Giriş
(3)

Saatte en fazla 5 eksi oy kullanabilirsiniz

hold the door
duyuruda eksi vermenin sınırı varmışbu az değil mi?
duyuruda eksi vermenin sınırı varmış

bu az değil mi?
-42
hold the door
(14.01.26)
Değil
-2
mikro patlama
(15.01.26)
sanırım tam bunu farkedebilecek kişiler için konulmuş bir limit.

x kişisinin y kişisine verdiği oy için bir limit olsa daha doğru olur sanırım ama gerçekte uygulama nasıl bilmiyorum.
0
robokot
(15.01.26)
adam olana cok bile
+2
antikadimag
(15.01.26)
(9)

erkek giyim

duyurukullanıcısı
30+ smart casual şeyler bulamıyorum. herşey siyah, gri falan. hepsi birbirinin aynısı. farklı şeyler bulabilmek için gittiğiniz bir yer var mı?
30+ smart casual şeyler bulamıyorum. herşey siyah, gri falan. hepsi birbirinin aynısı. farklı şeyler bulabilmek için gittiğiniz bir yer var mı?
0
duyurukullanıcısı
(14.01.26)
gant, lacoste renkli
0
croswell
(14.01.26)
bu markalar ve standart avm firmaları hep benim bahsettiğim kategoride. sıradan, basit aynı şeyler satılıyor.
0
🌸duyurukullanıcısı
(14.01.26)
nasil bir sey ariyorsunuz, ornek gorsel verebilir misiniz?
0
synesthesia
(14.01.26)
avm firmalarında satılan her şey standart mı? gittiğiniz avmleri değiştirme zamanınız gelmiş.

en basitinden beymen club. rengarenk yeni sezonları olur genelde. farklı tarzda kıyafetler de olur her sezon.

ya da wwf market tarzı internet mağazalarına bakabilirsiniz. kanyonda da fiziki mağazaları var.
0
kojonotsuki
(14.01.26)
beymenclub, vakko vs de bu grubun içerisinde.

beymenclub bildiğin anaokulu üniforması satmaya çalışıyor. herşeye leylek falan koyuyorlar.

hergün zorlu, kanyon'dayım diyebilirim. ofis yan binada çünkü.
0
🌸duyurukullanıcısı
(14.01.26)
@synesthesia
eskilerin massimo dutti'si aslında aradığım şey.
0
🌸duyurukullanıcısı
(14.01.26)
dufy ve avva bu işte bir numaradır.
0
dirildimde geldim
(14.01.26)
cos’ta farklı kesimler oluyor.
0
eileengray
(14.01.26)
giyimde tamamen italyan'a gecis yaptim. napoli'de bir gomlekciye istedigin kumastan, istedigin tarzda olculerine gore gomlek diktirmek beymen'den daha ucuz.

yine pantolon ve ayakkabi da italyadan.
-3
antikadimag
(15.01.26)
(8)

Arabadna anlayanlar, yardım lütfen!

purplee
Herkese merhaba, Aşağıda paylaştığım listede İstanbulda çalışan çocuklu bir anne için hangi araç iyidir, üzmez? NISSAN QASHQAI 1.3 DIG-158 PS SKYPACK - 2023, 104400 kmOPEL MOKKA 1.2 130 HP AT8 GS - 2023, 74427 kmVOLKSWAGEN TIGUAN 1.5 TSI ACT 150 DSG LIFE - 2023, 38095 kmVOLKSWAGEN TIGUAN 1.5 TSI ACT
Herkese merhaba,

Aşağıda paylaştığım listede İstanbulda çalışan çocuklu bir anne için hangi araç iyidir, üzmez?

NISSAN QASHQAI 1.3 DIG-158 PS SKYPACK - 2023, 104400 km
OPEL MOKKA 1.2 130 HP AT8 GS - 2023, 74427 km
VOLKSWAGEN TIGUAN 1.5 TSI ACT 150 DSG LIFE - 2023, 38095 km
VOLKSWAGEN TIGUAN 1.5 TSI ACT 150 DSG R-LINE - 2023, 65454 km


Yorumlarınızı rica ederim, çok teşekkürler
0
purplee
(14.01.26)
Opel mokka'yı direkt eleyin departmanda var bir tane, çok dar ve basık, bagajı da çok küçük.

1.5 TSI'a iyi motor diyorlar, DSG durumunu son zamanlarda takip etmedim ama Life ve R Line arasında çok fark oluyor, Life giriş paketi VW'nin, R Line ise dolu/spor paketi oluyor.

Ben Tucson'a da bakardım bu arada.
0
devorgilla the gunslinger
(14.01.26)
yalnız tiguanlar ile bu diğerleri arasında bayağı bir fiyat farkı olması lazım. bu yüzden kıyas pek doğru değil gibi. bütçe varsa tabiki tiguan
0
gercekdunya
(14.01.26)
tiguan'lardan devam edin.

mokka = corsa f.

şasi numarası başlangıçları bile aynı.

elektronik olarak da mekanik olarak da iyi bir araba değildir.
0
rain when i die
(14.01.26)
Seçenekler bunlarsa en düşük km'li olan VW iyi gibi duruyor. DSG şanzıman her zaman hata verebiliyor ama bilindiği için daha kolay tamir oluyor derler.

alternatif olarak Skoda Kamiq 1.0 düşünebilirsiniz, ben hanıma aldım, gayet memnun.
0
pccopath
(14.01.26)
Bu 4 seçenek var elimde, en uygunu tabiki Mokka.

Tiguan r line en pahalısı, fiyat olarak 2500 Civarı.
Tiguan ise 1900 civarı ve bazı boyalar mevcut araçta. Sol Arka Çamurluk-Boyanmış, Bagaj-Boyanmış, Sol Arka kapı-Boyanmış
0
🌸purplee
(14.01.26)
İlk olarak yanlış bilinen bir şeyi düzeltelim; 2023 Tiguan 1.5 DSG'de DQ381, yani ıslak tip çift kavramalı şanzıman var. "Sorunlu" denen DSG ise DQ200 kuru tip şanzımandır. O yüzden aman DSG alma demek yanlış. DQ381 tip DSG'ler oldukça sağlam.

Tabii fiyatı daha yüksek ama R-Line Tiguan'ın hiç kazası yoksa ben onu tercih ederdim. Diğerinin boyaları önemsiz parçalarda. Ama yine de Türkiye'de satarken bu tip şeylere çok takılıyor insanlar. Kazasız, boyasız aracı satmak her zaman daha kolaydır.
0
himmet dayi
(14.01.26)
Dsg şanzıman konusunda himmet dayi +1
Bütçenin elverdiği oranda Tiguanlardan birisi diyorum.
2020 1.5tsi dsg highline var,2 yıldır sorunsuz biniyorum. 1.5 tsi motor ve ıslak kavrama dsg, şehir içinde gayet yeterli.
0
arenas
(14.01.26)
bunlar arasinda tiguan en iyisi.
0
antikadimag
(15.01.26)
(10)

Dubai'nin olayi ne? Laik kesim Dubai'de ne yapiyor?

tantamount_to_equivalent
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlar
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlari gezerim gene. Asya da olur bak, farkli kultur vs. Zenginleri falan anlarim da sen, ben gibi normal bayagi kisi de gidiyor sanirim bu ulkeye. Gecen bir arkadas topliulugunda fransiz kaldim gene, adamlar Dubai'nin tum bolgelerini biliyordu surdan otel tutacaksin, surda yeni binalar yapiliyor, para olsa ordan ev alicaksin falan diye. Ucuz ucak biletleri falan mi var, oteller mi ucuz ne yapiyor burada bu insanlar, gokdelen, avm gormeye mi gidiyorlar yani? Hayir bir de Suudi Arabistan, BAE en hazetmedigim ulkeler, ne biz onlari severiz ne onlar bizi sever.
+4
tantamount_to_equivalent
(14.01.26)
Kış aylarında deniz turizmine elverişli, kaliteli restoran, bar ve eğlence mekanları olan bir yer. Bir de olayı gösterişli olmak; haliyle Burj Khalifa, Dubai Mall, Ayn Dubai, Burj El Arab vb. derken bir sürü şekilli, paylaşılmalık şey var, vize almak kolay...
+1
salihdt
(14.01.26)
ben de senin gibi düşünüyorum , doğal dokusu ve tarihi yok bence beton görmeye gidilmez . tanıdıklarım büyük alışveriş merkezleri için gidiyorlar . Apple ürünleri , drone gibi şeyler alıyorlar . Makyaj malzemeleri ve giyim için aşırı para harcayıp dönen tanıdığım kızlar var.
+1
devilone
(14.01.26)
Yıllardır dubai'ye gider gelirim
bir abimiz demişti ki dünyanın en büyük kerhanesi ile en büyük kumarhanesi dubai'dir.

Dubai güzel, farklı. Paranız varsa daha da müthiş. Yeme-içme sınırsız muhteşem restaurantlar var. Denizi pek keyifli olmasa da plajları da mevcut, partileri de.

herkesin tatil anlayışı farklı. ABD'ye sık seyahat eden adam da Avrupa'dan haz etmiyor. Bana da sorsanız ilk 5- 6 avrupa şehri müthiş ufuk açıyor ama sonrası aynı...

Avrupa ülkeleri pislikten sokakları gezilmiyor, çantan çalınacak korkusu ile yürünmüyor. Göçmen sorunu inanılmaz boyutta tüm landmark'larda kalabalıkta fotoğraf çekmek bile mümkün değil. Dubai'de gayet kaliteli, tertemiz, sokağa açık şekilde cüzdan bıraksanız bile güvenlik kaygısı olmadan tatil yaparsınız.

Şu soruları sormaktan niye sıkılmıyorsunuz onu da anlamıyorum. Kimisi gider bina bakar kimisi gider avrupa'da parkta oturur. Amsterdam'da high olmak isteyen de vardır, bali'de yoga yapmak isteyen de.
-2
croswell
(14.01.26)
arapların monacosu dubai. oraya zenginleri çekmek için her şeyi yapıyolar. anelka falan oralarda yaşıyor. galiba vergi yok, ultra zenginlerin rahat takılacağı bir yer. tatil gez anlayışı kişiden kişiye değişir. ben size katılıyorum. hiç bir zaman monacoda ilgimi çekmedi. ama çok zengin olsam ben de rahat edeceğim bir lokasyonda takılmak isterim.
laiklikle dubainin pek bir alakası yok. monacoda krallık ona bakarsan.
+2
mikahakkinen
(14.01.26)
10-15 yıl önce ayşe arman anlatmıştı oradaki havayı. bir kere beton falan değil inanılmaz bir sosyal ortam var. aradığın her ortamı bulabilirsin. partiler eğlenceler gece hayatı aşmış durumda. bir benzerini şimdi suudiler yapmaya çalışıyor. özel alan belirleyip alkol bile serbest olacak. düşünün içmeseniz bile üzerinizde alkol yakalatsanız idama kadar yolu var o ülkede. her neyse bir gün ayşe arman bir kafede otururken yabancı biri gelip "benimle sevişir misin" diye sormuş. bizimki de hayır demiş. bu sorunun dubaide gayet normal olduğunu söylüyordu. gerisini siz düşünün işte.
+1
ground
(14.01.26)
Vergileri acik ara cok hafif. Dolayisiyla calisanlara yuksek maas veriyorlar ve hayat standarti orta sinif icin cok iyi. Bu durum beyaz yakanin tuzlukla kosacagi bir cekim yaratiyor. Konunun laiklik ile ya da muhafazakarlikla ilgisi yok.
+1
osssy
(14.01.26)
Hem iş hem tatil hem alışveriş hem de yatırım için yıllardır gidiyorum. 1 kere de formula 1 için gitmiştim. Tatil ve eğlence kısmı yazılmış ama Türkiye'den sonra emlak fiyatlarının dolar bazında en fazla arttığı bölge yatırım yapanlar çok kazandı. Yaklaşık 1 sene sonra dev bir kumarhane de açılacak Kıbrıs'ı tahtından edecekler. Basketbol takımları Dubai parayı bastırıp Euroleauge'e katıldı ve geçen sene final four'u düzenledi. Futbol'a da yatırım yapacaklar. Formula 1'de zaten yıllardır sezonun en son ve en şaşalı yarışlarını düzenliyorlar.
+1
iwasbornonamountainside
(14.01.26)
dubai'de vergi yok. doğal olarak gelirler yüksek. en büyük olayı o. bu sebeple genel olarak maaşlar da yüksek. lakin yapacak fazla birşey de olmadığı için ele geçen para da alışveriş olarak değerlendiriliyor.

dubai bu döngüde ilerliyor.
+1
duyurukullanıcısı
(14.01.26)
Almanya'ya gitmekten çok daha mantıklı. Millet almanya'ya özgürlük ve para için bunların hiçbirini bulamıyor. Simsiyah kılları ile alman toplumunda sırıtıyor.

Dubai'de hem ortam hem para var. İşini bilen Türk kızları yılda 2-3 dubai seferi yapıp bir valiz dolarla geri döner.
+1
runaway
(14.01.26)
turistik gidilmez. calismak icin 10 numara yer. hatta dunyada su an calisilabilecek en iyi yer korfez ulkeleri.
+1
antikadimag
(15.01.26)
(5)

aselsan'in baska sektorlere ve pazarlara girme ihtimalini nasil buluyorsunuz?

Sour
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik acisindan farkli pazarlara girebilecek sadece aselsan var gibime geliyor. hem guveniliyor da. bir gun quantum bilgisayarlar, humanoid robotlar, yapay zeka modelleme, biyotek gibi alanlara girecegini dusunuyor musunuz? cunku turkiye'den dunyaya acilabilecek (hatta kendimiz icin bile yetebilecek duzeyde) baska bir firma cikmayacak gibi duruyor. en azindan gelecek 10 yilda.
0
Sour
(14.01.26)
Bence sorun üretilecek ürünlerin kalitesine güven değil o alanların özellikle Türkiye'de çok riskli ve maliyetli olması. O tür alanlar çok uzun süre yatırımın karşılığının geri dönmediği alanlar oluyor genelde. Bu da sağlam bir risk sermayesi ekosistemi, stabil ekonomi, güvenilir hukuki ve bürokratik yapılar vb. demek. Bunların da hiçbiri bizde yok.

Aselsan askeri açılımı olan diğer alanlara yoğunlaşabilir ama. Eminim içinde bir yerlerde yapay zeka ve robotiğin askeri uygulamalarına yönelik girişimler vardır hatta. Ancak son tüketiciye yönelik bir şey beklentisi varsa bence o işlere girmezler.
0
salihdt
(14.01.26)
Türk halkının mühendislere güvenmediği düşüncesi tamamen yanlış. Türkiye'de mühendislere aklı başında her insan saygı gösteriyor. Baykar, Roketsan, Togg ürünlerinde Youtube yorumları övgü dolu.

Bahsettiğin alanlar değil ama başka alanlara girmenin çok pozitif olacağı ürünler var. Mesela MR cihazı üretmek Aselsan için mükemmel bir yatırım olur. Canon'un MR cihazı ürettiğini kaç kişi biliyor mesela?
-2
arbre
(14.01.26)
aselsan o işlere giremez. devlet kurumu gibi hantal ve bürokratik.
ayrıca tüm odağını savunma sanayine-tsk hizmet etmeye kaydırmış durumda.
0
orpheus
(14.01.26)
Aselsan, m11 metro hattı (ist havalimanı hattı)’nın sinyal sistemini yaptı. Şu ana kadar gayet iyi çalışıyor gibi görünüyor.

Tcdd, yeni hatlarda aselsanın sinyal sistemini kullanacaktır herhalde.

Metro İstanbul yeni hatlarda kullanmıyor diye biliyorum. Onlar alstom kullanıyor. Sanırım sinyal sisteminin ihalesi daha önce alstoma verildiğinden, aselsan kullanmıyorlar.

Tabii burada aselsanın da ihaleye katılması gerekiyor.

İşin ucunda maliyet var. Aselsan, alstomdan daha düşük fiyat vermediği sürece en fazla tcdd alır yani.
0
substituent
(14.01.26)
orada calismasam da sektorden dolayi aselsan'a sayisiz kere girip ciktim.

aselsan devlete satarak buyuyor. ki zaten kendisi devlet kurumu. bist'te olmasini bir kenara birakirsak vakif sirketleri dupeduz devlete baglidir, ve devlet kurumu gibi calisir. calisanlarin is garantisi, is alma sekilleri falan ayni devlet gibidir.

boyle bir noktada aselsan'dan baska bir is yapmasini beklemek dogru olmaz. iyi yapamazlar zaten. buyurler mi buyurler ama kaliteli mal cikmaz.
0
antikadimag
(15.01.26)
(7)

Hangi ülke edebiyatı?

a perfect lie
En çok ilginizi çekiyor ve asla pişman etmiyor. Ayırt edilebilir, sizi yakalayan ne oluyor mesela?Kıta da belirtebilirsiniz ama ne kadar spesifik olursa cevaplar o kadar mutlu eder. Son zamanlarda şu ülkeden bir iki yazar okudum bi ilgimi çekti gibi cevaplar da kabul. İyi geceler dilerim,
En çok ilginizi çekiyor ve asla pişman etmiyor.
Ayırt edilebilir, sizi yakalayan ne oluyor mesela?

Kıta da belirtebilirsiniz ama ne kadar spesifik olursa cevaplar o kadar mutlu eder.

Son zamanlarda şu ülkeden bir iki yazar okudum bi ilgimi çekti gibi cevaplar da kabul.

İyi geceler dilerim,
0
a perfect lie
(13.01.26)
fransız ve rus klasik gerçekçi romanları ve ünlü tiyatroları,
ingiliz modern romanları üzmez.
+1
black holes in the sky
(13.01.26)
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı. Hem şiiri hem romanı.
+1
yurtsuz john
(13.01.26)
Rus edebiyatı. Evren olarak seviyorum. Bir odada yaşayan birinin hayatı bana daha samimi geliyor. Kendimi buluyorum bazen.
0
arbre
(13.01.26)
Sırasıyla Fransız, Rus, Alman, Latin Amerika, Amerikan.
+1
anatomik
(13.01.26)
ben avusturya edebiyatini seviyorum. lisedeyken mario simmel okumaya baslamistim. günesten de sicak ve nina b. olayi kitaplarini okumustum. özellikle günesten de sicak inanilmaz hosuma gitmisti.
sonra avusturya'ya tasininca baska kitaplar da okudum. hermann broch, robert musil, robert seethaler okudum. hepsini de cok begendim. daha yeni rus-avusturyali bir yazarin otobiyografisini okudum, milchfrau in ottakring diye, herhalde son senelerde okuyup en iyi kitapti.

1940-1970 amerika edebiyatini (amerikan rüyasi elestirisi, ikinci dünya savasi etkileri, sivil haklar hareketleri, southern gothic, postmodernizm, vs) regency ve victoria dönemi ingiliz edebiyatini da cok seviyorum. özellikle 18.-19. yy ingiliz edebiyati benim icin baya yeri doldurulamaz bir sey.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.01.26)
guzel soru. bunun uzerinde dusunuyordum gecen. rus ve fransiz 19. yy romanlari inanilmaz. belki fransa kil payi ikinci gelir. 19. yy'da acik ara bu 2 ulke.

modern edebiyati bilmiyorum ama. yani ikinci dunya savasi sonrasi kim ne kurgu yazdi cok fikrim yok. japonlari cok goruyorum piyasada ama 1-2 kitap disinda okumadim onlardan da. genelde non-fiction okuyorum.
+1
antikadimag
(14.01.26)
Klasikler dışında Macar yazarları sevmeye başladım.
+1
amelie poulain
(14.01.26)
(12)

Macbook Air pişman eder mi?

lafıolmaz
Windows kullanıcısıyım.Office işleri ve bir şeyler izlemek için yeni bir laptopa ihtiyacım var. Ekran kalitesi iyi ve batarya ömrü uzun bir cihaz arıyorum.Windows'ta aradığım cihazı bulamıyorum.Apple'da da işletim sistemine alışmak vs. korkutucu geliyor. Macbook air alsam pişman olur muyum? Uzun sür
Windows kullanıcısıyım.

Office işleri ve bir şeyler izlemek için yeni bir laptopa ihtiyacım var. Ekran kalitesi iyi ve batarya ömrü uzun bir cihaz arıyorum.
Windows'ta aradığım cihazı bulamıyorum.
Apple'da da işletim sistemine alışmak vs. korkutucu geliyor. Macbook air alsam pişman olur muyum? Uzun sürer mi alışmam?
0
lafıolmaz
(11.01.26)
Denemeden bilemezsiniz herhalde, o yüzden ikinci el alıp uymazsa zarar etmeden satabilirsiniz. Kişisel uygunluk dışında harika bir cihaz. Dertsiz, tasasız.
+1
orient blue
(11.01.26)
Selamlar, yaklaşık bir yıldır Macbook Air kullanıyorum. Daha önce iPhone bile kullanmadım ve kullandığım laptop beş senelik, buna rağmen alışması ve günlük işlere entegre etmesi sandığım kadar zor olmadı.
0
sekizdokuzon
(11.01.26)
Pişman etmez. En kötü bir aya alışırsınız. Dediğiniz açılardan rahatlık sağlıyor.
0
black holes in the sky
(11.01.26)
Ben alışamadım, alet yatıyor. Onun yüzünden 5 kg laptopu taşıyorum oraya buraya.
0
lil siztah
(11.01.26)
Alışana kadar saçınızı başınızı yolup alışınca iyi ki almışım diyeceksiniz.
0
Mirket
(11.01.26)
bir geçtim ve bir daha da windows’a dönmedim. alışma periyodu gerekiyor.
0
eileengray
(11.01.26)
Uzun yıllar direndikten sonra 4-5 sene önce macbook aldım ben. Hayatımda harcadığım en iyi para olabilir.
Bataryası bozuldu, orası aktı burası koktu diye bir dert yok. Hala birebir ilk aldığım günkü gibi çalışıyor. Oldu da yenilemek istedin, satmak istesen hemen satarsın. Windows bir laptopta bu çok daha problemli. Antin kuntin her gün o driver güncellemesi, bu bilmemnesi falan yok. Asla üzeceğini düşünmüyorum. Al gitsin
0
cay koy geliyorum
(11.01.26)
işletim sistemine 1 haftada alıştım ben ama ileri seviye windows kullanıcısı ve bilgisayar müh öğrencisi olarak macos'u pek sevmedim. windows bilgisayarım olmasa her işimi bunla halledemezdim ama siz temel seviye şeyler için kullanacağınız için pek sorun olmaz muhtemelen işinizi görür.
0
hold the door
(11.01.26)
Yaklaşık 8 ay önce ben de burda sormuştum:
www.eksiduyuru.com

5,5 ay önce yani Ağustos ayında m4 air aldım. Windows'ta yapıp burada yapamadığım hiçbir şey yok, iyi ki aldım diyorum. Bir tek dosya kutusunda herhangi bir öğeyii ctrl+x yani kes olayını bulamadım. Belki burda bilen vardır beni de aydınlatır.

@cay koy geliyorum, sağ olsun aydınlattı. Klasörde bir öğeyi kes yapıştır için şöyle yapıyormuşuz: Dosyayı kopyaladıktan sonra, hangi dosyaya yapıştıracaksak oraya sağ tıkladığımızda "öğeyi yapıştır" diye bir seçenek çıkıyor malum. O da haliyle kopyalayıp yapıştırmak. Ama sağ tıkladıktan sonra option tuşuna basarsak "öğeyi buraya taşı" çıkıyor. Kesip yapıştırmış oluyoruz yani.
0
Amaranta ursula
(11.01.26)
macbook'a 10 sene evvel korkarak gectim.
alistiktan sonra ulan bundan once at diye essege biniyormusuz dedim.
ilk macbook 8 sene sikintisiz dayandi, ustune bir de sattim. orjinal pil 2500 devir yapmisti hala 3 saat sarj tutuyordu.
air candir, yapistir gitsin. dusunecek bisey yok.
0
cooperr
(11.01.26)
evet neden daha once almadim diye bir pismanlik yaratir.
0
antikadimag
(11.01.26)
Yeni Macbook Air'lerde Apple Intelligence ve siri var. Yapmak istedigin seyi ya da aklindaki soruyu sordugunda nasil yapildigini gosteriyor hatta cogu zaman senin icin yapiyor. Alismana yardimci olur.
+1
thetruenorthstrongandfree1
(12.01.26)
(9)

Uno ile Polo'nun ne farkı var da arada 5-6 kat fiyat farkı var?

ya ben lan neyse
başlık biraz anlaşılmaz oldu. şimdi sorumu şöyle sorayım:ben konfor, sensörler, hız sabitleyici, hava yastığı vs. hiçbir şey aramayan, sadece şehir içinde a noktasından b noktasına gitmek isteyen biriysem. 2000 model hidrolik direksiyon bir uno 200 bin lirayken 2020 model polo'ya 1 milyon vermem anl
başlık biraz anlaşılmaz oldu. şimdi sorumu şöyle sorayım:

ben konfor, sensörler, hız sabitleyici, hava yastığı vs. hiçbir şey aramayan, sadece şehir içinde a noktasından b noktasına gitmek isteyen biriysem. 2000 model hidrolik direksiyon bir uno 200 bin lirayken 2020 model polo'ya 1 milyon vermem anlamsız mıdır?

sürüş kolaylığı açısından bu ikisinin farkı var mı? (ikisinin de şanzımanı, rot-balansı, direksiyonu... sürüşle alakalı parçaları sorunsuz farz edelim.)

ben acemi şoförüm. kursta hep polo sürdürdüler. fazla fazla sürdüm. uno'yu sürerken çok mu zorlanırım? uno'yu polo gibi rahat kullanır mıyım?

çünkü arabalar çok pahalı. 1 milyon veremem ben bir arabaya.
0
ya ben lan neyse
(10.01.26)
20 yaş fark var aralarında metal yorgunluğu diye birşey var. ikisinin aynı yıl yapılan üretimlerini kıyaslasan daha mantıklı olur ki on da bile aynı kondisyondaki iki aracın karaktristiğinden dolayı farkı olur.
2020 model polo'daki hidrolik direksiyon ile 2000 model uno'nun hidrolik direksiyonu arasında milyon fersah fark var. Teknoloji gelisiyor aradaki fiyat farkı ile de o konforu satın alıyorsun.
0
kuzey li
(10.01.26)
eski ,yeni farkı

m.youtube.com
0
designer
(10.01.26)
2000 uno ile 2020 polo kıyaslayan bir soruyla geldiğinize göre bu durumda bence sizin 2000 uno almanız lazım. müstehak.

şaka bir yana fark var aralarında tabii ki. ama ikisi de a noktasından b noktasında götürür. ama biri götürebilmesi için artık daha fazla bakım ilgi ister ve bir yerden sonra belki de götürmez. o da eski olan.
+2
AlsterWasser
(10.01.26)
2000 uno'nun sizi a noktasindan b noktasina goturebilmesi bir soru isareti. goturemeyebilir yani :) elinizde can verebilir o araba.
0
antikadimag
(10.01.26)
sizin dermanınız 1.3 multijet palio;
www.sahibinden.com

ilan ile ilgim yok örnek koydum.

bir tık üste çıkabilirim derseniz de 1.3 multijet punto.
0
late viper
(10.01.26)
2000 model polo da 200bin lira:
www.sahibinden.com
0
yadigar
(11.01.26)
eski araba, hele ki acemi şoförseniz, her sürüşte bambaşka problemlere gebe. arabadan soğursunuz, sadec o arabadan değil. sürmekten imtina edersiniz. imkan varsa bulaşmamak gerek
0
kel aynak kusu
(11.01.26)
2000 model uno ile sanayiden çıkamayabilirsiniz.
0
co2s2
(11.01.26)
Konforu önemsemiyor olsanız bile
Güvenilirlik
Tekrar satış değeri
Düzenli masraflar vb.

Gibi sizin de önemseyeceğiniz kriterlerin tamamında Polo önde.
0
but that was just a dream
(11.01.26)
(2)

simülasyon oyunu önerisi

semaforo de medianoche
tropcio 7'yi bekliyorum ama daha var galiba. serilerin eski oyunlarına değil de son oyunlarına bakma niyetindeyim bazılarının eskilerini oynadım zaten. civilization 7, eu 5, victoria 3, anno 117: pax romano, planet zoo (çocukken tycoon oyunlarını da çok severdim school tycoon ve rollercoaster tycoon
tropcio 7'yi bekliyorum ama daha var galiba. serilerin eski oyunlarına değil de son oyunlarına bakma niyetindeyim bazılarının eskilerini oynadım zaten. civilization 7, eu 5, victoria 3, anno 117: pax romano, planet zoo (çocukken tycoon oyunlarını da çok severdim school tycoon ve rollercoaster tycoon), cities skylines 2. bunlardan tavsiye ettiğiniz var mı veya burada yazmadığım başka bir oyun da olabilir.

bir de bu tarz oyunlar biraz öğrenme sabrı biraz emek ister bi yere kadar ok ama bunu abartmaması önemli bir kriter benim için. civ 5, tropico 4 epey oynamıştım misal güzeldi, ck3 de oynadım biraz.
0
semaforo de medianoche
(10.01.26)
tropico ortalik mali oldu her oyunu farkli studyo cikariyor.

paradox'un oyunlari en guzeli bence. hangi donem ilgini cekiyorsa o donemin oyununu oynayabilirsin. strateji olarak en guzel isleri onlar yapiyorlar.
0
antikadimag
(10.01.26)
Eşim anno 117 oynuyor deli gibi o güzel herhalde
0
Hallegadola
(11.01.26)
(13)

Tarkan neden 20 yıldır hit çıkaramıyor?

luluki
Hit dediğimiz hepsi senin mi? dudu ya da çok ararsın beni gibi çocukların ezbere bildiği avaz avaz söylenen şarkılar.Yanii bu kadar para, ün, medya desteği... yine kofti şarkılar...Demet akalın bile hit çıkarıyor. Bu herif kendi kendine gelin güvey oluyor mega starım diye.Evet ses güzel yorum iyi de
Hit dediğimiz hepsi senin mi? dudu ya da çok ararsın beni gibi çocukların ezbere bildiği avaz avaz söylenen şarkılar.
Yanii bu kadar para, ün, medya desteği... yine kofti şarkılar...
Demet akalın bile hit çıkarıyor. Bu herif kendi kendine gelin güvey oluyor mega starım diye.
Evet ses güzel yorum iyi de... adam gol atamayan pahalı forvet.
Neden bu başarısızlık bu kadar iteklemeye rağmen?
0
luluki
(10.01.26)
çünkü devri bitti. 90larda ve 2000lerde iyiydi, şimdi değil. ölene kadar çok iyi olacak diye bir şey yok. tarkan is overrated.
yıllar önce de yazmıştım. tam 9 sene önce yazmışım
www.eksiduyuru.com
-1
dafuq
(10.01.26)
gençken açken parasızken hedeflerin varken çalışmakla, rahata erdikten sonra çalışmak bir değil. basıyo tuşa şarkıyı yapıyor, koyuyor kamerayı oturma odasından klip çekiyor artık pek umursamıyor bu işleri

www.youtube.com
+1
deranzo1
(10.01.26)
Devri bitti +1
Ben bu insanların onurlarıyla kenara çekilmeleri gerektiğini düşünüyorum artık ya kazandığını kazanmışsın zaten bu neyin hırsıdır anlamıyorum.
+1
mutekebbir
(10.01.26)
Eğer hâlâ konser veriyorsa hit çıkarması gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda Hande Yener gerçekten bir kraliçe. Popüler, başarılı, üretken. Paraya şana şöhrete ihtiyacı var mı yok ama son yıllarda bir çok hite imza attı.
+1
egerbiryolcu
(10.01.26)
Sosyo-politik ortamdan dolayı.

Demet akalın şarkıcı bile değil ne hiti...
+3
yurtsuz john
(10.01.26)
sanırım böyle bir arayışı yok.
ozan çolakoğlu ile elektronik bir şeyler yapıp takılıyor. yoksa hit çıkaran çıkarıyor..
+1
tabudeviren
(10.01.26)
gelmek istediği yere geldi belli ki.
yaşlandı. evlendi. çocuğu var.

insanların hayatlarındaki bu değişimler onların üretkenliğini de etkiliyor haliyle.

belli ki memnun halinden. şarkı çıkarayım hit olayım telaşı yok. tarkan vardı ne oldu demesinler diye arada bir salıyor bir albüm o kadar. geçmişinin ekmeğini yiyor.

iyi yorumcu, eski şarkıları da iyi, çok da severim. hepsi bu ama.
yaptı, söyledi, büyüdü, bitti.

karma albümünden sonra hep aşağı indi.
metamorfoz iyiydi gerçi, o istisna belki.
+1
biseysorcaktim
(10.01.26)
Nazan öncel'e sormak lazım. Tarkan hitlerinin çoğunun sahibi o.
+1
gobekliraki
(10.01.26)
nazan öncelle arası bozuldu. tarkanın kendi yazdıkları boş. ayrıca dönemi de geçti.
+2
mikahakkinen
(10.01.26)
(bkz: zeitgeist) yani zamanin ruhu.
0
antikadimag
(10.01.26)
herif kilciksiz 30 senedir piyasada, 55 yasina geldi.
bir topcu 10 sene falan prime donemini yasiyor, sonra bitiyor.
bir popcudan da 30 sene surekli prime olmasini bekleyemezsin, yasandi bitti..

abi tarkan'a da overrated denmez.. tarkan overrated ise zaten kimse kalmiyor.
+1
cooperr
(10.01.26)
Zaman.
Cem Yılmaz'da da benzer bir durum var bence. Yirmili yaşlarında; başarıya aç, görece dünyadan bi haber, kafası rahat, enerjik bir insanın üretkenliği ve ürettikleriyle 50li yaşlarında, zirveyi görmüş, bir sürü olumlu, olumsuz olay yaşamış; çoluk çocuk sahibi olup onların gelecekleri için kaygılanmaya başlamış, ilişkiler yaşayıp onların yıkıldığına tanık olmuş, evlenmiş, boşanmış vb. bir insanın üretkenliği ve ürettikleri aynı olmuyor.
0
salihdt
(11.01.26)
Hocam pop müzikte başarı sadece solistin değil ekibin başarısıdır. Solist işin %50'sini yapar belki ama arkadaki aranjör, müzisyenler, söz yazarları, besteciler vs... Esas üretim de onlarda.

Demet akalın kendi şarkı yazmıyor ki, piyasadaki iyi şarkı yazarlarından topluyor şarkıları. Nerede genç bir ekip var hemen alıyor şarkıyı.

Tarkan da yıllardır aynı ekiple çalışıyor, güvendiği isimlerle. Ama belli ki bu isimler dönemi iyi okumuyor. Ya da okumak istemiyor. Bu da bir tercih.

Tarkan o hit şarkıları yaptığı dönemde deri pantolon üstüne atlet giyip yılan gibi dans ediyordu.

Şimdi takım elbise giyip alaturka söylüyor. İyi günde kötü günde diye düğünlere açılış parçaları yapıyor.

Şimdi tarkan'ı düşününce, "tarkan yeni albüme şarkı arıyor" diye bir haber saldığı anda piyasada bütün müzisyenler tarkan'a bir şarkı vermek ister. rapçisinden popçusuna...

Ama demek ki adam istemiyor. 50 yaşına gelmiş, çocuk yapmış, daha münzevi sakin bir hayat seçmiş kendine.
+1
anten
(11.01.26)
(6)

Overstayler bir ülkeye girişte kontrol ediliyor mu?

michael harddd
Geçmişte bir overstay durumum var. Bu seyahatimde sorun yaratır mı?
Geçmişte bir overstay durumum var. Bu seyahatimde sorun yaratır mı?
-1
michael harddd
(10.01.26)
ice ice baby :)
-5
thetruenorthstrongandfree1
(10.01.26)
hangi ulke? abd ise o vizeyle tekrar giremezsin. hatta kisa vadede yeni vize de alamazsin.
0
antikadimag
(10.01.26)
yani yaratmamasi garip olmaz miydi sence. caydirici bir yani olmasi lazim.
+2
hot potato
(10.01.26)
çıkışta ne demişlerdi?
0
co2s2
(11.01.26)
hiçbir şey demediler
0
🌸michael harddd
(11.01.26)
ulkeden ulkeye de degisiyor. hangi ulke?
0
robokot
(11.01.26)
(9)

Abd'de öldürülen kadın.

kizil karga
Yanlış anlaşılma olmasın ben de Abd düşmanı bir insanım yaptıklarını ve bu olayı savunmuyorum, sadece bilmediğim için soruyorum: Bu defa neden bu kadar olay oldu? Çünkü Abd polisi şerifi ajanı vs genelde kendisine karşı koyan insanları böyle vurmuyorlar mıydı bu defa neden bu kadar tepki çekti? Beni
Yanlış anlaşılma olmasın ben de Abd düşmanı bir insanım yaptıklarını ve bu olayı savunmuyorum, sadece bilmediğim için soruyorum: Bu defa neden bu kadar olay oldu? Çünkü Abd polisi şerifi ajanı vs genelde kendisine karşı koyan insanları böyle vurmuyorlar mıydı bu defa neden bu kadar tepki çekti? Benim gördüğüm, bazı görevliler (sanırım göçmen bürosu ajanları bunların da polisler gibi direnene ateş etme yetkisi var mı bilmiyorum) bir kadını aracından indirmeye çalışıyor ve kadın da bu olaya direnip aracıyla kaçmak istiyor, sanırım aracı üstüne sürdüğü düşünen bi görevli de ateş edip öldürüyor, normalde de bunlar yapılmıyor muydu zaten? Başta da dediğim gibi sadece anlamak/öğrenmek için soruyorum yoksa kahrolsun Amerika!!1!
0
kizil karga
(08.01.26)
bunlar polis değil aslında başka bir birim. göçmenlik polisi mi denir, gümrük polisi mi öyle bir şey.
geçen yıllarda sayıları ve yetkileri azken trump'la beraber yetki ve sayı artışı yapılıyor ve çok agresif şekilde özellikle göçmenlerin olduğu mahallelere gidip insanlara yaka paça gözaltına alıp sınır dışı ediyorlar.

bu yüzden onlara karşı özellikle sol görüşlü insanlarda ayrı bir nefret oluşuyor.

bu kişi de polisler mahalleye girmesin diye yolu kapatmak istemiş.
polisler de bunu arabadan indirmeye mi çalışıyor zorla kapıyı mı açıyorlar her neyse, kadın da basıp gaza uzaklaşıyor.
olay zaten bir iki saniye içinde oluyor.
kadının polisi ezmek gibi bir niyeti yok. polislerin de bir uyarısı falan yok.
anında infaz ediliyor.

diğer olaylarda en azından bu süreç daha yavaş oluyordu.

bir de; normalde de tepkiler oluyor zaten.
bu olayda da göçmen polisi nefreti + trump'ın delilikleri + bu polislerin göçmenleri yaka paça toplaması + hali hazırda zaten bu olaylara karşı eylem yapmak için halkın toplanması + george floyd'un öldürüldüğü yer olması gibi bir sürü etken birleşince daha çok etkisi oldu.

üstelik, eğer ki biri araba ile üzerime geliyorsa arabanın önünde durup onu öldürmektense kenara kaçmayı tercih eder normal bir insan. sen onu öldürsen ne? ayağı pedala takılı kalsa yine ezecek seni.

bu polisin hemen öldürme davranışı kendini korumaktan ziyade, en ufak kavgada "iyi o zaman ayrılalım" diyen çiftin davranışına benziyor. o kadar kolay mı bir cana kıymak.
+4
biseysorcaktim
(08.01.26)
bir şey daha;
kadın beyaz ve göçmen değil. eğer göçmen olsaydı, bu denli tepki olmazdı belki de.
0
biseysorcaktim
(08.01.26)
görüntülerde kadini aractan indirmeye ugrasmiyorlar. kadinin devam etmesini ve yolu acmasini istiyorlar. bu esnada acik soför camindan biri müdahalede bulunuyor. kadin onlara tehdit olusturmuyorken ve arabayi cevirip gitmeye calisiyorken diger memur arabanin önünden cekilmek yerine o vakti silahini cikarip kadina dogrultmakla harciyor. mesru müdafaa yok görüntüde ama ikin sikin olsa dahi orantililik denen bir sey var.
tehdit olusturmayan bir sivili arabasiyla gitmek istiyor diye vuranlari batililar kendi ülkelerinde en son Braunhemden zamanlarinda gördüler. sehir icinde, yüzleri maskeli milisler plakasi kapali araclarla tamamen keyfi cinayet isliyorlar.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.01.26)
Amerika'da polisin direneni ya da kaçanı vurma yetkisi yok. Başkasının ya da polisin hayatına kast etme ihtimali olanı vurma yetkisi var. Önünde polisler varken aracı ileri sürersen, polis bana doğru sürecek sandım deyip seni vurabilir. Buradaki sıkıntı, kamera açılarına göre, kadının kaçıyorken vurulması.
0
parka
(08.01.26)
amerika'da silahli bir federal gorevlinin aracla onunu kesersen, onlar aractan inip, seni kendi aracindan indirmeye calisirken de oradan uzamaya calisirsan, coluk cocuk yasli genc siyah beyaz demeden gocmen yerli demeden vurulma sansin %95 falandir herhalde.

amerika'da polis bana dur dediginde saga ceker, aracin kontagini kapatir, ellerim gorunur sekilde aracin icinde beklerim, adam zaten parmak tetikte yanina geliyor en ufak hareketinde kafana sikabilir. mesela ruhsat torpidonun icinde, torpidoyu acmadan once sorarim acabilir miyim diye, ani hareketler yaparsan panikleyip kafana sikabilir.

yasadigin ulkenin huyunu suyunu bilmen lazim. ha butun bunlar dogru hareketler mi o ayri tartisma konusu.
0
cooperr
(08.01.26)
@konuşma, videoda arabaya yönelen adam açıkça “get out of the f*cking car” diyor bir kaç kez; hatta kapıyı da açmaya çalışıyor. Kadın buna rağmen gazlıyor. Kesinlikle vurmasına gerekçe değil ama olan bu.
0
lil siztah
(08.01.26)
polis değil, trump’ın adamları “ice” öldürenler.
+1
deartheodosia
(08.01.26)
abd'de polisler eyalete bagli calisir. ancak federal yapiya bagli law enforcement da mevcut fbi, coast guard, secret service gibi. bu noktada ice da aslinda bir polis ve trump'in olusturdugu bir yapi degil. 11 eylul sonrasi cbp'ye (gumruk ve sinir guvenligi) bagli olusturulmus.

yani bunlar da aslinda polis ve silah kullanma yetkisi var. sonucta adamlara devlet tarafindan silah veriliyor ekipman olarak. ama kacmaya calisan bir insani vurma yetkisi yok kimsede. bunun gupegunduz bir amerikan vatandasini oldurme noktasina varmasi ciddi bir olay.

fox news'e girip baktim herkes kadini suclu bulmus. cok ilginc zamanlardan geciyoruz gercekten.
+1
antikadimag
(08.01.26)
bu arada soruna cevap olarak ice yeni bir kurum. 20 yillik tarihi var ve hep kenarda kosedeydi. simdi trump bunlari alip tarihin en cok fund edilen guvenlik kurumu yapti. dolayisiyla halk tanimiyor ve mesruiyetlerini sorguluyor.

ama kanunen bir fbi gorevlisinin yetkisi neyse bunun da odur. kadini vuran adama hicbir sey olmaz. arabayi uzerime surdu hayatimdan endise ettim der kurtulur. baskan da arkasinda zaten.
0
antikadimag
(08.01.26)
(2)

yurtdışı çalışma süresi emeklilik için nasıl saydırılıyor?

michael harddd
Hizmet borçlanması diye birşey var bu konuda ama tam anlamadım. Yurtdışında çalışılan süreyi emeklilik için nasıl saydırabiliyoruz?
Hizmet borçlanması diye birşey var bu konuda ama tam anlamadım. Yurtdışında çalışılan süreyi emeklilik için nasıl saydırabiliyoruz?
0
michael harddd
(06.01.26)
calistiginiz isverenden yazi alip onu konsolosluga onaylatip sgk ya beyan ediyorsunuz. kac gunluk calisma ise karsiligindan cebinizden prim oduyorsunuz, eger 1200 gunden fazla borclanacaksaniz otomatik bagkur'a donusuyor ve minimum 9000 gun/prim odemeniz gerekiyor. bu sistem turkiyede bir isverene bagli olmadan cebinizden odeyerek emekli olmanizi sagliyor. turkiyede sgk gecmisiniz var ama az bi gun eksiginiz varsa mantikli ama 0'dan prim odeyecekseniz oldukca yuklu bir tutar cikar.
0
cairo
(06.01.26)
gunluk minimum prim neredeyse $10'a geliyor. hic tr'de calisilmamissa 9k gun bagkur'dan yaklasik $90k yapiyor. karsiliginda aylik $400 falan maas alabilirsin belki. bu sekliyle hic mantikli degil. 20 yilda ancak odedigini geri alirsin.

ama yurtdisi - tr karisiksa kalan gunleri kapatmak icin yine gunluk $10'dan eksigini kapatip ssk'dan emekli olmak icin mantikli. yurtdisinda da calistigini belgelemen gerek.

bir de calistigin ulkenin emeklilik sisteminden faydalanabiliyor musun ona bak. primlerini geri alabilirsin veya o ulkeden ayrilmis olsan bile 65'e gelince aylik odeme yaparlar. ornegin abd'de 10 yil social security odersen istersen abd'den ayrilmis ol, 67'e geldiginde maas alabiliyorsun. ben baktim $2k emeklilik cikiyor ama 10 yili doldurmam lazim.
0
antikadimag
(06.01.26)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(7)

yurt dışına giderken

deranzo1
ne kadar cash dolar götürebiliriz yanımızda? 8k var yanıma almak istiyorum çıkışta veya diğer ülkeye girişte sorun yaratacak miktar mı?
ne kadar cash dolar götürebiliriz yanımızda? 8k var yanıma almak istiyorum çıkışta veya diğer ülkeye girişte sorun yaratacak miktar mı?
0
deranzo1
(02.01.26)
Avrupa için 9999€ götürebilirsin beyan etmeden. Üzerini beyan etmen lazım (ev araç satışı vs gibi)
0
Take it away honey
(02.01.26)
japonya'ya gideceğim. ama benzerdir sanırım o zaman miktarlar. 10k altına uğraştırmadan beyan istemiyorlarsa güzel
0
🌸deranzo1
(02.01.26)
10k alti problem olmamasi lazim son zamanlarda bir sey degismediyse. Ben hep o rakami baz aliyorum yillardir. Biraz fazla olsa da, hepsini ayni yerde tasimamaya ozen gosteriyorum bir de, cihazlarda gereksiz dikkat cekmesin diye.
0
bosver nicki
(02.01.26)
10.000 euro'dan az euro veya muadili para için beyan gerekmiyor.
0
Mirket
(02.01.26)
Burda yazılan öneriler AB bölgesi için. Japonya yazmışsınız, gümrük bilgilerine göre ~ www.customs.go.jp ~1 million yen nakit götürebiliyorsunuz. Yani 8k USD bu sınırı aşmış oluyor. Yanılıyor muyum? Beyansız geçiş için yani.
0
truf
(02.01.26)
tahminim her ulkenin limiti asagi yukari $10k nakittir.
bunun 2-3bin dolar ustune de kolay kolay laf etmezler, aa limit ben daha yuksekti saniyordum der gecersiniz, basima geldi ordan biliyorum.
ama 50bin cash ile yakalanirsaniz ne olur bilmem :D
-1
cooperr
(02.01.26)
sinir yok bildigim kadariyla ama belli bir miktarin uzerini beyan etmeniz gerekiyor. gittiginiz ulkenin gumruk kanunlarina bakmaniz lazim.
0
antikadimag
(02.01.26)
(3)

Bu seneki hedefler-planlar

darthvader
bu sene için gerçekleştirmek istediğiniz, kendinize koyduğunuz hedefler neler veya sene bittiğinde şunların olmasını istiyorum dedikleriniz neler? Ben başlayayım; daha büyük bir eve taşınmak istiyoruz.
bu sene için gerçekleştirmek istediğiniz, kendinize koyduğunuz hedefler neler veya sene bittiğinde şunların olmasını istiyorum dedikleriniz neler? Ben başlayayım; daha büyük bir eve taşınmak istiyoruz.
0
darthvader
(01.01.26)
saniyeler once arkadasima yazdim.

perm basvurusu yapabilmek
is/takim degistirmek
20 kitap 150 film
dunya kupasi maci izlemek (mumkunse final)
0
antikadimag
(01.01.26)
Borçlarımın tamamını ödemek istiyorum bu sene.
0
sekizdokuzon
(01.01.26)
2 ülke var gitmeyi çok istediğim, bu ikisine gidebilirsem benden kralı yok.
0
Sadece soruyorum
(02.01.26)
(3)

Gore tex ve islak zeminde kaymayan baba ayakkabisi onerisi

üğpoıuy
Spor klasik arasi bir yerlerde gezinirse iyi olur tarz olarak. Outdoor diil sehirde kullanilacak.Marka model oneriniz var mi?
Spor klasik arasi bir yerlerde gezinirse iyi olur tarz olarak. Outdoor diil sehirde kullanilacak.

Marka model oneriniz var mi?
0
üğpoıuy
(01.01.26)
Asics gel venture 6 kullanıyorum aşırı memnunum. Bu renk direkt: foreversourcing.co.uk
0
Amaranta ursula
(01.01.26)
antikadimag
(01.01.26)
Nike Air Winflo 9 Shield Weatherised su geçirmez kaymaz. tek sıkıntısı hava almıyor. winflo serisinin weatherised özellikli su geçirmezleri gayet iyi.
0
mikahakkinen
(01.01.26)
(9)

bilal oglanin yavas yavas piyasaya cikarilmasi

buenosdias
son günlerde adi sikca duyulmaya baslanmisti. dünkü gazze yuruyusyunu de o duzennlemis. ve nerdeyse tum bakanlar ve klupler hazir kita ordaymus. sizce saltanat babadan ogula gecip bir 30 yilimiz daha cop olur mu?
son günlerde adi sikca duyulmaya baslanmisti. dünkü gazze yuruyusyunu de o duzennlemis. ve nerdeyse tum bakanlar ve klupler hazir kita ordaymus. sizce saltanat babadan ogula gecip bir 30 yilimiz daha cop olur mu?
0
buenosdias
(01.01.26)
Bu ülkeden her şey beklenir.
+2
arbre
(01.01.26)
olabilir. olmasının mahsuru yok.
-20
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.01.26)
Olabilir tam seçmeninin ayarında bi lider olur; babasındaki kurnazlık mini çakallık yok bomboş bir insan, tıpkı seçmen kitlesi gibi, en yakışan lider adayı kendisi.
+8
kizil karga
(01.01.26)
geçen sene patronumun diğer ofisinde bi iftar vardı gitmiştik. onlara yakın biri vardı. kendi yerine oğlunu hazırlıyor dediğinde akpli olduğunu çok iyi bildiğim birkaç kişi bile yok yahu o ne alaka falan denilmişti. biz de gülmüştük falan ne alaka diye. şimdi bakıyorum doğruymuş. oğlu kazanır da ama o zaman gerçekten tası tarağı bile bırakıp gidebildiğimiz herhangi bir avrupa ülkesine kapağı atmak için gerekirse yüzerek gitmeyi göze almamız lazım.
+2
matilda
(01.01.26)
diktatörlüğün saltanata dönmesinin sebeplerinden biri de bu.
zamanında o kadar çok hurma yiyorlar ki, koltuktan inince tüm bunların bedelini ödeme riskini göze alamıyorlar. o yüzden en yakınlarını, onu yargılamayacağını bildiği kişileri başa getirmeye çalışıyorlar. kendi ailesinden başka kimseye güvenmiyorlar. kendi ailelerine bile güvenmiyorlar bir müddet sonra.
+4
biseysorcaktim
(01.01.26)
gelirse her türlü "seçimle" gelecek, ama karşısındaki adaylar vs. temizleniyor medya hep onların tarafına geçiyor. Bence minik Rusya oluyoruz.

edit: bu arada bambaşka biri kazansa ve Türkiye'yi samimi şekilde düzeltmeye çalışsa bile önümüzdeki en az 10 yıl çöp. Hele sosyal düzelme için yine 20-30.
+1
nhk ni youkosu
(01.01.26)
bu ülkede çoğunluk artık karım içeride gibi gözlerini ve kulaklarını kapamış fanatizmi doruklarda yaşayan tiplerden oluşuyor. bence bildiğimiz seküler türkiye çoktan bitti. ben kabullendim artık, kaçtım ve şimdi de çevremdekileri götürmeye çalışıyorum. mantık işlemiyor çünkü.
+2
eileengray
(01.01.26)
bi ay önce cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı bilgisi paylaşılmıştı.
0
spirit crusher
(01.01.26)
bilal o gucu yonetemez. erdogan disinda bu gucu tutabilecek adam yok maalesef. kisiye gore elbise dikildi ve erdogan'dan sonra yerine kim gelirse gelsin dikisler patlayacak.

siz saniyor musunuz ki turkiye'de sadece 3-5 tane corrupt insaat sirketi ve devlete sizmis 1-2 tarikat var. cok daha fazla sirada bekleyen var. hepsi birbirine girip adam yiyecekler.
+3
antikadimag
(01.01.26)
(11)

170 tane plağı ne yaparsınız?

parcaliham
Vefat eden bir aile dostundan 170-180 adet yakın plak kaldı. Ben istemedim ama sonuçta kucağımda buldum. Çoğu klasik müzik. Deli gibi beethoven toplamış rahmetli. GDR, Çekoslovakya basımları vs. Mozart, Handel, Wagner falan da var. Almanya'da yaşamış bir dönem. Büyük bir kısmı ETERNA plakları. Ben p
Vefat eden bir aile dostundan 170-180 adet yakın plak kaldı. Ben istemedim ama sonuçta kucağımda buldum. Çoğu klasik müzik. Deli gibi beethoven toplamış rahmetli. GDR, Çekoslovakya basımları vs. Mozart, Handel, Wagner falan da var. Almanya'da yaşamış bir dönem. Büyük bir kısmı ETERNA plakları. Ben plaktan anlamam maalesef. Tüm bunları ne yapayım bilemedim.

Siz olsanız ne yapardınız? Satar mıydınız yoksa bir pikap edinip bunu bir hobiye dönüştürüp dinler miydiniz? (Klasik müzikle aram meh. Ama Jazz severim)
+1
parcaliham
(31.12.25)
vakit, ilgi ve imkan varsa saklayin. yoksa antikaci, pasaj tarzi yerlere goturup satin.
0
buenosdias
(31.12.25)
ilgi alanima girme olasiligi varsa tutarim.
baktim olmuyor meraklisina satarim.
zorla guzellik olmaz, zorlayarak boyle islere bulasilmaz, buyuk ihale.
+1
cooperr
(31.12.25)
Sahaf ve antikacılardan fiyat alabilirsiniz, bildik bir sahaf var sorabilirim listesi varsa. İzmir'de sahaf.
0
klassno
(31.12.25)
ilgilenmiyorsaniz tutmanin hicbir anlami yok. satin da ilgilisi bulup alabilsin.
0
antikadimag
(31.12.25)
satacaksanız önce facebook grupları falan var. onlara katılıp bir piyasa araştırması yapın. belki de bir hazineye sahipsiniz bilemezsiniz.
+1
ground
(31.12.25)
bir envanter oluşturun ve excele hepsini tek tek kaydedin. sonra da piyasa araştırması yapın sarı siteden ve facebook gruplarından. aralarında gerçekten değerli olanlar olabilir.
+1
elektr10
(31.12.25)
plaklara hiç ilgim yok ama ben olsam satmam, kıymetliler. güzel bir koleksiyon, güzel bir hobi.

ama satacak olursanız, envanter listesi oluşturursanız buraya yazın lütfen. plak delisi bir arkadaşım var ona iletirim, belki almak ister.
0
art cat chocolate
(31.12.25)
Üşenmeyip listesini çıkarın ve fotoğraf çekin. Türkçe plaklar yabancı plaklara göre daha değerli. Sahaf, antikacılardan uzak durun. Çoğunluğu kan emer. Fiyat araştırması yapıp doğrudan siz satın. Hiç uğraşmam diyorsanız ben talibim plaklara :)
0
yankee jumping
(31.12.25)
yılbaşı sonrası boş bir vaktimde bir excel listesi yapacağım ve burada da paylaşacağım.
0
🌸parcaliham
(31.12.25)
Discogs üzerinden bir hesap açıp plağın kartonunun sırtında, içinde göbeğinde seri numarası, katalog No yazar, mesela Arion plak firmasının AR 1235 gibibunu girince o plak çıkar, çıkmazsa da anahtar kelimelerler aratıp bulun ve fiyatını öğrenin. Toplamına da bu şekilde değer biçin.
0
mahsus mahal
(01.01.26)
eviniz müsaitse bir pikap edinin ve plakları saklayın. uygun fiyata tatminkar ürünler var.
arada bir rastgele dinlersiniz. belki cidden güzel şeyler çıkar.

ben bir müddet saklardım.
aradan zaman geçince yavaş yavaş ayıklar meraklıların olduğu yerlerde ilan açardım. fb'de gruplar vardır eminim.
0
biseysorcaktim
(01.01.26)
(8)

Kaz tüyü mont ısıtıyor mu

arbre
Kaz tüyü bir mont alacağım. 7 bin TL. Parasına değiyor mu gerçekten?
Kaz tüyü bir mont alacağım. 7 bin TL. Parasına değiyor mu gerçekten?
-3
arbre
(30.12.25)
Kaz tüyünde dolum derecesi önemli. Kuzey ülkesinden bildiriyorum. Nasıl bir kış şartına göre alacağınıza göre değişir.
0
suicides underground
(30.12.25)
ne kadar sogukta giymek istediginize göre fill power'ina dikkat etmeniz iyi olur. fill power yükseldikce fiyat da artar. ben sahsen kaz tüyü montlarin sicacik yaptigini söyleyebilirim. hele alttan bir de polar arakatman giyilirse müthis sicak olur.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.12.25)
Sıcaklık en düşük 0 C olur. Doluluk konusunu bilmiyordum. Aldım, deneyip göreceğim.
-1
🌸arbre
(30.12.25)
sicaklik en düsük 0 derece olacaksa kaz tüyü monta cok ihtiyaciniz olmayabilir. cok üsüyen biriyseniz farkli tabii ama ben hava -4 derece civarini görmeden giymiyorum. sahiden terletiyor.
alirken RDS (responsible down standard) ve Bluesign sertifikalari olmasi güzel olur bu arada. ilerisi icin aklinizda olsun.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.12.25)
Kullanımına da bağlı. Ben mesela kazak giyebilen birisi değilim. O yüzden çok soğuklarda rahat ediyorum kaz tüyü montla.
0
duhan
(30.12.25)
Monta göre değişiyor. 650 ve 850 dolguluk olmak üzere 2 tane kaz tüyü montum var. 650'lik olan çok ısıtmıyor ama Türkiye şartlarında büyük ölçüde işe yarar.
0
michael harddd
(30.12.25)
kaz tuyu alinabilecek en iyi performans montu cunku hafif olmasina ragmen isi yalitimi cok iyi. tek handikapi eger tuyler islanirsa isi yalitimi ozelligi cok azaliyor. bu nedenle disinda su gecirmeyen veya repellent bir tabaka olmasi lazim.

kaz tuyu alinirken 2 seye bakilir. fill power yazilmis zaten. fill power kaz tuyunun ne kadar loft'a sahip oldugunu gosterir. turkce karsilik olarak ne kadar kabarik oldugu denebilir sanirim. en az bunun kadar onemli olan digeri ise ne kadar tuy kullanildigidir. cogu ciddi outdoor firmasi kac gr tuy kullanildigini yazar ancak bu fill power kadar reklam yapilan bir parametre degil.

demek istedigim 150 gr 550 fp kullanan mont, 60 gr 800 fp kullanan monttan daha iyi isitir. bu nedenle ciddi outdoor firmalari kac gr kullanildigini da ekler.

bu montlarin en onemli ozelligi agirliklarina gore iyi isi yalitimi vermesidir. hafif ama sicak tutar. ozellikle parkalarda cok ciddi agirlik farki vardir. bomber tipi kucuk ceketlerde ise kendi cebine katlanip burrito boyutunda tasinabilmesi ozelligi vardir. bu nedenle dagcilarin favori esyalarindandir.
+1
antikadimag
(30.12.25)
Bu mont islanirsa iğrenç bir görüntüye sahip oluyor. Bu sebeple ayrıca yağmurdan koruyacak bir kabuk ihtiyaciniz olabilir.

TNf gibi bir markadan mont alırsanız yani ne kadar iyi alırsanız alın, dikiş yerlerinden tüyler çıkmak isteyecektir.

Bunlar handikaplar.

Avantajları zaten arkadaşlar yazmış.

Yine Tnf'nin parka gibi kaz tüylü montları var onlar kalitelidir ama agirdirlar.
0
blue eyes white dragon
(30.12.25)
(9)

Dolma kalem önerisi

tiredofwaiting
Bir erkek bireye hediye olacak. Orta halli birşey olabilir. Var mı öneriniz.
Bir erkek bireye hediye olacak. Orta halli birşey olabilir. Var mı öneriniz.
0
tiredofwaiting
(28.12.25)
Efenim kendisi 30'lu yaşlarının başında, klasik tarza sahip bir diplomat olup dolma kalemlerden anlamaktadır. Bir tek ben anlamıyorum.
0
🌸tiredofwaiting
(28.12.25)
Merhaba,
annem emekli diplomat. Is hayati boyunca Caran d’Ache Léman kullandi. Hala bile her seyi onunla yazar. Fiyat dkalasini telefondan bakamadim, eger cok ucuk bir seyse simdiden özür dilerim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(28.12.25)
@konuşma... Aslında düşündüğümün biraz üstünde ama çok teşekkür ederim tavsiye için. Bildiğim çok iyi oldu bu markayı.
0
🌸tiredofwaiting
(28.12.25)
Yıllar önce kendime Lamy Safari almıştım, mor renkti. Scrickss 'in siyah oturaklı bir modeline sahip olmama rağmen Lamy hem hafif olması hem de rengi dikkat çektiği için uzuuun yıllar kullandım. Şu an kurşun/uçlu kalem kullanabildiğim bir ortamda olduğum için kullanmıyorum ama Lamy bence güzel bir alternatif olabilir. Kolay kolay kötülenen bir marka değil genç işi olarak görülebiliyor. İlgili arkadaşa "tarzına dinamizm kazandırmak istedim" diyebilirsiniz bence :D
0
Nerdian
(28.12.25)
cosmic string +1.

aynı saat olayı gibi. bazen saat almak istiyorlar hediye olarak. saat işi derya deniz işi. her saati takmam, takmayacağım saate verilen paraya da acıyorum ve üzülüyorum.

bu durumlarda her zaman en iyi hediye güzel bir viski. kalitelisinden. eğer alkol içiyorsa düşünebilirsiniz.

lamy ve Scrickss, kişinin kalem sevgisi ve ilgisine göre, basit kalabilir. lamy kötü değil tabi, sadece uygun gitmeyebilir. uçuk öneri olabilir, güncel fiyatları bilmiyorum, mont blanch'ın kalemlerine bakabilirsiniz.
+1
kojonotsuki
(28.12.25)
Lamy ve Kaweco iyidir, tatlıdır ama spor kaçar. Daha klasik bir şey lazım. Scrikss de diplomat için basit kalabilir. Bütçeniz azsa Diplomat, Delta, Dupont veya Cross'tan başlayabilirsiniz. Daha yukarı çıkarım diyorsanız Caran d'Ache yahut Montblanc olabilir.

Bu arada, olay gerçekten kişisel. Mesela çin malı wing sung pompalı dolmakalem (250 tl falan) acayip hoşuma gidiyor benim. Nostaljik değeri var çünkü, Atlas due-matic versatil kalemler gibi... Başkasına hediye alsam ya güler ya hakaret sayar.

Bu arada, bu konunun ordinaryüsü, eski duyuru müdavimlerinden @kahvegibi isimli sözlük yazarı. Kendisine ulaşırsanız nokta atışı tavsiye verebilir zannımca. Instagram kullanıcı adı: writetomeoften
0
yadigar
(28.12.25)
Orta halli dolmakalem olarak düşündüğünüz şey sizin kafanızdaki bütçenin üzerinde olacaktır. Bütçe belirtmediğiniz için nokta atış öneri gelmesi de imkansız.

Yerinizde olsam Pelikan bakardım. Aynı tasarımda çok fazla renk ve fiyat çeşitliliği mevcut. Bütçenize uyan M200/400/600/800/1000 modellerinden birini seçebilirsiniz. Tasarım itibarıyla takım elbiseye çok uygunlardır.
0
10551037
(28.12.25)
sozlukte detayli bir entry girmistim zamaninda eksisozluk.com

butcenizi soylerseniz ona gore bir sey soyleyebilirim. benim kendi kullandigim kalem sailor pro gear. $200 civarinda bulunuyor. tr'de yaygin olmadigi icin guzel bir hediye olur. kesinlikle tavsiye ederim.
+2
antikadimag
(28.12.25)
Çok kişisel olduguna katılıyorum. Bütçeye göre yukarıdaki örneklere çıkılabilir.
Parker 51 olabilir tam klasik.

Deneysel takılıp, yazı yazmayı ve çizim yapmayı seviyorsa kaweco kaligrafi seti ve sailor fuse pen (sailor bu kalemdeki hissiyatı çok kalitesiz ama farklı kalemler de var) gibiler de alternatif olabilir.

En güzeli fiziki bir mağazadan alıp değiştirme fişi de eklemek.
0
jazzabel
(29.12.25)
(3)

artan ram fiyatları / yeni bilgisayar alınır mı

steve rogers
selam macbook air m1 kullanıyorum. ram üretiminde değişim olduğu için önümüzdeki dönemde dünyada fiyat artışı yaşanacak diyenler görüyorum. m1'imden memnunum ama m4 geçsem mi diye düşünüyorum fiyatlar tavan yapmadan? ne dersiniz
selam macbook air m1 kullanıyorum. ram üretiminde değişim olduğu için önümüzdeki dönemde dünyada fiyat artışı yaşanacak diyenler görüyorum. m1'imden memnunum ama m4 geçsem mi diye düşünüyorum fiyatlar tavan yapmadan? ne dersiniz
0
steve rogers
(26.12.25)
ram uretimindeki degisim nedir? merak ettim.

benim bildigim llm, ai computing icin cok fazla memory'e ihtiyac duyuluyor ve bu nedenle fundingin de su gibi akmasi sebebiyle arzin buyuk kismi bu computing merkezlerine sunuluyor. dolayisiyla ram fiyatlari artiyor. su anda artti zaten, ileride daha da artabilir.
0
antikadimag
(26.12.25)
ai computing mevzusunu söylemek istemiştim @antikadimag
0
🌸steve rogers
(26.12.25)
Bence bilgisayarını satışa koy, satılırsa M4 al, satılmazsa böyle devam et.
0
michael_knight
(26.12.25)
(14)

Tek bir şeyler yapıyor musunuz

arbre
Tek alışveriş çok seviyorum ama sinenaya gitmek istiyorum. Lisede gitmiştim. Şu an tek gitmeye çekiniyorum. Gidilir mi, gideyim mi? Avatar 3.
Tek alışveriş çok seviyorum ama sinenaya gitmek istiyorum. Lisede gitmiştim. Şu an tek gitmeye çekiniyorum. Gidilir mi, gideyim mi? Avatar 3.
-7
arbre
(26.12.25)
gidilir tabii ki. ben hep gidiyorum sinemaya.
0
art cat chocolate
(26.12.25)
Gidilir tabii ki, neden gidilmesin? Hatta arttırayım bence herkesin kendi başına bir şeyler yapmaktan zevk alıyor olması gerekir. Sinemaya da gidilir, kahve de içilir, tatile de gidilir.
+2
fraise
(26.12.25)
fraise, tek tatil yaptım, çok keyif aldım, sinema biraz geriyor.
-6
🌸arbre
(26.12.25)
Gidilmez mi ya, çok da güzel olur.
0
kobuzchu kiz
(26.12.25)
geçenlerde tek başıma pikniğe gittim küçük bir çanta yapıp. Göl kenarında flamingoları izledim. Normancı postumu kayalıklara serip uzanıp gökyüzünü izledim. yarım kalan kitabımı okudum. hava soğuyunca çantamdan vodka kokteylimi çıkarıp yudumlayarak, üşüye üşüye yürüdüm. merak ettiğim tek perde bir oyun vardı, hiç kimseyi aramadan, organize etmeden, uğraşmadan, tak diye bilet alıp göl kıyısından tiyatro salonuna bağladım akşamımı. yalnız kalabilmek güzel.
0
loch ness
(26.12.25)
ben tek başıma bir şeyler yapmayı seviyorum ama kendime ayıracak pek vaktim olmadığından ve üşendiğimden yapamıyorum, bence tek başına bir şeyler yapmalı insan. o nedenle git diyenler +1
0
Sadece soruyorum
(26.12.25)
kafede tek başıma kitap okumayı çok seviyorum. tek başıma müze gezmeyi alışveriş yapmayı da seviyorum. hatta başkasıyla gittiğimde yanımdaki sıkılıyor tribine girebiliyorum bazen. sinemaya da tek gidilir tabii, neden olmasın.
0
eileengray
(26.12.25)
Sinema, tiyatro, konser, yemek, müze/sergi, tatil, alışveriş... her türlü aktiviteyi yalnız yapmayı severim.
0
mutekebbir
(26.12.25)
Yapılıyor ama belli bir müddet sonra insan yanında birini aramaya başlıyor çünkü aynı aktiviteyi arkadaşıyla sevgilisiyle yapanlara denk gelip ne yapıyorum ben hissine kapılıyorsun.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
o dediklerini ben hep tek yapıyorum. en son lisede biriyle sinemaya gitmiştim.
0
hold the door
(26.12.25)
sinema sosyal bir aktivite degil ki. gidip oturup film izliyorsun. ben cok tek gidiyorum uyeligim oldugu icin. biriyle gitmenin tek avantaji sonrasinda filmi tartisabilmek. ama olmazsa olmaz da degil.
0
antikadimag
(26.12.25)
Sinemaya da tiyatroya da alışverişe de tek gitmeyi daha çok severim.
0
suicides underground
(26.12.25)
Sinemasından başla, yurtdışı gezileri, tatile gitmesi, yemesi içmesini yüzde 93'ü tek yapılyorum.
0
put it in your appropriate place
(26.12.25)
Sinemaya toplu gitmek zaten çok saçma, çift olarak ehh hadi neyse ama liseli aşık modu açmayacaksan çift olarak da yapılacak daha iyi aktiviteler var. Sinema salonuna gidip film izlemek artık 3-5 senede bir yaptığım bir olay ama gideceksem tek giderim herhalde. Filmi sessiz izlemek gereken bir yerde yanında biri var mı yok mu ne önemi var?
0
nundu
(27.12.25)
(8)

toprak mulkiyeti neden var? olmasa ne olur?

antikadimag
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah. ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah.

ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi mantiga uymuyor. bunu kimse uretmedigi icin birinin mulkiyetinde olmasi su an gordugumuz sosyal adaletsizligin en buyuk nedenlerinden biri gibi geliyor.

cunku piyasadaki her sey bir sekilde deger kaybederek tekrar yikima ugruyor. evler, arabalar eskiyor ve yikiliyor. aldigimiz alet edevat entropiye yenik dusuyor. ancak topraga sahip oldugunuz zaman bu hicbir sekilde deger kaybina ugramadan yuzyillarca geliyor.

topragin devlet mulkiyetinde olmasi ne gibi problemler dogurur? hadi madeni bile birinin gidip cikarmasi gerekiyor. bir deger yaratimi var. ama toprak sahipliginin tek dayanagi zamaninda birisinin buralar benim diyip bunu kilic zoruyla mesrulastirabilmis olmasi.

sadece insanoglu tarafindan yaratilan seylerin mulkiyet kapsamina girmesi gerektigi gibi bir dusuncem var. topragin mulkiyet kapsamina girmedigi bir duzende ne gibi problemler olabilir?

(bu sistemde yine evlere sahip olunabilir, ama evin altindaki arazi devletin olacak. eve sahip olunabilir cunku sonucta birisi kaynak harcayarak o evi insa etmek zorunda.)
0
antikadimag
(26.12.25)
Ama yürüttüğün mantık kişi ve kurumları kapsıyor da niye devletleri kapsamıyor. Madem öyle, Devletler de toprağa sahip olamasın, bu vatan benim diyemesin. Sonuçta zamanında kılıçla alınmış olması kabul edilemez ya.
0
Mirket
(26.12.25)
toprağı pasif bir kaynak olarak konumlandırmazsak ve aslında değerini (use value) üzerine işlenen emekten aldığını düşünürsek mülkiyet (ve ifraz gibi araçları) bir bakıma değer arttıran bir teşvik mekanizması oluyor. ben açıkçası toprağın da “üretilen” bir meta olduğunu düşünüyorum; en azından kavramsal olarak. bu yüzden özelleşmesi ya da ifraz yoluyla metalaşması bu ekonomik sistem içinde normal geliyor bana. aktör sayısı arttıkça rekabet ve takas değeri de artıyor. özellikle de sınırlı olduğu için.

bu arada özel mülkiyet osmanlı’ya aslında çok geç gelen bir sistem. internette güzel makaleler var (hatta bir tanesi bu yüzden sınıf bilincinin gelişmediğini söylüyor). bir de seveceğinizi düşündüğüm bu ara okuduğum bir kitap var: alyssa battistoni, free gifts: capitalism and the politics of nature. kapitalizmin doğaya bir kaynak olarak paha biçip biçmediğini tartışıyor.
+2
eileengray
(26.12.25)
Ben de son zamanlarda çok bakıyorum ekonomik fikirlere. Misal toprak vergisi getirmenin ev vergisinden daha iyi olacağını savunanlar var aynı sizin dediğiniz gibi çünkü toprak kullanılmadığı sürece bir işlevi olmuyor. Ve misal Fransa'da endüstriyellesme için devletin topraklari hazırlaması vs çalışması var (ama zor is yani).
Merak edip baktım cin'de misal toprak sahibi olunmuyormus. Bu sebepten heralde devlet istediğini yapabiliyor yani. Sadece üst kullanım hakkı aliniyormus, bu sebepten heralde insanlar çocuklarına aktara aktara gelecek nesilleri zengin ederken toprak sahibi olmayanlarin fakir olması olayı olusmuyordur.
0
logisticsmanager
(26.12.25)
@mirket; dogru, diyemesin. onlari da kapsiyor. nihayetinde butun insanlari ortak paydada bulusturan federatif bir dunya devletini dusunerek yazmistim. burada kastettigim herhangi bir devlet degil, "the devlet".

@eileengray; kitap tavsiyesi icin tesekkurler. toprak elbette uzerine islenen emekten katma deger aliyor. ancak base olarak da korkunc bir degerinin oldugunu kabul etmek gerek. yani hic uretilmeyen bir degeri de var ve benim meselem bu degerin unjustified bir guc asimetrisi yaratmasiyla. toprak uzerinde yapilacak islemler sonucu deger kazanir ve bu degerin karsiligi ozel tesebbuslere verilir. drenaj, arazi tesviyesi gibi seyler yine yapilabilir ve karsiliginda para kazanilabilir (cunku katma deger var) ancak devlet kontrolunde. ayni devletin yol, kopru yaptirmasi gibi.

nihayetinde toprak uzerindeki tasarrufun x kisisinde olmasini justify edemiyorum. paylasilmis bir mulkiyet geregi devletin tasarrufunda olabilir topragin nasil kullanilacagi. yani devlet der ki, su araziye iskan verecegim. bunun icin arazi isleri, bina insaati gibi gerekler var ve bunlari yapan sirketlere odeme yapacagim.

mevcut sistemde tesvik yarattigina katiliyorum. ancak bunun ne kadar hayati oldugunu kestiremiyorum. bir tarafa bu tesvigi, diger tarafa yarattigi guc asimetrisini koydugum zaman bence problem tarafi agir basiyor. sonucta toprak ifrazi tesvigi olmasa da, serbest piyasanin tesvikleri hala gecerli. bu ekstra tesvigi torpuleyerek karsiliginda muazzam bir guc asimetrisini kirmis oluruz gibi geliyor.

@logistics; bu konuyu baska bir tanjanta goturecek ama onlarda da guc simetrisi toprak mulkiyeti degil parti uyeligi ekseninde oluyor, hatta cok daha kisitli bir kesimde guc toplandigi icin daha buyuk problemler yaratiyor. kapitalizm en azindan bu gucu daha genis bir sinifa yayiyor ve sistem isledigi surece sinif gecislerine acik kapi birakiyor. sanirim benim derdim ayni chomsky'nin dedigi gibi politik veya ekonomik butun guc asimetrilerinin justify edilmesi gerektigi yonunde. bu yapilmadigi noktada somuru olusuyor.
0
🌸antikadimag
(26.12.25)
toprak mülkiyeti devletteyse monarşi, hiç kimsedeyse anarşi olur. evrensel bir devlet de "imperial"dir, o da olmasın zaten. kötü bir hayal. :(
0
klassno
(26.12.25)
bütün araziler devletin olsa iyice zıvanadan çıkıp en güzel konumları kendi projelerine yandaşlarına paslarlar sanki. bu da önemli bir eşitsizlik riski. insanların ailesinden kalan toprakları kendi insiyatifi ile değerlendirmesi serbest piyasa ekonomisi içinde daha sağlıklı geliyor bana. isteyen eker, isteyen satar, isteyen ev diker, isteyen boş tutar vs.

güç asimetrisi tarafında da bana bu konu biraz sanki toplumu en altta eşitlemeye çalışmaya zorlamak gibi geliyor. egzajere ederek söylersem toplumu fakirlikte eşitlemek gibi. bazı insanlar da dedelerinden kalan araziyi doğru değerlendirip zenginleşebilir. sadece şanslı oldukları için belki evet ama bunda problem görmüyorum ben. bu serbest piyasanın da işleyişine katkı sunar. çünkü gelir bireylere akar, birey bir şekilde istihdama döndürecek şekilde değerlendirir. az veya çok.

not: köydeki fındık bahçesinden başka bir arazi kalmıyor aileden :)
0
awlmi
(26.12.25)
devletin [D]evlet olması da bir güç asimetrisi yaratmaz mı? bunun sonu leviathan olur. devletin bu kadar otorite ve güç sahibi olması her zaman halkın iyiliğini ve çıkarını garantilemiyor.
devonandexeterinstitution.org

belki gerçekten de @awlmi'nin de bahsettiği gibi "miras" kavramı üzerinden düşünmek gerekir. yine osmanlı örneği vereceğim ama mülkiyet kavramı yokken askeri zumre mensuplarının mirasının büyük bir bölümü devlete dönüyordu. bir bakıma devletin bu üst sınıfı dengeleme mekanizması olarak okunabilir. gerçi bunu da bypass etme yolu bulundu. bu üst sınıfın mirasının bir alt soya aktarılabilmesi için vakıflar kuruldu. böylece miras bu şahısların (ve çocuklarının) vakıflarına geçiyordu ve devlete dönmüyordu. vakıflar böyle böyle önemli bir aktör haline geldi. sırf philanthropic değil yani.
0
eileengray
(26.12.25)
@eileengray; evet maalesef hatta daha kotu bir asimetri yaratiyor. sosyalist devletlerin islememe sebebi de bu bence. parti/devlet o kadar gucleniyor ki, geri kalanlar uzerinde korkunc bir tahakkum kuruyor. kapitalizmde sinif esitsizliginden ve elitlerden sikayet ediyoruz ama bunlar en azindan daha dispersed bir sinif, konsantre degil. partide hepi topu ayni toplanti odasina sigacak 10-20 kiside korkunc bir guc toplaniyor. bkz akp. erdogan, stalin, hitler, putin ekiplerinin kurdugu sistemler.

bu noktada guc asimetrisini kirmada kapitalist ve demokratik sistemler monarsiye, sosyalizme gore net daha iyi. ancak hala ideal degiller ve bircok problem var. bir sonraki asama ne olmaliyi dusunuyorum cunku bu sistem de islemiyor. sistemde ilerleme var, kole gibi calistirilmiyoruz, topraga bagli degiliz. ama hala finansal bir can pazari yasiyoruz. yarinlarimizdan endise duyuyoruz. bilirsin amerika'da yuzbinlerce dolar kazanan insanlar bile can havliyle yasiyor. cunku akarken kesesini doldurup yarin huzura kavusacagi, zamanini satmak zorunda olmayacagi bir noktaya ulasmaya calisiyor.

halbuki insan akliyla ve ahlakiyla bundan cok daha guzel ve duzenli bir sistem kurabilir. ancak ozgurluk sosuyla bize gucu gucu yetene sistemi dayatiliyor. bu guc artik kilicla degil, banka hesaplariyla, tapu senetleriyle olusturuldugu icin ortacaga gore daha civiliz, daha az kan goruyoruz. ama hala en onemli sermaye olan insan aklini ve yaraticiligini carcur ediyoruz gibime geliyor. neyse.
+1
🌸antikadimag
(26.12.25)
(25)

eski sevgiliye verilen borç

Ecesb
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsa
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsak bi ödeme planım hakkında yazardım. en son ayrılırken ne olursa olsun umrumda degil yazma bana hibçir şey demiştim acaba ondan dolayı mı yzmıyor? ama gönül işlerinin ayrı para işlerinin ayrı oldugunh bilmesi lazım degil mi? ne zaman ve nasıl bir dilde ona yazmalıyım? aslında ilk onun yzmaısnı bekliyorum her ne kadar borc veren ben de olsam bogazına yapısmıs gibi hissetmek istemem. kendisi esnaf. ben beyaz yakayım. 1 yıldır sevgiliydik. cinsiyetim kadın onun erkek. bir erkege bu konuda nasıl yaklasmalıyım? onu düsman görmüyorum sadece anlasamadıgımız icin ayrıldık. tekrar iletisim o kadar kurmak istemiyorum ki :(
0
Ecesb
(25.12.25)
Yarısını alırsan şükret. Geçmiş olsun
+4
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
O paraya çok ihtiyacınız var mı? Geri alamayabilirsiniz de…
0
tan vakti
(25.12.25)
Resmi bir şekilde ara. Acil paraya ihtiyacının olduğunu söyle. İki hafta içinde ödemesini iste. Sakın ne zaman ödeyebilirsin deme.
+1
rodeocu
(25.12.25)
hangimiz sana gerçeği söylesek bilemiyorum ya...o parayı alma ihtimalin %5 falan...

sorduğunda çirkinleşmesi yüksek bir ihtimal. ya da tatlı tatlı en kısa zamanda deyip seni sadece oyalaması. çevremde o kadar çok örneği var ki erkeğe kredi çeken, borç veren kadınların paralarını eski erkek arkadaşlarından geri alamamaları hikayesinin. umarım senin hikayen farklı biter.

bence bir mesajla yokladıktan sonra tersleşirse avukatla görüş mutlaka.
+4
Phoebe
(25.12.25)
bence soğuk su iç. borcunu ödeyen hiç bir esnaf görmedim. hele eski sevgilisine hiç ödemez. soğuk suya alternatif olarak esra erola çıkabilirsin. o program bu vakalarla dolu.
+2
abelardo
(25.12.25)
Ortak arkadaş varsa onunla konuş bu durumu.
0
pembediken
(26.12.25)
borcunun bir belgesi var mi?

yoksa odeyecek adam zaten sana yazardi. 15 bin dolar oyle unutulacak bir borc degil.
+4
antikadimag
(26.12.25)
Mesajla iletişim kurun.
Borcun belgesi yoksa en azından borcu olduğunu teyit ettirin.
Ödemeye yanasmazsa ki, öyle duruyor, müge anlı ile tehdit edin.
Kibarlığı ve naifliği bırakın, karşı taraf hiç iyi niyetli gözükmüyor.
*Paranızı da mutlaka geri alın ki, başka kadınları da tokatlamaya kalkmasın.
+7
parka
(26.12.25)
Eski sevgliye borcunu ödeyen esnaf gördüm öncelikle. Parası olmadığı için hemen ödemiyordu, eski sevgili isteyince kredi çekip o günün kurundan ödedi.
Siz hele bi isteyin bakalım nolacak.
0
benim bir gizli bildiğim var
(26.12.25)
esnaf, erkek, eski sevgili.

sirf su 3 keyword bile adamin borcun ustune yatmak icin taklalar atacaginin kaniti. sen de hala yok karakteri yok arama dedim acaba ondan mi diye kendini avutuyosun.

cok minnossun. cevremdeki 100 erkegin basina boyle bisey gelsin en az 95'i o borcu odememek taklalar atar.
+2
buenosdias
(26.12.25)
Alt tarafı 650 bin tl. Çok lazım değilse unut gitsin, kim kime vermiyor ki onu sonuçta.
-12
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
Demin geri alamayabilirsiniz demiştim ama elinizden geleni yapmak lazım tabii. Avukata danışın sizi o yönlendirsin en iyisi. eğer parayı elden vermediyseniz banka hesabına gönderdiyseniz bu delil bazında avantaj. Bence akıllıca bir mesajla adama “şu tarihte bankadan yolladığım borcu ne zaman geri vereceksin” diye sormak lazım. Adam “ne borcu” falan derse iş sıkıntılı. Ama “vericem işte işler sıkışık” falan derse iş biraz pazarlık ve takibe kalıyor. Başta yazacaktım aslında ama sizi üzmemek için yazmadım ama birisi yazmış: bazı adamların sırf kadınlardan para kopartmak için ilişkiye girdikleri de bilinen bir gerçek ve nitelikli dolandırıcılık türü. Dikkatli olmak lazım.
0
tan vakti
(26.12.25)
kendisi mi istedi bu parayı, sizde olduğunu nereden biliyordu? 1 yıllık sevgili hikayesi öyle uzun bir süre hiç değil, ne ara konu açıldı ve borç verilip alındı; bu önemli doneler verir.
+1
deartheodosia
(26.12.25)
Az para değil bence siz sormalısınız. Ödeyecek olsa ayrıldıktan sonra 3 ay beklemezdi diye düşünüyorum
+1
aligunal
(26.12.25)
Sms ile iletişim geçin derim, bir de 650 bin tlnin para olmadığını söyleyen arkadaşlar için ciddi meblağ nedir merak ettim samimiyetle, laf sokma falan değil.
0
kumandanim
(26.12.25)
bildiğim kadarıyla bankadan gönderirken borç yazmadıysanız bankadan göndermiş olmanızın bir anlamı yok. böyle borç diye para alıp, kredi çektirip ödemeyen erkeklerin hikayeleri o kadar yaygın ki ama maalesef kadınlar utandığı için söyleyemiyor.

ortak arkadaş, aileye vb. bilgi vermek kışkırtabilir, hiç beklemediğiniz çirkinliklerle karşılaşabilirsiniz. ayrıca böyle olaylarda aileler, arkadaşlar da çoğunlukla haberdar oluyorlar yaptığından. ilk etapta kararlı bir tavırla sınır çizerek sorup karşı tarafın tavrına göre de en kısa zamanda bir avukatla görüşün.

düşündükçe kuruldum ya, lütfen peşine düşün emeğinizin ve buraya da gelişmeleri yazın. güzel haberlerinizi bekliyoruz.
0
Phoebe
(26.12.25)
Çok zor bir durum. Geçmiş olsun şimdiden.
0
gabe h coud
(26.12.25)
"ne olursa olsun yazma bana" dediğin için, bir kenarda "borcum da vardı, nasıl ödeyeceğim, tüh bak yazma bana demişti" diye düşüncelere dalacağını hiç zannetmiyorum.

bu kadar düşünceli bir insan, yazmasına gerek olmadan, gerekirse tek seferde,, gerekirse kredi çekerek, imkan yoksa en kötü ihtimal parça parça gönderirdi o parayı. 3 ay içinde mutlaka bir hareket görürdün yani. kesinlikle üzerine yatmayı planlıyor. tedbirini almanı ve daha fazla gecikmemeni tavsiye ederim.
+3
loch ness
(26.12.25)
direkt arayın ve parayı isteyin. üzerine de baskı kurun. o rahatsız olmalı bu durumdan siz degil. duyguları bir kenara bırakıp alacaklı gibi davranacaksınız.
+1
koela
(26.12.25)
iletişime kesinlikle geçin ve arayı fazla açmayın, arayı açtıkça üzerine yatma ihtimali çok yüksek. parayı alma ihtimaliniz çok düşük ama net ve kararlı bir şekilde konuşun insiyatifi ona bırakmayın 'ne durumdasın, ne zaman verebilirsin' derseniz o para uçar. Etrafınızda çekindiği birisi varsa mesela annem, babam, abim yada ortak arkadaşınız ama saygı duyulan bir tip bunlar öğrendi borç verdiğimi sıkıntıya düştüm bir an önce kapatalım bu konuyu beni darlıyorlar, sana ulaşmadan bu konu kapatalım gibi bir konuşma yapabilirsiniz, bu duruma düşmek istemeyip rezil olmama adına ödeyebilir borcu.
Geçmiş olsun umarım alabilirsiniz, bir daha da 1 senelik sevgiliyle bu kadar para muhabbetine girmemeniz için ders olur sizin içinde.
+2
IcedFlames
(26.12.25)
Karakteri buna müsait değil demişsin de doğru düzgün bir erkek zaten sağlık vs dışında sevgilisinden böyle bir borç almazdı, karakteri muhtemelen müsait yani gayet.

Sen sormazsan ödemez. mutlaka mesaj yoluyla sor, ödemezse takip başlatırsın artık.
+1
dfn4
(26.12.25)
parayı geri alma ihtimalin %5. iyi bir avukat bulur ve biraz hazırlıksız yakalarsan %90.
karakteri buna müsait olmayan adam çoktan bir aracıyla, banka yoluyla vs. eline geçtikte borcunu azaltırdı.
0
orpheus
(26.12.25)
2025 yılının sonlarına geldiğimiz bu zamanlarda ne kadar toplumsal cinsiyet rollerini yıktığımızı iddia etsek de, artık ilişkilerde eşitliği gözetsek de kültürümüze kodlanmış bazı şeyler hala hayatımızda yer etmeye devam ediyor.
ortalama bir türk erkeği 1 yıllık sevgilisinden kolay kolay hemen vermemek üzere bir borç falan almaz, alıyorsa da hayat memat meselesi söz konusudur.
ortalama bir insanın tüh ben geçen sene 650.000 lira borç almıştım ama bana bir şey yazma dediğinden dolayı gönderemiyorum demeyeceğini biliyoruz.

miktar ciddi, bir sene önce verildiği gerçeğini de göz önünde bulundurursak 1 milyona yakın bir borç söz konusu. eldeki tüm kanıtlar toplanmalı ve bir avukat danışmanlığında süreç başlatılmalı derim.
0
denizgonen
(26.12.25)
Naptın sen ya :(
0
yenibirgüzelnick
(26.12.25)
beraber olmaya devam etseydiniz bu borç ne zaman geri ödenecekti?
bence uygun ve resmi bir dille hatırlatmanız iyi olur. üstüne yatacağını düşünmesem de hatırlatmanız gerektiğini düşünüyorum.
0
biseysorcaktim
(26.12.25)
(5)

futbolda bir harekete faul verilebilmesi için

kibritsuyu
faul yapılan oyuncunun illa yere düşmesi mi gerekiyor? yani kusurlu bir hareket yapıldı, fakat oyuncu yere düşmedi. haraket kusurlu sayılmıyor mu? hareket kusurlu olsa da, oyuncu düşmeyince faul verilmiyor mu, verilmemesi mi gerekiyor?yani faul için kriter oyuncunun yere düşmesi midir?
faul yapılan oyuncunun illa yere düşmesi mi gerekiyor?

yani kusurlu bir hareket yapıldı, fakat oyuncu yere düşmedi. haraket kusurlu sayılmıyor mu? hareket kusurlu olsa da, oyuncu düşmeyince faul verilmiyor mu, verilmemesi mi gerekiyor?

yani faul için kriter oyuncunun yere düşmesi midir?
0
kibritsuyu
(24.12.25)
Yere düşmemişse oyuna devam ediyorsa avantaja bırakır sonra kart mart bi şeyler varsa gösterir ama diyelim futbolcunun arkasından koşarken ensesine şaplak attı oyuncu yere düşmedi ama durdu ne oldu vs falan dedi hakem faul verir tabii ki niye düşmedin demez, düşmek şart değil.
+1
kizil karga
(24.12.25)
dünkü maçta fenerbahçe'nin kazandığı penaltı pozisyonunda bazı farklı takımlı arkadaşlar diyor ki formasından çekilen adam geriye doğru düşer, burada ileri doğru kendini atıyor ki var görsün.

yani formasından çekildiği için düşmese veya kimilerinin ifade ettiği üzere kendini atmasa, formasından çekilmesi kusurlu hareket, yani penaltı olmayacak mıydı? tut ki kendini yere atmış olsun. orada penaltı verilmesinin sebebi kendini yere atması mı, formasından çekilmesi mi?

neticede "formasından çekilen adam öyle düşmez, kendini attı penaltı aldırdı" denebilir mi buna?

kendini yere atmasa da düşmediği için formasından çekilmesi olayını ne hakem görse, ne var görse, bu hakem hatası olmayacak mıydı?
0
🌸kibritsuyu
(24.12.25)
hayir ama genelde bir sekilde hareketi engellemesi gerekiyor. yani oyuncu dusmese bile tokezlerse, yavaslarsa avantajin kaybedilip kaybedilmedigine bakilir. avantaj devam ediyorsa faul olmaz. ancak hareket cok problemliyse hakem pozisyon bitince kart gosterebilir.
+1
antikadimag
(24.12.25)
Abi dünkü pozisyonda formasını çekip öyle kalmıyor ki hareketlenen adamın formasını çekip sonra bırakıyor, bu pozisyonda geriye nasıl düşecek zaten adam ileri gitmek istiyor tabii ki öne doğru düşecek, sırf bununla ilgili en az 2 tane fizik kuralı var eylemsizlik olsun etki-tepki olsun, adam ileri gitmek istiyor sen çekip bırakıyorsun, öne düşer, mesela son lig maçında aynısını Fenerbahçe yapmıştı hakem penaltı vermemişti, o pozisyon da penaltıydı mesela, "penaltı aldırma" bence böyle olmaz ama neticede adamı formasından çekiyor, düşmese bile pozisyon penaltı zaten adamın avantajını bozuyorsun gol atmasını engellemeye çalışıyorsun.
+4
kizil karga
(24.12.25)
rakip oyuncu parmaklarsan bu da fauldür. bazen kafa atarsın adam düşmez bu da faul.
+1
mikahakkinen
(24.12.25)
(3)

Moment ne zaman tork oldu?

yadigar
Biz lisedeyken (90’lar) fizik dersinde, kuvvetin döndürücü etkisini “moment” olarak işlemiştik. Öss kitaplarında da konu “denge-moment” olarak geçiyordu. Şimdi 11. Sınıf kitabına baktım (11. Sınıf fizik) moment yok. Aynı konuyu “tork” diye öğretiyorlar. İngilizce mühendislik okudum, biliyorum konunu
Biz lisedeyken (90’lar) fizik dersinde, kuvvetin döndürücü etkisini “moment” olarak işlemiştik. Öss kitaplarında da konu “denge-moment” olarak geçiyordu.

Şimdi 11. Sınıf kitabına baktım (11. Sınıf fizik) moment yok. Aynı konuyu “tork” diye öğretiyorlar. İngilizce mühendislik okudum, biliyorum konunun ingilizcesinin “torque and equilibrium” olduğunu, ikisinin aynı şey olduğunu. Sadece, hangi yıldan beridir lise müfredatında isminin “moment” değil de “tork” olarak öğretildiğini soruyorum.
+2
yadigar
(24.12.25)
Liseyi 2011'de bitirdim. Moment lise 2 konusuydu. Tork kullanılmıyordu. Bu yıldan sonra olabilir. Yakın zamanda büyük müfredat değişikliği olmuştu.
0
arbre
(24.12.25)
hesabi ayni. statik sistemlerde moment, dinamik sistemlerde tork denir.
0
antikadimag
(24.12.25)
Liseye 2010'da başladım. Ortaokulda tübitak fizik olimpiyatlarına hazırlanıyordum. Orada görürken müfredatta adı moment'ti, biz liseye geçince tork olmuştu ama daha yeni geçiş dönemiydi herhalde çünkü hocalar da genelde moment demeye devam ediyordu. Yani tahminimce 2010-2011 arası değişti diye düşünüyorum.

Gemini'a sordum şimdi;

"Türk lise fizik müfredatında "Moment" isminin "Tork" olarak değiştirilmesi, 2007 yılında hazırlanan ve kademeli olarak uygulamaya konulan Ortaöğretim Fizik Dersi Öğretim Programı ile gerçekleşmiştir.

Bu değişim süreci ve detayları şöyledir:

Değişimin Başlangıcı (2007 Müfredatı): 2007 yılında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayınlanan yeni fizik müfredatında, kuvvetin döndürme etkisi için kullanılan "Moment" terimi yerine uluslararası terminolojiye uyum sağlamak amacıyla "Tork" ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bu geçiş döneminde ve sonraki birkaç yıl boyunca ders kitaplarında ve sorularda "Tork (Kuvvet Momenti)" şeklinde parantez içinde eski ismiyle birlikte kullanımı yaygın olmuştur.

Tam Yerleşme (2013 ve Sonrası): 2013 ve 2017 yıllarında yapılan müfredat güncellemeleriyle birlikte "Tork" kullanımı standart hale gelmiş ve "Moment" ismi büyük ölçüde terk edilmiştir. Günümüzde 11. Sınıf "Kuvvet ve Hareket" ünitesi altında "Tork ve Denge" başlığıyla işlenmektedir.

Uygulama Tarihi: 2007'de yayınlanan program kademeli olarak uygulandığı için, 11. sınıf konusuna denk gelen bu değişikliğin sınıflarda ve üniversite sınavlarında (o zamanki adıyla ÖSS/LYS) tam olarak karşılık bulması 2010-2011 yıllarını bulmuştur.

Özetle; resmi olarak 2007 müfredatı ile literatüre girmiş, 2010'lu yılların başından itibaren de "Moment" kelimesinin yerini tamamen "Tork" almıştır."

böyle bir cevap verdi
0
nundu
(24.12.25)
(8)

Kol saatinde bu kadar gecikme normal mi?

koskoca kirpi
Merhaba, babama yıl başı hediyesi olarak laf arasında görünüşünü beğendiğini söylediği Casio EFK-100D model saatten alacaktım. Fakat bugün sipariş verirken açıklamasında şöyle bir şey gördüm. Görseli açamayan için özetliyim; "Günde en fazla 35 saniye geri ve 45 saniye ileri gidebilen hassas zaman öl
Merhaba, babama yıl başı hediyesi olarak laf arasında görünüşünü beğendiğini söylediği Casio EFK-100D model saatten alacaktım. Fakat bugün sipariş verirken açıklamasında şöyle bir şey gördüm. Görseli açamayan için özetliyim; "Günde en fazla 35 saniye geri ve 45 saniye ileri gidebilen hassas zaman ölçümüyle güvenilir performans sunar." yazıyor. Bu çok fazla değil mi, fiyatı 18k olan bir saatin günde yarım dakika geri kalması normal mi? Yoksa bu kanunen başımız ağrımasın zaruri açıklaması mı anlamadım.

hizliresim.com
0
koskoca kirpi
(23.12.25)
yuh fazlaymış gerçekten. isviçre mekanik saatler cosc sertifikalı satılır ve onlarda +6/-4 saniye normal kabul edilir. anladığım bir model değil bu ama gerçekten çok fark var.
0
awlmi
(23.12.25)
18 bin lira mekanik otomatik saatler icin yuksek bir fiyat degil. Ilave olarak Casio da mekanik saatleriyle unlu bir marka degil hatta ilk mekanik saatleri. Quartz/pilli saatler accuracy acisindan cok cok cok daha iyi ve ucuzlar.

Ornegin seiko presage’nin benzer fiyattaki bir modeli de ayni accuracy’i sunuyor. Garip bir sey yok.
-1
ghilleinthemist
(23.12.25)
Saatlerin sistemine göre normal midir değil midir, bu konuda bilgim yok. Sadece şunu hayal ediyorum;

Pazartesi sabah 8’de işine gidip saatini ayarlıyorsun… bir sonraki Salı sabahı işe yine 8’de gidiyorsun ve diyorlar ki sana “5 dakika geç kaldın. Bir daha olmasın!”

Bir gün 35 geri diğer gün 45 ileri yapıyorsa belki uzun zaman idare ediyordur ama bu kadar kısa sürede saatini tekrar ayarlamak zorunda kalacaksan bu kabul edilebilir bir şey gibi gelmiyor bana.

Acaba taklit mi satıyorlar?

Edit: bir derdimiz yok, zamanı gösteren ürünün taahhüdünü yorumluyoruz. Senin derdini bilmiyorum. Umarım dermanını bulursun.
+1
lazor
(23.12.25)
Taklitle falan alakasi yok. Casio’nun verdigi accuracy degeri bu. Icinde pil olmayan tamamen mekanik bir cihazin en giris seviyesi versiyonlari icin beklentiniz cok yuksek. Mekanik saatler daha iyi zaman tutmak icin alinan seyler degil. Dert oysa cok daha ucuz quartz saatlerle bu derdi cozebilirsiniz.
-2
ghilleinthemist
(23.12.25)
Sapması çok fazla. Bu saati almazdım. İlla Casio alınacaksa solar yani güneş enerjili saatler en iyisi.
+1
michael harddd
(23.12.25)
hem solar hem bluetooth hem de radyo dalgasi ile zaman kalibrasyonu. yeni çok iyi bir saat çıktı:

www.casio.com

sizin istediğiniz gibi olmasa da arkadaşlarıma bu vesileyle öneriyorum.
0
eileengray
(23.12.25)
tolerans degerlerini yazmislar. muhtemelen o kadar oynamaz. ama 35 sn mekanik saat icin cok.

genelde 3-5 sn oynar. benim omega 2sn sapiyor gunde. ama rolex alip 15 sn gorenler de var. mekanik saat alinacaksa daha duzgun bir sey alinmali.
-1
antikadimag
(23.12.25)
Giriş seviyesi bir mekanik saat için gayet normal. Hatta genel olarak mekanik saat için normal zira mekanik saat sapar.

COSC ve benzeri diğer sertifikaların ölçüm süreçleri laboratuvarda yapılır, hiçbir sertifikasyon günlük kullanım senaryosu dahilinde yapılmaz. Giriş seviye bir ETA/Sellita makine alsanız da buna benzer sapmalarla karşılaşmanız olası. Pek çok Rolex COSC limitleri içinde çalışır, hatta bizzat kullandığım ve çevremde gözlemlediğim Rolex'ler genelde +2 ve -2 saniye aralığında çalışıyor ama arada günde +-15 saniye sapan da olur ve bu durum saatin ayıplı olduğu anlamına gelmiyor İsviçre saatçiliği dikkate alındığında. Kaldı ki saatin dakikliği saatin ömrü boyunca sunabildiği bir şey de değil. Zamanla sapma artıyor genelde. Rolex'de çok daha uzun zaman sonra artar ama yıllar önce kullandığım Tissot daha kısa zaman sonra daha fazla sapmaya başlamıştı.

Özetle dakiklik ve sapmama takıntısı varsa pilli alın geçin, hiç uğraşmayın. Bunu 20 senedir aralıksız mekanik saat kullanan birinin tavsiyesi olarak değerlendirebilirsiniz.
0
10551037
(24.12.25)
(10)

büyük firmaları dolandırma fırsatınız olsa bunu yapar mısınız?

messina123
mesela thy, garanti, a101, turkcell, digitürk. bir şekilde bunları dolandırma fırsatınız oldu. mesela thy'den 10 bine bilet aldınız para ödenmedi ama bileti alabildiniz. veya digitürkün bir açığını buldunuz sezonluk pakede 5 kuruş ödemediniz. veya turkcell 5 senedir size zam yapmayı unutuyor bir şek
mesela thy, garanti, a101, turkcell, digitürk. bir şekilde bunları dolandırma fırsatınız oldu. mesela thy'den 10 bine bilet aldınız para ödenmedi ama bileti alabildiniz. veya digitürkün bir açığını buldunuz sezonluk pakede 5 kuruş ödemediniz. veya turkcell 5 senedir size zam yapmayı unutuyor bir şekilde 50 liraya 50 gb internet paketini kullanıyorsunuz.

ne yaparsınız? bunu devam ettirir misiniz yoksa şirketleri böyle bir durum var şeklinde bilgilendirir misiniz?
-1
messina123
(23.12.25)
thy ve digiturku bilgilendirirdim böyle bir açık var diye.
turkcelli bilgilendirmezdim. zam yapmamak bi açık sayılmaz. bazen tarifeler ucuzlayabiliyor bile çünkü.

ama öğrenciyken yapmıştım böyle bi şey. yemeksepetinden 20 liralık yemeği bedavaya söyleyebiliyordum. hem yemeği söyledim hem de açığı ilettim ama uzun süre düzeltmediler.
+1
jelly bear
(23.12.25)
Yok, günah
+1
arbre
(23.12.25)
hayır yapmam ve firmaya bilgi veririm. insan doğası/psikolojisi erozyona çok açık maalesef. bugün bunu yapıp yakalanmazsa yarın bir bakmış tanımadığı insanları kandırmak çok da zor değilmiş diye düşünecek, biraz daha zaman geçince eşi dostu ütme peşinde olacak, böyle böyle yozlaşma ilerleyecek ve en son aşamada sistemdeki bütün açıkların peşine düşme hırsıyla bir bakmış dark sidea geçmiş, etik, hakkaniyet, vicdan, merhamet ve benzeri değerler kuş olmuş uçmuş ulaşılamaz bir noktaya.
+2
Phoebe
(23.12.25)
Thy ve a101 dolandırmazdım

Thy adında türk var diye
A101 de geliri düşük insanlara hizmet veriyor diye

Kalanlar için de yapardım ama ruhları duymazdı.
Halen bilmediğiniz göz önünde açıkları olan kuruluşlar var.
-5
baldan kaymak
(23.12.25)
fırsatını bulursanız derken şansa karttan falan çekmedi gibi bir durum olursa evet dolandırırım. hiç acımam.
nitelikli şekilde dolandırmam.
+3
plastic_angel
(23.12.25)
Mobil operatör zam yapmayı unutursa gibi bir şey dolandırıcılık değildir. Dolandırıcılık olan şey tanım gereği suçtur, tespit edilirse yargılanırsınız. Kelimeyi yanlış kullanmayalım.
Bazı durumlarda firma zaten sorunu biliyordur ama bakım maliyeti nedeniyle o sorunu gidermeye öncelik veremiyordur. Bu durum tüketiciyi ilgilendirmez.
Ödeme yapılmadığı halde firma tarafında yapıldı görünürse firmayı bilgilendiririm. Sonradan fark edilince ödeme isteyebilir, icra yoluna gidebilir, beklenmedik anda hizmeti iptal edebilir. Hiç gerek yok böyle şeylere. Zaten tutar büyük değilse firma sorumluluğu üstlenir ve ödeme istemez genelde.
Sistemde açık bulmak gibi şeyler duruma göre suç olabilir veya olmayabilir. Kara listeye alınmanıza veya uç durumda hakkınızda suç duyurusu yapılmasına neden olabilir.
+1
mikro patlama
(23.12.25)
Yapmam.
Hırsızlık kimden çalınırsa çalınsın hırsızlıktır benim gözümde.

Bilgi vermekle de uğraşmam, zaten o kadar büyük şirketlere ben öyle bir bilgiyi iletsem de o bilginin gitmesi gereken yere ulaşmayacağını bilirim.
+1
michael_knight
(23.12.25)
gratis yanlışlıkla 2 tane ürün gönderdi. mail attım aradım açan yok. en son şubesine gittim sorumluyla görüştüm. ulaşamıyorum bu ürünün parası bana fazla yattı dedim. biz bile ulaşamıyoruz, hata onlarınsa onlar uğraşsın dedi kendi çalışanı. tekrar mail attım ne geri dönen var ne arayan. bu tarz durumlarda büyük küçük olsun hakkım olmayan bir şeyi almam veya iade ederim.
+1
mikahakkinen
(23.12.25)
Yapmayı çok isterim ama yapamam.
Bazı şeyler insana oturmuyor içim almıyor, illa hemen gidip düzeltiyorum yanlışlığı.
0
mutekebbir
(23.12.25)
aktif olarak dolandirmam ama hata sonucu bir sey olursa hiiic umursamam. thy gibi devlet kurumlari haric.
0
antikadimag
(24.12.25)
(12)

Hayatı güzel yaşamak için kriterleriniz? veya yaşamak istediğiniz hayat

put it in your appropriate place
Hayat güzel be demek için ne olması gerekir sizin için? Kriterler, nelerdir, nedir ve ne değildir size göre? İstediğiniz hayatı biliyor musunuz ve yaşıyor musunuz?Kendim için; yurtdışı gezileri (yurtiçi de olur), farklı deneyimler, kültürel etkinlikler (standup, tiyatro, kitaplar), güzel restoranlar
Hayat güzel be demek için ne olması gerekir sizin için? Kriterler, nelerdir, nedir ve ne değildir size göre? İstediğiniz hayatı biliyor musunuz ve yaşıyor musunuz?

Kendim için; yurtdışı gezileri (yurtiçi de olur), farklı deneyimler, kültürel etkinlikler (standup, tiyatro, kitaplar), güzel restoranlar, bira ile viski tadımı gibi durumlar benim için hayatımı yaşamak oluyor.

Gözüm yükselerde değil. Yurtdışı gezilerinde orta hali basit bir yerde konaklamak yeterli. Gideyim 3-5 gün dolaşıyım geliyim. Bira ile viskide özellikle viski bütçemde giriş seviyesindekilere yetiyor ama bana yeter.

Güzel bir çevrem olsa birde, arada sohbet muhabbet. Arabam yok mesela, olmasına da gerek yok.

Sizde güzel yaşamak kriterleri nelerdir?
0
put it in your appropriate place
(22.12.25)
Bol bol gezmek
Uzun bir tatil
İyi bir yemek
İyi bir şarap
Sevdiğim insanlarla kaliteli bir aktivite
Bolca kitap, bolca resim yapmak
Daha çok sergi gezmek ve konser izlemek
Sabahları iyi bir kahve içmek
Sağlığımın yerinde olması
Kaliteli bir sohbet
-2
suicides underground
(22.12.25)
Güzel soru ama klişeleri aşıp ayrıntılı yazmak zor geliyor. Sağlık ve para. Kalan her şey nasip. Onlarca şehri tek gezersin, çok keyif alırsın ama bir sevgilinle geçirdiğin güzel bir gün ayrı bir şeydir. İnsana hatırlanacak şeyler de gerekiyor. Ya da ne bileyim kendini kültürlü zannedersin ama eğitimin iyi değildir. Yabancı dil bilmeden yaşarsın, tıp mühendislik hukuk eğitimin olmaz, o hayata da iyi demem. Müzik herkes dinler ama çok az insan bir şey çalmayı öğrenir. Çeşitli katmanları var hayatın. İzleyici rolünde olmak da iyi değil. Mesela Ali Koç parası mı yoktu da Fenerbahçe başkanı oldu, en azından elini taşın altına koydu, şampiyon yapamadı ama 2. yaptı. Bu dönemi hatırlar. Hayatı kenardan izlemek yerine içine girmek gerekiyor bazen.
0
arbre
(22.12.25)
Yeterli zamanının olmasıdır. İstediğin şeyi cumartesi pazar ya da resmi tatillerde değil de istediğin anda yapabilmektir bence. Canın deniz kenarında yürümek mi istedi giyinip cikabiliyorsan, ormana gidesin geldiğinde kalkıp gidiyorsan baya iyidir. Yedibucuk beş çalışarak güzel yaşıyorum be denilemez. Ki ben çok güzel hayat yaşıyorum gerçekten istediğim çoğu şeye yetecek param var. Şuan enerji de bulup yapıyorum da ama yorgunum. Oradan oraya sürekli kosturuyorum. Bu sabaha karşı mesela haftasonu gittiğimiz geziden donduk, yedi buçukta işe oturdum. Uyuyup dinlenip uyanıp gordugum yerleri düşünmek bir kaç satır bir şey yazmak isterdim. Ama o an ona vaktım yok. Sonra bir ara yapacagim.

hiç bir istedigimi haftaici mesai saatlerinde yapamıyorum mesela. Saçmalık. Şimdi ben bir çok şeyi yapabiliyor olsam ne olur. Tam olarak anlamlı değil bence.

Canım sıkılıyor.
+5
a perfect lie
(22.12.25)
abd şartlarında yıllık 75 bin dolar kazancın varsa yeterli. daha üstü para yönetme, yatırım stresine giriyor.biz ülkemizde 3,2 milyon yapıyor. ayık 265 bin tl.
istediğim zaman istediğim ülkeye stressizce çıkıp ortalama bir şekilde gezip gelsem benim ekonomime dokunmazsa o zaman istediğim hayatı herhalde yaşarım.
-1
mikahakkinen
(22.12.25)
ABD sartlarinda yillik 75 bin dolara yeter diyen arkadasa ABD'den selamlar. o paraya anca kafaniz suyun ustunde kalir:)
guzel yasamak oncelikle sagligin yerinde olmasi, fiziksel olarak da iyi gorunmek kalan her seyin ucu paraya cikiyor. para mutluluk getirmese bile parasizligin mutsuzluk getirdigi kesin.
0
cairo
(22.12.25)
fiziksel, zihinsel her açıdan sağlık. sevdiklerimin sağlığı. iyi beslenebilmek. iyi, yormayan insanlar, sevdiklerimle çevrili olmak. başımı sokabileceğim, rahatımın yerinde olduğu bir ev. istediğim işi istediğim yerde yapmak. ay sonu kredi kartı ekstresine bakakalmamak.
0
black holes in the sky
(23.12.25)
gecinmek icin zamanini satmak zorunda olmamak. (bende yok)
iyi bir pasaporta sahip olmak. (bende yok)
saglik. (buyuk oranda var)
+1
antikadimag
(23.12.25)
Sağlık, para, zaman.
0
kumandanim
(23.12.25)
Özgürlük. Para. Sağlık. Cinsellik. Şefkat. Sevgi. Yeni tecrübeler. Seyahat.
0
gabe h coud
(23.12.25)
@cairo miktarı ben bulmadım.
www.givingwhatwecan.org
0
mikahakkinen
(23.12.25)
Yaşamak için çalışmak zorunda olmamak.
0
Amaranta ursula
(23.12.25)
yilda 75bin dolar gelirle dunyanin hicbiryerinde sorudaki hayati yasayamazsin, zira daha o paranin vergisini vereceksin, kalan parayla da ay sonunu zor getireceksin.
-1
cooperr
(23.12.25)
(8)

Bu sene yaşadığınız en büyük hayal kırıklığı?

darthvader
Neydi? ondan hiç beklemezdim dediğiniz yada bu durumun olmasına beklemezdim dediğiniz olay/durum/ kişi nedir?
Neydi? ondan hiç beklemezdim dediğiniz yada bu durumun olmasına beklemezdim dediğiniz olay/durum/ kişi nedir?
0
darthvader
(22.12.25)
Trafik kazası yaşadık. Eşim yaralandı yeni yeni toparlanıyoruz.

Keşke olmasaydı.
0
drako
(22.12.25)
Kedim öldü, çok üzgünüm.
Yaşadığım güzel şeyleri bile sıfırladı bu durum. Hep umut ettim iyileşecek diye ama olmadı.
+1
rock n roll
(22.12.25)
Babam bana bıraktığı tarlanın bir ucundan kırpıp abime vermiş, sonra da pişman olup abime demiş ki sen onu va'ya devret. Önce hallederiz dedim 1 yıl kadar önemsemedim, sonra aradım abimi halledelim diye.

Düşünürsen konuşuruz anlaşırız gibi birşeyler geveledi (satayım diyor yani, ucuz da birşey, köy tarlası), 2 ay üzerimden atamadım. Bu yılın en sarsıcı olayıdır benim için, sorgulama ve farkındalık sebebidir. En kötü anımız böyle olsun ne diyelim...
0
va
(22.12.25)
yeni iş bulamamak.

umarım bulurum en kısa zamanda.
+2
rain when i die
(22.12.25)
Geçen sene kendime koyduğum hedeflerin bir tanesini bile yapamamak.
+2
mutekebbir
(22.12.25)
a milli basketbol takımının finali kaybetmesi.
0
mikahakkinen
(22.12.25)
ölmemesi..
+4
hakmut
(22.12.25)
tam new york'a tasinmak uzereyken sirkette layoff'larin olmasi butun planlarimi alt ust etti. ofis degistiremedim. 1 gunde the big apple hayallerinden sikmeseler bari'ye sert bir gecis.
0
antikadimag
(23.12.25)
(7)

Polo vs. Clio Esprit Alpine

umutt
Sıfır alınacak, İstanbul içi günlük kullanılacak, yılda max 10 kez uzun yolculuk yapılacak. Eleye eleye bu ikisine düşebildik ama son kararı henüz veremedik. Artık körlükte oluştu, siz hangisini neden tercih ederdiniz?
Sıfır alınacak, İstanbul içi günlük kullanılacak, yılda max 10 kez uzun yolculuk yapılacak. Eleye eleye bu ikisine düşebildik ama son kararı henüz veremedik. Artık körlükte oluştu, siz hangisini neden tercih ederdiniz?
0
umutt
(20.12.25)
Clio çünkü Türkiye'de üretiliyor, türk ekonomisine katkısı var.
Servisi vs her türlü daha ucuz.
Hiçbir derdi vs yok arabanın benim bildiğim.
+1
logisticsmanager
(20.12.25)
ben 2016-2021 arasinda 90bin km kadar polo kullandim. clio da cok kiraladim. bence kalite, konfor olarak polo daha iyi. ufak tefek masraf cikarmisti ama oyle buyuk bir sikintisi olmadi. yine olsa yine polo alirim. hatta uzun yol olmayacak olsa yeni elektrikli id. polo’dan alirdim. turkiye’ye ne zaman gelir bilmiyorum ama.
+1
lemmiwinks
(20.12.25)
clio 5 3 senedir kullanıyorum.
artıları çok seri, parça ucuz, clio 5'te trim sesi çözülmüş, türkiyede al satı en kolay b segment.
eksileri içeri ses alıyor, arka kapı daha 20 binde gacır gucur ötüyor, malzeme kalitesi düşük.
polo malzeme kalitesi ve güvenlik olarak clionun önündedir. polo da tek düşündürecek şey otomatik şanzıman.
öncelik masrafsızlık ve ekonomiyse clio. öncelik sürüş zevki, güvenlik ve kaliteyse polo. eğer ikisi aynı fiyatsa polo ancak arada 200 bin fark varsa clio.
+1
mikahakkinen
(20.12.25)
10 uzun yol az değil yav. clio uzun yolda yorar epey. polo da farklı değil. o da yorar.

ikisi arasında polo az bişey daha konforlu. ama artık üretimi bitiyor.

clio bakımı daha ucuz, parçası daha ucuz. ustası bol. ikisi arası clio.

ama uzun yol bu kadar olacaksa sedan daha iyi olabilir.
+1
gurur
(21.12.25)
gurur +1.

yilda 10 uzun yol ciddi bir miktar. bu kadar uzun yol yapilacaksa bu siniftan bir arac cok tercih etmem. clio benzeri araclar metropollerde, sehirlerde bir mahalleden digerine gitmek icin iyidir, ancak uzun yola cok gelmezler. hafiftirler, wheelbase kisadir vs.
0
antikadimag
(21.12.25)
Otomatik vites clio. Piyasada çeyrek altın gibidir.
+1
antihero
(21.12.25)
İkisi de kendi arabam değil ama düzenli olarak 2004 polo ve 2015 clio kullanıyorum, ikisi de benzinli otomatik. Polo daha tok hissettiriyor o kadar yıl farkına rağmen. 2017 Polo kullandım inanılmaz iyiydi. Halen 2017’de çıkan aynı kasa üretiliyor zaten. Yeni kasa Clio kullanmadım ama böyle bir ikilemde tereddütsüz Polo seçerdim.
0
duguit
(21.12.25)
(10)

Fransadaki bilinç hk

die fetten jahre sind vorbei
Ozellikle bi ulke belirttim, cunku en cok fransa gozume geliyor bu konuda. En ufak bi negatif durumda halk cok ciddi tepki koyuyor, eylem yapiyor, hakkini savunuyor.Bu durumun devletin kasten izin vermesi kaynakli oldugunu dusunuyor musunuz ? Biz cok demokratik bir devletiz, halk sesini cikartabiliy
Ozellikle bi ulke belirttim, cunku en cok fransa gozume geliyor bu konuda. En ufak bi negatif durumda halk cok ciddi tepki koyuyor, eylem yapiyor, hakkini savunuyor.

Bu durumun devletin kasten izin vermesi kaynakli oldugunu dusunuyor musunuz ? Biz cok demokratik bir devletiz, halk sesini cikartabiliyor mu demek istiyorlar yoksa hicbir baglantisi yok mu size gore

Turkiyede neredeyse her gun ya yeni bi vergi ya da vergiye zam geliyor, ama halen ses yok kimseden.
+1
die fetten jahre sind vorbei
(20.12.25)
bu bir kültürel olgu. adamlar giyotinle blue blood dogramis.
avusturya da bakarsan cok demokratik falan ama o kadar konformist, o kadar kolektif bilincten uzak, o kadar tavsan boku gibi ne kokan ne bulasan insanlar ki en ciddi olay karsisinda protesto iki gün sürüyor, onda da gitar calip evlere dagiliyorlar. toplumsal refleksleri resmen kekeme.
nazilere direnis bile 6.5 saatte düsmüs afjskdg.
fransa'ya imrenerek bakiyorum.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.12.25)
giyotin terbiyesi almış bir toplum.

stkların, demokratik kitle örgütlerinin sayısı çok. ilerici birikimin getirdiği kazanımlar var. sol güçlü.

ifade hürriyeti geniş. charlie hebdo adlı mizah dergisi siyasetçileri afedersiniz iti g*tüne sokuyor.
0
yurtsuz john
(20.12.25)
fransadaki kültür bunu gerektiriyor. fransa milli marşının sözlerini oku anlarsın.
bizim milli marşımız vatan için canını vermek konuluyken, fransa milli marşı bambaşka. milli marş sözleri o ülkenin kültürü ve en önem verdiği şeyler hakkında çok bilgi veriyor.
+2
abelardo
(20.12.25)
Kültürel.
Güçlü bir solu var. Sonuçta ülkenin yüzde 30-40'ini sosyalizm, komünizm vs partileri oluşturuyor.
Bir de bizdeki gibi şükretmek, her şey devletimiz için vs gibi mantıklar yok. Sürekli şikayet ediyorlar. Açıkçası beni bazen yoruyor negatiflik ve pessimistlik ama kültürleri bu. Benim bazen "ee ne var bunda" dediğim olaylara kaos çıkabiliyor, o kadar Fransız olmadım.

Bir de sendika kültürü var. Misal ben beyaz yaka müdür olarak metalürji sendikasına üyeyim zorunlu olarak. Bu sebepten işçi örgütlenmesi var.
0
logisticsmanager
(20.12.25)
Fransızlar demokratik haklarını giyotine baş vermeyi göze alarak almışlardır, kıymetini biliyorlar.

Türklere demokratik hakları bir muktedir tarafından altın tepside sunulmuştur.

Farklı olması gayet normal.
+1
Mirket
(20.12.25)
her toplumun farklı tepkileri var.
almanlar mesela devlete karşı çok da karşı gelmezler bize sağlam bir lider olsun arkasından her türlü gideriz kafasındalar.
fransız kültüründe de halkın sokağa dökülmesi rahatlaması gerekir. devlet sert tepki verirse hükümet için düşme sebebidir. hükümet bunlara karşı gelmeyerek tahammüllü olduğunu gösterir. ülkelere göre farklı gelenekler vardır. mesela chiractan beri her cumhurbaşkanı karısını aldatmıştır veya ayrılmıştır.

biz de ise kraldan çok kralcı olmak kabül gördüğü için kimse ses çıkarmaz. toplumun bilinçli kesimi gezi parkı gibi olaylarda ortaya çıksa da sonrasında terörist yaftası yediği için artık tepki göstermez. çünkü ülkemizde halkçı olan kesim orta direk ve üstüdür. halk ise sağcı ve bağnazdır. böyle toplumlarda tepki bir işe yaramaz.
0
mikahakkinen
(20.12.25)
Mika'nin aldatma lafını görünce şunu koymazsam olmazdı kültür farkı için;
youtu.be
+1
logisticsmanager
(20.12.25)
@logisticsmanager süper :)
0
mikahakkinen
(20.12.25)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim; olaydan bagimsiz Avusturya‘yi bu kadar iyi anlatabilen bi insan görmedim 😂😂
+1
c1b2k3
(21.12.25)
fransa kulturu boyle. toplum felsefesi mevzulari fransa'da baslamistir (montesquieu, rousseau, durkheim, comte vs.) ve bugun bile toplumla ilgili yazan cizen dusunenlerin ciddi bir kismi fransa'dandir. piketty gibi bir toplumsal esitsizlikle ilgilenen ekonomist de fransiz mesela.
0
antikadimag
(21.12.25)
(10)

Galeriden neden araba alınmaz

arbre
Herkes bunu diyor. Fiyat farkı mı, başka şeyler mi var bunun arkasında?
Herkes bunu diyor. Fiyat farkı mı, başka şeyler mi var bunun arkasında?
-2
arbre
(19.12.25)
fiyat farkı zaten var onun dışında da galericiler genellikle güvenilir kişiler değiller. İşin hile hurdasına hakim oldukları için seni uyutup birçok kusuru gizleyebilirler.
+1
biravekahve
(19.12.25)
Evet bu gibi mesleklerde istisnalarla olmakla beraber yalan dolan girla gider. Benim ilk arabamda mesela eski diye cok detaya girmeyip sadece ustaya gostermistim, motor cok iyi demisti vs, neyse motor 25 bin km sonra ust kapak contasi yakti. Ispatlama sansim yok tabii ama galericinin arabayi zaten conta yakmis olarak alip tamir ettirdigini ama cok da pahali olmayan ust kapak contasinda orijinal almadigi icin bu kadar kisa surede sorun oldugunu tespit ettim. Mesela ilk sahibinden demisti sonradan bir arkadasa baktirdim 4. sahibiymisim falan filan.
+1
mbond
(19.12.25)
yalan ağızlarına yuva yapmış oluyor yüzde 90'ında.
+3
summerjam0306
(19.12.25)
Sadece galericiye özel değil bu sanıyorum, istisnalar olmakla beraber çoğu esnafta malı satmak için yalan dolana başvurmak işin erbabı olmakla eşdeğer gibi bir şeye dönmüş durumda.
-1
diabolus79
(19.12.25)
galeriden araba alınabilir. galeriden uygun fiyatlı gibi görünen, fırsatmış gibi görünen araç alınmaz.

ataşehirde falan düzgün oto galeriler var ama fiyatları da piyasaya göre ucuz değil.
+1
orpheus
(19.12.25)
Arabayı, piyasasının altına alıp üstüne satıyorlar.
-1
angina pektoris
(19.12.25)
çünkü kolay yalan söylüyorlar.
0
gurur
(19.12.25)
dunyanin her yerinde galericiler bes para etmez insanlardir. yaptiklari isin dogasi geregi boyle oluyorlar.
0
antikadimag
(20.12.25)
genellememek lazım bir meslek grubunu. Her mesleğin çürükleri var. Galericilerin diğer meslek gruplarına göre çok fazla çürüğü var tabi.

Subjektif yorumu kenara bırakırsak; bu adamlar piyasanın altı alır. Senin arabanın piyasasının altında alsın ki kar koyup satabilsin.

Ama tabi sahibindende olduğu gibi uğraşmamış oluyorsun. Direkt götür sat al paranı çık.
0
kojonotsuki
(20.12.25)
Galericilere bebde güvenmem ancak babamın tanıdığı eski nesil bir galerici vardı o kadar iyi anlaştılar ki ailecek görüşmeye başladık oğlu benim düğünüme bile geldi sağolsun. Böyle tanıdığım dürüst bir galerici de benim var onunla arkadaş çevremde tanıştı bugüne kadar 5-10 araba alıp satmışızdır hiç problem olmadı. 100 galerici tanidiysam ikisi böyle, gerisi yalan dolan.
0
mirty
(20.12.25)
(16)

Ankara'da yaşanası yer?

ansya
Merhaba,Ayrancı taraflarında yaşıyoruz günlük ofis ve kreş için gop tarafına gidip 3-5 km çapında geziyoruz. Fakaaat benim bu çember üstüme üstüme geliyor artık gerçekten araba yoğunluğu, insan yoğunluğu gündelik hayatta yoruyor. Ha arada bir yere gidilir trafik olur kalabalık olur ama bu günlük hay
Merhaba,
Ayrancı taraflarında yaşıyoruz günlük ofis ve kreş için gop tarafına gidip 3-5 km çapında geziyoruz. Fakaaat benim bu çember üstüme üstüme geliyor artık gerçekten araba yoğunluğu, insan yoğunluğu gündelik hayatta yoruyor. Ha arada bir yere gidilir trafik olur kalabalık olur ama bu günlük hayatta cidden yordu. Bir de buralarda sokaklar dar, labirent gibi, tek yön ama sağlı sollu kesintisiz park da var, kaldırım filan hak getire. Benim ful uzaktan çalışma durumum var eşim de zaten normal mesai saatlerini izlemiyor. bir de 4 yaş çocuk var. tamamen sakin yer elbette kalmamıştır ama bir tık daha geniş yollu-kaldırımlı filan nereler vardır? Nerelerden ev bakalım? Ankarayı bu çember dışında cidden bilmiyorum neredeyse. Bi kaldırımdan yürüyeyim arabayla bir yere saat 2de filan normal gidebileyim istiyorum çok mu?

Edit: Incek'te yaşayan var mı? Kapalı bir devre kursak rahat eder miyiz o tarafta?
0
ansya
(19.12.25)
yildiz. hem evden cok uzaklasmamis olursunuz. atakule'nin oldugu yukari ayranci taraflari da olur, daha sakindir.

cayyolu civarinda kaldirimdan yurumek durumu yok.
0
antikadimag
(19.12.25)
şehir merkezi olsun istiyosan belki çayyolu ümitköy. diğer ferah yerler şehre bir tık uzak kalır. bilkent olabilir belki. ama kaldırım isteğin karşılanmaz gibi.

dediğin ferahlık eryamanda vardı güzeldi.
0
jelly bear
(19.12.25)
@antikadimag aslında dotting yapmak istemem ama tam o bahsettiğiniz atakule'nin o taraflardayız :/ ya yıldız da çok karışık geliyor bana ama yıldız'ın yanlış yerlerini mi düşünüyorum acaba?
0
🌸ansya
(19.12.25)
yok ya şehir merkezi olmasına gerek yok insan kalitesi düzgün olsun ferah olsun, eryaman artık öyle değil mi?
0
🌸ansya
(19.12.25)
-seğmenler parkı çevresi
-gaziosmanpaşa
-koru sitesi ve çevresi (çayyolu)
-ümitköy
-beysukent
-bilkent
-zirvekent (yıldız)
-angora evleri

edit: Yazdığım yerlerin insan profili de iyidir. etimesgut, eryaman, çukurambar, mamak gibi yerlere bakmazdım ben olsam.
0
eileengray
(19.12.25)
teşekkürler, angora evleri ya da zirvekent için yeterli refah düzeyinde değiliz ama koru sitesi çevresine bakabilirim. orayı hiç bilmiyorum
0
🌸ansya
(19.12.25)
Bağlıcadan bahsediyorsun resmen. Yeni bağlıca özellikle tam aradığın mahalle.
0
yenibirgüzelnick
(19.12.25)
Doğru olabilir mi bu, lütfen olsun çünkü. hemen bakıyorum şu an
0
🌸ansya
(19.12.25)
incek hala çamur içinde çorak sitelerden oluşuyor. bence tam kentleşmedi orası. bir yerden bir yere yuruyemezsininz bile. incek’te villa hayatı yaşayacaksanız yaşayın ama onun dışında çayyolu’nu ve mesa koru’yu tercih ederim (gençliğim mesa koru-cayyolu-umitkoy-angora dörtgeninde gecti).
0
eileengray
(19.12.25)
birlik mahallesi. yıldız dikmen'i bağlayan köprünün oralar çok güzel ve sakin.
0
summerjam0306
(19.12.25)
koru, arcadium tarafları gerçekten güzel. ileri tarafları daha sakin ama toplu taşıma zorlaşıyor orada ama sanırım çok ihtiyaç duymayacaksınız. ümitköy, çayyolu, koru tarafları olur gibi.
0
black holes in the sky
(19.12.25)
incek çok sessiz orası çok sapa. eryaman daha iyi, memur çok. göksü parkı çevresi güzel.
0
mikahakkinen
(19.12.25)
Ankara'da yaşadığım zamanlarda benim için Bahçelievler'di. Ancak 3.cadde tarafından ziyade Beştepe'ye yakın olan muhit, AOÇ'nin karşı tarafındaki bahçeli evler tam olarak kastettiğim.
0
Amaranta ursula
(19.12.25)
Ne zaman yaşadınız Ankara'da bilmiyorum, ben bu tarafa taşındığımda, 10 yıldan fazlası var, burası da hem sakin hem nezih hem her yere yürüdüğüm bir yerdi. Artık pek öyle değil maalesef..
0
🌸ansya
(19.12.25)
Ben doğma büyüme ayrancı'lıyım. Bir şekilde öyle böyle derken 40 yaşında yine ayrancı ya dönmek kısmet oldu. Ben oldukça seviyorum bence halen yaşanılası yer ayrancıdır. Annem Angora da oturuyor bende 10 küsür sene orada yaşadım. Su an Çayyolu sonradan görme dolu hem trafiği hem de insanı çok kötü durumda. Gölbaşı tarafında kurulan siteler var arkadaşımın annesi elit sitesinde oturuyor mesele uzak demezseniz orasını tavsiye ederim.
0
mirty
(19.12.25)
neden böyle düşündüğünüzü anlayabiliyorum, ama hayatımın biraz farklı bir noktasındayım. fiziksel çevre de biraz üstüme geliyor. teşekkürler tavsiye için.
0
🌸ansya
(20.12.25)
(25)

Yılbaşı ağacı süslemek

alice in potatoland
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız? Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız?
Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
0
alice in potatoland
(18.12.25)
çocukluğum 90'ların sonu ile 2000'lerin başı arası, yılbaşı ağacımız vardı her sene süslerdik.
0
elektr10
(18.12.25)
Çocukluğumda süslerdik. 1995ten beri ailem hala süsler.

Hala da süslüyorum bu sefer kendi evimde eşim ile beraber.
0
drako
(18.12.25)
kendimi bildim bileli hep kurulur, ev kırmızı aksesuarlarla süslenir, bahçe ışıklandırılır. hatta çocukken 24u gecesi salona kurabiye ve süt de bırakırdım. anneannemler ve teyzemlerde de ağaç kurulur. ailemde süslenmeyen ev bilmiyorum.
0
eileengray
(18.12.25)
kendimi bildim bileli. annemler cocukluklarinda süslerlermis. annem ve babam 80'lerin sonunda evlenmisler, cocuklari olmadan da süslüyorlarmis. ben ilk cocugum ve 2 aylik bebeklik halimin yilbasi agacinin altinda fotograflari var.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.12.25)
91liyim, hiç öyle ağaç filan süslemezdik. ama kuruyemiş ve meyve alıp yerdik. hatta dayımlara da giderdik ki dayım imamdır. sonraları siyasal islamın bizim oraları da vurması sebebiyle yılbaşında o güne özel alışveriş yapmak bile haram kılındı :D

eşimin dedesi ise gerçek çam söküp süsletiyormuş evde. bunu duyduğumda çok şaşırdım aslında.
0
elorelia
(18.12.25)
80'lerde suslerdik. Hatta babam eve cam agaci getirirdi, biz de pamuklari kesip kar gibi dizerdik agacin dallarina.
0
sertac akin
(18.12.25)
90lar çocuğuyum, biz de süslerdik. Hatta camlara yapay karla bişiler çizmeme annem ancak benim temizlemem şartıyla izin verirdi, temizlerken çok zor gelir bir daha yapmıycam derdim kendi kendime. Sünnetimde hediye gelen bir ladin vardı(kim niye sünnet hediyesi ladin alır hiçbir fikrim yok), onu süslerdik hep.
Sonra çok büyüyünce dışarı diktik, bir daha eve yapay çam almadık. Lise zamanlarıma denk gelir zaten, sonra evde olmazdım genelde süs işlerini bıraktık.

Kendi evimde yaşadığımdan beri hiç süslemiyorum bir tarafı, çocukluk hevesiydi.
0
Bruce
(18.12.25)
90larda çocuktum. Yılbaşı kutlardık o güne özel etkinlikler yemekler olurdu ama hiç ağaç süslemezdik.

Şu an evimde var ağaç ama benim için bir anlam ifade etmiyor. Denk geldi diye aldık süsledik özel bir anlamı yok.
0
yenibirgüzelnick
(18.12.25)
Eksiduyuru'nun tek koylusu benim sanirim. Cocuklugum 90'lara denk geliyordu. Etrafta agac satildigini gordugumu bile hatirlamiyorum. Herhangi bir susleme yapilmazdi, geri sayim kutlama falan da yoktu. 31 Aralik gecesi TV'de ilginc seyler oldugundan ailecek oturup izliyorduk diye hatirliyorum. Yatirmadilarsa havai fisek falan var mi diye bakiyorduk sanki, ama o da oyle cok yoktu. Sehir Istanbul bu arada. Tabii bir de ertesi sabah gene TV'de cizgi filmlerin yilbasi ozel bolumleri oluyordu, onlara bakardik.

25-26 Aralik tarihlerinin dunyada herhangi bir oneme sahip oldugunu bile bilmiyordum. Cok sonralari ogrendim.
0
mbond
(18.12.25)
İkinci köylü benim sanırım 90 larda çocuktum son 2-3 senedir ağaç vs işleri var o da çocuğa hediye eğlence olsun diye
0
basond
(18.12.25)
agaca yazik la, niye kesip eve aliyorsunuz. mantigi ne ola ki?
0
banach
(18.12.25)
90lar çocuğuyum. Bizimkiler ağaç süslerlerdi ama ne zaman başladılar hatırlamıyorum. Ben tek başımayım bana anlamsız geliyor. Ailem bu seneye kadar yapıyordu ama kardeşim uğraştığı için. Şimdi o evlendi kendi evinde yapar ama ailem üşenir diye düşünüyorum. Annem gel bizim eve kur diyordu en son kardeşime :)

Büdüt: Plastik ağaç.
0
peki madem
(18.12.25)
84 doğumluyum, kendimi bildim bileli tüm ailede ağaç ve süs bulunur. Aralık başı açılır, üşenmeye bağlı olarak Ocak sonra - Mayıs aralığında kaldırılır. Hatta hediyeler altına konulur-du. Şimdi ben devam ettiriyorum :)
0
charbiel
(18.12.25)
Dedelerim “sarsol” kutlarmış. (bkz: sersal) Tabii ağaç, santa, çorap, kazak, hediye paketleri vs. yok. Tamamen farklı adetler. Hatta takvim de farklı. Ocak ortası/sonu gibi. Zemheri’nin 20’sinde de yüzük oyunu oynarlarmış mesela. Toplanıp kömbe yenirmiş.

Ailemde 31 aralık ve 1 ocak standart günlerden her anlamda farksızdı hep. Ben küçükken hiç yılbaşı kutlanmadı. Bizim evde de kutlanmıyor. Çocuklarım da kutlamıyor. Kutladığımız farklı günler ve zamanlar var. Yılbaşı bunlar arasında değil. Haliyle, ağaç süslemek bizim için yeni de değil, eski de değil.

Eşimin ailesi süslermiş ağaç. 80’ler başından 90’lara dek. Şu an süslemiyorlar. Yılbaşını özel olarak kutluyorlar mı artık, bilmiyorum. Yılın o diliminde hiç bir araya gelmedik.

Edit: Dünürler ağaç süslemiyorlarmış. Şapka, çerez, tombala, dilli düdük falan varmış…
0
dilemma of subscribtionability
(18.12.25)
annem kendimi bildim bileli süsler.
34 yaşındayım.
0
rain when i die
(18.12.25)
90'larda cocuktum. gorece varlikli bir ailem var. hic suslemedik, fakat yilbasini disarida geciriyorsak gittigimiz yerlerde (restoran, eglence merkezi vs.) olurdu.
0
Sour
(18.12.25)
doğduğum günden beri kurardık. çocukken hatta kapının önüne hediye bırakıp noel baba hediye getirdi de derlerdi. not: 89 doğumluyum
0
tchuck
(18.12.25)
Vay arkadaş. Hep zenginler mi yazmış soruya. Fakirler olarak gizlendik sanırım :D çok fakirdik böyle şeyler yapamıyorduk ne yazık ki :D mandalina falan yiyorduk. Tvde eğlence programlarına bakardık
0
glamdr1ng
(18.12.25)
1982 doğumluyum, yılbaşı ağacı diye bir kavramı hep biliyordum ve bizim evde asla yapılmadı bu. Epey dindar ve muhafazakar bir ailede büyüdüm, 80'lerde 90'larda çok katı bir dindar olan anneannemin etkisiyle bu uygulamanın hıristiyan uygulaması olmasından ve onlara benzememe düşüncesinden dolayı buna asla yanaşılmadı, bizde de hiç merak olmadı.

Sanırım bizde merak oluşmamasının bir sebebi de ailecek görüştüğümüz diğer ailelerde de bu uygulamanın hiç olmamasıydı. Televizyonda görmek bizi etkilemiyordu yani.
-1
muhayyer divan
(19.12.25)
91liyim, ben de kendimi bildim bileli suslerdik, ben ailenin en kucugum, benden once de suslenirmis. genis ailede de olurdu, halamlarda amcamlarda filan, bayaa normal bi durumdu.

biz ama noel’e dikkat ederdik, o yuzden agac 26 aralikta kurulur (katolik noeli sonrasi) ve 5 ocakta kaldirilirdi (ortodoks noeli oncesi). yasadigimiz yerde bu noelleri kutlayan gruplar vardi, biz de muslumanligimiza zeval gelmesin diye bu gunleri atlama ozen gosterirdik.
0
taurina
(19.12.25)
Çocukluğum doksanlar.
Ailede ağaç süsleme geleneği yoktu, bu merak bir bende var büyük ihtimalle bayıldığım Noel temalı filmlerde görüp özenmekle başladı.
Son dört beş yıldır düzenli olarak ağaç kurup süslerim.
0
mutekebbir
(19.12.25)
duyuru sosyal sinifina gore tam ortadan cat diye ikiye ayrilmis :) ben de ben 3 yasindan beri cam agaci susluyorum demek isterdim ama boyle bir gelenegimiz yoktu. 90'larda buyudum.
+2
antikadimag
(19.12.25)
90'larda süsleriyle birlikte plastik bir ağaç alınmıştı. İlkokuldaydım. Bir süre her 31 Aralık'ta çıktı ortaya. Sonra unutuldu gitti.
0
auroraaurora
(19.12.25)
90larda yilbasi agaci icin pedere az yalvarmadik.
en sonunda getirdi, 15cm civari bir cam agaci fidesi modeli bulmus, dalgaci mahmut.
mesaji aldik, bu konu da o sekilde kapanmis oldu.
0
cooperr
(19.12.25)
hiiç süslemezdik etrafımda da ağaç süsleyen filan olmadı. Kendi evime çıkınca da süslemedim, ben estetiğini sevmiyorum da, bilmiyorum. ama çocuğum istediği için bu yıl dünyanın bütün cıngıllı süsleri ışıkları vs olan bir ağacımız var
0
ansya
(19.12.25)
(10)

Taharet mısluğu Avrupa'da neden başaramadı?

kizil karga
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileş
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileşimle taharet musluğuna geçiş yapmadı, mevcut araçlara göre neyi başaramadı da onların yerine geçemedi o dominasyonı kıramadı, Avrupalılar nasıl görüyor taharet musluğunu? Tamam kadınlar için bazı riskleri var ama tek neden bu değildir diye tahmin ediyorum, neden olabilir?
0
kizil karga
(17.12.25)
insanın sürekli g.t deliğini yıkaması bir yerden sonra anal kompexe giriyor bence. sürekli göt yıkamak sorunlu bir hareket. avrupalılarda kıçını elleyip elleyip herkesin eleni sıkmak istemiyor heralde.
-26
mikahakkinen
(17.12.25)
Islak mendil denen bir şey var.
-21
arbre
(17.12.25)
bidet var cünkü. italya'da bidetsiz ev yok. yani tüm avrupali öyle degil. avrupa'nin diger yerlerinde de yikamak isteyen genelde bidet kullaniyor.
bir de mantik genelde su: "her gün dus aliyoruz zaten".
kirli kicla bir sonraki dusa kadar gezmenin haricinde o kiri küvete akitip üstüne basiyorlar ama bu da temizlik anlayisi farkliligi sebebiyle bize ters düsüyor. inan ki türklerdeki sart surt baska müslümanlarda bile yok.
öte yanda sosyal etkilesimler bu kadar hizli olmuyor. dönerin bile almanya'da tutunabilmesi, dönerin almanlarin damak tadina adaptasyonuyla oldu.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.12.25)
çünkü doğu adeti.
ve avrupa dünyanın en faşist coğrafyası. (zaten faşizmin başkenti ve aslında avrupa dışında faşizmin olduğu bir coğrafta bile yok)

doğudan gelen adet ne olursa olsun asla almazlar, almamakta direnirler. o yüzden asla kullanmayacaklar. mesela taharet musluğu amerikada çılgınlar gibi yayılıyor, çünkü faşist değiller.

bidet vs. avrupanın %90'ında mevcut değil. ingilterede hiç yok, almanyada hiç yok. ama ona rağmen asla taharet musluğu kullanmazlar. çünkü bu doğu adetini asla benimsemek istemezler.

dünyanın en mantıklı icatlarından biri olmasına rağmen.
+4
tchuck
(17.12.25)
Tersten bakarsak daha net anlaşılır. Bizdeki klozete sabitlenmiş klasik taharet musluğu aslında oldukça ilkel bir yöntem. Doğu Asya da bunun spiral hortumlu, duş başlıklı modeli kullanılıyor. Biz bu doğu adetini asla benimsemek istemedik. Açık ara çok daha kullanışlı olmasına rağmen. Biz de doğuyu yok saydığımız için kendi ilkel musluk tipimize sadık kaldık.
-1
mikro patlama
(17.12.25)
Avrupanın ve insanının aslında ne bok olduğunu bu konudaki tercihlerinden anlayabilirsin. Islak mendili savunan da bideti çok avrupai ve modern bulan aşağı yukarı aynı kafa. Avrupaya ait olmadığı için kullanmamak için salak salak argümanlar üretiyorlar. Özellikle bidet tam bir saçmalık. Esas amacı fahişeler için ön cephe temizliği için üretilmiş bidete çok afedersin klozetten kalkıp götlerinde bokla domala domala bidete geçip temizlenmeye çalışıyorlar. Bu konudaki en steril yöntem taharet musluğu.
0
onepointzero
(18.12.25)
Toplumlarin kulturel yapilariyla alakali. Tahareti hadi biz doguluyuz diye almadilar ama her italyan evinde olan bidet’yi de almadilar. İskandinavya’da yasamis bir arkadasim tuvaletlerini dusa girmeden onceye ayarliyorlar demisti ama dogru mudur bilemem. Bence en kullanislisi su an amerika’da yayginlasan el dusu, tekrar banyo yaptiracak olsam ciddi ciddi arastiririm.
0
lallala
(18.12.25)
Avrupa'da eve usta cagirmak falan cok buyuk lukstur. Bina yaslari da cok yuksektir. Yenilik falan akillarindan dahi gecirmezler zengin degillerse.
0
freedonia
(18.12.25)
insanin hijyenle iliskisi kulturel. ayni yemek gibi. adam public tuvalete giriyor, boklu kaldirimlarda yuruyor (abd'de yaygin) ve sonra ayakkabilarini cikarmadan laps diye eve giriyor. sictiktan sonra kicini yikamiyor ve bu onu rahatsiz etmiyor.

batida oturmamis bu. cok da basit bir mevzu. hic bilemedin bir kokteyl parasina amazon'dan $20'a bidet alip takarsin ama yapmiyor.
0
antikadimag
(18.12.25)
Yıllar önce tv'de vitra gibi bir şirketin ceo'su konuşuyordu bu soru sorulduğunda, Avrupa yönetmelikleri nedeniyle taharet musluğu olan klozetleri ihraç edemiyoruz demişti. kanalizasyon sistemi ile içme suyu şebekesinin aynı yerde olmasına izin verilmiyormuş, bir kaçak veya tıkanma durumunda şehir suyuna kanalizasyon karışma ihtimali olduğu için demişti.
0
creepy
(21.12.25)
(4)

Dana döş dedikleri dana kaburga mı oluyor?

dedeminhirkasi
Aynı şey mi?
Aynı şey mi?
0
dedeminhirkasi
(16.12.25)
neira
(17.12.25)
hayir. gogus kismi.
0
antikadimag
(17.12.25)
Biriniz evet demiş, digeri hayır.
Hangisi????
0
🌸dedeminhirkasi
(17.12.25)
aynı şey,

kemikten sıyırırsan döş, sıyırmazsan kaburga oluyor.

kimisi ilk 5 kaburga bölümünden çıkana döş, diğerine kaburga diyor ama bu ayırımın çok bir fark yarattığını düşünmüyorum.
0
bravoteam
(17.12.25)
(7)

Güllü nün kızının annesini öldürmek için bir nedeni var mi?

sonhakan
Niye öldürsün?
Niye öldürsün?
0
sonhakan
(14.12.25)
Para meselesi diyorlar.
0
michael harddd
(15.12.25)
anne sütünü tam alamamiş,
zeka geriligi muhtemel.
-4
designer
(15.12.25)
çünkü normal birisi değil.
0
abelardo
(15.12.25)
detaylari bilmiyorum, full tahmin. milyoner annenin culsuz, yeteneksiz kizi. 27 yasina gelmis, annesinde onu krallar gibi yasatacak milyonlar var ama muhtemelen koklatmiyor. cocukken annesi sahnelerde gezerken cok bir bag da gelistirememisler muhtemelen. olurse hayatim kurtulur diye dusunuyor.
+2
antikadimag
(15.12.25)
"Özellikle aile içi şiddet ve cinayet vakalarına bakarken tek bir motivasyonla yetinmek yanıltıcıdır. Bu tür olaylar çoğu zaman, yıllar içinde oluşmuş sağlıksız bir ilişki yapısının dramatik bir çöküşü olarak karşımıza çıkar."

"Güllü’nün kişiliği, kızına hamilelik süreci, çocuklarının babasıyla yaşadıkları, özel hayatı, kızının kişilik yapılanması ya da olası bozuklukları, çocukluk çağı fiziksel travmaları ya da geçirdiği hastalıklar, aile dinamikleri, alkol ve madde kullanımı gibi pek çok başka faktör de elbette vardır ve bunların büyük bir kısmını tam olarak bilmiyoruz.

Bu nedenle yaşananları yalnızca para, madde ya da ahlaki çöküş gibi başlıklarla açıklamak yetersizdir. Bu büyük olasılıkla, sahip olma isteğinin, ayrışamamanın, kontrol kaybının, patolojik bağlanmanın ve yaşam koşullarınınki istikrarsızlıkların dramatik bir sonucudur. Dışarıdan güçlü ve kopmaz görünen bazı bağlar, eğer sınırlar yoksa ve bireyler ayrı ayrı var olamıyorsa, en kırılgan ve en tehlikeli ilişkiler hâline gelebilir."

Makalenin devamını linkten okuyabilirsiniz

www.instagram.com
+3
bahçedekisandal
(15.12.25)
kız biraz serseri tiplerle takılıyormuş, annesi ise bu davranışlarına izin vermiyormuş.
öyle şeyler de varmış.

servetinden pay almak isteği ve duygusal eksiklikler bu yola itmiş olabilir.

olaylar netleşti mi? öldürdüğü kanıtlandı mı?
evdeki güvenlik kamerasından itişme sesleri geliyor ve sonra kızlar aşağı iniyordu.
kimisi bu görüntülerdeki seslerin cinayet kanıtı olduğunu söyledi, kimisi kızın suçsuz olduğunu. ben takip etmedim son gelişmeleri.
0
biseysorcaktim
(15.12.25)
Madde kullanan birinin sebebe pek de ihtiyacı yok gibi. O dakka karar vermiş bile olabilir.
0
olaylar olaylar
(15.12.25)
(27)

togg ve akp

biseysorcaktim
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu. arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?edit: soruy
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu.
arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?

edit: soruyu neden eksilediniz yahu. herhangi bir yargı yok burada. aradan geçen zamanda bu siyasi bağdaşım devam ediyor mu azaldı mı aynı mı diye sorduk sadece.
-11
biseysorcaktim
(14.12.25)
bence değişen bir şey yok.
+17
klassno
(14.12.25)
benim halen aklıma akp geliyor. içindekiler de akpli gibi.
+13
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(14.12.25)
Öyle görünse de bir aracı doğrudan siyasi bir parti ile ilişkilendirmek yanlış bir düşünce.
Bir aracı kullanmak için önce satın almak sonra yakıtı doldurmak gerek .
Oy vermenin , parti üyesi olmanın burada hiç bir anlamı yok.
Tarihe bakarsanız devrim arabasının yapımında da "devlet eli" vardı ve şaibeli bir çok sebepten dolayı ( askerî araç gereç ve silah konusundaki girişimler de dahil ) üretimi de yapılamadı.
Yıllarca hikayesi anlatıldı.
O zamandan bu zamana kendi arabamızı yapamamak toplumda bir uhde olarak kaldı. Haliyle Türkiye eski Türkiye olmaktan çıkıp ortam müsaitken böyle şeyde devlet eli gerekliydi, hükümette üzerine düşeni yaparak destekledi.

- Marmaray hizmete girdiğinden beri kinle inatla kullanmıyorum...diyen birileri var mı hala ? Olmaz sanırım.
Bir şekilde sağcı ,solcu, tarafsız herkesin işi düşecektir.
Tarihe bir bakın köprüler konusunda da her bir yerlerden "yapılmamalı" diyerek karşı çıkmalar söz konusu .

Samimi olmak lazım.
Togg'a bir parti'nin bir unsuru veya aracı olarak bakan , örneğin TOKİ projeleri de içinde aynı sekilde düşünmeli o halde.
Siyasi düşünce vs. bakmadan TOKİ hususunda benim gördüğüm büyük bir rağbet olduğu.
Kimse bu proje için :
Akp döneminde olmuştur (!) demiyor . Demek ki alıcısını çok ilgilendirmiyor ve aklına herhangi bir parti gelmiyor .
Önemli olan ise sadece , satın alma konusundaki düzenlemelerin kişiye uygun olması. Toplam fayda önemli ne de olsa.

Üstte de yazdım samimi olmak lazım.
-18
diyecevaplandı
(14.12.25)
TOGG kullanan ya AKP'lidir ya da AKP'lidir.
Üçüncü seçenek ise bir yerden bir şeyler yiyordur. Yani yine AKP'lidir.
+11
anatomik
(14.12.25)
arabanın badem bıyığı var. seçim dönemi meydan meydan gezdirilen bir arabayı asla almam. gerisi hikaye.
+8
scudman1
(14.12.25)
o arabaya hiçbir zaman siyasetten bağımsız bakılamayacak
+9
cay koy geliyorum
(14.12.25)
Şu an piyasadaki belki de en makul arabalardan biri özellikle t10f uzun menzillisi son derece iş görür.

Lakin seçim zamanı üniversite kampüslerine bile götürülen, iktidar partisindeki tüm bakanların binip binip reklamını yaptığı, bir partiye ait propagandaya dönmüş arabayı a partisi de çıkarsa almam b partisi de çıkarsa almam. Zira bu tarz hareketlerle arabayı kamuya değil belli bir gruba mal ettiler.

Bu yaptıklarından dolayı da bu enflasyon ortamında dehşet uygun kredilerle, besbelli bir şekilde bu arabaya özel çıkarılan ÖTV avantajına rağmen beklenen satışlara da ulaşabildiğini düşünmüyorum. Benzeri fiyattan Tesla satılınca TOGG gibi avantajlı kredi imkanları olmasa da neler olduğunu yazın hep birlikte gördük.

Ayrıca burada bir akçomarın marmaray örneği bile neden alınmaması gerektiğini çok da güzel göstermiş. yüzyıl önce yapıldığından dolayı var olan banliyö hattına Senin benim vergilerimle japonlara tüp geçit yaptırıldı diye belli bir partiye mal etmiş. Belli bir partinin o hatta dair yaptığı şey ise o hattaki tarihi tren istasyonlarını ya kaderine terk etmek, ya da ranta açmak.
+3
denizgonen
(15.12.25)
Togg kullanan biri görürsem siyasi tercihini çok rahat anlarım. Togg ne zaman bu bakış açısını kırmış :p Ben mi kaçırdım? Şahsen milyonlarım olsa, en iyi araba olsa bile almam.
+3
cemallamec
(15.12.25)
@deniz... sözünü iade edelim önce.
marmarayı kendince "güya" açıkladın. hadi istersen askeri silah araç gereç yapımının önündeki engellemeleri ,yapılan sabotajları da anlat. Yaklaşık 100 yıllık Türkiye'de hangi projeler rafa kalktı veya göz ardı edildi anlat istersen
Köprüleri vs bir çok şeyi istemeyenler oldu bu ülkede . Baksana arşivlere.
Toki örneği de Togg'u almamak için yeterli sebep mi sence? (!)
Togg seçim zamanı üniversite kampüslerine mi götürülmüş.
Aracı gören herkes anında siyasi tercihini mi değiştiriyor? O üniversitelerde hiç mühendis adayları yok mu ? İlham kaynağı olmasın mı gençlere? Yıllar yılı kampüslerde gençler arasında her tür olayların çıkmasına alışmıştık oysa (!)
Meseleye nerden baktığında ilgili bu konular . Bakış açın dar.

Yazdığına bakılırsa vergi vermekte zoruna gidiyor. Kamu hizmetleri başka neyle olacaktı?
Senin gönüllü vereceğin bağışlarınla ?

Anlayamadığın ve sanırım yıllar geçse de anlayamacağın şey şudur ki doğru olana doğru demeye oldukça zorlanıyorsun.
Türkiye'de ve Türkiye için yapılan her işi sadece bir parti veya kendi ideolojin odaklı düşünmeye mahkum etmişsin kendini.

Oyunu Tesla'dan yana mı kullandın şimdi?
Dolayısıyla Elon Musk'a gitti oy.
Hani şu Trump hükümetinde yer alan adam. Sana kısmende olsa hak verdim.
Yakınlarda başka alternatifin yoktu ne de olsa.

Gerçekte benim için mesele, parti falan değil. mesele anlamlı bir işi , faaliyeti vs. ortaya koymak. Yakın geçmişte araç değiştirmeyi düşündük ama Togg bir seçenek olmadı benim için. Sebep parti siyaset vs. de değildi.
Aslında sen almaya niyetlisin ama o düşündüğün etiketi yemekten korkuyorsun. İyi anlıyorum durumunu.
-16
diyecevaplandı
(15.12.25)
onu bilmiyorum da simdi ortaklik durumuna baktim. doktor bu ne. anadolu, bmc, turkcell, zorlu, tobb ortaklasa araba yapmis. ne alaka.
0
antikadimag
(15.12.25)
@diyecevaplandı

arkadasin soylemek istedigi sey su:

sen herkezden topladigin vergi ile zaten yapman gereken seyleri yapinca, sanki kendi cebinden para verip de kamuya hibe etmis gibi, "ahanda biz yaptik" dedigin zaman bu ucuncu dunya ulkesi siyaseti oluyor.

marmaray bitik vaziyetteydi, tup gecit de gerekliydi, yapildi ki yapimi baya uzadi bu arada, neyse bir sekilde bitti ve ise yariyor. bu bence guzel yatirim. ben mualifim ama kullaniyorum, zink diye kita degistiriyorum, helal olsun diyorum, hic binerken kufretmedim.

ama obur taraftan togg'a para harcamak yerine, tarima, hayvanciliga, turizme yatirim yapilabilirdi. zira her ulkenin illa bir araba markasi olacak diye bir zaruret yok.
bu biraz ayranim yok icmeye kafasi, giyecek donun yokken bir sekilde kredi cekip araba almaya benziyor. araba parcalarini bir araya getirince bir anda ulke simulasyonuna medeniyet yuklenmiyor.

universitelerde muhendis adaylari var evet, ama yandas degilsen togg fabrikasinda calisma ihtimalin yok ise, orda sikinti var demektir. senin kurumlari, kendine oy verecek adam devsirmek icin kullanmaman, kamuya acik duzenlemen lazim.

ozetle: kamunun bekledigi sey su, vergiyi topla, kacirmadan kamunun faydasina, kamuya artistlik yapmadan, isini yap. herkese esit davran. bu kadar. aldigimiz hizmetten memnunsak devam edersin, degilsek indiririz.

ama degiliz diyelim, baskasini sececez, secenekler surekli hapse giriyor. :)
eskiden asarlardi, en azindan asmiyoruz artik, muebbet ile idare ediyoruz.

1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor.
+2
cooperr
(15.12.25)
cuma namazında cami önüne bırakılmıştı. yani siyaset uğruna her şeye alet edildi. mesafeli olmakta fayda var.
+2
ground
(15.12.25)
devletin böyle bir üretimi, satışı için güzel faizli ya da faizsiz kredilerle desteklemesinde bir problem yok ama hükümetin bunu bir siyasi propagandaya dönüştürmesi sıkıntılı. aracı almayı planlasam düşüneceğim ilk şey yarın olası bir iktidar değiştiğinde üretim hattı duracak mı, yedek parça konusunda bir problem yaşar mıyım olacaktır. araç üretimi bir süreç ama sürdürülebilirlik başka bir şey. tesla gibi bir şirket globalde karlılık problemi yaşarken, şimdilik ülke içi satılan ve avrupa'da bir-iki ülkeye ihraç edilen togg'un geleceği nasıl olacak bilmiyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(15.12.25)
@ cooperr
yazdıklarının her birine tek tek cevabım var ama çok uzatmayacağım.
Ama madem ki :
1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor... " dedin sana açıklayayım.

1950 de demokrat parti büyük bir oy oranı ile başa geldi. Neden ? 1946 ya kadar seçimler "açık oylama, gizli sayım " ile oluyordu. Meclisteki tartışmalar vs. ile bu uygulama sonunda değişti.
Araştırabilirsin o özellikle 1946 seçimleri "şaibeli " olarak değerlendirilir kaynaklarda.

Anadolu insanının hak etmediği çok şey olduğu gibi yine onun büyük oranda seçtiği başbakan asılmayı da hak etmiyordu . Demek ki iktidar olmakla , gerçek manada muktedir olmak farklı şeyler. Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren.
1950 den beri Anadolu insanının gönlüne girmek isteyen, ayrı siyasi ayrı bir alternatif olmak isteyen bunu yapabilirdi.
Evet Anadolu insanı mehterden anlar kökenine bağlıdır ama batı orkestra ve operasından anlamaz.
(Ne yapsın çiftçi traktörle tarla sürerken Mozart mı dinlesin ?)

Neyse sen de çok aşırı hümanist olduğundan bu gibi alışkanlık veya tercihlere saygın vardır sanırım .
-7
diyecevaplandı
(15.12.25)
teşekkürler.

lütfen polemik oluşmasın.
ilk çıktığında siyasete alet edilen togg, görünüşe göre aradan zaman geçse de bu imajdan kurtulamadı.

verilen teşvikler, aracın iyi ya da kötü olması, bu araba alınır mı alınmaz sorusu değildi.
sadece o etiket zamanla silindi mi, azaldı mı, siyasetten bağımsız bir hale geldi mi sorusuydu. az-çok cevabımı aldım. politik tartışma olması amacıyla sormadım bunu.
+1
🌸biseysorcaktim
(15.12.25)
Cevaplardan göründüğü üzere tamamen aşılmış bir konu değil.

akp bu girişimin çok ekmeğini yedi ama togg markası da sonuçta bir şirket ve alınabilir bir ürün ortaya koymadıkça kapanacak.

bence güzel araba, belli başı kronik sorunları olmasa satışlarını katlar. Bizde milliyetçilik çok fazla, gerekirse daha fazla ödeyip Türk malı alacak kişi sayısı hiç az değil.
0
duyuruuser
(15.12.25)
Halk arasında bu algı ne yazık ki var. Şu an Togg alan iki kesim var. Birincisi kredi avantajından yararlanmak isteyen ikincisi akp li olan.

Aslında önemli olan bunların hiçbiri değil. İhracat yapmaları lazım. Ülke içine satmayla bir yere varılmaz. Millet yok tasarımı yabancı yok motoru yabancı vs diye eleştiriyor. Neresi yerli neresi yabancı hiçbiri önemli değil. Bu markanın yurt dışına ürün satıp yurtdışından gelir elde etmesi lazım. Basitçe bir mala katma değer ekleyip kazanç elde etmen lazım. Yoksa yurt içinde kredilerle gideceğin yer bir yere kadar. Hala bu konuda adam akıllı bir gelişme göremiyorum.
0
nuevo
(15.12.25)
şöyle söyleyeyim o araba bana bedava verilse AKP'li sanılmamak için almam.
ve her togg kullanan gördüğümde pis pis bakıyorum akpli bu diye. maalesef engel olamıyorum kendime.
+2
matilda
(15.12.25)
Togg duyurulduğunda her kesimin ilgisini çekmişti. Akepe arabasına kendileri çevirdi, dedikleri gibi bedava verseler binmem.
+1
aguen
(15.12.25)
araba akp arabası. bu algıyı bizzat bilinçli olarak bile isteye yaratan da akp'nin kendisi.
yine kendileri o kadar abarttı ki bu algı geri dönülemez şekilde yerleşti.

bedava verseler kesinlikle almam. ki arabam da 2012 model clio bunu dikkate alarak düşün.

kırsal bir ilçede öğretmenim, yoğun propaganda yaptıkları dönemde ilkokulların bahçesine dahi park edip sergilediler, kantinden tost alacak parası olmayan çocuklara. ilyas salman'ın sarı mercedes filminde kodaman bir tipin köye gıcır arabasıyla gelip köylü gariban çocukların arabanın dışından arabanın yanına öbekleşip arabanın içini seyrettikleri sahne vardı, bir benzeri yaşandı. bu utanç verici sahneden sonra togg dünyanın en kaliteli otomobili olsa da hiç umurumda değil.
+4
wilhelmwasmuss
(15.12.25)
yoo gayet de akp markası
+2
nothing in my way
(15.12.25)
duyuruda herkese cevap yetiştirenlere bakınca zaten cevabı anlıyorsun. togg, madem onlar yapıyor bizim de bir tane olsun.. parasıyla değil mi? arabasıdır.

togg Türkiye'nin markası olabilirdi ama akp sonrası hızla düşüşe geçip yabancı bir markaya satılacaktır. adamlar o kadar itici ki sanki içten yanmalı motor yapılmış gibi caka satıyorlar. otomobillerin kritik parçalarını üretmek ve dünyada öncü olmak ülkeye daha fazla değer katabilirdi. yine ilaç-medikal ve tarım sektörüne büyük destekler verilseydi bu alanlarda da lider olabilirdik..
+1
jepa
(15.12.25)
Müzmin muhalif olan bir akrabam togg ilk çıktığından beri kullanıyor. Adamın işi de galericilik yani arabadan piyasasından anlayan biri.
Ben şahsen Her gün istanbul trafiğinde epey togg görüyorum ve toplumun her kesiminden kullanıcısı olduğunu görüyorum.

İnsanları bu şekilde salt satın alma davranışına göre bir siyasi kimlik temellendirmesine maruz bırakmak kesinlikle akıl dışı. Hatta arttırıyorum, Bu şekilde bir argümantasyon kurabilmek; togg’un ilk çıktığı zamanda siyaseten militarize olmuş bir klik tarafından dile getirilen “maket bu” şuursuzuğuyla birebir aynı.
-3
ezkaza
(15.12.25)
@diyecevaplandi

"Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren." yazdiklarimdan saygi duymadigimi nerden cikardin, anlamasi guc.

hem gereksiz alingansin hem de kafan baya bulanik gibi, o bulanikligi da giderecek enerjim yok yaw.
0
cooperr
(15.12.25)
akp'lilerin bile akp'li olduklarını söylemeye çekindikleri-utandıkları bir toplumda (duyuruda mesela diyecevaplandı, ezkaza nicklerine kaç kere bakmışımdır ulan bunlar akp'li mi acaba yoksa ben mi pinpirikliyim diye -ki acemi duyuruclar yine ezkaza'yı akp'li zannetmeyebilir swh-) togg'un potansiyelinin çok altında kalması gayet doğal.

erdoğan ülkenin tamamını kapsayan, kucaklayan biri olsaydı, ya da en azından şimdiki başkanlık tipinde değil de eski dönem partisiz cumhurbaşkanı şeklinde görevini sürdürseydi bile o araba milliyetçi duygularla en muhalifinden sekülerine marjinaline kapış kapış giderdi.

samimi konuşalım yazmış arkadaşımız, samimi konuşalım. bakkaldan sakız alan 5 yaşında çocuğun bile marmaray'da ödediği vergisiyle misli misli hakkı varken, siz bunu reisin millete bir lütfu olarak görüyorsunuz; yukarıda bizzat kendisiitiraf etmiş bunu zaten.

1'e yapılacak köprüleri 10'a yapıp, ulaşılması mümkün olmayan "geçiş garantisi" sayılarını halkın tamamına ödetmek mi hizmet?

hatay'a hiç gittin mi mesela? 3 sene oldu halen daha insanlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyorlar. ya devlet bir işi kar amacıyla yapar mı? 1,5 milyon maliyetle yaptığı daireyi 2,5 milyona vatandaşına satıyor. toki ile ilgili de şok belgeler çıkacak yakın gelecekte buna inanıyorum, zaten çözülme kısmen başladı..

samimiyet samimiyet diyorsunuz. olm reisçi değilmiş gibi yaparak milleti manyak etmeyin bir kere :) hele "muhalif galerici" karakterine kahkaha attım.

neye muhalif hacı, içten yanmalıya mı :))
+1
makbur
(15.12.25)
Yakıştırma mı?

Parti rozeti gibi bir şey TOGG marka araç.

“Alırsam akpli zannedilir miyim” yahut “ak partili olduğum anlaşılır mı” diye düşünüyorsan cevap evet. Hiç şüphen olmasın.
+1
lazor
(15.12.25)
Her Akp'linin Togg'u yoktur ama Togg'u olan herkes Akp'lidir.
+3
kizil karga
(15.12.25)
(8)

Amerika Vizesi Hakkında

sndnzr
MerhabalarAnnem Amerika'ya gitmek istiyor ve çok uzun zamandır hayali. Bugun beni ağlayarak aradı ve başvuru yaptım ödemeleri yaptım 5 ocak randevum var ama sisteme girmeye çalışırken böyle bir uyarı başvuru yok tarzı uyarı aldığını sistemde böyle bir başvuru yok dediğini belirtiyor. Sizce neden böy
Merhabalar

Annem Amerika'ya gitmek istiyor ve çok uzun zamandır hayali. Bugun beni ağlayarak aradı ve başvuru yaptım ödemeleri yaptım 5 ocak randevum var ama sisteme girmeye çalışırken böyle bir uyarı başvuru yok tarzı uyarı aldığını sistemde böyle bir başvuru yok dediğini belirtiyor. Sizce neden böyle bir durum yaşanır? Lütfen yardımcı olun şimdiden teşekkürler
0
sndnzr
(14.12.25)
Yok zaten 2026 olarak gözüküyor. Başka neden olabilir sizce
0
🌸sndnzr
(14.12.25)
Belki 1 Mayıs olabilir. 05/01/2026 yazıyorsa, ABD'de tarihler Ay/Gün/Yıl şeklinde yazılıyor. Vize başvurusunda öyle mi bilmiyorum.

Ama başvuru olsa her şekilde çıkardı herhalde? Bir ihtimal sahte bi siteden başvuru yapmış ve dolandırılmış olabilir.
0
nhk ni youkosu
(14.12.25)
Google'a amerika vize basvuru yazip gelen sitelerden biri uzerinden basvurduysa para kaptirmis olabilir dolandiricilara. Haliyle sitede basvurusunu goremiyordur.

Ayrica tavsiyem 150-200 dolar verip bir danismanla ilerlemesi. Yasi itibariyle kolay vize alabilecekken, taknik bir hata yapip bos yere red yemesin.
0
brkylmz
(14.12.25)
Birkaç adımda ancak başvuru yapılıyor acaba doğru yolda ilerledi mi ds160 doldurup konsoloslukdan üyelik açıp randevu alması gerekiyordu
Sistem biraz karışık dikkatli ilerlemek gerek ezbere birşey demek zor
0
basond
(14.12.25)
dogrudan siteden mi basvurdu yoksa araci mi kullandi?
size ne zaman soyledi basvuru tarihini? genelde vize randevulari aylarca hatta kimi zaman yillarca sonraya veriliyor.
son olarak abd social media vetting sistemi getiriyor ve bu nedenle bircok kisinin mulakati ertelendi en azindan calisma vizeleri icin.
0
antikadimag
(15.12.25)
Öncelikle dolandırılma ihtimaline karşı ABD büyük elçiliğinden gelen onay mailleri (randevu vb.) ve ödeme makbuzu maili var mı?

Bunlar varsa sistemsel geçici bir problem olabilir veya referans no bilgisini yanlış girmiş olabilir. Büyükelçiliğe mail atarak veya telefonla iletişime geçebilirsiniz.
0
merhum
(15.12.25)
annenizin amerika başvuru formunu kendi başına dondurma ihtimali var mi ?
turist vizesi randevuları cok ileri tarihe veriliyor, millet para verip botlarla one çekmeye calisiyor dolayısı ile 5 ocak bana inandirici gelmedi

buyuk ihtimal anneniz google ilk cihan yerde bir form fln doldurup dolandirildi
0
oscar
(15.12.25)
Son dönemde yakın tarihli randevu veriyor sistem dünya kupası ayağına işleri hızlandırdılar
0
basond
(15.12.25)
(13)

günümüzde teknoloji marketlerde satılan en popüler laptop markaları

kibritsuyu
ön not: macbook hariç.yıllardır aynı bilgisayarı kullanıyorum. değiştirme zamanı geldi de geçiyor. ama bugünlerde teknoloji marketlerde satılan güncel laptop markaları nelerdir, hangi marka iyidir?mesela ben bilgisayarı alırken dell vardı, iyiydi. asus iyiydi, sony vaio vardı iyiydi. hp vardı, kimi
ön not: macbook hariç.

yıllardır aynı bilgisayarı kullanıyorum. değiştirme zamanı geldi de geçiyor. ama bugünlerde teknoloji marketlerde satılan güncel laptop markaları nelerdir, hangi marka iyidir?

mesela ben bilgisayarı alırken dell vardı, iyiydi. asus iyiydi, sony vaio vardı iyiydi. hp vardı, kimi iyi derdi, kimi gömerdi. acer vardı kötüydü, casper vardı kötüydü.

şimdi ben hp, asus, sony, dell falan hiç görmüyorum. benim bilgisayarım toshiba mesela, o da yok.

ne var, hangi markalar revaçta? hangi markalar iyi?

hatırlatma: macbook hariç.
0
kibritsuyu
(14.12.25)
Sony Türkiye'den çekildi. Sony bilgisayar zaten nadirdi. Şirket bilgisayarım Dell. İyidir ama pahalıdır. Acer kullanıyorum yıllardır. İyidir. Yeni bilgisayarım Casper. Nirvana S100. Al geç. Marka odaklı değil de sistem odaklı düşünmen lazım. Ben mesela küçük ekrandan nefret ettiğim için 15,4 inç istedim. O da Casper'da vardı. 1 TB SSD, Windows 11, 32 GB Ram, i7 işlemci olsun dersen zaten az seçenek çıkıyor. Mağazalar daha pahalı satıyor. Mağazanın kirasını, elektrik faturasını, işçi giderini ödüyorsun. Mağazada incele ama internetten al. Ben Casper sitesinden aldım. Hızlı geldi.
0
arbre
(14.12.25)
Lenovo fena değil ama tuzlu
X1 100 bandından başlıyor
0
topkapiaksaray
(14.12.25)
Lenovo öneririm bende. Hem parçaları kaliteli, hem satış sonrası iyi hem de uzun yıllar dayanır.
0
etna
(14.12.25)
Valla tam ihtiyacım süper duyuru sadece iç donanım değil dış kasada sağlam olmalı ekran menteşeleri çatlamamalı klavye sallanmamalı vs vs soğutma çok problem olmamalı gibi bir sürü şey geliyor aklıma

Bi ara msi falan vardı ha birde monster vardı onlar nasıl bilemedim
+1
basond
(14.12.25)
monster.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.12.25)
İş için kullanacağım için mümkünse çin pavyonu gibi yanar döner ışıklı, w a s d tuşları farklı renk ve şekilde, dış kasası alafortanfonik olan bilgisayarlardan olmamalı. Müşterinin yanında çıkarıp açabileyim.
0
🌸kibritsuyu
(14.12.25)
windows tarafinda: thinkpad, belki dell xps sayilabilir
oyun tarafinda: msi, ben tercih etmem ama asus
diger her sey icin: macbook air, macbook pro

bu 15 yil once de boyleydi hala da boyle. hp, dell gibi markalar daha cok sunucu tarafinda ve kurumsal calisir. son kullanici urunleri ekseriyetle berbattir. icinde kullanilan her sey ayni olmasina ragmen teknik servis kismi onemli. tabi en onemlisi de pil. cunku urunler ciktiktan bir sure sonra artik orijinal pil bulunmuyor ve cihaz cop oluyor. muadil bataryalar da malesef berbat. bu yuzden uzun soluklu kullanim icin macera aramadan thinkpad veya macbook tercih etmek lazim. ben ikisini de aktif olarak kullaniyorum tas gibi cihazlar. ozellikle thinkpad benden cok cekti. :))
+1
arakaali
(14.12.25)
Sony yıllar önce notebook üretmeyi bıraktı. Toshiba laptop birimini 2020'de Sharp'a (dynabook) sattı. Ortalıkta görmüyorum ben de. Alışveriş sitelerinde hâlâ modelleri var ama Tr'de resmi distribütörü ve garantisi var mı, kalitesi şu an ne durumda, bilmiyorum. Dell şahıs şirketi ve yakın zamana kadar hisseleri bile borsada değildi. Sahibi Michael Dell direkt olarak İsrail ordusuna (evet ordusuna) her yıl milyonlarca dolar bağışta bulunduğu için, o marka dünyanın en iyi ve kaliteli bilgisayarını 1 tl'ye satsa, almam ömür boyu. Asus hâlâ iyi. Yakın zamanda Asus aldım ben. Lenovo beni önceki modellerde iki defa üzmüştü, kullanmıyorum artık ama thinkpad de düşünülebilir. Msi da düşünülebilir.

Ben olsaydım muhtemelen yine asus alırdım.
+1
dilemma of subscribtionability
(14.12.25)
lenovo, asus, hp var. dell'i mağazalarda pek göremedim. lenovo bu işin bayrak taşıyanı, asus peşinden geliyor, hp de her zamanki gibi ortalama. acer hala var, nitro serisiyle bir revaç yakaladı.

sony ekonomik krizden sonra tası tarağını toplayıp gitti, playstation'ı da bilkom'a bıraktı. sony eurasia sitesine girince sadece fotoğraf makineleri çıkıyor.

toshiba dağıldı, en değerli birimlerini sattı.
0
kesmekes laleler
(14.12.25)
macbook haric olmasinin ozel bir sebebi var mi? bir kere kullandiktan sonra donup pc'nin yuzune bakmadim.

ama soruya cevap olsun diye dell, lenovo ve asus. lenovo ibm'i satin aldigi icin biraz ayakta durdu, ben de ogrencilik zamaninda kullandim cunku uygundu fiyatlari. microsoft da cikis yapmaya calisiyor surface ile. hp kesinlikle rezil. is yerinden verdiler ve dokuluyor bilgisayar.

sahsen pc alacak olsam dell'e bakardim. hala oyle mi bilmiyorum ama destek hizmetleri cok iyiydi.
0
antikadimag
(15.12.25)
macbook harici olmasının özel sebebi, benim mali müşavir olmam, muhasebe işi yapmam ve klavyenin sağ tarafındaki nümerik klavyenin benim için bir zorunluluk olması. bildiğim kadarıyla hiçbir macbook'un nümerik klavyesi yok. o yüzden yekten eledim. diğer markaların da nümerik klavyesi olmayanları işime yaramaz.

bir de devletin uygulamalarıyla javayla mavayla ne kadar problemsiz çalışacağını kestiremiyorum. windows'la en azından bir yol bulunuyor.
0
🌸kibritsuyu
(15.12.25)
Asus, lenovo, HP, Dell mevcut mağazalarda. Geçen sene Lenovo dan oyun bilgisayarı aldım, bir daha elimi sürmeyecek seviyede pişman etti. Geçen ay Asus aldım şimdilik memnunun.
0
onyx
(15.12.25)
eski lenovo laptop'umun bir senede geldigi halin fotosunu atabilirim. kaliteli parcalarinin halini bir görebilirsiniz.
bu cok sahane parcalarindan baska iki lenovo tecrübemizde yasadigimiz sayisiz sorun oldu. ilk bilgisayari eve getirdik, kurduk, tusuna bastik ve calismadi.
ikinci bilgisayari eve getirdik, kurduk, tusuna bastik, calisti ve 15 dk sonra asiri tiz bir sesle mavi ekran verdi. bunlar ilk sorunlardi. zamanla artti.
eger lenovo servise isin düstüyse zaten allah kurtarsin demekten baska care yok.
lenovo pismanliktir.

en iyi marka mac'tir. illa windows olacaksa monster. monster'i cikarinca kimsenin oo bu isiklar falan ne janjanli dedigini duymadim. ben mesleki cevremde en cok kullanilan bilgisayar.
lenovo'ya sümügümü sürmem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.12.25)
(20)

amerika seyahati ile birtakım sorular

jelly bear
2 haftanız olsa amerika'ya nasıl ayırırsınız? ilk seyahat olacak.biz 4-5 gün new york, kalanı da florida, orlando, miami gibi düşündük. world disneye gitmek istiyorum oraya da 2 gün dedim. florida'da zaten. okey midir bu?bi de jfk yerine newark'a uçmanın çok bi dezavantajı var mı? baktım ikisi de şe
2 haftanız olsa amerika'ya nasıl ayırırsınız? ilk seyahat olacak.
biz 4-5 gün new york, kalanı da florida, orlando, miami gibi düşündük. world disneye gitmek istiyorum oraya da 2 gün dedim. florida'da zaten. okey midir bu?

bi de jfk yerine newark'a uçmanın çok bi dezavantajı var mı? baktım ikisi de şehir merkezine eşit uzaklıkta gibi.
mayıstaki seyahat için kalacak yeri şimdiden ayarlamak mı yoksa biraz daha beklemek mi daha ucuza getirir?

herhangi bir tavsiye de verebilirsiniz. teşekkürler.
+1
jelly bear
(10.12.25)
Aynı rotayı yapmıştım, Orlando ve floridanin bir esprisi yok. New York gezilir
0
mirty
(10.12.25)
sahsen amerika'da iki haftam olsa alaska-hawaii yapardim :) en olmadi appalachia'yi gezerdim iki hafta mis gibi.
ama görüyorum ki siz büyük sehir gezmek istiyorsunuz.
florida tam bir keko diyari. oraya gidecegime nyc'e ek olarak dc ve boston'i plana alir, daha ilginc olmasi icin nantucket'i ve niagara'yi günübirlik araya sokardim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.12.25)
abd nin birçok eyaletini turist olarak gezdik
ilk turumuz senin rotanla benzerdi miamiye iniş orada 3-4 gün kalıp orlandoya geçiş orada 3-4 gün kalıp newyork a geçiş orada 1 hafta kadar kalıp dönüş.
miami de çok espri yok keywest hoşumuza gtmişti araba kiralayıp.
orlandonun sakinliği hoşumuza gitmişti birde tabi lunaparkları
newyorkda yapacak çok çok şey var okumuşsunuzdur zaten anlatarak bitmez.

şimdiden rez. yaptır(iptal seçenekli) her gün girip otelde indirim olmuş mu daha uyguna yer var mı kontrol et bu şekilde aynı oteli aynı odayı 400 dolar uyguna tutmuştuk.
0
basond
(10.12.25)
benzer bir süre için: washington - philadelphia - new jersey - new york - boston yapmıştım.

washington'da çok bir şey yok gerçekten. ama ne bileyim beyaz saray falan. 2 gün yeter. philadeplhia'ya da 2 gün diyelim. new jersey city'de konaklayıp new york yapabilirsiniz bu arada, o yüzden bu ikisini beraber 7 gün gibi düşünebilirsiniz. boston'a da 3 gün.

hepsi bir tren hattının üstünde. bu bakımdan da çok uygun bence.

newark ya da jfk fark etmez, benzer işler.
0
gitdaddy
(10.12.25)
Her tarafını gezemeyeceğim için orta çaplı bi road trip rotası çıkarırdım. Güzergah tamamen keyfe bağlı.
0
thesomberlain
(11.12.25)
bence en guzeli boston'dan baslayarak arabayla key west'e kadar gitmek. 2 haftada yapilir. boston dc arasi sehirler 2 saat mesafede zaten birbirine.

boston'da tarihi bolgeyi ve universiteleri gezerim. nyc'de yapilacak is bulmak cok kolay, keyfinize gore sureyi uzatabilirsiniz. philadelphia'da yine tarihi bolge gezilir. dc'de cok guzel muzeler var.

dc'den orlando'ya kadar tek gunde bitirilebilecek bir uzun yol atilabilir. orlando'da theme parklar, miami'de partiler ve beachler var.
0
antikadimag
(11.12.25)
New York en az 5 - 6 gun olmali ama su an hava buz ( dun hissedilen eksi 11 di ) imkaniniz varsa baharda gelin.

5 gun New York - 2 gun Miami - 1 gun Orlando - 2 gun San Francisco - 3 gun Los Angeles yapabilirsiniz.
ya da Orlando yu sallayıp parklara los Angeles da gidersiniz. Orlando da parktan baska bir şey yok.
0
oscar
(11.12.25)
açıkçası florida hayalkırıklığı yaratır. acun tayfa değilseniz ya da art basel'le özellikle ilgilenmiyorsanız miami ilk sefer için gereksiz. 1 gün disney world (hadi 1 gün epcot) ve 1 gün universal studios yeter. orlando vs. şehir olarak korkunç zaten. parkların yakınında kalın ve parklara odaklanın.

aslında @oscar ile benzer düşünüyorum. zamanımı doğu yakası ve batı yakası olarak ikiye bölerdim. doğuda nyc'ye kesin giderdim. müzelerle ilgilendiğim için muhteşem ve ücretsiz olan müzelere sahip olan dc'ye (ve günübirlik annapolis, md) geçerdim. özellikle museum for african american'ı tavsiye ederim. doğu'da philadephia'ya uğramaya gerek yok ancak abd tarihiyle ilgileniyorsanız belki boston da olabilir. batı yakasında san francisco'yu ziyaret ederdim. araba kullanabileceksem los angeles da dahil edilebilir. zaman kalırsa da national parkları gezerdim (grand canyon ya da monument valley olabilir). ilginç bir bonus da new orleans bence. foodie iseniz inanılmaz bir creole mutfağı var. plantationlar tarihi ve şehir de kolonyal tarih açısından oldukça ilginç.

bu arada nyc'ye olabildiğince zaman ayırın derim. daha önce böyle bir duyuruya şöyle bir guide yaptım, zaman harcadığım için buraya da yapıştırayım:
www.eksiduyuru.com

ayrıca yukarıda jersey city'de kalmaktan bahsetmişler. jersey city'de 7 yıl yaşadığım için bölgeyi iyi biliyorum (@65 derece'ye de selam çakayım). açıkçası jersey city'deki konumu iyi oteller manhattan'la yarışır fiyatta. ucuz oteller ise ya ters bir lokasyonda ya da kötü oteller. path treni kolay ama ben sizin yerinizde olsam fiyatlar çok fark etmiyorsa tercihimi manhattan veya brooklyn'den yana kullanırdım. pod otellere bakabilirsiniz.

newark ve jfk çok fark etmese de jfk'den ulaşım bir tık daha kolay. newark'ta airtrain'den njtransit gibi bir sisteme geçmek gerekiyor ve en son bakımdan dolayı kapalıydı. bu arada jfk terminalleri de yenileniyor ve daha geçen gün trafik artacak diye mesaj aldım. kısaca durumları araştırıp seçmek mantıklı.
0
eileengray
(12.12.25)
Otelleri önceden ayarlayın gideceğiniz zaman hem turistik sezon hem de dünya kupası nedeniyle yer kalmaz. 5 gün nyc, 5 gün florida güzel bir program. Arada vaktiniz kalırsa sadece 1 gün araba kiralayıp Atlantic City ve Ocean City'yi de programınıza ekleyebilirsiniz ya da 1 günününüz Chicago'ya ayırıp oradan güneye inebilirsiniz.
0
iwasbornonamountainside
(12.12.25)
doğu batı yapmayı hiç düşünmedik çünkü çok uzak değil mi yahu? hem doğudan başlayıp batıdan dönelim desek uçak biletleri feci pahalı oluyor
0
🌸jelly bear
(13.12.25)
dogu-bati bana mantikli gelmedi. bati'nin olayi dogasi, sehirlerinde hicbir olay yok. belki biraz san francisco ama o da dogu yakasi sehirleri gibi degil. national park veya california coast gezeceksiniz. bunlarin arasinda cok mesafe var. zaman kisiti varsa hic feasible degil. guzel olmasina guzel ama ayri bir seyahatte ele alinabilir. batida her yer birbirine uzak. oraya gitmesi gelmesi gezmesi problem.

ben size rotayi verdim. boston'dan araba kiralayip dc'e kadar inin. dc'den ucakla orlando veya miami. theme parklari sevmiyorsaniz orlando'yu es gecip dogrudan miami'ye gidin derdim ama disney'i gormek istiyorum demissiniz.

arabayi boston'da alip miami'de birakmak cok pahali gelmiyorsa hem road trip de yapmis olursunuz ucaksiz. amerika'da road trip cok keyiflidir. benzin ucuz, yollar genis ben cok seviyorum. arada basip seattle'dan california'ya iniyorum. yol ustundeki kucuk kasabalari gormus olursunuz falan keyifli.

yazin olacaksa yalniz dunya kupasi sebebiyle rezervasyonlar problem olur. erkenden halledin. yine de yol kenari motellerinde yer olacaktir diye dusunuyorum.

ilk new york'a ucarsaniz araba kesinlikle almayin. new york'ta araba bir liability. hatta revize ediyorum bence once new york'a ucun, sikilana kadar new york'ta kalin. sonra araba kiralayip dogu yakasi sehirlerini gezin. sonra road trip yapmak isterseniz arabayla florida. yok ben ucarim diyorsaniz da ucakla.

florida dogu yakasindan farkli bir vibe. sahil, kum, gunes, parti, dans. bu kavramlara ne kadar yakinsaniz ona gore sure ayirirsiniz.
0
antikadimag
(15.12.25)
kafam iyice karıştı. en son san francisco-los angeles-new york yapmaya karar verdik gibi.
los angelesta parklara ve denize gideriz. arada da yosemite national park veya grand kanyon.
0
🌸jelly bear
(15.12.25)
Bence yaptığınız mantıklı. Doğu yakasında her yer yakın gibi algılanıyor ancak ny-miami uçuşu 3 saate yakın. bu açıdan bakınca batı yakası çok da uzak değil. batıdan san francisco-los angeles; doğuda nyc-dc 2 haftada gayet yapılır. bir de disney istiyordunuz, california’da da var :) ve national parklar şahane. zamanınız olursa eklersiniz.
0
eileengray
(15.12.25)
dogru yolu bulmuşsunuz, acikcasi Florida les bir yer bence = )

Yosemite giderseniz camping insaniysaniz curry village da kalin ya da lodgelarda kalın, yani parkin icinde kalın mutlaka. minimum 2 3 tam gun alir ama park olayları, söyle söyleyim parkin giriş kapısından parkin icine ulaşmak 2 saat fln sürüyor. şimdiden yer ayırtın inanılmaz talep oluyor.

los Angelas dan san francisco ya da highway 1 den gidin, amerika da ki en iyi road triplerdendir. arada mutlaka ama mutlaka Carmel de mola verin gezin.

eğer national parklara gideyim derseniz sizin bu tatilin hakki 3 hafta ben size söylemis olayım = )
0
oscar
(15.12.25)
floridanın amacı tema parklarıydı miami de deniz tatili amaçlıydı aslında.
national parkların birine gidebilcez sanırım. çünkü hem disneye hem universala hem de yosemiteye gitmek istiyoruz. bakalım nasıl olacak.

san francisco merkezde kaç gün ayırmak lazım? 1-2 gün yeter gibi geliyor bana. los angelesa parklar hariç kaç gün ayırmak lazım?

bi de san franciscodan araba kiralayıp los angelesta bırakmak mümkün olur mu acaba?

teşekkürler herkese tekrardan
0
🌸jelly bear
(15.12.25)
bir turk olarak miami deki okyanusa ayak serce parmagimi sokmam o kadar söyleyim size. en ufak aklınızda kalmasın.

sf 2 gun yeter, yani hani görülmesi gereken yerleri gorursunuz.
la de her park icin 1 gun hesaplayin kac parka gideceksiniz, la kendisi icinde yani 2 - 3 olsa iyi olur. yani kabaca gorursunuz en onemli yerleri, cok nokta olunca biraz zip olur mecbur seyahat.

sf - la yolda bir gun gider. yani her yolu bir gun gider olarak dusunun.

evet sf den kiralayip la bırakabilirsiniz, Expedia dan tum rent a carlari search edin, tek yon oldugundan bir tik pahalı olabilir. araba kiralarken ilave surucu icin ücret de isterler ama rica ederseniz genelde onu silerler.

ny da sf ucun, sf den Yosemite yapin orada la gidip gezip arabayı birakirsiniz.

Yosemite yani trekking seviyorsaniz biraz doga insanıysanız cok beğenirsiniz, yani geyikler var ayilar filn var. esiniz boyle ortamları seviyorsa national parka gidin.

Yosemite de Giant Sequoias gormeyi ihmal etmeyin.
0
oscar
(15.12.25)
Grand canyon yosemite vs o bölge yakın yerler değil ona göre plan yapın vakti iyi değerlendirin birde yıllık national park giriş kartı alın. Death walley de uğrayabiliyordanız uğrayın.
Yangın yazın çok oluyor yolları kapatıyorlar mutlaka takipte olun

San francisco bence leş biryer, los anglesda gezecek daha çok yer var biz ekstra san diegoya falanda girmiştik
Kiralamada sf alıp la bırakabilirsiniz ama mutlaka kiralarken belirtin
-1
basond
(15.12.25)
araba farkli yerde birakilir ama daha pahaliya gelir, size kalmis.

eger dogu yakasini etraflica gezmeyecekseniz dogu-bati da yapilir. ama doguda boston-dc seridi + florida + west coast yapilmaz 2 haftada.

grand canyon mesela la'den gidis donus 2 gun yer. yosemite'ye gidis gelis 1 gun yer. sf - la 1 gun yer (ama 1'den okyanus kiyisindan giderseniz guzel yolculuk olur). 4 gun sadece yollara gitti gordugunuz gibi. bati boyle. yollari hesaba katin kesinlikle.

california'da denize girmek gibi bir kultur yok bu arada. surf icin wetsuitlerle giriliyor cunku akinti alaska'dan guneye dogru soguk su getiriyor. florida'nin denizi abd'deki en iyi denizdir ama deniz tatili icin abd'ye gelmeye gerek yok turkiye'den. en krali akdeniz.
0
antikadimag
(16.12.25)
yolların farkındayız. genciz yaparız diye düşünüyorum. şimdi yapmazsak ne zaman?
denize 1-2 gün gireriz en fazla. gelmişken girelim diye. highway 1ı gördüm evet çok iyi duruyor fakat san franciscodan yola çıkıp yosemiteye uğradıktan sonra tekrar o yola girebilir miyiz ona emin değilim. baktım los angelesta güzel plajlar varmış aslında. tabii ki akdeniz gibi olamaz da yine de deniz denizdir.
0
🌸jelly bear
(16.12.25)
deniz degil okyanus hocam, yani fantezi olsun diye girersiniz tabi ama buz gibi ve acayip dalgalı olur.

yani yorucu olur ama cok da zevkli olur. ny dan sf ucarsiniz oradan Yosemite oradan h1 den la. yollarda motellerde fln kalabilirsiniz o filmlerde gordugunuz dinerlarda kahvaltı yaparsınız. yani tam bir road trip olur. big sur ve Carmel h1 üstündeki iconic yerlerden

ama tekrarliyorum baya zaman yolda gider o yüzden, 16 17 gun yaparsaniz daha rahat edersiniz.
0
oscar
(18.12.25)
(3)

iPhone 17 vs 17 pro

eileengray
öyle sanatsal videolar çekmeyeceğim ama çok fazla fotoğraf çekiyorum. genelde sosyal medya, email ve bazen pdf dokumanlar için kullanıyorum. 17 pro’ya gerek var mı? yoksa almayın mı dersiniz? bu upgrade edeceğim telefonum XS bu arada; 16 olsa değiştirmezdim. yoksa bu seri kötüyse 1 yıl daha mı bekle
öyle sanatsal videolar çekmeyeceğim ama çok fazla fotoğraf çekiyorum. genelde sosyal medya, email ve bazen pdf dokumanlar için kullanıyorum. 17 pro’ya gerek var mı? yoksa almayın mı dersiniz? bu upgrade edeceğim telefonum XS bu arada; 16 olsa değiştirmezdim. yoksa bu seri kötüyse 1 yıl daha mı bekleyeyim? Diğer telefonum daha yeni.
0
eileengray
(08.12.25)
17 pronun tek artısı 3. kamera. o da telephoto. ekstra derinlik efektine daha çok zoom yapmaya yarıyor. bence şart değil. bi de işlemci farkı var ama hissedilir bi şey değil o da.
+1
jelly bear
(08.12.25)
Ram farkı da var arada, çoklu uygulama kullanımında farkı hissedersin. Ayrıca telefoto lensin olunca kullanıyorsun. Ben olsam pro alırım.
0
Bruce
(09.12.25)
pro. kamerasi fark ediyor.
0
antikadimag
(09.12.25)
(2)

londra'dan ne alınır?

art cat chocolate
hediyelik, yeme-içmelik vs. ne getirilir buraya?1300 pound birikimle 1 haftalık yemek ve yol masrafını düştükten sonra iyi bir alışveriş yapılabilir mi?
hediyelik, yeme-içmelik vs. ne getirilir buraya?

1300 pound birikimle 1 haftalık yemek ve yol masrafını düştükten sonra iyi bir alışveriş yapılabilir mi?
0
art cat chocolate
(08.12.25)
1300 pound'a otel dahil değil diye varsayıyorum. yemek ve şehir ulaşımı 300 pound civarı tutsa 1000 pound'la kıyafet ve hediyelik şeyler alınabilir.

barbour, uniqlo, superdry gibi yerlerden kıyafet, fortnum & mason'dan hediyelik abur cubur, çay vs veya whittard gibi dükkanlardan çay olabilir.
+1
efreet sultan
(08.12.25)
almanya, italya, japonya gibi ulkelerde cok fazla nis urun oluyor alinabilecek. ancak ingiltere'de yun markalari disinda aklima dunya capinda bir sey gelmedi.

harris tweed, johnstons of elgin, pringle, donegal vs dunya capinda yun islemesiyle bilinen markalar var. buralardan ceket, kazak vs alinabilir outlet gibi yerlerde bulunuyorsa. ucuz satan yerleri bulmak lazim. bunlar aslinda daha cok iskocya, irlanda gibi yerlerde ama illa ki londra'da satan dukkanlar vardir. bir de bunlarin sezon disi urunlerini ucuza satan online magazalar vardir. oralardan da otele falan siparis verilebilir.

burberry cok pahali. barbour ve belfast'in wax surulen ceketleri var su gecirmemesi icin. bunlar da iyidir.
0
antikadimag
(09.12.25)
(12)

Bütün okul hayatı boyunca başarılı olmuş insanlar

pembediken
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
0
pembediken
(06.12.25)
Okul başarısı akademik zekanın iyi bi göstergesi ama duygusal zekanın değil. Okul başarısına ek olarak duygusal zekası da fena değilse iyi kararlar alır. Değilse ne olduğunu bile anlamadan kuyuda bulabilir kendini.
0
benim bir gizli bildiğim var
(06.12.25)
Tanı konmamış ADHD'li çocuklar var mesela, planlı programlı düzenli okul yıllarında çok başarılı oluyorlar. Zamanlarını daha serbest düzenleyebilecekleri üniversite ve sonrasında bütün sistem çöküyor, iş hayatında bocalıyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(06.12.25)
Kobuzchu kiz +1
Okul hayatım başarılıydı ama iş hayatına girdiğimde en çok bu konuda zorlanmıştım. Özmotivasyon ve zaman yönetimi yeteneklerimi geliştirmek için hala uğraşıyorum.
0
Bruce
(06.12.25)
ortaokul/lise tayfasina bakiyorum da, bu cocuk iyi yerlere gelecek dediklerim cogu ya beyaz yaka kole oldu, ya da bir baltaya sap olamamis sekilde dolasiyorlar.
bundan bir bok olmaz dediklerimin de cogu zengin oldu, patronluk yapiyorlar.
ozetle, akademik basari=para denklemi patlayali cok oldu, bitti o is.
okullar robot yetistiriyor, yetistirdekleri robotlar da kalitesiz isin kotu tarafi.
0
cooperr
(06.12.25)
Okul başarısı kişiden bağımsız bir çok koşula bağlı. Aile ortamı, ekonomik durum, sağlık gibi kişinin elinde olmayan başarı üzerinde etkili birçok değişken var.

Günümüzde okul başarısının ilerideki hiçbir davranışla veya parayla pek ilişkisi kalmadı. Herkes kendine göre bir üniversite veya bölüm bulabiliyor. Türkiye'de bulamayan parasıyla avrupada okuyor.

Benim gördüğüm fazla okul takıntısı gerçek hayattan koparıyor. Adam bir bölüme girmiş iş bulamamış bulma şansı da yok ama halen zorluyor. Bir zanaat edineyim demiyor. Falanca teknisyen veya ticaret yapan okumamış bu aptal falan diyor.
0
michael harddd
(06.12.25)
Evet öyle oluyor. Aksini iddia edenler istisnaları sayıyor/görüyor.
-3
gabe h coud
(06.12.25)
Herkes başarılı olacak diye bir kural yok ama kendi çevreme baktığımda doğru bir önerme olarak görüyorum bunu.okul arkadaşlarımdan başarılı olanların hayatada aynı şekilde devam ettiklerini gördüm.beraber büyüdüğüm iki yakın arkadaşım farklı okullarda başarılı bir eğitim hayatları oldu.birisi ülkedeki en büyük holdinglerden birisinin yönetim kurulunda,diğeri en bilinen bankalardan birisinin gmy pozisyonundan yurtdışına gitti.geriye gm olarak gelmesi bekleniyor.

Ama buradaki başarı kıstasımız kurumsal hayatta bir başarı,iyi maaş gibi gözüküyor.ben buna çok sıcak bakmıyorum.corporate hayatlar çok benlik değil.kıskandığım iki arkadaşım var.birisi lisede dans ediyordu ,hala dans etmeye devam ediyor.diğeride bütün hayatını sporla uğraşarak geçirdi.çok güzel işlere imza atıyor.

Burdan yola çıkıp asıl önemli olan istikrar demeyi tercih ederim.
0
duptıs
(07.12.25)
turkiye'nin en iyi anadolu liselerinden birinde okudum. herkes kendi sosyal sinifindan devam etti. orta ust sinif cocuklari ya yurtdisinda okudu, ya da tr'de guzel kariyerleri oldu. mutevazi ailelerden (ogretmen, memur vs) doktor olanlar kuyrugu dik tuttu, digerleri sallantida. alt siniftan ufak istisnalar disinda bir yol olan gorulmedi.

okulda alinan puanlar ile hayat basarisi arasinda dogrudan bir iliski oldugunu sanmiyorum. sosyal beceriler en az zeka kadar onemli hayatta bir yerlere gelebilmek noktasinda.

zaten siniflara gore insanlarin basarili olma sebebi de bu. ust siniftan geliyorsan ailenin tanidigi ve sana is imkani vs verecek insanlarla dogrudan bir network'un icine doguyorsun. okuldan mezun olunca is bulamazsan babanin tanidigi ayarliyor en kotu bi mulakat. alt siniftan gelen kisi kendi networkunu olusturmak zorunda kaliyor yoksa isi zor.
0
antikadimag
(07.12.25)
Türkiye'de akademik başarının hayatta başarının garantisi olduğuna inanılıyor. Yok öyle bir şey.

Çok basit bir ölçeği var bunun. türkiye'nin en prestijli okullarının en prestijli bölümlerinden mezun olanlara bakın. Koç economics, Boğazisi işletme, hacettepe tıp...

Aynı dönemde aynı sınıftan, aynı not ortalamasıyla mezun olan insanların bile çok farklı yaşamları var.

Aynı bölümden aynı sene mezun 2 doktoru alın mesela.
Doktor a bölüm birincisi,
doktor b ortalama altı bir öğrenci.

Ama notları düşük olan doktor b gider nişantaşı'nda ve dubai'de estetik kliniği açar. Botox yapa yapa porsche alır kendine.

Notları yüksek olan doktor a kredi kartı ekstresine bakıyordur asgariyi mi ödeyeyim, tamamını mı diye.

Bir insanın hayattaki başarısını (maddi, manevi, artık nasıl belirliyorsunuz o başarıyı fark etmez o size kalmış. Ona siz bakarsınız) belirleyen bir sürü faktör var:

-Akademik başarı
-Aile
-Maddi durum
-Kişisel network
-Bilişsel yetenekler
-Duygusal yetenekler
-Öngörü
-Cesaret
-Genel kültür
-İletişim becerileri
-Psikolojik durum
-Kişisel finansman yönetimi

Akademik başarı bunlardan sadece biri. Önemli. Ama tek başına yeterli değil.
+1
anten
(07.12.25)
Hayır bu iş öyle olmuyor. Daha doğrusu böyle bir korelasyon kurmak mutlak bir veri vermez bize.

akademik hayatı çok iyi olup iş hayatında çakılan veya silik sıradan bir tip olan çok insan gördüm. Tam aksi olupta, okuldaki akademik becerileri vasat olup iş hayatında çok başarılı ve parmakla gösterilen kişileri de.

Akademik başarı mutlak iş/hayat başarısını getirmez. Getirmiyor. Biraz da Kendimden biliyorum.
0
ezkaza
(07.12.25)
31 yaşındayım, annemle yaşıyorum, hiçbir başarım yok.

herkes benim gibi değil tabii, istikrarlı bir şekilde hayatta başarılı olup iyi yerlere gelenler de oluyor hatta bunların çoğunluk olduğunu söyleyebiliriz ama okul başarısı dünyadaki en abartılmış şeylerden biri. çünkü en başta günümüzün ekonomik gerçekliğiyle ve iş hayatının dinamikleriyle uyuşmuyor.

adam çok zeki veya çalışkandır, gider manyak bir mühendis olur filan evet iş hayatında da başarılı olur ama özellikle sosyal bilimlerde öyle bir şey yok. zaten bu tür bölümlerde spesifik bir alandaki beceri/eğilim insanı çok fazla öne çıkarabiliyor. ben dilciyim mesela her zaman çok başarılı bir öğrenciydim, lisede arkadaşlarımın b1 ingilizce bildiği yerde ben 8-10 sayfalık hikâye çıkarıyordum, üniversitede başka bir dili öğrendim ve orada da bölümün en iyilerindendim vs. ama sonuçta diploma bile alamadım.

alıp çok iyi yerlere gelen arkadaşlarım da oldu ama ben alsam bile bir şey olmazdım muhtemelen. bilmiyorum yani belki ben yanlış düşünüyorumdur, belki "zaten hiçbi şey başaramadın konuşmak senin ne haddine öküz" dersiniz ama ben okul başarısının gerçekten çok abartılı bir kıstas olduğunu düşünüyorum ya.

tabii bir de başarı kriteriniz nedir, o önemli. kimi insan var bir alanda doktora yapıp kıt kanaat geçiniyor. hiçbir şeyi yoksa "ben bu alanda uzmanım" diyebiliyor. kimisi var ki okulu hocalara daha fazla zorluk çıkarmasın diye ZORLA mezun edilerek bitiriyor, işlek yerde tekel işletiyor. şimdi hangisi başarılı, kime göre ve neye göre?

ilkokulda çok yaramaz, cips vermediği için başka bir arkadaşımızın kafasında o cips paketini parçalayan bir arkadaşım yönetmen olmuş mesela. ben bunu televizyonda adamın klibini izleyince gördüm. ben parmakla gösterilen bir öğrenciydim, bi bok olamadım. çünkü istikrarsızım, çünkü disiplinsizim, çünkü sosyal becerilerim yeteri kadar kuvvetli değil.

benim çok iyi bildiğim birkaç şey vardı, öğrencilik hayatım bu sayede çok rahat geçti ama okuldan çıktığımda ya da okul gerçekten zorlaştığında bunun için bir çözümüm, alternatifim vs. yoktu.

çocuklara disiplinli olmak ve çaba göstermek öğretilmeli bence en başta. zihinsel, fiziksel engeli olmayan her insan yeteri kadar disiplinliyse bir yere varır çünkü. benim gibi kendini rockstar zanneden tek yönlü sığırlar da bir yerde duvara toslar, hayatı boyunca başka hiçbir şey görmediği için ne yapacağını bilemez.

velhasıl okulda başarılı olmuş insanların bir kısmı gerçekten çok donanımlı, zeki, yetenekli kişilerdir ve hayatlarının geri kalanında da başarılı olurlar. bir kısmı ise oyunu kolay modda oynuyormuş gibi takılır, 8-16 yaş arası için "çok güçlü"dür ama ondan sonrası için hiçbir fikri ve donanımı yoktur, onlar çakılır.
0
der meister
(07.12.25)
cok sevdigim bir hocam 4.0 ortalamali insanlar icin "hasta bunlar, insan bir kez olsun kotu gununde olmaz mi?" derdi, onu hatirlatti bana bu soru.
0
banach
(08.12.25)
(7)

Bu kadar sahtekarlığa, rezilliğe, siyasete, kara paraya,hileye... rağmen futbol neden bu kadar ilgi görüyor?

luluki
Tek tük türk yıldız futbolcu var, topçu bile bahis oynuyor, maç satıyor....Yanii sıfıra yakın ciddiyet ve samimiyet varken, hâlâ bu ilgi alaka niye?Tuttuğum takım[ yok] bile şampiyon olsa bana sahte bi başarı olduğundan heyecan yaşatmaz.Yanii tek akıllı ben olamam değil mi? Bi yerde mi yanılıyorum?
Tek tük türk yıldız futbolcu var, topçu bile bahis oynuyor, maç satıyor....
Yanii sıfıra yakın ciddiyet ve samimiyet varken, hâlâ bu ilgi alaka niye?
Tuttuğum takım[ yok] bile şampiyon olsa bana sahte bi başarı olduğundan heyecan yaşatmaz.
Yanii tek akıllı ben olamam değil mi?
Bi yerde mi yanılıyorum?
+4
luluki
(06.12.25)
Avcı toplayıcı olarak yaşadığımız binlerce yılda erkeklerin genlerine kazınmış adına aidiyet duygusu denen bir olgu var. Erkek adam tek başına kendini güçsüz hissedip gücüne güven duyduğu bir topluluğa ait olmak istiyor. Ait olmakla övünebileceği bir güç. İçgüdüsel bir şey bu. Bu devirde de bu imkanı erkeklere futbol camiası sunuyor.
Sebep bu.

Ayrıca mesela 12 Eylül öncesi sol sağ çatışması vardı. Aidiyet solcu ve sağcı örgütlere kaymış, bu da devletin başına terör şeklinde bela olmuştu. Böyle olmasın diye devletler Futbolseverliği el altından desteklerler.

Bu konuda "Salazar'ın 3 F'si" diye aratırsanız Google'da detaylı bilgi bulursunuz.
-1
Mirket
(06.12.25)
ben de merak ediyorum buna, sık sık soruyorum bu soruyu kendime.

arada bir maça gidersin, atmosferi yaşarsın.
bazen tv karşısında kalabalık bir ortamda heyecan yaşarsın.
bu koşullarla ve az olmak kaydıyla maçları takip etmeyi anlayabiliyorum.

ancak sabah akşam spor konuşmalar; internette veya gerçek hayatta sürekli buna mesai harcamak, spor haberlerini takip etmek, futbol takımına gönül verip(?) alışverişlerinde buna göre tercihte bulunmak, başka kişilerler sırf takım farklılığı yüzünden kavga etmek akıl alır gibi değil.

alışkanlık diye tahmin ediyorum.
çoğu kişinin iki kelimeyi bir araya getirecek aklı fikri yok; muhabbet bitince ne olacak bu fenerin hali diyorlar. bence en makul açıklaması bu.
+1
biseysorcaktim
(06.12.25)
bile bile kandırılmaktan zevk alan bir topluluğuz ondan galiba. dün fifa dünya kupası kura çekimi var, trumpa barış ödülü verildi. yani tiyatro izleriz ama kral çıplak olan tiyatrolarıda izlemek salaklık. ben türk futbolunu Anelkanın elle konyaya gol atmasından sonra bıraktım.
insanları mutlu eden çok az şey var. bir yerde kazanmak ve üstünlük sağlamak istiyor. türkiye için mutluluğun formülü çok açık. gs tut, akpye oy ver.
0
mikahakkinen
(06.12.25)
Biraz daha konuyu açarsak magazin programları, temeli şehvete ve şiddete dayanan gereksiz onlarca dizi (bazısının senaryo ve kurgusunun İngiltere kaynaklı oldupuna dair yorumlar var) akşama doğru çıkan aile kavgalarını içeren yapımlar vs bir çok şey de dahil olmak üzere aslında izleyici /seyirci/takipçi olarak ne derece kaliteli(!) olduğumuzu bize gösteren hususlar .

Bunları düşündükçe ,hak ettiğimiz gibi yönetiliyoruz kaidesi akla geliyor.

Bu adama tamamen hak veriyorum :
x.com

x.com
0
diyecevaplandı
(06.12.25)
dunyanin her yerinde insanlar belirli spor takimlarina aidiyet hissedip bir community olma hissi yasiyorlar. farkli sehirler, mahalleleler birbirine saldiracagina, sehirlerin takimlari birbirleriyle spor mucadelesi verip zararsiz bir ustunluk mucadelesi kuruyorlar. sporun toplumlarin enerjisini atmasinin bir yolu olarak goruyorum. bu olmasa alternatifi insanlarin birbirine girmesi.

turkiye'de futbol olmus bu spor. amerika'da amerikan futbolu ve basketbol takimlari var. futbol cok eglenceli bir spordur bu arada. sirf populer oldugu icin, avam gorerek futbola burun kiviranlar fanatik holiganlardan cok farkli bir yerde degiller gozumde.
+1
antikadimag
(07.12.25)
hocam insanlar kurgu olduğunu bile bile yarışma programlarını izliyor ve heyecanlanıyor. Kimin kazanacağı önden belli senaryo gibi yazılmış show programlarını "aaaaaa" diyerek şaşırarak izliyorlar.

Futbolda da aynı durum.

daha iyi alternatifleri bilmiyorlar. Türkiye'de alman ligi kalitesinde takım var da millet mi izlemiyor?

ha talep eden var mı? O da yok.
0
anten
(07.12.25)
Şahsen dünya futbolun evirildiği durumdan hiç memnum değilim, hatta şikayetçiyim ama gel gör ki vazgeöiyorum.
0
put it in your appropriate place
(07.12.25)
(5)

Boston’da ne yapılır?

pilot monitoring
Soru başlıkta. 2 gün vaktim olacak sadece. Teşekkür ederim.
Soru başlıkta. 2 gün vaktim olacak sadece. Teşekkür ederim.
0
pilot monitoring
(04.12.25)
aklıma bir tek faneuil hallda (quincy market) clam chowder yemek geldi. ekmek içinde getiriyorlar. mekanın adı boston chowderdı galiba. bir de harvard, mit kampüsleri gezilebilir. Şehir içinde newbury street de alışveriş için keyifli. isabella stewart gardner museum da güzel.
0
eileengray
(05.12.25)
cok fazla tarihi sey var. north end'e gidilip o tarihi sokaklarda gezilmeli. copps hill burying ground'daki mezarlik beni cok etkilemisti o kadar eski bir mezarlik amerika'da gormedim baska. oradan baslayarak freedom trail uzerindeki diger seylere bakilabilir. bir mezarlik bir de paul revere'nin 17.yy'dan kalma ahsap evi aklimda kalmis. boston massacre'in yapildigi mekan var bir de. massacre diyorlar ama 5-6 kisi olmus sadece. oyle ufak bir meydan gibi bir yerdi.

bunker hill savasinin yapildigi bunker hill monument'e bakilabilir, hazir gidilmisken charlestown'da meshur bi clam chowder'ci vardi. ben cok sevmiyorum ama oranin lokal yemegi sonucta. cok tarihi merak yoksa atlanabilir bunker hill.

harvard kampusu ve cambridge gezilmeli. yine sehir icinde beacon hill cok guzel bir mahalle. orada bir seyler yenebilir. sonra public garden uzerinden back bay'e gidilebilir. back bay alisveris icin tavsiye edilen bir yer.
0
antikadimag
(05.12.25)
universite kampuslerini gezerdim ben.
0
banach
(05.12.25)
Good Will Hunting’de Robin Williams’ın Matt Damon’a nutuk çektiği sahnedeki parka, hatta direkt o banka giderdim ben olsam. Tabi hala yerinde duruyorsa…
0
don’t panic
(05.12.25)
Celtics maçına gidilir.
0
mikahakkinen
(05.12.25)
(15)

sıradan bir burgere 16 dolar vermek normal mi?

istististist
isim yapmış sözde bir homemade burgercide, pek de lezzetli olmayan bir burgere kişi başı 16 dolar vermek normal mi? şu an avrupa'da ya da abd'de kaç dolar bu tür bir ürün? bu tür restoranlar, berbat ürünlerine rağmen, google ve benzeri yerlerde nasıl tam puan alabiliyorlar? ajans çalışması falan mı
isim yapmış sözde bir homemade burgercide, pek de lezzetli olmayan bir burgere kişi başı 16 dolar vermek normal mi?

şu an avrupa'da ya da abd'de kaç dolar bu tür bir ürün?

bu tür restoranlar, berbat ürünlerine rağmen, google ve benzeri yerlerde nasıl tam puan alabiliyorlar? ajans çalışması falan mı oluyor? gerçi bahsettiğim yer, o şehirde yıllardır var olan, çok şubeli bir yer.
0
istististist
(04.12.25)
Tr standardı için fazla, Avrupa için eh işte.
0
adivar
(04.12.25)
Normal değil. Abd için bile çoğu bölgede pahalı denilebilecek bir fiyat.
0
michael harddd
(04.12.25)
five guys bu fiyatlarda sanırım. bence normal değil ama hem avrupada hem trde böyle çok fiyat var.
bence bi hamburger 10 euroyu geçmemeli.
0
jelly bear
(05.12.25)
Covid sonrası fiyat algımız iyice bozulmuş anlaşılan.
Yeme içmenin fiyatı üzerine benzeri başka duyurular da vardı burada.
Örneğin bir kahveye 200-250 TL vermekte anormal bir durum.
Bazı harcamalarınızı, marka veya aylık gelirimizin çokluğu üstünden düşünüyoruz. O da yanlış.
Ayda 100bin de alsak o 16 doları vermek doğru değil.

İşletmeye sorsak kira, işçilerin sigortası , serbest piyasa.. falan diye konuşurlar ama o kazancına göre vergisini gereketiği gibi vermiyorsa ayrıca yasa dışı yoldan kazandıklarını düşünebiliriz .
+1
diyecevaplandı
(05.12.25)
Avrupa’da neresi olduğuna göre değişir.

Bizim burda 15urodan fazla vermem.
İtalya’da 50 euroya kadar çıkabilir.
-4
suicides underground
(05.12.25)
New York’ta dün orta halli bir burgercide burgere $24+tax verdim. çok iyi bir restoranda ise $28+tax ve $38+tax (wagyu bu) arasında değişiyor.

düşüncemi yazayım: eti daha doğru dürüst medium rare pişiremeyen İstanbul mekanları için $16 bence çok.
+1
eileengray
(05.12.25)
gittiğim hemen her yerde hamburger yemeye çalışırım. kopenhag’da gasoline grill’de içeceksiz sadece cheeseburger ve patatese 21 dolar vermiştim geçen yıl. budapeşte’de aynı dönem lucky 7’de içecekle birlikte 14.5 dolar ödemiştim. fakat bunlar sıradan değil şehrin en iyi burgercileri denebilir. bu sene helsinki’de friends & brgrs’ta yedim ama pek butik gibi değil zincir burgerci bi nevi, refill içecekle verdiğim para 15.5 euro. Benim için gasoline gibi deneyim adına gidebileceğim bir yerse 25 usd/eur, ortalama bir burgerciyse 15 usd/eur seviyesi üst sınır oluyor.
0
phoarbix
(05.12.25)
amerika icin uygun bir fiyat. turkiye'de genelde patates de servis ediliyordu degisti mi bilmiyorum. ama seattle'da mahalle burgercisinde burger + patates + tax + mekanda yenilecekse de tip ile en az $25'e gelir zaten.

duz hamburger de tax dahil en ucuzu $15'tir.
0
antikadimag
(05.12.25)
ya bu tarz karsilastirmalar hatali.

turkiye'de isim yapmis bir yerde yedim diyorsun, tadi super olmayabilir zaten orda sen markaya para veriyorsun. turkiye'de kac tane isim yapmis balikciya gittim tadi yavandi.
karakoy'de bir balikci var, iceriye girmeye korkarsin ama o lezzeti baska yerde bulmasi zor. turkiye 2. sinif esnaf lokantasi ulkesi.

obur taraftan yurtdisinda isim yapmis yerler de pahali, ama lezzet her zaman fiyatla ayni orantida olmayabiliyor. ny'de "cooook iyi" denilen bir yere gitmistim, sinitzel soyledim aydinger kagidi gibi bisey geldi, havaya kaldirinca karsi duvar gozukuyordu o kadar inceydi. $50 vermistim o tabaga unutamiyorum o kazigi.

medium rare olayina gelince, o biraz kultur meselesi. bizde pirzola dovulur, et pisirilir aga. amerikalilari biraksan hayvani canliyken servis edecekler, hala sinirleri oynuyorken isiriyorlar, et seven adamim ama heriflerin yedigi eti gorunce istahim kapaniyor.
+1
cooperr
(05.12.25)
yaninda patates, icecek falan olmadan sirf burgere mi? avusturya'da en pahali yerlerde o fiyat. hatta bazen daha ucuz. 12-13 euro'ya canavar gibi burger yiyorsun.
izlanda icin normal. türkiye icin cok.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.12.25)
Almanyada bulunduğum şehirde googleda 4.9 almış bir homemade burgercide mesela 160 g sığır etli klasik bir burger (beraberinde hiçbir yan ürün yok) 12 eur.

Gramaj arttıkça (220 g + patates kızartması) fiyat da 20 euroya kadar çıkabiliyor.
0
truf
(05.12.25)
Çok butik iyiyse olabilir ama mcdonaldse 2 3 dolar en fazla.
0
mikahakkinen
(05.12.25)
şaşırdınız mı ya berlinde amsterdamda mcdonalds 15-20€ iyi menüler. çok normal fiyat bunlar artık. 30€ ya burger satan sıradan yerler var amsterdamda yanında azıcık patatesle. berlinde sıradan burgermeister burgerler sadece 7-8€ patates içecekle oluyor 15-20€. nerede yaşıyosunuz 2-3 dolar yazmış mcdonaldsa şaka gibi
0
zozjotejmnk
(05.12.25)
kendi alım gücümüze göre mi değerlendiriyoruz yoksa genel bir standart mı olacak?

şu an benim için tokluğu maksimum 8 saat sürecek herhangi bir yemeğe 16 dolar vermek kesinlikle normal değil ama çok parası olan ve lüks yerlerde yemeye alışmış birisi için sıradan bir öğünde 16 dolar gayet harcanabilir bir para.

mesela ben bazı şeylere çok zengin olsam da para vermek istemem. sırf hak etmediğini düşündüğüm için. bu örnekte hamburger öyle değil ama. şu an vermem. zengin olsam sıradan hamburgere 16 veririm, düşünmeye değer bir meblağ olmaz. ama milyoner de olsam oturup sıradan hamburgere o an mecbur veya alternatifsiz filan değilsem 200 dolar vermem örneğin.
0
der meister
(05.12.25)
@zozjotejmnk insanlar menü fiyatlarindan bahsetmiyor, burger fiyatindan bahsediyor.
foodora'dan baktim simdi, mcdonalds'tan bir cheeseburger alinca 2,10€ gercekten. mikahakkinen'in dediginde yanlis bir sey yok.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.12.25)
(5)

Bu oyuncağın adı neydi?

yurtsuz john
90'larda çocuk olmuşlar hatırlar belki. Bakkalda satılırdı.https://education.bmfa.uk/products/whirligig
90'larda çocuk olmuşlar hatırlar belki. Bakkalda satılırdı.

education.bmfa.uk
+1
yurtsuz john
(04.12.25)
Biz fırıldak diyoduk
0
üğpoıuy
(04.12.25)
Fırfır uçak/pervane
0
Amaranta ursula
(04.12.25)
fırfır +1
0
IcedFlames
(04.12.25)
pervane derdik ama tam da böyle değildi. burgulu telden yukarı ittirerek fırlatıyorduk.
+1
lazpalle
(04.12.25)
biz de pervane derdik. hatta gofretten cikan bir versiyonu vardi.
0
antikadimag
(05.12.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.