Giriş
(3)

Premiere Pro aşırı kasıyor.

pianeta
8GB M1 Macbook Air kullanıyorum.Son günlerde Premiere inanılmaz kasıyor. Edit yaparken ara render alana kadar canı çıkıyor makinenin.Media Cache kısmını temizlettim. Premiere’e ayrılmış RAM’i maksimuma getirdim. Edit yaparken önizleme ekranını 1/8’e düşürdüm ama hiçbiri etki etmiyor.Şimdi 8GB RAM ta
8GB M1 Macbook Air kullanıyorum.
Son günlerde Premiere inanılmaz kasıyor. Edit yaparken ara render alana kadar canı çıkıyor makinenin.
Media Cache kısmını temizlettim. Premiere’e ayrılmış RAM’i maksimuma getirdim. Edit yaparken önizleme ekranını 1/8’e düşürdüm ama hiçbiri etki etmiyor.
Şimdi 8GB RAM tabi ki kasar diyeceksiniz ama birincisi normalde bu kadar kasmıyordu. İkincisi dev film kurgusu yapmıyorum. Toplasan 10ar saniyelik 2-3 video atıp bunların üstüne efekt eklemeye çalışıyorum.
Arka planda da herhangi bir uygulama çalışmıyor. Sadece Premiere açık.

Var mı bu programı rahatlatmanın ve daha rahat çalıştırmanın başka bir yolu ya da ipucu?
0
pianeta
(03.04.24)
Kullandığınız videoların codec'leri de önemli.
Ne kadar sıkıştırılmış bir codec kullanırsanız o kadar zorlanır.
0
michael_knight
(03.04.24)
update ettiysen bir ihtimal son versiyonda s.çmış olma ihtimalleri var. Bir önceki versiyonu dene derim. Reddit'te i9 işlemcili bilgisayarı kasan da duydum çünkü bi gariplik var. Ben genelde hemen (ve bir proje üzerinde çalışırken) update etmem.

Ham dosyalarını prores veya h264 bile yapsan rahatlaması lazım. H265 ile çalışma (gerçi m1 air bile onu havada karada işliyor ama kısa çözüm bu olabilir)

üzerine eklediğin şey harici bir plugin vs. ise, onun sıkıntısı da olabilir. Örneğin essential graphics'e eklediğin bi animasyon vs. programı patlatıyor olabilir. Daha önce yaşadım.
0
nhk ni youkosu
(03.04.24)
Yukaridakilere ek olarak, macos guncellemesi geldiyse onu da yapin.
0
brkylmz
(03.04.24)
(9)

yurtdışı acenta üzerinden türkiye'de tatil rez. etmek hk

avatar is back
bilindik iyi otel zincirlerinden biri üzerinden 1 haftalık antalyadaki bir otelin tl karşılığı 33k, aynı oteli tr üzerinden kendim yapmaya çalışınca 60-70k istiyor 7 gece için. ben yurtdışı site üzerinden satın alıp bilgilerimi girip ödemeyi yapmak istiyorum ama bunlar girişte hayırdır birader sen y
bilindik iyi otel zincirlerinden biri üzerinden 1 haftalık antalyadaki bir otelin tl karşılığı 33k, aynı oteli tr üzerinden kendim yapmaya çalışınca 60-70k istiyor 7 gece için. ben yurtdışı site üzerinden satın alıp bilgilerimi girip ödemeyi yapmak istiyorum ama bunlar girişte hayırdır birader sen yabancı değil, no türko falan demesinler? ya da en kötü odayı verirler falan elimde bavulla milletle kavga etmeyi asla istemem.

daha önce yapan eden var mı? tecrübelerinize ihtiyacım var.
0
avatar is back
(03.04.24)
Bizzat denemedim ama okuduklarima gore; giriste o ulkenin pasaportu ve gidis donus ucak bileti soruyorlarmis.

Donanimhaberde bi kac kisiden de aradaki farki istemisler, aksi takdirde iptal edicez falan demisler
0
brkylmz
(03.04.24)
bunun sebebi nedir peki? ben niye adamların 2 katı ödemek zorundayım? döviz getiriyorlar diye teşvikleniyorlar mı nedir? turistler bizim kadar harcama yapan tipler de değil. neden yahu
0
🌸avatar is back
(03.04.24)
Pasaport istiyorlar +1
Sebebi farklı ülkelere farklı fiyatlarda satış yapıyor olmaları. Bir de o yabancı ülkede satış hakkı verdikleri acentelere bu yerleri daha önceden toplu şekilde ucuza satıyorlar.

Almanya'daki adamın gidebileceği 20 tane Antalya var, daha ucuz olup o adamı kapmaya çalışıyorlar.
Türkiye'deki adamın gidebileceği 1 tane Antalya var, mecburen gelecek.
0
michael_knight
(03.04.24)
son sorunuza istinaden, benim bildigim kadariyla bunun nedeni o dediginiz fiyatlara ya da altina cok onceden yurt disindaki tur sirketlerine satiliyor odalar, ya da rezerve ediliyor, toplu satis gibi yani, bu nedenle saniyorum. emin degilim. ayrica, oturum izni vs. istediklerini okudum ben de.
0
kassiopeia
(03.04.24)
Acenta satarken gelis gidis ucak bileti, havaalani transfer falan da satiyordur. Onlari da almak zorundasindir yaninda. Booking tarzi bir site mi bu yalnizca otel konaklama satan?
0
freedonia
(03.04.24)
daha önce de tartışılan konuya geliyor o zaman. koca turizm ülkesinde yok mu önceden ucuza bunları alacak turizm şirketi vs? onlar niye ucuza satamıyor?

@freedonia, evet ister flight + hotel ister sadece hotel hizmeti var.
0
🌸avatar is back
(03.04.24)
oteller çalıştıkları acentelerin marketlerine göre fiyat verirler ve önceden ödeme alırlar.

örneğin yaz ayları için odanın geceliğini x miktar euro üzerinden kasım-aralık ayından satarlar ve parasını peşin alırlar. devamında elinde kalan odalar için güncel fiyatları ve ekonomik şartları değerlendirerek yeniden bir fiyatlandırma yaparlar ve satışa başlarlar.

marketlere göre fiyatların verilmesinin sebebi oteldeki misafir popülasyonunun devamının sağlanmasıdır. amerikan ve rus misafirler uzun tatillerde beraber konaklamayı pek sevmezler ve muhakkak bazı problemler çıkar. ayrıca gurbetçi olarak lanse edilen misafirleri de çoğu otel artık konaklatmak istemez çünkü her zaman astarı yüzünden daha pahalıya gelir. böyle sebepler birikir ve otelciler de kendilerine en az problem çıkaran, her şeyiyle hitap edebildikleri ve daha memnun edebildikleri misafirleri konaklatmak isterler.

bütün bu sebepler birleşince iletişime geçtiğiniz bir otel size hitap etmiyorsa ve doğrudan yüzünüze gelmeyin diyemeceği için fiyat vb sebeplerle rezervasyon almak istemezler. acentelere de belirli marketlerde uygulanması şartı ile indirim vererek belirli bir kitleyi tutmak isterler.

lütfen bunu ayrımcılık, kayırmacılık gibi düşünmeyin. rus misafirlerin alanya, ingilizlerin kuşadası-marmaris, bizim gençlerimizin kabak koyu ve çıralı bölgeleri gibi tercihleri nasıl varsa otel olarak da böyle gruplaşmalar, tercihler ortaya çıkabiliyor.

otelcilik özellikle son yıllarda daha çok tercih edilmeye başladığı için bu farklılıkları maalesef yeni keşfediyoruz. örneğin bir şehir otelinde bu bahsettiklerim tamamen geçersizdir. ayrıca +500 yataklı otellerde de fazla dikkat edilmez. ama ara sınıfta kalan ve niş hizmet vermeye çalışan oteller misafirlerini korumak için dikkat etmek zorunda kalıyorlar.
0
bravoteam
(03.04.24)
ben bunun illa acente ile ilgili olmadığını kendime kanıtladım. Şöyle ki hiç aracı kurum olmadan, otelin websayfasına İngiltere'den girince 1500 pound çıkıyorsa Türkiye'den girince aynı tarih aynı oda 2000 pound karşılığı TL çıkıyor. İkisinde de uçak vs. yok dümdüz otel rezervasyonu, kendi sitesi.

Pasaport istemeleri ilginç yalnız, ben mesela İngiltere'deyim şu an, oturma iznim/kartım var onu gösterebilirim onlara ne. Hadi acentelerin önden odaları kapatmasını anlayabiliyorum ama kendi websitelerinde bile böyle fark olması çok acayip.

ve şu da garip, ben gerçekten İngiltere'den gelsem İngiliz vatandaşı değilim diye kabul etmeyip 500 pound daha vereceksin mi diyecek :D Ben siteden bakınca düşük fiyatı görüyorum çünkü. Araştırmasam Türkiye'de yükseğe satıldığını görmem bile.
0
nhk ni youkosu
(03.04.24)
@nhk ni youkosu büyük otellerden bahsediyorsanız web sitelerindeki rezervasyon motoru olsun, çağrı merkezi olsun, sosyal medya hesapları olsun, bir yerden sonra en çok çalıştıkları acenteye, tur operatörüne devredilir. bundaki amaç da reklam giderlerini azaltmak, çağrı merkezi ve rezervasyon personelinden kurtulmak (özellikle de gece saat 04:25'te sosyal medyadan sadece fiyat? yazıp gönderen ve anında cevap alamadığı için otelin google yorumlarına, tripadvisor sayfasına, şikayetvar sitesine ve daha bir çok yere yazan işsiz ev hanımları ve gece aylaklarından kurtulmak da giriyor.)

uzun lafın kısası misafir portföyü belli olan ve ortalama %75 doluluğu yakalayan oteller bir süre sonra ilk zamanlardaki heyecanlarını kaybediyorlar. zaten kalan %25lik kısım patronlar, ticari ilişkileri olan firmalar, hatırlı kimseler tarafından dolduruluyor.
0
bravoteam
(04.04.24)
(15)

Neden muhtar olmaya çalışıyor insanlar?

michael_knight
İnsanlar neden muhtar olmaya çalışıyor?Muhtarlar rüşvet mi alabiliyor ne yapabiliyor? Özellikle şehirler için soruyorum ama köylerdeki sebebini de merak ediyorum.
İnsanlar neden muhtar olmaya çalışıyor?
Muhtarlar rüşvet mi alabiliyor ne yapabiliyor? Özellikle şehirler için soruyorum ama köylerdeki sebebini de merak ediyorum.
0
michael_knight
(03.04.24)
Muhtar Maaşları ve Ortalama Maaş Bilgileri - Kariyer.net www.kariyer.net
0
but that was just a dream
(03.04.24)
bedavadan maaş, silah taşıma ruhsatı, arada bir reisle yemek :) köylerde az biraz forsu da oluyor muhtarın
0
mustafakesekci
(03.04.24)
Muhtarlar 17.002 TL alıyor diye biliyorum. Maaş dışında başka bir gelirleri mi var?
0
🌸michael_knight
(03.04.24)
köydeki adam bağ bahçe hayvanla uğraşıyor parasını kazanma peşinde oluyor zaten. evi var arabası var traktörü var. ee bir de muhtar oldu mu yılda kılçıksız +200k tl para havadan. çok cazip onlara. şehirdekiler de öyle aslında. ek gelir kafasıyla bakıyorlar. bizim mahalledeki muhtar teyze eşiyle esnaf oysa. havadan 17k az mı hojam sen söyle
0
avatar is back
(03.04.24)
gule gule
(03.04.24)
Emekli insanlar için meşgale, mahalleliyle sosyalleşme, ufak da olsa hizmet sağlayabiliyosun, sağladığın en ufak hizmette hürmet görüyosun vs yani emekli olsam siyasete girmek için keyifli bi yol bence.

Mesela bizim ilçe belediye başkanının programını izliyodum yerel bi tv kanalında seçim öncesi. Muhtarlar çok önemli, bizim yapacağımız projelerin çoğu onlardan gelen taleplerle oluyor demişti. Muhtarlar işe yarıyormuş demek ki, belki de biz halk olarak mahalle ile ilgili taleplerimizi muhtarlara iletmeye başlamalıyız :D
0
nundu
(03.04.24)
bizim köyün muhtarı var kazanmak için uçakla seçmen getirtiyor, köyü ele geçirmiş şehirden gelen minibüsü kaldırıp kendi fahiş fiyata taksicilik yapıyor. köydeki adam için asgari maaş aşııırııı çok bir para.
0
eja
(03.04.24)
Muhtar dediğin adam ger partinin ilçe başkanını, kaymakamı, belediye başkanını aracısız görebilen, bunlarla samimi olabilen biri. Bu sayede her işini görebileceği gibi işi olanlara aracı da olabilir. Ciddi bir gelir kapısı olabilir yerine göre.
0
dre mithatoğlu
(03.04.24)
zaten bir dolu sebep yazılmış ama asıl başka bir sebep var. köylerde ve şehirlerin kırsal bölgelerinde (örnek İstanbul Beykoz Karlıtepe) birileri gelip gelip devlet arazisine çöker. bu dağıtımı muhtar yapar.
0
co2s2
(03.04.24)
statü her şeydir
0
benarrivo
(03.04.24)
statu +1. sonucta insanlar sirf mahallelerinde/koylerindeki insanlara gosteris yapmak icin sacma sapan arabalar aliyorlar guclerinin otesinde. muhtarlik da oyle, hatta daha ucuz.
0
hot potato
(03.04.24)
Köylerde maalesef genel olarak daha çok inat, hırs ön plandadır ve akraba yakınları miras dışında birbirine düşürebilecek şeylerden biri varsa muhtarlık seçimleridir.

Yıllar önce köyde kalan biriyle konuşuyordum seçimler öncesi.sanırım 4-5 aday varmış. Adaylardan birbirine akraba olanlar da var.

+ en azından hangisinin elinden bir iş gelir ? dedim.

- hiç birisi bilmez.

Durum bu.

Bu seçimlerde de bir köyden tanıdıklarımla konuştum. Biri eski muhtar olmak üzere iki aday arasında büyük çekişme söz konusu. evlere ziyaretler, ikna çabaları da var.
Yaklaşık 1 ay önceden adaylardan biri seçim faaliyetlerine başlıyor.
Misafir karşılamalar, ikramlar derken seçime kadar bir çok tanıdığın söylediğine göre harcamalar 700.000 TLyi aşıyor.

Burada mesele belli ki, devletin sağladığı imkanlar, maaş, statü vs haricinde tamamen "inada" biniyor.

Sonuçta ise bu harcamaları yapan aday, (geçersiz oylar hariç) yaklaşık 10 oy fark ile kaybediyor.

Yine kumarda kaybetmek yerine böyle bir mücadele için para harcamak bana göre daha anlamlı.
0
diyecevaplandı
(03.04.24)
Annemin babamın kırk yıllık çocukluktan tanıdıkları muhtar işlem başına para alırdı. Hiç utanmadan.
Neyse ki artık muhtara işimiz düşmüyor.
0
pro9it9is9
(03.04.24)
@pro9it9is9 muhtar tüm mahalleyi tanır ki. O zaman kimden para alacak?
0
🌸michael_knight
(03.04.24)
Köyden yabancı biri arsa alır muhtarı görür. Kaçak yapı yapar muhtarı görür. Muhtarı görmeden ev bile alamazsın. Ama rıza ama başka formul.
0
hunharca ben
(07.04.24)
(5)

yurtdışından telefon getirmeye verilen harç parası

mavicorap
bir daha bu ne zaman değişir? kimi nasıl bağlar?yani şöyle sorayımdiyelim ki şimdi almak yerine bir ay sonra gelen birinden telefon getirmesini istedim diyelim, yine gelen kişinin pasaportu müsait aile üyesi vs...o zamana kadar bu harç miktarı değişir mi yoksa o kadar riskli diil mi bu aralar, neden
bir daha bu ne zaman değişir? kimi nasıl bağlar?
yani şöyle sorayım
diyelim ki şimdi almak yerine bir ay sonra gelen birinden telefon getirmesini istedim diyelim, yine gelen kişinin pasaportu müsait aile üyesi vs...
o zamana kadar bu harç miktarı değişir mi yoksa o kadar riskli diil mi bu aralar, neden sonra gelsin istiyorum çünkü ikinci daha sonra gidecek kişi indirimli alabilme ihtimali var %25 abd fiyatıyla, böylece çok daha hesaplıya gelecek. ama çok anormal bir harç gelir diye korkuyorum.
ne diyosunuz bekliyim mi aliyim mi
bu arada 15 pro almayı düşünüyorum.
0
mavicorap
(02.04.24)
Valla ikincisinden geçtim, şimdikinden bile kork bence.
Dünden itibaren her sabah yeni kararnamelere uyanacağımız bir süreç başladı bence.
0
Mirket
(02.04.24)
Sene sonuna kadar bir daha zam gelmesi sürpriz olur. Hele 1 ay içerisinde %99 aynı kalır.

31.692TL zaten harç. Yuh.
0
pispinti
(02.04.24)
Normalde yılbaşında değişiyor. Son yıl Temmuz'da değiştiği de oldu.
Bence bu yıl Temmuz'da da değişmez çünkü harç zaten çok yüksek, caydırcılığını koruyor.

Ama ABD'den almak pek avantajlı değil.
- iPhone 15 Pro ABD fiyatı 32 bin TL. Harç 32 bin TL. Toplam 64 bin TL.
- Türkiye garantili cihaz 70 bin TL.
Garantisi 1 değil 2 yıl. Herhangi birinin sim kartıyla çalışıyor. İkinci elde satarken normal şekilde satabileceksiniz. Kimseden satın alması için, pasaportuna kaydetmek için rica etmek gerekmeyecek. Anında kullanmaya başlayacaksınız.
0
michael_knight
(02.04.24)
harclar artik astronomik, bir mantigi kalmadi telefon getirmenin.
0
cooperr
(02.04.24)
normalde evet cok super mantıklı degıl ama apple da calısan arkadasımız sayesınde ciddi bir indirimle alacagız oradan. bır de ben telefon cok uzun sure kullanıyorum, satacagımı zannetmıyorum.
0
🌸mavicorap
(03.04.24)
(7)

Yatırım Tavsiyesi?

PhoenixRising
Elimde 1-2 ay kullanmayacağım bir miktar para var. Bunun, %15-20 civarında değerlenmesi için, (risk oranı az olacak şekilde) ne gibi yatırımlar yapabilirim? Sizin fikirleriniz nedir?
Elimde 1-2 ay kullanmayacağım bir miktar para var. Bunun, %15-20 civarında değerlenmesi için, (risk oranı az olacak şekilde) ne gibi yatırımlar yapabilirim? Sizin fikirleriniz nedir?
0
PhoenixRising
(02.04.24)
Benim görüşüme göre 1-2 ayda %15-20 riskli bir yatırım gerektirir. Düşük risk ile ben olsam dolar, euro veya altın almayı düşünebilirim. YTD
0
yagmurlu bir gun
(02.04.24)
2 ay surede %20 kar getirecek, riski az olacak... yokum diyor.

2 ayda hem borsada hem fonlarda %20 kar edilebilir bu cok normal ama bunlar hep risk seviyesi yuksek urunlerdir.

Risk seviyesi dusuk, hatta olmayan, mevduat olur, 50 deseniz yillik 2 aylik % 8 civari getirisi olur. Bundan tabii karin %5 stopaj olarak kesilir.


Para getiren seyin riski olur. Risksiz kazanmak diye bir sey soz konusu degil. Bedava peynir anca fare kapaninda...
0
wallcan
(02.04.24)
1-2 ay içinde %15-%20 kazandıracağını ve riskin de az olduğunu söyleyen biriyle karşılaşırsanız paranızı kaptırmayın.

Yatırım fonları sizin için uygun seçenek diye düşünüyorum.
Fonların 1-7 arası risk oranları var. İstediğiniz gibi bir fon mutlaka vardır.
0
michael_knight
(02.04.24)
2 ay için dolar altın fon gibi emtialar riskli olabilir. süre az olduğu için vadeliye atabilirsiniz. şu an bankalar kapıyı %50'den açıyor.
0
spirit crusher
(02.04.24)
1-2 ay için kesinlike PPF
örnek : www.tefas.gov.tr
hemen hemen her bankadan alabilirsiniz.
0
nuisance2
(02.04.24)
Fiziki altin al
www.youtube.com
0
rentts
(02.04.24)
Risk oranı en düşük getirisi sabirt olarak mevduat faizi daha ne olsun %60 faiz garanti. Dövizin hiç bir cazibesi kalmadı.
0
doharkoman
(02.04.24)
(6)

kariyer siyasetçisine bakışınız nedir?

logisticsmanager
Bir arkadaş belediye başkanı oldu.Yani hayatından siyaseti çıkarırsak bir şey yok. Okuduğu bölüm de dahil. Aileden para olmasa ve bir yerlerden tanıdık vs girmese şu an sıfıra sıfırdı kariyer olarak. Zaten secilmemesi imkansız bir yerdeydi parti gereği, hani odun koysan odun seçilir olayi.Ben nedens
Bir arkadaş belediye başkanı oldu.
Yani hayatından siyaseti çıkarırsak bir şey yok. Okuduğu bölüm de dahil. Aileden para olmasa ve bir yerlerden tanıdık vs girmese şu an sıfıra sıfırdı kariyer olarak. Zaten secilmemesi imkansız bir yerdeydi parti gereği, hani odun koysan odun seçilir olayi.

Ben nedense böyle kişilere güvenemiyorum ve kariyeri siyaset olan, siyaset olmasa aç kalacak kişileri tercih etmiyorum. Bana koltuk için her şeyi yapabilirler gibi geliyor. Onun yerine hayatında geldiği nokta sebebiyle siyasete girenleri tercih ediyorum çünkü çoğu zaten kariyerinde bir doyum noktasında ve siyaset olmasa da kendi kariyer ve hayatları var.

Bu arada bürokrat farklı benim için. Bahsettiğim parti yolu ile girenler.

Evet fikirlerinizi alalım.
0
logisticsmanager
(01.04.24)
kesinlikle katılıyorum. Daha geçen yıl bilmemkaç yaşına gelip görevini bırakmak istemeyenler için aynı cümleyi kurmuştum, bıraksalar başka bir hayatları yok yapabilecekleri bir şey yok. Öyle olunca koltuk sevdalısına dönüşüyorlar.

Bu arada benzer bişeyi akademide de görmüştüm, dışarıda başarılı olan ekstra projeler yapan profesörler çok tatlı insanlarken tek işi üniversite olanlar çok gıcık gereksiz sert tiplerdi.
0
nhk ni youkosu
(01.04.24)
Arkadaşınla kişisel bir meselen var gibi geldi. İyi mühendis, doktor gibi kamu faydasını gözeten biri pekala profesyonel siyasetçi olabilir. Olmalı da. Yoksa bizi avukatlar ve iş adamları yönetecek her zaman.
0
prole
(01.04.24)
Siyasetçi denen kişi büyücü gibi bir şey. Asla uyuşmayacağımız bir insan olsa bile ona oy vermemizi sağlayacak şekilde bizi ikna edebiliyor.

Sizin anlattığınız örnekteki genç için en ideal kariyer siyaset olsa gerek. Eğer milyonlarca liralık arsaları varsa yerel yönetimde etkili olması lazım ki belediye onun arsalarını yeşil alan ilan etmesin, üstünden yol geçirmesin, istimlak etmesin vs. Onun arsalarına imar izni gelsin, daha fazla kat çıkma hakkı gelsin, inşaat yaparken işleri kolay ilerlesin. Belli ki belediye başkanı olmasını kolaylaştıracak network'ü de var. Bu durumda bu kariyere girmek yerine bir yerde maaşlı çalışması garip olurdu.

"Ben kariyer siyasetçisine güvenmem" diyen herkes bir sonraki seçimde kariyer siyasetçisine oy atabilir, hiç şaşırtıcı olmaz. Ben de kariyer siyasetçisine güvenmem. Herhangi bir mesleği bir süre yapıp hayatı oradan öğrenmiş olmasını tercih ederim.
0
michael_knight
(01.04.24)
prole+1
işini düzgün yaptıktan sonra önemi yok. meclis hukukçu dolu mesela, ama hukuksuz ya da hukuka aykırı neler neler oldu son yıllarda.
0
gnosis
(01.04.24)
Kıskançlık diyebilirsiniz herkesin kendi fikri, kişisel niye algilayayim.
Türkiye'de yaşamıyorum zaten napayım belediye başkanı olan adamı, misal bir firmada vp falan olsa o zaman kıskanırdim çünkü oralar benim istediğim şeyler :) sadece hayatımda ilk defa siyasetciyi tanıyorum ve biraz "ya bu mudur yani buranin cikartabildigi kisi" diyorum, sasirtti sadece. Zamanında ekside yazar olduğumu duyunca "su başlığa güzel şeyler yazsana ya" demişti kendisi ile alakalı.


Bu arada olay egitimli olmak değil daha çok siyasetin kariyer olmaması, zaten soruda da bunu demişim. Misal yaşadığı yerdeki olaylara tepki gösterip bu şekilde muhtar olan kişiye daha çok güvenim var.
0
🌸logisticsmanager
(01.04.24)
bir kişinin yaşının veya eğitiminin yeterli olmaması siyasette yükselmesine engel değildir. parti örgütüne emek vermek önemlidir. bir kişinin 30 yaşında olması başarılı bir siyasetçi olmasına engel değildir. gençliklerinden bu yana yıllarca partilere emek vermiş insanlar var. broşür dağıtmış, pankart tutmuş, afiş asmış, ev ev dolaşan insanlar var. yükselmek için de doğuştan gelen yetenekler de önemli. en güncel örneği imamoğlu.
0
paintov
(01.04.24)
(2)

iş görüşmesi

aynose
merhaba, görüşmesine gireceğim pozisyonun işe alım müdürüyle resmi olmayan bi görüşmem oldu. Pozisyon biraz kendini tekrarlayan işlerden oluşuyor ve en son pozisyonda çalışan kişiler burada 1 sene çalışıp burayı sıçrama tahtama olarak görmüşler. Şimdi bu pozisyonda uzun sürede çalışacak ve o motivas
merhaba, görüşmesine gireceğim pozisyonun işe alım müdürüyle resmi olmayan bi görüşmem oldu. Pozisyon biraz kendini tekrarlayan işlerden oluşuyor ve en son pozisyonda çalışan kişiler burada 1 sene çalışıp burayı sıçrama tahtama olarak görmüşler. Şimdi bu pozisyonda uzun sürede çalışacak ve o motivasyona sahip birisini arıyor. Kendisini dinleyecek ve konuşurken kendisini rahat hissedeceği birisini arıyor. Teknik yetenekler iş yaparken öğrenilebilir, o yüzden bilgi eksikliği çok önemli değil dedi.

Ben kariyerimin başındayım ve diğer adaylar benden daha tecrübeli kişiler olacak. Kendimi nasıl pazarlayabilirim? Sanki bu dediği noktalarda onu ikna edebilirsem iş olabilir gibi geldi bana. Asıl görüşmede nasıl bir çerçevede konuşayım?
0
aynose
(31.03.24)
1: deneyimsizim diye ne iş olsa yaparım abi deme.
2: bunun senin için iyi bir fırsat olduğunu, uzun yıllar orada kariyer planı yapabileceğini vs. söyle.
3: müdürle veya organizasyondan başkasıyla resmi olmayan şekilde görüştün diye çantada keklik görme işi. bu işler belli olmaz.
4: çok istiyorsan gir görüşmeye gelen soruları tokatla, işi al.

bol şans.
0
datnet
(01.04.24)
Öncelikle görüşme sırasında karşındaki insanı insanları seversen bu hissin karşıya geçeceğini bil.
Çoğu iş görüşmesinde insanlar adaydan çok kendileri konuşmak, anlatmak istiyorlar. İyi bir dinleyici ol. Anlatmaktan keyif alıyorlarsa onların keyfini arttır.
"Ben uzun süre çalışacağım ve mutlu olacağım bir iş arıyorum. CV henüz yeni oluşuyor ve CV'mde sık sık iş değiştirdiğimin görünmesini istemem" gibi bir söz söyleyebilirsin.
Çok istekli, hevesli, motivasyon dolu olduğunu net kelimelerle belirt görüşmede. Kariyerinin başındaki bir insanda aranan en önemli şey bu. Ama bunları ima etme, yeniden söylüyorum ki net kelimelerle belirt.
0
michael_knight
(01.04.24)
(14)

Konserde Tek Başına

bradshaw
Selam :)Tek konsere gitmedim hiç. Haftaya bir konser var İzmir’de, çok istiyorum ama bilet almadım daha. Çünkü tek gidebilicem ve bistro masa varmış, tek olucam masada. Garip görünür mü sizce? Siz görseniz yadırgar mıydınız veya siz yerimde olsanız gider miydiniz?
Selam :)

Tek konsere gitmedim hiç. Haftaya bir konser var İzmir’de, çok istiyorum ama bilet almadım daha. Çünkü tek gidebilicem ve bistro masa varmış, tek olucam masada. Garip görünür mü sizce? Siz görseniz yadırgar mıydınız veya siz yerimde olsanız gider miydiniz?
0
bradshaw
(29.03.24)
git abi en sallıyosun milleti
0
gule gule
(29.03.24)
Merak etme şişe açmazsan masa vermezler zaten, kalabalıkta araya kaynarsın.
0
kimlanbu
(29.03.24)
Masa alacak şekilde bilet alıcam zaten arkadaşlar, sadece biriyle gitmiycem. Şişr açmalı bir yer değil, bira içicem. Ona göre yorum yapabilir misiniz?
0
🌸bradshaw
(29.03.24)
Gidilir, neden gidilmesin ki? Geçen yaz canlı caz müzik de olan bir yere gitmiştik, masalardan birinde 30lu yaşlarında bir adam oturuyordu. Müzik baslamadan önce içkisini içip kitabını okudu, müzik başlayınca herkesten çok o eğlendi. Ben bütün akşam gıptayla adama bakmıştım; sadece kendisine özel, mis gibi bir akşam gecirdi.

Dolayısıyla çok istiyorsanız gidin ve eğlenin derim.
0
fraise
(29.03.24)
Gidilir. Gidin. Ben görsem yadırgamam, hatta imrenir ve içimden tebrik ederim.

Tek başıma gittiğim birkaç konser oldu o konserlerde çok keyif aldığımı hatırlıyorum. Arkadaşlarla olmak güzel ama tek başınıza olduğunuzda tam olarak müziğe, şova dikkatinizi verebiliyorsunuz. Daha doyurucu oluyor. Bu deneyimlerim büyük konserlerden.
Hem gidilmezse bile (ki gidilir) kendinizle ilgili bunu öğrenmiş olursunuz, bir daha gitmezsiniz.

"Bir kişiye masa vermezler" diyen arkadaşlara tik vermemişsiniz ama doğru söylüyorlar. Hiçbir şey olmasa bir arka masadakiler gelir yanınıza, daha yakından izlerler konseri.

Yine de şarjınız full, kulaklıklarınız cebinizde olsun derim.
0
michael_knight
(29.03.24)
Keşke biri olsaydı diyeceğinizi düşünüyorsanız muhtemelen dersiniz ve zevk almayabilirsiniz. Çekingen, etraftakileri düşünen, göz göze gelemeyen biriyseniz bence konserin tadını çıkaracak şekilde salamazsınız ama işte sizi bilemiyoruz. Prensipte yalnız da gidilir tabii. Görsem yadırgamam. Yalnız çok şey yaptım. Konsere de gittim. Giderim yine.
0
nic cage
(29.03.24)
giderim. de erkeksen bazı mekanlar tek erkek olunca sıkıntı yapıyor ne yazık ki.

ben tek başıma çok metal konserine gittim onlarda sorun olmadı tabii.
0
nhk ni youkosu
(29.03.24)
Garip görünmez, yadırgamam, giderim.

NOT: Başkalarının düşüncelerine bu kadar önem vermekten, kendizi topluma kabullendirmeye çalışmaktan vazgeçin velev ki yadırgasınlar, garip görsünler gönlünüzden geçeni yapın kendiniz için yaşayın (tabii ki sınırsızlığı ölçüsüzlüğü kastetmiyorum toplumun ahlak kuralları,değerleri ve yasal kurallar içinde)
0
doharkoman
(29.03.24)
@doharkoman oturmali bir etkinlik sordum sadece, baskalarinin dusuncelerine “bu kadar” onem verdigim kanisina nasil vardiniz :) genel olarak tek etkinlikler yaparim ama konser ilk defa denk geldi, onu da sormak istedim. Neticede kararimi da verdim, olumlu :)
0
🌸bradshaw
(29.03.24)
Jolly Joker Ankara ve Beşiktaş if'te vip bilet ile gitmiştim. Oturdum Feridun Düzağaç'ımı dinledim. Birinde garson arkadaş şaşırmıştı sadece. Onun dışında kendimi rahatsız hissetmedim.

Yalnız bilet ve rezervasyon konusu önemli. Bazen bistro veya vip bilet olsa da rezervasyon için aramak gerekiyor. Bu barlar sonuçta tiyatro salonu gibi düzenli değil. Bileti olmayıp da gelip şişe açtıran, garsona bi şeyler sıkıştıran, seri köz getirci tayfaya bistro ayarlıyorlar. Öyle bir durumda senin masa yalan olmasın. Ya da yan taraf kalabalık geldiyse sana doğru ister istemez kayarlar. Hangisinde hatırlamıyorum ama birinde geç kalan bir çifti benim masaya almışlardı. Biraz uzakta ama aynı bistroyu kullanacak şekilde takıldık.

Vakitli gidip güzel bir yere oturun. Garson arkadaşa göz kırpıp ilk birayı için. Gerisi gelir zaten. Keyifli oluyor.
0
nickini vermek istemeyen uye
(29.03.24)
Sevdiğim bir şarkıcıysa&grupsa hiç umursamam tek de giderim (gittim, ama masalı değildi ortam)
Kafanızdaki en büyük odak ve konsere dair enn büyük motivasyonunuz o şarkıları dinlemekse, hiç düşünmeden bilet alın, müziğe odaklanıcaksınız nasılsa ortam umrunuzda olmayacak.
0
megalomaniac
(30.03.24)
Hah güzel soru. İlk yurtdışı seyahatime bir konser için tek başıma çıkmıştım. İnsanların ne düşündüğü kimin umrunda?
0
thesomberlain
(30.03.24)
Oha şuna bak tek gelmiş konsere cık cık cık derim :)
0
synesthesia
(30.03.24)
Ben de burda sormuştum:
www.eksiduyuru.com

Sonra çok keyif alınca daha sonra tekrarladım. Evet sevdiğiniz ve iyi anlastiginiz insanlarla gitmek daha keyifli olabilir ama hayat o insanları bekleyemeyeceğimiz kadar kısa.
0
Amaranta ursula
(30.03.24)
(3)

iPhone cahili soruları

etna
Benim hanıma fotoğraf gonderemiyorum. Kapasite dolu diyo ama kapasite böyle (60 gb yer var gibi)https://hizliresim.com/tbxmrs3Burada da hiç alan kalmamış görünüyorhttps://hizliresim.com/j17yx5qİcloud alalım dedik, 50 gb 40 liraydı olmadı. Neden olmadı bilmiyorum.2 tb alalım dedik, girince böyle görü
Benim hanıma fotoğraf gonderemiyorum. Kapasite dolu diyo ama kapasite böyle (60 gb yer var gibi)
hizliresim.com

Burada da hiç alan kalmamış görünüyor
hizliresim.com

İcloud alalım dedik, 50 gb 40 liraydı olmadı. Neden olmadı bilmiyorum.

2 tb alalım dedik, girince böyle görünüyor
hizliresim.com

Burada niye 2 tb görünüyor? Bişey satın almadık?
Birde bu niye pahalı? Aylık 130 tl çok değil mi yaa?
Biz ne yapalım şimdi? Windows pc'ye yedekleme istesem nasıl yapabilirim?
0
etna
(29.03.24)
1- kapasite dolmuş. 473 mb kalmış diyor
2- Alan kalmamış
3- 2tb almışsınız, hayırlı olsun.
4- 130 tl çok değil. Bir kişi değil aile için 130 TL (5 kişiye kadardı sanırım)

iCloud almanız çok iyi olmuş. iPhone kullanmanın en keyifli yanı fotoğraflarımın iCloud'da yedeklenmesi, eşimin ve ailemin konumunu canlı şekilde görebilmek, fotoğraf albümleri paylaşabilmek.
2 TB alanı eşinizle(ailenizle) paylaşın.
0
michael_knight
(29.03.24)
madem 2 tb yer var, neden 460 mb görünüyor?
Anlamadım valla
Nasıl aktif ediyoruz bunu
0
🌸etna
(29.03.24)
iPhone'da yer kalmamış.
iCloud'da yer var.

"Fotoğrafları iCloud'a yükle, telefonda durmalarına gerek yok" gibi bir seçeneği seçmeniz gerek.
Şunu yapmalısınız:
www.apeaksoft.com
0
michael_knight
(29.03.24)
(7)

Soba Zehirlenmesi - Karbonmonoksit dedektörü

michael_knight
Sobalı bir evde birkaç gece kalmamız ihtimali var. 1 yaşın altında bebeğimiz var.Eşim de ben de soba zehirlenmesinden korkuyoruz, sobalı evde hiç yaşamadık.Karbonmonoksit dedektörü alırsam soba zehirlenmesinden %100 korunmuş oluyor muyuz?Linkteki 600 TL'lik ürün bu iş için yeterli mi?https://www.hep
Sobalı bir evde birkaç gece kalmamız ihtimali var. 1 yaşın altında bebeğimiz var.
Eşim de ben de soba zehirlenmesinden korkuyoruz, sobalı evde hiç yaşamadık.

Karbonmonoksit dedektörü alırsam soba zehirlenmesinden %100 korunmuş oluyor muyuz?
Linkteki 600 TL'lik ürün bu iş için yeterli mi?
www.hepsiburada.com

Önerebileceğiniz başka bir çözüm olur mu?
0
michael_knight
(29.03.24)
50 sene öncesine kadar her evde soba vardı ve karbonmonoksit zehirlenmesi binde, onbinde bir olan bir şey.
Zaten bunun olması için de ya lodos olacak ya da biri gelip bacayı tıkayacak.
Gece soba yakmalık hava mı kaldı abi, akşamdan sonra yeni kömür yüklemesi yapmazsın olur biter.
0
Mirket
(29.03.24)
@mirket bayram tatilinde bir kamp alanındaki "oba çadırı" veya ahşap karavan gibi bir konaklama seçeneğine bakıyoruz.
O yüzden hem soba tesisatının düzgünlüğüne güvenemedim hem de yakmazsak çok üşürüz diye düşündüm.
0
🌸michael_knight
(29.03.24)
Karbonmonoksit yarı yanma ürünü. Bacadan geri beslenme, havasız ortam, tam söndürülmemiş yakacak, kurum ile vs. tıkalı boru olmadığı sürece düşük ihtimal +1

Hepsiburada'daki random bir satıcının sattığı random bir ürüne güvenmezdim. +1

Uygun ve bakımı yapılmış bir dedektör elbette işinizi görebilir. Bireysel olarak hiç almadığım için marka fikrim yok. Başka çözüm de yok pek. Havalandırma sistemi de kuramayacaksınız çünkü. Eskiden madenlerde küçük kuşları bulunduruyorlarmış yanlarında, gazdan zehirlenmede onlar bayılınca tahliye yoluna geçiyorlarmış tabii bu da uyanık olmayı gerektiriyor :)
0
nawar
(29.03.24)
Abi ben kendi evime aldım iki kata da sebebi de şömine olması.
O dönem çok araştırdım ve çok fazla çin işi, hiçbir testi olmayan ve sadece amazonda bulunan firmalar var.

Bu sebepten araştırıp merkezi hollanda'da olan smartwares ürünü aldım.

O yüzden Türkiye'de alacaksan en azından nerede üretildiği belli olan, testi olan, firmasının yeri belli olan bir şey al.

Misal baktim ve ben alsam hepsiburadada olanlardan;
Fireangel
Eds
Itek
3mk

Bunlar arkasında firma olan ürünler. Senin attığın bildiğin Aliexpress ürünü.
0
logisticsmanager
(29.03.24)
gece uyumadan önce sobayı güzelce söndürün yeterli.
0
orpheus
(29.03.24)
Yanarken kömür ilave etmeyin derler ,
sadece odun yakmak da olabilir .
0
dunyatuhaf
(31.03.24)
Çok teşekkürler cevaplarınız için.
Bebeği yanımıza almamaya karar verdik.
Öyle olunca da bungalow'da kalmak gereksiz pahalı göründü gözümüze zaten sobadan korkuyorduk. Çadırda kalmaya karar verdik.
0
🌸michael_knight
(01.04.24)
(9)

dolar ne olur?

zalbarath
yerel seçimlerden sonra gidişatı nolur? hemen yükselmeye başlar mı?
yerel seçimlerden sonra gidişatı nolur? hemen yükselmeye başlar mı?
0
zalbarath
(29.03.24)
Ani yükselişler beklenmiyor. Seçim öncesi yapılan yüksek faiz artışı USD'ye talebi kesti şu an bankalar mevduata %60 faiz veriyor usd'nin cazibesi yok
0
doharkoman
(29.03.24)
Seçimlerden sonra ilk hafta düşeceğini düşünüyorum.

Ben hiç ekonomi bilmeyen halimle diyorum ki; "Seçimlere kadar yapacağımız işi bekletelim, dolar alalım, para kenarda dursun" diye düşünen milyonlarca dolar sahibi seçimler bitince o dolarları bozdurup ne iş yapacaksa o işi yapmaya başlayacak.
Normalde parasını faize, borsaya yatıran ama "seçime kadar dolarda duralım, garanti olsun" diyenleri de ekleyince bahsettiğim hacim çok büyük.
Bu sebeple de dolar seçimden sonraki 8-10 gün düşecek diye düşünüyorum.
0
michael_knight
(29.03.24)
yükselir.
0
gabe h coud
(29.03.24)
Bu tamamen yabancı yatırımcının gelmesine , ihracat ve turizme bağlı bana göre. evet seçim öncesi faizlerin yükseltilmesi USD talebini kesme amaçlı yapılan bir hamle olsada, merkez bankasının rezeverleri bildiğimiz gibi ekside.

Sadece faiz yükseltmek taleb azaltılabilir ancak. Mevcut kurdan ihraçatcının şikayetçı olduğu hatta üretim yapan bazı firmaların kurdan dolayı fabrikalarını yurdişına taşıdığını biliyoruz.

Şimdi normal şartlarda ekonomi yönetimi yüksek faiz istemiyor, bunu biliyoruz ancak buna mevbur kalındı

Bana göre kkm denen ayak bağı olmasaydı , seçim sonrası için hem yabancı yatırımcının önünü açmak , hemde ihracatın artması için kesinlikle kur serbest bırakılırdı.

Şu an kurun kaderini belirleyek esas konu kkm bana göre, kkm ye kitili kalanlar bıkıp , kendiliğinden tl ye geçene kadar mümkün olduğu yere kadar kontrüllü kur rejimine devam edecekler.

Hatta seçim sonrası daha fazla rezerv satıp, kur döşüyor dahada düşecek algısı oluşturarak ,seçim öncesi pozisyon almış küçük yatırımcı ve kkm'cilere karşı küçük bir hamlede gelebilir.

Özetle , doların kaderini önce psikoloji ve algı yönetimi sonrada gerçekler belirleyecek.

Güncelleme : Bu arada haber akışları da çok önemli ,bugün Dünya Bankası'ndan 1.5 milyar dolarlık kaynak aldık haberi servis edildi. Bu gibi haberleri sadece haber olarak değil , algı yönetimi açısındanda değerlendirmek gerek. Son olarak fed faiz indirimide kurun artış tarihi ile ilgili çok önemli. mevcut durumda yönetimin fed faiz indirimene kadar bir süresi var gibi , zaten bu sebeple rasyoneliz mesajları veriliyor. Ancak fed fazi indirimi ile birlikte potansiyel yatırım o tarihlerdeki kurdan muhtemelen gelmececek ve işte o tarhte kura gerçek değeri teslim edilmek zorunda kalınacak.
0
Rao
(29.03.24)
hemen yükselir mi bilemem ama doların bu kadar düşük kalması bence mümkün değil, faizler yüksek olsa bile, adetten ytd
0
ted
(29.03.24)
Önceden herkes yükseleceğini öngörüyor, kesin düşer diyordum. Şimdi herkes düşeceğini öngörüyor, kesin yükselir diyorum. Gerçekten o kadar çok bilinmez ve enstrüman var ki öngörmek mümkün değil. Bir haftada 40 olsa da şaşırmam, 30'a inse de şaşırmam.
0
halitkin
(29.03.24)
bir kişinin keyfine ve ne planladığına bakıyor. gerisi boş.
ülkede normal piyasa koşulları geçerli değil.
0
parka
(29.03.24)
seçimler bitti, düşük tutmaları için bir sebep var mı ? yükselir, sadece yükseliş hızını bilemiyoruz.
0
orpheus
(29.03.24)
"Seçimlerden sonra ilk hafta düşeceğini düşünüyorum." demiştim.
Ben bildim.
0
michael_knight
(04.04.24)
(12)

İstanbulda hangi lokasyon daha prestijli

adwokat
Merhabalar. Öncelikle sorum bir avukatın prestijine yöneliktir. Müvekkil portföyünün %70’inin yabancı olduğunu varsayarsak hangi lokasyondaki bir ofis avukatın prestijine prestij katar???- İstiklal Caddesi (Grand Pera)- Bağdat Caddesi (suadiye marmaray yakınlarında bir köşk)- Akasya Kule (yüksek kat
Merhabalar. Öncelikle sorum bir avukatın prestijine yöneliktir.

Müvekkil portföyünün %70’inin yabancı olduğunu varsayarsak hangi lokasyondaki bir ofis avukatın prestijine prestij katar???

- İstiklal Caddesi (Grand Pera)
- Bağdat Caddesi (suadiye marmaray yakınlarında bir köşk)
- Akasya Kule (yüksek kat)

Sıralamalarınızı birkaç arkadaşla beraber okuyacağız. Herkese teşekkürler.
0
adwokat
(29.03.24)
Kesinlikle Bağdat Caddesi diye düşünürdüm. Kardeşim avukat olduğu için ona sordum, o da aynı yorumu yaptı. Sebepleri;

1. Pera ve civarı aşırı turistik ve aşırı trafik sorunu olan bir yer. Eski algısı kalmadı.
2. Akasya Kule "farklı ve prestijli" hissi verecek bir lokasyon değil.

Yerinizde olsam tercih yerlerim,

1. Fenerbahçe-Kalamış
2. Suadiye şeklinde olurdu...
0
silverleaf
(29.03.24)
Akasya kule.
0
since1907
(29.03.24)
Öncelikle sorunuzun cevabını yanlış yerde aradığınızı düşünüyorum. Kesinlikle Avrupa yakasında olmalı. Bağdat caddesi ve çevresi Anadolu yakasında yasayanlar için prestijli bir yer olarak görünse de Avrupa yakasından esamesi bile okunmuyor ayrıca yabancılar için bir cazibesi yok Avrupa yakası İstanbul'un dünyaya açılan kapısı. Grand Pera Güzel bir lokasyon ayrıca Nişantaşı, Maslak bölgesine bakın zorlu center olabilir. Yabancılarla iş yapan bütün şirketler, doktorlar, danışmanlar bu bölgelerde yabancıyı Avrupa'dan Asya'ya çekmek büyük mesele gelmiyorlar çoğunlukla.
0
doharkoman
(29.03.24)
valesi olan yer benim için daha prestijlidir, bağdat caddesine gitsem nereye park edeceğim diye tercih etmem mesela.

örnek vermek gerekirse, doktorumuz var annemi takip eden ünlülerinde doktoru, fulya terrace'da vale var otopark var girişler kimlik bırakılarak falan daha prestijli bence, tabi bir çok doktor muayenehanesi buralarda çok önemli bir etken.
0
eja
(29.03.24)
eğer yabancı müvekkil çekmek istiyorsan (oturma izni-mülteci vs. işleri değil gerçek yabancı yatırımcı) kesinlikle avrupa yakası ve hatta Levent/maslak plazalardan biri veya Levent'teki villalardan biri. yabancı müvekkillerle çalışan bir avukat olarak söylüyorum.
0
wendyangelamoiradarling
(29.03.24)
Bağdat caddesi şu an Türkiye'nin en prestijli caddesi ve popülasyonun demografisi ile zenginlik algısını daha rahat sağlarsınız. İstiklal caddesi her ne kadar en eski caddelerden biri de olsa çok kalabalık olmasının yanında profili çok düşük insanlarla dolu.
0
onepointzero
(29.03.24)
@doharkoman'un yazdıklarına imzamı atarım.

Asya yakası ne yaaa?
0
Mirket
(29.03.24)
anadolu yakası yabancıya istanbul gibi gelmiyor. istiklal'den de çok emin değilim ama anadoludan iyidir. bebek bence ideal, hem avrupa hem çehre güzel hem de boğaz.

levent önerisi de güzel.
0
nic cage
(29.03.24)
Bu işleri daha iyi bilenlerin cevaplaması gerek ama saydıklarınızdan hiçbiri istediğiniz etkiyi verir gibi gelmedi.
Aradığınız lokasyon bence Zorlu Center.

Raffles oteli, Prada'sından Rolex'ine her türlü lüks mağazası, otoparkı, müthiş manzarası, metro bağlantısı vs. her şeyiyle ideal.
Müvekkilinize Zorlu PSM'den hoşuna gidecek bir bilet gönderme lüksünüz de olacak.

Sizin işiniz için ne kadar önemlidir bilmiyorum ama Çağlayan Adliyesi'ne hem araçla hem metrobüsle ulaşım da çoğu yere göre kolay.
0
michael_knight
(29.03.24)
Net Nişantaşı bölgesi.
0
halitkin
(29.03.24)
Net olarak Avrupa yakası olmalı. Yabancı müşteriler çok küçük istisnalar hariç istanbul hava alanı kullanacak. Dolayısıyla karşıya geçmek ekstra bir işkence. Kaldı ki iş dünyası dediğin zaman Avrupa yakasıdır.

Avrupa yakası için öneriler verilmiş, ben de bir alternatif olarak Vadi İstanbul'da bir ofis diyeyim. Hava alanından gelmesi kolay, park sorunu yok, etrafta müşteriyi eyleyebileceğiniz pek çok mekan / restoran var.
0
thracia
(29.03.24)
İstiklal kesinlikle değil.
Bağdat bence
0
gadlemler
(29.03.24)
(7)

Seçim sonrası olası istanbul yenilgisi ve Nas ekonomisi

Rao
Merhabalar, Mevcut durumda malum parti bir çok bakanları ile birlikte sahada ve bu durum yerel seçimden çok genel seçim havasını andırıyor.Bu yönüylede istanbul seçim sonucunun önemi daha çok artıyor bana göre. Varsayılmlar üzerinden konuşursak,size göre siyasi iktidar muhtemel bir istanbul yeni
Merhabalar,

Mevcut durumda malum parti bir çok bakanları ile birlikte sahada ve bu durum yerel seçimden çok genel seçim havasını andırıyor.
Bu yönüylede istanbul seçim sonucunun önemi daha çok artıyor bana göre.

Varsayılmlar üzerinden konuşursak,size göre siyasi iktidar muhtemel bir istanbul yenilgisinden sonra tüm faturalarının bedelini mevcut ekonomi yönetimini kesip, tekrar nas ekonomisinde dönme veya dönmeme potansiyeli konusunda sebepleri ile birlikte ne düşünürsünüz ?

Teşekkürler.
0
Rao
(28.03.24)
Bence iktidarın özellikle de ekonomi yönetimiyle ilgil kararlarının nedenlerini şimdiye kadar hiçbir zaman anlayamadım. (Kararları doğru/yanlış buldum demiyorum. Nedenlerini anlayamadım)
Bence kimse anlayamadı.
Bundan sonra da anlayamayacak.
0
michael_knight
(28.03.24)
nas ekonomisi 2021 ekimde başlatılırken hükümetin aklında 2022 mart nisanında erken seçim vardı ve milleti paraya boğup seçime gidilecekti (kaynağını sormayın ama böyleydi). o tutmayınca sonbahara, oradan da 2023 mayısa kadar kaldı ve aslında 3-4 ay sürecek nas ekonomisi merkezli para basıp verelim mantığı 1,5 yıl sürdü.

işte bunu iyice anlamadan geniş kapsamlı yorum yapılamaz. çünkü mevcut iktidar yeni değil, 22 yıllık bir iktidar ve bu 1,5 yılı saymazsanız her zaman yüksek faiz politikası gütmüştür. örneğin 2008'ler 2010 veya 2015'lere bakarsanız yıllık enflasyon ile ihtiyaç taşıt konut kredilerinin altındaydı. o zaman ben şunu sorayım, 22 yıllık bir partinin 20,5 yıllık politikasına neden dönerler mi demiyoruz? çünkü bu 1,5 yıl herkes itiraz etse de herkesin çok hoşuna giden rezil bir dönemdi.

bol kredi sadece seçime yönelikti, yerel seçimden sonra öyle şeylere dönülmesinin ihtimali yok. olmayacak. 2 gün önce emekliler milyonlarcası devletten müjde beklerken "çalışmamız yok" cevabını aldılar. sence ibb bu kadar bıçak sırtı bir seçimken burda bile verilmeyen müjdeler, paralar krediler, seçim sonrası neden verilsin. senin bunu açıklaman gerekir, çünkü sen daha ütopik bir ihtimali sorguluyorsun.

kısacası bu yazdıklarım olacak, inanıp inanmamak sizin elinizde. şaklaban youtuber'lar aha orada herkes izleyebilir. "erdoğan %20 faize müsade etmiş" , "eylülden sonra 1,20'den konut kredisi verilecekmiş" , "sonbaharda faizler düşürülecekmiş kredi dağıtılacakmış"... bunların sonu yoktu. hangileri oldu? hangileri gerçekleşti?
0
avatar is back
(28.03.24)
Nasıl bu kanıya vardınız enteresan şimdiye kadar ekonomi program oldukça istikrarlı gitti ve önümüzdeki süreç içinde beklenti bu yönde zaten başka alternatif kalmadı. Ayrıca iktidar partisinin İstanbul'da yenilgiye uğraması için İstanbul'u yöneten taraf olması gerekir şayet İBB'yi iktidar partisinin adayı kazanamazsa ekonomi politikasında bir değişiklik olmaz mahalli idari seçimlerdeyiz belediye başkanı seçeceğiz idari politikalarla alakası yok.
0
doharkoman
(28.03.24)
bir alakası olacağını sanmam, istanbul seçimini kazansalar da kaybetseler de ekonomi politikası aynen devam eder. muhtemelen bir 4 yıl daha seçim olmadığı için politikalar biraz daha sıkılaşacaktır. vergi zamları vs. asgari ücret zammı istenilen oranda olmayacak. belki faiz biraz daha artacak? bekliyoruz bakalım.
0
turuncu tonlarda
(28.03.24)
Nas ekonomisi diye bir şey yok. Faizlerin azaltılmasının sebebi insanlara para dağıtılması. Siz bankadan toplam maliyeti 1000 dolar olan kredi çektiniz, geri bankaya 600 dolar olarak ödediniz tl değer kaybettiğinden. Aradaki 400 dolar da cari açığa yazıldı.

Enflasyon bilerek artırıldı, bu sayede insanlara para dağıtıldı. Seçimi de böyle kazandılar. Çıkar telefonunu diyen dayılar aslında haklı.

Size şöyle söyleyeyim, 22 cari açığı 7 milyar dolar, 23 cari açığı 48 milyar dolar. Düşünün ne kadar para dağıtıldı. 40 milyar dolarla bir nevi seçimi kazandılar. Nas da işin espirisi işte.
0
substituent
(28.03.24)
Bir çok sorunlarımız olsa da Türkiye'nin her alanda çok büyük çaplı planlarının var olduğunu düşünüyorum.
Sonuçta İstanbul da önemli bir yer.
O nedenle iktidar partisi için İstanbul yenilgisi yere atılan madeni paranın dik gelmesi gibi bir şey.

Elde çok büyük miktarda ek kaynaklar (~500 milyar $ civarında) varsa dışarı ne tür yaptırım yaparsa yapsın onlardan pek etkilenmeden faizlerin de ineceği belirtiliyor yorumlarda.

Tabi biz de nas ekonomisi olarak yorumlansa da gerçek manada İslami finans, bel büken faiz temelli kapitalist sisteme iyi bir alternatif olarak diğer ülkelerin de dikkate aldığı bir husus diye biliyorum.
Günümüzde herkes kendi kredi ihtiyacı veya borcunu düşünse de gerçekte herkes herkese, kurumlar kurumlara, devletler devletlere vb. dibine kadar borçlu. Sistem tammen borçlandırma üstüne.
Bu normal değil, doğal hiç değil.
2. Dünya savaşından sonra iyice kök salan kapitalizm bu yükü kaldırmıyor.
0
diyecevaplandı
(28.03.24)
Ekonomi değişkiliği olmayacak diyen arkadaşlara normal şartlar altında kensinlikle katıldığımı söylemem gerekiyor, aslında olması gerekende bu zaten.

Ancak öncelikle siyasi iktidarin özelliklerini bir hatırlıyalım,

Sizinde bahsettiğiniz gibi mevcut siyasi iktidar 20 yıldan fazla ne olursa olsun iktidarda kalmayı başarımış.
Peki bunu yaparken neler yapmış,

-Dini söylemlerle ayetleri kendi çıkarları için ağzında sakız yapmaktan çekinmemiş. Nas derken , faize karşı çıkarken aslnıda ucuz kredilerle bilinçli olarak servet tranferinin önünü açmış. Gerçekten faiz hassasiyeti olan insanlara en büyük darbe yine kendilerinden gelmiş.

-Bu siyasi yapi , beton ekonomisi ile ve geçiş garantili otoyalları ile ülkenin tüm kaynaklarını yanlış yerlerde hiç etmekten zerrre çekinmemiş.

-Bağımsız olması gereken merkez bankasını kuklaya çevirmiş

ki bunlar sadace bazıları,


Şimdi gelelim yapmak istediklerine , aslında enflasyon ile mücadele etmek istemiyorlar, bunu tuik verilerine kimsenin inanmamasından, faizler yükseltilirken bile para arzının sürekli artmasından anılyoruz.

Yani aslında sıkı bir para politikası istenmiyor, istemiyor çünkü düşük faiz ve neticisenide olan efnlasyon sayesinde dolaylı olarak vergi gelirleri katlayarak artmaya devam ediyor, kasa doluyor. Sahte bir cennet yaratılarak hem vatandaşın gözü boyanıyor ve aynı para kendi yandaşlarına doğru akmaya devam ediyor.

Peki şimdi neden sıkı para politikasına geçilmeye çalışılıyor. Bana göre aslında yine geçmek istemiyorlar ama şöyle bir durum varki döviz bağımlısı bir ülkeyiz, en büyük sıkıntı aslında döviz , kurun kontrol altına alınması için dövize ihtiyacımız var.

Ama o beklenen döviz girdisi ülkeye bir türlü gelmedi , şimşekin ülke ülke gezmesi sonuçsuz kaldı. Peki neden gelmiyor, çünkü yabancı yatarımcı tl nin aşırı değerli olduğunu ve ülkeyi rasyonal ve öngörülebilirlikten uzak olarak etiketlemiş. Şimdi tüm bu algıların değiştirilmesi için biz sıkılaşıyoruz, rasyonele geri dönüyüroz mesajını vermek istiyorlar.
Sadece bu değil ayrıca bununla birlikte mahfi hocanın yapısal reformların olması gerekliliği eksikliğide mevcut.

İşte bana göre bu nokta çok önemli eğer beklenen yabancı yatarım gelir, döviz kontrol altına alınırsa, şimşek ve sıkılaşma başarılı olarak görülecek ve istanbul sonucundan bağımsız olarak yola mevcut ekonomi politikasi ile devam edilecek.

Eğer başarısız olunur, beklenen döviz girdisi sağlanmaz ise ekonomi yönetimi ve sıkılaşma politikaları başarısız olarak kabul edilecek, hele birde istanbul kaybedilmiş ise tekmenin şiddedi dahada artarak, ekonomi yönetimi uzay boşluğuna gönderilecek.

Bu senaryoda fedin faiz indirimi yapıp bollaşmasıda çok önemli çünkü hedef bol parayı rasyoneliz şerbeti ile ülkeye çekmek.

Şimdi sonuç olarak nas ekonomisine gelmek istiyorum.

Eğer ülkeye beklenen döviz girişi gerçekleşirse, o zaman mevcut sıkılaşma ile bir sonraki iktidar riskinin tehlikeye girmesine kadar devam edilecek.

Aksi durumda, mevcut sıkılaşma politilkalarına devam ederek hükümetin çığ gibi büyümüş bütçesine varlık vergileri dışında kaynak sağlaması pek mümkün görünmüyor.Tekrararen , ekonomik hareketlilik azalmasının doğal sonucu olarak vergi gelirleride hepimizin bildiği gibi azalır.

En nihayetinde beklenen döviz giriş olur ise, mevcut sıkılaşma devam eder.
Eğer olmaz ve üzerine istanbul da kaybedilmişsse, tüm fatura ekonomi yönetimine kesilir, nas ekonomisine geçeşin önü açılmış olur. Hemen olur demiyorum, bu bir süreç bugünden yarına olacak bir şey değil.

Not: bunlara yazarken ben doğrusunu biliyorum demiyorum, benimkisi bir düşünce ve sorgulama sonucu çıkan varsayımlar.
0
🌸Rao
(28.03.24)
(9)

''bekleyin geliyorum'' ne kadar süredir?

hunharca ben
sb. buluşmak üzere bir saatte anlaştık, büyük şehirdir, olabilir, tölere edilir. Lakin bu süre sizin için ne kadardır?
sb.

buluşmak üzere bir saatte anlaştık, büyük şehirdir, olabilir, tölere edilir. Lakin bu süre sizin için ne kadardır?
0
hunharca ben
(28.03.24)
yarım saattir.
0
limonlu eksi
(28.03.24)
Buluşulacak saat önceden belirliyse kişi çıkması gereken saatte çıktıysa ekstra durumlar için beklemeye tamamım. Trafik olabilir, kaza olabilir, türlü türlü şey olabilir sorun yok ama rahat davranıp 2 saatlik mesafeye yarım saat kala çıktıysa mantıklı bir mazereti yoksa bir daha buluşmamaya kadar varır iş benim için.

Spontane gelişen bir durum kişinin bulunduğu bölgedeyiz "bekleyin geliyorum" için beklenebilecek maksimum zaman 20-30 dakika. (Herhangi bir toplu taşıma kullanması gereken bir yerdeyse zaten o "bekleyin geliyorum" denecek yer değildir.)
0
mutekebbir
(28.03.24)
Sokakta, ayakta bekliyorsak 7 dakika,
Bir kafede sipariş vermeden bekliyorsak 12 dakika,
Bir restoranda biz yemeğimizi yiyor o sonradan gelecekse biz masada kalkana kadar (tahmini 45 dk.)
Bir barda eğleniyorsak 90 dakika,
Bir barda tek başıma onun gelmesini bekliyorsam 22 dakika.

Ama ben kendimi bildiğim için ve geç kalma konusu beni rahatsız ettiği için "kaç dakika sonra burada olursun?" diye soruyorum. Verdiği cevap beni tatmin etmezse bir de "şu anda neredesin?" diye soruyorum.

Her insan "geliyorum" derken farklı bir şey düşünebiliyor. Siz de bunu bilecek kadar tecrübe yaşamışsınızdır. O yüzden "bekleyin, geliyorum" lafının 2-120 dakika arası bir süreye denk geldiğini bilirsiniz.
0
michael_knight
(28.03.24)
20dk max, İstanbul için. Ben her yere saatinde gidebiliyorum şahsen, çevremdeki birçokları da ufak gecikmelerle ulaşabiliyor gideceği yere. Bazıları buluşma saatini cidden takmıyor, bazen biriyle bir yere gidecek oluyorum örneğin telefonda "çıktık çıktık, 5dkya iniyoruz" diyor halbuki alakası yok.

Yolda kaza olmuştur, trafik durmuştur anca o zaman çok gecikilir. Normal yoğun trafik bile engel değil saatinde gitmeye.
0
akhenaten
(28.03.24)
MK +1

Geliyorum kelimesini yalan söylemek için kullanan insanlar tanıyorum.

Beklerken ki konfora göre değişir. Geç kalan kişi kendini paralamasın yetişeceğim diye ama benim saygı ihtiyacıma da özen göstersin isterim. O yüzden limiti geç kalan değil bekleyenler belirler.
0
hasmetizm 2046
(28.03.24)
makul bir sebep söylemedi ise 30 dk olur maksimum.

istanbul için bazen gerçekten evdeki plan trafiğe uyamayabiliyor. yani kişi gerçekten de evden çıkması gereken sürede çıkmıştır ama, yolda trafikte vs öyle anormal bir durum vardır ki, 20-30 dk gecikebilir.

tabi bunu karşındakie insan gibi anlatmak gerekir. öyle sadece "bekle geliyorum" demeyle olmaz.
0
saturn
(28.03.24)
ya benim "beklemeyle" ilgili çok derdim yok. Telefonum yanımda olsun, şarjım %60'tan fazla ve internetin iyi çektiği bir yerde olayım, hele bir de kulaklığım yanımdaysa 2 saat de beklerim de burda önemli olan beklediğim kişinin kim olduğu ve bekleyin geliyorumdaki bağlam.

Mesela dört kişi sözleştik, üçümüz buluştuk mekana oturduk diyelim. O saatten sonra dördüncü kişinin geleceği saat kendini bağlar yani öncesinde muhabbet edilir, yemek/kahve/bira vs yenir içilir. Oradan başka mekana geçilecekse de kendisine denir şuraya geçiyoruz diye. Genelde yakın başka mekana geçilen buluşmalarda bulundum da arabayla uzak bi yere gidilecekse yarım saat diye düşünüyorum.
0
nundu
(28.03.24)
Kim vurduya gittim dönücem'e aylar yıllar dersek, bekleyin geliyorum da fakir ve orta direk olanlar için yarım saat civarı denebilir.

Elit, konformist, kariyer düşkünü kesim genelde bekletmeyi sevdikleri için onlar konu dışı.
0
diyecevaplandı
(28.03.24)
Yarım saat
0
basond
(28.03.24)
(5)

Tamamlayıcı Sağlık Sigortası

sanguine mcqaer
Biz çocuk düşünüyoruz ama şimdi TSS yaptırmak istesek 12 ay içindeki hamilelikle ilgili şeyleri üzerine ekstra para ödediğin halde karşılamayacakmış. Ben de o kadar beklemeyi düşünmüyorum açıkçası ayrıca sanırım hastanenin SGK anlaşması olması yetmiyor doktorun da SGK ya bağlı olması gerekiyormuş. Ö
Biz çocuk düşünüyoruz ama şimdi TSS yaptırmak istesek 12 ay içindeki hamilelikle ilgili şeyleri üzerine ekstra para ödediğin halde karşılamayacakmış. Ben de o kadar beklemeyi düşünmüyorum açıkçası ayrıca sanırım hastanenin SGK anlaşması olması yetmiyor doktorun da SGK ya bağlı olması gerekiyormuş. Örneğin Acıbadem'e baktığımda 6-7 tane kadın doğumcu var sadece 1 tanesi SGK'ya bağlı. O da seneye hala bağlı olacak mı belli değil.

Ayy çok kararsız kaldım sanki mantıksız TSS yaptırmak bu durumda. Tecrübeli arkadaşlar fikir verirse çok sevinirim.
0
sanguine mcqaer
(27.03.24)
Özel sağlık sigortası genelde daha pahalıya geliyor.

Benim bildiğim en az 5 ay beklenen versiyonu var hamilelik açısından.
Sigortanın 5. ayı hamilelik başlayınca mecburen iki yıl boyunca sigorta yaptırıyorsunuz. 2 yıllık sigorta parası da hamilelik için özel hastanede harcayacağınız paradan fazla veya aynı oluyor.

Olur da 5 aydan önce hamile kalırsanız boşa gidiyor.
Olur da o yıl hamile kalamadınız yine boşa gidiyor.

Hamilelik için özel sağlık sigortası yaptırmak pek avantajlı değil bence. Hamile kaldığınızda hastanelerin "gebelik paketi" altında paketleri var. Onları incelersiniz.

Paranız cebinizde olsun, istediğiniz yerde istediğiniz zaman harcayın derim.

(Bu konuyu yeterince iyi bilmediğimi, bunların kulaktan dolma bilgi olduğunu da ekleyeyim.)
0
michael_knight
(27.03.24)
anadolu sigortanın hiç süre olmadan doğumu da kapsayan sigortası var. biz onu yaptırmıştık. ama her şeyden önemlisi dediğin gibi "doktorun" anlaşması olması lazım. çalışmak istediğiniz doktorum anlaşmasının olup olmadığını mutlaka sormak lazım sigortayı yapmadan.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(27.03.24)
ben de tss tam bittikten sonra hamile kalmıstım o zaman da cok uzulmustum, sıgortamız varken keske olaydı dıye, fakat simdi geriye bakıp dusununce zaten sıgorta pek cok seyı karsılamıyor kı, yani hem hastanenin hem doktorun anlasması olması lazım ve o anlasmanın bozulmayacak olması lazım.
gebelık/dogum paketlerını ınceleyın, biz acıbadem ankaradan cok memnun kaldık bu arada, daha sonra baska saglık problemlerınde cok aradım acıbadem ın servisini...
0
mavicorap
(27.03.24)
doğum teminatlı tss yaptırabilirsiniz. siz sadece 12 ay beklemeli firmadan fiyat aldınız sanırım. 1 ay beklemeli olan da var, hamileyken yapılan da var. hepsini araştırın bi.

1 ay beklemeli doğum teminatlı alırsanız ama 2 ay içinde filan hemen hamile kalmanız lazım ki parasını ödediğiniz yıl içinde doğurabilesiniz. atıyorum hamile kalma işi sarktı, ikinci sene de doğum teminatlı paket almanız gerekir.

hastanelerden doğum paketi fiyatı alın bir de. 2019 yılınca üstte saydığım sebepten dolayı o stresi çekmek saçma geldi ve hastane paketi almıştım ben ama arada aşırı derecede bir fark yoktu 2 yıllık sigorta ile. yanlış hatırlamıyorsan iki senelik doğum teminatlı sigorta 7küsürdü. ben hastaneden 8500e paket almıştım. ama şu an aynı hastane 40.000 diyormuş. ki en uygunu bu. 100.000 fiyat veren de var. doğum teminatlı sigorta atıyorum 15 bin bile olsa 2 senelik fiyatı yine daha mantıklı oluyor.

evet doktor gidebilir, anlaşması bitebilir vs. ama yapacak bir şey yok. yenidoğan yoğun bakımı da olan bi hastanede, iyi bi doktor bulup şansınıza güveneceksiniz mecbur.
0
elorelia
(27.03.24)
Acıbadem Hastanesinin bildiğim kadarıyla SGK anlaşması yok ve dolayısıyla da herhangi bir sigorta şirketiyle TSS anlaşması da yok olarak biliyorum.

Acıbadem'le ilgili bir düşünceniz varsa öncelikle SGK anlaşması konusunu bir araştırın derim.
0
Mirket
(27.03.24)
(5)

Duygusal Halı Yıkamacılar ne yapıyor?

michael_knight
Zamanında onlarla ilgili videoları merak edip izlememiştim. Şimdi de izliyorum ama anlayamıyorum.Bu arkadaşların olayı nedir? Ne kadar ciddiler ne kadar sağlıklılar? Anlayabileceğim gibi tarif edebilir misiniz?
Zamanında onlarla ilgili videoları merak edip izlememiştim. Şimdi de izliyorum ama anlayamıyorum.

Bu arkadaşların olayı nedir? Ne kadar ciddiler ne kadar sağlıklılar?
Anlayabileceğim gibi tarif edebilir misiniz?
0
michael_knight
(26.03.24)
Normal halı yıkamacı abi, bir farkları yok. İlk çıktıklarında "sofort" adı altında yumuşacık narince yıkarız, duygusalız falan diye geyik yaptılar, o şekilde popüler olup internette yayılınca abartıp geyiğe vurarak kelebekler gibi lay lay lay falan diye video çektiler, reklam yaptılar.

Bildiğin halı yıkamacı.
0
kibritsuyu
(26.03.24)
yanik balata kokusu buraya kadar geldi, baski balata dagilmis abilerde.
rol kestiklerini hic sanimiyorum.

bu tarz delilerden yurtdisinda da cok var, bu abiler yalniz kalmis gibi.
0
cooperr
(26.03.24)
@kibritsuyu geyik veya rol yapıyorlar gibi gelmedi bana o yüzden sordum. Çocukluklarında babaları kapıcı. Büyüyünce kendileri de kapıcılık yapıyor bir süre vs.
Aynı cümle içinde Erasmus, Gündüz Vassaf, Bauhaus, Heideger, Nietzsche, Müjdat Gezen, Kafka, Sartre, Nazım, Leibniz, Fikret Mualla ve birçok başka düşünürden bahsedip bunların hepsini halı yıkama müşterilerine bağlıyor.
Tarif edemiyorum ama çok acayip bir kafa.

Ne aklını kaçırarak ne çok zeki olarak ne de rol yaparak erişilecek bir seviye değil gibi geldi bana.
0
🌸michael_knight
(26.03.24)
Sanırım bir çeşit kişilik bozukluğu
0
doharkoman
(27.03.24)
rol oldugunu sanmiyorum. bence gercekten kafayi kirmis 2 kardes.
0
antikadimag
(27.03.24)
(3)

Evdeki Tesisat Sorunu

parcaliham
Ev sahibi çıkmamı istediği için bu aralar beni sıkıştırıyor.Evin atık su borularında sorun var, alt kattaki adamın tavanına gidiyor. Tesisatçı gelip baktı, atık su borusunun komple değişimi için 20.000 TL fiyat çıkardı.Ev sahibi ben ödemem, sen öde diyor. Ancak bu ev sahibinin sorumluluğunda. Ama bu
Ev sahibi çıkmamı istediği için bu aralar beni sıkıştırıyor.

Evin atık su borularında sorun var, alt kattaki adamın tavanına gidiyor. Tesisatçı gelip baktı, atık su borusunun komple değişimi için 20.000 TL fiyat çıkardı.

Ev sahibi ben ödemem, sen öde diyor. Ancak bu ev sahibinin sorumluluğunda. Ama bu halde de evi kullanamıyorum.

Ben ödesem ve kiradan düşsem, kirayı ödemediğim için beni çıkarmaya çalışır mı? Ne öneriyorsunuz?
0
parcaliham
(26.03.24)
whatsapp'tan yazışın ve mesela her ay belirli bir miktar keserek kira ödeyeceğiniz şekilde anlaşın. sonra yaptırın gitsin. yaptırmadan önce alt katın ve sizin tarafın fotoğraflarını; yapılırken ve bittikten sonra da fotoğraflarını çekin. ödemeleri ustaya falan banka hesabından ve kendisine yapın. eşinin çocuğunun hesabına göndermeyin. fatura kesebiliyorsa + kdv faturalı yapsın. bunlar sizin elinizi güçlendirir.
0
malheiros
(26.03.24)
Ev sahibi ile komşuyu başbaşa bırakın. Siz bu işlere hiç karışmayın bence.
Ev sahibi tamiratı yaptırmazsa komşu uğraşsın.

Komşuya "ev sahibimle konuşun" deyip, telefon numarasını verin. Artık kavga mı ederler, dava mı açarlar onlar uğraşsın.
0
michael_knight
(26.03.24)
Bence oturup ev sahibiyle konuşun. Derdi ne, onu bir anlayın. Kira zammı ise, orta bir yol bulup anlaşın. Değilse, gerçekten çıkmanızı istiyorsa, bir takvim sunun. Şu gün çıkabilirim, o zamana kadar idare edeceksin diye anlaşın.

Huzur içinde oturamadıktan sonra, ne kıymeti var. Sürekli bu tarz işlerle uğraşacaksınız. Bir an önce, kiralar çok artmadan, adam akıllı bir ev bulun.


.
0
kartallar yuksek ucar
(26.03.24)
(3)

Herhangi bir seçimde evlere dagitilan posetlerin parasi nereden geliyor

Zetnikov
Posette kalem kitapcik havlu kahve cikolata vs oluyor.Bilmedigimden soruyorum en az bi ilcede dagittiklarini dusunursek bu urunlerin parasi nereden saglaniyor. Belediye dahil
Posette kalem kitapcik havlu kahve cikolata vs oluyor.

Bilmedigimden soruyorum en az bi ilcede dagittiklarini dusunursek bu urunlerin parasi nereden saglaniyor. Belediye dahil
0
Zetnikov
(26.03.24)
Üzerinde hangi logo varsa oradan geliyor.
Parti logosu varsa parti, belediye logosu varsa belediye.
0
michael_knight
(26.03.24)
partilerin seçim bütçeleri devlet tarafından sağlanıyor, o paralarda vatandaş olarak hepimizin cebinden vergi olarak çıkıyor ve fazlasıyla çıkmayada devam edecek.
0
Rao
(26.03.24)
bir milletvekili veya belediye başkan aday adayının partiye yaptığı bağış bile karşılayabilir. üstelik bu promosyon işleri yine kendi adamlarından alındığı için çok sayıda alımda uygun fiyata geliyordur.
0
jepa
(26.03.24)
(2)

kredi kartı sanal kart

atcapar
merhabalar x bankasından kredi kartına başvurmuştum geçen hafta kart onaylandı kargo gelene kadar uygulamadan sanal kart oluşturdum limiti 5 bin tl yapmıştım sanal kart süresini de 1 hafta yapmıştım. Bugün itibari ile sanal kart sıfırlanıp kapandı ancak ben çok fazla alışveriş yapmamıştım karttan, s
merhabalar x bankasından kredi kartına başvurmuştum geçen hafta kart onaylandı kargo gelene kadar uygulamadan sanal kart oluşturdum limiti 5 bin tl yapmıştım sanal kart süresini de 1 hafta yapmıştım. Bugün itibari ile sanal kart sıfırlanıp kapandı ancak ben çok fazla alışveriş yapmamıştım karttan, sanal kart sıfırlansa içerisindeki bakiye otomatikmen kredi kartına mı geçiyor? Çünkü harcamalarım ile limit bir birini tutmuyor. Bunun sebebi ne olabilir?
0
atcapar
(25.03.24)
sana kart ayrı bir kart ayrı bir limit değildir kredi kartınızın bakiyesinde kalmaya devam eder fakat asıl karttan harcama yaparsanız sanal kartı karşılayacak limit yok ise sanal kart limiti de otomatik düşer.
0
odiyus
(25.03.24)
Harcamalarınızla limitin birbirini tutması gerek. Belki taksitli bir alışveriş yapmışsınızdır.
Sanal kartın limitinin ne kadar az veya çok olduğu normal kartın limitini hiç etkilemez. Sanal karttan harcama yaptıkça hem normal hem de sanal kartınızın limiti düşer.
0
michael_knight
(25.03.24)
(6)

Camilerin masraflarını kim ödüyor?

michael_knight
Camilerin masraflarını devlet ödüyor diye biliyorum.Ortalama bir caminin masrafı yaklaşık ne kadardır? Devletten gelen dışında geliri var mıdır?Dünyanın farklı ülkelerinde camilerin masraflarını yine devlet mi karşılıyor, nasıl bir sistem var?
Camilerin masraflarını devlet ödüyor diye biliyorum.
Ortalama bir caminin masrafı yaklaşık ne kadardır? Devletten gelen dışında geliri var mıdır?

Dünyanın farklı ülkelerinde camilerin masraflarını yine devlet mi karşılıyor, nasıl bir sistem var?
0
michael_knight
(25.03.24)
Bağış ve yardımlar burada etkilidir.
Alınacak yeni halı ve elektrik gideri, kurslar için yardım toplanır.
0
diyecevaplandı
(25.03.24)
Farklı ülkelerinde derken soru müslüman ülkeler mi?
Çünkü Avrupa'da benim aklima gelen yerlerde (ve kesin olarak Fransa'da) dini yerlerin masraflarini o dine üye olanlar karsiliyorlar ki doğrusu bu. Italya'da galiba herkese vergi var inansan da inanmasan da.

Bir de tabi tarihi olanlarda devlet tarihi yer diye bakımını vs yapiyordur ki Fransa'da 1905ten önce olanlarda yapılıyor çünkü sahibi devlet olarak görülüyor.

Neyse genel olarak dini olmayan birinin çoğu Avrupa ülkesinde vergisi ile alakası yok.
0
logisticsmanager
(25.03.24)
@logisticsmanager müslüman olmayan ülkelerde cemaatin ödediğini tahmin ediyorum ama müslüman ülkeleri özellikle merak ediyorum.
0
🌸michael_knight
(25.03.24)
Türkiye'de camilerin elektrik faturaları devlet tarafından ödeniyor. Fakat ısınma ve soğutma faturaları ise cami cemaati ve derneklerine aittir.
0
jamswety
(25.03.24)
Masrafların bir kısmı (elektrik, şu gibi) devlet tarafından bir kısmı bağış ve yardımlarla karşılanıyor. Diyanet personelinin maaşlarıda diyanet işlerinin bütçesinden karşılanıyor sistem tıpkı devlet okullarındaki gibi. Osmanlı'da ibadethaneleri iratlari vakıflar tarafından karşılanıyordu cumhuriyet döneminde şeriye ve Evkaf kanunu ile evkafa el konuldu.
0
doharkoman
(25.03.24)
tarihi (selatin) camileri komple devlet ödüyor, belediye temizliğini, güvenliğini sağlıyor avlu vs.
0
bir soru sorcam
(25.03.24)
(9)

güncel kurutma makinesi sorusu?

bir ileti paylastim
selamlar. bir tane almayı düşünüyoruz, neye dikkat ediyoruz?ısı pompası olsun demişti bayideki adam. onun dışında servisi yaygın olan markalardan olsun tabii. çamaşır makinemiz 6 kg kapasiteliymiş. kurutmayı da abartmaya gerek yok demek bu. umarım yakın zamanda çok araştırıp alan ve çok memnun olan
selamlar.

bir tane almayı düşünüyoruz, neye dikkat ediyoruz?

ısı pompası olsun demişti bayideki adam. onun dışında servisi yaygın olan markalardan olsun tabii. çamaşır makinemiz 6 kg kapasiteliymiş. kurutmayı da abartmaya gerek yok demek bu.

umarım yakın zamanda çok araştırıp alan ve çok memnun olan vardır aramızda :)

kartlara hala 9 taksit varken alışverişimizi yapalım koyalım :D
0
bir ileti paylastim
(24.03.24)
Abartmaya gerek yok diye düşünmenin ötesinde, çamaşır makinasıyla üst üste koymayı planlıyorsanız aynı kilo kapasitesine sahip olmalı. Yoksa ebatları denk düşmüyor.

Isı pompası enerji tasarrufu açısından cidden önemli.

Gerisi çok önemli değil, temel programların hepsi her makinada var zaten.
0
akhenaten
(24.03.24)
enerji tasarruflu alın, çekmemesi için uzun süreli program var pamuklular için 2 saat kadar, elektrikten tasarruf edersinz.
kendini temizleyen model aldım her sene servis çağırmamak için.
bu gibi makinalar bir kere alınıyor abartmamak gerek ama işinize yaramayan bir modelde giden paraya acırım.
0
eja
(24.03.24)
Arçelik kullanıyoruz memnunuz. Giysilerde küçültme sorunu oluyor. Bunuda ütüleme ile cozuluyor.

Tam kapasite doldurunca bazen tam kurutmadan çıktığı ouyor giysilerin.
0
kaiserr76
(24.03.24)
A+++ kullanıyoruz. 100 kurutmada 150 kwh çekiyor. mutluyum.
kurutmayı büyük alırsan yarın öbür gün daha büyük makineye geçtiğinde rahat edersin. bence 8 kg alabilirsin.
beko kullanıyorum, giyside küçülme hiç yaşamadım. nemli kalma sorunu da hiç yaşamadım. koku da yapmıyor. kedi tüylerini çok iyi topluyor. avrupa'daki beko türkiye'deki beko'dan daha iyi kalitede deniyor, belki ondandır ama kendi tecrübeme göre tavsiye ederim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.03.24)
ayni marka almazsaniz camasir makinasi ustune kurmuyor servis, dolap alip oyle kullanabilirsiniz bilginiz olsun

edit: bosch kullaniyoruz cok memnunuz, camasir makinamiz lg, trendyoldan dolap alip kurduk oyle altli ustlu kullanabiliyoruz.
0
tahtakafa
(25.03.24)
Bizim kurutma makinesinde "yünlü" ayarı yok. Keşke olsaydı diyorum. Başka bir modelde "ılık hava" diye bir mod gördüm, o da keşke olsaydı dedim.
Sizin için de bunlar önemliyse göz önüne alın.
0
michael_knight
(25.03.24)
13 ila 35000 tl arasında modeller var inanın kafam karıştı. üst üste koymayacağım. koyacak olursam da dolap ile koyacağım.

bosch seri 6 ya da siemens 500 serisi aklıma yatıyor gibi. neden olduğuna cevabım yok.

hoover diye bir gerçek var. herkesin ucuz diye aldığı bir yandan olumladığı. ama 3-4 bin tl ucuz olsun diye kıyafet bozacak bir makine de istemiyorum. bir triko zaten 2-3 bin.
0
🌸bir ileti paylastim
(25.03.24)
istersen 350 bin ver ama makineye yün ya da yün karisimli ne atarsan at bozulur. kurutmaya yünlü girmez. o sebeple kriterin bu olmasin zaten. Annem LG aldi bu arada, o da cok memnun. Benim eski makinem Miele'ydi, o da cok iyidi.
cok ucmadan arada karar kil. 13 bin ile 35 binin ortasi 24 bindir. 24-26 bin civarinda bir sey al.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.03.24)
yillardir bosch IQ serisi kullaniyorum. en sevdigim ozellikleri:
- kendi kendini temizlemesi
- isi sensoru olmasi (kuruluk/islaklik derecesine gore sureyi yeniden duzenliyor)
- manuel, sureli, soguk ve sicak ayri programi olmasi (havalandirma ya da mikrop oldurme icin, ya da battaniyeden kedi tuyu toplamak icin ideal)
- buyuk olmasi (ayri ayri yikanan camasirlari tek seferde kurutabiliyorum)
- A+++ olmasi
- yorgan kurutmasi
- carsaflarin mis gibi cikmasi

yapmadiklarim ya da sevmediklerim:
- yunlu kurutmak (yunlu programinda bile olsa)
- kot pantalon kurutmak (dolap kuru modunda degil en azindan. elastik modellerin omru baya kisaliyor)
- sevdigim trikolari kurutmak (bir guvensizlik var evet)
- carsaflarin kirisik cikmasi
0
65 derece
(25.03.24)
(3)

Başıboş karınca sorunu...

kukuleta
2 gündür banyomda dağınık bir şekilde gezen çok sayıda karınca var. Belli bir hatta ilerlemiyorlar, tamamen dağınık şekildeler. Banyo olduğu için haliyle herhangi bir gıda maddesi de yok.Bu durum beni biraz ürküttü. İnsanın aklına ister istemez deprem fikri geliyor.Özellikle Marmara bölgesinde benze
2 gündür banyomda dağınık bir şekilde gezen çok sayıda karınca var. Belli bir hatta ilerlemiyorlar, tamamen dağınık şekildeler. Banyo olduğu için haliyle herhangi bir gıda maddesi de yok.

Bu durum beni biraz ürküttü. İnsanın aklına ister istemez deprem fikri geliyor.

Özellikle Marmara bölgesinde benzer durumu yaşayanlar var mı merak ettim.

Konum: Kadıköy

Ek: Ev 3. Katta
0
kukuleta
(23.03.24)
Bir delikten çıkmışlar yiyecek arıyorlar. Dağınıklıkları keşif kolu oldukları için. Bir köşeye yem koy, o noktaya doğru belirli bir hat yapıp, ordunun kalanını çağıracaklardır.

Geldikleri deliği bulup tıka. Ya da tarçın serp. Ya da deliğin etrafına tebesirle bir daire çiz.

Depremle alakası yok +1
0
Mirket
(23.03.24)
banyoda yerde su oluyor genelde. karıncalar su için gelebiliyorlar. sabun, parfum gibi şeylere de ilgi duyabiliyorlarmış.

ek: kırmızı orman karıncaları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre karıncalar depremi önceden (saatler öncesinden bile) sezebiliyormuş. normal davranışlarından farklı davranabiliyorlarmış.

www.ncbi.nlm.nih.gov

tabii her tür karıncada oluyor mu bilmiyoruz. ve illa gördüğünüz davranış karıncaların depremi önceden sezmesiyle ilgili değil. ama etrafınızdakilere de bir sorun isterseniz, araştırma yapmış olursunuz.
0
ermanen
(23.03.24)
İstanbul, Şişli, 40 yıllık apartman, üçüncü kat.
Bundan 4-5 gün önce karıncalar salonda dolaşmaya başladılar. Yemek kırıntısı vs. gibi şeyler yok. Düzenli temizlenen ev.
0
michael_knight
(23.03.24)
(14)

Güney Afrika

Angelismeee
Arkadaşlar -Güney Afrika ya da Güney Afrika Cumhuriyeti- deyince aklınıza gelenleri yazabilir misiniz? teyit etmenize gerek yok. direk aklınıza ne geliyorsa
Arkadaşlar -Güney Afrika ya da Güney Afrika Cumhuriyeti- deyince aklınıza gelenleri yazabilir misiniz? teyit etmenize gerek yok. direk aklınıza ne geliyorsa
0
Angelismeee
(22.03.24)
Cape Town, Table Mountain, Chappie, Afrikaans, Apartheid, Mandela, Siyahi çalıştırma mecburiyeti, güvenlikli siteler, vahşi cinayetler, fakirlik, zenginlik, barbekü, her yere arabayla gitmek
0
michael_knight
(22.03.24)
albino zenciler
afrikalı beyazlar

kisaca afrika algima ters dusen ten rengi konulari.
0
buenosdias
(22.03.24)
Johannesburg, vergi vermemek için oraya giden bazı teknoloji şirketleri, tten bıçaklanan turistler, ikiye ayrılan bi tarafı müferreh diğer tarafı favela gibi şehirler
0
avatar is back
(22.03.24)
Die Antwoord
Cape Town
Jojannesburg
yasama yürütme yargıya 3 farklı başkent durumu
Charlize Theron
0
AlsterWasser
(22.03.24)
Apartheid, Elon Musk, Desmond Tutu, Mandela.
0
auroraaurora
(22.03.24)
2010 Dünya Kupası
Johannesburg
Kaizer Chiefs FC
Cape town/Bloemfontein/Pretoria başkentleri
Durban
2. Elizabeth ölünce Port Elizabeth şehrinin ismini Gqeberha olarak değiştirmeleri
Tshabalala'nın Meksika'ya attığı gol :d
Table Mountain
Penguenler
Mandela, Apartheid, Afrika Ulusal Kongresi partisi vs
ülkenin içinde başka ülke olan Lesotho
10 kadar resmi dili olması
Çok beğendiğim bayrakları
Çok çirkin olan eski apartheid dönemi bayrakları
Elon Musk
Dünyanın en büyük altın madeni
Cape Town'da özellikle yaz aylarında çok büyük susuzluk olması
0
nundu
(22.03.24)
suç
0
basond
(22.03.24)
charlize theron
0
noxie
(22.03.24)
@Angelismeee sizin aklınıza neler geliyor?
0
michael_knight
(22.03.24)
Açıkçası önceleri hiç dikkatimi çeken bir ülke değildi ilk olarak ümit burnuna yapılan bir turistik geziyi incelememle dikkatimi çekti en güney uç vs diyerek ki orası değilmiş aslında sonrasında İsrail için açtıkları dava ile cidden takdir ettim. Onlar dışında penguenleri direkt aklıma geliyor ve diğer fil, zürafa gibi safari hayvanları. Rengarek evler olan bir mahallesi canlanıyor gözümde.

Tüm bunlardan esinlenerek bir heykel yapmam gerekiyor da. Ondan genel olarak g.afrika deyince ne geliyor akıllara merak ettim. Çünkü yapacağım heykele bakınca ga olduğunun anlaşılması gerekiyor.
0
🌸Angelismeee
(22.03.24)
2010 dünya kupası yazan var ama vuvuzela yazan olmamış, enteresan.
0
hrskrs
(22.03.24)
BRICS
Dunya Sosyal Forumu
yolsuzluk
suc
kirmizi isikta durmamak
Jaracanda agaclari
0
songforsomeone
(22.03.24)
cape town, johannesburg, afrikanın en güneyi, commonwealth, afrikanın en geliş birinci veya ikinci ülkesi olması (diğeri Mısır), BM'de Filistin halkı için İsrail'e karşı açılan soykırım davası
0
doharkoman
(22.03.24)
- johannesburg, cape town şehirleri
- kruger ulusal parkı / safari
- kabileler, zulu
- afrikaans dili
- büyük beyaz köpek balığı (yuzen bi adami yemisti bi tanesi, haberlerde cikmisti)
- suç orani yuksek diye biliyorum

ek:
- afrika'da en gelişmiş birinci veya ikinci ulke saniyordum ama verilere gore yedinci siradaymis. birinci mauritius: worldpopulationreview.com
0
ermanen
(22.03.24)
(5)

Eurobond fonu neye göre düşüyor/yükseliyor?

michael_knight
Eurobond fonu ne olursa yükseliyor ve düşüyor?Türkiye'ye yurtdışındaki güven düşerse ne oluyor? Dolar yükselince ne oluyor?Türk ekonomisinin kötüye gideceğine inanan biri hangi fonu almalı?GPA - GARANTİ PORTFÖY EUROBOND BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVİZ) FONUhttps://www.tefas.gov.tr/FonAnaliz.aspx?FonKod=GP
Eurobond fonu ne olursa yükseliyor ve düşüyor?
Türkiye'ye yurtdışındaki güven düşerse ne oluyor? Dolar yükselince ne oluyor?

Türk ekonomisinin kötüye gideceğine inanan biri hangi fonu almalı?


GPA - GARANTİ PORTFÖY EUROBOND BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVİZ) FONU
www.tefas.gov.tr
0
michael_knight
(22.03.24)
Bir ülkenin CDSleri yükselirse, yani o ülkeye güven azalırsa Eurobond fiyatları düşer.
Doların yükselmesi veya düşmesi ekonomiye güveni arttırıyorsa Eurobond fiyatları artar.
Kötüye gideceğini düşünüyorsan:
Faize girilmez
Para piyasası fonu alınmaz.
Eurobond alınmaz.

Altın, Gümüş, Dolar, Yabancı hisse senedi
Veya bütün bunların fonları alınabilir.

Güven artıyorsa da tam tersi.
0
Mirket
(22.03.24)
türk ekonomisinin kötüye gitmesi ne demek?
bunu bana açıklarsan soruna cevap verebilirim.
0
benarrivo
(22.03.24)
@benarrivo, Türk lirasının değer kaybetmesi, enflasyonun artması, büyümenin azalması, üretimin azalması, işsizliğin artması, ihracatın düşmesi, iş kurmak yerine parayı faize yatırmanın daha cazip hale gelmesi gibi.
0
🌸michael_knight
(22.03.24)
Ekonominin kötüye gitmesi şu demek olabilir mesela.

twitter.com
0
Mirket
(22.03.24)
@michael knight türk lirasının değer kaybedeceği düşünülüyorsa döviz bazlı tüm araçlara yatırım yapılabilir: altın, yabancı borsa endeksleri, döviz, vs.
enflasyonun artacağı düşünülüyorsa türk borsası da değer kazanır. ancak büyümenin azalması, üretimin azalması da öngörülmüş. bu yüzden borsa tercih edilmeyebilir.
iş kurmak yerine paranın faize yatırılması cazip geliyorsa para faize yatırılabilir :)

@mirket eğer gıda fiyatlarının artacağı düşünülüyorsa gıda hisselerine yatırım yapılabilir.

soru başlığında eurobond sorulmuş. en kazançlı hali cds yüksek iken almak. şu an cds nispeten düşük. zaten türkiyeye güven düşeceği tahmin edilmiş, o halde cds artar. eurobond pek kazançlı olmayabilir bu hali ile.
0
benarrivo
(23.03.24)
(3)

damatlık

kojonotsuki
haziran sonu düğünü için damatlık alacağım. bu dönem hafif kilo aldığımdan şimdi almayayım fitleştiğimde alayım diyorum. bizimkiler ise pahalanır al diyorlar. damat, vakko vs yerlerde sezonun fiyatları belli değil mi? gömlek pantalon sezon fiyatlarıyla çıkmıyor mu raflara?bir de, haksız mıyım, sonra
haziran sonu düğünü için damatlık alacağım. bu dönem hafif kilo aldığımdan şimdi almayayım fitleştiğimde alayım diyorum. bizimkiler ise pahalanır al diyorlar.

damat, vakko vs yerlerde sezonun fiyatları belli değil mi? gömlek pantalon sezon fiyatlarıyla çıkmıyor mu raflara?

bir de, haksız mıyım, sonradan ceketin daraltılması vs. güzel durmuyor. almışken ideal kilodan/formdan almak lazım değil mi
0
kojonotsuki
(21.03.24)
hocam sen de haklısın sizinkiler de haklı. fiyatlara neredeyse haftalık güncelleme geliyor. şu an trde bir şeyin aylarca aynı fiyatta kalması diye bir durum yok maalesef. alacağın zaman kampanya vs denk getirerek biraz daha uyguna alma şansı olabilir ama her türlü şu ankinden daha fazla ödersin. seçim sonrası dolar vs uçarsa ne olur bilinmez. bütçe ile daha güzel görünmek arasından seçim yapman gerekiyor.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(21.03.24)
fitleşeceğinize eminseniz bi tık dar alın, 1-2 beden gibi. ama fitleşemezseniz elinizde patlama ihtimali de var tabii :)
0
mustafakesekci
(21.03.24)
Bence bekleyin, zamanı gelince alın. Bedeni üstünüze göre olmazsa 500 lira daha ucuz olmasının hiçbir önemi yok.
Hem bu süreçte nasıl bir damatlık istediğiniz konusunda fikriniz de değişebilir.
0
michael_knight
(21.03.24)
(24)

Bu şımarıklık mı?

dejame
A kişisi hava soğuk olduğu için kazak giyip işe gidiyor, ama regl olduğu için sıcak basıyor. Hemen B kişisini arayıp evden ince bir kıyafet getirir misin diyor. B kişisi evden çalışıyor, işe başladığı an yarıda bırakıp hazırlanıyor, yağmurlu havada şemsiye ve araba olmadan 20 dakika yokuşlu yollarda
A kişisi hava soğuk olduğu için kazak giyip işe gidiyor, ama regl olduğu için sıcak basıyor. Hemen B kişisini arayıp evden ince bir kıyafet getirir misin diyor. B kişisi evden çalışıyor, işe başladığı an yarıda bırakıp hazırlanıyor, yağmurlu havada şemsiye ve araba olmadan 20 dakika yokuşlu yollarda yürüyerek kıyafeti götürüyor, ama birazcık sinirleri bozuk. Zaten yürüdüğü yollar berbat, hava berbat, üstelik A kişisinin 2. ve 3. dersi boş, aslında gelebilir ama regl olduğu için rica etmiş oluyor sadece.

A kişisi B'ye çok teşekkür ediyor, B de ne demek, her zaman yaparım senin için diye güzel bir cevap veriyor.

Siz A olsanız böyle bir talepte bulunur muydunuz?
B olsaydınız aynı şeyi yapar mıydınız?

edit: kişi sevgilim
0
dejame
(21.03.24)
A olsam böyle talepte bulunmam. Prenseslik yapmış. hem arabası yok. Bye acımamış resmen.

B olsam şu an gelemem derim. Çünkü kıyafet acil değil. darlanmış sadece. Acil bi şey olsa giderim.
0
jelly bear
(21.03.24)
A olsaydım böyle bir talepte bulunmazdımi tam bir premseslik. Kollar çekilir yelpaze falan yapılır öyle deli sıcak basmıyor reglde. ha havasız sıcak ortam ile birleşip fenalaşacak kadar sıcak olsa herkes cam kapı açtırır.

b kişisi olsam zaten benden böyle birşey istenmezdi. annem babam olsa yaparım, arkadaşlığa artık okadar kıymet verilmemesi gerektiğini anladım.
0
eja
(21.03.24)
A ile B arasındaki samimiyet nedir? İlişki durumu nedir?

Mesela sevgilim istese böyle bir şey yapmam. Çocuğum istese yine yapmam. Ama arkadaşımsa eğer, yine yapmam tabi ki. Resmen şımarıklık bu :)
0
mustafakesekci
(21.03.24)
A kişisi, B'nin evden çalıştığı için hiç dışarı çıkmadığını, iki adım da olsa yürüyüş yapmadığını, kilo almaya başladığını, hep ev ortamında olmasının psikolojisini olumsuz etkilediğini düşünüp bir bahaneyle onu evden çıkarayım demiş olabilir.

Düşünceli arkadaş, eş, sevgili veya her neyse.
0
Mirket
(21.03.24)
Ben istemezdim aklıma bile gelmezdi bir insanı 20 dakika o havada yürütmek sırf sıcakladım diye. Kişinin genel tavrı ve talepleri de hep bu şekildeyse sorun bence. Ayrıca siz de o sırada çalışıyormuşsunuz, işiniz bölünmüş. Ama sevgiliniz genelde bu şekilde davranan biri değilse bir seferlik demek ki çok kötü hissetmiş deyip normal karşılanabilir sonuçta o anda ne hissettiğini biz bilemeyiz.
0
Mossy
(21.03.24)
a kişisi olsam çok zorda kalmadıkça böyle bir şey istemezdim, belki araba olsa ancak.
b kişisi olsam büyük ihtimal yapardım, ancak her zaman yapardım senin için gibi yalan bir cevap vermezdim. yani daha dürüst olmakta fayda var, çünkü b kişisi belli ki kızmış. valla getirdim ama çok ıslandım, yolda biraz sinirlerim bozuldu. belki boş dersinde gelsen ikimiz için de daha iyi olurmuş diye düşündüm filan demek en doğrusu ki sınırlar biraz otursun. yoksa karşı tarafa da haksızlık yapılıyor o içeride kalan öfkeyle.
0
red g
(21.03.24)
A olsam böyle bir talepte bulunmam. cocuk degilim.
hayatimdaki b'lere bakiyorum. onlar da getirmezdi heralde. belki ilkinde sasirdiklari icin yaparlardi ama rutinde yapmazlardi.

ben b olsam böyle bir sey hayatta yapmam. yan o zaman biraz der gecerim.
0
robert bosch
(21.03.24)
müdür taksi diye bir şey icat edildi. ben olsam taksiye atlar götürürdüm. 20 dakika yokuş gidilir mi
0
sizofren06
(21.03.24)
Hayatımdaki A kişisi benden böyle bir şey istemezdi zaten. İstedi diyelim, taksiyle göndereyim kapıdan al derdim. Ya da direkt kendisi söylerdi taksiye ver ben alayım diye. 20 dakkalık yokuşlu yol yürütecek de yürünecek de bir durum yok, şımarıklık evet.
0
pianeta
(21.03.24)
regli ve ateş basmasını bilen biri olarak isterdim ne abartmışsınız he. şemsiyen ve yağmurluğunun olmaması veya taksi binmemek (ki git gel muhtemelen indi-bindiye tekabül eder) erkeğin problemi. ayrıca kadını şımartasınız yoksa sevgili olmayın fwb veya ev arkisi olabilirsiniz (erkolara genel cevap). 20 dk yürüdü diye hayıflanan erkeğe selam veren kız kardeşime de yazıklar olsun(hepimizin başına gelir önemli olan ders çıkarmak)
0
ala09
(21.03.24)
A'nın talebi kesinlikle normal değil. O yüzden B'nin buna izin veren tavırları olmasa A'nın böyle bir şey talep etme ihtimali olduğunu sanmıyorum. B'nin konunun mantıksızlığına dikkat çekmeyip o yolu gittikten sonra şikayet etme hakkı yok. A da bu hareketi için çok teşekkür etmiş zaten. Başka ne yapacaktı, cebine harçlık mı sıkıştırsaydı bir de? :)

Hayatımda hiç A da B de olmadım ama B durumuna düşüren çok A gördüm. Tekrar edeyim burada bir hata aranacaksa hatalı olan A değil B. İnsanları belirli bir standarda/şımarıklığa alıştırıp sonra kendi yaptıklarınızdan dolayı onları suçlamamalısınız.
0
nawar
(21.03.24)
Bence simariklik. Ama sevgiliye simariklik yapilabilir. Uygunsa ve getiriyorsa ve soylendigi sekliyle ilerlemisse zaten sorun yok. Cift icin okeyse nasil durdugunun onemi yok. Ben olsam boyle bi simariklik yapmam, sevgilimin de yapmasini istemem. Abarti cunku.
0
nic cage
(21.03.24)
Normal bu durum, sevgiliyse ok.

Ha ciddi değilse yapmam orası ayrı ama hayat da müşterek. Belki şımartılmaya ihtiyacı vardı. Değer böyle ölçülmez tabi ama bazılarımızın bu yanıtlara da ihtiyacı var.
0
baldan kaymak
(21.03.24)
Şımarıklık.
Ama sevgilisine de şımarıklık yapamayacaksa kime yapacak insan?
Kimseye ne sevgilisine şımardığı için, ne kazağı getirdiği ne de getirmediği için yanlışsın demem.

Ama B kişisine derim ki "Eğer sinirleneceksen en başta getirmek istemediğini söyleseydin. Hem getiririm deyip hem sinirlenerek yanlış yapıyorsun. Sevgiline de haksızlık ediyorsun."
0
michael_knight
(21.03.24)
Şımarıklık, ben B olsam A ile o kadar ilerleyebileceğimi sanmıyorum.

Sevgiliye yeri gelir şımarılır tamam da sırf sıcak bastı diye yağmurlu havada birini işinden kaldırıp ince giysi istemezsin ya. O kadar mühimse 20-30dk izin alır kendin çıkarsın en fazla, hiç olmadı öğleni beklersin. Ben utanırım şahsen, ayıp da bir şey.

İlla şımaracaksan bir beklentiye girmeden laf arasında geçirirsin, karşındakinin jest yapası varsa kalkar gelir. Ama arayıp getir demek hoş değil cidden.

Çok daha güç şeyler de yapılır bir ilişkide ama tema sıcaklamak olmamalı bence.
0
akhenaten
(21.03.24)
A prenseslik yapmış burası kesin.
B olsam işim var sevgilim getiremem birtanem derdim.

bu olay ben ve eşim arasında yaşansa ben eşimden böyle bi talepte bulunmam normalde ama çok kötüysem ve istersem o bana çook çok önemli bir işi olmadığı sürece kesin getirirdi. benim prenseslik yaptığımı düşünse bile kesin getirirdi yani. işte bu yüzden evliyiz :D
0
turuncu tonlarda
(21.03.24)
B'nin fazla kilosu varsa A ona spor yaptırmak istemiş olabilir.

A nın böyle bi talepte bulunmaması gerekirdi ama B de kurulmasın. Takmaya başlarsa ayrılık çanları çalar
0
bass solo take one
(21.03.24)
Ben istemem erkeğim. Gerekirse taksiye biner gider gelirim.

Maalesef yapım gereği kimseye yük olmak istemem.
0
drako
(21.03.24)
eşim isterse yaparım çünkü bilirim ki eşim şımarıklık yapmak için böyle bir şey istemez, gerçekten ihtiyacı olduğu için ister. belki "nereden çıktı şimdi bu" diye hafif kendi içimde söylenirdim ama eşime karşı değil, anlık plan değişiklikleri genel olarak beni gerer.

burada kilit nokta sen kız arkadaşının ihtiyacı olduğu için değil şımarıklıktan istediğini düşünüyorsun hatta bundan eminsin. geçmiş şımarıklıklarının bardağı taşıran son damlası gibi görüyorsun belki de ama buradaki insanlar geçmişinizi bilmiyor. aranızdaki dinamiği bilmeyen insanlardan gelecek gazla aksiyon almayın bence, durduk yere gerginlik yaşayabilirsiniz. kız arkadaşınızsa o kadar da şımarabilsin size ki çok da teşekkür etmiş ne güzel.
0
hrskrs
(21.03.24)
Ben istemem kesinlikle ama bir yandan da erkek dediğin nazımı çekmiyorsa neden yanımda dursun diye düşünürüm.

Eşim istese de seve seve götürürüm alt tarafı 20 dk yol yürümüşsün nedir yani. Benden istesin üç tur kazak getirip defile yaptırırım.
0
Gradient_tabanlı_mor
(21.03.24)
A olsam böyle bir şey istemem. bir şekilde idare ederim.

B olsam, mal yaradılışlı bir insan olduğum için A daha bunu talep dahi etmeden "ayh kazan giymişim sıcak bastı" dediği anda " ben sana ince bir şeyler getireyim" diyip kendiliğimden götürürüm. A teşekkür eder, ama iki gün sonra da anlam bile veremediğin bir durumda "sen düşüncesizsin, umursamazsın, beni hiç umursamadın" diyip ağzına sıçar.

o yüzden istese bile götürmemek gerekiyor sanırım.
0
kibritsuyu
(21.03.24)
B kişisi kullanılıyor.
argo tabiri var ama banlanmayalım.
bunu ancak insan çocuğu için felan yapar.
0
nuisance2
(21.03.24)
A olsam istemem ama B olsam yaparim ne olacak gucenmem hic
0
aguen
(21.03.24)
aklıma bile gelmez böyle bir şey istemek. gider kendim alır gelirim. millet ne güzel seviliyor ama orası da ayrı...
0
suyin
(22.03.24)
(2)

Sürekli aynı işi yapmak ve iş öğretmeyen yönetici

skr1292
İş görüşmesinde burası kendini geliştirebileceğin bir yer demişlerdi ama 3 ay oldu gireli 1.5 aydır falan sürekli aynı şeyleri yapıyoruBenim yöneticiye birkaç kere bana şunları şunları öğret dedim ama adam özgüvensiz avelin teki. deli gibi korkuyor onun işini elinden alıcam diye , öğreteceği şeyleri
İş görüşmesinde burası kendini geliştirebileceğin bir yer demişlerdi ama 3 ay oldu gireli 1.5 aydır falan sürekli aynı şeyleri yapıyoru

Benim yöneticiye birkaç kere bana şunları şunları öğret dedim ama adam özgüvensiz avelin teki. deli gibi korkuyor onun işini elinden alıcam diye , öğreteceği şeyleri ondan gizli olarak yapmaya başladım çok basit şeyler ama ısrarla bahane buluyor.

İlk önce zam istemeyi düşünüyorum. Daha fazla sorumluluk istiyorum diyip en azından yeni bir şeyleri üzerime almak istiyorum.

Zam yapmazlarsa da çıkmayı düşünüyorum. Baktım zam yapıyorlar ama işler aynı açık açık ben işten ayrılıyorum burada kendimi geliştiremiyorum diyecem. Siz ne diyorsunuz?
0
skr1292
(20.03.24)
Yeni iş bak.
O şirkette zam da alsan, sorumluluk da alsan, iş de öğrensen olmaz. Çünkü yöneticinin avel olduğunu düşünüyorsun. Öyle bir yöneticiyle çalışmak zorunda değilsen çalışma.
Yeni iş bak ama bu işten ayrılmadan bak.
0
michael_knight
(20.03.24)
yeni iş bak +1
ne yaparsan yap değişmeyecek yöneticin, ik'ya şikayet daha ters teper ama başka bölüme geçiş için ik'ya danışabilirsin. iş bulmadan ayrılma.
0
eja
(21.03.24)
(12)

Gece ev süpürüyor musunuz?

jepa
Yani üstümde ormandan direkt şehre inip hayatına apartmanda devam eden tipler var. Birçok kez söyledim ama adam eşine ve kızlarına (20li yaşlarda) söz geçiremiyor sanırım. Günün her saati gürültü, eşya çekme, bağıra bağıra konuşma... Gece 11de yerlere vura vura eşyaları çeke çeke tüm evi süpürdüler.
Yani üstümde ormandan direkt şehre inip hayatına apartmanda devam eden tipler var. Birçok kez söyledim ama adam eşine ve kızlarına (20li yaşlarda) söz geçiremiyor sanırım. Günün her saati gürültü, eşya çekme, bağıra bağıra konuşma... Gece 11de yerlere vura vura eşyaları çeke çeke tüm evi süpürdüler. Halı olmayan Parkenin üzerinde yapılan her şey direkt bizim evin içinde oluyor zaten. Benim apartman kültürüme göre 1 gram saygısı olan insan şunu yapmaz ama bir de farklı görüş duymak istedim. Boşver takma. apartman hayatında böyle şeyler olur, önemli olan sürekli müzik açmaması vs. diyen var mıdır?

Bir de seçenekler şöyle:

-kavga. Adam benden epey büyük.. yakışmaz.
-site yönetimine şikayet... Sonuç çıkmadı
-polis çağırsam uzun süreli bir gürültü değil, çağırsam polis gelene kadar gürültüsü biter kanıtlayamam.
-çevre bakanlığına başvurunca eve cihaz takıp kayıt alıyorlarmış dedi birisi ama kaynak bulamadım
-evden çık.. Seçenek dışı
-sen de onlar uyurken gürültü çıkar onları uyutma

Sanırım son seçeneği yapacağım ama haklıyken haksız duruma da düşmek istemiyorum. Ne yapsam?
0
jepa
(19.03.24)
Ev sahibini tanıyorsan direkt ona şikayet et.
0
sevilen progressive türkücü
(20.03.24)
kendi evleri zaten.
0
🌸jepa
(20.03.24)
Tüh. Kiracı sandım.

Sopayla tavana vur. Birkaç sefer bunu yap. Anlamazlarsa mecbur fight. Yönetime de şikayet etmişsin. Herkesin haberi var.

Ayrıca o gürültü sadece size olmuyordur. Yan komşularına da sorun belki onlar da duyuyorlardır. Birlik olup konuşun.
0
sevilen progressive türkücü
(20.03.24)
Dyson veya diğer marka ışıklı süpürgelerle gece karanlıkta süpürmesi muazzam bir haz veriyor bünyeye. Onların da böyle bir durum olabilir, gece karanlıkta tüm tozlar harika görünüyor. Gündüz bu etki olmuyor. Nadiren de olsa kendimi tutamayıp süpürüyorum ben de ama öyle tüm evi dip köşe geçmem. maksimum beş dakika süpürür geçerim ve saat 11 asla olmamalı, uyku saati o. Kadınla görüşülmesi daha olası gibi görünmekte.
0
mellifica
(20.03.24)
Uzlaşmaya niyeti olmayan insana yapacak bir şey yok maalesef.
Benim de bi 6 7 sene evvel üst kattaki aynen dediğiniz gibi gece halısız mobilya çekme, süpürge açma, gece salak saçma yüksek sesli müzik açıp eşlik ederek söyleme gibi muazzam huyları vardı. Kiracılardı gidince rahatladık.
0
hedep
(20.03.24)
Bir şey kırılması gibi mecburi bir hal değilse 10 dan sonra çalıştırmam
0
anon1m
(20.03.24)
Eskiden supurmezdim ama yan komsumun gurultu konusunda dağ ayısı olmasi sebebiyle eger cok tozlanmissa yatak odasını kisik sesli ayarda supuruyorum 2 dk. Detayli supurge yapmiyorum yine de tabi.
0
instant crush
(20.03.24)
Hiçbir şey yapmayın.
Saat 22:00 sonrasında süpürgeyi hiç çalıştırmam. Cam kırılır ve her yere cam kırıkları dağılırsa sadece o zaman hızlıca çalıştırırım.

Komşunuza karşı bir şey yapmaya çalışmayın bence çünkü hiçbiri sonuç vermeyecek. Kendinizi yormuş, üzmüş, yıpratmış olacaksınız. Rastladığınız zaman yine yüzüne söyleyin rahatsız olduğunuzu.

Eğer yalnız yaşıyorsanız bir kulak tıkacı alın, kenarda dursun. Kullanacağınızı sanmıyorum ama evde olduğunu, isterseniz sesi kesebileceğinizi bilmek bile rahatlatabilir.
0
michael_knight
(20.03.24)
akşam 8'den sonra sabah 9'dan önce ses çıkarabilecek makine çalıştırmam. eğer cam kırılmışsa ve dağılmışsa (yani tehlikeliyse) belki en fazla onu süpürürüm 5 dk.
0
nic cage
(20.03.24)
acmiyorum. acinca direkt whatsappdan yaziyorlar. baslarda uyuz oluyordum her gurultude whatsapp'dan birinin yazdigini gorunce; ama bu sayede sessiz sakin bir apartmanda yasiyorum.
0
buenosdias
(20.03.24)
tam anlamıyla medeniyetsizlik. kesinlikle yapmam ancak yapanlarla da ne kadar uğraşabilirsiniz ki. bir olur iki olur gereksiz mutsuzluk oluyor sonrası.
0
summerjam0306
(20.03.24)
hayir, rahatsizlik verir diye supurmuyorum. bu arada camaris makinesini de calistirmiyorum.
0
Sour
(20.03.24)
(5)

yoğurtçu parkı'nda şurası ne tam olarak bilen var mı?

tepedeki psychedelic adam
herhalde bir konut, yani birisi yaşıyor ama arada köfte ekmek, balık ekmek satıldığı filan da oluyor. ayrıca konutsa burada nasıl kalabilmiş filan. yıllardır görüp aklıma geliyor bazen sorayım dedim.https://tinyurl.com/yc7zv4b9https://eksisozluk.com/img/v8frr7ge
herhalde bir konut, yani birisi yaşıyor ama arada köfte ekmek, balık ekmek satıldığı filan da oluyor. ayrıca konutsa burada nasıl kalabilmiş filan. yıllardır görüp aklıma geliyor bazen sorayım dedim.

tinyurl.com

eksisozluk.com
0
tepedeki psychedelic adam
(19.03.24)
Ev değil ya balıkçılar derneği gibi bi yer olması lazım
0
regina phalange
(20.03.24)
bence o yolun sonundaki, aşağı linkini koyduğum yer öyle bişey ya. soruda yazdığım yer ev gibi geliyor bana.

tinyurl.com
0
🌸tepedeki psychedelic adam
(20.03.24)
ev değil lokal.
0
tantunisultansuleyman
(20.03.24)
Bundan 25 yıl önce onlardan birinde yaşayan bir adamla muhabbetim vardı. Adam balıkçıydı, irice bir sandalı vardı.
0
michael_knight
(20.03.24)
lokalse ne lokali ya da derneği mesela. kapısında ya da civarında bir isim, tabela yok. haritada bunun hakkında bir bilgi de yok. benim için hala belirsiz sonuç olarak :)
0
🌸tepedeki psychedelic adam
(20.03.24)
(5)

Kediler İçin GPS Takip Cihazı

lynch lynch
Merhabalar,9 yaşında bir kedim var, dışarıyı çok seviyor ve ben de kısıtlamak istemediğimden dışarı çıkmasını sağlıyorum. Çıkıyor, bir süre sonra kendisi geri geliyor.Ancak bazı sağlık ve tehlike durumlarından kaynaklı aklım onda kalıyor elbette, bu sebeple de bir GPS cihazı ile potansiyel tehlikele
Merhabalar,

9 yaşında bir kedim var, dışarıyı çok seviyor ve ben de kısıtlamak istemediğimden dışarı çıkmasını sağlıyorum. Çıkıyor, bir süre sonra kendisi geri geliyor.

Ancak bazı sağlık ve tehlike durumlarından kaynaklı aklım onda kalıyor elbette, bu sebeple de bir GPS cihazı ile potansiyel tehlikelere erken müdahale etmek istiyorum.

Apple ya da Samsung'un bu konuda uygun ürünleri var ancak sadece o marka telefonlarla entegre kullanılabiliyor. Telefonum bu iki markadan olmadığı için doğru ürünü bulmakta sıkıntı yaşıyorum. Apple ya da Samsung gibi koşulları olmayan kaliteli bir cihaz öneriniz varsa paylaşmanızı rica ederim.

Şimdiden teşekkürler.
0
lynch lynch
(19.03.24)
Bilgilendirme için teşekkür ederim. Ürünün sadece Samsung cihazla çalıştığı bilgisini alıyordum hep.

Peki, bahsettiğiniz gibi bu iş için üretilmiş önerebileceğiniz bir ürün var mı?
0
🌸lynch lynch
(19.03.24)
Köpeğim için Apple AirTag kullanıyorum. Samsung Galaxy SmartTag2'ye göre çok daha iyi olduğunu söylüyorlar ama bilemiyorum.

Bunlar GPS takip cihazı değil. GPS takip cihazlarının hem boyutu büyük, hem fiyatı biraz daha fazla hem de her ay cep telefonu faturası ödemek gerekiyor çalışması için. Pek olacak iş değil.

Ajan filmlerindeki gibi her an kedinin nerede olduğunu göremeyeceğinizi bilin. Sadece kaybettiğiniz zaman nerede aramanızın iyi olabileceğine dair bir ipucu veriyor. Bazen konum bilgisi yakınında bir telefon olmasına rağmen hemen değil 5-10 dakika sonra gelebiliyor vs.

Kedinin yakınında bir telefon varsa kısık da olsa bir ses çıkarması için komut da gönderebiliyorsunuz.

Tüm iPhone cihazlar mecburen bu sisteme dahiller ve AirTag'lerin yerlerini bildiriyorlar ama Android cihazlarda sistemin bu kadar iyi çalışmadığını okumuştum. Doğruluğunu bilemiyorum.

Kedinizin üstünde telefon numaranız yazıyorsa, çipi varsa son önlem olarak da bunu ekleyebilirsiniz. Tek güvenlik önlemi olarak bunu kullanmanızı önermem.
0
michael_knight
(19.03.24)
Teşekkür ederim.

Anlaşılan bu konuda bize uygun bir cihaz yok.

GPS'ler dediğiniz gibi çok pahalıya mal oluyor ve de kedimin taşımasını istemeyeceğim kadar büyükler.

Kedim çipli ve telefon numaramın yazdığı bir künyesi de var ama kötü niyetli insanlar da var.

Sadece iphone ile çalışmıyor olsa hiç düşünmem AirTag alırım ancak başka da bir seçenek olmadığından SmartTag alacağız gibi duruyor.

Aydınlattığınız için teşekkür ederim.
0
🌸lynch lynch
(19.03.24)
gkhncnzdgn
(20.03.24)
www.amazon.com.tr

bu ürünü düşünebilirsiniz . kayışları çıkartıp tasmadan geçirebilirsiniz
0
janavarorion
(20.03.24)
(8)

Mevcut durumda elbirliği sistemi ile ev almak

Rao
Sayın ekonomi bilenler, Malumunuz yüksek enflasyon sürecinde bu sisteme girenler konut fiyatlarının ani yükselişi nedeniyle zor durumda kaldılar. Ancak geldiğimiz süreçte ekonomik daralma politikaları nedeniyle, sürpriz bir gelişme olmaz ise ani yükselişler beklenmiyor diyebiliriz. Kısacası mevcu
Sayın ekonomi bilenler,

Malumunuz yüksek enflasyon sürecinde bu sisteme girenler konut fiyatlarının ani yükselişi nedeniyle zor durumda kaldılar.

Ancak geldiğimiz süreçte ekonomik daralma politikaları nedeniyle, sürpriz bir gelişme olmaz ise ani yükselişler beklenmiyor diyebiliriz.

Kısacası mevcut ekonomik şartlarda bu tip sistemlere katılma konusundaki düşünceleriniz nelerdir.

Teşekkürler.
0
Rao
(18.03.24)
Sanırım soruda yeterli açıklık yok.
0
Mirket
(18.03.24)
Uzak durun o xevim gibi şirketlerden. arkadaşın eşi çalışıyordu insanları çok mağdur ediyorlar dedi.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(18.03.24)
Sayın @Mirket biraz daha açacak olursam malum , kredi faizleri yüksek, bu oranlar ile konut kredisi kullanmak yerine bu tip sistemler ile ev sahibi olmaya çalışmak, mevcut ekonomik şartlar düşünüldüğünde daha doğru bir tercih olmaz mı ?
0
🌸Rao
(18.03.24)
Şu anda ekonominin başında olanlar, ekonomiyi soğutarak enflasyonu dizginlemeye çalışıyorlar.
Bu böyle devam eder mi bilinmez. Ülkede bir büyüğümüz ne derse o oluyor.
Bu böyle devam ederse, işten çıkarılmalar ve iflaslar yaşanacaktır.
Konut sahibi olmak güzel bir şey ve imkan varsa gecikilmemeli.
Ancak, bankalar ve şahsi varlıklar dışında bir şeye de güvenilmemeli diye düşünüyorum.
0
Mirket
(18.03.24)
enflasyon yükselecek gibi duruyor. bu da fiyatların yükselmesi demek. enflasyonun yükselmesi durabilir ama durduğu yer bile resmi olarak 60lar 70ler.

bu xevim gibi firmalar fiyatların çok yükselmesinden dolayı günü geldiğinde sana ev alamasalar sana yatırdığın parayı iade ederler. sen de o parayla hiçbir şey alamazsın. pul olur paran. en kötü ihtimal bu şirketlerin batmasından bahsetmiyorum daha
0
paintov
(19.03.24)
Ekonomik daralma yok tam tersi Türk ekonomisi yıldan yıla büyüme kaydediyor faiz artışından dolayı konutta talep kısılması var bu da geçici bir durum. Gayrimenkul uzun vadeli bir yatırımdır gayrimenkul hesaplaması yaparken en az 5 yıllık zaman dilimine göre hesap yapmanız lazım gayrimenkul piyasası son bir yıldır kredilerin faiz artışı durgun fakat son rakamlara göre yine eskisi kadar olmasa da canlanmış durumda nihayetinde faizler düşecek veya farklı bir çözüm bulunacak en fazla 1-2 yıl sürer. Gayrimenkul fiyatları hiçbir zaman geriye gitmediği hatta arttığı gibi bundan sonra da artmaya devam edecek. Ben bankadan kredi çekilmesi tarafıyım o sistemlerde banka ile aynı hesaba geliyor zaten. Mevcut programa göre enflasyon Mayıs ayında pik yapıp ondan sonra gerilemeye başlayacak program başarılı gidiyor bir aksilik olmazsa 2026 yılında tek haneli enflasyon öngörülüyor.
0
doharkoman
(19.03.24)
o sistem enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde çok makul değil. örneğin bugün değeri 3 milyon tl olan bir ev için sisteme dahil olursunuz, size kuranın çıkması veya kurasız sistemde sıra gelmesi 2 seneyi bulursa almayı planladığınız ev 6 milyon tl'ye yükselmiş olur. ve o vakit geldiğinde ya 3 milyon tl nakit bulmanız ya da 3+1 alacakken gidip 1+1'e razı olmanız gerekir. şu anda faiz oranları yüksek olsa da yazdığım senaryoyu yaşadığınızda "ulan çok daha mantıklıymış" diye başınızı taşlara vurursunuz. özetle; hiç bulaşmayın...
0
mustafakesekci
(19.03.24)
Uzun zamandır bu sistemlerin reklamını hiçbir yerde görmediğim için pek kullanılmadığını düşünüyorum. Sisteme yeni katılımlar olmayacağı için şirketler ve sistem çökebilir diye korkardım ben. Sorunsuz çalışan haliyle bile muazzam avantajlı değil.

Ev alma niyetiniz varsa gözünüze kestirdiğiniz bir evi banka kredisiyle bir an önce almanızı öneririm. Ev fiyatları şu anda düşüşte, pek çok insan evini satışa çıkardı ama satamıyor. O yüzden ederinden düşük bir teklifi kabul edebilirler.

Bence gözünüze kestirdiğiniz evlere %10-%20 düşük değerde teklifler yapın. Banka kredilerine bakarken de "1 milyon için 3 milyon geri ödeyeceğim" şeklinde değil de "30 bin lira taksit ödeyeceğim" şeklinde düşünün. Bu 30 bin liranın mesela 10 bin lirası zaten kira olarak cebinize geri girecek, 20 bin gibi düşünün ödemeyi. Şu an 20 bin belki zorlayacak ama iki yıl sonra çok kolaylaşacak. Dördüncü yıl evin kirası zaten 30 bin liraya yaklaşmış olacak. 10 yıl taksit ödeyeceksiniz gibi görünse de aslında 3-5 yıl taksit ödeyeceksiniz.

İleride ekonomi düzelirse, faizler düşerse konut kredisini yapılandırıp düşük faize geçebilirsiniz. Ama faizler düşerse ev fiyatları uçar gider ve şu an alabileceğiniz evi o zaman alamazsınız. Ev fiyatlarının yükselmesi sayesinde evinizi satmaya da karar verebilirsiniz o dönemde. Krediyi de kolayca kapatırsınız.

Bir evin inşaat maliyeti (elbette evden eve çok değişecek bir tutar) ama 1 milyon TL olarak düşünebiliriz. Buna bir de arsa değeri eklenecek. Bu yüzden 2 milyon liraya kadar olan ara kat bir evi aldığınızda pahalıya almış olmanız, kazıklanmış olmanız neredeyse imkansız (tapusu, iskanı, konut kredisine uygunluğu olduğu durumda)

Eğer ev alma niyetiniz ve peşinatınız varsa hemen harekete geçin. İstediğiniz evi henüz alamıyorsanız bir küçüğünü alarak bu işlere başlayın.
0
michael_knight
(19.03.24)
(6)

İçmek zorunda olduğum smoothie'yi nasıl tatlandırabilirim?

marowak
Merhabalar. Her sabah içmek zorunda olduğum lor peyniri, yulaf ve muz ağırlıklı bir içeceğim var. Bunları süt ile beraber smoothie kıvamına getirip içiyorum ama tadı tahmin edersiniz ki muza rağmen çok kötü oluyor. Doğala özdeş aroma adı altında satılan şuruplar iş görür mü? Bir damla katarak çilek,
Merhabalar. Her sabah içmek zorunda olduğum lor peyniri, yulaf ve muz ağırlıklı bir içeceğim var. Bunları süt ile beraber smoothie kıvamına getirip içiyorum ama tadı tahmin edersiniz ki muza rağmen çok kötü oluyor. Doğala özdeş aroma adı altında satılan şuruplar iş görür mü? Bir damla katarak çilek, antep fıstığı gibi aromalar ekleyip o kötü tadı bastırabilir miyim? Bir ürün tavsiyeniz var mıdır?
0
marowak
(18.03.24)
Normal süt yerine çikolatalı süt denenebilir. Lor’un tadı nasıl bastırılır bilmiyorum açıkçası
0
avatar is back
(18.03.24)
bal olabilir mi?
0
noxie
(18.03.24)
Sıcaklığını mümkün olduğunca düşürerek tadını azaltabilirsiniz. (Smoothie içine buz ekleyerek)
0
michael_knight
(18.03.24)
kakao veya tarçın ekleyin bir de
0
neira
(18.03.24)
cikolatali protein tozu koy bir olcek bence.
0
bohr atom modeli
(18.03.24)
ben cay bardagindan az portakal suyu ekliyorum ama benimki sebze,
sizin ki muz oldugu icin kakaolu sut belki iyi olur.
0
Ley
(18.03.24)
(2)

harflerin birer sıra kaldırılmasıyla oluşabilen kelimeler

tabudeviren
öyle iki kelime olsun ki, tüm harflerini alfabedeki bir sonraki harfle değiştirdiğimizde yeni bir kelime elde edebilelim..örneğin: at > bua'dan sonra bt'den sonra u geliyor.iki harf harici bunu sağlayabilen kelimeler var mıdır?alternatif olarak şu da olabilir..sessizler bir sonraki harf, ama seslile
öyle iki kelime olsun ki, tüm harflerini alfabedeki bir sonraki harfle değiştirdiğimizde yeni bir kelime elde edebilelim..

örneğin: at > bu
a'dan sonra b
t'den sonra u geliyor.

iki harf harici bunu sağlayabilen kelimeler var mıdır?

alternatif olarak şu da olabilir..
sessizler bir sonraki harf, ama seslilerde kendisine benzeyen diğer harf gelebilir..

a yerine e
ı yerine i
o yerine ö
u yerine ü

mayın -> nezih gibi. tabi burada h harfi kuralı bozuyor :)
0
tabudeviren
(17.03.24)
pas-ret
0
robert bosch
(17.03.24)
Tam yapay zekaya göre bir soru ama ben denediğimde düzgün cevap vermedi.
0
michael_knight
(18.03.24)
(8)

Uzun yola gidince gider paylasimini nasil yapiyorsunuz

kafamdabiseyvar
Ben tekBir cift( kari koca evliler)Uzak bir yola gittik ve yol masraflarini ikiye bolmusler. Yani biz evliyiz tek butce diye dusunuyorlar. Boyle bir kural mi var?
Ben tek
Bir cift( kari koca evliler)
Uzak bir yola gittik ve yol masraflarini ikiye bolmusler. Yani biz evliyiz tek butce diye dusunuyorlar. Boyle bir kural mi var?
0
kafamdabiseyvar
(15.03.24)
3 kisi = 3e bolunur.
0
fakyoras
(15.03.24)
yol masrafından kasıt yakıt masrafıysa evet 2'ye bölünmesi gerekir.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(15.03.24)
Biz beş kişilik çok yakın arkadaş grubuyuz. 2 evli çift + 1 arkadaşımız şeklinde. Yıllardır bir sürü yere gitmisizdir.

Biz evli çiftler hesaplama yapınca 5e boleriz her şeyi ve öyle öderiz. Tek olan arkadaşımız ısrarla 3e boler. Biz bunun saçma olduğunu yıllardır kendisine anlatamadik.

Sizin durumunuzda da doğrusu 3e bölmek.

Ayrıca böyle durumlarda (tatil başlangıcında vs.) Bir kişiyi kasa olarak belirleyip kişi başı belirli miktar para koymak en temizi. Kimsenin başı ağrımaz.


Bu arada yemek için vs biz de hesap yapmayız. Yol masrafı ve kalınacak yer masrafı için konuştum ben.
0
fraise
(15.03.24)
araba ile gittiniz, araba çiftin arabası ise ve kadın tarafı da çalışmıyorsa ikiye bölünmesinde bi gariplik yok aslında.
0
elorelia
(15.03.24)
Bizim arkadaş gruplarında ortak masraflar genelde kişi ve sayısından bağımsız olarak herkesin bir şeyler atması ile ödeniyor. O yüzden bu tip hesaplarla ilgili tecrübem pek yok fakat bölünmesi gerektiği yerlerde hep kişi sayısına bölündü bölünen şeyler. 1 evli çift ve 2 bekar arkadaş olarak gittiğimizde 4'e bölüyoruz yani.
0
nawar
(15.03.24)
valla ben de once 3 diye dusundum ama araba onlarinsa 2 ye bolunmeli sanki, sonucta sizi almislar onlar, sizin arabanizsa bilemedim. bu benzin icin. yemek vs. elbette kim ne yediyse onu oder.
0
songforsomeone
(15.03.24)
Benzin+otoban parası üçe bölünür.
İkiye bölen insan kendisini haklı hissetmek için bir sebep bulacaktır ama kabul edebileceğim bir sebep gelmiyor aklıma. İkiye bölen ayıp ediyor.
0
michael_knight
(15.03.24)
Kendi aracimla goturuyor olsaydim ve illa odiycez derlerse ben de 2ye bolerdim. 3e bolmek aklima gelmezdi hic.
0
brkylmz
(15.03.24)
(7)

Kuyumcu sahte altın sattı mı?

michael_knight
Şimdiye kadar hiçbir kuyumcunun sahte altın sattığını duymadım. Ne ben yaşadım ne de etrafımda kimse böyle bir şey yaşadı.İnsanların paralarını yüksek kazanç vereceğim diye toplayan kuyumcular oldu, başka dolandırıcılıklar da olmuştur ama bir müşterinin altın diye aldığı ürünün sahte olduğuna hiç ra
Şimdiye kadar hiçbir kuyumcunun sahte altın sattığını duymadım. Ne ben yaşadım ne de etrafımda kimse böyle bir şey yaşadı.

İnsanların paralarını yüksek kazanç vereceğim diye toplayan kuyumcular oldu, başka dolandırıcılıklar da olmuştur ama bir müşterinin altın diye aldığı ürünün sahte olduğuna hiç rastlamadım.
Siz hiç böyle bir olay duydunuz mu?
0
michael_knight
(14.03.24)
duymadım. kuyumcu neden ayağına sıksın. bi daha ekmek yiyemez bu işten.

ama tersi çok oluyor. sahte ya da değeri düşük altını kuyumcuya kitlemeye çalışıyorlar. şu sıra suriye altını muhabbeti dönüyor mesela. 22 ayar diye 14 ayar satıyorlarmış.
0
zeleno
(14.03.24)
son bir vurgun yapmayan niyeti olmayan hiçbir kuyumcu boyle bir işe girişmez hatta dolandırıcsı bile sahte altınla falan uğraşmaz. Dolandırıcı kuyumcular millete altın faizi vaadi ile altınları toplayıp kaçıyorlar. Sahte altın satan varsada gerçekten yanlıslıkla yapmıstır
0
Aşk Adamı
(14.03.24)
sahte uçak bileti satan acenta gibi bir şey olur bu. kısa zamanda ortaya çıkar, bir daha da iş yapamaz. manasız bir uğraş. bugün bir kuyumcu açmak, içerisini malla doldurmak tahmin edersiniz ki çok pahalı bir iş.

yapması için bir sebep yok yani. (sirkülasyonun çok olduğu yerlerde çok çok nadir de olsa alış satış sırasında belki sahte alıp, onu da müşteriye verdikleri durumlar olmuştur belki ama diğer türlüsü pek mantıklı değil)
0
brkylmz
(14.03.24)
Ne kadar vurgun yapabilirsin ki? Cüzi bir miktar yaptın yakalandın, değmez. 100 kilo altın dolandıramayacağına göre değmez
0
olaylar olaylar
(15.03.24)
Arada tek tük satabiliyorlar bazıları
Kime denk gelirde
0
photo85
(15.03.24)
@photo85 size veya tanıdığınız birine böyle bir satış oldu mu? "Şu kuyumcu dükkanı bana sahte altın sattı" diye söyleyen oldu mu?
0
🌸michael_knight
(15.03.24)
Kuyumcu zaten kazanıyor parasını bu işten. Sahte altın için riske gireceğini sanmıyorum. Hiç de duymadım şahsen.
0
drako
(15.03.24)
(6)

isteğe bağlı GSS

benarrivo
çalışmayan birisi isteğe bağlı sigorta primi ödemeden yalnızca Genel sağlık sigortası primi ödeyebiliyor mu? bu sayede sağlık güvencesinden faydalanabilir mi?sorum şu: gss prim borcu ne zaman çıkıyor ve ne zamana kadar ödemek lazım?
çalışmayan birisi isteğe bağlı sigorta primi ödemeden yalnızca Genel sağlık sigortası primi ödeyebiliyor mu? bu sayede sağlık güvencesinden faydalanabilir mi?

sorum şu: gss prim borcu ne zaman çıkıyor ve ne zamana kadar ödemek lazım?
0
benarrivo
(14.03.24)
Evet ödeyebilir. İsteğe bağlı değil zaten ödemek zorunda.
0
michael_knight
(14.03.24)
çalışmıyorsanız gss ödemesi çıkacaktır. zaten michael bey'in dediği gibi isteğe bağlı değil zorunlu. primlerinizi öderseniz hastanelerden faydalanabiliyorsunuz.

2024 için aylık gss primi 600 TL
www.sgk.gov.tr
0
exlibris
(14.03.24)
primleri ödemezsenizde hastanelerden yararlanabiliyorsunuz. sadece 7 lira gibi bir katılım payını hastane veznesine ödüyorsunuz. sadece ilaçları alırken tam ücret ödüyorsunuz.
zaten her durumda sistem borç yazmaya devam ediyor.
0
my fault
(14.03.24)
sorumu tam anlatamadım galiba.
çalısmayan birisine mecburen gss prim ödemesi çıktıgını biliyorum.
ama demek istediğim katılım ücreti vermeden ve ilaç indirimi almak için düzenli ödemekti.
gss prim borcu ne zaman çıkıyor ve ne zamana kadar ödemek lazım?
0
🌸benarrivo
(14.03.24)
Sorunuzu anlayamadım.
GSS'ye para vermeyince faydalanamıyorsunuz.
"İlaç indirimi" diye bir şey yok. Çalışanlarda ilaç parasının %80'ini devlet veriyor, geri kalan %20'yi "katılım ücreti" adı altında kişi ödüyor. (Emeklilerde %10)ü

18 yaşından itibaren borç başlıyor. Lise mezunu, üniversite mezunu, öğrencisi olmanıza ve başka şartlara göre değişik kurallar var.

Eğer sorunuz "gönüllü para verip devletin sağlık hizmetlerinden yararlanabilir miyim?" şeklindeyse "hayır. gönüllü değil mecburen para verip yararlanabilirsiniz"
0
michael_knight
(15.03.24)
sorum şu: gss prim borcu ne zaman çıkıyor ve ne zamana kadar ödemek lazım?
0
🌸benarrivo
(15.03.24)
(14)

İnsanların dediklerini çok kafaya takıyorum ve yaşım 33

qwerty321
Merhaba değerli arkadaşlar,Ben 33 yaşına girmek üzereyim. Ama hala bireyleşemedim. Annem ve babamla yaşıyorum ikisi de oldukça yaşlı ve hastalar, işsizim. Hiç arkadaşım da yok. Çirkin bir yüzüm olduğu için pek kız arkadaşım da olmadı. Zaten sosyal biri değildim, içime kapanıktım ama işsizlik sosyal
Merhaba değerli arkadaşlar,
Ben 33 yaşına girmek üzereyim. Ama hala bireyleşemedim. Annem ve babamla yaşıyorum ikisi de oldukça yaşlı ve hastalar, işsizim. Hiç arkadaşım da yok. Çirkin bir yüzüm olduğu için pek kız arkadaşım da olmadı. Zaten sosyal biri değildim, içime kapanıktım ama işsizlik sosyal izolasyonumu çok daha arttırdı. İş bulamıyorum bir türlü, artık işe girmekten de korkuyorum doğrusu. Çünkü çok alınganım. Kafaya her şeyi takıyorum. Birisinden kötü bir söz işitsem günlerce aklımdan çıkmıyor. Değer görmüyorum asla. Fikirlerim önemsenmiyor. Pasif ve edilgen bir karakterim var. Her gün o kadar mutsuz ve huzursuz uyanıyorum ki anlatamam. Az önce iki kuzenim bize geldiler annemle babamı ziyarete ve özel bir konudan bahsettiler sonra ben de odadaydım diye X de yabancı değil dedi bir kuzenim. Oysa ben de onlar gibi eşittim, diğer çocuk için o da yabancı değil demedi. Bu boktan şey dahi beni üzmeye yetti. Verhasıl hayat beni zorluyor. Ben nasıl biraz nefes alabilirim?
0
qwerty321
(14.03.24)
önce bu psikolojiden çıkabilmek için az biraz seveceğin bir iş bul aklın dağılsın.. üç harfli market kasiyerliği bile olabilir..
0
tabudeviren
(14.03.24)
Bence çok takma. Az önce de adam İngilizce bilmeyenler nasıl yurtdışına gidiyor diye duyuru açmıştı. Şehir dışına çıkmayan, kargo yollayamayan adam başkalarını eleştiriyor. Bugün olmaz başka zaman bulursun.
0
Kahvedesu
(14.03.24)
Hocam size üst perdeden bakana siz daha üst perdeden bakın. Boşta kalmamaya çalışın bu işsizlik döneminde imkanlar el veriyorsa bir dil kursuna gidin, bilişimle ilgiliyseniz network sertifikasyonuna gidebilirsiniz, (cisco ccna, vs) orada bir çevre oluşturabilirsiniz ve bu çevre sayesinde iş bulma imkanınız artar. Oturduğunuz yerde psikolojiniz bozulur hiç gerek yok. Olabildiğince kendinizi meşgul etmeniz lazım.
0
infinitedreams
(14.03.24)
Kimlerin kimlerin fikirleri önemseniyo bi bilsen,
Dış görünüşten başlayıp, kendine çeki düzen ver. Spora başla, oradakilerle arkadaş ol, işe gir vs vs
0
Coma
(14.03.24)
Şaşırmadım bu tür sorunların temelinde ailenin tutumu yatıyor yalnız değilsiniz üzülmeyin Mümkünse ailenizden/akrabalarınızdan uzaklaşın. İşsiz olsanız bile Bos durmayın boşluğa ve karamsarlığa düşersiniz bir meşgaleniz olsun okuyun sabredin kendinizi geliştirin spor yapın Allah'a sığının zamanla herşey düzelecek.
0
doharkoman
(14.03.24)
Kardes once is bul, sorun devam ederse tekrar duyuru acarsin bakariz. Issizlik kadar insani degersiz hissettiren, ozguveni paramparca eden bir sey yoktur bu dunyada.
0
freedonia
(14.03.24)
hepinize teşekkür ederim.
0
🌸qwerty321
(14.03.24)
is bulduktan sonra terapiye gitmek guzel olabilir. alinganligin temel nedeni zaten bu aslinda gercek olmayan, degersiz hissetme ve sevilmeye layik hissetmeme oluyor. kendinizi oyle gordugunuz icin herkesin her yaptiginizi kendinizle ilgili saniyorsunuz, kendi uzerinize aliniyorsunuz. Esasinda sizin reddettiginiz butun parcalarin yansimasi oluyor. O kadar farkinda olmuyoruz ki, alinganligimizda cok hakli goruyoruz kendimizi, neyi reddettigimizin bile farkinda olmuyoruz genellikle. halbuki insanlarin yaptiklarinin cok kucuk bir yuzdesi bizimle ilgili. herkes kendi derdinde. ama bu alingan olma, hayata pozitif bak demekle olacak bir sey degil elbette. umarim en kisa zamanda is bulursunuz, issizlik nedeniyle kendini kotu hissetme gercekten cok zor basa cikilabilecek bir duydu, sabirlar ve guc diliyorum size.
0
songforsomeone
(15.03.24)
Herhangi bir maaşla herhangi bir işte bir an önce çalışmaya başlamanızı öneririm.
Arkadaşlardan birinin önerdiği gibi üç harfli bir market, fast food restoranları vs. olabilir mesela.
Küçük bir kafede/barda garsonluk için de başvurabilirsiniz belki.

Sabahları uyanmak için bir sebep ve bir değer üretmeye başlamak psikolojiniz üzerinde çok olumlu etki yapacaktır. O işte çalışırken bir yandan istediğiniz alanda da iş aramaya devam edin elbette.

Sömürülmenizi istemem ama şu anda hiç para kazanmasanız bile sabahları uyanıp bir yere gidip 8 saat çalışsanız daha iyi hissedeceğinizi düşünüyorum.
0
michael_knight
(15.03.24)
Teşekkür ederim, umarım toparlayabilirim yakın zamanda.
0
🌸qwerty321
(15.03.24)
1 - ne olursa olsun bir ise gir.
2 - biraz para yaptiktan sonra hemen evden ayril.

bu ikisini yapmadan toparlama olasiligin yok.
0
cooperr
(15.03.24)
@cooperr evden ayrılamam annem parkinson hastası babamın da 2 yıl önce beynine pıhtı attı, para yapabilecek de bir meziyetim yok. Etsy'de Print on Demand yapmayı denedim onda da çuvalladım.
0
🌸qwerty321
(15.03.24)
kahve dukkani gibi bir yerlerde part time da olsa ise gir, hem insanlarla iletisimin olur. issizligi soranlara aileni falan soylersin ama is en onemlisi, disiplinin olur, disari cikmak icin nedenin, cevren olur.
kilik, kiyafet, vucut duzeltilecekleri duzelt.
youtubetan falan piskoloji videolarina bak.
bir de mesela o kuzenin davranisina karsilik, 3 kisilik cay koy getir ona verme, yabanci olana cay yok de siz uc kisi icin. zamanla ogrenirsin.
0
Ley
(16.03.24)
merhaba,

asla haddim değil, zaten doktor da değilim, fakat okb hastasıyım. sizde de okb olabilir, bir psikoloğa ya da psikiyatriste gidebilirsiniz. kafaya takma meselesi için yani.
0
biskuvilipasta
(28.03.24)
(16)

Hediye gelmiş çeyrek altın sahte çıkarsa verene söyler misiniz?

sonhakan
...
...
0
sonhakan
(14.03.24)
Söylemem. Belki o da dolandırıldı sahte altın sattılar. Belki de gerçekten sahte altın aldı yüz göz olmak istemem.
0
rock n roll
(14.03.24)
Söylemem.

Farkında olmadan yaptığını düşünüyorsam konuyu unuturdum.
Bilerek getirmiştir sahte çeyreği diyorsam da saklarım çeyreği onun önemli gününde geri götürüm.
0
nuevo
(14.03.24)
söylerim, "bu ne iş?" derim
0
noxie
(14.03.24)
Söylerim, eğer dolandırıldılarsa gidip hesap sorarlar.
0
salihdt
(14.03.24)
tabii ki söylerim. sonuçta dolandırılmışlar.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(14.03.24)
söylerim.
0
jelly bear
(14.03.24)
Söylemem.
Bilerek de yaptılarsa dolandırılarak da yaptılarsa o dramayı, o "çok özür dileriz, telafi edeceğiz, nasıl olur, inanamıyorum, hayatımda hiç başıma gelmedi, hesap soracağım" gibi sözleri hareketleri dinlemek bana çeyrek altından daha ağır gelir.
Büyük ihtimalle de zaten gerçek altınla değiştirmezler onu.

Bir de üstüne "neden bize iftira atıyorsun?" diye hesap sorma ihtimalleri de var.

Bu konuya hiç girmezdim.
0
michael_knight
(14.03.24)
aileme, çok yakın çevreme söylerim. onun dışında söylemem.
0
elorelia
(14.03.24)
tabi ki söylerim ya öyle saçma şey mi olur. ayrıca altını veren kişi de farkında olmadan mağdur olur söylemezseniz.
0
neira
(14.03.24)
tabii ki soylerim. en azindan onu aldiklari yerden bir daha almasinlar.
0
hot potato
(14.03.24)
çoğu aile stoklarında ki altınları yakınlarına dağıtıyor. yani eskiden gelen bir altın olabilir. boşu boşuna keyifsizlik. değmez.
0
jamswety
(14.03.24)
söylerim dolandırılmışsın derim.
0
mikahakkinen
(14.03.24)
söylemek lazım .
belki bir kaç tane daha almışlardır kendilerine. Aydınlatmak gerek
0
diyecevaplandı
(14.03.24)
söylemem.

kendisi yaptıysa zaten terbiyesizlik. o durumun içine girmek beni daha çok rahatsız eder. kendisi yapmadıysa da mahçup olur bu sefer. suçlu olmadığı halde zan altında kalır. gerek yok.
0
paintov
(14.03.24)
söylemem. muhtemelen bilmeden o da dolandırılmış olabilir. ben de yakın zamanda bir kaç düğün için kuyumcudan gram vs aldım. ama sahte mi gerçek mi sorgulamadım ve gidip taktım. sahteyse ve bana söylenirse çok üzülürüm.
0
exlibris
(14.03.24)
Tabii ki söylerim. Kendileri dolandırıcı değillerse, dolandırılmışlar demektir. Hediye olduğu için ben zarar görmedim diye neden dolandırıcıların rahat gezmesine ya da bana altın hediye eden birinin dolandırılmış olmasına göz yumayım?

www.eksiduyuru.com

Şu duyuru ile birlikte görünce bir "acaba?" dedim tabii :P
0
nawar
(14.03.24)
(3)

IP tv konusu

hede hodo
Yurtdisinda calisiyorum diye 2 senedir kullandigim bir ip tv var.Fakat son cikan haberlerden sonra biraz tirstim acikcasi. Direkt hesabi silmek mumkun mudur?Kullananlar hala kullanmaya devam ediyor mu?
Yurtdisinda calisiyorum diye 2 senedir kullandigim bir ip tv var.
Fakat son cikan haberlerden sonra biraz tirstim acikcasi.
Direkt hesabi silmek mumkun mudur?
Kullananlar hala kullanmaya devam ediyor mu?
0
hede hodo
(14.03.24)
Hocam insanları korkutmak için ara ara çıkar böyle haberler. Torrent kullanmak, kaçak dizi izlemek, kaçak oyun indirmek falan da suç ona bakarsan.
0
plutongezegendegilmi
(14.03.24)
maç saatinde kimin izlediğini tespit edip, anında mahkemeden arama izni çıkarıp evlere baskın mı yapacaklar? sizce mümkün olabilir mi böyle bir şey?
0
mustafakesekci
(14.03.24)
Herkes kullanmaya devam ediyor. Hesabı silmenin bir faydası yok, iptv server'ından sizin eve data gelmesini takip ediyorlar diye biliyorum. (yani izlemenizi, kullanmanızı. Hesap orada dursa ve hiç kullanmazsanız başınıza iş gelmez)
Siz yurtdışında olduğunuz için sizi Türkiye'nin değil o ülkenin bu konuda ceza verip vermediği ilgilendiriyor.
0
michael_knight
(14.03.24)
(6)

Tehdidin sadece sahitle beyan edilmesi mümkün mü?

junkie
Yarın tabii ki bir avukattan detaylı danışmanlık alacağım ancak bu saatte merakıma yenildim. Yaklaşık 2-3 yıl önce evlilik aşamasında olduğun kisinin babası tarafından ölümle tehdit edildim. Bugün dava konusu olsa mahkeme sadece yakınım olmayan şahitlerle bunu dikkate alabilir mi?Küçükcük bir evet y
Yarın tabii ki bir avukattan detaylı danışmanlık alacağım ancak bu saatte merakıma yenildim.

Yaklaşık 2-3 yıl önce evlilik aşamasında olduğun kisinin babası tarafından ölümle tehdit edildim.

Bugün dava konusu olsa mahkeme sadece yakınım olmayan şahitlerle bunu dikkate alabilir mi?

Küçükcük bir evet ya da hayır bile yeterli. Bir el atın be sözlüğün sevgili hukukçuları.
0
junkie
(13.03.24)
Benim tehdit davam vardı tanık geldi evet oradaydım duydum dedi suç kanıtlandı. Siz 2-3 yılı araştırın şikayet süresi geçmiş olabilir zaman kısıtları var.

Benim de kayınpederdi bu arada, geçmiş olsun.
0
cilekli pasta
(13.03.24)
Sadece şahitle mümkündür.
2 yıl önce evlilik aşamasında olduğun kişinin babası tarafından mı tehdit edildin yoksa 2 yıl önce, evlilik aşamasında olduğun kişinin babası tarafından mı tehdit edildin. Virgülün yerine göre durum değişir.
0
Mistyimage
(14.03.24)
çilekli pasta, Mistyimage çok çok teşekkürler. :)

Evlilik aşamasında olduğum kişinin babası tarafından bu evliliği onaylamıyorum anlamında vazgeç yoksa seni vururum şeklinde tehdit edildim.
0
🌸junkie
(14.03.24)
Ve bu olay yaklaşık olarak iki yıl kadar önce yaşandı.
0
🌸junkie
(14.03.24)
savcılık aşamasını geçemez ki dava açılsın. takipsizlik verilir. karşı tarafın ifadesi bile alınmaz.
0
Improbable
(14.03.24)
Hukuk uzmanı değilim ama genel kültür olarak bildiğim kadarıyla tehdit, hakaret gibi suçların şikayet süresi 6 ay.
Neden kimse bunu belirtmemiş bilmiyorum.
0
michael_knight
(14.03.24)
(5)

Avukat tüm davaları nasıl takip ediyor?

michael_knight
Bir davam var. Karar yazıldı, karşı taraf istinafa götürecek mi diye bekliyoruz. Avukat benim davam gibi belki 100 dava ile ilgileniyor.Bu kararların itiraz sürelerinin ve başka pek çok detayın takibi için avukatlar nasıl bir yöntem, sistem, yazılım kullanıyor?
Bir davam var. Karar yazıldı, karşı taraf istinafa götürecek mi diye bekliyoruz. Avukat benim davam gibi belki 100 dava ile ilgileniyor.

Bu kararların itiraz sürelerinin ve başka pek çok detayın takibi için avukatlar nasıl bir yöntem, sistem, yazılım kullanıyor?
0
michael_knight
(13.03.24)
Avukatlara tebligat geliyor mahkemeden. Tebligat ile takip ediyoruz. Yine UYAP üzerinden de takip ediyoruz.

Ben iş listem ile liste oluşturup yapılacak işleri takip ediyorum.
0
drako
(13.03.24)
@drako, tebligat PTT ile gelen bir kağıt galiba di mi? O gelmeyebilir, gecikebilir.
Bu durumda itiraz sürelerini kaçırmamak için birkaç günde bir baktığınız tüm davaları ayrı ayrı kontrol mü ediyorsunuz ya da tüm davalarınızı gördüğünüz bir yer mi var?

Avukatım "ben takip ediyorum, size haber vereceğim" dedi ama "ya unutursa" diye endişeleniyorum.
0
🌸michael_knight
(13.03.24)
Süreler istisnai (AYM) harici tebliğ ile başlar. Tebligat da avukata elektronik olarak gelir. Dolayısıyla tebligatı artık bize postacı getirmiyor. Sistem üzerinden geliyor. Vatandaş olarak siz de e-tebligat kullanabilirsiniz bu arada. Önemli davaları takip ediyorum ayrıca not alıp.

Avukat unutmaz bizim için bu zira büyük sorumluluk. En büyük korkumuzdur sürenin kaçması..
0
drako
(13.03.24)
1- Süreli işlerde elektronik tebligat geliyor, süre tebligat ile başlıyor. Biz de takvime son günleri not ediyoruz hatırlatıcı vs. kuruyoruz.
2- Süreli olmasa da davalarda gelişme var mı diye tek tek dosyalara bakmıyoruz. UYAP sisteminde dosyalarımızda toplu bir şekilde eklenen evrak var mı görebiliyoruz. Böylece haftalık en son eklenen evraklara bakarak hangi dosyalarda ne gelişme var bakabiliyoruz.
0
eatpraylaw
(13.03.24)
Benim arkadaş da aynen böyle sürekli takip programları, to do listler falan. Harbiden çok ciddi takip işi yani ve kötü avukatin olayi sadece kanun bilmemek degil ek olarak takip etmemek olabiliyor.

Kolay iş değil.
0
logisticsmanager
(13.03.24)
(39)

Evlilik ve tükenmişlik hissi, boşanma düşünceleri, tavsiye..

ustapasta
Selamlar, biraz uzun yazacağım. Doldum fakat tanıdığım biriyle dertleşmek istemiyorum. Eşimin mahremiyetini ihlal etmiş olurum diye tanıdık biriyle konuşmayı doğru bulmuyorum. O yüzden burada oversharing'in dibine vuracağım üzgünüm. Nasılsa kimse beni tanımıyor. Evli ya da başından evlilik geçmiş ki
Selamlar, biraz uzun yazacağım. Doldum fakat tanıdığım biriyle dertleşmek istemiyorum. Eşimin mahremiyetini ihlal etmiş olurum diye tanıdık biriyle konuşmayı doğru bulmuyorum. O yüzden burada oversharing'in dibine vuracağım üzgünüm. Nasılsa kimse beni tanımıyor. Evli ya da başından evlilik geçmiş kişiler (özellikle kadın) özelden yazarsa ne güzel olur.

Yaş 33, 5 yıllık evliyim. Eşimle severek evlendik, hala da seviyorum. Güvenilir, merhametli, iyi kalpli bir insan. Neşeli çocuk ruhlu biri, ailem de onu kendi çocuğu gibi sever. Sorun ne diyecek olursanız, sorun 5 yıl geçmesine rağmen hala oturmayan bazı şeylerin beni artık tüketmiş olması. Her şey ama her şeyin benim ittirmemle, benim iknamla yapılması. En basitinden, ikimiz de çalışıyoruz ve haftasonları 1 gün temizlik yapılması gerekli. Bunun için hala her haftasonu mutlaka bir gerginlik olur. “Ben bugün yapmayacağım sen kendi payına düşeni yap. Ben yarın yaparım. Şu zaman yaparım bu zaman yaparım.” İşten geliyorum o içerde yatarken ben yemek yapıyorum yiyoruz (yemek bende, bulaşık onda). Mutfakta bulaşıklar gece saat 10 11’e kadar bekler kokar. “Biraz yatayım yapıcam, yoruldum, maça gideyim gelince toplicam.” Her şey bir savaş evde. En basic rutinler bile devamlı gerginlik sebebi. Haftasonu temizliğimizi iki üç saatte halledip güle oynaya bir yere çıkamıyoruz. Kavga edip bozuşuyoruz ve tüm haftasonu evde küs geçiyor bazen. Böyle günlerde kendimi camdan atasım geliyor ruhum daralıyor. Onun çok da umrunda olmuyor. Karşımda 36 yaşında bir erkek değil de, annesi tarafından devamlı dürtülen 15 yaşında bir ergen var gibi hissediyorum. Bunlar basit örnekler ama demek istediğimi anlamışsınızdır. Hiç bir iş yapmadan yatarsak ondan iyisi yok, o zaman kavga etmeyiz. Sarılıp yatmak ister bütün gün.


Eşim çocukları çok seviyor, ben de istiyorum 10 aydır çocuk deniyoruz ancak henüz olmadı. Her ne kadar temas bağımlısı olsak da bu biraz şefkat ağırlıklı olmaya başladı, cinsellik çok çok seyrekleşti. Ovulasyon günleri dışında nadiren beraber oluyoruz. Belli günlerde olunca vazife gibi oluyor, kendimi çok kötü hissediyorum, istek duyamıyorum. Bunu onunla birkaç kez konuştum, bari şu ovulasyon günlerinde biraz beraber zaman geçirsek, biraz romantik bir ortam olsa da ben kuluçka makinesi gibi hissetmesem. Ama bir türlü aşamadık, tamamen tatsız isteksiz, çocuk yapmak üzerine yaşanan bir eyleme döndü. Açık açık ona cinsel yaşamımızdan inanılmaz mutsuz olduğumu söyledim. Güzellikle söyledim olmadı, kavga ettim olmadı. 60 yaşında bir çiftin yaşamı bizden iyidir, inanın artık uğraşmıyorum ve geçtim bu konudan.


Gelelim bugün kopan kavganın sebebine. Bu ay doktora gittim ve birkaç gün ovulasyon takibi yapıldı. Pazartesi yumurtlama gördü ve üç gün birliktelik olmasını önerdi doktor. Pazartesi yaptık iyi hoş. Salı yani dün akşam eve geldik, yemek faslı. Sonra aslında haftasonu yapması gereken fakat yine ertelediği bazı ev işlerini yaptı. Sonra dışarı terziye gitti, çıkmışken biraz arkadaşlarının yanına uğradı ve 22.30 civarı eve geldi.


Ben bu arada haftasonu memleketten topladığımız bazı taze otları ayıklayıp haşlayıp buzluğa atmakla meşguldüm. Amk otları tam gününü buldu fakat ertesi güne kalsa artık bozulacaktı. Uzun da bir iş. Neyse benim saat 00.30 gibi işim bitti. Bu arada salonda yatıyor, asla gelip yardım teklif etmiyor. Ovulasyon var değerlendirmemiz lazım, zaten saat geç olmuş. Yardımın dokunmasa bile gel, napıyosun canım de, bi ilgilen. İşim bitti salona geçtim yatıyor, eline sağlık dedi yanıma gelsene dedi. Gerçekten o kadar istemedim ki o an, duşa girip yatıcam dedim ve gittim, çıktığımda uyumuştu. O gece bir şeyler yaşanacaksa o akşam biraz daha ilgili olunmasını, moda girilmesini istiyorum, çok mu abes bir şey istiyorum ki?


Bu sabah kalktık, modum düşüktü. En değerli gün boşa geçmişti çünkü. Noldu diye sorduğunda kavga koptu. Beni suçluyor, bütün sorun akşam sana mutfakta yardım etmemem mi diyor. Bendeki birikmişliği asla ama asla anlamıyor, kaç kez anlatmama rağmen. Gece seni yanıma çağırdım gelmedin diyor. Artık vazife gereği yapılan randevulu ilişkilerden de sıkıldığımı söyledim. Ovulasyon zamanında da biraz isteksiz yapıverelim idare et diyor. Sanki o günler dışında yapıyormuşuz gibi. İnanılmaz kötü kavga ettik, birkaç kez ayrıl benden o zaman dedi, bana çok ağır bir cümle kurdu hatırladıkça gözlerim doluyor. Benden ayrıl o zaman, kendini yaptırtacak birini bulursun çok meraklısın ya zaten dedi (elbette bu kelimelerle değil). İnanamadım, hiç bu kadar ağır cümleler kurmazdık kavga ederken.


Bu lafı yutamıyorum. Her ay aynı günlerde, her haftasonu aynı günlerde aynı konulardan kavga etmekten artık tükendim. Dışardan bakıldığında iyi bir çiftiz, ayrı ayrı bakıldığında belki de iyi insanlarız. Ne desem yapar, ama kendisi asla bir şey planlamaz. Kendi kendine bir fikir ortaya atmaz. Bütün erkekler mi böyle? Ne istedin de yapmadım diyor, çok basit, ben o da bir şeyler istesin istiyorum. Her şeyi düşünmek zorunda kalmak istemiyorum, biraz ipleri eline alan, bu kadar edilgen olmayan bir eş istiyorum. Gerek güzellikle gerek kavga ile kaç kere konuştuk. Hep dikkat edeceğim diyor ama olmuyor.


Bu akşam eve gitmeyi düşünmüyorum o ağır lafın üzerine. Boşanmak istiyor muyum? Bilmiyorum, ama eşimi artık bu haliyle istemediğimi biliyorum. Eskisi gibi olsun istiyorum. Ben hiçbir kavgada ayrılık kelimesini kullanmam ama o bugün birkaç kez söyledi. Ayrılmak öyle zor geliyor ki. Yeniden bir hayat kurmak, bütün rutinlerinden vazgeçmek, hayatın tepetaklak olması. Bu ruh haliyle bunlarla başa çıkamayacak gibi hissediyorum. Çift terapisi işe yarar mı bilmiyorum.


Her akşam evde boş boş yatarak geçirdiğimiz bir hayat, ben talimat verdikçe sorunsuz olan, duygusal olarak çok bir şey beklemediğim evliliğim. Bütün evliliklerin sonu bu mu? Erkekler bu rutin yaşamı sorun etmiyor biz mi ediyoruz? Şiddet yoksa aldatma yoksa her şey okey midir? Artık intihar eden insanların ruh halini bile anlayabiliyorum. Eskiden çok şaşırırdım, madem hayatından vazgeçecek duruma geldin, bari her yolu dene, ölümden kötü ne olabilir evden ayrıl aç kal sürün, olmazsa yine intihar edersin derdim içimden. Şimdi anlıyorum, insan bunlarla uğraşmayı göze alamayacak, savaşamayacak kadar tükenmiş oluyormuş. Uğraşmak istemiyormuş sadece bitsin istiyormuş. Ayrılmak istemiyorum, tüm bunlarla uğraşacak, aileme laf anlatacak, yeni bir hayata başlayacak gücüm yok. Tüm bunları göğüslesem bile boşanınca hayat daha mı iyi olacak, bunun garantisi yok. Ama böyle de o kadar mutsuzum ki.
0
ustapasta
(13.03.24)
hocam şöyle bir şey var, evliliklerin çok azı aradaki sevgi ve aşkın azalmasından dolayı bitiyor, daha çok böyle sorumsuzluklar ve hayatı paylaşmamak yüzünden bitiyor ve bir taraf tükeniyor

sizin kafanızı karıştıran şey "ama çok iyi bir insan, aileme ve çevreye çok iyi"

bu düşünce karar vermenizi zorlaştırıyor, ben böyle bir insanın değiştiğini görmedim, 50-60 yaşına gelip hayatının çoğu böyle angaryalarla harcanmış, tükenmiş çok kadın var

hocam bir de korunun bu çocuk konusunu hemen araya sıkıştırmayın, çocuğunuz olursa bu sorunlarınızın üstünü bir süre daha örtecek, çocuk büyürken zamandan da yemiş olacaksınız, çocuk bir adet sorumsuz ebeveyn ve bundan dolayı sürekli gergin ve öfkeli ebeveynin olduğu çok huzursuz bir evde büyüyecek, çocuk olunca eşiniz değişmeyecek, siz yine ev işleri, ev dışı sorumluluklar, çocuk bakım sorumluluğu hepsiyle tek başına uğraşmak durumunda olacaksınız

33 yaş çok genç daha, siz içinde bulunduğunuz koşullar yüzünden enerjisiz ve karamsar hissediyorsunuz, 40ındaki kadınlar hayatı yeniden yaşamaya başlıyorlar daha mutlu daha enerjik
0
grimavi
(13.03.24)
Öncelikle şunu söylemeliyim,

Bu olanları maalesef çoğu evli çift yaşıyor. Erkek ve Kadın versiyonu olarak azıcık farklılıklarla çoğu yerde duyuyorum bunları. Yaşayanlardan birisi de benim. Bu yaşadığınızın erkek tarafındayım.

Her şeyi denedim, profesyonel ve geleneksel olarak tüm tavsiyeleri yumuşak başla uyguladım. Olmuyor.

7 yıl sonra Bebek oldu, onun hikayesi de çok başka ama; takibi ve tedaviyi de ben kontrol ediyorum tabi ki. Yani size şunu desem anlarsınız, eşim ne zaman regl olacak bilmiyor ve takip etmiyor. Kendisi de mühendis bu arada. Makina sahasında imkansızı ürettirmeyi başaran kadın. Demekki böyle, evilik başka bir yetenek.

Boşanmak, bana da yorucu geldi. Tam ciddi kararlar evresinde bir sürü major değişiklik ve kayıplarım oldu. Saldım.

Amatörce ama çok doğru; olmayınca gerçekten olmuyor.
0
achilles
(13.03.24)
@edmond honda aslında hiçbir iş yapmıyor değil. Her şeyi yarı yarıya yapıyoruz, ama sorun bunu bir rutin olarak kabullenememesi. Hep benim söylemek zorunda kalmam. Herkesin işi belli, o yapmazsa ben elimi bile sürmem onun işine.

Dünyanın en sevgi dolu insanı bu arada, yeğenim bile ona bayılıyor çok güzel anlaşıyorlar. çocuk yaparsak sevgisiz asla kalmaz ama ev işleri büyük sorun olur. Bu beni de çok düşündürüyor. Sevmekle olmuyor, sevgi dolu ama tembel.
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
en doğrusu minik darılmaları biriktirmemek. az önce bulaşık nedeniyle kavga ettiğin insanla sevişmek istemiyorsun. istediği kadar seksi olsun. bunu aklından çıkarma. senin için de öyle değil mi? güzel güzel konuşun. ikiniz de adım atın. birbirinizi yıpratmamak için elinizden geleni yapın. umarım düzelirsiniz ama ayrılmak dünyanın sonu değil. bazı kalıplara girmek zorunda değilsin. evlilik kutsal değil.

edit: imkanınız varsa haftada bir iki kez yardımcı tutun. öncesindeki gün bulaşık temizlik yapmayın, onları da yapar. haftada 2 gün dışarıdan söyleyip bulaşık çıkarmadan işinizi halledin. bir gün arkadaş aile ziyareti yapın. bir gün de dışarıda yiyin :) haftada bir iki günden fazla evde yemek yapmayın. o kadar büyük dert olmaz. eşin bu ve bunu değiştiremezsin. belki orta yolu bulabilirsin. istiyorsan.
0
gabe h coud
(13.03.24)
evli değilim hiç olmadım. o yüzden evlilikle ilgili yerlere girmicem, yaşayanlar daha iyi bilir. ama şunu görmek zor olmasa gerek, şimdiden böyle olan bir adam çocuk olunca sizce kendiliğinden sorumluluk üstlenip de çocukla ilgilenir mi? sizi rahat ettirir mi? yoksa siz 'iki' çocukla uğraşırken heder mi olursunuz? bence cevap ortada. bu senaryoda evet çocuğa da yazık olur ama bence yazığın en büyüğünü kendinize etmiş olursunuz. 33 yaşında böyle hissetmek normal değil, bunu ömrünüzün geri kalanına da yaymayın, bu adamdan çocuk yapmayın.

bu ruh haline girmek mutlak son değil, normal değil, doğal değil, herkes böyle olur evlilik böyledir vs diye bir şey yok, yaşadıklarınız düzeltmeniz gereken şeyleri gösteriyor, kabullenmeniz gerekenleri değil. çocuk fikrinden vazgeçip ilişkinizi değerlendirip iyileştirmeyi deneyebilirsiniz, bunun için çift terapisi iyi olabilir. ama işe yaramazsa da gencecik bi insansınız ayrılıp çok da güzel fıstık gibi yaşarsınız, hem de büyük küçük kimseye annelik veya hizmetçilik etmeden.. savaşacak da bir şey yok. düzgün bi insansa zaten ayrılırken sorun yaşamazsınız. çevreniz dar kafalı değilse sonrası da sorun olmamalı. milyonlarca bekar var, nasıl yaşıyorlarsa öyle yaşayacaksınız. maaşınız varsa kendinize göre evinizi tutuyorsunuz ve sadece kendi mutluluğunuzu dert ederek keyifle yaşamaya başlıyorsunuz. çok güzel oluyor valla, istediğinizde istediğinizi yapıyorsunuz, kimseye hesap vermiyorsunuz, rica minnet iş yaptırmıyorsunuz, laf anlatmıyorsunuz, caz trip çekmiyorsunuz, başkasının derdiyle hantallığıyla uğraşmıyorsunuz, sadece kendinizi düşünüyorsunuz falan şahane bi hayat. daha heyecanlı ilişkiler de yaşayabilirsiniz, size kalmış, istemeseniz de yaşamazsınız, kafanız rahat oh mis. teknik ve halledilebilecek zorluklara takılıp hayatı kaçırmayın, içinde bulunduğunuz ruh halinde olumsuzluklara odaklanmanız normal, ama yaşayınca ya niye daha önce yapmamışım diyeceksiniz sadece. kendinizi sonunu bildiğiniz bu yorucu hayata hapsetmeyin. kendiniz için yaşıyorsunuz, iyileştikçe bunu daha iyi görür insan, iyileşmeye odaklanın.

hiçbirini yapmıyorsanız bile kendinizi seviyorsanız şu an katiyen çocuk yapmayın derim naçizane, denemelere son verin. (30k)

ek: söylediği lafı unutmuşum, direkt o kısım bile ayrılık sebebi ama neyse.. hak etmediğiniz lafları yutmayın. iyi insan falan filan diye onur kırıcı sözlerini alttan almayın. o kısma takılmışsınız diye açasım geldi ama hocam zaten ortalama insan iyi insan oluyor. bariz kötülük yapmadığı sürece herkes iyi valla. sıradan bi şey bence. tek başına tutunulacak bi özellik değil.
0
nic cage
(13.03.24)
İnsanların evliliklerini yürütmemelerindeki temel sebeplerden en önemlilerini saymissiniz. Kadınların çalışma hayatındaki sorumlulukları yetmiyormuş gibi eve gelince de sorumlulukların devam etmesi, erkeklerin anne evinden sonra eşlerini de evin işlerini yapmak zorunda olan kişi olarak mimlemeleri kültürel olarak bizde zaten çok yaygın. Bunu kavga ederek, kuserek de tamir edemezsiniz. Anlaması gerekir. Önemli nokta şu, anlamaya gönlü var mı?


İkinci nokta aslında evliliklerde çok çok önemli fakat bizde kültürel olarak konuşulmaz. Biten evliliklerin çoğunda cinsel problemler vardır. İnsanlar bunu yok sayamazsa boşanır, yoksa da hayatları boyunca evlilik doyumundaki en önemli noktalardan biri eksik olarak hayatına devam eder. Zaten kadının cinsel doyum bekledigini söylemesi de genelde abes karsilanir. Eşinizin söylediği söz karşısında kirilmissiniz ve bu gayet anlasilir. Ama o da zaten sorunun kendinden kaynaklı olduğunu düşündüğü için ve bunu kabullenmekte zorlandığı için agresif bir tutum takinmis.

Yukaridakilere katılıyorum, bence böyle bir durumda çocuk yapmayı bir süre erteleyin ve eşiniz de kabul ederse birlikte çift terapisine gidin. Çözülmeyecek noktadaysa boşanmak dünyanın sonu değil ama en azından çaba sarf etmiş olursunuz. Çözülecek bir sorun varsa da karşılıklı iletişimle cozebilirsiniz. Sevgi ve aşk ise çok farklı olgular. Aşk yıllar içinde elbette şekil değiştirir ama sevginin baki olması gerekir. Birbirinize vakit ayırın, rutinlerim dışına çıkmaya çalışın.

İlişkilerimize duygusal yatırım yapıyoruz, emek veriyoruz. Bu yüzden bittiğini kabullenmekte zorlanıyoruz bazen ama şunu aklimizdan cikarmamak gerekir; "her iyi insan ve iyi baba, iyi bir eş olacak diye bir kaide yok".

Not: ben de evli ve çocuksuz bir kadın olarak yazdım bunları.
0
fraise
(13.03.24)
hepsini okudum.

bence bu sorunu çözebilirsiniz. adam kötü bir adam değil anladığım kadarıyla.
bence çocuk için acele etmeyin. yani şu an çocuk için yeterince enerjiniz yok.
ev işlerini tekrar bir bölüştürün ya da konuşun.
kendinize çok vakit ayırın.
amk otunu bırak bozulursa bozulsun yani.
birbirinze güzel şeyler söyleyin. film izleyin falan.
yani birbirinze vakit bulamamanızın bütün sebebi bu ev işleri mi.
erkekler biraz daha vurdumduymaz oluyor ama bence eşiniz de elinden geldiğini yapıyor.

burada ayrıl falan diyenleri ciddiye almayın. bekara karı boşamak da kolay diye bir laf var.
bence bu evlilik kurtarılır.

ama söylediği o laf biraz ayıp etmiş bence ciddi değil sinirlenince ağzından çıkmış.
0
OgutucuRecep
(13.03.24)
Erkek tarafıyım. Harekete geçme konusunda çok benzer durumlar yaşadım. Zamanla ortada buluştuk.
Her ikinizin de birbirinize doğru adımlar atmanız gerektiğini düşünüyorum. Bulaşıkları yıkamaması değil sizin sorununuz, sizin uygun gördüğünüz saatte yıkamaması.
Siz her konuda onu harekete geçirmek zorunda hissettikçe dürtükleyen bir insan oldunuz, o da dürtüklenme olmadan hareket etmeyen bir insan oldu. Sorun, sorunu doğurdu.
Çift terapisinin işe yarayacağını düşünüyorum.

Akşam eve gitmeme kararınızı bence gözden geçirin çünkü orası sizin eviniz. Zaten iyi bir durumda değilken bir de rahat etmediğiniz bir ortamda uyumakla uğraşmayın.

Çok şanslısınız ki çocuk konusunda acele etmenize gerek yok, henüz 33 yaşındasınız. İlişkiniz istediğiniz hale gelene kadar o işi biraz duraklatabilirsiniz.

Burada okuduğumuz birkaç satırla "bu evlilik devam etmemeli" gibi bir sonuca varan olursa asla kulak asmayın. Yapıcı tüm tavsiyeleri dikkate alıp yıkıcı tüm tavsiyeleri göz ardı etmenizi öneririm.
0
michael_knight
(13.03.24)
bence adamın pasif rol almasından zaten bunalmışken bu çocuk meselesi tuz biber olmuş. bence çocuk konusunu erteleyip diğer sorunları çözmeye odaklanın ve gündeminizden ovulasyonu vs. çıkarın.

gördüğüm kadarıyla ve eşimi de düşünürsem çoğu erkek kendisinden bir şey istenmeden bir şey yapmamaya plan program yapmamaya eğilimliler, bu doğru.

edit: bu arada ettiği laf konusunu unutmuşum ciddi anlamda özür dilemesi gerekiyor. telafi etmesini beklerdim ve eve gitmeyebilirdim ben de.
0
sanguine mcqaer
(13.03.24)
okudum hepsini
çocuk yapma işini durdurun öncelikle böyle bir ilişkiniz varken. bu sağlıksız bir karar, bence. sonrasında da mutlaka iyi bir terapist bulup terapiye gidin birlikte. iki taraf da çözmek istiyorsa halledersiniz. kavga etmeden konuşma ortamı yaratıp oturup konuşun bir de. belli ki bir şeyler yaşandıkça kavga ederek konuşuyorsunuz. sorun çıkmadığı bir anda oturun konuşun, randevulaşın hatta dışarı çıkın bir yerde oturup bir şeyler içerken konuşun.
0
veritaslibertas
(13.03.24)
Genel olarak bu düşüncede misiniz yoksa bir an için sinirlendiğinizde mi böyle hissediyorsunuz?

Bence sıkıntınız büyük. Eşiniz sizin söylediklerinize rağmen konfor alanından vazgeçmiyor. Ben de evlenmeden önce elimi sürmezdim işe. Ailem sağolsun yapardı.

Şimdi evlilikten sonra işbölümümüz var ve uyuyorum buna. Ama buna eşim zorlamadı.Ben kendim uymak zorunda olduğumu idrak ettim. Kimse çocuk değil.

Hatta işleri bir an önce bitirelim de rahat rahat oturalım diyorum eşime de. Bir de bu kadar iş yapmıyor diye söylenirken çocuk düşünüyorsunuz. Çok ilginç.
0
drako
(13.03.24)
bu akşam eve gitmeyeceksen de haber ver yüzünü göresim yok, şuradayım vs gibi. habersiz eve gitmemek büyük hata olur.

ev işi olayı dışında nasılsınız? eğleniyor musunuz? mutlu musun? beraber vakit geçirmekten hoşlanıyor musun? birbirinize hala değer veriyor musunuz? bunların cevabını düşün. olumlu ise kurtarmaya bak. sen boşanmak istemiyorsun çünkü bence.

temizlikçi tutun imkan varsa. yani belli bu adam temizlik yapmak istemiyor. ve iki yetişkinin yaşadığı evde de her hafta detaylı temizlik yapmak gerekmiyordur bence. bizde 1,5 yaşında bebek ve kedi var mesela. bazen sadece süpürge yapıp geçiyoruz. tozu gördüğüm halde toz almadığım hafta sonları oluyor. onun yerine ailemle vakit geçirmeyi tercih ediyorum. gerçekten kılı kırk yaracak kadar önemli mi bu temizlik meselesi? yapmayın evi bok götürsün demiyorum da bazı haftalarda da olduğu kadar yapıverin. inan sen kafana taktığın için bu mesele bu kadar büyük görünüyor gözüne. akşam yemeğinden sonra 10-11e kadar bekler bulaşıklar demişsin. beklesin. ne kadar kokabilir ki? sonuçta 11de de olsa kaldırıyor. yani sen onun öğretmeni, annesi, ev arkadaşı değilsin. senin sınavından 100 almak zorunda değil. 5 sene kavga etmişsin, konuşmuşsun olmamış. demek ki başka bir yol bakılmalı.

ipleri eline alsın diyorsun, edilgen olmasın diyorsun ya. bu adamın karakteri. sen adamdan A değil B olsun istiyorsun. sen zaten A ile evlenmişsin. değişmesini beklemen saçma değil mi? hani farklı bi durum olur değişmesini beklersin ama adam karakter olarak pasif demek ki. şimdi şöyle düşün. sen çok planlı, programlı, her şeyin kendi istediği gibi yapılmasını isteyen birisin diyelim. eşin de 5 sene sonra gelsin desin ki ben bu kadar dominant bir kadın istemiyorum, pasif olsun istiyorum. sence olur mu öyle bir şey? insanın karakteri neyse odur ya, değişmez. hele otuzlardan sonra hiç değişmez. törpülersin, dikkat edersin ama bir yere kadar.

cinsellik konusuna gelirsek. bazı insanlar isteksizdir. bunu kabul edelim. bir de adam yanıma gelsene demiş. kendisine göre gayet hoş bi davet. sen de reddetmişsin. suçu kendinde görmüyor doğal olarak. o güne otları bırakmak, buzluğa atmak filan senin kafanda yarattığın, çok da gerekli olmayan bir iş. iki saatini harcayıp yoruldun ve hırsını ondan çıkardın. hayatımda ot haşlayıp dolaba attığımı hatırlamıyorum bu arada. neyse. sonuç olarak çok da istekli biri değil belli ki ve hamilelik takvimi işi iyice rutine bindirmiş iki taraf için de.

bence çocuk işini erteleyin. zaten bu temizlik durumu çocuktan sonra seni daha da delirtir. hele taze otu buzluğa atan bi insanın bebek ek gıdaya geçince yapacağı şeyleri düşünemedim bile. sen kendini yorarsın eşin sadece güle oynaya ilgileneceği kadar ilgilenir. gelsin daha büyük kavgalar.

çocuk işini erteleyin. evlilik terapisi alın. ama gerçekten boşanma isteği varsa bir süre belirle. değişim görmek istediğini net bi şekilde belirt. baktın değişim yok o zaman boşanırsın.
0
elorelia
(13.03.24)
5 yıllık evli ve 20 aylık çocuk sahibi er birey olarak yazıyorum;

Sizin probleminiz çözülmeyecek bir problem değil ancak ikinizin de gönüllü olması ve psikolog desteği almanız gerekiyor. Buradan ya da cevrenizden alacağınız tavsiye ile çözemezsiniz.
Şunun kararını vermen lazım gerçekten bu kişi ile evliliğini devam ettirmek istiyor musun?

Eğer devam ettirmek istiyorsan eşini karşına alıp de ki "Ben seninle hayatıma devam etmek istiyorum ancak bu şartlarda değil psikolog desteği alalım" de o da eğer seninle devam etmek istiyorsa zaten kabul edecektir.

Eşimle iletişimimiz çok güçlü ve paylaşımcıyızdır ona rağmen çocuk olduktan sonra çok kez tartıştık çok zorlandık çünkü hem yorgun hem de tahammül azaldığı için sürekli gerginlik oluyor, çocuğun uykuları yeni oturmaya başladı ve ancak kendimize gelebildik bu problemleri aşmadan sakın çocuk yapmayın.
0
mirty
(13.03.24)
elorelia +1

1. çocuk işini erteleyin
2. genel temizlik için birini alın, haftalık ya da iki haftada bir mesela
3. mükemmeliyetçi tavrınızı törpülemeye çalışın, her hafta ev süper tertemiz olmak zorunda değil. bulaşıklar da 11 gibi makineye konsun, idare edilir bunlar

bu arada evli biri olarak yazıyorum, diğer şeyler bir yana, eşinizin itiraz etmeyip her programa katılması o kadar güzel bir şey ki. varsın program yapmasın, hepsine uyması bile güzel.
0
noxie
(13.03.24)
yazdıklarınız boşanmayı gerektirecek bir durum değil gibi, düzeltilebilir şeyler. eşiniz ev işleriyle çok istekli olmayabilir. peki boşanıp yeni birini bulduğunuzda istediğiniz gibi biri olacağından emin misiniz ve hatta birini bulabilecek misiniz?

erkeklerin büyük çoğunluğu eşiniz gibi. bence bi orta yol bulmaya çalışın.

bu arada eşiniz kötü konustuysa ayıp etmiş.
0
tabudeviren
(13.03.24)
teşekkür ederim fikirlerinizi okumak iyi oluyor öyle dolmuştum ki. Ot konusuna bu kadar takılmayın evet zamanlaması biraz saçma olsa da:) ot olmaz b.k olur, mesele yetişkin bir insana 5 yıldır hala devamlı ne yapması gerektiğini söylüyor olmak. Cevabın birinde dediği gibi bulaşık için tartıştıktan sonra kimse kimseyi arzulamaz. Birbirinden alakasız gibi görünen bu konular tamamen iç içe geçti ve birbirini etkilemeye başladı.

@eloreila ve diğer herkes, normalde (yani sorumluluklarımız söz konusu olmadığında) gayet iyiyiz. Beni hiç kırmaz hayır dediğini kolay kolay hatırlamam, ben de aynı şekilde ona değer veriyorum, mesela bu akşam eve gitmek istemiyorum ama ailemin evine de gitmek istemiyorum anlarlar onun hakkında kötü düşünürler diye:/ Sanırım gerçekten bizim en sık kavga nedenimiz ev işleri, haftada bir temizlikçi işini düşünebilirim. İkinci sorun bana göre cinsel yaşam, çocuk konusu zaten kötü olan şeyi daha kötü hale getirdi. Bunu bir süre erteleyeceğim. Eşime boşanmanın tüm zorluklarını göze alacak kadar katlanamıyor değilim, sadece bu döngüyü tekrar tekrar tartışmak ve çözememek beni yordu. Tükenmiş ve kendimi anlatamıyormuş gibi hissediyorum. O kadar laf anlatmama rağmen dün mutfakta yardım etmemem mi tüm sorun demesi mesela. Bunların beni ne kadar yıprattığını anlayamıyor, kendisi benim kadar etkilenmediği için.
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
Selamlar henüz 2 yıllık evliyim (29E). Hepsini okudum bir şeyler karalamaya geldim.

Ben de ilişki anlatmayı veya okumayı çok severim o yüzden paylaştığınız için ve net, uzun yazınız için teşekkürler.

Biz de bu tarz olmasa da çok kavgalar ettik. Öncelikle şunu anlamak gerekiyor. Kadınların sorun ettiği şeyler bizim beynimizde "bu niye sorun şimdi ya", "bunu niye tartışıyoruz şimdi", "ben nerdeyim zaman dursa keşke uçsam gitsem şuan" gibi şekillerde yorumlanıyor. Yani önce bunu kabul etmek lazım. Ben de şu açıdan eşinize benziyorum, sorun sevmem, gerginlik sevmem. Evde yapılması gereken bir iş varsa o hemen yapılmayabilir yarın yaparım öbür gün yaparım haftaya yaparım. Evlenince tabi bu ertelemeleri biraz kısalttım. Ben biraz kısalttım, hanım biraz rahatlaştı derken ortada buluşmaya çalışıyoruz.

Bazen kadınların tepkileri o kadar anlamsız geliyor ki güne "bugün ne olsa da sorun yapıp büyütsem ve günü, seksi, hafta sonunu, geceyi mahvetsem..." diyerek başladıklarını düşünüyorum. Çünkü yaşanıyor bunlar yani.

Ne oldu diyorum hayatı sorguluyorum. Ne oldu yine yani çöpü mü atmadım gece film izlemedim ve odama mı gittim, belli bir gün geçti de çiçek veya hediye almayı mı unuttum, bulaşıkları mı dizmedim ne oldu??

Çünkü yetişkin bir kadın bunların herhangi biri yüzünden hem kendi hayatını hem partneri için hayatı zindana çevirebilir.

Ve sorun şi ki tam da sizin anlattığınız gibi bir şey anlatmadan bozuluyorsunuz ve neye bozulduğunuzu anlamamız gerekiyor. Bazen 50 kere de olsa söylemeniz gerekiyorsa söyleyin lütfen.

Gelin yardım et deyin. Ben şuna bozuldum deyin. Konuşun biraz iletişim lazım susarak, içten içe kurularak, içerlere gidip ağlayarak bize bir şey anlatamıyorsunuz bunu anlayın artık.

Biraz dümdüzüzdür ama anlarız yani. Ve de ne olsa da bozulsam diye değil de, ne olsa da ben bunu bir güzelliğe çevirebilirim, huzursuzluğa değil de huzura yorarım diye düşünmek lazım.

Siz bizden ince düşünüyorsunuz. Evi, kendinizi, bizi. Biraz salmanız gerekiyor eve de bişey olmaz ota da bişey olmaz. Yani olsa da bişey olmaz yani 3 günlük dünyada ot çöp yüzünden geri gelmeyecek zamanlar bir hiç uğrana gitmemeli ya.

Gidin sırnaşın onun yerine. Veya çok acilse iki ses edin yardım gelmiyorsa onu mutlu mutlu isteyerek yapın. Yok yapmak istemiyorsanız da salın gitsin. Bizim evde mesela bazen 2-3 günlük bulaşık duruyor, kim denk geliyorsa o hallediyor.

Ben hep evdeyim, bazen hanım gelmeden her yeri süpürüyorum, toparlıyorum, çamaşırları bulaşıkları yıkıyorum, yemek hazırlıyorum. Ama bazen de evde olmama rağmen tezgahın üstü bulaşık kaynıyor. Hanım da yorgun geliyor zaten bazen yapıyor bazen yapamıyor. Ama hiç bir zaman sorun etmiyoruz. En azından bu konuda çözdük bir şeyleri. Bizde de başka konular var.

Neyse, bunlar erkek gözünden bir yorum olsun diye yazdıklarım. Objektif bakarsam da şu çıkarımı yapıyorum. Evet bazen anlamıyoruz, dümdüzüz falan diyorum ama işin şu boyutu da var,

Kadın mutsuzsa yerde gördüğü çoraba bile bozuluyor. Ama mutluysa senin coraplarını yerim essek diyor icinden. Kadın mutluysa evin ortasına da sıcsan der ki "yalnız şu ortalıga sıcma olaylarını bir kaç bin yıl önce bırakmıştık hatırlatırım" der kaldırır yıkar.

Tam beyninizin çalışma yapısını anlamasam da mutsuzken pireyi deve yapıyorsunuz gibime geliyor. O yüzden sizin mutlu olduğunuz şeylere odaklanmalı, sizi üzecek şeylere takılmamanız lazım. Sorun ottan çöpten ziyada başka şeyler olabilir, biraz daha derine inip onları çözmeniz lazım.

Çocuk konusuna gelince, bence de sakın kalkışmayın. Mutsuz bir kadın olarak mutluluğu çocuk üzerinden bulmaya çalışmayın. Bir çocuğun en son isteyeceği şey kendisi mutsuz, ilişkisi kötü bir anne tarafından dünyaya getirilmektir.

Ben de bu sorunlarınızın çözülebileceğine inanıyorum ancak, baktınız çözülmüyor. Evliliğin kutsal olduğuna da inanmıyorum. Mutsuzsan ayrılacaksın. Hayata 1 kere geliyorsak öncelik kendi mutluluğunuz olmalı. Eşinizin veya çocuğunuzunki değil.

Siz mutlu olasınız ki eşinize, ailenize, arkadaşlarınıza veya ileride olursa eğer çocuğunuza verecek mutluluğunuz kalsın.

Netflix de "Kuvvetli bir alkış" ı izlemediyseniz birlikte izleyin belki çocuk yapmaktan biraz vazgeçersiniz :D

Teyzem geçen 60 yaşında boşandı. Çocuklar için katlandım yıllarca dedi. Katlanmak zorunda değilsiniz. Yani başından çözebilirsiniz. Bunu siz veya eşiniz kötü olduğu için değil, birbirinize uymadığınız için yapmalısınız. Uymak zorunda da değilsiniz ama zıtlığın uyumunu bile yakalayamıyorsanız o ilişkiyi sürdürmenin hiç bir anlamı yok.

Sanki ayrılsam başkası daha mı iyi olacak düşüncesi yanlış. Sorun daha iyi veya kötü olması değil zaten. "Daha uyumlu" olması. ki bu da vardır.

Ama bazen eşin 6 tane özelliği çok iyidir, 4 tanesiyle baş etmeye alışırsın, devam edersin. Bu da kafidir. Bazen de 9 özelliği çok iyidir, kim gelse eşinizi havada kapar, o kadar iyidir. Oma o kötü 1 tane özelliği size o kadar batar ki koşarak uzaklaşırsınız. Benim daha önce böyle bıraktığım uzun ilişkilerim oldu. Gram pişman değilim. Herkes dengini bulmalı. Zihnen, bedenen, ruhen, mantıken.. artık nereden bakıyorsanız.

İlla %100 anlaşılacak diye bir şey yok ama birbirinizi idare etmeyi, sorunları idare etmeyi öğrenmeniz lazım. Bakın katlanın demiyorum. Baş etmeyi öğrenmek lazım. Baktınız sizi çok zorluyor, olmuyor, ümitsiz vaka. O zaman bitirmek yanlış bir seçenek değil bana göre.
0
ananiyimioguz
(13.03.24)
Hepsini okudum o iş olmaz çocuk sahibi olmayın erteleyin önce aranızı düzeltin derim.
Eşiniz yanlış yapmış
40e 15 yıllık evliyiz
0
basond
(13.03.24)
Evli bir kadın olarak yorum yapmak istiyorum burayı okuyup gaza gelme. Bu saydığın sebepler boşanma sebebi değil.
Sadece sen yönetmeye yatkınsın, eşin de tembelliğe. Tıpkı benim evliliğim gibi :)
Başlarda bizim de böyle problemlerimiz oluyordu çünkü ben tembelim ev işi sevmiyorum yapmak da istemiyorum. Eşim de sizin gibi her şey tam düzenli ve muntazam olmalı diye düşüyordu.
Tezgahta patates soyarken neden altına bir şey sermemişim, neden salatalıkların kabuğunu orda kurutmuşum filan. Dedim bunun sana ne zararı var? Patatesi soyunca en son tezgahı siliyorum o yüzden altına bir şey koymak istemiyorum. Bu sadece bir örnek. Böyle onlarca olay vardı. Bir süre düşündü ve bana hak verdi. Haklısın aslında onun kimseye zararı yok ama ben alışmadığım için yanlış bir şey yapıyorsun gibi geliyor dedi. Dedim yanlış filan değil bu benim tarzım. Benim hayatım. Kimseye zararım yok.
Demem o ki bulaşığın 9 da değil de 11 de yıkanması kimseye zarar etmez. Hatta erkesi güne kalsın. Ne olabilir ki huzurdan önemli mi.
Kocam bu huylarını bıraktı valla 2 senedir cennette yaşıyorum. Kendisi için de öyle büyük bir stres kaynaği kalkmış oldu. Skeym tezgahı da bulaşığı da yani. Takıntı bunlar hep.
0
yenibirgüzelnick
(13.03.24)
yazacak çok şey var ama öncelik olarak çocuktan net olarak vazgeçin.
ondan sonra sağlıklı bir şekilde düşünüp karar verin.
çocuk sonrası boşanmak çok zor hele kadın için.
0
nuisance2
(13.03.24)
sorun sadece ev işleri meselesi ise bu konuda sorumluluğu daha fazla almanız gerektiğini düşünüyorum.
evet bencilce, fakat ev arkadaşı gibi iş bölümü yapmak erkeğin doğasına uymuyor.
modern yaşam erkekleri kadınlaştırıyor sonra da kadınların erkeğin bu şekilde olmasından rahatsız oluyor.

diğer konularda bir sorun olmadığından eminseniz kocanızı ev işlerine hiç bulaştırmayıp bir süre gözlemleyin(gerekirse yardımcı v.s.), bence işler değişecektir.

planlı çocuk yapma konusuna gelirsek, yumurtlama dönemi v.s. takip etmek bunları tamamen çöpe atın. aklınıze bile getirmeyin.
biz bu şekilde 1 yıla yakın uğraştık sonra ara verip normal sürece girdiğimizde çocuk olmuştu.
bu işlerde psikoloji > fizyoloji.
ayrıca kendinize eziyet etmenize gerek yok.
0
nuisance2
(13.03.24)
@ananiyimioguz teşekkürler kendi açından anlattığın için. Meşhur bir kitap var ya Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten, bana onu hatırlattı söylediklerin. İçeriği günümüze göre artık biraz seksist kalıyor ama bakış açımı bayağı değiştirmişti okuduğumda. Erkeklerin bizim gibi olmadığını ve olamayacağını kabul edersek ve bu ön kabule göre davranırsak mutlu olabileceğimizi anlamıştım. Orada da yazıyordu mesela, "Erkeklerin kadınların aklından geçenleri tahmin etme gibi bir sorumluluğu yok": Yalan yok buna çok içerliyorum ama dikkat etmeye çalışıyorum. Mesela ilk çocuk düşünmeye başladığımızda ayın o belli günlerine neden hiç dikkat etmiyor diye sinir olmuştum. Sonra gittim söyledim, her ay şu şu günler önemli, o günlerde lütfen biraz daha birbirimizle ilgilenelim ortam yaratalım, vazife gibi olunca kendimi kötü hissediyorum diye. Şimdi bunu bir iki kere söylemiş olmam ve tamam demiş olması yetmiyor mu? Her ay da söylenmez diye düşünüyorum, her ay gerekliyse pes.
Bir de ben bu kitabı okumuş ve biraz da olsa kendimi düzeltmeye çalışmıştım, ondan da okumasını rica ettim ama okumadı. Aklıma geldi şimdi :|
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
Sizin biraz bosvermeniz biraz da kabullenmeniz lazim. Is sizin istediginiz gibi yapildi mi kismina değil is en sonunda yapildi mi kismina odaklanip sukretmek lazim, erkeklerin en beceriklisi bile bu kadar oluyor max, bunun otesi instagramda evin her tarafini fosur fosur yikayan adam.

Ovulasyon gunlerine bağlı seks yapmak sıkıcı ama garanti bir yontem. Ovulasyon takip ederken hamile kalamiyosam takip etmesem hic kalamam diye dusunmustum (kaldim). Ilk gun neyse de sonra ovulasyon donemi diye görev gibi 3 gun arka arkaya yapmak canimi sikiyordu mesela. Artik 3. gun naparsan yap gorev oluyor o.

Benzer yollardan gecmis biri olarak (35 k, 5 yil evlilik) duzelmeyecek şeyler değil ama iki tarafın da kendinden odun vermesi lazim biraz. Bence takmamayi ogrenmenin yollarini gelistirerek mutlu bir evlilige kavusabilirsiniz.
0
instant crush
(13.03.24)
@nuisance2 buna katılmıyorum ya, ev işleri erkeği kadınlaştırıyor diye hem dışarda çalışıp hem evin çoğu yükünü alırsak bizim suçumuz ne? O zaman erkekleşiyorum diyip dışarıdaki işimi bırakayım ben de. Çünkü bu kadar yükle ben de kadın olmaktan çıkarım.

çocuk konusunda da, evet yumurtlama takibi nefrettt bir şey. Ama işte dediğim gibi sık sık yapan bir çift olsak zaten denk gelir diye düşünerek özellikle o günleri kovalamam. Ama sık yapmayınca bari o günlerde olsun diye dikkat etmeye başlıyorsun ister istemez:|
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
temizlik-yemek işinin kadının vazifesi olması bi şekilde insan örfüne yerleşmiş.

siz rolleri değişmişsiniz, kentli modern çift filan. kocanız yeni rolü pek de kabullenemediği ama söylemeye çekindiği için işi ağırdan alıyor bence.

"O zaman erkekleşiyorum diyip dışarıdaki işimi bırakayım ben de." evet. yapabiliyorsanız yapın. geçim de erkeğin yüküydü. roller değişti. insanlığın son birkaç yüzyılının macerası bu.

çocuk yapamama meselesi evlilikleri sarsıyor. bu normal.

çocuk yapamadığı için erkekliği incinmiş olabilir onun da. diğer ihtimaller de var, evlilik değil bekarlık istiyor olabilir ama bunlar spekülasyon olur.

boşanma lafzı hoş değil ama konuşulabilir

burada afedersiniz d*yy*sluk ettiği şey, gidip başkasından yaparsın demesi. çüş. karı koca birbirine böyle derse, hukuklarını büyük yaralar. o yara özürle bile tamamen kapanmayabilir.

bu sonuncu konuyu bi irdeleyin. meselenin ayıbını tane tane anlatın. pişmanlıkla af dilerse, gafletse söylediğini derse, bi şans verebilirsiniz. size kalmış.
0
lambırcek
(14.03.24)
bi twit vardı, evlilikte kadının en büyük sorunu yemeği kim yapacak değil bugün yemekte ne yapsak ne yesek sorunu. ben de bunu yaşıyorum. yemek işi bende ama cidden bugün napacağım olayı beni yoruyor mesela.

diğer konuda da kimi zaman benim kimi zaman eşimin motivasyonu veya enerjisi olmuyor. darılmamamızın sebebinin birbirimize açık olmak olduğunu düşünüyorum. her şeyimizi açık açık o an söyleyip bitiriyoruz. sonu kavga da olsa seks de olsa bunu yapıyorum ben
0
Hallegadola
(14.03.24)
12 yil evli erkek olarak yazayim.
Sizin durumunuzdaki ciftler bosansa evliliklerin yarisi falan biterdi.
Bence esinizin tabiatinda mutfakda zaman harcamak yok.Is bolumlerini tekrar kontrol edin.Gerekirse alisveris, temizlik vb. esinizin yapabilecegi isleri yapsin.
Esiniz muhtemelen sizin gecimsiz, yuzu gulmeyen, surekli dirdir eden sorun cikartan biri oldugunuzu dusunuyor.Ettigi gereksiz kufurden de bir seyleri yerli yerine oturtmaktan, huzurluzluktan biktigini gosteriyor.bence overthinking yapmayi birakip guler yuzlu biri olmaya calisin. Erkekler icin evin bal dok yala olmasi yada evde guzel yemek yapilmasi degil guler yuzlu ve anlayisli bir es daha onemlidir.Esinizin cocuk ruhlu oldugunu yazmissiniz.Bilmem farkinda misiniz ama cocuk ruhlu birine karsi despot anne rolunu oynuyorsunuz.Bu sekilde gecimsizlik olursa yatakta da sorun olmasi cok normal.Ben sizi daha haksiz buldum.Biliyorum bu yazdiklarim hosunuza gitmeyecek bana kizacaksiniz ama dusunmeye deger bence.Yangina korukle gitmeyin.
0
turkuaz
(14.03.24)
yani mutsuz bir evlilik evet ama toksik bir evlilik değil. sadece rutine ve tekdüzeliğe hapis olmuş gibisiniz. tutku, arzu ne bileyim heyecan kalmamış pek. çocuk yapsanız da eşinizden ekstra destek, anlayış göremeyebilirsiniz. bu sizi daha çok üzebilir. çok çocuk heveslisi olsa eşiniz kendisi zaten bu süreçte takip eder, elinden geleni yapardı.
bu arada şeyi anlıyorum özellikle uzun süreli denemelerde bir noktada neden olmuyor stresi ile beraber insan darlanıyor ve zul gelmeye başlıyor. ama bu başka bir bıkkınlık boyutu gibi. gençsiniz, bence hayatınızı mutlu olmadığınız bir ilişkide feda etmeyin, çocuğu da mutsuz ve anlamsız bir birlikteliğin içine doğurmayın.
anlıyorum anne olmak istiyorsunuz, ama sizin anne olma hakkınız, çocuğunuzun mutlu ve sağlıklı bir ailede büyüme hakkından daha öncelikli değil maalesef.
0
wild honey suckle
(14.03.24)
erkekler gene bildiğimiz gibi... "ne var canım daha fazla fedakarlık yapsan" noktasından bakmışlar.
eşinin sana ettiği laftan sonra diğer şeylerin konuşulmasını çok saçma buluyorum. o sebeple kısa kestim.
0
suyin
(14.03.24)
Benim düsüncem senden beklenen; tipik ev kadınlığı ama adama rahat da vermemişsin o da küfür etmiş. Mutlu değilsen yaşın gençken ayrıl.
0
Coma
(14.03.24)
tüm evlilik ile ilgili sorunların temel sebebi, farkında olmadan yükselen stres seviyemiz. Hızlı yaşam, strese, stres huzursuzluk ve tahammülsüzlüğe , ve bunlarda insan ilişkilerine olumsuz olarak yansıyor, diğer her şey bahane ve teferruattan başka bir şey değildir.

Bunun imkan elverdiğinde doğa içinde küçük bir köy ve ilçede yaşamak için plan yapın , hayatınız yavaşladıkta , toprak ve doğra ile temas ettikçe her şeyin yavaş yavaş düzeldiğini göreceksiniz.

Belki inanmayacaksınız ama deneyin, yoğun şehir hayatı insanın doğasına en baştan uygun değildir .Ne varki bu şekilde yaşamayı farkında olmadan zorlanıyoruz.
0
Rao
(14.03.24)
@Rao, başta kulağa mantıklı gibi gelse de benden 2 önceki kuşak köyde yaşamışlar ve köy ortamında da gayet kavga, atışma, küslükler, cinayetler, adam kaçırma, tecavüz, adam vurma.. biraz daha doğuya gidersek töreler falan...

Ya komşu komşuya bahçesine ağaç sarktı ve bişey yapmadı diye 3 yıl küs kalır mı?

Kalır, onların dünyası da o çünkü.

Babaannem alzheimer olmasaydı da anlatsaydı size neler çektiğini. Kırsalda yaşayan bir kaç nesil öncemizde katlanma diye bir şey vardı. Artık kadınlar 1900lerden sonra iş hayatlarına girdiğinden beri bu pek kalmadı. Kimse birinin kahrını çekmek istemiyor veya sesini çıkarıyor artık.

Yani ben kendi dünyamızı büyültmenin veya küçültmenin sorunu değiştireceğini düşünmüyorum. İnsanın olduğu her yerde huzursuzluk, kavga, atışma olurmuş gibime geliyor. Doğamızda var yani. İstediğiniz kadar küçültük, heidi gibi yaşayın, artık o dünya sizin için yine normal olacak.

Ama şehrin, işlerin, kalabalığın vb. bir dünya etkenin bizi aşağı çektiği konusunda haksız değilsiniz.

@ustapasta, tekrar gelmişken şeyi demeyi unuttum, evet yukarıda da yazmışlar, kadınlar mesela eleştirirler annen miyim ben senin diye ama anne gibi davranmaktan da alıkoymazlar kendilerini. Burada bir çelişki yok mu.

İlişkinin başlarında eşim biraz evhamlı ve biraz kontrolcüydü. Yemek yedim mi, camı kapattım mı, üstüme bişey aldım mı, üşüttüm mü, kurulandım mı vs vs saymakla bitmez. ya kontrol eder ya da arar sorardı sürekli.

Anlam veremeyeceğim şekilde strese girer, meraklanırdı. Huzursuz olurdu. Bazen bir şeyi yapmadıysam sinirlenirdi, küçük çocuğa yapar gibi söylenirdi.

Ben de aşırı sülalem rahat bir insanım. Onu gördükçe iyice heyheyleri geliyordu.

Sonra ne olduysa bir ara aydınlanma geldi. Ya ben niye strese giriyorum koca adam gece yemek yiyemedi mi, dolapta bişey yoktu aç mı kaldı falan diye, huzursuz oluyorum. Gider en kötü makarna yapar, hiç bişey olmazsa yemek söyler açlıktan ölecek hali yok ya.

Diye bir ara gelince söylenmişti. Ondan sonra da böyle kontrolcülük yaptığını görmedim.

Ben onun beni yine düşündüğünü başka şeylerde anlayıp hissedebiliyorum ama bu tarz konularda "annelik taslama" huylarından erkenden uzaklaşmasına ben çok sevindim.

Yani bazen kızdığınız şeyi siz kendiniz yapıyorsunuz, çok takılmamak lazım. Hem siz rahatlarsınız hem eşiniz.
0
ananiyimioguz
(14.03.24)
@ananiyimioguz

Her türlü senaryoda negatif örnekle her zaman vardır, buna şans vb artık ne derseniz.
Ancak şöyle bir durum var ki ,yaşanılan yere bölge insanına , vb. göre çok değişkenlik gösteren bir durum.
Kal di ki, bundan insanlar ve nesiller değişiyor, bundan 50 sene önceki ve bugün ki toplum yapısı aynı değil.

Tüm olumsuzluklara rağmen ,doğanın, sessizliğin, temiz havanın , türlü kirlilikten uzaktan durmanın ve yavaş hayatın insana katacağı pozitif etki gerçeğini değiştirmez.
0
Rao
(15.03.24)
@ananiyimioguz aslında hiç anaç biri değilimdir. Mesela dışarda bir planım varsa onun evde ne yediğini ne yiyeceğini sormuyorum, kadınlar olarak erkeklerin beslenmesinden sorumlu olmamalıyız diye düşünüyorum. Hani tepki anlamında sormamak değil, bunu sormak ya da düşünmek aklıma gelmiyor. Birçok kişi böyle değil. Mesela annemlere gittiğimizde eşim tişörtle balkona çıktıysa annem hemen bana döner, "kızım çocuk üşüyecek montunu ver istersen". "Çocuk" üşürse içeri gelip montunu alabilir sanki, bu kadar verici olmamalıyız. Bence bu durum erkeklerin de hoşuna gitmiyor zaten. Tatile giderken eşinin valizini hazırlayan kadınlar olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım, bunun baya baya yaygın olduğunu fark edince de şok yaşamıştım:D


Eşimin şahsi konularında müdahaleci değilim rahatım, kendi tercihleri sonuçta. Ama ev düzeni beni de etkilediği için her şeye de bana ne diyemiyorum işte. Biraz aşmaya çalışıyorum, bahsettiğim kitaptan sonra oldu bu hatta. Mesela eşimin annesi yemek konusunda çok kendini yoran biri değil, o da öyle alışmış. Önüne bir çeşit koysan ya da kahvaltı gibi geçiştirsen okeydir. Bizde ise yemek çok çok önemliydi, ben de öyle alışmışım öyle devam ettirmem gerekiyor gibi davranıyordum hep. İşten gelip üç çeşit yemek yapmak, ya da uğraştırıcı güzel yemekler yapmak için iki saat uğraşıyordum, haliyle çok yorulup hırçın oluyordum eşime kızıyordum. Ben iki saat ayakta yemek yapayım, o gelsin 10 dkda bulaşıkları toplayıp geçsin oh ne ala diye. Sonra kitapta okudum, sizden talep edilmeyen fedakarlıklar yapıyor ama karşılığını göremeyip üzülüyorsanız, belki de o fedakarlığı yapmamalısınız diye. O anda bir aydınlanma geldi, adamın benden üç çeşit yemek beklediği yok, ben kendime bu işi çıkarıyorum, hem yoruluyorum hem haksızlığa uğradığımı düşünüp kızıyorum. Üstelik annem çalışmıyordu, ben işten gelip neden bunu yapıyorum diye düşündüm ve bıraktım. Basit şeyler yapıyorum, yalnızca yemek konusunda değil diğer konularda da rahatladım.

Ama işte dışardan baktığında mesela iş paylaşımımız var. Etrafımda birçok kadın da "söylediğinde yapıyorsa ona da şükür" modunda. Fakat ben 36 yaşında bir insana devamlı ne yapılması gerektiğini söylemeyi kabullenemiyorum. Erkekler böyledir diyip geçmeyi de öyle, acaba böyle midir yoksa böyle mi alıştırıldılar? Dm'den bu "zihinsel yük" ile ilgili güzel bi çizim gelmiş onu da paylaşayım: ekmekvegul.net
Mesela ben de kahvaltı sonrası çayımı içerken yalnızca çayımı içiyor olmayı isterdim. Çay içerken akşam yemeğinin malzemelerinden neler eksik, dışarı çıkıp ne almak lazım diye düşünmek yerine. O zaman sen de düşünme diyip geçilemiyor, saat akşam 7 olunca o malzemeler bir anda belirmeyecek çünkü. Eşim olsa akşam yemeği saatine kadar bir şey düşünmez, saat 7 olunca duruma ayıkır. Bu kafa rahatlığı acaba nasıl bir şey, biz de bayılmıyoruz bir şey yaparken başka şey düşünmeye. Düşünen olmayınca ev işleri aksadığından mecbur kalıyoruz. Yahu mesela yemeği ocağa ısıtmaya koymuşum bir iş çıkmış beş dk içeri geçmişim, eşim mutfakta sigara içiyor telefonda bir şeyler izliyor. Mutfağa giriyorum ki cazır cuzur ses geliyor yanacak yemek nerdeyse. Mutfakta ama onu fark etmiyor mesela, çünkü kendisine söylenmemiş. Hani bu kadar obvious bir şeyin söylenmesi de biraz insanın zekasına hakaret sayılmaz mı? Bu kadarının da yapısal olduğu bence biz kadınlara yutturulmuş bir yalan.

Eşimle konuştuk bu arada. Ettiği kötü söz ile ilgili, sigarayı bıraktığı için bazen anlamsız bir öfke yaşadığını söyledi, bunun mazeret sayılmadığını biliyorum dedi ve özür diledi. Doktor sperm analizini görünce sigarayı bırakmasını istemişti, çocuk sahibi olmayı çok istediği için hemen bıraktı (oversharing reis online).

Temizlik konusunda da, temizlik günleri yaşadığımız gereksiz gerginlikler için şunu dedi, "ben sana sinir olmuyorum, temizlik yapma eylemine sinirli oluyorum. Yani temizlik yaptığım için gergin oluyorum." Ama bunu yapmak zorunda olduğumuzu, benim de bayılarak yapmadığımı, bu gerginliği bana yansıtmasının saçma olduğunu anlattım dikkat edicem dedi bakalım ne olacak. Çocuk gelince sorumluluğumuzun daha fazla olacağını, şimdi böyleysek ileride daha çok sorun yaşayacağımızı, o yüzden çocuk düşüncesini ertelemek istediğimi söylediğimde üzüldü. Artık daha düzenli olalım ben de dikkat edicem dedi. Temizlik için birini ayarlamayı düşünüyorum, en azından yüzeysel şeyler kalsın bize. Durumlar şimdilik böyle.
0
🌸ustapasta
(15.03.24)
". Tatile giderken eşinin valizini hazırlayan kadınlar olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım,"

amacım laf söylemek değil ama böyle düşünüyorsanız aile olmanız zor.
çok bencilce bir düşünce bence.
siz ev arkadaşı olarak görüyorsunuz bence.
0
nuisance2
(15.03.24)
@nuisance2 herkesin “kendi” valizini hazırlaması nasıl bencilce oluyor anlamadım. Tam tersi senaryo olsaydı ne diyecektiniz? Eşim benim valizimi hazırlasın o zaman öyle aile olalım, o olmuyor ama dimi? Çocuklar bile 3-4 yaşından sonra ne giyeceğini kendi seçmek istiyorken bu durum bana komik gelmişti ama görüyorum ki burada bile varmış:D
0
🌸ustapasta
(15.03.24)
"Mesela annemlere gittiğimizde eşim tişörtle balkona çıktıysa annem hemen bana döner, "kızım çocuk üşüyecek montunu ver istersen". "Çocuk" üşürse içeri gelip montunu alabilir sanki, bu kadar verici olmamalıyız"

komiklikten ziyade mevzu şu aslında, adam(kadın) üşümüyor olabilir. ama eşi tarafından en azından kendisini düşündüğüne yönelik jesttir, iyi hissettirir. adam(kadın) evde açlıktan ölmez belki, ama dışardaki eşin onu da düşünerek belki yemek hazırlayıp
bırakması da aynı şekilde jesttir. adam(kadın) valiz hazırlamayacak kadar yorgun olabilir. eşin valizi hazırlaması jesttir. adam(kadın) ilaçlarını takip etmeyi unutabilir. eşin bunu bilip onun yerine hatırlaması hoştur. bu tip ufak gibi görünen davranışlarla zaten bir aile ortamı oluyor. nuisance +1 ev arkadaşlığı konusunda.
0
sarahkerrigan
(16.03.24)
Parantez içinde hep kadın da yazmışsınız ama, pratikte bu tür “jest”leri yapanların genelde erkek olmadığını hepimiz biliyoruz.

Daha bugün twitterda bir video gördüm, erkek işten eve kadından önce geliyor ve yemeği hazırlamış oluyor, kadın bunu videoya almış ve gayet mutlular. Yorumları görmeliydiniz, aşağılama ritüeli demişler, kadın erkeği s.kiyor demişler, bir adam bunu nasıl kabul eder demişler:D mesele beraber yenecek yemeği erkeğin hazırlamış olması.

Tam tersini düşünelim, kadın işten eve erkekten önce geliyorsa yemeği hazırlamaması söz konusu bile olabilir miydi? Sanmıyorum. Gerçek hayatta neyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. “Jest” yapan da, aman nolcak canım seviyorsa yapmalı, bunların hesabını yapıyorsa sevmiyordur denilen de kadın oluyor.

Konu benim konumdan çıktı şu an, şaşkınlıktan eşime şükrederek feminist manifesto yazıcam az kaldı:D
0
🌸ustapasta
(16.03.24)
okumaya bile dayanamıyorum bazı yorumları. sen bildiğin gibi devam et pasta bence...
0
suyin
(16.03.24)
(3)

Projektör Önerisi (Tercihen Taşınabilir)

pantepember
Projektör (tercihen taşınabilir) almak istiyorum. Henüz içime tam sinen bir model bulamadım.Anker Capsule II'yi fiyatına göre performansını beğenmediğim için eledim (15 bin TL). (Bir süre sonra bataryası zaıfladığında çöp olacak gibi duruyor.)Samsung Freestyle 2 de çok pahalı (25 bin TL).Ne önerirsi
Projektör (tercihen taşınabilir) almak istiyorum. Henüz içime tam sinen bir model bulamadım.

Anker Capsule II'yi fiyatına göre performansını beğenmediğim için eledim (15 bin TL). (Bir süre sonra bataryası zaıfladığında çöp olacak gibi duruyor.)

Samsung Freestyle 2 de çok pahalı (25 bin TL).

Ne önerirsiniz?

En az 1080p çözünürlük gerekli mi, ondan da emin değilim. Daha önce projektör kullanmadım.

Taşınabilir olmayacaksa ucuz (mesela <5 bin TL) olmalı. Pahalı olacaksa taşınabilir, harici bataryalı ve sonradan çok zarar etmeden satılabilir olmalı.

Önerileriniz olur mu? Teşekkürler.
0
pantepember
(11.03.24)
Yıllar önce 720p LED, dahili bataryalı, Android bir projektör almıştım.
Benim tecrübeme göre projektörü taşımak hiç de pratik olmuyor. Hem koyacak yer hem de yansıtacak yer bulmak dert. Her renk, her türlü düz duvarda sorunsuz çalışıyor ama onu bile bulmak zor oluyor.

Evde tavana bir aparat yapıp oraya taktım ve televizyon gibi kullandım, o zaman rahattı. Bahçede de beyaz bir masa örtüsünü perde olarak kullanıp açıkhava sineması yapıyordum bazen. Ama cihazı alıp da başka bir yere gittiğimde hiç hayal ettiğim gibi olmuyordu.
Ses için bluetooth hoparlör kullanıyordum ama güncel cihazların çoğunda idare eder hoparlör olsa gerek.

Benim tecrübem 6-7 yıl öncesinden kalma, güncel durum farklı olabilir.
Siz de ne amaçla, nasıl mekanlarda kullanmayı planladığınızı söylerseniz daha yerinde öneriler gelebilir.

Pek çok insan heves edip alıyor ve kullanım alanı bulamıyor. Bilinen bir markanın ikinci el, temiz bir cihazını alırsanız sonra aynı fiyattan satabilirsiniz.
0
michael_knight
(11.03.24)
anker apollo var ayrıca yurtdışından şu ürünü aldım. kullanım amacınız nedir ona göre yorum yaparım veya bu cihazlarla ilgili sorunuz varsa yanıt verebilirim.

www.amazon.com.tr
0
jepa
(11.03.24)
@jepa'nın önerdiği ürünü (BYINTEK X30) sipariş ettim, bekliyorum. Teşekkürler.

Dışarıda da kullanabilmek için bir de güç kaynağı aldım: Ecoflow River 2.
0
🌸pantepember
(14.03.24)
(7)

İlişki durumu karışık

overthinker
Dostlar iyi akşamlarYaş 31,erkek. Mühendisim. Hayatım çalışmak ve kendimi kanıtlamak ile geçti. lisans bitti hemen yüksek lisans o bitti sonra doktora bir yandan da iş derken, sosyal yönden hiçbir zaman güçlü biri olamadım. Aile bağlarım çekirdek ailede güçlüdür ancak çoğu kuzenimi yılda bir bile gö
Dostlar iyi akşamlar
Yaş 31,erkek. Mühendisim. Hayatım çalışmak ve kendimi kanıtlamak ile geçti. lisans bitti hemen yüksek lisans o bitti sonra doktora bir yandan da iş derken, sosyal yönden hiçbir zaman güçlü biri olamadım. Aile bağlarım çekirdek ailede güçlüdür ancak çoğu kuzenimi yılda bir bile görmem. Tatile gideceksem ve kız arkadaşım da yoksa yalnız giderim. Haftada bir tek başıma meyhaneye gider kafa dinlerim. Maç izlemeye stada bile tek başıma giderim. Yanlış anlaşılmasın çevremde arkadaşım olmadığından değil, çünkü genelde insanlar ile iyi anlaşırım. Ancak davet ettikleri hiçbir yere, boş sohbetlerden ve başkasının programına bağlı olmaktan keyif almadığım için gitmek istemem hep bi bahaneler uydururum.

Neyse efendim konuya doğru geleyim. Bir süredir yalnızdım sonrasında bir kız ile tanıştım. Aramızda 6 yaş var yeni işe girmiş. Çok çok güzel bir kız. bolca sohbet ettik, dışarıda görüştük birbirimizi tanımak için. Benim şu an tek düşüncem ciddi ilişki. O da öyle istediğini söylüyor. Artık evlenmek veya en azından o yola girmek istiyorum. Çoğu arkadaşım evlendi, genel olarak da mutlular. Kimisinin çocukları oldu hayatlarını çocuklarına adıyorlar. Ancak ben şu an rotasız bir gemi gibiyim. Bu şirkette mi devam etsem, yurtdışında mı çalışsam, il mi değiştirsem, arabayı mı değiştirsem vs vs gibi hiçbir bağlayıcım yok.

Kız ile konuşurken çok keyif alıyorum, o da keyif aldığını söylüyor. Kafa yapımız bazı konularda çok uyuyor. Hayatımızdaki her şeyi geçmişi geleceği birbirimizle konuştuk.
Ancak benim çekindiğim konular var.
Geçenlerde otururken bir kolye aldığından bahsetti dedi ki kaç aydır bekliyordum almak için. Maaşının da kötü olmadığını bildiğimden neden o kadar bekledin diye sorduğumda maaşının üçte birini ailesine gönderdiğini söyledi. Babası emekli, anne çalışmıyor.
Geçenlerde beni aradı araba bakmaya gidelim mi dedi. Gittik orta seviye 1-2 araç baktık. Dedi ki anneme bu yıl sonuna kadar bir araba alma hedefim var. Çekerim krediyi öderim dedi. İlk çekincem yarın bir gün evlilik olursa her ay ailesine para mı göndereceğiz? Dengeyi kurabilir miyim ya da böyle bir hakkım var mı onu da bilmiyorum.
Onun dışında sürekli benim iyi yerlerde çalışan arkadaşlarımla buluşmamı onlarla iletişimde olmamı istiyor. Diyor ki gidelim onlarla buluşalım aktivite yapalım. Sonrasında da bi konuşursun beni çalıştıkları yerlerde işe alabilirler mi bir sorarsın diyor. Ben de kimseden bir şey istemeyeceğimi söylüyorum. Sonra da diyor ki o zaman kendin için konuş neden hep daha iyisini istemiyorsun falan diyor. Ki bence çalıştığı yer yeni mezun olarak çok iyi.
Kısacası aramızda böyle konuşmalar geçiyor. Sorum şu ki bu kızla ciddi yola girilir mi yoksa kendi dengi dengime birini mi bulmalıyım.
0
overthinker
(10.03.24)
kız 25 sen 31 sin galiba. yaş farkı 6 demişsin ancak kim küçük kim büyük belli olmadı :)

neyse böyle olduğunu farz edelim. bana biraz seni basamak olarak kullanmak istiyor gibi bir izlenim uyandırdı. yani senden maddi açıdan bir beklentiye girmek gibi bir his veriyorsa sana da o zaman dengini bul derim.

aranızdaki muhabbet ne kadarlık bilmiyorum ama 1-2 aylık bir şeyse muhabbetin bu sürede iyi olması zaten normal. sonra değişir :)
0
mr.goodcat
(10.03.24)
Siz kaliteli ürün arıyor gibi evlenecek insan arıyor olabilir misiniz acaba? Bazen çok pahalı ve herkesin çılgın gibi peşinde koştuğu giysiler görüyorum mesela, üstüne para verseler giymem. Bazen de 3 kuruşa çok sevip yıllarca giydiğim bir parça bir şey alıyorum.

Bu kızla ciddi yola girilir mi demişsiniz, girilir. Ciddi bir sorunu olmadığı sürece herkesle bir hayat kurulur. Ama siz kurar mısınız?

Herkese uygun biri bulunur, sizin için yanlış olan biri başkasıyla mükemmel uyumludur mesela.

Şimdi aileye düzenli para yardımı yapma, aile için büyük kredilerin altına girme, iş vs. için arkadaşa el açma gibi şeyler hassas konular. Örneğin ben arkaşlarımdan böyle bir konuda destek isteyemem. Hele hele başka birisi için hiç gidip böyle şeyler konuşamam. Hele hele bunu planlı bir şekilde, taktiklerle hiç yapamam. İçim almaz, çok yanlış hissederim. Haliyle böyle biriyle yapamam.

Ama başkası yapar.

Siz biraz rahatsız hissediyor gibisiniz. Bu tip konuların hassasiyetini düşünürsek bu rahatsızlık hissi başınıza büyük bela olur gibi.

Sadece ortak zevklerde uyuşuyor olmak ve boş zamanda beraber iyi vakit geçirmek "tamam aradığımı buldum" hissiyatı uyandırmamalı.
0
akhenaten
(10.03.24)
Bütün detaylardan bağımsız olarak "bu kızla ciddi yola girilir mi" diye kendine soruyorsan, şüphe ediyorsan o kızla ciddi yola girilmez.
Birlikte olmayı çılgınlar gibi isteyeceğin, her uyumsuzluğu göz ardı edeceğin, aklını kaybedeceğin bir kadınla bile ciddi yola girdikten sonra insan zorlanıyor, zaman zaman pişman oluyor.
Bir tane hayatınız var, emin olmadığınız biriyle geçirmeyin.

"Dengi dengime" diye düşünmeniz bana garip geldi, denklik sorunu değil hayata yaklaşımınızda fark var. Denklik başka bir şey. Sizinle tamamen aynı düşünen biriyle olmak daha sıkıcı olacaktır, onun farklı düşünmesini bir zenginlik, tadını bilmediğiniz bir yemeği tatma fırsatı olarak görebilirsiniz.
0
michael_knight
(11.03.24)
bence karşı cinsle ilişkilerinde biraz tecrübelenmen lazım. oraya buraya sorarak fikir alamazsın. kendini tanıman, ne istediğini bilmen, kiminle anlaşıp anlaşamayacağının öğrenmen lazım. normal şartlar altında böyle bir kızla olur derim ben. ama sen yapamayabilirsin.
0
benarrivo
(11.03.24)
Bence gereksiz yere overthinking yapiyorsunuz.Ben olsam ne guzel iste ailesini de dusunuyor dusunceli biri diye sevinirdim.Ikincisinde de network yapmak artik is yasaminin bir parcasi.Bence karsinizdaki kisiden keyif almaya calisirken tanimaya devam edin ama boyle ufak tefek seylere de takilmayin.
0
turkuaz
(11.03.24)
Ben okurken biraz strese girdim. Yakın arkadaşlarıma bile iş konusunda şöyle yapsana böyle yapsana gibi tavsiyelerde bulunmuyorum, çünkü onlar kendi koşullarında kendi uygun gördükleri şekilde yaşıyorlar. Bana sorulmadıkça yönlendirme yapmam asla, hatta ayıp gibi geliyor böyle şeyler, dolayısıyla sana şöyle şöyle yapsana demesi saygısızlık.
Kendi iş fırsatları için senden yardım istemesini anlayabilirim, mantıklı bence. Ama yine de senin huzurlu halinden epey uzak sanki onun bulunduğu durum. Tutmaz bu iş.
0
megalomaniac
(11.03.24)
Bana çok uzağı düşünüyorsun gibi geldi. "Rotasız gemi" gibi hissettiğin bir noktadayken, onunla evlendiğin senaryoda ailesine para gönderip göndermeyeceğiniz sorusunun cevabını öğrenmek pek bir işine yaramayacaktır bence. Bu ilişkide değil de hayatta ne yapmak istediğine odaklanırsan daha çok cevap bulabilirsin diye düşünüyorum. Oldu ki yurt dışında ya da başka bir şehirde yaşamaya karar verdin, o seninle gelmeye hazır mı, istekli mi? Daha düşük maaşlı ama senin daha çok hoşuna giden bir işe geçmeye karar verdin, o nasıl tepki verirdi? Para, hayatındaki kararları alışında nasıl bir rol oynuyor? Bunlar bana daha öncelikli sorular gibi geliyor..
0
lolita
(11.03.24)
(15)

Lise Mezunu Tanıdığın Aşırı Zengin Olması

ashleybon
Lise mezunu emlakçılık yapan tanıdığım bir kız var. Senelerce hiç bir işte tutunamadı en son çalıştığı firmada yıldızı parladı. Şu an aşırı lüks bir hayat yaşıyor. Arabası evi herşeyi en pahalısından. Ben mühendisim doktoram bitmek üzere 35000 tl maaşlı işte çalışıyorum. Bu kız benden bir de 10 yaş
Lise mezunu emlakçılık yapan tanıdığım bir kız var. Senelerce hiç bir işte tutunamadı en son çalıştığı firmada yıldızı parladı. Şu an aşırı lüks bir hayat yaşıyor. Arabası evi herşeyi en pahalısından. Ben mühendisim doktoram bitmek üzere 35000 tl maaşlı işte çalışıyorum. Bu kız benden bir de 10 yaş küçük. Birkaç gündür kafama bu konuyu taktım ben çok enayi miyim insanlar mı becerikli. Bunalımdan çıkamıyorum.
0
ashleybon
(08.03.24)
Emlakçılık işinde çok ciddi para var. Maaşlı işle karşılaştırılamaz. Lise mezunu olsan, sen de dener, büyük ihtimalle sen de yapardın. Alternatifi olmayınca, başarmak zorunda olunca insan başarıyor. Koşmadan koşamazsın, gibi bir şey.
0
gabe h coud
(08.03.24)
Benim lise arkadaşım da emlakçı oldu. Bu işler için bir miktar "yırtık" olabilmek lazım.
Şu an çalıştığım firmada ilkokul mezunu 15 senelik makina operatörü 40 lira alıyor.
Maalesef ülkemizde bilginin değeri çok çok az. Doktoraniz varsa bursla Tübitak veya postdoc bulup yurtdışında iyi maaş çalışabilirsiniz. Türkiye'de üniversite cogaltmakla cahillik erimiyor.
0
cakmayazar
(08.03.24)
Eğitimle para kazanma arasında direkt bir orantı olması gerektiğini zannediyoruz, böyle bir düşünce hepimize öğretildi. Ama doğru değil.
Maaşlı çalışan mühendisin maaşı her ay yatar, emlakçılık yapan kişi ne kadar iş yaparsa o kadar kazanır. Çok akıl almayan, ilginç bir durum değil.
Girişkenlik, risk almak, insan ilişkileri gibi becerilerin kitap okumak, hesap yapmak, sınav çözmek gibi becerilerden daha iyi kazanç sağladığı bir sır değil.
0
michael_knight
(08.03.24)
para kazanmak eğitimle alakalı değil olmamalı da bence. ozaman 4 üni bitiren en çok parayı kazansın ne biliym. ilkokul mezunudur ama ticarete kafası çalışıyodur o senin lise mezunu arkadaştan da çok kazanır. okul kendini geliştirmek vs için okunmalı para için değil. bu arada evet emlakçılığı tutturursan, güzel bir bölgedeysen satışın da iyiyse çok güzel paralar kazanırsın. bodrumda tanıdığım bir emlakçı bir satıştan 400-500 bin alıyor ve ortalama 2 ayda bir satışı var.
0
entropik
(08.03.24)
Karaparadir?
0
Kahvedesu
(08.03.24)
liseyi 3. sınıfta bırakıp çalışmaya başladım. çırak olarak.
yaş 16 ama iyiyim, işe hakimim.
evde dünya tantana oldu, 3 aya işi bıraktırdılar, okula döndüm.
duydum ki benden sonra başlayan çırak yıllar geçmeden dükkanın yeni ortağı olmuş.
aynı dönem başladıklarımdan dükkan açanlar olmuş, yurtdışılarından teklifler alanlar olmuş, amerika'ya ingiltere'ye gidenlar olmuş, bilmem ne.

ben de şimdi memurum.
çok takılmıyorum, üretiyorum.
en güzeli de üretmek değil midir zaten?

paranızı sevin.
bulanık olmayın, ne istediğinize karar verin.
tersten düşünün, bunalıma nasıl girdiyseniz öyle çıkın.
bunalımdan çıkmak fırsatları görmenizi kolaylaştırabilir.
0
matnokta
(08.03.24)
computer science doktoralı işsiz tanıyorum. eğitimli olmak para kazandırmıyor artık. Türkiye'de eğitimin anlamı kamuda memur olabilmek. Başka bir şeyi yok
0
ferenc
(08.03.24)
Ben buna şaşırmanıza şaşırdım, özellikle de mühendisseniz ve fabrika/şantiye ortamını biliyorsanız. Sizin çalıştığınız yerde böyle olmasa bile piyasadan haberiniz olmalıydı. Birkaç yıldır nitelikli işçi maaşları beden işçilerinden düşük kaldı. Herkes bunu konuşuyor zaten.

Çeşitli esnaf grupları ve emlak piyasası uçtu gitti zaten. Normal yani.
0
akhenaten
(08.03.24)
iş yerinden ayrılıp internette balık akvaryumculuk malzemeleri satan arkadaş iyiki ayrılmışım diyor, biraz yürü ya kulum biraz cesaret gerekiyor iyi para kazanmak için.
0
eja
(08.03.24)
Kahvedesu+1
Yani benim de zengin birkaç arkadaşım var ve nasıl para kazandiklarini bilmiyorum arka planda. O yüzden herkesin kazandığı para yaptığı işten gelmiyor direkt olarak.
Kesin böyledir diyemem de kesin isinden kazaniyor demek de imkansiz.
0
logisticsmanager
(08.03.24)
Ddünyanın her yerinde işçiler beyaz yakadan fazla kazanıyor ve kolay iş buluyor. İşçiler pek söylemez ama maaşları mühendislerden fazla.
0
ferenc
(08.03.24)
@ferenc; istatistik/veri var mı fabrikada çalışan beyaz mavi yakanin mühendisten fazla para kazandığına dair? Misal fransa, İsviçre vs? Çünkü bende tam tersi veriler var. Çünkü dünyanın her yerinde öyle ortaya atilmamasi gereken bir laf. Tabi beyaz yakadan kasıt Türkiye'de veri giriş elemanina bile beyaz yaka denmesiyse o farklı.
0
logisticsmanager
(08.03.24)
Amerika'da fazla kazanıyor. Benim gözlemlerim bu yönde. Saatlik çalışma ücretleri çok fazla.

Ek olarak mühendisin skill seti yoksa iş bulması çok zor. Piyasa doymuş durumda.

Kanada için de durum benzer. 90'lar ve 2000'lerin başından sonra ara eleman ihtiyacı artmış durumda. Kanada'da doktor olup da otobüs şöförlüğü yapan var.

Gelelim Türkiye'ye, mühendis fabrikada 1.5 asgari alır.
0
ferenc
(08.03.24)
Kendi maaşını sorgula +1
Sen 100bin kazanıyor olsan muhtemelen bu arkadaşa bu kadar takılmazdın.
Başka açıdan doğrulayalım, etrafında böyle bir örnek olmasaydı da yine "enayi" gibi hissetmek için yeterince az kazanıyor olacaktın.

Bence bu hissiyatı motivasyona çevirip iş değiştirmeye bak, daha çok kazandıkça yok olur bu his.
0
Bruce
(09.03.24)
Helal para olup olmadığı şüpheli bence. Ustaların, tehlikeli işlerde çalışanların, beden işçilerinin iyi kazanması normal ama bu örnek bana bira şaibeli geldi.
0
playing star again
(09.03.24)
(2)

İphone için kablosuz şarj eden powerbank

1837837
Kullanıp memnun olan var mı? Küçük bir şey. Bir bunlar şarjı daha kötü hale getirir mi?
Kullanıp memnun olan var mı? Küçük bir şey. Bir bunlar şarjı daha kötü hale getirir mi?
0
1837837
(08.03.24)
Bende var ve kablosuz özelliğini hiç kullanmıyorum.
Çünkü;
- ısınıyor,
- kaydı mı diye kontrol etmek gerekiyor
- çok yavaş şarj ediyor
- verimli değil (dolu powerbank ile telefon 5 kere şarj edilecekse kablosuz olunca 2 kere şarj ediliyor gibi geliyor bana)

Tüm bu sebeplerle kabloyu takıp şarj ediveriyorum. Zaten hızlı şarj sayesinde çok kısa sürüyor.

Bendeki ürünler Varta Wireless POWERBANK 20000 mAh + iPhone 13 Pro Max
0
michael_knight
(08.03.24)
kesinlikle gereksiz, şarjdayken kullanamıyorsun, diğer türlü powerbank cebindeyken telefonu kullanabiliyorsun, film vs

çok yavaş, ve enerji kaybı oluyor, hiç gerek yok, kabloyla şarj edin
0
efruz
(08.03.24)
(11)

Evin duvarlarını boyamaya yardım için komşuya ne kadar verilir?

ananiyimioguz
Ufak bir yazlığımız var 55-60 m2 falan. Kiracı çıkınca boyatalım dedik çünkü biz de boyasız teslim etmiştik, onlar da boyatmamış.Annemler de aynı yerde yaşıyor. Emekli genç ruhlu bir komşuları var, tüm sokağın işlerine koşturuyor. Adamın her iş elinden geliyor. Bazen hatır gönül, bazen de 3-5 bişey
Ufak bir yazlığımız var 55-60 m2 falan. Kiracı çıkınca boyatalım dedik çünkü biz de boyasız teslim etmiştik, onlar da boyatmamış.

Annemler de aynı yerde yaşıyor. Emekli genç ruhlu bir komşuları var, tüm sokağın işlerine koşturuyor. Adamın her iş elinden geliyor. Bazen hatır gönül, bazen de 3-5 bişey alıp yapıyor tüm tadilat tamirat işlerini.

Onunla bir boş eve gider misiniz dedim annemlere, bi baksın çok iş var mı diye. Para falan konuşulmadı hiç başta.

O da ilk bakmış burasının yine biraz işi var ya bunu biz yapamayız öyle ufak iş değil demiş.

Bizimkiler de ne olacak ya biz de yardım ederiz, hem ustaya vereceklerine sana verirler işte cocuklar demiş. Öyle deyince (ilk hiç vermiycez mi zannetti bilmiyorum) e şöyle bi baktım da tekrar neyse boyanır ya falan demiş sdfsgjh

Fakat yine rakam konuşulmadı. Öyle bir insan değil az biraz tanıyorum. Sorsak da kesin ne verirseniz işte ya falan diyecek.

Sadece duvarlar boyanacak. Ben 15kg boya kargoladım onlara. Başka ufak tefek şeyler de lazım dediler onları da kargoladım. Annemler de yardım edecek ama genel olarak boyayı o yapacak.

Mesela daha önce annemlerin diğer komşularının bahçesini düzenlemiş, budamış falan 300 vermişler yani bir yemek parasına koşturuyor öyle çok bir beklentisi de yok gibi geldi. Yine de emeği neyse vermek lazım ufak tefek bizimkilerin motoru veya bisikleti bozuluyor mesela yardımcı oluyor da şimdi boya için düzgün bir ödeme yapmak lazım.

www.youtube.com
0
ananiyimioguz
(08.03.24)
bin lira atarım ben olsam. 300 neymiş ya çok az.
0
entropik
(08.03.24)
en az bin lira vermelisiniz. şu an 5-10 bine falan boyuyor millet.
0
summerjam0306
(08.03.24)
@entropik, o işte bahçe işi için ya örnek verdim. onun için de az ama bence de.

@summerjam0306, piyasıyı bilmiyorum ama evet bizim de kafamızda 1-2bin göndermek vardı da işte az mı çok mu bilemedim.
0
🌸ananiyimioguz
(08.03.24)
bilemedim ama bana sorsanız 1000 tl bile para değil bu iş için. Kaç gün sürecek ki iş? yani 2-3 günlük bre işse ki bana öyle geldi en az 2000 tl diyorum.
0
kumandanim
(08.03.24)
- Asgari ücretin günlüğü 700 TL civarında,
- Günlük temizlikçi fiyatları 1000 TL civarında,
- Günlük inşaat işçisi fiyatları (tam emin değilim) 1200 TL civarında.
Bu kişilere yemek de veriliyor.

İşin ne kadar sürdüğüne, kalitesine, aranızdaki iletişime göre yukarıdaki örnekleri kullanarak bir ücret belirleyin derim.

Belirlemeden önce komşunuza ısrarla sormanınızı da öneririm, belki de aklında bir fiyat vardır.
0
michael_knight
(08.03.24)
Şimdi armut.com'a sordum. 2.500 ile 6.500 lira arası fiyat verdi.

Bu durumda 1.500 uygundur diyorum.
0
Mirket
(08.03.24)
60m2'yi 5 ay önce babamın arkadaşına boyattık, adam boyacılık yapıyor, 3500TL verdik. Tanıdık olmasa belki 5000TL'ye boyardı. Bence en az yarısı kadar vermek doğru olur. Uğraşmak istememiş ama parayı başkasına vereceğimize sana veririz deyince adamı beklenti içine sokmuşsunuz, yani orası 5000TL'ye boyanacaksa adama da 5000TL verecekmiş gibi konuşulmuş bence. Çok güzel boyayamayacağını düşündüğüm için yarısını verirdim.
0
Tutkun
(08.03.24)
1000 tl az 2000 gönderin yüz yüze bakıyorsanız ilerde çıkacak işlerde yardım istediğinizde yüzünüz olur.
0
eja
(08.03.24)
1000 lira nedir yahu çok az. 2500 civarı verirdim ben en az. boya işi öyle kolay bir iş de değil.
0
elorelia
(08.03.24)
2500'den aşağı ayıp olur.
0
adivar
(08.03.24)
Sadece salonsa 25...
0
nop
(08.03.24)
(12)

Çamaşır Kurutma Makinesi Alınır Mı?

edaddy
Bunları kullanıp memnun olanlar yazabilir mi?Electrolux (19K) ve Bosch (25K) modellerine bakıyorum.
Bunları kullanıp memnun olanlar yazabilir mi?

Electrolux (19K) ve Bosch (25K) modellerine bakıyorum.
0
edaddy
(08.03.24)
modelleri bilmiyorum ama alınır. hoover var bizde. gider gerektirmediği için odada duruyor. hafta sonu 5-6 makine yıkıyoruz resmen, hafta içi fırsat olmadığı için. diğer türlü ser, bekle, topla çok uzun iş. bi de kıl tüy toz meselesi de var tabi.
0
elorelia
(08.03.24)
bosch aldık aldığım en iyi beyaz eşya çok kullanışlı
0
basond
(08.03.24)
Bosch 25k nedir? link varsa? kendinden temizlemeli modeli mi?
bosch un kendinden temizlemeli enerji tasarruflusunu aldım çok memnunum elektrik faturasına çok yansımadı. evde hayvan olduğu için aldım tüy toz ne varsa alıyor çamaşırdaki.

kısa program yüksek ısıda hızda kurutmaya çalışırsan tüm pamuklular çeker marka farketmeksizin.
0
eja
(08.03.24)
alınır. bende hoover ısı pompalı var. daha pahalı daha iyi diye bir şey yok bunda. sentetik ve hassas ayarlarını kullanıyorum. çekeceğini bildiğin kıyafetleri bile bile atma, çeker :) hassas ayarda bile çeker. sadece havlu, nevresim, iç çamaşırı bile kurutma makinesinde kurutulsa çok ciddi rahatlık.
0
gabe h coud
(08.03.24)
Siemens kullanıyorum. Bosch ile birebir aynı ürün zaten. Gayet memnunum.

Sadece kazak gibi bazı kıyafetleri kurutmaya atmak sağlıklı değil onları ayrı kurutuyorum onun dışında güzel. Hem giderli hem gidersiz çalışıyor. İlk başta gidersiz kullanıyorduk sonra gidere bağladık daha rahat oldu.
0
nuevo
(08.03.24)
Cevaplar için teşekkürler ilgilendiğim ürünler:

www.hepsiburada.com

www.hepsiburada.com
0
🌸edaddy
(08.03.24)
tabi ki alınır. almadıgım günler için pişmanım. bizde grundig var cok memnunuz.
0
sizofren06
(08.03.24)
Kesinlikle alınır, çok işe yarıyor.
Alacağınız modele karar verdikten sonra yakınınızdaki bayiye bir telefon edip fiyat sorun.
Beko'nun bir makinesini aldık. İnternetten 500 TL civarında daha ucuz fiyat verdi ve bayi elemanları bir gün sonra cihazı getirdi, kurdu, çalıştırdı.
İnternetten alınca lojistik firması ile gelecekse sıkıntı. Daha pahalı bile olsa bayiden alırdım ben.
Ek: Bizim aldığımız modelin kazanı çelikmiş bir ucuzundaki kazan başka bir malzemeymiş, ne kadar önemlidir bilmiyorum.
0
michael_knight
(08.03.24)
hoover kullanıyoruz 4 senedir hergün çalışıyor 1-2 sefer. çok memnunuz. ayarlarına bakmanızı tavsiye ederim mesela bizimkinde yünlüler için ayrı bir ayar var sorunsuz kurutuyor yünlüleri. bir arkadaşımda beko var o atamıyo yünlüleri.
0
entropik
(08.03.24)
modellerini bilmiyorum ama makine aldık çok memnunuz, alınır.
0
hrskrs
(08.03.24)
Alınır ancak çamaşırları yıpratıyor. Gardrobu maksimum 2 yılda bir yenilemeniz gerekecek. Değer mi bence değer
0
ferenc
(08.03.24)
arçelik var bende. gayet memnunum.
0
inheritance
(08.03.24)
(9)

Çamaşır ve kurutma makinesi

horizon
Merhaba camasir ve kurutma aynı anda olan ve kullanan var mı Memnunmusunuz artısı eksisi neler? Kullanan memnun olan var ise marka model verebilirmisiniz Ev müsait olmadığı için 2 sini ayrı ayrı alırsak kurutmayı odaya koymak zorunda kalacağız
Merhaba camasir ve kurutma aynı anda olan ve kullanan var mı

Memnunmusunuz artısı eksisi neler?

Kullanan memnun olan var ise marka model verebilirmisiniz

Ev müsait olmadığı için 2 sini ayrı ayrı alırsak kurutmayı odaya koymak zorunda kalacağız
0
horizon
(07.03.24)
Kardeşimde var. Normal kurutma makinesinde filtrede biriken hav, saç, vs. çamaşırların içinde kalıyor. Kurutma kullandığında makine uzun süre çalışıyor. Kurutma olarak kullanmıyor artık.

Kurutma makinesini çamaşır makinesinin üzerine koyma imkanınız yok mu?
0
inheritance
(07.03.24)
Zamanında ben de merak edip araştırayım demiştim bu konuyu. Nerde okuduğumu unuttum ama hem yıkayıp hem kurutan makinaları önermeyen bir yorum okumuştum bi yerde. Üst üste koyma şansı vs varsa ayrı alın yani
0
yazdonumu
(07.03.24)
10 yılı aşkın bir süredir Siemens iq500 kurutmalı çamaşır makinesi kullanıyoruz. Aldığımız zamanlarda oturduğumuz evin banyosu çok küçüktü, üstüse kullanmak istemedik.
Genel olarak memnunuz. Hala aktif olarak yıkama sonrası kurutma özelliğini devamlı kullanıyoruz. Hiç ayrı kurutma makinesi kullanmadım, ayrı makine ile kıyaslama imkanım yok. Hassas ve normal kurutma 2 seçenek var, işimi görüyor.
Geçen yıl ilk kez büyük bir servis operasyonu geçirdi, o zamana kadar hiç sorun çıkarmadı.

Sadece kapasitesi üzerinde veya çok az miktarda çamaşır kurutmak istediğimde biraz nemli bırakabiliyor. Bİr de kırışıklık da bazen söz konusu olabiliyor.
0
bulbul
(07.03.24)
Banyo müsait olmadığı için maalesef üst üste koyamiyoruz
0
🌸horizon
(07.03.24)
Okuduğum yorumlara göre pek önerilmiyor. En azından ayrı olan kadar bir performans beklememek gerek sanırım. Başka yerde uygun yer varsa oraya koyup ayrı almak daha makul sanırım
0
yazdonumu
(07.03.24)
İkisi bir arada makineden memnun olan hiç duymadım. Ya ayrı ayrı alın ya da sadece çamaşır makinesi alın.

Bizim banyoya da sığmaz diye düşünüyordum, sonra çamaşır makinesinin üzerindeki dolabı söküp çıkardım, makineleri üst üste koydurdum. O dolabın eksikliğini hissediyorum ama iyi ki öyle yapmışım, kurutma makinesi kullanmak çok güzel oluyor.

Kurutma makinesi başka bir odada olsaydı çok zor olurdu gibi geliyor bana. Sadece çamaşırları taşımak değil, hem suyunu dökmek gerekecekti hem de bu tozların toplandığı topları klozete atıyorum banyoda, kurtuluyorum. Gürültü yaptığı için kapıyı da mutlaka kapatmak gerekiyor.

Bu arada bacanakta ikisi bir arada makine var, kurutmayı hiç kullanmıyor çünkü çamaşırları çok kötü kokutuyormuş.
0
michael_knight
(08.03.24)
bende hem çamaşır hem kurutma tek makine olarak var. annemlerde de ayrı ayrı iki makine var. o yüzden iki makineyi de deneyimleme şansım oldu.

hem çamaşır hem kurutma makinesinin kurutma özelliği tabii ki sadece kurutma makinesi kadar iyi değil. ama yine de kesinlikle iş görüyor, alınmayacak bir cihaz değil. ekstra kurutma makinesi alıp odaya koymaya değmez bence.

fark da sadece şu, hem çamaşır hem kurutma makinesinin kurutma kapasitesi daha düşük. aynı seviyede kurutma için biraz daha vakit gerekiyor sadece. özellikle çok doldurduğumda kurutma modu yaklaşık 2 saat çalışsa bile bazen çamaşırların nemli kaldığı oluyor. eğer gömlek vs. gibi şeyler yıkıyorsam zaten nemli çıkması işime geliyor, ama tamamen kupkuru olsun istiyorsam 1 saat daha kurutuyorum ek olarak. aynı miktarda çamaşırı sadece kurutma makinesi 2 saatte tamamen kupkuru yapıyor genelde.

benimki bosch marka yaklaşık 7 yıllık bir makine, kurutma fonksiyonundan zamanla bir şey kaybetmedi. belki yeni modeller otomatik çamaşırların kuruluğunu algılayıp tamamen kuruyana kadar ne kadar gerekiyorsa çalışıyordur.
0
king lizard
(08.03.24)
LG kullanıyorum, ikisi bir arada. Kurutmayı artık hiç kullanmıyorum, çünki sadece kurutma süresi 2+ saat sürüyor.

Yıkarken tıka basa doldurmayın, bol suyla yıkansın. Sıkma için 1200 veya 1400 devir kullanın. Kurutma ile neredeyse aynı sonucu veriyor. Üstelik 40 derecede yıkarsanız 1.5 saatte işlem tamam.

Kurutma makinası yerine, eve nem alıcı alın. Hem çamaşırlar çok hızlı kurur, hem de evinizde nem olmaz.

(çok kedili ev, tüylerden kurtulmak için de bu yöntem işe yarıyor)
0
alfired
(08.03.24)
Lg kullanıyorum ben de ikisi bir arada, çok memnunum. Önceden bosch çamaşır makinesi ve grundig kurutma kullanıyorduk, tüy toplama konusunda daha başarılı ayrı kurutma makinesi. Ortak olan lg’yi ekstra temizlemek gerekiyor toz tüy meselesinden ama temizleme programı var bir uzun bir kısa, çok sorun değil yine. Yerimiz olmadığı için bu şekilde teke döndük. Bosch’tan da çok memnunlar kullanan tanıdıklarım ikisi bir arada. Ama bizim bütçemizi aşıyordu alırken, lg de manyetik kazan var kapasitesi de harika. yeriniz yoksa çok da düşünmeye gerek yok açıkçası.
0
kullanıcıadımbuolsun
(08.03.24)
(8)

Kaza yaptım, karşılıklı hasar var, tutanak tutulmadı

chicha_v2
Bilenler bilir Levent'in en berbat yerlerinden biri olan aşağıdaki sola dönüşte ben ikinci şeritteydim (bu şeritten sola dönüş yapılıyor mu emin değilim) yanımdaki araç (Volvo XC90) en dışta yani üçüncü şeritteydi o araya girmeye çalışırken ben izin vermedim hafif ilerleyince adama sürttüm. Yani aşa
Bilenler bilir Levent'in en berbat yerlerinden biri olan aşağıdaki sola dönüşte ben ikinci şeritteydim (bu şeritten sola dönüş yapılıyor mu emin değilim) yanımdaki araç (Volvo XC90) en dışta yani üçüncü şeritteydi o araya girmeye çalışırken ben izin vermedim hafif ilerleyince adama sürttüm. Yani aşağıdaki görseldeki turuncu benim yolum, kırmızı çarptığım aracın yolu. Solumda da başka bir araç vardı.

imgyukle.com

Benim sağ tamponumun ucu adamın sol ön ve arka kapının arasındaki sacı ezdi benim tamponum da hasar aldı. Çok trafik olduğu için iki dk ben fotoğrafları çektim hem önden hem arkadan. Adam telefon numaramı aldı pazartesi haberleşiriz dedi bindi arabasına. Tutanak falan tutulmadı.

Sigortacımı aradım herkes kendi aracını yaptırsın kaskoyu sigortayı hiç karıştırmayalım dedi.

Bir şey olur mu sigortacımın dediğini kabul eder mi sizce karşı taraf?

www.google.com.tr!3m6!1e1!3m4!1s35ueiG8v9tH3GbdG3bK8nw!2e0!7i16384!8i8192?entry=ttu
0
chicha_v2
(07.03.24)
Adamın arabasına sürtmüşsünüz. Anlattığınız hikayede suçlu sizsiniz.
Adamın yerinde olsam kendi cebimden yaptırmazdım bu hasarı.
Adamın neden cebinden ödeyeceğini düşündünüz ki?
0
michael_knight
(07.03.24)
bir yerde buluşur tutanak tutarsınız.
0
gabe h coud
(07.03.24)
@michael Abi üçüncü şeritten gelip önüme kırdı ve beni sıkıştırdı solumdaki ile kendisi arasına. Bir tek ben hatalı değilim bana kalırsa.
0
🌸chicha_v2
(07.03.24)
sen haklısın. sigorta kasko sadece araç taklalar atıp pert olduğunda mı kullanılacak? bu günler için yaptırmıyor muyuz zaten bunları?

tutanak tutarsınız, iki taraf da kendince yorumunu yapar ve kim kusurlu kim değil karar verilir.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(07.03.24)
Madem öyle buraya anlattıklarınızı tutanağa yazın hasarlı kısmın fotoğrafınıda çekin ve sigorta şirketinize gönderin. Onlar karar verecektir.
0
doharkoman
(07.03.24)
benzer kazayı yaptım, eğer yol işaretleri ile aksi belirtilmiyor ise, sola dönüşte çizdiğiniz siyah, en sol şeritte, bulunmanız gerekiyor. Her ikiniz de bu kazada kusurlusunuz. Sigortacınız bu yüzden karıştırmayalım, boşuna hasar kaydı gözükmesin diye düşünüyor olabilir ama ben katılmıyorum. Sigortanın olayı bu, tutanağınızı tutun incelesinler. neden cebinizden para çıksın ? çok büyük hasarlar yok, sigorta kaydınız için bence sorun olmayacaktır.
0
tss
(07.03.24)
kimin kusurlu olduğuna dair iki taraf da aynı fikirde ise tutanak tutmadan halledersiniz. ama burada güven unsuru önemli. diyelim ki o kusurlu olduğunu kabul etti, sizin hasarınızı karşılar. hasar ve maddiyat konusunda güvenmezse kendi tamircisine yönlendirir vs.. ama kusurlu olduğunu kabul etmiyor ise o zaman sigortayı devreye sokmak gerekir.

siz orta şeritte düz ilerlemek istediniz ve o en sağ şeritten sola dönmek istedi değil mi? bu şekilde anladım ben ve öyle ise o %100 kusurlu.
iki şeritli yolda ben solda düz giderken, sağ şeritteki soldaki ara sokağa sapmak için önüme kırmıştı. tutanak tutuldu, sigorta onu %100 kusurlu buldu.
0
mellifica
(07.03.24)
Orayı biliyorum. İkinci şeritten sıkıştıranlara küfür ederek güne başlıyorum. İkiniz de hatalısınız. 2. şeritten sola/sağa dönülmez. Muhtemelen ikiniz de hatalı olduğunuz için durduk yerde sigorta priminizi yükseltmeyin diye düşünerek böyle bir şey teklif etti. Hasar kaydı oluşturmadan hasarı giderin diyor.
0
nawar
(07.03.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.