Giriş
(7)

rakam - sayı

colg fusion
her yerde görüyorum, 342525 rakamı, 453663 rakamı falan deyip duruyorlar deli ediyorlar beni. yahu bunların 0-10 arası olanlarına rakam sonrasına sayı denmiyor mu? niye kimse sayı demiyor kardeşim? benim bilmediğim bir şey mi var nedir? kime söylesem aa hakkaten sayı onlar yahu dedi.
her yerde görüyorum, 342525 rakamı, 453663 rakamı falan deyip duruyorlar deli ediyorlar beni. yahu bunların 0-10 arası olanlarına rakam sonrasına sayı denmiyor mu? niye kimse sayı demiyor kardeşim? benim bilmediğim bir şey mi var nedir? kime söylesem aa hakkaten sayı onlar yahu dedi.
0
colg fusion
(04.03.08)
Abi kim takacak oyle seyleri bu ulkede? Gazetelerde yazim hatasi cuvalla.
0
wpi
(04.03.08)
10 da rakam değildir mesela. rakamlar 0'dan 9'a kadardır. 10 sayıdır. ayrıca daha bağlaçlar ayrı yazılmıyor, bu nasıl düzgün yazılsın ki...
0
deckard
(04.03.08)
Rakam da değil, rakkam diyor bazı ibneler. Neyse, atladığınız nokta çoğu insanın sayı ve rakam ayrımından habersiz olduğu.
0
paranormal
(05.03.08)
öss'ye girene kadar ben de bilmiyordum. mat. hocaları dışında çoğu bilmez zaten.
0
sourlemonade
(05.03.08)
TDK güncel sözlüğe göre rakam:

1 . Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri:
"0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, I, II, III ..."- .
2 . Bu işaretlerle yazılmış sayı.
3 . Nicelik, miktar:
"Kayıplar yüksek bir rakama çıktı."- .

İkinci tanıma göre rakamlarla yazılmış sayılara da rakam denilebiliyormuş...
0
selimse
(05.03.08)
Şiar Yalçın da bunu söyler hep ve haklıdır.
Diğer tespitleri için Doğru Türkçe isimli kitabını öneririm. En azından derdinizi anlayan biri olduğunu görürsünüz, içiniz rahatlar.
0
cedilla
(05.03.08)
Kimse kusura bakmasın ama günde ortalama 150-200 kelime kullanarak Türkçe konuşanların yaşadığı memlekette böyle şeyler beklemek biraz abesle iştigal oluyor. Abe yes abe no hocam. Maalesef böyle.
0
villeneuve
(05.03.08)
(4)

Kırılan gül kanar mı Kül yanar mı ah

ermanen
Evet başlıkta görülen ikinci soruyu soruyorum. Kül yanar mı? Saçma gelebilir ama belki bilimsel bi açıklaması vardır..
Evet başlıkta görülen ikinci soruyu soruyorum. Kül yanar mı? Saçma gelebilir ama belki bilimsel bi açıklaması vardır..
0
ermanen
(03.03.08)
Kul dedigin maddenin yanmayan kismi.

Or: Bu komur %3 kullu (Bu komurun %3 u yanmiyor).
0
theli
(03.03.08)
yanmaz hatta yanan şey ekmekse geriye kalan madde inorganik olduğu için sindirime bile uğramaz.
0
sourlemonade
(03.03.08)
Külün yanması, olmayacak bir şeyin olması anlamında. Yanmaz tabi.
0
paranormal
(03.03.08)
konuyla alakasız tabi ama ; müslüm gürses şarkıları bünyeye iyi gelmez.
ayrıca yere dökülen yaprak dala geri dönmez...dağlarda vurulan kuş da yuvasına dönmez. öyle garip işte.
0
ahandanick
(03.03.08)
(9)

Kentucky fried chicken

ermanen
Kentucky fried chicken'ın yaptığı gibi tavuk evde nasıl yapılır? Bunun gibi güzel ve daha güzel olanları da tavsiye edebilirsiniz...
Kentucky fried chicken'ın yaptığı gibi tavuk evde nasıl yapılır? Bunun gibi güzel ve daha güzel olanları da tavsiye edebilirsiniz...
0
ermanen
(02.03.08)
tavuk harcı var. benzer oluyor. lezzet ve çıtırlık babında
0
efruz
(02.03.08)
Bi kere KFC tadını yakalamak imkansız. Denemediğim harç, sos kalmadı. İçine uyuşturucumu koyuyor elin gevuru anlamadım. O tadı tuturamıyorsun. Ama dersen ki tavuk ve harç istiyorum.
O zaman önerim Banvit Fileto Alıyorsun. Bir pakette Knor Çıtır Pane harcı. Çıtır pane harcının arkasında tarifi yazar. Benim önerim tavukları ince kesme. Cok kalinda olmasın. Yumurtayada cok batırma.. Bide firitöz kullan o ambiyansı görmedi mi tadını yakalayamıyorsun. Afiyet olsun =o)))))
0
gunes yanigi olan penguen
(03.03.08)
kimi zaman harcın içine corn flakes katıldığını da duymuştum da bilemiyorum, biraz ağıza batar gibi geliyor
zaten o dokuya dikkatlice bakarsak muhtemelen başlangıçta cıvık bir sos olduğunu fakat kızgın yağa atılınca sertleşip dağılarak o enfes pütürcükleri oluşturduğunu tahmin edebiliriz.
0
gimbal
(03.03.08)
orda 16 çeşit baharat var zor o iş.
0
sourlemonade
(03.03.08)
monosodyum glutamat ilave ettikten sonra isterseniz gres yağına batırın, yine iştahla yersiniz.. bir başka deyişle, olay sadece harçta-sosta değil..
0
sharpenter
(03.03.08)
KFC in lezzeti genetik olarak değiştirilmiş tavuklardan değil 11 çeşit baharatın karışımdan oluşan özel tarifinden gelmektedir. Bir iddia ya göre içinde bu karışımın içinde sadece un, şeker,tuz, karabiber ve monosodyum glutamat olduğudur onu bilemem...

Cornflakes olması doğru ama bu kfc e özgü bir şey değil knorr un çıtır pane harcının içinde de gözle görülür şekilde cornflakes bulunmaktadır...

Son bi not: Eniştemin hindi çiftliğinden biliyorum. Piyasada satılan bütün tavuk ve hindiler genetik olarak oynanmış durumdadır. Bu şekilde daha çabuk büyüyen, eti yumuşak, damarlarından antibiyotik akan fakat yumurtlamayan ve çok çok kolay ölebilen (mundar olan) tavuklar yetişmektedir. Bu olay sadece KFCe özgü bir şey değil.
0
selimse
(03.03.08)
MSG kullanıldığı doğru, yani evde o kadar lezzetlisini yapamazsınız. Fakat MSG hakkında söylenilenler de doğru değil. Tek başına tadı bile yoktur bu molekülün. Flavor enhancer'dır yani gres yağının tadını daha da çekilmez yapacaktır :)

Knorr'un pane harcında da mutlaka MSG kullanılıyordur. Gayet de güzel oluyor bu harçla.
0
paranormal
(03.03.08)
msg'den başka bir numarası yoktur.
0
atrin
(03.03.08)
çarpılırsın kutsal tavuk tanrısı çarpar adamı.
kızartma tavuk konusunda kfc'den güzel diye bir kavram tanımıyorum.
0
darknum
(03.03.08)
(4)

decryption..

const ant
elimde ondalık düzende 4 basamaklı 3 sayıyı temsil ettiğini düşündüğüm 3 kod var.. kodlar 32 şer karakter ve onaltılık düzende.. bunların ondalık düzendeki hallerini görebilmemi sağlayacak bir program veya yöntem var mıdır?
elimde ondalık düzende 4 basamaklı 3 sayıyı temsil ettiğini düşündüğüm 3 kod var.. kodlar 32 şer karakter ve onaltılık düzende.. bunların ondalık düzendeki hallerini görebilmemi sağlayacak bir program veya yöntem var mıdır?
0
const ant
(02.03.08)
Hesap makinesi, donatılarda... Görünüm>Bilimsel
0
paranormal
(02.03.08)
"elimde ondalık düzende 4 basamaklı 3 sayıyı temsil ettiğini düşündüğüm 3 kod var"

kodların bu halini görmek istiyorum.. yani 3 kodun da 4 basamaklı ondalık sayıları temsil ettiği bilgisiyle şifre çözme olanağı var mı onu diyorum..
0
🌸const ant
(02.03.08)
veri 32 basamaklık hexadecimal sayı içine hash'lenmiş sanırım. belki olağan hash yöntemleri kullanılarak yapılmış olabilir. belki de aşağıdaki makale faydalı olabilir:

en.wikipedia.org

bu arada benzer bir problemle daha önce karşılaşmıştım. yaptığım araştırmada aşağıdaki makaleye ulaşmış, onu takip etmiştim. ve kırmak istediğim hash'ın kırılmasının çok zor olduğunu öğrenmiştim (bir sonuç alabilmiştim en azından). konu hakkındaki bütün öngörülerim bu deneyime dayanıyor. yine faydalandığım makaleyi de yazayım:

en.wikibooks.org
0
archetype
(02.03.08)
bilmece gibi abi soru, bi örnek yazsan fosfor tüketmek zorunda kalmazdık. neyse soruna gelince sanırım crack ile uğraşıyorsun, keygen vs yaratmaya çalışıyorsun.

32 karakterlik kodda aldatma için araya sahte, işe yaramayan karakterler yerleştirmiş olabilirler, bu yüzden soru basitçe çözülemez. Aşağıdaki linkler bir başlangıç olur sanırım.

en.wikipedia.org
en.wikipedia.org
0
kimlanbu
(02.03.08)
(6)

Winamp için uzaktan kumanda

cruelstroke
merhaba arkadaşlar,yatağımdan çıkmadan, hantal klavyeme uzanmadan winamp'da müzik dinlemek için üzerinde [play][stop][pause][forward][volume] vs gibi tuşların bulunduğu bir mini uzaktan kumanda satın almak istiyorum. (tembellik mode on)yurtdışı kaynaklı sitelerden bulduğum birkaç örnek;+ http://tekg
merhaba arkadaşlar,

yatağımdan çıkmadan, hantal klavyeme uzanmadan winamp'da müzik dinlemek için üzerinde [play][stop][pause][forward][volume] vs gibi tuşların bulunduğu bir mini uzaktan kumanda satın almak istiyorum. (tembellik mode on)

yurtdışı kaynaklı sitelerden bulduğum birkaç örnek;

+ tekgems.com
+ www.amazon.co.uk
+ www.amazon.co.uk
+ chinavasion.en.alibaba.com

gibi örnekleri mevcut. ancak türkiye'de rastlayamadım. türkiye'den alabileceğim bir yer önerebilen çıkar mı acaba?
0
cruelstroke
(02.03.08)
avermedia tv kartımda vardı bu özellik.uzaktan kumandayla mouse kontrol edebiliyordum.belki ucuz bir kart alıp taksan...
0
aysiku
(02.03.08)
öncelikle teşekkürler,

@galadnikov; evet bu verdiğini görmüştüm. ancak sırf kumanda amaçlı bunu almak çoook pahalı ya, zaten benim microsoft'un güzel mi güzel lazer bi mouse'um var :p

@aysiku; en son çare olarak onlarak düşünülebilir tabii ki. ama bu verdiğim linklerdeki gibi bir ürün varsa direkt onu almak daha mantıklı gibi.

klavye ya da mouse'a entegre olmayan, sadece uzaktan kumanda amacıyla üretilmiş, tercihen usb bağlantılı, mp3 ya da divx izlerken işimi görebilecek basit bir kumanda arıyorum kısaca :)
0
🌸cruelstroke
(02.03.08)
daha mantıklı çözüm, programlanabilir tuşlara sahip kablosuz fare almak.
0
paranormal
(02.03.08)
sony ericsson telefonunuz varsa (bkz: floats mobile agent)
0
zakk
(02.03.08)
www.dealextreme.com
türkiyeden istemişin ama bu site türkiyeye ücretsiz gönderiyo o fiyat üzerinden daha doğrusu gönderim parası dahil edilmiş fiyat o.yaklaşık 2-3 hafta beklerim gelecekse dersen paypal ile o siteden alabilirsin şahsen alışverişim oldu sorun yaşamadım.
0
prodeq
(02.03.08)
@prodeq; bu işime yarar, çok teşekkür ederim. fiyatı da kablosuz mouse'lardan ucuz. yine de bir iki hafta daha bekleyip alternatiflere bakacağım, acelem yok. site de güvenilir olduğuna göre en kötü ihtimal bir iki hafta içinde buradan alırım, bir aya da gelse önemli değil tek gelsin de eheh. tekrar teşekkür ederim :)
0
🌸cruelstroke
(02.03.08)
(9)

hepsiburada benzeri

tabudeviren
hepsiburada benzeri, güvenli, sağlam ve ürün seçerken seçilen kritelere göre daraltan tavsiye edebileceğiniz siteler?
hepsiburada benzeri, güvenli, sağlam ve ürün seçerken seçilen kritelere göre daraltan tavsiye edebileceğiniz siteler?
0
tabudeviren
(01.03.08)
estore
0
tom riddle
(02.03.08)
aman abi uzak dur estore'dan. 26 şubat salı sipariş verdim sabah9da. adamlar perşembe günü elimde olcak şekilde yollayacaklardı, henüz tedarik aşamasındaymış ürün. müşteri hizmetlerine de ulaşamadım hala, maillerimi de cvp vermediler.fiyat olarak söyleyecek pek sözüm normal fiyat çekiyolar.
0
cymbaline
(02.03.08)
sağlam ve güvenli site arıyorsanız o site hepsiburada benzeri değildir. hele ki estore... aman aman! ben ideefixe ve gittigidiyor derim. d&r web de fena sayılmaz.
0
boshi
(02.03.08)
unutulmamalı ki bazılarımız bu sitelerden yaptığı alışverişlerde şimdiye kadar bir sorunla karşılaşmadı.

ideefixe ve benzeri siteler kendi stoklarından iş yaptıkları için daha avantajlı elbet. ötekileri firmalardan alıyor.
0
tom riddle
(02.03.08)
www.estore.com.tr
www.ideefixe.com
www.weblebi.com

Dünyada %100 müşteri memnuniyeti sağlayan bir şirket var mı bilmiyorum. Yazdığım siteler benim alışveriş yaptığım, güvendiğim yerler. Fakat hiçbiri, özellikle estore, ürün gösteriminde başarılı değil. Aradığınızı bulmakta epey zorlanıyorsunuz. Yani karşılaştırma yapmak için uygun değil. Başka bir ortamda alacağınız ürüne karar verin, hangisinin fiyatı, ödeme koşulları uygunsa oradan alın.
0
paranormal
(02.03.08)
ereyon var bir de mağdur olan görmedim.
0
atrin
(02.03.08)
ereyon candır canandır. hem ucuzlar hem de harika hizmet veriolar..
0
erostrada
(02.03.08)
Ben de www.sanalmagaza.com.tr den alışveriş yaptım bi yamuğunu görmedim. Sonradan cihaz bozuldu servisine götürecektim baktım faturayı kaybetmişim. Aradım sanamagaza yı ürünü bırakacağım servise faturamın bir kopyasını anında faksladılar. Yani benden OK aldı bu site...
0
selimse
(02.03.08)
netsiparis
webdenal
siteleri de fena degil simdiye degin yaptigim alisverislerden gordugum kadariyla. hizlialdan uzak durun.
0
entrapmen
(02.03.08)
(3)

dvd ve dilleri

ezeriko
Hepsiburada.com'daki bedava orjinal dvd'ler (2,90 - 3,90 - 4,90 ytl vs...) furyasına kapılıp divx arşivi biraz DVDye dönüştüreyim dedim. Şimdi ilk paket geldi de daha denemeden içime kurt düştü. Resimdeki film netice itibariyle Alman filmi (Lola Rennt). Ama diller bölümünde göreceğiniz üzere sadece
Hepsiburada.com'daki bedava orjinal dvd'ler (2,90 - 3,90 - 4,90 ytl vs...) furyasına kapılıp divx arşivi biraz DVDye dönüştüreyim dedim. Şimdi ilk paket geldi de daha denemeden içime kurt düştü.
Resimdeki film netice itibariyle Alman filmi (Lola Rennt). Ama diller bölümünde göreceğiniz üzere sadece Türkçe ve İngilizce görünüyor. Bunun anlamı Almanca'nın default ve Türkçe+İngilizce'nin opsiyonel diller olduğu mudur yoksa ben hıyar gibi dublajlı film mi almışım?

edit:
wpi, sherinian, paranormal, teşekkürler. ben de sizin gibi düşündüm ama mantığım işin içine girince "yok canım olamaz" falan diyordum. çok salakça. neyse yoldakiler de gelince elimde 4-5 tane böyle aptal dvd olacak, birine hediye ederiz artık.

o zaman soru 2 ve hatta 3:
Bu tip filmlerin (olması gerektiği gibi) orj. dilde ve türkçe altyazılı seyredilebilmesinin tek yolu divx midir? İdeefixe ve Hepsiburada.com'a göre böyle. Bu, insanları illegaliteye itmek olmuyor mu?
(bkz: illegaliteyi ilan ediyorum)
0
ezeriko
(29.02.08)
Estagfurullah. Almanca yok cidden. Yazmiyorsa yoktur yani.
0
wpi
(29.02.08)
Burdan görüldüğü kadarıyla dublajlı film almışsınız ama estağfurullah.
0
sherinian
(29.02.08)
Asıl hıyarlık Almanca yerine İngilizce dublaj ekleyende. Söylenildiği gibi, filmi anadilinde izleyemeyeceksiniz.
0
paranormal
(29.02.08)
(6)

Hadi bir dilbilgisi de benden...

sui
Şimdi biliyorsunuz şöyle bir cümle kurabiliriz: "Ben bu işi yapabilirim de, yapmayabilirim de". Buraya kadar bir sorun yok. Ama bu cümlenin şöyle bir kullanımı da var: "Ben bu işi yapadabilirim, yapmayadabilirim", ki bu sözlü kullanımda daha yaygın.Bu yüklemlerin içine gömülmüş "dahi anlamındaki de"
Şimdi biliyorsunuz şöyle bir cümle kurabiliriz: "Ben bu işi yapabilirim de, yapmayabilirim de". Buraya kadar bir sorun yok. Ama bu cümlenin şöyle bir kullanımı da var:

"Ben bu işi yapadabilirim, yapmayadabilirim", ki bu sözlü kullanımda daha yaygın.

Bu yüklemlerin içine gömülmüş "dahi anlamındaki de"leri nasıl yapacağız ha gençler?

Yaba daba du.
0
sui
(28.02.08)
Ulan iki gün duyuruya girmiyoruz, sorumuzu çalıyorlar hayret bişi*

Orada da çözüme ulaşamamış gerçi.
0
🌸sui
(28.02.08)
Her ne kadar gündelik konuşmada ara ara kullanılsa da "yapadabilirim" kullanımı hatalı, "yapabilirim de" doğru kullanım.
0
crown
(28.02.08)
"yapadabilirim" konuşma dilinde söylenmesi daha kolay ve pratiktir,ama yazı dilindeki kullanımı " yapabilirim de" olmalıdır.çünkü dahi anlamındaki da/de ayrı yazılır.
0
baldur
(29.02.08)
"Türkçede kelimeler ortalarına ek almazlar" diyerek bu sorunu çözebilir miyiz?
0
24th fret
(29.02.08)
Ben de bunun ek olmadığını, bağlaç olduğunu söyleyerek katkıda bulunayım. Doğru olmadığını düşünüyorum fakat yazılacaksa şu şekilde yazılmalı:

"yapmaya da bilirim"
0
paranormal
(29.02.08)
Hmm, bence bu sorunun en doğru cevabı 24th fret'ten geldi: Türkçe kelimelerin ortalarına ek almamaları, ki burada sanırım "Türkçe sondan eklemeli bir dildir" kabulüne bir göndermemiz var. Bu kesin konulmuş bir kuralsa -ki herhalde öyle- o zaman bu kullanım sözlü dilde var olmakla birlikte, yazılı dilde söz konusu değil ve de ekinin sona getirilerek yazılması gerekiyor. Tabii buna "Türkçe yazıldığı gibi okunmaz" hadisesini de eklersek ortalık şenlenir bayram olur, neyse bunu da başka bir sorunun konusu yaparız.
0
🌸sui
(29.02.08)
(7)

rapidsare öldü mü?

raj
rapidshare'a n'o'luyor bilen var mı?http://www.rapidshare.com açılıyor ancak premium zone'a giremiyor.(https://ssl.rapidshare.com/cgi-bin/premiumzone.cgi)Unable to connect uyarısı alıyorum. ne iş bu? bir tek bana mı oluyor? başka kimlere oluyor? neden bu sıralar çok olmaya başladı? vardır bir bileni
rapidshare'a n'o'luyor bilen var mı?

www.rapidshare.com açılıyor ancak premium zone'a giremiyor.
(ssl.rapidshare.com)

Unable to connect uyarısı alıyorum.

ne iş bu? bir tek bana mı oluyor? başka kimlere oluyor? neden bu sıralar çok olmaya başladı? vardır bir bileniniz hadi canavarsınız... aslansınız kaplansınız.
0
raj
(28.02.08)
premium'a ben de giremiyorum. dün geceden beri böyle.
0
sherinian
(28.02.08)
Şu an girebilmekteyim bu arada.
0
sherinian
(28.02.08)
Gece aynı sorun bende de vardı ama şu an girilebiliyor.
0
paranormal
(28.02.08)
gece ben bilgisayari downloada biraktim. sorunsuz indirmi$ hepsini sabah baktim da.
7gb falandi indirdigim toplam rapidshare'den. 1saat once de i$yerinde bir $eyler indirdim, sorun ya$amadim ben.
0
sourlemonade
(28.02.08)
ben rapget kullanıyorum.ve hiç bir sorun yaşamadan indiriyorum dün geceden bu yana
0
omer460
(28.02.08)
rapidshare olmez, vatan bolunmez!

o problem sadece 25Gb limiti doldurdugunuz da 1-2 saatli gecmeyen bir problem. yani benim istatistiklerim o yonde.
ne zaman ki 25gb i doldurdunuz, premium login bir sure aksaklik cikartiyor.
bir degisik soyleyisle: "eepten aykiri gidior beyaw"
0
theli
(28.02.08)
sorun düzeldi. rahatça girebiliyorum premium'a. ancak neden ve nasıl'ını halen bilmiyorum. theli'nin dediği gibi olma ihtimali var ancak 7 aydır ilk kez başıma geldi. cevaplar için teşekkürler.
0
🌸raj
(28.02.08)
(15)

Ses geçirmez oda nasıl yapılır? Maliyeti nedir?

late viper
Bir oda nasıl ses geçirmez hâle getirilir, maliyeti(m²) nedir? Profesyonel bir şeye gerek yok, en kolay ve ucuz çözümün peşindeyim.
Bir oda nasıl ses geçirmez hâle getirilir, maliyeti(m²) nedir? Profesyonel bir şeye gerek yok, en kolay ve ucuz çözümün peşindeyim.
0
late viper
(28.02.08)
yumurta kartonu! ben de hep düşünmekteyim, ama odamda bir kümes atmosferi yaratmak istemediğim için bu yönteme yönelemiyorum.

bunun yanında şöyle bir ingilizce kaynak önerebilirim ufak tefek önerilerin falan da bulunduğu, belki işini görür veya bi' ampul falan yakar kafanda..

www.soundproofing.org
0
supercalifragilisticexpialidocious
(28.02.08)
bunun için en yakındaki prova stüdyosuna gitmenizi tavsiye ederim özellikle düşük bütçeli stüdyolardan öğrenecek çok şeyiniz olacaktır seve seve yardımcı olurlar yöntemler hakkında..
0
pascha d
(28.02.08)
bunun iki yöntemi var.birincisi stüdyo vari yalıtım sistemleri kullanmak eğer profesyonel amaçlı ise bu çok pahalıya çıkacatır.ufacık ufacık süngerler demeyin euro ile satılıyor stüdyo amaçlı yalıtım malzemeleri.
ikinciside nasıl denir. ytong çift cam çift kapı cam yünü gibi şeylerle yalıtım yapmak buda işe yarıyor fakat çok iş çıkıyor.bildiğin inşaat işi işte.
yanlız şuda var akustikte çok önemli bir faktör.genelde amatörce yapılan ses yalıtımlarında sesin anlaşılabilirliği çok düşüyor.örneğin bass çalarken bateri titriyor ses yapıyor ayrıca herkez sade kendi çaldığını duyuyor falan zor işler yani.
genelde amatör çapta yapılan yalıtımlarda duvar süngerle kaplanıyor üzerinede yumurta kartonu yapıştırılıp boyanıyor fln.bana sorarsan işe yarar fakat kalkıp gecenin yarısıda son ses müzik yapamazsın ve çok çokta etkili olduğu söylenemez.

ama şunu yapabilirsin.duvarları cam yünü veya sünger ile kapla.üzerine yumurta kartonu.etrafada ses soğurma panelleri.bu bence yarı profesyonel bir sistem olur.
www.compel.com.tr buradada fiyatları ve özellikleri yazıyor.
ayrıca strafor kullanma sesi daha iyi iletiyo geçmemesi gereken yerelere :)
0
omer460
(28.02.08)
Yumurta kartonu gibi süngerlerle kaplanan yerler gördüm...
Benim istediğim işlem sonucunda odanın yine normal görünmesi, icabında boyanabilmesi... Ne bileyim bir tür kaplama gibi bir şey?

Ses havasız ortamda iletilir mi? Misal arasında boşluk bulunan bir kaplama ile duvarları kaplasak? Tam anlamıyla havasız olması zor zira iç basıncı düşer ve içe çöker. Ama ne bileyim iletimi daha düşük bir gazla falan doldurulsa?
0
🌸late viper
(28.02.08)
Stüdyo kurmak, müzik icra etmek gibi bir amacım yok. Tamamen tepinmek, gürültü yapmak arzusundayım... Şu ömrümde dilediğim gibi gürültü yapamadım;)
0
🌸late viper
(28.02.08)
eğer inşaat olayından korkmuyosan.muhakkak inşaat bazında yalıtım malzemeleri vardır ytong çeşitli kaplamalar fln.bi dekorasyon firmasına git sor yardımcı olurlar umarım.ama böyle yaparsanda odanın hacmi küçülecektir.birde abi tavanlar duvarlar neysede zemin nasıl olucak onu bilmiyorum.günümüzün binaları hoplasan aşağı düşüceksin gibi bir his veriyor adama.

iyikide profesyonel bişey değil duvarları gazla bile doldurdun :)
0
omer460
(28.02.08)
Dediğiniz gibi ses yalıtımı için kullanabileceğiniz en iyi malzeme arasında hava da olmayan iki katman olurdu. Sonuçta oldukça zekice fakat uygulanabilir değil. Belki hidrojen tehlikeli olabilir ama helyum kullanılabilir, ses iletimi konusunda bilgim kabaca olduğu için tam yorum yapamayacağım. Yani çok fark edeceğini de sanmıyorum ama. Bir de şu var, %100 yalıtım sağlayan bu yöntem kullanılabilse stüdyolar özel köpüktü vırttı zırttı uğraşmazdı.
0
paranormal
(28.02.08)
ortam havasızsa ses iletilmez helyum varsa iletilir ama sesi değiştirir ince yapabilir. en iyi odaları görmüştüm belgeselde yumurta kartonu ne kadar sivriyse o kadar iyi oluyor 40 cm lik falan sivrilik lazım sana o da boyanmaz zaten. tepinmek başka o odada sarkı söylemek başka, tabana yaylı yatak koy tepin.
0
sourlemonade
(28.02.08)
şimdi sünger tarzı şeyler bir miktar düz (micro düzeyde sesi hapsedecek kadar karmaşıklar) duvar görüntüsü verebilir ama yumurta kartano gibi mikro olduğu kadar makro boyutu da önemli bişiyden düzgün estetik verim alamazsın.

boya içinde montajından önce boya kovasına batırırsın.
0
darknum
(28.02.08)
Ne yapmanı değil de bunları yaparken ne yapmamanı söyleyebilirim en azından: Açıkta cam yünü veya ytong bırakma. Cam yünü lifli malzeme, uçuşur eder ciğerlerinize dolar. Ytong (bildiğimiz gazbeton modelinden bahsediyosan) da tozlaşma yapar açık bırakılırsa, o da körpecik ciğerlerinize zarar.
0
gerrain
(28.02.08)
Baya şehir efsaneleri ile dolmuş burası müdehale edeyim(açılın ben doktorum)...

Yumurta kartonu denilen şey "akustik düzenleme için" etkisi olduğu düşünülen fakat şehir efsanesinden öteye gidemeyen bir malzemedir.(bazı durumlarda çırılçıplak duvardan iyidir, ancak bu mucizevi bri madde olmasından değil, halı assan onun yerine aynı şey, hatta muhtemelen daha iyi)

Senin sorduğun şey için bakarsak sünger falan da öyle. Duvarları "yumuşak" daha net konuşmak gerekirse "düşük yoğunluklu" maddeler ile kaplayarak "ses geçirmezlik" sağlayamazsın. Böyle bir şey fiziksel olarak mümkün değil. Burada tavsiye edilen süngerler, kaplama malzemeleri vesaire "akustik düzenleme" için kullanılır, yani odanın içinin akustiğini ve yansımalarını kontrol etmek için. Odanın ses geçirgenliği üzerinde etkileri "koca bir sıfırdır". Bunları karıştırmamak lazım.

Odayı "ses geçirmez, dışaıdan ses almaz, dışraıya ses vermez" bir hale getirmenin ucuz bir yolu yok. Malesef. Özellikle odayı maruz bırakacağın frekans yoğunluğuna göre yapman gereken şeyler değişir ama en büyük problem düşük frekanslarda olacaktır. Çünkü bunlar yapı tarafından fiziksel olarak iletilirler. bunları kesmek için öngörülen çözüm "oda içine oda inşa etme" işlemidir. Oda içine, esas oda ile hava boşluğu ile ayrılan, altı neopren papuçlarla yapıya temas eden(bu papuçlar fiziksel titreşimleri sönümleyip düşük frekansların yapıya iletilerek her yere yayılmasını engeller) ayrı bir oda yapılır ki bu da baya maliyetli bir olay.

Fakat odamda kick drum tokmaklamayacağım, elektrik bas çalmayacağım, subwoofer kullanmayacağım diyorsan böyle bir çözüm yerine odanın duvarlarını "özel yalıtım malzemeleri ile kat kat kaplaman gerekir". Fakat bu katların hangi malzemelerden ne kadar kalınlıkta olması gerektiği meselesi hesap kitap işidir, frekans geçirgenliğini bu belirler. Ve bu işi yapması ehil olmayan kişiler için tehlikelidir.

Ve bu iş de biraz masraflıdır, yani bir kaç milyarına malolur, ve işi bilen birine yaptırmazsan işine yarayacak kadar etkili olmayabilir. Yani şunu alayım bunu alayım duvara yapıştırayım olsun diye parayı boşa savurmak da mümkün.

Bu işlemler doğru bir şekilde yapıldıktan sonra, oda müzik amaçlı kullanılacaksa şayet, bu başlıkta bahsedilen süngerler, diffuserlar vesire ile akustik düzenleme yapılıp odanın reverbrasyonu "biraz" öldürülür, rezonant modlar kontrol altına alınır. O sonraki iş.

Yani malesef yapmak istediğin şeyin "profesyonel olmayan" ve "ucuz" bir yolu yok. Ancak "yarı profestyonel-profesyonel" skalasında onbinlerce dolardan 3000-5000$ arasına inebilecek skalada çözümden bahsedebiliriz eğer hakikaten istediğin şey "dışarıdan ses gelmesin, dışarıya ses çıkmasın" ise.
Kolay gelsin.
0
kurukafa
(28.02.08)
want2die, söylediğin madde de bir akustik düzenleme maddesidir. sesin medyumun arkasına geçmesini engellemesi fiziksel olarak mümkün değildir. ses ışığın aynada yansıdığı gibi bir oraya bir buraya yansımıyor(sadece maddenin yalıtım özelliğine göre olan kısmı yansıyor), çarptığı maddenin yoğunluğuna bağlı olarak arka tarafa geçiyor. Yani piramitlerle falan "yalıtım" sağlayamazsın, ancak oda içinin akustik düzenlemesini sağlarsın.

Senin yaptığınızı söylediğin şey bir klima kanalı içinde kısmen işe yarayabilir(zaten havalandırma kanalları için yapılabilecek çok farkı bir şey yok), ancak bir duvarın "arkasına" ses geçirme konusunda yapabileceği şey koca bir sıfırdır.
0
kurukafa
(28.02.08)
Bu işi piyasanın çok altında yapabilecek birini tanıyorum.
İletişmek isterseniz: [email protected]
0
inatci kahraman aga
(28.02.08)
@gerrain
Cam yününün akciğer zarı kanseri yaptığını biliyorum, uyarı için sağol yine de.

@inatci kahraman aga
Hocam büyüksün;) Bu teklif ne zaman kadar geçerli? Zira bu dediğimi şu an için yapmam mümkün değil, daha çok ön araştırma gibi bir şeydi, yine de çok teşekkür ederim, adresi yazdım bir kenara...

@Herkese
İlginenen herkese teşekkür ediyorum.
Çevre mühendisi aday adayı olmamdan ötürü gürültü kirliliği kontrolu hakkında epey bilgim var, ama hep büyük ölçekli işlere göre teorik bilgiler. Mevcut kaynağa göre yapılabilecek şeyler hakkında az çok bilgim var ama bunlar büyük ölçekli yerlerdeki sabit kaynaklarla ilgili, misal "want2die"ın verdiği örnek. Ama ben sabit bir kaynak değilim ve yapabileceğim gürültüyü ölçebileceğim ekipmanım da yok ki gerekli hesaplamaları yapayım...
Bu sorudaki amacım; "Büyük ölçekli işlerde teorik bilgiler kesindir, doğrudur da hani küçük ölçekte pek bilinmedik kolay bir yöntemi var mıdır?" şeklindeki merakımı gidermekti, akustik bir kaygı yoktu, sadece ses yalıtımı amaçlıydı. Üşenmeden uzunca anlattığı için kurukafa'ya ayrıca teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
0
🌸late viper
(28.02.08)
Teklif sonsuza kadar geçerli.
0
inatci kahraman aga
(05.03.08)
(4)

iPod Touch Kılıf

rurouni
iPod ların arka metal malzemesi mukkemelliğine değinmek bile istemiyorum 2 falan dayanıyo cizilmeden ekstra özen göstermezseniz. eh birde touch olunca ekranada iyi bakmak lazım nası yaparım bu işi. silikon kılıf falan diyorlar veya şöyle bir şey gordum; http://urun.gittigidiyor.com/iPod-Touch-Cam-Ko
iPod ların arka metal malzemesi mukkemelliğine değinmek bile istemiyorum 2 falan dayanıyo cizilmeden ekstra özen göstermezseniz. eh birde touch olunca ekranada iyi bakmak lazım nası yaparım bu işi. silikon kılıf falan diyorlar veya şöyle bir şey gordum; urun.gittigidiyor.com
o nasıldır. kullanan varsa tavsiyeleriniz bekliyorum.
0
rurouni
(26.02.08)
ebay.com a da bi bak derim ben. Orada da hong kong dan Türkiye ye bedava kargo ile ürün yollayanlar var...
0
selimse
(26.02.08)
benim ipod 5. jenerasyonumda elmasepeti'nden aldığım bir madde duruyor arkadasında. o maddenin bulunduğu yerde çizik yok şu an, o maddenin üzerinde çizikler var sadece. o tip bir koruyucu tavsiye ederim. ama ipod touch sahibi olduğun için ön kısım için kılıf mecbur.
0
tom riddle
(26.02.08)
almanyadan aldığım itouchıma yine oradan iki kılıf aldıydım..biri siyah silikon kılıf, diğeri koyu kahverengi pek şık bir deri kılıf..şimdilik silikonu kullanmaktayım ama arabada,elimde taşıyacağım zaman deriyi kullanmayı planlıyorum..her ikisi hoş ve işimi görüyor...ayırca aldığım touchpad koruyucusu hiç istediğim gibi çıkmadı, bikere touchpadin kendisinden ufak..çıkarıp attım..
0
plt radioman
(26.02.08)
Ekran için kılıf almaya gerek var mı bilmiyorum. Oldukça çizilmeye dayanıklı.
0
paranormal
(26.02.08)
(5)

lisanssiz (kopya) program kullanimi

turkish tekila
suc teskil etmesi icin uzerinden para kazaniliyor olmasi mi gereklidir yoksa crack yapmak suc olmasi icin yeterli midir? yani kisisel hobin olarak kullanmak gibi bir durumdan bahsediyorum
suc teskil etmesi icin uzerinden para kazaniliyor olmasi mi gereklidir yoksa crack yapmak suc olmasi icin yeterli midir? yani kisisel hobin olarak kullanmak gibi bir durumdan bahsediyorum
0
turkish tekila
(24.02.08)
Ticari olmayan kullanımın ücret gerektirmediği yazılımlar da var fakat bu istisna. Genel olarak yazılımların kırılarak ne surette olursa olsun kullanılması yasa dışıdır.
0
paranormal
(24.02.08)
Her şekilde suçtur... Misal çok acıktık yiyecek bir şeyler çaldık, bu suç mudur? Yasalara göre suç, bu da onun gibi. "Haksız kazanç" olarak değil de "haksız fayda" sağlamak olarak bakılmakta...
0
late viper
(24.02.08)
hobi olarak kullanmakta yasak. microsoft için konuşursak bilg. muh. öğrencilerine beleş program verirken aynı okuldaki diğer bölümlere kullanmayı yasaklıyor, bunla yazılan şeyleri başkalarına satmayı da yasaklıyor.
0
sourlemonade
(24.02.08)
bu elbette tartismaya acik bir konu.
su anda yasalara gore suc. hatta "bu hirsizliktir" bile deniyor. elbette bunu sadece hirsizligin ne oldugunu bilmeyenler soyler. muhalif bir bakis acisi icin: www.gnu.org
0
kabizcik
(25.02.08)
gamecopyworld.com'a göre, orijinaline sahip olduğunuz yazılımın üzerine kişisel kullanım için "no cd patch" uygulamanın sakıncası yoktur.
öte yandan "crack" adı verilen yazılımı üretmek suç sayılmıyor bildiğim kadarıyla. yani yazılımı çalıştıran executable'ları reverse engineering edip bir şekilde yazılım kendi korumasını devre dışı bırakmak suç olmamalı. ancak bu süreçten sonra yazılımı böyle kullanmak suç olabilir. gcw'e göre olmayabilir de. denildiği gibi tartışmalı bir konu.
0
archetype
(25.02.08)
(9)

Manyetizma ve enerjinin korunumu hakkında basit bir soru

kurukafa
Elimizde bir mıknatıs, bir kağıt, bir de buzdolabı gibi metal bir yüzey olsun. kağıdı mıknatıs ile buzdolabı arasında sıkıştıralım. Aslında örneği vermem için kağıda gerek yok, mıknatısın kendisi de yeter ama böyle daha açık oluyor sanırım.Şimdi normalde, elimizde mıknatıs olmasa, o kağıdı buzdolabı
Elimizde bir mıknatıs, bir kağıt, bir de buzdolabı gibi metal bir yüzey olsun. kağıdı mıknatıs ile buzdolabı arasında sıkıştıralım. Aslında örneği vermem için kağıda gerek yok, mıknatısın kendisi de yeter ama böyle daha açık oluyor sanırım.

Şimdi normalde, elimizde mıknatıs olmasa, o kağıdı buzdolabının yüzeyine yapışık, h yüksekliğinde tutabilmememiz için bir çeşit enerji harcamamız gerekiyor. mesela parmağımızla bastırabiliriz ki burada yapılan bir iş var, kağıt parmak ve buzdolabı ile olan sürtünme kuvvetine karşılık yerçekimine yenilmiyor ki orada asılı kalıyor.

Fakat oraya bir mıknatıs koyduğumuzda, sanki "bedavaya" onu orada havada asılı tutuyormuşuz gibi oluyor. mıknatısın kendi kütlesi de aynı şekilde, bedavaya asılı kalıyormuş gibi oluyor.

Sanıyorum hemen hemen bütün devridaim makinesi denemelerinin manyetizma kulanıyor olması burada içgüdüsel olarak farkettiğimiz "beleşlik" sebebiyle oluyor(mıknatısları hemen herkesin eğlenceli bulmasının da bu beleşliğin görünümün doğanın görünen manyetizma harici yasaları ile ilk görüşte bağdaşmamasının verdiği ilginçlik olduğunu düşünüyorum). zira ben çocuk yaşımda mıknatısların birbirini nasıl ittiğini falan gördükten hemen sonra aklıma bu kuvvetle kendi kendien dönen bir motor yapılabileceği gelmişti.

Tabi bunun bugün kullandığımız yasalarla mümkün olmadığını biliyorum zaten sormak istediğim şey de bu değil.

Benim merak ettiğim şey, o kağıdı orada başka bir kuvvet kullanmadan nasıl tutuyor olabildiğimiz. Bu durumda mıknatıs sonsuz bir enerji kaynağı olmuş olmuyor mu? Kağıdı mıknatısla buzdolabı arasına sıkıştırıyorum ve artık bir daha kağıdı orada tutmak için enerji harcamama gerek kalmıyor.

Daha büyük-kuvvetli bir mıknatıs ve metale onunla tutturulan daha büyükçe plastik bir parça düşünürseniz belki benim "bedava" görüşüm hakkında daha net bir fikir sahibi olabilirsiniz, o parçayı orada havada asılı tutmak için bir enerji harcanması gerekiyor aslında ama mıknatıs bunu tek başına ekstra bir enerji kullanmaya gerek kalmadan yapabiliyor olacak.

Bunun fiziksel olarak açıklaması nasıl olabilir, enerjinin korunumuna göre?

Benim aklıma gelen açıklama şu: Bir mıknatısın manyetik olma özelliği zaman içinde kayboluyor yani sınırsız değil, ve aynı zamanda bir maddenin mıknatıslık özelliği kazanması için harcanan enerji, o kağıdı, mıknatısın hayatı boyunca havada tutmak için harcanacak enerjiden fazladır. (sistemin 100% verim ile çalışmayacağını öngörürsek)

Ancak açıklamamın doğruluğu konusunda hiç bir fikrim yok. Mıknatısların gerçekten ömrü var mı ve o özelliği kazanmak için büyük enerjiler mi harcanıyor(doğada veya yapay olarak) bilemiyorum, yardımınızı bekliyorum.
0
kurukafa
(24.02.08)
evet enerjisi gitgide tükeniyor ama bu yavaş bi şekilde oluyor, beleş enerji verdiği doğru ama bunla yapılan motorlar güçsüz hantal oluyorlar. zamanında ucu mıknatıs olan bütün tornavidalarım kullanmadığım halde bu özelliğini kaybetti.
0
sourlemonade
(24.02.08)
Şurda kısaca açıklamış:
www.coolmagnetman.com

yardımcı olur umarım.
0
ermanen
(24.02.08)
O kağıdı almak için mıknatısı çekerken kuvvet uygulamanız gerektiğini unutuyorsunuz.
0
paranormal
(24.02.08)
paranormal, hayır unutmuyorum. aslında tam olarak o yüzden sordum, kağıdı almak için mıknatısı çekerken kuvvet uygulamam gerekiyorsa, orada halihazırda bir kuvvet var demektir. yoksa kuvvet harcamadan onu oradan alabilirdim. yerçekimine karşı bir duruş var orada. bozuk parayı koyduğumda durmuyor mesela... mıknatısı koyunca duruyor(ki doğal, mıknatıs olduğu için) fakat sorum limitleri ile ilgili. dediğini tam olarak alakalı bulmıyorum yani.

ermanen sağol, makaleleri inceleyeceğim. biraz devridaim makinesi eleştirisi tadında yaklaşmış aslında, buradaki noktam tam olarak o değil basit bir enerji korunumu açıklaması arıyorum.

yani "o mıknatısa mıknatıslık özelliğini vermek için harcanan enerji ile o kağıt ve mıknatıs orada mıknatısın ömründen daha uzun süre asılı tutulabilir" önermesini doğrulamak istiyorum aslında.

yine de daha basit açıklamaları olanları dinlemek isterim.
0
🌸kurukafa
(24.02.08)
bir maddeye manyetik enerji yuklemek icin cok az enerji gerekir, içindeki kendi enerjisi aslında biz yuklemiyoruz sadece atomlarını dizip ortaya cıkarıyoruz yani verim acısından yuksek verim alıyoruz. maddelerin kendi enerjileri var atomların baglarında saklı bunlar barutu yakmak icinde hic enerji gerekmez ama cıkan enerji hayvanidir. işte limitleri belirlemek lazım bunun da bi birimi vardı ama unuttum neomidyum mıktanıslar var onlar cok guclu mesela google da aratırsanız satan firma yanına güç olarak birimini koyuyor. ama ne kadar süreyle bu gücü korur orası mechul.
0
sourlemonade
(24.02.08)
kurukafa sorununc evabi 'is' tanimi ile alakali. kagit-buzdolabi-miknatis uclusunde sadece uc is var:
1. miknatisi yapistirmak (manyetik kuvvetler sayesinde)
2. miknatisi ayirmak (manyetik kuvvetlere karsi)
3. kagidi miknatis-buzdolabi arasinda cekistirmek (surtunme kuvvetine karsi
bunun haricinde yapilan bir is yok. durum agacin uzerine cikmak, dalda oturmak ve agactan asagi inmekle tamamen ayni. dalda otururken de bir is yapilmiyor :)

miknatisin zamanla miknatisligini kaybetmesi (ve bu arada 'aciga cikan' enerji) ise tamamen ayri bi konu. polarizasyon-depolarizasyon-repolarizasyon iliskisinde harici manyetik alan ve sicaklik etkili iki faktor. mekanik gerilmeler gibi baska faktorler de var ama onlarin da tamamini sicaklik uzerinden degerlendirmek mumkun. detaylarini dilersen ayrica anlatirim.

en.wikipedia.org (bu is ile alakali kisim)
en.wikipedia.org (bu da polarizasyon ve depolarizasyon ile alakali fikir verir biraz daha)
0
feeling the blanks
(24.02.08)
mıknatıslanan maddenin kalitesi de önemlidir belki, 10 yıl önce mıknatısladığım hediye gelen bi tornavidam var hâlâ koruyor özelliğini
0
joe feyzullah
(25.02.08)
feeling the blanks teşekkür ederim açıklama için. ama sorumu cevaplamıyor.

söylediğin şeyi anlıyorum, evet olaya iş açısından bakınca bir yere kadar gelebiliyoruz fakat ben mıknatısın manyetik kuvvetinin sürekli yaptığı işin limitlerinden bahsediyorum. iş bu haliyle ağacın üzerine çıkmak oturmak ve inmekten farklı bir hal kazanıyor. çünkü mıknatıs yerine demir para kullansam, buzdolabına kağıtla beraber yapıştırsam, elimi çektiğim anda ikisi de düşecekler. enerjinin korunumu prensibine göre bu çok doğal, iş yaparak para ve kağıdı bir yüksekliğe çıkartıyorum. bir yükseklikte potansiyel enerjileri var. bırakınca yerçekimi etkisiyle potansiyel enerjileri kinetik enerjiye dönüşüyor giderek ve yere doğru ivmeleniyorlar.

fakat mıknatıs kendini de kağıdı da orada tutuyor.

yani ben onu bıraktığım anda sürekli bir "iş" yapmaya devam ediyor. bu işi yapmak için enerjiye ihtiyacı var. bu enerji mıknatıslık özelliğinde var. fakat bu özelliği kazanması için harcanan enerji, orada sürekli buzdolabına yapışık ömrü dolana(ve bir gün oradan düşene) kadar yaptığı toplam iş için gereken enerjiden fazla mı? enerjinin korunumuna göre böyle olması gerek.

yani onu oraya kaldırmak vs gibi işlerden bağımsız olarak konuşuyorum, onlar her madde için geçerli, fakat her madde bıraktığımda orada öylece asılı durmuyor. bu aradaki farkı iyi anlatamıyorum sanırım.

veya açıklamaları anlamadığımı düşünüyorsanız onu da belirtin, o da olabilir. :)
0
🌸kurukafa
(25.02.08)
Buradaki sorun aslında bir kavram sorunu, soruda enerji ve kuvvet kavramlarını birbirlerine karıştırılmış.

Aslında tespit doğru bir kısım devridaim makinelerinin (benim henüz enerjinin korunumu ilkesinden bir haber iken yapmaya çalıştığım da dahil) çalışmamasının sebebi de bu hatanın sebebi ile aynı enerji ve kuvvet birbirlerinden farklı şeylerdir.

Yaptığım aslında feeling the blanks in yazdıklarını ayrıntılandırmaktan başka bir işe yaramayacak

Şimdi enerji aslında iş yapabilme yetisidir. Bir çok farklı halde bulunabilmesine karşın (ısı hareket potansiyel kütle vs.) bizim sorunumuz ile ilgili problem potansiyel enerji ile alakalı.

Bir cismin potansiyel enerji sahibi olabilmesi için o cismin aynı zamanda bir kuvvet alanı içinde olması gerekir. Yani cismimiz uzayda belirli bir noktada iken kendisine belirli bir yönde belirli bir büyüklükte bir kuvvet etki etmeli. Bu kuvvetin yönü ve büyüklüğü o cismin oraya geldiği yoldan bağımsız olmalı (fiyakalı söylersek alan korunumlu olmalı). Şimdi diyelim böyle bir alanımız var (bizim sorularımızdaki alan yer çekimi alanı cisimleri basitçe dünyanın merkezine doğru çekiyor). Bu durumda cisimlere kütleleri ve yerden bulundukları yükseklikler ile orantılı olarak bir potansiyel enerji atayabiliriz

Bu arada not bir cimin enerjisi ile o cisme uygulanan kuvvet arasındaki bağlantı şu şekilde ifade edilir (cisme uygulanan kuvvet yönünde cisim hareket ettiği kadar cismin enerjisi değişir.

Potansiyel enerjiyi de bu yukarıdaki bağıntıyı kullanarak atarız cisimlere. Uzayda bir nokta buluruz o noktanın potansiyel enerjisini 0 kabul ederiz. Ve cismimizi o noktadan bir diğerine belirli bir kuvvet uygulayarak taşırız. Eğer cismimizin kinetik enerjisi başlangıç noktasında ve sonuçta geldiği noktada aynı ise o cismin üzerine yapılan işin o cismin potansiyel enerjisine dönüştüğünü söyleriz. Ve bu yöntem sayesinde uzayda her noktadaki cisme potansiyel enerji atamamız mümkün olur

Bizim sorumuzda cismin üzerindeki enerjiyi yaratan kuvvet yer çekimi kuvveti. Cismimizin bulunduğu konumdaki enerjisi ise m*h*g olsun. Şimdi dikkat cisme bu enerjiyi kazandıran yer çekimi kuvveti değil. Bu kuvvet size sadece alanı yaratıyor. O alanda farklı bir noktaya çıkmak ise bir başka kuvvetin cismi hareket ettirmesini gerektirir. İşi yapan da cismin enerjisini değiştiren de odur. Dolayısı ile cisim hareket etmez ise, enerjisi üzerine uygulanan kuvvetin şekli ya da biçimi ile değişmez.

Dolayısı ile bir cismi belli bir potansiyelde tutan hede o cisim üzerinde iş yapıyor o cismin enerjisine katkıda bulunuyor değildir. Yani barajlar tuttukları su kütlesi üzerinde iş yapmazlar, yani çivi duvarda tuttuğu tablo üzerinde iş yapıyor değildir. Bizim mıknatıs da tuttuğu kağıt üzerinde iş yapmıyor. Bir masa üzerindeki vazoyu orada tutmak için iş yapmaz. Bir zebra ayakta uyurken (bacaklarını masa ayağı gibi kilitleyebilir zebralar) iş yapmaz ve yorulmaz. Potansiyeli yerli yerinde tutmaya kinetiğe dönüşmesine engel olmaya yarayan şey kuvvettir enerji değildir, ve potansiyel enerjiye sahip cismin durduğu yerde durmasını sağlamak için uyguladığımız kuvvet ile iş yapmış olmayız. Mıknatıs olmasa idi kağıt düşecekti, doğru. O halde mıknatıs kağıdın düşmesini engelliyor, doğru. O halde kağıdın düşmemesi için kuvvet uyguluyor, doğru. O kuvvet kendi kendine bırakıldığında olacak olan bir şeyin olmasını engelliyor ve dolayısı ile iş yapıyor, yanlış. Olacak olan bir şeyi engellemek iş yapmak değildir. Çünkü Engellemek için bahsi geçen düzenek ile potansiyel enerjiye sahip cisme uygulanan kuvvet cismin potansiyel alandaki yerini ve dolayısı ile potansiyel enerjisini değiştirmemektedir. Peki biz ayakta çanta tutarken iş yapmadığımız halde (çanta üzerine uyguladığımız kuvvet ile yer değiştirmiyor ise) yoruluruz. Bunu yapan alelade bir çivi olsa yorulmayacağı halde? (ona aşağıda değineyim)

Evet bir mıknatıs ile çok büyük bir kütleyi belirli bir noktada tutabilirsiniz. Ama o kütleyi oraya çıkaran mıknatıs olmadığı sürece mıknatıs iş yapmamıştır. Eğer çıkaran mıknatıs ise o zaman mıknatıs cismin üzerine uyguladığı kuvvet ile cismin yerini değiştirmiş iş yapmıştır. Siz onu eski haline getirip mıknatıstan ayırmak için tekrar iş yapmalısınızdır.

Bizlerin çanta taşırken yorulmamızın sebebi ise kaslarımızın o yükü taşıyabilmek için kasılmak zorunda olmalarıdır. Kaslarımız kasılır iken kas hücrelerinin içinde bir sürü şey sürekli hareket eder. Çalışan kasalar ısınır enerji harcar ve dolayısı ile iş yaparız. Kaslarımızın içinde uyguladığımız kuvvete karşılık bir hareket olmakta ve dolayısı ile bir iş oluşmakta ve bizler de yorulmaktayızdır.
0
selfadjoint
(25.02.08)
(2)

[ tv ] Ulusal Kanal nasıl izlenir?

enola gay
Nereden ve nasıl :) diji yok.. kablo var.. rısivır yok..
Nereden ve nasıl :) diji yok.. kablo var.. rısivır yok..
0
enola gay
(20.02.08)
ulusalkanal.com.tr

Kablo TV'de vardı?
0
paranormal
(20.02.08)
sana faydası olmucak ama uyduda turksatta var, www.turkeyforum.com u araştırırsan frekansını filan bulabilirsin.
0
joepiscopo
(21.02.08)
(4)

Almanya'dan Amerika vizesi

burfak
Amerika'da oturan küçüklükten beri tanıdığım bir arkadaşımı ziyaret etmek istiyorum. Sonra da gezeceğiz işte beraber.Ben Almanya'da öğrenciyim. Ailem falan her bir şeyim İstanbul'da. Buna benzer bir durum için vize almış olanınız veya alan birini tanıyanınız var mı? Sizce Amerikan konsoloslğu çok kı
Amerika'da oturan küçüklükten beri tanıdığım bir arkadaşımı ziyaret etmek istiyorum. Sonra da gezeceğiz işte beraber.

Ben Almanya'da öğrenciyim. Ailem falan her bir şeyim İstanbul'da.

Buna benzer bir durum için vize almış olanınız veya alan birini tanıyanınız var mı?
Sizce Amerikan konsoloslğu çok kıllık yapar mı?
0
burfak
(13.02.08)
Arayip sormak en iyisi ama ogrencilik nedeniyle orada oturuyorsan ordan basvurman mantikli.
0
wpi
(13.02.08)
kıllık yapmamaları lazım sonuçta konsolosluk bu işlere bakıyor.
0
ozdek
(13.02.08)
11 eylül olaylarına kadar schengen vizesi sahibi (oturum vizesi) olanlara sorgusuz sualsız 10 senelik abdvizesi veriyorlardı (avusturya'da ama almanyada öyledir muhakkak). alan arkadaşlarım oldu.

sonra değiştirdiler, hatta tamamiyle o sistemi kaldırdılar, ama buna rağmen rahat vize alınıyor, schengen vizesi bir anlamda ön prosödür gibi birşey. detaylı bilgi için, gidiniz abd konsolosluğu :)
0
alchemistt
(13.02.08)
Hiç kıllık yapmaz. Çünkü kıllık yapmasını gerektirecek bir mevzu yok.
0
paranormal
(13.02.08)
(4)

video

trick style
capture kart ile video kameramı birbirine bağlayarak kasetlerdeki çekimleri dvd veya divx formatında kaydedebileceğim bir program arıyorum. yıllar önce gayet başarılı yapmıştım ben bu işi ama program neydi neredeydi bulamadım. yeni, daha başarılı yazılımlar vardır. hatta link filan olsa ayrıca süper
capture kart ile video kameramı birbirine bağlayarak kasetlerdeki çekimleri dvd veya divx formatında kaydedebileceğim bir program arıyorum. yıllar önce gayet başarılı yapmıştım ben bu işi ama program neydi neredeydi bulamadım. yeni, daha başarılı yazılımlar vardır. hatta link filan olsa ayrıca süper olur...
0
trick style
(12.02.08)
adobe premiere pro, ulead video studio, final cut pro, edius pro, avid ... gibi programların hepsiyle yapabilirsin. ama senin işini bence şu link görür;
www.kkymn.com forum a gir iyice araştır, eminim bulursun aradığını.
0
rentts
(12.02.08)
total video converter var.ben emuleden tam sürümünü indirmiştim.kameramdaki bir filmi avi uzantılı dosyaya çevirmiştim ama çevrilen görüntünün sol üst köşesinde koskoca bir "total video converter" yazısı oluşuyor.bunu nasıl engelleyeceğimi bulamadım.hatta bu neticeyle sormuş da olayım.

bu programın linki :www.inndir.com
0
baldur
(12.02.08)
paranormal
(12.02.08)
canopus pro coder kullanın convert işlemlerinde. çok profesyonel ve kullanıcı dostu bir yazılımdır kendisi.
0
rentts
(12.02.08)
(5)

heceleri bölerek konuşan dinci

386 dx
Televizyonlara falan çıkan böyle bir adam vardı. Mes-ela bu şek-il-de ay-ır-a-rak söylüyordu kel-i-me-leri. Adını hatırlayamadım bir türlü. Neydi?
Televizyonlara falan çıkan böyle bir adam vardı. Mes-ela bu şek-il-de ay-ır-a-rak söylüyordu kel-i-me-leri. Adını hatırlayamadım bir türlü. Neydi?
0
386 dx
(12.02.08)
0
paranormal
(12.02.08)
hüseyin hatemi ve hüsrev hatemi öyle konuşuyorlar ama dinci değiller.
0
pispinti
(12.02.08)
akit yazari bir adam vardi sanirim oydu söyledigin.
0
atmacaged
(12.02.08)
sürpriz olarak ali rıza demircan demek istiyorum.
0
ezeriko
(13.02.08)
Hah işte bu adam! Teşekkürler.
0
🌸386 dx
(13.02.08)
(5)

[gsm] çift hat teknolojisi

ezeriko
Şu anda piyasada olan aletler bir tane Samsung hariç adı sanı bilinmeyen markalar. Alayı Çin malı.1/ Bu aletlere güven olur mu? kullananınız var mı? tavsiye eder misiniz?2/ Neden Nokia ve SonyEricsson bu işe girmiyor? Teknolojileri ve know-howları yetersiz ve geri olmayacağına göre bir dümen var bu
Şu anda piyasada olan aletler bir tane Samsung hariç adı sanı bilinmeyen markalar. Alayı Çin malı.

1/ Bu aletlere güven olur mu? kullananınız var mı? tavsiye eder misiniz?
2/ Neden Nokia ve SonyEricsson bu işe girmiyor? Teknolojileri ve know-howları yetersiz ve geri olmayacağına göre bir dümen var bu işte.
3/ Gelecekte girerler mi?
0
ezeriko
(12.02.08)
1. www.hepsiburada.com

2. Bunu yapan firmaların çoğu pazardan pay kapmak istedikleri için çift sim kart desteği sunuyorlar. Büyük firmaların çoğu sunmuyor çünkü bu telefonlardan bir tane daha aldığınızda ikincisini de alacaksınız ve bu da büyük ihtimalle aynı marka olacak. Size 2 telefon satabilecekken neden 1 tane satsın?

3. Ben bilmem beyim bilir.
0
paranormal
(12.02.08)
Bİr haberde okuduğu kadarıyla tüm büyük firmalar Samsung'u izleyip çift kartlı telefon üreteceklermiş. Ama zaman belli değil elbette...
0
crown
(12.02.08)
bu dediğiniz markalardan biri general mobile. bu işte ne kadar ciddi olduğu reklamlarının amatörlüğünden zaten belli. cebit'te de kullanıcıya hitap etme konusunda başarısızdılar. kendini kanıtlamamış markayı kullanmak bahis oynamaya benzer ama elinize güvenmiyorsanız bahis oynamanız yanlış olur.

ikinci sorunuzun cevabı aslında arz talep ilişkisinde yatıyor, çünkü ülkemiz dışında çift hat kullanan insanların bu kadar yoğun olduğu bir ülke yok, sebebi de operatörlerin dış tarifeleri.

son soruyu da az önceki cevabımla birleştirip, eğer insanlar talep etmeye başlarsa elbette diğer firmalar da kayıtsız kalamaz diyeceğim.
0
tom riddle
(12.02.08)
Ayrıca çoğu ülkede insanların ikinci bir hatta ihtiyaçları da olmuyor. Yok annemi aramak için aveayi arkadaşları aramak için tcelli kız arkadaşım vodafone kullanıyo tipi sorunlar da etken tabi ama avrupa da operatörler daha uygun fiyatlı alternatifler sunuyorlar. Ayrıca numara taşınabilirliği de bu duruma etki edecek gelecekte.
0
skipper
(13.02.08)
1, bence güven olmaz o markalara, servisleri vs muamma, ama gerekli aynı zamanda bu teknoloji bize.

2, diğer arkadaşların dediklerine katılıyorum. uzun yıllar yurt dışında yaşadım, son 2 senedir türkiye'deyim ve 2 yıldır harcadığım fatura tutarını ömrümde ödemedim.

misal bu tarife konusunda sanırım en iyilerden biri avusturya. heme hepsi yakın avantajlar sunuyor, örnek vereyim.
x hattını alınca, ülke içinde ev ve diğer operatörlere her ay 300 dakika bedava konuşma süresi, 1000(bin) sms, üstüne cep tel veriyor, ayda 20 euro istiyor (başlangıç ücretler 40 euro, cep tel modele göre değişir). şimdi böyle bir imkanı olan adam neden çift hat alsın ? öyle bir mantık, düşünce fantazi bile yok.

türkiyede kazık bu işler, ama telefon üreticilerinde işine geliyor bence.

benzin, elektrik derken bu cep tarifelerinde de en üstlerdeyiz sanırım.
0
alchemistt
(13.02.08)
(3)

[ monitor ] HP LP2065 20 '' En Uygun Çözünürlük

enola gay
Biliyorum monitor sorularımdan bıktınız ama son kararı vermek istiyorum. Sizce 20 inch monitör için en uygun çözünürlük ve tazeleme oranı nedir?1280 x 1024 75 Hz kullanıyorum şu an.. çünkü 1280 x 960 da 60hz in üzerine çıkamıyorum..özetin özeti: 20 inch monitör ile hangi çözünürlük tavsiye ediliir?
Biliyorum monitor sorularımdan bıktınız ama son kararı vermek istiyorum. Sizce 20 inch monitör için en uygun çözünürlük ve tazeleme oranı nedir?

1280 x 1024 75 Hz kullanıyorum şu an.. çünkü 1280 x 960 da 60hz in üzerine çıkamıyorum..

özetin özeti: 20 inch monitör ile hangi çözünürlük tavsiye ediliir?
0
enola gay
(12.02.08)
4:3 bir ekran kullanmaktasın, bu durumda seçeceğin çözünürlüğün 4:3 oranında olmas gerekli. bu bir.
ikincisi elindeki LCD ekran 1280 1024'te afedersin ama bok gibi görüntü verir, bu ekranın gerçek çözünürlüğü 1600x1200'dür

LCD ekranlarda ekran çözünürlüğünü değiştirme gibi bir lüksünüz yok. değiştirdiğiniz zaman alacağınız görüntü bir kere keskin olmayacaktır, bunun anlamı ekranın büyüklüğüne göre pikseller genişletilicek, gözlüğe bal dökmüş de balı iyice temizlememişsiniz gibi bir görüntü ile karşı karşıya kalacaksınız.
HP LP2065 20" ekranın göstermesi gereken çözünürlük 1600x1200 dür, bundan başka seçeneğiniz yoktur. LCD ekranda refresh rate ise tamamiyle deli saçmasıdır. hiç bir farkını gurkunu görmemişimdir.
0
zalambodont
(12.02.08)
Monitörün kitapçığında tavsiye edilen bir değer olmalı.
0
paranormal
(12.02.08)
lcdlerde tazeleme orani diye birsey yok. crt de olur o. crt'nin elektron tabancasinin ekrani kac defa taradigidir tazeleme orani. ancak lcdler calisirken backlighti yakar ve devamli yanik tutar, yani backlight'da bir refresh yok. ayni sekilde ondeki rengi veren pikseller de sadece renk degisimi gerektigi zaman voltajlanir, yoksa hep ayni sekilde kalir, bunlarda da oyle her saniye 60 kere 85 kere tekrar voltajlama diye bisey yok. yani zalambodont'un dedigi gibi lcdler de yalan o tazeleme orani. zaten lcd monitorlerin goz tembelligine yol acmasinin nedeni de bu donuk ve tazelenmeyen goruntudur.
0
jupiterianvibe
(13.02.08)
(6)

arıtılmış deniz suyu ve su

nihilanth
deniz suyu arıtılıp içme suyu yapıldıgında normal su gibi sağlıklı oluyor mu? yani mineral eksikligi vs. oluyor mesela. yıllarca yalnızca arıtılmış deniz suyu içen insan normal sağlıklı yaşayabilir mi yoksa nedir? (gerçi o mineralleri gıdadan da alabilir ama illa suda olması gerekiyor mu onların sağ
deniz suyu arıtılıp içme suyu yapıldıgında normal su gibi sağlıklı oluyor mu? yani mineral eksikligi vs. oluyor mesela. yıllarca yalnızca arıtılmış deniz suyu içen insan normal sağlıklı yaşayabilir mi yoksa nedir? (gerçi o mineralleri gıdadan da alabilir ama illa suda olması gerekiyor mu onların sağlıklı bir yaşam için)
0
nihilanth
(12.02.08)
benim bildiğim çok da sağlıklı oluyor. çünkü sonuçta yağmur sularından dolar bu sular oraya. ama dersen ki arıtma sırasında bişeyler gidiyor mu? zenginliği kayboluyor mu? bilmiyorum. ama şunu biliyorum ki böyle bir uygulama geçen zamanlarda gündeme geldi ve türkiyenin de diğer ülkeler -israil, ispanya, suudi arabistan, amerika birleşik devletleri, avustralya- gibi denizden arıtma suyu ile su ihtiyacını gidermeye su sıkıntısını gidermeye yönelik çalışmaları var. ama bu teknolojinin pahalı olduğunu biliyorum sadece. kimyasal değerlerinden pek haberim yok. doğru orantı kuralım. bu tesis bu kadar pahalıysa, demek ki işe yarıyor. ne dersin ?

saygılarımla...
0
SoLfej
(12.02.08)
enola gay
(12.02.08)
Sanıyorum ciddi çözümlerden değil de uzun deniz seyahatlerinde kullanılan arıtma sistemlerinden bahsediyorsunuz.

Bu sistemlerde saf su içmiyorsunuz, arıtılmış suyun içerisinde yeterince mineral oluyor zaten. Fakat bir insan sadece saf su içse ne olur bilmiyorum. Uzun süre yaşar fakat çok sağlıklı olmaz herhalde.
0
paranormal
(12.02.08)
Teorik olarak fark yoktur, ama insanlar onun deniz suyundan arıtıldığını bilince bir isteksizlik duyar. Misal kokakolanın bir suyu vardı, arıtılmış su diye kimse içmez oldu, kola da sonra kaynak suyu satmaya başladı. Bu güzel bir örnektir, belki kimyasal olarak çok yakın hatta birebir eş bile olabilirler. Ama insanlar kaynak suyunu, arıtılmış suya tercih eder. Psikolojik bir şeydir ve sonuçta önemli bir unsurdur...

Diğer açıdan şu an için deniz suyundan içme suyu elde etmek çok masraflıdır, ama ileride mecbur kalınacak gibi geliyor bana...
0
late viper
(12.02.08)
bir tartışmadan hareketle sormuştum aslında. konu, gelecekteki olası su savaşları. ben, deniz suyu içme suyuna çevrilebileceği için böyle bir savaşın en azından önümüzdeki 50 yıl içerisinde gündeme gelmeyeceğini düşünürken arkadaşlar da deniz suyu içme suyu olsa bile kalitesi doğal su, kaynak suyu vs. gibi olmaz, mineralleri eksik olur, o yüzden uzun süre sadece arıtılmış su içilmesi vücuda zarar verir falan dedi. ben de yok canım ne alaka dedim. o yüzden sormuştum.

masrafı falan önemli değil, merak ettigim deniz suyu yüksek teknolojiyle arıtıldıgında doğal kaynak suyu gibi leziz, temiz, mineralli, faydalı vs. olur mu?
0
🌸nihilanth
(12.02.08)
evet bizim hocamız da 30 sene içinde su kaynaklarımız bitecek,su savaşları da başlamış olacak demişti. deniz suyu arıtması, kullanılmış su arıtlmasından bir adım önce gelen yöntemdir, ve denildiği gibi maliyeti yüksek olmasının yanısıra,tat ve mineral bakımından kaynak suyuna yaklaşamamaktadır(tabi labaratuvarlarda suyun kimyasal parametreleri değiştirilebiliyor-yani şu anda da değiştiriliyor bütün su arıtım tesiserinde-,ama bir sürü artı eksisi var) ama tabi yerel yönetimler ve devlet buna bi çözük bulamazsa 30 sene içinde mecburen kullanacağız deniz suyunu.
0
kanuniye
(12.02.08)
(7)

.com/.net/.org

reeper redeemer
içerikten bağımsız olarak bir site için en uygun domain uzantısı nedir? tamam genelde com daha yaygındır ama atıyorum google'da falan indexlenmek açısından ya da başka herhangi birşey açısından fark yaratır mı?
içerikten bağımsız olarak bir site için en uygun domain uzantısı nedir?

tamam genelde com daha yaygındır ama atıyorum google'da falan indexlenmek açısından ya da başka herhangi birşey açısından fark yaratır mı?
0
reeper redeemer
(12.02.08)
tam anlatamamış olma ihtimaline karşı şöyle bir örnek vereyim;

atıyorum ki eğitimle ilgili bir sitem var. bu site için egitim.com mu almalı, egitim.net mi almalı, egitim.org mu almalı? çok bişey farkeder mi com net ya da org olması?
0
🌸reeper redeemer
(12.02.08)
"en uygun uzantı" kavramına katılmak pek mümkün değil, zira bu uzantıların her biri bir anlam içeriyor. alan adını kullanacağınız sitenin içeriğine en uygun uzantıyı seçmek, google gibi arama motorlarında sonuçlara ulaşan kişi veya kurumların siteniz hakkında bir düşünce sahibi olmasını da sağlayacaktır. kişisel bir site örneğin .org (genellikle organizasyonlarca kullanılır) uzantısı ile pek uyuşmaz. google, sosyal amaçlı organizasyonları ana başlıklara çıkarır. bu nedenle, kişisel veya ticari sitelerin bu uzantıyı almaları pek doğru değildir. bunun yanında, iletişim amaçlı sitenizin .net uzantısı içermesi şık durabilir. saygılarımla..
0
conrad moricand
(12.02.08)
domainadi + ctrl enter = www.domainadi.com
bence en uygun uzantiya iyi bir cevab
0
compumaster
(12.02.08)
ben uzantıların çok da anlamlarına uygun olarak kullanıldıklarına inanmıyorum. eğer bir domain alacak olsam zevk için yapacağım bir siteye, .com alırdım gibime geliyor.

ama domain adı + ctrl enter yapınca önce domainadı.com, sonra domainadı.net ve domainadı.org kontrol edilmiyor mu? en azından ben öyle bir şey hatırlıyorum..
0
co2s2
(12.02.08)
domainadi + ctrl enter = www.domainadi.com

domainadi + shift enter = www.domainadi.net

domainadi + ctrl shift enter = www.domainadi.org

senin kimlğin açısından hansisi doğruysa o alınmalı. sen nesin sorusuna ilk cevap veren şeydir uzantı. ama şöyle ki insanlara bir internet adresi söyler misiniz hemen desek büyük bir yüzdesi .com uzantılı olarak söyler, diye düşünüyorum. bu yüzden belki bir avantajı olabilir. ama diğer yandan da conrad moricand'ın da dediği gibi anlamalarına ters uzantılar hakkındaki düşünceleri değiştirir ciddi bir işte.
0
SoLfej
(12.02.08)
Söylendiği gibi sonuçta hepsinin kendine has bir kullanım alanı var, fakat sokaktaki adam için sadece com çok tanıdık ama diğerleri pek bir şey ifade etmiyor. Dolayısıyla, diyelim ki adam sitenin adını bir yerde duydu (atıyorum reeper) ve eve gelip girmek istedi, deneyeceği şey yüze %80 ihtimalle reeper.com olacaktır. Burada siteyi bulamazsa bir çoğunun aklına net ya da org u denemek gelmez bile.

Ha sizin hedef kitleniz bu işten daha çok anlayan kişiler olacaksa ve/veya sitenin ismi.uzantı şeklinde bir "marka adını" iyi vurgulayacağınıza inanıyorsanız diğerleri de olabilir tabii (turk.net gibi).
0
sui
(12.02.08)
.com commercial'ın kısaltmasıdır.
.org organization'ın kısaltmasıdır.
.net'i bilmiyorum ama ekşi'de gaahl "internette servis saglayicilara yada internetle ilgili hizmetler saglayan kurulu$lara verilen uzanti" demiş.

Bunları takan var mı? Bence yok. .com iyidir. Farkları yoktur.
0
paranormal
(12.02.08)
(7)

Bluray rip filmleri izlemek için nasıl bir sistem lazım ?

kimlanbu
Bluray rip 1280x 720, mkv formatında bir film edindim.Takılıyor, izleyemiyorum. İşlemci p4 2.4, 512mb da ram var. Gidip ram alsam yeterli mi yoksa işlemcim de mi yetersiz? edit : Ekran kartım da dandik acaba ondan mı oluyor ?
Bluray rip 1280x 720, mkv formatında bir film edindim.

Takılıyor, izleyemiyorum. İşlemci p4 2.4, 512mb da ram var. Gidip ram alsam yeterli mi yoksa işlemcim de mi yetersiz?

edit : Ekran kartım da dandik acaba ondan mı oluyor ?
0
kimlanbu
(12.02.08)
aha aynı cevaba ben de talibim. lost 401'i bluray formatında indirmiştim. 512 mmb ram'li, centrino 1.6ghz bir sistemde envayi çeşit codec yüklü olarak, gom playerla izleyemiyorum. hem görüntü takılıyor, hem ses-görüntü senkronsuz, kayıyor. sistemin yetersiz olacağına ihtimal vermemiştim ama mümkünmüş demek ki.
0
geldiler
(12.02.08)
bu sorun ekran kartından kaynaklanıyor.aynı videoyu sağlam kartı olan bir sistemde denerseniz farkı farkedersiniz.
0
aysiku
(12.02.08)
ben 2 gb ramli, amd 4800+ olan bir sistem kurdum. ekran kartı onboard ama x1250 çipli. 720p ve 1080p filmleri sorunsuz izliyorum (dts dahil)
0
ozdek
(12.02.08)
vallahi hiç bilmiyorum ama onboard ekran kartı olan 1.8 ghz pentium m işlemcili 512mb RAM'e sahip laptopumda sorunsuz oynatabiliyorum bu filmleri.
0
tom riddle
(12.02.08)
benim bildiğim kadarıyla bluray ve hd ripleri izlemek için en önemli olan öğe işlemci. ama ne kadarı yeterli olur bilemiyorum.
amd sempron 2600 720p için yeterli mesela.
0
patlamismisir
(12.02.08)
sorunun işlemciden kaynaklanması lazım, mesela benim dizüstü tam hızla çalışırken hdripleri sorunsuz çalıştırıyor ama sessiz moda geçince (işlemci hızını 2'den 1'e düşürüyor)film takılarak çalışıyor.
0
jr
(12.02.08)
Kurduğunuz o bilimum codecleri kaldırıp sadece gerekli olanları kurun. Öyle bir sistemde sorunsuz izlemeniz lazım. Olay ekran kartıyla değil, işlemciyle ilgilidir bu durumda ağırlıklı olarak.
0
paranormal
(12.02.08)
(8)

kafa izni

tahret muslugu
1 ay önce bugünlerde kafa izni almıştım dün ya da önceki gün itibariyle kesinlikle bitmiş olması lazım iznin... sözlüğe giremiyorum haliyle. bizim account un güme gitme ihtimali var mı?
1 ay önce bugünlerde kafa izni almıştım dün ya da önceki gün itibariyle kesinlikle bitmiş olması lazım iznin... sözlüğe giremiyorum haliyle. bizim account un güme gitme ihtimali var mı?
0
tahret muslugu
(11.02.08)
yanlış hesaplamışsınız. hala kayıpsınız.
0
paranormal
(11.02.08)
yani demek istediğim sistemde bir açık olur da güme gider miyiz? :)
0
🌸tahret muslugu
(11.02.08)
bir $ey olmaz.
sadece gun olarak hesaplamamak lazim. saat dakika da i$in icine giriyor.
0
sourlemonade
(11.02.08)
1 ay yerine 1 senelik almışsındır yanlışlıkla.
(içine şüphe düşsün diye yazıyorum)
0
kurukafa
(11.02.08)
''olmadi. hatali giri$ yaptiniz ya da her giri$iniz hataydi.''
mesajını gördükçe göz bebeklerim büyüyor, kan beynime hücum ediyor, metabolizma hızlanıyor...
bir de siz vurmayın ağalar...
0
🌸tahret muslugu
(11.02.08)
kimi raikkonen
(11.02.08)
saate bakılıyor gece 3'te kapandıysa gece 3'e kadar beklemen gerekiyor bana olmustu :)
0
sourlemonade
(11.02.08)
bu sorun bana da oldu. kafa izni bittikten sonra login olurken kullanıcı adını girmeyip mail adresiyle gireyim derseniz kabul etmiyor.

önce kullanıcı adıyla deneyin, olmazsa şifremi unuttum deyin.
0
patlamismisir
(11.02.08)
(8)

Simgesi E Olan Element Nedir?

annem bana kiz bul evlen dedi
Simgesi E olan element nedir?
Simgesi E olan element nedir?
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(07.02.08)
peridodik tabloda simgesi E olan bir element yok.

www.corrosionsource.com
0
3200
(07.02.08)
#1911130 belki ilgisi vardır...
0
crown
(07.02.08)
Ben de aradım bulamadım.

Fakat şöyle bir soru çıktı Ahmet Çakar'ın bilgi yarışmasında:

Aşağıdaki harflerden hangisi periyodik cetvelde bir elementi simgelemez?
a) A b) E c) I d) O

Ve cevap "A" idi. Soru mu yanlış bu durumda acaba?
0
🌸annem bana kiz bul evlen dedi
(07.02.08)
İzlemedim ama soru muhtemelen hangi harfle başlayan element simgesi yoktur şeklindedir.
0
paranormal
(07.02.08)
soru net bir şekilde harf - element eşleşmesini soruyordu. başını sonunu karıştırmadılar.

ben de einsteinium'u düşündüm ilk başta ama "Es" diye biliyorum onu.

gerçi ahmet çakar'ın sunduğu bi yarışmadan fazla şeyler beklememek gerekir.
0
gxix
(07.02.08)
Einsteinyum - Es
Europium - Eu
Erbium - Er

Soru yanlış gibi.
0
🌸annem bana kiz bul evlen dedi
(07.02.08)
E simgesi periyodik tablodaki bütün elementleri gösterebilen bir simge yani "element"in kısaltması

www.all-acronyms.com
0
ermanen
(07.02.08)
Ayrıca Einsteinium'un bir diğer simgesi

www.all-acronyms.com
0
ermanen
(07.02.08)
(1)

Biyodizel için atık yağ toplanması

kadirsavun
Başta compumaster olma üzere emeği geçenleri öperek sorumu sormak isterim. skylife dergisinin bu ayki sayısında atık yağlarımızı evde biriktirirsek bunları ücretsiz evden alıp biodizele çeviren bir firmanın duyurusu ve reklamı vardı. aklımda tutacam dedim tutamadım, bilen var mı? thynin sitesinden o
Başta compumaster olma üzere emeği geçenleri öperek sorumu sormak isterim. skylife dergisinin bu ayki sayısında atık yağlarımızı evde biriktirirsek bunları ücretsiz evden alıp biodizele çeviren bir firmanın duyurusu ve reklamı vardı. aklımda tutacam dedim tutamadım, bilen var mı? thynin sitesinden online olarak dergiye bakılabiliyor ama reklamlar olmadığı için bu ilan-reklam yok. gogilda arayınca ezici adındaki firmayı buldum ama evden topladıklarına dair bir bilgi yok sitelerinde. alo atık hattı diye de bir telefon numarası var ama arayamam şimdi gecenin bir yarısı. sorum odur ki atık yağları evden toplayan firma bu mudur, ya da evinde falan skylife dergisi olan biri bakabilir mi. bir de topluyorlarsa gerçekten atmayın sizde işte, koruyalım çevreyi.
0
kadirsavun
(06.02.08)
düşünceniz güzel fakat bireysel çabayla çözülecek bir durumda değil sorunumuz. küçük bir işletme bile evlerden toplanacak yağdan daha fazlasını sunuyor bu firmalara. evden toplayan firmanın amacının da çevreyi korumak olduğunu düşünmeyin. sizden ücretsiz alıp işleyecek. yaptığı kötü bir şey değil elbette ama fabrikalardan çıkıp işlenmeyen atıkları gördükçe böyle yorumlar yapmamak için tutamıyorum kendimi, kusura bakmayın artık.

cevaba geleyim, evet toplayacak firma ezici'dir. bir de şöyle bir haber buldum:

www.kobifinans.com.tr
0
paranormal
(06.02.08)
(3)

USB Şarjlı Fotoğraf Makinesi?

the beatles
USB'den şarj edilen fotoğraf makinesi diye bir şey var mıdır? Varsa hangi markaların var, merak içerisindeyim.
USB'den şarj edilen fotoğraf makinesi diye bir şey var mıdır? Varsa hangi markaların var, merak içerisindeyim.
0
the beatles
(02.02.08)
usb den güç alan pil şarj aletleri var ondan olmaz mı?
0
kurukafa
(03.02.08)
Kodak easyshare M753 var mesela bende, ister usb'den ister sarj adaptoruyle sarj edilebiliyor.
0
diabolus79
(03.02.08)
gSm@rt vardı. mustek'in. 8 sene öncesinden...
0
paranormal
(03.02.08)
(5)

Fida Film Jenerik Müziği

fiyuuuu
Film aralarında, başlarında ve sonlarında çalan "rıntı rıntı rını" gibi bir melodisi var fida filmin.o müziğin adını bulabilir miyim?
Film aralarında, başlarında ve sonlarında çalan "rıntı rıntı rını" gibi bir melodisi var fida filmin.
o müziğin adını bulabilir miyim?
0
fiyuuuu
(01.02.08)
Fida'ya özeldir büyük ihtimalle.
0
paranormal
(01.02.08)
upload.godlessfrog.com
vatana millete hayırlı olsun
0
godless frog
(01.02.08)
Winamp Auto-tag'in dediğine göre Comfort & Joy filminin OST'inden.

Mark Knopfler - Joy
0
paranormal
(01.02.08)
mark knopleri bulabilecegim yer varmı? google demeyin link varsa sevinirim saygılar
0
erkutbaba
(10.05.08)
Mark Knopfler değil kesinlikle
0
lancelot du lac
(08.02.09)
(4)

Tekerlekli sırt çantası (backpacker tipi 60+ litre)

kilroy
Şimdi ben böyle interrail gibi amaçlar için kullanılabilecek bir sırt çantası istiyorum. dolayısıyla 60 litreden fazla olsun istiyorum. Ama tren istasyonu havaalanı gibi bu çantayı sürükleyerek taşıyabildiğim yerlerde mümkün mertebe sırtımda taşımak istemiyorum (Bel problemimden dolayı)Şimdi sanki h
Şimdi ben böyle interrail gibi amaçlar için kullanılabilecek bir sırt çantası istiyorum. dolayısıyla 60 litreden fazla olsun istiyorum. Ama tren istasyonu havaalanı gibi bu çantayı sürükleyerek taşıyabildiğim yerlerde mümkün mertebe sırtımda taşımak istemiyorum (Bel problemimden dolayı)

Şimdi sanki hayal meyal hatırlıyorum. Böyle tekerlekli sırt çantaları görmüştüm ama dediğim gibi 60-65 litre kadar vardı.

İnternette aradım ama 30-35 litrelik çantalar var tekerlekli sırt çantası olarak.

Bu istediğim tarzda sırt çantalarını kim üretir? Eğer çok yaygınsa tavsiye edebileceğiniz firma var mıdır?

Şimdiden teşekkürler.

edit: ahanda böyle bir şey aradığım;
www.gapyeartravelstore.com

nerede bulabilirim bunları türkiye'de?

edit 2: Bir tane daha buldum; www.theoutdoorshop.com
0
kilroy
(30.01.08)
Outdoor ve extreme sports mağazalarına bakmanı tavsiye ederim. Örneğin florya flyinn in hemen karşısında bir mağaza vardı baya çanta vardı orada. bu tarz bir yere gidip istediğin modeli beğendikten sonra o markanın web sitesinden türkiyeye getiren firmayı bulup daha ucuza alabilirsin direk oradan. yolladığın linklerde bulunan markalara baktım ama sanırım türkiyede temsil edilen markalar değil ikisi de.
0
oyvind
(30.01.08)
bunlar tekerleksiz yüksek hacimliler;
www.dikeylimit.com
www.dikeylimit.com

bu tekerlekli olan;
www.adrenalin.com.tr

burada da zebil gibi 60+ çanta var, ancak hangisi tekerlekli, hangisi tekerleksiz bakamadım ;
www.adrenalin.com.tr
0
galahad
(30.01.08)
normal valizleri de düşünün. birkaç kız gördüm kullanan. sırt çantasından daha rahat olduğunu söylüyorlardı.
0
paranormal
(30.01.08)
eminönü'nden mercana çıktığında orda çantacılar var.orda bu ve benzeri ürünlerden görmüştüm.ucuzdur bi de buralar diğer yerlere göre.
0
toshiro
(26.08.09)
(7)

iyi insan olunmaz iyi insan doğulur (mu?)

theripperknownasjack
şimdi efendim ne zamandır birileriyle şöyle etraflıca oturup tartışmak isterim bu konuyu ama yaban ellerde olmamızdan gayrı ve insanın kendini en iyi anadilinde ifade edebilmesinden dolayı bir türlü fırsat olmadı.Öncelikle soru belli? iyi insan olunur mu yoksa doğulur mu? ya da her ikisi mi?Ama bu k
şimdi efendim ne zamandır birileriyle şöyle etraflıca oturup tartışmak isterim bu konuyu ama yaban ellerde olmamızdan gayrı ve insanın kendini en iyi anadilinde ifade edebilmesinden dolayı bir türlü fırsat olmadı.

Öncelikle soru belli? iyi insan olunur mu yoksa doğulur mu? ya da her ikisi mi?

Ama bu kadar basit değil işte, altını biraz açmam gerek zira çok genel bu...

Şimdi bir insanı ele alıyoruz, ben olabilirim başkası olabilir, ibnenin teki olabilir orası çok önemli değil. Bu eleman şu zamana kadar yaşadığı hayat boyunca sürekli birilerinin yardımına koşmuş ve bu yardımlar hem küçük yardımlar hem de kimi zaman lafı edilebilecek yardımlar, makbule geçen yardımlar. Yani öyle bir şey ki bu, kişi ayırt etmeksizin yapıyor bu yardımları. en iyi arkadaşı da olduğu oluyor, sokakta hiç görmediği bir adam da olabiliyor hatta ve hatta nefret ettiği adam bile ondan bir şey istese hayır diyemiyor. cevap her zaman evet ve elinden geldiğinin en iyisini yapmaya çalışmak oluyor. belki bu yardımları yaparken kimi zaman da sövüyor, küfrediyor, ne gerek vardı amına koyim diyor, ama bir şekilde karşı taraf memnun oluyor sonuçtan, çünkü sonuç olarak yapıyor karşı taraf için gerekli olanı hem de her zaman aynı titizlikle, baştan savma olmadan... Hatta küçük bir örnek vermek gerekirse mesela bir arkadaşı bundan bir cd çekmesini istiyor onca işinin arasında ve elemanımız iş güç demeden olur diyor çekiyor. ertesi gün bu kişiyle önceden planlanmış bir randevusu var oraya götürürüm cd'yi diyor ama randevuya giderken yarı yolu geçtikten sonra cd'yi evde unuttuğu aklına geliyor. ve onca yolu geri dönüp cd'yi tekrar alıyor. halbuki cd'yi unuttum dese bişi olmicak belki haftaya vericek karşı taraf da bişi demicek ki cd'de öyle çok önemli bir cd felan değil. ama dönüyor işte dönüyor ve alıyor, bir iş yapılacaksa tam yapılsın istiyor belki de. Ama bu adam bunları gerçekten içinden gelerek yapıyor yani kimseye yaranma derdi yok artı yukarda dediğim gibi belki de hayatında 1 günlük yer kaplicak ve bir daha görmeyeceği bir adama bile aynı muamele...

şimdi gelelim işin diğer yönüne. bu eleman çevresinde herkesçe iyi olarak biliniyor yani kime sorsan iyidir, kalbi temizdir diyor hatta bazen bu iltifatlar kendine bizzat söyleniyor. söylenmedi diyelim direk karşı tarafın sözlerinden, hal hareket ve davranışlarından da anlaşılıyor kolayca bizim elemanı sevdikleri ya da takdir ettikleri. şimdi bu eleman herkes tarafından iyi bilinen bu elemanın diğer yönleri de var ama. kendi içinde kopan fırtınalar, belki de özel bir olay yüzünden duyduğu pişmanlık, ya da şöyle yaşamını gözden geçirip bugüne geldiğinde kendi kendine ben iyiyim diyemediği anlar. işi biraz dini yöne çekersek "benim cennete girmem hayal, cehennem göz kırpıyor" dediği anlar. hatta biraz daha dine yönelecek olursak allah bu adamı neye göre değerlendirecek? adam kendinden memnun değil, ama çevresi tarafından takdir gören sevilen bir adam. kriter nedir? bu adam iyi midir? kötü müdür? içten pazarlıklı sinsi, (nihat genç'den sevenlerine geliyor)isimleri olmayan yılansı fare'nin teki midir? nedir amına koyim nedir?
0
theripperknownasjack
(28.01.08)
rasyonalistler, bütün bilginin doğmadan önce zihnimizde olduğunu söylerler,
tabula rasa demiş ampirikler, yani bir sürü görüş mevcut
0
nomukasonduka
(28.01.08)
şiii bak bi:
iyi nedir iyi? sonradan toplumların ezberlettiği düşünüş, tavır, davranış, tutumlardaki beğeni, kabul edilebilirlik vs. durumu değil mi? (tanımı aklında kurcala biraz) sonuçta iyi sonradan bilinebilir. henüz bilinçli bir varlık haline gelmemişken -bebek çocuk deli gibi- bir şeyin iyi olup olmadığı hakkında fikir beyan edemeyiz. demek ki iyi kötü kavramları toplumların yarattığı kavramlar. misal borunun öbür tarafından bak: bazı toplumlarda iyi denilen bazılarında iyi olmayabiliyor illa kötü denmese de. demek ki iyiye ilişkin konuşulacaklar algısal o da demek oluyor ki biçimsel -ezber- bilgisi ile deneyimsel bilgilerden kavrananlar bir şeyin iyi veya değilliği hususunda bize fikir veriyor yönlendiriyor. hiç kimse doğuştan kötü doğmaz. kötünün babası şeytan bile henüz doğuşta iyidir. felan filan. eminim düşünsen sen çok daha iyi anlatırsın. bak misal burda benim dediğim iyi anlatımdaki iyi bile göreceli. belki sana göre iyi anlatmışımdır belki bir başkasında göre atmışımdır gibi.
0
fempusay
(28.01.08)
insanın davranışına yaşam koşulları, eğitimi, çevresi vs. nin de etki ettiği bilimsel bir gerçektir lakin insanlar farklı karakterlerde doğarlar yahut yaratılırlar diyelim. henüz anne karnındayken gelişir bu karakterler de. örnek vermek gerekirse ikizlerde bile anne karnında ikizlerden biri saldırgan diğeri uysal davranışa sahip olabiliyor. doğduktan sonra bu ikizlerin aynı davranışları sürdürdüğü görülüyor.
0
nihilanth
(29.01.08)
belki şu başlık da faydalı olur fikir edinmek açısından:

elyse schein ve paula bernstein

"Kişioğlu, bir yandan genetik geçmişinin bir yandan da içinde doğup büyüdüğü toplumsal ve fiziksel çevresinin ürünü. Başka bir deyişle, hem maddî ve hem de manevî yapısı bu iki etkenin sonucu. Hangisi daha ağır basar diye sorulacak olursa, yanıt, “çevre” olmalı. Kişinin genetik geçmişi çok önemli ama, birbirlerinden ayrı çevrelerde yetişen aynı yumurta ikizleri üzerinde özellikle kriminolojik açıdan yapılan araştırmalar çevrenin daha baskın olduğunu ortaya koymuş bulunuyor. Öyle ki, “iyi” bir çevrede yetişen ikiz kardeş genelde suça yönelmezken, “kötü” çevredekinin suç işlemeye daha çok yatkın olduğu saptanmış. Kuşkusuz bu bir genelleme, tümüyle tersi durumlar da yok değil, ama sayısal bakımdan yine de çevre daha baskın olarak karşımıza çıkıyor."


"Tek ve çift yumurta ikizleri ile yapılan bir çalışmada, birlikte ve ayrı büyümüş ikizlerin, kendileri ile ilgili mutluluk ölçümlerinin karşılaştırılmasının sonucunda, mutluluk algılayışının yüzde 80 düzeyinde genetik olduğu saptanmıştır. Genetikle kast, aile kalıtımından öte, genlerin biraraya gelip oluşturdukları “karakteristik” olarak düşünülmelidir. Birbirlerine genetik olarak bağlı olmalarına rağmen, birbirinden farklı mizaç ve kişiliklere sahip olan çekirdek bir ailenin bireylerini düşündüğümüzde de şu sonuç ortaya çıkıyor: her bireyin belirlediği mutluluk düzeyi, sahip olduğu kişilikle doğrudan ilintili."
0
ermanen
(29.01.08)
(bkz: x iyiydi de cevresi kotuydu)
insan iyi veya kotu dogmaz bence. yasadigi cevrenin etkisiyle -ozellikle aile bireylerinin- kisiligi gelisir. mesela turkiyede dogan bir insan evladı hic itiraz edemeden musluman oluyor gibi.
tabi birde iyi niyetli olmak var ki, aslında bir çok seyin anahtarı budur.
mesela ben dedigimi yap ama yaptıgımı yapma olanlardanım.
0
etna
(29.01.08)
şu da fikir verebilir:

(bkz: otomatik portakal)
0
paranormal
(29.01.08)
(bkz: my name is earl)

bu da fikir verebilir.
0
imparatorolmayikolaymisandin
(29.01.08)
(10)

4-5 ay önce açılmış ırakı bozulmuşmudur?

allop
Soru basit: yazdan kalma 4-5 ay önce açılmış ırakı bozulmuş mudur? Kah buzdolabında kah oda sıcaklığında muhafaza edildi!!!
Soru basit: yazdan kalma 4-5 ay önce açılmış ırakı bozulmuş mudur? Kah buzdolabında kah oda sıcaklığında muhafaza edildi!!!
0
allop
(25.01.08)
kapağı açılmadan buzdolabında stabil bir ısıda bekletilmiş ise bi koklayın kapagını açıp, sonra agzınızı temişlemiş olarak ufak bir tadın (zannetmiyorum bu şartlar altında bozulsun) tat da bir gariplik yok ise afiyet olsun diyelim.
0
ibot
(25.01.08)
hayatta bozulmaz; hem bozulsa da atılmaz;nimettir
kesinlikle bozulmamıstır.
0
seyuranto
(25.01.08)
siz sanirmisiniz ki iraki satis raflarinda sogukta bekliyor? üstünde turşuda gorzlenen yeşerme yoksa hemen bir deniz çipurasi aliniz yanina..
0
theli
(25.01.08)
Belki şunlar da bir fikir verir:

www.buyukkeyif.com
www.buyukkeyif.com
0
ermanen
(25.01.08)
bu tür sorulara daha dogru duzgun cevap verebilen olmadı. benimde 4 aylık biram duruyor dolapta üstündeki tarihi de 1 ay geçmiş insan atmaya kıyamıyor. biyolojik olarak içinde bakteri falan yaşamıyor ama olduysa kimyasal bir şey olmuştur.

edit: @paranormal alınma abi yani kesin cevap gibi dedim, böyle verilerle falan desteklenen. insan korkuyor haliyle mikrop olamayacağını biliyorum da hani kimyasal olaylar belli olmuyor ya metil alkole dönüştüyse götürür adamı :)
0
sourlemonade
(25.01.08)
nimet bozulmaz.
0
darknum
(25.01.08)
Aslında doğru düzgün cevap veriyoruz. Bu tür sorulara hep cevap vermeye çalışıyorum. Yüksel alkol içeren içkilerde mikrobiyolojik bozulma olmaz.

Bira gibi düşük alkollü içeceklerde ise saklama koşulları daha önemli. Fakat dolapta saklanıp, SKT üzerinden sadece 1 ay geçmiş bira gönül rahatlığıyla tüketilir. Daha fazla bekletmeyin ama :)
0
paranormal
(25.01.08)
raki bozulmamistir, bira da buyuk ihtimal bozulmamistir. zaten bira bozulmussa direk tadindan anlarsiniz, bir yudum alin tadina bakin.
0
celi
(26.01.08)
açılmış ve bitmemiş rakıyı yazlıktaki dolapta (buzdolabı değil) bırakıyoruz, ertesi sene de gidip bir güzel içiyoruz. gayet güzel. bozulma yok. mis gibi.
0
kibritsuyu
(26.01.08)
4-5 yıllık açılmış rakıyı içtiğimi biliyorum. sanıyorum ki hala hayattayım, tam emin değilim ama yaşıyorum.

sana mantıklı bir açıklama yapamasamda, seninkinden çok daha uzun süre beklemiş rakıyı iç etmekte tereddüt etmedim. ne tadında ne kokusunda bir gariplik yoktu.
0
dalamar
(28.01.08)
(4)

[ monitor ] 85 Hz 'e çıkamamak

enola gay
Biliyorum ki bi yazılım kullanarak 60 hz den 85 hz e çıkarım ama bu uygun mudur? windows un ayarlarında şu an ki çözünürlüğüm için 1280 x 960 (ve 20 inch monitor) en çok 60 hz uygun görülmüş.. neden daha yüksek değil? :(edit: monitör ve ekran kartı sürücüleri son fites (version)
Biliyorum ki bi yazılım kullanarak 60 hz den 85 hz e çıkarım ama bu uygun mudur? windows un ayarlarında şu an ki çözünürlüğüm için 1280 x 960 (ve 20 inch monitor) en çok 60 hz uygun görülmüş.. neden daha yüksek değil? :(

edit: monitör ve ekran kartı sürücüleri son fites (version)
0
enola gay
(25.01.08)
önemsiz gözükse de başta göze monitörlerin yanında gelen cdler bu sorunu çözebiliyor bazen. kolay gelsin
0
prodeq
(25.01.08)
windows'un listelediği tarama frekansının üstüne çıkmak mümkün ama makbul birşey değil. crt tarama devreleri ve tüp belirliyor bu frekansı.
0
nop
(25.01.08)
LCD için 60 hz uygundur. Rahatsız olmuyorsanız değiştirmeye gerek yok.
0
paranormal
(25.01.08)
LCDlerde ekran yenilemesinde ledler o sönmediği için 60Hz yeterlidir. CRTlerde çıkabildiğin kadar çıkman iyi oluyor çünkü aslında ekrandaki görüntüyü çizen şey sürekli ekranı tarıyor. Tarama ne kadar hızlı ise o kadar titreşimsiz bir görüntü alırsınız.
LCD desteklemiyorsa zorla çıkarmak imkansızdır. Siz çıkardınız sansanız bile ekran kaç Hz ise orada gösterir.
0
compumaster
(26.01.08)
(15)

muhabbet kuşu saç kurutma makinası ile kurutulur mu?

can see
gene ıslandı bu. lavaboda duş alıyordu yakaladığımda.bu nane duş almayı çok seviyor. hava da soğuk.(özellikle kuş besleyenler lütfen. yalnızca fikir belirtiyorsanız uyarırsanız sevinirim.)
gene ıslandı bu. lavaboda duş alıyordu yakaladığımda.
bu nane duş almayı çok seviyor. hava da soğuk.

(özellikle kuş besleyenler lütfen. yalnızca fikir belirtiyorsanız uyarırsanız sevinirim.)
0
can see
(20.01.08)
korkudan kalp krizi geçirir, zamanında muhabbet kuşu besledim korkuyu pek kaldırabilecek kuşlar değil.

Ayrıca kesin bir cevap verecek birisinin çıkacağını sanmıyorum.
0
kimlanbu
(20.01.08)
valla muhabbet kuşu üzerinde çeşitli artistik hareketler denedim ama bu kadar abartmamıştım. bilemiycem.
0
murqx
(20.01.08)
ermanen
(20.01.08)
korkup uçuyor zaten. tutabilirseniz ne ala. bırakın kendisi kurusun.bırakın yıkansın..
0
nesfit
(20.01.08)
bu soğukta duş almayı göze aldıysa, size karışmak düşmez. doğal seçilim abi.
0
paranormal
(20.01.08)
rüzgara, cereyanda kalmaya çok hassas oluyor bu arkadaşlar. sıcak da olsa hava akımına maruz bırakmazdım ben olsam. kuşların tüyü su tutmaz, sıcakca bir yere koyarsanız hemen kurur o.
0
lykos
(20.01.08)
kafasını koruyup kuruttuk biz bin kere, ölmedi keratalar. zevk bile aldıklarını söyleyebilirim. (bkz: zevk alinan ufak sapikliklar) (:
0
kantelem
(20.01.08)
@paranormal
aman diyim yaşasın.. güzel bir ömür var önümüzde.
0
🌸can see
(20.01.08)
Havluyla elimize alır, kurutma makinesi ile kuruturduk ama makineyi olabildiğince uzak tutardık, böyle tüylerini kabartırdı, mayışırdı resmen. Ama sonra tamamen başka ve bir o kadar da şaçma bir şey oldu... Neyse daha fazla anlatamayacağım*.
Neyse siz gönül rahatlığı ile kurutun, sevin oynayın keratayla... Bu hayvanlar sudan değil daha saçma, olmaması gereken şekilde ölüyor...
0
late viper
(21.01.08)
O linki fön makinasından bahsedildiği için verdim yani fön makinası kullanmayın diyor, ayrıca bazı yıkama şekillerinden de bahsedilmiş

ılık ve kuru bezlerle kurutabilirsiniz
0
ermanen
(21.01.08)
oops! bu pc'de hoparlör yok dinleyememiştim onu.. sonra bakarım diyordum.. teşekkürler.
0
🌸can see
(21.01.08)
aman rüzgarda falan kalmasın, kurutma makinesiyle olmasa da bir şekilde kurutmaya bakın derim ben de.. çok hassas oluyorlar çünkü
0
reeper redeemer
(21.01.08)
hahah yaa kurutmak i$ini bilemiyorum da, allasen bu ku$ nasıl du$ alabiliyor senden habersiz? hahaha yok çe$meyi nasıl açtı, baktım kimse de sormamı$. hahah allah seni de ku$unu da bildiği gibi yapsın. gece gece ii güldüm=))
0
ari maya
(21.01.08)
hehe kuş işte.. kuş beyinli :)
içine düşmesin diye akvaryumu boşalttık başımıza gelene bak
0
🌸can see
(21.01.08)
hahah küçükken bizim bi ku$ vardı daha minnacıktı. uçmayı öreniyodu yava$ yava$. mal ikide bi dü$üyodu hehe. derken i$te ak$am yemek yicez ya sofra geldi ortaya; çorbayı da içmek istemiyorum. ama gıkım da çıkamaz e yiyecen tabaaandakini.
hehe ku$ uçmaya çalı$mak üzre yine kafesin kapısına geldi, havada bir tur atabildi ve çorbamın içine dü$tü.
la ilk lafım "bu çorbayı içmem! içine ku$ dü$tü!" olmu$tu ay ne pismi$im. (yok ölmedi ku$. daha sonra ba$ka bi$eyden öldü.)
0
ari maya
(22.01.08)
(5)

firmware update

terp
elimdeki linksys WAG54G V.2 model modemin firmwareini guncellemek istiyorum. resmi siteden tgz uzantili bir dosya indirdim. 62,5 mb'lik bir dosya. ilk sorum: bu buyuklukte bir dosya update dosyasi icin cok buyuk degil mi?indirdikten sonra direk modem arayuzunden firm update sayfasindan file path'edn
elimdeki linksys WAG54G V.2 model modemin firmwareini guncellemek istiyorum. resmi siteden tgz uzantili bir dosya indirdim. 62,5 mb'lik bir dosya.

ilk sorum: bu buyuklukte bir dosya update dosyasi icin cok buyuk degil mi?

indirdikten sonra direk modem arayuzunden firm update sayfasindan file path'edn indirdigim dosyayi seciyorum ve update diyorum. incorrect image file diye hata veriyor.

burada ikinci sorum geilyor: tam olarak ne yapmam gerekiyor?

ve ucuncu soru: tgz uzantili dosya masaustunde winrar dosyasi gibi gorunuyor. actigimda icinde klasorler sunlar bunlar var.. burada bir hata var mi) yani tgz uzantili dosyanin rar dosyasi olmasinda? yoksa ikisi ayni sey mi?

bu 3 soruma cevap verebilirseniz cok sevinirim. hayir dualarim sizinle olur. yeni yiliniz size baris mutluluk saglik esenlik ve bol para getirir. tesekkurler..
0
terp
(20.01.08)
evet bir firmware için çok fazla. o kadar bellek olması da mümkün değil zaten modeminde. fakat içinde kurulum için gerekli olan başka dosyalar olabilir.

incorrect image file dediğine göre ya yanlış dosyayı indirmişsin, ya da indirirken bir problem olmuş. eğer winrar problemsiz extract edebiliyorsa kesinlikle indirdiğin dosya yanlış.

winrar, sadece .rar dosyalarını açabilen bir program değildir. hemen hemen tüm sıkıştırma formatlarını açabildiği gibi, .tar dosyalarını da açabilir. bu arada, indirdiğiniz dosyanın formatı genellikle linux dünyasında kullanılan bir sıkıştırma formatı olduğu için, yanlış dosyayı indirdiğiniz fikri güçleniyor.

bir de uyarı. bir bakın son firmware'de sizdekine göre ne yenilikler var, ne gibi fixler var... eğer problemsiz kullanıyorsanız modeminizi, bir sıkıntınız yoksa, uğraşmaya da pek gerek yok açıkçası.
0
paranormal
(20.01.08)
www-tr.linksys.com

bu sayfadan indirebilirsiniz, yalnız uyarayım firmware güncelleyince modem ayarlarını yeniden yapmak gerekir
0
reeper redeemer
(20.01.08)
Benim eski modemim de WAG54G idi. Ben de bir kere firmware update yaptım onunla. Fakat firmware dosyası bin uzantılı idi ve de 1mb dan küçüktü.

tgz uzantısı dediğiniz gibi zip gibi bir sıkıştırılmış dosya uzantısıdır. Ya yanlış dosyayı indirdiniz ya da o dosyayı extract edince içindeki ıvır zıvırın yanında bi de bin dosyası gelecek, ya da linksys firmware update inde bi değişiklik yapıp artık bi başka bi software ile update yapmaya da izin vermiş olabilir. Yani indirdiğniz dosya bu software update software i de olabilir. Bazı anakartlarda benzer programlar var, nete bağlanıp son versyonu indirip firmware update yapıyo aynı ayak olabilir.

En iyisi dosyayı extract edip bütün dosyaları incelemek...
0
Selimine
(20.01.08)
yanlış hatırlamıyorsam linksys modemlerin, hatta bir çoğunun firmware'i .bin uzantılı olmalı. en azından benim öyle idi. tgz dosyasının içinde bir yerde böyle bir dosya olup olmadığını kontrol edin. bu arada 62 mb kesinlikle değil.
0
co2s2
(20.01.08)
linksys firmware'lerinin source'u aciktir. source'unu yani kaynak kodunu indirmissiniz. firmware 4mb civari bisey olmali en fazla, sanki.
0
disq
(20.01.08)
(4)

Buharlaşma Hızı

ermanen
1. Sıvıların buharlaşma hızı nasıl hesaplanır? 2. En hızlı buharlaşan sıvı hangisidir? (Aynı şartlarda tabi)
1. Sıvıların buharlaşma hızı nasıl hesaplanır?

2. En hızlı buharlaşan sıvı hangisidir? (Aynı şartlarda tabi)
0
ermanen
(19.01.08)
2. kaynama sicakligi en du$uk olan en hizli buharla$ir.
0
sourlemonade
(19.01.08)
m.c değerlerine bakarak daha dolgru olarak olcebilrisinz hızlarını.
0
bryan fury
(19.01.08)
hızla ilgisi var mıydı hatırlayamadım ama bir formül vardı. sıvıyı kaynama noktasına getirmek için gereken değerleri buluyorduk. Sonra kaynama noktasındaki sıvıyı buharlaştırmak için artı bir enerjiye daha ihtiyaç var, onun formülü ise "m.Le" idi. (m:kütle Le:Sıvının cinsine göre değişir, sorularda veriyorlardı).
0
late viper
(19.01.08)
1. Sıcaklık, yüzey ve sıvı, buharlaşma hızını belirleyen faktörler. Değişken olarak sıcaklık ve yüzeyin yer aldığı, sıvıdan sıvıya değişen diferansiyel denklemler kullanılır hesaplamalar için. Sıvı molekülleri (veya atomları) arasındaki etkileşimler rate of evaporation'ı belirleyen önemli bir faktördür, yani bu da sıvının kendisi oluyor. Bu yüzden bu denklemler deneyseldir. Pek kolay hesaplanmaz demek bu da. Zaten internette ilgili zibilyon kaynak olduğuna, buna karşın ekşi duyuru'dan medet umduğuna göre çok ayrıntılı bir cevap aramıyor olmalısın zaten. Su için Penman evaporation equation kullanıldığı gibi farklı farklı bir sürü eşitlik daha var.

2. Gazlar, düşük sıcaklıklarda ve yüksek basınçta sıvılaştırılabilir. Bu yüzden oda sıcaklığında bir maddenin gaz olması, onun "En hızlı buharlaşan sıvı" olmasını engellemiyor. Cevabı söyle diyorsan, bilmiyorum. Öğrenmek için bakacağın şey de buharlaşma entalpileri. Sanıyorum Hidrojen ama.
0
paranormal
(19.01.08)
(9)

çok çok ilginç bir bilgisayar problemi

chavezding
ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorum. scroll bar gıcırdıyor. evet herhangi bir pencerede scroll bar i tiklayip hareket ettirdiğimde hoparlörlerden çok hafif bir cızırtı geliyor. aynı şey pencereyi tutup hareket ettirirken de oluyor. hoparlörler en üst seviyede iken belli bir cızırtı duyuyorum ama
ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorum.
scroll bar gıcırdıyor. evet herhangi bir pencerede scroll bar i tiklayip hareket ettirdiğimde hoparlörlerden çok hafif bir cızırtı geliyor. aynı şey pencereyi tutup hareket ettirirken de oluyor.

hoparlörler en üst seviyede iken belli bir cızırtı duyuyorum ama scroll bar la oynayınca bariz bir şekilde artiyor bu ses.

anakartım asus p5b-deluxe
onboard ses kartı
monitörün (lcd) yanında logitech z4 hoparlörler ve üzerinde de bir array mic.
işletim sistemi vista
0
chavezding
(19.01.08)
aynı olay neredeyse bir yıldır bende de var. sanırım normal hoparlör değil de 2+1 ses sistemi bağladığımdan beri böyle. işin içine sub-woofer fln girince böyle oluyor diye düşünmüşümdür hep.
0
deckard
(19.01.08)
taa ne zaman basima gelmisti bu olay ve caresini bulamamistim. muzik calarken scroll bari oynattigimda hoparlor cizirdiyordu. format attigim vakit duzelmisti diye hatirliyorum. bence driverlari degistirmekte fayda var.
0
celi
(19.01.08)
mouse kablosuz mu?
0
kibritsuyu
(19.01.08)
aynı soruyu sormuştum çözüm bulunamadı.
0
kimlanbu
(19.01.08)
Giriş'i sessize alın. Daha da olmadı ses kartı driver'ını tekrar yükleyin. Bir de hoparlörler monitöre yakınsa uzaklaştırın. Bende işe yaradı.
0
colonizer
(19.01.08)
Kablolu fareyle deneyin bir de. Büyük ihtimalle bundan kaynaklanıyor.
0
paranormal
(19.01.08)
kabloyla ilgisi yok bende de oluyor yıllardır,bazen geçiyor.
0
sourlemonade
(19.01.08)
kablolu benimki de, aynı sorun arada çıkıyor. ama çok rahatsız edici değil. şarkı dinlerken gıcırt gucurt ötmüyor yani aradan. anakartım asus, onboar ses kartı aynen.
0
only
(19.01.08)
dandik onboard ses kartlarında sıklıkla görülen bir problem. benim epeyce eski bir notebook'um var idi, onda da karşılaşıyordum.

tavsiyem 5-6 $'a ucuz da olsa pci bir ses kartı almanız. muhtemelen sorunu kökten çözecektir.
0
sahtepetrucci
(20.01.08)
(3)

flashget sesini kapamak mümkün mü?

nihilanth
download sonrası çıkan şu uyuz sesi kapatamıyorum. options da göremedim öyle bir özellik.
download sonrası çıkan şu uyuz sesi kapatamıyorum. options da göremedim öyle bir özellik.
0
nihilanth
(15.01.08)
programin klasorundeki iki .wav dosyasini sil.

edit: olm bu da cozuyor. zamaninda yaptim ordan biliyorum.
0
sourlemonade
(15.01.08)
Araçlar > Seçenekler > Zamanlama/Olay > Ses Etkin

Tools > Options > Schedule/Event > Enable Sound
0
paranormal
(15.01.08)
o da çözüyor olm da, brutal bir çözüm olmasın dediydim. tamam onu da kabul edeyim hadi :)
0
🌸nihilanth
(15.01.08)
(18)

Öğrenilmesi en zor dil

ermanen
Aslında kişinin ana diline göre değişir ve bunun yanında başka faktörler de vardır elbet. Ama genel olarak düşünürsek en zor dil hangisi? Bir de Ana dili Türkçe olan birine göre en zor dil hangisidir?
Aslında kişinin ana diline göre değişir ve bunun yanında başka faktörler de vardır elbet. Ama genel olarak düşünürsek en zor dil hangisi? Bir de Ana dili Türkçe olan birine göre en zor dil hangisidir?
0
ermanen
(04.01.08)
Kadınların dili diye bir geyik vardır.

Anadili Türkçe olan biri için, Latin alfabesi kullanmayan bir dildir en zor dil. Gramer yapısının benzerliğinden dolayı Japonca'yı da eleyerek, Çince diyorum. Konuğumuz olan bir Çinli, dillerini kendilerinin bile tam olarak öğrenemediğini söylemişti.
0
paranormal
(04.01.08)
çince
0
chavezding
(04.01.08)
fince çince yunanca die bi sıralama vardı sanki.
0
ruth
(04.01.08)
çince ve yunancaya katılmakla beraber arnavutçanın da çok zor olduğunu duymuştum ama bilmiyorum çok pis yemiş olabilirler beni.
diğer bi taraftan türkçe desem?öğrenmeye çalışıp çuvallayan çok gördüm, harf düşmesi ve sondan eklemelerin çok zor olduğunu söylerler hep.
0
vampyria
(04.01.08)
yakın zamanda yapılan bir araştırmada en zor dilin fince olduğunu biliyorum. kaynak gösteremeyeceğim ne yazık ki.
0
tom riddle
(04.01.08)
Bir de şöyle bir araştırma var mıdır hiç:

Şu anadile sahip kişi için şu dilin öğrenilmesi daha zor şeklinde bir liste, ya da dillerin karşılaştırılması gibi...
0
🌸ermanen
(04.01.08)
ben fince, çince, arapça, rusça sıralamasını hatırlıyorum ama sanırım bu ingilizce konuşanlar için hazırlanmış sıralama.
0
surtunme kuvveti
(04.01.08)
bu son sorduğun soruda dilin akrabalık derecesinin ve farklı ailelerden dillerin o dile olan etkisinin önemi var sanırım. örneğin, ari dillerinden birisi ana dili olan birisi, ötekilerini çok zorlanmadan öğrenebiliyor. biz de kendimizi sıksak tatar türkçesi gibi dilleri bir latince'ye göre daha rahat öğrenebiliriz. yine arapça'nın da dilimize olan etkilerini düşünürsek arapça'yı da o kadar zorlanmadan öğrenebiliriz sanırım.

ama bunu istatistiksel olarak elde etmek biraz zor olur sanırım, çünkü dilin kullanımı olsun, tam olarak kaç tane dil olduğunu bilmeyişimiz olsun (bunu salladım, arada kaybolan diller de var çünkü) böyle bir araştırmayı kolay yapmaz. yine bu araştırmayı anlamak için dünyadaki türkçe dışında her dil konusunda bir fikir sahibi olmak gerek -ki bana çok zor bir ihtimal gibi geliyor. sallamak gerekirse, ben paramı zulu diline ve sümerce'ye koyarım
0
tom riddle
(04.01.08)
fince'ye katilmiyorum. en azindan turkler icin, ayni dil ailesindeyiz sonucta. ural-altay.
0
skipper
(04.01.08)
az önce dediğime göre, evet biraz daha yakın olması gerekir, ama fince ile türkçe, ural altay dil ailesi içinde iki ucu temsil ediyor. biz altayların en doğusundaydık, onlar ise uralların en batısında. yani çok da büyük bir kolaylık bekleme, zira duyduğuma göre 12'den fazla farklı zaman varmış (sallıyor da olabilirim)
0
tom riddle
(05.01.08)
tabii ki i$itme ve görme engelli (ikisi bir arada olacak, evet.) ki$ilerin konu$tuğu dil. nasıl konu$abildikleri hakkında hiçbir fikrim yok.
0
ari maya
(05.01.08)
@arı maya: mayına basıp hem kör, hem sağır hem de dilsiz kalmış bir astsubay vardı, zamanın gn.kur.başkanı ziyaretine gitmişti. avcuna yazarak iletişim kuruluyordu kendisiyle, mors alfabesi gibi bir şey.
0
cashkopat
(05.01.08)
farsca bilen her dili ögrenir diye biliyorum ben de...ama dilin tabi söyle bir tuhafligi var, cok yönlü yani okumasi, yazmasi, konu$masi ve konu$ulanin anlanmasi olarak...eger bunlara göre bakilirsa her dilin zorluk derecesi degisir...örnegin ben yunanca konu$uyorum ama yaz desen micarim öyle yani
0
the man who hears deepest inquisitions
(05.01.08)
Allah Allah, kimse Fransızca dememiş? Küçükken hep Fransızca da aşırı zor diye bilir, beller idik. Bilmiyorum değişti mi ya da bizi mi yiyorlardı. Fransızca'nın da bisrü zorlukları varmış ama.
0
colonizer
(05.01.08)
çerkesce diye duymuştum..
0
tan vakti
(05.01.08)
@cashkopat: o doğu$tan değil ama onunla anla$makta ne var. doğu$tan görme ve duyma dolayısıyla konu$ma engelli birinden bahsediyorum.
0
ari maya
(08.01.08)
hangisi olduğunu bilemiyorum ama çince ile ilgili bişeyler okumuştum zamanında. bir çinli çocuğun normal bir gazeteyi okuyup anlayabilmesi için 12 yaşına gelmesi gerekiyormuş. japonca için bu 10 yaş civarına denk gelmekte imiş.
0
soren
(11.01.08)
ermenice
0
ymerdiveni
(03.11.08)
(9)

mp3 to midi

kibritsuyu
mp3'ten vokal çıkartma, gitar çıkartma sorularını görünce gaza geldim ve fantastik bir soruyla karşınıza dikildim.kitap harflerini scan edip tanıyan ve word dokümanına çeviren programların (ocr) mevcut olduğu şu teknoloji çağında mp3'ü dinleyip midi formatına çeviren bir program var mıdır şu deryada
mp3'ten vokal çıkartma, gitar çıkartma sorularını görünce gaza geldim ve fantastik bir soruyla karşınıza dikildim.

kitap harflerini scan edip tanıyan ve word dokümanına çeviren programların (ocr) mevcut olduğu şu teknoloji çağında mp3'ü dinleyip midi formatına çeviren bir program var mıdır şu deryada?

midi formatı derken tabii ki tek kanaldan oluşan bir mididen bahsetmiyorum. öyle ki mp3'ü dinleyecek, bildiğin kanal kanal her enstrumanı ayırıp (işte yaptığı kadar. mükemmel olmasa da olur. gerekirse düzeltirim) midi yapacak bir programdan bahsediyorum. gitar sesini anlayacak, bir kanalı gitar yapacak. vurmalılar anlayacak, 10 numaralı kanalı vurmalılar yapacak falan.
0
kibritsuyu
(04.01.08)
Ben zamanında aramıştım, bunu yaptığını iddia eden pek çok program denemiştim ama edindiğim sonuç şu: içlerinde en iyisi bile ancak tek enstrümanlı bir parçayı kabul edilebilecek kadar iyi çevirebiliyor. Zaten kanal ayırma diye bir şey yoktu, yani bırakın 16 kanal, 5-6 kanallı bir midi dosyası bile elde etmeniz imkansız gibi bir şey. Eğer bulursanız haber verin bari :)
0
crown
(04.01.08)
Benzer içerikli her soruya yazıyorum buna da yazmazsam ayıp olur.
Öyle bir teknoloji henüz mevcut değil. "Enstruman sesini diğerinden ayırmak" gizemleri tam anlamıyla çözülememiş insani bir eylem.

Ancak solo ve monofonik enstruman performanslarında yani aynı anda 1 den fazla nota çalmayan tek enstruman performanslarında çok güzel bir şekilde yapılabiliyor. Tabi ki burada temiz bir kayıt ve notaların güzel bir şekilde artiküle edilmiş olması esas. Ve son sonucu editlemek gerekiyor.

Bunun dışında güzel kaydedilmiş "solo" bir piyano kaydını bile(müziğin polifonik bir dokusu olduğunu varsayıyorum) ayrıştırmak günümüz teknolojisi ile mümkün değil. Şimdi hangi üniversite olduğunu hatırlamıyorum fakat 2-3 ay önce bir vatandaşın son araştırmasının paper'ı ve uygulamasına denk geldim. Tek ve polifonik enstrumanları ayrıştırabilmek için mümkün olabilecek bir teknikten bahsediyordu. Fakat uygulama pek iç açıcı değildi. Yine de bazı mesafeler katediliyor.

Bu işi yaptığını iddia eden programların erişilebilen çoğu örneğini zamanında tek tek denemiş, ve bu meseleler ile yatıp kalkan biri olarak yineleyeyim: olmaz o iş. :)
0
kurukafa
(04.01.08)
elimde orijinaline o kadar yakın midiler var ki introyu dinleyince orijinali mi, midi mi anlaşılamıyor. yani adamlar enstrümanların bendlerini bile orijinaliyle birebir aynı yapmış. yani o kadar olur. yeniden oturmuş da kanal kanal yazılmış gibi değiller sanki. bu kadar aynısını oturup baştan midi olarak yazmaları mümkün değil gibime geliyor. bu kadar gerçekçi midi nasıl oluyor peki?
0
🌸kibritsuyu
(04.01.08)
MIDI denilen şey'in ses ile bir ilgisi yoktur bir ses sinayi değildir. Bir MIDI datası 3 unsurdan oluşur, on, off ve velocity. Sequencer adı verilen ve bu datayı diyelim ki yorumlamaya yarayan programlar verilen enstrüman bilgisine göre bu datayı işleyerek sese dönüştürürler. Midi bir kez yazıldı mı, diyelim ki klavye ile bir parça kaydettiniz bu on, off ve velocity değerleri ile istenildiği gibi oynanabilir. Ancak sequencer bu datayı ses sinyaline çevirdiğinde bu data özelliğini kaybetmiş olur ve tamamen audio sinyaline döner.

Bu bakımdan mp3 ü midi ye çevirmek tamamen imkansızdır. Ha elinizde ekipman mevcuttur mp3 ü siz çalar ve kaydedersiniz olur ama ne gerek var..Aslında tamamen imkansız demek saçma oldu düşündüm de sonuçta her şey 1 ve 0 lardan oluşuyor. Ama bu mantıkla bir word dosyasını da mp3 e çevirebiliriz ama sonuç çok anlamlı olmaz.

Son olarak, makale gibi olacak ama, bir şark mixlenmeden önce demiş olduğun gibi tracklerden oluşur ve mix esnasında bütün bu trackler 1 tane stereo track e indirgenir. Bis mp3 dosyasını açtığında mantık olarak her enstrümanın varklı bir frekans aralığı olduğundan ayrılmaları kolay olarak düşünülebilir ancak, örnek olarak bass ve kick drum frekans aralıkları bazı noktalarda kesişir ve birbirlerinin üzerine binmesin diye bu frekanslar traşlanaır mix esnasında (high pass filter, loww pass filter). bu bakımdan dediğin şey neredeyse bir mp3 ü alıp mixlenmeden önceki haline getirmek gibi bir şey düşününce çok zor geliyor bana...
0
skipper
(04.01.08)
yaparsan köşeyi dönersin :) zamanında ben daha düşük bir beklentiyle aynı şey üzerinde araştırma yapmıştım.

zamanında telefonların çoğu mp3 çalamıyordu, onun yerine midi çalabiliyorlardı. paralı melodi siteleri de size midi melodiyi mp3 haline getirip dinletiyordu, indirseniz de bir işe yaramıyordu.

ben de zaten bunun mididen farkı yok, kesin vardır çevirici programlar dedim ve google da çıkan sonuçların çoğunu denedim. hepsi fiyasko. taş devrinin tek kanallı melodisini bile midiye adam gibi çeviremediler.
0
kimlanbu
(04.01.08)
@kibritsuyu: "elimde orijinaline o kadar yakın midiler var ki introyu dinleyince orijinali mi, midi mi anlaşılamıyor." demişsin ama bu garip bir şey değil aslında. Eğer kaliteliden de öte profesyonel bir ses kartın veya müzik istasyonu (music workstation) olarak da anılan profesyonel bir klavyen (korg, kurzweil, technics vs) varsa neredeyse akustiğe birebir uyan midi sesleri elde edebilirsin. Sonuçta midi denilen arayüz sadece "4. vuruşta a11 kodlu piyanonun 3. oktavdaki la sesini çeyrek ölçü boyunca seslendir" gibi bilgiler tutar, eğer bu komutu alan seslendirici kaliteli ise orjinali ile aynı sesler elde edersin. Midi'yi oluşturan kişi de klavyeye ve bilgisayar hakimse midi'yi sadece cep telefonlarından veya girilen web sitelerinin introlarında çalan şarkılarından duyan kişi o sesin midi olduğunu pek anlayamaz. Sonuçta midi mp3 gibi bir "ses" dosyası değil "seslendirme" dosyasıdır demek doğru olur sanırım. Aynı midi dosyası farklı cihazlarda farklı kalitede seslere dönüşür...
0
crown
(04.01.08)
skipper'ın söylediklerine katılıyorum ancak mix esnasındaki frekans tıraşlaması genelde "birbirlerini ellemesinler" tarzında sert tıraşlamalar olmaz, hemen hemen bir miksteki bütün kanalların birbiri üzerine sarkan bölümleri olur.

kibritsuyu, anladığım kadarıyla sorduğun soru "hangi manyak bir midi dosyası için bu kadar ince çalışıp her ayrıntıyı elle tek tek yazmaya kasıyor, olabilir mi böyle bir şey?" diye soruyorsun.

evet var böyle insanlar, aslında böyle bir scene var. mesela parçaların orijinalleri yerine midilerini dinleyen birine denk gelmiştim. anlayamadığımdan motivasyonunu "orijinal kaydı-prodüksiyonu kanlı canlısı dururken neden midisini açıp dinliyorsun? mantığı nedir?" diye sorduğumda midiyi yazmaya kasan adamın ayrıntılara verdiği önem ve transkripsiyondaki ustalığından en az bir orijinal bir kayıttaki müzisyenlik kadar etkilendiğini söylemişti.

yani cidden parçaların transkripsiyonunu yapıp en ufak ayrıntısına kadar midi dosyasına çevirmeye çalışan bunu hobi edinmiş insanlar ve komüniteleri var. Ve dinleyicileri var. ben şaşırtıcı buluyorum ama öyle. :)
0
kurukafa
(04.01.08)
mp3 dosyalarında sadece salt piyano performanslarında berbat çıtasının biraz üzerinde sonuç elde edenlerini gördüm. ha eser qbase ile yapılmışsa ve sende kaynakları varsa o zaman elbette vokali açar kısar, gitarı geri çeker bateriye efekt verir dilediğini yaparsın, notaya bile tek dokunuşla dökersin :)
0
fearofthedark
(04.01.08)
program gibi adamlar var diyelim.
0
paranormal
(04.01.08)
(7)

katkısız ürünler

oldtimer
şimdi bu gıdalardaki katkı maddelerinin zararlarından millet tamamen bilgi sahibi olduktan sonra birçok üretici katkısız ketçap, katkısız bilmemne, zart zurt çıkarmaya başladılar. şimdi ben anlamadım bu işi; madem bu ürünler katkı maddeleri olmadan da üretilebiliyor, bugüne kadar ne diye o tür madde
şimdi bu gıdalardaki katkı maddelerinin zararlarından millet tamamen bilgi sahibi olduktan sonra birçok üretici katkısız ketçap, katkısız bilmemne, zart zurt çıkarmaya başladılar. şimdi ben anlamadım bu işi; madem bu ürünler katkı maddeleri olmadan da üretilebiliyor, bugüne kadar ne diye o tür maddeler konuluyordu içlerine?
palavra atıyorlar desek pakedin üzerinde içindekiler kısmı var, katkı maddesi içermiyor uyarısı var sonuçta bu işleri de denetleyen kurumlar var sallayamazlar gibime geliyor.
0
oldtimer
(03.01.08)
biyoloji gelişti. artık daha uzun süre taze kalan meyve/sebze/tahıl üretilebiliyor. bilim gelişti, katkı maddesi olmadan doğal şeyler atarak tazeliği uzun süre koruyabiliyorlar.
belki şişe teknolojisi falan da gelişmiştir bilemicem.
0
passion rules the game
(03.01.08)
üstünde katkısız yazıp da içindekiler kısmında monosodyum glutamat içeren hazır çorbalar var piyasada, nasıl katkısız diye düşünüyor insan ister istemez..

(bkz: monosodyum glutamat)
0
reeper redeemer
(03.01.08)
anlaşılan katkısız gıda ve organik gıda farklı şeyler.
0
can see
(03.01.08)
bu işleri denetleyen kurumların bu ürünleri üreten firmalarla çoğu ülkede şu veya bu şekilde organik bağı bulunmaktadır.

reklam denetleme kurulu'nun reklamcılardan oluşması gibi bir şeydir bu aslında...

şahsen giderek kendi yaptığım yemek ve salata dışında bir şeyler yememeye, kendi yaptıklarıma da kendi ezdiğim öğüttüğüm baharattan gayri toz katmamaya meylediyorum giderayak.
0
raj
(03.01.08)
çoğu zırva gibi geliyor bu katkısız iddialarının bana (bilimsel konuşmuyorum dikkat edersen!!!), hayır içindekiler kısmını okuyunca zaten bir sürü zamazingo var içinde nassıl oluyo katkısız oluyo anlamadım...bir kere bazı ürünlerin raf ömrü mutlaka doğal olmayan üretim teknikleir kullanıldığını gösteriyor. diyelim ki x meyvesi normal şartlar altında (bahçeden toplayıp dolaba koyduğunda) 2 hafta çürümeden kalıyor ama sen bunu x ürününe katıp 3 ay raf ömrü biçiyorsun diyelim...ee o zaman yani "katkısız" olmuyor bu...yani içine birşey katılmasa bile (doğal olmayan birşey yani) üretim prosesinde illaki doğal olmayan birşeyler var demektir ki yoksa bunu bir "ürün" olarak seri üretimle hazırlayıp sunmak mümkün değil. aha aklıma örnekte geldi, malatya kayısısı varsa işte onu daha uzun süre raf ömrü olsun diye böyle bir çadır içinde kükürtle bi işleme tabi tutuyorlar (çok karmaşık diil sıradan üreticiler bile yapıyo) ve sonunda onuda organik diye satıyorlar veya markette katkısız kayısı diye alıyoruz sonuçta ama işte katkısız değil, yani doğal olmayan birşeyler var illaki mideye girene kadar...

ee napıcaz köye geri dönücez kaçıp gidickmiyiz buralardan..maalesef hayır. katkısız olduğuna kendimizi inandırmaya çalışıcaz başka çare yok, var mı!
0
cinematography
(03.01.08)
cevapların bir çoğu doğru değil. hele biyolojinin gelişmesi ne demek, hiç bilmiyorum.

gıda katkı maddeleri zararlı olacak diye bir kural yoktur. bunun yanında, kullanılmalarının sebebi, ürünün raf ömrünü uzatmak, daha ucuza mal etmek, üretimde kolaylık sağlamak vs. dir. piyasaya katkısız gıdaların sunulması, "ananızın elinden çıkmışcasına" mottosu altında biraz daha fazla müşteriye ulaşabilmektir. bunun yanında bunu yaparken, gıda katkı maddesi kullanılarak elde edilen avantajlardan bazılarından feragat edinilir.

tse iyi çalışan kurumlardan biridir (en azından benim gördüğüm gıda laboratuvarları bazında) ve bunları da elbette kontrol ediyorlar.
0
paranormal
(04.01.08)
dikkat ederseniz harf oyunlu cin yazıdır onlar. "bilmemne ketçap. katkısız, saf" demez genelde. "koruyucu katkı maddesi içermez" der. yani her türlü koruyucu özelliği olmayan katkıyı içerir. mesela msg içerir, envayi çeşit kanserojeni de içerebilir ama sadece raf ömrünü arttıran katkılar içermez. bunlar içermediği zaman, raf ömrü 1 yıl olan ketçap 3 ayda bozulur. katkı maddesi sadece raf ömrünü uzatıcı bir şey değildir ki. lezzet verici, kıvam arttırıcı, parlak gösterici bilumum katkı vardır. bunlar koruyucu katkı değildir, bol bol basarlar gıdaya. ama ne bileyim raf ömrünü uzatan katkıları koymayıp "koruyucu katkı maddesi içermez" derler. biz de zannederiz ki sapsaf ketçap o. sanki anamın salçası.
0
kibritsuyu
(04.01.08)
(4)

fly dive nedir, nerde yapilir?

terp
bi programda gormustum istanbul'da sabiha gokcen'e getirmislerdi. parasutculerin egzersiz olayini siradan insanlara eglence haline getirmislerdi. amator olarak gidip takilinabiliyordu. ama bulamiyorum simdi ne nette var bilgi ne baska yerde.. biri yardimci olabilir mi?
bi programda gormustum istanbul'da sabiha gokcen'e getirmislerdi. parasutculerin egzersiz olayini siradan insanlara eglence haline getirmislerdi. amator olarak gidip takilinabiliyordu. ama bulamiyorum simdi ne nette var bilgi ne baska yerde.. biri yardimci olabilir mi?
0
terp
(03.01.08)
yerini hatırlamıyorum ama ücreti hayvaniydi tv'de gördüğüm kadarıyla (belki yardımcı olur, yanılmıyorsam haber 7'de yayınlanmıştı bu haber olarak)
0
reeper redeemer
(03.01.08)
"fly dive" suya dalmakla ilgili, "sky dive" olabilir mi?

bir de "sky fly dive" var :)
0
ermanen
(03.01.08)
paranormal
(03.01.08)
www.aironex.com resmi sitesi.

iyi gunler.
0
bushwacker
(03.01.08)
(6)

Kolum ağrıyor! Yardım!!!

sijwocaq
Sol kolum dirsekten itibaren çok ağrıyor. Böyle kas ağrısı gibi ama sinir ağrısı da gibi, özellikle son üç parmağım (küçük orta ve yüzük) bu ağrıdan etkileniyor. Bugün başladı ve çok rahatsızlık verici. Nedendir? Nasıl geçer? Ciddi midir? Uyursam geçer mi? Nedir? Ne değildir?
Sol kolum dirsekten itibaren çok ağrıyor. Böyle kas ağrısı gibi ama sinir ağrısı da gibi, özellikle son üç parmağım (küçük orta ve yüzük) bu ağrıdan etkileniyor. Bugün başladı ve çok rahatsızlık verici. Nedendir? Nasıl geçer? Ciddi midir? Uyursam geçer mi? Nedir? Ne değildir?
0
sijwocaq
(03.01.08)
soğukta kalmış olabilir misiniz? gayet etkilidir bu neden.
0
tiny axe
(03.01.08)
Hocam ulnar sinir basısıdır. Bir kere oldu mu geçmez, ancak hafifletilebilir. İleri durumlarda ameliyat ediyorlarmış ama kesin çözüm oluyor mu bilmiyorum. Başlangıç için fastjel ve türevleri sürüp sargı(hani şu elastik olanlarla) dirseğinizi sarmak. Aynısını bileğinize de yapmanızda fayda var, ağrı yoksa bile sadece sarın bir şey sürmeyin. Bende önce bilekte başlamıştı karpal tunel sendromu sandık. Sonra dirseğe doğru çıkınca ulnar olduğu anlaşıldı. Önemli etken bilgisayar kullanmak. O yüzden bilgisayar kullanırken sarmak epey rahatlatıyor(en azından beni). Atel de deneyebilirsin, ben bilek için olandan denedim, kullanamadım. Sargıya döndüm. Bir müddet bilgisayardan uzaklaşınca rahatlarsın ama kesin çözüm değil elbet. Ayrıca powerball kullanmak da rahatlatıyor. Bu saydıklarım sorunu yok etmez sadece dayanılabilir kılar ama aradaki farkı çeken bilir, o yüzden mutlaka deneyin derim.
Unutmadan; elbette bir doktora görünün, benimkiler sadece deneyime dayalı bilgiler.
0
late viper
(03.01.08)
ofisten bir arkadaşım parmakları uyuştuğunu söyleyince araştırmıştım netten. önce karpal tünel sendromu sandık biz de. sonra farklı parmakların uyuştuğunu görünce ulnar sinir basısı olduğunu öğrendim. o hala doktor doktor geziyor ama aynı şeyin gelip beni bulması da ayrı bi enteresanlık olmuş. ben parmaklarımdaki uyuşmadan ziyade kolumdaki ağrıdan şikayet ettiğim için pek ihtimal vermedim ama bilgisayar girince işin içine kesin aynı sizinkiyle diyorum. işim bilgisayarla olduğu için bilgisayardan uzak kalmam mümkün değil. işin kötüsü bi de evde de bilgisayar başındayım sürekli. yarın ağrı devam ederse doktora görünmek şart oldu.
0
🌸sijwocaq
(03.01.08)
3 dakika sıcak 1 dakika soğuk suya sok ve bunu 3 1 3 1 3 şeklinde sabah akşam birer kez yap. kas ağrısı ise geçer ( bir zararı da yok değilse bir şey kaybetmezsin )

Eğer parmaklar kasılıp açılmıyorsa tetik denen olaydır ameliyat gerekir, 10dk lık bir ameliyattır.
0
thefirstfbli
(03.01.08)
paranormal
(03.01.08)
Bu sabah uyanmamla ağrınıngeçmiş olduğunu gördüm. Belki bu bi uyarıydı belki deir gece önce yaptığım yolculuğun yorgunluğunun devamıydı bilemiyorum. İlgilenen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.
0
🌸sijwocaq
(03.01.08)
(5)

topraklama hattı

sleepy99
bildiğiniz gibi türkiyede çoğu binanın topraklaması doğru dürüst yokmu$. kimi faza bağlar, kimi su tesisatına vb. bağlar imi$.peki topraklamanın doğru dürüst yapılıp yapılmadığını anlamanın bir yolu var mı?mesela prizin toprak uçlarına falan?edit: faz değil nötr tabi.
bildiğiniz gibi türkiyede çoğu binanın topraklaması doğru dürüst yokmu$. kimi faza bağlar, kimi su tesisatına vb. bağlar imi$.

peki topraklamanın doğru dürüst yapılıp yapılmadığını anlamanın bir yolu var mı?
mesela prizin toprak uçlarına falan?

edit: faz değil nötr tabi.
0
sleepy99
(02.01.08)
faza değilde nötr e bağlarlar çoğunlukla. anlamanın yolu kesin olmamakla birlikte bir avometre ile notr ve toprak uçları arasında iletkenlik var mı diye ölçebilirsin. su tesisatına bağlı olanları ise ara sıra eğer musluklar falan elektrik kaçırırsa ancak öyle öğrenirsin.
0
redstreak
(03.01.08)
valla geçen gün bi paralel çekmek için duvardaki prizi söktüm. bildiğnin nötre bağlamışlar. tahminim bütün hepsi böyle apartmandakiler.

bir tanesini sök bak. gerisi de aynıdır %90 zira apartmanları yaparken nasıl yaparlarsa öyle bırakıyorlar.
0
darknum
(03.01.08)
elektrikçilerde bunun için alet var sanırım. nasıl bir şey bilmiyorum ama onunla uğraştı falan, "yok, sizin tesisat problemli" dedi. bi sor bakalım mahallenizin elektrikçisine.
0
paranormal
(03.01.08)
binanın yapılış tarihi onemlidir. belli bir tarihten öncesinde toprak kablosu bile yok, mesela bizde.
0
sourlemonade
(03.01.08)
Teknik olarak Avometre ile ölceriz, daha da pratik bir yol vardir ama Avometre daha sagliklidir.

Topraklamasi nötr ve cesme veya kalorifer borusu gibi yerlere yapilan evlerde yasamak (Allah´a emanet yasamaktir!)

Topraklama hatti, ister bina da bir daire de yasayin ister bir müstakil evde, hat bu zemine uygun bicimde yerlestirilmis topraklama levhasi veya cubugu ile saglanmis olmasi gerekmektedir. Eski veya yeni tüm yapilara sonradan topraklama hatti getirilebilir

Kaldi ki, artik elektrik carpmasina veya cihazlari korumak icin bundan cok daha fazla sey yapilmaktadir.

sonradan gelen düzenleme:

bu tür isler oldukca tehlikelidir. teknik bir ehliyeti olan kisiye kontrol ettirin.
0
aheste cek kurekleri millet uyanmasin
(03.01.08)
(8)

çok acı biber aranıyor

kibritsuyu
arkadaşlar türkiye'de bulabileceğim en acı ama en fazla acı biber nedir? toz halinde olabilir, taze olabilir, turşu olabilir, kuru olabilir. hepsi kabulümdir. delicesine acı olan biber istiyorum. habanero falan demeyin. türkiye'de bulunabilen bir şey olsun.
arkadaşlar türkiye'de bulabileceğim en acı ama en fazla acı biber nedir? toz halinde olabilir, taze olabilir, turşu olabilir, kuru olabilir. hepsi kabulümdir. delicesine acı olan biber istiyorum. habanero falan demeyin. türkiye'de bulunabilen bir şey olsun.
0
kibritsuyu
(28.12.07)
güneydoğu anadoluda yetişen ufak kırmızı kuru biberlerdir. yöresel bi adı vardır kesin bilmiyorum, kapalıçarşı da almak için doğru adres kesin.
0
thefirstfbli
(28.12.07)
şansınıza denk gelebilirsiniz ancak. ayıptır söylemesi yarım ekmek yaptırırken adam acı olsun mu diye sordu, boş bulundum evet dedim. adam kocaman yeşil biberleri doldurdu içine. kazara aldığım ufak bir ısırıkla nefesim kesildi, gözlerim yaşardı, dilim damağım uyuştu, saç diplerim kaşındı. özetle feleğim şaştı :) acı sevmeme rağmen böyle oldum nasıl bir şeydi var sen düşün :)

her hafta pazara gidip bir kaç kontrol yaparsanız denk gelme ihtimaliniz var.
0
kimlanbu
(28.12.07)
jalapeno bulabilirsin. yeterince de acıdır. habanerolu tabasco acı biber sosu bulabilirsin. bazı gurme shoplarda da yapay, kapsaisinden üretilmiş sos diyemeyeceğim bir şeyler bulabilirsin. hatta habanero satıyor bile olabilirler.
0
paranormal
(28.12.07)
Kadıköy Rıhtımda yaşlı pisbıyıklı bir kokoreççi var.. Gizlice oraya git bir gece..
Kokoreç al ve çok acı istediğini söyle.. Acıdan çok zehir yalnız bu biberler.. Boğluyordum..15 litre su içtim (tek ısırıkla sadece) ama sabaha kadar geçmdei acılığı.. SAkın benden bahsetme.. Elveda ..
0
porsgemsheniark
(28.12.07)
İnternetten getirtebilirsiniz, hatta tohumlarını getirtip kendiniz yetiştirebilirsiniz...


Bir de Antalya'da yetiştirilmeye başlanacak denilmiş...
www.tarimsalpazarlama.com
0
ermanen
(28.12.07)
en kolay yolu aktarlarda ya da malatya vs pazarı diye geçen yerlerde satılan kurutulmuş süs biberleridir. bunlar kısa ve kırmızı-turuncu renkli olup bir tanesi ile bir tabak yemek rahatlıkla zehir hale getirilebilinir. ancak bu kurutulmuş biberi ufalarken kullandığınız parmaklarınızı yüzünüzle temas ettirirken bir süre dikkatli olmakta fayda var.bu biberlerin turşu halini de bu mevsimde rahatlıkla bulabilirsiniz(tombul olanlar değil ince uzun olanlar) ancak bunların acısı kurutulmuşlar ile karşılaştırılınca bana yeterli gelmiyor :))
0
uzerindeyuregindenbaskamuskatasimayan
(28.12.07)
kilis biberi
0
imparatorolmayikolaymisandin
(29.12.07)
Dünyanın en acı biberi Bhut Jolokia dır.

www.bulabilirim.com
0
white35
(28.12.14)
(8)

Doğal Tatlandırıcı

kimi raikkonen
Babam şeker hastası ve çayına şeker yerine yapay tatlandırıcı koyuyor haliyle. Geçenlerde bir yerde "doğal tatlandırıcı" diye bir şey duymuş, yapay yerine doğalını kullansana daha iyi falan demişler, var mıdır böyle bir şey hakikaten? varsa nasıl edinebilirim? teşekkürler derim.soruyu "şeker" olarak
Babam şeker hastası ve çayına şeker yerine yapay tatlandırıcı koyuyor haliyle. Geçenlerde bir yerde "doğal tatlandırıcı" diye bir şey duymuş, yapay yerine doğalını kullansana daha iyi falan demişler, var mıdır böyle bir şey hakikaten? varsa nasıl edinebilirim? teşekkürler derim.

soruyu "şeker" olarak cevaplandıracaklara not: komik olmayacak
0
kimi raikkonen
(26.12.07)
sakkarin vardı vakt-i zamanında, annem kullanıyodu de pek bişey fark ettirmiyodu.
0
tahret muslugu
(26.12.07)
sakarin yapay tatlandırıcıdır bildiğim kadarıyla.
0
🌸kimi raikkonen
(26.12.07)
sakkarin zaten babanızın kullandığı tatlandırıcıdır, sorunuza cevap değil ama; bize zamanında biyoteknoloji dersinde hoca sakkarin'in zararsız olduğundan bahsetmişti. belirteyim dedim.
0
pispinti
(26.12.07)
Bu işler çok muallakta. Çok paralar dönüyor. FDA aspartamın ve sakarinin kullanılmasına izin veriyor fakat kanserojen olduğu düşünülüyor. Son günlerde aspartam üzerine çok fazla araştırma yapılıyor ama ciddi bir tehlikesi yok gözüküyor şu an.

Çok kafanı karıştırmadan şu linkleri vereyim:

en.wikipedia.org
tr.wikipedia.org
www.sdonmez.com
0
paranormal
(26.12.07)
@paranormal:
wiki linklerini incelemiştim; kimyasal tatlandırıcıların isimleri sıralanmış, pek güzel, ancak bunlar nasıl temin edilir o konuda bir bilgi yok. üçüncü link ise yapay tatlandırıcılardan bahsediyor.
0
🌸kimi raikkonen
(26.12.07)
Yapay tatlandırıcılar için olan linki, zararlarını ve zararsızlıklarını bilmeniz için verdim.

Eczanelerde doğal tatlandırıcı adı altında satılan Splenda, Stevia falan var fakat içerdikleri sukraloz ve steviol glikozid yapay maddeler. Neden doğal dendiğini yarın hocaya sorayım bakalım.
0
paranormal
(26.12.07)
İnsülin kullanann bir diyabetli oldugumdan mütevellit ben de bu konuyla kafayı bozdum.Candarel doktor tavsiyesi, lakin doğal şeker arıyordum aynı şekilde.Doğal şeker bildiğim kadarıyla piyasaya çıktı en azından ben sıvı olanını görmüştüm.Yanlız izmirde görmüştüm, istanbulda değil ve markasını anımsamıyorum.İzmirdeki 9 eylül iç hastalıklarına danışmıstım,4 yıl geçmeden denemenızı önermıyoruz dedi.Tabii şeker hatalarının durumu çok küçük ayrıntılarla bile büyük farklar gösterdiğinden size verilen tavsiye ile benimki aynı olmayabilir ya da olmayacaktır.İç hastalıkları ya da rutin diyabet doktorunuz muhtemelen bilgisini verecektir.
Geçmez şeker ama geçmiş olsun demek adetten,geçmiş olsun.
0
betty puf puf
(27.12.07)
bir süredir rejim yapıyorum, doktorum dogal bir tatlandırıcı olarak stevya yı önerdi, sadece bitki özlerinden üretilmiştir yazıyor üzerinde diyabet hastalarının kulllanımına uygundur diyor hatta prebiyotik imiş hadise.

www.stevya.com.tr yazıyor üstünde bir de..

fakat tadı bir tuhaf hakikaten.
0
badb catha
(27.12.07)
(2)

microsoft office document imaging

tabudeviren
scanner ile taranmış bir belgeyi word ile düzeltebilmek için bu program mı gerekiyor? emulede iki tane gördüm, indirdim ama onlar çinceydi.başka bir alternatif biliyor musunuz?ya da yukarıdakinin ingilizce/türkçe olanını?
scanner ile taranmış bir belgeyi word ile düzeltebilmek için bu program mı gerekiyor? emulede iki tane gördüm, indirdim ama onlar çinceydi.

başka bir alternatif biliyor musunuz?
ya da yukarıdakinin ingilizce/türkçe olanını?
0
tabudeviren
(26.12.07)
Herhangi bir OCR programına ihtiyacınız var, elinizdeki taranmış belgeyi Word ile düzeleyebilmeniz için.

Ücretsizmiş bu: www.simpleocr.com

Sourceforge'dan da bakınabilirsiniz ücretsiz OCR programları için.
0
paranormal
(26.12.07)
finereader iyi yapar bu işi ama taranmış dosyanın belli bir kalitede olması şarttır. 300 dpi diye atayım aşağısı yaramayabilir ya da ulan tanımadı bu program dedirtebilir.
0
ozdek
(26.12.07)
(20)

film tavsiyesi

temizkopat
efenım senaryosuyla izleyeni allak bullak eden filmler arıyorum. evet allak bullak olmak ıstıyorum. misal vermek gerekırse;seven, altıncı hıs, usual suspects, the game gıbı senaryosuyla one cıkan ve ısanı dumurlardan dumyrlara ugratan fılm tavsıyelerınızı beklıyorum. hadı optum gozlerınızden.
efenım senaryosuyla izleyeni allak bullak eden filmler arıyorum. evet allak bullak olmak ıstıyorum. misal vermek gerekırse;seven, altıncı hıs, usual suspects, the game gıbı senaryosuyla one cıkan ve ısanı dumurlardan dumyrlara ugratan fılm tavsıyelerınızı beklıyorum. hadı optum gozlerınızden.
0
temizkopat
(26.12.07)
ne derece dumur kaynağı olur bilemem, değişir sonucta, lakin son zamanlarda izleyip de begendiğim the fountain var örneğin.
0
schimsonique chaiselongue
(26.12.07)
youtube.com
sanırım sözlükte görmü$tüm bu linki. kısadır ama filmdir tavsiye ederim.
0
durum serserisi
(26.12.07)
lucky number slevin' i bir dene istersen.....ayrıca izlemediysen the prestige de hoşuna gidebilir.
0
rosencruz
(26.12.07)
senaryosu ile öne çıkan film ilizyonist , prestij , vanilla sky (biraz duygusal ama idare ediyor senaryo) o da olmadı fight clup (klasik).
0
flate
(26.12.07)
www.imdb.com

buradakilerin cogu oyledir. mulholland dr. insani sudan cikmis baliga cevirir.
0
entrapmen
(26.12.07)
vallahi senaryosu ve sürükleyiciliği ile öne çıkan onlarca film sayabilirim ama böyle dumur edici, "vay anam vay" dedirtecek çok film gelmiyor aklıma.. söylenenlere ek olarak, oldboy, snatch, eternal sunshine of the spotless mind, 21 grams, hero (ying xiong) olabilir bence ilk anda aklıma geldiği kadarıyla ama yok ille de dumur olmam şart değil, yeter ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyım diyorsan hey ki hey vay ki vay..
0
oddity
(26.12.07)
memento, a betiuful mind ...
0
myfishbone
(26.12.07)
@schimsonique chaiselongue, o fılmı ızlıcektım amam vındos cokunce gume gıttı. yıne de lıstemde kendılerı.

@durum serserisi, tavsıyenı degerlenrıcem.

@slevını ızledım ama oyle fılmın sonunda masal anlatır gıbı olayın aslı boyle boyledır dıyp seyırcının gozune sokan fılmler pek dumur etkısı yaratmıyo ben de. alısmıs kudurmustan beterdır. the prestıge yı de denıcem.

@flate,ılızyonıstle fıght club ı ızledım. ılızyonıste de slavında oldugu gıbı goze sokma olayı vardı. zaten begenmemıstım de. vanılla sky ne zamandır aklımdaydı. bu saatten sonra o da lıstede.

@entrapmen, mullholland ı da gecen hafta ızledım. ımdb lıstesını de degerlendıcem. gercekten guzel bır lıste olmus. gerek tasarımı, gerek fılmlerın alt alta sıralabısı guzel olmus goz yormuyor.

@oddıty, o fılmlerın hepsını ızledım. hero ya da ucunudan baktım ama pek begenmedım. oyle de huysuz bırısıyımdır.

@myfishbone, onları da ızledım.


evet var mı arttıran? az cok demeyelım, bos gecmeyelım lutfen.
0
🌸temizkopat
(26.12.07)
Daha önceden soruldu.

(git: 17839)
0
paranormal
(26.12.07)
una pura formalita var allak bullak edecek ama bulabilmek cok zor ben bir gece vakti trt de seyretmis vay anam vay demistim.

bir de gölge oyunu var yerli filmlerden. sharebus ta linkleri var.
0
atmacaged
(26.12.07)
Zaten "üç the'lar" benim gözümde The Prestige, The Illusionist ve yazılmamış olan The Departed. The Departed ı da izlemediyseniz kesin izleyin derim. Bir de diğer filmlerin tarzına benzemeyen ama tam istediğiniz gibi bi senaryoya sahip mükemmel bir film var, o da şu;

(bkz: stranger than fiction)
0
colonizer
(26.12.07)
magnolia.
midene yumruk yemiş gibi.
0
cedilla
(26.12.07)
Fargo, arizona dream ve the shining denebilir belki, allak bullak etme tarzı olarak verdiğin örneklere çok yakın sayılmasalar da allak bullak etme potansiyelleri yüksektir.
0
jolietjake
(26.12.07)
ermanen
(26.12.07)
özellikle finali sıkıdır: dancer in the dark
0
tan vakti
(26.12.07)
the pursuit of happyness
0
temasettin
(26.12.07)
(git: 17839)

Burada tavsiye edilen filmler de işinizi görebilir belki.
0
flawless victory
(26.12.07)
kimi raikkonen
(26.12.07)
benden de :
lovers of the arctic circle
prestige
pan's labyrinth
stalker
gizli yüz
existenZe
naked lunch
petra von kant'ın acı gözyaşları
before the rain
stay
klimt

gelsin öyleyse şimdilik
0
porsgemsheniark
(26.12.07)
the skeleton key
cypher
the thirteenth floor
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(26.12.07)
(7)

16:9 Widescreen

kofteburger
Neden? Nedir getirisi insan gözü geniş ekrana daha mı müsait? bir de bu yeni plazma/lcd tvlerde 16:9dan tiksiniyorum bana 4:3 göster kenarlar boş kalsın modu var mıdır?
Neden? Nedir getirisi insan gözü geniş ekrana daha mı müsait? bir de bu yeni plazma/lcd tvlerde 16:9dan tiksiniyorum bana 4:3 göster kenarlar boş kalsın modu var mıdır?
0
kofteburger
(26.12.07)
(git: 17554) burada baya bir irdelenmişti.

ayrıca 4:3 göster kenarlar boş kalsın modu olması lazım diye biliyorum.
0
deckard
(26.12.07)
o duyuruda neden kare değil sorusunun cevabı verilmiş benim merak ettğim neden 4:3 değil de 16:9 makbul görülüyor?
0
🌸kofteburger
(26.12.07)
peki niye zamanında 4:3 üretilmiş tvler? 16:9 kusursuz mu yine değişir mi?
cdler 80dk ayrıca :)
0
🌸kofteburger
(26.12.07)
Dizüstülerde 16:9'un sebebi belli. Daha makul bir tasarım yaratabilmek. Sinemada ise bu kadar kesin bir kural yok. Birkaç DVD'ye bakarsanız her birinin aspect ratio'sunun farklı olabileceğini görebilirsiniz.

Öncelikle en, yükseklikten büyük olacak. Bu kesin kural. Çünkü gözümüzü yatayda dikeye göre daha kolay hareket ettirebiliyoruz. Burada da kitaplar altüst ediyor kuramımı ama öyle olsaydı da kitaplarda sayfa çevirmek zorlaşıyor. Yani en uygunu bu insan için, sanırım.
0
paranormal
(26.12.07)
16:9 geniş açı kamera ile çekilmiş bir görüntüyü kayıpsız izleyebilmenizi sağlar. Klasik sinema formatıdır, sinema perdeleri projeksiyon cihazlar vs. 16:9'a göre düzenlenmiştir. 4:3 daha yakın kullanım için tercih edilir. TV - Monitör gibi. Ekran genişledikçe hakim olduğunuz alan azalır. Sinema gibi ekrana uzaklaşmanız gerekir.

4:3 bir ekrandan 16:9 çekilmiş bir görüntü izlemeye kalkarsanız ya görüntü küçülerek üste ve alta siyah bant gelir ya da yanlardan kayıplı izlersiniz. 16:9 destekleyen bir yayında ratio'su değişen bir tv de deneyin. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Son olarak plazmalarda ve lcd tv lerde 4:3 izlemek mümkün.
0
sijwocaq
(26.12.07)
1. hani sen divxleri altta-üstte siyah bantla izliyorsun ya monitörde falan en önemli nedeni işte 16:9 tvlerde o bant yok :) full screen gibi izliyorsun yani. süper değil mi?
2. tv formatları 4:3 olduğu için plazmada-lcd de ayarlama imkanın yoksa adamlar bir kalın falan görünür aspect ratio piç edilmiş gibi görünür. bunu aşmanın yolunu sony falan bulmuş ama o zaman da logo falan gidiyor akıllı zoom yapacam diye yine olmuyor.
3. ekranın yanları siyah kalsın ama ben düzgün izleyeyim tv mi dersen bu mode geçme şansın mevcut.ama %99 insanlar kullanmıyor ulan plazma aldık ne öyle güçücük mü izleyecem diyor :)
plazma-lcd ler ile ilgili herşeyi sorabilirsiniz(model-fiyat sormayın da). sony bravia kullanıyorum bu arada.
0
ozdek
(26.12.07)
anladığım şu tvlerin 16:9 olma nedeni sinema için çekilen görüntülerin 16:9 olması o da perde öyle olduğu için ama neden 17:10 değil sorusunun cevabı yok herhalde?
0
🌸kofteburger
(26.12.07)
(21)

tamamen sessiz pc

tan vakti
tamamen sessiz pc yapmak mümkün müdür? yani power source ve işemci fanı olmayan bir sistem var mıdır? toplanabilir mi? marka modeli ne olur? hard disk mecburen dönecek onu artık saymıyorum. odamda devamlı çalışan traktörden bıktım da..
tamamen sessiz pc yapmak mümkün müdür? yani power source ve işemci fanı olmayan bir sistem var mıdır? toplanabilir mi? marka modeli ne olur? hard disk mecburen dönecek onu artık saymıyorum. odamda devamlı çalışan traktörden bıktım da..
0
tan vakti
(25.12.07)
olmaz oyle bir sistem. psu olmadan nerden alicak elektrigi ? :)
benim de sistemim traktor gibiydi (eksoz degil).
gecen ay "high power 500w psu" ve "zalman cnps 9500" aldim. sanki cali$miyor kasa. o kadar sessiz ki. odamin bu kadar huzurlu olacagini du$unmemi$tim ben hic.
biraz paraya kiy, boyle parcalar al derim. benim de once kacmi$ti bir yerlerime ama verdigim her kuru$a degdi.

edit: ba$likta verdigim bazi degerler var mesela fan ile alakali. onun di$inda ses ile ilgili bir $eyler ekleyeyim. en du$uk hizda cali$tiginda (ki bu bile yeterli olabiliyor) ses hic yok. en yuksek hizda cali$tigindaki ses ise dvd-rw'nin bir disk okurken cikardigi ses gibi bir $ey. ama eski gurultulu sistemim yaninda hicbir $ey. ona bile raziydim misal ben :)

edit 2: aldigim parcalari da gostereyim, bir bak.
psu: www.hepsiburada.com
cpu sogutucu: www.hepsiburada.com
0
sourlemonade
(25.12.07)
işlemci fanı olmayan sistem mi? şahsen ilk defa duyuyorum. ha belki kutuplarda oluyodur (ciddiyim)

çok sesten şikayetçiysen sıvı soğutma deneyebilirsin.
0
deckard
(25.12.07)
tamamen sessiz pc ler var. marka vermeyim ama kulağımı dayayınca bile duymuyorum.
hem laptop hem masaüstü. (aynı marka)

not: bunların ikisi de fanlı sistemler. su soğutma, fansız başka bir şey falan değil.
0
can see
(25.12.07)
ben marka ve model vereyim
www.hepsiburada.com
ZEROTHERM BTF95 AMD\INTEL FANSIZ İŞLEMCİ SOĞUTUCUSU

PSU nun caresi nedir bilmiorum.
0
theli
(26.12.07)
fansiz sogutucu icin kasanin on ve arkasinda fan olmasi gerekiyor ki hava sirkulasyonu olsun. ki bunu hepsiburada da yazmi$.
mantikli degil bence.
0
sourlemonade
(26.12.07)
tamamen sessiz pc elbette mümkündür. eğer amaçlanan 0 desibel ses şiddeti ise epeyi pahalıya mal olur,piyasada onlarcası bulunan fansız bir cpu ve ekrankartı soğutucusu satın alır, nispeten zor bulunan fansız bir psu satın alınır, bir adet ssd satın alır(en pahalı kalem bu galiba), birde optik sürücü kullanmazsanız ve bütün bunları sol kapağı açık, fanları sökülmüş ferah bir kasaya monte ederseniz hiç ses üretmeyen bir pc sahibi olursunuz.
daha makul bir seçenek olarak; fansız cpu/gpu soğutucusu alınır, oldukça sessiz çalışan kasa ve psu fanlarından alınır, ses yalıtımı olan bir hdd kutusu satın alınır, optik sürücü sesine de katlanırsanız fazla pahalı olmayan sessiz sayılabilecek bir pc kurmuş olursunuz.
0
opteron
(26.12.07)
Yarışmada karşılaşsam, "kapalı pc" yanıtı verirdim sanırım. Kulağa "eşyanın tabiatına aykırıymış" gibi geliyor.
0
delikan76
(26.12.07)
fan olmasa da hdd sesi gelir çatır çutur.
ha bi high power 370 aldım ben de artık soğukken az mı dönüyor nedir sessiz hakikaten
0
kofteburger
(26.12.07)
niye yava$ olsun?
yok oyle bir $ey!
0
sourlemonade
(26.12.07)
ermanen
(26.12.07)
sanirim Hp'nin 6200 dolarlik bir urunu vardi, zamaninda bir kurumun ozel bir isi icin aldigimiz bir server idi. Mantigi fan yerine iklimleme yapmasi idi kasanin icinde. Dezavantaji bilgisayar calistirildiktan 4 5 dakika sonra aciliyordu, bir de icinde bir degisiklik yapmak, parca takmak cikarma ciddi sekilde zor ve uzun suruyordu. Ancak sanirim daha sessiz bir sistem yapmak da cok mumkun degildi.
0
rygard
(26.12.07)
bu arada sessiz harddisk için maxtor gönüllerin şampiyonudur, akılda bulunsun.
0
oddity
(26.12.07)
Simdi markasini unuttum ama eskiden bi islemci modeli vardi ucuz olan laptoplarda kullanilan, hizi daha yavasti ve islemci sogutmasi yoktu uzerinde. P4'un yeni ciktigi doneme falan tekabul eder sanirim.
0
badseed
(26.12.07)
işlemci ve psu için fansız çözümler var. üzerlerine hayvan gibi heat sink'i dayıyorlar veriyorlar adama.
ekran kartında var 7600 gs silent vardı mesela benim bildiğim pasif soğutma fansız.

ama bunlar yeter mi? sanmıyorum. yetse bile harddisk ve optik sürücüler öküz gibi ses çıkartıyor neden? çünkü mekanik şeyler bu ikisi. çatır çatır dönüyorlar. bunların sesini kesmenin efektif bir yolu yok.(optik sürücüler için nero drive speed'den silent moda geçip hızını azaltabilirsiniz bir nebze işe yarar mp3 filan dinlerken) harddiskler için yok özel kutular yok lastik bantlar filan var deniyor ama bu sesi yok etmez. sadece titreşimi azaltıp kafa ütülemeyi azaltmaya çabalar.

en fiyat/performans oranlısı. 10db civarı fanlar kullanmak büyük heat sinkler kullanmak ve harddisk'i alırken sessiz olandan seçmeye çalışmak. optik sürücü içinse kullanmayın ses yapmasın diyebiliyorum başka bişiy gelmiyor aklıma. (sök at değil de gece vakti mesela cdden bişiy okuma)
0
darknum
(26.12.07)
Hard disk yerine SSD kullanılabilir. Tüm birimler pasif soğutmayla pekala soğutulabilir. Fakat bunun için özel olarak üretilmiş olmaları gerekir.

Thermaltake'in fansız, pasif soğutmalı PSU'ları çıkmıştı yıllar önce.
0
paranormal
(26.12.07)
tamamen sessiz bir sistemi 2000$ civarına (-2000 olabilir) çok rahat topluyorum. içindeki parçalar dönen değil ama sessiz bir radyatörle sus soğutma yapıyorsunuz mis gibi oluyor. su soğutmaya uyuzsanız ve uğraşamam diyorsanız inanılmaz sessiz ekipmanlar var onları kullanıyoruz tuzlu oluyor biraz ama hp gibi 6000$'da değil.
0
atrin
(26.12.07)
mümkün değildir. ne kadar fansız, pasif soğutmalı sistem de koysan ses yalıtımı da yapsan her elektronik alet gibi bilgisayarda çalışırken ses çıkarır. monitörün bile çalışırken çok tiz ve tüksek frekanslı bir sesi vardır. ha sen duyar mısın duyamaz mısın orası senin kulağının hassasiyetine kalmış.

rahatsız etmeyecek kadar sessiz bilgisayar ise mümkün. fansız soğutucular kullanırsın, geniş refah ve havalandırması kaliteli ve ses yaılıtımlı bir kasa alırsın, anakartın pasif soğutucularla doludur, PSU'un da bile pasif soğutma kullanırsın, bilgisayara aşırı yüklenmez ve 20 dereceyi geçmeyen sıcaklıktaki bir ortamda çalıştırırsan çok sessiz bir bilgisayar sahibi olursun.
0
sijwocaq
(26.12.07)
hp'nin fiyati cok anormal degil aslinda, o donanimli serverlar ortalama o aralikta zaten. Kisisel kullanim icin ise fazla tabii.

Alienware'in websitesinde guzel ekipmanlar var bu arada, onlar da cozum olabilir, aksam rastladim.
0
rygard
(26.12.07)
sesin kaynağı %90 psu dur. psu fanını değiştirin ses azalır.hala ses varsa kasa fanlarını sökün. hala varsa cpu fanına bir bakın tozlanmış olabilir. hala ses yapıyorsa ekran kartında fan var mı temiz mi bir göz atın. sıfırlamak için ekstra masrafa gerek bile duyulmaz çoğu zaman. eğer film izleniyorsa hdd gürültüsü gelmiyor. oyun falan oynanıyorsa zaten sessizlik istenmez çoğu zaman.
ben bu metodla sistem topladım ve modifiye ettim. cebimden sadece sessiz fan parası çıktı (ışıklısını 14 dolara aldım vatandan). şu an salonumda 24 saat açık bir kasa duruyor. ben söylemesem orada bilgisayar olduğunu bile anlamıyor kimse. bazen laptop un fanı bile daha fazla gürültü yapıyor ona şaşırıyorum. tabi bir de kasanın konumu önemli gidip salon içinse mesela dank diye ortaya koymaya gerek yok koltuk arkasına falan sakladım ben. odanda ise gidip yatak ucuna koymak yerine ayak ucuna koymayı denemek lazım.
0
ozdek
(26.12.07)
efenim öncelikle girilen yorumları okumadığımı belirtmek istiyorum ve kendi yorumuma geçiyorum :)


Sesin çok büyük kısmı PSU kaynaklıdır bilgisayarlarda. fakat içerideki işlemci fanı ve diğer absürd fanlar nedeniyle çok baş ağrıtır. Bunu karbüratör benzeri su soğutmalı afilli kasalar ile önüne geçilebiliyor. Rowenta lissimadan bile daha sessiz bir makina elde edeceğine garanti verebilirim. Denemişliğim var bir arkadaşım olayı abartıp kasanın içinde balık besliyordu :) fiyatları 12.000 $ civarında seyrediyor bu kasaların.

Ya da alacaksın bir intel tesla bakacaksın keyfine...
0
alkolik imam
(26.12.07)
www.youtube.com şöyle bir şey var. Oldukça güzel gözüküyor aslında. Yanlız bazı bileşenler mecburen dışarıda kalmak zorunda. Ah bu arada; akvaryum olarakta arkadaşlara gösterilebilinir nitelikten. ;)
0
se7enbullet
(28.12.07)
(5)

divx e altyazı gömmek..

const ant
bıktım her avi dosyasının yanında bi .srt bi .sub olmasından. bunları divx e gömmek için (hardcode) ne yapmak gerekir? virtualdub'a plug in ekleyerek yapılıyor falan diye okudum da, pratik bi yolu var mıdır? yoksa da virtualdub ile nasıl yapılıyor biri bi anlatıverse kısaca süper olacak..
bıktım her avi dosyasının yanında bi .srt bi .sub olmasından. bunları divx e gömmek için (hardcode) ne yapmak gerekir? virtualdub'a plug in ekleyerek yapılıyor falan diye okudum da, pratik bi yolu var mıdır? yoksa da virtualdub ile nasıl yapılıyor biri bi anlatıverse kısaca süper olacak..
0
const ant
(24.12.07)
Genelde bu program kullanılıyor:

tmpgenc.pegasys-inc​.com/en/product/te4xp.html

Ya da VirtualDub'da filtre kullanarak yapılıyor:

www.divxland.org​rmanentsubtitling.php


Pratik yolu yok. Oldukça zahmetli olacak, sonuçta eklediğiniz altyazının da... Aman neyse, nasıl olsa kendiniz anlayacaksınız.

Düzeltme: Linkler neden öyle anlamadım. Bir zahmet kopyalayın.
0
paranormal
(24.12.07)
cevap için saol hocam.. Avi ReComp bu işi görüyormuş galiba şimdi buldum ben de.. bakalım

edit: altyazıyı gömmek videonun uzunluğundan fazla sürüyor hiç tavsiye etmiyorum
0
🌸const ant
(24.12.07)
bir ara ben de tum videolari donatayim diye niyetlenmistim. uzunluk vs sorun degil ancak su bir problem; her zaman icin bir videoya daha uyumlu, daha iyi cevirilmis, daha uygun bir altyazi bulabilme ihtimali var. bu olunca da videoyu cope atmak hos olmuyor. baska bir deyisle ; "lanet olsun dostum"
0
rygard
(25.12.07)
PocketDivXEncoder_0.3.60 diye bir olay var 6mb felan.hiç uzun uzadıya uğraşmaya gerek kalmıyor hemen giydiriyor altyazıyı.
0
flashback
(26.12.07)
PocketDivXEncoder gayet pratik bi programmış ama altyazı boyutu biraz büyük oluyor ve boyutu değiştirme seçeneği yok (bir de yarı şeffaf altyazı çıkarıyor). 23 dk lık video yu 10dk da falan encode etti. yine de teşekkürler..
0
🌸const ant
(26.12.07)
(9)

dipsiz kuyu

reeper redeemer
tee yıllardır aklıma takılmış bir soru bu.. öncelikle mantığınızı bir kenara bırakıp öne süreceğim varsayımları gerçek kabul etmenizi istiyorum. varsayalım ki, dünyanın bir yerinde bir kuyu var, bu kuyu o kadar derin ki dünyanın merkezinden geçip, dünyanın diğer ucuna açılıyor.ayrıca şunu da varsaya
tee yıllardır aklıma takılmış bir soru bu.. öncelikle mantığınızı bir kenara bırakıp öne süreceğim varsayımları gerçek kabul etmenizi istiyorum.

varsayalım ki, dünyanın bir yerinde bir kuyu var, bu kuyu o kadar derin ki dünyanın merkezinden geçip, dünyanın diğer ucuna açılıyor.
ayrıca şunu da varsayalım ki dünyanın merkezi sıcak değil, yani merkeze giden kişi yanmıyor..

şimdi bu varsayımlar sonrasında sorum şu, bir insanı veya bir cismi bu kuyudan atsak nasıl bir yol izler? nereye düşer? sanırım olay potansiyel ve kinetik enerji kavramlarında bitiyor değil mi?

(yıllardır kafama takıldığı için boş durmadım benim de bir tahminim var ama sizlerin cevaplarını etkilememek için şimdilik açıklamayacağımkendi fikrimi)
0
reeper redeemer
(23.12.07)
cok eskiden bilim teknikde okumumustum. bir tas atilirsa merkeze kadar yercekimi etkisi ile hızlanır ve merkezi gectikten sonra hızı dusmeye baslarmıs diger taraftaki delige geldiginde de hızı 0 olur ve tekrar diger tarafa dogru dusermis bu ilk girilen tarafta da aynı sekilde olurmus ama devam ederse ne olur onu hatırlamıyorum iste
0
skipper
(23.12.07)
çekim gücü merkez noktasında yoğunlaşıyorsa ortada bir yerde takılıp kalacak sonuçta gibi geliyor bana.
0
can see
(23.12.07)
Eğer sürtünmeyi ihmal edersek, bu kuyudan düşen cisim sonsuz bir salınım yapar. Hatırladığım kadarıyla, küçük açılı sarkaçların veya ideal kütle-yay sistemlerinin davranışı gibi, sinüs fonksiyonuyla tarif edilebilecek sonsuz bir seri halinde hız ve ivme davranışı sergiler. Yani, dünyanın merkezine yaklaştıkça hızlanan cisim, merkezden uzaklaştıkça yavaşlar ve dünyanın diğer tarafında eski durumuna gelir: cisim kuyuya hangi mesafeden, hangi hızla bırakıldıysa, dünyanın diğer tarafında aynı mesafede aynı hızla çıkar.

Bir büyük hayal olarak, hiç bir yakıt harcamadan dünyanın içinden seyahatle karşı tarafa ulaşma projeleri bile üretilmiş.

Ayrıca, ille merkezden geçmesine de gerek yok. Örneğin Ankara'dan Seul'e giden eğik bir kuyuda raylar üzerinde giden bir vagon da hiç bir dış kuvvet verilmesine gerek kalmadan iki şehir arasında salınım yapabilir. (Sürtünmenin sıfır olduğu teorik durumda)

Sürtünme varsa, ve harici bir enerji kaynağı ile hareket ettirilmiyorsa, giderek daha az mesafe katederek dünyanın merkezinde durur. (Bu arada, dünyanın merkez noktasında yerçekimi yoktur.)

edit: dünyanın merkezinde durmak zorunda değil, başka bir noktada da kalabilir.
0
vulpius
(23.12.07)
Son cevabı tamamen onaylıyorum ve birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

Dünyanın içine girdikçe yerçekimi azalır. Dünyanın merkezine giderken yarı yolda, yerçekimi 8'de birine iner. En merkezde 0'dır. Uzaya çıktıkça da yerçekimi azalır. Bir kürenin yer çekimi en kuvvetli olarak yüzeyde hissedilir, içeride veya dışarıda azalır.

Kuyunun bu ucundan bırakılan cisim merkeze kadar, azalan bir ivme ile hızlanır. Merkezi geçtikten sonra yavaşlamaya başlar, diğer uçtan çıkana kadar yavaşlar. Diğer uca geldiğinde ise durur, ve geri düşmeye başlar. Aynı olay tekrarlanır, ve ilk çıktığı yere geri döner. Bir daha düşmeye başlar. Sonsuz defa salınım yapar.

Tabii gerçekte, aradaki hava sürtünmesini göz önünde bulundurursak, bırakılan cisim öteki uçta yüzeye kadar çıkamaz, yarı yolda bir yerde durur, geri düşmeye başlar. Bu hareketinde merkeze daha yakında bir yerde durur ve düşmeye başlar. Birkaç (yüz) salınımdan sonra merkeze yakın bir yerde durur rahata erer.
0
harzem
(24.12.07)
son cevaplar doğru.

sürtünme olursa, yani kuyunun havayla dolu olduğunu söylersek, sönümlü harmonik hareket yapar ve sürecin sonunda merkezde durur.
0
paranormal
(24.12.07)
bu soruyu ben de sınıfa sormustum. merkez kuvvetindeki yogunluktan dolayi ortada takilir diye dusunuldu.. dunyanin kendi etrafi ve gunesin etrafindaki donuslerinin buna verecegi etkide var. surtunme olmaz ise salinimda kalir diye dusunuyorum.
0
bendegonderdim
(24.12.07)
ben de öyle düşünmüştüm (havasız ortamda sonsuz salınım; havanın sürtünmesi neticesinde merkezde sonlanan salınım) fakat harzemin cevabı kafamda bir soru işaretine neden oldu, o da düşen cismin merkeze yaklaştıkça azalan ivmeyle hızlanması.. gerçi aksini de ispat edemedim kendime ama
0
🌸reeper redeemer
(24.12.07)
merkeze kadar azalan ivmeyle devam eder merkezde durup bir salınım yapmaya başlar soora o da durur idi bunun yanıtı merkezi geçmez yani karşı tarafa doğru
0
pascha d
(24.12.07)
İlginizi çekerse, ki çeksin lütfen yaklaşık 1 saat aradım bulabilmek için teorinin adını, şuraya bakabilirsiniz;

(bkz: hollow theory)

tabi bunu zaten biliyorsanız yandı benim bir saat.
0
colonizer
(24.12.07)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.