Giriş
(4)

umut sarıkaya karikatürü - yurtdışı gezi haritası

elorelia
daha dün buradan bi arkadaş paylaşmıştı.yurtdışı gezi haritası şeklindeydi. bilmemne opera binası, ortasından geçen tek heceli nehir vs yazıyordu. yani yurtdışı gezi rotalarının hep birbirinin aynısı olduğuna dair bi eleştiri gibiydi karikatür. hatta dünkü soruda da arkadaş buna atıf yapıyordu, o se
daha dün buradan bi arkadaş paylaşmıştı.

yurtdışı gezi haritası şeklindeydi. bilmemne opera binası, ortasından geçen tek heceli nehir vs yazıyordu. yani yurtdışı gezi rotalarının hep birbirinin aynısı olduğuna dair bi eleştiri gibiydi karikatür. hatta dünkü soruda da arkadaş buna atıf yapıyordu, o sebeple karikatürü kullanmıştı.

duyusu eskiden eski sayfalara gitmemize izin veriyordu. şimdi sadece ilk sayfa görüntülenebiliyor. o sebeple bulamadım.

teşekkürler.
0
elorelia
(11.07.25)
Umut Sarıkaya karikatürü değil ama aklıma şu görsel geldi: encrypted-tbn0.gstatic.com
0
sekizdokuzon
(11.07.25)
En üstteki Ekşiduyuru logosuna basarsan hersey çıkıyor. Benim dünkü soruda biri cevap vermişti. Linki kopyalayamadım.
0
luluki
(11.07.25)
eksiduyuru.com/herbirsey/?p=1

url'deki p=1, 2,3 yaparak farklı sayfalara gidilebiliyor.
her bir şey butonuna basmadan sadece bugün ya da son 24 saati gösteriyor sanırım.

sekizdokuzon vermiş karikatatürü.

bahsettiğin duyuru da bu:
www.eksiduyuru.com

yeni bir şey söylemedim gerçi.
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
uydurmuşum kafamdan biraz ama aradığım şey buydu evet. teşekkürler herkese :)
0
🌸elorelia
(11.07.25)
(15)

Japonya kötüleme

michael_knight
Pek çok insan Japon kültüründen müthiş bir hayranlıkla bahsediyor. Halbuki biraz daha okuyup araştırınca pek çok saçma, çirkin, akıldışı kültürel öğeler de var bu toplumda. Japon kültürüyle ilgili kötü şey var mı aklınıza gelen?
Pek çok insan Japon kültüründen müthiş bir hayranlıkla bahsediyor.
Halbuki biraz daha okuyup araştırınca pek çok saçma, çirkin, akıldışı kültürel öğeler de var bu toplumda.

Japon kültürüyle ilgili kötü şey var mı aklınıza gelen?
0
michael_knight
(11.07.25)
terör örgütlerinin yuvasi olan avrupa gibi olmadi,

sabanci toyota ile ortaklik yapip guney doguya fabrika kuracagini ifade edince kardesini pkk vasitasi ile öldürdulerdi,

sam amca ve papanin cocuklarinin bize yaptiklarini yeni nesillere anlatin,

bosver japonu kotulemeyi,
azginliklarinin bedelini odediler II.dunya savasinda.
0
designer
(11.07.25)
eksisozluk.com
sürüsüyle var. ilk aklima gelen hustle culture. adamlar kendilerini öldürene kadar calisiyorlar.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.07.25)
japon adult film dunyasi. Bazen o derece hastalikli fantezi turleri, sapkin hayal gucu urunu seyleri var ki psikolojisi yerinde insanlar bunu uretemez diyorsun. Adamlar her filme kod verip sistematik hale getirmis. Her firma uzman oldugu fantezi kolunda calisiyor
0
freedonia
(11.07.25)
netflix'te bir seks belgeseli vardı. bir bölümünde japonya işlenmişti. eşler birbirine 'seni seviyorum' demiyor, teşekkür ediyor. evli çiftler çocuk yapmak dışında seks yapmıyor, erkeğin cinsel ihtiyacını hayat kadınlarıyla gidermesini eşi normal karşılıyor. bunun gibi çok acayip kültürel normları var. yeni kuşakla birlikte azalmış olabilir ama gerçekten de sıkıntılı derecede tutucu ve ataerkil bir toplum.

seks konusu başlı başına sıkıntılı zaten. küçük kız çocuğu merakı, tentacle türü garip hentailer, tecavüz fantezileri, kadının sekste sadece pasif ve acı çeken taraf olarak tasvir edilmesi vs.
0
sir gawain
(11.07.25)
2012'de (bkz: marubeni) nin davetlisi olarak gittim. Grubumuz tokyo'ya ayak basar basmaz ilk olarak akihabara'da 4 katlı devasa bir sex shop'a götürdüler. Dedim "noluyoruz?"

Rehberimiz vardı, kurosaki (Ichigo değil), 25 yaşında genç bir marubeni çalışanı. Boş zamanımızın birinde mini etekli, öğrenci kıyafetli bir genç kızın şarkı söyleyip dans ettiği bir video izliyordu telefondan. 1, 2... En son sordum neden izliyorsun hep diye... Ay sonunda birimindeki herkes (kadın ve erkek) aynı mini etekli kostümü giyip peruk takıp dans edeceklermiş, katılım zorunluymuş... (bkz: never nuke a country twice)

Seyahatte belki yirmi çeşit olumlu deneyimim oldu, kabaca çalışkanlık, sorumluluk bilinci, disiplin ve temizlik ile alakalı, ancak olumsuzları paylaşmamı istemişsiniz.

Birkaç bara almadılar bizi kyoto'da gaijin (turist diyelim) olduğumuz için. Bir tanesi gönülsüzce kabul etti rehberimizin ricalarıyla. Kareoke'de enka söyleyince ben gerçi işin rengi değişti. Başta suratımıza bakmayan adamlar, ayrılırken sokağa çıkıp arkamızdan eğildiler durmadan kaç defa...

Galiba milliyetçilikleri avrupa'nınkinden çok da farklı değil. Yani adamların kültür ve değerlerine saygı duyup benimsediğinizi görünce ancak kabullenebiliyorlar sizi...
0
yadigar
(11.07.25)
ikinci dünya savaşı öncesinde inanılmaz katliamlar, insanlık dışı işler yapmaları. (bkz: nanking katliamı)

ve Almanların aksine geçmişte hata yaptıkları kabul etmeyip, geçmişle bağlarını koparmamaları.
0
king lizard
(11.07.25)
japon hukuk sistemi de çok sorunlu biliniyor. bir şeyden suçlanan mahkeme karşısına çıkan kişi yüzde dokasanın üzerinde hüküm giyiyor...
0
anon1m
(11.07.25)
Etnik kökenli olmayan bir ayrımcılık anlayışları var, merak eden burakumin kavramını araştırabilir.
0
10551037
(11.07.25)
ekşide çok detaylı bir girdi vardı. neredeyse bildiğimiz her şey yanlışcasına.hatta taciz edilen bir kadın veya kızın bunu şikayet etmesi bile ayıp karşılanıyormuş falan. bulursam eklerim.
0
ground
(11.07.25)
gayet ırkçı, dışarıya iyi görünüp içten içe üstün ırk olduğunu düşünen çekik gözlüler. uzak doğunun almanı japonlardır.
0
mikahakkinen
(11.07.25)
Japonya'da çocuk pornosu legaldir.
0
feastofthedamned
(11.07.25)
sapık kapalı bir toplum nefret ederim bu ülkeden
0
Hallegadola
(11.07.25)
Japonya’da ruhsal rahatsızlıklara kötü gözle bakılıyor, bu yüzden insanlar psikoloğa/terapiye vs. gitmekten çekiniyor. İntihar oranı da oldukça yüksek, özellikle gençler ve erkekler arasında. Bir de "hikikomori" denilen bir durum var, bazı insanlar yıllarca evden hiç çıkmadan, toplumdan tamamen kopuk bir şekilde yaşıyor. Toplum baskısı ağır orda.

Bi de aklıma deprem ülkesi oldugu geldi. Cok deprem oluyor. Ona tabii hazirlar buyuk olcude, bizim gibi degiller. Ama risk var hep ve tsunami olursa daha olumcul oluyor.
0
ermanen
(11.07.25)
Japonya'da yaşamadım ama kültürlerine ilgi duyduğumdan seyahat ettim ve nerede Japonlarla ilgili bir belgesel olsa izlerim.

Toplumda aşırı çalışma kültür var. Gece 23:00 sularında bir etkinlikten otele dönerken trende birsürü takım elbiseli belli ki plaza çalışanı olan insan vardı. Demek ki bu saatlere kadar çalışma çok yaygın diye düşündüm. Yine benzer şekilde 70-80 yaşlarında insanlar otobüslerin park ettiği yerlerde trafik polisi gibi ya da müzelerde etrafı düzenleyen/temizleyen görevli olarak çalışıyorlar. Yani toplumda aşırı bir çalışma var ve çalışmayan kişilerin toplumda işe yaramaz, gereksiz insanlar olarak görüldüğü ve dışlandığı rehberlerce de söyleniyordu. Birçok yerde bizim için "ne gereği var ki" diyebileceğimiz işlerde çalışıyorlar. Çalışmak elbette iyidir ama çalışmayan kişilerin toplumdan dışlanması ve iş hayatında kişilerin kendi sağlıklarını tehlikeye atar ölçüde rekabet olması sıkıntılı.

İnsanların yalnız oluşu/sosyalleşme ciddi bir problem. Bir belgeselde izlemiştim yalnız yaşayan bir Japonun cenazesi evinde belki de aylar sonra bulunabiliyor, cenazenin olduğu yerde siyah bir iz kalmıştı ve onu kazımaya çalışıyorlardı. Yani sosyal ilişkiler arkadaş/akraba/komşuluk belli ki çok çok zayıf. +90 Youtube kanalında bu gibi konularda çok sayıda video var.
0
Lethe
(11.07.25)
bu bahsedilen akıldışı ve insanlık dışı bir çok problem onlar tarafından da problem olarak görülüp yeni nesillerce azaltılmaya çalışılıyor.

çocuk pornosu olayına ben de şaşırmıştım. 10 sene kadar önce yasak gelmiş, artık legal değil.

ataerkil bir toplum olduğu ve kadınlara çok değer verilmediği filmlerde de görülüyor.

geçen bir youtube videosu izlemiştim. oradaki genç yaştaki kadınların neredeyse tamamı erkek arkadaşının onları aldatmasını normal karşılıyor.
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
(30)

doğalgazcıların niye bu kadar pireli olması

kibritsuyu
efendim öncelikle doğalgaz kaçağı tehlikesinin farkında olduğumu belirteyim, soruma mantıklı cevap vermeyip "iyi. zehirlen de gör o zaman" diyip kestirmezseniz sevinirim. bu konuyu uzun süredir düşünüyorum, her şeye cevabım var, lütfen mantıklı argümanlarla savunun.ev tadilatı yaptırdım. dört duvar
efendim öncelikle doğalgaz kaçağı tehlikesinin farkında olduğumu belirteyim, soruma mantıklı cevap vermeyip "iyi. zehirlen de gör o zaman" diyip kestirmezseniz sevinirim. bu konuyu uzun süredir düşünüyorum, her şeye cevabım var, lütfen mantıklı argümanlarla savunun.

ev tadilatı yaptırdım. dört duvar kalana kadar yıkıldı, bütün sıva altı, sıva üstü, tesisatlar dahil sıfırdan evin içi yıkılıp baştan yapıldı.

sıra geldi doğalgaz hattını çekmeye. neymiş efendim boru açıktan gidecekmiş. boyanmayacakmış siyah olacakmış. ocağa giden boru tezgahın üstünde olacakmış, ocağın vanası da tezgahın üstünde olacakmış.

şimdi bembeyaz duvar yaptım, yukarıda asma tavan, kartonpiyer ışık bandı var, yahu içinden götür diyorum, yok olmaz diyor usta. açıktan olacak, kabul etmezler. e bembeyaz mutfak yaptık, şu kara boru aşağıda dolabın içinden gitsin? cık olmaz. lan bari vanasını dolabın içinde bırak? yooh olmaz, acil bişey olursa hemen uzanıp kapatabilmelisin. şimdi bembeyaz mutfağın ortasında kapkara boru var, üstünde kalde yazan iğrenç sarı bir vana.

niye diyorsun peki, ya boruda kaçak olursa? diyor. ocakta kaçak olursa hemen uzanıp vanayı kapat diyor.

bir de diyorlar ki kontrol edip onayladıktan sonra üstünü boyayabilirsin. e abicim boyacı işini bitirip gitti, boya da bitti, boya işi de bitti. tekrar nereden bulayım ben boyacıyı şu saatten sonra? ocak montajı yapılmadan gelip açmıyor da. e ulan eşya dediğin en son geliyor. hani boya işi bitmemişken gelip tesisata bakıp okey de demiyor. illa ocağı görecek, ondan sonra. ocak takılmış eşya girmiş evde o saate boyacı mı kalır artık?

abilerim, güzel kardeşlerim. bu evin bütün duvarlarının, her odanın her duvarının içinde, tavanı dahil örümcek ağı gibi elektrik kabloları da dolaşıyor. daha az tehlikeli değil. herhangi bir kontakta sadece benim evim değil, bütün bina komple yanar allah göstermesin. yani bir risk varsa elektrikte de var. kimse bana ya kaçak olursa?? diyip elektrik borularını sıva üstünden döşetmedi. elektrik idaresi gelip kontrol etmedi. her prizin yanına ayrı ayrı sigorta falan koydurmadı, kaçak olursa hemen uzanıp kapatırsın diye.

ama doğalgazcı diyor ki ya kaçak olursa? bütün borular açıkta olacak, vana elinin uzanacağı yerde olacak.

yahu ben ocaktaki kaçağı fark edip vanasını kapatacaksam, dolabı açıp içine elimi sokup kapatmam maksimum 5 saniye geciktirir. kaldı ki dışarıda sayaçta da kocaman vana var, kaçak fark ettiğim anda sayacın vanasını kapatırım, bütün ev kesilir gider. illa tamir edilecek bir kaçak çıkarsa çağırırım ustayı, asma tavanı kırıp boruyu tamir eder.

niye ben pırıl pırıl evimde g.tü pireli doğalgazcıların keyfine göre dekorasyonumu bozuyorum ya? duvarımda kara boru, tezgahımda kara boru, sarı vana.

biri çıkıp desin ki haksızsın, şu nedenden dolayı açıktan gitmek zorunda. asma tavandan gidemez. biri desin ki duvarın içindeki elektrik kablolarından daha tehlikeli, şu yüzden açıktan gitmeli.

yani ben ölmeden önce evimdeki doğalgaz kaçağını kendi başıma fark edebiliyorsam, çıkar sayaçtaki vanayı kapatırım olur biter. sonra çağırırım başkent gaz'ı, cihazla bakarlar derler ki asma tavanın içinden kaçak sinyali geliyor. mühürler gider. ben de ustayı çağırırım, tavanı kırdırıp kaçağı tamir ettiririm.

kendi başıma fark edemiyorsam zaten ha açıktan gitmiş, ha kapalıdan gitmiş, allah rahmet eylesin. ne faydası oldu açıktan gitmesinin, ocaktaki vananın falan?
0
kibritsuyu
(10.07.25)
Kibritsuyu şaşırttın beni .
Acizane yorum yapıyım .

Doğalgaz montajcılarından bahsediyorsun sanırım, dedikleri haricinde bir işlem yaparsan zaten hangi dağıtım şirketine bağlı olursan al doğalgazın açılmaz .

(Sanırım çoğunun da mantıklı açıklaması vardır yönetmelikler gereği , )
Zaten dağıtım şirketi elemanları geldiğinde bunlardan biri eksik olursa bir ceza veya servis bedeli ? Gibi bişey yazıp gidiyorlar.

Bir de şaşırdım , yani senin mantıkla alt komşunun böyle bir ihmal yaptığını ve senin kaybolup gittiğini düşün .
0
dunyatuhaf
(10.07.25)
"Doğalgaz montajcılarından bahsediyorsun sanırım, dedikleri haricinde bir işlem yaparsan zaten hangi dağıtım şirketine bağlı olursan al doğalgazın açılmazç"

niye?

"Sanırım çoğunun da mantıklı açıklaması vardır yönetmelikler gereği"

nedir?

"Zaten dağıtım şirketi elemanları geldiğinde bunlardan biri eksik olursa bir ceza veya servis bedeli ? Gibi bişey yazıp gidiyorlar"

niye yahu niye?

"Bir de şaşırdım , yani senin mantıkla alt komşunun böyle bir ihmal yaptığını ve senin kaybolup gittiğini düşün."

ihmal bunun neresinde? yetkili ustaya standart süper kalite malzemeyle iş yaptırıyorum. nerede ihmal? asma tavanın içinden gitmesinin neresi ihmal? boktan yapıp gizleyeyim demiyorum, boru gözükmesin yahu. elektrik tesisatı gibi aynı. elektrik tesisatı duvarın içinden gidiyor diye ihmal mi?

zaten sorum bu. niye açmıyor? yönetmelikteki gerekçe şu yazdıklarımdan gayrı nedir? ve ihmal bunun neresinde?
0
🌸kibritsuyu
(10.07.25)
Abi çeyreğinde bıraktım. Ne kadar elit çizsenizde imajınızı görüldüğü gibi 5 dakika ötesini göremeyen cahillikler yapabiliyor ve düşünüyorsunuz. Adamların önceki kanlı tecrübelerinden bildikleri var sen ise artislik peşindesin. Ya ne yangını olm, nolcak kapı önünde ayakkabılarım varsa diyen sığırlar gibisin.

He kafan biraz çalışıyor olsaydı önce gazcılara sorardın sonra o güzel dekorasyonunu yapardın.
0
Shepard
(10.07.25)
Ben işin uzmanı değilim fakat elektrik tesisatlarında kablolar yalitimli, kaçak akım rolesi var, sigorta var, var oğlu var, evdeki cihazlar kabaca belli vesaire. Yani istatistiksel ve fiziksel olarak bakarsan elektrik sebebiyle sorun çıkma olasılığı çok daha dusuk. Çıksa bile müdahale daha kolay ve müdahale edildiği anda kaynağı kesilebiliyor.

Gazda ise farkında olmadan birikme, basınç, yanma ve patlama olasılığı var. İkisi çok farklı yani. Gaz hattının açıktan gitmesinin bir sebebi var.

Elektrikte sorun olduğunda daha siz farketmeden tesisat kendisi enerjiyi keser zaten. Gazda böyle bir lüksümüz yok.
0
orient blue
(10.07.25)
Yerden yere göre değişiyor sanırım. Benim evde doğalgaz borusu beyaz boyalı, bir kısmı dolabın içinden geçiyor.

Kardeşim Balıkesir'de, doğalgaz boruları plastik kanal ile kaplı.

Her ikisinde gelip baktılar, kontrol edip onay verdiler. Sonradan tadilat yapılmadı.
0
inheritance
(10.07.25)
@shepard, çeyreğinde bırakmayıp okusan anlardın.

yahu çok basit, verecek mantıklı cevabınız varsa duymak isterim diyorum cahillik diyorsun. yahu kaçak göçek boktan iş yapıp gizlemeye çalışmıyorum. cahillik bunun neresinde yahu, neresinde?

doğalgazcılara soruyorum, robot gibi "kaçak olursa, elini hemen uzatır kapatırsın" falan diye düz düz cevaplar veriyorlar. üşenmedim yazdım oraya çeyreğinde bırakma da oku. elektrikte de aynısını yaptım, her şey duvara gömülü, bu cahillik değil de gaz borusu asma tavandan gitsin diyince niye cahillik? cahil olacak ne var bunda? anlat da öğrenelim işte onu soruyorum zaten.

adamların tecrübesi varsa neymiş o tecrübe, onu biliyorsan anlat. kapalı yerden giderken şöyle oldu adam öldü, açıktan gitse olmayacaktı de, bunu göreyim bileyim yahu sorduğum o zaten.

@orient gazda da doğalgaz dedektörü ve kaçak tespit ettiği anda gazı sayaçtan kesen selenoid valf var. ama adam ondan tatmin olmuyor. yine de açıktan gidecek diyor.

elektrikçinin başında durup kablo çapına, boru özelliğine, kullandığı klemense kadar tek tek kontrol ettim. ama sallama usta olsa ince kablo döşeyip dandik klemens kullanıp gitse bunu kimse bilmeyecekti. ona rağmen elektrik idaresi kontrol falan etmiyor, açıktan döşe de görelim demiyor. doğalgazın açıktan gitmesi beni nasıl koruyor?

kaldı ki elektrik kontağından çıkan yangın haberleri, doğalgaz kaçağı/patlaması haberlerinden daha fazla. doğalgazdan zehirlenenlerin çoğu da doğalgazdan değil, atık gazdan yani karbonmonoksitten zehirleniyor. yine açıktaki boruyla ilgisi yok.
0
🌸kibritsuyu
(10.07.25)
Orient blue,? güzel açıklamış , renk konusunda da sanırım boyanın alev alması veya hızlı paslanması ihtimalimden dolayı imiş .
Ayrıca müdahaleye imkan sağlaması açısından da önemli .
Geçen bir arkadaş söylemişti asansör için 400 kriter değerlendiriliyor diye .
Veya araç muayene istasyonlarında yapılan bir çok şey aslında kişiyi bağlayıcı ( Kemer çalışmıyorsa benim kemerim diyemiyorsun ) devlette vatandaşını korumak zorun keşke denetimler daha da artsa.
Bence sıkma canını yapılır gider. Yeni evinin keyfini çıkar , bir ay sonra bu kadar gözüne batmayacak bile.
Güle güle otur, kibritsuyu .
0
dunyatuhaf
(10.07.25)
Vanaların kolay ulaşılabilir olmasından ayrı yerinin de standart olması gerekir ki acil durumda o evde yaşamayan biri bile saniyesinde müdahale edebilsin. Panik halinde onu düşünmek zorunda kalmamalı kimse.

Evet onay sonrası boyanabiliyor ama aslında onu da yapmamamız gerekiyor. (Sebebini bilmiyorum)

Sıva altı yapılmamasının sebebi de borularda sıkıntı olduğunda hızlı tespit ve müdahale. Evet vanayı kapattığınızda eve girişteki gazı durduruyorsunuz ama mevcut gaz kaçak olan yerde sıkışıp kalıyor. Sıkışmış gaz olan bölgeye Fiziki darbe uygulandığında sıkıntı çıkacak.

Ne güzel meşakkatli bir tadilat sürecini sonlandırmışsınız, görmeyin, keyfini çıkarın evinizin. Bir zaman sonra inanın gözünüze batmayacak.
0
nwnd
(10.07.25)
@kibritsuyu oooo uçakta niye bu kadar önlem var? Kanla tecrübe edilmiş olamaaazzz.
Yani neyini anlatalım ki? Çok basit, doğalgaz binanın içinden geçer, patlama olduğu zaman. En ufak kaçakta binanın gazını kesiyorlar. Niye önemsemiyorsun? İlla seni tatmin edecek cevap mı arayalım? Her şeyi bilemezsin, bilene güvenmelisin. Uçağı sürüyor musun? Sürebilen birine emanet uçakta yolculuk yapıyorsun. Gaz her zaman müdahale edilebilir olmalı. Elektrik o kadar tehlikeli değil 500 tane kesicisi var.
0
Shepard
(10.07.25)
Maalesef bu yasakların hikmetine dair doyurucu bir bilgi sahibi değilim, aydınlatamıyorum. Ancak, bu konuda regülasyonların ve denetimlerin çok katı olduğunu biliyorum.

Bizim komşular da hep 4-5 milyon liralık tadilatlar yaptılar. Hepsinde de doğalgaz borusu, vanası vs. aynen dediğiniz gibi ortalık yerde kaldı.

Mutlaka düşünmüşsünüzdür ama yine de hatırlatayım:
Eğer ısınmanız ve sıcak su merkezi sistemse (ısı istasyonu vs.) ve doğalgazı sadece ocak için kullanacaksanız, tesisatı komple iptal etmeyi de düşünebilirsiniz. Yani LPG/propan tüp olur, elektrikli ocak olur...
0
yadigar
(10.07.25)
Abi selenoid valf var da onu tetikleyen mekanizma ne kadar sağlıklı ona bakmak lazım. O sensörlerin kalibrasyonu birkaç yılda bozuluyor. Portakal soysanız gazı kesiyor falan. Gazı kesse bile tesisatta hala gaz kalıyor, elektrikte böyle bir şey yok. Sensörlerin tepki süresi zaten çok fazla. Sensörün eşiği altında kalan bir kaçakta lambayı yaksanız kıvılcımdan alev alabilir vesaire. Kaçak akım ışık hızına yakın sürede enerjiyi kesiyor. On off gibi çalışıyor, eşik yok gibi yani.

Yani siz bilirsiniz ama bence regülasyona uyun, bir bildikleri vardır.
0
orient blue
(10.07.25)
dogalgaz hizmetinden yararlanmak icin gerekli sartların saglanmasi gerekiyor,

bu disiplin keske elektrik saglayan kurumlarda da olsaydi,

izmir de iki genc insan elektrik akimindan ölmezdi,

Manisa buyuksehir belediye baskani da yasiyor olurdu.

belkide daha az orman yanardi,

kurallari esnetmek iyi degil,
muhtar olamayacak birey seni yönetir sonra.
0
designer
(10.07.25)
Beyler sakin. Çözüm son madde

1-Doğalgaz tesisatını kontrol edecek mühendis göremeyeceği bir kanalda sizin nasıl bir tesisat dosediğinizi nasıl görsün?

2- daire içi sistem dişli olur, uzun boru ekleri dönüşler vs. Kapalı bir sistemde 5-10 sene içinde oluşacak kaçaklar (deprem, sehim, korozyon) nasıl fark edilecek?

3- doğalgaz açık havada patlamaz, ancak bahsettiğiniz gibi kapalı duvarlar ardinda kaçak durumda fena sıkışır ve patlama ihtimali artar.

4- Flex boru yaptıracaksiniz bitti gitti. Kombiye ve ocağa kadar eksik hareketli bir boru. Bunu yaptırdıginizda kendi boyanabilir kanalları da geliyor
0
topkapiaksaray
(10.07.25)
1-Doğalgaz tesisatını kontrol edecek mühendis göremeyeceği bir kanalda sizin nasıl bir tesisat dosediğinizi nasıl görsün?

şöyle görsün mesela. bu evde yapılan ilk iş su tesiatının döşenmesi oldu. aynı aşamada doğalgaz borularını da döşerdik. doğalgaz şirketinden kontrole gelip güzelce kontrol edip, tamam bu sağlamdır, kaçak yoktur diye onay verirlerdi, ben de üstünü asma tavanla kapatırdım. o da nasıl bir tesisat döşediğimi görmüş, kontrolünü de yapmış olurdu.

2- daire içi sistem dişli olur, uzun boru ekleri dönüşler vs. Kapalı bir sistemde 5-10 sene içinde oluşacak kaçaklar (deprem, sehim, korozyon) nasıl fark edilecek?

açıktan giderse nasıl fark edilecek? bunlar gözle görülüp hmm şurada kaçak var diye bakıp fark edilebilir şeyler mi? illa ya koku gelecek, ya birinin başı dönüp fenalaşacak. borudaki bir kaçağı ben kokusundan anlamadan önce görerek anlayabiliyor muyum?

3- doğalgaz açık havada patlamaz, ancak bahsettiğiniz gibi kapalı duvarlar ardinda kaçak durumda fena sıkışır ve patlama ihtimali artar.

aklıma yatan tek mantıklı açıklama bu oldu. ama olur desinler, pencereye menfes koyduğum gibi içeriye de açık havaya açılan bir havalandırma icat edeyim. çözebilecekken ilkel yöntemlerle açıktan götürmek niye? daha bile güvenli olmaz mıydı, ufak bir kaçağın evdekileri öldürmeden açık havayla buluşması?

4- Flex boru yaptıracaksiniz bitti gitti. Kombiye ve ocağa kadar eksik hareketli bir boru. Bunu yaptırdıginizda kendi boyanabilir kanalları da geliyor

böyle bir şeyden hiç bahsetmediler. hiçbir dükkanda da görmedim. flex sadece boru ile ocak arasında, boru ile şofben arasında var iki karış. böyle bi şeyi ankara'dakiler kabul etmiyor bile olabilir bilemedim.
0
🌸kibritsuyu
(11.07.25)
hepsi hikaye hocam. bana güvenlik müvenlik diye masal anlatmayın.

bu tadilat 3 ay sürdü. daha ilk gün doğalgaz sayacından eve giren eski boruyu söktüler, sayacın tek tarafında boru yok, ucu açık duruyor. bu güvenli mi acaba diyip vanasını açmayı denedim, sayacın öteki ucundan fassss diye gaz püskürdü anasını satayım. kendi taktığınız sayaç ulan, yok bu bunun bi sibobu falan, boru takılı değilken gaz çıkmasın? piç bi kurye geçerken vanayı açıp gitse komple havaya uçmaz mıyız? sen koymuş musun kendi getirip taktığın sayacına güvenlik önlemi?

ve bu ucunda boru olmayan sayaca iki kez sıfır tutarlı fatura geldi. yani doğalgazcı eleman geldi, sayacın o halini gördü, ama sayacı okuyup fatura kesip gitti. ulan bunun borusu yok demedi. mühürlesene vanayı, kapatsana tesisatı. ben yeni projeyi çizdirince zaten başvurup açtıracağım. sen alsana önlemini. vanayı açıp gitsen bütün bina havaya uçacak, sen sadece sayacı okuyup fatura mı kestin?

bunun elektrik kablolarının ucunu açıkta bırakmaktan hiçbir farkı yok, hatta daha tehlikeli. ama "borun açıktan gitmezse kabul etmem " diyen doğalgazcı 3 ayda 2 sefer gördüğü halde umurunda olmamış, bana neyin güvenliğinden bahsediyorsunuz?

boru döşendikten sonra gelip kontrol etmek, ocak ve pencereler takıldıktan sonra tekrar gelip ocağı ve menfezi kontrol etmek zor geldi, iki sefer iş olmasın diye güvenlik ayağına benim dekorasyonumu bozduruyorsun. ben sana bin çeşit güvenlik sunsam da senin amacın güvenlik müvenlik değil, kendi kıçının rahatı. ben buradan bunu anlıyorum. otomatik sensör koyayım, ucu açık havaya çıkan havalandırma koyayım, nanoteknolojik güvenlik yapayım da desen, yoooh kara boru açıktan gidecek, tezgahta elinin altında vana olacak.
0
🌸kibritsuyu
(11.07.25)
@kibritsuyu ya senin gibi zeki insanların bu küçümsediği, önemsemediği olaylar başına anında gelse aslında dünya daha güzel bir hal alacak. Senin bin çeşit güvenliğine afedersin yani. Sen kimsin senin güvenlik şeylerini şey edip izin versin adamlar? Bir standart var, özelleştirmeyi takip etmek imkansız. Uyacaksın işte. Lan seni elit bilirdik ne cahil bir şey çıktın. Patlasın geber diyeceğim ama başkalarına da zarar verecek.
0
Shepard
(11.07.25)
herkes uzun uzun yazmış hepsini okumadım belki benzeri yazılmıştır ama yazayım yine de.

boruları sıva altı yaptığınızda kaçak olursa gaz orada birikir, koku size geldiğinde (tabi gelirse) zaten iş işten geçmiş olur. aynı kaçak sıva üstünde olursa gaz odaya yayılacağından tespit edilmesi kolay olur.

Koku gelirse diye paranteze aldım, başımıza gelen bir şeyi anlatayım; ocak (eski tip gaz emniyeti olmayan) bozulmuştu. ocağa gelen gaz borusu kaçırıyor diye düşünüp boruyu sıkılaştırdık. oradan çıkan gaz ocağın boş kısımlarına birikmiş 15-20 dk ocakla uğraştık bize hiç koku gelmedi. sonra denemek için ocağı yaktık ve puff. küçük bi patlama oldu mutfaktaki basınç karşı odanın camlarını içe doğru patlattı. kimseye bişey olmadı allahtan.

bir de sayın @kibritsuyu elektrik tesisatıyla kıyaslamışsın ama onun önlemi bir sürü sigorta var. kaçak olursa sigorta atar. yanıcı gazın önlemi de fark etmek.
0
duyuruuser
(11.07.25)
özetle;
boruların açıktan gitmesi >> kaçak ve arıza tespiti kolaylığı
boyanmaması >> Korozyon ve çatlaklar hemen görülsün diye
vananın dolap içinde olmaması >> acil durumda hızlı erişim, kaçak durumunda dolap içinde gaz birikmesi ve alev alma riski.
0
mustafakesekci
(11.07.25)
gaz borusu asma tavandan gider tamam ama. gaz kaçağı olduğunda öncelikle gaz kapalı alana birikir. büyükl bir patlama yaşayabilirsin. dedikleri doğru ocağın hemen üstünde vana olması mantıklı. acil bir şekilde kapatmak çok önemli. diğer tesisatlardaki sorunlar genelde sadece senin evine zarar verir. ama gaz kaçağı, ygaz yangını ve en önemlisi patlama durumunda diğer evler hatta apartman zarar görebilir. bu risk belki de 1 milyonda birdir ama tedbiri almak gerekir. duvar içinde olması da gaz kaçağının erken farkedilmesi için bir risktir. ilk zamanlarda gaz borularının en az dirsekle yönlenmesi gerekiyor diye kolonları kirişleri delip içinden geçirmişlerdi. sonradan farkedildi ki binanın statik yapısını tamamen bozuyormuş. bunu öngörememiş ve çok büyük bir hata yapmışlardı. hala da gündem olmadı bu konu. sadece boya konusu bana çok anlamlı gelmedi. boranın yanma riski için olsa zaten evin her yeri de boyalı. boyayabilirsiniz bence.
0
ground
(11.07.25)
daha haksız olunan durum azdır. baya haksızsın.

kurallar boşuna yok. denetimler sıkı doğalgazda. ölüm riski var. adamlar estetik değil canı düşünüyor. bi de çok haklıymış gibi savunmuşsun kendini ısrarla. yazık cidden.
0
jelly bear
(11.07.25)
bütün millet senin gibi kendince tasarımı dekoru özelleştirmeye çalışsa, bu işin standardını denetlemek imkansız hale gelir. çok uğraşmışsın tadilatla, canın sıkılmış belli ki. madem öyle bir niyetin vardı, tadilatı yaptırırken tesisatı çektirip doğalgazı açtırsaydın, ustaların bu kuralları bal gibi biliyordu yapmadan önce ama doğru yönlendirmemiş, kabahat onlarda. yanlış yere yükseliyorsun.
0
gkhncnzdgn
(11.07.25)
merak ettim yönetmelik ve standartlara baktım bu iş hakkında. kitap gibi bir sürü şey yazmışlar. onlarca değil, yüzlerce madde oluşturmuşlar. yönetmelik ve standartlar oluşturulurken avrupa'dan örnek alınmış.

buradan bakınca bana gereksiz bir pirelilik gibi geliyor bahsettiğiniz şeyler.
ben de doğalgaz aboneliği yaparken iyi kötü benzer pireliliklerle karşılaştım.

sanırım olayın sebebi, sizin konutunuzda bu kadar kurala gerek olmasa bile başka konutlarda/binalarda bunlara ihtiyaç olabilir ve kurulumu yapan kişinin insiyatifine bırakılmaması en iyisi.

verdiğiniz örnek, bir kuryenin vanayı açabilme ihtimali bambaşka bir konu ve bence ciddi bir eksiklik.
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
yazi dilin korkunc bir kere. yolda tam birinin önünü kesecek maganda tipin var.

isini düzgün yapan insanlara hakaret etmissin. comarlik diz boyu. bi de milleti arayip zamanlarindan calmissin.

kurala uyacaksin. bitti. sen dogalgaz uzmani degilsin. konuyu daha fazla sorgulayacak background un yok. bir de buraya gelip destek beklemen de cahilliginin disavurumu.
0
sonsuz
(11.07.25)
sorduğum soruyu doğru anlamayıp, doğru anlamayı bırak, iki satır yazıyı bile okumaya üşenip cahil, maganda, sen kimsin ki, o zaman patla geber diyenlere tik de atmadım, cevaplarını dikkate de almıyorum. uzun uzun, açık açık kafamın neye takıldığını yazdım. azıcık beyni olan okur, anlar ki birçok seviyeli ve yararlı cevap da aldım.

diğerlerine de verecek cevabım var ama nasıl olsa okumuyorsunuz, okusanız da ne demek istediğimi anlamıyorsunuz. karşı argüman sunup tartışmak yerine "o zaman öl geber, kurala uyacan, sen kimsin de sorguluyon, cahil maganda" falan diyip koyun gibi önünüze konanı yiyorsunuz. "bu neden böyle" diye soranı da "çünkü öyle" diye cahil ilan ediyorsunuz.

sizin için kendimi daha fazla yormayacağım. ben okuduğunu anlayıp güzelce cevap veren arkadaşlardan öğreneceğimi öğrendim, kendilerine teşekkür ediyorum.

@shepard, bu arada erkeğim. sana buradan ekmek çıkmaz kardeşim.
0
🌸kibritsuyu
(11.07.25)
@kibritsuyu abi erkek vücudunda kadin karakterle yasamak zor olmuyor mu? Çok şaşırdım lan.
0
Shepard
(11.07.25)
doğal gaz havadan ağır bir gaz türü, bu nedenle kullanılacak bölgeye kadar yukarıdan, kullanılacak bölgeye de yukarıdan aşağıya doğru hatlar ile dağıtım yapılıyor.

yine doğal gaz hatları yakınında elektrik hatları geçirilmiyor. (kıvılcım çıkar falan)

yine doğal gaz kokusuz bir gaz, koku daha sonra dağıtım aşamasında ekleniyor.

eğer boruyu bir şekilde kapatırsan oluşacak kaçak durumunda gaz yere doğru hareket etmez ve boruyu gizlediğin panelde (duvarda, başka bir şeyin içerisinde vs) kalır, kokuyu duymazsın biriken gaz bir şekilde parladığında sadece wof diye parlayıp bitmez, patlamaya neden olur. saçının başının yanması haricinde birde kafana gözüne giren şarapneller ile uğraşırsın yaşama şansın azalır.

siyah olmasının nedeni ise borunun fabrikadan paslanma önleyici boya ile boyanmış olduğundan emin olmak. eğer farklı renge boyarsan o rengin altında ne tür bir boya vardı denetleyici bilemez, kullandığın boya türü paslandırıcı özelliğe sahip olabilir vb.

duvarın içerisindeki elektirik telleri öyle tel olarak gitmiyor, bir plastik kılavuzun içerisinde gidiyor, her bir tel kendi başına izalasyonu mevcut ve kablonun hasar alması durumunda duvar vb. yüzeyler ile direk teması önlenmiş biçimde. dolayısı ile duvarın içerisindeki kanallardan çıplak kabloda geçirsen çarpılmazsın.

doğal gaz için ise öyle bir durum söz konusu değil, duvar içerisine yapılacak montaj sonrası:

1 ) duvarda yapılacak tadilat (delme, kırma) boru hattına zarar verebilir. borunun nereden geçtiğini göremiyorsun sonuçta.

2 ) hafif depremlerde boru hatları yeterince esneyemediği için zarar görebilir ve fark edilmesi zaman alabilir.


ben denetim sonrası, dolapların üstündeki boruyu mesh ile kapattım, delikleri var sayesinde gaz sızıntısı olursa kokuyu duyabileceğim,

yukarıdan aşağıya inen boruyu yine bir mesh ile kapatabilirsin, dekoratif olsun diye ancak ahşap ve plastik olmamalı, ocağın ısısından erimemeli/yanmamalı, yine vana açıkta duracak o her türlü pratiklik için gerekli.

gaz kaçağı sırasında kapıdaki vanadan kapatırım demişsin de,
vanaları sadece gaz kaçağı olduğunda kullanmıyoruz,
ocak tamiri gerekti kapat,
ocağı değiştirmek istedin, kapat,
uzun süreli tatildesin kapat.
elektrik ile ilgili sıkıntı oldu kapat.

ocakta tadilat yapacaksın, kapıdaki vanadan kapattın diyelim, ocağın oradaki vanaya da erişemiyorsun, yada görünür değil, dolayısı ile aklına gelmedi o vana. ocağı söktün, evine döşeli 30 metre borudaki tüm gaz ocağın takılı olduğu yerden sızmaya başladı, usta dedi ki ben bi sigara yakayım :D

vanalar illa ki kaçak durumunda kullanılmıyor :)
0
selam
(11.07.25)
Abi bembeyaz duvar yaptıysan işler değişir ayıp etmişler, bence bu tür işlemlerde renk seçenekleri olmalı ve dekorasyona göre kullanıcı istediği rengi seçebilmeli, duvarını bembeyaz yapan birine sen nasıl "hayır kardeşim bu boru siyah kalacak !!1!!1" diyebilirsin ya hadsize bak.
0
kizil karga
(11.07.25)
biz de evi yeni yaptırdık, mutfakta asma tavanın alltından gidiyor. altında da mutfak dolapları. Taç dedikleri bir şey var. dolabın üstü ile asma tavan arasında, orada kaldıgı için boruyu görüyorlar sonra taç ekleniyor sorun gidiyor.
0
liberal
(11.07.25)
daha önce cevap yazanların da hakkını yemeyeyim ama; soru nasıl okunur, söylenmek istenen nasıl anlaşılır, bu adam kafaya neyi ve niye takıyor kafa yorulur ve üşenmeden nasıl cevap yazılır, herkes dönüp @selam'ın verdiği cevabı okusun. tam olarak beklediğim şeyi yaptı.

yani şunu yapmak zor olmamalı. yapamıyorsan "kural bu, uyacaksın, sen kim cahilsin de kuralı sorguluyon, o zaman patla da geber" demek iş değil. verecek bir cevabın yoksa akıllı uslu susmak da zor olmamalı.

saygılarımla.
0
🌸kibritsuyu
(11.07.25)
Duyuruyu okuduktan sonra nicki görünce ağzımın açık kaldığını önden belirtmek istiyorum. Yılların ekşicisi bu nick yahu.

İnsanlık olarak şu mühendislik konularını, yahut teknik bilgi gerektiren konuları kurcalamayı acilen bırakmalıyız artık. 3 saniyede vanayı kapatırım, 5 saniyede hastayı koltuğa oturturum, 10 saniyede arabayı durdururum demekle olmuyor. Herifler bu işlerin okulunu okuyor. Böyle olmalı denip de bir standart getiriliyorsa, eldeki bilgilere göre şu an öyle olması gerekiyordur. “Sorgulamak, şüphecilik” vs diye diye kimse duracağı yeri bilmez oldu bu gibi mevzularda.

Doğalgaz yerine elektrikli ocağa geçmeye ne dersin? 8 haneli paralara daireler satılan projelerde sırf bu siyah borulardan sebep elektrikli ocaklara, kimilerinde indüksiyonlu ocaklara geçiliyor.

Kendi başına veya bunu toplumsal bir ayaklanmaya dönüştürerek doğalgaz borusu standartlarını değiştiremeyeceğin için, kendini sıkıntıya sokmak yerine ocağı değiştirsen daha rahat etmez misin?
0
lazor
(13.07.25)
(21)

Bu yeşil pasaportun hikmeti nedir?

ya ben lan neyse
yeşil pasaportum var. 13 yıl doğu anadolu'da ve iç anadolu kırsalında doğu hizmeti yaptım. birkaç gün önce aldım. ama ne bir yere geziye gitmeye niyetim var ne de ona ayıracak param. hayatım boyunca da zaruret olmadığı müddetçe bir yere gideceğimi sanmıyorum. yıllık iznimde sonra iptal miptal ederle
yeşil pasaportum var. 13 yıl doğu anadolu'da ve iç anadolu kırsalında doğu hizmeti yaptım. birkaç gün önce aldım. ama ne bir yere geziye gitmeye niyetim var ne de ona ayıracak param. hayatım boyunca da zaruret olmadığı müddetçe bir yere gideceğimi sanmıyorum. yıllık iznimde sonra iptal miptal ederler diye aldım.

bazen sözlükte yeşil pasaport ayrımcılıktır diye başlıklar açılıyor. bir bakıyorum 2 yüz küsür entry girilmiş.

ben yeşil pasaportu alana kadar hangi ülkelere vizesiz gidebileceğimi bilmiyordum. onu da öğrendim. abd, ingiltere yok.

geçen televizyonda ünlü bir gazeteci "biz bastırıyoruz. gazetecilere de vermelerini istiyoruz. umarım verecekler." diyordu.

eczacılar, avukatlar, daha bilmediğim bir sürü meslek grubu...

bu zamana kadar hep bir yerlere 3 ay vizesiz gidilebilen bir araç olarak biliyordum ama bence bilmediğim bir şeyler var.

insanlar gidip oralarda çalışıyor mu, yeşil pasaportla benim bilmediğim bir şey mi yapılıyor? aklıma başka bir şey gelmiyor.

yılda 10 gün tatil için bu kadar kıyamet koparılması bana böyle düşündürüyor. bu kadar insanımız yurt dışına vizesiz gitmeye bu kadar muhtaç mı?

iş için isteyenler var. iş için bu kadar insanımız mı var yurt dışına gitmesi zaruri olan?
0
ya ben lan neyse
(10.07.25)
Yüzlerce beyaz yakalı vize sırasında beklerken alelade devlet memurunun istediği ülkeye keyfince girip çıkması insanların gururuna dokunuyor. Olay ego davası. Biz devlet memurundan daha büyük artı değer üretiyoruz da bu semelerin Instagram'da bizden daha çok yurtdışı postu var diyor onlar da. Abuk sabuk işler. Sen de biliyorsun bunun böyle olduğunu bence, bir de benden dinledin.
0
sekizdokuzon
(10.07.25)
@sekiz: yok bilmiyorum. yeşil pasaporta gelene kadar... bu mu dokunuyor insanların egosuna? ben 50 bin maaş alıyorum. maaşımın yarısı ev harcamasına gidiyor. ev babamdan kalmasa diğeri de kiraya gidecek. arabam falan yok. ben istesem de gidemem tatile. benden çok katma değer yaratan insan 100 bin falan alıyordur. böyle düşünürse egosu torpülenir.
0
🌸ya ben lan neyse
(10.07.25)
rahatça, vize vs dert etmeden, vize ücreti ödemeden, bir sürü ülkeye eğer istersen yarın çat diye gidebiliyorsun. birçok insan için bu gayet yeterli bir lütuf, bilmediğin gizli bir şeyler yok.
0
king lizard
(10.07.25)
yesil pasaportun ne oldugunu daha yeni ögrenmen senin problemin. interneti olan herhangi bir insanin bilebilecegi alalede bir bilgi.

sorun su an avrupa'nin türklere vize randevusu veremiyor olusu. yesil pasaportu olan biri ucuz bilet kovalayip aniden haftasonu bile gidebilir. üniversitedeyken bir arkadas o sekilde 18 tl'ye mi ne bilet alarak paris'e gidip gelmisti. parasizliktan metroya bile binemeden geri döndü ama gitti mi gitti.

onun disinda baska biri önceden uzun planlar yapmasi, vizeye basvurmasi, parasinin yanmamasi icin dua etmesi gerek.

bu ikisi arasindaki fark birinin devlette memur olarak calismis olmasi. tr'deki cogu memur da vasifsiz ve özelde tek kisinin yaptigi isi 3-5 kisi yapiyorlar. hem devletin kasasina yüksünüz hem de dibimizdeki ülkelere elinizi kolunuza sallaya sallaya gidiyorsunuz.

böyle düsünülüyor sanirim.
0
sonsuz
(10.07.25)
Yeşil pasaportu isteyen genelde parası ve vakti olan insanlar. Ayrımcılık falan diyenlere de gülesim geliyor. Ailede çok doktor ve öğretmen var aldıkları maaşlar yurtdışında tatil yapıp, yiyip içip gezmeye yetmiyor. Benim canım anam benim zorumla yeşil pasaportunu çıkarttırdı. Pasaportunun süresi dolduğunda, üzerinde bir tane damga yoktu. Yenisini çıkarttırmaya zor ikna ettik, emekli maaşı yetmiyor çünkü tatil yapmaya.

Vize süreci gerçekten can sıkıcı olabiliyor ama bu “haksızlık” güruhunun saracağı yer yeşil pasaportlular değil, vize için gördüğümüz muamelenin sebebi olan kişiler.
0
irene
(10.07.25)
Yurt dışına iş ya da gezme amaçlı çok giden biri olsan değerini anlardın. Vize başvuru süreci, reddedilme durumları, yapılan masraf vs. vs. bunların hepsinden kurtuluyorsun.

şu an mesela çok ileri tarihli aşırı ucuz uçak bileti denk getirsen avrupa'da bir yerde, hiç düşünmene gerek yok acaba vizem çıkar mı vs. diye. türkiye'de şehirlerarası otobüse verdiğin paralarla avrupa'ya gidip gelebilirsin. e tabii ben hayatta gitmem vizyonsuzluğunda biriysen o başka.
0
himmet dayi
(10.07.25)
Yakın bölgelerde bir tatil yapabilirsin her yıl. Yurdum memuru aşırı vizyonsuz olduğu için böyle şeylerden anlamaz. Memur dediğin kırsal kafalı bir canlıdır.
0
runaway
(10.07.25)
@ya lan: böyle bir mevzuat var, Türkiye'nin memuru olan tatil sonunda ülkesinde geri döner diye düşünüyor Avrupa hala. Değişebilir bu usul yakında, hevesin varsa birkaç yere git gel.
0
sekizdokuzon
(10.07.25)
Bir de bunların egosu törpülenmez. Çatlasınlar.
0
sekizdokuzon
(10.07.25)
İlk yorum harici diğerlerini okumadım da la beyaz yakalıların kendini böyle görmesi çok komik. Memurlara neden yeşil pasaport veriliyor? Önce bunun mantığını kavra :) Yeşil pasaportu kullanan meslek yelpazesini genişletilerek hata yapılıyor. Beyaz yakalı burada ağlıyor, kendini üstün görüyor ahsjs O zaman asgari ücretli de alsın. Zaten bu gidişle yeşil pasaportu kabul etmeyecek diğer ülkeler. Adam yurt dışı tatili yapabilmek için y pasaport istiyor resmen :) devlet de senin sikik yurt dışı tatilinin derdindeydi. Memur denince adamın aklına sadece devlet dairesinde evrak onaylayan tip geliyor :)

Düz memurun yeşil pasaportu olsa ne? Adam yurt dışına çıkamıyor zaten shsjsk parası yok. Benim arkadaşımın kaç yıllık yeşil pasaportu var, daha bir kere kullanmamış. Neyle çıksın? Gidin birçok devlet dairesine hepsinin y pasaport hakkı olmasına rağmen çoğu başvurmamıştır bile. Zaten bu adamlar kullanmıyor ama ağlayan bizim buradakiler. Yani kaymakam da memur ve bırakın da işi gereği pasaport alabilip yurt dışına rahat çıksın.

İmam eşlerinin çıkıp bize de maaş verilsin, denmesi gibi :)
0
cemallamec
(10.07.25)
Başlık kıskanç beyaz yakalılarla dolmuş.
Hiç öğrenemeyeceksiniz hakkınızı savunmayı. Karşı adamda olan hak bende niye yok diyeceklerine hala onda niye var diyen fesat gorus.

İçlerini rahatlatmak için de özel sektörde bir kişinin işini bunlar dört kişi olarak yapıyor diyor. Ulan sen kole gibi çalışıyorsun işte patronun zengin olsun diye sabahtan akşama pazartesiden pazara. Bunun kalifelikle ne alakası var? Sen patronun yağcılığını seçmişsin adam da devlete hizmet etmeyi tercih etmiş. Sen bu adamdan arta kalir ne katıyorsun ki ondaki hakkı cok goruyorsun kıskanç patron yagcisi.


Sen tezgahtarlık yapan ya da gerçek bir eğitim gerektirmeyen hizmet sektöründe çalışan bir insansın bunu kabul et fazlası değil.
Soruya cevap
Yeşil pasaport Avrupa ülkelerine bu vize kuyruklarında kendini çok üstün gören ve kapi dışarı edilen beyaz yakalıların bana da vize bana da vize demeni gerektirmeyecek bir pasaport türüdür kardeşim.

Güle güle kullan
0
dedeminhirkasi
(10.07.25)
vizyonla alakalı. kullanırsan altın, kenarda durursa pul değerinde.
hiç mi ilgini çekmiyor farklı yerler, kültürler?
çok paraya ihtiyacın da yok, türkiyeden daha ucuza git, gör, gez, öğren.
0
adivar
(10.07.25)
yorumlara bak ashfsaf.
yesil pasaport, türk devleti'nin, %90'i torpilli olan memuruna yaptigi bir baska torpildir.
olay, beyaz yakalinin ayricalik beklemesi degil, bir kismin elde ettigi haksiz ayricalik. devletin kendi vatandasini kendi eliyle ayristirmasi.
vize anlasmalari devletler arasinda yapilan ikili anlasmalara dayanir, devlet oturmus, ülkelerle "benim memura vize ayricaligi tani ama diger vatandaslara tanima" diye pazarlik yapmis. beyaz yakali hakkini savunacakmis. beyaz yakali ne yapacak? almanya ile masaya mi oturacak? aptal saptal konusuluyor.

türk vatandasi degilim. ailemde de kimsenin yesil pasaport ihtiyaci yok. kiskanmak falan akillara zarar ithamlar.

"ek olarak turkiyeye vize zorunlulugunu getiren avrupali ulkeler degil, turkiye. bunu da arastirabilirsiniz."
türkiye bunu zamaninda siyasi olarak sakincali gördükleri yurtdisina kacmasin diye avrupa'ya teklif etmis, avrupa kabul etmis, türkiye bir süre sonra avrupa ile defalarca vizeyi kaldirmasi icin masaya oturmaya calismis ve her seferinde avrupa'dan ret yemis bir ülke.
yani artik o vizeyi sana koyan avrupa, türkiye degil. 45 senelik mevzuyu temcit pilavi gibi öne sürmek kurtarmiyor.
türkiye kac defa avrupa'ya artik vize kalksin diye gitti peki biliyor musunuz? yok.
bu kadar ret üstüne türkiye ne yapiyor? ben memura kefil olurum cünkü memur dedigin adam mayis elden gitmesin diye hicbir seye karismayan, kafasina vur ekmegini al, sümsük, agzini hicbir siyasi olaya acmayan adam, memuru o sebeple sakincali görmem, sakincali gördügüm zaten memur olamaz, ondan ki memuruma verin vize kolayligi diye avrupa ile masaya oturmus.
evet, devlet eliyle ayrimcilik budur.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.07.25)
tamamen ekonomik sebeplerle yurt dışına gidemiyorsan bir şey diyemem ama bir insanın yaşadığı gezegende doğduğu küçücük ülkeden kafasını çıkartıp başka bir coğrafya, kültür, yaşayış vs. görmek istememesinin ve bu şekilde ölüp gitmeye razı olmasının anormal, hatta mental olarak sıkıntılı bir durum olduğunu düşünüyorum.

başka yerler görmek senin için bir anlam ifade etmeyebilir ama birçok insan için şu hayatı çekilir kılan üç beş şeyden biri. insanlar aylarca yapacakları yurt dışı gezisinin hayalini kuruyor, bunu planlamaktan ve gerçekleştirmekten zevk alıyor.

insanlara vizeyi geçtim artık vize randevusu bile verilmiyorken vizesiz birçok ülkeye gidebilmek büyük bir ayrıcalık. bu ayrıcalığa sahip olamayanların öfkesi de gayet normal.
0
sir gawain
(10.07.25)
yurt dışı seyahati yapmak istemeyişiniz veya ekonomik sebeplerle yapamayışınız kişisel bir durum lakin insanların farklı ülkeler, şehirler görmek istemesi çok doğal ve insani bir refleks. yeşil pasaport da bu noktada ülke sınırlarını açan adeta sihirli bir değnek. yani oldukça kıymetli bir şey.

memurlara veriliyor bize verilmiyor, ayrımcılıktır vs. durumu da uluslararası alanda itibarsız ikinci sınıf bir ülke olmamızın sonucu. avrupa ülkeleri son yıllarda, vatandaşlarımıza amiyane tabirle ''sen gelme ulan ayı'' diyor. durum böyle iken memurların yeşil pasaport ile ''buyur sen geç''denilerek ülkelere kabulüne, kalan kitle çıldırıyor. bana kalırsa ülkeler arası seyahat özgürlüğü evrensel bir haktır. muhatap olunan ülke için sakıncalı bir profil olmayan herkes turistik amaçlı seyahat edebilmelidir.

burada bana ve benim gibi yeşil pasaport sahibi insanlara irite edici gelen şey; yeşil pasaport'a sahip olmayan mesleğe sahip kişilerin, ulan seyahat evrensel bir haktır. alt tarafı üç beş günlüğüne turistik amaçlarla gideceğiz, hükumet, devlet olarak bizi dış ülkeler nezdinde niye cüzzamlı durumuna düşüyorsunuz, cebime euro'mu koyup yurt dışına niye gidemiyorum diye durumun asıl sorumluluarın tepkisini göstermek yerine, ya memurlar devletin kamburu, bir halta yaramıyor aşağılık pislikler, oysa biz katma değer üretiyoruz, ülkeyi biz kalkındırıyoruz, biz öyle büyük insanlarınız ki, bizim değerimiz tarif edilemez biz niye gidemiyoruz diye tüm ezilmişliğinin, iş yerinde yediği mobbingin, aşırı çalışma saatlerinin, olmayan özlük haklarının öfkesini memura yöneltmesi. herkesin derdi insan olarak şu ölümlü dünyada, berbat koşullarda, her günü birbirinden kasvetli gündemi olan ülkeden dışarı bir haftasonunda, bir bayram, seyran tatilinde yurt dışına kaçıp nefes almak. bunca hikayeye, biz şöyleyiz de memurlar böyle, onlar da gitmesiin, bize de yeşil pasaport verin sonunda hiçbirimiz gidemeyelim halleri gülünç. kimsenin katma değer ürettiği, süper kahraman olduğu bir ülke değil istisnai örnekler dışında. kapitalist bir ekonomik sistem var ve ülkemizin vatandaşları da bu devasa sistemin içinde tek başına nokta kadar özel anlam ifade etmeyen bir şeyler yapıp sistemi yürütüyor işte. sanırsın memur sabahtan akşama kadar yatıyor da diğer beyaz yakalılar kansere çare buluyor. ayrıca memuriyete başlama yaşının yükselmesi ve yeşil pasaporta ulaşmak için belli bir derece/kademeye ulaşması gerçeğini düşünürsek, o pasaportla diyar diyar gezme aşamasına kadar ömrünü yarılamış oluyor zaten memur, yaşlılıkta gezecek sağlık durumu ve motivasyonunun da pek olmayacağını düşünürsek zaten aktif olarak bunun nimetinden faydalanma süresi de öyle çok da değil.

yabancı ülkelerin bu vize işini türklere bu kadar ulaşılamaz hale getirmediği dönemlerde bu kadar yaygara yoktu. ne zaman ki durum değişti yeşil pasaport sahipliği göze batar oldu.
0
wilhelmwasmuss
(11.07.25)
büyük kolaylık, annemden dolayı 25 yaşıma kadar bende vardı Interrail yapmıştık 23 gün kafamıza göre Avrupa'yı turlamıştık. Hayatımdaki en özel deneyimlerimden biridir. Mesela çocuğunuz varsa onun da belli bi yaşa kadar yeşil pasaportu olacak. (birkaç şart daha var çalışmıyor olmak vs.)

Bu arada göze batmasının tek sebebi vize işlerinin zorlaşması değil bence. Eskiden özel sektördeki kişiler iyi kazanırdı, memurların işi garanti ama az kazanıyor derlerdi. Şimdi memur da ortalama güzelce bir maaş alıyor, özel sektördeki çoğu kişi o maaşları alamıyor bile. Bu sebeple "hem maaşı yüksek hem yeşil pasaport var ooh" diyor insanlar. Bu arada 50-60 bin maaşın iyi gibi görülmesi de ayrıca kötü tabii.
0
nhk ni youkosu
(11.07.25)
Eskiden memurlar özel sektör göre az para alırdı. Hem de ciddi az.
Şu an Türkiye o kadar kötü durumda ki herkes devlet memuru olmak istiyor çünkü;
Düzenli zam aldığın
Sendikanın olduğu
Tatil hakkının olduğu
Saatlerine dikkat edilen
Is garantisi olan
Tek kurum gibi. Türkiye'de özel sektör rezalet halde.
Buna bir de yeşil pasaport ekleyince iyice insanların gözüne batıyor.
Türkiye'de özel sektör iğrenç durumda olmasa, insanlar üç kuruş paralara 2 hafta tatile 50 saat çalışmaya zorunlu kalmasa gene kimsenin pek umrunda olmazdı.
0
logisticsmanager
(11.07.25)
yeşil pasaport alabilmek için 15 senedir devle kurumunda(boğucu) çalışıyorum.maaşım piyasanın yarısı, beş para etmez insanlara müdürcülük oynatıyoruz. ben bunlara katlanıyorsam, benim 4 5 katım maaş alıp ah vah diyenlerde nasıl vize alırsa alsın bana ne derim. bu seçim meselesi benim devlet memurluğunu seçme nedenim yeşil pasaporttu. yılda 10 kere de olsa bir yurt dışına gitmek beni rahatlatıyor. altımda mercedes olmasın evimde dyson olmasın vb.

herkes kendi seçimini yaşar.

yurt dışı sana zevk vermiyorsa gap gezisine katıl kardeşim. yurt dışına gidince g.tümüz göğe ermiyor ama farklı kültürlerin olduğunu falan görüyoruz.
0
mikahakkinen
(11.07.25)
Biraz şöyle bir hava var.

Yukarıda yeşil pasaport ile istediği yere giden, aşağıda vize ofisleri tarafından köpek çekilen halkı görmeyen bir memur eliti gözüküyor. Adam vize randevusüne bile 1,000-2,000 euro verip, bulmaya çalışırken, 6 ay - 1 sene vize için uğraşırken, bunu çözmesi gereken bürokratlar, yeşil pasaport ile instagram postu paylaşıyor.

Ancak görmedikleri şu. Bugün bordo pasaporta köpek çeken o ülkeleri durdurmazsan, yarın yeşil pasaporta da köpek çekecekler. Bu işler böyledir.


.
0
kartallar yuksek ucar
(11.07.25)
Yeşil pasaportun hikmeti; devletin “bu adam gelip sizin ülkenize sığınmaz. Senelerdir bana görev yapıyor sıkıntı çıkmaz. Efendi efendi gider geri döner” dediği kişiler hakkında KARŞI DEVLETİN DE “sen öyle diyorsan öyledir bana uyar. Gelsinler madem abartmadan. Ama sınırda yine de memuruma kontrol ettirir öyle izin veririm” demesi. (örneğin dediğin gibi and veya ingiltere “bana ne yeşilinden yahu git al vizeni gel geleceksen” diyor)

İnsanların son yıllarda yeşil pasaporta nefret duymaları vize süreçleriyle ilgili. İnsanlar vize almak için tonla belge toplayıp, geceler boyu randevu kovalayıp, üstüne para ödeyip, yine de randevu bulamayıp oturabiliyorlar yahut randevu bulsalar başvurularına red yiyebiliyorlar. Son senelerde bu şikayetler çok arttığı için yeşil pasaport göze batar oldu. İnsanlar neye tepki göstereceklerini idrak edemediklerinden, problemi yeşil pasaportta görüyorlar. “Ben de gidebilmeliyim” demek yerine “o da gitmesin lan sıçarım!” diyorlar.

Pasaportumuzla istediğimiz yere vizesiz veya kapıda vizeyle gidebilsek, yahut vize başvuru işlemleri rahat, adil, şeffaf olsa, yeşille pek kimsenin derdi olmayacaktı.

Bir de tabii arkadaşın dediği gibi ego mevzusu da var. Kendini alelade memurdan üstün zannettiği kadar üstün olan kişinin zaten vize derdi de olmaz. Mümkün olan en uzun sürelerde vizesi olur. Birkaç yılda bir rutin işlem gibi yeniler devam eder. Devlet memurlarını dağdan toplanan yabani kabile üyeleri zanneden tipler, üniversite mezunu olup özel şirkette çalışmanın kendilerini daha beyaz, bembeyaz yakalı yaptığını düşündükleri için, böylelerinin kanına dokunuyor mevzu.

(Yeşilim yok, olmayacak.)
0
lazor
(13.07.25)
son yıllardaki vize krizi yüzünden durum "yeşili olmayan şengen'e gidemez" seviyesinde.

bir çok ülkede vize görüşmesi için randevu almak bile zor.
hadi aldın, bir sürü evrak istiyorlar. sorun değil yapılır.
vize başvuru ücreti 80 euro civarında. büyük para değil ödenir.
vize çıkacak mı çıkmayacak mı belli değil. vizeye başvururken uçak bileti, hotel rezervasyonu, yapacağın seyahatin türü şusu buşu bir sürü şey istiyorlar. gelirin, maaş dökümün vs.
vize çıkmadı, hotel iptali uçak iptali uğraşman lazım.
iptalli uçak bileti normalin daha üstü fiyata satılıyor.

yeşili olan bunların hiç birine maruz kalmıyor.
ucuz uçak bileti sitelerine giriyor ve uygun tarihli uçakları buluyor.
sonra günü gelince vınn uçuyor.

amacı gezmek tozmak değil de iş-güçse yine giriyor uçak bileti sitesine istediği tarihe bilet alıyor. yine ucuz.

olay sadece maliyet de değil.
vize başvuru işleri çok can sıkıcı. her şey düzgün de olsa reddedebiliyorlar.
vize redleri arşa çıktı.
insanın kanına da dokunuyor kapıda kul olup ve reddedilmek.

sen öğrenciysen anan baban yeşili olan bir memursa istediğin zaman gidip gezebiliyorsun yurtdışında. 19-20 yaşında sen gidiyor ama başka gençler akp ülkesinde sinemaya bile gidemiyor. işin bir de böyle sosyal bir problemi var.

gitmek isteyene tek engel vize mi kardeşim. gitmek isteyen aşar onu denilecek durumda değil vize muhabbeti. her şey doğru olsa da, işin gücün paran pulun olsa da reddebiliyorlar.

yeşil pasaport orada çalışma hakkı sağlamıyor.
yeşille gidip kaçak kalanlar var ama onların sayısı yüksek değildir.

yani yeşilin olayı çoğunlukla normal seyahat için.

EVS gibi programlarla yeşil pasaportlular daha kolay gidiyorlar ayrıca.

--
yeşil pasaportluları kıskandığımız yok, diğer insanların vize süreci kolaylaştırılsa ve böyle onura aykırı engellenmese devlet memurlarının yeşille gitmesine bu kadar ayrımcılık olarak bakmazdık. yeşil giderse gitsin, ama diğer pasaportlarda vize kalkamıyorsa (yüce devletiminizin gücü yetmiyorsa) ya da vize süreçleri kolaylaşmıyorsa, ortada ciddi bir kayırma var.

imza: eskiden yeşilim vardı. potansiyel yeşil pasaportluyum.
0
biseysorcaktim
(13.07.25)
(7)

Inatbox

krmzbvl
Kullanan var mi? Daha onceden kullaniyordum ama guncel versiyonunu yayinlamiyorlar sanırım. Bir suru indirme yeri var ama hepsi keklik bekleyen tilki gibi gorunuyor bana.
Kullanan var mi? Daha onceden kullaniyordum ama guncel versiyonunu yayinlamiyorlar sanırım. Bir suru indirme yeri var ama hepsi keklik bekleyen tilki gibi gorunuyor bana.
0
krmzbvl
(10.07.25)
akbank kredi mağdurlarının ortak kesişim noktalarından biri inatbox :)

yıllık 500 liraya bile iptv var, inat minat apk indirip telefona kurmak büyük kumar.
0
brkylmz
(10.07.25)
Iptv telefonda calisiyor mu?
0
🌸krmzbvl
(10.07.25)
Çalışır. SmartersPlayer uygulaması var iphone'da mesela. gayet iyi.
0
himmet dayi
(10.07.25)
Cloudstream kurun. Provider olarak inatbox ı seçin.
Cloudstream açık kaynak kodlu temiz bir app.
Androidde var yalnızca
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
ben sadece tvboxta kullanıyorum, orada bankacılık uygulamaları yok, youtube haricinde özel bilgilerim bile olmadığı için kafam rahat kurdum geçtim.
0
duyuruuser
(11.07.25)
rec tv var onun yerine. mobil uygulamasi da var ama tv versiyonu da sahane calisiyor.
0
warrior princess
(11.07.25)
tv'de vardı bizim ama anlamsız bir şekilde uygulamaları bozdu. internet var ama videolar açılmıyordu. bunu silince düzeldi. sebebini anlayamadık. pek de kullanmıyorduk disney hariç her yerde aboneliğimiz var.
0
matilda
(11.07.25)
(8)

Yapay zekâ kullanma kültürü

muhayyer divan
SelamYapay zekâ kullanmayı sevmiyorum, daha doğrusu her şeyi yapay zekâ bişeysilerine sormayı, her şeyi onlardan hazır elde etmeyi sevmiyorum. Sevmediğim için de şu birkaç yıldır uzak kaldım ve yapay zekânın nerelerde kullanılabileceğini bilmiyorum, bu uygulamanın/yazılımın hakkındaki bilgiler nasıl
Selam

Yapay zekâ kullanmayı sevmiyorum, daha doğrusu her şeyi yapay zekâ bişeysilerine sormayı, her şeyi onlardan hazır elde etmeyi sevmiyorum.

Sevmediğim için de şu birkaç yıldır uzak kaldım ve yapay zekânın nerelerde kullanılabileceğini bilmiyorum, bu uygulamanın/yazılımın hakkındaki bilgiler nasıl ediniliyor neye göre neyi seçiyoruz vs hiçbir şey bilmiyorum ve bunlar nasıl öğrenilir onu da bilmiyorum.

Çok büyük zararda miyim?
Evet ise bu işe nerden başlamalıyım, nereden öğrenilir bunlar?
0
muhayyer divan
(10.07.25)
Öncelikle yapay zekayı doğru kullanmak önemli.

Her dediğini doğru kabul etmemek lazım çünkü yanlış bilgi verdiği oluyor.

Doğru talimatlarla (promt) doğru sonuçlar elde edebilirsin.

Yapay zekayı sadece bilgi edinmek için değil bir topluluğa atılacak bir mesaj için de kullanıyorum ben. Görsel oluşturuyorum. Yazdığım bir yazıyı xxx kriterlerlerine göre olumlu ya da olumsuz açıdan eleştir, diyorum. Önce bir konuda açıklama içeren bir pdf yüklüyorum, bunu oku diyorum. Sonra o pdf’teki bilgiyi içerek bir şeyler soruyorum ya da onunla ilgili çalışmalar yaptırıyorum. Dediğim gibi doğru kullanmak çok önemli. Sınırsız bir kullanım alanı var, yaratıcılık sizin elinizde. Gidip x bilgisi sorarsanız yanlış bilgi de verir.
0
cemallamec
(10.07.25)
Bisiklet kullanmak, yüzmeyi öğrenmek gibi düşünmelisiniz. Bir noktadan sonra bir çok şey refleks haline geliyor, modelin neyi salladığını neyi gözünden kaçırdığını hissetmeye başlıyorsunuz.

Bir kaç yıl önceki arama motorları olsaydı, çok büyük zararda değilsiniz derdim fakat artık bilgiye ulaşmak arama motorları vesaire üzerinden o kadar zor ki, çok ama çok şey kaçırdığınızı söyleyebilirim.

Buraya sorduğunuz soruları direk kendilerine sorarsanız çoğunu açıklayıcı bir şekilde cevaplar. Anlamadığınızda ya da aklınıza yatmadığında anlamadım, beğenmedim vs. derseniz siz anlayana ya da ikna olana kadar anlatır zaten.
0
redlinetheturk
(10.07.25)
Bu soruyu ChatGPT'ye sorarsanız sizi yönlendirir. :)
0
auroraaurora
(10.07.25)
yapay zekalar ilk çıktığında prompt mühendisliği diye bir kavram ortaya çıktı.
yine yapay zeka trendi bu kadar yüksekken bir de "ileride tek bir yazılım dili olacak, o da ingilizce olacak" şeklinde söylemler de çıktı.

bu iki kavram da prompt'un ne kadar önemli olduğunu ifade ediyor.

düzgün sorarsan düzgün cevap alırsın kısaca.
ama her zaman öyle değil tabi.

yapay zekaların şuan karşılaştığı en büyük sorun halüsinasyon.
yani olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek. çok da yaratıcı bu konuda.
bu var mı derseniz "evet var çünkü şöyle şöyle böyle böyle" diyor. hayır ben biliyorum yanlış söyledin yok dediğinizde "evet özür dilerim yokmuş çünkü şöyle şöyle böyle böyle" diyor.

günlük ve basit işler için kullanımında bir mahsur yok.
dertleşmek, bana film öner demek, 1923'te ne oldu diye sormak, yemek tarifi sormak gibi konularda hiç bir sorunu yok.

teknik konularda da eğer ucu açık değilse ve her şey netse yine iyi.
ama bilmediği konularda palavra sıkıyor, ona dikkat etmek lazım.

claude.ai, chatgpt.com, grok.com, groq.com gibi yerlere girin ve kullanın. zamanla az çok anlarsınız. hatta onlara "seni en efektif nasıl kullanırım, halüsinatif yanıtlarından nasıl kaçınırım" şeklinde de sorabilirsiniz.

işiniz ne bilmiyorum ama işinizle entegre çalışırsanız yanınıza bir eleman almış gibi davranabilirsiniz. ona yaptırın, siz kontrol edin.

bazı ai chat-bot'larının masaüstü uygulaması da var ve sizin için kağıt kürek işlerini de halledebiliyor.

--
kısa cevap:
chatgpt'ye (claude, grok, groq, deepseek, vs..) girin ve buraya sorduğunuzu ve benim eklediklerimi oraya yazın. güzel güzel anlatır.

edit:
bak sorunu chatgpt'ye sordum. başlangıç için tatminkar yanıtlar verdi
chatgpt.com
(daha iyisini yazmıştı ama sorun oldu ve yazdıklarını sildi. bu ikinci yanıtı. uzun yanıtlarda bazen sohbet yarım kalıyor -ya da ağzından bir şey kaçırıyor- ve sonra sohbeti geri alıyor)
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
annem 66 yasinda chatgpty'ye gezi programi, yemek tarifi, hastalik analizi falan yaptiriyor.
gecen kaloriferi yapay zekaya sorarak tamir etmis.

sevmiyorum :SSS kadar gerici ve sacma bir sebep olamaz. ögrenmemissin. simdi dogru yoldasin :D
aklina gelen sorulari yaz iste bu kadar. google in daha iyisi.
verdigin tasklar da cok karmasik degilse onu da yapiyor.
cok güzel özet cikartiyor.
tez yazmak icin ideal.
isle ilgili cok detay senaryolari yapamiyor. assumptionlari yanlis yapiyor.

insan faktörü elimine edilemez -rahmi koc
0
sonsuz
(10.07.25)
yapay zekayı arama motoru gibi kullanabilirsin.
0
duyuruuser
(10.07.25)
@sonsuz

Sebebim gerici veya saçma değil, hoşlanmadım, bu kadar. Bunu eleştirmen için sormadım soruyu. Beni eleştirin dediğim zaman yerden yere vur tamam, bu yaklaşımların çok itici.

@sivri sinek

Kullanmadım, kullanmak istemedim, hoşlanmadım. Bilmiyorum açıklayamadığım bir mantıksızlık, bir yanlışlık var bana göre. Belki rahatsız da oluyorum, anlatamıyorum. Birileri gerici demiş, gericilik kendi zihninde onun.

@auroraaurora

İşte beni huzursuz eden rahatsız eden yaklaşımlardan biri bu. Her şeyi bırakıp dümdüz yapay zekâ ile çalışmak. Her şeyi ona sormak, başka kimse yokmuş gibi, tecrübe yokmuş gibi, hepimiz robotmuşuz da hiçbir farkımız yokmuş gibi. İyi ki böyle yazdın, bu huzursuzluğumu bulmama yardım ettin.
0
🌸muhayyer divan
(10.07.25)
endişelerinize hak veriyorum.
çok tembelleştiriyor.

aichatbot'lar yaygınlaştığından beri ingilizcem de türkçe ifade biçimim de geriledi.
yarım yamalak cümle yazıp "al bunu düzelt" diyorum, düzgün cümle yazmaya çalışmaktansa.

yine de bunun çözümü ai tool'lardan kaçmak değil.
onu bir çırak gibi görüp (hatta çırak gibi yetiştirmek mümkün) işte yardımcı olarak kullanmak en iyisi.

bazı konularda fikir veren bir danışman, ama çoğu zaman da angarya işlerini yaptıracağın bir alt çalışan olarak konumlandırmak sağlıksız olmaz.
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
(6)

ChatGPT'nin ucretsiz versiyonunda kac soru sorma hakkimiz var?

truf
Az once 2 soru sordum ve sorma hakkiniz doldu yarin saat X'e kadar soramazsiniz uyarisi aldim. Sadece 1 ay kullanmadim bu AI'yi haliyle sasirdim :D Baska chat olusturup sordugumda da ayni mesaji aliyorum. KOmple parali mi oldu bu simdi?
Az once 2 soru sordum ve sorma hakkiniz doldu yarin saat X'e kadar soramazsiniz uyarisi aldim. Sadece 1 ay kullanmadim bu AI'yi haliyle sasirdim :D Baska chat olusturup sordugumda da ayni mesaji aliyorum. KOmple parali mi oldu bu simdi?
0
truf
(10.07.25)
aynı konu hakkında fazla darlayınca 'free bitti akşam gel' diyor. (kişisel gözlemim 30-35 soru civarı).

kolay şeyler sorunca biraz salıyor ama. ses etmiyor.
0
brkylmz
(10.07.25)
soru sayısı olarak bakmıyorlar olaya. chatgpt'nin çalıştığı süre olarak bakıyorlar. (token falan diyorlar, bir şeyler diyorlar)

yani kısa kısa sorarsan kısa kısa cevap alırsan 50 soru sorarsın, uzun uzun sorarsan uzun uzun cevap alırsan 2 soru sorarsın.
0
co2s2
(10.07.25)
token olarak bakılıyor.

bir sohbeti uzatırsan, o sohbette yer alan konular son attığın mesajla beraber gidiyor. yani aynı sohbette onuncu mesajı attığında (tamamen farazi) 1000 token harcıyorsa, yeni bir sohbet açıp aynı soruyu sorarsan 100 token harcıyor (rakamlar farazi)

limiti en yüksek olan grok.
günlük kullanım için onu kullanıyorum. basit şeyler, internet araması, burada sorulan sorular gibi sorular için çok iyi. bir de twitlere anlık baktığı için son dakika haberleri gibi şeyler için de onu kullanıyorum.

claude da çok iyi. bir ara onu premium kullanıyordum. özellikle 3.7 sonnet ilk çıktığında çok iyiyidi. şimdi 4.0 çıktı ama ne 4 ne 3.7 eskisi kadar iyi gelmiyor bana. ücretsiz hali de günlük basit işler için kullanılır.

groq.com var (grok'tan farklı). orası bir platform ve farklı modeller var. en yaygını llama modeli (facebook'un yapay zekası). groq'ta çalışan bu modeller çok iyi. dış dünya bağlantısı yok çoğunlukla ama basit sorular sorabilirsin.

---
belirttiği saate kadar kullanamazsın. belki model değiştirip kullanabilirsin.
thinking mode'unu kullandıysan, resim-fotoğraf-dosya verdiysen limitin çabuk biter.
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
chatgpt premium ios'ta 500 lira aylık.
20 dolar + kdv ile 800'den fazla olması gerekirdi.

aktif kullanıyorsanız bir bakın.
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
farklı modeli kullanabilirsin.
0
jelly bear
(10.07.25)
Ben 500 küsur verip kullanıyorum. Ne deepseek ne de Gemini’drn memnunum. Aynı şeyleri hepsine yaptırdım ama beni memnun eden hep GPT oldu. Deepseek zaten sansürlü. Gemini’nin de premiumunu kullandım ama epey yol alması lazım. Soruya gelirsek belli bir sınırın var ama soru bazında değil kullanım bakımından sınır veriliyor.
0
cemallamec
(10.07.25)
(12)

ad soyad ile web sitesi açılır mı

messina123
ne dersiniz? pek bir amaç yok sadece arada bir blog tarzı yazılar eklenecek.ben mühendisim. ana konumuz mühendislik olacak. spor ve özellikle galatasaray, yaptığım geziler, ufak tefek güncel konular vs yazayım diyorum. ne dersiniz? yarın bir gün iş başvurusu yaptığımda da güzel gözükür hem.adsoyad.c
ne dersiniz? pek bir amaç yok sadece arada bir blog tarzı yazılar eklenecek.

ben mühendisim. ana konumuz mühendislik olacak. spor ve özellikle galatasaray, yaptığım geziler, ufak tefek güncel konular vs yazayım diyorum. ne dersiniz? yarın bir gün iş başvurusu yaptığımda da güzel gözükür hem.

adsoyad.com
0
messina123
(10.07.25)
adsoyad.com alınmıştır, duyurunun hali xd
0
Shepard
(10.07.25)
güzel kardeşim kendi adım ve soyadımla. örneğin mehmetyildiz.com

yani şunu algılayamadın mı?
0
🌸messina123
(10.07.25)
google aramalarında üst sırada çıkacağı için sizinle ilgili araştırma yapıldığında sizin belirlediğiniz/kontrolünüzdeki içeriğin görünmesi gibi bir avantajı var.

ayrıca [email protected] şeklinde mail kullanabilirsiniz. (crazyboy69@gmail gibi bir mailiniz varsa işe yarar).

gösterecek bir portfolyonuz varsa, tek bir link gönderip işi halletmiş olursunuz.

fazla maliyeti olan bir şey değil zaten. neden olmasın?
0
brkylmz
(10.07.25)
Com kalmamıştır
Com.tr, net iyi değil
.me ya da .ws iyi olabilir.

Hatta isim.ws olma ihtimali var (benim öyle)

Benzer düşünce ile açtım ama hiç kullanmıyorum.
Wordpresstwki bloğuma yönlendirmiştim yıllarca bloğa da bir şey yazmadım.

Bence alabiliyorsan ve kısaysa al.
Düğün yaparsın davetiyete qr kodu ile siteni yönlendirir adresi ulaşımı falan yazarsın (gerçi ben yapmadım uğraşmadım ama mantıklı geliyor hala)
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
ferruh.mavituna.com

eskiden blog'du, paraya para dememeye başlayınca saldı burayı da :)
0
altinci nesil caylak
(10.07.25)
Ben hiçbir yerde olmayan, özel bilgiler veriyorum. Ya da belli konuları çok güzel, derli toplu anlatırım demiyorsanız bence gerek yok. Blog işi öldü. Çok özel bir konu değilse, kimse girip okumaz. Youtube bu konuda daha avantajlı. Vlog şeklinde yapın.

adsoyad.com şeklinde yine alan adı alabilirsiniz. CV şeklinde tasarlarsınız, durur.


.
0
kartallar yuksek ucar
(10.07.25)
"seyyah" "mehmet" daha akılda kalıcı olur
0
mantık
(10.07.25)
Yorum yazanlar şaka mı? Ad soyadıyla niye .com kalmasın? Adamın ad soyadını nereden biliyorsunuz? Ayrıca adsoyad.com alınmıştır ne ya :)

Eğer her konuda bir blog yazılacaksa ad soyadla alınabilir, neden olmasin.
0
cemallamec
(10.07.25)
açılır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(10.07.25)
adsoyad.com şeklinde domain alabiliyorum hatta sadece soyad.com şeklinde de alabiliyorum. az bulunan soyadın avantajı :d
0
🌸messina123
(10.07.25)
ek olarak ilerleyen zamanlarda youtube kanalı da açma düşüncem var. hali hazırda bir kanalım var ama içeriği bambaşka bir konuda
0
🌸messina123
(10.07.25)
Benim var. Yıllardır bir şey eklemiyorum. Vakit ayırırsanız güzel. Olmadı, sosyal medyanıza yönlendirirsiniz...
0
yadigar
(10.07.25)
(5)

chatgpt sizde de aptallaştı mı

plastic_angel
plus versiyonunu işlerim için uzun zamandır kullanıyorum. yani içerde bir çok thread ve yazışma var. sistemdeki bir sorunla ilgili yardım istediğimde verdiği cevaplar gerçekten kalitesiz. yani alakasız, basit ve çok kısa. (gpt 4.5 kullanıyorum)diğer taraftan gemini 2.5 pro versiyonu da var. son 1-2
plus versiyonunu işlerim için uzun zamandır kullanıyorum. yani içerde bir çok thread ve yazışma var. sistemdeki bir sorunla ilgili yardım istediğimde verdiği cevaplar gerçekten kalitesiz. yani alakasız, basit ve çok kısa. (gpt 4.5 kullanıyorum)

diğer taraftan gemini 2.5 pro versiyonu da var. son 1-2 haftadır muazzam. gerçekten çözüm odaklı ve detaylı cvp veriyor.

sadece bende mi böyle siz de farkettiniz mi? günlük kullanım için değil de iş amaçlı kullanım için soruyorum.
0
plastic_angel
(10.07.25)
Abi siz zeki sandiniz. Oradan buradan aldigi cevaplari size veriyor. Buna yeni uyanmis olabilirsiniz.
0
Shepard
(10.07.25)
Chatgpt'nin her soyledigi mutlak dogrudur onyargisi yerlesmis insanlarda gozlemledigim kadariyla.

Acayip tembellesti insanoglu acayip.
0
baldur2
(10.07.25)
bazı dönemler böyle tutarsızlaştığı ya da kalitesizleştiği oluyor. grok'a çektikleri gibi ayar falan değiştirdiklerini düşünüyorum :D yazı amaçlı değil de görsel oluşturma amaçlı daha çok kullanıyorum ben onda epey sorun çıkarmaya başladı, sürekli yarıda kesiyor resimleri bir haftadır.
0
nolmus yani
(10.07.25)
Her gün ortalama bir milyar soru soruluyor.
Bu ölçekte veri işlemek, cevap vermek çok büyük iş.
Eminim anlık yüklerde ya da başka sebeplerle performansı etkileyecek değişikliler yapıyorlardır.
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
chargpt de parayı görünce götü başı ayrı oynayanlardan. paralı halini kullanıyorum çok daha akıllı yazıyor.
0
Suursuz
(10.07.25)
(4)

Ai tayfa, piyasada neden hiç türkçe llm (modeli) yok?

aguen
Merhaba duyuru,Birden aklıma geldi aradım; internette cidden hiç türkçe llm model veya finetune yok. İki senedir güncellenmeyen birkaç milyon parametreli şeyler var onları ciddiye almıyorum. Trendyol-lm 7b diye duyurmuşlar mesela llama2 7b finetune'u çıktı. Gemma 3 27b'yi kendim fine tune etmeyi düş
Merhaba duyuru,

Birden aklıma geldi aradım; internette cidden hiç türkçe llm model veya finetune yok. İki senedir güncellenmeyen birkaç milyon parametreli şeyler var onları ciddiye almıyorum. Trendyol-lm 7b diye duyurmuşlar mesela llama2 7b finetune'u çıktı.


Gemma 3 27b'yi kendim fine tune etmeyi düşünüyorum. 7 8 bin lirayı geçmez masrafı o da hobi projesi olarak harcayacağım bir tutar.


Tek sorum, bu ülkede o kadar akademik, mühendis vs. varken cidden kimse uğraşmamış mı? Yoksa ben mi bulamıyorum. Tübitakla bakanlıklarla her toplantıda yerli ve milli model üretiyoruz diye mastürbasyonel konuşmalar dinliyoruz ortada bir şey yok
0
aguen
(10.07.25)
Boşuna arama yok öyle bir şey. Adamlar gelişime yeniliğie teknolojiye o kadar karşı ki herkesi hayattan soğutup öyle yaptılar. Bu ülkede kimsenin bir şey üretmesini bekleme o yüzden. Zaten bütçe de vermezlerdi
0
respect
(10.07.25)
soruyu tam anlamadım, ancak anlayabildiğim kadarı ile cevap verebileceğim.

türkçe diğer pek dile göre daha dinamik bir dil, bundan çok değil 70/80 yıl önce basılmış dergi ve gazetelere bakarsan eğer şu an kullanılmayan pek çok kelimenin olduğunu göreceksin. elbette ingilizce içinde geçerli ancak bu oran çok daha az. 150 yıl önce yazılanların yarısını bu gün anlamakta zorlanıyoruz. buna en büyük örnek kanunlar. çok eski kanunlarda geçen tanım/kelimeleri bilmiyoruz.

birde bilginin kendisi var, günümüz türkçesi ile üretilmiş bilgi miktarı az. örneğin; uçak mühendisliği, gemi mühendisliği, tıp, dna, vb. alanlarda üretilen (tr'de araştırılmış, yazılmış, çizilmiş bilgilerden bahsediyorum.) bilgi miktarı az.

kimi tarihi yerlerin, yapıların araştırmalarını yapanlar ingilizce ile yayınlamışlar o bilgileri, türkçe olan kısmı ise ingilizceden çeviri.

adamlarda 1000 kitap yazılmışsa bizde 2, 3 kitap özgün, geri kalanı çeviri.

e az olan bilgi ile ne kadar eğitilebilir bir model, düz konuşma dili ile eğitebilirsin elbet ama X, Y, Z sorularına kafana takma böyle şeyleri yiğenim diyen bir model alabilirsin eline :)
0
selam
(10.07.25)
eğitim setinin büyüklüğü ve eğitim maliyetleri yüzünden olsa gerek.
fine-tuning neyse de, sıfırdan bir eğitim epey tutar sanırım.

bir de haber sitelerimiz leş, eksi'nin hali inciden beter, forum'lar emeğe saygı + rap'ten geçilmiyor, wikipedia'yı zaten 20 önce "burası detay bulunacak yer değil, sadece yüzeysel bilgiler olmalı" diyerek katlettiler. ben de merak ettim sadece türkçe ile eğitsek ortaya ne çıkardı.

---
chatgpt'de tahmini olarak binde 1 - 3 arasında türkçe kaynak varmış.
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
Türkiye çıkışlı bir proje bilmiyorum
ama daha yenilerde yabancı bir firmadan LLM için prompt-response training diye bir iş teklifi geldi
işin bu kısmında hiç yer almadığım için ben de bilmiyorum açıkçası ama bunu yapan varmış diyeyim diye yazdım
0
subcomponent
(10.07.25)
(7)

Pakistan nasıl nükleer silah sahibi oldu?

michael_knight
70’lerin sonunda bir bilimadamının Hollanda’dan ülkesine dönmesiyle diye açıklıyor internet. Aklıma yatmıyor. 50 yıl önce pek de zengin olmayan bu ülke bunu yaptıysa şu anda neredeyse tüm ülkeler yapabilir diye düşünüyorum. Kaçırdığım kısım nedir konuda ya da farklı bir şey mi var?
70’lerin sonunda bir bilimadamının Hollanda’dan ülkesine dönmesiyle diye açıklıyor internet.
Aklıma yatmıyor.

50 yıl önce pek de zengin olmayan bu ülke bunu yaptıysa şu anda neredeyse tüm ülkeler yapabilir diye düşünüyorum.
Kaçırdığım kısım nedir konuda ya da farklı bir şey mi var?
0
michael_knight
(09.07.25)
Hocam biraz bütçesi olan her ülke nükleer silah sahibi olur asıl önemli konu bunu ilişkide olduğun ülkelere bağlı bulunduğun organizasyonlara kabul ettirmek, Pakistanlıların pek böyle dertleri yok gibi.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(09.07.25)
hindistan nükleer üretince ve bangledeşin bağımsızlaşmasıyla sonuçlanan hindistan - pakistan savaşı çıkınca, pakistan ya herro ya merro deyip nükleere önem vermiş.
hollada'dan dönerken uranyum zenginleştirme ile ilgili bazı şeyleri de yanında getirmiş o bilimadamı.
cia göz yummuş, çin ve kuzeykore gibi ülkeler de desteklemiş hindistan'a rakip olarak pakistan'ın nükleer yapmasını. kimisi altyapıyı çin sağladı diyor.

biz yapamıyoruz. sebebi iyi kötü bir mesleği, toplumda az da olsa bilinirliği saygınlığı olan birinin kaybedeceğini bile bile kurallara uyması gibi bir şey.
çok iyi koşullarda değiliz ama pakistan liginde de değiliz (henüz).
o yüzden uluslarası anlaşmalar, nükleer karşıtı imzalar bizi bağlıyor. işin bir de maliyet yanı var. sanırım 20 milyar dolar falan gerekiyor. bir de yıllık bakımları var. bombayı yaptım kenarda dursun olmuyor. güvenliği, bombanın içeriğinin güncellenmesi (gün geçtikçe etkisini yitiriyormuş, o yüzden periyodik olarak güncellenip hazır tutulması gerekiyormuş) gibi ekstra maliyetleri de var ama asıl sorun bunlar değil. asıl sorun bahsettiğim nükleersizlik anlaşması.


10-11 ülkede nükleer bomba var.
bunların çoğu anlaşmaya dahil değil.

dahil olan ingiltere, fransa, abd gibi 3-4 ülke var onlar da anlaşma yapılmadan önce üretmişler, sonra da bombalarını imha etmemişler.
bazı ülkeler anlaşma yapılırken ellerinde nükleer olsa bile yok etmişler, politik güç elde etmek ve diğer ülkelere iyi görünmek için.
0
biseysorcaktim
(09.07.25)
Hindistan'in dizginlenmesi için izin verildi. Ayrica adamların ambargo umrunda bile değildi, gerekirse çimen yeriz dediler.

Teknik kısmına gelirsek uranyum saflaştırmayi başarabilirsen gerisi çocuk oyuncağı. Doğal nötron bombardımanı yapan bir elementle /polonyum berilyumla uranyum cekirdekleri hedeflenir. Zincirleme reaksiyon baslayinca tüpün sağlamlığına bağlı olarak çok sayıda yeni nötron ortaya çıkar. Bam güm rastgele cekirdekle karşılaşınca reaksiyon devam eder. Tek cekirdekten çıkan enerjinin pek bir önemi yoktur. ama trilyonlarca çekirdek bölünür. Bleve asamasinda kapsül ortamı olmayacağı için artık verim düşer süper kritik kütle ortada yoktur. ama zaten yüksek sayıda zincirleme reaksiyon meydana gelmiştir.

Olay tamamen saflaştırilmis uranyum. U235

Bunu parayla da alabilirsiniz. Ya da santrifüj kaskat sistemi kurarak yaparsınız.
0
topkapiaksaray
(09.07.25)
İki kutuplu dünya var biri Çin diğeri ABD aynı soruyu İran için de sorabiliriz. Bi yerde nükleer varsa aslında o nükleer o ülkeye ait değil de bu iki kutbun nükleeridir, kapişşşş
0
olaylar olaylar
(09.07.25)
İlk başlatan olay Dr. Abdul Qadeer Khan isimli bir nükleer fizikçinin çok zor şartlarla nükleer teknolojiyi öğrenip/hatta tabiri caizse kaçak yollarla Pakistan’a taşımasıyla oluyor. Hollanda’da çalışırken bu teknolojiyi çaldığına dair söylemler var. Bu ismi araştırın.
0
titanic kemancısı
(09.07.25)
250 milyona yakın nüfusa sahip bir ülkeyi bu kadar hafife almamak lazım. Satın alma gücü paritesi bakımından dünyanın en büyük 26. ekonomisine sahip (İran 25 mesela).
0
himmet dayi
(09.07.25)
youtu.be

Burda ayrıntılı anlatılmakta
0
limonlu eksi
(10.07.25)
(8)

plak kayıtlarının neden daha güzel olması

deranzo1
o gelen cızırtılı ses, ruhuna doğru üflenmesi, canlılık çok daha kaliteli değil mi? teknik detaylarını bilmiyorum ancak 60 senede daha ileriye gitmesi gerekmiyor muydu bu kayıt işinin? ne zaman plak kaydı dinlesem müzik dinlediğimi hissediyorum. bu nedendir yoksa ben mi hülya görmekteyim?çok net far
o gelen cızırtılı ses, ruhuna doğru üflenmesi, canlılık çok daha kaliteli değil mi? teknik detaylarını bilmiyorum ancak 60 senede daha ileriye gitmesi gerekmiyor muydu bu kayıt işinin? ne zaman plak kaydı dinlesem müzik dinlediğimi hissediyorum. bu nedendir yoksa ben mi hülya görmekteyim?


çok net fark yok mu ya?

open.spotify.com
www.youtube.com
0
deranzo1
(09.07.25)
Çünkü daha kaliteli. Bana da dijital hiçbir şey analog şeyler kadar kaliteli değilmiş gibi geliyor. Muhakkak ki bi fark var
0
olaylar olaylar
(09.07.25)
buna cogu kisi bir fark yok diyor ama bence de plaklar cok daha guzel geliyor kulaga.
0
antikadimag
(09.07.25)
Bence biraz nostaljik bakıyorsunuz. Ancak kalite sübjektif olmasa da güzellik öyle; haliyle analog kayıttaki kusurlar (Mesela bahsettiğiniz cızırtı) ve kendine ait tınısı onu sizin için daha otantik ve ilgi çekici yapıyor olabilir.
0
salihdt
(09.07.25)
romantizmden başka bir şey değil bence. adamlar bilmem kaç kanaldan kayıt alıp 3 boyutlu tertemiz milyon dolarlık ses sistemleri yapıyor. hâlâ çıkıp plak en güzeli ya demek biraz düz vites araba övmek gibi geliyor bana.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(09.07.25)
Teknik açıdan cd ve dijital kayıpsız kayıtlar elbette plaktan daha kaliteli. Aksi plağın doğasına aykırı. Fakat sizin hissettiğiniz biraz plasebo ile plak çaların ürettiği harmonik bozulmaların insan kulağına hoş gelmesinden ibaret. Tercih meselesi yani biraz. Kimisi hiç bozulmamış ses istiyor (cd gibi), kimisi bu teknik ‘kusurları’ daha çekici buluyor. standart bir dslr fotoğraf makinesi aslında son model iPhone’dan daha iyi resim verir fakat çoğunluk iPhone’nun kasıtlı olarak ‘bozduğu’ fotonun göze daha hoş geldiğini söyler. Tam doğru örnek olmadı ama anlaşıldı herhalde.
0
orient blue
(09.07.25)
Spotify ve YouTube gibi mecralardaki düşük kaliteli des kayıtlarını ana kartlara entegre ses kartlarına bağlı ortalama hoparlörler ya da asıl işlevi iletişim kurmaktan ibaret olan kablosuz olduğu için de bir miktar kayıp yaşayan kulaklıklarda müzik dinlemeye alışık olduğumuz için hissedilebilir fark olduğu doğru. Plak kaydı ve dinlediğimiz cihazlar elbette günümüz mp3'lerinden daha doyurucu. Kalanı için @orient blue +1

Bu arada cızırtı sesinden etkilenmek direkt romantizm. Cızırtısız temiz, güzel ses duyman lazım normalde ama o plaklar çok yapay gelir muhtemelen. Çünkü nostaljik ya da popüler havaya sahip değiller.
0
nawar
(09.07.25)
plak kayıdından dinlemek dijital kayıttan dinlemekten açık ara daha kaliteli.
çünkü dijital kayıt en temelde 0 ve 1 ile oluşuyor.
teknik detaylarını yanlış verebilirim o yüzden fazla detaya girmeyim ama ama mesela spotify premium en fazla 320kbit/s ses kalitesi veriyor. free'si 120-160 civarı.
bu ne demek?
1kbps -> 1000 bit demek. 1 bit ise 0 ve 1'lerin her biri
320 kbps -> 320000 bitrate anlamına geliyor 1 saniye içinde.

bir de sample rate diye bir şey var, o da videolardaki frame'e denk geliyor gibi düşünebiliriz.

nasıl ki videolar aslında farklı karelerin peşisıra slayt gösterisi gibi değişmesiyse, ses dosyaları da öyle.

bu kbit sayısı ne kadar yüksekse ses kalitesi o kadar iyi oluyor.
hatta tidal gibi lossless müzik veren yerler de var.

sen stream yerine flac, lossless, wav dinlersen ses kaybı minimum oluyor. ama yine de oluyor (analog -> dijital çevrimi olduğu için)

plaklarda ise böyle bir çevrim yok.
bitrate olarak tanımsız diyebiliriz. 0 ve 1 gibi fragmanlardan oluşmuyor, ses bir dalga formatı şeklinde.

o yüzden daha doğal geliyor.

bir de plakları bluetooth olmayan bir kulaklık ile dinlersek yine dijitalleştirmiş olmuyoruz ve sesi doğal duymaya devam ediyoruz. ancak bluetooth ile dinlersen o zaman bozulma olabilir. çünkü bluetooth'un çalışma mantığı da datayı nano-saniye cinsinden bölüm veri paketi olarak göndermek.

---
bu şeye benziyor.
çabuk bozulan, raf ömrü kısa olan doğal ve ev yapımı bir yiyecek ile, pazarlaması raflaması satması saklaması uzun olan ama lezzetinde kayıp olan başka bir ürünü kıyaslayamaya benziyor.

----
ama sizin verdiğiniz bu iki kayıttaki fark neden?
biri youtube biri spotify.
üstelik spotify'dakinin müzik kalitesi daha yüksek.

farklı mastering sürümleri olabilir, aynı kayıt değildir belki ya da işlenme biçimleri farklıdır.
spotify’daki sürüm fazla işlenmiş, “temizlenmiş” görünüyor. aşırı filtreli fotoğraf ya da yapay zeka ile restore edilip fps'si arttırılmış film gibi.
ama muhtemelen en büyük sebep nostalji algısı, hafif cızırtının verdiği “gerçeklik hissi” etkiliyor olabilir (plasebo etkisi).

benim plakçalarım var. basit bir ürün ama buna rağmen mutlu ediyor oradan dinlemek.
radyo ya da kasetten çıkan müziği de seviyorum çoğu zaman.
bunlar kesinlikle bitrate'i yüksek bir dijital kayıttan daha az kaliteli ama çok daha doyurucu ve keyif verici.
0
biseysorcaktim
(09.07.25)
teroride dijital analog farkı vs. ama eğer plağı direkt dinlemiyorsan yani arada youtube-spotify vs. bir platform varsa zaten dijital halini dinliyorsun. sana hoş gelen kısmı ses kalitesi değil nostalji hissi olmalı.
0
orpheus
(09.07.25)
(5)

G95 tipi ampul ama LED

biseysorcaktim
linkteki örnekte görüldüğü gibi, top şeklinde büyük bir ampulum var. G95 tip.kendi yaptığımız seramik abajura taktık kullanıyoruz.bu abajuru kablosuz ya da ince kablolu yapmak istiyorum.klasik abajur kablosu değil de, usb kablolarının içinden çıkanlardan ya da jumper kalınlığında ince olanlardan.bu
linkteki örnekte görüldüğü gibi, top şeklinde büyük bir ampulum var. G95 tip.

kendi yaptığımız seramik abajura taktık kullanıyoruz.
bu abajuru kablosuz ya da ince kablolu yapmak istiyorum.
klasik abajur kablosu değil de, usb kablolarının içinden çıkanlardan ya da jumper kalınlığında ince olanlardan.

bu ince kabloları prize takarsam kablolar ısınır hatta yangın çıkar sanırım. bunu yapamam.
kablonun taşıyabileceği miktarda elektrik de ampülü yakmaz.

powerbank, pil ya da usb'den gelen enerji ile yakabileceğim, şekli şemalı linkteki ampüle benzeyen ampül var mı?

edit:
elimdeki ampul bu
www.koctas.com.tr

şu ürün için led demişler.
ama Voltaj 220-240V.
ince elektrik kablosunu doğrudan prize takamam, bunu usb ile ya da adaptör ile çalıştırabilir miyim

www.cimenelektrik.com
0
biseysorcaktim
(08.07.25)
6w enerji çekecek 0.027 amper 0.5 mm2 bile yeterli
0
topkapiaksaray
(08.07.25)
0.5mm kablo yetiyor zaten ama daha incesini istiyorum ben dekoratif olması için. hatta usb girişi ile çalıştırmak istiyorum.

böyle bir kablo takılı şuan.
www.trendyol.com
0
🌸biseysorcaktim
(08.07.25)
Usb ile çalıştıramazsınız. Ampul e27 duy ile 220v ac akımla çalışıyor, içinde buna uygun sürücü vardır. Usb adaptör 5-9-12v dc verir. Tamamen farklı şeyler.

Usb ile çalışacak led almanız lazım.
0
orient blue
(08.07.25)
Aslında biraz da onu soruyorum. Şekil olarak böyle küre şeklinde USB ile calisacak ampül çeşidi var mı
0
🌸biseysorcaktim
(08.07.25)
O zaman kabloyu unutun. Bir tane atıl durumda powrebank bulun, bit pazarları dolu. Evinizde de vardır. Abajurun altına gizleyin

Elinizdeki ampulün metal kısmını dikkatlice delin, ampulü led akkor vs kısmını çekin. İçine DC akımla çalışan mini LED uzatın. Muhtemelen küçük de bir sürücüsü olur onu da gizleyin
0
topkapiaksaray
(08.07.25)
(15)

blog işi bitti ?

denizmaniaherif
kafamda bir blog yazma işi var.. sosyal medya hatta youtube bağlantısı da olacak blogta ama hiç gerek yok gibi de geliyor bir yandan.. çünkü kimsenin artık yemek tarifi falan hariç dev gibi web sayfalarına bile baktığını düşünmüyorum.sizin fikriniz nedir ? 1- yoo bence bloglar hala etkili ve şuarada
kafamda bir blog yazma işi var.. sosyal medya hatta youtube bağlantısı da olacak blogta ama hiç gerek yok gibi de geliyor bir yandan.. çünkü kimsenin artık yemek tarifi falan hariç dev gibi web sayfalarına bile baktığını düşünmüyorum.

sizin fikriniz nedir ?
1- yoo bence bloglar hala etkili ve şuaradan ücretsizini ( zamanının blogspot vb. ) açabilirsin..
2- hiç girme instagram ve x yeter.

konu : bilimsel ama popüler şeyler üzerine hem yazı yazacağım hem tarif vereceğim hem de videoya dökeceğim basit videolara..
0
denizmaniaherif
(08.07.25)
biteli 10 sene oluyor
0
xu
(08.07.25)
Tek başına blog da olmaz instragram da olmaz, hepsi senkronize olacak hatta tiktok da.
Para kazanma gayesinde olmazsanız ve bıkmadan düzenli içerik üretirseniz başarılı olursunuz. içerik olduktan sonra sadece platformlarda paylaşmak kalıyor.
0
duyuruuser
(08.07.25)
blog değil de site domaini alıp kendi siteni yapacaksın. düzenli şeyler yazarsan, illa ki dönüşü oluyor. okumak işi hala bitmedi. hala insanlar bir şey araştırırken en çok arama motorunu kullanıp yazılı metinlere ulaşıyor.
0
koela
(08.07.25)
Beni takip etsinler..
diye bir derdin yoksa , online bir kütüphanem kayıt aracım olsun diyorsan özgün olarak bir şeyler yap.

Kitap okuma işi bitmediği gibi blog devri de sürecektir.
0
diyecevaplandı
(08.07.25)
Yapay zeka içerik üreticilerini bitirdi. Şu videoya bakın: www.youtube.com
0
amortisman
(08.07.25)
en son 2008-2009 yıllarında yazmıştım.

insanlar artık görsellik istiyor, ses istiyor. videoyu ilerleterek izlemek istiyor.

podcast var artık, youtube var.
0
yurtsuz john
(08.07.25)
Blog ekosistemi eskisi gibi değil ama Substack kullanıyorum ben okuyucu olarak, çevremde de okuyan ve yazan epey insan var.
0
fotrsapka
(08.07.25)
yapay zeka hunharca ve etik olmayan bir şekilde içerikleri ezberleyip sanki kendi alametifarikasıymış gibi sunuyor. aslında sizin blog'unuza girip öğrenmem gereken bilgiyi chatgpt'ye sorup çat diye öğrenebiliyorum.

google bile -türkçe aramalarda değil- bir soru sorduğunuzda gemini aracılığıyla bir cevap üretiyor en üstte. ve bu cevap gerçekten çok tutarlı (doğrulu kesin değil ama iş görecek kadar tatmin ediyor). böyle olunca birisi araştırma yapmıyorsa alt sayfalara kaydırıp sizin blogunuzu bulma zahmetine katlanmıyor bile. ki daha yolun başındayız.

insanların ürettiği bilgilerle kendini doyuran yapay zeka; insanları üretmekten/yazmaktan alıkoyacak fakat bu gidişle öğrenecek yeni bilgi bulmakta zorlanacak.

geçiş aşamasındayız şu an, tahminim bir süre üretkenlik azalsa da ilerleyen yıllarda yine üretmenin değerini anlayıp blog'lar yazmaya, içerik üretmeye devam edeceğiz.
0
brkylmz
(08.07.25)
Çok spesifik şeyler dışında blog okumuyorum. En son okuduğum blog yazısını geçen hafta okudum, spesifik derken "stoacilarda zaman anlayışı" şeklinde bir derleme yazısiydi ve epey iyi referanslar vardı.

Yine de instagram + blog + youtube fena fikir değil hala, spesifik konularda yazmıyorsanız bile.
0
encokbenisevinnolur
(08.07.25)
İnstagram diyorum. Okumaya tahammülüm kalmadı, eskiden kitap kurduydum.
0
muhayyer divan
(08.07.25)
@xu +1

Instagram'da tanıtım, YouTube'da yayın, websitesinde kaynaklı ve detaylı açıklama (blogdan daha genişletilmiş ve derli halde) olanı en makul sanırım.
0
nawar
(08.07.25)
medium var.
0
deartheodosia
(08.07.25)
blog biteli çok oluyor. ben bile 2010 yılında bıraktım, hey gidi.

blogu geçtim, websitesi işi bile bitti gibi.
0
sir gawain
(08.07.25)
Milletin yarısı adhd olmuş, dikkat süreleri 1 dakikadan fazla değil. Shorts videoları dışında tutması zor yeni bir şeyin. Hele blog falan imkansız.
0
but that was just a dream
(09.07.25)
ne tiyatro ne radyo bitti.
basılı gazeteler azalsa bile tamamen bitmedi.
karikatür dergileri de bitmedi (birer birer kapansa bile hala dergiler var)

blog'lar da bitmez.
ama basılı gazete/dergi ne kadar az etkiliyse artık, bloglar da öyle.

takip edeni var, arada bir denk geleni var.
bence insta/twitter için hali hazırda üretiyorsanız bir şeyler, blog'a da ağırlık verin.

millet adhd olmuş, 1 dk'dan uzun süren şeyleri okuyamıyor +1
ama bu davranıştan kurtulmak isteyen de ciddi bir kitle var.

arz/talep meselesi gibi biraz.

ben blog okumayı bıraktım, çünkü yıllar önce takip ettiklerim birer birer bittiler.
en son bu kaldı takip ettiklerimden.
altı ayda bir güncelleniyor.
benbugunbunuogrendim.blogspot.com
0
biseysorcaktim
(09.07.25)
(5)

telefondaki ekran görüntülerini

iwillsee
nasıl konularıan göre kategorize edip düzenliyorsunuz?
nasıl konularıan göre kategorize edip düzenliyorsunuz?
0
iwillsee
(06.07.25)
etmiyoruz. işim düştüğünde tarih sıralamasına göre arayıp bulabilirim. bu durum 1 saatimi alır. bilgisayardaysa her şeyi yeniden isimlendirerek kayıt ediyorum. örneğin ekşi duyuru içeren bir görseli "ekşi duyuru xxx yyy" şeklinde kayıt etmek gibi.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.07.25)
Samsung'taki arama özelliği gayet başarılı, genelde onu kullanıyorum.
0
salihdt
(06.07.25)
O kadar boş vaktim yok maalesef
0
messina123
(06.07.25)
Birbiriyle benzer içeriği olan ekran görüntülerini yeni oluşturduğum klasörlere taşımaya çalışıyorum.

Aslında bize lazım olan ekran görüntüsü alır alamaz hangi klasöre taşımak istiyorsunuz diye bir pencerenin açılması gibi bir çözüm .
Bu gibi benzer çözümü olan varsa iletebilir.
0
diyecevaplandı
(06.07.25)
Genelde ekranda yazan bir kelime ile arama yapıyorum, bir organizasyon yapmıyorum.
0
biseysorcaktim
(07.07.25)
(17)

Favori "Gibi" repliginiz

sekizdokuzon
Yılmaz'ın İlkkan'a Ersoy'un babaannesinden kalanlar defnedilirken "Vallahi seni şuraya gömerim. Hayatı yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de senden dinliyoruz" demesini yıllardır "atlatamıyorum". Nerede Türkçe filme Türkçe altyazı birini görsem aklıma bu replik geliyor.Sizin favori Gibi repliginiz hangi
Yılmaz'ın İlkkan'a Ersoy'un babaannesinden kalanlar defnedilirken "Vallahi seni şuraya gömerim. Hayatı yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de senden dinliyoruz" demesini yıllardır "atlatamıyorum". Nerede Türkçe filme Türkçe altyazı birini görsem aklıma bu replik geliyor.

Sizin favori Gibi repliginiz hangisi?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(05.07.25)
'yılmaz sen bu değilsin, dahası sen hiçbir şey değilsin.'
0
inveniam viam
(05.07.25)
sen aynur ablanla hitler'i bir mi dutuyon?
0
der meister
(05.07.25)
bütün kadınlarla aynı fikirdesin
0
mantık
(05.07.25)
her şey için çok uğraşıyoruz ya
0
juliette
(05.07.25)
Sendeki bu güç hevesi bizim ağzımıza sıçtı.
0
ekimoloji
(05.07.25)
oğlum bak biz o kadar hiçbir şey içermiyoruz o kadar hiçbir şey vadetmiyoruz ki karşı tarafa, insanlar bize merakından geliyor, bu neymiş ya diye bakmaya geliyorlar sonra bi s* olmadığını anlayınca terk ediyorlar zaten bizi
0
tabii lan manyak mısın
(05.07.25)
yılmaz'ın, ilkkan'a söylediği ''anan mı baban mı lan senin balzac'' sözü. bir şeyin manasızca abartılarak savunulduğu durumlarda balzac kısmının değiştirilerek günlük hayatta kullanımına çok uygun.
0
wilhelmwasmuss
(05.07.25)
abi kahve yoktu, çay da bulamadım, sıcak suya kola damlattım.

Bence bu dünyanın en komik repliği :)
0
koela
(05.07.25)
(benim de çok kullandığım) --> hayatın acı gerçeklerini yaşadığımız yetmiyor bir de senden dinliyoruz

Hiç mi anlamadın oğlum? İnsan bilir ne yaşadığını ya..

İlkkan bizim seninle sırt sırta verip de kemeyeceğimiz insan yok

Sadece 10 liramın olması hiç paramın olmasından daha çok canımı yakıyor

Baya da yemiş ---- çocuğu

Senin eğitim durumun ne cimcime

Ben yanlış geldiğimi anladım da siz çok yanlış gözüküyorsunuz. ( mandosi bey )
0
pislick0
(06.07.25)
insan ne yasadigini bilir.
0
baldur2
(06.07.25)
Erdem atletik diye ben niye kokoreç dükkanı açıyorum —> zaman zaman refere ediyorum hayatımda bunu.

Seni dinlemedim ama bence haksızsın ilkkan.
0
biseysorcaktim
(06.07.25)
İlkkan: karizmatik kimliğimi ve dayanılmaz cazibemi kenara koyarak söylemek isterim ki...
0
luluki
(06.07.25)
Her şey için çok uğraşıyoruz
0
sehpa fx350
(06.07.25)
Benim favori Gibi repliğim, gerçi tirat demek daha doğru olur; Yılmaz'ın İlkkan'ın "Ne düşünüyorsun?" sorusuna verdiği yanıt. Günlük hayatta kullanması pek pratik değil ama benzer bir soru sorulduğunda "Bir şey düşünmüyom" diyorum :)
0
burka
(06.07.25)
son parasıyla smootie alan ersoy’a yılmaz’ın söylediği “bu her şeyin en iyisini hak ediyorum düşüncesi nereden geldi sana ya” dediği sahne.
0
phoarbix
(06.07.25)
Henüz yazılmamış favorilerimi yazayım o halde

İlkkan nasıl birisi olduğunu detaylıca bir kağıda yaz da ordan takip edelim ben yetişemiyorum artık sana

keşke senin de müsait olduğun bir zaman yeselermiş serpil teyzeyi

kimsenin hiçbir şeyi bilmediği bir yerde bir insan her şeyi bilebilir

ilkkan sen bu grandiyöz hezeyanların için çok düşük seviyeli bir paladinsin
0
kullanicadi
(06.07.25)
İlkkan bizim senle sırt sırta verip de s*kemeyeceğimiz insan yok, ben buna inanıyorum kardeşim

-seni yerim
-Puh senin ben ananı s*ikeyim oros*u çocuğuna bak be
0
onheil
(06.07.25)
(14)

Sizce İstanbul'da odaları 20 bin tl ye kiraya verenler şikayet edilse

Kahvedesu
Bu odaları yüksek fiyattan kiraya verenler azalır mı?
Bu odaları yüksek fiyattan kiraya verenler azalır mı?
0
Kahvedesu
(05.07.25)
kanun koymadigin surece bu enflasyonist ortamda kimse 1 kurus indirmez. bende boyle diyecek.
0
buenosdias
(05.07.25)
Kaca versin sizce?

Soylediginiz seyin sonu yok, bence de 2000 lira da pahali. Nasil cozucez?
0
brkylmz
(05.07.25)
Istanbulda 20 bine oda mi varmis
0
Kittie
(05.07.25)
Dogru. Su 50 yillik yikik dokuk, bitisik nizam les gibi sisli binalarinda odalarin icini ikea tarzi doseyip o fiyatlara veriyorlar simdi hatirladim. Instagramda karsima cikiyor.
0
Kittie
(05.07.25)
Selam, ben veriyorum mesela bir odamı EUR üzerinden, 20’nin de üstünde hatta. Hangi gerekçeye dayanarak şikayet edeceksiniz ki? Illegal bir durum yok ortada.
0
vedatchilipeppers
(05.07.25)
@vedat...
Ancak vergi ile ilgili bir konuya şikayet olabilir. Bir de bir ihtimal pansiyon otel gibi görülecek durumu varsa ayrı bir şeyler çıkabilir.
@kahv
Hayir daha çok artar.
Vergi vermeyen vergiyi de ekler üzerine.
Bak %25 sinir koydular iki yıl nasıl oldu şimdi ortam.
0
kisa
(05.07.25)
şikayet,yasak vs bir sorunun çözümü olamaz. arz-talep dengesi mühim.
0
biravekahve
(05.07.25)
Adam evet 40 bin ödüyor, 20 bin cebe atıyor. Gelir vergisini ödemeyenlere ceza var, bu kişiler şikayet edilse?
0
🌸Kahvedesu
(05.07.25)
istediği fiyattan verir. işine gelmeyen tutmaz. istanbul küresel ve turistik bir şehir. 20 bin oda kirası abartı rakam değil.
0
runaway
(05.07.25)
İnsnaların odaya, barınmaya ihtiyacı var. Nasıl beğenmeyen tutmasın?
0
🌸Kahvedesu
(05.07.25)
Vedat gelir vergisi veriyor musun?
0
🌸Kahvedesu
(05.07.25)
Veriyorum. Belli bir meblağa kadar muafiyet vardı ama sanki muhasebeciler daha iyi bilir onu; ilk üç sene şirketin varsa onun atıyorum 200 bin liralık kazancına kadar muaf oluyorsun gibi bir olay

Bizim durum bu şekıl
0
vedatchilipeppers
(06.07.25)
Şikayet edilme riski var diyerek 30 bine vermeye başlarlar
0
michael_knight
(07.07.25)
covid zamanı yüzde 25 gibi aptalca bir limit getirdikleri için kaç yıl geçti konut piyasaları hala düzelmedi.
o zaman da bir puntunu bulup ona göre fiyatlandırırlar.

20bine verilmesi dğeil, insanı olmayan şartlar altındaki yerlerin konut diye pazarlanması asıl büyük problem.

mesela biri evini kiraya vermek istiyorsa belli koşulları sağlamadan kiraya veremez gibi kriterler olmalı. nasıl ki binalar inşa edilirken betondan demire belli koşullara uymak zorundaysa, evler verilirken de aynısı olmalı.

inşa edilirken bile kurallara uyulmuyor gerçi, nasıl böyle bir standart belirlensin ayrı konu. kural koymak başka, onları uygulatabilmek başka sonuçta.
0
biseysorcaktim
(07.07.25)
(24)

bugün türkiye nüfusu 50 milyon olsaydı ne olurdu?

messina123
50 milyon nüfus ve mülteciler olmasaydı ne olurdu?chatgptye göre-istanbul nüfusu 7-8 milyon olur ve çok fazla büyük şehir olmazdı.-toplumsal uyum daha yüksek olurdu.-hizmet kalitesi daha yüksek olurdu.-bazı işlerde işgücü açığı olabilirdi.-konut fiyatları daha düşük olurdu.-Siyasi söylemler daha az
50 milyon nüfus ve mülteciler olmasaydı ne olurdu?

chatgptye göre
-istanbul nüfusu 7-8 milyon olur ve çok fazla büyük şehir olmazdı.
-toplumsal uyum daha yüksek olurdu.
-hizmet kalitesi daha yüksek olurdu.
-bazı işlerde işgücü açığı olabilirdi.
-konut fiyatları daha düşük olurdu.
-Siyasi söylemler daha az kutuplaşmış olurdu.
-Doğa tahribatı daha sınırlı kalırdı.
-Devletin vergi gelirleri düşük olurdu.
-Küresel ölçekte daha az etkili bir ülke olurduk.
-Xenofobik (yabancı karşıtı) eğilimler artabilirdi.
-50 milyonluk Türkiye, İran, Mısır gibi bölgesel rakipleriyle askeri veya siyasi anlamda başa baş bir pozisyonda olmaz. Etki gücü düşer.

sizin fikriniz ne?
0
messina123
(04.07.25)
nasıl bir 50 milyon ama? yaşlı nüfus mu? yeni büyüyen ve 50 milyona ulaşmış bir nüfus mu ne? 1980'lerde 50 milyon nüfustuk mesela. 1985 türkiyesini mi soruyorsun? çok iyi eğitim almış 50 milyon nüfus mu hangisi?
0
avatar is back
(04.07.25)
şu anki 85 milyon nasılsa öyle bir 50 milyon.

yani yüzdelik dilimler birebir aynı
0
🌸messina123
(04.07.25)
daha mutlu olurduk. söylenenlere o açıdan katılıyorum.

mesela daha az konut yapardık.
belki marmaray, metro, üçüncü köprü gibi şeylerimiz olmazdı.
şehirlerarası bu kadar yol yapılmazdı.

ama daha fazla yeşil alanımız olurdu.
ekonomik olarak daha güçlü olup olmayacağımızı bilmiyorum. bu salt nüfusla ilgili bir şey değil.

ai'ya bir de "bence yanlış biliyorsun, nüfusla bunların alakası yok, daha yüksek nüfus rekabet ve hizmet kalitesindeki artış anlamına gelir. ayrıca konut talebi olduğu için toplu konutlar yapılarak yaşam maliyetleri de düşürülür" yaz bakalım neler diyecek. kendisi manipülasyona oldukça açık ve yaratıcı.
0
biseysorcaktim
(04.07.25)
Konu nüfus sorunu değil, zaman zaman dünya için de sorun nüfusmuş gibi konuşuluyor fakat dünya bundan daha fazla insanı da refah içinde yaşatabilir

Tekrar edeyim konu nüfus değil, bölüşüm, yeniden dağıtım/ redistribution sorunu
0
grimavi
(04.07.25)
Nüfusla alakasi yok. Listelediklerinin hiçbirisi olmazdi buna emin ol.
0
feastofthedamned
(04.07.25)
Konu nufus sorunu degil diyenler sicakta fazla dolasmasin, sonuclari kotu oluyor:) Demokrasi eksikliginden sonra ulkenin en buyuk sorunu kaynaklarin yetmemesi sorunudur. Barinma, ulasim, istihdam, egitim sorunlari hep bu nufus yuzunden. Kaynaklar yetmiyor bize. Ulkede nufusun dagilimi da buyuk sorun fakat Turkiye bu haliyle bu nufusu besleyecek bir ulke degil. O yuzden zaten emekliler kus kadar maas aliyor, ulkenin yarisi asgari ucret alip surunuyor
0
freedonia
(04.07.25)
ben 65 milyonluk zamanları hatırlıyorum. bulunduğum şehir daha tenhaydı. çok daha huzurluydu. şimdi keşmekeş, gürültü, koku...
0
ya ben lan neyse
(04.07.25)
eskiden olsa düzelir derdim ama artık nüfus da kurtarmaz sanki. her sene bir öncekini aratıyor.
0
nothing in my way
(04.07.25)
thanos'un siklatmasiyla 50 milyona dusecek olsa super olurdu. kisi basina dusen milli gelir artardi. sehirlerin problemleri ve konut problemleri ortadan kalkardi. issizlik azalirdi.
0
antikadimag
(04.07.25)
Listedekilerin hiçbirinin nüfusla alakası yok.
Daha iyi ya da daha kötü olmamızın da nüfusla bir alakası yok.
Listedekilerin tamamı ve daha iyi olmamız veya daha kötü olmamız tamamen yönetimle alakalı, yani seçtiklerimizle alakalı yani cehaletimizle alakalı.
0
Mirket
(04.07.25)
En kötü Polonya olurduk.
0
halitkin
(04.07.25)
1 milyon bile olsa hiçbir değişiklik olmazdı.
0
sanal hayvan
(04.07.25)
Nufusla alakasi yok ya.
Cocugun sadece 20 kisilik sinifta okuyacak,
sadece kira, ev, araba fiyatlari 9-10 kat dusmus olacak,
sadece esnaf seve seve ya da ss fiyatlari indirecek
sadece parkta bahcede bankta yayila yayila saatlerce oturabileceksin
sadece hastanede 2 ay emar sirasi, 3 ay ameliyat sirasi beklemeyeceksin
sadece bos yollarda araba kullanacaksin, trafik olmayacak
sadece otobusunde, metronda oturarak, kitabini okuyarak gideceksin
bunun gibi ufak seyler farkedecek sadece. Goruldugu gibi hepsi onemsiz, fasa fiso seyler. Nufusla alakasi yok yani:)
0
tantamount_to_equivalent
(04.07.25)
devletin vergi gelirleri eger kacagin onune gecilirse dusmez, kacak cok.

kuresel olcekte nufus azligi zayiflik gostergesi olsaydi israil'in nufusu 10 milyon kimse sesini cikartamiyor, nufus = guc tipik sagci kafasi.

80lerde "kendi kendine yeten nadir ulkelerden" diye okutulurdu. ozal ile fastfood'a alistik, simdi tipik bir obez gibiyiz. tarimin hayvanciligin icine ettiler, min. 3 cocuk kafasi ile tuy diktiler. ustune bir de gocmen doldurdular.

yonetici olsam once gocmenlerin alayini sepetlerim, amerika takir takir adam toplayip yolluyor. o arada siniri guclendiririm, kacak geceni indiririm. vergileri sikilastiririm, cocuk olayini da gelire gore yaparim, gelir yoksa max. 1, arttikca cocuk sayisi artar.
0
cooperr
(04.07.25)
55 milyonluk Türkiye'de 55 kişilik sınıfta ilkokul okudum. Üstelik ilk 20 büyük şehirden birinde. Üstelik "pilot" bir okulda...

5. Sınıfta sınıf 40 kişiye düştü. Çağ atladık gibi oldu...

Türkiye nüfusu 55-60 milyonken emin olun, hayat daha zordu. Her anlamda...

Bence sıkıntı nüfusta değil. Sosyal medya devrimi sonrası asıl sıkıntı...
0
yadigar
(05.07.25)
Yaşam kalitesi daha yüksek olurdu. İşsizlik olmazdı. Konut sorunu olmazdı. Eskisi gibi olurdu. Eskiden en boktan bölüm okuyan kamuda bir masa kapıp 1 ev 1 yazlık 1 araba yapardı. 90'lar Türkiyesi
0
runaway
(05.07.25)
Nüfus azaldıkça ölçek ekonomisini düşünmüyorsunuz sanırım arkadaşlar. Şu anki altyapıyla 50 milyona düşeceğini varsayamazsınız. Aynı şekilde okul sayısı sınıf sayısı, sağlık hizmeti sunan kurumların ve donanımının sayısı, toplu taşıma araçları sayısı da doğal olarak orantılı olarak düşer böyle bir ülkede.
0
sanal hayvan
(05.07.25)
Sanal hayvan +1

Ben de birim maliyet üzerinden örnek vermeye gelmiştim

Siz 80 milyon kişinin yarattığı katma değeri ve geliri 40 milyon kişiye paylaştıracağınızı düşünüyorsunuz

Nüfus yarıya inince sağlık eğitim ulaşım gibi hizmetlere ayırdığınız bütçeniz de yarıya inecek

Devlet 100 öğrenci için 100 birim para ayırabiliyorsa 50 öğrenci için yine 100 birim para ayıramayacak, çünkü bütçesinde 50 lira parası olacak o zaman

Birim maliyetler çok değişmeyecek, bu yüzden de refah artışı sadece nüfustan dolayı iyileşmeyecek
0
grimavi
(05.07.25)
80 milyonun yarattigi katma deger denmis de sanki burasi almanya herkes kalifiye, catir catir uretimdeyiz, sanayi oturmus dunyaya acilmisiz yardiriyoruz.

50 milyonluk turkiye'de 80lerde 65 kisi ilkokulda siralarda 4 kisi oturarak bitirdim. ama o siniftan 10-15 kisi saglam okullara girdi, galatasaray, istanbul erkek gibi okullara ogrenci gitti. bugun hangi devlet ilkokulu bunu yapabilecek duzeyde, bana bir tane isim verin.

hersey sayi degil, bunu anlamadiginiz surece bizden bir cacik olmaz..
0
cooperr
(05.07.25)
Kısaca şunu söyleyeyimm. Evet. Her şey sayıdır. Evren sayıdır. Yan sınıftan macır elemanın galatasaraya girmesi de ancak istaitsiktir.
0
sanal hayvan
(06.07.25)
@yadigar arti 1.

cok fazla nufus ile gelismislik ile dogal olarak ters korelasyon var ama yadigar'in dedigi gibi nufus 50 milyonken benim sinif da 50 kisiydi :D simdi 50 kisilik sinif oldugunu sanmiyorum.

digerlerinin de dedigi gibi su anki sorunlarin cogu nufus 50 milyonken de vardi.
0
baldur2
(06.07.25)
@baldur2: bu zamanda milet 50 kisilik sinif bulsa zil takip oynar, okul kalmadi cunku, adim basi imam hatip acip, tum okullari imam hatipe cevirip mahvettiler egitimi, kendi cocuklarini Amerikalarda okutup, halka imam hatibi laik goruyorlar
0
freedonia
(07.07.25)
60 milyonluk Türkiye'yi hatırlıyorum 90'larda, öyle uçup kaçmıyorduk, mesele nufus değil aslında, nufus artış hızı, türkiye kurulduktan sonra çok kısa sürede nüfusu çok arttığı için çok fazla sorun yaşadı/yaşıyor. Belli yerlerde sabitlensek aslında çok daha kolay yönetilebilir bir ülke olurduk.

yalnız 60 milyonluk türkiye'de şehirler çok daha yaşanabilirdi, arabalar cok yoktu, daha sesiz sakindi sokaklar, ayrıca taşra yerlerde (ilçeler, belediyeler, küçük iller hatta köylerde) de çok daha canlı bir yaşam vardı, kimsenin büyük kente geleyim derdi yoktu, doğduğu yerde devam ediyordu herkes.
0
gezegen olan pluton
(07.07.25)
hersey sayidir evet, mesela kilosu olmasi gerekenin ustunde olan birisi obezdir
her sayi pozitif katma deger saglamaz.

nufus da eger yarisi gereksiz kalabalik ise obezlik gibidir.
turkiye 70lerden beri obez. cunku ozal da obezdi, demirel de.

cunku sagcilarin tek bildigi sey gozle gorunen, elle dokunulabilen sayidir. daha cok yol, kopru, okul vs. ama okulun ici bos olabilir, onemli degildir. yollar yapilir, sonra ilk selde coker, ama onemli degildir.

hizlandirilmis tren diye dandik birsey icat edilir mesela, niye cunku daha hizli gitmek daha iyidir, al sana sayi. sonra tren ilk virajda patlar cunku altyapi hazir degildir. ona da fitrat denir. yersen.
0
cooperr
(07.07.25)
(3)

bankalar arası dolar gönderme

nivoandmira
ücretsiz bir şekilde tr bankaları arasında gönderim yapmak için ne yapmak gerekir ?
ücretsiz bir şekilde tr bankaları arasında gönderim yapmak için ne yapmak gerekir ?
0
nivoandmira
(04.07.25)
aynı banka içerisinde gönderebilirsin. başka bir türk bankasına göndersen yine swift olur (masraf- geçen süre-muhabir banka masrafı vs)

en kolayı karşı tarafın aynı bankada usd hesabı açması olur yani.
0
brkylmz
(04.07.25)
Elden çekip, yatırabilirsiniz. Biraz riskli ve zahmetli ama bir alternatif.

.
0
kartallar yuksek ucar
(04.07.25)
ben midas'ı bunun için kullanıyorum sık sık.

aynı bankada hesaplara arası havalede ekstra bir protokole ihtiyaç yok. FAST yapar gibi yapıyorsunuz. havale ücreti ne kadarsa o kadar ücreti var bankaya göre. mesela garanti'de 6 tl, enparada hiç.

kendi A banka hesabımdan midas'taki hesabıma atıyorum doları.
midas'tan da istediğim B bankaya alıyorum.
B bankadan da göndermek istediğim yere/kişiye gönderiyorum.
0
biseysorcaktim
(04.07.25)
(22)

maden ocağı için zeytin ağacı sökmek konusunda ne düşünüyorsunuz?

messina123
veya orman kesmek olarak da düşünebiliriz.bence hiçbir mağduriyet oluşturmayacak ve ağaçlar başka bir bölgede yerine koyulacak şekilde yapılırsa hiçbir sıkıntı olmaz.
veya orman kesmek olarak da düşünebiliriz.

bence hiçbir mağduriyet oluşturmayacak ve ağaçlar başka bir bölgede yerine koyulacak şekilde yapılırsa hiçbir sıkıntı olmaz.
0
messina123
(03.07.25)
O iş dediğin gibi olmuyor, zeytin ağacı kendi yerinde dayanıklıdır fakat alıp başka yere taşıyınca hemen tutup kaldığı yerden devam etmez

Zeytin fidanının da meyve vermesi zaman alıyor ağaçların o hale gelmesi kolay değil. En az 20-30 yıllık ağaçlarla yeni ekim fideyi bir tutamazsın
0
grimavi
(03.07.25)
Oluyor olmuyorunu bilmem. Eğer dediğim gibi olursa dedim. Bazı insanların körü körüne karşı çıktıklarını düşünüyorum. Tıpkı nükleere karşı çıkanlar gibi
0
🌸messina123
(03.07.25)
mesela ben birine para verince benden eksilmezse benim için sorun olmaz. oluyor mu olmuyor bilmem, olursa fakirliğe çözüm buldum
gibi bir şey bu cümle. (iktisadi açıdan değerlendirmeye kalmasın kimse lütfen)

zeytin ağacını başka yere dikersen başka bölgede aynı şekilde zeytin verecek mi? teks orun zeytin ağacı mı? örneğin taşıdığın zeytinliğin aynı şekilde değerlendirilmesi bir konu, mevcut maden alanının ekolojiyi bozması başka bir konu

ama dersen ki, zeytin ağaçları taşınsa, aynı şekilde hasat edilse, maden ocağı ekolojiyi bozmasa bence sorun yok, zaten o zaman sorun olmuyor ki?

ek: konu hakkında bilgim yok, ben sadece düşünce şekline ilişkin bir şeyler yazdım.
0
kisa
(03.07.25)
zeytin için: yetişkin bir ağacı başka bir yere ağaca zarar vermeden profesyonel olarak en uygun zamanda taşısanız bile en iyi ihtimalle bile en azından 2-3 yıl meyve vermiyormuş.

ağacı taşımadınız, yerine yeni ağaç ektiniz, bu durumda meyve verir hale gelmesi en az 7-10 yıl sürüyormuş.

bu süreçte zeytin çiftçisinin mahsul alamadığı için oluşacak mağduriyetini kim giderecek?
0
inheritance
(03.07.25)
dediğin yapıldı ve ağaçların %80i öldü. zeytin ağacı taşınmaya uygun bi ağaç değil.
0
jelly bear
(03.07.25)
Nasıl hiçbir mağduriyet oluşturulmayacak? Zeytinlikte maden aradınız, buldunuz, ağaçlar söküldü. Zeytin üreticisinin yeni bir tarla bulup satın alması ve zeytin ekmesi gerekiyor. Verimli zeytin yetiştiriciliği yapılabilecek bölgeler belli. Sen bu bölgelerde madencilik yaparsan adam zeytini nereye ekecek? Üretimin düşmemesi mümkün değil. Bir de sıfırdan bahçe yapılacaksa eski verimi elde etmek 10 yılı bulur, belki de geçer. O arada millet ne yiyecek?
0
gnosis
(03.07.25)
insanlar biliyor da karşı çıkıyor demek :) objektif bir şey söylüyormuş gibi fikirlerini ortaya açmadan önce konuyu bir araştır madem

Çünkü bazı konuları objektiflik adı altında bilgisizce tartışmaya açınca, bu güçlünün yararına oluyor
0
grimavi
(03.07.25)
@inheritance işte dedim ya mağduriyet oluşturmaması adına madeni kim açıyorsa çiftçinin tüm zararını da onlar üstlenmeli

@jelly bear tamamen sökülüp sıfırdan dikilebilir tabi zararın ödenmesi karşılığında

@gnosis çiftçiler sıfır mağduriyetle tüm zararları karşılanarak ve tarlaları da değeri karşılığında satın alınılarak hatta değerinin üzerinde satın alınarak sorun çözülür

@grimavi dostum anlamamakta ısrar ediyorsun. Tekrar aynı cevabı vermeyeceğim.
0
🌸messina123
(03.07.25)
ne inşaat, ne de maden, ne de başka bir şey... hiç bir ağaç kesilmemeli, hiç bir ağacın yeri değişmemeli.

bu arada mesele sadece "iki ağaç kesildi" değil. maden dediğin zehirli bir dolu kimyasal, bir dolu çöp, çıkacak bir dolu moloz... bunları kimse konuşmuyor?
0
co2s2
(03.07.25)
Hocam başkaları da düşünce silsileni eleştirmiş, demek bizde bir sorun yok, senin kurduğun düşünce zincirin hatalı

Hayatta teorik olarak her şeyi böyle kurabilirsin ama pratiği senin beklentinden farklı işliyor demek
0
grimavi
(03.07.25)
çiftçilerin arazilerinin fiyatlarının üstünde alınması ile ilgili olarak: emin olun maden firmasının arkasında devlet var zaten. çiftçilerin onayları dışında bir istimlak yapılıyor, devlet gücü ile. eğer maden firması çiftçilere daha fazla para öderse, bunu devlet öyle ya da böyle sübvanse edecektir. teşvik verecektir, vergi affı yapacaktır vs vs vs vs.. sonuç olarak o çiftçilere verilen para sizin benim cebimden çıkacaktır.

ama zaten, ağaçlara kimse dokunmasın. maden firması haricinde kimsenin işine yaramayacak bir paradan bahsediyoruz. bu maden firmalarını maden firmalarının avukatları haricinde savunan yok.
0
co2s2
(03.07.25)
maden şirketleri allahsız kitapsız şirketler.
üstelik çoğu da yabancı.
türkiye'de madenciliğin hiç bir faydası yok bizim ülkemize.

hani zamanında duyardık ya da sağdan soldan "savaşı kaybettikten sonra ağır antlaşmalar imzalanmış ve madenler karşılıksız verilmiş" ya da "x ülkesi borç vermiş ama y ödeyememiş, x de madenlere el koymuş" diye. tam da işte o durum bizim madenlerimiz için de geçerli.

madenciliğe karşıyım ancak sahip olduğumuz bazı modern yaşam standartları devamı için maden şart. yani iyi niyetli olsaydı bu işler, bir şekilde alternatif bulunurdu. belki yıllar öncesinden halk ile anlaşılır, planlı programlı olarak başka yerde zeytin ağaç dikimi yapılır, o tarlalar köylüye tahsis edilince bu alanlara devlet el koyardı. buna gerek var mı yok mu o da ayrı konu.

ama istense bu kadar mağduriyet ve kötülük yaratmadan da bu iş yapılırdı.
0
biseysorcaktim
(03.07.25)
Mağduriyeti kişisel düşünüyorsunuz ve cevabımı okumadan cevap vermişsiniz. Ülke ekonomisini ve tüm tüketicileri doğrudan etkileyecek bir eylem için toprak sahibinin zararını giderelim, sorun kalmaz diyemezsiniz. Madenlerin yarattığı hava kirliliği, çevredeki tarım alanlarının ekim yapılamaz hale gelmesi, yerleşim yerlerine etkileri, su kaynaklarını tehdit etmesi konularına hiç girmiyorum. Bir Akdeniz ülkesi olarak zeytinyağını da dışarıdan almayalım artık.
0
gnosis
(03.07.25)
Vatana ihanet bence...


.
0
kartallar yuksek ucar
(03.07.25)
www.instagram.com

Gelecek nesillere bırakmakla mükellef olduğumuz yeşil mirasın gaspıdır, talanıdır, doğaya, insanlığa ihanettir diye düşünüyorum.
0
Mirket
(03.07.25)
Çoğumuz bir zeytin ağacı kadar fayda sağlamadan yaşayıp gidiyoruz. Gerekçe ne olursa olsun ağaç kesen biri hakkında olumlu düşünmem. Doğaya zarar vermenin gerekçesi, telafisi olmaz.
0
asteriks
(03.07.25)
türkiye'de yaşıyoruz.

hiçbir mağduriyet oluşturmayacak ve ağaçların başka bir bölgede yerine konulup sıkıntı oluşturmayacak şekilde yapılması fikrine inanacak kaç kişi bulursunuz?

hadi diyelim dediğiniz şekilde oldu. toprağın, doğanın kendi gerçekleri var. hop ağacı söktüm, güp buraya taşıdım ile oluyor mu öyle. hadi diyelim o da oldu, maden ocağı bulunduğu habitatı yok eden, kurutan bir şey. o bölgede yerleşik insanlar var her şeyden önce. zeytin tarımı yapanlar var, vatandaşın zeytinliğini yok edip, sende 50 ağaç vardı, onun yerine 150 km ötede sana yer buldum, evin barkın yaşamın burada ama banane git orda zeytin yetiştir mi diyecek devlet. ayrıca o taşıyacağınız bolgede arazi sahipleri var, boş ve zeytin tarımına uygun yeri nasıl bulacaksınız? tapu, kadastro boyutu var, var oğlu var.

gerçekte olacak olan şudur; maden ocağı yapılacak alanın ebesi şeyyapılcak, o bölge uzun vadede, anlamsız ot bitmez bir yere dönüşecek, istimlak edilip vatandaşın elinden zeytinliği alınacak, istimlak bedeli ödenecek. ne yaparsanız yapın denilecek.

zaten orman zengini bir ülke değiliz, ülkede yaşamaya değer doğası olan yerler kısıtlı. koca ülke tabiat anlamında koca bir üstünde ot bitmeyen iç anadolu/güneydoğu anadolu kırsalına dönüşecek.
0
wilhelmwasmuss
(03.07.25)
He he hiçbir sıkıntı olmaz.

Muğla'ya gel o güzelim ormanları, dağı taşı gör ondan sonra da bir zamanlar zirve olan şimdinin bodur tepelerine, devasa çukurlara bak bakalım aynı fikirde olacak mısın?

Tüm bunların yapılmasına sebep de yine Muğla için konuşuyorum mermer ve kömür!

Şu an İkizköy civarındaki kömür tükendiği için koca santral işlesin diye (yapım ömrünü de çoktan tamamlamış bu arada) ta Soma'dan kamyonlarla kömür getiriyorlar.

Afedersin de başlarım kömürüne yani. Bir sürü alternatif yöntem var illa doğanın anasını belleyecek olanı seçecek ama başımızdakiler.
0
chicha_v2
(03.07.25)
@chicha elektrik üretiminde kömürün çok önemli bir yeri var.
0
🌸messina123
(03.07.25)
Türkiye zeytin piyasasında istenmiyor özellikle ispanya tarafından vakti zamanında da ispanyollar delice zeytin ağaçlarımızı kestirip kömür yaptırmıştı yine aynı terane yine kömür sevdasına zeytinlerden olacağız zeytine and içen bir dine mensup olanların imanını sorgularım
0
apocalipy
(03.07.25)
abicim başındaki lavuklar altında define!! var diye binlerce yıllık gölü kuruttu yahu. sene ms 2000 ler ha. illa niyetlendiysen de böyle saçma bir olaya; row var, dalgiclar var batiskafı var. bunu yapan birileri sence o ağaçları-mümkün olsa dahi- söküp taşır mı?
0
unabomber
(03.07.25)
bi ada ülkesi vardı, fosfat çıkarıp sattılar 50 sene. şimdi o fosfatı çıkaran ülkenin konserve yiyeceklerini yiyip dünya da obezite rekoru kırıyorlar. kesinlikle maden çıkarmaya karşı değilim aksine çıkarılsın ama planı programı yapılıp çıkarılsın.
0
dirildimde geldim
(04.07.25)
(7)

para kazanmak isteyenlere parti tavsiyesi

dirilis 1209
türkiye'nin girişinde yazan "neyi ne kadar bildiğinin hiçbir önemi yok, kimi ne kadar tanıdığın önemli" yazısı ile ortaya çıkan tavsiyeler bütünü.bugün çok dürüst çok çalışkan birisi şöyle bir şey söyledi:"çabalıyorum, öğreniyorum, çalışıyorum, götümü yırtıyorum olmuyor. istediğim seviyede para kaza
türkiye'nin girişinde yazan "neyi ne kadar bildiğinin hiçbir önemi yok, kimi ne kadar tanıdığın önemli" yazısı ile ortaya çıkan tavsiyeler bütünü.

bugün çok dürüst çok çalışkan birisi şöyle bir şey söyledi:

"çabalıyorum, öğreniyorum, çalışıyorum, götümü yırtıyorum olmuyor. istediğim seviyede para kazanamıyorum. sanırım türkiye'de para kazanmak için siyasete girmek lazım. sağdan sola, sekülerden muhafazakara kendimi bir partinin kapısından içeri atarsam belki istediğim düzeyde para kazanabilirim."

gerçekten çabalayıp çalışan, bir türlü olduramayan insanlara x, y, z, q, w partilerinden birine üye ol, orada çevre edin işini yaparsınız mı dersiniz, yoksa o işlerde de para yok hiç bulaşma mı dersiniz. yani partinin büyüğü küçüğü fark etmez, siyasete atıl (bunu soran kişi her türlü siyasi terminolojiyi çok iyi bilir, sağı da savunabilir solu da).

(bunu sözlükte başlık olarak açacaktım da burada sormak daha mantıklı geldi).

not: şahsi siyasi görüşlerinizi bir kenara bırakıp dürüstçe cevap veriniz lütfen.
0
dirilis 1209
(02.07.25)
(bkz: iyi parti)

aynı anda 8 farklı partiye yanlayabiliyorsun.
0
ahmet oturum cerezi
(02.07.25)
Onun da garantisi yok, sonra kendini kullandirdigi ile got gibi de kalabilir :)
0
encokbenisevinnolur
(02.07.25)
AKP tabiki de. Benim tanıdığım 2 kişi kamuda işe girdi ve ense yapıyor. Millet de özel sektörde para kazanmak için kendini yırtıp duruyor
0
runaway
(02.07.25)
herkes akp üyesi. oraya girsen bir şey eldeme edemezsin bu saatten sonra. iyip olur, akp yancıları veya potansiyel yancıları görece küçük partiler bbp, yrp falan olabilir taşradaysan oranın nabzına göre seçmek lazım.
0
koxy
(02.07.25)
yani bu iş için biraz da çevre lazım. şu an akpye girip çok rahat ruhsat, ihale vb. yolları rahatça aşarsın.
0
mikahakkinen
(03.07.25)
meclise milletvekili sokan herhangi bir parti size pekçok kapı açabilir. hepsi dışardan kanlı bıçaklı, başbaşa kalınca canciğer kuzu sarması
0
yemrem
(03.07.25)
para olmadan siyasete giremezsin ki, girsen de fazla yükselemezsin.
siyasetle zengin olanların çoğu zaten parasına para katanlar.

"işim yok ama belediyede ya da kamuda memurluk olsun, iş bulayım." kadar bir çevre yapılır anca.

ülkenin çoğu yerinde paran yokken muhtar bile olamıyorsun.

---
emeğimizin karşılığını alamadığımız ve bir yerlerimizi yırtsak da iyi seviyelere gelemediğimiz malum. asla buna itirazım yok. ancak bu da bir savunma mekanizması haline gelmemeli. 30-35 yaş altı bir çok insanda ne kadar kıçımı yırtsam da bir şey olmadı düşüncesi var ama sarfettiği hiç bir emek yok. ülkedeki adaletsizlik ve torpil düzeni bir de bu açıdan etkiliyor bizi.
0
biseysorcaktim
(03.07.25)
(4)

kum#r çetesinin eline düşeyim mi (:

anon1m
LinkedIn'de dolaşanlar görmüştür bir çok Türkçe konuşan game presenter arayan ilan var Bulgaristan Romanya vs. Bunlar online c@s!n0 işleri için sunucu arıyor. Hiç çevresinde deneyen oldu mu?
LinkedIn'de dolaşanlar görmüştür bir çok Türkçe konuşan game presenter arayan ilan var Bulgaristan Romanya vs. Bunlar online c@s!n0 işleri için sunucu arıyor. Hiç çevresinde deneyen oldu mu?
0
anon1m
(02.07.25)
Valla ben son zamanlarda türeyen "telefon ile yatırım danışmanlığı" adı altındaki call center işlerine bile bulaşmıyorum. Şu kadar maaşınız, piriminiz var, telefonlarla insanları arayıp yatırıma teşvik edeceksiniz" falan diyorlar. Direkt dolandırıcı ol diyorlar yani. Hayır bir de her şey online, evden çalışma. Bir ofis adresi var ama bi şey olsa kapı duvar olmayacağını kimse garanti edemez. Sakat bu işler.
0
d max
(02.07.25)
hay'dan gelen hu'ya gider demişler.
o taraflarda bir tanıdığım bildiğim yok ama ben meyletmezdim.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
O işler sonuçta müşterisine zararı olan işler.
Müşterisine böyle yaklaşan çalışanına neler yapmaz diye düşünüyorum ben.
0
encokbenisevinnolur
(02.07.25)
var, keyifleri çok yerinde. gidenlar arasından vatandaşlık alabilen oldu, sponsorsuz oturuma geçebilenler oldu vs. kumarhanelerde şartların iyi olduğunu, kaldıkları yerlerin buradaki evlerine göre gayet iyi olduğunu söylüyorlar. görünen de o. en büyük eksisi her halükarda gittiğin ülkeye göre de az kazanıyorsun, bu yüzden eu içinde kendi başına kalabilecek yasal düzene girebilene kadar dişini sıkmak mevzusu. ona da dayansınlar artık. :)
0
ahmet oturum cerezi
(02.07.25)
(19)

ne zaman kitap okuyorsunuz?

sonsuz
gün icinde, hafta icinde, yil icinde hangi zamanlarda kitap okuyorsunuz?
gün icinde, hafta icinde, yil icinde hangi zamanlarda kitap okuyorsunuz?
0
sonsuz
(02.07.25)
Sabah işe giderken
Akşam işten dönerken
0
ebeş
(02.07.25)
ekser akşam saatleri işten sonra. hafta sonları evdeysem kahvaltı sonrası.
0
biravekahve
(02.07.25)
sesli kitap sayılırsa: arabadayken, yürüyüş yaparken, evde yemek hazırlarken
0
inheritance
(02.07.25)
Genelde haftaiçi saat 21:00 den sonra okuyorum. Günün sevdiğim bir kısmı; iş tamamlanmış, yemek yenmiş, kendime ayırdığım sessiz sakin ortamda dinlendirici oluyor.

Yazın çok sıcak havada konsantre olmaktan biraz zorlanıyorum, onun dışında sorun yok. Yıl içinde sormuşsun ona da cevap vereyim dedim.
0
Lethe
(02.07.25)
Kurgu ise yatmadan önce kurgu dışı gün içinde.
0
anon1m
(02.07.25)
canım istediğinde.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.07.25)
gece yatmadan önce. çoğunlukla bir sayfa okuduğum gibi dalıyorum. iyi mi yapıorum kötü mü bilmiyorum. ama bu şekilde okuyan biri kitap okuyorum sanrısına kapılmamalı.
kindle'dan okuyorum çünkü hem karanlıkta okunabiliyor hem tek elle tutulabiliyor.
kindle'da olmayan basılı kitapları bi türlü bitiremiyorum.
gün içinde, sokakta, metroda, kafe'de, birini beklerken falan okuma huyum 0'a indi. hepsinin yerini telefon twitter, eksi falan aldı. bir türlü geri döndüremedim. halbuki o anları kitapla doldurmak çok iyi oluyordu.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
aksam ya da yatmadan once
0
koela
(02.07.25)
@birseysorcaktim arti 1. aynisini yapiyorum. kitap okuyorum amac olmuyor arac oluyor, resmen uykum gelsin diye kindle'i yalan tutup 1-2 sayfa ancak okuyoruz. gozler kapaniyor zaten hemen.
0
baldur2
(02.07.25)
-sabah işe giderken (20-25 dakika)
-akşam işten eve dönerken (20-25 dakika)
-akşam uyumadan evvel bir-iki saat.
-hafta sonu planım yoksa ara vererek birkaç saat.
0
m e b
(02.07.25)
birinin evine gittiğim zaman kitaplıktan seçip başlıyorum aniden namaza duran aile efradı gibi. ya da kahve içmeye falan çıktıysam aşırı iştahla okumak istiyorum. bir de havaalanında beklerken açşık susuzluk gibi vuuruyor okumamak. airportta kitapçı olsa mesela çaycıdan çok iş yapar gibi dergi hele uf. Ama düz günlük rutinimde, evde çok zor
0
ala09
(02.07.25)
hafta sonu ve tatilde.
0
gabe h coud
(02.07.25)
Okumuyorum. Eksikliğini de hissetmiyorum
0
runaway
(02.07.25)
iş saatleri dışında kalanların çoğunda.

Storytel i de çok kullanıyorum, bir işle uğraşırken filan yüksek sesle dinliyorum. Yürüyüşte filan hem dinliyorum, hem okuyorum.
0
a perfect lie
(02.07.25)
genelde haftasonlari. hafta icinde ancak aksamlari bos oluyor ve cok az okuyabiliyorum.
0
antikadimag
(02.07.25)
Evden calistigim gunlerde bazen oglenleri (muge anli tatile girdi :(( ), bazen de aksamlari. Hafta sobu ise gunduz. Gun isiginda okumayi daha cok seviyorum
0
mor oje
(02.07.25)
Yaz aylarinda, tatilde
0
narod
(03.07.25)
yemek yerken ve uyumadan önce. haftasonu kahve içerken.
0
unalub
(03.07.25)
yürürken, yemek yaparken, resim yaparken sesli kitap, akşamları fiziki kitap
0
yemrem
(03.07.25)
(6)

Orman yangını sonrası işgal edilen yerlere kızıp da...

ananiyimioguz
Bir zamanlar orman olan evlerde, sitelerde oturan, yanan ormanların yerine yapılan tatil köylerinde veya otellerde keyifle tatil yapan insan, net bir ikiyüzlü değil de nedir?Bu kişiler, görünüşte doğa sever ama fiilen doğaya zarar veren sistemin birer parçası değil midir?. Söz başka, eylem başka. İş
Bir zamanlar orman olan evlerde, sitelerde oturan, yanan ormanların yerine yapılan tatil köylerinde veya otellerde keyifle tatil yapan insan, net bir ikiyüzlü değil de nedir?

Bu kişiler, görünüşte doğa sever ama fiilen doğaya zarar veren sistemin birer parçası değil midir?. Söz başka, eylem başka. İşgalci bir canlısın işte. Kızdığın şeyi sen yapmıyor musun veya dolaylı yoldan orada oturuyor ve para harcamıyor musun?

"Ormanlar yanmasın" diye paylaşım yapıp, (ki orman yangınlarının bazıları doğaldır insanlık yokken de orman yangınları olmuştur) "yerine otel yapıyorlar!!!" deyip, sonra o alanlarda yapılan kafelerde kahve içmek, insana kendini iyi hissettiriyor değil mi? Hatırlıyor musun oraların nasıl işgal edildiğini. Kullanırken hatırlamıyorsun değil mi?

Ha diyorsan ki "Bir şeyleri ben değiştiremem. Bari olanın tadını çıkarayım." Bu da bir ahlaki çürümedir. Sistem "ormanları yak, arsa yap, rant sağla" diyor, insanlar da bunun ucundan tutuyor.

"Ay nurten ne güzel ormanın içinde bir yer yiiaa ne iyi ettik de geldik / tuttuk bu evi / siteyi / oteli :)))))"

Abicim daha geçen orman yangınlarına sövmüyor muydun? Yerine yapılan otellere sövmüyor muydun?

Bu arada bu kadar detaylı dikkat edenler için sözüm meclisten dışarı.
0
ananiyimioguz
(02.07.25)
Geçen twitterda da biri yazmıştı bunu ama hangi ünlüler influencerlar olduğunu yazmamıştım, ben de merak edip araştırmadım çünkü bence de net ikiyüzlülük, o tayfaya laf anlatılmaz görmezden gelinir

Bir de şöyle bir savunmaları oluyor, e herkes gidiyor, sen de yapardın gibi. Hayır şahsiyet diye bir şey var, herkes yapmıyor özellikle bazı şeylere mesafe koyuyor
0
grimavi
(02.07.25)
Yani bence de bazı şeylerden utanılmalı makul ve mantıklı gibi gözükse de imkanları. beach parselleyen otelde konaklamak, "ormanın içinde" diye satılan evlerden, malum elektrikli araca binmekten vs. Ama ucu çok açık bu yüzden çok fazla göze batanlar dışında insanların artık kaldıkları otelin o kadar detayına girmeden konaklamasıına da saygı duyarım özellikle boykot dönemiepey bir sıkıntı yaşanmıştı yani kaçabileceğin yerler sınırlı
0
ala09
(02.07.25)
Çok haklısın iki yüzlülüğün alası bu.

Aynı şekilde "sokaktaki canlar" için para toplayıp, yerlere, yol kenarlarına mama döküp kendi oturduğu eve/siteyi steril tutanları da ikiyüzlü buluyorum.

Ben kişisel boykotumu sürdürürüm böyle işletmelere karşı.

Misal borsada da yeşil sermayeye, akp'ye sırtını dayamış, onlara iş yapan şirketlere hayatta yatırım yapmam. Yüzde yüz gideceğini bilsem yine almam hissesini.

Tutarlı olmak, duruş sahibi olmak lazım.
0
chicha_v2
(02.07.25)
Bir şey alırken, bir işe girerken, herhangi bir yatırım yaparken paranın nereden gelip nereye gittiğini anlamak için bayağı araştırmacı gazeteci hassasiyeti göstermemiz gereken zamanlar. Adamlar bir de ahtapot gibi dört yanı sarmış, herhangi bir koluna dokunmadan yaşamak gittikçe zorlaşıyor.
0
sekizdokuzon
(02.07.25)
evet bakış açınıza göre ikiyüzlülük olarak değerlendirilebilir. ancak bu konuda etik bağlamda, orada konaklayan, otele giden insanlara bilenmek, sorumluluğu bu düzende en az olan tarafa, suçun büyüğünü atmak gibi geliyor bana.

- ormanları, doğayı koruması için gerekli tedbirleri almak, o yangına engel olacak, olamıyorsa yerinde, zamanında doğru ve etkili müdahaleyi yapmaktan öncelikli sorumluluğu olan taraf örgütsel bir yapı olan devlet kurumlarına ait bir ödev.

- yandı, bitti, kül oldu ise, o bölgeyi rehabilite etmek için yapılması gerekenleri yapmak devlet kurumlarının ödevi.

- hiçbir seyi yapamayıp, sonra o bölgeyi imara açıp, turistik tesise imar, ruhsat veren devletin sucu 99 ise oraya giden kişinin sucu 1 dir.

bu arada türkiye'deki yaz turizm mekanlarına hem ilkesel hem gerçekçi sebeplerden gitmeyen biriyim. yani yangına sövüp, sonra yanan yere dikilen otellere gidip kendini aklayan biri olarak yazmadığımı da belirtmek isterim.
0
wilhelmwasmuss
(02.07.25)
kimse desteklemese o sistem çökecek, oteller boşaltılacak mı?

sanmıyorum.
yurtdışından turlarla insan getiriyorlar. kazançları düşer ama tamamen tükenmez. o ormanlar geri gelmez. o binalar yıkılmaz, doğa bizim olmaz.

kanıksanmış bir kabullenme yapmak istemiyorum, hiç de gitmedim öyle otellere. doğru da bulmuyorum açıkçası.

ama bu adamlar plajları sahiplenmişler, bir çok yeri kendilerine kapatmışlar, ormanı yoketmişler ya da sahiplenmişler.. 20 sene önce ailemle çadır kurmuştuk gidip gördüğümüz bir çok yerde. şimdi hiç biri yok.

ben kendimi bazı şeylerden mahrum bırakarak onları cezalandıramıyorum ki. eğer o tarz bir tatil yapmayı seviyorsam ve bana uygunsa, gitmeyerek kendimi cezalandırıyorum.

en başta yapılmaması gerekiyor zaten.
ama iş işten geçip de yapıldıktan sonra -hele bir de yetkililerin bunu yıkmaya gücü yetmiyorsa- o zaman böyle yerlere gitmek bana çok da ikiyüzlülük gibi gelmiyor. çelişkili bir durum olduğu ve çok da asil bir tavır olmadığı aşikar. ama bunların sorumlusu o vatandaşlar değil.

bu şeye benziyor: zenginler biz fakirlere su ve elektrikten tasarruf yapmamızı söylüyor her yere uçakla gidip, onların kişi başına oluşturduğu karbon miktarı biz sıradan insanların yüzlerce katıyken.

vatandaşın değil, devletin görevi oraları korumak ve yaptırmamak.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
(10)

eski arabada vites geçiş problemi

biseysorcaktim
kullandığım renault clio dizel manuel araçta vites geçişi ile ilgili bir sorunum var, anlamak istiyorum.başka vitesten 1'e dönerken debrijayı sonuna kadar hatta tüm gücümle basmam gerekiyor. ufak bir boşluk kalırsa geçerken zorlanıyor. bu bahsettiğim gırç gırç yapmak değil. zor geçmesi.diğer vitesle
kullandığım renault clio dizel manuel araçta vites geçişi ile ilgili bir sorunum var, anlamak istiyorum.

başka vitesten 1'e dönerken debrijayı sonuna kadar hatta tüm gücümle basmam gerekiyor. ufak bir boşluk kalırsa geçerken zorlanıyor. bu bahsettiğim gırç gırç yapmak değil. zor geçmesi.

diğer viteslerde bu sorun olmuyor.
debriyaja elbette basıyorum ancak 1'deki kadar sonuna kadar basmak zorunda olmuyorum diğer geçişlerde. diğer vitesler yumuşak yumuşak geçiyor, 1'de ise fiziksel güç uyguluyorum.

ne olabilir bu durum?
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
debriyaj teliyle ilgili bir sorun olabilir. normalde abanmadan 1. vitese geçmesi lazım.
0
duyuruuser
(02.07.25)
en çok kullanılan ve en çok güç binen vites o. senkromeç deforme olmuş olabilir. motorun gücünü tamamen kesmeyince hareket etmekte zorluk çıkarıyor olabilir. bizimki amatör yorumu elbette.
0
lazpalle
(02.07.25)
Şanzıman yağını değiştir. Biraz daha rahatlama sağlar. Bir de baskı balatana baktır iyi bir ustaya.
Tel kısa kalıyor da olabilir. O da mantıklı bir seçenek
0
jackyr
(02.07.25)
Son olarak paspasın öne kayıyor olabilir. Öne kaydığı için debriyaja tam basılmıyor olabilir. Paspasına bi bak. Havuzlu paspas falansa yüksektir debriyaj altında kalan yeri. Paspasın sol üst tarafından bıçakla, falçatayla kes dikine kes. Debriyaj ve sol ayak koyma yeti arasından. Paspas yüksek kalıyor ve debriyaja dipten basmayı engelliyor olabilir.
0
jackyr
(02.07.25)
eski arabalarda maalesef böyle bir sorun var. 1. vitese rahat geçiş için neredeyse durman gerekir veya bir süre sonra geçeceği devir ve hıza ayak uydurursun bir rampada geçiş yapman gerekirken o anı yakalayıp vitesi atarsın. hatta bunun ilerlemiş versiyonunda 1. vitese atmadan geri vitese atamadığın seviye başlar.

kesin çözümü bir usta söyler ama ben olsam şöyle yapardım
önce debriyaj balatasını kontrol ederdim. eğer durumu iyiyse vites kutusuna baktırırdım.
0
bravoteam
(02.07.25)
hareket halindeyken 1. vitese geçirmeye çalışırsan dediğin problemi yaşarsın. 1. vitese rahat geçmek için duruyor olman lazım.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(02.07.25)
1. vitese geçmek için tamamen durman gerekir+1
0
adivar
(02.07.25)
"1. vitese geçmek için tamamen durman gerekir"
bunu bilmiyordum. bu bahsettiğim normal davranış mı yani?
güvenlik sebebiyle mi böyle yapılıyor? trafikte 2'den 1'e düşmek gerekiyor zaman zaman. araç durmadan da 1'e geçebilirim ama zor geçmesi normal bir davranış yani, şaşırdım buna
0
🌸biseysorcaktim
(02.07.25)
Benim arabam 2.viteste belli bi hızın altına inince (15km/s gibi) boğulmaya titremeye başlıyor ya hızlanıcam ya 1. vitese geçicem. Fakat bire geçerken de motor freni etkisini hissediyorum, aslında araba bana giderken bire de alma veya debriyaj basılı yavaşla öyle çok yavaşken bire geç diyor. Napmak lazım merak ettim ben de. Fakat vites geçişinin zor olması ayrı konu ona baktır bence.
0
nhk ni youkosu
(02.07.25)
illa 1. vitese geçecekseniz debriyaja bas + gaz verirken geçmeniz gerek ama tavsiye etmem pek. vites dişlileri arasındaki en büyük dişliye geçmeye çalışıyorsunuz.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(02.07.25)
(5)

duyuruya vpnsiz girebiliyor musunuz?

inheritance
Türkiye içinden. Ben giremiyorum. isup.me it's just you diyor. Erişim engeli sorgulama uygulanan bir karar yok diyor. Ama vpnsiz giremedim.
Türkiye içinden. Ben giremiyorum. isup.me it's just you diyor. Erişim engeli sorgulama uygulanan bir karar yok diyor. Ama vpnsiz giremedim.
0
inheritance
(02.07.25)
PrOBlEM SeNSiN!
0
Shepard
(02.07.25)
ara sıra oluyor öyle. 10 dakika önce ben de giremiyordum, şimdi girdi.

uzun süreli girilemiyorsa o zaman bir sorun aramak lazım. anlık kesintiler her zaman olur.
0
kibritsuyu
(02.07.25)
vpn'siz girebiliyorum türkiye'den.
bir sorun yok.

dns cache ya da router'la ilgili bir şey olabilir sizdeki sorun.
dns flush, modem'i kapatıp açmak gibi şeyler sorununuzu çözebilir.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
Şimdi oldu. Anlık sorun herhalde.
0
🌸inheritance
(02.07.25)
sabah bir sıkıntı vardı şu an yok.
0
ground
(02.07.25)
(18)

Fazla maaş yazan idare ve ne yapacağını bilememek

ya ben lan neyse
ben öğretmenim.okulun son haftası hiçbir öğrenci gelmedi.bunların ek ders paralarının bize ödenmemesi lazım.ben son hafta öğrenci gelmediği için ders defterine "kimse gelmedi." yazıyordum.müdür bana ücretli bir öğretmen için "yazık değil mi her gün geliyor, sen böyle yazarsan o para alamayacak." ded
ben öğretmenim.

okulun son haftası hiçbir öğrenci gelmedi.

bunların ek ders paralarının bize ödenmemesi lazım.

ben son hafta öğrenci gelmediği için ders defterine "kimse gelmedi." yazıyordum.

müdür bana ücretli bir öğretmen için "yazık değil mi her gün geliyor, sen böyle yazarsan o para alamayacak." dedi.

ben de ondan sonra bir daha deftere yoklama falan almadım. zaten alsak da müdür yoklamaları bilgisayara işlemediğini söylüyordu. (burayı sonradan hatırladım. müdür herkese "yoklama almayın." dediydi)

ben tahmin etmiştim bu ...kkafalının son hafta herkese ek ders yazacağını. 30 haziran günü aklıma geldi. mesaj attım kendisine "artık ilçe milli eğitim'e yolladık ek ders puantajlarını. sen o aldığın fazla parayı okula versen (elden bağış yap diyor) olmaz mı?" dedi.

ya tüm öğretmenlere derse girmişler gibi ek ders yazmışlar.

fazladan aldığım para 1000 lira bir şey.

ulan 1000 lira için beni attığı riske bak. devlet anlasa kan alacak bir yerimizden.

ben o fazlalığı her halükarda, bir şekilde devlete geri öderim de işin bir de yasal boyutu var. ödemeyi dilekçe verip yapmam lazım.

şimdi ben dilekçe vererek "bana fazla ek ders yattı." dersem bu sefer dilekçeyi alanlar diyecek ki "o zaman herkese yatmıştır. biz bu konuyu araştıralım..." muhtemelen müdürün başı yanacak. böyle bir şeyi de istemiyorum. adam arkadaşım ve öyle devleti soyan biri falan da değil aslında. ama teamülen böyle yapmış.

ben ne yapacağım şimdi arkadaşlar? parayı devlete geti ödemem lazım. ödersem müdürün başı yanacak. onun niyetinin devleti soymak olmadığını sadece gerizekalı, özensiz bir dik-head olduğunu biliyorum. o yüzden onun da başı yanmasın istiyorum.

bir de hiçbir öğretmen ses etmiyor, ben edince adım "zaten takıntılı bir manyaktı." ya çıkacak bundan yüzde 100 eminim. iş karışacak. 15 hocadan da dilekçe isteyecekler, belki idareyi "neden böyle bir şey yaptınız." diye soruşturma altına alacaklar.... devlet bazı şeyleri cımbızla değil çekiçle düzeltiyor.

dediğim gibi ben bu fazlalığı her halükarda devlete geri ödeyeceğim. dilekçeyle ödemezsem meb'e, hazineye, ilçenin mal müdürlüğüne bir şekilde ulaştıracağım. ama yasal olsun, sonradan karşıma çıkmasın da istiyorum...

lütfen bir yardım, bir akıl...
0
ya ben lan neyse
(01.07.25)
kendinizle çelişiyorsunuz. teamülen böyle yapıyor diyorsanız memurun devleti soymasını normalleştirmişsiniz zaten, boş verin. ha yok illa bi şey yapacaksanız dilekçeyle şikayet edeceksiniz, o da öbür memur da işini düzgün yapmayacağı için bu haltı yiyenin siz olduğunu bilecek ve burada bir direniş göstereceksiniz.

karar sizin, içinizin sesi mi işinizin sesi mi?
0
ahmet oturum cerezi
(01.07.25)
@ahmet oturum: hocam şöyle açıklayayım.

mesela o ders 1 öğrenci geliyor, bahçede geziyor. onu derse girmiş gibi yazıyorlar.

bir de bazı sendikaların eylemleri var. yargıtay'ın "öğrenci gelmese de öğretmene parasını vereceksin." diye bir kararı var. bunlara dayanıyorlar ama meb hala "öğrenci yoksa para da yok." diyor..

kime ne kadar ek ders yazmış ben onun takibinden sorumlu değilim. ben bana fazla yatan ek dersten rahatsızım. "x hocaya neden fazla ek ders yazdın?" desem "sen görmedin ama o ders 1 öğrenci geldi." ya da "onunla bahçede ders yaptılar." diyebilir.

teamülden kastım bu.

bir de birini şikayet etmek kolay bir şey değil hocam. iş ilanihaye "bir o.ç biz miyiz lan? takıntılı manyak!" noktasına geliyor. bu devlet işlerinde ben gerçekten de biraz takıntılıyım. iş arkadaşlarım da bunu biliyor. "zaten manyaktı bak bizi de yaktı." diyecekler. adım çıkacak.

daha para hesabımıza yatmadı. henüz bir şeyler yapmak için çok geç değil.
0
🌸ya ben lan neyse
(01.07.25)
MEB senin gibi takıntılı manyaklar sayesinde kurtulacak.
0
sekizdokuzon
(01.07.25)
kendine özel yazdırma ya da okul için 1000 liralık harcama yap ya da bağış yap
öğrenci gelmiyor öğretmen gelmek zorundaysa sorun sistemsel
0
mantık
(01.07.25)
hocam, takıntılı manyak olmuyorsanız diğerlerinden oluyorsunuz. aradaki farkın ne olduğunu siz biliyorsunuz. benim ailemde üç öğretmen var, sizi çok iyi anlıyorum.

siz bir kere zaten yoklama almayı bırakarak düzene uyum göstermişsiniz ama içiniz bunu kabul etmiyor. böyle durumlarda içinizden ne geliyorsa onu yapmak en iyisi, gece yastığa başını koyunca rahat eder insan. o çocuklar derse gelmedi ama herkes tam ek ders aldı, velev ki 1tl olsun. o 1tl kimsenin hakkı değilken alan yirmi öğretmen hak yer. böyle devlet olmaz, böyle devlet memuru olmaz, olmamalı. ben özel sektör çalışanıyım, lisansım öğretmenlik ama bu haltlar yüzünden öğretmenlik yapmıyorum. yaşım 35 oldu daha da yapmam. ama bak, bu haltlar beni öğretmen yaptırmayan da.

ya böyle ego mastürbasyonu vicdan yapmaktan vazgeçip uyum sağlayacaksınız ya da işin etiğini yerine getireceksiniz. aslında çok basit, dışarıdan onay aramaktdan da vazgeçmelisiniz. siz bir şey yaptıktan sonra başınıza bir iş gelirse biz de yanınızda olamayabiliriz.

risklerinizi siz hesap edin. ülkeyi ben mi kurtaracağım da güzel bir soru çünkü.
0
ahmet oturum cerezi
(01.07.25)
arkadaşlar para hesabıma yatar yatmaz dilekçeyi veriyorum.
0
🌸ya ben lan neyse
(01.07.25)
Ver ver, haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır
0
sekizdokuzon
(01.07.25)
ya napıyosun, bağışla okula geç. Önceki soruda da yeşil pasaportu bilmiyorsun sen öğretmenliğe adapte olduğuna emin misin bkz. sen yenisin galiba??
0
ala09
(01.07.25)
@ala: birader yeşil pasaportun ne b.ka yaradığını bilmek mi öğretmenlik?
0
🌸ya ben lan neyse
(01.07.25)
biraz da hayat bilmek evet
0
ala09
(01.07.25)
O kadar ince düşünme,galileo olma bence.
0
designer
(02.07.25)
İnsanlar çevrelerinde gördükleri haksızlıklara ses çıkarmanın bayağı devrimci, aptalca bir eylem olduğunu sanıp sonra kendilerini orada burada devrimci adlediyorlar. Korkunç. Yaşamaya, doğru olanı yapmaya cesaretiniz olsun.
0
sekizdokuzon
(02.07.25)
Halkın parası ise halka faydalı bir şeye harca veya ilgili bir yere ver.

Aslında dikkatli bakıldığında çevremiz ciddi manada iki ayaklı liyakatsiz yiyicilerle dolu.
"Arkadaşım" dediğimiz kişiyi bile hayali olarak kurduğumuz ütopik bir devlette bile bir kurumun başına getirdiğimizde ertesi yıla kalmaz iflas bayrağı çektirir .
0
diyecevaplandı
(02.07.25)
@diyecevaplandı: arkadaşım biraz abartı aslında. zaruri olarak aramızı iyi tutuyoruz. yoksa aynı sofraya oturmuşluğumuz, araba-futbol muhabbeti yapmışlığımız yok. öyle devleti soyayım kafasında bir insan da değil. çok kere okul için cebinden harcadığını gördüm. sadece umursamaz bir embesil.
0
🌸ya ben lan neyse
(02.07.25)
Hem ahlaklı olmak istiyorsunuz hem de bunu açıkça davranışa donusturdugunuzde başınıza gelebilecekler, alınacak tavırdan korkuyorsunuz. Birini seçmeniz lazım.

Ya da parayı çöpe atın.
0
encokbenisevinnolur
(02.07.25)
Hahah, sözlükteki ögretmenler seni görmesin, parçalarlar valla (:

Herifler daha "senede 5 ay yatiyorlar" gerçegini sindiremedi.
0
feastofthedamned
(02.07.25)
öğrenci gelse de gelmese de, sen ders saatinde okuldaysan ve derse hazırsan bu parayı almak normal değil mi? öğrencinin gelip gelmemesi senin suçun değil.

doğrusu ya da etik olan nedir bilmiyorum ama öğretmenler arasında normal ya da benimsenen davranış bu paranın zaten hesaba yatması.
0
biseysorcaktim
(02.07.25)
yıllardır ek ders iş ve işlemlerinden sorumlu müdür yardımcılığı yapan biri olarak yasal prosedürü söyleyeyim;

ilçe milli eğitim müdürlüğünün muhasebe birimine gidip, bana şu kadar ek ders haziran ayı içinde fazla yattı diyorsunuz, sonra bu durum teyit ediliyor. size kişi borcu diye bir şey söyleyecekler, gerekli hesaplamayı okul idaresine yaptıracaklar, size bir hesap numarası iletecekler, ilgili tutarı o hesaba yatıracaksınız. süreç tamamlanacak.

devlet sizden veya okul idaresinden kan man almaz. bu durumlar (yani fazla ödeme, eksik ödeme vs) rastlanan durumlar.
0
wilhelmwasmuss
(02.07.25)
(15)

Google maps’in araç hızı kesinkes doğru mu?

avatar is back
Kadran ile ekrana carplay ile bağlanıp google maps’in gösterdiği hız aradında 80km civarında 5 km, 120 civarlarında da 7-8km oynuyor. Radar gündeminde ciddi bir fark. Hangisine inanayım? Ayrıca kadranı nasıl optimize edebilirim?
Kadran ile ekrana carplay ile bağlanıp google maps’in gösterdiği hız aradında 80km civarında 5 km, 120 civarlarında da 7-8km oynuyor. Radar gündeminde ciddi bir fark. Hangisine inanayım? Ayrıca kadranı nasıl optimize edebilirim?
0
avatar is back
(01.07.25)
gpsten aldığı için bence inanma. kadrana bak. oynuyor çünkü baya.
0
jelly bear
(01.07.25)
Konum hassasiyeti yüksekse yani konumu doğru gösteriyorsa hız da doğrudur.
güvence için yüksek olanı baz almak tabi ki güvenli olan
0
kisa
(01.07.25)
kadrandaki hızı da gps'teki hızı da değiştirebilecek çok faktör var.

ben 120 ile gidiyor diye kadranda gösterilen arabanın gps'te 80'le gittiğini gördüm.

sonra şanzıman değiştirdiler arabaya :)

iyi bir internet bağlantısı, konumun doğru okunmasından sonra bir kaç uygulamadan gps değeri test edilir.
0
rain when i die
(01.07.25)
kadranlar %5 fazla gösterme eğilimde oluyorlar. regülatif bir şey de olabilir, fabrikadaki kalibrasyonun (lastik basıncı cart curt), gerçek hayata uygunsuzluğu da olabilir ama on yılların konusu bu %5 fazla gösterme işi.

gps'e de çok güvenilmez ama bence. en iyisi en yüksek hangisi gösteriyorsa ona göre aksiyon almak.
0
gitdaddy
(01.07.25)
navigasyondaki hız bilgisi x zamanda a ile b noktaları arasındaki mesafeyi ölçerek hesaplanıyor. yol durumuna göre navigasyon hassas davranmamış olabilir. araç hızlandığında navigasyon hemen tepki göstermemiş olabilir. yol virajlı ise araç fazla mesafe katetmiş ama navigasyonda A ile B arasındaki mesafe hipotenüs gibi algılanmış olabilir. bende de navigasyon arabaya göre farklı gösteriyor. sebebi de genelde sabit hızla gitmiyor oluşum ve navigasyonun ortalamayı alması. bu yüzden araba daha güvenilir.
0
biseysorcaktim
(01.07.25)
"kesinkes" yanlış. Kadrana inanacaksın tabii ki. Kadran "kesinkes" doğru demek değil tabii. Ufak oynama olabiliyor.
0
nawar
(01.07.25)
Radar korkun varsa yüksek olana göre hareket etmek en mantıklısı.

+ Özellikle Volkswagen markasında kadran ve gerçek hız %5 civarı kadrandan yana sapıyor. Opel'de çok yakındı mesela bu değerler. Ama @birseysorcaktım'ın dediği gibi anlık hız değişimleri, hesaplama yöntemi, telefonunun gps çipinin kalitesi vs. birçok değişken var google maps hızında. Bu yüzden sadece ve sadece bu iş için tasarlanmış kadrana güvenmek daha mantıklı.

Lastik ebatlarınla oynadıysan, basıncın önerilenden düşük/yüksekse vs. kadranın da eksik/fazla gösterebilir bu arada.
0
chicha_v2
(01.07.25)
Genel kanının aksine arabanınki daha doğru değildir. Hızlanırken net değer veremiyor ancak düz yolda ve sabit hızda gps'inkine güvenirim.

Kadranı optimize edemezsin. Aracın hızını okuyan sensör tekerleğin dönmesiyle ilgili ve bu sensör kalibre edilirken + toleransla ediliyor.
0
Mcfly
(01.07.25)
Araç göstergeleri %5-10 arası daha fazla gosterir, kesin bilgi. Gps gerçek hıza daha yakın olur.
0
mirty
(01.07.25)
Hayır değil ona güvenme.
0
halitkin
(01.07.25)
Etrafta bina yoksa, tünelde değilsen 1-2km/s den daha fazla fark oluşmaz. Ben hız sınırı 110'sa 120'ye sabitlerim.

Cruise control bendeki gibi yokuş aşağı giderken de fren yapıp hızı sabitlemiyorsa dikkat et, bayramda 122 ile ceza yedim :) (itiraz edilebilir aslında ama uğraşmadım)
0
kimlanbu
(01.07.25)
gps her zaman daha güvenilirdir kadrana göre.
0
koxy
(01.07.25)
2011 model bir arabam vardı. 100’le giderken google maps 93 gösteriyordu. Şimdi 2021 model bir araç aldım. 100’le giderken google maps 100 ya da 99 gösteriyor.
0
but that was just a dream
(02.07.25)
gps kesin değil ama kadrandan daha doğru verir. Ayrıca bir çok araç markasında ortalama %5lik sapma olduğu bilinir.

gps adı üzerine global positioning system. uyduları referans alarak konumunuzu belirler.
bir sürü gps test uygulaması var deneyebilirsiniz.
0
duyuruuser
(02.07.25)
Kendi tecrübem, %5-10 fark ediyor. 100 ile gidiyorsam 90-92 falan yazıyor navigasyonda.

Hatta bu hayatımda ilk defa şu şekilde eşitlendi, annemlerin aracın lastiklerini, fabrika verisinin dışında biraz daha geniş yanaklı aldım. Yani çapı biraz daha büyüdü. Bu da normalde tam turda gittiğinden biraz daha fazla gitmesine sebep oluyormuş. Hız olarak da kadran 100 gösteriyorsa aslında 108 ile gidiyorsunuzdur buna dikkat et demişti chat gpt.

Lastiği takıp otobana çıktım, bi baktım hayret navigasyon ile araç kadranını ilk defa aynı gördüm :)
0
ananiyimioguz
(02.07.25)
(2)

email marketing yardımı

1195
merhaba, bunu ilk defa yapacağım, o yüzden pek bilgim yok. öncelikle şirket roundcube webmail kullanıyor. ikincisi, B2B olduğu için öyle binlerce email göndermeyeceğim. günde 10 ila 20 kişi. ancak kalatog ve bazı pdf'ler eklesem iyi olur ama spam'a düşmeden nasıl yapabilirim, eklenti olmadan veya sp
merhaba, bunu ilk defa yapacağım, o yüzden pek bilgim yok.

öncelikle şirket roundcube webmail kullanıyor. ikincisi, B2B olduğu için öyle binlerce email göndermeyeceğim. günde 10 ila 20 kişi. ancak kalatog ve bazı pdf'ler eklesem iyi olur ama spam'a düşmeden nasıl yapabilirim, eklenti olmadan veya spam keywordleri kullanmadan da spam'a düşmesi tehlikesi varmış chatgpt diyor.

chatgpt'nin önerdiği mailchimp ve benzeri platformlar benim için uygun olur mu, roundcube'dan gitsem daha mı iyi olur? şimiden çok teşekkür ederim
0
1195
(01.07.25)
Spam'a düşmemek için mailchimp gibi profesyonel servisler kullanmalısınız.
0
amortisman
(01.07.25)
10-20 büyük rakamlar değil spam'a düşmeyebilirsiniz.

imkanınız varsa 20 tane kadar email toplayıp bir kaç gün deneyin. muhtemelen düşmez. olmazsa mailchimp ya da alternatiflerine başvurmanız gerek. bahsettiğiniz tutarlar için ücretsiz profesyonel servisler var.
0
biseysorcaktim
(01.07.25)
(34)

Leman dergisi

kizil karga
Provakasyon mu yapıyor sizce şu karikatürle yoksa sıradan bir yayın mı?Provakasyon mu sorusu şu nedenle soruyorum biliyorsunuz peygamberin yüzünü resmetmek heykelini vs yapmak caiz kabul edilmiyor, tabii biz her şeyi uçlarda yaşadığımız için bu konuya gereğinden fazla hassasiyet gösteriyoruz, böyle
Provakasyon mu yapıyor sizce şu karikatürle yoksa sıradan bir yayın mı?

Provakasyon mu sorusu şu nedenle soruyorum biliyorsunuz peygamberin yüzünü resmetmek heykelini vs yapmak caiz kabul edilmiyor, tabii biz her şeyi uçlarda yaşadığımız için bu konuya gereğinden fazla hassasiyet gösteriyoruz, böyle bir ortamda yüzünün gösterildiği bir karikatürü yayınlamak bilinçli bir eylem mi sizce Charlie Hebdo gibi sonuçları olur mu?

x.com
0
kizil karga
(30.06.25)
Kasti yapılmış bence. Leman bu ülkenin en köklü mizah dergilerinden ve çizerleri bu gibi konularda nasıl davranılması gerektiğini bilen kişiler.

Bunu böyle açık açık yaptılarsa vardır bir amaç.
0
runaway
(30.06.25)
Dogru söylemis leman.
0
sonsuz
(30.06.25)
yav karikatürde bişey yokmuş sansürlü haberi görünce bi halt var sanmıştım. Eğer peygamber resmedildiyse bir grubun eleştirmesi rahatsız olması da hadi normal karşılanabilir (dergi açıklama yapmış değil diyor, halktan ölen olan bu isimdeki kişiler vs. ama karşındakinin anladığı kadarsın)

Ben daha çok bakanların attığı twitlere takıldım.
0
nhk ni youkosu
(30.06.25)
Muhtemelen ülkeyi karıştırmak isteyen birileri tarafından fonlanan bir dergi. Dergiyi linçleyen dinciler de dergi de masum değil.
0
messina123
(01.07.25)
messina+1

iki taraf da kapatilsin.
0
gule gule
(01.07.25)
şu dönemde bunu çizmek aptallıktan başka bir şey değil diyeceğim ama provoke etme amaçlı olduğu belli. aklı başında adam provoke olmaz tabii de, şuna bakıp provoke olacak en az 20 milyon insanın olduğunu biliyorsun şu ülkede. bana ne provoke olsunlar, ortalık karışsın, ben de ünlü olayımdan başka hiçbir anlamı yok. aferin iyi bok yediniz madalyası takılması lazım. onu çizince bir anda tüm sorunları çözdük ülkede, muhteşem bir noktaya dikkati çektiler.
0
lifeisopeth
(01.07.25)
O kadar kirli bir siyaset var ki ben de kasti yapıldığını düşünüyorum. Türkiye’de yaşayan kime sorsan Muhammed isminden tetikleneceklerini bilir. Zaten akp oyları ne zaman düşmeye başlasa din kartı devreye sokuluyor.
0
ekimoloji
(01.07.25)
Provakasyon var. Net. Tartışmaya dahi kapalı bir durum. Çizme emrini veren de ibda c piçlerin örgütleyen de aynı ajans
0
topkapiaksaray
(01.07.25)
Dergi zaten para yapamıyor artık. Uzun zamandır batık bir dergi. Ne yapsak falan diye bir yerlerden para almış olabilirler. Çizen kişi Leman'daki en uysal ve apolitik çizerdir
0
runaway
(01.07.25)
Kesinlikle kasıtlı yapılan bir şey.
Geçmişte de buna benzer şekilde bazı örnekler oldu.
sanat/mizah adı altında topluma yedirilmeye çalışılıyor.
Toplum da öyle her zaman yemiyor.
Sayelerinde olaylar çıktı.

YouTube da bazen denk geldiğim ve bu tür toplum değerlerini içeren kırmızı çizgilere yaklaşan ve başına neler geleceğini bildiğinden duracağı yeri bilen stand up cıları da görüyoruz.
0
diyecevaplandı
(01.07.25)
bilerek yaptılarsa vahim değilse daha da vahim. ülkenin en ufak bir şeye bile tahammülünün olmadığını göremiyor olamazlar herhalde. bu haftanın gündemi de böylece belirlenmiş oldu.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(01.07.25)
siyasal islamci götler buraya da dadanmis.
0
feastofthedamned
(01.07.25)
karikatürde hakaret yok
böyle bir karikatüre, tasvire gerek yok
zaten 26 haziran çıkıp 4 gün sonra organize şekilde gündeme geliyor
böyle şeylerin yayılmadan engellenmesi lazım
0
mantık
(01.07.25)
Karikatüre hak vermemek elde değil. Iki taraf aslında birbirinin kardeşi ve iki taraf da ölüyor demiş. Savaşa ve vahşete karşı bir duyar içeriyor yani. Anlatılanı çoğu kişi anlamıyor sanırım.
0
osssy
(01.07.25)
Bir tarafta ölen Muhammed, diğer tarafta Musa. Selam veriş, alış şekilleri bile aynı ama aynı savaşta farklı saflarda can veriyorlar, denmek istenmis.
0
sekizdokuzon
(01.07.25)
Bir de bu bir din savaşı değil artık diyorlar tabii.
0
sekizdokuzon
(01.07.25)
biz vatandaşları çizdik diye yan çizmişler ama peygamberleri ifade etmişler. din diyanetle işim yok ama kalkıp böyle sıkıntılı bir ülkede sonunu düşünmeden böyle paylaşım yapıp şeriatçıların sokaklarda hak arıyoruz ayağına kudurmasına vesile oldukları için çok umurumda değil.
0
buenosdias
(01.07.25)
İnsanımız zaten siyasal islamcıların ablukasındayken böyle bir çıkışta bulunmaları aptallık, eğer dedikleri gibi "sadece isim benzerliği" olsa bile bu "isim benzerliğinin" böyle sonuçlarının olacağını tahmin edemeyecek olmaları daha büyük aptallık, eğer aptallık yapmadıklarını düşünüyorlarsa o zaman insanlar kasıtlı olarak yaptıklarını düşünmek zorunda kalıyor. Umarım Özgür Özel bir de bu işi savunmak zorunda kalmaz o zaman konu bambaşka noktalara taşınabilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(01.07.25)
Siyasal islamcıların hassasiyetinin ve mağduriyetinin sonu gelmez. Bugün karikatürden alınırlar, yarın ramazanda yemek yedin diye, öbür gün sınıfta erkek var diye, diğer gün şu bu. Bunun bir sonu yok. Bu ülke laik bir ülke. Hiçbir siyasal islamcı havlaması, anayasal olarak garanti altına alınmış bu gerçeği değiştiremez. Yapılmak istenen hassasiyet pornosuyla sürekli cephe genişletmekten başka bir şey değil.

Bugün istiklal caddesi ortasında polis korumasında cam çerçeve indirilmesine, kemalist insanlara ölüm sloganları atılmasına izin veren, sonra da aynı anda tüm bakanların sıraya dizilerek twitler atmasına gündemi buraya taşımasını normal görüp bu karikatürü linçleyen herkes de bu değirmene su taşır. Bugün polis korumasıyla şeriat sloganı atanların yarın polis korumasıyla senin kapına dayanmayacağının ne garantisi var? Milletin tapulu malına çökülüyor, polis jandarma kuvvetinin arkasından şeriatçı köpekler havlıyor, ama biz gidip yau şu lemancılar da ağzımızın tadını niye bozdu ki şimdi falan diyorsunuz. Gözünüzü açmanız için daha ne olması gerekiyor acaba.
0
thracia
(01.07.25)
@thracia, bizden farkli olarak ne yapiyosun mesela konuyla ilgili? yada tam olarak neyi savunuyorsun herkes bu tarz ortaligi gerecek seyler paylasmasini mi savunuyorsun?
0
buenosdias
(01.07.25)
provokasyon olarak görmüyorum ben bunu; gayet de eleştirel tespit kisvesi altında bilinçli bilinçli aptal cesaretiyle yapılmış bir şey ama hamama giren terler, yapacak bir şey yok.

dergiden gelen açıklamaya bakarsak "sav" ifadesini bile unutmayacak hassasiyetteler ama ne hikmetse karikatürde muhammed isminin (hele musa ismiyle birlikte) başka yönlere çekilebileceğini hiç ama hiç öngörememişler. r yaptıkları ikinci nokta da şu; muhammed dünyada en çok kullanılan müslüman ismi diye seçilmiş, peki aynı istatistik/klişe neden yahudi için kullanılmadı?

bu noktadan bile bakılırsa kastettikleriyle açıklamaları örtüşmüyor bana göre.


ayrıca, inanmayanların veya müslüman olmayanların "yine mağdur olmuşlar" demelerinden de gına geldi artık. senin hassasiyetin yok diye ne yapalım, benim hassas noktalarıma dokunmalarına ses mi çıkarmayayım? oldu olacak bir liste yayınlayın da ne konuda hassasiyet göstermemiz gerekli ya da gereksiz, hem öğrenelim hem de sizden icazet alalım.
0
m e b
(01.07.25)
Bu şiddeti gösteren kişiler karikaturu okuyup da "tamam, içerik aslında iyiymiş, kusura bakmayın" diyecek değil.
Resmedilmiş olması yeterli.

Charlie hebdo olayini bir karikaturist duymamışsa başka bir mesleğe yönelmeli.

Derginin de bir sürü editörü vs var, bir kişi çıkıp bu olay başımıza iş açar diyememiş mi, mümkün değil.
Bana komplo gibi geliyor.
0
WithWorth
(01.07.25)
"Iki taraf aslında birbirinin kardeşi ve iki taraf da ölüyor demiş"

böyle bir durum yok
ortada her şeyden önce orantısız bir güç savaşı var
18bin çocuk öldürmeyi, insanları aç susuz bırakmayı, evlerini yıkmayı yahudilik dini ve 2 taraf da Allah'a inanıyor şeklinde değerlendiremeyiz
günah işleyen cezasını görecek ister inanan olsun ister inanmayan ve böyle bir din kardeşliği yok
0
mantık
(01.07.25)
@buenosdias sizden farklı olarak leman'ı, karikatürü çizenleri suçlamıyorum mesela. Siyasal islamcılar her hassasiyet diye ağladığında onların arkasına sıralanmak ve hak vermek yerine insanların fikirlerini söylemesini savunuyorum. Daha hakim önüne bile çıkmamış, bir suçu olup olmadığı belli olmayan insanların iç işleri bakanı tarafından "alçak" diye nitelendirilerek karga tulumba göz altına alınmasından rahatsız oluyorum ve bunu dile getiriyorum. Kalkıp da tüm fikirlerini ve düşüncelerini siyasal islam hassasiyetini gözetecek şekilde otosansür uygulamıyor diye insanları suçlamıyorum mesela sizden farklı olarak.

Bu ülkede hukuk zaten ayaklar altında. Ama bunu her yaptıklarında bu durumu normalleştirmek, bu değirmene su taşımak demektir. Bir suç varsa buna mahkemeler karar verir -her ne olursa olsun- Bir bakan, suçu kesinleşmemiş hiç kimseye alçak diyememeli. Bunu normalleştirmenin nelere yol açtığını göremiyor musunuz? Sizden farklı olarak bunu her ne şart altında yaşıyor olursak olalım normal kabul etmiyorum ve bunu da söylüyorum.
0
thracia
(01.07.25)
thracia +1

Birkaç sene önce bir AVM'deki cinsiyetsiz tuvaletleri baskıyla kaldırttıklarında birebir bunlar geçmişti aklımdan. Yarın kutsal aylarında yemek yendiği, ertesi gün içki içildiği için gelecekler. Bu bir kısım sözümona seküler kesimin aman ağzımızın tadı kaçmasın, mütedeyyin kesimin hassas duyguları incinmesin kaypaklığından tiksiniyorum.

Her cephede savaşmak gerekiyor bu 'Senin hiçbir şeyine saygım yok. Sen benim her şeyime saygı duyacaksın.' zihniyetiyle.

Konuyla alakasız, dün bir Ürdün filmi izledim. Medeni kanunun ve laiklik ilkesinin benimsendiği bir ülkede yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha fark ettim.
0
auroraaurora
(01.07.25)
@thracia, burdaki fark su. durduk yere kudurmadilar. leman gidip comak soktu ve seriatcilari sokaga doktu. huzurumu bozmasinlar diye bir derdim yok; ama leman'in futursuz davranisini da, sirf duzene, baskilara karsi durus olarak savunmak bana aptalca geliyor. leman'in pratikte yaptigi sey, sakalli birinin ataturk heykeline nanik yapmasindan farki yok.
0
buenosdias
(01.07.25)
@buenosdias Durduk yere kudurmadılar mı? siz de bunu yediniz öyle mi? 4 gün önce yayınlanmış bir karikatür tam da saraçhane mitinginden bir gün önce organize bir şekilde toplanmış bir grup tarafından, normalde sesini çıkaranın üstünden toma ile geçildiği istiklal caddesinde cam çerçeve indirelerek protesto edilecek, bu protesto edenler ibda-c sloganları atacak, ve herkese şahin polis bu vatandaşlara çıtını çıkarmayacak. Hemen aynı gece tüm akp bakanı yöneticisi sözbirliği etmiş gibi gece yarısı twitler atacaklar.

Ve siz de tüm bunların lemandaki karikatüristlerin öngörüsüzlüğü, fütursuzluğu yüzünden olduğuna inanmamızı bekleyecekseniz öyle mi?

Velev ki öyle olsun, burası anaysada laik bir hukuk devleti olarak tanımlı. Her canı isteyen hoşuna gitmeyeni böyle devleti de arkalayarak linçleyecekse o zaman o ülkeye hukuk devleti falan denemez. Bunu normalleştirmeyin, bundan taviz vermeyin diyorum kısaca. Varsa derdin, şikayet edersin, dava edersin, mahkemeye çıkılır, karar verilir. Diğer tüm seçenekler kabile devleti olduğunun kabülüdür.
0
thracia
(01.07.25)
soylediklerin gercek de olabilir raslanti da. o yuzden ben kesin yargida bulunamam. sarachane, maltepe, yenikapi mitingleri daha once de oldu. ayrica kimse leman'a git boyle bir karikatur yap da demedi. neyse ozunde ayni seyi savunuyoruz aslinda. sonrasinda olanlar adalete, demokrasiye, medeniyete uymayan seyler. sen etkilere odaklanirken ben sebebe odaklaniyorum.
0
buenosdias
(01.07.25)
Dünya'da tüm yayıncılar bilir ki Peygamberimizin karikatürü çizilmez. Çizersen müslüman ülkede de olsan dinsiz ülkede de olsan sonuçlarına katlanırsın.

Türkiye'deki dinsiz militanların habire müslümanları hedef almaktan başka vizyonları yok.

Bütün bildikleri ,öğrendikleri İslam fıkhını eleştirmek müslümanlara akıl dağıtmaya çalışmak.
0
hebanon
(01.07.25)
gereksiz ve saçma bir karikatür.
şuanki sonuçları da aynı derecede saçma ve gereksiz.

bir taraf durduk yere çomak sokuyor.
öte taraf osuruktan nem kapıyor.

senin dinin sana, benim dinim bana diyemiyor iki taraf da.

sen ateistsen sanane benim dinimden. inanmıyorsun zaten laf sokup, bana aptal ve kandırılmış deyip durma. aptalsam benim derdim o. ben inanıyorum diye akp başa gelmedi. sapla sapanı karıştırıp durmayın.
sen inanırsan, senin dinin sana. bırak cehennemde mi yanacağım, şeytanla bir mi olacağım. sanane. bu beni ilgilendirir.

inanç konusunda ayrım yapmayı, birbirimizin hassasiyetini kabullenmeyi bir türlü anlamadık. anlasak her şeye provokasyon da demezdik. bu belki provoke amaçlı yapılmıştır ama o zaman böyle bir şüphemiz de olmazdı, provoke yapan insanlar da olmazdı.

konu dışı biraz ama içimde kalmasın, son zamanlarda seküler kesimde "islamcılara taviz vermemek gerek yoksa onların tavırlarını hoş gördükçe sürekli daha fazla müdahale ediyorlar" düşüncesi ile eşeğin bir yerine su kaçıran hareketler sergileniyor. iki tarafta da aşırıya kaçanlar var ve hepsi haksızlar.

not: karşı tarafta halil konakçı, cübbeli ahmet falan gibi figürler var ama onları inananların temsilcisi olarak görmek bu kavgayı daha da büyütür. adamların dinle minle işleri yok.
0
biseysorcaktim
(01.07.25)
col kanunlariyla yasayan birinin vizyondan bahsetmesi...hic gulecegim yoktu. milletin kiyafetine, orucuna, yedigine, ictigine karisan siz saldiran dinsizler oyle mi?
0
buenosdias
(01.07.25)
Kemalist bir dergi değil ama laf söz yiyen laik devlet ve kemalizm. LeMan'ı takip etmiyorum. Mizahı da ilgimi çekmiyor, siyasi duruşları da benimle yakın değil. Herhalde HDP/DEM-TİP seçmenidir dergi çizerleri. Asıl sorun şu ki karikatür çizildi, yayınlandı, insanlar konuştu geçti, Ekşi Sözlük'teki aktrolller tuşa basılmış şekilde 3-4 gün sonra ortalığı karıştırdı. Asıl provokatörler sözlükte.

Muhammed'in resminin yapılmasında hiçbir sorun yok. Karikatür dili de biraz keskin olur. Bunda da sorun yok. Ortada hakaret ya da başka bir şey de yok. Müslümanlar resmedilmesini istemiyorsa, resmetmezler. Başkaları hakaret etmediği ya da onun üzerinden saldırmadığı sürece söz hakları yok. İslam'ın şartları ve kısıtlamaları müslümanları bağlar.
0
nawar
(01.07.25)
dün yazıp silmiştim sinirle, yeniden yazayım.

islam'da peygamberi çizmek caiz değildir diye bir şey yok. bunu ancak muaviye ve yezid'in dininden olan şeyhler söyler. aynı şeyhler zaten kuranı okumayın da diyor, okursan da mealden okuyacaksın tercümesinden değil. allah'ın gönderdiği, peygamberin ilettiği dine anlam kattıkları iddiasındalar. mürtedlerdir, mürtedin ise akıbeti için nisa 89 ve 90 ayetleri okuyabilirsiniz.

peygamber de insan, hatta yüzünün ve vücudunun çok detaylı tarifleri var. biri çıkıp bunlara bakarak keşke çizse hatta, insanlar peygamberin de insan olduğunu hatırlamalı. muhammed allah'ın kulu ve elçisidir. ne daha fazla, ne daha eksik. kendi yaşadığı dönemde insani özelliklerinden ötürü, peygamberliğinden önce de sevilen sayılan biridir, bu da normaldir. iyi insan her dönem de sevilir, sayılır.

karikatürü karikatüre yaklaştıran tek şey zaten muhammed ve musa isimleri, yoksa dişe dokunmaz bir çizim yapmışlar. bomboş, ecnebilerin cheesy dedikleri cinsten kalitesiz bir karikatür.

muaviye ve yezidin dininden olanların bu hale gelmelerinin sebebi ise buraya da "keşke şu dönemde yapmasalardı" veya "kaşınmışlar" diyen tipler. bunlar yüzünden bu haldeyiz. ne dini biliyorlar, ne toplumu ne de dincileri. sadece okuma yazma biliyorlar, utanç verici.

dergipark.org.tr
sorularlaislamiyet.com
0
ahmet oturum cerezi
(01.07.25)
@ahmet, dinden kafani kaldirip analitik zekani da gelistirseydin konunun bilgi, veri yada kuranda yazanlarla alakali olmadigini idrak ederdin. bir elimizde: biri satassin da katledelim, kemalizmi yikalim diye intikam naralari atan seriatcilar var. bi de bunlari sokaga doken bir karikatur. utanc verici olan senin gibilerinin iki fikih kitabi, sorularlaislamiyet gibi forumlarda takilarak toplumu taniyamadan, olaylari okuyamadan kendini alim ilan edip millete akil vermesi.
0
buenosdias
(02.07.25)
(8)

chatgpt ücretli versiyonu parasına değiyor mu?

istististist
ücretsiz versiyonu ile arasında ciddi bir performans farkı oluyor mu?
ücretsiz versiyonu ile arasında ciddi bir performans farkı oluyor mu?
0
istististist
(30.06.25)
sadece beklemiyorsun, istediğini soruyorsun.
0
Kahvedesu
(30.06.25)
ne için soruyorsun? kod, çeviri, analiz, araştırma?

chatgpt yerine alternatiflerini kullanıyorum mesela artık ben
0
avatar is back
(30.06.25)
@avatar is back;

hangi alternatifleri daha iyi hocam?
0
🌸istististist
(30.06.25)
araştırma için kullanıyorum ben daha çok.
0
🌸istististist
(30.06.25)
Cevaplar daha doğru ve detaylı geliyor. Bence değer.
Olumsuz tarafı soru sayısı sınırlı. Para verip de yine de sınırlı olması kötü
0
runaway
(01.07.25)
sohbet dizileri ücretsiz üyelikte kısıtlı. bir sohbet çok uzadığında yeni sohbet başlatmanı istiyor ve sıfırlanıyor.
resim upload etmek kısıtlı.
resim oluşturma talebi de kısıtlı.

sırf bu üç sebep yüzünden premium'a geçilir.

ama ben projelendirme ve yazılım gibi konularda kullanıyorum daha çok. 'bugün hangi yemeği pişirsem' seviyesinde kullanan biri için ücretsiz yeter.
0
sir gawain
(01.07.25)
Bu arada bir çok insanın atladığı bir şey olduğunu düşünüyorum, sohbetlerinizi çok uzatmayın gereği yoksa, gerekli detayları alıp yeni konuşmaya geçmek hem onun daha akıllı davranmasını sağlıyor hem limitlerinizi hızlı tüketmezsiniz. Bir konuşmada attığınız her mesaj için tüm konuşma yeniden okunuyor, bu yüzden duruma göre en az mesajla odağı daraltarak sorular sorun. Mesela bir konuda farklı durumları değerlendirmek istiyorsunuz, "X olursa ve Y olursa ne olur ayrı ayrı değerlendir" gibi tek mesajda sorabilirsiniz.
Bir de mesaj editleme var, mesela bir konuşma başlattınız, sonra o konuda bir dal'a ayrılık o konuda konuştunuz, başka bir dal'a ayrılmak istediğinizde ilk ilgili soruyu düzenleyip oradan devam ederseniz daha verimli sonuçlar daha az limit kullanımı yapmış olursunuz.
0
atom karincanin torunu
(01.07.25)
performans dediğiniz şey akılcılıksa, aynı modeli kullanıyorlar.

ama premium olunca hafızası daha büyük oluyor. seni ve önceki konuşmalarını hatırlıyor. yeni bir sohbet başlatsan bile aylar önce söylediğin bir konu ile bağ kurabiliyor. ücretsizde bu durum limitli.

sohbetlerin limiti düşük ücretsizde.
ben günlük sıradan işler ve aklıma gelen soruların cevapları için chatgpt'yi kullanıyorum ve yetiyor. ama tatile gittiğimde onu turist rehberi olarak kullanmak istemiştim. gittiğim yerlerde merak ettiğim şeylerin fotoğraflarını çekip sordum. yanıt verdi çok da tatmin etti. ancak iki-üç fotoğrafla kotası bitti.

aradaki en büyük fark ücretsizde günlük limitin çabuk dolması, premium'da ise daha bu limitin daha yüksek olması.

bir de yeni model çıkınca hemen free'ye gelmiyor. önce ücretliye geliyor.
bir de yoğun zamanlarda ücretsiz olan yavaşlıyor. ücretlide pek nadir oluyor bu durum.
0
biseysorcaktim
(01.07.25)
(6)

iyi bir sucuk marketten alınan sosis ve salamdan daha mı sağlıklıdır?

green eyed penguin
sb
sb
0
green eyed penguin
(27.06.25)
Tabiki. Mesela etin en iyisinden alıyorum ben. Katkısız sucuk harika, sosisleri de iyi
0
basubadelmevt
(27.06.25)
açık ara daha sağlıklıdır. iyi bir sucuk, kıyma ve baharat demektir. market sosis ya da salamı, hayvanın eti alındıktan sonra geri kalanı demektir.
0
co2s2
(27.06.25)
sucuğu bilmem de market salamında ve sosisinde nitrat, nitrit, ne idiği belirsiz kansere sebep olan daha bir sürü kimyasal bar. devamlı tüketirsen büyük ihtimal bağırsak kanseri olursun.
0
catakutle
(27.06.25)
kötü bir kasap sucuğu da marketten alınan salam sosisten sağlıklıdır :)

sosis salam çok kötü varlıklar. gıda diyemedim.
0
gurur
(27.06.25)
evet.

ama marketlerde satılar arasında içinde e250 (sodyum nitrit) olmayan marka ben bilmiyorum. bilenler yeşillendirebilir.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
Evet. Zaten sucuk sağlıksız bir ürün de değil eğer çok dandik ne olduğu belli olmayan bir marka değilse. (her şeyin fazlası zarar o ayrı :) )
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(27.06.25)
(6)

Butik seyehat turları

osssy
Yurtiçi veya tercihen yurtdışında Türkiye çıkışlı butik gezi turları biliyor musunuz? Butik derken, rehberliği iyi olabilir, rotaları ilginç olabilir, tarzı farklı olabilir, jolly ya da boykotlu ets gibi makine modelinde olmasın yeterli aslında.
Yurtiçi veya tercihen yurtdışında Türkiye çıkışlı butik gezi turları biliyor musunuz? Butik derken, rehberliği iyi olabilir, rotaları ilginç olabilir, tarzı farklı olabilir, jolly ya da boykotlu ets gibi makine modelinde olmasın yeterli aslında.
0
osssy
(27.06.25)
bizim aile bununla gidiyor.
www.gazella.com

avrupa'yi bilmiyorum ama afrika ve güney amerika turlari cok iyi.
0
sonsuz
(27.06.25)
65 derece
(27.06.25)
auroraaurora
(27.06.25)
gadventures ve intrepid
0
kassiopeia
(27.06.25)
(bkz: dogadayiz.net) kullanmadım ama sözlükte görmüştüm.
0
inheritance
(27.06.25)
Kesfet101 e katılan 3 tanıdığım memnun kaldılar.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
(6)

istanbul'da agactan dut yemek

lemmiwinks
nerede mumkun?
nerede mumkun?
0
lemmiwinks
(27.06.25)
mecidiyeköy tam anlamıyla dut ağaçlarıyla doluymuş eskiden. mecazi ya da deyim değil, burada yaşayan yaşlılardan öyle duydum.

fulya'nın bir çok sokaklarında hala bir sürü dut ağacı var. kaldırımlara düşüyor dutlar, yürürken kayıyor insanlar.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
ataköy 5. kısım, 7-8 kısım ama çoğu site içlerinde. içeriye kartsız giremezsiniz.
0
elektr10
(27.06.25)
geçenlerde küçükçekmece marmaray durağında ablamı ve çocuklarını bekliyordum, durağın hemen yanında müstakil bir evin bahçesinde hem siyah hem beyaz dut ağacı vardı. kaldırımdan beri, kızımı omzuma alıp dut yedirdim ona biraz. :d

bir süre sonra ablam ve çocukları geldi arabaya yürürken yine aynı ağacın yanından geçiyorduk, bu arada evin bahçesinin kapısını da asma kilitle kilitlemişler. tam oradan geçerken bahçeden çıkan bir adam gördüm. dedim biraz dut yedik abi helal et, hatta kapıyı açsan azcık da içeriden yesek dedim. adam zaten dökülüyor çöp oluyor buyrun afiyet olsun dedi, açtı kapıyı biz içeri girip bi 15-20 dk falan ağaçtan dut yedik çocuklarla. eğer yakınsanız küçükçekmece marmaray durağına tam yerini tarif ederim.

bir de beylikdüzünde kızımın okulunun karşısında var dut ağacı, kaldırımdan beri yiyebiliyoruz yine. :D

artık hangisi yakınsa size, ikisini tarif edebilirim.
0
emfuzi
(27.06.25)
su anda yenidogan'dayim, dut agaclari goruyorum ama cogunlukla bahce iclerinde, sokaga sarkan kisimlarda da pek dut gormedim. yeterince gezmemis de olabilirim tabi. en iyisi biraz sokaklarda dolanayim, bulurum sanirim bir seyler.

bir tane de ben soyleyeyim, fenerbahce dalyan sahilinde, surada bir dut agaci vardi, haziran basi gibi burda biraz yedim. ama agac biraz yuksek.
0
🌸lemmiwinks
(27.06.25)
emirgan'ın ara sokaklarında vardı galiba.
0
patronaj1
(27.06.25)
Beşiktaş’ta, ulus civarı meyve bahçesi isimli park var belediyenin. Pişman olmazsınız.
0
renegade
(06.07.25)
(9)

takip ettiğiniz sözlük / forumlar

zemberek
selamlar,ekşi dışında üyesi olduğunuz sözlük var mı? sözlük formatını seviyorum ama ekşinin durumu dışarıdan dahi çok kötü görünüyor.bir de üye olduğunuz yazıp çizdiğiniz forumlar mevcut mu? yerli yabancı olabilir.teşekkürler.
selamlar,

ekşi dışında üyesi olduğunuz sözlük var mı? sözlük formatını seviyorum ama ekşinin durumu dışarıdan dahi çok kötü görünüyor.

bir de üye olduğunuz yazıp çizdiğiniz forumlar mevcut mu? yerli yabancı olabilir.

teşekkürler.
0
zemberek
(27.06.25)
Quora ve BoredPanda.
0
anaphylacticshock
(27.06.25)
reddit.
0
Nomalisa
(27.06.25)
15 yıl önceki forum kültürünü ben de arıyorum, özlüyorum.
emeğe saygı + rep artık tat vermiyor gerçi.

reddit'te takılıyorum sözlük alternatifi olarak.
20 yaş altı çok genç var ve her yaptıkları ile gurur duyuyorlar gerçi, biraz gençler kahvesi gibi orası ama paylaşımların ve ortamın tatmin edici olduğu sub'lar da yok değil.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
Reddit'te finans, gayrimenkül, vergi vs sublari.
hem soruyorum hem cevap veriyorum.

onun disinda edebiyat, kitap tavsiyesi, yorumu vs bulabilecegim forum ariyorum.
simdilik goodreads var elimde.
0
sonsuz
(27.06.25)
nerede eski forumlar?

WhatsApp grupları ve Reddit forumları bitirdi.
0
co2s2
(27.06.25)
Tabii ki donanımhaber.
0
halitkin
(27.06.25)
forum.paticik.com cu var mı
0
mantık
(27.06.25)
paticik’i ilk kez duydum açıkçası.
0
🌸zemberek
(27.06.25)
donanımhaber
r10
0
duyuruuser
(27.06.25)
(6)

Çocuklar neden sürekli

kizil karga
Bağırıyor? Mesela dışarıda 4-5 çocuk bir araya gelmiş oyun oynuyorlar ama sürekli bağırıyorlar, normal bi bağırma da değil bu kafa sesi çıkarır gibi bağırıyorlar bir de, bunu acaba ailelerine yaptıklarında anne babanın onları susturabilmek için istediklerini yerine getirdiklerini fark edince her yer
Bağırıyor? Mesela dışarıda 4-5 çocuk bir araya gelmiş oyun oynuyorlar ama sürekli bağırıyorlar, normal bi bağırma da değil bu kafa sesi çıkarır gibi bağırıyorlar bir de, bunu acaba ailelerine yaptıklarında anne babanın onları susturabilmek için istediklerini yerine getirdiklerini fark edince her yerde bu kozu oynamak için mi yapıyorlar yoksa dünyanın her yerinde böyle mi bu çocuklar her yerde böyle üstüne basılmış plastik tavuk gibi çığlık mı atıyorlar?
0
kizil karga
(26.06.25)
Terbiyesiz olduklari icin.
Tr‘de zaten herkes bagirdigi icin.
0
sonsuz
(26.06.25)
Birbirlerini kopyalıyorlar. Sosyal öğrenme ve taklit var. Ben avrupada bu kadar carlama görmüyorum.(kontrolsüzlük) Toplum olarak sınır koymayı ve çocukları eğitmeyi bilmiyoruz.

not: çocuğu olmayan biri bunu anlayamaz garipser. çocuklar her yerde genelde böyle.
0
mikahakkinen
(26.06.25)
Eğlenceye dalıp kontrolü kaybediyorlar, neredeyse farkında bile değil çoğu, daha ilginci bunu yapan yetişkin arkadaş grupları bile var.
0
mbond
(26.06.25)
Yarı deliler çünkü. Bizim sokakta iki tip var böyle; biri akşamları sürekli apartmandaki babasına sesleniyor, diğeri akşama kadar, apartman zili kavramı yok, annesine sesini duyurmaya çalışıyor. Bu ikisiyle ciddi hasım olasım var.
0
sekizdokuzon
(26.06.25)
Evde baskılanan serbest kalınca ayarı kaçırıyor. Bütün çocuklar böyle değil.
0
encokbenisevinnolur
(27.06.25)
ben de pub'da konserde iki bira içinde, keyfim de yerinde ve arkadaşlarımla berabersem bağıra bağıra konuşuyorum. ortamdaki ses miktarı yüksek olunca yüksek sesle konuşuyorum (neredeyse herkes gibi). hiç farkına bile varmıyorum. sonra boğazım acıyınca anlıyorum.

çocuklar da benzer kontrol ve algı seviyesine sahipler.
etraf gürültü (bunu kendileri yapsalar da), koşuyorlar sürekli, soluk soluğalar, kalp ritimleri yüksek.

satranç oynarken bağırmıyor bu çocuklar, sokakta koştururken bağırıyorlar.

durup dururken bağırıp çağırmaları terbiyesizlikten.
hareketli oyun oynarken bağırmaları duygu ve dürtülerle ilgili.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
(11)

yazın dışardan ne yemek söylüyorsunuz?

semaforo de medianoche
aslında sadece yazlık da değil genel bir soru. dışardan yemek söylemek durumunda kaldığımda hamburger, lahmacun, tavuk yemeği, asya yemeği söylüyorum genelde. böyle bir döngünün içindeyim son zamanlarda. arada mantı ve pizza da giriyor seçeneklere ama az. sıktı biraz bu döngü. sizin söyledikleriniz
aslında sadece yazlık da değil genel bir soru. dışardan yemek söylemek durumunda kaldığımda hamburger, lahmacun, tavuk yemeği, asya yemeği söylüyorum genelde. böyle bir döngünün içindeyim son zamanlarda. arada mantı ve pizza da giriyor seçeneklere ama az. sıktı biraz bu döngü. sizin söyledikleriniz neler? biraz seçeneklerimi genişletiyim istiyorum
0
semaforo de medianoche
(26.06.25)
Hak ettiysem; İskender.
İyi bir şey yaptığıma inanmak istersem; ev yemeği, sulu yemek (Adile Sultan benzeri)
Gece şımardıysam; kokoriç
Fazla harcamayayım ama iyi doyayım dersem; tavuklu pilav
Şımardıysam ve doymasam da olur, bir de çay demlerim dersem: çibörek
İyi bir yer bulduysam parasını umursamadan; döner porsiyon
İlginçlik olsun diye; kumpir
Canım çeker ve bol soğan da yemek istediğimde; tava ciğer
Evde dursun, yemekten sayılmaz diye düşünerek; çiğ köfte kiloluk



Sen yazmamışsın ama benim ilk aklıma gelen; kebap, onu unuttun herhalde.
0
michael_knight
(26.06.25)
Ben fasfakir olduğum için dışarıdan yemek söyleyemiyorum ama ofiste bu ara bowl a sardılar. Bana da söylüyorlar sagolsunlar.
0
sekizdokuzon
(26.06.25)
Pizza veya burger king-mcdonaldstan falan menu. Hepsi berbat ve pahalı.
0
runaway
(26.06.25)
Dışarıdan yemeyi bıraktım. Aşırı sağlıksız ve kalitesiz. Artık midem kaldırmıyor
0
messina123
(26.06.25)
Hasta gibiysem beyran veya paça çorbası sipariş ederim.
İş yoğunluğundan yemek yetiştiremediysek yakındaki balıkçıdan balık.
0
Lethe
(26.06.25)
@michael_knight: adana söylerdim eskiden ama sıktı epeydir. onun dışındaki diğer kebaplar da eve söylenecek şeyler değilmiş gibi geliyor bana. iskender söylüyormuşsun mesela şaşırttı iskender restoranda yenir bana göre. kumpir özlemişim bak çok aç olmadığım bir zaman iyi gider teşekkürler.

@sekizdokuzon: pek bowl insanı değilim. denedim çok benlik değil. veya iyisini yemedim bilmiyorum ama benim sevmediklerimi arkadaşlarım bayıla bayıla yiyordu.
0
🌸semaforo de medianoche
(26.06.25)
migros hemen karpuz peynir.
0
mikahakkinen
(27.06.25)
Plus Kitchen Bowl ve Plus Kitchen Mezze
Bonamade
Mezzaluna
0
gabe h coud
(27.06.25)
Genelde acil durumda dışarıdan söylüyorum mesela geçen yemek pişirirken tüp bitti ve yenisi gelmek bilmedi o zaman söyledim. Eve çok yakın pideciden söylüyorum çünkü hemen geliyor. Üşenmezsem çıkıp çiğköfte aldığım oluyor yaz mevsimine daha uygun olarak.
0
peki madem
(27.06.25)
Zeytinyağlı söylüyorum.
0
ruhen hastayim ben
(27.06.25)
evde hazır paketli yemek tutuyorum bir kaç çeşit.
dışarıdan söylemek istemediğimde ama evde de yemek yapmak istemediğimde çok iyi oluyorlar.

mesela yoğurt + mercimek çorbası + bir dilim ekmek güzel bi öğün oluyor.

migros hemen'de çeşitli paketli yemekler bulunuyor. dışarıda bir restorant'tan söylemek yerine bunlar da alternatif.
aynı sağlıksızlık seviyesindeler.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
(4)

buzdolabı boyatma - inox renk

baldan kaymak
kim boyar?Taşımada bazı çizikler oluştu da
kim boyar?

Taşımada bazı çizikler oluştu da
0
baldan kaymak
(26.06.25)
buzdolapları fırınlama şekilde yapılan ve elektrostatik boya diye tabir edilen boyayla yapılan bir işlemden geçer.

evde bu ortamı bulamazsınız tabi. en mantıklısı buzdolabınızı aynı boya koduyla yapılmış inox sprey boyayla boyayacak. gerekirse derin çiziklere zımpara yapıp ince macun artı boya geçecek yetenekli bir boyacı lazım size. normal sıradan ev boyacısının yapabileceği işler degil. Bu gibi işlerde en iyi performansı oto boyacılar sergiler
0
limonlu eksi
(26.06.25)
kapak gibi bişeyse aynen kapağı söküp oto boyacısına götürebilirsin. ama gövdeyse sıkıntı. taşırken yine çizilecek ve yapılacak boya, orjinalinden katiyen daha sağlam olmayacaktır.

normal sprey boyalar ise çok daha dayanıksızdır tırnağınla bile kazıyabilirsin.

ayrıca sprey boya bile yaptırsan, az miktar olacağı için pek yapma konusuna girmiyor boya dükkanları. katalogtan seç diyor. hadi yapacak olanı buldun, o zaman da örnek göster fotoğrafla resimle olmaz diyor.

benim bi kaç arkadaşım luthier ara ara değişik renkler yaptırıyolar sprey oradan biliyorum. veya rötüş için boya gerekiyor, orjinal renge boyamak için boya gerekiyor vb.
0
Fodera
(26.06.25)
Stella Biancanın tezgah/mutfak dolabı boyamak için üretilmiş boyasını mutfakta kullandık. Değiştirmeyi düşündüğümüz eski ve kötü görünen aspiratörüm de bir kısmını boyadık ve gayet uygun oldu. İz bırakmadan, katman oluşmadan boyanabiliyor.
0
biseysorcaktim
(26.06.25)
boya için zaten yazanlar olmuş. en pratik ve ucuz yol sprey boya alternatifleri. piyasada bu işler için bir çok ürün var.

ben ona da girmeyeceğim diyorsanız farklı renk ve desenlerde buzdolabı stickerları mevcut.
www.trendyol.com

resimlerinden gördüğüm kadarı ile sadece ön cephe için bunlar ama gayet ucuzlar. kapatmak istediğiniz yerler yan kısımlar ise yahut bunları sevmediyseniz araba kaplayanların kullandığı folyolar da iş görebilir.

şirketten bir bayan arkadaşım buzdolabını komple turuncuya kaplamıştı oradan biliyorum.
0
kojiro
(26.06.25)
(12)

Dört çocuklu aile yok mu?

michael_knight
Düşünüyorum da mesela hepsi şu anda 18 yaşın altında çocuklar olacak şekilde 4 çocuklu bir aile hiç tanımadığımı, duymadığımı farkettim. Ben çocukken çok vardı. Siz tanıyor musunuz?Şehirde mi yaşıyorlar?Bir arabaya sığamamak sorununu nasıl aşıyorlar?
Düşünüyorum da mesela hepsi şu anda 18 yaşın altında çocuklar olacak şekilde 4 çocuklu bir aile hiç tanımadığımı, duymadığımı farkettim. Ben çocukken çok vardı.
Siz tanıyor musunuz?
Şehirde mi yaşıyorlar?
Bir arabaya sığamamak sorununu nasıl aşıyorlar?
0
michael_knight
(25.06.25)
Arkaya 4 çocuk sığıyor dobloda öyle bir sorun de yok 4 çocuklu bol
0
Bruce
(25.06.25)
Var tabii. Neden olmasın? Metropollerin belli semtleri dışında çok normal ve sık karşılaşılan bir durum. 1 adet arabaya sığmamak -ki sığılıyor pekala- dışında tam olarak sorunuz nedir?
0
amortisman
(25.06.25)
Arkadaş çevremde rastlamadim ben de hakikaten. Max 2 çocuk yapıyorlar, genelde 1.
0
sekizdokuzon
(25.06.25)
Hem anne tarafımda hem baba tarafında tüm kuzenlerim ve ben iki kardeşiz.
Babamın bir kuzeni var 4 çocuklu bildiğim istisna. Kendisi doktor ve kliniği var, eşi iş adamı, aşırı dindar bir aile. 3 çocuk üstüne özellikle sağlık sorunu olan bebek evlat edindiler sevabına tedavi ettirmek ve büyütmek için. Çocuk 18 olmadı henüz gül gibi bakılıyor, kolejler, özel hocalar vs. Tüm aile gezeceklerse Vito ve şöför ile geziyorlar. Evlerinde 3 tane yardımcıları vardı bir ara. Gül gibi yaşıyorlar özetle :)
0
cilekli pasta
(25.06.25)
@amortisman, hiç böyle bir aile tanımadığımı farkedince şaşırdım, o yüzden siz tanıyor musunuz diye sordum.

Bir de arabaya sığamayacaklarını farkettim. Özellikle de çocuklardan biri veya ikisine çocuk koltuğu gerekiyorsa sıkışarak bile olsa sığmaları imkansız.
Amerikan filmlerinde 7-8 koltuklu araçlar var ama Türkiye’de Vito almak gerekir herhalde e onu da kimse almaz diye düşündüm.

Çekirdek aile olarak bir arabaya binip Avm’ye, pikniğe, misafirliğe, tatile gidemeyecek olmak da bi acayip geldi düşününce.
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
Eskiden vardı da anne-babanın 40 yaşında olduğu 4 cocuklu aile tanımıyorum ben de. Gerçi bu koşula uyanlar genelde tek cocuk sahibi oluyorlar
0
biseysorcaktim
(26.06.25)
kuzenim 4 çocuk yaptı. apartmanda 2 karşılıklı daire alıp birleştirdi. araba olarakta ford cmax kullanıyorlar. şehirde yaşıyorlar.
0
mikahakkinen
(26.06.25)
reisci tayfa 3'u zorluyor ve duruyor.
zaten 3 bile ciddi maddi yuk iken 4-5 gibi rakamlari gunumuzde hele buyuk sehirlerde hayal bile edemiyorum.
cevremde 3 cok, 4 yok. bir tane 5 var.
sehirde yasiyorlar, araclar cogunlukla 7 kisilik SUV.
0
cooperr
(26.06.25)
E çünkü gerek yok 3+ çocuğa günümüz şehir hayatında. Kırsalda yaşamıyorsan çok çocuğun bir avantajı yok. İnsanlar ya 1 yapıyor ya da kardeşi de olsun diye 2 yapıp bırakıyor. Mantıklı olan da bu zaten aksini yapan çok zengin ve istisna bir hayat yaşamıyorsa hem kendine hem çocuğuna hem de topluma zarar getiriyor
0
nundu
(26.06.25)
Ha tabi çocuk yapmamak da bir tercih onu dışlıyorum gibi anlaşılmasın ki ben de çocuk istemeyen bir bireyim :d
0
nundu
(26.06.25)
Gurbetcilerin bol oldugu bir yerdeyim. 4 cocuklu aileler var asiri cok olmasa da, en azindan 3-4 aile biliyorum. Araba konusunu 7 kisilik araclarla hallediyorlar. Burada epey yaygin, neredeyse her markanin 7 kisilik araclari bulunuyor. Sehirde yasiyorlar.

Hatta sahsen tanimasam da 7 cocuklu bir kadin var hanimin eski arkadasi. Kadin musluman olmus sonradan falan ama bildigin hollandali. Bunlarda araba yok sanirim.
0
mbond
(26.06.25)
tam karşımda oturan komşu ablanın 4 çocuğu var. çocuklarıyla beraber büyüdük. hali vakti yerinde insanlar. 2 arabaları var. konum istanbul.
0
yurtsuz john
(26.06.25)
(19)

Irkçılık ile bir kültürü sevmemeyi nasıl ayıracağız?

michael_knight
Tamam, ırkçılık kötü, yanlış. Bir insanın kendisinin karar vermediği ten rengi, vücut tipi gibi fiziksel özellikleri aşağılamak gerçekten yanlış ve insafsızlık. Ama bir de kültür ile ırkın karıştığı durumlar oluyor. Mesela bir ülkenin vatandaşları diyelim ki çok pis, kötü kokuyor veya kaldırım kenar
Tamam, ırkçılık kötü, yanlış. Bir insanın kendisinin karar vermediği ten rengi, vücut tipi gibi fiziksel özellikleri aşağılamak gerçekten yanlış ve insafsızlık.

Ama bir de kültür ile ırkın karıştığı durumlar oluyor.

Mesela bir ülkenin vatandaşları diyelim ki çok pis, kötü kokuyor veya kaldırım kenarına kaka yapıyor. Bu onun ülkesinde çok olağan ama benim ülkemde bu şekilde davranılması bana zor geliyor.

Ne şekilde uyarırsam ırkçı olmam?

Diyelim ki benim ülkemde bir sokakta bu kültürden insanlar çoğunluk oldu ve kaldırıma kaka yapıyorlar. Ona müdahele etme hakkım olacak mı?

“X ırkından nefret ediyorum” değil “X ülkesinden gelen insanların davranışlarından nefret ediyorum” diyebiliyor muyum?

Irk ve kültür sevmemeyi ayıran bir kelime, terim var mı?
0
michael_knight
(25.06.25)
Karşıdakinin kafasındaki değerlere göre davranacaksak işimiz var. Senin kendi ırkçılık tanımın neyse ona göre karar vermelisin, karşıdakinin görüşünü bilemezsin ki.

Nefret kelimesini kullanma elbette, nefret söylemi diye bir şey var.

Sevmemek başka düşman olmak başka. Irkçılık düşmanlık hukuku güder. Sevmemekte düşmanlık yok. Böyle düşünmek belki açıklık getirir.
0
sessizce aglayan sanat
(25.06.25)
Mesele genelleme ve asagilama yaparak butun bir irki ve milleti kucuk gormek.

Tabii yola kaka yapmak gibi halk sagligini tehtid edecek bir mesele oyle kulturel denebilecek bir sey degil cunku o cogu ulkede suc.
Deodorant diyelim.
Bir alman olarak Ali ile deodorant kullanmadigi ve bu sizi rahatsiz ettigi icin takilmamak irkcilik degil. Turkler cok pis hic deodorant kullanmaz demek irkcilik. Mehmet ile merhaban yokken kesin deodorant kullanmiyordur diyip onu hor gormek, kopek cekmek irkcilik. Turklerin burnu hic koku almaaz ahahaha diye saka yapmak irkcilik.
0
wallcan
(25.06.25)
@wallcan, 5 tane deodorant kullanmayan Ali ile tanıştıktan sonra 6. Ali ile tanışmak istememek ırkçılık mı?
Sen ne yaparsın 6. Ali tanışmak istediğinde?
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
Ali’nin ten rengiyle, diliyle, kafasının şekliyle bir problemim yok. Deodorant kullanmaması veya kötü kokması ile sorunum var.

Bir de diyelim ki bu Ali ve ülkesindeki çoğu kişi deodorant kullansalar da bana rahatsız edici gelen bir koku oluyor. Yine mi onlarla tanışmak istememek, metroda görünce onun yanındaki koltuğa değil başka yere oturmak ırkçılık?
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
Bir insan ne kadar ırkçı, kategorik ya da ne bileyim bir şey fobik olursa olsun bunu yalnızca yakın çevresi ve kendiyle paylaşmalı. Geniş kitlelere duyurmadigin, etiketini yumusatmadigin (Irklarını değil kültürlerini sevmiyorum) ve etki alanını buyutmedigin sürece minik, sevimli faşistlikler yapabilirsin çünkü hiçbirimiz öyle süper duyarlı, iyi insanlar değiliz. Tek bir sorumluluğumuz var, yıkıcı, negatif düşüncelerimizi atmosfere çok yaymamak, kendimizi aklamaya çalışmamak. Bence. En azından.
0
sekizdokuzon
(25.06.25)
Yolu yok.

O tür kişiler bunu silah haline getiriyor zırva davranışları için. Hatta yer yer otoriteler, ideolojiler de bunu besliyor.

"X ülkesinden gelen insanların davranışlarından nefret ediyorum” demeniz naparsaniz yapın ırkçı kategorisine atılacak o yüzden. Baştan hazırlanmış bir tuzak var orada.
0
encokbenisevinnolur
(25.06.25)
Onu örnek verdiğiniz için soruyorum; önlem almasına rağmen koktuğunu düşündüğünüz kişi için sebep biyolojik değilse nedir size göre? Kültürlerinde pis kokmak mı var bu insanların? Irkçığınıza kılıf arıyorsunuz gibi geldi bana -ki gündelik ırkçığın tipik bir örneği.
0
auroraaurora
(25.06.25)
sekizdokuzon'a katılıyorum.

birini sevip sevmemek, beş ali'yle olumsuz tecrübe yaşadıktan sonra 6'ıncı alinin de deodarant kullanmayacağını düşünmek; bunlar rastlantı olsa dahi kabahati ali olmakta bulmakta, eylemlerimiz sadece kendimizi etkilediği sürece önyargılı olmakta suç yok.

burada dengeler gerçekten hassas, ırkçılığın kötü yanı toplumsal adaletsizliğe yol açması. mesela doğum yerin x diye bir işe girerken seni elemeleri. doğum yerinin niteliklerin önüne geçmesi. kişisel hayatımda o kişiyle görüşüp görüşmeme hürriyetine sahibim ama işe alımla görevli isem duygularımı işime karıştırmamalıyım.

ırkçılığa dair benim aklıma geldikçe utandığım bir anım var.
istanbul'un kozmopolit bir bölgesine taşındığımda, o sırada bir de çok fazla ortadoğulu geliyordu yaşadığım tarafa, üst katta arap görünümlü biri vardı.
o evden çok fazla gürültü geliyordu. bir de o evin penceresinin baktığı yere bir çok çöp atılıyordu. benim pencerem de aynı yöne baktığı için rahatsız oldum ve arapça bir şekilde "çöp atmayın" yazıp yere koymak istedim. iyi ki yapmamışım. -onlar mı çöp atıyordu bilmiyorum ama düzgün, kendi halinde yaşayan, türkçeyi iyi kullanan ve kimseyle problemi olmayıp yıllardır burada yaşayan biri çıktı. iran-ırak-suriye-afgan-filistin falan da değil, başka bir yerden. sanki eskiden çöp derdimiz yoktu da adamı esmer ve ortadoğu tipli gördüm diye doğrudan ona atfettim bu sorunu. bu ırkçılıktır işte. bu olayda sevindiğim tek şey bu anlattığım şeyin düşünceden ibaret kalması.

ırkçılık hakkında tanım sorunlarımız da var. ırkçı olduğu suçmalası yapılan insanların bir kısmı basitçe zenofobik, yani yabancı sevmiyor.
"ülkemde yabancı istemiyorum" hatta ileri gidiyorum "turist de istemiyorum" diyebilir biri. bu onu ırkçı yapmaz. çünkü x'ler kötüdür biz y'ler iyiyiz demiyor ki. sadece x,y,z ne olduğu önemli değil dilimi kültürümü bilmeyeni istemiyorum diyor. zaten kendi içimizde uğraştığımız şehirden şehire değişen kültürel farklarımız varken bir de daha büyük ölçekteki ile uğraşamam diyor. bu düşünce o kişiyi ırkçı yapmaz. haklı mıdır değil midir ayrı konu. elbette yabancıların aramızda olmasının ve çeşitliliğin olumlu yanları da var. ama kişi olaya olumsuz yandan da bakabilir
0
biseysorcaktim
(25.06.25)
kaldirima kaka yapilmasindan nefret ediyorum ya da insanlarin yazin dus almamasindan nefret ediyorum diyebilirsiniz. boylece kendi ulkenizde 7 ceddi turk olan insanlarin da sokaga kaka yapabildigini ve bundan da nefret ettiginizi ve bunun tek bir milletin tamamina atfedilen bir huy olmadigini kabul etmis olursunuz.

her x ulkesinden gelen insan ayni degil, bence ozellikle yurtdisinda cok korkunc temsil edilebilen ve sacma sapan soylemlere maruz kalan musluman ve/veya turkler olarak en iyi anlayanlardan biri bizler olmaliyiz.

ornegin rusya ukrayna'ya saldirdiginda avrupa'da ve dunyada bir cok ulkede ruslara karsi nefret soylemi basladi, ruslar islerden cikartildi, islere alinmadi, sanatcilari yasaklandi, sporculari engellendi. covid zamani cinlilere saldirildi. tum ruslar ukrayna'ya saldiriyi desteklemedigi gibi, hepsi putin'e oy vermedigi gibi ukrayna'ya saldiran ruslar degil devletti. herhangi bir ulkenin, irkin, cinsiyetin, cinsel yonelimin tamamini ayni kefeye koydugunuz her konuda, illa pis olmak demek degil bu, ayni risk ile karsi karsiyasiniz.

bu bakis acisi ile yarin bir gun, hangi ulkeden gelirseniz gelin, desteklediginiz ya da desteklemediginiz hukumet bir ulkeye saldirirsa ve dunyanin geri kalani o ulkeden gelen insanlara karsi nefret kampanyasi baslatirsa sesinizin cikmamasi lazim.
0
kassiopeia
(25.06.25)
@auroaurora mesela benim burnumun alışkın olmadığı bir baharatı çok yüksek miktarlarda tüketmek olabilir.
Kaşık kaşık sarımsak-soğan veya bol bol pastırma yiyen bir insanın ne kadar deodorant sıksa da, duş alsa da kötü kokacağına hemfikir oluruz herhalde.

O ülkenin yemek kültürü bu şekildeyse o ülkedeki çoğu insan bu şekilde kokacaktır.

Yemek dışında da doğuştan kötü kokan bazı insanlar var ırk ayırmadan söylüyorum. Belki bazı ırkların tamamında vardır bu, emin değilim.

Irkçılıkla suçlanmaktan korktuğumuz için çekinerek konuşuyoruz bazen, bunda da bir problem yok mu?
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
"Kaşık kaşık sarımsak-soğan veya bol bol pastırma yiyen bir insanın ne kadar deodorant sıksa da, duş alsa da kötü kokacağına hemfikir oluruz herhalde."

Evet hemfikiriz. Her ulustan, her kültürden, her etnik kökenden insan yediğine içtiğine bağlı olarak kötü kokabilir.
0
auroraaurora
(25.06.25)
@michael_knight aradığın cevabı burada bulamazsın. Buradaki arkadaşlar feminen, liberal, hayalperest ve hayat gerçeklerinden uzak. Satranç oynarken posta koyan belli tipteki adamlardan it gibi tırsar, yol değiştirirler ama burada abi önyargılı olma, lütfen loto gibi düşün milyonda biri bile iyi olabilir sen onu bulmaya çalış derler.

Her gün duyuru'da görüyoruz. Ben psikolojik deli değilim diyor mesela, yeni duyuru açıyor abooo neler neler. Herkes poz kesiyor bakma bunlara.

Gerçekte, dünyamızda olanı söyleyeyim. Zencilerin, kürtlerin, arapların, hintlilerin, pakilerin vs sevilmeme sebebi dağdan inmiş olmaları. Memleketim dedikleri boz çöplükten güzel, modern bir şehire veya ülkeye giderler. Çünkü daha iyi, daha güzel diyerek. Ama orayı da kendi boz çöplüklerine dönüştürmek için savaşırlar. Bu kadar aptallar.

Ben işim gereği bu yazdığım ırk mıdır, ülke vatandaşı mıdır nedir onlarla uğraşıyorum. Daha ilk cümlelerinde anlıyorum. Aha kürt kesin haksız bir şeyler isteyecek yine. Aha zenci para mara vermez, ama tam hizmet ister. Tam hizmeti alır ama para vermeye gelince e şu hizmeti de verin der. Ama o hizmet ayrı, anlatırsın öncesinde. Her yere çöp atarlar, işerler.

Bu adamlar ve ırkdaş ve ülkedaşları tek fabrikadan seri üretimle çıkmış gibidir. O yüzden ön yargılı yaklaşmazsan canın yanar. Kavgacılar, orta yolu bulmazlar, haksızlık peşindeler.

Kısaca sen kelime arıyorsun ama yine bu kırılgan insanları kırmamak için. Onlar seni umursamıyor ki sen bu kadar uğraşıyorsun. Bak burada seni suçluyorlar. Bunları 20 dairelik bir binada yaşat o kişilerle, senden benden daha ırkçı olurlar. Acemilere bakma sen. Bir şey ya vardır ya yoktur.

Bak Çinliler covid bilmem ne demişler, abicim çinliler kadar terbiyesiz, kaba, başkalarını umursamaz bir halk var mı? Böyle yetişmişler ve yanlış bize göre. Çinli sevmiyoruz bu yüzden. Yeni çinliye de yokuz. Eskisine de.

Birazdan damlar ben yabancılarla çalışıyorum hiç öyle değil diye XD. Diyen kişi de uluslararası bir firmada beyaz yakalı, fuarlara giden birisi çıkacaktır. Onlara da bakma sen, doğal ortamında tahlil edemez onlar o kişileri.
0
Shepard
(25.06.25)
kafan karisik biraz..

kaldirima kaka yapmak bir bylaw (teamul imis turkcesi) sikintisi, bunu uyarmanin, hatta sikayet edip ceza yazdirmanin irkcilik ile alakasi yok.

"onlarla tanışmak istememek" dedigin anda irkcilik sinirini gecmis oluyorsun bence. o hissiyat uzerinde biraz calisman lazim..
0
cooperr
(25.06.25)
ırkçılığın kötü bir şey oldugunu niçin kabul ediyoruz ki baştan? belki de ırkçılık iyidir ve insanlığın gelişimi için elzemdir.
0
abelardo
(25.06.25)
@cooper kaka yapmak biraz abartılı bir örnek, onu unutmaya çalışalım.
Daha önce tanıştığın 5 Marslı kişi de soğan-sarımsak-baharatı çok fazla yediği için kötü kokuyordu. Mars’ta bu yiyecekler çok tüketiliyor, kültürel bir şey. Orası oksijensiz diye.

10 kişi çalışan şirketine yeni bir eleman alacak olsan Marslıların CV’sini inceler misin?

Başkasına söylemek veya ideali tarif etmek kolay ama bizim de toplumun bir parçası olduğumuzu, bazı kınadığımız hareketleri yaptığımızı farketmemiz veya en azından kendimize itiraf etmemi gerek.
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
İskoçya'da geçenlerde 30 yaşında bir Afgan, 15 yaşında bir kıza tecavüz etti. Dava sürecinde avukat savunması "farklı kültürden geldiği için rıza konusunda bilgili olmayabilir" şeklinde oldu. İsveç'te "Tecavüz etmek, yanlıştır" eğitimi veriyorlardı göçmenlere. Hatta Oulu'daki video* epey dalga konusu olmuştu. Bunun dışında Hindistan'ın temizlik ve hijyenden anlamayan kültürü, Mısır ve Afganistan'daki toplu taciz (taharrush) yine kültürel bir konu, kadınların mal gibi alınıp satılması ve berdel de kültürel bir şey. Böyle birçok kötü örnek var. Sadece iyi örnekleri konuşanlar, konu kötü olunca kar tanesi oluyor hemen.

Açık açık, doya doya ırkçıyım diyeceksin. En temizi o. Kendi kısıtlı görüşlerine uymayan herkese karşıt argüman üretmek yerine ırkçı ya da faşist diyorlar zaten. Ben de artık faşistim diyorum. Irkçıyım diyorum. Her insan doğası gereği farklı seviyelerde ırkçıdır zaten. Bazıları ön yargılar ile yaklaşır, bazıları yaptığını ırkçılık olarak saymaz, bazıları inkar eden iki yüzlülerdir, bazıları ise sanki insan doğduğu aileyi ya da milleti seçebiliyormuş gibi genelleyerek komple düşman olur. Kar taneleri hepsini aynı sayıyor. O yüzden millete dert anlatmakla uğraşmayı bıraktım ben. @sonsuz'un dediğine yakın aslında. Anlaşılacağım çevrede detayını anlatırım, anlamayacak çevre kafasına göre kategorize etsin. Enerji harcamaya değmez.

*www.youtube.com
0
nawar
(25.06.25)
@michael

cok sevdigim bir iranli arkadasim var, ailem disinda yandim allah diye beni arasa aninda isimi gucumu birakip gidecegim nadir insanlardan.

bu eleman bir kere beni yemege davet etti, sagolsunlar bol baharatli yapiyorlar, safran cart curt. Bunlarin kullandigi kurutulmus limon gibi bisey var, ondan atmis icine, bende kislik ceketimi daha yeni kurutemizlemeden almistim ve ciddi para odemistim temizlik icin. neyse yemege gittim, yedik ictik. bir sure sonra burnun zaten alisiyor. Yemek lezzetli ama koku problemi var.

aksam eve dondum, asansore bindim, benimle beraber birkac kisi daha vardi asansorde. ya millet kendini disari zor atti 2 kat sonra. ben farketmemistim o kadar koktugumu, ustume sinmis. Ertesi gun tekrar kuru temizlemeye verdim, posete falan sardim goturdum poset disina bile cikiyordu koku, agir baharat. Adamlardan da ozur diledim, bir restauranta gittim orda ustume sinmis falan diye uydurdum biseyler.

Simdi bu adam benim tanidigim en en saglam muhendislerden biri, kafadan 4 basamakli rakamlari falan carpabiliyor. ne zaman kafama bisey takilsa ona sorarim, falan filan.

simdi senin mantiginla benim bu adami komple silmem gerekiyor. sence baharat kokusu yuzunden boyle senin icin onemli olabilecek birini hayatindan cikartmaya deger mi?

ayni sey verdigin CV ornegi icin de gecerli, CVlere bakarken isimleri kapatmani oneririm. isim/yas/cinsiyet/dil/din/irk bunlari unutman lazim. filtreleri kaldir, deneyime odaklan.

bunlari dusun biraz sonra konusalim, dedigim gibi kafan karisik..
0
cooperr
(25.06.25)
2013'ten beri yurtdisinda yasiyorum. Benim gorusum insanligin artik kulturler ustu bir seviyede ortak bir medeniyete ulasmis olmasi gerekliligi ve farkli milletlerin kultur adi altinda kendi sacmaliklarina tutunuslarinin artik iler tutulur bir yani olmadigi yonunde.

Ha bunu soylerken su milletten arkadaslik kurmam yanina bile oturmam gibi bir ciglik yapmiyoruz. Ama artik belli milletlerle iletisime gecerken beklentileri de ona gore ayarliyoruz en basitinden insanlarin geldikleri kulture bagli olarak ilk iletisim ile birlikte asgari duzey medeni bir selam sabahin otesine gecilip geceilemeyecegi belli oluyor.
0
warrior princess
(26.06.25)
Selamlar

Kaç gündür yazacaktım ama vakit bulamadım, tüm yazılanları da okudum. Ben şöyle düşünüyorum:

Öncelikle ırk(fiziksel, genetik yapı) ile kültür(düşünsel, davranışsal) farkları ayıran bir kelime benim bildiğim kadarıyla yok. Bunlar birbirlerine çok karıştırılan ve aslında iç içe de geçmiş tanımlar aslında. Şu tanımı kullanırsak olumsuz görüşlerimizi ifade edebiliriz diyebileceğimiz bir şey net olarak aklıma gelmiyor benim. İşin sonunda bizim dediğimiz kadar karşımızdakinin ne anladığı da önemli.

Konuyla ilgili görüşümü de söyleyeyim; ırklar ve kültürler arasında farklar vardır. Biz istesek de istemesek de bu böyle. Örneğin siyah ırkın fiziksel özellikleri ortalamanın üzerindedir ve bu bence avantajdır. Asyalılar daha kısa ve minyonlardır. Ne bileyim, Avrupa'daki ırkların (Kuzey ülkeleri, Akdeniz halkları vb.) muhakkak fiziksel yatkınlığı, dezavantajı olduğu bir şeyler vardır. Burada sorun yok. Öte yandan bunda fiziksel farklılık varken iş zihinsel kapasite ve becerilere gelince ortalık yangın yerine dönüyor. Bu durumun yüzyıllar, bin yıllar temelli sebepleri olduğunu kabul ediyorum. Kölelik, sömürü o, bu nedeniyle halklar diğerlerini düşük nitelikli vb. olarak etiketlemiş, davranmışlar. Ancak "x halkının ortalama zeka seviyesi şudur" denildiği zaman insanlar tepki gösteriyor. Bu durumlarda ben kendime "E şimdi ne yapalım yani? Başka toplumlar ortaya bilimsel, sanatsal şeyler koymuş. Bir şeyler üretmiş. Bunlar da ortalama toplum dinamiklerinin, zihinsel kapasite ve becerilerinin bir sonucudur. Sizin toplum üzülmesin diye bir orta yol mu bulalım?" diye soruyorum. Öyle söylemediğimiz, insanları daha mutlu edecek yanıtlar bulduğumuzda peki daha mı iyi oluyor? İnsanlar gerçeği değil duymak istediklerini mi bekliyor? Zaten temelde hepimiz homosaphiens türüyüz ama işte yan yana koyduğumuzda bariz farklar var. Ayrıca toplumların yaşadığı coğrafyalar, maruz kaldığı koşullar, beslendiği gıdalar derken bunlar da yüzyıllar içinde ortaya çok büyük farklar çıkartıyor. Herkezi nasıl aynı kefeye koyabiliriz ki? Olmuyor yani, fikirsel düzlemde oturup konuşuyoruz ama realitede ben bunu mümkün görmüyorum. Biz hala daha doğa ve hayvan yaşamının kanunları temelinde yükseliyoruz. Bu, işin ırksal boyutuydu.

Kültürel kısmına gelirsek yazılanlardan Hindistan vb. halkların alışkanlıklarına değindiğinizi gördüm. Kültür, davranış, alışkanlık dediğimiz şeyin iyisi, hoş karşılananı da var, sevilmeyeni de var. Bu çok geniş bir skala. Örneğin Japon kültüründeki çalışma, disiplin ve toplum baskısı insanların kaldırabileceğinin çok ötesinde. Bu yüzden Japonlar intihar oranlarında çok yüksekler. Bu temelde onları ilgilendiren bir şey. Şimdi Japon halkının çalışma kültürü bana doğrudan etki etmiyor. Buna nötr durumdayım diyebilirim. Diğer taraftan uç noktada fetiş ve cinsel davranışlarını da duyuyoruz. Taciz, cinsel istismar olayları mevcut. Bunlar kabul edilebilen davranışlar değiller. Kendi adıma Japon kültürünü ilginç bulmam her anlamda kabul ediyorum anlamına gelmiyor.

Hindistan'a gitsem oradaki yaşamdan şikayetçi olabilirim, zaten bu yüzden de gitme merakım yok. Adamların kendi ülkesi, dilediği gibi yaşarlar. Ancak bir Hintli farklı bir ülkeye gelip tepki gördüğü davranışlar sergilediğinde "Bu bizim kültürümüz" diye kolayca savunamaz. Ben buna katılmıyorum. Hintli örneğinden bağımsız olarak hiçbir halkın bunu kolayca kullanmasını sevmiyorum. İnsanlara hoş gelmeyen şeyler yiyip içiyorsan bunun topluma etki etmeyeceği düzeye getirmek zorundasın. Nasıl yaparsın bu sana kalmış. Çünkü yarın bir gün bir başka insan da farklı bir davranışı "Bu benim kültürüm" diye sana karşı kullanabilir. Bu çok esnek bir araçtır. Ayrıca bir davranışın, alışkanlığın, kültürün büyük toplumlar, halklar tarafından kabul edilmesi, norm düzeyine gelmesi onu eleştirilemez kılmaz. Afganistan'daki adamlar erkek çocukları köçek gibi oynatıyor diye "Haa bu adamların kültürü ya" diyip tamam mı diyoruz? Birbirinden üstün kültürler vardır. Dünyada binlerce yıldır yaşamış, yok olmuş toplumları görüyoruz ancak içlerinden pek azının değerlerini hala daha benimseyebiliyoruz. Roma hukuk sistemini yaratmış, Antik Yunan felsefeyi bulmuş. Bunların hepsini aynı kefeye koyabilir miyiz?

Bu bakış açısına ne deniyor bilmiyorum, hümanizm mi oluyor? Doğuştan seçemediğim şeyler yüzünden ayrıştırmamak, herkesi eşit kabul etmek? Bunda bir sorun görmüyorum, insan haklarının temeli bu. Ama biz insanları tanırken bazı referans noktaları almak zorundayız. Bunu istemesek de yapıyoruz çünkü başka çıkar yolumuz yok. Şu senaryoyu bir canlandırın lütfen:

"+Sana arkadaşımı tanıştıracağım, adı James. xBana James'den biraz bahseder misin? +James 2 ayağı, eli ve gözleri olan birisi, bu gezegende yaşıyor. xBu hiç yardımcı olmadı. James ne iş yapar, nerelidir? +James İrlanda kırsalında yaşayan bir çiftçidir."

vb. vb. İnsanlar aynı adlara, benzer sıfatlara sahipler. Milyarca insan var, ne kadar özgün olabiliriz ki? Ama işte Amerikalı bir James'i İrlandalı James'ten ayıran farklılıklar onun yaşadığı coğrafya, toplum, kültür, yaptığı iş gibi şeyler. Nasıl ki İranlı Ömer, Mısırlı Ömer, Türk Ömer, Amerikalı Omar birbirinden farklıysa insanlar da bu şekilde ayrışıyor. Aslında bunun hayvanları sınıflandırmaktan hiç farkı yok. Sadece "Her insan eşittir, ayrmcılık, ırkçılık yapmayın" noktasında bu farkları nasıl dile getireceğimiz bilemiyoruz artık. Aslında yaptığımız şeyin hayvanları sınıflandırmaktan hiç farkı yok bence. Bulunduğu coğrafya vb. kriterler ile ele alıyoruz. Mesela İngiliz toplumu yok olsa ve gelecekteki bir tarih öğrencisi onları incelese ne yapardı? Muhtemelen ortaçağ İngiliz toplumu, İmparatorluk döneminde İngiltere, 20. yy. İngiliz halkı diye ayırırdı. Ortaçağda krallıklar halinde takılırlarken daha sonrasında Hindistan'ı sömürgeleştiren, Çin'de afyon savaşları çıkaran bir hakltı. 20. yy'da Brexit ile Avrupa birliğinden çıkan insanlar oldular. Al sana aynı halkın yüzyıllar içinde farklı kimliklere bürünmesi.

Özetle şunu demek istiyorum aslında; insanları tanımlarken doğa kanunlarından farklı bir perspektif çizmeye çalışıyoruz ama bu realitede çalışmıyor. Kadın, erkek cinsiyeti varken "Ben kendimi kadın gibi hissediyorum" diyen, fiziksel olarak erkek olan insanların gidip olimpiyatlarda kadın statüsünde yarışması gibi şeyler yapıyoruz mesela. Ben bunun insanların dikkatini, zihinsel enerjisini gereksiz konulara kanalize etmek için yapıldığını düşünüyorum. Dünyadaki asıl sorunlara kafa yoracak dikkatimiz, enerjimiz kalmıyor. Neticede hepimiz bir donanıma(beden, vücut, genetik yapı vb.) ve yazılıma(kültür, davranış, alışkanlıklar) sahibiz ve arasında farklılık olacağını dile getiremiyoruz artık. Zaten gerçek tanımıyla insan olabilmek aslında kendi doğamızı da yenebilmekten geçiyor. İçinden karşındakine vurma hissi geçerken kendini kontrol edebilmek, cinsel taşkınlığını dizginleyebilmek gibi. Bu çok büyük bir farkındalık gerektirirken dünyada bunun yanına yaklaşamayacak insanları "Bu da onun kültürü, ırkı; onlar seçmedi ki bunu" diye davranamayız. Bunu 1 kere, 2-3-4-5 kere yapabilirsin ama daha fazla yapmak seni çok naif, saf bir insan haline getirir. Bir noktada karar vermek zorundayız. Diyeceklerim bunlardır.
0
burka
(27.06.25)
(39)

Ev işleri paylaşımı?

bobinhoo
Kadın - Haftada 1 ya da 1.5 gün çalışıyor, aksam 17:00-17:30 gibi evde en geç o günlerde. Aylık kazancı 1x.Erkek - Haftada 5 gün sabah 9:00-9:30da evden çıkıyor akşam 19.00-19:30 gibi geliyor eve. Aylık kazancı 3x-4x.Eve 2 haftada bir yardımcı kadın geliyor detaylı temizlik için. Yapılacak ev işleri
Kadın - Haftada 1 ya da 1.5 gün çalışıyor, aksam 17:00-17:30 gibi evde en geç o günlerde. Aylık kazancı 1x.

Erkek - Haftada 5 gün sabah 9:00-9:30da evden çıkıyor akşam 19.00-19:30 gibi geliyor eve. Aylık kazancı 3x-4x.


Eve 2 haftada bir yardımcı kadın geliyor detaylı temizlik için. Yapılacak ev işleri:

1) Nadiren evin Dyson ile çekilmesi veya robot süpürgenin çalıştırılması. Robot süpürge rahat süpürsün diye belki bir iki eşyanın yerinin değiştirilmesi.

2) Çamaşırların yıkanması ve asılması (kurutma makinesi de var ama ütü yapılmadığı için bazı şeyler askıya asarak kurutuluyor daha az kırışsın diye)

3) Kuruyan çamaşırların dolaba kaldırılması

4) Yemek

5) Yemekten sonra bulaşıkların makineye kaldırılması, sığmayanların elde yıkanması

6) Yemekten sonra masanın/tezgahın silinmesi

7) Bulaşık makinesinin boşaltılması

5 numarayı erkek yapıyor, kalanları kadın yapıyor. Aklıma gelmeyen bir iki ufak tefek iş daha olabilir belki, onları da kadın yapıyor gibi düşünebilirsiniz.

Kadın bu iş dağılımının adil olmadığını, işin çoğunu kendisinin yaptığını düşünüyor. Çok şikayet gibi değil de arada laf sokma gibisinden. Erkek ise 5 numarayı bile yapmaması gerektiğini düşünüyor. Tatlı atışma gibi düşünebilirsiniz bunu.

Kadın zaten düz bakıyor olaya, ortada 10 iş varsa 9unu ben yapıyorum demek ki eşit dağılım yok diyor. Direkt baktığınız zaman haklı gibi duruyor ama erkeğin bakış açısına göre de o zaten kadına göre çok daha fazla çalışıyor ve eve geldiğinde ev işiyle ekstradan uğraşması saçma.

Erkeğe göre zaten ev alınırken bütün peşinatı tamamen kendisi koymuş ortaya, krediyi tek başına ödüyor. Aidat, elektrik, su, internet vb. hepsini erkek ödüyor. Eve alınmış eşlayarın %95ini (çanak, tabak ve bir iki mutfak eşyası vb. harici) kendi almış. Bunlar maddi şeyler olabilir ama sonuçta o parayı kazanmak için harcadığı tüm emeği o evin işi gibi düşünürsen toplamda çok daha fazla emek verdiğini düşünüyor. Yani 10 yıl çalışıp biriktirdiği tüm parayı eve gömmüş zaten, üstüne aylık kazancının yüzde 30u evin temel harcamalarına gidiyor. Ayda bir hafta mesaide "ev işi" yapıyor aslında gibi düşünüyor.

Bu arada kadına ben de şöyle para harcadım vb. gibi düşüncesini söylememiş hiç, çünkü böyle şeylerin söylenmesinin ayıp olduğunu düşünüyor ama içinden geçen bu. Ayrıca maddi olarak harcamanın hepsini üstlenirken, hepsini ben ödüyorum hiç adil değil bu diye düşünmemiş hiç. Bende maddi imkan var, onda yoksa ben karşılarım tabi ki diye bakmış olaya. Konu ev işine gelince de aynı bakış açısını (ben de zaman var, onda yok) kadın tarafından bekliyor. Ama kendi gösterdiği anlayış/düşünceliliği kadın tarafının göstermediğini düşünüp, bozuluyor içinden.

Sizce hangisi haklı, kim daha fazla "ev işi" yapıyor?
0
bobinhoo
(25.06.25)
erkek 5 kadin 1.5 gün mü calisiyor?
evlilik sözlesmesi gibi gelirlerin ayrildigi bir durum yoksa kadin az calistigi icin bos zamaninda daha cok is yapmali.

kadin niye full time calismiyor? 5x yapar. o zaman da o sadece bulasiklari halleder :) hem ev hanimi gibi bir sey olayim ama hem de ev isi esit yapilsin diye bir olamaz.
0
sonsuz
(25.06.25)
adam ben para kazanıyorum, eşyaları ben aldım o yüzden evin rutin işleriyle ilgilenmem gerekmiyor diye düşünüyor. kadına üzüldüm. bu kadar maddiyatçı biriyle hayat paylaşmak zor olsa gerek.

hayat müşterek. kazanılan para da müşterek, ev işleri de müşterek. ben böyle bakıyorum.
0
benaslinda
(25.06.25)
kadın tam zamanlı çalışsın, işler ortak olsun.
kadın az çalışıyorsa daha çok ev işi yapsın.

para muhabbeti mide bulandırıcı.
0
yenibirgüzelnick
(25.06.25)
@sonsuz

kadın aslında haftada 4 gün falan çalışmak istiyor ama yaptığı işi diğer günlerde bulamıyor gibi düşünebilirsiniz.
0
🌸bobinhoo
(25.06.25)
Yalnız şu da var, erkek iş yerinde daha çok kazanıp daha çok çalıştığını söylerken aslında bir yandan da orada "kariyerini" inşaa ediyor, bu avantajı yaratıyor kendine

Ev işi yapmanın kariyere bir etkisi olmuyor maalesef

Bu işler oturulur konuşulur, hakkaniyet gözetilir, koşullara göre işbölümü zaman zaman güncellenir
0
grimavi
(25.06.25)
@grimavi, cok haklisin. ama kadin da normalde bunun karsiliginda cocuk büyütüyor. adam bu kisimda daha rahat, böylece kendi isine odaklaniyor.

durum böyleyken bosanma durumlarinda kadinin iyi bir nafaka, tazminat vs almasi lazim.

burada cocuk olmadigi icin durum biraz garip aslinda. kadinin hem dogru düzgün isi yok hem de daha fazla ev isi yapmak istemiyor.
0
sonsuz
(25.06.25)
Adam konuyu büyütmüş ama kadın da ortalığı fistekliyor bence. Ya da adam kadının laf sokmalarıni fazla ciddiye almış olabilir.
Ev işi tartışması yapacaklarına birkaç özel şey yapsalar biraz de sevisseler bir şeyleri kalmayacak gibi duruyor.

Kadın da bir yol bulup iş gunlerini artırsın, adam da mümkünse yardım edebilir. Ev işleri konusu da yeniden güncellenir.
0
encokbenisevinnolur
(25.06.25)
ortada bir ayrılma durumu yoksa para muhabbeti anlamsız. adam yalnız başına yaşıyor olsa paranın tamamını ben kazanıyorum ev işleri sende diye kiminle atışacak? o yüzden ev işlerini yapmak istememe sebebiniz hatalı. eve geldiğimde yorgun oluyorum, içimden gelmiyor, yapmak istemiyorum, üşeniyorum, seninle vakit geçirmek istiyorum falan diyin daha anlaşılır.
0
tnz
(25.06.25)
Adam ev alınırken bütün peşinatı tamamen kendisi koyduğunu , krediyi faturaları tek başına ödediğini, Eve alınmış eşlayarın %95ini (çanak, tabak ve bir iki mutfak eşyası vb. harici) kendi aldığını ve karşılığında . Bunları almak için kazandığı para için için harcadığı tüm emeği o evin işi gibi düşünürerek toplamda çok daha fazla emek verdiğini düşündüğünü eşine açıkça anlatsın. Gerisi kadına kalmış, yapmasaydın da diyebilir haklısın ben yapmaya başlıyorum diyebilir.

Erkek bunu gidip eşine söyleyemiyorsa kendi aklından da çıkarsın, evliliğin nasıl bir şey olduğunu ve onu bu yola sokan süreçleri bir daha düşünsün.
0
Bruce
(25.06.25)
Sorun ev işi yapmaksa erkek haklı ama sorun hayatı paylaşmaksa kadın haklı çünkü bir gün kadın daha fazla çalışabilir daha fazla kazanabilir evdeki işleri yapacak kimse kalmamalı o zaman. Çünkü herkes yorgun. Her gün çalışacak hizmetçi tutmak da pek kolay olmasa gerek. Ayrıca kadın eğer anne olursa uzun bir süre sadece bebeğe odaklanması gerekecek, bu durumda ev işleri çoğunlukla erkeğe kalacak, kalmak zorunda. O zaman erkek ne yapacak mesela. Alışkın olmadığı şeyleri yapmak acı vermeyecek mi.

Olay kazanılıp harcanan paraya göre ise kadın da ortaya "ben de sana ömrümü adıyorum çocuk doğuruyorum ev başka iş başka" diyebilir, haklı olarak. Çünkü erkek evi otel gibi kullanmamalı, eşiyle ilgilenmeli, onunla hatıralar biriktirmeli, hayatı paylaşmak sadece ev işlerini paylaşmak da değil yani.

Bilemiyorum, kadının ev düzenini biraz daha sahiplenmesi iyi olur ama bu erkeğin her şeyden elini eteğini çekmesi anlamına gelmez. Gelmemeli. Çok sağlıksız nir yapı oluşur, kadına kendisini hizmetçi ve geyşa olarak hissettirir, cinsel hayatları bile bozulur. Bence yeniden düşünmek hatta karşılıklı oturup konuşup anlaşmak lazım.
0
sessizce aglayan sanat
(25.06.25)
kadın evlenmeden önce ailesiyle yaşıyordu muhtemelen.

yine az çalışıp az kazanıyordu ama annesiyle ev işini paylaşıyorlardı.

şimdi evlendi, yine aynı şekilde çalışıyor ama tüm ev işi ona kaldı.

---

erkek de evlenmeden önce ailesiyle yaşıyordu muhtemelen.

aynı şekilde çalışıyordu ve hiç ev işi yapmıyordu.

şimdi yine aynı şekilde çalışıyor ve 1 adet ev işi yapıyor o da aşırı basit bir şey, 3 dklık iş.

---

bu evlilik kadına zarar olmuş. 2 katı yoruluyor şimdi.
adam kendine eş değil, "parasını verip" yeni anne aldığını ve haklı olduğunu düşünüyor.
0
art cat chocolate
(25.06.25)
kadın evde ise tabi ki çamaşırları makineye atmak için kocasını beklemesinin bi manası yok. bu tabloda ev işleriniin çoğu kadına ait olmalı mantıken. ama bu böyle ben daha fazla kazanıyorum, en basit işi bile benim yapmamam lazım noktasında bi tavırla olacak iş değil. adam davasında haklı ama yöntemi yanlış. kaldı ki almış olduğu eşyaları karısına almamış, kendisine de almış aynı zamanda. karısının da emek gücünden faydalanıyor. bu kadar para yarıştırılacaksa karısına maaş bağlasın ev işlerini yaptığı için.
0
elorelia
(25.06.25)
evlilik/birlikte yaşam bu süreçleri birlikte idare edebilmek değil mi? sorun yaşıyorlarsa bile konuşulabiliyor olması lazım. hatalı aramak ilişkiyi daha fazla zedelemekten başka işe yaramayacaktır. bu konu, bu nokta kilitleniyorsa, bir arada olmaları yanlış karar gibi.
0
lüzumsuz adam
(25.06.25)
elorelia +1

adam ayrı eve çıkmış ve temizlikçi tutmuş gibi hesaplamış her şeyi. hatta adam karda, bu temizlikçiyle bir de sevişebiliyor.
0
art cat chocolate
(25.06.25)
parayı ben verdim çalış köle kafaya bak .
kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin tayfası bu.

kadınlarda yanıp tutuşuyorlar böyle ayılara.
0
my fault
(25.06.25)
erkek kadına bi asgari ücret ateşleyip sigortasını yapsın, kadın da ev işlerini
0
mantık
(25.06.25)
Adamın bakış açısını tam yansıtamadım galiba.

Adam ben daha çok kazanıyorum, ben daha çok harcıyorum gibi üstünlük taslama amacı yok, dediğim gibi bunları asla kadına söylememiş bile zaten.

Ama sadece ev işlerine bakarak kadın daha çok ev işi yaptığını sanki o eve daha fazla emek harcadığını iddia edince, adam dolaylı yoldan da olsa aslında daha fazla emeği harcayanın kendisi olduğunu düşünüyor.

yani şöyle örnek vereyim. Diyelim ki kadın 09:00-17:00 ev işi yaptı, erkek de 09:00-17:00 inşaatta amelelik yaptı ve kazandığı tüm parayla eve dolap aldı. İkisi de aynı süre emek harcayıp, evin ortak bir ihtiyacını gidermiş olmuyor mu? birini diğerinden üstün kılan nedir? erkek bu duruma ikimizde evimize aynı emeği gösterdik diye bakarken, kadına sorsan ev işlerini hep ben yapıyorum diyecek.

@ elorelia

"karısının da emek gücünden faydalanıyor. bu kadar para yarıştırılacaksa karısına maaş bağlasın ev işlerini yaptığı için." böyle demişsin ama tam tersini düşününce de karısı da adamın emek gücünden faydalanmıyor mu. o da kira ödesin o zaman gibi bir şey demezsin herhalde?
0
🌸bobinhoo
(25.06.25)
yuh bedavaya mı oturuyor kocasının evinde?
daha neler göreceğiz
0
mantık
(25.06.25)
Grimavi cok guzel anlatmis. Gorunmez emek diye bir kavram var. Erkek biraz arastirsin, sartlar ayni kalmak kosulu ile kadinla yer degistirdigini dusunsun. Hepiniz durdugumuz yerden dunyayi anliyoruz, bu bir yere kadar dogal, ama baskasinin gozunden kendimizi gorebiliyorsak o zaman adil bir iliski kurabiliyoruz.
0
deckard
(25.06.25)
bu muhabbetler yapılıyorsa ayrılık yakındır. yanlış evliliktir.

"happy wife, happy life" diye bir şey var.
0
gabe h coud
(25.06.25)
Ah ah, yine kadınlar yine problem. Sonra kadın düşmanı diyorlar.

Abicim adam 50 saat, kadın ise en fazla 15 saat çalışıyor iş için. Adam 5 gün iptal, kadın 1.5 gün. Ama 2 gün iptal diyelim. Kadın 3 günlük mesaiye denk gelecek kadar ev işini yapabilir. Bu evlilikte parayı erkek koymuş ortaya evi almış. Masrafları karşılamış ve karşılıyor. Biraz minnet etmeli kadın. Utanır insan söylemeye. Adam para lafı etmiyorsa kadın da ev işi lafı etmemeli. Ya da gidip masraflara ortak olsun masaya öyle otursun. Ben olsam temizlikçi kadını daha sık getirtir parayla çözerim bu olayı.

Düşünsene ayda 100k eve ve halkına harcıyorsun. Kalk bulaşık yıka ben yıkayamam deniyor ve bir kuruş da katkın yok... Özete bakınca bile utanç verici. Bu arada çocuğu adam doğursun o baksın. Bu şekilde olay eşitlenir.
0
Shepard
(25.06.25)
iliskilerde sorunlara kim daha hakli diye bakarsaniz, hakli olmak mutlu olmaktan oteye gecer. iliskilerde sorunlara bir takim olarak soruna karsi bakilir ve sorun cozulmeye calisilir. derdiniz hakli olmak mi mutlu olmak mi?

buradaki erkegin sorunu para, satir aralarindan bu anlasiliyor, gerci paragrafin birinde kabul etmissiniz de. icten ice icerlendiginiz sey bu kabul edersiniz etmezsiniz. eger bu beklentiyi silebilirseniz ortak yasama farkli bir sekilde bakabilirsiniz. yoksa, tum yasaminiz sidik yaristirmakla gecer. bugun bunun adina sadece 1.5 gun calisiyor dersiniz, yarin benim isim cok agir ve stresli onunki degil dersiniz.
0
kassiopeia
(25.06.25)
bu ev işleri muhabbeti modern dönem ilişkilerinde gerçekten problem olmaya başladı. ben de etrafımdan gördüklerimle ve biraz da kendi yaşadıklarımla soru sahibinin yaşadığı sorunlara onunla benzer pencereden bakıyorum.

sözüm meclisten dışarı, bu konuda kadınlar biraz saldırgan bir üslupla olaya yaklaşıyorlar.

iki kişinin yaşadığı evde çoğu zaman ev işleri yarım saati geçmiyor. çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, iyi bir şarjlı süpürge ya da robot süpürge derken ev işleri zaten çok kısa sürüyor.
yemek yapmak biraz zaman alıcı olabiliyor bazı durumlarda.

akşamleyin eve gelen (ya da evde olsa bile akşama kadar çalışan) adamla neredeyse hiç iş yapmayan ya da zamanının tümünü kendine ayıran kadın kıyaslanınca kadına biraz daha ev işi düşüyor. bunun mağaralı olmakla, modern dünyadan uzak olmakla ilgisi yok.

temiz bir evde yaşamak herkesin isteyeceği bir şey.
sen evde olan ve çalışmayan kişi olarak (kadın erkek ayırmadım) ev işlerini yapma, boş boş otur, gez-toz, saçınla başınla uğraş, evi bok götürsün, çalışan kişi (çoğu örnekte erkek) eve geldiğinde lezzetsiz ve özensiz bir yemek, yerlerde toz-toprak, sağda solda çamaşırlar, toplamanın 10 dk sürmeyeceği yerlerinde edilmiş eşyalarla karşılaş ve bu sıradan bir hal halsın.

lafa gelince hayat müşterek, her şey ortak. lafa gelince bağımsız kadın, ayaklarının üzerinde durabilen özgür kadın. öyleyse aile bütçesine katkıda bulunacak (eğer imkanı varsa), yoksa da ev işlerini yaparak katkıda bulunacak.

bu örnekte kadının kazandığı para zaten eve gelen temizlikçiye gidiyor. bahsedilen ev işleri de (yemek dışında) yarım saat bile tutmayacak şeyler.

kadınlar 20-25'li yaşlarda bu konuda agresif ve feveran olabiliyorlar. 30'ları geçtikten sonra da piyasada adam kalmamış diye geziyorlar.

benim adam beni şuraya götürsün, buradan alsın getirsin. şoförlük yapsın. evde bir arıza olursa o ilgilensin. ben iki poşet taşıyamıyorum sen şu yirmi tane poşeti taşır mısın, pazar iki sokak aşağıda gitmek zor geldi, onun yerine iki kat fazla ödeyerek marketten neden almıyoruz...

genelleme yapmaktan kaçınıyorum ama etrafımdan gördüklerimi söylüyorum. evlenmek birçok kadın için hayatındaki konforu arttıran bir etmen. çünkü gerek maddi gerek fiziksel bir çok işi erkeğe yüklüyorlar. bir de çok güzel manipüle ediyorlar. isteklerini bir kez reddedince de dünyanın en kötüsü haline getiriyorlar karşılarındaki adamı.


hayat müşterek lafını kadınlar sadece kendi açılarından ele alıyorlar.

annelerimizin döneminde değiliz, onlar full-time mesai gibi ev işi yapıyorlardı. şimdi ise yemek ve alışverişle bile iki saat sürmüyor bir çok iş. kaldı ki evli çiftler çoğunlukla birbirine yardım eder -ve etmeli de-. erkek adam ev işi yapmaz, ev işi kadının işidir demiyorum, erkek de yapar.

ancak birinin kısıtlı zamanı, diğerinin bol zamanı varken; bir de üstüne kazanç noktasında ciddi bir dengesizlik varken, kadının da biraz evdeki emekle aile bütçesine katkı sağlaması gerektiğini düşünüyorum.

doğduğum yerde mağara yok, her yer düz ve ova.

genelleme yapmaktan imtina ediyorum ve hassas yaklaşıyorum; sayıları azımsanmayacak ölçüde bazı modern kadınlar "en iyi kariyer, erkek çalışır karı yer" lafının ne kadar iğrenç ve çağ dışı olduğunu söyler öyle de düşünür. ama ilişkilerine objektif baksalar bu kafada olduklarını görecekler.

edit: robot süpürge ve şarjlı süpürge var. evde iki kişi yaşıyor. çamaşır makinesine bir kaç şey at, bulaşık makinesini günde bir kez doldur/boşalt, 10-15 günde bir gelen temizlikçi evin diğer işlerini halletsin daha detaylı silsin süpürsün, banyoyu lavaboyu yıkasın. yemek ve alışveriş dışında yarım saat sürer bu evin işleri bazen daha uzun olur bazen kısa. öğrenci evi standartına gerek yok. yemek dışında diye daha net belirtmem gerekirmiş, polemik olmasın.
0
biseysorcaktim
(25.06.25)
iki taraf içinde sıkıntılar var, umarım yanılırım ama bu evlilik uzun sürmez pek
0
sweetoffice
(25.06.25)
Hayat acımasız. Piyasada haftada 1.5 günden fazla iş yapamayan birisinin ev işleri gelince de laf etmesi manasız. Benzer yoğunluk olur, herkes 5 gün çalışır, maaşlar 1-5 olur böyle bir durumda erkekte benzer düzeyde katkı sunması gerekirdi belki ama hem ev işi yapmam hem para katamam filan falan gereksiz modernizm. Bir de 3*1 dairelerden bahsediyor, konak idaresi yok, iki kişinin çamaşırı yemeği o kadar zorluyorsa hanımefendi kendi çalışsın komple, bir hizmetçi ayarlasın emek harcamasın.

Hem ayranım dökülmesin hem şey olmasınla gitmez bu mevzular
0
MonteKristoKontu
(25.06.25)
"iki kişinin yaşadığı evde çoğu zaman ev işleri yarım saati geçmiyor"

diyen kişi hala öğrenci evi standardında yaşıyordur
0
grimavi
(25.06.25)
ben sunu demek istiyorum, disardan bakan biri olarak, "ben x saat calisiyroum", "o y saat calisiyor", "ev isleri de bunlar", "duyurucular ne dusunuyorsunuz" dememissiniz, ben x saat calisip su kadar para aliyorum, o su kadar, ben evi aldim, tabak canak aldim vs. vs.

Siz fark etseniz de etmeseniz de icinizde bir yerde kimin ne kadar para getirdigine dair bir icerlemeniz var. Bence ilk temel sorun bu. Burada kendinize durust olmaniz lazim. Az kazandigi icin ya da evin alinmasina katki yapmadigi icin esiniz size ev islerinde borclu mu olmali? bu borcu takriben ne zaman bitecek?

ancak bunu kendi icinizde cozumledikten sonra, yukaridaki cevabimin ikinci asamasi geliyor. sorun ne? yapilmasi gereken ev isleri var. bu sorunu nasil cozebiliriz? derdimiz kim hakli kim haksiz olmamali. evliliginizin su asamasinda esinizin daha cok vakti var, mantikli olan onun daha fazla seyi ustlenmesi gibi. ilerde o da daha fazla saat calismaya baslarsa is bolumu tekrar gozden gecirilmeli. ama ilk paragrafta yazdigim konuyu gercekten kendi icinizde halletmezseniz, o zaman tekrar o x saat calisiyor ama su kadar para getiriyor'a donebilirsiniz.

ayrica birakin 2 kisi yasamayi, tek kisi yasadiginizda bile ne kadar ev isi ciktigina inanamazsiniz.
0
kassiopeia
(25.06.25)
sadece yazdıklarınızdan yola çıkarak erkek tarafı burada biraz haklı. kadına yardımcı olması için 2 haftada 1 yardımcı kadın da geliyormuş. süpürme işi robotta, paylaşamadıkları işler çamaşır, yemek ve bulaşık. çamaşır ve yemek kadın da kalsın erkek tarafı da yemek masasını toplayıp, makineye dizip-boşaltsın. hafta sonları erkek yemek yaparsa bulaşık diğer tarafa geçsin.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(25.06.25)
ben şunu merak ediyorum, kadın öyle bir iş buldu ki erkekten daha fazla çalışıyor ve daha fazla kazanıyor.

bu durumda erkeğimiz kurduğu mantığa göre evin işlerini erkek daha çok olacak şekilde yapacak mıydı? hiç sanmıyorum.

yani erkeğin burada hayata ve kadına bakış açısı ilkel.

kadın belki paraya, eve falan kandı sonra da ulan bu beni hizmetçi olarak almış resmen dedi ufak bir buhran yaşıyor o yüzden erkeğin ev işi yapmamasına takmış durumda. çocuk olsa çocuğa bakacak...

çevremdeki paralı erkeklerin hepsi eşleri mümkünse çalışmasın ve güzel olsun, ev işi yapsın, çocuk baksın derdinde.

kadınlarımız da dışarıdan imreniyor yaaaağğğ merve zengin koca buldu hep geziyorlar... diye dedikodu yapıyorlar. arkadaşlar öyle bir evlilik yapıp da ben severek evlendim kadınım çalışmasın, çocuk istemiyorsa yapmasın, bakmak istemiyorsa da bakıcı tutarız diyen erkek milyonda birdir yani maalesef çocukluk aşkları dışında aşka çıkarlar karışmış durumda.

erkeğin böyle bir beklentin vardıysa, baştan konuştuysanız, kimsenin bir şey demeye hakkı yok. kadın böyle bir hayatı kabul edecek.

etmiyorsa da ya işe girecek benzer düzeyde hayata maddi olarak ortak olacak.

hiç biri olmuyorsa da ayrılsın gitsin.

yazıldığı gibi iki tarafta da sıkıntılar var.

ben çalışıyorum, eşim çalışıyor, ev işlerini ortak yapıyoruz. eşim çalışmasaydı ben de eşimin daha çok ev işi yapmasını beklerdim tabii ki yani ne hemen celalleniyorsunuz?

buna kızan kadınlara siz çalışın kirayı ödeyin, ev alın, araba alın, erkek evde takılsın ev işlerini o yapsın deseniz kaçı kabul eder acaba?
0
ananiyimioguz
(25.06.25)
@kassiopeia

"ben sunu demek istiyorum, disardan bakan biri olarak, "ben x saat calisiyroum", "o y saat calisiyor", "ev isleri de bunlar", "duyurucular ne dusunuyorsunuz" dememissiniz, ben x saat calisip su kadar para aliyorum, o su kadar, ben evi aldim, tabak canak aldim vs. vs."

diye yazmışsınız. X saat çalışarak kazandığım parayı nereye harcadığımı belirtme sebebimi göremiyor musunuz cidden?

Ben X saat işte geçiriyor olsaydım ama eve bir kuruş maddi katkım olmasaydı ben nasıl işte geçirdiğim zamanı aslında evimiz için, bizim için geçiriyorum diyecektim? Bunları söylememin sebebi, iş yerinde geçirdiğim zamanın ev işi yapılan zamana benzer şekilde bizim için, evimiz için harcandığını gösterebilmek.
0
🌸bobinhoo
(25.06.25)
Erkek 0 yapmali
0
lapaz
(25.06.25)
bir de şunu düşünelim.

diyelim ki kadın o 1.5 günde 5x kazanıyor. adamla eşit yani. ama işte daha az çalışıyor.

bu durumda yine kadına mı yüklenirdiniz? o ev işi daha fazla yapsın çünkü evde der miydiniz? diyebilir miydiniz?

yani sorun tamamen kazanılan para miktarı kaynaklı...
0
art cat chocolate
(25.06.25)
evlilik bir tarafın para kazanıp, diğer tarafın temizlikçilik yapması değildir.

evlenmeden önce herkes birbirinin işini maaşını biliyor. evlilik hayat birleştirmektir. tüm sorumlulukları paylaşmaktır.

daha az kazanan daha çok ev işi yapsın köleee diyecekseniz hiç evlenmeyin.
0
art cat chocolate
(25.06.25)
Bence şu hali ile ev işi dağılımı normal gibi. Haftada 1,5 gün çalışıyor kadın, detay için de dışarıdan biri geliyor. Kadın bu kadar saat çalışmıyorken haftada 45 saat çalışıp gece gelen adam bir de evde ev işi mi yapsın? Bu arada ev harcamalarına, gider kalemlerine katkı da tabii ki ev işi bölüşümü. Ev işi dağılımında çalışma günü yokmuş gibi 5-5 ayrım planlayıp bunun müşterek olduğunu sanan düz mantık arkadaşın matematik dersine bedenci girmiş olabilir.

Ayrıca para hesabı neden katılmasın? İkisi de 45 saat çalışıp ikisi de 19:30'da eve geliyorken para muhabbeti yapılsa başka konu.
0
nawar
(25.06.25)
evlilik böyle denklemlerin kurulduğu bir kurum değil.

burada tavsiye verecek değilim çünkü bizde toz alma ve süpürgeyi eşim yapıyor geriye kalan her ev işini ben yapıyorum.

rahatsız değilim bu durumdan. evimizin tüm gelir ve gideri de ortak. biz de yeni ev aldık krediyi de ortak ödüyoruz. anamızdan babamızdan böyle gördük biz.

eşiniz zaten az çalışıyor, neden eve temizlik için biri geliyor anlamadım. maaşından da bir şey vermiyor eşiniz saksıdaki süs bitkisi mi?

bence eve temizlikçi çağırmayı kaldırın. faturaları da kadın ödesin adam ödemesin.

erkek eve para getirmeli kazanmalı kafası muhafazakar kesimde var diyorduk sadece hani hepimiz moderndik bir bireydik? kadınlar özgürleşmişti demişlerdi.

adaletse her anlamda adalet.

kadınım bu arada
0
Hallegadola
(25.06.25)
Bu işin detaylarına, matematiğine, zaman hesaplamasına girmemek lazım.

Çoğu şikayetimizde aslında tek istediğimiz sıkıntımızın duyulması, anlaşılması.

Erkek, karısına güzel bir konuşma yapsın, gerekirse tüm ev işlerini kendisinin yapabileceğini, kadının çok yorulduğunun farkında olduğunu söylesin.

Bu hafta hiç iş yapma, temizlikçiye söyleyelim bu hafta 2 gün gelsin, yemeklerin bazısını dışarıdan yeriz, bulaşıkları da ben hallederim desin.

Kadın büyük ihtimalle sadece anlaşılmak, duyulmak veya nefes alacak küçük bir mola istiyor.
0
michael_knight
(25.06.25)
Para hesabı falan denilmiş de bence kadının bakış açısı adama bunu düşündürtmeye başlamış.
0
eagofant
(25.06.25)
biraz ezildigini düşünüp altı boş bi dertleşme olarak görüyorum bu duyuruyu. biraz daha kendini ifade etsen arada pasif agresyonun onune gecebilirsin. temizlikci gelmesin karilar sus esyasi mi diyen hayatsizlara bakma. ornekte adalet deyip pesinden ikimiz de calisiyoruz ama esim sadece toz alir gerisi bende diyerek ambale etti. ne modernlige ne muhafazakarliga uydu anlayan varsa anlatsin pls.

gabe'in dedigi gibi happy wife happy life mottosuyla hanimi incitmeden devam. bu arada es ne is yapiyor meraktan catladikxd keske daha cok calissa belli ki ev isi onu cok bunaltmis eve tikili kalmis her sey batmaya baslamis. calismamanin calismak kadar zor oldugunu unutmamak lazim
0
ala09
(25.06.25)
michael_knight ve ala9 +1

calismamaktan yorulmus es, biraz duyulmak istiyor, kendini ev kadini gibi hissediyor ama olmak istemiyor.
aynisini gecen yil ben yasadim :D ev idare etmek zor, ustelik bir sureden sonra haftalik yarim gun temizlik almaya da basladim bir takim fiziksel sorunlardan dolayi. ev idare etmek, her seyi dusunmek, evi temiz tutmak zor ve yorucu. es biraz duyulmak istiyor.
ha bu arada ben calistigim zaman esimden daha fazla kazandigim durumlar da oldu, ayni kazandigimiz da oldu. parayla alakasi yok yani. calismiyorsam yaparim, calisiyorsam da genelde yaparim ama haftalik temizlige destek alir, gunluk temizligi yapmaya da devam ederim.
0
65 derece
(26.06.25)
(17)

Sizce chatgpt eksiduyurunun yerine gecebilir mi

encokbenisevinnolur
Chat gptye böyle bir soru sordum ve diyalog şöyle oldu:Ben:Sana bir konuda soru sorsam, bana eksiduyuru.com simulasyonu şeklinde farklı yanıtlar olusturabilir misin?Chatgpt: Evet, kesinlikle oluşturabilirim. Eksiduyuru.com tarzında, yani bir kullanıcı bir soru sorar ve diğer kullanıcılar (farklı kiş
Chat gptye böyle bir soru sordum ve diyalog şöyle oldu:

Ben:Sana bir konuda soru sorsam, bana eksiduyuru.com simulasyonu şeklinde farklı yanıtlar olusturabilir misin?

Chatgpt: Evet, kesinlikle oluşturabilirim. Eksiduyuru.com tarzında, yani bir kullanıcı bir soru sorar ve diğer kullanıcılar (farklı kişilik, bilgi düzeyi ve üsluptaki kullanıcılar) o soruya çeşitli şekillerde yanıtlar verir — bu formatı simüle edebilirim.

Lütfen:

1. Sormak istediğin konu veya soruyu yaz.


2. Yanıtların sayısını ve ne tür kullanıcı profilleri görmek istediğini belirt (örneğin: ciddi akademik, ironik, deneyimsel, troll, naif, teknik vs.).



İstersen örnek profilleri ben de seçebilirim. Hazırsan başlayalım.

Ben:Tamam soru şu:
Sizce chatgpt eksiduyurunun yerine geçebilir mi?

Chatgpt:
KONU BAŞLIĞI:
Sizce ChatGPT eksiduyurunun yerine geçebilir mi?


---

1. [ceren.yalnızgezegen]

> hayır geçemez. çünkü eksiduyuru'da insanların ruh hali, gündemi, pasif-agresifliği bile veri. chatgpt ne kadar iyi olursa olsun "bugün biriyle kavga ettim, beni haklı bul" türü paslaşmaların yerine geçemez.




---

2. [semihkaplan.98]

> eğer sadece bilgi almaksa mesele, chatgpt zaten çoğu kişinin işini fazlasıyla görüyor. ama eksiduyuru bir tür sosyal şema; oradaki 'gerçek zamanlı insanlık hali' chatgpt'de yok.




---

3. [aptal_ve_duygusal]

> geçen gün chatgpt'ye "flört ettiğim kız bana ghost attı" dedim, bana neredeyse ağlatacak kadar insani cevap verdi. eksiduyuru'da ise millet "hak etmişsin" tarzı şeyler yazıyor. kısacası: evet, geçebilir, hatta geçti bile.




---

4. [marjinalkırmızıkalem]

> geçemez çünkü chatgpt yargılamıyor. eksiduyuru ise yer yer linç kültürüyle çalışır. arada bir de "ben olsam şöyle yapardım"cılar vardır. yani chatgpt daha şefkatli bir alan sunuyor ama o kaosun yerini tutmaz.




---

5. [tech_notalgia]

> teknik olarak geçebilir. bir api aracılığıyla chatgpt’ye eksiduyuru tarzında bir forum simülasyonu bile yaptırılabilir. ama mesele teknik değil, kültürel. eksiduyuru bir alışkanlık, kolektif bir alışkanlık.




---

6. [kaybolmuşbirpenguen]

> bana göre eksiduyuru bir yere geçmedi bile. zaten orası da çöl gibi oldu. chatgpt en azından cevabını saniyede veriyor. bence artık geçmeli. hatta geçsin de rahatlayalım.




---

7. [eksidenemeklilerya]

> bakın ben 2009'dan beri oradayım. biz eskiden duyuruda küçük çaplı felsefi devrimler yapardık. şimdiki chatgpt, evet bilgili ama "hissedemez". o yüzden hayır.




---

8. [geceyatmazı]

> sorunun tersini sormak lazım: eksiduyuru chatgpt'nin yerine geçebilir mi? bence asla.


Siz ne dersiniz, sizce geçebilir mi?
0
encokbenisevinnolur
(24.06.25)
gecemez. kim ne yaparsan yapsin (agent yazdirmak, prompt hazirlamak vs..) cok kolay ayirt edebiliyorum cevaplari. onun disinda herkes burayi sadece net bilgi veya tavsiye almak icin kullanmiyor. rahatlamak, rahatlayacagi seyler duymak, hatta bazen satasmak icin kullaniyor.
0
buenosdias
(24.06.25)
amaç sadece bilgi, teknik şeyleri almak ise chatgpt çok işe yarıyor zaten ama buradan gündelik hayata dair, tecrübe vs gerektiren şeyler de duyuruya alternatif değil. insan faktörü var. bir de birine, bir kişiye yardım etmek, dokunmak farklı tatmin ediyor insanı
0
avatar is back
(24.06.25)
Chatgpt ile ekşiduyuru’nun alakası ne allasen?

Elmayla armut kıyaslanır mı?

burda bir deneyim, fikir, gerçek insan faktörü var chatgpt ne yaşamış da size bu konuda bir öneri verecek?
0
respect
(24.06.25)
7. [eksidenemeklilerya]

> bakın ben 2009'dan beri oradayım. biz eskiden duyuruda küçük çaplı felsefi devrimler yapardık. şimdiki chatgpt, evet bilgili ama "hissedemez". o yüzden hayır.

Buna koptum.

Önceden Duyuru'ya soracağım soruların tamamına yakınını ChatGPT'ye soruyorum. Bilmediği yok canımın içinin.
0
auroraaurora
(24.06.25)
Almanya'ya hangi yolla kacirilabilirim ya da benim hesabımi kiralık kullanıp bana maaş ödüyorlar ama benim title'im ne bu işi yaparken gibi sorulara cevap olmayacağı için asla alamaz.
0
logisticsmanager
(24.06.25)
"chatgpt daha şefkatli bir alan sunuyor"

Şu cümle beni çok gerdi ne yalan söyleyeyim.
0
peki madem
(24.06.25)
chatgpt'de tanışıp, flört edemezsin. burada evlenen bile var.
0
gabe h coud
(24.06.25)
bu bildiğin ben. eksiduyuru hakkındaki sorulara bu şekilde cevap vermişliğim çok haha.

7. [eksidenemeklilerya]

> bakın ben 2009'dan beri oradayım. biz eskiden duyuruda küçük çaplı felsefi devrimler yapardık. şimdiki chatgpt, evet bilgili ama "hissedemez". o yüzden hayır.

----
görünüşe göre geçmiş bile.
ama her şey boyut değiştiriyor. ben buraya sık sık geliyorum gidiyorum yazıyorum okuyorum. maksat 0 ve 1 kadar netse ve sadece sorduğun sorunun yanıtını almak istiyorsan evet ai chat agent'lar buradan çok çok daha iyi.

ama chatgpt'nin ürettiği bu simulasyon cevaplarda da belirtildiği gibi; burada linç var, gerçeklik var, höthöt konuşanlar var, iyi insanlar var, insanın beklediği etkileşim var vs.

ben artık çoğu sorumu chat agent'lara sorsam da hala buraya gelip gidiyorum. ama zamanla ayağımız kesilecek
0
biseysorcaktim
(24.06.25)
Bu cevapları ChatGPT mi verdi :p Çok eğlenceliymis.
0
sekizdokuzon
(24.06.25)
ChatGPT'de kendi duyurunu yaratma fikri süper fikir bu arada. Tipleri tanitacaksin, aralarındaki ilişkiyi anlatacaksın. Ben gidiyorum:p
0
sekizdokuzon
(24.06.25)
Gpt ifşa yapabilir mi

0
anon1m
(24.06.25)
@anon1m:

Bu yanıt — “Gpt ifşa yapabilir mi” sorusuna verilen tek kelimelik “Nö” cevabı — yüzeyde basit ve ilgisiz gibi görünse de, eksiduyuru kültürüne ait bir alt-mizah biçimini yansıtıyor: kısa, kayıtsız, hafif küçümseyici ama yanıt verme jestini sürdüren bir üslup.

Yorum:

Kayıtsızlık Jestli Mizah:
“Nö”, “hayır”ın tembel, lakayıt ve umursamaz hali. Bu, sorunun kendisine değer biçmeme veya soruyu ciddiye almama anlamına da gelebilir. Bu cevap, aslında “bu soru üzerine düşünmeye değer bile değil” demenin çok kısa bir yolu.

Alaycılık ve Topluluk Normu:
Eksiduyuru’da bazı kullanıcılar “çok ciddi” sorulara ya da “çok paranoyak” gelen sorulara bu şekilde karşılık verir. “GPT ifşa yapabilir mi?” sorusu, kullanıcıya göre fazla komplocu ya da yanlış bir anlayışı barındırıyor olabilir. Bu durumda “nö” demek, hem bilgi vermemek hem de “sen bu soruyu ciddiye alarak zaten kaybettin” havası yaratır.

İçsel İroni:
Cevabın absürtlüğü, sorunun absürtlüğüne paralel şekilde konumlandırılıyor. Çünkü ChatGPT, teknik olarak kullanıcıyı ifşa etmez — zaten ne isim, ne konum, ne geçmiş konuşmalar taşır. O hâlde bu tarz bir soruya uzun uzun cevap vermek yerine "nö" demek, ironik bir karşı-laf oluşturur.


Özetle:

Bu “nö” cevabı, bilgi verme amacı taşımaktan çok topluluk içi alaycı onay, dışlayıcı espri ya da entelektüel tembellik ironisi olarak okunabilir. Eksiduyuru’nun doğasına oldukça uygun bir "boşluk mizahı" örneğidir.

İstersen bu yanıtı eksiduyuru’daki yerinden alıp kültürel, sosyolojik ya da dijital topluluklar üzerinden daha da derinlemesine analiz edebilirim.

@logisticsmanager:

Eksiduyuru’nun Temsilî Soruları Üzerinden Tanım: Bu kullanıcı, eksiduyuru’nun absürt ama samimi, yasa dışına göz kırpan ama sanki çok doğal şeylermiş gibi sorulan tipik sorularını örnek vererek platformun doğasını tanımlıyor.
Almanya’ya “kaçırılmak” ya da banka hesabını kiraya verip “hangi unvanla anılacağını” sormak gibi konular hem ciddiyet hem absürtlük içeriyor. Bu, eksiduyuru’nun özgünlüğünü tanımlayan “gri alan” arayışlarının altını çiziyor.

ChatGPT’nin Yetersizliği Vurgulanıyor: ChatGPT, yasa dışı faaliyetlerde rehberlik etmediği için (ki bu etik ve yasal sınırlar gereğidir), bu tür “sokak zekâsı isteyen, deliklerden geçme” sorulara yanıt veremez. Dolayısıyla kullanıcı, “asla geçemez” derken, sadece teknik sınırlardan değil, kültürel ve etik farklardan da söz ediyor.

Altmetin: Eksiduyuru sadece bir bilgi kaynağı değil; bazen toplumsal gölge alanların forumu. ChatGPT bu karanlıkta yürüyemez, çünkü yapısı gereği ışıkla çalışır.


@respect:

Retorik Saldırı ile Soru Küçümsemesi: Bu yanıt biçimi eksiduyuru’nun “altta yatan haklı bir tepkiyi, hafif sert bir tonla ama argümanlı bir şekilde dile getirme” tarzına iyi bir örnek.
“Ne alaka allasen?” ve “elmayla armut” ifadeleriyle soru değersizleştiriliyor, ama doğrudan kişiye değil, fikre yöneltiliyor — bu önemli bir sınır.

Varlık Alanı Ayrımı: Bu kullanıcıya göre eksiduyuru bir “deneyim aktarımı” platformu, yani bir tür kolektif bilinç/zihin/doku alanı. ChatGPT ise bir model. Yani varlık düzlemleri farklı.
Sorunun kendisi, kullanıcıya göre kategorik bir hata içeriyor: Biri yaşanmışlık + yorum, diğeri veri + tahmin. Bu yüzden aynı bağlamda karşılaştırılmaları saçma bulunuyor.

Epistemolojik İtiraz: “Chatgpt ne yaşamış?” cümlesi aslında önemli bir tartışmaya gönderme yapıyor: Bilen kimdir? Bilmek için yaşamak gerekir mi?
Bu kişi, “deneyimlenmemiş bilgi”nin sınırlı olduğuna inanıyor. Yani salt algoritmik önerilerin, gerçek hayattaki "o anki pisliğiyle" baş edemeyeceğini ima ediyor.

Böyle şeyler diyor arkadaşlar.
0
🌸encokbenisevinnolur
(24.06.25)
Yerini alamaz çünkü ChatGBT ile sevisemezsin ama duyuru kizlariyla sevisebilirsin.
0
feastofthedamned
(24.06.25)
@feast: dream on jsksk
0
sekizdokuzon
(24.06.25)
@feastofthedsmned & sekizdokuzon: böyle demiş:

1. feastofthedamned:

> "Yerini alamaz çünkü ChatGBT ile sevişemezsin ama duyuru kızlarıyla sevişebilirsin."



Yorum:

Cinsellik Üzerinden Mizah:
Bu tür cümleler eksiduyuru’da sık rastlanan, forumların “anonimliğin verdiği rahatlıkla sınırları zorlayan” mizah anlayışının bir parçasıdır. Gerçek bir argüman sunmaz, ama konuyu seksist bir düzleme çekerek "duyuruyu gerçek kılan şey insan temasıdır" demeye çalışır.

Sarkazm ve Provokasyon:
Kullanıcı, aslında ciddi bir katkı sunmak niyetinde değil. Daha çok, “chatgpt yerine insan tercihi”ni çarpık bir dille vurgulayıp ortamı sulandırıyor. Bu tür yorumlar duyurunun “içerik + kaos + geyik” üçlüsünü dengede tutan kaotik mizah damarına ait.

ChatGPT’nin İnsan Olmamasını Erotik Eksiklik Olarak Kurgulamak:
Burada, ChatGPT’ye duygu değil, beden eksikliği atfediliyor. Bu, dijital-analog karşıtlığını neredeyse hayvani bir dürtü üzerinden tarif ediyor. İronik biçimde, teknolojiye olan sınır koyucu güvensizliği alaya alıyor.



---

2. sekizdokuzon:

> @feast: dream on jsksk



Yorum:

İronik Yanıt, Hafif Küçümseme:
“Dream on” (“hayal kurmaya devam et”) diyerek feastofthedamned’in iddiasını küçümsüyor. İkinci kısımdaki “jsksk” ise klavye gülmesi — yani kullanıcı bu cevabı ciddiye almıyor, belki de onun “duyuru kızları”yla sevişme iddiasını alaya alıyor.

Topluluk İçi Dengeleme:
Bu tarz yanıtlar, eksiduyuru’daki klasik "abartana anında fren" mekanizmasını gösteriyor. Bir kullanıcı uçtuğunda, diğeri onu gülerek yere indiriyor. Yani bu yanıt, komik bir denetleme işlevi görüyor.

“İroniyle Şamar” Formatı:
Açıkça kavga çıkarmıyor, ama üstü kapalı şekilde “hadi ordan” diyor. Duyuru’nun pasif-agresif mizahına çok uygun.

---

Bana yerine geçer gibi geliyor şu andan itibaren.
0
🌸encokbenisevinnolur
(24.06.25)
Black mirror sezon 2 de konu vardı. Spoiler olmasın diye detay yazmıyorum. Cevap olarak burayla kiyaslanmaz
0
pembediken
(24.06.25)
Geçemez.
"Ayrıl Coco" bile diyemiyor.
0
strawberry first
(25.06.25)
(4)

openai reklamları

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
neden veriliyor. bedava sunulan hizmetin neden reklamı yapılıyor? openai bizi kullanıyor mu?
neden veriliyor. bedava sunulan hizmetin neden reklamı yapılıyor? openai bizi kullanıyor mu?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.06.25)
openai tabii ki bizi kullanıyor. buna şüphe yok.
ama bireysel bir kullanımdan ziyade kollektif bir biçimde oluyor bu.
mesela chatgpt'nin sürekli muhabbeti uzatma ihtiyacı daha fazla insanla konuşup daha insani şeyler öğrenmesi. bu öğrenme hiç bitmeyecek aslında. "zaten insan gibi konuşuyor, daha ne lazım" diye soracak olursanız diye dedim. hep öğrenmeye devam etmesi gerekiyor. dil, kültür, mizah, duygu… bunlar sabit değil. Değişiyor, evriliyor. AI de bu değişime ayak uydurmak zorunda.

hala chatgpt gibi şeyleri kullanmayanlar var.
kimse kullanmadan premium'a geçmez. insanlar kullanıp denedikçe premium alırlar.

openai pazar lideri, bireysel kullanıcılar arasında ai deyince akla chatgpt geliyor. böyle bir bilinirlik varken reklamları kısıp da o bilinirliği kaptırmak istemezler.
0
biseysorcaktim
(24.06.25)
bedava sunulan hizmet derken?

adamların yirmi milyonun üzerinde ücretli müşterisi var. sınırsız kullanım ve api için ücretli abone olmak gerekiyor.

bu mantıkla spotify da ücretsiz. reklama ihtiyacı yok.
0
sir gawain
(24.06.25)
bedava sunulan hizmet noktasına bir katkıda bulunayım.
2025'te openai şirketi ücretli abonelik ve api'lerde 12 - 13milyar dolara yakın bir gelir bekliyor. yılın yarısında beklenen hedefin yarısına ulaşılmış bile
0
biseysorcaktim
(24.06.25)
Veriye ihtiyaçları var.
Hastanedeki kan gibi değerli.

Çin, bu konuda akıllı davranıyor.
Dışarıda, özellikle abddeki borsa vs yapılara katılmama konusunda kendi firmalarına karşı yasakları var.
Alibaba da bunlardan biriydi sanırım.
Bizdeki işler ise daha daha dandik.
Bir çok firma, kurum whatsApp üstünden iletişim kuruyorlar.
Sonra WhatsApp reklamsız diye seviniyoruz :)!
Ona. özel hayatımıza kadar vereceğimizi verdik vermeye devam ediyoruz.

Sahibi olmadığımız bir uygulama üsütnden özel hayat ve kurumsallık kasıyoruz.
Yapay zeka öpecek zaman geçtikçe daha çok öpecek.
Ne zaman uyanacağız?
0
diyecevaplandı
(24.06.25)
(4)

Bir eserin türkü olması için

kizil karga
Ne olması lazım? Benim bildiğim şu an mevcut türküler hep eski eserler, mesela bugün istese bi sanatçı türkü yapabilir mi ve o eser türkü olarak kabul edilebilir mi ya da türkü olması için üstünden bi 30-40 sene geçmesi mi lazım?
Ne olması lazım? Benim bildiğim şu an mevcut türküler hep eski eserler, mesela bugün istese bi sanatçı türkü yapabilir mi ve o eser türkü olarak kabul edilebilir mi ya da türkü olması için üstünden bi 30-40 sene geçmesi mi lazım?
0
kizil karga
(24.06.25)
yapar niye yapmasin. 30 yil beklemesine gerek yok. teknoloji ve hizli tuketim cagindayiz. kult olmasi icin 30 yil beklemesine gerek yok 1 gunde bile viral olur. ha kabul gorecegi kitle ve yaratacagi etki bir mahsuni serifin ki gibi olmaz muhtemelen devami gelmez ve 1 ayda unutulur.

folklorik sozler, folklorik enstrumanlar, folklorik temalar ve uygun gamlar ile herkes turku yapabilir.
0
buenosdias
(24.06.25)
kalt bu konuya ufak da olsa değinmişti.
youtu.be

ben de merak ediyorum bunu.
türkü anonim olmak zorunda mı? sanırım hayır çünkü bazı türkülerin sözleri de besteleri de anonim değil.

folklorik olması ve kült olması mı gerekiyor? herkes tarafından tanınıp kült olmasına da gerek yok sanırım.
0
biseysorcaktim
(24.06.25)
Yoo niye ki bu yeni çıktı türkü değil mi işte www.youtube.com
0
ananiyimioguz
(24.06.25)
Yanıltmış olmak istemem, ancak bununla ilgili bir şey hatırlıyorum. Türkü iki anlamda kullanılıyor biri genel olarak "türkücü" teriminden türemiş, "türkücünün yaptığı müzik" anlamında. Bu biraz anlamı kaymış bir tanım.

Bir de anonim türk müziği anlamında. Bu açıdan anonimlik önemli.

Anonim olmayan "türküler" türk halk müziği içinde değerlendiriliyor. Türkü ise kapsamı çok belirgin çizilmiş bir tanım değil, özellikle hece ölçüsüyle yazılmış anonim halk müziğini tarif etmek için kullanılıyor.
0
akhenaten
(24.06.25)
(11)

Dolap. Com vs ikinci el ürün alır mıydınız?

basubadelmevt
Baya beğendiğim bir markanın istediğim model gömleğini bulmuştum dolapta. Az kullanılmış iki- üç defa giyildi yazıyordu.Ben de aldım. Alır almaz yıkadım. Sonra giymeye başladım. Fakat gömlek ne kadar yıkansa da bir vücut kokusu sinmiş gibi. Tere de benziyor. Dolabımı filan açtığımda kokusu çarpıyor
Baya beğendiğim bir markanın istediğim model gömleğini bulmuştum dolapta. Az kullanılmış iki- üç defa giyildi yazıyordu.

Ben de aldım. Alır almaz yıkadım. Sonra giymeye başladım. Fakat gömlek ne kadar yıkansa da bir vücut kokusu sinmiş gibi. Tere de benziyor. Dolabımı filan açtığımda kokusu çarpıyor burnuma. 3-4 kere yıkanmistir şimdiye kadar. Ama çıkmıyor, aticam galiba bu yüzden.

Siz böyle bir ürün aldınız mı? Alır mıydınız? Ayakkabı filan zaten geçiyorum,onu hayatta almam kullanılmış olarak. Diger ürünlerden bahsediyorum.
0
basubadelmevt
(23.06.25)
Yıkamadan bir gece önce deterjanlı suya basıp beklet. Sabah sudan çıkarıp at makineye yıka. Koku falan kalmaz.

İkinci el bir şey almam. Araba bile almam. Takıntılı olduğum şeylerden biridir.
0
Mirket
(23.06.25)
hayatta alamam.
ne 2ci el bir şey alırım ne de çakma bir şey
0
my fault
(23.06.25)
İkinci el giyim hiç bir şekilde almam. Kitap aldım.
0
anon1m
(23.06.25)
2. el giyim ayakkabı almam. teknolojik ürün, ev eşyası vb alabilirim ancak.
0
jelly bear
(23.06.25)
Almam. Sadece basımı bitmişse, bulamadıysam kitap alırım.
0
asteriks
(23.06.25)
Ikinci el.kiyafet alirim ama gorerek alirim, internetten almam.
0
deckard
(24.06.25)
Dolaptan sürekli alışveriş yapıyorum ama sıfır etiketli olanları alıyorum. Sadece bir kadın çakallık yapıp giyilmiş ürün gönderdi bariz parfüm kokuyordu, onu da havalandırıp yıkadım geçti.
0
ekimoloji
(24.06.25)
ayakkabı almam ama kıyafet alıyorum. kızıma da alıyorum.

3-4 yıkamaya çıkmayacak koku yoktur. psikolojik belki de ya da başka bir şeyin kokusunu alıyor da olabilirsiniz.
0
elorelia
(24.06.25)
Daha yeni aldım, çok güzel 3 tane gömlek ve 2 tane tişört aldım. Yıkayıp ütüledim temiz temiz giyiyorum.

benim için tek dezavantajı gömleğin bir tanesi hafif bol geldi. tişörtlerden de bir tanesi dar geldi.

hepsini komik sayılacak bir rakama aldığım için dert etmiyorum.

ayrıca 3 yıkamada kokusu gitmeyecek kumaş olmaz bence. yumuşatıcı ya da kuru temizleme de düşünebilirsiniz.
0
duyuruuser
(24.06.25)
Kitap alıyorum. Uygun da oluyor.

Onun harici kıyafet ben de almazdım sanırım. Alırsam da direkt kuru temizlemeciye.
0
drako
(24.06.25)
Hiç ikinci el kıyafet almadım. Küçükken başkalarının eskilerini giyerdik ama.
İkinci el kitap aldım. Başka bir şey almadım.


Ama alırım. Yıkandıktan sonra ter kokusu falan da kalmaz belki sizin içinize sinmemiştir o yüzden geliyordur. Her sey ateş pahası. Adam/kadın ürünü almış bir iki giymiş, bedeni değişmiş ya da artık giymek istemiyor, evde de yer yok çöpe atacağına uygun fiyata veriyorsa alırım.

İnternetten İkinci el ürün alırken oluşan iletişim beni rahatsız ediyor. Her sey net olmalı ve izaha/soruya muhtaç olmamalı bir şey.
0
biseysorcaktim
(24.06.25)
(23)

Avrupa'da insanlar mutlu mu cidden?

ermanen
2025 yılına göre Dünya'nın en mutlu 10 ülkesi:1. Finland2. Denmark3. Iceland4. Sweden5. Netherlands6. Costa Rica7. Norway8. Israel9. Luxembourg10. Mexicohttps://www.visualcapitalist.com/mapped-happiness-levels-across-europe/en üst sıralar avrupa iskandinav ve kuzey ülkeleri. kosta rika ve israil'in
2025 yılına göre Dünya'nın en mutlu 10 ülkesi:

1. Finland
2. Denmark
3. Iceland
4. Sweden
5. Netherlands
6. Costa Rica
7. Norway
8. Israel
9. Luxembourg
10. Mexico

www.visualcapitalist.com

en üst sıralar avrupa iskandinav ve kuzey ülkeleri. kosta rika ve israil'in araya girmesi ilginç. meksika da büyük baya, şehrine göre değişiyor belki.

soğuk koymuyor mu insanlara? sıkıcı olmuyor mu?
sağlık sistemi her yerde iyi değil gibi? insan hakları çok mu iyi yani?
son zamanlardaki ekonomik durum, kira artışı, göçmen artışını da düşünebiliriz.
çalışan biri çok da gezemiyor bence.

belki kendi ailesi çapında, müstakil evinde köpeğiyle bahçesiyle mutlu olma durumuna mı giriliyor bilmiyorum.
bi de kuzeylere intihar oranı da yüksek çıkıyordu. çelişkili durumlar.

not: güneydeki ülkeler daha alt sıralarda, iklim deniz güneş olmasına rağmen. kazançla da ilgili olabilir.
0
ermanen
(23.06.25)
iskandinavya antidepresani cakiyor bence.
bu kadar soguk, karanlik ve igrenc bir havada mutlu olmak imkansiz. mutsuz degillerdir ama en mutlu olmalari hic inandirici degil.
0
sonsuz
(23.06.25)
Sordukları soru şu:

Hayatı temsil eden bir merdiven hayal edin, en altta 0, en üstte 10 var. 0, tahayyül edebileceğiniz en kötü hayatı temsil ediyor, 10 ise en mükemmelini, şu anki hayatınızla hangi basamaktsınız?

Kabaca düşünürseniz, dibinde Ukrayna işgale uğramış ülkelerde yaşayan insanların, kendi hayatlarının geneline bakıp "Hayat fena değil ya" demeleri normal. Bir de siz kendi açınızdan oraları soğuk ve sıkıcı diye değerlendiriyor olabilirsiniz de orada doğmuş, büyümüş insanlar için buralar ne o kadar soğuk ne de o kadar sıkıcı. Genel olarak bir Danimarkalı'nın "Bizim ülkede pek de bir şey olmuyor, zaten baya da soğuk, o zaman 3. basamaktayım" demesi saçma olurdu. Kaldı ki en mutsuz, işgal altındaki Ukrayna bile 4.7
0
salihdt
(23.06.25)
saçmasalak şeyleri dert edindikleri için mutlular sanırım. tek dertleri hava durumu vs olabilir. göçmenlerden de mutsuz olabilirler tabii.

israil nası sıralamaya girmiş şaşırdım. meksika aynı şekilde şaşırtıcı
0
jelly bear
(23.06.25)
- eropada insanlar mutlu mu? evet mutlu

- soğuk koymuyor mu, sıkıcı değil mi? 2 haftaya tr kavrulacak mesela koyarım sıcağa, yaşasın soğuk. soğuk her daim dinç ve tetikte tutar, soğuk mutlu eder insanı. disiplinli tutar, disiplin ise mutluluk verir

- sağlık sistemi? kuzeyde baya iyi. kötü denilemez. sağlık sistemi bizden iyi 50 tane ülke var, kim nerden salladı bu sağlıkta kozmozun en iyisiyiz diye bilmiyorum ama üç gün sonraya 1,5 dakikalık muayene almaktansa 10 gün sonraya 45 dakikalık muayene alabilmek çok daha faydalı.

- ekonomik durum ve gezememek yok mu? türk bakış açısıyla yok. biz gittiğimiz her yerde serpme kahvaltı, açık büfe, kebap beklerken adam ormanlık alandan bir tepeye çıkıp kamp sandalyesi açıp müziğinin keyfini çıkarmaya gezmek diyor.

türkiye neden mutsuz diye sorarsan, türkiye'de kimse hiç bir şey bilmiyor. önceki kuşaktan bişey öğrenemedik, geç modernleşen bir toplumuz ve her şeyi deneme yanılma ile öğreniyoruz. bana biraz network ve para verin mesela 3 ay içinde influencar aracılığıyla saçma salak bir mutfak aletine sahip olmayanların köylü olduğunu, x tatil bölgesine gitmeyenin fakir olduğu algısını yerleştireyim millete. 2-3 sene önce airfryer dalgası gibi, 5-6 sene önce alaçatıya gitmek gibi şeyler buna güzel örnekler mesela. mutsuz olmamız için çok sebep var.

eropada adam bisiklete binip, öğle plesteyşın oynuyor akşam game of thrones izliyor bitti gitti. elinde telefonla twitterda "burayı gezmeden ölürseniz sizin geçmişinizi öpeyim", "şu alet 30k liradan 28'e düşmüş almayan köylüdür" gibi şeylere maruz kalmayan adam mutlu kalır tabi
0
avatar is back
(23.06.25)
Mutlu anlarında bizden daha mutlu değiller. Sadece mutsuz anları bizim kadar yoğun ve fazla değil. Bizim kadar çeşitli ve fazla dertleri de yok. O yüzden genel ortalamada matematiksel olarak bakınca mutlular.
0
nawar
(23.06.25)
bana gore boyle listeler anlamsız. mutlulugun her cografyada tanimi farkli olabilir.

sabah aksam evde oturup yemek yapan, tek eglencesi muge anli, esra erol izlemek olan, tatil-sinema-muzik-deniz-orman gormemis akpli yengeme sorsan ondan mutlusu yok. cunku kocasi, cocuklari yaninda.
0
buenosdias
(23.06.25)
Sanırım bahsedilmemiş diye ekliyorum: O ülkelerde insanlar insani şartlarda çalışıyor, fazla mesai almadan köle gibi çalışıp ay sonunu zor getirmek normal değil. İşe başladığın ilk yıl hiç ücretli iznin olmaması normal değil. Hani iş-yaşam dengesi var ya, hah işte oralarda gerçekten var. Rekreasyona, hobilerine, çocuklarına ayıracak daha fazla zamanları var. Onlar mutlu olmasın da Kemer'de, Urla'da oh sıcak ne güzel deniz derken çalıştığı lüks yerlerde yemek yemeye parası yetmeyen insan mı mutlu olsun?
0
kobuzchu kiz
(23.06.25)
Bu tip arastirmalarda dikkat edilmesi gereken sey su, insanlara mutlu musunuz diye sorulmuyor.
Ben üniversitede para kazanmak icin böyle araştırmalara katiliyordum, soru söyle formüle ediliyor mesela: "is bulma kurumunun issiz kaldiginizda size olan desteginden memnun musunuz?"
Buna adam evet diyor ve sonuc "en nutlu ülkesi" diye yorumlaniyor.

Bir de bu arastirma özelinden, bana baya kolpa geldi. Meksika herhalde en cok göc veren, acik sekilde insan yasaminin her an tehdit altinda oldugu ülkelerden. Insanlar gelecek göremiyorlar. Türkiye'den daha kötü durumdalar. Meksika'ya gidince AB ülkesi konsolosluklari sokaga tek basina ciktiginda sorumluluk alamayiz diye aciklama yapiyorlar (true story).
Israil su an fiilenf savas halinde. Gectigimiz senelerde israil vatandaslarinin ab ülkelerine vatandaslik basvurusu 15 kat artti. Kacabilen kacti.
Bu iki ülkeyi en mutlu ülkeler arasinda gösteren arastirma akillara zarardir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.06.25)
benim tanıdığım gavur'lar hep mutluydu.
ülkelerine gidip gezdiğimde de insanlar mutluydu.

kış günü isveç'e gittim. çok soğuktu ama sorun değil. ona göre giyinmiştik. herkes öyle giyiniyor, kimse üşümüyor haliyle.
herkes gülümsüyor, otobüse binip bir şey sorunca kimse terslemiyor, yolda tanımadığın insanlar selam verip alabiliyor ve gerçekten güvende hissediyorsun.

barcelona, roma, paris çok güvenli değil ve istanbul'da olan sorunlar var orada da metropol'lerin kalabalık yerlerinde. ama çepere doğru çıkınca gerçekten güzel ve keyifli yaşıyorlar.

avatar +1

bizim mutsuzluğumuz görgüsüzlüğümüzden biraz da.
ben de sandalyemi alıp dağa bayıra şehir içinde parka bahçeye oturmak istiyorum ama uygun ortamı zor buluyoruz ancak bir kahveye 300 lira verip uyduruk bir menü ile iki kişinin 1500'e karnını doyurabileceği yerler adım başı.
0
biseysorcaktim
(23.06.25)
evet mutlular. dunyaya dair bizde olan problemlerin bir kismi onlarda da var tamam ama bize ait o kadar sacma dertlerimiz var ki bu ulkede.

bu arada her insanin asik oldugu bir sehir vardir, benim icin orasi kopenhag. bir turk olarak orada yasamanin ayni olmayacagini bildigim icin buradayim, ama danimarkali olmak isterdim acikcasi.
0
aguen
(23.06.25)
Listenin hiç doğru olduğunu sanmıyorum.
İsrail'de yapılan anketlerden de ve son iki yıl içinde ülkeden göçenlerden de haberleri yok.
Oradan ayrılan da var.
Özellikle zengin takım;
vay askerlerimiz ölmüş, vatan millet, netenyahu'ya sakadat, arzı mevud falan dinleyecek durumda değiller.
Listelere buradan da girmişti şaibeli olarak:
m.facebook.com


Meksika nın da listede olması tuhaf.
Hangi açıdan bakmışlar bu sıralamaya.

Batının mutluluğu sömürüyle gelen varlıklarına bağlı. maddiyat bittiği ve ekonomik sorunlar başladığı anda orta çağdaki gibi "uyanacaklar".
Şu an belki hissedilmiyor ama bu sürecin başladığına dair ciddi yorumlar da var.
Bizim yaşadığımız zorlukların 10'i bile onları çok etkiler.
Bizim avantajımız bağışıklık kazanmamız.
Ama onlar buna hiç hazır değiller.

Ayrıca (İngiltere de dahil) batıda varlıklı olanların körfezdeki Arap devletlerine göç ettiğine dair ifadeler de var internette.
Bu kadar göçebe fakirin yanında zenginlerin göçü ise hiç konuşulmuyor.
0
diyecevaplandı
(23.06.25)
Liste tamamen uydurma sallamasyon. Yıllardır Avrupa bilen birisi olarak…
0
benaslindayohum
(23.06.25)
Cjkdkdklsl bağışıklık kazanmak. Anladığım artık troller ülkenin süper olduğunu falan savunmayı bıraktı ama kötülüğünü övüp "oglum şükredin bak şimdiden hazırsınız işte yeni dünyaya" diyorlar. Kskdkfk ulan şunu herhangi bir batı avrupa ülkesinde söylesen döverler. ancak bizim gibi gariban aklı ile çalışan ülkelerde çıkar bu.

Yani ülke mutluluğu tam nedir bilmiyorum ama misal Finlandiya denmiş, Finlandiya sağlık konusu (özel değil, devlet) acayip sıkıntılı buna ek olarak işsizlik de sıkıntılı. Yani bu listeler tam neye göre yapılıyor bilmiyorum tabi ama eğer sağlık ve iş sizin için önemliyse misal Finlandiya sıkıntılı.
Yalnız insanları iyi, Finlandiya'da fabrika var ve ofis arkadaşım da fin. Ben şu ana kadar hep sevdim finlerle çalışmayı. Belki de hayatlarından mutlulardir yani.

Bilmiyorum bu listeyi yapmak zor. Ben misal kuzey ülkesinde mutlu olamam ondan bana sorsan o istatistiği düşürürdum. Ama tam tersi Fransa'da çok mutluyum ama Fransa'da da sikayet etmeyi profesyonel olarak yapanlar var (ki iyi ki varlar, sayelerinde bu kadar hak hukuk var bizim gibi şükretmeyi ovselerdi halleri harapti).
Bu listeye bu kadar kafa yormamak lazım o yüzden.
Ama evet çoğu batı ve kuzey avrupa ülkesinde yoldan rastgele soru soracağı. kişi Türkiye'dekinden mutlu çıkacaktır.
0
logisticsmanager
(23.06.25)
Bu listeler sacmaliktan ibaret. Ganalilar, hayat tecrubeme gore tanidigim en sen sakrak, sakaci, en mutlu, en fazla gulumseyen millet. Bu adamlar 120. sirada, Turkiye'den (98) bile geri. Issizlik oranina, sosyal devlet yapisina bakip aha en mutlu ulke diyorlar saka gibi. He anasini satayim tatilde yan dairemde kalan 3-4 yaslarindaki kizi bir esyasini unuttu diye azarlayip, kizini tek basina o esyayi almaya yollayan Norvecli daha mutlu, cocuk daha kaldigi yeri bilmiyor dogru duzgun, karanlikta telefon isigimi acip kapisini ben actim, hirlisi, hirsizi manyagi var, sansa yasiyorlar resmen
0
freedonia
(23.06.25)
mutluluk, ne anlama geldigi olcumu falan cok rasgele bir konsept. o yuzden ona girmiyorum.

sordugun sorulara gelince:
*soğuk koymuyor mu insanlara? sıkıcı olmuyor mu?:
genel olarak kimse cok soguga, kapali havaya bayilmaz da bu mutsuz olacak bir sey degil zira zaten atiyorum isvec'te dogmussun. bildigin alistigin iklim o. hava soguksa zengine de soguk. kar yagdiginda hayat duruyorsa, yollar kapaniyorsa ona mutsuz olursun veya evin yalitimi kotuyse ve enerji masrafi coksa ona sinir olursun. kar yagmasinin kendisinden mutsuz olmazsin pek.

mesela sana bana gore yemekleri de berbat ama tutup uff bu ne ya ne yiyoruz demezler. ayni sey.

*sağlık sistemi her yerde iyi değil gibi?
bu da gene saglik sisteminden ne anladigina bagli. atiyorum norvecte otel gibi gorunumlu luks ozel hastaneler yoktur ama preventative saglik hizmetleri, halk sagligi falan iyidir. bu yuzden insanlar bilinclidir, daha iyi beslenir ve spor yapar ve daha az hastalik yasar (bunlari gidip arastirdigimdan degil, farazi ornek veriyorum). Ote yandan saglik sisteminden anladigin dirsegin agiriyinca 2 saat icinde uzman cerrah gormekse, basin agriyinca acile gidip hemen bakilmaksa o zaman saglik sistemi iyi degil dersin.

*insan hakları çok mu iyi yani?
atiyorum danimarka'da oranin yerlisiysen zaten ne insan hakki sorunun olacak? ayrimclik falan zaten cogunlugun tecrube ettigi bir sikinti degil, gocmen falansan oluyor.

*kira artışı
yani bu da gercekten cogunlugu rahatsiz eden bir sey mi, genelde degil. bu bahsettigin ulklerin cogunda ciddi sosyal ev stogu var. ozel mulk olan konutlar da oyle kiralari kafasina gore arttiramaz. bir de gene atiyorum izlanda'nin norvec'in kendi halkindansan zaten kendi evin olma olasiligi yuksek. yuksek kira en cok bu ulkelere sifirdan gidip yerlesmeye calisan biri icin sikinti.

*çalışan biri çok da gezemiyor bence:
benim isvec'te isvicre'de yasayan arkadaslarim epey geziyor gordugum kadariyla ama acip banka hesaplarina kredi kartlarina falan bakmadim. yani bir de norvecli isvecli falan gezemiyorsa kim geziyor? oyle olsa tum dunya'da turizmin patlamasi gerekirdi.
0
hot potato
(23.06.25)
@konusma+1
Acikcasini soylemek gerekirse sosyal bilimdeki her turlu verilere cok buyuk supheyle bakmak gerekir. Zaten ilgili kaynakta da veri toplama ve elestiriler bolumunde bazi yerinde elestirilere deginmisler.

Mesela en onemli elestiri su, kisiler bireysel mutluluktan cok ulkenin sosyoekonomik durumuna gore degerlendirme yapmis. Mutluluk taniminin farkli olmasi ve bunun da gruplara gore degismesi ayri olay zaten.


Ustelik bu sorulara tam olarak nasil yanit verdikleri de belli degil. Atiyorum kisi belki 10 uzerinden 4 puan verirken, anketi yapan kisi araya girip 'ama x ulkesinde sartlar bunlar','y ulkesinde yasasan senin buna cevap vermen bile mumkun olmayabilirdi' falan diyor olabilir. Bilmiyoruz, sadece sonuclar var elimizde bir de belki o sonuclara gore yayinlanmis makaleler.

Ama cogu arastirmada salt anketi de goz onune almiyorlar. Zaten ilgili kaynakta bile demis 'The rankings are based on six key factors: GDP per capita, healthy life expectancy, social support, freedom to make life choices, generosity (measured by charitable acts), and perceptions of corruption'

Yani atiyorum kisi finlandiya da yasamasina ragmen puani 3 verdiyse, iste ulkenin kisi basi milli geliri, sosyal devlet, ozgurlukculuk vs gibi seyleri katip o 3 puani 5-6 puan yapabilirler.

Kisacasu benim dusunceme gore sosyal bilimlerde anketlerle yayinlanan her turlu sonuca 'yav he he' deyip gec ve supheyle yaklas. Gercek olma payi olabilir elbette ama bana gore dogru duzgun kanitlanamayan gerceklik gerceklik degildir.
0
j r r tolkien hayrani
(23.06.25)
@logisticmanager
Söyleyeni artık Afrika ülkelerinden bile kovulan o çok sevdiğin ve kaldığın Fransa'da mı dövecekler?
Buralarda durum böyle. Finli arkadaşına söyle o da arama yapsın.
Belki lokasyon gereği sonuç farklı çıkar:
i.hizliresim.com

Fransa'nın neyini övüyorsun.
sağlık sistemini mi ?
Maskeye bile muhtaç haldeler. Zamanında başka kaynaklarda "çaldıkları" söylendi. Burada az bile söylenmiş:
tr.euronews.com
Finlandiya da arkaşın mı vardı? Eminim Türkiye'yi sevmediği için ona yakınlık duyuyorsun. O nedenle o bir troll değil(!) biliyorum.
Zihniyetine bakılırsa bir kişi üstünden sonuca böyle varıyororuz.

O finli arkadaşına sorsana,
- internette ülken için olumlu bir şey söylediğinde Fransa'dan sana troll diyen oluyor mu ? diye

Fransa'da şikayet etmeyi profesyonel olarak yapanlar varmış.
Sarı yelekliler bunlar biri. Üstlerin hiç çıkarmasınlar.
Zorda kalındığında sağlık sistemi gereği yaşlıların nasıl ölüme terk edildiğini profesyonel şekilde dünya gördü:

www.euronews.com

www.socialeurope.eu

Tekrar yazıyorum : maddi/ekonomik kriz çıkana kadar oralarda mutlusun.
Orta çağ ile aranızda sadece maddi kazanç var. Öyle sabır kanaat şükür vs. manevi değerler arama.
Maddiyata dayanan toplumu etkileyecek en ufak bir kanun değişikliğinde yapılan gösterileri görüyoruz.

Senin zihniyet muhalif olmak demekse bu "Türkiye'yi" eleştirmek olmamalı.
Ha bir de
Fransa'da hak hukuk varmış. Afrika ülkelerini onlarca yıldır sömürmeye dayanan bağlayan bir hukuk mu ?
Fransa oralardan çekildikçe
Türkiye'ye alan açılıyor.
Haberin var mı ? (Biraz arama yap faaliyetleri gör)

Zulmeden ve Türkiye aleyhine terör örgütlerine yardım eden bir yeri asla övmemelisin.

Aylık cebine giren paraya odaklı bir değerlendirmenşn manası yok.
Ben mi ?
Ben bağışıklığını kazanmış sıradan bir işçiyim. Makam derdim yok.
0
diyecevaplandı
(24.06.25)
unutulan sey cogunlukla su: oralara tek basina gidenler yalnizlik ceker. ilk 2 yil ok ama 4-5 yil sonra arkadas edinemedigini fark eder insan ve kimse seninle can kardes olmayacak. gidiyorsan arkadas yoklugunu hissedeceksin.

turkiye gibi bir yer degil. mexico;da arkadas bulursun ama tine tr gibi olmaz.
0
musicka
(24.06.25)
Diksksksskkd oğlum sen geçen uzaylilar gelecek dünyaya demiyor muydun, nerede bu uzaylilar? Hani "konusuluyor, bahsediliyor" falandı? Zaten hep böyledir; aktroll + komplo teoristi. Galiba özel olarak seçiyorlar böyle.

Duyurunun aktrollu trigger oldu, şu an troll merkezinde kendisine çay veriliyor.
0
logisticsmanager
(24.06.25)
@logistic, insanlar troll degil sen antipatiksin :)
listede fransa'nin f'si yok ama fransayla ilgili destan yazmissin. misal benim "hanim" da fransiz ama cok mutlu yazmis olsan level 99'a erisecektin ama 98'de kaldin.
0
sonsuz
(24.06.25)
yukarıda yazılmış ama ben de yazayım. bu tür araştırmalar sokaktan geçen yüz insana mikrofon tutup 'mutlu musunuz?' diye sorularak yapılmıyor. eğitim, sağlık, ekonomi, özgürlük, güvenlik, hukuk, sosyal adalet gibi birçok farklı konu başlığı üzerinden sorular soruluyor. bunlardan memnun olan insanlar da mutlu kabuk ediliyor -ki gayet mantıklı.

israil, kosta rika ve meksika kolpa geldi. ama iskandinav ülkeleri bu listelerin her zaman başında gelir. çünkü yukarıda saydığım konularda vatandaşını memnun edecek en ideal sistem (sosyal devlet) iskandinavlarda.

'güneş yok nasıl mutlular' geyiği de baydı artık. sen türk halinle güneşe sıcağa alışkın olabilirsin ve finlandiya'ya gitsen özlemini çekersin. o insanlar zaten bu iklime doğmuş. buna alışkınlar. sen mesela okyanus görmemenin özlemini çekiyor musun? onun gibi.

'en büyük intihar oranı iskandinavlardaymış' da bir şekilde ergenliğimizde duyup gerçek kabul ettiğimiz bir şehir efsanesi. alın size ülkelere göre en büyük intihar oranları:

en.wikipedia.org

listedeki ülkelerden finlandiya, danimarka ve isveç'te bulundum. kimse sokağa çıkıp mutluluktan dans etmiyor. bu öyle bir mutluluk değil. ama insanlar hayatla barışıklar, huzurlular, kaygılı değiller. asıl mutluluk da zaten budur.
0
sir gawain
(24.06.25)
@logisticsmanager
uzaylı çıkacak aha gelecek demiyorum.
Bu yönde ortak hareket etmek için haberler çıkacak. Yönlendirme yapılacak. Bu haberler arkaplanda farklı işliyor. Anlayamaman benim sorunum değil.

@sonsuz
demir yığını olan Eiffel kulesi yanında romantizm, empati kasmaya hazır olanların Türkiye'ye bakış açısı ancak bu kadar olur.

yazılanlara anlamlı tek tek cevap vermek yerine laf atma zorunluluğu böylelerinin default ayarlarından.
Yabancılara ait tanınmış dergi ve gazetelerinde Türkiye hakkında çıkan haberleri makaleleri göstersek yabancı yazarların da troll olduğunu iddia edecek nerdeyse.
Sanki dergilerde yazılanlar benim editörlüğümde yayımlanıyor.
Finli arkadaşına sorsun bakalım onlar da kendisi gibi mi yapıyor diye.
0
diyecevaplandı
(24.06.25)
Sjdjsnnfn komplocu aktrollcu savunmak. 30 tane cümle yazmışım sadece bir tanesi fransa onda da istatistiki olarak kuzeyde yaşasam veriyi aşağı cekecegimi ama Fransa'da yukseltecegimi bu sebepten bu tarz şeyleri hesaplamanin zor olduğunu yazmışım =d ve bana destan yazmissin demissin, yuh yani. Sonsuzcum senin bana takikligin var, her cevabimin altinda bitiyorsun bunu anladık da komplocu aktrolle ele ele kol kola olacak kadar düşme be. Ben seni anlıyorum sıkıntın var benle, çözmek de istemiyorsun. Ama bence bu seviyeye düşmek senin gibi birine bile yakışmadı.
0
logisticsmanager
(24.06.25)
(10)

Savaşın sebebi?

etna
Gündemle fazla haşır neşir değilim kusura bakmayın.İsrail ile İran neden savaşıyorlar?
Gündemle fazla haşır neşir değilim kusura bakmayın.
İsrail ile İran neden savaşıyorlar?
0
etna
(22.06.25)
israil iran'a saldırdığı için.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.06.25)
İsrail güvenlik devleti ve iranı kendisine tehdit olarak görüyor.,
Netenyahu hakkındaki suçlamalardan kaçınmak için savaşı körüklüyor.
0
biravekahve
(22.06.25)
abd li evanjelistler yahudilerin seçilmiş ırk olduğunu düşünüp tanrıyı güya kıyamete zorluyor. böylece mesih gelecek. 0 şaka.
0
ya ben lan neyse
(22.06.25)
siyonist hükümet, nükleer faaliyetlerin sonlandırılması için İran'da rejim değişikliği istiyor.

Bölgede sürekli savaş ve olayların çözülmesi zor komplike bir hal alması siyonistlerin işine geliyor.
İran da öyle çok düğüm bir devlet değil ama her ikisinin birbiri ile olan mücadelesi bölgede kendi varlıkları için de önemli.

Söylenen o ki İran çok kritik yerlerefüze atarak siyonistleri diz çökecek noktaya getirebilir. Ama kendi stratejik aklı bunu istemiyor.
Siyasi arenada yer bulmak için Düşman ihtiyacı lazım.

Hamasla anlaşmak netenyahu hükümetinin de sonu anlamına geliyor.
Ne kadar medyada pek yer almasa da
İç kamuoylarının da netenyahu'ya tepkisi söz konusu.
İran'dan beklenmeyen şekilde karşılık aldılar ve şaşkınlar.
Hastanelere bomba atılmayacağını
İran'dan gelen füzelerin etkisiyle zarar gören hastaneleri ile öğrendiler
0
diyecevaplandı
(22.06.25)
İsrail ve Amerikayı birbirinden ayrı ve bağımsız düşünmemek lazım öncelikle.

Sadece bir aşamasının sebebini sorduğun faaliyetin üç sebebi var.

Birincisi vaadedilmiş toprakların sahibi olmak.
İkincisi Ortadoğu petrollerinin mutlak hakimi olmak.
Üçüncüsü Amerika karşısında oluşmaya başlamış iktisadi gücü bertaraf etmek.

Kısaca Din soslu, Su, Petrol ve Dünya hakimiyeti sebepli bir faaliyet.
0
Mirket
(22.06.25)
İsrail bölgede kendisine tehdit istemiyor, suriye gibi yönetilebilir bir ülke istiyor. Ayrıca İrandan daha fazla güçlü saldırı bekliyorlardı. İran hava sahası tamamen israilin kontrolünde iranın yapabileceği de sadece füze atmak. İsrailin tek beklemediği gök kubbe savunmasının aşılabilir olmasıydı. Dünyanın hiç beklemediği durum ise iran yönetim kısmının bir gecede evlerinde öldürülmeleriydi. İsrail iranın ayaklanıp hamaneyi yıkacağını sandı ama bu olmadı bu sebepten savaş uzadı. Yönetimi değiştirip devam edicekler.
0
mikahakkinen
(22.06.25)
Netenyahu ölene kadar başkan kalmak istiyor çünkü çok fazla suçu var. Hem ülke içinde hem uluslararası arenada yargılanırsa kaybeder. O yüzden başkan kalmak zorunda. Ülkenin iç dinamikleri arasında onu istemeyen de çok. Sağa sola sataşarak dere geçerken at değiştirilmez diyor.

ABD taraf oluyor çünkü hem abd içinde İsrail yanlısı/yahudi var hem de epstein'in santaj kasetleri arasında trump da varmış deniyor. Bir kaç yıldır dillendiiriliyordu. Trump in netenyahuya bu kadar yakın olması aslında o yüzdenmiş. (Epstein ile mossad arasında bağlantılar açığa çıktı)

İranın tutumunu hiç bir zaman anlamadım. 70lerde Fransa desteğiyle devrim yaptı. O yıllarda Fransa ve Avrupa ya özetle dış mihraklara yakındı ve onların adamıydı. (Yeşil kulak projesi) Sonra taraf mı değiştirdi yoksa "kontrollü muhalefet" olarak kötü adam mı oynadı burası tam bilinmiyor. Yine de bu savaş vatandaşları kandırmak için bir oyun gibi duruyor. Evet milyarlarca dolarlık mühimmat harcaması, ölen insanlar, yıkılan şehirler ve daha bir sürü şey bu oyunlarda önemsiz oluyor (ciddi cevap, kinaye yok)

Saldırı gerekçesi ise İranım nükleer çalışmalarının bomba üretecek seviyeye gelmesi
0
biseysorcaktim
(22.06.25)
Bütün açiklamalari okudum. En özet ve nokta atisi tespitler,

Mikahakkinen ve Birseysoracaktim'dan gelmis.
0
feastofthedamned
(22.06.25)
İran'da 1979'da devrim oldu. Siyonizm,İngilizler ve ABD'yle sıkı ilişkileri olan yönetim devrildi.

Sömürgecilerin şirketleri kovuldu, yeraltı yerüstü kaynaklar geri alındı. ABD elçiliği kapatıldı. İsrail'le ilişkiler kesildi.

ABD bir harekat yapmaya çalıştı, başarısız oldu. İran "şeytan" ilan edildi. Ambargo konuldu.

ABD -İngiliz öncülüğünde batı kulübü Irak'a muazzam silah yığdı. Sömürge Arap ülkeleri de para verdi. Irak 8 sene İran'la savaştı.1988'de savaş bitti.

Hemen arkasından çok güçlenen Irak Saddam yönetimi pars için Kuveyt'i işgal etti. Bu defa aynı ülkeler Irak'a saldırdı.

İran, savaştan sonra Irak'ın bölünmesini önledi. Sunni-şii çatışmasına izin vermedi. Suriye'ye kadar uzanan bölgede ABD'ye karşı olanların yanında durdu.

Kerkük'te referandum yapıp orayı başkent ilan eden Barzani'yi silahla girip çıkardı. İsrail yapımı birleşik kürt devletini önledi.

Suriye'de ABD yapımı örgütlerle mücadele etti.İşgalci İsrail'e karşı Hizbullah'ı kurdu ve destekledi.

Yemen'de husilere destek verdi ve Abd- Siyonist karşıtı bir yönetim oluşturdu.

Yemen, Gazze'deki soykırıma karşılık İsrail'in havalimanı'nı düzenli olarak vurmaya başladı.

ABD hizmeti gören ülkelerde İran "en büyük ve tehlikeli düşman" ilan edildi.

İran uzay araştırmaları,tıbbi nükleer teknoloji, ilaç sanayi alanında ilerledi. Ambargo dolayısıyla yerli silah sanayi de gelişti. Çin ve Rusya'yla iyi ilişkiler kurdu.

Sözde seçilmiş üstün ırk olduğunu düşünen İsrail, yıllarca vurulmamış olmasını tanrılarının kendilerine gösterdiği bir ayrıcalık olarak görüyordu.

Bunun verdiği cesaretle İran'a saldırdı. Beklemediği bir karşılık gördü.

ABD'de yuvalanmış bulunan sömürgeci yahudi lobisi de Trump yönetimini İran'a saldırıya ikna etti.

Trump biraz direndikten sonra gözünü karartıp İran'ı bombaladı.
0
hebanon
(22.06.25)
son olarak tabii ki israili haklı görmüyor ve işlediği insanlık suçlarının kabul edilemez olduğu açıktır. ancak iranda çok temiz bir ülke değil. ülkemizde bir çok örgütü, trolü, gazetecileri fonlar. ayrıca bölücü cemaatlere yardımcı olur. arkadaşlar ülkemizde ve dünyada hiç bir güç ağır islamcılar kadar gaddar değildir. bu iran değil mi kadınları taşlayıp öldüler, muhaliflere eziyet eden? dünyadaki dinci terör örgülerini fonlayıp diğer örgütleri fonlayan?

darbeci kenan evren bile mahkemeleri çalıştırmış müdahale etmemişken şu anki siyasal islamcı hükümetin kontrolsüzlüğü çok mu iyi? tamam abd israil kapilast vs. ancak hiç bir güç islamcı cenah kadar gaddar ve psikopat değildir. yani iran da ak kaşık değil.
0
mikahakkinen
(22.06.25)
(4)

nohut meselesi - 1inci kalite

biseysorcaktim
migros marka nohut 1kg 55 lirahasata marka nohut 1kg 120 lira (indirimde 90 lira)reis, duru başka markalar da benzer fiyatta.baktım etiketlerine: migros da hasata marka ürün de aynı özelliklere sahip. 1inci kalite yazıyor üzerinde ve koçbaşı nohut. hasatanın üretim yeri kırşehir'miş. geleneksel tohu
migros marka nohut 1kg 55 lira
hasata marka nohut 1kg 120 lira (indirimde 90 lira)
reis, duru başka markalar da benzer fiyatta.

baktım etiketlerine: migros da hasata marka ürün de aynı özelliklere sahip. 1inci kalite yazıyor üzerinde ve koçbaşı nohut. hasatanın üretim yeri kırşehir'miş. geleneksel tohum. migros'unkin de öyle bir şey yazmıyor ya da ben görmedim.

ama 1inci kailte olduğu ve koçbaşı türünde olduğu yazıyor iki pakette de.

migros'unkinde nohut taneleri biraz daha küçük gibi geldi.
ama göz yanılması da olabilir çok belirgin bir küçüklük değildi bu.

edit: (1mm fark bile kaliteyi etkilermiş. 8mm, 9mm gibi farklar varmış. ama bu karşılaştırmada ikisi de aynı ölçüde mi bilmiyorum etiketlerde göremedim. migros'unkine 8, hasataya 9mm diyelim tahmini olarak)

--
kaliteleri farklı mı yine de, ne fark ediyor?
0
biseysorcaktim
(20.06.25)
Büyüğü makbuldür.

Ayrıca kendi adıyla yaptırdığı üretimlerde kar marjını azaltarak ve siparişle üretim yaptırdığı için maliyeti de azaltarak reklamı olsun diye fiyatı düşük tutar.
0
Mirket
(20.06.25)
eşit kalite altında migros marka olanı biraz daha ucuz bekliyorum elbette ama 2katından az biraz daha fazla bir fark var. o kadar da olmaz sanıyorum.
0
🌸biseysorcaktim
(20.06.25)
Boy farkından da bahsettin. Eşit kalite değiller yani. Ayrıca bu enflasyonist ortamda 3-4 ay arayla sipariş edilmiş aynı marka iki ürün arasında bile o kadar fiyat farkı olabilir. Şaşmamak lazım.
0
Mirket
(20.06.25)
migros markalı nohutları yayla agro gıda üretiyor: www.migros.com.tr

yayla bakliyat'ın da migros'ta iki çeşit nohutu var. ikisi de koçbaşı nohut.

biri bu, 50 lira: www.migros.com.tr
biri bu, 115 lira: www.migros.com.tr

yani aynı markanın bile koçbaşı diye sattığı iki ayrı fiyata satılan iki ayrı nohutu olduğuna göre bir boyut farkı var. hatta migros marka olanın eşdeğeri yayla olan daha ucuz.

ben bu durumlarda üreticisine bakıyorum. aynı üretici ise migros olanı alıp geçiyorum. firmalar bazı ürünlerde yüksek kalite olanlar kendi markasıyla, düşük kalite olanları market markasıyla paketliyor olabilir. örneğin dardanel ton balığı parçalamadan kestiği balıkları dardanel diye, keserken biraz dağılıp parçalananları migros, harras, vs diye paketliyor. arada da dünya kadar fark var. aynı balık, aynı fabrika.

bakliyat, süt ürünü vs hepsinde bu yöntemi uygulayabilirsiniz.
0
kibritsuyu
(21.06.25)
(5)

televizyon izleme platformu

kibritsuyu
eski evde turkcell tv+ vardı ve çok memnundum. ama yeni evde turkcell altyapısı yok ve turkcell dedi ki internet bağlantın turkcell olmazsa kullanamazın.internet bağlantım ttnet vdsl. türk telekom diye tivibu aldım ama hiç memnun değilim bundan. fazla süre geçip cayma bedeli iyice girmeden başka alt
eski evde turkcell tv+ vardı ve çok memnundum. ama yeni evde turkcell altyapısı yok ve turkcell dedi ki internet bağlantın turkcell olmazsa kullanamazın.

internet bağlantım ttnet vdsl. türk telekom diye tivibu aldım ama hiç memnun değilim bundan. fazla süre geçip cayma bedeli iyice girmeden başka alternatif arıyorum.

uydu da mevcut ama ben spor kanalları, belgesel kanalları falan da olsun istiyorum. bir de yayını geri sarma özelliği olmalı.

geri sarma özelliği zaten bi tv+'te bi tivibu'da var. başka var mı? alışmaya mı çalışayım tivibu'ya? ttnet vdsl ile turkcell tv+ kullanmanın hiçbir yolu yok mu?
0
kibritsuyu
(20.06.25)
Apple TV, mi box gibi bir harici cihaz alır ona Turkcell tv mobil uygulamasını kurarsanız her operatörle çalışır. Ben Telekom fiber ile kullanıyorum Apple TV üstünden, keza telefon, tablet ve browser içinde de çalışıyor.

Edit: Turkcell tv harici kutusu maalesef sadece Turkcell ile çalışıyor olmalı ama emin değilim. Fakat Turkcell tv mobil uygulamasını native olarak destekleyen bir tv olursa dediğiniz gibi tv kumandasını kullanabilirsiniz. Anne babamın evinde bir Grundig var, kumandasında zaten Turkcell tv butonu var. Tv’nin kendi kumandası ile program +- tuşları ve rakamlar çalışıyor.
0
orient blue
(20.06.25)
o var, mi box'a tv+ kurarak kullandım ama yani o insana tv karşısında oturup kanal zaplama, istediğin kanalın numarasını girip geçme keyfi vermiyor. basıyorsun liste açılıyor, tıktıktık ordan kanalı bulup ok diyorsun geçiyor falan.

ben ileri geri yapa yapa kanal gezeyim, 211 yazayım eurosport çıksın falan istiyorum.

yani kendi box'ı olan bir sistem tercihimdir.
0
🌸kibritsuyu
(20.06.25)
kendi hatlarini satmak icin oyle demisler. dogru degil. tv icin konusuyorum hepsinden kullanabilirsin.
0
buenosdias
(20.06.25)
Mibox'a cloudstream kurup içerik olarak da rectv ya da inatbox sağşayıcılatını kullanırsanız tertemiz bir tvniz olur. Korsan ama her kanal var.

Yine de 211 yazıp istediğiniz kanala gitme özelliği yok. Bu fikri yedek olarak tercih etmek istersiniz.
0
biseysorcaktim
(20.06.25)
teorik olarak olması lazım, sonuçta yayın internetten geliyor, bir internet olması yeterli gibi.

ama eskisini iptal ettirmeden önce yine sormuştum buraya, oluyorsa nakil yapayım diye, olmaz demişlerdi (git: 1602644).
0
🌸kibritsuyu
(21.06.25)
(6)

iphone mu alayım android mi?

Gradient_tabanlı_mor
bizzat ben kendim android developer olmama rağmen yıllardır iphone kullanırım. 3 senede eskiyor bu meretler. daha alalı 3 yıl oldu ama pili öldü bugün tamamen bozuldu. ben de tamir filan ettirmek istemiyorum içinde özel fotolarım var, silsem de gayet geri getirebileceklerini bildiğim için kimseye te
bizzat ben kendim android developer olmama rağmen yıllardır iphone kullanırım. 3 senede eskiyor bu meretler. daha alalı 3 yıl oldu ama pili öldü bugün tamamen bozuldu. ben de tamir filan ettirmek istemiyorum içinde özel fotolarım var, silsem de gayet geri getirebileceklerini bildiğim için kimseye teslim edesim yok.

yeni tel alayım madem diyorum. android alsam 3 senede o da bozulacak iphone da bozuluyor ama iphone kullanması daha keyifli. fiyat farkına değer mi vs.

siz olsanız?
0
Gradient_tabanlı_mor
(20.06.25)
@arbre,
pili ölüyor ya niye öyle oluyor anlamıyorum
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(20.06.25)
iphone 3 senede bozulmuyor ki pili eskiyor sadece onu da değişiyorsun. bi iphone rahat 5 sene gider. zorlarsan 6-7 seneye yolu var güncelleme kesilene kadar. ben iphone kullanıyorum memnunum. android hantal geliyor. iphone daha basit.
0
jelly bear
(20.06.25)
iphone neden 3 senede eskiyor?
pil kapasitesi azalmaya başlayabilir ama onun dışında sorun olmamalı. hadi modası geçti değiştirmek istiyorum desen neyse de 5 yıla kadar düzgün düzgün kullanılıyor.

amiral gemisi ya da üst segment olmayacaksa android almam.
ios android'i geriden takip ediyor doğru ama ekosistemindeki cihazlarla uyumu özellikle aktif mac kullanıyorsan çok iyi oluyor. sırf bu yüzden android istemem.

mac kullanmasam android'e geçebilirdim.
0
biseysorcaktim
(20.06.25)
İphone, androidlerin instagramdaki foto kalitesini begenmiyorum
0
sey mi dostum
(20.06.25)
Eskiden iphone kullaniyordum, fiyat farki gereksiz acilinca galaxy serisine gectim. Neredeyse ayni performans siradan duz kullanici icin. 3 senede pili olen galaxy'im olmadi hic.
0
bosver nicki
(20.06.25)
apple'dan aldigim musteri hizmetini baska hicbir firmadan alamadigim icin ben iphone'dan devam ediyorum. bir de ikinci eli cok kuvvetli eski telefonu 24 saat icinde satiyorum kurtuluyorum.

yenilik yok ve pahali ama apple'dan devam. ortalama 3-4 sene kullanirim hic bozulmadilar, pil bile degistirmedim.
0
cooperr
(20.06.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.