(7)
su kıtlığı tartışmasında kayıp-kaçak olayı
altyapı eksikliği yüzünden ve yenilenmesi çok büyük miktarlara mal olacağı için altyapıdaki kayıp-kaçaklar göz ardı ediliyor ama insanların ve sanayinin tükettiğine denk bir oran deniyor.korsan kuyulardan değil, toprağın altından geçen su borularındaki kaçaklardan bahsediyorsak eğer; yine topraktaki
altyapı eksikliği yüzünden ve yenilenmesi çok büyük miktarlara mal olacağı için altyapıdaki kayıp-kaçaklar göz ardı ediliyor ama insanların ve sanayinin tükettiğine denk bir oran deniyor.
korsan kuyulardan değil, toprağın altından geçen su borularındaki kaçaklardan bahsediyorsak eğer; yine topraktaki boşluklardan geçip de eninde sonunda yeraltı akarsularına ve göllere ulaşmayacak mı?
altyapıdaki kayıp-kaçakların önemi nedir?
0
biseysorcaktim (
09.01.26)
En son bu konudaki sorudan sonra, hep kafama takılan Deniz suyunun arıtılarak kullanılması konusunu yapay zekalarla falan epey bir araştırdım.
Kayıp kaçak oranı bazı şehirlerde %40 ı bulabiliyormuş ki bana çok inandırıcı geldi.
0
yüzde 40'ı bulabiliyor diye duydum ben de o yüzden merak ettim.
toprağın altındaki boruda kaçak varsa, toprağı ıslatır. zaman içinde o su da yeraltı kaynaklarına gider ve yeraltı sularını tekrar besleyip döngüye katılır. belki yenilenme hızı çok yavaştır. ama yine de sistemde kalır, kuraklık nedeni değildir diye düşündüm.
ama sanırım kayıp-kaçak analojisi şöyle; A noktasından alınan su B noktasındaki toprağa bırakılıyor. oradan da nehre birleşiyor, nehirler de denizlere akıyor. gölgen 6 birim çekmek yeterliyken 10 birim çektik, 4 birimi su kaynağına uzak olan toprağa ve bunun bir kısmı da dolaylı yoldan denize mi karıştı?
öyleyse yine büyük sorun. ama su sorununu ilgilendirdiği kadar enerji sorunu da. boşuna bir sürü su çekildi az çekilebilecekken.
+1
🌸
biseysorcaktim
(
09.01.26)
Çektiğin her su ile döngüyü bozuyorsun.
Tekrar toprağa vermekle döngüyü sağlıyor olsan, hatalı tarımsal sulama Aral Gölünü kurutmazdı.
Türkiyede şu anda bu konuyla ilgili en büyük sorun tarımda vahşi sulamanın terkedilememesi.
+2
her şey maliyete göre hesaplanıyor.
örneğin yukarıda dendiği gibi deniz suyu desalinasyon + arıtma mümkün ama çok çok maliyetli. şu anda mevcut su kıtlık seviyesinde değil ve böyle idare etmesi daha kolay. kesintilerle falan aşılacak bir şey değil, kesintiyi gören depo ediyor aynı şeye geliyor. bir yerden sonra su azaldıkça fiyatlar artmak zorunda kalacak. fiyatlar arttıkça daha önce ekonomik olmayan çözümler ekonomik olmaya başlayacak.
kayıp kaçak önüne geçmek, kaçakları bulmak tamir etmek çok çok zor ve maliyetli. kaçak hiç istemiyoruz dersen gerekli çalışma sonucu suyun maliyeti tüketici için aniden astronomik olur. sonuçta su direkt doğadan geliyor. maliyet arıtım ve dağıtımında. sen kayıp kaçağı engellersen suyu tüketen kişi hiç bir şey hissetmeyeceek, ve aynı fiyattan suyu isteyecek. yani sen zaten bedava olan kaynaktan tasarruf yaparsan (dağıtıcı olarak) sana bir avantajı yok, maliyeti var. tüketici de bu maliyeti ödemek istemez. devlet eliyle yapmak istesen kimse oy vermez. cehape doneminde abdest alamadık suyun pahalılığından der alaşağı eder seni.
o yüzden dünyada olacak şey: su azaldıkça maliyetinin artması, maliyet arttıkça ve bel bükmeye başladıkça önceden ekonomik olmayan çeşitli önlemlerin yavaş yavaş ekonomik olmaya başlaması şeklinde olacak...
0
dünya kapalı çevrim bir sistem ve 2/3 ü sudan oluşuyor. bu yüzden su krizi hiç bir zaman olmayacak. tek fark yer değiştircektir. binlerce yıl önce afrika belki su cenneti iken şimdi kuraklık çekiyor. yıllar sonra da türkiye ve avrupa aynı sorunu yaşayabilir. bu yüzden kapitalist ülkeler kendini korumak için böyle kriz var ayaklarına yatıyor. nasıl ve neden çizildiği belli olmayan sınırlar yüzünden ülke adını verdiğimiz yerler kendini kurtarmak için dünyaya zarar veriyorlar. gelecekte ülke kavramı kalmayacak ve globalleşme başlayacaktır. o zamanda insanoğlu su nerdeyse oraya rahatça gidebilecek ve böylece insanlığın su ile bağlantısı hiç bir zaman kesilmeyecektir.
ayrıca deniz suyu artımak enerji olarak maliyetli bir iş. nükleer enerjin olmadan bu maliyetlerle başa çıkamazsın.
0
@gercekdunya 2/3 suyun %98 i tuzlu su / deniz suyu. kalan %2'nin %75'i buzullarda hapis. erisilebilir icilebilir su %0.5 bahsettigin yerde. Bu su da dogal olarak temiz hale gelmiyor, endustriyel kimyasallar, agir metaller ile bu su kalici sekilde kirletilebiliyor. yani dolasimdan cikiyor. "dunyanin cogu kapali sistem su" argumanin gecerli degil.
0
@robokot tuzlu su da olsa buharlaşıyor bulut oluyor sonra saf su olarak yağmur ve kar olup toprağa akıyor. sonra yer altı su kaynağı olarak kullanıyoruz ya. ha sen bu buharlaşma ve geriye dönüş oranı, kullanım oranından çok daha az diyorsan haklı olabilirsin, o tartışılacak başka bir konu. ama kapalı çevrim sistemi doğrudur. ayrıca "dunyanin cogu kapali sistem su" değil dünyanın kendisi kapalı çevrim sistemdir. ne zaman atmosferi delip suyu uzaya kaçırırsın o zaman zaten bittiğin anlamına gelir. sanırım sen kafanda kapalı çevrim sistemini yanlış kodlamışsın.
benim anlatmak istediğim de kapitalist ülkeler bu kullanımı azaltmadan temiz su kaynağını ele geçirmek istiyorlar. ayrıca kullanılan endüstirel suyu toprağa verdiğin zaman bir çok arıtma sisteminde olduğu gibi topraktaki kum,çakıl,kömür parçacıkları onu artırak yer altına alır. yani yer altındaki su yine kullanılabilir hale gelir ama üzerindeki kimyasallar tabiki toprağına zarar verecektir. toprak su gibi değil bir kere bozarsan çöl olursun. çünkü onda herhangi bir çevrim söz konusu değil. ve bir daha hiç bir işe yaramaz.
kısacası dünyada su sorunu olması mümkün değil. onun yerine verimli topraklar yok olduğu için, besin sorunu çok yakında başlayacaktır.
0