Giriş
(5)

kot nereden alınır

koxy
şöyle belimize götümüze oturan, 3 haftada ağı pert olmayacak düz siyah erkek kotu.maviden son zamanlarda memnun kimse ile karşılaşmadım.başka da nereye bakabilirim pek fikrim yok.
şöyle belimize götümüze oturan, 3 haftada ağı pert olmayacak düz siyah erkek kotu.
maviden son zamanlarda memnun kimse ile karşılaşmadım.
başka da nereye bakabilirim pek fikrim yok.
0
koxy
(05.02.26)
levi's 501 aldım yakın zamanda. istediğiniz gibi bence.
0
inheritance
(05.02.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.02.26)
marks and spencer'ın autograph japanese selvedge kotları çok çok iyi. türkiye'deki mağazalarda oluyor mu bilmiyorum ama kotun zirvesi bu selvedge'dir bence. selvedge başka markalarda da var tabi ama ben m&s olanları seviyorum.

www.marksandspencer.com
0
efreet sultan
(05.02.26)
kadıköy opera pasajına gidin efsane kotçular var eski tarz kumaşlar şimdi ki gibi penyeden bozma değil.
0
deepex
(05.02.26)
levi's bu isin standardi. cok aramaya gerek yok.

ama bence kot yerine neden kanvas tercih edilmiyor o da sorgulanmali. kot iyi bir kumas degil isci degilseniz.
0
antikadimag
(05.02.26)
(12)

iphone 17 mi 17 pro mu?

lemmiwinks
17 665 euro17 pro 1062 euroarada 400 euro fark var. bana gore17 pro'nun artilari* pilin biraz daha uzun gitmesi* ram'in 4gb fazla olmasi (simdilik 2'si de yeterli ama ilerisi icin uygulamalar arasi gecis yaparken uygulamalar yenilenmezse hos olur)* telefonun koselerinin biraz daha yuvarlanmis olmasi
17 665 euro
17 pro 1062 euro

arada 400 euro fark var.

bana gore

17 pro'nun artilari
* pilin biraz daha uzun gitmesi
* ram'in 4gb fazla olmasi (simdilik 2'si de yeterli ama ilerisi icin uygulamalar arasi gecis yaparken uygulamalar yenilenmezse hos olur)
* telefonun koselerinin biraz daha yuvarlanmis olmasi
* masanin ustune koydugunda kilif da kullaninca sallanma olmamasi

17'nin artilari
* ucuz ve buna ragmen pro'nun cok gerisinde degil
* daha hafif

simdi bunlari yazinca 400 euro fazladan vermeye gerek yok gibi duruyor. mantikli olursam 17'yi alirim, ama nedense 17 pro almak istiyorum.

sizce ne yapayim?

bunlardan birini kullaniyorsaniz piliniz ne kadar dayaniyor?
0
lemmiwinks
(04.02.26)
apple karşılaştırmalarına göre çok fazla bi fark yok pilde. 17 alır geçerdim ben olsam.

* telefonun koselerinin biraz daha yuvarlanmis olmasi
* masanin ustune koydugunda kilif da kullaninca sallanma olmamasi

bu ikisi bana palavra geldi. aralarında böyle bi fark olduğunu sanmıyorum. 17 daha ince hem.
0
jelly bear
(04.02.26)
Pro bro
0
Purple life
(04.02.26)
17’de karar kıldım. Bu da burada dursun:
www.eksiduyuru.com
0
eileengray
(04.02.26)
pro.
17 aldığında 3-4 gün sonra keşke pro alsaydım diyebilirsin.
0
duyuruuser
(04.02.26)
gün içinde sıklıkla hayatınızın neredeyse parçası haline gelecek ve uzun seneler kullanacağınız bu alet için sadece mantıkla hareket etmenin anlamı yok. 400 euronuzu verin ve 3-5 yıl istediğiniz telefonu kullanın.

pro.
0
awlmi
(04.02.26)
Normal al bence.
Uygulamalar arası geçiş bir süre sonra yavaşlar diyorsun ama 5 yıl önce çıkan 13 Pro ile bile böyle bir sorun yok şu anda.
O 400 euro'luk fark ile telefonun 1-2 yıl daha erken değiştirebilirsin zaten.

Daha büyük ekran istediğin için Pro Max alacak olsan o zaman fikir belirtmekten çekinirdim ama aynı boyutta alacaksan kesinlikle normalini al diyorum.
0
michael_knight
(04.02.26)
@michael_knight: 13 pro ile boyle bir sorun yok diyorsaniz bu pro'nun lehine bir sey. pro almaliyim gibi anliyorum. bende iphone 11 var, duz, onda bu sorun var. 13 pro cikali 4 yil oldu bu arada, 4 yil ve birkac ay :)
0
🌸lemmiwinks
(04.02.26)
@lemmiwinks ama dönüp paraya bakarsanız ve yılda 200 euro olarak düşünürsek kabaca 17 alırsanız 3 yıl sonra değiştirebileceksiniz, pro alırsanız 5 yıl sonra.
2 yıl çok ciddi bir fark.
İşlemci gücü olarak aralarında bir yıl fark var. Para olarak 2 yıl fark var.

Ama elbette gönlünüzden geçtiği gibi yapın, zaten euro kazanıp harcıyorsanız hayatınızı değiştirecek bir fark değil 400 euro.
+2
michael_knight
(04.02.26)
michael_knight: verdigim paradan bagimsiz bozulana kadar kullaniyorum, o yuzden iyi karar vermeye calisiyorum. 400 euro hayatimi degistirmese de bir sureligine aptal gibi hissetmeme sebep olabilir :) sonucta aslinda iphone 17'nin isimi gorecegini biliyorum buyuk olcude. iphone 11 simdiye kadar isimi gordu. ben cok da mantik aramiyorum sanirim su an.
+1
🌸lemmiwinks
(04.02.26)
bence bahsettiginiz farklar gundelik kullaniminizda gercekci bir fark yaratmiyor. evet pili biraz daha iyi gidebilir, ama her gun illa ki sarj ediyoruz hepsini. 17 gun sonunda %10a dusmusse 17 pro %15e dusmus olacak, yine sarj edeceksiniz. kenar yuvarlakligi tamamen kozmetik. RAM miktari ile su anda sahip olmadiginiz, gelecekte sahip olup olmayacaginizi bilmediginiz bir problemi cozuyorsunuz, bugunden bunu dert etmenize gerek yok, uygulamalar arasi gecisin 2ms daha uzun surmesi hayat kalitenizde anlamli bir dusus yaratmayacak. iphone 11den geliyormussunuz zaten, 17 ile pro arasindaki farki anlamazsiniz bile, ikisi de hayli hayli iyi olur.

tuketim cilginliginin kurbani olmayin, 17yi alin.
0
taurina
(04.02.26)
17 pro aldim bugun geliyor. bu arada ses karsilastirmasi da yaptim kendimce, 17'nin sesi daha yuksek cikiyordu ama 17 pro'nun sesi daha net ve guzeldi.

@taurina: ben de tuketim cilginligina kapilmamak icin 17 mi diye dusunuyordum ama olmadi, yenik dustum. ama 2ms olayi degildi benim takildigim kisim, bir uygulamadan cikip geri dondugunde son kaldigin yerden devam etmeyip tamamen yenilenmesiydi. 2ms degil 500ms de olsa dert etmezdim yoksa. bunlar sizin de dediginiz gibi anlamli farklar degil.
-1
🌸lemmiwinks
(06.02.26)
iphone'da pro, macbook'ta air aliyorum.
0
antikadimag
(06.02.26)
(15)

Anlasmali evlilik yoluyla vatandaslik almak

banach
Bu tam olarak nasil yapiliyor? Nasil bulunuyor evlenecek kisi ve anlasma neleri iceriyor? Para karsiligi oluyordur diye tahmin ediyorum. Spesifik olarak Amerika icin soruyorum. Var mi yapan ya da yapan birilerini taniyan?Tesekkurler!
Bu tam olarak nasil yapiliyor? Nasil bulunuyor evlenecek kisi ve anlasma neleri iceriyor? Para karsiligi oluyordur diye tahmin ediyorum. Spesifik olarak Amerika icin soruyorum. Var mi yapan ya da yapan birilerini taniyan?

Tesekkurler!
-1
banach
(04.02.26)
Para için bu işe giren pek olmaz. Aynı evde yaşaman gerekiyor. Ortak banka hesapları, seyahat belgeleri, komşularla görüşmeler gibi iyice inceliyorlar. Abd'de en batık insan bile 30-40 bin USD kredi alabiliyor.

Karşı tarafın seni beğenmesi, duygusallık ve cinsellik gerekiyor. Yani karşı taraf ne istediğini biliyor ama seni beğendiği için sana onu veriyor. Bazıları da tanıdık aracılığıyla yapıyor. Bir akrabası var örneğin o ayarlıyor. Ama iş yine gerçek, yani birlikte yaşama, seks meks oluyor. Süreç uzun ayrıca. 3 yıl olması lazım green için.

savaş cebeci'den tut laptoplu gezgin e kadar hatta amerikalı aynasıza kadar hepsi evlilikle kapağı atmış kişiler. bu adamların ortak özelliği bunlarda para yok, tahsil falan da yok.
+2
michael harddd
(04.02.26)
evet, sadece para icin bence de yapilmaz. ama sizin verdiginiz ornekler biraz gonul iliskisi gibi duruyor. yani tamamen anlasmali sayilmaz. bir taraf ilgi duyuyor sonucta.
0
🌸banach
(04.02.26)
Zaten anlaşma diye bir şey yok. Bıkana kadar devam ediyorlar işte. Görücü usulü gibi bir akrabaları ayarlıyor çoğunlukla.

Amerikanların hepsinin bu konuda farkındalığı da var bu arada. Yani o seni seçiyor talipler arasından.

10 yıl boyunca eşinin borcundan sorumlu oluyorlar. Kefil olmak gibi düşün. Ek olarak minimum maaş kriteri de var eş sponsorluğu için. Gönül işi olmadan bunlar yapılmaz
+1
michael harddd
(04.02.26)
borcundan sorumlu sayilmayi ve minimum maas kriterini bilmiyordum. bence de gonul isi olmadan yapilirmis gibi durmuyor.
+1
🌸banach
(04.02.26)
6 yildir amerika'dayim. parali parasiz yapan bir suru insan biliyorum. cok acik yazacagim.

kabaca bildigim evliliklerin cogu green card evliligi. cogu kisi normal iliskisi devam ederken green card icin evleniyor. normalde evlenmeyecekken.

geri kalanlarda gordugum kizlar hemen bir erkegi kafaliyor seks karsiligi green card aliyor, sonra ayriliyor. tanidiklarimi gectim green card subredditleri boyle amerikalilarla dolu, karim beni kullandi galiba simdi petition'i ceksem cok mu gec diye. yazik.

erkekler dating pool'da cok asagilara inip normalde cikmayacaklari (kendilerinden yasli, kilolu vs) kadinlarla evleniyor ya da para karsiligi yapiyorlar. para verip evlenen kiz gormedim ama erkek gordum.

duruma gore birkac ayda ya da 1 yilda 2 yillik conditional green card geliyor. bazi caseler cok uzayabiliyor ama. sonra da 10 yillik olana geciyorsun.

para karsiligi tanimadigin biriyle asla yapilmaz. hem mevcut administration cok kastiriyor, hem de seni kaz gibi yolarlar. santajla para falan alip gecinen amerikalilar var. yani evleniyor seninle, sonra her ay bana bi miktar ateslemezsen gider iptal ederim basvuruyu diyor.

gonul isi olmadan yardim icin evlenen de gordum. arkadasi statusunu kaybetmesin diye evleniyorlar.
+2
antikadimag
(04.02.26)
"seks karsiligi green card aliyor, sonra ayriliyor" teknik olarak imkansız. 3 yıl evli kalmak gerekiyor ve USCIS evliliği dikkatlice inceliyor. Mülakatta çapraz sorguyla yalan söylüyorlar mı diye anlamaya çalışıyorlar ve bu mülakatı yürütenler bu konuda son derece eğitimli insanlar.

kadınların işi çok daha zor bu arada. 1-2 sene aynı evde yaşayıp sonra kapı önüne konulan çok var. genç erkek yaşlı kadın ilişkisi en yaygın olanı. savaş cebeci mesela yaşlı bir kadınla evlenmiş.

gelgelelim abd'de yabancıların yaptığı evliliklerin tamamı green evliliğidir. karşı taraf bunu bilir ve aşık olduğu için kabul eder.
0
michael harddd
(04.02.26)
yardim icin evlenen nasil iyi bir insanmis yav, kaldi mi boyle insanlar. cok ciddi birsey sonucta.
+1
🌸banach
(04.02.26)
imkansiz degil bizatihi bildigim caseler. oluyor bunlar tanidigim insanlar.

3 yillik evli kalmak da sart degil. conditional aldiktan sonra avukat tutup ayrilip devam edebiliyorsun.

sonra interview olmadan da veriliyordu trump administrationa kadar. kagit ustunde suphelenirlerse insanlari cagiriyorlardi. simdi standard oldu trump ile. senin amerika'da oldugunu bile sanmiyorum benim burada yasayarak gordugum caseleri bana anlatmaya calisman tuhaf.

ayni evde yasamayi da kagit ustunde hallediyorlar.

sen bu datalari nereden aliyorsun bilmiyorum ama benim yillar icinde gordugum kadin evliligi erkek evliliginden orantisiz sekilde daha fazla. internetteki data da bunu dogruluyor. boyle bilmeden emin konusman cok enteresan.
+3
antikadimag
(04.02.26)
@banach;
ayni milletten insanlar arasinda abd'yi terk etmek zorunda kalmasin diye evlenenleri biliyordum.

ama yardim icin eski calistigim sirketteki amerikali kiz is arkadasiyla evlendi. ben de cok sasirmistim duyunca is arkadasiyla evlenmek icin cok iyi niyetli olmak lazim. cok saf iyi niyetli bir kizdi ama yine de sasirdim. ben hayatta yapmam.
+1
antikadimag
(04.02.26)
@antikadimag, o zaman size bir soru daha: sonradan vatandaslik almis bir turk ile evlensek, surec yine ayni mi isliyor? daha zor ya da daha kolay ikna olma durumu olur mu?
-1
🌸banach
(04.02.26)
kagit ustunde fark etmiyor. ama amerikaliyla evlenmis arkadaslarima green card daha hizli geldi. turk vatandasla evlenenler hep daha cok bekledi, bu benim orneklem grubundan gordugum sonuc ama tesaduf de olabilir tabi.

sonuc olarak onlar da aliyor ama green cardlarini.
+1
antikadimag
(04.02.26)
2 yıl yaşadım abd'de. öncelikle abd'yi keşfeden ilk türk değilsin.

Türk restoranlarında açıkça şurada şu kadın bilmemkaç bin usd istiyormuş gibi muhabbetler dönüyordu. Burada tek tek yazamayacağım çok absürd olaylar var. biz o caselere doğrudan tanık olduk.

kadın-erkek fazlalığı sadece istatistiki bir olay. sonuç olarak ben para veya sekse dayalı yapan yok falan demiyorum. Var ama bu işin çok daha derin boyutu var. 10 sene finansal sorumluluk alınıyor. Gittin imzayı atıp olayı bitirdin değil. Ev alıp borcu ödemese sen ödüyorsun.

6 senedir abd'de olan biri 250K USD okul parası döküp de abd'den ayrılmak zorunda olanları görmüştür. Bunlarda bok gibi para var. Sekse gelirsek bu mevzu bile değil. Niye yapamıyorlar sence? Giresun'un köyünden başörtülü rümeysa veya tek kelime ingilizce bilmeyen allah'ın kürdü tak diye greeni alıyor.

abd diye din, aile yok gibi otomatik varsayımlar olsa da örneğin katoliklik mezhebinden biri için bu çok ters bir olay. boşanmaları sıkıntılı oluyor.
-1
michael harddd
(04.02.26)
ben bir de sunu merak ediyorum: yapanlar bunu etrafindan sakliyor mu? yani mantikli olan saklamasi, gercek evlilikmis gibi davranmasi. bunu bilen ve cekemeyen biri ihbar edebilir. ice sokaktan adam topluyor. bu firsati da degerlendirirler.
-1
🌸banach
(04.02.26)
antikadimag + 1111

8 yildir amerikadayim onlarca kisi bu sekilde evleniyor. YouTube da amerika videoları çeken work and travel ya da f1 ile gelenlerin neredeyse hepsi bu sekilde evliliklerle kaldi.
+1
oscar
(04.02.26)
iki tanidik boyle oturumu aldi. yapan erkek gormedim ama kesin vardir.
iki tip kadin var bunu yapan:

1 - bitik tayfa, borclari falan var onlari karsilamak icin gelir kapisi olarak goruyor. gonul iliskisi yok, sen vatandasligi aliyor o da parasini. 2-3 sene ayni adreste kaliyorsun. sonra yollar ayriliyor. bu ablalar genelde 10 senede bir bunu tekrarlar. ekmek parasi. arkadas 25-30 bin dolar civari harcadi diye biliyorum. bu arada ev kirasi falan da vermiyor tabii hatun.

2- adam arayan hatunlar, hafif gorucu usulu gibi. tanistiriyorlar, eleman bu arada vatandasligi aliyor, eger tutarsa devam. bu sekilde arkadas evlendi 2 cocuk yapti, sonra hatunu aldi turkiye'ye dondu, keyifleri yerinde. hatun da oyle sisman yasli falan degildi gayet eli yuzu duzgun isi gucu olan duzgun birisiydi.

etraftan saklama isi var, zira millet ketum oldugu icin birbirini ispiyonlayanlar var pisligine.

turk ile evlenmekte sikinti yok, sonradan vatandasligi almis olmasi onemli degil.
+2
cooperr
(04.02.26)
(32)

Dindar hristiyan biriyle sevgili olur musunuz?

pembediken
Evli duyurucular da cevap verebilir bekar olsalardı naparlardi
Evli duyurucular da cevap verebilir bekar olsalardı naparlardi
0
pembediken
(03.02.26)
Olurum neden olmayayım.
-4
arbre
(03.02.26)
esim katolik. kayinpederim hristiyan demokrat partiden bakan :p
nema problema.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.02.26)
olmam
+1
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(03.02.26)
Benim hayatıma müdahale edene kadar evet, sonra hayır.
+4
kisa
(03.02.26)
din denen afyona bazilarinin ihtiyaci var.
eger esimin boyle birseye ihtiyaci var ise, beni baglamaz. kendisine iyi gelen ne varsa onunla ugrassin, burda kitabin cinsinin bir onemi yok. zaten asagi yukari hepsi ayni seylerden bahsediyor.
hayat boyle seylere takilmak icin cok kisa, "laissez faire"
0
cooperr
(03.02.26)
Asla.
+2
gabe h coud
(03.02.26)
Hayir. Herhangi bir seye aşırısı olanla yapamam. Din, spor, siyaset, hayvanlar, saglikli beslenme, alkol, komplo teorileri vs vs...
0
duster
(03.02.26)
Dindar ve kendi ülkesinin Akp'sine gönül vermişse sokağından geçmem; dindarsa merhaba-merhaba; inançlı ama inanç seviyesi 1-10 arası 4 ya da altındaysa o zaman olabilir ama tabii Hristiyan var Hristiyan var misal Protestan ya da Anglikan biriyle dindar da olsa sıkıntı yaşamam gibi ama Katolik dindar biri benim için sıkıntı yaratır, bunun Amish'i var var kılı var yünü var oralara girmiyorum bile. Ha Ortodoks kökenli Hristiyan bireyse o da nispeten sıkıntı bi tip olabilir. Kısacası sadece Hristiyan dindar olması tek başına anlamlı bir kriter değil.
0
kizil karga
(03.02.26)
direkt olurdum. +1000 puan.
-3
Purple life
(03.02.26)
Farklı adet, farklı kültür, farklı ritüel.
Hayat zaten yeterince zorken niye, bile isteye yeni yeni sorunlar edineyim ki?
Nikah kilisede mi kıyılacak? Annen gelecek mi nikaha ya da çocuğun vaftiz törenine?
gibi gibi
0
Mirket
(03.02.26)
Soran kişi olarak ben de cevap vereyim. Geçinmeye gönlü varsa anlayış varsa olurum.
0
🌸pembediken
(03.02.26)
hristiyan olanlardan zarar gelmedi ancak müslüman geçinen birisi evli çıkmıştı. tanıdığım en yalancı insandı. bu işler dinle belli olmuyor tabii ancak kendi deneyimime göre müslüman olan dindarlar sorunlu çıkıyor. şahsen uzak duruyorum.
+3
eileengray
(03.02.26)
Olmam. Arkadaşlık başka sevgililik başka, bana müdahale edip etmeyeceği bilinmez.
+1
muhayyer divan
(03.02.26)
Dindar biriyle yolum kesişmez ki. İş zaten oraya varmaz. Hadi zorladık oldu diyelim.
Sonuç yüksek ihtimalle bu olur:

www.reddit.com
0
yurtsuz john
(03.02.26)
ahlak,
tarikat,
atatürk,

kendisi ve ailesi bu kümelerin ne kadar içinde yada dışında kaldigina göre degişir.
0
designer
(03.02.26)
Hangi dine mensup olursa olsun dindar herhangi biriyle birlikte olmazdım. Seküler hayatı seviyorum.
+5
ekimoloji
(03.02.26)
Herhangi bir dine inanan biriyle işleri o noktaya getirmem zaten. Arkadaşlık başka ama sevgili olmam. Karışıp karışmaması da mesele değil, dünya görüşünde din kavramının olması yeterli sevgili olmamam için.
+1
Phoebe
(03.02.26)
mormon olmaz belki ama latin katolik veya istanbul ortodoxları olur.
0
klassno
(03.02.26)
Eşim Katolik. Babam Katolik. Büyürken de kendi evliliğimde de bir sorunumuz olmadı+1.
0
alice in potatoland
(03.02.26)
din tüccarları yüzünden bütün dinler istismar edilmişken. Herkesin dini kendisine deyip kafaya takmam.
0
Rao
(03.02.26)
birkaç sene önce görsem asla derdim. şimdi daha iyi bile olur diyorum.
-1
beatbox yapan metalci
(03.02.26)
Ben okuduğum kurgularda bile daralıyorum bu din işlerinden. Yani cevabim hayır.
+2
a perfect lie
(03.02.26)
Sevgililik dediğin nedir ki zaten, olurdum. Benim inancımla bir derdi yoksa evlilik bile düşünülebilir. Tabii genelde o kadar muhafazakarsa pek yanaşmaz böyle şeylere.
0
mbond
(03.02.26)
hayır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.02.26)
valla bu yasa gelip din islerinin hikaye oldugunu cozememis biriyle gercekten zor. daha baska neleri cozemedi acaba derim. yani ciddi ciddi inaniyorsa, dindarsa olmaz.

ama evrende bir kutsallik, bir ruhaniyet hissedip bunu oyle alisageldigi icin veya kulturel olarak dine kanalize edenler ok. ona takilmiyorum. ozetle koyu dindar hayatta olmaz, ama sirf inancli diye de sorun yapmiyorum.
0
antikadimag
(04.02.26)
dindar hristiyan, hele ortodoks hristiyan ile olurum ama o benimle sevgili olmak istemeyebilir çünkü türküz işte.
0
rain when i die
(04.02.26)
teoloji baglantili her soruda oldugu gibi yine insanimiz dincilik ile dindarligi karistiriyor.
ayrimini bir turlu yapamadik gitti.
+2
cooperr
(04.02.26)
bir de ermeniyse nikahi basardim. biz de dinliyiz kendimizce hizliresim.com
+2
ala09
(04.02.26)
@ala09 onlar kim :)
0
🌸pembediken
(05.02.26)
cooperr Karıştırmıyoruz hocam dinci dediğimiz tipin zaten denklemde yeri yok onun ben amk ama dindara karşı da çok hoş değiliz dünyaya bakışımız farklı.
0
kizil karga
(05.02.26)
@pembediken seyhim ve ben
0
ala09
(06.02.26)
Herhangi bir finin dindarı ile bir şey yaşayabileceğimi zannetmiyorum.
0
cay koy geliyorum
(06.02.26)
(3)

Göbek Fıtığımsı Yırtık ve Spor

fatihdr
Geçen başka bir rahatsızlıktan dolayı ultrason çektirirken doktor göbeğe de bakalım dedi ve 2-3mm civarında bir yırtık olduğunu fıtık başlangıcı olabileceğini söyledi. O an böbrek derdinde olduğum için soramadım ama bu yırtık ağır kaldırma, şınav barfiks gibi aktiviteler yüzünden büyür mü? Hiç mi iy
Geçen başka bir rahatsızlıktan dolayı ultrason çektirirken doktor göbeğe de bakalım dedi ve 2-3mm civarında bir yırtık olduğunu fıtık başlangıcı olabileceğini söyledi. O an böbrek derdinde olduğum için soramadım ama bu yırtık ağır kaldırma, şınav barfiks gibi aktiviteler yüzünden büyür mü? Hiç mi iyileşmez, bu hareketleri ömrümün sonuna kadar yapamayacak mıyım? Ai öyle diyor ama inanmak istemedim
0
fatihdr
(03.02.26)
bende agirlik kaldirmaktan dolayi diskte kayma oldu. agirligi kaldirirken bir sey oldugunu fark ettim belimde aci falan degil sadece bir his. muhtemelen diskin kaydigini hissettim ve hemen biraktim.

sansima sinirlere dogru degil de disariya dogru kaymis. elimle dokununca hissediyorum 2 senedir ayni duruyor. aci agri falan yapmiyor sukur. ama arada hissettiriyor kendini.
0
antikadimag
(03.02.26)
Ağırlık kaldırırken, şınav ya da barfiks çekerken istemsizce yapılan ve adına valsalva manevrası denen bir hareket vardır. Karın içi basınç anormal artar.
Yani yapma.

Ayrıca kabız falan olmamaya da gayret et. Ikınmak yaramaz sana.
+1
Mirket
(03.02.26)
fıtık denilen şey o yırtık zaten. yırtık varsa zamanla kaçınılmaz olarak büyüyor ve karında veya kasıktaysa iç organların o büyüyen yırtıklardan çıkıp sıkışmasına kadar gidebiliyor bu da müdahele edilmezse ölümcül zaten. boyun ve bel fıtıklarında ameliyat son çare oluyor oradaki durum farklı bağırsak vs. gibi çıkıp sıkışacak bir şey yok ama karın ve kasıkta muhakkak ameliyat gerekiyor (bana söylenen böyleydi). yani aşırı dikkat ederek yaşarsan tüm hayatını (5 kg üstünde ağırlık kaldırmadan) belki sorun olmaz bilmiyorum ama bu da pek mümkün değil. o yüzden başta dediğim gibi kaçınılmaz olarak ameliyat gerekecek sende özel bir durum yoksa. bir doktordan randevu alıp görüş durumu kesinlikle. muhtemelen bunları diyecek sana. ameliyat olduktan 1-2 ay sonra normal sporuna vs. devam edebilirsin. karında varsa kasıkta da olabilir bu arada ikisi bağlantılı olabiliyor bende ikisinde de vardı.
+1
semaforo de medianoche
(03.02.26)
(13)

Kaç yaşındasınız ve ne kadar daha yaşarsınız? Niçün?

gabe h coud
Canım sıkılıooo demenin bir başka versiyonu.Ben başlayayım. 41 yaşında erkeğim. 90'ı görürüm diye düşünüyorum. 90'ı görürsem de 120'yi görürüm. (Sağlık sektöründeki gelişmeler nedeniyle)Türkiye'de ortalama yaşam süresi kadınlarda 81.3 (oha) erkeklerde 75.9Anneannem 95 yaşında merdiven çıkıyor, parkt
Canım sıkılıooo demenin bir başka versiyonu.

Ben başlayayım. 41 yaşında erkeğim. 90'ı görürüm diye düşünüyorum. 90'ı görürsem de 120'yi görürüm. (Sağlık sektöründeki gelişmeler nedeniyle)

Türkiye'de ortalama yaşam süresi kadınlarda 81.3 (oha) erkeklerde 75.9
Anneannem 95 yaşında merdiven çıkıyor, parkta günlük yürüyüş yapıyor.
Babaannem 90 küsür yaşında vefat etti.
Dedem de 95 yaşında vefat etmiş. Genel olarak uzun yaşıyoruz.
Hiç istisnasız her gün yürüyüş ve haftada 4-5 kere sağlam spor yapıyorum.
-9
gabe h coud
(03.02.26)
41 yas erkegim. 80'i gorurum diye umuyorum bir terslik olmazsa. bizim sulalede 90 ustu pek yok zaten. benim canli tanik oldugum en yasli babaannemdi, 86 yasinda oldu. ama saglikli ve varlikli olarak 100 yasina kadar en az yasayabilmek isterdim. haftada 2 spor yapmak, fazla yurumemek yeterince yardimci olmaz buna, biraz arttirmam lazim.
-1
lemmiwinks
(03.02.26)
34 yaşındayım. hem anneannem hem babaannem yaşıyor. hatta anneannemin babası 99 yaşında vefat etti.
uzun yaşarım gibi geliyor ama umarım sağlıklı yaşarım yoksa evladımın kendi ayakları üzerinde durduğunu (maddi manevi yalnız olmadığını) görebilecek kadar yaşasam yeter.
0
rayde
(03.02.26)
35 Yaşındayım, spor, yürüyüş vs yok. Yediklerime de pek dikkat etmem. Bi bu kadar daha yaşasam yeter, sonrası gerçekten zulüm oluyor. Başkasına muhtaç kalmak sıkıntı.
+1
ebeş
(03.02.26)
53 yaşındayım maksimum 65 görürüm gibime geliyor. o bile şüpheli.
0
lazpalle
(03.02.26)
sporu azalt çok yaşamak istiyorsan.
-2
kveldulv
(03.02.26)
38,5 erkek. bizimkiler çok yaşamıyor, anne tarafı da baba tarafı da öyle 55-60 sonrasını düşünemiyorum.
0
bartholomew87
(03.02.26)
34 yaşındayım fitim fazla kilom yok, alkol nadiren, sigara hiç kullanmadım. Spor maalesef yapmıyorum. Baba tarafı çok yaşamamış ama anne tarafımdan anneannem 86 yaşında hala yaşıyor dedem kendi isteğiyle vefat etti. 70-75 yaşına kadar yaşarım gibi geliyor.
0
ekimoloji
(03.02.26)
ben de 34 yasindayim.

kan basincim ve nabzim dusuk. 90 gorurum gibime geliyor. tabi kanser vs olursa onu bilemem ama genelde sulaledekiler 90 civarinda oluyor.

genelde yasla beraber dolasim sistemi cokuyor, kaldirmiyor. yuksek basinc tesisati yipratiyor. nabiz da kalbin cok calismasi demek. az cok atim miktari sabit kalbin o nedenle az atmasi daha iyi. sporcular genelde erken olur.
0
antikadimag
(03.02.26)
43e
genler curuk, 75 civari yaslilar mezara giriyor.
teknolojik gelismeler falan derken belki 80i zorlarim, ustune cikabilecegimi sanmam.
0
cooperr
(03.02.26)
28. sağlıklı olarak kaça gidersek yeterli. gönülden geçen 70-75 kafi.
0
biravekahve
(03.02.26)
28. 60 da kapatcam gozlerimi. Parayi 0 layip cikcam
-1
lapaz
(03.02.26)
40 yaşındayım. Ailemizde 60 yaşı gören yok . Umarım ben görürüm çünkü oğlum çok küçük.
0
suicides underground
(03.02.26)
34k. bizde 80i goren olmamis, 65-75 civari gitmis tum dede/nineler. su an 80i gecen bi tek halam var, o da demans baslangici. diger hala/dayilar filan gelemediler o yaslara.

ben nedense 80i gorurum gibime geliyor ama bi dayanagi yok. oyle aman aman saglikli da degilim, sporla fln da minimal iliskim. emeklilik, coluk cocuk vs planlarini 65te olecekmisim gibi yapiyorum, ustune ne gelirse kardir.
0
taurina
(04.02.26)
(16)

Yaşadığınız yer bir şarkı olsaydı :)

alice in potatoland
Az önce bir Youtube videosu yorumunda okudum, "eğer Türkiye bir şarkı olsaydı bu şarkı olurdu" demiş. Çok hoşuma gitti. Çok sıcacık bir yorum olmuş.Peki daha küçük parçalara bölüp konuşalım. Yaşadığınız yer(metropol, şehir, kasaba, köy) bir şarkı olsaydı ne olurdu? Songs and photos of all kinds are
Az önce bir Youtube videosu yorumunda okudum, "eğer Türkiye bir şarkı olsaydı bu şarkı olurdu" demiş. Çok hoşuma gitti. Çok sıcacık bir yorum olmuş.
Peki daha küçük parçalara bölüp konuşalım. Yaşadığınız yer(metropol, şehir, kasaba, köy) bir şarkı olsaydı ne olurdu?
Songs and photos of all kinds are welcome :) Hadi bakalım.
0
alice in potatoland
(02.02.26)
çok güzel bir soru :


youtu.be
-2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(02.02.26)
rakicandir
(02.02.26)
kanada kirsali olsa olsa aksaray aksamlari olur, baska bir cacik olmaz burdan:

youtu.be
+2
cooperr
(02.02.26)
Keane - Somewhere Only We Know
youtu.be
0
Amaranta ursula
(02.02.26)
Böyle bir yerler
youtu.be
0
akhenaten
(02.02.26)
bu tabii ki :) youtu.be
gecen seneden: ibb.co
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.02.26)
kaotik temposu ve çokdillilikten ötürü bugün bunu hissettim:
youtu.be
+1
eileengray
(02.02.26)
Ankaralı Turgut - Virüs Girmiş Sana

youtu.be
0
yurtsuz john
(02.02.26)
Acarkent

Cigarettes after sex
open.spotify.com

eksisozluk.com
+1
gabe h coud
(02.02.26)
Buraya taşındığımdan beri sınırları dışına neredeyse hiç çıkmadığım için

creed - my own prison
www.youtube.com
0
cay koy geliyorum
(02.02.26)
kastamonu'nun cide ilçesinde yaşamıştım, 'bir yer bulalım dünyadan uzak' şarkısı cuk oturuyordu.

ayrıca kastamonun kıymeti bilinmiyor, ülkemizde öyle bi coğrafya var ve kimsenin haberi yok resmen. cennetten bi köşeydi. ömür boyu kalabilirdim cide'de. eşimin işi dolaysıyla ayrılmak zorunda kaldık.
+1
antihero
(03.02.26)
Jake bugg - broken
-2
Purple life
(03.02.26)
hali hazırda yapılmışı var;

www.youtube.com

"LA CLUJ,
Viața-i de lux,
Traiul de vis
Ca în paradis."

grup üyelerini birebir tanıyorum.

canlı performansları on numara.

bizdeki lalalar gibi ama bir iki tık daha eski bir grup.
0
rain when i die
(03.02.26)
seattle cocugu chris cornell'den gelsin: fell on black days
www.youtube.com
0
antikadimag
(03.02.26)
Heralde şu olurdu;

youtu.be
-1
love and trust
(03.02.26)
Türkiye (istanbul ankara gibi büyükşehirler) eskiden bir barış manço şarkısıyken, şimdi yeni rapçi salgınında ortaya çıkmış, karışık kuruşuk düşük kalite bir rap şarkısına dönüştü.
0
mor oje
(03.02.26)
(7)

En iyi Bira markası ve neden

rakicandir
Uzun zamandır sadece iki - üç bira arasında içmekten yoruldum. Alternatif önerileri duymak isterim.
Uzun zamandır sadece iki - üç bira arasında içmekten yoruldum. Alternatif önerileri duymak isterim.
0
rakicandir
(01.02.26)
Blank mavimsi tasarimi tadi falan harika. Baskasina bakmana gerek yok al sana bir alternatif daha
+1
optimistbakunin
(01.02.26)
bu konuda bir yetkinliğim yok ancak asahi ve sapporo’yu çok seviyorum. bir de blue moon.
0
eileengray
(01.02.26)
stout olarak guinness
pilsner olarak urquell
bugday birasi olarak weihenstephaner
0
antikadimag
(01.02.26)
en iyi bira markasi nedir diye soru olmaz.
sen stout seversin ben IPAciyimdir. kimisi dark sever kimisi bulanik kimisi hobby ister.

once ne tarz bira sevdigini soylemen lazim, ona gore tavsiyeler gelir..

IPA olarak en son turkiye'de gara guzu denedim, guzeldi.
+2
cooperr
(01.02.26)
Grolsch güzeldir. Ama Hollanda yapımı olucak, Efes lisans alıp bir ara üretiyordu bu güzel değil.
0
onyx
(01.02.26)
en iyi bira markası nedir diye bir soru olmaz +1. öyle bir konsept değil ki bu?

macrocenter'dan her gün, hafta farklı bir bira alın deneyin. bakın hangisi damak tadınıza uyuyor. macroyu çeşitlilik olduğu için söyledim. migrosta falan da belli bir seviyeye kadar çeşitlilik var.
0
kojonotsuki
(01.02.26)
biranın kendi içinde farklı türleri bunların içinde de farklı farklı çeşitleri var. biraz deneme yanılma, farklı türleri keşfetme ve onların farklı markalarını deneme ile kendi ağız tadına uygun birayı bulman lazım.
ben yüzlerce farklı birayı denemişimdir. bir zamanlar yurt dışından farklı ülkelerden şişe şişe bira getirtiyordum.
eskiden daha çok bira çeşidi gelirdi şimdi sayı vergiler ve yüksek fiyatlar sebebiyle azaldı. metro marketlerde çeşit fazladır, yine macrocenter da takip edilebilir. ayrıca butik tekellerde çok sayıda farklı bira markasını getirtiyor. kadıköy beşiktaş gibi semtlerde vardır.
ayrıca yerli üretim butik biralara da şans verilmeli.
Rick Kempen in BİRA kitabını öneririm.
0
my fault
(01.02.26)
(7)

Arabanizi neyle yikiyosunuz?

narod
Şampuan olarak kullandiginiz bir urun var mi? Ben evde kendim yikiyorum sungerle.Mecbur kalinca da benzinlikte su kopuk yapiyorum idareten. Onlara da kostikli diyorlar. Cok icime sinmiyor orada yikamak, siz ne dusunuyorsunuz?
Şampuan olarak kullandiginiz bir urun var mi? Ben evde kendim yikiyorum sungerle.

Mecbur kalinca da benzinlikte su kopuk yapiyorum idareten. Onlara da kostikli diyorlar. Cok icime sinmiyor orada yikamak, siz ne dusunuyorsunuz?
0
narod
(29.01.26)
yıkama yerim olmadığı için 2-3 ayda bir iç dış yıkamaya veriyorum.
+1
jelly bear
(29.01.26)
hiç temizleyici kullanmadan benzinliklerdeki bozuk para atılıp su fışkırtan aletler var onlarla yıkıyoruz.

temizleyici zarar veriyor deniliyor. hiç kullanmadım.

en fazla kuş pisliği oluyor onlar da suyu fışkırtınca gidiyor.
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(29.01.26)
www.kaercher.com

buradan araç için olanlara bakabilirsin.
0
gabe h coud
(29.01.26)
Aracıma düşkün değilim pek, kolaylık olsun diye köpük işine gireyim dedim, Autoglym'in basınçlı makineyle köpük battaniyesi yapan ürününü kullanıyorum, bi ton para verdim ama çok memnun değilim, kovayla yıkama için bir başka ürünü var, onu baya methediyorlar.
0
diabolus79
(29.01.26)
bir kez aldıktan birkaç gün sonra şu ürün ve mikrofiber bezle sildim www.migros.com.tr

3 aydır başka bir temizlik yapmadım yağmur yağdıkça yıkanıyor işte :D özellikle kuş pisliği görürsem onu siliyorum o kadar

yıkayacak olanlara yine de karşıma çıkmıştı bu video, paylaşayım... bulaşık deterjanının temel problemi üstünde köpüğün kalmaması şurada kıyası var www.youtube.com bir de boyaya zarar ihtimali tabi
0
konetsu
(29.01.26)
hic yikamiyorum valla. herkes yikiyor mu arabasini? yagan yagmurla kiri pasi gidiyor.
0
antikadimag
(29.01.26)
Yıkamıyoruz.
Varoş bir mahalle ile komşu bir yerdeyiz. Gıcır gıcır arabalardan rahatsızlık duyuyorlar kendileri. Pis olması daha iyi.
+1
pro9it9is9
(29.01.26)
(5)

Playstation 5 cdli mi cdsiz mi

condom kurşunu
Almak daha mantıklı bir de oyun fiyatları nasıl? yıllardır uzağım oyun işlerine ama dönesim geldi bu ara.
Almak daha mantıklı bir de oyun fiyatları nasıl? yıllardır uzağım oyun işlerine ama dönesim geldi bu ara.
0
condom kurşunu
(28.01.26)
öncelikle şunu söyleyeyim, cd'li alırsan da store'dan oyunları indirip yükleyebilirsin. cd'li aldın, sadece cd'den oynamak zorundasın gibi bir şey yok.

elinde ps4'ten kalan cd varsa cd'li al. ya da dükkana gider cd alırım, oynayınca takas ederim, instagram'daki sakallı oyun satıcısının dükkanına müdavim olurum dersen cd'li al.

elimde eski cd yok, dükkanla falan uğraşamam, takas da etmem dersen cd'liye gerek yok, dijital al. store'dan oyun satın alıp yüklersin. ben dijital aldım, 3 yıldır da keşke cd'li alsaydım demedim.

oyun fiyatları çok değişiyor, ücretsizi de var, 5000 lira civarı olanı da var. oyununa göre değişiyor. ama özel günlerde ya da tamamen şans eseri zamanlarda store'da ciddi indirimler oluyor. takip edersen güzel indirime denk gelebilirsin.
0
kibritsuyu
(28.01.26)
cdsiz daha mantıklı. cd ile uğraşmaya değmez. bende dijital vers var hiç cs ye ihtiyacım olmadı. oyunlar pahalı ama üyelikle bedava ya da indirimli oyunlar da oluyo.
0
chanandler bong
(28.01.26)
ben alirken cd'li versiyonu mevcuttu o yuzden onu aldim. hic kullanmadim cd'sini. taa ki criterion blu-ray filmleri alana kadar. o zaman ise yaradi.

bunun disinda tek avantaji fiziksel kopyalarla takas sistemine girip aaa oyunlari ucuza oynama imkani veriyor.
0
antikadimag
(28.01.26)
soruya bir soru ile katkı yapmak isterim.
Şu an evimde internet çok kötü, hatta yok gibi bir şey. Her şey dahil bir evde kalmaktayım internet bağlantısı çok sağlıklı değil. Bu yüzden CD'li almayı düşündüm ancak bazı arkadaşlarım dijitali daha ucuz, dijital al interneti nispeten iyi olan bir yere gider indirir eve geri getirirsin dedi. Sizlerin fikri nedir?
0
Nerdian
(28.01.26)
cd'li versiyondaki cd, cd key yerine geçiyor. siz cd'yi ps'e ilk kez taktığınızda girip oyunu indirmelisiniz. ve bildiğim kadarıyla her o oyunu açmak istediğinizde oynamak istediğiniz oyunun cd'sini takmanız lazım(bundan emin değilim). cd'li versiyon daha pahalı ve @antikadimag dediği gibi blu-ray film izlemeyecekseniz hiçbir avantajı yok. takas ile uğraşırım derseniz evet o zaman mantıklı işte. ama kutulu oyunlar da dijitallere göre daha pahalı ve dijitallerde çok sık indirim oluyor. bence o fiyat farkına ne değer ne de ekstra bir avantajı var. dijital'den devam.

@nerdian'a da cevap vereyim. cd'li versiyonu alsanız da oyunu 1 kez indirmeniz gerekecek. o nedenle dijital ile cd'li arasında sizin için bir fark olmayacak.
+1
cisimcik golgi
(28.01.26)
(4)

Bu Saati En Uygun Nerden/Nasıl Alabilirim?

vaveylababa
Selam,İki ayrı kişiye olacak şekilde bu saati hediye almak istiyorum. Buradan daha uyguna alma imkanı var mıdır? Birkaç seçeneğe baktım ancak bir bilen varsa bilene de sormak isterim.https://www.konyalisaat.com.tr/swatch-so28z700-kol-saati
Selam,

İki ayrı kişiye olacak şekilde bu saati hediye almak istiyorum. Buradan daha uyguna alma imkanı var mıdır? Birkaç seçeneğe baktım ancak bir bilen varsa bilene de sormak isterim.

www.konyalisaat.com.tr
-1
vaveylababa
(27.01.26)
Hollanda'da kontrol ettim 100 euro gorunuyor, yani dunya genelinden farkli bir durum ile karsi karsiya degiliz. Istanbul'daysaniz bu konyali saatin Sirkeci'de dukkani var(cevrede baska cok saat dukkani var). Ellerinde var mi diye sorarsiniz, gider pazarlik yaparsiniz. Nakit goturursunuz vs, bilmiyorum farkediyor mu ama eskiden ediyordu.
0
mbond
(27.01.26)
istanbuldaysanız sirkeci +1

orada swatch satan bayiler var. iki tane alacağınızı söylerseniz bence daha ucuza alabilirsiniz.
0
exlibris
(27.01.26)
genelde yurtdisindan alin derim ama bu ayni fiyata geliyor. daha ucuza bulmak zor.
0
antikadimag
(27.01.26)
Swatch grubundaki saatler dünyanın her yerinde hemen hemen aynı fiyattır, bir yerde kayda değer bir şekilde ucuza bulursan o saatte sıkıntı vardır.
+1
kizil karga
(27.01.26)
(1)

Su twitin dogru olma ihtimali var mi? Almanya'ya borc takan adam

speedy
https://x.com/Pianist41Evren/status/2015901734581711163
0
speedy
(27.01.26)
olabilir. genelde boyle tahsil edilemeyen alacaklar ucuncu sirketlere devredilir ve onlar tahsil etmeye calisir. edemeyince de cogu zaman silinir.

cunku hukuki yollara gitmeye degmeyecek bir meblag ise dava acmazlar. ulkeden ulkeye ve sirkete gore degisebilir tabi bu uygulamalar.
0
antikadimag
(27.01.26)
(4)

Sinners

kizil karga
Nasıl bir film ben izlemedim henüz, 137 Oscar adaylığını hak eden bir film mi acaba?
Nasıl bir film ben izlemedim henüz, 137 Oscar adaylığını hak eden bir film mi acaba?
0
kizil karga
(23.01.26)
Bir filmin ne kadar oscar adaylığı aldığı rakipleri ile ilgili biraz. O yüzden bu film muhteşem bir film demek olmuyor illa. Güçlü rakibi yoksa sosyopolitik konularda da öne çıkarılabiliyor. (bu durumda filmin konusu önemli)

Bu tartışmalar haricinde, bence çok iyi bir film, ben çok beğendim. Lotr'den daha fazla adaylık aldı diye daha iyi film olmuyor tabii ki.

Zaten maks 2 tane alır, hiç alamazsa da şaşırmam.
+1
Bruce
(23.01.26)
elbette degil. cerezlik guzel bir film.

1) oscar odulleri film adina hicbir sey soylemiyor bana. cahil amerikalilarin populist yaklasimlari. f1 gibi bir film en iyi film adaylari arasinda :) cannes'da odul alan filmlere bayiliyorum mesela. oscar, golden globes falan bunlar paparazzilik isler. yahu daha 2-3 sene once sunucuyu tokatladilar sahnede boyle bir pespayelik.

2) film politically and racially charged. yine amerikalilar cok sever boyle sisirmeleri. yani bu sene izledigim bugonia, eddington, sentimental value gibi filmler peak sinema. sinners, weapons falan bunlar cerezlik sinifta.
0
antikadimag
(23.01.26)
Filmin konusuna ve hangi genre olduğuna bakmadan izledim ve film birden çok ilginç bir yöne evrildi :D bence izlenebilir. o bölgenin tarihi ve kültürü ilgimi çektiği için sürükleyiciydi. first nationlar daha fazla olmalıydı diye düşünüyordum ki konu bayağı farklıymış :) ben de mubiciyim, festival filmcisiyim o ayrı.
+1
eileengray
(23.01.26)
izlediğim en kötü filmlerden biri. nasıl o kadar adaylık aldı aklım almıyor.
+1
hold the door
(24.01.26)
(7)

Hakaret

sucvecezve
- Ben Türkiye'de değilim. - Bana hakaret eden kişi de Türkiye'de değil.- İkimiz aynı ülkede de değiliz ama ikimiz de AB içindeyiz. Hakaret sözlük ve duyuru üstünden gerçekleşti. Bu durumda süreç nasıl işliyor? İlk olarak ne yapıyoruz? Yaşadığımız ülkeden dava açmamız mümkün mü
- Ben Türkiye'de değilim.
- Bana hakaret eden kişi de Türkiye'de değil.
- İkimiz aynı ülkede de değiliz ama ikimiz de AB içindeyiz. Hakaret sözlük ve duyuru üstünden gerçekleşti.

Bu durumda süreç nasıl işliyor? İlk olarak ne yapıyoruz?
Yaşadığımız ülkeden dava açmamız mümkün mü
+1
sucvecezve
(22.01.26)
ozel mesaj yoluyla hakaret varsa sikayet ediyorsun caylak yapiyorlar.

onun disinda bir sey cikmaz. zaten cok onemsemeye gerek yok bence bu tarz seyleri. ekranda birkac piksel, tanimadigin bir adam. he de gec.
+4
antikadimag
(22.01.26)
hukuken hiçbir şey olmaz. bildiğim kadarıyla yazayım:

1) öncelikle örneğin hollanda'da yaşayan bir türk ile almanya'da yaşayan bir türk'ün böyle bir olay yaşaması türkiye'yi bağlamaz. suç işlendiği yere aittir. kişilerin vatandaşlıklarının bir önemi yoktur.

2) diyelim hollanda'daki bir kişi, almanya'daki bir kişiye hakaret etti. şikayet eden kişi almanya'ya şikayet eder. ab içerisinde adli yardımlaşma vardır. süreç almanya-hollanda makamlarıyla ortak ilerler.

ama hakaret avrupa'da tırto bir şey biraz. direkt takipsizlik. yani türkiye'de çok takığız niyeyse buna da bi kere hollanda'da hakaret tam olarak suç değil. birisine "sen ne o* ç*gerizekalısın" diyebilirsin. kağıt üstünde maddi bi para cezası var da pratikte uygulanmıyor. almanya'da sözde bi tık daha suç ama yine kamu yararı zart zurt diyip takipsizlik veriliyor.
+3
gitdaddy
(22.01.26)
@antikadimag

ozel mesaj ile duyuruda kufur serbest. sozlugu bilmiyorum.
istedigine ana avrat sovebilirsin, modlar bize ne git savciliga ver diyor.
+5
cooperr
(22.01.26)
sozlugu kast ettim. caylak yapiyorlar (ya da yapiyorlardi 2-3 sene once degismediyse) zaten duyuruda caylaklik gibi bir konsept var mi ondan bile emin degilim.
0
antikadimag
(23.01.26)
en fazla 10 bin lira kadar ceza verirler, ön ödemeyle dava düşer. o parayı da sana vermezler, devlet hazinesine gider. sen de dava dosya masraflarını ödemiş olursun.
0
antihero
(23.01.26)
@antikadimag, var aslında. Ben bu hesabı ilk açtığımda bir gün kadar hesabım inaktifti. Cevap yazıp soru sorabiliyordum ama duyuru kullanıcıları göremiyordu anladığım kadarıyla ve sonra hesabım birden aktif oldu. Belki hakaretin bildirilmesiyle böyle çaylaklığa düşürülme sistemi getirilebilir duyuruya. İyi olur bence.
+1
🌸sucvecezve
(23.01.26)
Mevzubahis sadece hakaretse ceza almayabilir dendiği gibi bilemiyorum. Ben size şahit olduğum bir olayı anlatayım.
Adını biliyorum, yaşadığın yeri biliyorum, yaptığın işi biliyorum gibi bilgileri kullanarak birine gözdağı vermeye çalışmak suç kapsamına giriyor.
İsim vermeyeyim ama Sözlük'ten bir arkadaşım kendisine bu şekilde mesajlar atan biri hakkında ısrarlı takip diye işlem başlattı. Davalı ceza aldıktan sonra davacı orada durmadı ve avukatları sosyayı SİS'e soktu. Tehdit eden kişiye schengen yasağı da geldi. Yurtdışında eğer iyi bir hukuk bürosuyla çalışıyorsanız neler yapabildiklerine şaşırırsınız.
Şimdi hakkında uzaklaştırma yasağı çıkarılmış birinin bahsettiğiniz gibi o AB ülkesinde tutunabilmesinin olurunu ve bu durumun bürokratik işlemlerde önüne gelmemesi gibi bir ihtimali düşünün (:
Ben diyiyim. YOK.
0
alice in potatoland
(24.01.26)
(14)

Dayınızı seviyor musunuz

darkwizard
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
0
darkwizard
(22.01.26)
eksisozluk.com

benim 3 tane. dunya gorusu olarak cok uzakta olduklari icin pek muhabbetim yok.
0
buenosdias
(22.01.26)
iki dayım var. bir tanesi kız kardeşlerinin hakkını yiyen bir dolandırıcı ailede kimseyle konuşmaz. diğerini severim masum,kendi halinde bir adam.
+1
biravekahve
(22.01.26)
Benimki dayı profilinden en uzak dayı. Sessiz sakin, işinde gücünde aile babası. Bayağı da derdo bir insan, başına gelmeyen kalmadı mazlumun. İyi insandır, samimi değiliz ama uzaktan severim.
0
sekizdokuzon
(22.01.26)
Birisi dolandırıcı oe diğeri de kendi kendine efelik taslayan kibirli bir tipitip.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(22.01.26)
Yeşilçam’dan aşina olduğumuz o “dolandırıcı dayı” profili yok ailede.
Dayılarımı çok tanımadım ama tanısam çok seveceğimi düşünmüyorum anne tarafıyla mesafeliyim.
0
mutekebbir
(22.01.26)
dayilar miras yer. is tanimlari geregi.
+4
antikadimag
(22.01.26)
Çok onurlu, gururlu, aydin ve iyi biridir, severim
0
üğpoıuy
(22.01.26)
babam tek cocuk oldugu icin amcam ve halam yok.
dayim ve teyzem benim icin baya onemli.
dayim delikanli adamdir, hak hukuk konusunda da inanilmaz dikkatlidir.
0
cooperr
(22.01.26)
üç dayım var. çocukluğumda en küçüklerini çok severdim. benim için "dayı" profili oydu. beraber vakit geçirdiğim, çocuk aklıyla bana inanılmaz gelen türlü türlü şeyi deneyimlediğim vs... büyüyünce aynı ölçüde yakın kalamadık tabii ama iki dayımı özellikle severim. en büyükleri de iyi ama aksi bir adamdır, pek rahat edemezsin yanında.
+1
der meister
(22.01.26)
3 dayım var. hepsini çok severim.
-1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.01.26)
Son 20 senede 2 defa gördüm herhalde, en son iki ay önce nikahıma geldi. Kişilik olarak kötü biri değil ama siyasi ve dini görüş olarak tersiz. Bi de benim çekirdek ailem dışında hiçbir akrabamla bağım yok. Amcamı, halamı, teyzemi de aynı şekilde pek aramam sormam konuşmayız. Akrabalarını çok seven insanlar da tuhaf geliyor o yüzden :D
-2
nundu
(23.01.26)
Severdim. Bir dayım vardı, 50’li yaşlarda öldü. Anne babada miras yoktu olsa da yemezdi.
Çok çalıştı, ticaret kafasıyla doğmuş çalışkan bir insandı. 5 yaşında tartıyla insan tartıp para kazanmaya başlamış memur çocuğu bir insan.
Çok iyi paralar kazandı, servet yarattı.
Bence kendi çocuklarına haksızlık olacak miktarda annesine ve kardeşlerine paralar dağıttı. Akrabalara büyük borçlar verdi geri alamayacağını bilerek ve geri alamadı da istemedi de.
İkili ilişkimizde biraz sert, disiplinli ve “beğenmiyorsan git” tarzı vardı küçücük bir çocuk olsam bile. O bakımdan biraz zorlanırdım ilişkimizde.
İyi bir adamdı, erken gitti.
0
michael_knight
(23.01.26)
6 tane dayım var. kısmen severim ama oyle yakınenen baglılıgım yok
0
Başka
(23.01.26)
hic sevmem. hiyarin tekidir.
0
Sour
(23.01.26)
(14)

Türkçeyi Doğru Kullanmayanları Uyarıyor musunuz?

elektr10
Bazı kelimeleri yanlış söyleyenlere karşı tavrınız ne oluyor? Yani soğuyor musunuz veya onu uyarıyor musunuz yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam mı ediyorsunuz? Mesela "iade etmek" kalıbına "geri iade etmek" veya "şarj"a "şarz" diyenlere karşı "dostum o kelime öyle denmez" diyor musunuz yoksa hiçbir
Bazı kelimeleri yanlış söyleyenlere karşı tavrınız ne oluyor? Yani soğuyor musunuz veya onu uyarıyor musunuz yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam mı ediyorsunuz? Mesela "iade etmek" kalıbına "geri iade etmek" veya "şarj"a "şarz" diyenlere karşı "dostum o kelime öyle denmez" diyor musunuz yoksa hiçbir şey demiyor musunuz?

seneler önce bir kız vardı mesela hoşlandığım. bu tip yanlışlar yaptığı için acayip soğumuştum. bir de açık "e" ile konuşanlar var mesela...

Bu arada ben hiçbir uyarıda bulunmuyorum itici görünmemek için. sizde durum nedir merak ettim.
0
elektr10
(21.01.26)
ben bööööreğe tahammül edemeyip düzeltiyorum ya.
0
antihero
(21.01.26)
sevdiğim biri ise düzeltirim sadece. değilse banane.
+2
denef
(21.01.26)
Sıradan vatandaşı değil ama kamuoyu önüne çıkmış ve ısrarla yanlış kullananları uyarırım.

-Özellikle 'umarsız' sözcüğü. Koca koca herifler ısrarla 'umursamaz' anlamında kullanıyor. Çaresiz anlamındadır halbuki.

-Hali hazırda çoğul olan sözcüklere -ler, -lar eki ekleyenler. Eşkiyalar gibi. Eşkiya, şaki sözcüğünün çoğul halidir zaten. Yaşar Kemal bile yaptı bu hatayı.

-Sol, seküler kesimden politikacıların laaaik diye uzatarak telaffuz etmesi uyuz ediyor.

Yöresel şive ve ağızlara bir şey demem. O düzeltilecek bir durum değil.
+3
yurtsuz john
(21.01.26)
Ben eşkıya, evlat gibi Arapça aslı çoğul olan fakat Türkçede artık tekil anlamıyla kullanıma sahip olan sözcüklerin bu tarz kullanımının hata olduğunu düşünmüyorum. Sözcüğün zaman içinde anlam genişlemesine ya da daralmasına, değişik anlamlara uğraması çok normal. Ayrıca Arapçada hiç kullanılmayan ama bizim ürettiğimiz yüzlerce sözcük var. O halde onları da kullanmamak gerekir. Ki bu sözcükler sözlüğe tekil anlamlarıyla da girecek kadar yaygınlaşmış sözcükler.
Börek gibi kullanımlar da ağız özelliğidir. Kendi memleketinizden çıkana kadar farkına bile varmazsınız bazen. Kulağımı tırmalar ama uyarmam.
Ben mümkün mertebe uyarmıyorum. Yakın sınıf arkadaşlarımı uyarırdım, bazı hocalar takıktı telaffuza. Ama hoca, siyasetçi, uzman, bilim insanı gibi kişilerin bu konuda dil ve telaffuz hassasiyetinin olması gerektiğini düşünüyorum.
+1
black holes in the sky
(21.01.26)
Şarja şarz derse soğurum ve hicbi fikrini ciddiye alamam. Eşkiyalar derse soğumam
0
üğpoıuy
(21.01.26)
kafaya takılacak o kadar sorun varken bence bu tarz küçük şeylere takılmak pasif agresif hareketler. özellikle o yanlışı yapıp rahatsız edici kullanmıyorsa uyarmaya gerek yok.
-2
mikahakkinen
(21.01.26)
Ana dilin doğru kullanımı sadece yanlış telaffuzları düzeltmekten geçmiyor. Birkaç alan var, biri anlamlar, biri yabancı kelimelere yer verilmesi, biri yabancı bir dilin yapısını kendi diline uygulamak, biri evet yanlış telaffuzlar, biri imlâlar, biri bağlam ile ifade uyumu... çok alan var.

Bugün iş yerimde bir temizlikçi, diğer 2 temizlikçiye şöyle seslendi:

"Ben her zaman buradayım, olveys!"

Hiç kimsenin umurunda olmadığını düşündüren bir tepkisizlik vardı. Sesimi çıkarmadım. Söyleseydim nefret edecekti hassasiyet göstermesi gerektiğinden. Ailede de ilk okulda da diğer eğitim birimlerinde de bu hassasiyet ve saygı olmadığı için bu çaba kişilere ayrı bir bilinç ve irade "yükü" oluyor. İnsana kendi ana dilini kendisine yük etti birilerinin uygulamaları...
0
muhayyer divan
(21.01.26)
Uyarmıyorum. Ben daha çok son zamanlarda ortaya çıkan abuk sabuk kullanımlardan rahatsız oluyorum. yapıyor olacağım, geliyor olacağım gibi mesela. Böyle bir şey yok, nerden çıktı bilmiyorum. Bir de "bir yerden" kalıbı var. "şöyle bir yerden söylüyorum, duygusal bir yerden anlatmıyorum" gibi.
+2
dfn4
(21.01.26)
Sohbete dahil değilsem uyarmıyorum. Dahilsem de doğrudan doğruya bu söylediğin yanlış demiyorum ama doğrusunu tekrarlı bir şekilde kendim kullanıyorum.

Tabii bu durum uyarının üslubuna da bağlı. Şahsen ben uyarılmaktan hoşlanan biriyim. Her insan hata yapabilir ancak hata yapmak, o kişinin konuyu yanlış bildiği anlamına da gelmiyor. Örneğin, yazım kurallarına normalde dikkat eden birisi o anlık bir hata yaptığında, bir başkasının uyarı adı altında aşağılayıcı yaklaşımı, takdir edersiniz ki diğerinin gözünde oldukça itici görünüyor. Sosyal medyada insanlar birinin hayatından gördükleri anlık bir kesiti o kişinin hayatının geneliymiş gibi yorumlama hatasına sıkça düşüyor.
+1
akhenaten
(21.01.26)
uyarmıyorum ama "yapıyor olacağız" "geliyor olacağız" tarzı kullanımlara sinir oluyorum. tek kelimeyle ifade edilecek bir durumu plaza diline uyarlamak sinir bozucu. yapacağız edeceğiz de geç öyle değil mi?

bir de tolerans yerine tolerasyon diyenlerin ağzına biber sürsek düzelir mi?
+2
exlibris
(21.01.26)
akhenaten gibi konusmada dogrusunu soylerim ama direkt duzeltmem.

yazida yanlis yazilan da ve ki ekleri zaten umutsuz vaka. ama yaygin yanlis bilinen seyleri duzeltebilirim. ornegin murdara mundar diyebiliyor cogu kisi.
0
antikadimag
(21.01.26)
çok yakınımsa evet. yalnız patronun tekabül yerine her seferinde tekamül demesi beni aşırı zorluyor.
0
lazpalle
(21.01.26)
çevremdeki herkes ama gramer nazi diyor. onun dışında yeni tanıştığım veya çok samimi olmadığım insanlara karışmıyorum. ha şöyle mesela yanlışını duyuyorum ve karışmıyorum dedim ya, konuşma sırası bana gelince doğrusunu söylüyorum belki anlar diye ama ı ıh olmuyor. bir kere diline yerleşti mi düzeltemiyorlar kolay kolay. 1 aydır falan sürekli emlakçıyla görüşme halindeyim mesela, o kapora dedikçe ben kaparo diye düzeltiyorum ama ı ıh alışmış bir kere.
0
neira
(21.01.26)
Kullana kullana dile yerleşip yazımı/anlamı evrimleşen/değişen kelimelerle kavga etmeyi yersiz buluyorum. Umarsız umursamaz değil evet ama toplumun %90'ı bu anlamda kullanıyorsa artık bu anlama geliyordur. Dil, konuşanlar arasında yapılmış bir sözleşmeden ibaret bir şey ve buna kutsallık yüklemek mantıksız. Türkçe konuşanların tamama yakını umarsız=umursamaz olarak kabul ediyorsa bu artık böyledir, kavga edemezsiniz.

Evrak, eşya, evlat, eşkiya gibi sözcükler Türkçede tekildir. Sözcüğün hangi dilden hangi gramer kuralıyla geldiği Türkçe konuşan bireyi ırgalamaz. Evraklar, eşyalar gayet doğru bir kullanımdır.

Şarj/şarz olayına takardım eskiden ama onu da saldım yani kim ne istiyorsa desin. Dil sadece iletişim kurmak için bir araç, bu amacı karşılıyorsa tamam diyip geçiyorum. Ama internette bazen ne yazdığı belli olmayan, dilbilgisi tamamen uçup gitmiş yorumlar oluyor, onlara kafayı takıyorum anlam belirsizliği olduğu için.

Bi de şu iki saat diksiyon dersi alıp, kendini Sezen Cumhur Önal sanıp "Türkçe yazıldığı gibi okunmaz, yapacağız yazılır yapıcaz okunur" diyen tiplere uyuz oluyorum. Türkçe yazıldığı gibi okunur, bir şeyin okunması ve telaffuzu farklı kavramlar. Telaffuz ederken de yapacağız demek de yapıcaaz demek de doğrudur, TRT'nin zamanında uydurduğu yapay bir Türkçe telaffuz kurallarını kutsal kitap gibi tek doğru konuşma şekli sananlar sinirlerimi hoplatıyor.

Samsun-Adana hattında büyüyüp açık e ile konuşan kişiler eskiden rahatsız ederdi ama ona da alıştım. Eskiden en çok onları düzeltirdim ve asla anlamıyorlardı açık ve kapalı e arasındaki farkı :D
0
nundu
(22.01.26)
(13)

Y.dısında yasayan arkadaslar emeklilik konusu kafanızı kurcalıyor mu?

bluewhale
Özellikle sonradan gidenler, ve avrupada çalışanlar ve 30 yasını gecmis olanlar..bildiginiz gibi avrupada ortalama emeklilik yası 65-67 ve giderek artıyor. trden borclanma ile biraz daha önce emekli olayım derseniz dünya kadar para verip bağkurdan çok dusuk bir maas ile emekli olabiliyorsunuz yok av
Özellikle sonradan gidenler, ve avrupada çalışanlar ve 30 yasını gecmis olanlar..bildiginiz gibi avrupada ortalama emeklilik yası 65-67 ve giderek artıyor. trden borclanma ile biraz daha önce emekli olayım derseniz dünya kadar para verip bağkurdan çok dusuk bir maas ile emekli olabiliyorsunuz yok avrupada yası beklerim derseniz oradada sisteme conradan dahil oldugunuz için yine cok dusuk bir maas soz konusu. Bu konuda bir planınız var mı ? ABD yi özllikle eledim çünkü oradaki emeklilik imkanları dünyanın geri kalanına göre oldukça iyi diye duydum.
+1
bluewhale
(19.01.26)
Sorunuza cevap değil ama şunu yazacağım; face’te epic retirement club diye çok kalabalık bir sayfa var, onu takip ediyorum. Orada ağırlıkla amerikalılar var, ve aksine, pek çoğu vergiler yüzünden, ya downsize olayını, ya da Avrupa’da emekli olacak ülke danışıp duruyorlar birbirlerine. Bakış açısı kazanmak üzere o sayfaya da bir bakmanızı öneririm. Anlık, dünyanın pek çok yerinde emekli olmaya dair bilgi paylaşımı mevcut.
+1
lil siztah
(19.01.26)
türkiyede de 60 ki emeklilik yaşı. çok farkı yok
0
jelly bear
(19.01.26)
Türkiye İngiltere'de çalıştığım yılları sayabiliyormuş "parasını verirsem", bi baktım eşimle kişi başı 20şer bin euro gibi bi şeye TR'de de emeklilik hakkı elde edebiliyoruz galiba. Buna şöyle bakarsak, geçmişte çalıştıklarımız + 20 bin euro ile 65'den sonra maaş elde ediyoruz, mantıklı bile olabilir.

UK'de emekli olmama 30 küsur yıl var galiba ve şu anki parayla ayda 950 pound gibi bişey veriyorlarmış.

Her türlü dünyada genç nüfusun azalmasıyla "emeklilik ponzisi" çökecek bence. Yani her şeyi düzgün yapsak bile aç kalabiliriz. Ayrıca özel emeklilik gibi para biriktirmemiz ve borsa vb. yerlerde bunu katlamamız lazım. Ama ona da baktım mesela Amerikadan ETF alsak(ilk 50 şirket veya QQQ vs. vardı) 1980-2000 arası her ay düzenli para yatırmış olsan dolar bazlı yerinde sayıyorsun, 2000-2020 arasında 20 yıl yatırsan birkaç katına çıkıyor. Bu da tamamen içinde bulunduğun dönemle ilgili şans.
+1
nhk ni youkosu
(19.01.26)
ABD'de emeklilik imkanlari iyi degil. Sirketin katki (company match...) sagliyorsa sagliyor ama bu herkese otomatik saglanan bir olanak degil. Emeklilikte olene kadar yiyecegin parayi calistigin sure icinde kendin biriktirip buyutmen lazim. Onun disinda social security var ama bu tek basina yasamak icin yetecek bir para degil.

Senin de her ay kazandigindan kenara koyup biriktiriyor ve yatirim yapiyor olman lazim.

Ben Kanada'dayim. Calistigim sirketin dahil oladugu bir emeklilik sistemi var. Her ay prim oduyorum. Kendim de kenarda biriktiriyorum.

Aslinda Turkiye'ye gore cok farkli degil durum. Benim babam ogretmendi mesela ve su an "emekli". Gorece rahat yasiyor olmalarinin sebebi emekli maasi degil, emekli olana kadarki surecte habire tasarruf yapip ev falan almis olmalari. Yoksa tek emekli maasiyla kirada oturmak cok rezillik olurdu. Ozetle birisinin seni "emekli" ilan etmesine ek olarak kendin de bir seyler yapman lazim.
+2
hot potato
(19.01.26)
4 yildir amerika'da calisiyorum ancak sadece 1 senedir social security oduyorum. maasin %8'i buna gidiyor. abd'de emekli olabilmeniz icin 10 sene calismaniz yeterli. 10 sene calistiktan sonra 67 yasinda odemeleri alabiliyorsunuz. 62 yasinda da alabilirsiniz ama o zaman ciddi kesintiler var.

9 sene kadar daha calismam gerek burada devam edersem. 10 seneyi tamamlayinca odedigim primlere gore hesapladim $2k yatiyor aylik ve bunu dunyanin her yerinde alabiliyorsun. ben cok gec social security odemeye basladigim icin bu miktar boyle. 20 sene odeyenler $3k, 30 sene odeyenler $4k civari aliyor. tabi bu orta-ust bir maasa gore hesaplandiginda boyle.

turkiye'de donup saydirip bagkur'dan emekli olmak benim icin mantikli degil cunku cok eksigim var. ama amerika'da yillari tamamladiktan sonra turkiye'de ssk'li bir ise girip calismam gerekir. bu da emekliligi cok ileri atiyor benim icin.

ancak avrupa'da da cogu ulkeye odediginiz social security'leri geri alabiliyorsunuz diye biliyorum. abd'de boyle bir sistem yok ve 9 sene calisip vergi odesen bile 10 yila tamamlamadigin noktada odedigin butun para ile baskalarinin emekliligini finanse etmis oluyorsun.

ama 30 seneye dunya'nin cok daha farkli ve tuhaf bir noktaya evrilecegini dusunuyorum. cunku cok acik sekilde yaslanan nufus, uzayan omur, ve azalan nufus artma hizina hep beraber baktigimizda sistemin birkac seneye tikanacagini gormek zor degil. zaten dunyada isciye ihtiyacin azaldigi bir donemden de geciyoruz. cok daha radikal bir sistem degisikligi olacagini ongoruyorum 30 seneye. o nedenle cok dusunmuyorum simdilik. ayni sosyal guvence ve devlet sisteminin devam etmesi mumkun degil. milyonlarca insan aclikla bogusur ve devlet yardimiyla yasamak zorunda kalir bu gittikce daralan sistemde.
+2
antikadimag
(19.01.26)
antikadimag abd derken kastettiğim buydu 10 seneyi doldurup iyi bir para almak mumkun (abd de kalmamak lazım tabi) avrupada bu yok, tr bağkur maaşı 400 usd falan sanırım.
0
🌸bluewhale
(19.01.26)
6 yıldır romanya'da çalışıyorum.
türkiye'de de 2 yıl çalışmıştım.
klasik anlamda emekli olamayacağıma eminim.
yaşadığım ülkede bireysel emeklilik sigortası ödemiştim bir süre. hala para var.
o yüzden, düşünmeden "oyna devam" diyorum kendime.
+1
rain when i die
(19.01.26)
turkiye'de sigorta girdi/cikti yaptirmistim. buyuk ihtimal toplu oderim zamani gelince.
yurtdisinda yasamak cok zor emekli olarak, amacim sepet yapmak.
cift emekli maasi + birkac kira ile turkiye'de konforlu yasanir.

emekli olarak yurtdisinda yasanmaz, yerlisi bile ucuz sicak ulkelere kacma pesinde zaten.
+1
cooperr
(19.01.26)
Açıkcası soruya denk gelene kadar aklıma dahi gelmiyordu. :) Zaten Avrupa'da çok uzun kalacağımı sanmıyorum. Mekan farketmeksizin 60-70 arası bir dönemde emeklilik olacak gibi görünüyor. Ben daha çok mevcutta verimli olabileceğim yaşlarda nasıl iyi para kazanırım sorusuna cevap arıyorum, birşeyler deniyorum. Hüsranla sonuçlanırsa pişman olabilirim. Türkiye'de 10 yıl aktif çalışmışlığım var ona da güveniyorum biraz. Geri dönsem çalışmaya devam etsem gerekli gün sayısını rahat doldururum.
+1
mbond
(19.01.26)
antikadimag + 1

ben kendi isimi yaptigimdan bu emeklilik primi fln odemiyorum ve acikcasi beni de bu düşündürüyor. olabildiğince yatirim yapıp onlarla gecinme planım var ilerisi icin.

benim gördüğüm Amerika da emeklilik maaşları cok cok dusuk, $1200 - $1400 Maas alanları gordum. hatta amerika da kari koca bu rakamlarla emekli olup evlerini de kiraya verip Tayland fln taşınanlar var. amerika da geçinemiyorlar ya da standartları cok dusuyor.

beyaz yaka gibi calisanlar gördüğüm kadarı ile emeklilik harici de özel yatirim fonlarına da para yatırıp ileri de oralardan da para alıyorlar.
0
oscar
(20.01.26)
balkanlarda yaşıyorum burada kazandığım parayla 2 daire satın aldım. kira geliri 800€ daha 33 yaşındayım, yaşlanmadan 2 tane daha alsam 1600€ eder. bir çok ülkede yaşarım.
edit: bahsetmek istediğim amerika'dan kanada'dan örnekler verilmiş. gurbetçiysen amacın para kazanmak ve rahat bir hayat yaşamaktır. adam demiş ki şuan ki konumumda 1000$ verecekler bana yaşlanınca. bende diyorum ki kafamı kullandım ufak bir yatırımı büyütüp 2 daire satın aldım 2 tane daha kesin alırım bu gidişle.
günün sonunda nasıl açlıktan ağzı kokan balkanlarda ben keyif içinde yaşıyorken siz bu kadar sefil olacaksınız? ben mi yoksa siz mi yalan söylüyorsunuz?
-1
dirildimde geldim
(20.01.26)
endişelenmenize gerek yok çünkü türkiye'de de reel anlamda bir emeklilik yok. sgk şuan bile emeklilik maaşlarını bütçeden destekle ödüyor. bu gidişle 20-30 sene sonra kuvvetle muhtemel ya emekli maaşı olmayacak ya da şu ankinden beter olmasa da olurdu denilecek düzeyde olacak.
0
biravekahve
(20.01.26)
avrupa, amerika, ya da turkiye farketmeksizin tum dunyada emeklilik sistemi cokuse gidiyor. su andaki sartlarda dahi emekliligin getirisi odenen prime gore mantiksiz gozukuyor ki gelecekte de bunun daha kotuye gidecegi cok acik.

o nedenle emeklilik denilen sey bize gosterilen bir havuc, ve bu havucun pesinde kostukca bu sistemin kendini idare edip, problemler gelecege birikerek erteleniyor.

iste tum bunlar nedeniyle avrupada yillardir odedigim primleri geri alma imkanim olsa, isverenin adima odediklerini kaybetme pahasina alirim. emeklik primi odeme zorunlulugum olmasaydi ve onun yerine kendim yatirim yapsaydim en azindan cocuklarima birakabilir, veya birikim uzerinde tum kontrol bende olurdu.

ozetle bir yalanin pesine kosmaya niyetim yok ama maalesef kanunlar sistemden cikma ozgurlugu de tanimiyor.
+2
emrahday
(20.01.26)
(6)

Siemens buzdolabi çizildi

üğpoıuy
Bir çözümü olur mu? Yeni alindi. Kapilardan girmedigi icin kartonlari cikartildi (onay alinarak). Bi sekilde cizilmis ön kisim. Avuç ici buyuklukte, cok derin de degil. Kapiyi degistirmek mi gerekir acaba? Pasta cila tarzi xd bi cozumu var midir bu durumlarin
Bir çözümü olur mu? Yeni alindi. Kapilardan girmedigi icin kartonlari cikartildi (onay alinarak). Bi sekilde cizilmis ön kisim. Avuç ici buyuklukte, cok derin de degil.

Kapiyi degistirmek mi gerekir acaba? Pasta cila tarzi xd bi cozumu var midir bu durumlarin
0
üğpoıuy
(19.01.26)
Dolap çalışıyosa devam et. Uğraştığına değmez. Üstüne bişeyler asar gizlersin.
0
luluki
(19.01.26)
ustune magnet yapistirirsiniz.
+1
antikadimag
(19.01.26)
garantiye girmez. bizimkide çizik. kafaya takarsan büyük sorun. kapak değişimi en az 10 bine patlar.
0
mikahakkinen
(19.01.26)
Ev/mutfak çok sade döşenmeyecekse üzerine bir magnet, takvim, sticker vs asarak sorun aşılamaz mı?

Dolabın ve çiziğin görselini eklemenizi tavsiye ederim. Malzemeye göre bir çözüm bilen olabilir.
0
lazor
(19.01.26)
Fotoğraf eklersen belki fikir verilebilir pasta cila vs. kurtarır mı diye.
Ama kişisel fikrim, boşver kalsın, takılma. Daha çok çizilir.
0
burfak
(20.01.26)
Benzer durumu yasayanlara yardimci olur belki editi: servis kurulum geldiginde, ilk 7 gun icinde musteri memnuniyeti kapsaminda kapiyi degistiklerini soylemis :)
+2
🌸üğpoıuy
(20.01.26)
(3)

Saatte en fazla 5 eksi oy kullanabilirsiniz

hold the door
duyuruda eksi vermenin sınırı varmışbu az değil mi?
duyuruda eksi vermenin sınırı varmış

bu az değil mi?
-42
hold the door
(14.01.26)
Değil
-2
mikro patlama
(15.01.26)
sanırım tam bunu farkedebilecek kişiler için konulmuş bir limit.

x kişisinin y kişisine verdiği oy için bir limit olsa daha doğru olur sanırım ama gerçekte uygulama nasıl bilmiyorum.
0
robokot
(15.01.26)
adam olana cok bile
+2
antikadimag
(15.01.26)
(8)

erkek giyim

duyurukullanıcısı
30+ smart casual şeyler bulamıyorum. herşey siyah, gri falan. hepsi birbirinin aynısı. farklı şeyler bulabilmek için gittiğiniz bir yer var mı?
30+ smart casual şeyler bulamıyorum. herşey siyah, gri falan. hepsi birbirinin aynısı. farklı şeyler bulabilmek için gittiğiniz bir yer var mı?
0
duyurukullanıcısı
(14.01.26)
gant, lacoste renkli
0
croswell
(14.01.26)
bu markalar ve standart avm firmaları hep benim bahsettiğim kategoride. sıradan, basit aynı şeyler satılıyor.
0
🌸duyurukullanıcısı
(14.01.26)
nasil bir sey ariyorsunuz, ornek gorsel verebilir misiniz?
0
synesthesia
(14.01.26)
avm firmalarında satılan her şey standart mı? gittiğiniz avmleri değiştirme zamanınız gelmiş.

en basitinden beymen club. rengarenk yeni sezonları olur genelde. farklı tarzda kıyafetler de olur her sezon.

ya da wwf market tarzı internet mağazalarına bakabilirsiniz. kanyonda da fiziki mağazaları var.
0
kojonotsuki
(14.01.26)
beymenclub, vakko vs de bu grubun içerisinde.

beymenclub bildiğin anaokulu üniforması satmaya çalışıyor. herşeye leylek falan koyuyorlar.

hergün zorlu, kanyon'dayım diyebilirim. ofis yan binada çünkü.
0
🌸duyurukullanıcısı
(14.01.26)
@synesthesia
eskilerin massimo dutti'si aslında aradığım şey.
0
🌸duyurukullanıcısı
(14.01.26)
dufy ve avva bu işte bir numaradır.
0
dirildimde geldim
(14.01.26)
giyimde tamamen italyan'a gecis yaptim. napoli'de bir gomlekciye istedigin kumastan, istedigin tarzda olculerine gore gomlek diktirmek beymen'den daha ucuz.

yine pantolon ve ayakkabi da italyadan.
-3
antikadimag
(15.01.26)
(10)

Dubai'nin olayi ne? Laik kesim Dubai'de ne yapiyor?

tantamount_to_equivalent
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlar
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlari gezerim gene. Asya da olur bak, farkli kultur vs. Zenginleri falan anlarim da sen, ben gibi normal bayagi kisi de gidiyor sanirim bu ulkeye. Gecen bir arkadas topliulugunda fransiz kaldim gene, adamlar Dubai'nin tum bolgelerini biliyordu surdan otel tutacaksin, surda yeni binalar yapiliyor, para olsa ordan ev alicaksin falan diye. Ucuz ucak biletleri falan mi var, oteller mi ucuz ne yapiyor burada bu insanlar, gokdelen, avm gormeye mi gidiyorlar yani? Hayir bir de Suudi Arabistan, BAE en hazetmedigim ulkeler, ne biz onlari severiz ne onlar bizi sever.
+4
tantamount_to_equivalent
(14.01.26)
Kış aylarında deniz turizmine elverişli, kaliteli restoran, bar ve eğlence mekanları olan bir yer. Bir de olayı gösterişli olmak; haliyle Burj Khalifa, Dubai Mall, Ayn Dubai, Burj El Arab vb. derken bir sürü şekilli, paylaşılmalık şey var, vize almak kolay...
+1
salihdt
(14.01.26)
ben de senin gibi düşünüyorum , doğal dokusu ve tarihi yok bence beton görmeye gidilmez . tanıdıklarım büyük alışveriş merkezleri için gidiyorlar . Apple ürünleri , drone gibi şeyler alıyorlar . Makyaj malzemeleri ve giyim için aşırı para harcayıp dönen tanıdığım kızlar var.
+1
devilone
(14.01.26)
Yıllardır dubai'ye gider gelirim
bir abimiz demişti ki dünyanın en büyük kerhanesi ile en büyük kumarhanesi dubai'dir.

Dubai güzel, farklı. Paranız varsa daha da müthiş. Yeme-içme sınırsız muhteşem restaurantlar var. Denizi pek keyifli olmasa da plajları da mevcut, partileri de.

herkesin tatil anlayışı farklı. ABD'ye sık seyahat eden adam da Avrupa'dan haz etmiyor. Bana da sorsanız ilk 5- 6 avrupa şehri müthiş ufuk açıyor ama sonrası aynı...

Avrupa ülkeleri pislikten sokakları gezilmiyor, çantan çalınacak korkusu ile yürünmüyor. Göçmen sorunu inanılmaz boyutta tüm landmark'larda kalabalıkta fotoğraf çekmek bile mümkün değil. Dubai'de gayet kaliteli, tertemiz, sokağa açık şekilde cüzdan bıraksanız bile güvenlik kaygısı olmadan tatil yaparsınız.

Şu soruları sormaktan niye sıkılmıyorsunuz onu da anlamıyorum. Kimisi gider bina bakar kimisi gider avrupa'da parkta oturur. Amsterdam'da high olmak isteyen de vardır, bali'de yoga yapmak isteyen de.
-2
croswell
(14.01.26)
arapların monacosu dubai. oraya zenginleri çekmek için her şeyi yapıyolar. anelka falan oralarda yaşıyor. galiba vergi yok, ultra zenginlerin rahat takılacağı bir yer. tatil gez anlayışı kişiden kişiye değişir. ben size katılıyorum. hiç bir zaman monacoda ilgimi çekmedi. ama çok zengin olsam ben de rahat edeceğim bir lokasyonda takılmak isterim.
laiklikle dubainin pek bir alakası yok. monacoda krallık ona bakarsan.
+2
mikahakkinen
(14.01.26)
10-15 yıl önce ayşe arman anlatmıştı oradaki havayı. bir kere beton falan değil inanılmaz bir sosyal ortam var. aradığın her ortamı bulabilirsin. partiler eğlenceler gece hayatı aşmış durumda. bir benzerini şimdi suudiler yapmaya çalışıyor. özel alan belirleyip alkol bile serbest olacak. düşünün içmeseniz bile üzerinizde alkol yakalatsanız idama kadar yolu var o ülkede. her neyse bir gün ayşe arman bir kafede otururken yabancı biri gelip "benimle sevişir misin" diye sormuş. bizimki de hayır demiş. bu sorunun dubaide gayet normal olduğunu söylüyordu. gerisini siz düşünün işte.
+1
ground
(14.01.26)
Vergileri acik ara cok hafif. Dolayisiyla calisanlara yuksek maas veriyorlar ve hayat standarti orta sinif icin cok iyi. Bu durum beyaz yakanin tuzlukla kosacagi bir cekim yaratiyor. Konunun laiklik ile ya da muhafazakarlikla ilgisi yok.
+1
osssy
(14.01.26)
Hem iş hem tatil hem alışveriş hem de yatırım için yıllardır gidiyorum. 1 kere de formula 1 için gitmiştim. Tatil ve eğlence kısmı yazılmış ama Türkiye'den sonra emlak fiyatlarının dolar bazında en fazla arttığı bölge yatırım yapanlar çok kazandı. Yaklaşık 1 sene sonra dev bir kumarhane de açılacak Kıbrıs'ı tahtından edecekler. Basketbol takımları Dubai parayı bastırıp Euroleauge'e katıldı ve geçen sene final four'u düzenledi. Futbol'a da yatırım yapacaklar. Formula 1'de zaten yıllardır sezonun en son ve en şaşalı yarışlarını düzenliyorlar.
+2
iwasbornonamountainside
(14.01.26)
dubai'de vergi yok. doğal olarak gelirler yüksek. en büyük olayı o. bu sebeple genel olarak maaşlar da yüksek. lakin yapacak fazla birşey de olmadığı için ele geçen para da alışveriş olarak değerlendiriliyor.

dubai bu döngüde ilerliyor.
+1
duyurukullanıcısı
(14.01.26)
Almanya'ya gitmekten çok daha mantıklı. Millet almanya'ya özgürlük ve para için bunların hiçbirini bulamıyor. Simsiyah kılları ile alman toplumunda sırıtıyor.

Dubai'de hem ortam hem para var. İşini bilen Türk kızları yılda 2-3 dubai seferi yapıp bir valiz dolarla geri döner.
+2
runaway
(14.01.26)
turistik gidilmez. calismak icin 10 numara yer. hatta dunyada su an calisilabilecek en iyi yer korfez ulkeleri.
+1
antikadimag
(15.01.26)
(5)

aselsan'in baska sektorlere ve pazarlara girme ihtimalini nasil buluyorsunuz?

Sour
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik acisindan farkli pazarlara girebilecek sadece aselsan var gibime geliyor. hem guveniliyor da. bir gun quantum bilgisayarlar, humanoid robotlar, yapay zeka modelleme, biyotek gibi alanlara girecegini dusunuyor musunuz? cunku turkiye'den dunyaya acilabilecek (hatta kendimiz icin bile yetebilecek duzeyde) baska bir firma cikmayacak gibi duruyor. en azindan gelecek 10 yilda.
0
Sour
(14.01.26)
Bence sorun üretilecek ürünlerin kalitesine güven değil o alanların özellikle Türkiye'de çok riskli ve maliyetli olması. O tür alanlar çok uzun süre yatırımın karşılığının geri dönmediği alanlar oluyor genelde. Bu da sağlam bir risk sermayesi ekosistemi, stabil ekonomi, güvenilir hukuki ve bürokratik yapılar vb. demek. Bunların da hiçbiri bizde yok.

Aselsan askeri açılımı olan diğer alanlara yoğunlaşabilir ama. Eminim içinde bir yerlerde yapay zeka ve robotiğin askeri uygulamalarına yönelik girişimler vardır hatta. Ancak son tüketiciye yönelik bir şey beklentisi varsa bence o işlere girmezler.
0
salihdt
(14.01.26)
Türk halkının mühendislere güvenmediği düşüncesi tamamen yanlış. Türkiye'de mühendislere aklı başında her insan saygı gösteriyor. Baykar, Roketsan, Togg ürünlerinde Youtube yorumları övgü dolu.

Bahsettiğin alanlar değil ama başka alanlara girmenin çok pozitif olacağı ürünler var. Mesela MR cihazı üretmek Aselsan için mükemmel bir yatırım olur. Canon'un MR cihazı ürettiğini kaç kişi biliyor mesela?
-3
arbre
(14.01.26)
aselsan o işlere giremez. devlet kurumu gibi hantal ve bürokratik.
ayrıca tüm odağını savunma sanayine-tsk hizmet etmeye kaydırmış durumda.
0
orpheus
(14.01.26)
Aselsan, m11 metro hattı (ist havalimanı hattı)’nın sinyal sistemini yaptı. Şu ana kadar gayet iyi çalışıyor gibi görünüyor.

Tcdd, yeni hatlarda aselsanın sinyal sistemini kullanacaktır herhalde.

Metro İstanbul yeni hatlarda kullanmıyor diye biliyorum. Onlar alstom kullanıyor. Sanırım sinyal sisteminin ihalesi daha önce alstoma verildiğinden, aselsan kullanmıyorlar.

Tabii burada aselsanın da ihaleye katılması gerekiyor.

İşin ucunda maliyet var. Aselsan, alstomdan daha düşük fiyat vermediği sürece en fazla tcdd alır yani.
0
substituent
(14.01.26)
orada calismasam da sektorden dolayi aselsan'a sayisiz kere girip ciktim.

aselsan devlete satarak buyuyor. ki zaten kendisi devlet kurumu. bist'te olmasini bir kenara birakirsak vakif sirketleri dupeduz devlete baglidir, ve devlet kurumu gibi calisir. calisanlarin is garantisi, is alma sekilleri falan ayni devlet gibidir.

boyle bir noktada aselsan'dan baska bir is yapmasini beklemek dogru olmaz. iyi yapamazlar zaten. buyurler mi buyurler ama kaliteli mal cikmaz.
0
antikadimag
(15.01.26)
(7)

Hangi ülke edebiyatı?

a perfect lie
En çok ilginizi çekiyor ve asla pişman etmiyor. Ayırt edilebilir, sizi yakalayan ne oluyor mesela?Kıta da belirtebilirsiniz ama ne kadar spesifik olursa cevaplar o kadar mutlu eder. Son zamanlarda şu ülkeden bir iki yazar okudum bi ilgimi çekti gibi cevaplar da kabul. İyi geceler dilerim,
En çok ilginizi çekiyor ve asla pişman etmiyor.
Ayırt edilebilir, sizi yakalayan ne oluyor mesela?

Kıta da belirtebilirsiniz ama ne kadar spesifik olursa cevaplar o kadar mutlu eder.

Son zamanlarda şu ülkeden bir iki yazar okudum bi ilgimi çekti gibi cevaplar da kabul.

İyi geceler dilerim,
0
a perfect lie
(13.01.26)
fransız ve rus klasik gerçekçi romanları ve ünlü tiyatroları,
ingiliz modern romanları üzmez.
+1
black holes in the sky
(13.01.26)
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı. Hem şiiri hem romanı.
+1
yurtsuz john
(13.01.26)
Rus edebiyatı. Evren olarak seviyorum. Bir odada yaşayan birinin hayatı bana daha samimi geliyor. Kendimi buluyorum bazen.
-2
arbre
(13.01.26)
Sırasıyla Fransız, Rus, Alman, Latin Amerika, Amerikan.
+1
anatomik
(13.01.26)
ben avusturya edebiyatini seviyorum. lisedeyken mario simmel okumaya baslamistim. günesten de sicak ve nina b. olayi kitaplarini okumustum. özellikle günesten de sicak inanilmaz hosuma gitmisti.
sonra avusturya'ya tasininca baska kitaplar da okudum. hermann broch, robert musil, robert seethaler okudum. hepsini de cok begendim. daha yeni rus-avusturyali bir yazarin otobiyografisini okudum, milchfrau in ottakring diye, herhalde son senelerde okuyup en iyi kitapti.

1940-1970 amerika edebiyatini (amerikan rüyasi elestirisi, ikinci dünya savasi etkileri, sivil haklar hareketleri, southern gothic, postmodernizm, vs) regency ve victoria dönemi ingiliz edebiyatini da cok seviyorum. özellikle 18.-19. yy ingiliz edebiyati benim icin baya yeri doldurulamaz bir sey.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.01.26)
guzel soru. bunun uzerinde dusunuyordum gecen. rus ve fransiz 19. yy romanlari inanilmaz. belki fransa kil payi ikinci gelir. 19. yy'da acik ara bu 2 ulke.

modern edebiyati bilmiyorum ama. yani ikinci dunya savasi sonrasi kim ne kurgu yazdi cok fikrim yok. japonlari cok goruyorum piyasada ama 1-2 kitap disinda okumadim onlardan da. genelde non-fiction okuyorum.
+1
antikadimag
(14.01.26)
Klasikler dışında Macar yazarları sevmeye başladım.
+1
amelie poulain
(14.01.26)
(11)

Macbook Air pişman eder mi?

lafıolmaz
Windows kullanıcısıyım.Office işleri ve bir şeyler izlemek için yeni bir laptopa ihtiyacım var. Ekran kalitesi iyi ve batarya ömrü uzun bir cihaz arıyorum.Windows'ta aradığım cihazı bulamıyorum.Apple'da da işletim sistemine alışmak vs. korkutucu geliyor. Macbook air alsam pişman olur muyum? Uzun sür
Windows kullanıcısıyım.

Office işleri ve bir şeyler izlemek için yeni bir laptopa ihtiyacım var. Ekran kalitesi iyi ve batarya ömrü uzun bir cihaz arıyorum.
Windows'ta aradığım cihazı bulamıyorum.
Apple'da da işletim sistemine alışmak vs. korkutucu geliyor. Macbook air alsam pişman olur muyum? Uzun sürer mi alışmam?
0
lafıolmaz
(11.01.26)
Denemeden bilemezsiniz herhalde, o yüzden ikinci el alıp uymazsa zarar etmeden satabilirsiniz. Kişisel uygunluk dışında harika bir cihaz. Dertsiz, tasasız.
+1
orient blue
(11.01.26)
Selamlar, yaklaşık bir yıldır Macbook Air kullanıyorum. Daha önce iPhone bile kullanmadım ve kullandığım laptop beş senelik, buna rağmen alışması ve günlük işlere entegre etmesi sandığım kadar zor olmadı.
0
sekizdokuzon
(11.01.26)
Pişman etmez. En kötü bir aya alışırsınız. Dediğiniz açılardan rahatlık sağlıyor.
0
black holes in the sky
(11.01.26)
Ben alışamadım, alet yatıyor. Onun yüzünden 5 kg laptopu taşıyorum oraya buraya.
0
lil siztah
(11.01.26)
Alışana kadar saçınızı başınızı yolup alışınca iyi ki almışım diyeceksiniz.
0
Mirket
(11.01.26)
bir geçtim ve bir daha da windows’a dönmedim. alışma periyodu gerekiyor.
0
eileengray
(11.01.26)
Uzun yıllar direndikten sonra 4-5 sene önce macbook aldım ben. Hayatımda harcadığım en iyi para olabilir.
Bataryası bozuldu, orası aktı burası koktu diye bir dert yok. Hala birebir ilk aldığım günkü gibi çalışıyor. Oldu da yenilemek istedin, satmak istesen hemen satarsın. Windows bir laptopta bu çok daha problemli. Antin kuntin her gün o driver güncellemesi, bu bilmemnesi falan yok. Asla üzeceğini düşünmüyorum. Al gitsin
0
cay koy geliyorum
(11.01.26)
işletim sistemine 1 haftada alıştım ben ama ileri seviye windows kullanıcısı ve bilgisayar müh öğrencisi olarak macos'u pek sevmedim. windows bilgisayarım olmasa her işimi bunla halledemezdim ama siz temel seviye şeyler için kullanacağınız için pek sorun olmaz muhtemelen işinizi görür.
0
hold the door
(11.01.26)
Yaklaşık 8 ay önce ben de burda sormuştum:
www.eksiduyuru.com

5,5 ay önce yani Ağustos ayında m4 air aldım. Windows'ta yapıp burada yapamadığım hiçbir şey yok, iyi ki aldım diyorum. Bir tek dosya kutusunda herhangi bir öğeyii ctrl+x yani kes olayını bulamadım. Belki burda bilen vardır beni de aydınlatır.

@cay koy geliyorum, sağ olsun aydınlattı. Klasörde bir öğeyi kes yapıştır için şöyle yapıyormuşuz: Dosyayı kopyaladıktan sonra, hangi dosyaya yapıştıracaksak oraya sağ tıkladığımızda "öğeyi yapıştır" diye bir seçenek çıkıyor malum. O da haliyle kopyalayıp yapıştırmak. Ama sağ tıkladıktan sonra option tuşuna basarsak "öğeyi buraya taşı" çıkıyor. Kesip yapıştırmış oluyoruz yani.
0
Amaranta ursula
(11.01.26)
macbook'a 10 sene evvel korkarak gectim.
alistiktan sonra ulan bundan once at diye essege biniyormusuz dedim.
ilk macbook 8 sene sikintisiz dayandi, ustune bir de sattim. orjinal pil 2500 devir yapmisti hala 3 saat sarj tutuyordu.
air candir, yapistir gitsin. dusunecek bisey yok.
0
cooperr
(11.01.26)
evet neden daha once almadim diye bir pismanlik yaratir.
0
antikadimag
(11.01.26)
(9)

Uno ile Polo'nun ne farkı var da arada 5-6 kat fiyat farkı var?

ya ben lan neyse
başlık biraz anlaşılmaz oldu. şimdi sorumu şöyle sorayım:ben konfor, sensörler, hız sabitleyici, hava yastığı vs. hiçbir şey aramayan, sadece şehir içinde a noktasından b noktasına gitmek isteyen biriysem. 2000 model hidrolik direksiyon bir uno 200 bin lirayken 2020 model polo'ya 1 milyon vermem anl
başlık biraz anlaşılmaz oldu. şimdi sorumu şöyle sorayım:

ben konfor, sensörler, hız sabitleyici, hava yastığı vs. hiçbir şey aramayan, sadece şehir içinde a noktasından b noktasına gitmek isteyen biriysem. 2000 model hidrolik direksiyon bir uno 200 bin lirayken 2020 model polo'ya 1 milyon vermem anlamsız mıdır?

sürüş kolaylığı açısından bu ikisinin farkı var mı? (ikisinin de şanzımanı, rot-balansı, direksiyonu... sürüşle alakalı parçaları sorunsuz farz edelim.)

ben acemi şoförüm. kursta hep polo sürdürdüler. fazla fazla sürdüm. uno'yu sürerken çok mu zorlanırım? uno'yu polo gibi rahat kullanır mıyım?

çünkü arabalar çok pahalı. 1 milyon veremem ben bir arabaya.
0
ya ben lan neyse
(10.01.26)
20 yaş fark var aralarında metal yorgunluğu diye birşey var. ikisinin aynı yıl yapılan üretimlerini kıyaslasan daha mantıklı olur ki on da bile aynı kondisyondaki iki aracın karaktristiğinden dolayı farkı olur.
2020 model polo'daki hidrolik direksiyon ile 2000 model uno'nun hidrolik direksiyonu arasında milyon fersah fark var. Teknoloji gelisiyor aradaki fiyat farkı ile de o konforu satın alıyorsun.
0
kuzey li
(10.01.26)
eski ,yeni farkı

m.youtube.com
0
designer
(10.01.26)
2000 uno ile 2020 polo kıyaslayan bir soruyla geldiğinize göre bu durumda bence sizin 2000 uno almanız lazım. müstehak.

şaka bir yana fark var aralarında tabii ki. ama ikisi de a noktasından b noktasında götürür. ama biri götürebilmesi için artık daha fazla bakım ilgi ister ve bir yerden sonra belki de götürmez. o da eski olan.
+2
AlsterWasser
(10.01.26)
2000 uno'nun sizi a noktasindan b noktasina goturebilmesi bir soru isareti. goturemeyebilir yani :) elinizde can verebilir o araba.
0
antikadimag
(10.01.26)
sizin dermanınız 1.3 multijet palio;
www.sahibinden.com

ilan ile ilgim yok örnek koydum.

bir tık üste çıkabilirim derseniz de 1.3 multijet punto.
0
late viper
(10.01.26)
2000 model polo da 200bin lira:
www.sahibinden.com
0
yadigar
(11.01.26)
eski araba, hele ki acemi şoförseniz, her sürüşte bambaşka problemlere gebe. arabadan soğursunuz, sadec o arabadan değil. sürmekten imtina edersiniz. imkan varsa bulaşmamak gerek
0
kel aynak kusu
(11.01.26)
2000 model uno ile sanayiden çıkamayabilirsiniz.
0
co2s2
(11.01.26)
Konforu önemsemiyor olsanız bile
Güvenilirlik
Tekrar satış değeri
Düzenli masraflar vb.

Gibi sizin de önemseyeceğiniz kriterlerin tamamında Polo önde.
0
but that was just a dream
(11.01.26)
(2)

simülasyon oyunu önerisi

semaforo de medianoche
tropcio 7'yi bekliyorum ama daha var galiba. serilerin eski oyunlarına değil de son oyunlarına bakma niyetindeyim bazılarının eskilerini oynadım zaten. civilization 7, eu 5, victoria 3, anno 117: pax romano, planet zoo (çocukken tycoon oyunlarını da çok severdim school tycoon ve rollercoaster tycoon
tropcio 7'yi bekliyorum ama daha var galiba. serilerin eski oyunlarına değil de son oyunlarına bakma niyetindeyim bazılarının eskilerini oynadım zaten. civilization 7, eu 5, victoria 3, anno 117: pax romano, planet zoo (çocukken tycoon oyunlarını da çok severdim school tycoon ve rollercoaster tycoon), cities skylines 2. bunlardan tavsiye ettiğiniz var mı veya burada yazmadığım başka bir oyun da olabilir.

bir de bu tarz oyunlar biraz öğrenme sabrı biraz emek ister bi yere kadar ok ama bunu abartmaması önemli bir kriter benim için. civ 5, tropico 4 epey oynamıştım misal güzeldi, ck3 de oynadım biraz.
0
semaforo de medianoche
(10.01.26)
tropico ortalik mali oldu her oyunu farkli studyo cikariyor.

paradox'un oyunlari en guzeli bence. hangi donem ilgini cekiyorsa o donemin oyununu oynayabilirsin. strateji olarak en guzel isleri onlar yapiyorlar.
0
antikadimag
(10.01.26)
Eşim anno 117 oynuyor deli gibi o güzel herhalde
0
Hallegadola
(11.01.26)
(5)

Overstayler bir ülkeye girişte kontrol ediliyor mu?

michael harddd
Geçmişte bir overstay durumum var. Bu seyahatimde sorun yaratır mı?
Geçmişte bir overstay durumum var. Bu seyahatimde sorun yaratır mı?
-1
michael harddd
(10.01.26)
hangi ulke? abd ise o vizeyle tekrar giremezsin. hatta kisa vadede yeni vize de alamazsin.
0
antikadimag
(10.01.26)
yani yaratmamasi garip olmaz miydi sence. caydirici bir yani olmasi lazim.
+2
hot potato
(10.01.26)
çıkışta ne demişlerdi?
0
co2s2
(11.01.26)
hiçbir şey demediler
0
🌸michael harddd
(11.01.26)
ulkeden ulkeye de degisiyor. hangi ulke?
0
robokot
(11.01.26)
(7)

Abd'de öldürülen kadın.

kizil karga
Yanlış anlaşılma olmasın ben de Abd düşmanı bir insanım yaptıklarını ve bu olayı savunmuyorum, sadece bilmediğim için soruyorum: Bu defa neden bu kadar olay oldu? Çünkü Abd polisi şerifi ajanı vs genelde kendisine karşı koyan insanları böyle vurmuyorlar mıydı bu defa neden bu kadar tepki çekti? Beni
Yanlış anlaşılma olmasın ben de Abd düşmanı bir insanım yaptıklarını ve bu olayı savunmuyorum, sadece bilmediğim için soruyorum: Bu defa neden bu kadar olay oldu? Çünkü Abd polisi şerifi ajanı vs genelde kendisine karşı koyan insanları böyle vurmuyorlar mıydı bu defa neden bu kadar tepki çekti? Benim gördüğüm, bazı görevliler (sanırım göçmen bürosu ajanları bunların da polisler gibi direnene ateş etme yetkisi var mı bilmiyorum) bir kadını aracından indirmeye çalışıyor ve kadın da bu olaya direnip aracıyla kaçmak istiyor, sanırım aracı üstüne sürdüğü düşünen bi görevli de ateş edip öldürüyor, normalde de bunlar yapılmıyor muydu zaten? Başta da dediğim gibi sadece anlamak/öğrenmek için soruyorum yoksa kahrolsun Amerika!!1!
0
kizil karga
(08.01.26)
bunlar polis değil aslında başka bir birim. göçmenlik polisi mi denir, gümrük polisi mi öyle bir şey.
geçen yıllarda sayıları ve yetkileri azken trump'la beraber yetki ve sayı artışı yapılıyor ve çok agresif şekilde özellikle göçmenlerin olduğu mahallelere gidip insanlara yaka paça gözaltına alıp sınır dışı ediyorlar.

bu yüzden onlara karşı özellikle sol görüşlü insanlarda ayrı bir nefret oluşuyor.

bu kişi de polisler mahalleye girmesin diye yolu kapatmak istemiş.
polisler de bunu arabadan indirmeye mi çalışıyor zorla kapıyı mı açıyorlar her neyse, kadın da basıp gaza uzaklaşıyor.
olay zaten bir iki saniye içinde oluyor.
kadının polisi ezmek gibi bir niyeti yok. polislerin de bir uyarısı falan yok.
anında infaz ediliyor.

diğer olaylarda en azından bu süreç daha yavaş oluyordu.

bir de; normalde de tepkiler oluyor zaten.
bu olayda da göçmen polisi nefreti + trump'ın delilikleri + bu polislerin göçmenleri yaka paça toplaması + hali hazırda zaten bu olaylara karşı eylem yapmak için halkın toplanması + george floyd'un öldürüldüğü yer olması gibi bir sürü etken birleşince daha çok etkisi oldu.

üstelik, eğer ki biri araba ile üzerime geliyorsa arabanın önünde durup onu öldürmektense kenara kaçmayı tercih eder normal bir insan. sen onu öldürsen ne? ayağı pedala takılı kalsa yine ezecek seni.

bu polisin hemen öldürme davranışı kendini korumaktan ziyade, en ufak kavgada "iyi o zaman ayrılalım" diyen çiftin davranışına benziyor. o kadar kolay mı bir cana kıymak.
+4
biseysorcaktim
(08.01.26)
bir şey daha;
kadın beyaz ve göçmen değil. eğer göçmen olsaydı, bu denli tepki olmazdı belki de.
0
biseysorcaktim
(08.01.26)
Amerika'da polisin direneni ya da kaçanı vurma yetkisi yok. Başkasının ya da polisin hayatına kast etme ihtimali olanı vurma yetkisi var. Önünde polisler varken aracı ileri sürersen, polis bana doğru sürecek sandım deyip seni vurabilir. Buradaki sıkıntı, kamera açılarına göre, kadının kaçıyorken vurulması.
0
parka
(08.01.26)
@konuşma, videoda arabaya yönelen adam açıkça “get out of the f*cking car” diyor bir kaç kez; hatta kapıyı da açmaya çalışıyor. Kadın buna rağmen gazlıyor. Kesinlikle vurmasına gerekçe değil ama olan bu.
0
lil siztah
(08.01.26)
polis değil, trump’ın adamları “ice” öldürenler.
+1
deartheodosia
(08.01.26)
abd'de polisler eyalete bagli calisir. ancak federal yapiya bagli law enforcement da mevcut fbi, coast guard, secret service gibi. bu noktada ice da aslinda bir polis ve trump'in olusturdugu bir yapi degil. 11 eylul sonrasi cbp'ye (gumruk ve sinir guvenligi) bagli olusturulmus.

yani bunlar da aslinda polis ve silah kullanma yetkisi var. sonucta adamlara devlet tarafindan silah veriliyor ekipman olarak. ama kacmaya calisan bir insani vurma yetkisi yok kimsede. bunun gupegunduz bir amerikan vatandasini oldurme noktasina varmasi ciddi bir olay.

fox news'e girip baktim herkes kadini suclu bulmus. cok ilginc zamanlardan geciyoruz gercekten.
+1
antikadimag
(08.01.26)
bu arada soruna cevap olarak ice yeni bir kurum. 20 yillik tarihi var ve hep kenarda kosedeydi. simdi trump bunlari alip tarihin en cok fund edilen guvenlik kurumu yapti. dolayisiyla halk tanimiyor ve mesruiyetlerini sorguluyor.

ama kanunen bir fbi gorevlisinin yetkisi neyse bunun da odur. kadini vuran adama hicbir sey olmaz. arabayi uzerime surdu hayatimdan endise ettim der kurtulur. baskan da arkasinda zaten.
0
antikadimag
(08.01.26)
(2)

yurtdışı çalışma süresi emeklilik için nasıl saydırılıyor?

michael harddd
Hizmet borçlanması diye birşey var bu konuda ama tam anlamadım. Yurtdışında çalışılan süreyi emeklilik için nasıl saydırabiliyoruz?
Hizmet borçlanması diye birşey var bu konuda ama tam anlamadım. Yurtdışında çalışılan süreyi emeklilik için nasıl saydırabiliyoruz?
0
michael harddd
(06.01.26)
calistiginiz isverenden yazi alip onu konsolosluga onaylatip sgk ya beyan ediyorsunuz. kac gunluk calisma ise karsiligindan cebinizden prim oduyorsunuz, eger 1200 gunden fazla borclanacaksaniz otomatik bagkur'a donusuyor ve minimum 9000 gun/prim odemeniz gerekiyor. bu sistem turkiyede bir isverene bagli olmadan cebinizden odeyerek emekli olmanizi sagliyor. turkiyede sgk gecmisiniz var ama az bi gun eksiginiz varsa mantikli ama 0'dan prim odeyecekseniz oldukca yuklu bir tutar cikar.
0
cairo
(06.01.26)
gunluk minimum prim neredeyse $10'a geliyor. hic tr'de calisilmamissa 9k gun bagkur'dan yaklasik $90k yapiyor. karsiliginda aylik $400 falan maas alabilirsin belki. bu sekliyle hic mantikli degil. 20 yilda ancak odedigini geri alirsin.

ama yurtdisi - tr karisiksa kalan gunleri kapatmak icin yine gunluk $10'dan eksigini kapatip ssk'dan emekli olmak icin mantikli. yurtdisinda da calistigini belgelemen gerek.

bir de calistigin ulkenin emeklilik sisteminden faydalanabiliyor musun ona bak. primlerini geri alabilirsin veya o ulkeden ayrilmis olsan bile 65'e gelince aylik odeme yaparlar. ornegin abd'de 10 yil social security odersen istersen abd'den ayrilmis ol, 67'e geldiginde maas alabiliyorsun. ben baktim $2k emeklilik cikiyor ama 10 yili doldurmam lazim.
0
antikadimag
(06.01.26)
(20)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(7)

yurt dışına giderken

deranzo1
ne kadar cash dolar götürebiliriz yanımızda? 8k var yanıma almak istiyorum çıkışta veya diğer ülkeye girişte sorun yaratacak miktar mı?
ne kadar cash dolar götürebiliriz yanımızda? 8k var yanıma almak istiyorum çıkışta veya diğer ülkeye girişte sorun yaratacak miktar mı?
0
deranzo1
(02.01.26)
Avrupa için 9999€ götürebilirsin beyan etmeden. Üzerini beyan etmen lazım (ev araç satışı vs gibi)
0
Take it away honey
(02.01.26)
japonya'ya gideceğim. ama benzerdir sanırım o zaman miktarlar. 10k altına uğraştırmadan beyan istemiyorlarsa güzel
0
🌸deranzo1
(02.01.26)
10k alti problem olmamasi lazim son zamanlarda bir sey degismediyse. Ben hep o rakami baz aliyorum yillardir. Biraz fazla olsa da, hepsini ayni yerde tasimamaya ozen gosteriyorum bir de, cihazlarda gereksiz dikkat cekmesin diye.
0
bosver nicki
(02.01.26)
10.000 euro'dan az euro veya muadili para için beyan gerekmiyor.
0
Mirket
(02.01.26)
Burda yazılan öneriler AB bölgesi için. Japonya yazmışsınız, gümrük bilgilerine göre ~ www.customs.go.jp ~1 million yen nakit götürebiliyorsunuz. Yani 8k USD bu sınırı aşmış oluyor. Yanılıyor muyum? Beyansız geçiş için yani.
0
truf
(02.01.26)
tahminim her ulkenin limiti asagi yukari $10k nakittir.
bunun 2-3bin dolar ustune de kolay kolay laf etmezler, aa limit ben daha yuksekti saniyordum der gecersiniz, basima geldi ordan biliyorum.
ama 50bin cash ile yakalanirsaniz ne olur bilmem :D
-1
cooperr
(02.01.26)
sinir yok bildigim kadariyla ama belli bir miktarin uzerini beyan etmeniz gerekiyor. gittiginiz ulkenin gumruk kanunlarina bakmaniz lazim.
0
antikadimag
(02.01.26)
(3)

Bu seneki hedefler-planlar

darthvader
bu sene için gerçekleştirmek istediğiniz, kendinize koyduğunuz hedefler neler veya sene bittiğinde şunların olmasını istiyorum dedikleriniz neler? Ben başlayayım; daha büyük bir eve taşınmak istiyoruz.
bu sene için gerçekleştirmek istediğiniz, kendinize koyduğunuz hedefler neler veya sene bittiğinde şunların olmasını istiyorum dedikleriniz neler? Ben başlayayım; daha büyük bir eve taşınmak istiyoruz.
0
darthvader
(01.01.26)
saniyeler once arkadasima yazdim.

perm basvurusu yapabilmek
is/takim degistirmek
20 kitap 150 film
dunya kupasi maci izlemek (mumkunse final)
0
antikadimag
(01.01.26)
Borçlarımın tamamını ödemek istiyorum bu sene.
0
sekizdokuzon
(01.01.26)
2 ülke var gitmeyi çok istediğim, bu ikisine gidebilirsem benden kralı yok.
0
Sadece soruyorum
(02.01.26)
(3)

Gore tex ve islak zeminde kaymayan baba ayakkabisi onerisi

üğpoıuy
Spor klasik arasi bir yerlerde gezinirse iyi olur tarz olarak. Outdoor diil sehirde kullanilacak.Marka model oneriniz var mi?
Spor klasik arasi bir yerlerde gezinirse iyi olur tarz olarak. Outdoor diil sehirde kullanilacak.

Marka model oneriniz var mi?
0
üğpoıuy
(01.01.26)
Asics gel venture 6 kullanıyorum aşırı memnunum. Bu renk direkt: foreversourcing.co.uk
0
Amaranta ursula
(01.01.26)
antikadimag
(01.01.26)
Nike Air Winflo 9 Shield Weatherised su geçirmez kaymaz. tek sıkıntısı hava almıyor. winflo serisinin weatherised özellikli su geçirmezleri gayet iyi.
0
mikahakkinen
(01.01.26)
(11)

170 tane plağı ne yaparsınız?

parcaliham
Vefat eden bir aile dostundan 170-180 adet yakın plak kaldı. Ben istemedim ama sonuçta kucağımda buldum. Çoğu klasik müzik. Deli gibi beethoven toplamış rahmetli. GDR, Çekoslovakya basımları vs. Mozart, Handel, Wagner falan da var. Almanya'da yaşamış bir dönem. Büyük bir kısmı ETERNA plakları. Ben p
Vefat eden bir aile dostundan 170-180 adet yakın plak kaldı. Ben istemedim ama sonuçta kucağımda buldum. Çoğu klasik müzik. Deli gibi beethoven toplamış rahmetli. GDR, Çekoslovakya basımları vs. Mozart, Handel, Wagner falan da var. Almanya'da yaşamış bir dönem. Büyük bir kısmı ETERNA plakları. Ben plaktan anlamam maalesef. Tüm bunları ne yapayım bilemedim.

Siz olsanız ne yapardınız? Satar mıydınız yoksa bir pikap edinip bunu bir hobiye dönüştürüp dinler miydiniz? (Klasik müzikle aram meh. Ama Jazz severim)
+1
parcaliham
(31.12.25)
vakit, ilgi ve imkan varsa saklayin. yoksa antikaci, pasaj tarzi yerlere goturup satin.
0
buenosdias
(31.12.25)
ilgi alanima girme olasiligi varsa tutarim.
baktim olmuyor meraklisina satarim.
zorla guzellik olmaz, zorlayarak boyle islere bulasilmaz, buyuk ihale.
+1
cooperr
(31.12.25)
Sahaf ve antikacılardan fiyat alabilirsiniz, bildik bir sahaf var sorabilirim listesi varsa. İzmir'de sahaf.
0
klassno
(31.12.25)
ilgilenmiyorsaniz tutmanin hicbir anlami yok. satin da ilgilisi bulup alabilsin.
0
antikadimag
(31.12.25)
satacaksanız önce facebook grupları falan var. onlara katılıp bir piyasa araştırması yapın. belki de bir hazineye sahipsiniz bilemezsiniz.
+1
ground
(31.12.25)
bir envanter oluşturun ve excele hepsini tek tek kaydedin. sonra da piyasa araştırması yapın sarı siteden ve facebook gruplarından. aralarında gerçekten değerli olanlar olabilir.
+1
elektr10
(31.12.25)
plaklara hiç ilgim yok ama ben olsam satmam, kıymetliler. güzel bir koleksiyon, güzel bir hobi.

ama satacak olursanız, envanter listesi oluşturursanız buraya yazın lütfen. plak delisi bir arkadaşım var ona iletirim, belki almak ister.
0
art cat chocolate
(31.12.25)
Üşenmeyip listesini çıkarın ve fotoğraf çekin. Türkçe plaklar yabancı plaklara göre daha değerli. Sahaf, antikacılardan uzak durun. Çoğunluğu kan emer. Fiyat araştırması yapıp doğrudan siz satın. Hiç uğraşmam diyorsanız ben talibim plaklara :)
0
yankee jumping
(31.12.25)
yılbaşı sonrası boş bir vaktimde bir excel listesi yapacağım ve burada da paylaşacağım.
0
🌸parcaliham
(31.12.25)
Discogs üzerinden bir hesap açıp plağın kartonunun sırtında, içinde göbeğinde seri numarası, katalog No yazar, mesela Arion plak firmasının AR 1235 gibibunu girince o plak çıkar, çıkmazsa da anahtar kelimelerler aratıp bulun ve fiyatını öğrenin. Toplamına da bu şekilde değer biçin.
0
mahsus mahal
(01.01.26)
eviniz müsaitse bir pikap edinin ve plakları saklayın. uygun fiyata tatminkar ürünler var.
arada bir rastgele dinlersiniz. belki cidden güzel şeyler çıkar.

ben bir müddet saklardım.
aradan zaman geçince yavaş yavaş ayıklar meraklıların olduğu yerlerde ilan açardım. fb'de gruplar vardır eminim.
0
biseysorcaktim
(01.01.26)
(9)

Dolma kalem önerisi

tiredofwaiting
Bir erkek bireye hediye olacak. Orta halli birşey olabilir. Var mı öneriniz.
Bir erkek bireye hediye olacak. Orta halli birşey olabilir. Var mı öneriniz.
0
tiredofwaiting
(28.12.25)
Efenim kendisi 30'lu yaşlarının başında, klasik tarza sahip bir diplomat olup dolma kalemlerden anlamaktadır. Bir tek ben anlamıyorum.
0
🌸tiredofwaiting
(28.12.25)
Merhaba,
annem emekli diplomat. Is hayati boyunca Caran d’Ache Léman kullandi. Hala bile her seyi onunla yazar. Fiyat dkalasini telefondan bakamadim, eger cok ucuk bir seyse simdiden özür dilerim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(28.12.25)
@konuşma... Aslında düşündüğümün biraz üstünde ama çok teşekkür ederim tavsiye için. Bildiğim çok iyi oldu bu markayı.
0
🌸tiredofwaiting
(28.12.25)
Yıllar önce kendime Lamy Safari almıştım, mor renkti. Scrickss 'in siyah oturaklı bir modeline sahip olmama rağmen Lamy hem hafif olması hem de rengi dikkat çektiği için uzuuun yıllar kullandım. Şu an kurşun/uçlu kalem kullanabildiğim bir ortamda olduğum için kullanmıyorum ama Lamy bence güzel bir alternatif olabilir. Kolay kolay kötülenen bir marka değil genç işi olarak görülebiliyor. İlgili arkadaşa "tarzına dinamizm kazandırmak istedim" diyebilirsiniz bence :D
0
Nerdian
(28.12.25)
cosmic string +1.

aynı saat olayı gibi. bazen saat almak istiyorlar hediye olarak. saat işi derya deniz işi. her saati takmam, takmayacağım saate verilen paraya da acıyorum ve üzülüyorum.

bu durumlarda her zaman en iyi hediye güzel bir viski. kalitelisinden. eğer alkol içiyorsa düşünebilirsiniz.

lamy ve Scrickss, kişinin kalem sevgisi ve ilgisine göre, basit kalabilir. lamy kötü değil tabi, sadece uygun gitmeyebilir. uçuk öneri olabilir, güncel fiyatları bilmiyorum, mont blanch'ın kalemlerine bakabilirsiniz.
+1
kojonotsuki
(28.12.25)
Lamy ve Kaweco iyidir, tatlıdır ama spor kaçar. Daha klasik bir şey lazım. Scrikss de diplomat için basit kalabilir. Bütçeniz azsa Diplomat, Delta, Dupont veya Cross'tan başlayabilirsiniz. Daha yukarı çıkarım diyorsanız Caran d'Ache yahut Montblanc olabilir.

Bu arada, olay gerçekten kişisel. Mesela çin malı wing sung pompalı dolmakalem (250 tl falan) acayip hoşuma gidiyor benim. Nostaljik değeri var çünkü, Atlas due-matic versatil kalemler gibi... Başkasına hediye alsam ya güler ya hakaret sayar.

Bu arada, bu konunun ordinaryüsü, eski duyuru müdavimlerinden @kahvegibi isimli sözlük yazarı. Kendisine ulaşırsanız nokta atışı tavsiye verebilir zannımca. Instagram kullanıcı adı: writetomeoften
0
yadigar
(28.12.25)
Orta halli dolmakalem olarak düşündüğünüz şey sizin kafanızdaki bütçenin üzerinde olacaktır. Bütçe belirtmediğiniz için nokta atış öneri gelmesi de imkansız.

Yerinizde olsam Pelikan bakardım. Aynı tasarımda çok fazla renk ve fiyat çeşitliliği mevcut. Bütçenize uyan M200/400/600/800/1000 modellerinden birini seçebilirsiniz. Tasarım itibarıyla takım elbiseye çok uygunlardır.
0
10551037
(28.12.25)
sozlukte detayli bir entry girmistim zamaninda eksisozluk.com

butcenizi soylerseniz ona gore bir sey soyleyebilirim. benim kendi kullandigim kalem sailor pro gear. $200 civarinda bulunuyor. tr'de yaygin olmadigi icin guzel bir hediye olur. kesinlikle tavsiye ederim.
+2
antikadimag
(28.12.25)
Çok kişisel olduguna katılıyorum. Bütçeye göre yukarıdaki örneklere çıkılabilir.
Parker 51 olabilir tam klasik.

Deneysel takılıp, yazı yazmayı ve çizim yapmayı seviyorsa kaweco kaligrafi seti ve sailor fuse pen (sailor bu kalemdeki hissiyatı çok kalitesiz ama farklı kalemler de var) gibiler de alternatif olabilir.

En güzeli fiziki bir mağazadan alıp değiştirme fişi de eklemek.
0
jazzabel
(29.12.25)
(3)

artan ram fiyatları / yeni bilgisayar alınır mı

steve rogers
selam macbook air m1 kullanıyorum. ram üretiminde değişim olduğu için önümüzdeki dönemde dünyada fiyat artışı yaşanacak diyenler görüyorum. m1'imden memnunum ama m4 geçsem mi diye düşünüyorum fiyatlar tavan yapmadan? ne dersiniz
selam macbook air m1 kullanıyorum. ram üretiminde değişim olduğu için önümüzdeki dönemde dünyada fiyat artışı yaşanacak diyenler görüyorum. m1'imden memnunum ama m4 geçsem mi diye düşünüyorum fiyatlar tavan yapmadan? ne dersiniz
0
steve rogers
(26.12.25)
ram uretimindeki degisim nedir? merak ettim.

benim bildigim llm, ai computing icin cok fazla memory'e ihtiyac duyuluyor ve bu nedenle fundingin de su gibi akmasi sebebiyle arzin buyuk kismi bu computing merkezlerine sunuluyor. dolayisiyla ram fiyatlari artiyor. su anda artti zaten, ileride daha da artabilir.
0
antikadimag
(26.12.25)
ai computing mevzusunu söylemek istemiştim @antikadimag
0
🌸steve rogers
(26.12.25)
Bence bilgisayarını satışa koy, satılırsa M4 al, satılmazsa böyle devam et.
0
michael_knight
(26.12.25)
(13)

Tek bir şeyler yapıyor musunuz

arbre
Tek alışveriş çok seviyorum ama sinenaya gitmek istiyorum. Lisede gitmiştim. Şu an tek gitmeye çekiniyorum. Gidilir mi, gideyim mi? Avatar 3.
Tek alışveriş çok seviyorum ama sinenaya gitmek istiyorum. Lisede gitmiştim. Şu an tek gitmeye çekiniyorum. Gidilir mi, gideyim mi? Avatar 3.
-9
arbre
(26.12.25)
gidilir tabii ki. ben hep gidiyorum sinemaya.
0
art cat chocolate
(26.12.25)
Gidilir tabii ki, neden gidilmesin? Hatta arttırayım bence herkesin kendi başına bir şeyler yapmaktan zevk alıyor olması gerekir. Sinemaya da gidilir, kahve de içilir, tatile de gidilir.
+3
fraise
(26.12.25)
fraise, tek tatil yaptım, çok keyif aldım, sinema biraz geriyor.
-7
🌸arbre
(26.12.25)
Gidilmez mi ya, çok da güzel olur.
0
kobuzchu kiz
(26.12.25)
geçenlerde tek başıma pikniğe gittim küçük bir çanta yapıp. Göl kenarında flamingoları izledim. Normancı postumu kayalıklara serip uzanıp gökyüzünü izledim. yarım kalan kitabımı okudum. hava soğuyunca çantamdan vodka kokteylimi çıkarıp yudumlayarak, üşüye üşüye yürüdüm. merak ettiğim tek perde bir oyun vardı, hiç kimseyi aramadan, organize etmeden, uğraşmadan, tak diye bilet alıp göl kıyısından tiyatro salonuna bağladım akşamımı. yalnız kalabilmek güzel.
+1
loch ness
(26.12.25)
ben tek başıma bir şeyler yapmayı seviyorum ama kendime ayıracak pek vaktim olmadığından ve üşendiğimden yapamıyorum, bence tek başına bir şeyler yapmalı insan. o nedenle git diyenler +1
0
Sadece soruyorum
(26.12.25)
Sinema, tiyatro, konser, yemek, müze/sergi, tatil, alışveriş... her türlü aktiviteyi yalnız yapmayı severim.
0
mutekebbir
(26.12.25)
Yapılıyor ama belli bir müddet sonra insan yanında birini aramaya başlıyor çünkü aynı aktiviteyi arkadaşıyla sevgilisiyle yapanlara denk gelip ne yapıyorum ben hissine kapılıyorsun.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
o dediklerini ben hep tek yapıyorum. en son lisede biriyle sinemaya gitmiştim.
0
hold the door
(26.12.25)
sinema sosyal bir aktivite degil ki. gidip oturup film izliyorsun. ben cok tek gidiyorum uyeligim oldugu icin. biriyle gitmenin tek avantaji sonrasinda filmi tartisabilmek. ama olmazsa olmaz da degil.
0
antikadimag
(26.12.25)
Sinemaya da tiyatroya da alışverişe de tek gitmeyi daha çok severim.
0
suicides underground
(26.12.25)
Sinemasından başla, yurtdışı gezileri, tatile gitmesi, yemesi içmesini yüzde 93'ü tek yapılyorum.
0
put it in your appropriate place
(26.12.25)
Sinemaya toplu gitmek zaten çok saçma, çift olarak ehh hadi neyse ama liseli aşık modu açmayacaksan çift olarak da yapılacak daha iyi aktiviteler var. Sinema salonuna gidip film izlemek artık 3-5 senede bir yaptığım bir olay ama gideceksem tek giderim herhalde. Filmi sessiz izlemek gereken bir yerde yanında biri var mı yok mu ne önemi var?
0
nundu
(27.12.25)
(8)

toprak mulkiyeti neden var? olmasa ne olur?

antikadimag
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah. ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah.

ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi mantiga uymuyor. bunu kimse uretmedigi icin birinin mulkiyetinde olmasi su an gordugumuz sosyal adaletsizligin en buyuk nedenlerinden biri gibi geliyor.

cunku piyasadaki her sey bir sekilde deger kaybederek tekrar yikima ugruyor. evler, arabalar eskiyor ve yikiliyor. aldigimiz alet edevat entropiye yenik dusuyor. ancak topraga sahip oldugunuz zaman bu hicbir sekilde deger kaybina ugramadan yuzyillarca geliyor.

topragin devlet mulkiyetinde olmasi ne gibi problemler dogurur? hadi madeni bile birinin gidip cikarmasi gerekiyor. bir deger yaratimi var. ama toprak sahipliginin tek dayanagi zamaninda birisinin buralar benim diyip bunu kilic zoruyla mesrulastirabilmis olmasi.

sadece insanoglu tarafindan yaratilan seylerin mulkiyet kapsamina girmesi gerektigi gibi bir dusuncem var. topragin mulkiyet kapsamina girmedigi bir duzende ne gibi problemler olabilir?

(bu sistemde yine evlere sahip olunabilir, ama evin altindaki arazi devletin olacak. eve sahip olunabilir cunku sonucta birisi kaynak harcayarak o evi insa etmek zorunda.)
0
antikadimag
(26.12.25)
Ama yürüttüğün mantık kişi ve kurumları kapsıyor da niye devletleri kapsamıyor. Madem öyle, Devletler de toprağa sahip olamasın, bu vatan benim diyemesin. Sonuçta zamanında kılıçla alınmış olması kabul edilemez ya.
0
Mirket
(26.12.25)
toprağı pasif bir kaynak olarak konumlandırmazsak ve aslında değerini (use value) üzerine işlenen emekten aldığını düşünürsek mülkiyet (ve ifraz gibi araçları) bir bakıma değer arttıran bir teşvik mekanizması oluyor. ben açıkçası toprağın da “üretilen” bir meta olduğunu düşünüyorum; en azından kavramsal olarak. bu yüzden özelleşmesi ya da ifraz yoluyla metalaşması bu ekonomik sistem içinde normal geliyor bana. aktör sayısı arttıkça rekabet ve takas değeri de artıyor. özellikle de sınırlı olduğu için.

bu arada özel mülkiyet osmanlı’ya aslında çok geç gelen bir sistem. internette güzel makaleler var (hatta bir tanesi bu yüzden sınıf bilincinin gelişmediğini söylüyor). bir de seveceğinizi düşündüğüm bu ara okuduğum bir kitap var: alyssa battistoni, free gifts: capitalism and the politics of nature. kapitalizmin doğaya bir kaynak olarak paha biçip biçmediğini tartışıyor.
+2
eileengray
(26.12.25)
Ben de son zamanlarda çok bakıyorum ekonomik fikirlere. Misal toprak vergisi getirmenin ev vergisinden daha iyi olacağını savunanlar var aynı sizin dediğiniz gibi çünkü toprak kullanılmadığı sürece bir işlevi olmuyor. Ve misal Fransa'da endüstriyellesme için devletin topraklari hazırlaması vs çalışması var (ama zor is yani).
Merak edip baktım cin'de misal toprak sahibi olunmuyormus. Bu sebepten heralde devlet istediğini yapabiliyor yani. Sadece üst kullanım hakkı aliniyormus, bu sebepten heralde insanlar çocuklarına aktara aktara gelecek nesilleri zengin ederken toprak sahibi olmayanlarin fakir olması olayı olusmuyordur.
0
logisticsmanager
(26.12.25)
@mirket; dogru, diyemesin. onlari da kapsiyor. nihayetinde butun insanlari ortak paydada bulusturan federatif bir dunya devletini dusunerek yazmistim. burada kastettigim herhangi bir devlet degil, "the devlet".

@eileengray; kitap tavsiyesi icin tesekkurler. toprak elbette uzerine islenen emekten katma deger aliyor. ancak base olarak da korkunc bir degerinin oldugunu kabul etmek gerek. yani hic uretilmeyen bir degeri de var ve benim meselem bu degerin unjustified bir guc asimetrisi yaratmasiyla. toprak uzerinde yapilacak islemler sonucu deger kazanir ve bu degerin karsiligi ozel tesebbuslere verilir. drenaj, arazi tesviyesi gibi seyler yine yapilabilir ve karsiliginda para kazanilabilir (cunku katma deger var) ancak devlet kontrolunde. ayni devletin yol, kopru yaptirmasi gibi.

nihayetinde toprak uzerindeki tasarrufun x kisisinde olmasini justify edemiyorum. paylasilmis bir mulkiyet geregi devletin tasarrufunda olabilir topragin nasil kullanilacagi. yani devlet der ki, su araziye iskan verecegim. bunun icin arazi isleri, bina insaati gibi gerekler var ve bunlari yapan sirketlere odeme yapacagim.

mevcut sistemde tesvik yarattigina katiliyorum. ancak bunun ne kadar hayati oldugunu kestiremiyorum. bir tarafa bu tesvigi, diger tarafa yarattigi guc asimetrisini koydugum zaman bence problem tarafi agir basiyor. sonucta toprak ifrazi tesvigi olmasa da, serbest piyasanin tesvikleri hala gecerli. bu ekstra tesvigi torpuleyerek karsiliginda muazzam bir guc asimetrisini kirmis oluruz gibi geliyor.

@logistics; bu konuyu baska bir tanjanta goturecek ama onlarda da guc simetrisi toprak mulkiyeti degil parti uyeligi ekseninde oluyor, hatta cok daha kisitli bir kesimde guc toplandigi icin daha buyuk problemler yaratiyor. kapitalizm en azindan bu gucu daha genis bir sinifa yayiyor ve sistem isledigi surece sinif gecislerine acik kapi birakiyor. sanirim benim derdim ayni chomsky'nin dedigi gibi politik veya ekonomik butun guc asimetrilerinin justify edilmesi gerektigi yonunde. bu yapilmadigi noktada somuru olusuyor.
0
🌸antikadimag
(26.12.25)
toprak mülkiyeti devletteyse monarşi, hiç kimsedeyse anarşi olur. evrensel bir devlet de "imperial"dir, o da olmasın zaten. kötü bir hayal. :(
0
klassno
(26.12.25)
bütün araziler devletin olsa iyice zıvanadan çıkıp en güzel konumları kendi projelerine yandaşlarına paslarlar sanki. bu da önemli bir eşitsizlik riski. insanların ailesinden kalan toprakları kendi insiyatifi ile değerlendirmesi serbest piyasa ekonomisi içinde daha sağlıklı geliyor bana. isteyen eker, isteyen satar, isteyen ev diker, isteyen boş tutar vs.

güç asimetrisi tarafında da bana bu konu biraz sanki toplumu en altta eşitlemeye çalışmaya zorlamak gibi geliyor. egzajere ederek söylersem toplumu fakirlikte eşitlemek gibi. bazı insanlar da dedelerinden kalan araziyi doğru değerlendirip zenginleşebilir. sadece şanslı oldukları için belki evet ama bunda problem görmüyorum ben. bu serbest piyasanın da işleyişine katkı sunar. çünkü gelir bireylere akar, birey bir şekilde istihdama döndürecek şekilde değerlendirir. az veya çok.

not: köydeki fındık bahçesinden başka bir arazi kalmıyor aileden :)
0
awlmi
(26.12.25)
devletin [D]evlet olması da bir güç asimetrisi yaratmaz mı? bunun sonu leviathan olur. devletin bu kadar otorite ve güç sahibi olması her zaman halkın iyiliğini ve çıkarını garantilemiyor.
devonandexeterinstitution.org

belki gerçekten de @awlmi'nin de bahsettiği gibi "miras" kavramı üzerinden düşünmek gerekir. yine osmanlı örneği vereceğim ama mülkiyet kavramı yokken askeri zumre mensuplarının mirasının büyük bir bölümü devlete dönüyordu. bir bakıma devletin bu üst sınıfı dengeleme mekanizması olarak okunabilir. gerçi bunu da bypass etme yolu bulundu. bu üst sınıfın mirasının bir alt soya aktarılabilmesi için vakıflar kuruldu. böylece miras bu şahısların (ve çocuklarının) vakıflarına geçiyordu ve devlete dönmüyordu. vakıflar böyle böyle önemli bir aktör haline geldi. sırf philanthropic değil yani.
0
eileengray
(26.12.25)
@eileengray; evet maalesef hatta daha kotu bir asimetri yaratiyor. sosyalist devletlerin islememe sebebi de bu bence. parti/devlet o kadar gucleniyor ki, geri kalanlar uzerinde korkunc bir tahakkum kuruyor. kapitalizmde sinif esitsizliginden ve elitlerden sikayet ediyoruz ama bunlar en azindan daha dispersed bir sinif, konsantre degil. partide hepi topu ayni toplanti odasina sigacak 10-20 kiside korkunc bir guc toplaniyor. bkz akp. erdogan, stalin, hitler, putin ekiplerinin kurdugu sistemler.

bu noktada guc asimetrisini kirmada kapitalist ve demokratik sistemler monarsiye, sosyalizme gore net daha iyi. ancak hala ideal degiller ve bircok problem var. bir sonraki asama ne olmaliyi dusunuyorum cunku bu sistem de islemiyor. sistemde ilerleme var, kole gibi calistirilmiyoruz, topraga bagli degiliz. ama hala finansal bir can pazari yasiyoruz. yarinlarimizdan endise duyuyoruz. bilirsin amerika'da yuzbinlerce dolar kazanan insanlar bile can havliyle yasiyor. cunku akarken kesesini doldurup yarin huzura kavusacagi, zamanini satmak zorunda olmayacagi bir noktaya ulasmaya calisiyor.

halbuki insan akliyla ve ahlakiyla bundan cok daha guzel ve duzenli bir sistem kurabilir. ancak ozgurluk sosuyla bize gucu gucu yetene sistemi dayatiliyor. bu guc artik kilicla degil, banka hesaplariyla, tapu senetleriyle olusturuldugu icin ortacaga gore daha civiliz, daha az kan goruyoruz. ama hala en onemli sermaye olan insan aklini ve yaraticiligini carcur ediyoruz gibime geliyor. neyse.
+1
🌸antikadimag
(26.12.25)
(25)

eski sevgiliye verilen borç

Ecesb
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsa
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsak bi ödeme planım hakkında yazardım. en son ayrılırken ne olursa olsun umrumda degil yazma bana hibçir şey demiştim acaba ondan dolayı mı yzmıyor? ama gönül işlerinin ayrı para işlerinin ayrı oldugunh bilmesi lazım degil mi? ne zaman ve nasıl bir dilde ona yazmalıyım? aslında ilk onun yzmaısnı bekliyorum her ne kadar borc veren ben de olsam bogazına yapısmıs gibi hissetmek istemem. kendisi esnaf. ben beyaz yakayım. 1 yıldır sevgiliydik. cinsiyetim kadın onun erkek. bir erkege bu konuda nasıl yaklasmalıyım? onu düsman görmüyorum sadece anlasamadıgımız icin ayrıldık. tekrar iletisim o kadar kurmak istemiyorum ki :(
0
Ecesb
(25.12.25)
Yarısını alırsan şükret. Geçmiş olsun
+4
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
O paraya çok ihtiyacınız var mı? Geri alamayabilirsiniz de…
0
tan vakti
(25.12.25)
Resmi bir şekilde ara. Acil paraya ihtiyacının olduğunu söyle. İki hafta içinde ödemesini iste. Sakın ne zaman ödeyebilirsin deme.
+1
rodeocu
(25.12.25)
hangimiz sana gerçeği söylesek bilemiyorum ya...o parayı alma ihtimalin %5 falan...

sorduğunda çirkinleşmesi yüksek bir ihtimal. ya da tatlı tatlı en kısa zamanda deyip seni sadece oyalaması. çevremde o kadar çok örneği var ki erkeğe kredi çeken, borç veren kadınların paralarını eski erkek arkadaşlarından geri alamamaları hikayesinin. umarım senin hikayen farklı biter.

bence bir mesajla yokladıktan sonra tersleşirse avukatla görüş mutlaka.
+4
Phoebe
(25.12.25)
bence soğuk su iç. borcunu ödeyen hiç bir esnaf görmedim. hele eski sevgilisine hiç ödemez. soğuk suya alternatif olarak esra erola çıkabilirsin. o program bu vakalarla dolu.
+2
abelardo
(25.12.25)
Ortak arkadaş varsa onunla konuş bu durumu.
0
pembediken
(26.12.25)
borcunun bir belgesi var mi?

yoksa odeyecek adam zaten sana yazardi. 15 bin dolar oyle unutulacak bir borc degil.
+4
antikadimag
(26.12.25)
Mesajla iletişim kurun.
Borcun belgesi yoksa en azından borcu olduğunu teyit ettirin.
Ödemeye yanasmazsa ki, öyle duruyor, müge anlı ile tehdit edin.
Kibarlığı ve naifliği bırakın, karşı taraf hiç iyi niyetli gözükmüyor.
*Paranızı da mutlaka geri alın ki, başka kadınları da tokatlamaya kalkmasın.
+7
parka
(26.12.25)
Eski sevgliye borcunu ödeyen esnaf gördüm öncelikle. Parası olmadığı için hemen ödemiyordu, eski sevgili isteyince kredi çekip o günün kurundan ödedi.
Siz hele bi isteyin bakalım nolacak.
0
benim bir gizli bildiğim var
(26.12.25)
esnaf, erkek, eski sevgili.

sirf su 3 keyword bile adamin borcun ustune yatmak icin taklalar atacaginin kaniti. sen de hala yok karakteri yok arama dedim acaba ondan mi diye kendini avutuyosun.

cok minnossun. cevremdeki 100 erkegin basina boyle bisey gelsin en az 95'i o borcu odememek taklalar atar.
+2
buenosdias
(26.12.25)
Alt tarafı 650 bin tl. Çok lazım değilse unut gitsin, kim kime vermiyor ki onu sonuçta.
-12
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
Demin geri alamayabilirsiniz demiştim ama elinizden geleni yapmak lazım tabii. Avukata danışın sizi o yönlendirsin en iyisi. eğer parayı elden vermediyseniz banka hesabına gönderdiyseniz bu delil bazında avantaj. Bence akıllıca bir mesajla adama “şu tarihte bankadan yolladığım borcu ne zaman geri vereceksin” diye sormak lazım. Adam “ne borcu” falan derse iş sıkıntılı. Ama “vericem işte işler sıkışık” falan derse iş biraz pazarlık ve takibe kalıyor. Başta yazacaktım aslında ama sizi üzmemek için yazmadım ama birisi yazmış: bazı adamların sırf kadınlardan para kopartmak için ilişkiye girdikleri de bilinen bir gerçek ve nitelikli dolandırıcılık türü. Dikkatli olmak lazım.
0
tan vakti
(26.12.25)
kendisi mi istedi bu parayı, sizde olduğunu nereden biliyordu? 1 yıllık sevgili hikayesi öyle uzun bir süre hiç değil, ne ara konu açıldı ve borç verilip alındı; bu önemli doneler verir.
+1
deartheodosia
(26.12.25)
Az para değil bence siz sormalısınız. Ödeyecek olsa ayrıldıktan sonra 3 ay beklemezdi diye düşünüyorum
+1
aligunal
(26.12.25)
Sms ile iletişim geçin derim, bir de 650 bin tlnin para olmadığını söyleyen arkadaşlar için ciddi meblağ nedir merak ettim samimiyetle, laf sokma falan değil.
0
kumandanim
(26.12.25)
bildiğim kadarıyla bankadan gönderirken borç yazmadıysanız bankadan göndermiş olmanızın bir anlamı yok. böyle borç diye para alıp, kredi çektirip ödemeyen erkeklerin hikayeleri o kadar yaygın ki ama maalesef kadınlar utandığı için söyleyemiyor.

ortak arkadaş, aileye vb. bilgi vermek kışkırtabilir, hiç beklemediğiniz çirkinliklerle karşılaşabilirsiniz. ayrıca böyle olaylarda aileler, arkadaşlar da çoğunlukla haberdar oluyorlar yaptığından. ilk etapta kararlı bir tavırla sınır çizerek sorup karşı tarafın tavrına göre de en kısa zamanda bir avukatla görüşün.

düşündükçe kuruldum ya, lütfen peşine düşün emeğinizin ve buraya da gelişmeleri yazın. güzel haberlerinizi bekliyoruz.
0
Phoebe
(26.12.25)
Çok zor bir durum. Geçmiş olsun şimdiden.
0
gabe h coud
(26.12.25)
"ne olursa olsun yazma bana" dediğin için, bir kenarda "borcum da vardı, nasıl ödeyeceğim, tüh bak yazma bana demişti" diye düşüncelere dalacağını hiç zannetmiyorum.

bu kadar düşünceli bir insan, yazmasına gerek olmadan, gerekirse tek seferde,, gerekirse kredi çekerek, imkan yoksa en kötü ihtimal parça parça gönderirdi o parayı. 3 ay içinde mutlaka bir hareket görürdün yani. kesinlikle üzerine yatmayı planlıyor. tedbirini almanı ve daha fazla gecikmemeni tavsiye ederim.
+3
loch ness
(26.12.25)
direkt arayın ve parayı isteyin. üzerine de baskı kurun. o rahatsız olmalı bu durumdan siz degil. duyguları bir kenara bırakıp alacaklı gibi davranacaksınız.
+1
koela
(26.12.25)
iletişime kesinlikle geçin ve arayı fazla açmayın, arayı açtıkça üzerine yatma ihtimali çok yüksek. parayı alma ihtimaliniz çok düşük ama net ve kararlı bir şekilde konuşun insiyatifi ona bırakmayın 'ne durumdasın, ne zaman verebilirsin' derseniz o para uçar. Etrafınızda çekindiği birisi varsa mesela annem, babam, abim yada ortak arkadaşınız ama saygı duyulan bir tip bunlar öğrendi borç verdiğimi sıkıntıya düştüm bir an önce kapatalım bu konuyu beni darlıyorlar, sana ulaşmadan bu konu kapatalım gibi bir konuşma yapabilirsiniz, bu duruma düşmek istemeyip rezil olmama adına ödeyebilir borcu.
Geçmiş olsun umarım alabilirsiniz, bir daha da 1 senelik sevgiliyle bu kadar para muhabbetine girmemeniz için ders olur sizin içinde.
+2
IcedFlames
(26.12.25)
Karakteri buna müsait değil demişsin de doğru düzgün bir erkek zaten sağlık vs dışında sevgilisinden böyle bir borç almazdı, karakteri muhtemelen müsait yani gayet.

Sen sormazsan ödemez. mutlaka mesaj yoluyla sor, ödemezse takip başlatırsın artık.
+1
dfn4
(26.12.25)
parayı geri alma ihtimalin %5. iyi bir avukat bulur ve biraz hazırlıksız yakalarsan %90.
karakteri buna müsait olmayan adam çoktan bir aracıyla, banka yoluyla vs. eline geçtikte borcunu azaltırdı.
0
orpheus
(26.12.25)
2025 yılının sonlarına geldiğimiz bu zamanlarda ne kadar toplumsal cinsiyet rollerini yıktığımızı iddia etsek de, artık ilişkilerde eşitliği gözetsek de kültürümüze kodlanmış bazı şeyler hala hayatımızda yer etmeye devam ediyor.
ortalama bir türk erkeği 1 yıllık sevgilisinden kolay kolay hemen vermemek üzere bir borç falan almaz, alıyorsa da hayat memat meselesi söz konusudur.
ortalama bir insanın tüh ben geçen sene 650.000 lira borç almıştım ama bana bir şey yazma dediğinden dolayı gönderemiyorum demeyeceğini biliyoruz.

miktar ciddi, bir sene önce verildiği gerçeğini de göz önünde bulundurursak 1 milyona yakın bir borç söz konusu. eldeki tüm kanıtlar toplanmalı ve bir avukat danışmanlığında süreç başlatılmalı derim.
0
denizgonen
(26.12.25)
Naptın sen ya :(
0
yenibirgüzelnick
(26.12.25)
beraber olmaya devam etseydiniz bu borç ne zaman geri ödenecekti?
bence uygun ve resmi bir dille hatırlatmanız iyi olur. üstüne yatacağını düşünmesem de hatırlatmanız gerektiğini düşünüyorum.
0
biseysorcaktim
(26.12.25)
(5)

futbolda bir harekete faul verilebilmesi için

kibritsuyu
faul yapılan oyuncunun illa yere düşmesi mi gerekiyor? yani kusurlu bir hareket yapıldı, fakat oyuncu yere düşmedi. haraket kusurlu sayılmıyor mu? hareket kusurlu olsa da, oyuncu düşmeyince faul verilmiyor mu, verilmemesi mi gerekiyor?yani faul için kriter oyuncunun yere düşmesi midir?
faul yapılan oyuncunun illa yere düşmesi mi gerekiyor?

yani kusurlu bir hareket yapıldı, fakat oyuncu yere düşmedi. haraket kusurlu sayılmıyor mu? hareket kusurlu olsa da, oyuncu düşmeyince faul verilmiyor mu, verilmemesi mi gerekiyor?

yani faul için kriter oyuncunun yere düşmesi midir?
0
kibritsuyu
(24.12.25)
Yere düşmemişse oyuna devam ediyorsa avantaja bırakır sonra kart mart bi şeyler varsa gösterir ama diyelim futbolcunun arkasından koşarken ensesine şaplak attı oyuncu yere düşmedi ama durdu ne oldu vs falan dedi hakem faul verir tabii ki niye düşmedin demez, düşmek şart değil.
+1
kizil karga
(24.12.25)
dünkü maçta fenerbahçe'nin kazandığı penaltı pozisyonunda bazı farklı takımlı arkadaşlar diyor ki formasından çekilen adam geriye doğru düşer, burada ileri doğru kendini atıyor ki var görsün.

yani formasından çekildiği için düşmese veya kimilerinin ifade ettiği üzere kendini atmasa, formasından çekilmesi kusurlu hareket, yani penaltı olmayacak mıydı? tut ki kendini yere atmış olsun. orada penaltı verilmesinin sebebi kendini yere atması mı, formasından çekilmesi mi?

neticede "formasından çekilen adam öyle düşmez, kendini attı penaltı aldırdı" denebilir mi buna?

kendini yere atmasa da düşmediği için formasından çekilmesi olayını ne hakem görse, ne var görse, bu hakem hatası olmayacak mıydı?
0
🌸kibritsuyu
(24.12.25)
hayir ama genelde bir sekilde hareketi engellemesi gerekiyor. yani oyuncu dusmese bile tokezlerse, yavaslarsa avantajin kaybedilip kaybedilmedigine bakilir. avantaj devam ediyorsa faul olmaz. ancak hareket cok problemliyse hakem pozisyon bitince kart gosterebilir.
+1
antikadimag
(24.12.25)
Abi dünkü pozisyonda formasını çekip öyle kalmıyor ki hareketlenen adamın formasını çekip sonra bırakıyor, bu pozisyonda geriye nasıl düşecek zaten adam ileri gitmek istiyor tabii ki öne doğru düşecek, sırf bununla ilgili en az 2 tane fizik kuralı var eylemsizlik olsun etki-tepki olsun, adam ileri gitmek istiyor sen çekip bırakıyorsun, öne düşer, mesela son lig maçında aynısını Fenerbahçe yapmıştı hakem penaltı vermemişti, o pozisyon da penaltıydı mesela, "penaltı aldırma" bence böyle olmaz ama neticede adamı formasından çekiyor, düşmese bile pozisyon penaltı zaten adamın avantajını bozuyorsun gol atmasını engellemeye çalışıyorsun.
+4
kizil karga
(24.12.25)
rakip oyuncu parmaklarsan bu da fauldür. bazen kafa atarsın adam düşmez bu da faul.
+1
mikahakkinen
(24.12.25)
(3)

Moment ne zaman tork oldu?

yadigar
Biz lisedeyken (90’lar) fizik dersinde, kuvvetin döndürücü etkisini “moment” olarak işlemiştik. Öss kitaplarında da konu “denge-moment” olarak geçiyordu. Şimdi 11. Sınıf kitabına baktım (11. Sınıf fizik) moment yok. Aynı konuyu “tork” diye öğretiyorlar. İngilizce mühendislik okudum, biliyorum konunu
Biz lisedeyken (90’lar) fizik dersinde, kuvvetin döndürücü etkisini “moment” olarak işlemiştik. Öss kitaplarında da konu “denge-moment” olarak geçiyordu.

Şimdi 11. Sınıf kitabına baktım (11. Sınıf fizik) moment yok. Aynı konuyu “tork” diye öğretiyorlar. İngilizce mühendislik okudum, biliyorum konunun ingilizcesinin “torque and equilibrium” olduğunu, ikisinin aynı şey olduğunu. Sadece, hangi yıldan beridir lise müfredatında isminin “moment” değil de “tork” olarak öğretildiğini soruyorum.
+2
yadigar
(24.12.25)
Liseyi 2011'de bitirdim. Moment lise 2 konusuydu. Tork kullanılmıyordu. Bu yıldan sonra olabilir. Yakın zamanda büyük müfredat değişikliği olmuştu.
0
arbre
(24.12.25)
hesabi ayni. statik sistemlerde moment, dinamik sistemlerde tork denir.
0
antikadimag
(24.12.25)
Liseye 2010'da başladım. Ortaokulda tübitak fizik olimpiyatlarına hazırlanıyordum. Orada görürken müfredatta adı moment'ti, biz liseye geçince tork olmuştu ama daha yeni geçiş dönemiydi herhalde çünkü hocalar da genelde moment demeye devam ediyordu. Yani tahminimce 2010-2011 arası değişti diye düşünüyorum.

Gemini'a sordum şimdi;

"Türk lise fizik müfredatında "Moment" isminin "Tork" olarak değiştirilmesi, 2007 yılında hazırlanan ve kademeli olarak uygulamaya konulan Ortaöğretim Fizik Dersi Öğretim Programı ile gerçekleşmiştir.

Bu değişim süreci ve detayları şöyledir:

Değişimin Başlangıcı (2007 Müfredatı): 2007 yılında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayınlanan yeni fizik müfredatında, kuvvetin döndürme etkisi için kullanılan "Moment" terimi yerine uluslararası terminolojiye uyum sağlamak amacıyla "Tork" ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bu geçiş döneminde ve sonraki birkaç yıl boyunca ders kitaplarında ve sorularda "Tork (Kuvvet Momenti)" şeklinde parantez içinde eski ismiyle birlikte kullanımı yaygın olmuştur.

Tam Yerleşme (2013 ve Sonrası): 2013 ve 2017 yıllarında yapılan müfredat güncellemeleriyle birlikte "Tork" kullanımı standart hale gelmiş ve "Moment" ismi büyük ölçüde terk edilmiştir. Günümüzde 11. Sınıf "Kuvvet ve Hareket" ünitesi altında "Tork ve Denge" başlığıyla işlenmektedir.

Uygulama Tarihi: 2007'de yayınlanan program kademeli olarak uygulandığı için, 11. sınıf konusuna denk gelen bu değişikliğin sınıflarda ve üniversite sınavlarında (o zamanki adıyla ÖSS/LYS) tam olarak karşılık bulması 2010-2011 yıllarını bulmuştur.

Özetle; resmi olarak 2007 müfredatı ile literatüre girmiş, 2010'lu yılların başından itibaren de "Moment" kelimesinin yerini tamamen "Tork" almıştır."

böyle bir cevap verdi
0
nundu
(24.12.25)
(7)

Kol saatinde bu kadar gecikme normal mi?

koskoca kirpi
Merhaba, babama yıl başı hediyesi olarak laf arasında görünüşünü beğendiğini söylediği Casio EFK-100D model saatten alacaktım. Fakat bugün sipariş verirken açıklamasında şöyle bir şey gördüm. Görseli açamayan için özetliyim; "Günde en fazla 35 saniye geri ve 45 saniye ileri gidebilen hassas zaman öl
Merhaba, babama yıl başı hediyesi olarak laf arasında görünüşünü beğendiğini söylediği Casio EFK-100D model saatten alacaktım. Fakat bugün sipariş verirken açıklamasında şöyle bir şey gördüm. Görseli açamayan için özetliyim; "Günde en fazla 35 saniye geri ve 45 saniye ileri gidebilen hassas zaman ölçümüyle güvenilir performans sunar." yazıyor. Bu çok fazla değil mi, fiyatı 18k olan bir saatin günde yarım dakika geri kalması normal mi? Yoksa bu kanunen başımız ağrımasın zaruri açıklaması mı anlamadım.

hizliresim.com
0
koskoca kirpi
(23.12.25)
yuh fazlaymış gerçekten. isviçre mekanik saatler cosc sertifikalı satılır ve onlarda +6/-4 saniye normal kabul edilir. anladığım bir model değil bu ama gerçekten çok fark var.
0
awlmi
(23.12.25)
18 bin lira mekanik otomatik saatler icin yuksek bir fiyat degil. Ilave olarak Casio da mekanik saatleriyle unlu bir marka degil hatta ilk mekanik saatleri. Quartz/pilli saatler accuracy acisindan cok cok cok daha iyi ve ucuzlar.

Ornegin seiko presage’nin benzer fiyattaki bir modeli de ayni accuracy’i sunuyor. Garip bir sey yok.
-1
ghilleinthemist
(23.12.25)
Saatlerin sistemine göre normal midir değil midir, bu konuda bilgim yok. Sadece şunu hayal ediyorum;

Pazartesi sabah 8’de işine gidip saatini ayarlıyorsun… bir sonraki Salı sabahı işe yine 8’de gidiyorsun ve diyorlar ki sana “5 dakika geç kaldın. Bir daha olmasın!”

Bir gün 35 geri diğer gün 45 ileri yapıyorsa belki uzun zaman idare ediyordur ama bu kadar kısa sürede saatini tekrar ayarlamak zorunda kalacaksan bu kabul edilebilir bir şey gibi gelmiyor bana.

Acaba taklit mi satıyorlar?

Edit: bir derdimiz yok, zamanı gösteren ürünün taahhüdünü yorumluyoruz. Senin derdini bilmiyorum. Umarım dermanını bulursun.
+1
lazor
(23.12.25)
Taklitle falan alakasi yok. Casio’nun verdigi accuracy degeri bu. Icinde pil olmayan tamamen mekanik bir cihazin en giris seviyesi versiyonlari icin beklentiniz cok yuksek. Mekanik saatler daha iyi zaman tutmak icin alinan seyler degil. Dert oysa cok daha ucuz quartz saatlerle bu derdi cozebilirsiniz.
-2
ghilleinthemist
(23.12.25)
Sapması çok fazla. Bu saati almazdım. İlla Casio alınacaksa solar yani güneş enerjili saatler en iyisi.
+1
michael harddd
(23.12.25)
tolerans degerlerini yazmislar. muhtemelen o kadar oynamaz. ama 35 sn mekanik saat icin cok.

genelde 3-5 sn oynar. benim omega 2sn sapiyor gunde. ama rolex alip 15 sn gorenler de var. mekanik saat alinacaksa daha duzgun bir sey alinmali.
-1
antikadimag
(23.12.25)
Giriş seviyesi bir mekanik saat için gayet normal. Hatta genel olarak mekanik saat için normal zira mekanik saat sapar.

COSC ve benzeri diğer sertifikaların ölçüm süreçleri laboratuvarda yapılır, hiçbir sertifikasyon günlük kullanım senaryosu dahilinde yapılmaz. Giriş seviye bir ETA/Sellita makine alsanız da buna benzer sapmalarla karşılaşmanız olası. Pek çok Rolex COSC limitleri içinde çalışır, hatta bizzat kullandığım ve çevremde gözlemlediğim Rolex'ler genelde +2 ve -2 saniye aralığında çalışıyor ama arada günde +-15 saniye sapan da olur ve bu durum saatin ayıplı olduğu anlamına gelmiyor İsviçre saatçiliği dikkate alındığında. Kaldı ki saatin dakikliği saatin ömrü boyunca sunabildiği bir şey de değil. Zamanla sapma artıyor genelde. Rolex'de çok daha uzun zaman sonra artar ama yıllar önce kullandığım Tissot daha kısa zaman sonra daha fazla sapmaya başlamıştı.

Özetle dakiklik ve sapmama takıntısı varsa pilli alın geçin, hiç uğraşmayın. Bunu 20 senedir aralıksız mekanik saat kullanan birinin tavsiyesi olarak değerlendirebilirsiniz.
0
10551037
(24.12.25)
(10)

büyük firmaları dolandırma fırsatınız olsa bunu yapar mısınız?

messina123
mesela thy, garanti, a101, turkcell, digitürk. bir şekilde bunları dolandırma fırsatınız oldu. mesela thy'den 10 bine bilet aldınız para ödenmedi ama bileti alabildiniz. veya digitürkün bir açığını buldunuz sezonluk pakede 5 kuruş ödemediniz. veya turkcell 5 senedir size zam yapmayı unutuyor bir şek
mesela thy, garanti, a101, turkcell, digitürk. bir şekilde bunları dolandırma fırsatınız oldu. mesela thy'den 10 bine bilet aldınız para ödenmedi ama bileti alabildiniz. veya digitürkün bir açığını buldunuz sezonluk pakede 5 kuruş ödemediniz. veya turkcell 5 senedir size zam yapmayı unutuyor bir şekilde 50 liraya 50 gb internet paketini kullanıyorsunuz.

ne yaparsınız? bunu devam ettirir misiniz yoksa şirketleri böyle bir durum var şeklinde bilgilendirir misiniz?
-1
messina123
(23.12.25)
thy ve digiturku bilgilendirirdim böyle bir açık var diye.
turkcelli bilgilendirmezdim. zam yapmamak bi açık sayılmaz. bazen tarifeler ucuzlayabiliyor bile çünkü.

ama öğrenciyken yapmıştım böyle bi şey. yemeksepetinden 20 liralık yemeği bedavaya söyleyebiliyordum. hem yemeği söyledim hem de açığı ilettim ama uzun süre düzeltmediler.
+1
jelly bear
(23.12.25)
Yok, günah
+1
arbre
(23.12.25)
hayır yapmam ve firmaya bilgi veririm. insan doğası/psikolojisi erozyona çok açık maalesef. bugün bunu yapıp yakalanmazsa yarın bir bakmış tanımadığı insanları kandırmak çok da zor değilmiş diye düşünecek, biraz daha zaman geçince eşi dostu ütme peşinde olacak, böyle böyle yozlaşma ilerleyecek ve en son aşamada sistemdeki bütün açıkların peşine düşme hırsıyla bir bakmış dark sidea geçmiş, etik, hakkaniyet, vicdan, merhamet ve benzeri değerler kuş olmuş uçmuş ulaşılamaz bir noktaya.
+2
Phoebe
(23.12.25)
Thy ve a101 dolandırmazdım

Thy adında türk var diye
A101 de geliri düşük insanlara hizmet veriyor diye

Kalanlar için de yapardım ama ruhları duymazdı.
Halen bilmediğiniz göz önünde açıkları olan kuruluşlar var.
-5
baldan kaymak
(23.12.25)
fırsatını bulursanız derken şansa karttan falan çekmedi gibi bir durum olursa evet dolandırırım. hiç acımam.
nitelikli şekilde dolandırmam.
+3
plastic_angel
(23.12.25)
Mobil operatör zam yapmayı unutursa gibi bir şey dolandırıcılık değildir. Dolandırıcılık olan şey tanım gereği suçtur, tespit edilirse yargılanırsınız. Kelimeyi yanlış kullanmayalım.
Bazı durumlarda firma zaten sorunu biliyordur ama bakım maliyeti nedeniyle o sorunu gidermeye öncelik veremiyordur. Bu durum tüketiciyi ilgilendirmez.
Ödeme yapılmadığı halde firma tarafında yapıldı görünürse firmayı bilgilendiririm. Sonradan fark edilince ödeme isteyebilir, icra yoluna gidebilir, beklenmedik anda hizmeti iptal edebilir. Hiç gerek yok böyle şeylere. Zaten tutar büyük değilse firma sorumluluğu üstlenir ve ödeme istemez genelde.
Sistemde açık bulmak gibi şeyler duruma göre suç olabilir veya olmayabilir. Kara listeye alınmanıza veya uç durumda hakkınızda suç duyurusu yapılmasına neden olabilir.
+1
mikro patlama
(23.12.25)
Yapmam.
Hırsızlık kimden çalınırsa çalınsın hırsızlıktır benim gözümde.

Bilgi vermekle de uğraşmam, zaten o kadar büyük şirketlere ben öyle bir bilgiyi iletsem de o bilginin gitmesi gereken yere ulaşmayacağını bilirim.
+1
michael_knight
(23.12.25)
gratis yanlışlıkla 2 tane ürün gönderdi. mail attım aradım açan yok. en son şubesine gittim sorumluyla görüştüm. ulaşamıyorum bu ürünün parası bana fazla yattı dedim. biz bile ulaşamıyoruz, hata onlarınsa onlar uğraşsın dedi kendi çalışanı. tekrar mail attım ne geri dönen var ne arayan. bu tarz durumlarda büyük küçük olsun hakkım olmayan bir şeyi almam veya iade ederim.
+1
mikahakkinen
(23.12.25)
Yapmayı çok isterim ama yapamam.
Bazı şeyler insana oturmuyor içim almıyor, illa hemen gidip düzeltiyorum yanlışlığı.
0
mutekebbir
(23.12.25)
aktif olarak dolandirmam ama hata sonucu bir sey olursa hiiic umursamam. thy gibi devlet kurumlari haric.
0
antikadimag
(24.12.25)
(12)

Hayatı güzel yaşamak için kriterleriniz? veya yaşamak istediğiniz hayat

put it in your appropriate place
Hayat güzel be demek için ne olması gerekir sizin için? Kriterler, nelerdir, nedir ve ne değildir size göre? İstediğiniz hayatı biliyor musunuz ve yaşıyor musunuz?Kendim için; yurtdışı gezileri (yurtiçi de olur), farklı deneyimler, kültürel etkinlikler (standup, tiyatro, kitaplar), güzel restoranlar
Hayat güzel be demek için ne olması gerekir sizin için? Kriterler, nelerdir, nedir ve ne değildir size göre? İstediğiniz hayatı biliyor musunuz ve yaşıyor musunuz?

Kendim için; yurtdışı gezileri (yurtiçi de olur), farklı deneyimler, kültürel etkinlikler (standup, tiyatro, kitaplar), güzel restoranlar, bira ile viski tadımı gibi durumlar benim için hayatımı yaşamak oluyor.

Gözüm yükselerde değil. Yurtdışı gezilerinde orta hali basit bir yerde konaklamak yeterli. Gideyim 3-5 gün dolaşıyım geliyim. Bira ile viskide özellikle viski bütçemde giriş seviyesindekilere yetiyor ama bana yeter.

Güzel bir çevrem olsa birde, arada sohbet muhabbet. Arabam yok mesela, olmasına da gerek yok.

Sizde güzel yaşamak kriterleri nelerdir?
0
put it in your appropriate place
(22.12.25)
Bol bol gezmek
Uzun bir tatil
İyi bir yemek
İyi bir şarap
Sevdiğim insanlarla kaliteli bir aktivite
Bolca kitap, bolca resim yapmak
Daha çok sergi gezmek ve konser izlemek
Sabahları iyi bir kahve içmek
Sağlığımın yerinde olması
Kaliteli bir sohbet
-2
suicides underground
(22.12.25)
Güzel soru ama klişeleri aşıp ayrıntılı yazmak zor geliyor. Sağlık ve para. Kalan her şey nasip. Onlarca şehri tek gezersin, çok keyif alırsın ama bir sevgilinle geçirdiğin güzel bir gün ayrı bir şeydir. İnsana hatırlanacak şeyler de gerekiyor. Ya da ne bileyim kendini kültürlü zannedersin ama eğitimin iyi değildir. Yabancı dil bilmeden yaşarsın, tıp mühendislik hukuk eğitimin olmaz, o hayata da iyi demem. Müzik herkes dinler ama çok az insan bir şey çalmayı öğrenir. Çeşitli katmanları var hayatın. İzleyici rolünde olmak da iyi değil. Mesela Ali Koç parası mı yoktu da Fenerbahçe başkanı oldu, en azından elini taşın altına koydu, şampiyon yapamadı ama 2. yaptı. Bu dönemi hatırlar. Hayatı kenardan izlemek yerine içine girmek gerekiyor bazen.
0
arbre
(22.12.25)
Yeterli zamanının olmasıdır. İstediğin şeyi cumartesi pazar ya da resmi tatillerde değil de istediğin anda yapabilmektir bence. Canın deniz kenarında yürümek mi istedi giyinip cikabiliyorsan, ormana gidesin geldiğinde kalkıp gidiyorsan baya iyidir. Yedibucuk beş çalışarak güzel yaşıyorum be denilemez. Ki ben çok güzel hayat yaşıyorum gerçekten istediğim çoğu şeye yetecek param var. Şuan enerji de bulup yapıyorum da ama yorgunum. Oradan oraya sürekli kosturuyorum. Bu sabaha karşı mesela haftasonu gittiğimiz geziden donduk, yedi buçukta işe oturdum. Uyuyup dinlenip uyanıp gordugum yerleri düşünmek bir kaç satır bir şey yazmak isterdim. Ama o an ona vaktım yok. Sonra bir ara yapacagim.

hiç bir istedigimi haftaici mesai saatlerinde yapamıyorum mesela. Saçmalık. Şimdi ben bir çok şeyi yapabiliyor olsam ne olur. Tam olarak anlamlı değil bence.

Canım sıkılıyor.
+5
a perfect lie
(22.12.25)
abd şartlarında yıllık 75 bin dolar kazancın varsa yeterli. daha üstü para yönetme, yatırım stresine giriyor.biz ülkemizde 3,2 milyon yapıyor. ayık 265 bin tl.
istediğim zaman istediğim ülkeye stressizce çıkıp ortalama bir şekilde gezip gelsem benim ekonomime dokunmazsa o zaman istediğim hayatı herhalde yaşarım.
-1
mikahakkinen
(22.12.25)
ABD sartlarinda yillik 75 bin dolara yeter diyen arkadasa ABD'den selamlar. o paraya anca kafaniz suyun ustunde kalir:)
guzel yasamak oncelikle sagligin yerinde olmasi, fiziksel olarak da iyi gorunmek kalan her seyin ucu paraya cikiyor. para mutluluk getirmese bile parasizligin mutsuzluk getirdigi kesin.
0
cairo
(22.12.25)
fiziksel, zihinsel her açıdan sağlık. sevdiklerimin sağlığı. iyi beslenebilmek. iyi, yormayan insanlar, sevdiklerimle çevrili olmak. başımı sokabileceğim, rahatımın yerinde olduğu bir ev. istediğim işi istediğim yerde yapmak. ay sonu kredi kartı ekstresine bakakalmamak.
0
black holes in the sky
(23.12.25)
gecinmek icin zamanini satmak zorunda olmamak. (bende yok)
iyi bir pasaporta sahip olmak. (bende yok)
saglik. (buyuk oranda var)
+1
antikadimag
(23.12.25)
Sağlık, para, zaman.
0
kumandanim
(23.12.25)
Özgürlük. Para. Sağlık. Cinsellik. Şefkat. Sevgi. Yeni tecrübeler. Seyahat.
0
gabe h coud
(23.12.25)
@cairo miktarı ben bulmadım.
www.givingwhatwecan.org
0
mikahakkinen
(23.12.25)
Yaşamak için çalışmak zorunda olmamak.
0
Amaranta ursula
(23.12.25)
yilda 75bin dolar gelirle dunyanin hicbiryerinde sorudaki hayati yasayamazsin, zira daha o paranin vergisini vereceksin, kalan parayla da ay sonunu zor getireceksin.
-1
cooperr
(23.12.25)
(8)

Bu sene yaşadığınız en büyük hayal kırıklığı?

darthvader
Neydi? ondan hiç beklemezdim dediğiniz yada bu durumun olmasına beklemezdim dediğiniz olay/durum/ kişi nedir?
Neydi? ondan hiç beklemezdim dediğiniz yada bu durumun olmasına beklemezdim dediğiniz olay/durum/ kişi nedir?
0
darthvader
(22.12.25)
Trafik kazası yaşadık. Eşim yaralandı yeni yeni toparlanıyoruz.

Keşke olmasaydı.
0
drako
(22.12.25)
Kedim öldü, çok üzgünüm.
Yaşadığım güzel şeyleri bile sıfırladı bu durum. Hep umut ettim iyileşecek diye ama olmadı.
+1
rock n roll
(22.12.25)
Babam bana bıraktığı tarlanın bir ucundan kırpıp abime vermiş, sonra da pişman olup abime demiş ki sen onu va'ya devret. Önce hallederiz dedim 1 yıl kadar önemsemedim, sonra aradım abimi halledelim diye.

Düşünürsen konuşuruz anlaşırız gibi birşeyler geveledi (satayım diyor yani, ucuz da birşey, köy tarlası), 2 ay üzerimden atamadım. Bu yılın en sarsıcı olayıdır benim için, sorgulama ve farkındalık sebebidir. En kötü anımız böyle olsun ne diyelim...
0
va
(22.12.25)
yeni iş bulamamak.

umarım bulurum en kısa zamanda.
+2
rain when i die
(22.12.25)
Geçen sene kendime koyduğum hedeflerin bir tanesini bile yapamamak.
+2
mutekebbir
(22.12.25)
a milli basketbol takımının finali kaybetmesi.
0
mikahakkinen
(22.12.25)
ölmemesi..
+4
hakmut
(22.12.25)
tam new york'a tasinmak uzereyken sirkette layoff'larin olmasi butun planlarimi alt ust etti. ofis degistiremedim. 1 gunde the big apple hayallerinden sikmeseler bari'ye sert bir gecis.
0
antikadimag
(23.12.25)
(7)

Polo vs. Clio Esprit Alpine

umutt
Sıfır alınacak, İstanbul içi günlük kullanılacak, yılda max 10 kez uzun yolculuk yapılacak. Eleye eleye bu ikisine düşebildik ama son kararı henüz veremedik. Artık körlükte oluştu, siz hangisini neden tercih ederdiniz?
Sıfır alınacak, İstanbul içi günlük kullanılacak, yılda max 10 kez uzun yolculuk yapılacak. Eleye eleye bu ikisine düşebildik ama son kararı henüz veremedik. Artık körlükte oluştu, siz hangisini neden tercih ederdiniz?
0
umutt
(20.12.25)
Clio çünkü Türkiye'de üretiliyor, türk ekonomisine katkısı var.
Servisi vs her türlü daha ucuz.
Hiçbir derdi vs yok arabanın benim bildiğim.
+1
logisticsmanager
(20.12.25)
ben 2016-2021 arasinda 90bin km kadar polo kullandim. clio da cok kiraladim. bence kalite, konfor olarak polo daha iyi. ufak tefek masraf cikarmisti ama oyle buyuk bir sikintisi olmadi. yine olsa yine polo alirim. hatta uzun yol olmayacak olsa yeni elektrikli id. polo’dan alirdim. turkiye’ye ne zaman gelir bilmiyorum ama.
+1
lemmiwinks
(20.12.25)
clio 5 3 senedir kullanıyorum.
artıları çok seri, parça ucuz, clio 5'te trim sesi çözülmüş, türkiyede al satı en kolay b segment.
eksileri içeri ses alıyor, arka kapı daha 20 binde gacır gucur ötüyor, malzeme kalitesi düşük.
polo malzeme kalitesi ve güvenlik olarak clionun önündedir. polo da tek düşündürecek şey otomatik şanzıman.
öncelik masrafsızlık ve ekonomiyse clio. öncelik sürüş zevki, güvenlik ve kaliteyse polo. eğer ikisi aynı fiyatsa polo ancak arada 200 bin fark varsa clio.
+1
mikahakkinen
(20.12.25)
10 uzun yol az değil yav. clio uzun yolda yorar epey. polo da farklı değil. o da yorar.

ikisi arasında polo az bişey daha konforlu. ama artık üretimi bitiyor.

clio bakımı daha ucuz, parçası daha ucuz. ustası bol. ikisi arası clio.

ama uzun yol bu kadar olacaksa sedan daha iyi olabilir.
+1
gurur
(21.12.25)
gurur +1.

yilda 10 uzun yol ciddi bir miktar. bu kadar uzun yol yapilacaksa bu siniftan bir arac cok tercih etmem. clio benzeri araclar metropollerde, sehirlerde bir mahalleden digerine gitmek icin iyidir, ancak uzun yola cok gelmezler. hafiftirler, wheelbase kisadir vs.
0
antikadimag
(21.12.25)
Otomatik vites clio. Piyasada çeyrek altın gibidir.
+1
antihero
(21.12.25)
İkisi de kendi arabam değil ama düzenli olarak 2004 polo ve 2015 clio kullanıyorum, ikisi de benzinli otomatik. Polo daha tok hissettiriyor o kadar yıl farkına rağmen. 2017 Polo kullandım inanılmaz iyiydi. Halen 2017’de çıkan aynı kasa üretiliyor zaten. Yeni kasa Clio kullanmadım ama böyle bir ikilemde tereddütsüz Polo seçerdim.
0
duguit
(21.12.25)
(15)

Ankara'da yaşanası yer?

ansya
Merhaba,Ayrancı taraflarında yaşıyoruz günlük ofis ve kreş için gop tarafına gidip 3-5 km çapında geziyoruz. Fakaaat benim bu çember üstüme üstüme geliyor artık gerçekten araba yoğunluğu, insan yoğunluğu gündelik hayatta yoruyor. Ha arada bir yere gidilir trafik olur kalabalık olur ama bu günlük hay
Merhaba,
Ayrancı taraflarında yaşıyoruz günlük ofis ve kreş için gop tarafına gidip 3-5 km çapında geziyoruz. Fakaaat benim bu çember üstüme üstüme geliyor artık gerçekten araba yoğunluğu, insan yoğunluğu gündelik hayatta yoruyor. Ha arada bir yere gidilir trafik olur kalabalık olur ama bu günlük hayatta cidden yordu. Bir de buralarda sokaklar dar, labirent gibi, tek yön ama sağlı sollu kesintisiz park da var, kaldırım filan hak getire. Benim ful uzaktan çalışma durumum var eşim de zaten normal mesai saatlerini izlemiyor. bir de 4 yaş çocuk var. tamamen sakin yer elbette kalmamıştır ama bir tık daha geniş yollu-kaldırımlı filan nereler vardır? Nerelerden ev bakalım? Ankarayı bu çember dışında cidden bilmiyorum neredeyse. Bi kaldırımdan yürüyeyim arabayla bir yere saat 2de filan normal gidebileyim istiyorum çok mu?

Edit: Incek'te yaşayan var mı? Kapalı bir devre kursak rahat eder miyiz o tarafta?
0
ansya
(19.12.25)
yildiz. hem evden cok uzaklasmamis olursunuz. atakule'nin oldugu yukari ayranci taraflari da olur, daha sakindir.

cayyolu civarinda kaldirimdan yurumek durumu yok.
0
antikadimag
(19.12.25)
şehir merkezi olsun istiyosan belki çayyolu ümitköy. diğer ferah yerler şehre bir tık uzak kalır. bilkent olabilir belki. ama kaldırım isteğin karşılanmaz gibi.

dediğin ferahlık eryamanda vardı güzeldi.
0
jelly bear
(19.12.25)
@antikadimag aslında dotting yapmak istemem ama tam o bahsettiğiniz atakule'nin o taraflardayız :/ ya yıldız da çok karışık geliyor bana ama yıldız'ın yanlış yerlerini mi düşünüyorum acaba?
0
🌸ansya
(19.12.25)
yok ya şehir merkezi olmasına gerek yok insan kalitesi düzgün olsun ferah olsun, eryaman artık öyle değil mi?
0
🌸ansya
(19.12.25)
-seğmenler parkı çevresi
-gaziosmanpaşa
-koru sitesi ve çevresi (çayyolu)
-ümitköy
-beysukent
-bilkent
-zirvekent (yıldız)
-angora evleri

edit: Yazdığım yerlerin insan profili de iyidir. etimesgut, eryaman, çukurambar, mamak gibi yerlere bakmazdım ben olsam.
0
eileengray
(19.12.25)
teşekkürler, angora evleri ya da zirvekent için yeterli refah düzeyinde değiliz ama koru sitesi çevresine bakabilirim. orayı hiç bilmiyorum
0
🌸ansya
(19.12.25)
Bağlıcadan bahsediyorsun resmen. Yeni bağlıca özellikle tam aradığın mahalle.
0
yenibirgüzelnick
(19.12.25)
Doğru olabilir mi bu, lütfen olsun çünkü. hemen bakıyorum şu an
0
🌸ansya
(19.12.25)
birlik mahallesi. yıldız dikmen'i bağlayan köprünün oralar çok güzel ve sakin.
0
summerjam0306
(19.12.25)
koru, arcadium tarafları gerçekten güzel. ileri tarafları daha sakin ama toplu taşıma zorlaşıyor orada ama sanırım çok ihtiyaç duymayacaksınız. ümitköy, çayyolu, koru tarafları olur gibi.
0
black holes in the sky
(19.12.25)
incek çok sessiz orası çok sapa. eryaman daha iyi, memur çok. göksü parkı çevresi güzel.
0
mikahakkinen
(19.12.25)
Ankara'da yaşadığım zamanlarda benim için Bahçelievler'di. Ancak 3.cadde tarafından ziyade Beştepe'ye yakın olan muhit, AOÇ'nin karşı tarafındaki bahçeli evler tam olarak kastettiğim.
0
Amaranta ursula
(19.12.25)
Ne zaman yaşadınız Ankara'da bilmiyorum, ben bu tarafa taşındığımda, 10 yıldan fazlası var, burası da hem sakin hem nezih hem her yere yürüdüğüm bir yerdi. Artık pek öyle değil maalesef..
0
🌸ansya
(19.12.25)
Ben doğma büyüme ayrancı'lıyım. Bir şekilde öyle böyle derken 40 yaşında yine ayrancı ya dönmek kısmet oldu. Ben oldukça seviyorum bence halen yaşanılası yer ayrancıdır. Annem Angora da oturuyor bende 10 küsür sene orada yaşadım. Su an Çayyolu sonradan görme dolu hem trafiği hem de insanı çok kötü durumda. Gölbaşı tarafında kurulan siteler var arkadaşımın annesi elit sitesinde oturuyor mesele uzak demezseniz orasını tavsiye ederim.
0
mirty
(19.12.25)
neden böyle düşündüğünüzü anlayabiliyorum, ama hayatımın biraz farklı bir noktasındayım. fiziksel çevre de biraz üstüme geliyor. teşekkürler tavsiye için.
0
🌸ansya
(20.12.25)
(23)

Yılbaşı ağacı süslemek

alice in potatoland
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız? Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız?
Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
0
alice in potatoland
(18.12.25)
çocukluğum 90'ların sonu ile 2000'lerin başı arası, yılbaşı ağacımız vardı her sene süslerdik.
0
elektr10
(18.12.25)
Çocukluğumda süslerdik. 1995ten beri ailem hala süsler.

Hala da süslüyorum bu sefer kendi evimde eşim ile beraber.
0
drako
(18.12.25)
kendimi bildim bileli. annemler cocukluklarinda süslerlermis. annem ve babam 80'lerin sonunda evlenmisler, cocuklari olmadan da süslüyorlarmis. ben ilk cocugum ve 2 aylik bebeklik halimin yilbasi agacinin altinda fotograflari var.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.12.25)
91liyim, hiç öyle ağaç filan süslemezdik. ama kuruyemiş ve meyve alıp yerdik. hatta dayımlara da giderdik ki dayım imamdır. sonraları siyasal islamın bizim oraları da vurması sebebiyle yılbaşında o güne özel alışveriş yapmak bile haram kılındı :D

eşimin dedesi ise gerçek çam söküp süsletiyormuş evde. bunu duyduğumda çok şaşırdım aslında.
0
elorelia
(18.12.25)
80'lerde suslerdik. Hatta babam eve cam agaci getirirdi, biz de pamuklari kesip kar gibi dizerdik agacin dallarina.
0
sertac akin
(18.12.25)
90lar çocuğuyum, biz de süslerdik. Hatta camlara yapay karla bişiler çizmeme annem ancak benim temizlemem şartıyla izin verirdi, temizlerken çok zor gelir bir daha yapmıycam derdim kendi kendime. Sünnetimde hediye gelen bir ladin vardı(kim niye sünnet hediyesi ladin alır hiçbir fikrim yok), onu süslerdik hep.
Sonra çok büyüyünce dışarı diktik, bir daha eve yapay çam almadık. Lise zamanlarıma denk gelir zaten, sonra evde olmazdım genelde süs işlerini bıraktık.

Kendi evimde yaşadığımdan beri hiç süslemiyorum bir tarafı, çocukluk hevesiydi.
0
Bruce
(18.12.25)
90larda çocuktum. Yılbaşı kutlardık o güne özel etkinlikler yemekler olurdu ama hiç ağaç süslemezdik.

Şu an evimde var ağaç ama benim için bir anlam ifade etmiyor. Denk geldi diye aldık süsledik özel bir anlamı yok.
0
yenibirgüzelnick
(18.12.25)
Eksiduyuru'nun tek koylusu benim sanirim. Cocuklugum 90'lara denk geliyordu. Etrafta agac satildigini gordugumu bile hatirlamiyorum. Herhangi bir susleme yapilmazdi, geri sayim kutlama falan da yoktu. 31 Aralik gecesi TV'de ilginc seyler oldugundan ailecek oturup izliyorduk diye hatirliyorum. Yatirmadilarsa havai fisek falan var mi diye bakiyorduk sanki, ama o da oyle cok yoktu. Sehir Istanbul bu arada. Tabii bir de ertesi sabah gene TV'de cizgi filmlerin yilbasi ozel bolumleri oluyordu, onlara bakardik.

25-26 Aralik tarihlerinin dunyada herhangi bir oneme sahip oldugunu bile bilmiyordum. Cok sonralari ogrendim.
0
mbond
(18.12.25)
İkinci köylü benim sanırım 90 larda çocuktum son 2-3 senedir ağaç vs işleri var o da çocuğa hediye eğlence olsun diye
0
basond
(18.12.25)
90lar çocuğuyum. Bizimkiler ağaç süslerlerdi ama ne zaman başladılar hatırlamıyorum. Ben tek başımayım bana anlamsız geliyor. Ailem bu seneye kadar yapıyordu ama kardeşim uğraştığı için. Şimdi o evlendi kendi evinde yapar ama ailem üşenir diye düşünüyorum. Annem gel bizim eve kur diyordu en son kardeşime :)

Büdüt: Plastik ağaç.
0
peki madem
(18.12.25)
84 doğumluyum, kendimi bildim bileli tüm ailede ağaç ve süs bulunur. Aralık başı açılır, üşenmeye bağlı olarak Ocak sonra - Mayıs aralığında kaldırılır. Hatta hediyeler altına konulur-du. Şimdi ben devam ettiriyorum :)
0
charbiel
(18.12.25)
Dedelerim “sarsol” kutlarmış. (bkz: sersal) Tabii ağaç, santa, çorap, kazak, hediye paketleri vs. yok. Tamamen farklı adetler. Hatta takvim de farklı. Ocak ortası/sonu gibi. Zemheri’nin 20’sinde de yüzük oyunu oynarlarmış mesela. Toplanıp kömbe yenirmiş.

Ailemde 31 aralık ve 1 ocak standart günlerden her anlamda farksızdı hep. Ben küçükken hiç yılbaşı kutlanmadı. Bizim evde de kutlanmıyor. Çocuklarım da kutlamıyor. Kutladığımız farklı günler ve zamanlar var. Yılbaşı bunlar arasında değil. Haliyle, ağaç süslemek bizim için yeni de değil, eski de değil.

Eşimin ailesi süslermiş ağaç. 80’ler başından 90’lara dek. Şu an süslemiyorlar. Yılbaşını özel olarak kutluyorlar mı artık, bilmiyorum. Yılın o diliminde hiç bir araya gelmedik.

Edit: Dünürler ağaç süslemiyorlarmış. Şapka, çerez, tombala, dilli düdük falan varmış…
0
dilemma of subscribtionability
(18.12.25)
annem kendimi bildim bileli süsler.
34 yaşındayım.
0
rain when i die
(18.12.25)
90'larda cocuktum. gorece varlikli bir ailem var. hic suslemedik, fakat yilbasini disarida geciriyorsak gittigimiz yerlerde (restoran, eglence merkezi vs.) olurdu.
0
Sour
(18.12.25)
doğduğum günden beri kurardık. çocukken hatta kapının önüne hediye bırakıp noel baba hediye getirdi de derlerdi. not: 89 doğumluyum
0
tchuck
(18.12.25)
Vay arkadaş. Hep zenginler mi yazmış soruya. Fakirler olarak gizlendik sanırım :D çok fakirdik böyle şeyler yapamıyorduk ne yazık ki :D mandalina falan yiyorduk. Tvde eğlence programlarına bakardık
0
glamdr1ng
(18.12.25)
1982 doğumluyum, yılbaşı ağacı diye bir kavramı hep biliyordum ve bizim evde asla yapılmadı bu. Epey dindar ve muhafazakar bir ailede büyüdüm, 80'lerde 90'larda çok katı bir dindar olan anneannemin etkisiyle bu uygulamanın hıristiyan uygulaması olmasından ve onlara benzememe düşüncesinden dolayı buna asla yanaşılmadı, bizde de hiç merak olmadı.

Sanırım bizde merak oluşmamasının bir sebebi de ailecek görüştüğümüz diğer ailelerde de bu uygulamanın hiç olmamasıydı. Televizyonda görmek bizi etkilemiyordu yani.
-1
muhayyer divan
(19.12.25)
91liyim, ben de kendimi bildim bileli suslerdik, ben ailenin en kucugum, benden once de suslenirmis. genis ailede de olurdu, halamlarda amcamlarda filan, bayaa normal bi durumdu.

biz ama noel’e dikkat ederdik, o yuzden agac 26 aralikta kurulur (katolik noeli sonrasi) ve 5 ocakta kaldirilirdi (ortodoks noeli oncesi). yasadigimiz yerde bu noelleri kutlayan gruplar vardi, biz de muslumanligimiza zeval gelmesin diye bu gunleri atlama ozen gosterirdik.
0
taurina
(19.12.25)
Çocukluğum doksanlar.
Ailede ağaç süsleme geleneği yoktu, bu merak bir bende var büyük ihtimalle bayıldığım Noel temalı filmlerde görüp özenmekle başladı.
Son dört beş yıldır düzenli olarak ağaç kurup süslerim.
0
mutekebbir
(19.12.25)
duyuru sosyal sinifina gore tam ortadan cat diye ikiye ayrilmis :) ben de ben 3 yasindan beri cam agaci susluyorum demek isterdim ama boyle bir gelenegimiz yoktu. 90'larda buyudum.
+2
antikadimag
(19.12.25)
90'larda süsleriyle birlikte plastik bir ağaç alınmıştı. İlkokuldaydım. Bir süre her 31 Aralık'ta çıktı ortaya. Sonra unutuldu gitti.
0
auroraaurora
(19.12.25)
90larda yilbasi agaci icin pedere az yalvarmadik.
en sonunda getirdi, 15cm civari bir cam agaci fidesi modeli bulmus, dalgaci mahmut.
mesaji aldik, bu konu da o sekilde kapanmis oldu.
0
cooperr
(19.12.25)
hiiç süslemezdik etrafımda da ağaç süsleyen filan olmadı. Kendi evime çıkınca da süslemedim, ben estetiğini sevmiyorum da, bilmiyorum. ama çocuğum istediği için bu yıl dünyanın bütün cıngıllı süsleri ışıkları vs olan bir ağacımız var
0
ansya
(19.12.25)
(9)

Taharet mısluğu Avrupa'da neden başaramadı?

kizil karga
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileş
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileşimle taharet musluğuna geçiş yapmadı, mevcut araçlara göre neyi başaramadı da onların yerine geçemedi o dominasyonı kıramadı, Avrupalılar nasıl görüyor taharet musluğunu? Tamam kadınlar için bazı riskleri var ama tek neden bu değildir diye tahmin ediyorum, neden olabilir?
0
kizil karga
(17.12.25)
insanın sürekli g.t deliğini yıkaması bir yerden sonra anal kompexe giriyor bence. sürekli göt yıkamak sorunlu bir hareket. avrupalılarda kıçını elleyip elleyip herkesin eleni sıkmak istemiyor heralde.
-26
mikahakkinen
(17.12.25)
Islak mendil denen bir şey var.
-21
arbre
(17.12.25)
çünkü doğu adeti.
ve avrupa dünyanın en faşist coğrafyası. (zaten faşizmin başkenti ve aslında avrupa dışında faşizmin olduğu bir coğrafta bile yok)

doğudan gelen adet ne olursa olsun asla almazlar, almamakta direnirler. o yüzden asla kullanmayacaklar. mesela taharet musluğu amerikada çılgınlar gibi yayılıyor, çünkü faşist değiller.

bidet vs. avrupanın %90'ında mevcut değil. ingilterede hiç yok, almanyada hiç yok. ama ona rağmen asla taharet musluğu kullanmazlar. çünkü bu doğu adetini asla benimsemek istemezler.

dünyanın en mantıklı icatlarından biri olmasına rağmen.
+4
tchuck
(17.12.25)
Tersten bakarsak daha net anlaşılır. Bizdeki klozete sabitlenmiş klasik taharet musluğu aslında oldukça ilkel bir yöntem. Doğu Asya da bunun spiral hortumlu, duş başlıklı modeli kullanılıyor. Biz bu doğu adetini asla benimsemek istemedik. Açık ara çok daha kullanışlı olmasına rağmen. Biz de doğuyu yok saydığımız için kendi ilkel musluk tipimize sadık kaldık.
-1
mikro patlama
(17.12.25)
Avrupanın ve insanının aslında ne bok olduğunu bu konudaki tercihlerinden anlayabilirsin. Islak mendili savunan da bideti çok avrupai ve modern bulan aşağı yukarı aynı kafa. Avrupaya ait olmadığı için kullanmamak için salak salak argümanlar üretiyorlar. Özellikle bidet tam bir saçmalık. Esas amacı fahişeler için ön cephe temizliği için üretilmiş bidete çok afedersin klozetten kalkıp götlerinde bokla domala domala bidete geçip temizlenmeye çalışıyorlar. Bu konudaki en steril yöntem taharet musluğu.
0
onepointzero
(18.12.25)
Toplumlarin kulturel yapilariyla alakali. Tahareti hadi biz doguluyuz diye almadilar ama her italyan evinde olan bidet’yi de almadilar. İskandinavya’da yasamis bir arkadasim tuvaletlerini dusa girmeden onceye ayarliyorlar demisti ama dogru mudur bilemem. Bence en kullanislisi su an amerika’da yayginlasan el dusu, tekrar banyo yaptiracak olsam ciddi ciddi arastiririm.
0
lallala
(18.12.25)
Avrupa'da eve usta cagirmak falan cok buyuk lukstur. Bina yaslari da cok yuksektir. Yenilik falan akillarindan dahi gecirmezler zengin degillerse.
0
freedonia
(18.12.25)
insanin hijyenle iliskisi kulturel. ayni yemek gibi. adam public tuvalete giriyor, boklu kaldirimlarda yuruyor (abd'de yaygin) ve sonra ayakkabilarini cikarmadan laps diye eve giriyor. sictiktan sonra kicini yikamiyor ve bu onu rahatsiz etmiyor.

batida oturmamis bu. cok da basit bir mevzu. hic bilemedin bir kokteyl parasina amazon'dan $20'a bidet alip takarsin ama yapmiyor.
0
antikadimag
(18.12.25)
Yıllar önce tv'de vitra gibi bir şirketin ceo'su konuşuyordu bu soru sorulduğunda, Avrupa yönetmelikleri nedeniyle taharet musluğu olan klozetleri ihraç edemiyoruz demişti. kanalizasyon sistemi ile içme suyu şebekesinin aynı yerde olmasına izin verilmiyormuş, bir kaçak veya tıkanma durumunda şehir suyuna kanalizasyon karışma ihtimali olduğu için demişti.
0
creepy
(21.12.25)
(4)

Dana döş dedikleri dana kaburga mı oluyor?

dedeminhirkasi
Aynı şey mi?
Aynı şey mi?
0
dedeminhirkasi
(16.12.25)
neira
(17.12.25)
hayir. gogus kismi.
0
antikadimag
(17.12.25)
Biriniz evet demiş, digeri hayır.
Hangisi????
0
🌸dedeminhirkasi
(17.12.25)
aynı şey,

kemikten sıyırırsan döş, sıyırmazsan kaburga oluyor.

kimisi ilk 5 kaburga bölümünden çıkana döş, diğerine kaburga diyor ama bu ayırımın çok bir fark yarattığını düşünmüyorum.
0
bravoteam
(17.12.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.