatta "Sana hakkımı helal etmiyorum" diyen görmedin mi hiç? Tabii ki hakkı helal/haram etmek için bireyin ölmesine gerek yok yav. İtirazı olan şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun sahnesi değil bu shdhsh

Söyleyeceksen yüzüne söyle, cenazede hakkını helal etmeme videoları internete düşüyor arada. Millet kınıyor hep falan, haklıyken de haksız duruma düşersin eş dost arasında. Bizim kültürde ne olursa olsun ölünün arkasından kötü konuşulmaz algısı var. Dünyanın en kötü insanı olsa namazı kılınan kişi, yine helal olsun diyip geçilir orda
0
nundu
(28.06.24)
Cenaze çıkışı dayak yersiniz. Rahmetlinin sevenleri vardır illa ki.
0
HellKeePer
(28.06.24)
Orada helal etmiyorum dediğinde cenaze sahiplerinden bazılarını incitmiş olabilirsin, öfkelerini ve tepkilerini çekebilirsin, hiç gereği yokken olay çıkabilir, hiç istemediğin insanları kırıp dökebilirsin.

Halbuki senin hesabın anneannenle, diğerleriyle değil. Dolayısıyla hakkını helal etmiyorsan da bunu kimsenin bilmesine gerek yok. Mirası vardır reddedersin vs, illa gözle görülür bir şey istiyorsan yani. Ama cenaze namazında helal etmiyorum ya da haram olsun filan dersen olay senle onun arasından çıkar, huzursuzluk olur. Başkalarını bırak yine sen yıpranırsın annen yıpranır. Boşver derim ama sen bilirsin tabii.
0
muhayyer divan
(29.06.24)
İmam zaten formaliteden soruyor. Cenaze namazında böyle bir şekilde ortalık yerde bagırırsan önce herkes bön bön sana bakar deli mi ne diye. Sonra da imam ortalık yerde seni azarlar dünyaevi sorunlarınızı buraya taşımayın diye. Ardından hiç bir şey olmamış gibi namaz devam eder.
Belki ordan biri videoya çekecek sosyal medyada dalga konusu olacaksın.
Helal etmiyorsan şuan şimdi de etmiyorum etmiyorum de sonra otur bir kenara yak bir sigara.
0
limonlu eksi
(29.06.24)
fıkhi olarak bir kişinin hakkımı helal etmiyorum demesi cenazenin defnedilmesine engel değildir. fakat Peygamber Efendimiz'in cenazede merhumun kimseye borcu var mıydı diye sorduğu ve varsa yakınları borcunu ödedikten sonra ancak cenaze namazını kıldırdığı hadislerde geçiyor.
eğer maddi bir alacağınız yoksa, bahsettiğiniz hak nefsî, ırzî vb bir haksa cenazeye katılmamanız daha uygun olur. yukarıda yazıldığı gibi boş yere gerginlik, husumet yaratmaktan başka işe yaramaz.

Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında ölen bir kimse kötülükleriyle anılmıştı da Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu:

(Ölülerinizi hayırla yâd ediniz.) (Buhârî, Cenaiz: 85; Tirmizî, Cenaiz: 63)
0
mustafakesekci
(29.06.24)
bir şey olmuyor. imam hakkınızı helal ediyor musunuz diyince cemaat üç defa helal olsun diyecek. sonra siz herkesin duyabileceği yüksek sesle "ben helal etmiyorum" diyeceksiniz. helal etmemek de sizin hakkınız. allah sana helal etmeme hakkı vermiş, imam da topluca soruyor. kulun ne haddine gidip hesap sormak, allah'ın kararını eleştirmek?
çolpan ilhan'ın cenazesinde hakkını helal etmeyen bir adam vardı :) youtu.be
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(29.06.24)
teyzemin oglu vefat etti, ben Turkiye'de olsaydim bunu yapacaktim, anne babasini ele gune rezil etmek icin. ama senin durumunda geriye kalan yine sizsiniz, annen falan, bence cenazede boyle birsey yapmak sizin durumunuzda gereksiz olur.
0
durgunfoton
(30.06.24)
(7)

Elenen takımdaki adam kırmızı kart görünce

chicha_v2
Çekya oyuncusu maçtan sonra kırmızı kart gördü biraz önce.E adamlar elendi, para cezası mı alacak ne olacak?
Çekya oyuncusu maçtan sonra kırmızı kart gördü biraz önce.

E adamlar elendi, para cezası mı alacak ne olacak?
0
chicha_v2
(27.06.24)
çekya avrupa şampiyonasından sonra bir daha milli maç yapmayacak mı?
0
abelardo
(27.06.24)
sonraki en az 1 maç oynayamayacak. daha fazla da ceza alabilir.
0
la traviata
(27.06.24)
Bir dahaki bahara :)
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(27.06.24)
turnuvadan sonra kartlar siliniyordur büyük ihtimalle.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(27.06.24)
Uefa veya fifa'nın düzenlediği bir sonraki resmi maçta oynayamaz. Direkt kırmızı kart alınca otomatikman disiplin kuruluna sevk ediliyor, mesela maç sonunda kırmızı çıkan adama ekstra ceza gelebilir.
0
iwasbornonamountainside
(27.06.24)
bu sene içerisinde avrupa uluslar ligi maçları başlayacak. oradaki ilk maçta oynayamaz işte.
0
wilhelmwasmuss
(27.06.24)
Bundan sonra ne olacağı, takımın elenip elenmediği, bir dahaki maçın ne zaman olacağı hakemin konusu değil ki.
Prosedür neyse onu uyguluyor hakem.
0
Mirket
(27.06.24)
(6)

öğretmenlerin proje adı altında yurt dışı gezileri

andlee
bir süredir dikkatimi çekiyor öğretmenlerimiz devlet desteği ile yok erasmus yok proje yok öğrencilerin değişimi gibi tam anlayamadığım bilmediğim bir programla düzenli yurt dışına çıktığını görüyorum. sorduğum bir kaç arkadaş devlet desteği olduğunu belirtti. tam öğrenemedim konuyu. bilen var mıdır
bir süredir dikkatimi çekiyor öğretmenlerimiz devlet desteği ile yok erasmus yok proje yok öğrencilerin değişimi gibi tam anlayamadığım bilmediğim bir programla düzenli yurt dışına çıktığını görüyorum. sorduğum bir kaç arkadaş devlet desteği olduğunu belirtti. tam öğrenemedim konuyu. bilen var mıdır?
0
andlee
(26.06.24)
Evet. Programları kendiniz araştırıp bulmanız gerekiyor. Size gri pasaport ve günlük harçlık veriyorlar. Proje bitiminden sonra tatil için zaman da tanıyorlar.
0
ruhen hastayim ben
(26.06.24)
devlet ne kadar ödenek veriyor bu projelere?
0
🌸andlee
(26.06.24)
Geçen sene birinci dereceden şahit olduğum İtalya konaklama hariç günlük 75€ idi. Projeden projeye değişiyordur muhtemelen.
0
ruhen hastayim ben
(26.06.24)
Ablam İtalya’da gezilmedik yer bırakmadı Arkeoloji ayağına fkfkfd
0
gabe h coud
(27.06.24)
Bunlar AB fonları, Türkiye değil. Erasmus benzeri çoğu. Akademisyenler için farklı tabii.
0
evrim halkasi
(27.06.24)
ab fonları.

mesleki teknik eğitim genel müdürlüğüne bağlı okulların gitme şansı daha fazla oluyor.
0
wilhelmwasmuss
(27.06.24)
(23)

Her işyerinde mutlaka bulunan karakterler

sekizdokuzon
Burada birlikte bir toparlayalım bunları, görünce şaşırmayız. Ben başlıyorum: Borsada sürekli hisse senedi kovalayan erkek.
Burada birlikte bir toparlayalım bunları, görünce şaşırmayız.

Ben başlıyorum: Borsada sürekli hisse senedi kovalayan erkek.
0
sekizdokuzon
(26.06.24)
klima savaşlarına neden olan kadın.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(26.06.24)
Astroloji vb. şeyleri fazla ciddiye alan biri.
0
auroraaurora
(26.06.24)
Alaylı, ulu bilge
0
pavlis
(26.06.24)
Patron yalakası. Onun yerine sen yerin dibine girersin. Onun o davranişlarını, konuşmalarını gördükçe, küçüldükçe küçülürsün en sonunda bir bakmışsın nokta kadar kalmışsın ama o hâlâ aynı şekilde yalakalığına devam ediyor. Başkası adına utanmak çok kötü.
0
rock n roll
(26.06.24)
bütün dedikodulara hakim çaycı-idari personel
sürekli aynı hikayeleri anlatan yaşlı amir
0
Hallegadola
(26.06.24)
Çalışma hayatında bir bilemedin iki kere geç saat mesaiye kaldığı halde sanki uzun bir dönem öyle geçmiş gibi "ohoo biz sabahlara kadar çalışıyorduk burda" diye yerli yersiz sürekli bundan bahseden tip. Çalıştığım 3 yerde de vardı.
0
akhenaten
(26.06.24)
Hiçbir şey bilmeden işte tutunanlar.

Yılın yarısını hasta geçirenler.
0
kimlanbu
(26.06.24)
beyaz yaka silkeleme odaklı ürünleri öve öve bitiremeyen tipler.
0
hops
(26.06.24)
klimayı sürekli açık tutmak isteyenler klimanın hiç açılmamasını savunan iki kişi.
0
liberal
(26.06.24)
şadan abi. her şeyden bahseden adam/kadın.
0
Improbable
(26.06.24)
Libidosu yüksekler
Mutsuz evliliğiyle yüzleşmemek için hibrit çalışma ortamında her gün ofise gelip, mesaiye kalarak haber okuyanlar
Gizli işsizler
0
gabe h coud
(26.06.24)
Birbirini anında bulan dedikodu sevenler. Komik tarafı en çok da birbirlerinin dedikodusunu yapmaları. Arada bana da gelip bir dedikodu bilgisi verir ve benim de onlara başka dedikodu aktarmamı beklerler, benden karşılık bulamayınca dışlarlar sonra.

Bir de şehir/iş değişikliği öncesi hoşlandığı erkeklere açıkça asılan evli kadınlar var.

Güne futbol sohbeti ile başlayıp, ikinci el araba bakarak devam edip, Facebookta okudukları gerçek olmayan bilgileri paylaşarak tamamlayanlar.
0
hasmetizm 2046
(26.06.24)
Ben burdayim demek icin hareketleriyle, sesiyle surekli kendini gosterenler. Yuksek sesle konusur, herkesle bi muhabbeti vardir, her ortami bilir, sirketteki tum giybetlere hakimdir, her seyin en dogrusunu o bilir. Sen neymissin be abi hesabi ama kadin da olabilir bu.

Isi onemsiyormus gorunup aslinda ona buna is cakmaya calisan, surekli ustunden is atarken kendi yaptigi sacma seyleri de bir kilifa uydurmaya calisan, saat 5 oldu mu sivisan, surekli “bana ne yeaa” modunda yasayan tip.
0
mor oje
(26.06.24)
sabahları kahve içmeden ayılamıyorumcular
0
jülsezar
(26.06.24)
şortla gelenlere “oohh tatile mi geldin” diyenler
0
respect
(26.06.24)
Surekli sikayet edip enerji emenler, dilinde birakip gidicem diyenler.
0
Feriyaanim
(26.06.24)
Aslinda bunlardan her ortamda var; cok arkadas canlisi, samimi davranip, kuyunu kazanlar.
durmadan cocugundan, kocasindan bahsedenler.
0
durgunfoton
(26.06.24)
Ağzı ya da teni kokanlar.
0
gabe h coud
(26.06.24)
Arkadaşlarına yıllardır evinden dışarıdan hiç bir şey getirmeyen ikram etmeyen tiplerin, yenilecek bir şey söz konusu olduğunda yiyicilikte ve bedavacılıkta anında ilk sırada olmaları, lokmaları götürmeleri.

Böyleleri ortamda olmadığında ikramlarınızı yapmanız tavsiye edilir.
0
diyecevaplandı
(26.06.24)
her boka muhalefet eden, gevezeliği ile sohbet adı altında cinayete teşebbüs eden ama hiçbir iş yapmayan, başkalarına iş yaptırmaya çalışan fosil, yaşlı çalışan.
0
wilhelmwasmuss
(26.06.24)
geç gelen personele ''bizde yemeğe çıkıyorduk'' diyen biri mutlaka vardır :')
0
since1907
(26.06.24)
Birileri için sürekli para toplayıp altın almak isteyenler ve buraya ait olmadığını düşünen, kendini geri plana atmış zeki mi yoksa asosyal mi olduğu belli olmayan tip.
0
ruhen hastayim ben
(26.06.24)
Boynerden sürekli kargo bekleyen kadın.
0
🌸sekizdokuzon
(26.06.24)
(2)

açık öğretim kitap arşivleri

webbrowser
selamlar, geçenlerde paylaşılmıştı ama kaybettim tüm açık öğretimin kitap arşivleri mevcuttu rica etsem paylaşabilir misiniz?
selamlar, geçenlerde paylaşılmıştı ama kaybettim tüm açık öğretimin kitap arşivleri mevcuttu rica etsem paylaşabilir misiniz?
0
webbrowser
(24.06.24)
wilhelmwasmuss
(24.06.24)
ddp.anadolu.edu.tr
burası daha detaylı
0
renegade
(24.06.24)
(8)

X vizesini alınca Y vizesi alamazsınız

optimistbakunin
Selam, boyle bir sey sanirim kıbrisa pasaportla gidilirde yunanistana gidilmiyor mu ne deniyordu. Simdi pasaport cikartmadan emin olmak istedim boyle bir sey nereler icin var. Iste ne biliyim rusya vizesi varsa abd gidilmez gibi bir seyler falan var m
Selam, boyle bir sey sanirim kıbrisa pasaportla gidilirde yunanistana gidilmiyor mu ne deniyordu. Simdi pasaport cikartmadan emin olmak istedim boyle bir sey nereler icin var. Iste ne biliyim rusya vizesi varsa abd gidilmez gibi bir seyler falan var m
0
optimistbakunin
(23.06.24)
Pasaportta KKTC damgası varsa Yunanistan almıyor, o yüzden KKTC'ye kimlikle giriyor herkes, pasaportu karıştırmıyor. (Sakız adası için bizim taraftaki pasaport kontrolünde "Kıbrıs yok di mi?" diye sorup özellikle baktı polis.) Yunanistan aynı şekilde Makedonya damgası varsa da almıyor diye bir şey de diyorlar ama bu kesin bilgi değil, "yok öyle bi şey" diyen de var.
0
kobuzchu kiz
(23.06.24)
iran-israil
0
abelardo
(23.06.24)
En sağlıklı bilgiyi dış işlerinden alırsın gerisi kulaktan duyma uydurma bilgiler.


Örneğin 2010’da böyle bi duyuru atılmış hala geçerli mi arayıp sorabilirsiniz. Onun haricinde her ülkenin seyahat bilgileri sayfasında yazar. Mesela KKTC damgasıyla Yunan’a gidilemeyeceğini yazmışlar

Pasaportlarında İsrail vizesi veya İsrail’e giriş-çıkış damgalarıyla seyahat eden yabancıların İran, Kuveyt, Libya, Lübnan, Suriye, Sudan, Suudi Arabistan ve Yemen’e girmelerine izin verilmemektedir.

www.mfa.gov.tr
0
Mcfly
(23.06.24)
Lubnan Israil var karsilikli, Lubnan damga basmiyor bu nedenle.

Iran-Abd hurafe.
0
kassiopeia
(23.06.24)
azerbaycan - ermenistan

ayrıca şu makedonya olayında ben sorun yaşamadım. pasapotumda hem yunanistan hem kuzey makedonya damgası falan var. belki ülkenin ismi kuzey makedonya olmadan önce olan bir durum olabilir bilemiyorum.
0
wilhelmwasmuss
(23.06.24)
kosova sonrasi sirbistan da almiyor diye biliyorum
0
in vino veritas
(23.06.24)
bu arada rusya-amerika'da ben sorun yasamadim gerci ben vizesiz zamaninda girdim rusya'ya ama giris cikis vardi yani.
0
in vino veritas
(23.06.24)
@kopuzchukız benim pasaportumda geçen ramazan bayramımdan Makedonya damgası var, sonrasında defalarca Yunanistan'a giriş çıkış yaptım günübirlik vs. Sıkıntı olmuyor, olmadı.
Kesin bilgi
0
kirmizipilotkalem
(24.06.24)
(45)

arkadaşımın evimden zeytinyağı çalması

la lykia
eski bir arkadaşım kahvaltıya gelmişti.evde zeytinyağının içinde duran iki küçük bidon milas yağlı zeytinı var, ondan çıkarmıştım. çıkarırken de anlatmıştım, "işte bu zeytin böyle yağın içinde duruyor, yağda durmazsa hemen küfleniyor, coğrafi işaret aldı daha yakınlarda" vs. diye. o gün kahvaltı yap
eski bir arkadaşım kahvaltıya gelmişti.

evde zeytinyağının içinde duran iki küçük bidon milas yağlı zeytinı var, ondan çıkarmıştım. çıkarırken de anlatmıştım, "işte bu zeytin böyle yağın içinde duruyor, yağda durmazsa hemen küfleniyor, coğrafi işaret aldı daha yakınlarda" vs. diye. o gün kahvaltı yapıldı, dağıldık.

ben bir süre sonra bir baktım o zeytinin içinde durduğu yağ yok olmuş, haliyle zeytin de küflenmiş.

eve de başka kimse gelmemişti. duruma hiçbir anlam veremedim. acaba ben tuvalete gittiğim bir ara arkadaşım biraz daha çıkarmak istedi de yağı mı döküldü, belki elinden kaydı, olur ya insanlık hali. ama öyle bir şey olduysa bana niye söylemedi? belki unutmuştur ya da utanmıştır dedim.

arkadaşıma nazikçe sordum: "bizim o gün çıkardığımız zeytinin yağı mı döküldü o gün? zeytinler yağsız kalmış küflenmiş" dedim. haa evet ya galiba döküldü biraz dedi o kadar.

çok tuhaf buldum tavrını. zeytin de o bölgeye giden birinin getirdiği zeytin, markette falan satılmıyor, üzüldüm haliyle, koca bidon zeytin çöpe gitti. ama yine de zeytinde değilim, tavır ve rahatlığı tuhaf geldi ama neyse dedim üzerinde durmadım.

aynı arkadaşım başka bir gün akşam oturmasına geldi. tuvalete gitmiştim. döndüğümde mutfaktaydı, ben de mutfağa yöneldim, bir şey lazım mı dedim. yok peçete alacaktım dedi, önümü kesti, yani mutfağa girmemem için. bir şey istiyorsan ben vereyim dedi. ben yine bir şaşırdım, ne alaka benim evimde, sen bir şey istiyorsan ben vereyim asıl diye düşündüm ama bir şey demedim. yok su alacaktım ben de dedim, girdim mutfağa.

mutfağa girdiğimde gördüğüm manzara: evinden iki tane cam kavanoz getirmiş, bizim diğer ikinci bidondaki zeytinin yağını onlara aktarmış.

ne yapıyorsun dedim? ya işte bu yağ fazla gelmiş zeytine, aktarayım dedim falan diye saçmaladı. dedim ne alaka, o zeytinler yağın içinde duruyor, diğeri zaten küflendi, anlattım sana. sen ne yapıyorsun bana bir anlatır mısın dedim.

bu sefer itiraf etti, işte benim yağım bitmişti, bu yağ da bu zeytine fazla gelmiş diye düşündüm, bir şey olmaz nasıl olsa diye birazını alayım dedim dedi.

diğer zeytinin yağını da mı almıştın dedim, çok az almıştım dedi.

o kadar afalladım ki, ne diyeceğimi, ne tepki vereceğimi bilemedim. yemin ederim zeytininde, yağında değilim tabii ki, ama evime giren çıkan insan, bu düpedüz hırsızlık değil midir? kendimi salak gibi hissettim.

siz olsaydınız ne yapardınız, nasıl tepki verirdiniz? arkadaşlığınızı bitirir miydiniz, konuşur muydunuz?

*** ekleme 1 ***

ön yargı olmasın diye yazmamıştım başta:

bu kişi çok eski bir çocukluk arkadaşım. aynı mahallede büyüdük, ailesini tanırım. ben tahmin ediyordum ama arkadaşım yakın zamanda itiraf etti; babası ve baba tarafı çok sorunlu tipler maalesef. evde psikolojik, ekonomik, fiziksel şiddetle büyümüş.

kendisinin de kişilik bozukluğu ve/veya psikolojik sorunları olduğuna ve son zamanlarda daha da belirgin hale geldiğine inanıyorum.

işsiz ve aylardır iş bile aramıyor ve her gün düzenli alkol alıyor.

ben biraz manevi destek olmak istemiştim kendisine. aylardır iş aramasına yardımcı oldum, derdini anlamaya çalıştım, konuştum vs vs.

benden zeytin ve yağ istese veya para istese verecek biri olduğumu da, sırt çevirmeyeceğimi, bunun da asla lafını yapacak biri olmadığımı çok iyi biliyor ama bence asıl derdi "istememek" idi çünkü isteseydi kendini ezik hissedecekti muhtemelen.

zeytini anlatma nedenim ise; böyle şeylere çok meraklı ve ilgili olmasıydı. kahvaltıda sofraya çıkarırken bu nasıl zeytin böyle diye sordu. zira dediğim gibi markette olan bir zeytin değil. ben de anlattım.

yağ miktarı: 2 tane 5 litrelik cam kavanozdu. yarısında zeytin vardı. sanırım her iki seferde de 2 litreye yakın yağ yapıyor. bu arada yazmayı unutmuşum. ilkinde de yağ almış, dökülmemiş. benim evden bulduğu boş bir pet şişeye almış.

*** ekleme 2 ***

olay günü yani evden henüz gitmemişken biraz sert bir tepki verdim ve konuştum. bu yaptığın çok yanlış, başkasının evinde yapsan adın direkt hırsıza çıkar, niye benden istemedin vs. gibi bir konuşma. o da evet, çok haklısın, salaklık bu yaptığım, ben de çok üzüldüm seni üzdüğüme falan dedi.

ama ben olay günü ciddi şok yaşadım. hani insanlar bazen der ya, olay anında bağıramadım diye. o kilitlenme hissi nasıl bir şeymiş direkt yaşadım. insan birkaç dakika içinde aa 20 yıldır tanıdığım insan hırsızmış diyemiyor. gerçek anlamda afalladım.

olayın üzerinden birkaç hafta geçti şu anda. olaydan 1 hafta sonra ben bir mesaj attım. kendisini iyi görmediğimi, arkadaşı olarak destek olmaya çalıştığımı ama benim de yapabileceklerimin sınırlı olduğunu, düzenli ve az olmayan miktarda alkol alımının uzun vadede illaki ciddi sorunlara yol açacağını, en kısa sürede profesyonel destek alması gerektiğini nazikçe yazdım.

tamam konuşalım falan dedi ama o zamandan beri ben uzak duruyorum, o da bir tuhaf davranıyor. tersliyor, sonra şaka yaptım diyor. ben de biraz kaçtım açıkçası. zaten hakikaten işlerim de çok yoğundu ama biraz da bahane edip görüşmedim. eve zaten davet edemem artık.

bu arada ben psikoloji mezunuyum ama klinik uzmanlığım yok, terapi eğitimi de almadım. onun için tam bir yorum yapabilecek ya da tanı koyabilecek durumda değilim ama aklıma gelen şeyler var tabii.

son zamanlarda tam olarak şöyle bir tablo çiziyor: sürekli bir haklılık hali var. eleştiriye karşı çok hassas. her şeyi biliyor, herkesten farklı, herkesten zeki, kimse onu anlamıyor. evden çıkmıyor, kimseyle görüşmüyor ve sıkı alkol alıyor. işsiz ve iş aramıyor. şimdiye kadar yaptığı birikim ile geçiniyor. (erkek, yaş 38)

yani baya bitik bir halde aslında. biz de pandemide çok görüşmemiştik. sonra birkaç şey oldu, ben iş aramasına yardımcı oldum, bulduk da iş ama oradan da 2 günde gönderdiler. hatta patron demiş ki, sen çok tuhaf bir tipsin, adını koyamıyorum ama sana güvenemedim, birlikte çalışamayız. belki orada da birşey yaptı bilemiyorum.

benim de bundan sonra görüşmeye niyetim yok zaten.

çocukluk arkadaşımdı, eskiden böyle biri değildi. bir şeyler yapmaya çalıştım, sırtımı çevirmek istemedim bu haldeyken ama çoğu kişinin dediği gibi kimsenin doktoru değiliz, yapabileceklerimiz sınırlı.

yani öyleyken böyle...
0
la lykia
(14.06.24)
Zeytinyağı çalan arkadaş mı olur yahu? O an evinizden ve hayatınızdan kovmanız gerekir o kişiyi. Kovdunuz değil mi?
0
pispinti
(14.06.24)
Bunun adı hırsızlık.
O kişiyi evinize de almayın, yakınınıza da almayın. İletişiminizi kesin.

Basit bir zeytinyağı kaybetmek değil insanı sürekli tedirgin edecek bir şey. Kendi evinde böyle bir olay olunca insan kendini savunmasız ve çaresiz hisseder.

Ben olsaydım "Bence bu hırsızlık ve asla kabul edebileceğim bir şey değil. Seninle arkadaşlığımı sonlandırıyorum." derdim. Siz de öyle deyin hatta umarım o anda söylemişsinizdir bunu.
0
michael_knight
(14.06.24)
Ohaa cok urkutucu bence ya, gercekten insan ne tepki verecegini bilemez. Ciddilesip hadi ordan siee deseydiniz iyi olurdu, direkt arkadasligi bitiririm tabii ki konusmak ne demek.
0
Feriyaanim
(14.06.24)
evime davet etmem. özellikle görüşmem. karşılaşırsam selam selam. çok çok yakın arkadaşlarıma da anlatırım.
0
elorelia
(14.06.24)
hocam zeytinin yağını çalan kişi kesin başka şeyler de çalmıştır. bu şahsın size gelmesi sonrası kaybolan eşyalarınız oldu mu bir onu düşün bence.

her halükarda da şahsı hayatınızdan çıkarın, kabul edilebilecek bir davranış değil bu zira. ayrıca "bir anlık şeytana uydum" gibi bir durum da yok, hazırlık yapıp evden şişe getirmiş diyorsunuz. böyle birine zerre güven olmaz bence.
0
shadowfollower
(14.06.24)
elorelia +1
0
jülsezar
(14.06.24)
Arkadaşınız olduğu için belki daha geniş perspektiften bakamıyorsunuz ama insan sadece zeytinyağı çalmaz. Sizden istemek yerine gizli kapaklı çalmayı tercih etmiş. Huydur bu. Görüşür müsünüz bilmem ama evinize sokmayın okurken rahatsız oldum.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(14.06.24)
çok kötü ya, o kişiyi bir daha evine sokmamanı ve hatta iletişimi tamamen koparmanı gerektirecek bir durum bence bu. resmen hırsızlık.
0
hrskrs
(14.06.24)
Hırsızlık.
Hayatımdan çıkarırım. Böyle bir insana nasıl guveneceksiniz? Ya başka şeyler de çalarsa?
"Ya param bitmişti sende fazla varmış"
0
logisticsmanager
(14.06.24)
herkesin aksine yorum yapacağım. herkes dışarıdan bir insan olarak kesin ve net kıssas istemiş, ama arkadaş var arkadaş var. bazen bazı insanlara karşı o kadar radikal olamıyorsunuz. benim de evime gelen arkadaşlar oluyor. şeytana uymuştur, salaklığına denk gelmiştir, idrak edememiştir vs...o yüzden herkese ikinci bir şans veririm. tabi bu karşıdakinin ne kadar üzüldüğü, sıkıldığı, pişman olduğu ile paralel. eğer bu dediklerim varsa ikinci bir şans veririm. eğer iflah olmaz, rahat biriyse her zaman yapıyor ve yapar demektir. direkt yol verirdim. hatta etrafımdakilere de rezil ederdim herkes dikkat etsin diye.
0
buenosdias
(14.06.24)
ya hırsızlık deyip kriminal tarafına yüklenmeden bu bence direkt mallık. istiyorsan söyle ya zeytinyağı çalmak ne sjkdhfsd ben olsam hırsız da hırsız diye anlatmam da böyle tuhaf hasta değişik biri olduğunu anlatabilirim belki yakın arkadaş çevreme, o da daha çok gülmek için jhgd ve kendisiyle de tabii sohbeti keserim. başka şeyleri almış mı bi kontrol bence de manyak belli ki.

edit: ön yargı dediğiniz şey arkadaşı tamam normal değil ama biraz anlaşılır kılıyor. cidden hastaymış adam.. grimavi ve paintovaa hak verdim, bu hikaye karşılıklı acayiplik olmadan zor.
0
nic cage
(14.06.24)
ovdugun birsey oldugu icin, bana hirsizliktan daha cok sana gicigi var da zarar mi vermek istedi diye dusundum.
0
durgunfoton
(14.06.24)
nic cage +1
Bize göre tabii ki hırsızlık da, benim evime giren çıkan bir arkadaşım bunu yapsa mal mısın aq diye ensesine vurur dalga geçerim. Sonra da neden böyle bir mallık yaptığını anlatması için sıkıştırırım.

Tuhaf bi davranış kesinlikle, hırsızlık gözüyle bakmayabilirim ben de yakın bir arkadaşım bunu yapsa.
Biraz köylü kurnazı, sinsice bir hareket; bu huylarla uyuşan genel bir tavrı varsa bu insanın dikkat etmek gerekebilir.
0
Bruce
(14.06.24)
bu suçtan ceza evinde yatanlar var. aydın bölgesinde yaşıyorum, zeytinyağ hırsızlığı çok yaygın burda.
0
mikahakkinen
(14.06.24)
korkunç ya, bir de böyle bir insanı evime almış olma fikri içimi ürpertir dururdu.

planlamış bi de, evden cam şişe getirmeler falan. daha fazla vakit geçirse, başka şeyleri gözüne kestirse küçük küçük soyacaktı demek ki. asla görüşmem, yakınımdan bile geçirmem.
0
ofelia
(14.06.24)
evinden direkt kov bu hırsızı.
bu yarın senin evinden paranı, pulunu her şeyini çalar.
yuh ya ben tutar küfür ederek kovardım evden.
ayrıca herkese hırsız olduğunu söyle durumu anlat.
başkasının evinden ufak çaplı neler çalmıştır bu aklın durur.
bak konu çok önemli herkese söylemezsen vebali senin boynuna.
0
OgutucuRecep
(14.06.24)
hırsızlık bu. arkadaşın hırsız, kleptomanyak veya düpedüz mal. böyle birisi oldugunu bu zamana kadar nasıl anlayamadın hayret. evine nasıl alıyorsun böyle birisini, evinden başka şeyler de almıştır bu. almadıysa da alır yani, güvenemezsin ki.

yapacağım şey, bir daha asla evime, arabama almamak. yakınlarıma anlatmak. mümkün oldugunca az muhatap olmak.
0
abelardo
(14.06.24)
Evime gelecek kadar yakın arkadaşım beğense ve istese gerekirse tamamını veririm o yağın ama benden çalınca ı ıh. Kavanozdaki yağı geri boşaltıp yollarım kapıdan.
0
nawar
(14.06.24)
Ben hırsızlıktan fazlasını gördüm bu olaylarda. Şöyle ki ilk bidondaki zeytinyağını zeytinler küflensin diye lavaboya dökmüştür. Sizin açıklama yaptığınız gün yapmışsa yanında zeytinyağını koyacak kap vs yoktur çünkü. İkincisinde de yine zeytinler bozulsun amacı var ama zeytinyağı da boşa gitmesin istemiş. Arkadaşınızın amacı hırsızlık değil kötülük yani. Belki sizi kıskandığından da yapıyor olabilir
0
gnosis
(14.06.24)
ikiniz de acayipsiniz. zeytinyağını almışsa ve sana söylememişse salaklık yapmış. muhabbeti azaltırsın en kötü ihtimal. bu kadar büyütmelik bir şey göremiyorum
0
paintov
(14.06.24)
Koşarak uzaklaş ondan.
onu tanıyan arkadaşlarınıza da söyleyin :
- eve geldiğinde yağlarınızı bodruma saklayın.. diye.

@paintov ,
bu tür hırsızlıklar başka hırsızlıklara gebedir.
0
diyecevaplandı
(14.06.24)
Yalnız hocam senin arkadaşına zeytinyağı şovu yapman da gereksiz olmuş, ona da bir hediye boyu alırsın o zaman bilgi verirsin anlarım da

ikiniz de tuhafsınız+1
0
grimavi
(14.06.24)
ya bırak gitsin
insanlar kendini kurtarmak istemiyorsa sen niye fazlasını yapıp kurtarmaya çalışasın ki
0
OgutucuRecep
(14.06.24)
Herkes gerekeni söylemiş zaten ben de ne kadar bir yağ onu merak ettim? 1 litre filan mıydı yoksa daha mı fazla?
0
yenibirgüzelnick
(14.06.24)
bence de hirsizligin disinda birde cekememezlik gibi bir seyde olabilir gibi gorunuyor. korkunc bir durum gercekten, ozel alanin ihlali
0
foster
(14.06.24)
Arkadaşınızın psikolojik rahatsızlığı olduğunu düşünüyorum (kleptomani) kendisi ile konuşup tedavi olması için ikna edin. Böyle bir durumda nasıl tepki verirdim bilemedim ama soğuk kanlı ve mesafeli olmakta fayda var.
0
doharkoman
(14.06.24)
enteresan valla. son ana kadar hep "kesin bidon delinmistir akmistir, insan arkadasinin evinden zeytinyagi mi calar ne kadar sacma" diyodum. maddi durumu falan mi kotu? ekmek falan da degil ki, zeytinyagi. kleptomani olabilir mi? veya istahina duskun birisi de kaliteli zeytin yagina mi karsi koyamadi?

yani arkadasligimi bitirmem ben muhtemelen, ama baya bozulurum ve arayi da acarim diye dusunuyorum. ama grupla arkadaslik durumu varsa gorusmemezlik etmem yani sahsen. borc alip geri odemeyen arkadaslarima da ayni tarifeyi uyguluyorum, biraz saf olabilirim ben.
0
icim urperiyor
(14.06.24)
"bir şey istiyorsan ben vereyim"
ve
"iki tane cam kavanoz getirmiş"

kısımlarına koptum yalnız.

bu kısa hayatta, kimseyi düzeltmekle falan uğraşmayın. bazı şeyleri tamamen kesmeli insan.
0
la traviata
(14.06.24)
Ben de arayı açardım, bir daha da asla evime almazdım. Ne saçma bir durumdur bu valla dönüp dönüp tekrar okudum duyuruyu.
0
peki madem
(14.06.24)
Olayı normalleştiren ve ''nolcak yeaa'' diyenlere bir anlam veremedim. Bu bildiğin hırsızlık. Hadi amacı hırsızlık değilse bile kasıtlı bir şekilde zarar vermek e bu da hırsızlık kadar kötü bir şey.

insan arkadaşının malına vs. bile isteye neden zarar vermek istesin. İstiyorsa da arkadaş değil düşman denir ona.

Ben olsam arayı açardım ha açmasam bile evime almazdım bir daha.

Hadi ilkinde oldu neyse unutalım desek bile bunu bir daha yapıyorsa bunun devamı da gelir çünkü.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(14.06.24)
Soruyor musun bir de olduğu çıkart gitsin. Mesele zeytinyağı değil düpedüz planlı soyguna gelmiş
0
birmilyonunvarmi
(14.06.24)
Sizi nasıl "ilginç" bulmuş bazı yanıtlayanlar hiç anlamadım.

Bu mevzubahis arkadaşı yaptığı hiçbir şeyin sorumluluğunu almayan, şuursuzca yaşayan, aman nolcak ya diye her senaryoda eğer mümkünse mevzuyu kendine doğru yontan tiplere benzettim ben.

Hayatta tutmak için bi sebep yok, varlığı zarar çıkarın gitsin elbette.
0
hedep
(14.06.24)
ananiyimioguz
(14.06.24)
son zamanlarda okuduğum en garip şeylerden. manyak mı yanında kavanoz taşıyor bir de? zeytinyağı yani bu?? direkt arkadaşlığımı bitiririm ben, bu tiplerin yanında korkuyorum. çevreme de anlatırım tabii.
0
deartheodosia
(14.06.24)
Arkadaşlık bitirilir, sorarsa da içinde olulan her türlü sözü yüzüne boca edersin, her yerden de engellersin. Bu kadar.

Eski bir arkadaş olup senden bir miktar yağ isteyemeyecek kadar seni tanımayan, buna karşılık yaşab söyleyerek yağını çalmaya yeltenecek kadar cüretkâr ve girişken(!!!) olan insan düpedüz hırsızdır kıskançtır hazımsızdır. Üzgünüm, kötü biri o. Acilen hayatından çıkar derim.
0
muhayyer divan
(14.06.24)
Yaşab = yalan
0
muhayyer divan
(14.06.24)
Aradaki açıklamanı şimdi okudum, şahıs işsizmiş, "artık" iş bile aramıyor ise ciddi çıkmaza girmiş ve kafası bulanmış olabilir, hele ki erkekse veya eline bakanlar varsa iyice sıyırmaya yaklaşmış olabilir.

Evet meraklıymış ilgiliymiş ama o ilgisi merakı çok yüksek ihtimalle bundan para kazanılır mı bakış açısından kaynaklı. Yoksa övdüğün şeyin sendeki mevcudiyeti onu kudurtmuş olabilir. Bazı insan gerçekten kıskanç olur, hazımsız olur, hazmedemediği şeyler karşısındakinde de olmasın ister. Öyle biri mi bilmiyorum ama aç kedilerin önünde et yemek gibi olmuş seninki. Keşke yapmasaydın. İnşallah bir daha yapma.
0
muhayyer divan
(14.06.24)
arkadaşının çok ciddi sorunları var. sadece hırsızlık değil akli bir sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. her durumda uzak durmakta eve sokmamakta fayda var.
0
orpheus
(14.06.24)
İletişimi keserdim. Eve kavanozla gelmiş, plan yapmış, kleptoman olduğunu sanmıyorum. Ya art niyetli ya da başka psikolojik sorunları var. Her türlü uzak duymak isterim. Ha param çoktur, psikiyatr ücretine yardım ister, onu öderim, o kadar.
0
asteriks
(14.06.24)
arkadasin balatayi siyirmis..
0
cooperr
(14.06.24)
bence ellerini aç ve tanrıya evden başka birşeyde çalmamıştır inşallah diye dua et.
0
Zetnikov
(14.06.24)
çok çok çok uzun zamandır ne ben bence ne de duyuru böyle bir olaya denk gelmemişti. Bunu yapabilecek "cesaret" içinde olan insan bence sizden isteyebilirdi de. İstemekten utanacak olsa çalmaktan, almaktan daha çok utanmalıydı. Nereden tutsan elinde kalan saçma sapan bir olay. Sırf böyle anlarda yok olmak istiyorum ben. devamını nasıl kotardınız çok merak ettim.
0
sparkle kiddle
(14.06.24)
birine bunun şovunu yapmış kendi yağı gibi sonra o kişi istemiş olabilir mi xd her ne sebeple olursa olsun hırsızlık kötü ve devamı gelir
0
ala09
(14.06.24)
bugün bir entry gördüm, çok hoşuma gitmişti favorilemiştim.

insanlığın sonu hümanizm yüzünden olacak şeklinde bir entry.

hırsız hırsızdır, ailesinden psikolojik şiddet görmesi filan geçin bunları. normalde evinize giren hırsızla arkadaşlık kurmuyorsanız, bu şahısla da olmamalısınız. ayrıca bu rezaletten sonra, mesaj atmanız filan, işte insanlığın sonunu getirecek hümanizmden anladığım mikro örneklerden.
0
wilhelmwasmuss
(15.06.24)
Tabii ki bundan sonra görüşmek olmaz, çevremizdeki kişilere onlar özellikle istemediği sürece yardım etmek maalesef imkansıza yakın, incindiğinizle kalırsınız.

İşsiz olması, zamanla kendini en haklı görmesi, kimsenin onu anlamaması patternleri bir tanıdığımda da vardı. 45 yaşında olmalı şu an hala işi yok ve hiç düzelmedi, biz de görüşmeyi kestik. Umarım destek alır ama kendini her durumda en haklı gören birinin destek almaya gitmesi mümkün olamıyor herhalde.
0
montreal
(15.06.24)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.