Giriş
(1)

MacBook genel bakım bugünlerde kaç para

biseysorcaktim
Termal macun değişecek. Fan temizliği de yapılması gerekiyor. 2500 tl dedi sorduğum bir yer. MacBook Pro intel i9, 2019Yakınlarda yaptıran var mı, İstanbul
Termal macun değişecek. Fan temizliği de yapılması gerekiyor. 2500 tl dedi sorduğum bir yer.

MacBook Pro intel i9, 2019

Yakınlarda yaptıran var mı, İstanbul
0
biseysorcaktim
(15.01.26)
en az 3 yerden fiyat al. fiyatı bilmiyorum da normal gibi geldi iyi yapıyolarsa. daha ucuza da bulunur tabii
ama videoları vs izleyerek sen de yaparsın bunu
0
jelly bear
(15.01.26)
(2)

İstanbul’da hava nasıl şuan

biseysorcaktim
Bugünlerde yağmur ve fırtına olduğunu biliyorum. İstanbul’a kendi aracımla geleceğim iki saatlik bir yoldan. Trafik güvenliğini etkileyen bir yağmur mu bu? Pazartesi Salı daha kötü olacak gibi görünüyor.
Bugünlerde yağmur ve fırtına olduğunu biliyorum. İstanbul’a kendi aracımla geleceğim iki saatlik bir yoldan. Trafik güvenliğini etkileyen bir yağmur mu bu? Pazartesi Salı daha kötü olacak gibi görünüyor.
0
biseysorcaktim
(11.01.26)
Pazartesi salıyı bilemem ama şu an için araçla yolculuğu engelleyecek bişey yok rahat ol. Hatta trafik bile yok.
0
gobekliraki
(11.01.26)
hava bulutlu ara sıra yağmur atıştırıyor. pencereden boğaz köprüsüne bakıyorum şu an trafik akıcı. köprü akıcıysa trafik rahat demektir.
0
yurtsuz john
(11.01.26)
(4)

eski diziler gibi diziler yeniden çekilir mi

biseysorcaktim
eski dizi nostaljisi yapmıyorum.onlar yeniden çekilsin demiyorum ya da eski dizileri severiz çünkü o günleri anımsarız, nostalji duygusu sebebiyle seviyoruz da demiyorum.sormak istediğim şey; eski diziler mahallede geçerdi. orta halli insanları anlatırdı. apartman dairesi ya da sıradan evlerde geçer
eski dizi nostaljisi yapmıyorum.
onlar yeniden çekilsin demiyorum ya da eski dizileri severiz çünkü o günleri anımsarız, nostalji duygusu sebebiyle seviyoruz da demiyorum.

sormak istediğim şey; eski diziler mahallede geçerdi. orta halli insanları anlatırdı.
apartman dairesi ya da sıradan evlerde geçerdi.
insanlar çalışır, ev geçindirir, senin benim gibi dertleri olurdu.
işten atılır, yeni iş arar, ay başını düşünür, bazen şans güler hayatları tıkırında olur, aile içinde çatışmalar olur vs.

senim-benim hayatlarımızın resmedildiği diziler işte.

şimdiki diziler hep konaklarda, lüks evlerde geçiyor, herkesin holdingi var, evde bile full makyaj topuklu ayakkabı.

bir kaç komedi dizisi dışında hiç aile evi dizileri yok.

bizim evin halleri, bizimkiler, baba evi. aklıma gelmeyen daha başka bir sürü dizi var.
çoğunu da izlemedim çocukken, ilgimi çekmezdi. şimdi ilgimi çekiyor arada bir bakıyorum.

şimdiki diziler yurtdışına ihraç ediliyor, hep aynı marka yüzleri koyup bölüm başına milyonlar döküyorlar, çekimi kolay olsun diye konakta çekiyorlar falan gibi sebepler günümüz dizilerinin bu halde olduğunu biliyorum da, yine de çekilmez mi bizimkiler, ekmek teknesi, mahallenin muhtarları gibi bol oyunculu ve bizden mahalle dizileri?

ana akımda zaten olmaz bunun sebeplerini anlayabiliyorum. çünkü ihracata uygun değil. yerel hikaye.

ama dijitalde de yok mu? dijitalde neden olmuyor? ya da varsa da ben bilmiyorum
+2
biseysorcaktim
(10.01.26)
artık dizi bile çekilmiyor ki.

2.5 saatlik, maksimum kar getirecek, abartılı hikayeye sahip, rtüğe takılmayacak videolar çekiliyor.

şevket altuğ ağabeyin şu açıklamasını da iliştireyim.

www.istiklal.com.tr
+2
yurtsuz john
(10.01.26)
İlla Türk dizisi aramıyorsanız aradığınız dizi: this is us
+1
kobuzchu kiz
(10.01.26)
(bkz: gönül dağı) var mesela. (bkz: seksenler) vardı. İyi bir tv izleyicisi değilim uzun yıllardır. Kurcalasak çıkar bence. Mesela (bkz: kalk gidelim) vardı yine.
0
yadigar
(10.01.26)
insanların hikâye izleme alışkanlıkları değişti. artık hikâye enflasyonu var. hayat çok hızlı. sosyal medyada aşırı bir içeriğe maruziyet var.
düşün: şarkıların introlarını kısa yapıyor müzisyenler: yoksa insanlar dayanamayıp şarkıyı dinlemiyor.
Bu nedenlerden dolayı öyle sabırla izlenecek diziler yapılamaz, çoğunluk izlemez bence.
zaten bazı diziler tekrar tekrar izleniyor. bu konuda biryazı çıkmıştı: neden diziler tekrar izleniyor diye. sebebi şuymuş: insanlar beğendiği bir diziyi izleyerek riskten kaçınıyormuş.
harbiden ben de bazı diziler dönüp dönüp izliyorum.
özellikle de estetik olanları: aşk-ı memnu, hanımın çifliği, yaprak dökümü gibi...
dünya gibi sektör de sürekli değişiyor. ara ara değişik tarzlar çıkıyor. mesela bir ara Gülseren Budayıcıoğlu eserlerinden yapılan diziler çok yayımlandı. yeni bir soluk getirdi... kırmızı oda'yı beğenerek izlemiştim mesela...
0
santimantal
(11.01.26)
(7)

su kıtlığı tartışmasında kayıp-kaçak olayı

biseysorcaktim
altyapı eksikliği yüzünden ve yenilenmesi çok büyük miktarlara mal olacağı için altyapıdaki kayıp-kaçaklar göz ardı ediliyor ama insanların ve sanayinin tükettiğine denk bir oran deniyor.korsan kuyulardan değil, toprağın altından geçen su borularındaki kaçaklardan bahsediyorsak eğer; yine topraktaki
altyapı eksikliği yüzünden ve yenilenmesi çok büyük miktarlara mal olacağı için altyapıdaki kayıp-kaçaklar göz ardı ediliyor ama insanların ve sanayinin tükettiğine denk bir oran deniyor.

korsan kuyulardan değil, toprağın altından geçen su borularındaki kaçaklardan bahsediyorsak eğer; yine topraktaki boşluklardan geçip de eninde sonunda yeraltı akarsularına ve göllere ulaşmayacak mı?

altyapıdaki kayıp-kaçakların önemi nedir?
0
biseysorcaktim
(09.01.26)
En son bu konudaki sorudan sonra, hep kafama takılan Deniz suyunun arıtılarak kullanılması konusunu yapay zekalarla falan epey bir araştırdım.
Kayıp kaçak oranı bazı şehirlerde %40 ı bulabiliyormuş ki bana çok inandırıcı geldi.
0
Mirket
(09.01.26)
yüzde 40'ı bulabiliyor diye duydum ben de o yüzden merak ettim.

toprağın altındaki boruda kaçak varsa, toprağı ıslatır. zaman içinde o su da yeraltı kaynaklarına gider ve yeraltı sularını tekrar besleyip döngüye katılır. belki yenilenme hızı çok yavaştır. ama yine de sistemde kalır, kuraklık nedeni değildir diye düşündüm.

ama sanırım kayıp-kaçak analojisi şöyle; A noktasından alınan su B noktasındaki toprağa bırakılıyor. oradan da nehre birleşiyor, nehirler de denizlere akıyor. gölgen 6 birim çekmek yeterliyken 10 birim çektik, 4 birimi su kaynağına uzak olan toprağa ve bunun bir kısmı da dolaylı yoldan denize mi karıştı?

öyleyse yine büyük sorun. ama su sorununu ilgilendirdiği kadar enerji sorunu da. boşuna bir sürü su çekildi az çekilebilecekken.
+1
🌸biseysorcaktim
(09.01.26)
Çektiğin her su ile döngüyü bozuyorsun.
Tekrar toprağa vermekle döngüyü sağlıyor olsan, hatalı tarımsal sulama Aral Gölünü kurutmazdı.

Türkiyede şu anda bu konuyla ilgili en büyük sorun tarımda vahşi sulamanın terkedilememesi.
+2
Mirket
(09.01.26)
her şey maliyete göre hesaplanıyor.

örneğin yukarıda dendiği gibi deniz suyu desalinasyon + arıtma mümkün ama çok çok maliyetli. şu anda mevcut su kıtlık seviyesinde değil ve böyle idare etmesi daha kolay. kesintilerle falan aşılacak bir şey değil, kesintiyi gören depo ediyor aynı şeye geliyor. bir yerden sonra su azaldıkça fiyatlar artmak zorunda kalacak. fiyatlar arttıkça daha önce ekonomik olmayan çözümler ekonomik olmaya başlayacak.

kayıp kaçak önüne geçmek, kaçakları bulmak tamir etmek çok çok zor ve maliyetli. kaçak hiç istemiyoruz dersen gerekli çalışma sonucu suyun maliyeti tüketici için aniden astronomik olur. sonuçta su direkt doğadan geliyor. maliyet arıtım ve dağıtımında. sen kayıp kaçağı engellersen suyu tüketen kişi hiç bir şey hissetmeyeceek, ve aynı fiyattan suyu isteyecek. yani sen zaten bedava olan kaynaktan tasarruf yaparsan (dağıtıcı olarak) sana bir avantajı yok, maliyeti var. tüketici de bu maliyeti ödemek istemez. devlet eliyle yapmak istesen kimse oy vermez. cehape doneminde abdest alamadık suyun pahalılığından der alaşağı eder seni.

o yüzden dünyada olacak şey: su azaldıkça maliyetinin artması, maliyet arttıkça ve bel bükmeye başladıkça önceden ekonomik olmayan çeşitli önlemlerin yavaş yavaş ekonomik olmaya başlaması şeklinde olacak...
0
robokot
(09.01.26)
dünya kapalı çevrim bir sistem ve 2/3 ü sudan oluşuyor. bu yüzden su krizi hiç bir zaman olmayacak. tek fark yer değiştircektir. binlerce yıl önce afrika belki su cenneti iken şimdi kuraklık çekiyor. yıllar sonra da türkiye ve avrupa aynı sorunu yaşayabilir. bu yüzden kapitalist ülkeler kendini korumak için böyle kriz var ayaklarına yatıyor. nasıl ve neden çizildiği belli olmayan sınırlar yüzünden ülke adını verdiğimiz yerler kendini kurtarmak için dünyaya zarar veriyorlar. gelecekte ülke kavramı kalmayacak ve globalleşme başlayacaktır. o zamanda insanoğlu su nerdeyse oraya rahatça gidebilecek ve böylece insanlığın su ile bağlantısı hiç bir zaman kesilmeyecektir.

ayrıca deniz suyu artımak enerji olarak maliyetli bir iş. nükleer enerjin olmadan bu maliyetlerle başa çıkamazsın.
0
gercekdunya
(10.01.26)
@gercekdunya 2/3 suyun %98 i tuzlu su / deniz suyu. kalan %2'nin %75'i buzullarda hapis. erisilebilir icilebilir su %0.5 bahsettigin yerde. Bu su da dogal olarak temiz hale gelmiyor, endustriyel kimyasallar, agir metaller ile bu su kalici sekilde kirletilebiliyor. yani dolasimdan cikiyor. "dunyanin cogu kapali sistem su" argumanin gecerli degil.
0
robokot
(10.01.26)
@robokot tuzlu su da olsa buharlaşıyor bulut oluyor sonra saf su olarak yağmur ve kar olup toprağa akıyor. sonra yer altı su kaynağı olarak kullanıyoruz ya. ha sen bu buharlaşma ve geriye dönüş oranı, kullanım oranından çok daha az diyorsan haklı olabilirsin, o tartışılacak başka bir konu. ama kapalı çevrim sistemi doğrudur. ayrıca "dunyanin cogu kapali sistem su" değil dünyanın kendisi kapalı çevrim sistemdir. ne zaman atmosferi delip suyu uzaya kaçırırsın o zaman zaten bittiğin anlamına gelir. sanırım sen kafanda kapalı çevrim sistemini yanlış kodlamışsın.

benim anlatmak istediğim de kapitalist ülkeler bu kullanımı azaltmadan temiz su kaynağını ele geçirmek istiyorlar. ayrıca kullanılan endüstirel suyu toprağa verdiğin zaman bir çok arıtma sisteminde olduğu gibi topraktaki kum,çakıl,kömür parçacıkları onu artırak yer altına alır. yani yer altındaki su yine kullanılabilir hale gelir ama üzerindeki kimyasallar tabiki toprağına zarar verecektir. toprak su gibi değil bir kere bozarsan çöl olursun. çünkü onda herhangi bir çevrim söz konusu değil. ve bir daha hiç bir işe yaramaz.

kısacası dünyada su sorunu olması mümkün değil. onun yerine verimli topraklar yok olduğu için, besin sorunu çok yakında başlayacaktır.
0
gercekdunya
(12.01.26)
(1)

yurtdışı online alışveriş hakkındaki yasa

biseysorcaktim
bu sabah resmi gazetede yayınlanan yasa nedir tam olarak?haber ilk çıktığında anladığımız gibi, fiyatına bakılmaksızın, yurtdışından ürün almak pratikte tamamen engellendi mi?bir kaç entry'de "yoo öyle değil" demişler, sonra bakanlık duyuru yapmış:https://ticaret.gov.tr/haberler/e-ithalatta-basitles
bu sabah resmi gazetede yayınlanan yasa nedir tam olarak?

haber ilk çıktığında anladığımız gibi, fiyatına bakılmaksızın, yurtdışından ürün almak pratikte tamamen engellendi mi?
bir kaç entry'de "yoo öyle değil" demişler, sonra bakanlık duyuru yapmış:
ticaret.gov.tr

benim anladığım kadarıyla, evet yurtdışından bir şey almak fiili olarak son buldu.
temu aliexpress vs alışverileri tamamen bitti. 50 liralık ürünü trendyol/hepsiburada üzerinden 500 liraya alabileceğiz. doğru mu anlıyorum?

türkiye'de satılmayan ve fiyatı ucuz olan bir hobi ürününü almam gerekirse ne yapacağız? kısaca alamayacağız mı şubat itibari ile?
0
biseysorcaktim
(07.01.26)
doğru anlıyorsun.

muhtemelen bu işleri toplu yapacak gümrük müsaviri anlaşmalı yapılar türeyecektir.
0
robokot
(07.01.26)
(2)

el yapımı seramik bardak onarılır mı?

biseysorcaktim
2-3 sene önce kendim yapmıştım seramik kursunda.arjantin bardak gibi koca bir kupa.sağlam, sızıntısı yok. yüksek derece değil, normal seramik toprağı ile yapıldı. içi dışı sırlı. gıda tüketimi için uygun ve o zamandan beri kullanıyorum.bulaşık makinesine atmayın demişlerdi ama zaman zaman yıkadım öy
2-3 sene önce kendim yapmıştım seramik kursunda.
arjantin bardak gibi koca bir kupa.
sağlam, sızıntısı yok.

yüksek derece değil, normal seramik toprağı ile yapıldı. içi dışı sırlı. gıda tüketimi için uygun ve o zamandan beri kullanıyorum.

bulaşık makinesine atmayın demişlerdi ama zaman zaman yıkadım öyle.

içindeki sırda mikro çatlaklar var.
dediğim gibi sızdırma yok ama mikro çatlakların olması gıda tüketimi için uygun değilmiş.

hem kullanım ömrünü uzatmak hem de sağlıklı olması için onarım mümkün müdür?
ayrıca dışında iki noktasında -sanırım darbe almış ve sırrı dökülmüş. orayı oje ile kapatmayı düşünüyorum dış kısım olduğu için. ama asıl derdim iç kısmı ve gıda tüketimine uygun olması.
+1
biseysorcaktim
(06.01.26)
sır reçetesi gıda ile temasa uygunduysa mikro çatlaklar problem çıkarmaz. yeniden sırlatmayı deneyebilirsin bi seramik atölyesinde ama daha da çatlıcaktır. alttaki bisküvi ile sırın dereceleri birbirine uymadığı için öyle çatlak çatlak görünebiliyor. arası açık bile değildir muhtemelen o çatlakların.
0
nolmus yani
(06.01.26)
Mikro çatlağın sağlık sorunu oluşturması, o çatlakların içinde temizleyemeyeceğiniz bakteri oluşumlarına sebep olması yüzünden. Hatta akademiklink yeni bir video çekmişti bu konuda. Onu gıda için sağlıklı bir hale getirebilecek şekilde tamir etmeniz mümkün değil; kalemlik olarak kullanın derim.
0
lil siztah
(07.01.26)
(7)

venezuela olayı bizi ne kadar etkileyecek?

biseysorcaktim
malumunuz sarı kafa tam bir deli bu günlerde ve venezuela devlet başkanını aldı. bahsi geçen otobüs şoförü, türkiye'deki meslektaşı ile iyi arkadaştı bir ara.altın ticareti vardı tr-vn arasında. onların altınları türkiye'de işleniyordu.bir de binali yıldırım'ın oğlunun peynir(!) ticareti vardı o ülk
malumunuz sarı kafa tam bir deli bu günlerde ve venezuela devlet başkanını aldı.
bahsi geçen otobüs şoförü, türkiye'deki meslektaşı ile iyi arkadaştı bir ara.
altın ticareti vardı tr-vn arasında. onların altınları türkiye'de işleniyordu.
bir de binali yıldırım'ın oğlunun peynir(!) ticareti vardı o ülke ile.

ucu bize muhakkak dokunacak da, nasıl ne şekilde dokunacak?
0
biseysorcaktim
(05.01.26)
siyaseti bu kadar derinlemesine takip edenleri anlayamıyorum ya. soruya cevap; hayırlısı diyebilirim.
-28
abelardo
(05.01.26)
Peynir fiyatları artabilir.
+4
anon1m
(05.01.26)
pudra şekeri fiyatları artar
+6
nahtoderfahrung
(05.01.26)
valla dünya çok kutuplu o olmaz bu olmaz derken turuncu reis ters köşe yaptı. sadece bizi değil bu durum herkesi etkiler. bunu tahmin etmekte zor.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
@abelorda
abi bu derinlik değil, en yüzeyi, en satıhı.
tüm dünyanın ortak düşüncesine göre deli olan bir herif, iyi ya da kötü bir başkanı ülkesinden iki saatte uçakla aldı, kendi ülkesine götürdü ve burayı artık biz yönetiyoruz dedi.

kaldı ki bu götürülen kişi rte ile yakın ilişkilere sahipti, bir ara arkadaşlardı.
rte'nin diğer arkadaşlarına nolduğunu biliyoruz malum. her seferinde bizi de etkiledi olaylar.
+2
🌸biseysorcaktim
(05.01.26)
bilmiyorum ama kesin en cok bizi etkiler. belki venezuela bile bizim kadar etkilenmez.
0
Sour
(05.01.26)
Çok mantıklı bir cevap olmayacak, duygusal cevap veriyorum:
Rusya-Ukrayna savaşında Türk lirası Rus rublesinden de da Ukrayna grivnasından da daha fazla değer kaybetti. Taraf olmadığımız bir savaşta baya baya hasar aldık. O yüzden ciddi anlamda etkilenebiliriz bence.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
(7)

özgür demirtaş'ın olayı ne?

biseysorcaktim
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.
artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.
eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü kadar aptalca konuşmuyordu bence.

venezuela ve bir kaç ülke için abd mandası olsunlar, ekonomik açıdan daha iyi olur tüm dünya kazanır demiş. abd'nin yaptıklarını bilerek ya da bilmeyerek onaylayan bir şey bu.
kaldı ki bunu sıradan vatandaş söylese ya da bir venezuela vatandaşı söylese hadi neyse.

bilimsel ve iktisadi açıdan haklı da olabilir bu arada, bilmiyorum. belki makul argumanları vardır.

ama durduk yere neden mandalığı savunup onu meşru göstermeye çalışıyorsun ki?

kaldı ki aptallık noktasında bu ilk vukuatı değil. 2020'deki videoları bir yana -ki belki şimdi izlesem beğenmem bilmiyorum- sonraki tavırları başka bir yana. üstelik bir kaç sene önce "sosyal medya benlik değil, bir şey diyorum yanlış anlıyorlar artık bağımı kopardım" demişken.

ne yapıyor, amacı olayı ne? gerçekten özgürce düşüncelerini mi ifade ediyor, yoksa bir şekilde linç de olsa etkileşim almanın faydası mı var. bu yazdığı ile dalga geçileceğini hatta linçleneceğini düşünmemiş miydi
0
biseysorcaktim
(04.01.26)
Bence hem dikkat çekmek istiyor hem de ben sürüden değilim, bambaşka bir düşünce yapım var şeklinde hissediyor.
Böyle başarılı, ünlü ve etkili olunca insanın etrafında saçmalamamasını söyleyen kimse kalmıyor veya dinlemiyor herhalde.
0
michael_knight
(04.01.26)
şaklaban. ilgi arıyor. hep böyleydi. bi şey bildiğini sanıyor.
+1
jelly bear
(04.01.26)
gündemden ekonomiden ziyade ilk amacı her zaman sosyal medyada daha çok popülerlik,reklam ,tıklanma almaktı.
+2
essoist
(05.01.26)
taktiği işe yarıyor ki, kendisinden çok daha yetkin prof'lar cok daha az kazanıyor aynı işlere
0
monicapp
(05.01.26)
Necmettin Batırel'in şakkadanak videosundaki mimikleriyle kitlelere yayıldı, o dönemki enflasyonist ortamda kitlelerin duymak istediğini söylediği için popüler oldu. Her bir anda popüler olan tip gibi kafayı yedi. Sırtını bir kitleye dayayıp, karşı taraftan da nefret etkileşimi toplayarak ününü koruma derdinde.

Benzeri tıp alanında Oytun Erbaş'ta da var. Pandemi öncesinde tus eğitmenliği yapan, tusta her sene dereceye girdiği için popüler olan, iyi kötü bilimsel bir kariyer kovalayan biriyken, pandemiyle popülerliğin tadına varınca kafayı kırdı ve bilimsel yayınları da predatör dergilerde yayımlatarak hem akademide hem televizyonda etik dışı ve salakça yollara kaydı
+1
nundu
(05.01.26)
Tıpta oytun erbaş neyse ekonomide kendisi o. Yavaş yavaş kafayı yediler, önünü alamadık.
Geçenlerde de yabancı hesabın yazısını Türkçe yazıp yakalandiydi. Işte bunu seven binlerce insan var, adam tam bir sosyal medya ekonomisti, nabza göre şerbet. Bugün Trumpci olur yarin putinci. Ne kaba koyarsan onun şeklini alıyor.
0
logisticsmanager
(05.01.26)
kabaca abd cevresindeki ulkeler abd'nin eyaleti olsun seklinde sacma bir aciklama yapti. ardindan oyle demek istemedim, su soyle degil, bu boyle degil falan seklinde aciklamalar yapti. bu tarz konularda hep kurban psikolojisine girip yanlis anlasildim diyor, aslinda daha da kotusu siz salaksiniz, anlamiyorsunuz demeye getiriyor.

amaci belli, gundeme gelmek. sonucta o da bir insan. fakat bu kadar egitimli, varlikli, gormus gecirmis bir insanin sosyal medyayla bu kadar kafayi siyirmis olmasi bana garip geliyor. sen koskoca prof'sun abi, en iyi unilerde okuyup calismissin, varlikli da bir insansin, gidip de her hiyarim var diyene tuzlukla kosmak nedir? bildigin 3 takipcisi olan anonim hesabi retweet edip cevap veriyor, onu rezil etmeye calisiyor, kavgaya girisiyor. takintili bir insan. elestiriye hic dayanamiyor, cik da ben bilmiyormusum, hata etmisim de konu kapansin.
+1
Sour
(05.01.26)
(1)

mesainin yarısı tatile denk gelince ödeme nasıl olur

biseysorcaktim
1 ocak günü resmi tatil.yanlış bilmiyorsam iş kanununa göre o gün izinli olsan bile da o günkü yevmiyen yatmalı, çalışır isen çift yevmiye almalısın.peki akşam saatlerinde çalışmaya başlayıp gece yarısı 2-3 gibi işi bitenlerin yevmiye hesaplaması nasıl yapılıyor?
1 ocak günü resmi tatil.
yanlış bilmiyorsam iş kanununa göre o gün izinli olsan bile da o günkü yevmiyen yatmalı, çalışır isen çift yevmiye almalısın.

peki akşam saatlerinde çalışmaya başlayıp gece yarısı 2-3 gibi işi bitenlerin yevmiye hesaplaması nasıl yapılıyor?
0
biseysorcaktim
(01.01.26)
Çift değil 2,5 almanız gerekiyor. Bu nedense sıkça bilinmiyor.

Hafta tatili ve resmi tatil günlerinde dediğiniz gibi çalışmadan ücret hak ediyorsunuz. Bu cepte.

Çalıştığınız için bir tam günlük yevmiye daha alıyorsunuz. O gün aynı zamanda fazla çalışmadan sayıldığı için %50 zamlı ücret alıyorsunuz. Dolayısıyla 1+1 değil 1+1,5.

İkinci bölümü bilmiyorum ne yazık ki.
0
akhenaten
(01.01.26)
(2)

tag (martı) yapanlar ne kadar kazanıyor

biseysorcaktim
an itibariyle işimi kaybettim. anlaşmamız gereği yalnızca bir maaş alacağım. biraz birikimim var ama yeni iş bulana kadar eriyecek onlar muhtemelen.martı tag yaparak yeni iş bulana kadar idare etmeyi düşünüyorum? ortalama ne kadar kazanılıyor bu sistemle?edit: araba babamın üstüne.
an itibariyle işimi kaybettim. anlaşmamız gereği yalnızca bir maaş alacağım. biraz birikimim var ama yeni iş bulana kadar eriyecek onlar muhtemelen.

martı tag yaparak yeni iş bulana kadar idare etmeyi düşünüyorum? ortalama ne kadar kazanılıyor bu sistemle?

edit: araba babamın üstüne.
0
biseysorcaktim
(30.12.25)
hepsi ile tanıştım. geneli ek iş olarak yapıyor. demek ki yetmiyor. fakat bunlar pro üyelik gibi değil de günlük en az limitle çalışan kişilerdi. denemek lazım.
0
ground
(31.12.25)
O işe girmeni hiç tavsiye etmem. En temizinden asgari ücrete kasiyerlik yap en azından kafan rahat olur.

Arabanın en ufak arızası, müşterinin arabaya kusması, acayip tiplerle uğraşıp durursun. Kazanacağım derken negatife düşmek var
0
runaway
(31.12.25)
(4)

işteki tatsızlıklar - yol ayrımı

biseysorcaktim
4 yıldır bir startup'ta evden çalışıyorum.iki yıldır ürün çıkmadı. çıkmadan sürekli yeni versiyon yazdık. süre uzayınca yeni özellik ekledik (yatırımcılara "versiyon çıkamadık çünkü bunları yaptık" diyebilmek için) herkes yoruldu ve sıkıldı.artık verimli değilim işte.günde kaç saat bilgisayar başınd
4 yıldır bir startup'ta evden çalışıyorum.
iki yıldır ürün çıkmadı. çıkmadan sürekli yeni versiyon yazdık. süre uzayınca yeni özellik ekledik (yatırımcılara "versiyon çıkamadık çünkü bunları yaptık" diyebilmek için)
herkes yoruldu ve sıkıldı.
artık verimli değilim işte.
günde kaç saat bilgisayar başında olduğum belli değil.
sürekli bilgisayar başında olunca ne kadar verimli olduğum da belli değil.

bugün amirimle biraz tartıştık. kısaca çalışmıyorsun, iş verince gözüm arkada kalmasın istiyorum, sen o işi tamamlayabileceğinden emin olmak istiyorum falan bir şeyler dedi. ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersine geldi konu. ben de zaten çok çalıştığımızı işimi savsaklamadığımı, sürekli bilgisayar başında olduğumu, hep çalıştığımızı söyledim (özel hayatım da bu yüzden zarar görmüştü geçen yıllarda).

bugün itibariyle tatile çıkıyorduk. işleri yetiştirip versiyon gönderip öyle tatile çıkacaktık. işler yetişmedi, versiyon gönderilmedi.

bu akşam yaptığım işleri raporlayıp gönderince, şuna buna baktın mı, şunu bunu da yap dedi. ben de hepsi bu akşam yetişmez dedim. zaten öğlende başlıyoruz çalışmaya yap dedi. dün gece 2'ye kadar çalıştım dedim. öyle sakince bir atışma oldu.

bir süredir performansını beğenmiyorum bir geri bildirim yapacaktım çok birikti bir çok şey dedi. ben de tatil sonrasını beklemeyelim bir kaç gün sonra konuşalım. memnun değilseniz yolları ayıralım dedim.

bir kaç gün sonra böyle bir konuşma olacak aramızda. hatalarımı farkettim dersem muhtemelen işte kalırım. böyle diklenirsem muhtemelen gönderilirim.

iş o kadar hayatıma dahil ki, ne film izliyorum ne kitap okuyorum ne spor yapıyorum ne insanlarla görüşüyorum. bütün gün evde bilgisayar başındayım. hapis gibi yaşıyorum. bunun karşılığında günde 4-5 saat verimli çalışabilirsem ne ala ama geçtim onu muhabbetin "hiç çalışmıyorsuna" gelmesi beni üzdü.

on kişilik startup'ta designer, product manager, qa falan işi bıraktı zaman içinde. gidenlerin yerine yenisi gelmedi. işler çok b*ktan ilerliyor burada. bunca sene ayakta kalmamız bile mucize. yani benim verimsiz bir çalışan olmamın sebebi tamamen sistemsel.

ben çoban gibi iş vermek istemiyorum, mindset'lerimiz bir olmalı listeden iş alınmalı bana yardım edin falan filan dendi.
günün sonunda ben maaşını alıp işini yapan bir çalışanım. insiyatif alıp heyecanla başka işlere uzandığım da oldu zamanında. şimdilerde daha sakince ilerliyorum. kaldı ki, bana iş verilmedi deyip de boş oturmuyorum. zaten 3 kişiyiz kimin ne yaptığı görülüyor biliniyor. bana demedin ben yapmadım pek olmuyor. yaptıkların görülmüyor ama yapmadıkların göze batıyor daha doğrusu.

neyse, dertleşmek istedim.
sektör kötü, işler iyi değil diyorlar sürekli.
arada iş ilanlarına bakıyorum da hiç ilgimi çekmiyor yeni bir iş.

ama tartışma kısır bir hal alırsa burada kalmak için diretmeyeceğim artık yoruldum. toksik ilişki gibi oldu bu iş. iş olmazsa ekonomik sorunlar da başlayacak ama bir kaç ay idare ederim.

işim front-end developer. iş arkadaşlarım düzgün insanlar. genelde rahatız bu işte. ama işte bu rahatlığın bedeli de yüksek. bu bahsettiğim amir kişisi de aynı zamanda arkadaşım.

saygı çerçevesinde bitsin mi bu iş? gerçekten yoruldum.
yeni yılda bir şeyler düzelir deyip de, kendime çeki düzen vereyim mi biraz. kendimi ezmeyim elimden geleni layıkıyla yapıyorum. tembel ya da başarısız değilim ama her şeye yeten süper bir eleman da değilim. bizim gibi startup'lara genelde böyle genius'lar gerekiyor.
yeni bir iş aramak bulmak zor geliyor. ha deyince bulamayacağımı biliyorum. belki şuan kazandığımın azını kabul etmem gerekecek. ama en azından daha sağlıklı olurum diye düşünüyorum bir yandan da.
+1
biseysorcaktim
(26.12.25)
yeni iş arayışına gir, yeni işi bul ve direkt çık buradan. böyle tempo + mobing çekilmez. kendini garanti altına almadan yani yeni iş bulmadan çıkma.
+4
steve rogers
(26.12.25)
Çok güzel yazmışsın kalemine sağlık.

Yazılımcı olsaydım maaşlı bir işte çalışıp kendimi çürütmezdim. Yazılımcı olmadığım halde nette fazlasıyla freelance iş görüyorum. Yazılım işi, bilgiyi güncel tutmaktan geçer. yoksa ilerde insan çok daha fazla zorlanır. Türkiye ortalamasında çok çok iyi kazanmıyorsan freelance takılmalısın. İşi bırak keyfine bak +1
+1
Rondak
(27.12.25)
(bkz: ayril coco)
-1
paudi
(27.12.25)
ufak bir birikimin varsa konfor alanından çıkmak iyidir. dediğin gibi bu firma büyük ihtimal 6-12 aya kadar kapatıp gidecek. zaten bitecek bir işi şartlar senin için doğruyken bırakmak daha mantıklı.

tatilden sonra psikolojin biraz daha toparlanmış olur, daha sağlıklı analiz yapabilirsin.
0
orpheus
(27.12.25)
(27)

togg ve akp

biseysorcaktim
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu. arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?edit: soruy
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu.
arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?

edit: soruyu neden eksilediniz yahu. herhangi bir yargı yok burada. aradan geçen zamanda bu siyasi bağdaşım devam ediyor mu azaldı mı aynı mı diye sorduk sadece.
-11
biseysorcaktim
(14.12.25)
bence değişen bir şey yok.
+17
klassno
(14.12.25)
benim halen aklıma akp geliyor. içindekiler de akpli gibi.
+12
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(14.12.25)
Öyle görünse de bir aracı doğrudan siyasi bir parti ile ilişkilendirmek yanlış bir düşünce.
Bir aracı kullanmak için önce satın almak sonra yakıtı doldurmak gerek .
Oy vermenin , parti üyesi olmanın burada hiç bir anlamı yok.
Tarihe bakarsanız devrim arabasının yapımında da "devlet eli" vardı ve şaibeli bir çok sebepten dolayı ( askerî araç gereç ve silah konusundaki girişimler de dahil ) üretimi de yapılamadı.
Yıllarca hikayesi anlatıldı.
O zamandan bu zamana kendi arabamızı yapamamak toplumda bir uhde olarak kaldı. Haliyle Türkiye eski Türkiye olmaktan çıkıp ortam müsaitken böyle şeyde devlet eli gerekliydi, hükümette üzerine düşeni yaparak destekledi.

- Marmaray hizmete girdiğinden beri kinle inatla kullanmıyorum...diyen birileri var mı hala ? Olmaz sanırım.
Bir şekilde sağcı ,solcu, tarafsız herkesin işi düşecektir.
Tarihe bir bakın köprüler konusunda da her bir yerlerden "yapılmamalı" diyerek karşı çıkmalar söz konusu .

Samimi olmak lazım.
Togg'a bir parti'nin bir unsuru veya aracı olarak bakan , örneğin TOKİ projeleri de içinde aynı sekilde düşünmeli o halde.
Siyasi düşünce vs. bakmadan TOKİ hususunda benim gördüğüm büyük bir rağbet olduğu.
Kimse bu proje için :
Akp döneminde olmuştur (!) demiyor . Demek ki alıcısını çok ilgilendirmiyor ve aklına herhangi bir parti gelmiyor .
Önemli olan ise sadece , satın alma konusundaki düzenlemelerin kişiye uygun olması. Toplam fayda önemli ne de olsa.

Üstte de yazdım samimi olmak lazım.
-18
diyecevaplandı
(14.12.25)
TOGG kullanan ya AKP'lidir ya da AKP'lidir.
Üçüncü seçenek ise bir yerden bir şeyler yiyordur. Yani yine AKP'lidir.
+11
anatomik
(14.12.25)
arabanın badem bıyığı var. seçim dönemi meydan meydan gezdirilen bir arabayı asla almam. gerisi hikaye.
+8
scudman1
(14.12.25)
o arabaya hiçbir zaman siyasetten bağımsız bakılamayacak
+9
cay koy geliyorum
(14.12.25)
Şu an piyasadaki belki de en makul arabalardan biri özellikle t10f uzun menzillisi son derece iş görür.

Lakin seçim zamanı üniversite kampüslerine bile götürülen, iktidar partisindeki tüm bakanların binip binip reklamını yaptığı, bir partiye ait propagandaya dönmüş arabayı a partisi de çıkarsa almam b partisi de çıkarsa almam. Zira bu tarz hareketlerle arabayı kamuya değil belli bir gruba mal ettiler.

Bu yaptıklarından dolayı da bu enflasyon ortamında dehşet uygun kredilerle, besbelli bir şekilde bu arabaya özel çıkarılan ÖTV avantajına rağmen beklenen satışlara da ulaşabildiğini düşünmüyorum. Benzeri fiyattan Tesla satılınca TOGG gibi avantajlı kredi imkanları olmasa da neler olduğunu yazın hep birlikte gördük.

Ayrıca burada bir akçomarın marmaray örneği bile neden alınmaması gerektiğini çok da güzel göstermiş. yüzyıl önce yapıldığından dolayı var olan banliyö hattına Senin benim vergilerimle japonlara tüp geçit yaptırıldı diye belli bir partiye mal etmiş. Belli bir partinin o hatta dair yaptığı şey ise o hattaki tarihi tren istasyonlarını ya kaderine terk etmek, ya da ranta açmak.
+3
denizgonen
(15.12.25)
Togg kullanan biri görürsem siyasi tercihini çok rahat anlarım. Togg ne zaman bu bakış açısını kırmış :p Ben mi kaçırdım? Şahsen milyonlarım olsa, en iyi araba olsa bile almam.
+3
cemallamec
(15.12.25)
@deniz... sözünü iade edelim önce.
marmarayı kendince "güya" açıkladın. hadi istersen askeri silah araç gereç yapımının önündeki engellemeleri ,yapılan sabotajları da anlat. Yaklaşık 100 yıllık Türkiye'de hangi projeler rafa kalktı veya göz ardı edildi anlat istersen
Köprüleri vs bir çok şeyi istemeyenler oldu bu ülkede . Baksana arşivlere.
Toki örneği de Togg'u almamak için yeterli sebep mi sence? (!)
Togg seçim zamanı üniversite kampüslerine mi götürülmüş.
Aracı gören herkes anında siyasi tercihini mi değiştiriyor? O üniversitelerde hiç mühendis adayları yok mu ? İlham kaynağı olmasın mı gençlere? Yıllar yılı kampüslerde gençler arasında her tür olayların çıkmasına alışmıştık oysa (!)
Meseleye nerden baktığında ilgili bu konular . Bakış açın dar.

Yazdığına bakılırsa vergi vermekte zoruna gidiyor. Kamu hizmetleri başka neyle olacaktı?
Senin gönüllü vereceğin bağışlarınla ?

Anlayamadığın ve sanırım yıllar geçse de anlayamacağın şey şudur ki doğru olana doğru demeye oldukça zorlanıyorsun.
Türkiye'de ve Türkiye için yapılan her işi sadece bir parti veya kendi ideolojin odaklı düşünmeye mahkum etmişsin kendini.

Oyunu Tesla'dan yana mı kullandın şimdi?
Dolayısıyla Elon Musk'a gitti oy.
Hani şu Trump hükümetinde yer alan adam. Sana kısmende olsa hak verdim.
Yakınlarda başka alternatifin yoktu ne de olsa.

Gerçekte benim için mesele, parti falan değil. mesele anlamlı bir işi , faaliyeti vs. ortaya koymak. Yakın geçmişte araç değiştirmeyi düşündük ama Togg bir seçenek olmadı benim için. Sebep parti siyaset vs. de değildi.
Aslında sen almaya niyetlisin ama o düşündüğün etiketi yemekten korkuyorsun. İyi anlıyorum durumunu.
-16
diyecevaplandı
(15.12.25)
onu bilmiyorum da simdi ortaklik durumuna baktim. doktor bu ne. anadolu, bmc, turkcell, zorlu, tobb ortaklasa araba yapmis. ne alaka.
0
antikadimag
(15.12.25)
@diyecevaplandı

arkadasin soylemek istedigi sey su:

sen herkezden topladigin vergi ile zaten yapman gereken seyleri yapinca, sanki kendi cebinden para verip de kamuya hibe etmis gibi, "ahanda biz yaptik" dedigin zaman bu ucuncu dunya ulkesi siyaseti oluyor.

marmaray bitik vaziyetteydi, tup gecit de gerekliydi, yapildi ki yapimi baya uzadi bu arada, neyse bir sekilde bitti ve ise yariyor. bu bence guzel yatirim. ben mualifim ama kullaniyorum, zink diye kita degistiriyorum, helal olsun diyorum, hic binerken kufretmedim.

ama obur taraftan togg'a para harcamak yerine, tarima, hayvanciliga, turizme yatirim yapilabilirdi. zira her ulkenin illa bir araba markasi olacak diye bir zaruret yok.
bu biraz ayranim yok icmeye kafasi, giyecek donun yokken bir sekilde kredi cekip araba almaya benziyor. araba parcalarini bir araya getirince bir anda ulke simulasyonuna medeniyet yuklenmiyor.

universitelerde muhendis adaylari var evet, ama yandas degilsen togg fabrikasinda calisma ihtimalin yok ise, orda sikinti var demektir. senin kurumlari, kendine oy verecek adam devsirmek icin kullanmaman, kamuya acik duzenlemen lazim.

ozetle: kamunun bekledigi sey su, vergiyi topla, kacirmadan kamunun faydasina, kamuya artistlik yapmadan, isini yap. herkese esit davran. bu kadar. aldigimiz hizmetten memnunsak devam edersin, degilsek indiririz.

ama degiliz diyelim, baskasini sececez, secenekler surekli hapse giriyor. :)
eskiden asarlardi, en azindan asmiyoruz artik, muebbet ile idare ediyoruz.

1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor.
+2
cooperr
(15.12.25)
cuma namazında cami önüne bırakılmıştı. yani siyaset uğruna her şeye alet edildi. mesafeli olmakta fayda var.
+2
ground
(15.12.25)
devletin böyle bir üretimi, satışı için güzel faizli ya da faizsiz kredilerle desteklemesinde bir problem yok ama hükümetin bunu bir siyasi propagandaya dönüştürmesi sıkıntılı. aracı almayı planlasam düşüneceğim ilk şey yarın olası bir iktidar değiştiğinde üretim hattı duracak mı, yedek parça konusunda bir problem yaşar mıyım olacaktır. araç üretimi bir süreç ama sürdürülebilirlik başka bir şey. tesla gibi bir şirket globalde karlılık problemi yaşarken, şimdilik ülke içi satılan ve avrupa'da bir-iki ülkeye ihraç edilen togg'un geleceği nasıl olacak bilmiyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(15.12.25)
@ cooperr
yazdıklarının her birine tek tek cevabım var ama çok uzatmayacağım.
Ama madem ki :
1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor... " dedin sana açıklayayım.

1950 de demokrat parti büyük bir oy oranı ile başa geldi. Neden ? 1946 ya kadar seçimler "açık oylama, gizli sayım " ile oluyordu. Meclisteki tartışmalar vs. ile bu uygulama sonunda değişti.
Araştırabilirsin o özellikle 1946 seçimleri "şaibeli " olarak değerlendirilir kaynaklarda.

Anadolu insanının hak etmediği çok şey olduğu gibi yine onun büyük oranda seçtiği başbakan asılmayı da hak etmiyordu . Demek ki iktidar olmakla , gerçek manada muktedir olmak farklı şeyler. Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren.
1950 den beri Anadolu insanının gönlüne girmek isteyen, ayrı siyasi ayrı bir alternatif olmak isteyen bunu yapabilirdi.
Evet Anadolu insanı mehterden anlar kökenine bağlıdır ama batı orkestra ve operasından anlamaz.
(Ne yapsın çiftçi traktörle tarla sürerken Mozart mı dinlesin ?)

Neyse sen de çok aşırı hümanist olduğundan bu gibi alışkanlık veya tercihlere saygın vardır sanırım .
-7
diyecevaplandı
(15.12.25)
teşekkürler.

lütfen polemik oluşmasın.
ilk çıktığında siyasete alet edilen togg, görünüşe göre aradan zaman geçse de bu imajdan kurtulamadı.

verilen teşvikler, aracın iyi ya da kötü olması, bu araba alınır mı alınmaz sorusu değildi.
sadece o etiket zamanla silindi mi, azaldı mı, siyasetten bağımsız bir hale geldi mi sorusuydu. az-çok cevabımı aldım. politik tartışma olması amacıyla sormadım bunu.
+1
🌸biseysorcaktim
(15.12.25)
Cevaplardan göründüğü üzere tamamen aşılmış bir konu değil.

akp bu girişimin çok ekmeğini yedi ama togg markası da sonuçta bir şirket ve alınabilir bir ürün ortaya koymadıkça kapanacak.

bence güzel araba, belli başı kronik sorunları olmasa satışlarını katlar. Bizde milliyetçilik çok fazla, gerekirse daha fazla ödeyip Türk malı alacak kişi sayısı hiç az değil.
0
duyuruuser
(15.12.25)
Halk arasında bu algı ne yazık ki var. Şu an Togg alan iki kesim var. Birincisi kredi avantajından yararlanmak isteyen ikincisi akp li olan.

Aslında önemli olan bunların hiçbiri değil. İhracat yapmaları lazım. Ülke içine satmayla bir yere varılmaz. Millet yok tasarımı yabancı yok motoru yabancı vs diye eleştiriyor. Neresi yerli neresi yabancı hiçbiri önemli değil. Bu markanın yurt dışına ürün satıp yurtdışından gelir elde etmesi lazım. Basitçe bir mala katma değer ekleyip kazanç elde etmen lazım. Yoksa yurt içinde kredilerle gideceğin yer bir yere kadar. Hala bu konuda adam akıllı bir gelişme göremiyorum.
0
nuevo
(15.12.25)
şöyle söyleyeyim o araba bana bedava verilse AKP'li sanılmamak için almam.
ve her togg kullanan gördüğümde pis pis bakıyorum akpli bu diye. maalesef engel olamıyorum kendime.
+2
matilda
(15.12.25)
Togg duyurulduğunda her kesimin ilgisini çekmişti. Akepe arabasına kendileri çevirdi, dedikleri gibi bedava verseler binmem.
+1
aguen
(15.12.25)
araba akp arabası. bu algıyı bizzat bilinçli olarak bile isteye yaratan da akp'nin kendisi.
yine kendileri o kadar abarttı ki bu algı geri dönülemez şekilde yerleşti.

bedava verseler kesinlikle almam. ki arabam da 2012 model clio bunu dikkate alarak düşün.

kırsal bir ilçede öğretmenim, yoğun propaganda yaptıkları dönemde ilkokulların bahçesine dahi park edip sergilediler, kantinden tost alacak parası olmayan çocuklara. ilyas salman'ın sarı mercedes filminde kodaman bir tipin köye gıcır arabasıyla gelip köylü gariban çocukların arabanın dışından arabanın yanına öbekleşip arabanın içini seyrettikleri sahne vardı, bir benzeri yaşandı. bu utanç verici sahneden sonra togg dünyanın en kaliteli otomobili olsa da hiç umurumda değil.
+4
wilhelmwasmuss
(15.12.25)
yoo gayet de akp markası
+2
nothing in my way
(15.12.25)
duyuruda herkese cevap yetiştirenlere bakınca zaten cevabı anlıyorsun. togg, madem onlar yapıyor bizim de bir tane olsun.. parasıyla değil mi? arabasıdır.

togg Türkiye'nin markası olabilirdi ama akp sonrası hızla düşüşe geçip yabancı bir markaya satılacaktır. adamlar o kadar itici ki sanki içten yanmalı motor yapılmış gibi caka satıyorlar. otomobillerin kritik parçalarını üretmek ve dünyada öncü olmak ülkeye daha fazla değer katabilirdi. yine ilaç-medikal ve tarım sektörüne büyük destekler verilseydi bu alanlarda da lider olabilirdik..
+1
jepa
(15.12.25)
Müzmin muhalif olan bir akrabam togg ilk çıktığından beri kullanıyor. Adamın işi de galericilik yani arabadan piyasasından anlayan biri.
Ben şahsen Her gün istanbul trafiğinde epey togg görüyorum ve toplumun her kesiminden kullanıcısı olduğunu görüyorum.

İnsanları bu şekilde salt satın alma davranışına göre bir siyasi kimlik temellendirmesine maruz bırakmak kesinlikle akıl dışı. Hatta arttırıyorum, Bu şekilde bir argümantasyon kurabilmek; togg’un ilk çıktığı zamanda siyaseten militarize olmuş bir klik tarafından dile getirilen “maket bu” şuursuzuğuyla birebir aynı.
-3
ezkaza
(15.12.25)
@diyecevaplandi

"Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren." yazdiklarimdan saygi duymadigimi nerden cikardin, anlamasi guc.

hem gereksiz alingansin hem de kafan baya bulanik gibi, o bulanikligi da giderecek enerjim yok yaw.
0
cooperr
(15.12.25)
akp'lilerin bile akp'li olduklarını söylemeye çekindikleri-utandıkları bir toplumda (duyuruda mesela diyecevaplandı, ezkaza nicklerine kaç kere bakmışımdır ulan bunlar akp'li mi acaba yoksa ben mi pinpirikliyim diye -ki acemi duyuruclar yine ezkaza'yı akp'li zannetmeyebilir swh-) togg'un potansiyelinin çok altında kalması gayet doğal.

erdoğan ülkenin tamamını kapsayan, kucaklayan biri olsaydı, ya da en azından şimdiki başkanlık tipinde değil de eski dönem partisiz cumhurbaşkanı şeklinde görevini sürdürseydi bile o araba milliyetçi duygularla en muhalifinden sekülerine marjinaline kapış kapış giderdi.

samimi konuşalım yazmış arkadaşımız, samimi konuşalım. bakkaldan sakız alan 5 yaşında çocuğun bile marmaray'da ödediği vergisiyle misli misli hakkı varken, siz bunu reisin millete bir lütfu olarak görüyorsunuz; yukarıda bizzat kendisiitiraf etmiş bunu zaten.

1'e yapılacak köprüleri 10'a yapıp, ulaşılması mümkün olmayan "geçiş garantisi" sayılarını halkın tamamına ödetmek mi hizmet?

hatay'a hiç gittin mi mesela? 3 sene oldu halen daha insanlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyorlar. ya devlet bir işi kar amacıyla yapar mı? 1,5 milyon maliyetle yaptığı daireyi 2,5 milyona vatandaşına satıyor. toki ile ilgili de şok belgeler çıkacak yakın gelecekte buna inanıyorum, zaten çözülme kısmen başladı..

samimiyet samimiyet diyorsunuz. olm reisçi değilmiş gibi yaparak milleti manyak etmeyin bir kere :) hele "muhalif galerici" karakterine kahkaha attım.

neye muhalif hacı, içten yanmalıya mı :))
+1
makbur
(15.12.25)
Yakıştırma mı?

Parti rozeti gibi bir şey TOGG marka araç.

“Alırsam akpli zannedilir miyim” yahut “ak partili olduğum anlaşılır mı” diye düşünüyorsan cevap evet. Hiç şüphen olmasın.
+1
lazor
(15.12.25)
Her Akp'linin Togg'u yoktur ama Togg'u olan herkes Akp'lidir.
+3
kizil karga
(15.12.25)
(6)

airpods'lar zamanla kalitesizleşiyor mu

biseysorcaktim
3 yıldır airpods pro 2 kullanıyorum, çok da severim kendisini. her gün saatlerce kullandığım bir aksesuar.son günlerde şarjı daha çabuk bitiyor gibi hissediyorum. 3 yıl olduğu için bunu doğal karşılayabilirim.ama bir de -sanki, emin değilim- ses kalitesi de düşmeye başladı son günlerde. hissiyat ola
3 yıldır airpods pro 2 kullanıyorum, çok da severim kendisini. her gün saatlerce kullandığım bir aksesuar.

son günlerde şarjı daha çabuk bitiyor gibi hissediyorum. 3 yıl olduğu için bunu doğal karşılayabilirim.

ama bir de -sanki, emin değilim- ses kalitesi de düşmeye başladı son günlerde. hissiyat olarak şunu hissettiyor: eskiden 1080p görüntü kalitesiyse, şimdi 720p'ye düştü gibi.

--
var mı öyle bir şey? ses kalitesinde mikro boyutta da olsa azalma olabiliyor mu belli bir süre sonra. bahsi geçen ürünü yapan apple olunca, "olur mu lan öyle saçma şey" diyemiyorum.
0
biseysorcaktim
(14.12.25)
Yaşı bilmiyorum ama 3 yılda kulaklar da yaşlanıyor, eskiyor.
0
kisa
(14.12.25)
2021'den beri 1. nesil pro kullanıyorum, bahsettiğiniz durumu ben de son zamanlarda yaşadığımı fark ettim. Sesteki berraklık ilk günkü gibi değil maalesef.
0
gelecegin yildizi
(14.12.25)
Kirden olduğunu düşünüyorum ben bu durumun.
0
michael_knight
(14.12.25)
apple, urunlerinde bilincli eskitmeye giden oe bir sirket. millet yenisini alsin diye bilerek yapiyor. olur mu oyle sey demeyin ios'a yazacagi bir satir kod ile bal gibi olur.
+1
buenosdias
(14.12.25)
e pili eskiyordur. normal böyle olması.
0
gurur
(14.12.25)
kulağına giren silikonun yapısından da olabilir. Mesela kulaküstü kulaklıklarda padler zamanla aşınıyor ve sesi gerçekten değiştiriyor. Kulakiçinde oluyor mu pek bilmiyorum ama imkan varsa başka bi silikon alıp takıp denemeni tavsiye ederim.

Bir de bu kulaklıklar fazla akıllı, sağındaki solundaki mikrofonla kulağını anlayıp ona göre sesi şekillendiriyor. O mikrofonlar tıkandıysa bişey olduysa o da etkiler. Temizlik de iyi olur o yüzden.

Son olarak evet belki de Apple bişey yapıyor da olabilir. Minik bi EQ değişimiyle bile zevkini bozabilir. Ama kulak da sıkıntılı bir organ zamanla iyisine alışıyorsun, hatta daha iyisini dinlediysen bu kötü geliyor artık. Böyle psikolojik bir etki de olabilir.
0
nhk ni youkosu
(14.12.25)

claude code pro - token kullanımı

biseysorcaktim
bir haftadır çok fazla token kullanıyor yapılan işlemlerde.her seferinde thinking mode aktif hale geliyor. config'e always enabled false ekledim, ayarladan da kapattım ve her konuşmada da mesajımı göndermeden önce kapatıyorum. buna rağmen kendi kendine tekrar aktif hale geliyor.sanıyorum o yüzden aş
bir haftadır çok fazla token kullanıyor yapılan işlemlerde.
her seferinde thinking mode aktif hale geliyor. config'e always enabled false ekledim, ayarladan da kapattım ve her konuşmada da mesajımı göndermeden önce kapatıyorum.

buna rağmen kendi kendine tekrar aktif hale geliyor.
sanıyorum o yüzden aşırı token yakıyor.

yaklaşık 4-5 gündür böyle.
önceden böyle değildi.

bir şeyleri mi değiştirdiler? son versiyonlarda hata mı oluştu, siz de böyle bir şey gözlemlediniz mi?
0
biseysorcaktim
(12.12.25)
(7)

30 yaşından sonra instagram'a başlamak

biseysorcaktim
hesabımı 2012 yılında açtım. uzunca süre profil fotoğrafı dışında bir şey yoktu.en son 5 yıl olmak üzere farklı tarihlerde bir kaç şey ekledim. onların da bir özelliği yok. başka mecralardan atılan komik videoları izlemek dışında instagram kullanmıyorum. o yüzden bu platform hakkında cahilim. açıkça
hesabımı 2012 yılında açtım. uzunca süre profil fotoğrafı dışında bir şey yoktu.
en son 5 yıl olmak üzere farklı tarihlerde bir kaç şey ekledim. onların da bir özelliği yok.

başka mecralardan atılan komik videoları izlemek dışında instagram kullanmıyorum. o yüzden bu platform hakkında cahilim. açıkçası daha fazla kullanmayı da düşünmüyorum.

ama profilimde üç beş fotoğraf olsun istiyorum. biriyle tanışınca instagram portfolyosuna bakıyorlar, instagram'da yoksan yaşamıyorsun gibi bir düşünce var. bir sürü yer gezdim, yüzlerce fotoğrafım var, bence güzel de bi hayarım var. bir iki tanesini ekleyim diyorum da, durduk yere resim atıp insanların görmesini istemiyorum. hesabıma giren bakan görsün yani milletin anasayfasına düşmeyeyim. yediğimi, içtiğimi, gezdiğimi, yaptığımı kimseye göstermeden yaşadığım için beni az tanıyan tanıdık insanlar tarafından olumsuz gözle bakıldığımı hissediyorum açıkçası. bu zamana kadar önemsemedim ama zaman zaman bu düşüncelere karşı da kötü hissediyorum. fazla tevazünün cahilden nasihat dinlemektir, ona geldi benim durumum. kısıtlı bir sosyal çevrem var, pek akan-coşan bir insan değilim, lüks aracım yok, şıkır şıkır giyinmeyi sevmem, gösterişi sevmem.

* beğenileri, yorumları falan kapatabiliyor muyuz? beğeniler gizleniyor sanırım, x sayıda kişi beğendi mi yazıyor hiç bir şey mi yazmıyor.
* sadece belli bir grupla paylaş gibi bir özellik var mı? sonra o grubu kaldırıp herkese görünür yaparım.
* 3-4 sene öncesinden resimler paylaşınca garip oluyor mu instagram'da.
-1
biseysorcaktim
(01.12.25)
-postlari sadece belirli grupla paylasamiyorsunuz ama görmesini istemediginiz kisileri restricted moda alirsaniz paylasimlariniz onlarin önüne düsmüyor olabilir, ama tam emin degilim.

-begeni ve yorumlari kapatabilirsiniz. mesela restrict ettiginiz kisilerin yorumlari sadece size görünür oluyor, baskalari göremiyor. sizi baska yerlerde tagleyemiyorlar. begenileri kapatirsaniz, insanlar begenen tek bir kisinin adini görebilir ama tam olarak kac kisi begenmis göremez.

-story'leri belirlediginiz kisilerle paylasabiliyorsunuz. close friends list deniyor. bir liste belirliyorsunuz, sonra her paylasim esnasinda secmeniz gerekiyor kimle paylasmak istediginizi (herkesle mi, yoksa close friends'le mi?)

-istediginiz zamandan fotograf paylasabilirsiniz. herkes kendi isine bakiyor
instagram'da. zaman belirtmek istiyorsaniz yorum olarak yazabilirsiniz. #tb ve #tbt hashtagleri tam olarak bunun icin.

instagram'in yok diye olumsuz bakan maldir ayrica. anneme de arkadaslari, kizin hic fotograf paylasmiyor, demek ki hic gezmiyor, demisler. gülüp gectim. kendini baski altinda hissetme.

baska sorunuz varsa yanitlarim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.12.25)
Burak millet ne düşünürse düşünsün ya. Benim instagramımda insan bile yok. Takip ettiğim sayfalardan ibaret. Adım da adım değil zaten. Kime ne? Ağrımayan başını ağrıtma bence. İstiyorsan yap, garip karşılanıyorum diye değil.
+1
antihero
(01.12.25)
Kimsenin o kadar umrunda degilsin endise edilecek bir sey yok instagram’a post atmakta.
-3
ghilleinthemist
(01.12.25)
buna bu kadar anlam yukleyen insanlar sizin kafa denginiz degil demektir. onlar icin degismeye, zorlamaya deger mi bilmiyorum. birakin ne dusunurlerse dusunsunler. zaten farkli dunyalarin insanisiniz. ne dost ne de yakin arkadasiniz olacaklar. zaman bile gecirmek istemeyeceksiniz buyuk ihtimalle.

ben de sizin gibiyim bu arada.
+2
Sour
(01.12.25)
Bu duyuru tam benlik olmuş :) Benzer şeyler yaşanmış.

Uzun süre Instagram kullanmadım. Çünkü zerre keyif aldığım bir mecra değildi. Bir insan keyif almadığı bir şeyi niye yapsın, değil mi? Ama iş artık öyle can sıkıcı bir noktaya vardı ki, özellikle dating app'lerde kimle sohbet etsek Instagram'ın olmayınca sana uzaylı muamelesi ile bakmaya başlıyorlar resmen. "Evlisin de Instagram'ını benden mi gizliyorsun?", "Neden Instagram'ın yok? Instagram kullanmayan erkeklere güvenemiyorum açıkçası" vs. bunlarla karşılaşmaktan bıktım, yıldım. Ve en sonunda istemeye istemeye ben de bir Instagram hesabı oluşturup ara sıra foto paylaşıyorum artık.

Yani kısacası diğer konuları bilmem ama özellikle günümüz flört dünyası seni Instagram KULLANMAYA mecbur bırakıyor. Toplum baskısı inanılmaz seviyede.

Bu arada fotoğrafları başkaları görmeden değiştirmenin kolay bir yolu var. Ya sabah çok erken herkes uyurken ya da gecenin köründe millet uyurken fotoğrafınızı yüklüyorsunuz, yüklendikten sonra sağ üstteki üç noktaya tıklayıp "Arşivle" diyorsunuz. Minimum 24 saat civarı bir zaman geçip de arşivden çıkarınca diğer gönderilerin arasında sizinkini göremiyor başkaları.
+1
Berck
(01.12.25)
sadece tek bir fotom var, o da bana ait değil. Takipçim de 50. Bir işime yaramıyor.
-3
Kahvedesu
(01.12.25)
50 sinden sonra travesdi olan bile var. Takma kafaya
+3
runaway
(01.12.25)
(1)

"x once said" akımı neden bitti?

biseysorcaktim
böyle videolar vardı bi zamanlar, akım gibi olmuştu.güzeldi bence o konsept. nasıl başladı, neden bitti? ülkemizde malzeme bol.sözlükte popüler olduğunu görünce aklıma geldi "ilkkan once said" videosu yok mesela.aklınıza gelen ilkkan sözleri neler?
böyle videolar vardı bi zamanlar, akım gibi olmuştu.
güzeldi bence o konsept. nasıl başladı, neden bitti? ülkemizde malzeme bol.
sözlükte popüler olduğunu görünce aklıma geldi "ilkkan once said" videosu yok mesela.

aklınıza gelen ilkkan sözleri neler?
-2
biseysorcaktim
(27.11.25)
4-5 yıllık akım ya dediğiniz. yurt dışından geldi. bu akım uzun bile sürdü hatta diğer akımlara göre. hem dönemin hem eskinin popüler işlerinden bayağı malzeme çıkmıştı. eski videolar hortlatılıp tekrar dolaşıma girerse belki yapılmamış işler için de edit yapılır.
+1
black holes in the sky
(27.11.25)
(2)

şengende cascade kuralı

biseysorcaktim
temmuz ayında kademeli vize adında bir kural çıktı. son 3 yıl içinde vizen varsa, ikinci başvuruda 6 ay, üçüncü başvuruda 1 yıl multi vize alma şansı veriyorlar.pratikte bu nasıl oluyor?2024 ocak'ta isveç'e gitmiştim. yani son 3 yılda 1 vizem var.ondan önce 2012'de öğrenci olarak gidip 1 yıllık otu
temmuz ayında kademeli vize adında bir kural çıktı.
son 3 yıl içinde vizen varsa, ikinci başvuruda 6 ay, üçüncü başvuruda 1 yıl multi vize alma şansı veriyorlar.

pratikte bu nasıl oluyor?
2024 ocak'ta isveç'e gitmiştim. yani son 3 yılda 1 vizem var.
ondan önce 2012'de öğrenci olarak gidip 1 yıllık oturma izni almıştım.
2018'de de gitmiştim. ama sisteme göre onların etkisi olmuyor sanırım.

şimdi ben vizeye başvursam 6 aylık alma imkanım/ihtimalim var mı?
1 yıllık ve üstü almak için, şimdi başvurup gidip gelip tekrar başvurmam mı lazım?

www.eeas.europa.eu

pratikte nasıl işliyor, doğru mu anladım?
var mı bu işin stratejisi?
0
biseysorcaktim
(21.11.25)
aslinda cascade hep vardi ama her zaman uygulanmiyordu. duyuruda temmuz'dan sonra acilan sorulara bakinca hala uygulanmadigini görüyorum. mesela yunanistan hala uygulamiyormus. öte yanda kardesim avusturya'dan basvuru yapiyor hep, cascade'den hep faydalandi. 10 sene önce de faydalaniyordu yani.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.11.25)
cascade'yi kuzey ülkeleri bir miktar sallıyor ama yunanistan falansa niyet, beyhude bir çaba olur. Cascade falan alakası olmaz yunanın. Onlar için önemli olan, verdikleri vizenin minimum %70'ini kendilerinde kullanmış olmanız. Bunu karşılıyorsanız süreler artar (bunun da bir garantisi yok bu arada) Ama karşılamıyorsanız zaten ocak dışı kalırsınız.
0
thracia
(21.11.25)
(8)

doğalgaz faturanız ne kadar geldi?

biseysorcaktim
bana bin yüz lira gelmiş. yemek, duş için az kullanılıyor. bin yüz lirası ısınma için diyebiliriz.yetmiş metrekare, soğuk değil ev. bazen bazı odaları kapattım, çoğunlukla açık. alttan ısıtmalı.bin lira iyi mi, çok mu az mı bir karar veremedimilk ve son indeks arasında 86 birim fark var.yeni taşındı
bana bin yüz lira gelmiş.
yemek, duş için az kullanılıyor. bin yüz lirası ısınma için diyebiliriz.

yetmiş metrekare, soğuk değil ev.
bazen bazı odaları kapattım, çoğunlukla açık.
alttan ısıtmalı.

bin lira iyi mi, çok mu az mı bir karar veremedim
ilk ve son indeks arasında 86 birim fark var.
yeni taşındım sayılır bu eve. geçmiş faturalarla kıyaslayamam.
0
biseysorcaktim
(18.11.25)
yakıt + ocak için toplam 1500tl geldi. yakıt merkezi sistem. ev 4+1 çok ısınmıyoruz.
0
scudman1
(18.11.25)
yerden ısıtma var. henüz açmadım bu sene.
0
gabe h coud
(18.11.25)
sadece ocak 12 lira. merkezi ısıtma faturası daha gelmedi. edit: 775 lira merkezi ısıtma. 95 lira sıcak su.
0
inheritance
(18.11.25)
338 gelmiş. 2+1 İstanbul. Günde 3-4 saat 35 derecede çalıştırıyorum kombiyi. 1.000 küsurlar kara kışta ancak gelir. Depozito dahil olabilir mi sizin faturaya?
0
auroraaurora
(18.11.25)
sadece ocak ve duş için 200 tl gelmiş, apartman merkezi ama ortalaması 500 lerde 1000 tl ve üzeri yakan 4-5 daire var , geneli 800 900 bandında
0
eja
(18.11.25)
sizinle hemen hemen aynı metrekare, aynı fatura geldi

ama alttan ısıtmalı değil ve oda kapatmıyorum, düşük ayarda hep yanıyor, kapatırsam tümden kapalı mesela 10gün zaten evde yoktum, 2-3 gün de hava iyiydi yanmadı. + ocak sık kullanılıyor sürekli evde yemek pişer.

ben evden çalışıyorum, bir oda çalışma odam bir oda yatak odam vs.
yani evdeysem evin hepsi hep sıcak. etrafımdakilerin çoğu benim kadar ısıtmıyor evi, idare ediyor.
sabah gidip akşam gelen birileri 3-4 saat çalıştırıp kapabilir bence bu kış
ben 30 gün yaksam 2bini çok rahat geçer, soğuk olup dereceyi de artırırsam 3ü bile bulabilir.
0
subcomponent
(18.11.25)
bir ayda toplam 10 gün falan yaktık ekim sonu ve kasım ortası olmak üzere, 750 tl gelmiş. yakıt + ısıtma şeklinde. 32-35 derece arası yanıyordu. 2+1, mutfakla birlikte 4 petek yanıyor.
0
black holes in the sky
(18.11.25)
1500.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.11.25)
(7)

kumpir neden ve nasıl popüler oldu

biseysorcaktim
zehirlenen gurbetçi aileden bağımsız olarak soruyorum bu soruyu. --balkan göçmeni bir aileden geliyorum, bizde patatese kumpir denirdi çok eskilerden. kuzine sobada pişirilir, pişirince kolayca parçalanır, kabuğuyla yenirdi.içine bir şey koyulduğunu bilmiyorum ama bizimkiler çok fakirmiş zaten, muht
zehirlenen gurbetçi aileden bağımsız olarak soruyorum bu soruyu.
--
balkan göçmeni bir aileden geliyorum, bizde patatese kumpir denirdi çok eskilerden.
kuzine sobada pişirilir, pişirince kolayca parçalanır, kabuğuyla yenirdi.
içine bir şey koyulduğunu bilmiyorum ama bizimkiler çok fakirmiş zaten, muhtemelen içine koyacak bir şey bulamamışlardır.

geleneksel türk mutfağı ürünü falan yazmışlar internette bazı yerlerde. muhtemelen kendi markaları için pr oluşturmaya çalıştıkları için yalan yanlış sıkıyorlar da, öyle tarihi falan olduğunu sanmıyorum.

zaten şuanki haliyle tarihi falan da olamaz, içinde salam, sosis, turşu, rus salatası, ketçap mayonez olan şey nasıl tarihi olsun.

var mı kumpirin bir hikayesi, türkiye'de ne zamandan beri böyle sunulan bir yiyecek?
kim neden beğeniyor bunu? patatesi ne kadar sevsem de bunca yıllık ömrümde hiç kumpir yediğimi bilmiyorum.
salam, sosis, rus salatası koymak kimin fikriydi?
eskiden nasıl yapılırdı, yoksa türkiye'de kumpir deyince bu garip şeyler hep var mıydı?
son soru, ortaköy nasıl kumpir'in başkenti oldu? yanyana 100+ dükkan, hepsi kumpir satıyor.
0
biseysorcaktim
(14.11.25)
30 sene önce çocukken aile ile vs hep gider yerdik, bir de orada park vardı oynardım falan :)

Ortaköy'e çok uzun zamandır gitmedim ama Ünv lise zamanı oradaki kimpirciler başka bir kimliğe evrilmislerdi zaten. Ben çocukken kesinlikle böyle bir ortam yoktu, ya da ben çok küçüktüm hatirlamiyordum :)

Ben çocukken de bir dolu şey vardı kumpirde ya çok net hatırlıyorum.
0
makbur
(14.11.25)
Ben üniversitedeykrn hem öğrenci olarak çok severdik hem de Ortaköy de gerçekten bir havası vardı kumpirin ama bence bir iki yendikten sonra çok da olayı kalmıyor. Artık o kadar çok seçenek var ki kumpir bence turistler için ilginç geliyordur. Ortakoy ve kumpir ikilisi demode oldu.
0
egerbiryolcu
(14.11.25)
Araştırma yaptığımda karşıma çıkan ilk şey eskiden yugoslavyalı kişilerin alüminyum folyoda pişirip içine çeşitli salatalar koymasıyla başlamış serüven. Onlar krumpir adını vermişler. Oradan Türkiye'ye göçenler getirmiş kumpiri ülkemize. İngilizler de patatesi fırında pişirip kumpir tarzında yiyorlarmış ama onlar içine sadece tereyağı ve kaşar koyuyorlarmış. Son zamanlarda onlar da değişik şeyler eklemiş olabilir.

Ülkemizde iç anadoluda ve doğu taraflarında da patates odun ateşinde sobada pişirilir ve tereyağı varsa köy peyniri eklenerek yenir. Babamın köyünde öyle yapıyorlar en azından. Böyle sade haliyle müthiş bir lezzet bence.
0
mermaidd
(14.11.25)
bizim kastamonuda da gompil derler. aynen kabuğuyla külle karışık közün içine gömüp pişirilir.

93 - 94 yıllarında günümüzdeki haliyle istanbulda yediğimi anımsıyorum. o zaman da tutulan bir lezzetti.
0
yurtsuz john
(14.11.25)
kocaman patates ve üzerine farklı tatlarda mezeler. bence mantıklı güzel yapıldığı taktirde.

bu mezeler 2 haftadır değişmiyorsa veya ekleme yapılıyorsa sıkıntı.
0
duyurukullanıcısı
(15.11.25)
Nasıl zehirlendiler ya!!
0
Kahvedesu
(15.11.25)
turkiye'ye nasil gelmis, kim bulmus bilmiyorum ama dunya'nin her yerinde "jacket potato" olarak geciyor. guney amerika, peru temelli oldugu soylenmis. eger biri yurt disindan getirdiyse buyuk ihtimalle avrupa'da falan gormustur. rus salatasi bizim damak tadimiza pek uymuyor. dolayisiyla ben yurt disindan geldigini dusunuyorum.

kaynak: en.wikipedia.org
0
Sour
(15.11.25)
(2)

enpara ve qnb aynı bankalar mı tümüyle farklı mı

biseysorcaktim
qnb bankası üzerinden döviz gönderilecek.başka banka olunca işlem çok uzuyor. bir haftadır gelmedi de, arada bir yerde kaldı tam anlamadık şuan süreci.tekrar gönderilecek, qnb varsa aynı banka olduğu için havale gibi anında olacak.bende ise enpara var. bu durumda farklı banka gibi bir işlem görüyor
qnb bankası üzerinden döviz gönderilecek.
başka banka olunca işlem çok uzuyor. bir haftadır gelmedi de, arada bir yerde kaldı tam anlamadık şuan süreci.

tekrar gönderilecek, qnb varsa aynı banka olduğu için havale gibi anında olacak.
bende ise enpara var. bu durumda farklı banka gibi bir işlem görüyor enpara yoksa qnb ve enpara arasında bu döviz transferini hızlandıracak bir bağlantı var mı
0
biseysorcaktim
(14.11.25)
farklılar, havale olmuyor o işlem. enpara ayrı, qnb ayrı bankalar bütünüyle.
0
atom karincanin torunu
(14.11.25)
farklılar, havale olmuyor o işlem. enpara ayrı, qnb ayrı bankalar bütünüyle. +1

Ekim ayında Enpara farklı bir banka oldu. Bddk söylemiş sanırım kanka sen Qnb'den bi ayrıl diye.
0
put it in your appropriate place
(14.11.25)
(2)

macbook vs windows laptop

biseysorcaktim
uzun zamandır macbook kullanıyorum. cihazdan ve macos'tan çok memnunum.ama w11 için de iyi diyorlar. windows'a geçme ihtimalim var. macos'ta olan bir çok özellik orada da varmış. iphone'ları sevmiyorum ama telefon ve bilgisayar birbirine çok entegre. windows - android de böyle uyumlu çalışıyor mu?m
uzun zamandır macbook kullanıyorum. cihazdan ve macos'tan çok memnunum.
ama w11 için de iyi diyorlar. windows'a geçme ihtimalim var.
macos'ta olan bir çok özellik orada da varmış.

iphone'ları sevmiyorum ama telefon ve bilgisayar birbirine çok entegre. windows - android de böyle uyumlu çalışıyor mu?

macbook cihazı fiziki kalitesi, ömrü, gücü, bataryası, ekranı vs olarak da çok seviyorum.
ama sanıyorum ki benzer para verildiğinde windows laptop'lar da çok kalitelidir ve bunu aratmaz.

bu konuda marka model öneriniz var mı?
0
biseysorcaktim
(09.11.25)
2 yıl önce HP Victus I5 almıştıım, şu ana kadar teknolojik bir alete verdiğim en harika şey olabilir.
-1
rakicandir
(09.11.25)
Macbook ile Windows farklı şeyler değil mi? Windows işletim sistemi, Mac direkt bilgisayar.
0
cemallamec
(09.11.25)
(3)

seyrek ve ince telli saçlı birinin saçlı görünmesi

biseysorcaktim
için ne yapmak lazım?saçlarım ince telli ve seyrek. hep ince ve seyrekti ama daha gençken bu kadar değildi. ekstra bir dökülmesi yoksa da kız arkadaşlarımın günlük dökülen saçları benim tümüne denk.uzun saçlıydım gençken, o halimi özlüyorum. ama seyrek ve uzun saçlı olmayı sevmiyorum.daha az seyrek
için ne yapmak lazım?

saçlarım ince telli ve seyrek. hep ince ve seyrekti ama daha gençken bu kadar değildi. ekstra bir dökülmesi yoksa da kız arkadaşlarımın günlük dökülen saçları benim tümüne denk.

uzun saçlıydım gençken, o halimi özlüyorum.
ama seyrek ve uzun saçlı olmayı sevmiyorum.

daha az seyrek görünmesi için ne yapmak lazım?
mesela kıvırcıklaştırmak işe yarar mı (perma deniyor sanırım)
0
biseysorcaktim
(06.11.25)
Her aksam duş almanız lazım, kirli saçlar nemli gözükür ve seyrek görüntüye yol açar. Saçları kuru gösteren yağsız sampuan kullanacaksız. Fırça diye tabir edilen tarakla saçları sağa veya sola doğru tarayın. Briyantin, jöle, limon suyu vs yok.
-1
HellKeePer
(06.11.25)
Benim de saçlarım ince telli. Argan yağı kullanıyorum arada da kemik iliği maskesi yapıyorum. Başka bi duyuruda da yazmıştım ilik maskesi bayağı etkili oluyor üstelik bebek saçlarının da hızlı uzamasını sağlıyor.
Permayı önermem çünkü kullanılan kimyasal saça zarar verebiliyor çoğu zaman.
Kullandığın şampuanın içine az miktarda çam terebentini, e vitamini ampul katarak kullanırsan dökülmelerin de azalma olacaktır. Benim kendime yaptıklarım bunlar
0
mermaidd
(06.11.25)
bu uzun vadeli çözümler dışında saçına makyaj yapabilirsin. yani saçdiiplerine biraz boya gölge sürmek çok etkili oluyor. ben bunu şans eseri yanlışlıkla kahvrengi kuru şampuanı saçıma sıkınca farketmiştim. fakat kuru şampuan çok faydalı bişiy olmadğı için buna özel bir ürün kullanabilirsin. bir de benim eskilerden bildiğim badem yağı ve sarımsak saç çıkartır ve uzatır.
0
mavicorap
(07.11.25)
(5)

çanakkale'de bu arsa ucuz mu, neden ucuz

biseysorcaktim
köye sınır, çanakkale merkeze yaklaşık 40 km. öyle çok dağ başı değil gördüğüm kadarıyla.metrekare fiyatı 1800civarı, toplam 130metrekare. hobi bahçesi diye belirtilmiş.açıklamaya demişler ki;Tek parsel tapu - devir işlemi aynı gün tamamlanırYerleşim merkezine 100m uzaklık, imar sınırındaAltyapı: el
köye sınır, çanakkale merkeze yaklaşık 40 km. öyle çok dağ başı değil gördüğüm kadarıyla.
metrekare fiyatı 1800civarı, toplam 130metrekare. hobi bahçesi diye belirtilmiş.

açıklamaya demişler ki;
Tek parsel tapu - devir işlemi aynı gün tamamlanır
Yerleşim merkezine 100m uzaklık, imar sınırında
Altyapı: elektrik ve su şebekeden alınabilr
Küçük ev (tiny house) veya ruhsatlı karavan yerleştirilebilir (konut yapılamaz diye anlıyorum)
Yol bağlantısı kadastral kayıtlarda mevcut
Tüm alan verimli, kullanılamayan bölüm yok
Bölge ortalamasının altında fiyat
Değer artışı potansiyeli taşıyor

130metrekare olması mı?
yapı ruhsatı olmaması mı
hobi bahçesi diye belirtilmesi mi?

bu bahçe ne amaçla kullanılır, 200bin civarına satılıyor.
tüm yıl yaşamak için değilse de, şehirden kaçıp ayda bir kaç gün geçirmek için kullanılabilir mi
0
biseysorcaktim
(06.11.25)
Link yok haberiniz olsun. Bu tarz arsalar pek para etmiyor nedense, basinda durulmazsa bir sorun olur mu bilmiyorum ama bence almak mantikli, genel anlamda soyluyorum. Bilecik'de falan da arsa paylasimlari goruyorum, para degil. Bir ara guney marmarada bazi yerler icin arsa bedavaydi falan diyorlardi, simdi uctu falan, buralarda da ayni sey olabilir uzun vadede.
0
mbond
(06.11.25)
cok emin olmamakla birlikte hobi bahceleri su an tehlikede diye biliyorum.

(bkz: hobi bahçelerinin yıkılması kanun teklifi)
0
Sour
(06.11.25)
Çanakkale’de arsa mı arıyorsunuz?
0
suicides underground
(06.11.25)
çanakkale merkeze 5km uzaklıktan sonrası dağ başıdır. 40 km dediğiniz çanakkale şartlarında başka bir gezegen demek.

imar olmayan yerde elektrik ve suyu şebekeden alabilirsiniz demek, aradaki 100 metrede henüz bir altyapı olmadığını ifade eder. kadastroda yol bağlantısı var demek, şu anda yol yok demek. tiny House / karavan konulabilir demek, yarın belediyenin gelip birader sen yapıyorsun al bu tiny house'u buradan deme riski var demektir. (bazı belediyeler kendi arazin bile olsa tiny House / karavan meselesine gıcık oluyorlar)

zaten 130 metrekare tarla. kaç para olmasını istiyorsunuz?
+2
co2s2
(06.11.25)
Bizim oralarda (Trakya taraflari) arsanin basinda durmazsan bir bakmissin bir konargöcer barakasini dikmis, senin arsani sürüyor, üstünde yasiyor, sen mahkeme mahkeme gezip tahliye ve arsanin temizlenmesi icin ugrasiyorsun. Istanbullu'ya genelde Trakya cok cazip gözükür, sonra kacmanin bin türlü yolunu ararlar. 130 m2 arsa olmaz ayrica. Cok ufak degil mi?
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.11.25)
(3)

ONE BATTLE AFTER ANOTHER filmi ne kadar daha vizyonda kalır

biseysorcaktim
imax'in bulunmadığı bir şehirdeyim.sırf bu film için istanbul'a gitmek istemedim. bir iki ay daha vizyonda kalır mı? belki gittiğimde o zaman izlerim.sinemaya merakım kalmadı ama imax'i merak ediyorum. hiç imax izlemedim.
imax'in bulunmadığı bir şehirdeyim.
sırf bu film için istanbul'a gitmek istemedim.
bir iki ay daha vizyonda kalır mı? belki gittiğimde o zaman izlerim.

sinemaya merakım kalmadı ama imax'i merak ediyorum. hiç imax izlemedim.
0
biseysorcaktim
(04.11.25)
1-2 aya imaxte kalmaz
0
jelly bear
(04.11.25)
1-2 aya vizyonda da kalmaz.
Bence çok bir olayı yoktu, tv'de izlense de fazla bir şey değişmez.
0
etna
(04.11.25)
Oscar alacağına garanti gözüyle bakılıyor, belki tören sonrası yeniden vizyona girer mart gibi, öncesinde vizyondan kalksa da.
0
(04.11.25)
(4)

2009 civarında MTV türkiye'de sık çalan yabancı şarkılar

biseysorcaktim
o yıllarda okuldan geldikten sonra, yemek yerken mtv'yi açar müzik dinler klipleri izlerdim.müzik akışlarında genelde aynı şarkılar olurdu, severdim de.o yayın akışında o yıllarda çıkan şarkıları arıyorum. daha doğrusu bir tanesini hatırlamaya çalışıyorum ama bir türlü bulamadım. şarkının neye benze
o yıllarda okuldan geldikten sonra, yemek yerken mtv'yi açar müzik dinler klipleri izlerdim.
müzik akışlarında genelde aynı şarkılar olurdu, severdim de.

o yayın akışında o yıllarda çıkan şarkıları arıyorum. daha doğrusu bir tanesini hatırlamaya çalışıyorum ama bir türlü bulamadım. şarkının neye benzediğini de bilmiyorum üstelik.

ama elimde bazı doneler var;
* o yayın akışında la roux - bulletproof çalıyordu onu net hatırlıyorum.
* yine aynı günler olsa gerek, chemical brothers - do it again çalıyordu.

sanıyorum ki o yıllarda popülerdi ve mtv'de de o zamanlarda çıkmıştı. do it again 2007 çıkışlı, la roux ise 2009 çıkışlı. youtube'a yüklenme tarihleri daha geç.

bu yıllarda mtv'de gördüğünüz yabancı hangileriydi? mtv hits şeklinde arattığımda çıkan şarkılar arasında göremedim. belki yoktur, belki dikkatimden kaçmıştır. ama hits listelerinde bu iki şarkı da yok zaten. o yüzden hit olmadığını, unutulup giden bir şarkı olduğunu düşünüyorum.
zayıf erkek bir solist vardı. muhtemelen aptalca bir klipti, hoplamalı zıplamalı gençlik şarkısı.
solist aklımda scooby-do çizgi filmindeki shaggy gibi kaldı ama bu bilgi yanıltıcı bile olabilir.

aslında sorum kısaca şu;
bahsi geçen 2009 - 2010 yıllarında mtv'de dinlediğiniz hatırladığın şarkılar hangileri? elimdeki tek anlamlı bilgi la roux ile aynı yayın kuşağında, ondan bir kaç şarkı önce ya da sonra çaldığı.
0
biseysorcaktim
(31.10.25)
youtu.be

Paolo nutini shaggy e benziyor biraz
0
grimavi
(31.10.25)
Day'n nite
Heartless
Paparazzi
Gives you hell
Kings and queens
American boy
0
Bruce
(31.10.25)
Burda (git: chartsaroundtheworld.com) bulursun belki yıl ve haftalara göre listeler var.
0
truf
(31.10.25)
2009 - music.youtube.com
2008 - music.youtube.com
2007 - music.youtube.com

Bir de bunlara bakın.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(31.10.25)

zuuks game - bus simulator mac'te

biseysorcaktim
mac'te bu oyun oynanıyor mu?appstore'da m işlemcili cihaza indilirebildiğini gördüm. indirdim, kurdum açtım. tam oynamaya başladım ki klavye desteği yok. mobile'da olduğu gibi, gaz/fren tuşlarına mouse ile basmak gerekiyor. ayarlarında bir şey yok.ben bu oyunu mac'te oynayamaz mıyım? telefonla uğraş
mac'te bu oyun oynanıyor mu?
appstore'da m işlemcili cihaza indilirebildiğini gördüm. indirdim, kurdum açtım. tam oynamaya başladım ki klavye desteği yok. mobile'da olduğu gibi, gaz/fren tuşlarına mouse ile basmak gerekiyor.

ayarlarında bir şey yok.

ben bu oyunu mac'te oynayamaz mıyım? telefonla uğraşmak istemiyorum.
0
biseysorcaktim
(30.10.25)
(2)

araba anahtarı kabı nerede satılır

biseysorcaktim
araçla ilgili talihsizliğim devam ediyor, anahtar elimde kaldı, metal kısmı ile plastik gövdesi ayrıldı. içinde devre kartı olduğu için metal kısmı tek başına çevirerek aracı çalıştıramıyorum. güç-bela kutusunu parmağımla bastırarak çalıştırabiliyorum ama olmaz öyle.internette bu plastik kabı satıyo
araçla ilgili talihsizliğim devam ediyor, anahtar elimde kaldı, metal kısmı ile plastik gövdesi ayrıldı. içinde devre kartı olduğu için metal kısmı tek başına çevirerek aracı çalıştıramıyorum. güç-bela kutusunu parmağımla bastırarak çalıştırabiliyorum ama olmaz öyle.

internette bu plastik kabı satıyorlar, elimdeki devreyi ona koyarak kullanabilirim. ama ürün 2-3 güne elimde olacak.

istanbul, avrupa yakası. nerede satılır araba anahtarı kabı? internetten uğraşmayım, gideyim dükkandan alayım.

şöyle bir şey
www.hepsiburada.com
0
biseysorcaktim
(30.10.25)
çilingirlerde oluyor genelde.
0
co2s2
(30.10.25)
çilingir +1
1 milyoncularda da bulabilrsiniz.
0
cisimcik golgi
(30.10.25)
(5)

Balata sıyırması sorunu

biseysorcaktim
2005 model Renault clio. 230bin. Daha önce değişti mi bilmiyorum, son yüzbinde değişmediğine eminim. Bazen yüksek hızdayken daha doğrusu beşinci vitesteyken devir artıyor ama hız artmıyor. Sanki debriyaja basıyormuşum gibi. Ayağımı gazdan çekip deviri yavaş yavaş yükselterek hızlandırabiliyorum. Bel
2005 model Renault clio. 230bin. Daha önce değişti mi bilmiyorum, son yüzbinde değişmediğine eminim.

Bazen yüksek hızdayken daha doğrusu beşinci vitesteyken devir artıyor ama hız artmıyor. Sanki debriyaja basıyormuşum gibi. Ayağımı gazdan çekip deviri yavaş yavaş yükselterek hızlandırabiliyorum. Belli belirsiz bir durumdu pek hissetmemiştim. Bugün epey hissettim.

Sanırım baskı plaka artık ciddi uyarı veriyor.

Genelde şehiriçi, köy, kırsalda kısa mesafe kullandığım için çok farketmemiştim ama şehirlerarası yola çıktığımda durumun tehlikeli olduğunu farkettim.

1- Risk oluşturmadan eve nasıl dönerim. 200km yol. İstanbul - Sakarya
2- Tamiri nasıl, masrafı büyük mü, uzun sürer mi. Arabayı yakın zamanda elden çıkarmak istiyorum. Gerekirse kullanmam, kusurları ile uygun fiyata veririm.
0
biseysorcaktim
(29.10.25)
Debriyaj setini (baskı diski balata, bilya) değiştireceksiniz, ortalama ₺5.000-₺6.000 olarak piyasada bulursunuz. İşçilik şehre göre değişkendir. Sizdeki sorun vites çatalını da işaret ediyor, şanzıman açılmışken onu da kontrol ettirin. Ucuz bir parçadır, gerekirse değiştirin. Ayrıca şanzıman yağı da değişecektir.

200 km yol için bence sorun olmaz, mümkün mertebe vites değiştirmeden, sabit bir hızda gelmeye bakacaksınız.
+1
zaman ilac degil insanlar unutkan
(29.10.25)
baski balata bitik.
200km gider, sollama isine girme sakin sakin git.
sanzumani motordan ayirmalari lazim kucuk is degil, ama cok buyuk de degil.
isini bilen usta 1 gunde halleder.
fiyat konusunu bilmem.
+1
cooperr
(29.10.25)
zor iş değil. 1 gün sürmüyor. ama işçilik çok az tutmaz.

200 km dayanır mı bilinmez. debriyaj işi biraz sıkıntı. çok vites değiştirmemek, sollama yapmamak, yokuşlarda zorlamamak lazım.
+1
gurur
(30.10.25)
bulunduğun yerde yaptır bence, yolda kalma ihtimali var, daha çok başın başın ağrır.
0
antihero
(30.10.25)
Baskı balata bitik yolda kalırsınız, şanzıman inmesi gerekiyor
0
apocalipy
(30.10.25)
(1)

vodafone - ip lokasyonu

biseysorcaktim
vodafone şebekem üzerinden, tıklayanların user-agent ve ip'sini görebildiğim bir linke tıkladığım zaman verdiği ip izmir'i gösteriyor.ancak farklı şehirlerden tıklandığından da izmir diyor.vodafone'un izmir, istanbul ve adana'da datacenter'ları varmış.istanbul'a yakın yerde istanbul, adanaya yakın y
vodafone şebekem üzerinden, tıklayanların user-agent ve ip'sini görebildiğim bir linke tıkladığım zaman verdiği ip izmir'i gösteriyor.
ancak farklı şehirlerden tıklandığından da izmir diyor.

vodafone'un izmir, istanbul ve adana'da datacenter'ları varmış.
istanbul'a yakın yerde istanbul, adanaya yakın yerde adana demesini beklerdim.

pratikte adana yakınlarından birinin izmir'deki datacenter'a yönlenmesi mümkün mü?
0
biseysorcaktim
(29.10.25)
bu aslinda vodafone'un kurdugu ag topolojisini bilmeden cevaplanabilecek bir soru degil. vodafone, senin trafiginin cikis noktasini izmir olarak yonlendirdiyse izmir ip'si alirsin. datacenter'larin konumu pek onemli degil bu soru icin. cunku datacenter ve backbone (omurga) network yakin olsalar da farkli konular.
0
arakaali
(29.10.25)
(3)

Yaramaz dişi yavru kör kedi

biseysorcaktim
3 ay kadar önce sokakta bulduk, gözleri iltihaplıydı. kardeşleri iriceydi ama bu zayıftı. yakalayıp veterinere götürdük. gözlerinin tamamen yok olduğunu öğrendik, evde bakım yaptık. sonra dışarı salmadık, evde yaşıyor. tahminimce 5 aylık kadar.bir tane daha kedi var evde. 7-8 yaşlarında. oldukça usl
3 ay kadar önce sokakta bulduk, gözleri iltihaplıydı. kardeşleri iriceydi ama bu zayıftı. yakalayıp veterinere götürdük. gözlerinin tamamen yok olduğunu öğrendik, evde bakım yaptık. sonra dışarı salmadık, evde yaşıyor. tahminimce 5 aylık kadar.

bir tane daha kedi var evde. 7-8 yaşlarında. oldukça uslu, sakin.
iyi arkadaş da oldular.

ancak bu yavru kör dişi kedi çok yaramaz, çok yaramaz.

sürekli temas istiyor. öbür kediyi taciz ediyor. hayvana bir dakika rahat vermiyor. çok kıskanç. diğerini okşasam hemen geliyor kucağıma çıkıyor. otururken ayrı temas, yatarken ayrı temas.

gece uyutmuyor. başka odaya koysam ilgi istiyor. ilgi istemese yaramazlık yapıyor. sevimli ve mutlu. yaramazlık derken çiçekleri devirmesi dışında ciddi bir problemi yok. diğer kedi ile tartışmaları da oyun kapsamında, yara-berelik bir durum yok. oyun oynuyor, perdelere asılıyor, mobilyaları tırmalıyor, ne bulsa yemeye kalkıyor. yaramazlık dediğim kedi sevimlilikleri. tabi geceleyin ayaklarımı ısırması, üzerimi tırmalama tahtası gibi kullanması ayrı boyut.

bu hayvan biraz daha büyüyünce bu yaramazlığı ve ilgi isteği azalır mı? zamanı gelince kısırlaştırılacak.
0
biseysorcaktim
(26.10.25)
en az 1 yaşına kadar böyle kuduruk bir şekilde takılır. sonra yavaş yavaş sakinleşir.

benim 2 kuzum 5 yaşındalar ama hala arada bir kuduruyorlar.
+1
art cat chocolate
(26.10.25)
Normal. Bizimki 1.5 yaşında duruldu. Üstelik çok hırçın bir kediydi. Tam bir minnoş oldu.
+1
gnosis
(26.10.25)
Büyüyünce geçer :)
0
yenibirgüzelnick
(26.10.25)
(5)

ANC özellikle kulaklıkta dikkat edilecek unsur var mı

biseysorcaktim
airpods pro 2 kullanıyorum, çok memnunum. her gün duacısıyım yapanların. çünkü sesten rahatsız oluyorum ve ne yazık ki köpek havlaması, araba bağırtısı, şımarık çocuk çığlığı, yüksek sesli kafe müziği gibi şeyler hayatımın bir parçası.elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi gibi şeyleri filtrelemek kol
airpods pro 2 kullanıyorum, çok memnunum. her gün duacısıyım yapanların.
çünkü sesten rahatsız oluyorum ve ne yazık ki köpek havlaması, araba bağırtısı, şımarık çocuk çığlığı, yüksek sesli kafe müziği gibi şeyler hayatımın bir parçası.

elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi gibi şeyleri filtrelemek kolay da, kafede verilen zoraki konser ya da doğum kontrol kamu spotu misyonu ile yetiştirilen çocuklara karşı bir kulaklık var mı? özellikler bölümünde dikkat edebileceğim bir değer, ibare var mı? ya da kulaklık almak yerine, bu konuda bir uygulama, X frekanslı ses falan bir şeyler var mı?
0
biseysorcaktim
(15.10.25)
Hayatın olağan sesleri bu kadar rahatsız ediyorsa kulaklık değil de tıkaç tavsiye edebilirim.

Yalnız sağına soluna daha sık bakman gerekecek kaç kere böyle kulaklık takan kişiler arabamın/bisikletimin önüne atladı. Sokakta da görüyorum bazen arkasında otobüs korna çalıyor adamın umurunda değil görmediği ve duymadığı için :)
0
chicha_v2
(15.10.25)
Selam, supergirl kullanicisina (yazar olan) mesaj atabilirsin, kendisi bir duyuru altinda hiperakuzi durumu oldugunu söylemisti ve eminim noise cancelling tavsiyesi vardir
-1
kuehles blondes
(15.10.25)
AirPods pro yerine AirPods max gibi kulağı komple örten bir kulaklık gerekiyor size.
-1
co2s2
(15.10.25)
Pro 2 ya da Max kullanmadım ama Pro 3 kullanıyorum şu an. Ben de kafede çalışıyorum ve inanılmaz kesiyor sesi.
0
anatomik
(15.10.25)
aslında bunu yenilemek ve yenisini almak istemiyorum. memnunum.
makul fiyatlıysa over-ear modellere bakabilirim ama apple'in kulaküstü modeli benim ligimde değil.

flowtunes.app ve mynoise.net ile çözdüm şimdilik.
gönül isterdi ki dış sesi bastırmak için illaki başka sese mecbur kalmamak.
0
🌸biseysorcaktim
(16.10.25)
(11)

kira sözleşmesi devredilir mi - nasıl olur

biseysorcaktim
bir kaç ay sonra evde 5inci yıl dolacak. ben o evden ayrılıyorum. evde iki kişi kalıyorduk. kontratı o evde kalan diğer kişiye vermek istiyorum. diğer kişi ile hukuki bir bağım yok. eski sevgili. 5 yıldır ödediğim kira hep piyasa koşullarındaydı. covid döneminde bile %25 değil iki-üç kat arttırdım k
bir kaç ay sonra evde 5inci yıl dolacak. ben o evden ayrılıyorum. evde iki kişi kalıyorduk.
kontratı o evde kalan diğer kişiye vermek istiyorum. diğer kişi ile hukuki bir bağım yok. eski sevgili.

5 yıldır ödediğim kira hep piyasa koşullarındaydı. covid döneminde bile %25 değil iki-üç kat arttırdım kirayı. adamın malına çökmedik, değerini verdik yani. şuan piyasanın altında belki, yılbaşı zammı ile yine normale ulaşacak.

ben evde kalmaya devam etsem yine makul ve piyasa ölçüsünde kira verirdik ama orayla bağımı koparmak istiyorum, ev sahibi bunu fırsat bilip diğer kişiden çok kira istemesin, sözleşmeyi haklarıyla devretmek istiyorum.

bu mümkün mü, pratikte nasıl işliyor süreç?
evsahibi seneden seneye kira zamanı konuşuruz sadece, başka hiç muhabbetimiz olmaz. her seferinde de fakiriz her şey pahalandı muhabbeti yapar. başka şehirde, hiç yüz-göz olmak da istemiyorum kendisi ile.
0
biseysorcaktim
(13.10.25)
Sözleşme yeni kişi adına baştan düzenleniyor aksi halde evde sevgiliniz oturduğu için ev sahibi hukuksal bi açıklık bulup başını ağrıtabilir. Ev sahibi ile isterseniz konuşabilirsiniz. Aynı koşullara sahip kalan arkadaşım adına yeni bir sözleşme yapabilir miyiz diye
0
mermaidd
(13.10.25)
eski sevgilimle aramda problemli bir durum yok. kimse kimseye kötülük yapacak değil ama artık ilişkimiz bittiği için bu tarz şeyleri de ayırmak istiyorum. bir kaç ay sonra kontrat yenilecek.

ev sahibi biraz paragöz bir insan, evde zaten yaşayan biri var, taşınmak istemiyoruz, kontrat yeniden yapılacağı için fahiş bir şey istemesinden endişe ediyorum. her şey kurala uygun olsun, sonra kimsenin başı yanmasın. o yüzden evsahibini de durumdan haberdar edeceğiz ama fırsatını bulup da kimse kimseyi kazıklamasın istiyorum.
0
🌸biseysorcaktim
(13.10.25)
@biseysorcaktim ben orada başını ağrıtabilir derken ev sahibiniz eski sevgilinizin başını ağrıtabilir demek istemiştim. cümlemde bi anlatım bozukluğu olmuş kusura bakmayın. kaldı ki kira en fazla o ay olan tüfeye göre zamlanıyor fazlasını asla talep edemez. dolayısıyla fahiş bir fiyat da talep edemez üstelik sözleşme yenileneceği için otomatikman 5 sene daha (kira artış oranı sözleşmede belirlenmişse) ev sahibinin kira tespit davası açma hakkı da yok. haliyle çok bi zam olacağını zannetmiyorum. sözleşmedeki maddelere dikkat etmek gerek
0
mermaidd
(13.10.25)
Standart sözleşmelerde kontratın devredilemeyeceği maddesi oluyor. Benimkinde var. Bir kontrol edin kontratı. Böyle ise devir söz konusu olmuyor yeni sözleşme yapmak kalıyor tek seçenek. Onda da evet teknik olarak yeni kiracı oluyor eski sevgiliniz.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(13.10.25)
5. yıl doldugunda zaten rayiç tutara geliyor, ev sahibi yeni tutara ikna olmazsa kira tespit davası açılıyor.

10 sene de neredeyse ev sahibi kiracıyı çıkaramadıgı için en güzeli ev sahibi ile konuşup eski sevgilinin adına kira kontratosunu yapmak, burda tek handikap ev sahibi sen kefil ol diyebilir.
+2
liberal
(13.10.25)
Ev sahibinin bilgisi ve onayı olmadan sözleşmeyi ve dolayısıyla sözleşmeden doğan haklarını başkasına devredemiyorsun. Yani bu işin kanuna uygun tek yolu ev sahibiyle görüşüp onun sözleşmenin devamıyla ilgili onayını almak. Ancak ev sahibi "Hayır yeni sözleşme olsun" diyebilir ve hakkıdır.

Tabii ev sahibi tarafından bakacak olursak yeni bir 10 yıllık sözleşme yapmış olacak. Haliyle kiracı çıkmak istemediği sürece ev sahibinin kanuni gerekçe olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği en erken tarih 5 yıldan 10 yıla çıkmış olacak. Bu anlamda ev sahibi "yok devam edelim ama kira da şu olsun" da diyebilir. Çünkü zaten @liberal'in de söylediği gibi kira tespit davası hakkı doğmuş ev sahibi için.
+1
himmet dayi
(13.10.25)
Kira sozlesmesi devredilemez. O kirtasiyeden alinan en basit sozlesmede dahi devredilemedigi yazar.
0
isminivermekistemeyensuser
(13.10.25)
Sozlesmede ikinizin adi varsa, biriniz evden ciktiginda sozlesme iptal olur. Kalan kiracinin yeni sozlesme yapmasi gerekir.

Tek yapman gereken ev sahibini arayip, x tarihinde evden ayrilacagini, ev arkadasinin kalmaya devam edecegini soylemen olur.

Gerisi ev sahibinin insiyatifinde. Isterse sozlesme iptal oldugu icin diger kisinin de cikmasini talep edebilir isterse diger kisinin kalmasi icin onunla yeni bir kontrat yapar.

Ev sahibi acisindan yeni kiraci bulmak riskli, maliyetli. Kalan sorunsuz kiraciyla devam etmesi daha mantikli.
0
thetruenorthstrongandfree1
(13.10.25)
Kira hukukuna göre alt kiracılık hakkı verilmemişse bunu asla yapamazsınız. Diğer kişi işgalci durumuna düşer ve çıkartılır. Genelde matbu bir kira sözleşmesine imza atmışsınızdır orada da alt kiracılık hakkı yoktur. Siz çıkarsanız sözleşme tamamen sona erer. Ama şunu kullanabilirsiniz ev sahipleri için beş yıl kirasını Ödemiş birisi yerine ne olduğu belirsiz yeni bir kişiyi tercih etmezler. Buradan girin sıfırdan yeni bir sözleşme yapın.
0
ground
(13.10.25)
mümkün değil.

kira sözleşmesinde sadece size kiralandığı yazar.
0
gurur
(13.10.25)
bunu en güzel ev sahibi ile konuşarak çözebilirsiniz. kira sözleşmeleri devredilemez. ancak şunu yapabilirsiniz "bir normalde bu evde iki kişi kalıyorduk en başından beri, beraber ödüyorduk, çeşitli sebeplerden dolayı ben çıkıyorum, diğer arkadaş devam edecek, bir problem olmaması adına sözleşmeyi onun üzerine geçirelim" gibi bir şey söyleseniz , ev sahibi yapabilir gibi gibi düşünüyorum.
0
co2s2
(14.10.25)
(10)

Sağlıklı ekmek yemek

biseysorcaktim
Ne yazık ki ekmek ve unlu mamülleri çok severim. Genelde mayalı ve kaliteli içeriği olan ekmekler tüketirim ancak yine de dışarıdan almak istemiyorum. Ekmek yapma makinesi alsam, mayalı ve tam buğdaylı yapsam, ekmek hakkında söylenen bir çok olumsuz durumu bertaraf etmiş olur muyum? Sağlıklı ekmek m
Ne yazık ki ekmek ve unlu mamülleri çok severim. Genelde mayalı ve kaliteli içeriği olan ekmekler tüketirim ancak yine de dışarıdan almak istemiyorum.

Ekmek yapma makinesi alsam, mayalı ve tam buğdaylı yapsam, ekmek hakkında söylenen bir çok olumsuz durumu bertaraf etmiş olur muyum? Sağlıklı ekmek mümkün mü
0
biseysorcaktim
(17.08.25)
Beyaz ekmek tek başına tamamen sağlıksız bir gıda değil ki. Kararında tüketirseniz sorun olmaz ama besin değeri düşük, kan şekerini hızlı artırıyor, tokluk hissi vermiyor falan, faydası kısıtlı yani. Onun yerine tam buğday ya da ekşi mayalı ekmek çok daha iyi. “Sağlıklı” ekmek zaten var. Evde de yaparsınız da uğraşmaya değer mi bilemedim.
0
orient blue
(17.08.25)
Makinadaki ekmeğin yapısı kek gibi oluyor ekmek yediğini anlamazsın, dışarıdan ekşi maya doygun ekmekler yemeye de alıştıysan ev ekmeği seni tatmin etmez
0
grimavi
(17.08.25)
Ben wasa yemeye geçtim memnunum yeme miktarını oldukça sınırlıyır,
Avokado benzeri birşeyle yumuşatmanız gerekiyor yemeden
0
kararsızataletfilozofu
(17.08.25)
Ekmek makinasında güzel olmaz +1
Döküm tencere ile fırında yapıyoruz.Kendi ekşi mayamızı yaptık,un ile su karıştırıp 5-6 günde elde edilebiliyor.Tam buğday unu kullanıyoruz.
Baştan zahmetli gibi gelse de lezzetinden ve dışa bağımlılıktan kurtardığı için alışkanlık oluyor.
0
arenas
(17.08.25)
Evde yapmak sürdürülebilir değil bence. Bir de yine bence ekmeğin iyisi olmaz. Mümkün mertebe yememek gerekiyor. Şekeri direkt çıkartıyor. Onun karbonhidratı yerine daha fazla şey yenilebilir. :)
0
naksidil
(17.08.25)
Ekmeğin iyisi güzeli olur fakat ulaşmak zor ya da pahalı, ekmek o kadar da öcü bir şey değil, özel bir sporcu ya da sağlık diyeti uygulamıyorsa ekşi maya tam buğday ekmek sıradan insan için kaliteli bir karbonhidrat, istediği kadar yenebilir demiyorum tabi günlük 100-120 gr, yaklaşık iki dilim (avuç içi kadar bir dilim) kişinin durumuna göre
0
grimavi
(17.08.25)
9 sene önce aldım ekmek yapma makinemi. O günden beri dışarıdan hiç ekmek almadım.İster kendin yap, ister dışardan al, sağlıklılık istiyorsan,
1.Az ekmek ye.
2.Adında buğday geçmeyen ekmeklere yönel (ki diğer ekmeklerin tamamında da, kabarmışsa, ufalanmıyorsa ve yumuşaksa en az üçte bir buğday vardır) (yani mesela çavdar ekmeği değildir, buğday, çavdar karışımıdır)
3.Pofuduk ekmek hiç yeme.

Gerisi hikaye.

Ekşi maya olayını da ChatGptye sordum. Şunu dedi.

Kısacası:
Ekşi maya, “sihirli sağlık mucizesi” değil ama:

sindirimi biraz kolay,

mineral emilimi daha iyi,

kan şekerini daha dengeli yükseltebiliyor,

lezzeti ve dayanıklılığı fazla.

O yüzden insanlar hem sağlık hem de damak tadı için tercih ediyorlar.
0
Mirket
(17.08.25)
UN hemen kabarmiyor,
un icerisine enzim vs.ilavesi ile hamur ozellikleri artiriliyor,
ayrica bozulmamasi icin koruyucu ilaveler ekleniyor,

bunlar vucut icerisinde yararli bilesikleri bagliyor,vitaminsiz kaliyorsun,sonrada homonal bozukluk,uyku bozuklugu falan.

Saglikli ürün tüketmek icin,fabrikasyon olmayan katkisiz kavilca,siyez unu almalisin,ama marketten degil,hasat edilen yerden.
bakanlik tebligine göre fabrikadan koruyucu madde olmadan ürün piyasaya sürülemez,uzun saklama-kullanim süresi için.
0
designer
(17.08.25)
Bende de ekmek yapma makinesi var haftada 1 yapıp dilimleyip buzdolabında saklıyorum, 2 kişi için fazlasıyla yetiyor. Tam buğday unuyla yapılanla bayağı dolgun oluyor, organik un filan alıyorum beyaz unla yapmıyorum memnunum.
0
titanic kemancısı
(17.08.25)
akedemiklink geçen bunla ilgili video paylaştı. ona bi bak
0
plastic_angel
(18.08.25)
(6)

giriş katı eve cam filmi

biseysorcaktim
yeni bir eve taşındım. bundan önce yaşadığım tüm evlerin cephesi boşluğa bakıyor ve yüksek katlardı. kısaca beni gören kimse olmadığı için rahat ediyordum. şimdiki evde hem camlar fransız balkon şeklinde yere kadar uzanıyor hem de giriş katı.bu sebeple pencerelere film takmak istiyorum, içeriden dış
yeni bir eve taşındım. bundan önce yaşadığım tüm evlerin cephesi boşluğa bakıyor ve yüksek katlardı. kısaca beni gören kimse olmadığı için rahat ediyordum. şimdiki evde hem camlar fransız balkon şeklinde yere kadar uzanıyor hem de giriş katı.

bu sebeple pencerelere film takmak istiyorum, içeriden dışarıyı görebileyim ama dışarıdan görülmesin. asıl amacım mahremiyet.

ayrıca bu odalara sürekli güneş vuruyor. sıcağı da engellesin istiyorum.
çift camlara yapıştırınca patlama riski varmış. klima yok evde. bu durumda patlama riski olmaz sanırım. güneşi engellemek isteğim yan amaç, olursa iyi olur olmazsa sorun değil.

içeriden dışarı bakılınca görünsün.
dışarıdan görünmesin.
evi çok karanlık etmesin.
ısıyı bir kaç derece düşürse bile yeter.
mümkünse aynasız olsun.

ne önerirsiniz bunun için?
0
biseysorcaktim
(10.08.25)
Dereceleri var. Temu'da var.
İçerde ışık yanınca dışarıdan görünür.
Karanlık yapar.
Isıyı nispeten keser.

www.temu.com

Tül perde öneririm.
0
Mirket
(10.08.25)
Ne yaparsanız yapın, camlar filmli bile olsa akşam ışık açınca içerisi görünür.

Nasıl olsa film var diye perde vs kullanmazsanız dışarıya sinema gibi izletirsiniz evin içini.
0
anaphylacticshock
(10.08.25)
gece değil, gündüz için aslında bu isteğim.
gece içeride ışık açınca görünmesi normal. onu engellemeye çalışmıyorum. zaten tül ve perde var.

ama tül de olsa, dışarıdan görünüyor içerisi.
yukarıdan aşağıya bir stor perde yerine, aşağıdan yukarı doğru bir perde biçimi olsaydı, bu kadar rahatsız etmezdi belki.
0
🌸biseysorcaktim
(10.08.25)
Tülünü değiştir. İçeriyi göstermeyen tüller var.

Percere ve kapı kanatları yana doğru açıldığı için storun yukarı-aşağı hareketi çok istifade edilebilir bir şey olmuyor. Mantığa aykırı.
0
Mirket
(10.08.25)
yansıtıcı film dışarıdan yapıştırılırsa ısıyı bir miktar keser ve patlama riski olmaz ama dayanıklılığı düşecektir.

honeycomb perde dedikleri jaluzi karışımı katlanarak açılan perdeler var. bunların içinde ısı yalıtım folyosu olan modelleri de mevcut.
0
orpheus
(10.08.25)
yukarıdan aşağıya bir stor perde yerine, aşağıdan yukarı doğru bir perde biçimi olsaydı, ---> akerdeon plise perde diye aratin. tam istediginiz sey.
mesela bu
www.perdesiparisi.com
trendyolda da var.
0
65 derece
(11.08.25)
(8)

kapitalist sistemde şirketler sürekli büyümek zorunda mı?

biseysorcaktim
"grow or die" hala geçerli bir argüman mı?tüm şirketlerin sürekli büyüme karını arttırma hırslarını bir türlü anlamıyorum."biz büyüdük yeter artık" kapitalist sistemin doğasına mı aykırı yoksa basitçe insanların hırsı mı bu? ya da borsaya açılan şirketlerin kaçınılmaz sonu mu?küçük-büyük bütün şirke
"grow or die" hala geçerli bir argüman mı?
tüm şirketlerin sürekli büyüme karını arttırma hırslarını bir türlü anlamıyorum.

"biz büyüdük yeter artık" kapitalist sistemin doğasına mı aykırı yoksa basitçe insanların hırsı mı bu? ya da borsaya açılan şirketlerin kaçınılmaz sonu mu?

küçük-büyük bütün şirketler büyümek, rakiplerini yoketmek, tek olmak, sürekli büyümek istiyorlar. sebeplerini anlamıyorum.

edit: enflasyondaki değişikliklere ve yeni teknik gelişmelere karşı dirençli olmaktan bahsetmiyorum.
0
biseysorcaktim
(07.08.25)
Değil. BCG Matrix ya da growth share matrix bunun güzelce analizini yapmış. Şirketin ya da ürün/hizmetlerin hangi evrede olduğuna göre değişiyor bu durum.

en.wikipedia.org

Büyümek yatırım gerektiriyor. Bu yatırımın karşılığını vermeyecekse, şirket büyümeyi tercih etmez.
0
gabe h coud
(07.08.25)
eğer piyasada tek olursan fiyatları sen belirlersin. yeri geldiğinde çok kar edersin, yeri geldiğinde hiç kar etmezsin rakibini batırırsın. sen büyüyüp rakiplerini yok etmek istemezsen, rakiplerin büyür seni yok eder. büyüyen şirket, yatırım yapar, daha verimli olabilir, çeşitliliği arttırıp daha cazip hale gelebilir vs vs vs vs

işlerin daha büyük olduğu bir senaryolarda ise, yatırımcılar/hissedarlar sürekli daha fazla kar beklerler. şirketin değeri sadece mevcut operasyonu ile değil, gelecekteki büyüme potansiyeli ile de ölçülür.
0
co2s2
(07.08.25)
"Biz büyüdük yeter artık" birkaç farklı açıdan mantıklı değil;
Öncelikle ortada bir monopol yoksa "Size bu kadarı yeter, alın ürettiğimiz kadar kullanın" demek çok mümkün değil. Rakipler var, bunlar boş durmuyorlar, haliyle de ortada sürekli bir pazar payı kapma telaşı var. Bu rekabet süreci de ister istemez büyümek demek.

Diğer taraftan da sistemin yapıtaşları, başarı ölçütü hep bir şeylerin artmasına yönelik; hisse fiyatı, kâr, ciro, müşteri sayısı... Bir şeyler artacak ki birileri bonus alsın, şirket yeni yatırımcı çeksin, finansman bulsun.
0
salihdt
(07.08.25)
osssy
(07.08.25)
bir örnek vereyim.

ispanyol marka caf tren üreticisinin ürettiği trenler, vagon başı 1.8m dolar.

Koreli marka Hyundai Rotem ise 800k dolar.

Hyundai'ın trenleri, caf'ın trenlerden çok çok çok daha konforlu ve teknolojik.


İstanbul'da yeni açılacak metroların hepsinde neredeyse hyundai rotem kullanılıyor. Veya çin marka crrc trenler. ikisi de avrupa trenlerden kat ve kat daha ucuz, daha konforlu ve teknolojik.

Kendini geliştirmekle uğraşmasa bile maliyet diye bir şey var. teknoloji gelişiyor her dakika, eski teknolojilerin maliyeti azalıyor. sen ne uğraşıcam dersen gelir başkası uğraşır. senden daha iyisiini ucuza satar.

Bugün caf maliyeti düşürmeye çabalamıyor. sonuç: rakipleri tarafından kaybolunduruluyor. İstanbul gibi metro ağı agresif büyüyen bir şehiri kaybediyor.
0
substituent
(07.08.25)
Bence growth tartışılabilir olsa da ben borsaya açık olmanın ciddi sorunlarini görüyorum.
Misal borsada iyi gözükmek için isten cikarma yapıp operating profit yapmak falan. Yani bazı şirketlerde ki bizde de bu var; hisse fiyatı her şeyden önemli. Bu bence ciddi sorun çünkü hisseye yatırım yapan daha az maliyet daha çok profit istiyor. Bu da belli bir noktada daha çok offshoring ile calisan maliyeti düşürme, daha az calisanla aynı işi yapmaya calismak ve bunu genelde overworking ile yapmak falan, fabrikaları daha ucuz ülkelere taşımak falan yani hep böyle.

Ben Amerika'nın en eski corporationlarindan birindeyim ve şirket kötü yönetilmiyor ama borsaya açık olmayan bizim gibi büyük sirketlerde çalışan arkadaşların benim gibi ay sonu envanter+ intransit, ay sonu satış, ay sonu excess obsolescence dertleri yok. Bu borsaya açık olmanin getirdiği çok fazla iş ve stres var.
0
logisticsmanager
(07.08.25)
Sirketin türü ne? Hangi sektör?

Günlük tüketilen ürünleri üreten firmalar için farklı bu sorunun cevabı, yaşam boyu birkaç kere alınan/alınabilen ürün ve hizmetler için farklı.


Benim gördüğüm, şu an belirttiğiniz tarafından ziyade "musteri üretimi"ne oynuyor bütün firmalar, neredeyse birçok sektörde.
0
encokbenisevinnolur
(07.08.25)
bir nevi agar.io oynaniyor surekli olarak.

her sektorde her ulkenin bir "big 3-4-5" olayi vardir.

kucuk sirketler bu devlerin dikkatini cekip satin alinmak icin kicini yirtar, mumkun oldugunca hizli bir sekilde buyumeye calisir. amac sirketi satip biran once koseyi donmek ve erken emeklilik.

cok buyuk sirketlerin de bir noktadan sonra her ay birkac kisi ekleyerek buyume olanaklari olmuyor, en temizi komple bir sirketi yutmak.

devler etrafta dolanan ve onlardan is tirtiklayan ayakbagi istemiyor diyebiliriz.
0
cooperr
(07.08.25)
(1)

bu şarkı hangi şarkılara benziyor

biseysorcaktim
https://www.youtube.com/watch?v=Bmfyr_UYJz0bir twit'te gördüm, beğendim de.ama bir çok farklı şarkıyı anımsatıyor, özellikle müziği.2010'lara kadar olan zamanda çıkmış bir kaç farklı rock şarkısından derin izler taşıyor.neler olduklarını çözemedim.bazı kısımları haluk levent şarkılarını anımsatıyor,
www.youtube.com
bir twit'te gördüm, beğendim de.

ama bir çok farklı şarkıyı anımsatıyor, özellikle müziği.
2010'lara kadar olan zamanda çıkmış bir kaç farklı rock şarkısından derin izler taşıyor.
neler olduklarını çözemedim.
bazı kısımları haluk levent şarkılarını anımsatıyor, büyük oranda manga gibi hissettim. ama nakarat kısmı neye benziyor bir türlü çıkaramıyorum.

nedir fikriniz, neye/nelere benzettiniz.
0
biseysorcaktim
(05.08.25)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.08.25)
(5)

sakarya'ya taşındım, ne yapalım burada?

biseysorcaktim
ailem buralı. ben de burada büyüdüm ama 15 hatta daha fazla yıldır uzaktayım, ondan öncede ev-okul-dersane dışında bir şey yoktu hayatımda. bayramda falan aile ziyareti dışında bilmiyorum buraları.eski arkadaşlarla falan da yollarım bir şekilde ayrıldı, denk gelirsek görüşüyoruz. arkadaş, akraba, ku
ailem buralı. ben de burada büyüdüm ama 15 hatta daha fazla yıldır uzaktayım, ondan öncede ev-okul-dersane dışında bir şey yoktu hayatımda. bayramda falan aile ziyareti dışında bilmiyorum buraları.

eski arkadaşlarla falan da yollarım bir şekilde ayrıldı, denk gelirsek görüşüyoruz.
arkadaş, akraba, kuzen, komşu falan hiç yok değil ama yine de yok sayılır.

sosyalleşmek, yeni insanlar tanımak (ilişki değil, arkadaş), spora-havuza, doğaya kampa gitmek konusunda bu şehrin kısır olmadığını ve bazı imkanların olduğunu biliyorum. aracım var.

ne yapılır, nereden başlanır var mı öneriniz? özellikle başka şehirden gelip de bir süredir burada yaşayanlar varsa neler yapıyorsunuz? önceki duyurularımdan hatırlayanlar vardır, bir ilişkim vardı ve yollarımızı ayırdık. kız peşinde değilim, hep kız arkadaşlarım ilişkim vardı yıllardır. bir süre yalnız kalmak istiyorum ilişki konusunda. biraz sakin kalmak ve kendime zaman ayırmak istiyorum.

bir yorum üzerine edit: yobazmış değilmiş kimi ne, bir milyon nüfusu olan bir şehir istediğim şartlara uygun bir çok şey olduğunu biliyorum. onu soruyorum. cevap bile olmayan gereksiz yanıtlarla zaman harcamayın lütfen.
0
biseysorcaktim
(05.08.25)
eşim sakaryalı, bence çok güzel binicilik kulüpleri var sakaryada. paranız ve az biraz merağınız varsa bi binilicik kulübünde eğitim almaya başlayın, haftada bir gidersiniz, çoğu da doğa içi yerlerde, hem de gelenler hep elit kesim olur, yaşları size yakın olur. mis gibi aktivite
0
ofelia
(05.08.25)
www.instagram.com

Gölün her iki kıyısında su sporları toplulukları var, bu ara stand up paddle popüler

Mevsim uygunken decathlondan sup alıp gölde kendin de bireysel takılabilirsin
0
grimavi
(05.08.25)
araç varsa merak da varsa kamp, trekking işlerine girilebilir. tek başına ne kadar ilgini çeker bilmiyorum ama bölge bu konular için çok ideal özellikle bolu-düzce tarafı.
0
bay b
(05.08.25)
Sakarya'yı hiç bilmiyorum ama bisikletle Poyrazlar Gölü'ne gitmiştik, çok hoş ve huzurluydu, İstanbul'dan kalkan trekking turları hep o taraflarda bir yerlere giderdi, orada da vardır muhtemelen trekking grupları.
0
(05.08.25)
Cevre edinmek için Sagüsad, halk eğitim kursları, ultima, sakarya dağcılar(hala aktif mi bilmiyorum), paraşüt eğitimi, bisiklet derneklerinden ilginizi çekene kayıt yaptırabilirsiniz. Kano eğitimi seçerseniz sizi bir başınıza göle salıp ilgilenmeyen genç eğitimcilere dikkat edin. Arkadaşlar şikayet etmişlerdi.

Kafeler konusunda fazla yardımcı olamayacağım ama 22.00 trafiğinin sabah 08.00 trafiğinden daha yoğun olduğunu söyleyebilirim.

Sapanca'da yürüyüş yapmalık yerler: Uzunkum, özharmanlık, Kırkpınar sahil, Bağdat Cd.

Gezmelik, kahvaltıya gitmelik köy: Kayalar Memduhiye

Yeme içme tavsiyeleri: Hünerli Ciğer, Köfteci Mert, Pehlivan Et, Serdivan Bakery, Mühür, Pizza V, Kabakevi
0
?
(05.08.25)
(4)

Bir fikrim var - patent almak süreçleri nasıl oluyor

biseysorcaktim
bir süredir çok basit, hatta ilkel bir düzenek ile veri merkezlerinde kullanılan suyun geri dönüştürülmesi üzerine bir fikrim var. basit olduğu için önemsemedim hatta salladım açıkçası.bu fikir chatgpt ile konuşurken "neden bu verimerkezleri çok su harcıyor" sorusu üzerine çıktı. aşırı sıcakla buhar
bir süredir çok basit, hatta ilkel bir düzenek ile veri merkezlerinde kullanılan suyun geri dönüştürülmesi üzerine bir fikrim var. basit olduğu için önemsemedim hatta salladım açıkçası.

bu fikir chatgpt ile konuşurken "neden bu verimerkezleri çok su harcıyor" sorusu üzerine çıktı. aşırı sıcakla buharlaşan suları geri kazanamıyorlar dedi. benim aklımda ise buharı yoğunlaştırıp tekrar kullanmak üzerine bir fikir oluştu. fazla enerji harcamadan pasif soğutma ile.

sonra bu fikri patent arama motorlarında, yine chatgpt ve grok derin arama özelliklerini kullanarak aradım. tam bahsettiğim şekilde bir fikir yok benzerleri ise başka alanlarda. yine bu chatbot'ların ifadelerine göre fikrim patent başvurusu yapacak kadar özgün ve buna değer.

ciddi ciddi soruyorum; basit ve temel fizik kuralları ile bir konuda fikir ürettim. prototipini yapmak için hazırlanıyorum ama bu zamana kadar bunun düşünülmemesi mümkün değil, belki gerek duyulmadı çünkü covid'e kadar su kıtlığını bu denli önemsemiyordu büyük şirketler.

bir şey çıkar çıkmaz düşüncesinden bağımsız, patent almaya çalışayım mı? bu iş nasıl oluyor, patent danışmanı/vekili nereden bulunuyor? işin bir de teknik kısmı ve mühendislik hesapları var. onlar için nereden destek alabilirim? bu fikre patent alayım mı'dan ziyade profesyonel olarak bu konularda ilgilenen kurumlar varsa, ücreti mukabil resmi danışmanlık almak istiyorum. bu fikir patent'lenme kriterlerine uygun ya da değil desinler.
0
biseysorcaktim
(05.08.25)
Türk Patent'in sitesinde sicile kayıtlı vekillerin listesi mevcut, göz atabilirsiniz:

www.turkpatent.gov.tr
0
peki madem
(05.08.25)
Gerçekten işe yarayacağını düşünüyorsanız uğraşmaya değer ancak nükleer santraller de aynı şekilde suyun geri kazanımı için cooling tower denilen devasa kuleler inşa ediyorlar. Düşük miktarlı olan sıvıları soğutmak / geri kazanmak için yüzey sıcaklığında & hava sıcaklığından bahsedebilirin ancak RH ( relative humidity ) denilen ortama göre değişen bağıl nem olayı faktörü var. Veri merkezleri nehir yatağını bile ısıtacak kadar güç tüketimi yapıyor olabilir. Çok basit bir fizik kuralı ile bunun yapılabileceğini düşünmüyorum açıkçası

( bizim kullandığımız ısı transfer kitabı : ahtt.mit.edu )

bu da psychrometric chart extension.psu.edu
0
pislick0
(05.08.25)
suyu geri dönüştürürken harcanan enerji, suyun parasını çıkarır mı?
0
duyuruuser
(05.08.25)
işin Türk Patent Kurumu nezdinde tescili kolay. Önemli olan işin tasarım ve mühendislik kısmını halletmek. sen tasarımı yaptır. sonra bir marka-patent vekili bul. ki google a yazınca bissürü çıkıyo. tescil aşamasını yapar.

şunu ayırt etmek lazım ama, Türkpatent nezdinde tescil edilebilecek şeyler kanunda kategorize edilmiş, markalar, tasarımlar, coğrafi işaretler ve patentler. senin bulduğun şey bi ürünse patent başvurusu yapıyosun, ama bir tasarım yaptıysan kağıt üzerinde tasarladığın bi şeyse mesela mobilyacısın ve dolap kapakları tasarladın veya dolap kapaklarının tutacak kısımlarını kağıt üzerinde tasarlıyosan bunu tasarım olarak tescil ettiriyosun.
0
turuncu tonlarda
(05.08.25)
(2)

macos - ios mirroring hangi protokol üzerinden çalışıyor

biseysorcaktim
telefonumda sınırsız spotify/youtube var.bilgisayarımdan müzik dinlemek istiyorum (hotspot dışında internetim yok)ben de spotify'i açıp telefonu mac'te mirror ettim oradan kullanıyor/dinliyorum.çok da güzel oldu.ama farketttim ki data aktarımında arada bir takılma oluyor. sanki bluetooth'la aktarım
telefonumda sınırsız spotify/youtube var.
bilgisayarımdan müzik dinlemek istiyorum (hotspot dışında internetim yok)
ben de spotify'i açıp telefonu mac'te mirror ettim oradan kullanıyor/dinliyorum.

çok da güzel oldu.

ama farketttim ki data aktarımında arada bir takılma oluyor.
sanki bluetooth'la aktarım yapılıyor da bağlantı yavaş gibi.

merak ettim, macos-ios arasındaki wifi olmadığı durumlarda nasıl bir protokol var ve cihazlar iletişim kuruyor? hızı ve teknik limitleri nelerdir?


edit: kablo ile bağlayınca sorun kalmadı.
sanırım mirroring + hotspot olunca kablosuz bağlantıda kirlenme/limitlenme oluyor.

sorun kalmadı ama sorum (merakım) hala geçerli.
0
biseysorcaktim
(04.08.25)
yani macos' a niye spotify kurup aynı hesapla girmiyorsun anlamadım?
ios mirroring tahminimce bluetooth ve local network kullanıyordur.
0
ravenudon
(05.08.25)
soruda belirttim ama gözden kaçmış sanırım. bulunduğum yerde internet yok, telefondan bağlanıyorum.
hotspot üzerinden bilgisayardan bağlandığımda spotify ve youtube data paketimden düşer. operatörler istemci kimliğini görebiliyorlar ve hotspot üzerinden bağlantıları sınırsız paketlere dahil etmiyorlar.

airplay özelliği ile bilgisayara yansıtmak da bir seçenek ama sebebini bilmediğim şekilde çok sağlıklı olmadı.

ortada bir modem olmayınca ve kablosuz özelliklerin tümünü aynı anda kullanınca bazı teknik problemler oluşuyor.
0
🌸biseysorcaktim
(05.08.25)
(6)

altyapısı olmayan yerde internet

biseysorcaktim
türk telekom altyapısı ya da fiber yok, o yüzden klasik superonline, vodafone, netgsm, ttnet çalışmıyor.cep telefonu ile hotspot yapmak için yeni bir hat alayım dedim. başka bir adreste sınırsız internete erişimim olduğu için, ayda 50 gb yeteceğini düşünüyorum. netgsm'in yeni aboneliği de yokmuş.akl
türk telekom altyapısı ya da fiber yok, o yüzden klasik superonline, vodafone, netgsm, ttnet çalışmıyor.

cep telefonu ile hotspot yapmak için yeni bir hat alayım dedim. başka bir adreste sınırsız internete erişimim olduğu için, ayda 50 gb yeteceğini düşünüyorum. netgsm'in yeni aboneliği de yokmuş.

aklınıza gelen superbox, hotspot vb gibi yöntemler yerel/ulusal sağlayıcılar var mı?
0
biseysorcaktim
(02.08.25)
genelde böyle bölgelerde lokal internet sağlayıcılar olur. kendi kablosuz yayınları vardır ve evinize koyulacak bir anten ile internet erişimi sağlayabilirler.
0
bravoteam
(02.08.25)
çanak anten ile internet satıyorlar, yağmurlu havalarda iyi performans vermiyor diye duydum onları. ama ihtimal dahilinde, teşekkürler.
0
🌸biseysorcaktim
(02.08.25)
türk telekom magnet (cep magnet değil) alabilirsiniz. yeni taşındığım evde port sorunu yaşadığım bir dönem kullandım gayet verimliydi.
0
house md
(02.08.25)
gsm işletmelerinin taşınabilir modemleri var. telefonunun hotspot özelliği gibi, ama kendi hatti olan bir modem.
0
tabudeviren
(02.08.25)
aynı durumdayız, yerel bir internet sağlayıcıdan hizmet alıyoruz mecburen. yani hiç yoktan iyidir diyebilirim. her şiddetli yağmurda mağdur etmiyor ama bazen ediyor :')
0
pide
(02.08.25)
Ege de telefonun dahi çekmesidiği yere tv çanağı takıp internet ulaştırdılar.mesela nazilli de yerel naznet var. Her il de genelde böyle yerel sağlayıcılar oluyor.
0
mikahakkinen
(02.08.25)
(2)

Klimasız araba

biseysorcaktim
Kliması olmayan bir aracımız var. Bu sıcakta çok zor oluyor. Pencereyi açmak da çözüm değil, fanı zaten sıcak üflüyor. Var mı yapabileceğimiz bir şey, portatif bir ürün belki. İki kişi kullanıyoruz çoğunlukla ön tarafı rahatlarsa yeter
Kliması olmayan bir aracımız var. Bu sıcakta çok zor oluyor. Pencereyi açmak da çözüm değil, fanı zaten sıcak üflüyor.

Var mı yapabileceğimiz bir şey, portatif bir ürün belki. İki kişi kullanıyoruz çoğunlukla ön tarafı rahatlarsa yeter
0
biseysorcaktim
(26.07.25)
Cakmakliga takilan pervaneler var
0
duster
(26.07.25)
Şunlar gibi ürünler var:
www.trendyol.com
Evaporatif, sulu soğutucular, pervaneler vs. Hepsi de usb ike çalıştığından 12v çakmak yuvası fazla fazla yeter.
0
yadigar
(27.07.25)
(3)

gta 3 ve liberty city

biseysorcaktim
gta 3 bir devrim değil mi? hem gta açısından hem de bilgisayar oyunları açısından. üstten bakmalı atari tarzdaki oyunlardan birden gelişmiş grafikleri ve kameraları olan bir oyuna geçiliyor gta-3 ile.liberty city'i zaten pek bilmiyoruz. ben de oynamadım. sanırım gta vice city'nin devamı gibi olmuş o
gta 3 bir devrim değil mi? hem gta açısından hem de bilgisayar oyunları açısından. üstten bakmalı atari tarzdaki oyunlardan birden gelişmiş grafikleri ve kameraları olan bir oyuna geçiliyor gta-3 ile.

liberty city'i zaten pek bilmiyoruz. ben de oynamadım. sanırım gta vice city'nin devamı gibi olmuş o. ama sonuçta ayrı satılan bir oyun?

gta deyince çoğumuzun aklına ilk gta vice city geliyor. ya da devrim gibi oyunlar deyince gta vice city, san andreas akla geliyor ama 3 gelmiyor.

neden 3 değil?
neden liberty city hiç bahsedilmiyor?
0
biseysorcaktim
(23.07.25)
Liberty City Stories PSP'ye özel yayınlandı ilk olarak. O yüzden pek adı sanı geçmiyor hiçbir yerde. 1 yıl sonra falan PS2'ye uyarladılar. O yüzden tutmadı. Onu aradan çıkarmış olalım.

GTA 3 bir devrim yarattı. Bu doğru. Ancak oyun dünyasını değiştirmekle popülerliği birbiriyle kıyaslamamak lazım. Evet, Vice City, Mafia, Assassin’s Creed gibi 3D açık dünya oyunlarına öncülük etti. Ama Vice city gibi ilgi çekici bir oyun değildi. Vice city'nin hikayesi, renkleri, karakterleri vs. çok daha ilgi çekiciydi ve bir anda çok popüler oldu.
0
himmet dayi
(23.07.25)
Ben 96lıyım, çocukluğum internet kafelerde, k*rsan cd'cilerde cd kovalayarak falan geçti. Vice city ile gta 3 arasında 1 sene var yanlış hatırlamıyorsam ama ben ne bir cd'cide ne de internet kafede gta 3 görmedim. İnternet kafeye gidip saatlerce vice city ve san andreas oynuyordum, iki oyunu da evde oynayıp bitirdim ama gta 3'ün nasıl devrimsel bir oyun olduğunu çoook sonraları, oyun tarihine ilgi duymaya başlayınca öğrendim. GTA 1 ve 2 gibi izometrik sanıyodum onu yıllarca (1 ve 2'yi de oynamadım ama işte serinin önceden izometrik olduğunu biliyodum ordan burdan).

Yani belki 1-2 yaş büyük olsam gta 3'e de denk gelirdim ama benim neslimde gördüğüm kadarıyla gta 3'ün esamesi hiç okunmuyordu. Vice city hem karakterler hem hikaye açısından çok daha tatmin edici bir oyundu, San Andreas da oyundaki aktiviteler ve çete hikayesiyle ayrı bir boyutu. GTA 3 ne anlatıyor onu bile bilmiyorum mesela.

GTA 5'in inanılmaz popülerliği ve herkesin deli gibi gta 6 beklemesine rağmen benim için gta, san andreas'tan sonra bitti. 4'ü steamde alıp hiç oynamadım. 5'e birkaç ay önce ilk kez şans verip 30 dakikada sıkılıp sildim. Rockstar oyunlarını sevmiyorum artık pek, rdr 2'ye de bir saat dayanabilmiştim. Vc-sa-bully dönemi oyunlarını tercih ediyorum sanırım
0
nundu
(23.07.25)
Gta 3 teknik açıdan devrim olabilir ama her açıdan değil. Neden?
- Oyunda karanlık bir tema hakim oyuncuyla yeteri kadar bağlantı kuramıyor.
- Senaryo VC ve SA a göre zayıf.
- Claude çok sessiz. Karakterde kendini hissedemiyorsun.

Ancak GTA Vice City
- 80 ler temasında geçiyor. Renkli ve eğlenceli.
- Tommy nin yerine kendini koyabiliyorsun.
- Bazı noktaları Scarface den arak olan ama oldukça başarılı ve kullanıcıyı çeken bir senaryosu var.

Gta 3 sadece bir alanda devrimken. Gta Vice City birçok alanda üstüne koyuyor ve kullanıcıyı çekiyor. San Andreas ise bambaşka bir konu. Devrim diyebileceğimiz şey o yılda tasarlanan o devasa harita olabilir. Ancak her başarılı oyunun bir devrim olması şart mı değil tabiki.

Aslında 3 ve VC karşılaştırmasını Half Life ve Quake e de benzetebilirsin. Quake devrimin başlangıcı ancak Half Life devrimin kendisiydi. Yazmaktan yoruldum artık mesajımı sona erdiriyorum :)
0
nuevo
(23.07.25)
(4)

Yavru kör kedi - videolu

biseysorcaktim
Sokakta yavru ve gözleri çok iltihaplı bir kedi bulduk. Kardeşleri büyümüş bu ise daha minikti. Aldık veterinere götürdük. Gözlerine yapılacak bir şey yoktu iltihap yüzünden gözlerini kaybetmiş. Antibiyotik ve benzeri tedaviler yapıldı. Alıp tekrar sokağa bırakmadık evde bizimle beraber. Yüzüne bakı
Sokakta yavru ve gözleri çok iltihaplı bir kedi bulduk. Kardeşleri büyümüş bu ise daha minikti. Aldık veterinere götürdük. Gözlerine yapılacak bir şey yoktu iltihap yüzünden gözlerini kaybetmiş. Antibiyotik ve benzeri tedaviler yapıldı. Alıp tekrar sokağa bırakmadık evde bizimle beraber.

Yüzüne bakınca hayvanın gözleri yok, yuvaları boş. Erimiş gözleri. Ama mamasını suyunu kumunu rahatça bulmuş. Hatta elli santim kadar yüksekte bir saksı var nasıl olduysa onun içine girmiş. Sessizce hareket edince bile kafası ile bizi takip ediyor.

Kedinin göz küreleri yok ama görüyor gibi. Hala inanamıyorum. Video çektim. Net göremese bile ışığı algılayabilecek durumda mı

Ek: kör kediye bakım tavsiyeleri verebilirsiniz. Evde yetişkin kedi var, kedi baktık daha önce.

streamable.com
0
biseysorcaktim
(22.07.25)
normal kediden çok da farklı bakmaya gerek yok. gözlerinin ayrı bir bakımı gerekebilir periyodik olarak, bunu vetenire danışabilirsiniz.
0
gobekliraki
(22.07.25)
Eğer göz yuvaları iltihaplanmaya ve sorun çıkarmaya devam edecekse ameliyatla kapatılması gerekebilir, bir uzmana göstermek iyi olur. İstanbul'daysanız eğer göz uzmanı, alanında en iyisi dedikleri bir veteriner vardı, ismini bulabilirsem ekleyeceğim.

Hiç kör kedi bakmadım ama okuduğum/gördüğümden anladığım kadarıyla çok farklı bir şeye gerek yok +1
Belki evdeki büyük mobilyaların eşyaların yerini değiştirmemeye dikkat edebilirsiniz, alıştığı yürüme rotaları boşken bir anda önüne engel çıkmasın :)

Ek: (bkz: veteriner göz merkezi) sanırım burada bahsedilen doktor.
0
kobuzchu kiz
(22.07.25)
valla çok şaşırdım ben bu kedinin haline.
hala inanamıyorum, görüyor gibi. ama görecek bir organı yok.
sokaktayken de kör olduğunu anlamadık. kör gibi değildi çünkü, arabaların altına giriyor çıkıyor, kardeşleri mama yemeye başlayınca o da hemen geliyordu.
evi keşfetti şimdi eşyaların yerlerini öğrendi, hiç bir yere çarpmadan yürüyor. çarpacağı şeye bi cm kala sanırım bıyıklarıyla hissediyor ve yön değiştiriyor.

robot süpürge gibi, önce evin kenarlarını turluyor sonra ortaları.
0
🌸biseysorcaktim
(22.07.25)
Normal kediden hicbir farki yok.

Hatta ekstra yetenekli olacak
Ancak daha kaprisli olur

Eger gozlerinin isiga tepkisi sifirsa goz cukurlask dikilmelidir

Benzer bir kedimiz tamamen kör ve evde bizlerle

Digeri sizin kedi gibi bahcede. Ama Tum mahalleyi geziyor. Cunku isigi goruyor

Once Lazer testi yapin. Kosuyor mu pesinde bakin. Ardindan veterinerlik fakultesine goturun her iki durum icin de
0
topkapiaksaray
(22.07.25)
(4)

mecidiyeköy - beylikdüzü akşam saatinde ne kadar sürer?

biseysorcaktim
mecidiyeköy metrobüs yakınlarından beylikdüzü metrobüs yakınlarına gidilecek.google maps metrobüs ile yaklaşık 70-80 dk gösteriyor.otomobil ile gidersem ne kadar sürer? akşam 19.30 civarı beylikdüzü metrobüste olmayı planlıyorum.google maps 55 ile 120 dakika arasında sürebileceğini söylüyor akşam 5-
mecidiyeköy metrobüs yakınlarından beylikdüzü metrobüs yakınlarına gidilecek.

google maps metrobüs ile yaklaşık 70-80 dk gösteriyor.
otomobil ile gidersem ne kadar sürer?

akşam 19.30 civarı beylikdüzü metrobüste olmayı planlıyorum.

google maps 55 ile 120 dakika arasında sürebileceğini söylüyor akşam 5-6 gibi çıktığımda. doğru mu?
0
biseysorcaktim
(21.07.25)
araçla hafta içi akşam 5-6 gibi çıkarsanız iş çıkış saati olduğu için 1 saat 15 dakika - 1 buçuk saat civarı sürer (ekstra bir kaza ya da şerit daraltma yoksa)

o saatte orada olmanız çok kritikse metrobüsle gidebilirsiniz.
0
brkylmz
(21.07.25)
giderken bir ara "20 dk daha yolu kısaltmak istersen şuradan git" dedi google maps. oradan gitmeyi denedim. hem önerdiği yerde çok ciddi bir trafik vardı (herkese aynısını mı dedi nedir) hem de ben bir ara yanlış sapağa saptım. bana ekstra yarım saat yazdı.

yola çıkarken hedefimi değiştirdim ve beylikdüzü değil esenyurt'ta bir yere gittim. tamı tamına 2buçuk saat sürdü.

bugün ekstra bir yoğunluk vardı belki. haritada bir kaç kaza işareti vardı çünkü.
0
🌸biseysorcaktim
(22.07.25)
o kazalar normal. muhtemelen sizi kuzey marmara'ya soktu, orada bir çıkışı kaçırmanın bedeli ağır malesef :)

siz usul usul tem'den gidecektiniz. keşke yazsaymışım.

neyse geçmiş olsun.
0
brkylmz
(22.07.25)
hiç sormayın.
20 dk kar yapalım derken 50 dk zarar ettik :)
0
🌸biseysorcaktim
(22.07.25)
(2)

geriye dönük bağkur/sigorta ödenir mi?

biseysorcaktim
freelance iş yapıyorum contracter olarak. önceleri ssk girişim yoktu, fatura kesmiyordum.geriye dönük onları telafi edebilir miyim?--daha önce çalıştığım şirketten ayrıldıktan sonra bağımsız çalıştım ve sigortamda boşluk oluştu. son şu kadar sene içinde bu kadar sene sigortalı olmak ve şu alanda çal
freelance iş yapıyorum contracter olarak.
önceleri ssk girişim yoktu, fatura kesmiyordum.

geriye dönük onları telafi edebilir miyim?

--

daha önce çalıştığım şirketten ayrıldıktan sonra bağımsız çalıştım ve sigortamda boşluk oluştu. son şu kadar sene içinde bu kadar sene sigortalı olmak ve şu alanda çalışmak koşulunu zamanında ssk ödemediğim/şirket kurmadığım için karşılamıyorum. geçmişe dönük böyle bir şey yapmak mümkün mü?

vize ve yurtdışı ilişkili bazı konularda bu gerekiyor.
0
biseysorcaktim
(17.07.25)
emeklilik yasi 60-65 arasi oldugu icin,
o zamana kadar coktan sigorta primini yatirmis olursun.(7000 gün)
0
designer
(17.07.25)
Bağımsız çalışırken bağkur baslatip ondan sonra ödemeyi biraktiysaniz yani girişiniz varsa geriye dönük ödeyebilirsiniz.
0
sanguine
(18.07.25)
(10)

Öndeki araca tampona hafifçe surttum

biseysorcaktim
Not yazıp camina mi bırakayım. Ufak bi çizik. Silince geçer belki. Ben not yazıp camina sıkıştıracağım, sebep olduğum şeyden sorumlu olurum da orada başka çizikleri de bana yüklerler mi, fotoğraf çektim bir kaç açıdan. Ne kadar tutar sizce masrafihttps://ibb.co/4gRjRH3Lhttps://ibb.co/1tXstHFDhttps:/
Not yazıp camina mi bırakayım.
Ufak bi çizik. Silince geçer belki.
Ben not yazıp camina sıkıştıracağım, sebep olduğum şeyden sorumlu olurum da orada başka çizikleri de bana yüklerler mi, fotoğraf çektim bir kaç açıdan.
Ne kadar tutar sizce masrafi


ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co

edit:
silince daha belirgin oldu.
biraz canım sıkılacak galiba.

ikinci resimde alt tarafta bir çizik var. onu sonradan farkettim.
boyası kalkmış galiba çünkü o hizada benim arabada beyazlık vardı.
bende belirgin bir şey yok, silince geçer şeklinde.

pasta cila falan bu gibi şeyler için mi?
not bırakmakla hata mı ettim. birine zarar verince not bırakılır diye biliyorum ben. görmezden gelmeye içim el vermez.
benim araba biri böyle sürtse ve not yazsa ben önemsemezdim.
sokağa baktım her araba var böyle şeyler. zaten parkın sorun olduğu yerler buraları.
0
biseysorcaktim
(16.07.25)
iban isteyin 3bin lira gönderin mesele kapanır.
0
house md
(16.07.25)
bir kaç arkadaşa sordum da not yazmasan daha iyiydi falan dediler.
3bin fazla değil mi ya, youtube'da gördüm 150-200 liralık malzemelerle silince geçiyor böyle şeyler. hadi olsun 500-1000 göndereyim ben isterlerse.
0
🌸biseysorcaktim
(16.07.25)
Pek “hafifçe” bir sürtmeye benzemiyor. 3-4k tutabilir.

Not bırakmanız çok yerinde olmuş diğer türlüsü şerefsizlik olurdu çünkü.
0
Gradient_tabanlı_mor
(16.07.25)
Bu hafifçe sürtme içeren ufak bir çizik değil. ₺ 150-200'lik de değil. TikTok izlemeyi azaltın :)

Pasta cila geçmiş. Boya kalkmış. Mini onarım paketlerine ucundan kıyısından sokabilir mi bilmiyorum. Eğer lokal boya yaparsa hasarlı olarak algılanacak her türlü. Arabası pek değerli olmayanlar, eski olanlar ya da satmayı düşünmeyenler ufak çiziklere sanayilerde vs. müdahale ediyorlar tabii. Aynı şekilde araç kiralayan filolar da böyle boya çekip devam ediyorlar.

Bırakılan not ile ulaşsın. Tutanak tunun. Kasko karşılasın. Yolunuza devam edin. Sürtüp gitsen arkadan küfür edip polise tutanak tutturacaktı. Orada tespit edilirse sıkıntı çıkabilir ama polis çok uğraşmıyor, tutanak tutturup kaskoya geçirtiyor. Sigorta şirketleri onu inceliyor merak etme. Her çizikten seni sorumlu tutamaz.

Senin arabana da biri sürtse ve not bıraksa emin ol önemsersin. Önce gününün içine eder, sonra da bembeyaz arabanda o siyah çizgileri her gördüğünde canın sıkılır. İstanbul trafiğinde tampona sürekli sürtüyor birileri ama işte. Olsun not bırakmaları/bırakman sürtüp kaçmalarından/kaçmandan iyidir.
0
nawar
(16.07.25)
teşekkürler.

pasta-cila geçip boyanın kalktığını nasıl anlıyoruz? ilk kez başıma geldi böyle bir şey. bilgim hiç yok ne yazık ki.
3-5 bin ödemek ya da biriyle uğraşmak hiç istemiyorum ama arkamdan küfür/beddua almayı daha da istemiyorum. o yüzden not yazdım.

çekip gitsem farkedilir mi emin değilim. apartmanların kamerası var gerçi ama yine de anlaşılmayabilir.

olay benim sokağımda oluyor. iki üç ev beride. arabam da duruyor bıraktığım yerde.

ilk resimde kırmızı alanın üst kısmında bir grilik var. silince geçti orası. pek müsait değildim o yüzden silmekle uğraşmadım ama diğer yerler de silince geçer belki diye düşündüm.

sadece en alttaki alanı fotoğraflarda farkettim. o an farketmedim. orada boya kalkmıştır belki çünkü benim arabada vardı ufak bir beyazlık.

arabanın sağ kapısının ortası kocaman boyanmış gibiydi. bir de benim iz bıraktığım yerde dikine olan çizgi önceden vardı.
0
🌸biseysorcaktim
(16.07.25)
bence hiçbir şey yok. oraya boya yaptırmasına bile gerek yok. sanayide bir boyacıya gidip, aracın kodundan aynen oje gibi boya şişesinden alıp siyahları kapatacak tamam.

evet, çarpma çizme olmasa iyi olur, ama trafiktesin abicim ve tampon bu olacak o kadar. buna bu kadar kafa yorulmaz, çünkü yarın kırmızı ışıkta gelir başkası daha sert vurur, tampon kırılır, bu sefer gider sigortadan değiştirir sıfır tamponu olur. bu kadar takılacaksan aracı garaja koy otobüsle git.
0
malheiros
(16.07.25)
2-3 bin gider buna, pasta cila ile duzelmez.
arabam iyiyse yeniyse pesine veririm, dokuntu biseyse saginda solunda gocuk cizik varsa onemsemem. aracin sahibine kalmis.
bu "hafif surtme" degil bu arada :)
0
cooperr
(16.07.25)
Çok hafif olmamış, derin çizikler oluşmuş, pasta cila dışında işlem gerektirir. Alan çok büyük değil o yüzden 3-4k gibi tutar diyorum ben de.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(17.07.25)
şimdi dışarısı daha aydınlık, çizikler neredeyse hiç belirgin değil şuan. eklediğim fotoğraflarda belirgin.

notum hala duruyor, sahibi arabasını almamış daha. bakalım arayan soran olacak mı.
0
🌸biseysorcaktim
(17.07.25)
Ararsa buluşup tutanak tutun önce sigortadan yaptırsın, sigorta bunun için var neden cebinizden karşılaşmasını? Yok eğer siz karşılaşacaksınız ya alıp siz yaptırın ya da yaptırdığı işlemin faturasını isteyin. Bu devirde mağdur bile olsa kimseye güven olmuyor bir anda tepenize çıkarlar. Öyle hayati bir hata değil bu siz üstünüze düşeni yapmışsınız tepenize çıkmasına izin vermeyin. Şahsen benim limitim 1000 TL olurdu bu kadar tutarsa cebimden verirdim daha fazla tutarsa sigortadan al derdim.
0
bhhs
(28.07.25)
(10)

yurtdışında yaşamak için eğitim almak

biseysorcaktim
fen-edebiyat fakültesinden kıytırık bir lisans mezunuyum. bölümün adı sanı pek az biliniyor. zaten mezun olduğumdan beri yazılım geliştirici olarak çalışıyorum. backend, db, web falan derken bir kaç yıldır front-end çalışıyorum genelde mobile (react-native) üzerine.daha önce çalıştığım yerlerde anal
fen-edebiyat fakültesinden kıytırık bir lisans mezunuyum. bölümün adı sanı pek az biliniyor. zaten mezun olduğumdan beri yazılım geliştirici olarak çalışıyorum. backend, db, web falan derken bir kaç yıldır front-end çalışıyorum genelde mobile (react-native) üzerine.

daha önce çalıştığım yerlerde analytics gibi araç gereçlere ufak tefek bakmıştım az çok fikir sahibiyim.

yurtdışına 8-10bin euro para vererek yüksek lisans'a başlayan ve orada yaşayan arkadaşlarım var. çoğu almanya'da. ben de orayı düşünüyorum.

yurtdışından iş bulup gitmek benim için zorlayıcı ama yüksek lisans (ya da benzeri bir eğitim programı) ile gidip orada iş bulup yaşamak daha pratik geliyor. remote çalışıyorum şuanki işimde. oraya gidersem de şuanki işime devam edebilirim ve kazancım minimal olmak kaydıyla orası için yeterli.

açıkçası eğitim almak da istiyorum. lisans eğitimimin kabul edildiği, mesleki bilgimin üstüne biraz da eğitim katarak daha profesyonel olmak ve böylece yurtdışına taşınmak istiyorum. digital studies, digital management, data analytics, business analytics, digital transformation, technology management gibi isimlerle programlar varmış. lisans eğitimi olmasa da alaylı olarak cs alanınca çalışanları kabul ediyorlarmış.


iş ticarete dönmüş durumda. dönemine 10bin euro vereni kabul ediyor çoğu okul. var mı öyle "herhangi bir lisans mezununu kabul eden" programlar? yukarıdaki saydıklarımı chatgpt diyor ancak emin olamadım.

o programlarda "üniversitelerin matematik bölümünden mezun" ya da "cs alanında lisans yapmış" falan gibi şartları varsa beni kabul etmiyorlar. ama mesleki becerimi ve tecrübemi dikkate alıyorlarsa o bir kazanç artı olabilir benim için.

elimde ne var;
ingilizcem var. iş ya da eğitim alabilme yetkinliğinde. fransızca biliyorum b1 ama fransa'ya gitmek istemiyorum.
almanca'm çok temel. a1 değil ama öyle diyelim. eğitim ya da iş için kullanamam.
işim remote. oraya gitsem de şuanki işime devam edebilirim, şirket batmazsa tabi. şuanki gelirim avrupadaki net asgari ücretten daha yüksek.
daha önce hem uzun yaşadım yurtdışında hem turist olarak gittim. zorluklarını az çok biliyorum. can atmıyorum gitmeye ama yaşam standartı istanbul'dan hala yüksek.

yapıcı fikir ve önerilerinizi bekliyorum.
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
Master = para. Parasını verirsen çok yüksek rankingli üniversiteler dışında her yerde mastera girersin.
0
runaway
(11.07.25)
master bittikten sonra nasıl yaşayacağım?
öğrenci iken çalışma izni veriliyor. tam mı yarım mı bilmiyorum.

giden herkes "buradaki 1.5 - 2 yılımda muhakkak bir yerden iş bulurum" diyerek mi gidiyor.
0
🌸biseysorcaktim
(11.07.25)
mış mişle bu yola girme, bu dediğin 3-4 yıl öncesi için olabilitesi olan bir konuydu şu an çok zor, özellikle IT piyasası yurtdışında da çok durgun ve türk kimliği ile iş bulmak zor çünkü firmaların sana sponsor olması gerekiyor. ben yerinde olsam iş bulamama durumuna göre de a b c planı ile giderdim.
Yurtdışındayımve It sektöründeyim bu fikrim buradan geliyor.
0
tuborg yesili
(11.07.25)
hocam sen almanya'da yüksek lisans'ını bitirdikten sonra yanlış hatırlamıyorsam 2 yıl daha oturum veriyorlar sana. bu 2 yılın içinde çalışma iznin de var tabii. iş bulunca oturumun öğrencilikten çıkıyor artık.

yüksek lisans ile kapağı atmak çok mantıklı hareket. okurken de ufaktan iş başvuruları yaparsın zaten öğrenci oturumunda da haftalık belirli bir çalışma saatin yer alıyor.

almanya'da daha kolay iş bulabilmen için almanca öğrenmeni tavsiye ederim.
0
elektr10
(11.07.25)
batinin gocmenlik yollari belli:

1 - iltica
2 - egitim
3 - evlilik

+ yuksek icin cikip kalan cok.
+ master=para tezsiz yaparsan dogru, ama ben bes parasiz gelip, tezli master ustune doktora yapip oturum alan cok insan gordum.
+para problemi varsa tezli master iyi bir opsiyon, kendine bir tane duzgun prof bulmana bakar. arastirma yapman lazim. insanlarin pek gitmek istemedikleri sehirlerde sansin daha yuksek olur.
+ tavsiyem anadilini bilmedigin ulkelerden uzak durman bu durumda almanya/fransa zaten eleniyor.
+ okuldan sonra olay sponsor bulmaya bakar, yani bir sirkete seni ise almaya ikna edeceksin.
+ diyelim ki is bulamadin, hersey boka sardi vizen bitti donmen lazim, care evlilik. kadinsan zaten bu zor degil. erkek isen o zaman sansin daha dusuk.
+ hicbiri olmuyorsa son care iltica ki tavsiye etmem.
0
cooperr
(11.07.25)
Beş parasız hiçbir yerde master yapamazsın. ABD'de fully funded denilen doktora programlarında bile öğrenciler aylık bir miktar cepten yiyorlar. Bu tip bedavacı hayaller sadece zaman kaybettirir. Avrupa'da bedava master yok. Sadece ucuzu pahalısı var.
0
runaway
(11.07.25)
@runaway, sorumun hiç bir yerinde beş parasız nasıl master yaparım demedim ki? benim zaten orada da geçinebileceğim ve uzaktan çalışabildiğim bir işim var. giderken cebimde biraz param da olacak. iki döneme 20 küsür veririm de, 50bin euro civarında para vermem gerekecekse evet o üzer.

benim kaygım lisansımın edebiyat mesleğimin ise yazılım olması üzerine.
yl için de bu konuda eğitim almak istiyorum, ki orada kaldığım süreçte gerekirse başka iş bulayım.
0
🌸biseysorcaktim
(11.07.25)
@biseysorcaktim

sana demedim onu. yukarıda cooper parasız gelip master yapmak falan demiş ona dedim.
0
runaway
(11.07.25)
Yani yazılım hakkında konuşulanlar çok iç açıcı değil de şunu yazmaya geldim;
Çoğu yerde (benim bildiğim) masteri kazansaniz da hesabinizda bloke para falan lazım.
Ve siz bu ülkelere "ben remote calisacagim" diyemzasiniz çünkü o ülkede yaşarken çalışıyor olacaksiniz. Direkt vize reddi olur.

Bir de benim bildiğim fransa yazılım konusunda gelecek için almanya'ya oranla bir tık daha iyi olabilir şu tarz şeyler sebebiyle;
www.euronews.com

Tabi bilgim yok. Zaten sevmediginiz yere de gitmeyin. Ben de almanya sevmem akdeniz kiyisi yok :(
0
logisticsmanager
(11.07.25)
dunya o eski dunya degil. 2015 ve sonrasi cayir cayir herkes goc etmeye basladi. dolayisiyla surecler de tikanmaya basladi. abd'ye gelenler su anda donmek zorunda kaliyor is yok cunku piyasada.
0
antikadimag
(12.07.25)
(12)

dolar kuru bastırılıyor mu?

biseysorcaktim
doların uzun süredir çok az bir eğri ile yükselmesi herkeste "dolar aslında 40 değil 45" düşüncesini oluşturdu.euro ise 47 lira seviyesine ulaştı.euro - usd dengesi 1.17 gibi bir şey. hep öyleydi sanırım. 1 - o zaman dolar baskılanıyorsa euro da baskılanıyor demektir bu.2 - bu mümkün mü?3 - bir müda
doların uzun süredir çok az bir eğri ile yükselmesi herkeste "dolar aslında 40 değil 45" düşüncesini oluşturdu.

euro ise 47 lira seviyesine ulaştı.

euro - usd dengesi 1.17 gibi bir şey. hep öyleydi sanırım.

1 - o zaman dolar baskılanıyorsa euro da baskılanıyor demektir bu.
2 - bu mümkün mü?
3 - bir müdahale varsa bile dolar baskılanıyor ifadesi aslında hatalı bir ifade bu durumda. tl düştü yükseldi yerine dolar düştü yükseldi ifadesi ile aynı düzlemde.
4 - eğer bir müdahale varsa dolara değil tl'ye mi bu durumda? yani dolar baskılanıyor değil, tl olduğundan yüksek mi fiyatlandırılıyor.
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
dolar euroya karsi deger kaybetti.
haliyle euronun daha cok yükselmesi normal.
0
sonsuz
(11.07.25)
dolar 3000 lira'da olsun insanlar "doların hakettiği değer 3050" der o işin sonu yok.

müdahale dünyanın her ülkesinde her saniye var. merkez bankasının işi o zaten. faizden bile daha öndedir o.
0
avatar is back
(11.07.25)
Türkiye'de euro fiyatı dolar üzerinden belirlenir. Evet dolayısıyla euro ve altında baskılanıyor. Aslında dolar bazlı her şeyin fiyatı baskılanıyor.

Bunu şuradan anlayabilirsiniz. Trump, başa geçtiği zaman dolar çok büyük değer kazandı. 1 dolar, neredeyse 1 euro'ya eşitti. Biz de bir değişiklik olmadı. Sonra yavaş yavaş değer kaybetti. 1.17 seviyelerine geldi. Biz de yine sabit kaldı.

Merkez bazen alarak, bazen de düzenlemeler getirerek, bazen de satarak müdahale ediyor.

TL'nin ne kadar değerli olduğunu Türkiye'de göremezsiniz. Yurt dışına çıkmanız lazım.

Bazıları nedense buna inanmakta büyük zorluk çekiyorlar. Siz de inanmıyorsanız, kendi bileceğiniz iş. Paranızı istediğiniz gibi değerlendirebilirsiniz. İstediğinize inanabilirsiniz.

.
0
kartallar yuksek ucar
(11.07.25)
dolar ucuz olsa onu ilk önce türkler satın alır, yurt dışında satar, gelen parayla daha çok dolar alır, daha çok dolar satar, bedavadan zengin olurlar. bütün bu satışlar sonrasında da dolara talep artacağı için doların fiyatı yurt içiyle yurt dışında aynı olur. dolar baskılanıyor abimciler ile 2023 seçimlerinde kemal kılıçtaroğlu'na oy veren zekiler aynı kişilerdir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.07.25)
Bence bu konu cok net.Mali piyasalarda tum delikleri ayni anda kapatamazsin.Buyume yonunde oynadiginda enflasyon artar veya faizi arttirdiginda ekonomi biraz sogur gibi.

Dolari cildirtmamak icin yuksek faiz vermeyi goze aliyoruz.Buna dolar kuru bastiriliyor yada bastirilmiyor denemez.Dolarin artisi demek yurt disindan gelen sicak paranin kar edemeden cikmasi demek.EKonomi yonetimi gelen sicak paraya muhtac oldugu icin mecburen sicak parayi dolar bazinda kar ettirmekle mukellefler.Yoksa tum ekonomi baslarina cokecek.
0
turkuaz
(11.07.25)
"Dolar alıp, yurt dışına satmak" ne demek bilmiyorum ama Türkler zaten dövize geçip, yurt dışından alım yapıyor. Ne oluyor :

- İnsanlar Türkiye'de tatil yapmak yerine, yurt dışında tatil yapıyor.
- Buradaki evlerini satıp, yurt dışından ev alıyor.
- Alış verişini yurt dışından yapmaya çalışıyor.

vs. vs.

Çünkü TL değerli olsa da, içeride döviz bazlı çok pahalı olduğumuz için, bunu hissedemiyoruz. Biraz kafası çalışan döviz bazlı varlık topluyor.


.
0
kartallar yuksek ucar
(11.07.25)
dolar euro paritesi tüm dünyada ne ise türkiyede de aynısı olur. aksi halde anında arbitraj başlar ve bu kuru gene dünya dengesi eşitler.
0
orpheus
(11.07.25)
"Dolar baskılanıyor" ifadesi aslında TL'nin değeri artırılıyor gibi demek. Dolar/Euro paritesi TCMB'nin dolar alıp satmasıyla oynayacak bir şey değil. Dolar TL karşısında değer kaybediyorsa bunun dolarla değil TL'yle ilgisi var. Yani sorudaki 4. madde doğru.
0
himmet dayi
(11.07.25)
1 evet. 2 evet. 4 evet.
0
osssy
(12.07.25)
1 milyon dolar getirdin.
türk lirasına çeivrdin, 40 milyon tl paran oldu.

faize attın, 6 ayda 40 milyon tl paran 50 milyon tl oldu.

dolar anca 40'dan 41-42'ye geldi.

50 milyon tl'yi geri dolara çevirdin. 1.2 milyon doların oldu.
parayı aldın defolup gittin.

dünyadaki herhangi bir ülkede bu parayı dolar faizine atsan, 1 milyon doların 1 yılda ta çatlasın 1.05 milyon dolar olurdu. sen 6 ayda, yıllık faizi n4 katını kazandın.

-----

şimdi sana soru: sence baskılanmıyor mu?
şuan ülkedeki dolar rezervinin tamamı bu "carry trade" için var. herkes 1.5 yıldır bu şekilde dolar bazlı para kazanıyor. hem de çılgınlar gibi kazanıyor. yarın faiz düştüğü gün, parasını alıp çıkacaklar. o zaman sence dolar ne olacak?


-----

normalde piyasa dengesi gereği, dolar aşağı yukarı bizim faiz oranımız kadar artmalı.
1 senede dolar %20 arttı, türk lirasına ise %50 faiz verdik. arada bu makas varken, herkes bedavadan zenginleşiyor.

"dolar baskılanmıyor" demek için, faiz %50 ise, doların da en azından %40 civarında artmış olması gerekir ki, bu yukarıda söylediğim carry trade yapılamıyor olsun.
0
tchuck
(12.07.25)
buna benzer bir konuyu açmıştım. ama buraya kendi görüşlerimi yazayım. Ama ondan önce bazı sorulara cevap vermek gerekiyor bana göre.

1- Her konuda güvenirliğini yitirmiş bir partinin , açıkladığı merkez bankasının rakamlarına inancınız tammı ?
2- rezerv satmadan , tabela fiyatı sabitleyemezler mi ?

Kaldığı Açıklanan rezervler günlük değil aylık, dolayısı ile günlük krizlerde ne olup bittiğini vatandaş olarak biz biliyor muyuz ?

Açıklanan rakamlar aylık olduğu için psikolojik üstünlük merkez bankasında, yani istenirse günlük krizleri yönetmek için günlük istediği kadar satar , piyasa sakınleyince tekrar yerine koyar.

Böylece fiyatın artmadığını gören vatandaşa , tekrar satışa geçebilir veya talebi durdurabilir.

Sonuç olarak ben , açıklanan hiç bir rakama inanmıyor, ve yapılan işlemlerin şeffaf ve doğru olduğunu düşünmüyorum.

Ayrıca Kaldıkı dolar fiyatının bu fiyatta kalması , sadece yüksek faiz ile açıklanamaz bana göre. Yüksek faiz ile yapıldığını kabul etmem için, ekonomiye tam bir güven olması gerekir. Sizce bu koşul geçerli mi ?

Örneğin ben yüksek faiz bile olsa 1 tl bile olsa mevduatta tutmuyorum .
0
Rao
(12.07.25)
Sonuç olarak, bana güvenirliklerini kaybettikleri için.

özellikle önemli siyasi kırılım günleri ağırlıkta olmak üzere bal gibide baskılanıyor.
0
Rao
(12.07.25)
(4)

mutsuzluk ve şarkı dinlemek

biseysorcaktim
hayatımın ve duygularımın yolunda gittiği, yaşam motivasyonumun yüksek olduğu zamanlarda bir sürü şarkı dinlemişim.ancak iyi hissetmediğim zamanlarda hiç dinlememişim.dinlediğim şarkıları last.fm'e otomatik kaydediyorum 10 yıldır (lastfm'e kaydedilmeyen mecralardan dinlediklerim istastiği bozmayacak
hayatımın ve duygularımın yolunda gittiği, yaşam motivasyonumun yüksek olduğu zamanlarda bir sürü şarkı dinlemişim.

ancak iyi hissetmediğim zamanlarda hiç dinlememişim.

dinlediğim şarkıları last.fm'e otomatik kaydediyorum 10 yıldır (lastfm'e kaydedilmeyen mecralardan dinlediklerim istastiği bozmayacak kadar. bir de çalışırken arkaplanda olsun diye asansör müziği, japanese-city pop).

şarkı dinleme sıklığım ile hayatımın enerjisinin yüksekliği arasında doğrudan bir alaka var. 2025'te dinlediklerimin çoğu da yolculukta araba ile bir yerlere giderken. üstelik çoğu benim tarzım bile değil.

sizde durumlar nasıl?
böyle bir şey var mı gerçekten yoksa bendeki bir rastlantı gibi bir şey mi ya da yaşın ilerlemesinin getirdiği bir durum mu.

ya da "e çok normal değil mi, insan keyifsizken müzik dinlemez. thank you captain obvious" gibi bir durum mu
0
biseysorcaktim
(11.07.25)
Mutsuzken depresif şarkılar dinliyorum, eğlenceli ve hareketli şeyler yoruyor.
0
sekizdokuzon
(11.07.25)
Moralim iyi iken farklı ruh hallerine daha kolay girip çıkabiliyorum, sevgilisinden ayrılmış birini anlatan şarkıyla daha kolay empati kurabiliyorum hüznüne ortak olabiliyorum ama sevgilimden ayrılınca ben zaten o durumun içindeyken o şarkıyı açıp dinlemiyorum.
0
grimavi
(11.07.25)
her an her yerde müzik var benim hayatimda.

careless whisper mesela. aglarken de dinlerim sporda da.
cöp müzik de dinlerim her seyi de.
0
sonsuz
(11.07.25)
her daim müzik var hayatımda. iyi hissetmediğim zamanlarda asla, asla, aslaaaa türkçe sözlü müzik dinlemem. sözsüz, klasik, enstrümental, alfa-beta dalgaları vb. açarım. keyfim yerindeyken her türlü müziğe okeyim ama genel hatlarıyla arabesk, rijit, keko şeyler dinlemem. eskiden playlist vb. yapardım ancak sonra fark ettim ki yeni keşiflerin önüne geçiyor o listeler, aynı şeyler seni de o loopa alıyor. analog radyoya aşığım, cızır cızır. aşırı temiz, high end teknolojilerle dinlenen müzikleri hiç sevmem, aşırı yapay gelir. ezcümle, müziksiz bir hayat düşünemiyorum :).
0
Phoebe
(11.07.25)
(9)

sigarayı bıraktım - bir hafta oldu

biseysorcaktim
neredeyse 10 yıldır sosyal içiciyim. genelde ayda 1-2 tane içerdim. sonra ortalamam senede 3-4 pakete çıktı.geçen yıl itibariyle ortalama haftada 1 pakete çıktı. ama son aylarda 3-4 günde bir pakete kadar düştü. sık sık canım istiyordu. ciddi bir bağımlılığım yoktu ama buna rağmen nefesim bozulmaya
neredeyse 10 yıldır sosyal içiciyim.
genelde ayda 1-2 tane içerdim.
sonra ortalamam senede 3-4 pakete çıktı.
geçen yıl itibariyle ortalama haftada 1 pakete çıktı. ama son aylarda 3-4 günde bir pakete kadar düştü. sık sık canım istiyordu.

ciddi bir bağımlılığım yoktu ama buna rağmen nefesim bozulmaya başlamıştı.
30 yıldır günde bir paket içen insanlar gibi hırıltı olmaya başladı ve spor yaparken, hızlı yürürken nefes nefese kalmaya başladım.

1- ben çok yoğun sigara içmediğim halde neden bu sorunları yaşadım. benden çok daha fazla içenler böyle şeyler yaşamıyor.
2- ne kadar süre sonra bıraktım diyebileceğim? şimdi ufaktan canım istese de, hiç dayanılmayacak gibi değil. ne zaman nefesim vs düzelecek, ne kadar süre sonra ömrümde hiç sigara içmemiş gibi olacağım.
0
biseysorcaktim
(09.07.25)
2.

ben bu konuyu arastirmistim. bir seye bagimli oldugun zaman iyilesme sansin yok. sen artik bir bagimlisin. sigara icin özellikle cok fazla sigarayla bagdastirilan.

mesela amsterdam'da bir cafede cappucinoyla sigara ictin diyelim. 30 yil sonra tekrar amsterdam'a gidip cappucino ictiginde tekrardan sigara icme isteme potansiyelin var.
0
sonsuz
(09.07.25)
Önemli olan sigara içmenin verdiği zararı fark edip eyleme geçmiş olman. Öncelikle bu iradeyi gösterdiğin için tebrik ederim. Üç hafta içinde sigaranın sebep olduğu olumsuzlukların ortadan kalktığını fark edeceksin. Tekrar başlar mıyım diye korkma, başlasan da tekrar bitirme gücün içinde bir yerde hep var olacak.
0
sekizdokuzon
(09.07.25)
benim birinin sigarayı bıraktım demesini ciddiye alma eşiğim 6 ay içmemiş olması en az. sigarayı içmemek kolay, beraberinde sürekli sigara içtiğin alışkanlıkları değiştirmesi zor.
0
nahtoderfahrung
(09.07.25)
2-sigara içmek anlamsız geldiğinde. bir şeye bağımlı olduğunda iyileşme şansın kesinlikle var. fizyolojik bağımlılık illa ki bitiyor. önemli olan sigaraya yüklediğin anlamları birer birer çürütmen. hiç sigara içmemiş insanlara bile sigaranın keyifli/kederli zamanlarda bir dayanak olduğu fikri aşılanmış.
0
lazpalle
(09.07.25)
@ sonsuz'un söylediğinde doğruluk payı var. Yaşamış biri olarak anlatayım.

Okulda her tenefüs sigara içerdik. Okul bitti. Sigarayı hayatımdan defettim. Aradan 15 sene geçti. Benim için tamamen tarih oldu derken bir kursa gitmem gerekti. Yine dersler var ve yine teneffüs var. O an işte bir boşluk bir eksiklik hissediyorsun. Ama bu eksiklik hiç kimseyi tekrar sigaraya başlatmamıştır. Nefret ettiğin bir eski sevgilinin zamanında hoşuna gitmiş bir mimiğinin hatırlanması gibi bir his.

İlk bir haftayı devirdiysen işin zor kısmını halletmişsin. Bundan sonra her sabah biraz daha unutmuş olarak uyanacaksın ve sağlığın her geçen gün daha iyi olacak.
0
Mirket
(09.07.25)
2 sene civari senin dedigin gibi dusuk yogunluklu ictim. en az ictigim donemde 2 ayda bir paket, en cok ictigim donemde haftada 1 paket bitirmisimdir.

sigara benim icin stres seviyeme bagli bir olay. stres kaynagim cozuldukten beri 4 aydir agzima surmuyorum. zerre canim cekmiyor, aklima bile gelmiyor. asiri stres olacagim bir konu olmazsa icme ihtimalim yok.
0
antikadimag
(09.07.25)
1. Çünkü daha az sigara içmekle günde bir paket içmek arasında sağlık açısından çok büyük bir fark yok.

2. Ben yaklaşık bir seneden sonra "kullanmıyorum" demeye başlamıştım, on sene oldu. İlk aylarda ara sıra sigara isteği artıyor, öyle ataklar oldukça kendinize "yarım saat beklersem geçecek" diye hatırlatın :)
0
kobuzchu kiz
(09.07.25)
Vuducun kendini koruma refleksi var,
aralikli ictiginde ,vucud bagimli degil ve tepki gösteriyor,öksüruyorsun.
nikotine bagimlilik gelistikce özellikle 30 lu yaslardan sonra elin ayagin titremeye basliyor,

sigara uzun sureli bir intihar bicimi,
ölmüyorsun, ama hayattan zevkte alamaz hale geliyorsun.

nefes,koku,tad alma duyun kayboluyor,
sinirsel bozukluklara zemin hazirliyor..
0
designer
(09.07.25)
Bir süre bir kereden bir şey olmaz veya başkaları içiyor, ben içemiyorumlarla sınanabilirsiniz. Bu sürenin ne kadar olacağı ve nelerin tetikleyeceği kişiden kişiye değişiyor. Sigarayı bırakmasının birinci ayını sigara içerek kutlayan var. :)
Sağlığınız hızla iyileşecek. O hırıltılı solunum, eforla veya eforsuz nefes darlıkları birkaç haftada azalıp 1 ayda tamamen bitiyor. Birkaç hafta özellikle geceleri ciğerlerinizde temizlik olacağı için öksürük olabilir. Giderek tüm fiziksel, kimyasal ve psikolojik yoksunluk semptomları azalacak ve bitecek.
0
auroraaurora
(10.07.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.