Giriş
(4)

Hangi televizyonu alayım?

kendi helvasını kavuran zombi
Merhabalar, öncelikle 55 mi 65 mi olsun çok arada kaldım. TV sehpası 1.80 ama koltuk ile sehpa arasındaki mesafe 2.35 metre. 55 olacaksa TV seçenekleri şunlar: 1) TCL 55C7K 4K Ultra HD 55" 140 Ekran Uydu Alıcılı Google Smart Mini LED TV2) Samsung 55S85F 4K Ultra HD 55" 140 Ekran Uydu Alıcılı Smart
Merhabalar, öncelikle 55 mi 65 mi olsun çok arada kaldım. TV sehpası 1.80 ama koltuk ile sehpa arasındaki mesafe 2.35 metre. 55 olacaksa TV seçenekleri şunlar:

1) TCL 55C7K 4K Ultra HD 55" 140 Ekran Uydu Alıcılı Google Smart Mini LED TV
2) Samsung 55S85F 4K Ultra HD 55" 140 Ekran Uydu Alıcılı Smart OLED TV
3) LG OLED55B56LA 4K Ultra HD 55'' 140 Ekran Uydu Alıcılı webOS Smart OLED TV

Bunlar arasından Samsung düşünüyordum ama bugün korkunç bir zam yaptılar :/
0
kendi helvasını kavuran zombi
(4 saat)
65 olsun çamurdan olsun.
0
Bruce
(4 saat)
65
0
jelly bear
(4 saat)
55 düşünürken son dakika 65 alanlardanız. Kesinlikle 65. Düşündüğünüz kadar büyük olmuyor. LG oled aldık.
0
eileengray
(4 saat)
65 al.
Daha önce bir eve gidip de “bu televizyon çok büyük, izlemesi keyifli değil. Keşke daha küçük olsaydı” demedin. Çünkü kimse böyle bir cümle kurmadı yeryüzünde.
Hayırlı olsun.
+1
michael_knight
(4 saat)
(5)

Peder lafini kullaniyor musunuz? En son kimden duydunuz?

speedy
Ben bu lafi dejenere, saygisiz genclik babasindan soz ederken kullanir diye biliyorum normalde. Burada Erdogan'in kardesi babasindan peder diye bahsediyor https://youtu.be/u8v6Or70g2c?t=101 , keza Ali Babacan yine peder lafini kullanmis https://youtu.be/wpvz8Y2qlig?t=31 . Noluyor, hani marjinal bizd
Ben bu lafi dejenere, saygisiz genclik babasindan soz ederken kullanir diye biliyorum normalde.
Burada Erdogan'in kardesi babasindan peder diye bahsediyor youtu.be , keza Ali Babacan yine peder lafini kullanmis youtu.be . Noluyor, hani marjinal bizdik, muhafazakarlar bu peder lafini ciddi ciddi kullaniyor mu gercekten?
+1
speedy
(8 saat)
benim aklımda da öyle yer etmiş. sevmem ve kullanmam ki babamla aram iyi değildi, "BABAM OLACAK ŞEREFSİZ" demek "peder" demekten daha kabul edilebilir geliyor bana.

bu iki örnek gerçekten ilginçmiş yalnız, bir altyapısı/arka planı varsa bilmiyorum. oğlum bana peder dese organize işler'deki müslüm duralmaz gibi "siz kapıdan girerken peder diye bi ifade mi kullandınız? siz benden özel hayatınızda peder diye mi bahsediyosunuz he?" diye çıkışırdım herhalde.
+3
der meister
(8 saat)
ben de severek kullanirim.
babami severim, dinci de degilim.
+1
cooperr
(7 saat)
Peder kullanımı günümüzde galerici oğlu kullanımı gibi gelse de, aslında, Osmanlı zamanı, babanın daha resmi ve mesafeli hali olarak kullanılırdı. Tabii bunda babanın öz Türkçe pederin Farsça kökenli olmasının da etkisi var, senin sorularının cevabı da burada aslında.
+1
kizil karga
(7 saat)
Ciddi gibi, resmi gibi ortamlarda kullanırım. Ama peşine bey de ekleyerek peder bey veya peder beyim.
Bazı ortamlarda baba desen sanki fazla yılışık, aşkım diyormuşsun gibi bir hava olacak hissettiğimde peder kelimesini kullanıyorum.
Hakaret veya aşağılama gibi bir çağrışım yok zihnimde.
0
michael_knight
(3 saat)
Kullanıldığını duyuyorum, en son ne zamandı hatırlamıyorum. Çok nadir kullanılan bir tabirken artık yıllar önce bir dizide mi geçti ne olduysa biraz yaygınlık kazandı. Eskiden hakkaten tam sizin anlattığınız gibi zibidilerin babasından bahsederken kullanacağı bir laftı. Şimdi benim için babamdan bahsederken (mesela arkadaşlarla konuşurken) kullanılabilecek bir kelime gibi geliyor.
0
mbond
(2 saat)
(9)

Yurtdışında doğup büyüyen çocukta yerel dil gelişimi

but that was just a dream
Herkese merhaba,Hollanda’da yaşayan 1.5 yaşında kızı olan bir çiftiz. Kızımız burada doğdu, burada büyüyor. Çocuğun dil gelişiminin nasıl olacağını düşünüyordum da merak ettim benzer bir deneyime sahip olan var mı acaba diye. Çocuğun Türkçe’sinde bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Zaten şu an söyle
Herkese merhaba,
Hollanda’da yaşayan 1.5 yaşında kızı olan bir çiftiz. Kızımız burada doğdu, burada büyüyor. Çocuğun dil gelişiminin nasıl olacağını düşünüyordum da merak ettim benzer bir deneyime sahip olan var mı acaba diye. Çocuğun Türkçe’sinde bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Zaten şu an söylediği 1-2 kelime hariç bütün kelimeler Türkçe. Ancak gel gelelim ki ne eşim ne de ben Hollandaca biliyoruz. İkimiz de çalıştığımız için 6 aylıkken çocuk kreşe başladı. İlk 6 ay haftada 2 gün son 6 aydır da haftada 3 gün kreşe gidiyor. Bakım veren öğretmenleriyle konuştuğumuzda kızımızın kendilerini anladıklarını düşündüklerini söylemişlerdi. Çift dilli büyüyen çocuklarda en önemli şeyin istikrar olduğu belirtiliyor. Yani aynı kontekstte daima aynı dil. Çocuk da evde daima Türkçe kreşte de daima Hollandaca’ya maruz kalıyor. Ancak neticede toplam vaktinin yaklaşık %20’sini kreşte geçiriyor ve 6 ayda bir 1 ay kadar tatile gidiyoruz kreşten uzak kalıyor. Acaba Hollandaca konuşabilecek mi diye merak ediyorum ben de. Benzer deneyimleri ya da konu hakkında görüşü/bilgisi olanlar paylaşabilirlerse çok memnun olurum.
Şimdiden teşekkürler.
0
but that was just a dream
(11 saat)
Çocukları sizinkinden daha büyükken (yaklaşık 3-9 yaş aralığı gibi) Hollanda'ya taşınan birçok arkadaşımız var. Çocuklar Hollandaca öğrenmeye o yaşlarda başladı ve hepsi çok hızlı öğrendi, çok hızlı adapte oldu. Sizin çocuk da zaten büyüdükçe okul öncesi eğitimde geçirdiği süre artacak, sadece öğretmenleriyle değil arkadaşlarıyla da iletişim kuracak. Daha 6 aylıkken Hollandacaya maruz kalmaya başladıysa çok hızlı ilerler ve anadili gibi konuşur.

Esas kaygılanmanız gereken şey, bir noktada çocuğunuzun Türkçesi olabilir çünkü gündelik dilde konuşulan kelime dağarcığı kısıtlı. Yukarıda örnek verdiğim çocuklar okulda sürekli Hollandaca konuşuyor, her dersi Hollandaca öğreniyorlar ama (benim hem anne babalarıyla hem benimle iletişimlerinde gözlemlediğim kadarıyla) bu sırada Türkçeleri geride kalıyor, kendilerini ifade etmekte zorlandıkları yerler oluyor çünkü yeterince kelime-kavram bilmiyorlar.

Siz de evde sadece Türkçe konuşmakla kalmayıp çocuğunuz büyüdükçe yaşına uygun kitaplar, çizgifilmlerle destekleyip farklı farklı konularda konuşur/konuşturursanız mis gibi olur eminim :)
+4
kobuzchu kiz
(11 saat)
yasadigim ülkede söyle: cocuk yerel dili okul öncesinde ögreniyor. anaokulu ögretmenleri her cocuk icin bir rapor düzenliyor ancak yasitlarindan geri kaldigi düsünülürse ilkokula bir yil gecikmeli basliyor. bu bir senenin sonunda cocukta hala gecikme oldugu tespit edilirse integration sinifinda egitimine devam ediyor. ulusal bazda hazirlanan son raporlara göre iki ebeveynin de yerel dili konusmadigi ailelerin cocuklarinin %75'i integration sinifina gidiyor.
integration siniflari cok cesitli sebeplerle özellikle beyaz yakali göcmen ailelerin pek istedigi bir durum degil ancak gercekler bu yönde.

hollanda'da sistemin nasil isledigi ile ilgili en iyi bilgiyi fb'taki yerel anneler gruplarindan ve cocugun okul öncesi ögretmenlerinden ögrenirsiniz. iyi arastirmanizi ve gerekirse önlemi erkenden almanizi öneririm. bu duruma zamanlica kafa yormayan aileler cocuklarinin dil yetilerinin akranlarina göre geri kaldigini ilk olarak son sene rapor düzenlenince fark ediyorlar ve is isten gecmis oluyor.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10 saat)
hocam siz asıl türkçe'den endişelenin. 10 yaşındaki çocuklar bile 2-3 yıl sonra ana dili gibi konuşmaya başlıyor.

sadece çevremde bazen gözlemlediğim bir durum oluyor, konuşmaya biraz geç başlayabiliyorlar yaşıtlarına göre. o konuyu da bir uzmanla kontrol altında yürütebilirsiniz. endişe etmeyin hemen diye söylüyorum.
+2
brkylmz
(10 saat)
Belli bir yasa kadar orada kalirsaniz anadil seviyesinde Hollandaca konusur. 4 yasinda zaten normal okula basliyor. 5 gun giderse zaten o noktada Hollandaca Turkceyi gecmeye baslayabilir. Evinde sadece Turkce konusulan ailelerde bile cocuklar Hollandaca'da genelde daha iyi oluyorlar. Turk cocuklar genelde kendi aralarinda karisik dil kullaniyor. Turkce basliyorlar genelde ama Turkiye gunluk hayatinin parcasi olmadiklari icin her tabir akillarina gelmiyor o nedenle Hollandaca serpistiriliyor aralara.

Kobuzchu'nun belirttigi gibi endiselenecek tek sey cok dille buyumesinden kaynakli Turkcesi oyle ya da boyle zayiflayacaktir. Ama mesela baska herhangi bir dili ogrenmesi de kolaylasacaktir. Ben Turkiye'ye gurbetcilik sonrasi donen insanlar da biliyorum, mesela kuzenlerimden biri 10 yildir falan Istanbul'da yasiyor. Dogma buyume Hollanda'da yerlesik olsa da su an Turkce'si Hollandacasini gecti. Yani geri donusu olmayan seyler pek yok bence.
Benim kiz da 3 yasina geldi nerdeyse krese gidiyor haftada 2 gun bir suredir. Bir miktar ogrendi.
0
mbond
(10 saat)
Kreş dili hollandaca, anne baba dili Türkçe diye bir kafa yapısı gelişiyor. Her iki dili eş zamanlı öğreniyor. Kiminle hangi dili konuşacağını biliyor. Sıkıntı yok.

@kobuzchu kiz çok haklı. Ama yaşın büyümesine gerek yok. Okul öncesi kitaplar var. Şu an Bim'lerde bile satılıyor. Dünya kadar hikaye kitabı alın ve Anne Baba çocuk okuma saatleri koyun. Her gün ona yaşına uygun Türkçe kitaplar okuyun. Zaten bir süre sonra çocuk kitabı alıp getiriyor, Oku bana diye.
0
Mirket
(10 saat)
Bu konuyu ben de detaylıca araştırdım. Ailecek bir avrupa ülkesine taşınsak mı diye düşünüyoruz. Şu an sizin çocuk çok küçük konuşması beklenilmez zaten. ama 3-5 yaş arası çocuklar dili o kadar hızlı öğreniyorlar ki bu konuda endişe etmenize gerek yok. çocuğunuz net olarak bilingual olacak. bence çocuk yerine siz endişe etmeye başlayın çünkü bu çocuk ilkokula başladığında ödevlerinde sınavlarında destek olmanız gerekir. Dutch dili bilmeden seyirci kalırsınız. Hollandada her ne kadar herkes ingilizce konuşabiliyor olsa da eğitim dili dutch. Yani sizin de sisteme entegre olmanız gerekiyor çocuğunuza destek olabilmek için. O yüzden bence dutch öğrenmeye başlayın.
0
nuevo
(9 saat)
Elbette konuşabilir. Küçükken öğrenmek çok kolay ve sizinki daha küçükten de çok küçük.
Evde Türkçe kitap çizgi film demişler o bana çok yanlış geldi.

Uzman değilim ama eskiden çocuktum. Çizgi filmleri karakterleri, konseptleri Flemenkçe öğrensin çünkü arkadaşlarıyla konuşacak onları.
0
michael_knight
(3 saat)
etrafımda 4 yaşında 6 yaşında ve 10 yaşında yurtdışına gelmiş örnekler var. 4 yaşında olan yarı türkçe yarı yerel konuşuyor, 6 yaşında olan kreşte ve özel ders aldığı için o da senden benden iyi konuşuyor. 10 yaşında gelen şuan 12 yaşında o kız yapılan son değerlendirme sınavında yerellerden daha iyi dil bilgisi çıkarmış. 4 yaşında olan hariç gelenler hep özel ders aldı.
0
dirildimde geldim
(2 saat)
kobuzchu kiz +1
brkylmz +1

Hollandaca konusunda hic endiselenmeyin. Cocuklar Turkce'den cok Hollandaca konusacaklar...
0
thetruenorthstrongandfree1
(20 dk)
(15)

Dayınızı seviyor musunuz

darkwizard
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
0
darkwizard
(22.01.26)
eksisozluk.com

benim 3 tane. dunya gorusu olarak cok uzakta olduklari icin pek muhabbetim yok.
0
buenosdias
(22.01.26)
iki dayım var. bir tanesi kız kardeşlerinin hakkını yiyen bir dolandırıcı ailede kimseyle konuşmaz. diğerini severim masum,kendi halinde bir adam.
+1
biravekahve
(22.01.26)
Benimki dayı profilinden en uzak dayı. Sessiz sakin, işinde gücünde aile babası. Bayağı da derdo bir insan, başına gelmeyen kalmadı mazlumun. İyi insandır, samimi değiliz ama uzaktan severim.
0
sekizdokuzon
(22.01.26)
Birisi dolandırıcı oe diğeri de kendi kendine efelik taslayan kibirli bir tipitip.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(22.01.26)
Yeşilçam’dan aşina olduğumuz o “dolandırıcı dayı” profili yok ailede.
Dayılarımı çok tanımadım ama tanısam çok seveceğimi düşünmüyorum anne tarafıyla mesafeliyim.
0
mutekebbir
(22.01.26)
dayilar miras yer. is tanimlari geregi.
+3
antikadimag
(22.01.26)
dayımı seviyorum galiba. abd’de büyük bir şirketin coo’su. ailemizde en iyi kazananlardan olduğu için miras konusunda pek üste çıkmaya çalışmadı. kişilik olarak biraz kurumsal/robotik davranıyor ve tipik bir amerikalı gibi para onun için her şey. bunlar hoşuma gitmeyen özellikleri. çoğu zaman republican mısın diye takılıyorum ona.
+1
eileengray
(22.01.26)
Çok onurlu, gururlu, aydin ve iyi biridir, severim
0
üğpoıuy
(22.01.26)
babam tek cocuk oldugu icin amcam ve halam yok.
dayim ve teyzem benim icin baya onemli.
dayim delikanli adamdir, hak hukuk konusunda da inanilmaz dikkatlidir.
0
cooperr
(22.01.26)
üç dayım var. çocukluğumda en küçüklerini çok severdim. benim için "dayı" profili oydu. beraber vakit geçirdiğim, çocuk aklıyla bana inanılmaz gelen türlü türlü şeyi deneyimlediğim vs... büyüyünce aynı ölçüde yakın kalamadık tabii ama iki dayımı özellikle severim. en büyükleri de iyi ama aksi bir adamdır, pek rahat edemezsin yanında.
+1
der meister
(22.01.26)
3 dayım var. hepsini çok severim.
-1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.01.26)
Son 20 senede 2 defa gördüm herhalde, en son iki ay önce nikahıma geldi. Kişilik olarak kötü biri değil ama siyasi ve dini görüş olarak tersiz. Bi de benim çekirdek ailem dışında hiçbir akrabamla bağım yok. Amcamı, halamı, teyzemi de aynı şekilde pek aramam sormam konuşmayız. Akrabalarını çok seven insanlar da tuhaf geliyor o yüzden :D
-2
nundu
(23.01.26)
Severdim. Bir dayım vardı, 50’li yaşlarda öldü. Anne babada miras yoktu olsa da yemezdi.
Çok çalıştı, ticaret kafasıyla doğmuş çalışkan bir insandı. 5 yaşında tartıyla insan tartıp para kazanmaya başlamış memur çocuğu bir insan.
Çok iyi paralar kazandı, servet yarattı.
Bence kendi çocuklarına haksızlık olacak miktarda annesine ve kardeşlerine paralar dağıttı. Akrabalara büyük borçlar verdi geri alamayacağını bilerek ve geri alamadı da istemedi de.
İkili ilişkimizde biraz sert, disiplinli ve “beğenmiyorsan git” tarzı vardı küçücük bir çocuk olsam bile. O bakımdan biraz zorlanırdım ilişkimizde.
İyi bir adamdı, erken gitti.
0
michael_knight
(14 saat)
6 tane dayım var. kısmen severim ama oyle yakınenen baglılıgım yok
0
Başka
(12 saat)
hic sevmem. hiyarin tekidir.
0
Sour
(3 saat)
(5)

yeni çıkaracağım tshirt için fake jason statham ile iş birliği

plastic_angel
yapmak yasak mı olmalı?v yaka tshirtleri tekrar piyasaya sunarak pazarda kullanıcılara bir alternatif sunmak istiyorum. fake jason'ın yüzü tam anlaşılmayacak. daha çok hatları belli olacak ama insanlar bakınca bu jason diyecek.bu halihazırda suç mudur? sizce (bir ekşici olarak) suç olmalı mıdır?
yapmak yasak mı olmalı?

v yaka tshirtleri tekrar piyasaya sunarak pazarda kullanıcılara bir alternatif sunmak istiyorum.
fake jason'ın yüzü tam anlaşılmayacak. daha çok hatları belli olacak ama insanlar bakınca bu jason diyecek.

bu halihazırda suç mudur? sizce (bir ekşici olarak) suç olmalı mıdır?
0
plastic_angel
(22.01.26)
avrupada büyük bir ajans bu tarz bi kampanya yapmıştı.

direkt ünlülerin fotosunu(değiştirmeden, gizlemeden) kullanmıştı. ama model gibi değil de refer ederek. örnek:

belki bi cristiano kadar güçlü değiliz ama….
0
buenosdias
(22.01.26)
ben markamda isim veya marka yüzünün kim olduğunun belirten birşey kullanmayacağım. sadece v yaka bir tshirt ve seksi bakışlı jason stathama olduğunu düşündüren bir yüz
0
🌸plastic_angel
(22.01.26)
Bence suç olmalı. Zaten suçtur.

Özellikle de Jason’ın yan sanayi olduğunu çaktırmamaya, yüzünü göstermemeye çalıştığın için.
Tarif ettiğin şey insanları aldatmak.

Ha Jason Statham ve ajansının senden haberi olup da dava edeceğine de pek ihtimal vermiyorum.
+1
michael_knight
(22.01.26)
Bir çok ülkede "Benzerlik" ya da "Likeness" da giriyor o hakların içine, o yüzden iş dava konusu olursa muhtemelen kaybedersin.
0
salihdt
(23.01.26)
kabaca evet. ama belki hayır. bir örnek vereyim. bir işimde denk gelmişti. ünlüce bir illüstürasyon sanatçısı hababam sınıfı, turşu muhabbeti neşeli günler vs vs film karelerini çizmiş. bunları instada yayınlamış. ancak eserler neredeyse tıpkısının aynısı. herhangi bir izin falan da almamış üretip durmuş. bizim avel müvekkil de bunları indirmiş üzerinde baya baya değişiklik yapmış, tonları falan neredeyse ters çevirmiş ayrıca baskıya uygun hale çevirip t-short, tablo vs yapıp satmaya başlamış. bu sanatçı bunları görüp dava açmış. dava fsmh mahkemesinde görüldü, bilirkişi eserlerin sanatçıya (illüstratör) ait olduğunu telif haklarının ona ait olduğunu belirtti. biz bu elemanın da bir başka eseri değiştirip aynen bizim gibi kullandığını falan savunsak da davayı kaybettik. karar bana göre yanlıştı. demem o ki bu hikayede sen yeni bir sanat eseri meydana getiriyor da olabilirsin, olmayadabilirsin.
0
ground
(18 saat)
(10)

Eleştiriye Tahammülüm Yok

lapetitemort
Diyelim ki yöneticim bana "lapetitemort, sen bilgiyi pek yaymıyorsun, biraz şirket içi tecrübe kazanımına yardımcı ol" diyerek bu yeteneği ilgilendiren kalemden düşük performans notu verdi. Normal bir insan evladı buradan bir motivasyon yaratıp yoluna devam edebilir. Daha da azimli gelebilir.Bende i
Diyelim ki yöneticim bana "lapetitemort, sen bilgiyi pek yaymıyorsun, biraz şirket içi tecrübe kazanımına yardımcı ol" diyerek bu yeteneği ilgilendiren kalemden düşük performans notu verdi. Normal bir insan evladı buradan bir motivasyon yaratıp yoluna devam edebilir. Daha da azimli gelebilir.

Bende ise şöyle oluyor. "Haaa, demek ki şirket içi bilgi yayılımına katkım yok ha? O halde verdiğim eğitimleri kesiyorum. Mentörlük işini de artık pek önemsemiyorum, kim ne hali varsa görsün"

Hemen demotive olup (özellikle de eleştiriyi haksız bulmuşsam) bu şekilde bir boşlama durumuna geçiyorum. O özelliğim daha da kötü hale geliyor.

Bu yönümü tartışalım.
+5
lapetitemort
(22.01.26)
Benim gördüğüm kadarıyla bu durum en çok kişinin yaptığı işi somut parçalara bölüp takip etmemesinden kaynaklı oluyor.

Bir durumda gerçekten yetersiz olabilirsiniz, ancak sistemli olmadığınız için bunu görmekte zorlanıyorsunuzdur ve elinizde o işte neden yetersiz olduğunuza dair veri olmadığından da boşvermeye yatkın olabilirsiniz.

Diğer taraftan sizi değerlendiren kişi de yanılıyor olabilir. Bu durumda siz içinizde kendi yeteriliğinize inanıyorsunuz ancak nasıl yeterli olduğunuzu ispatlı bir şekilde anlatamadığınızdan eleştiriyi hoş karşılamıyorsunuz ve yaptığınız şeylerin önemsiz görüldüğünü düşünüp boşvermeye yöneliyorsunuz.

Buna çözüm olarak sizden istenen görevleri, bu görevlerin kimlere karşı yürütüleceğini ve çıktıların ne olması gerektiğini kategorize edebilirsiniz. Örneğin A, B, C görevleriniz var. X, Y, Z kişilerine yönelik bu görevleri uygulayacaksınız. Sonuçta k, l, m çıktıları elde edilecek.

Bu halde atıyorum olumsuz eleştiriye yönelik "A görevini X ve Y'ye anlatıp k, l, m sonuçlarını aldım ancak Z ile ilgili şöyle şöyle durumlar bunu zorlaştırdı, bu konuda sizin de fikrinizi alabilirim." Tarzı yorumlar yapabilip içinizde kendinizle baş başa kalmanız gerekmez. Eğer yetersizseniz de neden yetersiz olduğunuzu görüp çözümüne dair nereden başlayacağınız hakkında fikriniz olur.
+1
akhenaten
(22.01.26)
ben de bu tür genel eleştirileri pek kabul etmem. yöneticiniz herhalde ilgilenemiyor ve birileri sizi eleştirmiş, şikayet etmiş vb. o da işini yapmış olmak için size böyle demiş olabilir. yöneticinin işi bu zaten, nerede ne aksıyor ise bunu tespit edip/ettirip, nokta atışı çözdürmek.
+3
malheiros
(22.01.26)
Eleştirinin içeriği hakkında verdiğin emeklerin görülmemesinden dolayı tepki duyuyorsun diye anladım. O kişi bunu sana "öncelikle bu alandaki şu şu şu katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum, şunu şunu çok başarılı bulduğumu söylemem gerek, tebrik ederim. Şirket içi tecrübe kazanımına bilgi paylaşımı anlamında sunduğun desteği artırman çok iyi olur" gibi bir şekilde söyleseydi ne hissederdin?

Gerçekten emeklerinin görülmemesine duyduğun bir tepkiyse bunun iki çıkışı var, ya yöneticine bunu uygun bir dille ifade etme yolunu seçmek ya da emeklerin görülmemesi olayına bağışıklık kazanıp etkilenmemeyi seçmek. Bana birincisini seçmek biraz safdillik gibi geliyor, takdir teşekkür tebrik dilenmek gibi. Çok yanlış buluyorum, bazı "yönetici"lerin asla onaylamamaya dahi yeminleri varmış gibidir, öyle egolu olurlar çünkü. İkinciyi seçmiş bir insan olarak bence ikinci daha rahat bir yol. Derim...
+1
muhayyer divan
(22.01.26)
yöneticinize saygı duymuyorsanız daha rahat oluşur bu hissiyat. liyakatsiz çok fazla insan var ve zaman zaman bozuk saat misali doğruyu gösterse bile insanda birikmiş olan stres doğru eleştiride bile kabullenemeyebiliyor. bilgisinden, görgüsünden ve tecrübesinden emin olduğunuz bir insan doğru uslüpla söylediğinde de sıkıntı yaşıyorsanız bir miktar kendinize dönebilirsiniz. yoksa ha hı diyip yapabildiğiniz kadarını yapın geçin çok da tantanaya gerek yok.
+1
awlmi
(22.01.26)
Öncelikle eleştiriyi haklı bulmak zaten çok kolay bir şey değil, zira işin içine hem eleştirilmiş olmanın ego üzerinde yarattığı baskı var, hem de zaten eleştirildiğiniz konununun farkında olsanız muhtemelen onu eleştirilecek seviyede yapmazsınız.

Dolayısıyla eleştiriyle ilgili ilk anda "Ben bunu hak etmedim" diye düşünmek normal ve insani bence. Ancak eleştirinin niteliğinden bağımsız aradan birkaç saat ya da birkaç gün geçtikten sonra üzerine düşünüp biraz daha soğukkanlı bir değerlendirme yapabilmek önemli. Çünkü eleştiri objektif olarak haksız bile olsa, eleştiriyi yapan kişinin kasıtlı olmadığını varsayarsak, sonuçta arkasında karşı taraf açısından geçerli bir sebep var.
+1
salihdt
(22.01.26)
ben de aynı böyleyim, ama ben eleştiri haklı bile olsa acayip ötesi rahatsız oluyorum. hemen bi a4 kağıdı alıp yazayım istiyosanız istifa dilekçesini diyorum. bu halimden pek memnun değilim ben de ama bilmiyorum nasıl çözeceğiz.
+1
Sadece soruyorum
(22.01.26)
olayları siyah-beyaz, ya hep - ya hiç görme eğilimindesin ve aslında düşünsel değil duygusal bir tepki veriyorsun. tüm duygusal tepkiler gibi bu da bir şartlanmadan geliyor.

"Haaa, demek ki şirket içi bilgi yayılımına katkım yok ha? O halde verdiğim eğitimleri kesiyorum. Mentörlük işini de artık pek önemsemiyorum, kim ne hali varsa görsün"

bu da karşıdakini cezalandırma tavrı.
+1
orpheus
(22.01.26)
bu yönün karakterinin bir parçası olabilir. biri bi yanlış yada kötülük yaptığında intikam, ceza, karşılık verme ateşiyle doluyorsan mesela.
+1
buenosdias
(22.01.26)
Tartışmayacağım.
Bu yönünü tartışacaktım ama sen istediğin için demotive oldum ve bundan sonra asla tartışmayacağım. Başkalarıyla ilgili de tartışmayacağım.
Tartışma programına davet ederlerse ona da gitmem.
Bu yaptığım hareketin çocukça olduğunu düşünebilirsin ama iş hayatında bile böyle davrananlar var.
+1
michael_knight
(22.01.26)
hakli bir elestiri ise aynaya bakarim.
haksiz ise umursamam, is bakip bulur bulmaz ayrilirim
+1
cooperr
(22.01.26)
(16)

İnsanlar niye düzeni devam ettirmiyor?

chicha_v2
Tamam kaos, entropi falan da abi muftakta tüm çatallar, bıçaklar, bardaklar, tabaklar boyutlarına göre raflarda dizili. Annem/eşimin annesi gelip makineyi bir boşaltıyor her şey bambaşka yerlerde. Kaşığı bıçağın üzerine bırakmış, çay bardağı kupaların rafına çıkmış vs.E orada bi düzen var, ona uydur
Tamam kaos, entropi falan da abi muftakta tüm çatallar, bıçaklar, bardaklar, tabaklar boyutlarına göre raflarda dizili. Annem/eşimin annesi gelip makineyi bir boşaltıyor her şey bambaşka yerlerde. Kaşığı bıçağın üzerine bırakmış, çay bardağı kupaların rafına çıkmış vs.

E orada bi düzen var, ona uydursana. Niye bozuyorsun mevcut düzeni değil mi? Sonra arkasından bir kişi daha uğraşıyor iki kere iş yapılıyor.

Sizde de böyle mi yoksa sadece bizimkiler mi dağınık, umursamaz?
-3
chicha_v2
(21.01.26)
Evinizin işini neden annen ya da eşinin annesi yapıyor ki? Merak ettiğim için soruyorum.
+7
rock n roll
(21.01.26)
en sinir olduğum şeydir benimde. aldığını aldığın yere koy fazlasını beklemiyorum zaten. bence tamamen umursamazlık. senin örnekte de mesela umursamazlık var. çünkü zaten herşey bir düzen içinde.

kendi düzenine göre yerleştiriyor diyenler içinde, gitsin kendi evinde kendi düzenine göre yerleştirsin.
-1
gercekdunya
(21.01.26)
herkesin kendi düzeni var. herkes kendi düzeninin en mantıklısı olduğuna inanıyor.

kendi mutfağına sokma madem o kişileri.

kendilerince en doğru düzeni yapıp sana öğrettiklerini bile düşünüyor olabilirler.
+7
art cat chocolate
(21.01.26)
insanın kendi düzeninin sürdürülebilir ve devamlılığı olması elbette tercih edilen ve güzel olan şey. ama bu kadar takılmaya da gerek yok, bu tür hassasiyetler gün geçtikçe kemikleşiyor ve ileri yaşları çok zorlaştırıyor, hem bireyin kendisi hem de çevresi için. kaşıklar bıçağın üzerine konulduğu için oradan alınıp kullanılması size en fazla 3 saniye kaybettirir, çay bardağı kupalarla aynı rafta duramaz diye kanun hükmünde kararname yok.

ben yalnız yaşıyorum, kendimde bu tarz her şey yerli yerinde olmalı emarelerinin artmaya başladığını yakaladığım anda eve arka arkaya özellikle çoluklu çocuklu arkadaş çağırıyorum ve zihnen resetleniyorum. çünkü yaşım daha da ilerlediğinde çok keskin sınırları, düzeni olan huysuz bir ihtiyara dönüşmek istemiyorum.

asgari düzeyde düzen kesinlikle ok ama bu düzenlerin ara sıra esnemesi, değişmesi, dönüşmesi, aksaması da tolere edilebilir ve dahi mizahı yapılabilir olmalı.

edit: yazdıklarımın tamamı çıkmamış. bu illa ki umursamazlık değil. o gün uykusunu alamamıştır, kupaların olduğu rafa boyu daha rahat yetişmiştir, kafası doludur vesaire vesaire de olabilir. insanız, normal.
+2
Phoebe
(21.01.26)
Bundan ben de müzdaribim ya. Başlarda ev işlerine yardım etmek istediklerinde işime geliyordu oh yardım eden var diye ama şimdi kırmadan reddetmeye çalışıyorum. sakın dokunma yorulma falan diyorum. düzenimi bozuyorsun desen suç, izin versen sen yorulcan. çok gıcık bi durum. dokunma dediğim halde dokunuyorlar bir de.
onlara göre bizim düzenimiz saçma oluyo, kaşıkların ayrı bölmede olmasındansa her şeyin tek bölmede karman çorman olması onlara göre daha "mantıklı", sen de bunu yapmadığın için "aptal"sın gözlerinde. ondan.
-1
nolmus yani
(21.01.26)
@rock Evde bebek var normalde sokmuyorum ya da her defasında işlerimi onlara yaptırmıyorum. Ben ya da eşim meşgulken giriyor ister istemez. Bırak yapma desem de bir iş de ben yapayım size yardımcı olayım boşa mı geldim yanınıza hep oturacak değilim ya diyor. Merağını giderecek kadar bilgi verebildim mi daha fazla detay ister misin?
-3
🌸chicha_v2
(21.01.26)
Başka birinin evinde bulaşık makinesini boşaltarak ona yardım etmiş oluyorum. Arkamdan “tam benim düzenime göre yapmamış” denmesi kalbimi kırardı. Duysaydım bir daha kolay kolay elimi sürmezdim.

Herkesin alıştığı bir düzen veya düzensizlik var. Kimisi çatalların aynı yerde olmasına özen gösterir, kimisi aynı yöne bakmasına, kimisi boy sırasında olmasına, kimisi de sadece çekmeceye girmiş olmasına. Demek ki onlar son söylediğim anlayışa daha yakınlar.
Kendinizi sinirlendirmeden, onların da kalbini kırmadan önce ellerinden geldiği kadar, kendi anlayışlarıyla size destek olduklarını farkedin, bunun için şükran hissedin ve sizi rahatsız edenleri düzeltiverin.
Onların amiriymiş gibi bir his olmasın içinizde.
+1
michael_knight
(21.01.26)
Daha fazla detay isterim.
+2
rock n roll
(21.01.26)
Ben de nefret ederim. Yıllardır ev arkadaşlarımın anneleriyle yaşadığım sorun oldu bu gelip kaldıklarında. Uğraşıp ediyorlar, ayıp olmasın diye bir şey de diyemedim. Ben o yüzden başkasının evinde bu işi yapmayı sevmem, sürekli sorarım. Aile evine döndüğümde de genelde bir şeyler değişmiş olur, o zaman da tek tek sorarım.
0
black holes in the sky
(21.01.26)
O kadar ince düşünmüyor.

Ne Olacak Şimdi filminde bunu çok net görüyorsun. Adile Naşit gelinin evine geliyor ve kanepedeki kırlentlerin yerini değiştiriyor, onu alıyor buraya, bunu alıp oraya koyuyor. Gözüne daha iyi geliyor öyle.
0
gabe h coud
(21.01.26)
Abi darılma ama bebek büyüyünce sizi daha zor günler bekliyor. Bu düzen işini kafaya çok da takmayın rahat davranın
0
Civil.leo
(21.01.26)
E siz de düzeni devam ettirmeye çalışıyorsunuz?
0
substituent
(21.01.26)
(bkz: el elin eşeğini türkü çığırarak arar)

bu tarz seylerin cevaplari icin atasozlerine bakmak lazim..
0
cooperr
(21.01.26)
bu yasa kadar ogrendıgım bişey varsa düzen takıntısının çok zararlı olduğu. üstelik bunu söyleyen kişi 20 yılını muhteşem bir düzen ve rutin içinde yaşayan biri.
0
buenosdias
(21.01.26)
Şöyle bir duyuru açmak çok ayıp değil mi ya? Bir ben mi böyle düşünüyorum?

Evlenmişsin, evine misafir olarak gelmesi gereken anan baban evine geliyor yetmiyor bir de işini yapıyor, bu da yetmiyor kasigi bicagi bardagi duzgun koymadi diye şikayet ediyorsunuz..

Makinayi niye annen boşaltiyor abi?
+2
makbur
(21.01.26)
@makbur Yukarıda bi cins arkadaşa daha anlattım oku istersen.

Ben talep etmiyorum, bana kalsa yapmasın zaten. Tamam en hayırlı evlat sizsiniz ya.
-1
🌸chicha_v2
(22.01.26)
(8)

mikrodalganın avantajları

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
bu fırınlardan kullanıp iyi ki almışım diyen oldu mu? daha çok hangi amaçla kullanıyorlar? hangi marka?
bu fırınlardan kullanıp iyi ki almışım diyen oldu mu? daha çok hangi amaçla kullanıyorlar? hangi marka?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.01.26)
Dürüst olmak gerekirse hayır. Yaşam tarzıma, beslenme alışkanlıklarıma çok ters.
+1
gobekliraki
(17.01.26)
Dünden kalmış yemeği isıtmak için lazım olur sadece.
+1
hububrad
(17.01.26)
20 yılı aşkındır kullanıyorum. Çalışmadığı gün yok gibi. Bence büyük rahatlık… 2005 model Beko marka. Hemen her şeyi saniyeler içinde ısıtıyor. Derin dondurucudan çıkan gıdaları dakikalar içinde çözüyor. Genelde tabakta ısıtıldığı için yemeğin tamamı ısınmamış veya tencere/tava bulaşık çıkmamış, dibi tutmamış oluyor…
+3
dilemma of subscribtionability
(17.01.26)
Evet. Hem de bin kere evet.
Ama fırın kelimesi geçiyor diye fırın diye düşünmeyin.
Alacak olursanız da en ucuz Arçelik veya Beko gibi adını bildiğiniz markayı alın geçin. Dijital göstergeler, ilginç özelliklere hiç gerek yok.
+2
michael_knight
(17.01.26)
- @dilemma +1
- Çok hızlı kumpirimsi patates, koçan mısır, donuk edamame pişiriliyor.
- Buzlukta her zaman çorba bulunduruyorum, akşam 7'de üf hiç yemek yapasım yok dediğimizde çorba çabucak eritiliyor/ısıtılıyor.
- kupada tek kişilik kek pişiriliyor.
- mikrodalgada hamur işi, makarna, pilav vs ısıtırken tabağın bir kenarına yarım çay bardağı su (bardakla beraber) koyunca içeride buhar yapıyor, çok daha güzel ısıtıyor.
+1
kobuzchu kiz
(17.01.26)
anlasilan cogu duyurucu issiz/calismiyor. neyse, evet, iyi ki almisim. en oneli avantaji zaman.
+1
Sour
(17.01.26)
sene olmus 2026
mikrodalgasiz ev kalmamis olmasi lazim.
bir onceki gunden kalan makarnayi 55 saniyede isitiip yiyorsun ya daha ne olsun..
+1
cooperr
(17.01.26)
Biraz bilimsiz biri olduğum için eve almıyorum ama gerçekten büyük kolaylık sağlar. Ofiste kullanıyorum.
Evde az bir yemek ısıtıcam tava bul, yavaş yavaş ısınmasını bekle, başka birşeye daldıysa farkına varana kadar yapışsın falan büyük sıkıntı. Hatta mesela azıcık süt ısıtmak istiyorum, bunu mikrodalgada yapabilirim, cezvede istesem bile yapmam.
+1
mbond
(17.01.26)
(8)

Ev satışında emlakçı kullanma

adivar
Kendim güzelce bir ilan girmeme, makul bir fiyat yazmama rağmen emlakçılardan başka arayan yok. Bunlardan birine yetki verirsek de kendimiz satarsak cezası var biliyorum. Bir yandan da yeni ev bakarken aynı evin 7-8 farklı emlakçıdan ilanını görüyorum.Görülüyor ki bu insanlara emlakçı aracılığıyla s
Kendim güzelce bir ilan girmeme, makul bir fiyat yazmama rağmen emlakçılardan başka arayan yok. Bunlardan birine yetki verirsek de kendimiz satarsak cezası var biliyorum.
Bir yandan da yeni ev bakarken aynı evin 7-8 farklı emlakçıdan ilanını görüyorum.
Görülüyor ki bu insanlara emlakçı aracılığıyla satış yapacağız.
Peki bu emlakçılarla nasıl dans edeceğiz?
Tecrübeliler yazarsa sevinirim.
+1
adivar
(17.01.26)
şu an piyasa çok kötü. hiç öyle emlakçı falan aramayın. müşterim var, networkümüz var falan sallayın; emlakçı size eninde sonunda düşük fiyatlı bir alıcı getirip, sattırıp komisyonunu alacak. eğer kendiniz randevu verip evi gösterecek zamanınız olmayacaksa, verin bir emlakçıya, ama diğer türlü müşteri varsa bulur merak etmeyin. evin dışına sahibinden satılık afişinizi de koyun. sitelere ilan da verin tamam.
+2
malheiros
(17.01.26)
Emlakçı olayında ben de önyargılıyım ama tavsiyem kurumsal bir emlak şirketiyle anlaşman senin için daha iyi olur. İstediklerini peşin peşin söylersin. Bazı çakal semt emlakçıları satıcıyla ayrı, alıcıyla ayrı fiyat üzerinden anlaşma yapıyor.. Fiyat çalışması yaparlar, ellerindeki bütün ilanlara istinaden bir emsal değer belirlerler falan filan.
0
yankee jumping
(17.01.26)
Emlakçı ile anlaşırken belli bir süre koyun ve anlaşmanızda bu yazsın.
Mesela evi 6 ay sonunda satamazsa yetkisi iptal olsun gibi. Başka emlakçıya geçin.

Evi sizin bir tanıdığınız satın almaya karar verirse komisyon ödemek zorunda kalıp kalmayacağını sorun mümkünse yazılı cevap versin.
0
michael_knight
(17.01.26)
makul bir fiyat yazmıyor olabilir misin? fiyatları sarı sitedeki muadillere bakarak yazıyorsun muhtemelen ama o fiyatları emlakçılar şişiriyor zaten. şu an emlak piyasası durgun. emlakçıya versen de o "makul" dediğin fiyattan satamayacak.
+3
abelardo
(17.01.26)
Emlakçı bana satış garantisi vermiyor, bana satamadığı süre için bir avantaj (kira alıyormuşum gibi) sunmuyor, ama 'kurumsalım' ayağına sözleşme imzalatıp satmama engel oluyor. Bu durum bana makul gelmiyor. Müşteri adayı, emlakçıyı pas geçmesin diye benim ilan vermemi istemiyor, ki buna lafım yok, emeğinin karşılığını almasından yanayım.
İkimizin ilanı da dursun, müşteri önce kimi bulursa onun kısmeti olsun.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(17.01.26)
ben de aylarca uğraştım satamadım. bir emlakçıya verdim 2 haftada gitti.
0
summerjam0306
(17.01.26)
Fiyat makulse ilanda bekleyin. Gayrimenkul satisi uzun surebilir. Fakat benim gordugum genelde sahibinden ilanlar yuksek yazip uygun yazdigini dusunuyor. Uzun suredir arayan yoksa veya hizli satmak istiyorsaniz fiyati dusurmeniz gerekli. Emlakci da zaten size gelen teklifi size iletecek, istediginiz fiyati degil. Belki gelen tekliften daha iyi faydalanmayi bilebilir ama gelmeyen ilgiyi getirtemez.
0
osssy
(17.01.26)
Şans işi 3 ay arayan olmadı vazgeçtik kaldırdık ilandan sonra 1 yıl sonra çok daha yükseğe koydum (enflasyon oran orantı olarakda yüksek) ikinci günde satıldı.
Birazda şans işte. İmkanın varsa Emlakçıdan uzak dur +1
0
basond
(17.01.26)
(5)

Macbook mu windows laptop mu?

arenas
Selamlar, IT-Sistem uzmanlığı üzerine 2 yıllık bir eğitim alıcam.Bu eğitimde sanallaştırma, server kurma, linux ve windows ile baya bi haşır neşir olucaz.Elimde 15” M2air, 8gb ram, 256gb ssd’li MacBook modeli var ve alalı daha 2 sene bile olmadı. Bir daha windows pc almam diye düşünmüştüm ama hayat
Selamlar, IT-Sistem uzmanlığı üzerine 2 yıllık bir eğitim alıcam.Bu eğitimde sanallaştırma, server kurma, linux ve windows ile baya bi haşır neşir olucaz.Elimde 15” M2air, 8gb ram, 256gb ssd’li MacBook modeli var ve alalı daha 2 sene bile olmadı. Bir daha windows pc almam diye düşünmüştüm ama hayat işte.Elimdekiyle devam edemem sanırım.
Sorum: Sanal makina kurup windows kurabileceğim, elimdekinden daha iyi bir MacBook mu alsam (Pro, 32 ram, 1tb ssd) ya da Windows laptop mu almalıyım? Windows laptop için uzun vadede sıkıntı çıkarmayacak öneriniz varsa,alırım.
0
arenas
(14.01.26)
windows al hocam, macbook ile kafayı yersin o dediğin şeyleri yaparken. bende 48 ramli m4 pro işlemcili cihaz var, tam anlamı ile bilgisayar mühendisliği işlerinde tek cihaz olarak kullanamıyorum. sinirlenip 38 bine kasa topladım geçen sene onla işimi görüyorum.
+2
hold the door
(14.01.26)
linux neyse de windows server'in arm versiyonu yok. muhtemelen active directory yapisini ogreteceklerdir o yuzden windows makine lazim sana. en az 16gb'lik bir thinkpad isini gorur. edit: rahat edeyim dersen tabi ki 32gb en iyisi olur. active directory calisirken iki tane de client makine sanallastirirsin 4+2+2 olur ama cok performansli olmaz, o yuzden 8+4+4 cok rahat ettirir.
+2
arakaali
(14.01.26)
Apple fanboy’um.
2 yıl eğitim verecek olan eğitimciler hangi işletim sistemini kullanıyorsa sen de onu kullan.
0
michael_knight
(14.01.26)
6 aydır mac'e sövdüğüm kadar hiçbir şeye sövmedim. Bu işleri yapmak için windows seni daha rahatlatacaktır diye eyyorluyor, Apple'ın cezasını vermesi için gurban olduğum yaradandan tekrar niyaz ediyorum.

Amin.
+1
rakicandir
(14.01.26)
hangi programi kullandigin önemli,
elindeki işe yaramaz hale gelene kadar masraf etme.

visualstudio.microsoft.com
+2
designer
(15.01.26)
(9)

Lazımlık seçimi kriterleri

michael_knight
Selamlar,2,5 yaş oğlum için lazımlık alacağım. Henüz eğitime başlamıyoruz ama artık yavaş yavaş lazımlığa oturmaya başlasın diye düşündüm. Acele edip onu strese sokmak istemiyorum, acelemiz yok. Şu ürünü seçtim. Bunda bir yanlış görüyor musunuz?Önermek isteyeceğiniz bir ürün veya dikkat etmem gereke
Selamlar,
2,5 yaş oğlum için lazımlık alacağım.
Henüz eğitime başlamıyoruz ama artık yavaş yavaş lazımlığa oturmaya başlasın diye düşündüm. Acele edip onu strese sokmak istemiyorum, acelemiz yok.

Şu ürünü seçtim. Bunda bir yanlış görüyor musunuz?
Önermek isteyeceğiniz bir ürün veya dikkat etmem gereken bir detay var mı?

i5.walmartimages.com
0
michael_knight
(14.01.26)
benzeri bir lazımlığı oğlum kullanıyor, sifon sesini seviyor. ama biz lazımlık almaya birlikte gitmiştik heveslensin diye. bir bebek mağazasında otur bakalım çiş yapıyor gibi yap iyi oldu mu diye denetmiştik tek tek. belki böyle bir şey yapmayı düşünebilirsiniz.
+1
ansya
(14.01.26)
hem lazımlıktan klozete geçiş zor oluyor hem de hijyenik sebeplerden dolayı lazımlık yerine klozet adaptörü daha çok öneriliyor
+1
yenibirgüzelnick
(14.01.26)
@ansya bir yere oturup çiş kaka yapıldığını bilmiyor olabilir. Henüz 10-15 kelime dışında pek konuşmuyor da. O yüzden birlikte seçemeyiz gibi geldi bana. Bir de çocuk bu. Oyuncak seç dediğimizde seçmiyor ki. Hepsini istiyor :)

@yenibirgüzelnick biz tuvaletteyken heveslenip o da oturur ve alışır diye düşünmüştüm. İşin o kısmını da biliyor musun?
0
🌸michael_knight
(14.01.26)
tuvalet kitapları okumaya başlamak da faydalı olabilir o zaman ama tabii siz bilirsiniz. kendi tecrübemizden öneride bulunmak istemiştim. seçtiğiniz lazımlık güzel, güle güle kullanın.
0
ansya
(14.01.26)
Yalnız bu küçük gibi. Bizde de var. Belkide bizdeki küçüktür, başka boyları var mı bilmiyorum. Pipi dışarıda kalıyor gibi oluyor. Çiş dışarı çıkacakmış gibi. Şüpheli konuşuyorum çünkü bizde şu anda sadece oturtmaya alistiriyoruz.
+1
etna
(14.01.26)
İkea lazımlığına ve adaptörüne bakın. Montesorri tuvalet eğitimde önerilenler onlar.
+3
kullanıcıadımbuolsun
(14.01.26)
@etna dolu markasının xl versiyonu var
0
iustitia omnibus
(14.01.26)
ben de ikea yı öneriyorum. Lockig ve tossig iki tane ürünleri var. bir süre sonra lockigi bırakıp tossige geçiliyor. Ayrıca lazımlık haricinde buna yönelik çocuk kitapları var.

Biz şu ikisini okumuştuk. Gerçekten çok fayda sağlıyorlar.
Leyla Koş Tuvalete
Teo'nun Kaka Kitabı
+2
nuevo
(14.01.26)
kesinlikle klozet adaptörü öneririm. ben de lazımlık almıştım. ama bu sefer baktım sürekli yine çiş kaka temizliyorum, ne anladım bu işten. hemen kaldırdım, klozette kakalara bay bay demeye başladık. bazı çocuklar lazımlıktan klozete geçmekte sorun yaşıyor uzun süre kullanırsa. ya da lazımlıkla peşinde dolanmanızı, yine olduğu yerde yapmayı filan isteyebilir. o yüzden direkt adaptör bence.
+1
elorelia
(15.01.26)
(9)

Ünlülere neden sardılar?

Kahvedesu
Neredeyse her gün biri uyuşturucudan tutuklanıyor? Sıradan insanlara niye bir şey olmuyor?
Neredeyse her gün biri uyuşturucudan tutuklanıyor? Sıradan insanlara niye bir şey olmuyor?
0
Kahvedesu
(13.01.26)
onlara da oluyor tabi ama haberimiz olmuyor. ünlüler göz önünde olduğu için caydırıcı olsun diye özellikle seçiliyor, tabi parayı basıp sıyırıyorlardır oraları bilemeyeceğim.
mesela marmariste bizim yan bahçede yaşayan adam okul önünde çocuklara uyuşturucu satmaktan 2 yıl yedi bir kaç ay sonra salındı. bu da böyle bir haber :P
-1
neira
(13.01.26)
toplumun tüm kesimlerine korku salıyorlar. devletin (kendilerinin) gücünü pekiştiriyorlar. milletvekili de olsanız, seçilmiş belediye başkanı da olsanız, milyonların sevgilisi meşhur biri de olsanız, en çok izlenen gazeteci de parti başkanı da olsanız size çökeriz, adliyede cezaevinde süründürürüz demek istiyorlar. çünkü aynı gücü uyuşturucu ile mücadelede, sanal bahis ve dolandırıcılıkta kullanmıyorlar.
+1
ground
(13.01.26)
- gundem degistirme
- ya biz sadece chp, Imamoglu ile ugrasmiyoruz, kimin yanlisi varsa aliriz, kimsenin gozunun yasina bakmayiz, bak Sadettin saran'i aliyoruz gorun (cok tepki gelince gs'dan Lutfu aribogan'i falan aldilar iki gunlugune yalandan, 20 senelik olay guler misin aglar misin? Acizlik! Bir plan program yok, spontane ben yaptim oldu. Sonra cok tepki gelecek sike olayina girmeyelim ama bir Galatasarayli alalim diye Erden timur'u kara paradan aldilar dengelemek icin)
- itibar suikasti, lekelemek. Yarin obur gun, biri cikis, bir elestiri yaptiginda ya sen zaten kokocuydun, hakkinda yuz tane iddia vardi, sen once onu acikla, senin ne oldugun belli diyecekler, simdiden milletin sesini kesmek, otosansur bir nevi.
+1
freedonia
(13.01.26)
Büyük resmi gören bazı teorisyenlere göre bu yaz aylarında büyük bir şeyler olacak.
O olmadan önce ortam hazırlanıyor, iç-dış hesaplaşmalar yapılıyor, ayrık otları ayıklanıyor vs.

Bahsettiğiniz konu da bu amaçla kullanılan araçlardan biri, ünlüler o işin sos kısmı. İş insanları, siyasetçiler ve onların aile bireyleri işin asıl kısmı.

Ben demiyorum, büyük resmi görenler böyle diyor ben sadece aktarıyorum size.
0
michael_knight
(13.01.26)
Esrarı yasallaştırmak için zemin hazırlanıyor
-1
olaylar olaylar
(13.01.26)
Bütün bu olanları bir şekilde Eko başkanıma bağlayacaklar gibi.
0
kizil karga
(13.01.26)
Deniz seki neden yıllarca yattı? Bunların ifadesini alıp bırakıyorlar.
0
🌸Kahvedesu
(13.01.26)
"influencer" kadinin teki adamin tekinin ucagina binip, kibris'a kumar oynamaya gidiyor. ucak imamoglu'nun cikiyor. bu kadin da vallaha haberim olsa binmezdim diye aciklama yapiyor. fikra bu kadar.

amac net olarak ortami bulandirip, adami mumkun oldugunca icerde tutmak.
ergenekon sureci de boyle degil miydi?
0
cooperr
(13.01.26)
Deniz Seki uyuşturucu ticareti suçundan ceza aldığı için yattı.

Ben asıl amacın komple bir gündem değiştirme ya da hesaplaşma olduğunu düşünmüyorum. Habertürk tarafındakilerle, özellikle Mehmet Akif Ersoy'un kendisiyle ya da arkasındaki tiplerle bir hesaplaşma amacı olabilir. Soruşturmayı yönetenleri manipüle edebilecek olanların da bazı kişilerle kişisel hesaplaşmaları olabilir, bunlara itiraz etmiyorum ancak tümüyle maksatlı bir operasyon olması (Ergenekon, Balyoz vs gibi) bana pek olası gelmiyor.

Uyuşturucu kullanımı zaten yaygın. Benim gibi ağzına sigara koymayan ve sosyal (içki) içici birinin bile çevresinde düzenli olarak bazı maddeler kullanan insanlar var ki ben uyuşturucu kullanılan ortama girmem. Belli ki kamuoyunun bildiği tanıdığı kişilerin torbacıları ve bu torbacılarla iletişim halindeki kişiler alınmış ve gerisi geliyor. Ancak bu mücadelenin çok samimi bir mücadele olmaktan ziyade "Kimse yargıdan azade değil." mesajı verilmek için yapıldığı da anlaşılıyor çünkü bu kadar çok torbacı alındıktan sonra, müşterilerin yanı sıra asıl uyuşturucu ticareti şemasının yukarısına çıkılması gerektiği aşikar ancak buna dair pek bir haber göremiyoruz.
0
10551037
(13.01.26)
(5)

AI ile çocuk müzikleri yaptım

hamsiii
Merhaba,Youtube'da çocuk müzikleri için bir sayfa açtım, chatgpt ile söz, suno ile müzik ve farklı AI larla da animasyon kısmını yapıyorum. Sizce nasıl olmuş? Sözler falan biraz saçma başladı ama deneme diyelim, sonrası için sözleri ben yazacağım. Devam etmek mantıklı mıdır?www.youtube.com/@hamsiii
Merhaba,

Youtube'da çocuk müzikleri için bir sayfa açtım, chatgpt ile söz, suno ile müzik ve farklı AI larla da animasyon kısmını yapıyorum. Sizce nasıl olmuş? Sözler falan biraz saçma başladı ama deneme diyelim, sonrası için sözleri ben yazacağım. Devam etmek mantıklı mıdır?

www.youtube.com/@hamsiii
0
hamsiii
(12.01.26)
küçük çocuğum var ve çok seviyor şarkı dinlemeyi o sebeple çocuk şarkılarına epey hakimim.
ama ne yazık ki olmamış. ben de aynı şekilde ai ile oğluma özel şarkılar yapmıştım hiç dinlemedi bile. çünkü ai şarkılarında kritik bir hata var, arkafon müziği yetişkinlere göre yapılmış ve sözleri upuzun cümleler. çocuklar 7-8 yaşına gelene kadar devrik cümleli uzun uzun yazılmış şarkıları anlamıyor.
araba gelir düt düt düt, ben binerim düt düt düt. aha bunu milyon kez dinliyor ama "bir anda başladı macera, bir fil konuştu bilmemne" şeklinde olanı asla dinlemez.
ıntro kısmını da 10 sn koymuş. o 10 saniye sabırla beklemez çocuklar benim oğlum 3.saniyeden değiştir demeye başlar :D
0
yenibirgüzelnick
(12.01.26)
suno da free planda ticari kullanım yok diye biliyorum. ona dikkat edin. Bence fikir kötü değil yukarıda da dendiği gibi intro kısmı bir çocuğun dikkat süresi için çok uzun.
0
biravekahve
(12.01.26)
Annem babam ve kitap uç şarkılarını çok beğendim. Diğerleri akıcı gelmedi. Çocuklar için sözler daha tekrarlı eşlik edebilecekleri seviyede olsa daha iyi gibi. Yani şarkıdaki bölümler çok çeşitli olmasa. Fikir güzel bence. Yetişkin müzik kısmında emin olamadım. Hem öyle geliyor kulağa hem de bir farklı hoş geliyor. İlkokul seviyesindeki çocuklar sevebilir.
0
egerbiryolcu
(12.01.26)
Teşekkür ederim fikirler için, doğru söylüyorsunuz. Daha detaylı çalışacağım, bunlar biraz alelacele oldu.

Suno premium sıkıntı yok. :)
0
🌸hamsiii
(12.01.26)
Giriş kısımları çok uzun o zaten söylenmiş ama çok çok önemli. Mümkünse ilk anda bir kelime ile hatta daha da iyisi "bam bam" "güm güm" "pat pat" gibi bir sesin söyleniş haliyle ve ikileme veya üçlemeyle başlayabilir.

Sakinleşme, çıldırma, zıplama, hoplama, uyuma gibi spesifik amaçların kelimelerinin olduğu şarkı isimleri öneririm.

Vokal olarak çocuk veya çizgi film karakteri gibi sesler imkanı varsa onları da denemenizi öneririm. Şarkının ufak bir kısmını farklı bir sesin söylemesi imkanı varsa onu da değerlendirin.

Çocuk o şarkıyı dinleyip sevdikten sonra o şarkıyı yeniden talep ederken kullanabileceği bir imge, hayvan, slogan gibi bir şey de işe yarayabilir.
"Kaplumbağalı şarkıyı aç, ekmekli şarkıyı aç, gözlüklü filin şarkısını aç" gibi (örnekler çok iyi olmadı) bir isimle tarif edebileceği bir görsel dünya düşünün.
0
michael_knight
(13.01.26)
(1)

Ev almak mi almamak mi

inspired by a true story
Oncelikle sunu belirteyim, yurt disinda yasiyorum. Turkiye'de ev alacak kadar zengin degilim :) Bir sure once kiraci oldugum evi bosaltmak zorunda kaldim ve gecici olarak bir arkadasimin evindeki bos odasini kiraladim. 7 aydir bu arkadasimla birlikte yasiyorum ve acikcasi biriyle birlikte yasamaya p
Oncelikle sunu belirteyim, yurt disinda yasiyorum. Turkiye'de ev alacak kadar zengin degilim :) Bir sure once kiraci oldugum evi bosaltmak zorunda kaldim ve gecici olarak bir arkadasimin evindeki bos odasini kiraladim. 7 aydir bu arkadasimla birlikte yasiyorum ve acikcasi biriyle birlikte yasamaya pek alisamadim. Ayrica bu sene icinde is degistirmeyi planliyorum, onceligim yasadigim sehirden tasinmama gerek kalmadan calisabilecegim bir mesafede is bulabilmek.
Uc secenegim var.

1) Birikmis parami pesinat yapip, kalani 15-20 yil vadeli kredi cekip, iyi lokasyonda, icime sinen bir ev almak. Bu secenegin eksisi, elimde hic nakit kalmiyor.
2) Birikmis paramin bir kismini (20-25k) kullanip, daha dusuk kredi cekip, sehirden biraz uzak, daha kucuk bir ev almak. Bu secenegin eksisi, bu butceye icime sinen bir ev olmamasi.
3) Ev almayi 2027'ye ertelemek, bu sene is degistirmek, birikmis parayla yatirim yapmak (pasif yatirim altin vb). Bu secenegin eksisi arkadasimin evindeki gecici duzeni surdurmek zorunda kalmak.

Siz olsaniz hangisini yapardiniz?
-1
inspired by a true story
(12.01.26)
2 yapardım. Ama iş değiştirdemen önce yapmazdım bunu.

Her ne kadar Avrupa'da (orada olduğunu varsayıyorum) ev fiyatları düşüyor olsa da her ay kiraya giden paran çöpe gitmemiş, değer yaratmış olacak. Birkaç yıl içinde anında değer yaratmasa da uzun sürede öyle olduğu kesin.

Bence şimdilik ödeyebildiğin kadar bir parayla ev al (mesela kira olarak ödeyeceğin miktarın maksimum %20 fazlası gibi bir taksit tutarıyla)

İleride hayatın ne getireceği belli olmaz. İçine sinen eve o zaman karar verip alırsın. Belki evleneceksin ve eşinin evde bir ofis odasına ihtiyacı olacak, belki 3 çocuk yapacaksın ve onlara oda gerekecek, belki köpeğin olacak ve bahçeli veya parklara yakın bir yere yakın ev tercih edeceksin.
0
michael_knight
(12.01.26)
(4)

Konut kredi başvurusundan vazgeçersek maliyeti nedir?

erty_ksk
Konut kredisine başvurduk, alıcı satıcı başta anlaştı, eksper gitti bankaya evin değerini söyledi, kredi işlemleri için banka çağırdı ve alıcı satıcı o arada uzlaşamadı veya çıkan kredi oranını beğenmedi alıcı, işlemeler dursun istemiyorum dedi.ekspertiz maliyeti olan 20-30 bin tl tutarı yine de tah
Konut kredisine başvurduk, alıcı satıcı başta anlaştı, eksper gitti bankaya evin değerini söyledi, kredi işlemleri için banka çağırdı ve alıcı satıcı o arada uzlaşamadı veya çıkan kredi oranını beğenmedi alıcı, işlemeler dursun istemiyorum dedi.
ekspertiz maliyeti olan 20-30 bin tl tutarı yine de tahsil eder mi banka? bu süreçte kredi kullanıcısının maliyeti nedir? bu tip bir durum yaşayan ya da süreç hakkında bilgisi olan var mı?
-1
erty_ksk
(12.01.26)
Evet, ekspertiz bedeli sizden tahsil edilir. Süreç zaten şöyle ilerliyor. Evi buldun, bankadaki satış temsilcisine söyledin, o ekspertiz işlemlerini başlatıyor. O sırada sizden ücret tahsil ediliyor ve ekspertiz raporu geliyor. Daha sonra ister krediyi kullanın ister vazgeçin ekspertiz bedeli sizden alınmış olur ve geri iade edilmez.
+2
kilimanjaro
(12.01.26)
Tahsil eder, çünkü ortada yapılan bir işlem var. Tarafların anlaşıp caymasından bağımsız bir süreç yani.
+2
lil siztah
(12.01.26)
Zaten eksper gitmeden önce eksperin ücretini ödüyorsunuz, sonra gidiyor. O ücret geri alınmaz, o hizmet verildi ve rapor yazıldı artık.
Satıcı vazgeçerse eksper değerini ödemesi gerekir bence. Bu masraf onun yüzünden yapıldı. Evinin eksperi yapılmış oldu, başkasına satmaya karar verirse o eksper raporunu kullanabilir sanırım.
0
michael_knight
(12.01.26)
Bizde şöyle oldu. Anlaştık kredi onaylandı eksper gitti. Eksper raporunda satıcının bize yalan söylediğini gördük. Yani söylediğinden çok daha eski bi binaymış. Öncesinde tapudan ayrıntılı baktırmadığımız için bu aşamada karşımıza çıktı bu gerçek. Biz de tabi caydık. Ve satıcıdan eksper ücretini talep ettik. Hukuki sürece gidebileceğimizi bildiği için bize ödedi eksper ücretini. Ama banka her türlü eksper ücretini kredi başvurusu yapandan tahsil ediyor.
Bizim gibi haklı bir sebebiniz varsa. Satıcıdan alabileceğinizin bi örneği diye yazdım.
0
benim bir gizli bildiğim var
(12.01.26)
(20)

Hayatı Hızlı Yaşamış ve 30 Yaş Civarı Durulmuş Kız

lapetitemort
Evlilik konusunda bakış açınız nedir?
Evlilik konusunda bakış açınız nedir?
-19
lapetitemort
(12.01.26)
Ne anlamda hızlı?
0
Kahvedesu
(12.01.26)
@kahvedesu tren yapmış diyor işte anlasana
+2
egokalp
(12.01.26)
ne evliliği ya :D :D :D alemin enayisi misin hocam.
-2
hold the door
(12.01.26)
30 yaşına kadar durmuş ama sonrasında hızlanacak olmasından iyidir.
+5
burfak
(12.01.26)
yaşayacağını yaşamış ve doymuş ise çok mantıklı. sonraki hayatında ne istediğini bilen biri olarak mutlu olur ve mutlu eder.
+1
gercekdunya
(12.01.26)
i'm gonna start a revolution from my bed
(12.01.26)
öyle bir kadın arkadaşım, öyle bir erkek buldu ve evlendiler. evli mutlu çocuklular şu an.
0
art cat chocolate
(12.01.26)
Kalsın kardeşim teşekkür ederim. Ortalık hayatı sağlıklı bir şekilde geçiren, 20'li yaşlarını gerçekten eğitimini, kültürünü, kariyerini geliştirmek için kullanan ve bundan gayet de memnun olan insan dolu.
Kimsenin travma sonrası stres bozukluğu için sığınacağı liman falan değilim.

Kendisi gibi erkek bulsun, çiftimize ömür boyu mutluluklar dilerim.
+5
denizgonen
(12.01.26)
Arkama bakmadan kaçarım
+3
yakalayamadığın.ışıklar
(12.01.26)
Evlenmeyi düşüneceği kişiyi "çok hızlı yaşamış, çok seksler yapmış" bir insan olarak görmek aklına gelen bir insan kesinlikle o kişiyle evlenmesin.

Bana çok saçma geliyor ama yargılamayayım var öyle düşünen insanlar. Kendilerine uygun birini bulsunlar.

Benim açımdansa gençken böyle şeyleri yaşayıp görmüş olmak karşımdaki insanla ilgili eksi değil artıdır. Evliliğimiz ilerledikten sonra o hayatı merak ederse asıl o zaman yandık.
+4
michael_knight
(12.01.26)
hocam kadın ya da erkek fark etmez, kişisel görüşüm ama

bu tarz "hızlı yaşadım ve duruldum" diyen bir insanın ilişkilere bakış açısı daha farklıdır.

Daha hızlı tüketim oluyor. Bağlılık problemleri, kolay vazgeçme, daha benmerkezci olma vb... Bunu destekleyen bu konuyla ilgili nörolojik ve hormonal araştırmalar da var.

O yüzden yukarıdaki örnekteki gibi benzer bir durumdaki insanla birlikte "durulmaya" karar verdiğinde, Yani kendi yaşam tarzına yakın biriyle birlikte olduğunda daha az sorun yaşar gibi.

Ama sürekli hızlı kısa süreli ilişkiler yaşamış biri, daha stabil ve uzun süreli ilişkiler yaşamış biriyle birlikte olduğunda beklentilerin uyuşması çok kolay değil.

İstisnalar var elbette ama kolay bir süreç olmayabilir.
+1
anten
(12.01.26)
Bu soruyu soran kişi evlenecekse bu bakış açısı ile evlendiğinde sürekli içi içini yiyeceği için huzursuz bir evlilik yaşanacağı kesin. Hızlı hayatlar yaşayan birbirini seven iki kişi elbette ilerki yaşlarda durulup evlenebilir tabi ki, geçmişi çok tırmalamak iyi değil bence çiftler için.
0
creepy
(12.01.26)
bir kadın 30 yaşına kadar duygusal bağ kuramamış, uzun süreli ilişkiler yaşamamış ve hiç cinsel ilişkiye girmemişse o kadın net olarak sağlıksızdır benim bakış açıma göre. Düzgün bir gelişim şeması içinde ilişkilerine başlamış, abuk sabuk insanlara kendini duygusal, fiziksel yada cinsel anlamda istismar ettirmemiş ise ben bu kadın modelini daha sağlıklı bulurum.

Ancak, dayak yemiş, küfür yemiş, istismara katlanmış, takıntılı yada düzeysiz yüzeysel ilişkilerle geçmişini doldurmuş ve psikolojisini alt üst etmiş bir kadınla evlilik değil kısa süreli ilişkiler bile riskli geliyor. Ama ne yaparsın, böyle insanlara çekildiğimiz, fena kapıldığımız da oluyor. Bence mevzunun dışında kalabilmeyi , misafir olarak eğlenebilmeyi, zamanı geldiğinde de çekip gidebilmeyi öğrenmek gerek. Yapabildiğimden değil gerçi.
0
loch ness
(12.01.26)
@loch ness; cinsel ilişkiye girmemiş kişi sağlıksız, ama tren yapan biri sana sağlıklı çağrışımı mı yapıyor? Cinsellik yaşamak evet normal ama ''benim 10 tane partnerim oldu, havalimanında biriyle, barda başka biriyle seviştim''dersen benim aklıma hpv, hiv gelir. Bir insanın karşısına seveceği biri çıkmamıştır, sevişmemiştir. Herkesin midesi sevmediği biriyle sevişmeyi kaldırmayabilir. ''10'' burada sallamasyon bir rakam. Çok kişiyle cinsel deneyim yaşamış biri Avrupalı erkekler de istemiyor.
+2
Kahvedesu
(12.01.26)
Bağlanma problemi olmayan biri, sevmeyi, sevilmeyi, sadakati becerebilen biri (kadın olsun, erkek olsun farketmez) niye hızlı(!) yaşasın ki?
0
Mirket
(12.01.26)
İnsanların, özellikle kadınların partner sayısı arttıkça, sonraki ilişkilerinde mutlu olma oranı düşüyormuş. Bu yönde bir çalışma duymuştum, ne derece ciddi, araştırmadım. Seni, öncekilerle kıyaslıyor ve mutsuz oluyorlarmış.

.
0
kartallar yuksek ucar
(12.01.26)
@kahvedesu , söylediğim biraz etiketlemek, eleştirmek gibi görünmüş. haklısın. ama burada vurguladığım nokta zaten duygusal ilgi ile bağ kurulan ilişkiler içinde olmak ve bunun doğal süreci içinde kadının cinsellik yaşamasının "bence" en sağlıklı davranış paterni olmasıdır.

*bir diğer noktaya gelelim, neredeyse mizojinist zannedilecek kadar sert tonda erkek hakları savunuculuğu yapabilen biriyim. ama bir noktada erkekler arasındaki çift taraflı çelişkili algı ve beyan sistematiğinden de söz etmek lazım.

bir tarafımız kadınlardan cinsel devrimin neferleri gibi davranmalarını, biz bir erkek olarak hedeflediğimiz kadın ile iletişime geçtiğimiz anda tüm iletişim kanallarını açık tutmalarını, kolayca yatağımıza gelmelerini ve biz düğmeye bastığımızda hiçbir beklentiye girmeden hayatlarımızdan toz olup gitmelerini beklerken,

bir tarafımız da aynı sahneyi başka erkeklere yaşatan kadınlara slut shaming taktikleri ile saldırmakla , cinsiyetçi , tasnifçi hakaretlerde bulunmakla meşgul. "bütün kadınlar benimle kolayca her şeyi yapabilmeli, yapmaya istekli olmalı, ancak hiçbir kadın başkaca hiçbir erkeğe göz bile süzmemeli". problemin temelinde erkek içgüdüsünün tüm kadınları zahmetsizce kendine istemesi, ama kadınların başka erkeklerle en ufak temasını dahi onursuz, haysiyetsiz, toplum düşmanı yaklaşımlar olarak çerçevelemesi yatıyor.

istisnasız her erkek, güzel seven ve arzulu, libidosu yüksek bir kadını tercih eder. ama bu arzunun temeli, kadının "erkeklere" daha düşkün bir kadın olmasıdır, "libidosu yüksek kadın" denilince tahayyül sahnesindeki erkek "biz" olduğumuz için bu nitelik yüceltilir, "erkeklere düşkün kadın" denilince tahayyül sahnesindeki erkekler başka erkekler olduğu için kadın aşağılanır. aslında her iki kadın da aynı kadındır. oysa ki kimse dünyada salt tek bir insana arzu duyuyor olamaz. bu mümkün değil.
+1
loch ness
(12.01.26)
Tipik “Tüm kadınlar bana versin ama karım bakire olsun” zihniyeti, nerede görsem tanırım. Bana o kadar yanlış ve bencilce geliyor ki bu düşünce. Neyse bu benim bakış açım, Sen de böyle düşünüyorsan zaten hiç girme o işe.
0
tan vakti
(18.01.26)
"Ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben daha az gidilmiş olanı seçtim. Bütün farkı yaratan da bu oldu." - Robert Frost
0
datnet
(1 saat)
Bu hizli yasadim diyenler. Genelde Hizli yasadigini, her seyi tecrube ettigini saniyorlar :) Bu bir.

2. herseyi sindire sindire zamaninda yasamak hizli yasamaktan cok daha keyifli.

Evlilik ile birinin hizli yasamis olmasi arasinda korelasyon yok. Evlilik apayri bir sey.
0
thetruenorthstrongandfree1
(14 dk)
(8)

Buz için arabada kolonya

michael_knight
Donmuş araba camındaki buzun hızlı erimesi için kolonya kullanmanın zararı var mı?
Donmuş araba camındaki buzun hızlı erimesi için kolonya kullanmanın zararı var mı?
0
michael_knight
(11.01.26)
1 defa fısfıslı kolonya kullandık çözdük buzu bir durum yaşamadık sonra hiç ihtiyaç olmadı.
+1
basond
(11.01.26)
birkac kere kullanmanin bir zarari olmaz da surekli buzlanma problemi varsa kazima aleti almak lazim. kolonya ile nereye kadar?
0
cooperr
(11.01.26)
Ben her defasında kullanıyorum fısfıslı kolonyalardan. Senede birkaç kere gerekiyor. Herhangi bir zararının olması bana olası gelmiyor.

Cam suyuna katmaktan söz etmiyorum. Cama sıkıyorum.
0
lazor
(11.01.26)
kolonya kaportaya zararlı. fısfıslar var onlardan alın
0
jelly bear
(11.01.26)
Antifrizi boş fısfısa doldurup sıkıyorum. Tabii kabasini kazima aletinin ucuna bez koyup aliyorum tabii. Yoksa antifriz sikmayla bitecek gibi olmuyor genelde.
0
mbond
(11.01.26)
Kolonyada markasına göre değişen ölçülerde alkol var. Alkol plastik aksamda, varsa cilada falan buğulanma yapabilir. Başka bir zararı olmaz.
0
lil siztah
(12.01.26)
büyük zararı olacağını çok sanmam ama kolonya yerine saf izopropil alkol alıp saf veya suyla filan karıştırıp onu kullanabilirsin maliyeti daha düşük olur. ben mesela gerekince izopropil alkol sıktım. elektronik şeylerin temizliğinde vs. de kullandığımdan bulunuyor yurt dışında rubbing alcohol diye geçen ürün işte normal günlük temizlikte her yüzeyde kullanıyorlar oralarda... plastik de cam da metal de ahşap da siliyorlar izopropil alkolle.

alkol zarar verir mi verirse ne kadar zarar verir bilmem de bu amaçla kullanılan ürün her yerde alkol. türü değişiyor sadece, bilen varsa türüne göre yorumlasın burada. mesela antifrizli cam suyunda metanol var türkiyede gördüğüm tüm markalarda, yurt dışında bazı yerlerde insan sağlığına zararlı olduğundan cam suyunda metanol kullanılmıyor. buralarda ya etil ya izopropil alkol veya bi ihtimal propilen glikol bazlıdır diye düşünüyorum.

piyasadaki buz çözücüler de yine alkol bazlı örnek etil alkol eshop.wurth.com.tr

@mbond antifrizi koyuyorum diyorsun da etilen glikol zehirli ve çevreye zararlı bir şey. daha uygun alternatifler varken önermem. yurt dışında mesela antifriz değişiminde yerlere boşaltmak vs. yasaktır toplayıp geri dönüşüme veriyorlar. bizim burada yine umursanmayan konulardan...
0
konetsu
(12.01.26)
Cevaplarınız için çok teşekkürler arkadaşlar.
Yılda 8-10 gün gerekiyor ve aşırılar aşırısı değil buz o yüzden buz kazıma aleti hem arabada gereksiz yer kaplayacak hem de kullanırken ellerim üşüyecek diye tercih etmedim.

Kolonya işini güzel ve hızlıca yapıyor ama internette birileri ön camdaki özel tabakaya zarar verir, camda böyle renklenme gibi güneş lekesi/yanığı gibi şeyler oluşur diye yazmış. Çok aklıma yatmadı ama sizlere de sorayım dedim.

Keyifli günler dilerimi hepinize.
0
🌸michael_knight
(12.01.26)
(8)

eksik aidat ödeyen kiracıya ihtar

sezercik yavrum benim
selamlar. kiracım geçen yıl 250, bu yıl 400 lira olan aidatı arada sırada 100 tl olarak ödüyormuş. birikmiş bi 3000 tl borcu varmış.yöneticiye ihtar çekmesini söyledim. toplantı yapamadığı için yasal olarak yönetici olamamış, çekemiyormuş. ülkenin %80'i böyle gönüllü gibi yapıyo bu işi dedi.ben ev s
selamlar. kiracım geçen yıl 250, bu yıl 400 lira olan aidatı arada sırada 100 tl olarak ödüyormuş. birikmiş bi 3000 tl borcu varmış.

yöneticiye ihtar çekmesini söyledim. toplantı yapamadığı için yasal olarak yönetici olamamış, çekemiyormuş. ülkenin %80'i böyle gönüllü gibi yapıyo bu işi dedi.

ben ev sahibi olarak ihtar çekebilir miyim? bazı ev sahipleri kendi ödüyormuş aidatı. zaten hem tahliye hem de kira tespit davamız var, bir de aidatını ödemek istemiyorum.

cevaplar için şimdiden teşekkürler.
+1
sezercik yavrum benim
(11.01.26)
Apartman kaç daireli? Kira kontratında aidatın ödenmesine ilişkin bir madde var mı?
0
Mirket
(11.01.26)
Resmi yönetici kimse o ihtar çeker, çektirir. Ayrıca borçlardan müteselsilen sorumlu olduğunuz için sizden de tahsil edebilir
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(11.01.26)
Bizim apartman da böyle. Kapıcı dairesini kiraya vermişler duyduğuma göre. Aidat benim dışımda kimseden alınmamış. Ben de vermiyorum artık. Resmi yönetim de yok, biri kendini yönetici ilan ediyor.
0
Kahvedesu
(11.01.26)
Bildiğim kadarıyla (ki çok da iyi bilmiyorum) yönetici kiracıya değil ev sahibine ihtar çekebilir.
Kendi kendinize ihtar çektirmeye çalışıyor olabilirsiniz, dikkat edin.
0
michael_knight
(11.01.26)
yönetim doğrudan kiracıya ihtar çekebiliyor. ama ortada yasal olarak bir yönetim olması lazım.
0
co2s2
(11.01.26)
kira sözleşmesinde, avans ve giderlerin kiracı tarafından karşılanacağı açık olarak belirtilememişse; kat mülkiyeti kanunu (634) 20. maddenin a ve b fıkrasına göre avans ve giderler mal sahibine aittir.eğer kiracı avans ve giderleri kendi ödüyor ise 22. maddeye göre yaptığı ödemeleri kiradan düşebilir.

kira sözleşmesinde avans ve giderlerin kiracı tarafından ödeneceği açıkca belirtilmiş ise; yönetici varsa yönetici, yönetici yoksa diğer kat maliklerinden biri veya tümü, aynı kanunun 20. maddesinin c fıkrasına göre kat malikine(ev sahibi) dava açabilir, icra takibi yapabilir.

kira sözleşmesinde, avans ve giderlerin kiracı tarafından karşılanacağı açıkça belirtilmiş ve kat maliki olarak ödeme yaptığınıza dair belgeler elinizdeyse dava veya icra yolu ile alacağınızı tahsil edebilirsiniz.
0
krtkartal
(12.01.26)
aidatın kiracı tarafından ödeneceği sözleşmede yazıyor. zaten 5 yıldır ödüyor ama eksik.

ben aslında tüm borcu kapatıp bunu kiracıdan tahsil etmek istiyorum.
0
🌸sezercik yavrum benim
(12.01.26)
ödeme bankadan mı elden mi? Ben ödedim makbuzları da kaybettim.
0
Kahvedesu
(12.01.26)
(15)

Zafer Algöz hikayelerinin ne kadarı sıkış?

michael_knight
Zafer Algöz’ün hikayelerinde yüzde kaç gerçek, yüzde kaç abartma, yüzde kaç uydurma?
Zafer Algöz’ün hikayelerinde yüzde kaç gerçek, yüzde kaç abartma, yüzde kaç uydurma?
0
michael_knight
(11.01.26)
9'u yalan
1' i süpheli
+2
designer
(11.01.26)
@designer, kaç lafının?
+2
🌸michael_knight
(11.01.26)
niye sıkış olsun ki? sıkış değil ama anlatırken süslüyor, abartıyor, eklemeler yapıyor, gerçekliğini bozuyor biraz.

mesela öztürk serengil'in turizm bakanlığı'ndan bir kredi almak için ankara'da bakanın yanına gidip, bakanın keline şap şap vurduğu, kredisi onaylanınca kolunu bacak arasından geçirip antinikukasss prrr falan dediğini anlattığı bir hikayesi var. ilk dinlediğimde hadi lan ordan koca öztürk serengil bakana öyle yapar mı demiştim, aynı hikayeyi müjdat gezen de aynı şekilde anlattı. üstelik olayın şahidi de cenk koray.

ya da bir tarık ünlüoğlu hikayesi anlatıyor. tarık ünlüoğlu kurtlar vadisi'nde testere necmi karakterini canlandırırken zafer algöz'e "önümüzdeki sezon hikaye bana dönüyor, herkes öldü, o öldü bu öldü bir ben kaldım" demiş. sezon finalinde ise testere necmi rus baronla teknede konuşurlarken tekne açılmış açılmış, ondan sonra da güüümmm diye patlamış. tarık ünlüoğlu da bunu televizyondan izlemiş.

e öyle olmadı ki, polat alemdar tekneye çıkıp testere necmi'yi vurdu, denize attı, aslan akbey de dalıp çıkardı, sorguya aldı. tekne mekne patlamadı. yani bunu tarık ünlüoğlu bilmiyor olamaz, çekimi yapılmış iş. binlerde kurtlar vadisi izleyicisi teknenin açılıp patlamadığını gördü, orasını sıkmış.

muhtemelen son bölüm senaryosu daha gelmeden 2-3 bölüm önce böyle bir şey söyledi. zafer algöz de onu süsledi müsledi komik hale getirdi.
+2
kibritsuyu
(11.01.26)
%99 sallamasyon. Biraz daha sağdan soldan çalma.

youtube.com

Bu video mesela. Bu şarkıyı ilk yapan eleman şu an Adnan Menderes üniversitesinde akademisyen olan bir eleman ile babası. Elemanın adı olcay Yılmaz. İlk videoda yanlış hatırlamıyorsam sadece keman var. Nereden biliyorsun de adamı tanıyorum. Facebook’ta ekli. Şarkıyla kısa bir dönem gündem oldu baba-oğul arkadaşlar. Ama sosyal medya bu kadar yoğun olmadığı için kendilerini gösteremediler. Sadece Facebook’ta izleniyordu.

Sonra da Zafer Algöz ve tayfası çöktü biz yaptık diye gündem oldular. Çekinmeden de hikayesini anlatıyorlar hala :D

Zafer algöz

youtu.be

Orijinali

youtu.be
-1
jackyr
(11.01.26)
bu adamların mesleği bu. herhangi bir olayı abartıp, süsleyip ilgi çekici hale getirmek.

ben anlatsam mesela bim'den peynir almışım gibi anlatırım. bu adam mordor'a gidip gelmiş gibi anlatıyor.
-1
duyurukullanıcısı
(11.01.26)
Dikkat ederseniz anlattığı olayların hiç canlı şahidi yok hepsi ölmüş insanlar, o nedenle kimse de çıkıp "at yalanı sikeyim inananı" diyemiyor.
0
kizil karga
(11.01.26)
Santana konserindeki boyacı cocuk olayı gerçek gibi,videosu var
0
essoist
(11.01.26)
E tamam işte bunun neresi sallamasyon? Kendi de diyor bi müzik öğretmeni ve oğlu yapmıştı kendi kanallarında ama duyulmadı diye. Muhtemelen senin arkadaşını kast ediyor işte. Biz de hakan altun falan çaldık, söyledik, çektik, 16 milyon izlendi diyor. Biz yaptık, şarkıyı demba ba'ya biz uydurduk dese neyse. Kaynak bile göstermiş adam.

Sallamasyonluk bunun neresinde oluyor?

Zafer algöz babamın oğlu değil de, çamur atmanın da bir adabı var. Tribünde kucaklaştığı adamla 15 metre düşmemiştir ha orası sallamasyon. Ön sıraya düşmüştür en fazla.

Sadri alışık - ajda pekkan hikayesini ajda hanım pekala yalanlayabilir. Kendisi hala hayatta.
0
kibritsuyu
(11.01.26)
nezarethanede bir gece ve sünnet edilen turist çocuk hikayesi doğru en azından. onu biliyorum.
0
yurtsuz john
(11.01.26)
%99’unun kolpa olduğundan adım gibi eminim. Anahtar kelimeler, örneğin “Kemal Sunal, Orhan dede, köfte, hesap” gerçektir, gerisi kendisinin yapmacık enerjisi ve abartılı hareketleri, gereksiz taklit ve efektleri, yersiz küfürleriyle uydurmadır işte. Bilgi almak için izlenecek şeyler değil neticede, eğer tahammül eden varsa eğlenmek için vakit öldürmek için izlenecek şeyler.

Andığı isimler hayatta olsalar bile konuyu ciddiye alıp da “öyle bişey yaşanmadı” diyecek değil. Benzer tarzda kimseler zaten her ortamda böyle şeyler sallar. Algöz’ün farkı bunu kameralar önünde yapması. Cem Yılmaz’ın ekibinde olması nedeniyle de yere göğe sığdıramayıp ayıla bayıla izleyen ergenler oldukça, kendisi de sıkmaya devam ediyor/edecek.
+1
lazor
(11.01.26)
@jakyr, biz yaptik demiyor ki. sosyal medya'da bir muzik ogretmeni ve oglu yayinladi diyor tam burada (sizin de verdiginiz linkin bu kisminda): www.youtube.com yani sizin ilk gonderdiginiz ve orijinal dediginiz linkteki kisilere atfediyor. fakat oncesinde sokaktaki bir roman calgicidan da duymustum diyor. yani soylediginizle alakasi yok. sadece aynisini bizde yaptik ve youtube'a koyduk diyor, sonra meshur oldu diyor ki dogru, yani elbette hakan altun falan soylerse daha meshur olacak.
+5
Sour
(11.01.26)
Ali Dayı hikayesi %100 yalan. Yok neymiş, atatürk yunanı denize dökerken yorulmuş, ali dayıyı çağırmış. Atatürkün elinden kılıcı alıp falan filan. Bu hikaye yalan arkadaşlar. Ahhahah
0
ground
(11.01.26)
@Sour ve @kibritsuyu: ama shorts'ta biz yaptık demiş. uzun videoda ise yine sallamış olabilir "bak bu şarkının sahibi baba-oğul değil, ben daha önce duydum" demek için.
-2
ahm1
(11.01.26)
Tam videoyu bulamamış olabilirim. Bir videosunda Hakan Altun’la aklımıza geldi yapalım dedik diyor.
-2
jackyr
(12.01.26)
@ahm1 ve @jacky kesilmis bicilmis bir shorts'tan elbette bu anlami cikarirsiniz. programin tamamini veya en azindan o bolumunu izlerseniz gercegi gorursunuz. burada diyor ki bizden once muslum baba soyledi, onunki bizimki kadar tutmadi. hatta diyor sarkinin bestecisi ve soz yazari hakan altun'a tesekkur edip sizin sayenizde bestemiz tanindi falan demis. yani o orijinal videodaki facebook arkadasinizdan bahsediyor. adam her soyleminde o kisilerden bahsetmis ki bahsetmese ne olur? orada muhabbet sirasinda unutursun yani. ama aklimiza geldi, yaptim demek sarkiyi biz urettik, biz bulduk demek degil, sadece tekrardan soylemek. bu arada uyduruyor veya yalan soyluyor da olabilir ama en azindan verdiginiz referanslar oyle degil.

o bolum: youtu.be

bu durum aslinda medya okuryazarligi derslerinde falan ornek okutulmali. zira goruldugu uzere bizde bu durum "hala" cok dusuk.
+2
Sour
(12.01.26)
(6)

Yabancı ehliyetim varken Türk ehliyetinin süresi geçtiği için ceza yedim

ferishtah
Merhabalar,Ne zaman başım dara düşse buraya yazıyorum :)AB üyesi bir ülkenin geçerli ehliyetine sahip olmama rağmen Türkiye’de Türk ehliyetimin süresi geçtiği gerekçesiyle trafik cezası aldım. Türkiye’ye tatil için geçen hafta geldim ve bu gece rutin bir trafik kontrolü sırasında Türk ehliyetimi yen
Merhabalar,
Ne zaman başım dara düşse buraya yazıyorum :)

AB üyesi bir ülkenin geçerli ehliyetine sahip olmama rağmen Türkiye’de Türk ehliyetimin süresi geçtiği gerekçesiyle trafik cezası aldım. Türkiye’ye tatil için geçen hafta geldim ve bu gece rutin bir trafik kontrolü sırasında Türk ehliyetimi yenilemediğim için polis direkt ceza yazdı. Yabancı ehliyetime hiç bakmadı bile.

Türk ehliyetimi yıllar önce kaybettiğim için yenilemeyle hiç uğraşmadım. 12 yıldır ara ara git gel yapıyorum ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştım.

Bu gerçekten yasal bir uygulama mı?
Bu işin içinden en kolay ve en hızlı şekilde nasıl çıkabilirim (Türk ehliyeti kayıp)?

Sevgiler.
0
ferishtah
(11.01.26)
Twitter’da birinin başına aynısı gelmişti. Bi arama yapın, nasıl ilerlediğini öğrenin.

Ehliyeti yenilemediği içinmiş ceza. Ama zaten o ehliyet artık yok, o yüzden yenilememiş.

Emniyetin ve dış işlerinin web sitelerindeki bilgi birbiriyle çelişiyormuş, birileri biraz uğraşacak. Bir süre sonra düzelir herhalde bu saçmalık.

Ekleme: Twitter değil tiktokmuş. Kullanıcı adı: busbasa
5 gün önce atmış videoyu. Diğer platformlarda da vardır belki aynı kişi.
+1
michael_knight
(11.01.26)
Ben de merak ettigim icin biraz bakindim.
Kaynak: Karayollari Trafik Kanunu Madde 39 ve 118

Turk Ehliyeti Olan Birinin Yabanci Ehliyet Kullanmamasi

* Bir kisinin Turk ehliyeti varsa, Turkiye’de arac kullanirken o ehliyet gecerlidir.
* Turk ehliyeti suresi dolmussa, kisi ehliyetsiz arac kullanmis sayilir.
* Suresi dolmus ehliyet, hukuken gecersiz kabul edilir.

Bu yuzden polis yabanci ehliyete bakmaz, cunku sistemde Turk ehliyeti gorunuyorsa yabanci ehliyet devre disi kalir.

Yalniz sistemde bir problem var. Mesela Kanada'da ehliyet alirken Turk ehliyetini teslim etmen gerekiyor. Cift ehliyet bulunduramiyorsun bildigim kadariyla.

Kaynak: A driver may not apply for, secure or retain in his or her possession more than one driver's licence," Section 35.1e of Ontario's Highway Traffic Act.

Yalniz burda farkli ulkelerden alinan ehliyet mi kastediliyor yoksa farkli province'lerden ayni anda iki ehliyet alamazsina mi getiriyor tam bilmiyorum.
+2
thetruenorthstrongandfree1
(11.01.26)
gavuristanda polis cevirse, ehliyet olarak oranin ehliyetinin suresi gectigi icin turk ehliyetini versen, ceza yer misin?

diyelim ki bu kafana yatti yasal olarak ceza dogru, cezadan nasil kurtuluyoruz? odeyerek..
-6
cooperr
(11.01.26)
yurt dışındaki sürücü belgenizi türkiyedeki belgenizi dönüştürerek mi yoksa sıfırdan başvurarak mı almıştınız?
eğer sıfırdan almışsanız iki ülkenin sürücü belgeleri eşlenmediği için sorun yaşadınız. cezayı ödeyin. sonra yurt dışında yaşadığınızı gösterir resmi makamdan alınmış ikamet kaydıyla (yaptırmamışsanız da cezasını ödeyerek bulunduğunuz ülkedeki konsolosluktan geriye dönük ikamet kaydı yaptırabilirsiniz) ve yabancı sürücü belgenizle cezaya itirazda bulunun.

eğer mevcut sürücü belgenizi dönüştürmüşseniz sistemsel hatayı işaret ederek cezayı iptal ettirebilirsiniz.
+1
tnz
(11.01.26)
@michael_knigh, cok tesekkurler. cok yardimci oldu.
@thetruenorthstrongandfree1, tesekkurler. haklisiniz. olay tam olarak bu:
"* Bir kisinin Turk ehliyeti varsa, Turkiye’de arac kullanirken o ehliyet gecerlidir.
* Turk ehliyeti suresi dolmussa, kisi ehliyetsiz arac kullanmis sayilir."

@cooperr, asiri alakasiz olmus. sence yardimci olabilecek bir cevap mi yazdin?
yabanci ulkede orada yasigim icin sorun yasardim (turk ehliyetini ilk 2 yil hicbir sey yapmadan zaten kullanabildim).
turkiye'ye senede iki kez tatil icin geliyorum. nufus kaydim da yabanci ulkede.
yabanci ehliyetle turkiye'de zaten arac kullanilabiliyor (dis isleri bakanligi).
benim sorum da zaten "nasil odemem?" degil, en kisa yoldan bunu cozup nasil yeniden arac kullanabilirimdi.

@tnz, tesekkurler. sifirdan yurtdisinda ehliyet aldim. donusturme olmuyordu.
nufus kaydim da yabanci ulkede senelerdir.
0
🌸ferishtah
(11.01.26)
@feristah

yabanci ehliyetle turkiye'de arac kullaniliyor ama sen "yabanci" degilsin.
cift vatandaslik, ya da baska ulkede oturum sahibi olman, ya da baska ulkede ikamet etmen, seni anavatanda bazi kanun kurallardan muaf yapmiyor. verdigim cevap gayet net ve alakali. en kisa yoldan cozmen icin de cezayi odeyeceksin iste :)
-2
cooperr
(11.01.26)
(9)

Havlu neden kirleniyor?

michael_knight
Elimi tertemiz yıkıyorum, havlu ile kuruluyorum. Bir süre sonra havlu kirleniyor. Neden?İdeal bir dünyada o havlu sonsuza dek temiz kalmalı, doğru değil mi?
Elimi tertemiz yıkıyorum, havlu ile kuruluyorum. Bir süre sonra havlu kirleniyor.

Neden?
İdeal bir dünyada o havlu sonsuza dek temiz kalmalı, doğru değil mi?
0
michael_knight
(10.01.26)
İdeal bir dünyada elinin kirlenmemesi gerekiyor.
-16
arbre
(10.01.26)
Elinizi her seferinde tertemiz yıkayamıyorsunuz. Havluya, bilekleriniz gibi yıkmadığınız yerler değiyor. Havluyu koyduğunuz yer mesela, en son ne zaman temizlediniz?

Havluya az miktarda bakteri geçsede nemli olunca bir şekilde ürüyor.

Kaldı ki tek sıkıntı bu değil. Siz ıslak elinizi aynı havluya sildikçe doğru düzgün kuruyamıyor. Bekledikçe koku yapıyor. Bir yerden sonra ıslaklıktan zaten elinizi kurulayamıyorsunuz.
+1
substituent
(10.01.26)
peki madem
(10.01.26)
havlu kirleniyor çünkü açıkta duruyor ve tozlanıyor. evde her eşya tozlanırken havlunun tozlanmamasını bekleyemezsin. sıkıntı elinde değil havada yani.
+1
abelardo
(11.01.26)
Islak kalınca kirleniyor havlular. Hatta çok uzun süre kullanınca çıkması zor yayvan lekeler bile oluşabiliyor. Her seferinde havlunun farklı bir yeriyle silin elinizi, böylece ıslanmayı yaymış olursunuz, ıslanan yerler daha çabuk kurur.
0
santimantal
(11.01.26)
Deri. Aynınşey bornoz için daha da geçerli. Bol bol keselenmişim, şampuanı ayrı vücut şampuanı ayrı misler gibi olmuşum. Ama bir süre sonra kararıyor. Sebebi derimizdir.
0
ground
(11.01.26)
Bazı akıllı saatler el yıkama sürelerini ölçüyor. Varsa ve baktıysanız hiç de öyle sandığımız kadar süre ayırmadığımızı, genelde üstünkörü yıkadığımızı görüyorsunuz. Yani sandığımız kadar temiz değiliz.

Ayrıca derimiz sürekli kendini yenileyen, yenilenen, sürekli ölü hücrelerini döken ve korunma maksatlı yağ ifraz eden bir organ. Parmak izi alma işi bu özellikten istifadeyle yapılıyor. Dokunduğumuz her yere yağ ve ölü hücreler bırakıyoruz. İyi ki o yağı yok edecek kadar yıkayamıyoruz yoksa egzamadan kırılırdık.

Bu iki durum havlulara kir olarak yansıyor.
0
Mirket
(11.01.26)
@mirket bir ara Apple Watch kullanmıştım, dediğin gibi süreyi ölçüyordu. Genelde o süreyi tamamlayacak kadar yıkıyordum ama her zaman mükemmel yıkamadığım doğrudur.
@mirket "istifadeyle" ne demek? "Sadece gerekli hallerde" anlamında mı?
Teşekkürler cevaplarınız için
0
🌸michael_knight
(12.01.26)
'İstifade', fayda, 'istifadeyle' de faydalanarak anlamına geliyor.

Hukuk diliyle fazla haşır neşir olunca günlük hayatta kullandığım dil de eski Türkçeye kaçıyor sanırım.

Yani, parmak izimiz, dokunduğumuz yüzeyde bıraktığımız cilt yağıdır aslında.
+1
Mirket
(12.01.26)
(5)

Yapacağımdan değil de Cem Yılmaz'a senaryomu çektirsem çok kazanır mıyım?

ya ben lan neyse
senaryom falan yok. sadece merak ettim. kendisine komedi senaryosu yollasam, o da çekmeyi kabul etse 500 bin dolar falan kazanır mıyım?soru varsayımsaldır. cem yılmaz olmaz da başkası olur...
senaryom falan yok. sadece merak ettim. kendisine komedi senaryosu yollasam, o da çekmeyi kabul etse 500 bin dolar falan kazanır mıyım?

soru varsayımsaldır. cem yılmaz olmaz da başkası olur...
0
ya ben lan neyse
(10.01.26)
Tabure barın bel kemiğidir.

Cem Yılmaz da komedi filminin bel kemiğidir ama filmin ne kadar para kazanacağına dair daha pek çok şey var. Genel olarak Cem Yılmaz’ın oynadığı bir film herhalde en az 3-5 milyon dolar kazandırıyordur en kötü haliyle.
Setteki yemekler önemli. Cem Yılmaz setinde yemekler iyi olur.
0
michael_knight
(10.01.26)
bu işler ahbaplık işi. yaptığın işin kalitesinden ziyade sen kimsin veya kimin dostusun. sanat ve medyada işler böyle yürür
+1
michael harddd
(10.01.26)
daha fazlasını bile kazanman mümkün fakat ilk seferde çok zor.

senariste parası peşin verilir ama telif haklarından yararlanmasına fırsat verilmez. dizi film piyasasında senarist kolay harcanıyor. tıpkı şarkı sözü yazarlarının ötelenmesi gibi.

bu kadar yüksek bir meblağ için senaryonun çok acayip olması lazım. kuzuların sessizliği, fight club, matrix gibi.
0
yurtsuz john
(10.01.26)
Hayır, hatırladığım kadarıyla Hollywood'da bile senaryodan çok büyük paralar kazanılmıyor hele de ilk işinizse. Sebebi de basit; senaryo tek başına pek bir anlam ifade etmiyor. Elinizde o filme koyacak para ya da filmi bir araya getirecek bağlantılar yoksa: Yani finansör ya da yapımcı vb. olamayacaksanız bütün risk başkalarında ve senaryo tek başına gişe başarısı garantisi değil.

Senaryonuzu çekmeye karar verseler bile TR şartlarında 500 bin dolar çok para ve bunu size ödemeleri için hiçbir sebep yok. Belki bir ihtimal "Eğer film tutar ve çok iş yaparsa" gibi bir madde üzerinden performansa bağlı bir ödeme alabilirsiniz ama Cem Yılmaz'ın adının senaryodan bağımsız belli bir gişe yapacağı düşünülürse yine o tür bir maddeyi sözleşmeye eklemezler kolay kolay. Aklıma gelen tek istisna senaryonun inanılmaz özel ve mesela Cem Yılmaz'ın kişisel olarak kesinlikle çekmek isteyeceği bir şey falan olması; ancak o zaman işler değişir.
0
salihdt
(11.01.26)
hocam türkiye'de sinema televizyon endüstrisi kurumsallıktan en uzak endüstrilerden biridir.

Tamamen kişisel network ve maddi güç üzerinden döner.

ben size süreci anlatayım siz sorunuzun yanıtını oradan alın.

Türkiye'de bir film projesine başlanırken ilk sorulan soru şudur:
"yapımcı kim?"

bak yönetmen, senaryo yazarı, oyuncular falan değil. Yapımcı kim.

Çünkü yapımcı dediğin insan filmin sermayesini bulur. Maddi sermayeyi bulur (sponsorlar vs) ya da cebinden koyar çok inandıysa projeye.

Fikri sermayeyi bulur ve organize eder. yönetmeni, senaryo yazarını, kurgucuyu, müzisyeni, efektleri yapacak stüdyoları... Bir projede bu saydıklarımın hepsi kötü çıkabilir. Mesela yönetmen projeyi batıracak gibi olur. İyi yapımcı o yönetmeni alır yerine hemen başkasını bulur gibi.

Oyuncuları bulur. Çünkü oyuncular ilk başta ne yönetmene bakar, ne senaryoya (çok sanatsal bir proje değilse, ya da haluk bilginer gibi üst düzey isimler değilse). Oyuncu "ben paramı alabilecek miyim?" diye düşünür. Bu proje yayınlanabilecek mi diye düşünür.

En önemlisi, yapımcı projeyi satar. Sinemalara satar, kanallara satar, dijital platformlara satar. Sanatsal değeri olan bir projeyse festivallere satar.

Şimdi türkiye'de senaryo yazarlığı bu işin en ortadaki kalemlerinden biridir. Çok kolay değiştirilebilir. Herkesin senaryo hakkında bir fikri vardır. Herkes senaryoyla oynar. Kanalın yöneticisinden tut, yapımcının kız arkadaşına kadar... O yüzden senaryo yazarları genelde geri plandadır.

Ha sizin çevreniz çok geniştir, mesela çok sosyetik bir aileniz vardır. Bir sürü oyuncu kankanız vardır. Magazin gazetecilerinin çoğu arkadaşınızdır. Yani yapımcı sizinle iyi geçinmek zorundadır. Çünkü sizin yazdığınız diziyi arkadaşlarınız magazinde parlatır. O zaman iş değişir. Bu tarz senaryo yazarlarından türkiye'de birkaç tane var ama sadece.

Gelelim Cem Yılmaz gibi isimlere. Cem yılmaz zaten bu sektörde bağımsız hareket edebilen nadir isimlerden. Filmlerin çoğunun yapımcılığını da üstleniyor çünkü parasal gücü var. Ee bir gişesi olduğu için destek istediğinde de birçok prodüksiyon firması "gişesi yüksek, kazançlı proje olabilir" gözüyle bakarak anında dahil oluyor onun projelerine. Senaryoları da kendi yazıyor çoğu zaman. Yani aslında senaryo yazarına ihtiyacı yok, belki ekibinde destek için senarist olarak çalışır biriyle. Ama ona da 500bin dolar falan vermez.

Bazen şu olur, Cem Yılmaz gibi komedyenler "dramada da iyiyim" diyebilmek için başka projelere ihtiyaç duyar. Mesela iftarlık gazoz filminde oynadı. Ya da Yavuz Turgul'un filminde oynadı. ama işte o yavuz turgul:) Onu bir prestij olarak gördü ve oynadı.
0
anten
(11.01.26)
(12)

Mutfak işi yaparken izlenecek Türkçe dizi

fildirfildir
Önerir misiniz? Ezel, kurtlar vadisi, avrupa yakası, yalan dünya, leyla mecnun (ilk 55) behzat ç, yaprak dökümü, aşkı memnu dizilerini izledim. Son 5 yılda dijitalde yayımlanan dizleri de çoğunlukla izlemişimdir ama gözümden kaçmıştır belki güzel olanlar.
Önerir misiniz?

Ezel, kurtlar vadisi, avrupa yakası, yalan dünya, leyla mecnun (ilk 55) behzat ç, yaprak dökümü, aşkı memnu dizilerini izledim. Son 5 yılda dijitalde yayımlanan dizleri de çoğunlukla izlemişimdir ama gözümden kaçmıştır belki güzel olanlar.
0
fildirfildir
(10.01.26)
Bizimkiler. İlk bölümden itibaren.
+1
kibritsuyu
(10.01.26)
Muhteşem Yüzyıl 90. bölüme kadar geldim. Biraz kasvet, hanedan dramasi, alavere dalavere ararsan tavsiye ederim
0
sekizdokuzon
(10.01.26)
doktorlar
0
hold the door
(10.01.26)
baba evi
www.youtube.com

bölümleri kaliteli olarak bir kaç ay önce yüklemişler.
+1
exlibris
(10.01.26)
eğlenceli bir şeyler dersen tatlı kaçıklar
başladım ilk bölümden yağ gibi akıyor
0
deranzo1
(10.01.26)
Orta kafa aşk diye bir dizi vardı, belki gözünüzden kaçmıştır, çok beklentiye girmeden vakit geçirmelik izlenebilir.
0
(10.01.26)
Seksenler
0
gobekliraki
(10.01.26)
Ekmek teknesi
Baba evi
Süper baba
0
michael_knight
(10.01.26)
Geçtiğimiz yıllarda benzer amaçlarla Sıdıka ve bir demet tiyatroyu açtım yeniden izledim
+1
kullanicadi
(10.01.26)
kaygısızlar
0
yurtsuz john
(10.01.26)
- hanımın çiftliği
- camdaki kız
- iyilik
- dila hanım
- kırmızı oda
- kızılcık şerbeti ni izledim evde iş yaparken. hepsi gayet izletti kendini.
0
santimantal
(11.01.26)
Eski kısmetse olur iki sezon
-1
Hallegadola
(11.01.26)
(4)

Doğumda fotoğraf çekimi

sacrilegious
Doğum fotoğrafı çektirenlere sormak isterim: Şimdi dönüp baktığınız da “iyi ki yapmışız” diyor musunuz? Yoksa gereksiz mi? Hastanenin anlaşmalı fotoğrafçısıyla görüştüm. Birinci opsiyon doğum esnasında sizinle girip çekim yapıyorlar ve ücret 6bin tl. Diğeri de taburcu günü 1 saat odada çekim yapılıy
Doğum fotoğrafı çektirenlere sormak isterim: Şimdi dönüp baktığınız da “iyi ki yapmışız” diyor musunuz? Yoksa gereksiz mi?

Hastanenin anlaşmalı fotoğrafçısıyla görüştüm. Birinci opsiyon doğum esnasında sizinle girip çekim yapıyorlar ve ücret 6bin tl. Diğeri de taburcu günü 1 saat odada çekim yapılıyormuş o da aynı fiyat. Ya da her ikisi 10bin tl gibi…

Saçma mı bilemedim ya? Üstüne biraz daha ekleyip kendimiz bir fotoğraf makinesi de alabiliriz sanki ne bileyim. Bu konuda kafamın içi bomboş şu an, siz ne düşünüyorsunuz merak ettim.

Teşekkürler
-3
sacrilegious
(10.01.26)
doğum esnasında çekim mi????? şok oldum şu an böyle şeyler yapılıyor mu gerçekten? amaç ne? yapmayın gözünüzü seveyim uymayın şu yeni nesil abidik gubidik şeylere. telefonunla çekersin bebeğini çok istersen tanıdığın birinden makine rica eder çekersin fotoğraf albümüne koyarsın
ben evinin salon/yatak odasında istiklal marşı gibi çerçevelenmiş gelin damat fotoğrafını da hiç anlamayamıyorum değişik kafalar
+1
neira
(10.01.26)
Doğum esnasında çekim nereden baksanız 20 yıldır var. Çok da güzel fotoğraflar çıkabiliyor. Ama bence odada yenidoğan ve anne baba fotoğrafları daha güzel.

Fotoğrafçının örnek fotoğraflarına bakabiliyorsanız belki ona göre karar verirsiniz. Ama kendimiz de fotoğraf makinesi alabiliriz derken fotoğrafları kendimiz çekeriz diyorsanız (özellikle doğum sırasında) tecrübeli bir fotoğrafçının çekeceği fotoğrafları yakalayamazsınız, zaten doğuma yanınızda kim girecekse fotoğrafla uğraşamayacak kadar telaşlı/heyecanlı/gergin olacaktır, onu hiç düşünmeyin.
+2
kobuzchu kiz
(10.01.26)
özel fotoğrafçı tutmadık ama bir hastabakıcı sadece fotoğraf çekmek için girdi ameliyata, telefonu ona vermiştim.
Zamanın en büyük kağıt parası olan 200 TL vermiştim bahşiş olarak.

Fotoğraflara ilk birkaç hafta birkaç defa baktık. Kanlı fotoğraflara hiç bakmadık. Anne-baba duygu, yüz ifadesi gibi fotoğraflara bakmak çok daha güzeldi.

Doğumun şekli de önemli fotoğrafçı kararı verirken. Sezaryen, normal, epidural vs. Babanın doğuma girip girmeyeceği vs.

Hastane veya doktor kafanıza göre herhangi birini ameliyathaneye almayabilir, önceden öğrenin.

Eğer anne baygın olmayacaksa o telaşta babanın fotoğraf çekmesi pek olacak iş değil gibi geldi bana.
Fotoğraf makinesi ile uğraşmak yerine güzel bir telefonla daha iyi sonuç alınır gibi geliyor bana.
0
michael_knight
(10.01.26)
Son 5 senedir epidural sezaryen çok moda sağlıklı gayet normal doğum yapabilecek insanları bile epidural sezeryene yönlendiriyorlar. Doğum planlı ve anne ayık halde olduğu işin çekimler de güzel oluyor ve tercih ediliyor. İçeride telefonu alıp çekim yapan görevli oluyor zaten ister istemez bahşiş de veriyorsun 6000 elimin kiri demeyen insan için çok da elzem değil.
Taburcu olmadan önceki çekimleri çok beğeniyorum ben anne-baba-çocuk anne toparlanmış halde herkes heyecanlı ve çok mutlu. Bu da telefonla çekilebilir pek tabii ama imkan varsa profesyonel birinin çekmesi anı albümü oluşturmak bence çok güzel. Benim doğumum çok hengameli idi mesela bir Allah kulu da demedi ki kucağında çocukla seni çekelim, bir tane eski eşim ile fotoğrafımız var onda da gözlerim kan çanağı onun suratı beş karış. İçimde acayip uhtedir bir tane çocuğumla gülmüş olduğum hastane fotoğrafımız olmaması.
0
cilekli pasta
(10.01.26)
(11)

Bana bu kalemi satın

michael_knight
Lafı çok uzatmayacağım. Sizin de benim de pek vaktimiz yok. Bana bu kalemi satın.
Lafı çok uzatmayacağım. Sizin de benim de pek vaktimiz yok.
Bana bu kalemi satın.
-26
michael_knight
(09.01.26)
Eşinizin, çocuğunuzun, sevgilinizin, hoşlandığınız kişinin adını yazmak ister misiniz?
-6
arbre
(09.01.26)
Üyeliğe devam etmen için ıslak imzalı form fakslaman lazım.

Faksı da başkası satsın.
-1
kibritsuyu
(09.01.26)
-cinsel gücü artıran kalem geldi (he)

-sevdiğinize kavuşturan manifestli kalem geldi (she)
-1
yurtsuz john
(09.01.26)
birkac sene once guzel bir koltuk gordum vitrinde, luks bir mobilya magazasi idi. ustunde fiyat falan yok, seytan durttu, daldim iceri, enteresan kiyafetli yakisikli bir abi beni karsiladi.

- selam ne kadar bu koltuk, guzelmis..
- evet, oldukca populer bir model. kumasina gore fiyat degisiyor ama bu kumas olsun diyorsaniz $14,000 diyebiliriz, ozel siparis oldugu icin 6 ay beklemeniz lazim.
- hmm, peki ozelligi ne bunun enteresan kumasi disinda?
- soyle soyliyim, gecen ay bir tane bunun aynisindan robert de niro'ya sattik.
- peki tesekkurler.

sanirim robert de niro iyi bir satis stratejisi.
o yuzden diyorum ki aha bu kalemin aynisindan robert de niro'da var.
+1
cooperr
(09.01.26)
önce kaleminizi bana vermeniz lazım.
+1
galahad reloaded
(09.01.26)
alırsanız ekime almazsanız s...
0
matilda
(09.01.26)
hangi kalemi? siz kimsiniz?

acil kalem mi lazim? gunluk mu tutuyorsunuz? baskalarina zengillik gosterme pesinde misiniz? cocugunuz kalem mi istiyor? baska yerlerle de gorusuyor musunuz kalem icin? dolma kalem mi, tukenmez mi, kursun mu, boya mi?

bonus: babam boyle pasta yapmayi nerden ogrendi?
-1
taurina
(10.01.26)
o kalemi herkese satamıyoruz, şu formu asistanınız doldurup başvurursa biz size döneriz. sipariş geçildikten sonra 12 ay içinde hazır olabiliyor.
+1
robokot
(10.01.26)
Sayın robokot,
Başvuru formum elinize ulaştı mı?
Teslim süresini 6 aya çekmemiz mümkün mü? Çok acil bir şeyler yazmam gerekiyor.
0
🌸michael_knight
(10.01.26)
Sayın michael_knight, başvurunuzu aldık. Sizin gibi seçkin müşterilerimizle ilgilenmek üzere özel bireysel danışmanımız sizinle bugün iletişime geçecek ve istekleriniz doğrultusunda özel kaleminizin imalat süreci ve size ulaştırılmasından sorumlu olacak. Teslime kadar seçeceğiniz ikame kalem isterseniz size sağlanacak, iyi günler dileriz.
0
robokot
(11.01.26)
bir şey derdim ama banlarlar ;(
0
hold the door
(11.01.26)
(4)

Testte görünmemesi için saçları kesemezler mi?

michael_knight
Son günlerde test yapıyorlar ya,Böyle bir şey olacağından çekinen kişi saçlarını sıfıra vurup tüm vücut tüylerini aldırsa testten kurtulmaz mı? Bunu yapması suç değil di mi?Saçımı sarıya boyatırken yandı, aynı zamanda da epilasyona gittim gibi bir şey de söyleyebilir yalan söylemesi gerekirse.
Son günlerde test yapıyorlar ya,
Böyle bir şey olacağından çekinen kişi saçlarını sıfıra vurup tüm vücut tüylerini aldırsa testten kurtulmaz mı? Bunu yapması suç değil di mi?
Saçımı sarıya boyatırken yandı, aynı zamanda da epilasyona gittim gibi bir şey de söyleyebilir yalan söylemesi gerekirse.
0
michael_knight
(06.01.26)
nypost.com

Saçını kestirdin diye suç olmaz diye düşünüyorum ben. Ve yukarıda yapılmışı var.
0
tiredofwaiting
(06.01.26)
Tirnaktan da test yapiliyor (3 ay geriye gidebiliyormus tirnak testi). 10 tirnagini da cektirebilir mi bir insan bilemedim.
+3
sertac akin
(06.01.26)
@tiredofwaiting haber için teşekkürler, Lütfü neler yapmış öyle ya
-1
🌸michael_knight
(06.01.26)
saçın ucundan değil kökünden analiz yapılıyor diye biliyorum.
-1
duyuruuser
(07.01.26)
(16)

işe başlar başlamaz izin istemek

yenibirgüzelnick
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti. iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin istey
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti.
iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim? yani izin vermediğim olmadı şimdiye kadar kimseye. ama bu kıza izin versem ben çok zor durumda kalacağım ve oryantasyon için iş yerinden izin almıştım o boşa gidecek. ne düşünüyorsunuz? normal mi bunlar?
0
yenibirgüzelnick
(06.01.26)
"Hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim?" Kurcuğu cümle tam olarak bu mu? Eğer buysa 7 gün 24 saat çalışması üzerinden anlaşmışsınız gibi anlaşılıyor, haftalık izni yokmuş gibi. Eğer hafta sonları izinli de bir gün de hafta içi için istiyorsa ve bunu her hafta için istiyorsa bu iyi bir ley değil, önce işi bağlayıp sonra kendi istediği şekle çevirmeye çalışmak bu. Hepsi de çakal demek ki, belli bir kurumdan filan seçiyorsan o camiada bu bir alışkanlık olmuş olabilir.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
bence hiç normal değil. ilk haftadan izin istenmez. siz çok yumuşak başlı bir insansınız, saf görmüşler kullanıyorlar. hadlerini bilsinler. siz hiç istediniz mi ilk haftadan izin? ben 10 farklı şirkette çalıştım hiçbirinden ilk 2 ay izin istemedim. giderse de gitsin.

evden çalışmalı bir iş bulmanız mümkün değil mi? siz veya eşiniz için?


--------
çocuğun tam bir eziyet olduğunu ve çocuk yapmama kararımın ne kadar doğru olduğunu bu tarz olaylarla daha bir anlıyorum. doğurması dert, büyütmesi dert, parası dert, baktırması dert...
+3
art cat chocolate
(06.01.26)
@muhayyer divan, yok canım haftada 5 gün çalışıyor işte bugün ikinci günüydü ama cuma günü için gelmesem olur mu işim var dedi. ben zaten 5 günlük yıllık iznimi harcamıştım çocukla alıştırayım haftaiçi diye. boşa gitti şimdi.

@art cat chocolate, ben zaten evden çalışıyorum ama çocukla birlikte çalışmak mümkün değil. sanırım evde olduğum için nasıl olsa evde diye kimseyi çalıştığıma inandıramıyorum sürekli izin istiyorlar.
+4
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Pek bildiğim bir konu değil ama işe başlamadan önce ayarladığı ev temizleme işi olabileceği geldi aklıma. O işte bir günde güzel bir para kazanılıyor, sizden maaşı almasına da daha bir ay var, diğerleri de bu kişi de o yüzden ilk haftadan izin istemiş olabilir.
+1
michael_knight
(06.01.26)
sinirlarinizi test ediyorlar. benim de kardesim otizmli. bir suru bakiciyla calistim. cogu beni suya goturup susuz getirir. ben de yumusak basli bir insandim. izin istedikleri zaman hayir diyemiyordum haliyle.

asagida yazdigi gibi, siz melek de olsaniz bakicilarin cogu 3 kurus fazlasini veren bir yer buldular mi gitme egiliminde olacaklar. maalesef onlarin bize degil bizim onlara ihtiyacimiz var ve bunu da cok iyi biliyorlar.

valla su an calistigim bir isim ve kardesimin bana ihtiyaci olmasa bakicilik yapmayi dusunurdum. erkek halimle herkesten de guzel yaparim.

allah iyi insanlarla karsilastirsin.
+6
trixi
(06.01.26)
bu hiç normal değil, siz net bir şekilde acil bir durum olmadıkça izin veremeyeceğinizi belirtin. evden çalışsanız dahi çocukla ilgilenemeyeceğinizi ayrıca daha çocuğun alışma sürecinde sürece ket vuracağını bu sebeple kabul edemeyeceğinizi söyleyin.
+2
wendyangelamoiradarling
(06.01.26)
Hayır diyeceksiniz, siz melaike de olsanız habersiz işi bırakabiliyorlar zaten hiç utanmadan. O yüzden en başta konuştuğunuz şartların dışına çıkmayın. Çünkü bu haftaki cuma gününün iznini verirseniz gelecek günlerde de izin vermiş olacaksınız. Baştan sert durun.

Yemin ediyorum insanlar çalışanların elinde oyuncak oldu ya.
+6
antihero
(06.01.26)
Herkesin işi çıkabilir ama ilk haftadan izin veya alışkanlığa dönüşmüş izin mantıklı bir şey değil.

Ben sizin yerinizde olsam zaten kendim vakit bulamadığım için kendisine ihtiyaç duyduğumu ve daha ilk haftadan böyle bir talebi beklemediğimi söyler durumun absürtlüğüne vurgu yapardım. O hafta için izin verir, ancak sonrası için söz veremeyeceğimi belirtirdim. Kısa süre sonra tekrar izin isterse o kişiyle o iş olmaz zaten.
+2
akhenaten
(06.01.26)
@akhenaten aslında bu hafta imkansız sonra istese yine ayarlardım ama mümkün değil izin veremem. ama şimdi de çocuğu nasıl bırakıp gideyim kadın sinirlenir izin vermedik diye. of ya nefret ettim bakıcılardan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
başka iş görşmesine gidiyorlar, izin verme, ilk haftadan izin mi istenir ya insan utanır, demekki utanmasıda yok. birde denemek için yapıyorlar resmen senin iyi niyetini baştan sıkı tutun.
+2
eja
(06.01.26)
normal değil bence de. ben çalışan olarak işe girdiğim ilk haftalarda izin alacağım durumlar olursa baştan belirtiyorum. son girdiğim işyerinde doktor kontrollerim olacaktı mesela. işe başladığım hafta 2-3 defa gitmem gerekeceğini 1-2 saat geç kalacağımı belirtmiştim iş görüşmesi olumlu geçince. siz bence bir daha bakıcı görüşmesi olursa, yıllık izin ve hastalık hariç izin istenmesi durumunu kabul edemeyeceğinizi belirtip baştan önünü kapatın derim.
0
Sadece soruyorum
(06.01.26)
@Sadece soruyorum, halbuki görüşme sırasında bir önceki bakıcı ile izin konusunda sıkıntı yaşadığımızı söylemiştim. önceki bakıcı da emrivaki şekilde çocuğu uyuttum çıkıyorum işim var diyip çıkıp giderdi. böyle şeyler yaşamak istemiyoruz demiştim.
ama geldiğimiz nokta yine ilk haftadan izin istemekler filan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Ya gelenlerle bir kaşın kalkık konuşamaz mısın, mesela kız geldi sana cuma izin alabilir miyim işim var dediğinde dümdüz hiç düşünmeden ve gayet net bir tavırla ve hafif yüksek sesle sadece HAYIR diyemez misin? Hiç lafı dolaştırmadan, sesinle yüzünle konuşamaz mısın? Bunu yapman lazım artık. Hatta her bakıcıyla baştan anlaş bence, ilk 6 ay kesinlikle izin yok de. Ha, gözün tutmadığı anda yine şutla. Hatta bence gözlerini de korkut, evin çeşitli yerlerinde hepsi bilgisayarıma bağlı olan 20 gizli kamera mevcut de mesela. Biraz tepeden konuş, konuşmazsan böyle oluyor. Kızmayı bil şu insanlara. İleride çocuk okulda sıkıntı yaşasa, mecbur kalıp da öfke dili kullanman gerekse ama kullanamasan kimi nasıl caydıracaksın ki. İnsan bunları öğrenmeli, hayat pamuk helvası gibi bir şey değil maalesef.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
kimsenin günahını almak istemem ama istatiksel olarka baktığımda net olarak şunu görüyorum.

yeaa tamam buraya başladım ama daha iyi bi yerden çağırıyolar bi gidip görüşeyim, anlaşırsam bırakırım. anlaşamazsam daha iyi bir iş bulana kadar burada takılırım.

dediğim gibi gerçekten izne ihtiyaç olan bir durum da olabilir ama bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
+2
omer460
(06.01.26)
Muhtemelen birkaç hafta/ay gibi kısa bir süre çalışmayı düşünüyorlar. Daha iyi bir yer bulunca oraya sıçramak için. Girer girmez de izinleri kullanıp çalışmadan paraya çevirmiş oluyor.
+1
msb
(06.01.26)
Neden istiyormuş izni sordunuz mu? Önce nedenini sorun. Naiflikten demiyorum bunu belki çok önemli bişey vardır diye değil. Ama böyle durumlarda açıklama yapmak durumunda olduğunu baştan bilmesi, açıklaması yoksa değil izin almak, izni istemenin bile kabul edilebilir olmadığını bilmeli. Ha geçerli sebebi vardır düşünürsünüz o başka. Ama mutlaka sorun neden izin istiyorsun, o işini haftasonu neden yapmıyorsun. Sen bi izin gününde halletmeye çalış işini bakarız filan gibi.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(07.01.26)
(26)

Gülsüm ismi

eileengray
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
-4
eileengray
(06.01.26)
lütfen bahsedin
+5
pide
(06.01.26)
Ben de hiç sevmem. Güllü isimleri genelde sevmiyorum, pastoral bir hava veriyor da bu gülsüm özellikle fonetik olarak hiç sevmediğim bir isim sebebi de yok. Dizilerde filmlerde falan hep köylü ya da köyden kente göçmüş ama köy hayatını bırakamamış tipte karakterlere verilmiş de o yüzden mi öyle düşünüyorum bilemedim.
+2
nundu
(06.01.26)
ileride devlet memuru falan yapma niyeti ile bu isim seçilmiş olabilir. (ironidir)
0
ground
(06.01.26)
ben de sevmem
+2
kisa
(06.01.26)
Gülsüm adında aklı başinda biri tanimadim, hep bi sıkıntıları vardi
+7
üğpoıuy
(06.01.26)
Gül adı güzel bence.
-3
arbre
(06.01.26)
şakasız bence çok güzel isim ya.
0
patronaj1
(06.01.26)
Evet eski teyzelerde olan bir isim bence de, ancak;

İsimleri şekillendiren ve güzel kılan kişinin güzel oluşu bence.

Ayrıca kişinin geçmişinde bu ismi hafızasında güzel kılabilecek hatıralar mevcut demek ki, kim bilir.

Saygı duyar yorum belirtmezdim ben olsam.
+1
va
(06.01.26)
saçma sapan bi isim. gülsüm yerine gülsün yazacaklar güllü yazacaklar neler neler. benim ilk ismim de saçma sapan bir isim ilkokul karnemde sadece ilk harfi doğru diğer harflerin ismimle alakası yok.

ayrıca yurtdışında sıkıntı yaşar Gülsüm diyemezler telaffuz edemezler.
+2
matilda
(06.01.26)
berbat bir isim tabii ki
+6
sanal hayvan
(06.01.26)
bence isim sevimli ve sıcak ama bu çocukların büyüyeceğini, online işlemler yapacağını, mail adresi alacağını, belki yabancılarla muhatap olacağını, iş hayatına gireceğini vb. de göz önünde bulundurmak lazım sanki.

temizliğe gelen teyze-kötü isim düşüncenizi bence sadece komşunuza değil kimseye söylemeyin bu arada.
+4
Phoebe
(06.01.26)
erkek çocukları olursa kürşat koysunlar adını
+3
nahtoderfahrung
(06.01.26)
çok güzel bir isim,
lina, pina, cina, arı maya, atlas, adel gibi isimlerin yanında adeta parlıyor.

erkek çocukları olursa kürşat +1

bu arada temizliğe gelen teyze en temiz duyguların insanıdır. ne sıfatla insanları sınıflandırıyorsunuz?
0
Hallegadola
(06.01.26)
Benim tercih edeceğim bir isim değil ama kötü bir isim de değil. Senin gözünde temizlikçi teyze canlandığı için yakıştıramamışsın.

Önemli olan, komşu senin veya buranın çoğunluğunun fikrini sordu mu? Sormadıysa karışmaya gerek yok. Kendi beğenmiş, bir seçenek olarak düşünmüş.
+1
lazor
(06.01.26)
Cosmicstring +1, gülsüm ismi bana hoş gelmiyor, oldukça da eski moda ama isimleri algılayış şeklimiz kişilere göre şekilleniyor bence, ailesi bu ismi beğenip bebeklerine bu ismi vermek istiyorlarsa karışmamak en iyisi.

Zamanımda kuzenime çocuğuna koymayı düşündüğü isim için çok olumsuz şeyler söyledim, hala ara ara özür dilerim kendisinden ne haddime hamileyken üzdüm seni diye, beğenmediğim ismi verdiler çocuklarına, şu an o isim hiç de kötü gelmiyor kulağıma.

Bize demode gelen isimler, özellikle anadili Türkçe olmayan kişilere fonetik ya da anlamsal olarak hoş gelebiliyor.
+2
(06.01.26)
Ben tercih etmem ama o ismi seçene garip bakmam şahsen yeni nesil uyduruk isimlerden daha iyi
+2
basond
(06.01.26)
Sormadıysa bir şey söylemeyin.
Bu her konuda takip etmemiz gereken bir ilke bu, ama çocuğa isim koymak gibi bir kararda kesinlikle olumsuz fikir söylememek gerek.

Bu isimle benim aklıma gelen tek kişi kapıcı Cafer'in karısı Gülsüm ama Gül ile başlayan diğer isimler bana güzel geliyor.
+1
michael_knight
(06.01.26)
Hallegadola + 10000

bebeklere kedi-köpekmiş gibi verilen saçma sapan isimlere kıyasla gülsüm gayet de iyi.
0
m e b
(06.01.26)
Anlamı kötü değil, ayıp değil, kültürümüze aykırı değil. Bence gayet konabilir. Arkadaşları “gül” diye kısaltacaklar zaten…
+2
yadigar
(06.01.26)
Bazı isimler kuşaklarla büyüyor ya. Bence bu isim de büyümüş. Çocuksa daha bebek, bence de alternatif düşünülebilir.
0
akhenaten
(06.01.26)
bana da modern gelmiyor bu isim. temizlikçi teyze ismi değil ama modern de değil.
ben yabancıların telaffuzu olayına pek takılmıyorum belki a101 kasiyeri olacak ne işi var yabancılarla. ha böyle yüksek eğitimli bi aile çcouğu ise ilerde amerikada okuyacağı kesinse tamam hassas olalım da.
+1
Sadece soruyorum
(06.01.26)
gülsüm bi zeynep değil ya, böyle bir isim koyuyorsa vizyon belli bence hiç uyarmaya gerek yok gayet bilincinde, değisede bilincinde olmasın kıza merve ismi koyupta bebek buyuyunce ortamları(emine fatma güllü vs) farklı olacağı için bu sefer garip kaçar.
0
eja
(06.01.26)
Ben eski ve klasikleşmiş isimleri çok seviyorum şahsen.

Gülsüm özellikle sevdiğim bir isim değil ama kötü de değil.

Lina, Vina, Alin, Dalin vb gerzekçe yeni moda isimlerden bin kat daha iyidir.
+4
anaphylacticshock
(06.01.26)
eksisozluk.com geldi aklıma direkt. Hayranı olabilirler mi?
Kötü bir isim değil bence.
0
auroraaurora
(06.01.26)
kibar cevaplar için teşekkürler. arapça kökenli olması ve bize temizliğe gelen Gülsüm adlı kişiyi çok çakal bulduğum için bu isme büyük bir önyargım var, ben asla tercih etmezdim. bana sorulduğu için ve düşüncemin sübjektif olduğunu bildiğimden genele sormak istedim.

edit: @muhayyer divan, bana soruldu elbette ama ben bu bilgiyi paylaşmadım diye azarlamanız kabul edilebilir bir şey değil.
+5
🌸eileengray
(06.01.26)
Kuzenimin halasının ismi ve bende hiç iyi bir intibası yok, hatta direk aklıma kibir geliyor.
+1
tiredofwaiting
(06.01.26)
(13)

Kalleş Yöneticiye Ne Yapılır?

lapetitemort
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anl
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anlamış.

O günden sonra tavırları tam tersine döndü. Her zaman "sen en iyi çalışanımsın, en yüksek puanı sana vereceğim" diyen adam "senin ciddi soft skill problemlerin var" demeye başladı. En son bugün, performans değerlendirmesinde çok anlamsız şeylerden fişimi çekti. Çok temiz çekti hem de. Beni harcadığı çok net.

Daha da kalleşçe olan, benim mentörlük yaptığım, iş öğrettiğim, ben olmasam iş beceremeyecek yeni mezun adama en yüksek puanı vermiş ve bunu bana birebir toplantımızda söyledi. O çocuğa da defalarca "sen daha yenisin, senin yüksek puan alman imkansız" tarzı konuştu. Bunları biliyorum çünkü aramız iyi ve paslaşıyoruz. Ne olduysa 2-3 haftada performans puanları tepe taklak oldu anlayacağınız. Normalde gizli kalması gereken bu bilgiyi vererek de niyetini ortaya koydu. Sorun şu ki ben olmazsam bu adam bir hiç. Benim uzmanlığıma muhtaç.

Şimdi bu durumda ben ne yapmalıyım? Müdürde hatrım var, 4 sene birlikte çalıştım ama onu da doldurmuştur. Neticede bu performans işleri ortak yapılıyor.

Sizce durumu kabullenip, yoluma bakmak en iyisi mi olur?
+1
lapetitemort
(05.01.26)
E kendin kaşınmışsın.
+7
antihero
(05.01.26)
Bu anonim seyler hicbir zaman anonim olmuyor. Bizim okulda da hocalari anonim sekilde elestirebilme sistemi vardi, bildigin okulun sistemi yani, bir hocamiz kendisine yazilan bir yorumun ciktisini alip (ismiyle beraber) bana bu kim, taniyor musun diye sormustu.

Yolunuza bakin ama onun size ihtiyaci varsa bu kozunuzu da birakmayin.
+1
Sour
(05.01.26)
Anonim olayı yalan bir defa
Sen eleştirmişsin oda seni harcamış
Yoluna bak +1
+1
basond
(05.01.26)
Yapacağın bir şey yok, devam et ve olayın unutulmasını bekle. Aptal değilse unutmaz.
Empati kursana. Yönetimin göreceği şekilde o şekilde seni eleştiren bir çalışanına sen iyi mi davranırdın, performans puanını yüksek vermeye mi uğraşırdın?
Kim olduğunun anlaşılacağı şekilde böyle bir eleştiri yapmış olman gerçekten de soft skill’lerinle ilgili önemli bir sorun olduğunun kanıtı.

Müdüre de gidip konuşman faydalı olmaz, o da yöneticinin penceresinden bakacaktır olaya.
+2
michael_knight
(06.01.26)
Müdürün eski liderinse ona "danışabilirsin". Şikayet değil de, "ben arayı düzeltmek istiyorum, ne tavsiye edersiniz" minvalinde.
O da eminin zaten kendi yerine gelen astı ile ilgili tam da bu tip geri bildirimleri merak ediyor olmalı.
İllaki liderin yerinden bakacak, onu haklı bulacak diye bir şey yok. Özellikle de size güveniyor ve tespitlerinizi de haklı buluyorsa.
Sonuçta bir lafa bakılır, bir de kim diyor diye bakılır.
0
burfak
(06.01.26)
İşini yap, mesai bitince iş hakkında 1 dakika bile fazladan düşünmeyip evine dön.

Kaşınmışsın yorumuna katılmıyorum. Anonim kalması gereken şeyleri ifşa etmek gibi bir ahlaksızlık yapılıyorsa bu ifşa edilenin suçuymuş gibi davranılıp normalleştirilmemeli. Elinde ifşa edildiğine dair kanıt varsa bir üst yöneticilere ve IK'ya mobbing şikayeti yap derim ama öyle bir ortamda bu birimler de ne kadar profesyonel davranabilir, orası muamma. Muhtemelen böyle bir durumda haklıyken "adama kafayı takan çalışan" konumuna düşüp çıkarılmana yol açar bu, gerçi çıkarılman da iyi bir şey gibi bu noktadan sonra.

Eleştiri yapıyorum derken hakaret ettiysen orası ayrı tabi.
+2
nolmus yani
(06.01.26)
Kendini harcamışsın. En iyisi yeni bir iş bak. Sana huzur olmaz artık orada
0
limonlu eksi
(06.01.26)
Bir kişinin yüzüne karşı söyleyemeyeceğin şeyleri arkasından, anonim vs başlık altında bile olsa söylememek gerekir. Bunu ders olarak alıp yoluna bak. Muhtemelen o da senin kalleşlik yaptığını düşünüyor.
0
mikro patlama
(06.01.26)
çok iyi bir konuşma hazırlayıp müdürünle başbaşa konuşman gerekiyor.
tek şansın bu.
0
plastic_angel
(06.01.26)
bu saatten sonra bu adamla aranın iyi olması imkansız. bu arada onun yaptığı kalleşlik değil, senin yaptıgın kalleşlik. anonim kalacağını düşünerek adama kötülük yapmışsın. o da bunu öğrendiği için sana asla güvenmez tabi bu saatten sonra.

eğer şanslı isen eski yöneticini devreye sokarak işyerinde başka bir departmana geçersin. değilsen orada tutunma şansın çok zor.
+1
abelardo
(06.01.26)
hiçbir yerde anonim yorumların anonim kaldığını görmedim, anonimliğini bozana da hep niye anonim kalmayacakken kalacak dediniz diye yazarak yalan konuştunuz dedim. O saatten sonra kimse dönüp ilerletemedi konuyu.

Yalakalık garip bir mevzu. karşımdaki anam değil babam değil, ne demek yüzüne söyleyemeyeceğini yazma? Aksine profesyonellik budur, işi yürütürsün, kişiyle problemini de organizasyonun içinde anonim olarak gidermeye bakarsın. Bunun sağlandığı yok tabi ama olması ve denememiz gereken bu. İK da bunun için var, denetim de bunun için var, müdürler de bunun için var.

gelip de sana "şu şu problemlerin var" demesi bile kötü bir yönetici olduğunu gösterir o lider kişinin. X konuda gelişim denir, Y konuda eğitim denir.

Performans görüşmesinde size sözlü olarak belirttiği her şeyi yazıya geçirip, müdürü de maile ekleyip, bunları dediniz ama hem bunların göstergesini hem de hazırladığınız gelişim yolunu öğrenmek istiyorum diyebilirsin. Övmeye kimse bir şey demez ama yeriyorsan hem somut kanıtlar sunacak hem de gelişim yolunu hazır edeceksin.

Bir işte, sektörde veya konuda kazara 10+ sene kalmış (belki de kalmamıştır bile) tiplerin yöneticiliği öğrenmesi zor. Bu da maalesef bu işbilmez iş dünyasında çalışana yük.
+1
klassno
(06.01.26)
işini brezilya dizisi gibi yaşıyorsun. kişiliğin özdeğerin işteki başarına bağlıymış gibi anlıyorum. yok onlar bana muhtaç, yok bu beceremez, o yeni ben mentörüm vs. bu dramalı, görevi aşırı sahiplenici çalışanlar iş ortamını iyice çekilmez kılıyor. soft skill denilen şeyin büyük bölümü de bu aslında, hepiniz başkasının aldığı riskleri, edecekleri kar, hayalleri vs. için çalışan kişilersiniz bu kadar büyütmeye üzerinden kimlik oluşturmaya gerek yok. bu kadar büyütünce böyle olaylar oluyor işte, ayak kaydırmalar onu buna ispitlemeler vs. hep bu zihniyetin sonucu. çalıştığın işyeri varlığının amacı değil, o kadar önemli bir şey de değil (isminin başına ne kadar titr eklerlerse eklesinler), faydasının büyük kısmı sana da değil hissedarlara. bu bilinçle yaşar çalışırsan kafan rahat olur, kimseye bulaşmazsın, kimse de sana bulaşmaz.
+3
robokot
(06.01.26)
+1 robokot farklı bir tavır takınmaya gerek yok. Işimi yapıp çıkarım bitti. Müdürü doldurmuştur kesin diye de düşünmeyin.
0
pembediken
(06.01.26)
(4)

Bankaci arkadaslara soru

kirlipam
Selamlar,Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh
Selamlar,

Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.

Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh ister misiniz? Bana soru sorup yuzume bile bakmadi ki davranisi felan degisti yani halbuki tc girmeden once cok tatli idi muhabbet.

Neyse soru su hep merak etmisimdir. Bu tarz musteri size geldiginde onun finansal durumunu gordugunuzde davranisiniz da degisiyor mu?

Takinti oldu bende bu. Bankaci gorunce deliriyorum benzer muhabbetler olacak diye.
-2
kirlipam
(05.01.26)
Bankacının iki ana hedef müşterisi var:
-Birikimi olan insan. (Faiz, mevduat, yatırım vs. satacak)
-İhtiyacı olan insan. (Kredili ürün satacak)

Bu ikisi dışındakilerin yüzüne bakmazlar. 2. grup için kredi notu düşükse, düzenli geliri yoksa, geri ödeyemeyecekse, onların da yüzüne bakmazlar. Meslek neticede, işleri bu. Arkadaşınız değiller.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Size kmh istiyor musunuz, kredi kartı istiyor musunuz diye sormama sebebi zaten bunları veremeyecek olması değil mi ama?

Oraya gelen çalışanın kişisel olarak sizin maddi durumunuzu önemseyeceğini sanmıyorum. Yani güzel de muhabbet etseniz, tartışsanız da bir daha görüşmeyeceksiniz zaten.

Kendinizi bu kişinin yerine koyun, bir müşterinin finansal durumu iyi; kredi kartı alabilir de almayabilir de tamamen opsiyonel. Bu kişiyle konuşurken gözetmeniz gereken bir sorun yok. Gülün, eğlenin, muhabbet edin kart satabilirseniz satın, almazsa da ne yapacaksınız, kısmet. Diğer taraftan bir diğeri kredi kartı almamalı, çünkü öyle gerekiyor. Opsiyonel bir durum yok, gerekirse ortamın ciddileşmesi gerekecek. Bu iki insanla aynı ruh halinde iletişim kuramazsınız ki.
+2
akhenaten
(05.01.26)
Bankacı olmasıyla ilgisini göremedim, o kişinin bireysel odunluğu olabilir ancak. Bir ihtimal kredi notu düşük bir müşteriyi kaydetmek kendi komisyonunu kötü etkiliyordur, ona bozulmuştur. Aynı davranış diğer mesleklerde de var. Mesela önünden geçerken siz ilgilenmediğiniz halde sizi mağazaya, restorana sokmak binbir şirinlik, kibarlık, güler yüzle ısrar edip dil döken, girmeyeceğinizi anlayınca da bi anda suratı mahkeme duvarına dönen, arızalı insanlar var.
+1
mikro patlama
(05.01.26)
Bankacı değilim, bankacılar cevap verip bittiyse normal insan olarak cevap yazmak istedim.

Büyük ihtimalle sizi kaydeden arkadaş kredi kartı, bireysel emeklilik, kmh limiti gibi şeyler satmak amacıyla orada oturuyordur.
Belli de bir hedefi vardır atıyorum o ay 100 kişiye kredi kartı 20 kişiye BES satma hedefi vardır. Size satamayacağını görünce yüzü düşmüştür.

Sizin kim olduğunuzla, fakir veya zengin olduğunuzla ilgilendiğini hiç sanmıyorum. Üzerinize alınmayın.
0
michael_knight
(06.01.26)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(5)

Bağışı vergiden düşmek nasıl oluyor?

michael_knight
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım. 20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım.
20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?

Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
0
michael_knight
(05.01.26)
vergiden düşülecek tutarlar doğrudan vergiden değil, vergiye tabi matrahtan düşülür
+4
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
aslında vergiden düşmek olmuyor. işle ilgili tüm masraflar vergiden düşülür. bağış yaptığında işle ilgili olmadığı için vergiden düşülmez. sadece izin verilen yerlere yapılan bağışlar işle ilgili masraflar gibi vergiden düşülür.

vergiden düşmek de arkadaşın dediği gibi matrahtan düşmek. ayrıca matrahın %5'ine kadar bağış kabul edilir. diğer kısmı kabul edilmez.

100 milyon ciro yaptın. işle ilgili tüm masraflarını düşersin. 80 milyon da masrafın oldu diyelim. 20 milyon tl matrahın oldu. şahıs şirketiysen 20 milyon için 7.5 milyon tl vergi ödeyeceksin. 10 milyon tl kanunda yazılı yerlere bağış yaparsan 20 milyon tl'den %5 yani 1 milyon TL düşülür. Vergin 19 milyon tl üzerinden 7.1 milyon tl çıkar.

ilk başta 100 milyon tl ciro, 80 milyon tl maliyet sonrasında 7.5 milyon tl vergi. cebinden 7.5 milyon tl çıkacak.

10 milyon tl bağış yaptın. 7.1 milyon tl vergi de ödeyeceksin. ikinci durumda cebinden 17.1 milyon tl çıkacak.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
@gabe teşekkürler açıklama için.
Doğru anlamış mıyım diye sormak istiyorum;

Yani 10 milyon bağışlarsa şirket sadece 400 bin TL şirketin cebinden çıkmamış olacak.
Yani 10 milyon bağışın şirkete maliyeti 9,6 milyon halen.


E ama zenginler vergi düşük gelsin diye bağış yapıyor gibi bir laf var. O çok yanlış bir anlayış mı yoksa o başka bir şey mi?
0
🌸michael_knight
(05.01.26)
zenginler milyar kar edip 50 milyon bağış yapıyor. o da millete çok geliyor.

yoksa vergiyi azaltmak için bağış yapmak diye bir şey yok.

vergiyi azaltmanın en güzel yolu yaptığın işin teşviğinin olması. mesela elektrikli araç şarj istasyonu yapıyorsun, devlet harcamanın %75'ini sana ödüyor. mesela yurt dışında depo kiralıyorsun, devlet kiranın büyük kısmını sana ödüyor.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
Yukarıda güzel anlatılmış bağışı vergiden düşüp kar ediyorlar muhabbeti bir safsata ama şu yönüne bakmak lazım. bir çok şirket kendi kurduğu vakıflara bağış yapar bu sayede para "grup içinde" kalır, sosyal sorumluluk projeleri finanse edilirken vergi matrahı düşürülür. Para dışarı gitmez, sadece kurumun başka bir koluna aktarılmış olur. diğer bir durum da bağışı reklam olarak kullanmaktır. şirketin zaten atıyorum 100 milyon reklam bütçesi vardır, bunun 10 milyonunu doğru yerlere bağış yaparak etkili reklam yapmış olur.
+2
creepy
(05.01.26)
(14)

Flört işleri

kararsızataletfilozofu
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısındanYaş 30larda erkek, çalışan biri.En son sevgili 8yıl önce olmuşHoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısından
Yaş 30larda erkek, çalışan biri.
En son sevgili 8yıl önce olmuş
Hoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.
En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.
Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini gördü.

Date sayısı bu 8 yılda 5-6 yı geçmediği için
Ne flört konusunda tecrübe kazanabildi ne de hatalarını görebildi.

Konuşurken fazla kendimi anlatıyorum hatalarımı bile, cool olmuyorum. Böyle bir eksikliği tek farkedebildim bir arkadaştan öğrendim en basitinden.
(Eskiden hiç konuşmuyordum ayarını bulamadım bu işin)

Spora zaten başladım kafam dağılsın diye
Kitap ve diziye de sarabilirim

Yada biraz daha çabalamalısın, buluşma kulüplerine, workshoplara katıl devam et flört çabalarına mı dersiniz ?

Yada önereceğiniz kendini geliştir şu video şu kitap, şu tavsiye öneriniz var mı ?
0
kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
Ben CV'nizi okuyunca flört pratiği olmayan ama duygusal zekâsı ve farkındalığı yüksek birini gördüm. Önce acele etmeyi, kendinizi ispat ihtiyacını, kendinize yüklediğiniz o "birini bulmalıyım” baskısını biraz geri çekmenizi tavsiye ederim. Sonra da ilk birkaç buluşmada kendinizi çok dökmemeye gayret edin derim. Zira erken açılmak ister istemez karşıya yük bindirir. Bir de karşı cinsle iletişimde önceliği flört olarak belirlemediğiniz zaman daha rahat olursunuz. Bu da iletişiminize olumlu yansır ve şartlar uygunsa zaten o aşamaya kendiliğinden geçtiğinizi görürsünüz.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(05.01.26)
Bence bütün bu cv olayı bile yanlışın bir parçası aslında. Nasıl basitleştireyim bilemedim. Pek rahat görünmüyorsunuz. Rahat deyince insanlar ev halini anlıyor, bundan bahsetmiyorum. Arkadaşla, aileyle, tek başınayken, iş ortamında, yabancıların arasındayken, flört döneminde ve ilerlemiş bir ilişkide "rahat olma kriterleri" farklı. Rahat olayım derken toptan kendimi salayım anlamayın bu açıdan, ama siz biraz fazla teknik tarafta duruyorsunuz sanki.

Kendinizi düşünün, birisi karşınıza belli bir amaçla gelse, belli teknik konulara dikkat edip hedefi tutturmaya odaklı olsa siz ne hissedersiniz? İnsanlar böyle şeyleri sessizce anlar.

Evet insanın geçmiş ilişkileri ona bir şeyler öğretir, ama bu hayatın genel bir akışı. Bu hesaba katılması gereken bir kıstas değil. Kendinizi "ben deneyimsiz olduğum için teknik anlamda yetersizim" şeklinde konumlandırmanız yanlış.

Siz iyi vakit geçirdiğiniz insanlarla muhatap olacaksınız. Bu kişilerle hoşlandığınız şekilde vakit geçirmeye devam edeceksiniz. Sonra ne oluyorsa olacak. Hepten salmayın, ama bu kadar da teknik olmayın. Bence doğrusu bu.
+2
akhenaten
(05.01.26)
friendzone'a nasıl düşüyorsunuz anlamıyorum. hadi şimdi evliyim de eskiden ilk buluşma güzel geçiyorsa bi şekilde öpüşürdük, öpüşülmediyse önümüzdeki maçlara bakardık. muhabbete fazla sarıp fiziki çekimi falan arka plana mı atıyorsunuz, fazla mı dertleşiyorsunuz ne, sıkıntı orda bence.
+1
antihero
(05.01.26)
özgüveninizi neler artırır, buna odaklanmanız faydalı olur. yazdıklarınızda düşük özgüven hissettim. özellikle erkek tarafı için flört ve ilişki olayının en temel konusu budur. özgüveni karşıya hissettirmediğiniz görüşmelerinizin çoğunun sonu friendzone'a düşmektir.
0
awlmi
(05.01.26)
yukarıda çoğu kişi söylemiş aslında. onlara katılıyorum. bence yeni biriyle tanışırken "ben bununla öpüşebilir miyim" diye düşünmektense yeni bir insan tanımaya odaklanmak daha önemli. o zaman rahat olursun, rahat olursan da sohbet etmek daha akışkan olur. karşındakine sadece seninle flört ederse değerli olacakmış gibi değil o zaten değerli biri ve sen onun hakkında bir şeyler öğreniyormuşsun gibi düşün. ve onun hakkında bir şeyler öğrendikçe bakarsın birbirinizi tamamlayan yanlarınızı veya birbirinize ilginç gelen yanlarınızı bulursunuz ve o zaman da sen çabalamasan da bir şeyler kendiliğinden ilerler.

tip ve para konusuna gelirsek, bu konular bu kadar önemli olsaydı kimse evlenemezdi. çoğu insanlar 20lerinde evleniyor ve evlenirken genelde kimsenin evi arabası olmuyor, sonradan alınıyor bunlar. ayrıca evli olan kişilerin hepsi çok güzel çok seksi veya çok yakışıklı değil.

ama evli kişilerin evlenmeden önceki hallerine bakarsan genelde bakımlı olurlar. kız çok güzel olmasa da en azından bir cilt bakımı yapar, biraz makyaj yapar saçına özenir. dişini fırçalar vs. mesela sen sigara içiyor ve günde en az 2 defa dişini fırçalamıyorsan dişlerin sararmıştır ve her 10 kızdan 8'i seni eliyodur daha yolun başında. Saçın sakalın birbirine karışmış geziyosan olmaz. asgari bakımı yapman lazım.

onun dışında bir ortama girdiğinde, hemen kendi hesabını ödeyip kaçıyosan bence senin cimri olduğunu düşünebilirler. ortama göre hareket etmek lazım. mesela hiç evden çıkmıyor bir kitap okumuyor bi film seyretmiyosan bi kızla buluştğunda ne anlatacaksın. sen kendini geliştirmeye odaklan, hayatını renklendir, senin hayatına eşlik etmek isteyen biri gelirse ne güzel olur. mesela bi de keskin çizgileri olan biriysen de itici olabilirsin, örneğin bir kızla flört edeceksin, kız seni beşiktaşa çağırdı, ben beşiktaşa gelemem çok uzak sen beylikdüzüne gel diyemezsin, ya da kız sanat filmine gidelim dedi, sen de "kızım ben sanat filmi sevmem" diyip kestirp atarsan itici olursun, ama "sanat filmi bana hitap etmez ama sen istersen gelirim belki fikrimi değiştirecek bir şey olur" dersen sevimli olursun. vs vs. genel geçer şeyler bunlar bence.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
yılışık bir havan var gibi geldi bana öyle birini anlatıyorsun ki karşımda burhan altıntopu düşündüm.

erkek adam kafasını yormaz bu tip şeylere çok fazla
-7
Hallegadola
(05.01.26)
Nasip bu işler. Bu şekilde takılıp direkt evlenen de var.
-1
arbre
(05.01.26)
sürekli friendzone düşüyorsan hata sendedir. o fırsatı-imkanı karşındaki kadına veriyorsun. bu genelde fazla iyi olmaya çabalayan, aşırı yardımsever. kendi değerini göstermeye çalışan insan hatasıdır.
0
orpheus
(05.01.26)
Kadınlar, karşısındaki erkeğin kendini tamamen ortaya koymasından hoşlanmaz; gizem ortadan kalkar. Zor çözülen erkek merak uyandırır. Eğer merak uyandıracak bir yönün yoksa, arkadaş olarak kalır ve sadece dert dinlersin.
Ayrıca günlük konuşmalarda sürekli İngilizce kelimeler kullanmak, birçok kadına itici gelebilir. “Friendzone” gibi kavramlara gerek yok; Türkçemiz yeterince güçlü ve güzel.
+1
deepex
(05.01.26)
bence tuhaf birisin. soruya üçüncü kişiden bahseder gibi girip, birden kendinden bahsetmen ne kadar tuhaf oldugunu gösteriyor. ikili ilişkilerde de bu şekilde tuhaf davranıyorsun muhtemelen.
-1
abelardo
(05.01.26)
Keyfin yerinde mi kendinle başbaşayken?
Seninle arkadaş veya sevgili olsan geçireceğimiz zaman keyifli olur mu?

Keyfi yerinde insanın enerjisi çok uzaktan farkedilir. Başka birine değil kendine doğru dön bence.
Eve kapanarak demiyorum elbette, ilgini çeken workshop, kurs işlerine gitmek kendin için iyi olur.

“Bu kızı öpebilir miyim?” diye düşünerek yaklaşma diyen arkadaşa çok katılıyorum. Ayrıca olaya istatistik olarak bakarsak da öpmediğin her kız ortalama 5 başka kıza giden yolu açıyor. 3 kız öpmesen 15 kıza erişimin oluyor.

Başta söylediğimi tekrar edeyim.
Sen keyfi yerinde ve etrafına keyif veren bir insan olduğunda zaten birisi gelir seni kapar. Sen kendinle ilgilen.
0
michael_knight
(05.01.26)
Burdakileri dinleme derdin varsa terapiye git. Bir soruna bakış açısı her insanın hayat tecrübelerine göre değişir, onların birikimi sende yoksa verecekleri tavsiye hep eksik olur.
+2
nahtoderfahrung
(05.01.26)
Çok acaip bulabilirsin ama kendimi tutamıyorum, astrolojik doğum haritana bakmak isterdim, seni konuşmakta bu kadar dengesiz yapan nedir, çözüm görünüyor mu diye. Çünkü çoğu zaman bu tarz şeylerin çözümü görünür. Durumun çok zor, arkadaşlar da söylenecek her şeyi söylemişler, bende de sadece bu kalmıştı onu sundum.
-1
muhayyer divan
(05.01.26)
Cevaplar için teşekkürler.
Uykusuz bir gece yine duyuruya danışmış oldum.

1.si alkol, kumar, sigara kötü alışkanlığım yok.
Dişler her zaman fırçalı, deodorant her zaman ve her gün duş alıyorum dikkat ederim,

2.si konuşmam arada garipleşebiliyor aklımdan öyle geçtiği için özneyi bir arkadaş gibi başlayıp kendimde bitirdim psikolojik bir sebebi vardır da çok kafaya takmadığım için duyuru sonuçta böyle yazdım.

3.sü benim mottom önce arkadaş olmak her zaman fakat bir süre zaman geçince hoşlanma olursa sonra flörte yönelik adım atılmayınca friendzone a geçiliyor.

4.sü bazı konularda seçici olabiliyorum gıdaların markası, sağlıklı olup olmaması filan gibi.

5.si bonkör değilim enayi olacak kadar, cimride orta halli yerine göre, ama karşı tarafla arkadaşta olsak 3buluşmanın 2sini ben öderim.

6.sı dizi-film eksiğini hissediyorum
Yurtdışı deneyimin eksikliğini hissediyorum
Tecrübesizliğin eksikliğini hissediyorum.

Psikolog aklımdan geçiyorda o kadar bütçe ayırıp o kadar fayda göreceğimi düşünmediğim için erteliyorum.
Onun yerine parayı spora, gıdaya, arabaya, kıyafetlere, vb. Şeylere ayırmayı tercih ediyorum şimdilik
+1
🌸kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
(7)

özgür demirtaş'ın olayı ne?

biseysorcaktim
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.
artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.
eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü kadar aptalca konuşmuyordu bence.

venezuela ve bir kaç ülke için abd mandası olsunlar, ekonomik açıdan daha iyi olur tüm dünya kazanır demiş. abd'nin yaptıklarını bilerek ya da bilmeyerek onaylayan bir şey bu.
kaldı ki bunu sıradan vatandaş söylese ya da bir venezuela vatandaşı söylese hadi neyse.

bilimsel ve iktisadi açıdan haklı da olabilir bu arada, bilmiyorum. belki makul argumanları vardır.

ama durduk yere neden mandalığı savunup onu meşru göstermeye çalışıyorsun ki?

kaldı ki aptallık noktasında bu ilk vukuatı değil. 2020'deki videoları bir yana -ki belki şimdi izlesem beğenmem bilmiyorum- sonraki tavırları başka bir yana. üstelik bir kaç sene önce "sosyal medya benlik değil, bir şey diyorum yanlış anlıyorlar artık bağımı kopardım" demişken.

ne yapıyor, amacı olayı ne? gerçekten özgürce düşüncelerini mi ifade ediyor, yoksa bir şekilde linç de olsa etkileşim almanın faydası mı var. bu yazdığı ile dalga geçileceğini hatta linçleneceğini düşünmemiş miydi
0
biseysorcaktim
(04.01.26)
Bence hem dikkat çekmek istiyor hem de ben sürüden değilim, bambaşka bir düşünce yapım var şeklinde hissediyor.
Böyle başarılı, ünlü ve etkili olunca insanın etrafında saçmalamamasını söyleyen kimse kalmıyor veya dinlemiyor herhalde.
0
michael_knight
(04.01.26)
şaklaban. ilgi arıyor. hep böyleydi. bi şey bildiğini sanıyor.
+1
jelly bear
(04.01.26)
gündemden ekonomiden ziyade ilk amacı her zaman sosyal medyada daha çok popülerlik,reklam ,tıklanma almaktı.
+2
essoist
(05.01.26)
taktiği işe yarıyor ki, kendisinden çok daha yetkin prof'lar cok daha az kazanıyor aynı işlere
0
monicapp
(05.01.26)
Necmettin Batırel'in şakkadanak videosundaki mimikleriyle kitlelere yayıldı, o dönemki enflasyonist ortamda kitlelerin duymak istediğini söylediği için popüler oldu. Her bir anda popüler olan tip gibi kafayı yedi. Sırtını bir kitleye dayayıp, karşı taraftan da nefret etkileşimi toplayarak ününü koruma derdinde.

Benzeri tıp alanında Oytun Erbaş'ta da var. Pandemi öncesinde tus eğitmenliği yapan, tusta her sene dereceye girdiği için popüler olan, iyi kötü bilimsel bir kariyer kovalayan biriyken, pandemiyle popülerliğin tadına varınca kafayı kırdı ve bilimsel yayınları da predatör dergilerde yayımlatarak hem akademide hem televizyonda etik dışı ve salakça yollara kaydı
+1
nundu
(05.01.26)
Tıpta oytun erbaş neyse ekonomide kendisi o. Yavaş yavaş kafayı yediler, önünü alamadık.
Geçenlerde de yabancı hesabın yazısını Türkçe yazıp yakalandiydi. Işte bunu seven binlerce insan var, adam tam bir sosyal medya ekonomisti, nabza göre şerbet. Bugün Trumpci olur yarin putinci. Ne kaba koyarsan onun şeklini alıyor.
0
logisticsmanager
(05.01.26)
kabaca abd cevresindeki ulkeler abd'nin eyaleti olsun seklinde sacma bir aciklama yapti. ardindan oyle demek istemedim, su soyle degil, bu boyle degil falan seklinde aciklamalar yapti. bu tarz konularda hep kurban psikolojisine girip yanlis anlasildim diyor, aslinda daha da kotusu siz salaksiniz, anlamiyorsunuz demeye getiriyor.

amaci belli, gundeme gelmek. sonucta o da bir insan. fakat bu kadar egitimli, varlikli, gormus gecirmis bir insanin sosyal medyayla bu kadar kafayi siyirmis olmasi bana garip geliyor. sen koskoca prof'sun abi, en iyi unilerde okuyup calismissin, varlikli da bir insansin, gidip de her hiyarim var diyene tuzlukla kosmak nedir? bildigin 3 takipcisi olan anonim hesabi retweet edip cevap veriyor, onu rezil etmeye calisiyor, kavgaya girisiyor. takintili bir insan. elestiriye hic dayanamiyor, cik da ben bilmiyormusum, hata etmisim de konu kapansin.
+1
Sour
(05.01.26)
(22)

Duyuru kadınlarına: bir yüzüğe en çok kaç lira verirsiniz?

muhayyer divan
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
0
muhayyer divan
(04.01.26)
Hayal etmekten bıktım, önüme gelenlerin sırtlan gibi sürekli beni yemelerinden de bıktım. Ne inanç ne güven kaldı. Yaşım iyice ilerledi, bu saatten sonra kimle ne zaman uyum yakalayacağız. Herkes evli çıkıyor, bıktım usandım yani.

Yüzüğü takmak bana ne katacak bilmiyorum, ellerim öyle uzun ince parmaklı değil tam tersi, küçücük ve dolma parmaklı. Bilemedim. Kaldım öyle.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Partner hediyesi tipinde yüzük ne demek?
Ben çok iyi paralar verebilirim. 3700€ da verebilirim. Kalitesi ve ne kadar sevdiğim önemli.
+1
alice in potatoland
(04.01.26)
Yani o yüzüğü takan kadınların hayatında bir ilişki var anlamı verebilir yüzük, bir kadın arkadaşının parmağında görsen "ooo sevgili mi yaptın" veya "oo vatandaş ciddiyete mi gidiyor" dedirtir. Çok da cafcaflı bişey, aşırı gösterişli. Ya da bana öyle geliyor, bilemedim şimdi. Pırlanta sever değilim ama yüzüğün tasarımı pırlanta kullanılmış hissiyatı veriyor (3700 liraya pırlanta yüzük satmazlar tabii) ve şekli yapısı çok hoşuma gitti.
-1
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
veririm, daha fazlasını da veririm. yüzük takmayı çok seviyorum :D partner meselesi de umrumda olmaz.
+2
nolmus yani
(04.01.26)
🤭🤭🤭 ben epey bir balığım yalnız 🤭🤭
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Duyuru erkeğiyim. Açıklamana üzüldüm. Ben alayım sana. Hehe. Al ya. 3700 para değil çalışan insan için.
+1
arbre
(04.01.26)
3700 veririm çok beğendiysem de ama asıl allah bir partner nasip etsin istiyosam alyansa veya tektaşa benzeyecek dışarıya başım bağlı mesajı verecek takı takmam. Yani single yazan tişörtle de gezmem ama tek taş da takmam. Yanlış mesaj verip doğru anlaşılmayı beklemek olur.
+3
benim bir gizli bildiğim var
(04.01.26)
Yüzüğü ya da herhangi bir hediyeyi sevgilinden bekleme. Yüzüğünü de sevdiğin bir şeyi de sen kendine al. Kim ne derse, ne düşünürse düşünsün.

Yüzük takmak için sevgili lazım değil ve yüzük almak için de sevgili lazım değil. Sen kendine al.

" Yüzüğü takmak bana ne katacak ellerim ince ve uzun değil, parmaklarım da dolma" demişsin çok üzüldüm. Yüzük takmak için ince uzun parmaklı mı olmak lazım? Kendini hiçbir şeyden mahrum etme. Bir model üzerinde bir kıyafet mi gördün o kıyafetin büyük bedenini al. Bedenini çok sev ve lütfen şunu asla unutma; seni sen yapan senin bedenin değil. Yüzüğe verilecek paradan bağımsız yorum yapmak istedim
+3
rock n roll
(04.01.26)
3700 çok beğendiğiniz bir yüzük için çok da yüksek bir para değil.

Bir kadına evlilik teklif edecek olsanız kaç paralık yüzük alacaksınız?
+1
michael_knight
(04.01.26)
@rock n roll seviyorum seni. Ben de senin gibi düşündüğüm için almak istedim de, arada kaldım filan, haklısın.

@michael_knight ben erkek değilim kadınım 😁

@benim bir gizli bildiğim o yüzük tek taş veya alyans değil, minik minik kristallerle su damlası formuna gelecek şekilde işlenmiş, ortasına büyücek su damlası şeklinde tek bir kristal konmuş bişey. Reklam olmasın diye link vermedim.

@arbre çok hoşsun :)) teşekkür ederim.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Çok beğendiyseniz ve kullanacağınızı düşünüyorsanız alın.
En güzel hediye insanın kendine aldığı hediyedir.
+3
mutekebbir
(04.01.26)
Saçma sapan bir markadan Bijuteri yüzükse vermem. Ama kendim için güzel bir altın takıya çok daha yüksek rakamlar veririm neden verilmesin ki? Ha ben yüzük değil de kolye bileklik severim o ayrı. 3700 bi şey değil
+3
dfn4
(04.01.26)
geçen sene yurtdışında bir ikinci elcide 1930'lardan bir yüzük görüp beğenmiştim. 12 bin lira falandı sanırım. gezimin son günüydü ve halihazırda çok fena içeri girmiş durumdaydım. hiç ikinci el takı almamıştım daha önce ve işin ilginç tarafı yüzük anca serçe parmağıma oluyordu. buna rağmen aşırı beğendiğim için aldım. normalde aynı yüzük istanbul'da 5 bin lira olsa almazdım; ama o gün onu alasım geldi.
o günden beri hemen her gün takmak istiyorum ancak sağa sola çok çarptığım için pek kıyamıyorum. en ufak pişmanlık yaşamadım. biraz kilo verdiğim için, yüzük parmağıma rahatlıkla olur oldu. benimki de partner hediyesi görünümünde bu arada da, kime ne yani..
çok*3 beğendiyseniz bi dakka bile durmayın, yarınımızın garantisi mi var?

edit: dolma parmak kısmını yeni okudum. benim de elim iridir ama üstten baktığımızdan, olduğundan daha iri görünüyor bence. yüzüğü denemek için parmağınıza takıp, türkan şoray gibi ayna karşınıda şöyle yüzünüzü gözünüzü okşayacaksınız:D öyle yapınca yukarıdan baktığımızdan daha iyi görünüyor:)
+1
lil siztah
(04.01.26)
Bekar kadın olsam ve ilişkim olmasa, 'ilişkisi var' intibaı uyandıracak bir takı takmazdım. İlgimi çeken bir kadında ilk baktığım şeydir, parmaktaki yüzük.

@benim bir gizli bildiğim var +1
+3
Mirket
(04.01.26)
Satınca para etmeyecekse
Hayatımda biri olsun istiyorsam karşı tarafa ilişkisi var intibası bırakacaksa almam.
0
Amaranta ursula
(04.01.26)
Çook beğendiysem 20 bin veririm ya bir daha mı gelicez dünyaya
+2
ekimoloji
(04.01.26)
@rock n roll çok güzel söylemiş. Parmaklarınıza dolma deyip de o kadar beğendiğiniz yüzüğü almaktan kaçınmayın diye bir destek de ben vermeye geldim. Alın, güzel güzel kullanın <3
+1
kobuzchu kiz
(04.01.26)
o kadar begendiysem alırım 3700e
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
Fiyatından bağımsız olarak ilişkin var zannedilecek bir şey takma bence.
+1
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
çok beğendiğin bir takı için 3700 çok değil +1
ilişkin olduğunu belli edecek bir yüzük takma +1
+1
Sadece soruyorum
(05.01.26)
Sağlam kaliteli yüzüğe verilir bu para. Mutlu edecekse alın. Takılarda kaybolması durumları var ona dikkat edin. Diğer meseleler de gelip geçici canını sıkma
+1
pembediken
(05.01.26)
Bijuteri ürünü çelik gümüş vs. ise kuruş vermem, hoşlanmıyorum. Altın ise ve o ay mani olacak ödemem yoksa 3700 değil 37000 de veririm severim takıyı.
+1
cilekli pasta
(05.01.26)
(5)

Wine Bar Önerisi

sahadaki adam
Selamlar, İstanbul'da kaostan uzak bir wine bar arıyorum. Sensus ve Viktor Levi önerileri geldi ama buralar restoran gibi görünüyor. Ben daha salaş ama kaliteli bir salaşlık arıyorum, mesele ekonomik değil ama 2 kadeh şarap içmek için de rezervasyon yapıp restorana gidiyor moduna girmek istemiyorum.
Selamlar, İstanbul'da kaostan uzak bir wine bar arıyorum. Sensus ve Viktor Levi önerileri geldi ama buralar restoran gibi görünüyor. Ben daha salaş ama kaliteli bir salaşlık arıyorum, mesele ekonomik değil ama 2 kadeh şarap içmek için de rezervasyon yapıp restorana gidiyor moduna girmek istemiyorum.

İstanbul'da böyle önerebileceğiniz neresi var?

Comedus ve Solera önerileri var elimde ama buralar nasıldır, başka bir önerisi olan var mı duymak isterim.

Sevgiler
0
sahadaki adam
(04.01.26)
Pano Şarap Evi’ni arıyorsun sen Galatasaray’da.

Aslında sana viktor levi diyenler de panonun yanındaki kapanan viktor levi’nin alt katını tarif ediyorlar sana ama kapandığından haberleri yok herhalde.
0
michael_knight
(04.01.26)
Comedus +1
0
Bruce
(04.01.26)
Ne kadar salaş bilmiyorum gitmediğim için ama alternatif olsun diye yazayım;

Bordo Şarapevi. Kadıköy'de.
0
put it in your appropriate place
(04.01.26)
Merhabalar, bu konuyu işleyen iki farklı yazmıştım. Mekanlar hakkında bayağı bir şeyler karaladım. Yazılara bakıp da kafanıza uyan bir "wine bar"ı seçebilirsiniz.

Yazılara geçmeden önce tekil öneri isterseniz Nişantaşı Foxy tam istediğiniz gibi bir yer.

İlave sorunuz olursa buradan iletin lütfen.

1) saatolog.com.tr
2) saatolog.com.tr
0
loras
(05.01.26)
wayana wine bar kadıköy
0
zozjotejmnk
(05.01.26)
(6)

Ev taşıma

tulumba
Selamlar,Ekşici kardeşlerime dert yanmaya geldim. Resmen yıllar yıllar sonra ilk defa kiraya çıkıyoruz. Kira parasıyla geçinme hayalleri kuruyordum smskd ama şu anki gerçeğim ise kiraya çıkmak :D nerden çıktı bu taşınma kardeşim.Kiralar ooooo, aidatlar ise “e yaniii olmaz o kadar da” diye düşünür
Selamlar,

Ekşici kardeşlerime dert yanmaya geldim.
Resmen yıllar yıllar sonra ilk defa kiraya çıkıyoruz. Kira parasıyla geçinme hayalleri kuruyordum smskd ama şu anki gerçeğim ise kiraya çıkmak :D nerden çıktı bu taşınma kardeşim.

Kiralar ooooo, aidatlar ise “e yaniii olmaz o kadar da” diye düşünürken bu evler kaça satılıyor ki diye düşündüm. 1+1 amerikan mutfak evler minicik hallerine rağmen en ucuz 3,75. Ya hu ev nasıl alınabilen bir şey mi? Bir kısmı kredi ile halledilse asıl kısmı nasıl olacak? Ev almak için kenarda ne kadar para tutmak gerekiyor? Ayda kaaaaççç binler ödeniyor bankaya? Ay resmen ben umursamaz bir şekilde hayatım devam ediyormuşum. Bu arada merkezi bir yerde değil ev baktığımız lokasyon. Resmen büyüdüğüm yerde kiralık eve çıkarken bile elim ayağım titriyor. Filtrelerim ise en fazla 10 yıllık olsun, 2+1 olsun, mahallemde olsun. 777ler dualar ilee bulurum diiii mii skdkdk

Bi de mevcut evimizden bir oda eksik eve geçeceğimiz için evde ne var ne yok attık. Bie yandan rahatladım, bir yandan da inşş önemli bi şey atmıyoruz diye düşündüm.

Neysee kısaca, taşınmak çok zor, kiracı olmak çok zor, ev sahibi olmak aşırııı zor.
0
tulumba
(03.01.26)
öte yandan bazı şehirlerde kürt gecekondularına iskan veriliyor.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.01.26)
Hahahaha ya hiç beklediğim yerden bir dönüş oldu.

Ekşide her zaman geçirdiğimde ufkum iki katına çıkıyor. Abicim ben burada yaparsın edersin demeni bekliyordum konu ne ara kürtlere geldi. Şimdi bu cevabım sonucunda kürtçü müsün diye dönüş bekliyorum senden, amaa düşündüğümden farklı cevaplar verilen bir yer olduğu için daha farklı bir dönüş bekliyorum.
0
🌸tulumba
(04.01.26)
Tum sorular ve soru isaretlerinizde ziyadesiyle haklisiniz, zira tasinma basli basina gercekten zor bir surec.

Ama daha sonrasi icin soyluyorum, yer degistirmek gercekten guzel bir sey, insani daha canli hisettiren bir yonu var bana kalirsa.

Neyse umalim ki yeni ev sahibiniz, irkci falan olmasin mazaallah, bir gece kapiniza gelip iskan verilen gecekondular hakkinda dert yanarsa, o kotu iste.
0
bosver nicki
(04.01.26)
Öte yandan bir devlet başkanını evinden alıp götürüyorlar. Kira değil de lojman galiba.
Onun da ikametgah değişmiş oldu.

Sizin işiniz zor ama onun daha zor.
0
michael_knight
(04.01.26)
Rahatlıkla bir 30 defa falan taşınmışlığım var. Bir gün oturup sayayım hatırladığım kadarıyla kaç kere olduğunu. Öyle ki bazılarında, nasıl olsa yine taşınacağım diye tüm kolileri açmadığım olmuştur. Bir de kolileyip hazırladığın bir şeyin anlık lazım olma durumu vardır. Hele ki hangi kolide olduğunu da bilmiyorsan tam bir kabus. Her koliye muhteviyat listesi hazırlamayı tecrübelerle akıl edebilir olduk tabii.
Neyse, taşınmak güzeldir. Her taşınma eski defterin kapanmasıdır. Yeni bir başlangıçtır. Hayırlısı olsundur.
0
Mirket
(04.01.26)
Hepiiinize çook teşekkür ederim.
Ama en orijinali (ilk yorum haricinde tabii :D) @michael_knight ‘ın yorumu. Cidden beyefendiiyiii alıp götürdüler, bizden daha kötü durumdakileri düşünüp daha az üzülücem :D
0
🌸tulumba
(04.01.26)
(4)

rapor nasıl alınır

Whily
hiç kimseyi tanımadığım bir yerdeyim. grip oldum ve iştekiler de bunu biliyor.ama sürekli iş kitlenen eleman olduğum için hazır böyle güzel bir orta gelmişken gol atayım diyorum.devletten ya da aile hekiminden almam zor sanırım.özele gitsem şöyle pazarı pazartesiye bağlayan saatlerde.sa bana 5 gün r
hiç kimseyi tanımadığım bir yerdeyim. grip oldum ve iştekiler de bunu biliyor.
ama sürekli iş kitlenen eleman olduğum için hazır böyle güzel bir orta gelmişken gol atayım diyorum.
devletten ya da aile hekiminden almam zor sanırım.
özele gitsem şöyle pazarı pazartesiye bağlayan saatlerde.
sa bana 5 gün rapor lazım diye dan diye girsem mevzuya olur mu? nasıl oluyor bu işler? liseden beri rapor almadım.
0
Whily
(03.01.26)
Aile hekimi 1 gün verir. Özelde 5 vermeyebilir ama 2, 3 gün verebilir. Rapor gerekiyor deme. Bu şekilde çalışamam de.
+1
arbre
(03.01.26)
aile hekimi tanıdık değilse gribe 5 gün rapor vermez. özele git kesinlikle. onlar da vermeyebilir ama 2-3 gün verir en azından. bitince tekrar gidersin.
0
jelly bear
(03.01.26)
bir ayda üç günden fazla rapor alırsan maaşın kesiliyor öncelikle bu bilgiyi at cebe.

pazarı pazartesiye bağlayan gece özel bir hastanenin aciline gidip şikayetini anlat reçeten yazılırken bir de 3 günlük rapor iste işyerine vermek için. sgk sistemine otomatik gidecek zaten raporun, çıktısını verirler yine sana iletirsin işyerine.

geçmiş olsun
0
cilekli pasta
(04.01.26)
5 gün biraz zor.
Doktora “rapor istiyorum” deme. Doktor yalan söylemek zorunda kalmasın sen yalan söylemek zorunda kal.

Varsa bir doktor arkadaşına yoksa ChatGPT’ye sor.
Şu şekilde grip oldum, şu belirtilerim var. 3 gün rapor almak için ne belirtiler olması gerekiyor diye sor.

İshal konusunu önermişti bir doktor bana. O konuda doktor pek bir şey anlayamaz, senin anlattığını doğru kabul etmek zorundadır ve ofise gitmene de engel bir durum diye.

Sen kendi durumuna göre daha iyi bir senaryo bul. Özel hastane öneririm.
0
michael_knight
(04.01.26)
(2)

Amerika neden Sünnileri sevip Şii ve Alevileri sevmiyor

darkwizard
İran,Lübnan Suriye hükümetleri devirmeye çalışıyor ve devirdi de Esad’ı selefi Sünni cihatçı örgütler hükümetleri destekliyor nedeni nedir. Nedir bu şiilerin zulm çektiği
İran,Lübnan Suriye hükümetleri devirmeye çalışıyor ve devirdi de Esad’ı selefi Sünni cihatçı örgütler hükümetleri destekliyor nedeni nedir. Nedir bu şiilerin zulm çektiği
0
darkwizard
(02.01.26)
Güzel abim bunun sünnilikle şilikle bir ilgisi yok çıkarlarına hizmet eden müttefikleri sünni düşmanları da ortak, şiileri şii oldukları için sevmiyor değiller yani. Abd İran'nın düşmanı politik olarak, e müttefikleri de İran şii olduğu için İran'a düşman, haliyle Abd İran'a düşman devletleri çıkarları doğrultusunda kullanıyor ama Abd İran'a şii olduğu için düşman değil politik düşmanlığı var, İran'a destek olan şii devlerlere de bu desteğinden ötürü düşmanlık yapıyor, İran'a olan düşmanlığını da Sovyetler'e/Rusya'ya olan düşmanlığı gibi düşün.
+1
kizil karga
(02.01.26)
Amerikanın veya herhangi bir ülkenin bir mezhebi sevip diğerini sevmemesi gibi bir durumda olacağını hiç sanmıyorum.
Ülkenin çıkarı dışında hiçbir kıstas olmaz normalde.

Şii denince akla gelen en etkili devlet İran. Abd ve onun Ortadoğu’daki müttefiki İsrail ile çatışma halinde. O yüzden İran’ın etkisinde olan veya olabilecek yönetimlere daha karşı olması gayet anlaşılabilir duruyor.
0
michael_knight
(02.01.26)
(4)

Selimiye'ye Nasıl Giderim?

don fabrizio salina
Merhaba arkadaşlar akşam 9 gibi Kadıköy rıhtımdan ya da Üsküdar sahilden Selimiye Stadı'na nasıl gidebilirim? Dolmuş var mı? Nereden kalkıyor? Hangi taraftan gitmek daha mantıklı? Ve bu dolmuşlar her saat var mı? Metrobüse oradan ulaşabilir miyim geç saatte?
Merhaba arkadaşlar akşam 9 gibi Kadıköy rıhtımdan ya da Üsküdar sahilden Selimiye Stadı'na nasıl gidebilirim? Dolmuş var mı? Nereden kalkıyor? Hangi taraftan gitmek daha mantıklı? Ve bu dolmuşlar her saat var mı? Metrobüse oradan ulaşabilir miyim geç saatte?
0
don fabrizio salina
(29.12.25)
üsküdar'dan da kadıköy'den de dolmuşla 5 dk.

her ikisinde de rıhtımdan kalkıyor, "çiçekçi dolmuşları" derseniz gösterirler.

EK: ortalama 5-10 dk'ya bir kaklar dolmuşlar.
0
msb
(29.12.25)
Bu dolmuşlar Söğütlüçeşme metrobüs yakınlarından geçer mi hocam
0
🌸don fabrizio salina
(29.12.25)
@don Fabrizio, Söğütlüçeşme'den geçmez.

Kadıköy'de Üsküdar dolmuşuna, Üsküdar'da ise Kadıköy dolmuşuna binmen gerekiyor. Sarı dolmuş.
Bunların da iki çeşidi var, biri Çiçekçi'den geçerek gider, diğeri Bağlarbaşı'ndan geçerek gider. Sana Çiçekçi'den geçen lazım. Bağlarbaşı'ndan geçenle de gidebilirsin ama gereksiz yere yol uzamış ve ücret artmış olur.
Sarı dolmuş. Kadıköy'de sahil tarafında Yazıcıoğlu Pasajı civarından kalkıyor.

Hem Üsküdar hem de Kadıköy'den İETT otobüsü de var ama dolmuş daha rahat geliyor bana.

Kadıköy'den gideceksen "Karacaahmet (Mezarlık) adlı İETT durağı, Üsküdar'dan gideceksen Selimiye adlı İETT durağı.
0
michael_knight
(30.12.25)
çok teşekkür ederim hocam ayrıntılı anlatmışsınız. (geç döndüm kusura bakmayın)
+1
🌸don fabrizio salina
(31.12.25)
(2)

Duyuruya etkinlik başlığı gelse kötü mü olur?

topkapiaksaray
Özellikle büyük şehirlerde gezi, kutlama, konser vb etkinlikler için yapılacak duyurulara özel başlık olmalı. 21. Yüzyılın ilk çeyreği bitiyor. Sonuçta belli yaş üstü herkesin arkadaş sayısı 1-2.Mesela şöyle bir hamama gitsek dedim bugünkü bir duyuruyu görünce. E kimle gideceğiz mesela?
Özellikle büyük şehirlerde gezi, kutlama, konser vb etkinlikler için yapılacak duyurulara özel başlık olmalı. 21. Yüzyılın ilk çeyreği bitiyor. Sonuçta belli yaş üstü herkesin arkadaş sayısı 1-2.

Mesela şöyle bir hamama gitsek dedim bugünkü bir duyuruyu görünce. E kimle gideceğiz mesela?
0
topkapiaksaray
(28.12.25)
çok iyi olur.

sevgili, arkadaş, fuck buddy vs. aranıyor başlığı da olmalı. zannedersem yıllar önce vardı.
-2
yurtsuz john
(28.12.25)
Bence gerekmiyor.
Etkinlik konusunda yeterince duyuru, cevap, hareketlilik olursa o zaman talep ederiz.
Duyuru tipi olarak mı diyorsunuz etkiliği? (teknoloji, gönül işleri, medikal gibi)
0
michael_knight
(28.12.25)
(6)

yılbaşında avrupada 3 lokasyon

kojonotsuki
annemle yılbaşında avrupada bir yere gidelim diyoruz. baş başa. işte 31i sabahtan gidip 3ü dönmeli kısa bir plan.1- milan2- hamburg3- münihannem alkol kullanmıyor. ama küçük şeylerinden zevk almayı, basitinden güzel bir yerde kahve içmeyi sever. işte eldivenleri çekip uzun uzun yürüme, açıksa belki
annemle yılbaşında avrupada bir yere gidelim diyoruz. baş başa. işte 31i sabahtan gidip 3ü dönmeli kısa bir plan.

1- milan
2- hamburg
3- münih


annem alkol kullanmıyor. ama küçük şeylerinden zevk almayı, basitinden güzel bir yerde kahve içmeyi sever. işte eldivenleri çekip uzun uzun yürüme, açıksa belki müze, bir yerde oturup tatlı yeme tarzı aktiviteler.

sizce hangisi? başka yer önerisine de açığım.
0
kojonotsuki
(28.12.25)
Hamburg’u görmedim ama diğer iki şehir sizin senaryonuza gayet uygun. Fakat Münih bence daha güzel yılbaşı açısından. Daha sıkı fıkı sokaklar, daha bir ortaçağ görünümü, daha fazla yılbaşı pazarı, ayaküstü yemek, cafeler vesaire. Milano daha sakin, Münih daha canlı.
0
orient blue
(28.12.25)
bence viyana.
kahvehane/kafe kültürü unesco somut olmayan kültürel miras listesinde, sehir iki dirhem bir cekirdek, güvenli, müzeyse en alasi, üstelik 31 Aralik-1 Ocak gecesi saat tam 00:00'da katedralin orada her yerden mavi tuna valsi caliyor ve herkes birden vals yapmaya basliyor. yukarida havaifisekler patliyor. muazzam bir sey. baska hicbir avrupa sehrinde/kentinde yok öyle bir sey.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(28.12.25)
hamburg bence en uzak ihtimal, geceleri akmaya daha uygun. bu seçeneklerde anneyle en uygunu münih. en önemlisi şehir gezmek-yürümek için çok kompakt, sokaklar canlı, dükkan her seçenekte bence iyi ama münih daha tatmin eder.
0
helios
(28.12.25)
Bu seçenekler içinde Milan derim ama konuşma ben konusuyorum'un önerisi Viyana bana çok daha iyi göründü.

Hamburg'da yılbaşında çılgınlar çılgınlar çılgını bir havai fişek durumu var. Sadece belediye'nin attığı büyük havai fişekler değil Elbe'nin kenarlarında özellikle ama şehrin her tarafında herkes büyüklü küçüklü havai fişek ve onun envai çeşitlerini atıyor yılbaşı anında. O gün ve bütün gün zaman zaman olsa da yılbaşı anı tam bir çılgınlık. İnsanı korkutacak, rahatsız edecek kadar fazla ama kişiden kişiye değişecektir.
Berlin'de de galiba böyle adet, diğer Alman şehirlerindeki durumu bilmiyorum.
Aşağıdaki videonun 1. dakikası civarlarına bir bakın:
www.youtube.com

Ama yılbaşında Almanya sokakları sıkıcı olur, her yer kapalı olur ve uzun yürüyüşler için de soğuk olur.
Hamburg çok güzel bir şehir, kesinlikle gezmek için tavsiye edilebilecek bir yer ama yılbaşı için değil.

Milan'ı yılbaşında görmedim ama daha canlı bir hayat, sokakta yaşam ve açık yerler olacağını düşünerek onu seçerdim seçeneklerden.
0
michael_knight
(28.12.25)
bu seçenekler içinde milan
0
darthvader
(28.12.25)
yılbaşı için en iyi lokasyonlar germen ırklarının etkisinin olduğu yerler. milanın yılbaşında pek bir farkı olmaz. Christmas market kafası olan yerler daha güzel olur.
+1
mikahakkinen
(29.12.25)
(6)

Fiziki altin bankada nasıl saklanır?

Cherea
Bir miktar fiziki altını bankada aynı şekliyle saklamak istiyorum. Direkman fiziki altınları olduğu gibi alan bir banka var mıdır? Yoksa bankada kasa kiralanip o kasada tutulabilir mi?
Bir miktar fiziki altını bankada aynı şekliyle saklamak istiyorum. Direkman fiziki altınları olduğu gibi alan bir banka var mıdır? Yoksa bankada kasa kiralanip o kasada tutulabilir mi?
0
Cherea
(28.12.25)
Kiralık kasa ile olur ancak.

Edit: cins belirtmediğiniz için işçiliği olan altınlar da olduğunu varsayarak öyle söyledim.
+2
orient blue
(28.12.25)
Mirket
(28.12.25)
@Mirket, daha önce görmemiştim bu sistemi.

Mesela kuyumcudan 5 tane çeyrek altın getirip bu Vakıfbank hesabına yatırsam bir hafta sonra 5 tane çeyrek altınımı geri alabiliyor muyum? Hiçbir ücret de ödemiyorum, doğru mu?
0
michael_knight
(28.12.25)
Vakıfbankla hiç işim olmadı. Ben Ziraat bankasındaki şekliyle biliyorum. Ziraat bankasının bu hesabı açan şubesine gidip (her şubede olmuyordu) altınlarını veriyorsun, hesap açılıyor. İstediğin zaman bir hafta önceden çekeceğim diye haber verip gidersen altın olarak ve masrafsız alabiliyordun. Soruyu görünce internetten araştırdım, Ziraatte artık bu hesap yok, Vakıfta devam ediyor görünüyor.

Ama bildiğim kadarıyla bu İAR operasyonundan sonra KadSis sisteminde bir aksama oldu. (Yanılıyor olabilirim.) Yani bankadan direkt bilgi almakta fayda var. Yani benim bilgim de internetteki bilgiler de güncel olmayabilir veya günceldir de sistem aksıyor olabilir çünkü şikayetvar.com'da da konuyla ilgili bir şeyler gördüm.
+1
Mirket
(28.12.25)
ben bankayı aradım o sistem şuan yok denildi ama ,başından mı savdı tam anlayamadım

başka banka bilgisi olan varsa yardımcı olsun lütfen

Örnek 30 gram külçe vereceğim,6 ay sonra 30 gram külçe alacağım
0
trkg60
(06.01.26)
Bir de Kuveyt Türk ile görüşün. Onda da olmuyorsa tek seçenek kiralık kasa olur.

www.kuveytturk.com.tr
0
Mirket
(06.01.26)
(10)

Buna kırılır mıydınız?

minik patates puresi
Yaklaşık bir yıldır yakın olduğum bir arkadaşım var, hemcinsim. Oldukça uzun bir süredir de gün içinde fırsat bulduğumuz her an yazışırız. Günlük durumlar, haberler, dedikodular vs. aklınıza ne gelirse. Birkaç haftadır kendisi benim yazdıklarımı görüyor ve onlara cevap vermeyip bambaşka bir konuda y
Yaklaşık bir yıldır yakın olduğum bir arkadaşım var, hemcinsim. Oldukça uzun bir süredir de gün içinde fırsat bulduğumuz her an yazışırız. Günlük durumlar, haberler, dedikodular vs. aklınıza ne gelirse. Birkaç haftadır kendisi benim yazdıklarımı görüyor ve onlara cevap vermeyip bambaşka bir konuda yazıyor. Benim yazdığıma veya sorduğuma hiç cevap yok, hiç tepki yok. Yazdığım 10 mesajın 6-7'sinde böyle oluyor. Haliyle beni kullanıyor gibi hissetmeye başladım. Siz olsanız kırılır mıydınız yoksa ben mi hassas düşünüyorum?
0
minik patates puresi
(28.12.25)
Gayet normal bir tepki gibi geldi. Aşırı hassasiyet görmedim
0
kisa
(28.12.25)
ben de onun yazdiklarini sallamam baska konu acarim..
:D
+1
cooperr
(28.12.25)
Açıkca sor bir problem olup olmadığını
+2
tan vakti
(28.12.25)
Sen de onu sallama bi süre, hatta uzun bir süre.

Bazı insanlar dünya onların etrafında dönüyor zannediyor.
+1
tiredofwaiting
(28.12.25)
Geri zekâlı insana tahammülüm yok, bir daha bir şey yazmazdım
-4
arbre
(28.12.25)
Dostluk fedakârlıktır. Karşılıklı vefa konusunda senkronize olmak lazım.
Her daim sen taviz veriyorsan , ilgi alaka hususunda sen çok uğraşıyorsan zarardasın veya o kişi bunları hak etmiyordur.

Buraya yazdığın gibi ona da uygun şekilde yaz neden böyle yaptığıyla ilgili
- ay canım ya farketmemişim.. vb. şeyler diyorsa sanırım yalandır.
Buna da cevap vermiyorsa karşında artık bir arkadaş değil , duvarın olduğunu bil .
Duvarlarla da iletişim sağlanmaz .
+1
diyecevaplandı
(28.12.25)
Kırılırdım. Hatta şu an benzer bir şey yaşıyorum. birebir iletişimde değil ama çok yakın olduğum arkadaş grubunda benim yazdıklarım genelde sallanmıyor ama diğer arkadaşın yazdığı şeylere cevaplar tepkiler daha fazla.

motivasyonumu kaybettim grup içinde pek bir şey yazasım gelmiyor. En az 5 senelik bir arkadaşlık grubu bu arada.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(28.12.25)
"yazdığıma cevap versene lan ne diye başka konuya geçiyorsun" derdim. erkek olmak müko bir şey ya.
0
archmeister8
(28.12.25)
Kırılırdım ama çok da kırılmazdım.
Çünkü o hale gelene kadar bunu net bir şekilde sorardım karşımdakine.

Kendi kendinize kırılmayın, ona sebebini sorun, kırıldığınızı söyleyin.
+1
michael_knight
(28.12.25)
Ben de böyle bir insana dönüştüm maalesef. Yılmışlık bıkmışlık sebepli benimki kendi dünyamdayım bu aralar. Onunki de öyle olabilir kötü niyet aramayın her zaman.
+1
perfectlysplendid
(28.12.25)
(4)

İlk Defa Servise Araba Vermek

renegade
nelere dikkat etmek gerekir?arabayı verip orada başında mı bekliyoruz, yoksa bir bekleme odası mı oluyor?ödeme en son mu yapılıyor?teşekkürler
nelere dikkat etmek gerekir?
arabayı verip orada başında mı bekliyoruz, yoksa bir bekleme odası mı oluyor?
ödeme en son mu yapılıyor?

teşekkürler
0
renegade
(28.12.25)
Randevu saatinde arabanızı götürüyorsunuz. Resepsiyondaki müşteri temsilcisi arabanızı alıp, kontrollerini yapıyor. Bir şikayetiniz varsa söylüyorsunuz. Yapılacak işleri ve muhtemel tutarını söylüyor. Muhtemel bitiş saatini söyleyip, isterseniz gidin, isterseniz bekleme salonunda bekleyin diyor. Bekleseniz bile aracınıza yapılanları göremiyorsunuz. İşlem bitiminden yarım saat önce sizi arıyorlar. Gidip ödemeyi yapıp aracınızı alıyorsunuz.
0
Mirket
(28.12.25)
randevu alıp gidiyorsunuz. aracınızın işine göre size şu saatte gelin diyorlar ya da bekliyorsunuz. gitmeden önce ikame araç verip veremediklerini sorun. araçsız kalmazsınız. iş bitince proforma çıkarıp ödemeniz gereken miktarı size söylerler.
0
false pretension
(28.12.25)
Servisle tam olarak ilgili değil ama kendim taksi bulamıyorum arabayı servise verince, onlardan rica edince onlar bir duraktan bir şekilde çağırıyor. Öyle bir ihtiyacınız olursa aklınızda olsun.
0
michael_knight
(28.12.25)
markaya bağlı olarak,

ev yakınız sizi eve yoksa en yakın metro durağına vs bırakabiliyorlar. hatta oradan daalabiliyorlar. bunları da sorun. beklemek mantıksız çünkü çok uzun sürüyor genelde.
0
jelly bear
(28.12.25)
(2)

Kredi çekerken neye dikkat etmem gerekir?

dedeminhirkasi
4-5 bankaya gidip faiz oranlarını soracagim.Faiz oranindan ziyade mesela -yıllık efektif faiz be kadar-kesintilerle beraber ele geçen net miktar ne kadar Vs vs
4-5 bankaya gidip faiz oranlarını soracagim.
Faiz oranindan ziyade mesela
-yıllık efektif faiz be kadar
-kesintilerle beraber ele geçen net miktar ne kadar
Vs vs
+1
dedeminhirkasi
(27.12.25)
hangikredi gibi sitelerden ve bankaların kendi sitesinden bakmak daha önemli. Gittiğinizde her bankacı her kampanyayı söylemez.
Mutlaka şubeye gidecekseniz öncesinde o bankadaki kredi kampanyalarına baktığınıza emin olun.
İlk taksit ödemenizin ne zaman olacağı önemli, o ayrıntıyı kaçırmayın.

Akla gelmeyen, çok da dikkat edilecek bir şey yok.

Kredi çektikten sonra hayat sigortasını iptal edecekseniz 15 gün süreniz var sanırım, öyle bir niyetiniz varsa süreyi kaçırmayın.
0
michael_knight
(27.12.25)
michael_knight'in dediği gibi faiz oranları sormak yerine internetten bir fizibilite yapıp gitmek daha mantıklı. bir de eğer halihazırda aktif çalıştığınız banka varsa şubeye gidip müşteri temsilcisiyle konuşup özel oran verirler mi diye sormak da güzel bir adım.

ödeme takvimine, toplam ödeme miktarına vs baksanız yeterli. orada ihtiyacınız olan her ayrıntı mevcut.
0
kojonotsuki
(28.12.25)
(3)

artan ram fiyatları / yeni bilgisayar alınır mı

steve rogers
selam macbook air m1 kullanıyorum. ram üretiminde değişim olduğu için önümüzdeki dönemde dünyada fiyat artışı yaşanacak diyenler görüyorum. m1'imden memnunum ama m4 geçsem mi diye düşünüyorum fiyatlar tavan yapmadan? ne dersiniz
selam macbook air m1 kullanıyorum. ram üretiminde değişim olduğu için önümüzdeki dönemde dünyada fiyat artışı yaşanacak diyenler görüyorum. m1'imden memnunum ama m4 geçsem mi diye düşünüyorum fiyatlar tavan yapmadan? ne dersiniz
0
steve rogers
(26.12.25)
ram uretimindeki degisim nedir? merak ettim.

benim bildigim llm, ai computing icin cok fazla memory'e ihtiyac duyuluyor ve bu nedenle fundingin de su gibi akmasi sebebiyle arzin buyuk kismi bu computing merkezlerine sunuluyor. dolayisiyla ram fiyatlari artiyor. su anda artti zaten, ileride daha da artabilir.
0
antikadimag
(26.12.25)
ai computing mevzusunu söylemek istemiştim @antikadimag
0
🌸steve rogers
(26.12.25)
Bence bilgisayarını satışa koy, satılırsa M4 al, satılmazsa böyle devam et.
0
michael_knight
(26.12.25)
(18)

Şu an hayatımda olmazsa olmaz

darthvader
Dediğiniz şeyler neler ? mesela x şey hayatımda olmasa hayatım devam etmeyecek dereceye gelir o denli önemli dediğiniz şeyler neler ?
Dediğiniz şeyler neler ? mesela x şey hayatımda olmasa hayatım devam etmeyecek dereceye gelir o denli önemli dediğiniz şeyler neler ?
0
darthvader
(26.12.25)
kocam
-1
Sadece soruyorum
(26.12.25)
Vallahi de sevgilim. Kara sevda gibi bizdeki.
-1
gobekliraki
(26.12.25)
Kahve makinem.
0
mutekebbir
(26.12.25)
epey düşündüm de hiçbi şey.
+4
antihero
(26.12.25)
Bir insan uzaklaştırma kararı aldığı sevgilisi olmadan nasıl yaşayamam der?

Soruya cevap: ailem
+1
Kahvedesu
(26.12.25)
internet, bilgisayar, para.
0
hold the door
(26.12.25)
İşim. Her şey sende anlamsızlaşıyor ey mayış diyor ya şair, iş olmazsa hayatın bir anlamı kalmıyor.
-1
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
türkiyede yaşamamak
0
plastic_angel
(26.12.25)
Haftada bir iki dışarı çıkmak. Aman aman sosyal bir hayatım yok ama en azından haftada bir iki kez dışarıda çay, kahve veya içki içeyim ya.

evden işe, işten eve bir hayat istemem.
0
put it in your appropriate place
(26.12.25)
AirPods Pro
-1
michael_knight
(26.12.25)
arac ve laptop.
arac olmadan ise gidemiyorum.
laptop olmadan isimi yapamiyorum.
0
cooperr
(26.12.25)
Başta çocuğum yazmak istedim ama elim gitmedi. Büyük konuşmak istemiyorum. Evladını kaybeden birkaç aile gördüm. Biri teyzemdi. Hepsi hayatlarına devam etti ama hiçbir zaman tam olamadılar. O sebeple büyük konuşmayı reddediyorum. Düşmanıma bile dilemeyeceğim bir şey.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.12.25)
merak etmek.

açık ara, arkada bırakmış olacağım en kötü yılı geçirmekteyim. geleceğe dair, yeni bir şeyler öğrenmeye dair içimdeki o keşif duygusu kalmamış olsa devam edebileceğimi sanmıyorum.
0
lüzumsuz adam
(27.12.25)
Elektrikli ısıtıcı battaniyem. Bozulduğu an hemen yenisini alırım, gelene kadar geceleri doğru düzgün uyuyamam kışları.
0
inawen
(27.12.25)
Şuan şu noktada mayış.
İşten ayrılmam söz konusu. Maaş gelmezse epey zorluk çekicem.
0
biseysorcaktim
(27.12.25)
Büyük konuşmak istemiyorum ama hiçbir şey. İnsanın adaptasyon ve hayatta kalabilme güdüleri /güçleri bence çok gelişmiş durumda. X'siz yaşayamam demek bana göre abartılı geliyor insan mecbur kalınca sanki bal gibi de yaşayabiliyor. Ama yine de büyük konuşmak istemiyorum mode on.
+4
Amaranta ursula
(27.12.25)
kocam
para
internet
-2
Hallegadola
(29.12.25)
Düzenli ve kaliteli uyku. Yaklaşık 1 ay süren insomnia cehenneminden kurtulmak muhteşem bir duygu. Sabah zar zor uyanıp alarma küfretmek özlenir mi? Özleniyormuş.
0
auroraaurora
(29.12.25)
(22)

en sinir olduğunuz "duyurucu tipi" ne

gobekliraki
lütfen çok lütfen kimse üzerine alınmasın ama benim en sinir olduğum tipler "32237952097502 milyonum var nereye yatırım yapayım" ve "haftaya milano'dayım tavsiyeleriniz nedir" tarzı duyurucular.sizin ne?
lütfen çok lütfen kimse üzerine alınmasın ama benim en sinir olduğum tipler "32237952097502 milyonum var nereye yatırım yapayım" ve "haftaya milano'dayım tavsiyeleriniz nedir" tarzı duyurucular.

sizin ne?
-15
gobekliraki
(25.12.25)
ben hiç sormadım ama yatırım soru ve cevaplarını büyük bir ciddiyetle okuyorum. kişinin niyetini bilemeyiz beni cevaplar ilgilendiriyor. diğer konu da çok çok önemli. zira kısıtlı imkanlarla bir gezi yapıyorsunuz ve en iyi şekilde değerlendirmek istiyorsunuz.
+7
ground
(25.12.25)
sinir olmak değil de cringe gelenler var.

devamlı ilişki duyurusu açıp ondan sonra başkasına aşk tavsiyesi verenler mesela.
+5
yurtsuz john
(25.12.25)
Troll olduğunu düşündüğüm birkaç kişi var. İkisini engelledim, Allah affetsin. Onlar dışında cinsiyetçi ve hayvan düşmanı cevaplara kızıyorum.
+10
auroraaurora
(25.12.25)
sinir olmak değil, banane de anket tayfaya bayılmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(25.12.25)
sevgilimin eski sevgilisinin onun da kankisinin sol ayağının ikinci parmağı ....türünden hikayeler

Bir maaşı ile kredi kartına sarılıp avm , online alış veriş derken keyfi harcamalarından dolayı zora girip yakın çevresindekilerin uyarmalarına bakmadan meseleye buradan çözüm arayanlar ..

Ayrıca bir ürün veya hizmetle ilgili sorun yaşanılıp duyuru açıldığında, kullanılan cümlelere bakıyorum da gerçekte ürününün reklamını yapıldığı şüphesine de kapılabiliyorum.
+2
diyecevaplandı
(25.12.25)
akla gelebilecek en sığ fikri sanki ilk kendisi düşünmüşgibi biz aptal cahillere aktaranlar.
-7
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
sb yazanlar
-3
michael_knight
(25.12.25)
burayı güzin abla gibi kullananlara sinir oluyorum. abi buraya bilgi almaya geliyoruz, bakıcılık yapmaya gelmedik.
-4
mikahakkinen
(25.12.25)
arbre kardesimin actıgı tüm baslıklar.
+13
koela
(25.12.25)
Taraflardan biri ya da ikisi evliyken üçüncü bir kişiyle ilişki yaşamak için buradan fikir almaya çalışanlar.

Yasadışı ya da başkaları için tehlike arz eden durumlar hakkında fikir almaya çalışanlar.
Ne zamandan itibaren alkollü araç kullanırsa ehliyeti kaybetmeyeceğini soran bile oldu.

Bekar olup evlilik gurusu kesilenler.

Çocuksuz olup ya da hiç gebelik yaşamayıp çocuk psikiyatristi, çocuk gelişim uzmanı, çocuk beslenme uzmanı, emzirme uzmanı, do©ğum uzmanı, ... gibi rollere bürünenler. "Kesinlikle sezaryen istemezdim" diye salak salak yazanlar.

Birden fazla hesaptan çoklu kişilik bozukluğu yaşayanlar.

Yoksa anketleri severim. Güzin abla soruları çok ilgimi çekmez ama okurum. Sağlıkla, bilhassa alanımla (pediatri) ilgili her şeyde elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Sonuçta burası gayriresmi, gayriciddi bir site. Meclis zabıtı muamelesi yapmaya gerek yok.
+3
alice in potatoland
(25.12.25)
Her konuda bilgisi olanlar. Biri var mesela cevaplarına bakınca hem doktor, hem avukat, hem tercüman, hem yazılımcı, hem modacı, hem müzisyen, hem psikolog gibi. her konuda tek bilgi sahibi oymuş gibi cevaplar veriyor. Her cevabı çok ukala, insanı azarlar gibi yanıt veriyor. En sinir olduğum tip bu hatta onun cevaplarıyla karşılaşmamak için arada bir ara veriyorum:) sanırım tamamen yine bırakacağım.
-2
suicides underground
(25.12.25)
Her fırsatta kendi maddi imkanlarını ve hayat standartlarını öven tipler, adamın milyorları var her dakika burada kendini övüyor, yersen.
+5
mirty
(25.12.25)
Kimseye zerre kadar faydası olmayacak başlık açmanın alemi ne? Sonra da kara kara 'Ben niye eksileniyorum?' diye düşün.

Herkese açık bir platform. Kimse kimseyi sevmek, beğenmek zorunda değil. Birbirine gıcık olanlar da olabilir. Ama eninde sonunda kişilere laf sokma çiğliğine evrileceği aleni olan bir altyapıyı niye oluşturursun da sorarsın bu soruyu?
+1
Mirket
(25.12.25)
En çok ben para kazanıyorum, en çok ben sevişiyorum, en çok ben kitap okuyorum, en çok ben geziyorum, en çok ben kişisel bakımıma önem veriyorum... insanları. Nickler değişiyor. Kibirli insanlardan nefret ediyorum.
+5
sekizdokuzon
(25.12.25)
Artık sinir olduğum bir duyurucu tipi yok çünkü sevmediğim kişileri engelliyorum ve herkes de sevmediği kişileri engelliyor. Bu engelleme sistemi çok iyi oldu.
+3
rock n roll
(25.12.25)
@mirket niyetimin o olmadığını belirttim zaten.
0
🌸gobekliraki
(25.12.25)
Toplu şekilde eksileyenler.
-3
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
burada gruplaşıp birbirini kollayan (?) ve popüler olmaya kasanlar. sanki lisedeler hala. bir de devamlı kendi ifşasını yapanlar.
+3
deartheodosia
(26.12.25)
Ne kadar saçma olursa olsun, gerçekten çözüm, çare, fikir, eleştiri arayan sorular soran herkesin burada yeri var bence. Bu tarz sebeplerle siteyi kullanan kimseye “niye sormuş, ne işi var burada?” gözüyle bakmıyorum. Yine cevap verirken sorulan şeye çözüm sunmak, olmadı farklı bakış açısı getirmek, yönlendirmek gibi amacı olan tüm cevaplar da baş göz üstüne.

Bununla birlikte, zamanla, kuruluş amacına uymasa da, sitenin kendi alt kültürünün sonucu olan bazı şeyler oldu. Zamanının zirve ve toplaşmaları, yardım kampanyaları, ifşalar, yılbaşı hediyeleşmeleri gibi… Bunların hepsine de okeyim.

Üslubu bozuk duyurucular çok rahatsız ediyor beni. Densizlik hayatın her alanında olduğu gibi Duyuru’da da rahatsız ediyor. Bir de ister saçma sapan, ister gayet mantıklı görünsün, samimi bir ihtiyaçtan ötürü olmadığı on kilometre öteden anlaşılan; gerek trolleme, gerek şov yapma, gerek didişme, gerek tartışma başlatma, gerek ego tatmini gibi amaçlarla açıldığı bariz duyurular rahatsız ediyor.

Engelleme fasilitesi geldikten sonra sitenin kalitesi bariz ölçüde arttı benim için.
+1
dilemma of subscribtionability
(26.12.25)
Ben en çok soruya cevap vermeyip birde üstüne duyar kasanlara gıcık oluyorum.
Örneğin biri hırsızlık nasıl yapılır diye bir duyuru açmış olsun. Altına "hırsızlık kötüdür, ne biçim adamsın, işte bu yüzden bok gibi bir memleketiz" filan gibi yazanlara uyuz oluyorum.
Soruya cevabın varsa ver yoksa ahlak bekçisi olma.
+3
etna
(26.12.25)
en sevmedigim hede hödö diye buraya gelip aglamanin bir anlami yok cünkü sallacompumaster aleyhi ve sellem duyuruya engelleme getirdi. rahatsiz oldugunuz kisiyi engellemiyor ama hala yazdiklarini takip edip kendi kendinize triplere giriyorsaniz o kisiyi takinti yapmissinizdir. allah sifanizi versin.

rock n roll +1
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.12.25)
ben uzun uzun yazanlara sinir oluyorum.
onun dışında soru konular ile ilgili bir derdim yok. herkes birbirinden farklı hayat yaşıyor, herkesin önceliği, karakteri, hayat görüşü, yaşadığı hayat farklı ve soruları farklı olabilir.
0
abelardo
(27.12.25)
(3)

artan yaşam pahalılığı nasıl gerçekleşti?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
dolar bazında tarihin en yüksek asgari ücreti alınıyor. eskiden 400 dolara öyle ya da böyle hayatta kalan türk işçisi (ki hiçbiri asgari ücret almaz) nasıl oldu da 600 dolara kira bile ödeyemez hale geldi? olanlar dolardaki enflasyondan mı kaynaklı yoksa başka şeyler mi var?
dolar bazında tarihin en yüksek asgari ücreti alınıyor. eskiden 400 dolara öyle ya da böyle hayatta kalan türk işçisi (ki hiçbiri asgari ücret almaz) nasıl oldu da 600 dolara kira bile ödeyemez hale geldi? olanlar dolardaki enflasyondan mı kaynaklı yoksa başka şeyler mi var?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.12.25)
Atladığın nokta dolar da enflasyona uğruyor.

Arkadaş çok güzel anlatmış, oraya 2002 2025 yaz mesela;

2002'nin 100 doları şimdinin 180 doları :))
+1
makbur
(24.12.25)
Dolar enflasyonu zaten var.
Konut fiyatları özellikle de şehir merkezlerinde tüm dünyada da Türkiye'de de arttı.
Gıda enflasyonu Türkiye'den dünyanın pek çok yerinden daha yüksek. Tarım ve hayvancılık konusunda çok yanlış giden bir şeyler var.
Eskiden olmayan ve şimdi olan masraflarımız var. Cep telefonu, ev interneti, bilgisayar taksidi, Starbucks kahvesi, yemek siparişi.
Sigara ve alkol gibi ürünlerin vergilerinde de ciddi artış oldu eskiye göre.
Ailelerin eskiden daha kalabalık olması da geçimi kolaylaştırıyor olsa gerek.

Ama en önemlisi şu; eskiden çalışan insanların çoğu asgari ücretten çok daha fazla alırdı. En vasıfsız işçi bile bir süre çalıştıktan sonra asgari ücretten fazla kazanmaya başlardı. Hiçbir iş bilmeyenin ilk işe girme maaşıydı o.
0
michael_knight
(25.12.25)
dolar bazinda asgari ucretin yuksek kalmasinin sebebi dolarin baskilanmasi, ucretin alim gucu degil.
+2
cooperr
(25.12.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.