[]

Monosodyum glutamat

Monosodyum glutamat gerçekten zararlı mı? İnternet'te konu bir sonuca bağlanmış değil okuduğum kadarıyla. Zararlı değil diyen de var. Buna Çin tuzu deniyormuş. Çin'i duyunca şüphelenmedim değil. Gıda sektöründe zaten bir sürü şerefsizlik yapılıyor. Bu da o tip bir şeyse uzak durmak istiyorum. 4, 5 günde bir cips alıyorum ve cipslerde monosodyum glutamat olabiliyormuş. Lays, Patito yiyerek kendimi zehirlemek istemiyorum. Bir de restoranlarda da kullanılıyormuş sanırım. Bu doğru mu?




 
aromalı cipslerde var, düz lays ruffles gibi şeylerde yok. Ama msg olmasa bile aşırı derecede yağ ve tuz da gayet zararlı deniyor.

ama evet aroma artırıcı olarak falan restoranlar da kullanıyormuş hatta geçenlerde bi yemek programında şef kullanın demişti de olay olmuştu.
  • nhk ni youkosu  (08.11.20 02:26:20) 
sodyum içeriyor sadece, bu açıdan zararlı değil. ama bağımlılık yapıp msg olmayan yemekleri yiyememe noktasına getirirse o yünden sıkıntı olur, psikolojik açıdan yani. aynı şekilde daha fazla yemeye sebep oluyor.


  • Tochinoshin  (08.11.20 02:32:52) 
msg zararlı filan değil, daha doğrusu zararlı olduğuna dair bir kanıt yok. gdo gibi işte bilinçsiz ve önyargılı yaklaşanlar yüzünden zararlı algısı yayıldı. kanıtlanan bir zararı ortaya çıkarsa tamam ama o kadar msg düşmanlığı yüzünden detaylıca incelendiği halde bir zararı kanıtlanamadığına göre muhtemelen zararsız.


  • konetsu  (08.11.20 02:35:00 ~ 02:35:48) 
msg kondugu her seye lezzet katan bir sey. asiriya kacilmamasi oneriliyor. e her seyin fazlasi zarar zaten.


  • yoggi  (08.11.20 02:46:42) 
msg için bazı kaynaklarda zararlarını öğrenmek için yeterli süre henüz geçmedi deniyor.


  • bisorumvargaliba  (08.11.20 03:17:39) 
MSG zararli degil. Sadece bir baharat, zaten icinde bulunan glutamat bir amino asit ve dogal olarak pek cok gidada bulunuyor, domates gibi. Lezzet arttirma olayi da abartilan bir durum, mutfagimda MSG var, eger bir yemege fazla koyarsam tadi gayet kotu oluyor.

Tuz gibi dusunun bunu. Hic tuz olmayan bir yemek ile tuz atilmis bir yemegi karsilastirin, nasil lezzet olarak arasinda buyuk bir ucurum olur. Ama asiriya kacilirsa da yenilmez olur. MSG de ayni sekilde. Ayarinda kullanilinca yemege lezzet katar, fazlasi zaten guzel olmaz.
  • Haldamir  (08.11.20 04:13:31) 
Evlerimizde anne lezzeti yeaaa diye yıllardır pilavların baş tacı bulyonlarda paket paket yediğimiz yedirdiğimiz şey zaten. İnternet goy goyu sayesinde herkesin bir ara msg uzmanı olduğu acı yıllarımız oldu ama kimse bulyonlardan vazgeçemedi :)


  • synax  (08.11.20 12:38:20) 
[]

Faydalandığınız kütüphaneler

Bulunduğunuz şehirde hangi kütüphanelerden faydalanıyorsunuz? Üniversiteden mezun olduktan sonra üniversite kütüphanesinden faydalanma şansımız var mı? Kitap okuma işini nasıl çözüyorsunuz? Her kitabı satın mı alıyorsunuz?




 
Sehir kütüphanesine, sehrimdeki üniversitenin ve mezun oldugum üniversitenin kütüphanesine de uyeligim var. Corona oncesinde sikca gidiyordum kutuphanelere.

Yemek kitabindan; haftalik ve aylik dergilerine kadar somurdugum, surekli kullandigim kutuphane sehir kutuphanesi. Cunku yuruyerek 5 dakikada ulasabiliyorum. Ancak bulundugu ag cok genis degil, universite ya da diger kurumlarin kutuphaneleriyle baglantilari yok.

Sehir universitesinden alanimla ilgili yayinlari takip ediyorum. Mezun oldugum universiteden de cok cuzi bir miktara, ülkedeki tum kitaplari 15 günlügüne ismarlayabiliyorum.

Kurmaca romanlari aliyorum parasini verip.

"Cozulecek bir is" degil benim icin. Okuyorum, ihtiyac duyuyorum.
  • buf-e kür  (07.11.20 16:24:19) 
çocukluk semtimdeki, sonra da üniversiteye ait kütüphaneleri yıllarca kullandım.
ama bir kütüphaneden kitap ödünç almayalı de üç yılı geçti.

bir şekilde e-book okumaya alıştım, birçok şeyi e-book olarak bulabiliyorum da. bulamıyorsam ya da elimde basılı olarak bulunmasını isteyeceğim bir kitapsa satın da alırım.

eskisinden az okuyabiliyorum, yine de her okuduğum kitabı alsaydım çok para harcamış olurdum. satın almayalı da bir yıldan çok olmuştur.
  • filteria  (07.11.20 16:52:13) 
[]

Dizi tavsiyesi

30, 35 dakika süren, konuşmaların bol olduğu İngilizce dizi tavsiye eder misiniz?




 
(bkz: in treatment)


  • ezeriko  (03.11.20 15:59:52) 
peep show


  • duster  (03.11.20 16:25:18) 
Fleabag


  • kanlakarisikyagmur  (03.11.20 16:40:51) 
lillyhammer


  • koela  (03.11.20 16:56:26) 
Atypical.


  • put it in your appropriate place  (03.11.20 17:27:04) 
20 dk ama the office diyorum.


  • lesfeuxdartifice  (03.11.20 19:11:21) 
[]

Toplu fotoğraf indirme

Bir sitede listelenmiş fotoğraflar var diyelim. 20 tane olsun. Bu fotoğrafları tek tek indirmek yerine toplu olarak indirmemi sağlayacak bir program, yöntem var mı?

İkinci sorum da şu. Bir klasördeki bir dosyanın oluşturma tarihinde saat ve dakika yazıyor. Buna saniye ekleme şansımız var mı?


 
internet sayfasının tamamını indirme programlarını kullanabilirsiniz. Ben bu iş için HTtrack kullanmıştım zamanında


  • delicevat  (01.11.20 16:18:57) 
[]

Hukuk fakültesi devam zorunluluğu

Hukuk fakültelerinde devam zorunluluğu ne durumda? Her ders imza alınıyor mu?




 
Değişir okuldan okula, hatta hocadan hocaya.


  • elorelia  (31.10.20 20:22:31) 
istanbul üniversitesinde devam zorunluluğu olmadığını kesin olarak biliyorum.


  • bluewhale  (31.10.20 21:01:00) 
Marmara'da devam zorunluluğu yok.


  • vedatchilipeppers  (01.11.20 08:59:15) 
[]

İş sorusu

Yeni mezun bir mühendisim. Bir CNC işine başvurmuştum. Kabul edersem çalışma şansım var. Başvurduğum işte makineyle ilgili kodlama yapılıyor. Bu mühendislikle ilgili bir iş ama tam olarak mühendis işi değil. Tecrübe kazanmak için çalışmayı kabul etsem mi? Aslında ilgili olduğum bir konu ama iş seviyemin biraz altında kaldığı için kararsız kaldım.




 
Abi garsonluk veya satis degil ki mis gibi uzmanliginla alakali is. Her turlu issiz kalmaktan iyidir ben olsam topuklarim gotume vurarak kosardim


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (27.10.20 14:32:25) 
tasarım mühendisi pozisyonunda çalışmıştım. cnc'yi genelde lise mezunu arkadaşlar ya da teknikerler yapıyordu. bilme ihtiyacı hiç hissetmedim. solidworks'ten çizip sisteme yüklüyorduk onlar aşağıdan çekip frezeyi programlıyorlardı. yine de bir parçanın nasıl işlenmesi gerektiğini, ya da işlenebilirliğini öğrenmek açısından çok iyi bir fırsat olur. cnc tezgahlarını çok iyi öğrenirsiniz. ileride mühendis olarak çalışırken kimse size burası böyle işlenemez demez. mantığını iyi kavrarsınız. ama birkaç aydan fazla çalışmayın derim. dediğiniz gibi biraz seviyenin altında kalıyor.


  • bohr atom modeli  (27.10.20 14:35:23 ~ 14:36:06) 
@bohr +1


  • onemoremile  (27.10.20 14:36:58) 
@bohr, ben de aynı şekilde düşünüyorum ama birkaç ay çalışıp sonra bırakmak da çalışılan yere haksızlık oluyor biraz. O yüzden kararsız kaldım.

Teşekkür ederim cevaplar için.
  • dissendium  (27.10.20 14:40:20) 
O iş yerinde kariyer hedefliyorsan devam et. Müh. olduğun için bir gün o tezgahtan alınıp masa başına geçersin, imalattan geldiğin için o iş yeri için altın bilezik olursun.


  • kanlakarisikyagmur  (27.10.20 15:00:03) 
bu senin ana işin olmasın. senin işin bu değil. iki-üç ay çalış sonra mühendis olarak devam et.(edebiliyorsan)

mühendisin detaylıca bilmesi güzel ama şart değil.
  • tabudeviren  (27.10.20 15:38:07 ~ 15:39:25) 
Bence güzel bir fırsat fabrikanın durumunada bağlı olarak.
İlk başta parça değiştirme işlerine bakarsın sonra gelen parçaya göre kod girme işini öğrenirsin hem malzemeleri tanırsın hem ölçü almayı işleme sürecini öğrenirsin.
Kendini geliştirip çizimi ve cam i öğrenirsin.
Denk gelen firmalara bağlı oluyor çoğu mühendislik işi daha teknik işler dönüyor talaşlı imalatta seve seve yapardım ben olsam. Boryağ kokusu ve talaş temizleme işin diğer tarafları.
Mühendis diye alıp tüm ayak işlerinede koşturabilirlerdi :)
  • kararsızataletfilozofu  (28.10.20 15:02:16) 
[]

Kamu kurumları ve kâr

Kamu kurumları kâr ederse o para ne yapılıyor? Sadece KPSS GY GK oturumuna 1,5 milyon kişi giriyor. Sınav ücreti 80 TL. İnanılmaz bir para çıkıyor ortaya. ÖSYM'nin giderinin o paradan fazla olması mümkün değil, kaldı ki sadece tek bir oturumdan bahsediyoruz. Bunun YKS'si, ALES'i, YDS'si, TUS'u falan var. O paraya fabrika kurulur. Bunun bir düzenlemesi var mı?




 
her şeyin düzenlemesi var müdür. hazineye gidiyordur.


  • glamdr1ng  (26.10.20 15:05:47) 
aslında çok da para kalmıyor olabilir.

her sınıfta 2 gözetmen var. bu 2 gözetmenler 200 lira alıyorlar. Bunların bir de görev almasalar bile yedek gözetmeni oluyor, 150 lira onlar alıyor. Bina yöneticileri oluyor 300 alıyorlar, bina sınav sorumlusu oluyor 400 alıyorlar. Bir de bunların yardımcıları da oluyor bir tık az alıyorlar.

Bunların dışında soruları araçla teslim alıp taşıyan şoförler var, o soruları/dosyaları salonlara taşıyanlar da var.

Mesela son KPSS'ye girdiğimde salonda 20 kişi vardı. 1600 lira yatırmıştı bu 20 kişi sınav için. Sadece o salondaki görevliler 500 lirasını alıyor. Diğer görevlilerin de aldığını oranlayarak eklersek 1000 lirası gidiyordur. Kalan 600 liranın da bir kısmı matbaa, diğer kısmı da kuruma kalandır.

Tabii 1 lira kalıyorsa bile, hazineye gidiyordur her şekilde.
  • akatreil  (26.10.20 15:34:56) 
kar etmeden yana bütçede bazen fazla para kalıyor, bunu tahmin ederek ay sonu saçma harcamalar yaptıklarını gördüm, eğitim çıkarıyorlar birden otelde vs.


  • yeahbutso  (26.10.20 15:59:38) 
Her zaman hazineye gitmiyor. Eğer kurumun döner sermaye işletmesi hesabı varsa oraya gidebiliyor. Bu da o kurumun çalışanlarına yol, su, elektrik olarak geri dönüyor.


  • nickini degistiren yazar  (26.10.20 18:05:56) 
[]

İngilizce sorusu

This is the highest level of nationwide coronavirus hospitalizations since August 20.

Şu cümlede this subject, is verb. Onlar zaten belli. Burada object "the highest level of nationwide coronavirus hospitalizations" ifadesi mi yoksa "the highest level of nationwide coronavirus hospitalizations since August 20" ifadesi mi? Basit bir soru olabilir ama kafa karışıklığı oldu. Since gibi zaman ifadeleri öge dışı olarak ayrı değerlendiriliyor mu?


 
türkçe düşünerek the highest level of nationwide coronavirus hospitalizations since August 20 diyorum.

edit: öğretmen değilim, dil çıkışlı da değilim. ytd.
edit 2: bu arada "is" verb değil, isim cümlesi bu.
  • bos dusunce balonu  (24.10.20 18:26:21 ~ 18:31:13) 
since kalıbı niteliyor, o yüzden dahil. ama since'ten sonra yeni bir cümle gelseydi o zaman since bağlaç gibi olurdu ve dahil edilmezdi. sallıyorum: This is the highest level of nationwide coronavirus hospitalizations since the government is not doing its job very effectively.

not: ben de öğretmen değilim.
  • do you remember me  (24.10.20 19:01:16) 
[]

Doymamak

Akşam yemeğinde iki, üç tabak yemek yesem de tam doymuyorum. Tam doyana kadar yemek yemek iyi bir şey değil ama bu böyle hafif aç olmak gibi bir şey. Bu neden olabilir? Gece 1, 2 gibi geç saatlerde iştahım artıyor. Buna nasıl çözüm bulabilirim?

Bir de yetişkin bir insanın (27 yaşındayım) alması gereken günlük kalori kaç? O kaloriyi alacak şekilde beslensem, yemeklerin kalorisini hesaplasam, günlük kalori hedefine ulaşmaya çalışsam işe yarar mı?


 
Daha fazla yag veya protein tuketmeyi deneyebilirsiniz. Mesela salataniza daha bol bol zeytinyagi, avokado ve ceviz ekleyebilirsiniz aksam yemeginizle birlikte.


  • taurina  (24.10.20 01:53:47) 
Ben günün ilk öğününü 6-7 saat geciktirince o gün uyuyana kadar doymak bilmiyorum. Öğünleri makul saatlerde yiyince olmuyor bu sorun.


  • pass  (24.10.20 01:57:26) 
@taurina+1 Ben karbonhidrat tükettiğimde böyle oluyor. Bugün baya çok makarna yedim ama hiç doymadım.


  • coca cola  (24.10.20 02:33:21) 
Çok dert değil bu. Bana da oluyordu, ben de doyana kadar yiyordum. Sonra bayağı kilo aldım. Kilo vermek için alışkanlığımı değiştirdim. Şöyle: tam doyana, yani artık daha bir şey yiyemeyene kadar değil, iştahım kesilene kadar yedim. 1,5 tabak mesela. Sonuçta onda da doyuyorsun. Ardından gece 1-2 gibi karnım guruldamaya başladığı için (o saatlerde de 3/4 kokoreç gömerdim) erken yatmaya başladım. Açıkırsam bir bardak süt falan içip yatardım. Bu kadar.


  • prole  (24.10.20 08:46:06) 
Dışkı kültürü verin, parazit baktırın. Toplumumuzda çok sık, malesef dışarda yemek yediğiniz bir lokantadan dahi kolaylıkla bulaşabilir.

Ya da metabolizmanız hızlıdır.
  • mobydick  (24.10.20 10:06:32) 
[]

2020 KPSS net ve puan

P3 88, 89, 90 olan varsa netini söyleyebilir mi?




 
42D 6Y - 56D 4Y / 91,7


  • pegi  (22.10.20 19:52:00) 
46d 6y - 49d 8y / 89,8 puan


  • banusa  (22.10.20 20:35:05 ~ 20:35:23) 
48-8 46-12 88.97 puan.


  • westblack  (22.10.20 21:28:10) 
[]

İlkokul dersleri

İlkokulda neden toplu yaşam adında bir ders yok?

Böyle bir ders olsa ve öğrencilere toplu yaşam kuralları anlatılsa bunun faydası olmaz mı? Çocukların dışarıda birine bir soru sorup cevap aldıktan sonra teşekkür etmesinden, kasa kuyruğunda insanlarla arasında mesafe bırakmasına kadar birçok şey anlatılabilir ya da akşam geç bir saatten sonra yüksek sesle müzik dinlememeleri gerektiği söylenebilir. Önemli kanunlar tanıtılabilir. Çevre Kanunu, Hayvanları Koruma Kanunu basitçe anlatılabilir. Çocuklara o yaşta suç ve cezayı anlatmak iyi olmaz mı? İlkokul derslerinin büyük bir kısmı yıllardır aynı. Ülkenin durumu ortada. Neden sistemde önemli değişiklikler yapılmıyor?


 
Bunların temelde aileden gelecek eğitimler, ilkokulda verilecek olanlar pekiştirme olur, aileden gelmiyorsa okuldan gelenin çok işe yarayacağını düşünmüyorum ama koymayanlar bu nedenle koymamazlık yapmıyordur muhtemelen.


  • angelus  (19.10.20 14:36:22) 
Hayat bilgisi var. Ayrıca nezaket kuralları ortaokulda Türkçe dersinde de işleniyor da çocuklar öğretmeni değil ailelerini dinler her zaman. Otobüse binince “başkasına yerini verme” diye bol bol tembihlenirler. Bence dediğiniz bilgileri içeren kamu spotları televizyonlarda sürekli yayımlanmalı. Müge Anlı gibi annelerin çokça izlediği programlarda bol bol anlatılmalı. Yoksa başka yolu yok.


  • cemallamec  (19.10.20 14:37:45) 
Eskiden ortaokulda vatandaşlık dersi vardı. Müfredatı aşağı yukarı sizin saydığınız şeylerdi. Hâlâ var mı bilmiyorum.


  • kalifiye balta sapi  (19.10.20 14:41:40) 
hayat bilgisi dersi tam bunun için yok mu? spesifik şeyler için örnek veriyorsunuz. bazı şeyler ailede öğrenilir. ilkokul bunun için çok geç. hayvan hakları, insan hakları, çocuk hakları belirli gün ve haftalarda detaylıca işleniyor. kuyrukta bekleme, başkasının önüne geçmeme, yürürken başkasına çok yakın yürümeme vs şeyler aileden kazanılır okuldan değil. bu bahsettikleriniz okul içinde pekiştiriliyor şayet aileden görmediyse o an için doğru davranışı gösteriyor çocuk asla içselleştirmiyor. benim gözlemim bu yönde bir öğretmen olarak.


  • dedim ben sana  (19.10.20 14:42:53) 
Akla gelen ilk şey aile ama şöyle bir sorun var. Aileler de eğitimsiz olabiliyor. Neden eğitim aileden bekleniyor, ben bunu anlamıyorum. Koskoca bakanlık varken, eğitim işi neden ailelere bırakılıyor? Çocuk belki babasından köpeğe taş atmayı öğrenecek, hayatı boyunca köpek görünce taş atacak bu çocuk. Belki de babası trafikte giderken pet şişeyi yol kenarında fırlatacak, çocuk bunu görecek, ileride aynısını yapacak. Benim sorduğum asıl soru neden bu tarz eğitim ülke politikası hâline gelmiyor? Topu aileye atmak zaten yapılabilecek en kolay şey.

Ekleme. Vatandaşlık dersi gördüm ortaokulda. Bahsettiğim şeylerin hiçbiri yoktu. Zaten ortaokul bu bilgilerin verilmesi için bana göre geç bir dönem. Çocuk o yaşa gelene kadar topluma katılmış oluyor zaten.

İkinci ekleme. İnsan aklı sabit değil. Öğrendikçe, düşündükçe gelişen bir yapıda akıl. Bir yanlışın doğrusu öğrenilebilir. Çocuk ailesinden yanlış bir davranış öğrendi diye hayatı boyunca o yanlışı sürdürecek değil. Çocuk iyi bir eğitimle o yanlışı düzeltebilir.
  • dissendium  (19.10.20 14:46:43 ~ 14:52:59) 
dedim ben sana söylemiş zaten; bu kodların yerleşmesi daha erken yaşlarda oluyor, köpeğe taş atmanın sorun olmadığını babasından öğrenmiş birisi için sen ilkokulda bundan vazgeçirecek eğitimi veremezsin. Zaten bu dediklerinin aksi davranış sergileyen insanlar en azından bi ilkokul okumuştur, bunların bir kısmının da eğitimini almıştır ama bir işe yaramamış belli ki zira toplumun büyük bir kısmında bunların sorun olmadığını düşünüp uygulayan insanlar var. Neden? Çünkü aileden gelmiyor.


  • angelus  (19.10.20 14:49:50 ~ 14:54:16) 
Hayat bilgisi ve turkce dersinde yok mu bunlar? Olmasi lazimdi sanki...


  • invictae  (19.10.20 15:09:55) 
Eskiden varmış öyle dersler, hatta sanırım adab-ı muaşeret dersi olarak da varmış.

Bizim dönem de az biraz derslerde görmüştük ancak şimdiki sistemde yok maalesef, test odaklı ve yarış atı tabiri cidden geçerli. Ayrıca bilenle bilmeyenin birlikte sınıf geçtiği ve bilenlerin de o zaman niye zorluyorum kendimi dediği bir dönemdeyiz. Biraz müfredatla ilgilenince herkesin görebileceği durumlar bunlar.

Haklısınız kesinlikle böyle dersler olmalı. Masanın üzerinde ayakkabıyla gezilen sonra o masada silinmeden yemek yenilen çağdayız.
  • epitaf  (19.10.20 16:29:10) 
İlkokulda öğretim yapılır eğitim ailede verilir çoğunlukla. Ayrıca ilkokullarda toplu yaşam hakkında hayat bilgisi, vatandaşlık ve insan hakları gibi dersler bulunmaktadır.


  • acebi  (19.10.20 16:57:14) 
[]

İkinci görüşmeye çağrılma ihtimali

Merhaba arkadaşlar. Bir iş görüşmesine gittim. Bir zekâ testi, bir de matematik testi çözdüm. İkisinden de birer yanlışım çıktı. İK da birkaç test yaptı. Onların da sonuçları iyi çıktı. Sonra mühendis geldi. Üç tane matematik ağırlıklı mantık sorusu sordu. Soruları doğru çözemedim ama yorumlarımı onayladı genel olarak. 5 dakikada çözülecek soru değildi hiçbiri. Sonra Almanca kendimi tanıttım. Burada hatalarım, eksiklerim oldu. Sonra bitirme çalışmamı İngilizce anlattım. Burada da çok akıcı konuşamadım maalesef. Maske vardı. Bir de bitirdiğim bölümle ilgili teknik sorular sordu. Onun dışında teknik başka sorular da vardı. Onları da cevapladım. İkinci görüşmede genel müdürle görüşeceksin dedi ama bir hafta içinde aramazlarsa aramazlar dedi. Bu bilgilere bakılarak ikinci görüşme ihtimali hakkında bir şey söylenebilir mi? İşe alımda kimin kararı daha etkili?




 
arayıp aramayacakları sadece senin performansına bağlı bir durum değil bence. o yüzden aramasalar bile kendini üzmenin bir anlamı yok. diğer adaylar, kim daha ucuza çalışır, kimin karakteri şirket yapısına daha uygun bunlar çok çok önemli kriterler.

yapabildiğinin en iyisini yaptığını düşünüyorsan ve seni çağırmadıysa şirket, orası zaten sana uygun değildir diye düşünüyorum.
  • barabas  (15.10.20 08:55:06) 
genel mudurlerin takvimi oynakdir, yarina randevu veriri randevu saatine 10 dakka kala iptal eder,acil seyahat cikar 1 hafta ofise ugramaz... bir hafta kismina pek takilmayin...


  • cairo  (15.10.20 09:18:10) 
[]

Üniversite ikinci öğretim

Okumak istediğim bir bölüm var ama gündüz okula iş durumları nedeniyle gidemem. İkinci öğretim olsa çok iyi olur. Önceden varmış sanırım. Sitede sayfası var. İkinci öğretimin açılması nasıl mümkün olabilir? Gelecekte açılma şansı olabilir mi?




 
öğrenci yetersizliğinden yök çok fazla ikinci öğretim programını kapattı. aradığınız bölüm varsa uzaktan eğitim üniversitelerine bakabilirsiniz (istanbul, atatürk, eskişehir anadolu)


  • rosencruz  (13.10.20 17:12:01) 
@rosencruz, istediğim bölüm değil ama ona yakın bir bölüm Ankara Üniversitesi'nde var uzaktan eğitim olarak. Ama uzaktan eğitimde de sonuçta canlı derse katılmak gerekmiyor mu? Canlı dersler gündüz olursa yine sorun.


  • dissendium  (13.10.20 17:20:04) 
örgün bölümlerde şu an covid nedeniyle uygulanan uzaktan eğitimle uzaktan eğitim fakülteleri farklı şeyler. bildiğin açıköğretim aslında. youtube'a ya da kendi portallarına yüklüyorlar videoları, kitapları vs. ne zaman istersen açıp bakıyorsun. hatta hiç açmasan da olur. anadolu aöf videoları rezaletti mesela.


  • hadsafhada  (13.10.20 17:32:51) 
[]

İngilizce yazma geliştirme

Çeşitli konularda giriş, gelişme, sonuç şeklinde yazı yazabileceğim, kullanıcıların okuyunca "kardeş şunu yanlış demişsin" deyip hatamı gösterebileceği bir site var mı? Yazma geliştirmek için tavsiyeleriniz neler? Siz nasıl geliştiriyorsunuz? Teşekkür ederim.




 
İlgilendiğim konularda İngilizce forumlarda ve Facebook gruplarında görüşlerimi yazıyorum, yazarken insan düşündüğü için gelişiyor.
Bunu yaparken grammarly kullanıyorum, grammarlyde otomatik önerinin ne olduğunu kendim takip etmeye çalışıyor.
Pandemi nedeniyle iş arayanlar çok, dersler uygun fiyatlı önerim özel hoca ile yalnızca yazma üzerine çalışabilirsiniz.
  • kaset  (11.10.20 03:12:19) 
italki'de yazma kontrolü diye bir seçenek vardı diye hatırlıyorum..


  • tabudeviren  (11.10.20 08:36:01) 
gramamerly diye bişey var. tam ihtiyacınıza yönelik mi bilmiyorum bir bakın.


  • jimjim  (11.10.20 11:41:24) 
[]

İkinci yabancı dil

Şu ikinci yabancı dil olayını çözemedim. Mühendisim. Almanca temelim var ama Almancayı hiç sevmiyorum. Bana zor geliyor. Almanca çalışıp ilerletsem bile ileri düzeyde yazıp konuşacak kadar öğrenme isteğim yok. Sevmediğim bir dilde B2 seviyesinde olmaktansa sevdiğim bir dilde C1 seviyesinde olmayı tercih ederim. İspanyolca öğrenme isteğim var. İş için ileride satış gibi konularda fırsat sunabilir diye düşünüyorum. Bu mantıklı bir karar mı? İkinci yabancı dil öğrenen varsa hangi dili ne için öğrendiğini ve iş hayatında işe yarayıp yaramadığını yazabilir mi?




 
almancayı üniversitede öğrendim alman yazılımı satan bir şirkette yazılımcıyım, arada işe yarıyor ama çok kullanmıyorum mezun olduğumda B2.1 idim şuan zorlarsam anca b1.1 çıkar


  • nahtoderfahrung  (08.10.20 17:24:20) 
İkinci yabancı dilim yok ama Almanca bilseydim iş hayatında bir çok kapıyı açacağından eminim. Mühendisim, otomotiv sektöründe çalışıyorum.


  • himmet dayi  (08.10.20 17:25:19) 
Sevmediğin bir dili, ilgin olmayan bir kültürü öğrenemezsin.

Hele almancaysa hiç öğrenemezsin.bir yere kadar gelirsin o da işe yarayacak kadar olmaz.

Merak duyduğun dili öğren.

Ben de ispanyolca sevmiyorum mesela hiç öğrenöe isteğim de yok. Almanca ikinci yabancı dilim.
  • AlsterWasser  (08.10.20 17:30:13 ~ 17:31:44) 
İkinci yabancı dilim yok, işimde ihtiyacım da yok, sadece ingilizce yetiyor.
Dil öğrenmeyi sevdiğim için başlayıp kimi aksilikler yüzünden yarım bıraktığım diller var (italyanca ve yunanca b1, fransızca ve ispanyolcada o kadar ilerleme fırsatım olmadı ama ilerlemek isterdim). Üniversitedeyken mühendis olacağım işime yarar düşüncesiyle almancaya başlamıştım ama hiç sevmediğim için bırakmıştım. Şimdi almanya'da iş bulma düşüncem ve/veya fırsatım olsa almanca öğrenirim ama.

Senin yerinde olsam ispanyolcadan yürürdüm.
  • pati  (08.10.20 17:42:02 ~ 17:42:39) 
ben sana acayip bir şey söyleyeceğim.

kakao'ya sor, (bkz: kakao seremonisi)ne katılarak :)
  • janderzel zartanyan  (08.10.20 20:58:39) 
Turkiye’de muhendislik acisindan ispanyollarla/anadili ispanyolca olanlarla ne kadar is yapiliyor? Ben ispanyolcayi cok sevmeme ragmen ogrendigim icin pismanim.
Is dunyasina daha once girseydim italyanca ya da fransizca ogrenirdim. (Almanca zaten biliyorum)

Bu arada “aaabi herkes ispanyolca konusuyo, bilmemkac milyar insanla konusabiliyoruz, uff potansiyele bak” diye de aldanmisligim oldu bu arada :)
Tabi ki direkt ispanyollarla is yapilacak bir firmada calismak istiyorsaniz ya da hedef ispanyolca konusulan bir yere yerlesmek istiyorsaniz kesinlikle SART. baska yolu yok:)
Bunlr benim kisisel gorusum ve tecrubelerim tabi ki.

Almanca konusulan bir ulkede yasiyorum, su anki ve bir onceki sirkette ispanyollarla hicbir isimiz olmadi, italyan ve fransizlarla baglanti cok ama.
  • kuehles blondes  (09.10.20 00:30:55) 
üniversitede fransızca hazırlık okudum. ingilizce ve fransızca derslerimiz vardı.
fransızcam B2 civarındaydı.

iş hayatına girdiğimden beri hiç lazım olmadı Fransızca. yazılım geliştiriciyim.

istanbul'da bir iki kez fransızca yol ya da bir şey soran oldu. fransızca anlamasaydım da cevap verebilirdim onlara.

ama bugünlerde fransızcamın üzerine düşmeyi düşünüyorum. nerede nasıl lazım olacağı belli değil.

bunun yanında, mesleki açıdan değil ama genel kültür ya da hayattan ufacık daha keyif alma noktasında ikinci yabancı dil büyük etkiye sahip.
  • biseysorcaktim  (09.10.20 02:36:26) 
ispanyolca ikinci dilim. erasmusta temelini attım, dili ve kültürü sevdim, bir şekilde devam ettirdim. şu an hayatımı idame ettirmemi sağlıyor. ağır sanayide satış pozisyonundayım. mühendis değilim.

ek olarak bu temelle italyanca belli bir seviyeye geldim.
  • barabas  (09.10.20 08:55:51) 
[]

Mesleğinizi seviyor musunuz?

Mesleğinizi tutkuyla seviyor musunuz? 2020 Nobel ödülleri açıklandı. 2020 Nobel Fizik Ödülü'nü kazananlardan biri neredeyse 90 yaşında. O yaşa kadar mesleğini yapmış ve sonunda çok saygın bir ödül kazanmış. Siz mesleğinizi hayatınızın sonuna kadar yapmayı düşünüyor musunuz? Kendi adıma konuşayım. Mühendisim. İsteyerek tercih ettim, okudum ama çok seviyorum da diyemem. Türkiye'de bilim yapmanın zor olduğunu düşünüyorum. Belki kimya okusaydım araştırma isteğim daha fazla olabilirdi. Sizin de şu anki mesleğiniz dışında hayatınızın sonuna kadar yapabileceğinizi düşündüğünüz bir meslek var mı?

İkinci sorum da şu. Emekli olduktan sonra üniversite okumak ister miydiniz? 60 yaşında emekli olduğunuzu düşünün. Gidip de ilginizin olduğu bir bölümü okur musunuz? Yine kendi adıma konuşayım. Ben arkeoloji okumak isterdim. Şansımız olduğu sürece istediklerimizi hayatımıza sıkıştırabileceğimizi düşünüyorum.


 
Doktor olabilirdim ve çok başarılı olurdum. Şu anki mesleğimde 15. yılım, işimi yaparken çok rahatım ve insanları yönetirken zorlanmıyorum. Başka bir iş olsaydı yine başarılı olurdum. Mesleğimi seviyor muyum? Seviyorum, evet.

60 yaşından sonra okul çekilmez. Sıfırdan bir meslek ya da bilim alanına girmezdim. Teknemle koy koy gezerim. Dünyaya bir kere geliyorsun. 60 bitti tekrar 60 yaşında olmayacaksın.
  • stewie  (07.10.20 02:08:40 ~ 08:50:30) 
@stewie, mallık ne alaka?


  • dissendium  (07.10.20 02:12:43) 
muhendisim, meslegi seviyorum ama simdiki aklim olsa kesin tip okurdum zira maddi olarak kesinlikle tatmin etmiyor. olene kadar farkli sekillerde sektorde devam ederim herhalde, erken emeklilik gibi bir planim yok zaten lotoyu vurmazsam imkani da yok.

okul dedigin bir noktadan sonra hamallik, tezin savunmasindan sonra kalemi kirdim, okul bittikten sonra senelerce kabus gordum. donmeyi hicbir sekilde dusunmuyorum.
  • cooperr  (07.10.20 02:17:57) 
memnun değilim. mesleğimden nefret etmiyorum ama sevmiyorum da. zaten ömür boyu aynı mesleğe devam etmeyip bir noktada değişiklik yapmayı hedefliyorum.

o yaştan sonra okumak istemezdim. uysal birisi olduğumdan zamanında mühendislik isteğimde diretememiştim. hoş alanından bağımsız tanıdığım tüm mühendisler şikayetçi ama işte içinde kalıyor insanın. o yüzden yaştan bağımsız okumak isteyeni de anlayabiliyorum.
  • pink cadillac  (07.10.20 03:26:26) 
60 ı geçtim ben normal üniversite okduğuma pişmanım. Bu ülkede okunmaz.


  • insomniac  (07.10.20 04:26:51) 
Bu ülkede en zor şey okumak ve çalışmak. Paran varsa yaşamak güzel.

Bilen bilir iti mimarlık terkim. Şu ve elektrik ustalığı yapıyorum. Iyi para kazanıyorum. O kadar is geliyor ki telefonumu çoğu kez açmıyorum.

Yani çözüm okumakta değil. Uygu işi bulmakta. Mesela bizim mahalleye lastik tamircisi açıldı. Ne alana dedik. Adam hiç boş kalmıyor. Kısaca vizyon lazım.
  • luluki  (07.10.20 06:46:07) 
Kimya mühendisiyim, mesleğimi çok seviyorum. Yine olsa yine seçerdim. Zaten istediğim tek bölümdü, öyle üniversite sınavına girip de puana göre seçmedim, çok önceden karar vermiştim. Çok bilim yapıyorum, ilim irfan yuvasında molekül tasarlıyorum fln değil kesinlikle, ama argeciyim ve az da olsa bilimle uğraşıyorum.

Ama, mesleğimi ne kadar sevsem de, @tolkien tam benim düşündüklerimi yazmış, +1 diyorum.
  • pati  (07.10.20 06:55:23) 
mesleğimi çok seviyorum, akademideyim. hakkını tam olarak veremiyorum yine de galiba. emeritus olduktan sonra da (umarım) aynı mesleğe devam ederim. bir de çalıştığım alanın yeterince esnek olduğunu düşünüyorum; farklı alanlarla kesişimlerine gidebileceğim bir konumdayım. ayrıca bizim meslek çok sosyal bir meslek; tüm sosyalleşmeler mutlaka içki ve yemek üzerinden gidiyor, bu yüzden hiç sıkılmam gibi geliyor. yalnız türkiye için oldukça lükse kaçan bir alan. maddi çekinceleri olan bir insanın tercih edeceğini düşünmüyorum. istediğim entelektüel uğraşı seçme lüksünü ve güvencesini bana ailem sağlamasaydı şu an muhtemelen kendimi garantiye alabileceğim bir alanda olurdum. bir de yurt dışında bulunduğum yerde gerçekten hakkının verilerek yapıldığını düşünüyorum, bu yüzden de seviyor olabilirim. türkiye'de olsam aynı duyguları hissetmeyebilirdim.


  • eileengray  (07.10.20 07:06:11 ~ 07:29:15) 
Mesleğimi seviyorum. Ama para için zorunlu olarak yapınca işin tadı bazen biraz kaçıyor. Dolayısıyla hayatımın bir noktasında olur da param olur ve çalışmak zorunda kalmazsam mesleğimi daha keyifle yaparım diye düşünüyorum.

60'tan sonra üniversite okumam. Yani şu anki aklım olsa 10 sene önce de üniversite okumazdım, çünkü bir şey öğrenmekle üniversitenin çok bir alakası yok. Biraz network sağlıyor, biraz ilginç bir tecrübe, ama o kadar. Bir şey öğrenmek için üniversitenin faydadan çok zararı var şu an bence.
  • plutongezegendegilmi  (07.10.20 08:35:11) 
Ben işimi seviyorum ama sonsuza kadar başkası için çalıştığım bir hayat düşünemiyorum. Hedefim hep kendimle alakalı, kendim için bir şeyler yapmak.

Okuldan nefret ediyorum ben. Gittim bir de yüksek lisans okudum tez döneminde dondurdum okulu nasıl bitecek bilmiyorum. Zaten kendimi bildim bileli tembel öğrenciyim okumak bana yaramıyor.
  • jazzabel  (07.10.20 08:49:05) 
dün nobel fizik haberini görünce bu soruyu ben de kendime sordum.

ben de mühendisim ve mesleğimi seviyorum ancak bu tür bilimsel ödül almış kişileri vs. görünce yaptığım işin biraz fizik matematik bilen beyaz yakalıdan öteye geçemediğini de düşünmeden edemiyorum.

bu arada bu konu sadece türkiye ile sınırlı değil bence. yani görüyorum avrupa'daki mühendis arkadaşlarım da hemen hemen bizlerle aynı şekilde çalışıyorlar. buradaki esas neden, bilimin akademide yapılması ve ancak orada aktif şekilde gelişmesi.
  • makarnavodka  (07.10.20 09:35:30) 
Ben işimi sevmiyorum, hiç de sevmedim. Avukatım, adliye gibi bir ortamda her gün söve söve iş yapmaya ve yaptırmaya çalışıyorum. Her gün iğrenç ötesi olaylara şahit oluyorum. Maddi bakımdan da kötü bir durumdayım. Kimseden emir ve talimat almadan serbest çalışacağım dedim, şimdi görüyorum ki tamamen bir yanılsamadan ibaretmiş bu düşüncem. Doğrudan veya dolaylı olarak yine birilerinden talimat alıyorsun her türlü; bu sistemin içinde böyle ilerliyor işler.

60 yaşında olsam, asla ama asla üniversite okumam. Öyle bir enerji ve motivasyon kalmadı bende. Gider bir ağacın altında kitap okurum kedi köpek severim.
  • vedatchilipeppers  (07.10.20 09:38:34) 
Mesleğimi seviyorum. Hayat ne getirir bilinmez ama işimi severek yapıyorum. 60’ımdan sonra üniversite okumazdım. Bir konuya ilgi duymak ile o konuda akademik olarak bilgi edinmek farklı şeyler.


  • ruhen hastayim ben  (07.10.20 09:47:51 ~ 09:48:06) 
Okuduğum bölümü (kimya müh + kimya) severek okumuştum ama yaptığım iş o değil. Biraz alakalı, o temelimi kullanıyorum ama aslında başka bir alan. Açıkçası işe aldılar diye girmiştim öyle gidiyorum yıllardır ama sevmiyorum işimi. Benim kafamın çalışma şekline uygun değil işin kendisi. Hayatımın sonuna kadar bu işi yaptığımı düşününce uykum kaçıyor. Benim için tek artısı fena para kazanmıyor olmam. Sonra diyorum ki vay arkadaş ne lüksün varmış da istediğin sevdiğin işi yapmak istiyorsun. Şu dünyada insanların ne kadarı bunu düşününebiliyor? Bilmem ki düşünmeli misin? Yoksa şükür edip işine mi bakmalısın?

Dünyanın şu düzeninde zaten hayatın sonuna kadar çalışacak meslek artık yok gibi görünüyor (ama ölene kadar çalışmak zorunda kalacağımız kesin). Her şey o kadar hızlı değişiyor ki.

60'ımdan sonra okur muydum bilmiyorum. Açıkçası okula gidersem öğrenmek için değil de bir iki insan göreyim, dışarı çıkmak için nedenim olsun diye olur. Yoksa içinde öğrenme isteği ve boş zaman varsa bir şekilde öğrenirsin diye düşünüyorum.
  • peki madem  (07.10.20 09:52:42 ~ 10:08:31) 
İşi sevmiyorum ama iş dışı hayat standardımı da başka bir meslekle daha zor sağlardım. O açıdan çok şikayetim yok.


  • arnold schwarzeneger  (07.10.20 11:11:58) 
Tutkuyla diyemem belki ama seviyorum mesleğimi. nefret ettiğim zamanlar da oluyor ama her alanda böyledir herhalde. Hayatımın sonuna kadar bu mesleği yapmayı geçtim hayatımın sonuna kadar çalışmak istemem zaten. ama çalışabildiğim sürece bu işi yapardım. İsteyerek okudum, yine olsa yine aynı bölümü okurdum. aklım bir yerde kalmadı. ama 60 yaşından sonra yeniden okula falan başlamam. okul pek sevdiğim bir şey değil.


  • aquarium  (07.10.20 11:35:32) 
Bircok farkli bolum okudum ve bircok farkli firma ve sektörde calistim. Mevcut sistemde üniversite okumak da herhangi bir sirket bunyesinde meslek diye onume konan pozisyonlarda calismak da bana hicbir haz vermiyor artik. Zevkle yaptigimi kesfettigim bir aktivitede kendimi ilerletmek icin yeni bir diplomaya ihtiyacım olursa universiteye kayit olurum ama zaten o isi hakkiyla yapabilir hale geldiysem diplomaya da ihtiyac duymam muhtemelen.


  • passive aggressive  (07.10.20 11:42:27 ~ 11:51:24) 
Evet seviyorum.
Şuan zevk alarak yapamıyor olsam da doktora bitince kadro bulabilirsem bir nebze olsun feraha kavuşacağımı düşünüyorum (umuyorum).
mühendislikte araştırma görevlisiyim.
  • emcekare olmadi einstein olsun bari  (07.10.20 11:48:10) 
ben sorunun ikinci kısmına cevap vereceğim, açıkçası şuan 60 yaşından sonra bana okul okutacak tutkularım yok. O iş ancak şöyle olur bence; misal burada yazıldığı gibi kişinin tutkusu arkeoloji, uzay, deniz bilimi vs vs olur ve o alana içine girmek için adam gider bir klube üye olur gibi akademiye kayıt olur, sonra orada network yapar.
Bunlar dışında şuan günümüzdeki mühendislik ve benzer bölümlerı sadece çarka dişli yani üretim bandına teknik eleman yetiştirmekten başka birşey yapmıyor.
Benim işletme/işletme yönetimi yüksek lisansım var iyi bir üniversiteden, bir ara doktora yapar mıyım diye düşündüm ama saçma geldi, her ne kadar akademiyi sevsem de işletme gibi bir alanda ilerlemenin tek amacı para kazanmak olurdu, ben zannetmiyorum ki normal bir insanın "iş/business" tutkusu olsun. şuan 20 yaşında olsam gider sanat tarihi yada deniz biyolojisi gibidir bölüm okuyup akademide kalırdım. Hele bir de yurt dışına kapağı atsan mükemmel keyifli olur sonra yapıştır kitap yaz makale yaz vs :)
  • bluewhale  (07.10.20 12:37:50) 
İşimden nefret ediyorum. 60 yaşında emekli olabileceğimi de sanmıyorum sovyet eskisi ülkelerin yaşlıları gibi bizim nesil de o yaşlarda bimde kasiyerlik falan yapmak zorunda kalabilir emekli maaşı kuş kadar olacağı için.


  • nickimin hakkini veremedim  (07.10.20 13:42:05) 
O yaşta kasiyerlik işi bile vermiyorlarki ülkemizde. Amerika bu konuda iyi ama bizde yaş ayrımcılığı var, hele 40 yaşından sonra işsiz kalın da görün gerçekleri, çoğu işyeri yaştan oturu sizi almıyor, çoğu ilan otuzbeş yaşı tavan yapmış, 35 yaşını asmamış diye sınır koyuyor ilanda.


  • rumpleteazer  (08.10.20 01:37:40) 
[]

İngiliz dili ve edebiyatı

İngiliz dili ve edebiyatı mezunları pedagojik formasyon alabiliyor mu? Atamalarda İngilizce öğretmenlerine öncelik mi veriliyor? Araştırdım ama son durumu öğrenemedim.




 
Son durumu bilmiyorum formasyon ile ilgili ama kpssde bir öncelik durumu söz konusu değil. Herkes ne puan alırsa eşit değerlendiriliyor.


  • kucukne  (04.10.20 21:39:04) 
pedagojik formasyon kalktı.


  • Techsavvy  (04.10.20 22:00:33) 
formasyon bir var bir yok. şu an yok diye biliyorum.
Kpss sınavına girildiği için atama için öncelik yok.

  • bugisme  (04.10.20 23:53:27) 
[]

YKS ve İngilizce

Merhaba arkadaşlar. Sorularımı kısaca yazayım.

İngilizce öğretmenliği kazanmak istiyorum. Buna yönelik YKS ve İngilizce için kaynak önerileri istiyorum. İngilizce öğretmenliği bitirmiş ya da İngilizce öğretmenliği kazanmak için çalışan arkadaşlar varsa YKS ve İngilizce için kullandıkları kaynakları, çalışma yöntemlerini, hangi derslere ağırlık verdiklerini yazabilirler mi? Şunu merak ediyorum. Benim lisedeki alanım fen bilimleriydi. Mühendisim. Benim YKS'de matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji çözmem dil alanındaki sıralamama nasıl etki eder? İşe yaramaz mı yoksa öne mi geçirir? Tavsiyeleriniz ya da görüşleriniz varsa da duymak isterim. Teşekkür ederim.


 
Dilde ilk on-on beş bin içindeki öğrenciler dil testi kısmının neredeyse tamamını doğru yapıyor ya da birkaç yanlışı oluyor. Dilde mantık şu, dil testini zaten mükemmele yakın yapmak zorundasın asıl çalışman gereken şey TYT.

TYT'de 40 matematik toplamda 20 tane fen bilimleri sorusu var. Bunlardan iyi net yapmanız sizi çok öne geçirir.

YKS'de her alanda paraf ve limit yayınlarını tavsiye ederim.

Kardeşim dilden sınava girdi, ELS yayıncılıkın kitaplarından büyük fayda gördü. Bir de son zamanlarda her gün İngilizce makale okuyordu. Başarılar.
  • black holes in the sky  (30.09.20 14:28:06) 
[]

Adım sayısı

Herhangi bir zamanda bir günde gezi amaçlı kaç adım atıyorsunuz? Gezi amaçlı attığınız adım sayısı en fazla kaç oldu?

Kız arkadaşımla buluştuğumda adım sayımız hep 15 bin ile 16 bin arasında oluyor. 10 kilometre ile 15 kilometre arasında yürüyoruz genelde. Çok gözükse de gezi olarak düşündüğümüzde aslında çok değil. Yorgunluk oluyor, bazen abarttığımızı düşünüyoruz ama bazen de normal geliyor.

Sizde durum nasıl? Yürümek ve gezmek hayatınızın bir parçası mı?

 
rekorumuz 43 bin kusur adim otele dondugumuzde pert olmustuk ama cok guzel gezmistik gercekten :) ben yuruyerek gezmeyi hepsinden daha cok seviyorum sanirim.


  • in vino veritas  (27.09.20 00:23:11) 
Bir noktadan bir noktaya yürüyerek gitmek mesafeden bağımsız olarak ölüm gibi geliyor bana, hayatımın hiçbir döneminde hayatımın bi parçası olmadı.


  • angelus  (27.09.20 00:26:40) 
30 bin.


  • jelly bear  (27.09.20 01:27:58) 
gunluk normal rutinde 7-10 bin arasi

gezi yapiyorsam 20 ve uzeri
  • cairo  (27.09.20 09:09:41) 
Günde 15 bin civarı adım atıyorum.
Gezi amaçlı 25bin falan oluyor genelde, 38bini görmüştüm bi kere, üç gün kendime gelemedim mdngkdljf

  • bir nick var benden iceri  (27.09.20 12:03:54) 
[]

Subreddit tavsiyeleri

Merhabalar. conspiracy gibi okuma isteği uyandıracak ya da okuduğum zaman bilgimi artırabilecek subreddit tavsiyeleri istiyorum. İlgili olduğum konular bilim, teknoloji, istihbarat. Trump, Karen esprileri görmek istemiyorum mümkünse. Teşekkür ederim.




 
için kararsın istersen r/collapse var.


  • gman  (24.09.20 23:14:10) 
You should know
Explain like i am five

  • encokbenisevinnolur  (25.09.20 02:09:00) 
[]

İngilizce öğretmenliği vs hukuk

Özet geçeyim. Makine mühendisiyim ve ikinci bir üniversite kazanmak istiyorum. Kazanırsam ileride okumak da istiyorum. Açık öğretimde adalet bitirmiştim. Hukuk kazanmak için DGS'ye çalışacağım. İngilizce öğretmenliği için ise TYT'ye ve yabancı dil sınavına çalışacağım. KPSS ve YDS sayesinde bilgilerim taze. Sadece birini seçmek istiyorum.

Benim gönlüm İngilizce öğretmenliği okumaktan yana. Ama hukuk da gözüme fena gözükmüyor. Elma vs armut karşılaştırması olduğunun farkındayım ama Türkiye'nin önümüzdeki 5 yılı için hangisini okumak daha mantıklı? Hangisi gelişime daha açık? İngilizceye ve hukuka ilgim var bu arada. Sırf kazanmış olmak için kazanmak istemiyorum. Kazanırsam bir şekilde okuma ihtimalim var. Teşekkür ederim.


 
ingilizce oku. hukuk okuyup ne yapacaksın, hukukçu dediğin adam üç kuruşa sana hizmet etmeye hazır zaten her türlü ihtiyacın için. ki sen bilgili bile olsan bu konularda yine hukuki hizmet almak için bir avukat tutman gerekebilir.

ingilizce bildiğini iddia edenlerin yüzde 90'ı ingilizce bilmiyor doğru düzgün nasıl olsa. o yüzden ingilizceni geliştirmek için iyi olur bence. ama öğretmenlik değil de dil ve edebiyat veya tercümanlık.
  • proletarier aller lander vereinigt euch  (20.09.20 18:50:35) 
Eğer makine mühendisliğine devam edecekseniz ikisi de çok mantıklı gelmedi. Yani hukukta o çileyi çekmenize değecek mi mesleği yapmadıktan sonra?

İngilizce öğretmenliğinde malum pedagojik formasyon alacaksınız ve programın önemli bir kısmını eğitim dersleri oluşturacak. Bu konulara ilgiliyseniz okuyun tamam ama yoksa İngilizce anlamında aman aman bir şey katar mı, bilmiyorum. İlginize göre dil edebiyat ya da tercümanlık daha mantıklı proletarier'in dediği gibi. Eğer mesleğinizi değiştirecekseniz İngilizce öğretmenliği. Hali hazırda makine mühendisi iseniz. 24 25 yaşında varsınız e az. Neredeyse 30 yaşınızdayken okul bitecek. Bedavaya ya da cüzi miktara hukuk stajı yapmak insana her yaşta ağır gelir belki ama 30 yaş bunun için geç bence. (Dgs ile geçince 2 sene mi yoksa 4 sene mi okuyorsunuz bilmiyorum, yanlışım varsa düzeltin)
  • black holes in the sky  (20.09.20 18:56:20) 
abi sen zaten mühendis olmayacak mısın, ingilizce öğretmenliği ne alaka allasen? illa okuyacaksan bence hukuk oku. sonuçta hukuk hayatın her alanında lazım, kendi alanında iş yapabilirsin belki, yani mühendislik kollarında hizmet verebilirsin. ingilizce öğretmenliği okursan yapabileceğin tek iş (istisnalar haricinde) ingilizce öğretmenliği olur ki bu tip mesleklerin artık bir cazibesi kalmadı, herkes fakir zaten.

halihazırda mühendis olmuş bir adam bence kendi alanındaki yenilikleri, teknolojileri vs. öğrenebiliyorsa onları öğrenmeli, onun dışında ingilizceyi çok iyi bilmeli. gerisi kişisel tercih olur artık.

ben bir dilci olarak cidden şoktayım, mühendis adam niye öğretmenlik okusun dayı nabıyon allah aşkına. kursa git, ingilizce falan öğren, başkasına öğretip napcan senin mis gibi işin var zaten.
  • der meister  (20.09.20 19:01:20) 
ingilizceye yeteneğiniz vardır ama öğretmenliğe yeteneğiniz var mı? konusunda çok başarılı ama bildiğini aktaramayan veya on dakikadan sonra dinleyemediğim öğretmenlerim oldu. herkesin olmuştur. başka bir iletişim türü öğretmenlik.
hukuk eğer başka bir alanla birleşirse işe yarar bence de.

  • not dark yet  (20.09.20 19:14:54 ~ 19:15:17) 
@proletarier çok saçma bi mukayese bence hukukçu neden üç kuruşa hizmet etmeye çalışan adam olsun? vekalet ücretlerine bak istersen.


  • black mamba  (20.09.20 19:18:11) 
bana ikisi de mantıklı gelmedi. başka meslek yapacaksanız adalet zaten yeterli hukuk okuyup ne yapacaksınız? yani miras hukuku öğrenmek size bir şey katmaz ki? Borçlar falan temeliniz var ilgilendiğiniz alanla ilgili yargıtay kararlarıyla destekli bir kaynak çalışmanız yeterli olur iş için. İngilizce öğrenmek için okul okumak da mantıklı değil. 2. bir dil öğrenmek daha iyi olabilir fransızca, çince, rusça vs.


  • eatpraylaw  (20.09.20 19:19:19) 
Biraz daha bilgi vereyim.

Hukuk okursam mühendislikle ilgili bir alanda çalışmayı düşünebilirim. İngilizce öğretmenliğini İngilizce öğrenmek için okumayacağım. Kazanıp da bitirirsem iyi bir okulda çalışmak isterim. Atanmak da bir seçenek. Mesleğimi seviyorum ama öğretmenliğe de uzak değilim. Mühendislik okumadan önce matematik bölümünde okuyup bırakmıştım. O sürede öğretmenlik tecrübem olmuştu.
  • dissendium  (20.09.20 19:49:51) 
Öğretmenliğin geleceği hukuktan daha parlak. İngilizcenin taban puanları oldukça düşük, ataması kolay bir bölüm.


  • ruhen hastayim ben  (20.09.20 21:10:00) 
meslek değiştirmek istediğiniz varsayıyorum. planlar türkiye'ye göreyse ikisi de makul seçenekler değil ve ikisinin de okuması eziyet olacak. okullarda deli gibi ödev veriliyor son iki yıldır, hele alengirli üniversitelere girerseniz çok vakit ister. öğretmenliğin parası iyi değil, hukuku bilmiyorum ama bana fazla eziyetli bir iş gibi geliyor. öğretmenlikte para kazanmak için okul+dersane+özel ders falan sürekli çalışmak lazım. mühendislikten yola çıkarak ilgilendiğiniz alanlarda yüksek lisans falan bakarsanız muhtemelen daha iyi seçenekleriniz olabilir.


  • simbolmina  (20.09.20 21:15:34) 
Bence de ogretmenligin gelecegi hukuktan daha parlak. Ama madem hayatindan memnun degilsin ve standardlarini yukseltmek istiyorsun biraz daha kas ve tip falan oku. Ingilizce ogretmenligi/hukuk biraz lateral degisiklik gibi ve memnun kalacagin muglak.


  • hot potato  (20.09.20 21:36:00 ~ 22:13:18) 
avukatım önümüzdeki sene dgs'ye girip bilgisayar mühendisliği okuyacağım. benim hayalimdkeki meslekti. Ancak sen de mekatronik gibi bir alana kayabilirsin


  • hoot  (20.09.20 22:07:07) 
Ing öğretmenliği atama puanları düşük değil. Sadece diğer branşlara göre düşük. Hele ki 5 sene sonra hepten yükselir. Is istiyorsan sağlıkla ilgili bölüm oku. 2 yıllık falanca teknisyenlik gibi. Ya da tip dis hekimliği v.b.


  • luluki  (21.09.20 08:49:15) 
selamlar,

tıp ve eczacılık öneririm.

kalanı maalesef sizin için çok zor olur
  • konsomatrix  (21.09.20 15:12:32) 
[]

İngilizce öğretmenliği

1. İngilizce öğretmenliği okumak zor mu?

2. İngilizce öğretmenliği kazanmak isteyenler hazırlık için hangi kitapları tercih ediyorlar?

3. İngilizce öğretmenliğinin alan bilgisi sınavı (KPSS) zor mu?

4. İngilizce öğretmenleri en düşük kaç puanla atanabiliyorlar?

5. İngilizce öğretmenliğinin özel sektördeki durumu nasıl?

Teşekkür ederim cevaplar için.

 
1. Değil

2. ELS Dergi

5. İş çok, para yok
  • ehti  (09.09.20 20:38:52) 
67 ile atanıldığını görmüştüm bir yerde.


  • geçerkenugradım  (09.09.20 21:14:22) 
1. değil
2. yds publishing, dilko ve els genelde tercih ediliyor
3. Dil ve öğretim ile ilgili kısımları kolay, edebiyat kısmı zor gelmişti bana
4. bu yıl yapılan en son atamada 67 puana düştü, 2013te 66 2014te 67 idi
5. -
  • roookie  (09.09.20 21:32:39) 
1. değil

3. alan bilgisi yoğundur, eğitim, çeviri, dilbilim, edebiyat hepsi var. burada fen-edb. mezunu olup alan bilgisinden fark atmıştım.

4.70 sınırınız olsun, daha altı risk. bu puanda iyi yerler için değil.

5.kurumsal bile olsa, ben çalışmak istemezdim. iş tanımına uymayan çok fazla iş yükleniyor.
  • siyah gece  (09.09.20 22:58:43 ~ 23:00:46) 
1.Hayır.
2.ELS-YDS, Building Skills For Proficiency(Cesur Öztürk)
3.Ben alan bilgisi sayesinde atanabildim ama dil edebiyat mezunuyum bildiğim şeylerdi.
4.4 yıl önce 70 puanla atandım öyle oturup anayasa, tarih falan ezberlemedim.
5.Çalışma saatleri uzun, maaşları kötü.
  • strangerinhere  (10.09.20 01:06:17) 
5 oğretmenlik yapılacak is değil. Hele ki özel okullar korkunç. Kiz kardesim ingilizce ogretmeni


  • luluki  (10.09.20 12:29:14) 
[]

Eski yıllardan bir ürün sorusu

Hatırladığım bir ürün var. Çokokrem miydi, Chokella mıydı, bilmiyorum. Avuç içine sığacak büyüklükte renkli plastik kutular içerisinde satılıyordu. Bu plastik kutuların sağ ve sol tarafında yer vardı ve kutular yukarıdan aşağı doğru birbirlerine geçirilebiliyordu. Çocukken o kutuları biriktirip 4, 5 tanesini yan yana birleştiriyordum. Kutuların üst kısmı da alüminyum kapak ile kaplıydı. 15, 20 yıl önce satılan bir üründü. Bunu old'lar bilir diyeceğim bir soru oldu ama yine de şansımı denemek istedim. Bu ürünü hatırlayan var mı? Fotoğrafı bulunabilir mi?




 
Şundan mı bahsediyorsunuz?
encrypted-tbn0.gstatic.com

  • Unde bach canim  (30.08.20 02:30:58) 
@Unde bach canim, maalesef bu değil. Benim bahsettiğim daha büyük bir kutuydu. Sert plastikti. Bunu bilen çıkmaz büyük ihtimalle. Teşekkür ederim.


  • dissendium  (30.08.20 02:35:33) 
dandik bir markaydı sanırım. renkli küp plastik kaplar kenarlardan birbirine geçirmeliydi. 92'liyim. abur cubur kültürüm hep eskilere sadık bir tüketici olarak hatırlıyorum. tüp çikolatalar yaşıyor ama bunlar yok bulunmaz bir daha.


  • moody90  (30.08.20 11:53:01) 
@moody90, ben de 93'lüyüm. Sadece bir dönem çıkmış demek ki o ürün. Fotoğrafını bulmak istedim ama bulamadım.


  • dissendium  (30.08.20 14:24:03) 
Aa bunu ben de hatıladım sanki, aynı şey mi çok emin değilim ama raylı bir sistem gibi geçiyordu sanki kutular birbirine di mi? Kırmızı ve sarı renk kalmış aklımda ama adını ben de bilmiyorum.


  • playing star again  (30.08.20 15:45:45) 
[]

Yüksek lisans

Ben üniversitede okurken yüksek lisans için enerji bilim dalını düşünmüştüm (bölüm makine mühendisliği) ve birçok seçmeli dersi buna göre seçmiştim. Hatta bu alan için aldığım seçmeli bir derste yazılım bile öğrendim. Bitirme çalışmamı da bu alandaki bir derste yaptım. Mezun olduktan sonra baktım ki, makine tasarım ve imalat bilim dalı daha çok işime yarayacak gibi duruyor. Çünkü iş ilanlarında genelde CAD/CAM aranıyor. Bu alanda da boş değilim. Bildiğim, kullandığım programlar var ama ilk söylediğim alan kadar bilgi sahibi değilim. İlk söylediğim alandaki dersleri isteyerek seçtim, severek dinledim. İkinci söylediğim alandaki derslere ise çok ilgim yoktu. Sorum şu. Bu durumda sevilen alanda mı ilerlemek gerekir yoksa iş için katkısı olacak alanda mı?




 
selam. ben de enerciyim. az cok tahmin edebiliyorum neler dusundugunu. benim tavsiyem şu olur, enerji alaninda iş ara. eger omur boyu enerjici kalirim diyosan imalati bosver. ama ulkede enerjiye ve cfd ye verilen onem biraz az. is olanaklari kisitli. daha cok savunmacilar ve bi kac beyaz esyaci cfd takiliyo. ha ama dersen ki para lazim her turlu cad cam ogreneceksin. baska caren yok. ben asla imalat istemedigimi 2. sinifin ilk donemi anladim. ama şartlar oyle gerektirirse dökümde bile calisirim..


  • lata  (28.08.20 00:20:25) 
enerji, imalatın onda biri etmez belki de türkiye'de şu anda. ben de tüm seçmeli derslerimi enerji alanına dair aldım. ama şu bir gerçek ki imalat daha geniş. lata doğru söylemiş. daha fazla bir şeye de gerek yok.

not: kamuspor.

not: her ne kadar ısı transferi gibi kol gibi bir ders olsa da çok sevdiğimi görmüştüm. imalat hiç bana göre bir yer değildi. enerji candır. enerji yükseklisans öğrencisiyim, sırf kaydım olsun diye girdim. ilk dönem koronaya denk geldi. keşke online eğitim ile dersleri alsaydım diyorum.
  • blue eyes white dragon  (28.08.20 00:41:07) 
senin sektorde nerde para var once onu belirleyip sonra ustune oynamak lazim. bazen malesef sevdigin isi yapmak karin doyurmuyor. makinaci degilim ama simdiki aklim olsa dizayn ustune master ile devam etmek yerine once ise girer, bir sure calisir ustune MBA cakardim. Yurtdisindayim, oranin gercekleri farkli olabilir ama mesela bulundugum yerde dizaynda para yok, cizimciler zaten surunuyor. Biran once yoneticinin olmak icin de dizayndan, cizimden kafayi kaldirman lazim. Ama sen ustune okudukca sana yapisip kaliyor, sen madem bu isi bu kadar seviyorsun burda devam et diyorlar sonra..


  • cooperr  (28.08.20 01:39:42) 
Bence sevmediğin bir alanda yapmak oldukça zorlayıcı olacaktır. Ben de benzer bir ikilemde kalıp enerjiyi seçmiştim. Pişman değilim. Kendi alanımda çektiğim zorluğu düşününce, mekanik vb seçseydim ne olurdu düşünemiyorum. Ayrıca enerji üzerine yaparken de tez konunu işine yarayacak bir şey seçebilirsin. Isıtma-soğutma, iklimlendirme veya rüzgar türbinleri üzerine çalışabilirsin.


  • the coon  (28.08.20 07:20:04) 
[]

Meyve suyu üretimi

Meyve suyu üretiminde ağaçtan yere dökülen meyvelerin de kullanıldığını okumuştum. Sonuçta doğada o meyveler kurtlar tarafından yenilebiliyor. Eğer herhangi bir meyvede kurt varsa meyve suyu üretilirken meyveyle birlikte o kurt da parçalanmış olabilir. Bu düşünce beni biraz rahatsız ediyor. Merak ettiğim şey şu. Meyve suyu üretiminde meyveler belirli bir yöntemle bu açıdan kontrol ediliyor mu? Bu düşünceyi nasıl aşabilirim?




 
Bunu hiç düşünmediğim halde yıllardır meyve suyu içmem. İçmemeyi deneyemez misin?


  • Tochinoshin  (18.08.20 02:57:38) 
tabii ki de kontrol edilmiyor. kim niye ugrassin. zaten duzgun meyveler otellere restoranlara gider, orta halliler markete, pazara. boyle yerlerde alici bulmayan curukler de meyve suyuna. en kalitelilerin meyve suyuna gidecek hali yok ya.

asmak icin gece yatarken agzina giren ufak bocekleri orumcekleri falan dusun. kurt kotu bir sey degil zaten.
  • hot potato  (18.08.20 03:09:13) 
@Tochinoshin, bu düşünce aklıma geldiğinden beri sadece güvendiğim bir markanın meyve suyunu içiyorum.


  • dissendium  (18.08.20 03:13:06) 
Aslında güvenebileceğin bir marka yok.iki türlü üretim var.birisi tamamen fabrika yapımı konsantre,içinde sözde meyve partikülleri bile oluşturulabiliyor.ithal gelip sulandırılıyor.ikinciside klasik yöntem elma ağırlıklı bol sulandırılmış meyve suları.

Sana tavsiyem çok derinlemesine düşünmemen.şimdi detaya girip ne yiyeceğiz o zaman demeni istemem.kurt dediğin şey protein,bulabileceğin en masum unsur,çok takılma.
  • duptıs  (18.08.20 04:14:36) 
O kurtlari ayristiracak teknolojinin veya emegin maliyetini dusun once, simdi de meyve sularinin fiyatini dusun.

Tebrikler buldun cevabi.
  • baldur2  (18.08.20 04:53:05) 
köyümüz evimize 10 dakika mesafede olduğu için sürekli tarım işiyle hobi olarak uğraşırız ailecek. okumanıza gerek yok ben direkt olarak söyleyim. meyvenin hasat zamanı bitince çürük çarık dediğimiz yere dökülen meyveler toplanıyor benzin parası çıkması için o ismini hepimizin bildiği o meyve suyu markalarına 25-50 kuruşa veriliyor. alım yerlerinin önünde sinekli böcekli 1 2 gün de bekliyor nerdeyse.

kontrol edilmiyor. ucuz olması için zaten özellikle o şekilde alınıyor. bu düşünceyi aşabileceğiniz bir yol veya güvenebileceğiniz bir marka yok. isim vermek istemiyorum fakat hepsi dediğim gibi bu şekilde.
  • nebukadnezarr  (18.08.20 05:15:55 ~ 05:18:46) 
Neredeyse çürük denecek, kurtlu meyveler gidiyor neredeyse. Yani o meyveler azınlıkta değil çoğunlukta :)
Düşünceyi qsmaya gerek yok, durum Böyle.

  • kisa  (18.08.20 08:03:51) 
meyve suyu, hazır salça, domates püresi, turşu falan filan üretilen yerlerin, o meyve sebzelerinin üretildiği memleketin çocuğuyum.

nasıl sebzeler meyveler gidiyor bir bilsen... meyve suyu istiyorsan al kendin sık. salça istiyorsan kendin yap. ingiltere'de değiliz deli gibi yaz güneşi var güneşte bir salça yapıyorum akıllara zarar. turşu desen adam çiğ sebzeyi atıyor kavanoza, ilacı basıyor 1 dakika içinde turşu yemeye hazır oluyor. lan öyle turşu mu olur? bir iki ay beklicen ki turşu yemenin faydasını göresin.
  • alperz  (18.08.20 08:33:11) 
Araya üçüncü tarafları karıştırmadan düşünceyi aşmanın ve vesvesesiz bir şekilde meyve suyu içmenin yolu bu ve benzerlerini almaktan geçer:
www.narenciyepresi.com

  • Erva  (18.08.20 08:54:34) 
bence meyve suyu konusunda kurtlar endişe duyulması gereken son şeyler.

bunun tarım ilacı var, hayvan pisliği var, sineği var, paketleme ve koruma için kullanılan kimyasallar, katkı maddeleri ve koruyu maddeler var.

dışarıdan satın alınan her üründe durum bu şekilde. iyisi kötüsü yok. kötüsü ve daha kötüsü var sadece.

hatta şöyle bir şey söyleyeyim, meyve suyu diye satın alınan şeylerin meyve ile pek ilgisi alakası yok. istenilen aroma, tat hatta koku çeşitli kimyasallar ile veriliyor. o tat meyveden değil kimyasallardan geliyor aslında.
  • reanarchy  (18.08.20 09:06:16) 
merdiven altı firmaların meyve suyunu alıp içmiyorsanız çok da endişe duymanıza gerek görmüyorum.

tesislerde dolumdan önce pastörize ediliyor. pastörize edilirken yapılan ısıtma işleminde ise birçok mikrop yok oluyor.
  • eeb  (18.08.20 09:09:55) 
kapi canavarı nasıl ortaya çıkıyor sanıyordunuz, kurt ve meyvenin evrimi sonucu tabi ki.


  • marlonbranda  (18.08.20 09:26:20) 
Bence smoothie makinesi alın, sulu meyveleri cızt diye geçirir posalı bir şekilde de içersiniz.

Önceden çok meyvesuyu içerdim, smoothielere başladığımdan beri aramıyorum çok güzel tarifler var.
  • jazzabel  (18.08.20 09:51:18) 
Hot patato'ya benzer olacak ama genel olarak,
dalından toplanan 1. Kalite meyveler ihracata gidiyor.
2. Kaliteler soğuk hava depoları ve hale
Bahsedilen türdekiler meyve suyu fabrikalarina gidiyor..
  • Ven  (18.08.20 10:02:40) 
haha merdiven altı mı?

türkiyenin en büyük meyve suyu şirketlerinde birisine bizim tarladan şeftali veriyorduk. verdiğimiz şeftaliler hale satamadığımız yere düşmüş fazla erişmiş olanlar. yukarıda bir arkadaşın da dediği gibi. zaten firma bu meyveleri hal fiyatının neredeyse 8 de 1 fiyatına alıyor.
  • belkider  (18.08.20 10:06:55) 
Hayır tabiki edilmiyor. Meyve suları için alınan meyveler çok ucuza mal ediliyor ve diğerlerinin de dediği gibi en kötü kalitede olanlar alınıyor. Icindeki kurtları ayiracak bir sistem yok zaten meyvelerin neredeyse tamami ayni sekilde hangisini ayiracaksiniz ki. Çok bilinen unlu bir meyve suyu markasını ziyaret edip vişne suyunun yapılışı incelemistik. Keske tek sorun kurtlar olsaydı. Yapabiliyorsaniz evde deneyin alışınca aramiyorsunuz zaten.


  • miyav lan miyav  (18.08.20 10:35:33) 
bi şey olmaz. endişe etmen gereken şey içindeki şeker miktarı ve katkı maddeleri. adamın biri yolda ölen hayvanları eve getirip pişiriyordu. o geldi aklıma. bu kadar düşünmemeyi askerde akşamdan kalma yağlı tabldotta beyaz peynir yerken öğrendim sanırım.


  • bohr atom modeli  (18.08.20 10:36:10) 
Yahu bu gizli bir şey değilki en bilinen meyve suyu firmasına şöyle meyve gidiyor böyle meyve gidiyor diyorsunuz sanki kaçak bilgi gibi. mesele içinde mikrop bakteri kalmaması.


  • fezagezgini_4  (18.08.20 10:42:47) 
Meyve işi yapan bir abi vardı. Bir ara sormuştum.

Elma topladıkları zaman şekli düzgün olanları 1 TL'den meyve olarak satıyorlardı, kalan şekli bozukları 20 kuruştan meyve suyuna veriyorlardı. Aynı elma, sadece şekli tam yuvarlak değil diye meyve suyuna gidiyor.

Meyve suyu ne kadar sağlıklı, büyük soru işareti. Hatta içine kattıkları koruyucu vs. ile sağlıksız bir içecek.


.
  • kartallar yuksek ucar  (18.08.20 11:28:22 ~ 11:30:25) 
ailem şeftali üreticisi ve evet biz de ağaçtan yere düşen meyveleri meyve suyu fabrikasına gönderiyoruz. ben de sizin kafanıza takılan sorular nedeniyle uzun yıllar meyve suyu içmemiştim ama daha sonra fabrika gezme şansım oldu. meyveler çok yüksek basınçlı suyla yıkanıyorlar. bu esnada kurdun yol yaptığı bölümler dağılıp kurt ortaya çıkıyor ve yıkama ile yok oluyor. yani içtikleriniz kurtsuz.
öte yandan meyvenin posası çok daha değerli olduğundan hazır meyve suyu içmeyin, meyveyi ısırarak yiyin benim tavsiyem :) diş etleriniz bile daha sağlıklı olur.

  • lapetite  (18.08.20 13:03:18) 
@belkider

merdivenaltı olmayan yerler kurtları ayıklıyor diye bir şey yazdığımı göremiyorum.

tek fark merdivenaltı olmayan yerler çeşitli sterilizasyondan geçirip pastörize işlemi uygulayarak mikropları yok ediyorlar dedim.

okuduğumuzu anlayalım, anlatalım. haha.
  • eeb  (18.08.20 14:32:31) 
[]

Evlilik ile sevgililik arasındaki farklar

Evlilik ile sevgililik arasındaki farklar neler? Uzun süredir birlikte olanlar için evlendikten sonra "dünün aynısı" durumu oluyor mu?




 
evli değilim ve hiç evlenmedim ancak kanaatim:
sevgiliyken ayrilabiliyorsun, ayriliğa meyilli olabiliyorsun gorece ayrilik kolay olabiliyor fakat evli olunca cozumlemeye alttan almaya ayrilmamaya calisiyorsun.
negatif bir sey olarak yazmis olabilirim ancak evliligin pozitif etkisi bence bu. evliyiz gormezden gelelim gibi degil de biraz daha olgun, sakin, ihyiyatli olabiliriz gibi bir durum.
  • sparkle kiddle  (15.08.20 20:49:02) 
birinde ayrılınca küfür yiyorsun diğerinde ömrünün sonuna kadar bir asgari ücret kadar nafaka ödüyorsun.

bu kızın paraya ihtiyacı yok ya da çok karakterli yapmaz öyle şey diye düşünme. çünkü senden sinirini çıkarmak istemesine bağlı. nafaka bir ceza yöntemi olmuş.
  • orpheus  (15.08.20 20:52:47 ~ 20:54:20) 
Eger ailelerden izole yasiyorsaniz (yurt disi, uzak sehir vb) ve cocuk istemiyorsaniz pek bir farki yok sevgililik ve evlilik arasinda.


  • crown  (15.08.20 21:07:05) 
@j r r tolkien hayrani doğru diyor. Beraber yaşıyorduk, zaten ilişkiye evliymiş gibi yaklaşıyorduk (kavga, tartışma durumlarında sakin ve çözüm odaklı olma, orta yolu bulma...) evlendikten sonra değişen şey devletin bizi "meşru" aile sayması oldu, bizim için bir şey değişmedi.


  • kobuzchu kiz  (15.08.20 22:48:25) 
evlilik ekonomik yönü ağır basan bir durum. bütçeler ortaklaşıyor. bir ortaklık aslında. atılan imza bir sözleşme imzası gibi. sıkıldım ayrılalım olmuyor.


  • kickboxer  (15.08.20 22:51:48) 
fark olduğunu düşünenlerin, ilişki kavramıyla ilgili sorunları olduğunu düşünürüm.

çok bariz farklar vardır sadece;

1) aynı evde yaşamaya başlarsınız. (tabi sevgiliyle de bunu yaşayanlar olabiliyor.)
2) resmi olarak evlisinizdir.
3) aileniz başta olmak üzere sülalelerinizin büyük bölümü sizin evli olduğunuzu bilirler.
4) çocuk yapabilirsiniz.

başka bir şey gelmiyor benim aklıma. doğru bir ilişki anlayışında da bu maddeler dışında fark olmamalı.
  • matrix  (17.08.20 22:15:13) 
[]

Yapay zekâ

1. Yapay zekâ hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmek için hangi kaynakları okumayı tavsiye edersiniz?

2. Satranç için kullanılan yapay zekânın mantığı nelere dayanıyor?

3. Yapay zekâ herhangi bir alandaki deney sonuçlarını analiz etmede kullanılıyor mu?

 
Yapay zeka dediğiniz çok geniş bir alan. Neyi merak ettiğinize karar verin, felsefeciler de bununla uğraşıyor matematikçiler de. Yoksa programlama alanıyla mı ilgileniyorsunuz?

1- Programlamayla ilgileniyorsanız ve temelleri merak ediyorsanız, Peter Norvig, Artificial Intelligence: A Modern Approach. Genel olarak okuduğum en iyi teknik kitaplardan. 94 basımı, ama ne olup bitiyor'u anlamak için güzel.

2- Satranç için baya brute-force kullanıyorlar. Her durumu analiz edip en iyi yolu seçiyor. O analizi hızlandırmak için yöntemler var, ama arkada bir magic yok.

3- O alanda yapılan bütün deney sonuçlarını biliyorsanız, elinizde yeterince data varsa, evet, kullanabilirsiniz. En azından deneyin kabul görüp görmeyeceğini baya rahat predict edebilirsiniz mesela. Ama bu soru için de daha fazla bilgi lazım, "analiz etmek" ne demek? Neyi arıyoruz?
  • plutongezegendegilmi  (14.08.20 22:27:58) 
@plutongezegendegilmi
2-) Tam olarak öyle değil. Örneğin Alphazero adlı yapay zeka satranç oyuncusu, bir bilgisayar satranç motoru olan Stockfish gibi veri bulutundaki hamleleri analiz edip en az kayba yol açacak hamleyi tespit etmiyor. Tıpkı bir insan gibi oynadığı oyunları analiz ediyor, açılış kitabı olmadan hareket edip kendi üslubuyla strateji oluşturarak, konumsal üstünlük elde edebilmek için vs. insan gibi taş fedası gibi şeyler yapabiliyor. Nazmican Doğan Alphazero - Stockfish arasında oynanan bazı maçları analiz edip, Alphazero'nun çalışma mantığına da kısaca değinmiş:

www.youtube.com

Kanalına girerseniz Alphazero'nun oynadığı diğer birkaç maçın analizini de görebilirsiniz.
  • fobfilm  (14.08.20 22:36:30) 
@fobfilm, doğrudur, ben deep blue'yu düşünerek cevap vermiştim.


  • plutongezegendegilmi  (14.08.20 22:38:20 ~ 22:38:48) 
1-Benzer aramalar yaparak yine kitaplar hakkında yorumları inceleyebişirsin başka kaynaklardan
www.bkmkitap.com?

2- ilk hatırladığım IBM nin satranç için tasarladığı deep blue adlı bilgisayarla kendini duyurdu yapay zeka konusu.
Bu bilgisayar, ünlü Rus satranç ustası Gary Kasparov tarafından yenildi(1996).
Yeniden geliştirilen ve deeper blue adı verilen olan bilgisayar daha sonra Gary kasparovu yendi (1997). Saniyede 200 milyon işlem (ya da hamle diyebiliriz sanırım ) yapıyordu bu sistem. Ondan sonra robotlar dünyayı ve insanı ele geçirecek konulu bir çok yazı yazıldı haber yapıldı.
Günümüze bakıldığında ise (parçaları bir araya getirebilirsek) zamanla robotlaşan insanları rahat seçebiliriz.

3- deney olarak bilmiyorum ama veri analizi konusunda çalışmalar var.
  • Erva  (14.08.20 22:41:42) 
Yapay zekadan çok farklı alanlarda çok farklı şekillerde yararlanabilirsin tamamen hayal gücüne kalmış bir şey. Satranç gibi şeyler bu açıdan çok basit, internette bir sürü bunun ile ilgili hazır kodlar bulabilirsiniz.


  • reyen  (14.08.20 23:57:15) 
[]

Ekonomiye giriş

Ekonomi öğrenmek istiyorum. Üniversitede mühendislik ekonomisi dersi görmüştüm. Paranın gelecekteki değerini falan hesaplamıştık. F/P, A/P diye bir şeyler hatırlıyorum. Faiz de vardı. Ben böyle şeyler değil de daha çok şirket ekonomisi, borsa gibi konuları merak ediyorum. Hangi kaynakları okuyabilirim? Kitap da olur, İnternet'ten de olur. Teşekkür ederim.




 
Muhasebe/Maliye/Ekonomi/Finans farklı alanlar. Tam olarak ne istiyorsunuz önce onu netleştirin derim.

Aysel gündoğdu ve mahfi eğilmez kitaplarıyla başlayabilirsiniz. Daha detaylı çalışmak isterseniz yazdıklarınızdan yola çıkarak muhasebe+finansal muhasebe, finansal durum analizi, risk yönetimi gibi konu başlıklarıyla kaynak aramanızı tavsiye ederim.

Borsanın dinamikleri biraz daha farklı, benim pek ilgi alanım olmadığı için bilemiyorum.

Dil ve kapsam da belirtirseniz daha detaylı kitap/konu tavsiyesi de verebiliriz.

Imza: IIBF mezunu.
  • influx  (07.08.20 01:14:24) 
@influx, dil Türkçe ve İngilizce olabilir. Kapsam ekonomi ve finans.


  • dissendium  (07.08.20 02:01:48) 
Selam,
Ekonomi için Mahfi Eğilmez ve Ercan Kumcu borsa için(Dünya Geneli işleyiş, Sermaye Piyasalarının Tarihi, Gelişimi ..) Asaf Savaş Akat.

  • Ven  (07.08.20 09:09:33) 
[]

Beğendiğiniz Anadolu şehirleri

Beğendiğiniz Anadolu şehirleri var mı? İstanbul, İzmir gibi yerleri dışarıda tutuyorum. Örnek olarak ben Samsun'u ve Kars'ı beğenmiştim. Sizin de bu şekilde beğendiğiniz, yaşamayı düşünebilirim dediğiniz iller ya da ilçeler var mı?




 
sinop


  • nahtoderfahrung  (02.08.20 21:22:15) 
Bursa


  • okumakserbestbegenmeksart  (02.08.20 21:23:24) 
Çok yer göremdim ama eskişehiri beğenirim


  • basond  (02.08.20 21:27:58) 
Sinop, Eskişehir, Kars, Çanakkale


  • fotrsapka  (02.08.20 21:32:50) 
Kirklareli ni çok çok seviyorum ben mesela. Ama avrupa da.
Ayni şekilde Edirne de güzel şehir. Tekirdağ da yer yer güzel şehir.

  • a perfect lie  (02.08.20 21:34:13) 
Anadolu dendiği için sadece anadolu şehirlerini yazıyorum,

Eskişehir, Sinop, Diyarbakır, Mardin.

Benim gibi emekli kafasında bir insansanız bu yerlerde yaşanır. Eğlence falan sevmem pek, çekirdeğimi alayım parka gideyim çayımı içeyim kafasında insanlar için ( içinde yaşayan insanların kafa yapısı olarakta) iyi şehirler bunlar bence.
  • paramolacak  (02.08.20 22:00:15) 
Çanakkale


  • black holes in the sky  (02.08.20 22:01:59) 
Çanakkale,
Eskisehir,
Mersin,
Denizli,
  • durgunfoton  (03.08.20 00:13:01) 
eskişehir
samsun
sinop
çanakkale
manisa
  • sabenburak  (03.08.20 01:32:39) 
eskişehir <3 memleketim.

ama orada benim için iş imkanı yok. mecburen istanbul'dayım.
  • batlegolas  (03.08.20 03:04:08) 
Muğla, Mersin, Kayseri, Kırklareli, Adana.


  • derleme  (03.08.20 09:50:40) 
Yaşanırlık açısından; Samsun, adana, eskişehir

Amasya'da yaşanmaz ama estetik olarak çok güzel bir yer.
  • the coon  (03.08.20 17:51:29) 
[]

KPSS deneme tavsiyesi

Yargı'nın 10'lu denemelerinden 8 tanesini çözdüm. Biraz kolay geldi. Denemeleri Yargı'dan biraz daha zor olan hangi yayınlar var?




 
Uzman Kariyer


  • lüzumsuz adam  (19.07.20 02:18:25) 
Pegem var benim bildiğim


  • epistemic_regress  (19.07.20 02:30:34) 
[]

YouTube Premium

YouTube Premium almayı düşünüyorum. Birkaç sorum var.

Amacım istediğim videoları indirmek. Video indirmenin bir sınırı var mı? İki ya da üç saatlik videoları sorun yaşamadan indirebilir miyim? İptal etmek istediğimde kolayca iptal edebiliyor muyum? Bilgisayarda kullanılamadığını okudum. Eğer öyleyse her videoyu telefona mı indirmek zorundayım?


 
bilgisayarda video indirme yok evet. çünkü telefonda uygulamanın içine iniyor video. galeriye falan kaydedemiyorsunuz yani. diğer soruların cevabı evet.


  • jelly bear  (09.07.20 15:13:52) 
premium almaktaki amaç video indirmekse bence değmez. doğrudan video indirme sitelerini kullanabilirsiniz bunun için.

ben reklamlardan baydığım için ve youtube'u çok fazla kullandığım için aldım premium'u.
  • la traviata  (09.07.20 15:15:53) 
Amaç sadece telefona video indirmek ise youtube'un kendi uygulaması YouTubego diye kullanılabilir. Her videoya izin vermiyor ama fena değil yine de.


  • playing star again  (09.07.20 19:25:29) 
  • playing star again  (09.07.20 19:26:36) 
[]

Dağcılık sorusu

Yüksek bir yerden aşağıya inmeye çalışan bir kişi bir yere ip bağlıyor ve o iple aşağı iniyor. O kişi aşağıya inince o ipi nasıl geri alıyor ya da alıyor mu? O ipi aşağıya inince geri almayı sağlayan bir bağlama yöntemi mi var?




 
ip degerli:) cok ciddi bir faaliyette degilsen ucunu sabit olarak baglamak yerine ipi emniyetnoktandan gecirirsin. yani 50 mt. lik ipi 25mt yapar, 25 lik inisin bitince tek taraftan cekersin.


  • unabomber  (06.07.20 01:04:07) 
Ohh cevabını yıllardır merak ettiğim soru.

Peki tırmanırken adam kendini ipe bağlıyor. Ya ipe tutunarak çıkıyor, ya ip, düşmeye karşı emniyet olsun diye duruyor.

Peki o ipi tepeye kim bağladı?

Sallayıp sallayıp fırlatıp attın yukarı, ucundaki kanca bir yere takıldı mesela aklıma başka yol gelmiyor. E sağlam bir yere takıldığında nasıl emin olacaksın ki? Belki iki asılıp 10 metre tırmanınca kurtulacak ve düşeceksin?
  • kibritsuyu  (06.07.20 02:18:38) 
yok kanca atilmiyor:) eger antrenman yapilacaksa genelde sinsi gibi:) arka taraftan yurur, duvarin ustune yuruyerek gelir, emniyetini kurarsin. istasyonu kurarsin, asagidan tirmanici tirmanmaya baslar, ipin diger ucu gene asagidaki emniyetcidedir. tirmanici yukseldikce ipinboslugunu alir.

veya nornal bir tirmanista lider tirmanmaya baslar, 3-4 metro ilk emniyet noktasini kurar. tirmanilan bolgenin ozelligine-zorluguna gore belli araliklarda yeni emniyet noktalari kurar. ipin ucu gene asagida emniyetcide bu arada, duserse en son emniyet noktasinda kalir.
bir de solo tirmanis var. asagiya sabitlersin ipi,devam eder emniyet noktalari kurar sonra yukarida son istasyonunu kurup asagi iner ilk emniyeti cozer tirmanirsin
  • unabomber  (06.07.20 10:07:52) 
@kibritsuyu, aslında bilinen ve düzenli kullanılan bir tırmanış rotası değilse ipi yanında götürüyorsun, örneğin 5 metre ipsiz tırmanıp oraya bir emniyet noktası kuruyorsun. sonra 4 metre daha tırmanıp oraya kuruyorsun, sonra bir daha, sonra bir daha. yani en en kötü olasılıkla düşsen bile en fazla 3-4 metre aşağıda duruyorsun, yere çakılmıyorsun.


  • patronaj  (06.07.20 10:09:19) 
ilk emniyeti kurana kadar allaha emanet çıkıyorsun yani. hadi sonrakilerde düşsen 5 metredekine asılı kalıyorsun da o ilk 5 metrede düşersen 5 metreden çakılıyorsun öyle mi?

vay be riskli işmiş gerçekten.
  • kibritsuyu  (06.07.20 10:13:41) 
O ipi aşağıya inince geri almayı sağlayan bir bağlama yöntemi var evet, kelebek düğümü atılır..
Sallayıp yukarı kanca fırlatmakdiye birşey yok. İpe tutunarak tırmanmak diye de birşey yok. İp tepe noktasına başka bir yerden ulaşılarak istasyon kurulabilir. Ama genellikle lider tırmanıcı tepe noktasına istasyon kurar. İpin bir ucu tırmanıcının kemerine bağlıdır, diğer ucu back up dediğimiz yerde yardımcı olacak kişinin kemerine bağlıdır. Eğer daha önceden oluşturulmuş bir rota tırmanılıyorsa rotada zaten emineyet noktaları vardır. Tırmanan kişi emniyet noktası hizasına geldiğinde belindeki kemerinden karabinasını çıkarır emniyet noktasına takar. İki karabina birbirine arada bir iple bağlıdır. Bir karabina eöniyet noktasına takılır diğer karabinanın içinden tırmanma ipini geçiririz. Düşme gerçekleşirse aşağıdaki back up alan kişi seni taşır. İpinin geçili oldugu karabina senin ağırlığını keser. Bu şekilde anlatmak biraz zor oldu açıkcası. En iyisi üniversitesilerin dağcılık klüplerinden bilgi almak ya da baska bir dagcılık klubunden. Eğer yakınınızda akut ofisleri varsa oradan da bilgi alabilirsiniz. Düşündüğünüz kadar tehlikeli değil, teknikleri öğrenip mantığı kavramanız gerekir. 5mt olayı da biraz abartılmış.

  • hepbiarayisicinde  (06.07.20 11:25:29) 
O yuzden 5 metreden once uygun yerler varsa oraya kurarlar emniyeti. 5 metre de kafi cunku ciddi bir yaralanma icin. Kuracagin emniyet noktasinin da guvenli oldugunu varsayiyoruz bu arada. Yine de evet riski var tabi geleneksel lider tirmanisin.

Soyle bir video daha net aciklar sanirim.

youtu.be
  • jnlbnnn  (06.07.20 11:25:40) 
bahsettiğim 5 metre rotaya ya da eldeki malzemeye göre değişir tabii ki.
Gidip 5 metre mesafede bir nokta kurmayın sorumluluk kabul etmiyorum :)

  • patronaj  (06.07.20 15:13:04) 
inişi atc dediğimiz aletlerle yapıyoruz örnek model petzl reverso:

www.petzl.com

gördüğün gibi ip geçirilecek iki yer var. ip iniş istasyonundan (spor rota ise halka vardır değilse sikke çakılır veya kum saati şeklinde arkası boş kaya yapısı varsa o kullanılır, kalın buz varsa da abalakov yapılıp buzun içinden başka bir ip dolaştırılır seçenek bol yani) ip geçirilir ortasına denk getirilir ve katlanmış ip atcye sokulup karabina ile dağcıya sabitlenir. sonra da bunun yarattığı sürtünme kuvveti ile hız ayarlanarak aşağı inilir. ayak yere değene kadar istasyondan istasyona iniyoruz böyle =). dağın arkasından yürüme ihtimalin varsa o da iş görüyor. 2 kişi ardarda inerken üstüne taş düşürme ihtimalin var çünkü.

çıkarken de eğer spor rota ise rotada bolt dediğimiz sabit ara emniyet noktaları oluyor. bunlara quickdrawlarını takarak ve ondan ipini geçirerek çıkıyorsun. spor rotalarda bolt araları yükseldikçe artar. ilk iki bolt arası 1.5m iken son bolt arası 5m olabilir. mantık bir sonraki bolta ulaşana kadar yere çarpma ihtimalinin ortadan kalkması. bolt yoksa da yine bu aralıklarla çeşitli emniyet malzemelerini sen yerleştriyorsun. oyuk çatlak ne bulursan artık.

fotoğraf video vs bulmaya üşendim ama başka merak ettğiniz bir konu varsa uygun vakitte videolarla açıklarım.
  • argent dawn  (06.07.20 15:48:43) 
[]

İngilizce sorusu

www.youtube.com

Videoda pervane tarafından yaralanmış bir köpek balığı var.

Videoda, 4:26'da "He's not gonna make it." diyor videoyu çeken kişi.

Burada köpek balığı için yapamayacak (kurtulamayacak) mı demek istiyor? Biri için

"kurtulamayacak" demek isteseydik "He's/She's not gonna make it." mi derdik?

 
başaramayacak anlamında. her şey için kkullanılabilir.


  • bohr atom modeli  (03.07.20 13:16:55) 
Bağlama göre değişir ama böyle ölümcül durumlarda falan kurtulamayacak, ölecek anlamında kullanılabilir


  • black holes in the sky  (03.07.20 13:20:58) 
Ölenler için de she/he is gone diyorlar mesela.


  • nothing in my way  (03.07.20 15:22:57) 
[]

Hukuk fakültesi mezunlarının son durumu

Öncelikle aklımdaki bir düşünceyi söylemek istiyorum. Ben ikinci üniversite olarak iki yıllık ve sınavla hukuk fakültesine geçme olanağı tanıyan bir bölüm bitirmiştim 5 yıl önce. Mühendis olduğum için o bölümle ilgili bir şeyler yapmayı hiç düşünmedim şu ana kadar ama kayıt olurken hukuk fakültesine geçme şansımın olduğunu biliyordum. DGS başvuruları başladığı için sınava başvurup başvurmamak arasında kararsız kaldım. KPSS'ye çalıştığım için soruları bir yere kadar yapabileceğimi düşünüyorum. Belki şimdi kazanamam ama ileride kazanma şansım olabilir. Askerliğimi de yaptığım için ileride ekonomik durum uygun olursa tekrar üniversite okumam için bir engel yok.

Bu girişten sonra şunları sormak istiyorum. Hukuk fakültesinde okumanın son zamanlarda eskisi kadar prestijli olmadığıyla ilgili yazılar görüyorum İnternet'te. Durum gerçekten böyle mi? Yeni mezun biri ilk işini nasıl buluyor, hukukun hangi dalıyla daha çok ilgileniyor? Çoğunluk avukat olarak mı yola devam ediyor ya da herkes hâkim ya da savcı olmak için mi uğraşıyor?


 
hukuk fakültesi kontenjanları aşırı arttığı için ayağa düştü olayı bayağıdır yapılıyor. geçmiş zamanda okuduğum bir haberde sanırım istanbul barosu bir istatistik yayınlamıştı. barodaki avukatların %15i kadarı toplam dosyanın %90ına bakıyor. geri kalan %10una geri kalan yeni yetme %85 bakıyor gibi bir olay vardı. kısacası herkes tecrübeli referanslı avukat aradığından eğer iyi bir çevreniz yoksa bu işten para kazanmanız yıllarınızı alıyormuş. benim avukatım 25 yıllık bir avukat. meslekte ilk 15 yıl kadar kendimi anca geçindirdim. son 10 senedir çevremin genişlemesi ve olumlu referanslarım sayesinde para kazanıyorum demişti.

konudan alakasız olarak gözlemlediğim kadarıyla zaten kazanma ihtimali olmayan dosyayı almıyor. ameliyat masasında kalma ihtimali yüksek hastayı cerrahın kabul etmemesi gibi. gelen adama bu iş zor uğraşamam diyerek kestirip atıyor eğer iyi bir rakam teklif edilirse kabul ediyor. sonuçta hiç kimse verdiği vaadi yerine getiremeyen adamla çalışmak istemez.

edit: dgs'yi bilemem ancak yks'de sadece puan olarak değil. ilk 150-200bin gibi bir sınır getirilmişti hatırladığım kadarıyla. öğretmenliklere de 300bin. sanırım amaç mantar gibi açılan vakıf üniversitelerinden parayla hukuk diploması alınmasın diye.
  • phonex  (11.06.20 02:41:39 ~ 02:44:32) 
Açılın yeni mezun geldi. Aslına bakarsanız yeni mezun değilim, 6 ay oldu stajımı bitirip ruhsat alalı.

Çok kısa söyleyeceğim, avukatlığın prestijli olduğunu yalnızca hukuk fakültesi öğrencileri zannediyor. Onlar da gerçeklerden bihaber oldukları için.

Babası zengin olmayan bir stajyer avukat 1.5 sene kadar süren staj dönemini sürünerek geçiriyor. Anadolu şehirlerinde hiç ücret verilmediğini söylüyor oradaki arkadaşlar. Istanbulda ise 1000 tl ve yol yemek ücreti veriliyor. Bazen yol ve yemek dahi yok. Herkes bu rezil haldeyken avukatlığın prestijli olduğunu iddia etmek komik olur. Prestij diye bir şey olmadığını görebilmek için çağlayan adliyesi -2. Kata uğrayıp gerçekleri gözlerinizle görebilirsiniz.

Stajini yeni bitiren birine de asgari ücret ve 3500 tl arası ücret teklif ediyorlar.

Bu cevabim bir kamu spotu olarak kalsın burda ve sevgili liseli kardeşlerime sesleniyorum. Yeteneklerinizi ve enerjinizi başka işe yönlendirin. Zira çok ama çok pişman olacaksınız.
  • dre mithatoğlu  (11.06.20 09:24:23) 
Her tarafim avukat arkadaş dolu. Prestij falan kalmadi.
Hakim/savci olmak istersen tanidik aramaya baslaman lazım, başka sansin yok.
Malesef ne kadar hukukcu olsalar da avukatlarin cogu isci haklarini umursamayan kisiler. Avukat yaninda calismal gerçekten kolay is değil, mühendis olup fabrikada calismayi tercih ederim.
Milyon mezun oldugundan herkes daha az kara is yapiyor haliyle para kazanmak zorlasiyor.

Kisacasi etrafinizda is olacak cok kisi yoksa, babaniz falan avukat degilse mantıklı değil.
  • logisticsmanager  (11.06.20 10:31:16) 
Hukuk mezunlarının durumu tek kelimeyle, sıkıntı.

Şurada detaylı cevabım var: www.eksiduyuru.com

Kafana takılan başka şeyler olursa mesajla beni.
  • vedatchilipeppers  (11.06.20 10:49:18) 
eskiden prestijliydi. bizim tercih zamanımızda 10 tane fakülte varsa şimdi 40- 50 tane fakülte var ne kadar prestijli olabilir ki. okula gitmeden mezun olmak matah sayılıyor. öğrenci hocaları görmüyor hiç. hukuk profu olmayan hukuk fakültesi var.

eskiden fakirin çocuğu hukuk okumamalı diyorlardı. şimdi bu söze daha çok inanıyorum.
  • kestane gürgen palamut  (11.06.20 10:56:31) 
prestijli mi bilmiyorum ama şu hukuk bitti artık muhabbeti 10 yıl önce de yapılıyordu. bazı şeylerin değiştiği doğrudur ama hangi mesleği sorsan insanlar eksisi gibi değil, yağılmaz artk der.


  • black mamba  (11.06.20 11:14:43) 
[]

Ateizm

Bazen bazı olaylar karşısında ateist düşüncelere sahip oluyorum. Normalde inancı olan bir insanım. Kızgınlık gösterdiğim olaylar genelde kadınların, çocukların tecavüze uğraması, canlılara yapılan eziyetler oluyor. Sizde de bu şekilde düşünceler oluşuyor mu?




 
İnanç meselesinde size din diye anlatılan her şeye inanmak zorunda değilsiniz ki zaten. İlahiyatçılar bile kendi içinde mutabık değil. Aklınızı ben kalbinizi dinleyin sevgili dostum. Tecavüz, cşnayet, hırsızlık vs vs bunların din ile alakası olmadığı gibi din de bunların ilacı değildir. Din başka bir şeydir inanırsın biter. Dünya ile ilgili problemlerin çözümünün din ile hiçbir ilişkisi yoktur bence.


  • advest  (09.06.20 18:03:09) 
Canlilara eziyet yapilmasi canliligin fitratinda var. Birbirini yiyor canlilar. Amac ne olursa olsun eziyet iste. Hic kotu niyetin olmasa bile yolda yururken canlilari oldurursun. Aklimiza ilk gelen anlamiyla adalet insan uydurmasi bir kavram. Doga yasalari haric her sey oyle aslinda. Dini kaybetme korkusuyla cogu seyi anlayamazsin, veya dinle uzlastiramazsin, ben de yillarca o durumdaydim. Kisaca ya inanmak ve huzur ya bilmek ama huzursuzluk ve anlamsizlik diyorum.

Soruya cevap eskiden cok oluyordu, dinden ciktim.
  • 000000  (09.06.20 18:20:10) 
Ducane nin adalet vidyosu cok guzel, oneririm.


  • 000000  (09.06.20 18:22:26) 
Dediğiniz şey kötülük problemi ve yüzyıllardır tartışılıyor. Bu tarz sorulara sahip olmanın inanç açısından kötü olduğunu düşünmüyorum. Bilakis bu soruları sorup doğru yolu bulmak önemli. Allah dini göndermiş. Tecavüzü yasaklamış, kimseye eziyet etme demiş. Yapıyorsa yine insanın sorunu. Tabi burada da karşımıza özgür irade problemi çıkıyor :)


  • black holes in the sky  (09.06.20 18:22:27) 
Din tam olarak budur. Mantığını hapseder ve seni başka insanların uydurduğu kısır fikirlere uymaya mecbur bırakır.


  • Sellim  (09.06.20 19:17:19) 
bu dusunceler once deizme oradan da ateizme yonelmenin ilk adimlari oluyor genelde. sonra o gune kadar sana ogretilmis, cevrenden asina oldugun butun din kavramini sorgulamaya basliyorsun. dini sacma ve zamanin gerisinde kalmis buldugunu fark ediyorsun. zamanla tum dini kavramlari sorguladikca hepsi birilerince kurgulanmis epik hikayeler olarak gorunmeye basliyor. bunlar gozunde basitlestikce hala tutunmakta oldugun tanri kavramina yoneliyorsun ve uzerinde dusundukce bu da ellerinden kayip gitmeye basliyor. uzerinde dusunmeye devam edersen ateist, amaaan bana ne bunlardan varsa da yoksa da umrumda degil hem dusune dusune manyak olurum bosver dersen de apateist oluyorsun :)

bunlari dusunmeye vakti olmus olan herkes bu sureclerden geciyor cogunlukla. normal yani.
  • in vino veritas  (09.06.20 20:07:01) 
Bir yetişkin ve bir bebek ile aynı odada olsanız ve bebeğe o yetişkin tarafından tecavüz edilse olaya müdahale etmez miydiniz? Ederdiniz. Peki kendini savunamayan bir bebeğin tecavüze uğraması ve tanrının müdahil olmaması “bebek cennete gitti, tecavüzcü de cezasını çekecek” ile açıklanır. İnsan bile müdahale ederken sonsuz ahlaka erdeme sahip tanrının müdahil olmaması bana da tuhaf geliyor. Yetişkin iki insan kavga etse eyvallah deriz, iradeleri ile buna karar verdiler. Ben bir tanrı varsa bile adaletli olduğuna inanmıyorum. Doğuştan engelli bireylerin yaşamlarını sıradan sağlıklı insanlar gibi yaşayamamalarında bile adalet yok.


  • cemallamec  (09.06.20 20:07:23) 
Din böyle durumlarda müdahale ve şokuna kadar savaşmayı emrediyor. Din sıkıntılı değil insanlar dini emirleri yerine getirmeyip dini suçluyor.


  • luluki  (10.06.20 05:36:50) 
[]

İngilizce dinleme

İngilizcemi geliştirmek için neler dinleyebilirim? Doğal içerikler olursa daha güzel olur. Uzun süren ve konuların sürekli değiştiği radyo programları gibi.




 
Bbc’nin dinleme metinleri var. Araştırırsan bulabilirsin. Ben şunu buldum hemen:

www.bbc.co.uk
  • cemallamec  (26.05.20 17:12:57) 
@cemallamec, bunlar çok eski ve çok kısa. Bir tanesi 5 dakika sürüyor.


  • dissendium  (26.05.20 17:20:07) 
www.bbc.co.uk bu adreste güncel olanları var.


  • ozdek  (26.05.20 17:22:40) 
BBC4 Radyo Programlarını dinleyebilirsiniz.


  • kaset  (26.05.20 17:23:19) 
@ozdek, eğitim için hazırlanan değil de gerçek hayattan olan konuşmalar arıyorum.


  • dissendium  (26.05.20 17:28:01) 
youtube'da içerik takip edebilirsin. teknolojiye merakın varsa mesela unbox therapy, hayvanlarla ilgili animal planet, komedi olarak trevor noah, bilim-felsefe olarak kurgesagt in a nutshell vs.


  • puslukitalaratlasi  (26.05.20 17:44:25) 
@dissendium
oradaki linki incelerseniz bbc'nin diğer yayınlarına da geçiş yapabilirsiniz. bbc radyoları gibi mesela. ama hepsinin yayını ülke dışına açık mı bilmiyorum.

bu arada önyargılı davranmayın verdiğim link güncel olayları ele alıyor. eğer native seviyesinde dinleme ve anlamanız yoksa bu sizin için faydalı olacaktır.

yoksa gündelik radyo dinliyorum misal ama hala çoğunu anlamıyorum. özellikle politika. allahtan boris var da bbc ingilizcesiyle ortamı şenlendiriyor. canım benim.
  • ozdek  (26.05.20 17:47:54) 
Spotfy da güzel podcastler var ilgine göre. Ben erkek olduğum halde lena durnham ın kadınlarla ilgili podcastini beğeniyorum çünkü temposu harika. Başlıklardan ilgine göre seçip bakabilirsin. Bazıları çok sıkıcı ama arada iyileri geliyor.
Rhetorical speeches var ayrıca.

  • sarcophagus  (26.05.20 23:09:04) 
ne dinlersin bilmem ama mutlaka ilgin olan bir şeyi dinle. tüm konuşma boyunca algını yüksek tutarsın böylece. sevdiğin bir film falan yok mu mesela onların kamera arkası çekimlerini oyuncu röportajlarını galalarını vs izle. ben öyle yapıyordum bir ara


  • deranzo1  (26.05.20 23:58:42) 
[]

Son yıllarda atanan arkadaşlar

Özellikle mühendis arkadaşlar varsa hangi kaynakları kullandıklarını söyleyebilirler mi? Pegem'in konu anlatımlı tek kitabını ve Yargı'nın tek kitap soru bankasını kullanıyorum. Çıkmış sorulara İnternet'ten ulaşabildiğim için çıkmış soru kitabım yok. Başka hangi kaynakları tavsiye edersiniz?




 
Gkgy’de pegem, benim hocam ve pusula yayınlarını öneririm.
Yargıdan ise uzak durun. Hep hatalı, insanı çalışmaktan soğutur.

  • coca cola  (07.05.20 21:32:39) 
[]

İspanyolca öğrenmek

İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmek istemiştim. Başlangıç seviyesinde öğrendim ama bu dili sevmediğim için devam etmek istemiyorum. Mühendis olduğum için öğrendiğim dilin biraz da olsa işime yaramasını, iş için şansımı artırmasını istiyorum. İspanyolca ilgimi çekiyor. İspanyolca öğrenmem mantıklı mı? İspanyolca bilen arkadaşlar İspanyolca bilmenin faydasını görüyorlar mı?




 
birileri sen mühendissin almanca öğren demeden yetişeyim.

dili ne amaçla öğreniyorsunuz?
belki lazım olur falan demek saçma.
isp. dünyada en çok konuşulan diller arasında. ama atıyorum yarın öbür gün almanyaya göç edeceksen şimdiden almancaya yüklen.
yok yavaş yavaş öğreneyim konuşmak için öğreneceğim dersen ispanyolca, italyanca iyidir mesela.

sırf fayda, yatırım vs düşünüyorsan çince diyorum.
  • rewlack  (05.04.20 19:15:26) 
@rewlack, soruda dediğim gibi, Almanca öğrenmeye zaten başlamıştım, sıfır değilim ama öğrenmeye devam edecek kadar sevmiyorum. Benim amacım sadece iş ya da gereklilik için öğrenmek değil kesinlikle. Temelde kültür yatıyor. İkinci bir yabancı dil bilmek, o dili okuyup anlayabilmek istiyorum. İtalyancayı düşünmüştüm ama çok yaygın bir dil olmadığı için ona hiç başlamadım. Çince de ilgimi çeken bir dil değil.


  • dissendium  (05.04.20 19:35:42 ~ 19:37:22) 
tabii ki. cok rahat ögrenebilirsiniz ispanyolcayi. isinize niye yaramasin dünyanin yarisi ispanyolca konusuyor. bence cok rahat ögrenilir. ögrenemeyen varsa bence iyi calismamistir.


  • duygusuzromantik  (08.04.20 04:31:42) 
[]

Sevgilinizle buluşuyor musunuz

Koronavirüs salgını nedeniyle bir haftadır buluşamıyoruz. Dışarı çıkmamaya çalışıyoruz. Salgının ne zaman biteceği belli değil. Sizde durum nasıl?




 
  • masseter  (25.03.20 03:13:47) 
1 haftadır buluşamıyoruz +1. Evler de baya uzak. Ne olacak hiç bilemiyorum.


  • ravenclaw  (25.03.20 05:22:28) 
evlerimizin arasi yuruyerek bir saat falan ama ben ilk vaka aciklandigi gun tasi taragi toplayip olaganustu hal kapsaminda kendisiyle yasamaya basladim. onun yanina yerlestim. sokaga cikma yasagi gelir, korkar (turkcesi yok, neblim kapiya bir polis ya da asker gelse dusup bayilir herhalde korkudan) vs. diye dusundum.


  • der meister  (25.03.20 05:40:47) 
Evlerimiz arabayla 5 dakika olduğu için bazen arabayla gidip kendisini görüp tekrar arabayla dönüyorum. İkimizde ev dışına çıkmadığımız için virüs taşıyıcısı değiliz diye düşünüyoruz.


  • bigcaptain  (25.03.20 09:05:00) 
görüşmüyoruz.
farklı şehirde olduğumuz için iki haftada bir görüşelim demiştik, üstüne bir de bu muhabbet çıktı. yaklaşık bir ay oldu.

  • biseysorcaktim  (25.03.20 09:52:15) 
İki haftadır görüşemiyoruz :(


  • chitosan  (25.03.20 10:25:27) 
askerde :( geldikten sonra da muhtemelen 15 gün görüşmeyeceğiz bulaşıp bulaşmadığını bilemeyeceğinden dolayı. sadece ikimiz olacak olsak görüşürdük de, eve taşımak istemiyorum. çok üzülüyorum.


  • dedi ayca  (25.03.20 10:45:24) 
Buluşamıyoruz :(((


  • bitse de gitsek  (25.03.20 12:51:00) 
masseter +1


  • i had dreams  (25.03.20 17:55:41) 
1 ay sonra bugün ilk defa yazışabildik. daha görüşemedik. yurt dışından geldi, kontrol edildi ama yinede enfekte olduğunu düşünüyor...


  • Tears of Devil  (25.03.20 18:02:58) 
[]

Hastaneye gitmek

Yarın randevum var. Gidip gitmemek arasında kararsız kaldım. Eğitim ve araştırma hastanesi olduğu için büyük ihtimalle kalabalık olacak. Acil bir durum değil. Şu durumda ne yapmam mantıklı?




 
acil değilse ben de gitmezdim.


  • sonsuz  (22.03.20 23:49:35) 
acil değilse gidilmez çok riskli.


  • hem şişko hem deli  (23.03.20 00:28:20) 
gitme!


  • mkrk  (23.03.20 08:27:29) 
acil değilse gitme + 1


  • aziz dostum jack  (23.03.20 11:21:38) 
[]

Evli arkadaşlara birkaç soru (gönül işi değil)

Gelecekte evlilik var. Özel sektöre hiç güvenmiyorum. Her an işsiz kalma riski var. Bu durum beni düşündürüyor. Evli olan arkadaşlar, işsiz kalma durumunuza karşı herhangi bir birikiminiz var mı? Ev kirası, elektrik, su ve doğal gaz faturası gibi önemli giderleri düşünürseniz birikiminiz size ne kadar süre yeter? Birikiminiz yoksa işsiz kalma durumunda ne yapmayı planlıyorsunuz?




 
ben sifir birikimle evlenmistim. ciddiyim: eve girdigimizde sandalyemiz yoktu, misafir geldiginde komsudan sandalye aliyorduk.
boyle planlar yapman guzel, ben hic plan yapmadim. Ama kari kocanin calismasi onemli. Tek ben calissaydim, bu planlari yapardim.

  • ebabil curnatasi  (23.01.20 05:58:32) 
parasızlık durumunda idare edebilme, huzurlu olma, mevcut durumu kabullenip ona göre plan program yapma konularında en önemli şey eş seçimidir.

ben evli değilim, şimdi cepte para varken herkes mutlu mesut oluyor ama olası maddi problemlerde bu işlerin çok başka boyutlara taşındığını gördim.

bir arkadaşım var kendi işi var fakat son 2 senedir işleri çok kötüye gidiyor. nasıl diyeyim yeri geliyor kirayı denkleştiriyor, elektriğe , suya bile para kalmadığı oluyor. e tabi iş bu duruma gelince eve alınacak kumanyadan tut, diğer temel ihtiyaçlara kadar herşey de sekteye uğruyor.

ikisi de çocukluk arkadaşlarım kadın ve erkek tarafı. kadın tarafının ve çocuklarının, bu tüm maddi sıkıntılara rağmen, ne bir defa surat yaptığını gördüm, ne üzüldüklerini ne de sitem ettiklerini.

mevcut şartlar içinde mutlu mesut yaşıyolar. bu çok önemli, anne baba kanaatkar olduğu için çocuk da öyle, mesela çocuk 10 yaşından büyük olmasına rağmen okula giderken harçlık bile alamıyor.

öte yandan geçen burada bir duyuru gördüm.

yeni evli bir karı koca. ilk seneleri, evlilikten kalan borçları var. adam demiş ki, ay başına 1 hafta var, cebimde 200 lira para var.

yeni evlendik her yere borcumuz var, tek başıma çalışıyorum eşim çalışmıyor, doğum günü gelmiş 1 aydan beri sürekli söylüyor, iyi kötü bir plan yapmıştım akşam için, öğlen eve giderken a101den pasta aldım diye kavga etti benimle sinirimden ağladım diyor.

işte eş seçiminin özeti bu.

konuyla alakalıdır değildir ama lütfen dikkat et. cepte para varken, herkes arkadaşındır, dostundur, herkes mutludur, iş sıkıntı çekmeye geldi mi kimse kalmaz yanında.
  • hem şişko hem deli  (23.01.20 07:08:42) 
gunumuz dunyasinda istisnalari kenara koyarsak sadece erkegin calismasi yetmiyor, hanimin da duruma el atmasi lazim. ben de evlendigimde birikimim yoktu (hala var sayilmaz). ikimizde de dokuntu birer araba vardi ikimiz de calisiyorduk. 5 sene kadar tek oda 60 m2 evde yasadik. evde pek mobilya yoktu zaten evde yer yoktu. bir koltuk, bi tane hali iki sandalye, kucuk bir masa bir de cift kisilik yatak. sonra yavas yavas is ilerliyor, ev degisiyor, arabalar degisiyor vs...bence beraber ustune birseyler koyarak gitmek guzel.

issiz kalma olasiligi ne yaparsan yap var. ama eger iki kisinin de deneyimi var ise biri issiz kalsa bile biri is bulur bir sekilde maci uzatiriz kafasindayim. yapacak birsey yok, sifir risk imkansiz. birikimim pek yok, en kotu durumda kredi kartlariyla 5-6 ay gotururum, sonra arabayi satarim vs. bir yolu bulunur.

ama bu herkese uymuyor, etrafimda 40'a merdiven dayamis hatta gecmis, birkac evi, bankada parasi olan arkadaslar var. onlar aman evlenmeden herseyi ayarlayalim hazir olsun kafasinda insanlardi, simdi hersey var ama hatun yok arayis icindeler. insan yas aldikca daha secici oluyor. simdi eywallah dedigin bir olaya 40'inda diyemeyebilirsin. ufak seyler goze batiyor o yuzden kimseyi begenmiyorlar. ben bu durumu ongordugum icin 30'da fisi cektim, uzatmaya gerek yok. pisman degilim.
  • cooperr  (23.01.20 08:27:49) 
Evlendiğimiz zaman çok az birikimimiz vardı. Ben özel sektörde çalışıyordum eşimin kendi işi vardı. Sonra o battı. Uzun bir süre tek maaşla geçindik + eşimin işinden olan borcu ödedik. Çocuk oldu arada. Eşimin işleri toparlandı, sonra ev aldık, mortgage ödedik, bir çocuk daha oldu filan. Şimdi Allah korusun işsiz kalsak, sadece çocuklar özelde okuyor onları devlete geçirmek ya da bir yerlerden burs bulmak gerekir. Onun dışında su üzerinde kalırız.
Aşağıda arkadaşlar yazmış. Eş seçimi önemli bu durumlarda. Zor zamanları nasıl karşılıyor. Bir şey daha var, artık kadın erkek beraber çalışıyorlar eve destek olmak için. Ama erkek eve gelince ev işine ortak olmakta aynı şekilde paylaşımcı davranmıyor. Ben çok uğraştım eşimi bu paylaşıma çekebilmek için. Hala daha ilk fırsatta kaytarıyor ;)

  • SiyamkedisiZorro  (23.01.20 09:56:20) 
123   « Önceki Sonraki
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.