Giriş
(31)

universitede hic anlamadan gectiginiz dersler

damdanakan
Var mı? Yani gr anlamadan, çıkmış soruları ezberleyip ya da kopyayla, hatır minnetle gectiginiz dersler. Ben mesela cebir derslerinden hicbi şey anlamadan geçtim. Oabt ye hazirlaniyorum, hala hicbi sey anlamıyorum. Bazen kendime kızıyorum cebir bilmeyen matematikçi mi olur diye. Hatta sırf bu yüzden
Var mı? Yani gr anlamadan, çıkmış soruları ezberleyip ya da kopyayla, hatır minnetle gectiginiz dersler. Ben mesela cebir derslerinden hicbi şey anlamadan geçtim. Oabt ye hazirlaniyorum, hala hicbi sey anlamıyorum. Bazen kendime kızıyorum cebir bilmeyen matematikçi mi olur diye. Hatta sırf bu yüzden matematikte yüksek lisans düşünmüyorum, düşünemiyorum daha doğrusu. Bayağı suçlu hissediyorum kendimi.

Sizde durumlar nasıl? Pişman mısınız?
0
damdanakan
(05.06.16)
termodinamik, çok çalıştım ancak en verimsiz ve boş çalıştığım derstir.
Aklımda gene bir şeyler var ama öğrenmek için değil geçmek için çalıştım belki bu yüzden en zayıf olduğum ders denebilir.
0
basond
(05.06.16)
mat1
mat2
mat3
mat4

pişmanım. gerçi mat 4'ü biraz biraz anlamıştım. en kolayı oydu.
0
nedendir bilinmez
(05.06.16)
otomatlar ve diller
olasılık
istatistik
0
senialanaglasinalsinsikinicaliyabaglasin_yine
(05.06.16)
Ekonomi, İnsan Kaynakları, Stratejik Yönetim
Ekonomiye kafam hiç basmadı. Enflasyonun neden olduğunu 70 kere okudum, hala anlayamıyorum.
Diğerleri de çok sözel geldi, sıkıldım. Düşünerek de algılayamadım, 'Düşünemedi' oldu.
Bir kere sınava çok az zaman kalmıştı, düşünerek yapayım dedim. Kilit bir cümle buldum. Oradan düşüne düşüne yol aldım. Sonra kitaptan kontrol edeyim dedim; tam tersi bir yere gelmişim. Bir yargı bu kadar 180 derece ters olabilirdi.
Bir de Tarih, hayatım boyunca kafam basmadı. Çok sözel geldi hep.
0
aychovsky
(05.06.16)
kantitatif iktisat 1 ve 2.

pişman değilim. 12 dersim var bir kaçını öyle geçmem lazım.

yatay geçişle geldim bir sürü dersim sayılmamış. niye pişman olayım?
0
gliderpilot
(05.06.16)
örgün öğretimde yok ama açık öğretim işletmede sallaya sallaya geçmiştim birinci sınıfı. kitaplardan da bi şey anlamamıştım. sonra da bırakıp kaydımı sildirdim zaten. kafam hiç basmıyor para hesabı kitabı işlerine.
0
devilred
(05.06.16)
computer organization

pişman değilim
0
qazwsx
(05.06.16)
istatistik. hoca "siyaset bilimi bölümü okuyanlar istatistik bilmese de olur" diye saçmasapan bir argümanla bize sınav öncesi soruları tahtaya yazıp çözüp bunu sorucam derdi. bir kelam etmedi istatistik hakkında. basit tablo okumaktan öteye gidemiyorum. şu an pişmanım, keşke adam akıllı istatistik öğrenseymişim. zira yüksek lisansta yurtdışında hangi sosyoloji bölümüne başvurmak istesem istatistik bilmeyi şart koşuyor.
0
mrsmoon
(05.06.16)
çok değişkenli istatistiksel yöntemler miydi analizi miydi neydi, o dersi anlamadan laylaylom geçtim. ismini aklında tutamadığım dersi nasıl anlayayım. hiç pişman değilim.
0
rheia
(05.06.16)
Son sene cebir derslerini geçebilmek için sınıfta cebiri iyi olan birinden parayla özel ders almıştım ya. Sırf okul bitsin diye. Hocaların gözlerine girebilmek için bi kelimesini bile anlamadığım seminerlere katılıyordum. Allahım, nasıl bi eziklikti. Hayatımda bu kadar ezildigimi hatırlamıyorum. Travmatik bi şey oldu artık benim için. Bugün derste deo izomorflar, homomorflari gorunce kendimi bi yerden atasim geldi.
0
🌸damdanakan
(05.06.16)
ne kadar da robotik sayısalcı dolu bir duyuru...

milton ve dönemi dersinden bütte kopya çekerek dc ile geçmiştim, 17. yy sucks. henüz pişman olmadım, olacağımı sanmıyorum.
0
baba jo
(05.06.16)
signal and systems, en önemli dersmiş meğer..
0
body electric
(05.06.16)
İnkilap1,2 edebiyat 1,2.
0
hayde bre
(05.06.16)
Var. Baya istatistik ve yöneylem dersleri aldım. Önceden kopya çekmezdim şimdi çatır çatır çekip geçiyorum.
Pişman olacağımı sanmıyorum. Bilgisayarda yapmamız gereken işlemleri elimizle amele gibi uğraşıyoruz ki bir hocamız da bilgisayar dersiniz olmazsa ileride bir bok yapamazsınız diye açık açık sövmüştü okula.
0
jazzabel
(05.06.16)
Ben anlamadan sittin sene geçemem dersten. Diğer türlü dersten geçme yollarını da yapamam. Az buçuk anlarsam anca geçiyorum.
0
Goddard
(05.06.16)
Ilkokul onlugunu giydigim ilk gunden itibaren sozel dersleri anlamadan gectim. Kolay ezberleyen biriydim, ezberleyip gecerdim gordugumu. Ezberlemek istemedegim seyleri ezberlemek zorluyordu ama.
0
stavro
(05.06.16)
Bilgisayar Destekli Teknik Resim. Sınavdan 15 dakika önce çıkmış soruların doğru yanıtlarını ezberleyip geçmiştim. Yanlış anlaşılmasın, soru falan değil he, direkt şıkları ezberlemiştim. Sınav o kadar saçmaydı ki vites kutusunun montaj resmindeki çizim hatalarını falan sormuşlardı. Biz de kardeşim biz montajın doğrusunu bilmiyoruz, hataları nereden bulalım diyemedik tabi. Keşke ders notlarını daha ayrıntılı okusaydım diyorum. Bir gün karşıma karmaşık bir teknik resim çıkarsa inşallah patlamam.
0
dissendium
(05.06.16)
soyut cebir 2
çıkmış soruları çözüp anlamaya çalışıyordum ki hala anlamadım final günü gelene kadar.
okula gelmeyen arkadaş çıkmış soruları ezberledi ve sınavdan aa ile geçti.

ben: cc

not: cebir ben de bilmem ama master süresince de öğrenebilirsin ya da sonrasında.
0
rakicandir
(05.06.16)
İşletme mezunuyum 4 yıl boyunca tüm dersleri sınavdan önceki gece çalışarak geçtim sınav bitince hepsini unuttum gitti, yoklama ve derse girme zorunluğu da yoktu 4 senede toplasan en fazla 30 saat derse girmişimdir.
0
zikardo
(05.06.16)
Finans.
Muhasebe dersleri.

Finansi keske anlasaydim, pismanim acikcasi simdi. Ama digerlerini de sonradan unutuyorum zaten.
0
kuehles blondes
(05.06.16)
vasıfsız hocalar yüzündendi. şansına küsmekten başka yapacak bişey yok.
0
qazedcsrfvtyhngujmkol
(05.06.16)
sayısal çözümleme. net.
0
bohr atom modeli
(05.06.16)
ben finite element method gibi bi dersi öğrenemeden geçmiştim. saçma sapan hocalarda oluyor böyle şeyler.
0
la mort heureuse
(05.06.16)
sistem programlama, son anda çıkmış sorulara bir bakıp geçmiştim, pişman değilim.
0
yagmurlu bir gun
(05.06.16)
Matemetiksal iktisat.
Sorulari ezberleyip gecmistim
0
baldur2
(06.06.16)
Geçtiğim derslerden şansa değil, hep bir şeyler bildiğim için geçmişimdir. Geçtiğim ama tam anlamıyla hakim olamadığım tek ders kurumsal finans. Bazı kısımlarını çok iyi biliyorum, bazıları hakkında yorum yapamıyorum. Herhangi bir pişmanlık yok, gerek duyarsam öğrenebilirim bir şekilde.
0
pike
(06.06.16)
genetik okudum bizde bazı dersleri mecbur ezberleyeceksin misal mikrobiyolojinin bazı konuları safi ezber -ezberim iyidir.Ancak ezber dediğimiz şey binlerce sayfa. Bazı konuların zaten ezberle olması mümkün değil. biz laboratuvarı, raporu vs. olan bölümüz anlamak zorundasın seve seve...
fazla anlamadığım ders = sevmediğim ders. çok bariz. bilinen örneklerden mesela fizikte mekanik filan, bir de facia olay 3 boyutlu düşünemediğimden calculus'ün ve sair sayısal derslerin ilgili konuları.. felaket. zaten benim notlardan otomatik anlaşılıyor neyi sevmişim neyi sevmemişim. Allahtan ki sevdiğim dersi ne olursa olsun yapabiliyordum, paso a'lı notlar, diğerleri berbat. geçeyim yeter.
dersle sınırlı değil, her konuda böyleyim sevmezsem olmuyor, olduramıyorum. pişman olacak olsam topyekün kendimden pişman olmam lazım, olmuyor o da.
0
niye ama
(06.06.16)
leather tecnologies dersimiz vardı. ders italyancaydı. konunun türkçesini zor anlarken bir de italyancası::( kopyayla geçtim.
0
suicides underground
(06.06.16)
makroekonomi ve istatistik
0
çakıstes
(06.06.16)
fizyoloji ve endokronolojinin genetik temelleri diye bi dersimiz vardı. hocası desen gram bişi öğretmezdi, yalnızca ezber yaptırırdı. ben de ezberleyip geçmiştim. tek bir kelime hatırlamıyorum hala daha o dersten.
0
sefil
(06.06.16)
bütün okulu öyle bitirdim. sınav ezberi yaptım ve bitti. pişman değilim.
0
xenophobe
(06.06.16)
(6)

alttan ders alma hakkında

kanzuk seni yiyeceğim arslanım
bi dersten c- bir dersten d ile geçiyorum ortalamam 2.6 seneye ilk dönem ikisini de alabilir miyim 2. dönem dersleri olması gibi bi kısıtlama var mı? Derse katılım zorunlu değil diğer derslerle çakışsa vs alabilirim yine de değil mi?Yani kalanlara yönelik istediği dönem alma şansı var mı yoksa bi ön
bi dersten c- bir dersten d ile geçiyorum ortalamam 2.6 seneye ilk dönem ikisini de alabilir miyim 2. dönem dersleri olması gibi bi kısıtlama var mı? Derse katılım zorunlu değil diğer derslerle çakışsa vs alabilirim yine de değil mi?

Yani kalanlara yönelik istediği dönem alma şansı var mı yoksa bi önceki sınıfların aldığı dönemde mi alınmak zorunda?
0
kanzuk seni yiyeceğim arslanım
(29.05.16)
Sartli gecilen ders alttan alinabilir. C ile gecilen alinmaz.
0
bokmuhendisi
(29.05.16)
her okulda değişir o. @bokmuhendisi haksız.

kendi okulumda AA olmayan ama geçmiş olduğum derslerimi tekrar alıp yükselttim ordan biliyorum.
0
la rana
(29.05.16)
Alabilme de sorun yok C- şartlı zaten. En önemli kısım sadece 2. dönem mi alabilirim o dersleri?
0
🌸kanzuk seni yiyeceğim arslanım
(29.05.16)
Devam zorunlulugu olmayan derste cakisma olsa da dert olmaz sinav cakismasin yeter.
Ama ders sadece ikinci donem veriliyorsa ancak o donem alinir. Devam zorunluluguna bakmaz yani.

Bu arada her yazdigim cevapta soruyu anlayip anlamadigimdan emin olamadim :)
0
bokmuhendisi
(29.05.16)
2. dönem o ders açılmıyorsa alamazsın maalesef.
0
sefil
(29.05.16)
Ouw tamda cevaba yamuluyor olabilirim diye not dusseydim diye dusunurken @la rananin cevabini gordum.
Ben mezun olali isler degismis olabilir, ek olarak her okulda da durum yani olmayabilir.
Cevabim hukumsuzdur, mobildeyim silemedim.
0
bokmuhendisi
(29.05.16)
(6)

E-devletten alınan öğrenci belgesi shengen vizesinde kabul ediliyor mu?

nicotr
Okuldan alınmış ıslak imzalı kaşeli öğrenci belgesi yerine geçiyor mu? Teşekkürler.
Okuldan alınmış ıslak imzalı kaşeli öğrenci belgesi yerine geçiyor mu? Teşekkürler.
0
nicotr
(29.05.16)
pasaport alırken kabul etmemişlerdi bende. vizede de kabul edeceklerini zannetmiyorum.
0
sefil
(29.05.16)
bilmiyorum ama ösym'de bilgi güncellerken bile kabul edilmeyen bir belge uluslararası bir ortamda hiç kabul edilmez.
0
m e b
(29.05.16)
kesinlikle hayır.
0
a darkness coming
(29.05.16)
mantıken kabul edilmesi gerekiyor ama nuh nebiden kalma kurumlarımız kabul etmiyorlar. adamlar kendi internet sitelerinden çıkan belgeyi kabul etmiyorsa biz niye edelim diyorlar doğal olarak.
0
paintov
(29.05.16)
mantıken kabul edilmesi lazım evet, o kağıdın sağ üstündeki kod vasıtasıyla belgenin gerçekliği kontrol edilebiliyor ama bununla uğraşmak istemedikleri için kaşe-imza diye diretiyorlar.
0
baba jo
(29.05.16)
Teşekkürler.
0
🌸nicotr
(29.05.16)
(5)

gratiste wqtsonda kadinlarin denedigi makyaj malzemeleri

condom kurşunu
Kiz arkadasim titizdir baya ama gratise wqtsona falan girdigimizde milletin yuzune gozune surdugu majyaj malzmelerinj surmekten beis gormuyor. Ee nerde kaldi titizlik. Millet mikrop kapmiyor mu oralardan
Kiz arkadasim titizdir baya ama gratise wqtsona falan girdigimizde milletin yuzune gozune surdugu majyaj malzmelerinj surmekten beis gormuyor. Ee nerde kaldi titizlik. Millet mikrop kapmiyor mu oralardan
0
condom kurşunu
(29.05.16)
2 tane kız arkadaşım bu şekilde uçuk kaptı, asemptomatik şekilde herpes taşıyanlardan ruj denemesinde bulaşma için muhteşem bir yöntem.

asla tester kullanmıyorum bu nedenle.
0
neferkitty
(29.05.16)
Kesinlikle katiliyorum ve her defasinda elinden vs alip kaciriyorum. Özellikle ruj su bu seyleri alip denemenin mantigi nedir? Hangi hastaliklar kapilabiliyor bilmiyorum ama eskiden bir arkadasimin ertesi gün ucuk cikardigini biliyorum.

Neden bilmiyorum ama bazi konularda logic kayboluyor.
0
wiillii
(29.05.16)
Ruj denemem kesinlikle. Elime surup rengini anlamaya calisirim. Diger makyaj malzemelerini kullanmadigim icin denemiyorum almiyorum. Ama rimel deniyorum. Onda da bakteri riski var tabi ama surmeden anlasilmiyor :/
0
aquarium
(29.05.16)
Asla kullanmıyorum tester. Hatta elime bile sürmüyorum. Anlaşılmıyor denemeden evet, satın alıp deniyorum mecburen.
Cevap olarak kesin kapıyordur diyeyim. Bağışıklık sistemi bir şekilde tolere ediyordur ama o da bir yere kadar. dikkatli olmak lazım.
0
sefil
(29.05.16)
Ruj ve göz farı için mağazada beğendiysem internetten swatchlarına bakıyorum direkt. Aşağı yukarı doğru çıkıyor. Fondotende hep en açık rengi kullandığımdan çok da gerek kalmıyor ama bileğime bi uygularım belki.
0
jazzabel
(29.05.16)
(1)

germline

alm est
türkçe, tıbbi olarak açıklayabilir misiniz?
türkçe, tıbbi olarak açıklayabilir misiniz?
0
alm est
(25.05.16)
Üreme hücreleriyle ilgili olan her şey demek aslında. Yani yumurta ve sperm germline'ın içindedir. Yumurta ve sperm haploiddir yani insan örneğini verecek olursak 23 kromozomu vardır. Yumurta veya spermin mayozla köken aldığı gametositler ise diploid yani 46 kromozomdur. İşte bu gametositler de germline içerisindedir.

Germline olmayan hücreler ise somatik hücreler olarak geçer. Yani vücut hücreleri. Bu hücrelerdeki bilgiyi yavruya aktaramazsın, ancak germ yani üreme hücrelerini aktarabilirsin.

Yani, yavru hücreye bilgi aktarımı olayına karışan her tür üreme hücresi ve bu olay zincirindeki her bir hücre germline (hücre hattı)'ın içerisindedir.
0
sefil
(25.05.16)
(10)

Yattiginizda kalbinizin ya da boynunuzun attigini hissediyor musunuz?

Traveller
Ortam sessizse boynumdaki atmanin yastiga carpma sesini bile duyuyorum. Kalp atislarimi ona dokunmadan hissedebiliyorum. Ozellikle yemekten sonra oluyor. Bu nasil bir hastalik?
Ortam sessizse boynumdaki atmanin yastiga carpma sesini bile duyuyorum. Kalp atislarimi ona dokunmadan hissedebiliyorum. Ozellikle yemekten sonra oluyor. Bu nasil bir hastalik?
0
Traveller
(22.03.16)
Bende de oluyor. Hastalık olduğunu düşünmüyorum. Hani olsa olsa en çok tansiyon yüksekliği olur.
0
sefil
(22.03.16)
hastalık değil, kulağındaki kanın akışını duyuyorsun diye biliyorum.
0
inheritance
(22.03.16)
bence de hastalik degil, bana da oluyor, yastiga basimi koydugum kulagimda sesini duyuyorum ve atisi hissediyorum.
0
kucukharfler
(22.03.16)
Bana da oluyor kafayi yiyecek gibi oluyorum, hemen pozisyon degistiriyorum fln ama hastalik oldugunu da sanmam.
0
yuzır
(22.03.16)
Demir yatak başlığını duvara vuruyor kalp atışlarım, onun sesini duyuyorum. Ben boşuna demiyorum seversem duvardan duvara severim.
0
bigbadabum
(22.03.16)
ben de duyuyorum
0
sayns
(22.03.16)
benim sağ ayak bileğim atıyor. bileğimde zaten hala ne olduğunu anlamadığım bir b*kluk var, onunla alakalı olsa gerek. soluma yattığım zaman da bazen kalbimin attığını hissediyorum, öyle ki rahatsız olup sağa dönmem gerekiyor arada. boynumun attığını hissetmedim hiç.
0
der meister
(22.03.16)
Bana da oluyor ama sessizliğe ve yatış şeklime bağlı. Örneğin, kulağımın üzerine yatarsam (her kulak üstü yatış değil, bazı şekiller) kulağıma deniz kabuğu (ya da o neyse artık) kapatmış gibi ses duyuyorum. O da kişinin kendi kan dolaşımı sesi zaten. Sessizliğe de çok bağlı. Bir üniversitenin bir labında dünyanın en sessiz odası vardı. O sessizlikte kişinin vücut fonksiyonları ses oluyormuş. Hatta nefes ve dolaşım sesleri o kadar yüksek oluyormuş ki insan 15 dakikada çıldıracak hale geliyormuş.
0
aychovsky
(22.03.16)
Bildiğin nabzımı karnımda izleyebiliyorum, karnım dinlenme durumunda güp güp inip kalkıyor.
0
yirmisantim
(22.03.16)
bazen kalp atışımdan deprem oluyor zannedip daha da heyecanlanıp kalp atışımı daha da arttırıyorum, ne diyosun :)
0
olutaklidi
(22.03.16)
(6)

20 yaş diş çektirme sonrası dilde uyuşma:(

su olsam ates olsam
Sol alt gömülü 20 lik dişim 15 dk da sorunsuz çekildi, dikiş atıldı.Çekileli 4 gün oluyor.Ağzımı tam açamıyorum, püre vs yiyebiliyorum ancak. çigneyemiyorum. Yanakta şişlik devam ediyor ama ona da takılmıyorum.Asıl canımı sıkan hala dilimin sol tarafında hissizlik/uyuşma var.Tam konuşamıyorum..İnter
Sol alt gömülü 20 lik dişim 15 dk da sorunsuz çekildi, dikiş atıldı.

Çekileli 4 gün oluyor.Ağzımı tam açamıyorum, püre vs yiyebiliyorum ancak. çigneyemiyorum. Yanakta şişlik devam ediyor ama ona da takılmıyorum.

Asıl canımı sıkan hala dilimin sol tarafında hissizlik/uyuşma var.Tam konuşamıyorum..

İnternette okuduklarımdan çekilirken sinirlerde hasar oluşabildiğini öğrendim. geçici ya da kalıcı hasar. Herkes aynı şeyi yazmış. İnternetten okuma, dişcine git vs diyeceksiniz biliyorum.

Kaç gündür bir şey yiyemiyorum, sinirlerim boşaldı artık sabahtan beri ağlıyorum.Tek isteğim birileri çıkıp "benim 1 haftada falan geçti " desin.
Lütfen.

1,5 ay sonrasından edit: hala geçmedi, hatta en ufak iyileşme yok b12 vitaminine rağmen..bir daha durup dururken 20liğini çektireni köprüden sallandırsınlar.
0
su olsam ates olsam
(22.03.16)
Kuzenim olmuştu geçen sene, aynı şekilde dilinde uyuşma/hissizlik meydana geldi ancak 1 ay sonra uyuşma geçmişti. Normal bir şey demişti doktoru. Kişiye bağlı olarak değişebilir bu süre elbette. Normal bir şey hissizlik yani, çok sıkmayın canınızı.
0
sefil
(22.03.16)
En fazla 6 aya kadar geçer.
0
tiksinmedenuyanmak
(22.03.16)
Ya ağlamaya falan gerek yok yapma öyle şeyler. Benim de yakın bir arkadaşım daha 1 hafta önce çektirdi dişini, hala ağzımın yarısı var mı yok mu anlamıyorum falan diyor. Belli ki çok yaşanan bişey hadi keyiflen. Geçmiş olsun
0
naberabi
(22.03.16)
teşekkürler destek için..
2 gün rapor vermişti dişçi. bu yüzümün yarısı şiş ve konuşamayan halimle yarın işe nasıl gideceğimi bilmiyorum :(
0
🌸su olsam ates olsam
(22.03.16)
benim çekimde de sinirim zedelenmişti. o sırada dilinde elektriklenme hissettin mi ? dktor bana onu sormuştu, küçükken dilini pile değdirirdin ya öyle bir his.

bana b12 vitamini vermişti 10 günde geçti o sayede. b12 sinir tahribatlarını tamir ediyormuş

doktorunla konuş bence
0
oscar
(22.03.16)
1 haftada geçti merak etme
0
sherlockun kizi
(22.03.16)
(14)

Gece Gece Aklıma Takılan İlginç soru

technicalte
ilkokulda gördük ya himalaya tavşanının sırtına buz kesesi bağlayınca tüyler siyah çıkıyor.peki norveçli bir grup çifti sahra altı bi afrika ülkesine göndersek. örneğin uganda.bu çiftler uganda'da 4-5 nesil yaşasa çocuk yapsalar ( beyazlarla beyazlar evleniyor düşünün), 4-5 nesil nerden baksan 300--
ilkokulda gördük ya himalaya tavşanının sırtına buz kesesi bağlayınca tüyler siyah çıkıyor.

peki norveçli bir grup çifti sahra altı bi afrika ülkesine göndersek. örneğin uganda.
bu çiftler uganda'da 4-5 nesil yaşasa çocuk yapsalar ( beyazlarla beyazlar evleniyor düşünün),
4-5 nesil nerden baksan 300--400 yıl
bu kadar süre sonunda bu insanların çocukları siyahi olur mu ? ya da kaç sene sonra olur.
bakın siyahi diyorum, survivora katılan elemanlar gibi bronzlaşan demiyorum. doğuştan siyah olacak.
bununla ilgili yapılmış bir deney/araştırma var mı?

cevap evetse, yani ırk 300-400 senede ya da olmadaı bin-2 bin sene sonunda siyaha dönüşüyorsa yani ten renginin sadece doğal çevre etmenlerine göre değiştiği açıksa neden siyahilere karşı ırkçılık var?
yani özellikle siyahilere karşı yapılan ırkçılığın kökenini bi türlü anlayamıyorum.
bununla ilgili kitap vs. önerirseniz o da olumlu.
gece gece marthur luther kinge bağladım kusura bakmayın

not: siyahi değilim.
0
technicalte
(28.02.16)
ben de ek yapiyim bazi surungenler ucmaya baslamis avlari yukarda diye yerde yiyecek yok diye. ayni durum iher canliya olsa ucar mi yuzbinlerce yil sonra??
0
partizan
(28.02.16)
insanda beyazdan siyaha dönüş olur mu emin değilim çünkü insanoğlu önce siyahtı sonradan beyaz olmuş. (bkz: ilk insanların afrika'dan gelmesi)
eğer bunun olmasını engelleyen genetik bir sebep yoksa olabilir ama bunu 10binlerce yılla ifade edebiliriz bence.

siyahilere yapılan ırkçılık direkt olarak renkleriyle alakalı değil. önce siyahlar gelişseydi ve beyazları köle alsalardı beyaz olmak kötü sayılırdı. olay renkte değil, o renge sahip insanların çağrıştıklarında. insanın kendinden olmayanı dışlama refleksi hep vardı ama siyahların köle olarak adının çıkması kadar derin bir ırkçılığa sebep olmazdı diye düşünüyorum.
0
baba jo
(28.02.16)
Şimdi şöyle bir örnek vereyim ancak birebir değil bunlar elbette, yanlış olabilir.
Soğuk ülkelere göç eden siyahileri (afro-amerikanlar misal) düşünüldüğünde, 2-3 nesil sonra dahi hala d vitamini eksikliği görülebiliyor (genler ve yeterli güneş ışığı alınmaması sebebiyle). Yani burada bir uyum söz konusu değil henüz. Belki 6-7 nesil sonra görülebilir, ya da daha fazla.

Çünkü neticede, göç yollarına bakılırsa ilk atalar zaten Afrika'dan köken alıyor ve kuzeye çıkıldıkça ten rengi açılıyor ve dolayısıyla güneş ışığına maruz kalma azalıyor ve neticesinde de d vitaminine olan gereksinim normal bir siyahiye göre daha az oluyor. Ancak ilgili süre göz önüne alındığında 2bin sene bile az.

Birebir değil demiştim, çünkü farklı genler etkili burada (d vitamini ve melanin(renk pigmenti) farklı genler). Ancak bu açıdan bakılabilir.

Dolayısıyla olaya tersten bakarsak, zaten kökenimiz siyahi, yani soğuk ülkedeki bir insanı alıp ten renginin değişmesine bakmaya gerek yok. Bu açıdan da siyahilere yapılan ırkçılığa gülüp geçmek işten bile değil. Kökeniyle alakalı çok bir bilgim yok açıkçası ama "Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi-Alaeaddin Şenel" in kitabına bakabilirsin, bende yeni okumaya başladım ki bununla ilgili bir bölüm var diye hatırlıyorum şu an bakmaya üşendim.

ps: insan mitokondri geni sadece anneden yavruya aktarılır. Kapsamlı bir çalışmada insan mitokondri geninin kökenlerine inildiğinde antropolojik olarak çıkarılan göç haritasıyla uyumlu olduğu gösterilmiş. ilgili göç yolağı şu link üzerinde; www.jeffdonofrio.net
0
sefil
(28.02.16)
ilkokulda gördük ya dedikten sonrasını okuyamadım :D ben bir güün öncemi ünutuyorum :D
0
siyahtuval
(28.02.16)
Oncelikle, biyolojik olarak irk diye bir kavram yok. Kavram kargasasi yaratmamak icin o tartismayi bir kenara birakiyorum.

Sorunun cevabi olmaz. Cunku bunun icin 4-5 nesil degil, cok daha fazlasi gerekir. 4-5 nesil dedigimiz ortalama 150 bilemedin 200 yillik bir sure. Insanda ten renginin beyaz olmasina dair bulunan genlerden birkaci, ortalama 8 bin yil once dogal secilime ugruyor. Yani bu cok daha fazla nesil demek ki zaten buna gore bir hesaplama yapmak imkansiz. Cunku bunu kontrol eden tek bir gen yok. Dolayisiyla mutasyonun gerceklesmesi ve ortamda avantaj saglamasi gerekiyor, topluluk kucukse zaten bu da zor.

Irkcilik politik bir kavram. Her turlusu zararli ve embesilce. Herhangi bir sucu genlere atarak toplumdaki yapisindaki sorunlari cok guzel ortuyorlar. Cunku gerizekalilar.

Tavsan olayi bambaska. O cevrenin genler uzerindeki etkisini anlatmak icindi sanirim. Sicakliga bagli olarak, ilgili gen protein olusturuyor veya olusturmuyor (gen anlatiminin duzenlenmesi), o nedenle tavsanin rengi degisiyor.
0
evrim halkasi
(28.02.16)
@evrim halkası: dediklerinizi anladığımdan emin olamadım, ben de şunu sorsam:

kaç gen ile belirlendiklerinden bağımsız olarak, cilt rengindeki olası kategoriler ayrı birer dizilime tekabül ediyor ancak tavşan kürkünün renginin açılabilip açılamadığı şeklinde ifade edilebilecek özellik, dizilimi net olup hayvanda ya vardır, ya yoktur diyeceğiniz bir şey, doğru mu? yani bu uyum sağlamanın kendisi zaten ayrı ifadesi olan bağımsız bir gen doğru mu? (yani kimyasal değişimin olabilirliği de yine bir gen saysesindedir herhalde, varsayımını yapmış oldum bu noktada)

eğer doğru anladıysam ten rengine dışarıdan etki eden bu şekilde ikinci bir gen neden yok, onu merak ediyorum da, zamanınız varsa sormak istedim. yani bronzlaşabilme tam da buna tekabül eden bir özellik, kim demiş bunun olmadığını, diyecek olursanız, neden bronzlaşmayla gerçekleşen kararma siyahi kimselerdekinden bu denli farklı görünüyor dışarıdan, aynı koyuluğa varılamıyor?
0
godoşu beklerken
(28.02.16)
@godoşu beklerken: Kisaca soyle soyleyeyim.

1- Insanda deri rengini belirleyen bir takim genler var. Tavsanda kurk rengini belirleyen bir takim genler var.

2- Insanda deri rengini belirleyen genlerde zamaninda meydana gelmis olan mutasyonlar, Avrasya ikliminde avantaj sagladigi icin toplumda secilmeyi basarmis. Yani bu yeni mutant gene sahip bireyler saglikli bir sekilde ureyebilmis. Bu dogal secilim mekanizmasi, gen dizilimlerinde meydana gelen degisimler var.

3- Tavsandaki olayi en son on yil once falan gordum, tam hatirlayamiyorum ayrintilarini, yanlis bilgilendirmek istemem. Ama durum soyle bir sey olmali kabaca. Sicaklik 4 derece oldugunda, kurk rengini belirleyen genin protein uretmeyi durdurdugunu farz edelim. O zaman var olan tuy rengi degisecektir. Biraz daha karmasik bir mekanizma olabilir, ama net olan su: Burada gen diziliminde herhangi bir degisiklik yok. Cevre etkisiyle gen anlatimi duzenleniyor sadece. Dolayisiyla yukaridakinden tamamen farkli bir mekanizma.

Yarina kadar ayrintilarini yazan kimse olmazsa, akliselim bir kafayla teyit edeyim su tavsan olayini. Ayrintilariyla yazarim o zaman.
0
evrim halkasi
(28.02.16)
@godoşu beklerken, evrim halkasi; himalaya tavşanlarında olay sadece vücudun soğuk olan bölgelerinde pigment üretiminden sorumlu olan enzimin düşük sıcaklıkta katalitik aktivitesini kazanmasıyla alakalı. yani sıcaklık düşükse aktivite kazanıyor, sıcaklık yüksekse aktivitesini yitiriyor, genle alakalı bir (ne dizilim ne de ifade) değişiklik olmuyor.

buna aslında heat-shock genleri örnek olarak verilebilir. drosophila (meyve sineği)'da bulunan bu genler, eğer çevre sıcaklığı çok artıyorsa, kendilerini korumak için birtakım proteini üretmeye başlıyorlar ve kendilerini bu sıcaklıktan koruyup baskı altından uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

bunu da yapma şekilleri şu; sıcaklık normalken genler "kapalı". yani dizi orada sabit ancak ifade edilmiyor, yani eyleme geçmiyor orada duruyor öyle. ancak sıcaklık sineğin dayanamayacağı boyuta ulaştığında bu genler "açılıyor". böylece ifade yapılabilir artık yani eyleme geçiyor ve genin ifadesi olan proteinler sentezlenmeye başlanıyor.

bronzlaşma da şu şekilde, her insanda renk pigmentleri farklı yoğunlukta sentezleniyor. güneş ışığıyla bunu belirli bir seviyeye kadar arttırabiliriz. genetik sınırlandırmalar diyebiliriz buna. o genin ifadesi için sadece güneş ışığının yoğunluğu değil başka şeyler de etkili olduğu için en çok bu raddeye gelebiliyor, boy uzunluğu gibi. dolayısıyla uyum sağlamanın kendisi ayrı bir gen değil, zaten o gen üzerinde ama o gen değişmiş, buna adaptasyon deniyor. drosophila'daki durum ise modifikasyon, yani o gen zaten var sadece çevre şartlarına göre değişiyor. bizdeki renk pigmentinin güneş ışığına maruz kalınmasıyla değişmesi gibi (ki eski haline geri dönüyor, renginiz açılıyor bir süre sonra). ancak asıl olay bunun zaman içerisinde kalıcı olarak gerçekleşmesi yani adaptasyon. bu da mutasyonlar sayesinde oluyor ve gelecek nesillere aktarılıyor.
0
sefil
(28.02.16)
himalaya tavşanının sırtına buz kesesi bağlayınca neden tüyler siyah çıkıyorki?
kamufle olmak için beyaz olması gerekmiyor mu?
0
eksimeksi
(28.02.16)
@evrim halkası, sefil: gerçekten çok, çok teşekkür ederim fakat bu adaptasyon ve mutasyondan sayılamayacak şeylerin gen ifadesinin düzenlenmesi olduğunu, kendilerinin de ayrı bir gen olmadığını söylemişsiniz ya, neyin ne şekilde, hangi ölçüde düzenlenmesi gerektiğini vücut nasıl anlıyor? spontan reaksiyonlar mı oluyor bu noktada?

yıllar evvel kazuo bilmem ne diye bir adamın yazdığı genetik zeka diye bir kitap okumuştum da bu hususta, canlılardaki gen açma/kapama özelliğinden bahsediyordu, yani sanırım tam da sizin değindiğiniz şeyden bahsediyordu. fakat işin kimya boyutuna gelince neden-sonuç sıralamasını doğru kavramaya çalışıyorum.


örneğin sefil "şu fiziksel şartlarda şu proteinler üretiliyor bunun yolu da o proteini üretecek enzimin o belirli fiziksel koşulda aktivasyonunun artması ve katalitik nitelik kazanmasıyla mümkün oluyor" mealinde bir açıklama yaptı ya, işte o noktada merak ettiğim:

bu enzim bir tek bu iş için kullanılan bir enzim diyelim, işte bu enzim 1. gerekli koşullar oluşana kadar ortalarda yok galiba? 2) enzimin üretimi için RNA'dan gelen kodlama emri yine DNA'da bir yere tekabül etmiyor mu?


3. hatırladığım kadarıyla "yaşam nasıl başladı" sorusuna iki farklı cevap veren hipotezler vardı. i) central dogma of science [ -dna->rna->protein sentezi], enzim ii) rna-world hypothesis

ii'de yaşamın başlamasının dünya yaşına göre aslında nispeten hızlı olma sebebinin aslında birtakım rna zincirleri ve enzimlerin aynı anda dna'dan önce ortada olup oradan ters transkriptaz yardımı ile ters transkripsiyon -öyle deniyordu galiba-, yapmaya başlaması ile açıklanabileceği gibi bir şey okumuştum ve o durumda bahsettiğiniz enzimlerin default olarak hücrede varolup ama yine de kendilerini yeniden sentezleyebilecek ilgili dna'yı rna'dan kodladığı gibi bir ihtimal oluyor anladığım kadarıyla ve sizin söylediğiniz gibi bir gene bir özelliği açtıran/kapatan, bir proteini sentezleten veya sentezletmeyen söz konusu enzimin başka bir gen olmadan varolabilmesi bu ikinci hipotezi doğrulamıyor mu?

yani o enzimi oluşturabilme yetisi, oluşturmak gerektiği bilgisi başka nasıl anlaşılabilir? bilgi az olunca kafa da gördüğünüz gibi karışıyor böyle; bağlamaya çalışıyorum bunları. zamanınızı almış oldum yine, dilerseniz nette git şunu oku diyin, oraya da bakarım.
0
godoşu beklerken
(28.02.16)
@eksimeksi, güneş ışığından daha çok faydalanmak için böyle bir modifikasyona gitmiş olabilir.

@godoşu beklerken,

1) aslında basit olarak gen ifadesinin düzenlenmesini modifikasyon gibi düşünebiliriz. neticede ortam şartlarına -geçici- olarak uyum için gen ifademizi düzenliyoruz. fakat, heat-shock genlerini düşünürsek; çevre şartlarına göre ifadesi değişiyor değil mi (değişkenlik)? bir de ikinci olarak çevre şartlarına ifadesinin değişeceğini gösteren bir kalıcılık (kalıtımsal olarak aktarılmış) var. peki bu nasıl gerçekleşiyor?

şimdi hangi genin açılıp kapanacağı yine aslında dna içerisinde belirlenmiş. bir gen başka bir genin de ifadesini kontrol edebiliyor. buna ilaveten hücrenin maruz kaldığı sinyaller de gen ifadesini değiştirebiliyor. klasik santral dogma'dan başlarsak;

dna aşamasında; dna metillemesi ile gen kapatılabiliyor, histon asetilasyon/deasetilasyonu ile genler kapatılabiliyor, transkripsiyonda görevli faktörlerin sayısı-yapısı-var olup olmamaları, inhibitör-aktivatörler vs vs. genin açılıp açılmayacağını bize söylüyor.

rna aşamasında; rna'nın kırpılması, sahibi olduğu dizi (kırpılmayla sıra değişiyor, alernatif splicing diye aratıp bakabilirsin), sitoplazmaya çıktığında mrna'yı ribozoma yönlendiren sinyal faktörleri, translasyondan sorumlu-aktive eden-inhibe eden proteinlerin varlığı vs bize rna'nın proteine dönüşüp dönüşmeyeceğini söylüyor.

protein aşamasında; protein translasyona uğrasa bile, çeşitli kimyasal modifikasyonlarla asıl haline kavuşabiliyor ya da gereksiz görülürse yıkılıp yok edilebiliyor.

yani burada görmemiz gereken büyük resim şu; ufak bir protein üretiminde dahi birçok değişken işin içine giriyor ve her bir değişken de ayrı ayrı kontrol edilerek büyük ölçüde her aşamada ayrı bir kontrol sağlanarak bu genin ifade edilip edilmeyeceği kontrol ediliyor. çok saçma bir örnek olacak ama göz önüne gelmesi için yazıyorum yoksa mekanizma böyle değil, mesela stres altındasın ve adrenalin salgılamaya başladın. adrenalin salgılayan hücrelerinde o salgıyla ilgili olan genler transkribe olmaya yani ifade edilmeye başladı. ancak daha tam rna'lar proteine dönüşecekken stres durumundan kurtuldun, artık adrenalin salgılamana gerek yok ve bununla ilgili bir sinyal geldi hücreye. işte tam o esnada protein yapımını durduruyor gibi düşün. yani her an değişen dinamik bir yapı var ve hücre anında hızlı bir cevap oluşturarak bunu yerine getirmeye çalışıyor.

2) dolayısıyla toparlama: o enzim hem ortada olabilir hem de olmayabilir. yani bu en ama en başta genin açık olup olmamasına bağlı. eğer gen açıksa rna sentezlenmiştir okey, ancak proteine çevrilmeden sitoplazmada bekliyordur, çevre durumuna göre çevrilecektir. ha ama gen kapalıdır (heat-shock örneği gibi) rna da yok ortada dolayısıyla, çevre şartı değişince bu sefer gen açılıyor sonra rna transkribe oluyor. yani bu durum özelliğe, karaktere, gene vs göre değişiyor. birinci ve ikinci soruları kapsıyor bu yazdığım.

3) bununla ilgili sözlükte bir entry yazmıştım ama sildim. aynen kopyalayıp yapıştırıyorum buraya;

şöyle ki, 2002 yılında paul&joyce arkadaşlar ribozimler (ribozim: enzimatik aktivitesi olan rna molekülleri) üzerinde çalışırlarken bir rna keşfettiler. bu rna, self-replicating bir rna olan r3c ligaz ribozom idi. bu rna, içerdiği baz dizisine göre 3d konformasyonu kazanarak kendi kendini replike edebilme özelliğine sahip. ve bu replikasyon aşamasında bu rna molekülü kendini stabil tutuyor. yani demek istediğim şu şekil üzerinde görülebilir. yani bu molekülün kendisi stabil değil, çünkü rna molekülleri tek zincirli olduğundan çabuk parçalanırlar, ancak replikasyon sonucu stabil oluyorlar çünkü çift zincirli hale geçiyorlar. işte bu molekül muazzam bir molekül. neden mi? çünkü dna da çift zincirli ve oldukça ama oldukça stabil bir yapı. dolayısıyla, rna'nın dna'dan daha önce ortaya çıktığı ve bu rna'daki bilginin daha kalıcı hale gelebilmesi için dna'nın oluştuğu, böylece bilginin depolanarak rna davranışının kontrolünün sağlanmasının gerçekleştirildiği düşünülmekte. elbette bu da bir teori. ancak sağlam bir teori olduğu bilim camiasında özellikle konuşma konusu.

peki, bu rna molekülü ortamda var diyelim. e bir şekilde kendini stabil hale getirmeye çalışıyor diyelim, tamam. ancak çevre denilen bir etmen var ortada. nasıl değişeceği bilinmeyen bir şey bu. dolayısıyla, bu rna molekülü çevreden korunmak isteyecek. kendini yaşatması için korunmak zorunda. bunu nasıl yapacak?

burada da keşfedilen bir şeyler var. bunlara protobiont deniliyor. bu yapılar biyolojik hayatın ilk prototipleri. bunlar şu şekil yapılar. yani bu tipler, dış çevreden izole bir ortam oluşturuyorlar kendi kendilerine. test tüplerinde dahi bunu gerçekleştirdikleri kanıtlandı. yani, rna molekülümüz bu prototipin içine girmiş ve çevre şartlarından korunmuş olabilir. bu da bize hücrenin nasıl oluştuğunu gösteriyor.

gelelim hücreye.

hücre hayatta kalmak isteyecek. bunun için çeşitli faaliyetler göstermesi lazım. bu faaliyetler özetle; yapılarda oluşan hasarların tamiri, yeni molekül sentezleme, gerekli moleküllerin ve enerjinin dışarıdan alınması, düşmanlara karşı savunma kimyasallarının salınması, hücre içinde üretilen kirleticilerin atılması vs vs.
hücre bunları başarıyla gerçekleştirdi evet fakat ölüm kaçınılmaz. uzun vadede tek çaresi kendinden bir kopya oluşturması ve böylece kendini yedeklemesi. neden? çünkü kopyalardan biri ölürse, diğeri hayatta kalabilir. peki bu yeni kopya, önceki hücrenin tüm faaliyetlerinin düzenlenmesi bilgisini nereden bilecek?

buradaki keşif: genetik materyal. hücre, genetik materyali ile bu faaliyetlerin düzenlenme bilgisini kopya hücresine aktaracak. ancak, bu kopyalama işlemi illa karbon kopya şeklinde mi olmalı?
hayır. niçin? çünkü çevre şartları öyle bir değişebilir ki hiçbir kopya yaşayamayabilir. bu sebepten hücre mutasyon geçirecek ki çevresel değişikliklere karşı uyum sağlanabilecek değişiklikler meydana gelsin.
çevre şartlarının nasıl değişeceğini hücre önceden kestirebilir mi?
tabii ki hayır. o halde ne yapacak; mutasyonlar rastgele oluşturulacak, mümkün olduğunda çok sayıda kopya alınacak. neden mi? çünkü, birbirinden farklı genetik materyale sahip kopya sayısı ne kadar fazlaysa değişen çevre şartlarından en az birinin hayatta kalma şansı yüksek olsun diye.
işte burada da evrimin başladığı noktaya geliyoruz.

son not: ayrıca bilginiz hiç de az değil, hiçbir şey bilmeyene anlatmak çok çok daha zor oluyor, nitekim zaten karışık bir mekanizma. benim bile kafam alamayabiliyor bazen:)
0
sefil
(28.02.16)
sefil cok cok guzel aciklamis hepsini. Ben sunu soylemeye geldim: Nasil anliyor diye sormussun ya anlamiyor! Cok net cevap bu. Bu kadar karmasik olaylar kimya ve fizik kurallari ile oluyor aslinda. Ornegin, bir enzimin hucredeki yogunlugu arttiysa, onun DNA'ya ulasma sansi artiyor. Soyle dusun, bir enzimin hucrede 10 molekulu olsun, bunlar hareken halindeyken surekli bir yerlere carpiyorlar, eger kimyasal olarak mumkunse hemen bag kuruluyor. 10 birim enzim bir nedenle 1000 birim olursa o carpmanin sikligi artacak baglanma bolgesine denk gelme ihtimali artacaktir. Baglandigi yer bir genin anlatimini durduran bir yer olabilir. Baska bir sey de olabilir. Bunu cok ustunkoru bir ornek olarak verdim, bundan cok daha farkli mekanizmalar da var tabii.

Bir de bunu sanki boyle surekli hatasiz ilerleyen bir sistemmis gibi anlatiyoruz ama aslinda oyle degil. Tum bu sureclerde inanilmaz hatalar oluyor. Yani ortada bir mukemmeliyet yok.
0
evrim halkasi
(28.02.16)
@sefil: :) :) çok teşekkür ederim.

sözlükten sildiğinizi söylediğiniz entry'nin olduğu kısımda proto yaşam formlarından bahsetmişsiniz: bunlar acaba phospholipid bilayer içerisinde şimşek çakması ile başladığı düşünülen kimyasal reaksiyonlar sonucu oluştuğu varsayılan, muhtemelen amino asitli ama dna'sız ilk hücre yapıları mı oluyor, daha doğrusu bahsettiğiniz deney urey-miller deneyi midir acaba?
0
godoşu beklerken
(28.02.16)
@godoşu beklerken, entryi direkt buraya kopyalıyorum :)

her şey ama her şey, evrenin ve termodinamiğin altın kuralı olan minimum enerji maksimum düzensizlik ile başladı. atomlar bu düzensizliği gösteren en küçük yapılar, elektronların enerjisi sebebiyle. bir atom daha fazla enerji harcamamak için elektronlarını verme-alma-paylaşma yoluna gider. bu yolla moleküller oluşur. moleküller de kararsız olabilir, yani daha az enerji harcamak isteyebilir. bu yolla da moleküller bir araya gelerek molekül komplekslerini oluşturur. sonrasında bu kompleksler bize hücreyi, hücreler organizmayı, organizmalar türü, tür ise ekosistemi önümüze getirir.

bundan 4,5 milyar yıl önce oluşan yeryüzünde ilk ortaya çıkan kimyasallar hepimizin bildiği üzere mineraller idi. peki, bu yolla dna, rna, protein, karbonhidrat, lipid, replikasyon, metabolizma nasıl oluştu ve gelişti?

burada herkesin bildiği, stanley miller-harold urey deneyi işin içine giriyor. bu iki deli bilim insanı ilk atmosfer koşullarını önümüze getirerek, temel yapıtaşlarının nasıl oluştuğunu bize gösterdiler. ancak bir sıkıntı vardı, bu yapıtaşlarının oluşması için atmosferin indirgeyici bir atmosfer olması şarttı. sonrasında buna sebep olabilecek şeyler henüz keşfedilemediğinden deneyin kabul edilemez olduğu söylendi. ancak ki, şu an yapılan ve teorize edilen araştırmalara göre (burada işin içine jeoloji giriyor), bu indirgeyici atmosferi oluşturan yapılarda gerekli olan metan ve amonyak kaynağının yanardağ çıkışlarının olabileceği öne sürüldü. aynı zamanda hala yeryüzünde var olan çamur volkanlarının ve derin deniz kaynaklarında meydana gelen patlamaların bu indirgeyici ortamı sağladığı özellikle düşünülmektedir. esasen, kuvvetli bir teori olduğu da yadsınamaz.

şimdii, buradan şuraya geliyoruz; tamam temel yapıtaşları oluştu. peki dna nasıl oluştu?

şöyle ki, 2002 yılında paul&joyce arkadaşlar ribozimler (ribozim: enzimatik aktivitesi olan rna molekülleri) üzerinde çalışırlarken bir rna keşfettiler. bu rna, self-replicating bir rna olan r3c ligaz ribozom idi. bu rna, içerdiği baz dizisine göre 3d konformasyonu kazanarak kendi kendini replike edebilme özelliğine sahip. ve bu replikasyon aşamasında bu rna molekülü kendini stabil tutuyor. yani demek istediğim şu şekil üzerinde görülebilir. yani bu molekülün kendisi stabil değil, çünkü rna molekülleri tek zincirli olduğundan çabuk parçalanırlar, ancak replikasyon sonucu stabil oluyorlar çünkü çift zincirli hale geçiyorlar. işte bu molekül muazzam bir molekül. neden mi? çünkü dna da çift zincirli ve oldukça ama oldukça stabil bir yapı. dolayısıyla, rna'nın dna'dan daha önce ortaya çıktığı ve bu rna'daki bilginin daha kalıcı hale gelebilmesi için dna'nın oluştuğu, böylece bilginin depolanarak rna davranışının kontrolünün sağlanmasının gerçekleştirildiği düşünülmekte. elbette bu da bir teori. ancak sağlam bir teori olduğu bilim camiasında özellikle konuşma konusu.

peki, bu rna molekülü ortamda var diyelim. e bir şekilde kendini stabil hale getirmeye çalışıyor diyelim, tamam. ancak çevre denilen bir etmen var ortada. nasıl değişeceği bilinmeyen bir şey bu. dolayısıyla, bu rna molekülü çevreden korunmak isteyecek. kendini yaşatması için korunmak zorunda. bunu nasıl yapacak?

burada da keşfedilen bir şeyler var. bunlara protobiont deniliyor. bu yapılar biyolojik hayatın ilk prototipleri. bunlar şu şekil yapılar. yani bu tipler, dış çevreden izole bir ortam oluşturuyorlar kendi kendilerine. test tüplerinde dahi bunu gerçekleştirdikleri kanıtlandı. yani, rna molekülümüz bu prototipin içine girmiş ve çevre şartlarından korunmuş olabilir. bu da bize hücrenin nasıl oluştuğunu gösteriyor.

gelelim hücreye.

hücre hayatta kalmak isteyecek. bunun için çeşitli faaliyetler göstermesi lazım. bu faaliyetler özetle; yapılarda oluşan hasarların tamiri, yeni molekül sentezleme, gerekli moleküllerin ve enerjinin dışarıdan alınması, düşmanlara karşı savunma kimyasallarının salınması, hücre içinde üretilen kirleticilerin atılması vs vs.
hücre bunları başarıyla gerçekleştirdi evet fakat ölüm kaçınılmaz. uzun vadede tek çaresi kendinden bir kopya oluşturması ve böylece kendini yedeklemesi. neden? çünkü kopyalardan biri ölürse, diğeri hayatta kalabilir. peki bu yeni kopya, önceki hücrenin tüm faaliyetlerinin düzenlenmesi bilgisini nereden bilecek?

buradaki keşif: genetik materyal. hücre, genetik materyali ile bu faaliyetlerin düzenlenme bilgisini kopya hücresine aktaracak. ancak, bu kopyalama işlemi illa karbon kopya şeklinde mi olmalı?
hayır. niçin? çünkü çevre şartları öyle bir değişebilir ki hiçbir kopya yaşayamayabilir. bu sebepten hücre mutasyon geçirecek ki çevresel değişikliklere karşı uyum sağlanabilecek değişiklikler meydana gelsin.
çevre şartlarının nasıl değişeceğini hücre önceden kestirebilir mi?
tabii ki hayır. o halde ne yapacak; mutasyonlar rastgele oluşturulacak, mümkün olduğunda çok sayıda kopya alınacak. neden mi? çünkü, birbirinden farklı genetik materyale sahip kopya sayısı ne kadar fazlaysa değişen çevre şartlarından en az birinin hayatta kalma şansı yüksek olsun diye.
işte burada da evrimin başladığı noktaya geliyoruz.

(akılda şöyle bir soru olabilir; "mutasyonlar nasıl rastgele oluşabilir yahu?" diye. genetik materyal ne denli küçükse mutasyon geçirme olasılığı da o denli yüksektir. en basit örnek; çekirdek genomu daha az mutasyon geçirirken (yaklaşık 3300 megabazdan oluşur), mitokondri genomu (16,6 kilobazdan oluşur) daha fazla mutasyon geçirir. çünkü daha küçüktür. dolayısıyla, hücre kafasına göre ya şurada bi mutasyon oluşturayım diyecek zekaya elbette sahip değil, bu zaten süreç içerisinde, replikasyonun kendiliğindenliği sebebiyle gerçekleşen bir durum.)

buraya kadar tamamız sanırım.
devam ediyorum: şimdi hücre genetik çeşitliliğini arttırmak isteyecek ki uzun vadede kopyalarının yaşama şansı olsun. her birey diğerinden bağımsız olarak kendini kopyaladığından, her biri diğerinden bağımsız mutasyon oluşturur. e bizim genetik materyalimiz oldukça sınırlı. eğer hayati genlerde bir mutasyon olursa ne olacak?

bu genetik çeşitlilik üzerinde negatif bir etki. o zaman hücreler, genetik materyal değişimini gerçekleştirecek. bu şu demek; çiftleşme. yani hücreler genetik materyal alış-verişi yapacak. yahu olur mu öyle şey demeyin. hala oluyor. nasıl mı? buyrun size en basit e.coli'deki plazmit aktarımı, yani konjugasyon.

e şimdi, bu genetik çeşitlilik arttı, yeni yeni bireyler ortaya çıktı. fakat bireyler birbirinden çokça farklılaşırsa genetik alış-veriş mümkün olmayacak. bunun için hücre ne yapacak, bireyler ancak kendilerine genetik olarak yakın olan bireylerle genetik materyal alışverişinde bulunacak. dolayısıyla, bu hücreler özelleşecek ve tür dediğimiz şey ortaya çıkacak.

genetik çeşitliliği başka nasıl arttırabiliriz?
el cevap: eşeyli üreme, rekombinasyon, cinsiyet ayrımı. en basit şöyle anlatayım; insanda niçin erkek ve dişi diye iki ayrı birey var? ve erkekler niçin çok fazla sperm üretiyor da kadınlarda yalnızca tek bir yumurta var? tek yumurta tek sperm olsaydı olmaz mıydı? mekanizma basit; erkeklerde spermatogenez esnasında gerçekleşen çoklu sperm üretimi sayesinde, her bir sperm birbirinden oldukça farklı genotipe sahip. bu da mayoz bölünmedeki rekombinasyonlardan kaynaklı. dolayısıyla her sperm birbirinden farklı, yani genetik çeşitliliğe sahip. dolayısıyla, cinsiyetler ayrılıyor, bu da yetmiyor farklı farklı mekanizmalarla çeşitlilik daha da arttırılmaya çalışılıyor.

çeşitlilik tüm hızıyla artıyor diyelim. tür ve birey sayısı da artıyor. ama çevredeki kaynaklar sınırlı, kaynakları ve enerjiyi en iyi kullananın yaşama şansı artar değil mi? çözüm nedir?

çözüm yine evrenin altın kuralında. hücreler daha az enerji harcayarak daha fazla verimle işlevlerini gerçekleştirmeye çalışacak. kaynakları daha iyi kullanmak isteyecek. bunun için;

hücrelerarası görev paylaşımı: çok hücrelilik ortaya çıkacak. bir hücre bir işlevi gerçekleştirirken, diğer hücre başka bir işlev gerçekleştirerek bir arada bulunacaklar ve minimum enerji harcayarak çevredeki kaynakları daha iyi kullanacaklar.

bireyler arası görev paylaşımı: erkek-dişi cinsiyetin ortaya çıkması. böylece genetik çeşitliliği arttıracaklar.

türler arası görev paylaşımı: sosyal türlerin ortaya çıkışı, kompleks ekosistem ve birlikte evrimleşme. tüm canlıların hayattaki işbirliği ile yaşama şansı daha da artacak.

sonuç: ekosistemde çok sayıda farklılaşmış organizma ortaya çıkar, bütün türler birbirine bağlı hale gelir, türlerin beslenme-üreme ve diğer faaliyetleri birbirine göre düzenlenir. besin zincirleri oluşur. evren altın kuralı olan minimum enerji maksimum düzensizliği gerçekleştirir. böylece süreç işlemeye devam eder.

-------------------

hayır bahsedilen deney urey miller deneyi değil. ancak bağlantılı elbette, oradan köken almış denilebilir yani. protobiontlar şöyle yapılar: www.orionsarm.com
0
sefil
(28.02.16)
(10)

esrarın kansere önlemesi ?

armutistan
Bu doğru mudur? Kenevirin kanser hücrelerini öldürdüğü? Hayır böyleyse bob Marley kanserden ölmedi mi?
Bu doğru mudur? Kenevirin kanser hücrelerini öldürdüğü? Hayır böyleyse bob Marley kanserden ölmedi mi?
0
armutistan
(28.02.16)
www.cancer.org

kanseri önlemiyor ya da geriletmiyor. yukarıdaki linkte de kemoterapinin yan etkilerini hafiflettiği, nöropatik ağrıları azalttığı falan söylenmiş.
0
kobuzchu kiz
(28.02.16)
bunla ilgili tarafsız makale bulma şansın, cep telefonu zararlarını anlatan makale bulma şansınla aynı. esrar lobisi kanseri önler diyor diğer taraf da tam tersini savunuyor.

aslında olay kanser hastalarının acılarını dindirmek için içmesiyle başladı, sonra kanser hücresi öldürüyor noktasına geldi. kıt biyoloji bilgimle derim ki kanser hücresini öldürecek güçte bir şey normal hücreyi de öldürür.
0
crazy.boy76
(28.02.16)
Kanser hücrelerini öldürmemin bazi yollari vardir evet. Mesela bilimadamlari beyaz hücrelerin ya da benzer sekilde antikorlarin belirli kriterlere karsi egitilmesi üzerine calisiyor, bunu da genelde tagging dedikleri metotla yapiyorlar. Böylece bu tarz biyolojik hücreler ya da organik yapilar bu hücreleri tanir hale geliyor. En son basarili olduguna dair bir seyler okdugum yöntemde, kanser hücreleriyle birlesen bir organik bilesimi vücuda tanitip, kanserli hücrelere saldirilmasindan bahsediliyordu.

Bunun icin bir madde yok direkt. Sunu icersen kanser hücreleri ölür kalanlar saglam kalir diye. Öyle olsa bu yönde senelerdir arastirma yapilirdi ki yapilmiyor.

Ama medical marihuana diye bir mevzu var. Bu da kronik agrilarin, kemoterapi vs ile demoralize olan bireyleri rahatlatmak, acilarindan uzaklastirmak adina baslandi, eger stres yapmaz, hayata olumlu bakarsan cogu ilk derece kanserlerde duraklama ya da gerileme görülebiliyor. Ancak bu isin tamamen yan etkisi. Yani hayatinin askiyla tanisman ya da lotoyu kazanman da sana benzer etkiler yasatabilir.

Bu durumda seks kanseri engelliyor, lotoyu kazanmak kansere care der miyiz? Demeyiz iste.

O yüzden ot ise yarar da dememeliyiz.

Medical ot üzerine bir konferans dinlemistim, ona göre konusuyorum. Yoksa bir tecrübem, tibbi ya da hasta gecmisim yok.
0
Silesius
(28.02.16)
hayır
0
shotgunwoman
(28.02.16)
biliyomuydun.com bu linkte esrarin kanser hücrelerini öldürdüğünü gösteren bi video var. Gerçi ne kadar güvenilirdir tartışılır
0
🌸armutistan
(28.02.16)
Yanılmıyorsam okuduğum "bilimsel" makalede kanserli hücrelerin yayılmasını ve çoğalmasını engelliyordu.
0
dieselsingle2
(28.02.16)
(bkz: Tetrahidrokannabinol)
(bkz: thc)
0
sefil
(28.02.16)
tesadüfe bak, daha yeni şunu izledim, baya hoştu: www.youtube.com
0
soso
(28.02.16)
esrar değil kannabinoidler olarak araştırmanı yapabilirsin
0
la noix
(28.02.16)
Ayni sitede bonzaiyle alakali bir yazisan alinti yapiyorum.

"...
Bonzai içersen ölürsün. Oldu ya ölmedin sevgili kardeşim, o zaman en kötü damdan atlar bir süre de öyle sürünürsün. Ölmeden önce de bonzai etkisi nedeniyle dişlerin dökülür, çok zayıflarsın, vücudunda kafam kadar sivilceler çıkar. Böyle tipsiz mipsiz bir şey olursun.
...
"

Gelip de bu sitedeki seylerin bilimsel dayanagini falan sorgulamayalim ya.
0
Silesius
(28.02.16)
(8)

Psikiyatristler nasıl tedavi eder?

bi sey dicem
Teşhisi koyduktan sonra tedavi sürecinde neler yaparlar, terapi yapmayı nasıl öğrenirler, hangi ilacı neden verirler, bunlar hangi kitaplarda yazar? Merak etmeyin tıp okumadan psikiyatrist olmak gibi bir hayalim yok, bu insanlar bu mesleği nasıl öğreniyor diye merak ettim. Hep ders kitabı mı okuyorl
Teşhisi koyduktan sonra tedavi sürecinde neler yaparlar, terapi yapmayı nasıl öğrenirler, hangi ilacı neden verirler, bunlar hangi kitaplarda yazar? Merak etmeyin tıp okumadan psikiyatrist olmak gibi bir hayalim yok, bu insanlar bu mesleği nasıl öğreniyor diye merak ettim. Hep ders kitabı mı okuyorlar mesela?
0
bi sey dicem
(28.02.16)
hastalığın sınıfına göre ilaç dayarlar. yaptıkları baska bisi yok.
0
anonymice
(28.02.16)
ablamın psikiyatri kitabına bakmıştım orda baya yazıyo işte okbnin mesela sebepleri belirtileri tedavi yöntemleri ilaçları falan. bi de terapiyi psikolog yapmıyo muydu? psikiyatrist de yapıyor mu?
0
ghilleinthemist
(28.02.16)
(bkz: psikoterapi) yani sadece ilaç dayamıyorlar. hastalıklar tam tanım olarak bilmesemde 'eksenlere' göre sınıflandırılıyor. mesela 1. eksen bozukluklarında şizofreni var bilinenlerden. neyse DSM-V adı verilen bir kılavuzda tanı kriterleri ve ölçeklemeler yer alıyor. Hasta hangi tanıyı alır ise ilacı da; hekimin deneyimi, hastalığın şekli ve hastanın ilaç uyumu gibi birden fazla kritere göre seçiliyor. Psikoterapi süreci ise nasıl öğreniliyor bilmiyorum. Kitaplarda vardır anlatımı ama asistanlık sürecinde bir hocadan öğreniliyordur diye tahmin ediyorum.

objektif bilgi değil bunlar. çocuk uzmanıyım sadece kabaca fikir versin yazdıklarım.
sevgiler.
0
gandalfbuyucuoglu
(28.02.16)
Psikiyatrik hastalıkları hem biyolojik (şizofreni hastalarının beyinlerinde morfolojik değişim bile var) hem kalıtsal (anne-babadan kalıtılabilir) hem çevresel (stres faktörleri, kültürel somutluklar, yeme-içme değişkenleri vs.) hem de sosyal (duygu, davranış, gelişim, maruz kalma) boyutlu hastalıklardır.

Hastalığın tanı sürecinde anamnez almak çok önemli. DSM-V'de açıkça belirtilmeye çalışılmış, bazı hastalarda belirgin net ayrılıklar varken (anksiyete bozuklukları veya duygudurum bozuklukları) bazı hastalarda net bir ayrım yapılamayabiliyor (hastaya göre iç içe geçmiş olabiliyor). Bu sebepten psikiyatristin iyi bir geçmiş alarak değerlendirmeyi buna göre yapması ve ona göre ilaç tedavisine başlaması gerekiyor.

Henüz bu konuda genetik testler de tam olarak mevcut değil. Aslında yapılabilse klinik anlamda teşhis koymak çok daha kolay olacak lakin hastalıkların mekanizmaları her ne kadar farklı olsa da biyokimyasal olarak bazı hücresel yolaklar da benzer nitelik gösterebiliyor. Farklılık gösteren noktalar tabii ki var ancak TR'de bu yapılmıyor. Çünkü ne yazık ki çok fazla önem verilmiyor ve çalışan kişi sayısı çok çok az. Tıp doktorlarının da genetik alt yapıya çok fazla önem verdiklerini göremiyorum psikiyatrik hastalıklar hususunda (TR dışındaki tıp doktorlarını bilemiyorum henüz) Bu sebepten ayrım zor. Hormon testleri (serotonin, dopamin, gaba vs.) yaparak bir yere kadar gidilebilir, ki hormon testi yapan doktor sayısı çok az, fakat net tanı genetik olarak konulabilse hem süre kısalır hem de tedaviye yönelik ilaçlar daha efektif olabilir.

Verilen ilaçları genellikle hastanın belirtilerine göre veriyorlar ancak bu konuda ne yazık ki çok başarılı olduklarını düşünmüyorum. Hele ki devlet hastanelerinde muayene süresi 15 dk ile sınırlandırılıyorsa. Detaylı öykü bu sürede alınamaz mantıken ve sonra yanlış teşhisler şunlar bunlar.

Dolayısıyla hala aydınlatılması gereken şeyler var lakin önemsemeye bağlı.
0
sefil
(28.02.16)
psikiyatristlere sormuslar bu gune kadar iyilestirdiginiz hasta oldu mu diye. hepsinin cevabi hayir. nerde gorduysem aklimda kalmis ve mantikli gibi
0
bir varmis bir yokmus
(28.02.16)
@playing star again, hastalığı tamamen iyileştirmek farklı semptom ve bulguları iyileştirmek farklı yalnız. Kasıt semptom iyileştirmeleri olabilir.

edit: pardon ters yazmışım. hastalığı tamamen iyileştirmek olabilir.
0
sefil
(28.02.16)
belki kastettikleri, "tedavi edemiyoruz ama ilacla kontrol ediyoruz"dur
0
bir varmis bir yokmus
(28.02.16)
@playing star again, aslında evet biraz yetersiz bir ifade, sen de haklısın. Psikiyatri içerisinde demans, bağımlılık, dissosyatif amnezi, anoreksiya nervoza filan da giriyor. Ki çoğu iyileştirilebilir bunların tamamen.
0
sefil
(28.02.16)
(15)

Tanrının sizin için planları olduğuna inanıyor musunuz?

anonymice
Herşey kötü gidiyor. herşey shitty diyelim.Buna rağmen Tanrının sizin için planları olduğuna, herşeyin zamanla daha güzel olacağına inanıyor musunuz?not: farklı inançlara saygı için Allah yerine Tanrı kullanılmıştır.
Herşey kötü gidiyor. herşey shitty diyelim.

Buna rağmen Tanrının sizin için planları olduğuna, herşeyin zamanla daha güzel olacağına inanıyor musunuz?

not: farklı inançlara saygı için Allah yerine Tanrı kullanılmıştır.
0
anonymice
(28.02.16)
Hayır inanmıyorum, her şey daha da kötüye gidicek. Bunun da bir planın parçası olduğunu sanmıyorum.
0
clones
(28.02.16)
kötümser gördüm seni clones? hayırdır?
0
🌸anonymice
(28.02.16)
eğer bir plan dahilinde olduysa bana olanlar kendisine teşekkür etmekle birlikte geleceğimden endişeleniyorum, ama şu aralar inanmıyorum...
0
arkburak
(28.02.16)
Her şey zamanla güzel olmak zorunda değil ama evet kaderin var olduğuna inanıyorum.
0
pomknos
(28.02.16)
hayır inanmıyorum. bunca insan arasından neden benimle uğraşsınki? üstelik kendisiyle aramız da pek iyi değil. herşey benim elimde. ben mutluluğa kendi çabamla ulaşacağım.
0
golgi aygıtı
(28.02.16)
İster Allah'a ister beyaz peynire inan, başıma öyle şeyler geldi ki kesinlikle bir plan olduğunu düşünüyorum. Ha iyi sonla biter, kötü sonla biter o bilinmez ama bir plan olduğuna kesinlikle inanıyorum.
0
sedet elimde buyudu
(28.02.16)
Tanrı -varsa- planı vardır kesin. Yoksa yoktur :D Var olup olmaması çok düşündüğüm bir şey değil şu sıralar, agnostik değil de başka bir şey diyorlardı ona.

tüm bunlardan bağımsız olarak bazı şeylerin daha iyi olacağına inanıyorum. (ülke hariç de lan:D)
0
rodriguez2
(28.02.16)
Onun varsa bile benim yok :d accik kulagima citlatsa fena olmaz.
0
rayde
(28.02.16)
7 milyardan beni mi sececek uzerinde plan yapmak icin? O karismiyor, ben kendime plan yaparim zaten.
0
stavro
(28.02.16)
Bazen oyle seyler oluyorki, plansiz olmasinin imkani yok. bence tanri bizi siniyor. demedi deme....
0
termostad
(28.02.16)
Tanrı beni ne yapsın ayol. Milyarlarca yıllık uzay, sayamadığımız kadar galaksi ve gezegen, o gezegenlerden birinde ben; bana plan mı hazırlayacak.

"Durum b.ktan olabilir, geleceğimizin gübresi buradan gelir"e inanıyorum.

Gerçi çok kötü-iyiye de inanmıyorum.
0
aychovsky
(28.02.16)
varlığı yokluğu üzerine tartışmaya girmeye gerek yok ancak inanclı olduğum zamanlar da tanrının dünyevi hayata bir etkisinin olmadığına inanırdım.
0
eksisozlukokuryazari
(28.02.16)
Durumum kötü de olsa iyi de olsa ben seçtim diyorum. Kötü olduğunu düşündüğüm yol üzerinde karşıma çıkan şeyleri kötü olduğunu düşündüğüm yolu seçtiğim için görüyorum. Tesadüfe inanmadığım gibi iyi planlanmış bir kurguya da inanmıyorum.
Herkes kendi hayatının zamanla daha güzel olacağına inanıyor zaten, veya istiyor diyelim, bunun için kendimi bir kurgunun içine dahil etmeme gerek yok gibi.
0
sefil
(28.02.16)
Tanrı genel hatlarıyla yazmış çizmiş bi yol
Gönderdiği koordinatlar efendime söliym anam babam, bitiş anı..falan ama ayrıntılarla ilgilendiğine inanmıyorum.

Yani her boka git bulaş sonra kader de. Yok öyle bi kader.seçimlerin bu, boktan seçimlerin seni boka bulaştırmış

Her şey kötüye gidiyorsa, iyiye gidecek diye aciz aciz beklemem, seçimlerimi gözden geçirip değişiklik yaparım
0
cecilia
(28.02.16)
Evet. Tanrının benim için planları olmasından daha çok ( çok özel biri olduğumu düşnmüyorum Allah benim için ne diye özel lan yapsın) kaderimin yazıldığına inanıyorum
0
KaraSakall
(28.02.16)
(4)

Kendinizi "Gaza"nasıl getiriyorsunuz

john
Birsey yapmanız gerekiyor ama çok üsengec davranıpYapmanız gereken şeyi devamli erteliyorsunuz,işte böyleBir durumdan kendinizi nasıl kurtarıyorsunuz veya nasıl kurtarirdiniz
Birsey yapmanız gerekiyor ama çok üsengec davranıp
Yapmanız gereken şeyi devamli erteliyorsunuz,işte böyle
Bir durumdan kendinizi nasıl kurtarıyorsunuz veya nasıl kurtarirdiniz
0
john
(27.02.16)
Dışımdan konuşuyorum hadi yap artık şunu, bitir şu işi odaklan şuna, başka şey düşünme gibi şeyler söylüyorum. Zaman tutuyorum şu kadar dakikada yapıcam diye. Boşlukları yok etmeye çalışıyorum.
0
bigbadabum
(27.02.16)
O işi yaptıktan sonraki tatminimi tahayyül ediyorum ki her şeye bedel olabilir o.
0
sefil
(27.02.16)
kurtaramadım.
want2die +1 neden bilmiyorum ama hakkaten böğürmek iyi geliyor.
0
azizakin
(27.02.16)
AC/DC Back in Black
0
charles darwinin torunu
(27.02.16)
(10)

Bugun neler yapıyorsunuz?

sherlockun kizi
Merak ettim sb. Kaçta yatıyorsunuz falan filan?
Merak ettim sb. Kaçta yatıyorsunuz falan filan?
0
sherlockun kizi
(27.02.16)
Evdeyim, temizlik yapiyom. Birazdan kahve kitap yapicam aksama da tiyatroya gidicem.
0
rayde
(27.02.16)
Akşam baya erken yattım, bugün öğlene doğru yataktan çıkabildim. İki gündür sular kesikti (izsu!) sabah gelmiş hemen banyoya attım kendimi. Kahvaltı ettim, oryantal dansçılar gibi kıvıran bir iki sandalye vardı onları tamir ettim. Biraz viyola çalmaya çalışıcam. Hava da fena değil.
0
bigbadabum
(27.02.16)
dün akşam işten geç geldim. bu sabah da erken kalksam da uykumu aldım. birazdan içmeye başlar, ardından evden çıkarım.

aylardır beklediğim bir konser var salon'da. lebanon hanover&she past away. bu gece oarada olacağım.

ayh... 15-16'mdaki gibi goth goth takılacağım 30 yaşıma inat. mutluyum.
0
mermize
(27.02.16)
yarın doğum günüm olduğundan sevgilim bir şeyler ayarlamış. sanırım planında güzel bir yemek ve beraber geçirilecek bir gece var. yarım saate tıraş olup duş alıp çıkacağım.
0
zgrydn
(27.02.16)
Doktora yapma durumlarından dolayı eve yeni geldim.
Güneşli hava çocuğa d vitamini yükleriz diycm ama bu güneşte zor.
Akşama maçım var belki sonra elemanlarla takılırız. Gelince sevdiceğimle belki walkingdead izleriz. Sonra ders çalışma fln derken 2gibi uyurm.
Bu da en özel cevabım olsun.
0
intihar etsem de kendime gelsem
(27.02.16)
Yarın ders anlatacağım öğrenciye ders notu çıkarıyorum. Siparişini verdiğim ders kitapları geldi, bu iş bitince de onlara başlayacağım, aman sabahlar olmasın.
Gece sonunda da phd için okul araştırmalarına devam edeceğim.
0
sefil
(27.02.16)
Dün tatildi (S.Arabistan) komple bi sezon dizi izledim. Bugün de pazartesi sendromu var üzerimde salak salak iş yapmaya çalışıyorum. Akşam olsa da mess hall'de biraz bilardo oynayıp erkenden odama gidip yatsam diyorum.
0
jamalbsf
(27.02.16)
7'de uyandım. 13'e kadar falan kah dota'da shanghai major'ı izledim kah nette takıldım. sonra yayın donmaya başlayınca oturdum işe koyuldum. 14:30 gibi oda arkadaşımla BALKAN LOKANTASI'na gittik, heyt be. yeni geldik işte şimdi 4'te buzokeyi maçım var onu izlerim internet sağlam olursa. sonra yine işe devam ederim. yok maçı izleyemezsem işe devam ederim. akşam kitap okumak istiyorum ama belli olmaz. bilmiyom. 10 gibi falan yatarım herhalde.
0
der meister
(27.02.16)
çamaşır yıkıyor temizlik yapıyorm
0
Mulva
(27.02.16)
~ başlık sahibinin cevabı olsun; dışarda iki üç saat isim var sonra sabahlarım muhtemelen.
0
🌸sherlockun kizi
(27.02.16)
(6)

intermediate seviyesi için tek kur 1800 tl nasi fiyat?

all girls dream
gerci biraz daha düşürürüm ama gene de bana yüksek geldi. 12-18 tl taksit yapıyormus? yorumları alayım.
gerci biraz daha düşürürüm ama gene de bana yüksek geldi. 12-18 tl taksit yapıyormus? yorumları alayım.
0
all girls dream
(28.01.16)
çok fazla. birebir özel ders alsanız bile o kadar tutmaz.
0
sefil
(28.01.16)
Hangi kurs? Kursa göre değişir.

Bir de kaç saat ders, sınıflar kaç kişilik?
0
Traveller
(28.01.16)
160 saat dedi. just english kaç kişilık sınıf oldugunu sormadımda haftasonu gidersem 4 ay suruyormus 2015 aralık fiyatlarıymıs

intermediate (hatta bugun bbcdemi 15 soruluk test cozgum upper inermediate cıktı, gerçi ben cok güvenmedim ona ama) seviyesinde olupta ilerletmek için 2 bine yakın para vermek cok geldi banada belki yakın zamanda kursa kayıt olan vardır.
0
🌸all girls dream
(28.01.16)
160 saat tek kur için çok uzun. dil kurslarında saat kişi sayısına göre uzar, 160 saat ise 10'dan fazladır mevcut ki ne kadar az o kadar iyidir. ücret de az değil, bence bulaşma.
0
baba jo
(28.01.16)
İstanbul'daki Just English ise fazla övgü duymadığımı belirtmek isterim. Nişantaşı British Culture'a, Beşiktaş British Side'a, Levent ITI'a da sorun fiyat alın. Bir de Mecidiyeköy'de Bank Street'te özel derslerin saatini sorun. Wall Street'in de tek kur için bu kadar para alacağını sanmam.
0
Traveller
(28.01.16)
beylikdüzü tarafı bana daha yakın diye oradan fiyat aldımda wall streetin sistemi farklı gibi geldi bana sanki online egitime daha fazla eğitim veriyorlarmıs birebir ders yokmus gibi algıladım.
0
🌸all girls dream
(28.01.16)
(2)

lisedeki sevmediğim tipleri üniversitede görmek

her gece aç
lise biteli baya oldu da bunları nasıl sevmediysem artık hala yüzlerini görmek istemiyorum. bazılarına 40 yılda bir görürsem selam veriyorum o kadar. neyse böyle önceden tanıyıp ısınamadığınız kişileri sonradan görünce nasıl tepki veriyorsunuz diye soracaktım. bu kişilerle aynı ortamda bulunmak zoru
lise biteli baya oldu da bunları nasıl sevmediysem artık hala yüzlerini görmek istemiyorum. bazılarına 40 yılda bir görürsem selam veriyorum o kadar. neyse böyle önceden tanıyıp ısınamadığınız kişileri sonradan görünce nasıl tepki veriyorsunuz diye soracaktım. bu kişilerle aynı ortamda bulunmak zorundasınız mesela napardınız onlar yok gibi mi davranır yoksa ortamı mı terk ederdiniz. ortamı terk etmeseniz bile rahatsız olur muydunuz onların varlığından.
0
her gece aç
(28.01.16)
Selam verir geçer giderim. Aynı ortamda bulunmak zorundaysam da o kişiden hazzetmediğimi her hareketimle (kişisine göre değişir, yok sayılması gerekeni yok sayarım, laf sokulması gerekene laf sokarım) belli ederim, mümkün mertebe erkenden ayrılır giderim. Ortamı terk etmezsem de rahatsız olmam, tavırlarımdan dolayı onlar rahatsız olurlar zaten sanırım çok yüzsüz değillerse. Aslında bu tavır çok ağır işsizsem gerçekleşir. Öbür türlü, uğraşmaya bile gerek duymuyorum.
0
sefil
(28.01.16)
ortamda mesela 5 kişi varsa ona da selam veririm. ama tek gorursem yanına gitmem. ortamda bir şey sorar genelden bir yorum isterse cevap vermem. yok sayarim.

bazen de göstererek güler gecerim.

çünkü benim de cevremde var böyle bir tip.
0
dirty pussy and cock
(28.01.16)
(3)

alkol ama içmelik değil

neynep
izopropil alkol olarak bilinen arkadaşı buz çözücü olarak kullanabilirmişiz. bunun dengi, kolay bulunan alternatifi ne olabilir?
izopropil alkol olarak bilinen arkadaşı buz çözücü olarak kullanabilirmişiz. bunun dengi, kolay bulunan alternatifi ne olabilir?
0
neynep
(19.01.16)
(bkz: antifriz) ?
0
la noix
(19.01.16)
tam öyle değil. aseton aynı özellikteyse, mesela olur.
0
🌸neynep
(19.01.16)
etil alkol de çözer. kolonya kullanabilirsin.
0
sefil
(19.01.16)
(16)

Biyokimya, moleküler biyoloji genetik alanından kimler var?

intihar etsem de kendime gelsem
Arkadaşlar tıbbi biyokimya, fen, veterinerlik biyokimya, moleküler biyoloji ve genetik ya da ilgili diğer alanlarda olan kimler var? Aklınızda ne gibi projeler var?Çalışma alanlarınız neler?Hangi kaynakları dergileri takip ediyosunuz?Duyuru sürekli takipte.
Arkadaşlar tıbbi biyokimya, fen, veterinerlik biyokimya, moleküler biyoloji ve genetik ya da ilgili diğer alanlarda olan kimler var?
Aklınızda ne gibi projeler var?
Çalışma alanlarınız neler?
Hangi kaynakları dergileri takip ediyosunuz?

Duyuru sürekli takipte.
0
intihar etsem de kendime gelsem
(09.01.16)
ben varım, henüz bir çalışma alanım yok ama aklımda olan bir kısım var. hocayla da uyum sağlayabilirsek o alanda çalışmayı istiyorum. science direct dosttur bu konuda.
0
devilred
(10.01.16)
ben varım.
Diğer Genetikciler gibi işsizim.
Aynı zamanda işletme ve dış ticaret lisansına sahibim.

ne p.k yediğim belli değil.

Millet genom projesi yapıyor ya... hah...


bizde de duble yollar var:)
0
anonymice
(10.01.16)
Ben varım.

Boğaziçi mbg 15 mezunuyum. Ortalamam 2.7 olduğu için amerika'da doğru düzgün doktora programı bulmaya hiç kasmadım. Türkiye'nin de a.q olduğu için yüksek lisans yapma gereği görmeyip iş aradım. Bilim yapmayı şifa getirmekten çok para kazanmak için istediğim için olmadı belki de. Torpille inanılmaz alakasız bir sektörde çalışıyorum şu an. Yine de bunca bilgi excel için miydi demeden edemiyorum. Biyoteknolojiyle ilgili bir master yapıp sonrasında endüstriyel maya üretiminde ciddi para olduğunu düşünüyorum.
0
gates
(10.01.16)
Moleküler biyoloji ve genetik mezunuyum. Özel bi genetik tanı merkezinde çslışıyorum. Ben bence eşşeğin kuyruğundan beterim uzamıyorum ama kısalıyorum ya. Bi ara biyoteknoloji masterı mı yapsam diorum teknokentlerin birine girerim belki, kpss var bu sene onu mu denesem acaba diye düşünüyorum sonra da. Geçen annem araştırmış sizin meslek Almanya'da iş yapıyo bence sen oraya git dedi
0
umutsuzevjınıkı
(10.01.16)
ben 2005 mezunuyum bilkent MBG
benim hikaye uzun, kısa kesersem önce yurtdışında takıldım ama doktorayı bıraktım
şimdi akademik dünyanın diğer tarafndayım klinik arştırma yapmıyorum: yapılmış olanları raporluyorum, makele yazmıyorum yazılmış olanları derliyorum, çeviriyorum, düzeltiyorum vb. okurken bilmediğim bi sürü şey varmış bu işe girince öğrendim.

wet-lab'çıyken hep hücre biyolojisinde kaldım kanser yolakları filan çalıştım (aslında genetikçi değil mol. biyoloğum daha çok)
şimdi Allah ne verdiyse oldu biraz konular genişledi.
Tekrar master doktora yapmak aklımın bir köşesinde hep var ama wet-lab bişey yapamam gibi, lab'a giremiyorum (hastayım ben böhüü)
biyoetik, tıbbi bilişim, en olması biyoinformatik/istatistik filan gibi bişeyler olur sanırım. değilse yurtdışında scientific writing/management vb. programları düşünüyorum.
acıbademde biyoetik programı 20bin lira olmayaydı geçen sene ona oraya gidecektim Cengiz hocaya sitemlerimi iletiyorum :(
0
niye ama
(10.01.16)
@gates: dönem mi değişmiş nedir bilmiyorum ama en azından bu'de sizin ortalamaya sahip fizikçileri uni. of illinois at urbana-champaign gibi yerlere direkt MSc'a alıyorlardı, oradan da doktora yapıyordu millet. boğaziçi'nde temel bilimlerde öyle çok yüksek notlu olmanız gerekmiyordu böyle yerlere girmek için. özellikle mbg'te durum başkaysa bilemem, yine de keşke bir deneseydiniz. belki de bilim yapmayı istemekle ilgili söyledikleriniz ayaklarınızı geri geri itmiş.


neyse biri bir çeviri sormuştu, kimse bakmamıştı, ondan hadi deneyeyim dediydim ama jargon vardı, upregulate'in türkçesi nedir bilen varsa dil kısmındaki dkk geni ile ilgili çeviri kısmına bir el atar belki www.eksiduyuru.com hücre reseptör sayısının artması imiş, bunun için türkçe'de biyolojik tek bir terim var mı, biliyonguz mu?


@niye ama: eyvallah ben bunları bilmem zaten; sizler yoktunuz, elemanın sorusu ortada duruyordu, ben de oralarda geziniyordum ;)

ancak uyarınızdan bunu da eklemem gerektiğini anlıyorum, teşekkür ederim, biraz kişisel merakımı da giderdim bu arada, duyuru güsel bir yer (sadece receptorlar için geçerli olmadığını eklemiş durumdayım)
0
godoşu beklerken
(10.01.16)
hücre reseptör sayısının artması imiş,

dediğiniz şey tam doğru değil, evet bu bir upregülasyon örneği ama genel olarak herhangi bir uyaran (hormon, toksin, başka maddeler) sayesinde (ya da bu sayede oluşan bir ihtiyacı karşılamak için), sayıca çoğalma yönünde yapılan herhangi bir düzenleme demek .reseptör sayısı artabilecğei gibi, RNA sayısı, enzim miktarı, gen expresyonu vs. de artabilir.
türkçesi yok upregüle olan deniliyor
0
niye ama
(10.01.16)
Ben varim. Turkiye'de yuksek lisans yaptim, antik DNA calismaya calistim. Simdi yurtdisinda doktora yapiyorum, insan populasyonlarinin karismasi, insanin goc yollari ve populasyon tarihi, genetik-linguistik evrimin kolerasyonu uzerine calisiyorum. Calistigim projelerden birinde Sibirya populasyonlari ve Amerika'ya gecisleri calistim, o calismanin ilk yayini gelmek uzere ama devam edecek. Doktora tezim Tayland populasyonlari ve Austroasyatik dil ailesinin gocleri gibi bir sey olacak. Bir baska projede ise yine Tayland'taki ilginc bir populasyonun tarihini arastiracagim.

Bu kadar cok proje olmasinin sebebi doktorayi bitirmem icin en az 3 farkli yayin yapmis olmam gerekiyor.

Google scholar'da alarmlar kurdum, Twitter'dan Nature, Science gibi dergileri takip ediyorum. Yine ayni dergilerin haftalik icerikleri mailime geliyor. Arada Science Daily gibi sitelere bakiyorum.

Operim.
0
evrim halkasi
(10.01.16)
Cvplar çok güzel.İşin içinde olduğum için demiyorum ama bu alanlar çok önemli alanlar. Arkadaşlar lütfen yılmayın çalışın. Malesef ülkemizde gereken değer verilmiyor hem maddi hem manevi. Belki burda küçük çaplı bile olsa bi şekilde iletişimde olabiliriz.
Var mı fikirleri olan?
0
🌸intihar etsem de kendime gelsem
(12.01.16)
eksici biyolog'lar adi altinda grup kurup, orgutlenelim :) saka bir yana, boyle bir olusuma gidersek hem beyin firtinasi yaratilir hem de benzer konularda calisanlarin birbiriyle isbirligi yapmasi saglanabilir. bilimsel gelismeleri tartisacagimiz bir ortam olsa fena mi olur? :)
0
evrim halkasi
(12.01.16)
Takibe almışım yazarım diye şimdi gördüm.

Master yapmaya çalışıyorum hala şu sıralar. Okuldaki mali sorunlar nedeniyle 1 senedir bekliyorum ve hala bir şey olacak gibi görünmüyor. Çok çok emek harcadığım ve yapmayı gerçekten çok istediğim tez konumdan vazgeçme eşiğindeyim, basit bir şeyler yapıp mezun olmaya çalışabilirim ya da hala daha bekleyebilirim. Bilmiyorum kafam şu an bu konuda çok karışık açıkçası.
Şizofreni üzerinde epigenetik değişiklikler çalışıyorum. Phd için de behavioral neuroscience istiyorum, bakalım. Tr'de bilimle uğraşmak gerçekten zor. 1 senedir malzeme bekler mi bir insan ya. Sırf bu sebepten iş de bulamıyorum, parasız pulsuz öyle kendi kendimi geliştirmeye çalışıyorum kısaca. Aklımdaki fikirleri anlatabilsem, çalışabilsem öyle güzel olur ki ama olmuyor olamıyor ne yazık ki.

Kaynaklar açısından da schizophrenia research forum, nature (molecular psychiatry), elsevier üzerinden de psychiatry research takip ediyorum. Bir de app olarak science news var, o da güzel.

Ayrıca evrim halkasi'na katılıyorum. Oluşum içerisine girilse ne güzel olur.
0
sefil
(27.02.16)
Ben unutmusum bu meseleyi. Cidden bir adim atmaya ne dersiniz? Hicbir sey yapmasak oturur bir mail grubundan bilim tartisiriz. Hatta tartismalari metin haline getirip, ekside yayinlariz. Kaliteli bir seyler cikabilir. Olur derseniz, bir google grubu olusturabilirim.
0
evrim halkasi
(27.02.16)
@evrim halkasi, bence çok güzel olur. Yapılsın hadi. :)
(maksat up olsun)
0
sefil
(27.02.16)
Tamam o zaman, katilmak isteyenler bana mail adresi yollasin. Anonim kalmak isteyenler, isimleri olmayan mail adresi yollayabilir. Hatta bir duyuru daha mi acsak? Bunu gormeyenler de gelsin.
0
evrim halkasi
(27.02.16)
Suraya bi' bakiverin. (git: 1052584)
0
evrim halkasi
(27.02.16)
selam meslektaşlar, ben de biyologum. Şu an resmiyette ağır işsizim ama birkaç aydır freelance çalışmaya başladım şükürler olsun. Mücbir sebeplerden dolayı aktif çalışma hayatıma biraz ara vermek zorundayım. İşkolik olduğum için yeniden çalışma hayatına dönmeyi iple çekiyorum. yine de boş durmayıp birşeyler buldum neyseki uğraşacak
0
curukturpkokusu
(02.03.16)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.