Giriş
(4)

ankarada bütüncül yaklaşan bir endokronoloji doktoru

sipsiyah
ankarada bütüncül yaklaşan çok iyi bir endokronoloji doktoru var mı? 3 senedir kötüleşen sağlığım ve kilomla ilgili görüşmek istiyorum
ankarada bütüncül yaklaşan çok iyi bir endokronoloji doktoru var mı? 3 senedir kötüleşen sağlığım ve kilomla ilgili görüşmek istiyorum
0
sipsiyah
(24 saat)
bütüncül derken?
0
jelly bear
(24 saat)
zaten olayı o değil mi endokronogların.
+1
ground
(24 saat)
jelly bear onunla ilgisi olmayan değerleri de göz önüne alarak tüm hikayeyi dinleyerek
0
🌸sipsiyah
(22 saat)
dediginiz sey fonksiyonel tip oluyor. doktor yerine bu yaklasima sahip saglik kuruluslarini incelemeniz daha mantikli bence.
-2
buenosdias
(20 saat)
(12)

İlköğretim öncesi sorusu

dunyatuhaf
Merhaba, 5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş , ( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi ) Sa
Merhaba,
5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .
Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş ,
( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi )

Sanırım tr de okul öncesinde okuma yazma işlerine hiç girilmiyor , ama uk da falan çocuk alıyorsa veriliyormuş .

Sizce ilkokul 1 . Sınıf kitapları alınıp yazın değerlendirilebilir mi ?
(Türkçe matematik hayat bilgisi , MEB)
En fazla aile yapması gerekenleri anlatır yapabildiği kadar yapar , fakat sizce çok yanlış bşr eğitim mi olur ?
Kendi fikrinizi yazabilir misiniz ?
Eğer eğitimci biri varsa fikrini belirtirse sevinirim.
0
dunyatuhaf
(09.03.26)
hiç bilmemesi daha iyi. eğer okula başlamadan okuma yazma öğrenirse en başta avantaj gibi görünen bu konu ömür boyu eğitimini etkileyebiliyor. şöyle ki okuma yazma bildiği için ilk aylarda dikkati çok dağılıyor ve merak içgüdüsü kaybolabiliyor. onun için dersler sıkıcı bir hal alabiliyor. ve bu kalıcı hale gelebiliyor. okul öncesi işletmeciliği yaptık uzun yıllar. harfleri tanımak, rakamları tanımak birden ona veya yirmi otuza kadar saymak gibi faaliyetlerle sınırlıyorduk.
+1
ground
(09.03.26)
bence her şey zamanında güzel. hızlı koşan çabuk yorulur.

kardeşim sınıfında okumayı ilk söken çocuktu. elifbayı da üç günde çok hızlı sökmüştü mesela. ama eğitim hayatı iyi değildi. sıkılgan ve bıkkın bir öğrenciydi. lise son sene çalışmasa açıkta kalıyordu. besyocu oldu o da.
0
Hallegadola
(09.03.26)
ben anaokuluna başladığımda okuma yazma biliyordum. ilkokul 3'e kadar falan hiç ders dinlemedim. hayatım boyunca da hiç ders çalışmadım.
+1
co2s2
(09.03.26)
ben de okula başlamadan önce okuma yazmayı ve 4 işlemi biliyordum. anaokulna falan gitmedim. eğitim hayatına direkt 2. sınıftan başlatıldım seviyem çok ileri diye.

sonuç? bok gibi bir eğitim hayatım oldu. dünyanın en sıradan öğrencisi oldum her zaman. ayrıca bulunduğum tüm ortamlarda hep en küçük yaşlı olmanın gereksiz ezikliğini yaşadım çocuk yaşlarda.

çok da elzem bir şey değil yani. her şey zamanında güzel bence de.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(09.03.26)
benim kız yazı yazmaya başladığı zaman, göktürk yazıtlarını ya da mısır hiyerogliflerini çözmek bana daha kolay geliyordu. ilk sene sonuna kadar yuvarlak harf çizemedi filan. şimdi inci gibi yazıyor.

çok sıkıntı yapmayın / önden öğretmeyin. sınıfta bilmeyenler çoğunlukta olacağı için, onlara konu aktarılırken sıkılabilir ya da bunalabilir okulda.
+1
galahad reloaded
(09.03.26)
ben 1.sınıfta okuma yazma öğrenirken kardeşim de hep yanımda oturduğu için öğrenmişti, çok kötü bi eğitim hayatı vardı hiç ders çalışmazdı. ama tek sebebi bu mu bilmiyorum. illa başka etkenler de olmuştur tabi. bence de öğretmeyin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
Okuma yazmanın ilkokuldan önce öğretilmesine sıcak bakmazdım. Gittiği okulun el değiştirmesi sebebiyle kızımızı anaokulunun son senesinde (hazırlık sınıfı) okuma yazmayı da öğreten bir anaokuluna verdik. Bence bilinçsiz olarak aldığımız en doğru karardı.

En büyük endişemiz okulda sıkılma ve ders dinlememe ile sınıf arkadaşları arasında sevilmeme ihtimaliydi. Minik isyanlar dışında (Ben yine mi harf yazacağım, biliyorum ama vb.) korktuklarımız başımıza gelmedi. Ömrün boyunca yazacaksın dedik, geçti gitti :)

Bizce en büyük faydası, okumayı yazmayı 3 ay gibi kısa bir sürede öğrenmek zorunda hissetmedi; zaten bildiği için strese girmedi. Evde ödev kavgası daha az oldu, o süreç daha kolay aktı. Bilmenin verdiği özgüvenle okumayı daha da çok sevdi. Şu an 2. sınıfta, yeni bir kitap ver eline hemen okumaya başlar, kitapla yemek masasına gelir. Bitiremediyse okula götürür teneffüste okur vs.

Bir de artık eskisi gibi değil. Eskiden okumayı yazmayı bilen olmazdı sınıflarda; varsa da anne baba evde öğretirdi, kendi öğrenirdi ancak öyle. Okul ararken çoğu ilkokul 1. sınıfta okumayı yazmayı anaokulunda öğrenip gelen öğrenci olduğunu, hatta özel okullarda , okumayı bilenlere ayrı sınıf açtıklarını biliyorum.

Özetle, çocuk hazırsa, alıyorsa bence öğrenebilir.
-4
kaymaktutmayansicaksut
(09.03.26)
konuya başka bir yerden değinmek istiyorum.

okulsuz, ödevsiz, ders çalışmasız son çocukluk yılını rahatça yaşasın. zaten öğreneceği şeyleri birkaç ay önceden öğretmekle uğraşmak yerine, eğlenebileceği aktivitelerle mutlu edilmesi daha güzel olur.
+1
art cat chocolate
(09.03.26)
güncel eğitim formatı hakkında bilginiz var mı? muhtemelen yoktur. harfleri öğrenme sıraları bile farklı şu an. siz bir şeyin temelini atacaksınız ama okulda bambaşka bir şeyle karşılaşacak. bence hiç gerek yok aksine riskli.
0
elorelia
(23 saat)
hiç tavsiye etmem ben de okula 5.5 yaşında başladım ve başladığımda yazmayı okumayı biliyormuşum. hayatım boyunca okulu hiç sevmedim hiç başarılı bir öğrenci olamadım. her şey kendi zamanında güzel.
+1
matilda
(22 saat)
Çocuk zaten ölene kadar çalışacak, boş verin okulda zamanında öğrensin derim.
0
peki madem
(22 saat)
eğitimciyim, okul öncesinde evde öğretim olayını potansiyel olarak zararlı, zararlı olmasa bile gereksiz görüyorum. kendi çocuğuma renkleri sayıları bile öğretmedim. kalem tutuşuna müdahale etmedim. şu anda bu becerileri kazanması gerekmiyor, gerektiği zaman yaparız. kitap okuyoruz ama doğduğundan beri, onu önemsiyorum. bence ders kitaplarına falan hiç girmeyin, akademik bir şey yapmaya çalışmayın, geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız yaşına uygun hikaye kitapları okuyun bolca. emin olun birlikte yaşına uygun kitapları okumanız kendi kendine okumayı öğrenmesinden çok daha önemli şu anda pek çok açıdan.
+1
mezzosprite
(14 saat)
(7)

babanın ölmesi vs annenin ölmesi

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
hangisi daha çok acıtır?
hangisi daha çok acıtır?
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.03.26)
İkisi de ayri. Allah basimizdan eksik etmesin
0
die fetten jahre sind vorbei
(08.03.26)
Annenin ölmesi.
Anne genellikle daha sonra ölüyor ve aile evi onunla birlikte kapaniyor.
+3
Purple life
(08.03.26)
Hangisini daha çok seviyorsan onunki acıtır.
0
Bruce
(08.03.26)
Düşünemedim. Kıyas edemedim acıyı.

Ama yalan değil Allah her ikisine de uzun ömür versin fakat sıralı ölüm versin. Babam önden gitsin derim çünkü tek başına yapamaz perişan olur. Aynı şeyi kayınpederim için de söylüyorum. Tersi zor oluyor
0
Hallegadola
(08.03.26)
annemi yaklaşık 1 sene önce kaybettim. babam çok şükür hayatta, ömrü uzun olsun. hayatım boyunca babamın ölmesinden korktum, annem sapasağlamdı ve ona hiçbir şey olmaz gibi geliyordu. ama o ölünce bambaşka birine dönüştüm. acısını tarif edemiyorum. çocuk halim de onunla beraber ölmüş gibi hissediyorum, o yüzden her şey çok karanlık geliyor.
0
ayalensoledad
(09.03.26)
babanın ölmesinin sonuçları ülkemizde çok trajik olabilir. maddi olarak çöküş yaşanabilir. icralarla karşı karşıya kalınablir. bu durum aile fertlerinin eğitimine bile etki edebilir. bir şekilde ailr dış tehdit ve tehlikelere daha açık hale gelebilir.
anne öldüğünde ise acısı daha çok olur. unutmak çok uzun sürer. boşluk hissi hiç kapanmaz.
0
ground
(09.03.26)
kişiden kişiye değişir tabi ama babam için 3 gün ağladım, annem için 3 senedir ağlıyorum
0
mezzosprite
(14 saat)
(15)

Tazminatsız işten çıkarma

benaslindayohum
Şirketlerin böyle bir hakkı veya opsiyonu var mı? Şirket kurumsal olmasına rağmen paramız yok işten de çıkardık diyebiliyor mu?
Şirketlerin böyle bir hakkı veya opsiyonu var mı? Şirket kurumsal olmasına rağmen paramız yok işten de çıkardık diyebiliyor mu?
0
benaslindayohum
(05.03.26)
Hırsızlık, kavga, görevi kötüye kullanma, işverenin güvenini sarsma vs.

Bu maddeler ile tazminatsız çıkarabilir ki çok sağlam kanıtları olması lazım. Paramız yok işten çıkarıyoruz diyemez, sgk ya çıkış kodu bildirmek zorundalar. Size mahkeme yolu gözüküyor.

Şirkette konkordota konuları varsa o ayrı.
0
HellKeePer
(05.03.26)
hayır parası da yoksa, parasızlıktan şirketi de kapatıyorsa işten çıkarılan personele tazminat hakkı doğar.
0
kibritsuyu
(05.03.26)
@kibritsuyu
Hak tabi ki var. Ama adamda para yoksa nasıl alınacak o hak?
0
🌸benaslindayohum
(06.03.26)
Kurumsal firma toplu işten çıkarma yapabilir, yalan beyanla işten çıkarma yapabilir ama bunların hepsi dava yoluna gidip alacaklarınızını enflasyon karşısında ezdirip kara geçmek içindir.

İşten çıkmak istemezseniz işe iade davası açarsınız, oradan haklarınıza ek 3-5 brüt maaş civarı daha gelir.

Böyle bir durum varsa mutlaka avukata danışın.

edit : "parası yoksa" diye bir şey yok, davayı kazandıktan sonra icra yoluyla banka hesaplarından taşınmazlarına kadar bloke koyarsınız, mal kaçırırsa oradan da yürürsünüz.
+1
kimlanbu
(06.03.26)
şirketin içi boş ve parası yoksa hiç bir şey alamazsın. geçmiş olsun.
0
gercekdunya
(06.03.26)
şirket istediği zaman istediği kişiyi işten çıkartabilir. ekonomik sebepler uygun bir yöntem. departman kapıyorum der yapar, küçülmeye gidiyorum der yapar ya da bu departman bana kar ettirmiyor der yapar. bu şirketin hakkı.

ama bunu tazminat vermeden yapamaz. hatta sadece kıdem tazminatı değil, ihbar, içeride kalan yıllık izin hakkı, geçmiş / mevcut maaş vs. hepsini ödemek zorunda.
0
galahad reloaded
(06.03.26)
iyi de hocam bu dediğin (parası yoksa neyi alacak) her türlü borç alacak ilişkisi için geçerli, sadece kıdem tazminatı değil.

adama mal sattın, üç ay vadeli çek vrdi, üç ay sonra adam battı parası yok. nasıl tahsil edeceğiz çeki?

kredi çekti, 2-3 taksidini ödedi, adam battı. banka nasıl geri alacak parasını?

aynı personelin sgk'sı var, para yok ödeyemedik primleri. ne olacak sgk'nın alacağı?
0
kibritsuyu
(06.03.26)
paramız yok diye bir şey yok. bir işveren bir işcisinin işten çıkacagı zaman alacagı tazminat miktarını düzenli olarak kenara atıp tutmalı. tutmuyorsa finansal olarak berbat yönetiliyordur. şirket iflas eşigindeyse ve sizin tazminat alma hakkınız doguyorsa noter aracılığıyla ihtarname gönderirsin, ardından arabuluculuk sürecine başvurursun. Sonuç alınamazsa iş mahkemelerinde dava açarsın. kazanınca icra yoluyla alırsın tabi para edecek bir şeyleri varsa. zor süreçler avukat ile ilerlenmesi gerekir
0
limonlu eksi
(06.03.26)
para yoksa tahsil de yok demektir. ancak işçi alacaklarının önceliği vardır. daha önceden icraya başka borçlar konulsa bile işçi alacakları sıralamada öne geçer.
0
ground
(06.03.26)
öyle bir dünya yok. sana bir kağıt vs imzalatmaya çalışırlarsa imzalama hiçbir şey. mahkeme yoluna git. biraz uzun sürer ama faiziyle alırsın haklarını. avukat bir arkadaşın varsa o bilir her şeyi.

çıkış kodun da önemli bu arada işsizlik maaşı alman için.
0
elektr10
(06.03.26)
kibritsuyu üstadım, yok pek geçerli olmuyor bu tip durumlarda. önce şirket mallarının hacizine, sonra şirket sahibinin şahsi malvarlığına kadar gider konu.

ha şirketi boşaltır üzerine kendi mallarını başkası üzerine trampa yapar, ki çok yapılan bir yöntem, o durumda da hileli iflas ya da alacaklıdan mal kaçırma suçundan hüküm giyebilir.
+1
galahad reloaded
(06.03.26)
@galahad reloaded : konu oralara gider de, bunun sonuçlanması bir kaç sene sürer.
+1
co2s2
(06.03.26)
@galahad

işte ben de onu diyorum zaten. konu "para yok ki nasıl ödeyecek" ise, tazminatla birlikte nasıl ödeyeceğini düşünecek bir sürü borç var. hepsi aynı durumda. hepsi için de uygulanacak prosedür anlattığın şekilde.
0
kibritsuyu
(06.03.26)
tahminen 2,5-3 yıldan aşağıya süreceğini düşünmüyorum. çünkü kısa vadede sonuç çıksa bile karşı taraf istinafa götürebilir vs.

kibritsuyu üstad; bu tip alacak davalarında genelde sıralı ödeme yapılıyor ve ilk sıra çalışanlardadır. daha sonra devlet kurumları daha sonra ticari borçlular oluyor. benzer bir ticari davada şu anda alacaklıyım, 2 yıl geçti bekliyoruz hala.
+1
galahad reloaded
(06.03.26)
Parası yoksa diye bir şey yok. İlla ki vardır çok büyük ve dikkatli bir dolandırıcı değilse.
Hiçbir şey yoksa şirkette bilgisayarlar var, masalar var, kahve makinesi var. Var da var.
0
michael_knight
(06.03.26)
(3)

Aracıma orijinal yedek parça alabileceğim güvenilir siteler var mı?

winston insani
Merhabalar2020 model WV Passat 1.5 TSI bir aracım var.Yıllık bakıma servis 17700 gibi bir fiyat çekti, inanamadım. Bu yüzden ben de yedek parçalarının orijinallerini alıp güvendiğim bir ustada değiştirmeye karar verdim.Öncelikle bana aracın marka modelini yılını vs. girip orijinal yedek parçaları su
Merhabalar

2020 model WV Passat 1.5 TSI bir aracım var.

Yıllık bakıma servis 17700 gibi bir fiyat çekti, inanamadım. Bu yüzden ben de yedek parçalarının orijinallerini alıp güvendiğim bir ustada değiştirmeye karar verdim.

Öncelikle bana aracın marka modelini yılını vs. girip orijinal yedek parçaları sunabilecek güvenilir bir site var mı bildiğiniz?

Yedek parçalar şunlar;

Hava, yağ ve polen filtreleri
Karper tapası
Fren Hidrolik yağı
0
winston insani
(05.03.26)
akşam buna benzer duyuru yazacaktım. dikkatli olun sponsorlu yedek parçacı reklamlarına. hiç bir yerde bulamadığım parça 2 yerde çıktı. biri sinop diğeri ığdır. her ikisini de azıcık sorgulayınca dolandırıcı olduklarını öğrendim. aman diyim bulursanız ya kendiniz gidin ya da bir kişi gitsin teslim alsın.
+1
ground
(05.03.26)
filtreleri yedek parça saymaya gerek yok. mekanik parça değil sonuçta...
tabiki özellikle hava ve yağ filtreleri kaliteli olmalı gidip markasız veya sahte ürün almamak lazım ucuza kaç demiyorum da wv markalı ürün daha iyi olmadığı gibi direkt bulması da zor olur. filtrede mann-filter mahle gibi kaliteli alternatiflerin var birçok markanın oem'i zaten bunlar. periyodik bakımda düzenli yenilenecek "consumable" kategorisinde değerlendirilecek şeyler bunlar yedek parça gözüyle bakmıyorum.

şuradan uyumlu filtreleri bulabilirsin www.mann-filter.com birçok modeli yine amazon'da vs. direkt amazon.com.tr tarafından satılmakta 3. parti satıcılara kalmadan. orada yoksa da yetkili bayi listesine de bakabilirsin. karter tapası da basit parça sızdırmaması tek olayı, kaliteli bir ürün olduğu sürece yine sıkıntı çıkarmaz febi gibi markalardan bulabilirsin diye tahmin ediyorum. yeni tapa pulu kullandığın sürece eski tapayı da kullanabilirsin çok yüksek torkla sıkılan yıpranan bir şey değil. o

fren hidroliği sanırım dot4'tür bu da yağ markalarından bulunabiliyor castrol'ün vs. var mesela. benzinliklerde de oluyor shell opet vs. üreticinin belirttiği standartta olduğu sürece sorun yaşatmaz
0
konetsu
(05.03.26)
Güvenli bi yan servise git. Orijinal parça kullanıyor çoğu filtrelere. Bosch filtre kullanma ama.
0
jackyr
(05.03.26)
(2)

tbmm genel kurulunda kabul edilen her yasa

baldur2
Cumhurbaskani onayina gidiyor mu resmi gazetede yayimlanmadan once?
Cumhurbaskani onayina gidiyor mu resmi gazetede yayimlanmadan once?
0
baldur2
(05.03.26)
yasalaşma süreci; kanun teklifi/ komisyon/ tbmm oylaması/ cb onayı/ rg yayımı şeklindedir.
son dönem değiştiyse bilmiyorum.
0
ground
(05.03.26)
Gider, CB'nin imzalamayıp meclise geri gönderme ya da referanduma götürme şansı var.
İkincisinde (değişiklik yapılsın ya da yapılmasın) imzalaması veya referanduma götürme seçeneği var.
0
burfak
(06.03.26)
(12)

7-8k tl bütçelik ne hediye isterdiniz?

The colors of my sea perfect color me
Size hediye alinacak olsaSpesifik marka ürün model vs
Size hediye alinacak olsa
Spesifik marka ürün model vs
-1
The colors of my sea perfect color me
(05.03.26)
şuan için klasik olacak ama lazım olan şey bana parfüm mesela
kablosuz kulaklık olabilir o fiyat aralığında
+1
eja
(05.03.26)
Cash olarak
0
avatar is back
(05.03.26)
Longosphere de bir gece olabildi
0
kisa
(05.03.26)
Masa tenisi oynadığım için Stiga Cybershape Wood CWT raket isterdim :)
0
kimlanbu
(05.03.26)
Puma koşu ayakakabısı, hangi modeline yetiyorsa.
0
kumandanim
(05.03.26)
Tesla araba yatağı
0
gabe h coud
(05.03.26)
-Lego
-Kindle
0
mutekebbir
(05.03.26)
4 charles’ta yemeğe götürüleyim. parasından ziyade rezervasyon yaptırabilirse çok şaşırırım.

üstteki gerçek isteğim ancak siz gerçekten fikir olarak soruyorsanız renkli bir salomon xt6 veya birken olabilir. bir deneyim de olabilir (gösteri, konser, uçak bileti, spa).
0
eileengray
(05.03.26)
tissot casio falan güzel bir saat
+1
ground
(05.03.26)
Ipek sal
0
Purple life
(05.03.26)
İntercom
0
mirty
(05.03.26)
12 Eylül'deki anyma konserine bilet hoş olabilirdi

www.aure.com.tr

Ya da buradan kadeh
0
kullanicadi
(05.03.26)
(8)

Satılık eve kiralık eşya hizmeti

dawsonscreek
Bazen çok kullanışlı bir ev, içinde uygun eşyalar olmadığı için gerçek değerinin altında değerleniyor veya zor alıcı çıkabiliyor. Bu tip durumlar için, evlere mobilya dekorasyonu hizmeti veren firmalar var mı? Evi dayayıp döşeyecek, potansiyelini ortaya çıkaracak. Ev satılınca firma bu eşyaları geri
Bazen çok kullanışlı bir ev, içinde uygun eşyalar olmadığı için gerçek değerinin altında değerleniyor veya zor alıcı çıkabiliyor.
Bu tip durumlar için, evlere mobilya dekorasyonu hizmeti veren firmalar var mı?
Evi dayayıp döşeyecek, potansiyelini ortaya çıkaracak. Ev satılınca firma bu eşyaları geri alacak, hizmet bedelini ve eşya kira bedelini bu firmaya ödeyeceğim. İsterse yeni ev sahibine eşyaları da satın alma opsiyonu sunulacak. Firma bu işi yaparken eşyaların sahibi olmak zorunda da değil. Birkaç mobilya, halı, beyaz eşya firmasıyla konsinye tipi çalışabilir. Tamamen konsinye değil bir miktar ödeme yapacak tabi.
Böyle bir sektör olsa çok iyi olmaz mıydı?
-2
dawsonscreek
(01.03.26)
Çok iyi olmaz. Finansal olarak çok kötü bir girişim olur.
Zaten bir evin potansiyelini o salona koyulan berjer ortaya çıkarıyorsa o evin potansiyeli yok demek bu.
+1
ebeş
(01.03.26)
Fikir güzel ama tutmaz. Eşya değil de tadilat önemli.fayans mutfak tezgahı dolap asma tavan gibi şeyler cezbedici.
Fikrini şöyle geliştirelim. Evi 3 farklı dekorasyonla photoshop layarak emlakçıya satabilirsin. Onlar ilanı böyle yayınlar.
Ama bu da en fazla ek gelir olur. Fazla ekmek çıkmaz.
Millet çok sey istiyor ama az para vermek istiyor. Ve çok memnuniyetsiz.
Ama fikir güzeldi. Tebrikler.
0
luluki
(01.03.26)
teoride fikir çok iyi. ama pratikte işe yaraması çok zor, nakliye, sök-tak yıpranması, eşyaların depoda saklanması, deponun hijyen faktörü (uygun sıcaklık ve nemde kalması gerekir), bi de şimdi duvar rengi var duvar rengi var eşyaların da her rengi alınıp saklanamaz depoda.

ama bu iş çok yakın zamanda IKEA vb. tedarikçiler tarafından yapay zekayla çözülür diye düşünüyorum. Siz evinizin 3D videosunu sisteme yüklersiniz. sonra IKEA'dan döşersiniz. Hiç araştırmadım ama IKEA'dan bağımsız bu iş vardır, yoksa da şuan üzerinde çalışan bir projedir eminim.
0
a darkness coming
(01.03.26)
Bu zaten yapilan bir sey, Avrupa ve ABD'de yaygin. "Home Staging" diye aratirsaniz bilgi edinebilirsiniz.

Sozlukte basligi da varmis: (bkz: home staging)
+5
sertac akin
(01.03.26)
Amerikan filmlerinde gördüğüm bir konsept. Kesin işe yarıyordur ki pahalı da bir hizmet. Yeterli sermaye ve iyi bir emlakçı çevresiyle para kazanırsınız. Hatta bunu trend haline getirip sosyal medyada da iyi bir tanıtımla olur.
0
ground
(01.03.26)
Fikir güzel,dünyada örnekleride var.

Negatif bakarsak maliyetini kim ödeyecek.bizde her şey paraya kadar güzel.bu da sonuçta maliyetli bir iş.malzemeye para bağla,onları taşı yerleştir.tekrar taşı.sağlam organizasyon lazım bunun için.

Pozitif bakarsak,çok geliştirilebilir bir fikir.özellikle insanların çoğunluğunun bir dekorasyon becerisi yok.beğenileride yok.buna tüketicilerde üreticilerde dahil.iyi bir ekiple projeye özel bir dekorasyon oluşturulabilir.hem satış kolaylaşır hem de isteyene bu dekorasyon fatura edilir.burada farklı üreticiler sürece dahil edilir.mobil showroom mantğıyla ürün sergilenir ,tanıtım yapılabilir,satış gerçekleşir.aynı site inşaatlarındaki örnek daireler gibi.
0
duptıs
(01.03.26)
Çok iyi olmaz.
Çünkü 200-400 bin lira gibi bir maliyeti olur.
Bir evin bu sayede bir milyon daha pahalıya satılacağına siz ikna oluyorsanız o zaman iyi fikir. Ben ikna olmadığım için bence iyi flkir değil.

20 milyon üzeri bir malikaneden bahsediyorsak masraf da artacak. Ben 100-120 metrekare bir ev için dedim.

Ikea’dan alıp monte edip iade ederek bunu yapanlar var demişlerdi yıllar önce ama bir şekilde bunun önüne geçti İkea herhalde. Filmciler de set kurmak için yapıyor demişlerdi bu işi.
0
michael_knight
(01.03.26)
Yapay zeka ile salonun boş fotoğrafını çekip istediğiniz gibi döşeyebiliyorsunuz şu anki teknoloji ile, ölü bir yatırım olur.
0
creepy
(02.03.26)
(13)

kafa nakli / tüm vücut nakli

kibritsuyu
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahs
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?

edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahsediyorum. vücudu sapasağlam ama kafasına aldığı darbe yüzünden beyni/kafa bölgesi hasar alıp hayatını kaybetmiş kişiye, tam tersine, kafa bölgesi sağlam, vücuduna aldığı hasar yüzünden hayatını kaybetmiş kişinin kafasını takıyoruz. tıbben -henüz- mümkün olmadığını biliyorum, "vücudu hasar alıp ölen adamın beyni ölmüştür, kullanılamaz haldedir" gbi argümanlar konumuz dışıdır. ben işleme isim arıyorum.

ya da şu şekilde sorayım. bu işlemin sonucunda yaşayan kişi hangisidir?
📊 kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

Bu anket sona erdi. 33 oy kullanıldı.

0
kibritsuyu
(27.02.26)
Birleştirilen parçaların boyutlarından ötürü "kafaya vücut takıyoruz" biraz manyakça geldi bana. Tencereye kapak değil de, kapağa tencere takmak gibi.

Oyum kafa naklinden yana.

edit: cevabı verdikten sonra soruyu bir daha düşündüm. afedersiniz biraz da sarhoş gibiyim ama ondan mıdır, sorunun kendinden mi tam anlamadım. Abi biz kafaları değiştiriyor muyuz ya bu senaryoda? Bir sağlıklı kafa ve bir sağlıklı vücut var. Hadi kafa sağlam olan adamın vücutta sıkıntı olsun, uzuvları falan olmasın diyelim de vücudu sağlam adamın kafasını napıyoruz? Vücudu aldık güzel, kafayı fanusa, kavanoza falan suyun içine mi bırakıyoruz yani vücut sağlamken kafa ne kadar hasarlı olabilir? Olabilir mi? Kafadan kurşunla öldüm mesela ben, vücudum sağlam sayılır mı? Sayılabilir gerçi doğru. Tam ikna olmadım ama neyse çok da şeyapmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(28.02.26)
Vücut nakli deriz çünkü sabit olan şey kafa, nakledilen şey vücut.
+1
michael_knight
(28.02.26)
biz degisen takintili insanlariz, o yuzden vucut nakli.
0
cooperr
(28.02.26)
Böbrek nakli olduğunda böbreği naklediyorlsr eskisi atılıyor. Burada asıl kimlik kafada diye düşünüyoruz ya, beyin, o yüzden vücut nakli olması lazım. Eski vücut atılacak çünkü.
Buna rağmen hemen galat i meşhur yapıp kafa nakli denmesi lazım diyorum :)
+1
kisa
(28.02.26)
Vücut nakli. Çünkü olayın bilincinde olan kişi kafanın sahibi. O kişi de ben kafa nakli yaptırdım demez doğal olarak vücut nakli yaptırdım diyecek.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
Profesörün kafasını ilkokul mezununun vücuduna monte edersek diplomaları iptal mi edeceğiz? Kişi bu işlemle cahilleşecek mi? Hayır. Ya da bir erkeğin kafasını kadın vücuduna monte edersek ona ne erkek ne de kadın diyebiliriz. Cinsiyet anlamında önemli olan cinsel organlar. Kişilik dersek o zaman akıl mantık bilinç önemli.
0
ground
(28.02.26)
pandemi öncesi dönemdeydi sanırım, bu konu üzerinde çalıştığı söylenen bi cerrah vardı italyan diye aklımda kalmış. Orada konsept hep "tam vücut nakli" şeklinde geçiyordu. Çünkü kişiyi kişi yapan şey beyin. Beynin nerdeyse sen oradasın. O yüzden vücut sana naklediliyor. Ha ama muhtemelen günlük konuşmada kafa nakli denir daha ufak olanın değişmesi daha uygun gibi görünür.

Cevabı göndermeden not: Dediğim cerrahı buldum, Sergio Canavero. Kendisi de tam vücut nakli ifadesinin kullanılmasını destekliyormuş bu konuda.
+1
nundu
(28.02.26)
Ben mi yanlış anlıyorum, vücudum sağlam, kafam parçalanmış, sağlam bir kafa naklediliyor bana, o zaman kafa nakli oluyor.
0
(28.02.26)
@Gı, sen kimsin? Vücudu kendinin sayıp kafanı neden saymıyorsun? :) ben dediğin şey kafanda zaten. Vücuduna kafa takmayacaklar, kafana vücut takacaklar ki sen yine sen olabilesin. Kafan olmazsa o vücut da senin değil.
0
sadakatsiz
(28.02.26)
Siz, bizzat kendiniz olarak, kafa nakli yaptırdım diyemezsiniz, çünkü o zaman konuşan siz olmazsınız. Tüm vücudunuzu değiştirmişsinizdir.

Ancak başkaları sizin vücudunuza kafa nakli yaptırıp siz olmayan biriyle hayatlarına devam edebilir. Vücut sizin olur, ama siz orda olmazsınız. Onlar sizin vücudunuza yeni kafa taktırmış olur.

Yani ikisi de mümkün, ama sizin bulunduğunuz perspektiften siz asla kafa nakli yaptıramazsınız.
0
akhenaten
(28.02.26)
@sadakatsiz kafamı saymıyorum çünkü parçalanmış:) Kafası sağlam olan için yapılan işlem vücut nakli oluyor tabii, ortaya çıkan yeni insan kim olur onu tartışıyoruz sanırım.
0
(01.03.26)
Benim için kafa naklidir. burada hastanın pov’undan bakamıyorum ben. ontolojik olarak obje olan hasta, bu yüzden dışarıdan bakıyorum. Üçüncü göz olarak, büyük parçaya küçük parça takılıyor. hadi hasta gözünden de bakalım: benim kafam başka bir vücuda naklediliyor. kafamın nakli oluyor yani. lojistiğini düşününce de büyük parçayı sabit tutup küçüğü ona wire edersin.

bu işlemin sonucunda farklı bilinç, farklı kişi mi diye sorgulamak farklı bir konu ve sorunun özüyle alakasız bence.
0
eileengray
(01.03.26)
kendi düşüncemi de yazayım.

bence tüm vücut nakli olmalı. çünkü bütün kişilk, benlik, bilinç, kişilik özellikleri, eğitim, kültür, yaşayış, duygular, düşünceler hepsi kafanın içindeki beyinde. vücudun geri kalanı sadece beyni hayatta tutmak ve ameleliğini, getir götürünü yapmak için kullanılan organlar bütünü. aşk mesela hep kalple ilişkilendirilir ama kalp dediğin sadece bir pompa. kalp nakli olan adam gidip o kalbin eski sahibinin karısıyla devam etmiyor aşk buradaydı diye. hepsi beyninde. kalp beynine kan pompalıyor, akciğer o kana oksijen veriyor, böbrek süzüyor vs.

her şey kafanın içinde. vücudun sağlam, kafan parçalandıysa allah rahmet eylesin, kafası sağlam adama vücut oldun, yedek parça oldun sadece.
0
🌸kibritsuyu
(01.03.26)
(5)

"suç kaydı" ne?

kibritsuyu
haberlerde görüp duruyoruz 35 tane suç kaydı var, 52 tane suç kaydı var.suç dediğin cezası çekilen bir şey değil mi? bakkal veresiyesi gibi kaydedip kaydedip bırakılıyor mu?dandirik hukuk bilgimle hatırladığım şöyle bir şey var. işlediğin suçun bir cezası var, ama yatarı az. daha az yatıyorsun, ama
haberlerde görüp duruyoruz 35 tane suç kaydı var, 52 tane suç kaydı var.

suç dediğin cezası çekilen bir şey değil mi? bakkal veresiyesi gibi kaydedip kaydedip bırakılıyor mu?

dandirik hukuk bilgimle hatırladığım şöyle bir şey var. işlediğin suçun bir cezası var, ama yatarı az. daha az yatıyorsun, ama tekrar suç işlememek kaydıyla. tekrar suç işlersen infazın yanıyor (infazın yanması diye bir kavram vardı eskiden), hem yeni işlediğin suçun, hem de öncekinden kalan yatmadığın kısmın cezasını yatıyorsun.

yani böyle bir şeydi, ya da en azından benzerdi. 35 suç kaydı nasıl oluyor? ilkini işledin yatmadın. ikinciyi işleyince ilkiyle birlikte yatmıyor musun, onu da mı kaydedip salıyorlar? işledikçe kaydedip kaydedip salıyorlar mı? ikinciden üçüncüden sonra, "dur lan biz seni tutuksuz yargılayıp duruyoruz, cezanı kaydedip erteliyoruz da senin duracağın yok, biz seni tutuklayalım, hapis cezası hükmü verelim artık" denmiyor mu? en dandik hukuk sisteminde bile 35 tane suçu kaydedip ceza vermemek nasıl olabiliyor?
+1
kibritsuyu
(26.02.26)
devam eden savcılık dosyaları( bunlar tutuklu, tutuksuz, ev hapsi, adli kontrol şartı ile olabilir)+ kapatılan savcılık dosyaları+ düşen savcılık dosyaları+ aranması olan dosyalar+devam eden davaları+ bitmiş ama istinafta veya yargıtayda olduğu için kesinleşmemiş davalar+ denetimli serbestlik aldığı dosyalar+ hagb kararı verilen dosyalar+bitmiş kesinleşmiş ve infaz edilmiş dosyalar
bunların tamamnıa suç kaydı diyorlar. aslında teknik olarak fazlalık var. aynı suçun savcılık, ilk derece mahkemesi ve yüksek mahkemeler ayrı ayrı sayıldığı için oluyor. adliye muhabirlerinin dosyadaki evrakta yazan her satırı 1 suç kaydı olarak saymasından dolayı abartılı oluyor. yani 35 aslında 10-15 olablir. gerçi bu bile saçmalık.
+4
ground
(26.02.26)
migrosdan gofret çal güvenlik yakalasın polise bildirsin.polis savcılığa bildiriyor hakim karşısına çıkıp yapma evladım bidaha diyor. +1 suç kaydı.
avukat arkadaşım böyle anlatmıştı.
+2
jamswety
(26.02.26)
işte tekrar gofret çalarsa hakim "biz sana geçen sefer bi daha yapma demedik mi, gofret çalmanın cezası 1 yıl, geçen sefer göz yumduk yine çaldın, madem akıllanmadın geçen seferkiyle birlikte 2 yıl hapis" diyip atmıyor mu içeri? her gofret çalışta yapma bi daha, yapma bi daha diyip yolluyorlar mı?
0
🌸kibritsuyu
(26.02.26)
bunların hepsi bir yerde patlıyorlar zaten. cezalar "tekerrüre" giriyor. "1. kez mükerrirlere özgü infaz," "2. kez mükerrirlere infaz" şeklinde kararlar çıkmaya başlıyor. bunlar "yatarı" dedikleri ceza infaz sürelerini çoğaltıyor ve amerika gibi cezayı tam yatmaya başlıyorlar. devam eden suçlarda, sabıka kaydından dolayı "bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığı" gerekçesi ile indirim yapılmıyor. daha önce hagb verilmişse bir daha verilmiyor, daha önce denetim bozulmuşsa denetimli serbestlikten faydalanamıyor. hatta iyi hal indirimi bile vermiyor bazı hakimler. ancak bu sistem hep suistimal edildiği için caydırıcı olmuyor. cezalar patlayana kadar kişiler tam bir suç makinasına dönüşüyor. ıslah olmuyorlar. bombok bir sistem yani.
+2
ground
(26.02.26)
Bi süredir suç işlemek serbest maalesef
-1
mezzosprite
(27.02.26)
(29)

Bakıcı mı okul mu

wild honey suckle
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı? Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı?

Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
+1
wild honey suckle
(25.02.26)
bakıcıdan memnunsam güvenilir biriyse ve anlaşabiliyorsam bakıcıdan devam ederdim. aksi durumda okul.
0
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Hali hazırda bakıcı yok, yani sıfırdan bulunacak.
0
🌸wild honey suckle
(25.02.26)
Güvenilir bir bakıcı. 2 çocuklu bir anne olarak 2 yaşın kreş için çok erken olduğunu, 3 yaşa kadar temel bir bakım verenle büyümesi gerektiğini düşünüyorum.
-2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Bakıcı. Çok küçük daha bence kreş için. 3 yaştan sonra anca.
-7
sadakatsiz
(25.02.26)
Bakıcı kesinlikle. Şirkette bir arkadaş var. Çocuğu 2 3 yıldır ana okuluna gidiyor. 5 yaşında. Çocuk bıkmış durumda. 1. sınıfa tükenmiş olarak başlayacak. Okul zaten başlayınca bitmeyen bir şey. 2 yıl daha dinlensin çocuk.
-8
arbre
(25.02.26)
aile büyüğü bakabilseydi bi sene daha evde kalabilirdi. 3 yaşında zaten kreşe başlayacak. yani son bi sene için bakıcı bulmaya değer mi, güvenilir bakıcı bulunabilir mi bilemedim. yani çocuğumu evde bi yabancı ile bırakma fikri bana biraz korkunç geliyor. gerçekten iyi referansının olması lazım. dolaylı değil hatta birebir görüşmek filan isterim o referansla. her odaya da kamera koyardım muhtemelen. başka türlüsü zor.

güvenilir kreş mi güvenilir bakıcı mı derseniz sanki kreş bana daha mantıklı gibi geliyor. kızım 34 aylık gibi kreşe başladı. mesela bu kreşe ben 2 yaşında da olsa gönderirdim.
0
elorelia
(25.02.26)
Kreş diyorum.
En donanımlı ve hevesli bakıcı bile çocuğa pek de bir şey öğretmeyecek, etkinlikler yapmayacak.
Telefonundan reels kaydırırken çocuk da büyüyecek.

Kreşte ise kötü bile olsa bir etkinlik, şarkılar, boyamalar vs var. Ayrıca diğer çocuklarla sosyalleşmek var.
+12
michael_knight
(25.02.26)
yeni ben bakıcılarla sürekli problem yaşayan 1.5 senede 3 bakıcı değiştiren biri olarak yine de her türlü bakıcıyı tercih ederim.
bebeklerimiz aynı yaşta ve çok küçükler diye düşünüyorum. kreşlerde birebir ilgi görmüyorlar. güvenli bağlanma için de ilk üç yıl bakım verenle birebir ilgi çok önemli.
kreşe de 3 yaşında veririz:)

@michael_knight,
ona göre bir bakıcı bulursan neden olmasın? benim tüm bakıcılarım sürekli etkinlik yaptıran, araştıran çocuğu öncelik yapmış kişilerdi. farklı problemlerle ayrıldık ama bu konuda haklarını yiyemem. sadece çocuğa odaklılardı yani ev işi vs istemedik.
şimdiki bakıcım da öyle. instagramda gördüğümüz ne kadar etkinlik varsa hepsini tek tek yapıyorlar. her gün onlarca kitap okur, şarkı ve dansları öğretir, bilişsel gelişimi için çabalar, boya yaptırır, kum oynatır, su oynatır. gün içinde hiç yalnız bırakmaz.
sahibinden comda buldum bu arada, referans filan yoktu. kamera var evde diye güvendim, güvenim boşa çıkmadı. şimdi bakıcı gelince çocuk koşup sarılıyor hemen seviyor bakıcısını.
ben bile haftasonu o kadar oyun oynayamam etkinlik yaptıramam :)
-2
Gradient_tabanlı_mor
(25.02.26)
Kres tabii.

Cocuklar cocuklarla yetişkinlerden daha iyi anlasir.
+2
Purple life
(25.02.26)
2 yaş sosyalleşme yaşı değil arkadaşlar, onu kaçırıyoruz bence. 2 yaş bebeğin kendi kendine oyun kurmayı dahi yeni yeni öğrenmeye başladığı, her anında güvendiği ve tüm ilgiyi ona veren birini aradığı bir yaş. Bakıcının ana artısı birebir vakit geçirecek olması., etkinlik mesele değil. kitap okusunlar, kağıtları karalasınlar, parka gitsinler, birlikte hamur yoğurup yemek yesinler yeter zaten. 2 yaş için kreş birbirlerinin saçlarını çekip gözlerine parmak soktukları, oyuncaklar için ağladıkları bir yer olacak.
+2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
uzun yıllar anaokulları işletmeciliği yapmış biri olarak kesinlikle anaokulunu tercih ederdim. anaokulu sadece çocuğa bakmak, yedirmek içirmek değildir. çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanması, periyodik (yemek uyku oyun saati gibi ) işlere alışması, paylaşmayı öğrenmesi, el ve motor gelişimini hızlandırması düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve sair bir çok konuda faydası var. anneanneler babaanneler bile bir yere kadar bakabiliyor. sabır kalmıyor. dışarıdan tek başına bir bakıcı bir çok açıdan güvenli değil. 2 kızım var ilki bakıcıda yetişti, ikincisi 2 yaşına bile gelmeden kendi kurumlarımızda bakıldı. aralarında bedenseli beslenme alışkanlığı, tertip düzen, okul başarısı gibi onlarca konuda gerçekten büyük farklar var. her konuda küçük daha ileride. ek olarak bakıcılar çocukları gündüz uyutup dinlendiriyor, anaokulu ise gündüz bedensel ve zihinsel olarak yoruyor. ilkinde akşam eve yorgun gelen ebeveynler enerjik bir çocukla başbaşa kalıyor, ikincisinde ise aynı yorgunlukta daha sakin bir çocukla daha rahat bir ortam oluşuyor.
+6
ground
(25.02.26)
Türkiye'de şu an mümkün mü bilmiyorum ama, 9-10 aylıkken kreşe başlamış, okula gidene kadar aktif de kreşte büyümüş biri olarak, kreş tavsiye ederim. Ne kadar erken o kadar iyi. Ev ortamından çocuğun ayrılması, rutin kazanması, bilişsel gelişimini yaşıtlarıyla beraber sosyalleşerek geliştireceği bir ortamda olması bence oldukça önemli
+4
nundu
(25.02.26)
kesinlikle kreş. çocuk dış dünyayı çabuk öğrenmiş olur. beceri ve yetenekleri ona göre gelişir. hayat görüşü bile farklı olur.
+1
gercekdunya
(25.02.26)
Bakıcı, 2 yaş çok küçük. 3.5 4 den önce kreş okul vs düşünmeyin derim. kaynak mabadım tabi.
+2
kisa
(25.02.26)
Eloreli güzel yazmış. +100 diyorum.
-1
luluki
(25.02.26)
Ben de mabaddan atıyorum: sisteme erken giren çocuk daha iyi adapte oluyor.
0
huladancer
(25.02.26)
herkes çocuklarını pamuklara sarmak istiyor ancak öyle olmuyor. 3 yaş öncesi bende göndermek istemezdim bakıcıya vermek yerine kreşe bıraktım. burası türkiye ben hiç bir bakıcıya güvenmiyorum. zor olsa da kreşe bırakırım. keşke 3 yaşa kadar anne bakabilse ama bazen olmuyor.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Bulundugum ulkede anne babaninin cocuga bakmasi cok yaygin degil. Cocuklar kimi zan 15 aylikkenden itibaren okul oncesi egitime basliyorlar. Benim oglum da 18 ayliktan beri gidiyor. Esim de ben de calistigimiz icin benim buyukler trde onun kiler baska sehirde yasadigi icin zaten kendimizden baska kimsemiz yok. Ancak genelde de boyle sadece biz degil. Bazi gunler bakici da geliyor hatta eve.

Oglumun cok sevdigini soyleyemem, bazen gulerek gidiyor ozellikle tekrarli bir sekilde bir sure giderse ama cogu zaman aglayarak. Esas problem tahmin edilemeyecek seviyede kisa bir frekansta hasta oluyor yani 1 ayin 2 haftasi evde oluyor zaten, bu anlamda baya sacma tabii, biz burada rapor alabiliyoruz bu durumda turkiyenin sartlarini bilmiyorum ezbere. Her hasta oldugunda anaokuluna alisma evresi bastan basliyor.

Konustuk defalarca. "Okula gitmek lazim" diyip kafa salliyor 25 aylik velet ama yine de agliyor. Bir de onu almaya gittigimde beni gordugu andaki sevincinin tarifi yok, bu tabii hem iyi hem kotu.
+1
wallcan
(25.02.26)
2 yaşında kızımı yarı zamanlı kreşe verdim, uyumuna göre tam güne çevirdik.
Birçok şey öğreniyor, dil gelişimi ve motor refleks gelişimi ilerledi, kendi yemeğini kendisi yiyor, kuralları biliyor gibi birkaç alanda faydasını gördüm.
Şu an 2,5 yaşında ve severek gidiyor kreşine.
Bizim anaanne seçeneğimiz vardı lakin iş reels kaydırmaya vs geldi, anaanneler kıyamıyor torunlarına.
Bakıcı ile çocuğunu büyüten arkadaşım da var ama çocuğun gördüğü kişi sayısı 3 yetişkin ile sınırlı kalıyor. Beyin gelişimi için zaten dezavantaj.
Kreşin de bir dezavantajı var; ilk sene hasta olacak. Bu kaçınılmaz. Gerçi 3 yaşında da başlasa 7 yaşında da başlasa bu hastalık dönemi olacaktır.
Umarım cocugunuz ve kendiniz için en doğru yolu bulursunuzz
+6
purplee
(25.02.26)
2.5 yaşında başladı oğlum. Şans işi biraz da belki, maaşın yarısını verdim native hocalar havuzlu okullar vs. tekinde çocuğun boğazına ip bağlamış öğretmen nerdeyse boğuluyordu, diğerinde altına kaçırmış kızmışlar gündüzleri bile işemeye başlamıştı. Yine birinde öğretmenin instasından uyumayan öğrencilere söylendiği videoyu yakalayıp attırmıştım. İstediğiniz kadar kameralı okula verin kvkk diyorlar polise veriyorlar görüntüleri sadece.
Benim anneme baktıracak ortamım yoktu sıkıntılı süreçlerim vardı ama eğer anneler yakınsa evine tam zamanlı yardımcı alın onlardan biri baksın bir buçuk sene sonra verirsiniz yeni dönemde okula. En olmadı döşeyin eve kameraları referanslı birini bulup gözünüz üzerinde tutun.
+1
cilekli pasta
(25.02.26)
Çocuğa çok bağlı (git: www.instagram.com )

Ben 2 yaşında kreşe vermeyi çok istedim çünkü kızım çok sosyal bi çocuk, başka çocuklarla bir aradayken çok mutlu oluyor. Bütün gün evde durmak gibi bi yaşam tarzımız olmadı 2 yaşına kadar da, bakıcıyla bütün gün evde sıkılacağını düşündüm. Ama yaşadığım yerde 2 yaş sınıfı olan bi kreş bulamadım. O yüzden mecbur bakıcı şu an. İyi birini bulursanız büyük şans ama bulmak da zor olabiliyor
+1
mezzosprite
(25.02.26)
İki buçuk yaşındayken oğlumu kreşe göndermiştik, anneanne artık bakmayınca.
Çok ezildi, öğretmenler tarafından ayrımcılığa uğradı, çocuklar tarafından zorbalığa uğradı.
Biraz daha büyük yaşta göndermek isterdim. Hala içim acır.
Mümkünse bir süre daha bakıcı.
+1
pro9it9is9
(25.02.26)
Kızımı 9 aylık kreşe verdim. Böyle diyince Türkiye'de hemen herkes bir aaauuvv uuuov diyor ama asla pişman değilim.
Birinci ay haftada 5 gün, günde bir saat ve annenin yanında bulunma zorunluluğu vardı. Tam anlamıyla oyun grubu gibi oluyor. 14 anne + 14 bebek bir saat süresince oyunlar oynuyorsunuz.
İkinci ay iki saate çıkardılar ve bizi sınıfın dışında ama okulun içinde beklettiler, ağladıkları vakit sınıfa alıyorlardı, biz sakinleştiriyorduk, sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Üçüncü ay üç saate çıkardılar ve bize "dışarıda gezin ama okuldan çok uzaklaşmayın" dediler. Çocuk ağlarsa telefon açıyorlardı, okula gidiyorduk.
Dördüncü ay dört saate çıkardılar ve biz normal okul ritmine geçtik, sabah bırakıp işimize gücümüze bakıyorduk ve öğlen alıyorduk.
Sonra bacağı kırılınca iki ay kreşe göndermedim ve evde kaldığı süreçte bariz şekilde sosyalleşmesinde, rutinlerinde, öğrendiklerinde gerileme gördüm. İki ayın sonunda tekrar bir aylık oryantasyon sürecinden sonra kreşe başlattım (ilk anlattığım oryantasyon modelini aylık olarak değil, bu sefer haftalık yaptık).
Haftada 20 ile 25 saat arası kalıyor. Kendi akranlarıyla oynuyor, bağışıklığı güçleniyor, dil gelişimi sürat kazanıyor. Dört duvar arasında 30+ yaşında bir care-giver ile vakit geçireceğine kendi yaşıtlarıyla beraber eğleniyor. Öğleden sonra zaten beraberiz.
+1
alice in potatoland
(26.02.26)
Baba degilim ama 2 yas cok kucuk degil mi ya ? Dusunsene 2 yildir dunyadasin yani cok kucuk yavru ya daha :)
0
oscar
(26.02.26)
2 yaş küçük. Çok sağlam sevgi dolu merhametli şefkatli çocukla oyunlar oynayacak çocuk seven bir bakıcı. yani bir babaannesi aneannesi değil. yoksa aynı onlar gibi demeniz lazım.

Anlaşılır zaten.
-1
mahmuttt
(26.02.26)
2 çocuğumu da 2.5 yaşında kreşe yazdırdım, tavsiye ederim.
0
efx
(26.02.26)
1 buçuk yaşında hiç anlamadığım bir dilde eğitim veren kreşe yollanmış birisi olarak ben de tavsiye ederim. başta zor gibi görünse de erken yaşta sosyalleşmenin ve farklı şeylerle karşılaşmanın hem gelişim hem de bağışıklık açısından pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum.
+1
eileengray
(26.02.26)
@gradient tabanlı mor,
Siz herhalde hem çok şanslı hem çok bilinçli hem de bakıcı seçmeyi çok iyi biliyormuşsunuz ama herkesin böyle olacağını sanmıyorum.
Hatta bakıcınız ayrılmaya karar verse ve bir ay içinde yeni bir bakıcı bulacak olsanız bu söylediklerinizi gerçekten yapan birini bulma ihtimaliniz sizce yüzde kaç?
Ben sizin için %10’dan düşük olduğunu, herhangi biri içinse %3’ten düşük olduğuna inanıyorum.
Ortalama bakıcı maaşlarından bahsediyoruz di mi?
Piyasayı bilmiyorum ama piyasa 50 bin lirayken 150 bin lira vermekten bahsetmiyoruz.

Bu arada bakıcının sonradan sigortamı ödemediler diye dava açmasını nasıl engelliyoruz? Sigorta yapalım desek 50 bin maaş vermenin size maliyeti 80 bin civarına gelecek. Asgariden gösterelim desek mahkeme korkusundan yine kurtulamayacağız.
0
michael_knight
(26.02.26)
Arkadaşlar hepinize cevaplarınız için çok teşekkür ederiz hepsi çok değerli.
Kafamız daha çok karıştı bizim kızı aldıralım diyoruz dkdkdkd
Şaka bir yana okul mantıklı gelmeye başladı. Çünkü güvenilir bakıcı nereden temin edilir bilmiyoruz, bir gün giderse ne yaparız bilmiyoruz. Babanne gelse bizde yaşasa cinnet geçiririz. Anneanneye iki saat emanet ettik dört morlukla döndü:)

Velhasıl zor. Allah herkese makul yaşa kadar çocuğuyla beraber olma ekonomik rahatlığı versin. Biz iki senede elendik.
+3
🌸wild honey suckle
(26.02.26)
(4)

Prestij müzik - İbo savaşı

michael_knight
Prestij Müzik Ailesi ile İbrahim Tatlıses arasındaki savaşı hangi taraf kazandı?Siz hangisini tutardınız?
Prestij Müzik Ailesi ile İbrahim Tatlıses arasındaki savaşı hangi taraf kazandı?
Siz hangisini tutardınız?
0
michael_knight
(25.02.26)
prestij bir dönem ezdi geçti. hatta sektör lideri falan da oldu. sonra bölünmeler ayrılmalar, topaloğlu nedeni ile düşüşe geçtiler. ibonun olduğu her versusta karşıyı seçerim.
+5
ground
(25.02.26)
tabi ki de hilmi topaloğlunu tutuyorum bu versusta. allah gani gani rahmet eylesin.
0
Hallegadola
(25.02.26)
Ground +1
Tatlıses ne taraftaysa tam karşısında olmak boynumuzun borcudur.

Bu konuyla ilgili yapılan bir film var mesela, film çok iyi olmasa da döneme dair birçok konuda aydınlatıyor, Mahsun Kırmızıgül’le ilgili hiç bilmediğim detaylar öğrenmiştim, ona bakabilirsiniz;
(bkz: prestij meselesi)
+2
mutekebbir
(25.02.26)
ondan önce neredesin firuze var. zaten bu filmi izleyip de hilmi topaloğlucu olmamak mümkün mü?
+1
Hallegadola
(25.02.26)
(42)

Vajinal doğum mu sezaryen mi?

sacrilegious
Merhaba,Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden? Tamamen meraktan soruyorum.Teşekkürler
Merhaba,

Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden?

Tamamen meraktan soruyorum.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(24.02.26)
Sezaryen... rahat... saati belli, riski belli
+1
üğpoıuy
(24.02.26)
Vajinal mümkünse.

Direkt ayaklanabiliyorsun.
+2
Purple life
(24.02.26)
vajinal.
standartize edilmemis epizyotomisiz.
zaten tibbi bir gereklilik olmadigi takdirde secme hakkimiz da olmuyor yasadigim yerde.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.02.26)
Vajinal

Abartıldığı kadar bişi yok iki kez yaptım. Doğumhaneden yürüyerek çıktım, kimseye ihtiyacım olmadı. Sezaryen bana göre değil
+10
kullanicadi
(24.02.26)
Vajinal yaptım. Yine olsa aynısını tercih ederim.
Tüm sürece hakimsin.
Toparlanma daha hızlı.
+3
duhan
(24.02.26)
Ablam da esi de uzman hekim, ablam sezaryenle dogurdu. Sebebi vajinal dogumun daha kaotik/belirsiz olmasi ve plansiz sekilde hastanede rastgele denk gelen ekiple dogum yapmak istememesi.
+1
ghilleinthemist
(24.02.26)
Erkek tarafıyım ama bı konu hakkında diyeceğim bazı şeyler olacak haliyle.
Sene doksanlarda kadınlara /ailelere kolaylık rahatlık diye diye yedirildi bu doğum şekli. Böyle doğum yapanlara özendi bir çok kadın.
Bunda doğum sınırı en fazla 3 diye biliyorum.
Yine o dönemlerde sürekli doğum kontrol, üreme sağlığı vs konularla ilgili sürüyle reklam , ilan vs programlar vardı.
Şimdi geldiğimiz nokta, dünyada doğum oranlarının artık devletleri bile olumsuz etkileyecek derecede düşmesi.
Evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve kadının iş hayatıyla birlikte yalnızlaşması ayrı konu ama bundan tamamiyle bağımsız da değil .
Tüm bunlar tesadüf değil, bir plan dahilinde gerçekleşiyor.

Büyükbaş hayvanlarda da deney yapılmış sezeryan doğumuyla ilgili.
hayvanın doğurduğu yavrusuna ilgisiz kaldığı gözlemlenmiş.

Doğal doğum, kadının zihni fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor. Bununla ilgili zamanında bir kaynak okumuştum.
-20
diyecevaplandı
(24.02.26)
bizdeki vajinal doğum dayatmasının temel nedeni kadını daha çok çocuk yapmaya zorlamak. sezaryen doğumun 2, maks 3 le sınırlı olması. bunların istediği 4-5-6 gittiği kadar.
-4
my fault
(24.02.26)
oglumun dogumuna girdim. erkek gozuyle sezeryan diyorum.
zira normal dogum alt takimi dagitiyor, bir daha da toparlanmiyor.
-2
cooperr
(24.02.26)
Hayattaki şansımı burda kullanmış olabilirim. Sezaryen yaptım. Doğum zamanı yaklaştıkça korkuyla bekliyordum, doktorum o kadar tatlı bir kadındı ki seçme hakkım olmamasına rağmen sende travma yaratmak istemiyorum dedi ve ameliyata aldı. Yan odada vajinal doğum yapmaya çalışan kadının çığlıkları ve ağlaması hala kulağımda. Sonuçta onu da sezaryene aldılar. Vajinal doğum yapıldığı halde dikiş atılan bir çok kişiyle de konuştuğum için ameliyat ağrısı sızısı umurumda olmadı.
0
ekimoloji
(24.02.26)
eğer işin ehli bir doktoraa gelirseniz sezeryan. öncesinde de emizrmeyle ilgili kendinizi geliştirin. sezeryanla 2-3 çocuk doğum olabiliyor. zaten bu devirde 3 ten fazla çocuk yapıp hakkıyla bakmak ortaya atmamak zor. ayrıca doğum şeklinden ziyade doğumdan sonra anneye mental ve fiziksel destek olunmasıi kaynana terörünün olmaması gibi faktörler çok daha önemlidir ama erkekler böyle konuları konuşmayıs evmez. onun yerine bilmedikleri vajina hakkında ahkam kesmeyi tercih ederler.
+2
iwillsee
(24.02.26)
Epiduralli vajinal doğum. Doğumum da baya uzun sürdü aslında ama sancıları hissetmediğim için prensesler gibi bekledim sakince
+5
mezzosprite
(24.02.26)
İsteyerek sezaryen yaptım. Yine olsa yine sezaryen yaparım. Vajinalde o kadar fazla komplikasyon riski var ki niye bunu göze alayım? Ayrıca sorunsuz doğum gerçekleşse bile kesisiz doğum çok az. Ben karnımdaki dikiş iziyle mutluyum. Bir de çok sık görüyorum vajinal doğumda hemoroid olan bir ton insan var öfff.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
Sezaryen tabii ki.
Annem ve teyzem çişini tutamıyor. Diğer teyzem kadın hastalıklarından iki ameliyat geçirdi üç ay kadının ne çektiğini gördüm bitti zaten benim için bu olay. Bunun kanaması var, omuz sıkışması var.. Ya makasla cart diye kesiyorlar kadını dahası var mı?
Ayrıca çok güzel doğurdum öyle güzel doğurdum doymadım daha da doğurdumcular bir kadın olarak beni sadece mutlu ederler ama ben hissizlik riskini de alamam, vajinamı da kestirmem, vajinoplasti için de doktor doktor gezmeyeceğim. Ne idüğü belirsiz şizofrenik hadsiz ve terbiyesiz erkeklere malzeme verir bazı yorumlar. Başka da hiçbir işe yaramaz.
Gerçekler çoğu kadın için çiş tutamama, hissizlik, yırtıklar, kesiler, enfeksiyon ve kanama riski, hemoroid, vajinoplasti ve daha fazlası.. hiç gerek yok bu türden risklere. Manken değilim oyuncu değilim. En fazla silik bir iz kalır ki gururla taşırım onu da.
Tercihim paşalar gibi sezaryen olacak. Başka bir seçenek yok benim için.
+1
asue
(25.02.26)
Bizim ülkemiz = Türkiye olduğunu varsayarak diyebilirim ki çalışıtığım 4 ülke içinde ve istatistiklerini bildiğim sayısız ülke içinde sezaryen rekortmeni Türkiye. Üstelik açık ara. Türkiye'de sezaryen oranı %64. AB ortalaması %22. Bunu yükselten de Yunanistan (%60) ve Güney Kıbrıs (%55 ile) ve Romanya (%44). Böyle mi olur "bizim ülkemizde vajinal doğuma zorlanıyorlar" istatistiği? İyi ki zorlamışlar yani.

Sezaryende sınır 3 diye bir şey yok, bu her kadında farklılık gösterir çünkü her ameliyat farklıdır. . Uterin insizyonların durumu, intraoperatif veya postoperatif komplikasyon öyküsü, adezyon, plasental yerleşim anomalileri, kanama riski gibi çok sayıda faktör söz konusu.
Sezaryen majör bir cerrahi ameliyattır ve vajinal doğumdan daha fazla risk barındırır, tromboemboli, anesteziye bağlı komplikasyonlar, sonraki gebeliklerde plasenta previa ya da plasenta akreta spektrum bozuklukları, vb.
Vajinal hissizlik sık rastlanan bir komplikasyon değildir ve çoğu zaman düzelir. Sezaryende hissizlik oluşma riski daha yüksektir. Karın bölgesinde sinir kesilerine bağlı olarak uzun süreli ya da kalıcı uyuşukluk daha sık görülür.
Çiş kaçırmanın tedavisi %90 bol kegel egzersizidir. Nadir durumda fizyo terapi, çok çok nadir cerrahi perasyondur. Gebelik başlı başına pelvik tabanı zorlar, sadece doğum şekli belirleyici değildir.
Burada sezaryen gerekçesi olarak gösterilen birçok sebep esasen tembellik ve korku.
+2
alice in potatoland
(25.02.26)
ilk kızımız normal, ikinci sezaryendi. eşime sordum soruyu. cevap; yüzde 1 milyon, 1 milyar sezaryen dedi.
+3
ground
(25.02.26)
Offff anesteziye bağlı komplikasyon mu? Bademcik ameliyatı olanda da var o. Sezaryende çocuğun orası burası sıkıştığı için sakat kalan kimseyi de görmedim. Vajinal doğumda maalesef bu tür ufak tefek şeyler olabiliyor. Bizzat tanıdığım bir çocuk hala bir kolunu kullanamıyor.
Nasıl komplikasyon ama? Ya da oksijensiz kalıp zihinsel engelli bir çocuğunuz da olabilir. Olur öyle şeyler.

Vajinal hissizlik mi karnınızın ufak bir kısmını hissedememek mi? Tabii ki vajinal hissizliği seçiyoruz çünkü doğal olan o. Totonuza kadar kessinler de doğallığı dibine kadar yaşayın o ara hemoroidinizle de aşk yaşarsınız dikişler arasında.

Modern tıbbın bütün nimetlerinden yararlanıp iş doğuma gelince öyle olmuyor niyeyse. He çünkü korkuyoruz ve tembeliz tamam. AB ülkelerine de kafam girsin ayrıca :)
+2
sadakatsiz
(25.02.26)
vajinal doğumun çocuğun bağışıklık sistemine destek olduğuna dair çalışmalar var. bi bakın isterseniz...
+1
merhum
(25.02.26)
@sadakatsız, tıp fakültesi belgeni de buraya atarsan harika olur bu kadar bilgi içerikli bir yorumdan sonra.
Çünkü ben doktor olarak yazdım :)
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Ahaha yahu ne alakası var diplomayla? Doktor olmuşsunuz tebrikler biz aciz kullar ne bilebiliriz ki sizin gibi minik tanrıların yanında😂 yazdıklarımın neresi yanlış tam olarak? Hepsi gördüğüm, duyduğum şeyler bir tarafından uydurmadım. Doktorsanız tamam ya özür dilerim yanlış görüp duymuşumdur😂
-5
sadakatsiz
(25.02.26)
bağışıklık sistemine destek olsun diye vajinal doğum yapan anneye kreşe başlayan çocuk şoku :D

sezaryen doğum yaptım. yine olsa yine sezaryeni seçerdim. devlet hastanesinde doğum yapmış olsam kesin şu an travmalardan travma beğeniyor olurdum ve berbat doğum anılarım olurdu. benim psikolojik durumum bunu kaldırmaya müsait değil bence. kaldı ki aklım almıyor zaten vajinal doğumu. neden kendime eziyet edeyim. kimisi de sezaryenden korkuyor mesela. karnınızı neredeyse boydan boya kesiyorlar, bildiğin açık ameliyat gibi. ama bana o an daha az korkutucu geldi valla. tembel ve korkak olduğum için sezaryeni istemiş olmam başkasını neden ilgilendirsin bunu anlayamıyorum. sebeplerimizin daha ulvi amaçlara hizmet etmesi gibi bi amacımız yok. bize hizmet etsin yeter.
+6
elorelia
(25.02.26)
Biz zavallı doktorlar o kadar okul okuduk ama bilmiyorduk zaten normal doğumda da komplikasyonlar olduğunu, çok afedersiniz, sizler fasulye kırarken bunları anlattınız da öğrendik, aydınlandık şu an.
Yazdıklarınız, dediğiniz gibi "görüp duydum" üstüne olduğu için yanlış ya da şöyle diyeyim, ciddiye alınacak şeyler değil. "Heh benim kayınpederimde de bu vardı, bir baktık ikiz doğurdu" kıvamında.
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Yahu ne fasülyesi ne diyorsun allah aşkına? Gördüm duydum dediklerimi ufo gördüm seviyesine indirmeyi bırak da vajinalde yazdıklarım var mı yok mu sen söyle. Sezaryende çocuğun engelli kalma oranını da yaz aydınlanmış olalım. Egoya bak ya biz fasülye kırarken tıp okuyormuş biz de mağaradan yeni çıktık okuma yazmayı henüz öğrendik zaten.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
dünya doktorlar ve fasulye ayıklayanlar diye ikiye ayrılıyormuş. öğrenmiş olduk. düşünsene böyle bir doktora muayene oluyorsun. çevrendeki çoğu kadının vajinal doğum travması var. korkularından bahsediyorsun. ve sana sen git fasulye ayıkla, doğum işini bana bırak filan diyor. ne kadar hoş.
+1
elorelia
(25.02.26)
Kendi yaşadığınız ya da yaşamayı seçtiğiniz deneyimi doğrulamak için karşı tarafa saldırmak zorunda değilsiniz. Bilimsel araştırmalara göre vajinal doğum daha az komplikasyon içerir, tıbbi bir gerçek neden inkar edilmeye çalışılır anlayamıyorum. Ama vajinal doğumun mümkün olmadığı durumlar vardır, sezaryen hayat kurtarır. Anne bebek ölüm oranlarının eskisi kadar yüksek olmamasının sebeplerinden birisi sezaryendir. Gerçekten sezaryen olması gereken birisi normal doğuma zorlanamaz. Bebek ters geliyordur, kordon dolanmıştır vs yani neden bile bile lades yapılsın ki? Ya da kadın açık açık korkuyordur, isteğe bağlı sezaryen olmak istemiştir, ülkemizde buna izin veriliyordur kişi sezaryen de olabilir. Kimseyi de ilgilendirmez. Herkesin kendi kararı, doğum şekli üzerinden de kavga etmeyin pls

Bunun dışında hamileliğinde çok fazla kg alan ve pelvik taban egzersizleri yapmayan bir kadın sezaryen olsa bile ileride idrar kaçırabilir, nefes egzersizi, lamaze vs bilmeyen doğuma hazırlık yapmayan birisi nasıl push yapması gerektiğini bilemez hemoroid yaşayabilir, perineal hazırlık yapmayı bilmeyen birisi epizyotomi ya da deşürir yaşayabilir. Hazırlığını yapan birisi ise hiçbir olumsuz durum yaşamayabilir. Kötü ve uç örneklerden bahsederek potansiyel anne adaylarını germeye hiç gerek yok, doktor değilim ama bir hastalık hastası olarak tıp bilgime ve medikal okur yazarlığıma güvenirim. Ben çabuk toparlanmayı seçtim, bana bakmaya gelebilecek bir annem ya da kardeşim yoktu, hemen ayaklanmam lazımdı. Ne hamilelik ne de doğum anlamında hiçbir komplikasyon yaşamadım, hatta doğumumu pozitif bir deneyim olarak görüyorum, beni mahveden lohusalık oldu sjshsh
+10
kullanicadi
(25.02.26)
Doktora da "gordum diyoruuum anliyor musuuun" diyerek cevap vereni de ilk kez goruyorum sanki doktor o riskleri "gormemis" gibi swh.
Benim hanim 3 dogum yapti. 2 defa normal denen vajinal dogum. Dogumhaneden ikisinde de bebek kucaginda yuruyerek cikti.
Ucuncu hamilelikte bebek plasentadan ciktigi icin ambulansla hastaneye gittik acil sezaryene aldilar yasama sansi %20 dediler. Cok sukur her ikisi de kurtuldu ama hanim 4 ay ayaga kalkamadi, tam olarak koturum kaldi. Tekerlekli sandalye aldik, ayagini kaldirip esofman altini giyemiyordu. Ayaktaki his tamamen kayboldu. 4. aydan sonra 1 sene boyunca haftada 4 gun fizyoterapi gordu. Ne ilaci veriyorlarsa omurganin icine onu kotu yapmislar. Sag ayaginda nisan'da uc sene olacak ama hala hissetmedigi kisimlar var.
Ama siz gene sezaryen yapin guvenle, sozluk yazarlari "gormus". Yalan soylemiyorlardir elbette. Korku hikayesi ariyorsaniz buyrun burdan yakin.
Boyle engin tibbi bilgiyle bu kadar rahat insanlari sezaryane yonlendirmek ve bunu guvenli diyerek yapmak anca cahil ozguveni olur.
+5
sucvecezve
(25.02.26)
sezaryen.
ama neden bu seçimler sanki turşu limonlu mu olur sirkeli mi olur muhabbetine döndü ya. sezaryen ya da vajinal doğum seçimi tamamen kişisel değil mi? her hasta ayrı değerlendirilmez mi? iyice kahve muhabbetine döndü.
neyse.

sezaryenden çıktığım günün ikindisinde koridorda turlarken yan odadan gelen sancı çığlıklarını unutamıyorum. sezaryen haricinde farklı büyük ameliyatlar da geçirdim, o an ki çığlıkları duyduğumda korktuğum kadar korkmadım ya.

benim vücudum ve sahip olduğum rahatsızlıklar vajinal doğumun kolay geçmeyeceğine işaret ediyordu. düşünmeden sezaryen seçtim. sütüm anında geldi. hemen ayaklandım.
bir de süt gelmez diyenler kesin bir şeymiş gibi yazıp duruyor. aynı şekilde sezaryen olup sütü hemen gelen arkadaşlarım da oldu. insanların üzerine baskı yapıp durmayın artık.
+3
rayde
(25.02.26)
Vatandaş erkek olarak yorum yapayım. Mümkünse vajinal. Vajinal doğum yapanın 2 saat sonra ayağa kalktığını gördüm ama sezaryen olan ayağa kalkamıyordu.
-5
arbre
(25.02.26)
sezeryan olarak dogum yapan 3 kisi tanidim ertesi gun ayaktaydilar. hadi bakalim cik isin icinden nasil cikiyorsan ;d
0
Boris
(25.02.26)
Ben acil sezaryen oldum, bana kalsa vajinali seçerdim. Sezaryenden sonra (ki bebeğim küvözdeydi aktif olarak bebek bakmak zorunda değildim ona rağmen) çok ağrım oldu. Öksüremedim, oturup kalkamadım.
Bir anlık acı mı, minimum 1 haftalık ağrı mı deseler vajinali seçerim.
+6
wild honey suckle
(25.02.26)
İki kez epiduralsiz vajinal doğum yaptım, korkunç bir acı ama yine olsa yine vajinal derim.

Benim düşünceme göre tıbbi bir gereklilik yoksa sezaryen ''benim için'' bir seçenek değildi; vajinal doğum özellikle deneyimlemek istediğim bir şeydi. Tıbbi gereklilik olursa elbette ki neden olmasın?

Ben sürecin bebek tarafından başlatılması gerektiğine inançla ve bedenimin beni yönlendireceğini düşünerek girdim iki doğumuma da. Zaten vajinal doğumu kendim için tek seçenek görmemin sebebi de bu inancım ve merakımdı. Bebeklerin doğum kanalında ilerlemek adına kendilerini nasıl konumlandırdıklarına dair birkaç bir şey izlemiştim ve mucizevi gelmişti. Doğum kaç saat sürecek mesela, doktor ıkın demeden ıkınma isteğim olacak mı, hangi pozisyonda rahat doğurabileceğim gibi gibi meraklarım vardı. Öğrendim bitti.

Emzirmek, anneye psikolojik ve fiziki destek, doğum sonrası depresyon farkındalığı, ev içi sorumluluk paylaşımı gibi konular, doğum şekli tercihi konusunu önemsizleştirdi sonradan
+7
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Tembel, korkak… Üslup bu işte. Sonra bu türden kişilere gidip de bebeğimizi kendimizi emanet edeceğiz öyle mi? Ya doğum zor geçse abartıyorsun yaparken düşünseydin de der bu zihniyet.
O kadar korkutucu ki bir kadın için şu olay.
Neyse. Çalışkan ve doğumdan hemen iki saat sonra eşine ailesine dünyaya hizmet etmesi için ayaklanması gereken kişiler bu şekilde doğursun. Benim hemen ayaklanmama gerek yok. Tembel tembel doğuracağım ben.
+1
asue
(25.02.26)
Ben zorunlu sezaryen oldum ama vajinal tercih ederdim. Daha hızlı iyileşme süreci için. Bir de doğal yollardan olması daha iyi gibi geliyor. Sezaryende süt hemen gelmiyor vs.
İmkanım olsa vajinal isterdim.
+8
kaptan maydanoz
(25.02.26)
her şey olağan ve düzgün gidiyorsa vajinali seçerim. alice’in dedikleri istatistiksel olarak bana mantıklı geldi; sezaryende daha çok komplikasyon duydum. yine de her doğum farklıdır, tercihim bir yönde diye diğer yönü eleştirmem.
+3
eileengray
(25.02.26)
duyuru kullanicisi ortalamasina bu duyuru cevaplari ve oylama sonrasi benim icin "vajinal dogum sempatizani" da eklendi. soruyu soran arkadasa tesekkuru borc bilirim.
e$ kontenjanindan duyurudan haberdar olan eni$telere acidim, cocuk sonrasi hicbirsey eskisi gibi olmayacak :D
-2
cooperr
(25.02.26)
Şu duyuruyu hortlatmadan geçemicem. Doçent olan jinekoloğum 2 dogumunu da sezaryen "tercih" etmisti. Vajinal dogum yapan cok az kadin dogumcu gorürsün demisti @ghil +1. Diplomasi ve doktorasi sahte diilse
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
Anal doğum en değişiği bence
-2
runaway
(27.02.26)
Benim doktorum da sezaryen olmuştu. Yine olsa yine sezaryen diyordu :) bunun bir istatistiği olsa da görsek keşke.

Bu arada doktorumuz beni engellemiş :( o gün yazılarını görüyordum ne oldu hıncını alamayıp ertesi gün mü engelledin dkdkdkd halbuse ben evde gariban gariban fasulyemi kırıyordum, boynum bükük kaldı :((
0
sadakatsiz
(27.02.26)
benim jinekologumun (erkek) üc cocugu var. ücü de vajinal dogmus. bu kadar tehlikeli ve kötü olsa kendi karisina nice vajnal dogum yaptirtsin üc defa? diplomasi falan da sahte degil. birkac sene boyunca da ülkenin en iyi jinekologu secilmis. n'alaka?
vajinal dogum bu kadar kötü olsa tüm dünyada herkese standart sezaryen yapar gecerlerdi. 30 saat boyunca kadinlarin cigligini cekmeye cok merakli degildir doktorlar da, ebeler de.
ayrica argumentum ad verecundiam bir tartisma modeli degil. siz sezaryen yapmis olabilirsiniz ve bu konuda jinekologunuzdan tavsiyeler dinlemis olabilirsiniz ama bu, sizi bu konuda yetkin kilmiyor ve tartisma biciminizin epistemolojik hata barindirdigi gercegini degistirmiyor.

op'ye tekrar el cevap: ben, vajinal. epizyotomi de standart degil. hatta perineal yirtik cerrahi kesiye tercih ediliyor. bunu ögrendigim zaman bir panikle duyuruda "dogum esnasinda artik epizyotomi rutin olarak uygulanmiyormus" baslikli bir korku duyurusu acmistim, o soruma da 8-10 yanit almistim duyuru doktorlarindan (hayir, alice potatoland bunlardan biri degildi ama galiba elorelia vardi yanitlayanlar icinde, emin degilim kendisi doktor mu degil mi, belki hatirlar o sorumu) ve hepsi uygulamanin cok dogru oldugundan bahsetmislerdi. bu kadar kötüyse neden dogru oldugunu söylüyorlar o zaman? bu ne perhiz bu ne lahana tursunu? bütün kötü doktorlar bize denk geldi de bütün mükemmel doktorlar, harika doktorlar sezaryencilere mi denk geldi? duyuruyu da buraya linklemek isterdim ancak sildigim icin linkleyemiyorum ama googleladigimda hala duyuru basligi ön izlemesi görülüyor. inanmakta güclük ceken varsa buyursun googlelasin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Burda herkes insan gibi yorumunu yaparken doktor hanım gelip sezaryen korkak ve tembellerin işidir gibi bir laf edince ortalık gerildi zaten. Bir doktor böyle konuşmamalı değil mi? Ya da siz fasülye kırarken ben tıp okuyordum!!1 diye çıldırmamalı. Ben mesela bir çocuk doktoru olarak daha kendi çocuğunun bacağındaki kırığı fark edememişsin heeyy doktor hanım diyerek aşağılamaya çalışmadım. Çünkü neden ayıp.

Neyse saydığım riskler zaten çok çok düşük ihtimaller. Doğuma kadar zaten bir sıkıntı olacak durum oluşursa sezaryene geçiyorlar. Ama bu çok çok düşük olan riskler neden benim başıma gelmesin? Bence gelebilirdi. Çocuğuma bir şey olabilirdi? Tek bir deneyim bile beni korkutmaya yetti, belirsizlik istemedim. Her şeyin sıkıntısız geçeceğinden emin olmak istedim. Bu bu kadar yani.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
"Doktor oldugum icin.." dendiğinden baska bir alan doktoru görüşü ekledim. Sezaryen 'dogru' olandır demiyorum hatta vajinal doğumun bu kadar canhıraş savunulmasi ayni oranda anlamsiz geldi. Sanirim vajinalciler VS. tembel ve korkaklar gibi gormeye basladiginiz icin de tum cevap yazanlari tek potada erittiniz :) bu kamplasma cok garip bu duyuru icin

Bir de Türkiyede doğum sekli tartismalari ciktiginda doktorlar sezaryen orani fazlaligini malpraktis ile de acikliyorlardi. Bunun sebebini de merak ettim örneğin
0
üğpoıuy
(28.02.26)
cocugum yok, tecrübe etmedim, ancak kararsızım.
sonuçta bir ameliyat olduğu, anestezi ve daha birçok şeyle ilişkili komplikasyon riski daha yüksek olduğu, iyileşme evresinin zorluğu ve doğumun esasen doğal bir süreç olması ve mecbur kalınmadıkça dış müdahale gerektirmemesi gibi sebeplerle sezaryene mesafeli gibiyim. ancak al vajinal doğum yap deseler onu da yapabilir miyim bilmiyorum, zor iş. annem hem vajinal hem sezaryen doğum yapmış, sezaryeni tercih ettiğini söyler hep.
jinekoloğum da vajinal doğum karşıtı desem yeridir, çocuğu etkileyebilecek komplikasyon riskleri barındırdığı için vajinali mantıklı bulmadığını ve tercih etmediğini söylüyor.
eşim hekim, o da hekim gözüyle vajinal yanlısı ama dediğim gibi jinekoloğum bu işte uzman biri olarak sezaryenci.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.03.26)
(1)

Parselden otoyolun geçip geçmediğini nereden detaylı görebiliriz?

Cezcez
Planlanan ve yapımına başlanan otoyol var. Emlakçılar nereden buluyor bilmiyor ama linkteki gibi yol kavşak detayını nasıl görebiliriz? Linkteki ilk fotoğraf https://shbd.io/s/roLTE0fc
Planlanan ve yapımına başlanan otoyol var. Emlakçılar nereden buluyor bilmiyor ama linkteki gibi yol kavşak detayını nasıl görebiliriz? Linkteki ilk fotoğraf
shbd.io
0
Cezcez
(24.02.26)
belediyelerin resmi web sitelerinde e-imar bölümü var. bilgileri girerek görmeniz lazım.
0
ground
(25.02.26)
(7)

köylerde herkes kendi hayvanını mı güdüyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
yoksa outsource edilebilen bir şey mi?
yoksa outsource edilebilen bir şey mi?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.02.26)
Bizim köyde (küçükbaş için) sıcak aylarda küçük sürüler birleşiyor, başlarında bir ya da iki çobanla beraber meraya gönderiliyor. Kışın herkes sürüsünü kendi ağılına kapatıyor.

Büyükbaşlar merada kalmadığı için genellikle herkes kendi ahırında tutuyor, gündüz çayıra salıyorlar, hayvanlar akşama kendi kendine dönüyor. Dönmeyen olursa çıkıp arayıp geri getiriyorlar. Outsource etmeye değmiyor.
+1
kobuzchu kiz
(22.02.26)
çoban'a outsource ediyorlar.
+1
duyurukullanıcısı
(22.02.26)
90'larda her evde 1 veya 2 inek oluyordu. Günlük ihtiyaçlar onunla karşılanıyordu. Onlar hep köyde kalırdı, akşamları yürüme yarım saat mesafedeki bahçeye otlamaya götürülüyorlardı, sabah 7 gibi kendileri gelip giriyordu ahıra. Bu olay şimdi nerdeyse tamamen bitti.
Bunun dışında yaylacılık da yaygındı. Herkes yapmıyordur sanırım. Nisan gibi evin babannesi dedesi, belki torunları da alarak(belki okul bittikten sonra ayrı geliyor da olabilirler) atıyorum 40-50 koyunu alıp yaylaya giderlerdi. Mesafe 70 km falan, eskiden yürünürmüş, sonradan kamyon, kısmen yürüme vs hallediliyordu. Yayladaki süreci tam bilmiyorum ama işin çobanlık kısmı, oba bazında outsource ediliyordu muhtemelen. Ekim ayında herkes köye dönerdi. Kışı koyunlar vs herkes köyde geçirirdi.
+1
mbond
(22.02.26)
çobanlık bir meslek olduğuna göre, evet outsource ediliyor genelde.
+1
parka
(22.02.26)
bizim köyde büyük sürüsü olanlar kendi çobanları var zaten.
1-2 hayvanı olanların da hayvanları afgan-suriyeli çoban çocuklar tarafından toplanıp gidiyor, dönüşte her hayvan kendi evine otomatik giriyor.

kendi hayvanını her gün her gün gidip de otlatayım diyen kimse yok galiba.
+1
patronaj1
(22.02.26)
büyükbaşlar genelde sabah salınır, kendileri akşama kadar gezer yayılırlar (ot yerler). akşam olunca da evlerine geri dönerler. küçükbaşlar ise çoksa kendileri veya tüm köy bir çobana verir. çobanlar genelde köyün en fakiri olur. adanada bir köyde sadece camız (manda) yetiiştiriyorlardı. sabah aynı saatte tüm evlerden aynı anda çıkıp köyün anayolunda birleşerek yakındaki bir suya gidiyorladı. yine akşam kendi kendilerine aynı anda dönüp her hayvan kendi ahırına giriyordu. çok ilginç gelmişti bana.
+2
ground
(23.02.26)
kendisi güden güdüyor.
güdemeyenler için köyün ortak çobanı oluyor. hayvanlarının sürüye katan, kattığı ölçüde ödeme yapıyor.
+1
tabudeviren
(23.02.26)
(3)

Akım korumalı priz nasıl çalışır?

jelly bear
Binada şantiye elektriği var. Millet hayvan gibi yüklendiği için altyapı kaldırmıyor ve sürekli elektrik gidip geliyor. Buzdolabı tv ve monitörün olduğu prize akım korumalı priz takayım dedim. Bunlar işe yarar mı? Sık elektrik kesintisinden oluşabilecek zararı önler mi? Sanırım bazıları dalgalanmala
Binada şantiye elektriği var. Millet hayvan gibi yüklendiği için altyapı kaldırmıyor ve sürekli elektrik gidip geliyor. Buzdolabı tv ve monitörün olduğu prize akım korumalı priz takayım dedim. Bunlar işe yarar mı? Sık elektrik kesintisinden oluşabilecek zararı önler mi? Sanırım bazıları dalgalanmalarda akımı kesiyormuş. Bu durumda mesela akım geri geliyor mu? Buzdolabına taksam evde 1 ay durmasam elektrik gidip gelse sorun olur mu mesela?
+1
jelly bear
(22.02.26)
Köy evimizde de aynı sorun var ancak bu çözüm yeterli olmayabilir. Küçük bir regülatör işinizi daha sağlam görür. 2 buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinamız arızalandı ve atmam zorunda kaldık .
0
ground
(22.02.26)
tek yaptığı voltaj yüksek gelirse içinde bir varistör var kendi sigortasını attırarak cihazını koruyor. dalgalanma esnasında bir regüle fonksiyonu yok.

bahsedilen yüksek voltaj koruması zaten neredeyse tüm elektronik cihazların içinde ayrıca mevcut.
+2
orpheus
(22.02.26)
www.google.com

Akım koruma rolesi

Bunu alarak evdeki tüm cihazlari koruyabilirsin. YouTube videolarını izleyerek nasil çalıştığını anlabilirsin .

Gelen Voltaj için bir aralık belirtiyorsun. Örnek olarak gelen Voltaj 200-240 arasında kaldığı sürece devreye girmiyor. Ne zaman bu aralığın dışına çıkınca enerjiyi kesiyor. 30 saniye bekliyor. Gelen Voltaj belirtilen aralığa girene kadar enerji vermiyor.
0
kaiserr76
(22.02.26)
(7)

millet bu paraları nereden buluyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
bizim parayı bulmamız için ne yapmamız lazım?
bizim parayı bulmamız için ne yapmamız lazım?
-10
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.02.26)
hangi paralari? birkac yuz bin tl? birkac milyon tl? birkac milyon euro? birkac milyar tl? birkac milyar euro?
0
lemmiwinks
(18.02.26)
soldan yürü yerde cüzdan bulursun
+1
nahtoderfahrung
(18.02.26)
tek bir metod yok. kendi bilgi, beceri, tecrübe, çevre ve finans gücüne göre seçmen lazım.

zeki-becerikli isen bir yenilik-bir startup ile parayı bulursun. azimli, çalışkan ve tutumlu isen basit ticaretlerden başlar işi büyütürsün. aileden biraz da olsa varlıklı ise çevrenden faydalanırsın. bu şekilde yüzlerce farklı yol mümkün.
0
orpheus
(18.02.26)
euro dolar bazında yurtdışı ile çalışanlar giderek zenginleşiyor. gurbetçi kesimi son dönemlerde arada kazanıp burada satın alma yaparak büyüyorlar. yatırımlık arsa alanlar çok büyük karlar elde etti. köylük yerlerde yapılaşmalar arttı ve dağ başında tarlalar zeytinlikler parsellenip satılıyor. 100-200 kat değerlenen yerler var. arsa sahipleri kat karşılığı vererek anormal paralar kazanıyorlar. aynı sektörde emlakçılar, müteahhitler de paralarını katladılar. bunların yanısıra illegal iş yapanlar da son dönemlerde yüksek paralar kazanıyorlar. son olarak türkiyede dolandırıcılık bir sektör haline geldi. buradan geçinenler arttı. bahis işleri falan filan derken orta direk tamamen yok oldu ama zengin denilen kesim de arttı. bir de tabii sosyal medya ile bunlar çok göz önündeler.
+1
ground
(18.02.26)
Kendi işini yapman lazım öncelikle.
Sonra da gerekiyorsa kendi risk alma seviyene göre ufak uyanıklıklar ve az veya çok yasadışı hareketler etmen gerekiyor.

Yasadışı derken kombinin olduğu odadaki plastik menfezi koli bandıyla kapatmak veya dün doğradığın marulu dönerin içine koymakla başlayıp milyar milyor paralık yasadışı işler olabilir.

Bir de kendi işini yapan pek çok insanın bazen milyonlarca liralık lüks arabalar alacak parası olup bazen de yanında çalıştırdığı kişiye verdiği maaştan daha az parası ve milyonlarca ödemesi gereken borçu olduğu günler olduğunu unutmamak gerek.
+1
michael_knight
(18.02.26)
dün gs'ye 2 den 1 oynasaydın kazanırdın.
0
mikahakkinen
(18.02.26)
kimse sana nasil zengin olacaginin formulunu vermez, kendin kafa yorman lazim, biraz da $ans lazim.
+1
cooperr
(19.02.26)
(7)

Didim nasıl bir yer?

fraise
Ailem için yazlık arayışındayız. Didim'de güzel yazlıklar var gibi görünüyor; özellikle Mavişehir bölgesinde tam onların ihtiyaçlarını karşılayacak evler mevcut.Fakat belde olarak nasıl bir yer? Denizi nasıldır? Çocukları olarak bizler gittiğimizde sıkılır mıyız? Populasyon nasıldır?Bunlarla ilgili
Ailem için yazlık arayışındayız. Didim'de güzel yazlıklar var gibi görünüyor; özellikle Mavişehir bölgesinde tam onların ihtiyaçlarını karşılayacak evler mevcut.

Fakat belde olarak nasıl bir yer? Denizi nasıldır? Çocukları olarak bizler gittiğimizde sıkılır mıyız? Populasyon nasıldır?

Bunlarla ilgili bilgisi olan duyurucular varsa, deneyimlerini dinlemek isterim.

Herkese şimdiden teşekkür ederim.
0
fraise
(18.02.26)
ingiliz ve iskoç ailelerin bir zamanlar yoğun olarak ev aldıkları bir bölgeydi. 4-5 katlı domuz kasabı bile mevcut. ancak bazı dolandırıcı müeteahhitler yüzünden şu an pek rağbet görmüyor. genelde yaşlı emekli kesim rağbet ediyor. mavi bayraklı plajları ile meşhur. akbük tarafına da bakılabilir.
+1
ground
(18.02.26)
2 defa gittim , başka detaylı yorumlar da gelir illaki ama mavişehir bölgesinde kaldığım için yazmak istedim .
o bölgenin yeşilliği bol ağaçlı falan hoşuma gitmişti , denizi güzel ama çok küçük küçük insanları ısıran balıklar vardı . arkadaşlarımın bacaklarını ısırdılar , bazıları umursamadı ama ben korktum girmedim mesela .
insanları sakin tatlı uyumlular , emekli ağırlıklı .
biz 7 kişi arkadaşlarla gitmiştik 3 günden sonra çok sıkıldık Didim genel olarak sıkıcı bir yer .

kuşadası ya da ayvalık daha şirin geliyor bana bilemiyorum .
+1
devilone
(18.02.26)
bölgeye göre değişir tabi ama ben akbüke bayılıyorum sakin kendi halinde emeklli hayatı arıyorsa sizinkiler bir baksınlar mutlaka
0
alibilir
(18.02.26)
Ben çocukluğumdan beri her yaz oradayım, Mavişehir,Öğretmenler tarafında aile yazlığımız var. Biz seviyoruz çünkü eş dost orada. Ama aktivite vs isterseniz kısır bir yer. Genel popülasyon Denizli ve Ankara 'dan gelme özellikle emekliler ve Ağustos ayında Almancılar. Altınkum en hareketli bölgesi ama Türkiye'deki çoğu yere göre mekanlar açısından en kalitesizi diyebilirim. Son zamanlarda nüfusu da çok arttı. Denizi vs. iyidir ama.
0
creepy
(18.02.26)
Bi 5-6 sene yazlığımız vardı orada. Bizim yazlık denize yakın değildi, apollo tapınağının oralarda bi sitedeydi. Araba varsa her yerine ulaşım rahat, çok sayıda irili ufaklı koy ve plaj var. Birinden sıkılsanız diğerine gidersiniz o açıdan seçenek bol. Altınkum en meşhur sahili ama 10 sene önce bile ortamı kötüydü, şimdi daha da bozmuştur muhtemelen. Mavişehir çok tatlı bir yerdi ama denizi çok iyi değildi bence. Mavişehir'e yakın Büyük Anadolu Oteli vardı galiba onun oradaki plajlar daha iyiydi. Ama dediğim gibi araba varsa Akbük'e de gidilir, etraftaki diğer ufak koylara da gidilir o açıdan güzel. Manastır koyu vardı mesela en son gittiğimde çok kalabalık değildi ve güzeldi denizi.

Sıkıcı bir yer demem yani bir kuşadası değildir ama kuşadasını ben hiç sevemedim ortamı çok bayık geliyordu. 10-15 sene önce İngilizler varken Didim daha eğlenceliydi ama şu an pek İngiliz kalmadı sanırım. Bizimkiler de yine Didim'den bir yazlık almak istiyorlar alabilirlerse
0
nundu
(18.02.26)
İki tane yazlığım var Didim'de. Fiyat/performans tamamen.
-12
gabe h coud
(18.02.26)
bizimkilerin mavisehir'e yakin bir yerde yazligi var. arabayla miletos'a 5 dakikada gidiliyor. felsefenin basladigi yere; thales'in, anaksimandros'un yasadigi yerlere bu kadar yakin olmanin manevi hazzi var. iyonya oldugu icin cevrede bircok tarihi yer var.

didim'in kendisi eh. bir tatil beldesi olarak bir cesme, kusadasi degil. denizi guzel ama halk plajlari malum cok kalabalik. mavisehir'den ziyade altinkum, akbuk gibi kumluk yerlerin kumsali daha iyi.

sahsen bence turkiye'de artik insanlardan ne kadar uzak olursaniz o kadar iyi. o nedenle bence didim gibi daha buyuk bir tatil beldesinin cekim alaninda ama mavisehir gibi daha sakin bir yerde yasamak iyidir. yakininda tavsanburnu tabiat parki var orasi da guzel deniz kenarinda agaclikli bir yer.
+1
antikadimag
(19.02.26)
(3)

50+ kesim için internet sitesi

plastic_angel
face, edevlet, instagram, tiktok dışında girip kullandıkları bir websitesi var mıaslında amacım bu kesim için nasıl bir websitesi componentleri kullanmak gerekir onu araştırıyorum.şu anda yapılan sitelerin çoğu beyaz temalı, minimal iconlar ve clean fontlardan oluşuyor.
face, edevlet, instagram, tiktok dışında girip kullandıkları bir websitesi var mı
aslında amacım bu kesim için nasıl bir websitesi componentleri kullanmak gerekir onu araştırıyorum.
şu anda yapılan sitelerin çoğu beyaz temalı, minimal iconlar ve clean fontlardan oluşuyor.
0
plastic_angel
(17.02.26)
googletranslate, youtube, sahibinden, sözlük, duyuru, pinterest sık kullandıklarımdan. daha çok var ama mesleki amaçlarla daha çok. yaş 53.
+1
ground
(17.02.26)
bunların guideline'ı var zaten, ui/ux accessibility best practices diye arat googleda
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
yukaridaki yazdiklarina ek olarak
sahibinden.com
siyasi gorusune bagli olarak sozcu,hurriyet,milliyet,sabah,ensonhaber,haber7,cumhuriyet gibi birsey.
whatsapp web olabilir
futbol takip ediyorsa mackolik,fanatik
altin vs bakiyorsa haremaltin ve doviz.com
amcam caga ayak uydurduysa chatgpt de olabilir.
0
nuevo
(17.02.26)
(14)

Kişisel gelişim kitapları okur musunuz?

pembediken
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
0
pembediken
(16.02.26)
Okuyorum (özellikle kendimi eksik hissettiğim konularda), mantıklı bulursam da yapmaya çalışıyorum. Ama tabii herşeyi alp okumuyorum, sadece Şeyma gibi haha İyi psikolog ve psikiyatristler tarafından yazılmış çok iyi kitaplar var, neden bunlardan faydalanmayalım ki.
Saçma bulan insan kendini geliştirmeye kapalı bulan insandır.
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
Okurum severim ama herkesi affedin veya iletişimde karşı taraf damariniza bassa dahi sürekli olumlu bir dil tutumunun dayatilmasi ile ilgili önerileri uygulamam.
0
egerbiryolcu
(16.02.26)
Deli gibi kitap okuyan, 'ne bulursam okurum.' diyen biri olarak asla okumadığım ve okumayacağım tek tür budur.
Haddinden fazla anlamsız geliyor bana.
Bu tarz kitap okurken gördüğüm kişiyi de ciddiye alamamak gibi de bir zaafım var.
0
Mirket
(16.02.26)
Engin geçtan kişisel gelişim sayılıyorsa okuyorum.
Okunulan bir kitap özfarkındalığı geliştiriyorsa istediği türde olabilir, okurum.
+5
Bruce
(16.02.26)
Ben de aynı soruyu soracaktım, psikolojiye dair kitaplar kişisel gelişimden sayiliyorsa ben de çok severim.

Yayınevlerinin bu serilerini de iyi takip ederim. Daha okuduğumuzu anladık mi seviyesindeki kendi karakterinden haberi olmayan kişilerin fikrini de umursamam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
yok bi kaç kere denedim çok zorlama geldi hoşuma gitmedi
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
okumam.
0
eileengray
(17.02.26)
her kitap zaten kisisel gelisim kitabidir. bu nedenle kisisel gelisim kitaplari en gereksiz tur bence. hic okuyamadim.
0
antikadimag
(17.02.26)
ben o hatayi bi kere yaptim(okuyamadim tabii) insta reelslarinda daha cok bilgi bulabilirsiniz
0
ala09
(17.02.26)
kişiliğim oturana kadar bu türde sadece dale carnegie okudum. kişisel gelişim kitaplarının mucididir. 1888 de doğmuş adam düşünün. çok bunalıma girdiğimde sadece okumak bile beni sakinleştirir motive ederdi. şimdiki kitaplar bu adamın kitaplarının derlemesidir. kişisel gelişim kitapları sadece okumakla olmaz uyugulamaya da geçmek lazım. 100 sayfa okurdum bazen 1 cümlesi yeterdi.
0
ground
(17.02.26)
bir süre psikolojiye, özellikle evrimsel psikolojiye merak salmıştım. insanların neyi neden yaptığını bir şablona oturtmaya başladıktan sonra evcil (yada vahşi) bir hayvan gibi görmeye başlamıştım.

- müdüre yalaklanıyor: hmm, demek ki terfi alacağını düşünerek bu eylemin sonundaki ödül ondaki dopamin salınımını artırıyor.
- kıza yürüyor: soyunu sürdürme isteği baskın geliyor gibi.

biraz daha derine inince, içinde yetiştiği ortamın davranış kalıplarına yansımasını falan düşünmeye başladım. eskiden öfkelendiğim hareketleri bir laboratuvardaymış gibi gözlemlemeye başladım, kızmıyorum artık. eski kızdıklarımı da bu şablonlara oturtunca "affetmek" olarak bahsettiğin şey kendiliğinden gelmeye başlıyor.
0
birdirbir
(17.02.26)
"Kişisel gelişim" adı verilen kavramın içten gelen çaba ve dışarıdan gelen uyaranların doğal bir süreç hâlinde toplamı olduğuna inanıyorum. Bu amaçla zorlama yapılan aktivitelerin kişisel gelişim denen şeye katkısı olduğunu düşünmüyorum. Ergenken boş vaktimde okuduğum bir iki örneği saymazsak okumadım ve okumam da. Seni kişisel olarak geliştireceğim amacıyla yazılan bir kitabı ciddiye alamam.
0
nundu
(17.02.26)
tur olarak kisisel gelisim kitabi okurum. seyma subasi da kisisel gelisim yaziyor, dogan cuceloglu da, engin genctan da... dolayisiyla burada kalite onemli. bir kitap sirf kisisel gelisim kitabi turunde diye kotu olacak degil. ben size tonla kotu olan felsefe, edebiyat veya (bilimsel) arastirma kitabi sunarim.
+1
Sour
(17.02.26)
Üniversite hocalarının yazdığı damıtılmış piyasa kitaplarını okurum.
0
black holes in the sky
(17.02.26)
(2)

arsasi icin kat karsiligi muteahhitle anlasanlar ne kadarini muteahhite veriyor?

Sour
merhaba. elbette arsa niteliklerine gore degisebilir ama genel bir oran var mi? mesela arsaniz var ve kat karsiligi olarak vermek istiyorsunuz. muteahhit ne kadarini aliyor?
merhaba. elbette arsa niteliklerine gore degisebilir ama genel bir oran var mi? mesela arsaniz var ve kat karsiligi olarak vermek istiyorsunuz. muteahhit ne kadarini aliyor?
0
Sour
(16.02.26)
bugün bir işte denk geldim. Isparta kepeci mahallesinde arsa sahipleri %42 almışlar. izmirde genel olarak %50, sarıgölde denk geldi geçen hafta 3 katlı 6 daire 2 işyeri olan binaya, müteahhhit arsa sahibine sadece 3 daire vermiş. kentsel dönüşüme girerse ortalık karışıyor. kendi dairesinden daha küçük bir daire alıp üste de para veriyorlar genel olarak. veya eğer ek kat alabilirse müteahhit sadece ek katları alıp, arsa sahiplerine kendi dairelerinin biraz küçülmüş halini veriyorlar. Karşıyakada daha absürd örnekler de var. yerine mevkisine göre değişir bu durumlar.
+3
ground
(16.02.26)
Mevkisine, imarına, arsa büyüklüğüne ve malzeme/işçilik kalitesine göre değişir. İstanbul ümraniyede metro dibinde arsa sahibi %62 almıştı. Ticari imarın olduğu cadde üzeri bir mevkide koca bina dikildi, müteahhit -1, giriş ve asma kat alıp gerisini arsa sahibine bıraktı. 1000 m2 üstü emsale girerse mevkiye göre daha fazla pay verebilir vs.
+2
iustitia omnibus
(16.02.26)
(15)

x te ne kadar vakit harcıyorsunuz.

iwillsee
x te fazla takılmanın özellikle bizim ülkenin gündemini takip etmenin ciddi bir depresyon hissi yüklediğini farkettim. evet bazen faydalı içerikler de oluyor ve olayları takip edebiliyorsunuz ama gün geçtikçe timeline ın birbirini her konuda tahrik edecek bir yer olduğunu gözlemliyorum. x bağımlısı
x te fazla takılmanın özellikle bizim ülkenin gündemini takip etmenin ciddi bir depresyon hissi yüklediğini farkettim. evet bazen faydalı içerikler de oluyor ve olayları takip edebiliyorsunuz ama gün geçtikçe timeline ın birbirini her konuda tahrik edecek bir yer olduğunu gözlemliyorum. x bağımlısı oldum dediğiniz bir dönem yaşadınız mı?
+2
iwillsee
(15.02.26)
şu an öyleyim. her gün minimum 6 saat
0
summerjam0306
(15.02.26)
Ben de öyleyim maalesef. Elimde günün sonunda yalnızca sinirimin bozulduğuyla kalıyorum, başka bir şey elde edebildiğim de yok.
+1
pembe nohut
(15.02.26)
0.
Bundan bir 6 önce çok harciyordum ve fark ettim ki beni gereksiz depresif yapıyor. X'i komple saldım. Günlük haber veren, bilgi akışı olan her şeyi saldım. Günde bir iki Fransız gazete ve Bloomberght bakıp geçiyorum, hayatım daha iyi.
Bu sadece Türkiye değil her ülke için geçerli. Sosyal medya çok güzel bir yer ama aynı zamanda da çok kötü.
+1
logisticsmanager
(15.02.26)
7 senedir girmiyorum, hayatımda verdiğim en doğru karar oldu.
+1
sekizdokuzon
(15.02.26)
Sıfır dk.
0
gabe h coud
(15.02.26)
çok ya. ekşi ile birlikte çok fazla. azaltmam lazım. instagram sıfır ama.
0
jelly bear
(15.02.26)
Ben instagramı kapatali x ve YouTube'a sardım ama x te nedense benim içim ana haber bültenleri kadar kararmiyor abartısız dört bes haber üst üste ölüm haberi verildi geçen gün mesela. Ama benim timeline da bir garip çerezlik içerikler de çok çikiyor karşıma.
0
egerbiryolcu
(15.02.26)
Sıfır, hesabım yok, bu sebeple linkleri bile açamıyorum. Söylediğiniz sebeple ve yozlaşma da eklenince, sözlüğe de bakmıyorum artık.
0
lil siztah
(15.02.26)
Sıfır.
Sadece instagram ama muhtemelen onu da kapatacağım, az kaldı. Tamamen asosyal/antisosyal bir hayata doğru gidiyoruz, hadi hayırlısı.
0
rakicandir
(16.02.26)
kullandıgım ve sevdiğim yegane yer. kullanmasını bilene.
0
koela
(16.02.26)
Uygulamayi sildim. Paralı ahlaksız trolleri gözümüze sokan, 7/24 bu vatanın evlatlarıni birbirine düşürmek için kudurmuş köpek gibi saldıran bu trolleri viski içerek izleyen yabancılara hizmet etmek salaklık.
+1
topkapiaksaray
(16.02.26)
alengirli konuları arattırdığım için mail adreslerimden çıkış yaptım. şimdi link falan olmadan giremiyorum. büyük rahatlıkmış. sosyoloji derslerinde sosyal medya ile ilgili edindiğim ilginç bilgilerden biri de şuydu; ya zamanla seninle aynı görüşte insanlar çevreliyor etrafını bu da seni köreltip bağnaz hale getiriyor. ya da çatışma yaratacak korelosyanlarla psikolojini yerle bir ediyor. medya okuryazarlığı çok zor kontrol edilebilen bir şey.
0
ground
(16.02.26)
bir sürü akademisyen konferans, paper, syllabus paylaşıyor, onları takip ediyorum.
0
eileengray
(17.02.26)
0. hic olmadim twitter'da.
0
antikadimag
(17.02.26)
Günlük 16 dakika limitim var, bazen azcık geçtiğim oluyor. Limit koymasam daha fazla takılırım muhtemelen.
0
kumandanim
(17.02.26)
(8)

Bugününüz nasıl geçti?

darthvader
Neler yaptınız ve haftayı kapattınız?
Neler yaptınız ve haftayı kapattınız?
0
darthvader
(15.02.26)
Sabah ormanda koştum. Arkadaşlarla kahvaltıya gittim. Caddebostan sahilde bira içtim. Akşam evde kıymalı sebzeli graten yaptım, yedim. Şimdi kış olimpiyatlarını izliyorum.
+2
gabe h coud
(15.02.26)
Hava 19 dereceyi görünce ben de büyük ev temizliğine giriştim. Sevmem pek ama bugün iyi hissettirdi.
0
egerbiryolcu
(15.02.26)
Bütün gün çalıştım. Bir ara kızkardeşimle eşi geldi gitti. Yeğenimle iletişim kurmaya çalıştım ama anne babasınin bugün onu içermeyen bir planı olduğunu bildiği için keyfi yoktu, kafasını telefondan kaldırmadı. Aile evine döndüm, bütün eşyalarım kartonda, işyerinden bir abla bütün gün WhatsApp tan "Şu işi yaptın mı, bunu hallettin mi?" diye darladi. Evdeki internet bağlantı problemini çözemedigim için derslerim çoğunu mutfakta verdim. Arada babam geldi, bir bardak rakı verdi gitti. Son iki dersim cidden hiç anlamadığım, sevmediğim bir konuydu. Anlamadığım konuyu online beş kişiye anlattım. Manifest Ibrahim Selim'e katılmış. 1.45 saatlik videonun kendisini dün üstüne 3 saatlik tepki videosunu ders aralarında dinledim, hala dinliyorum. Benim için sakin sayılabilecek bir gündü. Uyumak istiyorum. Yarın da maniküre gidicem kısmetse.
0
sekizdokuzon
(15.02.26)
Arkadaş ve çocuklarla taksim yaptık
0
basond
(15.02.26)
Hatırı sayılır miktarda içki tüketilen bir hafta sonunun ardından lazy sunday yaptım. Bir demlik çay içtim ve televizyonun karşısından kalkmadım.
0
cay koy geliyorum
(15.02.26)
Klasik bir pazar günü olarak
Çalışma eşliğinde çay+kahve+bira üçlüsüyle günü bitirdik.
0
rakicandir
(15.02.26)
Uzun süredir görmediğim akrabalarımı gördüm. Birazdan arkadaşlarla bir bölüm dizi izleyip haftayı kapatıyoruz.
0
black holes in the sky
(15.02.26)
gündüzümü masumiyet müzesine ayırdım. 7 bölüm üstüste izeyince rakı içmek şart oldu. akşam son 2 bölümü rakı eşliğinde gözyaşlarıyla bitirdik.
0
ground
(16.02.26)
(3)

Yardımcıların/bakıcıların sürekli telefonla konuşması

asue
Evde bu tür bir durum yaşıyor musunuz? Özellikle yatılı kalanlarda durum ne olmalı sizce?
Evde bu tür bir durum yaşıyor musunuz? Özellikle yatılı kalanlarda durum ne olmalı sizce?
-2
asue
(15.02.26)
çocuk bakıyorsa telefon sıkıntı olur. ama diğer işleri için hem telefonla konuşup hem de işlerini yapabilir.
0
ground
(16.02.26)
Yaşıyoruz, uyarmak gerekiyor.
Acil bir şeyse konuş, yoksa sonra konuş demek gerekli.
Birkaç kez de hatırlatma gerekli.
Klasik cevap, ben telefonla konuşuyorken de dikkat ediyorum olacak.
Çocukların yanında telefon konuşmalarını azaltmak için epey çaba göstermek gerekti.
Bir iki kez kamera kayıtları üzerinden örneklerle anlatmak zorunda kaldık. Çocuk çöple oynuyor vs. bizimki telefona dalmış görmüyor. Tam toparlanıp evden çıkacağız, kulağında kulaklık bizi duymuyor vs. O tip şeyleri örnek gösterdik. Anladı diye düşünüyoruz.
+1
burfak
(16.02.26)
Bol şans hocam. Onların olayı o. Telefonla konuşmak. Konuşmayanı görmedim ben.
+2
nickini vermek istemeyen uye
(16.02.26)
(7)

karşıyaka-göztepe rekabeti

der meister
sadece aynı şehrin takımı olmalarından mı kaynaklı yoksa sosyolojik bir arka planı var mı, atıyorum göztepeliler daha elittir karşıyaka daha işçi sınıfıdır gibi? türkiye'de çoğu rekabet temelde sadece sportif kökene dayanıyor. diğer ülkelerdekine benzer dini, siyasi, ekonomik ayrımlar pek görmüyoruz
sadece aynı şehrin takımı olmalarından mı kaynaklı yoksa sosyolojik bir arka planı var mı, atıyorum göztepeliler daha elittir karşıyaka daha işçi sınıfıdır gibi? türkiye'de çoğu rekabet temelde sadece sportif kökene dayanıyor. diğer ülkelerdekine benzer dini, siyasi, ekonomik ayrımlar pek görmüyoruz. yalnız altını çizerek belirteyim ben KESKİN ayrımlardan bahsediyorum. mesela fenerbahçe halkın takımı, galatasaray elitist bir takım diyebilirsiniz ama gerçekte çok farklı sosyal statülerden milyonlarca taraftarı olan takımlar bunlar. ülkenin dört bir yanında, farklı kimliklerde taraftarları var.

karşıyaka-göztepe için de durum böyle mi, semt temelli "buranın ağası biziz" rekabeti mi var? yoksa daha derin boyutu var mı bu işin? ben kendi tanıdığım birkaç izmirlide (karşıyakalı, göztepeli ya da altaylı olduğunu söyleyen) çok bi şey görmedim çünkü yani dümdüz standart orta sınıf türk insanıydılar ama tabii örneklem çok küçük.
+1
der meister
(15.02.26)
Karşıyaka izmir'in en elit semti. Göztepe için varoş diyemeyiz ama aynı ayarda değiller. Karşıyaka taraftarı bir şekilde karşıyaka ile bağı olan - örneğin orada doğup büyümek gibi - kişilerden oluşuyor. Göztepe'nin taraftar profili arka plan açısından çeşitlilik gösteriyor. Mesela göztepe'de hiç yaşamamış orayla alakası olmayıp da Göztepe'yi destekleyen çok kişi var, mesela ben.
+1
michael harddd
(15.02.26)
İki semt de bence aynı elitlikte ama Karşıyakalılarda sinir bozucu bir kibir ve büyüklenme var. Kendilerine otuz beş buçukluyum derler mesela. Diğer ilçeleri küçük görürler.
Düşmanlığa kadar varan taraftarlığın nedeni Karşıyakalıların bu tavrı olabilir.
Son yıllarda İzmir'de elit bir yer kaldı mı ki ayrıca.
+2
pro9it9is9
(15.02.26)
Karşıyaka kendini İzmir üstünde ve dışında görüyor işte 35,5 mevzusu. Onun dışında Karşıyaka'nın Bostanlısı falan elit denebilir de tüm Karşıyaka öyle değil. Göztepe de benzer elitlikte yani. Aynı şekilde Altay'ın merkezi Alsancak da öyle. Bi işçi sınıfı-elit rekabeti yok iki takım arasında. Altay ittihatçıların takımı mesela kuruluşunda, Karşıyaka daha Türk-İslam endeksli kuruluyor ama günümüzde pek yok ayrım işte hepsinin taraftarı tipik İzmirlilerden oluşuyor. Semt kültürü olayı baskın. Bi de ikisi tam körfezin karşı kıyıları yani bakınca birbirini görüyorlar
+1
nundu
(15.02.26)
Bu arada esas sosyal farka dayalı derbi karşıyaka-bucaspor derbisidir. Tamamen zıt 2 semt. Ama bu iki takım uzun zamandır aynı lig'e düşmüyor. Unutuldu gitti.
+1
michael harddd
(15.02.26)
Standart iki şehir takımı rekabetinden öte birinci lige çıkmaya ramak kala karşıyaka çıkmasın diye göstepenin galatasaraya maçı satması ile başlar büyük dava. takımların şehrin iki yakasında olması, klasik rakiplik falan öte düşmanlık bu işten başlar. büyür gide.
bir karşıyakalı olarak açıkça şunu söyleyebilirim ki biri bok diğeri kaka bakarsan.
anlatılacak çok şey var ama kör cahil tribünlere bunu anlatamıyorsun ne yazık ki. o yüzden böyle gelmiş böyle gider bir mevzu baktığında.
0
erty_ksk
(15.02.26)
aynı ayardalar. şehrin 2 köklü takımı. fener gs olayı biraz anadolu takımı avrupa takımı gibidir. ya da gs okumuş elit tabaka, fb tersidir. adanaspor elit zengin takımıdır, adana demirspor işççi varoş takımıdır mesela. izmirde bu şekil ters denge altay/göztepe veya altay/ksk arasında olabilir ancak.
0
ground
(16.02.26)
@erty_ksk süper ligdeki Galatasaray, Karşıyaka'nın üst lige çıkmasını nasıl engelleyebilir söyler misin?
-1
unalub
(16.02.26)
(6)

Anında avukat nasıl bulunuyor?

michael_knight
Allah göstermesin de gecenin bir vakti bir şekilde karakolluk olursanız ve ne sizin ne çevrenizin kriminal konularla hiç işi olmuyorsa sabah karşı 2’de filan nasıl avukat bulunuyor?Bulunuyor mu?
Allah göstermesin de gecenin bir vakti bir şekilde karakolluk olursanız ve ne sizin ne çevrenizin kriminal konularla hiç işi olmuyorsa sabah karşı 2’de filan nasıl avukat bulunuyor?
Bulunuyor mu?
0
michael_knight
(12.02.26)
Caddede aradığın doktoru yakındaki eczaneye sorarsın .
Avukat içinse rehberde uygun biri yoksa yakınında olan polislere sorarsın artık .
Oto sanayide ise her kaportacının bir boyacısı vardır .
Çay ve şeker misali bir çok meslek birbirine benzemez ama birbiri ile bağlantılıdır .
-2
diyecevaplandı
(12.02.26)
hiç böyle bir ihtimal düşünmemiştim. türkiye'de herkesin en az 5 avukat arkadaşı yok mu ya, elini sallasan avukat.
0
gitdaddy
(12.02.26)
@gitdaddy, ben biraz daha yaşlıyım herhalde. Ben üniversite öğrencisiyken çok az hukuk öğrencisi vardı. Onlar da gece 2’de kimsenin telefonu açmayacak kadar zengin avukatların patronlarının patronları olmuştur.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Kaynak aradım bulamadım ama yanlış hatırlamıyorsam barolarda bir tür nöbet sistemi oluyordu. Nöbetçi olduğu zaman gecenin bir vakti telefon gelince karakola/savcılığa gitmesi gereken avukat arkadaşlarım vardı yıllar önce. Duyurunun hukukçuları daha iyi bilir tabii.
+2
kobuzchu kiz
(13.02.26)
@kobuzchu o galiba baronun ücretsiz avukat sağlamak zorunda olduğu kişiler için olan sistem. Bende de pek hukuk bilgisi yok ama twitterda anlattıkları anılardan ben öyle anlamıştım.
0
🌸michael_knight
(13.02.26)
baronun atadığı avukat ile özel avukat arasında dağlar kadar fark var. ocas sistemi atıyor otomatik olarak. sisteme genelde yeni avukatlar kayıtlı. cmk avukatlığı görevi savunma ağırlıklı değildir. hatt asavunma yapmak zorunda da değiller. siz ifade verirken, eviniz aranırken işlemler usule uygyn yapılıyor mu, işkence ile mi ifadeniz alınıyor, kötü muamele görüyor musunuz ve ifadeleriniz tutanağa birebir geçiyor mu gibi konularda bir nevi şahitlik etmek, kontrol etmek diyebiliriz. diğer türlü olan ise özel avukatlıktır. tanıdığınız, bildiğiniz veya bir tanıdığınızın referans olduğu bir avukattır. ifadenizde neleri söylemeniz gerektiğini size dikte eder, yönlendirir. bazı konulara hiç girmememizi söyler. daha da detay vermeyeyim. bir ya da bir kaç avukat tanıdığınız olsa iyi olur. en azından telefonları bile olsa işe yarar. kendisi gelemese de müsait bir arkadaşını yönlendireblir, suçlamayı öğrenip telefonda bile sizi yönlendirebilir.
+1
ground
(13.02.26)
(11)

Basima iyi ki gelmis dediginiz kötü olaylar

Purple life
Geriye dönüp bakincs hayirlisi buymus harbiden dediginiz kötü olaylar var mi?Benim o kadar cok var ki… gercekten öyle mi oluyor yoksa ben mi öyle düsünmek istiyorum bilemiyorum. 1. istanbul‘da is bulamamak. Umudumu kaybedip yurt disina basvurmamla is bulmam arasinda 3 hafta falan olmasi. Ardindan ku
Geriye dönüp bakincs hayirlisi buymus harbiden dediginiz kötü olaylar var mi?

Benim o kadar cok var ki… gercekten öyle mi oluyor yoksa ben mi öyle düsünmek istiyorum bilemiyorum.

1. istanbul‘da is bulamamak. Umudumu kaybedip yurt disina basvurmamla is bulmam arasinda 3 hafta falan olmasi. Ardindan kurdan dolayi tr‘de kazanabilecegimden cok daha fazlasini kazanmam.

2. eski sevgilim tarafindan terk edilmem. Malesef partner olarak harbiden çok kötü biriymis diyorum. Arkadas olarak cok iyi biriydi ama sevgililik boyutunda yakin olunca asiri sorunlu, garip biriymis diyorum.

3. sorunlu bir ailede büyümek. Bu olayin da beni erken yasta bagimsiz yaptigini düsünüyorum. Keske olmasaydi her cocuk mutlu bir ailede büyümeyi hak eder ama ben öyle bir yapidan gelsem sorumsuz, doyumduz bomboş biri olurdum gibi geliyor. Ben baska türlü güclenemezdim yani.

Bu olaylar highlight ama bu sekilde bir sürü sey yasiyorum sanki rutinde. Ben mi uyduruyorum yoksa size de oluyor mu?
0
Purple life
(12.02.26)
On yıl boyunca ilk mezun olduğum branştan atanmaya çalistim. Son KPSS'de atanma puanımı almıştım bu defa da pandemiden dolayı atama sayısını kistiklari için yine olmamıştı. Ondan sonra içimde ukde kalan ikinci bir lisans bölümü okudum ve ondan da atandım bu yıl. Hep bu örnek gelir aklıma. İlk bolumumden atansam belki hiç mutlu olamayacaktım. Güzel bir meslek olsa da iş yükü çok fazla eski albeniliği yok. Herkes şikayet ediyor. On yıllık maddi kaybım oldu ama önümde belki kırk yıl severek icra edeceğim bir meslek sahibi olmuş oldum.
+2
egerbiryolcu
(12.02.26)
Eski sevgiliden kurtulmak
-5
arbre
(12.02.26)
X kişisiyle görüşmek için çok uğraştım ama görüşemedim. O zamanlar çok üzülmüştüm. Eğer görüşseydik ya evde basılma olayına konu olacaktım ya da başıma başka şeyler gelecekti.
-7
Kahvedesu
(12.02.26)
İstanbul'da ev alacaktım. o zamanlar salak olduğum için gürültü patırtının içinde düşünüyordum. 30'dan sonra anladım ki öyle yerlerde ev almak başa bela. Ev alsam çakılıp kalırdım istanbul'da.
0
runaway
(13.02.26)
İyi ki başıma geldi demiyorum ama yoksulluk içinde büyümek karakterime olumlu anlamda çok sekil verdi. İş hayatımda da özel hayatımda da güçlüklerden yılmayan, daima çabalayan birisi oldum.
0
kumandanim
(13.02.26)
hayatımın tamamı
-2
Hallegadola
(13.02.26)
liseyi bitirip 5 sene aylak aylak gezdim. alkol kumar karı kız her türlü ortama bulaştım. bir gün birilerini arkadaşıma gıyabında küfretti diye satırla kovaladım. olay karakolda bitti barıştırdılar dağıldık. meğer bunlar olayı sindirememişler. 1 ay sonra falan gece yarısı aşırı alkollü bir şekilde araç kullanırken 2-3 araç beni aralarına aldı. camı aç işareti yaptı birisi. camı açar açmaz beni omuzlarımdan tutup çıkardılar. gerisini hayal meyal hatırlıyorum. 8 kişi evire çevire beni dövmüşler, yerlerde sürüklemişler tekmelemişler. ağzıma silah sokmuşlar. toplamda 8 kişilermiş bazıları hiç vuramamış bile. (sonradan arkadaş olduk onlar anlattı) her neyse bu dayak beni kendime getirdi. benim bu anadolu kasabasında ne işim var dedim. bu insanlarla ne alakam var diye düşündüm ve arabayı motorumu bir kaç yasadışı eşyamı satıp dersaneye kaydoldum. deli gibi çalıştım. dersane ikincisi bile oldum. marmara hukuku kazanıp siktirolup gittim. gelecek ay baro bana 20. yıl plaketi verecek. kızım da avukat oldu. küçük kızım lise sonda, tıp istiyor. 25 yıllık mutlu bir evliliğim var. bu olay çok kötüydü ama sonuçları çok iyi oldu. arada bir bu yavşak arkadaşlar ararlar beni ve bu yazdığım hikayeyi tekrardan anlattırırlar. maalesef bunlardan birisi silahla vurularak öldü. biri memur oldu ankarada ama diğerleri sürekli cezaevine girip çıkıyor bir tanesi hala cezaevindeydi çıkmadıysa. hayatım o gün o gece o asfaltın üstünde değişti, bir kırılma oldu. okuduğum yüzlerce kitap bana bu motivasyonu verememişti. saygılar.
+4
ground
(13.02.26)
1-tıp değil bilgisayar mühendisliği kazandım diye çok üzülmüştüm. Mezun olup işe girdikten sonra tıp kazanmadığım için şükrettim hep. Benim işim daha güzel geldi.
2- istediğim bir iş olmamıştı torpilli diye başkasını aldılar o işe de baya üzüldüm ama sonrasında hep iyi ki olmamış dedim hemen sonrasında daha iyi bir yer oldu.
3- ayrıldığım her sevgilimin arkasından baya üzülüyordum. Hele bir tanesi psikolojim bozulmuştu üzülürken. Şükürler olsun ki ayrılmışız da şimdiki kocamı bulmuşum. Onlarla evlendiğimi düşününce bile fenalık geliyor nasıl bir şeyin içinden çekip çıkarmış beni rabbim diyorum. Her işte bir hayır var kocamı bulmak hayatımın şansıydı.

Umarım hep böyle üzüldüğümüz şeyler sonra sevindiklerimize dönüşür <3
0
kaptan maydanoz
(13.02.26)
kendi olasılık aleminizden quantum alanını açmışsınız ve evren de sizi itmiş. olması gerekenler olmuş. öyle okudum yazdıklarınızdan.
-1
evimin paspasi
(13.02.26)
@ev, ne diyorsunuz?

Sorum size oluyor mu. Örnek olsun diye yazdim onlari.
0
🌸Purple life
(13.02.26)
tahmin edemeyeceğiniz şeyler oluyor hem de... ciddiyim. hayat diyor ki "sen yeter ki yola koyul"
0
evimin paspasi
(14.02.26)
(14)

Kitap okuma klübü var mı?

michael_knight
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
Yabancı filmlerde görüyorum sadece.
“ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
0
michael_knight
(12.02.26)
Bir zamanlar Feyste dünya kadar öyle grup vardı. Bir bak bence. Hala vardır belki.
0
Mirket
(12.02.26)
Melikşah Altuntaş
Flu TV
Begüm Çakır
Ebru Aykaç

Şu an aklıma gelenler bunlar. Youtube ya da Instagram sayfalarına bakarsanız bulursunuz.
0
anatomik
(12.02.26)
kobuzchu kiz
(12.02.26)
fotrsapka
(12.02.26)
online mı yüz yüze mi, hangi şehirde? detay verebilirseniz daha nokta atışı önerilerde bulunabiliriz. Örneğin İzmir derseniz Yakın kitabevinin ve farklı organizasyonların kitap/okuma kulüpleri var.
0
Phoebe
(12.02.26)
Çok teşekkürler arkadaşlar. Bol bol varmış.
@phoebe katılmak için değil de genel olarak merak ettiğim için sormuştum.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Orhan Şener Deliormanlı yutup kanalı.
0
yurtsuz john
(12.02.26)
emrah sefa gürkan codex adlı program ile her hafta yapıyor. önceden kitap ismi veriyor sonra o kitapla ilgili çok güzel bir program yapıyor. flu tvdekini tavsiye etmem çok uzun ve ilker hoca sulandırıyor.
0
ground
(12.02.26)
İş arkadaşımın arkadaşlarıyla bir grubu var böyle. Sırayla seçiyorlar. Arada anlatıyor ben de oradan biliyorum.
0
peki madem
(12.02.26)
Dahil olduğum iki kulüp var, eğlenceli ve güzel oluyor. Az kişi ile yüzyüze olan grupları daha verimli buluyorum kendi açımdan. Online olanda devamlılık sağlayamadım.
0
hayalhayal
(12.02.26)
kulüp var da klüp yoktur bence. bol bol oku bence de işine yarar belki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
@yazar yazmaz, ne dediğimi anlayabiliyorsan kurduğum cümle amacına ulaşmış oluyor.
Böyle gereksiz konularda kurallara aşırı sıkı bağlanıp başka insanların kalbini kırıp canını sıkacak kadar ileri gidenlerin çok mutsuz ve zeka konusunda sorunlu insanlar olduğuna inanıyorum. Umarım sen öyle biri değilsindir.
Kib, bye.
-2
🌸michael_knight
(12.02.26)
tabii canım ne dediğini anlıyorsam her şeyi yanlış yazalım ne olacak sanki. çok haklısın ebu cehil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
eger felsefe, sosyoloji ve psikoloji seviyorsaniz pelin dilara colak'in athenaum kitap kulubu var. okunan kitaplar ve bulusmalar icin buraya bakabilirsiniz:
www.athenaum.tr
0
Sour
(13.02.26)
(1)

Arapsaçı otu

gobekliraki
Geçen balıkçıda yedim bundan meze niyetine, çok hoşuma gitti. Sabah pazarında buldum, aldım 1 kilo. Ama nasıl yapacağım? Haşladıktan sonra zeytinyağı tuz limon ile kombinlesem aynısı olur mu? Benim yediğim aşağı yukarı böyle bişeydi, soğuk meze olarak gelmişti.
Geçen balıkçıda yedim bundan meze niyetine, çok hoşuma gitti. Sabah pazarında buldum, aldım 1 kilo. Ama nasıl yapacağım? Haşladıktan sonra zeytinyağı tuz limon ile kombinlesem aynısı olur mu? Benim yediğim aşağı yukarı böyle bişeydi, soğuk meze olarak gelmişti.
0
gobekliraki
(10.02.26)
Soğan veya pırasa kavrulup haşlamadan arapsaçını koy. Suyunu saldıktan sonra tekrar su koyup haşlarsın. Tekrar suyunu çekince sarımsaklı veya sarımsaksız yoğurt koy üzerine. Afiyet olsun. Kuzu eti ile de daha lezzetli olur.
0
ground
(10.02.26)
(7)

Özel numaradan aranıyorum

gobekliraki
Bikaç kez alo alo diyorum ses vermiyor karşı taraf. 10u geçmiştir bu aramaların sayısı. 1-2 tanesinde arkadan şarkı sesi duydum başlarda, sonra kısıldı. Arayan tanıdığım biri belli ki. Nasıl bulabilirim kim olduğunu?#31# ile çevirince numaramı, hala özel numara olarak mı gözüküyor?Abuk sabul saatler
Bikaç kez alo alo diyorum ses vermiyor karşı taraf. 10u geçmiştir bu aramaların sayısı. 1-2 tanesinde arkadan şarkı sesi duydum başlarda, sonra kısıldı.

Arayan tanıdığım biri belli ki. Nasıl bulabilirim kim olduğunu?

#31# ile çevirince numaramı, hala özel numara olarak mı gözüküyor?

Abuk sabul saatlerde aranıyorum, kabak tadı vermeye başladı.
0
gobekliraki
(10.02.26)
hattını özel aramalara kapatabilirsin.
0
koela
(10.02.26)
@koela onu yaptım. Ama insanoğlu işte, kim olduğunu merak ediyorum. Beni #31# ile mi arıyor ki, yoksa numarası komple mi özel
0
🌸gobekliraki
(10.02.26)
dolandırıcılar da arıyor. beni bi kere şuh sesli bir kadın arayıp ısrarla sevgilim olduğunu falan söylemişti. o gün adımı vermedi ama verilerimizin ortada olduğu göz önüne alınırsa adımı da verebilirdi. yani önce sizi merak ettirip akabinde böyle bir şey de çıakcak olabilir ama dolandırıcı olduğu gerçeğini değişitrmiyor.
0
iwillsee
(10.02.26)
@iwillsee şaka? Onu hiç düşünmedim bak. Ama dolandırıcı olsa bi yerden sonra muhabbete girmez mi?
0
🌸gobekliraki
(10.02.26)
şuna benzer bir ayrım vardı. bilinmeyen numara yazıyorsa rehberinizde kayıtlı olmayan, gizli numara yazıyorsa rehberinize kayıtlı ama kendini gizlemiş numara. ya da tam tersi. net hatırlayamadım.
0
ground
(10.02.26)
@ground direkt özel numara yazıyor
0
🌸gobekliraki
(10.02.26)
Savcılığa vereceksin şak diye bulur.
0
lazor
(15.02.26)
(3)

üsküp'ten belgrad'a yolculuk

denef
araba kiralayıp üsküpten belgrada geçsek çok mu zor olur ? belgrad a istediğimiz tarihte direkt uçuş bulamadık. izinler de alınmış olduğu için tarihte esneyemiyoruz. üsküp e bilet aldım ama maksimum verimle dönelim istiyorum. organizasyonu 6 kişi için tek başıma yapıyorum o yüzden sorumluluk hissedi
araba kiralayıp üsküpten belgrada geçsek çok mu zor olur ? belgrad a istediğimiz tarihte direkt uçuş bulamadık. izinler de alınmış olduğu için tarihte esneyemiyoruz. üsküp e bilet aldım ama maksimum verimle dönelim istiyorum. organizasyonu 6 kişi için tek başıma yapıyorum o yüzden sorumluluk hissediyorum :) nasıl verimli hale getirebilirim bu seyahati?
0
denef
(10.02.26)
Kar kis olan bir donem degilse araba kiralayip gidilebilir. Gidis donus Uskup diye varsayiyorum. Yalniz ufak bir puruz var, normal arabaya sigmiyorsunuz. 6-7 kisilik bir arac ayarlamaniz lazim. Vardir ama normal aractan pahali olur tabii, gene de balkanlar genelde arac kiralamada ucuz oldugundan sikinti olmaz sanirim. Tabii kiralama yapan sirketlerin kurallari farkediyor, gideceginiz ulkeleri belirtmeniz lazim.
0
mbond
(10.02.26)
çok yakın diye hatırlıyorum. toplu taşıma yani otobüsü kesinlikle kullanmayın. acayip bir otoban gibi bir yol var ve otobüsler sürekli yoldan çıkıp içeri girip müşteri alıyorlar. haritada yarım saatlik yol 2 saatten fazla sürünce üsküpte inip taksiyle devam etmek zorunda kaldık uçağı kaçırıyorduk.
0
ground
(10.02.26)
Manzara olarak k makedonya icinde kalan kisimlarin bazi yerleri guzel. Ufak bir kısım tek serit. Sırbistan'a girdikten sonrasi otoban zaten. Gidebilirsiniz, cok yaptığım bir rota.
0
duster
(10.02.26)
(5)

uzum sirkesi vs elma sirkesi

antikadimag
neden?
neden?
0
antikadimag
(10.02.26)
elma sirkesi üzüm sirkesine göre daha yumuşak ve kullanım alanı daha fazla.elma sirkesi marinasyon için daha uygun. üzüm sirkesi çok keskin.
+1
mikahakkinen
(10.02.26)
normalde elma yiyincede sindirimi kolaylastiriyor,
tabi sirkeside +1 daha tercih edilebilir.
0
designer
(10.02.26)
çorbaya yemeğe salataya üzüm, marinasyon gibi işler için elma sirkesi.
0
ground
(10.02.26)
ben de salatalara üzüm sirkesini tercih ediyorum, diğer yemeklerde ise fark etmiyor benim için. ne açıdan sorduğunuzu tam anlamamakla beraber sizin yaşadığınız yeri düşününce beyaz şarap sirkesini öneririm. salatalarda çok iyi oluyor. çok yumuşak.
+1
eileengray
(10.02.26)
Salatada üzüm sirkesi çok güzel oluyor.
Elma sirkesini sadece diyetisyenimin önerdiği dönemde kullanmıştım ve sek tüketmem gerekiyordu hafif diğeri kadar keskin değil, rahatsız etmiyordu ama ilk tercihim üzüm olur, keskinliğini seviyorum ve tek başına tüketmediğim için rahatsız etmiyor.
0
mutekebbir
(10.02.26)
(5)

Yemek masasının üstüne cam kestirmek

fildirfildir
Yemek masasının üstünde naylon sevmiyorum, desenli murşamba gibi olan örtüleri de sevmiyorum o yüzden cam kestirsem mi acaba dedim. Sizce?
Yemek masasının üstünde naylon sevmiyorum, desenli murşamba gibi olan örtüleri de sevmiyorum o yüzden cam kestirsem mi acaba dedim. Sizce?
0
fildirfildir
(09.02.26)
Olur tabi ama temperli ya da lamine olmasına dikkat et.
0
kisa
(09.02.26)
+ kenarlari keskin degil,
radüslü
(yuvarlatilmiş)olmasi daha güvenli olur
0
designer
(09.02.26)
cam eninde sonunda kırılır. temperli asla olmaz en ufak çatlakta tuzla buz olur. kaliteli bir mika işini görür.
0
ground
(10.02.26)
@ground' un girdisine karşıben de kendi bildiğimi yazayım, doğrusu neyse bulalım.
Cam olacaksa eninde sonunda kırılacaktır. Temperli cam daha dayanıklıdır ama asıl özelliği kırılırsa tuz buz olması, dolayısıyla insanı kesmemesi zarar vermesi içindir. Lamine cam da aynı şekilde, tuz buz olmaz ama parçalar birbirine yapışık kalacağı için yine bıçak gibi bir yerinizi kesmeyi engeller. Cam seçilecekse amaç kırılmaması değil, kırılırsa zarar vermemesidir.
Hak verdiğim, şimdi aklıma gelen bir nokta, temperli cam kenarına tencereyle vs sert bir çekilde çarparsanız tüm cam dağılabilir, ancak eski evde yaklaşık 8 yıldır kullanılan bir cam vardı masanın üzerinde, hiç bir şey olmadığını da ekleyeyim.
Kaliteli bir mika daha ucuz ve aynı işi görecek bir çözüm olur evet.
0
kisa
(10.02.26)
tavsiye etmem memnun kalmadık. temperli yaptırdık. çok kalın ve ağır oldu. temizliğine dikkat etmemize rağmen bir süre sonra nasıl oldysa altına nem kir vs kaçtı. temizlemek çok zor çünkü aşırı ağır olduğu için kalkmıyor yerinden taşınırken falan da çok zor ve ahşap masanın dengesini de bozmaya başladı
0
iwillsee
(10.02.26)
(4)

Hisseli arsa tapusunda kendi hissem kadar olan bolumu kullanabilir miyim?

Sour
Bir arsam var fakat hisseli. Benim payima dusen kismi kullanabilir miyim? Mesela ekip bicebilir miyim, villa kondurabilir miyim vs? Naif bir soru olabilir ama eger mumkunse arsanin hangi bolgesi benim oluyor, bunu belirlemenin bir yontemi var mi?
Bir arsam var fakat hisseli. Benim payima dusen kismi kullanabilir miyim? Mesela ekip bicebilir miyim, villa kondurabilir miyim vs? Naif bir soru olabilir ama eger mumkunse arsanin hangi bolgesi benim oluyor, bunu belirlemenin bir yontemi var mi?
0
Sour
(09.02.26)
Sen aslında arsanın belirli %’sine sahipsin, belirli bir parçasına değil :)
bid bizim ülkemizde hisseli arsa muhabbetleri çok karışık ve bitmiyo dertleri
kaç hissedar var ?
tanıdıkmı ?
Yani aslında ne kadar tanıdık olsada
Bu gün iyisindir ama yarın iyi olacan anlamına gelmez, ozaman başına dert alırsın
bir konut yaparsan eğer den bahsediyorum

anlaşmalı olarak arsayı bölüşebiliyorsunuz
herkez toplanır arsa kaç hisseyse bölünür
kura çekilir
kura sonrası herkez tamam razıyım derse
harita mühendisine planı çizdirirsiniz
Herkez imzalar ve resmi hale gelir

İfraz olayı var
arsa büyük ve imarlıysa
belediye uygun görürse ayrı ayrı tapu çıkar herkeze
+2
Kuzeyli54
(09.02.26)
Senin payına dusen yer diye bir sey yok. 10da1 hissen varsa bu arsanin 1/10'luk kismina gidip ekip bicemezsin. Teknik olarak o arsadaki her 10 santimin 1 santimi senin. Bugun ekip bictigin yere yarin diger hisse sahiplerinden birisi gelip burasi benim cek git baska yere derse bozusursunuz.

Demezler, onlar akrabam falan diye dusunme.
+1
duster
(09.02.26)
hissedarlardan noter onaylı rıza yazısı almanız gerek.
+1
late viper
(09.02.26)
diğer ortakaların tamamının onayı şart. noter şart değil kendi aranızda da rızai taksim yapabilirsiniz.
+1
ground
(10.02.26)
(6)

Depolama alanı tavsiyesi 2-3 TB (fiyat/güvenlik)

ground
Aylık 200-300 gibi rakamlar normal mi? Diyelim ki normal. En güvenlisi için yüksek fiyatların alternatifi yok mu?
Aylık 200-300 gibi rakamlar normal mi? Diyelim ki normal. En güvenlisi için yüksek fiyatların alternatifi yok mu?
0
ground
(09.02.26)
Ucuz fiyatlı bir şey bilmiyorum ama 7 8 evroya vps serverlar var. Biraz anlayan birisi ile istediğin gibi bir yedekleme sistemi kurabilirsin açık kaynak ve ücretsizlerle.

Edit: baktım da 2 3 TV için fiyatlar yüksek.
Evde modeme bağlı bir nas cihazı kullanılabilir.
0
kisa
(09.02.26)
alternatif coktur tabi,
ama güvenli mi? hayir.

www.reddit.com
0
designer
(09.02.26)
200 300 cok ucuz diyebilirim. bu islerde en guvenli diye bir sey yok. yeri geliyor icloud da patliyor. bu sebeple mevcut guvenli yol rclone ile dosyalari sifreleyerek barindirmak oluyor. bu yolu kullanirsan tabi ki sync vs gibi ozelliklerden mahrum kalirsin. hetzner storage box tavsiye ederim ama rclone icin icloud, onedrive ve gdrive destegi mevcut.

www.hetzner.com
0
arakaali
(09.02.26)
1 TB yeterliyse, server ihtiyacınız yoksa, en mantıklısı microsoft grubu.
Yıllık 600 tl civarına 1 tb + ofis programlarını alıyorsunuz.
0
ceycey e
(10.02.26)
google drive ilk kullandığında inanılmaz düşük fiyat veriyor sonraki sene %2000 zammı basıyor 200 tl veriyordum 2024 te sanırım şuan 2000 veriyorum 1tb için
0
eja
(10.02.26)
Aylık ücret mi bu hocam?
0
🌸ground
(10.02.26)
(22)

Çorba içiyor musunuz

arbre
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
-14
arbre
(09.02.26)
İçerim severek içerim hatta sadece 2 tabak çorba içip bitirdiğim öğünler olur.
Ama sevdiğim güzel çorbalara. Bazısı gerçekten kötü oluyor
0
basond
(09.02.26)
Kendim yapmayı pek sevmem. Uzun süredir mercimek hariç de yapmadım. Ama annemin yaptığı hemen her çorbayı içerim. Hastayken muhakkak çorba içerim. Yapamayacak durumdaysam dışarıdan söylerim.
0
black holes in the sky
(09.02.26)
En köylü özelliğim çorba sevmem olabilir.
+1
kizil karga
(09.02.26)
İçmiyorum, sevmem de.

Hasta olduğum zamanlarda sadece kelle paça çorbası içiyorum.
0
purplee
(09.02.26)
Domates çorbasına bayılırım kaşar ile.

Bu arada dinlenme tesisi soğuğunda somun ekmekle içilen mercimek çorbasına bayılırım o lezzet sadece o ayaz havada güzel.
+2
Hallegadola
(09.02.26)
Bizzat kendim yaptığım, yapmışken de en az 10 kavanoz da konserve olarak ayırdığım çorbalar;
Kelle
İşkembe
Ayak
Dil/beyin
Mercimek
Ezo
Et çorbası
+1
ground
(09.02.26)
Çorba sağlıklıdır sulu yemektir mideyi de bağırsakları da ağır yemekler kadar yormaz ama fakir yemeği olmakla ne alakası var merak ettim. Bir arkadaşım var çorbayı çok seviyor, bir akşam ani bir kararla onlara gitmiştim ve evde yemek yoktu, bi çorba yapıverdi bata çıka içtik. Muhteşemdi hatta. İyi bir şey.
+3
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Çorbasız kış mevsimi düşünülemez.
0
etna
(09.02.26)
mercimek çorbası, brokoli çorbası, tarhana çorbası, domatesli şehriye çorbası.

hayatımın anlamları, canım çorbalarım.

yayla çorbasını da severim. ayran aşı da güzel olur yazın.
+1
art cat chocolate
(09.02.26)
Çorbanın hemen her türlüsüne bayılırım.
+1
wilhelmwasmuss
(09.02.26)
çorba bir kültürdür ben çorba erkeğiyim :)
+1
anon1m
(09.02.26)
Evde pek sevmem, belki kremali mantar. Ama haftada 2 gece gec saatte giderim corbaciya. o kadar severim ki tezgahta 2 saat karar veremem. Kelle, paça vs hepsine bayilirim.
0
duster
(09.02.26)
Ramazanda iftar sofrasının olmazsa olmazıdır. Diğer günlerde de ana yemeğe göre olur ya da olmaz.
Etli çorbalar özellikle çok severim.
0
duhan
(10.02.26)
İyi yapılmış süzme mercimek çorbasını çok severim, domates, tarhana favori çorbalarım, hastayken tavuk suyu.
Ekmekle birlikte yemekten hoşlanmam varsa kruton.
0
mutekebbir
(10.02.26)
yemek dedigin corbadir, sindirimi kolay bunyeyi yormayan cok guzel bir yemek. turk mutfaginda mercimek ve yogurt corbalarina bayilirim. baska bircok seyin corbasi oluyor. sogan corbasi, vietnamlilarin pho'su bunlar hep harika seyler.
+3
antikadimag
(10.02.26)
Çorba severim çünkü güzel yaptığımı düşünüyorum. Brokoli, mercimek, kabak, köz domates… hele beyran off! Tam bir akşamdan kalma çorbası. Alkol sonrası ekşiyen mideye şifa.
0
ekimoloji
(10.02.26)
Corbaya bayilirim.

Türk usülü mercimek, ezogelin, misir, hep cok severim. Okul yemekhanesinde hep corba verirlerdi ben bayilirdim.

Vietnam pho da cok iyi.

Sevmedigim tek corba kremali ve etli bir arada onlar bir de minestrone.
-2
Purple life
(10.02.26)
İşkembe, kelle paça vs çorbaları özellikle lokantada gider içerim, diğer türlü mercimekmiş ezogelinmiş bunları aramam misafirlik haricinde içmiyorum. Bir de halen ekmek doğramadan çorbayı bitirememe özelliğim var.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(10.02.26)
hizli yemek kulturunun etkileri.
0
warrior princess
(10.02.26)
Çorba severim ama evde yapmıyorum çünkü tek başıma bitirmem zor. Ama varsa içerim mesela ofisteki yemekte çıkıyor içiyorum. En sevdiğim çorba bol limonlu, karabiberli ve pul biberli ezogelin.
0
peki madem
(10.02.26)
Çok aramam. Sevdiğim birkaç çorba var yemekhanede falan çıkınca yediğim ama evde canımın çorba çektiği çok az olur. Sakatatlı çorbaları sevmem pek normalde sakatat yiyen biriyim. Bi de çorba içmekten çok yemeyi severim yani çorba taneliyse tanesi bol severim. Zaten normalde de çorba içmek tabirini anlamsız bulurum çorba yemek denmeli bence :D

Yani saysam birkaç tane sayarım sevdiğim çorba ama hiçbirine olsa da yesem demem. Ha Eskişehir'in tatarlardan kalan sorpa çorbası var bak o baya iyi, sırf denemek için eskişehire gitmelik bir lezzet.
0
nundu
(10.02.26)
Arkadaş hemen evde Vietnam pho yapar :)
Ben de yazayım, conch chowder çok güzel. Tavsiye ederim. Eminim çok işine yarar.

En güzel çorba sabah içilendir. Sabah içmeyi dene @arbre.
+3
huladancer
(10.02.26)
(4)

Tost makinesi tavsiyesi

muhayyer divan
Selam4 kişilik bir aileye tost makinesi almak istiyorum çünkü hem tostu çok seviyorlar hem de sık sık ekmek kızartıyorlar bişeyler yapıyorlar, tost makineleri arızalanmış bu ara üzgünler :)) Ne dersiniz tavsiye edebileceğiniz bir ürün var mı?
Selam

4 kişilik bir aileye tost makinesi almak istiyorum çünkü hem tostu çok seviyorlar hem de sık sık ekmek kızartıyorlar bişeyler yapıyorlar, tost makineleri arızalanmış bu ara üzgünler :))

Ne dersiniz tavsiye edebileceğiniz bir ürün var mı?
0
muhayyer divan
(09.02.26)
bizde şu üründen var memnunuz. hem tost hem de et-tavuk-sucuk-köfte vs kızartma yapabiliyor. benzer fonksiyonda ama daha uygun fiyatlısı da bulunabilir. tost makinasından farkı kızartma tepsileri kalın ve ısıyı daha iyi depoluyor ayrıca ısıtıcı gücü de tost makinasına göre daha yüksek.

www.karaca.com
0
orpheus
(09.02.26)
bay b
(09.02.26)
Tefal Optigrill kullanıyoruz. hem tostları mükemmel yapıyor hem de ızgara olarak da kullanılıyor, yağlar da önüne akıyor.

Aynı şekilde Sage BGR200 de güzeldir.

4-6k lara çıkıyorsanız bence 10k lara çıkın ızgara işi de aradan çıksın. Hem yağ aktığı için fazla koku ve duman da olmuyor ocakta yapılana nazaran.
+2
ananiyimioguz
(09.02.26)
Karaca +1, 7-8 sene önce eski modelini aldık. Dehşet memnunuz. Sadece tost değil yağmurlu soğuk havalarda terasa çıkamayınca mangalda ne yapıyorsak bunda yapıyoruz. 4 kişilik adanalı ve bol misafirli bir aileyiz.
0
ground
(09.02.26)
(4)

ihtarname biz elle mi yazıyoruz

plastic_angel
yoksa noter hazır şablon mu veriyor bize
yoksa noter hazır şablon mu veriyor bize
-2
plastic_angel
(09.02.26)
konunun ne olduğuna göre, genelde noterde hazır şablon oluyor.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
siz yazacaksınız.

İHTAR EDEN:
MUHATAP:
KONU:
AÇIKLAMALAR: aramızda şöyle bir ticari ilişki bulunmaktadır. biz de size şu faturaları kestik ama hala ödemediniz. 3 gün içinde ödemezseniz, icraya gideceğiz.
İMZA

NOTERE: bu ihtarnamenin bir nüshasının muhatapa tebliğini, bir nüshasının dairede saklanmasını, bir nüshasının da tarafıma verilmesini rica ederim.

gibi bir şey yazacaksınız.
+1
co2s2
(09.02.26)
noterlik dediğiniz; yazılan bir yazıya, gönderilen evraka, kopyası çıkarılan belgeye resmiyet kazandıran bir kurum. bomboş kağıdı resmi belgeye çeviriyor, görevi bu güveni vermek.

ihtarname dediğiniz şey ise bir uyarı yazısı. dümdüz mail atmak, postayla göndermek yerine ne zaman gönderildiğinin, ne gönderildiğinin resmi kanıtı olarak noter üzerinden gönderiliyor.

yani isterseniz kendi yazdığınız bir yazıyı gönderebilirsiniz, avukatınızın yazdığı, bir başkasının yazdığı bir yazıyı gönderirsiniz, hatta merhaba naber şu tarihte sana yemeğe geliyorum yazdığınız dümdüz kağıdı bile gönderirsiniz.

ya da ben uğraşamam derseniz kolaylık olsun diye şablonları vardır. konuyu anlatır, göndereni, alıcıyı, içeriyorsa para miktarını söylersiniz, hazır şablona sadece sizin bilgilerinizi yazıp onaylar.

sadece ihtarname değil, vekaletnamede de, uğraşmayıp şu konuda vekalet vermek istiyorum dersiniz, verirsiniz. yada spesifik bir vekalet verecekseniz madde madde yazar, hangi konularda vekil tayin ettiğinizi belirtir, kendi metninizi onaylatarak vekalet verebilirsiniz.
+3
kibritsuyu
(09.02.26)
Genelde hazırlarsınız o gönderir. Ancak bazı şablonları da hazırlıyorlar. İşten çıkış için fesih bildirimi, kiracıya tahliye ihtarnamesi gibi. Bilgileri verin onlar yazıp gönderir. Ama karışık bir konuysa ileride dava konusu olacaksa hazırlamanız gerekir.
0
ground
(09.02.26)
(4)

Britanya ülkelerinde polis silah taşımıyor mu?

kizil karga
Birkaç Britanya yapımı polisiye dizi izledim, yerel polis silah taşımıyor sanırım, hatta son izlediğim bi İskoç dizisiydi, adam polise sopayla girişti dövüp kaçtı, yani orada bu işler böyle şüphelinin/suçlunun insafına mı kalıyor teslim olup olmama aşamasında işler nasıl yürüyor tam olarak, elektro
Birkaç Britanya yapımı polisiye dizi izledim, yerel polis silah taşımıyor sanırım, hatta son izlediğim bi İskoç dizisiydi, adam polise sopayla girişti dövüp kaçtı, yani orada bu işler böyle şüphelinin/suçlunun insafına mı kalıyor teslim olup olmama aşamasında işler nasıl yürüyor tam olarak, elektro şok cihazı falan da yok düz insan gibi polislik yapıyorlar.
0
kizil karga
(09.02.26)
line of duty dizisinde operasyon oldu mu silah alıyordu. tam bilmemekle beraber silahlı birimler ayrı.
+1
mikahakkinen
(09.02.26)
@mikahakkinen'in dediğine teyit olarak:

www.met.police.uk
0
peki madem
(09.02.26)
Elton john gibi bir çok cinayetin bıçakla işlendiği sebebinin silah taşıma ruhsatının çok çok zor verildiği hatta polislerde bile olmadığını okumuştum.
0
ground
(09.02.26)
Britanya ülkeleri deyince Kanada'yı Avusturalya'yı Britanya ülkesi zannedecek kadar cahil olup aynı zamanda "Kanada'da yaşadığını belli etmezse ölecek" hastalığına kapılıp kendini engelletecek bi dallama illa ki baş veriyor sivilce gibi.
0
🌸kizil karga
(09.02.26)
(5)

Taşınmaza şerh koyma

lasttrain
Arkadaşlar selamlar Geçen yazdığım gibi annemi kaybettikten sonra babam ve ben kaldık. Oturduğumuz ev tapusu babamın üzerine.Şimdi babam benden izinsiz bu ev hakkında bir işlem yapamaması için ne yapabiliriz?Tapıya şerh mi koymak gerekir yoksa tapu paylaşımı mı gerekir?Nasıl bir yol izlemeliyim?
Arkadaşlar selamlar
Geçen yazdığım gibi annemi kaybettikten sonra babam ve ben kaldık. Oturduğumuz ev tapusu babamın üzerine.
Şimdi babam benden izinsiz bu ev hakkında bir işlem yapamaması için ne yapabiliriz?
Tapıya şerh mi koymak gerekir yoksa tapu paylaşımı mı gerekir?
Nasıl bir yol izlemeliyim?
0
lasttrain
(08.02.26)
Tapu babanın üzerineyse ev de babanındır. Aklı dengesi falan yerindeyse sen müdahil olamazsın diye.biliyorum. istediği gibi değerlendirir mülkünü. Başınız sagolsun bu arada.
0
primetime
(08.02.26)
akli dengesinden şüpheniz var ise vasi davası acabilirsiniz
0
oscar
(08.02.26)
Anlaşılan bu ev anneden miras kalmamış. Zaten babanınmış. Baba sağ iken pek bir şey yapamazsınız.
0
ground
(08.02.26)
Yok babamdan habersiz yapmak değil amacım. Babamla ortak karar alıp yapabilir miyiz bu konuda bir şeyler?
Çünkü babamın aklına girip ev ile ilgili birşeyler yapmalarından çekiniyorum baba tarafının.
Yani en azından bensiz birşey yapamasın ev ile ilgili.
0
🌸lasttrain
(08.02.26)
Tapuya gidip kullanım hakkını sana verir. Satmak isterse de kullanım hakkı başkasında olan bir mulkuykolay kolay başkasi almaz
+2
kisa
(08.02.26)
(6)

En sevdiginiz Bob Dylan sarkisi

banach
ya da sarkilari? paylasin da dinleyelim. ben "blowin' in the wind" diyorum.
ya da sarkilari? paylasin da dinleyelim. ben "blowin' in the wind" diyorum.
0
banach
(07.02.26)
Johnny Cash ile söylediği Girl from North Country: open.spotify.com
Mr Tambourine Man: open.spotify.com
+3
Amaranta ursula
(07.02.26)
Hurricane
+1
grimavi
(07.02.26)
Series of dreams
+1
ground
(08.02.26)
All i really want to do, ilk bu geldi aklıma.
+1
(08.02.26)
En sevdiklerimin biri: Leopard-Skin Pill-Box Hat
+1
salihdt
(08.02.26)
changing of the guards
idiot wind
+1
n62
(08.02.26)
(7)

3 duruşma sonunda usulden dava kaybetmek

sezercik yavrum benim
selamlar. kiracımla tahliye davamız vardı. özetle şöyle oldu:2022'de ev aldım. kiracıma ihtar çektim, evden çıkmadı. 2023 mart'ta dava açtım.2024 sonuna kadar 3 duruşma oldu. belgeler sunuldu, tanıklar dinlendi. karar: usulden ret. dava açmadan önce çektiğim ihtar hatalıymış.bu nasıl mümkün olabiliy
selamlar. kiracımla tahliye davamız vardı. özetle şöyle oldu:

2022'de ev aldım. kiracıma ihtar çektim, evden çıkmadı.
2023 mart'ta dava açtım.
2024 sonuna kadar 3 duruşma oldu. belgeler sunuldu, tanıklar dinlendi.
karar: usulden ret. dava açmadan önce çektiğim ihtar hatalıymış.

bu nasıl mümkün olabiliyor? hata varsa daha erken reddedilmesi gerekmez miydi? madem usulden dava kaybedecektim, 3 duruşma görülmesi normal mi? mesela niye benim tanığım dinlendi, ortada dava yokmuş ki? hakkım yenmiş olmuyor mu? kimi nereye şikayet edeceğim?

meraklısına detay: kiracım avukat. zorunlu uets kullanıcısı ama kişisel kullanımına kapalıymış. çektiğim ihtar uets hesabına gitti, o da bu benim kişisel kullanımıma kapalı dedi. noter ekranlarında bu bilgi görünmüyormuş, zorunlu olarak uets'ye yolluyoruz diye cevap verdiler mahkemeye. sadece ptt ekranlarından görülebiliyormuş. noterle ptt arasında bi iletişimsizlikten dolayı mağdur oldum yani ama artık buraya takmıyorum.

buraya kadar okuduysanız ve avukatsanız: şu an avukatım yok, görüşebiliriz.
+4
sezercik yavrum benim
(06.02.26)
abim avukat, "avukata ev kiralanmaz" dedi geçenlerde.
+4
co2s2
(06.02.26)
Davanin 3 duruşma sonrası usulden reddedilmesi hakim için büyük sıkıntılı bir durum aslında. O dosyayı müfettişler teftişte görürler ve yazdıkları rapora eklerler mutlaka. O husus başta görülmeliydi. Evet bu tarz şeyler oluyor ama o hatayı başta yakalaması gerekiyordu.
+2
dedeminhirkasi
(06.02.26)
Kiracili ev yari fiyatina degilse alinmaz.

Avukata ev kiralanmaz.
+2
die fetten jahre sind vorbei
(07.02.26)
Merak ettim, chatgbt'ye sordum.

Önce şunu söyleyeyim: yaşadığın durum hukuken sinir bozucu ama maalesef mümkün olan bir şey. Bu tür “usulden ret” kararları özellikle kira davalarında oldukça görülür. Sana mantığını, neden erken reddedilmediğini ve gerçekten hakkın yenmiş mi kısmını açık ve gerçekçi şekilde anlatayım.

(Bu bir avukatlık danışmanlığı değil, ama Türk usul mantığını doğru şekilde açıklıyorum.)

⚖️ 1️⃣ “Usulden ret” ne demek?

Mahkeme şunu demiş oluyor:

👉 “Esasa (haklı mı haksız mı) girmiyorum, çünkü dava baştan usul şartlarını taşımıyor.”

Yani:

Haklı olsan bile

Kiracı gerçekten çıkması gerekiyorsa bile

mahkeme diyor ki:

👉 “Usul yanlış → davayı inceleyemem.”

🧠 2️⃣ Peki hata varsa neden en başta reddedilmedi?

Bu en çok sorulan soru.

Cevap: Çünkü bazı usul eksiklikleri ancak süreç ilerledikçe netleşir.

Özellikle:

Tebligatın geçerliliği

İhtarın hukuken doğru kişiye ulaşması

Tebligat şekli

ilk bakışta sistemde “tebliğ edilmiş” görünebilir.

Ama:

👉 karşı taraf itiraz edince
👉 teknik detaylar incelenince

sonradan ortaya çıkabilir.

Önemli nokta:

Hakim dosyayı açtığında:

ihtar gönderilmiş ✔️

tebligat yapılmış gibi görünüyor ✔️

Ama:

👉 “kişisel kullanıma kapalı UETS” detayı
çok spesifik teknik bir mesele.

Bu tür şeyler:

savunmalar

bilirkişi

yazışmalar

sonrasında netleşebilir.

🧾 3️⃣ Peki dava yoksa neden 3 duruşma yapıldı?

Bu seni en çok rahatsız eden nokta, anlıyorum.

Ama usul şöyle işler:

Mahkeme:

👉 önce davayı yürütür
👉 delilleri toplar
👉 sonra usul şartlarını nihai değerlendirir.

Yani:

Tanık dinlenmesi

belge sunulması

otomatik olarak “esas inceleniyor” anlamına gelmez.

Bazen:

👉 süreç ilerler
👉 sonra usul hatası kesinleşir.

❗ 4️⃣ Bu normal mi?

Evet.

Adil mi? Tartışılır.

Ama hukuken mümkündür.

⚠️ 5️⃣ Hakkın yenmiş mi?

Şöyle ayıralım:

❌ Hukuken:

Her zaman “hak kaybı” sayılmaz.

Çünkü:

Usul şartı senin dava açma sorumluluğuna dahil kabul edilir.

😤 Fiilen:

Zaman + masraf + stres → evet mağduriyet hissi çok normal.

📬 6️⃣ Noter – PTT – UETS karmaşası

Bu kısmı özellikle dikkatle okuyorum.

Sen diyorsun:

Noter → UETS’ye gönderdi

Ama kişinin UETS kişisel kullanımına kapalıymış

Bu bilgi noter ekranında görünmüyor

PTT ekranında görünüyormuş

Bu çok kritik.

Burada potansiyel sorun:

👉 Tebligatın geçerliliği teknik olarak hatalı olabilir.

Ama:

mahkeme genelde der ki:

Tebligatın doğru şekilde yapıldığını kontrol etmek dava açanın sorumluluğundadır.

🧾 7️⃣ Kimi nereye şikayet edebilirsin?

Gerçekçi cevap:

✅ Kararı istinaf edebilirsin

(en güçlü yol)

Çünkü:

Usulden ret kararına karşı istinaf hakkı olur genelde.

⚠️ Noteri şikayet etmek?

Zor.

Çünkü:

Noter genelde “sistem ne diyorsa onu yaptık” savunması yapar.

PTT?

Teknik hata varsa teorik olarak mümkün ama pratikte zor.

💬 8️⃣ Sana dürüst tavsiyem

Şu an en önemli soru:

👉 “Karar kesinleşti mi?”

Çünkü:

İstinaf süresi kaçırılmamalı.

⭐ 9️⃣ Sana çok önemli bir içgörü (çoğu kişi bilmiyor)

Usulden ret:

👉 yeni ve doğru ihtarla yeniden dava açılmasına engel olmayabilir.

Yani:

Bu sonsuz kayıp olmayabilir.

İstersen bana şunu söyle:

Kararın tam yazımı ne? (kısa hali)

Tahliye davası mıydı?

Hangi sebebe dayanıyordu? (ihtar, ihtiyaç, kira borcu vs.)

Buna göre:

👉 gerçekten haksızlık mı var
👉 istinaf mantıklı mı
👉 yeniden dava mı açılmalı

çok net söyleyebilirim.
-6
Kahvedesu
(07.02.26)
Usulden ret tam olarak bu değil. İhtarname çekmek davanın esası ile ilgili bir şey. Karar doğru gibi görünüyor.
0
ground
(08.02.26)
ihtarı çekerken avukatım yoktu ama hakim, savcı, avukat çok tanıdığım var, onlarla beraber yürüttüm süreci. davayı avukat tutup açtım.

evi kiracılı aldım, ben aldığımda 2 yıllık kiracıydı, şimdi 5 yıllık oldu ve bir de kira tespit davası açtım.

öneri ve cevaplarınız için teşekkürler.
0
🌸sezercik yavrum benim
(08.02.26)
Avukat yürüttüyse işlemleri, yanlış yapmak ve sizi zarara sokmaktan sorumlu olmuyor mu?
0
Kahvedesu
(08.02.26)
(5)

akasya durağı'nın yıkılması üzerine

biseysorcaktim
arada bir aklıma gelir, 99'uncu bölümde akasya durağı yıkılırken dizi birden drama dönmüştü. hatıraların yer aldığı binanın yıkılması elbette insanı hüzne boğabilir bunu anlıyorum ancak anlamadığım şey; taksicilerin "biz buradan ekmek yiyoruz, durağımız bizim ekmek teknemiz, durak olmazsa biz ne yap
arada bir aklıma gelir, 99'uncu bölümde akasya durağı yıkılırken dizi birden drama dönmüştü. hatıraların yer aldığı binanın yıkılması elbette insanı hüzne boğabilir bunu anlıyorum ancak anlamadığım şey; taksicilerin "biz buradan ekmek yiyoruz, durağımız bizim ekmek teknemiz, durak olmazsa biz ne yaparız" dibi şeyler söylemeleri.

günümüz taksicileri için durak önemli mi? ben bunca yıllık ahir ömrümde, henüz bitaksi gibi şeyler yokken duraktan taksi çağırdığım olmuştu. başka hiç kullanmadım, kullanan da görmedim.

yine diziye gelecek olursak, film icabı bir dram dışında durağın yıkılmasının onlar açısından önemi nedir? dedikleri gibi durak olmazsa işsiz mi kalacaklardı?
0
biseysorcaktim
(05.02.26)
işsiz kalmayacaklardı ama işleri azalabilirdi.

önceden duraklara katılmak için ciddi bir meblağ vermek gerekliydi. insanlar taksi kullanmak için duraklara giderdi artık durakların çok bi önemi kalmadı. günümüz taksicilerinin müşteri için durakta beklemek gibi dertleri yok insanlar taksilerin önüne atlıyor ya da uygulamadan çağırıyor.
0
duyuruuser
(05.02.26)
uygulamadan taksiyi hayatımda ilk kez bu sene çağırdım. sokaktan geçen taksiler de dolu mu boş mu anlayamadığım için sosyal anksiyeteyle çok el edemiyorum. Şu an yaşadığım şehirlerde her durağa bağlı tuşlar var sokaklarda, basınca taksi geliyor. Diğer yerlerde de google'da yakındaki durakları bulup telefondan arayıp çağırıyorum ya da durak yakınsa direkt durağa gidiyorum. Bu uygulamadan taksi çağırma olayını sadece istanbulda var sanıyodum ama hemen her şehre gelmiş herhalde daha yeni öğrendim
0
nundu
(05.02.26)
Durak hala önemli ve kullanılıyor. Yoğun saatlerde uygulamalardaki taksiciler gelmiyorlar ya da kabul edip 5 dk sonra iptal ediyorlar. Evine yakın durağı aramak her zaman en garanti seçim.
0
nuevo
(05.02.26)
Özelikle kadınlar durak taksilerini tercih ediyorlar, sokaktan ne idüğü belirsiz taksiler yerine.
0
parka
(05.02.26)
durak taksileri daha güvenli. bir çoğunu ismen de tanıyorsunuz. zor durumda birisini gönderip birini aldırabilir ve parasını daha sonra vrebilirsiniz. bebek gbi bazı semtlerde duraktaki taksiden gecenin bie yarısı sigara, kokoreç, alkol falan bile söylüyorlar kapıya kadar getiriyorlar.
0
ground
(05.02.26)
(6)

Araç Önerisi

alaimisema
Selam herkesee, Babam için araba alacağız kendisi 65 yaşında ve emekli. Genelde annemle şehir içinde kullanıyorlar. Sorun çıkarmayan, az yakan ve otomatik bir araç olarak ne önerirsiniz? Fiyat olarak max. 1.450 gibi bir parası var üzerine çok fazla kredi çekme ihtimali yok ondan ikinci el olacaktır.
Selam herkesee,
Babam için araba alacağız kendisi 65 yaşında ve emekli. Genelde annemle şehir içinde kullanıyorlar. Sorun çıkarmayan, az yakan ve otomatik bir araç olarak ne önerirsiniz? Fiyat olarak max. 1.450 gibi bir parası var üzerine çok fazla kredi çekme ihtimali yok ondan ikinci el olacaktır. Başka bir kriteri yokmuş siz olsanır ne alırsınız?
0
alaimisema
(03.02.26)
Bayon, sifir sorun.
+1
duster
(03.02.26)
Şehir içi az yakan ve sorunsuz bir araç arıyorsanız toyota corolla’nın hybrid modelleri ideal oluyor. Şehir içi çok az yakan bir araç ve güvenilirliği zaten dünyaca kabul görmüş bir şey. Fiyatlar nasıl bilmiyorum.
0
but that was just a dream
(03.02.26)
corolla cross. corolla. yaris.
0
mikahakkinen
(03.02.26)
Tabii ki japon. Özellikle honda.
0
ground
(03.02.26)
corolla hibrit güzel bir tercih şehir içi için.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(04.02.26)
bayon bu konularda çok iyi ama taşıt kredisi çekerek bütçeyi yükseltirim velsen corolla da baya başarılı
0
ihsanlı
(04.02.26)
(11)

telefona gelen bu mesaj yanıltıcı mı?

uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
ahali merhaba. telefona cezai soruşturmanızdan dolayı uzlaşmak için son gününüz diye bir mesaj geldi. mesajın sonunda telefon numarası hukuk bürosu ismi vardı. numarayı aradım mesajı söyledim, karşı taraf kimlik numaramın ilk iki ve son iki sayılarını söyledi, doğru mu size mi ait dedi. evet kimlik
ahali merhaba.

telefona cezai soruşturmanızdan dolayı uzlaşmak için son gününüz diye bir mesaj geldi. mesajın sonunda telefon numarası hukuk bürosu ismi vardı. numarayı aradım mesajı söyledim, karşı taraf kimlik numaramın ilk iki ve son iki sayılarını söyledi, doğru mu size mi ait dedi. evet kimlik öyle dedim telefon kapandı.

memurum. rutin bir hayat yaşıyorum. kimseyle bir sorunum yok.
uzlaşmacı böyle mi iletişime geçiyor?
e devlette her hangi bir dosya da görünmüyorç
0
uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(01.02.26)
%100 dolandırıcılık
+5
co2s2
(01.02.26)
Abi bunlar tokatcılık numaraları ama bi olayın yoksa eğer zaten bunu anlamış olman lazım, uzlaşma dolandırıcılığı diye arat örneklerini görürsün.
+2
kizil karga
(01.02.26)
@kizil karga hocam acilde çalışan bir sağlıkçıyım. envai çeşit insanlarla muattap oluyoruz. hukuktan hiç anlamam. böyle mesajla iletişime geçerek oluyor mu diye şey ettim.
0
🌸uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(01.02.26)
Abi bir olayın varsa ve uzlaşma bürosuna intikal olduysa bunun bilgisi sms'le de gelebilir arayabilirler de vs ama o noktaya gelene kadar senin zaten bu konuda bilgin olur, sms olayı zurnanın zırt deliği, sen eğer "bu ne şimdi amq" durumundaysan %100 dolandırıcılık.
0
kizil karga
(01.02.26)
Mirket
(01.02.26)
Avukatım. %100 bile az. Kesin dolandırıcılık. Aşağıda örnek bir mesaj paylaşıyorum. Bu şekilde olmalı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan ve tarafı olduğunuz 2025/……. sayılı dosyada uzlaştırma işlemlerini yürütmek üzere ….. sicil nolu uzlaştırmacı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosunca görevlendirilmiştir.
Uzlaştırmacı en kısa sürede sizinle irtibata geçecektir.
Uzlaştırmacı Bilgileri :
Adı Soyadı: x….. y…….
İletişim : 0532………..
Uzlaştırmacı bilgilerini www.alternatifcozumler.adalet.gov.tr adresinden öğrenebilirsiniz.
Bilgi için :
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosu
İletişim : .... büro numarası B001
+6
ground
(01.02.26)
bana hep geliyo
0
deartheodosia
(01.02.26)
Birilerinde telefon numaranız vardır. O numaradan tüm sülaleniz ve tclerine ulaşabiliyorlar.
0
Kahvedesu
(01.02.26)
@ground

hocam çok teşekkür ederim size...
0
🌸uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(01.02.26)
o "evet" fena bir kayıt.
0
klassno
(01.02.26)
e devletten ,
davalarinizi,
tebligatlari goruntuleyebilirsiniz.
0
designer
(01.02.26)
(3)

Göbek bağınızı saklıyor musunuz ya da aileniz bir yerlere atmış mı

pembediken
Sb
Sb
0
pembediken
(01.02.26)
Benimkini büyük ihtimalle evin bahçesine gömmüşlerdir, evden çıkasım gelmiyor.
+1
sekizdokuzon
(01.02.26)
benimkini nereye attıklarını soracak ne anam kaldı ne babam.

bu ritüeli sadece kuzenimin göbek bağını istanbul üniversitesi fen fakültesine bırakırken gerçekleştirdim. çocuk zehir gibi sayısalcı oldu. şimdi sınava girecek.
+2
yurtsuz john
(01.02.26)
11 kardeşiz. Benimkini okul bahçesine gömmüşler. Diğerlerine bir şey yapmamışlar. Hiç biri okumadı. Şu an 6. Üniyi okuyorum. Tüm sülale inançlı ben inançsız. Hayat ne garip!!
+2
ground
(01.02.26)
(7)

Ben gelecekten geldim geri dönemiyorum zaman makinem bozuldu

substituent
Bu zamanda takılı kaldım her şey çok farklı ne yapacağımı bilmiyorum. Birisi bu sebeple psikiyatri/psikologa gitse ne olur? Yani terapide bunları dese? Terapist profesyonel olarak bunun gerçek olduğuna varsaymak zorunda mı? Yoksa şizofren muamelesi çekerler?
Bu zamanda takılı kaldım her şey çok farklı ne yapacağımı bilmiyorum.

Birisi bu sebeple psikiyatri/psikologa gitse ne olur? Yani terapide bunları dese? Terapist profesyonel olarak bunun gerçek olduğuna varsaymak zorunda mı? Yoksa şizofren muamelesi çekerler?
-3
substituent
(31.01.26)
Muamelenin en güzelini görürsün.
+7
gobekliraki
(31.01.26)
Arabanın taksidi çıktı diye sevinir
+10
topkapiaksaray
(31.01.26)
teoride evet, ciddiye alması gerekir. aklı başında bi terapistse bakar dalga mı geçiyor ciddi mi diye. ciddiyse muamelenin en iyisini görür +1

dalgaysa da kişi biraz para akıttıktan sonra muameleye başlarlar.
0
klassno
(01.02.26)
ben terapist olsam ilk soracağım soru; o günkü maç sonuçları olurdu (bkz: swh)
+1
Rondak
(01.02.26)
şizofren tabi ki.
0
gurur
(01.02.26)
K-Pax adlı bir film vardı. Adam uzaydan geldiğini iddia ediyordu ve neredeyse de ispatlıyordu. Kevin Spacey başrolde tavsiye ederim. Film akıl hastanesinde geçiyor. ;))
0
ground
(01.02.26)
Doktor önce dinler ve sonra gelecekten geldiğini ispatlamasını ister. HAsta ispatlayamadıkça hastalığını anlar ve tedaviye geçilir.
0
pamukpyensesim
(01.02.26)
(2)

İzmir - Evye

pisiklet
İzmir'den yarın bir yerden evye almam lazım. Bauhaus yokmuş bu şehirde, Koçtaş var, orada da istenilen şekilde yok. İzmirli arkadaşlar nokta atışı yapar mı? Direkt sabah alıp sonra köyüme doğru yola çıksam??
İzmir'den yarın bir yerden evye almam lazım. Bauhaus yokmuş bu şehirde, Koçtaş var, orada da istenilen şekilde yok. İzmirli arkadaşlar nokta atışı yapar mı? Direkt sabah alıp sonra köyüme doğru yola çıksam??
0
pisiklet
(31.01.26)
Gıda Çarşısı'na gideceksin.

(bkz: Gıda çarşısı)
+1
Mirket
(31.01.26)
Gıda çarşısı +1 2 hafta önce 1700 liraya aldım. Piyasada 3-4 diyorlardı.
+1
ground
(01.02.26)
(11)

Verdiği borcu faiziyle alan var mı

yakalayamadığın.ışıklar
Borç verince eksi hesaba inilirse bankanın yansıttığı kmh faiz bedeli normal olarak alınır ama onun haricinde atıyorum 50 bin vermiştim 1 sene geçti deyip faiziyle alanınız oldu mu? Misal o paraya altın alacaktım aradaki fark şu şu diyerek.
Borç verince eksi hesaba inilirse bankanın yansıttığı kmh faiz bedeli normal olarak alınır ama onun haricinde atıyorum 50 bin vermiştim 1 sene geçti deyip faiziyle alanınız oldu mu? Misal o paraya altın alacaktım aradaki fark şu şu diyerek.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(30.01.26)
Tefeci değilim çok şükür.
0
gobekliraki
(30.01.26)
Faizini düşünecek kadar borç vermiyorum hiç, bir kere aileme vermiştim, o da ailem zaten.

Ama bir şekilde dışarıya yüklü borç verecek olsam enflasyon hesabıyla vereceğimi baştan söylerdim. Ya da belki en azından tl cinsinden vermezdim bilemedim şimdi.

Ama tl cinsinden verdiğimi 1 sene sonra eşit tl olarak alacaksam kusura bakma hocam, o kadar durumum yok der vermem o borcu, yok cidden :D Sıkıntılı bir şey. Ocak 2025'teki 50 bin, Aralık 2025'te 62 bine denk.
+1
akhenaten
(30.01.26)
Kardeşime her zaman faizle borç veririm çocukluğundan beri onu buna alıştırdım artık kendisi direkt bu teklifle geliyor.
Direkt iki katını isterim.
-1
mutekebbir
(30.01.26)
benim de kardeşimden alacağım vardı. 4-5 yıl geçmişti. bana güncelleyip gönder dedim. mesaj atmış; o tarihin parası ile gram, yarım, çeyrek, dolar ve euro olarak. hangisinden göndereyim dedi. ben de en yüksek olan yarım altındı galiba onu seçtim. yaklaşık 33 bin lirayı 290 bin falandı galiba o rakamdan geri aldım. hiç sıkıntı olmadı aramızda.
-1
ground
(30.01.26)
teyzemler araba alırken kaynından borç alacaklardı. gram altın üzerinden hesaplamışlardı. 100 gram altına denk gelen bi borç almışlar iade ederken de 100 gram olarak iade edecekler. ama tl olarak verdiysen ve gram altına göre geri alırım demediysen şimdi borcu iade edecek olan kişi karşı çıkabilir böyle konuşmamıştık diye.
+2
Sadece soruyorum
(30.01.26)
50 bin hiç borç vermedim maks. 10 verdim o da birkaç aylık onu da geri aldım ama çok zaman geçtiyse altın ya da euro değerinde isterim yani.
0
matilda
(30.01.26)
Çevremde, arkadaştan, eşden dosttan borç alma verme adeti yok. İhtiyacı olan bankaya gidiyor.
Ama, oldu da gerekti, alacak da verecek de olsam ödemenin dolar üzerinden mi altın üzerinden mi banka faizinden mi olacağını konuşurum. Bu enflasyonist ortamda konuyu askıda bırakmak, baştan konuşmamak, bir yıl önceki parayla şimdikinin aynı olduğu pişkinliğini yaşamak, yaşatmak arkadaşlığa sığmaz.
Ama oldu da baştan konuşulmadı. Borç veren, para ne şekilde dönerse kabullenmeli, sineye çekmeli ve artık konuşmamalı. Herhangi bir şeyi gerekçe gösterip fark parası isteyememeli. Çok ayıp eder yoksa.
0
Mirket
(30.01.26)
Baştan konuşmak gerekir ki iki taraf da razı olsun sonucuna.
Baştan altın diye konuştuysan altın geri alırsın. Ama TL verip, bunu konuşmayıp, altın bir anda çıkmışken bu kadar "ben altın alacaktım aslında" deyip altın geri istemek ayıptır, etik de değildir.
Altın %50 düşmüş olsaydı da "ben altın alacaktım" deyip düşük mü geri isteyecekti?
Baştan altın konuşmuş olsaydı iki taraf da kaderine razı olurdu.
Hiç konuşulmadıysa dolar/euro ortalaması olabilir ya da altın/dolar ortalaması olabilir.
+1
burfak
(30.01.26)
ben abimle para alışverişimiz oluyor, asla tl vermiyoruz birbirimize. dolar oluor genelde. bazılarına bu durum abes geliyor ama parayı zor durumda kalıp istemiyorken, yatırım için para alışverişi yapılıyorken borç veren kişinin de magdur edilmemesi lazım.

Baştan belli bizimkiler sonradan altına çevirelim yok bitcoine çevirelim işi biraz zorlama. en güzeli bu para işlerini açık açık konuşmak.
0
liberal
(30.01.26)
Genelde insanlar altinla borc verip altinla aliyor bu yuzden.
Kimse tefeci degil ama enflasyonun %40 in uzerinde su an 1-2 sene once %60 di. Bu tarz bir durumda kimse enayi yerine konmamali.
+1
nuevo
(30.01.26)
parayı sevmediğimden tl ile borç verir altına endeksli borç alırım.
0
klassno
(30.01.26)
(2)

afyonda nerede sucuk alınır?

OgutucuRecep
internet üzerinden vereceğim sipariş.cumhuriyet hariç.kocaşaban almıştım fena değil et var ama baharat sıfırdı ama pişirince lezzetliydi genede.bildiğiniz yerler var mı?
internet üzerinden vereceğim sipariş.
cumhuriyet hariç.
kocaşaban almıştım fena değil et var ama baharat sıfırdı ama pişirince lezzetliydi genede.
bildiğiniz yerler var mı?
0
OgutucuRecep
(30.01.26)
Uzun çarşı’da itimat sucuklarından alırdık biz gençken.
+1
Mirket
(30.01.26)
düzeltme: bolvadinde hacıoğlu sucukları var. afyon merkezde yüksel sucuk var. sipariş üzerine yapıyor ve en az 30 kilo olması gerekiyor.
0
ground
(30.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.