Giriş
(10)

Trendyol'daki Hotiç ayakkabılar sahte olabilir mi?

isabella was a ginger
Selam. Önce soru: Hotiç resmi olarak trendyol'da satış yapıyor mu, bilen var mı?Lüks markaların sahtelerinin yapıldığını ve satıldığını zaten biliyoruz. Bi süre önce gene trendyol'da gezerken 28378383 farklı model ve renkte Benetton çanta görmüştüm ve şüpheli gelmişti bana bu durum. Modeller Benetto
Selam. Önce soru: Hotiç resmi olarak trendyol'da satış yapıyor mu, bilen var mı?

Lüks markaların sahtelerinin yapıldığını ve satıldığını zaten biliyoruz. Bi süre önce gene trendyol'da gezerken 28378383 farklı model ve renkte Benetton çanta görmüştüm ve şüpheli gelmişti bana bu durum. Modeller Benetton çizgisine de pek uymuyordu. Benetton'un sahtesini niye yapsınlar yeaa diyenler oldu ama ben eminim artık.

Bugün gene trendyol'da geziyordum, güya hotiç ayakkabılarda indirim varmış. Hotiç'in Yaya serisinden abartmıyorum 600 farklı modelde ayakkabı var şu an trendyol'da. (Tekrar baktım, 2506 farklı modelmiş. Hotiç bu sezon ne kadar sıkı çalışmış diyor insan.) Sizce de çok şüpheli bi durum değil mi bu? Hotiç ne ki sahtesini yapsınlar diye düşünebilirsiniz ama ufak bi araştırma ile birkaç şikayete denk geldim internette. Bunlardan biri şüphelerimi doğrular nitelikte:

mobile.twitter.com

---

Evet şaka gibi gerçekten... Yakında lcw filan da sahte çıkabilir trendyol'da. En ucuz markaları bile kendi orijinal sitelerinden almak gerekiyor sanırım. Nasıl göz göre göre her yerde reklamları var ve bu kadar popüler akıl almaz bir durum.
0
isabella was a ginger
(18.11.20)
Sahte değil. Markaların çoğu kendi ucuz ürünlerini yaptırıyor. Aynı markanın iki çeşit ürünü oluyor. Biri kaliteli malzemeden yapılan pahalısı diğeri ise ucuz malzemeden yapılan ama marka adı taşıyan ürün. Bu şekilde her çeşit müşteriyi hedefliyorlar. Fabrika ve İnci'nin de böyle ürünleri var. Hem kaliteli pahalı ürünleri hem kalitesiz ucuz ürünleri var.
0
GoodMorningTeacher
(18.11.20)
Yaya'nın daha ucuz olduğunu biliyorum. Ama onun da sahtesini yapmışlar anladığım kadarıyla, paylaştığım twitter linkinde resimleri var, gelen ayakkabının tekinde yaya yazıyor, diğerinde başka bir şey.
0
🌸isabella was a ginger
(18.11.20)
sahte deseler inanırım.
aynı ürün hem 50 tl hem de 250 tl ye satıyor.
bin tl olan parfüme 238 tl ile satışa koymuşlar yuh dedim.
diğer siteler gibi başkalarının ürününü kendi sitesinde satıyor.
tercih etmiyorum.
0
seyduna6687
(18.11.20)
orijinal ama fabrikada basım hatası olmuş gibi geldi bana. siz de o yüzden bu ürünü bu kadar ucuza alabilmişsiniz :) önceden pazarlara giderdi bunlar artık trendyola :)
0
sonsuz
(18.11.20)
Fason üretimdir(bu ayakkabıların çoğu aynı yerde yapılıyor zaten). Greyderdeki ayakkabiyi dockersta, altınyıldızda, desada gördüm birer sezon arayla. O yüzden normal bence. Bu arada bana da bugün ayakkabı geldi trendyoldan. Hotiç kutusuna bile koymamislar. Ama ayakkabı güzeldi bak.
0
westblack
(18.11.20)
Hoticten Aldigim botu 1 yil sonra trendyolda gormustum. Eski sezon da olabilir.
0
durgunfoton
(18.11.20)
Satıcıya bakmak lazım. Hotiç’in satıcısı yine hotiç. Geçen urban decay palet aldım ölü fiyatına satıcısı lorealdi.

Satıcı x tekstil, y kozmetik, z ticaretse uzak duruyorum.
0
jazzabel
(18.11.20)
hotiç hep öyle. hotiçteki ayakkabının 500 liradan 50 liraya kadar indiğini gördü bu gözler.

ayrıca hotiç ortalama üstü bir marka öyle lüks değil. yaptıkları tamamen satış stratejisi.
0
koela
(18.11.20)
Hotiç konkordato vereli çok oldu. Yaya hotiçin suni deri alt segment markası. Ellerinde kalanları satıyor olabilirler. Sektörden bildiriyorum:)
0
suicides underground
(18.11.20)
Geçen sene aldım, Hotiç kendi mağazasından gönderdi hatta fatura da direkt Hotiç'tendi. Ama giyilmiş ayakkabı gönderdiler :D iade ettim.
0
lcha
(18.11.20)
(10)

Ekşiduyuru Yılbaşı Çekilişi?

drystedb efficacious
herkese merhaba! yanlış hatırlamıyorsam son beş senedir katıldığım bu güzel etkinlik bu sene düzenlenmiyor mu acaba? el atacak kimseler yok mudur? benim payıma düşen bir husus olursa yardımcı da olabilirim. hoşçakalın!
herkese merhaba! yanlış hatırlamıyorsam son beş senedir katıldığım bu güzel etkinlik bu sene düzenlenmiyor mu acaba? el atacak kimseler yok mudur? benim payıma düşen bir husus olursa yardımcı da olabilirim. hoşçakalın!
0
drystedb efficacious
(17.11.20)
e yap bi çekiliş de girelim :)
0
lcha
(17.11.20)
Cok guzel tokatlamalar olur bu sene. Cunku uye alimi komple acik. Benden bi tavsiye, referansla katilabilsin kisiler bence.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(17.11.20)
ya evet her sene birileri tokatlanıyor sürekli. sadece kıdemliler katılabilsin :D
0
theseachange
(17.11.20)
Ben sadece 1. çekilişe katılmıştım. 1. çekilişte de arıza çıkaranlar olmuştu. Ondan sonra katılmadım bir daha. Çünkü bariz kötü niyetli insanlar var. Adam lafta uçuyor kaçıyor ama alt tarafı 50₺ lik hediye alıp göndermiyor. Bu da insanların midesini bulandırıyor. Benim başıma gelmedi fakat, o yılki mevzuları hatırlayınca başka hediyeleşmeye katılmadım.
Mutlaka efektif bir referans sistemi olmalı.
Duyurunun istatistikleri de kullanılabilir. En az X kadar 'Cevap bu' olarak işaretlenmiş cevap sayısı, en az Y% kadar'Cevap bu'/Toplam cevap oranı olmalı vb.
0
battal gemalmaz
(17.11.20)
Ben de eskiden hep heveslenirdim duyuru çekilişlerine ama 2018’de bana çıkan kişi hediye yollamamıştı. Geçen sene katılmadım o yüzden aynı şeyi bir kez daha yaşamamak için. Hatırladığım kadarıyla 2019’da katılım çok çok azdı zaten. Eski heyecanı kalmadı sanki :(
0
ms brownstone
(17.11.20)
Bence bu yıl kargocuların yükünü artırmamak için yapmayın.
0
gelmeistemem
(17.11.20)
Bana göndermedi üçkağıtçının biri. Düzenleyen vatandaşta “yav olabilir adam zorluk yaşıyormuş tanırım iyi çocuktur” filan diye beni oyaladı epey. Sonra da “ben bişey yapamam” deyip kenara çekildi. Biraz hayal kırıklığı oldu hem düzenleyene hem de göndermeye üçkağıtçıya (umarım okuyorlardır kim olduklarını unuttum) çok kızmıştım.
0
infernalcadre
(17.11.20)
7 8 yıldır kullanıyorum bir kere bile katılmadım. Bu sene katılayım demiştim ama yazılanları okumak üzdü :( ms brownstone o kadar üzülmüş ki sana bu sene ben hediye alayım geç iletişime :)
0
yardıncıoyuncu
(17.11.20)
ben hiç olumsuzluk yaşamadım ve geçen sene güzel hediyeler aldım ve aldım.

ben katılırım. geçmişten referans alalım.
0
janderzel zartanyan
(17.11.20)
Katılmayı çok istemiştim ancak olumsuz tecrübeler soğuttu.
0
ruhen hastayim ben
(17.11.20)
(8)

Kan vermek hakkında

minikbrowni
Covid geçirdiğim için plazma mı bişey alacaklarmış. Ben hayatımda hiç kan vermedim ve hastanede filan alırlarken çok zor alıyorlar benden damar filan bulamıyorlar bayılacak gibi oluyorum.Vermesem mi? Korkuyorum biraz :(
Covid geçirdiğim için plazma mı bişey alacaklarmış. Ben hayatımda hiç kan vermedim ve hastanede filan alırlarken çok zor alıyorlar benden damar filan bulamıyorlar bayılacak gibi oluyorum.

Vermesem mi? Korkuyorum biraz :(
0
minikbrowni
(16.11.20)
korkacak bişey yok. verin, hem sağlıklı hem de bir hastaya deva olacak öyle düşünün. çevirin kafanızı başka yöne derin nefes alın. ufacık bir iğne size hiç birşey yapamaz.
0
erty_ksk
(16.11.20)
@erty_ksk ufak değilmiş galiba. Bi arkadaşım epey korkuttu. Birde benim antikorlarım azalmaz mı kan verirsem. O zaman daha kolay covid olmam mı tekrar ?
0
🌸minikbrowni
(16.11.20)
Ya hocam senin sağlığına zarar verecek bir şey olsa doktorlar yapar mı bu nasıl sorular?

Ama hepsini geçtim vermezsen verme tabi can senin kan senin. Ama empati kur, bir gün senin ya da çok yakınının başına gelirse o sırada senin gibi düşünen insanlar için ne düşüneceksin. İçine siniyorsa ne yaparsan yap.
0
lcha
(16.11.20)
Ben ömrümün her döneminde verebildiğim kadar sık kan veriyorum, vermeye de devam edeceğim. vücudun kendi kanını yenilemesi sağlıklı. bunun için normal süreyi de 6 ay olarak veriyor doktorlar.
korkunu anlıyorum ancak korkunun yersiz olduğunu da sen anla, üstüne git, korkunu yen.
neden hayatını kısıtlıyorsun, kokularından kaçarak özgürlüğünü daraltıyorsun. gerek yok, cesaret yeter.
0
erty_ksk
(16.11.20)
Durum ne kadar acil olursa olsun, eğer sizin sağlığınıza zarar verecekse doktorlar kan almıyorlar. Daha önce acil kan ihtiyacında kan vermek istediğimde kilom yeterli olmadığı için benden almadılar. Sizde antikor bitmeyecek. Sizin hücreleriniz o antikoru üretmeyi öğrendiği için sizden alıyorlar. Siz tekrar üreteceksiniz. Aşı olduğunuzu düşünün. Aşı olduktan bir süre sonra antikor değerleri düşüyor ama virüsle karşılaşınca çok hızlı antikor üretiliyor.

Plazma tedavisisinin garantisi yok ama işe yararsa bir insanın hayatını kurtaracaksınız. Yine de karar sizin. Doktorla konuşun, ayrıntılı bilgilendirme isteyin, içiniz rahat etsin.
0
evrim halkasi
(16.11.20)
Plazma verebilecek durumdaysaniz lutfen verin.
Ailemde pek cok kisi yogun bakimda olum esiginden plazma tedavisi sayesinde kurtuldu. Korkunuzu anliyorum ama hayat kurtarabilirsiniz.
0
nax
(16.11.20)
hasta olsam veya bir yakınım olsa, plazma verebilecek birisi "iğneden korkuyorum" diye vermese...
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(16.11.20)
Saç gibi düşün, antikorun kökü sende. Sen saçından bir tutam kesip veriyorsun.
0
helena
(16.11.20)
(3)

Davet menüsü kararsızlığı

sacrilegious
Yarın akşama 8 kişilik misafirim var. Şöyle bir menü düşündüm:Mercimek çorbasıHumus Yoğurtlu havuç taratorZ.yağlı barbunyaÇiğ köfte(belki)ŞinitzelPattis püresiMakarna salatasıMisket limonlu salata1)Ekleme/çıkarma öneriniz var mı?2)Tatlı ne yapayım?Teşekkürler ve afiyet olsun.
Yarın akşama 8 kişilik misafirim var. Şöyle bir menü düşündüm:
Mercimek çorbası
Humus
Yoğurtlu havuç tarator
Z.yağlı barbunya
Çiğ köfte(belki)
Şinitzel
Pattis püresi
Makarna salatası
Misket limonlu salata

1)Ekleme/çıkarma öneriniz var mı?

2)Tatlı ne yapayım?

Teşekkürler ve afiyet olsun.
0
sacrilegious
(13.11.20)
öncelikle şu covid döneminde açık havadasınızdır umarım diyerek gireceğim (aklıma ilk gelen bu oldu)

afiyet olsun, çiğ köfte gereksiz görünüyor. yeterince karbonhidrat var zaten.

tatlı da sütlü bir şey olabilir tavuk göğsü gib.
0
lcha
(13.11.20)
ana yemek şinitzel ise çok hafif kalır. değilse ana yemek nerde?
makarna salatası ve püre yapmayın yerine protein ağırlıklı bi ana yemek yapın.
0
etna
(13.11.20)
Ana yemek yok burada. Yemeklerin türü de hep meze tarzı. Anlıyorum ki alkol alınacak. Mercimek çorbası şinitzel ve makarna salatası yeterli.

Ama alkol odaklı bir toplanma değilse sadece yemek davetiyse bu biraz enteresan geldi bana. Daha oturaklı bir menü hazırlamak gerekebilir sanırım. Pilavı püresi varsa yanına bifteği veya işte etli bişeyi olur. Mütevazı bir menü olacaksa da bu liste mütevazılıktan çok uzak gibi. Özellikle de harcanacak zaman anlamında.
0
1bir1bir1
(13.11.20)
(3)

Engin Koç'un kucağındaki kadın kimdir?

turkish tekila
Böyle anlamsız bir şeyin kafamı meşgul etmesi ayrı bir konu, dilimin ucunda bir türlü hatırlayamadım
Böyle anlamsız bir şeyin kafamı meşgul etmesi ayrı bir konu, dilimin ucunda bir türlü hatırlayamadım
0
turkish tekila
(13.11.20)
Serpil Çakmaklı.
0
deer hunter
(13.11.20)
Serpil Cakmakli
0
Labyrinthe
(13.11.20)
90sonrası doğumlu musun? :)

Serpil Çakmaklı'yı hatırlamaman buna işaret :D
0
lcha
(13.11.20)
(17)

kaprisli iş arkadaşları

kakamelsokoban
selam arkadaşlar. aslında soru değil de dertleşmek gibi yazmak istedim buraya, çok daraldım çünkü. bi devlet kurumunda çalışıyorum, kadınların yoğun ağırlıklı olduğu ancak bu kadınların yaklaşık %80inin 30 yaş üstü ve bekar olduğu bir kurum. evli olanlarımız %20lik kısım kadar ve bunun da aşağı yuka
selam arkadaşlar.
aslında soru değil de dertleşmek gibi yazmak istedim buraya, çok daraldım çünkü.

bi devlet kurumunda çalışıyorum, kadınların yoğun ağırlıklı olduğu ancak bu kadınların yaklaşık %80inin 30 yaş üstü ve bekar olduğu bir kurum. evli olanlarımız %20lik kısım kadar ve bunun da aşağı yukarı %5i çocuklu kısmını oluşturuyoruz.

malum kamuda esnek çalışmaya geçildi, tüm personel işe bir hafta gidiyor bir hafta gitmiyor. yalnızca işe gittikleri hafta çalışıyorlar, diğer hafta idari izinli sayılıyorlar. 10 yaş altı çocuğu olanlar için de evden çalışma getirildi. kimi kurumlar direkt idari izin vermişler ama bizde iş yoğunluğu olduğu için gelip gitmekle uğraşmayın siz hep evden çalışın dediler, yani diğerleri gibi bir hafta çalışıp bir hafta izinli değiliz, hep iş başında olacağız ama memnun olduk toparlanıp eve geldik bugün de ilk haftamız bitiyor.

şimdi bu %80lik kısım için şöyle bir bilgi vericem. bu kadınlar evlenmek isteyip evlenememiş değiller. evlenip de koca kahrı mı çekicem diyip evlenmeyi hiç düşünmemiş olan, çok güzel, çok bakımlı ve hayatı doya doya yaşayan kadınlar. pandemi patlayana kadar en az 2 ayda bir farklı ülkelere giden, geniş arkadaş çevreleri olan, ekonomik bağımsızlıkları olan, kendi ayakları üzerinde duran, akıllı, kültürlü, birikimli kadınlar. bir kısmı çocukları çok seviyor ama sırf çocuk sahibi olmak için biriyle evlenip kaynana, görümce, elti saçmalıklarına bulaşmak istememişler. bunlar onların açıklamaları, benim yorumum değil bu arada. dışarıdan bakınca "yaşıyorsunuz bu hayatı" denilecek, zaman zaman kendi seçimlerimi bile sorgulatacak kadar hayatın keyfini çıkararak yaşayan bir tayfa. içlerini bilemem tabii ki.

aynı arkadaşlar çocuklularla ilgili herhangi bir pozitif ayrımcılık yapıldığında ise çıldırıyorlar. hem kendi seçimleri sonucu bunu tercih etmişler, ama en basiti 10 yaş altı kadınların evden çalışma hakkına o kadar kızmışlar ki bakanlığa kadar arayıp iptal ettirmekle uğraşıyorlar. en sonunda onların gazını almak için de çocuklular da haftada 2 gün işe gelsin o zaman diye karar çıkmış. pazartesi ve salı günleri işe gideceğim ama haftada 2 gün kızımı kime bırakıp gideceğim kara kara düşünüyorum şu an. eşim de sağlıkçı olduğu için izinleri kapalı, ne yazık ki onunla dönüşümlü çalışma şansım yok, eve bile zor geliyor yoğunluktan. evet evde çocuklu çalışmak işyerinde çalışmak kadar verimli olmuyor kabul ediyorum, en az %20 kapasite kaybım var ama bunu da akşamları kızımı uyuttuktan sonra çalışmaya devam ederek kapatmaya çalışıyorum mesela. benim çocuğum var çalışamıyorum deyip kenara çekilmiyorum. kimsenin ağzına laf vermiş olmayayım diye ekstra dikkat ediyorum. asla çocuğumu kullanıp kafa izni vs gibi ayrımcılık istemedim, istemem de. ama bunu yapmayacağımı bile bile benim dışımda verilmiş bir kararda bile bana düşman oluyorlar. kararı veren ben değilim, uygulamaya koyan ben değilim. ben sadece bana verilmiş bir hakkı kullanıyorum. şikayeti olanlar gidip üstlerle konuşmak yerine bize surat yapıp laf sokarak huzursuz ediyorlar, düşmanca davranıyorlar. bu sürekli kalacak bir uygulama değil en nihayetinde. bir süre sonra yine yüzyüze çalışacağız ama yarınlar yokmuşcasına kin gütmeye başladılar iyiden iyiye. benim kızdığım ve eleştirdiğim nokta bu. şikayet merci ben değilim neticede.

kızımı bırakacak birini bulmak biraz da şu açıdan zor, hem evde kedimiz var kedi olduğu için ne temizliğe ne çocuk bakımına gelecek birini bulmak kolay olmuyordu zaten. bir de eşim sağlıkçı olduğu için pandemide yüksek risk grubunda bir çalışan olduğu için bulduğumuz bakıcılar da riske girip bizimle çalışmak istemiyor. ben de kızımı başkasının evine götürüp bırakmak istemiyorum dünya kadar kötü şey görüyoruz duyuyoruz açıkçası güvenemiyorum.

geçen hafta cuma günü işlerimi toparlamaya çalışırken bile bir afra tafralar, laf sokmaya çalışmalar, yok eve gidenler kendilerini izinli sanmasın, evden de çalışılacak sonuçta bu bir idari izin değil vs kendi aralarında konuşur gibi bize duyurmaya çalışmalar. hayırdır bir problem mi var desem, ay yok canıım sadece konuşuyoruz vs diyecekler mesela sanki ben yok yere problem çıkarıyormuş gibi olacağım. lanetler olsun zaten son gün diye sustum, duymamaya çalıştım, bütün dertleri üzerimize oynayıp birimizle kavga çıkartıp içlerini dökmekti ama ne ben ne de diğer anneler sesimizi çıkartmadık nasılsa uzun süre görüşmeyeceğiz diye.

şimdi de pazartesi salı 2 gün kızımı kime nasıl bırakıp gideceğimi düşünmek zorundayım sırf onların çekememezliği yüzünden.

daha önce de buna benzer bir şey oldu mesela, aldım karşıma konuştum en çok sesi çıkan bir tanesini. dedim ki neden böyle yapıyorsun bu senin tercihinse sen kendi seçiminin ben kendi seçimimin sonuçlarına katlanacağız. ben 3 senedir işe uykusuz geliyorum, kakasıydı, kusmuğuydu, hastalığıydı, dişiydi bilmem ne derken bütün hayatımın ekseni kaydı ama ben istedim ben doğurdum bunları göze alarak yaptım bu çocuğu. bir yandan eşimin ailesi de sorunlu insanlardan oluşuyor, bir sürü ailevi sorunla da boğuşuyorum. sen bunların hiçbiriyle uğraşmak istemediğin için kendini bunlardan uzak tuttun. ben bu sorunlarla boğuşurken sen norveçte kuzey ışıklarını izliyordun örneğin. ya da dünyanın herhangi bir yerinde arkadaşlarında geziyor, eğleniyordun. herkesin hayatının kendine göre artısı eksisi var, neden böyle kendi işine yaramayan bir şey olduğunda düşman kesiliyorsun diye sordum.

verdiği cevap şu oldu.

"senin seni seven bir kocan, mutlu bir evin, güzel sağlıklı bir çocuğun var. benimse ne sevenim, ne de sevdiğim var. sen üzülsen bile evine gider ailenle teselli bulursun benim bunları yapma şansım yok. o yüzden sen üzülsen bile tolere edebilirsin ama ben edemem. o yüzden işime gelmeyince sesimi çıkarıp durumun düzeltilmesini istemek benim hakkım."

belki de yanlış düşünüyorum ama bu düşünce tarzı bana bencillik gibi geldi. ben böyle bir şey düşünsem dahi karşımdakine bu kadar açık konuşacak kadar cesur olabileceğimi sanmıyorum açıkçası.

ben bunu saf bir bencillik olarak değerlendirdim. siz olsanız ne düşünürdünüz?

Cevap verenlere şimdiden teşekkürler, sevgiler.
0
kakamelsokoban
(13.11.20)
Akıllı, kültürlü, birikimli demişsin de bence bunlar geri zekâlı. Siz de onları üstünüze şikâyet edin.
0
dissendium
(13.11.20)
Kadınların çalışmasının yasaklanması lazım slkdgjsdgj. Şaka bi yana ortam çok kötüymüş hocam geçmiş olsun.

İkiniz de haksızsınız bence.

İşyerinde verilen maaşın, tanınan hakların sadece işle ilgisi olması lazım, aileyle, iş dışındaki hayatla ilgili değil. O açıdan arkadaşlarınız "ortada bir haksızlık var" demekte haklılar. "Benim çocuğum var zaten hayatım zor vs." şeklinde düşünmeniz hatalı.

Öte yandan devlette çalışıyorsunuz ve bu konuda kararların akıllı mantıklı bir şekilde alınması zaten imkansız. O durumda "o da gelsin" yerine "ben de gitmeyeyim" demek lazım. Bunu kişisel bir mesele haline getirmek manyaklık.

Yine de "onlar yüzünden böyle oldu" diye düşünmeyin, yani size verilen o hak zaten adil değildi, hiç verilmeseydi zaten bakıcı vs. bir şey ayarlamanız gerekecekti. Bakıcınızı ayarlayın. Sadece annelere özel bir düzenleme yapıldığında "yahu onların ne suçu var, onlara da bu hakkın tanınması gerek" diyin, siz de bencillik yapmayın. Belki zamanla düzgün bir iletişiminiz olur.
0
plutongezegendegilmi
(13.11.20)
Aslında sorunun kaynağı bu evden çalışma konusunun tüm çalışanlara eşit olmaması. Çalıştığınız kurumun çalışanlar arasında bir tartışma ortamı oluşmayacak şekilde bunu planlaması gerekirdi. İş yerine çalışmaya gelenlere ek izin mi eklenir, ek maaş mı eklenirdi bu tartışma ortamı oluşmasın diye ayarlamaları gerekirdi. Sizin bahsettiğiniz durumda ister istemez çalışanlar arasında bu şekilde tartışma ortamı oluşması normal.

Siz nasıl iş arkadaşlarınız için dışarıdan baktığınızda "hayatlarını yaşıyorlar, keyifleri yerinde, şanslılar" diye düşünüyorsanız şuan onlarda siz evli, çocuklu olduğunuz için sahip olduğunuz haklar için "ne kadar şanslı, evinde çalışırken keyfi ne kadar yerinde" diye düşünüyorlar. Bu düşüncenin kaynağı da iş yerinin yanlış planlaması.

Onların yaptıkları yanlış size böyle tavırlı davranmaları doğru değil. Sonuçta bu sizin kendi düzenlemeniz değil. Ama sizin tavrınız aynı şekilde yanlış. İnsanların ne yaşadıklarını bilmeden bu şekilde konuşmanız hiç doğru değil. Onların evlilikleriyle ilgili sorunları yok, çocuklarıyla ilgili sorunları yok, eşlerinin aileleriyle ilgili sorunları yok ama başka sorunları olup olmadığını bilemeyiz. Bir insanın dışarıdan hayatı yaşıyor gibi gözükmesi, hayatında sorunlar olmadığı anlamına gelmez. Ben bebek bakıp sabaha kadar uyumuyorken sen gezip tozdun diyemezsiniz. Bilemezsiniz insanlar ne yaşıyor.
0
GoodMorningTeacher
(13.11.20)
Ben bu hikayedeki evlenmemeyi tercih etmiş olan tarafım. Benzer bir durum benim çalıştığım yerde de yaşansa ben de karşı çıkardım. Ama tutup "onlar da işe gelsin" diye değil, hep beraber evden çalışalım madem" olarak ayaklanırdım muhtemelen.

Çocuğu olan birine pozitif ayrımcılık yapılmasını doğru bulmuyorum. Üremek ya da ürememek kişinin kendi tercihidir. Evlenmek de öyle. Ama sırf biri üredi diye ona ek avantaj sağlanıyorsa, hayatında tercih etmediği bir şey yüzünden karşıdaki kişi neden haksızlığa uğrasın ki?

Not: Kendi açından baktığında haklı görebilirsin ama ben de kendi açımdan baktığımda eksik kısımlar görüyorum.
0
lcha
(13.11.20)
Yukarıda yazan arkadaşlara katılmakla birlikte, o insanlar bir şeyler yaşamıyor da olabilir. Keyifleri inanılmaz yerinde de olabilir. Bu da kendi hayatlarını planlamaları sayesinde oluşan bir durum olur. Durup düşünmüşler bir şeylerden fedakarlık etmişler. Siz ise bunları göze almışsınız, böyle bir sorumluluğun altına girmişsiniz. Bu yanlış demiyorum bu arada, ama iki tarafın da seçimleri ve sonuçları söz konusu.

Ancak bunlar iş hayatından bağımsız şeyler. Size “siz çile çektiniz bebek baktınız, bu da ödülünüz, evden çalışın.” Denmemiş. Nedense öyleymiş, bu doğal bir hakkınızmış gibi yazmışsınız. Üzgünüm ama değil. Çocuğunuzu bırakacak yer olmaması vs büyük sıkıntı anlıyorum ama günün sonunda işyerindeki kimseyi ilgilendirmez bu. Tamamen sizin sorununuz. Bunları göze alan sizsiniz. Bu bir pozitif ayrımcılık hakkı doğurmuyor. İnsanlar pandemin ortasında işe gitmek zorundaysa siz de gitmelisiniz, evden çalışılabiliyorsa onlar da çalışabilmeli. Özel hayatınızda ne olduğu burada bir parametre değil.

Arkadaşınız da inanılmaz saçmalamış bu arada eklemeden geçmeyeyim. İkinizin argümanlarını da haksız buldum.
0
anneboleyn
(13.11.20)
Ben de arkadaşlara katılıyorum. Bu noktada "benim çocuğum var, öyleyse başkalarına tanınmayan bir rahatlık hakkı bana tanınmalı" gibi bir şey bana biraz ayrımcılık gibi geliyor. Bu devlete göre pozitif olabilir ama çocuksuz bir vatandaş olduğum için bana bildiğin negatif ayrımcılık yani. Sizin çalışma rahatlığınız, başkalarına ekstra iş yükü olarak da yansıyor veya yansıyacak olabilir. Sizin covid olma riskinizi neden bekar takım arkadaşlarınız üstlensin?

Ancak, bu insanlarla neden bu münakaşaya girdiğinizi anlayamıyorum. Ben olsam devlet vermiş kardeş, paşa paşa hakkımı kullanıyorum der geçerdim. Bunu niye bu kadar kafaya takıyorsunuz ki?
0
roket adam
(13.11.20)
arkadaşlar genel olarak şunu söylemek istiyorum ben burada evden çalışmak benim hakkım demedim yalnızca bana böyle bir hak verilmiş ve ben bunu kullanıyorum dedim. ama arkadaşların sinirlenip muhatap alacağı bir merci değilim ben, şikayet olanlar üst merciye gerekli başvuruyu yapmak yerine gelip bana ve diğer annelere çemkirmeleri, laf sokmaları sizce normal mi yani? eleştirdiğim nokta bu. evet ortada bir haksızlık var ama bu haksızlığı yaratan ben değilim, çözüm noktası da ben değilim bunun için idari kısım var. onlar bana, ben onlara kavga ederek çözülecek bir şey değil bu. hoşuma gitmeyen bir uygulama olduğunda ben de o uygulamaya katılanlara mı surat yaparak çözmeliyim yani?

bir de sen de geziyorsun tozuyorsun diye ona söylememin sebebi başta o arkadaşın senin çocuğun var eşin var hayat sana güzel demesi üzerineydi zaten. sen benim hayatımın olumlu yanlarını görüyorsun ama senin hayatının da bana göre olumlu yanları bunlar dedim. tamamen seçim meselesi sonuçta. kimse kimsenin kişisel tercihlerini ve sonuçlarını eleştirememeli bana göre.
0
🌸kakamelsokoban
(13.11.20)
bu tiplere ne dendiğini herkes biliyor ama haklılar. çocuğu olana neden pozitif ayrımcılık yapılıyormuş? bak kendin söylemişsin "benim tercihim" diye.

sadece küçük çocuğa üzüldüm.
0
ya ben lan neyse
(13.11.20)
Yav zaten haftanın 3 günü, adamları ne zaman görüyorsun da sana surat yapıyorlar da sinirleniyorsun onu gerçekten tam anlayamadım ben. 2 gün de gözünü kapat devam et derim.
0
roket adam
(13.11.20)
@j r r tolkien hayranı evet onlar bir hafta işe gelip çalışıyor diğer hafta idari izinli sayılıyor. biz her hafta evden çalışacaktık. şu an için yapılan uygulamaysa 2 gün işyerinde diğer günler evden çalışma, bizim için idari izin yok.
0
🌸kakamelsokoban
(13.11.20)
Kadınların kadınlara yaptıkları eziyeti çekememezliği kimse kimseye yapmıyor. Bekar kadınların siz çocuklu çalışanlara çemkirmeleri evet yanlış. Bu sorun bence de böyle çözülmemeli.
Bu kararı üst mercilere şikayet edip sorgulatmaları gerekir üst merci de kolaya kaçıp çözümü sizleri iki gün işe getirtmekte bulmuş. Asıl ben o arkadaşın yerinde olsam buna ses çıkarırım. Hep beraber iyi şartlarda çalışmak varken, benim şartım kötüyse onlar da iki gün gelsin madem diyip sakinleşmek çok anlamsız.
Bekar çocuksuz olup evinde yaşlı ya da kronik hasta bakan kadınlar ne olacak peki, onlara sorsak bize de izin verilsin diyecekler.
İş arkadaşınız ya da sizin için tamamen haksızsınız diyemiyorum. Ama bu süreçte işe gitmek zorunda olanlara da fazla mesai, siz evdekilerden bir saat işe geç başlama hakkı gibi iş yükünü az da olsa hafifletecek şeyler yapılsaydı keşke
0
umutsuzevjınıkı
(13.11.20)
Benim durumum birazcık farklı.
Erkeğim. 9 senedir otizmli kardeşime, yasal vasisi olarak tek başıma bakıyorum.
O süre içinde hiçbir çalıştığım iş yerinden bir ayrıcalık istemedim. Hatta ne evli insanların sahip olduğu ek haklara sahip olabildim ne de bekarlar gibi "hayatımı" yaşayabildim.

İnsani açıdan bakarsak:
Ofise zırt pırt çocuk getirilmesi, buldumcuk anne babalar, anne babaların sürekli/bazen ayrıcalık istemeleri duygusal olarak benim de canımı sıkıyor ve kendimi eksik hissetmeme yol açabiliyor. Bu konuda hayatının bir dönemine gelmiş olup da bir şekilde evlenememiş/çocuk sahibi olamamış insanlarla empati kuruyorum.

İş olarak bakarsak: Mevcut haklar neyse o. Evli çocuklu kendine verilmiş haklardan yararlanır, eşi çocuğu olmayan da avucunu yalar. Kimsenin de itiraz etmeye hakkı olmaz.

Orta yol: karşılıklı anlayış.
0
trixi
(13.11.20)
çocuk yapmak gibi tamamen bir yaşam tercihi olan bir konuyla, "bacağını kırsaydın da işe gidemeseydin ama yine de gel deselerdi ne olurdu" gibi tamamen istem dışı olan ve iş yapmaya engel olan bireysel bir sağlık sorununu nasıl bir tutabiliyorsunuz anlam veremiyorum açıkçası.
0
roket adam
(13.11.20)
çocuklu insanlara ayrıcalık tanınması gayet makul bir şey
yasal hakkını hiç acımadan kullan

o çocukların en güzel şekilde yetiştirilmesi, çocuksuz insanların kuzey yıldızlarını izledikten sonra ülkelerine döndüklerinde rahat etmelerini, emekli olduktan sonra emekli maaşlarının yatmalarını sağlayacak

hepimizin vergileri tanımadığımız çocukların okumalarına, insanların tedavi ve sosyal yardım almalarını sağlıyor
böylece sokakta yürürken cüzdanımız için bıçaklanma ihtmalimiz bir nebze engelleniyor
işimizi kaybedersek açlıktan ölme ihtimalimiz azalıyor

bi tek kirli havamız bedava
0
bir soru sorcam
(13.11.20)
çocuklu insanlara pozitif ayrımcılık avrupanın çoğu ülkesinde olan bir şey, bu tiplere sorsak avrupa şöyle güzel böyle güzel ama kıskançlık çekememezlik olunca şark kültürü damarları tutar.
çoğu ülkede çocuklu ailelere vergi indirimi, çocuk parası v.s olur. demek ülkede bunlar olsa bu tipler hasetinden kendi kendilerini yermiş.

bu anlattığın hikayedeki tipler bizim milletin genel çekememezliği aslında, sozlukte de sık sık görürüz, bu meslek niye bu kadar maaş alıyor, niye bu kadar rahat çalışıyor ben eziliyorum o da ezilsin v.s. diye her gün farklı bir konu.

sizin yerinizde olsam alttan almaz direk, hatta bu konuda sert çıkardım bir daha sizin 100metre çevrenizde bu konuyu açmaya cesaret edemezlerdi.
0
nuisance
(13.11.20)
hepsi gerizekalı +1
haklısınız
0
basond
(13.11.20)
Bence haklisiniz. Digerlerinin size gicik olmasi yanlis, size verilmis bir hakki kullaniyorsunuz alti ustu. Bu kurali da siz koymamissiniz neticede. Olmasi gereken sorunu is yerinin cozmesi, en bastan "madem evden calisilabiliyor, herkes evden calissin" idi. Veya illa ofise gitmesi gerekiyorsa birilerinin is yerinin bu durumu bir sekilde kompanze etmesi gerekirdi (ek ucret, ek izin gunu vs).

Sikayetler "hayir onlar da evden calismasin madem, bize mi sordular cocuk yaparken" ekseninden ziyade, "ee oluyormus demek ki biz de evden calisalim o zaman" ekseninde olmasi lazimdi.
0
taurina
(14.11.20)
(8)

Beyler bi kız var...

sorumu sorup gidicem
Merhaba, Yoğun çalışan bi insanım. Eve neredeyse sadece uyumaya giriyorum. Büyük bir sitede oturuyorum ve kat komşularımı bile tanımıyorum. Geçenlerde asansörde bir kadın ve bir erkekle karşılaştık. İyi akşamlar faslından sonra kadın kişisi sürekli benim kat komşum olduğunu, bazen beni gördüğünü, bi
Merhaba,
Yoğun çalışan bi insanım. Eve neredeyse sadece uyumaya giriyorum. Büyük bir sitede oturuyorum ve kat komşularımı bile tanımıyorum. Geçenlerde asansörde bir kadın ve bir erkekle karşılaştık. İyi akşamlar faslından sonra kadın kişisi sürekli benim kat komşum olduğunu, bazen beni gördüğünü, bir ihtiyacı olursa gelip gelemeyeceğini? sordu. Yanındaki arkadaşın neyi olduğunu kestiremediğimden tabii diyip uzaklaştım. 2 gün önce çöp atmaya çıkarken kapıda karşılaştık tekrar. Naber maber faslından sonra tanış olduk. O erkek kişisinin kuzeni olduğunu, yeni taşındığından falan bahsetti. Kendisini beğendim ama gerçekten çok işim vardı. Bir gün gelirsin bir şeyler ikram ederim falan dedim aaa harika olur falan derken öyle söz kestik. telefonunu almak aklımdan bile geçmedi. Ayın 7-10 günü falan iş dolayısıyla yurtdışında oluyorum. Yine o dönemlerden biri ve denk gelme şansımız düşük. Oturduğu daireyi biliyorum. Salaktan bi bahaneyle bir şey isteyip telefonunu alıp bu süreçte 1-2 kendimi hatırlatsam mı; yoksa önce iş sonra diğer iş mantığıyla döndüğümde tesadüf mü kovalasam. Arayı pek soğutasım yok güzel bi çekim almıştık birbirimizden.
0
sorumu sorup gidicem
(13.11.20)
Go go go! bir tatlı al, kendime alıyordum size de almak istedim de geç.
0
lcha
(13.11.20)
kale bos, top onune gelmis; sen vurmamak icin direniyorsun :) anlattigin kadari ile, golu at artik
0
sweetoffice
(13.11.20)
Garip bir durum. Böbreklere dikkat.
0
dissendium
(13.11.20)
İşi -en azından ikinci seferde- -istemeyerek de olsa- ağırdan aldığımın farkındayım ama tatlı götürmek veya salaktan kapısına gitmek daha önce hiç yapmadığım şeyler. Pek doğal gelmiyor. Biraz da böyle düşündüğüm için sorayım dedim.
0
🌸sorumu sorup gidicem
(13.11.20)
Tövbestağfirullah bildiğin cinsel seks teklifi. Aşağıda tasmalı bir köpek gördüm sizin mi diye kapısını çal. İşte benzer bir bahane bul, onu da mı buraya yazıyorsun. Vurduğun gol olsun, ayağına taş değmesin.
0
stewie
(13.11.20)
Boşver aga o senin peşinden koşsun hiç uğraşma.
0
Lethe
(13.11.20)
Evini biliyosan ve söz kestiyseniz telefonla falan uğraşma, geriye bir adım atmış gibi olur . Direkt müsait bir gününde yemeğe çağır ondan sonra zaten telefon melefon hepsi senin. Hele yemek falan yapabiliyosan of diyim sana
Beline kuvvet
0
yarey
(13.11.20)
Karakterine en uygun yolla yaklaş da, çok kaptırma. İyi etüt et nedir kimdir.

Senin yazdığından asansörde onu ilk defa gördüğün anlaşılıyor.
Önceden arada denk gelme-selamlaşma, asansör arkadaşlığı, köpek gezdirirken gülümseşme falan da yok. Bu durumda, yanında kuzeni de olsa bir erkek varken bu kadar rahatlıkla konuya girebilen birine kim olursa olsun dikkatli yaklaşmak lazım.
Kınamıyoruz, kıllanmıyoruz ama tedbiri de elden bırakmıyoruz.
Hadi bakalım.
0
testudos
(13.11.20)
(9)

Sevilmeyen Bir Şehirde Yaşamak Zorunda Kalmak

semsettin
Merhaba arkadaşlar Doğma büyüme İzmir'liyim. 25 yaşından sonra iş nedeniyle Ankara'ya taşındım. Sevemedim, alışamadım. Her seferinde İzmir'e gitmeyi gözler oldum. Olmadı, bir şekilde başaramadım, burada bir hayat kurdum, eşim burada çalışıyor, ben burada çalışıyorum ama hayatımdan keyif alamıyorum.
Merhaba arkadaşlar

Doğma büyüme İzmir'liyim. 25 yaşından sonra iş nedeniyle Ankara'ya taşındım. Sevemedim, alışamadım. Her seferinde İzmir'e gitmeyi gözler oldum. Olmadı, bir şekilde başaramadım, burada bir hayat kurdum, eşim burada çalışıyor, ben burada çalışıyorum ama hayatımdan keyif alamıyorum. Buraya İzmir övücülüğü yapmaya gelmedim. Herkese kendi memleketi güzeldir. Ancak doğup büyüdüğüm yere taban tabana zıt olan bu kentte resmen amaçsızca yaşıyorum, keyif almadan yaşıyorum. İstifa etmeye ve İzmir'e geri taşınıp sıfırdan bir hayat kurmaya, iş aramaya da cesaretim yok.

İnsanlara sorduğumda yaptığımın şımarıklık olduğunu söylüyor bir kısmı. Millet iş bulamıyor, sen şikayet ediyorsun diyen var. Haline şükret diyen var. Şükrediyorum orası ayrı konu. Ama keyif almadan yaşamak, sadece ölmemek için yaşamak yeterli midir? Hayatımdan keyif almıyorum. Doğduğum büyüdüğüm yerlerin sokaklarında amaçsızca yürümenin, oradaki eski arkadaşlarımla oturup saatlerce muhabbet etmenin hayalini kuruyorum. 30 yaşımı geçtim ama hala hayallerim ve düşüncelerim bu. Resmen amaçsızca yaşadığımı hissediyorum. Şehirde sevecek şeyler bulmakta zorlanıyorum. Deniz kıyısından ve nispeten rahat bir memleketten gelmenin sebebi mi bu? Kişilik yapımın etkisi mi bilmiyorum. Bana burada her şey renksiz, sıkıcı, soluk geliyor. Her seferinde memlekete gitmenin hayallerini kuruyorum.

Benzer durumları yaşayanlar var mı? Şımarıklık mı yapıyorum? Çok şey mi istiyorum?
0
semsettin
(13.11.20)
kobuzchu kiz'a ek olarak; siz acaba "buyumeyi" sevmemis olabilir misiniz ? cocuklugunuzu, gencliginizi ozluyor olabilir misiniz ? evlilik, cocuk, is derken bunlar mi size zor geldi acaba ?
0
sweetoffice
(13.11.20)
Cevaplar için teşekkür ederim.

@kobuzchu kız

Sosyal çevrem kısıtlı evet, pandemi öncesinde de kısıtlıydı. Ancak pandemiden önce dediğiniz aktivitelerin bir kısmını yaptım, evet, fakat Ankara Kalesi beni çevresi itibariyle ürkütüyor mesela. Bakın hiçbir şehri kötülemek istemiyorum, belki sorun bendedir fakat ben Çankaya ilçesi sınırları hariç eşimin elini tutup güvenle yürüyemiyorum pek fazla. Yani benim doğduğum memlekette insanlar sokaklarda yaşar, gece bile ara sokaklarda şortlu, etekli kızları bulabilirsiniz. Ben erkek olarak akşam bile dışarı çıktığımda eşimin kıyafetine karışmak zorunda kalıyorum. Yaşamayan bilemez. Deniz kıyısı rahatlığı ile iç bölgelerin soğukluğu ile ilgili bir durum belki bahsettiğim. Her yer bina, her yer gri geliyor bana. Çok klişelere girmek ve suçlama yapmak istemiyorum. Benim hissettiklerim bu. Yoksa güzel bir konsere, tiyatroya, oyuna gittiğimde mutlu oluyorum fakat Ankara "sokakta" yaşanabilen bir şehir değil. Ben özgürce kilometreler yürüdüğüm zamanları özlüyorum.

@sweetoffice

Büyümeyi sevmediğim kesinlikle doğru bir tespit fakat eşimle kendi şehrimde olsak daha mutlu oluruz diye düşünüyorum. Kısa zaman gittiğimizde zaten kendimi daha mutlu hissediyorum. Yalnızken bile yapacak bir sürü şey buluyorum. En basitinden deniz kenarında oturmak, sevdiğim semtlerin sokaklarını turlamak gibi. Ama burada bunu yapamıyorum. İzmir'de de çalıştım. Orada da dertlerim vardı fakat her gün umutla beklediğim bir şeyler yoktu, genel anlamda 10 üzerinden 5-6 mutlulukla yaşıyordum. Şimdi (pandemi öncesinde de) 2-3 puanı geçmiyordur herhalde.

@imojeen

İkimizin İzmir'de tatmin edici bir iş bulması biraz zor gibi gözüküyor. O burada mutlu. Halbuki ikimiz de İzmirliyiz ve ailelerimiz orada. Ama düzen burada oturdu işte.

Bazen düşünüyorum. doğu illerimizden birine, küçük bir şehire de gidebilirdim. Orada ne yapardım diye. Bunları düşününce yaptığım şımarıklık diyorum. Ama kendimizi mi avutuyoruz yoksa modern kölelik düzeninde her şeyi normalleştiriyor muyuz bilmiyorum. Sevdiğim şehirde, memleketimde bile yaşaamıyorsam, hangi refahtan, hangi haktan bahsediyoruz diye düşünürken buluyorum kendimi bazen.
0
🌸semsettin
(13.11.20)
sürekli arkanıza baktığınız için önünüzdeki yeni yolları göremiyorsunuz. kafanızın içi tamamen arkaya dönükken görmeniz imkansız. sevecek şeyler bulmakta zorlanmanızda bu nedenle, zihniniz o kadar ön yargılarla, geçmişle ve izmirle dolu ki yeni şeyler için alan yok zaten.

ön yargılarınızı ve geçmişte yaşamayı bir kenra bırakırsanız ancak o şekilde yeni bir hayat kurmanız mümkün olur.
0
Phoebe
(13.11.20)
Hocam 2 yol var.

a- Dönebilecek bir yol bulmak
b- Sevmeyi öğrenmek.

İkisinden birini başarabilirsiniz, hiçbir şey imkansız değil.

Sadece b şıkkına gidilecekse:
Biraz fazla taraflısınız. Ankara o kadar cehennem ve güvenilir olmayan bir yer değil. Bunu bir süre orada yaşamış ve hala da kardeşi orada yaşayan biri olarak söylüyorum. İzmirli olup Ankara'da yaşayan arkadaşlarım da epey var. Her şehrin kendine göre güzellikleri ve zorlukları var. Kabullenmek ve harekete geçmek lazım.
0
lcha
(13.11.20)
Ankara’da üniversitem nedeniyle üç yıl yaşadım.

Her fırsatta İstanbul’a geri döndüm. Bunun sosyal çevreyle bir alakası yok. Sosyal hayatımda hem etkinliklere katılıp hem de sosyal projeler yürüten, sürekli ekip çalışmasına katılan bir insanım çünkü. 5 yıl uzaklığa rağmen hala çok yakın olduğum bir arkadaş grubu da edindim.Yine de sevmedim şehiri. Tiyatro oyunlarını takip etmekle, müze gezmekle şehir sevilmiyor. Arkadaş çevresiyle de sevilmiyor.

Çünkü çirkin. Soluk. Akşam sokakları boş. Kışı insanın dışarıda vakit geçirip, gezip dolaşacağı şekilde geçmiyor. Ayrıca İç Anadolu insanı biraz şey, zor.

Şımarıklık değil. Sevmediğinizi kabullenip başka şehirde iş arayın. Keyifsiz yaşamanın ve bir yeri zorla sevmeye çalışmanın ne manası var?
0
buf-e kür
(13.11.20)
Denizi olan bir kentte doğup büyüyüp, öğrenci olarak 5 sene ankarada yaşamış biri olarak cevap vermeye geldim. Ve verilen cevaplara göz atınca kobuchu kız +1 gibi olacak.

Ben de ilk bir iki sene hiç keyif alamamış alışamamıştım. İhtiyaç duyduğum şeyleri bile alamıyordum. Eve gidince alırım diyordum. İlk yıl 40-45 otobüs biletim vardı saymıştım. Mezun olurkense bambaşkaydı.

Öncelikle Ankaradaki gerçekten en güzel şeylerden biri Devlet Tiyatrosu. (şuan içinde bulunduğumuz süreci hariç tutuyorum) Hala orada izlediğim bir çok oyunu mutlulukla hatırlıyorum. İstanbula geldim yine sayısız oyun izledim ama asla yerini tutmuyor. Ankaradaki bütün sahnelerde gidip oyun izlemişliğim vardır. O açıdan bile güzel. İstanbul gibi ulaşmak için sürünmüyorsunuz. Bence sık sık gitmeye çalışın bilemiyorum sever misiniz ama.

Sonra Ankara yürümek, dolaşmak için çok güzel bir şehir bence. İstediğiniz yere şıp diye de varabiliyorsunuz. Küçükesad, Bestekar, Tunalı, Tandoğan, ve hatta Sakarya Caddesi bile gezinmesi eğlenceli yerler gibi gelirdi bana. Buralarda arkadaşlarınızla yiyip, içip eğlenebileceğiniz yerler için seçenek de çok. İsterseniz 2 saatte moddan moda takılabilirsiniz.
Ben mesela binaların üst katlarında bar cafe bistro kitapevi şu bu olması olayını ilk kez Ankarada görmüştüm. Çok garip gelmişti. Karanfilde filan hiç kafamı kaldırıp bakmamışım bu binaların üstünde ne var acaba diye. Sonra onu keşfedince tek tek çoğunu denemiştim.

Ben avm hiç sevmem ancak Ankara da Kent Parkı çok severdim mesela. Belki içindeki Arkadaş Kitap evinden ve çok büyük olmasına rağmen az dükkan olmasından dolayıdır. O kitapevini saatlerce dolaşmak çok hoşuma giderdi çünkü rahatsız edecek pek bir şey olmazdı. Kalabalık yoktu, sakindi.
Mogana bisiklet sürmeye yürüyüşe gidebilirsiniz.

Biraz da Phoebe +1 olsun. Bence orada size aileyle beraber hatta bazen kendi kendinize yapması eğlenceli şeyler bulabilirsiniz.

Bence her boş vaktinizde Ankarada gitmediğiniz/yapmadığınız bir şeyleri deneyin. Onları yaparken başka şeylerle de karşılaşırsınız derken derken bir şeyler çoğalır.
0
a perfect lie
(13.11.20)
Uzun uzun ne güzel cevaplar yazmışsınız ya. Güzel insanlarsınız. Çok teşekkür ederim hepinize. Burada farklı bakış açıları görüyorum, kendimi değerlendirmemi sağlıyor.

Umarım bol bol cevaplar gelir. İnsanların tecrübelerini ve fikrini öğrenmek beni sevindiriyor.
0
🌸semsettin
(13.11.20)
Sorun şehirlerle alakalı değil. Bulunduğunuz şehir Ankara değil de İstanbul'un deniz kıyısında yer alan güzel, sakin, güvenli bir semti olsa yine aynı hissederdiniz. İzmir'e taşınsanız yine aynı şekilde amaçsızca yaşayıp, hayattan keyif almamaya devam edeceksiniz. Siz sanırım yaşadığınız sorunlara çözüm olarak İzmir'i görüyorsunuz ama öyle değil.

Ankara, İzmir'e zıt bir şehir değil. Siz İzmir'de taşınsanız orada yaşasanız hayatınız daha güzel olacaksandığınız hiç böyle düşünüyorsunuz. Üstelik İzmir'in her noktası sizin anlattığınız gibi değil.
0
GoodMorningTeacher
(13.11.20)
Ankarada izmirde çöp şehir. Tatavaya hiç gerek yok İstanbul'a gel :D

Buf e kür Ankara'nın durumunu çok iyi özetlemiş. Ağzına sağlık.
0
eazy
(13.11.20)
(20)

hic evlenmeden olen insan

slalom
az evvel sözlükte basliga denk geldim de sizin var mi hic cevrenizde hic evlenmemiş mesela 50 yas ustu kimse? ne mesela genelde asil sebep?baslik (git:https://eksisozluk.com/hic-evlenmeden-olen-insan--5075555)
az evvel sözlükte basliga denk geldim de sizin var mi hic cevrenizde hic evlenmemiş mesela 50 yas ustu kimse? ne mesela genelde asil sebep?

baslik (git:eksisozluk.com)
0
slalom
(13.11.20)
var. abla kardeş hatta. aynı evde yaşıyorlar. erkek olanı evlendirme çabaları oldu ama gerçekleştiremediler.

biri daha vardı. kardeşi hastaydı. ona bakardı hep. o vefat etti. sonra babasıyla başbaşa kaldılar. babası da vefat edince kendini soyutladı. ona da bir teklif gitti ama çok feci tersledi. daha sonra banyoda kalp krizi geçirmiş. 3 gün sonra mı ne bulundu evde.
0
sutlu nescafe
(13.11.20)
Ben soruyu tam anlamadım, ölmüş mü olması gerekiyor yoksa 50 yaş üstü evlenmemiş mi eğer öyleyse benim baya tanıdığım var. Bir tanesinden bahsetmem gerekirse kendisi şu an 55 yaşında geçmişte çok ilişkisi oldu ama hayal kırıklarıyla bitti sonrasında da istediği kafa dengi birisi çıkmadı karşısına arada flörtleri oluyor ama evliliği seçmedi. Çok donanımlı, muhabbeti harika ve güzel bir kadın. Ama benim asıl anlayamadığım evlenmemiş insanlara neden uzaylı muamelesi yapıldığı. Az önce başka bir duyuruda da aynısını yazdım, yine yaziyim herkes evlenmek zorunda değil.
0
carmenta
(13.11.20)
@sutlu tam olarak boyle bi şey gecmisti icimden yalnız olen biri, çok hazin geliyo bana nedense. çok merak ediyorum hikayesi neydi acaba nasıl gecti ömrü, hic istedi mi yoksa gayet keyfi yerindemiydi falan filan...


@carmenta tabi ki kimse evlenmek zorunda degil, bu bi tercih. ben sadece kisisel hikayeleri merak ettim o kadar.
0
🌸slalom
(13.11.20)
kendisini kardeşi ve babasına adamıştı. sosyal bir hayatı yoktu. ikisi de öldükten sonra akrabaları olarak bizlerden iyice uzaklaştı. zaten inançlıydı. iyice dine düştü. hatta teyzem yaşında, teyzem yerine koyduğum biriydi. bir keresinde benimle tokalaşmadı bile.
annemle, teyzemle telefonla bile görüşmemeye başladı. 212de oturuyordu. gel 216ya alalım dediler. akrabalara yakın ol dediler dinlemedi.
sonra da kapısında gazete ekmek birikmeye başlamış, komşular içerden su sesi duymuş. öleli 3 gün olmuş falan. öyle işte...
0
sutlu nescafe
(13.11.20)
Annemin kuzeni var, kadın. Gençken bir sevgilisi olmuş ve ona kaçmış, adam evli çıkmış ve bizim aile aşırı muhafazakar olduğu için muhtemelen kadın kendini bir travmanın içinde bulmuş. İdealindeki adamı bulsa evleneceğini söylerdi ama bu durum hiç gerçek olmadı bildiğim kadarıyla.

Ayrıca herkes evlenmek zorunda değil+1
0
Unde bach canim
(13.11.20)
evlenenler de yalnız ölüyor? babaannemin 5 çocuğu var mesela, ama kadın şu an yalnız yaşıyor. ölse yalnız ölmüş olacak. dedem de bir başına öldü. demem o ki, yalnız ölmek-bekarlık ilişkisi çok zorlama/uydurma bence.
0
hazen
(13.11.20)
ben de direk size ters çıkar gibi oldum ama toplumun dayatmalarını hayatım boyunca anlamamış ve tamamen de karşı birisiyim. maalesef bizde birisi boşanır hemen aa ne kusuru vardı acaba denir, evlenmez yine ayni, beraber yasar ayiplanir. yoksa kisiel merakiniza tamamen saygim var. bir kac ornek daha veriyim o zaman bir tanesi yillardir sevgilisiyle beraber yasiyor ama evlenmediler benim gozumde evlilikten hic bir farki yok gerci. Bir de babamin arkadasi vardi o da evlenmedi hic cok kiz arkadasi oldu onun da, beraber yasadiklari oldu ama is evlilige gelmedi hic bir zaman. Tamamen sansla ilgili bence, eger o kisi karsina cikmiyorsa ne yapabilir ki ve bence bu karari genelde mantik evliliginin ne kadar sacma oldugunu dusunenler aliyor.
0
carmenta
(13.11.20)
bol miktarda var. hemen aklima 4 kisi geldi mesela, ikisi erkek, ikisi kadin.

erkekleri cozmek kolay, bir tanesi kesin gay, hatunlardan uzak duruyor, su anda 70'e merdivendayamis vaziyette.

Oburu zamaninin hizli playboy'u imis, pil bitince ki bu 50lerin sonuna denk geliyor evlenmeye calisti ama bu arada para sikintisi da cektigi icin malesef kimseyi bulamadi ve yakin zamanda oldu gitti. Bunun kiz kardesi var o da 60'i gecti herhalde, evde tek basina beyaz atli prensini bekliyor.

Hatunlari cozmesi zor, ama biri yuzunden dayak bile yemisligim var. Uzak bir akrabaydi babaanneme gelip giderdi, hic evlenmedi saniyorum yakin zamanda vefat etti. 4-5 yasinda falandim, baktim hatun gelip gidiyor ama ortada bir cocuk yok, ben de babaannemde sikiliyorum biri gelse de oynasak kafasindayim. Hatuna senin neden cocugun yok? diye sordum, hatununun aglamaya baslamasi ve benim babaannemden tokadi yemem herhalde 2 saniye kadar surdu. Neden tokat yedigimi uzun sure cozemedim. Bu da boyle bir animdir :D
0
cooperr
(13.11.20)
2 tane akrabam var. Biri sağlık nedeni, biri de ailelerin anlaşamaması sonucunda.
0
horowitz
(13.11.20)
arkadasimin annesinin teyzesi. 70 ustundeydi kadin, hic evlenmemis (kizkardesi de o da)

bu kadin banyoyu temizlerken camasir suyuyla tuz ruhu karistirip zehirlendi.

herkes evlenmek zorunda degil ama hic kimseyle olmadan yasayip olmek bana da hazin geliyor.
0
yoggi
(13.11.20)
yaşamın en güzel amaçlarından biri sevmek ve bundan mahrum kalanlar icin, hayat sartlarinin talihsizlikleriyle koca bir ömrü yalnız, belki sevmeden sevilmeden geçirmiş insanlara çok üzülüyorum. belki kendisine sorsan varligini bilmediği bi duygu icin yok ben gayet iyiyim kafam rahat kimseyi çekemem diyecekti ama var mi su dünyada butun aklin ve kalbinle emin olarak bir başkası tarafından sevilmek kadar güzel bir duygu?
0
🌸slalom
(13.11.20)
biri 53 biri 50 yaşında abla kardeş var. aile evinde kalıyorlar, yani anne babalarıyla.
şans, talih, kader, kısmet işte. evlenecekleri insan denk gelmedi. gelse evlenirlerdi.
hayatlarında insan oldu ama evlenemediler. ama evlenememiş olmayı da kafaya takmıyorlar.
ben şu açıdan üzülüyorum: anne veya baba olma duygusunu tadamamış olmak. (ben de tatmadım, orası ayrı)
yani dünya üzerinde olan ve başkalarının yaşayarak mutlu olduğu bir şeyi deneyimleyememiş oluyorsun.
sana anne/baba diyerek koşan bir çocuk.. ne bileyim. güzel olurdu herhalde.
yaşıtlarının üniversite mezunu çocuğu varken, onlar bebeği olma duygusunu bile tatmadan ölecekler. (belki ben de).. ölmek mesele değil de, dünyada olan ve herkesin deneyimlediği bir şeyi deneyimleyemiyorsun işte.

bir de yazdığın şuna takıldım:
"yalnız olen biri, çok hazin geliyo bana nedense. çok merak ediyorum hikayesi neydi acaba nasıl gecti ömrü, hic istedi mi yoksa gayet keyfi yerindemiydi falan filan.."

yalnız ölmek niye hazin geliyor dostum, evli olsan da yalnız ölebilirsin. evliliği bir yalnız ölmeme garantisi olarak görmek saçma değil mi? elvis presley evinin banyosunda ölü bulundu mesela, evli değilse de evinde kız arkadaşı vardı. yalnız ölmek hiç umrumda değil. bu beni hiç tedirgin etmiyor.
0
tabudeviren
(13.11.20)
Kac yasindasiniz ve nerede yasiyorsunuz cok merak ettim.

Sevgiden mahrum kalmak mi
Yalniz olen kisinin hazin hikayesi mi... cok ilginc buldum dusuncelerinizi.

Herkes evlenmek zorunda olmadigi gibi her evli de sevilip sevmis olmuyor. Icime dogan bulundugunuz cevrede bu tur insanlarin bolca olabilecegi. Gorucu usulu falan evlenirler, cocuk da yaparlar, toplum gozunde evli mutlu cocuklu olurlar :) peki evin icinde ne yasaniyor, kimse bilmez.. bu insanlar bosanmaya da karsilardir yani bi omur gercekten evli kalirlar. Bu mudur yani hazin olmayan hikaye.

Obur yanda nikah kiymayip ciddi ask yasayan da var. Kimisi evet 50sinde ayrilabilir ve hayatina bi daha kimseyi almayabilir. Bu kisiler simdi sizde uzuntu mu yaratiyor.

Ayrica evlenip cocuk sahibi olan ve yalniz olenler de var. Cocuk ailesine bakma araci olarak gorulmemeli, cocuk da kendi hayatini kurup sinirli bir bakim saglayabilecek sonucta ailesine.

Gene sanki sizin dusunce yapinizin cevresine gore cocuk, dul kalan ebeveyni evlenince yanina almali.. yok oyle bi sey.

Kisacasi bekarlar yalniz olur, sevgiden mahrum kalir gibi bi dusunce hos ve anlamli degil.
0
Kittie
(13.11.20)
Kimisi ailesine bakmak için evlenmiyor, sonra da yaş geçiyor zaten. 60 yaşlarda bir komşumuz var o da evlenmemiş. Yaş ilerledikçe bir başkasına katlanıp beraber yaşama düşüncesi zor geliyor diyordu
0
gazozailacatmauzmani
(13.11.20)
İlerleyen zamanlarda ben olacağım bu sanırım. Çok istiyorum; mutlu olayım, mutlu edeyim minnoş minnoş çocuklarımız olsun. Her gün maceradan maceraya atılalım. Ama olmuyor işte. İlk girişi beceremiyorum. Tanışıyorum ama devamı gelmiyor. Hep hüsranla bitiyor. Geçenlerde bi kız var diye soru sormuştum buraya, o işte yattı. Halbuki çok iyi anlaşıyorduk. Bence bu dünyada beni sevebilecek biri yok.

Burada yazılanları okudum daha kötü oldum. Sanırım bende bir gün banyoda sessiz bir şekilde tek başıma öleceğim. Halbuki böyle bitmemeliydi hikayem :(
0
top_secret
(13.11.20)
Hiç evlenmemiş olanda var, evlenip ayrılmış ve bir daha evlenmeyende var çevremde. yalnız yaşamayı kotarabilen bir mizacınız varsa evlilik şart değil, öyle bir modda da değil hiç biri, ben de dahil. mutluluğu sadece hayatında birinin olmasına, dış faktörlere, 2.-3. şahıslara bağlamak sağlıklı gelmiyor misal bana. mutluluk dediğimiz şey içsel bir motivasyon. elbette keyifli bir yol arkadaşlığı çok güzel ama olmuyorsa da olmaz. sanki kendini gerçekleştirmenin tek yolu buymuş gibi düşünmek, yalnızlığa bu kadar trajik anlamlar yüklemek tamamen kültürel kodlarımızla ilgili. varsayalım banyoda öldüm, 3 gün sonra bulundum. yahu zaten ölüp gitmişim ne durumun farkında olacağım ne nasıl bulunduğumun önemi olacak, toprağa gömecekler olcak bitcek işte.

dipnot olarakta bunu yazmadan geçemeyeceğim; aynı evde yaşayan evli ve hatta çocuklu ama birbirlerinden nefret eden, herkesin cep telefonu ve sosyal medyası ile yaşadığı ve birbirleriyle sıfır iletişimi/bağı/teması olan milyonlarca insan var. yalnızlık kime göre neye göre...
0
Phoebe
(13.11.20)
Evli çocukluyken de yalnız ölebilirsiniz. Hümeyra'nın oğlu gibi. Yanlış insan insanı kanser eder, kalp krizi geçirtir.
0
gelmeistemem
(13.11.20)
Halam 54 yaşında, hiç evlenmedi. İnanılmaz sosyal ve çok sayıda hobisi olan bir insan. Hiç evlenmek, evini ve hayatını paylaşmak istemedi. Yaklaşık 8 yıldır süren bir ilişkisi var, evlenmeyi düşünmüyorlar.
0
fotrsapka
(13.11.20)
Evliliğin ne halt olduğunu anlamış aydınlanmış insanlar oluyor bunlar genelde.
0
lcha
(13.11.20)
Evlenmek istememiş ve evlenmemiş yok. Evlenmek istemiş ama evlenememiş bir kadın ve bir erkek . İki tanıdık var.
Emin olun ikisi'de uyumsuz ve geçimsiz insanlar.
0
ycaycayca
(13.11.20)
(5)

4-5bin tl'ye laptop kalmadi mi?

fakyoras
Selam,Laptop bakiyorum, hepsi ates pahasi olmus. Ram'i 8gb olsun diyince bir anda fiyatlar 6-7bine cikiyor. 4, en fazla 5bine onereceginiz laptop var midir? En fazla autocad'de goruntuleme icin kullanilir, bir gelistirme yapilmaz. Babama laptop bakmistim birkac ay once ( https://www.eksiduyuru.com/
Selam,

Laptop bakiyorum, hepsi ates pahasi olmus. Ram'i 8gb olsun diyince bir anda fiyatlar 6-7bine cikiyor.
4, en fazla 5bine onereceginiz laptop var midir? En fazla autocad'de goruntuleme icin kullanilir, bir gelistirme yapilmaz.

Babama laptop bakmistim birkac ay once ( www.eksiduyuru.com ) linkini koyduklarim 4bin civarindaymis agustosta. Simdi 7-10bin lira olmuslar... agustostan bu yana ne degisti boyle ya?
0
fakyoras
(12.11.20)
Delirdi hepsi, bu kadar yükseltebiliyorsam az daha vereyim mac alayım en azından satarken para eder diyorum ben de.

doların artışına paralel coşturdular bir de yurtdışından gelememesi mevzusu var. Sanırım pandemi sebepli üretimin azalması durumu da var. baya zor dönemler.
0
lcha
(12.11.20)
ağustostan bu yana dolar ve euro arttı.
0
sutlu nescafe
(12.11.20)
Yurt disindayim ben, olmadi gelirken alacagim bir tane ama onda da klavyeye sticker yapıştırmak, daha rahat olmasi icin yeni adaptor almak gerekecek :/

1 agustosta dolar 7tl imis, simdi 8 desek fark bundan cok fazla
0
🌸fakyoras
(12.11.20)
vergiler falan geldi galiba.
temmuz ayında 3200e aldığım "eh işte bilgisayar" 6500 üstüne çıkmış. i3 10.cu nesil, 8gb ram, 256gb ssd. harici ekran kartı falan da yok.
0
sutlu nescafe
(12.11.20)
Ek vergi falan yok, 2 durum var,
Biri kur çok ciddi arttı, firmalar mal getirirken kur artışı kötü senaryodan hesapladıysa belki fiyatlamaları doların 9 lira olmasından bile hesaplamış olabilirler, kurun sapık hareketler yapmadığı dönemde pahalı girse bile kampanya ile normalleştirirlerdi normalde, pek kolay değil şu dönemde.
İkincisi muazzam bir talep var laptoplara, bu sebeple de karaborsa oldu bir kısmı, yani sizin duyurunuzda stokta görünenler 3. taraf satıcı, bunlar stoklayıp pahalıya koymaktan başka bir şey yapmıyor, yoksa ne lenovo ne resmi kurumsal mağazalar ooo çok talep var diyip bindirme yapmıyor fiyatlara (indirim de yapmıyorlar ama pek)

Bunun dışında ortalama bir laptop 600-700 euro oluyor avrupada da 10 ile çarptığınızda o yazdığınız tutar çıkıyor.
Özel bir kampanya bulmadıkça ABD dışında bir yerden ucuza laptop da bulmak zordur.
0
atom karincanin torunu
(12.11.20)
(8)

Alıngan insanlar

sydney
Alıngan insanlar bana biraz büyüyememiş ya da her şeyin kendi etraflarında dönmesini arzu eden insanlarmış gibi geliyor. Kötü niyetli değiller ama önceki cümlede dediğim gibiler. Sizce?
Alıngan insanlar bana biraz büyüyememiş ya da her şeyin kendi etraflarında dönmesini arzu eden insanlarmış gibi geliyor. Kötü niyetli değiller ama önceki cümlede dediğim gibiler. Sizce?
0
sydney
(12.11.20)
Alındığı konuda gerçekten kendisini eksik hissediyor.
Kompleks yapıyor.

Bill Gates'e fakir desen alınmaz.
Arkadaşına desen alınır
gibi
0
summatinyourteeth
(12.11.20)
attention bunlar hep, attention wh.

kötü niyet değil ama çocuklukta onlara gösterilen ilginin devam etmesini istiyorlar.

bazen eksik hissetme söz konusu olmayabilir. o konuda kendisine çok fazla güvense bile ilgi için özellikle böyle davranabilir. hatta alındığı konuda gerçekten ciddi bir eleştiri almışsa, alınganlığı bırakıp saldırı moduna geçer.
0
stewie
(12.11.20)
En büyük alınganlar anneler, babalar.
Hani evladına yaptığını karşılık beklemeden yaparsın ya, tam tersi. Ben böyle olduğunu evlenince gördüm. Hava yağmurlu desem "sen bana ördek dedin" durumu oluşabiliyor. Biraz ego, biraz da iyi niyetli biriysen yandın. Üzüntüsüyle yönetiyor çevresini.
0
SiyamkedisiZorro
(12.11.20)
çocukluk döneminde ilginin eksik verilmesi ya da inanılmaz derecede fazla ilgilenilmesi gibi durumlarla ortaya çıktığını düşünüyorum.

böyle aşırı alıngan bir arkadaşım var. çocukken gereksiz bir şekilde üzerine titrediler, aşırı müdahaleci bir ailesi vardı yakından şahidim. bu arkadaş ortamda alakasız bir konu konuşulduğunda bile devamlı üstüne alınıyor, kendini sorgulamaya başlıyor. daha sonra da hiç onu kastetmememize rağmen savunma geliştiriyor, surat asıyor ve günlerce alınıyor.

kötü niyetli değil elbette ama çevresindekiler için yorucu bir karakter. her ne kadar onu sevsem de sık görmek istemiyorum mesela.
0
muslugubozukhayrat
(12.11.20)
ilgi sevgi eksikliği ve ihtiyacından oluyor. Ama bunu kendi kontrol edemiyor olabilir. Çok sevdiğim ama aşırı alıngan 2 arkadaşım var. kabullendik :D
0
lcha
(12.11.20)
Eski alınganlardan biri olarak "biraz büyümemiş" yorumuna katılıyorum. Ancak her şeyin kendi etrafımda dönmesini hiçbir zaman arzu etmedim.

Artık neredeyse hiçbir şeyi sallamıyorum. Kim ne derse desin umrumda değil. Demek ki biraz büyümüşüm :)
0
himmet dayi
(12.11.20)
alınganlık eşittir eziklik diyebilecek kadar kaba, gaddar ve terbiyesiz biriyim.
0
d e j i n
(12.11.20)
psikolojik nedenleri değişir kişiden kişiye ama benim herhangi bir ilişki sürdürmekte çok zorlandığım insanlar oluyorlar.
dolayısıyla, bir noktadan sonra çok da sürdürmüyorum, sürdüremiyorum zaten.
çok yorucu.
dünya kimsenin etrafında dönmemeli.
0
blatta hiberna
(12.11.20)
(7)

Korona biri nasıl eve davet edebilir?

makarnacanavari
Yahu anlamıyorum.Eşimin babası pozitif olarak evde.Sabah aramış kahvaltıya çağırıyorlar eşimi.Delirdiniz mi dedim!Delirmişler değil mi?Nasıl bir kafa yapısı bu?Cahillik mi başka bir şey mi anlamıyorum!Hayır, bir de diğer oğlu karısını, kızı beraber ziyarete de gitmişler yani. Hepsi okumuş etmiş, az
Yahu anlamıyorum.

Eşimin babası pozitif olarak evde.
Sabah aramış kahvaltıya çağırıyorlar eşimi.

Delirdiniz mi dedim!
Delirmişler değil mi?
Nasıl bir kafa yapısı bu?
Cahillik mi başka bir şey mi anlamıyorum!

Hayır, bir de diğer oğlu karısını, kızı beraber ziyarete de gitmişler yani. Hepsi okumuş etmiş, az çok bilgililer (ha bana göre okumuş cahiller o ayrı)

Yani sürekli kahvaltıya davet ederler eşimi bir de. Biz hep beraber kahvaltımızı yaparız, işe öyle gider. Hala haftada bir iki ararlar. Buna da acaip tilt oluyorum ama çok takılmasam da bu hastalık devam ederken hala bu amaçla aramaları çok sinir bozucu değil mi?

Eşimin de benden gizli gitmesinden çekiniyorum açıkçası. Neredem bulaştım şu aileye hakikaten tek pişmanlığım
0
makarnacanavari
(11.11.20)
Ara şikayet et baskın yapsınlar eve
0
lcha
(11.11.20)
Cidden çok acayip. Delirmişler evet. Ben olsam büyük olay çıkarırım.
Okumuş olmak cahil olunmayacağı anlamına gelmiyor. Eşinizle açık açık konuşun, gerekirse bilimsel makalelere başvurun :) sizin endişeleriniz yersiz değil çünkü. Size bu sebepten tavır alırlarsa da sallamayın. İlla birilerinin ölmesi gerekiyor sanırım insanların durumun vahametini anlaması için.
0
sevenay
(11.11.20)
Kafayı yemişler. Şikayet etmekte fayda var.
0
battal gemalmaz
(11.11.20)
Önemli olan konu eşinin hareketi. Gidelim der mi, ya da gider mi sence? Bence asıl problemin o olabilir.
0
roket adam
(11.11.20)
Ama şu da var; hiçbir semptom göstermeyen ama gayet virüs pozitif olan ve sağa sola bulaşmasına istemeden ve farkında olmadan sebep olan insanlar da çok. Belki sen de öylesin. O ne olacak?

Bundan bu kadar korkmayın. Biz bir süreç geçiriyoruz, hayat resmen bize biz fırsat sundu, sağlıklı olmanın ve kalkınmanın kitabını yazabilecek bir fırsat. Korku en büyük engel hatta boynumuza bağlamayı tercih edeceğimiz veya etmeyeceğimiz kocaman bir kaya. Lütfen korkmayın şundan. Gider ama sarılmaz dokunmaz. Olabildiğince dikkatli ve temiz hareket eder, hem örnek ve itici kuvvet de olur. Korkmayın. Açık söylüyorum sadece plasebo etkisiyle iyileşenler varsa sadece noseboyla ölenler de hastalananlar da çok var. Korkmayın.
0
1bir1bir1
(11.11.20)
Eşim bana korkusundan gitmez ama ısrarlarını da kırmak istemez. Bilmiyorum. Kendisi de geçirdi. Korktu. Çocuk çok etkilendi vs bunları da göz önğne alır herhalde.

Bu arada @1bir1bir1 yani paranoyaklık derecesinde değilim tabi. Asemptomatik olup da çevremde kimseyi hasta etmemek için, eldiven ve maskesiz markete gitmiyorum. Mümkün olduğunca da eve sipariş veriyorum. Kendimize ait bahçe dışında da pek sosyalleşmiyorum son bir aydır. Yazın biraz rahatlamıştık kabul ediyorum ama asemptomatik olup da bulaş riski ile pozitif olduğunu bile bile, aciliyeti olmayan tamamen keyfi bir durumda ailemi riske atmaya kimsenin hakkı yok. Kusura bakmasın kimse.
0
🌸makarnacanavari
(11.11.20)
Eşiniz de okumuş bir insan olmasına rağmen sadece sizden korkusundan gitmeme kararı alıyorsa bir oturup düşünmek lazım.
0
bass solo take one
(11.11.20)
(1)

Şişli camisi civarında iskenderi güzel mekan onerebilir misiniz?

epistemic_regress
EnTeşekkürler
En

Teşekkürler
0
epistemic_regress
(11.11.20)
Ne kadar civarı? www.iskender.com.tr
0
lcha
(11.11.20)
(11)

siz de kızgın mısınız?

dedi ayca
sizi hayatta tutan birilerine? annem babam hayatta, çok sevdiğim bir eşim ve onunla sahiplendiğimiz bir kedimiz var. bunlar olmasaydı yaşamak için hiçbir sebebim olmazdı. orta direk olarak kaldığım, bu ülkede sıkıştığım ve iğrenç insanlarla çalıştığım için bunu yaşamak olarak nitelendiremiyorum. eur
sizi hayatta tutan birilerine? annem babam hayatta, çok sevdiğim bir eşim ve onunla sahiplendiğimiz bir kedimiz var. bunlar olmasaydı yaşamak için hiçbir sebebim olmazdı. orta direk olarak kaldığım, bu ülkede sıkıştığım ve iğrenç insanlarla çalıştığım için bunu yaşamak olarak nitelendiremiyorum. euro olmuş 10, 3 kuruş maaş alıyoruz, istediğimiz şeyleri satın almak imkansız hale gelmiş durumda, yurt dışına gideyim hem doğa göreyim hem kültürleneyim, müzelere gireyim, iki resim bakayım diyemiyoruz, siyaset ayrı mide bulandırıcı, ekonomi ayrı boğucu. önümdeki 40 sene daha bu şekilde geçecek, belki siyaset değişir belki biraz ekonomi düzelir ama yine ortalama bir hayat olacak yine neredeyse elim ayağım tutmayana kadar bu ömür törpüsü insanlarla savaşarak çalışacağım. bunu yaşamak olarak göremiyorum. yaşamak böyle bir şey değil. dediğim gibi ilk başta saydıklarım olmasaydı çoktan son vermiştim hayatıma. nefret ediyorum kendimden de böyle bir hayata sıkışıp kaldığım için.

sizi de hayatta tutan ve bunu yaptığı için içten içe kızdığınız insanlar var mı?
0
dedi ayca
(11.11.20)
Yok
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(11.11.20)
Samsaraya hoşgeldin. Ben de aynı tatminsizligi derin yaşadım, kendi çıkışımi Budist pratikte buldum.
0
JohnOakley
(11.11.20)
vardı da ayrıldık :)) şimdi yok. bundan sonra da olmasını istemem. daha yeni, hayatım düzene girdi. gelirim katlandı. bundan sonra vur patlasın, çal oynasın.
0
stewie
(11.11.20)
Kızdığım ve suçu attığım kimse yok. Hayatımdaki insanlar da köpeğim de, bana hayatımı sınırlamak için değil, aksine yeni alanlar açmak için var olmalılar. Yoksa onlardan uzaklaşırım.

Hastalıklı ilişkileri, kimle ve neyle olursa olsun kendimden uzak tutuyorum.
0
buf-e kür
(11.11.20)
@buf-e-kür hastalıklı ilişki gibi düşünmemek lazım aslında. sonuçta beni bundan alıkoyan şey "annem mahvolur, eşim çok üzülür..." düşüncesi. ilişkilerimiz sağlıklı ama annesi hayatta olan ya da kendine ait bir ailesi olan herkes için intihar etmek 10 kere düşünülen bir şey bence.
0
🌸dedi ayca
(11.11.20)
valla benim eşim de yok. hatta doğru düzgün bir ilişkim de yok.

yaşamayı seviyorum sadece mevzu bu heralde, yoksa çekilecek çile değil cidden. İstanbul'da ilk depremde yıkılacak 2+1 evi 4000e kiraya vermişler. Bu ülkeden gitmedikçe bu dertlere çözüm yok. burda oldukça cidden o satrançtaki piyonlardan farksızız.
0
lcha
(11.11.20)
@Icha ben işte bu sebeplerden yaşamayı da sevmiyorum. buradan gitmenin çözüm olacağını ya da şartları çok çok daha iyileştireceğini düşündüğüm için, gitmek üzere her şeye sahiptim 2 ay öncesine kadar, corona yüzünden tüm planlarım, elimdeki her şey yok oldu gitti. şimdi burada ekstra mutsuzlukla sürünmeye devam ediyorum.
0
🌸dedi ayca
(11.11.20)
@dedi ayca, yasamak icin bir sebep olarak baska insanlari gormuyorum. Kimse beni hayata baglamiyor, kimse de hayattan sogutmuyor. Sadece baskalari icin hayatta kalma dusuncesi bana gore saglikli degil. Ama bana gore iste. "Sıkıstırılmıs" hissetmemek bence yasamaya dair en guzel seylerden. Boyle hissetmemenize uzuldum.

"o uzulur, bu aglar, sunun akli bende kalir, su ben olmasam hayatta kalamaz" diye yasanmiyor, bu tip sinirlamalar beni o insanlardan ve seylerden bir süre sonra otomatik olarak uzaklastiriyor. bence sadece bunlara sarilarak hayata tutunmak tehlikeli.

Benim de bir ailem var. Ornegin annem bir kontrol-delisi oldugu icin onunla arama fiziki bir mesafe koymam sart. Cok seviyorum ve seviliyorum, ancak her hareketim onu uzecek diye, onun istedigi gibi yasayamam. Bana iyi gelmedigini gordugum akraba ve arkadas iliskilerinden kendimi bir derece soyutluyorum. Cünkü yasamak boyle bir sey degil.
0
buf-e kür
(11.11.20)
kizgin degilim, afganistan’da da dogabilirdim. kosullarimi kabullendim. ayrica is yerindeki insanlar da senin icin ayni seyi dusunuyor olabilirler.
0
anais
(11.11.20)
Ben hayatta en çok kendime kızarım.
Kendimden de şu an kurtulmak istemiyorum.
Bir bakalım neler olur, diye bekliyorum.
0
fempusay
(11.11.20)
Beni hayatta tutabilecek bir şey yok. Battı balık yan gider bakalım neler olacak diye bekliyorum bakalım.
0
jazzabel
(11.11.20)
(9)

Pilavin son asamasinda batiriyorum, yardim!

icim urperiyor
Her sey guzel gidiyor, delik delik olup guzelce pisiyor, fakat son asamaya gelince 2 potansiyel senaryo ile karsilasiyorum;Ya ust tarafi kuruyunca hemen karistiriyorum, dibi islak oluyor, sulu pilav oluyor. Ya cok bekleyip dibini tutturuyorum. Bunun tam ortasini nasil bulurum? Altini kisip mi beklem
Her sey guzel gidiyor, delik delik olup guzelce pisiyor, fakat son asamaya gelince 2 potansiyel senaryo ile karsilasiyorum;

Ya ust tarafi kuruyunca hemen karistiriyorum, dibi islak oluyor, sulu pilav oluyor.

Ya cok bekleyip dibini tutturuyorum.

Bunun tam ortasini nasil bulurum? Altini kisip mi beklemek lazim?
0
icim urperiyor
(11.11.20)
alti kisip bekleyin
0
hazen
(11.11.20)
suyunu veriyorum. 5dk daha altı kısık bir şekilde suyunu çekiyor. o sırada karıştıp 5dk sonra altını kapatıyorum
0
sutlu nescafe
(11.11.20)
Pilav karıştırılmaz.

Üstü delik delik oldu güzel bir aşama ama sonuç değil.
başında duracaksın, o delik delikten sonra, bir de çıtırdama sesi aşaması var.
Çıtırdama sesi duyunca kenara alacaksın, üstüne havlu peçete, havlu, bez koyup dinlendireceksin 10 15 dk

sonra karıştırabilirsin.
Bir de pilavın en püf noktası bol yağ ve kavurmaktır.

Zeytinyağı ile kavurulur, tereyağı kavrulduktan sonra verilirse, kavururken tereyağını da yakmamış olursun dip not :)
0
summatinyourteeth
(11.11.20)
altı en kısıkta ağır ağır suyunu çekmeli ve pilav asla karıştırılmamalı. hafif dibi yapışsa bile sıkıntı olmaz sulu pilavdan her halükarda iyidir. 1'e-1,5 kuralı da önemli tabii.
0
anarsika
(11.11.20)
tam olarak summatinyourteeth+1
0
blatta hiberna
(11.11.20)
pilav karıştırılmaz evet, her marka pirincin su çekme oranı da değişiktir, mesela sen bire birbuçuk bardakla yaparken, ötekisi 2 bardak, diğeri de 1.2 bardak suyla olabilir. pirinci tanımak önemli.

altının çok kısık olması gerekiyor, pilavın kapağı açılmaz, buhar çıkışı azalıp üstten de tadına bakıp piştiğinden emin olunca tencerenin üzerine 2 3 kat kağıt havlu koyup altını kapatıp, kapağını kapatıp dinlenmeye bırakmanız gerekir.

pilavın dibi tuttu diyelim, hemen altını kapatıp lavabo gibi çabuk soğumasına yardımcı bir yüzeye koyarsanız eğer dibinin tutması geçer, ayrıca dibini yaktıysanız da dibini kaldırmadan üstten servis edip durumu yine kurtarabilirsiniz.
0
killerbee
(11.11.20)
pilavdan yana çok dertliydim, deneyerek şu şekilde çözdüm.

bir bardak pirince 2 bardaktan birazcık az su koyuyorum öncelikle, onu bilgi olarak vereyim.

suyu ekledikten sonra 2-3 dakika kadar biraz yüksek ateşte kapağı açık pişiriyorum. sonra ocağı normal kısığına alıp kapağı kapatıp 5 dakika pişiriyorum. sonra ocağı en en kısığa alıp (hani yukarı södürmeye yakın kısmına getirip) 5 dakika da öyle pişiriyorum. sonra ocağı kapatıp bazen kapağı açıp şöyle bir kaşıkla ortasından sadece dibini görecek kadar açıp bakıyorum. bazen peçete koyuyorum kapağına öyle dinlensin diye, bazen hiç açmıyorum bırakıyorum öyle. en az 15 dakika kapağı kapalı dinlenmeye bırakıyorum.

bu şekilde yaptığım pilavın tutmadığı olmadı. ki ben hiç tutturamazdım. en önemli şey dinlenmesi. ilk etapta zaten biraz ıslak kalır, dinlendikçe oturuyor.
0
nimberjack
(11.11.20)
Aşçı bir hanfin bana şöyle söyledi yapmadan 1 saat önce ılık suya sal pirinci ve 1/1 oranında yap. Ben öyle yapıyorum pilavı herkes benim pilavıma bayılıyor.
0
guitarissimo
(11.11.20)
yahu pilav karıştırılır mı?

summar güzel özetlemiş.

üstü hafif delik delik olunca minimum ateşe al 10 dk ekle kapat.

kullandığın baldo pirinç ise (suda bekletmiş olsan dahi) 1 e 1,5 su gerekir.
0
lcha
(11.11.20)
(6)

(acilinden) Elektrikli Ocak Almayı Düşünüyorum Ama

myopati multi minicore
Hanımlar ve kulllanan arkadaşlar, Elektrikli ocak almayı düşünüyorum. Süre ayarlama işi ve temizlenmesi çok güzel duruyor ama satıcı kişisi buna uygun tencere tavanız olması gerekir dedi. Bilgisi olan var mı? yani bu ocağı aldığımızda tencere tava setini mi yenileyeceğiniz?
Hanımlar ve kulllanan arkadaşlar, Elektrikli ocak almayı düşünüyorum. Süre ayarlama işi ve temizlenmesi çok güzel duruyor ama satıcı kişisi buna uygun tencere tavanız olması gerekir dedi. Bilgisi olan var mı? yani bu ocağı aldığımızda tencere tava setini mi yenileyeceğiniz?
0
myopati multi minicore
(10.11.20)
Aliminyum, bakır ve cam olmuyor. Sadece çelik, yani demir malzeme.
0
John Bloor
(10.11.20)
Hocam ben hiç sevmiyorum elektrikli ocağı. Bizim yemek sistemine de pek uymuyor pilav filan hep yapışıyor (ya da ben alışık değilim)
0
lcha
(10.11.20)
Elektrikli ocak ğek kullanışlı değil. Ateşin harını ayarlayamıyor insan, ne pilavın pilav olur ne çorban çorba ne etin et. Bence normal ocak al. Ufak ocaklar da var.
0
1bir1bir1
(10.11.20)
Elektrikli değil de indüksiyonlu ocaktan bahsediyorsun sanırım, öyle mi?
0
michael_knight
(10.11.20)
Yani yurtdışına yerleşince haliyle her evde bu var diye kullaniyorum.
Açıkçası bazen ateş olsun istiyorum çünkü sıcaklığı ayarlamak farklı (kisik/orta ates misal neresi?)

Ama boost olayi var vallaha çok hizli sekilde su falan kaynatir misal.
Onun dışında bir suru et yaptim, dutch ovenda pisirdik hic sorun yasamadik. Esim de sürekli pilav yapar gene sikinti yok.

Tek sikinti; bir yerini catlatirsan ortadan ikiye catliyor. Bir ucuna bir şey dustu yarim cm çatladı. Iki güne o uçtan capraz uca kadar gitti o çatlak.

Temizligi kolay, pişirme vs hic sikinti yok ama kirilmasi etmesi riskli.

Bu arada evet; indüksiyon diye geciyor. Ona dikkat etmeniz lazim. Cok eskiyse elinizdekiler degistirmek zorunda kalabilirsiniz.
0
logisticsmanager
(10.11.20)
Normal elektrikli ocaklar var, yuzeyi isiniyor, herhangi bir tava tencere kullanilabilir. Bunlarin isinmasi uzun suruyor, ve yzuey sicak kaldigi icin mesela kisik atese almak istediginde, ayari dusurdukten bikac dakika sonra ancak dusmus oluyor.

Enduksiyon ocaklar ise belli tava tencereyle calisiyor, mesela su falan kaynatmak istediginde asiri hizli kaynatabiliyor, tava falan hizli isiniyor et muhurlemek icin. Ayni sekilde yuzey de isinmadigi icin hizli sogutulabiliyor (Yuzey yine sicak kaliyor tabi tava direk yuzeyde oldugu ve tava isindigi icin. Bence cok verimli bunlar. Gaz da elektrik de enduksiyon da kullandiktan sonra benim tercihim enduksiyon.

Pisirmek icin gaz iyi de olsa (kontrol vs), temizligi cok mesakatli. Enduksiyon dumduz yuzey, soyle bir geciyorsun sabunla vs.. tertemiz oluyor.
0
mirafiori
(10.11.20)
(10)

"deseydin" kalıbı

aynose
birisi bir şey anlatırken karşılık olarak "sen de ona ... deseydin" kalıbını hangi sıklıkla kullanıyor veya duyuyorsunuz? şuan olduğum ortamda çokça kullanılıyor da, normalde de böyle miydi yabancılaştım bir an
birisi bir şey anlatırken karşılık olarak "sen de ona ... deseydin" kalıbını hangi sıklıkla kullanıyor veya duyuyorsunuz? şuan olduğum ortamda çokça kullanılıyor da, normalde de böyle miydi yabancılaştım bir an
0
aynose
(10.11.20)
benim genelde duyduğum şey lakayıt kişilerle konuştuğunuz bir konunun daha sonra ne durumda olduğunu öğrenmek istediğinizde konuşulmamış noktaları yakalayıp "bana ... deseydin" diyerek kurtulmaya çalışması olaylarında denk geliyorum, bu ara sık oluyor.
0
nahtoderfahrung
(10.11.20)
hiç duymadım,yaşlandım galiba. (ya da sosyal izolasyonu abartmış olabilirim)
0
lcha
(10.11.20)
Yabancılaşma sebebi ne? Daha önce duymadıginiz için mi yoksa dil bilgisi açısından yanlıs bir kelime mi? Çünkü benim de duyup kullandığım, normal bir kelime bu.

Köylücesi var, aile arasında kullanırız : diyeydin
0
elorelia
(10.11.20)
Ben de hiç duyup kullanmadım.
0
plutongezegendegilmi
(10.11.20)
Bu bi kalıp mı ya onu anlamadım? Yani normal konuşma akışında çok sık geçebilecek ya da yeri geldi mi hiç kullanılmayacak bir kelime/cümle. Bi şey olur sen yaşadığın bi tartışmayı anlatırsın, millet de der ki sen de şöyle deseydin. Bunun nesine yabancılaştınız ya da bu ifadeyi nasıl hiç duymadınız/kullanmadınız inanın bir gram anlamadım.

Ya aynen ifadesi bile hadi tamam bi kalıp oldu bi anda fırladı falan dersin ki etrafımda çok aynen kullanılıyor yabancılaştım. Bu bildiğin demek fiilinin çekimi değil mi? Oraya gitseydin, yapsaydın, uyusaydın falan diyoruz da deseydin demek mi tuhaf oldu.

Sorun ne yani burda hiç anlamadım bi açıklayın bi zahmet.
0
nundu
(10.11.20)
Kalıp mı bu? Gencim, sosyal medyayı çok kullanırım ama hiç rastlamadım. Nundu'nun dediği gibi sadece biri yaşadığı olayı anlatırken demesi gereken bir şey varsa ve dememişse "e sen de şöyle böyle deseydin" diye kullanırım.
0
black holes in the sky
(10.11.20)
Bizim sülalede sık sık kullanılıyor bu kalıp. birisi bir şey anlatırken karşı tarafın "sen de ona ... Deseydin" demesi durumu.
Genelde espiri/ironi yapma amaçlı veya hazır cevapligini göstermek için kullanılır.

Örnek aklıma gelmedi şu an ama gerçekten değişik bir kalıp, soruyu soran arkadaşı darlamayin. Babaannem dedem falan hep kullanıyor.
0
yarey
(10.11.20)
tam da yarey'in söylediği bağlamda kullanılmasını kastetmiştim. yabancılaşma sebebim kullanılma sıklığı, normalde de bu kadar çok kullanılan bir kalıp mı onu merak ettim
0
🌸aynose
(10.11.20)
Ailem ve ablalarımla konuşurken en çok kullandığım kalıp. Başkalarına kullanmam pek.
0
tiptansoguyantipci
(10.11.20)
arkadaş ortamında ben de yapıyorum bunu. muhabbeti süslemek, gülmek, eğlenmek için. yabancılaşmanın sebebi kelimeye fazla odaklanman olabilir. en son damacana kelimesine aynı şekilde yabancılaştığımı hatırlıyorum :)
0
isveperver
(10.11.20)
(10)

Küs iş arkadaşlarıyla barışmak

ir mania
Bu tiplerle neredeyse geldiklerinden beri küsüm. Beni dışlayıp kendileri arakadaş grubu olmuş durumdalar. Yönetim de sağolasun benim anlaştığım herkesi yolladı. Ben şuan tek kaldım. Bu tipler de uzun zamandır ben yokmuşum gibi takılıyor benim de fino köpeği gibi peşlerinden koşacak halim yok. Şuan o
Bu tiplerle neredeyse geldiklerinden beri küsüm. Beni dışlayıp kendileri arakadaş grubu olmuş durumdalar. Yönetim de sağolasun benim anlaştığım herkesi yolladı. Ben şuan tek kaldım. Bu tipler de uzun zamandır ben yokmuşum gibi takılıyor benim de fino köpeği gibi peşlerinden koşacak halim yok. Şuan ortal değişikliği pek mümkün görünmüyor. Ne yapmamı önerirsiniz var mi sizin de böyle tecrübeler
0
ir mania
(10.11.20)
Küs olmanızın nedeni ne? Tartıştınız mı?
0
GoodMorningTeacher
(10.11.20)
Başka iş bulun ve iş hayatı ile özeli karıştırmayın. iş arkadaşıyla küs olmak nedir? amatörlük
0
lcha
(10.11.20)
başlığa barışmak yazmışsın ama soruda öyle bir şey göremedim.
neden küstünüz bunu bilmek lazım ama dışlandığın bir ortama artık tekrar girmek pek mümkün değil arkandan ne dedikodular dönmüştür orda. ya sallamayacaksın ya da iş değiştirmen lazım ama bence bu sebepten iş değiştirilmez sonuçta öğle arası dışında öyle kankitoluk yapma zamanı olmuyordur iş ortamında.
0
ruby elixir
(10.11.20)
İstifa edin.
0
infernalcadre
(10.11.20)
Küs olmak demek hiç konuşmamak demekse işlerinizi nasıl yapıyorsunuz? Benzer bir durumdaydım ama küsten ziyade birbirimizden hazzetmezdik hiç. Sevmediğim birileri tarafından dışlanmak bana koymamıştı. Böyle bir durum varsa iyi anlaşmak zorunda olmadığınızı düşünün ve işinize devam edin derim.
0
walser
(10.11.20)
Sorun tamamen bu kişilerden kaynaklı benim yapıcı tutumumu mobinglerle sabote ediyorlar. Böyle bir ortamda gerek sosyal gerek kariyer anlamında koreldigimi düşündüğüm icin dert ediyorum bu durumu yoksa hepsi ciğeri beş para etmez tipler
0
🌸ir mania
(10.11.20)
Barışmak mümkün olmaz size mobbing yapan ekiple. Hiç öyle bir adım atmayın. İş veriminizi ve psikolojinizi olumsuz etkiliyorsa bu durum başka iş bulun. yapıcı olmanız zaten işe yaramamış. her işte de bir hayır vardır bu arada, daha iyi bir iş bulursunuz belki
0
sevenay
(10.11.20)
Bunlar Benim dibimde oturuyor. Bunlar konuşmasa bile konuşsam konuşmadiklarinda laf soksam mi diye düşünüyorum artık tahammülüm kalmadi çünkü
0
🌸ir mania
(13.01.21)
başıma geldi, iş değiştirdim. ama laf sokmadım, küs ayrılmadım, herhangi bir şey demedim. sektörel anlamda ileride belki onlara ihtiyacım olur diye. zaten iş değiştirince de pek umurunda olmuyor.

o güne kadar sabah dokuzda taktım kulaklığı, yemek yerken bile kulaklıklaydım akşama kadar. zaman geçiyor bir şekilde, akıl sağlığı her şeyden önemli. küs falan olmaya gerek yok ama, onlar senin arkadaşın değiller.
0
allineed
(13.01.21)
İş değiştirmeyi düşünmüyorum bunlar için. Suan amirimle konuşup baska bi arkadasla yerimi değiştiremesini bu durumun beni rahatlatacağını söyleyeceğim eğer kabul edilmezse dibimdeki bu kişilerle muhabbet kuracağım sallamazlarsa laf sokacagim. Karakterim böyle olmadığı için nasıl yaparım bilmiyorum ama artık sabrım tükendi
0
🌸ir mania
(13.01.21)
(14)

Babamın durumu ne olur?

nediyimkisimdi
Merhabalar. Ablam ve eşinin test sonucu pozitif çıktı (bugün beşinci gün) Babamda bir semptom yoktu ama 65 yaş üzeri olduğu için ve kronik rahatsızlıkları olduğu için test yaptılar o da pozitif. Babamda böbrek yetmezliği var bir de 4 yıl önce akcigerindeki kitle yüzünden sağ akcigerinin yarısını ald
Merhabalar. Ablam ve eşinin test sonucu pozitif çıktı (bugün beşinci gün) Babamda bir semptom yoktu ama 65 yaş üzeri olduğu için ve kronik rahatsızlıkları olduğu için test yaptılar o da pozitif. Babamda böbrek yetmezliği var bir de 4 yıl önce akcigerindeki kitle yüzünden sağ akcigerinin yarısını aldılar. Test dün yapıldı. Böbreklerden dolayı ilaç veremediler. Şimdilik hala bir semptom yok. Tomografi de temiz. Eve gonderdiler takip edeceğiz dediler. İlac kullanamadigi için git gide ilerler mi? Doktor böyle ayakta semptomsuz atlatanlar da var dedi ama daha cok yeni olduğu için erken konuştu gibi geliyor. Sanki yatırıp takip etseler daha mı iyi olurdu? Başından savmış olamaz değil mi belki gerçekten semptomsuz atlatır ciğerlere inmeden?
0
nediyimkisimdi
(10.11.20)
testlerin güven aralığı düşük deniyor pozitif için. tomografi temiz çıkmış olması sevindirici.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(10.11.20)
benim çevremde gördüğüm covid'e yakalanan insanların neredeyse %70i ilaç kullanmadı. ölsem de kullanmam ne olduğu belirsiz bi ilaç, dünya sağlık örgütü şöyle böyle dedi vb vb gibi.

ya bazıları grip gibi hafif kas ağrısıyla atlattı, bazılarında sadece yüksek ateş oldu.

yani ilaçsız iyileşen çok insan gördüm ben tabi ama babanızın durumu ağırlaşır mı hafif mi atlatır, yoksa hiç semptom göstermez ileride başka bir hastalık mı çıkartır onu kimse bilemez.

zira covid için kronik kalp damar hastalığı diyolar ve çoğu şey bilinmiyor.

benim annemin de akciğer kanseri dolayılısyla sağ akciğerinin yarısı alındı. ben de çok endişeleniyorum ne olur ne biter, malum hastalık var hep hastanedeyiz elbet kapacağız diye.
0
killerbee
(10.11.20)
testleri de doktor bir arkadaşım şöyle anlattı,, testlerin doğruluk oranı oldukça yüksek yüzde 90 üzeri ama net sonuç alabilmek için 4. 5. ve 6. günlerde test yaptırmak gerekir çünkü virüs bundan sonra boğaz ve burundan başka yere geçiyor, o zaman 3 tane test yaptığımız negatif çıkan insanın bile akciğerlerinde hasar görebiliyoruz demişti.
0
killerbee
(10.11.20)
Arkadaşımın babası 80 yaşında covid oldu, bir sürü kronik hastalığı vardı, kanser atlatmıştı falan, bi kaç gün yatıp atlattı. Takip edin tabi, ama semptomsuz atlatan da çok insan var.
0
plutongezegendegilmi
(10.11.20)
Yaşı yüksek olsa bile semptomsuz atlatan çok kişi var. Yatırıp takip etme diye bir olay yok şu anda, evde siz izleyeceksiniz, nefes darlığı vs olduğu an 112'yi arayacaksınız. Moralinizi bozmayın.
0
roket adam
(10.11.20)
çok geçmiş olsun. pozitif çıktıktan sonra yapılacak bir şey yok. ama iyi açıdan bakarsanız, en başında yakalandıysa sıkı takipte olacağı garantisi var. en ufak bir terslik görürseniz hızlıca hastaneye yatar. Endişenizi anlıyorum, aynı durumda kim olsa endişe eder, ama verilen örneklerde de olduğu gibi sorunsuz atlatabilir.
0
lcha
(10.11.20)
Doktor haklı olabilir. Eğer bişeyi yoksa zaten hastanede yatması daha kötü bence. Bu hastalıkta doktorların tercihi evde geçirilmesi oluyor zaten.

Babanıza şunu söyleyin, en ufak bir sıkıntısını bile acil bir şekilde söylesin size. Sık sık kontrol edin ve bol vitamin sağlıklı beslenme vs. dikkat etsin. 10 gün kadar kendine ekstra iyi baksın. Sorun olacağını sanmıyorum. Geçmiş olsun
0
infernalcadre
(10.11.20)
Çok geçmiş olsun. Babanıza MaşaAllah diyelim, Allah şifalar versin.

Bence siz yine de vitaminini, sebzesini, meyvesini, bitki çayını bu aralar eksik etmeyin.
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(10.11.20)
Son gelişme: böbrek değerleri düşmüş. Akcigerinde nokta kadar da olsa zaatture başlamış. Genel durumu hala iyi. Evde tedavi olmaya devam edeceksiniz dediler. Sanki tutulum var böbrek ve cigerlerde diye düşünüyorum. İlerleyecek bu hastalık
0
🌸nediyimkisimdi
(10.11.20)
ilaç tavsiyesi vermek istemiyorum fakat bu virüs kan pıhtılaşmasına neden oluyor, doktorunuza danışıp kan sulandırıcı kullanabilirsiniz.
0
nuisance
(10.11.20)
Merhabalar,

Halam kalp ve şeker hastası. Ciğerinde iki yerde kristallenme tespit edildi. bugün 15. güne girildi. Ateşi kalmadı ama hala bitkin. (hastaneye yatmadı)
Bu süreçte yazacağım veya nacizane tavsıye edeceğim şey moral bozmamak ama asla da hafife almamak olur. Olabildiğince takibini yapın ve en ufak bir olumsuzlukta (ateş, solunum sıkıntısı) hemen doktorunuzu arayın.

Kalpten geçmiş olsun diliyorum, umarım en kısa zamanda herkes iyi olur.
0
urthoalvar
(10.11.20)
çok geçmiş olsun. semptomsuz test yaptırmanız iyi olmuş, hastalığı ilk aşamada yakalamışsınız. babam 82 yaşında atlattı. daha önce yazılanlar gibi moralinizi bozmayın ama devamlı takipte olun.

annemle babam beraber geçirdiler hastalığı, biri 77, biri 82 yaşında. tansiyon, ateş ve oksijen oranını devamlı takip edin. evde yoksa satürasyonu ölçen oksimetre bulundurun, parmaktan kandaki oksijen oranını ölçüyor ve covid için bu çok önemli. günde 2-3 kere aynı saatlerde bu takibi yapın, ateş 38 üstüne çıktığında duş ve parol bir süre rahatlık sağlıyor. anormal bir durumda mutlaka hastaneyi arayın.

evde bakım olarak biz bol C ve D vitamini, sarımsaklı su, bol bol su filan idare etmiştik. Satürasyonu takip etmeyi unutmayın. Çok geçmiş olsun, inşallah bu süreci evde rahatça atlatırsınız.
0
miranda
(10.11.20)
Hocam elden bir şey gelmez. Oksijen ihtiyacı olana kadar evde takip. İnşallah yayılmaz. Süreç resmen nasip.
0
andlee
(10.11.20)
Nasıl oldu babanız?
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(21.11.20)
(9)

nikah öncesi süreç

kondansator
selamlar, normalde nişanlımın dedesinin evinde yaşıyordum. nikaha 3 4 gün kala evi boşaltıyorum. eve misafirler gelecek falan ayrı bir konu. oturacağımız evde de kayınpeder kayınvalide falan olacak. şimdi nikah öncesi ben de gidip o evde kalsam, önceden de kalıyorduk beraber ma aile mevzu değil de,
selamlar, normalde nişanlımın dedesinin evinde yaşıyordum. nikaha 3 4 gün kala evi boşaltıyorum. eve misafirler gelecek falan ayrı bir konu. oturacağımız evde de kayınpeder kayınvalide falan olacak. şimdi nikah öncesi ben de gidip o evde kalsam, önceden de kalıyorduk beraber ma aile mevzu değil de, nikah sabahı hep beraber aynı evden çıkma fikri abuk geldi bana. sanki o ambiyansa aykırı bir plan gibi geliyor. ne bileyim o gelinliği ile evden çıksın, ben de o gece o evde kalmış olmamalıyım gibi bakıyorum. bir kaç gün otelde kalayım hem kafa dinleyeym biraz hem de ayrı hanelerden çıkalım diyorum ya sizce nasıl olmalı
0
kondansator
(10.11.20)
Bence de otelde kalmalısin
0
elorelia
(10.11.20)
Normalde dedesinin evindeydiniz ve yeni evinizde de eşinizin annesi ve babasıyla mı yaşıyacaksınız?
Hani bence normalde de önemli değil kimin hangi kapıdan çıktığı da sizin senaryoya bakınca, yapacağınız herhangi bir hareket zaten tuhaf kaçmaz.
0
irene
(10.11.20)
Rahat ol kardeşim yav, canın ne istiyorsa onu yap. Elalemin ne diyeceğinden sanane.
0
antihero
(10.11.20)
Kayınpeder yazlığa taşındı biz de onun evine yerleşiyoruz şu an
0
🌸kondansator
(10.11.20)
Hocam ambiyans nedir yahu? Eskidenmiş o kız evinden kız alma geyikleri. Sırf ambiyans diye otele para vermenin luzumu var mı şu devirde. Yazıktır israf
0
lcha
(10.11.20)
siz birlikte yaşıyorsunuz anladığım kadarıyla. adetleri uygulamaya ortadan başlayınca olmuyor işte baştan uygulamanız gerekirdi:)
0
sonsuz
(10.11.20)
Ambiyanstan öte bir kere rahat edilmez. Misafirleri gelir, kadınlar evde hazırlanır vs vs tuvalet sırası mi bekleyeceksiniz damatlikla? Hadi pandemi dönemi desek yine de saçma bence, ben istemezdim.
0
elorelia
(10.11.20)
@antihero +1

Ayrıca ilk gecenizi otelde beraber geçirseniz daha iyi bile olur bence? Hatta eğer balayı gibi bir planınız ve organizasyonunuz yoksa 3 gün otelde geçirip mini balayı yapmış gibi ufak bir hoşluk olur sanki.
0
1bir1bir1
(10.11.20)
toplumsal normları boşverelim, rahat edemezsin +1
0
ruby elixir
(10.11.20)
(5)

Ezhel dinleyen arkadaşlara masterdegree sorusu

Deathrow
Selamlar. 2 gündür kafamdan atamadım da türlü aramalarla bulamadım da. Ezhel’in bir şarkısı vardı, ais zamanlarından da olabilir kestiremedim tam. Nakaratta bir yerde ince sesiyle bir kadın “düşünmekten yoruldum” veya “düşünmekten yorgunum” diye bir cümle kuruyordu. Hangi şarkıydı o? Bilene lokum.Te
Selamlar. 2 gündür kafamdan atamadım da türlü aramalarla bulamadım da.
Ezhel’in bir şarkısı vardı, ais zamanlarından da olabilir kestiremedim tam. Nakaratta bir yerde ince sesiyle bir kadın “düşünmekten yoruldum” veya “düşünmekten yorgunum” diye bir cümle kuruyordu. Hangi şarkıydı o?
Bilene lokum.
Teşekkürler şimdiden.
0
Deathrow
(10.11.20)
Bazen? (kadın vokal deyine aklıma geldi)
0
lcha
(10.11.20)
bazen
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(10.11.20)
@icha @kitap değil abiler ablalar. Biraz daha slow bir şarkıydı. Zaten dediğim gibi bir söz yok o şarkıda.
0
🌸Deathrow
(10.11.20)
bazen'dir o. sen yine iyi bi dinle derim.
0
isveperver
(10.11.20)
Hayır değildi diyorum neyin ısrarı?
Bir sefer diyordu. Tekrarlamıyordu yani.
0
🌸Deathrow
(10.11.20)
(5)

hediye paketi

Tochinoshin
Bir doktora yapan kız arkadaşa okulda oda verildiği için kolonya hediye edeceğim hayırlı olsun demek için. kutulu kolonya. Bunu hediye paketsiz versem öküzlük mü olur? Hediye paketi için elimde cilt falan yok. Nasıl versem sizce?
Bir doktora yapan kız arkadaşa okulda oda verildiği için kolonya hediye edeceğim hayırlı olsun demek için. kutulu kolonya. Bunu hediye paketsiz versem öküzlük mü olur? Hediye paketi için elimde cilt falan yok. Nasıl versem sizce?
0
Tochinoshin
(10.11.20)
defter kabıyla kapla.

edit: ben de onu diyorum işte.
0
Jux
(10.11.20)
@jux defter de kabı da kalmadı kardeşim en son lisede kullanmıştım
0
🌸Tochinoshin
(10.11.20)
Bir kraft çanta (bazılarının desenleri harika oluyor) alıp içine de kolonyayı koyabilirsiniz. Ayrıca hediye paketi yapmanıza gerek kalmaz böylelikle.
0
dediysem dedim
(10.11.20)
Kolonya mı?

Biraz basit kaçmaz mi hocam?

Sümen takımı al bence.
ty.gl
0
himmet dayi
(10.11.20)
flörtün değilse sorun yok ver geç
0
lcha
(10.11.20)
(1)

whatsapp durum sorusu

yiss
durum paylasip, sonradan rehberimize birini kaydetsek, sonradan kaydolan bu kisi oncesinde paylasilan durumu gorebilir mi?
durum paylasip, sonradan rehberimize birini kaydetsek, sonradan kaydolan bu kisi oncesinde paylasilan durumu gorebilir mi?
0
yiss
(09.11.20)
evet
0
lcha
(09.11.20)
(8)

bugün yeni mezun olmuş olan biri...

avatar is back
mezuniyetinin ertesi günü işe girdiğini düşünelim.başlar başlamaz maaşı 5000 lira. 1 sene sonra maaşı 6000 lira olacak, sonraki sene 7000. sonra da yavaş yavaş artmaya devam edecek 5-7 sene içerisinde maaşı 8500 civarlarında olacak diyelim. istanbul ankara vs yaşadığını ve ne çok tutumlu ne de çok s
mezuniyetinin ertesi günü işe girdiğini düşünelim.

başlar başlamaz maaşı 5000 lira. 1 sene sonra maaşı 6000 lira olacak, sonraki sene 7000. sonra da yavaş yavaş artmaya devam edecek 5-7 sene içerisinde maaşı 8500 civarlarında olacak diyelim. istanbul ankara vs yaşadığını ve ne çok tutumlu ne de çok savurgan olmadığını varsayalım.

bu arkadaşın benim kendi hesaplarıma göre ne araba alma, ne ev alma, ne de yılda 1 defa yurt dışı 1-2 defa yurtiçinde sağlam tatil.. hiç birini yapamıyor sanırım. ben bişey mi kaçırıyorum acaba?

insanlara bakıyorum 2000 lira kiraya bile az der olmuş, o fiyata orta halli bir apartman dairesi vs bulursun deniyor. (istanbulda yaşadığım sürede kira ödemedim, onun harici nispeten ucuz şehirlerde yaşadığım için fiyatları anlayamıyorum, sanki hong kong'tan bahsediliyor )

koca ülke kafayı mı yemiş acaba? insanlar nasıl tatil yapabiliyor? nasıl birikim yapıyor? nasıl ev, araba alabiliyor? bahsettiğim genç örneği de çok uçuk bir örnek. bugün yeni mezunların %99'u anlattığım senaryoya yaklaşamaz bile. bütün bir ayı yılı kirayı faturaları borcu krediyi vs ödemek için mi heba ediyor? nedir bu durum anlayamıyorum gerçekten
0
avatar is back
(06.11.20)
yeni mezun mu tatile çıkıyor, ev ve araba alıyor?

evlenip maaşları birleştirip uzun süreli krediyle ev, araba alıyorlar. aileden destek alıyorlar. benim zamanımda mezuniyetten sonra bir şeyler alıp yerleşenler hep mezun olur olmaz evlenenlerdi. bir de bekar adam ailesiyle yaşıyorsa, çok sağlam birikim yapabilir. bir arkadaşım var, maaşının %95'ini biriktiriyor, 15 senede milyonları oldu. hep de likit adam, ne araba var, ne ev.
0
stewie
(06.11.20)
Evlenenler eve giriyor, sonra 10 sene boyunca tek tarafın maaşını komple mortgagea yatırarak ev alınıyor.

Single çalışanlar ev arkadaşı buluyor. Kira vs. bölüşerek kalan parayla tatil yapabiliyor.

malesef aksi zor.


*Kira konusunda: 2 sene önceki deprem sonrasında yeni evlerin hepsi zamlandı. Yeni evde oturayım deniyorsa 1+1 evler ennn iyi ihtimalle 2500e bulunuyor. Ha ben Tuzla'da yaşarım diyen varsa durum değişir. Başıbüyük'teki yeni sitelerde bile 3+1lere 3800 civarı. Kimse bana "2000 az nerede deniyor?" demesin. Nerde denmiyor? onu bilelim de taşınalım.

10 senedir çalışıyorum. 40+ yaşında bir evde yaşıyorum tek varlığım da motorum.
0
lcha
(06.11.20)
kira meselesine katılıyorum. buradakilerine bakıyorum maşallah herkes kadıköy'de yaşıyor. bir ben miyim gop'ta sürünen diye düşünüyorum:)
0
nothing in my way
(06.11.20)
2000 lira kiraya az diyenler maalesef yüksek gelir grubunda değiller. son birkaç haftadır çok acayip konuşmalara denk geliyorum. spor salonunda soyunma odasında iki temizlik görevlisinin konuşmasına şahit oldum. 2000 liraya anca ev bulduklarından bahsediyordu. dün de migrosta iki çalışanın konuşmasına denk geldim. kadın 2500'e anca ev bulduğunu zar zor 2200'e indirdiğini anlatıyordu. bu insanların yüksek gelir grubunda olduğunu ya da gerçeklerden koptuklarını sanmıyorum. istanbul gibi bi yerde deprem tehlikesi de varken güvenilir bir ev arıyorlardır en fazla.

mezun olup aileyle yaşanıp birikim yapılmıyorsa ciddi anlamda para biriktirme ihtimaliniz 0.
0
la mort heureuse
(06.11.20)
lcha+
herkes istanbulda değil. devlet memuru olup küçücük şehirlerde/kasabalarda ucuza yaşayan üstelik ot gibi takılıp sıfır ekstra harcama yapanlar var.
evlilik ve sonrasında (düğün + çift olunca ekonomik yaşam vs) alanlar var.
2,5 k kira veriyorum o da aynı evde çok eski kiracı olduğum için.
ev almayı düşünmüyorum. ayrıca maaşlar öyle olmuyor. çok daha düşük başlıyorsunuz ama ilerleyen yıllarda bazen başka yatırımlar yapıp gelir elde ediyorsunuz vs. alınırsa öyle alınıyor, kuru kuru maaşım yatsın üstüne ev alacak gibi param kalsın devri yok artık. işin doğası gereği zaten maaşla çalışıyorsanız kendinizi değil başkasını zengin etmek için çalışıyorsunuz demektir.
0
jimjim
(06.11.20)
maas hesabi yanlis.

bugun 5000'e ise giren biri 5-7 sene sonra bugunku parayla 10-15 bin arasi kazanir en az.
0
lemmiwinks
(06.11.20)
öncelikle stewie+1

ailesiyle yaşayıp ilk 5-6 sene evlenene kadar çok ciddi para biriktirenler var. mesela 4 senedir beraber çalıştığım iş arkadaşım her ay maaşının %90'ı ile altın alır. %10 ona yetiyor da artıyor. altının inanılmaz yükselmesi ile 4 yıllık birikimi inanılmaz bir noktaya ilerliyor.


onun haricinde sizin örnek verdiğiniz gruba girdiğim için bir açıklama getirmek isterim. şanslı gruptanım, bir sene stajyerlikte asgari ücret ile çalıştıktan sonra bahsettiğiniz ücrete yakın bir ücretle işe başladım. geçen 3-4 yıllık süreçte:
2017 %12
2018 %15 + %15 (2018 krizi sağolsun)
2019 %12
2020 %12

olmak üzere zam aldım. 5-7 yıllık olsam kıdem vs. de alacağım için düşündüğünüz meblağın çok üstüne çıkmış olacağım. ama her ne kadar kazanırsam kazanayım bu şartlar altında bir ev alamam, bir araba alamam. tek yaşamak, günlük ihtiyaçlar, beyaz yakalılığın dayattığı kılık-kıyafet alışverişi sebebiyle bir ayda yapılabilecek maksimum birikim 1000 tl oluyordu, covid sonrası her şey zamlandığı için onu da yapamıyorum. tatile gitmedim mesela bu sene. kişisel zevklerime artık para harcamıyorum. ülkemizde bir görgüsüzlük kültürü olduğu için bir çok insan tatil için, telefon için kredi çekiyor ve en az bir yıl bu krediyi ödüyor. 1 hafta gidilecek tatil için 1 yıl kredi ödemek ne kadar mantıklı bilemiyorum.


biraz iç döküm gibi oldu, fakat durumu anlatmak istedim.
0
a darkness coming
(06.11.20)
Ben muhafazakar bir firmanın genel müdürlüğündeyim. Departmanda giriş maaşı ortalama 5bin. Sizin örneğe uyuyor diye düşünüyorum.
Burada bekarlar aile evinde kalıyor. Farklı şehirden gelenler de 1000 liraya ev tutup paylaşıyor biriyle. Şiket dağın başında kiralar uygun.
Tüm bekarların arabası var. 35 yaş altında kocadan-babadan zenginler harici Lacoste vs seviyesinde giyinen yok Mavi vs. marka seviyesi. Herkes yazın yurdışına tatile gidiyor ama hostel kadar olmasa da dandik otellerde pegasus kampanyaları ile tatile gidiyor.
Yemeğe gidiyorlar ama yıldönümü yemeği Lacivert değil de Kız kulesi mesela lüks seviyesi bu.
evlenenler üç beş senede ev taksidine giriyor. Genelde eşler çalışıyor çalışmayanlar da pozisyonu yüksek olanlar zaten. Çift çalışanlardan birinin maaşının büyük kısmı bu ev taksidine gidiyor.
Kadıköy’de oturan yok. Alınan evler max. 500k
Bu insanlar İstanbuldaki üniversitelerde mühendislik okumuş insanlar. Tatil mal mülk ediniyorlar ama tutumlu indirim araştıran kafayla. Hem moda sahilden evim olsun hem haftasonu boğazda yiyeyim diyeyim diyen adamlar böyle maaşlı işle o hayatı yaşayamaz yeni mezun hiç yaşayamaz. Yaşayan anca yüksek seviyede yönetici olur veya kendi işinin sahibi.
0
cilekli pasta
(06.11.20)
(9)

Corona bulaşma olasılığı?

nediyimkisimdi
Ablam ve eşinin sonuçları bu sabah pozitif çıktı. Dün ve önceki gün evlerindeydim birlikte yemek yedik. Hatta ortadan salata falan yedik. Bana da bulaşma olasılığı yüksek değil mi? Gidip test yaptırsam mı? Filyasyona ismimi vermişler ama arayan soran yok
Ablam ve eşinin sonuçları bu sabah pozitif çıktı. Dün ve önceki gün evlerindeydim birlikte yemek yedik. Hatta ortadan salata falan yedik. Bana da bulaşma olasılığı yüksek değil mi? Gidip test yaptırsam mı? Filyasyona ismimi vermişler ama arayan soran yok
0
nediyimkisimdi
(06.11.20)
kesinlikle yaptır ihtimal yüksek.
edit: ama birkaç gün bekle yoksa negatif çıkıp seni yanıltabilir bir süre mutlaka izole et kendini.
0
basond
(06.11.20)
hocam 14 gün karantinada kalacaksın. hemen test olduğunda false negative çıkma ihtimali %50. negatife de güvenme kendini takip et derim.
0
lcha
(06.11.20)
test yaptırmana gerek yok,
pozitifmiş gibi 14 gün karantinaya al kendini tamamdır.
0
ayin yazari
(06.11.20)
Once kendinizi karantinaya alin, daha dun olmus, is yogunlugunda hemen arayamayabilirler. Bilincli vatandas olarak kendinizi en az 10 gun izole edin ve gozlemleyin.
Belirti gosterirseniz o zaman diger adimlari atarsiniz.
0
kuehles blondes
(06.11.20)
yüksek. test yaptırın.

geçmiş olsun.
0
jimjim
(06.11.20)
Hes uygulamanıza bakin, sizi temasli bildirdilerse ve sisteme girildiysr 14 gun zorunlu karantinaniz baslamistir. Uygulamada yaziyor mu bu durum kontrol edin. Buna gore isiniz vs varsa rapor almanjz vs gerekecek evde bekleyin belirti cikarsa teste gidersiniz. Erken gittiginizde sonc alamayabilirsiniz.
0
red g
(06.11.20)
testin güvenilirliği düşük. devlet semptom yoksa test yapmıyor zaten.

bu şartlarda ancak özelde yaptırabilirsiniz. ama o da sizi yanıltabilir.

semptom göstermiyorsanız panik olmayın ve karantinada kalın. vitamin takviyesi almanız yerinde olur. D vitamini, magnezyum ve C vitamini. kendinizi çok yormayın, stres yapmayın.
0
fever
(06.11.20)
Test hemen sonuc vermiyor yaptirdiktan sonraki 5. Veya 6. Gunde tekrar yaptirin
0
eja
(06.11.20)
arkadaşım test yaptırdı negatif çıktı ama durumu kötüleşince akciğer filmi çektirdi.
film kovid ile uyumlu çıktı.
teste güvenmeyin yani.
0
aslindasorunumpsikolojik
(07.11.20)
(4)

Altında gerileme ihtimali?

mg3929
Çılgın atıyor. Biraz geri gelme ihtimali var mı?
Çılgın atıyor. Biraz geri gelme ihtimali var mı?
0
mg3929
(06.11.20)
Altına bakarken ons/dolar fiyatını baz alın, ons'a bakarak çılgın attığını söyleyemeyiz. Şuan 1950 dolar civarında, bundan 2-3 ay kadar önce 2000 doları geçmişti ve bir süre 2000 dolar çevresinde dolaştı. Bu kadar yüksek gözükmesinin sebebi doların fırlamış olması.

Biden'ın Pandemiye yaklaşımı Trump'a göre daha fazla dolar basmayı gerektiren bir yaklaşım gibi geliyor. Bence Biden'ın başkanlığı belli olmaya başlayınca artmasının sebebi bu. Biden bu minvalde politikalar izlerse artmaya devam edecektir büyük ihtimalle. Ve Pandemi'nin bitişiyle ilgili bir gelişme olduğunda (aşı bulunması mesela) sağlam bir düşüş olabilir.
0
fobfilm
(06.11.20)
TL'ye karşı sanmıyorum.
0
lcha
(06.11.20)
ons/dolar gerileyebilir.

gram/tl büyük ihtimal gerilemez. dolar da çılgın atarken...

tabii ki yatırım tavsiyesi değil. siz yine de on yıllık ons/dolar ve gram/tl grafiklerine bakın. ne demek istediğimi göreceksiniz.
0
fever
(06.11.20)
altından bağımsız olarak türk lirasının herhangi birşey karşısında değer kazanma ihtimali yok.
devletin hedefi ülkeyi $150 asgari ücret seviyesine çekmek.
0
aslindasorunumpsikolojik
(07.11.20)
(7)

Trendyol - rezalet sayılır mı? (özetli)

hadi ya la
1. 25 Haziran'da Trendyol'dan telefon aldım, ürün ayıplı geldi; çalışmıyor.2. İade talebi istedim, geri yolladım, 9 Temmuz'da reddedildi.3. Ürün geri yollandı. Bu sefer özür dilediler, sorunumu anlatan dilekçe ile birlikte iade etmemi istediler, yolladım, 30 Temmuz'da reddedildi.4. Ürün bana geri yo
1. 25 Haziran'da Trendyol'dan telefon aldım, ürün ayıplı geldi; çalışmıyor.

2. İade talebi istedim, geri yolladım, 9 Temmuz'da reddedildi.

3. Ürün geri yollandı. Bu sefer özür dilediler, sorunumu anlatan dilekçe ile birlikte iade etmemi istediler, yolladım, 30 Temmuz'da reddedildi.

4. Ürün bana geri yollandı, tekrar iade talebi oluşturdum, her seferinde kusura bakmayın ürün satan kişiye gitmiş, bu sefer bize gelsin para iadesi yapalım gibi şeyler söylediler. 3. kez tekrar iadeyi reddettiler 4 Eylül'de.

5. Durumu müşteri hizmetlerine anlattım, elektronik ürün olduğundan biz onu tekrar satamayız, servise yollanacak dediler. Yine de iade kodu oluşturdular. Bana ayıplı ürün geldi, ben mi uğraşacağım bununla? 4. kez iade reddedildi 14 Eylül'de.

6. O günden beri telefonu da geri yollamadılar. Nerede olduğunu sorduğumda bana kargonun gönderi kodunu soruyorlar. Kargo şubesi telefonu açmıyor, öğrenemiyorum. Elimde sadece Trendyol'un bana verdiği iade kodu var.


Özetle durum bu. Param gitti, elde de telefon yok.
Ne önerirsiniz?
0
hadi ya la
(04.11.20)
sözlüğe yaz, baya büyük rezalet bu.
0
diffarentiationation
(04.11.20)
Rezalet. Ayıplı mal servise gitmez. Satıcı iade almak zorunda.
0
himmet dayi
(04.11.20)
Sözlüğe kesin yaz. Bunun dışında elindeki dokümanlarla hiç beklemeden tüketici hakem heyetine başvur, Trendyol'dan dönüş alamazsan da oradan kesin sonuç çıkar.
0
elikası
(04.11.20)
25 haziran nere 4 ekim nere yahu.

öncelikle kredi kartıyla ödediysen (cüzdandan falan değilse yani) bankaya harcama itirazında bulun. kargo takip bilgilerini vs. bu itiraza ekle. banka parayı geri yatırabilir. sonra trendyol ne halt yerse yesin.
0
mr.goodcat
(04.11.20)
1- sözlük
2- şikayetvar
3- tüketici mahkemesi

Twitter'ı asla sallamıyor Trendyol. Bu da bonus bilgi, boşa efor gitmemesi için.
0
lcha
(04.11.20)
Rezaletin kralı. Yazık olmuş valla, epey uğraştırmışlar.
0
roket adam
(04.11.20)
Bence hemen bulunduğun ilçenin tüketici hakem heyetine başvur. Faiziyle beraber geri iste paranı.
0
turuncu tonlarda
(04.11.20)
(3)

2 dovme sorusu

baldur2
1- portre dovmeler kolun on tarafina sig sigar mi? tek tarafina diyelim? ya da illa iki tarafina birden tasarsa sacma bir goruntu mu olur? sigsa sigsa dirsek kismindaki ic kisma mi sigar yoksa?2- dovme sanatcilari baska tarzlarda da basarili olabilirler mi? atiyorum devamli tribal calisan biri water
1- portre dovmeler kolun on tarafina sig sigar mi? tek tarafina diyelim? ya da illa iki tarafina birden tasarsa sacma bir goruntu mu olur?
sigsa sigsa dirsek kismindaki ic kisma mi sigar yoksa?

2- dovme sanatcilari baska tarzlarda da basarili olabilirler mi? atiyorum devamli tribal calisan biri watercolour yapsa kotarir mi? yoksa sicma ihtimali var midir?
0
baldur2
(04.11.20)
1- iki tarafına da olabilir ya bence, sorun yok. yapabilen düzgün kaydırmadan yapabildiği müddetçe.

2- hayır asla! riske gerek yok %90 sıçar.
0
lcha
(04.11.20)
yaptır artık su dovmeyi :)
0
koela
(04.11.20)
2 farklı dövmeciyle konuştuğum kadarıyla hassas ve ince işli dövmeleri kolun içine yaptırmak daha mantıklıymış. o bölge güneşe ve dış etkenlere karşı daha korumalı olduğu için daha uzun süre bozulmadan kalıyormuş. deri de kıl kökü oralarda az olduğu için daha kolay taşıyormuş dövmeyi, sonradan bakımı rötuşu da daha kolaymış.

bence de sıçar, riske gerek yok. hele ki watercolour çok ince iş. kimse yaptırmayı planlıyorsun? tansel darko'nun watercolour'ları çok başarılı bence, benim gözüm onda.
0
Bruce
(04.11.20)
(5)

sitenin deprem yönetmeliği hakkında attığı mail

kleider
Nef inistanbul sitesinde oturuyorum, müşteri hizmetlerinden sitesinin güvenirligi ve yapılan işlemler hakkında bilgi almak istedim,Ancak içinde herhangi resmi belge olmayan , sadece yazı şekilde olan mail geldi,Ben tatmin olmadım , siz oldunuz muİnistanbul Projesi ile ilgili deprem konusunda merak e
Nef inistanbul sitesinde oturuyorum, müşteri hizmetlerinden sitesinin güvenirligi ve yapılan işlemler hakkında bilgi almak istedim,

Ancak içinde herhangi resmi belge olmayan , sadece yazı şekilde olan mail geldi,
Ben tatmin olmadım , siz oldunuz mu

İnistanbul Projesi ile ilgili deprem konusunda merak edilen tüm detaylı bilgiler aşağıdaki gibidir.



Saygılarımızla.



· İnistanbul projesi son deprem yönetmeliğine göre hazırlanmış onaylı ve ruhsatlı projelerin, Belediye yetkili mercileri ve bağımsız yapı denetim raporlamalarıyla yürürlükteki kanunlara göre sahada uygulanmasıyla inşaa edilmiştir.



· Zemininden çatısına kadar sadece tasarlanmış projelerin uygulanması ile yetinilmemiş alanında Türkiye’nin önde gelen bilim adamlarıyla istişare edilerek onların gözetiminde uygulama yapılmasına özen gösterilmiştir.



- Zemin dayanımı konusunda Yıldız Teknik Üniversitesi Zemin Mekaniği Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sönmez Yıldırım danışmanlığında uygulama yapılmıştır.



- Yapının tüm temel sistemleri yol kotundan aşağı sağlam zemin üzerine oturacak şekilde dizayn edilmiştir.



- Tüm proje istisnasız radye temel üzerindedir.



- Tüm bina çevresi göçmeyi engellemek ve daha iyi su izolasyonu yapabilmek için perde duvar yapılmıştır.



- Statik hesap ve dizayn konusunda ülkemizin önde gelen mühendislik firmalarından İstanbul Mühendislik ile çalışılmış olup İnşaat Yüksek Mühendisi Ömer Yalçın ve ekibi dizayn tamamlamıştır.



- Deprem konularında da çalışmaları bulunan Yük. İnşaat Mühendisi Günkut Barka ( Barka Mühendislik ) projemizin statik danışmanıdır. Tüm hesaplar bu gözle değerlendirilmiştir.
0
kleider
(04.11.20)
Türkiye de son deprem yönetmelikleriyle beraber, özellikle istanbulda yapılan binalar 8-8.5 şiddetine dayanıklı inşaa ediliyor. Zaten böyle nef vs gibi büyük projelerde bir hile hurda olduğunu da sanmıyorum içiniz rahat olabilir.
0
avatar is back
(04.11.20)
avatar +1
0
lcha
(04.11.20)
öğretim görevlisinin ve inşaat mühendisinin ismini bile vermişler. hile hurda olsaydı bu kadarını yapamazlardı.
0
etna
(04.11.20)
İçinizin rahat olması için mevcut durumla ilgili bilgilendirme yapmışlar. Resmi bir geçerliliği olamaz böyle bir evrakın ama her madde kendi içerisinde resmi olarak ıspatlanabilirdir. Nef'ten bu bahsettiklerini yapmamasını beklemem.
0
pass
(04.11.20)
Tek başına deprem hesabi diye birsey yoktur, binanin kendi ağırlığı, bir miktar insan yükü vs. İle kombine edilip hesap raporu olusturulur yuzlerce sayfalık birseydir. Bu bina depreme dayanir gibi birsey arıyorsanız öyle bir sonuç yazılmaz raporlara. Iciniz rahat etmeyecekse, Mevcut projeleri ve hesap raporlarını isteyebilirsiniz. Ruhsatin alındığı belediyede de bir nüshası vardir. Disardan bir expert İle anlaşıp incelemesini istersiniz. (Ki bence hiç gerek yok)
Danışmanlık aldıklari sektörde saygin kişiler, hile hurdaya girip isimlerini lekelemek istemezler.
Ve evet bence de detaylıca ve anlayacaginiz basitlikte yazmışlar..
0
ya volna
(04.11.20)
(7)

lades tutuşurken

MandMs
küçüklükten beri herkesin hayatında 1 kere olsa oynadığı bi oyundur heralde? Sizler lades tutuşurken hangi tekerlemeyi söylerdiniz? ve kurallar nelerdi, nasıl oynardınız?-ladesim lades olsun mu?+olsun-ahirette borcun olsun mu?+olsuuun-nesine? +1 hafta boyunca her istediğimde suyu sen getireceksin ba
küçüklükten beri herkesin hayatında 1 kere olsa oynadığı bi oyundur heralde?
Sizler lades tutuşurken hangi tekerlemeyi söylerdiniz? ve kurallar nelerdi, nasıl oynardınız?

-ladesim lades olsun mu?
+olsun
-ahirette borcun olsun mu?
+olsuuun
-nesine?
+1 hafta boyunca her istediğimde suyu sen getireceksin bana...
şeklinde abimle çok uğraşırdık birbirimizle...

sizler nesine oynardınız mesela? Bu oyundan nasıl zevk alırdınız?
0
MandMs
(04.11.20)
valla hiç tekerleme falan söylemezdik. ladesse lades yani.
ahret mahret zaten çocukken hiç kullanmadığım bir kelime olabilir.
0
lcha
(04.11.20)
-ladesim lades olsun mu?
+ olsun.
-almayan gavur olsun mu?
+olsun..
- nesine?
+....
biz aile içinde oynardık sinemasına falan ama hiç kimse almazdı :D:D

sene 90lar tabii o zaman kafamız pek ince düşünceye çalışmıyor. kimse x yaptın ayrımcısın demiyor. şimdi olsa gavur olsun mu demezdik herhalde
0
matilda
(04.11.20)
Ladesim lades olsun mu?
Olsun
Vermeyen kâfir olsun mu?
Olsun
Neyine
1 hafta boyunca emretmesine

Kardeşimle böyle yapardık.
Emretme olayı da 1 hafta boyunca su getir, ayakkabımı temizle, ekmek almaya git şeklindeydi.
0
etna
(04.11.20)
almayan eşek olsun mu?
0
anyelios
(04.11.20)
- ladesim lades olsun mu?
- olsun!
- yerde ne var?
- çimen!
- gökte ne var?
- bulut!
- sen bunu hemen unut!

Tavuk kemiği yoksa küçük parmağımızla ladese tutuşurduk. Sıkça çorap için ladese tutuştuğumuzu hatırlıyorum. Biri diğerine bir şey verdiğinde alan taraf "aklımda" dedikten sonra almasında mahzur yoktu.
Lades borcu borçtu ama büyüklerle ladese girdiğimizde bizim kandırmamıza göz yumarlardı sanki. Anneme bir şey aldığımı hatırlamıyorum.
Babam anneme kızardı, hep sabahları tam ayılmadığı zamanlarda kandırıyormuş onu diye.
Good old days...
0
SiyamkedisiZorro
(04.11.20)
tekerlemeyi babamla oynarken söylüyodu babam ama tam halini hatırlamıyorum. Lisede bi arkadaşla çok oynardık ama tavuk falan da yok normal serçe parmakla. Onda tekerleme söylemiyoduk. Bi ara o kadar uzun süre ladeste kaldık ki bittikten iki ay sonra falan hala aklımda diyoduk birbirimize dshdsh

bi şeyine oynamıyoduk ya, ego tatmini genelde..
0
nundu
(04.11.20)
etna ile matilda'nın versiyonlarının karşımını söylerdik biz, "vermeyen gevvur olsun mu"

ben hiç zevk almazdım çünkü çok çabuk unutuyor, hep kaybediyordum, küçükken bıraktım o yüzden oynamayı. yıllaaar sonra ofisteki iş arkadaşımla yemekte çıkan lades kemiği üzerinden girdim bu topa. aynı günün akşamında tüm departman fıstıklı baklavasını kemirip bana sırıtıyordu.
0
Bruce
(04.11.20)
(3)

1993/1994 eğitim öğretim yılı okullar ne zaman açıldı

iptalipka
Soru başlıkta. 1993/1994 eğitim öğretim yılı çalışma takviminin yayınlandığı resmi genelge/karar/kararnameyi pdf olarak bulabilir misiniz?
Soru başlıkta. 1993/1994 eğitim öğretim yılı çalışma takviminin yayınlandığı resmi genelge/karar/kararnameyi pdf olarak bulabilir misiniz?
0
iptalipka
(04.11.20)
13 Eylül 1993 te okullar açıldı.
0
oxxo
(04.11.20)
1993 yılı tebliğler dergisi sayılarında çalışma takvimini bulabilirsnizi ama meb arşivlerinde görebilmek için yetki lazım.

ek: 13 Eylül'de başladı. Gazete arşivlerinde var.
0
lancelot du lac
(04.11.20)
aaa benim okula başladığım sene :) gazetearsivi.milliyet.com.tr
0
lcha
(04.11.20)
(34)

Kiracıyla olan diyaloğum

sanguine
İstanbul'da bir tane kiracımiz var 2019da eve girdi. Ben evin bos olduğu zamanlar İstanbul'a yerleşmeyi düşündüğümden bir süre ev boş kaldi, sonra yerleşemedim olmadı ve sonunda bu adama kiraladık. Bir yıllık sözleşme yaptık, girerken de dedim ben seneye sizin sözleşme bitiminizde eve çıkmak isteyeb
İstanbul'da bir tane kiracımiz var 2019da eve girdi. Ben evin bos olduğu zamanlar İstanbul'a yerleşmeyi düşündüğümden bir süre ev boş kaldi, sonra yerleşemedim olmadı ve sonunda bu adama kiraladık. Bir yıllık sözleşme yaptık, girerken de dedim ben seneye sizin sözleşme bitiminizde eve çıkmak isteyebilirim haberiniz olsun diye. Salgın dönemi geldi birinci senesi doldu, zam yaptık devam ettik. Birkaç ay sonra ağustosta ben İstanbul'a atandım. Haliyle kendi evimde kalmak istiyorum. Atandigim gibi aradım ve dedim ki ben İstanbul'da calisacagim artık, ama atama işlemleri Kasım aralığı bulur. O da ben, daha önce çıkmaya çalışırım ama kontrat bitiminde yani Mayıs ayında çıkarım diye anlaşalım dedi. Tamam dedim kal, zaten kanuni olarak da kalma hakkın var. Yani ben 9 ay öncesinden ona çıkmasını söylemiş oldum. Kendi uzerime duseni yerine getirdiğimi düşünüyorum.

Kendimi garanti altına almak ve herhangi bir uyusmazlikta dava süreci ile uğraşmamak için de Mayıs ayinda çıkacağına dair tahliye taahhüdü almak istedim, bunu da kabul etti. Imza inkarı gibi bir olay olmasın diye noter huzurunda imzalamasini istedim. Geçen 2 ayda işinden izin alıp notere gidip imzalayacakti, ama nedense bir türlü yapmıyor. Çok yoğun çalışıyormuş. Iki üç haftada bir mesaj atıp soruyorum yaptınız mı diye. Eylül'de yapın dedim olmadı, Ekim ayı içinde yapın olmadı. Iki hafta sonra Istanbulda çalışmaya başlayacağım. Neyse ki geçici kalacağım yerim var ama kendi önüm de açık olsun istiyorum. Artık bugün dayanamadım aradım, biraz beni azarlar gibi konuştu. Niye taktın buna, çıkacağım merak etme, benim gibi kiracıyı hayatta bulamazsın (kirayı ödedigi için bunu diyor, ki genellikle 20 gün geç yatırıyor ağzımi açıp sormuyorum alistigim için, sadece bir ara ikinci ayın kirasi artık geldiğinde hala yatirmamisti o zaman sordum), bunun için mi aradın bu saatte (akşam 8de aradım bu Ağustosta atandığımi söylemek için olan aramamdan sonra ikinci arayışım), istenmediğim yerde durmam vs. geçen ay da taahhütteki Mayıs ayını Haziran olarak değiştirelim garanti olsun dedi. Ona da sesimi çıkarmadım.

Ya iyi de ben zaten tamamen senin koşullarını kabul ederek cikmani istemisim. 10 ay önceden bunu beyan etmişim sana. Hala da o tarih gelince bile çıkamamış olursan birkaç hafta süre taniyacagimi söylemişim. Sen kendi verdiğin sözü kağıda dökmeyi sürekli erteliyorsun. Ben üzerine düşüp arayıp sorunca da taktı oluyorum. Yani anlamadım neden böyle yapıyor? Madem çıkacaksın imzala seni önümüzdeki 6 ay boyunca hiç rahatsız etmeyeyim. Alt tarafı notere gidip imza atacaksın, on dakikalık bir iş. Tanıdık noter dahi buldum, istediği saatte hallettirecektim beyefendinin işyerine uzakmis o noter ama evin dibinde.

Taahhütte ısrarcı olmamin sebebi de, adamın çıkacağını düşünüyorum gerçi yokuşa sürmez gibi geliyor en fazla bir ay daha durur, ama yuzseksen derece dönerse ben elinde taahhüt olmadığı için ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açmam lazım bunun içinde ihtar çekmek gerekiyor 9 ay öncesinden yani gerçekten uzun bir süreç. Garanti ama uzun. Bununla uğraşmak istemiyorum.

Işin özeti, evden çıkmasını 10 ay önceden rica ettiğim kiracı, on dakika sürecek bir taahhüt imzalama işini aylardir sürekli erteliyor. Bunu sormak için aradığımda da beni üstü kapalı olarak azarladı. Bundan sonra da arada bir yoklayayim mi yoksa artık ellemeyeyim mi bilemedim.
0
sanguine
(03.11.20)
sen o taahhütnameyi imzalatsan ne değişecek imzalatmasan ne değişecek, hukukçu arkadaşlar bunu açıklasın. ona göre "adamı boşuna darlıyorsun zaten her şartını kabul etmiş" diyeceğim ya da demeyeceğim.
0
Bruce
(03.11.20)
Ben avukatım zaten. Taahhüdü imzalatirsam dava açmak yerine doğrudan tahliye talepli olarak icra takibine koyabilirim ve daha hızlı sonuç alırım. O da taahhüdu imzaladığı için zaten çıkmamak gibi bir yola başvurmaz. Yani niyeti zamanı gelince çıkmak olan adamın imzalamaktan kacinmasini gerektirecek bir durum yok.
0
🌸sanguine
(03.11.20)
Beni ev sahibi bu kadar darlasa bir de o ev sahibi avukat olsa sittin sene imzalamam herhangi bir evrak. Ben sözleşmemi yapmışım hiç bir başkaca evrakı imzalama zorunluluğum yok derim çekilirim kenara, ev sahibi de Mayıs ayına kadar evin içinde dört dönsün dursun derdinden.

Madem böyle bir niyetiniz vardı, ilk sözleşmeyi imzalarken alacaktınız bu evrakı boş tarihli (noter kanalıyla bidiriminden şu kadar gün sonra boşaltacağım diye) oldu bitti.
0
koskoca kirpi
(03.11.20)
Dediğiniz gibi yapmış olsaydım "çakallık" yapmış olurdum, ve kiracı daha zor durumda kalirdi. Ayrıca ben bunu kendisine dayatmadim, taahhüt yapalım siz yine hazirana kadar kalın o zaman dedim. Kendisi "hiç sorun değil yapalım" diyerek rıza gösterdi en başında. Şimdi kendisi sebepsiz yere erteliyor. Ben çıkmaktan vazgecmeyeceginden başka türlü emin olamam ki.
0
🌸sanguine
(03.11.20)
Hukuka uygun bir şey neden çakallık olsun. Şu an yapmanızla 1 sene öncesinde yapmanız arasında ne fark var. Konuyu kendinize göre yorumluyorsunuz. Adam rızasını göstermiş siz adamı üstelemişsiniz, kimse sizin keyfinize notere gitmek zorunda değil. İsterse gitmez gitmez kim zorla götürebilir, adam kirasını veriyor yasal hakları belli. Klasik ev sahibi zihniyeti.
0
koskoca kirpi
(03.11.20)
Ben hala anlatamıyorum galiba, ben kendisiyle hiç muhatap olmadan dava yoluyla tahliye etmek istesem hem önumde bir engel yok hem yargılama giderlerini ve vekâlet ücretini kendisi ödeyecek. Her türlü zarara uğrayacak olan o. Ben iyi niyetle yaklaşarak 10 ay öncesinden haber veriyorum, kendisinin de kanuni hakkına saygı duymak bir kenara kontrat bitiminden itibaren 1 ay daha fazla kalmasına izin veriyorum. Üstüne kendisi taahhüt yapacağını söylüyor. Ve kendi sözünü kendisine hatirlattigimda "benim keyfime göre notere gitmek zorunda değil" oluyor.
0
🌸sanguine
(03.11.20)
normal kiracıların yaptığı gibi sözleşme bitiminde çıkması gerekirken taahhüt imzalatmaya çalışmak bence iyi niyet göstergesi değil. bu devirde kendini koruma altına alan bir yaklaşımda olmak isteyebilirsin tabii, onu anlıyorum ama ben iyi niyet gösterdim dediğin süreç isteğinle çelişiyor bence.

bu taahhüt imzalatma olayının sözleşmeden farklı yükümlülükler içermesi enteresanmış. buna gerek varsa sözleşme niye var, neyi koruyor neyi korumuyor? normalde yapılmayan bir uygulamayı istemen kiracıyı rahatsız etmiş olabilir, beni ederdi şahsen, sanki baştan hır çıkarmaya niyetliymişim gibi algıladığını düşünürdüm.

o zaman niye kabul etti diyeceksin. bilmiyordur bunun detayını, ya da o an düşünememiştir. sonradan araştırınca bundan rahatsız olmuş olabilir. samimi olup "ya şöyle şöylemiş niye ihtiyaç duydunuz ki buna" diye sorabilir miydi? evet. ama senin baştan tedbirli davranma hakkın varsa onun da bu taaahhütü imzalamama hakkı var diye düşünüyorum.

burada bilmesine gerek olmayan hukuki bir detaydan ötürü köşeye sıkıştırılmış bir tüketici görüyorum, bu noktada kaçarak kendini savunmaya almış gibi.
0
Bruce
(03.11.20)
Sözleşme bahsettiğim gibi Mayıs ayında sona erecek ancak kendisi ben başta sorduğumda hayır cikmiyorum kendin çıkart deseydi direkt ihtar çekip dava açacaktim. Kendisi çıkacağım dedi, ben de madem öyle taahhüt ile bu kararını yazıya dökelim dedim. Ve tabi ki bunun neticelerini de kendisine açıkladım. Tahliye davasının neticelerini de açıkladığım gibi. Ikincisinde daha uzun süre evde kalsa da daha büyük zarara uğrayacaktı dava nedeniyle. Zamanında çıkması her ikimizin de lehine. Taahhüt kendisini "evden kanuna uygun olarak kontrat bitiminde (hatta bir ay daha fazlası) evi tahliye etmesi" gereğinden başka kendisine maddi manevi hiçbir yükümlülük yüklemiyor ki. Zamanında çıkacağıni noter tasdiki altına alıyoruz, tam tersi "çıkacağım" deyip bunu imzalamamasi kötü niyetli. Niye bunu anlatamiyorum. Çıkacağım diyen adam neden bunu imzalamaz. Bu taahhütte "evden çıkmazsam 1 milyon dolar tazminat ödeyecegim" yazmıyor. "Şu tarihte çıkmayı taahhüt ediyorum" yazıyor.

Ayrıca dediğim gibi sözleşme başında tahliye tarihi yazmayan bir taahhüdü kendisine imzalatmış olsaydım resmen bana açık çek vermiş olacaktı ve sozlesmesi bitmeden bile onu çıkarabilecektim ama bu yolu seçmedim. Üstelik kontrat bitiminden sonra bir ay daha kalmak istedi tamam dedim. Hatta siz taahhüdü imzalasaniz bile Haziran ayı geldiğinde işinizi yoluna sokamazsaniz birkac hafta daha kalabilirsiniz sorun değil dedim.

Daha ne yapayim bilmiyorum.
0
🌸sanguine
(04.11.20)
çok avukat gözüyle bakıyorsun bu işe, o yüzden hukuken her şeyin usulünde yürüyecek olması senin için bunun kabul edilmesini gerektiriyor. anlatamıyorum diyorsun ama bizim de anlatamadığımız nokta şu:
"Kendisi çıkacağım dedi, ben de madem öyle taahhüt ile bu kararını yazıya dökelim dedim. "
çıkacağım demişse buna güvenmeyip ekstra bir taahhüt imzalatmak istemen adamı rahatsız etmiş. bu çok normal, imzalamak zorunda olmadığı bir şey var ortada. kanun ona bunu imzalama zorunluluğu getirmiyor.
0
Bruce
(04.11.20)
mantıken adamın taşınma ve yeni ev bulma masraflarını ödemelisin. taahhüde bunları da eklersen bence ertesi gün gelir imzalar.
0
orpheus
(04.11.20)
Teşekkür ederim, demek ki daha fazla üzerine gitmemek gerekiyor, bu cevaplardan bunu anladım. Umarım zamanı geldiğinde vazgeçmez, o zaman da ben elimde hiçbir teminat olmadigi için önümdeki 1-2 seneyi buna harcamak zorunda kalacak, kendi evime de çıkamamış olacağım.

"Buna güvenmeyip taahhüt imzalatmak istemem" yani Türkiye'de yaşıyoruz, sözle işini yürüten kaldı mı. Açıkçası bunu kendisine sorarken de gerçekten yanlış anlamaması gerektiğini, sahsiyla alakalı olmadığını ama devrin bunu gerektirdiğini, böyle bir şeyi teklif etmek zorunda olduğum için de üzüldüğümü söylemiştim.
0
🌸sanguine
(04.11.20)
koskoca kirpi'nin "klasik ev sahibi zihniyeti" sözüne katılıyorum +1
ayrıca Bruce +1

ben olsam bir an "tamam" desem de sonradan düşününce imzalamak istemeyebilirim ya da denk getiremezsem de çok üstüne düşmeyebilirim.
adam tamam demiş zaten.
bu kadar üstüne gidip darlamak, "bu sözünü yazıya dökelim, resmileştirelim demek neden?
tam aksine, bu onun sözüne güvenmemek demek ve ben de mal sahibinin bu konuda güvenini kazanmak zorunda olmadığımı düşünürdüm.
çıkacağını söylemiş işte.

kaldı ki, işleri gerçekten yoğunsa notere gitmek "alt tarafı bir noter" denecek bir şey değil.
gerçekten nefes almadan çalışıyorsa vaktinin olmaması çok doğal çünkü noterler ana baba günü oluyor ve insanın birkaç saatini bile alabiliyor.
sizin tanıdık noteriniz eve yakın olsa da, iş yerinden zamanında çıkamıyorsa yine bir anlamı yok.
üstelik covid döneminde notere gitmek istemeyebilir bile.
ben kendi miras davamız için gereken belgeyi bile mecbur kalmasam çıkartmayacaktım, ev sahibimin istediği taahhüt için hayatta notere girmezdim şu dönemde.

insanın hali hazırda tamam dediği bir şey için tepesinde aylardır sürekli imza bekleyen birinin olması ve sürekli bunu hatırlatması çok rahatsız edici.
insan imzalayacağı varsa bile sinir olur, imzalamaz.
sözleşme bitmeden bir ay önce ihtarı çekersiniz o da çeker gider işte.

çok tek taraflı düşünüyorsunuz.
0
blatta hiberna
(04.11.20)
İyi bir avukat olabilirsiniz ama çok avukatsınız. Biraz da sosyal bir insan olmanın gereği olarak bazı sözlü anlaşmalara da güven duyulması taraftarıyım ki zaten yasal olarak sorun yaratacak bir konumda da değil kiracı. Hem ev sahibi hem de kiracıyım. Böyle darlamak çok doğru değil bence.
0
armagan abanuz
(04.11.20)
Aslında çok da darlamadim. Ağustos ayında dedim ki Eylül ayı içinde halledelim. Eylulde de Ekim'de yapalım. En son da Kasım'da olsun o zaman dedim.

Açıkçası beni sallamamasi beni rahatsız etti. Çünkü tamam diyor aradan 3 hafta geciyor ses yok, insan en azından haber verir, kusura bakma şu an yapamadım ama 1 ay sonra da olsa su gün yapacağım der ve ben o gün gelen kadar hiç rahatsiz etmemiş olurum. Ki en başta yapsaydı 10 ay boyunca hiç konusmayacaktik bile. Bir de kirayı daima 20-25 gün geç yatıran, bir "ya geç yatırdım pardon" bile demeyen de kendisi. Bir kez hesabını sormadım, eninde sonunda yatırıyor diye. Ama bir kere de bunun için bana haber vermedi ya da kusura bakma demedi. Bu genel kayıtsızligi yüzünden en azından bu konuda üzerine gitme ihtiyacı duymuştum.


Ama sanırım bu da fazla olmuş.
0
🌸sanguine
(04.11.20)
"yani Türkiye'de yaşıyoruz, sözle işini yürüten kaldı mı"

bu isteğini anlıyorum zaten ama şöyle düşün. kanuni olarak uygulanması zorunlu olan sözleşme ev-kiracı arasındaki akdin asgari sorumluluklarını zaten belirliyor. yani senin bir kiracıdan isteyebileceğin, onun uyması gereken şeyler bu bazda belirlenmiş. bunun haricindeki detaylara uymamak kiracının ve ev sahibinin bir nevi "hakkı" oluyor. hukukçu değilim, muhtemelen hukukçular arasında bu söylediğim şeyin daha net ve keskin(ve kesin osmanlı türkçesi olan) bir ifadesi vardır. yani bir noktada düşününce, kiracının sözleşme bitiminde evden çıkmama "hakkı" var. kanun kiracı bu hakkından feragat etmek zorundadır da dememiş. o halde senin ondan bunu isteme hakkın yok.

birbirimizi anladığımız için, yaklaşımımı genişletmek adına yazdım bunu; perspektif katar belki diye. kiracı vakti geldiğinde çıkmazsa gelip ben demiştim deme hakkın saklı :)
0
Bruce
(04.11.20)
öğrendiğim bir şey var, o da insan ilişkilerinde tepkiyi tepkili olduğunuz konuda vermeniz gerektiği.

siz kirayı geç yatırdığı ve anlayışlı davrandığınız halde bu imza konusunun üzerine düşmemesinden dolayı kendisini sıkıştırdığınızı söylemiyorsunuz ama şimdi normal tepki vermeye başlayıp kirayı geç yatırması konusunda uyarırsanız, "mal sahibi istediğini yapmadım diye pislik yapıyor" diye algılayacak, ki kim olsa böyle algılar.

bu sefer işler karışıyor.
buna gerek yok.
ha, çok çıkartmak istiyorsanız kirayı sözleşmede yazandan geç yatırdığı zaman protesto çekin.
üç haklı protestoda tahliye edebiliyorsunuz zaten.
ki siz daha iyi bilirsiniz, benim söylememe gerek yok.
ama işte bu da "fazla avukatlık" ve hatta bir noktada kötülük olur bana göre.

yani hukuki süreçlerle sosyal süreçler birbirini tutmuyor maalesef.
sözüne güvenememekte haklı olabilirsiniz belki çünkü insanlar biraz tuhaf, doğru.
ama siz kendinizi güvende hissedin diye o kağıdı imzalamak zorunda değil.
gerçekten çıkmaya niyeti olan insan için de çok lüzumsuz bir talep.
size tamam demiş olması da normal çünkü mal sahibi bir şey söylediğinde refleks olarak genelde tamam deniyor.
benim de çok olmuştur önce tamam deyip sonra "neden tamam dedim ki ya?" diye düşündüğüm.
insan evinde huzuruyla oturmak istediği için refleks olarak böyle hareket ediyor çünkü hukuki ve yasal üstünlük mal sahibinde.
bu güç dengesizliği içinde mecbur olmadığı şeyi yapmaktan sonradan vazgeçmiş ya da "yahu avukat adam, şimdi bir de yanlış bir şey imzalarım da başıma dert alırım" demiş olabilir.
0
blatta hiberna
(04.11.20)
yerden göğe kadar haklısın.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(04.11.20)
kiraciyim, senin anlattigin tarafiyla sana da hak veriyorum ama sunlar var:

avukat ev sahibinin hazirladigi dokumani noterde imzalamaya korkarim. arkasindan benim bilmedigim anlayamayacagim neler cikabilir diye suphelenirim. suphem yersiz olabilir, ama sen nasil adamin sozunu tutmayacagi ihtimalini goz onunde bulundurmak istiyorsan o da bir ketenpereye gelebilecegi ihtimalini goz onunde bulunduruyordur.

bir de... bu belgeyi imzalamanin ona hic bir getirisi yok. sadece yapabilecegi seyleri kisitliyor. oyun teorisi acisindan bakarsak imzalamamasi rasyonel bir davranis olur. evet belge sadece sozunu tutacaginin garantisi ama adam sozunu tut(a)mama opsiyonunu hic bir getirisi yokken elimine etmek istememis olabilir.
0
robokot
(04.11.20)
Yukaridakine ek olarak:

Mesela soyle bir sey olabilirdi: 1 ay fazla mi durmak istiyorsun? Gel imzayi atalim olmus bil, hazirani da oraya ekleyelim sana da garanti olsun vs. O zaman kazanacagi bir sey olurdu. Sen iyi niyet gostermek istemissin ancak aci ama boyle bir durum var.
0
robokot
(04.11.20)
Bir de son olarak, bunun kolay bir yolu yok mu ya? Bir sekilde resmi bir tebligat yapilamiyor mu "daireye ev sahibi girecegi icin kontrat bitiminde bosaltmaniz gerekiyor, su tarihte bilgilendirildiniz" diye kayda gececek bir sey... Ille notere mi gitmek gerekiyor sozde kalmamasi icin, bunun baska bir mekanizmasi yok mudur durumu kiraciya tarihinde bildirdigini kanitlayacak ve kiracinin keyfine kalmamis bir yontem?
0
robokot
(04.11.20)
1 ay fazla mi durmak istiyorsun? Gel imzayi atalim olmus bil, hazirani da oraya ekleyelim sana da garanti olsun vs.

diğer cevaplarımı da okudunuz mu bilmiyorum, birebir harfi harfine dediğiniz gibi oldu. henüz taahhüt metnini göndermiştim, haziran olarak değiştirelim dedi. tamam dedim, değiştirdim yeni metni gönderdim. işte en son bugün aradım, henüz yapamadı hala. bir de kendisinin bunu kabul ettiğini unutup sanki ben basından beri yok yere ona böyle bir şey dayatıyormuşum gibi konuşuyor en canımı sıkan şey de o. yine yapacağım merak etme dedi ama ihtar çekip süreci başlatmamak için tutuyorum kendimi.
0
🌸sanguine
(04.11.20)
avukatsan gözü korkmuştur işinde gücünde bir adamsa çıkar, uğraşmak istemez. -bence-
0
ya ben lan neyse
(04.11.20)
elimde bu tip bir hatta birkaç, belge olmasina rağmen,bu devirde, kiraci hiç odeme yapmadigi halde 6 ayda çikaramadim.
0
tunaktunaktun
(04.11.20)
Valla ben olsam sözleşme bitiş tarihinden önce resmi tarihi içerisinde sözleşmenin uzatmayacağına dair bir tebligat yollardım. Bu kadar sürüncemede bırakması kesin bir pislik yapacağı kanısı uyandırdı bende. Zamanında çıkacak adam neden kaçınsın tahliye taahhütü imzalamaktan?
0
en bi orijinal
(04.11.20)
Bence noter mevzuyla isi yokusa surmussunuz, adamin yanina gidip elden imzasini almis olsaydiniz, imza benim degil topuna girmezdi diye dusunuyorum. Ki hala bunu yapabilirsiniz.
0
pofudukayi
(04.11.20)
noteri alıp adamın işyeri adresine gitmeyi düşündün mü?
0
reanarchy
(04.11.20)
Valla şu ara çok fazla çakal kiracı ve çakal ev sahini hikayeleri duydum.

2 ayda gidip bi imza atamadıysa oyalıyordur, Noter'den ihtarname çekin. Her halukarda bu adam çıkmazsa davalık olacaksınız, bari avantaj sizinle olur.

Herkes kiracıyı savunmuş. Ben de kiracıyım ve geçen sene ben de ev satılması nedeniyle evden çıkarılmak istendim ama ev sahibimle anlaştık ve anlaştığımız sözleşme koşullarına bağlı kalarak çıktım evden. 2 taraf sözleşmeyi imzalar konu kapanır, bu kadar terbiyesizliğin lüzumu yok. Anlaşma kuralları belli, imza atması gerekiyor ve bunu yapmıyorsa geçmiş olsun.
0
lcha
(04.11.20)
Kiracı pislik yapacak, kendini belli etmiş. En kötü iki ay kira takıp çıkar bu.
0
adivar
(04.11.20)
Haklısın. Bakma burada yazılanlara. Darlamamışsın. İmzalamak istemiyorsa söylesin. Tamam deyip 3 aydır oyalıyorsa haklı olarak arıyorsun.
0
black mamba
(04.11.20)
Ben sözleşmesini yaptığım ev için avukat ev sahibinin yeniden hazırladığı bir evrağı hayatta imzalamam. Siz de zaten söylüyorsunuz, şu konularda bana kolaylık sağlayacak diye. Ben çıkacak olsam da imzalamam. Bunu imzalamıyorum demek zorunda da değilim.
0
ykyt
(04.11.20)
basgan yogunlugun var imza ile ugrasma de kiracıya
ben ihtarname cekiyorum de ama senin icin bir zararı yok sadece son dk golu yemek istemiyorum de
0
kingcyrax
(04.11.20)
sevmedim kiracıyı. yıllardır kiracıyım ve böyle bir iletişime girmedik mal sahipleriyle.

bir sorum var; zaten tayininiz çıkmış ve konuta ihtiyacınız var. bu halde zaten doğal olarak çıkartma hakkınız yok mu?
0
fever
(04.11.20)
Tabi ki var ama dediğim gibi kendi rızasıyla çıkmazsa bu hakkımı ancak dava yoluyla kullanabilirim. Bu durumda kira dönemleri 6 aylık periyotlara ayrılıyor. 6 aylık periyotun başlangıç tarihinden en az 3 ay önce ihtarname çekmem gerekiyor. Yani Mayıs ayında çıkartmak için Ağustos ayında en geç ihtar çekmem 3 ay sonra da tahliye davası açmam gerekiyordu. Ben de bununla uğraşmamak için kendisini aradım, çıkacak misin diye sordum, evet dedi. O zaman ihtarname ile ugrasmayayim sen bu taahhüdü imzala ve çıkman gereken zaman olan Mayıs'ta çok dedim.

Olay bundan ibaret. Şimdi onun sözüne güvenerek ihtar çekmedim. O nedenle o davanın açılması suresi bu kira periyodu için kaçırdım. Şimdi ancak Kasım 2021de çıkması için dava açabilirim. Ve eğer beni buna mecbur bırakırsa çok sinirlenecegim. Çünkü bütün iyi niyetimi suiistimal etmiş olacak.
0
🌸sanguine
(04.11.20)
adam çıkmayacak. 2-3 ay kira takip topuklayabilirde. dikkatli ol.

şu durumda sorunsuzca çıkıp işlerinin rast gitme olasılığı daha düşük. şimdiden önlemini almanı tavsiye ederim.

not: bazı noterler artık pazar günleride açık bilgin olsun.
0
paudi
(04.11.20)
(9)

kullanmadığım eve 45 tl su faturası gelmesi ?

herseysermayeicin
İzmir'deki öğrenci evime ekim ayı su faturası 45 tl gelmiş. Eylül faturası da 45 tl. eylül ayında 15 günlüğüne izmirdeydim de. 1 ay oldu ben geleli. Vanayı kapatmadım unutmuşum diye anımsıyorum fakat evde kimse yaşamıyor musluk vs çalışmıyor. bir litre bile kullanmadığım suya niye 45 tl ödemek zoru
İzmir'deki öğrenci evime ekim ayı su faturası 45 tl gelmiş. Eylül faturası da 45 tl. eylül ayında 15 günlüğüne izmirdeydim de. 1 ay oldu ben geleli. Vanayı kapatmadım unutmuşum diye anımsıyorum fakat evde kimse yaşamıyor musluk vs çalışmıyor. bir litre bile kullanmadığım suya niye 45 tl ödemek zorunda kalayım, neden böyle oluyor ? itiraz etme şansım olur mu acaba.
0
herseysermayeicin
(03.11.20)
Abonelik ücreti vs oluyor ama 45 olmaması lazım. İtiraz edersen gelip saati incelerler.
0
sumuklurakun
(03.11.20)
kullandığım evde 20 lira geldi hocam. bi sorun olabilir.
0
lcha
(03.11.20)
İzmir'de aynı olayı geçen ay ben yaşadım. Pandemi döneminde (nisan-mayıs-haziran) sulara bakılmayan bir dönem olmuştu ben ondan kaynaklı olduğunu düşündüm ve faturayı ödedim. Siz o dönemde evde yokken fatura kesilmişse tabi ki itiraz edin.
0
kanlakarisikyagmur
(03.11.20)
Yuksek. 2 kisi emekli anne babam 20 lira oduyor surekli. Istanbul.
0
neverletyougodown
(03.11.20)
İzmir'de Su çok pahalı. Ama bu olay mantıklı değil. Sulara bakan eleman kitlemis olabilir. Fatura yazan ilk ve son İndex ile saati karşılaştırdınız mı?
0
westblack
(03.11.20)
1. bir yerden sızıntı vardır belki (sifon, taharet musluğu vs..)
2. pandemi döneminde kesilmeyen faturalar şimdi kesilmiştir.
3. yanlış okunmuştur.
4. saat bozuktur.

öncelikle 2 numaralı seçeneği düşünerek eski faturalarına bakabilirsin, kesilmeyen ay var mı?
daha sonra evin anahtarı olan birisi varsa izmirde kontrol ettirebilirsin.

akabinde itiraz edebilirsin.
0
teritori
(03.11.20)
Aynı durum İst da başıma geldi. Hiç kullanmadığım halde 30 lira gelmiş.internet sitesinde fatura itiraz diye bir bölüm var ordan itiraz ettim.1 gün sonra iskiden bir adam aradı evde yoktunuz değil mi? tamam o zaman dedi hahaha birkaç ay sonra faturaya - olarak yansıdı
0
jjimyl
(03.11.20)
aynısı bize de oldu izmir de. saatleri değiştirmişler, onun ücretini kitlemişler.
0
surprise
(03.11.20)
Sayaç okuyan görevli ortalama değer girmiş,gelip okumamış olabilir. Sayaç okuyan bir tanıdığım çok kez böyle yaptığı için soruşturma geçirmişti. Bana köpekli evlere ya da uzak yerlere girmediğinden ya da yorulunca böyle yaptıklarından bahsetmişti.
0
hebanon
(03.11.20)
(5)

Sinemadan anlayanlara bir soru

denizzz
Film izlemeyi seven biriyim. Fakat bazı çok övülen filmlerden hiç keyif almıyorum ve sonrasında izlediğim filmle ilgili yorumları okurken benim alelade bulduğum pek çok sahnede aslında ne çok şey anlatılmış olduğunu görüyorum. Bu beni yakın zamanda tembelliğe itti, artık sürekli anlaşılması kolay fi
Film izlemeyi seven biriyim. Fakat bazı çok övülen filmlerden hiç keyif almıyorum ve sonrasında izlediğim filmle ilgili yorumları okurken benim alelade bulduğum pek çok sahnede aslında ne çok şey anlatılmış olduğunu görüyorum. Bu beni yakın zamanda tembelliğe itti, artık sürekli anlaşılması kolay filmleri izliyorum. Örneğin ken loach, richard linklater gibi yönetmenlerin filmlerini seviyorum zira bu filmlerdeki diyaloglarda ve hikayelerde bulması zor alt metinler yok.

Şimdi soruya geleyim. Artık bu tembelliği bırakmaya karar verdim. Film okumak için çeşitli kitaplar, videolar var biliyorum. İsim vererek bunları da önerebilirsiniz. Ancak bu süreçte dikkat edilmesi gereken başka şeyler neler olabilir? Ben mesela günlük hayatta da detayları kaçıran biriyim, karşımdaki birinin verdiği mesajı bile çoğu zaman doğrudan söylenmedikçe anlamam. Kendim de ima yollu değil açıktan ifade ederim derdimi. Yani bununla da ilgisi olabilir mi benim filmlerdeki vurguları, mesajları kaçırmamın?
0
denizzz
(03.11.20)
gönderme yaptıkları konuya hakim olmak gerek. film okumak için sadece sinema bilmek yetmez. mitoloji felsefe psikoloji tarih gibi disiplinler, resim heykel gibi diğer sanat dalları gibi birçok şeye hakim olmayı gerektirir. bu nedenle bir kimsenin bunların hepsini anlaması zaten mümkün değil.

bunun dışında bazen gönderme yapılmamış olmasına rağmen insanların zorlama bir şeyler buldukları da çok sık oluyor. bu biraz da senin hayalgücüne kalmış. yönetmen evet burada böyle düşündüm demediği sürece biraz suya yazı yazmak oluyor.

edit: bu örneğimi destekleyen tarkovski'ye ait bir hikaye var:

After Zerkalo was completed, it was first shown to the group of the famous critics. After watching it, critics started to argue about it, trying to find the hidden meaning and make sense of what they just saw. It went on and on until the cleaning lady who came to the screening room and had been waiting for the end of discussion to do her job, asked them for how long they would stay? Someone said to her that they were discussing a very complicated film, and they needed time to understand it. Cleaning lady asked, "What is that you do not understand in this film? I saw it also, and I understood everything." Critics were silenced for a moment, and then, one of them asked the woman to share her thoughts on Zerkalo. She answered, "It is about a man who had caused too much pain to the ones whom he loved and who loved him. Now he is dying and he is trying to ask them for forgiveness but he does not know how." After the pause Tarkovsky said that he had nothing else to add about his film to what the cleaning lady had to say.
0
bohr atom modeli
(03.11.20)
hocam uçlarda gezmenin anlamı yok.

Filmi izleyip, keyif alıyorsan sana yeter. filmi izledikten sonra araştırırsan onun hakkında yazılan yazılarda nerde ne anlama gelmiş öğreniyosun. sonra başka bir film izlerken ona benzer sahne çıktığında "aha işte bu" diye anlamını anlıyorsun.

kitap işine girişip sıkılıp bırakıp, sonra "yaa olmuyo" diye pes edip kendini recep ivedik izlerken bulma (abarttım tabii de anlatmaya çalıştığım barizdir)
0
lcha
(03.11.20)
Film Analiz kursları var bence deneyebilirsiniz.
www.sinematek.org
0
ankara06
(03.11.20)
şiir okuyun.
0
isveperver
(03.11.20)
yukarıda yazılanları unut lütfen. sinema diğer sanatlardan farklı bir şey. öncelikle bireysel değil, birçok farklı etmen yan yana geliyor. size birkaç farklı kaynak önerebilirim. öncelikle ilk kitap film dili kitabı. yazarı robert edgar hunt. giriş seviyesinde güzel bir kitap.

ikincil olarak başucu kitaplardan biri david bordwell-film sanatı kitabı.

bu iki kitabı bir okuyun. bu eserlerde zaten diğer kaynaklara da birçok atıf var onlarla devam edersiniz.

ken loach sinemasını sevdiyseniz o tırnak içinde keyif almadığınız filmlerden de keyif almaya başlayabilirsiniz.
0
anti-kahraman
(03.11.20)
(5)

Apartman katına bırakılan poşet

zannedersem tek eksiginiz bendim
Günaydın herkese, apartmanımız tek daire üstüne. Dün aşağı inerken aşağıdaki dairenin katında bi oyuncak poşeti görmüştüm onların küçük çocukları var belki çöptür dedim bugün sabah poşeti benim kapımın önüne çıkarmışlar ne alakaysa. Tek yaşıyorum koskoca insanım yanı neden ben diye merak ediyorum. B
Günaydın herkese, apartmanımız tek daire üstüne. Dün aşağı inerken aşağıdaki dairenin katında bi oyuncak poşeti görmüştüm onların küçük çocukları var belki çöptür dedim bugün sabah poşeti benim kapımın önüne çıkarmışlar ne alakaysa. Tek yaşıyorum koskoca insanım yanı neden ben diye merak ediyorum. Bu poşeti aşağı bodruma mı indirsem çöpe mi atsam buna dair de bi not yazıp asmak istiyorum sizce napayim?

Notta; katımda bulduğum oyuncak poşeti kime ait bilmiyorum kim katıma koymuş ama ben onu bodruma indirdim/çöpe attım vs yazıcam. Daha da sert bişiler olabilir fikir alayım.
0
zannedersem tek eksiginiz bendim
(03.11.20)
Bu kata poşet eşya izmarit konulmaz. Koyanlara 1000 tl ceza. :pp
0
1bir1bir1
(03.11.20)
Hahshshhs ya nolur ciddi cevap verin.
0
🌸zannedersem tek eksiginiz bendim
(03.11.20)
Her katta en az 2 daire olsaydı meseleyi masum bulurdum ama hakkaten kim getirdi bıraktı yani. Bence poşetin yerine bir kağıt yaz "buradaki poşet şu anda sokaktaki çöp konteynerinde" yaz geç git. Fazlasına gerek yok.
0
1bir1bir1
(03.11.20)
X nolu daire önüne konulan oyuncak poşeti kime aitse geri alsın, Çarşamba öğleye kadar kimse almazsa çöpe atılacaktır.

yaz. bi ihtimal çocuklar oyun oynuyodur saklamışlardır kendi kafalarına göre. sırf onlar yüzünden direkt çöpe atma derim. bekle uyarımı yaptım kimse almadı attım dersin sonuçta.
0
lcha
(03.11.20)
Neden direkt gidip sormuyorsun ki poşeti gördüğün ilk daireye sizin mi diye?
Çocukları var demişsin, belki çocuklar çıkartmış olabilir. Hem ailenin de böyle bir şeyden rahatsızlık duyduğunu öğrenmeleri iyi olur diye düşündüm.
0
ananotherlife
(03.11.20)
(7)

Depremin bir hızı var mı?

tebaloeyy
Herkese geçmiş olsun öncelikle.Merak ettiğim şey şu; deprem İzmir ve İstanbul'da aynı anda mı hissedildi yoksa sismik dalganın da ses dalgası gibi bir hızı mı var?
Herkese geçmiş olsun öncelikle.

Merak ettiğim şey şu; deprem İzmir ve İstanbul'da aynı anda mı hissedildi yoksa sismik dalganın da ses dalgası gibi bir hızı mı var?
0
tebaloeyy
(02.11.20)
geçen şunu gördüm. Zemine göre bile dalgası değişiyormuş. Uzak yerlere giderken de değişiyordur sanırım:
www.youtube.com
0
nhk ni youkosu
(02.11.20)
twitter.com

İzmirdeki depremin avrupadaki sismik istasyonlara ulaşması
0
freebird5406_2
(02.11.20)
var. zemine gore ve dalga turune gore degisir.
0
turbo sadık
(02.11.20)
fark var, bundan faydalanan deprem önlem sistemleri de var dünyada bazı yerlerde.

Fayın, şehir merkezine uzak olduğu yerlerde, fayda sismik hareket olunca şehirdeki elektrik, gaz vs. kesiliyor, deprem dalgaları şehre ulaşmadan.
0
burfak
(02.11.20)
var, sismik dalga ve zemin tipine göre saniyede yaklasik 5-6 km hizla ilerliyor.
0
ben de
(02.11.20)
Yıllar önce arkadaşımla bir sabah skypeta konuşurken deprem oluyormuş dedi, ben onun söylemesinden 5-10 sn arasında bir süre sonunda hissetmeye başladım.
0
lcha
(02.11.20)
Icha'nin yasadigini bu depremde ben de yasadim., Istanbul'da. Arkadasimla telefondaydik, o deprem oluyor dedi, ben de yoo dedim ama 5 saniye sonra ben de hissettim.

burfak'ın dedigi sey iyiymis. keske bizim ulkemizde de olsa.
0
batlegolas
(03.11.20)
(3)

Danışmana Kahve Hediyesi

JusticeBooster
Merhaba, tez danışmanıma çekirdek kahve hediye etmek istiyorum. Hiçbir şekilde kahveyle aram yok ve ne nedir bilmiyorum. Kendisi kahveden anlayan ve kahveyi seven birisi. Kendisine hediye edilebilecek ne kahve önerebilir misiniz? Kaliteli bir şey olması önemli. Fiyat önemli değil. Yardımcı olursanız
Merhaba, tez danışmanıma çekirdek kahve hediye etmek istiyorum. Hiçbir şekilde kahveyle aram yok ve ne nedir bilmiyorum. Kendisi kahveden anlayan ve kahveyi seven birisi. Kendisine hediye edilebilecek ne kahve önerebilir misiniz? Kaliteli bir şey olması önemli. Fiyat önemli değil.
Yardımcı olursanız teşekkür ederim. İyi günler.
0
JusticeBooster
(27.10.20)
Petra'nin kahveleri güzeldir. Orta sertlikte bir kahve alabilirsin.

kahhve.com
0
himmet dayi
(27.10.20)
coffeetropic.com

Yalnız bu kahveler çekirdek ya da farklı boyutlarda öğütülmüş olarak satılıyor. Kendisi çekirdek alıp öğütüyorsa çekirdek alın, değilse kahveyi neyle demlediğini öğrenip ona göre alın.
0
kobuzchu kiz
(27.10.20)
Böyle setler yeterli: muhiku.com
0
lcha
(27.10.20)
(13)

senior bir pozisyon ne demek

condom kurşunu
10 sene tecrübem var nerdeyse, senior mı olucam yani amele gibi yoksa bu bir tabir mi anlamadım.
10 sene tecrübem var nerdeyse, senior mı olucam yani amele gibi yoksa bu bir tabir mi anlamadım.
0
condom kurşunu
(27.10.20)
senior bir pozisyon, müdür demek :) hatta belki üst yönetim.

senior analist gibi bir pozisyondan bahsetmiyor, olsa gerek.

biseysoracaktım, "senior bir pozisyon" dediğin bahsettiğin senior anlamında değil. öyle olsa, pozisyon senior analist, senior advisor gibi bir şey derdi.

senior bir pozisyon denildiğinde, işin tecrübe gerektiren, yüksek seviyede bir konumu olduğu ifade edilir.
0
stewie
(27.10.20)
yani o işin uzmanı , ustası veya en tecrübelisi
0
koela
(27.10.20)
göreve ve işyerinin hiyerarşisinin nasıl işlediğine de çok bağlı, senior diyip yine amele işi yaptırılan yerler de az değil. altında junior varsa senior'luğun bir anlamı olabilir ama yoksa zaten ha junior ha senior.
0
gkhncnzdgn
(27.10.20)
uzman demek.
0
jimjim
(27.10.20)
junior değilsin yani tecrübesiz değilsin,
seniorsın demek.

Yani seni amele gibi çalıştırmayacağız demek.
Uzman demek isteseler specialist derlerdi, onda bile senior specialist diye senior titleı olan pozisyon var.

Özet geçersem: Titlelar karman çormandır, verilen maaşa ve pozisyon için kaç yıllık tecrübeli aradıklarına ve organizasyon şemasındaki yerine bakarak anlayabilirsin.
0
lcha
(27.10.20)
senior kidemli uzman olarak da geciyor bazi sirketlerde. yani uzmanin ustu yoneticinin alti. manager olarak ayri bir unvan varsa o senin ustun oluyor. senior'in devaminin ayni oldugu bir unvan varsa o da senin astin oluyor.
0
in vino veritas
(27.10.20)
şirketlerin belirlediği yıl sayısına göre(çoğunda 5 yıldır) "aynı görev pozisyonu" için o yılı doldurduktan sonra aldığın ünvandır. senior olmayınca junior da değilsin. hiçbir yeni başlayan mühendis junior engineer yazmaz titresine. 5 yıldan sonra titreye senior eklenir örnek veriyorum.
0
exitmusic
(27.10.20)
Dijital reklam ajansinda 10 seneden fazla tecrubeli senior arkadasim 3.5 bin maas aliyor. Bazi gunler de 10 12 saat calisiyor aylik raporlar bilmem ne bi seyler hazirliyoruz diye. Sektorune gore bu amelelik hali değişiyor sanirim.
0
hindistan cevizi
(27.10.20)
senior kıdem belirtir, direkt ünvan belirtmez. yukarıda dendiği gibi uzamanın da senior'ı olur, müdürün de. organizasyonel şemada aynı görevi yapan, aynı pozisyondaki çalışanların maaş ve sorumluluklarındaki farkları belirtmek için kullanılır genelde. title'ı senior accounting specialist olan bir çalışan ile accounting specialist olan çalışan özünde aynı işi yapıyordur ancak öbürü daha kıdemli olduğu için daha fazla para alıyordur, kendi aralarındaki sorumluluklar açısından daha fazlasına sahiptir.

yani senior pozisyon diyince müdür ya da yönetici olacaksın anlamına gelmek zorunda değil. mesela müdürün de senior'ı olur ama bu aynı işi yapan başka müdür var anlamına gelmez. local managerlar vardır, onların üstünde, bu local manager'ların raporlama yaptığı senior manager vardır.

yukarıdakilere uymayıp, o pozisyonda uzun zaman tecrübe sahibi olan birine title yükselmesi yapılmak istendiğinde de senior ünvanı verilebiliyor.

kısacası; işin kendisi amelilik içeriyorsa kıdemli amele olacaksın diyebiliriz. pozisyonu bilmeden bişey demek zor.
0
Bruce
(27.10.20)
En detaylı ve doğru Bruce anlatmış. Açık açık senior manager demedikçe müdür / direktör gibi anlamamk lazım
0
SiyamkedisiZorro
(27.10.20)
"senior bir pozisyon" dendiğinde, üst kademelerde bir pozisyon demek olur.

"o pozisyonun senior'ı" dendiğinde aynı işi yapanların eskilerinden demek olur.
0
co2s2
(27.10.20)
Uzman ile alakasi yok, kidemli demek iste.

Uzman / Specialist= bir konuda meslektaslarina gore daha bilgili, o konuda uzmanlasmis kisi

Senior= Kidemli, tecrubeli kisi. Uzman ile donusumlu kullanilacak bir sey degil. Hele mudur hic degil, alakasi yok.

Lakin "senior" bazen pek bir sey ifade etmeyebiliyor. Ben ne seniorlar gordum, evet adam/kadin 15 yildir yapiyor bu isi ama bir arpa boyu yol almamis olabiliyor.
0
fortisvita
(27.10.20)
Junior - Yeni baslamis
Senior - Deneyimli / Kidemli

Sektore ve firmaya gore senior tanimi degisir. Benim sektorde (Elektronik Tasarim) genelde 4-5 sene ustu senior sayilir.
0
cleric
(27.10.20)
(19)

En yakın arkadaşınızın aldatıldığını kesin olarak öğrenseniz söyler misiniz

sonhakan
....
....
0
sonhakan
(27.10.20)
Evet
0
cemallamec
(27.10.20)
kesin eminsem soylerim, %0.1 ihtimal bile suphem varsa soylemem.
0
in vino veritas
(27.10.20)
en yakın arkadaşım ise söylerim. kesin emin olmam şart. normal arkadaşım ise söylemezdim.
0
belkider
(27.10.20)
En yakın arkadaşımın karakterine bağlı. Eğer kendisine aldatıldığını söylediğimde akıllıca davranacak biriyse kendim açıkça söylerim. Ama söylediğimde saçma sapan davranacak biriyse kendim söylemem. Ona aldatıldığına dair şüphelenmesine sağlayacak şekilde davranırım.

Sevgilisine/eşine bu duruma yakıştırmayıp bana kötü davranıp, beni suçlayabilir. Aldatıldığını biliyor bunu kabul etmiş olabilir, aldatıldığını yüzüne söylediğim için beni kötü bilebilir. Aldatıldığını söylerim bana inanmaz beni suçlar. Her şey olabilir.
0
GoodMorningTeacher
(27.10.20)
Aldatan ben miyim peki? Degilsem soylerim
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(27.10.20)
Hayır. Belki sineye çekilecek, kurtarılacak bir evlilik olan biteni ben biliyorum diye, bunu ifşa eden benim diye bitebilir. Şartları bilmiyoruz. Çocuk varsa ortada durum daha komplike. "Karın/kocan seni aldatıyor" demek dile kolay ayrıca.
0
IncredibleMau
(27.10.20)
söylerim. ufak bir şüphede bile söylerim.
0
bohr atom modeli
(27.10.20)
iki kişilik ilişkilere dahil olmamak, bu işlere dikkat etmek lazım.
üstelik çok fazla değişken var.
nasıl bir aldatma?
beş yıldır devam eden bir ilişki mi, tek gecelik sarhoşken yaşanan bir şey mi?
ben bunu nasıl öğrendim, nereden biliyorum?
evliler mi, üç aydır çıkıyorlar mı?

kesin bir cevap vermek çok zor.
ama uzun süreli bir evlilik falan söz konusuysa, bilmesi gerektiğinden yüzde yüz eminsem, belki önce aldatan tarafla konuşup onun itiraf etmesi için uğraşabilirim.
veya en azından durumla ilgili diğer tarafın düşüncelerini öğrenebilirim, ona göre hareket ederim.
ya da belki ben yine söylemem ama bir şekilde öğrenmesini sağlarım.

önemsiz ya da yeni bir ilişkiyse direkt yüzüne söylerdim ama ciddi bir durumsa gidip yüzüne söylemek en son tercihim olurdu muhtemelen.
0
blatta hiberna
(27.10.20)
Kanıt varsa söylerim. Ama söylemeden görmesini, anlamasını sağlamanın bir yolu varsa denerim.
0
the coon
(27.10.20)
Net söylerim. Ama lak diye değil.
0
turk kasi
(27.10.20)
evet
0
lcha
(27.10.20)
bu sorunun cevabı kesin değil.
en yakın arkadaşım bunu benden öğrenirse ve daha sonrasında eşini affederse benimle olan arkadaşlığı da zarar görebilir.
belki ilk etapta aldatan kişiye bu konuyu bildiğimi belli ederim.
ama şahit oldum diye beni imha edecek insanlar değillerse tabi :)
0
dafuq
(27.10.20)
Iki kisilik iliskilere asla karismamayi biliyorum. Soylemem
0
hindistan cevizi
(27.10.20)
söylerim. ama dikkatli ol senin kıskançlıktan bunu yaptığını düşünebilir. emin ol.
0
tabudeviren
(27.10.20)
En berbat ikilemlerden biri. İnan onun yerine yakaladığım adamı/kadını orada ifşa etmeyi tercih ederim. Söylesen belki biliyor ama harekete geçmek için doğru zamanı bekliyor. Ben söyleyince zamanlamasını bozmak zorunda kalacak, daha erken hareket edecek. Ya da sineye çekmeyi düşünüyor. Ya da kendi yakaladı ama bir şans vermeyi düşündü. Bin türlü senaryo. Bakmayın "ben bana söylensin isterim" diyenlere. Bilmeyi istemekle yüzyüze birinden duymayı istemek farklı şeyler. "Bir dost" notu ile iletilen mesajlar çok daha doğru gibi geliyor bana.
0
SiyamkedisiZorro
(27.10.20)
Kesin olarak söylerim
0
sacrilegious
(27.10.20)
Söylerim.
0
westblack
(27.10.20)
Kesinlikle söylerim.
0
love my way
(27.10.20)
Dünya da insanlar da çok garip. Bazen suçu gösterirsin, suçlu sen olursun. Onlar yine mutlu olur, olan sana olur.

O yüzden benim söylediğimi bilmeden bir şekilde söylemeye çalışırım. Farklı bir mailden tüm bildiklerimi sıralarım mesela. Veya farklı bir hesaptan instagramdan vs.

Yani bir şekilde söylerim evet. Çünkü kendimi onun yerine koyarım. Aldatıldığını bilmeden ilişki yürütmek çok kötü bir şey.

Ama soru şöyle olsaydı; yakın bir arkadaşım sevgilisini aldatıyorsa, onu gidip kıza söyleyemem sanırım. Kötü bir şey, biliyorum ama arkadaşımı satamam sanırım. En fazla bu böyle olmaz git ona söyle veya ayrıl falan derim. Kendimi yakın bir arkadaşımın yerine koyabiliyorum ama karşı tarafın yerine koyamıyorum sanırım :D
0
ananiyimioguz
(30.10.20)
(17)

BİM çalışanı "çok aldın veremem" diyebilir mi?

ya ben lan neyse
bir ürününden çok almak istesem (indirimli ya da aktüel ürün değil) diğer müşterilere kalmadı, gerekçesiyle almama engel olması yasal mıdır? ben sürekli taşımak istemediğimden 10 tane 5 kg yağ almak istedim mesela...
bir ürününden çok almak istesem (indirimli ya da aktüel ürün değil) diğer müşterilere kalmadı, gerekçesiyle almama engel olması yasal mıdır? ben sürekli taşımak istemediğimden 10 tane 5 kg yağ almak istedim mesela...
0
ya ben lan neyse
(23.10.20)
Sigarayı vermiyorlar da diğer şeyleri bilmiyorum.
0
antihero
(23.10.20)
biz a101den bi palet su aldığımızı biliriz, kimse bişey demez. hele bu normal zamanlarda.
0
killerbee
(23.10.20)
verirler bence ama inisiyatif kullanmak durumunda da kalabilirler. atiyorum, yeni mal 1 gun sonra gelecektir, sen de sabah oradasindir adam diger musterileri dusunur vermez belki o kadar. bence muhattap olacagin kisiye bagli biraz sanki.
0
baldur2
(23.10.20)
başıma geldi ondan sordum.
0
🌸ya ben lan neyse
(23.10.20)
bazı bölgelerde esnaf bimden alışveriş yapıp küçük marketlerde satıyor. böyle durumlarda kasiyer al sat yaptığını düşünerek vermeyebilir.
0
mg3929
(23.10.20)
"Yasal mıdır?"
Bir firmanın bir müşteriye satış yapmayı reddetmesi yasal mıdır diye bakmak lazım galiba, bunun yanında süpermarketlerin kampanya açıklamarında genelde 3 üstü alımlar ticari değerlendirilir kampanyadan yararlandırılmaz gibi notlar olabiliyor.
E-ticaret sitelerinde de bir üyenin alabileceği ürün sayısı sınırlandırılabiliyor, bunlar yapılabildiğine göre bence diyebilir.
0
atom karincanin torunu
(23.10.20)
maksimum alma sınırı konabiliyor bazı ürünlere. ama en doğrusu Bim'in genel merkezine sormak
0
lcha
(23.10.20)
evet yasaldır. satmama hakkı saklıdır.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(23.10.20)
evet der
0
turbo sadık
(23.10.20)
şokta satılan patates kızartması ucuz diye her mal geldiğinde çevredeki restoranlardan sabah açılır açılmaz gelip hepsini alıp gidenler vardı. uzun süre çevredeki şoklarda sürmüş bu şekilde. çalışanlar tartışırken denk gelmiştim. hala devam ediyorlar mı bilmiyorum. sonra bir şekilde düzenleme yaptılar galiba. 10 tane 5 kg yağ da ticari gibi gözüküyor evet.
0
not dark yet
(23.10.20)
Hayati bir ürün olmadığı sürece satmama hakkı var evet.
0
fever
(23.10.20)
Bazen firmalarla birlikte özel kampanyalar yapıyorlar. Firma toplu satmama şartı getiriyor.

Tabii 3-5 tane değil de, özel indirim olan ürünlerde onlarca veremem diyebilir. Ordaki firmanın maksadı mümkün olduğu kadar çok kişiye ulaşıp, ürününü tanıtmak.



.
0
kartallar yuksek ucar
(23.10.20)
Diyebilir de 10 tane 5 kg yağ çok değil. 100 tane çok.
0
infernalcadre
(23.10.20)
20 şişe 5l'lik su almışlığım var bazen biraz şaşırmış bakıyorlar ama kimse birşey demedi.
0
nickyazmaksartmibulamadim
(23.10.20)
Bimde çalışıyorum ,Cuma aktüel ürünlerinde ,kampanyalı ürünlerde ,dışarıya göre ucuz olan atıyorum yağ gibi ürünlerde toplu satışı müsaade etmiyor üst yöneticiler kişi başı en fazla 2-3 tane mağaza sorumlusunun insiyatifine kalmış,tüm müşteriler eşit şekilde faydalansın diye. Adam geçen haftalarda 1 palet torku yağı almak istedi satmadık. Etik değil maksat tüm müşteriler eşit şekilde alabilsin mantığı.
0
Akabeatz
(24.10.20)
Mal BİM’in. İster satar ister satmaz. Hayati de olsa satmama Hakkı saklıdır.
0
Frederick Co
(29.10.20)
BİM'in dönem dönem bazı ürünleri zararına veya başa baş sattığı da oluyor. Malum durumlardan dolayı, fazla zam gelen ürünlere anında yansıtamıyor!

Yağ bunlardan biri, bu aralar fiyatı çok arttı. Fiyat geçisini aynı hızda yapamadılar.


.
0
kartallar yuksek ucar
(30.10.20)
(2)

termos ve saklama kabi temizlemek

baldur2
termosa farkli icecekler koyuyorsam, bunun icini nasil temizlemeliyim, karbonat? sirke veya deterjanli sicak su koyup geceden sabaha kadar bekleteyim mi?bu da yemek koydugum kaplari yikiyorum kuruluyorum ama yagli kaliyor yine de. nasil temizlemem gerek bunlari?
termosa farkli icecekler koyuyorsam, bunun icini nasil temizlemeliyim, karbonat? sirke veya deterjanli sicak su koyup geceden sabaha kadar bekleteyim mi?

bu da yemek koydugum kaplari yikiyorum kuruluyorum ama yagli kaliyor yine de. nasil temizlemem gerek bunlari?
0
baldur2
(23.10.20)
deterjanlı sıcak su bekletmek doğru olmaz çünkü kokusunu bırakıyor. ben deterjanlı su ile yıkadıktan sonra içine düz su doldurup bekletiyorum
0
lcha
(23.10.20)
elde yıkamaya uygun bulaşık deterjanıyla yıkayıp/çalkalayıp (ince uzunsa bir biberon ya da şişe yıkama fırçasıyla) iyice duruladıktan sonra ters çevirip bırakın bulaşık teline.
suyu süzülüp kurur zaten ertesi sabaha kadar.

yemek kaplarını da sıcak ya da sıcağa yakın suyla, bol köpüklü olacak şekilde bulaşık deterjanıyla yıkayın ya da makineye atın.
yağlı kalmaması lazım.
belki yeterince iyi yıkamıyorsunuzdur.
0
blatta hiberna
(23.10.20)
(12)

Saçlarımı çok kısa kestirdim ve aşırı pişmanım...

isabella was a ginger
N'apıcam bilmiyorum. Kadınım. Bir an kafama esti ve saçlarımı bildiğiniz erkek traşı gibi kestirdim. Kısa bir pixie cut gibi. Kuaför de çok kötü kesti, kafamın şeklini çıkaramadı, arka tepesi daha kabarık böyle, hafif alien kafası gibi gözüküyor. N'apıcam ben?İçimde androjenlik yokmuş demek ki... Fe
N'apıcam bilmiyorum. Kadınım. Bir an kafama esti ve saçlarımı bildiğiniz erkek traşı gibi kestirdim. Kısa bir pixie cut gibi. Kuaför de çok kötü kesti, kafamın şeklini çıkaramadı, arka tepesi daha kabarık böyle, hafif alien kafası gibi gözüküyor. N'apıcam ben?

İçimde androjenlik yokmuş demek ki... Feminenliğim azaldı diye gidip simli oje falan aldım normalde hiç huyum olmadığı halde. Nasıl feminenliğimi geri kazanabilirim? Saçım siyah, rengini değiştirsem mesela fayda eder mi? Tekrar kuaföre gidip kafamın şekline göre düzelttireyim mi... N'apıyım bana bi akıl verin dostlar...
0
isabella was a ginger
(21.10.20)
Foto yok mu?
0
olaylar olaylar
(21.10.20)
Bence boyatmayın. Feminenliğin saçla alakası hiç yok. Halsey'in son saçını gördünüz mü ne kadar yakışmış ve yine de feminenliğinden bir şey kaybetmemiş. Eğer kafa şekliniz düzgünse öyle kestirebilirsiniz zaten birkaç aya uzar.
0
matilda
(21.10.20)
Zaten kışa giriyoruz. Kış ayını bereyle geçirirsin. İlkbahara kadar da uzamış olur. Bu kadar dert etmeyin.
0
halitkin
(21.10.20)
aynaya bile bakasım yok ne fotoğrafı :(

matilda, halsey'nin son saçı dediğiniz buysa eğer bence hiç yakışmamış ve aşırı erkeksi durmuş: i.pinimg.com

sanırım kişiden kişiye değişiyor zevkler ama ben çok kötü hissediyorum.
0
🌸isabella was a ginger
(21.10.20)
2 ihtimal var:
a- gerçekten kötü kesildi
b- değişim çok büyük diye rahatsız ediyor.

Birazcık bekleyip 2 hafta sonra hala çok kötü diye düşünüyorsan güvendiğin birine gidip rahatsız olduğun yerleri düzelttirirsin. ama hissiyatın düzelmeyecek yönünde olursa, bırak uzasın kendi kendine.

hepimiz zaman zaman kuaför kurbanı olduk, en iyisi uzamasını beklemek oluyor genelde :)
0
lcha
(21.10.20)
r evolution, teşekkür ederim, güldürdünüz, online dersteyim bi de :) :) valla onu da denedim aslında. kestirdikten sonraki ilk günlerde bi tane fular aldım başıma taktım.
0
🌸isabella was a ginger
(21.10.20)
bir şey olmaz yahu, ben kazıtmıştım. avantajlarını düşünüp tadını çıkar. duşta daha kısa süre duruyorsun, çıkınca kurutmak derdi yok, tarama ihtiyacı yok. hayatının minik bir kısmı da bu şekilde değişik bir biçimde geçiversin ne olacak:)
0
tabirimekruh
(21.10.20)
1-2 hafta içinde kabarıklık kalmaz, şekil almaya başlar saç. sakin ol.
0
spirit crusher
(21.10.20)
nasılsa çok gecmeden uzayacak üzmeyin kendinizi. alışamayacak gibiyseniz kısa saç kesiminde uzman birine gidip o kabarık kısma yeniden şekil verdirebilirsiniz. ben olsam öyle yapardım. kötü bir kesimse alışmak çok zor oluyor sahiden.
0
pink cadillac
(21.10.20)
niye uğraşıyon bu kadar saçınla yahu :)
0
antihero
(21.10.20)
bi yerde gördüm, kulak memesinden aşağı dik iniyor, ölçüyorsun. ölçtüğün yerden bir de çenene kadar ölçüyorsun. çenedeki uzunluk kulak memesinin altındaki uzunluğunun 1,5 katından fazlaysa kısa saç kötü duruyormuş. gerçi artık olan olmuş ama senden başka "upuzun saçını kısacık kestirmek isteyenler" için bu ölçü alınabilir.

halsey'de gördüğünüz gibi bu oran 1,5 katından çok daha fazla.
0
stewie
(21.10.20)
Dax mı ne diye bir krem gibi bir şey kullanıyorlar bazı kuzular saçı acayip hızlı uzatıyormuş ondan deneyin
0
iwillsee
(21.10.20)
(3)

hangi dovme sanatcisi

baldur2
tarzi benzer olan iki sanatcidan sizce hangisi daha iyi duruyor. karar veremedim. https://www.instagram.com/alienosaurus/https://www.instagram.com/oliviabrumentattoo/
tarzi benzer olan iki sanatcidan sizce hangisi daha iyi duruyor. karar veremedim.

www.instagram.com

www.instagram.com
0
baldur2
(21.10.20)
Alien olan
0
taurina
(21.10.20)
tarzları alakasız ki aslında? biri baya minimal çalışıyor.

tercihim minimal olan: alien
0
lcha
(21.10.20)
herkes ailen demiş ama asıl sanatçı olivia. minimalleri herkes yapıyor zaten. olivia bu işte zirveymiş.
0
koela
(21.10.20)
(4)

evdeki her şeyin ters gitmesi

m orak
iyi geceler, başlığı acmayacaktim ama bu canıma tak etti, hiçbir işim rast gitmiyor her şey geriye doğru gidiyor öncekileri katmazsak evde sürekli birseyler bozuluyor beyaz eşya olsun araba olsun, arabayi bakımsız kullanmam eşya da keza öyle temiz kullanırım ama Bi yerden patlıyor anlamıyorum, neden
iyi geceler, başlığı acmayacaktim ama bu canıma tak etti, hiçbir işim rast gitmiyor her şey geriye doğru gidiyor öncekileri katmazsak evde sürekli birseyler bozuluyor beyaz eşya olsun araba olsun, arabayi bakımsız kullanmam eşya da keza öyle temiz kullanırım ama Bi yerden patlıyor anlamıyorum, neden böyle oluyor sizde de var mı böyle sorunlar yoksa bi bana mı böyle?
0
m orak
(19.10.20)
bir şey kötü gidince her şey kötü gidebiliyor maalesef. 2 hafta önce buzdolabım bozuldu, yenisini almak zorunda kaldım,geç fark ettiğim için buzluktaki her şey çöp oldu. aynı hafta klozet bozuldu, aynı haftanın sonunda banyo rafım düştü. şok içinde olduğum, her gün gereksiz işlerle uğraştığım bir haftaydı. 2 haftadır her şey yolunda, sen de sabret düzelecek derim.
0
penceredengorunenmorbina
(19.10.20)
sabretmeye çalışıyorum ama çok bunaldım bu sefer.
0
🌸m orak
(19.10.20)
bugünki teknoloji ile 100 sene bozulmayacak beya eşya ve diğer ürünleri yapmak mümkün.
ama hiçbirşeyin sahibi olamıyorsunuz.
ürünlerin üzerinde kullanım ömrü 5 yada 7 sene yazar.
yani siz buzdolabına 8400 tl verdiğinizde aslında 7 seneliğine ayda 100 tl kira ödüyorsunuz. sonra dolap bozuluyor ve yeniden 7 seneliğine buzdolabı kiralıyorsunuz.
bunun adı kapitalizm, aslında organize olamamış salak insna toplulukları.
bugün üretim teknolojileri çok gelişti ve ucuzladı.
idealist bir grup mühendis ve sermayedar otursa 70-100 sene bozulmayacak ürünleri üretip piyasaya sürebilir.
eğer 8 milyar insanlıktan böyle bir grup çıkmıyorsa kusura bakmayın hepimiz herşeye kira ödemeyi hak ediyoruz.
0
aslindasorunumpsikolojik
(19.10.20)
merkür retrosu diyen çıkmamış hayret
0
lcha
(19.10.20)
(12)

8 aydır damacana içinde kalmış su içilir mi?

hadi ya la
Aylardır memleketteydim, eve geldim. 10 litre kadar su kalmış içinde. Yosun vs yok içinde.Dökmeye kıyamadım. İçilir mi yoksa plastik içinde zararlı olaylar olmuş mudur?
Aylardır memleketteydim, eve geldim. 10 litre kadar su kalmış içinde. Yosun vs yok içinde.

Dökmeye kıyamadım. İçilir mi yoksa plastik içinde zararlı olaylar olmuş mudur?
0
hadi ya la
(14.10.20)
Yani zorda kalinsa icilir ama gerek yok git marketten 5 lt su al 3 lira. Damacanadaki suyu da ciceklere dok
0
exlibris
(14.10.20)
Zorunlu olmadıkça, ben içmezdim.

çiçekleri sula , çay yapmak için kullan ama normal tüketim için kullanma derim.

10 ayın sonunda damacana içerisinde rutubet ve plastik kokusu sinmiş olabilir.
0
janavarorion
(14.10.20)
içilmez.
0
mikahakkinen
(14.10.20)
icilmez
0
turbo sadık
(14.10.20)
Ben cicege de dokmem.

Cok da ziyan olsun istemiyorsan al kovaya, tuvalete dokersin.
0
invictae
(14.10.20)
belki kettle'a koyarsın ya da içilmeyecek ama tüketilecek yerlerde kullanırsın.

patates, yumurta haşlama gibi.
0
stewie
(14.10.20)
İçmem, yemek de yapmam.

Sağa sola dök işte musluk suyu gibi davran.
0
chicha_v2
(14.10.20)
Onermem. Temizlik icin bile kullanmaya gerek yok dokun gitsin.
0
cleric
(14.10.20)
Kapalı damacana içilebilir gibi . Ama ben o riske girmem. Kimseye de gir demem.
Alkol vs olsa iç derdim ama su için o riske girilmez.
0
ycaycayca
(14.10.20)
içme aman diim. Ben sudan zehirlendim zamanında, korkunç bir durum.
0
lcha
(14.10.20)
musluktan iç daha iyi. onun içindeki bakterilerle uzayda yaşam başlar.
0
bohr atom modeli
(14.10.20)
ben de sizin duruma düşmüştüm geçen ay.

6 aydır kalan su vardı kaynatıp içerim diye düşündüm. hatta çay falan demledim ama tadı çok tuhaftı. döktüm gitti.

ama kaynatıp yumurta haşlama fikri iyiymiş üstteki yorumlardaki
0
jamiro
(14.10.20)
(14)

Siz olsanız ne yapardınız?

al basmadan donu var
merhaba, uzun mesafeli yolculuklarımda sürücü olarak genelde blablacar dan ilan açarım.Hem muhabbet olur hem de yorulduğumda şoförlüğü olan arkadaşlardan destek alırım.en son yolculuğumda orta yaş üstü bir ağabeyde vardı. Yorulduysan ver ben süreyim diye teklif edince arabayı verdim. Kendisi rent a
merhaba, uzun mesafeli yolculuklarımda sürücü olarak genelde blablacar dan ilan açarım.

Hem muhabbet olur hem de yorulduğumda şoförlüğü olan arkadaşlardan destek alırım.

en son yolculuğumda orta yaş üstü bir ağabeyde vardı. Yorulduysan ver ben süreyim diye teklif edince arabayı verdim. Kendisi rent a carlara araç tahsis ediyormuş tr nin her yerine gidip geliyormuş, radarlara çok hakimmiş vs.

İzmir e gelince hız koridoruna girmiş ve dün e devletten bakınca 288tl ceza kesmişler.

Şimdi bu cezayı ben mi ödemeliyim, O vatandaştan mı istemeliyim?
Siz sürücü olsanız istermiydiniz, yolcu olsanız ödermiydiniz?
0
al basmadan donu var
(14.10.20)
blablacars da aldığınız yolcuya aracı kullandırma izni var mı?
o saatte aracın onda olduğu kayıtlı mı?

eğer blablacars sadece yolcu olarak al diyorsa, siz insiyatif olarak kullandırdıysanız cezadan evvel başka riskler de var, kaza yapsaydı kaskodan para bile alamazdınız büyük ihtimalle.
0
summatinyourteeth
(14.10.20)
Karar sizin, ceza da sizin.
0
Karmaşıklık
(14.10.20)
vermeyecektiniz arabayız, istemeyin.
0
nuisance
(14.10.20)
hacı öde cezayı geç
0
xdenizx
(14.10.20)
Biraz da sen kullansan? Sürücü ehliyetin varsa sürücüye destek olmak için yolun bir kısmında arabayı kullanmayı teklif et. Uzun yol söz konusu olduğunda, sürücünün bu teklife sevineceğine eminiz.
blablacar sitesinde bu yazıyor. demek ki sakınca yok. cezayı isterdim galiba.
0
sutlu nescafe
(14.10.20)
Ben yolcu olsam öderdim ama bu tamamen karşıdakinin karakterine bağlı. İstersen söyle ama sen yine de kendini olumsuza hazirla.
0
Amaranta ursula
(14.10.20)
Karmaşıklık +1
0
roket adam
(14.10.20)
öncelikle hız koridoru neresi ile neresi arasında, bu aranın tamamında bu vatandaş mı sürdü aracı? bunları bilmeden bir yorum yapmak çok doğru olmaz. zira bir kısmında siz bir kısmında diğer yolcu aracı sürdüyse suçu tamamen adama atamazsınız. her halükarda ben olsam istemeye uğraşmazdım. bundan sonra da bence başkasına aracınızı bu şekilde vermeyin. ceza gelse de kendi yediğiniz ceza olduğu için dokunmaz.
0
shadowfollower
(14.10.20)
cezanin adamdan dolayi geldigine eminsen iste tabi, ama nedense odemeye yanasmayacak bir tipmis gibi geldi bana.
0
bay b
(14.10.20)
1- Tanımadığım kişiye arabamı kullansın diye vermem.
2-Ceza yine iyi kaza da yapabilirdi.
3-Cezayı öderdim
4- Bu alışkanlığımdan vaz geçerdim
0
paramolacak
(14.10.20)
hocam istesende adam verirmi cezayı sence? vermemek lazımdı. geçmiş olsun.
0
morcivert
(14.10.20)
Geçmiş olsun, istemeye hakkınız yok :)
0
lcha
(14.10.20)
Kusur başta sizde de olsa ara iste ayıp değil.
Meblağı vermese bile utandığıyla kalsın.
Ben olsam da öderim. Yol durumunu biliyorum diye de sohbet esnasında konuşmuşsam ödemem gerekir mi gerekir.
Güvenerek aracına beni yolcu olarak alan birini yolda bırakmamak mağdur etmemek gerekiyor bu şekilde.
0
Erva
(14.10.20)
Bence istememelisin.
83le radara girmişim.enteresan.adam açıkca özensiz kullanmadıysa isteme.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(14.10.20)
(18)

İstifa Sonrası Kalmam İçin Israr Edilmemesi

depresif genc
Beyler, buradan istenmediğim sonucunu çıkartabilir miyim :)Biraz hayal kırıklığıyla birlikte yöneticim sonucu kabullendi ve kalmam için gerekli şartları yaratmak konusunda bir girişimde bulunmadı.Profesyonel hayat deyip geçiyor muyuz. Vay be, yarım saatlik bir meeting sikecıl etmeye bakıyor her şey.
Beyler, buradan istenmediğim sonucunu çıkartabilir miyim :)

Biraz hayal kırıklığıyla birlikte yöneticim sonucu kabullendi ve kalmam için gerekli şartları yaratmak konusunda bir girişimde bulunmadı.

Profesyonel hayat deyip geçiyor muyuz. Vay be, yarım saatlik bir meeting sikecıl etmeye bakıyor her şey.
0
depresif genc
(12.10.20)
çok vazgeçilmez değilsin demek ki. yenisi bulunur hem de belki daha ucuza.
0
jelly bear
(12.10.20)
Senin istifandan çok önce senden vazgeçmişler.
0
angelus
(12.10.20)
Hiçkimsenin yeri doldurulamaz değil hele ki profesyonel hayatta. O nedenle normal olanı yapmışlar.
0
lcha
(12.10.20)
Bu zamana kadar kurumsal bir firmada "istifa ederim haa" diyen insanı tuttuklarını görmedim.
0
SiyamkedisiZorro
(12.10.20)
Blofune rest demisler, olur oyle arada :)
0
brkylmz
(12.10.20)
pandemi donemi. millet issizlikten kiriliyor, ik'da sirada ne referanslar ne torpilliler vardir, bosluk olsa da alsak diye bekleyen, normal bu zamanda
0
neverletyougodown
(12.10.20)
neredeyse herkesin yerine aynı paraya ya da daha ucuza çalışacak daha nitelikli kişiler bulunur, ki ekonomi berbat işsizlik tavan, corona muhabbeti vs. özellikle bu dönemde gayet normal. canınızı sıkmayın.
0
rose parks
(12.10.20)
uk'de istifa eden adama neden diye bile sormadıklarına şahit oldum. çok normal sonuçta istifa ediyorsa vardır bir bildiği bana ne diye düşünüyoruz.

genelde de maaş konusu olduğu için 4 alan adama aynı şirkette 5 vermek söz konusu bile olmayacağı için kal vs denilmiyor.

tr piyasası ise bunun tamamen tersi ama ben yöneticilik zamanımda gidene kal demedim hiç. buna izin verdiğim anda başka yollar açılacaktır. kimse o kadar vazgeçilmez değil. yine de olan bana oluyor sonuçta tabi. adamı sıfırdan al yetiştir. 1 sene çalışsın maaşının 2 katını talep etsin. sonra yeniden başla..
0
ozdek
(12.10.20)
şirket prensibi de olabilir. eski şirketimde gidene kimse dur demezdi. kralı olsa güle güle diyip yolladılar.
0
erty_ksk
(12.10.20)
yöneticilerde istifa edeni geri çevirmemek, ısrar etmemek bir prensip meselesi olabilir.
zorlanacağını bile bile, yeni personel alırken, eğitimi, yeni kişiyle süreçler, bunlar yorucu işler. ama gitmek isteyen insanı tutmak doğru değil. ben de bu şekildeyim. istifa ettiğinde bana istifa edeyim mi diye sormuyor. geleceği için önemli bir kararı almış. ben de saygı göstermeliyim. sonuçta bu işte yeni personel alınması da var. hayat devam eder bir şekilde.
0
stewie
(12.10.20)
Hafta sonu, bayram seyram demeden iş yerine çağrılan mühendisler , teknisyenler , operatörler vardır .
Bu insanlara ağa dur soluklan derler.
Ama aynı işi yapan başka biri varsa abi yolun açık olsun derler.
0
ycaycayca
(12.10.20)
istifa etmişsin, gidiyorum demişsin. adamlar da git demiş.
0
co2s2
(12.10.20)
Onlar bu şekilde diğer personellerinin daha sıkı işlerine bağlanacağını düşünüyor olabilirler.
0
Erva
(12.10.20)
Ne diyebilir ki? Kreş mi yani orası? Kollarını açıp getme mi deyeydi?

Görevle ilgili sorumluluklarının başkalarına aktarılması için de ihbar süresi diye bir şey var. İşlerini aktarır ve gidersin.

Gene bu tarz durumlar için prosedür ve talimatlar da var. Yeni başlayan o talimatları ve prosedürleri uyguladığı sürece akış devam eder.

Edit:egoya bak, pohpohlanmadığından cevabı beğenmemiş minik çekirge.
0
denizgonen
(12.10.20)
Hocam sen daha iyi bir iş bulmuş gidiyorsun, yöneticin eski kötü şirkette kalıyor. Buna konsantre ol, niye keyfini bozuyorsun :)
0
plutongezegendegilmi
(12.10.20)
olur oyle, bosver,

herkes isyerinde "ulan bir ayrilsam butun isler bunlara kalacak" diye dusunmusuzdur, bu sekilde dusunmedim diyene inanmam, ben de cok dusundum ama istifa edince isler bir sekilde yuruyor...

eksisozluk.com
0
exlibris
(12.10.20)
ya salla gitsin kimse vazgeçilmez değildir kafana takman bile gereksiz.
0
basond
(12.10.20)
Akli basinda hicbir sirket gidecem diyen adama ne olur kal demez, derse ornek teskil eder sonra calisanlarin maskarasi olursun. Dunyada tek olsan yine de yol verirler, bu isler boyle..
0
cooperr
(12.10.20)
(10)

Son Kanzuk olaylarında Ssg den açıklama geldi mi ?

prizmatik
Her şeye atlayıp duyarlı ssg bu konuyu atladı mı?Yoksa ben mi duymadım ?
Her şeye atlayıp duyarlı ssg bu konuyu atladı mı?
Yoksa ben mi duymadım ?
0
prizmatik
(12.10.20)
ssg şu an sözlükte sadece yazar. Şirket sahibi ama "executive" değil. Yönetimine müdahale etmiyor. Dolayısıyla bir açıklama yapmadı.
0
himmet dayi
(12.10.20)
Bence açıklama yapılmasına "değer" bir şey bulmuyorlar.
0
lcha
(12.10.20)
iplemiyor +1
0
makarnavodka
(12.10.20)
ssg malum davada hapis cezası aldı ama açıklaması geri bırakıldı. yani 5 yıl süre benzer bir suçtan hüküm giymemesi lazım. o da korkup yurdışına kaçtı. kanzuk'u emanetci bıraktı ama önemli kararları yine kendi alıyordur.
Cevap: ortalık yatışsın, konu unutulsun diye ölü taklidi yapıyor.
0
vizivozo
(12.10.20)
Adam SJW, yani tam onun agzina layik bir durum, kalkip yazarlarin yaninda mi yer alacak.
0
Avoiding The Puddle
(12.10.20)
@vizivozo malum dava nedir?
0
tabudeviren
(12.10.20)
bence politikadan da cok sey ogrendiler.

insanlar nasil olsa unutacak diye bilerek sessiz kalmayi seciyorlar.

konusup olaylarin belki de buyumesine sebep olmak yerine susup boyle 3-5 kişinin cılız çıkan "neden konuşmadı?" vs gibi sorularında kalıyorlar.
0
boyle buyurdum
(12.10.20)
boyle buyurdum +1
0
since1907
(12.10.20)
ssg zamanında da bir sürü haksızlık dönüyordu. şimdi sözlüğü yönetmiyor diye badem gözlü oldu.
0
lazpalle
(12.10.20)
malum dava sorulmuş birkaç kişi tarafından,
buyrun malum dava :
www.cnnturk.com

ayrıca:
www.hurriyet.com.tr

bir de iş için gittim falan diye yalan uydurdu sonradan.
0
vizivozo
(19.10.20)
(24)

Ev sorusu

pinkman1
31 yasinda bir erkegin anne babasiyla birlikte ayni evde kalmasi normal midir?Elimizde 5+1 ev ve tamamen ozgurlukcu, hicbir seye karismayan,saygili anne ve baba bulunmakta.Farkli eve cikacak maddiyat var bu arada.
31 yasinda bir erkegin anne babasiyla birlikte ayni evde kalmasi normal midir?
Elimizde 5+1 ev ve tamamen ozgurlukcu, hicbir seye karismayan,saygili anne ve baba bulunmakta.
Farkli eve cikacak maddiyat var bu arada.
0
pinkman1
(12.10.20)
Bana 18 yaşını geçmiş birisinin maddi olarak da zorlanmayacak durumu varsa ailesiyle yaşaması hiç normal gelmiyor.
0
sta
(12.10.20)
Değildir. Bence iş güç sahibi olmuş kendi parasını kazanan herhangi bir bireyin ailesiyle yaşaması normal değil (yaş üst sınırı veremeyeceğim ama 30 yaşına gelip hala kendi parasını kazanmıyor olması da normal değil zaten). Bence.

Çok sonra edit: yeterli parası olan yetişkin bir insan ayrı eve çıkmayıp ailesiyle yaşıyorsa o insanın birey olamamış olduğunu düşünürüm. Bunun kadını erkeği yok.
0
pati
(12.10.20)
turkiye'de son derece yaygin ve normaldir.
0
baldur2
(12.10.20)
Türkiye’de normaldir ama imkan varsa ayrı eve çıkılması tercih edilmelidir. Sadece maddi değil manevi imkanlar da önemli.
0
pass
(12.10.20)
Bana normal gelmiyor.
0
astrid
(12.10.20)
Türkiye'de normalleştirilmiş bir durum ama bana doğru gelmiyor.
0
fotrsapka
(12.10.20)
isterse 20+1 ev olsun, ayrı ev ayrı evdir.

Yemek önüne konuyor, çamaşırların yıkanır, faturalara karışmıyosun vs.
Ayrı evin tek mevzusu eve istediğinde kız arkadaşını getirmen değil ki, mevzu: sorumluluk bilip bilmemen.

o nedenle ailesiyle yaşayan bunları bilmez diyerek rahatsız eder (kadın erkek farketmez)
0
lcha
(12.10.20)
Kesinlikle normal olduğunu düşünmüyorum. Icha haklı. Anne babanın saygılı, hiç birşeye karışmamasıyla alakası yok, sorumluluk kazanmakla, kendine yetmekle, olgunlukla ilgisi var. Temel ihtiyaçları ailesi tarafından karşılanan erkekler çocuk kalıyor çünkü, sonra kadınlardan da benzer şeyler bekliyorlar.
0
roket adam
(12.10.20)
Türkiye'de normalmiş gibi düşünülüyor ama sonucu Icha çok güzel özetlemiş.
0
SiyamkedisiZorro
(12.10.20)
normal değil, hele ki ayrı evde yaşayacak parası varsa ve erkekse.
0
rose parks
(12.10.20)
Hiç normal değil. 23-24 yaşa kadar Türkiye için normal olsa da ondan sonrası artık Türkiye için bile normal değil
0
indifferent
(12.10.20)
Farklı eve çıkmak için bir neden olması lazım. Evlenmek, başka şehire taşınmak, evin iş yerine çok uzak olması, Evde huzurun olmaması vs. gibi.

Ben ayrı yaşayacağım diye, ayrı bir eve çıkmak çok mantıklı değil. Boş yere zahmet + boş yere masraf.


.
0
kartallar yuksek ucar
(12.10.20)
yasim 32 ailemle yasiyorum :) erkegim. cok sukur isim de var.

bu arada kisa not duseyim kendi evinde kalmak gibi kendi kirani camasirini utunu halledebilmek gibi osuruktan teyyare seyleri de sorumluluktan saymak asiri ilginc.

ha diyorsan ki ben eve kari kiz atiyorum. biranin sarabin dibini buluyorum. gece sabahlara kadar disarilarda surtuyorum sabah eve geliyorum ailem de buna izin vermez ailemin kulturu de buna uygun degil, ciktigim kabugu da begenmiyorum
anormal gelir. sen eve cik tabii kardesim. temel ihtiyaclari giderebilmeyi de sorumluluk say.
edit, bu arada buna karsi cikanlar da.genelde kadinlardir cunku kadinlar evde daha fazla baski altindalar evde istediklerini yapamiyorlar. aileleri buna izin vermiyor. kadin ailesi ile yasacak eve sarhos kafa 12_1 de gelecek :)) bu mumkun mu? iste o yuzde anormal.
0
turbo sadık
(12.10.20)
Ayrı eve çıkmayı yücelten kadınlar seni manipüle etmeye çalışıyor, yeme.
0
arnold schwarzeneger
(12.10.20)
bence normal değil.

cinsiyetten bağımsız olarak bende kendi ayakları üzerinde duramayan, bağımlı bir aile ilişkisi olan ve birey olmayı becerememiş, konfor alanından çıkma cesaretinden yoksun, kendi bütçesini yönetme becerisi olmayan, annesine bu yaşta dahi donunu yıkatmaktan ve yük olmaktan rahatsızlık duymayan(yine cinsiyetten ve ama annem isteyerek yapıyor geyiğinden bağımsız) vesaire vesaire insan intibası uyandırıyor. tam olarak güven duymuyorum ve paylaşım alanlarımı sınırlı tutuyorum.

sağlık vb konular kapsam dışıdır.
0
Phoebe
(12.10.20)
turbo sadık harika özetlemiş.

Ben 30 yaşımdayım. Annemle yaşıyorum. Evde yemek yemem pek. Çamaşır-bulaşık desen zaten annemden daha iyisini yaparım. Ondan daha düzenli, disiplinli bi insanımdır. Eve getiremediğim kız arkadaşım olmaz. Tek gecelik dışında 3-4 gün özel zaman geçirmek istediğimde de para verip tatile yolluyorum. Hem ona hem bana iyi geliyo.

Annemle yaşıyorum, çünkü niye yaşamayayım? Babam yok, tek çocuğum. Annemin kuzusu olmadım hiç. Her zaman istediğim gibi yaşadım. 14 yaşında sigaraya başladığımda bile anneme ben sigara içiyorum dedim.

Şimdi kendi olamamış ergenler gibi “bana ne yaa ben ayrı eve çıkcam” desem çok saçma olur. Niye eşya aliim, ev kirası vereyim ki? Durduk yere hem de. Ev sahibi, bok püsürle uğraş dur bi de. Gereksiz.

Üniversitede 5 sene kendi evimde yaşadım. Hiçbir olayı yok aileden ayrı yaşamanın. Sen eziksen, ana kuzusuysan ailenle de yalnız da öylesindir. Objektif değerlendirme yapmaktan aciz, genelleme yapan insanları dinlememek gerek.
0
tek yaprak havlu
(12.10.20)
bence normal değildir. o yaşta ailesiyle yaşayıp bunalmayanlara da büyük saygı duyuyorum. yalnız yaşamak büyük oranda psikolojik bir rahatlık. eve sevgili atmak değil olay. yaşam koşullarını kendinin seçebilmesi. temizliğin gürültünün uykunun uyanmanın sohbetin partinin eve girmenin dışarı çıkmanın vaktine başka birini düşünmeden karar verebilme özgürlüğü. bunlar basit gelebilir ama bunlara bir kez sahip olduğunuzda, mahrum kaldığınız zaman ne büyük anlam ifade ettiğini görürsünüz. iki durumu da uzunca yaşamamış olanlar yorum yapmasa daha sağlıklı olur bence.
0
bohr atom modeli
(12.10.20)
Türkiye’de yaşıyoruz kültürümüze göre normal elbet ama bence mezun olan maddi manevi müsait insan evini açıp bir evi kendisi döndürmeli. İnsanın kendi evi çok başka, o sorumluluk biraz zor ama çok güzel bence.
0
cilekli pasta
(12.10.20)
Maddi durumum müsait, ailemleyim ama ayrı ev de açtım kendime.

Fakat Türkiye şartlarında, hele hele İstanbulda yaşayıp ortalama maaş alan birinin ya 2-3 arkadaşıyla bekar evi mantığıyla ayrı eve çıkması lazım, ki rezil bir yaşam, ya da fındık kadar evde istanbulun çevresinde dandik bir evde yaşayıp gezme yeme içme zevklerini komple feda edip birikim yapamaması gerekiyor.

Genelde erkek ayrı evde yaşamalı fikri de maddi durumu iyi olan arkadaşlardan geliyor ki aynı şekilde cevap veren 1-2 arkadaşın hem baba hem koca olarak maddi durumu iyi olduğunu biliyorum.

Turbosadık +1
0
KaraSakall
(12.10.20)
Bence normal.
0
Amaranta ursula
(12.10.20)
olabilir ama yaşantına bağlı olarak seni zorlayabilir de çok anormal denemez.
0
basond
(12.10.20)
genelleme yapılabilecek bir konu değildir. ne olacak yani, bir gün tek başına kaldıklarında holde ölü mü bulunacak bu insanlar? :) kaldı ki artık bu ülkede hayat şartlarının zorluğunu da düşünürsek, kendine ait özel bir odası varsa insanın, ailesiyle yaşamasında hiçbir sıkıntı yoktur.
0
matrix
(12.10.20)
Turbo Sadik noktayi koymus, uzatmaya gerek yok. 5 bin lira maas alip 2500 lirasini kiraya verenleri de hic anlamiyorum zaten.
0
baldur2
(13.10.20)
mesele çamaşır bulaşık sorumluluk falan değil. kız arkadaşınla buluştun ailenle yaşıyorsan eve mi getireceksin ya da sürekli otele mi para vereceksin. O yaşa gelip de bu konuda rahatsızlık hissetmeyende bir tuhaflık vardır bence.

Karşı cins mevzusunu geçelim. Normal arkadaş ağırlarken ne kadar rahat olabileceksin.

Hadi normal arkadaşı da geçelim, sürekli aynı ortamdasın ailenle ve bireyselliğin sıfır. Bahsedilen yaş cidden aileyle yaşamak için normal olmayan bir yaş. Benim üstte anlattığım kafa yapısında değilsen muhafazakar biriysen de evlenip kendi aileni kurarsın. Ben bu şekilde ailesiyle yaşayan birini tanıyorum. Kadınlar ciddiye almıyor bunu. Evlenmek istiyor, köye falan haber salmışlar birini bulsunlar diye. O kadınlar bile istemiyor bunu.

5000 maaş alıp 2500 ünü kiraya vermek bu konuda gayet normal bence. Tam hayatı yaşayacak dönemdesin. 2500 fazladan kenarı atsan 30 000 para yapar. 10 senede bir ev ya da araba anca alırsın ve hayatını verirsin.
0
indifferent
(13.10.20)
(5)

Çift maske takmak?

karabasun
merhaba. Hastane gibi daha riskli görünen yerlerde çift maske takmak mantıklı bir hareket mi? Bir zararı olur mu? Teşekkürler.
merhaba. Hastane gibi daha riskli görünen yerlerde çift maske takmak mantıklı bir hareket mi? Bir zararı olur mu? Teşekkürler.
0
karabasun
(09.10.20)
kurum doktoru evony markayı önerdi. ama ona da sallayanlar var.
0
mikahakkinen
(09.10.20)
Hastanede hemen her doktoru çift maskeli gördüm ben. Bir cerrahi maske bir de bu n95 gibi olanlardan.
0
elorelia
(09.10.20)
ffp3 al geç.
0
lcha
(09.10.20)
ben de hastane de personelin cift maske taktığını gördükten sonra metrobüs kullanırken birkaç kere denedim. 3 katlı olanlardan çift taktım ama akşamları eve geldiğim de ciddi derecede gögüs agrısı çektim ve bu beni çok rahatsız etti. şimdi tek maskeye devam
0
kafa koparan manyak
(09.10.20)
koruyucu gozluk tak ekstradan veya yuz kalkani.
0
baldur2
(09.10.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.