Giriş
(10)

Neden eksileniyor sorularım?

michael_knight
Sorduğum naif, kimseyi sinirlendirmeyecek sorularıma bile eksiler geliyor. Sebebi ne olabilir?
Sorduğum naif, kimseyi sinirlendirmeyecek sorularıma bile eksiler geliyor.
Sebebi ne olabilir?
-30
michael_knight
(13.04.26)
burada yazanlarin cogu insan degil. baska tur bir yaratik. en az 30 insanimsiyi blokladim
-11
a7dk1ohci7
(13.04.26)
Mesela birkaç duyuru aşağıda mertumursamaz YouTube’da altyazıların görünmediğini ve çözümü bilen olup olmadığını kibar bir dille, güzel açıklayarak sormuş. Ona da eksi vermiş birisi.
Neden olabilir?
-9
🌸michael_knight
(13.04.26)
Bu hariç son 5 duyuruna baktım, 1 tanesi eksi almış sadece. Sorun ne anlamadım?
+7
gobekliraki
(13.04.26)
Compu anlamıyor bu işlerden. Bir kere güzelce mesaj attım. Bu özellik kötüye kullanılıyor dedim. Cevap yazmadı. Yapay zekâ diye bir şey keşfetmiş, getirdiği her özelliğin iyi olacağını düşünüyor. Sahibi olduğu sitenin dinamiklerini bilmiyor

Bu sitenin dinamiği şu. Biri seni sevmiyorsa, bir şeyini kıskanıyorsa içeriğe bakmadan eksiliyor. Biri senin aleyhinde bir şey yazıyorsa seni sevmeyenler onu artılıyor. Kabile davranışları tamamen.
-20
arbre
(13.04.26)
Arbre +1000.
Bu site baya kötü aslinda. Yöneticileri ayri kullanicilar ayri.

Dogru düzgün 15-20 kisi var max. Ama türk reddit sublarina göre hala iyi.
-14
Purple life
(13.04.26)
@Compumaster
dil modeline göre çalışan yapay zekayı , farklı isimler adı altında ama aynı dil modeliyle hareket edenleri ve eksileme manyaklığını kullanıcı temelinde tespit etmek için kullanabilir.
Daha önce de belirttim. Duyuru olanaklarını suistimal eden ceza almalı
Sürekli eksileme hastalığı duyuru veya cevaplar arasında bilgizlikten cevabı olmayan zihnen kör olanların aldığı minicik semptomatik geçici tedavi
aracı sadece.

Ben pek kullanmam takılmam bu
oklara ama sevmesem bile adaletli değerlendirmeyi olabildiğince göz
önüne alırım.
0
diyecevaplandı
(13.04.26)
açtığın duyurulara baktım genellikle bir ihtiyaçtan çok laf olsun diye açılmış gibi. sebep bu olabilir.
+11
orpheus
(13.04.26)
@gobekliraki belki son 5 soru iyi bir örnek değildir ama olmayan bir şeyden bahsetmiyorum.
Bu siteyi sevdiğim için buranın günden güne daha az kullanılıyor olmasına üzülüyordum zaten, eksi puanları görünce daha da üzüldüm.
Zaten az hareket vardı, o az hareketin de bir kısmı ya kötü niyetli ya da benden nedret eden birileriymiş şeklinde hissetmeye başladım.
O yüzden sorguluyorum.

Ama yakında herhalde sorgulamayı da kullanmayı da bırakacağım. Belki benim gibi hisseden, düşünen birileri varsa dikkat çektiğim bu konu engellenir diye düşündüm.

Ek: son 5 duyuruma baktım, biri nötr, diğer hepsi eksi not almış. Ama daha kötü 5’ler de var. Yüksek ses kulak zarını patlatır mı diye sormuşum, bunda eksilenecek bir şey yok ki.
0
🌸michael_knight
(13.04.26)
Eksilenmeye takilanlarin neden takildigini anlayamadim. Bu sitede algoritmik bir feed yok ki “sistematik eksileniyorum bunun sonucunda duyurum/cevabim goruntulenmiyor, siteyi kullanamiyorum” diye bir senaryo yok, tamamen kozmetik bir feature.
+5
ghilleinthemist
(13.04.26)
Hocam siz çok naifsiniz sanırım. Ya bu zırtoları kaale almayın. Niye eksiliyorlar diyene özellikle eksi basar bu mel’unlar.

Burada bir askeri doktor vardı eskilerden. Abuk subuk caka satmaya çalışırdı. Buranın yapısı gereği başka uğraşı olmayan tipler takılıyor. Çoğu obsesif bozukluğa sahip. Ben çok denk gelmişimdir psikologik ilaç muhabbeti yapan.

Not: 2009 dan beri soru sormak için uğradığım yerdir. Buradaki çoğu kişiden eskiyimdir.
-4
Unde bach canim
(14.04.26)
(5)

Deliren neden Napolyon?

michael_knight
Filmlerde deliren kişilerin çoğu kendini Napolyon zannediyor. Bu esprili bir klişe mi yoksa Napolyon zannetmek gerçekten yaygın mı batıda? Neden Napolyon?Türkiye’de kim oluyor delirenlerin çoğu?
Filmlerde deliren kişilerin çoğu kendini Napolyon zannediyor.
Bu esprili bir klişe mi yoksa Napolyon zannetmek gerçekten yaygın mı batıda? Neden Napolyon?
Türkiye’de kim oluyor delirenlerin çoğu?
-2
michael_knight
(12.04.26)
Sizofreni hastalarinda oluyor bu. Kendilerini mesih saniyorlar, Allahla konustuklarini saniyorlar... Kuzey Amerika'da da aynisi. Melekler falan... Hep dinle alakali bir seyler oluyor. Neden boyle bilmiyorum... Ilaclarini almayinca kendini super kahraman sananlar da duydum.

Bu sizofreni olayi 20'lerin basinda basliyor. Universitenin ilk yilinda bir arkadasimin oglunun ilk mental breakdownuna sahit oldum. Hatta gidip cocugu beraber aldik. Eve getirdik. Cok korkunctu...

Cok uzucu bir durum. 20 yasina kadar normal olan genc birden bu hale geldi. Esrar kullanimindan kaynakli oldugunu dusunduk ama kanitlayamayiz tabi. Genetik yatkinlikla alakali bir durum... Burda esrar yasal. keske yasal olmasaydi.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(12.04.26)
bilmiyorum ama bunlari buldum:

www.reddit.com

tvtropes.org
+1
herzan
(12.04.26)
Şöyle bir makelede buldum;

www.cambridge.org

(bkz: napoleon delusion)

Bizdeki versiyonu paşa, komutan, sadrazam, padişah, peygamber vb.güç ile ilişkilendirilmiş karakterler.
+1
Jazz
(12.04.26)
napolyon ile ilgili çok hikaye var, hepsinde de napolyon herkesi yener.

adam bi kere delircek zaten kılıçdar mı olsun ?

:)
0
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
allah müstehakını versin, işyerinde herkesin içinde çayı püskürttüm :D
0
antihero
(13.04.26)
(4)

Kulak zarımız sesle patlar mı?

michael_knight
Çok yüksek bir sesle kulak zarımızın bir anda patlaması mümkün mü?Yoksa böyle bir etki için duvarları yıkacak, zaten vücut bütünlüğümüzü riske atacak kadar büyük bir ses, patlama mı gerekiyor?
Çok yüksek bir sesle kulak zarımızın bir anda patlaması mümkün mü?
Yoksa böyle bir etki için duvarları yıkacak, zaten vücut bütünlüğümüzü riske atacak kadar büyük bir ses, patlama mı gerekiyor?
-1
michael_knight
(09.04.26)
kontrolsüz, yüksek bas dinlemek bile patlatır.
0
klassno
(09.04.26)
Zarı patlatan şey aslında ses seviyesinin yüksekliği değil tek başına. Asıl olay ani ve yüksek olması. Yani zarı patlatan şey hava moleküllerinin çok hızlı ve şiddetli hareketi, fiziken zara çarpıp yırtıyorlar gibi düşünün. Dolayısıyla son kullanıcıya yönelik ticari olarak satılan cihazlarla zar patlamaz ama uzun süreli yüksek sese maruz kalırsanız işitmeyle ilgili hücreler zarar görebilir, o ayrı konu. Vücut bütünlüğünü bozmadan da patlatır yani ama gerçekten “yüksek ve ani” olması gerekiyor. Örneğin 20 metre yakınınızda el bombası patlar, şok dalgası sizi fırlatır atar, vücut bütünlüğü korunur ama kulak zarı patlar gibi.
+2
orient blue
(09.04.26)
kulaklıksız, sniper atışına yakalanmıştım, sol kulağım daha az duyuyor
0
mantık
(09.04.26)
140 db ağrı eşiği
0
renegade
(11.04.26)
(14)

Tuvalet kağıdı nasıl seçiyorsunuz?

michael_knight
Hangi marka model tuvalet kağıdı tercih ediyorsunuz?Neden?Kâğıt havluda da durum aynı mı sizin için?
Hangi marka model tuvalet kağıdı tercih ediyorsunuz?
Neden?
Kâğıt havluda da durum aynı mı sizin için?
-1
michael_knight
(04.04.26)
Bambu yazıyorsa ve indirimdeyse alırım. Başka kriterim yok
0
artıküyeolmakistiyorum
(04.04.26)
Solo, Familia, Selpak vb. hepsinin ucuz (daha az yapraklı-katlı, daha ince, daha küçük vs.) ürünleri var. Kullanıcı özellikle kampanya dönemlerinde oldukça ucuz görünen bu ürünleri sırf markası büyük diye alıyor, daha sonra kalitesizliğiyle yüzleşiyor. Bunu yapmayan tek ürün Papia gördüğüm kadarıyla, hep aynı orta karar kalite, hep aynı orta karar fiyat.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(04.04.26)
üziren ultra deluxe vb yazanları alıp deneyip fav a atıyorum. 32lisi 500 lira falan oluyor ama yumuşak ve aşındırmayan oluyor (kadınlar için gerekl)
+1
neira
(04.04.26)
kafa yorduğum bir konu değil. soft moft bir şeyler yazanlardan, indirimde olduğunda alıyorum.
+2
cay koy geliyorum
(04.04.26)
tuvalet kağıdında en yumuşak ve en kalitelisini almaya çalışıyorum. dışarıda ince ve zımpara gibi olanları hiç sevmiyorum. kağıt havlu konusunda o kadar seçici değilim.
+1
eileengray
(04.04.26)
En ucuz ve ince olan tuvalet kagitlarini almiyorum. Is yerinde de bu ince olanlardan var. Hic sevmiyorum ekonomik diye bunu aliyorlar ama insanlar daha fazla kagit kullanmak zorunda kaliyor aslinda daha pahaliya mal oluyor.
+2
thetruenorthstrongandfree2
(04.04.26)
En ucuz olanini seciyorum. Baska bir kriterim yok.
+2
Sour
(04.04.26)
kicima soruyorum, kendisi begenirse devam.
begenmez ise o zaman marka degistiririm.
kagit havluda en cok su cekeni alirim.
0
cooperr
(04.04.26)
3 katlı olmasına dikkat ediyorum ama onlar bile artık eli ıslatıyor. eskiden 2 yaprak yeterdi, artık 3 yaprak bile yetmiyor. her şeyde kalite düştü.
0
nothing in my way
(04.04.26)
Familia kullanıyoruz ve memnunuz. Kampanya dönemlerinde indirimdeyken alıyoruz. Adet fiyatı indirim zamanlarında 6,5 tl falan oluyor.
0
anaphylacticshock
(04.04.26)
@nothing in my way +1

kriterim 3 katlı ve bilinen markalardan olması. ama onlar bile artık eskisi kadar iyi değil.

kağıt havluda ise genellikle migros'taki viva markayı seçiyorum veya o anda hangisi uygun gelirse. kağıt havlu konusunda kriterim yok.
+1
tabudeviren
(04.04.26)
papia pure 4 katli bi secenek vardi. pro plus max. en premiumu neyse onu aliyorum.

cevredir agaclar boceklerdir ecco falan aldim zamaninda, memnun kalmadim.
benim popom kiymetli rahat etsin istiyorum buna gectim. arkadas grubunda da herkes bunu kullaniyo.
0
aguen
(04.04.26)
3 katlı olsun sağa sola dökülmesin + parfümsüz olsun (allerjik reaksiyon ve mantar enfeksiyonu riski) yeterli
0
suicmeyenadam
(05.04.26)
selpak iyidir. hb ya da trendyol'da indirim olunca toplu yapıştırıyorum.

sloganım da şu;

"selpak, götünün değerini bilenlere"
+1
spirit crusher
(06.04.26)
(11)

Ferdi Tayfur nasıl en büyük oluyor?

michael_knight
Benim çok bildiğim bir müzik türü değildi zamanında ama Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Organ Gencebay ve aklıma gelmeyen daha niceleri varken; en büyük, en çok dinleyicisi olan isim olarak Ferdi Tayfur’u söylüyor o zamanı bilenler. “Emmoğlu” ve “köyümün yağmurlarında yıkasınlar” şarkılarının çıktı
Benim çok bildiğim bir müzik türü değildi zamanında ama Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Organ Gencebay ve aklıma gelmeyen daha niceleri varken; en büyük, en çok dinleyicisi olan isim olarak Ferdi Tayfur’u söylüyor o zamanı bilenler.
“Emmoğlu” ve “köyümün yağmurlarında yıkasınlar” şarkılarının çıktığı zamanları hatırlıyorum ama prime dönemi daha önce herhalde.

En büyük Ferdi Tayfur muydu gerçekten?
-4
michael_knight
(04.04.26)
Evet di.
Oydu.
Orhan gencebay'ın gölgesinde başladı ve arabeskte onu geçti.
+1
Mirket
(04.04.26)
buyuk derken ne kast ettigine bagli. ferdi tayfur en populerleriydi ama hic bana hitap etmezdi mesela. aglak bir tonla soyluyordu sarkilarini ama koyden kente gocen kesimin cok sevdigi bir isimdi.

orhan gencebay daha cok besteleri ve virtuozitesiyle one cikar. eski bilindik baglama kayitlarinin cogu ya orhan gencebaydir, ya arif sag. arif sag daha bir halk muzigi tarafina kayarken orhan daha sehirli muzigi yapar. ama canli kaydi yoktur hep playback soyler.

muslum ise yorumcudur. aralarinda en guzel sese sahip olan odur. goruldugu uzere 3'u de birbirinden farkli. buyuk derken ne kast edildigine bagli. bana gore muslum > orhan > ferdi seklinde gider.
0
antikadimag
(04.04.26)
Büyüklükten kastım albüm satışı ise Orhan Gencebay.
Ses ise Müslüm Gürses
Beste ise yine Orhan Gencebay.
Ben Ferdi tayfur'u Orhan Gencebay'dan daha çok sevmeme rağmen müzikalite dersen yine Orhan Gencebay derim.
Somut olarak Ferdi Tayfur'un önde olduğu konu halkın sevgisi olabilir.
0
etna
(04.04.26)
Aşk acısında en güzel ferdi gidiyor. Sebep duygusal millet olmamız. Müzik dehası Orhan. Yorumda Müslüm. Tamamen katılıyorum. Ama ben de en çok Ferdi dinledim zamanında…
Bu arada, köyümün yağmurları bir erhan güleryüz bestesidir ve ferdi tayfur hiç seslendirmemiştir.
+1
yadigar
(04.04.26)
halk kendine benzeyeni seviyor. böyle halka böyle şarkıcı.

akpye yanlamasa tarihe geçecek orhan gencebay varken diğerleri hep fasa fiso. adamın çalamadığı enstrüman yok, beste yapıyor, söz yazıyor. hangi arabeskçide var bu yetenek?
0
yurtsuz john
(04.04.26)
Arabesk türünün kendi içerisinde mi soruyorsunuz, yoksa genel mi? Arabesk şarkılarını dinlemediğim için Orhan Organ Gencebay mi Müslüm Gürses mi Ferdi Tayfur mu kıyaslamasını yapamam, bilmiyorum.

2010'lara kadar şehir/modern kesim tarafından hür görüyordu. 2010'larda ne olduysa bir ara herkes Müslüm Gürses'ci oldu çıktı. Bu akımla Ferdi Tayfur'un vefatı baya gündem oldu.
0
put it in your appropriate place
(04.04.26)
Elbetteki en büyüktür. Belki orhanla kafa kafayadır diyecem ama, orhan siyasete, borsa manipülasyonlarına para işlerine çok girdi. Çok fazla program yaptı kendini eskitti. Zerrin özer skandalı falan derken sevimsizliği tavan yaptı. Uzun zamandır da bir şey üretmiyor. Hiç konseri de yok diye biliyorum. Arabesk tayfanın avangard geçineni. Ferdi ise hep üretti. Hep konser verdi. Adı hiç olumsuz anılmadı. Çocuklarına eşlerine faydalı oldu hep. Siyaset rengi belliydi ama deklare etmedi asla. Bütün şarkıları güzeldir. Çok çok azdır bilinmeyen ya da kötü şarkısı. En sikkosu “şiki şiki baba” şarkısıdır. Ama o bile fena değildir. Konserlerinde izleyici hep eşlik eder. Bazen kendi susar onbinler söyler şarkılarını. Müslüm ise nedense sonradan parlatıldı. Eserlerinin çoğu ağır arabesktir ve güzel de değildir. Ne zaman ki geniş kitlelere pazarlandı, imajını değiştirdi, “bir de benden dinleyin” albümü ile de cover yaptığı şarkıları muhteşem yorumladı. Esas kitlesi toplumun en alt tabakasıydı. Konserleri efsane değildi, çok kalabalık değildi ama kendini jiletleyenler, hapçı ve esrarkeşlerle doluydu. Bambaşka bir ortamı vardır. Konserlerinde kendi hayranlarınca dövüldüğü falan sıktır.
0
ground
(04.04.26)
Bununla ilgili arabesk belgeselleri var, google'da aratın. Açıklamalı anlatan videolar var. Dediğiniz gibi ben de hep en büyük olarak Ferdi'yi duyup izledim. Konser seyirci rekoru var. Benim anladığım halkta karşılık bulmuş olarak en büyük- en kalabalık hayran kitlesi vs.
+1
gadlemler
(04.04.26)
Cevaplarınız için çok teşekkürler arkadaşlar.
“En büyük” biraz belirsiz bir kavram biliyorum. Hayran kitlesi hem çok fazla hem de aşırı bağlı, halkta en büyük etkiyi yaratan, sevgi, takdir gören gibi anlamlarda sormak istemiştim.

Kendini jiletleyenler olduğu için Müslüm’dür gibi geliyordu bana. Sonradan Teoman çizgisine kayması başka bir şey, o kariyerinin son ve önemsiz yılları.
Orhan Gencebay’ın hiç ama hiç ama hiçbir zaman canlı şarkı söylemediğini okumuştum, sadece playback yapıyor, şarkıları stüdyoda söylüyor sadece diye. Doğruluğunu bilmiyorum.

İbrahim Tatlıses’in halkta yarattığı etki hem kazandığı paralar, hem de müzik piyasasının büyük bir kısmını yönetecek güce ulaşması sebebiyle o deseler itiraz etmezdim.

Ferdi Tayfur bana kitlelerin üçüncü, dördüncü tercihi sanıyordum ama belli ki pek çok insanın bir numarasıymış.
-2
🌸michael_knight
(04.04.26)
Bazı şeyleri düzeltmek lazım:
Şiki şiki baba, Durmuş Çiğdem şarkısıdır. Ferdi Tayfur’un böyle abuk bir şarkı yapması yahut söylemesi mümkün değildir.

Orhan Gencebay, Bismillah, 2023 yılında full albüm yaptı. “Maske” albümün adı. Altyapılar, besteler üst düzey. Ses ve yorum da teknolojinin de yardımıyla, 80’li yaşlarına gelmiş bir insan için gayet iyi kotarılmıştı. Buyrun, dinleyin. Orhan Baba aynı Orhan Baba…

Müslüm Gürses Murathan Mungan’la ortak albüm yapmadan önce de konserleri dolar taşardı. Tatlı su Müslümcüleri iki şarkısını dinleyip geçtiler. Ama hâlâ her yaştan inanılmaz sayıda hayranı var ve artmaya devam ediyor.
+1
yadigar
(05.04.26)
Yaşım dinozor. Eskiden minibüslerde son sesle Ferdi veya Orhan çalardı sadece. Ferdici misin, Orhancı mısın kavgaları olurdu. Sonra minibüslerde yüksek sesle müzik çalmak yasaklandı.
0
parka
(05.04.26)
(11)

Kötü insan ama izlemesi keyifli

michael_knight
Çok kötü bir insan olduğuna neredeyse emin olduğunuz ama televizyonda izlemekten veya kitabını, şarkısını vs. tüketmekten memnun olduğunuz kimler var?Murat Bardakçı, Rasim Ozan Kütahyalı, Kayahan geliyor benim aklıma ilk olarak.
Çok kötü bir insan olduğuna neredeyse emin olduğunuz ama televizyonda izlemekten veya kitabını, şarkısını vs. tüketmekten memnun olduğunuz kimler var?

Murat Bardakçı, Rasim Ozan Kütahyalı, Kayahan geliyor benim aklıma ilk olarak.
-2
michael_knight
(01.04.26)
Kayahan kotu muymus ya ben bilmiyordum. Niye kotu? Sevan Nisanyan olabilir, kotu mu tam emin degilim ama biri kotu dese itiraz etmem. Bir de Steve Jobs var tabii.
+3
mbond
(01.04.26)
Erol köse olabilir. Olayları anlatım tarzı çok komikti yalan yok:)
Mesela şuna hala çok gülüyorum: youtu.be
+1
nothing in my way
(01.04.26)
İlk anda Küfürbaz Haydo'dan başkası aklıma gelmedi. Doğal ve yerli dublajlı .

İkinci olarakta yakın zamanki söylemleri ile Trump.
istihbaratla elde edilebilecek şeyleri bile normal bir dil ile anlatıyor.
Çok yormuyor karşı tarafı.
O da kötü ve doğal .
İfadesine göre ,
Selman'a kendi bir tarafını bile öptürmüş.
Diplomasiyi yerle bir etti .
İran'la müzakere için görüşmeler sürerken bile hemen ardından dini lider vs dinlemedi vurdu . Savaşın fitili ateşleyen o noktada da diplomasiye ayrıca ihanet söz konusu aslında. Kendisi siyonistlerin belki de son şansı .

ABD de özgürlük heykelinin eli meşale tutmak yerine artık orta parmağını kaldırmış öylece yerinde bekliyor olmalı.
0
diyecevaplandı
(01.04.26)
Yavuz B. var. Şarkıcı.
0
prole
(01.04.26)
kotu oldugunu dusunuyorsam gormezden gelirim, izlemem.
verdigin isimlere bakilirsa, ROK'u ayiriyorum, sen biraz snobluk ile kotulugu karistiriyorsun gibi geldi.
0
cooperr
(01.04.26)
mj
0
asue
(01.04.26)
besim tibuk. liberal olmasına rağmen acayip komik bir adam.

babam öldüğünde borçları vardı, bir de arabası. arabayı her halükarda satmamız gerekiyordu. vefatından sadece birkaç gün sonra konusu açıldı bunun, masaya vurup "arabayı da satıcaz!1!1" diyesim geldi. öyle acılı bir anda bile BESİM TİBUK LORE sayesinde gülmeye başlamıştım. meşhur repliklerini de eşe dosta karşı sık sık kullanırım zaten, son zamanlardaki favorim "allah kahretsin x olduğunu/olmadığını bilmiyordum lan senin" kalıbı. bilmeyen varsa çıkış noktası şu video: www.youtube.com
+2
der meister
(01.04.26)
Bertrand Cantat, dinlediğimde bir yanım suçlu hissediyor.
+1
nwnd
(02.04.26)
louis althusser okuyorum; arada adama küfredip karısını anıyorum ve okumaya devam ediyorum.
0
eileengray
(02.04.26)
Reis konuştumu çok hoşuma gidiyor. Söylediklerine katılmıyorum ama o tarafta olsam beni çok mutlu ederdi.
0
mikahakkinen
(02.04.26)
@mbond haklısınız, Kayahan'ın diğerleri gibi kötü bir insan olduğuna emin değilim. Sadece gıcık, geçinmesi zor bir insandı herhalde.
@der meister Besim Tibuk iyi bir insan bence, en güzel özelliği Besim Tibuk olması ikinci en güzel özelliği de liberal olması. Sizi kınıyorum. Kötü niyetle, birisinin canını yakmak, onu zarara sokmak için bir şey yaptığını duymadım da sezmedim de.
-2
🌸michael_knight
(02.04.26)
(9)

Türk versiyonu olamayacak dizi

michael_knight
Türk versiyonunu/uyarlamasını çekmeye kalkışsalar en olamayacak dizi hangisi olur?House MD diye düşünüyordum ben ama ona bile kalkıştırlar. (Cinsellik gibi Türkiye’de yasak konular işlemesi açısından sormuyorum, onlar belli)
Türk versiyonunu/uyarlamasını çekmeye kalkışsalar en olamayacak dizi hangisi olur?

House MD diye düşünüyordum ben ama ona bile kalkıştırlar.
(Cinsellik gibi Türkiye’de yasak konular işlemesi açısından sormuyorum, onlar belli)
-2
michael_knight
(30.03.26)
sense8 :)
+1
amelie poulain
(30.03.26)
Black mirror olabilir mi
0
egerbiryolcu
(30.03.26)
battlestar galactica
0
redlinetheturk
(30.03.26)
House MDyi çekmişlerdi galiba Hekimoğlu diye mi ne :)

The Lord of the Rings-The Rings of Power ya da Stranger Things gibi diziler olurdu bence. Maaliyetli olduğu için biz çekince yavan kalabilir :)
0
truf
(30.03.26)
shameless tabii ki.

soruyu yarim okumusum ama.

six feet under diyorum o zaman. ay aman allah korusun diyip konu kapanir herhalde.
+1
taurina
(30.03.26)
Shameless cekildi. Hazal kaya oynuyordu hatta.

Utopia. Ceken herkes gözaltina alinir.
+1
Purple life
(30.03.26)
Masters of Sex.
+2
auroraaurora
(30.03.26)
Oz - Hapishane ortamında Erkek erkek ne şiddetler ne aşklar yaşandı. Dizi, ilk bölümü biteremez. 17.dakikasında reklam girer, bir daha dönemez.

The Good Place - En ufak dini şakanın, mizahının yapılamadığı bir ülkede, Good place (cennet) - Bad Place (Cehennem) Felsefesi üzerine komedi yapılacak. Peki oldu tamam.

house of cards - Biat kültürü olduğundan ve algımız kapalı olması nedeniyle imkanı yok.
+3
put it in your appropriate place
(30.03.26)
The walking dead. Bizde bu tür işler komik oluyor.
0
ekimoloji
(30.03.26)
(6)

Hayratlara neden isim yazılıyor?

michael_knight
Normalde iyilik, sevap gizli yapılması övülen bir şey değil mi?Bir çeşme yaptırınca neden üstüne “maykıl nayt’ın hayratıdır” diye yazıyorlar?
Normalde iyilik, sevap gizli yapılması övülen bir şey değil mi?
Bir çeşme yaptırınca neden üstüne “maykıl nayt’ın hayratıdır” diye yazıyorlar?
0
michael_knight
(29.03.26)
Teşvik. Ve hayır duası için. Diğer türlü kim yapmış bilen yok, hayır yapanlar için motive edici olmaz. Ancak bir kişi yıllarca adının yazıldığı bir faydalı eserde adının olmasını tercih eder. Ölünce geriye bir eser bırakma dürtüsüdür aynı zamanda. Yine okullaşma da bu şekilde hayırseverleri teşvik eder. Skyler-Walter wight ilköğretim okulu gibi.
+1
ground
(29.03.26)
O çeşmeden faydalananlar oradan ayrılırken o kişiye dua edecek. Bence artık sevap olarak değil ama iyilik diyebileceğimiz konularin göstere göstere yapilmasi gerekiyor. Para yardımı gibi başkasının mahcup olabilecegi iyilikler değil tabii ki.
0
egerbiryolcu
(29.03.26)
yaptıranlar çoğunlukla ölenin yakınları oluyor, fatiha okusunlar dua etsinler diye yazdırıyorlar.
+6
yap desem yapmazsin he
(29.03.26)
Yaptıranlar genelde yakınları oluyor.
Ben kendim için yaptırsam yazmam, annem/babam için yazdırırım.
0
logisticsmanager
(29.03.26)
Bana anlamlı gelmiyor, gerekçesini de bilmiyorum ama dua ederken isim anma gibi bir gelenek var.
Babamın vefatında bir öğrencim, “şu kadar yasin okuduk, babanızın adı neydi, adına bağışlayacağız” diye aradı. Yani “lil’in babası” diye bağışlasalardı ne farkedecekti, bilmiyorum; bilen yazar.
Bu sebeple olduğunu sanıyorum.
0
lil siztah
(29.03.26)
direk adrese dua edilmesi icin, yoksa dua kosmosda yok olup gidecek..
0
cooperr
(30.03.26)
(8)

Netflix’in en büyük rakibi neden uyku?

michael_knight
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı. Ne demek istiyor?2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı.
Ne demek istiyor?
2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
-3
michael_knight
(28.03.26)
Tam neyi sorduğunuzu anlamadım, maliyet yarattığını belirtmişsiniz ki bu da bir cevap.

Netflix Spotify gibi platformlar; izlediğiniz içeriğin yayıncısına, toplam izlenme süresi kadar ücret ödüyor diye biliyorum. Bu da etkenlerden biridir sanırım.
0
substituent
(28.03.26)
1) yıllar önce demiş, üyelikle fix fiyatı dusunememis olabilir

2) içerik üreticileri uyuduğu için ve içerikler bir süre sonra tüketim ekonomisinde yetersiz kalırsa şirket geleceği belirsizliğe düşebilir demiş olabilir
0
baldan kaymak
(28.03.26)
İnsanların eğlenceye ayırabilecekleri belli bir süre var ve bir sürü uygulama bu süre için rekabet ediyor. Netflix'in bir sürü direkt rakibi var (Disney+, Hbo Max, vb.), bir sürü dolaylı rakibi var (Netflix'te bir şey izlemek yerine Spotify'da podcast dinlemek, TikTok'ta video kaydırmak vb.) haliyle kullanıcıların Netflix kullanma süresinin artması demek Netflix için işlerin iyi gittiğinin göstergesi olurdu; zira platform o kadar iyi/kaliteli/popüler işler çıkarıyor ki insanlar diğer tüm alternatif aktiviteler yerine Netflix izlemeyi tercih ediyor demek anlamına gelirdi.
Bu da bir anlamda hem üyeliğini sonlandıran kullanıcı sayısının (Churn) az olması, hem de yeni üye kazanımının yüksek olması demek.
+1
salihdt
(28.03.26)
Bu tartışma dikkat ekonomisi - attention economy kavramı altında konuşuluyor
+2
grimavi
(28.03.26)
Sadece uyuduğunuzda bizi izleyemiyorsunuz onun haricinde kalan sürelerde tüm dünyada izleniyoruz demek
0
ebeş
(28.03.26)
netflixin başından sadece uyumak için (o da zorunluluktan) kalkarsınız. uyku dışında hiçbir şey bizimle rekabet edemez, hep biz kazanırız.
0
cek
(28.03.26)
ceo'ların şirket kazancından fazla şirketin ederini önemsediğini farzedersek netflix'in daha fazla izlenilmesi = borsada daha pahalıya işlem görmek diye düşünülebilir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(28.03.26)
Olayın ne tarafında olduğunuza göre değişiyor maliyet/fayda hesabı. Mesela google search kullanıcının bir an önce aramayı terk etmesini isterken, reklam içeriği üreten başka bir websitesi bol bol kal ve reklam geliri sağla ister. Başka bir websitesi (örneğin üniversitelerin öğrenci arayüzünün olduğu sayfalarda) kullanıcının server yükü oluşsun istemez vesaire.

Bunca rakibi olan ticari bir platform, geleneksel kanal yayınlarındaki reyting mantığını devam ettirmek zorunda. Yeni üyeliklerin gelmesini ve eski üyelerin devamını sağlamak için en çok izlenen imajını kaybetmemeli. Fazla izlemediğini düşündüğün bir şeyi terk etme potansiyelin var. Yeni kullanıcılar için tavsiye etmeme hatta “gereksiz” şeklinde kötüleme riskin var. Bir alışkanlık bir rutin şeklinde izlediğin şey daha zor vaz geçilebilir olur vs.
+1
Unde bach canim
(28.03.26)
(6)

Uçakta otobüste neden ekran var?

michael_knight
7’den 70’e herkes telefonuna bakıyor zaten. Hele otobüste telefon çektiği için hiçkimse ekranla ilgilenmez gibi geliyor bana. Uçaklara ücretsiz wifi gelmek üzere. O zaman o da aynı olacak. Yanılıyor muyum?Otobüste ekrandan film izleyen vs görüyor musunuz uzun yolda?
7’den 70’e herkes telefonuna bakıyor zaten.
Hele otobüste telefon çektiği için hiçkimse ekranla ilgilenmez gibi geliyor bana.
Uçaklara ücretsiz wifi gelmek üzere. O zaman o da aynı olacak.
Yanılıyor muyum?
Otobüste ekrandan film izleyen vs görüyor musunuz uzun yolda?
-6
michael_knight
(27.03.26)
ben severim nostaljik bir his oluyor. güzel film varsa izlerim mutlaka.
yaşlılar da seviyor. çocuklar bile seviyor aslında değişik geliyor onlara.
0
matilda
(27.03.26)
otobüslerde artık pek yok zaten. varsa da eski otobüslerdir.
0
nickini degistiren yazar
(27.03.26)
O ekranlar çok önceden beri var. Ayrıca şarj derdi yok.
0
gobekliraki
(27.03.26)
Sehirlerarasi otobusleri diyorsunuz herhalde. Guzel birseyler varsa ben izlerim sahsen, tabii sorunsuz olmali, kalite problemi olmamali, takilmamali, ses kalitesi makul olmali vs.
0
mbond
(27.03.26)
uçak yolculuklarım 10 saat sürüyor, telefon ekranı sürekli bakmak için küçük kalıyor, sürekli aşağıya bakmaktan boynum ağrıyor ve zaten hafızayı da bir sürü filmle doldurmak istemiyorum. uçak ekranından hem yolculuğu haritada takip ediyorum, hem hbo dizilerini izliyorum hem de rastgele aptal filmler seçiyorum. en güzeli de kameralardan inişi ve kalkışı izliyorum. zaten internet her bölgede iyi çekmiyor, story yüklemesi bile ölüm.
+2
eileengray
(27.03.26)
11 sene önce tayland uçuşunda ücretsiz Wifi vardı. Gelmek üzere derken şu anda yok mu yani?
0
ground
(28.03.26)
(9)

Kendinle ev arkadaşı olsan

michael_knight
Kendinizle ev arkadaşı olsanız, iyi geçinir misiniz?Bulaşık, temizlik, çöp dökme gibi işler için hangi günler kimin işi olduğu önceden belirlenir mi yoksa kim ne zaman ne isterse onu mu yapar?En büyük kavga ne konudan çıkar?İkinizin de eşit büyüklükte odası var, salon, mutfak, banyo ortak.
Kendinizle ev arkadaşı olsanız, iyi geçinir misiniz?
Bulaşık, temizlik, çöp dökme gibi işler için hangi günler kimin işi olduğu önceden belirlenir mi yoksa kim ne zaman ne isterse onu mu yapar?
En büyük kavga ne konudan çıkar?

İkinizin de eşit büyüklükte odası var, salon, mutfak, banyo ortak.
-3
michael_knight
(25.03.26)
kendimle harika ev arkadaşı olurdum eminim. kimin ne yapacağı her şey düzenli tertipli olurdu. genelde tembel olsam da bu tarz kurallara uyulduğunu gördüğümde direkt alman disiplinine giriş yapıyorum. sadece ilk adımı atmak önemli gerisi çorap söküğü gibi gelir.
hiç kavga edeceğimizi düşünmüyorum sadece belki aynı zamanda tuvalete girme sıkıntısı yaşayabiliriz sabahları. onu da haftalık bölüşürüz muhtemelen ya. ne kadar anlayışlıyım canım kendim.
+1
ruhlardan esinlenen karga
(25.03.26)
Hayir.

Ben tek cocuk oldugumdan midir nedir çok Baskin, garip takintilari olan ve dedigim dedik biriyim.
Beni alan turnayi gözünden vurdu valla fkffkfk
-3
Purple life
(25.03.26)
en büyük kavga temizlik, ses ve misafir konularından çıkabilir.
ben temizim düzenliyim ev arkadaşımın da öyle olmasını isterim.
sürekli ses varsa yine sıkıntı.
bana sormadan eve sürekli misafir getirirse yine sorun.
ev arkadaşı olunmaz en yakın arkadaşla bile zor bence.
0
jelly bear
(25.03.26)
Çok iyi geçiririm. Benimle ortak yaşam mükemmel olur, bunu gerçekten kendimi tanıyan biri olarak söylüyorum kibir değil yani.

Her şey düzenli önceden belirlenmiş olur. Hastaysa her işi yaparım, ona yaptırmam mesela.
-1
rock n roll
(25.03.26)
keşke benim gibi bir ev arkadaşım olsa...
düzen tertip benim için hobidir.
0
eurhka
(25.03.26)
Kendimle ev arkadaşı olmayı çok isterdim. Bir kez olsun arkasını benim toparlamayacağım birisine denk geleyim ya ben de!
0
kullanicadi
(25.03.26)
kendimle çok iyi anlaşırdım çünkü titizim tertipliyim evi dagınık görmek istemem. bulasık istemem sağda solda eşya istemem her şey nizamidir. eksik varsa hemen gideririm, tamirat tadilat işlerini yapabildiğim kadar yaparım. dengeli beslenirim yediğime içtiğime dikkat ederim vs.

ama herkesle anlaşamam buna eminim. o yüzden tek yaşamayı yeğliyorum.
0
koela
(25.03.26)
Relax bir insan olup da kendiyle yaşamak isteyen yok galiba.
Sadece düzenliler istemiş.
Halbuki rahat insan hiçbir şeyi sorun etmez.
-2
🌸michael_knight
(25.03.26)
nefret ederdim ngl. en büyük sınırlarımdan biri özel alanım. bugüne kadar bir kişinin 2 günden fazla kalması beni rahatsız etmedi onla da birkaç sene sonra evlendim zaten.

kendim yapmak istediğim ama yapmadığım şeyleri diğer ben yapmadığı zaman sinir olurdum.
0
aguen
(26.03.26)
(3)

Petrol fiyatı neden çok artıyor?

michael_knight
100 petrol vardı, diyelim ki tanesi 50 liraydı. Şimdi 80 petrol var, tanesi 60 lira filan olmalıyken neden tanesi 100 lira oldu/oluyor?Petrol üreten diğer ülkeler 50 lira kazanırken şimdi 100 lira mı kazanacak?
100 petrol vardı, diyelim ki tanesi 50 liraydı.
Şimdi 80 petrol var, tanesi 60 lira filan olmalıyken neden tanesi 100 lira oldu/oluyor?

Petrol üreten diğer ülkeler 50 lira kazanırken şimdi 100 lira mı kazanacak?
-3
michael_knight
(24.03.26)
Fiyatlanmaya en büyük etki risk. Hem alıcı hem satıcı tarafında. Şöyle ki bugün 80 petrol var ama ya yarın 60 olursa diye düşünüyor herkes.

Evet petrol üreten ülkeler daha fazla kazanacaklar petrol ticaretinden. Ama dolaylı yoldan onlara da giren giriyor. Mesela o ülke portakal ithal ediyor diyelim. Portakalın fiyatı da benzin arttığı için artacak. Petrolün fiyatındaki artış neredeyse her kalemi etkiler. Aslında bu işin tam olarak bir kazananı yok.
+1
nuevo
(24.03.26)
Arzın fiyat esnekliği. Petrol arzı fiyattaki değişime göre inelastik.

Fiyat değişse bile arz miktarı fiyat değişimine oranla daha az değişen ürünler, kısa sürede üretilemeyen, sınırlı kaynakları olan ürünler inelastiktir.

Katar'ın LNG üretiminin önümüzdeki 5 sene için %17'si yok olmuş durumda. Yarın bir bomba daha gelip %40 olmayacağını bilemiyorsun. Gelecekteki arz durumunu da fiyatlıyor. Tabii vadeli petrol kontratları da volatilitenin önemli bir başka sebebi.
+2
gabe h coud
(24.03.26)
> 60 lira olmaliyken
Boyle bir sey yok, bu varsayim yanlis en basinda. Burada hisse bolunmesi/bedelsiz sermaye artirimi gibi bir sey yasanmiyor sonucta.
0
ghilleinthemist
(24.03.26)
(1)

Kim petrol kullanmayacak?

michael_knight
100 petrol vardı, şimdi 80 petrol var. Diyelim ki bu yıllarca böyle devam edecek. Ne olacak? Hangi 20 petrol kullanmayacak?
100 petrol vardı, şimdi 80 petrol var. Diyelim ki bu yıllarca böyle devam edecek.
Ne olacak? Hangi 20 petrol kullanmayacak?
-5
michael_knight
(24.03.26)
Herkes kullanacak. Kullanmaya devam edecek. Ama mesela polyester tişörtün fiyatı artacağı için fakirler yılda iki tişört alabiliyorken, bir tişört alabilecek.
Bu sebeple 10 tişört üreticisinden ikisi işsiz kalacak.
O ikisi belki ekmeğe erişebilecek ama artık kahve içemeyeceği için iki kahveci dükkanı kapatmak zorunda kalacak.
+1
Mirket
(24.03.26)
(3)

İran füzeleri nereden atıyor?

michael_knight
Kamyon gibi hareket eden araçlardan mı yoksa filmlerde gördüğümüz böyle çatısı açılan hangar gibi yerlerden mi ya da nasıl bir yerden atıyor?Bir noktadan füze attığı zaman orası öğrenilmiş oluyor ve bir daha kullanılamıyor mu?Abd uyduları insanın kolundaki saatin rengini görecek kadar detay görüyor
Kamyon gibi hareket eden araçlardan mı yoksa filmlerde gördüğümüz böyle çatısı açılan hangar gibi yerlerden mi ya da nasıl bir yerden atıyor?

Bir noktadan füze attığı zaman orası öğrenilmiş oluyor ve bir daha kullanılamıyor mu?

Abd uyduları insanın kolundaki saatin rengini görecek kadar detay görüyor muni yoksa sadece tişörtünün rengini görecek kadar mı yoksa nerede olduğunu anlayacak kadar mı?

Birçok haber takip ediyoruz da bu gibi temel şeyler konuşulmuyor mu yoksa ben mi rastlamıyorum?
-2
michael_knight
(23.03.26)
Özellikle ülkenin batısında yeraltında füze şehirleri varmış. 400-500 metre derinlikteymiş. Füzeler dikey şekilde duruyormuş buralarda. Eğer ordan sallıyorlarsa açılır kapanır bir mekanizma vardır bu tesislerde.

Bir de geceleri rampaları yüzeye çıkarıp da fırlatabilirler. Sonuçta İran dağlık ve çok büyük bir ülke. Her yeri takip edebilir mi ABD bilemedim.
0
efreet sultan
(23.03.26)
iyi denemeydi mossad.

şaka bir yana: çoğunu sivil araçlardan atıyorlar. bunları tespit etmek yerel halkın desteği yoksa imkânsıza yakın çünkü bir şehirdeki bütün kamyonetleri takip etmeyi gerektiren bir durum. füzeler hadi neyse de dronlar bildiğin dümdüz otobüsten minibüsten kamyondan atılabiliyor, bir tanesi de 3-4 tane atıyor en az.

onun dışında dağlarda müthiş bir yığınakları var. bunların tespit edilmesinin kolay olduğunu sanmıyorum. koskoca dağda sadece füze çıkarken açılan bir kapak gibi düşün. istediğin kadar bombala. derine inemiyorsun. aşağıda sürekli yer değiştiriyorlar zaten. bir açık vurulursa diğerinden sıkıyorlar.

ana akım medya israil köpeğidir - iran bir şeyi mükemmel yapsa dahi duyma şansınız yok. onun dışında zaten bu tip detaylar genelde hiçbir yerde paylaşılmaz, belki savaştan yıllar sonra duyulur. iran'ın da kendi kapasitesini, neyi nasıl yaptığını şeffaf bir şekilde açıklayacağını hiç sanmam.

iran'ın 50 senedir hazırlandığı bir savaştan söz ediyoruz. hafriyat kamyonundan da dağdan da sıkıyorlar yani bir şekilde. ayrıca ciddi rus ve çin istihbaratı var diye düşünüyorum şahsen.
+6
der meister
(23.03.26)
füzesine göre değişiyor ama değerli-az sayıda olan ve görece güçlü olanlar (fettah vs) yer altında gömülü. atış anında üzerindeki toprak ve kapak patlatılıyor ve füze kalkış yapıyor. yani uydudan baktığında sadece düz toprak bir zemin görüyorsun.

www.youtube.com
+1
orpheus
(24.03.26)
(8)

Şehvetli çocuk isimleri neden?

michael_knight
İnsan çocuğunun ismini neden Arzu koymak ister?Tutku ismi de Arzu gibi erotik geliyor bana.
İnsan çocuğunun ismini neden Arzu koymak ister?
Tutku ismi de Arzu gibi erotik geliyor bana.
-11
michael_knight
(21.03.26)
Popüler olmasına ve ses zenginliğine bakıyorlar. Ve modası hızla geçip gidiyor. Gizem Aslı kalmadı mesela. Uzay pars ta 5 yıl sonra yok olacak. Ahmet mehmet ayşe hep olacak.
0
mimikikili
(21.03.26)
@mimimikili, herkesin beğenisi farklı olabilir onu anlıyorum ve garipsemiyorum. Erotik olması bana garip gelen. Anlayamadığım başka bir açısı var herhalde konunun. O yüzden sordum.
Çocuğunu ismini hırsız, dolandırıcı da koymazsın mesela.
-3
🌸michael_knight
(21.03.26)
Erotik degil? Arzu istek/dilek demek. Tutku da yine sadece cinsel baglamda kullanilan bir kelime degil.
+3
ghilleinthemist
(21.03.26)
duyuru mantigindaki sehveti barindiran tek isim bence oksan.
böyle bir isim olmamali.
tutku ve bilhassa arzu bana cok normal isimler geliyor. ghilleinthemist +1
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
Duyuruda hafif turkishmusic.org'daki sezen aksu tartışması'na dönüşme potansiyeli var.
@konusma +1

Bir de örnek sayısı çok az, epi topu 3 örnek yazılabildi. Onlar da farklı okumalara müsait.
+1
WithWorth
(21.03.26)
Nadir ama "Şehvet" ismini koyan da var sanırım. Facebook'da görmüş olabilirim.
Onun dışında daha bilindik ama popüler olmayan "Cazibe" var.
Bunlar daha beter.

Bir de anlam kayması yüzünden güme giden isimler var. "Yosma" mesela. Tabii eskilerin koyduğu isimlerden bu. Hala koyan yoktur umarım :)
0
ermanen
(21.03.26)
ermanen dediginde hakli. yosma aslinda "isveli, cilveli güzel kadin" anlaminda bir isim/sifat iken ahu tugba'nin bir filmde adinin yosma olmasindan ötürü anlami günümüzdeki sekline evrilmis.
kezban ismi gibi, yosma ismi de geri döndürülemez bicimde kaybedildi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
Bazıları çeşitli sebeplerden dolayı cahil ya da düşünebilmeye kabil değil. Bazıları da kelimelerle düşünmüyor, iç sesleri yok.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.03.26)
(3)

Hamur neden üstü kapatılıyor?

michael_knight
Hamur mayalansın diye 30-60 dakika bekletirken neden üstünü kapatıyoruz? Açık kalsa ne olur?
Hamur mayalansın diye 30-60 dakika bekletirken neden üstünü kapatıyoruz? Açık kalsa ne olur?
-2
michael_knight
(21.03.26)
Nemini ve ısısını korusun diye kapatılıyor yoksa nemini kaybeder ve kurur, mayalanma yavaşlar.
+5
titanic kemancısı
(21.03.26)
Üstü kabuk tutup çatlıyor ve artık hamur homojen olmuyor dolayısıyla pişince de homojen sonuç vermiyor
0
Teran
(21.03.26)
kabuk tutuyor ve şişmiyor.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.03.26)
(3)

Unlar neden kâğıtta?

michael_knight
Marketten un alınca hep kağıt gibi bir pakette geliyor. Bir yerlerinden akıyor, etraf batıyor. Neden öyle satıyorlar?Buzdolabı poşeti veya cam kavanoza boşaltsam sorun olur mu?
Marketten un alınca hep kağıt gibi bir pakette geliyor. Bir yerlerinden akıyor, etraf batıyor.
Neden öyle satıyorlar?
Buzdolabı poşeti veya cam kavanoza boşaltsam sorun olur mu?
0
michael_knight
(21.03.26)
cama koyup buzluğa kaldırabilirsin. karanlık yerde tut. şişmesin diye üstüne bir fincan pirinç koy.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.03.26)
Nefes alması gerekiyor, cam vb içine konacaksa altına küçük bir peçete konur nem çeksin diye
+1
Teran
(21.03.26)
Nemlenmemesi önemli.
Ambalajlama sadece ürünü kapatmak / paketlemek, parakende hale demek değil ayrıca ürünü korumak demektir .
0
diyecevaplandı
(22.03.26)
(16)

Çocukken maddi durum anlamış mısınız?

michael_knight
Çocukken maddi durumunuzun iyi-kötü-orta olduğunu zannedip sonra bambaşka olduğunu farkettiniz mi? Yoksa doğru mu anlamışsınız?
Çocukken maddi durumunuzun iyi-kötü-orta olduğunu zannedip sonra bambaşka olduğunu farkettiniz mi? Yoksa doğru mu anlamışsınız?
-2
michael_knight
(19.03.26)
kötüydü. baba alkolik ve kumarbaz olunca anlaşılmayacak gibi değildi.
varlıklı olmalarına rağmen şu veya bu sebeple aşırı tutumlu yaşayan aileler de vardır tabi. çocuk bunu sonradan idrak eder.
0
lazpalle
(19.03.26)
Kötüydü, doğru anlamamız sağlanıyordu.
+1
mbond
(19.03.26)
Basbayağı yoksul olduğumuzu biliyor, ayırdindaydık. Bilmememize imkan yoktu.
0
Amaranta ursula
(19.03.26)
Babama iyiydi. Üvey anneme daha iyiydi. Ben ve kardeşlerim aşırı yokluk çektik.
+1
gabe h coud
(19.03.26)
Kendi evimiz olmasaydı çok kötü olurdu. Kendi evimin olmaması evlenmememin en büyük nedeni. Benim gözümde kendi evi olmayan herkes fakir.
-6
arbre
(19.03.26)
Kötüydü, farkındaydım. Alışveriş zamanları en ucuzunu seçerdim. Bütçeyi hafif zorlayacak bir şey olduğunda bizimkiler alalım hallederiz dediklerinde bile almak istemezdim.
+1
anatomik
(19.03.26)
Giderek daha kötü hale geldi ama iyi olduğu zamanlar bile annem/babam mahçup olmasın diye bir şeyleri hiç istemediğimi istesem alacaklarını ama zor durumda kalacaklarını da biliyordum.

Yeri geldiğinde de kimsenin sahip olmadığı şeyleri aldılar, kimsenin evet demeyeceği şeylere onay verdiler. Allah razı olsun onlardan.
0
chicha_v2
(20.03.26)
yanlış anlaşılabilecek bir durum yoktu. sınıf kinimi o günlere borçluyum.
+1
anon1m
(20.03.26)
Farkinda degildim. Herkes bizim gibi rahat yasiyo saniyordum. Devlet okulunda okuyan cocuklarin ailesini fakir degil, cimri saniyordum. Oyle bir farkinda olmayis icindeydim yani.
+1
Kittie
(20.03.26)
farkındaydık. zengin muhitte yaşayan orta halli olunca okulda, sokakta bunu zaten çok net görebiliyorsun. ayrıca evde sürekli bir para hesabı - tutumluluk yapılınca bazı kaynakların sınırlı olduğunu çocuk bile olsan anlıyorsun. anlamasan da aile sana hissettirmek zorunda ki durup durup olmayacak şeyler isteme.
0
orpheus
(20.03.26)
çevremize göre ortada bir yerde olduğumuzu anlamıştım. bizden kötüsü de iyisi de vardı.

meğer daha ne zenginlikler, ne fakirlikler varmış. bunu lise 1'de instagram'ın hayatımıza girmesiyle fark etmeye başlamıştım.
0
art cat chocolate
(20.03.26)
Annem babam öğretmendi, iki kardeştik, ailelerinden gelen ev, destek vs olmadığı için iyi durumda değildik ama babamın aşırı tutumlu olması nedeniyle çocukken bizi aşırı fakir sanırdım. Düşük gelirli ailelerin oturduğu mahallelerde oturduğumuz için üzerinde düzgün kıyafet bile olmayan çocukları görünce kendimi şanslı görüyordum, Llkokul sonrası Anadolu Lisesini kazanınca ve orada varlıklı çocuklarla tanışınca ve daha ilginci bizim gibi anne babası öğretmen olanları görünce bizim biraz gereksiz fakirlik yaşadğımızı anladım. Çok sevmeme rağmen eve muz alınmazdı, abur cubur gibi şeyler bizim için aşırı lükstü, kıyafetlerimiz, ayakkabılarımız kolay kolay yenilenmezdi. Bunları alamayacak kadar fakir olmadığımızı sonradan anladım.
+3
creepy
(20.03.26)
Kenar mahallede oturup daha elit semtte okula gittigim icin 7 yasindan itibaren gayet barizdi dusuk gelirli oldugumuz.
0
hot potato
(20.03.26)
Orta okul liseye kadar normaliz sanıyordum sonra etiler dışındaki hayatı az buçuk görünce orta üstü olduğumuzu idrak etmiştim. Ben herkesin evinde para sayma makinesi var sanıyordum mesela tost makinesi, televizyon gibi.
-1
ruhen hastayim ben
(20.03.26)
Oldukca fakirdik. Babam hapisteydi ve yogurt, salatalik, su karisimina ( cacik diye isimlendirildigni bile sonradan ogrendim) ekmek dograyip yerdik. Bazi aksamlar o bile olmaz ac yatardik. Kara lastik disinda ayakkabim olmadi. Hic parka gitmedim, salincakta sallanmadim, kaydiraktan kaymadim. Yoklugu biliyorduk ama kendimi fakir hissettigimi hatirlamiyorum cunku dogunun en kucuk sehirlerinden birinde sosyoekonomik acidan oldukca dusuk koy gibi bi mahallede buyudum. Bir kalemi iki kardes ortaklasa kullaniyorduk. Ben sabahciydim, ablam oglenci. Bir gunde bir tek adet 0.7 ucu bitirdigim icin ablamdan firca yedigimi hatirlarim. Ilkokul ogretmenim Zubeyde Hanim. Trabzon'lu. Allah ondan razi olsun. Universite sinavinda ilk ikibine girdiysem en cok onun sayesinde. Anadolu lisesi sinavlarina beni sokup calismam icin bi test kitabi vermisti. Ilk spor ayakkabimi Anadolu lisesine basladigim zaman almistim. Bembeyaz bir spor ayakkabi. Ilk gun sira olup iceri girerken mudur yardimcisi beni kenara ayirmisti. Spor ayakkabi yasak, kundura giymen lazim demisti. Nasil yasak olabilir! Ben giymeye kiyamiyordum, yasak olmasini anlayamamistim bir turlu. Fakirligin buz gibi elini yuzumde bir tokat gibi sanirim o zaman hissettim. Neyse.
+5
krmzbvl
(21.03.26)
Zengin olduğumuzu bilmiyordum. Tüm ilk ve ortaöğretim hayatım boyunca, sadece "maddi durumumuz ortalamanın az üstünde" zannediyordum. Sebebi, anne ve babamın tüm hayatları boyunca lüksten uzak yaşamalarıydı. Okulda kırtasiye, giyim, aksesuar, oyuncak vb. şeylerde hep sınıf ortalamasının altında oldum. Yaşadığımız şehrin en zengin beş ailesinden biriymişiz o dönem...

Artısı, şımarık olmamam oldu ama üniversite ve genç yetişkinlik yıllarım hep içimde kalan çocukluk uktelerini gerçekleştirmekle geçti...

İlk uçurtmamı 39 yaşımda uçurdum. Halen bisiklet kullanmayı bilmiyorum.
+1
yadigar
(21.03.26)
(3)

Beyrut taksi->dolmuş

michael_knight
15-20 yıl önce gittiğimde şöyle bir olay vardı ama şimdi kendime anlatınca bile yalan gibi geliyor. Bilen var mı?Taksiye el edip biniyorsunuz ve “dolmuş” diye yüksek bağırıp ardından gideceğimiz yeri söylüyorsunuz. Ve o anda sihirli bir şekilde taksi bir dolmuşa dönüşüyor. Sizin dediğiniz o yere gid
15-20 yıl önce gittiğimde şöyle bir olay vardı ama şimdi kendime anlatınca bile yalan gibi geliyor.
Bilen var mı?

Taksiye el edip biniyorsunuz ve “dolmuş” diye yüksek bağırıp ardından gideceğimiz yeri söylüyorsunuz. Ve o anda sihirli bir şekilde taksi bir dolmuşa dönüşüyor. Sizin dediğiniz o yere gidecek yolcular aramaya başlıyor yolda.

Örnek veriyorum Bağdat caddesi’nden taksiye biniyorsunuz ve “Dolmuş! Kadıköy” diyorsunuz ve o andan sonra o taksi caddede yolculara “Kadıköy, Kadıköy” diye seslenip korna çalarak ilerliyor caddede, Kadıköy’e gidecek olanlar da biniyor ve gidiyorsunuz.

Ama bu sadece belli güzergahlarda oluyor. Atıyorum Bağdat caddesinde taksiye binip de içerenköy dolmuşu yapamıyorsunuz onu. Sadece Kadıköy, Üsküdar veya Taksim dolmuşu haline gelebiliyor Bağdat Caddesinden.

Uyduruyorum sandınız di mi? Hayır valla doğru, yaşadım ben.

Benden başka bilen var bunu di mi?
-1
michael_knight
(18.03.26)
Burada anlattığınız şekilde sihirli falan denecek kadar fantastik değildi ama evet taksiler dolmuşa dönüşürdü, Bağdat Caddesi'nden Taksim'e sabah erken işe gidiş ve akşamları geç ortamlara akış saatlerinde çok kez kullanmışımdır.
0
(18.03.26)
ben de hatırlıyorum. muhtemelen şimdililerde bile vardır ama herkesin aynı yöne gideceği güzergahlarda olur olsa olsa.
bu arada dolmuş fikrinin çıkışı da ekonomik sebeplerledir. alıntı;
Türkiye'de dolmuş kavramı, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı döneminde, İstanbul'da taksicilerin kontak kapatmak zorunda kalmasıyla, Aşçı Halit lakaplı Halit Efendi tarafından 1930'ların başında (genel kabulle 1931-1934 arası) geliştirilmiştir. Taksim-Karaköy gibi belirli hatlarda, koltukların dolmasını bekleyip ücreti paylaştırma fikriyle doğan bu sistem, esnek yapısıyla kısa sürede yaygınlaşmıştır.
0
ground
(18.03.26)
çocukken (2000'lerin başında) çiftehavuzlar-kadıköy arasında çok git gel yaptım bu şekilde.

sizin söylediğinzin aksine benim hatırladığım yolcu olarak biz binip sihirli sözcükle taksiyi dolmuş haline getirmiyorduk yalnız. sarı dolmuş kuyruğunda beklerken bir taksi yanaşır kadıköye dolmuş yapıyorum der isteyenler de binerdi. 1 kişi binerek taksiyi dolmuş yaptığını görmedim yani, 4 ya da 5 kişi binerdi direkt. yolda sarı dolmuş durakları belliydi zaten. inen olursa da sonraki duraklarda boşluk için yine sıraya yanaşıp isteyeni alırlardı.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(18.03.26)
(6)

İlber Ortaylı’yla neden fotoğrafınız yok?

michael_knight
Herkesin fotoğrafı varmış. Hadi fotoğrafınız yok bari bir anınız da mı yok? Uzaktan bile görmediniz mi?
Herkesin fotoğrafı varmış.
Hadi fotoğrafınız yok bari bir anınız da mı yok? Uzaktan bile görmediniz mi?
-10
michael_knight
(15.03.26)
ben görmüstüm fotograf cektirmedim yaninda bir sürü insan vardi.

cok uzundu ve postür bozuklugu vardi.
-1
Purple life
(15.03.26)
bebekte gördüm. taksi arıyordu ve elinde poşet vardı, bir tanesinin yolunu kestim müsait misin diye sordum. nereye gideceksin dedi, gel dedim ilber hoca binecek. fotoğraf çektirmek aklıma gelmdi. teşekkür ederim evladım dedi, kapısını açtım bindirdim gitti.
+1
birdirbir
(15.03.26)
dolmabahçe müdürlüğüne yolum düşmüyor.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(15.03.26)
Balmumu heykeli ile var, sayılır mı?
0
(15.03.26)
Topkapı Sarayı müdürü olduğu zamanlarda ayaküstü muhabbet etmiştik. İşle ilgili sorular sordu; senin gibi bir kızım var dedi ondan bahsetti biraz. O anda bir işi vardı dışarıda, ceketini çıkarıp arabasına binmeye hazırlanıyordu. Dönüşte odama uğra, sana kitap vereceğim dedi. Bende olmayan kitaplardan birini imzaladı. Fotoğraf yerine bu tür anlık iletişimli etkileşimciyim ben.
0
beetlejuice
(15.03.26)
benim bir kadeh şarap içmişliğim var tabii o zamanlar sosyal medya alışkanlığımız yoktu tabii. Isterdim tabii o anın fotosu olsun diye. Avusturya'da okurken oradaki türk hocam ile yakınlarmış bilmiyordum. Bir gün evime giderken ufacık bir kasaba zaten hep oturduğumuz bistro'da ikisini gördüm yapıştım tabii yanlarına. Hocam da kıl bir tiptir o yüzden foto istemeye çekinmiştim. Zaten öyle telefon da yok eve gideceksin de kamerayı alacaksın da... bir kerede işim dolayısıyla misafir etmiştik kendisini bir konuşma yapacaktı. fotom olsaydı da paylaşmazdım ama genel olarak bana anlamsız geliyor
0
croswell
(16.03.26)
(9)

Doktorlar neden devlette çalışıyor?

michael_knight
Bir uzman hekim devlette çalışınca ayda 150 bin lira, özelde çalışınca 500 bin lira civarında kazanç elde ediyor gibi anlıyorum. E gerçekten böyle olsa hiçbir doktor devlette çalışmaz, nasıl oluyor bu iş?
Bir uzman hekim devlette çalışınca ayda 150 bin lira, özelde çalışınca 500 bin lira civarında kazanç elde ediyor gibi anlıyorum.

E gerçekten böyle olsa hiçbir doktor devlette çalışmaz, nasıl oluyor bu iş?
-1
michael_knight
(11.03.26)
Bir ara bir doktor, yeşil pasaport hakkı kazanmaya ne kadar zamanının kaldığını soruyordu.
+1
Mirket
(11.03.26)
özelde cmtsi günü de calistirirlar.
bir de cok iyi bir ismin vs yoksa özelde de köle gibi calistiriyorlar.
ayrica malpractice davalari özelde daha cok oluyor. devlette calisinca arkanda hastane oluyor. özelde doktoru korumazlar.
+1
Purple life
(11.03.26)
bazi doktorlarin ozelde 500 bin kazanabiliyor olmasi doktorlar ozelde 500 bin kazaniyor demek degil.

bir uzman hekimin devlette 150 bin kazaniyor olmasi da uzman hekimler devlette 150 bin kazaniyor demek de degil.
+2
ghilleinthemist
(12.03.26)
o devlet hastanesindeki doktorlardan birinin eşiyim.

öncelikle şu gerçek; aynı performansla özel hastanede daha fazla para kazanabilirsiniz. doğru. çalışma ortamı daha konforlu, ortam 5 yıldızlı otel gibi, yemekler güzel. burada hemfikiriz.

ancak ;
Devlet memuru statüsü, özel sektöre göre çok daha yüksek bir iş güvenliği sağlar. Özel hastanelerde "ciro odaklı" baskılar veya işletme kararlarıyla işten çıkarılma riski varken, kamuda böyle bir şey olmaz.

izin süreleri çok daha yüksek ve kullanım odaklı. şimdi sordum bu sene çatır çatır kullanacağı 30 gün izni var. geçen seneden de 14 günü varmış, onu da kullanacak. cumartesi günleri çalışmaz. gecenin köründe hasta ya da hasta yakını aramaz, ararsa ona cevap verme zorunluluğun yok.

diğer taraftan malpraktis davalarında devlet daha güvenli.

bir başka etken yeşil pasaport :)

mesleki olarak bakacak olursanız; vaka çeşitliliği ve tecrübe açısından kesinlikle devlet daha iyi.

farklı bir nokta vereyim ; kendi hayatımızdan örnek, eşim yaklaşık 25 yıldır cluster baş ağrısı hastası. 13-14 ayda bir yaklaşık 1 ay hayattan kopuyor. iş hayatı yok, ev hayatı köstebek formunda ses ve ışık yok. mesela devlette bu sürede rapor ve izin alabiliyor. ama özel hastanede bu durumda o departmanı 1 ay kapalı tutmaları mümkün olmayabilir ve iş devamlılığı gerekçe gösterilerek çıkartılabilirsiniz. bu durum kalp krizi geçirirsiniz de böyle, halı sahada bacağınızı kırarsınız da böyle, bel fıtığı olursanız da. devlet bu konuda daha 'anlayışlı' ve 'şefkatli'.
+6
galahad reloaded
(12.03.26)
özel hastane eşittir ticarethane. sana ne kadar yüksek maaş verirse beklentisi de senden artar. özelde çalışıyorsan, instada reklam yapman gerekli, sürekli hasta bakman gerekli, hasta olmasa da hastadan bin tane test görüntü isteyip yalan söylemen gerekiyor. devlette 4 de bırakırsın bugün hasta bakmıcam dersen de kimse bir şey demez.
+1
mikahakkinen
(12.03.26)
özel hastane her doktoru hop diye almıyor ki çoğu öneri ile geliyor , özellikle genç ise okul hocalarından tanıdık varsa hocası tavsiye ederse geliyor. doktorluk tecrubesi ve vaka sayısı veya ameliyat sayısı çok veya hastası çok olan gibi bildiğim kriterleri var.
0
eja
(12.03.26)
özelde ya köle gibi çalıştırıp daha az para veriyorlar, ya da çok kalifiye doktorlara çok para veriyorlar.

ek olarak özellerdeki doktorlarıma gece mesaj atmaya falan çekiniyorum ben mesela sonuçta ölmek üzere değilim. niye aramadınız vs. lütfen çekinmeyin arayın 24 saat diyorlar. çok normal karşıladıkları belli. hoş değil.
0
aguen
(12.03.26)
özel prof veya doç isen ve biraz sosyal medya bilinirliğin varsa, hasta sayın fazlaysa iyi para kazanıyorsun. belki tıp merkezi tarzı yerler daha iyidir. yoksa zincir hastaneler kölelikten beter.
devlette ki uzman hekimler 150 binden fazla kazanıyorlar. döner sermaye ek ödenekle 300 bini buluyor olması lazım. tabi döner sermaye ücretleri hastaneden hastane de çok değişiyor.

birde bazı özellerde sana şirket kurdurup fatura kestirtiyorlar. sadece o hastanenin muayene odasını kullanmış gibi oluyorsun. bir anlamda esnaf kurye gibi bir durum var.
0
my fault
(12.03.26)
devlet doktorlarının çoğu özelde çalışabilecek yetkinlikte değil.
-1
thawne
(12.03.26)
(10)

Büyüklerin yanında çocuk sevmemek

michael_knight
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum. Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum.
Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?

Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
0
michael_knight
(07.03.26)
Kafkas halklarının adetidir. Aşırı ayıptır.
Adet kanıma işlemiş olsa gerek, yılışık bir davranış gibi gelir bana.
+1
Mirket
(07.03.26)
Erzurumluyuz bizde de varmış hatta ayıp karşılanıyormuş, gelenek anneannelerimiz dedelerimizle bitti. Neyse ki onların çocukları çocuklarını torunlarını gayet de seviyor. Bunun gibi çook mantıksız adet var, erkek çocuk dahi olsa gelince kocaman kadınlar ayağı kalkarmış falan…
+1
ekimoloji
(07.03.26)
anadan babadan 600 kusaktir cerkesim. ailemde konusulan birinci dil de cerkesce ve cecencedir. bizde bu adetin oldugu dogrudur ama ne cekirdek ne büyük ailemizde uygulanir. bizde cocuga kiymet verilir ve herkesin yaninda sevilir. hayatimda duydugum en aptal adetlerdendir bu.

ayni cerkeslerde baba ile dogrudan konusmamak, damat evdeyken evin babasinin evde bulunmamasi, babanin cocugu tasimamasi, gelinin kayinpederle dogrudan konusmamasi, kadinlarin ve yasi kücük erkeklerin evde erkekler otururken onlarla oturmamasi gibi adetler de var. xabze'yi noktasi noktasina uygulamiyorsaniz bunu normallestirmeyin.
agzi süt kokan yavruyu sevmemeyi normallestirip orada durmanizi saglayan sey nedir? mesela neden bir annenin yavrusunu sevememesi normal ama digerleri degil?
bana kalirsa hicbiri normal degil.
arkadasim babasiyla enseye saplak takiliyor, dedesinin yaninda ayaklarini uzatip oturuyor, sonra ogluna diyor ki bizde cocuk aile büyükleri yaninda sevilmez, git annenin yanina ben dedenle oturuyorum. hahahasktr. kendi konforunu etkileyen seyler xabze'de yazmiyor galiba?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.03.26)
Bizim de 2 kusak oncesi varmis bu örf. Herkeste ayni saniyodum 🤔

Hep cocugun yapim sureci kaynakli diye dusunmustum :) hamilelikten utanmak gibi bisi
0
üğpoıuy
(07.03.26)
Ama arkadaşlar ben sebebini, mantığını soruyorum.
Yani mesela baba ile direkt konuşmamanın sebebi bir tartışma çıkmasını önlemektir, gelinin kayınpederle konuşmaması işte cinselli laf/düşünce olmasın diyedir vs.

Peki çocuk sevmemek?
-1
🌸michael_knight
(07.03.26)
Cocuk severken hanimis de hanimis oyyy falan gibi gevşek hareketler yapildigindan olabilir :)
0
Purple life
(07.03.26)
Genel olarak ataerkil aile yapısında ciddiyet esastır. Çocuk sevmek, onunla oynamak falan zaten görece yeni şeyler. Çocuk dediğin eski zamanda bir düzine yapılan (Ki burada da irade zaten kısıtlı), bir kısmı verimli olacak yaşa gelmeden ölen, o zamana kadar da kaynak tüketen bir varlık onlara göre.
Zamanının önemli bir kısmını ağır iş yaparak geçiren, hayatını sürekli kontrol edemediği şeylerden (Kuraklık, toprağın verimsizliği, hayvan sürüsüne dadanacak bir hastalık, ağanın canının sıkılması) korkarak yaşayan insanların da çocukla oynamaması ya da oynanmasını hoş karşılamaması normal herhalde.
+2
salihdt
(07.03.26)
Sebebini sorduğumda kimse mantıklı bir şey söylemiyordu, sadece agucuk gugucuk sevmek de değil. Köyde bilmem kaç sene önceden bi adam çocuklarını kucağına alıyormuş diye söyleyip söyleyip gülerek dalga bile geçmişler. Kuzenim (erkek) çocuğunu sık kucağına alıyor diye anneannem daha yeni “x gibi çocuğunu kucağından indirmiyor” demişti :d
Evde iş yapan kocam hakkında da ergen kız diye dalga geçmiş, yaşlılar ve saçma sapan düşünceleri işte mantıklı sebebi olduğunu düşünmüyorum.
+1
ekimoloji
(07.03.26)
Eskiden birisi araştırırken yaşlı birine sormuş. Tarihte yokken neden şimdi var diye sormuş.
Aldığı cevaba göre büyük savaştan sonra çok fazla dul ve yetim çocuk ayrıca çocuğu ölenler kalmış ve başka ailelerin yanına yerleşmiş. Onlar incinmesin diye eşi ,çocuğu olanlar daha dikkatli davranmış.
+1
hebanon
(08.03.26)
altta yatan mesaj şu. adam oldun da bizim yanımızda büyüklük mü taslıyorsun. yani ailenin en büyüğü varken ortamda baba rolüne giremezsin. babam bunu bana yapmadı ama dedemin yanında durumları böyleydi. çepni kökenli giresunlıuyum.
+1
lazpalle
(08.03.26)
(2)

iPhone - Apple Intelligence ne işe yarıyor?

michael_knight
Telefonum 13 Pro olduğu için desteklemiyor.Ne işe yarıyor? Ne kaçırıyorum?
Telefonum 13 Pro olduğu için desteklemiyor.
Ne işe yarıyor? Ne kaçırıyorum?
-1
michael_knight
(06.03.26)
16 pro max'ten bildiriyorum tünelin sonu bombok bir yere çıktı, herhangi bir faydası yok. macos-iphone arası tek kullandığım özellik image to text yapabilmek direkt. başka da bir halta faydası henüz yok. gemini ile uçarız kaçarız dediler, 26.4 ile bekleniyor bakalım.
+1
suicmeyenadam
(06.03.26)
Gemini çok iyi, ios kötü
0
baldan kaymak
(06.03.26)
(6)

Avukat "yalan söyle" der mi?

michael_knight
Örnek veriyorum bir öğretmeni bıçaklayıp öldürdüm ve bir avukatla çalışmaya başladım.Önce olayı tamamen doğru şekilde avukata anlattım diyelim ve saldırıyı planlı bir şekilde yapmışım.Avukat bana "savunma yaparken yalan söyleyerek cezayı azaltalım ister misin?" şeklinde tercihimi sorar mı en başta y
Örnek veriyorum bir öğretmeni bıçaklayıp öldürdüm ve bir avukatla çalışmaya başladım.
Önce olayı tamamen doğru şekilde avukata anlattım diyelim ve saldırıyı planlı bir şekilde yapmışım.

Avukat bana "savunma yaparken yalan söyleyerek cezayı azaltalım ister misin?" şeklinde tercihimi sorar mı en başta yoksa direkt "bıçak zaten hep taşırım demen lazım, rastgele bir insana bir anda düşünmeden yaptım demen lazım" şeklinde mi yönlendirir?

Böyle bir süreç kabaca nasıl ilerler gerçek hayatta?
-1
michael_knight
(06.03.26)
avukatlar genellikle yalan yerine lehe olan kısımları parlatma yoluna gider.

yalan söyle demez ama "Eğer planlı olduğunu itiraf edersen şu cezayı alırsın. Eğer kaza veya anlık öfke dersen şu cezayı alabilirsin. Karar senin, ben senin beyanın üzerinden hukuki çerçeveyi çizeceğim." diye seçimi bırakıp stratejiyi ona göre çizer.
+6
summerjam0306
(06.03.26)
Derler, diyorlar. Tabii ki @summerjam0306'nın dediği gibi daha formal bir dille belirtiyorlar.
0
kimlanbu
(06.03.26)
Avukat yalan söyle demez; ancak her doğruyu da olduğu gibi söylemeni istemez. Kendisi de her doğruyu her yerde söylemez; böyle bir mükellefiyeti yok. Yalan söylemek ≠ her doğruyu paylaşmak.
0
vedatchilipeppers
(06.03.26)
yalan söyletmeden nasıl savunacak zaten. avukat direk yönlendirme ile ne gerekiyorsa onu söyletir.
-1
gercekdunya
(06.03.26)
yani evet "ne söylersen mahkeme nasıl değerlendirir" gibi telkinler veriyoruz. ama söylediklerimiz çoğu zaman işe yaramıyor. mesela adama diyoruz ki şimdi polis sana şunu şunu sorabilir, doğruyu söylemek zorunda değilsin. şunu şunu yaptın mı dediğinde evet demek zorunda değilsin. diyoruz ama insanlar o kurguyu çok iyi yapıp profesyonel bi şekilde sorulan sorulara açık vermeden cevap veremiyor. genelde çelişen ifadeler kullanıp durumun açığa çıkmasına neden oluyorlar.

ama şu var ki; cezalandırma yetkisi sadece devlete aittir ve devler bu yetkisini kullanırken, biri hakkında bir suçlama yapıldığında lehe ve aleyhe tüm SOMUT delilleri toplayarak yapar. örneğin ben birini öldürmedim ve gidip "ben şu kişiyi öldürdüm" dersem devlet sadece benim beyanıma bakarak yargılama yapıp ceza vermez. ben sonuçta birinin suçunu da üstlenmiş olabilirim bu konuda yalan söylüyor da olabilirim. bu nedenle kamera kayıtları, hts kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporları atk raporları vs vs birçok delil toplanır. yani çocuk eğer avukatın sözünü dinleyip "ben canavarca hisle tasarlayarak yapmadım, o anlık gaflete kapıldım" dese bile mahkeme bu çocuğun son birkaç güç içinde nerelere gittiğini, olayda kullandığı silahı nereden temin ettiğini, cep telefonu incelemesinde arkadaşlarıyla vs konuşmalarında bu olaydan bahsedip bahsetmediğini vs vs her şeyi araştırır ve çocuğun bunu planlı olarak canavarca hisle bir hınçla yaptığını ortaya çıkarır.

yani burda avukata kin duyulması anlamsız. iyi bir hukuk fakültesinden mezun olan hukuk nosyonuna sahip olan biri gayet iyi bilir.
+1
Sadece soruyorum
(06.03.26)
Neden neden demesin ki ?
Avukatta bir insan .
Ama bu noktada sözün formatı , yalan söyle... şeklinde değil "bu şekilde söyle " olur.
avukatı olan fail kimse zaten
kendini muhtemelen alacağı cezadan olabildiğince kurtarma derdindedir.
Dünyaya bir bakın, hukuki tanımlamalar ve anlamları, cezai karşılıkları bile kişinin statüsüne göre değişkenlik gösterebiliyor.
0
diyecevaplandı
(06.03.26)
(5)

Bacak- üst vücut oranı

michael_knight
Kendiniz ve sık görüştüğünüz insanlarla ilgili bunun farkında mısınız? Yani çok abartılı oransızlıkları demiyorum da en sık görüştüğünüz mesela 10 kişiden hangisinin bacak hangisinin üst vücudu daha uzun farkında mısınız?Hangisi daha iyi?
Kendiniz ve sık görüştüğünüz insanlarla ilgili bunun farkında mısınız? Yani çok abartılı oransızlıkları demiyorum da en sık görüştüğünüz mesela 10 kişiden hangisinin bacak hangisinin üst vücudu daha uzun farkında mısınız?

Hangisi daha iyi?
-2
michael_knight
(06.03.26)
tanımadığım insanlarda bile çok dikkatimi çeker.
genelde erkeklerin belden altı kısa, kadınların ise uzun çevremde. zaten ortalama da böyle bildiğim kadarıyla. her durumda alt bölümün tadında uzun olması, estetik olarak daha iyi duruyor bence.
0
lil siztah
(06.03.26)
Üzerine düşünmediğim sürece çekmiyor dikkat. Ortalama üstü uzunsa leylek bacak olup olmadığı belli oluyor sadece.
0
Bruce
(06.03.26)
Benim bacaklar üst vücuda göre biraz daha uzun. Çevremdeki insanları gözümün önüne getirdiğimde uzun boylu olanların bacak boyları nispeten daha uzun.

Genel olarak üst ve alt vücut oranı eşit milletiz. Yabancıların 'lanky' dediği vücut bizde pek yok sanki.

Uzun bacak kadında daha güzel duruyor bence.
+1
yurtsuz john
(06.03.26)
hayir no idea.

hic dikkat ettigim bir sey degil.
-1
Purple life
(06.03.26)
bir orantisizlik varsa dikkatimi cekiyor.
uzun bacak her turlu iyidir.
0
cooperr
(09.03.26)
(6)

Arabalarda büyük hoparlör mü yasaklandı?

michael_knight
Bir şeye ceza gelmiş büyük hoparlörlü arabalar için, tepkiler görüyorum. Ama neye ceza geldiğini anlayamadım. Ne yasaklandı?
Bir şeye ceza gelmiş büyük hoparlörlü arabalar için, tepkiler görüyorum. Ama neye ceza geldiğini anlayamadım.
Ne yasaklandı?
-2
michael_knight
(06.03.26)
Abi sen arabayla yüksek ses müzik dinleyerek gidiyorsun polis seni durdurup araca bakıyor eğer araçta fabrika çıkışlı olmayan ses sistemi varsa (woofer vs) ceza yazıp arabayı bağlıyor ama yok eğer fabrika çıkışlı ses sistemi varsa sadece ceza yazıyor.
0
kizil karga
(06.03.26)
peki yüksek sesle müzik dinlerken yakalanmamışsak, sadece arabada bulunuyorsa (dağda bayırda piknik yaparken dinlemek için taktırmışım mesela) yine de ceza yazıp arabayı bağlıyorlar mı?

yani sadece araçta kurulu olarak bulundurmak da ceza sebebi mi?

bunu sırf merakımdan soruyorum, aracımda fabrikasyon dışında ses sistemi yok, sokakta bangır bangır müzik dinleyenlere de özellikle gıcığım.

ama kendi özel mülkümde, trafiğin akışını ve çevreyi ilgilendirmeyen bir sistemin kurulu olması neden ve nasıl suç oluyor? abarth egzoz desen sırf arabanın motoru çalışırken gürültü yapıyor okey. standart dışı xenon far desen yoldaki diğer sürücülerin gözünü alıyor okey. app plaka desen, plaka tanıma sistemlerini şaşırtıyor, okunmasını engelliyor okey. ses sistemini sokakta bağırttırıp çevreye rahatsızlık verdim, o da okey. standart dışı cam filmi kolluk kuvvetinin seni tanımasını, tanımlamasını engelliyor ona da okey.

ama sadece kurulu ve bağlı duran, insan içinde kullanılmayan ses sistemi de ceza sebebi oluyor mu?
0
kibritsuyu
(06.03.26)
@kibritsuyu

Evet, o an kullanmıyor olsan da araçta fabrika çıkışı olmayan ve sonradan eklenen yüksek desibel gücüne sahip ses sistemleri, trafik mevzuatına aykırı kabul ediliyor. Bunların tespiti halinde ceza yazılabilir. Bagajda taşımaktan bahsetmiyorum tabii. Araca bağlanmış, kullanılabilir durumda olan sistemlerden bahsediyorum.
+1
himmet dayi
(06.03.26)
@himmet dayı veya diğer arkadaşlar;
Peki arabada fabrika çıkışı olmayan bu ses sisteminin limitini belirleyen bir teknik tarifi bir watt sınırı gibi bir şey var mı yoksa "memurun abartılı bulması" gibi bir yöntemle mi cezaya karar veriliyor?
-1
🌸michael_knight
(06.03.26)
bunu yazılı kural haline getirecek, getirse bile wattını bilmemnesini ölçebilecek bir sistem olacağını sanmıyorum.

bagaja eklenmiş, standart dışı amfi, woofer, ek hoparlörler falan gözle görülebilir modifiyelere bakıyorlardır.

aracın içinde kapı döşemesindeki standart hoparlörlerini söküp yüksek watt'lısını takarsan bir şey olmaz.

bu benim kişisel tahminim.
+2
kibritsuyu
(06.03.26)
Abi belli bi desibel limiti yok, modifiye ses sistemi varsa zaten o esnada müzik dinlemesen de mevcut cezaya tabisin ama diğer türlüsü, yani yüksek sesle müzik dinleme cezası biraz memurun kafasındaki tanıma kalıyor ama çevreye verilen rahatsızlık derecesindeki müzik sesi nedir az çok biz de tahmin edebiliriz.
0
kizil karga
(06.03.26)
(4)

İran ve etrafında neler yaşanıyor?

michael_knight
Haberler zaten yanlı ve bizi yanıltmak için yapıluyor diye pek takip edemedim. Şu anda durum ne? Ne kadar sürer ve dünyayı ne kadar etkiler anlamak için nereye bakayım?Siz biliyor musunuz?
Haberler zaten yanlı ve bizi yanıltmak için yapıluyor diye pek takip edemedim.
Şu anda durum ne? Ne kadar sürer ve dünyayı ne kadar etkiler anlamak için nereye bakayım?
Siz biliyor musunuz?
-2
michael_knight
(06.03.26)
Şu yayın epey doyurucuydu.

www.youtube.com
0
Mirket
(06.03.26)
İran diş geçiremezse Suriye savaşı ne kadar etkilediyse o kadar etkiler.
0
prole
(06.03.26)
Geçen merak edip groka sormuştum. Bunlar dışında mehmet akif koç, 49w kanalını izleyebilirsin.

--Şu anda (Mart 2026 itibarıyla) İran'da (özellikle Tahran ve çevresinde) sahadan bilgi veren ve X'te aktif paylaşım yapan bazı Türk gazeteciler/muhabirler var. Güncel paylaşımlara göre öne çıkanlar şunlar:Gürkan Demir (@gurkandemirr_
): Tahran'dan canlı bağlantılar yapıyor, meydanlardaki gelişmeleri (örneğin "ateşkes" sloganları) aktarıyor. TV100 ve Aydınlık Gazetesi adına İran temsilcisi olarak çalışıyor. En aktif saha muhabirlerinden biri gibi görünüyor.
Fulya Öztürk (@Fullyaozturk
): CNN Türk ekibiyle İran'da (Tebriz ve diğer bölgeler), savaşı yerinden takip ediyor. Canlı yayınlar ve fotoğraflarla güncel paylaşımlar yapıyor.
Çağlar Tekin (@mcaglartekin
): Tahran ve Tebriz'e giderek halkın nabzını tutuyor, İran halkının ABD müdahalesi hakkındaki görüşlerini aktarıyor. Bağımsız gazeteci olarak detaylı paylaşımlar yapıyor.
Ali Çabuk (@aliicabuk
): NTV Bölge Temsilcisi olarak Tahran'dan bildiriyor, uzun süredir bölgede.

Bunlar son günlerde İran'dan doğrudan Türkçe içerik paylaşan ve doğrulanabilir gazeteciler. Diğer bazı isimler (örneğin A Haber, AA veya TRT muhabirleri) de Tahran'dan yayın yapıyor diye bahsediliyor ama bireysel X hesapları bu paylaşımlarda net çıkmadı.Durum çok hızlı değişebildiği için hesaplarını doğrudan kontrol etmeni öneririm. Eğer belirli bir kanal veya isim arıyorsan daha detaylı bakabiliriz!
0
potsdamer
(06.03.26)
Eğer Orta Doğu hakkında doğru bilgi almak istiyorsanız takip etmeniz gereken kişi Hediye Levent.
0
nefertarii
(06.03.26)
(7)

İzlemediğim Kemal Sunal filmi var mıdır?

michael_knight
Televizyonlarda yayınlanmamış veya az yayınlanmış Kemal Sunal filmleri de var mı?Zübük hariç, onu izledim.
Televizyonlarda yayınlanmamış veya az yayınlanmış Kemal Sunal filmleri de var mı?

Zübük hariç, onu izledim.
-1
michael_knight
(27.02.26)
Kdv
0
gabe h coud
(27.02.26)
'abuk subuk bir film' en az yayınlananıdır muhtemelen izlemeseniz de bir şey kaybetmezsiniz :)

gülen adam bilinir ama diğerlerine nispetle daha az gösterilir gibime geliyor.

zübük zaten yasaklı :(

edit: Polizei bir de (bunu ben de izlemedim)
+1
anon1m
(27.02.26)
keriz
yakışıklı
uyanık gazeteci
sevimli hırsız
inatçı
bıçkın
zehir hafiye
gülen adam
koltuk belası
boynu bükük küheylan
abuk sabuk 1 film

bunlardan en az üçünü izlemediğine eminim. genelleyecek olursak 1987 ve sonrası çektiği filmlerin çoğu televizyonlarda az yayınlanmıştır. japon işi, düttürü dünya, öğretmen gibi birkaçı hariç.
+1
kibritsuyu
(27.02.26)
90'larda oynadığı dizileri izlememiş olabilirsin belki.

Saygılar Bizden
Bay Kamber
Şaban Askerde
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
+ şaban ile şirin.

adını bile unutturacak kadar saçma sapan bir işti.
+1
kibritsuyu
(27.02.26)
Tv'de en az yayinlanan Polizei ve abuk sabuk'tur kesinlikle.
+1
freedonia
(27.02.26)
düttürüdünya muhtemelen izlememişsindir
0
marsabil
(28.02.26)
(15)

Yerli muz mu ithal muz mu?

michael_knight
Hangisini tercih ediyorsunuz?Neden?
Hangisini tercih ediyorsunuz?
Neden?
📊 Muz tercihiniz?

Bu anket sona erdi. 91 oy kullanıldı.

-2
michael_knight
(27.02.26)
Yerlinin tadı çok daha lezzetli aroması daha yüksek ve tatlı geliyor bana.
İthal muz görsel olarak çok diri ve taze görünse de aroması çok düz ve yapay geliyor.
Meyveler içinde en az sevdiklerimden biridir görüşüme güvenmiyorum, bu yüzden oylama sonuçlarını merak ediyorum.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
yerli muz. çünkü küçük boyutlu oluyor. ayrıca biraz daha ucuz.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(27.02.26)
her şeye anket :)) bir sonraki anket; yeşil elma mı kırmızı elma mı?

ithal muz, çünkü para var, huzur var. eskiden zenginlik itemı olan muz, ithal muz. şaka bir yana, yerli muz ithal gibi büyük, rengi ve tadı benzer olsun asla ithal almam.
-8
gabe h coud
(27.02.26)
İthal.

Yerli muzun tadı hiç yok. Güzel olanlar yurtdisina çıkıyor, Antalya ve çevresinde güzeline denk gelmiyorsaniz sıradan marketten yerli muzdan güzel bir lezzet beklememek lazım.
+3
kisa
(27.02.26)
İthal tabii ki. Yerli muza verilen paraya yazık yani, sıfır tat.
+1
sadakatsiz
(27.02.26)
maaşın ilk üç günü ithal sonra yerli
+3
yurtsuz john
(27.02.26)
Bence ikisi değil, salatalık.
İnanmayan fiyatlarını karşılaştırsın.
:)
0
Mirket
(27.02.26)
Hangisinin fiyati düşükse onu
+1
narod
(27.02.26)
Yerlinin tadı hicbirinde yok
0
mirty
(27.02.26)
Bizim ulkemize gelen ithal muzlar çöp. Dünyanın neresinde yerseniz yiyin yabancı muzlar iyidir. Bonita vs gerçekten patatesten hallice. O yüzden yerli muzub tadı iyi geliyor. Bir Pakistan'da İran'da satılan muz burada olsa aydınlanma yasarsiniz
0
topkapiaksaray
(27.02.26)
ithal muz
0
koela
(27.02.26)
Arkadaşlar karar verin lütfen. Bazılarınız yerli muzun bazılarınız da ithal muzun tadının olmadığını söylüyor.
Lütfen ama.
-1
🌸michael_knight
(27.02.26)
Ben de çok şaşkınım.
İthal muzu sadece kardeşim seviyor zannediyordum. Onun yerli sevmeme sebebi de görsel olarak beğenmemesi aslında tadıyla bir derdi yok.

Şöyle söyleyeyim muz kabuklarını suda bekletip çiçeklere veririz biz, onda bile fark ediyor yerli muz kabukları çiçeklere ithalden çok daha iyi geliyor.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
yerli fazla yumuşak ve fazla tatlı geliyor. çok az mayhoş ama yine de tatlı ve sert olanını yani çikitayı seviyorum
0
neira
(27.02.26)
yerlinin kotusu saman, iyisi cok iyi. ithal daha standart o saman cikma riskini alamiyorum
+2
ala09
(28.02.26)
(32)

Odanıza kimlerin posterlerini astınız?

michael_knight
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
Ergenlikte, gençlikte.
Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
-1
michael_knight
(27.02.26)
ben Kermit'in posterini asmistim. hala saklarim onu.

millet de simdi sadece kermit'e ilgim vardi zannedecek.
ek olarak Enrique Iglesias, Ricky Martin, Vahsi Güzel'deki Ivo ve Antonio Banderas gibi latino hottie'lerinin posterlerini asmistim. büyüdügümde kani kaynayan, civil civil, sicak iklim insani bir latino ile evlenicem ve denize yakin bir yerlerde yasicam zannediyordum.

avusturyali ile evlendim. dagda yasiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Metallica - James Hetfield (Solist)

Blue Jean dergisi posterler verirdi, hey gidi günler.
+4
kimlanbu
(27.02.26)
national geographic’in hediye ettiği kocaman bir dünya haritam vardı. aslında küçükken backstreet boys’un büyük hayranıydım ama onların posterini asmamıştım niyeyse.

edit: şöyle bir anı geldi aklıma: ilkokul yaşlarındayken ailecek bir misafirliğe gitmiştik, birkaç aile vardı. sonra odaları gezdirirlerken evin ergen oğlunun odasında nicole kidman posteri gördük. kızıl kıvırcık saçlı hali. babam dahil oradaki tüm babaların “ooooooyyhhhh” diye kahkahalarla eridiklerini hatırlıyorum. o zaman cinsellik nedir çözememiş bir bünye olarak çok şaşırmıştım tepkilerine. gidip posteri incelemiştim yakından.
+3
eileengray
(27.02.26)
Kişi posteri vs asmadım ama ben de @eileengray gibi dünya haritası asmıştım Atlas'ın sayılarının birinde verilmişti.
+1
Amaranta ursula
(27.02.26)
Şahıs posteri asmadım da bir tane panom vardı, ona antin kuntin elime geçen şeyleri asardım. Aile evinde duruyor hatta hala. Bir de her sene penguen/uykusuz takvim verirdi onu asardım
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Gs takim posteri ve Kiraç :( allah affetsin
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
İlkokul - Kenan Doğulu (Üzerine kalp de çizmiştim.)
Ortaokul - Brad Pitt
Lise - Che Guevera (Solcu zamanlarım.)
+2
auroraaurora
(27.02.26)
asanlara özenmişimdir ama hiç asmadım. ailevi yapı ile alakalı herhalde
-1
kondansator
(27.02.26)
2002 dünya kupası kadrosu maç öncesi fotoğrafı
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.02.26)
Üniyi bitirip arkadaşlarla eve çıktıktan sonra kendi odam olmuştu. Baya 21 yaşında falandım heralde. Tavana Teoman' ın tam boy posterini asmıştım, yatağımın tam üstüne. odanın duvarı da a4 e bastığım şarkı sözleriyle doluydu, straight erkeğim :)
+3
kumandanim
(27.02.26)
depeche mode 37 yaşındayım asılıdır.
+2
HellKeePer
(27.02.26)
Tarkan
+1
black holes in the sky
(27.02.26)
Banu Alkan
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
Tarkan'ın dev posteri ve Luke Perry re: evimiz hollywood'da :-)
+1
euteamo
(27.02.26)
f1 dergisinin verdiği renault r25 posteri vardı. onu çerçeveletip asmıştım. hala duruyor.
+1
inheritance
(27.02.26)
@kimlanbu Blue Jean diyince bi duygulandım yaaa
bi dergi daha vardı öyle ama adını unuttum. ne kadar popülerdi böyle şeyler. dergiye yazı gönderenler olurdu onlar da yayınlardı falan.

ben o zamanlar tokio hotel grubunun hayranıydım onun posterini asmıştım.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Poster sayılır mı bilmem ama Küçük Prens ile Harry Potter ahşap tablosu var.
0
m e b
(27.02.26)
Aile evinde izin yoktu poster asmama şimdi kendi evimde her yere astım o nedenle :) Çerçeveledim ama en azından. Misal:

www.jpl.nasa.gov
0
peki madem
(27.02.26)
ricky martin
+1
pide
(27.02.26)
Kurt cobain ve RHCP posterleri vardı. Anthony kiedis posterde tek olsa onu asmak isterdim ama dergiler grup olarak veriyordu hep. Ortaokulda falandım, kurt cobain zaten çoktaaan ölmüştü ama işte imkansız aşkın verdiği o his:) sonra zaten poster merakım falan kalmadı, günümüzde ergen olsam jason momoa posteri asardım :d
+3
kullanicadi
(27.02.26)
Blue <3

Ayrıca üzümlü kekim Lee Ryan'ın tek başına olduğu bolca posterim de vardı
0
sadakatsiz
(27.02.26)
lee ryan fanlari toplaniyor

blue, leo di caprio ve tiziano ferro
0
ala09
(27.02.26)
Ortaokul-lise döneminden hatırladığım sadece Kevin Garnett var poster olarak astığım, NBA tarihinde en sevdiğim oyuncu. Onun dışında aklıma gelmedi düşündüm de. Üniversitedeyken de bi ara, henüz bu kadar çorabından çarşafına her yerde karşımıza çıkmıyorken the great wave off kanagawa posteri asmıştım.
+1
nundu
(27.02.26)
athena, şebnem ferah, hayko cepkin, lebron james.

utanarak: gökhan özen.
+1
summerjam0306
(27.02.26)
Çok poster astım
Ortaokul; burakkut, ricky martin, leonardo dcaprio
Lise; backstreet boys, the beatles, the cranberries, rem, no doubt,
Üniye geçince; dünya haritası ve sanatsal işler
0
love and trust
(27.02.26)
ha bu arada daha okula gitmediğim dönemden itibaren duvarımda altında ülke bayrakları olan dünya haritası hep asılıydı. Onu saymadım poster olarak ama şu an coğrafya nerdü biri olmamın ilk uyaranlarından biri odur muhtemelen :d
0
nundu
(27.02.26)
avril lavigne ve evanescence asılıydı.
0
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
avril lavigne
ozalitte a2 çıktılar alıp odanın 4 bir tarafına asardım. 2005-2008 arası mal zamanlarım.
+1
plastic_angel
(27.02.26)
poster denebilir mi emin değilim ama 25 yıldır Moonspell solisti Fernando Ribeiro nun 1 metreye yakın güzel bir fotoğrafı odamı süsler .
not: yetişkinim
0
devilone
(27.02.26)
Evanescence
Linkin Park
Red Hot Chili Peppers
Şebnem Ferah
Teoman vs...
Alakasız isimler de vardı, Beyonce gibi, Gwen Stefani gibi, o kadar çoktu ki hepsini hatırlayamam.
Aile evinde buna iznim yoktu yıllarca Blue Jean'den çıkan posterleri sakladım, üniversitedeki odama hepsini astım, nasıl yokluktan çıktıysam ilk yıl odamda postersiz tek bir cm bile yoktu, duvar kağıdı gibi döşemiştim.
Yurtta kapıyı çalıp "odana bakabilir miyiz" diyenler oluyordu ilk zamanlar.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
Freddie Mercury
0
turkuaz
(27.02.26)
Micheal Jordan ağırlıklı Chicago Bulls posterleri vardı odamda. O zamanlar jordan'ın prime dönemiydi. Scotie Pippen, Dennis Rodman falan güzel kadrosu vardı Bulls'un. Hey gidinin 90'ları
+1
faberkastelli
(28.02.26)
(3)

Sevdiğiniz esnaflar var mı?

michael_knight
İşi, kalitesi, fiyatı, lezzeti pek iyi olmamasına rağmen sadece güleryüzü, samimiyeti sebebiyle tercih ettiğiniz esnaflar var mı?
İşi, kalitesi, fiyatı, lezzeti pek iyi olmamasına rağmen sadece güleryüzü, samimiyeti sebebiyle tercih ettiğiniz esnaflar var mı?
-3
michael_knight
(27.02.26)
Benim en sevdiğim bar birçok insan için "bu ne amk" denilecek bir yer. Yemek diye bir şey yok. Buzları o kadar kötü ki buzla servis edilen herhangi bir şeyi orada içmem, eşe dosta da önermem. Gel gör ki seviyorum.
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
FATİHBANK fdgdsafdsa
0
eja
(27.02.26)
Erken yaşlarımda vardı. Yaşım ilerledikçe, insanların o kadar da iyi olmadıklarını anladığımda o güleryüz bilmem ne zırvalıklarına sempati beslemek şöyle dursun, bunlar bende ters etki göstermeye başladı.

Şimdi esnaftan sadece düzgün davranış bekliyorum. Selamımı al, yüzüme bak, duyulur bir sesle cevap ver, uğurla. Evinde uyuyormuş da kapısına gidip bir şey rica etmiş zahmete sokmuşum gibi ağız burun yapıp bir de mıymıy konuşmasın yeter.

Belki yaşım biraz daha ilerlediğinde onu da sallamam. “Nikahıma mı alcam herifi? istediğimi versin parasını alsın hayatımdan siktir olup gitsin yeter” diyebilirim. Umarım derim.
0
lazor
(28.02.26)
(4)

Başka ülkelerde sahur uyandırma nasıl?

michael_knight
Bizde sahurda davulcular geçiyor ya sokaktan, başka ülkelerde sahurda uyandırmak için ne gibi adetler, yöntemler var?Davulcu var mı mesela?
Bizde sahurda davulcular geçiyor ya sokaktan, başka ülkelerde sahurda uyandırmak için ne gibi adetler, yöntemler var?
Davulcu var mı mesela?
-1
michael_knight
(27.02.26)
Almanya'da muhtemelen oruç tutanlar sahur için alarm kurup kalkıyordur. Buralarda davulcu falan yok. Ayrıca genel olarak "Nachtruhe" uygulaması var, yani aksam 22:00 ile sabah 06:00 arasında başkalarını rahatsız edecek şekilde gürültü yapmak yasak.
+3
morqos
(27.02.26)
Senegalden suudi’ye çoğu islam ülkesinde imsaktan 1 saat önce ezan okunuyor. Bildiğimiz ezan. Minarelerden. Yani 2 ezan okunuyor. Biri imsaktan 1 saat önce. Ötekisi imsakta (sabah namazı ezanı). İlk ezanda “essalatu hayrun minennevm” denmiyor.
+5
dilemma of subscribtionability
(27.02.26)
bir an amerika'da redneck bir sehirde sabahin korunde davul cala cala dolastigini dusundum de.. buyuk ihtimal 5dk icinde biri seni durbunlu av tufegi ile indirir, polis gelir savas zaiyati sayarlar kimsesizler mezarligina gomerler ertesi gun. davulu naparlar bilmem.
+7
cooperr
(27.02.26)
www.aa.com.tr

Üstte belirtildiği üzere ABD ramazan ayı gelmeden veya ramazan ayı içinde kimsenin davul çalmasını beklemeden Asya ve ortadoğudaki katliam ve tecavüzleri ile zaten kendi davulunu yıllardır çaldı. Çin'in etkisi ile o davulun sesi belirgin derecede bölgede azaldı tabi.

Oralarda kimse:
- ya senin derdin nedir neden davul çalıyorsun? diye sormuyor anlaşılan. Sözüm ona demokrasi ve özgürlükler ülkesinde zihniyet daha kuruluşunda belli : direkt " öldürmek "

Bizim topraklarda ise gece cadılar bayramı etkinliği yapan birilerine dürbünlü av tüfeği ile saldırmak bu kadar kolay rahat profesyonel (!) şekilde kimsenin aklına gelmez.
İnsanlık bizde ne de olsa.

Bu arada balkabağını ne yaparlar bilmem.
-10
diyecevaplandı
(27.02.26)
(5)

Memurlukta nasıl ilerleniyor?

michael_knight
Torpil, siyaset vs. tamam onlar vardır da onların olmadığı kişiler için veya ideal bir dünya için soruyorum. Memurlukta nasıl yükseliniliyor?Diyelim ki 22 yaşında üniversiteyi bitirdikten sonra tapuda memur olarak işe başladım. 30 yıl sonra emekli olurken halen veznedeki memur mu yoksa tapu müdürü m
Torpil, siyaset vs. tamam onlar vardır da onların olmadığı kişiler için veya ideal bir dünya için soruyorum.
Memurlukta nasıl yükseliniliyor?

Diyelim ki 22 yaşında üniversiteyi bitirdikten sonra tapuda memur olarak işe başladım. 30 yıl sonra emekli olurken halen veznedeki memur mu yoksa tapu müdürü mü olacağım neye göre belirleniyor?

30 yıl çalışmış olan hiç yükselmeyen memur 50 bin civarında tapu müdürü 80 bin tl civarında mı alıyor?
-2
michael_knight
(27.02.26)
uzmanlık sınavları falan oluyor
+2
art cat chocolate
(27.02.26)
bakanlığa göre değişir. ancak şu an devlette yükselmek için yüzde 90 torpile ihtiyacın var. anca kurum müdürü olursun. bölge müdürü veya ankarada üst düzey görev için siyaset lazım. 30 yıl çalışmış memur daha fazla alır, en düşük memur maaşı 58 bin tl. 30 senelik memur 1in 4ü derecededir. 1 derece memurlar 60 65 arası alıyor.
ayrıca düz memur b kadro uzmanlık alması içi a kadroya geçmesi gerekir. a kadroya geçerse de ortalam bir memurdan daha fazla alır. evet devlette sınırlar var ancak yükselinebiliyorlarda.
+2
mikahakkinen
(27.02.26)
ilk olarak burada kurum önemli. yani büyümeyen ve rutinini oturtmuş bir kamu kurumunda görevde yükselmek daha zordur örneğin istanbulda tapu dairesinde memur olan biri çok zor yükselir zira istanbul artık istanbul hizmete ihtiyaç var.

ama örneğin bu tapuda memur olarak başlamış kişi gebze il olduğu zaman ya da başka bir şehire taşınıp o şehir büyüdüğü zaman yeni tapu daireleri açılırsa oradaki deneyimli memurlara idari görev yüklemek isteyebilir görevde yükselme sınavları yapılabilir.

şu an için görevde yükselmek için en uygun kurumlar bence üniversiteler. ha müdür olunca maaş çok mu değişiyor hayır, hele ki eski bir memursan.
0
denizgonen
(27.02.26)
Tapu ve Kadastro memuru olarak söyleyeyim. Tapu kısmında yükselme/maaşın artması biraz daha sıkıntılı. Bir tapu memuru en az sekiz yıl çalıştıktan sonra müdür yardımcılığı sınavına girerek müdür yardımcısı olabilir. Bu sınav ortalama 2 yılda bir açılır. Müdür yardımcısı olduktan sonra 2 yıl çalışıp müdürlük sınavına girebilir ve eğer ‘onu önce çıkaracak herhangi bir durumu’ yoksa müdür olarak emekli olur.
Kadastro kısmında mühendislik, kontrol mühendisliği vs olarak çok daha avantajlı tapuya göre. İki yıl teknikerliğin üzerine mühendislik okuyup mühendis kadrosuna geçen çok arkadaşım oldu.
+1
hayalhayal
(27.02.26)
memurlukta ilerleme kademe ve derece sistemiyle oluyor. 3 senede bir derece aliyorsun. yaklasik 24-30 senede max seviyeye ulasiyorsun. sabit yerinde durman yeterli bir sey yapmana gerek yok.
0
antikadimag
(28.02.26)
(10)

Ekonomisi iyi giden ülke var mı?

michael_knight
Son birkaç yıldır “ülke ekonomisi fena gitmiyor, daha iyisi mümkün ama şu anda da iyiye doğru gidiyor” diye düşünen ülkeler var mı?
Son birkaç yıldır “ülke ekonomisi fena gitmiyor, daha iyisi mümkün ama şu anda da iyiye doğru gidiyor” diye düşünen ülkeler var mı?
0
michael_knight
(26.02.26)
Polonya
+1
Bruce
(26.02.26)
vietnam'in ve filipinler'in ekonomisi büyüyor. güneydogu asya'nin en hizli büyüyen ekonomisine sahipler su an.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Arjantin
0
michael harddd
(26.02.26)
Ekonomi geniş bir kavram, hangi göstergeden bahsettiğine bağlı olarak değişir. Ülkelerin GDP'si veya büyüme oranı çoğu zaman artıyor, ama enflasyon farklı ülkelerde farklı seviyelerde. Mesela Türkiye ve Arjantin’de enflasyon çok yüksek, Çin’de ise düşük gözüküyor:
tradingeconomics.com
tradingeconomics.com

avrupa'da gdp büyümesi en yüksek irlanda gözüküyor. sonra türkiye ve polonya takip ediyor:
www.euronews.com

Çoğu ülkedeki ortalama halk ekonomi iyiye gidiyor demez heralde :) Farklı alanlardaki veya genel alım gücü, yaşam maliyeti vs. de bir gösterge. devlet ekonomi iyiye gidiyor diyebilir ama halk için durum farklı genelde.

Ghana ve Guyana'da mesela yakın zamanda petrol bulunmuştu ve iyi yönde ekonomik patlamaya neden oldu. Tabii ülkedeki herkesin (veya ortalama halkın çoğunluğunun) ekonomik yönden iyi duruma gelmesi diye birşey olmuyor.
+1
ermanen
(26.02.26)
Makroekonomi ile mikro ekonomi farklı biraz.
Misal İtalya'nın ekonomisi bazı şeylerde iyiye gidiyor ama sonra biraz mikro bakarsan o iyileşmeleri göremiyorsun, aynı şekilde İspanya'da öyle.

Misal irlanda denmiş. Çok iyi ülke ama çok çok pahalı yer, sebebi de uluslararası şirketlerin merkezi, ev fiyatları falan çok pahalı. Yani direktörsen iyi de ne bileyim normal çalışansan o kadar da değil.

Ben son yıllarda biraz ekonomi bakmaya başladığım için daha çok anladım; arka planını okumak gerekiyor çünkü iyi haber iyi olmuyor kötü haber kötü olmuyor.
Misal bak geçen merak edip Danimarka'ya baktım çünkü fransa için sürekli "baak Danimarka'ya hiçbir koruyuculuk yok ama işsizlik çok az" diyenler oluyordu. Bir araştırdım; evet az ama çoğu sektörde iş de yok. Reddit vs okuduklarim çoğu noktada yeni mezun vs iş olmadığını söylüyor, ciddi bir iş bulma sıkıntısı varmış. E ulan diyorum hani bunlar çok iyi gidiyordu, yapay zekaya sordum o da benzer dedi. Sonra İsviçre baktım, sağlık sigortasının yükselmesi ve ev fiyatları/kira şikayeti var sonra misal cenevre bölgesinde ciddi işsizlik var.

Misal Fransa'nın kuzeyine sorsan Fransa bitmiş derler.
Toulouse cevresi, lyon cevresi, nantes bölgesi falan dersen ekonomik olarak hiç sıkıntı yok derler. Yani makrodan mikroya indiğin zaman görüntü çok değişiyor. Ekonomi harbiden çok enteresan.
+1
logisticsmanager
(27.02.26)
@ermanen teknik bir gösterge değil de halkın genelinde bir iyimser olma hâli olarak sormak istemiştim.
Polonya sanırım buna iyi örnek, Vietnam’dan pek haberim yok ama olabilir
-1
🌸michael_knight
(27.02.26)
Türkiye.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.02.26)
@michael_knight

O kismada degindim biraz. Bence cogu ulkede halka sorsan ekonomi iyiye gidiyor demez. Yapilan anketlerde boyle cikiyor bildigim kadariyla.

Housing crisis ve ev/kira artisi butun avrupa'da hala var gibi. Polonya'da da var ve orda da belli seyler icin fiyat artisi fazlaymis. yiyecek ve alkol dahil. alkol fiyati artiyorsa ordakileri mutlu edemezsin :)
0
ermanen
(27.02.26)
Polonya +1

2014 yılının son çeyreğinde taşınmıştım. Türk Lirası zloty'ye oranla 4 kat daha değerliydi.
Şimdi Zloty, Türk lirasından 12 kat daha değerli!
0
elektr10
(27.02.26)
Polonya icin veri buldum:
www.polskieradio.pl

2026 yili, Ocak 8-20 arasinda. 938 kisiye ekonomik durum sorulmus.

%37 iyi demis
%26 kotu
%37 nötral

Polonya cogu avrupa ulkesine gore iyi olabilir ama cogunluk iyi dememis sonucta. Gerci gecen seneye gore ekonomi iyiye gidiyor olabilir ama her konuda diyemeyiz
0
ermanen
(27.02.26)
(20)

Ülkenin başına geçer miydiniz?

michael_knight
Hayali bir senaryo;10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz. Kabul eder miydiniz?Bir şirket
Hayali bir senaryo;
10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz.
Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz.

Kabul eder miydiniz?

Bir şirkette 10 kişinin müdürü olmanın bile ne kadar stresli olduğunu, dört yakın arkadaşınıza netflix’ten filmi siz seçince beğensinler diye nasıl ter döktüğünüzü de hatırlayarak karar verin.
10 yıl boyunca birilerini ölmesi, sakat kalması, işsiz kalmasına sebep olacak kararları da almak zorunda kalacaksınız.
Kabul ediyor ve yarın göreve başlıyor musunuz?
-1
michael_knight
(26.02.26)
Yazdım yazdım sildim. Geçmem ülkenin başına. Başkası alabildiğine s.çacak ben temizleyecem, yok öyle bok. Bana destek olmayacak halkın sorumluluğunu almam.
0
yaren
(26.02.26)
ulkeyi bundan daha kotu bir duruma sokmak cok zor, o yuzden tahminim ortalama ya$, zeka ve egitime sahip her akli basinda adam/kadin kabul eder bunu.
+8
cooperr
(26.02.26)
bu yetkilerle kesinlikle geçerdim. 10 seneye de ülkeyi düze çıkarırdım.
0
gercekdunya
(26.02.26)
o iş bize kalmaz. kalırsa da bu kadar lümpenin derdini çekemem. ülke çok büyük ve geri kafalı.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Tabiki geçerim. Ülkeyi yönetebilecek zeki ve milletin refahını düşünüp kendini düşünmeyen kaç kişi olur ki benim gibi?
+1
etna
(26.02.26)
abi şu an başkalarının kararları yüzünden ölen, işsiz kalan vs. bizler değil miyiz zaten? kaç kişi yarına sağ veya cebinde rahat edeceği kadar parayla çıkabileceğinden emin ki? saydığın olumsuzlukları zaten vatandaş yaşıyor, sen üstüne 10 sene ülke yönetimi deyip dokunulmazlık veriyorsun. ben talibim göreve hehe.
+1
der meister
(26.02.26)
Evet.
+2
gabe h coud
(26.02.26)
Başına geçer, iyi manada da içinden geçerdim, sonrasında bırakın beni seçmeyi can güvenliğim olmayabilirdi.
Bizim toplumun anladığı tek şeyin ceza olduğunu düşünüyorum, alabildiğine disipline etmeye çalışırdım baştan sonra, kendim de dahil. Edebilirsem sonrasında da hakediyorlarsa sonsuz sevgi gösterirdim ama önce di sip lin.
+1
kumandanim
(26.02.26)
geçmem. klavye başından eu4 yönetir gibi yönetme şansım varsa olur yoksa bırak 5 seneyi 1 sene bile dayanmaz ülke.
0
gule gule
(26.02.26)
Geçmem ülke nasıl yönetilir pek bilmiyorum.

ibb.co
+2
kizil karga
(26.02.26)
10 yıl boyunca seçimle ya da darbeyle iktidardan inmeyeceksem yaparım. çünkü bu ülkenin en büyük problemi uzun vade düşünememek.
+1
co2s2
(26.02.26)
Ben bu haliyle de geçerdim ama ülkeye sanırım çok radikal kalırım. Rüşvet vs alanlara savaş açardım. Eğitimde dinsel olguların hepsine savaş açardım. Cemaat ve tarikatlerin tüm işletmelerinin canına okuyacak derecede denetimden geçirirdim. Trafik cezaları ve diğer kamusal alanda işlenen suçlara müdahalede rütbesi farketmeksizin polislere yakaladıkları her suçlu için prim veririm, dava açılıp ceza aklanırsa da primi geri alacak bir kontrol balans mekanizması kurarım. Ve bu parasal cezalar çok yüksek olur.
+1
Unde bach canim
(26.02.26)
eskiden olsa geçmem derdim ama şu anki halimle geçerdim.

alacağım kararların hiçbiri ama hiçbiri siyasi yönde olmazdı, tamamen sıradan bir vatandaş olarak tamamen sosyokültürel yönde olurdu. siyasi sayılabilecek tek kararım mutlak anlamda işinin ehli olanları o alanda yönetici yapmak olurdu. geri kalan kararlarımın kısmı türkiye'yi tamamen kocaman bir "çoğunluğun rahatlığı için aşırı kuralcı ülkeye dönüştürmek üzerine olurdu. hiç şaka yapmıyorum, sahil boyunca halay çeken kıroların ev hapsi, yüksek sesle keko şarkıları açan tiplere zorunlu çöp toplama görevi, yürüyen merdivende solda bekleyenlerin toplu taşımaya bilinmemesi, ülkenin imajını zedeleyen her türlü taksici, turizmci, keko-mafya kırması köpeklerin toplumdan izole edilmesi ve mal varlıklarına el konulması, toplumsal refahı yerinde olmayıp da ülkeye düşman kesilen ama hala üremekten geri kalmayanlara doğum yasağı getirilmesi, belli bir zümreye genellenebilecek suçları işleyenlere aile boyu müebbet vermek, bir alanda artık insanların yapmaktan korkacağı iyilikleri veya günlük rutinleri bozanlara idam getirmek gibi şeyler ne güzel olurdu.
+2
m e b
(26.02.26)
geçerdim. ve iyi de yönetirdim bence ya.
%100 adil davranırdım herkese ve her şeye.
-1
matilda
(26.02.26)
10 yıla gerek yok. Hukuk sistemi düzeltip bağımsız hale getirsem, suçlunun cezasını çekeceği bir sistem kursam yeter. Gerisi zaten düzelir. Böyle bir sistemi kurup tam anlamıyla işletmek en fazla 1 senemi alır. Hukuk sistemi düzelirse, eğitim, sağlık ve ekonomi düzelir. Cezayı gören suç işlemekten korkar ve her şey yoluna girer.
0
scudman1
(26.02.26)
Hayır
0
peki madem
(26.02.26)
Bu ülkenin sorunu eğitim. Eğitim de ailede başlar. Çocuğunu eğitecek eğitimli aile için 10 sene yetmez, en az bir kuşak gerekir.
+1
Mirket
(26.02.26)
Ben bunu yaptım gibi bir şey.
Democracy diye bir oyun var. Oyun diyorum ama metin bazlı bir şey. Öyle çiftçiyi koyunlara yolla, şuraya fabrika kur gibi bir şey değil.
Bir ülkenin başına geçip, yönetiyorsunuz. Vergi politikası, müfredat, atıyorum eşcinsel evlilik legal olsun mu falan baya her şeye karar veriyorsunuz. Verdiğiniz kararlara göre de olaylar şekilleniyor. Örneğin içkinin vergisini çok düşürdünüz, toplumdaki bağımlılık oranı yükseliyor gibi.
Geçtim Türkiyenin başına. Arkadaşlar kolay olmadı ama sıfır şaka, belli bir süre sonra ilim irfan yuvasına çevirdim. Uçuyordu memleketimiz uçuyordu. Nobeller yağıyordu topraklarımıza.
Derken bir gün bir uyarı baloncuğu çıktı karşıma. Süikasta uğradım lan. Ciddi ciddi süikaste uğradım.
"Neden okullarda çocuklarımıza evrim teorisi öğretiliyor" diye adını hatırlamadığım sakallı bir örgüt süikast düzenlemiş bana.

Yani hayır, geçmem.
+3
cay koy geliyorum
(26.02.26)
mevcut halimle devam edeceksem hayır. bi çiftlik evi, bir yaz çiftliği ve daimi şoförlü araç isterim. kesintisiz on yıl, seçim yok, bitince de güzel bi emekli paketi de eklerseniz, hepinizi piremsesler gibi yaşatırım köftehorlar.
0
klassno
(26.02.26)
Çok isterdim ya bazen hayalini kuruyorum, şunu şöyle düzeltirim, şuna şu görevi veririm, şunu şöyle değerlendiririm gibi. İdealist bi öğretmenle konuşuyorum mesela onu milli eğitim bakanı yaparım diyorum içimden, o tarz
0
mezzosprite
(27.02.26)
(19)

Eski sevgiliye yazılacak en can acıtıcı mesaj

michael_knight
Eski sevgilinin canını en çok acıtacak bir mesaj ne olabilir?Fiziksel özelliğiyle dalga geçmek gibi değil de şöyle yüreğine yıllarca geçmeyecek bir acı bırakmak için.
Eski sevgilinin canını en çok acıtacak bir mesaj ne olabilir?
Fiziksel özelliğiyle dalga geçmek gibi değil de şöyle yüreğine yıllarca geçmeyecek bir acı bırakmak için.
-9
michael_knight
(26.02.26)
Eski sevgilinin sana bir sevgisi kalmadıysa yazacağın şeyi pek bir önemi yok.
+8
Bruce
(26.02.26)
Onun değer verdiği şeylerle ilgili bir soru bu. Sana değer verdi mi mesela, sevgiye değer veriyor muydu, ilişkinizi kıymetli buluyor muydu... Bruce'un dediği gibi sana bir sevgisi kalmadıysa, onun iç dünyasında sana dair bir önem hissi yoksa sen ne yapsan ne desen boşa gidecek. En kestirmesi, kendi hayatına o hiç var olmamış gibi devam etmen. Hayatından onun izlerini ve etkilerini çıkararak devam etmen. En iyi böyle can yakılır.
+3
yaren
(26.02.26)
Parsa parlak yaz.

Ya da sunu de
Sen gercekten firdevs hanimin kiziymissin.
-4
Purple life
(26.02.26)
ayrılırken benden aldığı borcu ödemeye kalktı.
"yattığımız geceler ücretini ödemedim ona say" demiştim.

(benimle birlikteyken başka bir erkekle flörtünü yakalamıştım)
-5
HellKeePer
(26.02.26)
fomo yaptıracak bir söz olmalı. (mesaj atma diyenlere; adam mesaj atayım mı dememiş ama siz daha iyi bilirsiniz :))
+1
gabe h coud
(26.02.26)
Canını yakmak isteyecek şekilde ayrılık yaşanmış bir "eski" sevgiliye yazılacak bu tür mesajlar hala beni düşünüyor salak, bana ilgisi devam ediyor, düşmedi yakamdan düşüncesinden başka bir işe yaramaz.
+9
Phoebe
(26.02.26)
Mesaj atma +1
Yapılacak en iyi şey önüne bakıp glow up yaşamak
+5
kullanicadi
(26.02.26)
mesaj attığınızda, onu hala düşündüğünüzü göstermiş olacaksınız. hala hayatınızı etkilediğini göstermiş olacaksınız. gerek yok. onunla uğraştığınız her saniye, aslında sizin kendi mutluluğunuzdan, kendi iyiliğinizden çalıyor. onun varlığını hayatınızdan tamamen çıkardığınızda zaten daha mutlu olacaksınız. uğraşmayın. önce siz kendinizi düşünün, kendi iyiliğinizin alabileceğiniz en bombastik intikamdan bile daha önemli olduğunu idrak etmenizde fayda var.
+1
co2s2
(26.02.26)
bir zamanlar sensiz nefes alamam derdin. şimdi başkalarının kucağında nefes nefesesin :D hey gidi ergenliğim...
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(26.02.26)
annenin/babanın vasat versiyonuymuşsun.

ergenlik negzel :D
0
kisa
(26.02.26)
sana attığı bir kazık, yaptığı bir yanlış üzerinden ilerleyebilirsin. aranızdaki muhabbeti bilmeyince spesifik öneride bulunulmuyor.

dipnot olarak, bu bağlamda atılan her mesaj, atanı küçültür
0
kondansator
(26.02.26)
mesaj atmamak en can acıtıcı şey olur.
+3
Hallegadola
(26.02.26)
Bana çok küfrettiler, kim hangi küfrü etti hatırlamıyorum bile ama içime cuk diye oturup 20 sene sonra aklımda kalan bir söz var : "sen mükemmel görünümlü içi çürümüş bir ceviz gibisin", belki söyleyen bile hatırlamıyordur.

Gene de karşı taraf için bir anlamınız yoksa hatırlamayı geçtim, günün dalga konusu bile olabilirsiniz.
+2
kimlanbu
(26.02.26)
Ben eski flörtümün sosyal medyada yorumunu görmüştüm bu konuya ilgili. Yüzüme de sövse sorun olmaz demişti. Çünkü bir insan karaktersizse, yüzüne de söylesen utanmaz. İçine de oturmaz. En iyisi kabul etmek zor ama o hiç yokmuş gibi davranmak.
+1
Kahvedesu
(26.02.26)
Arkadaşlar çok teşekkürler cevaplarınız için. Ya aslında öyle bir eski sevgili durumu yok hayatımda, beyin jimnastiği yapıyordum.
“kisa” adlı duyurucunun cevabı en aklıma yatan oldu.

“Meğer sen de aynı annen/baban gibiymişsin, yaşlandıkça sen de farkedeceksin” lafı can yakar gibi geldi bana.
-2
🌸michael_knight
(26.02.26)
enerjinizi bu tarz seylere harcamayin yaw..
jimnastik icin baska seyler bulun.
negatif dusunceler sizi cukura iter, o cukurdan cikamazsiniz sonra..
karmaya inanmak lazim.
0
cooperr
(26.02.26)
"Şu an dayınlayım."
0
kizil karga
(26.02.26)
@kızılkarga, dayı pek inandırıcı olmayabilir sonuçta dayısını arayıp konuşur.
Ama “akrabalarından biri zaten bana yazıyordu, bu hafta onunla görüşeceğim. Kim olduğunu tahmin etmen mümkün değil” yazıp engeli basmak nası ama?
-2
🌸michael_knight
(27.02.26)
Eğer saklayacak gizleyecek bir şeyleri varsa stres yaratabilir.
0
kizil karga
(27.02.26)
(10)

Yabancı dilde eğitim çok saçma değil mi?

michael_knight
Eğitimi yabancı dilde vermeye çabalamamız çok saçma ve verimsiz değil mi?Adeta yabancı ülkelere vasıflı adam gerekirse diye yapıyoruzmuş gibi. Üniversitede hazırlık sınıfı sadece bir yıl yani 8-9 ay. Müthiş bir eğitim sistemimiz olsa bile lisans seviyesindeki dersleri anlayabilecek yabancı dili bir
Eğitimi yabancı dilde vermeye çabalamamız çok saçma ve verimsiz değil mi?
Adeta yabancı ülkelere vasıflı adam gerekirse diye yapıyoruzmuş gibi.

Üniversitede hazırlık sınıfı sadece bir yıl yani 8-9 ay.
Müthiş bir eğitim sistemimiz olsa bile lisans seviyesindeki dersleri anlayabilecek yabancı dili bir yılda öğretemeyiz ki.

Neden böyle yapıyoruz?
Diğer ülkeler de böyle mi yapıyor?
-3
michael_knight
(26.02.26)
Nası soru bu hocam :)

İngilizce, küresel internetin de bilimin de baskın dilidir. Bilimsel yayınlar, teknik dokümantasyon, akademik içerikler hepsi ingilizce. İnternetin %60’ı ingilizce iken türkçe %1-1,5 civarında. Ortalamanın biraz üstüne gidecek bi proje çalışma vs yapmak isteyen türkçe kaynak bulamıyor çaresi İngilizce oluyor. Daha bu öğle bi kurulum ve entegrasyon işinde, ki dünyada çok yaygın bir sistemdi, türkçe video sıfırdı youtube’da, yabancılardan izleyip yaptım mesela.
+7
avatar is back
(26.02.26)
Haklısın ve bu gibi konulara bütün olarak bakmak lazım .
Zorunlu eğitimin süresi , hazırlık sınıfları, ve yabancı dilde eğitim hepsi bir arada düşüldüğünde ülke için büyük kayıp.
Kalifiye iş gücü, istihdam konusunda büyük oranda kayba ve gecikmelere sebep oluyorlar. Beyin göçü de hızlanıyor . Konu bu kadar tartışmalıyken o halde yapılması gereken zorunlu eğitimin tarihine inmek ve sürecini anlamaktır.

İngilizce dünya dili falan değil , sömürgeci emparyalistlerin dilidir. Bir şeyin dünyada kabul edilmesi kapsamı ve temelinde iyilik niyeti ve insani fayda taşıması gerekir .
Dayatmalarla, siyasi zorlama ve entrikalarla sadece bir kaç yüzyıllık kombine edilmiş bir dil dünya dili olamaz.

Yabancı dil öğrenirken neredeyse hiç dile getirilmeyen sorunlardan bazısı , öğrenilen yabancı dilin ana yurtdunun da bizle olan tarihinin göz ardının edilmesi .
Mesela Fransızca öğrenen biri , Fransa'nın da ne olduğunu, tarihte bizle olan siyasi ilişkilerini veya bizi bölmeye çalışan terör örgütlerine yardım yapmalarını, Afrika'daki onlarca yıl çevirdiği dolapları ve oranın fakir insanına yıllardır nasıl kan kusturduğunu da bilmelidir.
Yoksa sadece demir yığını olan eiffel kulesiyle romantik empatiler kurmakla yetinilir.

Bu manada ABD yi de zaten uzun uzun söylemeye pek gerek yok. Günümüzden örnek verecek olursak İngilizcesini geliştirmek isteyen , sözde dünyadaki kimi elitlerin(!) ne karanlık işler çevirdiklerini biraz olsun anlamak 3 milyon civarındaki epstein belgelerine göz atabilir.

Kısacası sadece yabancı dil öğrenmekle, öğrenim ve o dili geliştirme sürecinde zihnen onlardan biri olmak arasındaki fark iyi anlaşılmalı. Yoksa yabancı dili sadece iş ve para kazanma için değil, "kendimizi kaptırmadan " onları da tanıma anlama açısından öğrenmek gerekir diye düşünüyorum.
-2
diyecevaplandı
(26.02.26)
köşede bakkallık yapıp sadece gelen geçene ekmek sigara satacaksanız yabancı dil öğrenmeye gerek yok.

ama örnek veriyorum. cep telefonu tamirciliği yapıyorsunuz. öğreneceğiniz, takip edeceğiniz tüm kaynaklar ingilizce.

ticaret, bilim, sanayi vs -> bunları yabancı dil olmadan yapmayı düşünmemek lazım.
0
co2s2
(26.02.26)
Bence eğitimin türkçe verilmesi saçma. Türkçeyi seçmeli dil yapsınlar yeter. En azından fen bilimleri böyle olmalı. Üretmediğin şeyin tercümesini yaparak işi daha da zorlaştırıyorsun, orjinalinden öğret ve bu alanları okuyabilmek için her üniversite bölümünde dil bilme şartı/hazırlık sınıfı koy. Tüm dersler de ingilizce olsun, akademisyenler de bu noktada kaliteli hale gelmeye başlar.
0
Unde bach canim
(26.02.26)
dezavantajli taraflari var ama avantajli taraflari da cok. ozellikle bazi alanlarda litaratur (kitaplar, tezler vs.) hep ingilizce. bu iceriklerin turkceye cevrilme orani cok dusuk. ornegin bilgisayar muhendisligi veya tip alaninda kitaplara baktigimizda ancak cok populer olmus kitaplar turkceye ceviriliyor, cevriler de birkac yil geriden geliyor. boyle olunca da bir meslegi sadece turkce kaynaklardan takip eden bir kisi cok geriden takip ediyor, neyin guncel neyin artik gecersiz oldugu tamamen karisiyor. Ayrica egitim alan kisiler kuresel rekabete girecek kisiler ayni zamanda, bu da buyuk dezavantaj olusturuyor.

1 yillik hazirlik egitimi de sifirdan baslayan biri icin cogu zaman yeterli oluyor, ama elbette bu ekstra caba gerektiriyor. zaten egitim sirasinda ya da mezun olduktan sonra da bu caba devam ediyor.

Bunun disinda bilgi akisi farkli ulkelerle entegre olundugunda verimli oluyor. Bu konuda hindistani iyi bir ornek olarak gosterebiliriz. hindistanda ingilizce egitim yaygin, bu nedenle yurt disinda bircok yetismis kisi gonderiyorlar. ama bu kisiler is gucunun yurt disinda kacmasi olarak dusunmemek gerek. ayni zamanda bu kisiler yurt disinda ulkeleri ve kulturleri icin bir temsilci oluyor. uygun pozisyonlarda yatirimlari kendi ulkelerine tasiyorlar, bilgi ve birikimi de yine kendi ulkelerine tasiyorlar. yani iki ulke arasinda karsilikli entegrasyon o ulkeleri diger ulkelere karsi avantajli hale getiriyor. ornegin buyuk IT firmalari ucuz is gucu icin hindistana ofis aciyorlar, ayni zamanda hindistan da elindeki is gucunu yatirim cekme araci olarak kullaniyor.

Turkiye olarak bizim elimizde de iyi egitimli, buyuk bir is gucu var. eksik olan ulkede yatirim ve is yok. yani yabanci dil egitimi almis kisilerin bir kismi yurt disina gidip oradan bilgi ve yatirim transferi yapacak ki turkiyede bir ekosistem olusacak.

kendi icine kapandiginda is gucu kaynagini kendine saklamis oluyorsun ama peki bu is gucunu yeterince verimli kullanabiliyor musun? gencler issiz.
+1
emrahday
(26.02.26)
Siyasi içerikli birçok şey söylenmiş.

Ama bir iş yapılacaksa bunların etkisi 0. Neticede ne kadar yetkin olabileceğiniz o alandaki çalışmaları ne kadar güncelden takip edebildiğinizle, ne kadar içinde yer alabildiğinizle ilgili. Dünyada sürekli bir şeyler oluyor, elinizde bugün için tam bir veri seti olsa bile yarın bu set artık tam olmayacak.

Bu açıdan eğitimde ingilizceye ihtiyaç duymamak için önce ingilizceye ihtiyacınız var. Çünkü önce güncele yetişmelisiniz. Ancak sonra o alanda atılım yapıp odak haline gelebilirsiniz.

Bakın sizin önerdiğiniz şey gelişim değil, yutdışına çıkışı engellemek için bir yetenek edinmenin önüne geçilmesini öneriyorsunuz. Bu yurtdışına çıkışı engellemez, aksine daha iyi bir eğitim için daha temelden yurtdışına çıkışı artırır. Beyin göçü bağlamında, insanlar ingilizce bildikleri için yurtdışına gitmiyor, insanlar yeterli yetkinlikte olabildiği için yurtdışına gidebiliyor. İngilizce bilen herkesi almıyorlar değil mi? Bu yetkinliği kazanamayan insana sizin de gereksiniminiz olmaz, önemli olan yetkinleşen insanı elinizde tutabilmek.
+2
akhenaten
(26.02.26)
Daha cok ing bolumler ozellerde var. Bence goz boyamak icin. Daha fazla para almak icin belki de. Ingilizce bolum mezunuyum, hazirligi atladim. Birinci sinifta millet dehsetle bakiyordu bana nasi atlamis diye. Ve hazirlik okumalarina ragmen sinifin yuzde 90i okudugu bolumden bi sey anlamiyordu, ezberleyip geciyordu. Aslinda yabanci dilde hazirlik sinifi kadar sacma bir sey yok. Cok gereksiz bir sey. Isteyen kursa gitsin ama iste bu da yine ekstra egitim ucreti kazanmanin bir yolu okul acisindan.
Universite disinda ise mantikli bir sey. Sonucta ingilizce global bir dil. Babamin zamaninda da fr ogretilirmis mesela. Bu zamanin dili de ing.
0
Kittie
(26.02.26)
bizim insanimiz yabanci dil ogrenmek ile yabanci dilde egitim gormek arasindaki farki ya bilmiyor ya da kaciriyor.

egitim turkce olmali, ingilizce olmasinin bence avantaji yok dezavantaji cok. kendi dilini iyi kullanamayan zaten yabanci dil falan ogrenemez.
ingilizce yabanci dil olarak ogretilmeli, ama o bambaska bir mufredat.
0
cooperr
(26.02.26)
@diyecevaplandı, ne demek istediğini anlayamadım. Fransa ve ABD kötü ülkelermiş ama dil öğrenmekle ilgisini tam kuramadım ben.
Bir dili öğrenirken o dili üretmiş olan topluluğun tarihini, alışkanlıklarını ve bakış açısını bilmek elbette önemli bir farkındalık.

Dünya’da en çok ilerleyenler diğer milletleri en çok dövenler, sömürenler oluyor ve bu çok doğal değil mi?

Ülke, il, mahalle, sülale, aile şeklinde topluluğu küçülttüğümüzde en refah içinde yaşayanlar genelde diğerlerine baskın gelenler değil mi?
Sülalede birisi vardır, birçok mala çökmüştür ve en refah içinde yaşayan odur. Hangi sülale veya sosyal sınıf güçlüyse diğerlerini sindirip ülke kurar.
Kibarlık ve nezaketle kurulup büyümüş bir imparatorluk gelmiyor aklıma.
-1
🌸michael_knight
(26.02.26)
yabancı dilde öğretim programları arttırılmalı. hatta ilkokuldan başlayarak 3 4 yabancı dil, ağır edebiyat ve stem dersleri, yoğun yaşam becerileri, vergisi algısı odası şusu busu her şeye değmeli. eğitim öğretim yılı 10 aya çıkarılıp günde 4 saat ders, geri kalanı yaşam becerisi / iş öğrenme şeklinde planlanmalı.

dünyalıların ne kadar aptal, türk halkının ne kadar zeki olduğunu görürsünüz. bir de kuyu kazma işini bitirirsek viyana'yı bile fethederiz.
+1
klassno
(26.02.26)
(4)

Prestij müzik - İbo savaşı

michael_knight
Prestij Müzik Ailesi ile İbrahim Tatlıses arasındaki savaşı hangi taraf kazandı?Siz hangisini tutardınız?
Prestij Müzik Ailesi ile İbrahim Tatlıses arasındaki savaşı hangi taraf kazandı?
Siz hangisini tutardınız?
-2
michael_knight
(25.02.26)
prestij bir dönem ezdi geçti. hatta sektör lideri falan da oldu. sonra bölünmeler ayrılmalar, topaloğlu nedeni ile düşüşe geçtiler. ibonun olduğu her versusta karşıyı seçerim.
+5
ground
(25.02.26)
tabi ki de hilmi topaloğlunu tutuyorum bu versusta. allah gani gani rahmet eylesin.
0
Hallegadola
(25.02.26)
Ground +1
Tatlıses ne taraftaysa tam karşısında olmak boynumuzun borcudur.

Bu konuyla ilgili yapılan bir film var mesela, film çok iyi olmasa da döneme dair birçok konuda aydınlatıyor, Mahsun Kırmızıgül’le ilgili hiç bilmediğim detaylar öğrenmiştim, ona bakabilirsiniz;
(bkz: prestij meselesi)
+2
mutekebbir
(25.02.26)
ondan önce neredesin firuze var. zaten bu filmi izleyip de hilmi topaloğlucu olmamak mümkün mü?
+1
Hallegadola
(25.02.26)
(11)

Özel okullar para mı basıyor?

michael_knight
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında. Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim. Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor. E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, prin
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında.
Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim.
Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor.

E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, printer desek, ikisi de bina kirası diyelim halen 13 öğrenci parası kaldı cepte.
Böyle 20 sınıfımız varsa 200 milyon tl gibi bir para kalıyor.


Unuttuğum veya yanlış bildiğim bir şeyler vardır mutlaka ama halen çok fazla para kaldı elimizde ama öyle değildir herhalde.
Daha servis, yemek, kitap, kıyafet, ek aktivite gibi gelir kalemlerini de hesaba katmadım.

Neyi yanlış biliyorum?
-1
michael_knight
(24.02.26)
"Kanayan yaramız 'gelir dağılımı adaletsizliği' nedir" konulu bir çalışma olmuş sorduğun soru.
0
Mirket
(24.02.26)
Eskiden eğitim sektörü diğer bazı sektörlere göre fazla kazandırmıyordu.
Son beş altı yılda enflansyon dalgaları gelince markette, pazarda, emlakta oluşan fiyat belirsizliği eğitimde de oluştu. hani markete her gittiğimizde ürünlerin fiyatı değişiyordu, hani fiyat algımız bozulmuştu: bir şeyin pahalı mı, ucuz mu olduğunu kestiremiyorduk. işte o ara eğitim sektöründe de öyle bir algı bozulması oldu ve okullar fahiş fiyatlarda denediler, baktılar ki milletin eli mahkum, öyle devam ettiler ve gerçekten para basıyorlar.
+2
santimantal
(24.02.26)
Evet öyle :
eksisozluk.com

Yaz tatilinde de aynı kazığı sahil yerlerindeki kimi esnaflar yapıyor.
Bu duruma sadece " arz talep" demek durumu çok hafifletmek mi olur? pek sanmıyorum.
0
diyecevaplandı
(24.02.26)
Hangi öğretmen, idari kadro hatta temizlikçi asgari ücret seviyelerinde maaş alıyor? Ya da aylık 100bin liraya 3+1 okul mu tutacaksın?
0
osssy
(24.02.26)
tahminen toplanan paranin 1/3u maaslara, 1/3 kira vs gibi masraflara, 1/3 de kar olarak kaliyordur. ozel okullar kar amaci guden birer kurulus, para yapmak icin varlar. bunda sasiracak birsey yok.
-1
cooperr
(24.02.26)
herhangi bir kurs bile 10 15 öğtenciyle deli gibi para kazanabiliyor.
0
klassno
(24.02.26)
iyice sapıttılar bu konuda anaokuluna neredeyse 800 bin isteyen var, üstelik o paralar öğretmenlere bile gitmiyor , kesinlikle denetlenmesi gerekiyor özel okullarında
+2
darthvader
(24.02.26)
Öğretmenler asgari ücretten hallice alıyor. Bu sebeple giderler az.

İyi bir devlet okulu dışında size sundukları hizmetler ise şunlar: İngilizce(bu işi harbiden çözdüler son 7-8 yıldır), temiz tuvaletler ve temiz okul, güvenlik, yemek. Gerisi aynı.

İnanılmaz paralar dönüyor.
+2
jackyr
(24.02.26)
egitim ve saglik bir sekilde devletin icinde olmasi ve ciddi kontrol etmesi gereken sektorler. ikisi de insanlarin temel ihtiyaclarini suistimal ediyor. gerci saglik daha kotu ozellikle can havliyle sana gelmis insani somurmek cok kolay. tr'de bana seni gozden ameliyat etmemiz lazim demislerdi, hatta hemen gun verme sevdasindaydi hiyar herif. sonra killandim tanidik bir yerde baktirdim hicbir sey yok dedi adam 15 sene oldu. abd'yi zaten hic anlatmaya gerek yok.

egitim de ailelerin cocuklarina en iyi imkani sunmak istemesi suistimal ediliyor gibi. cunku parayi kissan icin rahat etmiyor. cocugunu mahrum ve eksik birakmis gibi hissediyorsun. milyon milyon alip ne yapiyorlar o paraya akil alir gibi degil.
+1
antikadimag
(25.02.26)
20 Sınıflık okulda en az 30 öğretmen, 8-10 işçi, güvenlik vs, en az 4-5 kişi de yönetim kadrosu olacaktır. Yani maliyet biraz fazla olacak. Kızımın kreşinde sabah çocukları ellerinden tutup götürmek için bile 3-4 kişi kapıda bekliyor mesela.

Okul franchise ise azımsanmayacak bir kısmı oraya gidiyor.
Yemek ücreti genelde 720binin içinde oluyor.

Okulun amortismanı var. Başta yapılan yatırım masrafını yaklaşık 8-10 sene ayakta kalabilirse bir okul ancak çıkarıyor.

Daha bir çok ilave masraf var okullar için. Bu fiyatları kesinlikle savunmuyorum. Ancak yine, ana sınıfına giden kızımın okulunda öğretmen dayanmıyor, çünkü okul fiyatlarına rağmen maaşlar ödenemiyor, enflasyon çok yüksek. Ödemeler peşin alınıyor ama alınan para enflasyonda ezilip hiç oluyor, vs vs.

Bilfen, alman lisesi, robert koleji vs gibi 1,5-2 milyonluk okullarda da zaten öğretmenler 60bine çalışmıyor bu arada.
+3
artci sarsinti
(25.02.26)
parayı döndürüyorlar. daha ocak ayından gelecek senenin ödemelerini başlatanlar var. arada güncelleme yapanlar var. genelde özel okul sahiplerinin tek işi bu olmuyor. 2 3 firması oluyor ve aldığı parayı döndürüyor. bu adamlar işletmeci kalite malite en son baktığı şey, amaç parayı alıp döndürmek. sıcak para varsa işletme döner. öğretmenlere iyi maaş veren okullar anca izmir ankara istanbuldadır. anadoluda asgari ücret ve biraz üstü.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
(10)

Askıda ekmek alıyor musunuz hiç?

michael_knight
Eşim sık sık askıda ekmek bırakıyordu halk ekmek büfesine ama ben sistemin çalıştığına tam emin değilim. Askıda ekmek almak iste diyorum bir kere, yok utanırım diyor. Askıda ekmek alınca kasanın yanına magnet ekmek yapıştırılan bir fırın var, o sisteme güveniyorum. Siz hiç askıda ekmek alıyor musunu
Eşim sık sık askıda ekmek bırakıyordu halk ekmek büfesine ama ben sistemin çalıştığına tam emin değilim.
Askıda ekmek almak iste diyorum bir kere, yok utanırım diyor.
Askıda ekmek alınca kasanın yanına magnet ekmek yapıştırılan bir fırın var, o sisteme güveniyorum.

Siz hiç askıda ekmek alıyor musunuz?
Durumunuz varsa bile kontrol etmek için ayda yılda bir alın olur mu?
-2
michael_knight
(24.02.26)
Bizim mahalle fırınına askıda ekmek bırakıyoruz bazen. Açıkça görülen bir panosu var. Her askıda ekmek bağışında sayıyı güncelliyorlar. Günlük takipte farkediyorum gelip alan oluyor ve sayı sürekli değişiyor. Sağ olsun mahalleli sayıyı çift hanelerden aşağı düşürmüyor. Belediye büfesi sürekli açık olan bir yer değil ve sayılı ekmek gelir günlük olarak ve o da satın alan kitle ile birlikte tükenir. Dolayısıyla ben bu iş için güvenilir mahalle fırınlarının çok daha efektif ve amaca uygun olabileceğini düşünüyorum. Hem günün her saati açık olmaları hem de stok probleminin olmaması çok kritik. Ulaşılabilirlik önemli çünkü.
+2
ezkaza
(24.02.26)
İki adet fırın var ekmek aldığım. Birinde dijital pano var, mümkün oldukça buraya ekmek bırakmaya çalışıyorum.
0
rakicandir
(24.02.26)
Bugüne kadar hiç almadım, yaklaşık 10 senedir her cumartesi pazar koşu sonrası simit almak için uğradığım fırına her seferinde askıya 4 ekmek atıyorum, adamlara güveniyorum.
0
kumandanim
(24.02.26)
Abim neden askıdaki ekmeği alalım o ekmekler, abartmak gibi olmasın ama, muhtaç insanlar için oluşmuş bir gelenek öyle ya o kadar ekmek bırakıyoruz bi kere de buradan alalım gibi bir şey değil, ben almadım almam almayı düşünmem aklımdan bile geçmez, ben ateistim ama oradan ekmek muhtemelen boğazımda kalır, ha altı üstü bi ekmek kardeşim ne olacak diye düşünmemek lazım. Onun dışında bizim fırının da güzel bi sistemi var benim için güvenilir, o nedenle aklımda bi soru işareti kalmıyor.
+4
kizil karga
(24.02.26)
Geçen gün fırında ekmek kuyruğundaydım, ramazandan önce bu olay, pide kuyruğu değil yani, benim önümde bi kız vardı 14-15 yaşlarında ama kıyafetinden belli durumunun iyi olmadığı, sırası gelince 3 ekmek istedi ama 1inin parasını verdi, fırıncı ekmeklerin fiyatını söyleyince başka param yok dedi ama fırıncı yine de istediği kadar ekmek verdi. Muhtemelen askıda ekmek bırakanlar olduğu için vermiştir.
0
Sadece soruyorum
(24.02.26)
@kızılkarga, sistemin gerçekten çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için al, askıda alanlara bir aşağılama veya ters bir bakış yapıyor mu anlamak için al, askıda olunca sıcaklar yerine bayatlardan mı veriyor anlamak için al.
Bunları yapıyorsa ihtiyaç sebebiyle askıda ekmek alan kişi fırıncıya bir şey diyemez ama sen fırıncıya haddini bildirip tüm müşterilerinin önünde rezil edebilirsin.
Bir tane askıda ekmek al sonra beş tane bırak.
Bedava enayi ekmeği yemek için askıda ekmek alın demiyorum.
-2
🌸michael_knight
(24.02.26)
@ michael_knight; siz alıp denediniz mi hiç hocam? merak ettiğim için soruyoum.
0
kumandanim
(24.02.26)
Yok denemedim. Magnet yapıştıran yere bırakıyorum ben. Bazen duvardaki magnet ile alıp ödeyenleri görüyorum.
Bir kere neredeyse deneyecektim ama son anda utandım, deneyemedim.
-2
🌸michael_knight
(24.02.26)
Ekmek almaya gittiğim fırında dijital bir pano yapmışlar, üzerinde dijital sayıların yazdığı bir tablo var. 2 ekmek askıda diyince hemen arkadan tuşlara basıp ekrana +2 olacak şekilde sayı ekliyor. Bana biraz daha güvenilir geliyor açıkçası. Ekmek almaya ben gittiysem 2 - 3 tane de oraya ekliyorum ara sıra
0
pislick0
(24.02.26)
yakında tanıdık bir fırınımız var oraya bırakıyoruz hep, hiç almadık ama hem güvendiğimiz bir yer hem de daha önce oraya gelip alan da gördüm o nedenle hep oraya bırakıyoruz
0
darthvader
(24.02.26)
(5)

Çocuk tuvalet eğitimi süreci

michael_knight
Birkaç ay sonra böyle bir süreç var önümde. Daha önceyaşamış olanların internette rastlayamayacağım önerileri var mıdır?Şimdi dönüp baktığınızda o dönemi nasıl hatırlıyorsunuz?
Birkaç ay sonra böyle bir süreç var önümde. Daha önceyaşamış olanların internette rastlayamayacağım önerileri var mıdır?
Şimdi dönüp baktığınızda o dönemi nasıl hatırlıyorsunuz?
-2
michael_knight
(20.02.26)
Sabır, sabır, sabır

En çok ihtiyacınız olan şey sabır. Çocuk doğduğundan beri bilinçsizce gerçekleştirdiği bir davranış üzerine bilinç kazanıyor. Hem yorucu hem travmatik bir süreç. Yapmak istemeyecek, yapmamak için inatlaşacak veya altına kaçıracak. Bu davranışlar bir haftadan fazla sürerse hafif sert bir tutum takınmakta fayda var. Ama kızmak, terslemek, bağırmak gibi davranışlardan (insanlık halidir oluyor bazen) kesinlikle uzak durulmalı.

Sabır, sabır, sabır

Herhangi bir pedagojik kaynağa dayanmadan sadece babalık tecrübemi yazdım.

SABIR
+1
roookie
(20.02.26)
Youtube ta bebeğe işemeyi lazımlığı temizliği falan öğreten videolar var çizgi film olarak. Biz günde 10 kez izleterek 1 haftada başardık.
+2
luluki
(20.02.26)
Bir de altı pis dolaşmasını sağladık. Sonuçta çocuk için tembellik güzel. Ne uğrasıcam ben yapayım anam silsin diyor. Tabii ki lazımlık zor geldi altına yaptı.
Temizlemedik. Zırladı 10 dakika. Baktı olmuyo razı geldi kendi işini halletmeye.
Biraz ağlasın. Yok öyle bedava iş.
+1
luluki
(20.02.26)
Teo'nun Kaka Kitabı var, çocuklu arkadaşlar çok öneriyordu, siz de alın :)
+2
kobuzchu kiz
(20.02.26)
bir kere tabii ki.
cocukta temel kural size zor an yasatmiyor kendisi zor an yasiyor.
bir de tuvalet egitimi goren cocuk zaten kac yasinda ne youtube videosu yahu? zurunluluktan youtube a maruz kalan cocuklar var am bunu lutfen normallestirmeyelim. tuvaletini tutamayan cocuk gunde on video izlerse beyni yanar.
gideceksiniz adam gibi bir suru cesidi olan tuvalet egitimi donemindeki cocuga hos gelen kitaplardan alacaksiniz. ozellikle adas veya ayni cinsiyette bir karakter varsa daha rahat olaylar ilerler.
bir de gelen olarak her seyde oldugu gibi erkek cocuklar daha gec ogreniyor.
0
mavicorap
(21.02.26)
(6)

Aşiretlere yazılım üretmek

michael_knight
Aşiretlerin ihtiyaç duyabileceği bir yazılım var mıdır? Ne gibi özellikler gerekebilir?
Aşiretlerin ihtiyaç duyabileceği bir yazılım var mıdır?
Ne gibi özellikler gerekebilir?
-2
michael_knight
(20.02.26)
Düğünde takılan altın ve paraları sayma uygulaması image and face detection. Türkiye'de kasıp kavurur ortalığı.
+7
anon1m
(20.02.26)
hangi isim hangi aşiretten.
+1
mikahakkinen
(20.02.26)
Aşiretlerin networkü sosyal medya veya üstünden değil , kan bağı ve hısımlık üstünden liderlerine ( kanaat önderleri) yle yürür. belki farklı özelliklere sahip aile soyağacı uygulamaları işe yarayabilir.
töre , teamül kanun ve kuralları veya tarihi niteliklerine özgü araştırma yapılarak uygulama fikri geliştirebilir ama ama aile meclisi son kullanıcı olarak bu noktada sürdürülebilir ne karar alır bilemeyiz.

Yazılım noktasında bir.şey söylemek zor ama bir millyetçi veya solcu için nasıl ki belli bir yazılım yoksa (ama site çok) bu aşiret hususu da benzer nitelik gösteriyor. Çünkü temelinde kalben bir bağ ve inanç duygusu hakim .
Kitleye sahip kimselerle kurulan yakınlık ise çok zaman büyük bir krizden kurtulma veya yine maddi sebeplerle oluyor.
Geçmişte krallıklar arası evlenmeler de buna benzer özellikteydi. Günümüzde Avrupa'da bir çok ülkedeki tanınmış isimler birbirleri ile akrabadır.

Belki aşiretler özellikle sosyal medya sayesinde bireyselleşme eğilimi gösteren ve topluluktan uzaklaşan kendi Z kuşağının davranışlarını analiz etme ve yorumlama için bir şeyler düşünülebilir.
Bunu düşünmemdeki asıl sebep ise büyük şehirlerde artan yalnızlaşma, akrabalık veya komşuluk ilişkisinin iyice zayıflamasıyla gittikçe kökenine bağlı grup ve kesimlerin de bundan etkilenmesi riskini beraberinde getirmesi .
+1
diyecevaplandı
(20.02.26)
passatmatik olabilir.
+3
klassno
(20.02.26)
bir kamyon adam yığma hizmeti.
" oglim aşiretiz biz" diyip uygulamanın düğmesine basıyoruz çiğ etle beslediğimiz bir kamyon adam lokasyonunuza intikal ediyor.
+1
anon1m
(20.02.26)
soyagaci
0
oscar
(21.02.26)
(13)

Şifreler için bir yönteminiz var mı?

michael_knight
Pek çok yer için şifre belirlememiz gerekiyor. Tüm şifreleri tek bir şifre ile koruyan programları kullanmak da istemiyorum. Bazı şifreleri de 6 ayda bir filan değiştirmek gerekiyor. Tüm şifrelerimi daha kolay hatırlayabileceğim ama tahmin edilmesi de zor olacak ve değiştirmem gerekirse de değiştire
Pek çok yer için şifre belirlememiz gerekiyor.
Tüm şifreleri tek bir şifre ile koruyan programları kullanmak da istemiyorum.
Bazı şifreleri de 6 ayda bir filan değiştirmek gerekiyor.

Tüm şifrelerimi daha kolay hatırlayabileceğim ama tahmin edilmesi de zor olacak ve değiştirmem gerekirse de değiştirebileceğim bir yöntem, bir sistem arıyorum.
Önerebileceğiniz bir yöntem var mı?
-3
michael_knight
(18.02.26)
örn:
1+#+ siteadının 1 3 5. harfleri+! +.
gibi bir şey olabilir.
+2
kisa
(18.02.26)
gayet de duzen tutturursun. 3 yildir yukaridakine benzer bir sistemi kullaniyorum. heryerde de tikir tikir calisiyor. sadece sistemi genis olcekte tam verimli kullanmak icin biraz emek vermeniz gerekiyor. cunku her site, app vs.. farkli frekanslarda guncelleme, kombinasyon, uzunluk istiyor. herseyi bir app'e baglamaktansa sistem kurup hepsini hatirlamak cok daha mantikli geliyor bana.

edit: mesela ustte ve altta paylasilan kombinasyonlardaki problemleri kolayca kestirebiliyorum. ama baslamak icin iyi bir referans. problemleri farkedince guncelleyeceksiniz. o yuzden emek harcamak lazim dedim. kervan yolda duzulur misali.
+1
buenosdias
(18.02.26)
Ben iş yeri için şöyle şeyler deniyorum
Belirledigim bir harf ve sembol kombinasyonunu hangi ay sifre degistirtiyorsa yılla beraber uyarliyorum.
202601asd@ 202604asd@
Gibi
+1
a perfect lie
(18.02.26)
Bitwarden kullan, bir tane de unutmayacağın bir cümle bul master key olarak ata.
+2
nahtoderfahrung
(18.02.26)
uzun yıllardır lastpass kullanıyorum. tüm her yerdeki şifrem random oluşturulan şifredir. lastpass şifrem güçlü ve yetiyor.
0
gercekdunya
(18.02.26)
1password
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(18.02.26)
bitwarden + google authenticator
+1
anon1m
(18.02.26)
Bitwarden +1
0
kisa
(18.02.26)
buyukHarficereN en az 8 harfli üç kelime +2 sayı +2 işaret

lichtenStein78<>
mamaZizu09*?
KralKobra34_.

al döndür döndür kullan her yerde.
0
klassno
(18.02.26)
İnternetteki en "yaşlı" alışkanlığım parola saklama sistemlerine güvenmemek. Uzunca bir kelime, kelimenin belli bir yerinde araya giren bir sayı, bu ikisinin belli yerlerine ilgili web sitesinin adından belli karakterler ekleyerek kullandığım bir temel parolam var. İlla büyük harf ve özel karakter isteyen siteler için eklediğim bir sistem de var. İşimi görüyor.

Banka uygulamaları şifre değiştirmemi istedikçe de o sırada saat kaçsa ona bakıyorum. Mesela 14:37'de şifre değiştiriyorsam 143702 (çünkü şubat ayındayız) ya da 031437 (çünkü çarşamba haftanın üçüncü günü) vs yapıyorum. Ama bu sürekli değişen şifreleri bir yere not alıyorum:)
0
kobuzchu kiz
(18.02.26)
Bu baslik saka mi xD xD

Niye soyleyeyim sifrelerimi nasil olusturdugumu
0
hot potato
(18.02.26)
bitwarden. hic bir sifremi bilmiyorum artik.
+1
compumaster
(19.02.26)
Bunu chatgpt ye yaz ve sana basit bir kod uretain.

Kullanıcı adı, site ismine göre güvenli şifre üretecek bir sisteme ihtiyacım var. Bir master şifre var ve bunu kullanarak her girdi için encryted süre oluşturacak. Yani kimse şifreyi kullanarak master şifremi decrypt edemeyecek. Ayrıca bir de versiyon numarası koy ki aynı site için şifre değiştirmek istesem sadece versiyonu değiştireyim.
Şifreler kaydedilmeyecek hiçbir yere, onun yerine master şifremi girip, hangi sistem için şifre lazım ise onu seçince, şifreyi hesaplasin versin. Server yok. Sadece offline.
Export import yeteneği de ver ki backup alabileyim
+1
bir varmis bir yokmus
(20.02.26)
(3)

Eskiden taksimetreden fiş çıkıyor muydu?

michael_knight
Sanki 1999 veya birkaç yıl öncesinde taksilerde taksimetreden fişe benzer belki de sadece ücreti kilometreyi yazan bir kağıt çıkıyordu gibi hatırlıyorum. Öyle bir şey anımsayan var mı?
Sanki 1999 veya birkaç yıl öncesinde taksilerde taksimetreden fişe benzer belki de sadece ücreti kilometreyi yazan bir kağıt çıkıyordu gibi hatırlıyorum.
Öyle bir şey anımsayan var mı?
-2
michael_knight
(16.02.26)
90'lardan beri taksi kullanıyorum fiş hiç hatırlamıyorum. hatta şirkete işe giderken taksiden fiş isterdik. bi defter çıkarır oraya fatura gibi yazardı.

ama uzunyol araçlarının takometresinde böyle bir fiş sistemi vardı
+1
orpheus
(17.02.26)
90larda cok taksiye bindim, hic oyle birsey hatirlamiyorum.
taksimetre dedigin zaten hesap makinesinden hallice birsey print etme fonksiyonu olan birsey degil.
+1
cooperr
(17.02.26)
Taksici istersen fiş veriyordu ama taksimetreden çıkmıyordu. Basit bir ekranı olan cihazdı sadece.

Elektronik modelden önce de mekanik sistemli taksimetre vardı. O da fiş vermezdi.
0
yurtsuz john
(17.02.26)
(3)

Amerikalılar kimlik göstermeden mi oy veriyor?

michael_knight
Amerikalılar oy kullanırken kimlik göstermek zorunda değil mi?Süreç nasıl oluyor? Benim adım maykıl nayt deyip oy mu kullanıyorlar?
Amerikalılar oy kullanırken kimlik göstermek zorunda değil mi?
Süreç nasıl oluyor? Benim adım maykıl nayt deyip oy mu kullanıyorlar?
+1
michael_knight
(12.02.26)
Sandik basindaki sureci bilmiyorum ama ABD disinda yasayan ABD'li arkadaslarim baskanlik secimlerinde postayla oy kullanmislardi. Dolayisiyla kimlik gosterme gibi bir sey olmamisti.
0
sertac akin
(13.02.26)
hiç amerikaya gitmedim ama bildiklerim trumpla ilgili bir şeyler okurken öğrendiklerimdir.

Amerikalılar için oy vermek görev değil seçimlik bir hakmış, her seçimden önce belirtilen son tarihten önce posta ile kendi seçmen kaydınızı yaparmışsınız. bu aşamada bir kimlik doğrulaması oluşuyormuş. posta ile size hangi adreste ne zaman oy kullanacağınızı belirten cevap gelirmiş.

günü geldiğinde o adrese gidip selamün aleyküm ben maykıl nayt diyorsunuz onlarda ellerindeki isim listesine bakıp aleyküm selam diyorlarmış.

** tabi bu bilgilerin eyaletler bazında farklı olduğunu unutmayalım.
+1
Sir Anthony Hopkins
(13.02.26)
çoğu eyalette oy üstündeki imzanız seçmen kaydındaki imzanız ile karşılaştırılıyor. Mail-in ballotlarda da imza atıp yolluyorsunuz, bazen ssn yazıyorsunuz, o da karşılaştırılıyor.
+1
eileengray
(13.02.26)
(6)

Anında avukat nasıl bulunuyor?

michael_knight
Allah göstermesin de gecenin bir vakti bir şekilde karakolluk olursanız ve ne sizin ne çevrenizin kriminal konularla hiç işi olmuyorsa sabah karşı 2’de filan nasıl avukat bulunuyor?Bulunuyor mu?
Allah göstermesin de gecenin bir vakti bir şekilde karakolluk olursanız ve ne sizin ne çevrenizin kriminal konularla hiç işi olmuyorsa sabah karşı 2’de filan nasıl avukat bulunuyor?
Bulunuyor mu?
0
michael_knight
(12.02.26)
Caddede aradığın doktoru yakındaki eczaneye sorarsın .
Avukat içinse rehberde uygun biri yoksa yakınında olan polislere sorarsın artık .
Oto sanayide ise her kaportacının bir boyacısı vardır .
Çay ve şeker misali bir çok meslek birbirine benzemez ama birbiri ile bağlantılıdır .
-2
diyecevaplandı
(12.02.26)
hiç böyle bir ihtimal düşünmemiştim. türkiye'de herkesin en az 5 avukat arkadaşı yok mu ya, elini sallasan avukat.
0
gitdaddy
(12.02.26)
@gitdaddy, ben biraz daha yaşlıyım herhalde. Ben üniversite öğrencisiyken çok az hukuk öğrencisi vardı. Onlar da gece 2’de kimsenin telefonu açmayacak kadar zengin avukatların patronlarının patronları olmuştur.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Kaynak aradım bulamadım ama yanlış hatırlamıyorsam barolarda bir tür nöbet sistemi oluyordu. Nöbetçi olduğu zaman gecenin bir vakti telefon gelince karakola/savcılığa gitmesi gereken avukat arkadaşlarım vardı yıllar önce. Duyurunun hukukçuları daha iyi bilir tabii.
+2
kobuzchu kiz
(13.02.26)
@kobuzchu o galiba baronun ücretsiz avukat sağlamak zorunda olduğu kişiler için olan sistem. Bende de pek hukuk bilgisi yok ama twitterda anlattıkları anılardan ben öyle anlamıştım.
0
🌸michael_knight
(13.02.26)
baronun atadığı avukat ile özel avukat arasında dağlar kadar fark var. ocas sistemi atıyor otomatik olarak. sisteme genelde yeni avukatlar kayıtlı. cmk avukatlığı görevi savunma ağırlıklı değildir. hatt asavunma yapmak zorunda da değiller. siz ifade verirken, eviniz aranırken işlemler usule uygyn yapılıyor mu, işkence ile mi ifadeniz alınıyor, kötü muamele görüyor musunuz ve ifadeleriniz tutanağa birebir geçiyor mu gibi konularda bir nevi şahitlik etmek, kontrol etmek diyebiliriz. diğer türlü olan ise özel avukatlıktır. tanıdığınız, bildiğiniz veya bir tanıdığınızın referans olduğu bir avukattır. ifadenizde neleri söylemeniz gerektiğini size dikte eder, yönlendirir. bazı konulara hiç girmememizi söyler. daha da detay vermeyeyim. bir ya da bir kaç avukat tanıdığınız olsa iyi olur. en azından telefonları bile olsa işe yarar. kendisi gelemese de müsait bir arkadaşını yönlendireblir, suçlamayı öğrenip telefonda bile sizi yönlendirebilir.
+1
ground
(13.02.26)
(4)

Efsane laf soktunuz mu hiç?

michael_knight
Online veya gerçek hayatta birine efsane laf soktuğunuz oldu mu? Anlatır mısınız?
Online veya gerçek hayatta birine efsane laf soktuğunuz oldu mu? Anlatır mısınız?
0
michael_knight
(12.02.26)
ay benim efsane olmuş bi laf sokmam var
arkadaşlarla (3 kız 3 erkek) sahilde takılıyoruz. erkeklerden biri de (ismi Rahmi) benim yeni tanıştığım samimi olmadığım birisi. abicim bu hıyar ortamdaki tüm kızlara sırayla yavşadı da yavşadı sonra sıra bana gelince "sana hiç adına sokayım diyen oldu mu" demiştim. sonra yıllarca ara ara buna gülmüştük
-2
neira
(12.02.26)
eskiden incide bi kaç kere @2 olmuştum, hatırladığım biri sperm bankasında hesap açtığını anlatıyordu ben de faizinden mi yararlanıcan yazmıştım baya tutmuştu entry
+1
nahtoderfahrung
(12.02.26)
aşırı özgüvenli şımarık bir kız vardı lisede. biyoloji dersinde hocaya "hayvanlar konuşamaz." demişti ben de "sen konuşuyorsun" demiştim. çok gülmüştü millet.

lise zamanları işte.
0
ya ben lan neyse
(12.02.26)
bunca yıllık hayatımda h,ç tam zamanında laf soktuğum olmadı genelde o an donuuyorum sonradan aklıma geliyo ya da gelmiyor bile
0
iwillsee
(12.02.26)
(5)

Pek çok Barbie almak

michael_knight
Birçok Barbie almak saçma değil mi?Aynı kişiden bir sürü almış oluyorsunuz. Oyun oynarken mesela birbiriyle aynı ama kıyafetleri farklı 5 aynı kişi sohbet ediyor, saçma değil mi?Onun yerine Barbie markası altında yüzlerce farklı isimde karakterler üretip pazarlasalar daha çok satmazlar mı? Ya da ben
Birçok Barbie almak saçma değil mi?
Aynı kişiden bir sürü almış oluyorsunuz. Oyun oynarken mesela birbiriyle aynı ama kıyafetleri farklı 5 aynı kişi sohbet ediyor, saçma değil mi?
Onun yerine Barbie markası altında yüzlerce farklı isimde karakterler üretip pazarlasalar daha çok satmazlar mı? Ya da ben yanlış mı biliyorum?
0
michael_knight
(12.02.26)
8 yaşında bir çocuk böyle düşünmez
bu arada zibilyon tane barbie var zaten. bir ekşicinin koleksiyonu vardı. evindeki koca gardrop çeşitli barbieler ile doluydu :D
+2
neira
(12.02.26)
@neira ama aynı kişinin farklı kıyafet giymiş, farklı pozda veya daha az veya çok güneşlenmiş hali değil mi hepsi?

Mesela bir erkek çocuğunun 7-8 tane benzer boyutlarda Spiderman isteyip onları birbiriyle etkileşime soktuğu pek görülen bir şey değil gibi geliyor bana, yanılıyor muyum?
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
çocukken hayal gücümüzü kullanarak oynadığımız için hepsi birbirinden çok farklı, ayrı bebeklerdi. hepsinin kendi adı, karakteri vardı.

erkek çocuğu spiderman ile evcilik oynamıyor. spiderman'i özel tek bir kahraman olarak görüyor ve dinozoruyla veya diğer kahramanlarıyla savaştırıyor.

barbie öyle değil. the barbie yok yani. barbie bebek değil, barbie bebekleri diyoruz hatta. artık farklı ten renkleri, boyları, kiloları, meslekleri ve hatta engelleri bile var. ken bebeğin de çeşitli görünümleri var. ha ilk çıkan sarışın akla geliyor hep barbie deyince orası ayrı.

yüzlerini de dikkatli incelersen farklı olduklarını görürsün:

shop.mattel.com
+1
art cat chocolate
(12.02.26)
Kreşteki kazımın daha şimdiden 10+ Barbie’si var. Daha geç almaya başlayacaktık aslında ama hediye gelmesiyle yeni item açılmış oldu bi kere ve kendisi bayılınca oyuncakçıya her gittiğimizde başka oyuncaklara pas vermeyip Barbie’lere koşuyor illa..

Şöyle ki her Barbie vücut olarak aynı gibi olsa da, yüz-saç-konsept farklılıkları var illa ki. Topuzlu balerin Barbie bizim evde düzenli olarak diğer Barbie’lere bale dersi veriyor mesela, yeşil saçlı ve kuyruklu Denizkızı barbie yüzme dersine geliyor. Farklı meslek grupları konsepti de var, doktor veteriner, pastacı gibi. Ya da balo elbiseli, kanatlı peri olan, köpeğini gezdiren vs.

O kadar farklı çeşitler var ki ben bile dakikalarca çıkamıyorum oyuncakçıda o Barbie’lerin arasından :D

Dediğiniz gibi alt markalar da var sanıyorum. Chelsea mesela Barbie’nin çocuk hali gibi daha miniği vs

edit: @michael_knight sağolsun düzeltti beni, kreşteki kızım yerine kreşteki kazımın 10+ Barbie’si var yazmışım, çok güldüm, okuyanlar da bi gülsün de aynen bırakıyorum :D
0
lambada
(12.02.26)
Benzeseler de aynı olmuyorlar ki. Daha rafta yeni bir Barbie gördüğümde zihnimde ona bir karakter ve hikaye yazardım küçükken. Hepsi birbinden başka hayatlara sahip olurdu.
0
1bir
(13.02.26)
(13)

Türkiye hangi sektörde gelişsin?

michael_knight
Karar verici siz olsanız, Türkiye’nin daha refah sahibi bir toplum olmak amacıyla bugünden itibaren odaklanması gereken sektör ne olmalı sizce? Neden?(Tayvan-çip, Hindistan-yazılım, Almanya-kimya gibi demek istiyorum)
Karar verici siz olsanız, Türkiye’nin daha refah sahibi bir toplum olmak amacıyla bugünden itibaren odaklanması gereken sektör ne olmalı sizce? Neden?
(Tayvan-çip, Hindistan-yazılım, Almanya-kimya gibi demek istiyorum)
0
michael_knight
(12.02.26)
Turizm. Antalyanın 80 lerdeki Turizm teşvik kanunlarıyla bu noktaya gelmesini örnek alıp benzer projeyi başka şehirlere taşınabilir. Mesela iç anadoluda bir yer las vegasa gönüştürülebilir. Tabi kumarhane vs izin verilerek.

Bunun dışında sanayi tarafında herkes kapacağı yeri kaptı. Çin ucuz iş gücü ve kalabalığıyla alıyor yürüyor. Almanya desen zamanında sahip olduğu sanayi geçmişi güçlü şirketler-üretim ve birçok patent sebebiyle bu durumda. Yani bu ülkeler bir günde sahip olmadı bunlara. Bu tarz şeyler kısa vadede yapılamaz uzun vadeli planlar gerekir. O yüzden en kısa vadede en yüksek getiri için turizm diyorum.
+2
nuevo
(12.02.26)
işlemci, işlemci, işlemci. işlemci konusunda (özellikle büyük dil modellerinde kullanılan) birilerinin keyfine kalmak gerçek bir beka sorunu.
+1
redlinetheturk
(12.02.26)
@redlinetheturk, o alanda başka ülkeler 20-30 yıl önce çalışmalara başladı ve meyvelerini şimdi topluyor. O sektöre girmek için 20-30 yıl geç kaldık gibi geliyor bana.
Henüz kıymete binmemiş, rekabetin nispeten düşük olduğu bir alan gerekir diye düşünüyorum.

Biz işlemci yapana kadar neler neler değişir.
+1
🌸michael_knight
(12.02.26)
Türkiye'ye kumarhane açılsa iyi gelir getirir. Coğrafya ve iklim gayet müsait. Mardin'de bu iş için en ideal yer.
+2
michael harddd
(12.02.26)
Turizm ile birlikte Gastronomi

Yurtdışı gezilerimde yerel turlara katılıyorum. Soruluyorlar nereden geliyorsunuz diye. Istanbul deyince herkesin aklı çıkıyor. Üfff müthiş şehir ya filan diyorlar. Kapadokya, turistlerin resmen gözbebeği.

- Turizm +1
- Kumarhane açılsa iyi gelir getirir +1
Mardin ideal mi bilmiyorum ama Casino'ya uygun bir yer bulunur illa.

Hem eğlence (gece hayatı + casino) hem kültür ile tarih hem gasronomi hem doğa tatili hem deniz tatili çeşitlli şehirlere dağıtabilinir.


Böyle bir potansiyel varken heba olmasına çok üzülüyorum.
+1
put it in your appropriate place
(12.02.26)
Turizm, tarim, yüksek katma degerli tekstil, yazilim & teknoloji, saglik.
0
Purple life
(12.02.26)
kürtlerin ve lazların girdiği hiçbir sektörden bir halt olmaz. o yüzden onların kafasının basmayacağı, teknoloji seviyesi yüksek, cutting egde alanlar üzerinde yoğunlaşmak lazım.
+5
hold the door
(12.02.26)
Türkler yazılım ve mühendislikte iyidir. Yazılım ve savunma sanayii gibi teknolojik üretimde gelişsin.

.
+1
kartallar yuksek ucar
(12.02.26)
tarım ve turizm.
+1
antihero
(13.02.26)
tarim, turizm +1000
bonus olarak madencilik eklerim, yeralti kaynaklarinin cikarilmasi ve islenmesi.
baska hicbirsey yapmamiza gerek yok aslinda..
+1
cooperr
(13.02.26)
Turizm ( katmadeğerli )
Tarım
Hayvancılık
0
kumandanim
(13.02.26)
Teknoloji
Yazılım
Yapay zeka
Uzay bilimleri
0
love and trust
(06.03.26)
turizm ve kumarhane mantıklı koskoca italya turizmle dönüyor resmen doğru düzgün üretim yok, mevcut da kapanıyor diye duymuştum birkaç sene önce.

kumarhane bence kapadokya mis gibi olur. las vegas'ı düşünün mısır piramidi, sfenks, eyfel kulesi kopyaları var. çölün ortasında cazibe merkezi yaratmış adamlar. bizim kapadokyamız zaten kendi başına bir cazibe merkezi. değerlendirilebilir bence.
0
air
(06.03.26)
(14)

Kitap okuma klübü var mı?

michael_knight
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
Yabancı filmlerde görüyorum sadece.
“ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
0
michael_knight
(12.02.26)
Bir zamanlar Feyste dünya kadar öyle grup vardı. Bir bak bence. Hala vardır belki.
0
Mirket
(12.02.26)
Melikşah Altuntaş
Flu TV
Begüm Çakır
Ebru Aykaç

Şu an aklıma gelenler bunlar. Youtube ya da Instagram sayfalarına bakarsanız bulursunuz.
0
anatomik
(12.02.26)
kobuzchu kiz
(12.02.26)
fotrsapka
(12.02.26)
online mı yüz yüze mi, hangi şehirde? detay verebilirseniz daha nokta atışı önerilerde bulunabiliriz. Örneğin İzmir derseniz Yakın kitabevinin ve farklı organizasyonların kitap/okuma kulüpleri var.
0
Phoebe
(12.02.26)
Çok teşekkürler arkadaşlar. Bol bol varmış.
@phoebe katılmak için değil de genel olarak merak ettiğim için sormuştum.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Orhan Şener Deliormanlı yutup kanalı.
0
yurtsuz john
(12.02.26)
emrah sefa gürkan codex adlı program ile her hafta yapıyor. önceden kitap ismi veriyor sonra o kitapla ilgili çok güzel bir program yapıyor. flu tvdekini tavsiye etmem çok uzun ve ilker hoca sulandırıyor.
0
ground
(12.02.26)
İş arkadaşımın arkadaşlarıyla bir grubu var böyle. Sırayla seçiyorlar. Arada anlatıyor ben de oradan biliyorum.
0
peki madem
(12.02.26)
Dahil olduğum iki kulüp var, eğlenceli ve güzel oluyor. Az kişi ile yüzyüze olan grupları daha verimli buluyorum kendi açımdan. Online olanda devamlılık sağlayamadım.
0
hayalhayal
(12.02.26)
kulüp var da klüp yoktur bence. bol bol oku bence de işine yarar belki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
@yazar yazmaz, ne dediğimi anlayabiliyorsan kurduğum cümle amacına ulaşmış oluyor.
Böyle gereksiz konularda kurallara aşırı sıkı bağlanıp başka insanların kalbini kırıp canını sıkacak kadar ileri gidenlerin çok mutsuz ve zeka konusunda sorunlu insanlar olduğuna inanıyorum. Umarım sen öyle biri değilsindir.
Kib, bye.
-2
🌸michael_knight
(12.02.26)
tabii canım ne dediğini anlıyorsam her şeyi yanlış yazalım ne olacak sanki. çok haklısın ebu cehil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
eger felsefe, sosyoloji ve psikoloji seviyorsaniz pelin dilara colak'in athenaum kitap kulubu var. okunan kitaplar ve bulusmalar icin buraya bakabilirsiniz:
www.athenaum.tr
0
Sour
(13.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.