Giriş
(14)

Oyalanmamız doğru mu?

ananiyimioguz
Uzun bir süredir insan ırkı olarak çok azımız dışında geri kalan herkesin oyalanıp gittiğini düşünüyorum ve bu bana rahatsızlık veriyor.Çünkü ben de oyalanıyorum. Kendi ırkım için faydalı bir şeyler yaptığımı veya yaptığımızı düşünmüyorum.Kitaplar, kurgular, filmler, diziler, siyaset, ideolojiler ha
Uzun bir süredir insan ırkı olarak çok azımız dışında geri kalan herkesin oyalanıp gittiğini düşünüyorum ve bu bana rahatsızlık veriyor.

Çünkü ben de oyalanıyorum. Kendi ırkım için faydalı bir şeyler yaptığımı veya yaptığımızı düşünmüyorum.

Kitaplar, kurgular, filmler, diziler, siyaset, ideolojiler hatta dinler.

Kısacık ümrümüzü güzel geçirdiğimizi düşünmemiz/sanmamız için yine kendimizin yaptığı, yani yine kendi beynimizden çıkan araçlar olarak görüyorum.

Bir kitabı okurken veya filmi izlerken o heyecan hoşuma gidiyor. Bir inanca kaptırıp gitmek, ölümden sonraki bilinmezliği doldurmak hoşuma gidiyor. Fakat yoğunlaşma bittiğinde pişmanlık hissi duyuyorum.

Sürekli belli yalanlar kurguluyor, birbirimizi inandırıyor ve bu kurgular hakkında tartışıp duruyoruz. Herkes kendince bir amaç buluyor, kimi dini inancı gereği orada söylenenleri uyguluyor veya uyguladığını düşünüyor en azından iyi hissediyor, kimi farklı duygusal veya bilimsel inanclar geliştiriyor onlara sarılıyor.

Bunu yapıyoruz çünkü birileri öyle istediği için değil de, yapmasaydık eğer türümüzün devamlılığını kendi kendine getiremezdik yani inanç meselesinin de evrimin bir parçası olduğunu düşünüyorum yani bu inancın illa dini olması gerekmiyor.

Fakat her ne olursa olsun, her ne bulursak bulalım oyalandığımızı düşünüyorum. Çoğumuzun "anlamlı" bulduğu şeylerin bile bir yalandan ibaret olduğunu düşünmek bana rahatsızlık veriyor.

Bu konuda ne yapabilirim?
0
ananiyimioguz
(23.03.24)
çocuk xd senin ilacın bu.. yap bak kalıyo mu bi tane varoluşsal sancın

bi de domates salata falan ekebilirsin
0
abuzer
(23.03.24)
çocuk da umduğum gibi olmayabilir :( ayrıca o da bir çeşit oyalanma ve anlam bulma nesnesi değil mi?

gerçi hoş, başka ne yapabiliriz ki herkes bir buluş yapacak diye bir şey yok.
0
🌸ananiyimioguz
(23.03.24)
öncelikle zaten her şey çok anlamsız, anlamı biz yaratıyoruz. sizin de kendi anlamınızı inşa etmeniz gerekir. oyalanıyoruz bu beni rahatsız ediyor, bir şeyler yapıyorum hoşuma gidiyor sonrasında pişman oluyorum demişsiniz ya. başka bir şey yapamazsınız çünkü. değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın. değiştiremeyeceğiniz şeylerin peşinde heba olmayın. neye inanıyorsanız ailenize, sevdiğinize ya da devletinize, ona en iyi hizmeti kendinize yatırım yaparak, kendinizi geliştirerek, bu iğrenç sistemin dişlilerinden biri olmayarak yapmış olursunuz. savaşarak bir şeylerin elde edildiği dönem bitti. kim akıl sağlığını koruyorsa o güçlüdür.
0
tabii lan manyak mısın
(23.03.24)
türümün devamlılığı ya da insanlık umrumda değil, ben dünyaya oyalanmaya gelmişim kimseye bir zarar vermeden de zamanı gelince ayrılacam bu kadar
0
grimavi
(23.03.24)
Ne kadar kaliteli oyalanabiliyorsan o kadar iyi.
0
kimlanbu
(23.03.24)
Git Mardinli Şeyhmuz Amca'yla tanış. Yakınsın nasıl olsa.

www.youtube.com

Jadav Molai Payeng'la tanış diyeceğim de o uzakta.

onedio.com
0
Mirket
(23.03.24)
@grimavi +1

Dünyaya bir şey katmak benim de pek umrumda değil. Mesleğimdeki ilerlemem ya da ilgi duyduğum başka bir şey belirsiz bir gelecekte "dünyaya bir şey katmakla" sonuçlanırsa bile böyle bir niyetim olduğundan dolayı olmayacaktır. Zaten böyle bir şey de olmayacaktır.

Hayatın genel bir anlamı olduğunu sanmıyorum, ama yaşamaktan memnunum. Canımı sıkan şeyler var, ilgimi çeken şeyler de var. İnişli çıkışlı gidiyor işte. Olması gereken de bu gibi geliyor.

Gününüzün güzel geçmesiyle, güzel geçtiğini sanmanız arasında bir fark olduğunu da sanmıyorum. Hayatınızı kimseye muhtaç olmadan geçirmek için belli başlı sorumluluklar var, bunları yerine getirdiğiniz sürece geri kalan zamanda ne olduğu çok önemli değil bence.
0
akhenaten
(23.03.24)
Valla anlamsız da gelse sabah erken kalkıp kahvaltımızı yapacaz sporumuzu yogamızı yapacaz işimize gidecek en az emekle max parayı kazanmaya çalışacaz mutlaka her ay para biriktirecez en ucuza en güzel yemekleri nasıl yiycez onu düşünecez kaliteli uyku uyuyacağız mümkün olduğunca doyurucu cinsellik yaşayacaz. Buraya kadar olanları anlamsız da olsa yapacaz. Bunlar oyalanma değil. Bunlar yoksa sağlığımız ekonomimiz bozuluyor. Gücümüz azalıyor. Gücümüzü artıracağız. Fiziksel maddi manevi sosyal ekonomik gücümüzü artıracağız. Bunları düzenli yapıyoruz peki sonra? Hayatla ve insanlarla bağ kuracağız. Bu bağları da güçlendirecekğiz. Hayatın her anını bir festival olarak göreceğiz. Tamam herkes çok acılar çekti herkes oyalandı falan ama bi sürü güzellik de gördük. Öteki sperm birinci gelseydi sen bu güzelliklerin hiçbirini göremeyecektin. İyi ki gelmişiz.
0
gece abisi
(23.03.24)
Felsefe okumya başla. Uzun zamandır okuyorum
0
sonhakan
(23.03.24)
On not: telden uzun cevap yazarken site log off etmis beni ve gondere basinca cevap gitmedi. Cok sagol eksi duyuru. Genis konu ve oyalanmanin anlami degisebilir veya daha felsefi/derin de dusunulebilir. Biraz daha kisa maddeler yazim:

- hayata bir sey birakma istegi, oyalanmamanin ana temasi sanirim ya da toplum bilinci onu dayatiyor. Bunun en yaygin ve gecerli olani cocuk yapmak oluyor. Tabii bunu biyolojik/evrimsel bir icgudu olarak da dusunebiliriz.

- kendimizi karsilastiriyoruz. Son yillarda sosyal medya en buyuk etken. Bence karsilastirmayi birakmaliyiz. En azindan bir cok rastgele insanla. Ama ilham almak iyi bir sey veya sonucu iyi olabilir. Daha onemli kisilerden, sanatkarlardan, bilimadamlarindan ilham almak daha anlamli bence. Onlar da kendilerinden once gelmis buyuk kisilerden ilham alabiliyorlar veya onlarin calismalarini ilerletebiliyorlar. Boyle insanlar sayesinde de medeniyet/bilim/teknoloji vs. ilerlemis.

- dini ve ruhani durumlar da insani etkileyebiliyor ve kisi icin hayatin anlami oluyor. Ruhun veya bilincin sonsuz oldugu inanci ve bu umutla yasamak, dunyanin bir test oldugu inanci ve kendini bir yaraticiya adamak. Kisi, dunyada, dine ve kurallarina gore yasayinca da zaten tatmin oluyor ve oyalanmamis oluyor.

- kendimizi veya dunyayi evrenle karsilastirdigimizda her sey anlamsiz kaliyor. Bir anlam aramamiz da anlamsiz gibi. Ani yasamali bir nevi. Mutlu olmak ve insani degerlerimizi korumak en guzeli. En basitinden dusunursek, etrafimiza/cevremize yaptigimiz kucuk iyilikler ve yardimlar yeterli olabilir.
0
ermanen
(23.03.24)
bu dunya zaten oyalanma yeri

aslinda dinlere gore, bir cesit nezarethane. bir suc islendi ve biz o nedenle buradayiz.

babaannem cocukken hep soyle derdi, o zamanlar anlamazdim


malda yalan mulkte yalan, var birazda sen oyalan
0
foster
(24.03.24)
@grimavi +1
Bütün bilgeliğimle şunu eklemek istiyorum: ya ne yapacağıdık?

Girdiğiniz yolun sonu nihilizme çıkıyor, güzel bura.
0
kobuzchu kiz
(24.03.24)
einstein da olsan, mehmet emmi de olsan yasayacagin omur belli. bence oyalanmak daha iyi. einstein hayati boyunca calismis, belki de berbat bir hayat gecirmis. sonunda ikisi de hayatini kaybediyor ve yaptiklarinin kendileri icin hicbir anlami olmuyor.

biz einstein'i guzel aniyorsak bunun einstein'a ne faydasi var? adam oldu gitti. belki cok calistigi icin cok sevdigi bir yemegi bir kez daha yiyemeden oldu. bu yemek bence einstein acisindan tum bilimsel calismalarindan daha onemli bir sey olabilirdi. cunku hazzin da bir siniri var. belki bu adamin aldigi nobel mehmet emminin aldigi ikinci inekle ayni derecede haz verdi ona. on yillarca calisma sonucu aldigin haz mehmetin alti ay para biriktirip aldigi inekle ayni hazzi veriyor. kisisel olarak asiri kotu bir emek fayda orani degil mi bu?

biyolojik olarak ayniyiz, salgiladigimiz hormonlar ve yasadigimiz haz ayni. ne kadar cok sey yaparsak bu hazza ulasma esigimiz artiyor ki bu olumsuz bir sey.

ozetle bence oyalanmak dunyaya bir seyler katmaktan cok daha iyi. ignorance is bliss diye bosuna dememisler.
0
bohr atom modeli
(24.03.24)
Uzun bir süredir dediğin 200 bin yıldır böyle zaten. İnsanlığın küçük bir kısmı ilerlemeyi ve gelişmeyi sağlıyor. Geri kalanı da ikiye ayrılıyor. Buna doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlayanlar ya da uyanlar bir grup, topluma gram faydası olmayan yük olarak arkadan getirilenler/geri çekenler de diğer grup. Bırak tamamını, aynı anda yaşayan nüfusunun çeyreğinin Dünya'yı ileriye taşıyan adımlar atıp icatlar yaptığı bir toplum hiç olmadı zaten.

Sende yaşanan şey işte bu diğer iki gruptan birinde olduğunu fark etme anı. Nasıl oyalanacağın ve oylanırken topluma yük olup olmayacağın senin elinde. Kendini fazla yıpratmana gerek yok.
0
nawar
(24.03.24)
(5)

Multiplayer oyun tavsiyeleri

put it in your appropriate place
Maksimum 4-5 kişilik için multi hangi oyunları tavsiye ederseniz? Onadığımız oyunları yazayım;- Don't Strave Together- Lethal Company.- Overcooked 2!- Valhiem- Deep Rock Galactic- Company of Heroes 2- Phasmophobia- V Rising- Raft- Northgard- The Escapist 2
Maksimum 4-5 kişilik için multi hangi oyunları tavsiye ederseniz? Onadığımız oyunları yazayım;

- Don't Strave Together

- Lethal Company.

- Overcooked 2!

- Valhiem

- Deep Rock Galactic

- Company of Heroes 2

- Phasmophobia

- V Rising

- Raft

- Northgard

- The Escapist 2
0
put it in your appropriate place
(22.03.24)
Forest geldi aklıma ilk.

+ tricky towers ve worms tam parti oyunları.
0
patronaj1
(22.03.24)
Onu unutmuşum yazmayı. Teşekkür ederim :)
0
🌸put it in your appropriate place
(22.03.24)
PvP
rocket league
2vs2 sabahlar olmasın.

PvE
borderlands oyunları
favorim borderlands 2
0
late viper
(22.03.24)
yaş ortalaması 25+ ise: age of empires 2 DE. gelmiş geçmiş en iyi gerçek zamanlı strateji oyunlarından biri. çok oynamaktan iki kolumu da sakatladım o derece bağımlılığı vardır.
0
zen1th
(23.03.24)
Conan Exiles
0
ananiyimioguz
(23.03.24)
(21)

Gezi direnişi zamanında WhatsApp var mıydı?

fakat
Ben iddia ettim ki 2013 yazında WhatsApp yoktu, çünkü biz hiç kullanmadık, duymadık o zamanlar. Ama arkadaş o tarihlerde olduğunu ve kullandıklarını söyledi. İnanamadim. 2010'dan beri var mıydı bu uygulama, hatırlıyor musunuz?
Ben iddia ettim ki 2013 yazında WhatsApp yoktu, çünkü biz hiç kullanmadık, duymadık o zamanlar. Ama arkadaş o tarihlerde olduğunu ve kullandıklarını söyledi. İnanamadim. 2010'dan beri var mıydı bu uygulama, hatırlıyor musunuz?
0
fakat
(21.03.24)
Vardı tabii. Ben 2012 Başından beri aktif kullanıyorum, öncesinde de vardı.
0
fraise
(21.03.24)
Kurulduğunu gördüm zaten, yani bunu kullanıyor muydunuz, yaygın mıydı, biliniyor muydu, gezi'de gruplar kurulmuş muydu
0
🌸fakat
(21.03.24)
2013 yılına girerken yılbaşı hediyesi olarak kendime samsung galaxy s3 aldım. şimdi harici harddiske yedeklediğim fotoğraflara bakıyorum, whatsapp klasörü ve whatsapp
'tan gönderdilmiş fotoğraflar, videolar var. yani 2013'ün başında varmış.
0
kibritsuyu
(21.03.24)
Nasıl hiç kullanmamış olabilirsiniz 2013'te ki

Gayet tabi ki vardı, hatta ana mesajlaşma uygulaması whatsapp'tı zaten. Siz kaç yaşındaydınız ki 2013'te? Belki size ulaşmamıştı.

Gruplar da vardı ama her şey için hadi bi grup kuralım olayı yoktu, group chatler sonradan yaygınlaştı, aslında group chatleri yaygınlaştıranlar daha ziyade orta yaş üstü anne - baba tayfasıydı. Gençler o dönemde facebook gruplarını aktif kullanıyordu.

Whatsapp'ın çıkışı 2009, grup chatleri de 2011'miş şimdi google'dan bakınca.
0
akhenaten
(21.03.24)
Twitter daha güvenli görünüyordu bu yüzden Twitter kullanıldı daha çok. Gezi çok anonim bir olaydı.

Zaten bir süre sonra terör listesindeki gruplar ön plana çıktı ve olayları domine ettiler. Ben de bir çok twitimi sildim. WhatsApp güvenli gelmesi.
0
hebanon
(21.03.24)
20 yaşındaydım, Eskişehir'de hiç yoktu bizim orada , gerçekten şaşırdım. Facebook, Twitter kullanıyorduk, hatta telsiz uygulamaları vardı, garip
0
🌸fakat
(21.03.24)
Yaygındı ya, ben liseye 2010'da başladım, lisenin ilk yılında değilse bile sonrasında hep WhatsApp kullanıyoduk. 2013'te kesin vardı, inek öğrenci grubu olarak birbirimize çözemediğimiz soruları atıyoduk :D

Mesela eylül 2013'te kurulan sınıf grubumuz var ki öncesinde de aktif şekilde whatsapp kullanıldığını çok net hatırlıyorum. Twitter gezi ile beraber ülkede popülerleşti ama whatsapp öncesinde de vardı.

Ha ama bak şunu hatırlıyorum, whatsapp ilk çıktığında ücretliydi, ilk sene bedava sonra ücretli gibi bir olayı vardı, ha ben 2 sene bedava kullanmıştım, sonra da Facebook satın aldı whatsapp'i bedava oldu tamamen. Şubat 2014'te satın alım gerçekleşmiş ki 19 milyar dolardı bak hâlâ hatırlıyorum ödenen miktarı, o zaman zaten whatsapp kullanmayan yoktu ülkede.
0
nundu
(21.03.24)
2011de Kütahya’da üniversite okurken kullanıyorduk biz. Grup filan hatırlamıyorum ama.
0
Gradient_tabanlı_mor
(21.03.24)
gezide telefonum tuşluydu, ben mesajla haberleşiyordum, akıllı telefonlara geçiş dönemiydi herkeste yoktu
0
grimavi
(21.03.24)
vardi. ben lisedeydim ve sinifin whatsapp grubu bile vardi.
ama whatsapp e girince aa senin de mi whatsapp in var yazilan bir dönemdi :)
0
robert bosch
(21.03.24)
29 nisan 2012'de yüklemişim ilk olarak. hatta parayla yüklemiştim. 1 usd miydi neydi. sonra parasız falan olmuştu. tango ve viber diye baska alternatifler de vardi onlar ücretsizdi. muhtemelen onlar da kullanılıyordu o zamanlar. whatsapp bugünkü kadar popüler olmayabilir.

bir de internet paketleri daha sınırlıydı o zamanlar. o yüzden bu kadar yoğun kullanılmıyor olabilir. (internet paketleri 1-2 gb gibiydi sanırım. o yüzden insanlar cep internetini daha temkinli kullanıyordu ve bundan dolayı kullanım bu kadar popüler değildi.)

not: iOS kullanıcıları appstore - accounts - purchased başlığı altında hangi tarihte yükledikleriini görebilirler. android'de de vardır ama o kadarını bilmiyorum... prnt.sc
0
exlibris
(21.03.24)
İlk akıllı telefonumu (iPhone 4) 2010 sonunda aldım ve ilk yüklediğim uygulama Whatsapp'tı. Hatta Z kuşağı bilmez, o zaman WhatsApp ücretliydi, 1 dolar ödemiştim. Z kuşağı onu da bilmez, o zamanlar bu tip marketler TL üzerinden değil, USD üzerinden işlem görürdü.

Gezi zamanı WhatsApp gayet yaygın bir uygulamaydı, cayır cayır kullanıyorduk ama bu kadar kabiliyetli değildi. Grup kurma vardı ama sesli mesaj, arama, görüntülü görüşme ve konferans gibi özellikler yoktu.

Sesli mesajlar için telsiz benzeri kullanılan uygulamalar kullanıyorduk, Zello gibi.

Ancak grup haberleşmesi için Whatsapp'ı pek kullanmıyorduk, en azından ben ve çevrem öyleydi. WhatsApp daha ziyade kişisel yakın çevre ile iletişim kurmak içindi, kitlelerle iletişim için Twitter ve Facebook kullanılıyordu. Ekşi de aktifti.
0
10551037
(21.03.24)
Vardi, gruplardan bilgi akiyordu. Wp, twitter sag olsun guzel orgutlendik.
0
nic cage
(21.03.24)
Hatirladigim en eski tarih. 2011 son bahari idi. Universitedeydim hatta grup projesi falan vardi, bizimkiler whatsapp'da grup kurmuslar ordan haberlesiyorlardi, bana da whatsapp indir, gruba katil diye baski yapiyorlardi. Ben yenilige kapali, istemezukcu oldugum icin yuklememistim. Gezi zamani hayli hayli vardi ve populerdi, ben bile yuklemistim:)
0
freedonia
(21.03.24)
2011 eylulde bir kiz arkadasim 'whatsapl kursana ordan konusuruz' demişti de kurmustum ilk.
0
duster
(21.03.24)
2013 yazında whatsapp vardı. kesin bilgi.
0
benarrivo
(21.03.24)
vardı ama akıllı telefon herkeste yoktu.
0
ferenc
(21.03.24)
Ben whatsappı 2011 ya da 2012de kullanmaya başladım.
Şu anki telefonumda 2013ten sohbetler duruyor. Hiç silmiyorum. Baya aktif kullanıyordum.
0
jelly bear
(21.03.24)
Vardı. 2012'den beri kullanıyorum ben. Gezi'de daha ziyade Facebook ve Twitter kullanılıyordu. Twitter'ı da 2012'de açmıştım. Facebook'u ne zaman açtım hatırlamıyorum ama 2016 gibi bıraktım tamamen. Gezi döneminde yaygın olarak kullandığımızı hatırlıyorum. Gezi dönemi WhatsApp gruplarını hatırlamıyorum ama. Zaten Gezi pek organize bir direniş değildi. Sadece dezenformasyon ve dezenformasyon ile mücadele vardı internette de.
0
nawar
(22.03.24)
Biz lisede kullanıyorduk (2010) hatta android yeni yeni yaygınlaşıyordu hepimizde yoktu.

O yüzden bende nokia n96 vardı symbian için olan whatsapp ı yüklemiştim.

Sonra onu sattım sony ericsson xperia x10 aldım (2011) benim ilk android cihazım.

Ondan sonra gelsin uygulamalar gitsin uygulamalar.

Hatta o dönem çoğu arkadaşım blackberry massenger kullanıyordu ikisi arasındaki iyi kötü yönleri tartışıyorduk. Bir süre sonra bbm, wp ye direnemedi kayboldu gitti.

Edit: 2011 gibi yine çoğu arkadaşımda klavyeli nokia c3 veya e6 falan vardı oradan yazışıyorduk.

Geziye gelene kadar whatsapp ı yalayıp yutmuştuk. Sonra herkes android veya ios a geçti baya hayatımıza girdi whatsapp. Ama herkeste yoktu kısmına katılıyorum. Ben yaygınlaşma sürecine tanık oldum. Hatta 2-3 yıl sonra telegrama da ilk geçenlerdeniz arkadaş çevresi olarak. sene 2013 falan.

Gezide artık normal bir şeymiş gibi kullanıyorduk. Ama yoğunluktan mıdır sabotelerden midir bilmiyorum internette sıkıntılar oluyordu bağlanamıyorduk. O yüzden herkes konum ve wifi bilgisi paylaşıyordu.

Hey gidi günler.
0
ananiyimioguz
(22.03.24)
Whatsapp ilk sürümünü Şubat 2009'da yayınladı. en.wikipedia.org

Ben ilk kez 2010'da kullandığımı hatırlıyorum, eski yani bayağı.
0
vampir akrep
(22.03.24)
(8)

Bütün motorlara binmek istiyorum

ananiyimioguz
Ülke sınırları içerisinde bunu nasıl gerçekleştirebilirim?Yani gideyim bir yere ve naked, advanture, racing, touring, chopper.. Sıradan hepsine bineyim.Hangisini daha çok seveceğime karar vermek istiyorum.Kiralanıyorsa saatlik kiralayım bir yerden ama bu çeşitliliğe tek seferde nasıl ulaşabilirim?Ed
Ülke sınırları içerisinde bunu nasıl gerçekleştirebilirim?

Yani gideyim bir yere ve naked, advanture, racing, touring, chopper..

Sıradan hepsine bineyim.

Hangisini daha çok seveceğime karar vermek istiyorum.

Kiralanıyorsa saatlik kiralayım bir yerden ama bu çeşitliliğe tek seferde nasıl ulaşabilirim?

Edit: Bazen fuarlar oluyor, oralarda binebiliyorsunuz ama süremiyorsunuz.
0
ananiyimioguz
(20.03.24)
öyle 10-20 dakikalık sürüşle buna karar veremezsin. hepsinin sürüş stilinin ayrı keyfi, amacı ve uzmanlığı var. chopper sürer gibi cross süremezsin mesela. crossun keyfini alacak tecrübeye ulaşman da aylar sürer. ya da bir enduroya boş yolda bindin iki tur attın, şehir içine girip o dar trafikte at gibi motorla güreşmeye başlayınca işin rengi değişir. çok fazla faktör var.
0
orpheus
(20.03.24)
farkındayım ancak bir yerden başlamak lazım değil mi
0
🌸ananiyimioguz
(20.03.24)
bu kadar uzun birşey değil bu.

öncelikle hepsine fuarda oturun. hangisinin üstünde oturuş rahatsa 1, hangisinin üstünde kendinizi beğendiyseniz 2. - foto çektirin her bindiğinize 2.yi ancak böyle bulursunuz.

sonra 1 ve 2 arasında seçim yapacaksınız.

ben mt9 cb hornet da mutluyum ama tracer twin serisine hayranım mesela. böyle birşey çıkacak sizde de.
0
baldan kaymak
(20.03.24)
o da hiç yoktan iyidir fakat durduğu yerden hissiyatı anlayamam kaldı ki orpheus un dediği gibi başka dinamiklerde var.

o yüzden mümkün olduğunca binip sürebilirsem iyi olacak.

teker teker ilanlara yazıp test sürüşü için binmek istesem gibi bir fikir geldi aklıma ama herkes vermeyebilir. bir de çok yorar farklı yerlere git gel.
0
🌸ananiyimioguz
(20.03.24)
Tanımadığım kişiye denemesi için arabamı/motorumu vermezdim, ilan sahiplerine mesaj atma işinin hüsranla sonuçlanması kuvvetle muhtemel.

Kiralık seçenekleri değerlendirmek iyi olur ama orada da motor tipi ve güç seçenekleri büyük olasılıkla sınırlı olacaktır. Yurtdışında çok çeşitli kiralama alternatifleri mevcut ama Türkiye'de zor.

Bu durumda bence çalışacak tek alternatif, motosiklet sürücülerinin topluluklarına dahil olup arkadaşlık ilişkisi geliştirdikten sonra motosikletlerini denemek. Ama burada da şöyle bir sorun görüyorum. Bu soruyu soruyorsanız, muhtemelen ilk motosikletiniz olacak zira biraz tecrübeli bir motosiklet kullanıcısı böyle bir soru sormayacaktır.

Eğer ilk motosikletiniz olacaksa motosikletin türünden ziyade başlangıç için uygun olan modellere öncelik vermenizi öneririm. İlk mesajınızdan anladığım kadarıyla scooter düşünmüyorsunuz. Başlangıç için genelde 125 cc'lik motorlar tavsiye edilir, 250 cc'nin üzerine çıkılması pek önerilmez. Bu aralıkta model çeşitliliği üst hacimlerdeki kadar fazla olmadığından, racing ya da cruiser gibi skalanın uçlarında yer alan motosikletler yerine daha ortada olan naked modellere yönelirdim ben olsam.
0
10551037
(21.03.24)
devam ediyor mu bilmiyorum ama hondanın güvenli sürüş akademisi vardı. orada önce 125cc commuter ile başlatıp en son 600cc kadar kullandırıyorlar. hem eğitim hem de farklı segment motorları yeterince test etmek için kullanılabilir.
0
orpheus
(21.03.24)
sukuter düşünmüyorum çünkü zaten 125 ve 300 lük kullandım aslında seviyorum, memnunum ama diğerlerini merak ediyorum.

daha önce honda cbf 150 ve suzuki inazuma 250 denedim fakat bunlar dışında hiç tecrübem yok.

tecrübeli sayılmam ama bu deneyimi herkes yaşamak ister neden x kategoriyi bilen birisi diğerlerini denemek istemesin ki anlamadım
0
🌸ananiyimioguz
(21.03.24)
Belli bir motosiklet tecrübesi olan sürücünün etrafında da genelde çok sayıda motosikletçi olduğundan arkadaşlarının da motosikletlerini tecrübe etme fırsatı bulacaktır, en azından benim çevremdeki motosiklet sürücülerinin deneyimi bu yönde.

Mevcut durumu bilmiyorum ama 7-8 yıl önce cruiser için tek alternatif görece düşük kaliteli Çin malı motosikletlerdi, bu nedenle başlangıç için kimse cruiser önermiyordu. Yine 300 cc'ye kadar touring motor var mı bilmiyorum, aklıma gelmiyor. Adventure için sanırım KTM'de model var ama başlangıç için pahalı olabilir. Naked ve racing alternatifler daha bol, hem daha uygun fiyatlı Japon hem de daha pahalı Avrupa markalarında bu modellere ulaşmak mümkün.

Madem ilk motosikletiniz olacak, zaten bu motosikleti yıllarca kullanmayacağınız için tipten ziyade başlangıç için daha makul modele yönelmek bence daha mantıklı. 125'lik bir motosikleti 1 yıl kullandıktan sonra zaten büyütmek için kaşınmaya başlayacaksınız. Bu süre zarfında etrafınızda motosikletçilerden oluşan bir çevreniz oluşur, siz de her türden motosikleti kullananların tecrübelerini ilk elden öğrenir, bu sırada bazı motosikletleri dener, ona göre karar verirsiniz.
0
10551037
(21.03.24)
(9)

sizce hangi çanta?

tuborg yesili
hediye alacağım sizce hangisi,https://hizliresim.com/5osdx96https://hizliresim.com/gnwajxz1 veya 2? alınacak kişi 25 yaş kadın.
hediye alacağım sizce hangisi,

hizliresim.com


hizliresim.com

1 veya 2? alınacak kişi 25 yaş kadın.
0
tuborg yesili
(18.03.24)
1
0
megalomaniac
(18.03.24)
İkisi de çok kötü bence. İlle biri alınacaksa 2 daha iyi. 1 çok uzun ince geldi gözüme
0
yazdonumu
(18.03.24)
ikisini de beğenmedim kusura bakmayın ama illa ikisinden biri olacaksa ikinci diyorum
0
noxie
(18.03.24)
2 en azindan icini gostermiyor. 1 direkt sepet.
0
hot potato
(18.03.24)
plaj çantası bu arada, günlük sokakta kullanmak için değil :(
0
🌸tuborg yesili
(18.03.24)
Yani şimdi kabileden kabileye değişir kadınların tarzı, o yüzden önce kabilesini söylerseniz daha iyi fikir verebiliriz.

Şaka bir yana illa ikisinden biri olacaksa 2. diyorum ama eminim ki daha güzel plaj çantaları vardır.
0
ananiyimioguz
(18.03.24)
2 çok etnik. 1’in içini göstermesi kullanışlı değil ama görüntü açısından 1 diyorum.
0
cilekli pasta
(18.03.24)
1
0
deartheodosia
(18.03.24)
en iyi plaj cantasi ya eski cantalar ya da market posetidir. guneste bunlar erir verdigin paraya yazik.
ozellikle istemediyse baska birsey al bence, ya da gecen sene ipekyolda falan guzel palj cantalari vardi.

ikisinden biri olacaksa 2, en azindan esyalari dusmez.
0
Ley
(19.03.24)
(13)

Aramızda youtuber var mı?

ananiyimioguz
Yazın yotube a bir video atmıştım birden 100bin izlendi. Ben de bi gaza geldim video atmaya devam edeyim dedim.Bir de para kazanma olayı varmış onu açayım dedim. Önce dedi ki videoların bilmem kaç izlenmesi lazım ön koşul olarak. Onu geçtim zaten 100bini geçince. (şuan 200bin)Sonra dedi ki 500 abone
Yazın yotube a bir video atmıştım birden 100bin izlendi. Ben de bi gaza geldim video atmaya devam edeyim dedim.

Bir de para kazanma olayı varmış onu açayım dedim. Önce dedi ki videoların bilmem kaç izlenmesi lazım ön koşul olarak. Onu geçtim zaten 100bini geçince. (şuan 200bin)

Sonra dedi ki 500 aboneyi geçmen lazım. benim 10 abonem falan vardı. Zamanla 100-200 derken 500 oldu. Para kazanma paneli açıldı. Benden google cüzdan falan bişeyler istedi kart tanımladım banka hesabı tanımladım falan.

Neyse gel zaman git zaman benim toplam video izlenmelerim 250bin görüntülenmeye ulaştı ama henüz para mara yok. şimdi de 1000 aboneyi geç diyor. Yav bu ne her adımda yenisi mi açılacak anlamadım.

abone sayım 980 falan yakında 1000 olurum o zaman mı kazanıcam ben anlamadım bu işten bişey.

hayır vereceği de 1-2 dolar bişeydir allah bilir de heves ettim :(
0
ananiyimioguz
(13.03.24)
son 365 gün içerisinde 4000 saat izlenme (geçmişsindir tahminen)
+
1000 abone.

500 abone olayı şey, izlenmeden/reklamdan para gelmiyor ama izleyiciler super like gibi şeyler atıp para verebiliyor destek olabiliyor.
0
nhk ni youkosu
(13.03.24)
kanal paylasin da like atalim :P
boyle kuru kuru olmuyor
0
cooperr
(14.03.24)
aynen merak ettik videoyu paylasir misiniz :)
0
The_Lollok
(14.03.24)
Kauntum bilgeliği ve tasavvufla ilgili arkadaşlar sizlik bir sey yok
0
🌸ananiyimioguz
(14.03.24)
iki dakikada harcadı duyurucuları
ayda en az 1 düzenli video atmak para kazanma paneline etkili diye biliyorum.
0
eja
(14.03.24)
''Kauntum bilgeliği ve tasavvufla ilgili arkadaşlar sizlik bir sey yok''

teşekkürler hahahahahhaha

Ben ilgileniyorum ya.
0
Kahvedesu
(14.03.24)
YANLIŞ YAPMIŞSIN,

banka hesabı tanımlamadan önce gidip vergi dairesinden yazı alacaksın sonra bu yazı ile bankaya gideceksin, önce banka hesabı açınca sorun oldugunu izlemiştim.
0
liberal
(14.03.24)
@liberal, ama her şey onaylı gözüküyor banka bilgilerimi falan girdim, vergisel bir sorun yazmıyor (en azından şimdilik), acaba yatırılırken mi sorun olur?

ne gibi bir sorun oluyor yani şu saatten sonra ne yapabilirim, vergi dairesine gidip ne yazı alacağım? bu arada hemen öyle yüklü miktarda para geleceğini sanmıyorum şimdilik dikkat çekmeyebilir :D
0
🌸ananiyimioguz
(14.03.24)
1.900.000 TL gelire kadar zaten vergi kaydı açtırmana gerek yok ama gelir elde ediyorsan vergisini ödemen lazım o da bankaya para yatınca kendisi kesinti yapıyor.

youtube'da videolar var izle derim.
0
liberal
(14.03.24)
Devlet yıllık x liraya kadar kaynağından kesilecek %15 vergi getirmişti arkadaşın dediği onun içindir. Sen beyan edip gelir vergisi vs ödemiyorsun da geldiği anda yüzde 15 kesiliyor. Bunun için bildirmen ona göre yeni banka hesabı açman oraya para alman vs gerekiyor diye biliyorum ama deneyimlemedim.
www.parasut.com
0
nhk ni youkosu
(14.03.24)
Ama benden banka hesabından ziyade kart istedi sanki ya.

Ve vergi kısmında onaylı gözüküyor nasıl oluyor ben bişey yapmadım.

hizliresim.com

Bir de benden web sitesine reklam vermemi istiyor. Hanıma açtığım web sayfası vardı kendimin yok da, ona gömdüm. Bu sefer de trafiği az falan diye kem küm etti google. Bu gerekli mi "para kazanmak için sitenizi bağlamalısınız" diyor. E ben youtube üzerinden kazanıca site şart mı yani
0
🌸ananiyimioguz
(14.03.24)
tasavvuf ile ilgilisin ama 1-2 dolarin pesine dusuyorsun.
bunu takipcilerin duymasin oguzcum :)
0
cooperr
(15.03.24)
mülk allahın bız sadece emanetciyishdjf
0
🌸ananiyimioguz
(16.03.24)
(39)

Evlilik ve tükenmişlik hissi, boşanma düşünceleri, tavsiye..

ustapasta
Selamlar, biraz uzun yazacağım. Doldum fakat tanıdığım biriyle dertleşmek istemiyorum. Eşimin mahremiyetini ihlal etmiş olurum diye tanıdık biriyle konuşmayı doğru bulmuyorum. O yüzden burada oversharing'in dibine vuracağım üzgünüm. Nasılsa kimse beni tanımıyor. Evli ya da başından evlilik geçmiş ki
Selamlar, biraz uzun yazacağım. Doldum fakat tanıdığım biriyle dertleşmek istemiyorum. Eşimin mahremiyetini ihlal etmiş olurum diye tanıdık biriyle konuşmayı doğru bulmuyorum. O yüzden burada oversharing'in dibine vuracağım üzgünüm. Nasılsa kimse beni tanımıyor. Evli ya da başından evlilik geçmiş kişiler (özellikle kadın) özelden yazarsa ne güzel olur.

Yaş 33, 5 yıllık evliyim. Eşimle severek evlendik, hala da seviyorum. Güvenilir, merhametli, iyi kalpli bir insan. Neşeli çocuk ruhlu biri, ailem de onu kendi çocuğu gibi sever. Sorun ne diyecek olursanız, sorun 5 yıl geçmesine rağmen hala oturmayan bazı şeylerin beni artık tüketmiş olması. Her şey ama her şeyin benim ittirmemle, benim iknamla yapılması. En basitinden, ikimiz de çalışıyoruz ve haftasonları 1 gün temizlik yapılması gerekli. Bunun için hala her haftasonu mutlaka bir gerginlik olur. “Ben bugün yapmayacağım sen kendi payına düşeni yap. Ben yarın yaparım. Şu zaman yaparım bu zaman yaparım.” İşten geliyorum o içerde yatarken ben yemek yapıyorum yiyoruz (yemek bende, bulaşık onda). Mutfakta bulaşıklar gece saat 10 11’e kadar bekler kokar. “Biraz yatayım yapıcam, yoruldum, maça gideyim gelince toplicam.” Her şey bir savaş evde. En basic rutinler bile devamlı gerginlik sebebi. Haftasonu temizliğimizi iki üç saatte halledip güle oynaya bir yere çıkamıyoruz. Kavga edip bozuşuyoruz ve tüm haftasonu evde küs geçiyor bazen. Böyle günlerde kendimi camdan atasım geliyor ruhum daralıyor. Onun çok da umrunda olmuyor. Karşımda 36 yaşında bir erkek değil de, annesi tarafından devamlı dürtülen 15 yaşında bir ergen var gibi hissediyorum. Bunlar basit örnekler ama demek istediğimi anlamışsınızdır. Hiç bir iş yapmadan yatarsak ondan iyisi yok, o zaman kavga etmeyiz. Sarılıp yatmak ister bütün gün.


Eşim çocukları çok seviyor, ben de istiyorum 10 aydır çocuk deniyoruz ancak henüz olmadı. Her ne kadar temas bağımlısı olsak da bu biraz şefkat ağırlıklı olmaya başladı, cinsellik çok çok seyrekleşti. Ovulasyon günleri dışında nadiren beraber oluyoruz. Belli günlerde olunca vazife gibi oluyor, kendimi çok kötü hissediyorum, istek duyamıyorum. Bunu onunla birkaç kez konuştum, bari şu ovulasyon günlerinde biraz beraber zaman geçirsek, biraz romantik bir ortam olsa da ben kuluçka makinesi gibi hissetmesem. Ama bir türlü aşamadık, tamamen tatsız isteksiz, çocuk yapmak üzerine yaşanan bir eyleme döndü. Açık açık ona cinsel yaşamımızdan inanılmaz mutsuz olduğumu söyledim. Güzellikle söyledim olmadı, kavga ettim olmadı. 60 yaşında bir çiftin yaşamı bizden iyidir, inanın artık uğraşmıyorum ve geçtim bu konudan.


Gelelim bugün kopan kavganın sebebine. Bu ay doktora gittim ve birkaç gün ovulasyon takibi yapıldı. Pazartesi yumurtlama gördü ve üç gün birliktelik olmasını önerdi doktor. Pazartesi yaptık iyi hoş. Salı yani dün akşam eve geldik, yemek faslı. Sonra aslında haftasonu yapması gereken fakat yine ertelediği bazı ev işlerini yaptı. Sonra dışarı terziye gitti, çıkmışken biraz arkadaşlarının yanına uğradı ve 22.30 civarı eve geldi.


Ben bu arada haftasonu memleketten topladığımız bazı taze otları ayıklayıp haşlayıp buzluğa atmakla meşguldüm. Amk otları tam gününü buldu fakat ertesi güne kalsa artık bozulacaktı. Uzun da bir iş. Neyse benim saat 00.30 gibi işim bitti. Bu arada salonda yatıyor, asla gelip yardım teklif etmiyor. Ovulasyon var değerlendirmemiz lazım, zaten saat geç olmuş. Yardımın dokunmasa bile gel, napıyosun canım de, bi ilgilen. İşim bitti salona geçtim yatıyor, eline sağlık dedi yanıma gelsene dedi. Gerçekten o kadar istemedim ki o an, duşa girip yatıcam dedim ve gittim, çıktığımda uyumuştu. O gece bir şeyler yaşanacaksa o akşam biraz daha ilgili olunmasını, moda girilmesini istiyorum, çok mu abes bir şey istiyorum ki?


Bu sabah kalktık, modum düşüktü. En değerli gün boşa geçmişti çünkü. Noldu diye sorduğunda kavga koptu. Beni suçluyor, bütün sorun akşam sana mutfakta yardım etmemem mi diyor. Bendeki birikmişliği asla ama asla anlamıyor, kaç kez anlatmama rağmen. Gece seni yanıma çağırdım gelmedin diyor. Artık vazife gereği yapılan randevulu ilişkilerden de sıkıldığımı söyledim. Ovulasyon zamanında da biraz isteksiz yapıverelim idare et diyor. Sanki o günler dışında yapıyormuşuz gibi. İnanılmaz kötü kavga ettik, birkaç kez ayrıl benden o zaman dedi, bana çok ağır bir cümle kurdu hatırladıkça gözlerim doluyor. Benden ayrıl o zaman, kendini yaptırtacak birini bulursun çok meraklısın ya zaten dedi (elbette bu kelimelerle değil). İnanamadım, hiç bu kadar ağır cümleler kurmazdık kavga ederken.


Bu lafı yutamıyorum. Her ay aynı günlerde, her haftasonu aynı günlerde aynı konulardan kavga etmekten artık tükendim. Dışardan bakıldığında iyi bir çiftiz, ayrı ayrı bakıldığında belki de iyi insanlarız. Ne desem yapar, ama kendisi asla bir şey planlamaz. Kendi kendine bir fikir ortaya atmaz. Bütün erkekler mi böyle? Ne istedin de yapmadım diyor, çok basit, ben o da bir şeyler istesin istiyorum. Her şeyi düşünmek zorunda kalmak istemiyorum, biraz ipleri eline alan, bu kadar edilgen olmayan bir eş istiyorum. Gerek güzellikle gerek kavga ile kaç kere konuştuk. Hep dikkat edeceğim diyor ama olmuyor.


Bu akşam eve gitmeyi düşünmüyorum o ağır lafın üzerine. Boşanmak istiyor muyum? Bilmiyorum, ama eşimi artık bu haliyle istemediğimi biliyorum. Eskisi gibi olsun istiyorum. Ben hiçbir kavgada ayrılık kelimesini kullanmam ama o bugün birkaç kez söyledi. Ayrılmak öyle zor geliyor ki. Yeniden bir hayat kurmak, bütün rutinlerinden vazgeçmek, hayatın tepetaklak olması. Bu ruh haliyle bunlarla başa çıkamayacak gibi hissediyorum. Çift terapisi işe yarar mı bilmiyorum.


Her akşam evde boş boş yatarak geçirdiğimiz bir hayat, ben talimat verdikçe sorunsuz olan, duygusal olarak çok bir şey beklemediğim evliliğim. Bütün evliliklerin sonu bu mu? Erkekler bu rutin yaşamı sorun etmiyor biz mi ediyoruz? Şiddet yoksa aldatma yoksa her şey okey midir? Artık intihar eden insanların ruh halini bile anlayabiliyorum. Eskiden çok şaşırırdım, madem hayatından vazgeçecek duruma geldin, bari her yolu dene, ölümden kötü ne olabilir evden ayrıl aç kal sürün, olmazsa yine intihar edersin derdim içimden. Şimdi anlıyorum, insan bunlarla uğraşmayı göze alamayacak, savaşamayacak kadar tükenmiş oluyormuş. Uğraşmak istemiyormuş sadece bitsin istiyormuş. Ayrılmak istemiyorum, tüm bunlarla uğraşacak, aileme laf anlatacak, yeni bir hayata başlayacak gücüm yok. Tüm bunları göğüslesem bile boşanınca hayat daha mı iyi olacak, bunun garantisi yok. Ama böyle de o kadar mutsuzum ki.
0
ustapasta
(13.03.24)
hocam şöyle bir şey var, evliliklerin çok azı aradaki sevgi ve aşkın azalmasından dolayı bitiyor, daha çok böyle sorumsuzluklar ve hayatı paylaşmamak yüzünden bitiyor ve bir taraf tükeniyor

sizin kafanızı karıştıran şey "ama çok iyi bir insan, aileme ve çevreye çok iyi"

bu düşünce karar vermenizi zorlaştırıyor, ben böyle bir insanın değiştiğini görmedim, 50-60 yaşına gelip hayatının çoğu böyle angaryalarla harcanmış, tükenmiş çok kadın var

hocam bir de korunun bu çocuk konusunu hemen araya sıkıştırmayın, çocuğunuz olursa bu sorunlarınızın üstünü bir süre daha örtecek, çocuk büyürken zamandan da yemiş olacaksınız, çocuk bir adet sorumsuz ebeveyn ve bundan dolayı sürekli gergin ve öfkeli ebeveynin olduğu çok huzursuz bir evde büyüyecek, çocuk olunca eşiniz değişmeyecek, siz yine ev işleri, ev dışı sorumluluklar, çocuk bakım sorumluluğu hepsiyle tek başına uğraşmak durumunda olacaksınız

33 yaş çok genç daha, siz içinde bulunduğunuz koşullar yüzünden enerjisiz ve karamsar hissediyorsunuz, 40ındaki kadınlar hayatı yeniden yaşamaya başlıyorlar daha mutlu daha enerjik
0
grimavi
(13.03.24)
Öncelikle şunu söylemeliyim,

Bu olanları maalesef çoğu evli çift yaşıyor. Erkek ve Kadın versiyonu olarak azıcık farklılıklarla çoğu yerde duyuyorum bunları. Yaşayanlardan birisi de benim. Bu yaşadığınızın erkek tarafındayım.

Her şeyi denedim, profesyonel ve geleneksel olarak tüm tavsiyeleri yumuşak başla uyguladım. Olmuyor.

7 yıl sonra Bebek oldu, onun hikayesi de çok başka ama; takibi ve tedaviyi de ben kontrol ediyorum tabi ki. Yani size şunu desem anlarsınız, eşim ne zaman regl olacak bilmiyor ve takip etmiyor. Kendisi de mühendis bu arada. Makina sahasında imkansızı ürettirmeyi başaran kadın. Demekki böyle, evilik başka bir yetenek.

Boşanmak, bana da yorucu geldi. Tam ciddi kararlar evresinde bir sürü major değişiklik ve kayıplarım oldu. Saldım.

Amatörce ama çok doğru; olmayınca gerçekten olmuyor.
0
achilles
(13.03.24)
@edmond honda aslında hiçbir iş yapmıyor değil. Her şeyi yarı yarıya yapıyoruz, ama sorun bunu bir rutin olarak kabullenememesi. Hep benim söylemek zorunda kalmam. Herkesin işi belli, o yapmazsa ben elimi bile sürmem onun işine.

Dünyanın en sevgi dolu insanı bu arada, yeğenim bile ona bayılıyor çok güzel anlaşıyorlar. çocuk yaparsak sevgisiz asla kalmaz ama ev işleri büyük sorun olur. Bu beni de çok düşündürüyor. Sevmekle olmuyor, sevgi dolu ama tembel.
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
en doğrusu minik darılmaları biriktirmemek. az önce bulaşık nedeniyle kavga ettiğin insanla sevişmek istemiyorsun. istediği kadar seksi olsun. bunu aklından çıkarma. senin için de öyle değil mi? güzel güzel konuşun. ikiniz de adım atın. birbirinizi yıpratmamak için elinizden geleni yapın. umarım düzelirsiniz ama ayrılmak dünyanın sonu değil. bazı kalıplara girmek zorunda değilsin. evlilik kutsal değil.

edit: imkanınız varsa haftada bir iki kez yardımcı tutun. öncesindeki gün bulaşık temizlik yapmayın, onları da yapar. haftada 2 gün dışarıdan söyleyip bulaşık çıkarmadan işinizi halledin. bir gün arkadaş aile ziyareti yapın. bir gün de dışarıda yiyin :) haftada bir iki günden fazla evde yemek yapmayın. o kadar büyük dert olmaz. eşin bu ve bunu değiştiremezsin. belki orta yolu bulabilirsin. istiyorsan.
0
gabe h coud
(13.03.24)
evli değilim hiç olmadım. o yüzden evlilikle ilgili yerlere girmicem, yaşayanlar daha iyi bilir. ama şunu görmek zor olmasa gerek, şimdiden böyle olan bir adam çocuk olunca sizce kendiliğinden sorumluluk üstlenip de çocukla ilgilenir mi? sizi rahat ettirir mi? yoksa siz 'iki' çocukla uğraşırken heder mi olursunuz? bence cevap ortada. bu senaryoda evet çocuğa da yazık olur ama bence yazığın en büyüğünü kendinize etmiş olursunuz. 33 yaşında böyle hissetmek normal değil, bunu ömrünüzün geri kalanına da yaymayın, bu adamdan çocuk yapmayın.

bu ruh haline girmek mutlak son değil, normal değil, doğal değil, herkes böyle olur evlilik böyledir vs diye bir şey yok, yaşadıklarınız düzeltmeniz gereken şeyleri gösteriyor, kabullenmeniz gerekenleri değil. çocuk fikrinden vazgeçip ilişkinizi değerlendirip iyileştirmeyi deneyebilirsiniz, bunun için çift terapisi iyi olabilir. ama işe yaramazsa da gencecik bi insansınız ayrılıp çok da güzel fıstık gibi yaşarsınız, hem de büyük küçük kimseye annelik veya hizmetçilik etmeden.. savaşacak da bir şey yok. düzgün bi insansa zaten ayrılırken sorun yaşamazsınız. çevreniz dar kafalı değilse sonrası da sorun olmamalı. milyonlarca bekar var, nasıl yaşıyorlarsa öyle yaşayacaksınız. maaşınız varsa kendinize göre evinizi tutuyorsunuz ve sadece kendi mutluluğunuzu dert ederek keyifle yaşamaya başlıyorsunuz. çok güzel oluyor valla, istediğinizde istediğinizi yapıyorsunuz, kimseye hesap vermiyorsunuz, rica minnet iş yaptırmıyorsunuz, laf anlatmıyorsunuz, caz trip çekmiyorsunuz, başkasının derdiyle hantallığıyla uğraşmıyorsunuz, sadece kendinizi düşünüyorsunuz falan şahane bi hayat. daha heyecanlı ilişkiler de yaşayabilirsiniz, size kalmış, istemeseniz de yaşamazsınız, kafanız rahat oh mis. teknik ve halledilebilecek zorluklara takılıp hayatı kaçırmayın, içinde bulunduğunuz ruh halinde olumsuzluklara odaklanmanız normal, ama yaşayınca ya niye daha önce yapmamışım diyeceksiniz sadece. kendinizi sonunu bildiğiniz bu yorucu hayata hapsetmeyin. kendiniz için yaşıyorsunuz, iyileştikçe bunu daha iyi görür insan, iyileşmeye odaklanın.

hiçbirini yapmıyorsanız bile kendinizi seviyorsanız şu an katiyen çocuk yapmayın derim naçizane, denemelere son verin. (30k)

ek: söylediği lafı unutmuşum, direkt o kısım bile ayrılık sebebi ama neyse.. hak etmediğiniz lafları yutmayın. iyi insan falan filan diye onur kırıcı sözlerini alttan almayın. o kısma takılmışsınız diye açasım geldi ama hocam zaten ortalama insan iyi insan oluyor. bariz kötülük yapmadığı sürece herkes iyi valla. sıradan bi şey bence. tek başına tutunulacak bi özellik değil.
0
nic cage
(13.03.24)
İnsanların evliliklerini yürütmemelerindeki temel sebeplerden en önemlilerini saymissiniz. Kadınların çalışma hayatındaki sorumlulukları yetmiyormuş gibi eve gelince de sorumlulukların devam etmesi, erkeklerin anne evinden sonra eşlerini de evin işlerini yapmak zorunda olan kişi olarak mimlemeleri kültürel olarak bizde zaten çok yaygın. Bunu kavga ederek, kuserek de tamir edemezsiniz. Anlaması gerekir. Önemli nokta şu, anlamaya gönlü var mı?


İkinci nokta aslında evliliklerde çok çok önemli fakat bizde kültürel olarak konuşulmaz. Biten evliliklerin çoğunda cinsel problemler vardır. İnsanlar bunu yok sayamazsa boşanır, yoksa da hayatları boyunca evlilik doyumundaki en önemli noktalardan biri eksik olarak hayatına devam eder. Zaten kadının cinsel doyum bekledigini söylemesi de genelde abes karsilanir. Eşinizin söylediği söz karşısında kirilmissiniz ve bu gayet anlasilir. Ama o da zaten sorunun kendinden kaynaklı olduğunu düşündüğü için ve bunu kabullenmekte zorlandığı için agresif bir tutum takinmis.

Yukaridakilere katılıyorum, bence böyle bir durumda çocuk yapmayı bir süre erteleyin ve eşiniz de kabul ederse birlikte çift terapisine gidin. Çözülmeyecek noktadaysa boşanmak dünyanın sonu değil ama en azından çaba sarf etmiş olursunuz. Çözülecek bir sorun varsa da karşılıklı iletişimle cozebilirsiniz. Sevgi ve aşk ise çok farklı olgular. Aşk yıllar içinde elbette şekil değiştirir ama sevginin baki olması gerekir. Birbirinize vakit ayırın, rutinlerim dışına çıkmaya çalışın.

İlişkilerimize duygusal yatırım yapıyoruz, emek veriyoruz. Bu yüzden bittiğini kabullenmekte zorlanıyoruz bazen ama şunu aklimizdan cikarmamak gerekir; "her iyi insan ve iyi baba, iyi bir eş olacak diye bir kaide yok".

Not: ben de evli ve çocuksuz bir kadın olarak yazdım bunları.
0
fraise
(13.03.24)
hepsini okudum.

bence bu sorunu çözebilirsiniz. adam kötü bir adam değil anladığım kadarıyla.
bence çocuk için acele etmeyin. yani şu an çocuk için yeterince enerjiniz yok.
ev işlerini tekrar bir bölüştürün ya da konuşun.
kendinize çok vakit ayırın.
amk otunu bırak bozulursa bozulsun yani.
birbirinze güzel şeyler söyleyin. film izleyin falan.
yani birbirinze vakit bulamamanızın bütün sebebi bu ev işleri mi.
erkekler biraz daha vurdumduymaz oluyor ama bence eşiniz de elinden geldiğini yapıyor.

burada ayrıl falan diyenleri ciddiye almayın. bekara karı boşamak da kolay diye bir laf var.
bence bu evlilik kurtarılır.

ama söylediği o laf biraz ayıp etmiş bence ciddi değil sinirlenince ağzından çıkmış.
0
OgutucuRecep
(13.03.24)
Erkek tarafıyım. Harekete geçme konusunda çok benzer durumlar yaşadım. Zamanla ortada buluştuk.
Her ikinizin de birbirinize doğru adımlar atmanız gerektiğini düşünüyorum. Bulaşıkları yıkamaması değil sizin sorununuz, sizin uygun gördüğünüz saatte yıkamaması.
Siz her konuda onu harekete geçirmek zorunda hissettikçe dürtükleyen bir insan oldunuz, o da dürtüklenme olmadan hareket etmeyen bir insan oldu. Sorun, sorunu doğurdu.
Çift terapisinin işe yarayacağını düşünüyorum.

Akşam eve gitmeme kararınızı bence gözden geçirin çünkü orası sizin eviniz. Zaten iyi bir durumda değilken bir de rahat etmediğiniz bir ortamda uyumakla uğraşmayın.

Çok şanslısınız ki çocuk konusunda acele etmenize gerek yok, henüz 33 yaşındasınız. İlişkiniz istediğiniz hale gelene kadar o işi biraz duraklatabilirsiniz.

Burada okuduğumuz birkaç satırla "bu evlilik devam etmemeli" gibi bir sonuca varan olursa asla kulak asmayın. Yapıcı tüm tavsiyeleri dikkate alıp yıkıcı tüm tavsiyeleri göz ardı etmenizi öneririm.
0
michael_knight
(13.03.24)
bence adamın pasif rol almasından zaten bunalmışken bu çocuk meselesi tuz biber olmuş. bence çocuk konusunu erteleyip diğer sorunları çözmeye odaklanın ve gündeminizden ovulasyonu vs. çıkarın.

gördüğüm kadarıyla ve eşimi de düşünürsem çoğu erkek kendisinden bir şey istenmeden bir şey yapmamaya plan program yapmamaya eğilimliler, bu doğru.

edit: bu arada ettiği laf konusunu unutmuşum ciddi anlamda özür dilemesi gerekiyor. telafi etmesini beklerdim ve eve gitmeyebilirdim ben de.
0
sanguine mcqaer
(13.03.24)
okudum hepsini
çocuk yapma işini durdurun öncelikle böyle bir ilişkiniz varken. bu sağlıksız bir karar, bence. sonrasında da mutlaka iyi bir terapist bulup terapiye gidin birlikte. iki taraf da çözmek istiyorsa halledersiniz. kavga etmeden konuşma ortamı yaratıp oturup konuşun bir de. belli ki bir şeyler yaşandıkça kavga ederek konuşuyorsunuz. sorun çıkmadığı bir anda oturun konuşun, randevulaşın hatta dışarı çıkın bir yerde oturup bir şeyler içerken konuşun.
0
veritaslibertas
(13.03.24)
Genel olarak bu düşüncede misiniz yoksa bir an için sinirlendiğinizde mi böyle hissediyorsunuz?

Bence sıkıntınız büyük. Eşiniz sizin söylediklerinize rağmen konfor alanından vazgeçmiyor. Ben de evlenmeden önce elimi sürmezdim işe. Ailem sağolsun yapardı.

Şimdi evlilikten sonra işbölümümüz var ve uyuyorum buna. Ama buna eşim zorlamadı.Ben kendim uymak zorunda olduğumu idrak ettim. Kimse çocuk değil.

Hatta işleri bir an önce bitirelim de rahat rahat oturalım diyorum eşime de. Bir de bu kadar iş yapmıyor diye söylenirken çocuk düşünüyorsunuz. Çok ilginç.
0
drako
(13.03.24)
bu akşam eve gitmeyeceksen de haber ver yüzünü göresim yok, şuradayım vs gibi. habersiz eve gitmemek büyük hata olur.

ev işi olayı dışında nasılsınız? eğleniyor musunuz? mutlu musun? beraber vakit geçirmekten hoşlanıyor musun? birbirinize hala değer veriyor musunuz? bunların cevabını düşün. olumlu ise kurtarmaya bak. sen boşanmak istemiyorsun çünkü bence.

temizlikçi tutun imkan varsa. yani belli bu adam temizlik yapmak istemiyor. ve iki yetişkinin yaşadığı evde de her hafta detaylı temizlik yapmak gerekmiyordur bence. bizde 1,5 yaşında bebek ve kedi var mesela. bazen sadece süpürge yapıp geçiyoruz. tozu gördüğüm halde toz almadığım hafta sonları oluyor. onun yerine ailemle vakit geçirmeyi tercih ediyorum. gerçekten kılı kırk yaracak kadar önemli mi bu temizlik meselesi? yapmayın evi bok götürsün demiyorum da bazı haftalarda da olduğu kadar yapıverin. inan sen kafana taktığın için bu mesele bu kadar büyük görünüyor gözüne. akşam yemeğinden sonra 10-11e kadar bekler bulaşıklar demişsin. beklesin. ne kadar kokabilir ki? sonuçta 11de de olsa kaldırıyor. yani sen onun öğretmeni, annesi, ev arkadaşı değilsin. senin sınavından 100 almak zorunda değil. 5 sene kavga etmişsin, konuşmuşsun olmamış. demek ki başka bir yol bakılmalı.

ipleri eline alsın diyorsun, edilgen olmasın diyorsun ya. bu adamın karakteri. sen adamdan A değil B olsun istiyorsun. sen zaten A ile evlenmişsin. değişmesini beklemen saçma değil mi? hani farklı bi durum olur değişmesini beklersin ama adam karakter olarak pasif demek ki. şimdi şöyle düşün. sen çok planlı, programlı, her şeyin kendi istediği gibi yapılmasını isteyen birisin diyelim. eşin de 5 sene sonra gelsin desin ki ben bu kadar dominant bir kadın istemiyorum, pasif olsun istiyorum. sence olur mu öyle bir şey? insanın karakteri neyse odur ya, değişmez. hele otuzlardan sonra hiç değişmez. törpülersin, dikkat edersin ama bir yere kadar.

cinsellik konusuna gelirsek. bazı insanlar isteksizdir. bunu kabul edelim. bir de adam yanıma gelsene demiş. kendisine göre gayet hoş bi davet. sen de reddetmişsin. suçu kendinde görmüyor doğal olarak. o güne otları bırakmak, buzluğa atmak filan senin kafanda yarattığın, çok da gerekli olmayan bir iş. iki saatini harcayıp yoruldun ve hırsını ondan çıkardın. hayatımda ot haşlayıp dolaba attığımı hatırlamıyorum bu arada. neyse. sonuç olarak çok da istekli biri değil belli ki ve hamilelik takvimi işi iyice rutine bindirmiş iki taraf için de.

bence çocuk işini erteleyin. zaten bu temizlik durumu çocuktan sonra seni daha da delirtir. hele taze otu buzluğa atan bi insanın bebek ek gıdaya geçince yapacağı şeyleri düşünemedim bile. sen kendini yorarsın eşin sadece güle oynaya ilgileneceği kadar ilgilenir. gelsin daha büyük kavgalar.

çocuk işini erteleyin. evlilik terapisi alın. ama gerçekten boşanma isteği varsa bir süre belirle. değişim görmek istediğini net bi şekilde belirt. baktın değişim yok o zaman boşanırsın.
0
elorelia
(13.03.24)
5 yıllık evli ve 20 aylık çocuk sahibi er birey olarak yazıyorum;

Sizin probleminiz çözülmeyecek bir problem değil ancak ikinizin de gönüllü olması ve psikolog desteği almanız gerekiyor. Buradan ya da cevrenizden alacağınız tavsiye ile çözemezsiniz.
Şunun kararını vermen lazım gerçekten bu kişi ile evliliğini devam ettirmek istiyor musun?

Eğer devam ettirmek istiyorsan eşini karşına alıp de ki "Ben seninle hayatıma devam etmek istiyorum ancak bu şartlarda değil psikolog desteği alalım" de o da eğer seninle devam etmek istiyorsa zaten kabul edecektir.

Eşimle iletişimimiz çok güçlü ve paylaşımcıyızdır ona rağmen çocuk olduktan sonra çok kez tartıştık çok zorlandık çünkü hem yorgun hem de tahammül azaldığı için sürekli gerginlik oluyor, çocuğun uykuları yeni oturmaya başladı ve ancak kendimize gelebildik bu problemleri aşmadan sakın çocuk yapmayın.
0
mirty
(13.03.24)
elorelia +1

1. çocuk işini erteleyin
2. genel temizlik için birini alın, haftalık ya da iki haftada bir mesela
3. mükemmeliyetçi tavrınızı törpülemeye çalışın, her hafta ev süper tertemiz olmak zorunda değil. bulaşıklar da 11 gibi makineye konsun, idare edilir bunlar

bu arada evli biri olarak yazıyorum, diğer şeyler bir yana, eşinizin itiraz etmeyip her programa katılması o kadar güzel bir şey ki. varsın program yapmasın, hepsine uyması bile güzel.
0
noxie
(13.03.24)
yazdıklarınız boşanmayı gerektirecek bir durum değil gibi, düzeltilebilir şeyler. eşiniz ev işleriyle çok istekli olmayabilir. peki boşanıp yeni birini bulduğunuzda istediğiniz gibi biri olacağından emin misiniz ve hatta birini bulabilecek misiniz?

erkeklerin büyük çoğunluğu eşiniz gibi. bence bi orta yol bulmaya çalışın.

bu arada eşiniz kötü konustuysa ayıp etmiş.
0
tabudeviren
(13.03.24)
teşekkür ederim fikirlerinizi okumak iyi oluyor öyle dolmuştum ki. Ot konusuna bu kadar takılmayın evet zamanlaması biraz saçma olsa da:) ot olmaz b.k olur, mesele yetişkin bir insana 5 yıldır hala devamlı ne yapması gerektiğini söylüyor olmak. Cevabın birinde dediği gibi bulaşık için tartıştıktan sonra kimse kimseyi arzulamaz. Birbirinden alakasız gibi görünen bu konular tamamen iç içe geçti ve birbirini etkilemeye başladı.

@eloreila ve diğer herkes, normalde (yani sorumluluklarımız söz konusu olmadığında) gayet iyiyiz. Beni hiç kırmaz hayır dediğini kolay kolay hatırlamam, ben de aynı şekilde ona değer veriyorum, mesela bu akşam eve gitmek istemiyorum ama ailemin evine de gitmek istemiyorum anlarlar onun hakkında kötü düşünürler diye:/ Sanırım gerçekten bizim en sık kavga nedenimiz ev işleri, haftada bir temizlikçi işini düşünebilirim. İkinci sorun bana göre cinsel yaşam, çocuk konusu zaten kötü olan şeyi daha kötü hale getirdi. Bunu bir süre erteleyeceğim. Eşime boşanmanın tüm zorluklarını göze alacak kadar katlanamıyor değilim, sadece bu döngüyü tekrar tekrar tartışmak ve çözememek beni yordu. Tükenmiş ve kendimi anlatamıyormuş gibi hissediyorum. O kadar laf anlatmama rağmen dün mutfakta yardım etmemem mi tüm sorun demesi mesela. Bunların beni ne kadar yıprattığını anlayamıyor, kendisi benim kadar etkilenmediği için.
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
Selamlar henüz 2 yıllık evliyim (29E). Hepsini okudum bir şeyler karalamaya geldim.

Ben de ilişki anlatmayı veya okumayı çok severim o yüzden paylaştığınız için ve net, uzun yazınız için teşekkürler.

Biz de bu tarz olmasa da çok kavgalar ettik. Öncelikle şunu anlamak gerekiyor. Kadınların sorun ettiği şeyler bizim beynimizde "bu niye sorun şimdi ya", "bunu niye tartışıyoruz şimdi", "ben nerdeyim zaman dursa keşke uçsam gitsem şuan" gibi şekillerde yorumlanıyor. Yani önce bunu kabul etmek lazım. Ben de şu açıdan eşinize benziyorum, sorun sevmem, gerginlik sevmem. Evde yapılması gereken bir iş varsa o hemen yapılmayabilir yarın yaparım öbür gün yaparım haftaya yaparım. Evlenince tabi bu ertelemeleri biraz kısalttım. Ben biraz kısalttım, hanım biraz rahatlaştı derken ortada buluşmaya çalışıyoruz.

Bazen kadınların tepkileri o kadar anlamsız geliyor ki güne "bugün ne olsa da sorun yapıp büyütsem ve günü, seksi, hafta sonunu, geceyi mahvetsem..." diyerek başladıklarını düşünüyorum. Çünkü yaşanıyor bunlar yani.

Ne oldu diyorum hayatı sorguluyorum. Ne oldu yine yani çöpü mü atmadım gece film izlemedim ve odama mı gittim, belli bir gün geçti de çiçek veya hediye almayı mı unuttum, bulaşıkları mı dizmedim ne oldu??

Çünkü yetişkin bir kadın bunların herhangi biri yüzünden hem kendi hayatını hem partneri için hayatı zindana çevirebilir.

Ve sorun şi ki tam da sizin anlattığınız gibi bir şey anlatmadan bozuluyorsunuz ve neye bozulduğunuzu anlamamız gerekiyor. Bazen 50 kere de olsa söylemeniz gerekiyorsa söyleyin lütfen.

Gelin yardım et deyin. Ben şuna bozuldum deyin. Konuşun biraz iletişim lazım susarak, içten içe kurularak, içerlere gidip ağlayarak bize bir şey anlatamıyorsunuz bunu anlayın artık.

Biraz dümdüzüzdür ama anlarız yani. Ve de ne olsa da bozulsam diye değil de, ne olsa da ben bunu bir güzelliğe çevirebilirim, huzursuzluğa değil de huzura yorarım diye düşünmek lazım.

Siz bizden ince düşünüyorsunuz. Evi, kendinizi, bizi. Biraz salmanız gerekiyor eve de bişey olmaz ota da bişey olmaz. Yani olsa da bişey olmaz yani 3 günlük dünyada ot çöp yüzünden geri gelmeyecek zamanlar bir hiç uğrana gitmemeli ya.

Gidin sırnaşın onun yerine. Veya çok acilse iki ses edin yardım gelmiyorsa onu mutlu mutlu isteyerek yapın. Yok yapmak istemiyorsanız da salın gitsin. Bizim evde mesela bazen 2-3 günlük bulaşık duruyor, kim denk geliyorsa o hallediyor.

Ben hep evdeyim, bazen hanım gelmeden her yeri süpürüyorum, toparlıyorum, çamaşırları bulaşıkları yıkıyorum, yemek hazırlıyorum. Ama bazen de evde olmama rağmen tezgahın üstü bulaşık kaynıyor. Hanım da yorgun geliyor zaten bazen yapıyor bazen yapamıyor. Ama hiç bir zaman sorun etmiyoruz. En azından bu konuda çözdük bir şeyleri. Bizde de başka konular var.

Neyse, bunlar erkek gözünden bir yorum olsun diye yazdıklarım. Objektif bakarsam da şu çıkarımı yapıyorum. Evet bazen anlamıyoruz, dümdüzüz falan diyorum ama işin şu boyutu da var,

Kadın mutsuzsa yerde gördüğü çoraba bile bozuluyor. Ama mutluysa senin coraplarını yerim essek diyor icinden. Kadın mutluysa evin ortasına da sıcsan der ki "yalnız şu ortalıga sıcma olaylarını bir kaç bin yıl önce bırakmıştık hatırlatırım" der kaldırır yıkar.

Tam beyninizin çalışma yapısını anlamasam da mutsuzken pireyi deve yapıyorsunuz gibime geliyor. O yüzden sizin mutlu olduğunuz şeylere odaklanmalı, sizi üzecek şeylere takılmamanız lazım. Sorun ottan çöpten ziyada başka şeyler olabilir, biraz daha derine inip onları çözmeniz lazım.

Çocuk konusuna gelince, bence de sakın kalkışmayın. Mutsuz bir kadın olarak mutluluğu çocuk üzerinden bulmaya çalışmayın. Bir çocuğun en son isteyeceği şey kendisi mutsuz, ilişkisi kötü bir anne tarafından dünyaya getirilmektir.

Ben de bu sorunlarınızın çözülebileceğine inanıyorum ancak, baktınız çözülmüyor. Evliliğin kutsal olduğuna da inanmıyorum. Mutsuzsan ayrılacaksın. Hayata 1 kere geliyorsak öncelik kendi mutluluğunuz olmalı. Eşinizin veya çocuğunuzunki değil.

Siz mutlu olasınız ki eşinize, ailenize, arkadaşlarınıza veya ileride olursa eğer çocuğunuza verecek mutluluğunuz kalsın.

Netflix de "Kuvvetli bir alkış" ı izlemediyseniz birlikte izleyin belki çocuk yapmaktan biraz vazgeçersiniz :D

Teyzem geçen 60 yaşında boşandı. Çocuklar için katlandım yıllarca dedi. Katlanmak zorunda değilsiniz. Yani başından çözebilirsiniz. Bunu siz veya eşiniz kötü olduğu için değil, birbirinize uymadığınız için yapmalısınız. Uymak zorunda da değilsiniz ama zıtlığın uyumunu bile yakalayamıyorsanız o ilişkiyi sürdürmenin hiç bir anlamı yok.

Sanki ayrılsam başkası daha mı iyi olacak düşüncesi yanlış. Sorun daha iyi veya kötü olması değil zaten. "Daha uyumlu" olması. ki bu da vardır.

Ama bazen eşin 6 tane özelliği çok iyidir, 4 tanesiyle baş etmeye alışırsın, devam edersin. Bu da kafidir. Bazen de 9 özelliği çok iyidir, kim gelse eşinizi havada kapar, o kadar iyidir. Oma o kötü 1 tane özelliği size o kadar batar ki koşarak uzaklaşırsınız. Benim daha önce böyle bıraktığım uzun ilişkilerim oldu. Gram pişman değilim. Herkes dengini bulmalı. Zihnen, bedenen, ruhen, mantıken.. artık nereden bakıyorsanız.

İlla %100 anlaşılacak diye bir şey yok ama birbirinizi idare etmeyi, sorunları idare etmeyi öğrenmeniz lazım. Bakın katlanın demiyorum. Baş etmeyi öğrenmek lazım. Baktınız sizi çok zorluyor, olmuyor, ümitsiz vaka. O zaman bitirmek yanlış bir seçenek değil bana göre.
0
ananiyimioguz
(13.03.24)
Hepsini okudum o iş olmaz çocuk sahibi olmayın erteleyin önce aranızı düzeltin derim.
Eşiniz yanlış yapmış
40e 15 yıllık evliyiz
0
basond
(13.03.24)
Evli bir kadın olarak yorum yapmak istiyorum burayı okuyup gaza gelme. Bu saydığın sebepler boşanma sebebi değil.
Sadece sen yönetmeye yatkınsın, eşin de tembelliğe. Tıpkı benim evliliğim gibi :)
Başlarda bizim de böyle problemlerimiz oluyordu çünkü ben tembelim ev işi sevmiyorum yapmak da istemiyorum. Eşim de sizin gibi her şey tam düzenli ve muntazam olmalı diye düşüyordu.
Tezgahta patates soyarken neden altına bir şey sermemişim, neden salatalıkların kabuğunu orda kurutmuşum filan. Dedim bunun sana ne zararı var? Patatesi soyunca en son tezgahı siliyorum o yüzden altına bir şey koymak istemiyorum. Bu sadece bir örnek. Böyle onlarca olay vardı. Bir süre düşündü ve bana hak verdi. Haklısın aslında onun kimseye zararı yok ama ben alışmadığım için yanlış bir şey yapıyorsun gibi geliyor dedi. Dedim yanlış filan değil bu benim tarzım. Benim hayatım. Kimseye zararım yok.
Demem o ki bulaşığın 9 da değil de 11 de yıkanması kimseye zarar etmez. Hatta erkesi güne kalsın. Ne olabilir ki huzurdan önemli mi.
Kocam bu huylarını bıraktı valla 2 senedir cennette yaşıyorum. Kendisi için de öyle büyük bir stres kaynaği kalkmış oldu. Skeym tezgahı da bulaşığı da yani. Takıntı bunlar hep.
0
yenibirgüzelnick
(13.03.24)
yazacak çok şey var ama öncelik olarak çocuktan net olarak vazgeçin.
ondan sonra sağlıklı bir şekilde düşünüp karar verin.
çocuk sonrası boşanmak çok zor hele kadın için.
0
nuisance2
(13.03.24)
sorun sadece ev işleri meselesi ise bu konuda sorumluluğu daha fazla almanız gerektiğini düşünüyorum.
evet bencilce, fakat ev arkadaşı gibi iş bölümü yapmak erkeğin doğasına uymuyor.
modern yaşam erkekleri kadınlaştırıyor sonra da kadınların erkeğin bu şekilde olmasından rahatsız oluyor.

diğer konularda bir sorun olmadığından eminseniz kocanızı ev işlerine hiç bulaştırmayıp bir süre gözlemleyin(gerekirse yardımcı v.s.), bence işler değişecektir.

planlı çocuk yapma konusuna gelirsek, yumurtlama dönemi v.s. takip etmek bunları tamamen çöpe atın. aklınıze bile getirmeyin.
biz bu şekilde 1 yıla yakın uğraştık sonra ara verip normal sürece girdiğimizde çocuk olmuştu.
bu işlerde psikoloji > fizyoloji.
ayrıca kendinize eziyet etmenize gerek yok.
0
nuisance2
(13.03.24)
@ananiyimioguz teşekkürler kendi açından anlattığın için. Meşhur bir kitap var ya Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten, bana onu hatırlattı söylediklerin. İçeriği günümüze göre artık biraz seksist kalıyor ama bakış açımı bayağı değiştirmişti okuduğumda. Erkeklerin bizim gibi olmadığını ve olamayacağını kabul edersek ve bu ön kabule göre davranırsak mutlu olabileceğimizi anlamıştım. Orada da yazıyordu mesela, "Erkeklerin kadınların aklından geçenleri tahmin etme gibi bir sorumluluğu yok": Yalan yok buna çok içerliyorum ama dikkat etmeye çalışıyorum. Mesela ilk çocuk düşünmeye başladığımızda ayın o belli günlerine neden hiç dikkat etmiyor diye sinir olmuştum. Sonra gittim söyledim, her ay şu şu günler önemli, o günlerde lütfen biraz daha birbirimizle ilgilenelim ortam yaratalım, vazife gibi olunca kendimi kötü hissediyorum diye. Şimdi bunu bir iki kere söylemiş olmam ve tamam demiş olması yetmiyor mu? Her ay da söylenmez diye düşünüyorum, her ay gerekliyse pes.
Bir de ben bu kitabı okumuş ve biraz da olsa kendimi düzeltmeye çalışmıştım, ondan da okumasını rica ettim ama okumadı. Aklıma geldi şimdi :|
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
Sizin biraz bosvermeniz biraz da kabullenmeniz lazim. Is sizin istediginiz gibi yapildi mi kismina değil is en sonunda yapildi mi kismina odaklanip sukretmek lazim, erkeklerin en beceriklisi bile bu kadar oluyor max, bunun otesi instagramda evin her tarafini fosur fosur yikayan adam.

Ovulasyon gunlerine bağlı seks yapmak sıkıcı ama garanti bir yontem. Ovulasyon takip ederken hamile kalamiyosam takip etmesem hic kalamam diye dusunmustum (kaldim). Ilk gun neyse de sonra ovulasyon donemi diye görev gibi 3 gun arka arkaya yapmak canimi sikiyordu mesela. Artik 3. gun naparsan yap gorev oluyor o.

Benzer yollardan gecmis biri olarak (35 k, 5 yil evlilik) duzelmeyecek şeyler değil ama iki tarafın da kendinden odun vermesi lazim biraz. Bence takmamayi ogrenmenin yollarini gelistirerek mutlu bir evlilige kavusabilirsiniz.
0
instant crush
(13.03.24)
@nuisance2 buna katılmıyorum ya, ev işleri erkeği kadınlaştırıyor diye hem dışarda çalışıp hem evin çoğu yükünü alırsak bizim suçumuz ne? O zaman erkekleşiyorum diyip dışarıdaki işimi bırakayım ben de. Çünkü bu kadar yükle ben de kadın olmaktan çıkarım.

çocuk konusunda da, evet yumurtlama takibi nefrettt bir şey. Ama işte dediğim gibi sık sık yapan bir çift olsak zaten denk gelir diye düşünerek özellikle o günleri kovalamam. Ama sık yapmayınca bari o günlerde olsun diye dikkat etmeye başlıyorsun ister istemez:|
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
temizlik-yemek işinin kadının vazifesi olması bi şekilde insan örfüne yerleşmiş.

siz rolleri değişmişsiniz, kentli modern çift filan. kocanız yeni rolü pek de kabullenemediği ama söylemeye çekindiği için işi ağırdan alıyor bence.

"O zaman erkekleşiyorum diyip dışarıdaki işimi bırakayım ben de." evet. yapabiliyorsanız yapın. geçim de erkeğin yüküydü. roller değişti. insanlığın son birkaç yüzyılının macerası bu.

çocuk yapamama meselesi evlilikleri sarsıyor. bu normal.

çocuk yapamadığı için erkekliği incinmiş olabilir onun da. diğer ihtimaller de var, evlilik değil bekarlık istiyor olabilir ama bunlar spekülasyon olur.

boşanma lafzı hoş değil ama konuşulabilir

burada afedersiniz d*yy*sluk ettiği şey, gidip başkasından yaparsın demesi. çüş. karı koca birbirine böyle derse, hukuklarını büyük yaralar. o yara özürle bile tamamen kapanmayabilir.

bu sonuncu konuyu bi irdeleyin. meselenin ayıbını tane tane anlatın. pişmanlıkla af dilerse, gafletse söylediğini derse, bi şans verebilirsiniz. size kalmış.
0
lambırcek
(14.03.24)
bi twit vardı, evlilikte kadının en büyük sorunu yemeği kim yapacak değil bugün yemekte ne yapsak ne yesek sorunu. ben de bunu yaşıyorum. yemek işi bende ama cidden bugün napacağım olayı beni yoruyor mesela.

diğer konuda da kimi zaman benim kimi zaman eşimin motivasyonu veya enerjisi olmuyor. darılmamamızın sebebinin birbirimize açık olmak olduğunu düşünüyorum. her şeyimizi açık açık o an söyleyip bitiriyoruz. sonu kavga da olsa seks de olsa bunu yapıyorum ben
0
Hallegadola
(14.03.24)
12 yil evli erkek olarak yazayim.
Sizin durumunuzdaki ciftler bosansa evliliklerin yarisi falan biterdi.
Bence esinizin tabiatinda mutfakda zaman harcamak yok.Is bolumlerini tekrar kontrol edin.Gerekirse alisveris, temizlik vb. esinizin yapabilecegi isleri yapsin.
Esiniz muhtemelen sizin gecimsiz, yuzu gulmeyen, surekli dirdir eden sorun cikartan biri oldugunuzu dusunuyor.Ettigi gereksiz kufurden de bir seyleri yerli yerine oturtmaktan, huzurluzluktan biktigini gosteriyor.bence overthinking yapmayi birakip guler yuzlu biri olmaya calisin. Erkekler icin evin bal dok yala olmasi yada evde guzel yemek yapilmasi degil guler yuzlu ve anlayisli bir es daha onemlidir.Esinizin cocuk ruhlu oldugunu yazmissiniz.Bilmem farkinda misiniz ama cocuk ruhlu birine karsi despot anne rolunu oynuyorsunuz.Bu sekilde gecimsizlik olursa yatakta da sorun olmasi cok normal.Ben sizi daha haksiz buldum.Biliyorum bu yazdiklarim hosunuza gitmeyecek bana kizacaksiniz ama dusunmeye deger bence.Yangina korukle gitmeyin.
0
turkuaz
(14.03.24)
yani mutsuz bir evlilik evet ama toksik bir evlilik değil. sadece rutine ve tekdüzeliğe hapis olmuş gibisiniz. tutku, arzu ne bileyim heyecan kalmamış pek. çocuk yapsanız da eşinizden ekstra destek, anlayış göremeyebilirsiniz. bu sizi daha çok üzebilir. çok çocuk heveslisi olsa eşiniz kendisi zaten bu süreçte takip eder, elinden geleni yapardı.
bu arada şeyi anlıyorum özellikle uzun süreli denemelerde bir noktada neden olmuyor stresi ile beraber insan darlanıyor ve zul gelmeye başlıyor. ama bu başka bir bıkkınlık boyutu gibi. gençsiniz, bence hayatınızı mutlu olmadığınız bir ilişkide feda etmeyin, çocuğu da mutsuz ve anlamsız bir birlikteliğin içine doğurmayın.
anlıyorum anne olmak istiyorsunuz, ama sizin anne olma hakkınız, çocuğunuzun mutlu ve sağlıklı bir ailede büyüme hakkından daha öncelikli değil maalesef.
0
wild honey suckle
(14.03.24)
erkekler gene bildiğimiz gibi... "ne var canım daha fazla fedakarlık yapsan" noktasından bakmışlar.
eşinin sana ettiği laftan sonra diğer şeylerin konuşulmasını çok saçma buluyorum. o sebeple kısa kestim.
0
suyin
(14.03.24)
Benim düsüncem senden beklenen; tipik ev kadınlığı ama adama rahat da vermemişsin o da küfür etmiş. Mutlu değilsen yaşın gençken ayrıl.
0
Coma
(14.03.24)
tüm evlilik ile ilgili sorunların temel sebebi, farkında olmadan yükselen stres seviyemiz. Hızlı yaşam, strese, stres huzursuzluk ve tahammülsüzlüğe , ve bunlarda insan ilişkilerine olumsuz olarak yansıyor, diğer her şey bahane ve teferruattan başka bir şey değildir.

Bunun imkan elverdiğinde doğa içinde küçük bir köy ve ilçede yaşamak için plan yapın , hayatınız yavaşladıkta , toprak ve doğra ile temas ettikçe her şeyin yavaş yavaş düzeldiğini göreceksiniz.

Belki inanmayacaksınız ama deneyin, yoğun şehir hayatı insanın doğasına en baştan uygun değildir .Ne varki bu şekilde yaşamayı farkında olmadan zorlanıyoruz.
0
Rao
(14.03.24)
@Rao, başta kulağa mantıklı gibi gelse de benden 2 önceki kuşak köyde yaşamışlar ve köy ortamında da gayet kavga, atışma, küslükler, cinayetler, adam kaçırma, tecavüz, adam vurma.. biraz daha doğuya gidersek töreler falan...

Ya komşu komşuya bahçesine ağaç sarktı ve bişey yapmadı diye 3 yıl küs kalır mı?

Kalır, onların dünyası da o çünkü.

Babaannem alzheimer olmasaydı da anlatsaydı size neler çektiğini. Kırsalda yaşayan bir kaç nesil öncemizde katlanma diye bir şey vardı. Artık kadınlar 1900lerden sonra iş hayatlarına girdiğinden beri bu pek kalmadı. Kimse birinin kahrını çekmek istemiyor veya sesini çıkarıyor artık.

Yani ben kendi dünyamızı büyültmenin veya küçültmenin sorunu değiştireceğini düşünmüyorum. İnsanın olduğu her yerde huzursuzluk, kavga, atışma olurmuş gibime geliyor. Doğamızda var yani. İstediğiniz kadar küçültük, heidi gibi yaşayın, artık o dünya sizin için yine normal olacak.

Ama şehrin, işlerin, kalabalığın vb. bir dünya etkenin bizi aşağı çektiği konusunda haksız değilsiniz.

@ustapasta, tekrar gelmişken şeyi demeyi unuttum, evet yukarıda da yazmışlar, kadınlar mesela eleştirirler annen miyim ben senin diye ama anne gibi davranmaktan da alıkoymazlar kendilerini. Burada bir çelişki yok mu.

İlişkinin başlarında eşim biraz evhamlı ve biraz kontrolcüydü. Yemek yedim mi, camı kapattım mı, üstüme bişey aldım mı, üşüttüm mü, kurulandım mı vs vs saymakla bitmez. ya kontrol eder ya da arar sorardı sürekli.

Anlam veremeyeceğim şekilde strese girer, meraklanırdı. Huzursuz olurdu. Bazen bir şeyi yapmadıysam sinirlenirdi, küçük çocuğa yapar gibi söylenirdi.

Ben de aşırı sülalem rahat bir insanım. Onu gördükçe iyice heyheyleri geliyordu.

Sonra ne olduysa bir ara aydınlanma geldi. Ya ben niye strese giriyorum koca adam gece yemek yiyemedi mi, dolapta bişey yoktu aç mı kaldı falan diye, huzursuz oluyorum. Gider en kötü makarna yapar, hiç bişey olmazsa yemek söyler açlıktan ölecek hali yok ya.

Diye bir ara gelince söylenmişti. Ondan sonra da böyle kontrolcülük yaptığını görmedim.

Ben onun beni yine düşündüğünü başka şeylerde anlayıp hissedebiliyorum ama bu tarz konularda "annelik taslama" huylarından erkenden uzaklaşmasına ben çok sevindim.

Yani bazen kızdığınız şeyi siz kendiniz yapıyorsunuz, çok takılmamak lazım. Hem siz rahatlarsınız hem eşiniz.
0
ananiyimioguz
(14.03.24)
@ananiyimioguz

Her türlü senaryoda negatif örnekle her zaman vardır, buna şans vb artık ne derseniz.
Ancak şöyle bir durum var ki ,yaşanılan yere bölge insanına , vb. göre çok değişkenlik gösteren bir durum.
Kal di ki, bundan insanlar ve nesiller değişiyor, bundan 50 sene önceki ve bugün ki toplum yapısı aynı değil.

Tüm olumsuzluklara rağmen ,doğanın, sessizliğin, temiz havanın , türlü kirlilikten uzaktan durmanın ve yavaş hayatın insana katacağı pozitif etki gerçeğini değiştirmez.
0
Rao
(15.03.24)
@ananiyimioguz aslında hiç anaç biri değilimdir. Mesela dışarda bir planım varsa onun evde ne yediğini ne yiyeceğini sormuyorum, kadınlar olarak erkeklerin beslenmesinden sorumlu olmamalıyız diye düşünüyorum. Hani tepki anlamında sormamak değil, bunu sormak ya da düşünmek aklıma gelmiyor. Birçok kişi böyle değil. Mesela annemlere gittiğimizde eşim tişörtle balkona çıktıysa annem hemen bana döner, "kızım çocuk üşüyecek montunu ver istersen". "Çocuk" üşürse içeri gelip montunu alabilir sanki, bu kadar verici olmamalıyız. Bence bu durum erkeklerin de hoşuna gitmiyor zaten. Tatile giderken eşinin valizini hazırlayan kadınlar olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım, bunun baya baya yaygın olduğunu fark edince de şok yaşamıştım:D


Eşimin şahsi konularında müdahaleci değilim rahatım, kendi tercihleri sonuçta. Ama ev düzeni beni de etkilediği için her şeye de bana ne diyemiyorum işte. Biraz aşmaya çalışıyorum, bahsettiğim kitaptan sonra oldu bu hatta. Mesela eşimin annesi yemek konusunda çok kendini yoran biri değil, o da öyle alışmış. Önüne bir çeşit koysan ya da kahvaltı gibi geçiştirsen okeydir. Bizde ise yemek çok çok önemliydi, ben de öyle alışmışım öyle devam ettirmem gerekiyor gibi davranıyordum hep. İşten gelip üç çeşit yemek yapmak, ya da uğraştırıcı güzel yemekler yapmak için iki saat uğraşıyordum, haliyle çok yorulup hırçın oluyordum eşime kızıyordum. Ben iki saat ayakta yemek yapayım, o gelsin 10 dkda bulaşıkları toplayıp geçsin oh ne ala diye. Sonra kitapta okudum, sizden talep edilmeyen fedakarlıklar yapıyor ama karşılığını göremeyip üzülüyorsanız, belki de o fedakarlığı yapmamalısınız diye. O anda bir aydınlanma geldi, adamın benden üç çeşit yemek beklediği yok, ben kendime bu işi çıkarıyorum, hem yoruluyorum hem haksızlığa uğradığımı düşünüp kızıyorum. Üstelik annem çalışmıyordu, ben işten gelip neden bunu yapıyorum diye düşündüm ve bıraktım. Basit şeyler yapıyorum, yalnızca yemek konusunda değil diğer konularda da rahatladım.

Ama işte dışardan baktığında mesela iş paylaşımımız var. Etrafımda birçok kadın da "söylediğinde yapıyorsa ona da şükür" modunda. Fakat ben 36 yaşında bir insana devamlı ne yapılması gerektiğini söylemeyi kabullenemiyorum. Erkekler böyledir diyip geçmeyi de öyle, acaba böyle midir yoksa böyle mi alıştırıldılar? Dm'den bu "zihinsel yük" ile ilgili güzel bi çizim gelmiş onu da paylaşayım: ekmekvegul.net
Mesela ben de kahvaltı sonrası çayımı içerken yalnızca çayımı içiyor olmayı isterdim. Çay içerken akşam yemeğinin malzemelerinden neler eksik, dışarı çıkıp ne almak lazım diye düşünmek yerine. O zaman sen de düşünme diyip geçilemiyor, saat akşam 7 olunca o malzemeler bir anda belirmeyecek çünkü. Eşim olsa akşam yemeği saatine kadar bir şey düşünmez, saat 7 olunca duruma ayıkır. Bu kafa rahatlığı acaba nasıl bir şey, biz de bayılmıyoruz bir şey yaparken başka şey düşünmeye. Düşünen olmayınca ev işleri aksadığından mecbur kalıyoruz. Yahu mesela yemeği ocağa ısıtmaya koymuşum bir iş çıkmış beş dk içeri geçmişim, eşim mutfakta sigara içiyor telefonda bir şeyler izliyor. Mutfağa giriyorum ki cazır cuzur ses geliyor yanacak yemek nerdeyse. Mutfakta ama onu fark etmiyor mesela, çünkü kendisine söylenmemiş. Hani bu kadar obvious bir şeyin söylenmesi de biraz insanın zekasına hakaret sayılmaz mı? Bu kadarının da yapısal olduğu bence biz kadınlara yutturulmuş bir yalan.

Eşimle konuştuk bu arada. Ettiği kötü söz ile ilgili, sigarayı bıraktığı için bazen anlamsız bir öfke yaşadığını söyledi, bunun mazeret sayılmadığını biliyorum dedi ve özür diledi. Doktor sperm analizini görünce sigarayı bırakmasını istemişti, çocuk sahibi olmayı çok istediği için hemen bıraktı (oversharing reis online).

Temizlik konusunda da, temizlik günleri yaşadığımız gereksiz gerginlikler için şunu dedi, "ben sana sinir olmuyorum, temizlik yapma eylemine sinirli oluyorum. Yani temizlik yaptığım için gergin oluyorum." Ama bunu yapmak zorunda olduğumuzu, benim de bayılarak yapmadığımı, bu gerginliği bana yansıtmasının saçma olduğunu anlattım dikkat edicem dedi bakalım ne olacak. Çocuk gelince sorumluluğumuzun daha fazla olacağını, şimdi böyleysek ileride daha çok sorun yaşayacağımızı, o yüzden çocuk düşüncesini ertelemek istediğimi söylediğimde üzüldü. Artık daha düzenli olalım ben de dikkat edicem dedi. Temizlik için birini ayarlamayı düşünüyorum, en azından yüzeysel şeyler kalsın bize. Durumlar şimdilik böyle.
0
🌸ustapasta
(15.03.24)
". Tatile giderken eşinin valizini hazırlayan kadınlar olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım,"

amacım laf söylemek değil ama böyle düşünüyorsanız aile olmanız zor.
çok bencilce bir düşünce bence.
siz ev arkadaşı olarak görüyorsunuz bence.
0
nuisance2
(15.03.24)
@nuisance2 herkesin “kendi” valizini hazırlaması nasıl bencilce oluyor anlamadım. Tam tersi senaryo olsaydı ne diyecektiniz? Eşim benim valizimi hazırlasın o zaman öyle aile olalım, o olmuyor ama dimi? Çocuklar bile 3-4 yaşından sonra ne giyeceğini kendi seçmek istiyorken bu durum bana komik gelmişti ama görüyorum ki burada bile varmış:D
0
🌸ustapasta
(15.03.24)
"Mesela annemlere gittiğimizde eşim tişörtle balkona çıktıysa annem hemen bana döner, "kızım çocuk üşüyecek montunu ver istersen". "Çocuk" üşürse içeri gelip montunu alabilir sanki, bu kadar verici olmamalıyız"

komiklikten ziyade mevzu şu aslında, adam(kadın) üşümüyor olabilir. ama eşi tarafından en azından kendisini düşündüğüne yönelik jesttir, iyi hissettirir. adam(kadın) evde açlıktan ölmez belki, ama dışardaki eşin onu da düşünerek belki yemek hazırlayıp
bırakması da aynı şekilde jesttir. adam(kadın) valiz hazırlamayacak kadar yorgun olabilir. eşin valizi hazırlaması jesttir. adam(kadın) ilaçlarını takip etmeyi unutabilir. eşin bunu bilip onun yerine hatırlaması hoştur. bu tip ufak gibi görünen davranışlarla zaten bir aile ortamı oluyor. nuisance +1 ev arkadaşlığı konusunda.
0
sarahkerrigan
(16.03.24)
Parantez içinde hep kadın da yazmışsınız ama, pratikte bu tür “jest”leri yapanların genelde erkek olmadığını hepimiz biliyoruz.

Daha bugün twitterda bir video gördüm, erkek işten eve kadından önce geliyor ve yemeği hazırlamış oluyor, kadın bunu videoya almış ve gayet mutlular. Yorumları görmeliydiniz, aşağılama ritüeli demişler, kadın erkeği s.kiyor demişler, bir adam bunu nasıl kabul eder demişler:D mesele beraber yenecek yemeği erkeğin hazırlamış olması.

Tam tersini düşünelim, kadın işten eve erkekten önce geliyorsa yemeği hazırlamaması söz konusu bile olabilir miydi? Sanmıyorum. Gerçek hayatta neyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. “Jest” yapan da, aman nolcak canım seviyorsa yapmalı, bunların hesabını yapıyorsa sevmiyordur denilen de kadın oluyor.

Konu benim konumdan çıktı şu an, şaşkınlıktan eşime şükrederek feminist manifesto yazıcam az kaldı:D
0
🌸ustapasta
(16.03.24)
okumaya bile dayanamıyorum bazı yorumları. sen bildiğin gibi devam et pasta bence...
0
suyin
(16.03.24)
(15)

Devletten bir şey alıyor musunuz?

michael_knight
Devletten bedavaya, elinizle tutabileceğiniz (yemek, süt, makarna, kahve, takvim, kalem vs) gibi bir şey aldınız mı son bir yılda?Etrafınızda alan var mı?Herkes bir şeyler alıyor da sadece ben ve çevremdekiler almıyoruz gibi hissetmeye başladım.
Devletten bedavaya, elinizle tutabileceğiniz (yemek, süt, makarna, kahve, takvim, kalem vs) gibi bir şey aldınız mı son bir yılda?
Etrafınızda alan var mı?
Herkes bir şeyler alıyor da sadece ben ve çevremdekiler almıyoruz gibi hissetmeye başladım.
0
michael_knight
(13.03.24)
hayır almıyoruz.
0
sizofren06
(13.03.24)
yoo ne alcaz veriyoz aksine
0
rentts
(13.03.24)
almiyorum tabii ki. ac ve acikta degilse de alanlara asalak gozuyle bakiyorum. tamam kriz, enflasyon falan var ama insanimizda da hayvani bir acgozluluk var. adam baklava dagitiyor. millet birbirini yiyecek nerdeyse. olecek misin baklava yemezsen?
0
dokunmakalbime
(13.03.24)
rentts +1 dokunmakalbime +1

almıyorum, etrafımızda da yok.
insanların ihtiyacı olduğu şey elinin altında dağ kadar da olsa beleş olunca bir açgözlülük geliyor. onlara bakıp da kendinizi enayi gibi hissetmek yanlış olur.
0
MtKrt
(13.03.24)
korona zamanı bin tl yardım yapmıştı 2 kez. yine koron dönemi hem okuyorum hem işim yoktu belediye 1 koli gıda göndermişti.
0
neira
(13.03.24)
almıyorum, tanıdığım kimse de almıyor. maddi olanaklarımızın yetersiz olduğu eski zamanlarda bile ailemin, akrabalarımın iftar çadırlarına vs gittiğini bile hiç görmedim, maalesef ülkemizde öyle olmasa bile, gerçekten ihtiyacı olanların (öğrencilerin, işsizlerin vs.) hakkına girmemek gerek diye düşünüyoruz. özellikle babam aç gözlü, ihtiyacı olmadığı halde her türlü bedava şey peşinde koşan, aşırı pinti insanlardan nefret eder, aynı düşüncedeyim.
0
hypathia
(13.03.24)
mayış dahil değilse sanırım almadım hiç. Çocukken memurlara giyim desteği oluyodu sümerbanktan kupon mu veriyolardı öyle bi şeydi. O kuponlarla mont falan alındığını hatırlıyorum. Onun dışında bi kere ilçe belediyemizden laptop aldım üniversite sınavı kazanan öğrencilere veriliyordu. Başka düşünüyorum memur anne babanın memur çocuğu olarak devletten maddi bi şey aldım mı diye de aklıma gelmiyor.

Takvim kalem gibi eşantiyon şeyler konusunda çok şanssızım ya, ne bi belediye başkan adayından denk geliyor ne de doktor olmama rağmen ilaç yazmayan bölüm olduğumuz için ilaç firmalarından. Şöyle kahve fincanı, çakmak vs çözsek iyi olurdu :d (şaka yapıyorum tabii ki)
0
nundu
(13.03.24)
Almadım çevremde de alan yok sosyal yardımlar ihtiyacı olanlara yapılır
0
doharkoman
(13.03.24)
ne ben aldım ne çevremden duydum böyle bi şey. devlet yok gibi bi şey valla hayatımızda sağ olsun, ancak maaşlarımızı sömürmekle meşgul kendisi.
0
nic cage
(13.03.24)
gece lambası; belediyede birinin yeğeni gece lambası işine girmiş sanırım, promosyon olarak belediye amblemini basmışlar; bayramda, kandilde, seçim öncesi, cuma namazı çıkışı vs habire dağıtıyorlar bunlardan. Babamda denk geldikçe alıp getiriyor, evde 6-7 tane belediye amblemli gece lambası var.
0
zikardo
(13.03.24)
geçen senelerde deprem bölgesindeyiz diye erzak vermişlerdi.

onu da yardım kuruluşu vermiş olabilir tam hatırlamıyorum.

onun dışında bir şey almadık sanırım yandaşlara para yağıyor.
0
ananiyimioguz
(13.03.24)
marketlere gittiğimde ev hanımlarının sürekli istanbulkart ile alışveriş yaptığını görüyorum. ekmekleri de fırından, "askıda ekmek" ile büfelerden bedavaya alıyorlar . bedavaya yaşamanın yolunu bulmuşlar gibi. nasıl yaptıklarını merak ediyorum.
0
summerof69
(13.03.24)
Benim devletten aldığım bedava aldığım tek şey corona zamanı dağıtılan maskelerdi; onu da keşke satsalardi da parayla alsaydık dedirttiler, malum.

Bunun dışında değil yardım almak; devlet hastanesi, devlet okulu vs gibi yerlerin de kapısından girmisligim yok (Evlilik sağlık raporu için bir kere aile hekimine gittimz iki kere de Corona testi yaptırmıştım sadece). Devlet resmen benim için yokmuş, soruyu düşününce üzüldüm.

Aynı şey ailem ve çevrem için de geçerli.
0
fraise
(14.03.24)
Bu zamana kadar hiçbir şey almadım. Maske dağıtıldığında dahi maske bile teslim edilmedi.
0
drako
(14.03.24)
Eşimin anne kartı var, belediye araçlarına ücretsiz biniyor, onun dışında aldığı bir şey olmadı.

Benim de vergi dekontu haricinde devletten bir şey almışlığım yok.
0
burfak
(14.03.24)
(8)

Sizce demin oluyor muydum

Kittie
Evde yalnizim. Ramazan pidesine tost yaptim demin. Bugun pek bir sey de yememistim. En son 2de salata yemistim sadece.Ciddi actim yani ufak bi sey yaptim zaten.Iki gogsumun arasina diye tarif edeyim bi agri girdi yerken. Zor yutkunuyordum ve nefes alirken o dedigim yer agriyordu. Bir an hastaneye bi
Evde yalnizim. Ramazan pidesine tost yaptim demin. Bugun pek bir sey de yememistim. En son 2de salata yemistim sadece.
Ciddi actim yani ufak bi sey yaptim zaten.

Iki gogsumun arasina diye tarif edeyim bi agri girdi yerken. Zor yutkunuyordum ve nefes alirken o dedigim yer agriyordu. Bir an hastaneye bile gitmeyi dusundum. Simdi biraz rahatladim daha yeni yeni. Biraz sirt ustu yattim gecti neyse ki ama bi 10 dakka oyle bir agri cektim. Sanki nefesim de daraldi. Pide sertti biraz bi yerimi mi yirtti dedim rahmetli oya aydogan gibi. Biraz panik oldum. Noldu acaba o an. Tamam actim ama yavas yavas yiyordum.
Hala acim ama devam edemicem tosta. Ananas var evde yumusak onu bile yiyesim yok.
0
Kittie
(12.03.24)
boğazına durmuş? :) geçmiş olsun. su bulundur yanında. tosta devam. ben de tost ya da kuru sandviç yediğimde hıçkırırım, boğazıma durur hemen ilk ısırıkta. boğazına durursa suyla yardım yollarsın. tostu öksüz bırakma.
0
gabe h coud
(12.03.24)
Psikolojiktir.
0
Bruce
(12.03.24)
Bazen yutkunurken öyle olur, durduk yere boğazına durur insanın. Korkma, geçer o. Ama iyice çiğne olur mu, bir de başka bir şey düşünme yerken, yediğin lokmayı analize odaklan. Düşünceliymişsindir, ne yediğini anlamamış bişe olabilirsin.

Bu ara stres fazla sanki, biraz da kaygı mı var?
0
muhayyer divan
(12.03.24)
Yapay zekaya danıştım verdiği cevap:

ChatGPT:

Verilen tanıma göre, hastanız bir özofagus spazmı geçirmiş olabilir. Özofagus spazmları, yiyecekleri ağızdan mideye taşıyan tüp olan yemek borusundaki kasların ani, anormal kasılmalarıdır. Bu spazmlar göğüs ağrısına, yutma güçlüğüne ve göğüste sıkışma veya daralma hissine neden olabilir.

Özofagus spazmları, çok hızlı yemek yeme, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler tüketme, baharatlı veya asitli yiyecekler tüketme ve hatta stres veya anksiyete gibi çeşitli faktörler tarafından tetiklenebilir.

İki göğüs arasındaki ağrı, yutkunma güçlüğü ve daralma hissinin tanımı göz önüne alındığında, özofagus spazmı semptomlarıyla uyumludur. Bununla birlikte, diğer olası nedenleri de ekarte etmek önemlidir. Hastanızın doğru teşhis ve uygun tedavi planı için bir sağlık uzmanına danışması en iyisi olacaktır.

Gemini:

Hastanızın yaşadığı deneyim için birkaç olasılık vardır:

Özofagus Spazmı: Bu, ağzı mideye bağlayan kas tüpünün (özofagus) ani, istemsiz bir şekilde kasılmasıdır. Hastanızın tarif ettiğine benzer şekilde keskin göğüs ağrısına, yutma güçlüğüne ve göğüste sıkışma hissine neden olabilir. Bu semptomlar tipik olarak aniden ortaya çıkar ve tıpkı hastanızın yaşadığı gibi dakikalar içinde azalır.

Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GÖRH): Bu durum, mide asidinin yemek borusuna geri kaçarak tahrişe ve iltihaba neden olmasıyla ortaya çıkar. Göğüsler arasında ağrı en yaygın belirti olmasa da bazı durumlarda ortaya çıkabilir. GÖRH ayrıca yutkunma güçlüğüne ve özellikle yemek yedikten sonra göğüste sıkışma hissine neden olabilir. Pidenin sert olması, düzgün çiğnemeden büyük bir parça yutması halinde tahrişe katkıda bulunmuş olabilir.
0
dejame
(12.03.24)
Bu aralar stresli, baskı altında mısın?
0
sevilen progressive türkücü
(12.03.24)
alerjik bir durumdan ötürü olmuş olabilir.
midedeki bir rahatsızlıktan ötürü olmuş olabilir.
ciğerlerinizde enfeksiyon vardır, o da göğüste batma yapar öyle tam ortadan vurmuştu bana geçenlerde.
0
ananiyimioguz
(13.03.24)
yok ya düşünme bence öyle şeyler ama bir doktora görün istersen.

ayrıca daha bir sürü soru var paylaşılacak, nereye hemen :)
0
baldan kaymak
(13.03.24)
çok sıcak yiyince de olur, korkulacak bişi değil.
ılık su için ara ara bir süre bir şey yememek daha iyi yemek borusunda hassasiyet olabiliyor. çok sıcak ve katı şeylerden uzak durmakta fayda var bir süre.
0
red g
(13.03.24)
(25)

Arkadaşsız duyurucular, haydi arkadaş olalım!

rebecca
Bu sıralar sosyalleşmek ve yeni insanlarla tanışmak istiyorum ama yeni ortamlar bulacak yaratacak enerjim ve vaktim yok. Benim de aklıma eski ekşi zirveleri geldi, vaktiyle cok güzel arkadaslıklar kurmustum hala devam eden. İstanbul'da olan duyuruculara bir zirve öneriyorum, kimler gelir? ^_^
Bu sıralar sosyalleşmek ve yeni insanlarla tanışmak istiyorum ama yeni ortamlar bulacak yaratacak enerjim ve vaktim yok. Benim de aklıma eski ekşi zirveleri geldi, vaktiyle cok güzel arkadaslıklar kurmustum hala devam eden.

İstanbul'da olan duyuruculara bir zirve öneriyorum, kimler gelir? ^_^
0
rebecca
(12.03.24)
Artık duyuruda çok kişi yok.
0
rock n roll
(12.03.24)
online zirve fikri iyiymiş, olabilir istanbuldan taşındık artık :(

yine anonim katılabileceğimiz bir platform biliyorsanız toplaşılabilir.

ama zirvelerde tanıştıktan sonra belli guruplaşmalar oluyordu 10 20 kişi ortaya konuşmuyordu. diğer türlü kaos olur zaten.

bunu onlineda nasıl yaparız onu bilemedim.
0
ananiyimioguz
(12.03.24)
Hiçbir şey tat vermiyor ben gelirim o yüzden :d
0
ruhen hastayim ben
(12.03.24)
cok arkim var, bir tek gabe gelirse gelirim xd
0
ala09
(12.03.24)
valla istanbulda kokteyl içmeye gelirim zaten sıkılıyorum
0
sanguine
(12.03.24)
Ben gelirim :)
0
gabe h coud
(12.03.24)
online da değerlendirilebilir ama öncelikle hayattan tat alamayanlar olarak reelde bi bulusma düzenleyelim. simdilik 5 kişi görünüyor, bakalım kaç olacak^_^
0
🌸rebecca
(12.03.24)
Uzun zamandır sosyallikten o kadar uzağım ki. Eskiden sık sık zirvelere de giderdim. Eğer uygun bir vakitte olursa gelirim valla. Online olursa ona da varım ama dediğim gibi ilk tercihim gerçek bir zirve olur.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(12.03.24)
bende varım! yazınız! biraz motosiklet sürelim!
0
baldan kaymak
(12.03.24)
Bir fincan kahve içip slogan atmadan olaysız bir şekilde dağılacaksak geleyim diyecektim ama kadro itibarıyla kadınlara özel etkinliğe döndü gibi. Zaten arkadaşsız da değilim ama yeni arkadaşlar için dedim.

@ala09 'un yazdığından yola çıkarak talepte bulunmak istiyorum. Dissendium'un 4A hizmet dökümü ile birlikte gelmesini rica ediyorum. 4-5 günde bir farklı meslek veya fikri ile geliyor. Kariyer geçmişini merak ediyorum.
0
nawar
(12.03.24)
Ben de uygun olursam gelebilirim.
0
okuyamıyom ben ya
(12.03.24)
İstanbul'da yaşıyor olsaydım gelmek isterdim. Bana tik vermemişsin ilk cevabıma. Ama gerçekten artık çok kişi yok burada. Mesela bu duyuruya şu ana kadar 50 tane cevap gelirdi. Çok özledim eski duyuruyu.
0
rock n roll
(12.03.24)
gelmek isterdim ama sosyal anksiyetem ayyuka çıkmış durumda. telegram grubu falan açılırsa haber verin :(
0
suyin
(12.03.24)
Bir foto atarsınız artık.
0
Kahvedesu
(12.03.24)
ben de gelirim :)
0
zen1th
(12.03.24)
Ben de gelirim bi hi derim hiç değilse.

Belki eşim de gelir eski duyurucu o da.
0
chicha_v2
(12.03.24)
ankara'dan kimse yok mu huhu
bisiklet severler?
0
bahçedekisandal
(13.03.24)
Uyan bir zamanda olursa neden olmasın.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(13.03.24)
öyleyse organizasyon kısmına gecelim.
telegram'da grup acabilirim orada tarih ve yer konusuruz diye düsündüm, uygun mudur herkese? baska fikir varsa o da olur ilk zirvem olacak önerilere acıgım dfgh
0
🌸rebecca
(13.03.24)
Gelirim gelirim gelirim
0
Shepard
(13.03.24)
Grup açıldı arkadaslar. Kullanıcı adlarınızı gönderin gelsin^^
0
🌸rebecca
(13.03.24)
Mesaj olarak gönderdim
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(13.03.24)
ben de mesaj ilettim
0
axell reis
(13.03.24)
Mesaj atan ve duyuruya cevap yazan herkese grup linkini gönderdim arkdşlar, yeni gelemler olursa dm <3
0
🌸rebecca
(13.03.24)
Şehir kısıtı yoksa Ankaradan ben de varım.
0
xuma
(13.03.24)
(5)

Şu japon ile yapışır mı?

ananiyimioguz
https://ibb.co/fD2KBcgDeri yapistiricisi diye ayri satilan bir sey var ama evde sadece normal japon var.150 lira falan deri için olan. Ondan alip mi yapistirsam yoksa japonu basayım mı?150 lira bisey degil ama bir kac damla kullanicam yani bidaha nerede deri yapistirma işi denk gelsin bu yasima geld
ibb.co

Deri yapistiricisi diye ayri satilan bir sey var ama evde sadece normal japon var.

150 lira falan deri için olan. Ondan alip mi yapistirsam yoksa japonu basayım mı?

150 lira bisey degil ama bir kac damla kullanicam yani bidaha nerede deri yapistirma işi denk gelsin bu yasima geldim ilk defa kullanicam.

Ya da 50 lirayi şu esnafa ver o halleder mi dersiniz? Ayakkabici cantaci falan?

Hem işgence aleti gibi bisey var ya, ona koymak gerekir belki?
0
ananiyimioguz
(12.03.24)
Bence yaptırın. Japon tutar tutmasına ama elastikiyetini kaybeder.
0
orient blue
(12.03.24)
japon tutar ama dikkatli kullanman lazım. her yere bulaşıyor çıkmıyor da.

ayakkabıcılar da halleder bu arada. bally deneyebilirsin mesela.
0
jelly bear
(12.03.24)
yapışsa bile sağlam olmaz
çift komponentli bir şey olması lazım. ben hızlı yapıştırıcı derim ama mikro boyutlarda nasıl uygulayabilirsin bilemedim. ya da iran yapıştırıcısı denen bir şey var. bu ikisinden biri olur ama kordonu bebat etme riski de var.
0
etna
(12.03.24)
nereye götüreyim peki neresi yapar bunu en sağlıklı şekilde?
0
🌸ananiyimioguz
(12.03.24)
valla ayakkabıcı çantacı da bally ile yapıştırır isterseniz siz de bi bally alıp yapıştırın
0
milletin efendisi olmaya gelen adam
(12.03.24)
(4)

afganlara neden afganlı diyorlar?

avatar is back
ülke: afganistan, vatandaşı: afganama herkes afganlı diyor. yanlış değil mi bu kullanım?
ülke: afganistan, vatandaşı: afgan

ama herkes afganlı diyor. yanlış değil mi bu kullanım?
0
avatar is back
(11.03.24)
Halk dilinde güya afganistanlı demek yerine onu kısaltmış gibi olunuyor bence.

Veya yakınındakileri suri değil de suriyeli diyoruz ya belki onun da sonuna hem lı li ekleyelim hem de kısa olsun diye bir kolaya kaçma olabilir.
0
ananiyimioguz
(11.03.24)
Halk ağzı ve hatta dil böyle bir şey. Aynısı yunan-yunanlı kullanımında da var, veya hint-hintli de benzer şekilde kullanılıyor. Şu an kimse sırplı demiyor, herkes sırp diyor ama belki 20 sene sonra sırplı kullanımı yaygınlaşacak. Sırplı diye bir kelime TDK sözlüğüne girecek vs.
0
pispinti
(11.03.24)
yanlış. herkes öyle demiyor
0
paintov
(12.03.24)
şöyle,
afgan diye bi ırk yok
afganistan, peştun türkmen özbek tacik ırklardan müteşekkil bi yer.
o yüzden afganistanlı, afganlı isabetli bi kullanım gerçekten

adı geçmiş mesela, suriyeli diye bi ırk da yok. levant halkı var. adı sanı unutulmuş, kaynaşmış soylar kavimler var.

türkiyeli de yok. aa bak gördünüz mü düşünürken nereye geldim kastım yoktu.
türkiyeliyi en çok türkler kullanmayı sevmiyor. kürtler de türküz demek çok anlamsız olduğu için siyaset sahnesinde kerhen türkiyeliyiz diyor.

özetle devletin milleti olmaz. modern devletler dandik ve tutarsız yapılar.
0
lambırcek
(12.03.24)
(26)

Anne babanız ele ayağa düşse evinize alır bakar mısınız?

ananiyimioguz
Siz de 40 yasindasiniz ve evlisiniz.A) evime alir bakarimB) bakıcı tutarim kendi evinde bakılırC) ben bakamam kardeslerimden biri bakar ona para gonderirizD) bakim evine veriririmE) hic ilgilenmem baslarinin caresine baksinlar, devlet sahip ciksinEdit: Bakıcılar 1000-2000 dolar arası alıyor diye bil
Siz de 40 yasindasiniz ve evlisiniz.

A) evime alir bakarim
B) bakıcı tutarim kendi evinde bakılır
C) ben bakamam kardeslerimden biri bakar ona para gondeririz
D) bakim evine veriririm
E) hic ilgilenmem baslarinin caresine baksinlar, devlet sahip ciksin

Edit: Bakıcılar 1000-2000 dolar arası alıyor diye biliyorum bu arada onu da hesaplıyor musunuz düşünürken?
Bakım evine verseniz de yine 500-1000 dolar arası bir ücret isteyecekler.
Kaldı ki her şey dahil mi yani ilaç veya bez paraları dahil olmayabiliyor onları da eklemek lazım.
0
ananiyimioguz
(11.03.24)
b
0
gabe h coud
(11.03.24)
a ya da b duruma göre değişir.
kendi evimde bakmasam da kendi evinde çokça baktım.
0
jelly bear
(11.03.24)
Allah büyük konuşturmasın da

a-b
0
ya ben lan neyse
(11.03.24)
babam erken ölünce bunları konuşur olduk annemle. kendisi kimseye yük olmayan tonton nene olarak ara sıra bizim yanımızda olmak isteyeceğini ama KESİNLİKLE ona bakmamamızı söylüyor. evlat olarak gelin, görün, halimi hatrımı sorun, beni yalnız bırakmayın ama sizin başınıza kalacağım bi durum da olmasın diyor sigma reyiz.

o yüzden bana en mantıklı gelen B veya kendisi isterse C. bakıma muhtaçsa eğer ne yaptığını bilen, ona iyi davranacağını da bildiğim bi profesyonele işi yıkmayı tercih ederim. mümkünse annemin bize olabildiğince yakın yaşamasını sağlarım. bakımıyla profesyonel uğraşır, ben de hep yanında yöresinde olurum. hem o kimseye yük olduğunu hissetmez hem de oğlunun yanında olduğunu bilir.

A çok sıkıntılı bir olay. yaşlanan anamı öylece bırakmayı kendime yakıştıramıyorum, doğru bulmam. diğer taraftan 40 yaşında adamım, evliyim, eşim "ben senin annene mi bakıcam bu saatten sonra" derse o da haklı. ne biliyim. çok zor iş. umarım hiç öyle bi noktada olmam ama olursam da eşime güzelce açıklamaya çalışırım, anamla ilgili tüm sorumluluğu üstlenirim, hem eşimin rahatı bozulmasın hem de annem kendini rahatsız hissetmesin diye uğraşırım. 40 yaşındaki adamın önceliği kendi karısı ve çocuğu olmalı diye düşünüyorum ama anamı da sokağa bırakamam yav, gönlüm razı gelmez.
0
mark greg sputnik
(11.03.24)
Yatılı bakıcı fiyatlarını araştırın ya da hiç araştırmayıp B seçeneğini eleyin bence.

Bakım evi dediğiniz Devlete ait huzurevleriyse hem yıllar önceden sıraya girmesi gerekiyor ve hem de 'kendine bakabilecek yeterlilikte' şartı var. Dolayısıyla E maddesinin virgülden sonrası da iptal.
Özel huzur evi diyorsanız eğer onun için de B maddesi için söylediklerim geçerli.

Benim cevabım A.
A dışındaki maddeyi düşünenleri (gerçi şahsi görüşümdür kimseyi bağlamaz da) insani bulmam.
0
Mirket
(11.03.24)
B
Mevcutta benim anne babam daha genç ama yatalak hastalarımıza böyle bakıyoruz. Annem vakti zamanında anneanneme bakarken bel fıtığı oldu. Senelerdir ceremesini çekiyoruz yatan hastaya bakmak herkesin harcı değil.
0
cilekli pasta
(11.03.24)
Benim evimde bakıcısı olur. Ben çalışıyorum, eşim de çalışıyor olacak. O yüzden bakıcı olur. Ekonomik durumumuza göre ya yarım gün ya da yatılı olur. Evin her yerine kamera koyarız, tuvalet ve banyoya ise sadece ses kaydı alan tipte kamera eğer varsa. Biraz detaylı anlattım ama :))
0
rock n roll
(11.03.24)
Duruma göre a ya da b. A olacaksa mutlaka yine bakıcı olur evde. O ilgilenir ama benim gözüm üstünde olur. B olacaksa da benim evime yakın bir yere taşınılir. Ben yine her gün, gün içinde görürüm. Başka türlüsünü hayal edemedim. Bu arada aynısı eşimin annesi için de geçerli.


Bu arada ben yurtdışındayim, ailem de öyle. Buna gore cevap verdim.
0
fraise
(11.03.24)
Allah kimseye öyle bir durum yaşatmasın ama A şıkkı fazla hayalci.

Kendi evinizde bile baksanız bakıcı tutmak zorunda kalabilirsiniz zira pek hareket edemeyen bir hastayı kaldırmak, oturtmak, yatırmak, yıkamak vb. zor işler ve üstüne "dışarıdan" biri psikolojik olarak o işi daha iyi yapıyor. Sürekli yanınızda kötüleşen ve ölüme giden biri olması, ve o kişinin anneniz babanız olması sizin için de aşırı yıpratıcı olacaktır. Anneannem alzheimer'dı ve göçmen bakıcı tutulmuştu onlarla bile psikolojik harp oldu, komple annem veya teyzem baksa onların psikolojisini ve bedensel sağlıklarını(bel vs.) kaybederdik sanırım.
0
nhk ni youkosu
(11.03.24)
A. Ama bu senaryoda ben de çalışacağım için bakıcı tutmam gerekecek.
0
Amaranta ursula
(11.03.24)
Bana kalsa ben A isterim. İçim ancak öyle rahat eder ama ailem çok karşı bu bakma olaylarına. Onlar B dışındaki tüm seçeneklerde mutsuz olur. İkisi de bana ve kardeşime yük olmama konusunda aşırı takıntılı.
0
juliette
(11.03.24)
B zaten kendi evinden baska yerde olmak istemez ana biz gununirlik temizlikci bile zor bulurken bakimina guvenecek kisi bulmak zor. imkan varsa C en guzeli ama kardeslerime de yazik olur. insanlar boyle sorumluluk alinca bir anda hayatsiz oluyorlar ve o sorumluluk ustune yapisiyor. ama evliyken eve anne baba gelmesi allah korusun misafir olarak bile yatili kalmasini istemem hic benlik degil. eger alzheimer gibi bi hastaligi varsa D secenegi en sagliklisi ki bizimkiler de bunu ister muhtemelen
0
ala09
(11.03.24)
b.

Gördüğüm kadarıyla A uzun vadede her iki taraf için çok zorlayıcı oluyor düzenli bakım gerektiren hastalık durumlarında, C kardeşler arasında sürtüşmelere sebep olabiliyor, D ne yazık ki Türkiye'de hala insanlara tuhaf geldiği için çocuklarda vicdan azabına sebep olabiliyor, E aile ile olan ilişkinin kötülüğüne göre bir seçenek.
0
lolita
(11.03.24)
A. Daha genç ve bekarım ama alzheimer olan annemi baktım/baktık. Alzheimer hastasını biz ailesi olarak zor bakarken bakıcıyla nasıl olurdu düşünemiyorum. Annemden birkaç yıl sonra komşumuzun kardeşine teşhis kondu, bakmak istemediler ve bir bakımevi bulup yerleştirdiler. Kadıncağız bir yıl bile dayanamadı, öldü.
Genelde çevremdeki aileler de dünüşümlü bakıyor. Birkaç ay sizde birkaç ay başkasında şeklinde.
0
gnosis
(11.03.24)
Bakıcılar 1000-2000 dolar arası alıyor diye biliyorum bu arada onu da hesaplıyor musunuz düşünürken?
Bakım evine verseniz de yine 500-1000 dolar arası bir ücret isteyecekler.
Kaldı ki her şey dahil mi yani ilaç veya bez paraları dahil olmayabiliyor onları da eklemek lazım.
0
🌸ananiyimioguz
(11.03.24)
@ananiyimioguz'un da işaret ettiği gibi, bakıcı ve bakımevi seçeneği artık biz fakirler için yok.

Verilen cevaplardan insanımızın yeni ekonomik düzene fikir olarak tam bir geçiş yapamadığı anlaşılıyor.
0
Mirket
(12.03.24)
En güzeli yan daire, alt/üst daire vs gibi yakınlıkta oturup B seçeneği. Hem senin ayrı hem onun ayrı yaşam alanı olur, hem sürekli gözümün önünde olur. A ya da dediğim şekilde B diyorum ben.
0
yazdonumu
(12.03.24)
insan eti ağırdır. kimseye bakamam. bakılmak da istemem ötenazi haktır.

mümkünse b yi seçerim.
0
anon1m
(12.03.24)
Siz ne plan yaparsaniz yapin olay esinizin bu konuda ne dusundugunde dugumlenecek.Umarim anlayisli esleriniz vardir/olur
0
turkuaz
(12.03.24)
Bence insani olan hatta olması gereken A'dır fakat bugün Türkiye'de gerek toplumsal yozlaşma gerek egoizmden dolayı ebeveynler çocuklarına dahi bakmıyorlar, kadınlar evde yemek pişirmek istemiyorlar. Bana göre A dışındaki seçenekler tartışmaya kapalı benim için ama Türkiye gerçeği B ne yazık ki.
0
doharkoman
(12.03.24)
Annem anneanneme, amcam ve eşi babaanne ve dedeme baktı. Dede dışında ağır hastalığı olan yoktu, birlikte yaşadılar diyelim.
Annem de abimlerle yaşıyor. Ben başka şehirdeyim. Yaşlılığında da böyle devam ediyor diye düşünüyorum.
Kendi şartlarımdan bağımsız olarak ve annemle yakın bir ilişkim olsaydı B’yi seçerdim. Hasta insana bakabilecek beceriler yok bende.
0
auroraaurora
(12.03.24)
valla benim için 40 olmadan yaşanacak bir durum olabilir. 32 yaşındayım babam neredeyse 80 olacak. ev üzerinde ev olmaz bence. bakımlık bir durum olunca da eşim de ben de çalışıyoruz nasıl bakacağız? imkanım el verdikçe "b" seçeneği benim için. öbür türlü gene evde yalnız kalıyorlar bir anlamı olmuyor.
0
wild honey suckle
(12.03.24)
parasından bağımsız olarak A. yani bakıcı fiyatı 100 dolar da olsa seçenek değil benim için. annem babam çocukken bakıcıya vermedi beni. ele ayağa düşmelerine de gerek yok, başımın üzerinde her zaman yerleri. şu an 10 dk mesafede yaşıyoruz, haftanın en az 3-4 günü birlikteyiz.
0
mustafakesekci
(12.03.24)
doğrudan süreci yaşamış ve hala da yaşayan biri olarak tecrübelerimi paylaşayım.

88 yaşındaki babam özel bir bakımevinde kalıyor. kendi isteğiyle oraya yerleştirdik. yani bizim için cevap önce a, sonra d.

a. evime alır bakarım.

çok vicdanlısınız ama sanırım işiniz gücünüz yok, çalışmıyorsunuz. yani evinize aldıktan sonra 24 saat yanında kalmayacaksanız evinize almanın mantığı nedir? evinize aldıktan sonra bırakıp gidebiliyorsanız zaten elden ayaktan düşmüş değildir.

babam hastaneden ilk çıktığında 3 ay kadar bizde kaldı. bizim bir şikayetimiz yoktu. keşke işsiz güçsüz adamlar olsak da evimizde bakabilsek. ben 3 ay işime gücüme gidemedim. ayağa kalkıyor, yürüyor, tuvalete gidiyor ama kalkıp dolaptan yemeği bulup, ocağa koyup, ısıtıp yiyemez. o yüzden iki öğün arasındaki süreden daha uzun yalnız bırakamadık. yemeğini koyup çıkıyorsun, diğer öğünden önce de dönmek zorundasın.

o yüzden a şıkkını eliyoruz. bakımevinde kalıyor olduğunu duyan pek vicdanlı kişiler evime niye almadığımı sorguluyor, ya da bana babasını köpek gibi barınağa vermiş şerefsiz ibne gözüyle bakıyor, yüzlerinden hissediyorum. ama karı koca sabah işe gidip akşam döndüğümüz evde bu adam bütün gün ne yer, ne içer, ne yapar, kimse onu düşünmüyor.

b. bakıcı tutar kendi evinde bakılır.

güzel fikir. babam bakımevinde kalmak istediğini söylediğinde ben de baba olur mu öyle şey, bakıcı tutalım evde baksın dedim. dedi ki naapıcam ben bakıcıyla bütün gün evde? evet minimum 1000 dolar gibi bir rakam istiyorlar. ayrıca evin elektriği, suyu, doğalgazı yine ödeniyor. babamın ve bakıcının yediği, içtiği var. üstüne bir de nazını kaprisini çekmeniz gerekiyor ve kalıcı olacağı da garanti değil, bir şeye tepesi attığı anda yaşlı maşlı demeden, haber bile vermeden çekip gidebiliyor, yüz üstü kalıyorsunuz. ekonomik de değil, verimli de değil. üstelik 7/24 kendi evinde kös kös bakıcıyla oturmak pek eğlenceli de değil. bir de kadının biriyle evde yalnız kadın "beni elledi, bana sarktı, taciz etti" dese, 88 yaşında al başına belayı.

c. tek çocuk olduğum ve benden başka bakacak kimse olmadığı için bu şıkka bir şey diyemiyorum. keşke 3-4 kardeş olsaydık da üçer dörder ay her birimiz baksaydık. hep bunun için keşke dedim. ama kime "keşke kardeşim olsaydı" dediysem "biz kaç kardeşiz de ne oldu, herkes birbiriyle küs, kimse kimseyle konuşmuyor, şükret haline" diyor. belki de böylesi daha hayırlı. öyle olsa ben baktım, sen bakmadın diye tatava çıkacaktı. hepsi tahmin tabii, bilemeyiz.

e. o kadar da şerefsiz vicdansız hayırsız değilim.

d. devlet bakımevleri kendi işini kendi görebilen ve aklı başında yaşlıları kabul ediyor. kendi işini, temel ihtiyaçlarını kendi göremeyen ve/veya alzheimer/demans hastası yaşlıları kabul etmiyor. sıraya giriyorsunuz, sıranız gelince kabul ediyorlar. sıra nasıl geliyor? birileri vefat ettikçe... babam çok şükür kendi temel ihtiyaçlarını görüyor, aklı da başında. ama biraz daha iyi hizmet için devleti tercih etmedik. devlet de ücretsiz değil ama özelin yanında çok cüzi bir ücret alıyorlar.

özel bakımevinde kalıyor. 3 öğün yemek veriyorlar. ara öğünlerde meyve, kurabiye, bisküvi falan veriyorlar. elektriği, suyu, ısınması içinde. bakım personeli var, hemşiresi var, doktoru var. ilaçlarını veriyorlar, çamaşırını yıkıyorlar, banyosunu yaptırıyorlar, sosyalleşebileceği arkadaşları var, kimsenin nazını çekmiyorsunuz, onlar size hizmet sunmak için uğraşıyorlar. devletin karşıladığı bütün ilaçları alıyorlar. babamın bez ihtiyacı yok, kullanmıyor. ama raporunuz varsa devlet bez için de bir ödeme yapıyor, onu veriyorsunuz, bezi de karşılıyorlar. yetmediği kısmı siz karşılıyorsunuz. başına bir iş geldiği zaman anında haberim oluyor, gerekiyorsa ambulans çağırıp hastaneye gönderiyorlar. düştü mü, kalktı mı, fenalaştı mı, rahatsızlandı mı aklınız kalmıyor. çok affedersiniz ishal olup tuvalete yetişemediği de oldu. evde bakıcı olsa eeh ben bununla uğraşamam diyip bok içinde bırakıp gidebilir, burada öyle bir derdiniz olmuyor, temizleyip, yıkayıp paklayıp, üstünü başını değiştirip sizi de haberdar ediyorlar.

bugünün fiyatıyla da aylık 23 bin lira ödüyorum, emekli maaşı ile hemen hemen karşılanıyor. kendisi de memnun, benim de kafam rahat. elbette evindeki kadar rahat bir ortam değil, yatılı okul gibi, öğrenci yurdunda kalıyor gibi. ama bu şartlarda hepimiz için en iyisi bu. üstelik kendi evini de kiraya verdik, oradan da güzel kira geliyor.
0
kibritsuyu
(12.03.24)
iyiki kardeslerim var: C
olmasaydi B + periyodik ziyaret
elden ayaktan dusmus bakim gerekiyse D
0
buenosdias
(12.03.24)
evliysem b ama ben de sık sık giderim, evli değilsem a ama bakıcı da tutarım maddi gücüm varsa.
0
nic cage
(12.03.24)
(4)

Diş implantı yaptırmak ne kadar sürer?

parka
s.b.
s.b.
0
parka
(11.03.24)
işlem esnasında mı soruyorsunuz? çok değişken o iş. minimumu 10 dk. kesmesi dikmesi dahil.

maksimumu aylar süren bir süreç.
0
bir ileti paylastim
(11.03.24)
çene kemiğine implant yerleştirildikten sonra 3 ay sonraya gün veriyorlar vida kemiğe kaynasın vs. sonra diş yapıyorlar üzerine. bazı implantların bekleme süresi daha kısaymış 21 gün gibi. "hızlı yüklenen" mi bir şey diyorlar adına

impantın yerleştirilme işlemi de 10-15 dk kadar sürüyor. acısız oluyor(vurduğu iğne daha çok acıtıyor hatta. ama dayanılmayacak bir ağrı değil) sonrasında hafif bir zonklama oluyor. 1 hafta sonra da hiç bir ağrı sızı hassasiyet kalmıyor.
0
exlibris
(11.03.24)
Şöyle genel geçer soru görünce elim ayagim titriyor anksiyete krizi geçiriyorum.

İşlem mi ne kadar sürer, komple bitmesi mi, kaç diş belli degil.

Çok çok nadir şartlar uygunsa (kemik ve et yapisi) 1 gunde bile implant + üst kısım yani kaplama yapılıp gonderilebilir ama bunu her hekim yapamaz ve genelde yurt disi hastalarina yapilir.

Normal prosedür şöyledir;

Önce gidilir bir muayene yapılır röntgen cekilir uygunsa operasyon suresi 1 imlpant icin ortalama 30dk. dir. Ama 1 saatiniz falan genel olarak klinikte gidebilir.

Sonra hasta geri gonderilir 45-60 gun iyilesme icin beklenir cunku orasi yarilip iceriye implant koyuluyor. Ameliyat yani aslinda.

Bu süre tamamlandiktan sonra tekrar randevu alir gidersiniz 2-3 kere git gel yapabilirsiniz provalar için. Laboratuvari kendinde olan klinikler, elektronik tarama yapip hemen cikti alabilen klinikler bu git gel provalara gerek kalmadan tek gunde de yapabilir üst kısmını iyilesme suresinden sonra fakat pahali olacaktir. Normal sartlarda cogu yer sizin icin o kadar uğraşmaz, bir kac kere ölçü alir, laboratuvara gönderir, ust diş geldiginde tekrar cagirilirsiniz hizlica takılır.

Ölçü için provalar 10-15 dk sürer.

Yapistirma için de 10-15 dk yeterli.

Yine cok cok nadir şartlar uygunsa bütün ağıza bile implant + üst diş takılabilir aynı günde. Fakat bu hem pek tavsiye edilmez ve çok paralar ödemeniz gerekir.

Yani totalde 2,5 - 3 ay sürer ortalama.

Şartlar çok iyi ise 2 ayda bile bitebilir. Şartlar kötü ise 6 ayda da bitebilir. Bunlar ortalama dışı süreler.
0
ananiyimioguz
(11.03.24)
Damak yapınıza göre değişir eğer damak ve çene yapınız uygunsa 3-4 ay sürebilir vidaların kaynaması ve gidişata göre değişebilir.
0
doharkoman
(11.03.24)
(2)

Gürültü önleyici kulaklık önerisi

Coyote
Bu konuda hiç bilgim yokKulak üstü tercih ederim ama daha ucuz ve daha iyiyse kulak içi de olur..F/p ürünü olması iyi olurBütçe konusunda bir fikrim yok ama elzem olduğu için kendimi zorlamaya çalışırımTeşekkür ederim
Bu konuda hiç bilgim yok

Kulak üstü tercih ederim ama daha ucuz ve daha iyiyse kulak içi de olur..

F/p ürünü olması iyi olur

Bütçe konusunda bir fikrim yok ama elzem olduğu için kendimi zorlamaya çalışırım


Teşekkür ederim
0
Coyote
(11.03.24)
Kulakiçi ve kulaküstü kulaklıkların kullanım amaçları farklı oluyor. Siz ne için kullanacaksınız?

Kulaküstü kulaklıkları iş güvenliği malzemeleri satan yerlerden bulabilirsiniz. İşin şiddetine göre farklı desibel değerlerine uygun modelleri var.

Kulakiçi olanlar uyku ve evde kullanım için. Uyku özelinde kulağın içine gömülen sünger modeller var ancak tek kullanımlık. Bir de köpük olanlar var.

Genelde hiçbirinin absürt fiyatı yok.

Ama bahsettiğiniz şey noise-cancelling özellikli müzik dinlemek için olanlarsa bu cevap çok yanlış oldu tabi.

Bence kullanım amacınız hakkında bilgi ekleyin duyuruya.
0
akhenaten
(11.03.24)
(11)

Evin duvarlarını boyamaya yardım için komşuya ne kadar verilir?

ananiyimioguz
Ufak bir yazlığımız var 55-60 m2 falan. Kiracı çıkınca boyatalım dedik çünkü biz de boyasız teslim etmiştik, onlar da boyatmamış.Annemler de aynı yerde yaşıyor. Emekli genç ruhlu bir komşuları var, tüm sokağın işlerine koşturuyor. Adamın her iş elinden geliyor. Bazen hatır gönül, bazen de 3-5 bişey
Ufak bir yazlığımız var 55-60 m2 falan. Kiracı çıkınca boyatalım dedik çünkü biz de boyasız teslim etmiştik, onlar da boyatmamış.

Annemler de aynı yerde yaşıyor. Emekli genç ruhlu bir komşuları var, tüm sokağın işlerine koşturuyor. Adamın her iş elinden geliyor. Bazen hatır gönül, bazen de 3-5 bişey alıp yapıyor tüm tadilat tamirat işlerini.

Onunla bir boş eve gider misiniz dedim annemlere, bi baksın çok iş var mı diye. Para falan konuşulmadı hiç başta.

O da ilk bakmış burasının yine biraz işi var ya bunu biz yapamayız öyle ufak iş değil demiş.

Bizimkiler de ne olacak ya biz de yardım ederiz, hem ustaya vereceklerine sana verirler işte cocuklar demiş. Öyle deyince (ilk hiç vermiycez mi zannetti bilmiyorum) e şöyle bi baktım da tekrar neyse boyanır ya falan demiş sdfsgjh

Fakat yine rakam konuşulmadı. Öyle bir insan değil az biraz tanıyorum. Sorsak da kesin ne verirseniz işte ya falan diyecek.

Sadece duvarlar boyanacak. Ben 15kg boya kargoladım onlara. Başka ufak tefek şeyler de lazım dediler onları da kargoladım. Annemler de yardım edecek ama genel olarak boyayı o yapacak.

Mesela daha önce annemlerin diğer komşularının bahçesini düzenlemiş, budamış falan 300 vermişler yani bir yemek parasına koşturuyor öyle çok bir beklentisi de yok gibi geldi. Yine de emeği neyse vermek lazım ufak tefek bizimkilerin motoru veya bisikleti bozuluyor mesela yardımcı oluyor da şimdi boya için düzgün bir ödeme yapmak lazım.

www.youtube.com
0
ananiyimioguz
(08.03.24)
bin lira atarım ben olsam. 300 neymiş ya çok az.
0
entropik
(08.03.24)
en az bin lira vermelisiniz. şu an 5-10 bine falan boyuyor millet.
0
summerjam0306
(08.03.24)
@entropik, o işte bahçe işi için ya örnek verdim. onun için de az ama bence de.

@summerjam0306, piyasıyı bilmiyorum ama evet bizim de kafamızda 1-2bin göndermek vardı da işte az mı çok mu bilemedim.
0
🌸ananiyimioguz
(08.03.24)
bilemedim ama bana sorsanız 1000 tl bile para değil bu iş için. Kaç gün sürecek ki iş? yani 2-3 günlük bre işse ki bana öyle geldi en az 2000 tl diyorum.
0
kumandanim
(08.03.24)
- Asgari ücretin günlüğü 700 TL civarında,
- Günlük temizlikçi fiyatları 1000 TL civarında,
- Günlük inşaat işçisi fiyatları (tam emin değilim) 1200 TL civarında.
Bu kişilere yemek de veriliyor.

İşin ne kadar sürdüğüne, kalitesine, aranızdaki iletişime göre yukarıdaki örnekleri kullanarak bir ücret belirleyin derim.

Belirlemeden önce komşunuza ısrarla sormanınızı da öneririm, belki de aklında bir fiyat vardır.
0
michael_knight
(08.03.24)
Şimdi armut.com'a sordum. 2.500 ile 6.500 lira arası fiyat verdi.

Bu durumda 1.500 uygundur diyorum.
0
Mirket
(08.03.24)
60m2'yi 5 ay önce babamın arkadaşına boyattık, adam boyacılık yapıyor, 3500TL verdik. Tanıdık olmasa belki 5000TL'ye boyardı. Bence en az yarısı kadar vermek doğru olur. Uğraşmak istememiş ama parayı başkasına vereceğimize sana veririz deyince adamı beklenti içine sokmuşsunuz, yani orası 5000TL'ye boyanacaksa adama da 5000TL verecekmiş gibi konuşulmuş bence. Çok güzel boyayamayacağını düşündüğüm için yarısını verirdim.
0
Tutkun
(08.03.24)
1000 tl az 2000 gönderin yüz yüze bakıyorsanız ilerde çıkacak işlerde yardım istediğinizde yüzünüz olur.
0
eja
(08.03.24)
1000 lira nedir yahu çok az. 2500 civarı verirdim ben en az. boya işi öyle kolay bir iş de değil.
0
elorelia
(08.03.24)
2500'den aşağı ayıp olur.
0
adivar
(08.03.24)
Sadece salonsa 25...
0
nop
(08.03.24)
(6)

Dolaptaki sebze meyveler donuyor?

ananiyimioguz
Dondurucu kısmı altta, normal kısım üstte olan bir model.Dolap şu: https://www.hotpoint.co.uk/hotpoint-ffu3d-x-1-fridge-freezer-stainless-steel-f160803/pÜst tarafın en alt kısımda sebze meyve haznelerinde, -dondurucuya değen zeminde yani- ne varsa buz kesiliyorlar.Daha önce böyle bir şey yaşanınız o
Dondurucu kısmı altta, normal kısım üstte olan bir model.

Dolap şu: www.hotpoint.co.uk

Üst tarafın en alt kısımda sebze meyve haznelerinde, -dondurucuya değen zeminde yani- ne varsa buz kesiliyorlar.

Daha önce böyle bir şey yaşanınız oldu mu nasıl çözüldü?

Usta çağırmadan çözülebilecek bir şey mi?
0
ananiyimioguz
(06.03.24)
Dolap kaç derecede?
0
Tina
(07.03.24)
+2 +4 +6 +8

dereceleri var üst taraf için. +6 da duruyor.

alt taraf da -18 den -26 ya gidiyor o da -20 de duruyor
0
🌸ananiyimioguz
(07.03.24)
-18 yaparsanız düzelir diye düşünüyorum yani bizimki öyle
0
Tina
(07.03.24)
termostat bozulmustur belki de, yani 6 derecere sabit tutması gerekirken daha düşük ısılara iniyor olabilir. ek olarak da buzdolabının duvarlarından 4-5 cm uzak koymak gerekiyormus ürünleri. fazla yakın olması da dondurabiliyormus
0
delidiyorum
(07.03.24)
Dolabın fazla dolu olması, hava geçecek yer olmaması sebep olabilir, bir şey yapmadan önce ona dikkat edin.
0
michael_knight
(07.03.24)
muhtemel durumlar

-dolap hava sirkilasyon fanı bozuk
-hava akışını kesecek şekilde yiyecek istiflenmesi yapılmış
-dolap termostat vb. ilişkili ekipmanlarda sorun var.
0
Rao
(07.03.24)
(8)

Motosiklet konusunda kaygılı sevgili

Piukh
En başından beri motosiklet sürmem konusunda evhamlıydı kız arkadaşım ama gerekli dikkati verdiğim ve yapısından ötürü evhama meyilli olduğu için çok dert edinmiyordum. 3 ay önce ufak bir kaza geçirdim ve köprücük kırığından ameliyat oldum. Haliyle şimdi konusunu dahi açamıyorum. Hafta sonları 2-3 s
En başından beri motosiklet sürmem konusunda evhamlıydı kız arkadaşım ama gerekli dikkati verdiğim ve yapısından ötürü evhama meyilli olduğu için çok dert edinmiyordum. 3 ay önce ufak bir kaza geçirdim ve köprücük kırığından ameliyat oldum. Haliyle şimdi konusunu dahi açamıyorum. Hafta sonları 2-3 saat, full ekipman kullandığımı aynı kazayı bisiklet ile de yaşayabileceğimi anlatsam da pek faydası olmadı. Geçen gün rüyasında motorla kaza yaptığımı gördü, gece gece uyandı 1 saat uyuyamamış. Sürme diye dayatamıyor da, motorla alakalı işleri duyunca yüzü asılıyor, morali bozuluyor.

O yüzden acaba eziyet mi ediyorum diye düşünüyorum. Sürmeyeyim desem yine içim gidecek. Uçayım kaçayım diye de sürmüyorum, mevzuyu böyle kafada rasyonelleştirmeye çalışıyorum kendi içimde.

Ne diyorsunuz?
0
Piukh
(06.03.24)
Motosikleti ben de çok tehlikeli buluyorum, sevdiklerim kullansa endişelenirim. Fakat;

Size verdiği tepkiler hadsizce geldi. Motor tutkunuzu hayatınızdaki insanın endişelerine göre hayatınızdan çıkardığınızda hem kendinize hem de karşınızdakine eziyet etmeye başlayacaksınız.

Siz motor kullanmaya devam edin kız arkadaşınız da endişesini içinde yaşayıp aşsın. Başka türlü sağlıklı değil.
0
ruhen hastayim ben
(06.03.24)
çok doğal verdiği tepki kız arkadaşınızın. bu konudan bağımsız her konuda onun endişelerini anladığınızı gösterecek şekilde iletişimde olun, özellikle belirtin bugün şöyle risksiz sürüş yaptım böyle yaptım şeklinde. o da gün geçtikçe yumuşayacaktır.
0
gule gule
(06.03.24)
bence hadsiz bir durum söz konusu değil, dayatmıyormuş kullanma diye kız arkadaşınız. oldukça da üzülmüş ve endişeliymiş, size değer verdiğini gösterir diye düşünüyorum.

zorunluluktan değil de arada keyfine sürüyorsun anladığım kadarıyla. sen sürmek isteyip sürmediğinde ne hissediyorsun vs. sen sürerken kız arkadaşın ne kadar stres yaşıyor diye teraziye koyduğumda ben bu tür konularda stres yaşayan kişiden yana olurum. yaptığım bir iş o süre boyunca eşimi, kız arkadaşımı vs. büyük stres altına sokacaksa yapmamayı tercih ederim, yapamadığım için mutsuz olup burnundan da getirmem gibi geliyor ama sınanmadan bilemeyiz tabii.
0
hrskrs
(06.03.24)
1 senedir motor süren biri olarak allaha emanet yaşadığımızı düşünüyorum.

Sizin savunma şeye benzemiş, yani biraz daha abartırsak: e ne var canım yolda yürürken de bir yerimi kırabilirim!!

Evet evde takılırken de bir yerinizi kırabilirsiniz ama risk yüzdesi diye bir şey var.

En güvenliden güvensize doğru yaya -> araba -> motosiklet diye sıralayabiliriz Bu bir gerçek.

Zevkleriniz mantığınızı körertmesin. Geçmiş olsun.

Eşim de pek razı değil ama ben zaten zevkinden ziyade trafikte şehir merkezine gitmek veya sakin yollardan tın tın civardaki gezilecek yerlere gitmek için kullanıyorum. Eşim de geliyor. Mümkün olduğunca yavaş kullanıyorum. Şimdilik bir şey olmadı ama kendisine sorsanız yine arabayı tercih eder. Park sorunu olmaması, rahatlık, her yere girebilmesi, patikalardan gidebilmesi vs. gibi avantajları olduğu için katlanıyor şimdilik.
0
ananiyimioguz
(06.03.24)
"aynı kazayı bisiklet ile de yaşayabileceğimi" bisiklet farklı mı sanki i1.sndcdn.com
türkiyede, şehrin kalabalık muhitlerinde 2 teker kaza getirir diye endişelenmek çok normal.
senden bi kaç gömlek büyük kaza yapanlar, ölümden dönenler motora tövbe ediyor çoğunlukla, ama ölümden dönmeleri tamamen nasip. dur bakiyim ne olacak diye zorlamamak lazım. sen bu hikayeleri bizden daha iyi bilirsin
0
lambırcek
(06.03.24)
köprücük kemiği neresiydi dediğim durum.

bu işin sonu yok. o kuşkularında haklı duruma geçmiş oldu. maalesef locked case. hiçbirşey ondan değerli değil, üstelemeyin. aksi durumda değer vermediğinizi bile düşünür.

imza: 6 yıldır birkaç şehir motosiklet süren yamahacı motosikletli.
0
baldan kaymak
(06.03.24)
Eşim de ilk tanıştığımız zamanlarda motora hevesleniyordu. İzin vermemiştim, aldırmadım motor filan. Tehlikeli bir şey olduğunu bile bile sürmek çok bencilce çünkü. Şimdi de öyle motor sürmek istiyorsa ayrılsın benden sonra sürsün. Beni her gün kocamın ölüsü mü gelecek eve endişesi ile yaşatmaya hakkı yok. Bu konuda tavrım net.

Seven insan endişelenir ayrıca bunu da not olarak ekleyeyim, aşığız ki kıyamıyoruz :))
0
Gradient_tabanlı_mor
(07.03.24)
Bi de kaza yapmissiniz.. ameliyat olmussunuz... sevgili uzulmese takmasa garipserdim. Seven insan takilir, cok normal, hakli. Sehir disinda heves gecirmelik ayda yilda bir surulur de surekli surseydi ben de bi dusunurdum. Resmen hayatindaki en onemli insanlardan birinden gelebilebilecek kotu bi haberle yasiyorsun. Hos degil.
0
nic cage
(07.03.24)
(10)

Ameliyat deneyimlerinizi merak ediyorum

Kittie
Gun yaklastikca neler hissettiniz gibi seyleri merak ediyorum veYolda giderken heyecanlandiniz mi? Onceki gece uyuyabildiniz mi?Heyecaniniz ne zaman yatisti?Olebileceginizi dusundunuz mu hic?Ilkinde kac yasindaydiniz bu opsiyonel yas belirtmek istemeyen olabilir diye :)
Gun yaklastikca neler hissettiniz gibi seyleri merak ediyorum ve
Yolda giderken heyecanlandiniz mi? Onceki gece uyuyabildiniz mi?
Heyecaniniz ne zaman yatisti?
Olebileceginizi dusundunuz mu hic?
Ilkinde kac yasindaydiniz bu opsiyonel yas belirtmek istemeyen olabilir diye :)
0
Kittie
(04.03.24)
18imde afedersiniz kabız diye gittim hastaneye, yürüterek, ağrı sızı yok doktor bir bastırdı sol alt kısmına karnımın, dedi: 'apandisit hemen ameliyat'.

Ne olduğunu anlamadan sedyedeyim. Oyun havası eşliğinde; "bu nasıl ortam derken" uyuttular :/
0
anon1m
(04.03.24)
ilkinde 27 yaşındaydım, 2011'de lokal anestezi ile oldum. ben çok sakin biriyim ve o zamanlar maraton koşuyorum. kalp atışlarım çok düşüyor. ameliyat sırasında internler herhalde, panik oldular. doktor hanım sordu; gabe bey siz koşucu musunuz? evet dedim. öyle rahatladılar. ameliyat bitince beni bir odaya aldılar ve saatlerce uyudum. doktor uyandırmaya kıyamadım dedi. aslında yatılı bir operasyon değildi :P

bir başkasında tam anestezi oldum. ameliyathaneye girdiğimi hatırlamıyorum. hastane odasında uyandım. tertemiz bir ameliyattı. hiç korkmam böyle şeylerden. heyecan yapmam.
0
gabe h coud
(04.03.24)
5 ameliyatım var da ben de Apandisitimi anlatayım.
1000 km mesafeden evime gitmek için otobüse bindim. Biraz gittik. Şiddetli bir karın ağrısı. Arttı. Arttı.
Mola yerini iple çektim. Bir şehrin hemen dışı bir yerde mola verdi. Hemen tuvalete koştum. Tuvalet ve arkasından kusma. Ama ağrıda bir azalma yok. Mola yerinde otel var. Otobüsten eşyamı alıp otele yerleştim. Güya dinleneceğim ama ağrı şiddetlenince taksi tutup hastaneye gittim. Doktor Apandisit olduğunu, sabah cerrahın geleceğini, ameliyat olacağımı söyledi.
Bir ağrı kesici iğne vurdurup, yedek ağrı kesici alıp, ameliyatı reddedip kendi isteğimle hastaneden ayrıldığıma dair bi kağıt imzalayıp, Doktorun 'Manyaksın sen.' demesine aldımayıp bir taksi tutup 400 km yol gidip , yaşadığım şehirdeki hastaneye gidip, lokal anesteziyle, arkadaşım doktorla sohbet ede ede ameliyat oldu.
O da dedi 'Manyaksın sen.' diye.
Taksi şöförü sürekli, kötüleşirsem en yakın hastane neresi diye navigasyona bakıyordu :)
0
Mirket
(04.03.24)
41E

gecen sene ameliyat oldum, full anestezi, bir gece yattim. 1 saatlik bir operasyondu.
bos zamanlarimda youtube'da ameliyat izleyen biriyim. Ameliyat acil falan degildi, hatta doktor 1-2 sene sonra da olabilirsin dedi ben hemen halledelim bitsin dedim.
yani baya istekli gittim diyebiliriz.

bir gece oncesinde uyumasi zor.
hastaneye girince nabiz yukseldi.
ameliyathaneye goturulurken nabiz tavan yapti.
ameliyathaneye girdim, doktor gunaydin dedi, tam cevap verecektim artik damardan ne yolladilarsa aninda salter atti, isiklar sondu.
sonra sagolsun hasta bakicinin tokadiyla uyandim, mevzu bitmisti.
0
cooperr
(04.03.24)
lokal anestezi ile sağ ayaktan ameliyat oldum.
kıyafet giyip,sedyeye girene kadar heyecan falan yoktu.
Sonrasında lokal anestezi sırasında yapılan işlemlerin sesini duyunca ve ne yapıldığını anlayınca bir soğuk soğuk terleme geldi, tansiyonum düşüyor gibi hissettim devamında birşey olmadı.
ölüm aklıma bile gelmedi.
31E

edit:@dissendium yazdığını okuyunca hatırladım, ameliyathane bayağı soğuk gelmişti, birde dezenfaktan falan sürmüşlerdi ameliyat yapılacak bölgeye bu da ekstra üşümeme sebep olmuştu.

Annem,babam,abim de çeşitli ameliyatlar geçirdi, refakatçi olarak yanlarında bulundum, riskli ameliyatlar olmadığı için aşırı bir heyecan yoktu ancak ameliyat kıyafetleri giydirilip, sedyeye alınma, ameliyathaneye giriş süreci biraz heyecan,stres oluşturmuştu, riskli bir amleiyat olsa daha kötü olurdum muhtemelen.
0
sealth
(04.03.24)
Safra kesesi ameliyatı-yaş 35; bir gün ofiste çalışırken bir ağrı başladı dedim herhalde kalp krizi falan, taksiyle hastaneye gittim, bir röntgen hemen acil ameliyat dediler. tam anestezi oldu, ne ameliyat öncesini ne de sonrasını hatırlamıyorum arada bir gün kayıp bende.

2. ameliyatta 37 yaşında gözün alt kısmından. İspanyada dağ taş yürürken ayağım kaydı yüzüstü düştüm, tabi sırtımda da 10 kiloluk çanta, gözümün alt tarafı yarıldı, hemen en yakın hastaneye gittik, pansuman yapılacak diye beklerken gözyaşı kanalı kopmuş o yüzden acil ameliyat dediler. lokal anestezi ile doktorla konuşa konuşa ameliyat oldu bitti.

Ne ölüm korkusu ne de bir heyecan durumu, her ikisi de acil denildiği için öyle çok düşünüp karar verme durumu falan olmadı. Yalnız İspanya
da olan ameliyatta işte şimdi sıçtım hissini çok net yaşadım. Ben ispanyolca bilmiyorum, doktorlar hemşireler ingilizce bilmiyor, resmen tarzanca anlaştık google translate falan, sonra yanımda kimse yok bir başınayım o çok sıkıntı. Nerden buldularsa bir tane ingilizce bilen hemşire getirdiler ameliyattan hemen önce, kızcağız sağolsun 24 saat boyunca ben taburcu olana kadar hep yanımda kaldı, mesaisi bitmesine rağmen gönüllü olarak bana eşlik etti, o kız olmasaydı halim haraptı
0
zikardo
(05.03.24)
normal girdim normal çıktım
şöyle düşün. diyelim ki öleceksin. korkman veya kaygılanman bir şeyi değiştirecek mi o şeyi yapmak zorundaysan?
hiç kasma her şey olacağına varır zaten ölücez boşver kalanlar düşünsün
0
ananiyimioguz
(05.03.24)
annem ve babam çok ameliyat oldular. onlar ameliyata götürülürken daha odada sakinleştirici yapıldı. ikisi de asansörü bile hatırlamıyor. yani gidene kadar hep eşlik ettim. konuşuyorlar ama bilinçsiz oldukları belli.

kendi ameliyatım 33 yaş erkek, L3-L4'ten bel fıtığı ameliyatı. uzun zamandır var olan bel ağrım bacağa vurup güç kaybına neden olmaya başlayınca doktora gittim, dedi acil amliyat yarın gel. dedim yav işim gücüm var nasıl yarın geleyim. o zaman dedi pazartesi'ye kadar işini gücünü yattığın yerden toparla, 24 saatin 23 saatinde yatacaksın, felç oluyor bacak. pazartesi günü üç ameliyatım var, dördüncüye seni yazarım, akşama doğru alırız dedi.

genel anestezi için muayeneye girdim. orada fark ettim ki anestezi uzmanı doktor yazlıktan komşumuzmuş. o yaptı muayeneyi, testleri, mülakatı.

o gece heyecandan uyumak zor oldu ama dalmışım. sabah erkenden gittim. ameliyat entarisini falan getirdiler, sorgu sual. ben daha nasıl olsa akşama alacaklar diye entariyi bile giymeden beklerken sedye geliverdi kapıya gidiyoruz diye. tahminimce anestezi doktoru komşu bi hokus pokus etmiş orada, öne aldırmış beni. saat sabah 8.

aldılar götürdüler. bekliyorum ki annem babam gibi odada sakinleştirici yapılacak, hiçbir şey hatırlamayacağım. ulan daha damar yolum bile yok. geleli 15-20 dakika olmuş, aldılar götürdüler. asansörle in, kartlı kapıdan geç, ailen dışarıda kalsın. git git git. bırak sakinleştiriciyi, cin gibiyim ulan etraf ilginç ama gözlüğüm de yok, göremiyorum. "9 tane ameliyathane var, şimdi birine seni alacağız" dedi sedyeyi süren. getirdi ameliyat masasının yanına yanaştırdı ama masaya almadı. etrafta yeşil yeşil bir sürü adam, benim doktor yok. gözümde gözlük de yok gerçi tam da göremiyorum. etrafı inceleyeyim dedim, göt kadar oda. hiç öyle filmlerdeki gibi değil.

biri geldi koluma tansiyon aleti taktı, parmağıma kıskaç taktı. öteki geldi damar yolunu açtı. sonra komşu geldi elinde enjektörle, ee bora eşin hamileymiş kaç aylık dedi, 4 aylık dedim. hayırlı olsun, hadi iyi uykulaar dedi, demesiyle birlikte uyandım. başımda hasta bakıcı. saat kaç dedim, ilk sözüm bu oldu, 10 buçuk dedi. 2 buçuk saat sürmüş. millet o anestezi etkisinden hemen çıkamaz, ben bir kere ayıldım, arada kopukluk yok. hatta beni çıkarırlarken aynı odada beklediğimiz, beklerken sohbet ettiğimiz, aynı doktora aynı ameliyatı olacak adamla karşılaştık, beni götürürken onu getiriyorlardı, selamlaştık.

sonra 1 gece hastanede kalıp ertesi gün taburcu oldum.
0
kibritsuyu
(05.03.24)
Ne ameliyati olduguna gore degisir
0
Zetnikov
(05.03.24)
27 yaş 20 cm’lik bir kist ameliyatıydı. Mutluydum ameliyat olduğum için çünkü kistin patlama ve içerisindeki kanserimsi sıvının vücuduma dağılma ihtimali vardı. Güle oynaya girdim ameliyata bu sebeple. Sonuçta ameliyatlar bizi iyileştirsin diye yapılıyor aslında sevinerek girmek lazım :))

Uyanınca da ağrı sızı çektim ama güzel bir deneyimdi benim için.
0
Gradient_tabanlı_mor
(05.03.24)
(14)

deprem olsa balkondan atlar mısınız?

tabudeviren
evinizin bulunduğu katı da yazarak cevaplayınız :)ben: balkonda biraz bekler, bina çökecek gibi olursa atlarım4. kat.
evinizin bulunduğu katı da yazarak cevaplayınız :)

ben: balkonda biraz bekler, bina çökecek gibi olursa atlarım
4. kat.
0
tabudeviren
(04.03.24)
1. kattayım ancak altta dükkan var ve küçük bi üst depoları var sanırım, yani 2,5 katta gibiyim. atlamam muhtemelen çıkışa yönelirim panik olmazsam ve direkt yıkılmazsa, daha kötü bi senaryoda muhtemelen cama yakın bi yerlerde yaşam üçgeninde beklerim herhalde.
0
hypathia
(04.03.24)
Atlamam.
0
rock n roll
(04.03.24)
Aniden vuran depremde beklemeye vaktin olacak mı :)?

Kaçabilecek gibiysem direkt dışarı çıkarım, yoksa sığınacak görece güvenli bi yerde yaşam üçgeni yaparım sanırım.

Kat-1
0
truf
(04.03.24)
atlamam. 3 katlı bina. 3. kattayım.
0
gabe h coud
(04.03.24)
atlamam.
5. kat
0
datnet
(04.03.24)
Hayır.
0
anon1m
(04.03.24)
Bence deprem oldugunda balkondan atlamadıgımda hayatta kalma ihtimalim çok daha yüksek. 23. Kat
0
limonlu eksi
(04.03.24)
Gaziantepliyim depremi yaşadım ve atlamadım. Atlamam da. Tek mantığım sakat kalmaktansa ölürüm daha iyi.
0
odiyus
(04.03.24)
Atlamam da aynı zamanda atlayamam da.çünkü büyük depremlerde yürümek bile zor.

Legolas gibi yere düşen taşların üstünden sekemezsin.
0
sevilen progressive türkücü
(04.03.24)
Atlamam valla deprem aninda kal geliyor korkudan, oyle bekliyorum. Yalniz yakalanirsam bitince bile herhangi bir sey yapamama ihtimalim yuksek soku atlatana dek.
0
nic cage
(04.03.24)
Deprem görmemiş insan cümlesi olmuş bu. :) Sen merkez üssü senin şehrin olan 6'dan büyük depremde bina çökecek gibi olana kadar biraz bekleyerek atla, söz ben seni aşağıda tutarım. Ahahah

Evimin balkonundan atlamam. Zemin kat değil ama yakın.
0
nawar
(04.03.24)
hocam oldu olacak şey yap bina çökene kadar bekle, çökerken tam zemin seviyesine geldiğinde yere atla böylelikle sıfır hasarla kurtulursun.

bunlar hep fizik, bilmek lazım.

şaka bir yana 1. kat falan değilse atlamam. bir de insan şeyi bilemiyor. hafif sallayıp geçecek mi, çok salladı ama duracak mı, devam mı edecek. gece uykudan uyandırdıysa, şuan depremin neresinde uyandım? ha yıkıldı ha yıkılacak mı? kaçsam, koşarken absürt bir şekilde yıkıma yakalanırım da ezilir miyim? en iyisi güvenli bir yere çömeleyim... diyorsun sonra.

antep de biz de 8e yakın şiddette depremi yaşadık. ölümü bekledik gibi bir şey oldu.

Kat: 7
0
ananiyimioguz
(05.03.24)
Yüksek giriş dairede oturuyorum. Altımda bahçe katı var apartman girişini sokağa aşırı güvensiz bir köprü ile bağlanıyor. Camdan atlasam -1 e düşecem hiç çıkışım yok, kapıdan çıksam o köprü kesin çökecek gene hoop-1 ben evde durayım en iyisi.
0
wild honey suckle
(05.03.24)
15.kat
o ana bağlı teksem gözüm keserse ve 1.katta falan olursam atlarım.
ama tek değilsem aklıma eşim ve çocuğum gelir onların yanına koşarım ne olacaksa onlarla olsun derim atlamam beklerim.
0
basond
(05.03.24)
(7)

Dgs

rock n roll
Selam herkese, matematik temeli hiç olmayan biri 4 ay kalan dikey geçiş sınavını başarabilir mi? Aranızda bunu yapabilmiş var mı? Varsa nasıl başardınız?
Selam herkese, matematik temeli hiç olmayan biri 4 ay kalan dikey geçiş sınavını başarabilir mi? Aranızda bunu yapabilmiş var mı? Varsa nasıl başardınız?
0
rock n roll
(04.03.24)
@edmond Honda aslında haklısın galiba. Büyük bir hayalim var, artık seneye diyelim. Matematik en önemlisi benim için. Galiba olmayacak. Yine de belki başka öneriler de gelir.
0
🌸rock n roll
(04.03.24)
dgs çok basit bir sınav. bu dört ayda planlayarak çok çalış, elinden geleni yap. olmazsa seneye elinde bir baz olur en azından. seneye dersen şimdi hiç çalışmazsın, bir bakmışsın seneye olmuş, yine dört ayın var.
0
gabe h coud
(04.03.24)
@ gabe h coud hayalim veteriner hekim olmak. Aşırı istiyorum, olursun ama ömrünün 10 yılından vazgeçeceksin deseler kabul ederim o derece. Matematik çok zorlayacak, ama deneyeceğim.
0
🌸rock n roll
(04.03.24)
DGS basit bir sınav ama bir o kadar hazırlanan var. Eskiye nazaran kontenjanlar azaltıldı. Tavsiyem hangi bölümden girecekseniz bu seneki sıralamalara bakıp ona göre hazırlanmaya başlayın. Belki dört ay sizin için yeterli olacaktır.
Benim Hocam youtube kanalında Deniz Atalay var, anlatışını beğenmiştim, göz atabilirsiniz.
0
hayalhayal
(04.03.24)
Ben 2 kere kazandım. Matematik olmazsa olmaz.

Hatta ikinci girdiğim sınavda sadece matematik yaparak daha yüksek puan almıştım.

Sınava girmeden önce girmek istediğim bölümün siralamasini ve ortalama net sayılarını hesaplanmıştim.

Sayısalda 70 soru cozmedigim takdirde Türkçe'ye hiç dokunmadan sınavdan çıkacaktım.

65 ya da 67 soru cozmusum. Türkçeyi boş bırakıp çıktım. Sınav sonuclari açıklandı. matematik netlerinin ortalaması düşük olunca bende yüksek net çıkardığım için puanım Türkçe cozmedigim halde daha yüksek geldi.
0
kaiserr76
(04.03.24)
Hobi olarak geçen yıllarda girmiştim. Dgs nin olayı denildiği gibi hız. Bir puan hesaplama yapıp ortalama bir aralık belirle çözmen gereken soru sayısı için. Konulara çalışırken bu soru sayısını doldurabilecek ve en kolay gelen konulara ağırlık verip çalışmayı deneyebilirsin eğer 4 ayda matemtiğin hepsini halledemem diyorsan. Yani eğer hepsini az az öğrenip sınavda bocalamaktansa stratejik konular belirleyip onlrdan fire vermemeyi denemeyi seçebilirsin.sanırım veterinerlşk sayısal puan istiyor. Yani türkçeyi full yapsan bile iyi bir matematik neti yapmadan kazanman mümkün görünmüyor. Sözelci matematik temeli olmayan bir eski bir arkadaşım zamanında antrenmanlarla matematik diye bir kitaptan çalışıyordu bu arada. O da aklında bulunsun. Başarılar
0
yazdonumu
(05.03.24)
4 ayda zor hocam hiç temel yoksa, hayallere kapılmaya gerek yok.
Benim de mat zayıflı 5-6 net anca yapıyordum 60 sorudan öyle söyleyeyim.

tekuzem.com

şuradan eğitim aldım. ister canlı ister de geçen senenin derslerini toplu alabiliyorsunuz daha uyguna. direkt hoca nokta atışı çözüm yollarını söylüyor. baktınız formül aklınıza gelmedi, nasıl tekniklerle cevaba ulaşabileceğini anlatıyor. yani tam sınava yönelik.

Önce 8 ay konu çalışarak, not çıkartarak, kopya defteri gibi bir defter oluşturarak (konu konu), örnek sorular çözerek, onları da notlara ekleyerek dgs için mat. müfredatını bitirdim. Hep dışarıda kütüphanede çalıştım. sabah işe gider gibi çıkıp akşam dönüyordum.

konuların bitmesi yetti mi? yetmez hocam ilk sınava girdiğinde 20. soruya gelirsin bi bakarsın süre bitmiş. hız lazım, pratiklik lazım.

aldım kopya defterimi yanıma. başladım deneme çözmeye. 10 net 20 net 45 net.. aman allahım neler oluyor. bir yerden sonra SORU GETIRIN moduna geçtim.

artık deftere de bakmıyordum sadece deneme çözüyordum. 30-45 net arası gidip geliyorum denemenin zorluğuna göre. zaten 10 soru falan geometriden oluyor ona hiç çalışmadım açıkçası matematikten 35 üstü net alsam yetiyordu mühendisliğie, okul puanım yüksek olduğu için. türkçe bile çözmeme gerek yoktu.

ama siz baktınız süreyi matematikte yetiriyorsunuz, türkçe de çözün mutlaka. geometri de çözün. benim gibi tembellik etmeyin. şimdi diyeceksiniz lise konularından bu kadarcık mı net çıkartıyorsun fullemen lazım. Arkadaşlar ben girmeden önceki yıllardaki deneme sorularına baktım çerez çerez saçma sapan sorular. Fakat son 10 yılda en basit soruya bile mantığı zorluyacak trickler eklemişler elemek için, önce bi oturup onu düşünüyorsun. Bu da zamanının gitmesine sebep oluyor. Hikaye gibi matematik sorusu yazıyor adamlar.

neyse işte girdim tam 35 net aldım. benim girdiğim dönem zordu 2016 falandı. 3000. olmuştum. fena değil yani 5-6 netle başlayan biri için. Tam burslu istanbulda mühendisliğe girdim. Girdiğim bölümün lys puanı 405 falandı. Normalde her yerimi yırtsam zor alırdım lys tarafından yürüseydim. Ama dgs ile bir kaç ufak yeri yırtmak yetti.
0
ananiyimioguz
(05.03.24)
(6)

Otobüsle motosiklet nasıl taşınır?

ananiyimioguz
İstanbul'dan Gaziantep'e motoru getirmem gerekiyor. Armut com üzerinden teklif istedim ama hiç yazan olmadı.Sanırım oradan buraya bu iş için araç bulmak zor.Otobüse koyanlar duydum ama bir ara böyle bir şeyi merak edip sormuştum, biz o sorumluluğu alamayız demişti bir kaç firma.Peki koyan nasıl koyu
İstanbul'dan Gaziantep'e motoru getirmem gerekiyor. Armut com üzerinden teklif istedim ama hiç yazan olmadı.

Sanırım oradan buraya bu iş için araç bulmak zor.

Otobüse koyanlar duydum ama bir ara böyle bir şeyi merak edip sormuştum, biz o sorumluluğu alamayız demişti bir kaç firma.

Peki koyan nasıl koyuyor, bu işin raconu nedir yani yolcu parası verelim altta getirsinler. Sığar herhalde? Arkadaş koyar oradan ben buradan alırım.

Motor: Yamaha xmax 300

Öte yandan ben nasıl güveneceğim? Tanıdık falan da yok ki. Sizin var mı? Çalınsa falan veya bir çalışan kötü niyetinden okutsa okutur gibime geliyor. Hani düşük bir ihtimal ama yine de gerilirim yani.

Nasıl çözebilirim bu işi? Kendim gidip birlikte mi döneyim? Ama o kadar yolu nasıl çekeceğim, ve de uyurum yani yine kontrol edemem ki sdfdskdg

Son seçenek: Arkadaşla geze geze o kadar yolu gelmel. Hem vlog çekmeye başladım malzeme çıkar ama ölümüz de çıkabilir emin olamıyorum :D
0
ananiyimioguz
(04.03.24)
motosikleti istanbul'da satıp, aynısından gaziantep'te satın al?
0
malheiros
(04.03.24)
Bir gece Ankara'da, bir gece Kayseri'de kalsanız (şehirleri kabaca Google haritaya bakarak uydurdum ama bence tuttu) üç günde geze geze gidersiniz.

Arkadaş motorunu Antalya'ya götürürken Afyon'da mola verip iki günde gitmişti. Gerçi o büyük motordu, uzun yolda daha konforludur diye tahmin ediyorum ama yapılmayacak iş değil.
0
kobuzchu kiz
(04.03.24)
ben xmax 250 ile istanbul'dan nevşehire 8-9 saatte gelmiştim. siz de gaziantep'e 1 veya 2 gece konaklama ile rahatlıkla gidersiniz amma....

mevsim malum. mabadınız donar. çok iyi kıyafet, ekipman ve uzun yol tecrübesi lazım. yağmur olacak, rüzgar olacak, belki de kar olacak. ufak bir yanlış harekette Allah muhafaza...
Yaz olsaydı valla ne güzel püfür püfür gidilirdi. xmax uzun yolda çok konforlu bir motor, eğer şimdi değil de 2-3 ay sonrası için soruyorsanız hiç düşünmeyin derim.
0
mustafakesekci
(04.03.24)
Ben İstanbul'dan Mersin'e yolladım motorumu. Yerel firmalar alıyor. Bir yolcu parası ödedim sanırım tam hatırlamıyorum. Ön camı ve çantayı söktürmen gerekiyor varsa eğer. Firmanın kendi garajından kolayca koymuştuk. Otogardandan zor olur sanırım. Ruhsatı ıvır zıvırı çantaya koyup anahtarı şoföre vermiştim. Bagajın direğine bağlamıştı muavin.Arkadaşım karşıladı karşıdan. Karşılama şart. Koyduktan sonra fotoğrafını çekmiştim arkadaşa yollamak için. Hem kanıt da olur. Firma çok doğal karşılamıştı bu arada biz neler yolluyoruz yiğenim demişti dayı :) Yerel firmalarla konuşun.Adı Has ve özle başlayan bir firmanın almama ihtimali yok.
0
Godless
(04.03.24)
Artı 1 yolcu parası verip muavinle şöförü gördügünde otobüsün bagajında getiremeyecegin hiç bir şey yok.
0
limonlu eksi
(04.03.24)
@malheiros, zaten buradalarda xmax 300 olmadığı için oradan aldım. 1-2 tane olsa bile pahalı. istanbulda uygundu baya.
0
🌸ananiyimioguz
(05.03.24)
(7)

Kuvvetli Bir Alkış - Annemi filme çekmişler

ananiyimioguz
Kuvvetli Bir Alkış'ı Netflix'te izleyen oldu mu? Normalde özellikle de bizim ülkemizde yayınlanan netflix dizilerini pek sevmem ama bu baya güzel olmuş bence. Bundan önce bir de Bir Başkadır'ı sevmiştim. Bunu da muhakkak izlemelisiniz toplumdaki herkesi tokatlıyor sıradan. Elbet sizin de payınıza bi
Kuvvetli Bir Alkış'ı Netflix'te izleyen oldu mu? Normalde özellikle de bizim ülkemizde yayınlanan netflix dizilerini pek sevmem ama bu baya güzel olmuş bence. Bundan önce bir de Bir Başkadır'ı sevmiştim. Bunu da muhakkak izlemelisiniz toplumdaki herkesi tokatlıyor sıradan. Elbet sizin de payınıza bir kaç tokat düşmüştür.

Fakat parça parça giydirmelerden ziyade filmin ana fikri olan anne var ya.

Hah benimki tam ondan.

-spoiler-

kısa dizi, aslında kendisi mutsuz, ilişkisi mutsuz, hayattan bir anlam, bir mutluluk bulamamış bir kadının, çocuk yaparak tüm hayatının merkezine çocuğu koyup, hayattan alamadığı mutluluğu, ilgiyi, sevgiyi, mücadeleyi, çocuğu üstünden gerçekleştirmeye çalışan bir kadını anlatıyor. Çocuğu doğurmuş olsa bile aslında hala karnında taşıyan. Emzirmeyi bırakmış olsa bile hala emzirmeye devam eden bir anne.

soru: ve ben de dizideki gibi çok içe kapanık, depresif bir çocukluk geçirdim. sürekli kendimle konuştuğum bir dönem oldu. liseden sonra açılsam da kelimelerle ilişkim bitmedi. hala sürekli gözlem yapıyorum, tartışmalarda uzun uzun edebi edebi baya baya sürdürüyorum tartışmayı. Böyle bir annenin çocuğu neden böyle oluyor?

-spoiler-

daha geçen yazmıştı acıklı acıklı ıslak kek yaptım bayadır yapmıyordum sadece sana yapardım gel ye diye.
ondan önce de senin adını seslendim tofi (köpeğimiz) pencereye koştu hemen özlemiş demek ki seni bekliyor diyor.

anne adımı söylersen bekler tabi diyorum.

şimdi belki kızacaksınız allahın ruhsuzu diye ama diziyi izlediğinizde daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. sanırım toplumumuzda çoğu anne böyle.

küçükken de düşerim, olsun annem ben yanındayım.
sınavım kötü geçer, olsun annem ben yanındayım.
iş ararken strese girerim, olsun annem ben sana bakarım.

yahu bir sal gözünü seveyim git gez ülkeyi gez dünyanı gez yeni arkadaşlar edin, sohbet et muhabbet et. Yok. varsa yoksa ben. 30 yaşıma geldim ama o daha kendi hayatını yaşayamadı.

Evlenip gidiyorum artık ona da zorluk çıkarmıştı hatırlarsanız kavgalar edilmişti, ben karşı çıktığı için yeter artık benim yerime kararlar almayı bırak diye çekip gitmiştim. Sonra da diyor ki ben hep senin için yaşadım böyle kolay gidemezsin o zaman bana yaşatmadığın hayatı geri gel.

Ya dedim allah askına sanki ben olmasam sen hayatı yaşayan bir insandın da bunun sorumlusu olarak beni göremezsin hadi şimdi emekli oldun yaşa bakalım dedim. 1 senedir pek konuşmuyoruz hiç bişey de yapmamış yazlıkta oturuyor bütün gün. Arada yürüyüşe çıkıyorlar. Aklı da sürekli bende aramaya çalışıyor yazmaya çalışıyor.

Tekrar söylüyorum bu noktada bana kızacak, hayırsız evlat diyecekler ortadaki sorunu anlamak için kısa diziyi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Fakat izleyince tekrar çok üzüldüm. Annemin kişiliğine, benim büründüğüm kişiliğe, kitlesel şekilde bunların yaşandığına..

Bunun çözümü nedir benim yapabileceğim bir şey var mı annem 60 yaşına geldi, onun yapabileceği bir şey var mı? hala ben nasılım diye düşünmekten kendi hayatını yaşayamıyor biliyorum.
0
ananiyimioguz
(03.03.24)
Diziyi izlemedim ama benim eşimin annesi de benzer durumda. Benzer diyorum ama bu kadar sert şekilde değil, bunun daha hafif versiyonu. Kadın yine de bir tık da olsa gerçekçi olabiliyor.
Ve bu durum en çok çocuklarına zarar veriyor. Çünkü sürekli el üstünde büyütülmüşler, bir dedikleri iki edilmemiş (hem anne tarafından hem dede vs tarafından). Ve şu an sosyal hayatta çok zorlanıyorlar, yapılan en ufak şeye darılıp sinirleniyorlar. Bazen diyorum hatta siz cam fanusta büyümüşsünüz ama gerçek dünya öyle değil diye, kızıyorlar tabi. Onlara göre sevginin tanımı bu olmuş ve onlar gibi olmayan insanlar yeteri kadar sevgi beslemiyorlar birbirlerine. Ulan anneyse bizimki de anne, bizi de leylekeler getirmedi ya da ağaç kovuğundan çıkmadık, biz de çocuk olduk ama hiçbir zaman bir dediğimin iki edilmediği olmadı.
Neyse çok da alakalı olmayabilir ama okuyunca anlatmak istedim. Zor bir durum, özellikle de çocuklar açısından zor bir durum bence. Çünkü bu tarz büyütülen insanlar dış dünyaya karşı fazla savunmasız ve hassas oluyorlar. İkinci olarak da böyle yetiştirilen insanların hayatına giren insanlar için zor bir durum. Çünkü ailesinden gördüğü muameleyi hayatındaki insanlardan göremeyince kendisine değer verilmediğini düşünüyorlar.
Gerçi sizde durum farklı, siz bunun yanlış olduğunu görüp tepki gösterebilmişsiniz ama çoğu kişi bunu yapamıyor.
0
pianeta
(03.03.24)
Komedi diye açtık fantastik dram çıktı. İnsanın çocuğu sağ salim yanındaysa başka bir şey istemiyor. Ha zaten isteyecek olsa çocuk yapmaz ya da büyütürken bırakır gider.
0
gece abisi
(03.03.24)
Anneniz sizinle bagli degil bagimli bir iliski kurmus anladigim kadariyla. Siz yetiskin olup, kendinizi ortaya koymaya calisiyorsunuz.

Elimden gelen bir sey yok dogru bir ifade degil. Siz artik bir yetiskinsiniz, kendi sinirlarinizi koymayi ve bunlari uygulamayi ve kendinize ve ihtiyaclariniza sahip cikmayi ogrenebilirsiniz. Annenizin "ben sana omrumu verdim" ifadesindeki surekli kurban olma psikolijisini, siz de 'annem bana boyle yapiyor, bir salmiyor, benim elimden bir sey gelmiyor' diyerek benimsiyor olabilirsiniz. Halbu ki bu da bir kurban rolune burunme durumudur. Boyle karsilikli gecinip gidebilirsiniz. Ya da yetiskin olarak farkli kararlar alip annenizle bagli iliskiler kurmaya calisabilir, kendinize ve hayatiniza sahip cikabilirsiniz. Bu da bir secim. Kontrol edebileginiz seyler, kendiniz ve kendi tavirlariniz. Kontrol edemediginiz seyler, anneniz ve onun davranislari. Kontrol edebildiklerinize odaklanin. Bu arada kolay oldugunu kimse soylemiyor, boyle bir taahhut yok, o kadar zor da degil. Kilit soru ne kadar kendi yasaminizi daha saglikli yasamak istediginiz.
0
kassiopeia
(03.03.24)
@planeta bence verdiginiz ornek benzer ancak duyuru sahibi bu bagimliligi kirip gercek iliskiler kurmak ve yasami daha saglikli bir yetiskin olarak yasamak istiyor diye anliyorum. Sizin verdiginiz ornekte ise, bu durumu sorgulamayan ve cocukluktan yetiskinlige gecmek istemeyen bir durum soz konusu, zira kusmek, trip atmak duygularini regule etmeyi bilmeyen cocuk tepkisidir, iliskilerde hep alici olmak, kendi gordugunu baskalarina dayatmak vs de saglikli ve sorumluluk almak isteyen yetiskin davranisi degil. Dolayisiyla ayni tarz anneden hep ayni tarz cocuk cikiyor diyemeyiz, bazilari da iliskideki garipligin farkinda oluyor ve kendi sorumluluklarini kendileri almayi ogrenmek istiyor.
0
kassiopeia
(03.03.24)
@kassiopeia
Yok ben de yazının sonunda bundan bahsetmiştim zaten. Duyuruyu açan kişi durumun yanlış olduğunun farkında, hatta tepkisini bile koymuş daha ne yapsın zaten. Ama çoğu kişide böyle olmuyor, en azından benim gözlemim bu. Çünkü bu tarz kişiler gerçekten fanusta gibi yetişiyorlar bence.
0
büyük engizisyoncu
(03.03.24)
oo yine annelik gömüyoruz geldim

hayattan alamadığı mutluluğu, ilgiyi, sevgiyi, mücadeleyi; iş, akademi, kariyer, maaş üstünden almakla anne olarak almanın farkı ne mahiyet olarak? :)

ilki bencilce diyecektim ama bencillik bile değil, ancak restorana zaraya yargıcıya 2. evi alırken müteahhite faydan dokunuyor filan. ötekinde product insan, onun da faydaları vardır heralde, sanırım

insan yetiştirmek bir iş zaten. başlı başına. bunu yapanın yaşanmamış bir hayatı olmuyor. öyle olsa gelmiş geçmiş 110 milyar insanın 100 milyarı bi hayat yaşamadı. anne olsan ya da çocuğun olsa nasipse, anlıycan. o bölümün kilidi şak diye açılacak.

şerh düşmek istedim. diğer konular göreceli. haklısındır.
0
lambırcek
(03.03.24)
@pianeta, yani yakın aslında ama tam dediğiniz şekilde de olmadı evet, annem fazla disiplinliydi çünkü ben 2 yaşımdayken boşanmışlar. Annem boşandıktan 20 sene sonra tekrar evlendi. Tek başına hem anne hem baba olmaya çalışıyordu. O yüzden bende öyle pek tek çocuk şımarıklılığı veya herhangi bir şımarıklılık oluşmadı. Sadece biraz birey olabilme, güçlü olabilme durumlarında eksik kalmış olabilirim. Bir de annem öyle uygulanabilir bir sevgi göstermeyi bilmiyordu sarılmak öpmek koklamak gibi. Arkadaş gibiydik daha çok. Ama ona rağmen üzerime titrediğini de her fırsatta bir şekilde gösteriyordu. Ama ben öyle bir şey beklemiyordum ki. Kendi hayatımı yaşayayım, kendi hatalarımı yapayım istiyordum. Annemse her şeyi bilmek istiyordu, nereye gittim, kimle gittim, ne yedim, ne harcadım vs. vs. Ben artık dayanamayıp annemle bu iletişimi keskin bir şekilde sınırlayıp yeni ilişkiler kurmaya başlayınca, ve kendisinin hiç bir şeyden haberi olmayınca (ya da çok az) olunca. Bu sefer de yeni ilişki kurduğum kişiye kurulmaya başladı. Sanki ben böyle değildim de beni hayatıma giren kişi bozmuş gibi düşündü sanırım. Halbuki benim savaşım sadece annemle yani dış dünyanın buna bir teması yoktu ki.

O yüzden bu durumları ona nasıl anlatacağım bilmiyorum. Annemin şu an evliliğimle ilgili bir derdi sıkıntısı olmasa da başlarda çok istemiyordu. Çok razı değildi. İstemeye gelmedi, nişana gelmedi, sadece düğüne geldi onu da artık dibinde yaptık gel bir zahmet yani. Geçenlerde bi bunalıma girdim çıktım evden kimseden habersiz telefonlarımı falan kapattım gittim bir parkta kitap okudum. Kimse bana ulaşamayına da annem öldüğümü sanmış ağlamış karakola falan gitmiş. Neden haber vermiyorsunuz ben senin icin canını veririm falan dedi. Ben boyle bir sey istemiyorum ki. Ve niye böyle bir şey yaptım evli barklı adam ben de bilmiyorum. Belki böyle yetiştirilmemin bir sonucudur. Belki az da olsa bir şımarıklılık kalmıştır. Bilmiyorum.

Dedi ki niye böyle yapıyorsunuz. Dedim sizin yüzünüzden yani bu yaşıma kadar yanındayız arkandayız dediniz ama evlenirken yoksunuz, eve geçtik yoksunuz, bir yuva kurmaya çalışıyoruz, yoksunuz. Sonra canımı verirdimler... e kılını kırpmadın bu mudur canını vermen. Bu arada kac yaşına gelmisim yanimda olmak zorunda değiller, çiftler kendileri de yuva kurabilirler fakat şu kısmı insanlara anlatamıyorum; madem öyle bi anda ortada bırakacaktınız, beni neden öyle yetiştirmediniz? Ben de o güçlükte bir karakter olurdum. Madem hayat böyleydi, önceden hazırlasaydınız o zaman
0
🌸ananiyimioguz
(03.03.24)
(15)

İnce ayak bileği

Amaranta ursula
Iyiyakşamlaar herkeseİnce bilekler hakkında ne düşünüyorsunuz? El olur ayak olur. Neden sexi kabul edilir? Kalça ve meme gibi doğurganlık ile bağını da bulamadık. Sadece kadında mi sexidir? Erkekte de sexi bulan yok mu mesela? Kabartma tozu keki nasıl kabartır?Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdi
Iyiyakşamlaar herkese

İnce bilekler hakkında ne düşünüyorsunuz? El olur ayak olur. Neden sexi kabul edilir? Kalça ve meme gibi doğurganlık ile bağını da bulamadık. Sadece kadında mi sexidir? Erkekte de sexi bulan yok mu mesela? Kabartma tozu keki nasıl kabartır?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(27.02.24)
Bence kötü görünen bir şey ince bilek. Erkekler nesine bu kadar ayılıp bayılıyor anlayabilmiş değilim ben de.
0
yazdonumu
(27.02.24)
tek başına seksi değil ama narin bir şey olduğu için "petite" kızların güzelliğini, seksiliğini pekiştiren bir şey.

fetish olarak diyorsan, ben de anlamıyorum.
0
gabe h coud
(27.02.24)
İnce ayak bilekleri göze hoş geliyor. En azından benim gözüme hoş geliyor. Seksi olarak görülen her şeyin ille de doğurganlıkla bir bağı olmasına gerek yok bence. Bir kadının ince parmaklı eli de bana güzel geliyor mesela. Kadınlar genel olarak güzel varlıklar.
0
pispinti
(27.02.24)
Ne kadar ince olduğuna bağlı. Kalın bilek seksi değil. Ya kilo ile ilişkili ya da erkeksi geliyor sanırım. Üstüne düşünmedim. Haliyle kalanı seksi yapıyor. Yoksa ince bacak ve kalın bacak karşılaştırmasında seksi ya de değil denilenin Doğu Asyalı seviyesi ince bacağın da kilolu kalın bacağın olmaması gibi. Üst ve alt sınırlar var.
0
nawar
(27.02.24)
Bu arada bir kadın olarak benim gözüme de hoş geliyor kadında ya da erkekte olsun fark etmiyor. Sadece neden hoş geldigini anlayamadık:/
0
🌸Amaranta ursula
(27.02.24)
Sexiliğin tanımı veya sınırı var mı?
Saçma şeyler de sexi gelebilir takılmayalım
0
Cezcez
(27.02.24)
Şöyle olabilir. Hani dans ve hareketlere hep bir esnekliğin estetiği var. Bunun ile kodlanmış olabilir ya da yine aynı şekilde. Dediğim gibi feminen olması da onu erkek için çekici yapıyor. Küçük ayak ve el konusu da. Tabii bunun dışında kesin mitolojik göndermeli açıklaması da vardır :p
0
nawar
(27.02.24)
İnce bilekler hakkında ne düşünüyorsunuz?

> hiçbir şey düşünmüyorum. ona gelene kadar neler var.

ince bilekliyle de çıkarım, kalın bilekliyle de çıkarım..

karikaturkutur.wordpress.com
0
tabudeviren
(27.02.24)
Tamamen çağın güzellik algısı ve dayatmalarından ötürü olduğunu düşünüyorum.

Ben de ince bilek severim. Narin el severim. Küçük ayak severim. Ama neden, açıklayamıyorum.

1000 yıl önce yaşasaydım belki de gürbüz, iri kadınlardan hoşlanacaktım. İşte anadolu kadını bee taşı sıksa suyunu çıkarır diyecektim.

Falat günümüz dünyasında narinlik daha fazla estetiklik uyandırıyor. Aşırıya kaçılmadıkça tabi!
0
ananiyimioguz
(27.02.24)
ince ayak bileği seviyorum. erkek bileğine göre çok farklı görünüyor, o yüzden yükseliyorum. ayrıca ince ayak bileği ayağa dişil bir kıvrım veriyor.
0
benarrivo
(28.02.24)
ince ayak bilegi cok seksi bir sey. Guzel bacak, guzel ince ayak bilegi ve guzel ayak bir kombodur.Bunlardan biri olmadan digerleri de olmuyor.Kalin bilek erkeksi gozukuyor.
0
turkuaz
(29.02.24)
bu arada konudan bağımsız, kalın bileklilerin libidosunun daha yüksek olduğuna dair bir bilgi kalmış kafamda ne kadar doğru bilmiyorum.
0
ananiyimioguz
(29.02.24)
ince ayak bileklerini ben de güzel buluyorum. kendimce yanıtım, ince ayak bilekleri sağlıklı bir kardiyovasküler sistemi işaret ediyor olabilir. çeşitli damar ve romatizma hastalıklarının ayak bileklerinde şişkinlik olarak belirti verdiğini hatırlıyorum.
0
engelbert humperdinck
(29.02.24)
Kitabı ve dolayısıyla ismi yanlış hatırlıyor olabilirim ama Don Kişot sevgilisi Dulcinea'nın ne kadar alımlı, ne kadar seksi olduğunu anlatırken kadının bıyıklarından bahsediyordu.

Aynı şekilde 19. yüzyıl yazarları kadını överken ne kadar tombul olduğunu anlata anlata bitiremezler. Bir gram etin bin ayıbı örttüğüne dair atasözümüz bile var.

O dönemlerde öylesi popülermiş. Bu dönemde de bu. Mağara devrinden genlerimize kazınmış bir olay değil yani. İnce ayak bileği kadına zerafet, narinlik veriyor.

Ben de severim :)
0
Mirket
(29.02.24)
şahsen ince bilekleri ve ortalama üstü kalın bilekleri güzel bulmuyorum, ince bilek neden sevilir anlamam.
0
ravenudon
(29.02.24)
(2)

Veriler flash disklerde / sd kartlarda nasıl depolanır?

ananiyimioguz
Bir video çekiyorum da ucu buralara dokunuyor bahsetmem lazım.Aslında bilmediğim veya unuttuğum bilgilere aratarak ulaştım birazına. Veya bazılarını chat gpt ile tartıştım artık ne kadar doğru bilmiyorum ama bir şeyler oturdu. Oturtamadığım bazı şeyler var. Bilenler varsa maddeler halinde yazsam cev
Bir video çekiyorum da ucu buralara dokunuyor bahsetmem lazım.

Aslında bilmediğim veya unuttuğum bilgilere aratarak ulaştım birazına. Veya bazılarını chat gpt ile tartıştım artık ne kadar doğru bilmiyorum ama bir şeyler oturdu. Oturtamadığım bazı şeyler var. Bilenler varsa maddeler halinde yazsam cevaplayabilir mi?

1- Anladığım kadarıyla sd kartlarda ön bellek olmuyor. Varsa da çok çok küçük oluyor. Bu alan ne için kullanılıyor çok çok küçük ise?

2- Normalde benim bildiğim ön bellekte tekrar erişme ihtimali olan datalar tutulur. Ama bazen düşünüyorum datanın boyutu fazla ise burada ne tutuluyor? O datanın kendisi yerine bellekte bulunduğu adresi mi?

3- Yani bu da düşünüldüğünde, her önbellekte data tutulmuyor, adresin veya meta verinin tutulduğu yöntemler de var diyebilir miyiz? Bunlar hangileri mesela cpu,ram,hdd,ssd önbellekleri arasında ne gibi farklılıklar var?

4- Manyetik disklerde yazma ve okuma olaylarını biliyorum. Katı halli disklerde de öyle. Fakat flash diskleri tam anlamadım. RAM i de az çok hatırlıyorum fakülteden. Fakat ram sadece sistem çalıştığında kullanıldığı için ve geçici bellek olduğu için yani datalar zaten elektrik gittiğinde silindiği için kafama biraz daha yatıyor ama mesela ssd ler tam yatmıyor elektrik bilgim zayıf olduğu için. Bazı animasyonlar izledim. Elektron tutabilen hücreler vardır, oralara elektron yüklenir veya yüklenmez. Bu da 0 ve 1 durumuna karşılık gelir. Böylelikle data yazabilir diyor. Kimisi belli voltaj aralığına kadar tutabiliyormuş yani 1 bit değil 1 byte ya da fazlasını tutabilenler de varmış. Okurken de ilgili adreslerden voltajı geçiriyor, voltaj farklarına göre data okunuyormuş. Fakat buradaki "data tutma" olayını tam anlamadım. Ssd veya sd kartı cihazdan çıkardığımız zaman elektrik yüklü bir şey orada bozulmadan durmaya nasıl devam edebiliyor? Data nasıl korunuyor yani? Pil gibi mi çalışıyor? O kısmı tam anlamadım.

5- Depolama aygıtlarını farklı dosya formatlarıyla biçimlendirdiğimizde, farklı kullanım alanları sunuyorlar kullanıcıya. Çünkü bir miktarı meta veri ve veri kurtarma için kullanılıyor. Başka ne için kullanılıyor bilen var mı? Bir de eğer mesela dataların adresleri de yazıyor ise, bir nevi bu kısma ön bellek diyebilir miyiz?

6- Bir sd kart veya ssd nin hızını ölçerken paket boyutu ve süre seçiyoruz. Sanırım 64kb lik parçalar halinde 10gb lık dosyayı atmak ile 128mb lik veya tek parça halinde 10gb ı atmaya çalışmak arasında farklılıklar var. Dosya ne kadar tek parça ise hız artıyor sanırım. 5mb lık bir görsel ile 5mb lık içinde trilyonlarca klasör ve dosya olan bir şeyi atmak arasında fark var. Ama 5mb lik tek dosyayı da laps diye taşımıyor ki onu da bitlere bölüyor. Bu kısımdaki senaryoları da açıklayabilir misiniz?

7- SD karta dosya yazılırken buffer görevini neresi görüyor mesela fotoğraf makinamda fotoğraf çektim diyelim, buffer makine üzerinde ayrı bir devre değil mi? Bu dolunca çekimde de bir yavaşlık oluyor. Bu neden doluyor, çünkü sd kart yeterince hızlı değil. Yığılma oluyor. Bu esnada bu trafik sıkışıklığını kart üzerinde dağıtmaya çalışan kartın kendisi mi yoksa işlemci mi? Yani hop birader sen şu adrese git diyen kartın devresi mi?

8- Buffer devresi normalde depolama birimlerinde olmaz değil mi? Mesela yüksek hız kapasiteli sd kartlar var. Bunların özelliği üzerlerinde cache veya buffer barındırıyor olması mı yoksa aktarım organlarında kullanılar malzemeler daha mı iletken falan da o yüzden mi hızlı çalışıyorlar?

Danke
0
ananiyimioguz
(27.02.24)
SD Cardların içerisinde milyarlarca su kovası olduğunu düşün (transistörler) ve bunlara suların nasıl dağıtılacağını söyleyen birisi var (controller chip). transistorlar minik miktarlarda elektronları hapsedebiliyorlar, elektrik kaynağı kesilse bile hapsedilenler orda duruyor(non-volatile memory) bunun aksi de pclerdeki ramler(volatile memory). bu elektronların karşılığı da bit değerleri oluyor. controller chip dediğimiz usta başı da bu kovaların dizilimini biliyor, şöyle çalışıyor 523453. sıradan 104 kovanın içindeki elektronların bit karşılıklarını oku örnek:
01100001011011100110000101101110011010010111100101101001011011010110100101101111011001110111010101111010
bunu da bilgisayar ekranda senin nickine çeviriyor.

controller chipde önbellek olabilir, benim bildiğim ilginç bir özelliği yoksa kullanılan cihazın memorysinde tutuluyor. yeni nesil memory çiplerini takip etmedim dram ve slc falan ismen biliyorum sadece. elektron dizilimi transistörlere aktarılmadan önce buffer(önbellek) doldurulur önce bir hata yoksa buffer dolduğunda ilgili transistörlere veri aktarılıyor.
0
nahtoderfahrung
(28.02.24)
teşekkürler peki bu controller chip ve barındırdığı cache, sd kart hafızasının dışında mı yoksa ondan mı yiyor?

64gb bir sd kart aldığımızda 59gb kullanmamımız nedeni mi bu? Dosya sistemi belli bir algoritmaya göre adresliyor ya, bu adresler bu yenen alanda mı tutuluyor?
0
🌸ananiyimioguz
(28.02.24)
(10)

Skoda servisin yıllık bakıma 8500 TL istemesi?

birşeylersoracağım
2015 Skoda Octavia için rutin yıllık bakıma 8.500 TL normal mi sizce?
2015 Skoda Octavia için rutin yıllık bakıma 8.500 TL normal mi sizce?
0
birşeylersoracağım
(27.02.24)
Hangi km de olduğu da önemli bence ama 8.500tl 10 sene öncesinin 850TL'si şuan.

Dışarıda 3-4bin e falan yaptırabilirsiniz bence bu arada ama özel servisler biraz üstünde oluyor bu şekil.

Eğer sadece filtre ve yağ değişecekse çok geldi.
0
ananiyimioguz
(27.02.24)
Araç 2024 model de olsa 2010 model de olsa aynı fiyatı çekiyorlar diye biliyorum. 2024 skodası olana da koymaz. Diğer uygun markalar da zaten kampanya yoksa 5-7bin liradır. Zaten garantisi bitmiş. Uygun yağı filtreyi alıp sanayiye gidin.
0
prole
(27.02.24)
sanayi +1

dsg var ise iyi niyet garantisi devam ediyor ise belki düşünülebilir ama vw grubunun bakım fiyatları yüksek. bende eski skoda aracımla 5 sene gittim geldim servise, sonunda özel servisin yolunu tuttum. filtrelerinizi yağınızı alın, facebook skoda gruplarından da usta tavsiyelerine bakın derim.

edit: bu arada filtrenizi kendiniz alırsanız mann ve filtron tercih edebilirsiniz. zaten çoğu markanın orjinal ürünlerini de onlar tedarik ediyor.
0
delidir yakalayin
(27.02.24)
benim fiat için de 7500 istediler. garanti bittiği için sanayide yaptıracağım.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(27.02.24)
Normal değil. Normal rutin değişecek şeylerden en önemlisi de motor yağı sonraki ise filtrelerdir.

Bir kaç ay kadar önce iternette baktığım kadarıyla Liqoui Moly fiyatı uçmuştu 1500lere, ben de alternatif olarak yaklaşık 800 tlye 5/30 Shell aldım .
Hava ve polen filtresi olarak ise Mann markasını almıştım.(bosch markasına göre biraz daha pahalı oluyor)
2016 model aracı 1 ay kadar önce normal bir ustaya götürdüm.
usta, polen filtresinin değişimine ise az kullanımından dolayı gerek yok dedi.
Diğerlerinin değişimi için ise 250 tl aldı.
Sizinkinde fren balataları değişiminin yanı sıra bazı extradan şeyler de işin içinde olsa yine de o kadar tutmaz diye düşünüyorum ama
araçların kendi servislerinde ise tutuyor ya da bir şekilde tutturuyorlar bu meblağı.
Aracınızın marka modeliyle ilgi bilgi içeren facebook gruplarına bakın.
0
diyecevaplandı
(27.02.24)
iyi bir özel servis, en az %30 daha düşük fiyat alırsınız
0
Rao
(27.02.24)
yurtdisinda $350-400 civari olduguna gore, kura bakarsan normal..
ama 10 yasindaki garanti kapsami disindaki araci servise goturmek lazim mi, bence degil..
iyi bir vw grubu ustasina gecmen lazim araci tutacaksan.
0
cooperr
(27.02.24)
Cumartesi günü Skoda Rapid Spaceback aracımın yıllık bakımını yaptırdım. Ön ve arka yeni sileceklerle birlikte 3000 lira ödedim.
0
pispinti
(27.02.24)
10 yıllık arabayı servise götürmenin bir anlamı yok bence. sanayiye gidin. içiniz rahat etmeyecekse özel bir servise götürün
0
paintov
(27.02.24)
2016 vw golf için yetkili servis 7800 fiyat verdi. özel bi servis buldum, 5500 TL'ye yaptırdım bakımı. herşey gözümün önünde oldu, zaten yetkili servisin kullandığı yazılımı kullanıyordu. standart motor yağı, filtre değişimi için 8500 çok bence.
iyi niyet garantisi 7 yıl demişlerdi bir de bana, 7 yıl sonunda özel servise götürmeye başlamıştım.
0
bcdhms
(28.02.24)
(1)

MacOS uygulamasının eski sürümünü indirme?

ananiyimioguz
App Store'dan iMovie indireceğim fakat benim sürümüm Ventura 13.4.1,indirebilmeniz için minumum 13.5 olması gerekiyor diyor.Şirket cihazı olduğu için update hizmeti IT tarafından kapatılmış durumda.O yüzden cihazı güncelleyemiyorum.Bir önceki imovie i haricen indirip kurabilirsem sorun çözülecek gib
App Store'dan iMovie indireceğim fakat benim sürümüm Ventura 13.4.1,

indirebilmeniz için minumum 13.5 olması gerekiyor diyor.

Şirket cihazı olduğu için update hizmeti IT tarafından kapatılmış durumda.

O yüzden cihazı güncelleyemiyorum.

Bir önceki imovie i haricen indirip kurabilirsem sorun çözülecek gibi.

Çünkü bir kaç ay önce zaten indirim kurmuştum sonra silmem gerekti.

Torrent e falan baktım bulamadım nasıl çözebilirim?
0
ananiyimioguz
(24.02.24)
Tam istediğim şeyi bulamadım app store da hesap ayarlarına girip satın alınanlar kısmında imovie yi bulup indir dediğimde "daha eski bir sürüm indirilsin mi" diye soruyor. Oradan tekrar indirilebiliyormuş en son sürüme bağlı kalmadan.
0
🌸ananiyimioguz
(25.02.24)
(5)

dikey süpürge seçelim mi?

Phoebe
*küçük bir evdeyim*evcil hayvan yok*çok az eşya var*çok çok az halı kilim vb. var*evde robot süpürge vareleoctrolux'ün şu modelini önerdi arkadaşım ama fiyat performans olarakbenzer önerileriniz varsa ya da boşuna o kadar para verme bak şunu kullanıyorum işimi görüyor dediğiniz marka model önerileri
*küçük bir evdeyim
*evcil hayvan yok
*çok az eşya var
*çok çok az halı kilim vb. var
*evde robot süpürge var

eleoctrolux'ün şu modelini önerdi arkadaşım ama fiyat performans olarak
benzer önerileriniz varsa ya da boşuna o kadar para verme bak şunu kullanıyorum işimi görüyor dediğiniz marka model önerileriniz varsa şahane olur.

www.hepsiburada.com
0
Phoebe
(24.02.24)
ben de bunu kullanıyorum. memnunum. piyasaya bakınca bu zaten uygunca seçeneklerden biri. daha fiyat performans ürünü vardır belki ama bence bu iyi yani kullanımı filan rahat.
0
benim bir gizli bildiğim var
(24.02.24)
Bunlar dar yerlere girerken biraz hantal kalabiliyor.

Ben dikey süpürgeler arasında dev uçurumlar olduğunu sanmıyorum.

Hepsinin çalışma prensibi aynı; Başlıktaki döner fırça halıyı gırgırlar, çubuktaki hava akımı hazneye çeker. Başlıktaki gırgır bu sistemi etkin kılan unsur aslında. Yoksa çekim güçleri iyi değil.

Başlıkta ışık olması karanlık alanlarda işe yarıyor diyebilirim.

Mesela ben 5 sene kadar önce Bim'den Heifer Quiclean Pro aldım.

Hala canavar gibi çalışıyor. Yedek parçası da var, filtreyi vb değiştirip değiştirip kullanıyoruz bana mısın demedi.

Anneme de Bosch almıştım ama hangisinin kullanımı daha pratik dersen Heifer derim.

Velhasıl bence Mediamarkt vb gibi teşhiri olan yerlere gidip bi bileğinizle test edin, hangisine ısındıysanız internetten onu alın derim.
0
kukuleta
(24.02.24)
Bunu almazdım ben. Koltuk altlarına falan zor girer, alt kısmı çok hacimli. Bir de ucuna ince aparat takıp el girmeyen, buzdolabı duvar arası gibi, yerleri süpürmek iyi okuyor haznesi yukarıda olanlarda.
0
playing star again
(25.02.24)
amazondan aldım daha yeni. marka takıntınız yoksa dikey süpürge kategorisini takip edin iyi indirimler oluyor. almanya'dan 1 haftada geldi.
0
jepa
(25.02.24)
bu çok hantal ve ilkel duruyor ya bunu sakın almayın.

şundan alın
www.hepsiburada.com
0
ananiyimioguz
(25.02.24)
(5)

İnternet hızlarında neden megabyte değil de megabit kullanılıyor

ananiyimioguz
Artık aktarım hızları eskisi gibi yavaş değil ki yani bitler ile konuşmaya ne gerek var?Direkt desin mesela 10 megabyte download veriyorum diye.Neden 80 Mbit diyorlar 10MB demek varken?
Artık aktarım hızları eskisi gibi yavaş değil ki yani bitler ile konuşmaya ne gerek var?

Direkt desin mesela 10 megabyte download veriyorum diye.

Neden 80 Mbit diyorlar 10MB demek varken?
0
ananiyimioguz
(22.02.24)
internet uzerinde paketler bitler olarak gonderildiginden diyebiliriz ama asil sebep marketing.

kim 100 mbps demek varken 12.5 MBps demek ister.
0
gule gule
(22.02.24)
Tamam da megabyte deyince de yine temele indikçe bit e çıkmıyor muyuz

yakında gigabitler konuşulacak 2 gigabit demekle 250 megabyte demek aynı şey değil mi

ben neden sürekli download speed calculate etmek zorundayım direkt mb cinsinden kullansınlar işte
0
🌸ananiyimioguz
(22.02.24)
2gigabit = 250 mb dogru, ama internet uzerinde transferde aracin yol alisindaki 1km = 1000 m mantigi calismiyor dogrusal bir akis yok. farkli metrelerle toplanip kilometre elde ediliyor bu yuzden terminoloji olarak da bit kullanimi dogru.

aslinda soruyu tersten sorsak neden data volume'u bitlerle degil de bytelarla hesapliyoruz diye daha rahat anlasilir transfer kismi. bunun yaninda tarihte de 1 byte her zaman 8 bit'e esit degildi.

tabii yine de son kullanici icin 2 gigabit yerine 250 megabyte desek hicbir sey farketmez.
0
gule gule
(22.02.24)
Bir karakteri (harf, rakam, vs) karşı tarafa iletmek için isterseniz 4bit, 5bit, 8bit, 9bit, 10bit kullanabilirsiniz.

1 byte (genellikle) ise, 1 start bit artı 8bit karakter artı 1 stop bit olarak iletilir. Bu yüzden bit-per-second (bps) kullanılır.

Örneğin 240 bps demek, 30 byte/s değildir (240/8). 24 byte/s olarak düşünülmesi gerekir, yani 1 karakter = 10 bit. İsterseniz start/stop bit vs kullanmazsınız ve hesap değişir.

Not: Start bit, stop bit, ve başka bit'lerde kullanılır ama tercihe bağlıdır.

Bu yüzden bit önrmlidir.
0
alfired
(22.02.24)
aslında ifade ettikleri anlamlar farklı olduğu için bu kullanılıyor. megabyte kavramını trafikteki arabalar ve megabit kavramını da yoldaki şeritler gibi düşünebilirsiniz.

100 adet aracı hem 2 şeritli hem de 4 şeritli bir yoldan gideceği yere ulaştırabilirsiniz. değişen şey ulaşma süreleri olacaktır. internete erişirken size verilen limitler de bant genişliği yani megabit olarak veriliyor. ayrıca bazı internet paketlerinde uygulanan kota da geçiş sayısını sınırladığı için megabyte-gigabyte olarak veriliyor.
0
bravoteam
(22.02.24)
(7)

Günlük Fiyat değişimlerini gösteren site?

raskolnikovv
internette satılan ürünlerden günlük haftalık fiyat düşüşlerini gösteren bir site vardı. bir türlü hatırlayamadım. bilen var mı acaba?örneğin şu ürün düne göre %30 indirimde şeklinde.
internette satılan ürünlerden günlük haftalık fiyat düşüşlerini gösteren bir site vardı. bir türlü hatırlayamadım. bilen var mı acaba?

örneğin şu ürün düne göre %30 indirimde şeklinde.
0
raskolnikovv
(21.02.24)
cimri.com yapıyor böyle bir şey.
0
patronaj1
(21.02.24)
akakce?
0
ananiyimioguz
(21.02.24)
değil arkadaşlar başka bir siteydi. basit bir ara yüzü vardı.
0
🌸raskolnikovv
(21.02.24)
epey?
0
eja
(21.02.24)
allah allah neymis merak ettim bir de şu var ama basit arayüzlü bişey bulamadım.

fiyatseyir.com
0
ananiyimioguz
(21.02.24)
Camelcamelcamel
0
brkylmz
(21.02.24)
Sonradan hatırladım. sitenin ismi spy drop. Artık çalışmıyormuş.
0
🌸raskolnikovv
(23.02.24)
(6)

Öleceğini hissetmek

ananiyimioguz
İnsan bunu nasıl hissediyor bilimsel bir açıklaması var mı? Genelde inanç olarak malum oldu, melek gördü gibi şeyler duyuyorum ama bir insan öleceğini nasıl hissedebilir?Çoğu ölüm hikayesinde, ölümden bir gün önce veya birkaç saat önce hissettikleri yönünde şeyler duyuyorum.Ne oluyor olabilir? Zaten
İnsan bunu nasıl hissediyor bilimsel bir açıklaması var mı? Genelde inanç olarak malum oldu, melek gördü gibi şeyler duyuyorum ama bir insan öleceğini nasıl hissedebilir?

Çoğu ölüm hikayesinde, ölümden bir gün önce veya birkaç saat önce hissettikleri yönünde şeyler duyuyorum.

Ne oluyor olabilir? Zaten kalp rahatsızlığı var diyelim. Kalbi sıkışıyor diyelim. E hep aynı sıkıntıdan daha önce yatmış bir insan, nasıl sonuncuyu ayırt edebiliyor?

Nasıl sevdikleri ile vedalaşabiliyor? Hormonel olarak bir şeyler değişiyor da o his, şimdiye kadar yaşadıklarının dışında oluyor da, onun artık yolun sonu olduğunu mu anlıyor?
0
ananiyimioguz
(20.02.24)
Aman üstüme geliyorlar +1

Anneannem en az 20 kere böyle öleceğini görmüştür.
Dedem de misal hiç bir şey yokken kalp krizinden gitti.
Babannemi gittik gördük hastanede çok iyiydi, yarın cikar dediler. Eve döndük ertesi sabah haberi geldi.

Bilimsel bir açıklaması yok çünkü ortada olan bir şey de yok. Nefes almasi agirlasan, yorgun olan, bitkin olan insan zaten ölü gibi hisseder yani.

Ben hayatimda ne hissedene denk geldim ne duydum. Gördüğümüz üzere sizin çevrenizde daha çok böyle inaniliyor demekki, yoksa genel geçer bir şey olsa kesin denk gelirdi.
0
logisticsmanager
(20.02.24)
Ben böyle dini inançlılardan melek gördü gibi bir tabir de hiç duymadım. Hatta insanın öleceği anı yalnız Allah bilir inanışı yok mu İslam'da?

Bilimsel bi olayı da yok zaten arkadaşların dediği gibi. Çünkü böyle bi olay yok. Sonucu bilinen olaydan çıkarım yapma durumu var bence de ki hiç böyle "Ölümünü bildi" durumuna denk gelmedim
0
nundu
(20.02.24)
Bendeki doneler şöyle;

1- "Normalde baba hiç sevgisini göstermezdi, ölmeden bir gün önce hissettirmeye çalıştı" diyen var.

2- Annemin babası için "normalde yemekten sonra hep salona geçip haber izlerdi ve gece 11 gibi yatağına girerdi, hasta da olsa salonda yatardı ama öleceği gün saat daha 6 olmasına rağmen yatağına gitmişti" dediler ve uyuyarak ölmüş.

3- Büyük teyzemin her yeri kanserdi çok savaştı en sonunda beyin kanseri oldu konuşamıyor yemek yiyemiyordu. Su bile diyemiyordu Hareket bile zor ediyordu. Ne hikmetse ölmeden bir kaç saat önce anne diye sayıkladı. Anneannem yanına gitti elini tuttu. Dakikalar içinde nefes verdi ve öldü. Ben de oradaydım. Tüm aile evinde yanındaydık çünkü doktor artık yapacak bir şey yok evde yanında durun demişti. Ama biz odasında durmuyorduk. 1 haftadır su bile diyemeyin kadın "anne" dediği için hepimiz başına toplanmıştık.

4- Bababamın babası rutin rahatsızlanmış köyden hastaneye yetiştiriyormuş babam. Son zamanlarında sık sık rahatsızlanıyordu. Öleceği gün ilk defa yolun ortasında "oğlum neyse geri dön" demiş. Babam da ne dönmesi baba iyi değilsin yine yeiştireyim demiş. Dedem gerek yok dön sen dön demiş. Babam da şaşırmış durmuş yol kenarında. Bi an anlamamış çünkü ne oldu iyileşti mi birden demiş. Kemerini çıkarmış kapısını açmış adam oracıkta ölmüş.

Ben de diyorum ki farklı bir şey hissediyorlar herhalde?

Edit: bir de kedilerim hastalanınca yine yanımda duruyorlardı ama hepsi ölecekleri zaman hep bir kuytu aradılar. Onlar da hissediyor derler sanki öyle bir bilgi kalmış kafamda.
0
🌸ananiyimioguz
(20.02.24)
ben de hissediyorum ama bir türlü ölmedim.
0
deartheodosia
(20.02.24)
Bence bilinçdışı da olsa insan vücudu kendinde olan şeyleri hissediyor. Daha geçen ay bir tanıdığım vefat etti, vefat etmeden önce de “ben bu yıl kışı geçiremem o yüzden hiç hazırlık yapmayacağım sonraki seneye” dedi. Gidip insanlarla vedalaştı. Hastalığı filan da yoktu sağlamdı ve öldü.

Diğeri de benim başıma gelmiş bir olay. Ben anne karnındayken ikiz kardeşim benim iç organlarıma yapışık olarak kalmış ve ve karnımda bir kist ile kaplanmış. Bunu 27 yaşında öğrendim. O güne kadar da neredeyse iki üç ayda bir rüyamda kendi kendimi doğurduğumu, karnımdan kendimin çıktığını görüyordum. En sonunda doktora gitmeyi akıl edip ameliyat oldum ve bir daha bu rüyayı görmedim.

Yani vücut biliyor bence her şeyi.
0
Gradient_tabanlı_mor
(20.02.24)
insanlar hep bir anlam arayışı içinde. haliyle en ufak anlam çıkarabileceği olayı hatırlayıp büyütürken. kendince ruhani anlam bulamadıkları olayları görmezden geliyorlar.
0
orpheus
(20.02.24)
(10)

Araba Seçimi

infernal majesty
Merhaba,2 sene kadar önce buraya sormuştum, şimdi bir kez daha sormak istedim. Sözlükte de başlığı görünce baktım da sarı siteye dönmüş başlık.Kısaca, bütçe 2.5 milyon, seçenekler;1) Mercedes CLA - sıfır2) BMW 3.20 (2-3 yaşlarında, ne denk gelirse artık) (bence bu araba daha güzel bu arada)Yani bir
Merhaba,

2 sene kadar önce buraya sormuştum, şimdi bir kez daha sormak istedim. Sözlükte de başlığı görünce baktım da sarı siteye dönmüş başlık.

Kısaca, bütçe 2.5 milyon, seçenekler;

1) Mercedes CLA - sıfır
2) BMW 3.20 (2-3 yaşlarında, ne denk gelirse artık) (bence bu araba daha güzel bu arada)

Yani bir süredir arıyorum zaten, her kafadan bir ses çıkıyor:

"İkinci elle uğraşma CLA al geç"
"Yalnız yaşayan adamsın A/1/A3 al geç"
"BMW'ye 80 bine kadar binersin, sonra o sana biner"
"3 alırsan park yeri bile problem..."
"Chery bakmaz mısın?"

Siz ne dersiniz? Başka önerilere de açığım ama bütçeyi esnetemiyoruz, alıp binememek olmasın diye :)

Teşekkürler.
0
infernal majesty
(19.02.24)
2.5a 2. el almam ben. mercedes o yüzden.
bmw sorun çıkartır sonradan.

mesela bana kalsa superb alır geçerim.
0
jelly bear
(19.02.24)
Ben olsam A200 alırım, 500.000TL de bana kalır. Aslında o kadar param olsa ben Alfa Romeo'ya binerdim ama olsun. :)
0
pispinti
(19.02.24)
her ne kadar Mercedes E'den BMW 5'den başlar deseler de mevcut şartlarda Mercedes daha mantıklı duruyor.
Paraya göre sıfır her zaman +1.
0
pccopath
(19.02.24)
o kadar fazla alternatif var ki...

bmw 3 4 5 serileri

audi a3 4

mercedes vs.

tam olarak siz ne istiyorsunuz o önemli.

hızlı mı olsun, sorunsuz mu olsun, onu bilmek önemli.

sorunsuz olsunsa mercedes. sıfır daha iyi tabii.

hızlı olsun ise bmw de olabilir.

ne bileyim ds 9 bile olabilir.
0
gurur
(19.02.24)
a4 al ömürlük olsun.
0
andlee
(19.02.24)
Ben bu kadar para verip içten yanmalı motorlu araç almazdım. Elektrik için mükemmel bir bütçe.
0
mada
(19.02.24)
Gonlunden gecenlere binmeden karar vermeye calisma derim. Gidip bir deneyimle seceneklerini, zaten birisi on plana cikar.
0
The_Lollok
(19.02.24)
Sanırım o bütçe ile Volvo XC40 veya Mercedes GLA alırdım ama galiba suv sevmiyorsunuz? Ssangyong Torres i de beğeniyorum ama sanayiyle dost olur musunuz emin değilim.

Sedan araç sevmediğim için öneremedim şuan.

Ben olsam ne yapardım onu söyleyeyim; Chery ler çok dolu, kullanması çok keyifli geçen tiggo 7 aldık. 8 e bütçe yetmedi. Bana kalırsa tek eksiği bir tık yakıyor. ama insanlar şunu kaçırıyor tiggo 8 alıp o özelliklerin olmadığı ama daha pahalı bir aracı almak yerine (Sıtf biraz daha az yakıyor diye) chery alıp artan parayı faize koysanız bedava gezersiniz zaten.

Ya da ben çeşitlilik seviyorum, yine tiggo 8 alıp artan parayla şehir içi kullanım için bir ufak elektrikli araba veya motor alabilirdim. motorların da elektriklisi var, bmw ce 04 gibi
0
ananiyimioguz
(20.02.24)
sıkıntı düşüncesine girersen clada sorun yapar. arabaya bindiğinde içine ne sinecekse onu al. bmw kronik sorunlu bir araç ama mercedesin c ve a serileride sıkıntı yapıyor. bmw 320 de km en düşük olanlara git.

tamamen subjektif bir yorumla bmw 320 alırım. chery ne ya bunların yanına yanaşamaz. a3 full kasa olarak güzel.
0
mikahakkinen
(20.02.24)
bütçe sıkıntınız olmadığı için bence kendinize şu soruları sorun.
2.el mi sıfır mı?
sedan mı suv mı?
az yakan mı performans mı?
hangi markanın servisi daha iyi
hangi markanın güvenlik donanımı daha iyi
0
durbidakka
(20.02.24)
(2)

2023 nmax 125 i satıp 2018 xmax 300 e geçmek mantıklı mı?

ananiyimioguz
Diğer soru da dursun ama büyük ihtimalle ilk ilerleyeceğim seçenek bu olacak. Temiz ve bakımlı 30binde buldum mesela.. yılı biraz eski olsa da konfor performans olarak bana mantıklı geliyor ama kaçırdığım bir şeyler olabilir.şuan nmaxten de memnunum aslında şehir içi ama şehir çevresi iki kişi turla
Diğer soru da dursun ama büyük ihtimalle ilk ilerleyeceğim seçenek bu olacak. Temiz ve bakımlı 30binde buldum mesela.. yılı biraz eski olsa da konfor performans olarak bana mantıklı geliyor ama kaçırdığım bir şeyler olabilir.

şuan nmaxten de memnunum aslında şehir içi ama şehir çevresi iki kişi turlarken iş görse da can sıkabiliyor performans olarak. O yüzden bir arayış içindeyim.

Bu arada sattıktan sonra sadece 20k koyacağım üstüne. Yani neredeyse başa baş.

Benim motorumdan farklı olarak bulduğum xmax'te kablosuz şarj, uzun tur camı, elcik koruma yok sadece. kalan her şey bendekiyle nmax ile aynı.
0
ananiyimioguz
(19.02.24)
bende ilk sizin gibi düşündüm baya kafa yordum ama son model xmax te karar kıldım. ha şimdi de bunu da satmaya karar verdim 7binde 2021model, düşünürsenizde konuşuruz tabi.
0
hunharca ben
(19.02.24)
@hunharca ben, tesekkurler alirsam direkt 300lük alirim sizinki 250lik sanirim, yeni olsa da min 300lük düşünüyorum şuan.
0
🌸ananiyimioguz
(19.02.24)
(3)

BENELLİ TRK 502X mi VOGE 525 DSX mi ?

ananiyimioguz
Bütçe max 300 civarı. Başka tavsiyeler varsa açığım. 500cc yi geçmemesi ve 2020 model üstü olması yeterli.
Bütçe max 300 civarı. Başka tavsiyeler varsa açığım. 500cc yi geçmemesi ve 2020 model üstü olması yeterli.
0
ananiyimioguz
(19.02.24)
VOGE dolu ama çin malı. Benelli de çinde üretiliyo ama en azından italya ayağı var. Ben Benelli derdim. VOGE şu an bende pek güven uyandırmıyor
0
KidLazer
(19.02.24)
Marka olarak Benelli bana da daha yakın ancak belli bir devir ve hız üstünde titreşim sorunu var diyorlar trk 502de. Voge da mesela sr4 maxi scooter ı komple bmw motoru ve altyapisi diye duydum.

525dsx i de yine bireylere benzertmisler motor tasarimi olarak ama detaylari cok bilmiyorum
0
🌸ananiyimioguz
(19.02.24)
benim kendimce şöyle bi istatistiğim var: motorun fiyatı 550 600ü aşmadıkça titreme olur. kendi kalite paritem sadece bi dayanağı yok. svartpilen 250 ile başladım. böbrek taşı düşürür. triden 660'a geçtim, çok daha iyiydi ama yine de ufak bir titreşim vardı. şimdi tracer9gt'deyim çiçek gibi.
0
KidLazer
(20.02.24)
(2)

React Native Template'leri var mı?

tchuck
themeforestta bol bol html templateler oluyor, tamamını da component mantığına göre hazırlıyorlar.basit projelerim için hiç uğraşmadan buradan admin templateleri satın alıp, ihtiyaç duyduğum componentleri kullanıp işimi hallediyorum.react native'de böyle bir şey hiç göremedim.codecanyonda react-nat
themeforestta bol bol html templateler oluyor, tamamını da component mantığına göre hazırlıyorlar.

basit projelerim için hiç uğraşmadan buradan admin templateleri satın alıp, ihtiyaç duyduğum componentleri kullanıp işimi hallediyorum.

react native'de böyle bir şey hiç göremedim.
codecanyonda react-native projeler var ama onlar komple proje. componentları parça parça alıp kendi ihtiyaç duyduğum yerlerde kullanmak baya baya çile oluyor. çünkü içine reduxtan tutun bilmem nelere kadar her şeyini bağlamışlar.

ben istiyorum ki;
bir react native template'i olsun, ben onun Card yapısını beğeneyim, onu kullanayım.
input yapısını beğeneyim, onu kullanayım.

bunları kullanmak için milyon tane bağdan çıkarmak zorunda kalmayayım.

var mı böyle templateler? nereden bulabilirim?

ücretli tabi ki.
0
tchuck
(16.02.24)
sanki aradığınız template değil de react-native-paper, tamagui gibi bir ui library.
0
kahoan
(16.02.24)
@kahoan, hayır bence benim anladığıma göre de tam tersini istiyor.

yani wordpress teması gibi komple bir örnek site olsun sayfalarıyla birlikte, ben oradan ihtiyacım olan şeyleri aktif kullanılan bir yerden, o şekilde alayım diyor.

component olarak alarak alıp bağlamak istemiyor.

ben öyle anladım, ben de bilmiyorum takipteyim.
0
ananiyimioguz
(16.02.24)
(6)

İlk araç alımında ÖTV indirimi kesin mi? Ne zaman gelecek?

ananiyimioguz
Bir süredir duyuyorum bunu. Mesela B ehliyetlilerin 125 cc ye kadar motor kullanma izni de bir süredir konuşuluyordu. Çıkacak mı çıkmayacak mı diyorduk ama bu günlerde kesinleşti.Şimdi ilk araç alımında ÖTV alınmayacağı da gelirse yeni araç almak için bekleyelim.Ne zamana olur bu olay bilen var mı?
Bir süredir duyuyorum bunu. Mesela B ehliyetlilerin 125 cc ye kadar motor kullanma izni de bir süredir konuşuluyordu. Çıkacak mı çıkmayacak mı diyorduk ama bu günlerde kesinleşti.

Şimdi ilk araç alımında ÖTV alınmayacağı da gelirse yeni araç almak için bekleyelim.

Ne zamana olur bu olay bilen var mı? Bir de bir kaç sorum var.

Mesela tıpkı engelli indirimiyle araç alma olayı gibi 5 yıl satamama şartı var. Ama o şekilde alınca engellinin kendisi veya 1. derecede akrabaları dışında aracı kullanamıyor.

Bunda da böyle bir şey söz konusu olur mu?

Diğer bir sorum; ben daha önce hiç sıfır araç almadım ama 2. el aldım sattım.

Bu durumda ben bu olaydan yararlanamıyor muyum?

Yararlanamıyorsam bir akrabam üzerinden alırım.. fakat o durumda da aracın kimlerin kullanabileceği durumu soru işareti yaratıyor öyle bir kıstas gelirse sıkıntı.

www.yurtgazetesi.com.tr
0
ananiyimioguz
(16.02.24)
İlk defa duydum, halit bolkan’a referans verilmiş ama öyle bir açıklamasını bulamadım. Sıfır ötv gelmesi mantıklı gelmiyor, tüm ülke başkasının üzerinden rahatça alır, abi kardeş baba kız vs derken ilk araç alanlara diye bir detay olmamış olur. Diğer taraftan ötv’siz araç ile vergili arasında 2 milyon lira için 700-800k fark var. Tamam 5 yıl sonra satmasın ama 5 sene sonra o parayı satarken aldığında havadan para demek. Ayrıca piyasa nasıl dengelenir bilemedim. 0 araç 1,5 milyon 2020 50k km’deki halini millet 1,4’e satmaya çalışırken böyle bir kararla belirli kişilerin 800bine falan 2024’ünü alma şansı doğacak falan.

Ayrıca kamuda milyonlara 1k$ ile 1,5k$ maaş veriliyor, emekli yaşı olmuş 40 bu açık mümkün değil deli gbi ötv toplanmadan kapanamaz. He olursa en çok benim işime yarar orası da ayrı ama gerçekleri de görmek lazım
0
avatar is back
(16.02.24)
genel seçimden önce gelir belki o da muallak. onda da her bayiiye limit verilir mesela ayda 5 ötvsiz satış izni gibi.
0
mikahakkinen
(16.02.24)
Biz geçen ötv siz araç aldık engelli indirimi ile babama.

3 senedir da bu olayı deniyoruz sürekli. Ancak alabildik.

3 senedir hangi bayi ile konuşsam, biz zaten engelli limitine giren araçların hemen hepsini ötv siz satıyoruz millet öyle rahatlıkla 0 araç alamıyor ki veya almak istemiyor bir şekilde ötv siz alıyor demişti.

Biz bu işe ilk giriştiğimizde limit 300bindi. Max. seat ateca, opel grandland x falan alınabiliyordu. Hala da öyle sayılır. Sonra 500-1000-1600 diye arttı limit. Bu rakamda bir araç alırsanız %40 falan altına alabiliyorsunuz yani bu şekilde alan tonlarca insan var.

Yani zaten kullanılan bir şey, o yüzden olmaması için bir sebep göremiyorum.

Büyük ihtimalle yine engelli indirimindeki gibi bir üst limit sınırı getirilecek.
0
🌸ananiyimioguz
(16.02.24)
öyle bir şey geçmedi ki daha. bi ara konuşuldu sadece. böyle bir olay geleceğini sanmıyorum.
0
jelly bear
(16.02.24)
hocam tüm harcamaların kısılmaya çalıştığı bu dönemde neden ötv indirimi gelsin? cari açık patlamış, döviz ihtiyacı hat safhada iken yapılacak en son şey ötv indirimi gelmesi olur.
0
eisberg
(16.02.24)
Uzun zamandır böyle bir şey duymadım. En son Kılıçdaroğlu'nun seçim vaadiydi bu.

Türkiye'de bu saatten sonra vergi ve fiyatlar düşmez. Aksine seçimden sonra kur ve araba fiyatları artar.

İhtiyacınız varsa, üçe beşe bakmadan evinizi, arabanızı alın. Çok çok çok ihtiyaç yoksa nakitte kalın. Araba dediğiniz şey çok masraflı bir iş. Aylık ortalama en az 8-10 bin masrafı var.

NOT: Yatırım tavsiyesi değildir!


.
0
kartallar yuksek ucar
(16.02.24)
(6)

Cennette neden elma ağaç ırmak gibi fani dünya nesnelerinden var?

ananiyimioguz
Ruhani, ilahı bir boyuttan bahsediyoruz. Ama orası için anlatılan tasvirler hep dünyada olan şeylerden ibaret.Ruh, melek, şeytan gibi kavramlar çok eski inançlardan beri var zaten yani onlar da elimizde vardı.O zaman kutsal kitaplar artı olarak ne gibi farkı bir boyut katmışlar öbür dünya için?Köprü
Ruhani, ilahı bir boyuttan bahsediyoruz. Ama orası için anlatılan tasvirler hep dünyada olan şeylerden ibaret.

Ruh, melek, şeytan gibi kavramlar çok eski inançlardan beri var zaten yani onlar da elimizde vardı.

O zaman kutsal kitaplar artı olarak ne gibi farkı bir boyut katmışlar öbür dünya için?

Köprüler, ateş, huriler falan..
0
ananiyimioguz
(15.02.24)
İnsana bilmediği bir şey ile tasvir yapılamadığı için. X cismi var desen ne anlayacak insanlar ama elma armut gibi daha lezzetli şeyler var dersen anlar.
0
Gradient_tabanlı_mor
(15.02.24)
@Gradient_tabanlı_mor, ama bu sefer de insan beyninden çıkmış olduğu izlenimi yaratıyor
0
🌸ananiyimioguz
(15.02.24)
iste bu cikarimlari yaptigin andan itibaren deist, ateist oluyorsun. kutsal kitabi buyuk bir heyecan, mana, beklenti olmaksizin turkce okursan buyuk hayal kirikligina ugrarsin.
0
dokunmakalbime
(15.02.24)
Dokunmakalbime +1
Böyle sorular sorarsan hayal kırıklığı var. Zaten doğru soruları sorarak çıkıyorsun dinden genelde.
0
logisticsmanager
(15.02.24)
Evet öyle uyandırıyor ama başka bir seçenek de aklıma gelmiyor açıkçası. İnsan aklının almayacağı şey insanlara hitap etmiyor çünkü.
Ben tanrı olsam ben de böyle yapardım çünkü bunların kafası anca buna basıyor 4.boyut filan ne anlatsam anlamazlar derdim.
0
Gradient_tabanlı_mor
(15.02.24)
peşin not: tartışma amaçlı değil, sadece @ananiyimioguz'a cevap veriyorum. yanlış anlaşılmasın

dine direkt sorgusuz sualsiz inanmak gerekiyor.

neden muz, ananas, domates, zeytin vs yok? çünkü keşfedilmemiş. yazan kişi bilmiyor.
neden cehennemle tehdit ediliyor, çünkü arabistan sıcak, daha da sıcak daha kötü olur diye düşünülüyor. halbuki antarktikada çıksaydı bu din, muhtemelen cehennem buz gibi olacaktı

cennette ırmak, ağaç, kadın var çünkü bunlar arabistanda yok. özlem duyulan neyse onu karşılıyor. ve hep erkeklere hitap ediyor.

en başta dediğim gibi. inanacaksan direkt sorgusuz sualsiz inanacaksın.
0
artci sarsinti
(15.02.24)
(9)

Macbooka alışmanız ne kadar sürdü?

sacrilegious
Sb aslında. 3 gündür mac kullanıyorum. Gerçekten ya ben 30lu yaşlarımda direkt babaanne oldum ya da bu macbook gerçekten zor. Size yemin ederim bir şeyi sürükleyip bırakmayı bile tek seferde beceremiyorum. neyse işi gücü bıraktım bir şeyler izleyeyim dedim bir altyazı indiriyorum o de ne quick bilme
Sb aslında.

3 gündür mac kullanıyorum. Gerçekten ya ben 30lu yaşlarımda direkt babaanne oldum ya da bu macbook gerçekten zor. Size yemin ederim bir şeyi sürükleyip bırakmayı bile tek seferde beceremiyorum. neyse işi gücü bıraktım bir şeyler izleyeyim dedim bir altyazı indiriyorum o de ne quick bilmem ne player altyazıyı açmıyor. Siz şaka mısınız? Bir anda hard mode oldu herşey adeta.

Neden herkes bu kadar ayılıp bayılıyor bu mac’lere? Ne kadar sürecek alışmam?

Teşekkürler
0
sacrilegious
(14.02.24)
Bir iki günlük kullanımda sanki daha önce windows kullanmamış gibi hissetmeye başladım. Toucpad windows tabanlı bilgisayarlardan farklı o yüzden sorun yaşatıyor sadece o da çabuk aşılıyor. Kullanımı kolaylaştıracak bir mouse çok rahatlatır. Özellikle magic mouse daha önce kullandığım tüm mouselerı unuttum.
0
odiyus
(14.02.24)
Alışana kadar saç baş yolduruyor da alıştıkça da kaliteyi farkediyorsun.
0
Mirket
(14.02.24)
Bilgisayar mühendisiyim, birkaç gün deneyip bıraktım. Windows devam... telefondan da aynısı oldu ve iphone'u bırakıp vestel Venüs ile devam etmiştim. Bir zararını görmedim.
0
prole
(15.02.24)
Bence ios da çok zor bir işletim sistemi. Hayatım boyunca samsung telefon kullandım ve apple ürünlerine haterlığa varan bir uyuzluğum var ama iki sene önce tablet konusunda android rakibi yok da bi ipad aldım. Tamam günlük kullanmıyorum cihazı ama 2 sene sonunda hâlâ saç baş yolduruyor bana. Androidde tek tıkla yapabildiğim şeyleri nasıl yapacağımı ya bulamıyorum ya da çok daha zor. Her şey swipe gesturelarla yürüyor ki nefret ettiğim bir ui tercihi bu. Laptoplarda da asla touchpad kullanamam bu yüzden mouse keyfi varken.

Neyse bence apple ürünlerinin "Ağbi arayüzü muazzam ya, tam bi kullanıcı dostu" diye övülmesi muazzam bir PR başarısı. Hem android hem windows ios ve macosa fark atar kullanıcı dostluğu konusunda. Sabit donanıma entegre yazılım uyulumuyla öne geçtiği alanlar olabilir apple ürünlerinin ama BENCE işletim sistemleri kesin olarak rakiplerinin gerisinde
0
nundu
(15.02.24)
hatırlamıyorum ama çok zaman alacak bir durum değil. uzun zamandır günlük yaşantımda macbook + windows kullanıyorum. kurumsal şeyler olmasa windows'a elimi sürmem.
0
datnet
(15.02.24)
Kasimda aldim, hala sinirlerim bozuluyor. Apple pismanlikmis.
0
spherical
(15.02.24)
1 gunden kisa surmustu, 10 sene oldu. ara sira windows kullaniyorum 1 gunde alisamiyorum windows'a.

zaten o da kendini gitgide macos'e cevirmeye baslamis gordugum kadariyla.
0
gule gule
(15.02.24)
max 1 hafta.

kullanımı aksine çok kolay.
0
jelly bear
(15.02.24)
tam gün olarak hatırlamıyorum ama 1 ay içinde alışmıştım sanırım.

kas hafızası falan anca oturuyor klavye kısayollarına ve mouse ile yapılabilen olaylara.

bende intel macbook pro var o yüzden bootcamp ile windows yükleyebiliyorsun.

iki işletim sistemini de kullanıyorum, açılışta seçiyorsunuz.

ikisini de seviyorum. ikisinin de artı yanları var eksi yanları var.

birinin fanlığını yapmak çoluk çocuk işler, hangisi işine yarıyorsa onu kullanırsın.
0
ananiyimioguz
(15.02.24)
(7)

İşte kendimi yetersiz hissediyorum

cambalkon
1,5 ay önce mezun oldum. 10 gündür çalışıyorum. İş konusunda çok yetersiz hissediyorum. Verilen tüm görevleri yapıp teslim edebildim. Ama yine de hiçbir şey bilmeden yapıyormuşum hissi var. Ben işimde iyiyim hissine nasıl erişeceğim?
1,5 ay önce mezun oldum. 10 gündür çalışıyorum. İş konusunda çok yetersiz hissediyorum. Verilen tüm görevleri yapıp teslim edebildim. Ama yine de hiçbir şey bilmeden yapıyormuşum hissi var. Ben işimde iyiyim hissine nasıl erişeceğim?
0
cambalkon
(12.02.24)
Bunun adı tecrübe. Daha çok erken, biraz sabır (ve elbette gayret, öğrenme hevesi, kendini geliştirmeye devam etme) lazım.
0
orient blue
(12.02.24)
Acele etme. 10 gün çok kısa.
Bu arada işini iyi yapan birinden kopyalar da çek, sorular da sor ve yine işle ilgili notlar al ara sıra.

İşten birinin ayrılması, rahatsızlığı sebebiyle yaptığın işe en yakın birime/departmana verilme olasılığın da mümkün olduğundan oralardan da zamanla bir şeyler almalısın.

Farklı bir iş yerine geçmiştim geçen zamanda.
Başlama zamanından yaklaşık 16 ay sonra iş konusunda üsttekilerden olumlu bildirim geldi.
Bu gibi geri bildirimlerle avunmaktan çok işe odaklanmak önemli tabi.

biraz daha iyi hissetmek için 5-6 ay kadar süre ver kendine.
0
diyecevaplandı
(12.02.24)
(bkz: imposter sendromu)

Bu muhtemelen uzun süre yakanızı bırakmayacak bir şey. Tecrübe kazandıkça geçer ama mesela iş değiştirince ya da terfi edince geri gelir. Her şeyi bildiğini, mükemmel iş çıkardığını sanmaktan iyidir, sizi sürekli öğrenmeye teşvik eder.
0
salihdt
(12.02.24)
Sektörde 4. yılım, yeni yeni geciyor o duygu.

Ama yine de baska yapilan projeleri gorunce ohoo daha cok fırın ekmek yemem lazım diyorum.
0
ananiyimioguz
(12.02.24)
Sakin ol genç adam. 10 gün nedir ya :) ben 10.günümde çay ocağını bulamıyordum haha. Bir kaç ay sonra halledersin
0
avatar is back
(12.02.24)
Selamlar, 15 yıldan fazla tecrübem var. hala yaşıyorum o duyguyu, şirkette yıldız gibiyim, bir sorun olunca bana ulaşırlar, benle aynı işi yapan dış ekipler sorun yaşayınca bana sorarlar, hep en iyi performans puanını ben alırım ama yine de ara ara kendimi yetersiz hissediyorum. bu aslında biraz sırtımdaki kırbaç gibi. muhtemelen bu duygu olmasa kendimi hiç geliştiremem. buna çok fazla takılmayıp alanında kendini geliştirmeye devam.
0
amour fou
(12.02.24)
ben ilk on gun tuvaletin yerini soramamistim :D
0
foster
(12.02.24)
(5)

Aksiyon kamerası veya video kamera tavsiyesi

ananiyimioguz
Selamlar , şu sıralar ürün incelemeleri çekiyorum youtube kanalımda.Fakat telefona çekiyorum her ne kadar 4k olsa da biraz tırt oluyor.Yapacaklarımı sıralasam, bana her işimi görecek bir cihaz önerir misiniz;-Ürün inceleme videoları. Geniş çekim ve yakın çekim.-VLOG şehir turu, mekan turu, gezi vs.-
Selamlar , şu sıralar ürün incelemeleri çekiyorum youtube kanalımda.

Fakat telefona çekiyorum her ne kadar 4k olsa da biraz tırt oluyor.

Yapacaklarımı sıralasam, bana her işimi görecek bir cihaz önerir misiniz;

-Ürün inceleme videoları. Geniş çekim ve yakın çekim.
-VLOG şehir turu, mekan turu, gezi vs.
-Motosiklete takabilirsem de güzel olur.

Ben hiç action camera kullanmadım hayatımda. O yüzden bir kaç sorum daha var.

-Bu işlerde videonun çok sarsılmaması lazım. Gimbal kullanmadan, action cameraların kendi üzerindeki image stabilization sağlıklı çalışıyor mu? Sabit bir el tripoduna tutturdum diyelim..

-Insta360 motorda güzel oluyor fakat onda istersek tek kamerayı kullanarak çekim yapabiliyor muyuz yoksa illa 180 + 180 derece komple çekim mi yapıyor? Yani edit ile kırpılabiliyor sanırım ama hatta ben direkt tek taraflı 120 derece falan çekebiliyor muyum o önemli yormaması açısından.

-DJI Action 2 tavsiye eder misiniz boyun askılı tripodlu bir paket buldum.

-Diğer bulduklarım dji osmo action, go pro 11, 13.. neye göre seçicem bilmiyorum.
0
ananiyimioguz
(09.02.24)
aksiyon kameralarının elektronik resim sabitleme fonksiyonları harika çalışıyor fakat sizin senaryoda bence alınmaz zira;
sabit odaklılar
düşük ışık performansları kötü
ısınıyorlar (özellikle gopro) ve kapanabiliyorlar, statik haldeyken video çekmek için pek uygun değiller, hava akımı lazım
görüntü sabitlerken videoyu kırpıyorlar biraz
mikrofonları fena değil ama ürün inceleme videosu için harici mikrofon şart.

insta360 güzel alet ama motosiklet için güzel. Tek kamera ile 4k kayıt yapabiliyor, aslında aksiyon kameralardan farksız tek kamera modunda, aynı avantaj ve dezavantajları paylaşıyor. 360 derece kayıt almayacaksanız gereksiz.

Action 2 de insta ve aksiyon kameralar gibi. Boyut sebebiyle biraz daha avantajlı olabilir.

eğer ürün incelemesi çekmeseydiniz dji osmo action 4 alın derdim ama bence size en uygunu dji pocket 3 ve bütçe varsa yine dji mic 2.

çözünürlüğü 4k zaten ama 1 inç sensörü olduğu için yuksek bitrate ile kayıt yapıyor. yine aynı sebepten düşük ışık performansı çok iyi. otofokusu var. bir gimbal’ı olduğundan mükemmel görüntü sabitliyor. teknik açıdan çok daha üstün kısacası. fakat elbette pahalı, diğerlerinin neredeyse 2 katı.

aksiyon kameralarına göre şöyle bir farkı var yalnız, cihaz büyük bir sensöre ve epeyce açık sabit bir diyaframa sahip olduğundan yakın çekimlerde her yer fokusta olamıyor, örneğin bir insanı kaydederken (yüzüne yaklaştınız diyelim) arkasındaki cadde flu çıkar (bokeh). bu genelde istenen bir şey ama yine de aklınızda olsun.

Sabit odak sizin için problem değilse aksiyon kamerası gayet işinizi görür. Ayrıca action 2 ve pocket 3’ün pillerinin dahili ve değiştirilemez olduğunu, pilleri ölünce harici pil aksesuarını kullanmak zorunda kalacağınızı da unutmayın. GoPro ve action 4’ün pilleri harici, cebinize 3 yedek atıp bütün gün çekim yapabilirsiniz teorik olarak.
0
orient blue
(10.02.24)
Dji osmo action 4 kullanıyorum, çok memnunum. Her açıdan beklentinizi karşılar
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(10.02.24)
DJI Osmo Action 4 der ve çekilirim.
0
mada
(10.02.24)
Benim de şimdi kafama dji osmo action yattı görüntü sabitlemesi baya iyiymiş.

Fakat ilk etapta osmo action 4 e sıfır 17-18k vermektense (advanture combo pack)

5-7k arasına osmo action 1 bulabiliyorum (dji osmo action 4k diye geçiyormuş ilk versiyon) ondan mı alsam?

Youtube da inceledim de makul geldi. Genelde yanında bir kaç batarya var ilanlarda. Yine aparatları da var tutucu, mikrofon, kask aparatı vs.

İşimi görür mü sizce? 4. versiyonun mikrofonu biraz daha iyileştirilmiş ve görüntü kalitesi ve fps bir miktar artmış fakat benim için 4k 60fps yeterli şimdilik.

Mesela şimdi ilanlarda gördüğüm ek aksesuar paketli bir dji osmo 4 dizmeye kalksam 20k yı bulacak.

Tamam 2.el alacağım ama aradaki 3 kat fiyat farkına değer mi?
0
🌸ananiyimioguz
(10.02.24)
dji osmo action 3 advanture pack sıfır taksitli almak daha mantıklı geldi mediamarkttan. 4ün fiyatı biraz yüksek geldi bir de fark olarak gece çekiminde iyileştirme olmuş ama benim gece çekme olayım pek olmayacak olursa da sonradan video edit ile halledebilirim.

ama neden hiç gopro konuşmadık, onun da görüntüleri güzel duruyor.

djis osmo action ın gorpo hero lara göre ne gibi bir artısı var?

gpro larda ısınma sorunu duydum, dji hero da yok mu?

Edit: acaba diyorum bende samsung galaxy note 10 plus var, hanimda da iphone 14 pro max var. Bu ikisi videoda üzmüyorlar.

Benim ihtiyaçlarım için sadece gimbal alıp telefonlardan devam etsek ne gibi avantaj dezavanfajlar olur?

Aklima gelenler; motora sabitleyemem evat sorunu var. Ya da sabitledim diyelim kullanmasi zor olur. telefon hafizalarimiz çabuk dolar
0
🌸ananiyimioguz
(10.02.24)
(15)

Mavi yaka maaşlarının beyaz yaka maaşlarını geçmesi

gnosis
Yakın zamanda çevremde iş değiştiren çok oldu. Özellikle sanayide (beyaz eşya, otomotiv) garip bir ücret dağılımı var sanki. Bir fabrikadaki mühendis 20 bin alırken aynı işi yapan diğer fabrikadaki mavi yaka 40 bine yakın para alıyor. Bu kişilerin işyerinde çalıştıkları süreler birbirine yakın, dene
Yakın zamanda çevremde iş değiştiren çok oldu. Özellikle sanayide (beyaz eşya, otomotiv) garip bir ücret dağılımı var sanki. Bir fabrikadaki mühendis 20 bin alırken aynı işi yapan diğer fabrikadaki mavi yaka 40 bine yakın para alıyor. Bu kişilerin işyerinde çalıştıkları süreler birbirine yakın, deneyimleri de öyle. Mavi yakanın çalıştığı yerde sendika varmış. Sendika farkı mı bu sadece?
0
gnosis
(08.02.24)
Bir sebep de ben soyleyeyim: ozellikle metal iş kolunda sendika var, toplu iş sozlesmesi var, grev var. Beyaz yakalilar ise sinif bilincinden bihaber bir sekilde beyaz yaka olmanin boş ego tatmini ile yetiniyor, örgütsüz oldukları icin de patrona "aman ağam, tamam paşam" diyor. Düşük maaslara kimse ses cikarmayinca da patron "ne ala" diyor haliyle. Ama tabi honda haklı. Metal işçisi en kalifiye işçi grubu. Yine de örgütlü birçok is yerinde ucretler is kolundan bagimsiz olarak yuksektir.
0
prole
(08.02.24)
@prole Yine de ben, sendika olsun olmasın, mavi yakalıların beyaz yakayı neredeyse ikiye katlamasını garip buluyorum. Ne kadar sebep yazılırsa yazılsın kabul etmek istemiyorum sanırım. Bir mühendis kolay yetişiyor demek ki.
Takıldığım bir konu da şu: işyerine yeni giren mavi yakalılar işyerinde daha uzun süredir çalışan diğer mavi yakalardan fazla ücret alıyorlarmış. Yazılımdaki ne kadar iş değiştirirsen maaşı o kadar arttırırsın taktiği bunlarda da varmış. Kimse kıdem falan beklemiyormuş. Bunu da 2 yılda 3 işyeri değiştiren kalıpçıdan duydum. Eskiden çok iş değiştireni almak istemezdiler.
0
🌸gnosis
(08.02.24)
yeri geliyor mavi yaka öyle işle yapıyor ki. teknik olarak ve zorluk olarak beyaz yakanın çok üstünde faydası oluyor. mühendis derseniz bir sürü var. fakat işi bilen usta mavi yaka bulmak çok daha zor. o sebeple de kaçmasınlar diye daha çok para veriyorlar. mesela bir ürünün tasarımını beyaz yaka yapıyor fakat onu fiziksel olarak işleyecek o makinenin a'sından z'sine kadar her şeyini bile cnc Operatörü bulmak çok zor. veya argon kaynağı ustası bulmak çok zor. bir de bu insanlar bu işi yaparken hayatlarını tehlikeye atıyorlar. beyaz yakada bu durumlar yok. o sebeple kalifiye mavi yaka beyaz yakadan çok daha fazla kazanması çok normal
0
limonlu eksi
(08.02.24)
Arz - talep dengesi. Herkesin yaptığı iş çok değerli ve kendine göre zorlukları var. Piyasada işveren bakıyor, x işi için 1000 kişi bulabilirken y işini halletmek için 10 kişi buluyor. Bu durumda maaş dağılımı da arz - talep dengesine göre belirleniyor.
0
dejame
(08.02.24)
Ben soyleyeyim; Türkiye'de beyaz yaka denilen meslekler aslında değil.
Fransa'da satin almaci, planlamaci ne bileyim bankada çalışanlar falan bunlar beyaz yaka değil. Normal çalışan.

Beyaz yaka müdürler ya da iş olarak sendikanin kurallarinda yüksek tekniğe sahip olan mühendis vs gibi işler için kullaniliyor.

Türkiye'de kandirilmisiz hepimiz. Satin almacinin beyaz yaka olması diye bir şey yok, işçi yani. Ama işte satilmis bu insanlara.

Kısacası fabrikadaki düz mühendis adamlarin aslında mühendis olmaması lazımdı ama ülkede elini sallasan mühendis, avukat, öğretmen. E böyle olunca hele bir de metal sendikasi altında olunca insanlar daha kazanir daha değerli oldu.
0
logisticsmanager
(08.02.24)
Mavi yakanin yaptigi isi herkes yapamiyor, beyaz yakanin yaptigi herhangi bir isi 6 ay icinde herkese ogretirsin. Bence zaten hep mavi yaka daha cok maas almaliydi. Dengeler yerine oturuyor diye dusunuyorum. Beyaz yaka hakkini soramayan masa basinda curumeyi kendine zulum gormeyen hicbir seye gikini cikarmayan bi topluluk aldiklari maas cok bile.
0
nic cage
(08.02.24)
mavi yaka her yerde değerli. herkes soruyor başka ülkeye nasıl giderim diye. mavi yaka ol git. senin sütçü beybi üniversitesi diplomanı millet ne yapsın
0
ferenc
(08.02.24)
turkiye'de ve almanya'da muhendislik yapmis biri olarak konusayim. turkiye'de muhendislik falan pek yapilmiyor. muhendisin yaptigi isleri cogunlukla teknikerler falan da yapabiliyor cunku muhendisi kullanmayi bilmiyorlar. muhendisler biraz daha akli basinda ve sorumluluk bilinci olan insanlar oldugu icin tercih ediliyor olabilirler. kismen de yasal olarak sirkette olmalari gerektigi icin olabilir. onlardan faydalanamadiklari icin degerlerini de pek bilemiyorlar. vasifsiz biri gibi davraniyorlar.

muhendisin de yapacagi pek bir sey yok. yap denileni yapiyor iste.

mavi yaka da kucumsenecek bir sinif tabii ki degil ama dunyanin hicbir yerinde bunlarin maaslari esit falan degildir. turkiye'de olay cok sacma boyutlara geldi.
0
bohr atom modeli
(08.02.24)
yaw yurtdisinda da boyle bununla turkiye yeni yeni tanismaya basladi, cunku dunyada bir beyaz yaka enflasyonu var, sayisi artan seyin de degeri duser.

Mevzu su, normalde mavi yaka olarak kalmasi gereken bir guruh, boomer ailelerin gaziyla, oglum/kizim bak biz okumadik surunduk, sen oku kendini kurtar mottosu ile sikimsonik tabela universitelerinden diplomalar aldiklar. Parali ailelerin cocuklari da zaten ozel universiteye parayi bastirdi diplomalari topladi. Dunyada usta sayisinda ciddi dusus var, o yuzden el emeginin degeri ciddi artmis durumda.

Yurtdisindayim, muhendislik yapiyorum. Burda dil bilmeyi birak turkce yazamayan adamlar insaatta fayans doseyerek, siva yaparak benden iyi kazaniyor. Iyi kazanma derken, bende 3-5 lira fazla degil, benim senelik maasimin 3-5 katini 3-4 ayda kazaniyorlar. Bu arkadaslar 6 ay calisiyor, sonra 6 ay tatil yapiyor.
0
cooperr
(08.02.24)
bohr atom modeli + 1.

Ülkemizde mühendis teknisyenlik, teknisyen işçilik, işçiler amelelik yapar (ameli, yani beden işi anlamındadır).

Ekonomi sıkışınca ... mühendisler teknisyenlik bile yapmadığı için bir anda değersizleşti. Teknisyenler ise, teknisyenlik yapmaya başladıkları için mühendis yerine kullanılmaya başlandı. Tabii ki işveren de mühendis yerine teknisyen kullanmaya başladı. Teknisyenlik de saha tecrübesi ister, tecrübeli teknisyeni kolay bulamazsınız. vs.

Mühendisim. Meslek kötülemek değildir, malesef durum değerlendirmesi böyle.
0
alfired
(08.02.24)
tekrar gibi olacak ama ben de beyaz yaka tabirinin yanlış kullanıldığını düşünüyorum. bazı meslekler beyaz yaka olmadıkları fikrini kabul etmiyorlar. sanayide durum aslında her zaman böyleydi. matbaacılık sektöründen örnek vereyim. işletmeler iyi bir grafikeri rahat buluyorlar ama ofset ustasını, baskı operatörünü zor elinde tutarlar. maaşı az verdin mi başka yere geçiyorlar.
0
jepa
(09.02.24)
1. İhtiyaç olandan çok daha fazla üniversite mezunu, mühendis var, bu kadar insanı istihdam edebilecek kadar yeni yatırım yok. Türkiyede sanayi&üretim hala emek yoğun olarak devam etmektedir.

2. Herkes üniversite okuyunca çıraklık-kalfalık-ustalık şeklinde ilerleyen zanaat işlerinde artık yeni personel yetişmiyor. Meslek liseleri işlevini yitireli çok oldu.

3. 1950'lerden sonra kırsaldan gelip şehre yerleşen ilk nesiller eğitim & meslek olmadığından çok zor şartlarda, az paralara çalıştı, çok ezildiler.
Çocuklarının bu şekilde yaşamasını istemediklerinden üniversite eğitimini olmazsa olmaz gördüler.
2000'lere kadar bence bu düşünce yanlış da değildi, sonrasında şehirlerde ki nüfus artışları ve yeni göçlerle durum tersine dönmeye başladı.

4. Sanayi ortamınında mavi yaka için iş ortamı vardiya, fazla mesai, gün içerisinde birkaç kısa çay molası, haftada 1 tatil, resmi tatillerde çalışma, dini bayram ve tatillerde en kısasından tatil demek.

Şuan ki genel talep masa başı iş, cumartesi pazar tatil, 8-5 mesai saati, bedensel çalışma gerektirmeyen, merkezi yerlerde olan işlerde,

5. Bir de özellikle personel açığı bulunan işlerin çalışma şartları ağır oluyor, kalıp-demir ustasının günlüğü 2000-2500 ancak it bağlasan durmayacak inşaatlarda kışın soğukta, yazın sıcakta iş kazası riskinin yüksek olduğu yerlerde çalışıyorlar.
Fabrika ortamında operatörsen, üretim bandında çalışıyorsan sürekli ayaktasın,

Sanayi siteleri, merdiven altı üretim yapan yerlerde ki insanlık dışı çalışma şartları saymıyoum bile.

6. Bu işler yurtdışında da çok değerli özellikle bu ekonomik sorunların iyice artmasıyla birlikte fırsatını bulan yurtdışına çıktı.
Turizm sektörü de buna dahil yetişmiş birçok personel maaşların azlığından ve çalışma şartlarının ağır olmasından kaynaklı körfez ve asya ülkelerine kaçtı.

7. Birde mavi yaka personeller çok daha kolay iş değiştiriyor, molarlarda, serviste(ortak servis olan yerlerde patronlar bundan çok dert yanar) sürekli iş para konuşulur, kim daha iyi para veriyorsa oraya geçiyorlar.


8 yıl mavi yaka işlerde saha da çalışmış, şu an kocaeli bölgesinde bir organize sanayi bölgesinin yönetiminde 11 yıldır çalışan biri olarak yazdım bunları.
0
sealth
(09.02.24)
Yaşadığım şehirde 22 yaşında birisiyle tanıştım. Ben 29 yaşındayım ama kendisi yaşından olgun ve ağır başlı duruyordu.
Ailevi sıkıntılardan ötürü üniversiteye gidememiş aşçılık falan yapmış.
Sonra sanayi için 3d modelleme öğrenip cnc işine girmiş 3-4 sene önce.
Şuan çocuğa 2500 dolar maaş veriyorlar. Hem cihazı kullanabiliyor hem de modeli pc den ayarlayabiliyor diye.

Ben de 4 yıllık bilgisayar mühendisiyim, 2000 dolar bile almıyoruz. Ama düşününce meslek fazlalığının, eğitimin kalitesizliğinden falan.. bir kaç mühendis dışında kimse öyle şirkete veya teknolojiye yön verecek işler yapmıyor, işlerde çalışmıyor.

Memur gibiyim bir ekran isteği geliyor, mobilde kodluyorum. Ekran geliyor, webde kodluyorum. 3-4 yıldır istekler de çok değişmiyor, yani yeni bir şey öğrenmemi gerektirecek bir durum da yok şirket içinde, aynı ekranların farklı işlevde olanlarını kodlayıp duruyorum.

Böyle düşününce evimde yattığım yerden, çalışma zamanımı kendim ayarladığım bir sistemde ben 3-4 yıllık tecrübeyle 50 alayım, sanayide ter dökenler 70 alsın okeyim yani. Onların boş vakti bile olmuyor. Ben kendime zaman ayırabiliyorum, hobilerimle uğraşabiliyorum, gezebiliyorum.

Ben de rahatlıktan vazgeçip dilimi ilerletip hard skillerimi geliştirsem bana da 3-5 bin dolar verirler ama işte memur gibi takılınca böyle oluyor, mavi yaka geçer tabi biz koltukta toto büyütüyoruz.

Ha öte yandan ekibimizin başındaki yazılımcı çok daha zeki olmasına, çok daha kafa patlatmasına rağmen 70bin alıyordur diyelim, yine bizim sanayideki arkadaş ondan çok kazanmış oluyor. Belki bu kısımda bir adaletsizlik olabilir evet.

Burada da belki o mühendisin şirkete kattığı kar ile, sanayideki arkadaşın şirkete kazandırdığı kar ya aynıdır ya da sanayi daha fazla para getirtiyordur, onunla ilgili de olabilir.
0
ananiyimioguz
(09.02.24)
Olay donup dolasiyor su soruya geliyor: patron islerinin devamliligi/kalitesi acisindan kimin gitmesini istemez ve bu gitmesini istemedigi adamlari tutmak icin minimum ne kadar maas verebilir?

Beyaz yaka denen cogu kisi kendini kaf daginda gorse de varliklari yokluklari bir.Istifa etseler baska birini koy yerine kisa surede adapte olur ayni sekilde isler devam eder. Buna karsi tecrubeli bir elektrik teknisyenini dusun.Yeri gelir bu teknisyen ince bir dokunusla yurt disindan servis gelmesini engeller on binlerce euroluk zarari engeller.Patronlar aptal degil.Zaten bu sekilde sonuclara pozitif etki eden beyaz yaka oldugunda onlari da kaybetmemek icin kesenin agzini aciyorlar
0
turkuaz
(09.02.24)
Bu başlığı gördüm ve eklemek istedim: eksisozluk.com
0
🌸gnosis
(23.02.24)
(12)

Benzin Nasıl Alıyoruz? :)

french lover
Tam bir araba cahiliyim ve ilk kez arabam olacak. Soru da çok saçma olabilir, kusura bakmayın.Benzinli bir aracım olacak.Alırken neye dikkat ediyoruz? Direkt "benzin doldurur musunuz" mu diyoruz? Türleri var mı? Kalitelisi, kalitesizi vs.
Tam bir araba cahiliyim ve ilk kez arabam olacak. Soru da çok saçma olabilir, kusura bakmayın.

Benzinli bir aracım olacak.
Alırken neye dikkat ediyoruz? Direkt "benzin doldurur musunuz" mu diyoruz? Türleri var mı? Kalitelisi, kalitesizi vs.
0
french lover
(06.02.24)
Depo tamamen dolacaksa, "doldur Bayram" diyoruz. Yoksa, ne kadarlık istiyorsak "a liralık doldurabilir misin?" şeklinde söylüyoruz. Genelde katkılı 98 ve katkısız 95 var benzinde. Benim kullandığım araca 98 iyi gelmediği için 95 koyalım diyorum.
0
heritage
(06.02.24)
arabam yok ama geçen ay jeneratör aldım. 10 litrelik bidonla gidip fulle dedim :P araba alacak, arabam olsa da depo fulleyecek kadar zengin olmasam da bi anlık zengin hissettirdi adfgfdhfdasas pompacıya fulle diyebilmek :P benzinli araca dizel almadığın sürece bi sıkıntı olmaz.

çoğu benzinlikte standart 95 oktan var sadece. normal bir araca yüksek oktanlı benzin alsan da fark etmiyor boşa pahalı benzin almış olursun. özellikle yüksek oktanlı benzin gereken bir araçta düşük oktanlı benzin vurma yapabilir ama öyle bi aracın olsa zaten bilirdin.

yani senin durumda seçenek varsa gidip 95 oktan diye belirtmek dışında bi olay yok herhalde. belirtmezsen pahalı olanı satıp geçebilirler belki :P

amerika'da filan seçenekler daha çok, ethanol-free benzin alabiliyorsun bazı yerlerde mesela ama türkiyede görmedim ben. olsa jeneratör için onlar daha uygun.
0
konetsu
(06.02.24)
Hiçbir şey belirtmeden “benzin, fulleyelim” dediğinde 95 oktan verirler 98 vermezler zaten. 98 için ayrı belirtmen lazım. Fullendiğinde tabanca kendi atar ve küsüratlı bir tutara tekabül eder. Nakit ödeyeceksen tutarı bir üste yuvarlayacak şekilde ekleme yaptırabilirsin, evet depo fullense de depo bir miktar daha benzin alabilir merak etme. Bazı istasyonlar sen ödeme yaparken ön camı ıslatıp çekpasla silebiliyorlar 5 saniyelik bir işlem, talep edebilirsin
0
iggy pop
(06.02.24)
Bilal’e anlatır gibi anlatmamışlar ben öyle yapacağım. Benzin kapağınız nerede onu öğrenin ve ona göre yanaşın.

Bazı araçların benzin kapakları araç içinde bir tuşla açılabiliyor öyle mi değil mi emin olun.

Aşırı yanaşmayın, ilk yakıt aldığımda fazla yanaşmışım hortumu ezdim :)
0
ofelia
(06.02.24)
aracı deponun kapağı ne taraftaysa o taraftan pompaya yanaştırıyorsun. ilk kez ise benzin, full veya 500 lira diyeceksin. nakitse pompacıya ödeyip fişi alıp çıkacaksın. kartsa pompacıda pos varsa ona ödeyeceksin. pos yoksa markete girip ödeyeceksin. iki tane slip verecekler birini pompacıya vereceksin. markete veya tuvalete giderken mutlaka arabayı kitle. benzin dersen zaten 95 oktan verirler. o kısmı fazla karıştırma
0
paintov
(06.02.24)
Kredi kartlarının hemen hemen her ay bir firmayla bonus kampanyaları oluyor. Onları takip etmenizi öneririm benzin alımı konusunda.

Oktan konusunda bir şey demenize gerek yok. Benzin demeniz yeterli.

Hayırlı olsun ilk arabanız.
0
pispinti
(06.02.24)
-Bildiğiniz markalardan benzin alın. Shell, BP, Opet iyidir. Diğerlerinden olduğunca kaçarım.

-Benzinliğe girdiğinde ne kadarlık benzin alacağını söyleyeceksin ve benzin diyeceksin.
(500 tl'lik benzin istiyorum veya fullemek istiyorsan fulleyin diyeceksin.)

-Pompa depoya girene kadar bekle ve motorin pompası olmadığına emin ol çünkü bu pompacılar bazen dikkatsiz oluyor.

-Peşin ödeyeceksen elden verip, ödeme fişini kesinlikle sakla. bir sıkıntı olması durumunda kanıt olur.

-Kredi kartıyla ödeyeceksen benzinliklerde büyük tv ekranları olur ve pompaların numarası yazar (plaka da yazar). Pompa numarasını söyleyip ödemeyi senden kartla alacaklar. 2 fiş verecekler. Bir tanesini pompacıya vereceksin. O da sana başka bir fiş verecek. Bu ne kadar benzin aldığını gösteren fiş. Yani peşin ödemeyle alacağın fişle aynı.

-Türkiyede bütün benzinler 95 oktan. Fakat bazı markaların içeriği daha farklı ve biraz daha oktanı yüksek. Mesela shell'in nitro benzini 97 oktan. Aracın daha performanslı ve enjektörlerin daha az kirlenmesini sağlayan yakıt. Ama sen şimdilik normal benzin al.

-Bazı markaların kredi kartı ve araçta ödeme kampanyaları ödüyor. Plakanı kredi kartına bağlayıp, direkt olarak ödemeyi app üzerinden yapabiliyorsun.
0
false pretension
(07.02.24)
eğer kart ile ödüyorsan içeride ödüyorsun, aldığın slip ile pompacının verdiği çıktıya dikkat et.
pompacı 200'ü 100 tl anlarsa 100 doldurur sen 200 ödemiş olursun sonra ayıkla pirincin taşını.
0
eja
(07.02.24)
her şey söylenmiş küçük bir ek yapayım;

araba yeni olduğundan, pompaya yanaşırken benzin kapağının ne tarafta olduğunu unutursan; kadrandaki yakıt seviye göstergesindeki ikona bak, pompanın ucu ne tarafı gösteriyorsa kapak o taraftadır.

misal şurdaki aracın kapağı sağda: www.csymarine.com
0
brkylmz
(07.02.24)
her şey yazılmış zaten. tek bir eklemem var.

bir süredir örneğin shell istasyonlarının bazılarında kredi kartıyla doğrudan pompanın olduğu yerlere yerleştirilmiş poslardan ödeme yapıyorum içeri gitmeden. aklınızda olsun.
0
Phoebe
(07.02.24)
Pompacının benzin doldurduğundan, fişte 'benzin' yazdığından emin olmadan hareket ettirme arabayı.
Pompacı doğru tabancayı mı takıyor diye başında dur ilk başta.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(07.02.24)
01- Genellikle aynı benzinlik şirketi seçilir.
02- Uzaktan görünce en sağ şeride yanaşılır, sağa sinyal verilir.
03- LPG-OTOGAZ dışındaki alanlar gözle seçilir. (çünkü geriye benzin-dizel kısımları kalıyor)
04- Varsa sıraya girilir, yoksa boş olan yere yanaşılır.
05- Depo sağdaysa, kolonun soluna; depo soldaysa, kolonun sağına yanaşılır.
06- Araç boşa veya park moduna(P) alınıp el freni çekilir.
07- Kontak kapatılır / stop edilir.
08- Benzin kapağı içeriden açılıyorsa açılır.
09- Nakitiniz varsa camdan "500 liralık benzin" denilip para uzatılır işlem bitene kadar beklenilir (15.adıma gidiniz)
10- Nakit yoksa araçtan inilir, camların kapalı olduğundan emin olunulur, araç kitlenir.
11- Görevliye yine "500 liralık benzin" veya "dolsun" denilinir.
12- İçeri geçmeden önce aracın hangi numaralı pompada durduğuna bakılabilir, veya içerideki ekrandan plakanızı bulup takip edebilirsiniz.
13- Eğer zaten almak istediğiniz benzin tutarını pompacıya söylediyseniz ödeme yapıp fişi alıp pompacıya götürmeniz yeterli. Dolmasını beklemenize gerek yok. Ama yok "dolsun" dediyseniz ve ne kadar tutacağını bilmiyorsanız ya aracın yanında bekleyip ya da içerideki kasanın yanındaki ekrandan takip ederek bekleyip nerede duracağına bakıp ödemeyi ondan sonra yapmalısınız.
14- Ödeme bittikten sonra size 2 tane fiş verecekler. Bunun birini pompacıya vereceksiniz, biri sizde kalacak. Maksat ödemeyi yaptığınıza dair bir kanıtı pompacıya göstermek. Hangisini vereceğinizi bazen sözel, bazen damgayla, bazen çizgiyle işaretliyorlar. Bazen yazıyla yazıyor dişin üstünde, bazen de hiç bir şey yapmıyorlar ben genelde pompacıya gidince gösteriyorum hangisi sizindi diye, o bakıp alıyor zaten.
15- Pompacıya kart fişinin birini verdikten sonra o size ayrıca yakıt fişi verebilir de vermeyebilir de. Siz isteye de bilirsiniz istemeyede bilirsiniz ama ben genelde alıp biriktiriyorum sonradan kontrol için falan.
16- Aracınıza normal şekilde binip benzinlikten ayrılıyorsunuz.

Not: ben açıkçası 95-98 çok dikkat etmiyorum genelde 95 oktan var diyebiliyorum. eskiden daha çoktu 98 ama şimdilerde pek denk gelmiyordum.
0
ananiyimioguz
(07.02.24)
(3)

Takipçi botu ne oluyor? Kodlayanınız oldu mu?

ananiyimioguz
Biriyle tanıştım, yazılımcı olduğumu duyunca tiktok, instagram hesaplarını canlandırmak istediğini söyledi. Diyor ki takipçi falan satın alma olayları var ancak ben onlara vereceğim parayı ve hatta bir kaç mislini sana vereyim, onlar nasıl yapıyorsa, onların yazdığı programı sen yaz sonra bana onu s
Biriyle tanıştım, yazılımcı olduğumu duyunca tiktok, instagram hesaplarını canlandırmak istediğini söyledi. Diyor ki takipçi falan satın alma olayları var ancak ben onlara vereceğim parayı ve hatta bir kaç mislini sana vereyim, onlar nasıl yapıyorsa, onların yazdığı programı sen yaz sonra bana onu sat diyor.

Cidden bazı insanlar yazılımcı görünce tüm yazılımları tek bir kişi yapabilirmiş zannetmesi tuhaf geliyor ama sorun değil öğrenilir bir şekilde.

Fakat ben mantığını anlamadım bilen varsa aydınlatırsa sevinirim. Ben hesaplara dışarıdan müdahale edemem ki şu şu hesapları takip etsinler diye.

Bunu şu şekilde yapan olduğunu biliyorum, mesela kapalı profilleri gösteren uygulamalar vardı belki hala vardır, o uygulamaya giriş yapıyorsun zaten artık kontrolü başkalarına vermiş oluyorsun. E onlar da sana bir hizmet veriyorlar ama senin hesabından da başkalarını takip ettirebiliyorlar. Bu bir yol.

Başka bir yol, yapay zeka ile çalışan chat bot ile yabancı numaralardan insanlara whatsapptan falan yazıp, şu hesabı takip ederseniz şu kadar para göndereceğiz gibi mesaj atmak.

Bunları anlarım da, bir kod yazayım ve tarkan hesabına + 500bin takipçi gelsin gibi bir olay nasıl yapılıyor?

Parayla yapanlar nasıl yapıyor? Demek ki çalışıyor bir şekilde?

Bu arada hesapların aktif olması şartı koşulmuyor maksat sadece sayı yüksek gözüksün. Aktif beğeni falan beklenmiyor.
0
ananiyimioguz
(05.02.24)
olaylardan hiç anlamıyorum ama düz mantıkla 10k takipçi istiyorsa 10k adet mail alıcaksın yazılımla, bunları instagrama ekliceksin programla, yine programla sana para veren adamları bu hesaplar takip edecek.
0
eja
(05.02.24)
ama şirketler bu tarz yumurta hesap dedikleri hesapları toplu halde uçuruyorlar ara ara. boşa gider o zaman
0
🌸ananiyimioguz
(05.02.24)
Isin donanimsal yonu de var sanirim. Cindeki bi "click farm" haberi : youtu.be

Piyasadaki panellerin cogu ayni yere bagli, satan yuzlerce kisi sadece komisyonculuk yapiyor.
0
brkylmz
(06.02.24)
(6)

A2 ehliyet ile 700cc motora binersem ne olur?

ananiyimioguz
Biraz geçiyor limiti ama konuda hiç sorun yaşayanınız oldu mu?
Biraz geçiyor limiti ama konuda hiç sorun yaşayanınız oldu mu?
0
ananiyimioguz
(03.02.24)
bir şey olmaz, polis limiti geçen kısım kadar ceza yazar.
0
malheiros
(03.02.24)
Yersiniz cezayı. Mevzuat açık. Polis uygular mı uygulamaz mı, orasını bilemem.

Ceza Kodu: 39/2

Ceza tanımı: Sürücü belgesi sahiplerinin, sürücü belgelerinin sınıfına göre sürmeye yetkili olmadıkları araçları sürmeleri

Ceza puanı: 20

Ehliyet yetersizliği cezası: 6.439 TL
0
kojonotsuki
(03.02.24)
Polisin ceza yazması gerekir, yazmazsa görevi ihmal suçunu işlemekle yargılanma riski vardır.

Hele limiti geçen kısım kadar ceza yazmak ne demek, onu gerçekten anlayabilmiş değilim. İdari para cezasına dair bir kıstelyevm esası var da biz mi bilmiyoruz? Ehliyetin kapsamı kullanılan motosikletin silindir hacminin 100 cc altında ise, para cezası miktarı silindir hacmine bölünüp elde edilen miktar motosikletin silindir hacmiyle çarpılıp iki miktar arasındaki fark mı ceza olarak yazılacak? Komiklik yaparken komik duruşa düşmeyin lütfen.
0
10551037
(03.02.24)
10551037, geçenlerde ben %90 ve ustu engelli raporuyla alinmis otv siz araci baskasi kullanirken yakalanirsa(1. derecede yakinlari disinda) ne olur u arastiriyordum polislerle falan da gorustum de.

Valla onu goruyoruz da cok takmiyoruz demislerdi.

Belki dedim takilacak bir sey degildir belki bu da.. ondan sordum. Kurumlarimiz salastir ya bazen sagolsunlar -_-
0
🌸ananiyimioguz
(03.02.24)
Haklısınız, ceza tipi ve bölgeye göre değişkenlik gösteren durumlar olabiliyor. Sizin yaşadığınız şehirde çok takılmıyor olabilirler ama başka bir şehirde denetim çok sıkı olabilir engelli araçlarını üçüncü kişilerin kullanması durumunda.

Bizzat konuştuğum emniyet müdürleri şunu söylemişlerdi: Araba sürerken ehliyeti yanında bulundurmak zorunlu. Şahsın ehliyeti yanında yoksa ancak tavırları nazikse uyarın, ceza yazmayın diyoruz. Ha şahıs kabalaşırsa vs o zaman yazın cezayı. Ama bu da sözlü bir talimat olup, kanuna da aykırı olduğu için aksine işlem yapan polise kimse hesap soramaz. Tam aksine, işlem yapmayana hesap sormak hukuken mümkün.

Ama arkadaşın verdiği cevabın doğrulukla uzaktan yakından alakası yok. Sizi durduran polis ya ceza yazar ya da yazmaz. Yazmazsa kendi bilir, başına iş alabilir. Ama "Bir şey olmaz" ya da "Limiti geçen kısım kadar ceza yazar" cevapları gerçekten çok komik. Limiti ne kadar geçtiği nasıl hesaplanıyormuş onu da öğrenebilirsek çok sevineceğim. Ehliyet 250 cc'ye kadar motosiklet sürmeye izin veriyorsa ve şahıs 700 cc'lik motosikletle yakalanırsa bakiye 450 cc için ceza nasıl hesaplanacak?
0
10551037
(03.02.24)
bunun cezası yüksek arkadaşım yeni yedi, hem motor sahibi hem kendi yedi cezayı
bu aralar polisler inanılmaz çevirme yapıyor, ara sokakta bile çevirme var, hiç bir şey bulamadılar kemerden dayıyorlar cezayı, riske atmazdım ben olsam.
0
eja
(05.02.24)
(11)

baya uzun aradan sonra dönen sevgili

kirazz
selamlar. bir arkadaşımı sevgilisi "evliliğe hazır değilim" diye 2 yıllık ilişki sonunda terk etmişti. o zaman 20lerin ortalarındaydılar. aradan 10 yıl geçti, eleman pat diye yazmış iletişime geçmiş. kızımız da kabul etti birkaç görüşme sonunda aileler tanışma aşamasına geldi. Ben başta çok sevindim
selamlar. bir arkadaşımı sevgilisi "evliliğe hazır değilim" diye 2 yıllık ilişki sonunda terk etmişti. o zaman 20lerin ortalarındaydılar. aradan 10 yıl geçti, eleman pat diye yazmış iletişime geçmiş. kızımız da kabul etti birkaç görüşme sonunda aileler tanışma aşamasına geldi. Ben başta çok sevindim, arkadaşım çok üzülmüştü bu ayrılığı yıllarca atlatamadı. Ama şimdi düşündükçe bi garip geliyor. Olumsuz bir yorum yapmayacağım tabi kıza karşı ama endişelerim var, siz ne düşünürdünüz böyle bir durumda?
0
kirazz
(03.02.24)
hoş şeyler düşünmezdim.
eleman bi gezmiş gelmiş.
0
jelly bear
(03.02.24)
Elemanın yaşaması gereken bazı şeyler heyacanlar varmış. İşte onları yaşamış gelmiş. En son da çantada keklik kızımıza geri dönmüş. Olay bundan ibaret
0
limonlu eksi
(03.02.24)
Ben müdahale etmem, kendim böyle bir şeyi kabul etmezdim ama o etmiş. Kabulle alakalı bir şey bu. Neticede mutlu olacaksa ne önemi var.

20lerin ortalarında evlilik kararı almak istemeyebilir bir insan. Kendi sevgilim de böyle bir şey yapsa çok üzülürdüm, belki zor atlatırdım ama yine de anlayabilirdim. Ancak neticede bu kararı vermiş mi vermiş, o zaman yolu açık olsundur, bitmiştir.

Bence bazı önemli şeyler var. İnsanlar yaptıklarının sonuçlarını kabullenip bununla yaşamayı öğrenmeli. Belki bu iyi bir insandır, bilemiyorum. Ancak biliyorum ki onu geri kabul etmek benim üstüme vazife olmaz. Benle yaşadığı şeyin o noktada tamamen bittiğini idrak ederse belki sonraki ilişkilerinde bu kararın ağırlığını da daha iyi idrak eder. Ancak bunca şeyden sonra bana gelip kabul görürse ilerde belki evlendiğimizde, hayatının bunalımlı bir döneminde "döndüğümde beni tekrar kabul eder belki" diye düşünüp yine alıp başını gidebilir. Çünkü bu bir kere olmuş. İlla böyle yapacak demiyorum, ancak ben bu kişiyle bunu bir kere yaşamış bir insan olarak "böyle bir şeyin olmasını beklemiyorum" diyemem kendi adıma.

Ayrılık kararından dönülmesine tamamen karşı değilim, ancak bunun sebebi "yaptığım bir hataydı ve hata olduğunu anladım bir daha hiç olmayacak" temasında olmalı. "Gittim, gördüm yaşayacağımı yaşadım artık hazırım" temalı değil.

Bence çok önemli başka bir nokta da böyle bir olaydan sonra eşler arası his ortaklığının sağlam kalacağını sanmıyorum. Yaşadıkları şeyler insanda deneyim olarak kalır. Terk edilen kişinin sonraki ilişkilerinde ve genel olarak ilişkilere bakış açısında bu yaşadığı olayın ister istemez bir yeri olacaktır. Bu ayrılık sonrasında terk edilen kişinin karakteri, fikirleri, görüşleri inşa edilmeye devam ederken bu olayın da payı olacaktır. Terk eden kişi de aynı şekilde bu olayın etkisinden tamamen bağımsız gelişmeyecek. Yıllar sonra geri döndüğünüzde elinizde ne olacak? Belki de insanlara güveninizi kıran ve ona benzer gördüğünüz insanlara karşı daha temkinli olmanıza sebep olan kişinin ta kendisiyle hayat kuracaksınız. Ben bundan rahatsız olurdum.
0
akhenaten
(03.02.24)
yadırgardım, sonuçta birlikte yaşanabilecekken yaşanmamış ve muhtemelen üzüntülerle geçmiş bir on sene var.

"20lerin ortalarındaydılar" yazdığınıza göre 25 yaşındayken ayrılmış olsalar, 26-27-28....35 yaşına kadar bir sürü anı biriktirebilecekken bu mümkün olmamış. "bu ayrılığı yıllarca atlatamadı" yazdığınıza göre, kötü bir süreç geçirmiş.

hani birisiyle tanışırsın ve daha önce tanışmadığına pişman olursun ama burada seni bilen, seni tanıyan, hayatında olan biri göz göre göre uzaklaşıp, araya başkalarını alarak, yıllar sonra dönüyor. bu bende bir burukluk yaratırdı.

“evliliğe hazır olmayan” arkadaş bu on senede muhtemelen başkalarıyla evliliğe hazır oldu, ama tutturamadı demek ki. son çare olarak garanti yolu seçip eskiye döndü.
0
tabudeviren
(03.02.24)
Neden 10 yıl bekledi acaba. Ben 10 yıl sonra asla yazmazdım, saçma ötesi.
0
rock n roll
(03.02.24)
Gezmiş gelmiş işte. Artık gözü dışarda olmayacaksa uzaktan bakınca bmantıklı olabilir. Duygusal olarak bilemedim.
0
parka
(03.02.24)
buna cok benzer bir hikaye sonunda evlenmis ve su anda mutlu oldugunu dusundugum iki eski is arkadasim var.
0
bohr atom modeli
(03.02.24)
evlilikte yine bırakıp gitmeyeceği ve sonra tekrar geri dönmek istemeyeceği kesin mi :) ben karışmazdım ilişkilerine ve bir yorumda da bulunmazdım ama tecrübe işte…
0
deartheodosia
(03.02.24)
Bence evlilikte mutlu olma ihtimallerini değiştirecek bir şey değil bu. Belki bu sefer doğru zamandır, birlikte mutlu bir evliliğe imza atarlar. 10 sene önce ayrılıkla sonuçlanan bir ilişki yaşamış olmaları şu an evliliklerinin mutluluk ihtimalini etkilemez bence.
0
pispinti
(03.02.24)
10 yıla yakın arkadaşınızla görüşüp evlenmesindense böylesi daha sağlıklı olmuş en azından ne istediğini biliyordur artık.
0
ananiyimioguz
(03.02.24)
bir taraf eksikse olmazdı zaten. hayatta yapmak istediklerini yapıp "tamamlanmış" hissetmek uzun süreli ilişkiler için daha sağlıklıdır. ayrıca sapiens çok eşlidir yani 'geri dönme' diye bir olay yok.
özet olarak sonuçta ne olur bilinmez ama ayrılmadan devam ettiği paralel evrendekine göre +5 puan daha sağlıklı olacak.
0
architects creed
(03.02.24)
(4)

bir siteye sürekli giriş çıkış yapmak istesem... (otomatik olarak)

tabudeviren
mesela her iki dakikada bir çıkış'a basılacak.sonra girişe basılacak.şifre kayıtlı olacak.giriş yapılacak.mouse hareketini programlayabilir miyim böyle?veya başka bi yöntem var mıdır?
mesela her iki dakikada bir çıkış'a basılacak.
sonra girişe basılacak.
şifre kayıtlı olacak.
giriş yapılacak.

mouse hareketini programlayabilir miyim böyle?
veya başka bi yöntem var mıdır?
0
tabudeviren
(02.02.24)
İnternette bu konuda bir çok program var. Mouse auto click yazsanız bir çok program çıkar. Bunlardan biriyle görev oluşturun sonra da Repeat diyin oldu bitti
0
limonlu eksi
(02.02.24)
yapabilirsin. script yazman gerek. automation'a giriyor bu. eğer sadece username password ve giriş butonuna tıklanacaksa ve çıkış butonuyla çıkış yapılacaksa, mouse hareketine gerek yok.
0
false pretension
(02.02.24)
(bkz: selenium)
0
cassey
(03.02.24)
evet ben bunu duyura ilk girdiğim zamanlar çömez sanmasınlar diye 1000 giriş için falan yapmıştım buradan da itiraf ediyorum ehuhehe

ama neyle yaptığımı hatırlamıyorum mouse hareketlerini kaydetmiştim 10 saniye.

sonra play e basıp gidip uyumuştum. kendisi sonsuz döngüde çalışıyordu.
0
ananiyimioguz
(03.02.24)
(13)

Bir kizin erkek arkadasiyla yasamasi

screwedup2
Turkiyede sizce bir kizin erkek arkadasiyla yasamasina ne kadar oranda aile okey olur, ne oranda olmaz?
Turkiyede sizce bir kizin erkek arkadasiyla yasamasina ne kadar oranda aile okey olur, ne oranda olmaz?
0
screwedup2
(01.02.24)
Kadının yaşı ve maddi kazancı arttıkça sevgilisiyle yaşayabilme oranı da artıyor bence.
0
inawen
(01.02.24)
Kabul edecek ailenin genel nüfusa oranını soruyorsan %5 in altındadır. Ne kadar altında olduğunu bilemem.
0
Mirket
(01.02.24)
Buraya göre normal, büyük şehirlere göre normal, kırsal bölgelere göre değil, fakirsen değil, zenginsen normal, statülüysen normal ... gibi gibi koşullara bağlı.
0
ferenc
(01.02.24)
Bi arkadaşım yaşıyor.

Bence okuma seviyesi yüksek yada aile bağı kopuk gençlerde oluyor.

Aileler genellikle okay olmaz. %98 bile az olur.
0
baldan kaymak
(02.02.24)
Türkiye "bilmiyorum, bilmek istemiyorum, ama tahmin ediyorum" toplumu. Çoğu kişinin kızı erkek arkadaşıyla yaşıyor ama aileler "yalnız yaşıyor" diye biliyor. Bir şeyler tahmin etseler bile sormuyorlar karışmıyorlar, çünkü net olarak "evet onunla yaşıyorum" denirse büyük ihtimalle olay çıkar.

Mesela çoğu baba, kızının erkek arkadaşı olduğunu tahmin ediyor ama iş evlilik gibi konulara gelmeden duyup tanışmak istemiyor.
0
nhk ni youkosu
(02.02.24)
kabul edeceklerin oranı %5-10 arasındadır. ikna aşamasına ihtiyaç duymadan direkt buna okey diyecek mindsete sahipleri soruyorsan, o %1'i geçmeyebilir. bu ülkenin yarısından fazlası sağcı, diğer yarısı da solcu görünümlü sağcı arkadaşlar. nerede yaşadığınızı unutmayın.
0
kent sakini
(02.02.24)
İnanç bence tersine en büyük etken. Yeterince "muhafazakar" hiçbir ailenin buna onay vereceğini sanmıyorum bu ülkede. Paraya, ekonomik özgürlüğe falan bakmaz katı muhafazakar aileler.

Benim hem anne hem baba tarafım son derece muhafazakardır. Evlerden ırak Sülalemde, kızı başörtülü olduğu halde sırf pantolon giydiği için (o da kot veya dar pantolon değil bu arada) yeterince dindar bulmayan ve baskı yapan tipler var düşün.

Bu tarz bir aile böyle bir şeye onay verir mi yani, verir dese biri güler geçerim:)

Türkiye'nin maalesef realitesi bu
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(02.02.24)
%5 bile onay veren çıkmaz.
0
Tisatiaşer
(02.02.24)
türkiye'deki büyük çoğunluk kız evlatlarının evlenmeden bir erkek ile birlikte yaşama konusuna sıcak bakmaz. ama pratikte ailesinden ayrı-tek kalıyor, kız arkadaşıyla kalıyor vs şeklinde süregelen bu durum gerçekte elbette herkesin malumu. yalnızca küçük bir azınlık bu konuda prtatikte ve reelde farklılık gösterebilir. açıkçası bu durum ile eğitim seviyesi veya kazanç ile doğrudan bir korelasyon kurulması kesinlikle doğru değil. ancak kız evladın yaş durumu bu konuda önemli bir parametredir. 35 yaşını geçkin kuzenim bazı günler erkek arkadaşının evinde kalmasına rağmen ailesi tarafından hala kız arkadaşında kaldığı şeklinde bilinir. ailesi elbette şüphelenir bilir vs aslında ama bunu yekten erkek arkadaşında kalıyor şeklinde kabul edip hem kondurmaz hem de sindiremezler.

türk toplumu genel olarak muhafazakardır. muhafazakarlık genelde hep inanç bağlamında düşünülür ama çok bu büyük bir yanılgı. inançsız olupta muhafazakar olan çok insan var.
bizim toplumumuzda en son babalar duyar diye klişe ama gerçek bir tespit var. ailelerin ekseriyeti böyle bir durumu kabul etmez. ama ironik bir şekilde önemli bir kısmı buna engelde olamaz. sadece potansiyel olarak reddeder. ve yüzleşmek istemez.
0
ezkaza
(02.02.24)
binde bir ve altı diyorum
0
ananiyimioguz
(02.02.24)
Okey olmak, açık onay anlamına geliyorsa binde birden de azdır herhalde. Kapalı onay (ses etmemek, bahsetmemek) belki yüzde 1.
0
nic cage
(02.02.24)
Bir kadın olarak söylüyorum %1dir kabul edilme oranı.

Evlenmeden önce sevgilimle yaşadm ama ailem başka şehirdeydi. Hiç görmediler. Görselerdi muhtelemen şimdi yaşamıyor olurdum.
0
turuncu tonlarda
(02.02.24)
sessiz onaylama baskin olmak uzere %7-8. konu komsu bilmesin yeter diyeni de var, cikarlarina uygun dustugu icin memnun olani da, bunu dogal karsilayani da, hepimiz bilelim ama seni mervelerde zannedelim diyeni de. istanbulda her turlusu vardir da anadoluda sanmiyorum. bireyselligi kabullenmislikle alakali bi durum bunu da sosyo-ekonomisi iyi olanlar cogunlukla kabul ediyor. manitasiyla yasayan biri olarak parasiz kadinlarin yapmamasi gereken bir eylem oldugunu dusunuyorum. ya aile karsilayacak ihtiyaclarini ya kendi. tersi cinsiyetler icin de gecerli. hem bireysellik hem geleneksellik karisir na-makul
0
ala09
(02.02.24)
(3)

4K 3D film neden bulamıyorum?

ananiyimioguz
Benim arşivim vardı 10-15 tane film olan bu şekilde ama artık 3d tv mi kaldı deyip silmiştim geçtiğimiz sene. Zaten çok yer kaplıyorlardı hdd de.Fakat şimdi vr gözlükte güzel oluyor diyorlar deneyeyim diyorum ama bulamadım.Ya 4k var ya da 3d full hd var internette filmler.Hem 4k hem 3d olacak şekild
Benim arşivim vardı 10-15 tane film olan bu şekilde ama artık 3d tv mi kaldı deyip silmiştim geçtiğimiz sene. Zaten çok yer kaplıyorlardı hdd de.

Fakat şimdi vr gözlükte güzel oluyor diyorlar deneyeyim diyorum ama bulamadım.

Ya 4k var ya da 3d full hd var internette filmler.

Hem 4k hem 3d olacak şekilde bulamadım. Bilen var mı?
0
ananiyimioguz
(31.01.24)
www.youtube.com
demo şeyler için şu listeye bir bakabilirsin.

Eskiden Rarbg'de bişeyler vardı ama o da kapatıldı, malum ortamlar baya darbe aldı.

Bu arada Holllywood filmlerinin çoğu fake 3D idi, zaten bir sürü efekt yaptıkları için derinlik gereken şeyleri de efektle falan yapıyorlardı o da kötü oluyor.
realorfake3d.com

Gerçekten çift lensli ve o anda çekilen videolar harika oluyor ama. (youtube'dakiler gerçek galiba, şu an bakacak cihazım yok ama)
store.steampowered.com

Ek olarak, her teknoloji gibi bu 3D filmlerin bazı çok iyi örnekleri yetişkin film sektöründe yer alıyor.
0
nhk ni youkosu
(31.01.24)
3d gözlükte (oculus vs) güzel olmuyor, öncelikle bunu söyleyeyim. Zaten sahte bir 3d içindesiniz, bunun içinde bir 3d daha olunca saçma bile gelebiliyor.

Son olarak 3d tv'lerin yaygın olduğu zamanlarda çözünürlük 1080p idi bu yüzden çoğu 3d rip 1080p olarak geliyor.

1337xx.to adresinden torrenti kontrol edebilirsiniz.
0
kimlanbu
(31.01.24)
Evet bu arada bigscreen uygulamasinda yayin yapanlar oluyor orada denedim cidden çok sarmadi 3d.

Yine de ortamsiz direkt goruntuyu yansitip denemek istiyorum.

Bulamadim 4k sekilde hala, ilginc.
0
🌸ananiyimioguz
(05.02.24)
(40)

Duyurudaki tenhalık

rock n roll
Selamlar, belki biraz gereksiz bir soru olacak ama duyurulara eskiden daha çok mu cevap oluyordu? Biraz seyrekleşti sanki. Ne düşünüyorsunuz? Duyuru kendini yok edebilir.
Selamlar, belki biraz gereksiz bir soru olacak ama duyurulara eskiden daha çok mu cevap oluyordu? Biraz seyrekleşti sanki. Ne düşünüyorsunuz? Duyuru kendini yok edebilir.
0
rock n roll
(30.01.24)
10 sene önce ne güzeldi ya bir duyuruya 30 40 cevap gelirdi ortalama
0
Gradient_tabanlı_mor
(30.01.24)
Sözlük sub-etha linkini aşağı tarafa aldığından beri sessizleşti, uygulamadan erişim de zaten yok galiba. Sadece cevap sayısı değil, duyuru sayısı da inanılmaz düşmüş. eskiden sayfalarca geri giderdim gün içi duyuruyu bulmak için.
0
iustitia omnibus
(30.01.24)
Bence insanlar duyuruyu bilmiyor. Sözlükte sürekli duyuruda soru olacak başlıklar açılıyor bir de.
0
peki madem
(30.01.24)
Bence bir nedeni de ban ve uçurulma. Mesela ben doğrudan duyuruya üye oldum ve sanırım 4 yıllık üyeliğımdeki doğru cevap / cevap oranım 1547/1874. Ama geçtiğimiz aylarda sanırım 2 ay süreyle ban yedim. Yeni üyelik çok değildir, ban yedikten sonra geri gelme de azdır diye düşünüyorum.
0
prole
(30.01.24)
Eskiden daha özgür ve salaş bir ortam vardı fakat son zamanlarda kurallar çok katılaştı.

Cinsellikten tutun da siyasete kadar her şeyi soruyor cevaplıyorduk, artık yasak.

O yüzden ben bile neredeyse 11 yıllık üyeyim ama arada bir ya uzaklaştırma alıyorum ya 1 aylık ban yiyorum.

E bazen acil bir şey oluyor sorman gerekiyor bir topluluğa. Elin kolun bağlanınca insanın çok giresi de gelmiyor.
0
ananiyimioguz
(30.01.24)
İlk sebebi uzun süredir sözlükte sub-etha linki yok. İkinci sebebi yazar kalitesi, yerlerde.
0
kimlanbu
(30.01.24)
@prole ve @ananiyimioguz +1000...

Ben de ban yedim. Hiçbir şey yazasım gelmiyor. Hatta cevap vermek istediğim bir şey varsa genelde mesajla vermeyi tercih ediyorum. O da ne buraya giresim, ne de cevap yazasım gelmediği için nadir oluyor.
0
nawar
(30.01.24)
Cevap sayısı konusunda sizin gibi düşünmüyorum. Yeterli sayıda cevap geliyor bence. Eskiden 40 tane cevap gelirdi, 5 tanesi faydalı olurdu. Artık 5 tane cevap geliyor, 3 tanesi faydalı oluyor. Bence böylesi daha verimli.

Ancak sorulan soru sayısında bariz düşüş var. Bu daha kötü bence. Demek ki buranın müdavimleri bu kültüre sahip çıkıyor ancak yeni gelen üye sayısı düşüyor.

Sözlükte sub-etha kesinlikle daha görünür olmalı. Sözlükte açılan forum başlığı gibi başlıkları da azaltacaktır.

*Kuralların katılığı konusunda eleştirilere katılıyorum, devlet dairesi gibi bir ortam var. Biraz da eğlenceli olacak ki, insanlar eğlensin, varlık göstersin. Verilen cevap başına ücret almıyor kimse burada sonuçta.
0
kent sakini
(30.01.24)
Cevap sayısında ve ayrıca soruların kalitesi hususunda da tenhalık var.
Bunlar da cevap veriyorum aslında ama şunu mu alsam bunu mu giysem pastanın üstüne kakao parçacıkları mı serpsem? türünden çok soru var.

Duyurunun Türkçe siteler içinde benzerini ben görmedim ama bunu fırsata çevirerek konsept gündelik içeriklerden daha çok biraz daha üst seviyeye çıkarılmalı.
Alanında yetkin kişilerin katkısı daha fazla olmalı ve soru kategorileri biraz daha genişletilmeli.
0
diyecevaplandı
(30.01.24)
Her yorumu siliyorlar. İnsan bırakmadılar. Bunu da silerler.
0
Kahvedesu
(30.01.24)
Sürekli siliyorlar ve bircok kisi banlandı
0
mirty
(30.01.24)
ayrımcılık oldugunu da dusunuyorum. ne zaman duyuruda sorduklarima tesekkur etsem (yanlislikla) format geregi olmaz deniyor veya usuluyle ilgili sorsam kaldiriliyor. bunlarin tam tersini yapanların kalıyor. benim gozlemim boyle ve bir tane yazarin dedigi gibi de bilmeyenler de var veya orada daha fazla dikkat cekecegini dusunuyor.
0
evimin paspasi
(30.01.24)
1 ay ban yemiştim geçenlerde. 1 gece ard arda psikolojik destek ihtiyacı olan insanların sorularına aldığım şiddetsiz iletişim eğitiminin verdiği bilgi ile cevap verdiğim için spam falan diyip silmiş sonra engellemişler. O değil de adminlerin agresif tavırları üzücü. Gücü üzerine kullanmak diyoruz buna. Bir empati versem pamuk gibi olurlar aslında. İfade özgürlüğü çok uzun zamandır yok zaten internette. Birkaç yalnız tipin günlük soruları haricinde bomboş artık duyuru
0
hasmetizm 2046
(30.01.24)
en büyük sebep moderasyon.
işlerine gelmeyen her yorumu siliyorlar.
kafalarına göre hesap uçuruyorlar.
hele seçim dönemleri işlerine gelmeyen her cevaba tartışma başlatıcı içerik diye siliyorlar.
seçim yaklaşıyor tekrar başlarlar.
0
my fault
(30.01.24)
Google'da çıkmıyor bunun da etkisi var.
0
ferenc
(30.01.24)
Enteresan şekilde çok silinen sorum ya da cevabım yok. Genel olarak trigger eden şeylere karşı "aman banane" demeyi öğrendim. Bir de bazı sorulara ak ya da kara cevap vermek yerine akin da karanin da olabildiğini gostermeye çalışıyorum çünkü bazı konularda çok kesin cevaplar oluyor, özellikle başka ülkelerle alakalı orayı hayatında görmemiş kişiler tarafından. Bunlara gri cevap verince silinmiyor da duzeltmeye kalkarsan siliniyor. O yüzden amaaan banane diyorum.

Eskiden daha canliydi o kesin. Ama eski ne kadar eski emin değilim.

Tek can sıkan google'da ilk linkte çıkanı soran sorular. Ha bunlar da olmasa herhalde western filmlerindeki çalı geçecek buradan =d

Kullanımi zor bir de, eskisi olmayan için burayı kullanmayi gerektirecek hiçbir şey yok. Ekside sorduğum soruya daha cok cevap geliyor misal.
0
logisticsmanager
(30.01.24)
verilen bkz. lara yönlendirmenin bile güncellenmediği platform için gayet iyi durumda.

ben görece yeni kullanıcıyım, duyuruda bakış açısını, düşünme şeklini sevdiğim bilgisine/deneyimine güvendiğim 6-7 kişinin verdiği cevapları okumaya giriyorum özellikle kullanıcı adını aratıp. mesela içlerinden birisi @hasmetizm. simdi cevapları okurken banlandığını öğrendim. yazdıkları sayesinde 2023'te iletişim konusunda kendi içimde devrim yaptım fakat spamden banlanmış.

siyah-beyaz-gri cevap olayından "tartışma başlatıcı içerik" sebepli silinecek diye düzgün yazası gelmiyor kimsenin, eğer tartışma gerçekten başlarsa taraflara mute atmak daha iyi bir çözüm olabilir yoksa herkesin yazdığı kendine zaten.
0
gule gule
(30.01.24)
Evet eskiden sohbet muhabbet olurdu sırf onun için her gün girerdik. Şimdi tatsız. Duyurudan kankilerle yüz yüze görüştük mecbur.
0
ruhen hastayim ben
(30.01.24)
Ilk kez 11 yil once girdim buraya. O zamanlar bambaskaydi. Simdi buradan faydali cevap alma sansin cok dusuk. Ben de oldukca niş bi konuda yazmaya useniyorum cunku sansur cok agir uygulandi ortamin tadi kacti.
0
floydian
(30.01.24)
Ucurdular herkesi modlar kimse kalmadi cevap yazacak

edit: bak normalde bu cevabı yazdım diye beni uçururlardı kimse görmeden.
0
duyurukullanıcısı
(30.01.24)
adminler benim bir kaç duyurumu anlamsız sebeplerle sildi. Benim de giresim gelmiyor artık.
0
EXXE01
(30.01.24)
Eskiden burada cidden bilmediğim bi şeylere denk geliyordum. Artık hangi ayakkabıyı alayım sorularıyla ya da gerçekten kısa bi google aramasıyla rahatlıkla bulunabilecek şeylerle dolu ortalık. Buraya emek veren bir çok kişi banlandı zaten. Bom boş bi yer oldu.
0
zimbirik
(31.01.24)
Ucurulma olayini cok ciddi seviyede kapattim. Kurallari da basitlestirecegim. Google Adsense'in yapma dedigi kurallar, ve genel olarak saygili bir alan olmasi disinda da 300 tane kural olmasi gerekmiyor. Cunku bu gidisle siteden geriye hic bir sey kalmazsa kurallari olsun ne degisecek ki?
0
compumaster
(31.01.24)
aslinda bu konsepti cok seviyorum ve hatta sozluk uyeligim yokken burada hesap acmistim ama ben de girmiyorum artik.

kisacasi yonetim beceriksizligi olarak ozetlenebilir. yanlis kararlar, keyfi yonetim anlayisi, ahbap cavus iliskisiyle dagitilan yetkiler, bu yetkilerin kullaniminda bir denetleme olmamasi. akp'nin yonettigi ulke neden cokuyor demek gibi retorik bir soru. hicbir accountability'si olmayan bir yonetim olabilir mi? insanlari bastirirsaniz uzaklasirlar. su duyuru altinda bile insanlar oto sansurle yaziyorlar.

istemem eksik olsun.
0
antikadimag
(31.01.24)
oo compucum gelmiş. dağılabiliriz. değişim gelmesi güzel. compu elin değmişken en çok istenen istekleri de yapabilirsin belki :) sorulara cevaplara artı eksi verme güzel olurdu mesela. ama bu kadar zaman sonra yapar mısın bilmiyorum. chatgpt'ye de yaptırabilin :)

soruya cevabım: eskilerdenim ben de. uzun zaman sonra geri geldim. eskisi kadar takılmıyorum ama. türkiye ile ilgili sorularım olmaya başladıydı o yüzden gelmiştim. ama eskinin hatırına da tam gidemedim işte. ben de banlanmıştım kısa süre çok saçma bişey için. yine de gitmedim tam. yardım etmeyi de seven biriyim. umarım değişim bir işe yarar. yeni özellikler gelmesi de güzel olurdu hani.
0
ermanen
(31.01.24)
eskiler banlandı ve küstürüldü. divit kardeş mesela. gerçi işlerine gelmiştir. zamanlarını daha iyi değerlendiriyorlardır.
0
gabe h coud
(31.01.24)
bir arkadaşım compu'nun cevabını bana whatsapp'tan gönderdiği için özel olarak buna cevap vermeye geldim.

duyuru tabii ki tenhalaştı.
çünkü ismi lazım olmayan ve son senelerde ortaya çıkmış bir mod, olur olmaz cevap silip, insan banlayıp durdu.

yani 15 yıldan uzun süredir burada belki maksimum 1-2 cevabı silinmiş, uzun uzun cevaplar yazan, bir başlığın altında günlerce konuşan ben ve diğer insanlar bugüne kadar kuralları yanlış biliyormuş, bu arkadaş sayesinde kural öğrendik son 3-4 senede.
bizi hizaya soktu sağ olsun.

herkes mesaisi sırasında, zaman ayırıp birilerine faydam olur diye burada duyuru açıyor ya da cevap yazıyor.
sen insanların zaman ayırıp yazdığı şeyleri kafana göre kural uydurup silemezsin, herkesin işi gücü var.

ben bunu zamanında gerek diğer mod arkadaşlara, gerek compu'ya bildirdim ama önemsemediler.
millet gittikten sonra banlama yasaklansa ne olur, yasaklanmasa ne olur?

kaç senelik kullanıcılar abuk subuk, neredeyse var olmayan kurallarla uçuruldu durdu.
her yazılan, yorum ve fikir içeren cevap silindi.
kaç tane duyuruya "o kadar yazacağım, silecek yine" diye cevap vermediğimi hatırlıyorum.

zaten artık bu yüzden girmiyorum da.
popüler olan ya da olmayan birçok kullanıcı da girmiyor.
banlamasa bile küstürdü çünkü.
eskiden bilgisayarı açınca maillerimle beraber duyuruya bakardım.

bir modun eline teslim ettiler duyuruyu, iş işten geçti, geçmiş olsun artık.
zamanında yapılacaktı bunlar.


edit:
bu cevap da silinebilir.
0
blatta hiberna
(31.01.24)
özenip bezenip yazdığım paragraflarla dolu cevabımda geçen ancak muhatabı dahi olmayan, hatta birçok kişiye göre argo dahi olmayan bir sözcük yüzünden silindikten sonra her şeye cevap yazmıyorum. hatta çoğu kez yazıp "amaaan nasılsa birisi keyfine göre siler, ne uğraşacağım" diyor ve yazmıyorum.
0
Improbable
(31.01.24)
Guardian yilini sarkisi falan secmis bunu, su kisimda: youtu.be Mcdonals calisanlarina hakaret var sanki, cancel sebebi degil mi bu batida? Yoksa ironi falan mi var orada diye soru sordugum icin duyurum silinmisti. Tartisma baslatici icerikmis.
Sanirim Modlardan biri zamaninda turkishmusic.org'da moddu. Sezen Aksu tartismasina zamaninda mudahale edemedigi icin isler cigirindan cikti ve efsane kufurler literaturumuze gecti:) Ve bu olay o modda travma yaratti. Her sorunun her cevabin turkishmusic.org'daki sezen aksu tartışması gibi olacagindan korkarak ne bulduysa sildi, sildi, sildi. Teshisim budur.
0
speedy
(31.01.24)
@compumaster yazdığı için yazıyorum. @antikadimag otosansür hakkında haklı. Şu duyuruya otosansür olmasa çok farklı cevap veriyordu insanlar, ben de dahilim. Bunun sebebi de uçurulma endişesi değil, tekrar uçurulmadan durumu/derdini aktarabilmek.

Compumaster "Kurallari da basitlestirecegim." demiş. Düzenli takip edemedim Duyuru'nun zevksizliği ve kısıtları yüzünden ama son zamanlarda banlanan kişiler ve silinen şeylerin %90'ının kuralları çiğnemediğine eminim. Yani en azından kendimden gördüğüm kadarıyla. Kurallar basitleşsin tabii ama ondan daha önemli bir konu var, o da bu kuralların uygulanıp uygulanmadığını, uygulamanın doğru olduğunu kimin takip ettiği
0
nawar
(31.01.24)
1.5 sene önce ban yemişim, çabuk kalktı dikkat edersen.
bu kadar zamandan sonra bi' soğuma oluyor tabi ama bu süre zarfında bile giriyordum. Sorularda azalma görüyorum ben, doğal olarak cevaplar da azalıyor.
0
kumandanim
(31.01.24)
Üzgünüm compü abi geç kaldın biraz.

Sana bulabildiğim tüm ortamlardan yazmıştım modlar terör estiriyor buraları çok sahipsiz bıraktın diye ama olan oldu giden gitti benim gibi eli alışanlar hariç kimse kalmadı.

Buradan tanıştığım eşimin bilmem kaç yıllık hesabı bile uçuruldu moderatörler neden böyle yapıyor duyurusu açtığı için. Yazık gerçekten.
0
chicha_v2
(31.01.24)
@compu

yapma allasen

biz sana yazıyorduk sözlükten modların hatalarını o zmn girme kardeşim diyordun bize. benim sözlük hesabı duruyu istatisliklerinde top5'teydi. bir tane mod kafasına göre uçuruverdi beni.

2000'e yakın duyurum, %85'ten fazla tickli cevabım vardı. 14 yıldır duyurudaydım.

modlar bizim gibi insanları uçuruyordu, biz sana yazıyorduk sallamıyordun bizi.
çok yanlış işler yaptın compü!
dahası hiç birşey yapmadın!
alacağın var!
0
duyurukullanıcısı
(31.01.24)
himmet abi, kaleci sacli, bruce gibi kaliteli yazarlar gitti bence o da biraz duyurunun modunu dusurdu.
0
hot potato
(31.01.24)
düşene vurmak gibi olmasın ama buranın gelişmesi adına objektif olabileceğime emin olduğum görüşümü ve deneyimimi aktarmak istedim;

duyuruyu yıllardır takip eden ancak sadece soru sorduğum zaman 1 soru sorduysam 3-5 cevap verip çıkmayan bir kullanıcıyım. bir tür sosyal sorumluluk gibi görüyorum burayı. buranın dramasını, atmosferini, gediklilerini ve hatta compu nickli kişiyi bile bugüne kadar bilmeyen bir kullanıcıyım.

geçenlerde aldığım bilmem kaçıncı "yanıtınız silindi" özel mesajından sonra düşündüğüm şey tam olarak şu olmuştu; ulan 20 seneye yakın süredir forum, sözlük, reddit vb. bir sürü yazılı iletişim mecrasında çok yüksek sayıda katılımı, yöneticilikleri olan ve bugüne kadar hiç hesabı banlanmamış ve belki de sayılı uyarı almış birisiyim. buraya ne zaman bir şey yazsam, bir sonraki girişimde mesajlar sekmem parlamış ve uyarı yemiş oluyorum. ne garip moderasyonu var demiş ve ciddiye almamaya başlamıştım siteyi... bir farkındalık olması hoşuma gitti.
0
kent sakini
(31.01.24)
compu: Kandirildik. Modlar kendi arasinda paralel bir yapi olusturmus. Kullanicilarin ucurulup, cevaplarin silindigini enistemden ogrendim.
0
freedonia
(31.01.24)
Ya bence tek sorun modlar ve insanların küstürülmesi de değil.
Bir de artık kaynaksız ve doğru olmayan çok bilgi paylaşılmaya başlandı. Bu gerçekten bilgili insanların küstürülmesi nedeniyle olabilir tabi. Ama yalan yanlış çok fazla bilgi dönmesi de şuan hala içeride olan, bilgili ve faydalı yazarları uzaklaştırıyor.
Eskiden her soruma burada doğru cevap alırken şuan kulaktan dolma bilgilerle cevap veren yazarlar arasında bazen doğru bilgi bulamıyorum bile.
0
zimbirik
(31.01.24)
Beni de uçurdular. Sebebi bile yok. Bu yan hesabım. Ne yazsam siliyorlar ve silinmesi için hiçbir sebep yok bile. Soğudum. Yaklaşık 10 yıldır duyuru kullanıcısıydım üstelik. Bu duyurunun anında silinmemesine şaşırdım.
0
birgumuspeni
(01.02.24)
Nawar+1
Kurallar eskiden de vardı ama böyle devamlı silinmiyordu duyuru ve cevaplar. Sıradan bir şey soruyorsun, çat siliyorlar. Nedeni de yok. Bunu sorunlu tek bir mod mu yapıyor yoksa hepsi mi böyle merak ediyorum. Normal koşullarda bu yanıttan sonra bu hesabımın da uçurulması gerekirdi.
0
birgumuspeni
(01.02.24)
blatta hiberna +1
İnsan gibi vakit ayırıyoruz. Anında siliyorlar.
Şimdi de uçurulmayı bekliyorum hahah. Birkaç dk içerisinde olabilir.
0
birgumuspeni
(01.02.24)
(9)

video oyunları bitiriyor musunuz

benarrivo
video oyunları çok begensem dahi bir yere gelince geçemediğim ve sıkıldıgım oluyor ve sonlara yakın bir yerde yarıda kalıyor. oynamaktan çok zevk alıyorum ama bir yerden sonra sonra devam ederim diyerek, zorlanarak, sıkılarak, bırakıyorum. bu sizde de oluyor mu merak ettim
video oyunları çok begensem dahi bir yere gelince geçemediğim ve sıkıldıgım oluyor ve sonlara yakın bir yerde yarıda kalıyor. oynamaktan çok zevk alıyorum ama bir yerden sonra sonra devam ederim diyerek, zorlanarak, sıkılarak, bırakıyorum. bu sizde de oluyor mu merak ettim
0
benarrivo
(30.01.24)
Hayatımda bitirdiğim oyun sayısı 2 falandır heralde. Ben de çok zevk alarak oynasam da bir yerde sıkılıp bırakıyorum.
0
pianeta
(30.01.24)
Evet. Ama uzun sürüyor çünkü zaman yok. Son bitirdiğim oyun witcher 1. Sonra iki başladım, o bitince üçü tekrar oynayacagim.

Onun yaninda death stranding var.
Onun yanında divinity
Onun yanında zelda botw

Bir sürü oyun aynı anda gidiyor ama bazen haftalarca oynamıyorum.
0
logisticsmanager
(30.01.24)
Oyuna bağlı.
Konusu sararsa 3 kere baştan oynayıp bitirdiğim de oluyor. Kötüyse 1 saatte bıraktığım da oluyor.
O yüzden sadece çok beğeni toplamış oyunları oynuyorum. Onlarda bile bazen sarmayanlar çıkıyor.
Şahsen benim deli gibi oyun oynayacak zamanım yok eskisi gibi. Kısıtlı zamanımı keyif alarak geçirmek hedefim.
0
nuevo
(30.01.24)
gecemedigim yerleri youtube'tan bakarak gecerdim eskiden. artik pek oynamiyorum.

gecemedim diye yarim biraktigim oyun yoktur ama pek.
0
bohr atom modeli
(30.01.24)
Bitirmediğim oyun nadir. Yani indie falan öylesine indirip baktığım oyunlar değil de, ben bunu bitiririm diye başladığım hemen her oyunu %100 bitirip bırakıyorum. Aklıma gelen son istisna AC: Valhalla. AC hastası biri olarak onu başlarda bırakmıştım.

İş hayatına başladıktan sonra her gün oyun oynamıyorum ama oyun oynadığım dönemlerde de eve gelir gelmez oyunu açıp yatana kadar oynuyorum desem yeridir :D
0
nundu
(30.01.24)
%80 itibariyle bitiriyorum.

mesela geçen a plague tale requiem oynadım. sonuna kadar gelmedim. en sonunu youtube üzeirnden izledim çünkü aynı şekil adam öldürmekten aşırı sıkıldım
0
OgutucuRecep
(30.01.24)
Beğenmezsem bitirmiyorum siliyorum.

Ama oyunu beğenir ve hikayesini merak edersem bitiriyorum. Geçemediğim yerlerde illallah edersem youtube'dan bakıp ilerliyorum.
0
drako
(30.01.24)
Çocukken bitiriyordum da son zamanlarda, yani son 10 yıldır oyun bitirdiğimi hatırlamıyorum.

En son max payne 3 ü bitirmiştim sanırım ki o da 2012de çıkmış.
0
ananiyimioguz
(30.01.24)
Bitirmediğim 2-3 oyun vardır. Hepsini bitiririm. Bazılarını %100 olana kadar ya da en azından yan görevler dahil bütün görevler bitene kadar oynarım. Yıllara göre bunun süresi arttı tabii. 2023'ün ortalarına gelirken yeni bilgisayar aldım. Aldığımdan beri God of War, Red Dead Redemption 2, Baldur's Gate 3, Hogwarts Legacy ve Witcher 3'ü bitirdim.

7 ay kadar sürdü işte. Oyunlar zor olduğundan ya da çok uzun hikayeleri olduğundan değil de hafta sonu dışında pek vakit ayıramadığımdan. Geçemediğim yerde tekrar zorlarım. Tekrar takılır tekrar zorlarım. 21412412. kez geçemeyince YouTube'a danışıyorum. Bundan daha hızlı danıştığım zamanlar oldu. öyle olunca aynı tadı alamıyorum.

Arada başka şeyler oynuyorum ama genelde arkadaşlarla oynadığımız online 2-3 ellik şeyler. Başladığım gibi araya başka şey sokmadan oynadığım tek oyun Baldur's Gate oldu.
0
nawar
(30.01.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.