Giriş
(7)

bu fitness programı sizce nasıl?

istististist
Fitness geçmişi olmayan biri için uygun mu sizce? Oturduğum lokasyona yakın bölgede salon olmadığı için bu programı evde uygulamayı düşünüyorum. Evde bu programı uygulayabilmem için alabileceğim en mantıklı alet seçimi nasıl olur? PazartesiSquat 5x5Bench Press 5x5Ağırlıklı Barfiks 5x5ÇarşambaSquat 5
Fitness geçmişi olmayan biri için uygun mu sizce?

Oturduğum lokasyona yakın bölgede salon olmadığı için bu programı evde uygulamayı düşünüyorum.

Evde bu programı uygulayabilmem için alabileceğim en mantıklı alet seçimi nasıl olur?

Pazartesi

Squat 5x5
Bench Press 5x5
Ağırlıklı Barfiks 5x5

Çarşamba

Squat 5x5
Overhead Press 5x5
Deadlift 1x5
Ağırlıklı Dips 5x5

Cuma

Squat 5x5
Bench Press 5x5
Bent Over Row 5x5
-1
istististist
(02.06.26)
Kötü. Dumbbell al. 5 kg ve 10 kg. Lyfta sitesinden hareketlere bak. Bunlarla gelişim sağlayamazsın.
-6
arbre
(02.06.26)
Begginer için iyi değil. Hele evde zaten olmaz. İntermediate olunca yap.
Ağırsağlamı takip etmek iyidir. Yeni başlayan programları da vardı onların diye hatırlıyorum.

Ek: Evde yeni başlayanlar için şu ikisi yeterli bence

www.decathlon.com.tr
www.decathlon.com.tr
0
Mirket
(02.06.26)
Abi acikca soyleyeyim yeni başlayan biri evde 5*5 yapamaz ya. 5*5 stronglifts programi, evde 5*5 ile sana gerekli etkiyi yapacak ağırlık ilk başta az olsa da 6 ay sonra o ağırlığı gececeksin ve bu is iyice maliyetli ve zor olacak.
Buna ek olarak program da kötü. Kendin yazdiysan sana tavsiyem hayatın boyunca kendine program yazma. Ben 16 yıldır yapıyorum, daha yeni yeni belki biraz mix isler yapmaya başladım.
5*5 yapacaksan o zaman direkt stronglifts yap. Ne bileyim rippetoe'nin starting strength yap.
Ama dediğim gibi evde diyorsun, hadi bugün 60 kg setle başladın. Düzgün yaparsan 6 aya ikiye katlaman gerekirse ve para olmazsa/evde yer olmazsa/gürültü yapacak olursa o set elde patlar.
Bizden başka program tavsiyesi falan istemediğin için başka yorum yapmıyorum.
0
logisticsmanager
(03.06.26)
@logisticsmanager;

yanıt için teşekkür ederim.

program tavsiyesi alabilirim hocam, hatta program tavsiyesinde bulunursanız memnun olurum.
0
🌸istististist
(03.06.26)
Ilave olarak, salon tecrübesi olmadan ben de sıfırdan evde kendi başına başlamayı hiç tavsiye etmiyorum.

Salon pratiği hem hareketleri öğrenmede hem de hangi antremanlara hangi agirliklarla girilebilecegi tecrübesini de getiriyor.

Evde kendi kendine başlayip göğüs Dumbbell press'te 10 kg + 10 kg kaldırıp "ağır giriyirum" diyen gördüm çünkü :) ya da lateral raise i de yine 10 kg 10 kg ile yapan adam :)

Mesela en zayıf adam bile göğüs dambil da bir yerden sonra 20 kg + 20 kg çok rahat kaldırır. Ama lateral raise çok teknik bir hareket, en iri adamlar bile 10 kg ile yapmıyor bazen, gibi gibi..
0
makbur
(03.06.26)
Bu arada, bence şınav barfiks vs gibi hareketler de çok faydalı bunları yapabiliyorsaniz yapın (ama şınavı da mesela pek çok kişi yanlış çekiyor push up videoları vs izleyin) calisthenicsle gayet fit kaslı bir vücudunuz olur (irilesmezsiniz o ayri)
0
makbur
(03.06.26)
Bu biraz ne istediğinize bağlı. Misal bu programı yaparken kafanıza güç antrenmanı mı yapmak vardı yoksa sadece sağlıklı, fit olmak mi?
Burada birçok kere yazdim;
Sağlıkli, fit olmak için fantastik şeylere gerek yok.
Iki adet kettlebell
Barfiks bari
Ab wheel
Ağırlık yeleği

Şu 4u ile oldukça iyi ilerleyebilirsiniz. Benim misal kb'ler 24 kg. Arada evde armor building complex yapiyorum;
2 tane kettlebell clean
1 kb press
3 kb front squat
Her 1 dakikada 1 kere yapıyorum, 15 kere civari.
Ardından yürüyüşe çıkıyorum.

Bunun gibi bir sürü teknik var.
Reddit fitness wiki'de bu konuda birçok şey bulabilirsiniz ama dediğim gibi amaca bağlı biraz. Ben misal hayatta evde çalışamam çünkü çok ağırlık lazım powerlifting sebebiyle. Ama ben hanıma spor yaptırıyorum ve sadece gerekli olanlar yazdiklarima ek bir de hip thrust için bant, yoga mati.
Hatta kettlebelli iki farklı kg da alabilirsiniz bütçe için. Set başına el değiştirerek falan.
0
logisticsmanager
(03.06.26)
(5)

Sabiha gökçen'den Şişli'ye nasıl giderim?

runaway
Havaalanından doğrudan giden bir otobüs veya servis gibi bişey var mı?
Havaalanından doğrudan giden bir otobüs veya servis gibi bişey var mı?
0
runaway
(02.06.26)
ilk aklıma gelen
havabüs
sabiha gökçen -> kadıköy
metrobüs
kadıköy -> şişli
0
korkut
(02.06.26)
Belediye otobüsü var mı bilmiyorum ama varsa da uğraşmayın, değmez.

Trafik saati değilse Havabüs'le Taksim'e gelirsiniz, oradan da taksi/metro/otobüs/yürüme Şişli'ye kolayca ulaşırsınız.

Trafik saati ise SAW'dan metroyla Söğütlüçeşme, Söğütlüçeşme'den Marmaray'la Yenikapı, Yenikapı'dan metroyla Şişli.

tnz ve cosmicstring’in haklı uyarısı var: Söğütlüçeşme değil, Ayrılıkçeşmesi olacak.
+4
10551037
(02.06.26)
iki vesait ile kolayca ulaşabilirsin.

havalanından m4 metrosuna binip ünalan durağında inerek metrobüse binersin. metrobüsten mecidiyeköy durağında inersin.
+1
duyuruuser
(02.06.26)
10551037'nin ikinci yazdığı metrolu rotayı önerecektim. Yalnız, havaalanından metroya binince ineceğiniz yer Ayrılıkçeşmesi. Ayrılıkçeşmesi'nden Marmaray'a aktarma yapacaksınız. Sonra Yenikapı'da inip metroya aktarma yapınca Şişli'nin göbeğine çıkarsınız. (Bu rota rahat ama bavulları taşımak zorsa, ondan in ona bin çekilmez. Bavullar zorlayacaksa 10551037'nin yazdığı ilk rota en iyisi.)
+1
cosmicstring
(02.06.26)
eğer yükün varsa en konforlusu, sabiha gökçen içinde otobüs durakları var. e3 diye bir otobüs vardı 4. levent metroya kadar geliyor. havaalanı otobüsün kalkış yeri olduğu için oturabiliyorsun da. bavullar da orta kısma vs istifleniyor :) annemle babamı kaç kere böyle bodrum'a gönderdim yanlarında taşıyamayacakları kadar bir sürü bavul ile :)

20 dakikada bir kalkıyor, 3 bilet alıyordu benim hatırladığım. 4. levent'ten de taksiyle, ya da taşıyabilirim bavulları dersen metro ile -tabii şişli'nin neresine gideceğin de önemli- istediğin yere gidersin.

en konforlu fiyat/performans ulaşımı bu olur. havabüs vs muhtemelen daha pahalıya gelir.

EKLEME: bu arada metro + metrobüs tercih ederseniz baya bir yol yürüyorsunuz, havaalanı içinden metro'ya giden yol da çok uzun, metrodan inip metrobüse yürüdüğünüz aktarma da öyle.
+3
makbur
(02.06.26)
(8)

İlaçlı mr ve su tüketimi

egerbiryolcu
Ailemden bir hastamız için daha önce iki üç defa normal mr çekildi. Her defasinda mesane boş gözüktü ve değerlendirilmedi. Hastamız yaşlı ve mesela belli bir noktaya kadar tuvaletini tutturabiliyor belli ölçüde su ictirebiliyoruz. Hatta birinde baya sıkışıktı yine de boş gözüktü. (Mesane tümörü için
Ailemden bir hastamız için daha önce iki üç defa normal mr çekildi. Her defasinda mesane boş gözüktü ve değerlendirilmedi. Hastamız yaşlı ve mesela belli bir noktaya kadar tuvaletini tutturabiliyor belli ölçüde su ictirebiliyoruz. Hatta birinde baya sıkışıktı yine de boş gözüktü. (Mesane tümörü için bakılıyor)

Şimdi ise ilaçlı mr yapılacakmış. Doktor aç karnına gelsin demiş ama su içsin sıkışık olsun diye bir şey belirtmemis. Yapay zekalara sorduğumda bu mr türünde de mesanenin dolulugunun önemli olduğunu belirttiler. Yani yine su tuketimi ve idrar olmalı mı. İlaçlı olduğu için mesane bos da olsa tespit edilmesi sanırım daha kolaymış ama emin olamadik biz şimdi hastamıza doktora götürmeden önce bol su icirelim mi tuvaletini tutturalim mi? Daha öncekilerden sonuç alamadığımız için özellikle daha bol su icirmeye mi çalışalım. Yaşlı olduğu için artık kadını yollarda surundurmek istemiyoruz bir türlü tespit edilemedi canımızı sıkıyor bu durum....



Eksiledin ve müthiş havalı oldun Allah'ın ilgi manyağı.
0
egerbiryolcu
(01.06.26)
Önceden su içirmeye gerek yok. Sadece aç olsun. İlaçlı su orada verilecek.
Hem MR'ın yoğunluğu belli olmaz ve hasta sıkışıp rahatsız olur, hem de önceden içilen ve mesaneyi dolduran su ilaç yoğunluğunu düşürebilir.
+1
pro9it9is9
(02.06.26)
Sorunuzun cevabı değil ama.. Emar ilaçlı olduğundan, kontrast madde böbreklerine zarar vermeden hızlıca vücuttan atılması için, işlem sonrasında da bol su içip bol idrara çıkmalı. Belirtmiş olayım. Geçmiş olsun
+2
yadigar
(02.06.26)
kontrast maddeli (ilaçlı) mr inanılmaz detaylı bir görüntüleme. yumuşak dokuda ne var ne yok cam gibi gösteriyor. su içmesi gerekiyorsa bile suyu orada verirler endişe etmeyin hiç. (su içirmeyebilirler de bu arada)

(mesaneyi bilmiyorum ama beyin mr'ında mesela, mr'dan önce kolda damaryolu açılıyor ve mr'a bu şekilde giriyorsunuz. başta kontrast madde olmadan çekiyorlar, sonra mr'ın ortasında gelip damar yolundan kontrast maddeyi verip öyle devam ediyorlar. suda da benzer bir durum olabilir, yani bir şey demedilerse kafanıza göre aksiyon almayın.)

*bir dipnot, kontrast madde vücuttan böbreklerle atılan yoğun bir ilaç. her kontrastlı mr'da 15 gün içinde yapılmış kreatinin değerinin olduğu kan tahlili istenir. hastanın eğer kreatinin değeri uygun değilse mr kontrast madde ile çekilmeyebilir. kontrast madde ile mr çekilmişse de 2-3 gün normalden daha fazla su içmeli kontrast maddeyi atabilmek için.
+2
makbur
(02.06.26)
Herkese çok teşekkür ederim gerçekten içim rahatladı🙏
O zaman sonrasında bol su tukettirmemiz daha doğru olacak.
Kreatin için evet kan tahlili yapmıştık ben sonucu hatırlamıyorum ama bir sorun yoktu sanırım ki doktor da olumsuz bir şey demedi bu konuda.
0
🌸egerbiryolcu
(02.06.26)
ben batın ve karaciğer çektireceğim hafta sonuna doğru. çekim formuna 6 saat aç gelinmeli yazmışlar ama su konusunda bişey yazılmamıştı. randevum akşam üzeri olduğundan ve bu havada susuz kalmak zorlayacağından dün ilaç yazdırmak için gittiğimde sordum; içmesen iyi olur, çekimi etkilemesin dediler. sizin çekim farklı olduğundan sormanız faydalı olurdu; devlet hastanesinde randevu çok ileri tarihlere veriliyor zaten, riske atmamak lazım.
0
lil siztah
(02.06.26)
İlaçlı mr doktor çekmek istemedi. Özellikle kesin çekilecek mi diye sordurmustuk. Kreatin idrar tahlili vs almislardi. Şimdi gidince böbrekleri iflas edebilir vs seklinde konuşup en risksiz şekilde tespit etmeliyize getirip konuyu tekrar ultrason idrar tahlili vs istedi. Bu süreç gerçekten yıprattı bizi belki on defa idrar kan, üç defa ultrason çekildik zaten:/ (eğitim ve araştırma hastanesi) anneannem de strese girdi ve eve dönmüş bulunduk.
+2
🌸egerbiryolcu
(02.06.26)
Ne saçma bir sistem var ya. Kreatinin değeri uygun çıkmamışsa aslında sizi arayıp söylemeleri gerekirdi. Hadi normal hastayı arama etme de 65 yaş üstüne, hele ki takipli ağır hastalara özel ihtimam gösterilmesi gerekir..

Çok üzüldüm, tekrar geçmiş olsun.
0
makbur
(03.06.26)
@makbur
Aslında değerlerinde bir sorun yok diye biliyorum doktor ya da hastane politikasindaki bir sebep mi bilmiyorum sırf çok yaşlı diye sürekli bizi tahlilden tahlile suruklediler her gittiğimizde. Ultrason çekin dedi mesela ve belki bugün çekmezler diyolar. Daha önce zaten üç defa falan çekildi de sonuç alınamadı diyoruz. Kan tahlili idrar tahlili hep normal sorunsuz çıkıyor yakın zamanda da istemistiniz yaptık diyoruz. Dalga geçer gibi tekrar tekrar aynı şeyler ya isyan edip hiçbirini yaptırmadan döndük eve. Bu kadının geldiği mesafe 40-50 km bir yol. Madem yaşının zorlugunun farkındasınız sanki iki adım yolmuş gibi bu kadın durmadan nasil hastaneye gelsin. Ve gecesinde de anneannem yataktan dustu ve biz bugün göz kapağı ameliyatından çıktık başka bir hastaneden.

Sorumluluları Allah'a havale ediyorum. Stresten oldu çünkü... Hatta bakın bu olaydan önce zaten gelişmelerden bahsederken anneannem strese girdi demişim. O gece başımıza neler geldi..
0
🌸egerbiryolcu
(04.06.26)
(5)

Ferritin düşüklüğü

jonas
Ferritin değerim 20 çıktığı için 3 aydır günde tek Feramat 100 mg kullanıyorum. Doktorum 3 ay sonra testi yenilememi istemişti, onun zamanı geldi.İnternetteki bazı kaynaklarda yanıltıcı yüksek sonuçların önüne geçmek için demir ilacını testten birkaç gün önce (3 gün, 5 gün, 7 gün gibi) bırakmak gere
Ferritin değerim 20 çıktığı için 3 aydır günde tek Feramat 100 mg kullanıyorum. Doktorum 3 ay sonra testi yenilememi istemişti, onun zamanı geldi.

İnternetteki bazı kaynaklarda yanıltıcı yüksek sonuçların önüne geçmek için demir ilacını testten birkaç gün önce (3 gün, 5 gün, 7 gün gibi) bırakmak gerektiği belirtiliyor. Bir diğer seçenek olarak da ilacın emilim başarısını görmek için ilacı kesmeden de test yapılabildiği belirtiliyor.

Bugün bu konuyu laboratuvarlara telefon açarak sordum, doktorunuza danışın dediler. Doktorun sekreterine ulaştım, o da biz sizi ararız dedi ama aramadı. Bu yüzden kafam karışık şu an.

Aramızda ferritin düşüklüğü sebebiyle demir ilacı tedavisi görmüş olanlar var mıdır acaba? Varsa siz test öncesi ilaç kullanımı işini nasıl yapmıştınız?
0
jonas
(01.06.26)
Ben görüyorum uzun senelerdir. Hiç ilacı kesip gitmedim. Kendi doktoruna görünmesen bile kullandığın ilaçları soruyorlar, değerlendirme de ona göre yapılıyor.
0
truf
(01.06.26)
Sadece ferritin ölçülecekse ilacı kesmeye gerek yok.
Serum demiri de bakılacaksa 24 saat önce kesilmesi öneriliyor.
0
pro9it9is9
(01.06.26)
ferritin düşükse demir almak bazen arttırmıyor.
doktorların neredeyse hepsi bunu reddeder ama demir eksikliği için çinko almak demirin işlenmesi prosesine etki ediyor ve demir yükseliyor.

denedim... ilaçla yükselmedi, takviyeyle yükselmedi.
2 şey yaptım
1. çinko bakır takviyesi (demir takviyesi ile birlikte alamazsınız, arasında 2 saat olması lazım) 60 kapsülü tamamladıktan sonra 15 gün ara verip sadece çinko devam ettim, onu da 60 gün kullandıktan sonra 15 gün ara verip tekrar çinko bakır'a döndüm ve bu döngüyü her 60 günde bir tekrarladım.
süreç çinko+bakır- 15 gün ara - çinko - 15 gün ara - çinko bakır

2. 60 gün çinko bakırdan sonra demir takviyeleriyle boş vakit harcamadım. demir balık aldım. sipariş üzerine saf demirle hazırlanır ve yemek pişirirken içine atarsınız. ilaçlar hem gereksiz kimyasal yük, hem ekonomik değil hem işlevselliği zayıf.
www.dokumcubaba.com
reklam vs... değildir. google'da demir balık yazarsanız ilk bu çıkıyor zaten.
bunu yemek pişirirken kullandığınız zaman demir eksikliğiniz sona erer. ben çorbalarda kullandım ve içerken bol limonlu kullandım. demir takviyesini kesinlikle c vitamini ile birlikte alın. c vitamini ile birlikte alırsanız demirin emilimi hızlanır, c vitamini olmazsa demirin bir çoğunu dışkılar ve atarsınız...

geçmiş olsun.
-1
hiphopotam
(01.06.26)
ferritin düşüklüğü bazen vücudun "demir bağlama kapasitesi" ile de alakalı olabiliyor. doktorunuza muhakkak sorun.
0
makbur
(02.06.26)
@makbur Demir bağlama kapasitesi ve demir seruma da bakılmıştı zaten, onlar normal değerlerde çıkmıştı. Bir tek ferritin düşüktü.
0
🌸jonas
(02.06.26)
(7)

2-3 yaş oyun grubundaki çocuklara hediye ne alınır?

fistikthecat
doğum gününde biz hediye alıyormuşuz. 12 kişiler. ne alınabilir?
doğum gününde biz hediye alıyormuşuz. 12 kişiler. ne alınabilir?
0
fistikthecat
(01.06.26)
çıkartmalı dergiler
0
pide
(01.06.26)
ne alırsanız alın, hepsine aynı şeyi alın. sonra hediye paylaşıcaz derken birbirlerini yerler :D
+3
lil siztah
(01.06.26)
bütçe belirtmemişsiniz.
hepsi aynı yerde açacaksa hepsine aynı şey +1
herkes oyuncak düşüneceği için herkese birer tişört ya da bütçeye göre şort tişört takım olabilir.
-1
elorelia
(01.06.26)
Baloncuk yapan oyuncak, yapıştırma vs
+4
kaiserr76
(01.06.26)
Baloncuk yapan oyuncak, bayılıyorlar.

Sticker kitapları, oyun hamuru da severler.

Hepsine mümkünse aynı renk, tip alın ki problem olmasın.

Nice güzel senelere bu arada :)
+1
purplee
(01.06.26)
hepsine oyuncak müzik aleti alın aileleri çok sevinecektir.
şaka bi yana sticker kitaplarını çok seviyorlar,
alternatif olarak erkeklere araba
kızlara barbie türü bebek de olabilir.
hareketli oyuncakları çok seviyorlar.
-2
duyuruuser
(01.06.26)
baloncuk oyuncağı olmaz.

içinde hangi kimyasalların olduğu belli olmayan, nerdeyse yarım bardağa denk gelen bir sıvıyı barındıran, kapağı açıldığında hepsi birden dökülebilen bir tüp.

2-3 yaş çocuğunun sağı solu belli olmaz, kaşla göz arasında fondip bile yapabilir o plastik şişeyi.

bunun haricindeki bütün tavsiyeler +, değişik kutu oyunları 2-3 yaş için mesela; www.cimri.com grup halindelerse toplu halde bir şeyler yapmak için de eğitici oluyor bu tarz oyunlar
0
makbur
(02.06.26)
(11)

Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?

mertumursamaz
Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?Gezi parkı olayları 28.05.2013.salı tarihinde başladı 3 ay 2 gün sürdü 30.08.2013.cuma tarihinde bitti.https://tr.wikipedia.org/wiki/Gezi_Park%C4%B1_olaylar%C4%B1Gezi parkı olayları olduğu tarihlerde gene akp iktidardaydı ama o zamanlar bugünkü kadar baskı, bug
Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?

Gezi parkı olayları 28.05.2013.salı tarihinde başladı 3 ay 2 gün sürdü 30.08.2013.cuma tarihinde bitti.

tr.wikipedia.org

Gezi parkı olayları olduğu tarihlerde gene akp iktidardaydı ama o zamanlar bugünkü kadar baskı, bugünkü kadar haksız tutuklamalar, bugünkü kadar ağır bir barınma konut sorunu, bugünkü kadar ağır bir ekonomik kriz yoktu genede eylemler oldu o zamanlar ülkenin durumu şimdikine göre çok daha iyi olduğu halde eylemler oldu da şimdi şartlar o günkünden çok daha kötü olduğu halde neden eylemler olmuyor?

Eğer iktidarın seçimle gideceğine inananlar varsa dolmabahçe saat kulesini ucuza satıyorum alabilirler.

Çözüm atatürk ün bursa nutkudur

tr.wikipedia.org

çünkü bursa nutkunu nepalli gençler
gerçekleştirdiler ve iktidarı devirdiler

tr.wikipedia.org

ama tc gençlerinin bursa nutkunu gerçekleştiremeyecekleri nepalli gençler gibi olamayacakları çok net.
-1
mertumursamaz
(27.05.26)
lahanayı yerken kütür kütür sapına gelince meee'ledikleri için.

şimdi biz nasıl özgür özel'e güveneceğiz ki ? bundan 10-15 yıl önce kemal kılıçdaroğluna da güveniyorduk ?

Misal şimdi: uşak(memleketim olur kendisi) belediye başkanını atayan(?) adama neden güveneyim de canımı malımı tehlikeye atayım ? Çankaya belediye başkanını atayan adama ? neden güveneyim bu adama ?

Bu bir rant aktarımınından, refah aktarımından başka birşey değil. Özgür Özel milletine faydalı olmak istiyorsa gitsin eczacılığını yapsın, kendi sermayesi ile çocuk okutsun, evde yemek pişirip ihtiyaç duyana aş evi açsın. Hiçbir siyasetçi millete faydalı olma derdinde değil; milletin cebinden tam olarak silah zoruyla(bkz: vergi) aldıkları paranın nereye aktarılacağına karar vermenin peşinde. Başka birşey değil.

Artık halklar uyandı, Erdoğan'ın Allah'ıyla halkın Allah'ının aynı olmadığını da anladı; muhalefet denilen kitlenin de aslında muhalefet olmadığını da.

İnsanlık adına size önerebileceğim tek şey: milleti gaza getirerek canına malına zarar gelmesine neden olmamanız olabilir. Hepsi bu.
-5
mete kudur
(27.05.26)
Benim anlamadigim neden butun gosteriler, yuruyusler vs. genel merkezle veya meclisle sinirli kaliyor. Bence hedef direkt Ak Saray olmali. TBMM'yi kimsenin taktigi yok. Gercek bir etki isteniyorsa Ak Saray'a yurunmeli.
+7
Sour
(27.05.26)
bu işler dış güçlerin finansmanı ile olur.
osmanlı zamanı da böyleydi, gezi zamanı da.
halkın kollektif bilinç ile hareket edildiğini sanıyorsan fanusta yaşıyorsundur.

kurtuluş savaşında bile savaştan kaçanların sayısı, tarlasına girilmeden savaşmayan köylüleri unuttunuz sanırım.
-17
plastic_angel
(27.05.26)
Bu bayram günü bile kamu mallarına zarar verilen , kaos dolu günleri mi yad ediyorsun hala?

O gün eylem yapanlar bile su an bu resmi tatilde dinleniyor olabilirler. Dışarıdan fonlanan bir çok organizasyonun Türkiye üstünde bir etkisi yok artık.

Terör bile kendini tasfiye etti.
Batıdan destek yok çünkü. Trump'ta anladı. Onları İran a maşa olarak kullanmak istedi ise de o da olmadı.

Şu bayramda mangal başında eline kuşbaşı ile süslenen şişi al eline, gözünü kapa ve onları tek tek yerken, gelecek seçimleri düşün.
Seçimler varken eyleme ne gerek var?
Oy hakkını kullan . Bir oy bir oydur.

Gerçek ağaç sevgisi , bu düşündüğün kaosa varan şekilde değil. Şu olabilir :
i.hizliresim.com
Olumlama , enjoy, relax ne ararsan var.


Ve bu arada sosyal medyanın da zihinlerde daha neleri törpülediğini anlamalısın. Ben bahsetmeyeyim
-18
diyecevaplandı
(27.05.26)
bu duyuruyu dün gece gördüm. bilhassa yazmadım, çünkü bazılarının sazan.avi gibi gelip yalan yanlış bir şeyler döşeyeceklerini çok iyi biliyordum :))

öncelikle, feto & akp & tarikatlar & siyasal islam; bunların çok belirgin bir ortak noktası vardır: yalan ve iftira.

medya tarafından bütün gezi parkı süreci bu şekilde lanse edildi, hala da ödleri kopuyor, harıl harıl her yere yazılar döşüyorlar ki gerçekler unutturulsun.

onun için, okuduğunuz yazıları bu üstte belirttiğim "yalan ve iftira şebekesi"nin varlığını göz ardı etmeden okuyun, özellikle bugünlere yaşı yetmeyenler..

peki neydi bu iftiralar?

1- "kabataş'ta belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik baş örtülü bacımızı dövdü, üzerine işedi, görüntüleri var bizzat ben izledim"

bakın bunu herhangi bir aktroll medya elemanı, yorumcu, mv'i vs demiyor. bizzat "dönemin başbakanı" kendisi diyor. peki ne oldu? görüntüler tabii ki yok. belirtilen saatte kabataş iskelesi görüntüleri çıktı herkes işinde gücünde. bunu iddia eden kadın da daha sonra bunun iftira olduğnu kabul etti :)

tr.wikipedia.org

2- "cami'de bira içtiler yalanı"

bu feto & akp ortaklığı ustalık eseri bir iftira, .......lik.

yine dönemin başbakanı ortaya böyle bir şey attı. bu arada sosyal medya bütün dünyada yükseliş döneminde, geziyle ilgili onlarca hatta yüzlerce video var. fakat 1 tane bile cami'de içki içildiğine dair görüntü bulamadılar.

peki ne yaptılar sonra?

zaman gazetesi (feto) elinde kola kutusu tutan bir gencin elindeki kolayı photoshopla bira yapıp, üzerine de flu-sansür haline getirip piyasaya sürdü. bütün yandaş medya organlarında "cami'de bira içtiler işte kanıtı" diye bu fotoğraf sürüldü. gencin hayatı alt üst oldu. yolda görenler yüzüne vs tükürdüler, halbuki olay külliyen yalandı.

o zaman daha büyük bir şerefsizlik söylim..

o dönemki dolmabahçe camii müezzinini bu yalana ortak etmeye çalıştılar. adam "din adamıyım, ben yalan söyleyemem, cami'de bira içildiğini görmedim" dedi. sonra ne mi oldu? adamı görev yerinden sürdüler :))

3- "polisimizi şehidd etillerr" yalanı.

olaylarda hayatını kaybeden polis için dönemin başbakanı çıktı anında bu açıklamayı yaptı.

olayın aslı, 20 saat üzeri aralıksız çalıştırılan polis, göstericileri kovalarken inşaatı süren alt geçite düşerek hayatını kaybediyor. "dönemin başbakanı"nın açıklamalarından hemen sonra mesai arkadaşları olayın aslını anlattılar her yere.

bak bunlar ilk anda aklıma gelenler. hepsini detaylarıyla hatırlıyorum. o zaman bütün medyanın nasıl kontrol altında olduğu (eylemler fonlanıyor ya hani çok enteresan ama bütün medya gezi aleyhine çalışıyor :)) ) bariz bir biçimde ortaya çıkmıştı.

sosyal medya aktroll örgütlenmesime ağırlık vermeleri de bu zamanlara denk gelir, çünkü gezi olaylarıyla birlikte tv dönemi resmen bitmişti.

sorunun cevabını da yazacağım tekrar, ama bu mesaj, üstümdeki mesajların gerçekliği hakkında insanlara bir fikir verebilir umarım.. çünkü burada bile seküler bir hayat yaşıyormuş gibi duyurular açıp-cevaplayıp ancak bana özelden "erdoğan adını duyunca bile çıldırıyorsunuz di mi.." diye cevap atan troller var..

ona göre ölçüp biçip tartıp değerlendirin cevapları vs..
+19
makbur
(27.05.26)
Ağzınıza sağlık, sabah yazacaktım ben de yazılanları görüp bir tarafımla gülerek uzaklaşmıştım.
Sizinkilere ek olarak: küçücük bir çocuğun ölümü üzerine meydanda annesini yuhalatan dönemin başbakanı bir de, emri ben verdim beeen diye böğürmüştü. Bakmayın siz burada çok utangaç akpli var, geçen bi güneş kremi sorusunda ifşa olanlar olmuştu bir kaç tane…
+5
ekimoloji
(27.05.26)
Former Gezi protester here.
Umidi kesip Kanada'ya tasindim ben yillar once.
+1
soulforge d
(27.05.26)
Gezi oldu da noldu? Öndersiz ve ideolojisiz ve en önemlisi istediğini alana kadar düşünebileceğin her anlamda pes etmeyecek ve her şeyi göze almış bir kitle olmadan hangi tarih yazılmış? Adamın kendi kitlesi her şeyi göze alıyor, çünkü karşısındakini çözmüş bu göt korkusunu 50 km öteden yayıyor muhaliflerin %70'i. Sanki Özel çağırsa ve oraya ölümü göze alarak gitse arkasından sonuna kadar gidecek milyonlar var... Hatırlayan var mıdır bilmiyorum, gezi zamanı Erdoğan'la görüştükten sonra küçük sembolik bir grup olarak (gönüllülük bağlamında) Gezi'de kalma önerisi gelmişti Taksim Dayanışması'nın bir grubundan. Meali: yem olmak için kalmak isteyen var mı; biz eve gitmek istiyoruz.

Gidip kafasına plastik mermi, suratının tam ortasına biber gazı sıkan adama yaltaklanan kitleyle nerde ne değişmiş? Hala boykot diyen var ya, pesss. Yani yine evden oturacağın bir "eylem" planı yapsın muhalefet.
0
nefertarii
(28.05.26)
Gezi parkından bu yana çok şey değişti. İktidarın gücü çok daha konsolide, gündemi istediği gibi yönlendirme ya da bulandırma kabiliyeti çok daha derin.

O yüzden sokağa çıkmanın maliyeti yüksek, getirisi ise kuşkulu.

Bunun bir kısmı mevcut sistemin hemen herkesi hızlıca içeri atabilecek altyapısının olmasının yanı sıra, bunun çeşitli şekillerde insanların gözüne de sokulmuş olması ile alakalı bence. Bir Youtube videosunda geçen bir sözden ötürü, sosyal medyadaki bir yoruma istinaden gözaltına alınan ve tutuklu yargılanan bir sürü insan oldu. Şarkı sözüne, giydiklerine, fotoğraflarına vb. istinaden tutuklanmaktan dönenler ha keza...

İşin getiri kısmında ise bir protestonun iktidara geri adım attırması için onun üzerinde belli bir maliyet yaratması lazım: ülkede partiler arası oy geçişi çok düşük olduğu için AKP'nin CHPli (Ya da genel olarak muhalif) kalabalığa bakıp "Oy kaybediyoruz, bir oturup düşünelim" demeyeceği aşikar. Ülkenin Avrupa Birliği gibi bir hedefi de yok ve uluslararası iklim de farklı; yani protestolara istinaden demokrasi çağrısı yapacak, iktidara siyasi baskı kuracak bir AB de yok. Benzer şekilde yine iktidar üzerinde etkili olacak bir işveren örgütü (Tüsiad) ya da başka bir sivil toplum kuruluşu da yok.
0
salihdt
(28.05.26)
gezi çok fazla şey öğrettiği gibi karşı tarafta çok fazla şey öğrendi.
zor o işler artık. saraya yürümek falan diyen arkadaş buyur önden..
+1
jamswety
(29.05.26)
Bu sosyologların alanı ama durum çok net. Bizim gibi demokrasinin oturmadığı, cumhuriyeti bile bazı elitler sayesinde almış bir toplumda, kötü travmatik olaylar tekrar tekrar olmaz. Osmanlı döneminden şu zamana kadar, ülke belli elitler tarafından yönetilmiştir. Genelde halk hareketleri sert bir şekilde bastırılıp susturulmuştur. 1980 siyasi olayları askeri darbe olmadan toplum çatışması ile sonuçlansaydı, daha oturmuş bir demokrasi olurduk. Her hareket devlet tarafından sert şekilde bastırılıp kötü propagandayla yönetilince toplum içine kapanmıştır. 2. Gezi olaylarının ana aktörleri x ve y kuşağıydı. Şu an top z kuşağında. Onların karakterleri ve tepkileri daha farklı olacaktır. O sebepten 2. Bir gezi olmaz. Farklı şeyler olur.
+1
mikahakkinen
(29.05.26)
(4)

Et beni sorunu

yurtsuz john
Sağ bacağımda kendimi bildim bileli 2 cm'lik doğum lekesi var. (Hani Recep İvedik 1'de Sibelde olanın aynısı, b*k sıçramış gibi görünüyo diyordu ya)Bu beni kapatmadan güneşlenmek zararlı diyorlar kansere sebep oluyormuş. Ben senelerce üstü açık güneşlendim. Yazlarım hep güneş altında geçer. Yalan yo
Sağ bacağımda kendimi bildim bileli 2 cm'lik doğum lekesi var. (Hani Recep İvedik 1'de Sibelde olanın aynısı, b*k sıçramış gibi görünüyo diyordu ya)

Bu beni kapatmadan güneşlenmek zararlı diyorlar kansere sebep oluyormuş.
Ben senelerce üstü açık güneşlendim. Yazlarım hep güneş altında geçer. Yalan yok şimdi bi korku aldı beni. Zaten peder kanserden gitti. Napayım aldırayım mı yoksa başka ne yapılabilir?

İşte bu: ibb.co
0
yurtsuz john
(21.05.26)
Bu tarz öneriler altı boş şeyler değil, ama herkesin başına gelecek şeyler de değil. Böyle tıbbi önerilerin sorunu bu biraz. Şimdi siz ve sayısız insan güneş kremi veya ekstra başka bir önlem olmadan güneşlenirsiniz ve bir şey olmaz ancak başka birine tam olarak bu sebepten, bunu yaptı diye bir şey olur. Ya da başka bir zaman size olur.

Neticede güneşlenmenin kendisi bir problem zaten aslında. Cilt kanserinin dünyadaki en yaygın sebebi güneş kaynaklı tahribat.

Korunmakta fayda var, korunmazsanız illa kanser gelişir mi? Hayır. Ama gelişmeyeceğine kefil olunabilir mi? Yine hayır. Ben uyarıyorum, ama keyfiniz bilir deyip geçiyor data.
0
akhenaten
(21.05.26)
genel cerrahi ile görüşün, aldırsınlar. özel sağlık sigortası varsa sigorta da karşılıyor, özelde de aldırabilirsiniz.

(bu arada kanserin o kadar çok bilinmezi var ki, o konulara fazla takılmayın. ama kesinlikle bir doktorla görüşün en azından bir yol yordam gösterir, çünkü gerçekten bazen bu tarz benlerin alımı çok kolay oluyor)
0
makbur
(21.05.26)
öncelikle cildiyeye görünün.
malign melanom en tehlikeli kanserlerden biri. babamda bir benini aldırdı ve melanom çıktı yılardır uğraşıyoruz.
güneşten korunmak ve düzenli cildiye kontrolü çok önemli.
benlerinde yüzlerce çeşidi var. hepsi kansere dönüşecek diye bir şey yok. zaten cildiye kontrolde şüpheli görürse biyopsi ister veya aldırır. zamanla renk değiştirmesi, büyümesi, hatlarının düzensizleşmesi, birden fazla renk içermesi vb kriterler var. bunları takip etmek gerek.
ayrıca ben aldırma veya cilt kanseri operasyonları plastik cerrahi alanına giriyor.
+2
my fault
(21.05.26)
@my fault +1

arkadaş haklı bu arada, bende daha basit açık renkli et beni vardı genel cerrahi onu almıştı. böyle siyah-koyu renkilerde dermatoloji bakması daha doğru olur, ilk mesajımdan yanlış yönlendirme olmasın.
0
makbur
(21.05.26)
(16)

uluslararasi bir etkinlikte siyaset

sanxis
5 kitadan yaklasik 1000 kisinin katildigi bir dans etkinligi var. birisi bu etkinlige yakasinda filistin bayragi rozetiyle geliyor. baska biri bunu gorup rahatsiz oluyor (organizatorun iddiasina gore, etkinlik kurallarini ihlal ettigi gerekcesiyle) organizatore sikayet ediyor. organizator bu kisiden
5 kitadan yaklasik 1000 kisinin katildigi bir dans etkinligi var. birisi bu etkinlige yakasinda filistin bayragi rozetiyle geliyor. baska biri bunu gorup rahatsiz oluyor (organizatorun iddiasina gore, etkinlik kurallarini ihlal ettigi gerekcesiyle) organizatore sikayet ediyor. organizator bu kisiden, etkinlik kurallarina aykiri oldugu gerekcesiyle rozetini cikarmasini istiyor. katilimci rozeti cikarmayi reddediyor, salondaki bin kisiden hangisinin uzerinde dini ya da siyasi sembol olup olmadigini bilemeyeceklerini, bu tavrin sadece filistin meselesiyle ilgili oldugunu dusundugunu soyluyor. tartisma buyuyor, sesler yukseliyor. katilimci herkesin icinde organizatore bagirarak "soykirim destekcisi" gibi ithamlarda bulunuyor. bunun uzerine katilimcidan salonu terk etmesini istiyorlar, 10 dk suren bir itis kakis sonunda ucretini iade edip salondan cikartiyorlar.

katilimcinin iddialari: salonda dini ve siyasi sembol sayilabilecek baska bir cok unsur tasiyan kisi olmasi cok muhtemel (taki, tisort, dovme vb), etkinligi tum bunlardan arindirmaya calismak gercekci degil, dogru da degil. bana karsi sergilenen tavrin sebebi filistin meselesiyle ilgili bazi katilimcilarin rahatsizligi ve organizatorun catismadan kacinma istegidir. "amacimiz insanlarin bayraklarini ve kimliklerini kapida birakip burada birbirlerini kucaklamasidir" diyerek aslinda farkliliklarimizi kapida birakmamizi, cunku bazi farkliliklara hosgoru gostermeyebileceklerini ifade etmis oluyorlar.

organizatorun iddialari: bu etkinligi 15 yildir duzenliyorum ve hicbir zaman politik bir rengi olmadi. kisisel olarak filistin halkinin yaninda olsam da, etkinlikte bir rozete izin verirsem hepsine izin vermem lazim ama 5 kitadan insanin geldigi bir etkinlikte bu bircok soruna yol acabilir. katilimcidan rozeti cikarmasini kibarca rica ettim ama sebeplerini aciklamama bile izin vermeden bana hakaret etmeye basladi. etkinlikten cikarilma sebebi rozet degildi, bana bagirdigi ve hakaret ettigi icin etkinlikten atildi.

sizce kim hakli?
0
sanxis
(21.05.26)
Katılımcı filistinli ise haklı yoksa haksız. Filistin vatandaşı kendi rozetini pek tabii taşıyabilir. Siyasi amaç içermez ülkesini temsilen orada. İsrail vatandaşı da taşıyabilir.
Ancak bir Türk filistin rozetiyle katılırsa siyasi propagandadır. ABD'de siyonist biri İsrail rozetiyle katılabilir.
0
croswell
(21.05.26)
organizatör daha haklı.
başkalarında başka semboller de olabilir ama gündemdeki bir konu olması sebebiyle filistin rozetinin tetikleyici bulunması olasılığı daha yüksek haliyle. katılımcının yerinde ben olsaydım, bir duruş segilemek istiyorsam rozeti çıkarmaz ve etkinliği terk ederdim.
organizatöre bağırması falan tatsız ve gereksiz bir şov olmuş.
0
lil siztah
(21.05.26)
bence etkinlik sahibi haksız. en başta şikayet edilmeye geldiğinde kişilerin üstündeki rozet gibi küçük bir sembole karışamayacağını, aynı şekilde israil rozetine de karışamayacağını, çok büyük bayrak açmak, tahrik edici ve organizaysonu bozucu hareketler dışında insanları takılarından dolayı uyaramayacağını söylemeli ve geri püskürtmeliydi. olayı büyüten kendisi olmuş. o zaman iki tarafı da dışarı çıkaracaksın.
+3
awlmi
(21.05.26)
Katilimci hakli, neyi nereye kadar kontrol edeceksin. Biri atiyorum hacli kolye falan taksa, ya da garip bir dovmesi olsa onu da mi cikaracaklar. Tabii bu isler siyah-beyaz ayrilamiyor. Mesela nazi simgesi tasisa ne olacakti, o zaman organizator kesin hakli diyecektik falan filan.
+1
mbond
(21.05.26)
iki tarafın da haklı olduğu konular var.

Organizatörün burada siyaset istemiyoruz argümanı pratikte uygulanamaz. Salonda muhtemelen haç kolye takan, ülkesinin bayrağını taşıyan dövmesi olan, ukrayna renklerinde bileklik takan ya da LGBT+ sembolü taşıyan birileri vardır. burada arkadaş haklı.

organizatör açısından bakacak olursak o saat aralığında mekanın ve etkinliğin sahibi organizatör. Ağa o. 15 yıldır bu işi yapan birinin, 5 kıtadan gelen insanları güvenli ve steril bir alanda tutma çabası anlaşılabilir. Eğer Filistin rozetine izin verilirse, ertesi gün İsrail, Tayvan, Ukrayna veya Rusya sembolleriyle gelecek insanların yaratacağı kaosu öngörmüş ve bunu engellemek istemiş olabilir.

Ha organizatörün ; onu rozet yüzünden değil, hakaret ettiği için attım savunması hukuken ve usulen doğrudur. Hiçbir organizasyon, yöneticisine herkesin içinde 'soykırım destekçisi' diye bağıran bir müşteriyi içeride tutmak zorunda değildir. Parasını iade edip dışarı çıkarmak en doğal hakkıdır.
0
galahad reloaded
(21.05.26)
Organizatörler , uluslararası alanda çalışan faaliyet gösteren firmalar vs. siyonistin ayağına basmamayı tercih ederler. Çünkü para, pazar, yatırım onlarda.
Türkiye'de dahil bütün dünyada sanattan spora , siyasete iş dünyasında, ekonomide eğitimde hatta bilim / felsefe yönüyle öne çıkan ortamlar gibi belli kesimlerde siyonistin belirli büyük bir tekeli vardır.
Dünyada tanınmış bir çok ödül törenlerinde bile siyonist yanlıları yine kendileri gibi siyonist yanlılarına akademik , sanat vs. adı altında ödül verirler.

Nobel barış ödülü :) derler bazen. Sürekli savaş çıkaran sağa sola saldıran siyoniste laf edebilen var mı ? yok .

Neyse konu uzadı . Cevabı basit o organizatörün faaliyet gösterdiği alanlar ve sosyal medya paylaşımlarına bakıldığında , neyin karşısında sustuğu, neyin tarafında olduğu da anlaşılır.
5 kıtadan 1000 geliyor ve sorun da bir kişinin üstüne taktığı rozet oluyor.
Ama orada belki yüzlerce kişinin zihninde asılı duran siyonist bayrağı dışarıdan görünmediği için bir sorun yok demek.
ABD de bile görüldü Filistin yanlısı üniversite görevlilerinin ne derece mobbing vs siyasi baskılara maruz kaldığı.

Bu arada Netenyahu istediğini hala alamadı . Kazanmak , arkada ABD olmasına rağmen sürekli öldürmekle ele geçen bir şey de değil .
0
diyecevaplandı
(21.05.26)
etkinliğin ortasında durup dururken slogan atmıyorsa siyaset yapmıyor. isteyen filistin bayrağının rozetini takar, isteyen maga yazılı tshirt giyer, isteyen domuz poposu desenli şapka takar, kimseye bi zararı yok, müdahale edilemez. tetiklemekse sorun herkes her şeyden tetiklenebilir, onların sorunu.
0
mezzosprite
(21.05.26)
Organizatör haklı, kural varsa herkes uymalı.
0
ekimoloji
(21.05.26)
diyecevaplandı+1

Organizatör belli ki pragmatist düşünüyor, 3 günlük etkinlik kazasız belasız aksamadan geçip bitsin şeklinde. Bu yüzden biz burada siyaset istemiyoruz gibi steril ve ortayolcu bir duruş, egemenin yanında hizalanmak demektir, hiç siyaset olmasın dediğin, egemenin ağzının tadı kaçmasın diye düşünüp, otokontrolünü uyguladığın yerde tarafını seçmiş oluyorsun. Buna cevap hangi politik kampta olduğuna göre değişir.
+2
grimavi
(21.05.26)
Katilimci hakli ve argumani cok dogru.

@croswell ne alakasi var, filistin'i desteklemek icin filistin vatandasi mi olmak gerek?
+1
baldur2
(21.05.26)
Hakim ideoloji tarafından soykırıma uğratılan bir halkın yanında duran ve sesini çıkaran herkes haklıdır. "x'te siyaset istemiyoruz" diyen herkes 7 Ekim'de İsrail'e destek kampanyaları yaptı. Aynı kişiler Rusya-Ukrayna savaşında Rus'ları bilimsel kongrelerden bile banladı. Aynı şey İsrail vatandaşları için talep edildiğinde "siyasete karışmıyoruz" oluyor. Bu ikiyüzlülük bu kadar görünür haldeyken hiçbir organizatör, kimsenin yakasındaki rozete, omzundaki kefiyyeye karışamaz. Organizatör haksız, katılımcı haklı ve argümanları yerinde. Keşke arbedeyi büyütüp etkinliği yapılamaz hale getirseydi.
+2
evrim halkasi
(21.05.26)
Organizatör haklı, o kadar insan bir etkinlik için toplanmış, farklı iki kutupta insanlar olabilir ve amaç dünya görüşünden bağımsız olarak birlikte eğlenebilmek.

Karşı görüşe sahip birisini tahrik edecek bir sembol takıyorsan sonuçlarına katlanırsın.
-1
kimlanbu
(21.05.26)
öyle kültür sanat etkinliği olmaz bir kere.

hayattaki her şey siyasidir. siyaset insanın nasıl yönetildiğini sorgulaması, gerektiğinde bu yönetici erk'in oluşturduğu yanlışlara mağduriyetlere ve haksızlıklara tepki gösterip ses çıkarmasıdır.

bu saydıklarım kültür sanat etkinliklerinin de önemli bir tarafını oluşturur. e film festivallerini düşünün, gırla siyasi film belgesel vs kaynar. müzik festivallerinde bile ne gruplar çıkıyor sözler full siyasi.

yani şu "sanata siyaset karıştırmayın" cehaleti bir bizim toplumda var. aksine sanatın kendisi zaten bir başkaldırı, siyasetin kendisidir.

kaldı ki burada bahsedilen çetnik selamı, gamalı haç vs gibi bir tarafı gerçekten provoke edeni aşağılayan, taciz eden bir gösteri de değil. bayrak, filistin bayrağı. minicik bir rozet.

aşırı sıkıntılı bir durum. bence gerçek sanatçılar, bu katılımcının engellenmesi yüzünden bu organizsyonu protesto ederlerdi. tabii artık bütün dünya youtuber, fon, clickbait üzerinden yürüdüğü için benim hayalim bir ütopya..
+3
makbur
(21.05.26)
Bagiris, itham ve kargasa hos olmamis. Katilimci burada haksiz. Organizator ise Yahudi'den gelen sikayeti yoksaydiginda organizasyonun ardindan sahsina gelecek tepkilerden korkuyor, belki isinin bozulacagindan ya da seneye ayni organizasyonu yapamayacagindan cekiniyor ve rozet konusunda kaypak davranmis.
-1
osssy
(21.05.26)
Katılımcı her şekilde haklı. Organizatör katile katil, soykırımcıya soykırımcı demekten aciz bir zavallıymış.

Filistin meselesinin siyasi olduğunu düşünen ve iddia eden herkes benim nazarımda zavallıdır.
0
10551037
(22.05.26)
Bir ülkenin bayrağı siyasi simge sayılamaz.

İnsanlar ülkelerinin egemenlik simgesini özgürce taşımakta haklılar. Başka bir ülkenin bayrağından rahatsız olan, sorunu kendinde aramalı.

Amerikan bayrağı rozeti için Irak'ta yaptığı soykırım dolayısıyla tepki gösterilse, aynı reaksiyonu verebilecek mi?

Organizatör net haksız.
0
babilfish
(22.05.26)
(5)

Ortopedi uzmanı

darthvader
İstanbul'da önerebileceğiniz bir ortopedi uzmanı var mı ?
İstanbul'da önerebileceğiniz bir ortopedi uzmanı var mı ?
0
darthvader
(20.05.26)
Numune Hastanesi'nde Mehmet Arda Dağcıoğlu'nu önerebilirim.
0
diabolus79
(20.05.26)
maltepe üniversitesi tıp fakültesi hastanesi mehmet emin çelebi. mükemmel bir doktordur. kanserden ötürü ampute edilecek olan bacağı hayata döndürmüş efsane bir doktordur. allah sağlık versin.
0
simdi sahne zamani
(20.05.26)
Uzun yıllar önce Numune'de skolyoz tanısıyla kendisinin bir müddet hastası olmuş ve tavırları sebebiyle adeta travma yaşamış biri olarak (aile üyelerim dahi yıllarca kendisini anmayı bırakamadı) Arda Bey'in ismine burada denk gelmeyi beklemiyordum :) Verebileceğim yeni bir isim yok ancak kendisini tercih etmemenizi önerebilirim ben de.
+1
64654942
(21.05.26)
İstanbul Gökhan Polat.
0
kumandanim
(21.05.26)
ortopedi uzmanları da kendi içlerinde uzmanlaştıkları alanlara göre ayrılıyorlar aslında. Genel Ortopediden evet hepsi anlıyor ama hepsinin öncelikli başlıkları vardı; ayak-ayakbileği-diz, el bileği-el-omuz, mesela yeğenimde güvercin göğsü şüphesi oldu tee koç hastanesinde bir ortopediste götürdüler uzmanlık alanı oymuş..Sorunuzu bu şekilde sorarsanız daha nokta atışı tavsiyeler alabilirsiniz.

annemin 2019'da ayak bileği kırılmıştı, 65 yaş üstüydü, kemik erimesi vs vardı ayrıca kırık da parçalı kötü bir kırıktı. çok araştırmıştık o zaman, amerikan hastanesinden Aksel Seyahi muhteşem bir doktor mesela ayak-ayak bileği-diz-kalça vs konularında. Annemin ayağı şu anda çok iyi

Türkiye hastanesi'nde Tarık Hoca var, o da el-el bileği-omuz alanında çok iyi. kuzenimin el bileği baya kötü parçalı şekilde kırılmıştı çok temiz ve başarılı bir ameliyat yapmıştı. Ben kendi annemi de götürüyorum, elinde kasılma oluyordu nokta atışı iğne ile onu da sanki hiçbir şey olmamış gibi eski haline getirdi.

bilmiyorum sıkıntınız ne ama, alanına göre ararsanız uygun doktoru daha rahat bulursunuz.
0
makbur
(21.05.26)
(7)

Klimalı ortamlarda hasta olmamak için ne yapilabilir

egerbiryolcu
Klimaların çalışması dün bir bugün iki anca yaz geldi zaten benim hemen bugün boğazım şişti halsizlestim usuttum resmen:/Klimalı ortamlara alışkın değilimToplu taşımada en çok maruz kalıyorumÜstüme mesela hemen ceket hırka atıyorum ama buram buram keskin soğuk hava gelince carpiyo sanırım beniMetro
Klimaların çalışması dün bir bugün iki anca yaz geldi zaten benim hemen bugün boğazım şişti halsizlestim usuttum resmen:/

Klimalı ortamlara alışkın değilim
Toplu taşımada en çok maruz kalıyorum
Üstüme mesela hemen ceket hırka atıyorum ama buram buram keskin soğuk hava gelince carpiyo sanırım beni
Metrobüs metro her gün kullanıyorum ama ilk defa bu kadar yoğun kullanıcam. Her toplu tasimada aynı seviye olmuyo tabi ama bazıları gerçekten usutuyor bazıları ideal geliyor

Bir süre sonra alışır miyim hasta olmamaya veya ne yapabilirim
-2
egerbiryolcu
(15.05.26)
Doktor kontrolü + katmanlı giyim + toplu taşımada maske + iyi beslenme + doktor kontrolü + doktor kontrolü.
-2
orient blue
(15.05.26)
www.memorial.com.tr

Kendi evinizin klimasına ne kadar dikkat ederseniz edin sağda solda mutlaka temizliği yapılmamış bakteri mikrop yuvası klimalarla karşılaşacaksınız.

Bağışıklığı yüksek tutmak birinci önlem (spor, yüksek proteinli beslenme, vitamin takviyeleri vs)

Bir de nerede olursaniz olun kılmanın direkt ufledigi konumda olmamaya özen gösterin.
0
makbur
(16.05.26)
Klimalı ortama terli girmemeye gayret edin.
Normal kıyafetinizin terletmeyen türden olmasına dikkat edin.
Ortama girerken üzerinize birşey alın.
Klima rüzgarına ve kapılardaki sıcak-soğuk akımına doğrudan maruz kalmamaya dikkat edin.
Terleyen biri iseniz, değiştirmelik kıyafetiniz olsun, Terden ıslanmış kıyafetinizi fırsat yaratıp değiştirin.
Terleten, ter emmeyen iç giyiminden kaçının.
0
Mirket
(16.05.26)
üşütme yada klima çarpması diye bir hastalık yok. hastalık ya bakteriyel yada viral olarak oluşur. klimalardaki en büyük sorun yeterli bakımlarının ve filtre temizliğinin yapılmaması. ayrıca ortam da klima harici sürekli temiz hava ile havalandırılmalı.
+2
my fault
(16.05.26)
@my fault'un cevabından sonra konu hakkında yapay zekaya bir soru sordum.

Soru ile cevabın özeti şöyle.

'terli biri ile zaten soğuk ortamda olan birinin birlikte soğukta beklemeleri durumunda soğuk algınlığına yakalanma ihtimalleri eşit mi?

Hayır, hastalanma ihtimalleri eşit değildir; terli olan kişinin soğuk algınlığına yakalanma riski çok daha yüksektir. Her iki kişi de ortamdaki aynı virüse maruz kalsa bile, terli olan kişinin vücudu biyolojik olarak virüslere karşı çok daha savunmasız hale gelir.'
0
Mirket
(16.05.26)
fanila giycen.
0
mikahakkinen
(16.05.26)
Terli değildim
Katmanlı da giyindim
Fanila mi aynı şey mi bilmiyorum ama öyle bir giyimim de vardı

Ama sonradan şu aklıma geldi. Duş alıp saçim hafif ıslak kalmıştı bundan da kaynaklı usutmus olabilirim.

Usutme diye bir sey yoksa kışın soğuk insansız temiz havada nasıl hasta oluyoruz bu konuyu tam anlamadım.
0
🌸egerbiryolcu
(16.05.26)
(2)

Laptop fan sorunu

Sumashi
Bakımını yapmak için laptopuma termal macun sürdüm. Tekrar açtığımda fanın birisinden sürtünmeye benzer ses gelmeye başladı. Nolur nolmaz diye çalıştırmadım bir gün sonra ise fan hiç dönmemeye başladı, sert bir hal aldı, dışardan bir problem görünmüyor ama belki içinde bir sorun vardır. Bilgisayar t
Bakımını yapmak için laptopuma termal macun sürdüm. Tekrar açtığımda fanın birisinden sürtünmeye benzer ses gelmeye başladı. Nolur nolmaz diye çalıştırmadım bir gün sonra ise fan hiç dönmemeye başladı, sert bir hal aldı, dışardan bir problem görünmüyor ama belki içinde bir sorun vardır. Bilgisayar tamircisi çok ciddi bir masraf çıkardı tamire vermeden döndüm ne yapmalıyım bilmiyorum. Tek fanla kullansam zarar verir miyim bilgisayara? Ya da daha iyi tavsiyeniz var mı? Marka hp pavilion gaming laptop, ama oyun için kullanmıyorum
0
Sumashi
(30.04.26)
kullanma ama o fanlar marka modele göre satılıyor çok aşırı pahalı da olmaması lazım.
fanın pervanelerini göbekten sökebilirsen yağlayıp dene.

tamirci fan+soğutucu sistemi komple değiştirmek istemiş olabilir. ben rastgele bir link attım fikir versin diye .ama fanlar 300-400 lira set olarak daha kalitelisi vs olabilir.

www.hepsiburada.com
0
orpheus
(30.04.26)
o fanlara kapalı bir görünüm veren cover'ı baya ince bir malzemeden yapılıyor. en küçük bastırmada içe doğru bükülmüş olabilir, ya laptop'ı kapatırken yanlışlıkla sıkıştırmış olabilirsin.

çalışmayan fanı sök. parmağınla döndürmeye çalış. dönmüyorsa, o bahsettiğim malzemeyi dış bükey olarak hafif kanırtmayı dene (fanla arasına ince bir şeyler sokup, bıçak tığ vs olabilir)
+1
makbur
(30.04.26)
(1)

Duran topun oyuna girmesi için ne olması lazım?

kibritsuyu
Futboldan bahsediyorum.Eskiden topun kendi etrafında bir tur atması gerekirdi. Şimdi ayağının ucuyla dokunup kıpırdatınca top oynanmış mı oluyor?
Futboldan bahsediyorum.

Eskiden topun kendi etrafında bir tur atması gerekirdi. Şimdi ayağının ucuyla dokunup kıpırdatınca top oynanmış mı oluyor?
0
kibritsuyu
(27.04.26)
manchester'da rooney scholes falan varken hatırlıyorum kornerde topa sadece üstten basar şekilde dokunup sinsice oyunu başlatıp gol atmışlardı. (top hareket bile etmemişti hatırladığım)

bunun en azından bir 15 senesi vardır sanki.
0
makbur
(27.04.26)
(5)

Mecidiyeköy civarında uygun fiyatlı çıktı veren kırtasiye

egerbiryolcu
Neresi var bildiğiniz? Rastgele bir kırtasiyede sayfası 6 TL demişlerdi. Toplu yüzlerce sayfa çekim yaptirmayacagim ama sıklıkla yirmi sayfalık her hafta ihtiyaç olacak. Bazı yerler de sanırım sadece toplu çıktılara indirim yapıyor. Veya 6 tl normal mi?
Neresi var bildiğiniz? Rastgele bir kırtasiyede sayfası 6 TL demişlerdi. Toplu yüzlerce sayfa çekim yaptirmayacagim ama sıklıkla yirmi sayfalık her hafta ihtiyaç olacak. Bazı yerler de sanırım sadece toplu çıktılara indirim yapıyor.

Veya 6 tl normal mi?
0
egerbiryolcu
(27.04.26)
6 tl normal değil. normali max 1 tldir. büyük çıktı alan yerler bulman lazım
0
jelly bear
(27.04.26)
üniversite karşısı fotokopici copy centerlar.
0
kveldulv
(27.04.26)
en ucuz üniversite çevresindeki fotokopicilerde bulursunuz.
ilkokul yanındaki normal kırtasiyede bile bir çıktıya 5 tl alıyorlar.
0
my fault
(27.04.26)
Galiba Mecidiyeköyde de üniversite yok ama ozalitciler çok sayıda gözüküyor...
0
🌸egerbiryolcu
(27.04.26)
mecidiyeköy üniversiteler diyarıdır ya, apartman şeklinde 3 tane ünv var :)

murat muhallebicisine gelmeden dilek pasajı var, yüksek lisans yaparken onun alt katında baya bastırıyordum ben. bir de o pasajın diğer ucu ara caddeye çıkıyor onun karşı tarafında da pasajlar var oralara da bakabilirsin.
+1
makbur
(27.04.26)
(11)

neden herşeyi yasaklama eğilimindeyiz?

inheritance
cevap birşey yapmış olmak için ve daha kolay olduğu için, farkındayım.fail oyun oynamış, oyunları yasaklayalım. anime izlemiş, animeleri yasaklayalım. yemek de yiyormuş, yemek yemeyi de yasaklayalım mı? mafya dizilerinden, dizi/filmlerdeki silah ve şiddet övgüsünden bahseden yok. aileler çocuklarını
cevap birşey yapmış olmak için ve daha kolay olduğu için, farkındayım.

fail oyun oynamış, oyunları yasaklayalım. anime izlemiş, animeleri yasaklayalım. yemek de yiyormuş, yemek yemeyi de yasaklayalım mı? mafya dizilerinden, dizi/filmlerdeki silah ve şiddet övgüsünden bahseden yok.

aileler çocuklarının internet kullanımını kontrol etmediği için, çocuklarını eğitmediği için neden kurunun yanında yaş da yanıyor? bir güvenli internet muhabbeti vardı o ne oldu?
+6
inheritance
(17.04.26)
halk karşısında birşey yapıyor gibi görünmenin en kolay yolu bu. ayrıca bu yasakların ardına işine gelmeyen konuları da ekleyerek. tek başına yasaklansa halkın ses çıkaracağı durumlardan da kaçınabilirsin.
+10
orpheus
(17.04.26)
Sadece biz değil dünyadaki genel durum böyle. Çocuklar,gençler anne baba öğretmen söz ve nasihatleriyle değil piksellerin karşısında özel şirketlere bağlı algoritmalarla eğitiliyorlar.
Önceden çocuklar sokakta dışarıda çok kalmasın denirdi ama şimdi odasında dijital dünya ile birlikte fazla kalan çocuklar sorun olmaya başladı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen' nin sosyal medya yasaklarına dair yeni açıklamalarına bakın .

Mantıklı çözüm veya yasaklarla kurunun yanında yaş yanmaz tam aksine o ateşten korunmuş olur .
-6
diyecevaplandı
(17.04.26)
anlamak yerine yasaklayan bir coğrafya burası.
+2
plastic_angel
(17.04.26)
cahillik. kolay cözüm arayisi. anti demokratik kisilik bozuklugu.
0
Purple life
(17.04.26)
@orpheus'a ilave olarak,

Yasak koymanın halkta karşılığı var. Öneri onlardan geliyor. Neden yasaklama eğilimindeyiz diye sorup, 'mafya dizilerinden, dizi/filmlerdeki silah ve şiddet övgüsünden bahseden yok.' deyip yeni bir yasak önermiyor musun mesela?
+3
Mirket
(17.04.26)
Katliamı yapan çocuk kendi VPN ini kuracak donanımdaymış. İnternetin içine doğan çocuğa internet yasağı kar etmez. Sorun çok katmanlı, çözümü de öyle. İnterneti kısıtlamak, oyun, anime yasaklamakla olacak iş değil.
+7
sekizdokuzon
(17.04.26)
Halkımız aslında kendinden korkuyor. Yasakçı politikacı da bu halkın içinden geliyor.
Bize sınır çizen her kural aslında kendi korkusunun haritasını çıkarıyor.

Özgürlük ürkütür; çünkü artık suçlayacak kimse kalmaz.
0
yurtsuz john
(17.04.26)
En kolayı o çünkü. Bir şey yapmış oluyorlar kendilerince, insanlar da kendilerini bununla avutuyorlar, hiçbir şey yapılmasa ve sessiz kalmaya devam etseler kendileri de rahatsız olacaklar, dünyanın en faydasız adımı, ve bu adımlar iki tarafında içini rahatlatıyor yeni bir olaya kadar.
0
mutekebbir
(17.04.26)
en kolayi o cunku arti 1. yuzeysel cozum iste.
0
baldur2
(17.04.26)
gerçeklerin konuşulmaması için bütün sosyal medya, yandaş medya vs teyakkuzda..

gündüz eve babamı getirdim, annem atv mi ahaber mi öyle bir yeri açık unutmuş. bütün haberler "bilgisayar oyunları çocukları bozuyor". akşam tekrar yanlarına uğradım bu sefer show tv haberleri vardı, onda da uzun uzun verdiler..

sosyal medyada troller "sosyal medya yasaklanmalı, bakın yurtdışında da yapıyorlar, yasaklayalımi kapatalım hüloo" vs belli bir merkezden çıktığı çok çok bariz olan söylemler..

halbuki çarşamba günü yaşanan olayda sorgulanması gereken esas mevzuları "kendi iğrenç çıkarları" için çarpıtıyorlar, çarpıtmaktalar ve çarpıatacaklar da. durmayacaklar..

1- bir devlet memurunun evinde neden 2 av tüfeği 5 tane tabanca olur?

2- 1. sınıf emniyet müdürü bu işlerin hiç mi eğitimini almamış? bu adam o makama "nasıl" getirilmiş? çocuk olan evde o silahlar güvenli bir yere konulmaz mı? (ifadesinde silahları ve mermileri "kilitli maraş sandığı" diye üç düğmeyle açılan bir şeyin içine koyduğunu belirtiyor. insnalar silahlar ve mermilerin bile ayrı ayrı saklanması gerektiğini konuşurken, bu herif çeyiz saklar gibi..)

3- bu çocuk okulda başka şiddet eylemleri de gerçekleştirmiş, arkadaşları ve diğer veliler rahatsız olmuşlar. hatta 1 tane müdür yardımcısı insanlar müsterih olsun diye okula geldiğinde her gün bu çocuğun çantasını kontrol ediyormuş. bilin bakalım nolmuş? müdür yardımcısı 1-2 ay önce başka okula atanmış. (acaba sürüldü mü?)

4- okuldan defalarca uyarı gelmiş, çocuğun psikolojik sorunları olduğuna dair. psikiyatriste götürülmüş ama ne ilaçlarını almış ne de götürmeye devam etmişler.

5- çocuk özel bir çocuk. farklı cinsel yönelimleri olabilecğeine dair kuvvetli veriler var. çocuğun babası %99.9 akp/mhp tadansından gelme. belli ki çocuğu mantak etmişler -yazdıklarından çizdiklerinden nalaşılıyor-

6- okullarda psikolog eksikliği. anası babası sıkıntılı dahi olsa okulda düzgün bir psikolog olsaydı yine de bu çocuk (ve tabii diğer çocuklar) bir şekilde kurtarılabilirdi. okullarda neden psikolog yok?

7- anne babaların cehaleti. o eleştirdikleri bilgisayar oyunlarının hepsinde uzman psikologlar tarafından değerlendirilip belirlenen "yaş sınırı" var. silahlı şiddet içeren oyun sorunu değil; çocuğunun ne yaptığını ne oynadığını denetlemeden saldım çayıra mevlam kayıra şeklinde büyüten anne babalar sorunu var. 5 yaşındaki çocuğunun bilgisayar başında counter strike oynamasına müsade eden ana baba ile doğuda çocuğunu pkk eylemine gönderen ana baba arasındaki fark 0.

bu saydıklarım konuşulmasın diye yasaklar konuşuluyor. yasaklar konuşuluyor ki başımızdakiler vitesi gazı daha da arttırıp bastırsınlar bizi. satılık trolleri de bu yüzden bu işler peşinde koşuyorlar. bunlar saydıklarım konuşulmasın tartışılmasın diye..
+1
makbur
(17.04.26)
Otoriteleri güçlü kılmak için Cahil halkı uyutmak gerekiyor. Bunun için kolayca yenebilecek dandik düşmanlar lazım. Millet oh iyi oldu oyunlar yasaklandı diyecek.
Suç otoritede değil. Hep başkasında.
Suçlu hep cia mossad dış güçler yahudiler falan.
Bunlara inananlara laf anlatılmaz.
+1
luluki
(17.04.26)
(12)

Tıp da yeni nesil güçlü ilaçlar keşfedildi mi?

trablon
yeni nesil ilaçlar böyle çağ atlatan cinsten? yoksa 2000 lerin başında neyse tıp hala aynı mı?
yeni nesil ilaçlar böyle çağ atlatan cinsten? yoksa 2000 lerin başında neyse tıp hala aynı mı?
0
trablon
(17.04.26)
Ozempic türevleri var obezite için, bence mucize ilaçlar hepsi.
0
kizil karga
(17.04.26)
Kemoterapiye dirençli bazı kanser türleri için akıllı molekül, doğrudan tümör hedefli yeni nesil ilaçlar var.
0
kibritsuyu
(17.04.26)
Özellikle batı tıbbının bir tarafı iyileştireyim derken diğer tarafı nasıl hasta yaptığını veya yıktığını ve ilaç sektörünün nereye vardığını nasıl zenginleştiğini araştırmak gerekiyor. En yüsek faizi biz veriyoruz gibisinden Covid dönemi aşılama furyasının sürdüğü o dönemde % 99.5
gibi koruma sağladığını iddia edenler
yine onlardı.

Eminim bir çok araştırma/deney sonuçları, tedavi yöntemleri gizleniyor.
Binlerce yıllık insanlık tarihinde tıp alanındaki araştırmalar hala aralıksız sürüyor(!)

Tamamen tedavi eden bir sağlık anlayışı, sürekli ticari kâr amacı güden ilaç şirketletlerinin işine gelmez. Konunun içinde bulunan insaflı uzmanlar yorumcular videolarında
bu durumu belirtiyor.

Savaşlar da ilaç şirketlerini ayrıca besler .
Herkesin iyileştiği, gıdaya, petrole enerjiye ulaştığı bir dünya tabi ki kimi odaklar tarafından istenmez .
-9
diyecevaplandı
(17.04.26)
daha yeni japonya'da down sendromu icin bir tür gen tedavisi bulundu. ekstra kromozomu ortadan kaldiriyor.
mrna asilari yepisyeni.
sma, dmd gibi hastaliklarin tedavisi yepyeni ve kullandiklari yol özünde ayni.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.04.26)
Uzmanı değilim ama bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılan akıllı ilaçlar, mRNA aşılar, gen tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar yeni nesil ilaçlar sayılabilir. Eski ilaçlar problemin nedenini tam çözemese de etkisini azlatmaya odaklanırken, bazı yeni nesil ilaçlar daha çok sorunun kaynağını hedefliyorlar diye biliyorum.
0
kaptan memo
(17.04.26)
var gelişme. biz fakültedeyken, Hepatit c tedavisi olmayan bir hastalıktı. şimdi tedavisi var.
sglt-2 inhibitörü denilen yeni nesil diyabet ilacları artık bazı kalp yetmezliklerinde ve böbrek hastalıklarında da kullanılıyor.
0
unalub
(17.04.26)
Monoklonal antikorlar çok popüler. Her sene yenileri onay alıyor. Onkolojide falan tedavi protokolleri her sene güncelleniyor neredeyse. Bi de özellikle kanser tedavilerinde a geni pozitifse x ilacını, b geni pozitifse y ilacını ver gibi durumlar çok var. Bu tarz spesifik durumlara yönelik olduğu için medyada o kadar popüler olmuyor ama prognozu oldukça iyileştiren ilaçlar her sene piyasaya çıkıyor. Twitter'da nature dergisinin spesifik olarak yeni ilaçlarla ilgili haberleri paylaştığı bir sayfa var @NatRevDrugDisc diye. Oradan bakabilirsiniz son çıkanlara.

x.com

mesela dün yayımlamışlar 2026 Q1'de onay alan ilaçların listesi. Ki bunlar onay aldığına göre birkaç yıldır çalışmaları yapılmış ilaçlar. Güncel geliştirilen çok daha fazla var
0
nundu
(17.04.26)
@eksilemeyi seven dernek üyeleri

Medical Nemesis adlı kitaba da biraz bakın. (Yazarı korktuğunuz gibi orta doğudan değil batıdan biri)
En azından sizin için başlangıç olsun.
-4
diyecevaplandı
(17.04.26)
sonhakan
(17.04.26)
ilaçlar kişiselleştirilecek. Şu an en büyük hedef bu.
AI sayesinde oluşturulan kişiye özgü simülasyonlar üzerinde ilaçların etkileri denenecek. Bu sayede ilaçlar kişisel odaklı tedavilerde kullanılacak.
0
croswell
(17.04.26)
bizzat kendi deneyimlediğim gelişmeleri anlatayim;

babam bir senedir 4. evre akciğer kanseri. geçen sene tespit ettiğimizde vücudunun her yerine yayılmıştı. bu hastalığa immünoterapi -akıllı ilaç- tedavisi yaygınlaşmamışken, yani 10 sene önce yakalansaydı ömrü 1-2 aydı. akıllı ilaç uyumu %35 çıkmasına rağmen 2 ay aldığı kemoterapi+immünoterapi ile bütün tümörleri sıfırlandı. şu an hala daha akıllı ilaç alıyor. durumu da gayet iyi.

yaz bitiminde istanbul'a geldiklerinde annemin parmakları kitlenmişti. parmaklarını sıkıp açamıyordu, yani çok yavaş yavaç açılıyordu. hemen ortopediye götürdüm. eline bir iğne yaptı, abartmıyorum 2-3 saate sonra parmakları açıldı. doktor dedi ki, 5-10 sene önce olsa sadece ameliyatla tedavisi mümkündü, o da hap başarılı olmuyordu diye anlattı. (bkz: tetik parmak)

-bu arada babamın özel sağlık sigortası olmasaydı bu tedavi için baya zorlanırdık. şu ana kadar özel sağlık sigortası 2,5 milyon tl harcamış. bu ilaçları uzun süre sgk karşılamadı. pek çok insan hayatını bu yüzden kaybetti. bu yaz reis yine şovunu yaparak -bir lütufmuş gibi..- "bu pahalı ilaçları karşılıyoruzzz" dedi ama onda da kılı kırk yarıyorlar. benim babamın akıllı ilaçla uyumu %35 mesela. sgk'da olsak yine karşılamaycaklardı. adamın bir önceki pet'i (kanser hastalarının çekilmesi gereken görüntüleme sistemi) çok iyi çıktı diye, bir sonraki pet'ini karşılamadı sgk mesela :) neymiş son 2 pet'te de gözle görülür fark yokmuş, fark yoksa ilaç değişkliği gerekiyormuş. herifler istiyor ki adam kötüye gitsin. böyle bir mantık.
+3
makbur
(17.04.26)
Çok profesyonel kemoterapi ilaçları yapmışlar. Son 1-2 haftaya kadar hasta kendini çok iyi hissediyor. Hiç tereddüt etmeden güle oynaya hastaneye gidip ilacını alıyor. Sonra birden düşüyor . Hatta doktoru çok iyi gidiyor bitmek ğzere demişti
0
hebanon
(18.04.26)
(8)

devre elemanı nerden satın alabilirim?

administ
Evdeki blender bozuldu. İçini açtım kartta bozulmayan parça kalmamış. İnternetten sipariş veremiyorum çünkü 100 tane smb direnci ne yapayım :) okul zamanında bunları karaköyden gidip alabiliyorduk Şimdi yine gitsem 1 zener diyot, 5 direnç bir triyak şeklinde alabiliyor muyum? başka bir yer var mı bu
Evdeki blender bozuldu. İçini açtım kartta bozulmayan parça kalmamış. İnternetten sipariş veremiyorum çünkü 100 tane smb direnci ne yapayım :) okul zamanında bunları karaköyden gidip alabiliyorduk Şimdi yine gitsem 1 zener diyot, 5 direnç bir triyak şeklinde alabiliyor muyum? başka bir yer var mı bunları tek tek alabileceğim
+1
administ
(09.04.26)
google istedigin parcalari cikmasi lazim.
0
designer
(09.04.26)
dükkandan alırsın da fiyatı gene 100 adet kadar olur.
ozdisan.com buradan 5-10 adet gibi alabiliyor olman lazım. ayrıca türkiyedeki en büyük stok bu firmadadır.
+1
orpheus
(09.04.26)
Perpa'da BBC elektronik var. Orada her şey var tek tek de alabiliyorsun fiyat olarak uygun. Telefonla sorabilirsin de gitmeden.
+1
makbur
(09.04.26)
anadolu yakasında, yazıcıoğlu'nda dükkanlar vardı tekli satan. kapanmadıysa tabii.
0
lil siztah
(09.04.26)
Yahu kartı satıyorlar. Muhtemelen 400-500 liradır. Ne yapacaksın direnci vs küçücük kart muhtemelen birden fazla parça nanaydir. Yaz googila blendr kartı next next
0
topkapiaksaray
(09.04.26)
karaköyde ya da kadikoy yazıcıoglunda elektronikçiler var, bulursun rahat.

genelde her şehirde oluyor böyle yerler bu arada.

direnc.net ozdisan vb zart siteler de var. kargo parası ödersin. direncnet in mağazası maltepede, teslim alabiliyorsun metroya yakın sayılır, arabayla saçma sapan bir yerde çok trafik yeniyor önermem.
0
kveldulv
(10.04.26)
özdisan bu işin piridir, direnc.net ise daha dandik alternatifi. direnc.net profesyonel değil, çakma komponent çok çıkar, paketlemesi rezalet, her şeyi etiketlemeden aynı poşete teperler, iyi yanı malzeme araması daha basit olduğu için hobici dostu bir arayüzü var.
0
kimlanbu
(10.04.26)
Robotistan var tavsiye edebileceğim.
0
burfak
(10.04.26)
(9)

Cumhuriyet tarihindeki en buyuk finansal skandal/suc nedir

voltairem
Ciftlikbank veya jet fadil tarzi bir sey degil de Amerikadaki enron tarzi muhasebe skandali olarak soruyorum. Siyasi dava da olmasin
Ciftlikbank veya jet fadil tarzi bir sey degil de Amerikadaki enron tarzi muhasebe skandali olarak soruyorum. Siyasi dava da olmasin
0
voltairem
(25.03.26)
imar bankası sayılabilir
+2
summerjam0306
(25.03.26)
1975 yılında Uğur Mumcu'nun ortaya çıkardığı Mobilya Skandalı ilk aklıma gelen olay. Hayali ihracatla o zamanın parasıyla devletten 25 milyon lira haksız vergi iadesi alınmış.
+2
yurtsuz john
(25.03.26)
Banker Kastelli olayı
0
kaptan memo
(25.03.26)
BKM vurgunu geliyor aklıma. Emrah Şener diye aratın.
+1
Mirket
(25.03.26)
oha nasıl yazılmamış?

cumhuriyet tarihinin en büyük batık kreisi olayı var;

eksisozluk.com
www.youtube.com
www.youtube.com

edit: bu arada siyasi olmasın denmiş de, türkiye'de bu meblağda yüksek para işlerinin içine siyaset girmemesi imkansız. keza "kuvvetler ayrılığı" oluşmamış ülkelerde aksi de düşünülemez zaten
+1
makbur
(25.03.26)
belki verdiğiniz örneklere dahil değil ama benim cumhuriyet tarihinde gördüğüm en büyük finansal suç, asrın depremi yaşanırken bunu finansa çevirip parayla çadır satan kızılay'dır. benim vergimle insanlara yardım etmesi gereken kurum, özel bir kuruma parayla çadır tedarik ediyor.

bence cumhuiyet tarihindeki en iğrenç vurgun budur.
+6
koela
(25.03.26)
türk telekom satışı, imarbank/adabank olayları, cem uzan/motorola dolandırıcılığı tabi ki banker kastelli olayı efsanedir.
0
ground
(26.03.26)
siyasi dava olmasın diyince cem uzan, anlamadım babacımlar, 128 milyar dolar ve imamoğlunu içeride tutmak için 1 ayda harcanan 70 milyar dolar (1 senede katlanmıştır) sayılmıyor sanırım.

türk telekom diyorum o zaman
0
aguen
(26.03.26)
büyüklük olarak thodex yaklaşık 2milyar euro. keza çiftlik bank 1 milyar euroyu buldu.

mağdur sayısı olarak onbinlerce insanı perişan eden banker kastelli. yanılmıyorsam o zaman başbakan yardımcısı olan turgut özal' ı istifa ettirmişti. baya baya kriz çıkardı ülkede.

muhasebesel kriz aklıma gelenler ; iski skandalı ve akbil yolsuzluğu.
0
galahad reloaded
(26.03.26)
(5)

Sağlık Sigortası Kapsam Dışılık

edaddy
Abimin akcigerinde kitle cikti ve kemorerapiye basladi, yakında ameliyat da olabilir.Kendisi yaklasik 4 yıldır tamamlayici saglik sigortasi (Allianz) kullanıyor.Sigorta yapılmadan önce Koah hastasiydi bu nedenle Koah kapsam disi.Fakat bugün Onkoloji kan alımına red verilmis. Arayıp sordugumda Kronik
Abimin akcigerinde kitle cikti ve kemorerapiye basladi, yakında ameliyat da olabilir.

Kendisi yaklasik 4 yıldır tamamlayici saglik sigortasi (Allianz) kullanıyor.

Sigorta yapılmadan önce Koah hastasiydi bu nedenle Koah kapsam disi.

Fakat bugün Onkoloji kan alımına red verilmis. Arayıp sordugumda Kronik Obstrüktif Akciger Hastalıklari (Koah) policede kapsam disi oldugu icin akcigerle ilgili her seyin kapsam disi olduguyla ilgili bir bilgi verildi sigorta aracı kurumu tarafından bu konuda ne yapılabilir?

İsin ilginci 2 hafta önceki onkoloji muayenesi reddedilmemisti.
0
edaddy
(25.03.26)
Öncelikle geçmiş olsun. Umarım tez zamanda sağlığına kavuşur.

Şimdi Akciğerdeki kitle ile KOAH ilişkili mi önce bu öğrenilmeli. Bence burası biraz gri bir alan. Çünkü KOAH hastalarında bu tarz hastalıkların riski istatistiksel olarak fazla oluyor ve sigorta da öyle yorumluyor. Onkoloji doktoruna da sorun durumu. Eğer ilişkili olmadığını düşünüyorsa mümkünse doktordan hastalıkların ilişkili olmadığına dair bir belge talep edin. Belgenizle önce allianza şikayet-itiraz açın. Yine reddederlerse Sigorta Tahkim Komisyonu var oraya başvurun. Oradan da reddedilirse yapacak çok birşey yok. Mahkemeye gidilebilir ama çok uzun süreç olur.

Doktor ilişkili olduğunu düşünüyorsa da siz raporsuz aynı itirazı ve sigorta tahkim komisyonunu deneyin hocam. Denemekten zarar gelmez.

Çok geçmiş olsun tekrardan.
+3
nuevo
(25.03.26)
geçmiş olsun, erken bir dönemde teşhis edilmiş sanırım bu açıdan çok şanslısınız.

"onkoloji" muayenesi olduğu için tahminen "tamamlayıcı" sigortanın dönem içerisindeki ücretsiz tetkiklerinden faydalandınız; ama sonuç akciğerle ilgili bir sorun olduğu için poliçe karşılamıyor muhtemelen -babam da sigortaya başlamadan önce safra taşları vardı onda da safra kesesi ile ilgili her şey muaftı-

yalnız mantıken koah başka, kanser başka bir şey. sözleşmeyi detaylı biçimde incelemeniz lazım, eğer "koah"tan ötürü muaf tutuyorsa şu anda olan bambaşka bir hastalık, ama sözleşmede direkt "akciğer konudışı" gibi bir şey varsa tabi oradan zorluyorlar muhtemeln.

bir de şeyi merak ettim, mesela akciğer kanseri ama 4. evre, vücut başka yerlerine de metastaz yapmış; (yani tüm vücudu saran bir hastalık komple) o zaman da mı karşılamayacaktı?

kanser olduğu için mümkün olduğunca üzerine gidin. yanlış yönlendirici bir şey söylemek istemiyorum ama, benim babam da akciğer kanseri, biz de kılı kırk yarmıştık ve kanseri her türlü karşılıyordu sigorta..

her hastanede sigorta temsilcilikleri bulunuyor onlara da danışın.

çok geçmiş olsun. konuyu ben de takipteyim.
0
makbur
(25.03.26)
Merhaba

Cevaplar için çok teşekkür ederim, poliçede "Kronik Obstrüktif Akciger Hastalıklari" yazıyor akciğer olarak geçmiyor, bir sonraki randevuda doktorla konuşup gerekirse hastalıkların farklı olmasıyla ilgili yazı alıp dilekçe göndermeyi planlıyorum. teşekkürler @nuevo

@makbur geçmiş olsun, siz nasıl kabul ettirdiniz sigortaya?
0
🌸edaddy
(26.03.26)
@edaddy

zaten özel sağlık sigortası kanserle ilgili her şeyi karşılıyor. bizim çekincemiz şu olmuştu, babamın akciğer kanseri immünoterapi ile uyumlu çıkmıştı (akıllı ilaç) ve bu immünoterapi ilaçları inanılmaz pahalı (bir dozu 70 bin lira ve her seansta 2 doz alınıyor :)

poliçede bununla ilgili hiçbir şey bulamadık, sigortacıyı aradık kaç kere -sigortacılar da çok anlamıyor hastalıklardan- adama diyoruz "immünoterapi ilacı karşılanıyor mu" adam diyor ki "fitoterapi falan hepsini karşılıyor " :)) (fitoterapi tıpla çok da alakası olmayan alternatif tıp zımbırtılarından biri bu arada :)

neyse soktor ilk kemoterapi + immünoterapi verdiğinde allianz 1 saat içerisinde onayladı hepsini.

yani poliçede direkt koah diye yazıyorsa bence sonuna kadar zorlayın. ödeyecektir, ödemeli de. sağlıklıyken sağlamken o kadar para ödeniyor en nihayetinde..

yalnız bizim poliçe "yatarak"tı. mesela biyopsi, mr, ileri genetik test (akıllı ilaçla uyumlu mu testi) bunların hepsinde baya bir para ödemiştik (tabii yine sigorta indirimi oluyor ama hepsini karşılamıyor)

bu arada özelde de olsa benim bildiğim kemoterapi'yi sgk her türlü karşılıyor.
0
makbur
(26.03.26)
Merhaba,

Teşekkürler aslında kemoterapi karşılamasa da çok büyük bir sorun değil benim amacım olası ameliyatın karşılanması.

Geçen port takıldı mesela onu karşılamamış yatarak görünmesine rağmen
0
🌸edaddy
(26.03.26)
(12)

Türkiye'nin savunma doktrini nedir?

osssy
İranınkini gördük. Türkiye'ninki nedir?
İranınkini gördük. Türkiye'ninki nedir?
0
osssy
(24.03.26)
kervan yolda düzülür :)

şaka tabi.
(bkz: mavi vatan)
(bkz: gök vatan)

iran ile türkiye çok farklı. iran farklı ülkelerdeki gruplarla kaos savaşı yürütüyor. bizde sahaya nizami ordu girer.
0
galahad reloaded
(24.03.26)
allah'a bol bol dua etmek.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(24.03.26)
Yurtta sulh, cihanda sulh.

Türkiye'nin en önemli savunma doktrini budur.
+3
babilfish
(24.03.26)
Normal sartlarda Nato korumasina dayaniyor. Ancak Abd baskaninin Nato'ya karsi oldugu ve Iranin hava ustunlugunu bir cirpida kaybettigi hatirlanmali.
0
🌸osssy
(24.03.26)
eksisozluk.com
eksisozluk.com

Türkiye'de TSK bünyesinde olası bir seferberlik, işgal durumunda çok gizli planların, belgelerin, haritaların olduğu (bunlar içinde savaş durumu için saklanan-gömülü mühimmatlar, işgal durumu halinde halk hareketini organize edeceker kişiler, gruplar, yurtdışında gizli görevdeki istihbaratçılar vs var) "Kozmik Oda" adında bir yer bulunuyordu. buraya sadece sınırlı sayıda asker girebiliyor (genel kurmay başkanı, kuvvet komutanları vs gibi)

2009 senesinde "Bülent Arınç'a suikast" yapılacak (!) bahanesi ile feto&akp bu odaya girmeye çalıştı. dönemin başbakanı, aynı ergenekon-balyoz davalarını desteklediği ritmle "girilsin yahu girilsin girilsin" diye her gün medyada boy gösterdi. sonunda hakim ve savcılar (feto) o odaya girdiler ve her şeyin kopyasını alıp ilgili yerlere gönderdiler.

Kozmik Oda sızıntısından sonra yurtdışı görevindeki 800'ün üzerinde istihbaratçının öldürüldüğü iddiaları da mevcut.. Ülkenin bütün işgal planları, nereden ne mühimmat gömülü saklı, kuva-i milliye gibi hareketleri kimlerin başlatacağı hop hepsi bütün yurtdışı istihbaratların eline düştü.

hoş şimdi de kendi toprağımıza bir bomba atarız, karşı tarafa bir bakış atarız vs gibi gayet sağlam savunma doktrinlerimiz de yok değil.. telaşa mahal yok :)
+6
makbur
(24.03.26)
Bu ülkenin arkasında din, Allah ve kitap var. Nükleer bile işlemez. Doktürinler boş işler
-1
runaway
(24.03.26)
Üstte biri dua etmek diye kafa bulmuş ama silah bakımından güçlü olanların da her yeri Venezuela gibi sanarak bir sonraki hamlelerinde "mossad aklının verdiği doktrinle" nasıl tıkandığını şu günlerde görebiliyoruz .

Bir zahmet çok az ordu ile büyük ordulara galip gelenleri tarihi kaynaklardan okuyun. Kazanmak, öyle her zaman çoğunluk ile veya silah gücü bakımından olmuyor . O zaman manevi hususları da görmek gerek .
-1
diyecevaplandı
(24.03.26)
iranla tassak geciyorsunuz da, bu ulkenin genel kurmay baskani rehin alindi.
sonra da madalya takar gibi savunma bakani yapildi, geziyor.
kozmik mozmik ne varsa patlattilar. kuleli askeriye lisesi dahil kapandi.
70ler falan olsa bir planimiz vardir herhalde derdim ama askeriyenin ici bosaltilmis vaziyette buyuk ihtimal, allaha emanet takiliyoruz.
o yuzden iran duserse bizim ustumuzden silirdirle gecerler diyorum.
+6
cooperr
(24.03.26)
Kara ordusu. Türkiyenin en büyük gücü bin yıldır kara savaşıdır. Piyadedir, komandodur, tanktır, tüfektir. Biz kimseye saldırmayı ve yayılmayı düşünmediğimiz için misakı milli sınırlarımızı korumak esastır.
0
ground
(24.03.26)
Iranla dalga gecen gormedim. Hava ustunlugunu kaybetmesine ragmen, bunu ongorerek caydirici bir fuze sistemi kurdugu gibi, bunun tedariginden surdurulebilirligine, ekonomik etkisinden zor sartlarda operasyonuna savunma stratejisini calismis ve iyi bir direnc gosteriyor. Turkiye ornegin hava ustunlugunu kaybederse veya enerjiyle bagi kesilirse direnci en iyi nasil gosterecek?
Bu baglamda kara ordusu cevabi beni tatmin etmedi.
+1
🌸osssy
(24.03.26)
Dışişleri bakanımız geçenlerde bir açıklama yapmıştı :
"Sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen orda ABD - israille ağız dalaşını bile şaapmaman lazım" demişti."

Buradan şu anki stratejik savunma doktrinimize ilişkin bazı çıkarımlar yapabilirsiniz.

Taktik savunma doktrinimize gelince hava savunmamızı uçaklarla yapıyoruz. Savunma ihtiyacımız olunca NATO 'dan , ABD'den patriot gibi silahlar istiyoruz.Ama önemli sorunları da yine onlarla yaşıyoruz.

Eskiden, gelecekte esaslı bir savaşın içinde olursak bu Irak'la, İran'la ,Pakistan'la değil nihayetinde NATO ülkeleriyle olacağı için sırtımızı dayayabileceğimiz Asya ülkeleriyle de dengeli bir politika yürütüyorduk.
0
hebanon
(25.03.26)
amerikanin gotunu yalamak
-6
a7dk1ohci7
(25.03.26)
(38)

90'ların unutulan şarkıcıları

yurtsuz john
Tek albümlük hatta tek parçalık saman alevi gibi yanıp sönen şarkıcılarımız vardı. Bugün onlardan birinin şarkısını mırıldanırken buldum kendimi. Adını bile unuttum. Son hatırladığım iflas edip taksicilik yaptığıydı... Mesela üç tane doktor gencin kurduğu bir grup vardı. Klipleri çıkmıştı. Kimdi bun
Tek albümlük hatta tek parçalık saman alevi gibi yanıp sönen şarkıcılarımız vardı. Bugün onlardan birinin şarkısını mırıldanırken buldum kendimi. Adını bile unuttum. Son hatırladığım iflas edip taksicilik yaptığıydı...
Mesela üç tane doktor gencin kurduğu bir grup vardı. Klipleri çıkmıştı. Kimdi bunlar unuttum.

Öztürk
Ufuk Bigay
Nilüfer Örer
Orçun

Bu isimler aklıma geliyor. Hepsi kaybolup gitti. Sizin hatırladıklarınız var mı?
+3
yurtsuz john
(10.03.26)
Oh, tam benlik bir başlıkmış bu :)

"Ah canım Ahmet", Deniz Arcak, Tayfun ve Soner Arıca şimdilik ilk aklıma gelenler. Ha bir de Rengin vardı.

Bundan birkaç sene evvel adını hatırlamadığım bir Türkçe müzik kanalı bu saydıklarımdan bazılarını döndürürü döndürür dururdu gece kuşağında.
+2
RaiseThySword
(10.03.26)
@raise

mutlu olduğuna sevindim ama senin yazdıkların ünlü isimler :)

yani nasıl söylesem, ben bayağı underground kalmış isimleri arıyorum. 40+ arkadaşlar hatırlar anca.
+3
🌸yurtsuz john
(10.03.26)
Taner
+1
Başka
(10.03.26)
bay x diyorum o zaman. tek şarkılık biriydi sana değmez diye bi pop şarkısıyla meşhur olmuştu sene 95 96 civarıydı. seneleeer sonra prestij müziğin ve fantezi müziğin sükse yaptığı yıllarda şiveli türkücü olarak çıktı tekrar piyasaya ama yine tutunamadı.
sibel gürsoy vardı yine tek şarkıyla çıkmıştı unutuldu gitti sonra.
akın vardı rebekanın yeri diye şarkısı vardı

sizin bahsettiğiniz 3 kişilik grup komedi dans üçlüsü müydü acaba? içlerinden biri erol köseydi o da doktordu. baktım diğerleri değilmiş gerçi.
+1
pide
(10.03.26)
tarik vardi ama 2000 senesindendi. of aman mi of deli gönül mü bir sarkisi vardi.
rüya ersavci. istemiyorum baba sarkisini cok severdim.
grup merdiven. akdeniz aksamlari'nin yaraticisi.

youtu.be
diger sarkilari da güzeldi.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
Haspam diye bir şarkı vardı, üç kişilik bir grubun şarkısıydı, baktım grup gmg imiş adı, haspam haricinde bir albüm daha çıkarmışlar.
+2
(10.03.26)
*Grup laçin
*"Gel etme gözlerim yaşlarla doldu" şarkısını söyleyen bir grup genç çocuk vardı.
*Reha var aşk cicegimi söyleyen.
*Akın vardı. Rebeka, kız milleti, lanet olsun vs
*Melih Görgün 14 Bahar geçti vardı. O adam da yok olup universtede hoca olmuştu en son.
*Ayşen miydi sanki adı "var mıydı böyle kaçmak nerdesin" şarkısı vardı.
*Dokun bana yarışmasının çıktığı dönem "dokun bana" şarkısını söyleyen bir kadın vardı.
*Hey barmen bana bir bira şarkısını söyleyen bir adam vardı.



Çoğu belki bilinen isimler ama yok olduklari için örnek verdim.
+2
egerbiryolcu
(10.03.26)
Bunun videosuna denk geldiğimden emindim, bu muydu bilmiyorum ama bunu buldum; m.youtube.com

Buralara bakmadan aklıma gelen
Sibel Bilgiç - Alışamadım var ama bu biraz unlu galiba
Jale - Üzgünüm
+1
mbond
(10.03.26)
dediğin grup beyaz önlük. son defa sarıl bana:)
+2
nothing in my way
(10.03.26)
Hakan kurşun - boğazın üstünde

m.youtube.com

Ünlü - estarabim

m.youtube.com

Cenk Eroğlu - son rüya
(Bu şarkıyı aslında zamanin devlet Bakanı Kürşat Tüzmen den torpilli Tüzmen diye bir herif söylüyordu ama şarkı cenk eroglu'nun)

m.youtube.com

Güzel duyuru aklıma geldikçe yazarım daha :))
0
makbur
(10.03.26)
bir de kamyonet arkasinda sarki söyleyen bir abla vardi. egerbiryolcu bilir gibi geldi.
nadide sultan diye de bir kadin vardi. konyalim diye sarkisi vardi :D
oya bora da kayboldu. ben bilmiyorum yani boy gösterdilerse.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim pınar aylin mi kamyon arkasındaki? www.youtube.com
0
nothing in my way
(10.03.26)
@nothing

ömrüne bereket çok yaşa e mi canımsın :)

@konusma

pınar aylin ve nadide sultandan bahsediyorsun. onlar ünlü konumuz dışı.
0
🌸yurtsuz john
(10.03.26)
Göksel - gönüllü yazıldım sana ve aşkına
youtu.be
0
love and trust
(10.03.26)
Metro- avucumda gökyüzü
youtu.be
0
love and trust
(10.03.26)
90'ların sonunda Binnaz şarkısıyla Ciguli vardı rahmetli.
0
Mirket
(10.03.26)
@yurtsuz john taksicilik yapan emre matraş.
0
nothing in my way
(10.03.26)
90 yazmışsın özellikle ama 2000ler başı da sayılır mı? :)

irem diye bi hanım vardı hayalet sevgilim miydi neydi bi patlamış şarkısı vardı. herkesin dilindeydi ve ben nefffret ediyordum. sonra yok oldu gitti ama ne oldu hiç bilmiyorum, merak da etmiyorum :D
+1
truf
(10.03.26)
@nothing

ben böyle duyurucunun canını severim ya. helal olsun. bu şarkıcının acayip bir erotik klibi vardı :)

@mirket
@truf

sağolun ama ciguli, irem falan bunları herkes tanıyor.
0
🌸yurtsuz john
(10.03.26)
Sen, senin tanıdıklarını herkesin tanıdığı yanılgısında mısın, bana mı öyle geliyor?
0
Mirket
(10.03.26)
@mirket

ciguli öyle meşhur olmuştu ki star tv ona dizi bile çekmiş, çıkmadığı program kalmamıştı.

ben meşhur olamamışları arıyorum :)
+2
🌸yurtsuz john
(10.03.26)
Umay umay
0
rodeocu
(10.03.26)
@yurtsuz john www.youtube.com bu mu?
0
nothing in my way
(10.03.26)
exlibris
(11.03.26)
nezih ünen www.youtube.com çok severdim ama sonra pek faal olmadı

tual www.youtube.com
0
exlibris
(11.03.26)
ne güzel duyuru olmuş, gece gece öküz oturdu içime maziyi andıkça.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(11.03.26)
Burak aydos
Af grubu vardı, asrın ve emre. Ünlü oldular ama silinip gittiler
Endi+pol vardı
Bir de 9da9 diye bir albüm vardı böyle tek şarkılık sanatçıları toplamıştı.
Işığın yansıması vardı grup olarak.
Haramiler de mavi duvarla ünlü oldu ama tek albümde kaldılar.
Bunlar yukarıda sayılanlara ilave. Düşünsem daha bulurum.
+1
strawberry first
(11.03.26)
İlk aklıma gelenler:
Sima - Her Şeye Rağmen (YouTube'da kendi klibine yaptığı yorumu okumuştum seneler önce.)
Meyra (Nazlı Ilıcak'ın gelini kontenjanından dönmüştü bir ara.)
Murat Gürkan - Barmen (Klibi de efsanedir.)
Tuğçe San (Merak edip bakmıştım; makyaj işindeymiş sanırım.)
0
auroraaurora
(11.03.26)
senin aradigin bir zamanlar unlumsu olan ama artik taksimde yuruse kimsenin tanimayacagi tipler. rahmetli ciguli falan bunlara gore tarkan seviyesinde unluydu.

benim aklima direk ragga oktay geldi nedense.

youtu.be

dur bi tane daha buldum, murat gurkan'dan geliyor. hey barmen bana bir bira :D

youtu.be
0
cooperr
(11.03.26)
ragga oktay yazmışlar :) adam hala ünlü.

benim aklıma kerim geldi. 2000ler başıydı sanırım. animasyon bir "yanıldım" klibiyle çıkmıştı.
0
summerjam0306
(11.03.26)
Bu basligin rock versiyonu acilsa keske :)
Kaybolan cok kaliteli popcudan cok rockci var bence
0
turkuaz
(11.03.26)
Emre Matraş Haydi Çal Çal bu bankolar bankosu

Tuğrul Arsever söylendi mi? Bende Günah Gitti

Bora Öztoprak sayılır mı?
0
kumandanim
(11.03.26)
Bora Öztoprak falan bu kategoriye giriyorsa, Ali Güven Ardına Bakma Yolcu diyorum
0
(11.03.26)
Mert Ekren - Alo orda mıısn?

www.youtube.com
+1
runaway
(11.03.26)
@runaway verdim şukunu karşim.
0
kumandanim
(11.03.26)
Ümit Yaşar Ateşlerde yanacağım

Emral vardı bi' de Küçük Emrah' ı taklit ediyor muydu neydi.
0
kumandanim
(11.03.26)
@turkuaz

popla sınırlı değil rockçılar da dahil :)
0
🌸yurtsuz john
(11.03.26)
ateş-çingene ruhum
dr. tarık- yes sir
meriç-şebboy
0
nothing in my way
(11.03.26)
(11)

Düşük tansiyonla yaşamanın ne zararı olabilir?

Cesario
Son zamanlarda tansiyonum 8/5 falan çıkıyor. Pek bir belirtim yok. Yani ölçmesem hiç farkında olmam. Hatta yanlış ölçüyorum galiba diye şüpheye düştüm ama yanlış olduğunu sanmıyorum. Hangi durumda muayene olmam gerekir?Bu durumun uzun vadede zararı nedir? Hani yüksek çıkınca deriz ya felç riski var,
Son zamanlarda tansiyonum 8/5 falan çıkıyor.

Pek bir belirtim yok. Yani ölçmesem hiç farkında olmam. Hatta yanlış ölçüyorum galiba diye şüpheye düştüm ama yanlış olduğunu sanmıyorum.

Hangi durumda muayene olmam gerekir?

Bu durumun uzun vadede zararı nedir? Hani yüksek çıkınca deriz ya felç riski var, kalp krizi vs. Düşük olunca neler oluyor vücutta?

Not: 33 yaşındayım. 3 ay önce doktora gidip muayene oldum. Kan, idrar tahlili vs tam kapsamlı. Hiçbir şey çıkmadı.
0
Cesario
(05.03.26)
Ereksiyon problemi
-6
arbre
(05.03.26)
doktor değilim. benim bildiğim uzun vadede bir sakıncası yok yüksek tansiyon gibi. doktorların ilaç vermek gibi bir yönlendirmesi de olmuyor bildiğim kadarıyla. geniş ailemde de bende de mevcut. özellikle yazları kötü oluyorum. hafif bir baş dönmesi eşlik ediyor, nabzım yükseliyor. bulantı kusma pek olmadı. düşüp bayılma ihtimalinize karşı uzanmak ya da güvenli bir yere gitmek lazım. ben mümkünse ayaklarımı uzatıp tuzlu ayran içiyorum. hemşire sade soda içebileceğimi söylemişti kötü hissettiğimde. ayağa kalktığımda gözüm kararıyor bazen. aile hekimi de genç yaşlardayken öğün atlamaktan olabileceğini söyledi bu durumun. kardiyolojiye vs. gitmedim açıkçası bu durum için.
0
black holes in the sky
(05.03.26)
aile hekimime sormuştum bu durumu; ''biz düşük tansiyonu severiz'' demişti.

ekstrem sporlarla uğraşıyorsan sorun yaratabilir. göz kararması, kısa süreli kendinden geçme gibi.
0
yurtsuz john
(05.03.26)
yatak yaraları, çoklu organ yetmezliği, kangren, nekroz.
-5
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.03.26)
Sabah yazıp silmiştim. Yine yazayım.
Basınç düşükse organlara yeterli kan gitmiyor demektir.
Her organı ayrı ayrı düşünün. Uzun vadede ve hep yetersiz oksijen alan, yetersiz beslenen organ ne olur.
-2
Mirket
(05.03.26)
@mirket, bu söylediğin yanlis.

Oksijeni verebilmek için tansiyon yükseliyor zaten. Eger bayilma fenalasma gibi durumlar yoksa düsük tansiyon kalbin daha rahwt calismasi demek.
+2
Purple life
(05.03.26)
yuksek tansiyon dolasim sistemini yorup erken olduruyor. ona dikkat etmek lazim. organik bir tesisat sonucta bu surekli basinca maruz kalirsa bir yerde yipranacak mantiken. dusuk tansiyon iyidir. benim de genelde 10 6'dir tansiyon. ama 8 5 bana bile dusuk geldi.

semptom var mi onlara bakmak gerekir. bas donmesi falan olmuyorsa, vucutta genel bir yorgunluk yoksa aktif sporunu normal yapan biriysen vucudun idare ediyor olabilir. yeteri kadar tuz/elektrolit almiyor olabilir misin?
0
antikadimag
(05.03.26)
@antikadimag

Sağlıksız şeyler yemiyorum ama öğün olarak da yeterli beslenemiyorum.

Bu sebepten olabilir. Düzenli aralıklarla ayran mi içeyim tuzla karıştırarak?

Himalaya tuzu aldım mesela iyi midir?
0
🌸Cesario
(05.03.26)
valla hocam tavsiyeyi doktor versin ya tam butun verileri gorenler onlar. yani doktor bunu problem olarak gorup ilac vermediyse bence cok endiselenecek bir sey yok. ama genel kural olarak tuz tansiyonu arttirir. eksik tuz aliyorsaniz ondan ekstra dusuk cikmis olabilir ama hali hazirda tuzlu besleniyorsaniz veya baska bir saglik komplikasyonu varsa tuzu arttirmak da mantikli olmayabilir.
+2
antikadimag
(05.03.26)
Babam 76 yaşında ve ömrü boyunca tansiyonu 8-9 / 5. Hayatı boyunca zayıf fit biriydi, hep çok uzun mesafeler yürürdü.

Geçen sene akciğer kanseri oldu, 9 hafta haftada 1 kemoterapi aldı. İnanılmaz yorucu ve zor bir süreçti ve bu dönemi atlattı. Hala immunoterapi alıyor -akıllı ilaç-

Bunu sunun için yazdım; pek çok kanser hastasi bu dönemlerde kalp yetmezliği, organ yetmezliği gibi sorunlar yaşıyor. Akciger kanseri 4. Evre Adam buralardan hasarsız çıktı ama burada 33 yasinda saglikli adama organ yetmezliği falan yazanlar olmuş :)

Kangren yazan var. Hayır ağzımı bozmayacagim :))
+1
makbur
(06.03.26)
doktorlar yüksek tansiyondan daha iyi oldugunu söylüyorlar. Tavsiyem yaninizda kucuk paket tuzlardan bulundurmanız. Ben oyle yapıyorum. Nerede ne zaman düşeceği pek belli olmuyor.
0
acelaacedebela
(06.03.26)
(35)

yaslandiginizi ne zaman anladiniz?

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum. mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakar
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum.
mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakarak liste yapiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
Tiktok kültürü bana çok hızlı geldi ondan da eksik kalayım dediğimde anladım
+4
grimavi
(25.02.26)
Net olarak: Boynum ağrımaya başladığında. Bu olmadan bir gün önce ben hala çocuğum ki diyordum.
0
tiredofwaiting
(25.02.26)
Dolmuş şöförü 'Amca' deyince.
0
Mirket
(25.02.26)
Çiçek fotoğrafı paylaşmaya ve çiçeklere hayranlık duymaya başladığımı fark edince :D
+7
titanic kemancısı
(25.02.26)
Yeni nesil rapcilere tahammül edemiyorum. Tahammulsuzluk bir yaşlılık belirtisi bence.

Ağır spor eskisinden daha fazla yoruyor. Bu yüzden uykuma daha cok dikkat ediyorum.

Uykusuzluk eşiğim cok düştü. Önceden hiç uykusuz ya da çok az uyku ile ertesi gunu idare edebiliyordum, artık çok zor geliyor.

Enerjim, algım eskisi gibi geliyor aslında değişiklik hissetmiyorum. Ama uykuma beslenmeme vs artık daha fazla ihtimam göstermem gerektiğini vücudum bana hatırlatıyor.

(40'a doğrudan selamlar :))
+1
makbur
(25.02.26)
yetiştirmem gereken işler olmasına rağmen artık sabahlayamıyorum. eskiden sürekli sabahlardım ve ertesi güne enerjim hiç azalmazdı.
+3
eileengray
(25.02.26)
hevesim azaldı her şeye karşı.

senin gençliğine s*çayım diye sövüp gözümün önünde dümdüz direğe tırmanırdı 60 yaşındaki babam.

olamadım onun gibi.
+1
yurtsuz john
(25.02.26)
6/49, loto falan gibi seylere asla para vermezdim, bosuna para kaybi olarak gorurdum.
lotonun deli gibi pesinde olan yaslilara bakip acirdim.

40'i devirince mantikli gelmeye basladi cunku artik yasal yollardan hayatimin sonuna kadar konforlu yasamama yetecek parayi kazanma olasiligim azaliyor. ufak ufak 6/49 oynuyorum, 300-500bin dolar ciksa yeter kafasindayim. hatta abi bir ciksin, bana yetecek kadarini alacam gerisini dagitacam valla billa diye totem yapiyorum, ama henuz ise yaramadi :D
+6
cooperr
(25.02.26)
soruyu görünce içesim geldi, ağlayacağım biraz.

yaşlanmada benim için daha önemli kriter fizikselden ziyade mental olanı. 31 yaşındayım, şu an biraz hayat şartlarının da etkisiyle kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. çünkü artık önümde bir hayal, hedef, ulaşmayı düşündüğüm veya istediğim, bu fikirden heyecan duyduğum... hiçbir şey kalmadı. sevdiğim bir işi yapma şansım yok. aç karnımı doyurmak için eşek gibi çalışmam gerekeceği için yeni bir yol çizmem de kolay değil, milyon insanın içinden 3-5 tanesinin yaptığı enteresan işlerle motive olacak kadar iyimser bakmıyorum maalesef artık. işe gidip gelecek, akşamları dünden kalmış bulgura kaşık sallayacağım. sürpriz ya da yenilik faktörü yok. hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir değişik şey olmuyor. kimseyle tanışamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum.

fiziksel olarak fitliği de obezliği de görmüş, sigara içip bırakıp tekrar başlamış, alkol problemi yaşamış vs. birisiyim o açıdan fiziksel olarak "bitmişiz" dediğim, başka zaman "ooo daha ölmemişiz lan" dediğim oldu... ama mental olarak toparlamak bana çok daha zor geliyor artık.

ha ulu önder rammstein'ın dalai lama şarkısında da dediği gibi, ölene kadar yaşayacağız, yani nefes aldığımız sürece ölmüş gibi davranmanın manası yok. bu işler hiç belli olmuyor. 30'lu yaşlarının başında sıkışmış, çaresiz hisseden her adam bu kadar savrulsaydı ülke nüfusu 5 milyona düşerdi diye düşünüyorum bir yandan... bir yerde bu da döner herhalde. biraz öyle tutunmaya çalışıyorum.

ama soruya net cevap benim için 31 yaş şimdilik. kafam eskisi kadar çalışmıyor. hayatımda yeni hiçbir şey olmuyor. bi yere gidemiyorum, bi insanla "anlamlı" bir tanışıklığım olmuyor. inanılmaz sınırlı yaşıyorum. bu benim kafamı kemirip bitiriyor, konuşurken bile çok sınırlı bir kelime dağarcığıyla idare ediyorum mesela.

şimdi bilhassa beni tanıyan duyurucular "olm gören de ekstrem sporlarla ilgilenen biriydin zannedecek sen hep mal gibi yaşıyodun" diyebilir. kısmen doğru ama her zaman daha farklı, daha iyi bir şeyler olabileceğine dair umut taşıyordum. hep bir sürecin parçasıydım, hep bir şeylerin ortasındaydım. şimdi onu hissetmiyorum. hayat bizi 61 kenara be kardsm
+1
der meister
(25.02.26)
Ben alkol toleransımın azaldığını hissettiğimde fark ettim. Pubda sohbet muhabbet ortamında içilen 3 bira çakırkeyf yapmaya başladı.

Dışarıdan gelen yorum olarak, geçen hafta ilk defa gittiğim berber yaşımın %23 fazlasını söyledi. Zaten hep yaşından büyük gösteren biri olarak buna takılmazdım ama buna takıldım, aynada başka baktım kendime. Etrafıma sordum. Buna takılmam asıl yaşlılık belirtisi bence.
0
Bruce
(25.02.26)
Gençken cildim aşırı pürüzsüz ve lekesizdi. Çocuk cildi gibi yumuşacıktı. Cildimden anlıyorum ben bazı şeylerin değiştiğini.

Biraz reels tarzı bir cevap olacak ama bir de bir işi bitirdikten sonra "hıh" demek.
-1
sekizdokuzon
(25.02.26)
Üniversite yıllarında özellikle yurtta kaldığım dönem istisnasız her gece uyumadan kulakligi takar saatlerce bir sürü müzik dinlerdim. Birkaç yıldır asla yaptığım bir şey değil artık:( bunu fark edince çok üzülmüştüm. Sorumluluklar gün içinde o kadar yoruyor ki gece olunca artık zaman ayiramiyorum bir şarkıya bile. Veya sese tahammül edemiyorum. Hatta bazen o kadar çok dinlemiyorum ki bir gece ansızın çok canım çekiyor ve müzik gecesi ilan ediyorum. O gün dinlemek çok keyif veriyor. Şimdilik tesellim yolculukta dinlenen müzikten vazgeçmemiş olmak. Belki asıl o zaman yaşlanmış olurum:(
+1
egerbiryolcu
(25.02.26)
Bir gün bir konserde artık oturmalı konserlere gitme zamanım gelmiş diye düşünmüştüm.
0
mutekebbir
(25.02.26)
Pazarcılar "abla" demekten, "teyze, anne" demeye geçtiklerinde.
+2
pro9it9is9
(25.02.26)
2 hafta önce: Motosiklet montu önerdiler bildiğin amca montu ve bastım kahkahayı ama giydiğimde yakıştı. Sonra güzel bi kadın geldi içeriye aynı monttan almış, montla gayet güzel görünüyodu ve memnun olduğunu söyledi. İyice bozuldum.

Ha bir de motorda üşümeye başladım.
0
baldan kaymak
(25.02.26)
"ben hala gencim lan"

dediğimde.
+1
AlsterWasser
(25.02.26)
eskiden maçlara gidip bağırırdım falan şimdi ne kadar salakçaymış diye düşünüyorum. fiziksel olarak: eskiden babam mayısta falan süveter giyerdi neden giyiyor derdim? şimdi anladım neden giydiğini. eskiden donsuz gezerdim şimdi üşüyorum.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
İçime anneannem kaçmış gibi aniden çok erken uyanmaya başlayınca "hah, tamam" dedim ben. Kaçta yattığımdan bağımsız olarak neredeyse her sabah güneş doğmadan uyanmak dümdüz yaşlılık bence -_-
+2
kobuzchu kiz
(25.02.26)
Daha az uyku ile yaşamaya başladığımda.
+2
gabe h coud
(25.02.26)
Duştan sonra bazen kafam üşüyor yazma bağlıyorum:/
+6
Amaranta ursula
(26.02.26)
Türkiye’de bu yılın en çok dinlenen 5 şarkıcısı gibi bir liste görüyorum ve listedekilerin 4’ünün adını bile duymamışım, beşincisinin de sadece adını duymuşum ama tipi neye benziyor hiçbir fikrim yok. Hiçbirinin de hiçbir şarkısının adını sorsan bilmiyorum.


Ek: abartıyor muyum diye dönüp baktım, azıcık abartmışım. Lvbel C5 fanıyım o hariç Semicenk’in sadece adını duymuştum.

——
2025 yılında Türkiye'de en çok dinlenen şarkıcılar:
BLOK3.
Ati242.
Semicenk.
Era7capone.
Lvbel C5.

——-
+3
michael_knight
(26.02.26)
kabak tatlısını seviyorum artık.
+4
antihero
(26.02.26)
Kabak tatlisi yazmaya gelmistim

Bi de sade soda
0
üğpoıuy
(26.02.26)
ağrılarım artmaya başladım.

kabak tatlısı +1
0
Hallegadola
(26.02.26)
kafam sesi-kalabalığı kaldırmıyor, sosyallik azap gibi geliyor, hafta içi dışarda 2-3 saat geçirip eve dönsem bile ertesi gün pert oluyorum ve anlıyorum ki yaşlandım.
0
9kuyruklukedi
(26.02.26)
fırına ekmek almaya uğradığımda pide sırası vardı , pide alayım o zaman nostalji olsun diye düşünüp sıraya girdiğimde yaşı büyük bir abla konuşmaya başladı " biz çocukken her ramazan pide sırasına girerdik , eve giderken yarısını yolda yerdik .. " bunları ben de aynen yaşadıysam yaşlandım demektir diye düşündüm.
+1
devilone
(26.02.26)
Geçende öğle yemeğinde ortaokul anılarımı anlattım arkadaşıma. Eskileri yad etmek tipik yaşlanma belirtisi bence.
0
auroraaurora
(26.02.26)
yaşımın ilerlediğinin farkındaydım tabi ki ama 2 yıl önce ortopedi doktoru zihninizin aktifliği ile bedeninizin mevcut durumunu senkronize etmelisiniz yoksa bu tür sakatlanmaları daha ciddi boyutta yaşarsınız deyince aydınlandım :).
+1
Phoebe
(26.02.26)
34 yaşında ilk beyaz saç telimi gördüm ve yaşlandığımı anladım. Gidip boyatacağım :( saçımı hiç boyatmamış olmakla övünürdüm gençken.
0
kaptan maydanoz
(26.02.26)
kabak tatlisi oldum olasi, ilkokulda bile en sevdigim tatli oldugu icin ruhum hep 50+ diyebilir miyiz o halde? :p
sabahlayamamak, elbette.
cicek fotografi ve hatta kus gözlemi de var.
banyodan cikinca basin üsümesine de bir +1 yazalim.

arkadaslar hakkinizi helal edin, ben 96 yasima gelmisim.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Sebepsiz yorgunluğumun sebebinin iki gün önce yaptığım bir şey olduğunu anlayınca.
0
burfak
(26.02.26)
Otobüste giderken yanımda 22-23 yaşlarında biri duruyordu ayaktayız. Aynı direği tutuyoruz ellerimiz yakın duruyor. Her şey olağan, her şey sıradan...

O an bir detay fark ediyorum, ikimizin elindeki ten dokusu farklı. Çok değil ama var bir şey. Onun derisi bir şekilde daha canlı duruyordu. O an idrak ettim, sonra gerisi geldi.
0
akhenaten
(26.02.26)
Üniversiteye gireli 30 sene olduğunu farkettiğimde.
0
kumandanim
(26.02.26)
gelsene bu akşam mesajına saçma sapan bir bahane bulduğum an anladım ki yaşlanmışım.
0
jamswety
(26.02.26)
"Abi" diye hitap eden yaşlı insanlar çoğalmaya başladığında :(
0
kizil karga
(26.02.26)
(4)

Çocuklarda probiyotiğin etkisi ve önemi?

mikahakkinen
çocuk sebze yiyor, yoğurt yiyor, turşu vb. yiyor. doktorumuz omega 3'ün takviye olarak yeterli olduğunu söyledi. ama çocuk hastalandı mı, çok bilmiş anneler diyor ki probiyotik içiriyor musun? yok şu takviyeyi veriyor musun? tamam bunlar bağışıklık sistemini güçlendiriyor ancak bizim çocukta paketli
çocuk sebze yiyor, yoğurt yiyor, turşu vb. yiyor. doktorumuz omega 3'ün takviye olarak yeterli olduğunu söyledi. ama çocuk hastalandı mı, çok bilmiş anneler diyor ki probiyotik içiriyor musun? yok şu takviyeyi veriyor musun? tamam bunlar bağışıklık sistemini güçlendiriyor ancak bizim çocukta paketli gıda ve hazır hiç bir şey yemiyor.

yani probiyotik takviye (nbl, enterogermina vb.) vermezsem ne kaybederim, yoksa illa ki vereyim mi?
0
mikahakkinen
(21.02.26)
Hiçbir şey kaybetmezsin. Sen çocuğa ne yedirdiğinden ne yedirmediğinden emin olduktan sonra kimseye kulak asma. Kadınlığın en zor yanlarından biri çevre baskısına göğüs germektir. Herkes konuşur herkes etkilemeye çalışır, bırak boşver, kimseye hesap vermek zorunda da değilsin kimsenin sözünü yerine getirmek zorunda da değilsin. Kendinden eminsen hiç sorun yok. 👊
0
muhayyer divan
(21.02.26)
Ne mutlu size çok güzel alıştırmışsınız.

Yalniz antibiyotik kullandığımızda bütün bağırsak floramiz vs mahvoluyor. Hızlı toparlamasi için o dönemde takviye almak elzem. Belki hastalanma ile bu durumu kastetmis olabilirler.
0
makbur
(21.02.26)
adı üstünde, çok bilmiş.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.02.26)
Bildiğin gibi devam et müdür. Ezberci doktorunu değiştir.
Köy yumurtası al pazardan. Yoğurdunu mutlaka kendin yap. En iyi beyaz peyniri yedir. Bir de kuzu eti yesin kerata.
0
halk
(22.02.26)
(2)

sanal kart nedir, nasıl açılır

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
şüpheli siteden alışveriş yapacağım. whois'i gizlenilmiş, bilindik altyapıyı kullanıyor, bilindik aracılarla çalışıyor gibi görünüyor. kartımın çalınmasını istemiyorum. ödememi yapı kredi uygulamasından "dijital kart" açarak yapabilir miyim? sanal kartla dijital kart aynı şey mi?
şüpheli siteden alışveriş yapacağım. whois'i gizlenilmiş, bilindik altyapıyı kullanıyor, bilindik aracılarla çalışıyor gibi görünüyor. kartımın çalınmasını istemiyorum. ödememi yapı kredi uygulamasından "dijital kart" açarak yapabilir miyim? sanal kartla dijital kart aynı şey mi?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.02.26)
evet ayni sey. kredi kartina bagli dijital kart aciyorsun. ihtiyacin kadar limit belirliyorsun bu kadar. dijital kartin ayri numarasi oluyor. harcama ana karta yansiyor.
+1
nuevo
(18.02.26)
İnternetteki bütün alışverişlerinizde sanal kart kullanın. 20 senedir kullanıyorum, öğrenciyken garanti vadesiz hesaptan bile açılıyordu hatırlıyorum. Kafanız her zaman rahat olur.
+1
makbur
(18.02.26)
(6)

GS - JUV maçı tahminleriniz?

eisberg
Ne diyorsunuz? Ben Juventus alır diyordum ama birkaç gündür dinlediğim yorumcular "denk maç, grinin %40-50 şansı var" falan diyor. Biz en son schalke ile turu geçtik diye hatırlıyorum. Young boys'a falan da elendik. Taraftardaki rehaveti de görünce Juve alır diyorum siz ne diyorsunuz? İddia ne oynad
Ne diyorsunuz? Ben Juventus alır diyordum ama birkaç gündür dinlediğim yorumcular "denk maç, grinin %40-50 şansı var" falan diyor. Biz en son schalke ile turu geçtik diye hatırlıyorum. Young boys'a falan da elendik. Taraftardaki rehaveti de görünce Juve alır diyorum siz ne diyorsunuz? İddia ne oynadınız? Benim tahminler şöyle:

Sallai kart görür 3.83
Yunus & Kenan asist yapar 3.60
Oyuncu gol atar & asist yapar Mckennie 2.25
Oyuncu kaleyi bulan şut çeker Yunus 2.25, Toreira 3.60
Sanchez 2 faul yapar 2.15
0
eisberg
(17.02.26)
L'pool maçına benzer bir senaryo olur, anları değerlendiren öne geçer. Mckennie false 9 oynayacakmış, o sıkıntı yaratabilir lemina yokluğunda.

1-1 diyorum.
-1
Bruce
(17.02.26)
Gerçekleri Tarih Yazar
Tarihi de Galatasaray
+3
cooperr
(17.02.26)
7 gol olur.
+1
designer
(17.02.26)
Juve ilk kez sampiyonlar liginde 5 yedi.
bir turk takimi ilk kex sampiyonlar liginde 5 atti.
0
cooperr
(17.02.26)
ulan 2 gün süren gs-juv maçını canlı canlı izlediğimi hatırlıyorum.
helal olsun. saçma bir skor ama büyük başarı.
+1
plastic_angel
(17.02.26)
gruplar ilk açıklandığında gs max 9 puan alabilir yazmıştım, hatta 0 tarafına daha yakın diye de belirtmiştim.

inanılmaz bir performans gösteriyor. liverpool'u yenmek, atletico ile berabere kalmak falan bunlar gerçekten çok zor ve herkesin takdir etmesi gereken işler. hele juve'ye 5 atmak :)

umarım bu turu sıkıntısız atlar ve son 16'da da dişine göre bir takım gelir. tebrik ediyorum, tadını çıkarsın gs'liler :)
+1
makbur
(18.02.26)
(18)

m.ö. 200'de roma'da yaşasaydınız ve 20-30 tane köleniz olsaydı

duyurukullanıcısı
onlara iyi mi davranırdınız kötü mü?mesela kahvaltınızı falan hazırlamış, günaydın, teşekkürler der miydiniz? aynı masada yemek yer miydiniz?
onlara iyi mi davranırdınız kötü mü?

mesela kahvaltınızı falan hazırlamış, günaydın, teşekkürler der miydiniz? aynı masada yemek yer miydiniz?
0
duyurukullanıcısı
(12.02.26)
Şimdi ne söylesem anakronizm olur.

Üvey Baba Halil gibi Köle Sabriyeeee kahvaltımı getir diye böğürmezdim tabi ama aynı sofrada da yemezdim. Tepemize çıkarlar sonra.
+6
yurtsuz john
(12.02.26)
Kölelik sistemine karşıyım ve bu sistemi yok etmek için var gücümle çalışırdım.
-13
rock n roll
(12.02.26)
Net iyi davranırdım. 10 numara muhabbet geyik takılırdık.
-1
gobekliraki
(12.02.26)
erkek kadın fark etmeksizin her gün birisine tecavüz ederdim. üzerlerinde deneyler yapardım. köle gibi davranırdım kısacası. çünkü m.ö. 200 yılında yaşıyorum. medeniyet ne ola ki?
-2
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
eziyet edip türlü işkenceler yapmazdım ama aynı sofrada da yemek yemezdim herhalde.
o zamanın etkisi bende de olurdu. ashur diye spartacusun devam filmi var. tam onun gibi davranırdım.
+1
OgutucuRecep
(12.02.26)
Ruh halime göre ama aynı sofrada yemek de yemezdim herkes yerini bilecek. Acıma yetime demişler.
+2
yakalayamadığın.ışıklar
(12.02.26)
Tabii, aynı zamanda malum dönemlerde Yahudileri evimde saklar ve kölelerin Kuzey’e kaçmasına yardım ederdim. Gerçekte ise bunları yapanların sayısı üç falan. Kendimizi kandırmaya gerek yok. Eziyet etmezdik, ama dışlanmamıza veya kendimizi tehlikeye atmamıza neden olacak şekilde davranmazdık çoğumuz. Şu anda sürdürdüğümüz yaşam tarzı da yargılanacak önümüzdeki dönemlerde.
+1
auroraaurora
(12.02.26)
O zamandaki ortalama bir köle sahibi gibi davranırdım muhtemelen.

Louis CK'den gelsin: www.youtube.com
+1
salihdt
(12.02.26)
MÖ 200 civarında zengin bir Roma vatandaşı olsaydım, dönemin diğer Romalıları nasıl davranıyorsa ben de öyle davranırdım. O çağda kölelik toplumsal düzenin normal ve kabul edilmiş bir parçasıydı. Köle, bugünkü anlamda bir "birey" değil, bir mülk statüsündeydi.
Bu nedenle köleye eşit bir yurttaş gibi "günaydın" ya da onunla aynı masada yemek yemek dönemin sosyal normlarına aykırı olduğu icin yapmazdım. Yapılan iş sonrası da teşekkür etmezdim, çünkü kölenin işi zaten verilen görevi yapmak. Ancak iyi hizmet o dönemde de ödüllendiriliyordu, bundan dolayı güven kazanmış bir köleye daha iyi koşullar sağlardım.
Kısacası dönemin zihniyeti ve toplumsal normları içinde hareket ederdim.
+1
morqos
(12.02.26)
o zamanlarda büyüsem bilemiyorum ama kimseyi köle falan alamam. maaşlı çalışıyorlarsa olabilir.
0
ya ben lan neyse
(12.02.26)
şu an ne desek boş. o gün köle sahibi hatta kölelerine eziyet eden pek çok insan bugün yaşasa "ne köleliği yav!" derdi muhtemelen. o açıdan günün eğitimi, ahlakı, toplumsal düzeni vs. içinde yaşayıp da 2020'lerde yetişkin olan bir insanın kafasıyla düşünmek bence yüzde bir ihtimal filan.

ha karakter-kişilik bazında bakarsak ben kendinden "aşağı" gördüklerine eziyet etmek isteyen kompleksli bir davar değilim, hiçbir zaman olmadım. ister iyi insan olmak, ister empati kabiliyeti, ister benzer yoldan geçmiş olmak... adına ne dersen de. garibana eziyet etmeyi sevmem, bundan beslenmem. o yüzden açıkçası "yav köle de olsa insandır ulan yazık günah" diyeceğimi, iyi davranacağımı düşünüyorum. çocuklarına oyuncak alır, kendilerine de sahip çıkar ve iyi bakardım. neticede hayatlarını bana adamış, benim için çalışan insanlar bunlar. kölelik düzenine karşı çıkacak kadar onurlu & vizyoner bir adam olmazdım muhtemelen ama kendi köleme de iyi davranırdım diye düşünüyorum. sadece ciddiye almadıklarını, zayıflık sezdiklerini düşünürsem DOMINUS SERTLEŞİYOR manşetleri atılırdı gazetelerde. yoksa karşıma alıp çay bile içerdim yani bi sıkıntın var mı aslanım durumlar nasıl hanım nasıl çocuklar nabıyo hiç göremiyorum diye. bana isyan edecek kadar aydınlanmasınlar ama o günkü koşullarda olabildiği kadar onurlu, namuslu ve beni severek yaşasınlar isterdim sanırım.

aslında derin bilgim olmamakla beraber özünde kölelik konseptinin de büyük oranda böyle yürüdüğünü düşünüyorum. tabii ki korkunç örnekleri de var ama her köle sırtına kırbaç vurulan türde değildi. atıyorum sahibine danışmanlık yapan birisi bile resmiyette "köle" diye geçiyordu esasen ama o adamla belki karşılıklı oturup yemek yiyorlardı. biraz şimdiki iş hayatı gibi. bazıları çok zor koşullarda yaşayan, hakları çok kısıtlı köle. bazıları daha iyi durumda köle.
+1
der meister
(12.02.26)
"aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı konumda bulunabilir, benzer şeyleri düşünebilir, benzeri şeyler yapabilirdim demeyen, ne kendini ne başkalarını anlamıştır ne de insanlık tarihini anlayabilir."

Alaaddin Şenel.

Kölelik insan medeniyetinde binlerce yıl öyle kilit bir oynamış ki tanrı buyruğu (!) İbrahimi dinlerde bile kölelik açık ve seçik yasaklanamamıştır.

Yani peygamberlerin vs yapamadığı devrimi ben yaparım kafası, insanlık tarihini hiçbir zaman anlayamayacak olan o kafa.

Olacak olan: herkes nasıl davranıyorsa sen de öyle davranacaktin. Ha belki cezalandirirken 50 kırbaç değil de 40 kırbaç atarak çok iyi davranabilirdin :)
+1
makbur
(12.02.26)
Hiç kimseyi kendimden daha aşağıda ya da daha üstte görmüyorum. Kimse benim kölem olamaz ben de kimsenin kölesi olamam.

Hiç bir canlıyı mal statüsünde görmedim hiçbir zaman ve görmeyeceğim. İnsanlık tarihini, başkalarını anlamak ya da anlamamak umurumda değil. O dönemde yaşasam kendi işimi kendim görürdüm.

Bu arada 10 eksi oy almışım, şaşırdım gerçekten. Kölelik sistemine karşı olmak takdir edilmesi gereken bir düşünce aslında ama ne çok meraklı varmış kölelik sistemine.
-3
rock n roll
(12.02.26)
(bkz: Pareto principle)
%20 yasar , %80 kolelik yapar. hangi cagda yasadiginin pek onemi yok.
0
cooperr
(12.02.26)
bu soruyu cevaplayanların tamamı köle olurdu muhtemelen ama cevaplayayım yine de.
o zaman köleye nasıl davranılıyorsa öyle davranırdım. hatta köleliğin amansız savunucusu olurdum gibime geliyor.
0
Hallegadola
(13.02.26)
@ rock n roll, sanırım gereksiz duyar kastığın için eksilenmişsin.

kimse burada kölelik övmüyor. soru zaten "şöyle şöyle olsaydı nasıl yapardınız" sorusu. Sen gelmiş "hayır şöyle şöyle olamazdı ben karşıyım" diyorsun. Konu o mu şu an allasen.

neyse cevaba gelirsek; az verip hırsız etmez, çok verip arsız etmezdim +1

bugün bir çalışanına, hizmetçiye, bakıcıya, temizlikçiye bile fazla iyi davran, müsamaha göster hemen tepene çıkıyor, sululaşıyor, arsızlaşıyor... köleye öyle iyi davranırdım diyen minnak kalplerinizi yerler.
+4
ananiyimioguz
(13.02.26)
Bugünün şartlarıyla cevap verip kendimizi kandırmayalım, neredeyse hepimiz çağın gereğini yapardık.

Ricky gervais:
www.instagram.com

Ama ben de iyi davranırdım kölelerime Rickyciğim gibi:
youtube.com
0
kullanicadi
(13.02.26)
Ne münasebet!
0
lazor
(15.02.26)
(2)

spor rutinime bakabilir misiniz

allanpoe
Şimdi 1 yılı tamamladım sporda. Böyle aman aman bi değişim yok çünkü yeni yeni öğreniyorum. yemek olayını, agirliklari doğru kaldırmayı vs PLL olarak çalışıyorum. Bacak olarak herhangi bir sorunum yok. sırtım belli oluyor ama o V görünümü halledemiyorum. Ayin 16si gibi tam bir başlangıç yapmak istiy
Şimdi 1 yılı tamamladım sporda. Böyle aman aman bi değişim yok çünkü yeni yeni öğreniyorum. yemek olayını, agirliklari doğru kaldırmayı vs

PLL olarak çalışıyorum. Bacak olarak herhangi bir sorunum yok. sırtım belli oluyor ama o V görünümü halledemiyorum.

Ayin 16si gibi tam bir başlangıç yapmak istiyorum. Diyetime dikkat ederek vs


Spordan önce kahve içiyorum kreatin ile. Birseyler yemiyorum. Kardio da yapmıyorum. Stair master çok hoşuma gidiyor ama fazla olur diye yapmamaya başladım.

Neleri degistirip / güzelleştirmem gerekiyor

Push
bench press
Shoulder press
Dips
Incline press
Lateral raise
Tricep pushdown
Pec deck


Pull
Pull ups
1 arm lat pulldown
Wide grip pulldown
Straight arm pulldown
One arm db row
Reverse pec deck
Hammer curl
Barbell curl
0
allanpoe
(08.02.26)
Günlük kalori işi tamam mı? Makrolarını düzenledin mi? Uyku süren ve periyodun ayarlanmış mı? Hipertrofi dönemi ve kuvvet dönemi uygulaması yapıyor musun, Kaç set kaç tekrar yapıyorsun? Tekrarlar arası mola süren ayarlı mı, İnstegrama, tiktoka takılıyor musun aralarda? Her gün ağırlık arttırma gayretin var mı? Son setlerde tükenişe gidiyor musun yoksa kaç sayıysa lap lap kaldırıp bugünü de hallettik mi diyorsun? Formunun doğru olduğundan emin misin?
Uzar gider bu sorular.
-1
Mirket
(08.02.26)
@Mirket söylediği gibi aslında çok fazla detay var ama özellikle dikkat çekmek istediğim, irileşmek istiyorsan setlerini ağırlık arttırarak ve tekrar sayısını düşürerek düzenlemelisin (bkz: progressive overload)

bench press mesela 4 set ilk set 12 tekrar, sonra 10-8-6. 40 kg ile başladın 60-80-100 şeklinde. 2-3 hafta bu ağırlığı artık düzgün kaldırabiliyorsun ya, her sete 5 kg daha koy. onu da yapmaya başladın sonra 5 daha ekle şeklinde. (ilk ağırlık arttırdığında son set 5 tekrar da çıkabilir sorun değil)

hatta bana hocam bench press'i 8-7-6-5 şeklinde yaptırırdı :)

böyle ağır gireceğin hareketlerde set öncesi hafif kilo ile 20-30 tekrar yapabileceğin ısınma seti her zaman faydalıdır.

bu arada progressive overload hepsine uygun değil; yani bazı hareketlerde kaldırabileceğin kadar ağır değil de min 12 tekrarı tamamlayabileceğin şekilde kurgulaman gerekiyor = lateral raise, dumbbell fly vs gibi hareketler.

hareketlerinin sıralaması da böyleyse, beğenmedim; bölgeden bölgeye çok atlıyorsun :) bir de madem 1 yıl olmuş, en azından itiş gününe daha çok dambıl hareketi ekle.

push

bench press, incline dumbbell press (35 derece eğim), dips (eğer makinası yoksa decline press yap), dumbbell fly (pep deck yerine) göğüs hareketleri bunlar. 6-8 haftada bir program değiştir, bench press i kaldır onun yerine dumbbell press koy, incline ı smith machine e al vs gibi

shoulder press (tercihen makinada), dumbbell shoulder press, lateral raise; bunlar da omuz

pull

Wide grip pulldown; bu şekilde kollar hayvan gibi açık çekişin hiçbir anlamı yokmuş, bilimsel olarak da kanıtlanmış. bunun yerine chin-up pull down yap.
close grip pull down
1 arm lat pulldown
machine row -tercihen close grip-
One arm db row
dumbbell pullover (yalnız bunu sehpaya normal dikey uzanarak değil de, enine doğru uzanacaksın belin boşlukta kalacak)

ben bu şekilde çalışırdım. kollar nerede dersen, ben olsam kol çalışacağım set kadar yerine göğüs-omuz ve sırt a hareket eklerdim. kol zaten her türlü çalışıyor bu hareketlerde ve inan bana büyüyor da. gelişimin de daha atletik oluyor.

kolay gelsin, iyi antremanlar :D
+2
makbur
(08.02.26)
(14)

ATM'de hesaptan çıkış yapmadan ayrılanlar

makbur
duyuruyu açma amacım acaba cahil olan ben miyim :)dün atm'den para çekeceğim önümde bir hanımefendi var bekliyorum. parasını çekti, ben de cüzdanı falan çıkardım kartımı çıkartmak için, sonra ekrana bir baktım hesaptan çıkış yapmamış. kadını uyarayim diye sağıma soluma baktım göremedim de. çıkış'a b
duyuruyu açma amacım acaba cahil olan ben miyim :)

dün atm'den para çekeceğim önümde bir hanımefendi var bekliyorum. parasını çekti, ben de cüzdanı falan çıkardım kartımı çıkartmak için, sonra ekrana bir baktım hesaptan çıkış yapmamış. kadını uyarayim diye sağıma soluma baktım göremedim de. çıkış'a ben bastım..

bu olay bu sene bir 5-10 kere falan başıma geldi. bir kere orta yaşlı bir abiyi uyardım "aa sağol" dedi..

yahu bu çok tehlikeli bir şey değil mi? arkasından gelen kötü niyetli biri olsa hesaba girip bir para çekmek vs harici de bir sürü abuk subuk şey yapamaz mı?

yoksa ben mi bu konuda cahilim, yani aslında hiçbir riski yok ondan bu kadar rahatlar (ne bilim atm kamerasında yüzün gözükmeden işleme onay vermiyordur vs gibi bir teknoloji var)

ekleme: yahu her şeyi bilal'e anlatır gibi yazmak gerekiyor heralde, bu çıkış yapmayanlar "kart" ile değil muhtemelen QR kod ile giriş yapıyorlar.
-2
makbur
(28.01.26)
sen haklısın tehlikeli bir şey bu. kameradan tespit edilir vs diye düşünenler yanılır çünkü bankanın böyle bir sorumluluğu yok + birlikte üçkağıt yapmadıkları da bilinmez o yüzden banka karışmaz.
bu tam cep telefonunun ekranını kilitlemeden çantaya koyan yaşlı hareketi gibi (her gün 10 kere de söylesem öğretemedim)
0
neira
(28.01.26)
Kartı aldıktan sonra nasıl çekebilirler ki?
0
Kahvedesu
(28.01.26)
para cekince cikis yapmak gerekmiyor ki. karti geri veriyor gidiyorsun zaten.
0
lemmiwinks
(28.01.26)
ATM'den çıkış yapmak ne demek bilmiyorum. Kartsız işlemle ilgili bir olay mı? Kartla işlem yapınca kartı aldığın an iş bitiyor zaten. QR kodla falan para çekerken de giriş yapman gerekmiyor. ATM'den onun dışında kartsız işlem yapmadım yıllardır o yüzden çıkış yapmak diye bir şey vardıysa da şu an hatırlamıyorum. Nerede çıkış yapılıyor tam olarak?
+4
nundu
(28.01.26)
Muhtemelen QR ile işlem yaptıklarında olan bir şey, bankaların biraz başını ağrıtsa bankalar düzenler sistemi para çekme para yatırma işlemi sonrası otomatik çıkış yapacak şekilde. Şu anlık baş ağrıtmamış olabilir sizler gibilerin sayesinde, maalesef bu tip olaylar insanların aslında ne kadar dolandırılmaya açık olduğunu da tekrar hatırlatıyor, tabi sistemler güvenlik sağlamalı da biraz daha ne olup bitttiğnii takip etmeliler o ekranda.
0
atom karincanin torunu
(28.01.26)
@kahvedesu
@lemmiwinks

QR kodla giriyorlar, kartla girseler işlem bitince kartı alacaklar hesaptan otomatik olarak çıkılacak zaten :) QR kodla girdikleri için unutuyorlar muhtemelen çıkış yapmayı
-1
🌸makbur
(28.01.26)
Hangi banka bu?
Banka ile ilgili bir şey olabilir mi?
Benim kullandığım bankalarda böyle bir şey yok mesela, ne yapmak için devam ettiysem işim bittiği an hesaptan çıkmış oluyor hatta para çekmede önce kartı verip sonra parayı veriyor çoğu banka.
0
mutekebbir
(28.01.26)
@Makbur, telefonla uzaklaşınca bağlantı kopuyordur. Kopmuyor mu? Bir de mesela 15 tl diyorsun telefondan onu çekiyorsun. Tekrar komut vermeden çekiliyor mu?
0
Kahvedesu
(28.01.26)
@kahvedesu

işte ben de qr kodla işlem yapmadığım için soruyorum zaten.

bir kere de şöyle bir şey geldi başıma, atm'de hayvan gibi kuyruk var. benim önümdeki yine muhtemelen qr kodla işlem yaptı, gitti. ben de sıra var insanlar beklemesin diye hemen kartı sokmaya çalıştım, bir türlü kabul etmiyor makina. 1-2 dakika geçti, arkada insanlar da cık cuk ediyor, bir baktım yine çıkış yapılmamış, hesap ekranı açık duruyor :)) çıkış'a bastım da öyle başlayabildim işleme.

bankaya yazdım şimdi.
-1
🌸makbur
(28.01.26)
kullanmıyorum ama her yeni işlemde bir defa daha şifre soruyor olabilir. yani çıkış yapmadığında son adımda şifre girmeden hesaptan tekrar para çekemeyebilirsin.
0
orpheus
(28.01.26)
atmden çıkış yapmak diye bir şey yok. qr kod ile işlemlerde diyelim parayı yatırdın onayladın artık işlem biter başka işlem yapamazsın.

diyelim qrla para çektin parayı verdi, artık başka işlem yapamazsın sistem ana ekrana döner. siz nasıl bi ekranla karşılaşmıştınız?
0
jelly bear
(28.01.26)
Cevaplarda da yazdım, bir önceki kişinin ekranından çıkış yapmadan ben kartı girip işlem yapamıyorum.
-1
🌸makbur
(28.01.26)
qr ile işlem yapıldığında telefondan komut verip ekranı okuttuktan sonra işleminiz tamamlanınca başka bir işlem yapılamaz zaten. o anki oturum, telefondan verdiğiniz komuta özel. devam edecekseniz yeniden telefondan işlemi girip qr okutmak lazım. o yüzden hesaptan çıkış yapmak diye bir şey yok.

dediğini anladım. garanti bankası atm'sinde iş bittikten sonra ana sayfaya dönmüyor. "işleminiz tamamlandı" yazan bir ekran ve ekranın sağ altında "çıkış" diye düğme var. ona basıyorsun, ana ekrana dönüyor. ama ona basmazsan da hesabına geri dönüp başka bir işlem yapmaya devam edemiyorsun. kimse basmazsa muhtemelen birkaç saniye sonra kendi ana ekrana dönüyordur. senin de görüp bastığın ve "ben çıkış yapıyorum" dediğin bu olsa gerek. iş bittikten sonra işlem yarım kalmış da makine reset atmış gibi küt diye ana sayfa çıkarmayıp "işleminiz tamamlandı" ekranı gösterebilmek için öyle bir şey yapmışlar.
+5
kibritsuyu
(28.01.26)
@kibritrsuyu

işte aradığım cevap buydu. teşekkürler.
-1
🌸makbur
(28.01.26)
(2)

Eskikitaplarim sitesi

anarkokombi
Merhaba arkadaşlar. Eskikitaplarim gibi PDF paylaşan bir site aramaktayım. Bildiğiniz ve kullandığınız bir site varsa paylaşır mısınız?
Merhaba arkadaşlar.

Eskikitaplarim gibi PDF paylaşan bir site aramaktayım. Bildiğiniz ve kullandığınız bir site varsa paylaşır mısınız?
0
anarkokombi
(27.01.26)
www.reddit.com

2022 çıkışlı hiçbir yerde bulamadığım bir çeviriyi arıyordum bunların arasından birinde buldum. (güncel de yani, genelde bu tarz yerler hep aynı sabit bir kaynağı sömürür ya)
0
makbur
(27.01.26)
0
klassno
(27.01.26)
(1)

Enstrüman çalmanın şarkı söylemeye etkisi nedir?

dolantindr
Merhabalar. Ben gitar çalıyor ve klavye kullanıyorum. Ancak özellikle klavye kullandığımdan beri, bir şarkıyı söylerken şarkıyı daha güzel söylemeye başladığımı farkettim. Enstrüman çalmanın böyle bir etkisi var mı? Hatta kendime şaşırdım şarkı söylerken. Kendi sesime yakın oktavdan mı söylemeye baş
Merhabalar. Ben gitar çalıyor ve klavye kullanıyorum. Ancak özellikle klavye kullandığımdan beri, bir şarkıyı söylerken şarkıyı daha güzel söylemeye başladığımı farkettim. Enstrüman çalmanın böyle bir etkisi var mı? Hatta kendime şaşırdım şarkı söylerken. Kendi sesime yakın oktavdan mı söylemeye başladım acaba. Çünkü oktavlar klavyede çok önemli. Enteresan.
0
dolantindr
(26.01.26)
gitar telli bir enstrüman. akort sorunu var yani. notalar, aralık bilgisi vs kulağınızda tam oturmamışsa akortsuz çalmaktan ötürü söylerken çıkardığınız sesler de kararsız olur.

klavyede ise böyle bir sorun yok. notalar mutlak doğrulukta.

(bu arada oktav demişsiniz de gitarda da herhangi bir şarkıyı çalarken nota-akor değiştirmeden söylediğiniz oktavı dğeiştirebilirsiniz :)) acaba söylemek istediğiniz kalınlaştırmak-inceltmek anlamında "ses" (nota) miydi?? )
0
makbur
(27.01.26)
(9)

Şarjlı testere alacağım

strawberry first
Bütçem 1500 en fazla. Soba yakıyorum, orada kullandığım ahşapları ve odunları küçültmek için kullanacağım.Bu bakır sargılıymışhttps://www.hepsiburada.com/steiner-alman-128-vf-10-ah-bakir-sargili-akulu-dal-kesme-budama-testere-bicki-makinesi-cift-pala-cift-zincir-p-HBCV00004LFG6H?ftid=418l7b5rqu5k0hc
Bütçem 1500 en fazla. Soba yakıyorum, orada kullandığım ahşapları ve odunları küçültmek için kullanacağım.

Bu bakır sargılıymış

www.hepsiburada.com

Bu da çelik şanzıman

www.hepsiburada.com

Aralarındaki fark nedir? Bütçeme uygun bir öneriniz var mı? Teşekkürler.
0
strawberry first
(23.01.26)
Bu aletleri satan biri olarak söylüyorum kuru oduna akülü Testere vurulmaz. Çabuk bozarsin. Bunlar ağaç budama içindir.
Bence küçük bir nacak veya balta daha iyi olur
+2
etna
(23.01.26)
hiç kullanmadım bunları ama gönderdikleriniz daha çok nispeten ince ağaç dallarının budanması için gibi. sobada yakılacak odunu kesmek istediğinizde kısa sürede zorlanıp bozulabilir (motoru yanar ve/veya hareket mekanizması yamulur). bunlar yerine bütçeyi biraz daha artırıp elektrikli testere (aküsüz) alırsanız daha uzun ömürlü olur.
0
shadowfollower
(23.01.26)
Terasta tek başıma balta ile yapamıyorum. Zaten odunlar bana bölünmüş geliyor bana bazılarının uzunluğu soba kovasından fazla. Dolayısıyla ben fazlasını almak istiyorum, balta ile öyle ince çalışılmıyor. Normal el testeresi aldım, tutacak kimse olmayınca çok zorlandım. Budama testeresi aldım o da pek farklı olmadı.
Yani sadece kışın arada sırada kullanacağım. Bu şartlarda sizin başka bir öneriniz olur mu acaba uzman gözüyle?
0
🌸strawberry first
(23.01.26)
Elektrikli testere benzinli, benim için ağır ve kontrolsüz geliyor bana. İpini çekip çalıştırırken bir kaza olacak gibi korkuyorum. Keseceğim en fazla bilek kalınlığında kuru odun, biraz boyu kısalacak. Var mı acaba başka öneriniz? Teşekkürler.
0
🌸strawberry first
(23.01.26)
İkinci. Bir kişi yerine bir tabureyi ters çevirip eşek onlarla kullanıp testere ile kesilebilir belki?
bilek kalınlığındaki odunlar iicn sorun olmayacaktır ama zincirleri kısa sürede korelir bilemek gerekir.
Bir de şarjlı budama. Makasları var. Oldukça güçlüler. Onlar ise yarar mı acaba bilemedim
0
kisa
(23.01.26)
Bizim komşuda bu filmlerde gördüğümüz benzinli testereler olur ya onun minnak olanindan vardı ve her şeyi kesiyordu. Bizim Bahçedeki nerdeyse ağaç kalınlığındaki begonvil kökünü falan bile kesmiştik.

O da sizin gibi sobada yakmak için odunlari böyle minik minik kesip istifliyordu.

Bence aramayı "ağaç kesme" üzerine yapın. Budama için olanlar denildiği gibi güçsüz vs kalır.
0
makbur
(23.01.26)
elektrikli testere al direkt prize takılanlardan. baya iyi kesiyor ben baya odun kesmiştim. benzinli değil elektrikli.
0
jelly bear
(23.01.26)
Hocam senin attıkların, bahsettiğin işler için yeterli. Daha ucuzları da olur.

www.trendyol.com

Ömürlük bi şey istiyorsan;

Bosch Universalcut * Hafif ve kullanımı kolay. Diğerlerinden daha güvenli. Kullanımı kolay. Küçük ama yakacak odunu keser atar. İnanılmaz bi alet. Bi elinle yere tutup diğer elinle bununla kesebilirsin.

Bosch Easychain * Bu senin attıklarına daha çok benziyor. Çok kalınlar için bu daha iyi tabi ama işin içine kalınlık girecekse bunun yerine universalchain almak daha mantıklı.

Bosch UniversalChain *
Gerçekten odun keseceksen bu:
www.akakce.com

Ben 3'ünü de kullanıyorum. Çıktın odunu aldın, baktın büyük. Oracıkta ucundan kesivereyim diyorsan kesinlikle Universalcut. Sığmayan yerinden yatay-dikey keser küçültürsün. Saçma şekilsiz tahtaları da bununla daha kolay kesersin.

Ama büyük parçaları haftasonları kesip aynı boyda dizeyim diyorsan UniversalChain.

Ya bunlara para mı verilir diyorsan yüksek puanlı bir tane al gitsin. (ki 2-3 dönüm tarlası olan tanıdıklar senin attıklarınla çalışıyorlar). İş görür.
0
nickini vermek istemeyen uye
(23.01.26)
bence size el tipi akulu daire testere lazim.
0
kartonpiyer
(23.01.26)
(12)

Radiohead kadar müthiş ne var?

michael_knight
Gençliğimden beri Radiohead’i takip ediyorum. Müzik konusunda müthiş bilgili veya gurme zevkleri olan biri olduğumu da söyleyemem. Ama Radiohead’de (sanırım OK Computer albümünden sonra iyice artan) teknik olarak müthiş başarılı bir durum var. Armoni, duyguları dalgalandırması, bambaşka sesleri bir
Gençliğimden beri Radiohead’i takip ediyorum. Müzik konusunda müthiş bilgili veya gurme zevkleri olan biri olduğumu da söyleyemem.
Ama Radiohead’de (sanırım OK Computer albümünden sonra iyice artan) teknik olarak müthiş başarılı bir durum var. Armoni, duyguları dalgalandırması, bambaşka sesleri bir arada kendi amacına hizmet edecek şekilde bilinçli şekilde kullanabilmesi vs. Gördüğünüz gibi terimleri çok iyi bilmediğim için iyi de tarif edemiyorum.

Anlatmak istediğimi anlatabiliyor muyum?

Buna benzer şekilde insanı büyüleyen sanatçı, grup, albüm, şarkı önerebilir misiniz?
-1
michael_knight
(21.01.26)
royksopp

radiohead biraz overrated. sorry.
+1
dedim dedim de kime dedim
(21.01.26)
-Depeche Mode

-Cemali
+1
yurtsuz john
(21.01.26)
Radiohead'dan daha müthiş çok şey var bence. 70'ler progresif rock müziği bence, günümüze yaklaşın Dream Theater, biraz metale yaklaşayım derseniz TOOL.
+1
black holes in the sky
(21.01.26)
duyguları dalgalandırması noktasından girip ilk aklıma gelenlerden serpiştiriyorum. müzik olmasa ne yapardık harbiden bilmiyorum.

open.spotify.com

open.spotify.com

open.spotify.com

open.spotify.com

open.spotify.com

open.spotify.com
0
lüzumsuz adam
(21.01.26)
rush
tool +1
sleep token
meshuggah (şeytan çıkartmalı exorcistli metal sevmiyorsanız size gelmeyebilir)
+1
cay koy geliyorum
(21.01.26)
Depeche Mode
Oasis
0
HellKeePer
(21.01.26)
depechemode gençliğine denk gelmiş bir gençlik bu soruya direk D.M. diye cevap verecektir. U2 es geçmemek gerekir.
kısaca dans etmek derin duygularda dolanmak istiyorsan D.M.
zihni meşgul edecek karmaşık ve güzel bir müzikal yolculuk arıyorsam: Radiohead.
coşkuya ihtiyacım varsa,ve güçlü hissediyorsam: U2
0
jamswety
(21.01.26)
pink floyd
linkin park
0
fugnar
(21.01.26)
hissettiğiniz şeyi anlıyorum ama radiohead'i radiohead yapan biraz da bu konuda eşsiz olmaları. ben yine de bana aynı hisleri yaşatmayı başarabilmiş diğer grupları aşağıya bırakıyorum;

king crimson
black country new road
the cure
+3
beatbox yapan metalci
(21.01.26)
ne istediğinizi biliyorum.

the smile – the smoke
the smile – pana-vision
sigur rós – svefn-g-englar
pink floyd (zaten biliyorsunuz)
portishead – roads
talk talk (thom yorke'un etkilendiği grup)
+1
hadi ya la
(21.01.26)
usttekilere ilave Porcupine Tree deneyebilirsiniz.

Bu arada Radiohead seven adama meshuggah öneren zalım :)) seni de not ettim (ilk albumlerindeki fusion soloların hastasıyım)
+2
makbur
(21.01.26)
Massive attack
Archive
0
baldur2
(22.01.26)
(5)

kanserden sonra intihar ne kadar yaygın

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
yalnız yaşayan, çocuksuz, emekli, kadın akraba kanser olduğunu öğreniyor. kemoterapi aldığı günün sabahı kusuyor, ölüyor. bu kişinin kanser ilacıyla ölmüş olma ihtimali nedir, intihar etmiş olma ihtimali nedir. teşekkürler.
yalnız yaşayan, çocuksuz, emekli, kadın akraba kanser olduğunu öğreniyor. kemoterapi aldığı günün sabahı kusuyor, ölüyor. bu kişinin kanser ilacıyla ölmüş olma ihtimali nedir, intihar etmiş olma ihtimali nedir. teşekkürler.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.01.26)
Benim de kanserden kayıplarım oldu. Evet son ana kadar mücadele ediyorlar ama kanserin son birkaç haftası çok acılı-ağrılı geçebiliyor.

Rahmetli babamı Akciğer kanserinden kaybettim. Kendisi emekli tabip yarbaydı. Kanser olduğunu öğrendiğinde bana beylik tabancasının kurşunlarının nerede sakli olduğunu soruyordu. Doktor olduğundan ve kanserin az çok nasıl ilerleyeceğini tahmin ettiğinden o acıyı çekmek istemiyordu belki de. Tabi öncesinde annemi kaybetmesinin de etkisi olabilir ama bence kanserle de ilintili idi.

Yani ben Allah korusun bugün kanser olduğumu öğrensem intiharı bir ihtimal olarak değerlendirirdim sanırım.
+1
trixi
(21.01.26)
Kanseri yenmiş teyzem bir kaç aydır pes etmiş durumda, biz de intihar etmesinden korkuyoruz. Yemiyor ilaç içmiyor doktor görmek istemiyor… onca tedavi, nakil, emek boşa gidecek korkuyoruz bunu yapmasından.
+1
ekimoloji
(21.01.26)
kanseri atlatmis bir abim vardi, cok severdim.
intihar degil ama hep "olmem gerekiyordu, bir sekilde hala hayattayim, "bu gunlerin alayi zaten bonus" kafasinda yasiyordu.
covid'in tepe yaptigi donemde, disari cikmamasi lazim ama cikiyordu mesela. yaw kardesim gezinme etrafta diye defalarca uyardik dinlemedi, zaten "bonus" ya diye gezindi durdu.
en sonunda covid kapti, zaten bunye bitik, 2 gunde sizlere omur.
+1
cooperr
(21.01.26)
İlaç kaynaklı da olabilir. Rahmetli babam kemoterapi alınca bir on gün gayet iyi geçti sıfır yan etkiyle. ama aniden bütün kötü belirtiler birden ortaya çıktı ve sabahına kaybetmiştik. Belki ilk günden bünyesi kaldirmayanlar da vardır.
+1
egerbiryolcu
(21.01.26)
Akıllı ilaçların bazılarında ağır depresyon, psikolojik yan etkileri olabiliyor.

Prostat kanseri bir amca vardı komşu, sahane bir insandır. Tedavisi çok iyi gitti kanseri yendi ama ağır psikolojik hasar yaşadı, insanların kendisine tuzak kurduğunu falan sanip geceleri evden kaciyordu. Meğer ilacın böyle yan etkileri varmış.

Şu an çok iyi toparladi baya. Ancak o süreçte mutlaka gözlemlemek ve gerekirse psikolojik destek almak lazım.
+1
makbur
(21.01.26)
(14)

İnsanlar niye düzeni devam ettirmiyor?

chicha_v2
Tamam kaos, entropi falan da abi muftakta tüm çatallar, bıçaklar, bardaklar, tabaklar boyutlarına göre raflarda dizili. Annem/eşimin annesi gelip makineyi bir boşaltıyor her şey bambaşka yerlerde. Kaşığı bıçağın üzerine bırakmış, çay bardağı kupaların rafına çıkmış vs.E orada bi düzen var, ona uydur
Tamam kaos, entropi falan da abi muftakta tüm çatallar, bıçaklar, bardaklar, tabaklar boyutlarına göre raflarda dizili. Annem/eşimin annesi gelip makineyi bir boşaltıyor her şey bambaşka yerlerde. Kaşığı bıçağın üzerine bırakmış, çay bardağı kupaların rafına çıkmış vs.

E orada bi düzen var, ona uydursana. Niye bozuyorsun mevcut düzeni değil mi? Sonra arkasından bir kişi daha uğraşıyor iki kere iş yapılıyor.

Sizde de böyle mi yoksa sadece bizimkiler mi dağınık, umursamaz?
-3
chicha_v2
(21.01.26)
Evinizin işini neden annen ya da eşinin annesi yapıyor ki? Merak ettiğim için soruyorum.
+7
rock n roll
(21.01.26)
en sinir olduğum şeydir benimde. aldığını aldığın yere koy fazlasını beklemiyorum zaten. bence tamamen umursamazlık. senin örnekte de mesela umursamazlık var. çünkü zaten herşey bir düzen içinde.

kendi düzenine göre yerleştiriyor diyenler içinde, gitsin kendi evinde kendi düzenine göre yerleştirsin.
-1
gercekdunya
(21.01.26)
herkesin kendi düzeni var. herkes kendi düzeninin en mantıklısı olduğuna inanıyor.

kendi mutfağına sokma madem o kişileri.

kendilerince en doğru düzeni yapıp sana öğrettiklerini bile düşünüyor olabilirler.
+7
art cat chocolate
(21.01.26)
insanın kendi düzeninin sürdürülebilir ve devamlılığı olması elbette tercih edilen ve güzel olan şey. ama bu kadar takılmaya da gerek yok, bu tür hassasiyetler gün geçtikçe kemikleşiyor ve ileri yaşları çok zorlaştırıyor, hem bireyin kendisi hem de çevresi için. kaşıklar bıçağın üzerine konulduğu için oradan alınıp kullanılması size en fazla 3 saniye kaybettirir, çay bardağı kupalarla aynı rafta duramaz diye kanun hükmünde kararname yok.

ben yalnız yaşıyorum, kendimde bu tarz her şey yerli yerinde olmalı emarelerinin artmaya başladığını yakaladığım anda eve arka arkaya özellikle çoluklu çocuklu arkadaş çağırıyorum ve zihnen resetleniyorum. çünkü yaşım daha da ilerlediğinde çok keskin sınırları, düzeni olan huysuz bir ihtiyara dönüşmek istemiyorum.

asgari düzeyde düzen kesinlikle ok ama bu düzenlerin ara sıra esnemesi, değişmesi, dönüşmesi, aksaması da tolere edilebilir ve dahi mizahı yapılabilir olmalı.

edit: yazdıklarımın tamamı çıkmamış. bu illa ki umursamazlık değil. o gün uykusunu alamamıştır, kupaların olduğu rafa boyu daha rahat yetişmiştir, kafası doludur vesaire vesaire de olabilir. insanız, normal.
+2
Phoebe
(21.01.26)
Bundan ben de müzdaribim ya. Başlarda ev işlerine yardım etmek istediklerinde işime geliyordu oh yardım eden var diye ama şimdi kırmadan reddetmeye çalışıyorum. sakın dokunma yorulma falan diyorum. düzenimi bozuyorsun desen suç, izin versen sen yorulcan. çok gıcık bi durum. dokunma dediğim halde dokunuyorlar bir de.
onlara göre bizim düzenimiz saçma oluyo, kaşıkların ayrı bölmede olmasındansa her şeyin tek bölmede karman çorman olması onlara göre daha "mantıklı", sen de bunu yapmadığın için "aptal"sın gözlerinde. ondan.
-1
nolmus yani
(21.01.26)
@rock Evde bebek var normalde sokmuyorum ya da her defasında işlerimi onlara yaptırmıyorum. Ben ya da eşim meşgulken giriyor ister istemez. Bırak yapma desem de bir iş de ben yapayım size yardımcı olayım boşa mı geldim yanınıza hep oturacak değilim ya diyor. Merağını giderecek kadar bilgi verebildim mi daha fazla detay ister misin?
-3
🌸chicha_v2
(21.01.26)
Başka birinin evinde bulaşık makinesini boşaltarak ona yardım etmiş oluyorum. Arkamdan “tam benim düzenime göre yapmamış” denmesi kalbimi kırardı. Duysaydım bir daha kolay kolay elimi sürmezdim.

Herkesin alıştığı bir düzen veya düzensizlik var. Kimisi çatalların aynı yerde olmasına özen gösterir, kimisi aynı yöne bakmasına, kimisi boy sırasında olmasına, kimisi de sadece çekmeceye girmiş olmasına. Demek ki onlar son söylediğim anlayışa daha yakınlar.
Kendinizi sinirlendirmeden, onların da kalbini kırmadan önce ellerinden geldiği kadar, kendi anlayışlarıyla size destek olduklarını farkedin, bunun için şükran hissedin ve sizi rahatsız edenleri düzeltiverin.
Onların amiriymiş gibi bir his olmasın içinizde.
+1
michael_knight
(21.01.26)
Daha fazla detay isterim.
+2
rock n roll
(21.01.26)
Ben de nefret ederim. Yıllardır ev arkadaşlarımın anneleriyle yaşadığım sorun oldu bu gelip kaldıklarında. Uğraşıp ediyorlar, ayıp olmasın diye bir şey de diyemedim. Ben o yüzden başkasının evinde bu işi yapmayı sevmem, sürekli sorarım. Aile evine döndüğümde de genelde bir şeyler değişmiş olur, o zaman da tek tek sorarım.
0
black holes in the sky
(21.01.26)
O kadar ince düşünmüyor.

Ne Olacak Şimdi filminde bunu çok net görüyorsun. Adile Naşit gelinin evine geliyor ve kanepedeki kırlentlerin yerini değiştiriyor, onu alıyor buraya, bunu alıp oraya koyuyor. Gözüne daha iyi geliyor öyle.
0
gabe h coud
(21.01.26)
E siz de düzeni devam ettirmeye çalışıyorsunuz?
-1
substituent
(21.01.26)
(bkz: el elin eşeğini türkü çığırarak arar)

bu tarz seylerin cevaplari icin atasozlerine bakmak lazim..
0
cooperr
(21.01.26)
bu yasa kadar ogrendıgım bişey varsa düzen takıntısının çok zararlı olduğu. üstelik bunu söyleyen kişi 20 yılını muhteşem bir düzen ve rutin içinde yaşayan biri.
+1
buenosdias
(21.01.26)
Şöyle bir duyuru açmak çok ayıp değil mi ya? Bir ben mi böyle düşünüyorum?

Evlenmişsin, evine misafir olarak gelmesi gereken anan baban evine geliyor yetmiyor bir de işini yapıyor, bu da yetmiyor kasigi bicagi bardagi duzgun koymadi diye şikayet ediyorsunuz..

Makinayi niye annen boşaltiyor abi?
+3
makbur
(21.01.26)
(15)

crackli her yazılım zararlı diyebilir miyiz?

Rondak
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir s
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.

yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir sıkıntı yaşadığımı hatırlamıyorum.

siz buna katılıyor musunuz? yani özetle crackli olan her yazılım sizin bilgilerini vb ele geçirmek için mi yapılmıştır.
0
Rondak
(12.01.26)
istisnasız hepsinde trojan var. mutlaka kullanmak zorundaysan sanal makina içine kur.
-6
orpheus
(12.01.26)
İstiasnasız hepsinde var demek doğru değil. Tabii ki tutumunuz hepsinde trojan varmış gibi yaklaşmak olmalı. Ancak sırf microsoft'a, apple'a veya diğer teknoloji şirketlerinin vampir gibi kan emmesine uyuz olup yazılım crackleyenler de var.
+4
himmet dayi
(12.01.26)
@orpheus

yıllardır kullanıyorum/kullanıyoruz diyorum, nasıl trojan var. bana somut kanıtla gel.
+1
🌸Rondak
(12.01.26)
hayrına yapmıyor sözü çok doğru değil. Evet herkesin bir çıkarı var, ama bilgisayar dünyasında gönüllü yapılıp herkese ücretsiz sunulan milyonlarca içerik var.

vlc player, 0 reklam geliri, ücreti yok, öyle senin verilerini topluyor falan kesinlikle değil.
Belnder, gimp, firefox, openstreetmap, internetarchive...

mesela oyun moder'ları. oyunlara dehşet büyük ölçüde mod yapıyorlar ve herkesle ücretsiz paylaşıyorlar.

Bu tarz insanlar genelde hobi olarak kazanç gözetmeksizin yapıyorlar bu işleri.


Crack işini, büyük firmalara karşı gelmek için yapanlar var. Bazen protesto etmek için. mesela simcity oyunu ilk çıktığında hep internet bağlantısı gerekiyordu. herkes bundan nefret etmişti, oyuna para verenler bile cracklisini kullanıyordu.

anlayacağınız, babasının hayrına yapılan bir sürü iş var.
+3
substituent
(12.01.26)
@rondak
microsoft defender büyük kısmını görmüyor. bitdefender kur veya verdiğim linke bahsettiğin cracki atıp içinde ne gizlendiğini görebilirsin. inanmak-inanmamak ve risk sana ait. hepsi demeyelim de %80 diyelim içini rahatlatacaksa.

www.virustotal.com
-4
orpheus
(12.01.26)
hayır fakat bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorsanız bu şekilde varsayımda bulunmanız en doğru yol olacaktır. crackleme hususunun temelinde birbirleriyle yarışan "scene" gruplarının rekabeti vardır.
0
redlinetheturk
(12.01.26)
Hepsi zararlı demek dogru degil. Arada vardır tabiki içinde trojan içeren kaynak kodları olan fakat hepsi degil. Bazıları bunu kendini kanıtlamak veya crack'ını yaptıgı uygulamanın şirketine gövde gösterisi yapmak için yapıyor.
0
limonlu eksi
(12.01.26)
Bir ek,
Bazı virüs programlarının virüs bulmasının tek sebebi virüs olması değildir.
sistemde normal erisomler /olaylar dışında işlem yaptığı için virüs olarak yorimlamabiliyordu eskiden (şimdi nasıldır bilmiyorum)
Bir örnek, windows ve ofis için graveyard sitesinden opensource script ile lisans sahibi olabiliyorsunuz.
+3
kisa
(12.01.26)
Her zaman risk vardır.

Ben oyun oynamıyorum ama onun yerine müzik programlarını koyabilirsin :) bir tane laptop sırf bu işler için. Onunla kesinlikle ne bankalara girerim ne resmi yerlere ne de kişisel hesaplarıma.

Bunlar için temiz kurulum ayrı bir laptop'ım var.
+1
makbur
(12.01.26)
linuxu adam bedava yaptı sattı ücretsiz veriyor onda da mı trojan var :)

virüs olma ihtimali var ama yıllarca kullandım karşılaşmadım. macte bile yaptım sorun olmadı hiç.
+1
jelly bear
(12.01.26)
kesin zararlidir diyemeyiz ama zararli olma olasiligi zararsiz olma olasiligindan cok daha yuksek. zira bunu yapan adamin isi zaten acik bulmak.

"ben senelerce kullandim bir zararini gormedim, virus programlariyla da baktim bisye bulamadim" gibi beyanlarin bir kiymeti yok.
+1
cooperr
(12.01.26)
Özellikle ismi çok yaygın bilinmeyen antivirüs programlarının bir bölümü kasıtlı olarak hayali virüs tespiti (false positive) yapıyor. Bunu korkutma yoluyla kendi ürünlerini duyurmak ve satmak için yapıyorlar. Virustotal sitesinde çok sayıda antivirüs sonucu birlikte gösteriyor ve aralarında bu türden çöp antivirüs programlarından çok var mesela.

Soruya cevap: Eğer crack işlemi yabancı bir programcık çalıştırmayı gerektiriyorsa oldukça risklidir diyebiliriz. Asıl üreticisi virüs koymamış olsa bile bir başkası onu alıp virüslü hale getirip yeniden yayabilir, hatta bunu yapmak çok daha kolay. O yüzden uzak durmak gerekir.
+1
mikro patlama
(13.01.26)
zaten ürünün kendisi, kendi crackını de piyasaya salabiliyor, mesela photosop bu şekilde dünyada fotoğraf düzenleme konusunda tekel oldu ama artık yeni sürümlerine para vermeden erişmek mümkün değil.
virüslü olanları antivirusler yakalıyor zaten.
tüm crackler zararlı olmasa da gözlemlediğim kadarıyla arada bir yerlere veri alıp gönderenleri de var, virüslü de var.
+2
duyuruuser
(13.01.26)
25 yıldır pc kullanıyorum daha bir kere kurduğum crack yüzünden başıma şu geldi diyen çıkmadı.
0
plastic_angel
(13.01.26)
Crack işi ilk çıktığında aslında aslında kendi içinde iki motivasyonu olan bir şey: Biri bir cracker grubu olarak olan en hızlı şekilde yeni çıkan bir uygulamayı crackleyip bu alanda ne kadar iyi ve yetenekli olduğunu göstermek, yani bir nevi yabancıların bragging rights dediği şey. Diğer motivasyon da internetin özgür ruhunu savunup şirketlerin para kazanma hırsına tepki koymak.

Bugün tabi ki crackli bir yazılımda virüs vb. çıkma olasılığı vardır. Ancak bence de o risk inanılmaz büyük değil.
0
salihdt
(13.01.26)
(1)

Kıvırcık/dalgalı erkek için şampuan + ürün önerisi

hadi ya la
Saçlarım kıvırcık ve dalgalı arası bir durumda. Hafif uzattığım zaman çok güzel oluyor ama ben saçlarıma bakmayı bilmiyorum. Yıllardır alışkanlık oldu, sabunla yıkıyorum. Bazı dönemler "good hair day" oluyor ama genelde sabundan dolayı kuru gözüküyor.Yıllardır şampuan değmedi saçıma. Duş sonrası els
Saçlarım kıvırcık ve dalgalı arası bir durumda. Hafif uzattığım zaman çok güzel oluyor ama ben saçlarıma bakmayı bilmiyorum. Yıllardır alışkanlık oldu, sabunla yıkıyorum. Bazı dönemler "good hair day" oluyor ama genelde sabundan dolayı kuru gözüküyor.

Yıllardır şampuan değmedi saçıma. Duş sonrası elseve mucizevi yağ sürüyorum, dışarı çıkarken de deniz tuzu spreyi kullanıyorum doku vermesi için.

Ama sanırım bir şeyleri yanlış yapıyorum. Saçım tam olarak böyle, ama fotoğraftaki gibi nem/doku dengesi istiyorum. Neler önerirsiniz?

es.pinterest.com
es.pinterest.com
0
hadi ya la
(03.01.26)
Ünv zamanından beri bioxcin kullanıyorum. Bioxcin kullanmak için illa saç dökülmesi olmasi lazim değil, içeriği diğer sampuanlardan daha doğal. (Eczacı bir arkadas zamanında böyle anlatmisti)

Bu arada saçlarım bundan daha Kıvırcık, nerdeyse Afro kivircigi :) bioxcin acayip yumuşatıyor saçları. Başka sampuanla saçlardan yikanirken gacur gucur ses çıkıyor (elin saçların arasında kaymiyor yani) bununla yumuşacık oluyor.
0
makbur
(04.01.26)
(5)

Satılık İşlemci arıyorum ancak bulamıyorum

rumeli beylerbeyi
Bilgisayarımdaki işlemciyi değiştirmek istedim. Ancak çıkma bile olsa ne kadar arasam da istediğimi bulamadım. Bu tür bilgisayar parçalarını bulabileceğim bir yer var mıdır?
Bilgisayarımdaki işlemciyi değiştirmek istedim. Ancak çıkma bile olsa ne kadar arasam da istediğimi bulamadım. Bu tür bilgisayar parçalarını bulabileceğim bir yer var mıdır?
0
rumeli beylerbeyi
(27.12.25)
yazıcıoğlu ?
0
gurur
(28.12.25)
nasıl bulamadınız? aradığınız işlemci nedir? sahibinden.com'da bulunmayan işlemci olduğunu sanmıyorum.
0
robokot
(28.12.25)
10+ yasinda ise neyse soyle benim koleksiyona bakayim,belki vardir.
calisma garantisi yok ama :D
0
cooperr
(28.12.25)
LGA 1151 soket, i9 9900T ya da i7 9700T tipli işlemcilerden aramaktayım kıymetli duyuru sakinleri
0
🌸rumeli beylerbeyi
(28.12.25)
Mecidiyekoy eski pazar sokagi var biliyorsundur bilgisayarcilar var orada; arada bir yerde borsa bilgisayar var. Onun hemen yanında aşağıya doğru minik bir pasaj girişi var, orada eski püskü bir sürü tamirci var.

Hem fiyat olarak uygundur hem de denetip gösterirler parçaları. Buradan bir sürü çıkma laptop ekranı ram vs çok alırdım zamanında. Daha 5-6 ay önce babamın ekranı bozuldu buradan baya uyguna 750 liraya çıkma bir ekran aldım :))
0
makbur
(28.12.25)
(6)

Duşakabin

Fodera
arkadaşlar banyoya duşakabin yaptıracağım ama fayanslar porselen olduğu için normal hiltiyle darbeli matkapla falan delinmiyor. böyle olunca bunları benim delmem lazım. dün askı, tuvalet kağıdı tutucusu, yuvarlak havlu askısı ve üstüne şampuan falan konulan cam dalgayı takmam yarım gün sürdü. porsel
arkadaşlar banyoya duşakabin yaptıracağım ama fayanslar porselen olduğu için normal hiltiyle darbeli matkapla falan delinmiyor. böyle olunca bunları benim delmem lazım. dün askı, tuvalet kağıdı tutucusu, yuvarlak havlu askısı ve üstüne şampuan falan konulan cam dalgayı takmam yarım gün sürdü. porselen için özel uçla deliniyor ve çok uzun sürüyor. normal hiltiyle deleyim derseniz tuz buz oluyor cam gibi.

hal böyleyken duşakabinciye sipariş vermem pek mantıklı değil. internetten alayım diyorum. bu sefer tam ölçü tutmuyor.

iki kapılı birisi sürgülü birisi sabit duşakabine ihtiyacım var benim ölçü 123 cm geliyor. elimde bu duşakabin profillerini kısaltabilecek her türlü takım taklavat var. bu cam olayı biraz kafamı karıştırıyor. şimdi bunların yükseklikleri standart. ben atıyorum 125cm lik alsam profillerini 2 cm kısaltsam cam iki cm büyük olsa bana bir sıkıntı yaratır mı?

beğendiğim duşakabinler 120 veya 125 cm oluyor. özet soru 123cm gelen yere 125 cm lik duşakabin alsam. profillerini kısaltsam takabilir miyim yoksa sorun yaşar mıyım?
+2
Fodera
(27.12.25)
Fayansı darbesiz modda deldikten sonra matkabı darbeliye alıp (dikkatli sıkı ve düz tutarak tabii) duvarın içine doğru Darbeli şekilde delebilirsiniz. Bütün duvarı darbesiz delmek büyük çile olur yahu :)

Fayansı darbesiz modda delerken deleceginiz yere şeffaf bant yapıştırmak da pratik olur matkap ucu fayansda kaymasın diye.

Duşakabini aslında direkt üretici ile irtibata geçip tam ölçüde isteyebilirsiniz uğraşmayın kesme vs ile. Monte ederken silikona vs dikkat etmek gerek siz zaten daha iyi bilirsiniz :)

Bir de youtube videosu bekliyorum senden bütün bu yaptığın tadilatla ilgili. Valla helal olsun her şeyi baştan sona tek başına yaptın, bütün duyurularini takip ettim bu konudaki :)

Tekrar kolay gelsin.
+3
makbur
(27.12.25)
hocam porselen fayans delme olayı şöyle.

bu meretin uçları 5 tanesi 6 binlira. ben ondan alamadım. bosch hex9 aldım 1 paketi tükendi. ikinci paketi sipariş ettim. bu uçların arkasını yuvarlak normal matkap için deği, sds yani kırıcı delici için değil, bildiğin şarjı vidalama delme için altıgen yapıyolar.

darbeli matkabın veya darbeli delicinin darbesi çok fazla geliyor ve fayansı cam gibi patlatıyor. evet bildiğin cam gibi boydan boya fayansın her tarafına kadar gidiyor çatlak. bu şarjlı delici vidalama zımbırtısının darbesi minik minik titreşim şeklinde onunla deliniyor. elimde 120 newton metre torklu einhell şarlı delici vidalayıcı var. darbeli onunla deliyorum. bu alet dewalt ya da bosch marka olsaydı muhtemelen 30 binlira falan olurdu. einhell bu konuda çok iyi iş çıkarmış.

1 uçla 5 defa porselen fayans deldiğin zaman ucu; ucu bitmiş kurşun kalem gibi kalıyor.

yandex.com.tr

dediğim uç bu ama bunun orjinal porselen fayans için olanı 6 binlira ve türkiyede yok.

bant yapıştırma fikri iyiymiş. bir de fayanslar 12mm. delici uç konik. koniğin geniş yerine geldiğin zaman zaten fayansı komple delmiş oluyorsun ve bu uçlar betonu tereyağı gibi deliyor. büyük hiltiyle bu kadar rahat delemiyorum. acayip sert ve psikopat bi fayans.
+1
🌸Fodera
(27.12.25)
Tamamdır ben seramik fayans delmiştim. Yerler mermerdi kapı stoperi takmak için mermeri 1 saatte delebilmistim, porselen fayans hiç delmedim ama yapısı mermere daha yakın anladigim kadariyla.

Kolay gelsin :)
+1
makbur
(27.12.25)
hocam fayansı döşeyen ustalara aynısını ben demiştim. mermer için uç alsam olur mu diye. mermer bunun yanında peynir gibi yumuşak kalır. bunu delmek çok bela demişlerdi harbiden de öyleymiş.
+1
🌸Fodera
(27.12.25)
Abi bu porselen fayans patlıyor derken, birkaç fayans patlattın mı? Öyle patlatıp, uğraşıp çıkarıp yenisini mi döşedin? Anlık şahsi tecrübe mi, önceden kalma bir bilgi mi? Valla hayranım sana. Hayranlıkla izliyorum yaptıklarını, ettiklerini.
0
Mirket
(28.12.25)
banyoya batarya montajı yaparken deldiğim ilk delik dolayısıyla tuzla buz oldu.

balkonu boyarken yere naylon çekmiştim. bişey de düşürmedim ama aynen araba camına taş gelmiş gibi çatladı. çatlağın merkezi gözüküyor oradan 5 tane kol çıkıyor bütün fayansın bitimine kadar gidiyor. muhtemelen altı boş kaldı oranın ondan öyle oldu.

keserken 10 pakete yakın kırıldı. kimisi tuz buz oldu. taşı değdirdiğin anda tuz buz olan fayanslar oldu. büyük şekilde kırılanlar tekrar kesildi kullanıldı. fayans elması kesmiyor. taşla da zor kesiliyor. hepsi taşla kesildi. o yüzden iş uzadı zaten.

elimde 5 paket fayans var. antre zemininde naylon var halen. bütün iş bitsin. kırılan fayansları değiştirteceğim.

özel taşı var porselen fayansın onu aldım. usta kesiyor ben su sıkıyorum. yine ateş çıkartıyor sanki demir kesiyorsun. üstten 5 mm kestikten sonra kesiliyor ama üstteki sır tabakası çok sert.

şu ev bitsin yaklaşık 2 ay falan sürer. çok sağlam bir video çekeceğim. neler yaptım nasıl yaptım ne zorluklarla karşılaştım falan diye :)

bu günlerde belki 10 a yakın müteahit teklifi inceledim. hepsinde bütün kullanılacak malzemelerin markası modeli yazıyor. jeneratörüne , asansörüne, banyoda kullanılacak klozetine fayansına kadar. porselen fayansı sadece tezgah arkası kullanıyorlar.

seramik ile porselen fayans arasında atla deve bir fiyat farkı yok. porselen olunca fayans yapıştırıcısı pahalı, kesmesi zor, fayans arkasına da tarak çekmek zorunda kalıyorsun. işçiliği çok yani. ben bilmediğime, satan kişi de bilmiyordu bu olur mu duvara zemine dedim. olur olur dedi aldım. işçilik 2 katı pahalıya geldi, yapıştırıcısına sağlam para ödedim. keserken kırılan oldu çok fire verildi falan.

2 set matkap ucu aldım bosch 4 binlira sadece o tuttu :)
0
🌸Fodera
(28.12.25)
(10)

Yeni daire alırken neye dikkat ediyorsunuz? (Deprem açısından)

Unde bach canim
Var mı belli bir kriteriniz?Deprem açısından güvenli olup olmadığını tespit edebileceğimiz bir durum var mı? Yeni bina olması depreme dayanıklı olduğu anlamına helmiyor malumunuz.
Var mı belli bir kriteriniz?
Deprem açısından güvenli olup olmadığını tespit edebileceğimiz bir durum var mı? Yeni bina olması depreme dayanıklı olduğu anlamına helmiyor malumunuz.
-1
Unde bach canim
(26.12.25)
Ses yalıtımı
+2
artıküyeolmakistiyorum
(26.12.25)
Ses yalıtımı +1
Türkiye'de bundan önemli şey olamaz ama ara ki bulasın.
0
nothing in my way
(26.12.25)
-zemini ve bölgesi (haritalar mevcut)
-strukturel sistemi ve aksların, core’un duzeni
-strukturu etkileyen bir değişiklik olmuş mu zaman içinde? (Kolon kesme, kat çıkma vb.)
-betonarme ise sadece kolonların değil; ters yönlere bakan perde duvarların da olması.
+1
eileengray
(26.12.25)
Gölcük depremi sonrası mevzuatlarda değişiklik oldu. Önceki tarihli bina almam ama sonraki tarihlilere de sağlam deyip geçmem.
Zeminin kayalık olması fay hatlarına uzak olması önemli.
Bodrumu gezerim. Kolon ve kirişlerde çatlama, dökülme, alttan rutubet alma var mı?
Merdiven boşluğu pisse, ayakkabı eşya bırakılıyorsa almam.
Komşularla laflarım, Arıza komşu var mı?
Alt kat dükkan ise noksan kolon var mı diye bakarım.
Zemin, Bodrum, Dükkan üstü ve en üst kat almam.
Çift cephe tercihimdir ama değilse, güney illerinde güneye ve batıya, kuzey illerinde kuzeye ve doğuya dönük ev almam.
Araç park yeri, toplu ulaşım durağına yakınlık ve en az bir markete çok yakınlık önemli.
Ses yalıtımı şart önceliğim.
Rutubet olmamalı, bir gece evin en kuytu yerine higrometre bırakırım.
Üst katımda okul öncesi çağda erkek çocuk varsa almam.
Bina ısı yalıtımı önemli.
Islak mahal tavan kontrolü yaparım, eski de olsa akıntı var mı?
Kapı ve pencere ve tüm dolap kapaklarını açıp, kapatıp bakarım.
+1
Mirket
(26.12.25)
5 kat üzeri olmamalı, bitişik olmamalı. zemin etüdüne bakılmalı.
0
mikahakkinen
(26.12.25)
Ses yalıtımı diyenler nasıl bir kontrol yapıyor acaba? Ayrıca Mirket, kac tane yeni ev aldigini merak ettim.
+1
osssy
(26.12.25)
5 ev satın aldım. Şu an sadece oturduğum ev bende. Ekonominin durumuna göre yeni yılda 2 ev alma niyetim var.
Bugüne kadar 40a yakın evde kira vs. oturmuşluğum var. Konuyla epeyce hemhal vaziyetteyim yani.

Diğer sorunun cevabı şöyle. 1000 liralık ayakkabı alırken satıcıyı 10 dakika oyalayabiliyorsan milyonluk ev alırken ne kadar oyalama hakkın olduğunu sen düşün. Günün değişik saatlerinde ve saatlerce içini dışını incelemeden ev alırsan sonuç hüsran olabilir.

Fırsat bulmuşken listeye bir ilave yapayım. Hastane yolu üzerinde ev almam. Geceleri ambulans siren sesi hoş olmuyor.
0
Mirket
(26.12.25)
boyle sorulara verilen cevaplari gorunce, aci aci gulumsuyorum.
size ufak bir hikaye anlatayim:

kentsel donusumden bizim yasadigimiz binayi yiktilar. 1975 modeldi zaten, bitik vaziyetteydi, sikinti yok.

benim peder de muteahhit. komsularla toplanildi, dediki ben yapayim, zaten binada da yasiyorum satma niyetim yok, saglam bisey yapalim. once peki dediler. bu arada zaten apartmanda 10 daire var, tahminim egitim ortalamasi da cift diploma falandir. yani kagit ustunde hersey mukemmel.

neyse, fiyat cikarttik, bu arada bu arkadaslar gidip 2-3 yerden daha fiyat almislar.
dedilerki sizin fiyat baya yuksek, sizin kaba insaata harcadiginiz paraya diger firmalar komple binayi yapip bitiriyor. kavga cikti tabii. en sonunda isi bize vermediler.
isi verdikleri adamin hayatinda yaptigi ikinci bina bizim bina oldu.
adamin asil meslegi de "kuyumculuk". ulkede biraz parasi olan zaten "insaat yapayim" diyor. enteresan.

simdi bu bina guyya son deprem yonetmeligine gore yapildi.
5 katli, garajli, zemin etudlu cart curt.
burdaki cevaplara bakilirsa hersey mukemmel "ama" bu adamin kaba insaat fiyatina nasil butun binayi bitirebildigini kimse sorgulamiyor.

biz bu "rant" kafasini birakmadikca ben oncelikle iki kalfayla yapilabilecek dusuk katli binalarin hicbirine guvenmem.

bence buyuk sehirlere bakarsak, ciddi anlamda guvenilir binalar, 20+ kat ve nispeten iyi zemin ustune oturmus yerler. zira belli bir kat ustune cikinca biraz hesap kitap yapman gerekiyor. bir de zemin iyiyse kolay kolay birsey olmaz.

sene olmus 2025, ulkede hala 30cm asmolen doseme, hayvan gibi kirisler ama noddle'dan hallice kolonlar kullaniliyor. butun binayi da dandik bir asansor boslugu duvarlarina baglayinca is bitti saniyorlar. asansor boslugu duvarlarinda dogru duzgun demir falan da yok. binalarin alayi hantal, sacma sapan cikmalarla dolu.

ya bizim millet olarak 21. yuzyila ayak basabilmemiz bile bence allahin bir lutfu, "lan yine seviyor allah", bunun bilimsel baska bir aciklamasi olamaz.
+3
cooperr
(27.12.25)
üzülerek söylüyorum ki, bu çok komik bir soru.

binayı kendin yapmadıysan bunu bilmenin imkanı yok. elbette özellikle eski binaların bodrum katlarına indiğinizde kolonları kirişleri tüm çıplaklığıyla görürsünüz ama, yeni binalar da ne yazık ki sağlam değil.

rönesans rezidans bunun iyi bir örneği. 2011 yapımı, şehrin en pahalı gözde yapılarından biri. hakkında onlarca teori var, kolon bağlantılarının yanlış olduğundan, statik hesaplamasının hatalı olduğuna vs.. bakın bu binada şehrin en zenginleri öldü..

google earth programında uydu görüntülerine yıl yıl ulaşma şansı var. maraş'a bakın mesela, yıkılan binaların yarısı 2007 sonrası yapım. (google earth 2002'den başlıyor ama görüntü çok net değil, 2007 daha net)

gölcük depremi bina yapım yönetmeliği açısından evet devrim niteliğinde oldu ama türkiye hiçbir zaman kurallara kanunlara uyulan, liyakatli adamların işlerinin başında olduğu ve devletin asli görevini yapması gereken -vatandaşını korumak- bir ülke olmadı.

yarısı birinci derece deprem bölgesi olan ülkemizde "imar barışı" denen bir garabeti çıkardılar utanmadan, sırf mümkün olduğunca fazla sıcak para gelsin diye. izin verilen kat sayısının üstüne bir o kadar daha kat çıkılan binalarla dolu istanbul. daha acısı, bu binaların hepsi imar barışısından faydalanıp parasını bastırıp "yapı kayıt belgesi" aldılar. 2023'te bir tane daha patlatacaklardı ki o acı deprem oldu, reisin açıklamalarındaki aşırı kızgınlık biraz da bundandı. (hoş 3 sene bunları unutmak için fazlasıyla yeterli bir süre, her an patlatabilirler bir tane daha :)

zemin etüdü tabii ki çok önemli. binayı istediğin kadar sağlam yap, zemin etüdünü hesaplayamazsan bu sefer de lego gibi öne arkaya sağa sola bütün olarak devriliyor binalar. burada da üzücü bir detay vereyim;

zemin etüdü yapılmış diye güvenle aldığınız evlerde de, zemin etüdünde acayip işler çeviriyorlar. normalde 20 metre alınması gereken örneği işi uzatmamak için 5 metreden alarak oldu bittiye getirip işi hallediyorlar. belediyeler, laboratuvarlar hepsi ortak çalışıyor. çünkü ne doğru düzgün denetleyen var, ne de kanunları uygulayan. sizin zemin etüdü "yapılmış" sandığınız bina, aslında zemin etüdü eksik yapılmış bina. hatay'daki o parçalanmadan bütün halde öne arkaya sağa sola yatmış binalar var ya. işte bunun eseri o binalar.

bu arada bunlar sadece temel gerçekler. mesela sağında solunda binanıza yapışık bir sürü binanın olduğu bitişik nizam bir mahallede oturuyorsunuz. binanız müthiş sağlam yapılmış, zemin etüdü vs de her şey kitabına uygun yapılmış. ancak sağınızdaki solunuzdaki binaların katları sizinkiyle aynı hizada değil:) geçmiş olsun, büyük bir depremde sağınızdaki ve solunuzdaki binaların kirişleri kolonlarınızı döve döve yıkacak. (ki bitişik nizam binalarda buna da dikkat edilmesi gerekiyor ki ben istanbul'da çok az gördüm. beşiktaş, şişli falan allah'a emanet..) bu tarz detay küçük detaylar da çok fazla var, bir tane inşaat mühendisi ile vs konuşursanız size uzun uzun anlatır.
-1
makbur
(27.12.25)
Mirket, söylediklerin mantıklı ancak bana pratik gözükmedi. Zaten kriterlerin tamamı evlerin %99.99unu eler. Kalanlar arasında da fiyatı piyasa fıyatında bulsan bile kriterleri test etme imkanı bulamazsın gibi geliyor bana. Örneğin yeni bina ise komşuları bilemezsin, eski bina ise 40 komşunun kaçıyla konuşacaksın? Kolonların düzeni küçük binalarda anlaşılabilir ama büyükçe bir binada mesala 300-500m2 bir dükkana girdiğinde sana kolon kontrolü yaptırsalar bile olması gereken doğru kolon sistemini bilmen çok zor. Satın almadan önce bir eve bir cihaz bırakmaya kim izin verir? Üst kattaki ailenin kütüğünü nereden temin edebilirsin ya da kütükte görünmeyen fakat orada yaşayan yeğeni kim sana bildirmekle mükellef? Bu sorularla bir emlakçıya gidildiğinde en iyi durumda alınacak cevabın yuvarlak ya da bilinmeden söylenecek geçiştirici cevaplar olacağını düşüyorum. Ayrıca ses yalıtımı diyenler elinde desibel ölçerle birkaç günlük test mi yapıyor yoksa emlakçının ya da müteahhitin ses yalıtımı var demesine mi bakıyor veya evde bulunduğu toplam yarım saatteki sesleri mi dinliyor?
0
osssy
(27.12.25)
(3)

artan yaşam pahalılığı nasıl gerçekleşti?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
dolar bazında tarihin en yüksek asgari ücreti alınıyor. eskiden 400 dolara öyle ya da böyle hayatta kalan türk işçisi (ki hiçbiri asgari ücret almaz) nasıl oldu da 600 dolara kira bile ödeyemez hale geldi? olanlar dolardaki enflasyondan mı kaynaklı yoksa başka şeyler mi var?
dolar bazında tarihin en yüksek asgari ücreti alınıyor. eskiden 400 dolara öyle ya da böyle hayatta kalan türk işçisi (ki hiçbiri asgari ücret almaz) nasıl oldu da 600 dolara kira bile ödeyemez hale geldi? olanlar dolardaki enflasyondan mı kaynaklı yoksa başka şeyler mi var?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.12.25)
Atladığın nokta dolar da enflasyona uğruyor.

Arkadaş çok güzel anlatmış, oraya 2002 2025 yaz mesela;

2002'nin 100 doları şimdinin 180 doları :))
+1
makbur
(24.12.25)
Dolar enflasyonu zaten var.
Konut fiyatları özellikle de şehir merkezlerinde tüm dünyada da Türkiye'de de arttı.
Gıda enflasyonu Türkiye'den dünyanın pek çok yerinden daha yüksek. Tarım ve hayvancılık konusunda çok yanlış giden bir şeyler var.
Eskiden olmayan ve şimdi olan masraflarımız var. Cep telefonu, ev interneti, bilgisayar taksidi, Starbucks kahvesi, yemek siparişi.
Sigara ve alkol gibi ürünlerin vergilerinde de ciddi artış oldu eskiye göre.
Ailelerin eskiden daha kalabalık olması da geçimi kolaylaştırıyor olsa gerek.

Ama en önemlisi şu; eskiden çalışan insanların çoğu asgari ücretten çok daha fazla alırdı. En vasıfsız işçi bile bir süre çalıştıktan sonra asgari ücretten fazla kazanmaya başlardı. Hiçbir iş bilmeyenin ilk işe girme maaşıydı o.
0
michael_knight
(25.12.25)
dolar bazinda asgari ucretin yuksek kalmasinin sebebi dolarin baskilanmasi, ucretin alim gucu degil.
+2
cooperr
(25.12.25)
(5)

Şu villadaki adam kaç aidat ödemeli?

messina123
Her katta diyelim ki 4 daire var. Ama en tepede tek bu adam yaşıyor. Bu adamın normal bir daire sahibinden 4 kat fazla aidat ödemesi gerekmez mi? Sonuçta o katın hakkını tek başına kullanıyorhttps://x.com/bosunatiklama/status/2003202904216527079?s=46
Her katta diyelim ki 4 daire var. Ama en tepede tek bu adam yaşıyor. Bu adamın normal bir daire sahibinden 4 kat fazla aidat ödemesi gerekmez mi? Sonuçta o katın hakkını tek başına kullanıyor

x.com
0
messina123
(23.12.25)
Daire sayısına bölerek, metrekare üstünden ya da ikisinin karışımı şeklinde aidat hesaplanabilir, yönetim planına bakmak lazım.

Hakkaniyetli olan m2 ile alakalı giderlerin buna göre pay edilmesi, alakasız olanların daire sayısına bölünmesi. Örneğin ortak alanların ısıtılmasında alana bakılmalı ama güvenlik personelinin maaşları daire sayısına bölünmeli gibi.
+1
orient blue
(23.12.25)
arsa payına bakılır
0
jelly bear
(23.12.25)
Kahkaha attım bunu nereden buldunuz yahu :))

Hiç aidat ödemez, çünkü bu yapı kaçak. Böyle bir yapının herhangi bir imar planında vs olması zaten imkansız.

Mantık olarak sorarsanız, mesela pek çok binanın en üst katları dublex olur ve diger dairelerden daha da büyüktür, ancak ödediği aidat digerleri ile aynıdır.
0
makbur
(23.12.25)
aidat metrekareye gore verilir de..
boyle sacmaliklar neden sadece bizim aklimiza geliyor?
0
cooperr
(23.12.25)
Bürüt metrekareye göre ödüyoruz biz sitede 1+1 ile 4+1 aidatı arasında uçurum var ama 100m2 1000 aidat ödüyorsa 50 m2 500 ödesin şeklinde mi hesap ince detayını bilmiyorum.
0
cilekli pasta
(23.12.25)
(3)

Rusya 15 temmuz'u nasıl haber verebildi

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Askeri alet gereçleri mi takip ediyorlardı, konuşmaları mı biliyorlardı. Nasıl mümkün olabiliyor?
Askeri alet gereçleri mi takip ediyorlardı, konuşmaları mı biliyorlardı. Nasıl mümkün olabiliyor?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.12.25)
tüm büyük ülkelerin ilişkide olduğu ve coğrafi olarak yakın olduğu ülkelerde casus ağı vardır. aklın almayacağı kadar normal görünen insanlar sleeper agent olabilir. aynı zamanda bu ülkeler dijital haberleşme, trojanlar ve uydu görüntüleri üzerinden askeri hareketlilik gibi konuları 7/24 takip eder. cia ve kgb için ata sporu gibi birşey.
+2
orpheus
(23.12.25)
15 temmuz çok karışık bir olay. 2016 Şubat ayında mesela -bizzat kendim okumuştum o zaman- emekli bir binbaşının "cemaatin tek şansı Ağustos'tan önce bir darbe" şeklinde anlattığı -agustos ayında yüksek askeri Şura olacak ve kadroları tasfiye edliecek şeklinde- bir koseyazisi vardı oda tv idi sanırım. Buna benzer 4-5 tane daha yazı vardı.

O yüzden Rusya değil aslında sağır Sultan'ın bile bildiği bir gerçekmiş yni :))
+2
makbur
(23.12.25)
www.odatv.com

Buldum bahsettigim yazıyı
+1
makbur
(23.12.25)
(6)

gündem değişince niye herkes paranoyaklaşıyor?

plastic_angel
magazinsel haberler konuşulmaya başlanınca niye herkes bi anda 'asıl gündemi unutturmaya çalışıyorlar, torba yasalar geçiyor, pkk dağları ele geçiriyor' diye yorumlar yapılıyor?yani bugünden itibaren magazin haberleri konuşulmasa türkiye daha mı iyiye gidecek? türkler bir anda aydınlanma yaşayıp örn
magazinsel haberler konuşulmaya başlanınca niye herkes bi anda 'asıl gündemi unutturmaya çalışıyorlar, torba yasalar geçiyor, pkk dağları ele geçiriyor' diye yorumlar yapılıyor?

yani bugünden itibaren magazin haberleri konuşulmasa türkiye daha mı iyiye gidecek? türkler bir anda aydınlanma yaşayıp örnek dünya insanı mı olacak? klavye başından kalkıp sokakta isyan mı edilecek? -ki chplilier cama çıkıp tencere çaldıklarında, -yani yıllar sonra ilk kez toplu fiziki bir eylem yaptıklarında- , sokaklarda yürüdüklerinde yine sözlükteki chpliler boş işler bunlar diyordu, kimse desteklemiyordu.

bu ekşiciler tam olarak ne olsun istiyorlar?
0
plastic_angel
(22.12.25)
Bana da geliyor bu dusunceler bazen ama burada biraz yanilgi var. Eksisozluk'te biraz takilinca siteye bir kisilik tayin ediyoruz. Hakim gorus neyse, ya da bizim dikkatimizi ceken veya rahatsiz eden neyse onu daha cok goruyoruz. Cogu kisi zaten papagan gibi ayni seyleri tekrar ediyor. Bu da degirmene su tasimaya devam ediyor.

Gundem degistirme konusu da aynen boyle, gundem degisince rahat rahat takiliyorlar deniyor. Bu kadar paranoyaklasmanin sebebi bu. Belki gercekten bos bir paranoya, belki de haklilar orasini bilmiyorum.
0
mbond
(22.12.25)
bu ülkede sadece bugün değil hep değişti, değiştirildi. gayet normal. bir çocuk cinayeti falan olur 1 ayda öyle gider.
0
koela
(22.12.25)
eksisozluk.com

Bak şu başlık ilk açıldığında gündemin tepesine çıktı. Sonra bir anda sol frame gündemden yok ettiler.

Şu anda bütün medyada inanılmaz organize bir iş çeviriyorlar. Fetocular vs hepsi topyekün şekilde çalışıyorlar işin ilginci.
+1
makbur
(22.12.25)
Toplumsal tepkiyi mantığa bürümenin çok lüzumu yok aslında.

Şöyle bakın, ortada halinden memnun olmayan insanlar var. Bu insanlar gündemdeki yerini kaybetmek istemiyor. Olay bundan ibaret.

Neden A demedi, neden konuya B yönüyle yaklaşmadı, neden C'yi görmedi falan, bunların pek bir önemi yok.
0
akhenaten
(22.12.25)
ekşici derken sözlük mü? sözlük artık troll çomarların dans yeri. aklı selim olanlarda fazla yazmıyor. chpli diye bir grupla neyi anlatmaya çalışıyorsunuz? aklı başında insanlar halkın bu kadar salak olduğunu görünce tepki gösterip cezaevine gitmek yerine sessiz kalıyor. ayrıca linç yememek için bir çok şeye ses çıkarmıyor.
nedeni de şu: bu insanlar halkçı insanlar, ama halk sağ dinci yöneticilerin analarını ağlatmasına ses çıkarmadıkları için bu arkadaşlarda boş yere kendini ortaya atmıyor.
siyasetçilerin yalancı olduğunu, boş insanlar olduğunu anlayınca halk hareketi olmadan bir değişim olmayacağını anlıyorsun.
tava tencere çalanda emekli yaşlı öğretmen tayfa.
+1
mikahakkinen
(22.12.25)
Evet?

“Cambaza bak” diye bir şey duydun mu?
+1
lazor
(23.12.25)
(16)

Ünlüler neden uyuşturucudan içeri alınıyor?

bobinhoo
Gündemi takip edemedim, uyuşturucu kullanmak suç mu ki? Yoksa içeri alınanlar satıcı falan mı?
Gündemi takip edemedim, uyuşturucu kullanmak suç mu ki? Yoksa içeri alınanlar satıcı falan mı?
-2
bobinhoo
(18.12.25)
Olay bence medyadaki Akp-MHP kavgası, içten içe cadı avı yapılıyor, yoksa kimsenin umrunda değildi bu zamana kadar devlet bilmiyor mu ülkedeki uyuşturucu trafiğinin boyutunu.
+5
olaylar olaylar
(18.12.25)
İnsanların sokaklarda fentanil kullanıp öldüğü ABD'de bile ot taşımak suç.
-12
arbre
(18.12.25)
Asıl gündemi takip edemeyelim diye mi acaba?
+8
Mirket
(18.12.25)
Oha.
uyusturucu kullanmak suc evet. Temin etmek de suc kaninda yani cikmadi ama ustunde var. Baskasiyla paylasmak da suc. Satmak kismini anlamisiz sanirim o da suc.
Bunlarin hepsi suc. Cezalari vs. farkli.
-3
wallcan
(18.12.25)
akpnin devamlı yaptığı gündem değiştirme-gizleme hareketleri. ikinci ihanet süreci, imralı tutanakları, suriye meselesi liste uzun gizlenecek çok konu var.
+6
my fault
(18.12.25)
Medya operasyonları, futbolda bahis , ünlülere uyuşturucu..
Kısa sürede bu konuların ardı ardına birbirini takip etmesi tesadüf olmaz.
Bence de artarak devamı gelmeli bu operasyonların. Satıcı ve kullanıcılarla sınırlı olan bir şey değil .
Hak eden cezasını da çeksin .
Toplumun karşısına sanatıyla çıkan , toplumun takip ettiği, beğendiği her şey
" tertemiz " olmalı .

Özellikle gençleri ve nesli bozan uyuşturucu işinin içinde olan kâr sağlayan herkes mecliste bir yasa düzenlemesiyle vatandaşlıktan çıkarılıp yurt dışına gönderilmeliler.
Batı'da belirli yerler bu konuda daha özgür.Oraya gitsinler(!)
Uyuşturucu, basit bir mesele/suç değil. Ailelerin dağılması ve cinayetleri de hemen arkasından getiren bir şey.
Güney Amerika örneği ortada.

Bu arada Trump bu konuda çalışıyor :
tr.euronews.com
-7
diyecevaplandı
(18.12.25)
amacı gerçekten uyuşturucuyla savaşmak, kullanan/satan herkese cezasını vermekse eyvallah diyeceğim de bunun gündem değiştirme gibi koktuğunu düşünmekle birlikte, sanat dünyasına da ufaktan gözdağı verildiğini düşünüyorum.

yani politikalarımıza karşı sesinizi çıkarmaya kalkmayın yoksa böyle böyle olur gibi. ki sanat camiasında yüzdesi büyüktür kullananların. kullanmayanlarda bile bir korku havası eser şu durumda bence.
+2
Improbable
(18.12.25)
bu bir uyuşturucu savaşı kesinlikle değil.
tonlarca uyuşturucu tüketiliyor ülkede. sadece yakalanan met'ler ve diğer sentetik uyuşturucular tonlarla ifade ediliyor. yakalanmadan piyasada dolaşanlar ne kadardır kim bilir.

keza akp'li kesimde pudra şekeri oldukça yaygın. venezuela'dan peynir ve maske getiren erkam yıldırım'ın ismi sürekli zikrediliyor. kendi çapında kullananları günlerce anons etmek kolay da, erkam yıldırım'dan mehmet ağar ve mahdumlarından ve daha çeşmenin başındaki büyükbaşlara dokunmadıkça bu operasyonlar hiç bir olumlu anlama sahip değil.

laf olsun torba dolsun.

ya da ola ki çok değerli sanatçılarımızdan birileri bir cesaret "hay skym yapacağınız işe, millet aç, az yiyin millete ihanet ettiğiniz yeter" diyecek olursa demesin diye baştan bir ip çekme.
0
biseysorcaktim
(18.12.25)
Magazin dünyası ile IBB hukuksuzluğunu normalleştiriyorlar, unutturuyorlar
fetö borsasından sonra yargının bu borsaları normalleşti. Ünlüleri alıp 3-5m vereni bırakacaklar.
0
croswell
(18.12.25)
Kullanmak suç ama yatarı yok. O nedenle temin etmek, örgüt kurmak gibi yatarı olan suçlamalarla içerdeler.
-1
peki madem
(18.12.25)
Benim iceriden bir bilgim yok ama kendi yorumladigimi soyleyeyim.

Bence şöyle oldu, devlet mafyayı bitirdi ama kendisi mafya oldu. Buyuk ihalelerden falan deli haraç alıyor. Paralar da yurt disina gidiyor artik o tarafta abd mi yonetiyor kim bilmiyorum ama fena halde halkın parası soyuluyor.

Sonra bana sorarsaniz belki kaybedeceklerini anladiklarindan, belki de arsızlıklarından, yonetmenleri, ünlüleri üfürükten sebeplerle içeri almaya başladılar.

Diyorlar ki sizi cikaririz ama su kadar milyon tl vereceksin yoksa cikamazsin.

Veren cikiyor veremeyen cikamiyor. Yani artik unlulerden harac kestiklerini dusunuyorum. Yoksa bu kadar yok gezi parki, yok diploma, yok cumhurbaskanina tehdit, yok efendim uyusturucu... tum tuslara basmazlardi.

Istediklerini yaptirma yani baskilama + gundem degistirme de isin cokomeli olabilir.
+2
ananiyimioguz
(18.12.25)
Latin Amerikalılardan sonra en büyük baronlar bizde. Avrupa'ya kadar gelip burada ticaret yapabiliyorlar ve tonlarla eroinle yakalananlar Avrupa'da bile serbest. O zaman bunun satışı yasal mı oluyor? Bizler uyuşturucu kullanan biriyle whatsaptan konuşsak, başımız derde girer.
0
Kahvedesu
(18.12.25)
Millete sattığın zehir senin çocuklarına gelmeyecek mi sandın?

Haberlerde her yerde görüyoruz zaten bmw direksiyonlarinda pudra şekeri çeken a.. çocuklarını..

Mehmet akif Ersoy, rumeysa Sümeyye vs hepsi kendi çocukları aslında.

Kendi kendilerini bitiriyorlar içlerindeki Savaşla. Ülkeyi de yokusa enkaza sokarak zehirleyerek kutuplasirarak bölerek..
0
makbur
(18.12.25)
yazılmış ama ben de yazayım akapenin halkın yararına bu tarz bir operasyon yapması imkansız bu decallerin tek derdi kendi çıkarları olduğu için amaç kayyumlar, belediye operasyonları enflasyon gibi daha büyük gündemleri gölgelemek.

Mesela şehzadeler belediyesi için aday çıkarmayacaklarmış. bayrampaşada yaptıklarından sonra böyle ponçik düşüncede olmaları şaşırtıyor dimi? çünkü hesap başka. Akepe-mhp toplamı belediye meclisindeki koltuk sayısının yarısı anca yapıyor. Yani çıkartsalar da kaybedecekler. işte böyle ölüye saygılıyız imajından bile çıkar hesabı yapan iğrenç bir güruh bunlar.
+1
Kediyi üzdün
(19.12.25)
burada güzel bir video var.
www.youtube.com
0
biseysorcaktim
(23.12.25)
gündem değiştirme geyikleri de bitmiyor 20 yıldır aynı terane. sanki gündem değişmeyince bir sik olduğu var.
0
Efoody
(23.12.25)
(27)

togg ve akp

biseysorcaktim
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu. arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?edit: soruy
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu.
arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?

edit: soruyu neden eksilediniz yahu. herhangi bir yargı yok burada. aradan geçen zamanda bu siyasi bağdaşım devam ediyor mu azaldı mı aynı mı diye sorduk sadece.
-11
biseysorcaktim
(14.12.25)
bence değişen bir şey yok.
+17
klassno
(14.12.25)
benim halen aklıma akp geliyor. içindekiler de akpli gibi.
+12
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(14.12.25)
Öyle görünse de bir aracı doğrudan siyasi bir parti ile ilişkilendirmek yanlış bir düşünce.
Bir aracı kullanmak için önce satın almak sonra yakıtı doldurmak gerek .
Oy vermenin , parti üyesi olmanın burada hiç bir anlamı yok.
Tarihe bakarsanız devrim arabasının yapımında da "devlet eli" vardı ve şaibeli bir çok sebepten dolayı ( askerî araç gereç ve silah konusundaki girişimler de dahil ) üretimi de yapılamadı.
Yıllarca hikayesi anlatıldı.
O zamandan bu zamana kendi arabamızı yapamamak toplumda bir uhde olarak kaldı. Haliyle Türkiye eski Türkiye olmaktan çıkıp ortam müsaitken böyle şeyde devlet eli gerekliydi, hükümette üzerine düşeni yaparak destekledi.

- Marmaray hizmete girdiğinden beri kinle inatla kullanmıyorum...diyen birileri var mı hala ? Olmaz sanırım.
Bir şekilde sağcı ,solcu, tarafsız herkesin işi düşecektir.
Tarihe bir bakın köprüler konusunda da her bir yerlerden "yapılmamalı" diyerek karşı çıkmalar söz konusu .

Samimi olmak lazım.
Togg'a bir parti'nin bir unsuru veya aracı olarak bakan , örneğin TOKİ projeleri de içinde aynı sekilde düşünmeli o halde.
Siyasi düşünce vs. bakmadan TOKİ hususunda benim gördüğüm büyük bir rağbet olduğu.
Kimse bu proje için :
Akp döneminde olmuştur (!) demiyor . Demek ki alıcısını çok ilgilendirmiyor ve aklına herhangi bir parti gelmiyor .
Önemli olan ise sadece , satın alma konusundaki düzenlemelerin kişiye uygun olması. Toplam fayda önemli ne de olsa.

Üstte de yazdım samimi olmak lazım.
-18
diyecevaplandı
(14.12.25)
TOGG kullanan ya AKP'lidir ya da AKP'lidir.
Üçüncü seçenek ise bir yerden bir şeyler yiyordur. Yani yine AKP'lidir.
+11
anatomik
(14.12.25)
arabanın badem bıyığı var. seçim dönemi meydan meydan gezdirilen bir arabayı asla almam. gerisi hikaye.
+8
scudman1
(14.12.25)
o arabaya hiçbir zaman siyasetten bağımsız bakılamayacak
+9
cay koy geliyorum
(14.12.25)
Şu an piyasadaki belki de en makul arabalardan biri özellikle t10f uzun menzillisi son derece iş görür.

Lakin seçim zamanı üniversite kampüslerine bile götürülen, iktidar partisindeki tüm bakanların binip binip reklamını yaptığı, bir partiye ait propagandaya dönmüş arabayı a partisi de çıkarsa almam b partisi de çıkarsa almam. Zira bu tarz hareketlerle arabayı kamuya değil belli bir gruba mal ettiler.

Bu yaptıklarından dolayı da bu enflasyon ortamında dehşet uygun kredilerle, besbelli bir şekilde bu arabaya özel çıkarılan ÖTV avantajına rağmen beklenen satışlara da ulaşabildiğini düşünmüyorum. Benzeri fiyattan Tesla satılınca TOGG gibi avantajlı kredi imkanları olmasa da neler olduğunu yazın hep birlikte gördük.

Ayrıca burada bir akçomarın marmaray örneği bile neden alınmaması gerektiğini çok da güzel göstermiş. yüzyıl önce yapıldığından dolayı var olan banliyö hattına Senin benim vergilerimle japonlara tüp geçit yaptırıldı diye belli bir partiye mal etmiş. Belli bir partinin o hatta dair yaptığı şey ise o hattaki tarihi tren istasyonlarını ya kaderine terk etmek, ya da ranta açmak.
+3
denizgonen
(15.12.25)
Togg kullanan biri görürsem siyasi tercihini çok rahat anlarım. Togg ne zaman bu bakış açısını kırmış :p Ben mi kaçırdım? Şahsen milyonlarım olsa, en iyi araba olsa bile almam.
+3
cemallamec
(15.12.25)
@deniz... sözünü iade edelim önce.
marmarayı kendince "güya" açıkladın. hadi istersen askeri silah araç gereç yapımının önündeki engellemeleri ,yapılan sabotajları da anlat. Yaklaşık 100 yıllık Türkiye'de hangi projeler rafa kalktı veya göz ardı edildi anlat istersen
Köprüleri vs bir çok şeyi istemeyenler oldu bu ülkede . Baksana arşivlere.
Toki örneği de Togg'u almamak için yeterli sebep mi sence? (!)
Togg seçim zamanı üniversite kampüslerine mi götürülmüş.
Aracı gören herkes anında siyasi tercihini mi değiştiriyor? O üniversitelerde hiç mühendis adayları yok mu ? İlham kaynağı olmasın mı gençlere? Yıllar yılı kampüslerde gençler arasında her tür olayların çıkmasına alışmıştık oysa (!)
Meseleye nerden baktığında ilgili bu konular . Bakış açın dar.

Yazdığına bakılırsa vergi vermekte zoruna gidiyor. Kamu hizmetleri başka neyle olacaktı?
Senin gönüllü vereceğin bağışlarınla ?

Anlayamadığın ve sanırım yıllar geçse de anlayamacağın şey şudur ki doğru olana doğru demeye oldukça zorlanıyorsun.
Türkiye'de ve Türkiye için yapılan her işi sadece bir parti veya kendi ideolojin odaklı düşünmeye mahkum etmişsin kendini.

Oyunu Tesla'dan yana mı kullandın şimdi?
Dolayısıyla Elon Musk'a gitti oy.
Hani şu Trump hükümetinde yer alan adam. Sana kısmende olsa hak verdim.
Yakınlarda başka alternatifin yoktu ne de olsa.

Gerçekte benim için mesele, parti falan değil. mesele anlamlı bir işi , faaliyeti vs. ortaya koymak. Yakın geçmişte araç değiştirmeyi düşündük ama Togg bir seçenek olmadı benim için. Sebep parti siyaset vs. de değildi.
Aslında sen almaya niyetlisin ama o düşündüğün etiketi yemekten korkuyorsun. İyi anlıyorum durumunu.
-16
diyecevaplandı
(15.12.25)
onu bilmiyorum da simdi ortaklik durumuna baktim. doktor bu ne. anadolu, bmc, turkcell, zorlu, tobb ortaklasa araba yapmis. ne alaka.
0
antikadimag
(15.12.25)
@diyecevaplandı

arkadasin soylemek istedigi sey su:

sen herkezden topladigin vergi ile zaten yapman gereken seyleri yapinca, sanki kendi cebinden para verip de kamuya hibe etmis gibi, "ahanda biz yaptik" dedigin zaman bu ucuncu dunya ulkesi siyaseti oluyor.

marmaray bitik vaziyetteydi, tup gecit de gerekliydi, yapildi ki yapimi baya uzadi bu arada, neyse bir sekilde bitti ve ise yariyor. bu bence guzel yatirim. ben mualifim ama kullaniyorum, zink diye kita degistiriyorum, helal olsun diyorum, hic binerken kufretmedim.

ama obur taraftan togg'a para harcamak yerine, tarima, hayvanciliga, turizme yatirim yapilabilirdi. zira her ulkenin illa bir araba markasi olacak diye bir zaruret yok.
bu biraz ayranim yok icmeye kafasi, giyecek donun yokken bir sekilde kredi cekip araba almaya benziyor. araba parcalarini bir araya getirince bir anda ulke simulasyonuna medeniyet yuklenmiyor.

universitelerde muhendis adaylari var evet, ama yandas degilsen togg fabrikasinda calisma ihtimalin yok ise, orda sikinti var demektir. senin kurumlari, kendine oy verecek adam devsirmek icin kullanmaman, kamuya acik duzenlemen lazim.

ozetle: kamunun bekledigi sey su, vergiyi topla, kacirmadan kamunun faydasina, kamuya artistlik yapmadan, isini yap. herkese esit davran. bu kadar. aldigimiz hizmetten memnunsak devam edersin, degilsek indiririz.

ama degiliz diyelim, baskasini sececez, secenekler surekli hapse giriyor. :)
eskiden asarlardi, en azindan asmiyoruz artik, muebbet ile idare ediyoruz.

1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor.
+2
cooperr
(15.12.25)
cuma namazında cami önüne bırakılmıştı. yani siyaset uğruna her şeye alet edildi. mesafeli olmakta fayda var.
+2
ground
(15.12.25)
devletin böyle bir üretimi, satışı için güzel faizli ya da faizsiz kredilerle desteklemesinde bir problem yok ama hükümetin bunu bir siyasi propagandaya dönüştürmesi sıkıntılı. aracı almayı planlasam düşüneceğim ilk şey yarın olası bir iktidar değiştiğinde üretim hattı duracak mı, yedek parça konusunda bir problem yaşar mıyım olacaktır. araç üretimi bir süreç ama sürdürülebilirlik başka bir şey. tesla gibi bir şirket globalde karlılık problemi yaşarken, şimdilik ülke içi satılan ve avrupa'da bir-iki ülkeye ihraç edilen togg'un geleceği nasıl olacak bilmiyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(15.12.25)
@ cooperr
yazdıklarının her birine tek tek cevabım var ama çok uzatmayacağım.
Ama madem ki :
1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor... " dedin sana açıklayayım.

1950 de demokrat parti büyük bir oy oranı ile başa geldi. Neden ? 1946 ya kadar seçimler "açık oylama, gizli sayım " ile oluyordu. Meclisteki tartışmalar vs. ile bu uygulama sonunda değişti.
Araştırabilirsin o özellikle 1946 seçimleri "şaibeli " olarak değerlendirilir kaynaklarda.

Anadolu insanının hak etmediği çok şey olduğu gibi yine onun büyük oranda seçtiği başbakan asılmayı da hak etmiyordu . Demek ki iktidar olmakla , gerçek manada muktedir olmak farklı şeyler. Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren.
1950 den beri Anadolu insanının gönlüne girmek isteyen, ayrı siyasi ayrı bir alternatif olmak isteyen bunu yapabilirdi.
Evet Anadolu insanı mehterden anlar kökenine bağlıdır ama batı orkestra ve operasından anlamaz.
(Ne yapsın çiftçi traktörle tarla sürerken Mozart mı dinlesin ?)

Neyse sen de çok aşırı hümanist olduğundan bu gibi alışkanlık veya tercihlere saygın vardır sanırım .
-7
diyecevaplandı
(15.12.25)
teşekkürler.

lütfen polemik oluşmasın.
ilk çıktığında siyasete alet edilen togg, görünüşe göre aradan zaman geçse de bu imajdan kurtulamadı.

verilen teşvikler, aracın iyi ya da kötü olması, bu araba alınır mı alınmaz sorusu değildi.
sadece o etiket zamanla silindi mi, azaldı mı, siyasetten bağımsız bir hale geldi mi sorusuydu. az-çok cevabımı aldım. politik tartışma olması amacıyla sormadım bunu.
+1
🌸biseysorcaktim
(15.12.25)
Cevaplardan göründüğü üzere tamamen aşılmış bir konu değil.

akp bu girişimin çok ekmeğini yedi ama togg markası da sonuçta bir şirket ve alınabilir bir ürün ortaya koymadıkça kapanacak.

bence güzel araba, belli başı kronik sorunları olmasa satışlarını katlar. Bizde milliyetçilik çok fazla, gerekirse daha fazla ödeyip Türk malı alacak kişi sayısı hiç az değil.
0
duyuruuser
(15.12.25)
Halk arasında bu algı ne yazık ki var. Şu an Togg alan iki kesim var. Birincisi kredi avantajından yararlanmak isteyen ikincisi akp li olan.

Aslında önemli olan bunların hiçbiri değil. İhracat yapmaları lazım. Ülke içine satmayla bir yere varılmaz. Millet yok tasarımı yabancı yok motoru yabancı vs diye eleştiriyor. Neresi yerli neresi yabancı hiçbiri önemli değil. Bu markanın yurt dışına ürün satıp yurtdışından gelir elde etmesi lazım. Basitçe bir mala katma değer ekleyip kazanç elde etmen lazım. Yoksa yurt içinde kredilerle gideceğin yer bir yere kadar. Hala bu konuda adam akıllı bir gelişme göremiyorum.
0
nuevo
(15.12.25)
şöyle söyleyeyim o araba bana bedava verilse AKP'li sanılmamak için almam.
ve her togg kullanan gördüğümde pis pis bakıyorum akpli bu diye. maalesef engel olamıyorum kendime.
+2
matilda
(15.12.25)
Togg duyurulduğunda her kesimin ilgisini çekmişti. Akepe arabasına kendileri çevirdi, dedikleri gibi bedava verseler binmem.
+1
aguen
(15.12.25)
araba akp arabası. bu algıyı bizzat bilinçli olarak bile isteye yaratan da akp'nin kendisi.
yine kendileri o kadar abarttı ki bu algı geri dönülemez şekilde yerleşti.

bedava verseler kesinlikle almam. ki arabam da 2012 model clio bunu dikkate alarak düşün.

kırsal bir ilçede öğretmenim, yoğun propaganda yaptıkları dönemde ilkokulların bahçesine dahi park edip sergilediler, kantinden tost alacak parası olmayan çocuklara. ilyas salman'ın sarı mercedes filminde kodaman bir tipin köye gıcır arabasıyla gelip köylü gariban çocukların arabanın dışından arabanın yanına öbekleşip arabanın içini seyrettikleri sahne vardı, bir benzeri yaşandı. bu utanç verici sahneden sonra togg dünyanın en kaliteli otomobili olsa da hiç umurumda değil.
+4
wilhelmwasmuss
(15.12.25)
yoo gayet de akp markası
+2
nothing in my way
(15.12.25)
duyuruda herkese cevap yetiştirenlere bakınca zaten cevabı anlıyorsun. togg, madem onlar yapıyor bizim de bir tane olsun.. parasıyla değil mi? arabasıdır.

togg Türkiye'nin markası olabilirdi ama akp sonrası hızla düşüşe geçip yabancı bir markaya satılacaktır. adamlar o kadar itici ki sanki içten yanmalı motor yapılmış gibi caka satıyorlar. otomobillerin kritik parçalarını üretmek ve dünyada öncü olmak ülkeye daha fazla değer katabilirdi. yine ilaç-medikal ve tarım sektörüne büyük destekler verilseydi bu alanlarda da lider olabilirdik..
+1
jepa
(15.12.25)
Müzmin muhalif olan bir akrabam togg ilk çıktığından beri kullanıyor. Adamın işi de galericilik yani arabadan piyasasından anlayan biri.
Ben şahsen Her gün istanbul trafiğinde epey togg görüyorum ve toplumun her kesiminden kullanıcısı olduğunu görüyorum.

İnsanları bu şekilde salt satın alma davranışına göre bir siyasi kimlik temellendirmesine maruz bırakmak kesinlikle akıl dışı. Hatta arttırıyorum, Bu şekilde bir argümantasyon kurabilmek; togg’un ilk çıktığı zamanda siyaseten militarize olmuş bir klik tarafından dile getirilen “maket bu” şuursuzuğuyla birebir aynı.
-3
ezkaza
(15.12.25)
@diyecevaplandi

"Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren." yazdiklarimdan saygi duymadigimi nerden cikardin, anlamasi guc.

hem gereksiz alingansin hem de kafan baya bulanik gibi, o bulanikligi da giderecek enerjim yok yaw.
0
cooperr
(15.12.25)
akp'lilerin bile akp'li olduklarını söylemeye çekindikleri-utandıkları bir toplumda (duyuruda mesela diyecevaplandı, ezkaza nicklerine kaç kere bakmışımdır ulan bunlar akp'li mi acaba yoksa ben mi pinpirikliyim diye -ki acemi duyuruclar yine ezkaza'yı akp'li zannetmeyebilir swh-) togg'un potansiyelinin çok altında kalması gayet doğal.

erdoğan ülkenin tamamını kapsayan, kucaklayan biri olsaydı, ya da en azından şimdiki başkanlık tipinde değil de eski dönem partisiz cumhurbaşkanı şeklinde görevini sürdürseydi bile o araba milliyetçi duygularla en muhalifinden sekülerine marjinaline kapış kapış giderdi.

samimi konuşalım yazmış arkadaşımız, samimi konuşalım. bakkaldan sakız alan 5 yaşında çocuğun bile marmaray'da ödediği vergisiyle misli misli hakkı varken, siz bunu reisin millete bir lütfu olarak görüyorsunuz; yukarıda bizzat kendisiitiraf etmiş bunu zaten.

1'e yapılacak köprüleri 10'a yapıp, ulaşılması mümkün olmayan "geçiş garantisi" sayılarını halkın tamamına ödetmek mi hizmet?

hatay'a hiç gittin mi mesela? 3 sene oldu halen daha insanlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyorlar. ya devlet bir işi kar amacıyla yapar mı? 1,5 milyon maliyetle yaptığı daireyi 2,5 milyona vatandaşına satıyor. toki ile ilgili de şok belgeler çıkacak yakın gelecekte buna inanıyorum, zaten çözülme kısmen başladı..

samimiyet samimiyet diyorsunuz. olm reisçi değilmiş gibi yaparak milleti manyak etmeyin bir kere :) hele "muhalif galerici" karakterine kahkaha attım.

neye muhalif hacı, içten yanmalıya mı :))
+1
makbur
(15.12.25)
Yakıştırma mı?

Parti rozeti gibi bir şey TOGG marka araç.

“Alırsam akpli zannedilir miyim” yahut “ak partili olduğum anlaşılır mı” diye düşünüyorsan cevap evet. Hiç şüphen olmasın.
+1
lazor
(15.12.25)
Her Akp'linin Togg'u yoktur ama Togg'u olan herkes Akp'lidir.
+3
kizil karga
(15.12.25)
(8)

Beylikdüzü 1 + 1 dairelerin fiyatları neden ucuz?

konf
Merhaba,Sarı sitede sörflerken Beylikdüzü ve Esenyurttaki 1 + 1 lerin ucuzluğu gözüme çarptı. Hadi Esenyurt'u anladım da Beylikdüzü'nde özellikle Kavaklı mahallesinde, metrobüs durağına da yakın yerler 2 milyonun altına satılıyor. Nedenini bilen var mi? Oralarda oturup da sahadan bilgi verebilecek o
Merhaba,
Sarı sitede sörflerken Beylikdüzü ve Esenyurttaki 1 + 1 lerin ucuzluğu gözüme çarptı. Hadi Esenyurt'u anladım da Beylikdüzü'nde özellikle Kavaklı mahallesinde, metrobüs durağına da yakın yerler 2 milyonun altına satılıyor. Nedenini bilen var mi? Oralarda oturup da sahadan bilgi verebilecek olan çıkar mı?

Teşekkürler
0
konf
(12.12.25)
Beylikdüzü emlak ilanı=fake emlak ilanı.
0
kizil karga
(12.12.25)
Fake hepsi.
0
die fetten jahre sind vorbei
(12.12.25)
Aaa şimdi anlaşıldı niye tum ilanlar bi alanda toplanmış.. vay arkadaş ya, doğru dürüst yer bulamayacağız anlaşılan.

Teşekkürler
0
🌸konf
(12.12.25)
her ay en az bir kere bu soru soruluyordu. bu ay 12sinde geldi. ayın geri kalanında rahat uyuyacağım teşekkürler
0
abelardo
(12.12.25)
Duyuru'da Beylikdüzü'ndeki 1+1 uygun fiyatlı evleri devamli sorgulayan bir tarikat var sanırım.

Üstte arama bölümü var Beylikdüzü yazıp bulabilirsiniz.

Başka bir arkadaş da -bursa'ydi sanirim- bu şekildeki fake ilanları gerçek sanip evini bu piyasaya göre fiyatlandirip satıp baya mağdur duruma düşmüştü.

Aman dikkat edin, denk geldiğiniz fake ilanları ne kadar şikayet ederseniz bu şerefsiz emlakçı tayfasını o da afişe edersiniz..
0
makbur
(12.12.25)
2023'te Avcılar'da vardı benzeri; aradım ilanda 1.5 milyonluk bir evi sordum, o satıldı dediler iyi tamam dedim. Ertesi gün o bürodan olduğunu söyleyen bir kadın aradı, bütçenizi 2 milyon daha!! yükseltebilirseniz şöyle bir dairemiz var dedi. Dedim hanımefendi 1.5 milyonluk daire bakan biri nasıl bir anda 2 milyon daha bütçe yükseltsin. Kadın da dedi ki insan gibi yaşamak istiyorsanız bu paraları verebiliyor olmanız lazım dedi :))) Peki deyip konuyu uzatmadan kapadım.. Taktikleri bu galiba.
0
koskoca kirpi
(12.12.25)
listelerde on siralarda cikmak icin sahte ilan veriyorlar. aradiginizda da satildi diyorlar, baska evler oneriyorlar.

neden beylikduzu secildi diye soruyorsaniz, gorece duzgun bir yer, her yer site, beyaz yaka cok merakli, butcesini zorlayabilir.
0
Sour
(13.12.25)
fake hepsi
makbur +1 benzer bir durumu arkadaşım yaşadı, resmen küçük bir kaç emlak mafyası üzerinden dönüyor
0
darthvader
(14.12.25)
(16)

Domuz yemeyen inançsız var mı?

michael_knight
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı? Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum. Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı?
Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum.
Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
0
michael_knight
(11.12.25)
dünyada adım atmadığım bir kıta kalmadı. at eti bile yedim ama pembe domuz yemedim. acayip iğreniyorum pembe domuzdan. bu benim inancımla alakalı bişey değil.
0
Fodera
(11.12.25)
Var tabi niye olmasın.

Domuz pis bir hayvan eti de kokuyor çoğu yemekte. Hele kızartmalarda falan yağlı da genel olarak herkese hitap etmeyebilir.
0
chicha_v2
(11.12.25)
Koku iğrenç geliyor bana
0
basond
(11.12.25)
Kokusu igrenç geldigi için yemeyen hristiyan tanıdıklarım vardı. Sıgır eti yiyorlardı sadece. bana sorarsan ne gerek var tecrübe varken
0
limonlu eksi
(11.12.25)
ben yemem. tadını sevmiyorum ve tenya konusu tedirgin ediyor.
0
gabe h coud
(11.12.25)
koyun kuzu ve domuz yemezler bir çok (müslüman ve yahudi olmayan) insanlar. çünkü farklı bir kokusu var, biraz ağır ve yağlı hepsi de. et diye sadece sığır, dana eti yiyorlar.
+1
ground
(11.12.25)
20 yıllık ateistim, çok yurtdışında bulundum ve bir çok kez domuz eti denedim-yedim ama bana hiç lezzetli gelmedi, kırmızı et varken domuz eti yemek bana göre absürt bir durum.
0
say something loving
(11.12.25)
Ben denk gelmedim.
Bu arada domuz etinin hastası olmasam bile domuz şarküterisi, sosisleri vs efsane ürünler. Yoksa hayatımda kimsenin dana biftek ile domuz eti karşılaştırdığını görmedim, fiyat olarak bile aynı yerde değiller. Bana göre domuzun efsane olduğu yer şarküteri. Misal bir jambon de bayonne, porchetta, speck delle alpi.
0
logisticsmanager
(11.12.25)
logisticse katılıyorum. italya'da parma ham yerim, almanya'da sosis yerim, hamburger içinde bacon yerim ama gidip de az pişmiş domuz eti ya da steak tarzı bir ürünü dana eti varken yemem.
0
awlmi
(11.12.25)
Şarküteri domuzu benim için de bir numara +1. istanbul’dakilere eataly’nin mortadellasını öneririm. tiftik pulled pork (özellikle bbqda) ya da japon mutfağında ramenlerde kullanılan chashuyu da seviyorum.

rosto için vs. domuz eti sevmem. baby back ribs de çok sevmem. gerçi ben kurban etini de yemem.

edit: aslında normal bir et türü, "yiyecek kadar düşmek" vb yorumlar bu konunun nasıl bir social construct olduğunu çok iyi ele veriyor. bunun soru olması bile inançsızlar arasında nasıl bir tabu olduğunu gösteriyor. kimse keçi eti için yemese bile böyle yorumlarda bulunmaz. "inançsızların" domuz eti için de aynı nötrlükte olması gerekmez mi?
0
eileengray
(11.12.25)
kuzu yemeyen inançlıda var.
0
duyuruuser
(11.12.25)
"yetismek"ten kasit nedir bilmiyorum ama 20'li yaslarimdan beri yurt disinda yasiyorum. su an 40'a yaklasiyorum. ateistim. domuz eti yemiyorum. sadece sevmiyorum. tadini sevmeme veya saglik nedeniyle yemeyen cok insan vardir diye dusunuyorum. alkol de kullanmiyorum mesela. ustelik alkol kullanmadigimi soyledigimde turkler hemen sizi bir sinifa sokuyor, yobaz, akp'li, bilmem ne. halbuki ben saglikli olmadigi icin icmiyorum. halbuki konustugumuzda inancli olduklarini ama alkol kullandiklarini soyluyorlar. bu daha tuhaf bir durum degil mi? :) ateist olmanin sartlarindan biri alkol (veya domuz) tuketmek degil ama musluman olmanin kurallarindan biri bunlari tuketmemek.
0
Sour
(11.12.25)
inanç hassasiyetim yok ben de de domuz + alkol tüketmiyorum. domuz 1 kere yedim mideme çok ağır geldi sindirmekte epey zorlandığımı hatırlıyorum, o yüzden dana varken neden domuz yiyeyim +1 diyorum. bu arada koyun etini de sindiremem bu yüzden koyun da yemiyorum. alkol de mideme iyi gelmiyor alkol de alamıyorum :)
0
Sadece soruyorum
(11.12.25)
Hocam domuz etine türkiye'de çok acayip bir önem yükleniyor. Hem muhafazakar kesimde, hem daha modern beyaz yakalı tayfada çok acayip bir konu türkiye'de bu.

muhafazakarlar yalandan bile bu kadar korkmuyor.
kendini modern görenler de domuz yemeyi çok önemsiyor, özellikle beyaz yakada bununla övünenler falan var çok komik.

İşin özü batı ülkelerinde de domuz eti tüketmeyen bir kitle var.

Çünkü domuz düşük kalite bir et. Elbette şarküteri anlamında iyi ürünler yapılıyor. Ama Premium et yemeklerinin çoğu sığır etinden yapılır.

Domuz eti biraz daha fast food, orta- orta alt sınıfın, mavi yakalının sevdiği bir lezzet. Ha elbette tüketen var, elbette lüks restoranlarda da servis ediliyor.

Ama şey gibi düşünün, et döner vs tavuk döner. Tavuk döner daha ucuz, daha öğrenci işi, daha zayıf bir lezzet.
+1
anten
(11.12.25)
Çiftlik domuzu değil ama yaban domuzu özellikle pistikten sonra sığır etine baya benziyormus.

Tr'nin yarısına bence dışarda kebap döner hamburger yiyorum diye bunu yedirmislerdir :) hele büyükbaş krizi vs varken affetmemistir Yurdum anadolu irfanina sahip esnafı :))

Kişisel olarak kültürel bir alışkanlık, koku, damak tadı, önyargı vs sebeplerle yemem. (Çünkü hakikatten les gibi kokuyor piserken çiftlik domuzu)
0
makbur
(11.12.25)
duz domuz eti bizim damak tadimiza ters, ayrica kalite olarak da dandik bir et.
bir islemden gecirilmesi lazim yiyebilmemiz icin, ya tutsulenecek, ya marine edilecek, vs.

dini bir kaygim sifir derecesinde ama tadi ters geldigi icin jambon/sosis karisimlari haricinde almam/yemem.
0
cooperr
(11.12.25)
(1)

Nota değişikliği sonucu seste boğulma

Chips
bir sarkida vokali 2 nota alçaltmak istedim ancak ses çok boğuldu, sanki obez bir adam söylüyor gibi :) bunu düzeltmenin bir yolu oluyor mu ? Vokalin ses rengini koruyarak nasıl nota değişikliği yapabilirim ?
bir sarkida vokali 2 nota alçaltmak istedim ancak ses çok boğuldu, sanki obez bir adam söylüyor gibi :) bunu düzeltmenin bir yolu oluyor mu ? Vokalin ses rengini koruyarak nasıl nota değişikliği yapabilirim ?
0
Chips
(10.12.25)
2 yarım ses mi 2 tam ses mi? Hangi nota dan hangisine çektiniz?

2 tam ses düştüyse normal. Bir de pitch effect (sesi inceltme kalinlastirma) aralık arttıkça gerçekçilik o kadar düşer.
0
makbur
(10.12.25)
(12)

İstifçilik sendromu (hoarding disorder) sorunu hakkında yardım

10551037
Yan komşumda istifçilik sendromu olduğuna dair şüphelerim var. Şüphe diyorum çünkü elimdeki verilerin hiçbirisi tek başına istifçilik sendromunu ispatlamıyor ancak bir arada değerlendirildiğinde istifçilik sendromu ya da benzer bir sorun olduğunu gösteriyor. Biraz uzun olacak, önce elimdeki verileri
Yan komşumda istifçilik sendromu olduğuna dair şüphelerim var. Şüphe diyorum çünkü elimdeki verilerin hiçbirisi tek başına istifçilik sendromunu ispatlamıyor ancak bir arada değerlendirildiğinde istifçilik sendromu ya da benzer bir sorun olduğunu gösteriyor. Biraz uzun olacak, önce elimdeki verileri aktaracağım. Uzun yazacağım, bu nedenle zaman ayıracak olanlara şimdiden teşekkür ederim. Uzun yazmamın nedeni ise, ben bir istifçilik sendromu olduğunu düşünmeme karşın başka ve benim düşünemediğim bir sorun da olabilir, belki benzeriyle karşılaşmış biri nokta atış teşhisi koyar.

Kendisi 60-70 yaşlarında. Muhtemelen 2-3 sene önce taşındı, daha eski değil. Ev sahibi değil, kiracı. Eşinin vefat ettiğini biliyorum (Bunu biraz sonra açacağım). Yeni taşındığı zaman eve ara sıra gelen bir beyefendi vardı, evime girip çıkarken ancak kendisi uzun zamandır yok, en azından hiç denk gelmedik. Bu beyefendinin de yaşı az değil, oğlu/yeğeni olması pek mümkün görünmüyor (Münasebetleri nedir hiçbir fikrim yok, zaten konu hanımefendinin özel hayatı da değil. Aralarında bir gönül birlikteliği, arkadaşlık ya da akrabalık değil de bir iş yapıyorlarmış izlenimi almıştım ilk başta ancak yanılmış olabilirim. Neyse, bu detayın çok bir önemi yok sanırım. Beyefendiyi şimdi görsem yüzünü hatırlamam, epeydir yok ortada ya da bana denk gelmedi). Bir kızı olabilir, bir kere evden çıkarken karşılaştık ve asansöre birlikte bindik. Kendisini sadece bir kere gördüm. Taşındıktan kısa süre sonra sokakta bir köpek buldu ve sahiplendi, sanırım dairesinde köpek ve kendisinden başka daimi yaşayan canlı yok (Umarım yoktur, kemirgen varsa vay halimize).

Dairesine hiç girmedim, kapısını da çalmadım. O da aynı şekilde. Haftada 1-2 kere karşılaşıyoruz ve selamlaşıyoruz. Hiçbir gerginlik yaşamadık. Saygılı bir insana benziyor, en azından bana karşı doğrudan bir saygısızlığı olmadığını açıkça söyleyebilirim.

Bizim katta 3 daire var. Benim dairem ortada. Bir uçta sorun yaşamadığım komşum, diğer uçta bu komşum komşum ve asansör mevcut. Asansör kapısıyla komşumun dairesinin kapısı yan yana.

Bu hanımefendi taşındığından bu yana bazı gariplikler gözlemliyorum.

1. Dairenin kapısı sık sık açık oluyor. Anadolu'da küçük ya da orta büyüklükte ve komşuluk ilişkilerinin sıkı olduğu bir apartmanda yaşasak bunu çok garipsemem ancak İstanbul Şişli'de 20 dairenin olduğu büyük denilebilecek ve komşuluk ilişkilerinin özellikle kiracılar arasında görece az olduğu bir apartmandayız. Ben iri sayılabilecek bir erkek olarak kapımı açık bırakmaya asla cesaret edemezken bu hanımefendinin kapısını bir alışkanlık olarak açık bırakması bana hiç normal gelmiyor. Hadi cesaret kısmını geçtim, bizim apartmana sıkça kedi girer. Özellikle garaj kapısından bolca kedi girer ve apartmanda dolaşırlar. Bunlar biraz yüzsüz arkadaşlar, eve de dalarlar, başıma geldi birkaç kere. Sadece kedi girmesi riski dahi kapımı kapalı tutmak için yeterli ki garaj denen yerde zaman zaman fare olması da bana garip gelmez.

2. Kapı bazen sonuna kadar açık, bazen de uzaktan bakıldığında kapalı olduğunu düşünülecek kadar örtülü oluyor. Kapı eskiden sonuna kadar açık olurdu, son zamanlarda açık olduğu zamanlarda ise hep örtülü. Kapı sonuna kadar açıkken ben, kardeşim ve annemin farklı zamanlarda gördüğümüz kadarıyla, antrede yığın halinde çeşitli ve bizce garip eşyalar vardı. Bazen kırpıntı denebilecek tekstil artığı kumaş parçaları (bizim sokakta bol miktarda ufak çaplı tekstil atölyeleri mevcut), bazen onlarca çift ayakkabı (buna tanık olduğumda dairenin antresinin ışığı kapalı olduğu için ayakkabıların eski mi yeni mi olduğunu göremedim, bir de dairenin içine dik dik bakmak istemediğim için anlık bakıp şaşırıp kafamı çevirdim.) bazen çok sayıda koli/paket (bunları gördüğüm zaman yukarıda bahsettiğim beyefendiye de denk geldim, bu paketleri birlikte satıyorlar diye düşünmüştüm), bazen kocaman bir çalışma masası ve kanepe (daire taş çatlasa 70 m2, yani küçük bir daire ve antrede kanepe var) gibi dairenin doğal dokusuna uymayan, sanki dışarıdan getirilmiş gibi duran, daireye sığması pek mümkün olmayan garip eşya kümeleriyle karşılaştık.

3. Şunu mutlaka söylemem lazım: Elinde az ya da çok fark etmez, ilk bakışta garip gelen eşyalarla daireye girdiğini görmedim ancak oldukça geç (geceyarısı 2, bazen 3) saatlerde zaman zaman asansörün bizim kata geldiğini ve komşumun kapısının açılıp kapandığını duyuyorum (Eğer gerçekten istifçiyse, 20 daireli büyük bir apartmanda elinde garip eşyalarla içeri girerken mümkün olduğunca dikkat çekmemek için bazı taktikler geliştirmiş olabilir ancak ben kendisinin istifçi olduğundan yeni yeni şüphelenmeye başladığım için giriş çıkış seslerini bu düşünceyle takip etmedim ve değerlendirmedim). Arada elinde bez torbalarla geldiği oluyor ancak bunların içinde ne olduğunu bilmiyorum.

4. Sokağa köpeğini gezdirmeye çıkıyor ancak yanında eski bir bebek arabası oluyor. Biraz korku filmi tadında olduğunun farkındayım ancak meraklı görünmemek ve garip durmamak adına cesaret edip de bebek arabasının içine bakmaya fırsatım olmadı, bu nedenle arabanın içinde bir şey olup olmadığını bilmiyorum.

5. Yakın zaman önce annem bendeydi. Annem evden çıkarken hanımefendiyle çıkarken karşılaşmışlar ve kısa bir sohbet yapmışlar. Hanımefendi anneme "Eşimin vefatından sonra böyle oldum." demiş. "Böyle oldum" lafına dair bir açıklama yapmamış, annem de sormamış.

Bu ilk 5 maddede beni rahatsız eden bir durum yoktu ancak yaklaşık 1,5 senedir beni rahatsız eden ve komşuluk denen kavram dikkate alındığında yaşanmaması gereken olaylar yaşanmaya başlandı.

6. Köpeği evde tek başına bırakıp dışarı çıkmaya başladı ve köpek hanımefendinin evde olmadığı saatler boyunca havladı. Bu durum birkaç gün boyunca devam etti. Sıkça evden çalıştığım için bu duruma ilk elden tanık oldum. Birkaç gün sabrettikten sonra hem köpeğe üzülmem hem de köpeğin gürültüsünün çalışma ortamımı bozması nedeniyle kapısına bir not yazarak köpeğin gün boyu havladığını belirterek köpeği evde tek başına bırakmamasını rica ettim. Bu durum bir daha tekrarlanmadı.

7. Yakın zaman önce zaten dar olan merdiven sahanlığına bir çalışma masası konuldu. Oturduğum katta 3 daire olduğu için bunu hangi komşumun yaptığından emin değilim ancak şüphelerim bu soruma konu olan komşuma yöneldi. Hemen aksiyon almak yerine bir süre beklemeye karar verdim. Aslında hemen aksiyon alsam yanlış bir şey yapmış olmazdım çünkü bu masa hem sahanlığı ciddi anlamda daraltıyordu, hem de benim kapımın dibine itilmiş vaziyetteydi. 3-4 gün bekledim. Masa yerinden kıpırdamadı. Yine doğrudan bir tartışmaya girmemek adına bu sefer apartmanın girişindeki panoya ve asansöre bir not yazarak masanın sahibinin masayı ortak alan olan apartman sahanlığından kaldırmasını rica ettim. Masa ertesi gün kaldırılmıştı.

(Bu noktada iki olay için de neden doğrudan konuşmak yerine not yazdığım sorulabilir. Bunun birkaç temel gerekçesi var: İlki, ben bekar bir erkeğim ve hanımefendi de en azından annem yaşında bir kadın. Akıl sağlığı/dengesi ve muhakemesi ne durumda olduğunu bilmediğim biriyle, hele erkek olarak bir kadına şikayetimi iletmeye cesaret edemedim çünkü nasıl tepki vereceğini bilmiyorum. İkincisi köpek olayında sesin nereden geldiği belliydi ancak masa olayında masayı kimin bıraktığından emin olmadığım için, kimin yaptığını bilmeden doğrudan şüphelendiğim komşuma gitmek doğru olmazdı. Bir gerekçe daha var, bunu 9 numaralı maddede açıklayacağım ve en önemli sorun da o zaten.)

8. Rahatsızlıklarımın arttığı ve artık komşuluk ilişkisi bakımından işin katlanılamaz hale gelmesinden korktuğum olayların başlangıcını anlatayım: 6-7 ay önce komşum kısa aralıklarla tavada birkaç kere balık kızarttı. Bu kızartmalar sırasında daire kapısı açıktı. 10 katlı apartmanın daracık sahanlığını korkunç bir balık kokusu kapladı. Ben balık severim, kızarmış balık kokusu bana pek koymaz ancak bu öylesine korkunç bir kızartmaydı ki asansörden inip dairemin kapısını açana kadar gerçekten perişan oldum. Bu kızartma fasıllarından birinde annem ve babam da bendeydi ve onlar da oldukça rahatsız oldular. Neyse ki kapımın etrafında güzel bir conta var ve bu conta kokuyu çok iyi izole ediyor. Balık kokusu dairemin içine hiç girmedi diyebilirim. Bu nedenle sadece apartman sahanlığında maruz kaldığımız kızarmış balık kokusuyla, yani görece düşük bir hasarla meseleyi atlattık.

9. En sıkıntılı konuyu sona sakladım. Komşum yaklaşık son 6 aydır dairesinin kapısını sonuna kadar örterek açık bırakıyor. Kapı örtülü olduğu için içeride ne var ne yok bilmiyorum ancak sorun şu: Daireden gerçekten kesif ve kötü bir koku geliyor. Komşumun kapısıyla asansör yan yana. Asansörü çağırdığım zaman, eğer kapı açıksa asansörün kapısının önünde beklemek imkansız, öyle kesif bir koku geliyor. Bu durumda birkaç adım geri atıp, asansör ve komşumun kapısından 2-3 metre uzaklaşıp, asansör kata geldiğinde burnumu kapatıp hızlıca asansöre binmek zorunda kalıyorum (Ne yazık ki, ben de kokuya karşı fazla hassasım hoşlanmadığım kokular beni herhangi bir insana göre çok daha büyük bir hızla kusma seviyesine getiriyor). Bu arada, bu koku öyle ölü hayvan kokusu falan değil, ondan neredeyse eminim. Nasıl bir koku derseniz elbette tarif etmesi zor ama muhtemelen çok uzun süre temizlenmeyen bir ev, içindeki çok sayıda gereksiz (hatta belki de çöpten toplanan) eşya ve evde yaşayan köpeğin kendi kokusundan oluşan, bilmediğim başka şeylerin de kokusunun eklendiği ve kronikleşen bir kokudan bahsedilebilir sanki (Bu arada hep aynı kokudan bahsediyorum. 1 hafta önce başka 2 hafta önce daha başka bugün başka bir koku değil). Buraya kadar yazdıklarım doğrudan bir istifçilik sorununu tek başına ispatlamasa da özellikle koku meselesi bana istifçilik ya da benzeri bir sorun olduğunu düşündürüyor. Bu koku meselesi komşumun kapısını çalmamam için en önemli gerekçe çünkü o koku beni en fazla 15 saniye içinde kusma noktasına getirir.

Şimdi gelelim benim derdime, sınırlarıma ve olası (ya da olamayacak) çözüm önerisi taleplerime:

Sorunlar:

1. Komşumun evinde ne yaptığı beni rahatsız etmediği ve komşuluk nezaketinin dışına çıkmadığı sürece umrumda değil. Beni ilgilendirmez. Ancak gerçekten istifçiyse bazı riskler var tüm apartman için. Bunların en önemlisi yangın. Okuduklarıma göre yangın riski denen istifçilik sendromundan muzdarip insanların evlerinde (çöp ev) herhangi bir eve göre çok daha yüksek ve bu durum oldukça riskli.

2. Elektrik ve su tesisatında çıkabilecek olası sorunlar: Buna dair çok yeni bir haber yapılmış, çok tatsız tecrübeler mevcut: www.milliyet.com.tr

3. Koku. Şimdilik komşumun dairesinin kapısı kapalı olduğu sürece neredeyse sorun yok (hafif bir koku geliyor ama katlanılamayacak gibi değil) ancak kapı açıkken gelen koku, menzili şimdilik düşük olsa da etkisi yıkıcı.

Olası çözümler ve sınırlar

1. Dava yolu ile tahliye etmek: Hukuken mümkün ancak son derece zor. Ayrıca sağlayacağı yarar da son derece düşük çünkü dava oldukça uzun süreceği gibi, ben de kiracı olduğum için yarın bir gün bu evden taşınma olasılığım var. Kendim bir avukat olarak, bu sorunun mevcut yargı düzeni içinde çözülmesini pek mümkün görmüyorum. Ha dava kazanılır ama o kadar uzun sürer ki davayı kazandığımıza değmez. Hele şu ekonomik şartlarda koku en azından sadece beni, belki bir de bulunduğumuz kattaki diğer komşumu rahatsız ederken, diğer dairelerin bu durumdan haberi bile yokken böyle bir hukuki mücadeleye girişecek enerji ve para ayıracaklarını hiç düşünmüyorum. Bu seçeneği doğrudan eledim.

2. Konuşmak: Kendisiyle konuşmak yararsız olacaktır. Bu insanlar gerçekten psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyuyorlar ve bu desteği benim sağlamam mümkün değil. Hanımefendinin adını bile bilmiyorum. Zilde yazmıyor. Yeni taşındığında gelen bir beyefendiden bahsetmiştim, aylardır görmedim. Kızı olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı, onu da aylardır görmedim. Bu seçenek de çıkmaz sokak.

3. Konuyu apartman yöneticisine götürmek: Yöneticimizi çok az tanıyorum ve kendisi bu topa girecek biri değil. Hoş, yönetici ben olsam ben de tek başıma bu topa girmezdim. Bu konunun apartman içinde konuşulması ve yöneticiye bu konuda kat maliklerinin desteğinin verileceğinin söylenmesi için kat maliklerini toplantıya çağırmak gerekir ancak bu toplantıdan çıkacak sonuç da en iyi ihtimalde yargı yoluna başvurmak olacaktır, bu yol yukarıda anlattığım gerekçelerle çıkmaz sokak. Kaldı ki kat malikleri de yumurta kapıya dayanmadıkça harekete geçmeyecektir.

Bu konuda biraz okuma yaptım, bazı ufak araştırma/belgeselimsi videoları ve psikiyatri uzmanlarının yorumlarını izledim. Biraz da haber okudum. Durum sıkıntılı, böylesine bir sorunu çözebilen bir komşuya rastlamadım. Tüm haberlerde bir lanet etme ve isyan mevcut.

Sorum şu: Böyle bir durum yaşayan kimse var mı? Varsa, ne gibi yöntemler izlediler? Bu yöntemler neler oldu, başarılı ve başarısız yöntemleri benimle paylaşır mısınız?
-9
10551037
(05.12.25)
bi önceki yaşadığımız apartmanın en alt katında böyle bi hoarder vardı şüpheye yer bırakmayacak şekilde. çöpe bişey atardık, eski eşya vs. giderdi alırdı 5 dk içinde. Sokaktan görünüyordu dairenin içi, yürümeye yer kalmayacak şekilde doluydu. Orda yaşadığımız süre boyunca korktum o daireden çünkü yangın tehlikesi de oluşturuyormuş bu hoarding olayı.
apartman grubundan çıkmayı unutmuşuz, geçen bir mesajlaşma oldu o dairenin içinin boşaltıldığıyla ilgili, taşınma gibi değil de çöplerin çıkarılması.
Yangın tehlikesi olmasından hareketle acaba belediye aranabilir mi?
0
turk kizi
(05.12.25)
Neden eksi vermişler onu anlamadım. Çok ilginç bir durum bence. Üstelik yangın ve istifçilik bağlantısı aydınlanma yaşatti. Yeni bir şey öğrendim. Çözüm için o kokudan yola çikilarak apartman sakinleriyle yöneticiye danisilamaz mi acaba. Yazı uzun olduğu için gözden kaçırmış olabilirim üç daire sanırım kalabalık bir apartman değilse sizden başka şikayetçi olan yoksa onu bilemedim. Ama bir kişi bile varsa ortak hareket edilebilir belki.
0
egerbiryolcu
(05.12.25)
belediyeye şikayet et.

uzun uzun ve düzenli tertipli yazmışsın. helal olsun bro.
+1
gabe h coud
(05.12.25)
Ben olsam önce apartman yönetimine sorarım, buradan kokular geliyor, komşunun garip garip huyları var, iti de sürekli havlıyor derdim. Bence yöneticilerde o dairede oturan kişiyle ilgilenen kimsenin telefonu da vardır, şikayeti ona iletirler. Baktım ilgilenen yok, direkt belediye melediye neresi yetkiliyse gider şikayet ederim.
0
lamborcini
(05.12.25)
Komşu istifçi sen obsesif ters denk gelmişsiniz.
+3
mikahakkinen
(05.12.25)
Avukat olduğunu söylediğin için daha iyi bilirsin ama elinde somut bir delil var mı? Bana bunların hepsi şüphelere dayanan tahminler gibi geldi. Mesela hiç bir bahaneyle kapısını çalıp bir şey ikram ettiniz mi eve göz ucuyla bakabilmek için? Yani elinizde bu durumu ispat edebileceğiniz net bir şey var mı?

Onun dışında o pis koku hemen hemen her yaşlının evinden gelen bir şey. Benim alt komşum da 90larında olduğunu tahmin ettiğim bir hanım, yanlız yaşıyor ama her kapıyı açtığında burun yakan bi rutubet kokusu yayılıyor evden. Onun bir altında da 80lerinde olduğunu düşündüğüm bir bey yaşıyor onun evden de benzeri ama daha hafif bir rutubet kokusu geliyor (+ yasal dozda olduğunu düşündüğüm kenevir kokusu ama bu konu dışı :D).

60-70 arası henüz tam anlamıyla yaşlı kategorisi sayılmaz bana göre ama yaş giderek ilerledikçe genel anlamda bir biriktirme hobisi gelişiyor çoğu insanda. Bazen eskiye özlem, bazen vefat eden yakınlarını yanlarında hissetmek için, bazen de çoluğu çocuğu torunu annesinin/anneannesinin evlerini depo gibi kullanmasından ötürü eşya birikimi olabiliyor.

Şüpheleriniz mantıklı ama somut bir şey var mı elinizde şikayet ettiğinizde gösterebileceiniz?

Ben de öncelikle apartman yönetimine durumu bildirip toplantı yoluna gidilip başkaları da bu şekilde şüphe etmiş mi ne yapılabilir diye tartışma ortamının yaratılmasını daha mantıklı buluyorum ilk adım olarak.
0
truf
(05.12.25)
@turk kizi: Bir arkadaşım belediyenin müdahale ettiğine dair daha detaylı bilgi verdi, belediyeyle görüşeceğim.

@egerbiryolcu: Apartman kalabalık, 20 daire var. Eksi verenlerin neden eksi verdiklerini ben de bilmiyorum, gelip delikanlı gibi açıklama yaparlarsa anlarız. "Rezalet puanı" denen eşikleri yüksek olabilir, gelen koku bu kadar uzun soru sormaya değmez diye düşündüler herhalde, en azından aklıma gelen ilk şey bu oldu.

@gabe h coud: Rica ederim. Belediye önerisi yoğunlaşıyor, görüşeceğim.

@lamborcini: Yönetici durumun farkındadır, farkında olmak zorunda çünkü kendisi her ay aidat topluyor. Kapıyı her çaldığında evden gelen kokuyu almaması imkansız. Ancak aidatı havale vs yoluyla komşumun bir yakını ödüyorsa durumdan haberi olmayabilir.

@mikahakkinen: Obsesyon nedeniyle hiçbir şey yapamaz hale gelen birini ve tedavi sürecini yakından gördüm. Herkesin bazı sorunları elbette var ancak obsesyondan bahsedilmesi için bu obsesyonun kişinin günlük hayatına zarar vermesi gerekir. Kendimin ve etrafımdakilerin görebildiği kadarıyla bende günlük hayatıma zarar veren bir obsesyon yok. Kaldı ki davulun sesi uzaktan hoş geliyor, kapısından gelen kokuyu alsan ondan sonra anlarsın ben mi obsesifim yoksa burada sıkıntılı bir durum mu var.

@truf: Yaşım ve hayat tecrübem gereği bu kokunun öyle her yaşlının evinden gelmediğini kolayca bilebilecek konumdayım. Bizim de yaşlı akrabalarımız ve eşimiz dostumuz var ve evden gelen koku, herhangi bir koku değil. Hele öyle herhangi bir rutubet kokusu falan hiç değil. Evine gidip bir şey ikram edebilmem söz konusu değil çünkü o kokuya ben dayanamam. Yakın zaman önce bu kokuya benim tarafımdan tanık olan başka kişiler de oldu ve kokunun dayanılır gibi olmadığı hususunda oybirliği ile hemfikiriz. Elimde kokudan başka somut bir veri yok ancak hanımefendinin taşındığı sürenin başından itibaren gözlemlediğim hususlar bir anomali olduğunu ortaya koyuyor, bunu da sorumda detaylı bir şekilde ifade ettim. Derdim de sadece evin temizlenmesi ya da son kertede komşumun tahliye edilmesi değil çünkü bunlar yapılsa dahi sorun çözülmüyor, sadece öteleniyor ve başkalarının sırtına yükleniyor.
0
🌸10551037
(05.12.25)
Önce yönetimle konusun. Ardindan durumu belediyeye bildirin. Belediyelerin psikososyal destek birimleri vs de var. Yardimci olabileceklerini tahmin ediyorum.
Ayrica yazi diliniz cok akici, hikaye okuyormusum gibi akti okurken. Tebrikler.
0
chihirovekohaku
(05.12.25)
Alakasız anlatımınız çok hoşuma gitti, rodingot vs gibi kelimeler de olsa hiç şüphe etmeden bu metnin bir dostoyevski romanından alıntı olduğuna ikna olabilirdim :) onun için artı oy verdim;

Yalnız millet niye bu kadar eksilemiş anlamadım. Hasta bu insanlar :))
-2
makbur
(05.12.25)
@chihirovekohaku: Teşekkürler. Belediye ile görüştüm biraz önce. Düşündüğüm gibi sorunu tamamen çözemiyorlar (öyle bir beklentim de yoktu elbette) ancak beklentimin aksine, olumlu yönde daha fazla adım atabiliyorlarmış. Ben açıkçası belediyenin de hiçbir şey yapmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım. Başvuru halinde evdeki çöpleri atıyorlarmış ancak temizlik yapmıyorlarmış. Temizlik yapılmaması ne yazık ki son derece anlaşılır, öyle bir temizlik için ciddi emek/saat tahsis edilecek ancak o ev en kısa sürede eski haline geri gelecek. Belediyede bu işi ben yönetsem, ben de temizlik işine girmezdim sanırım.

@makbur: Teşekkürler. Rus edebiyatının vazgeçilmesi olan kavram ve sözcükleri de kullanabilirim ancak sorunu son derece basit ve duygulardan arınmış bir şekilde anlatmama karşın sessiz bir tepki alıyorum. Biraz daha edebi bir tarafa kaysam buradaki Tiktok insanları muhtemelen uzun yazı zehirlenmesi geçirir, tedavi olarak aralıksız 5 gün Tiktok, Reels ve Shorts izlemek zorunda kalırlar ancak yine de kalıcı hasar riski devam eder :)

Eksi verenler azıcık delikanlıysa neden eksi verdiklerini yazsınlar. Ciddi bir şey yazıyorlarsa, ben bu yazıda bir hata yaptıysam açıkça söylesinler ben de üzerinde düşüneyim hatalıysam hatamı kabul edeyim. Yok, buna bile zaman ayırmaya değmeyecek bir durum varsa uğraşmasınlar beni engellesinler. Bu soru nedeniyle beni kimse engellememiş, önceden engelleyen sadece 1 kişi vardı ve engelleyen sayısı artmamış. Eksileyenlerin kim olduklarını bilsem, bu teklifim üzerine makul bir süre içinde (mesela 1 hafta) eleştirilerini bana iletmemeleri halinde hepsini engellerim ama kim olduklarını bilmiyorum.
+1
🌸10551037
(05.12.25)
Belediye durduk yere müdahale edemez. Babamın hâlâ yaşadığı apartmanda cidden çöp eve dönüşmüş bir daire var. Apartman yönetiminin topladığı imzalarla belediyeye şikâyet edildi, belediyeden görevliler gelip "şikâyet var, böyle yapma" dediler ama sadece ortak alandaki eşyalara (apartman eskiden sobalıydı, bodrum katta bir koridor boyunca her dairenin depo olarak kullandığı kömürlükler ve bu koridorda kadının saçma saçma eşyaları vardı) müdahale yetkileri var. Tekrar tekrar şikâyet edildikten sonra (yanılmıyorsam belediye tarafından) dava açıldı, dava biraz sürdü, dava sonuçlandıktan sonra belediye ekipleri daireyi boşaltmaya geldiler. Ama öncesinde "şu tarihte geleceğiz" diye bildirim gönderdikleri için kadın o sırada kendince kıymetli bulduğu şeyleri evden çıkarıp bir yerlere tıktı. Evden kamyonlarca çöp çıkmasına rağmen kısa zamanda yine doldurmuş diyordu diğer komşular.

Hastalığı çeken için de çok zor, böyle biriyle komşu olmak da çok zor. Kolay gelsin. Bence yöneticiyle görüşüp öyle ilerleyin, "o toplara girecek biri değil" diye bir şey yok, yöneticinin ilgilenmesi gereken bir konu nihayetinde.
+2
kobuzchu kiz
(05.12.25)
Halk sagligi sorunu degil mi sonucta.. belediyeye basvur bence ya da kaymakamlik. Hastalik yayilmasindan korktugunu soyle

Muge anlida boyle evleri belediue ekipleri temizliyor :))) mudahale ediliyor
0
üğpoıuy
(19.01.26)
(5)

Luksemburgda yasam ve fazlasi

wallcan
Dear Luxembourgers, sorularla geldim eger cevap lutfederseniz.bir is teklifi aldim, promotion diyelim hatta tekliften ote. kabul etmemem zor, yuksek ihtimalle yeniyilda luksemburg a tasinacagim. Suan Vilnius ta yasiyorum. Aslinda keyfim cok yerinde. Mortgage imi oduyorum, oglan anaokuluna gidiyor fa
Dear Luxembourgers, sorularla geldim eger cevap lutfederseniz.
bir is teklifi aldim, promotion diyelim hatta tekliften ote. kabul etmemem zor, yuksek ihtimalle yeniyilda luksemburg a tasinacagim. Suan Vilnius ta yasiyorum. Aslinda keyfim cok yerinde. Mortgage imi oduyorum, oglan anaokuluna gidiyor falan duzen kurulu bayagi o yuzden bir parca huzursuzluk var lan hata mi yapacagiz diye. Esim de litvan tabii.

Yasam nasil? Hava kotu, trafik cok, kiralar pahali bilgisi internette heryerde , pek cok acidan dogru olduguna da vakifim ve genel pahalilik zaten biliniyor evet de genel olarak yasam nasil? Mutlu musunuz? Hangi sehir de yasamali?ve cok farkeder mi yani bel-air mi strassen mi? Kabul edersem tasinma suresince beni en cok sasirtacak sey ne olur? Fransizca ve almanca miz hic yok, yipranir miyiz cesitli kosullarda?
0
wallcan
(02.12.25)
hocam burada lüksemburg'da yaşayan bir duyuru sakini yoktur ama bir arkadaşım 5 yıl para biriktirdi ve geri döndü. o da polonya'da çalışıyordu ve yaşıyordu sonra tekrar polonya'ya geri döndü.

söylediği şey "çok sıkıcı bir yer, yapacak hiçbir şey yok ve böylece otomatikman para biriktiriyorsun" oldu. eşi de polonyalıydı ve memleketlerine geri döndüler kısaca.
0
elektr10
(02.12.25)
Sondan başlayayım, bir kere herkes ingilizce biliyor dil konusunda herhangi bir sıkıntınız olmaz.

Yüksek kira ve hayat şartlarından ötürü çalışanların bir çoğu çevre ülkelerden geliyorlar günü birlik gidip geliyorlar. Tek başına vs olur ama aile ile pek olacak bir şey değil bu bence.

Litvanya'da yaşayan birisi için Lüksemburg'un havası çok fark etmez açıkçası.

Eğer hayatınızı burada idame ettirebilecek geliriniz varsa, Lüksemburg bence yabancı birinin avrupada çocuk yetistirebilecegi en doğru ülke, nedenlerini anlatayim..

Lüksemburg'ta 2 okul tipi var: devletin okulu ve international school. Çocuğunu devletin okuluna vermeye kimsenin maçası yetmiyor çünkü devlet okulundaki Ortaöğretimden mezun olabilmeniz için İngilizce, Almanca, Fransızca ve Lüksemburgça yetkinliginizin olmasi lazim. (Yabancıların çoğu çocuğu bu yük altına sokmak istemiyor)

Haliyle burada çalışan expatlar vs hepsi çocuğunu international school'a gönderiyor. Ülkedeki yabancı sayısı zaten yerliden nerdeyse fazla. Özetle ülkede herkes yabancı; ırkçılık ayrımcılık vs yok. Bütün dünya çocukları bir arada gibi bir nevi :)

mesela biz tarih dersinde Hunlar Osmanlı vs görüyorduk, bunlar İnternational school'da insanın evrimi homo sapiens ler vs görüyorlar :))

İtalyan rus fransız belcikali Dutch Meksika vs her milletten insan var ve sizin gibi ayrı ülkelerden çiftler çok fazla. Ortam baya uluslararası yani.

Kişisel olarak tavsiyem, Türkler burada da Çoklar, geneli iyi ama aralarda fetocular var onlara yine de dikkat edin ve fazla samimi olmamaya çalışın.
+1
makbur
(02.12.25)
merkezde kiralar yüksek olsa da, biraz dışarılarda fiyatlar daha iyi. bu yaz yakın bir arkadaşım taşındı. birçok konuda refah var. küçük bir yer zaten, şehir içinde toplu taşıma ücretsiz. Kışlar sert geçiyor ama bahar ve yazları güzel. marketlerde bile 4 dil konuşan kasiyerler olabiliyor, ingilizce, almanca ve fransızca sıklıkla kullanılıyor. Fırsatınız varsa hiç kaçırmayın derim.
0
vampir akrep
(02.12.25)
Michael_knight Lüksemburg yaşıyor olması lazım.
Onun dışında reddit Lüksemburg bu konu için ideal yer.
0
logisticsmanager
(02.12.25)
"Fransizca ve almanca miz hic yok, yipranir miyiz cesitli kosullarda?"

Abi tahminimce litvanyacan da yok sonucta. Ingilizce Luksemburg'da Litvanya'da oldugundan daha efektiftir diye dusunuyorum. Cocuk zaten ogrenir butun dilleri. Vilnius hakkinda hicbir bilgim yok ama Luksemburg enternasyonel bir yer dolayisiyla arkadas edinmen cevre yapman falan daha rahat olur tahminim.

"Hangi sehir de yasamali?ve cok farkeder mi yani bel-air mi strassen mi?" belair diyorum, merkezi yer daha az izole hissettirir.

Esinin Vilnius'ta isi gucu var mi onu gormedim duyuruda. Yani orada calisiyorsa ama Luksemburg'da is bulamayacaksa o bir faktor olabilir.
0
hot potato
(02.12.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.