Giriş
(8)

dilimizi en güzel haliyle kullanan ve hayata dair tam isabet tespitlerde bulunan yazarlar kim sizce?

m e b
selam.peyami safa, sabahattin ali gibi hem dilimizi en mükemmel şekilde kullanan hem de hayata/insanlara dair tespitleri muazzam olan başka hangi yazarları önerebilirsiniz?mesela reşat nuri güntekin, yaşar kemal, kemal tahir'in türkçe kullanımı peyami safa ve sabahattin ali'ye göre daha sade geliyor
selam.

peyami safa, sabahattin ali gibi hem dilimizi en mükemmel şekilde kullanan hem de hayata/insanlara dair tespitleri muazzam olan başka hangi yazarları önerebilirsiniz?

mesela reşat nuri güntekin, yaşar kemal, kemal tahir'in türkçe kullanımı peyami safa ve sabahattin ali'ye göre daha sade geliyor bana.
0
m e b
(10.09.26)
Aklıma gelen Hüseyin Rahmi Gürpınar.
0
ekimoloji
(10.09.26)
enver gökçe
füruzan
selim ileri
ferit edgü
vüsat o. bener
halikarnas balikcisi. bircok duyuruda yazmisimdir burada, "mavi sürgün" türk dilinde verilmis en mükemmel eserlerden biridir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.09.26)
Tabii ki oguz atay
0
üğpoıuy
(10.09.26)
türkçe kullanımı konusunda en beğendiğim yazar refik halit karay. sürgün adlı kitabını tek nefeste okumuştum. çok güzel kullanıyor türkçeyi.
0
biseysorcaktim
(10.09.26)
Türkçe'yi en güzel kullanan yazar ifadesi bence biraz iddialı çünkü adı yazılmayanlar olacak ve bu onlara büyük haksızlık.

Yukarıdakilere katılmakla birlikte, ben henüz adı geçmeyenlerden Muzaffer İzgü ve Aziz Nesin'i de eklerim buraya.
+1
10551037
(10.09.26)
Son dönemde okuduğum hüseyin rahmi ve iki gözümüzün çiçeği yaşar Kemal
0
Şişman Ronaldo
(10.09.26)
Ahmet hamdi Tanpınar
0
adivar
(10.09.26)
sevan nişanyan, kadir mısıroğlu.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(10.09.26)
(8)

chat gpt kafayı yedi

lil siztah
metin düzenleme yaptırdığım bir sohbet vardı; cümle düşüklüklerini falan düzelttiriyordum. çok uzun bir sohbet olmamasına karşın bugün sapıttı ve düzeltemiyorum. sohbeti her açmaya çalıştığımda, sondan ilk yazışmaya doğru zıplaya zıplaya yükleme döngüsüne giriyor ve ne yapsam düzeltmeyi başaramadım:
metin düzenleme yaptırdığım bir sohbet vardı; cümle düşüklüklerini falan düzelttiriyordum. çok uzun bir sohbet olmamasına karşın bugün sapıttı ve düzeltemiyorum. sohbeti her açmaya çalıştığımda, sondan ilk yazışmaya doğru zıplaya zıplaya yükleme döngüsüne giriyor ve ne yapsam düzeltmeyi başaramadım: çerezleri sildim, oturumu kapayıp açtım, farklı tarayıcılar denedim vd.
kurtarılmaz mı bu yaa?
0
lil siztah
(02.09.26)
Yeni bir pencere açıp eski sohbetin linkini verip o sohbette böyle bir sorun yaşıyorum deyip çözümü kendisine sormak işe yarayabilir
0
kisa
(02.09.26)
Baştan sona bütün sohbet her an lazım değilse,ilgili promptu kopyalayıp sohbeti silin bence. Ben de gemini de alakasız sorgulamalar için bir sohbet kullanıyorum,onda da öyle oluyor ama o baya uzadı.ben de sıfırlayacağım
0
denizciman
(02.09.26)
@kisa, verdiği tavsiyeler işe yaramadı maalesef.

@denizciman, sohbet lazım çünkü terminolojime alışmıştı, mümkünse bunu kurtarmak istiyorum. sizde de oluyorsa sıkıntı, belki bana özeldir ve düzelir diye düşünmüştüm :/
0
🌸lil siztah
(02.09.26)
Profil → Ayarlar → Veri denetimleri → Verileri dışa aktar →

Bu şekilde sohbeti dışarı aktarabiliyor musun? Bunu tekrar import edebilirsin belki


Profil
Veri kontrolleri altında dışa aktar var bende
0
kisa
(02.09.26)
saatlerdir yardımla cebelleşiyorum. programın bir kaç hafta önce yaptığı güncellemeleri, windows sürümümün eski olması sebebiyle kaldırmamasından kaynaklanıyormuş sorun anlaşılan. son çare olarak eski versiyonlarla uyumlu antin kuntin bir tarayıcı yükledim; onun üzerinden kullanabiliyorum şimdilik.
0
🌸lil siztah
(02.09.26)
beğendiğin çıktıları örnek olarak ver bu terminolojide yaz de 2-3 denemeden sonra oturur.
0
duyuruuser
(03.09.26)
sorun düzeldiyse de şunu yapmanızı öneririm.

chatgpt (ya da ai agent ile konuşurken) sohbete olan bağımlılığı azaltmak için sık sık döküman yazdırın. "bu sohbette şu şu konular terminoloji ile ilgili, bunları kenara bir MD döküman olarak yaz (memory'den bahsetmiyorum), sana bu konu hakkında soru soracağım zaman o dökümanı oku ve orayı sürekli güncel tut" gibi bir şey derseniz sohbete olan bağımlılığınızı ortadan kaldırmış olursunuz.

bu araçlar aslında çok kaynak tüketiyor. "basit bir mesajlaşma uygulaması gibi görünüyor, sadece bir liste var, listede yazılar var neden kaynak tüketiyor" derseniz eğer sebebi şu. aslında mesajlar arasında thinking, reasoning, kendi hesaplamaları gibi mesajlaşmayı onlarca kat uzatan içerikler var. o yüzden sohbet uzayınca bilgisayar da performanslı değilse bahsettiğiniz durum olabiliyor.
0
biseysorcaktim
(03.09.26)
@biseysorcaktim, yukarıda yazdım; benim işletim sistemimin eski olması ve programın yeni bir güncelleme yapmasıyla alakalı bir durum gibi görünüyor. düzelmeyince eski usul bir tarayıcıyla idare ediyorum şimdilik. dediğiniz yöntemi, sohbeti başka hesaplar arasında aktarmak için bir kaç kez -kendi yöntemlerimle- denedim ama çok verimli olmadı açıkçası. bir de öyle denerim.
0
🌸lil siztah
(03.09.26)
(27)

İlişki için Türkiye'ye dönmek

kakaolu kremali biskuvi
Siz şimdi işi goygoya vurup dalga geçeceksiniz ama ben yine de yazmak istedim.2019'dan beridir iş sebebiyle çeşitli ülkelerde yaşamak durumunda kaldım. İlişki konusunda ise kısa süreli takılmacalar ve başarısız uzak mesafe ilişkileri dışında ilişkim olamadı bu yüzden. Hala yurt dışında yaşıyorum. Ar
Siz şimdi işi goygoya vurup dalga geçeceksiniz ama ben yine de yazmak istedim.

2019'dan beridir iş sebebiyle çeşitli ülkelerde yaşamak durumunda kaldım. İlişki konusunda ise kısa süreli takılmacalar ve başarısız uzak mesafe ilişkileri dışında ilişkim olamadı bu yüzden. Hala yurt dışında yaşıyorum. Artık buraya yerleştim gözüyle bakıyorum ama gönül ilişkileri açısından yalnızlık canımı sıkmaya başladı.

Daha birkaç sene öncesine kadar böyle hissetmiyordum, ama yaşım 37 oldu ve ciddi ciddi evlenmeyi düşünüyorum bir süredir. Ama gelin görün ki evlenmek için gerekli olan en önemli şeye, bir partnere sahip değilim ve hiçbir şekilde bir partner edinebileceğim bir ortamım yok. Detaylara çok girmeyeyim ama olabileceğini de zannetmiyorum burda.

Zaten ben de anadilimde konuştuğum biriyle beraber olmak istediğime karar verdim bir yerde. İngilizce konuşmaktan keyif almıyorum. Yorucu ve zevksiz. Dating app kullanıp lokasyonu Türkiye'ye çekiyorum. Çok iyi insanlarla tanıştım ordan zaman içinde ama ben yurt dışında olunca hep boka sardı ya da daha başlamadan bitti hepsi.

Bu yüzden Türkiye'ye dönmek geliyor içimden bir süredir. Ama iyi bir ülkede iyi bir iş bulmuşken bunu bırakıp Türkiye'ye dönmek çok aptalca geliyor bir taraftan. Yani şu anki iş/hayat/para dengesini Türkiye'de verebilecek bir yer bulmam imkansıza yakın. Ama böyle de mutsuz hissediyorum kendimi. Seyahat edip gezmek bile etmek istemiyorum, sıkıldım yıllardır her şeyi tek başıma yapmaktan. Tek başınıza mutlu olacaksınız, mutlu olmayı öğreneceksiniz diyerek aşırı bireyselliği pompalayan saçmalıklara inanmıyorum. Yalnız yaşayabiliyorsunuz ama bir şeyleri paylaşıp beraber yaparken de daha mutlu oluyor insan.

Neyse... Sorum şu ki, her şeyi bırakıp bunun için Türkiye'ye dönülür mü? Siz döner miydiniz yani? İstanbul'a, o trafiğin karmaşasına, devasa boyuttaki o manasız ve parasıyla bile insanca zor yaşayacağım şehre dönme fikri beni çok bunlatıyor. Ama diğeri de bir o kadar canımı sıkıyor. İki arada kaldım anlayacağınız.
0
kakaolu kremali biskuvi
(31.08.26)
çok fazla soruyla muhatap kaldım ama bu ezber bozan türden. öyle güzel kendini ifade etmişsin ki -bi parça kendimi gördüm- elim yargılamaya gitmedi. bu büyük bi eşik ve insan ilişkilerinde çok fazla dinamik var. çoğu insan şansa bakar der ama onlara kısmen katılıyorum. tüm düzenini "ilişki aradığın için değiştirmenden" ilişkini hayatının merkezine koyacağını varsayıyorum. bu tüm sermayeni riskli bi kağıda yatırmaktan farksız. seni çok mutlu edebilir, harika bir hayata da sahip olabilirsin ama başında ya da ortasında belki evliliğe ramak kala terkedebilir de. kaldı ki ülkenin siyasi atmosferi, daralan ekonomi, artan genç işsiz ve azalan imkanları da göz önünde bulundurmanı öneririm.

yap ya da yapma gibi net bi cevabım maalesef olmayacak. hayat senin, elindeki konforlu alanını küçümsemeden tercihini yap. umarım geri kalan hayatında mutlu yaşarsın.
0
kurmalifare
(31.08.26)
* İstanbula dönmek zorunda değilsin (iş sebebiyle mecbur orası oluyorsa ayrı tabii)
* bi arkadaşımız Londra'dan İzmir'e dönüyor ve evlenecek yakında. Yapan var yani.

fakat hayatında biri yoksa kimseyle tanışmadıysan öyle gelir bulurum diye dönme sakın. Türkiye'deki yalnız arkadaşlarım hala yalnız. Son yıllarda tanışma işleri ve ilişkiler çok zorlaştı galiba ve beklentiler, yozlaşmışlıklar vs. fena diye duyuyorum.

bu arada, bulunduğun ülkedeki Türkler +1
0
nhk ni youkosu
(31.08.26)
Ara ara gidip gelerek cevre edinebilirsin, komple gemileri yakmana gerek yok. Ozellikle avrupadaysan biletler ucuz ve ucus suresi kisa, yurt ici ucus gibi bir sey oluyor. Etrafina haber salarak birilerini bulabilirsin. Amerikada isen cevre genis, illa amerikadan bulunur.
+1
The_Lollok
(31.08.26)
Sık sık git gel.
Hayır komple taşınma.
Türkiye’de işler eskisi gibi değil, artık biriyle anlaşıp evlenmek piyango gibi.
Not: Dating app’ler yanıltıcı.
+1
biseysorcaktim
(31.08.26)
Türkiye çok kötü ilişki konusunda. Yurt dışındaki ilişkiler daha normaldir.
-14
arbre
(31.08.26)
@kurmalidare +1 kendini çok güzel ifade etmişsin . Ama emin ol burda da ilişki işleri çok zor. İşler hayal ettiğin gibi olmayabilir
0
euteamo
(31.08.26)
Niye dönüyorsun?
Aile büyüklerine haber ver, memleketten filan temiz süt emmiş birini bulsunlar. Ki bulurlar da
+1
etna
(31.08.26)
Soruya net cevabım yok . Çünkü çok engelve bir çok kriter var bahsettiğin hususta .

Ayrıca,
"Tek başınıza mutlu olacaksınız, mutlu olmayı öğreneceksiniz diyerek aşırı bireyselliği pompalayan saçmalıklara inanmıyorum." demekte haklısınız.
İnsanı bağlı olduğu her tür aidiyetlerinden kopardıktan sonra yönetmek, yönlendirmek , istenen şekle koymak daha kolay oluyor. Oysa bu söylem tam bir tuzak.
0
diyecevaplandı
(31.08.26)
konuya sanki türkiyeye gelirsen bu yanlızlık sorunun garanti çözülecekmiş gibi yaklaşmışsın. bence bu önkabul algılarını yanlış yönlendiriyor.

ayrıca yurtdışında yerleşik bir adayın çoğu türk partner için ekstra çekici olduğunu, öncelikli tercih olacağını da unutma derim.
+3
orpheus
(31.08.26)
Her şey bırakılıp Türkiye'ye dönülür, ama bunun için değil. Bunun için dönerseniz pişman olursunuz (Türk kadını ile ilgili bir şeyden bahsetmiyorum, bu fikir temelde problemli)

Mevzu Türkçe iletişim ise, muhakkak bulunduğunuz yerde Türk göçmen ya da Türk kültürüne diline ilgi duyan bir hanım bulabilirsiniz. Ya da Türkiye'den biriyle iletişimi ilerlettikten sonra Türkiye'ye bir hafta, bir ay vs. gelir sonraki seviyelere geçersiniz.
0
redlinetheturk
(31.08.26)
Sen hayatı yaşarsın, hayat da akışında gider. Aynı dili konuştuğum biriyle ilişkim olsun, evleneyim diye tası tarağı toplayıp gelmek istemek enteresan geldi.

Belki hayatımın aşkı Uganda da, belki hiç yok ve olmayacak bilemem ki. Burada olacağının ne garantisi var.
0
rock n roll
(31.08.26)
annen baban görücü usülü birini bulsunlar, bi ay falan konuş, baktın yürüyecek gibi evlen gitsin.

ciddiyim.
0
antihero
(31.08.26)
buradan birini al, götür.
0
gabe h coud
(31.08.26)
paylasmiyorsam bu kadar kariyeri, parayi, mali mulku ne yapayim kafasina eristigin icin tebrik ediyorum oncelikle.

mesela 15 sene sonrasina baktiginda bu hayati devam ettirdiginde muhtemelen cok cok daha kariyerli olacaksin, cok daha fazla paran ve malin olacak ama bu neydi simdi diye kendini daha fazla sorguluyor olabilirsin.

ya da esin, bir tane veya iki tane de cocugun olur, en buyuk dertlerin onlar olur, rutinine keyfine bakarsin, hayatta daha baska amaclar edinmis olursun.

ya da bosanirsin, bir daha evlenmeye tovbe edersin, hayatina o sekilde devam edersin.
0
baldur2
(31.08.26)
gideli çok olmamış, mutlu değilseniz gayet dönebilirsiniz. aslında her yer türk kaynıyor ama adapte olamadıysanız olamamışsınızdır. birçok arkadaşım 5-6 yıl yurt dışında kalıp türkiye’ye döndü, hepsi evli ve mutlu.
0
eileengray
(31.08.26)
6.5 yıl romanya'da yaşadım.
cluj-napoca'da özellikle gece hayatı, rock / metal camiasında beni tanımayan yoktur.
en büyük problemlerimden biri ruhani yalnızlıktı.
ilişkiler bir yere gitmiyor.
benim de gözlemim bu.
türkiye'de (hele daha öncesinde 19 yıl yaşadığım izmirde veya alakasız olarak sevdiğim kadıköyde) bu kadar dışarı çıksam kesin evlenirdim.
bu yüzden dönersen anlayabileceğim bir sebep olur.
ki evlenmek, birini bulmak, ciddi ilişki için dönen birebir tanıdıklarım da var.
hoş.
ben etrafıma derdim romanya'da "uzun dönem oturum alırsam, siz rumenler nasıl almanya'dan bmw getiriyorsunuz ya, ben de türkiye'den kadın getireceğim." diye.
uzun dönem oturumu aldım.
ama green card çıktı.
romanya'dan bu yüzden ayrıldım.
bu akşam da istanbul üstünden abd'ye uçacağım.
35 yaş erkek olarak bana abd pasaportu alana kadar yalnızlık gözüküyor gibi.
ekşi itiraftan takip edersiniz başıma ne belalar açacağım.
öte yandan 2021'de az daha iş için türkiye'ye geri dönecektim.
geri dönersem deneyeceğim, karşılıklı anlaştığım, anlaşmak üzere olduğum kadınlar vardı.
kısmet.
bazıları akışta olması gerek belki.
-1
rain when i die
(31.08.26)
Hangi iliski? Senin iliskin yok ki…

Biriyle birlikte olursun belki o gelmek ister belki en gitmek istersin ama su an tasinmak icin hicbir sebebin yok bana göre.

Single kalan insanlarin problemi senin yukarida anlattigin sey. Türk olsun, uzun olsun, o olsun bilmem ne. Kalbin sevgiye aciksa hicbir önsart kriter kalmaz.
-4
Purple life
(31.08.26)
Aslında böyle bir düşünceniz varsa ortada biri olmadan adım atmak en iyisi, bir insan için dönmek o an doğru gibi gelse de ilerde yaşanacak her türlü tartışmada hep içinizden geçecek bu da iki tarafı da çok üzecek ve yoracak.

Bunun dışında bazı konulara bu kadar takılmamak lazım ya bir salın kendinizi rahat verin, bazen bazı şeyleri çok takınca iteriz, kendimizi salınca da kendiliğinden gelişiverir.
0
mutekebbir
(31.08.26)
ben avrupada görücü usulu yapan türk profesör bile gördüm, mutluydu hayatından evli çocuklu.

yurtdışında iyi bir ülkedeyseniz - avrupa - ingiltere vb. çok rahat yaşarsınız eşiniz belli bir süre çalışmasa bile.

diğer türlü de bazı ülkeler partnerlik vizesi vb. veriyor. ona da bakabilirsiniz.

bir de hiçbir kadın için hayatınızı değiştirmeyin bence.

yanlızlık zor tabi de, ama türkiyedeki şartlar daha zor.
+1
kveldulv
(31.08.26)
Hali hazirda Türkiye'de bir aday olsaydı, bu kadar istiyorsan dön, derdim de aday adayı bile yokken dıdısının dıdısındaki ihtimaller için düzen bozulmaz. Bu kadar oldurmak istiyorsanız oradaki Türklerle oldurun madem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.08.26)
7 sene yurtdışında yaşamış biri olarak pandemiden dolayı Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldım ve hayat arkadaşımı buldum, evlendim, inşallah bir de bebeğimiz olacak yakın zamanda. ama evlenmek için dönmedim ülkeme. pandeminin getirdiği ekonomik koşullardan dolayı döndüm. tekrar geri dönmek için eşimle beraber (o da yurtdışında yaşamak istiyor) çok çabaladık ama ne yazık ki olmadı. hala da çabalıyoruz. oradaki sakinliği, refah düzeyini çok özlüyorum. türkiye, özellikle istanbul tam bir kaos. hee buradaki kazancım oraya göre bir hayli fazla ama her şey para değil bence.

bence evlenmek için hayatınızı toptan değiştirecek kararlar almayın. "kısmetse olur" kafasında olun biraz. daha sonra pişman olacağınız kararlar vermeyin. eğer işinizde mutluysanız, o ülkede mutluysanız orada kalın. belki orada türkçe konuşabilen birini bulursunuz kim bilir.
0
elektr10
(31.08.26)
Türkiye'de altından yapılma bile bulsam dönmezdim.

Arkadaşım online olarak tanışıp kızı yanına getirdi, 1 senede evlendiler.
0
kimlanbu
(31.08.26)
sen cikali 8 seneye yaklasmis, yas 37. bence donmek icin tam zamani.
disarida 10 seneyi gecirmemek lazim, deneyimi alip kacacaksin.
bu arada vatandaslik olursa olur, olmazsa olmaz. olmamasi dunyanin sonu da degil.

turkiye'den hatun getir, gorucu usulu falan diyenler var klasik, benim gordugum o a$i malesef cogunlukla tutmuyor. turkiye'ye bizzet yuzuk goturmuslugum var bir arkadasim adina. oturdum kizi 2 saat dinledim. kafasinda oyle bir yurtdisi hayali vardi ki oglanin yasadigi hayat ile alakasi yoktu. simdi arayi da bozmak istemiyorum, beklentilerini dusur dedim kactim. iki saat boyunca dilimi isirmaktan yara oldu.
kiz geldi 6 ay zor dayandi, kacti. bunu ciddi zengin versiyonuna da sahit oldum, hatuna evler arabalar yazliklar kisliklar alindi, yine tutmadi. ozellikle hatun kalifiye degilse buyuk sikinti, eve tikilip kaliyor.

turkiye istanbul'dan ibaret degil, ben bugun donsem istanbul'da yasamam herhalde.
icinde yasayanlarin dusundukleri gibi avrupa ya da amerika, turkiye'ye her anlamda tur bindirecek pozisyonda da degil, bunlar utopik hayaller.

donulecekse, ki benim tavsiyem o yonde olur, fazla tatava yapmadan fisi cekeceksin.
uzun sure yurtdisi deneyimi olmayanlarin bu konuda soylediklerinin malesef hukmu yok. minareden dusenin derdini minareden dusen anlar, asagidan izleyen degil.
+2
cooperr
(31.08.26)
Türkiye'ye geldiğinde kesin birini bulacakmışsın ve bu kişiyle de evliliğin çok güzel olacakmış gibi yazmışsın.

Türkiye'ye gelip birini bulamayabilirsin.
Türkiye'ye gelip birini bulup evlenip çok mutsuz olabilirsin. belki boşanırsın.

elinde gayet güzel bir işin ve yaşamaktan memnun olduğun bir ülke varken bütün bunları bırakıp bir ihtimal için türkiye'ye gelmek, tüm varlığını shit coin'e kaldıraçlı basmak gibi bir şey.

ama yine de karar senin. ben olsam bir iki haftalık bir tatil ayarlayıp deneme yapardım.
0
tabudeviren
(31.08.26)
Ülkeni soylemezsen yorum yapamayız. Abd ise birini bulurum sana.
0
ırene adler
(01.09.26)
Seni çok iyi anlıyorum. Bu yaşlarda farklı kültürden biriyle ilişki yürütmek hiç kolay olmuyor. Bir çıkarının olmuş olması gerekir. Örneğin çocuk yapmak, vatandaşlık almak gibi. Bunlar haricinde tam frekansı tutturup bir aşk evliliği yapmak oldukça zor.

Ama bu Türkiye'de de aynı olur az çok. Bir ihtimal 25-30 arası heyecanını kaybetmemiş bir kadın denk getirirsen o zaman farklı olabilir. Türkiye'de bu ihtimal daha fazla.
0
stefano
(01.09.26)
türkiye'ye geldikten sonra bir ilişki bulabileceğiniz garanti değil. türkiye'de yaşayıp yıllarca ilişki bulamayan, sürekli reddedilen bir sürü adam var. bütün kariyeri bırakıp türkiye'ye geldikten sonra bir de türkiye'de yalnız kalmak daha yıkıcı olabilir.
0
nickini degistiren yazar
(01.09.26)
(6)

İnanılmaz derecede kaşınıyorum

messina123
Her yerim kaşınıyor. Telefonumun ekranında nokta kadar gözle çok zor görülen böcekten gördüm 3-4 defa. Ayrıca kolumda da bir kez gördüm aynı hayvanı. Muhtemelen bundan dolayı kaşınıyorum. Bu hayvan ne, nasıl yok ederim ve bu kaşıntı nasıl gider?
Her yerim kaşınıyor. Telefonumun ekranında nokta kadar gözle çok zor görülen böcekten gördüm 3-4 defa. Ayrıca kolumda da bir kez gördüm aynı hayvanı. Muhtemelen bundan dolayı kaşınıyorum. Bu hayvan ne, nasıl yok ederim ve bu kaşıntı nasıl gider?
0
messina123
(30.08.26)
iki gündür ben de aynı şekildeyim. sivri sinek sokması gibi pembe şişmeler var kol ve bacaklarımda. ben de evde tesadüf çok çok küçük bir iki böcek gördüm. gözle bile zor görünüyor. önce sivrisineklerin günahını aldım ama anlamadım bu böceklerden mi.? bende genel vücut kaşıntısı değil ama noktasal yerlerde var kaşıntı. çok sinir bozucu.
0
exlibris
(30.08.26)
Sadece sizin üstünüzde değilse bit ve uyuz ihtimali pek kalmayıp pire ihtimali öne çıkıyor. O yüzden en önemli detayı soracağım, zıplıyor mu? Ve kaşınmanızın sebebi böceğin kendisi değil de ısırıkları mı? Minik, nokta nokta, özellikle bileklerde çorap lastiği civarlarında falan yoğunlaşan ısırıklar var mı? Böcek koyu renkte mi?

Eğer pireyse muhtemelen bulunduğunuz yere çoktan yayılmıştır. Kendi başınıza kurtulamazsınız; ev ilaçlanacak, her şey yıkanacak. Baya seferberlik gerekiyor. Kolay gelsin cidden.
0
akhenaten
(30.08.26)
telefonla fotoğrafını çekmeye çalışın böceklerin. ona göre ilaçlama mı yapılacak, sorun nereden kaynaklanıyor onu öğrenip ona göre hareket edersiniz.

kuş falan mı var evde? güvercin vb?
0
omer460
(30.08.26)
Çatınızda yaşayan güvercin veya başka bir kuş popülasyonu mu var?

Kuş biti konusunu araştırın.

Eğer öyle ise çatıdan o kuşların tamamını uzaklaştırmadan, çatıdaki kuş ölüsü ve gübrelerin tamamını temizletip son olarak da ilaçlamadan önünü alamazsınız.
0
Mirket
(30.08.26)
uyuz olabilirsin, acil doktor.
0
deartheodosia
(30.08.26)
dün akşam veteriner arkadaşımdan sokağımdaki köpek için mama aldım. "bu günlerde sokak köpeklerine fazla yakınlaşma. uyuz var ve insanlara da bulaşıyor" dedi.

bahsettiğiniz kaşıntının sebebi uyuz mudur değil midir bilmiyorum ama bu bilgiyi paylaşmak istedim.
0
biseysorcaktim
(30.08.26)
(3)

bir yazının AI tarafından üretilip üretilmediğini anlamak için

tiredofwaiting
En iyi site, uygulama hangisi?
En iyi site, uygulama hangisi?
0
tiredofwaiting
(26.08.26)
hiçbiri gerçek sonuç veremez. 100 yıllık metinlere bile ai denebiliyor.
+4
jelly bear
(26.08.26)
"Harika, mükemmel, muhteşem, devasa" gibi kelimeler varsa muhtemelen gemini üretimidir. en azından ben öyle olduğunu düşünüyorum. "altıma sıçtım ne yapıyım" diye sorsan harika bir fikir diye başlar.
+1
merhum
(27.08.26)
tam anlamıyla anlayamazsın. doğal olmayan kelimelerin kullanımı, kusursuz imla ve em dash kullanımı biraz ele verebilir.

türkçe klavyelerde uzun tire yok, kimse uzun tire kullanmaz tek çizgi kullanır böyle: -
ama ai metinlerde em dash yani uzun tire oluyor —

not: insan olan em dash kullamnaz demiyorum, -- iki tire yanyana koyunca bazı klavyeler onu uzun tire haline getiriyor.
+1
biseysorcaktim
(27.08.26)
(4)

Google maps’in yorumları kafasına göre yayınlamaması?

jackyr
Fotoğraflı şekilde bazı işletmelere detaylı yorumlar yazıyorum. Bazıları tek yıldız. Tek yıldız olanların hiçbiri yayınlanmıyor. Eskiden böyle değildi. Çözümü var mı bunun?
Fotoğraflı şekilde bazı işletmelere detaylı yorumlar yazıyorum. Bazıları tek yıldız. Tek yıldız olanların hiçbiri yayınlanmıyor. Eskiden böyle değildi. Çözümü var mı bunun?
0
jackyr
(23.08.26)
Argo ifade kullanıyorsan engelliyor gördüğüm kadarıyla. O kesin. Fakat sadece bu değil. "Yayınladım" dese de yayınlamayabiliyor. "Shadowban" durumu çok yaygın. Artık buralar tüketici lehine çalışan yerler değil.
0
nejdet c
(23.08.26)
google maps bana geçenlerde bir sürü reklamlı yer gösterdi haritada. kırmızı ve çirkin bir görüntü ile, herhangi bir arama yapmadığım halde.

belli ki test ediyorlar bazı şeyleri ya da bahsettiğim ölçüde agresif reklamları belli bir kitleye açtılar ve sonrasında yaygınlaştıracaklar.

sadece bu örnek bile aslında neden bazı yorumları kabul etmediklerinin göstergesi.

bu arada sözüm size değil ama bazı kullanıcılar tek yıldız vermiş ama yorumu okuyunca aslında 3 yıldızlık bir yer olduğunu yazmış, o kadar da kötü bir durum yok. mesela çalışanla önemsiz bir sorun yaşamış, park yeri ile mekan birbirine uzakmış falan gibi mekanın puanını düşüren ama 1 puan olarak da ifade edilmemesi gereken şeylere 1 puan veriyorlar. bunların yayınlanmamasını doğru buluyorum.
0
biseysorcaktim
(23.08.26)
özellikle tek yıldızlı yorumlarla ilgili çok fazla problem yaşadıkları için böyle bir uygulamaları var. sizi kastetmiyorum ama çok fazla düşük puan verme eğiliminde olan hesapları görünmez yapmaya başladılar. yani bir kullanıcı yorumları şikayetvar sitesi gibi değil de iyisiyle kötüsüyle yazsın. sadece spesifik olaylarda içindekileri dökmek için yazmasın istiyorlar. belki yaşadığı kötü deneyimi anlatmak isteyen misafirler için kötü oldu ama sonradan gurme bazı tiplerin de azalarak yok olmasını sağladılar. ayrıca bu yorumlar puan ortalamasını da etkilemiyor. örnek vermek gerekirse

mahalle çay ocağına gidip ingiliz çayı yoktu o yüzden kötü bir yer 1 yıldız
saat 10:00'da açılan ve her yere ilan eden bir işletme için 08:00'da geldik kapı kapalıydı 1 yıldız
işletme güzel ama bölgede her yer yokuşlu o yüzden 1 yıldız

bu yorumlar ya beklemede tutuluyor ya da gösterilmiyor. hatta şikayet gelirse de siliniyor.
0
bravoteam
(23.08.26)
x.com
Herhangi bir google yorumunda ''ust uste uc nokta"ya tikladiginizda "report review"cikiyor. Bunu meslek edinmis bazi bilisim firmalari vs var sanirim, bunlar isletmelerin kopegi olarak calisip, senin benim kotu yorumumu organize olarak spam diye sikayet ediyor. Herhangi bir yorum 30-40 spam aldiysa google da spam herhalde bu yorum diye otomatikman siliyor. Sanirim bizim nacizane tek yapabilecegimiz yararli gorup, durust olduguna inandigimiz kotu yoruma begeni atmak, share review'a tiklayip paylasmak vs.
0
freedonia
(23.08.26)
(7)

yandex mail

kibritsuyu
soru basit: yandex mail'e nasıl ulaşacağız? mynet anasayfası gibi bir arama motoru sayfası açılıyor, arama kutusu, haber linkleri vs. mail linkine tıklıyorum yok. log out olmaya çalışıyorum 404 diyor. login olmadığım başka tarayıcıdan deniyorum login sayfası açılmıyor, o da 404 diyor. eee nooldu yan
soru basit: yandex mail'e nasıl ulaşacağız? mynet anasayfası gibi bir arama motoru sayfası açılıyor, arama kutusu, haber linkleri vs. mail linkine tıklıyorum yok. log out olmaya çalışıyorum 404 diyor. login olmadığım başka tarayıcıdan deniyorum login sayfası açılmıyor, o da 404 diyor. eee nooldu yandex mail'e komple veda mı ettik?

(git: 1623644)

ben kendi domain'im ile yandex mail'den ücretsiz hostin alıyordum. sonr bu ücretli oldu, mail alımı kapandı, sadece görüntüleme modunda eski maillere bakıyordum. sonra kendi domain'imi goole workspace'e taşıdım, mailleri oradan alıp göndermeye başladım, eski maillere de yandex mail'e web'den giriş yapıp bakıyordum.

şimdi orası da açılmıyor. geçici bir arıza mı, yoksa komple mi gitti? bilgisi olan var mı? google veya yapay zekalar cevap bulamadı.
0
kibritsuyu
(12.08.26)
yandex hesabım veya mailim yok ama mail.yandex.com.tr adresine girdim giriş ekranı geliyor.
0
bravoteam
(12.08.26)
bireysel mailime girip mailleri görebildim az önce. yıllardır girmiyodum ben de
0
jelly bear
(12.08.26)
adrese giriyorum, yandex.com.tr anasayfası geliyor. sağ üstteki menüye tıklayıp login mail adresim ve şifremi giriyorum, telefon numaram çıkıyor, onayla diyorum, telefona kod gönderiyor, kod geliyor, kodu giriyorum, hop yine ana sayfaya dönüyor. mail falan yok. menüden yandex mail'e tıklıyorum, tekrar anasayfa geliyor.
-1
🌸kibritsuyu
(12.08.26)
başka tarayıcı ya da gizli sekme denediniz mi?
reklam engelliyici gibi müdahale eden yazılımlar varsa belki o sitede devredışı bırakmanız gerekebilir.
0
biseysorcaktim
(12.08.26)
Ben sanal makina üzerindeki XP + Firefox ile girebildim. Bu ortamı sağlayabiliyorsanız deneyin derim.
0
bluemax
(13.08.26)
sanal makine üzerinde xp hariç söylenenleri denedim, hiçbiri olmadı.

bugün tekrar deneyeyim dedim, favorilere kaydettiğim linke tıkladım, hiçbir şey olmamış gibi aynen açıldı.

bu lafı da hiç sevmem ama sistemselmiş demek ki, hem de bana özel.
0
🌸kibritsuyu
(17.08.26)
yandex'in ios ve android icin kendi app'inden denesiniz belki bi faydasi olur?!
360.yandex.ru
0
hay sikfuck
(17.08.26)
(14)

Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?

renegade
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
📊 Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?

Bu anket sona erdi. 71 oy kullanıldı.

-1
renegade
(12.08.26)
Kanepeye uzandığımda hemen, yatağıma yattığımda en az yarım saat geçmesi gerekiyor.
0
rock n roll
(12.08.26)
çok az uyuyorum maalesef; uykuya geçmem de en az 1 saat sürüyor
0
sweetoffice
(12.08.26)
normal şartlarda kafamı koyar koymaz. ama lanet olası insanlar yüzünden kafama bişeyler takıldığında saatlerce uyuyamadığım da oluyor. aya vurursak ayda 3-5 böyle oluyor. onun haricinde normal şartlarda uyuyorum.
-1
naksidil
(12.08.26)
uykuya zor dalıyorum, gece yarısı uyanıyorum, sabahın köründe alarmsız kalkıyorum, gün içi uyukluyorum. evet bildiniz. moruk. (53)
kütük gibi 8-9 saat uyumak isterdim.
0
lazpalle
(12.08.26)
Elektronik eşyaları yatak odasından uzaklaştırdığımdan beri uykum düzeldi, ne olursa olsun telefonu almıyorum.
0
mirty
(12.08.26)
hem uykum varsa hem de kafam rahatsa en ideal senaryoda bile 20 dakikası var. diğer durumda 1-2 saat arası. tavuk döner gibi paso dönüyorum çocukluktan beri değişmedi maalesef yaş, iş, sağlık durumu vs. hiç fark etmiyor.
0
der meister
(12.08.26)
Sanırım 3-5dk, zaman zaman 15dkya kadar uzadığı oluyordur. 10 yılı vardır hiç uyku problemi yaşamadım, nasıl oluyor diye soran olsa heralde hergün aynı saatte yatmam nedeniyle derdim.
0
akhenaten
(12.08.26)
İçmediğim zamanlarda bile 5-10 dakikayı geçmiyor. Senede uyuyamadığım gece sayısı 1 elin parmaklarını geçmez. Çok çabuk uykuya dalıyorum.
0
kumandanim
(12.08.26)
telefonu bıraktığımda 1-2 dk içinde uyuyorum.
ama stres/alışkanlık/başka sebepler yüzünden telefonsuz iki dk yatakta yatmadan duramıyorum.
0
biseysorcaktim
(12.08.26)
Anında uyuyan arkadaşlar cenneti yaşıyorsunuz öyle diyim

En az bir saat
+1
Hallegadola
(12.08.26)
Keyfim yerindeyse; 7 saniye filan
Keyfim normal; 3-5 dakika
Keyfim kötüyse; 10 dakikayı bulur.

Piskolojim anksiyete filan varsa Yine bana haram geceler; Ne hasta bekler sabahı
+1
put it in your appropriate place
(12.08.26)
Valla eskiden kafami koydugum gibi yatabilme yetenegine sahiptim ama son 2-3 yildir yataga gidince uyuyamama olayindan muzdaribim, genelde de 1-2 saati buluyor kendimden gecmem.
0
j r r tolkien hayrani
(12.08.26)
hemen uyurum. koltukta bile uyuyakalıyorum. ancak hiç dinlenmiş olarak uyanmıyorum.
0
art cat chocolate
(12.08.26)
insanin bebegi varken daha kafasi yastiga degmeden uyuyakaliyor.
0
sir gawain
(13.08.26)
(14)

belediyeyi vs. arıyor musunuz hiç?

art cat chocolate
herhangi bir arıza, ihbar, istek veya şikayet için belediyeyi veya ona benzer ilgili kurumları arıyor musunuz?ben hep arıyorum da... çevremde başka arayan yok. istanbul belediyesi bana çalışıyor galiba. :D
herhangi bir arıza, ihbar, istek veya şikayet için belediyeyi veya ona benzer ilgili kurumları arıyor musunuz?

ben hep arıyorum da... çevremde başka arayan yok. istanbul belediyesi bana çalışıyor galiba. :D
0
art cat chocolate
(11.08.26)
Aradım 2-3 kere şikayet ettim. İBB 6 aydır sahildeki göçük alanı düzeltmiyor. Göçük tehlikesi diye tabela koyup bırakmışlar. CHP belediyecilik zihniyeti tam olarak budur.
-4
gabe h coud
(11.08.26)
Geçen Çankaya belediyesine bi yol tamiri için yazdım. Gününde onardılar, çok şaşırdım.
-1
glamdr1ng
(11.08.26)
ben ne için aradıysam hep yapıyorlar valla :D

- yaya yolu çizin dedim, çizdiler
- trafik lambaları bozuk dedim, yaptılar ya da trafik polisi gönderdiler
- diğer arızaları da hep düzelttiler
- ilaçlama istedim, yaptılar
- bir yer için denetleme istedim, denetlediler
- her türlü istek ve şikayetimin sonucunu da hızlıca bana bildirdiler

şu an aklıma gelenler bunlar
0
🌸art cat chocolate
(11.08.26)
Lazım geldikçe yazıyorum, istediğim sonuç her seferinde çıkmasa da ilgileniyorlar. Belediyesine göre de değişiyor elbette, yağmurda su basan yolu anında onaran (drenaj yapan) belediye de var, yolları patates tarlasına dönmüş yolu 13 senedir onartamadığım belediye de.
0
orient blue
(11.08.26)
Sürekli arıyorum, taleplerim bazen aynı gün bazen bir iki gün içinde çözülüyor.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(11.08.26)
ibb alo 153’ü aradım en son. Belediyenin yapması gereken bir anaartel yol üzerindeki göçükleri hatırlatmak içindi. Çıkan kişi ile resmen kavga ettim. adresi tarif ettiğimde pişkin bir şekilde öyle bir yer yok diye iddia da bulunuyordu herif. Çok şaşırdım. Yani kayıt açıp başından savmak yerine bana çatmayı tercih etti. Muhtemelen chp gençlik kollarından bankamatik memuru bir tipti.
0
ezkaza
(11.08.26)
2 yıl önceye kadar çok arıyordum, sonra küstüm. en son (lüks) arabaların çok gereksiz hız yaptığı bir çıkmaz sokağa eskiden var olan kasislerin geri getirilmesini rica ettim. hız yapan arabalar yüzünden baktığım iki sokak kedisi ölmüştü ve ayrıca her akşam sokakta scooterlarıyla gezen çocuklar için tehlikeli oluyordu. belediye talebimi değerlendirmeden, açıklama bile yapmadan reddetti. bu olay chpli bir belediyede yaşandı. açıkçası rant neredeyse her parti orada. ben de saldım.
+1
eileengray
(12.08.26)
ben de ibb çözüm merkezi'ne yazıyorum X platformu üzerinden DM atarak. Çoğu case'i çözüme kavuşturdular. Son bir şikayetim vardı çocuk parkının içi motorsikletlerle dolu olmaya başladı ve baya çocuk parkı içinde de hızlı sürüyorlar. oraya bi turnike gibi bir şey yapmaları gerektiğini söyledim pusetli insanları da mağdur etmeyecek şekilde. bakalım yapacaklar mı.
0
elektr10
(12.08.26)
Yazıyorum ve genelde ilgileniyorlar.
0
a7x
(12.08.26)
Arıyorum kesintilerde vs
0
basond
(12.08.26)
ibb'yi çok aradım ya da online sistemden kayıt oluşturdum (arayınca da onlar senin adına kayıt giriyorlar).

hepsi olumlu ya da olumsuz sonuçlandı.

haber verdiğime pişman olduğum bir olay var: kamyon ya da bir araç ağaca çarpmış ve araç kırılmış. onu kurtarın ya da kesip yenisini dikin dedim. geldiler kesip gittiler. kurtarılmayacak durumdaydı zaten ama bari yenisini dikselerdi. kaç sene oldu orası boş.

benzer şekilde başka ağaçların da kabukları soyulmuştu, onu da bildirdim. (sanırım motor, scooter falan bağlıyorlardı) sıralı bütün genç araçlar yaralıydı. ağaçların kabuklarına yeşil boya sürdüler. iyileşti ağaçlar. kesip de yenisini dikmezler diye hepsini bildirmedim.

yıllar önce kaldırımdaki ince metal elektrik direkleri kaldırılmış ama 3-4 cm'lik kocaman vidaları duruyordu. çektim fotoğrafını gönderdim ve anlattım konumuyla, google maps görüntüleriyle vs. ertesi gün gelip hemen düzelttiler.

bunun gibi daha bir sürü geri bildirimim var. anında çözdüler. şikayetin kapanması için resim/yanıt vs ile bildiriyorlar bazen.

bir kaç kez komşularımı şikayet etmiştim. köpekleri gece gündüz bağırıyordu. beni evde uyutmaması ayrı hayvanların bu kadar ağlaması ayrı dert. ses kaydettim farklı zamanlarda, durumu net şekilde anlattım. belediyenin veterinerlik biriminden görevliler gelip "hayvana şöyle bakın, bunu yapın bunu yapmayın" diye uyarıda bulundular. ama uyarı dışında bir şey yapamıyorlar. yetti yine de.

bu şikayetlerin hepsi şişli belediyesinde idi.
+1
biseysorcaktim
(12.08.26)
2 yıl önce çok aradım uğraştım şikayetim çözülmedi.
şimdi bir yeri arayasım yok ortadoğu coğrafyasında yaşadığımı kabul ettim
0
devilone
(13.08.26)
İlçe belediyelerine eksik parklar için hayvanlara mama-su kabı istedim oldu
Metro çıkışlarına kanopi(tente) yapılması hacettepe ve bilkent öğrencileri yağmurda
sefil oluyordu,yaptılar
Bunun gibi ama mantıklı gördükleri bir çok isteğimi yaptılar ama bir kaç şeyi yapmamaları sinirimi bozuyor.Örneğin çöp kutusu olmayan fazlasıyla merkezi olan yerlere talep ettik gelmedi,Bazı metro çıkışlarına ekstra kart otomatı-su otomatı istedik gelmedi.Yaya geçidi ışıklarını yaya geçidinden sonra koyulması işleminin düzeltilmesini
istedik o da olmadı.Ankara da bazı şeyler istanbul kadar ilgilenilmiyor.İstanbul da her şeye çok dikkat edilirken ankara da açıkcası sallanmıyor
0
smokee
(13.08.26)
evet. fakat sonuc kisminda parti bazinda bir tutarlilik yok bence. bazi chp belediyeleri sallamazken bazi ak parti belediyeleri isini yapiyor veya tam tersi bazi ak parti belediyeleri sallamazken bazi chp belediyeleri isini yapiyor. dolayisiyla partiler duzeyinde degil kisiler duzeyinde bakmak gerekiyor.
0
Sour
(13.08.26)
(6)

Abur cubur paketli gıdalar, en çok zararlisindan en azina sıralama nasıl olur?

egerbiryolcu
Ve neden? (Daha çok mu kanser riski daha çok mu şeker daha çok mu kesinleşmiş riski var gibi gibi)Cips, çikolata (en azından kalitesiz de olsa belli başlı bilinen markalar farz edelim) gevrek- granola, bisküvi, hazır puding, ketçap-mayonez-burger sosları, dondurulmuş soğan halkası, sucuk-sosis gibi
Ve neden? (Daha çok mu kanser riski daha çok mu şeker daha çok mu kesinleşmiş riski var gibi gibi)

Cips, çikolata (en azından kalitesiz de olsa belli başlı bilinen markalar farz edelim) gevrek- granola, bisküvi, hazır puding, ketçap-mayonez-burger sosları, dondurulmuş soğan halkası, sucuk-sosis gibi ürünler. Aklınıza gelen başka ürünler de dahil edebilirsiniz.

Mesela bazıları çok zararlıdır ama tuletimi de azdır bazıları az zararlıdır ama her gün tüketilirse zararı da artar gibi değişkenler de var değil mi?
0
egerbiryolcu
(08.08.26)
En az zararlı olan protein bar olabilir o da etiket okumalısın şeker ve karbonhidrat oranları düşük olmalı. Bunun dışında hepsi aynıdır benim gözümde. Bir de kola sıfır şekerli olanları içebilirsin. Bu resmen bug ve çok güzel bir bug.
-3
artıküyeolmakistiyorum
(08.08.26)
Ürüne göre çok değişiyor. Hangi katkı maddelerini içerdiğine göre. Hazırlanış şekillerine göre. Ambalajına göre bile. Instagram kullanıyorsanız gıda mühendislerini takip edebilirsiniz baya bilinçlendiğimi hissediyorum sayelerinde.

Örneğin cips çöp normalde ama işte fırınlanmış, palm yağı içermeyen falan alternatifleri var daha az zararlı.

Çikolata da kalite kalite, yine palm yağı glikoz şurubu fruktoz şurubu vs oranlarına göre.

Granola daha temiz olabilen bi şey, çoğu yulafsa, kuruyemişlerle zenginleştirilip meyveyle kıvam verilip tatlandırıldıysa.

Bisküvi tam tahıllıysa daha iyi ama yine neyle tatlandırıldığı vs önemli.

Hazır puding çikolata gibi.

Meyveli kefir & meyveli yoğurt, bunlar şeker ve aroma içeren şeyler. Düşünüldüğü kadar sağlıklı değil. Sade alternatifleri ise genelde düşünülenden daha sağlıklı. Katkı maddesi içermez, süt ve mayadan yapılır. Fabrika yoğurdu ev yoğurdundan daha fazla yararlı bakteri içerir. Ancak plastik ambalaj mikroplastik riski içerir.

Peynirde bile mesela koruyuculu olanlar var sadece süt ve kültür içerenler var. Mutlaka etiket okuyarak alıyorum.

Züber, wefood gibi temiz içerikli atıştırmalık üreten güzel markalar var. #reklam değil :)

Ketçap -mayonez-sos etiket okuyarak alınabilecek şeyler, az içerikli olması iyi.

Soğan halkasını bilmiyorum etiket okumak lazım ama dondurulmuş sebzeler sanılandan çok daha sağlıklı. Taze taze donduruluyor temiz temiz saklanıyor.

Sucuk sosis pek tükettiğim şeyler değil ama muhtemelen koruyucu içerir, işlenmiş etler genelde içeriyor.

Pekmezde mesela fabrika koşullarında belli bi ısının altında ve kapalı kazanlarda üretilmiş olma şartı var sağlıklı demek için, yoksa kanserojen madde üretiyor (ev yapımı no-no).

Tahinde de salmonella riski olmasın diye bi takım şartlar vardı ama unuttum. Çiğ olmaması mı lazımdı susamların neydi.

Yani kısacası sorduğunuz sorunun çok basit cevapları yok. Etiket okumak ve sık tükettiğiniz şeyler varsa en sağlıklı hali nedir diye araştırmak mantıklı
+1
mezzosprite
(09.08.26)
3 harfli marketlerin sattığı şeylerin yüzde 90nı leş. Zaten salak olan milleti o kalitesiz marka yiyeceklerle daha salak ve bağımlı ettiler.
0
mikahakkinen
(09.08.26)
Mikahakkinen
Bir defasında bunlardan Halley almıştım tadı berbattı ama ondan önce başka üç harfsiz bir marketten aldığımda çocukluğumun Halley tadı vardı gayet.

Buradaki bilinen markalar ayrı üretim mi yapıyor kalitesiz malzeme vs ile?
0
🌸egerbiryolcu
(09.08.26)
Böyle bir şey söyleniyor oyuncaklar için falan da ama bu bana inandırıcı gelmiyor ya. Züber markası neden bim için ayrı migros için ayrı üretim yapsın? Ya da şey mi oluyo kusurlu lot fark edilip üç harflilere mi gönderiliyor? Ama bu yasal olmaz ki? Bilemedim benim aklıma yatan bi şey değil
-1
mezzosprite
(09.08.26)
içindekiler bölümünde yazanların bir sırası var. en başa, oran olarak en çok olan koyulur. abur cuburlarda genel en başta şeker yazıyor. şekerin oranı yazmıyor ama yazdığı başka şeylerin oranını yazıyor mesela ikinci yazdığı şeye yüzde 30 bilmem ne demiş. buradan şeker oranının yüzde otuz'dan fazla olması gerektiğini anlıyoruz. az çok çıkarım yapmaya çalışıyorum da discount marketlerde deterjan, tuvalet kağıdı ve bazı peynir çeşitleri dışında bir şey alamıyorum.

abur cubur olarak az tuzlu ya da tuzsuz çekirdek olabilir zararsızlardan. çiğ karışık lüks kuruyemişler olabilir. tuzlu ve pişmiş olanları da iyi değil.

çikolata türevi şeylerden aldığım tek çikolata tadelle.
o da kötünün iyisi.

ülker'in bir tane ürününü bile almıyorum yıllardır.
rafta her gördüğümde ülker ikram'a nasıl içim gidiyor çünkü çocukken çok yerdim. ama tadı berbat artık, eskisi ile alakası yok.

---

egerbiryolcu (son cevabına binaen) bu çok söylenen bir şey. doğruluğunu bilmiyorum ama anlattığın hikayenin çok insanda karşılığı/deneyimleri var.
0
biseysorcaktim
(10.08.26)
(16)

Sizce akademisyenler diğer insanlardan daha fazla saygıyı hak ediyor mu?

lostinway91
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
-7
lostinway91
(08.08.26)
sadece akademisyen olduklari icin degil. mesela turkiye'de akademisyen olmak torpile bagli. torpille bir yere gelen insanin da hem ahlaki hem de mesleki yeterliligi sorgulanir. dolayisiyla sirf akademisyen diye saygi duymam. ayrica pek cok akademisyen de akademiyi salla basi al maasi olarak goruyor. dogru duzgun bir ders anlatimiyla insan yetistirmeye calismak da yok arastirma yapip bilime (ve insanliga) katki sunmak da yok. basarili olmasi zor bir meslek, saygiyi belirli kosullari sagladiklarinda hakediyorlar, sadece titri almis olmak yeterli degil.
0
Sour
(08.08.26)
Hayır çünkü insanlara sadece mesleklerinden dolayı saygı duymuyorum.
+4
peki madem
(08.08.26)
Hayır.

Hatta bazı akademisyenler saygıyı hiç hak etmiyorlar.
0
rock n roll
(08.08.26)
20'li yaşlarda ve üniversitede öğrenci iken evet derdim ama artık buna kolayca hayır diyebilirim.

sadece akademisyen değil; öğretmen, doktor, mühendis konusunda da benzer şeyler düşünüyorum ama konumuz akademisyenler.

gerçekten başarılı olanları, öğrencilerin hayatına dokunanları, konuşması ile tavrı ile fark yaratanları tenzih ederim ve bu platformdaki akademisyenler de eminim katılacaktır düşünceme: çok fazla boş beleş akademisyen var. nasıl o pozisyona gelmişler, üniversiteye akademiye ya da hayata katkıları nedir diye sorguladığım oldu. hadi meslekleri hakkında ya da akademik manada bilgisizler ama bari iyi insan olabilseler. ne bileyim haksızlıklara karşı kaypak olmasalar, bazen kendi aralarında olsa bile ses çıkarabilseler.

profesör ünvanı almış çoğu kişi zaten dinozor. torpille araştırma görevlisi olmuş 25 yaşında akademisyen kadar katkısı yok hiç bir şeye. profesörlere artık daha bile az saygı duyuyorum. işlerini asistanlarına yaptırırlar, kendilerini güncellemezler, her ay 150bin tl maaş alırlar bilmem kaç yıllık cümleleri papağan gibi tekrarlamak karşılığında.

bu konuda ümitsiz ve mutsuzum o yüzden akademi ile münasabetim yarım bırakılmış iki farklı yüksek lisans programıyla sınırlı kaldı.

söylemek zorunda hissediyorum ki yukarıda söylediklerimin tam zıttı, çok kıymetli hocalarım ve tanıdığım kıymetli araştırma görevlisi kişiler oldu. böyle bir avuç insanı tenzih ederim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Toplumsal olarak görece daha fazla saygı görüyor olabilirler. Veya böyle bir talepleri de oluyor bir kısmının gördüğüm kadarıyla. Çoğunlukla duyulan bu saygı kazanılan parayla veya bilgiyle doğru orantılı olarak algılanabiliyor.

Ancak ben şahsi olarak herhangi bir işi iyi yapan insanlara saygı duyuyorum genelde. Yani bu durum temizlikçilik de olabilir, asfalt döken belediye çalışanı da, tesisatçı da, hasta annesine bakan ihtiyaçlarına yardımcı olan evlat da.
Benim gözümde bu insanların akademisyenden bir eksiği yok saygı anlamında.
+1
ezkaza
(08.08.26)
ben mesleklerden ziyade başarıya saygı duyarım. akademisyensiniz, hangi araştırmaları yaptınız, hangi araştırmalarınız hangi ciddi yayın organlarında yayınlandı. bilim adına neler yaptınız? torpille akademisyen olup hiç bir şey yapmadan mesai dolduran insanlar var biliyoruz. şimdi ben bu tür insanların nesine saygı duyayım?
+1
omer460
(08.08.26)
Akademi adam kayırmacılığın en çok döndüğü yerlerden biri. Sadece Türkiye'de değil, evrensel olarak böyle bu. Yani çoğu kişi emek ve başarısı ile bir yerlere gelmiyor. Dergilerde makale yayınlamak adamcılık ve fonlara ulaşabilmekle mümkün olabilen bir şey. Yayın yapmıyorsa zaten akademinin öğretmenlikten farkı yok.

Bence bir elektrikçi, otomobil tamircisi daha işe yarar becerilere sahip. Ben onlara daha çok saygı duyuyorum.
0
michael harddd
(08.08.26)
her alanda işini hakkıyla yapan her insana saygı duyarım. bunu sırf akademi için düşünmemek lazım. kayırmacılık ise her sektörde/pratikte var, sadece farkında değilsiniz. bu yüzden bunu genelleyip tüm akademisyenleri değersizleştirmeyi de doğru bulmuyorum.

ed: aşağımdaki deli de damlamış. diğer kurtlar vadisi hayranı çukurambar ülkücüsünden de farklı bir cevap beklenmez. genelleme yapanlara buradan da bir porsiyon genelleme.
+1
eileengray
(08.08.26)
Akademisyen dediğin kişiler birilerinin ayakçısıdır fazlası değildir.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(08.08.26)
Hakkıyla akademisyen olan tanımıyorum artık
-2
Hallegadola
(08.08.26)
Saygı kişilerin karakterlerine, hayattaki duruşlarına karşı olur. Meslekten ,unvandan bağımsızdır.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.08.26)
Cahit Arf demiş ki; “Öğretim üyesi arkadaşlarımız iyilerdi hoşlardı, ama çoğunun bilime dair öyle bariz bir ilgileri yoktu. Asıl hedefleri işte, profesör olmak, dekan olmak, senatoya girmek, rektör olmak gibi şeylerdi. Yani bilim peşinde değil, rütbe peşinde koşmak.
Halbuki üniversitesi bilim yapmaya müsait haldeydi, Witt geldi, Blaschke geldi, Hasse geldi; başka pek çok insan gelip gittiler.
Bunlar her geldiklerinde seminerler verirlerdi.
Ben ise arkadaşlarımı yalvar yakar götürebiliyordum bu
konferanslara, o kadar ilgisizlerdi yani. O yüzden, sıkılmaya başlamıştım epeydir;'
artık bu işi bırakmanın zamanıdır' dedim..”
0
tadartatmaztadantatar
(09.08.26)
"Perché non i titoli illustrano gli uomini, ma gli uomini i titoli."
0
banach
(09.08.26)
Bu din adamlarina saygi duymak gibi bir sey. Ulvi bir seye hayatlarini adadiklarini dusunebilirsiniz ama olay insanda bitiyor, meslekte degil.
+1
osssy
(09.08.26)
hakkini veren akademisyen saygiyi hakediyor
birincisi bir konuda gercekten bilgileri oluyor bilgisine saygi
ikincisi de benim gordugum mesaileri pek bitmiyor surekli okuma ogrenme modunda
benim saygim ogrenme motivasyonalrina
0
aloneinthedark
(10.08.26)
yorumlarda sey vibe'ini aldim. nasil okumamislar okumuslardan nefret ediyor bu ulkede; az okumuslarin da cok okumuslari kiskanmalarini gordum.

bunu akademiyi gorup "sikerler ben para kazanmak istiyorum" diye kacan biri olarak yaziyorum. gercekten ugrastiklari isi yapabilmek icin pek cok imkandan feragat eden o kadar arkadasim var ki.

bir kismi doktorayi bitirince ruhlarini faang'e satmaya karar verdi birakti, bazilari hala devam ediyor odenek kovaliyorlar.

torpillilerden vasifsizlardan bahsedilmis, bence onlari akademisyen olarak degerlendiremeyiz
-1
aguen
(10.08.26)
(5)

düşük cl'li içki nerelerde satılır

biseysorcaktim
gin ya da viski almak istiyorum. az miktarda içeyim ya da kokteyl yapıp az az tüketeyim istiyorum ama ne zaman bir şişe alsam, dibi görmeden bırakamıyorum. açıkçası markette gördüğüm 20cl'lik yüksek alkollü içki almaya bile cesaret edemiyorum. 5 - 10 cl'lik lazım ama hiç marketlerde görmedim.nereler
gin ya da viski almak istiyorum. az miktarda içeyim ya da kokteyl yapıp az az tüketeyim istiyorum ama ne zaman bir şişe alsam, dibi görmeden bırakamıyorum. açıkçası markette gördüğüm 20cl'lik yüksek alkollü içki almaya bile cesaret edemiyorum. 5 - 10 cl'lik lazım ama hiç marketlerde görmedim.

nerelerde satılıyor?
istanbul'da değilim. bir mekana gideyim oturayım içeyim de istemiyorum.

migros'larda var mı? tekellerde var mı?
konu hakkında tavsiyeniz düşünceniz var mı? 20'lik alıp bir akşamda içemeyeceğim kadar seyreltme önerisi varsa onu da deneyebilirim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Minyatür alkollu iceceklerin tekellerde marketlerde satışı yasak, ama birçoğunda mevcut, gözü kara tekeller uluorta satmada da bir sekilde zulada bulundurur. Tanıdık tekel zorlayın biraz.
0
covered
(08.08.26)
o minik şişeli alkollerin son tüketiciye satılması yasak.

kimlere serbest bilmiyorum ama ancak almaya yetkili bir tanıdığınız varsa olabilir (tekel bayii, otelci vs).
-1
kibritsuyu
(08.08.26)
35 cl.den küçük şişelerin parekende satışı yaşaktır. 20 cl olanları içkili lokantalarda, daha küçük boyları, free shoplarda veya otel mini barlarında falan bulunur.
0
Mirket
(08.08.26)
abi zor ya. semtin "seçkin" tekel bayilerine sormak iyi bir fikir olabilir. tek tük de olsa onlarda çıkıyor bazen. büyük mağazalarda bile pek bulunmuyor o tür ürünler. 35'liğin altı kolay değil, bir gün bulsan ertesi gün bulamazsın. hep gittiğin tanıdığın bir yer varsa onlar yardımcı olur belki.

yalnız şu da dikkatimi çekti "ne zaman bir şişe alsam dibi görmeden bırakamıyorum" sıkıntılı bir ifade. umarım problem yoktur. anladığım kadarıyla az içeyim ama alkollü güzel bi şeyler olsun diyorsun. maalesef onu evde yapmak zor.
+1
der meister
(08.08.26)
teşekkürler yanıtlar için. o küçük şişeler satılmıyorsa, neden var?

içkiyle ilgili bir derdim sıkıntım yok @der meister, sorduğun için sağol. dediğin gibi, keyif olsun diye içmek istiyorum. bir iki kadeh sonrası hiç farkına varmadan devamını getiriyorum ya da "aman boşver devam" diyorum. bir bakmışım şişe bitmiş. o yüzden yalnızken sadece 2 bira alıyorum, diğer içkileri hiç almıyorum.

35'lik alsam, 2-3 litre olacak şekilde seyreltsem ama bozulmasa. öyle bir tarif biliyor musunuz? benim bildiğim kokteyller pek saklanmıyor.
0
🌸biseysorcaktim
(08.08.26)
(10)

Eve halıfleks döşenir mi?

xephyr
Selamlar,Yeni bir ev aldım, 16 yaşında. İçine de bayağı ıslak zemin ve parka yaptırdım.Fakat bizim zıpırlar sürekli aşağıya ses yapıyorlar. Ben de biraz gerildim artık.Giriş holü, mutfak, çocuk odası, oturma odası için zemin üstü geçe 7-10 mm üstüne halıfleks yaptırmak istiyorum. Bayağı keser sesi d
Selamlar,

Yeni bir ev aldım, 16 yaşında. İçine de bayağı ıslak zemin ve parka yaptırdım.

Fakat bizim zıpırlar sürekli aşağıya ses yapıyorlar. Ben de biraz gerildim artık.

Giriş holü, mutfak, çocuk odası, oturma odası için zemin üstü geçe 7-10 mm üstüne halıfleks yaptırmak istiyorum. Bayağı keser sesi dediler.

Fakat dezavantajı ne olabilir? Yıkatmak? Toz? Kirlilik? Görüntü?

Teşekkür ederim
0
xephyr
(04.08.26)
Bir zamanlar Türkiye'de zenginlik göstergesiydi. Çok modaydı. Evler baştan aşağı halıfleks kaplandı.
Temizlenme zorluğu, bir şey döküldüğünde lekelenmesi ve lekelerin çıkmaması, alerjilerde patlama falan derken herkes pes etti ve sıradan söktürüldü.
Birkaç evde sökülmesi anına şahit olmuş, sökülürken bulut halinde yükselen tozu ve ek yerleri ve kenar altlarında öbeklenmiş tozu görünce 'İnsan olan bunu kendine yapmaz.' demiştim.

Tatami minder kapla bence.
+5
Mirket
(04.08.26)
toz tutacağından alerji veya astım gelişebilir sizde veya çocuklarda. iyi temizlenmez.

küçükken bizim evimizde de vardı. kardeşim ütüyle yaktı halıyı. bir sürü şey de döktük falan ve çıkmadı. kiradaydık bir de sonra ne oldu bilmem :)

görüntüsü de hoş değil. kirli gibi gözüküyor hep. kadınların saçları da zor süpürülür ondan. takılır kalır.

en iyisi çocukları her gün parka çıkarın enerjilerini atsınlar :d
0
art cat chocolate
(04.08.26)
Pişmanlık dostum.
+1
duster
(04.08.26)
pislikten baska birsey degil, 80lerde yasandi bitti. bulasma.
+1
cooperr
(04.08.26)
selamlar, bu evin default olan hali halıfleksti. hiç bir şekilde sese faydası yok. özellikle sizin çocukların koşma sesi darbe sesi olarak geçiyor. bunu halıfleksin kesmesi imkansız. hiç bir zaman tozu toprağı tüyü de bitmiyor.

öte yandan hep üzerimde haylaz çocuklu insanlar oturdu hep paldırtı güldürtü oldu, bi kere de rahatsız olmadım.

parke olan yerlerin altına bir malzeme döşerseniz sesi kesebilirsiniz ama bu da parkelerin sökülmesi. sökülürken hasar görebilmesi , ekstra işçilik ve malzeme parası demek.

zemin altına döşenen çok güzel yalıtım malzemeleri var ama fiyatları oldukça pahalıdır.

alttaki arkadaşın dediği sistemi bilmiyorum. belki cidden güzel ürünler çıkmıştır.
0
omer460
(04.08.26)
Yeni halıfleksler var çokta güzel olur, 30x30 gibi geçmeli tasarlanmış ve hiç belli olmuyor ama arada bir çıkarıp parçaları sırayla yıkayıp yıllarca tertemiz kullanılıyor, bir halıfleks hastası olarak tavsiye ederim, her kalınlık ve acayip yeni teknoloji modeller var bir bakın
0
Teran
(04.08.26)
otuz sene önce evin zemini kaplanirken ne seviniyorduk ne..,
süpürmesi dert..
0
designer
(05.08.26)
halıflex için tum eşyaları kaldıracaksan onun yerine laminant parke varsa altına bir köpük seriyorlar standardın üstü ses geçirmez özellikte olanlar var kalın sesi baya engelliyor onu da düşünebilirsiniz gerçekten sesi azaltıyor, halıflex çok zor kullanımı çocuk varsa dökülme durumları için üzerine tekrar halı atıp kullanıbilirsiniz ama alerjikse bünye çocuklara zor olur, iyi çekişli süpürge şart olur maytları çekip toplayanlardan.
0
eja
(05.08.26)
Artık halı bile kullanmıyor çoğu insan. Çünkü ev iyi ısınıyor genellikle. Çocuklar büyüyene kadar kullanılabilir tabii. Ya da sadece bir odaya yaptırıp deneyin.
0
santimantal
(06.08.26)
halıflesksin altına köpük (strafor) koyuyordu ailem biz çocukken. sesi kesmesi için değil, soğuğu kesmesi içindi o ama sese de etkisi olur belki. en azından çocuklar koşuştururken topukları yere vurduğunda oluşan sesler engellenir.

halıfleks'leri severdim ben. temizlemesi dert, üzerinde eşyalar olduğu için kaydırması sürüklemesi, kaldırıp tamamen yıkaması gibi çok ayrı dertleri var. toz tuttuğu için alerji de yapıyordu. neden tek parça yapılıyormuş eskiden bilmiyorum. öyle bir şey nasıl oldu da herkesin evine girdi onu da anlamıyorum.

eminim günümüzde daha modern, temiz ve modüler halıfleksler vardır. köpük + halıfleks ile ayak sesleri kesilebilir.
0
biseysorcaktim
(06.08.26)
(18)

Tanışmak için masanıza gelsem kabul eder miydiniz?

architects creed
Yedit: kısaltma. Yaşadığım yerde arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmak istiyorum. Sohbet başlatmakta zorlanmıyorum ama insanların çoğu kafelerde kendi grubuyla oturuyor.Siz arkadaşlarınızla otururken yanınıza gelip:“Merhaba, burada pek arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmaya çalışıyorum. Size
Yedit: kısaltma.
Yaşadığım yerde arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmak istiyorum. Sohbet başlatmakta zorlanmıyorum ama insanların çoğu kafelerde kendi grubuyla oturuyor.

Siz arkadaşlarınızla otururken yanınıza gelip:

“Merhaba, burada pek arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmaya çalışıyorum. Size katılabilir miyim?”

desem ne düşünürdünüz? Garip veya rahatsız edici mi bulurdunuz, yoksa “gel otur” der miydiniz?

Kamplarda bu şekilde insanlarla tanıştım ama normal kafede nasıl karşılanır bilmiyorum. Siz yeni insanlarla nasıl tanışıyorsunuz?
📊 Merhaba, bu bölgede hiç arkadaşım yok, sosyalleşmeye çalışıyorum, tanışabilir miyiz?

Bu anket sona erdi. 59 oy kullanıldı.

0
architects creed
(02.08.26)
Ne uzattın yaaa bırbırbır. Masama gelirsen ayağına sıkarım.
-6
gobekliraki
(02.08.26)
Tipine konuşmana vs göre değişir
+3
kisa
(02.08.26)
Dünyada her şey algıdır. İlk anda karşındaki enerjini nasıl algıladı onunla alakalı. Bir de şimdi atıyorum masada çok gergin bir konu konuşuluyordur, sen sevgi kelebeği olarak gelirsen ters teper. Her şey o ana bağlı.

Ha ben her halukarda buyur gel otur derim de herkes ben değil.
+4
fikrim sabit degil
(02.08.26)
kabul ederim niye etmeyeyim, icecegi vs de ben soylerim hatta. bir tavsiye olarak; kiraathanelere (bizdeki adiyla "kahve") gitmeyi deneyebilirsin. hem guzel cayi ucuza icersin hem sohbet baslatma olasiligin cafelere gore cok daha yuksek olur. "bu bölgede hiç arkadaşım yok, sosyalleşmeye çalışıyorum, tanışabilir miyiz?" demene gerek bile yok. samimiyeti ilerletip kagit oyunlarina oyuncu veya yanci olarak da katilmayi dusunebilirsin.
0
arakaali
(02.08.26)
Yaklaşımına, tipine, samimiyetine bağlı
+1
cccbehzatccc
(02.08.26)
Söylediğin şekliyle olmaz da,
Başka yer olmayan bir anda, yer olmamasını bahane edip oturabilir miyim deyip, oturduktan makul süre sonra havadan sudan bir konu açıp oradan devam edilebilir. Ama cümlelere sanki Türkçesi yokmuş gibi öyle İngilizce kelimeler sokuşturursan, başkasını bilemem de ben tepki gösteririm.
+1
Mirket
(02.08.26)
yazdıklarının tümünü okumadım, çok uzun.

buyur gel otur derim ama umarım çok uzatmıyorsundur.
yazdığın gibi konuşuyorsan oyumu buyur gel'den basgitlan'a çekerim.
+1
biseysorcaktim
(02.08.26)
Benim de sosyal anksiyetem var arkadaş, öyle durup dururken kimseyle tanışmak istemem açıkçası.
0
peki madem
(02.08.26)
Fuck off derim
-3
Purple life
(02.08.26)
çok weirdo bi hava veriyorsun. gerçekte de böyleyse, denemeni tavsiye etmem
+1
kel aynak kusu
(03.08.26)
ya olabilir de böyle needy "hiç arkadaşım yok" şeklinde giriş yaparsan insanlar seni kırmamak adına bir süre idare eder ama kalıcı bir arkadaşlık kuramazsın.
+1
orpheus
(03.08.26)
Tipine bağlı tamamen. Görüntün güzelse eve bile çağırırlar kötüyse yok tşk der yüzüne bile bakmazlar
-1
artıküyeolmakistiyorum
(03.08.26)
tip, üslup, giyim kusam belirleyici. sigara kullanip kullanmamasi bile belirleyici. kisa+1
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
bu işte cinsiyet önemli. karşı cins iseniz kabul etmem. erkek iseniz bu şıktakilerin hiç birini söylemem. eğitim meslek önemli. bu bir gerçek arkadaşlıkta bile, davul dengi dengine atar.
+1
mikahakkinen
(03.08.26)
Her ay 15-20 gün yurtdışında oluyorum, haliyle tek başıma takıldığım çok oluyor. Bazen barda yan tarafın konuşmasına kulak misafiri olup muhabbete kaynak yaparak sosyalleşiyorum. Daha ters tepmedi hiç, tanımadığım birisi durduk yere masama gelmek istese koruma moduna geçerdim, öncesinde ufak bir uzaktan sohbet gerekiyor.
+2
kimlanbu
(03.08.26)
Duyurunun çoğunun neden bu kadar yalnız olduğu anlaşılıyor. Ben umursamam buyur otur dostum derim.
0
aloha snackbar 3
(03.08.26)
Cinsiyet önemli +1
Kadınsanız buyrun derim, muhabbet sarmıyorsa daha sonra görüşmem.
0
ekimoloji
(03.08.26)
"Selam hic arkadasim yok sizinle arkadas olabilir miyim"

Asiri sacma ezikce yapay ve mekanik bir giris.

Onun yerine ya burada yeniyim, hangi restoran ve barlari tavsiye edersiniz seklinde bir soru daha mantikli olurdu.
0
baldur2
(03.08.26)
(4)

Mobil internet

el cevap
Merhaba,Turkiye'de 3 hafta kalirken laptoptan calismak ve telefondan gunluk kullanmak icin internet lazim. Kalacagimiz yerde internet yok.Ne onerirsiniz? Hat alip, sinirsiz data ya da iste en yuksek sinir neyse Turkiye'de oyle bir paket alip hotspot ile laptoptan kullanmak mantikli mi? Yoksa telefon
Merhaba,

Turkiye'de 3 hafta kalirken laptoptan calismak ve telefondan gunluk kullanmak icin internet lazim. Kalacagimiz yerde internet yok.

Ne onerirsiniz? Hat alip, sinirsiz data ya da iste en yuksek sinir neyse Turkiye'de oyle bir paket alip hotspot ile laptoptan kullanmak mantikli mi? Yoksa telefona ayri laptopa ayri internet mi lazim? Oyleyse laptop icin nasil bir cozum olabilir? Video gorusme vs yapilacak laptop ile. Hizli ve datanin sinirsiz ya da cok yuksek limitli olmasi 3 hafta kullanilacagi icin.

Cok tesekkurler
0
el cevap
(01.08.26)
türkiye’ye gittiğimde türk telekom cep magnet kullanıyorum. turkcell’in hotspotunu da daha önce kullandım, bu ikisi arasında bir fark görmedim.
0
eileengray
(01.08.26)
Esimdb.com burdan güzelinden bul bir tarife kan emici operatörlere para kaptırma
0
Sattva
(01.08.26)
sınırsız datalarda hotspot limiti olabiliyor. ona dikkat edin.
yurtdışından gelenler için farklı tarifeler olabilir ancak halihazırda mevcut faturaları tarifelerde aylık 15gb gibi bir limit var (hotspot'la çalışmasın millet, boşu boşuna 3-4 kat para versin diye 4-5 sene önce çıkmış bir yasal düzenleme bu)

ben de sık sık dışarıdan hotspot ile çalışıyorum, aylık mevcut tarife + operatörün her hafta hediye olarak verdiği 2 ile 10gb arasında değişen hediyeleriyle beraber yetiyor çoğunlukla.

bu konuda tavsiyem; gideceğiniz yerde internet bağlantısında hangi operatör iyi diye oradan birilerine sormanız. Ben çoğunlukla vodafone ile her yerde 80-100mbit gibi hız alabiliyorum ama sık sık gittiğim bir evin iki odasında neredeyse konuşmak için bile çekmiyor telefon, balkona çıktığımda ise yüksek hıza ulaşabiliyorum.

turkcell superbox'a bir bakın ve tarifelerini inceleyin. kısa dönemli kullanım imkanı varsa tam olarak aradığınız şey o. bunun diğer operatörler için olanları da varmış eskiden ama vodafone ve turktelekom bu hizmeti durdurmuş geçen sene. belki bu sene tekrar başlamışlardır.
0
biseysorcaktim
(01.08.26)
Turkcell’in superbox go’su işinizi görebilir. Kısa süreli veriyorlarsa 5g interneti en hızlı kullanabileceğiniz yöntem bu olur diye düşünüyorum.
0
ezkaza
(02.08.26)
(7)

Son zamanlarda izleyip etkilendiğiniz filmler var mı?

ekimoloji
Benimki NBC Uzak filmiydi.
Benimki NBC Uzak filmiydi.
+1
ekimoloji
(01.08.26)
1500üncü izleyeşim belki ama her defasında farklı vuruyor; “scent of a women”
-5
gobekliraki
(01.08.26)
The Long Walk'u izledim sonra da kitabını okudum.
0
peki madem
(01.08.26)
About Time diye bir film izledim, insanı çok tuhaf yerlere götürüyor. 4/5'lik bir film bana göre.
+1
rakicandir
(01.08.26)
Downfall daki atmosferi çok beğendim. Almancasını yazamadım şimdi de hitler in son anlarını yansıtan film
0
niyazi mısri
(01.08.26)
Amour

'Ben bugün mutlu hissediyorum, bir şey yapayım da bu mutluluğun içine edeyim.' diye düşündüğün bir gün, otur izle.
0
Mirket
(01.08.26)
geçen bir otelde yarı sarhoş haldeyken "13 lives" adlı filmi izledim. ron howard'in çektiği bir film ve 2018'de mağarada mahsur kalan 12 çocuk ve hocaları olan 1 yetişkinin o mağaradan nasıl kurtarıldığını anlatıyor.

uzaklara bakmalı ve anlam aramalı bir film değilse de gerçeğe çok yakın çekilmiş ve belgesele benziyor.
0
biseysorcaktim
(01.08.26)
the girl with the needle etkileyiciydi. mubi’de var.
0
eileengray
(02.08.26)
(12)

(Güney) Marmara'da denize girilmez efsanesi yıkılıyor mu?

renegade
Son 2-3 senedir etrafımdaki çok sayıda kişi özellikle Güney Marmara'da denize girmeye/tatil ayarlamaya başladı. Şimdi baktım Erdek'te, Avşa'da hatta Bursa ve Yalova'da bile mavi bayraklı plajlar var.Sizin görüşünüz nedir? Marmara'da deniz keyfi yapılır mı?ek: marmara'da nerelerde denize girdiğinizi
Son 2-3 senedir etrafımdaki çok sayıda kişi özellikle Güney Marmara'da denize girmeye/tatil ayarlamaya başladı. Şimdi baktım Erdek'te, Avşa'da hatta Bursa ve Yalova'da bile mavi bayraklı plajlar var.

Sizin görüşünüz nedir? Marmara'da deniz keyfi yapılır mı?

ek: marmara'da nerelerde denize girdiğinizi de yazar mısınız?
📊 Marmara'da denize...

Bu anket sona erdi. 21 oy kullanıldı.

-1
renegade
(01.08.26)
Zaten girilmiyor muydu? Mavi bayrak olmasa da insanlar giriyordu diye biliyorum.
+1
bumbum
(01.08.26)
böyle bir efsane olduğu şimdi öğrendim. canakkaleden bursaya kıyı şeridinde çok güzel yarler var. benim favorim Kapıdağ yarımadasının kuzey tarafları
+2
wu
(01.08.26)
öyle efsane mi varmış? ben kuzey marmarada bile denize giriyorum.
+1
abelardo
(01.08.26)
eskiden giriyordum, artık girmiyorum. bir şey biliyorum da konuşuyorum.
0
co2s2
(01.08.26)
yıllarca erdekte denize girdim. 5 yıldır gidemedim. son zamanlardaki durumunu net bilmiyorum.
erdekten çok köylerinin denizi daha güzeldir. ocaklar, turanlar, doğanlar, büyük ova hem daha tenha olur hemde deniz daha güzeldir.
özellikle erdek in bazı dönemleri vardır. bu zamanlarda deniz anası çok yoğun olur. rüzgar durumu da çok belirleyici olur.
0
my fault
(01.08.26)
Avşa’nın denizi ve sahilini beğenmiştim ben. Ada da gayet güzel. Şarköy’ün denizi ise çok kötüydü bence. Rengi, bulanıklığı… Güzel yerleri vardır belki, bilmiyorum.
0
auroraaurora
(01.08.26)
ilk defa duydugum efsane. ustelik dededen istanbulluyum.

soruya cevap: yapilir.
0
Sour
(01.08.26)
20 yil once falan gemlik/kumla'da her yaz girerdim. en son 10 yil once yelkenkaya'da girdim, fena degildi yine de. bi arkadasim sarkoy/silivri'de ara sira giriyor fena degilmis. tabi akdeniz/ege beklememek lazim.

hayalim hep caddebostan sahilde denize girmekti :) ama gelen insan demografisi saolsun girilmiyor.
0
fakyoras
(01.08.26)
Avşa adasındayım, aktif sezonda deniz biraz kirleniyor. Gelen gemi ve tüm insanlığın içine etmesiyle yosunlar kalkıp denizanası olabiliyor. Buna rağmen deniz suyu bulanmaz kolay kolay, dibini net görürsünüz. Bölgenin hala en iyi deniz-plajlarındandır.
0
menon
(01.08.26)
körfezde bok kokusunun burun direklerini kırdığı zamanlarda gölcük'te insanların denize girdiğini hatırlıyorum ki bu dediğim 99 depreminden çok sonrası değil.

bir de naçizane şöyle bir gözlem paylaşmak isterim: eskiden bu mesele bu kadar yoğun değildi. ben çocukluğumda maddi imkanımız da el verdiği halde deniz-güneş-kum tatili yaptığımızı hatırlamıyorum. bu kadar konuşulduğunu da. artık parası olan olmayan herkes "özel" tatil yapmak istiyor. plaj sayısı artmış, aynı kaldıysa bile görünürlüğü artmış olabilir.

söylediğim yanlış anlaşılmasın, "fakire deniz yok" demiyorum. tam aksine keşke her vatandaş güzel tatil yapabilse. bence bu çalışan herkes için insanlık hakkı olmalı zaten, allahın denizini kumunu elitler için kapatıp üstüne bundan kâr devşirmek bence teröristlik de oraya girmeyeyim şimdi. bahsettiğim daha ziyade beyaz yaka çılgınlığı. eskiden bunlar ev-araba-tarla filan alır, güzel giyinir, kaliteli yiyip içerdi. şimdi beyaz yakanın öyle bir imkanı yok... statü, somut kazanımdan daha önemli. o yüzden insanlar HAKLI OLARAK "ulan ben de plaja gidicem" deme eğiliminde. hiçbir şey alamıyor çünkü, en azından o tatili yapabilmek istiyor.

bence son 20 senedeki algı değişimi de önemli bu açıdan. belki denizler aynıdır, plajlar aynıdır ama bunları çok daha fazla duyuyor ve görüyoruzdur.
+1
der meister
(01.08.26)
güney marmarada girilmez diye bir efsane yoktu ya da ben duymadım hiç.
"istanbul'da denize girilmez" ya da "marmarada denize girilmez" efsaneleri vardı, ikisi de marmara'nın kuzeyini ifade ediyordu aslında. ikisi de hala doğru olabilir. riva'da ve adalar'da yüzdüm ve güzeldi ama yine de deniz trafiğinin ve şehrin kalabalığı insanın denize girme iştahını azaltıyor deniz temiz görünse bile .

marmara adası ve balıkesir'de yüzdüm zamanında. çok da güzeldi.
hatta erdek en keyif alarak yüzdüğüm yerlerden biriydi. tertemiz ve berraktı (10-11 yıl önce gitmiş idim). istanbul çıkışlı haftasonu kaçamağı olarak değerlendirilebilir.
0
biseysorcaktim
(01.08.26)
Erdekte giriyorum her yaz
0
cccbehzatccc
(02.08.26)
(2)

Sakız adasi onerileri alirim

üğpoıuy
Arac kiralayalim mi? Bir taksiciyle anlassak daha mi mantikli fiyat olarak? Nerede ne yiyelim? Nerede denize girelim?
Arac kiralayalim mi? Bir taksiciyle anlassak daha mi mantikli fiyat olarak? Nerede ne yiyelim? Nerede denize girelim?
0
üğpoıuy
(31.07.26)
kaç gün kalacaksınız? kaç kişisiniz, çocuğunuz var mı? bu soruların cevaplarına göre değişmekle birlikte bence araç kiralayın çünkü ada çok büyük.

suyu soğuk olmayan plajlar da var, mesela karfas. çocukluysanız ideal.
Glaroi kalabalık ve küçük. yoğun dönemde çekilmez.
agia dynami çok güzel ancak ücra bir yerde ve karavan cafe dışında tesis yok.
komi iyiydi, oz bay iyiydi. en ünlüleri zaten her yerde görmüşsünüzdür.
yeme içme olarak bachari en iyisiydi.
+1
bussuru1
(31.07.26)
araba kiralayın. manuel vites araba kiralamıştık biz. fiyatı hatırlamıyorum ama günlüğü 20-30 arasına geliyordu sanırım. otomatikler daha pahalıydı.

iskeleden çıkıp yürüyünce onlarca araba kiralama dükkanı var. az çok benzer fiyatları. ama gemi geldikten bir kaç saat sonra araç bulmak zorlaşıyor, seçenekler azalıyor. yine de sorun yaşamazsınız.

kız arkadaşım otomobil yerine motor kiralasak nasıl olur demişti ama çok uygun değil, sürekli güneş ve sıcak, etraf toz. arabayla klimalı müzikli güzel güzel gezin. şoförlüğünüz varsa neden taksi tutacaksınız ki, araç zaten ucuz. araç ve yakıtla beraber muhtemelen daha ucuz olur.

biz adanın dört tarafını gezdik, köylerine de gittik. memnun kaldık.

şehir merkezinde fazla bir şey yok. yeme-içme eğlenme bakımından da çok geniş değil ama aç kalacak kadar da dar değil.

edit: günlüğü 20-30'a geliyordu dedim ama acaba yanlış mı hatırlıyorum emin değilim. 2 sene önce gitmiştim ve tr'ye göre daha uygundu. ama belki de günlüğü manuel 60, otomatik 80 gibi olabilir. belki de günlük ödenecek parayı toplam ödedim gibi hatırlamışımdır.
0
biseysorcaktim
(31.07.26)
(5)

birine bir şey sorduğunuzda cevaptan önce "niye" diye sormasını nasıl buluyorsunuz

nahtoderfahrung
aşırı sinirleniyorum içime atıyorum ama sanırım yüzüme de yansıyor, bir kaç arkadaşım abartma falan dedi, siz ne düşünüyorsunuz, abi niyesini sonra sorsanız olmaz mı önce soruya cevap vermeye çalışın yav
aşırı sinirleniyorum içime atıyorum ama sanırım yüzüme de yansıyor, bir kaç arkadaşım abartma falan dedi, siz ne düşünüyorsunuz, abi niyesini sonra sorsanız olmaz mı önce soruya cevap vermeye çalışın yav
-7
nahtoderfahrung
(31.07.26)
bazı sorulara niye diye sorulur, özellikle işle ilgiliyse çok normal. mesela yazılımda XY problemi diye bir kavram var, çoğu soruya neden "niye bunu sordun" diye sormak lazım, bu kavram onu anlatıyor.

ama günlük yaşamdaki sıradan şeyler için "niye" diye sormak biraz can sıkıcı olabiliyor evet, tümden haksız değil bu serzenişiniz. ama yine de abartıyor olabilirsiniz.
+1
biseysorcaktim
(31.07.26)
Niye diye soran istemiyorsan git makinelerler çalış kardeşim. Neye sinirlenceğinizi şaşırdınız
0
Rondak
(31.07.26)
Niye öyle düşünüyorsun ki hocam :D

Şaka bir yana, niye sorusu bence direkt niyeti algılamaya yönelik olduğu için daha çok samimiyetle bir bağı var. Kişi karşıdakiyle çok yakın değilse bu soru rahatsız edebilir.

Tabii diğer yandan yeni bir soru ortaya çıkıyor, kişi samimi olmadığı birine niye karşı tarafın sorguladığı birşeyi sorar?
+2
j r r tolkien hayrani
(01.08.26)
Ne var bunda ya?? Ben çok sorarım niye sorduğunu öküz altında buzağı aramayın
0
the fisherking
(01.08.26)
Niye sormayalım?
Mesela biri bana "akşam işin var mı?" diye sorarsa ben de gayet doğal olarak "niye?" derim. Belki bana iş kitleyecek, belki işime gelmeyen bir teklifte bulunacak, belki tam tersi.
0
anatomik
(01.08.26)
(3)

Notion mu Obsidian mı?

skr1292
Notion ücretsiz her cihazda senkronize ama Obsidian gözüme çok daha hoş geliyor.Obsidian'ı senkronize etmek için farklı yöntemler denedim ama stabil değil maalesef illa para vermek gerekiyor.
Notion ücretsiz her cihazda senkronize ama Obsidian gözüme çok daha hoş geliyor.
Obsidian'ı senkronize etmek için farklı yöntemler denedim ama stabil değil maalesef illa para vermek gerekiyor.
0
skr1292
(30.07.26)
macos / ios'ta kullanıyorum obsidian'ı icloud'a ekledim vault'u ve sync'te sorun olmadan kullanıyorum.

diğer işletim sistemleri için de çalışabilir bu yöntem.

--
bu sync mevzusu dışında da obsidian notion'dan daha iyi.

notion çok fazla özellik ekledi, iyi de oldu hatta her şeyi notion üzerinden götürebilirsiniz ama çoğu zaman sunduğu özelliklere gerek olmuyor.
lazım olunca da obsidian'a eklenebiliyor zaten.

ayrıca bakmak isterseniz reddit'te bu konuda güzel bir yer var: www.reddit.com
0
biseysorcaktim
(30.07.26)
hocam ios telefon, windows pc, windows pc de ben de icloud'a vault'u ekleyip kullandım. daha sonra windows pc de yaptığımı icloud'a atmadı. senkronizasyon çöp oldu.

açıkçası uğraşmak istemiyorum bir de. yok onu aç bunu ayarla falan.
0
🌸skr1292
(30.07.26)
Selamlar

Sorunuzdan bağımsız bir de Notesnook'u incelemenizi tavsiye ederim. Ben 2 yılı ücretli pro versiyonu olmak üzere 3 yıldır kullanıyorum, çok memnunum.

notesnook.com
+1
burka
(01.08.26)
(7)

butlancıların cast tiyatrosu

biseysorcaktim
kılıçdaroğlu'nun chp'si miting için günlüğü 950 tl karşılığı figüran tutmuş, bir çok ajanstan insan bulunmuş. mesajlar gönderilmiş. bu tiyatronun zaten haberleştirileceği tahmin edilmemiş mi? yüzlerce / binlerce insanı organize edip sabahtan akşama kadar tiyatro yapıyorsa biri profesyonel veya değil
kılıçdaroğlu'nun chp'si miting için günlüğü 950 tl karşılığı figüran tutmuş, bir çok ajanstan insan bulunmuş. mesajlar gönderilmiş.

bu tiyatronun zaten haberleştirileceği tahmin edilmemiş mi? yüzlerce / binlerce insanı organize edip sabahtan akşama kadar tiyatro yapıyorsa biri profesyonel veya değil haberini yapar zaten.

* profesyonel bir haberci olacağını mı tahmin etmemişler?
* medyada ne kadar yer aldı bu durum? yer yerinden oynayacak bir şey normalde ama oynadı mı? ben sadece ekşi'de gördüm figüran tutuldu başlığını ve bu videoya youtube'da denk geldim. yoksa haberim olmayacaktı.

www.youtube.com
0
biseysorcaktim
(30.07.26)
bence gercek gazetecilik yapilmasi planlarini cop etti. bu kadar net kanitlar olmasa "yalan soyluyosunuz fetoculer" diyip gecerlerdi, ki denediler de.
+3
aguen
(30.07.26)
"bu tiyatronun zaten haberleştirileceği tahmin edilmemiş mi? "
Kimse fark etmese haberi kendileri yaptırırdı zaten.

"* profesyonel bir haberci olacağını mı tahmin etmemişler?"
Amaç zaten bu tür haberlere malzeme verip partiyi daha da itibarsızlaştırmak, bu adamın başa getirilmesi de bundandı. Bir süre böyle kendileri çalıp kendileri oynayacak gibi görünüyor.

"* medyada ne kadar yer aldı bu durum?"
Takip etmediğim için bilmiyorum birkaç twitte gördüm ben de öyle çok önüme çıkmadı açıkçası.
0
mutekebbir
(30.07.26)
bence sorulması gereken neden 1000 tl değil? 50 lirayı neden kırdınız insanlardan?
-2
televole0
(30.07.26)
bence yer yerinden oynayacak bir durum degildi. turkiye'de bu hep boyledir. dogru degildir, ama insanlar buna alismis durumda. eskiden de boyleydi.
0
Sour
(30.07.26)
neden 1000 değil 950 buna ben de takıldım valla.
5 tane 200'lüğü ver geç hesap da kolay olur.
4 tane 200'lük ve 3 tane 50'likle uğraşmışlardır, saatlerce para almayı beklemiş insanlar.

---
chp'yi itibarlı gören kaldı mı? kafam çok karışık bu konuda.
havuz medyası günlerdir chp'nin ne kadar doğru ve dürüst olduğundan bahsetmiyor mu butlan kararından beri.
akp bir günde demoktarikleşmediğine göre akpli veya değil herkes aslında chp'nin şuanki halinin itibarsız olduğunu anlıyordur.

chp = akp olmadı mı butlandan sonra? hükümet ya da şuan chp'de olanlar neden itibarsızlaştırmak istesin?

benim aklıma gerçekten beceriksizlik dışında bir şey gelmiyor.kendi soruma kendim cevap vermiş gibi oldum. başka bir şey var mı diye merak ediyorum
0
🌸biseysorcaktim
(30.07.26)
Sanırım asgari ücret/20 ya da 22 gibi bir şey o çıkan rakam
0
kisa
(30.07.26)
birgün gazetesinden gazeteci arkadaş normal kast ekibiyle girmiş olaya. olayı planlayan gürsel tekin, cast ajansıda acemi. gürsel tekinin organizasyonları hep patladı zaten. benzinlik olayıda aynı bunun gibi oldu. benzinlik gürsel tekinin çıktı. siyasette ekibin adamın olmazsa kk gibi gürsel tekin gibi perişan olursun. bu arkadaşlara ne toplum ne de parti içi desteği yok, ayrıca şimdiye kadar tüm işlerini birileri halletiği için bu tarz planlamalarda çuvalladılar. zaten chpde kknın kıçını özgür özel gibi örgütten gelen siyasetçiler kurtarıp yönlendiriyordu. gürsel tekin zaten malın önde gideni bu kkda çevresinde kalan kim varsa ona he dediği için rezillik üstüne rezillik yaşıyorlar.

türkiyede yeryerinden ne zaman oynadı ki? butlan kararında yer yerinden oynamalıydı şu olanlarla kendilerini rezil ediyorlar.
+1
mikahakkinen
(30.07.26)
(11)

Tıp Fakülteleri hasta için diğer hastanelere göre riskli mi?

ya ben lan neyse
halk arasında çocukluğumdan beri duyduğum lafızlar: orada insanı biçiyorlar, çalışanlar acemi... doğruluk payı nedir?teşekkürler.
halk arasında çocukluğumdan beri duyduğum lafızlar: orada insanı biçiyorlar, çalışanlar acemi... doğruluk payı nedir?

teşekkürler.
-2
ya ben lan neyse
(29.07.26)
Son teknolojinin, son bilginin, herhangi bir şey ters giderse diye konunun en iyi bileninin olduğu yerden mi bahsediyoruz?
+5
Mirket
(29.07.26)
en kaliteli doktorlar fakültede olur ama öğretim üyelerine ulaşmak randevu almak zor genelde.
asistanlar tabii ki acemi ama onlar da hoca kontrolünde genelde.
+2
jelly bear
(29.07.26)
onun sebebi şudur: tıp faküktelerindeki öğrencilerinde tedavi sürecine dahil olmasıdır. eğer ücreti ödenirse prof. doçent tarzı kişilerden tedavi alırsınız. yani özel hastanelerdeki hizmeti satın almak gibi. özel hastanelerde çok iyi değil, sektörde çalışan hemşirelerin anlattıklarını dinlediğimde özel devlet farketmez vicdansız insanlara denk gelirseniz işiniz tamamen şansa kalmış olur.
olay biçmek değil intermlerin müdahalede bulunması. diğer hastanelere göre isimleri daha fazla çıkmış durumda.
0
mikahakkinen
(30.07.26)
öğrencilere bir şey öğretmek için gelen hastanın acemi çalışanlara bırakılacağına, gereksiz yere biçileceğine inanabiliyor musunuz? ödeyecekleri tazminatın haddi hesabı olmaz.
+3
co2s2
(30.07.26)
Türkiye'de böyle hastaneler kötülene kötülene özeller patladı ama özelinde sadece girişini ve dışını görüyorlar da içinde olanları bilmiyorlar.
Dünyada sağlıkta devlet destekli olandan daha iyi olmasının imkanı yok. Birinde kar amacı var, diğerinde toplum sağlığı var.
Benim ailem sağlıkta çalıştılar hep, özelde. Özelden nefret ederler. Devlet hastanelerinin kötü duruma düşme sebebi asıl hükümetlerdir, kendi hastaneleri olan sağlık bakanı olan ülkede devlet hastanelerini iyileştirme politikası olmaz.
+3
logisticsmanager
(30.07.26)
tercihim tıp fakülteleri oluyor benim eğer ulaşılabilir mesafedeyse.
çoğunda özele göre daha iyi sağlık hizmeti alınıyor. hastanenin fiziki şartları, odasının tv'sinin çalışmaması gibi durumlardan bahsetmiyorum özele göre iyi derken, yapılan tedavinin özeninden bahsediyorum.

asistanların ameliyatlara girdiği doğru ama o kesen biçen kişi hocasının ve ekibinin yanında ve zaten yıllardır tıp eğitimi almış kişi.
0
biseysorcaktim
(30.07.26)
aksine üniversite hastanelerinde ve eğitim hastanelerinde gereksiz işlem yapılmaz. şu tetkiki de isteyelim demezler veya hastaya etkisi kısıtlı olmayacak işlemi yapmazlar.
ama şöyle bir durumda var kasık fıtığı gibi kapalı cerrahinin artık standart tedavi olduğu durumda eğitim hastanesi olduğu için eğitim amaçlı açık cerrahi tercih edilebiliyor.
ameliyatları asistanların yaptığı doğru ama çoğu kıdemli asistan oluyor. bir sıkıntı olduğunda hocalarına başvuruluyor. yeni gelmiş çömezleri ayak işlerinde kullanıyorlar.
zaten en başta bu durumları kabul ederek oraya gidiliyor.
0
my fault
(30.07.26)
Ilk muayeneyi tip fakültesinde, ikinci muayeneyi, ameliyati ve kontrolleri özelde olurum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.07.26)
sağ olun arkadaşlar. özellere ben de hiç güvenmiyorum. aslında yazmam lazımdı. tıp fakültelerini uzman doktorların olduğu şehir/devlet hastaneleriyle kıyaslamak istemiştim.
0
🌸ya ben lan neyse
(12.08.26)
şöyle, insan hayatı hiç bi zaman tehkileye atılmıyor ama bir şekilde yeni doktorların da yetişmesi lazım. siz gidiyorsunuz benim ameliyatımı x profesör yapsın diyorsunuz. o ameliyatı yüzde 90 asistanlar yapıyor ama bu demek değil ki yanlış ya da sorumsuzca yapılan şeyler var. hocaları da başında oluyor. herhangi bir durumda kendisi devam ediyor. ameliyat trafiği de çok yüksek olduğu için asistan falan demeyin. bir çok özel kurumdan kat kat ameliyat ve cerrahi tecrübeleri olıyor. özel hastanelerden çok korkarım.

bu arada bu ameliyatların bir kısmının video kaydına alındığını biliyorum ama istatislik bilgisine sahip değilim.

ha bir de, 3 doktora gittim devlet hastanesi ve özel. hepsi ameliyat dedi, tıp fak. gittim ne ameliyatı hiç alakası yok.şöyle böyle yap 15 güne toparlarsın dedi hoca. aynen de öyle oldu. sen asıl bu tarz doktorlardan kork.
0
omer460
(13.08.26)
Hep tıp fakültesine gider hoca randevusu alırım, hamileyim doğumumu da bu şekilde gerçekleştireceğim doçent hoca takipliyim.

Özele oranla daha ucuz ve yüzde yüz güvenli geliyor.

Özel hastanelerden ben de çok korkuyorum zaten Allah korusun durum kötüye gidince kendini Bilkent şehir hastanesinde ya da fakülte hastanesinde buluyorsun özelller böyle gönderiyorlar hastayı

Bir de bir defa grip bir defa da ishal salgınına yakalandım beni hemen yatırdılar özel ilgilendiler asistanlar pır dönüyor etrafımda zaten her anımı hocayla paylaşıyorlar hocam da geliyor benimle ilgileniyordu.

Ben çok memnunum yani kötü olduğum zamanlarda direkt gidiyorum randevusuz düşünün hocamı ya da bir asistanı buluyorum hemen benimle ilgileniyorlar
0
Hallegadola
(13.08.26)
(4)

Müdür benim yükselmemi istemiyor?

skr1292
Aramızdaki hiyerarşi ; müdür > benim yöneticim > ben. şeklinde. müdürle aramız çok iyi gırgır şamata yapıyoruz sürekli. iş konusunda da beni beğeniyor, birileri bir şey söylediği zaman benim için "çok zeki biri, kendisi çok başarılı , sizin işinizi halleder" diyor. bunu defalarca kendim duydum ve ar
Aramızdaki hiyerarşi ;

müdür > benim yöneticim > ben. şeklinde. müdürle aramız çok iyi gırgır şamata yapıyoruz sürekli. iş konusunda da beni beğeniyor, birileri bir şey söylediği zaman benim için "çok zeki biri, kendisi çok başarılı , sizin işinizi halleder" diyor. bunu defalarca kendim duydum ve arkamdan da söylemiş. hatta iş yerinde benim hatamdan kaynaklı kişisel bir olay oldu, baya baya topun ağzındaydım ama kendisi araya girip beni savunmuş. (1.5 sene kadar önce)

her neyse. ben, kendi yöneticimin çalışma şeklinden çok rahatsızım. müdür de rahatsız ama benim kadar değil. işten çıkarmak ve göndermek istemiyor. ben de istemiyorum ama kendisini toparlamasını istiyorum. benim yönetici işten çıkarsa yeni gelicek kişiyle vs çok anlaşamayabilirim.. benim müdür ise duruma " ben elimdekiyle üzüm yemeye çalışıyorum" diyor. (ama bizim müdürde, toplantılarda vs yöneticimi aşağılıyor sürekli, yöneticim bana kendisi anlatıyor milletin yanında bana böyle böyle davranıyor diye) g.m. yardımcısı ve diğer müdürler de benim yöneticiden rahatsız. ben de diğer müdürlerle yakınım. ( bizim müdür ise diğer müdürler kadar güçlü değil.) bu müdürlerden biri ile gmy arası çok iyi. bi ara ikisi benim yöneticiye kafayı takmışlardı. bizim müdürde benim onlarla beraber hareket ettiğimi düşünmüş ki bir gün "bilgisayarımda sorun var bakar mısın" dedi. baktığımda önünde bir sürü cv açık tek tek onlara bakıyor. sorun falan bahaneydi anladığım kadarıyla bana o cvleri göstermek istedi. yani emin değilim ama "bak birini arıyorum işte" demeye getirdi.

onun dışında müdür benim bazı toplantılara yöneticiden habersiz katılmamı istemiyor. bazı konularda kişileri bana değil benim yöneticiye yönlendiriyor ve benim katıldığım toplantıları yöneticime haber vermemi istiyor. bir keresinde de benim yönetici ve müdür bir toplantıya girecekti. benim yönetici bana "sende katıl" dedi ama müdür "gerek yok ya onluk bir şey yok" dedi. daha sonra ben müdüre sorduğumda "ben senin yöneticini korudum sen orda olsaydın onu çiğ çiğ yiyeceklerdi haberi yok" dedi çok anlamadım. benim amacım benim yöneticinin yerine geçmek değil ama artık toplantılara katılmak , müdürlerle birebir diyalog kurmak istiyorum.

sizce burdaki durum nedir? benim düşüncelerimden biri: müdür, topu sürekli atıcak sürekli suçlayabileceği birini arıyor, yöneticim ise bu durum için eşsiz biri.

ama beni neden yükseltmek istemiyor onu anlamadım.
-1
skr1292
(27.07.26)
Valla bence sen mudurunun gozunde oldukca ise yarar ve yukselme umuduyla didinen ideal bir calisansin. Seni yonetici yaparsa hem uretkenligin azalabilir hem de yerine gelecek kisi senin kadar iyi olmayabilir. Bunun disinda bir de seni simdi surekli oven kisi yarin oburgun sen yonetici oldugunda direkt seni hedef gosteremez. 'Onu buraya sen getirdin, madem kotuydu niye getirdin' derler.

O yuzden senin de belirttigin gibi simdilik yoneticiyi 'gerektiginde suclayabilecegi' ara eleman seklinde kullanmasi onun icin en iyisi. Hem senin hem de yoneticinin gonlunu yapiyor gibi gozukup, sorumlulugu da en aza indiriyor.
+1
j r r tolkien hayrani
(27.07.26)
Müdürün senden bu kadar memnunsa yükseltmezler.

İyi çalışan iyi yönetici demek değildir. Özellikle kurumsal yerlerde “x giderse yerine kim gelecek” derler ve işini en iyi yapanı yerinde bırakırlar.

Doğru yanlış bir şey demiyorum ama genelde budur.
+1
biseysorcaktim
(28.07.26)
reyiz hiç anlamamışsın mevzuları yukarıda da denildiği gibi iyi ve çok çalışanı, köle gibi hizmet edeni yükseltmezler.
0
Hallegadola
(28.07.26)
bana daha cok mudur sizi idare ediyormus gibi geldi acikcasi,

"onun dışında müdür benim bazı toplantılara yöneticiden habersiz katılmamı istemiyor. bazı konularda kişileri bana değil benim yöneticiye yönlendiriyor ve benim katıldığım toplantıları yöneticime haber vermemi istiyor. "
bu hiyerarsiye baktigimizda gayet normal bir durum, siz yoneticinize rapor veriyorsunuz, mudur de bunun devam etmesini istiyor. onun disinda yoneticinizden de oyle ya da boyle memnun ve onun da yerinde kalmasini istiyor, siz de iyi bir calisansiniz belli ki sizi de idare etmeye devam edip biriminin calismasini sagliyor. gayet normal bir mudur davranisi acikcasi.

"benim amacım benim yöneticinin yerine geçmek değil ama artık toplantılara katılmak , müdürlerle birebir diyalog kurmak istiyorum." E mudurle birebir diyalogunuz var zaten? toplantilara da katiliyorsunuz? duyurunuzda da yukselmek istediginizi yazmissiniz. eger mudurunuzun yerine gecmezseniz hiyerarside gecebileceginiz baska bir yer var mi?
+1
kassiopeia
(28.07.26)
(2)

Döviz bürosu tavsiyesi İstanbul Anadolu yakası

fistikthecat
İyi kur veren tavsiye var mıdır Ümraniye olmazsa Üsküdar Kadıköy
İyi kur veren tavsiye var mıdır Ümraniye olmazsa Üsküdar Kadıköy
0
fistikthecat
(27.07.26)
kadıköy çarşı tarafında birkaç dövizciyi yan yana arayıp kur sormak en mantıklısı bence. tek bir yere direkt gitmek yerine alış-satış makasına bak bazen arada ciddi fark oluyor
0
soylulardanbus
(27.07.26)
İyi kur veren büro diye bir şey yok. Ellerindeki nakit akışına göre dün kötü veren bugün çok iyi veriyor olabilir.

Ben genelde Google mapsi açar etraftaki dövizcileri telefonla ararım. Önce kur ne kadar, sonra şu kadar bozdurursam kaça olur diye sorarım.

Bir kaç telefon görüşmesiyle iyi kur yakalanıyor.
0
biseysorcaktim
(28.07.26)
(4)

Durduk yere efkar basıyor mu?

skr1292
2 saattir efkarlıyım. ortada sebep yok.normalde sigara içmiyorum 1 tane içtim. keyfim yok niye yok bilmiyorum.
2 saattir efkarlıyım. ortada sebep yok.
normalde sigara içmiyorum 1 tane içtim.

keyfim yok niye yok bilmiyorum.
0
skr1292
(26.07.26)
Klarnet dinleyince bende efkarlanıyorum
0
kendimefotograflarim
(26.07.26)
Basmıyor. Sana basıyorsa eğer çok özel biri olmalısın
0
beyfendi
(26.07.26)
Bana da arada basar ve rakı açarım. Melonkoli ile ilgili bu bence
0
gadlemler
(26.07.26)
Oluyor öyle arada evet.
Birden geliyor bazen.

Muhtemelen hani hazırda varolan şeyler bir şekilde hayatın akışında arkaplanda kalıyor ve uygun zamanda görünür oluyor.
0
biseysorcaktim
(27.07.26)
(3)

Imax bileti hakkında soru

titanic kemancısı
Arkadaşlar 2 kişilik bilet 1242 tl paribu sitesinden bilet aldım; imax salon yazıyor ama yorumlarda tek bilet 2000 tl filan yazan var ben yanlış mı aldım anlamadım? Uzun süredir mağaradan çıkamadım kusura bakmayın bilet fiyatlarını bilmiyorum ondan emin olamadım teşekkür ederim şimdiden.
Arkadaşlar 2 kişilik bilet 1242 tl paribu sitesinden bilet aldım; imax salon yazıyor ama yorumlarda tek bilet 2000 tl filan yazan var ben yanlış mı aldım anlamadım? Uzun süredir mağaradan çıkamadım kusura bakmayın bilet fiyatlarını bilmiyorum ondan emin olamadım teşekkür ederim şimdiden.
0
titanic kemancısı
(25.07.26)
yok bilet 2000 falan değil. aldığınız fiyat normal

ankara gordion ve istanbul marmaraforum world cinezone laser imaxler 300 tl bu arada.
+1
jelly bear
(25.07.26)
Türkiye’deki En iyi imax salonu marmara forum avmdeymiş bildiğim kadarıyla ve oradya baktığımda şuan güncel fiyat imax salon için 300₺
+1
ezkaza
(25.07.26)
odyseus filmi için geçen yer ararken bir sürü farklı yere baktım istanbul'da 500 küsür civarında imax bilet fiyatları.
o 2000 nedir anlamadım. mısır + kola menü falan ekleyince de 1000'i bulmuyor.
0
biseysorcaktim
(26.07.26)
(8)

Araba anahtarını valeye/otoparkçıya bırakıyor musunuz?

renegade
Soru başlıkta.İlla anahtar bırakman lazım diyen bir yer varsa bırakmayıp çıkış yapıyorum.
Soru başlıkta.
İlla anahtar bırakman lazım diyen bir yer varsa bırakmayıp çıkış yapıyorum.
📊 Araba anahtarını valeye/otoparkçıya bırakıyor musunuz?

Bu anket sona erdi. 59 oy kullanıldı.

+1
renegade
(25.07.26)
%99 bırakmam.
+5
jelly bear
(25.07.26)
mekana ve arabaya göre değişir.
0
lazpalle
(26.07.26)
çok mecbur kalırsam bırakıyorum ve kesinlikle aklım kalıyor
+2
a7x
(26.07.26)
bırakmamak için ibret olacak bir sürü haber var internette.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(26.07.26)
valeye hiç bırakmadım, bıraksam aklım kalır. otoparkçıya bıraktığım oldu ama genelde kendim bırakırım, otopark alanı sıkışıksa anahtarı teslim ederim.

bende eski araba var. kimse alacak gidecek değil. çarpıp zarar verecek olsalar muhtemelen ben karlı çıkarım. buna rağmen aklım kalır valeye versem.
0
biseysorcaktim
(26.07.26)
Taksim ilkyardım hastanesinin aciline gittim birkaç kere. Bilen bilir oralarda park yeri yok gibi bi şey. Bi şekilde bulup koysan da ya vururlar ya çizerler. O yüzden mecbur hastanenin dibindeki otoparka bırakıyorum anahtarı da veriyorum. Aklım kalmıyor çünkü arabada kamera var, yoğun oluyor genelde adam benim arabayı sürekli bi arkaya koyuyor yenisi geldikçe. Öyle alıp gezeyim diyeceği bir ortam yok pek.

Valeye ise asla vermemeye çalışırım. Önceden biliyorsam mekanda sadece vale park seçeneği var ya yakına bi yere kendim park ederim (genelde onlar da aynı şeyi yapıyor) mekana yürürüm ya da mekanın otoparkı varsa valeye ben park ederim derim kendim koyarım. Şimdiye kadar bir istisnası oldu onda da şirket yemeğine gitmiştik mecbur kaldım gibi bi şey oldu. Boğaz hattında bi mekanda verdim valeye ama aklım da kaldı valla. Bmw seviyorlar malum.
0
chicha_v2
(26.07.26)
hayatımda valeye 2 yada 3 kez bırakmışımdır araba, 5 yıldır araba sahibiyim, bırakışlarımın oteldi, arabamla gezecek durumları da pek yok gibiydi. otopark olarak da istanbul fatihde bir yer var yılda 3-4 kez yolum düşer otoparka bırakırım anahtar ile yaşını almış adamlar oluyor yani güven verdikleri için değil de alıp gezmezler onu biliyorum zaten hemen çekip arkamdan geleni alıyorlar. Cadde valelerine falan asla bırakmam ama, mekana yürümemek için falan yok yani.
0
atom karincanin torunu
(27.07.26)
ara sokakta değnekçiye anahtar vermem. ama yeri yurdu belli olan, her gün orada iş yapan valeye anahtar veririm. hiç de aklım kalmıyor.
0
co2s2
(27.07.26)
(6)

Neden bazı dizi filmleri insan izledikçe izleyesi geliyor?

psmstc
Bazısı ise sarmıyor 2-3 dk sonra bırakası geliyor insanın. Dizi filmin Hikayesi mi, kurgusu mu nedir bizi izledikçe izleten şey?
Bazısı ise sarmıyor 2-3 dk sonra bırakası geliyor insanın.

Dizi filmin Hikayesi mi, kurgusu mu nedir bizi izledikçe izleten şey?
0
psmstc
(25.07.26)
Hikayesi kurgusu
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.07.26)
Konuları bence hızlı bir şekilde işleyip her bölümde bir sürü dopamin basacak konu işlemesi.
0
denizgonen
(25.07.26)
sinemayla daha cok ilgilendikce bu soruyu daha cok soruyorum. bazi filmler insani icine alirken bazilari akmiyor. sanirim editingle alakali.

bir de bazi genrelarin akmasi daha kolay. ornegin thriller drama'ya gore akici yapmasi daha kolay.
0
antikadimag
(25.07.26)
sanırım maharet kurguda.
kastettiğin dizilere örnek mi bilmiyorum ama akasya durağı sanırım ülkede herkesin bir şekilde denk gelip izlediği bir film.

onlarca kez izlediğimiz kemal sunal filmleri ile ortak temalar/saçmalıklar var. hafif, yormuyor, düşündürmüyor, temposu belli bir ayarda.

kendini tekrar tekrar izleten hikayelerin ortak noktası gevşetiyor olması belki de.
0
biseysorcaktim
(25.07.26)
Valla bence olay sadece kurgu, çekim tekniği ya da hikayenin ne kadar iyi olduğu değil. Kişinin izlediği film ya da diziyle nasıl bir bağ kurduğu önemli.

Film ya da dizi en başta senaristin, yönetmenin, oyuncuların düşüncelerine göre çekilip yayınlanıyor. Yani anlatmak istediği, nasıl anlattığı, mesajı vs en baştan belli gibi duruyor. Ama tüketiciye ya da izleyiciye ulaştığında iş değişiyor. Çünkü herkes kendi hayat tecrübesine, bilgisine, düşüncesine, anılarına vs göre izleyip değerlendiriyor. Yani, değişime uğrayıp izleyici sayısına göre yeni anlamlar kazanabiliyor.

Bu yüzden verilmek isteneni direkt almıyoruz hep. Kendimize göre yorumlayıp buna göre değerlendiriyoruz. Bazen sıradan bir sahne bize çok daha derin gelebiliyor, bazen bir diyalog başka bişeyleri bize hatırlattığı için daha anlamlı gelebiliyor, bir karakterde kendimizi buluyoruz ya da kendi kendimize olmadık şeylerden anlam çıkarıyoruz. Ya da tam tersi.

Her neyse, bence bu yüzden bazı filmleri tekrar tekrar izliyoruz. Çünkü kendimizden biseyler buluyoruz onlarda.
0
j r r tolkien hayrani
(26.07.26)
izlediğimiz şeye inanmak. bunu gerçekçilikle alakalı olarak söylemiyorum. kendini kaptırmak, izlediğin şeyi benimsemek anlamında söylüyorum. örneğin "star Wars'ta lazer tüfekleri tabancaları varken ışın kılıcıyla düello yapmak nedir?" ya da "5 tane robot birleşip voltron'u oluşturuyor ama koca megarobot elinde kılıçla savaşıyor, saçmalık" gibi bir gerçekçilik ya da gerçekdışılık değil. film sana onu satıyor, inanıyorsun, anlatıyor sana derdini. kurgusundaki hız mı dersin, anlatımındaki dil mi dersin, oyuncuların iyiliği mi dersin, kameranın açısı mı dersin, efektlerin güzelliği ya da müziğin uyumluluğu... bunların hepsi birleşiyor, seni "inandırıyor"
0
co2s2
(27.07.26)
(6)

The odyssey filmine bilet bulamıyorum, o kadar mı iyi?

Cesario
Bugün yarın izinliydim. Giderim diye umuyordum ama salonlar full çekiyor, ön satıştan almış herkes.O kadar mı beklenti yüksek, oscarlık mı olmuş?Michael filmi mesela günü gününe bomboş salona hem de imax izleyebilmiştim.Ay sonu spider Man da full çeker ilk hafta muhtemelen.
Bugün yarın izinliydim. Giderim diye umuyordum ama salonlar full çekiyor, ön satıştan almış herkes.

O kadar mı beklenti yüksek, oscarlık mı olmuş?

Michael filmi mesela günü gününe bomboş salona hem de imax izleyebilmiştim.

Ay sonu spider Man da full çeker ilk hafta muhtemelen.
0
Cesario
(18.07.26)
az önce izledim salonun %80 i boştu, çok da başarılı değildi bence
0
pislick0
(18.07.26)
Muhtemelen boktan bi film ama Nolan'ın filmi olduğu için böyle oluyor.
+2
kizil karga
(18.07.26)
nolan'in interstaller'dan bu yana en iyi filmi. ama bence eski filmleri kadar iyi degil. dark adventure olmus. izlenir mi izlenir, hatta bu sene daha iyi film gormedim.
-1
antikadimag
(18.07.26)
ben de iyi duydum hakkında.
daha doğrusu güzel bir "deneyim" olduğunu duydum imax'te.

sinemalar zaten ölüyor, insanlar dijitale geçti. sinemadan soğuyan insanları çekmek için özen göstermişler, sinemada izlensin diye yapmışlar yani.
0
biseysorcaktim
(18.07.26)
Benim muhitte iMax salonlar full dolu. 2d salonlarda yer var. İstediğim koltuktan izlemek için haftaya haftasonu iMax salona gideceğim:)
0
kendimefotograflarim
(18.07.26)
Atlas Sinemasında izledim. Yarı yarıya doluydu. 7 puan veririm 10 üzerinden.


- Ses efektleri iyiydi. Akademi adaylığı gelir.
- Müzikler de güzeldi.
- Tom Holland çok kötüydü. Rezalet bir oyunculuk.
- Bazı sahneler iyiydi.
- Anne Hathaway iyiydi. Akademi Adaylıüı yüzde 95 gelir.
- Matt Damon oyunculuğu normaldi bence. Ekstra bir performans göremedim.
0
put it in your appropriate place
(19.07.26)
(7)

google veya bulut sistemlerine ne kadar güveniyorsunuz?

abelardo
her şeyiniz googleda mı? email, takvim, fotoğraflar, belgeler, şifreler vs?veya başka bir platformda mı? microsoft, yandex, proton, apple vs.veya bunlar arasında dengeli mi?benim çoğu şeyim googleda, ekosistem olayı çok hoşuma gidiyor ama her şeyi google veya microsofta emanet etmek ne kadar güvenli
her şeyiniz googleda mı? email, takvim, fotoğraflar, belgeler, şifreler vs?
veya başka bir platformda mı? microsoft, yandex, proton, apple vs.
veya bunlar arasında dengeli mi?
benim çoğu şeyim googleda, ekosistem olayı çok hoşuma gidiyor ama her şeyi google veya microsofta emanet etmek ne kadar güvenli sizce?
0
abelardo
(16.07.26)
google sunucuları çökmez ya da bir sorun olsa bir şekilde yedeğini alabilirsin, sorun olmaz ama google'ın hesabını kapatmayacağından asla emin olamazsın.

eklemiş olduğun resimler ya da belgeler arasında kullanım sözleşmesini ihlal eden içerikler olabilir. olmasa bile google hatalı teşhiş edebilir ve hesabını kapatabilir.

geçen redditte okudum:
adamın tüm işi (sanırım otel tarzı bir şey işletiyor) google hesabına bağlıymış ve herkes kendi google hesabını aile paketi üzerinden kullanıyormış. evin küçük çocuğu gemine'a pipisini göstermiş ve sadece o hesap değil, tüm family hesabı tamamen erişime kapatılmış. adam iflas eşiğindeydi.

başka bir örnekte de, bir araştırmacı yıllar boyu kütüphanelerde el yazması kitapların fotoğraflarını çekip araştırmalarını drive ve photos üzerinden yürütürken telifle ilgili sorun yaşamış ve hesabı kapatılmış.

buna benzer bir çok örnek var.
o yüzden asla tek bir yere koymamak gerekiyor.

işin bir de vendor lock-in durumu var.
o ekosistemin bağımlısı olduğunuz için resim ve belgelerinizi yüklemeye devam ediyorsunuz. şimdi aylık 100 para ödüyorsunuz ama bir sene sonra üst pakete geçmeniz gerekecek ve 1000 ödemek zorunda kalacaksınız.

--
ailedeki herkesin hesabının kapanmasıyla ilgili paylaşım bu eğer ilginizi çekerse.
news.ycombinator.com
0
biseysorcaktim
(16.07.26)
sifresiz dosya saklamiyorum. sync olayini sevmiyorum, ustune bir de hatirlarsin icloud patlamisti. tamam ozel bir fotografim yok fakat ortaliga sacilmasini niye isteyeyim. yine apple cihazlarda silinmis fotograflar geri gelmisti bir zaman, haberini okumustum. google ise acik acik her seyimizi didik didik ettigini belirttigi icin bir turlu guvenemiyorum.

3 2 1 backup rule denen bir olay var. ben bunu cloud yonelimli olarak uyguluyorum. yani cok ozel dosyalarimi bilgisayarimda sifreli olarak rclone ile sakliyorum. bu dosyalar ayni zamanda hetzner storage box, backblaze b2 ve ibm cos s3'e de senkron oluyor. projelerimin dosyalari da kanada sunucumda, backblaze b2 ve ibm cos s3'te saklaniyor. bunlarda sifreleme kullanmiyorum tabi ki.

almanya sunucumda bir de nextcloud kosuyor. burada da internete acik paylastigim dosyalar ve benim icin kaybettigimde ugrastiracak dosyalari sakliyorum. mesela vm imajlari, aile fotolari vsvs. bu sunucuda gitea da kosturuyorum internete kapali bir sekilde. buraya da projelerimi ve notlarimi atiyorum. versiyon kontrol guzel oluyor.

google drive, icloud vs turkiye yerel fiyatlandirmasi oldugu icin gercekten cok uygun. otomatik sync bircok insan icin buyuk rahatlik. ancak bu rahatligin bir bedeli var.
0
arakaali
(16.07.26)
Tabiki güvenmiyorum. Son kullanıcıyı geçtim enterprise seviyede inanılmaz olaylar yaşanıyor. O yüzden verilerin hem ikinci kopyalarını farklı bir hizmette hem de offline ortamda tutmak gerekiyor
+1
administ
(16.07.26)
Konu oldukça uzun .
Ben güvenmiyorum açıkcası .
Ama kısaca birbiri rakip görünen bir çok teknoloji şirketi markası gerçekte birbiri ile kardeş veya akraba . ( Güya zıt uclarda seyreden Kominizm ve Kapitalizm bile öyle )
Birleşmeleri de bildiğimiz akraba evlilikleri. Planlama organizasyon iş süreçleri her daim tez antitez sentez esasına göre devam ediyor gibi .
Piyasada da her daim bir rakipleri var.
İşleri güçleri şu an veri toplamak.
Bunlar için 2045 " tam kontrol " yılı.
Aldığımız nefeslerimizin bile sayılması söz konusu olabilir.

Özgür aklımızı kullanarak (!)..
:) parayla abonesi olduğumuz yapay zeka da bu uğurda belki farkında olmadan kullandığımız bir araç .
Yapay zeka olmadan işlerin asla ilerleyemediği bir anda abonelik
fiyatların fahiş artması (veya elektriklerin kesilmesi) ile herkes bir gün o doğmatik uykusundan uyanacak diye bakıyorum.
İzlediğimiz bir çok filmdeki bazı sahneler aslında bu tür kaotik işlerin habercisi niteliğinde.

Çeşitli sosyal medya uygulamalarını geçtim şu an aklıma gelen bulut depolama , yenilenebilir enerji sistemleri, açık kaynak uygulamalar ve otonom hale getirilen araçlar, kripto para bile derinlemesine irdelenmesi gereken hususlardan.

Tanınmış yazılım şirketlerine açılan davalar da bu hususta bir fikir verilebilir.

Yurt dışında olduğunu söyleyen yabancı dili oldukça iyi duyuru üyelerinin de bu hususta oralarda çıkan haberleri burada belirtmesi lazım ama nedense ses seda neredeyse hiç yok.
Dünya gerçekte , ne uğruna ve nereye taşınmak isteniyor ? un cevabını iyi anlamak lazım .

İnsana takılması düşünülen çipler bile Tv haberlerinde ilk olarak sağlığımızı takip etme olarak tanıtıldı.
Hayatta bizi ilgilendiren her şeyi kontrol , garanti ve sigorta altına almayı bile başkalarının eliyle gerçekleştiriyoruz.
Bunlar çok zaruri mi ? Hiç sanmıyorum .

İnsanın kendine has korkuları olabilir. Burada sorun yok
Ama bu zamanda sürekli etkisi altına kaldığımız algı mühendisliği ile oluşturulan yapay korkularla yön verilen biri haline geldiğimizin farkında da olmalıyız diye düşünüyorum.

Birbirinden farklı üniversite , teknolih6 şirketi vs. de bağımsız görünen bir çok teknolojik çalışma gerçekte aynı amaca hizmet ediyor mu? diye soran bile pek yok.
Yapay zeka şirketlerinin kitapları imha etmesi de şu an ortaya çıkan yeni haberlerden. Bunların insanlık tarihine ve bilgiye erişime de düşman olduklarını anlamak zor değil .
Bilgi hususunda tekelleşmeye gittikleri de gün gibi ortada .
Zamanında Mao dönemi Çin'de yapılan kültür devrimini burada ayrıca araştırmak gerek . Benzer noktalar var .
0
diyecevaplandı
(16.07.26)
Her sey apple da.

Daha evvel evde çeşitli bilgisayarlarda tutuyordum,çeşitli cloudlar kullandım en son hepsini apple a attım.aile hesabı,ortak yardırıyoruz.

Evhamları olan birisi değilim,resimlerimin kimseyi ilgilendirdiğini düşünmüyorum.ben ölene kadar arada açar bakarım,benden sonrası hakkında fikrim yok.evde sistem kurup saklamakla uğraşamam,apple a kendimden fazla güveniyorum.google a güvenmem,hizmeti yarım bırakma,aniden kapatma gibi marifetleri çok.
0
duptıs
(17.07.26)
mühim her şeyim exfat formatlı bi diskte evde yedekli. önceden çok şey varken kendi nas serverım vardı, şimdi "mühim"leri azalttım. ama sorunuzla fark ettim ki rehberimin çevrimdışı yedeği yok, akşam onu da alayım.
0
klassno
(17.07.26)
bulutta (google) yaklaşık 2 tb datam var, fiyatlar 5 kat arttı ve data boyutu da eskisi gibi değil katlanarak arttığı için geçen sene nas sistemine geçtim. çok önemli yedekleri hem nas'ta hem de harici bir diskte tutuyorum.

cloud biraz batak gibi, data boyutu büyüdükçe terketmek de giderek zorlaşıyor ve fahiş zamlara mecburen katlanmak zorunda kalıyorsun. o kadar datayı bir yerden bir yere taşımak zahmetli. (ki 2 tb çok bir data değil, ona rağmen)
0
brkylmz
(18.07.26)
(6)

Airfryer yada başka pişirici alma

beyaztenlikiz
Merhaba :) Eve pratik pişirici almak istiyorum. İki bölmeli airfryer almayı düşünüyordum ama zararlı diyorlar. Sizce alternatif ne alayım? Buharlı pişirici, Arçelik çok amaçlı pişirici alayım mı? Kullanan var mı? Teşekkürler :)
Merhaba :) Eve pratik pişirici almak istiyorum. İki bölmeli airfryer almayı düşünüyordum ama zararlı diyorlar. Sizce alternatif ne alayım? Buharlı pişirici, Arçelik çok amaçlı pişirici alayım mı? Kullanan var mı? Teşekkürler :)
0
beyaztenlikiz
(13.07.26)
Philips all in one cooker var bende. Tavsiye ederim.

Airfryer da var. Ninja'nın cam olanına bir bak istersen.
0
gabe h coud
(13.07.26)
Ninja cam +1
İndirimde şu an
0
mor oje
(13.07.26)
Eski airfryerım yerine ninja camlı olandan alacaktım. Bir tık pahalıya üstü airfryer altı buharlı pişirici all in one vardı yine ninja'nın, ondan aldım bir iki ay önce. Oldukça memnunum. Tek cihazla hem pilavı hem sebzeyi hem et/tavuk/balığı yapabiliyorum. Aynı anda hem eski airfryerımın hem de rice cookerımın işlevini aldı :D
0
nundu
(13.07.26)
Kumtelin elektrikli düdüklü tenceresi var, yavaş pişirici aynı zamanda. Çok memnunum ama farklı cihazlar tabi
0
kisa
(13.07.26)
bu ninja gerçekten iyi mi ninja crispi düşünüyordum ben de
0
Hallegadola
(13.07.26)
ninja cooker'ı bilmiyorum ondan iyidir/değildir bilmem ama xiaomi'den çok memnunum ve yaşadığım iki ayrı ikametimde de var bu ürün. her gün neredeyse kullanıyorum. bekar kişi ya da çift kişilik aile için uygun. daha büyük aileler için yetersiz kalıyor. tavsiye ederim.
0
biseysorcaktim
(13.07.26)
(8)

Spor salonu seçerken ilk nelere dikkat ediyorsunuz?

msb
Üyelik aidatını saymazsak. Hangi kriterler önemli sizin için?
Üyelik aidatını saymazsak. Hangi kriterler önemli sizin için?
0
msb
(12.07.26)
Yakınlık,
Alet, alan ve oksijen yeterliliği
Temizlik,
Popülasyon kalitesi (Aslında bu en önemlisi)
+1
Mirket
(12.07.26)
Macfit için konuşursam avm olduğu için. Çıkınca yemek yemek kolay oluyor. Ulaşım kolay. Temizlik önemli. O konuda çok iyi.

Ama benden sana tavsiye. Önce git gez. Macfit makineleri, dumbbell'ları çok eski. Parçalanmış, paslanmış. İş çıkışı çok dolu. Bunun yerine yeni açılmış, beklemeden spor yapabileceğin yer seçmen daha iyi.
-7
arbre
(12.07.26)
Squat rack var mi, güvenlik barlı mi
En az iki üç kişinin aynı anda 150-200 kg çalışabileceği ağırlık var mı
Benchte güvenlik bari var mi
0
logisticsmanager
(13.07.26)
evine yakın olsun. maks yürüme mesafesi 5-10 dakika. aksi halde bir süre sonra üşenir ve gitmeyi aksatırsın.
0
orpheus
(13.07.26)
Tek kriterim yakın olması.
0
kizil karga
(13.07.26)
Kekolayzır tayfa geliyor mu
0
gabe h coud
(13.07.26)
1. Kesinlikle yakınlık. Yürüme mesafesinde olmalı.
2. Alet çeşitliliği.
3. Genişlik, ferahlık.
0
Buddrick
(13.07.26)
yakınlık ve kalabalıklık.

akşam 18-21 arası tüm salonlar dolu olur. en yoğun olduğu gün pazartesidir. diğer günler gitgide azalır. bunlar her salonun ortak pattern'leri. bunun bilincinde olarak kalabalığı göz önünde bulundururum.

yakınlık demiştik. ama tekrar demek lazım.

eğer "otoparkı varmış, arabaya atlar giderim. 10-15 dk nolcak, avm'ye park ederim arabayı" diye düşünüyorsanız, muhtemelen yıllık üyelik alıp senede 10 gün giderlerden olursunuz.
0
biseysorcaktim
(13.07.26)
(17)

Böcekleri öldürüyor musunuz?

ekimoloji
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhteme
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhtemelen arabanın altında kaldı.

Sabah baktığımda ölmüş olduğunu gördüm daha doğrusu önce kımıldıyordu sonra baktığımda cansızdı. Sabahtan beri vicdan azabı çekiyorum, hayatımda ilk defa böcek öldürmedim ama son zamanlarda dikkat ediyor sadece dışarı atıyordum.
Hamamböceği olsa vicdan yapmazdım türcülük/şekilcilik yapmış oluyorum farkındayım ama durum bu. Çok üzüldüm, buraya yazmak istedim.
+1
ekimoloji
(09.07.26)
Genelde hava direncine ve terminal hızlarının düşük olmasına güvenip ölmeyeceklerini düşünerek pencereden atıyorum.
+2
kizil karga
(09.07.26)
Sivrisinek dışında öldürmem ben genelde. Sivriye acıyamıyorum
+1
ezkaza
(09.07.26)
Dışarı atmak kolaysa, böcek de miskin bir şeyse dışarı atıyorum. Ama sinek gibi uçan böceklere veya hamam böceği gibi hızlı hareket eden cinsten olanlara zehirle müdahale ediyorum.

Vicdan azabı diyemem, ama kırk yılda bir birkaç dk empati kurup üzüldüğüm olmuştur. (sivrisinekler hariç.) Siz de çok şey yapmayın, olur öyle.
+1
akhenaten
(09.07.26)
Ya normal şartlarda en tiksinç olanı bile öldürmek istemem ama böceklere müsait bir ortamda yaşadığım için evi supururken her köşeden ev örümceği çekmek zorundayım. Karıncalarla baş edilmiyor tek tük olunca dokunmam ama sürekli sürü şeklinde mutfakta falan çıktıkları dönem artık bıkkınlık gelip yine başka yollara mecburen basvuruyorum. Ama mesela bir ara fare dadanmisti asla zehirlemek istemedik kapan ile çozduk canlı canlı doğaya saldık.

Mutfakta yine siyah kara büyük böcekler dadaniyor bazen delik çatlak yerlerdden eve giriyolar. Gece mutfağa korkudan giremiyorum. Mecbur hamambocegi yemi aldık.

Çekirge, uğur böceği, kelebek gibi daha sevimli ve az korkunç olanları bezle tutup dışarı falan atarız zaten.

Sivrisinekler çok kasiniyolar onlara üzülmüyorum artık. Gel beni öldür diyor resmen.
0
egerbiryolcu
(09.07.26)
Asla öldürmem.

Her can değerlidir.
0
rock n roll
(09.07.26)
Asla. Şöyle eğer sağlığıma, kedime köpeğimre zararı olacaksa evet. Onun dışında biz evde baya birlikte yaşıyoruz. Bana aşırı acımazsa geliyor terlik vurmak falan. O da can en nihayetinde, kimse Allah değiş ol de olsun, öl de ölsün falan.
-6
gobekliraki
(09.07.26)
görev dagilimi var,
sinek,sivri vb ben de,
hamamböcegi ,kelebek vb. kedi de.
0
designer
(09.07.26)
hamamböcegi, kaloriferböcegi vs evet.
atesböcegi, ugurböcegi, cekirge, kelebek vs asla.
sali günü otelden cikis yapiyordum, bavulu bir kaldirdim kocaman akrep cikti altindan. onu bile öldürmedim. bir bardak ve karton yardimiyla disari attim.
bahcemize tarla fareleri geliyor. onlari da besliyorum. ekmek falan atiyorum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.07.26)
sivrisinekleri öldürüyorum.
karasinekleri de hiç sevmem ama mümkünse öldürmeden dışarı çıkarmaya çalışırım, bazen sinek ilacı sıkarım acımadan.

bu ikisi dışında böcekleri öldüremem, ezemem, zarar veremem.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
dikkat etmeye çalışıyorum.

ama herkesin korkuyorum tribinde olduğu yerlerde bazen iş düşmüyor değil.

sivri, akrep vb. olduğunda mecbur öldürüyorum. ama balkon örneğin sarmayacak gidecekse sivri de olsa öldürmemeye çalışıyorum.
0
gurur
(09.07.26)
"Mümkünse" öldütmüyorum, camı perdeyi açınca çıkıyor zaten uçan cinsler. Diğerlerini kağıtla vs atıyorum aşağo
0
denizciman
(10.07.26)
İstilacı kokarca böceğini ve sivrisinekleri öldürüyorum. Başka böcekle karşılaşmıyorum.
0
gabe h coud
(10.07.26)
Muhtemelen siz öldürmediniz, zaten ölecekti. Doğada yaşamak için evrimleşmiş böcekler eve girince fazla yaşamıyor.
Eğer yakalanabilir bir böcekse dışarı atıyorum.
Eğer dışarı atmak mümkün değil ve zararsızsa kendi haline bırakıyorum.
Sivrisinek ve hamam böcekleri bu iki grubun da dışında kalıyor.
0
mikro patlama
(10.07.26)
Böcekler de sevgiyi anlayabilen varlıklar aslında. Biz onlardan korktuğumuz ve iğrendiğimiz için açıkçası onları tanımayacak kadar doğadan uzaklaşmış olduğumuz için onları yalnızca evimize giren yabancı bir düşman gibi görüyoruz. Doğada vakit geçirdiğimde ben böceklerin de aslında ne kadar karizmatik ve işinde gücüde varlıklar olduğunu gördüm ve bence evinde görmek istemeyeceğin bir böceği ormanda gördüğünde böceğin bir çiçeğin içinde dinledindiğini, bir arının çiçeğe nasıl da bir çocuk gibi yaklaştığını görünce böcekler de onlara dokunmana izin verip senden kaçmıyorlar. Ben zaman zaman insan kafamla başa çıkamıyorsam ve yemeğimin içine falan düşecek kadar uçuşuyorlarsa zaman zaman dikkatsizce zarar verebiliyoru, zaman zaman öldürdüğüm oluyor en yazık ki. Bence böceklere, eve giren arılara onları düşman gibi görmek yerine onlarla sesli konuşun. Türkçe konuşun. Seni dışarı atacağım, işbirliğine ihtiyacım var, dışarıda daha özgür olursun gibi.. :)
Kimileri ürkek oluyor ama kimileri de parmağına konuyor ve dışarıya çıkmak için sabırsızlanıyor.
Bazen yine bu açıklamayı böceklere yaparak pencereden çık, ışığa doğru git gibi sesli yönlendirmeler de yapabilirsiniz.
Onlara sevgiyle yaklaşarak bir bardağa korkutmadan kapatıp yine bekle azcık sabret diyip pencereden özgürlüklerine bırakabilirsiniz.
Böcekler süper varlıklar ve popülasyonları sandığımızdan daha fazla.
İşinde gücünde çocuklar. Sadece yollarını şaşırmışlar ve belki de size kendilerini göstermeye gelmişlerdir.
Ateş böcekleri zararsız. Yalnızca sesleri biraz ürkütebiliyor ilk etapta ama gözleri falan ponçik ponçik. Canolar.

Ayrıca bence o kadar vicdan yapmaya da gerek yok, ölme vakti gelmiş, evren onun orada o şekilde ölmesini seçmiş ve siz de bunu deneyimlemişsiniz gibi bir düşünceye sahibim galiba.

Ölüme biz insanlar çok anlam yüklüyoruz. Doğada döngü var. Ekosistem dengesini bu şekilde koruyor.
+1
durme
(10.07.26)
kaza dışında öldürmemeye çok özen gösteririm.
geçen ben de duş alırken minik kelebeklerden (ipelek deriz biz) bi tanesi duşun zeminindeki kuru yere düştü. ufaktan ıslanıyordu ki, hemen tuvalet kağıdıyla alıp, duşun dışına bıraktım; kuruyup uçsun diye.
duştan çıkınca unutmuşum. sonra klozeti açtığımda gördüm ki, annem herhalde bu tuvalet kağıdı yerde ne arıyor diye klozete atmış; hayvan ölmüş. acayip üzüldüm..

gece genelde kontrol ederim; eve girmiş, ışıkta uçuşan kelebek, böcek falan görürsem toplayıp bahçe tarafındaki pencere kenarına bırakıyorum. çünkü içeride kaldıklarında sabaha istisnasız ölmüş oluyorlar. bir de kedimin oynadığını görürsem kurtarıyorum. benim mesaim bu şekil.
+2
lil siztah
(10.07.26)
İstilacı cinsse, evi ele geçirmemesi adına öldürebiliyorum. Zararsızsa ve münferitse ya alıp dışarı götürüyorum, ya da bırakıyorum, free takılsın evde...

Mesela eskiden ev güvelerini (yemek yahut kıyafet güvesi) gayet sever, hiç elleşmez yahut camdan dışarı kovalardım. Hatta bir tanesi için tee fi tarihinde duyurya sormuştum "neyle besleyeyim?" diye. Ev bir güvelendi. Yüzlerce oldular. Ayarları yok ki... Elime aldığım her paketin kıvrımında pamuk görmeye başladım. Baktım yemek yerken kaplarımıza tavandan larva dökülür oldu. Sert, acımasız ve agresif bir temizlik ve tedbir süreciyle 2-3 ayda ancak kurtulabildik. O gün bugündür ev güvesi görünce öldürüyorum.

Aynı şeyi gümüşçün/nem böceği (silverfish) için de yapıyorum. Ama mesela dışarıdan böcek, örümcek vs. girerse, türüne göre ya görmezden geliyorum ya da alıp balkona/dışarı koyuyorum.

Haşere istilası kötü bir şey.
(Not: Sivrisineklere ölüm!)
0
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
karasineklere acımam öldürürüm. uğurböcegi ve arıları bir bezle dışarı atarım.
0
orpheus
(11.07.26)
(34)

Dövmeniz var mı? Olmayanlar yaptırmayı düşünüyor mu?

ekimoloji
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
+2
ekimoloji
(08.07.26)
Bence bayağı estetik, hoş bir şey ama şu an yaptırsam eski denizcilere benzerim. Bu yaştan ve kilodan sonra çok büyük ihtimalle yaptırmam.
0
sekizdokuzon
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam.
+1
kizil karga
(08.07.26)
2 dövmem var, 3.yü de yaptırıcam sonbaharda.
Az ve öz dövmeyi şık buluyorum. Siz kirletmek olarak görüyorsanız yaptırmayın bence de, neticede ömür boyu kalacak. Ben de mesela büyük ya da renkli dövmeyi beğenmem, kimisi de minimali ciddiye almaz vs.
0
mor oje
(08.07.26)
Tişörtün bile yazılısını, resimlisini sevmez iken üstüme başıma niye resim yaptırayım, yazı yazdırayım.
0
Mirket
(08.07.26)
yok ve yaptırmayı ciddi olarak hiç düşünmedim.
bazılarına bazı dövmeler çok yakışıyor ama büyük risk bence.
+1
lil siztah
(08.07.26)
Dövmem yok.

Aslında isterdim küçük bir dövme sadece bir tane ama benim için bir anlamının olması lazım herhangi bir şey olmaz. Şu şekil güzelmiş yaptırayım gibi değil yani. Bir de kullanılan boyalar vs. önemli benim için. Hayvansal içermemeli ve hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması lazım. Bu şartlara sahip boya, malzeme vs. bulmak çok kolay değil ne yazık ki.
0
rock n roll
(08.07.26)
Hiç düşünmüyorum .
Karşı tarafın dikkatini çekmenin yolu (kimi zaman psikolojik sorunlu olunduğunu gösteren ) bedenimizin bir tarafındaki yapay şekiller değil doğru sözler ve onları destekleyen fiilerimizdir .
-5
diyecevaplandı
(08.07.26)
Yok. Yaptırmam. En sevmediğim şey.
-6
arbre
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam +1
0
grimavi
(08.07.26)
yok ve dusunmuyorum.
0
cooperr
(08.07.26)
6 dövmem var biri hariç hiç birinden pişman değilim.
Pişman olduğumu da önümüzdeki haftalarda kapatmayı düşünüyorum.
Kilo verince yaptırmak istediğim bir dövme daha var. Herhalde o son olur.
0
mutekebbir
(08.07.26)
No way.
-1
Purple life
(08.07.26)
Kalıcı yapmak istemiyorum ama kaliteli bir geçici dövme bulursam denemk istiyorum. Bazı figürler kadınlara çok yakışıyor bence.
0
egerbiryolcu
(08.07.26)
Bir ara ciddi ciddi düşünmüştüm ama nerede yaptırsamı araştırana kadar öyle kaldı.
+1
put it in your appropriate place
(08.07.26)
Aynen bende de öyle oldu.
0
🌸ekimoloji
(08.07.26)
İnsan aynı nehirde bile iki defa yıkanamazken, ömür boyu üzerimde bir şeklin kalma fikrini sevmiyorum. Ara ara geçici olanlardan ayak bileğime yaptırasım geliyor ama geçici olan için bile herhangi bir girişimim olmadı.
0
Amaranta ursula
(08.07.26)
Bugün sevdiğimden yarın sıkılırım. Bu kadar kalıcı bir şeyi yaptırmam ama başkasında güzel oluyor.
0
kisa
(08.07.26)
Bazı kişilerde çok havalıı duruyor. Özellikle tanıdığım birinde çok estetik görünüyor bana.

Cesaretim olsa bende the last of us’da ki ellie’nin dövmesini küçük ölçekte yaptırırım. O dövmenin anlamlı olması çok çekiyor özellikle beni.
0
substituent
(08.07.26)
Bende yok, olsun isterim de üşeniyorum iyi bir dövme sanatçısı bulup gidip yaptırmaya ve sonraki yara bakımı sürecine.

İyi bir sanatçıya yaptırılmış ve üzerinde düşünülmüş dövmeler bence hoş duruyor. Bu kadar büyük anlamlar yüklemeye gerek olan bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Dediğim gibi üşenme aşamasını geçersem yaptırmak istiyorum bir ara
0
nundu
(08.07.26)
genelde,
illegal hayatların,
çetelerin vs.
birbirini tanıması için bilirdim..
-5
designer
(08.07.26)
Ben de var 12 yıl önce deli zamanlarda omzuma yaptırdığım. Şimdi boka bakar gibi bakıyorum. Elimde olsa omzumu söker atarım o derece pişmanlık.
0
hexagon
(08.07.26)
yok. düşünmüyorum. karşı olduğumdan değil. bana fazla ciddi ve riskli bir şeymiş gibi geliyor vücudunda hep kalacak olması, uzun vadede sevmeme ihtimali, kilo alır veya verirsen ya da yaşlandıkça çirkin görünme ihtimali vs. benlik şey değil. bakımıyla filan da uğraşamam zaten yaptırdığımın ertesi günü ölürüm muhtemelen.
0
der meister
(08.07.26)
yok düşünmüyorum da.
0
gurur
(08.07.26)
baskasinda cool, kendimde no. kasli erkeklerde kaplama ozellikle cok begeniyorum ama cok nadir bi olay bu. bu konuda takintilimsiyim kotu dovme cok korkunc geliyo hele kaymalar, renklerin bozulmasi. kendime yaptiramayacagim&bi donem yaptirmayi dusunduklerim de su an cok kotu geliyor. hele tarih marih saga sola koseye not alir gibi dovmeler ne alakaaa:/
-1
ala09
(09.07.26)
2 tane minimal var 5 yildir falan cok memnunum

Yaptirmadan once cok tedirgin olmustum, icimi giciklar kasiyip cikarasim gelir fln diye dusunmustum

Aksesuar kullanmiyorum, benim icin aksesuar yerine geciyo
+1
üğpoıuy
(09.07.26)
Yaptırsam en fazla 1 ay sonra sıkılıp neden bunu yaptırdım diyeceğime adım kadar eminim. O yüzden yaptırmadım.

Ya da şöyle diyelim: neredeyse 15 yıldır içime sinecek bir dövme arıyorum ve nereye yaptıracağıma karar vermeye çalışıyorum.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
1 tane büyük sayılabilecek dövmem var. iki kolumu da kaplatmak isterdim ama malum şartlar.
0
ruhlardan esinlenen karga
(09.07.26)
Hiç bir kudret yaptıramaz.
0
gabe h coud
(09.07.26)
(bkz: kendi osuruğunun insana güzel kokması)

Maalesef böyle bir durum var. İnsanlar dövmelerinin çok cool olduğunu falan düşünüyor ama dışardan görülen bambaşka. Öyle dövmeler görüyorum ki; detone olduğunun farkında olmadan çok güzel söylediğini düşünerek şarkı söyleyen insanları gördüğümde hissedilen duyguya benzer duygular uyandırıyor bende. Ama tabi ki o dövmeyi yaptıran kişi ben olsaydım, etraftaki dallamaların ne düşündüğü zerre umurumda da olmazdı, o da ayrı konu.
-6
thracia
(09.07.26)
bir tane var. 23-24 yaşında yaptırmıştım. çok da görünen bir yerde. Aşırı pişmanım. Sildirme işlemi çok acılı olmasa çoktan sildirmiştim. yaptırmayı düşünenler 30u geçmeden yaptırmasın bence. şimdiki aklımla asla yaptırmazdım ya da çok daha minimal bir şey yaptırırdım. Şu anki ben mesela hiç dövme insanı değilim yani ne alaka yaptırmışım bilmiyorum. o kadar saçma ve ergence geliyor ki şu an. yukarıda bir yandan o yaşlara dair hatıra gibi düşünülebilir denilmiş ama giyim zevki gibi bir şey bu. yaşa, döneme göre değişebilir. evet hatıra ama çıkaramıyorsun üzerinden
0
dfn4
(09.07.26)
başkasında güzel yapılmış dövmeler ilgimi çekiyor. ben de yok. ha çocuğum yaptırmak isterse engel olmam.
0
galahad reloaded
(09.07.26)
20lerimde yaptırmayı çok istedim bi ara. ama sonra bi heves yaptırıp pişman olmak istemedim. 30uma geldim. bu sene daha net olarak yaptırmak istiyorum diyorum. ama kol arkası gibi önden görünmeyen bir yer olmasını tercih ediyorum.

yazı vs asla istemiyorum. ama bir yandan da sıkılır mıyım düşüncesi var. o yüzden gerçekten beğendiğim, benim için anlamı olan bir şey olmasını istiyorum. henüz karar vermedim ama ciddi düşüncesindeyim
0
chanandler bong
(09.07.26)
Yok ve yaptırmayı düşünmüyorum
0
gadlemler
(09.07.26)
Hiç yaptırmadım ve düşünmüyorum. Vücuduma gereksiz ve anlamsız acı çektirmek olur gibi geliyor. Ben sıkılgan insanım, yaptırdığım şeyden kolay da sıkılabilirim zor da sıkılabilirim ama mutlaka sıkılırım ve kurtulmak isterim. O zaman sildirmek için ayrıca saçma sapan bir işlem uygulanacak filan, hiç uğraşamam. Hem ya o zaman sildirecek param olmazsa? Sırf bu sebeple hiçbir şekilde estetik de yaptırmadım yaptırmıyorum. Kaş burun dudak vs hiç uğraşamam. Varsın kimse beğenmesin.
-2
yaren
(10.07.26)
(10)

Deniz suyunu temizlikte kullanmak

Unde bach canim
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolay
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolayı mı esas olarak kullanılması riskli?

Evet gelecekte içme suyu yetersiz olabilir ama şu an yeterli iken büyük bir deniz suyu aktarım projesi büyük maliyet olur. Bu sebebi geçtiğimizde nasıl bir çevresel sorunla karşılaşabiliriz gelecek için?
0
Unde bach canim
(04.07.26)
Deniz suyundaki tuzun çürütücü etkisi nedeniyle bir boru şebekesi ve fitting malzemeden geçirilmesi, sistemin sağlığı açısından pek mümkün değil ve ayrıca atık su direkt denize verilemez de doğaya karışırsa dokunduğu her yerdeki doğayı öldürür.

Deniz suyu arıtımı bir azgelişmiş ülke için mümkün değil, maliyet çok yüksek.

Denizden fayda ummak yerine belediyelerin kayıp kaçağı önlemeye ve atık suyu arıtmaya yönelmesi çok daha ekonomik görünmekte.
+3
Mirket
(04.07.26)
@mirket
Hocam deniz suyunu arıtmadan verecek, arıtılması zaten ekonomik değil. Günümüzde bile metal boru kullanıldığını düşünmüyorum. Beton veya plastik kullanılıyordur. Ki tuz bunlara zarar vermez.
0
🌸Unde bach canim
(04.07.26)
Suyun geri dönüşümü ve israf edilmemesi konusunda yapılacak çok şey var ama “deniz suyunu evlerimizde ya da tuvalette kullanalım” bunlardan biri değil.

Şehirlere yağmur hasatı yapmak, her yeri beton yapmamak, çatılardan akan suyu depolamak ve kanalizasyona vermemek, iki atık su hattı oluşturmak, evlerdeki tuvalet-sifon suyunu gri-su ya da çatılardan toplanan sudan vermek gibi çok şey var. Hatta en basitinden el yıkama lavabolarının gideri neden klozete ya da tuvalete verilmiyor onu anlamıyorum. Küçük tuvaletten sonra sifon çekmez, el yıkadığımız su tuvaleti temizlerdi.

Bunlarla ciddi tasarruf yapılabilir ama vatandaşın kullandığı su maden tarım ve sanayi ile kıyaslandığında devede kulak kalıyor. Tüm bu saydığım şeylerden tasarruf oluşturmayı geçtim tüm vatandaşlar aylarca bir damla su kullanmasa hala ciddi bir tasarrufu oluşmayacak.

Su sorununu çözmek için yapılması gereken ilk şey ormanlaşma ve yağmur oluşumunu arttırmak, şehirlerde betonu azaltmak ve yağan yağmurun toprakla buluşmadı, her binaya su deposu koyup temizlik sularını yağmurda dolan depolarla kullanmak gibi yöntemler gerekiyor.

Yer altındaki kayıp kaçak çok ciddi boyutta bu arada. O da israf çünkü A noktasından gelen su B noktasıdinda toprağa karışıyor. Teknik olarak hala toprakta ama tekrar kullanılabilir olması için yüzyıllar geçecek belki.

——
Deniz suyunu kışın yollar buz tutmasoın diye kullanıyorlar bu arada. Tuz atacaklarına tuzlu su atıyorlar. Bu bana mantıksız gelmiyor az kullanıldıkça.
+1
biseysorcaktim
(04.07.26)
tuz, pek çok malzeme için en yıpratıcı ve bozucu etkenlerdendir. sebeplerden en önemlisi bu olabilir.
+1
lil siztah
(04.07.26)
Abi, eski binalarda falan tesisat tadilatı gördüysen boruların içi hep hışır kaplıdır. Bu malzeme sudaki çözünmüş katı maddelerden kaynaklıdır ve zaman içinde boru demir de plastik de olsa tıkar. Deniz suyunda bu çözünmüş karı madde miktarı içme suyundan 5-10 bin kat daha fazladır ki onun tıkayıcılığını sen düşün.

Tamam , borular plastik de, fitting malzemenin eninde sonunda bir yerlerinde, en azından vana ve musluklarda metal vardır ve metal tuzu hiç sevmez.

Bir de, eğer temizlik yapan biriysen bilirsin, temizlikte bela olan şey sudaki kireç, yani suda çözünmüş katı maddelerdir. Yani klozeti, fayansları pis gösteren o sapsarı malzeme hep odur. Sert suyla cam silersen o camı ayrıca bir daha silmen gerekir. Tuzlu suyu arabana vurursan, araba ölmesin diye tatlı su ararsın falan.

Yani deniz suyuyla temizlik olmaz.
+1
Mirket
(04.07.26)
Yukarıdaki detaylı açıklamaları özetleyecek şekilde, deniz suyunu sıvı toprak olarak düşünün. Temizleyici bir etkisi yok bu anlamda. Bulunduğu yerde kendisi bir temizlik sebebi oluyor.
0
akhenaten
(04.07.26)
Temiz yeraltı sularını kirletip toprağı öldürürsün.
0
kimlanbu
(04.07.26)
sokak vs. yıkamada hem asfaltın anasını ağlatıyor hem de bulaşan arabaların canına okuyor.

tuz mekanik araçlar için bela.
0
gurur
(04.07.26)
denize sıfır yaşayan birisi olarak söyleyeyim. havuzlardan birisini deniz suyu ile dolduruyorduk. serpintilerle vs çevresini o kadar çok batırmaya başladı ki şebeke suyu ile doldurmaya başladık. gerisini siz düşünün.

ayrıca tuzlu su düzenli kullanımda asit gibi aşındırma yapıyor.
0
bravoteam
(05.07.26)
izmir karşıyaka belediyesi senelerdir deniz suyunu uygun şekilde arıtıp parklar ve bahçeler müdürlüğünün sulama işlerine su temin ediyor.

ancak içme ve dediğiniz temizlik işleri için ek işlemler gerekebilir. denizde tatlı su elde etmek için buharlaştırma yöntemi kullanılır mesela ama bu kadar basit olacağını düşünmüyorum büyük kapasiteli sıhhi kullanım için. zaten teknik bilgim de yok. boş yapmayayım.
0
janderzel zartanyan
(05.07.26)
(8)

Road trip playlisti yapıyoruz

houseinorleans
Hadi elden ele roadtrip playlisti yapalım.İlk şarkı benden; sonrakiler de benzer kafalarda olursa süper olur.Yorucu olmaması, arada sırada yüksek bölümleri olan şarkılar da olabilir.https://music.youtube.com/watch?v=VixdIglCZXk&si=qDNMx5rZ1fVDWfwj
Hadi elden ele roadtrip playlisti yapalım.
İlk şarkı benden; sonrakiler de benzer kafalarda olursa süper olur.
Yorucu olmaması, arada sırada yüksek bölümleri olan şarkılar da olabilir.
music.youtube.com
+1
houseinorleans
(30.06.26)
rhcp - road trippin', mor ve ötesi - güneye giderken. tema yolculuk olduğu için trivial olabilir ama yolda iyi gidiyor :)
0
matlii
(30.06.26)
First Aid Kit--- On the road again
music.youtube.com
0
Amaranta ursula
(01.07.26)
Eski bir liste olsa da burada çok güzel şarkılar var.
open.spotify.com
0
biseysorcaktim
(01.07.26)
Highway to Hell.
0
auroraaurora
(01.07.26)
Kendi yol listemi paylaşayım:

open.spotify.com

Bir de neşeli versiyonuna başlamıştım, şimdilik kısa bir playlist:
open.spotify.com
0
?
(01.07.26)
bir şey diyeceğim linçlemek isteyebilirsiniz.

uzun yıllardır uzun yola giderim. son 3 uzun seyahatimde müzik dinlemedim ve yorulmadım. en az 6 saattir bu yollar.

özellikle sevdiğiniz şarkıya eşlik ettiğinizde bunu bir de istemsiz bağırarak yapıyorsunuz ya, yorgunluğu artırıyor.
0
janderzel zartanyan
(01.07.26)
yola klasik rock kadar iyi giden bir tür yok bence.

america - a horse with no name
dire straits - walk of life
grateful dead - ripple
fleetwood mac - dreams
rainbow - the trmple of the king
0
phoarbix
(01.07.26)
Cleerence - have you ever seen the rain
Fools garden - lemon tree
Talking heads - psycho killer
0
dilemma of subscribtionability
(02.07.26)
(5)

korede mafya ateşli silah kullanmıyor mu

plastic_angel
filmlerde hiç silahlı çatışma yok. yada çok nadir. gerçek hayatta da bu kadar zor mu ülkeye silah sokmak kaçak yollardan. yoksa algı mı.
filmlerde hiç silahlı çatışma yok. yada çok nadir.
gerçek hayatta da bu kadar zor mu ülkeye silah sokmak kaçak yollardan. yoksa algı mı.
0
plastic_angel
(20.06.26)
kore de silah edinmek çok zor. konuyla alakalı trigger diye bir dizi var tavsiye derim.
0
cometome
(20.06.26)
cometome +1

Japonya'da da öyle. Silah edinmek baya zor.
0
put it in your appropriate place
(20.06.26)
soruyla alakasız ve konuya da çok hakim değilim fakat japonya'da shinzo abe'nin suikastinde ev yapımı silah kullanılmıştı
0
mirafiori
(21.06.26)
Kore de silah temini çok büyük bir suç o yüzden onlar bıçaklı dövüşe giriyor hep, silah çok nadir.
0
titanic kemancısı
(21.06.26)
mirafiori +1
uzak değil yakında, 2022 yılında 3d printed bir silah ile öldürüldü.

ama o zamandan sonra 3 boyutlu silah yapmak için internetten malzeme aramak / 3d dosyalarını indirmek bile suç sayılabiliyor ve internet bağlantıları gözleniyormuş. 3d dosyasını barındırmak, indirmek, paylaşmak hatta ev yapımı silah tarifi vermek bile yasaklanmış. bu yasa daha geçen sene çıkmış.
0
biseysorcaktim
(21.06.26)
(2)

Freelance mobile app developerlara bir soru (tercihen ios)

ananiyimioguz
Selamlar, normalde dışarıya iş yapmıyorum ama bir iş geldi, fiyatı fena değil, bağlayayım diyorum.Sadece kafama oturmayan bir şey var o yüzden tam olumlu dönüş yapmadım. Burayı halledebilirsem tasarım falan çıkartıp göndericem, onlar da okeylerse başlıycam.Adamların uygulamadaki gelir kapıları, kull
Selamlar, normalde dışarıya iş yapmıyorum ama bir iş geldi, fiyatı fena değil, bağlayayım diyorum.

Sadece kafama oturmayan bir şey var o yüzden tam olumlu dönüş yapmadım. Burayı halledebilirsem tasarım falan çıkartıp göndericem, onlar da okeylerse başlıycam.

Adamların uygulamadaki gelir kapıları, kullananların oraya abone olması olacak. Müşterileri kendileri piyasadan veya reklamlarla toplayacak. Aylık abone olan kullanabilecek.

Yalnız bu aboneliği, dahili google play veya app store üstünden başlatmak ve oraya komisyon vermek istemiyorlar. Gerekirse onları yine bağla ama işte iyzico veya ibanla alırsak %30 indirimli deriz zaten herkes oraya gelir dediler. Biraz yüksek yazın fiyatı dedim komsiyona göre. O zaman da müşteri gelmez dediler. (Bu arada buna ikna ettim diyelim, ben kendi developer hesabımla yayınlayınca para benim hesabıma düşecek orayı nasıl yöneticez bu kısmı da bilemedim.)

Fakat benim zihnimde şöyle bir bilgi var. Şuan yapay zekaya da sordum, doğruladı. Eğer uygulama içerisinde, farklı bir yere yönlendirme, parayı başka yerden alma, abonelik için arayın / mail atın gibi ibarelerin olmasına falan apple kızıyormuş. Tabi bunu yemeksepeti getir falan nasıl hallediyor bilmiyorum belki finans akışını bağlamışlardır bir şekilde. Sonuçta reklam da yok, uygulama ücretsiz, para dönüyor, marketler nasıl komisyon alıyor?

Neyse şimdi adamların isteği, kullanıcı bize ulaşsın, biz parayı alalım, admin panelinden kullanıcının aboneliğini aktif edelim diyorlar.

Ben bunu apple ın veya android in kızmayacağı şekilde nasıl yedirebilirim? İmkansız mı?
0
ananiyimioguz
(18.06.26)
proje aslında web üstündeymiş fakat mobile de kolaylık olsun diye app çıkartmışsınız algısı yaratabilirsiniz. üyelik ve ödemeler web üstünden yapılır, stripe vs.. kullanırsınız. mobilde ise kullanıcı ödeme yaptığı üyeliği ile giriş yapar veya web üstünden aldığı kodu app içinde bir alana girip hesabı upgrade eder. web sadece paravan içeride işlevsel hiç bir şey olmasa da olur. tabi bu tüm fikir teyide muhtaç.
0
okinawalı taş kağıt makas ustası
(19.06.26)
markete ürünü gönderirken apple/google inceliyor.
eğer onların ödeme kanallarını bypass edip web'e yönlendirdiğinizi anlarsa app'i onaylamıyor.

ilk versiyon çıktıktan sonra, "what is new" kısmına bug-fix ve performans update'i yapıldı gibi jenerik şeyler yazınca genelde daha az inceleniyor app.

sizin durumunuzda şöyle olur, premium / abonelik / satın al gibi özellikler olmadan app'i markete gönderirsiniz, sonraki güncellemelerde aşikar olmayacak şekilde web'den al butonu koyarsınız.

ya da, mesela app'in bir çeşit sosyal medya app olduğunu düşünelim, arada bir "web'den premium alın" diye post atarsınız yine olur. ya da kullanıcılara mail atarsınız, ya da app içinden duyuru geçersiniz.

spotify app'ini inceleyin mesela. sadece mobil ve free kullanan birini nasıl yönlendiriyorlar paralıya. şarkı aralarında kendi reklamlarını yapıyorlar ama app içinde doğrudan satın al yönlendirmesi yapmıyorlar.

bu arada, ios/android'de komisyon yüzde 30 değil, yüzde 15 (yıllık belli bir miktara kadar ve belli şartlarda).
ayrıca app içi ödemeler genelde daha fazla kar getirir, yönetimi daha kolaydır.

işveren yüzeysel düşünüyor, web'de daha ucuz olsa bile kullanıcıları web'e yönlendir -> parasını al büyük bir kırılım. pahalı da olsa ios'tan alır çok kullanıcı. bknz: insan psikolojisi.

iban'la para atın kısmını geçiyorum, zaten sürdürülebilir değil o. ama web'e stripe koyayım, iyzico koyayım deyince de vergi ve onların komisyonları + friction eklenince işverinin kasasına giren para apple/android komisyonları yüksek olsa dahi başa baş geliyor. tekrar yazayım ilgili anahtar kelimeyi: friction. kullanıcıyı web'e yönlendirmeye çalışmak kasaya girecek potansiyeli azaltır.

bu arada bir not: ios'ta ödeme alabilmek için önce uygulamayı release etmeniz gerekiyor. yani ilk versiyona doğrudan in-app abonelik koyamazsınız. abonelik için ayrıca incelenecek ürün. bir kaç gün sürüyor. eğer in-app özelliği ekleyecekseniz revenuecat'e bir bakın. aylık bir gelire kadar ücretsiz. ios/android dediğiniz için react-native yazdığınızı düşündüm.

sözün özü:
kullanıcıları doğrudan web'den ala yönlendiremezsiniz ama web'den aldıkları abonelikleri pekala kullanabilirler mobil app'te. yönlendirme kısmını küçük ux hileleriyle ve mailing ile falan yapmanız lazım. "web'e git oradan al" diye bir buton koyayım fikri işlemez. ota update (codepush) ile bu butonu göstereyim fikri küçük app'lerde yürür, çok kullanıcı olursa ve apple farkederse marketten silmeye kadar gidebilir durum.

bence ios/android için revenuecat ile entegrasyon sağlayın ve küçük işletmeye tabi olun. belli şartlar dahilinde yüzde onbeş'e düşüyor komisyon -ki bu web'den ödeme alınca ödenecek gidere denk (sadece komisyon değil başka ıvır zıvırları da oluyor).


kendi hesabınızdan app'i gönderirseniz markette developer olarak siz görünürsünüz. oğuz anaoğlu diye bir developer'ın yazdığı uygulamadan abonelik almam ben (sizden ötürü değil, şirket değil tek kişi çünkü) ama app'i transfer edebilirsiniz başka bir hesaba (adamların istediği gibi oldu, iş bitti, app'i transferiyle app'in tüm hakkı onlara geçiyor playstore/appstore ikisinde de var bu özellik)
daha önce inapp yapmadıysanız bir sürü sorunla karşılaşabilirsiniz, çözülmeyecek şeyler değil ve sizin için tecrübe olur.
+1
biseysorcaktim
(19.06.26)
(12)

Macbook tercih etme nedeniniz nedir?

runaway
Size göre ne gibi avantajları var?
Size göre ne gibi avantajları var?
0
runaway
(12.06.26)
5 yıldır donma kasma yok, güncellemeler devam ediyor
kullanımı her zaman keyifli,
şarj çok iyiydi, şuan iyi
tasarım kusursuz, en son bilgilsayarı ne zaman kapattım hatırlamıyorum,
kapağı kapatıp açıp işime devam ediyorum,
quick note, safari, photos ile iphone ile mükemmel senkronizasyon
0
ne demezsin
(12.06.26)
Sadece içerik tüketen biri olarak yazayım;

Çok iyi mühendislik, dengeli hafif gövde, tek elle açılabilen harika ekran, renk doğruluğu, harika ses, harika pil ömrü, güvenlik, çok iyi malzeme, çok iyi çalışan ekosistem (iPhone, iPad ekran yansıtma, AirPlay, kulaklık, HomeKit entegrasyonu, iMessage, telefon, FaceTime, iCloud), çok uzun ekonomik ömür, ikinci el değeri, güncelleme, hafiflik, basitlik. Genel olarak yapması gerekeni yapması, nazlanmaması, doğru düzgün çalışan backup/restore işleri ve tekrar güvenlik.

Tabii bunların bir kısmı MacBook, bir kısmı macOS ile ilgili ama ortak çalışan şeyler.
+1
orient blue
(12.06.26)
Yıllarca 5 kg bilgisayar + şarj kablosu + adaptör taşıyan biri olarak kesinlikle boyutu ve hafifliği. Geniş el çantamda dahi taşıyabiliyorum. Şarjın gerçekten uzun gitmesi ve sürekli şarj etme ihtiyacının olmaması. Kasma donma gibi sıkıntılar yaşanmaması.
+1
black holes in the sky
(12.06.26)
macos, şarj süresi, ağırlık, ekran kalitesi.
0
gule gule
(12.06.26)
Çok güzel anlatmışlar. +1 diyeyim hepsine ben de.
0
Mirket
(12.06.26)
Toplu taşıma kullandığım dönemde hafifliği için tercih etmiştim.
0
aloha snackbar 3
(12.06.26)
IT çalışanıyım. Şirketim m4 max çipli modelini verdiği için 6 aydır deneyimleme şansım oldu. Cihaz gerçekten tık demiyor. milyon tane pencere açık arkada, ordan oraya geçiş yapıyorum hiçbir şekilde ne donma ne kasma. Performans açısından Windows makineleri tokatlar. Pil ömrü muazzam. Sabah 8'de açtığım bilgisayarı akşam 5'e kadar prize takmadan kullandım bir kere. Daha önce böyle bir şey deneyimlemedim açıkçası.

Fakat MacOS'in arayüzünden memnun değilim. Basitlik adı altında pazarladıkları birçok şey saçmalık ve hiçbir şekilde işimi kolaylaştırmıyor. Özellikle Dock rezalet bir tasarima sahip. Windows'taki gibi system tray özelliği yok. Açtığın ve arka planda çalışan bütün uygulamalar dock'ta görünüyor. benim gibi dikkat eksikliği yaşayan biri için inanılmaz kötü bir tasarım. sidebar adında bir eklenti ile çözmek zorunda kaldım ama o da mükemmel çalışmıyor her zaman. Apple'ın verdiği performansı bir Windows makine verse MacOS'lu bir bilgisayarın yüzüne bakmam açıkçası.
+1
synesthesia
(13.06.26)
3 Ana sebebi var, ama öncelikle belirtmem gerek ki ana laptop olarak kullanmıyorum. Ama macbook air şu üç sebepten dolayı en çok işime yarayan "taşınabilir bilgisayar"

1- Uzun şarj süresi
2- Sadece kendisi ve ince bir çantayla her yere gidebiliyor, kalabalığı yok.
3- Fansız olduğundan tozlu ortamlar için ideal. Toz geçirmez değil elbette, ama en azından tozu deli gibi emmiyor.

Haliyle benim gibi ofis ortamı dışında da bir bilgisayara ihtiyacınız oluyorsa biçilmiş kaftan. Hatta ciddi anlamda var olan tek gerçek anlamda "taşınabilir bilgisayar" bu.
0
akhenaten
(13.06.26)
Air var bende m1 işlemcili olanından bir de eski hani. Pili hala günü rahatlıkla çıkarıyor. Seneler geçti kozmetik sorunu yok. Profesyonel değilim günlük kullanıcıyım cihazda tık yok. Yıllarca windows bilgisayarda trackpad kullandım ama illa mouse aradım bunda ise gerek yok cihaz akıyor mause olmadan da. Seyahate çıkıyorum telefonun adaptörü ile birlikte atıyorum bitti. 2 günlük seyahat ise şarj etmeme bile gerek kalmıyor gerekirse de telefon şarj eder gibi ediyorum.
0
denizgonen
(13.06.26)
Macbook kullanmayan ama özellikle pro kullananların makinalarını kısa süre kullanmış birisi olarak dokunma hissiyatı, gesturelar, akıcılığı, pil ömrü, incecik oluşu, ekran kalitesi gerçekten ayrı bir seviyede.
0
kimlanbu
(13.06.26)
ilk aldigim air 8.5 sene gitti, pil 2500 cycle yapmisti ama hala 3 saat dayaniyordu.
1-2 kere keyfe keder format yedi. hic isinma problemi olmadi.
hic servise gitmedi, ve $250 dolara sattim.
daha nossun?
0
cooperr
(13.06.26)
uzun yıllar kullanılabilir
hafif, güçlü, dayanıklı hissettiriyor
kullanımı gerçekten pratik. erişilebilirlik özelliklerini sık sık kullanıyorum (özellikle touchpad'de üç parmakla zoom yapmak için)
touchpad'i bir harika, 4+ yıldır aralıksız mac kullanıyorum, hiç mouse kullanmadım. hatta neredeyse mouse kullanan da görmedim. windows'larda asla bu kadar iyi olmuyor touchpad
ekran kalitesi gerçekten iyi
intel işlemcilerde kalsaydılar belki windows'lardaki üst seviye laptoplar benzer kaliteyi sağlayabilirdi ama m işlemciler ile windows cihazlara fark açtılar
macos cihazlar kendi ekosistemi ile kusursuz çalışıyorlar. airpods ve iphone da kullanıyorum ve artık bu ekosistemden ayrılmak istemiyorum. bir çeşit vendor lock-in.


macos'ta gerçekten saçma ve "neden böyle" dediğim bir sürü özellik var. mesela finder her bakımdan gerçekten kötü, istediğin dizinde ya da tüm mac'te arama yapma özellikleri kötü, menu-bar'daki tray icon'ları harici bir app olmadan ayarlanamıyor ve ekrandaki notch'un altında kalıyor. dock tasarımı kötü, spotlight son iki-üç sürümdür kullanışsız. daha bir sürü böyle şey var ama benzer şikayetleri windows'ta da yapabilirim (copilot'u her yere entegre etme telaşı, reklam gösterir gibi tray'de sürekli msn network'ünden haberler göstermesi falan)

windows cihazların da kendilerine göre bir çok artısı var ama bugünün konusu değil.
overall soracak olsanız, ben hem iş gereği hem de son kullanıcı olarak windows değil macos'u seçerdim.
0
biseysorcaktim
(13.06.26)
(28)

Max kac yil araliksiz calistiniz?

Purple life
Garden leavesiz, dogum isinsiz, iki is arasi 1 ay bosluksuz max kac yil calistiniz?Benim 5.5 yil ve cok bunaldim. Bunalmak icin de cok erken gibi ama.
Garden leavesiz, dogum isinsiz, iki is arasi 1 ay bosluksuz max kac yil calistiniz?

Benim 5.5 yil ve cok bunaldim. Bunalmak icin de cok erken gibi ama.
0
Purple life
(09.06.26)
12.5 yil. bunalmadim ama calismaya bayilmiyorum.
0
lemmiwinks
(09.06.26)
13 yil olmus. Bu sefer is degistirirsem yada farkli birsey yaparsam arada daha buyuk bir bosluk birakmak istiyorum ama maalesef piyasa sartlari pek iyi degil.
0
mbond
(09.06.26)
2018 ocak - 2025 aralık arası aralıksız çalıştım. bu esnada 4 farklı şirket değiştirdim ama aynı işi yaptım aslında. operasyon nereye ben oraya. 6 aydır işsizim. ne zaman çözerim bu derdi bilmiyorum.
0
rain when i die
(09.06.26)
Boşluksuz 9 yıl. iki iş arası 1 ay boşluklu 11 yıl. Erken değil ben ilk yıl bunalmistim hala çalışmak (ülkedeki şartlardan dolayı ve sektöründen dolayı) çok iğrenç geliyor.
0
a perfect lie
(09.06.26)
15 senedir çalışıyorum. sadece 3 ay ameliyata yattım tek aram bu. askerde bile çalıştım.
0
mikahakkinen
(09.06.26)
ilk işim 5 yılı geçti. ben de bunaldım da işsiz olma düşüncesi daha kötü başka gelirim yok.
0
jelly bear
(09.06.26)
16 yıldır aralıksız çalışıyorum. son 2 yılı biraz daha kendi işim gibi ama geçişlerde hiç ara vermedim.
0
awlmi
(09.06.26)
Garden leave ne la
+7
baldur2
(09.06.26)
Yaklaşık 26 senelik tam amanlı kariyerinde hiç boş kalmamışım, şimdi farkettim.
0
kumandanim
(09.06.26)
@baldur2, ücretli izin. Ama genelde kovulanlarin aldigi bir sey.
-1
🌸Purple life
(09.06.26)
2019-2026 arası 6 küsur yıl,tek parça.
6 aydır işsiz.
0
denizciman
(09.06.26)
10 yıl
0
peki madem
(09.06.26)
10 yil ve artiyor, zaten ilk isim, henuz degistirmedim.
0
king lizard
(09.06.26)
8,5 yıldan sonra pandemi patlayınca eve geçmiştik. sonra kurum binasız kalınca bir dönem uzaktan çalıştık ama işimiz uygulama olunca, uzaktan kısmı biraz yalandı..
son 5 yılda, 8-5 arka arkaya çalıştığım bir kaç ayı geçmez. ama iş olunca aylarca sabahlamışlığım da az değil.
son bir yıldır ücretsiz izindeyim; valla cennet gibi^^
0
lil siztah
(09.06.26)
tam 10,5 yıl aralıksız. araya giren doğum izni sonrası 2. 10 yılıma doğru ilerliyorum. emekliliğe hala 17 sene var, nasıl biteceğini bilmiyorum, çalışmayı seviyorum ama sorumluluk sevmiyorum.
0
in vino veritas
(09.06.26)
15 yıldır aralıksız çalışıyorum. pandemi zamanını inanılmaz özlüyorum. herkes off poff eve tıkılı kaldık derken, durmak bana aşırı iyi gelmişti o dönem.
0
dedim ben sana
(09.06.26)
7,5 yıldır aralıksız :’)
0
theseachange
(09.06.26)
7,5 yıl(hiç yıllık izin kullanmadan).
iş bilgisayarını az önce kapattım da geldim, tam bir hayatsızım.
0
late viper
(09.06.26)
@late, neden izin kullanmadin 7.5 yilda?
-1
🌸Purple life
(09.06.26)
20 yildir toplam boslugum 3 ay onda da is aramadim.
0
duster
(09.06.26)
14 yıldır aralıksız çalışıyorum
0
mirty
(09.06.26)
ilkokula basladigimdan beri ya okuyorum, ya calisiyorum. gecen bunu dusundum hic kendime ait zamanim olmamis.
0
antikadimag
(10.06.26)
11. yilimdayim ve hala ilk olarak calismaya basladigim sirketteyim. hic is degistirmedim. comfort zone mu dersiniz artik ben bilemem
0
pasaklıpepee
(10.06.26)
toplam 23 yıldır iş hayatındayım bir firmada kesintisiz 7 yıl diğer firmada kesintisiz 14 yıl çalıştım. 6 aylık işsizlikten sonra şimdi başka bir yerde çalışıyorum.
0
bluemoon22
(10.06.26)
7+5+2 = 14
3 firma 14 sene, gecisler arasi 1-2 hafta vardi.
en son isten kovulana kadar ara vermedim. kovulduguma hem uzuldum hem sevindim, 4 ay dinlendim. iyi geldi, baska islere bulasmama firsat verdi.
bazen kovulmak iyi geliyor :D
0
cooperr
(10.06.26)
18.

ölene kadar bam bam bam.
0
gurur
(10.06.26)
Oglum nasil dayaniyorsunuz, bazi ornekler insanliktan cikmalik delirmelik. Hepinizin hedefi finansal bagimsizlik ve erken emeklilik mi yoksa?
0
baldur2
(10.06.26)
2017 Ekim - 2026 Ocak
Yaklaşık 8 yıl.
Ama bu sürenin içinde 20 günlük askerlik de var.
0
biseysorcaktim
(11.06.26)
(5)

Eski işyerinden arkadaşın düğünü

ttt
Merhaba duyuruya çok uzun zamandır girmiyordum açıkçası ama başka bir konuda arama yaparken duyurudan bir link çıkınca aklıma geldi bir danışayım dedim.Eski işyerimden o zaman için samimi olduğumuz bir arkadaşım haziran sonundaki düğünü için davetiye atmış. Açıkçası gitme düşüncem var fakat damattan
Merhaba duyuruya çok uzun zamandır girmiyordum açıkçası ama başka bir konuda arama yaparken duyurudan bir link çıkınca aklıma geldi bir danışayım dedim.

Eski işyerimden o zaman için samimi olduğumuz bir arkadaşım haziran sonundaki düğünü için davetiye atmış. Açıkçası gitme düşüncem var fakat damattan başka kimseyi tanımadığımdan gidip orada sap gibi kalma ihtimalim de var. Başka bir arkadaşımla konuşurken e madem böyle düşünüyorsun adamı ara bizim eski ekipten başka kime davetiye yolladın gelecek olan var mı sor dedi. Bu şekilde arayıp sormak bana biraz abes olur gibi geldi ama siz ne dersiniz? Teşekkür ettim şimdiden.
+1
ttt
(05.06.26)
Sempatik şekilde sorulabilir bence, düğün öncesi tatlış dedikodu edasıyla. Kadınlar bunu çok yapıyor :)
0
gadlemler
(05.06.26)
Eski ekip arkadaşlarınizdan iletişime geçebileceğiniz kimse yok mu düğüne gidecek misin diye sorsanız? Belki iletişimler kopmuştur ama konu düğün olunca belki sorulabilir
0
egerbiryolcu
(05.06.26)
valla hanımlar yapıyor olabilir de brolar arası nasıl olur bilemedim :) eski ekiple orda karşılaşsak muhabbetimiz olur da şimdi damdan düşer gibi sorsam haberim yok deseler kekremsi bir durum
+1
🌸ttt
(06.06.26)
sonrasında gerçekten kimse olmasa dahi gidecekseniz bence hiç ayıp olmaz. mesaj atın ama aramaya değecek bir konu değil.

bizden başka kimse var mı eski ekipten? birlikte geliriz belki diye soruyum dedim.

deseniz hiç de ayıp olmaz. hatta isterseniz araya bir de destek olabileceğim bir şey var mı sıkıştırın nasılsa çıkmaz.
+1
enteg
(06.06.26)
Damada sorun bizim iş arkadaşlarından kimleri davet ettin, tanıdığım kimler geliyor gibisinden. Neden abes olsun anlamadım.

İster telefon edin ister mesaj atın farketmez, sonuçta düğüne daha bir kaç hafta var.
0
biseysorcaktim
(07.06.26)
(10)

Dizi önerisi yerli ve komik

egerbiryolcu
Önerileri alabilirim tek isteğim üçüncü bölümden sonra tadı kaçmasin uzun soluklu aynı kaliteyi sürdürmesi
Önerileri alabilirim tek isteğim üçüncü bölümden sonra tadı kaçmasin uzun soluklu aynı kaliteyi sürdürmesi
0
egerbiryolcu
(27.05.26)
Gassal
-7
Mirket
(27.05.26)
Kaygısızlar
-1
yurtsuz john
(27.05.26)
Beş kardeş gibisi gelmedi. YouTube da var
+2
mezarlik
(27.05.26)
7 numara
+1
yadigar
(28.05.26)
Gibi
+3
Uncle Sam
(28.05.26)
Sıdıka
+2
duster
(28.05.26)
(bkz: Ayak işleri )
+3
etna
(28.05.26)
ayak işleri +1
bir de "dünya bu" var, kalt ekibinden.
0
biseysorcaktim
(28.05.26)
bu sorunun cevabı Ruhsar'dır ya.
özellikle 90 ve öncesi doğumluysanız izleyebileceğiniz en iyi dizidir Ruhsar. değilseniz bile bi şans vermenizi şiddetle öneririm. benim hala en sevdiğim dizidir.
+2
matilda
(28.05.26)
İbreti ailem. 6 bölüm, olkan serdar yıldız, müjdat gezen, şebnem sönmez, çağlar çorumlu, müjdat gezen zafer Algöz vs oynuyor. Biraz sıkıcı gelebilir ama bakmakta fayda var.
0
bumbum
(28.05.26)
(10)

Arabayı satacağım diye bakımlarını yaptırmamak

duguit
Bir haftadır kuzenim için araba arıyoruz 450-500bin tl bandında. Konuştuklarımın çoğu 10.000 km'yi 3-4 bin km geçmesine rağmen yağ-filtre bakımını aksatmış. Yani ortalama 15-20 yaşında, 150.000-200.000 km civarında arabalar, zaten yıpranmış bir de bakımını aksatıyorlar falan çok itici geliyor açıkça
Bir haftadır kuzenim için araba arıyoruz 450-500bin tl bandında. Konuştuklarımın çoğu 10.000 km'yi 3-4 bin km geçmesine rağmen yağ-filtre bakımını aksatmış. Yani ortalama 15-20 yaşında, 150.000-200.000 km civarında arabalar, zaten yıpranmış bir de bakımını aksatıyorlar falan çok itici geliyor açıkçası. 3500-4000 tl verip periyodik bakımını yaptırmayan kişi acaba neleri aksatmıştır diye düşünüyorum. Kendime 3 tane ikinci el araba almıştım hiç böyle şeyler yaşamamıştım, satarken de bakımlarını zamanında yaptırıp muayenesini yaptırıp satışa koydum hep. Bu işin normali "zaten satacağım" diyerek para harcamamak mıdır?
0
duguit
(25.05.26)
İşin içinde cepten çıkacak para olunca herşey yapılıyor. Dediğiniz gibi o kilometrelere kadar yağ değişmemişse, genel olarak da iyi bakmamıştır arabaya büyük ihtimal. Bu işin normali bu değildir, bana göre ilanda belirtilmiyorsa periyodik bakımlarının fazla geçmemiş olması lazım. Özetle satıcının ve evrakların güven vermesi önemli.

Bir arkadaş vardı, hep bakımı yapılmış araba alırdı ve aracın ihtiyaçlarını idareten hallederdi. Biraz da büyük masraf gerektiren işler yaklaşınca yaptırmadan satardı. Fiyat bağlamında daha avantajlı bir yaklaşım. Araba çok bakımlı olsa bakıma ödenen para fiyata ne kadar yansır şüpheli.
+1
mbond
(25.05.26)
ben de satacağım diye bakımını yaptırmıştım. akrabalar dalga geçmişti.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(25.05.26)
normali bu değil, aracın garanti dışı kalma ihtimali var ve zaten araçların ilk bakımları gayet ucuz oluyor ve hatta ilk bakım hediyesi falan bile oluyor, yani yaptırmamaları bence pek ekonomisiyle alakalı değil. yeni araçlarda bakım km'leri 10 değil 15 ve hatta 20 bin buna dikkat ederek sordunuz mu? yani sene olarak bakım tarihi geçmişse bilemem ama km olarak bakım zamanı gelmemiş olabilir.

yüksek kilometreli araca gelince, araç zaten garanti dışıdır, yetkili serviste bakım masrafları çok yüksek, sanayide de yağ değiştirip geçiyorlardır. bir de aracın artık sağından solundan alakasız arızalar çıkmaya başlıyor ve araç sahibi usanıyor. bence bu durumda yaptırmıyorsa usanmışlardır ve normal.
-1
malheiros
(25.05.26)
Piyasa işte, satıcılar her zaman minimuma eğilimli. Eğer siz alırsanız veya alan olursa böyle gider. Birkaç kişi daha bakımı bahane göstererek vazgeçerse gider bakım yaptırır veya fiyatı daha çok düşürür. Herkes hak ettiği gibi yönetilir mevzusunun özü de bu. Çok sorunuzla alakalı değil gibi ama biraz felsefi yönü de var bu sorunun.

Özetle alan oldukça freni patlak araç bile satılır, ilana da ustanızla gelin yazarlar. Böyle bu işler.
+1
akhenaten
(25.05.26)
arabayı koyduğun fiyat 500bin.
50bin liralık bakım yapıyorsun, "bakımları yapılmıştır, 550bin" yazıyorsun insanlar fazla bulup 500 vermeye çalışıyor.
bakımsız 500bin'e satıyorsun, alanlar memnun oluyor.

sanırım buna benzer bir denge var piyasada.

ben de doğru bulmuyorum bakımları aksatmayı. periyodik bakım, yağ değişimi gibi 3-5bin'lik şeyleri yapmamak konusunda sizinle aynı fikirdeyim. onu yapmayan kim bilir nasıl kullanmıştır arabasını. yağ-su çok önemli şeyler araba için. 3-5binlik bakım yapmadın 50-100bin masraf açılacak uzun vadede.
+4
biseysorcaktim
(25.05.26)
o yaş o kmdeki araçta son bakım yeni yapılmış olsa aracın tüm geçmişine güvenecek misin? veya yaptım dedi hadi, nasıl emin olacaksın? piyasada birçok kişi satarken hep ağır bakımları yeni yapıldı, triger baskı balata değişti vs. yazıyor gördüğüm ama yeni değişti denen trigeri birkaç aya kopan araçlar da var? veya daha şanslı olup kontrol edilen değişmediği farkedilen... bakımları hep aksatılmış aracın yağını filtresini değiştirmesi bakımlı araç algısı yaratıyor diye fiyatı şişirip aynı aracı daha yüksek fiyattan kakalayabilir. bi yerde geçmişinde aksaklıklar yaşanmış olabileceğini kabullenip mevcut durumunu kontrol edip bariz sorun yoksa alıp bakımlarını yapmak gerek gibi geliyor eski araçlarda. dün değiştirdim dese güvenmem yağı filtreyi antifrizi yeni araç aldığımda değiştirir kendim bilirim.

ben tanıdıktan aldım, yağın yaşını da kmsini de söyledi ve kendisine güvenirim ama değişimi yaptırdığı ustaya güvenmem. ne marka yağ koydu bilmiyorum, doğru yağ koydu mu bilmiyorum, değiştirdim diyip değiştirmeden para almadığını nereden bileyim? antifriz de 2 yıllıktı radyatör değişirken değişti ama antifrizin markasını bilmediğimden, içine musluk suyu mu kondu bilmediğimden güvenmedim değiştirdim yine. triger devirdaim vs. de yine radyatörle beraber 2 yıl önce değişmiş ama tanıdıktan olmasa ve triger koparması riskli olsa onu da değiştirtir veya enazından kontrol eder/ettirirdim. bu araçta triger kopsa da piston siboplara vurmadığından çok sıkıntı değil. yolda kalırım ama motorda masraf açmaz.
0
konetsu
(25.05.26)
ben de pandemi de bakım yaptırmamıştım araba yattığı için
3bin km eski yağla gitmesi hoş değil elbette
lastikleri aküyü de değişmiyorlar
bunları hesaba katmak lazım
v kayışı triger zaten muamma

bu tip önemli değişim tarihlerini telefona yazıp kayıtlı tutmak lazım satarken söylemek filan
0
mantık
(25.05.26)
Ucuz yollu arabaların %99'u aynı halde, sıfır bakım, yağ balçık halinde, motorundan şanzımanına yağ kaçakları var, soğutma suyu bile direkt musluktan.

Araba hareket ettiği sürece bu şekilde biniyorlar. O arabalardan hayır gelmez, motor bloğu bile içten içe çürüyor.
0
kimlanbu
(25.05.26)
İnsanlar maalesef bu şekilde kullanıyorlar aracı.

Motordan ziyade dış görünüş ve havasıyla uğraşıyorlar. Aracın yakıt ile birlikte en önemli şeyi motor yağı ve yağ filtresi. 2012 model aracım var. Filtron Polen, Filtron hava, mobis orijinal yağ filtresi, 4 litre shell helix 5w-30 yağ. 2500 lira tuttu. 1000 lira işçilik verdim. 1 neredeyse 1 depo yakıt parası. Ama insanlara bunu vermek zor geliyor. En önemli şey yağ. 8-9kda değiştiriyorum ben. 190k km’de araç.

Soğutma suyu aynı. Antifriz koymaya üşeniyor insanlar. Antifriz konmayan araç da çöp oluyor işte. Kesin conta yakıyor. Çürüyor.

Türkiye’de ise olay şöyle. Adam motoruna, antifrizine bakmıyor. Değişen, boya var mı diye bakıyor. Hoş onda da haklı insanlar. Çünkü kaza fotoğrafı yoksa eğer. Çok büyük bir kazayı saklıyor olabiliyorlar.

Bu arada galericiler de aynı. Abi bakımı yeni yaptırmaya gerek yok denen araçların %90ı bakımı geçmiş araçlar.
0
jackyr
(25.05.26)
Bu pek ölçü degil, normalde bakım aksatmayan biri, arabayi satmaya karar verince artik para harcamak istemez, alan yaptirsin diye düşünür. Anahtarin pili bitmiş, kapilari anahtari sokup açarak kullanan insandan araba aldim ben, satmayi dusununce bir pil bile almamış yani. Hep boyle aslinda,
+1
covered
(26.05.26)
(18)

"Babamı arayabilir miyim?"

deniz kiyisi ve papatyalar
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
dolandırıcılık olmasa bile telefonu alıp kaçabilirler en basitinden.
ekonomi bozuldukça, bizde de sokakta telefonla konuşanların elinden çekip çalmalar çoğalacak korkarım.
dün istanbul kart yüklerken, kızın biri makinadan çıkan fişleri topluyormuş. benim yükleme tamamlanınca, daha kartı alamadan fiş verme düğmesine basmak üzere önüme atladı. kartı kapacak sandım. o fişleri niye topluyor, ne işine yarayacak, hiç anlamadım. tuhaf tuhaf işler..
+2
lil siztah
(23.05.26)
Bana da 2 gün önce genç bir kız sordu. Telefonunuzu kullanabilir miyim dedi. ben de vermedim. Yeni bir şeyler deniyorlar galiba
+1
Rondak
(23.05.26)
gerçekten yardıma ihtiyacı olma ihtimaline karşı "telefonu vermem ama numarayı söyleyin arayayım hoparlörden konuşursunuz" mu desek acaba?
çünkü benim birkaç ay önce böyle bi yardıma ihtiyacım olmuştu da. şehirlerarası seyahat için evden çıktım bi 10 dk gittikten sonra telefonumun nerde olduğunu bilmediğimi fark ettim. arabada çok fazla eşya vardı ve telefonumu evde mi unuttum yoksa çantalardan birinde mi bilmediğim için arabadan inip birinden telefonuyla kendimi aramayı rica ettim sağolsun izin verdi. hatta telefonla arabaya girip dinledim falan çalıyor mu diye. çalsa boşa eve dönmemiş olacaktım.
+1
mezzosprite
(23.05.26)
ben yolda beni çevirenlere cevap bile vermiyorum. dinlemeden yok de geç.
ne olacağı belli olmaz. devir iyilik yapma devri değil. gözün açık olacak karşındakinin her şeyi yapabileceği bir dönem.
+1
my fault
(23.05.26)
@lil siztah
O fişleri şirketler "yol/ulaşım yardımı" için istiyor bazen. Kendi arabasıyla gelen bile akbil gişelerinden toplamak zorunda kalabiliyor.

Akbil dedim, gişe dedim. Siz onu istanbulkart dolum otomatı anlayın :)
+1
yadigar
(23.05.26)
Türkiye'ye 1 haftalığına geldim ve bu durum 2 kez başıma geldi. (aileme falan anlattım böyle bişey olursa vermeyin diye) Bence normal değil.

gerçekten iyi niyetli olsalar bile sıkıntı. Çünkü aradığı kişi X ile bağlantılı çıksa sen aradığın için seni ifadeye çağırabilirler öyle bi ülke burası :D
+1
nhk ni youkosu
(23.05.26)
sesli düşünüyorum.

iyi ses:
gençler parasız, dilenme kültürü de normalleşti. metrolarda da milletten istiyorlar.

kötü ses:
yeni jenerasyonun aile ilişkileri kötü. sokakta babalarını arama ihtimalleri düşük.
0
buenosdias
(23.05.26)
Benzer bir durumda kalmıştım. (Arabayı detaylı temizlik için gece onda tanıdık detailingciye bırak, dönüşte metroda şarjın bitsin, hep arabadaki şarj aletine güvendiğin için boş bataryayla ortada kal ve meteo'da aksaklık olsun) Böyle zor bir durumda ne yapacağımı bilemedim. Bir genç kız telefonuyla uğraşıyordu. Gece evden aniden pijama/eşofman arası bir kıyafetle ve yalınayak terliklerle çıkmışım. Saç baş da dağınık, berduş gibi görünüyorum. Güvenli bir mesafeden en uysal ve kibar ses tonumla rica ettim, "eşime WhatsApp'tan 'kocanızın şarjı bitmiş merak etmeyin" yazabilir mi diye... Hem yazılı delil hem de whatsapp olduğundan en başını ağrıtmayacak ve korkutmayacak yöntem o aklıma geldi.

Allah razı olsun, dedi ki 'arayayım, sesinizi de duysun'. Çok makbule geçti.

Kendinizi garantiye alarak, yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Mesela "telefonu veremem ama numarasını söyle, sms ile haber vereyim ben yazarım ne ise mevzu" gibisinden. HTS kayıtlarında arama içeriği yok. Süre, arayan, aranan, baz istasyonu lokasyonu gibi veriler var. Ama sms'lerin metni de tutuluyor. Böyle durumlarda mevzuyu net bir şekilde içeren bir sms atarsanız, sadece o mesaj yüzünden başınız ağrımaz. Anxak, arama mevzusu sakat olabiliyor...
Bilginize.
0
yadigar
(23.05.26)
-babamı arayabilir miyim
-evladım hasta
-yolda kaldım
-bir şey sorabilir miyim
-bana x yiyeceği alır mısın
-restoran çöpü eşeleyen "fakirler"
-ana caddeye ateş yakıp "ısınmaya" çalışanlar
-fırçasını düşüren ayakkabı boyacıları

Büyükşehirde yaşayanlar bu saydıklarıma metelik bile vermez. Dilimde tüy bitti izah etmekten.
+7
yurtsuz john
(23.05.26)
10 kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı oluyor, problem çıkmıyor. Ama 11. kişi problem çıkarınca tüm insanlar böyle/insanlara güven olmaz bla bla bla

Karşıdakinin ses tonu, hal hareketi, nezaketi tüm niyetini belli ediyor zaten. Eğer sizden birisi bunu rica ettiysede nazikçe neden yapmak istemediğinizi söyleyin. İyi niyetle yaklaştıysa zaten anlayış gösterir. Ama yüzüne bile bakmayıp görmezden gelince siz de o yardım isteyen kişinin gözünde 11. kişi olacaksınız.

Dünya böyle. Zaten herkes iyi niyetle yaklaşsa hiçbir soru kalmazdı, hukuka gerek olmazdı. Ama bunu bahane edip 11. kişi olmanın manası yok.
Dünyada herkes kötü bi siz iyi değilsiniz.
-3
substituent
(23.05.26)
Ben genelde insanlara yer tarifi için bir şey sorabilir miyim derdim. Bana da biri bir şey sorabilir miyim deyince defalarca yer soracak zannedip duraksiyordum ama iki saniyede bambaşka bir dert olduğu (tanıtım, reklam, zorla bağiş, dinlemeye mecbur tutma) gibi şeyler... anlaşılıyordu. O yüzden gerçekten büyükşehirlerde insanlar artık kurunun yanında yaş yansa da bir şey rica edenlere dönüp bakamiyor.
+1
egerbiryolcu
(23.05.26)
Telefonu isteyenler tekin tipler değildi diye belirttim zaten dostlar. Yardım meselesi değil bu. Benzer durumda yardım etmişliğim oldu elbette. Benim kastettiğim şey bu çocuklar birilerini arıyor da acaba telefon üzerinden iş mi çeviriyorlar idi.
+1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
Herşey olabilir. Telefonu alıp kaçabilir de. Bundan 15 sene önce bu taktikle telefonu alıp kaçıyorlardı. Bir arkadaş telefonu verdi, adam yürüyerek uzaklaşınca hop hop nerede dedi. Adam da siktir lan deyip kaçmıştı.
+1
runaway
(23.05.26)
Telefonunuzu dolandırıcılık veya bir suç için kullanabilirler, tehdit gibi. Bunu ispat etmenizde mümkün değil maalesef. "Ben yapmadım" deseniz bile, bunu mahkemede ispat etmeniz imkansıza yakın.

Birisi size para gönderiyim çek, hesabını kullanıyim, kredi kartını kullanıyim, telefonunu kullanıyim vs. derse uzak durmak lazım. Gitsin devletin resmi kurumlarından, karakoldan destek alsın.

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.05.26)
Hukukçuyum. Kesinlikle vermeyin. tekrar ediyorum kesinlikle vermeyin. Eğer inanıyorsanız sadece mesaj atmasına izin verin mesajda siz yazın.
+2
ground
(23.05.26)
telefonu alıp kaçacak
+1
co2s2
(23.05.26)
Bir çocuğu ekleyebilir, bir çocuğa mesaj yazabilir. Sonra büyükleri seni tehdit edip şantaj yapmaya kalkar. Başın ağrır. Kimseye de anlatamazsın
0
hebanon
(23.05.26)
Tekinsiz bir çocukça vermemekle iyi etmişsiniz, ben telefon verdiğimde yanımda konuşturuyorum ya da biraz köşeye sıkıştırıyorum alıp kaçmasın diye. Ama asıl problem alıp kaçması değil birine suç olan bir şey deme ihtimali. Bu zamana kadar görmezden geldim ki artık önemsenmeyecek bir durum değil bu.

—-

Şarjım bitmiş ya da telefonum kullanılamıyor İsa ve birini aramamız gerekiyorsa biz ne yapalım? Eskiden büfelerde kontörlü telefonlar vardı ya da sık şık Türk Telekom’un jetonlu telefonları vardı. Artık kullanılmıyor ya da yoklar. Varlar mı hala?

Yani cebimde kredi kartı var ve telefonumun şarjı bittiyse iki dklık bir görüşme yapmam ne şekilde mümkün?
0
biseysorcaktim
(24.05.26)
(2)

Gayrettepe havalimanı metrosu son durum

kanatlı kontun müşfik öpücüğü
Daha önce bir defa kullandım bu hattı 20 dkda bir tren geliyordu. Şimdi tamirat falan bir şeyler varmış sanırım aktarma yapmak gerekiyor dediler. Yarın sabah 9 gibi havalimanında olmam lazım aksama oluyor mu işleyişte? Gayrettepeden ne kadar sürüyor güncel olarak? Gerekirse riske girmeden havaist ya
Daha önce bir defa kullandım bu hattı 20 dkda bir tren geliyordu. Şimdi tamirat falan bir şeyler varmış sanırım aktarma yapmak gerekiyor dediler. Yarın sabah 9 gibi havalimanında olmam lazım aksama oluyor mu işleyişte? Gayrettepeden ne kadar sürüyor güncel olarak? Gerekirse riske girmeden havaist yapayım. Teşekkürler
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(22.05.26)
Gayrettepe'den direkt İst havalimanına kesintisiz gidiyor. Bir sonraki durak kargo terminalinde aktarma olayı başlıyor. Arnavutköy' e devam edecek olanlar bu durakta tren değişikliği yapiyorlar.

Evet hâlâ 20 dakikada bir kalkıyor. Ama bu tamirat olayından sonra saatlerde değişiklik olmuş olabilir mesela önceden 19.14 te bir kalkış vardı artık 19.10 da gibi ufak tefek farklılıklar olabilir.

Bunun dışında bindiğiniz andan itibaren en fazla 40 dakika sürer. (Ben havalimanından iki durak daha fazla gidiyorum 40 dakika sürüyor. Havalimanı belki 35 dakika falandır)


Bu arada metrodan inince havalimanı içinde yürüyüş süresinin de çok olduğunu yakinlarimdan duymuştum. Bu süreyi de hesaba katmak gerekebilir.
0
egerbiryolcu
(23.05.26)
üstteki cevaba ek:
evet metrodan inince epey bir yürüme var. elimde bavulla yaklaşık 20-30 dakika sürmüştü.
0
biseysorcaktim
(23.05.26)
(5)

Elektrikli diş fırçası

dfn4
Oral b mi Philips mi daha iyi olur? Çok üst model düşünmüyorum. Ortalama olsun. İki tane alacağız yakın zamanda alan varsa marka model önerirse sevinirim
Oral b mi Philips mi daha iyi olur? Çok üst model düşünmüyorum. Ortalama olsun. İki tane alacağız yakın zamanda alan varsa marka model önerirse sevinirim
0
dfn4
(19.05.26)
bu konuda kral oral-b'dir.
0
summerjam0306
(19.05.26)
Ben yillardir sonicare kullaniyorum. Paranin yettigi en basit modeli al. 2 dakika ve duzgun fircadigin surecte me aldigin farketmez
+1
compumaster
(20.05.26)
Oral-b io 5 modelini kullanıyorum üç aydır. Çok memnunum
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(20.05.26)
Oral-b virality ile yedinci senemdeyim, hala ilk günü gibi.
+1
biseysorcaktim
(20.05.26)
oral- b
0
darthvader
(20.05.26)
(6)

Agoda guvenilir mi

egerbiryolcu
Başka sitede 12 bin olan otel orada 9 bin gosteriyo mesela.Kullandınız mı sorun yaşayan veya yasamayanlar oldu mu?
Başka sitede 12 bin olan otel orada 9 bin gosteriyo mesela.

Kullandınız mı sorun yaşayan veya yasamayanlar oldu mu?
0
egerbiryolcu
(19.05.26)
Guvenilir
0
üğpoıuy
(19.05.26)
Expedia, booking ve agoda. Hangisi ucuzsa rahatlıkla ondan alırım. Hepsi aynı.
0
ezkaza
(19.05.26)
Booking.com'un iştiraki. Güvenilir yani.
0
Mcfly
(19.05.26)
Güvenilir tabi ki ama ödeme yaptıktan sonra mutlaka oteli arayın ve rezervasyonu teyit ettirin. En çok agodada bu sorun var oteller fiyatları çok düşük olduğu için kabul etmiyor rezervasyonu ya seni arıyorlar ya da otele gidince öğreniyorsun. En az 3 kez bunu yaşadım
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.05.26)
Gecen hafta kullandim, bookin ve kendi sitesinden 50€ daha ucuzdu agoda'da. Sorun olmadi.
0
mirafiori
(19.05.26)
Güvenilir. Çok büyük bir firma.

Ucuz olmasının sebebini sormuştum otelciye, çünkü yarı yarıya oda tutmuştum. Bu tarz siteler sezonda otelle anlaşma yapabilmek için, sezon dışında böyle indirimli oda satıyorlar. Aradaki 3bin farkı agoda kendisi ödüyor otele. Hem kendi bilinirliği hem de bahsettiğim gibi sezon zamanı sitesinde oteli listeleyebilmek için bunu yapıyormuş.
0
biseysorcaktim
(20.05.26)
(7)

sizce bu durum insanın zeka durumuna dair büyük ölçüde fikir verir mi?

m e b
selam.muhatabınıza aynı anda iki soru soruyorsunuz ama tek bir tanesine cevap veriyor/yazıyor ama diğer soru hiç sorulmamış gibi tepki bile vermiyor. bu hani, "özel bir soru diye cevap vermemiştir" meselesi değil. son derece sıradan dümdüz sorular yani. siz de böyle şeyler yaşıyor ya da yaşatıyor mu
selam.

muhatabınıza aynı anda iki soru soruyorsunuz ama tek bir tanesine cevap veriyor/yazıyor ama diğer soru hiç sorulmamış gibi tepki bile vermiyor. bu hani, "özel bir soru diye cevap vermemiştir" meselesi değil. son derece sıradan dümdüz sorular yani. siz de böyle şeyler yaşıyor ya da yaşatıyor musunuz?

a: battaniyeyi getirdiniz mi? bir de su alınacaktı, aldınız mı?
b: aldık, arabada.
a: battaniyeyi getirmediniz mi?
b: getirdik/getirmedik.

a: ürgüp'e mi gittiniz, alanya'ya mı?
b: evet/hayır.

illa ikinci kez tekrar edeceksin, soruyu tekrar ama ayrı soracaksın filan.

prnt.sc
0
m e b
(18.05.26)
Ben cevap vermeyen tarafım. İki soruyu aynı anda sormak yanlış bence.
-12
arbre
(18.05.26)
Zeka degil de odakla ilgili gibi gorunuyor ve/veya ozensizlik/umursamazlik da olabilir. Son yillarda benim de basima cok geliyor, kendim de yapiyorum bazen. Sirketlerle yapilan maillesmelerde bile oluyor. Ilk goze carpan soruya cevap veriliyor, digerleri kaliyor oyle.

Herseyi youtube shorts ve benzeri seylere baglamaya basladim ama bu tur ortamlardan dolayi odagimiz falan gitti, beynimiz hosafa dondu. Sizin ornek daha cok gorece yasli dikkatsizligi gibi duruyor, tabii artik onlar da shorts vs hatta AI falan takiliyorlar.
0
mbond
(18.05.26)
bu şekilde 2-3 soru sorunca dediğin gibi hep tek cevap geliyor. bana göre bu bir salaklık bende o yüzden tek tek soruyorum cevap gelince yeni soruya geçiyorum.
0
gercekdunya
(18.05.26)
Birbiriyle alakasız birden fazla soru varsa bu soranın hatası, sırayla sor cevabını al. Bazen soru sorarsın, daha ilk soruyu cevaplamadan üçüncü bir soru gelip muhabbeti dallandırır, ikinci soru arada kaynar

Örneklerin anlam kazanması ve bunları karşıdaki kişinin zeka seviyesine bağlamak için bir sürü parametre gerekli. Karşıdaki insanın özel hayatında, iş hayatında sıkıntı var mı, dikkatini size verebiliyor mu ? Gecenin bir körü mü, sabahın körü mü ? Sizin onun gözünüzdeki değeri nedir ?

Ben herkese aynı özenle cevap vermem mesela.
0
kimlanbu
(18.05.26)
Dikkati dağınık veya umursamıyor.

Ben bir soru sorduğumda cevap alamıyorsam soruyu değiştiriyorum. Genellikle açık uçlu sorular sorun ki istediğiniz cevap versin. Evet hayırlı veya seçenekli soru sorunca hatlar karışıyor.

Ürgüp'e mi gittiniz Alanya'ya mı? Evet.
Nereye gittiniz? Alanya'ya.
Pegasus'la mı gittiniz Türk Hava Yolları'yla mı? Evet.
Gittiğiniz uçağın kodu ne? TK4567
0
tiredofwaiting
(18.05.26)
birden fazla sorunun ikisine de cevap veriyorsa zeki, akıllı gibi konumlandırırım.

verdiğiniz örnekteki gibi olunca doğrudan aptal konumuna koymam ama dikkatsiz ya da yeteri kadar zeki değil diye düşünürüm.

sıradan, vasat gelir o kişi.

yani normali iki sorunun sadece sonuncusuna cevap vermek de, ikisine de cevap verince normalin üstü bir zeka/dikkat gibi yorumluyorum.
0
biseysorcaktim
(18.05.26)
Ennnnsinir olduğum insan tiplerinden bu gruptakiler. Zeka seviyesiyle ilgili olduğunu pek düşünmüyorum ama, çünkü bunlardan akademik ortamlarda da çok.

Bence temel sebebi kafasının çok dağınık olması bu tür insanların. Hatta çoğu cevap verdim sanıyor ama içinden yanıtlamış oluyor :D

Yani üst üste gelen 4-5 tane soruyu takip edememeyi anlarım ama 2 taneyi de et kardeşim bi zahmet :D

Gerçi böyle konuşması kolay da herkesin kendine göre sorunları var, yaşamak kolay değil.
0
truf
(18.05.26)
(15)

Mediamarkt'tan kim, ne alıyor?

eisberg
Geçen bir hediye alayım diye girdim, hemen hemen tüm ürünler dışarıdan daha pahalı. Amazon, hepsiburada falan çok net daha ucuz ve oralardaki satıcılar kendileri. Hatta samsung, huawei bile daha ucuza satıyor aynı ürünler. Amazon, HB 9 taksit yapıyor burada öyle bir şey de yok. Siz buradan alışveriş
Geçen bir hediye alayım diye girdim, hemen hemen tüm ürünler dışarıdan daha pahalı. Amazon, hepsiburada falan çok net daha ucuz ve oralardaki satıcılar kendileri. Hatta samsung, huawei bile daha ucuza satıyor aynı ürünler. Amazon, HB 9 taksit yapıyor burada öyle bir şey de yok. Siz buradan alışveriş yapıyor musunuz? yapanlar hangi motivasyonla yapıyordur?

Teşekkürler
0
eisberg
(13.05.26)
Acil ihtiyaç varsa alıyorsun. Klavye, mous, USB bellek son aldıklarım. Mediamarkt diğerlerine göre daha çeşitli ve uygun oluyor
0
artıküyeolmakistiyorum
(13.05.26)
ben nadir alışveriş yapıyorum.
hatta kendim için hiç buradan bir şey almadım.

geçen günlerde kardeşime telefon aldık buradan.
rengini, modelini kendisi seçsin istedim o yüzden internetten sipariş vermedim. fiyatları amazon/hp/vs hepsinde aynıydı. o yüzden mağazaya gidip almak istedim.

yıllar önce de süpürge almıştık anneme. kendisi görsün denesin istemiştim. kampanya vardı. ama mağazada stok kalmamış, online vermiştim siparişi.

her zaman pahalı değil, ürün özelinde dışarısıyla aynı belki ucuz olabiliyor.
bir de hala bir çok kişi görmek, denemek, satıcıdan bilgi almak istiyor.
-1
biseysorcaktim
(13.05.26)
ben lg oled aldım, lg bayisinden daha ucuz oldu. epttavm'de adı bilinmedik dükkanlardan belki bir kaç bin tl daha ucuza olurdu ama istemedim.

teknosa %5 ucuza veriyordu media markt çalışanına söyledim %6 indirim yaptı.

LG bayisine göre %6 indirim verdiler.

edit:lg bayisi muhtemelen tv değil de başka bir fatura düzenleyip 6 taksit yapacaktı, tv'lerde maksimum 4 taksit olabiliyor.
0
liberal
(13.05.26)
mediamarkt en avantajlı yerlerden biri. teknoloji konusunda ciddi harcamalar yapan biriyim ve herhangi bir anda kampanyalar şunlar bunlar değerlendirince genelde son durak hep mediamarkt oluyor.
0
aguen
(13.05.26)
Media marktta surekli idnirimli urun bulabiliyprum kimse yazmamis ama
0
üğpoıuy
(13.05.26)
Çamaşır makinesi aldım.
0
gabe h coud
(13.05.26)
bilen adam almaz zaten de internet alışverişi yapmayan çok insanlar. nadiren gençler ama yaşlılar çoğunlukla. kredi kartı kullanmayan insan sayısı da fazla.
0
jelly bear
(13.05.26)
Piyasa araştırması için mediamark gezmeyi seviyorum ama en son ne zaman ürün aldım hatırlamıyorum
0
basond
(13.05.26)
Ben genelde şarj kablosu/aleti gibi acil şeyler için giriyordum ama 2025de Çİne satıldıktan sonra artık hiçbir şey için tercih etmemeye başlaıdm.
0
truf
(13.05.26)
ben alıyordum kendim görerek alayım kargoda hasar falan oluşur diye, ama hem fiyat şişirmelerinden hemde çamura yatmalarından bıraktım.
telefon alıcam mesela ömrümde hep burdan aldım ama artık almıyorum, vatndan teknosadan bakıcam. marka yönetimleri sıfır.
0
eja
(13.05.26)
bu ve türevlerine sadece almak istediğim ürünü incelemek için giderim.

genelde fiyat, piyasa araştırması yapmayan, çoğunlukla belli bir yaş üstü tercih ediyor. güvenli bir alışveriş algısı var ama durum tam tersi. sattığı ürünün arkasında durmaz. satana kadar bin bir yalan bilgi verir. ekstra güvenlik ıvır zıvır ekler bunları almazsan o fiyata ürünü satmaz. birçok örneği sözlük ve sikayetvarda var.
birde buradaki çalışanlar sıfır bilgiyle hangi ürünü satmaları söylenmişse onu iteleme derdinde. bir ürün sorarsın senin istediğine bok atar gider onun altını sana satmaya çalışır.
amazon-hepsiburada varken bunlara para kaptırmak en hafif tabirle enayilik.
kaldı ki bu zamana kadar hiç uygun fiyat görmedim. olsa olsa amazon ve hb ile aynı fiyata satmıştır. sorunsuz iade ve değişim içinde her zaman amazon ilk tercih ardından hb.
0
my fault
(13.05.26)
Benim yakın arkadaşım ve onun ailesi sadece Vatan, Teknosa, Mediamarkt gibi yerlerden alıyorlar elektronik ürünleri. Bak hb'de çok daha ucuz diyorum, asla güvenmiyorlar. Onlar gibi düşünen çok insan var. O yüzden bu markalar zaten hala ayaktalar. Güven meselesi biraz.
+1
himmet dayi
(13.05.26)
İnternette en ucuz 9300 TL olan kulaklık Media Markt'ta 10.000 TL'ydi , 700 TL için beklemeye değmez dedim gittim, 1500 TL kasa indirimi verdiler , 2000 TL'de world puanım vardı 6.500 TL'yi yanlış hatırlamıyorsam 8 taksite mi ne bölmüştü, internetten alırken ne kasa indirimi, ne puan kullanımı ne de vade farksız taksitlendirme yoktu almaya kalktığım sitede.
0
loch ness
(13.05.26)
Elektronik eşyalarda kargolara güvenmiyorum. Bu nedenle mağazadan tercih ediyorum absürt bir fiyat farkı yoksa. Burda da tercihim vatan computer ya da mediamarkt oluyor
+2
gadlemler
(13.05.26)
0
my fault
(14.05.26)
(6)

e-sim almak

baldur2
numaram kardesimin uzerine kayitli, gidip turkcell bayisinden kendi basima esim alabilir miyim yoksa kardesimin de gelmesi mi gerekiyor?
numaram kardesimin uzerine kayitli, gidip turkcell bayisinden kendi basima esim alabilir miyim yoksa kardesimin de gelmesi mi gerekiyor?
0
baldur2
(13.05.26)
hat sahibinin gelmesi gerekiyor.
+2
summerjam0306
(13.05.26)
Kardeşinize söyleyin 5 dk uğrasa yeter. Telefona vs. hiçbir şeye gere yok. Esim kart için para veriyorsunuz, sonra size içinde qr olan karton veriyorlar. Bu kadar.
0
substituent
(13.05.26)
kardesinizin kimligi ve edevlet'i gerekiyor.
0
birkibirkibirkibirkiuc
(13.05.26)
turkcell mobil uygulamasından da oluyor galiba geçen ben yapacaktım kimliğimin çipi bozuk diye yapamadım onu kontrol edin önce.
0
rahmi pinkfloydoglu
(13.05.26)
rahmi pinkfloydoglu'nun dediği uygulama üzerinden alma türk telekom uygulamasında da var. çipli kimlik ile alınıyor güya ama sürekli hata veriyor.

asıl soruya cevap: hat sahibi ve kimliği olmadan kesinlikle işlem yapmıyorlar.
0
himmet dayi
(13.05.26)
hat sahibi kimliği ile gidecek, siz olmasanız da olur.
e-sim alacak.

e-sim aldığı gibi sizin sim kartınız işlevini yitirecek.
ona e-sim olarak bir qr kod verecekler.
bu qr kodun resmini çeksin whatsappp/mail göndersin, siz kendi cihazınızdan devam edersiniz.
---
geçen bize de lazım oldu bu durum, telefoncu böyle anlattı.
0
biseysorcaktim
(13.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.