Giriş
(10)

şehir bazlı toplum tespitlerine/klişelerine inanıyor musunuz?

m e b
selam.mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
selam.
mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
0
m e b
(09.06.26)
Var maalesef çok gelişmiş bir zihnim olmadığı için. Genellemeler hayat kurtarıyor benim küçük dünyamda. Karadenizlilere gıcığım mesela. Karadenizlilerin yoğun olduğu bir mahallede büyüdüm, halleri, tavırları, yaşama şekilleri bana çocukken bile çok yabancı gelirdi. O kalıp düşünce öyle kaldı, üzerine hiçbir şey eklemedim, deneyimle yeniden şekillendirmedim.
-2
sekizdokuzon
(09.06.26)
evet. çünkü çevrenin insan davranışlarının şekillenmesinde çok önemli bir etken olduğunu gözlemliyorum. hatta sadece il değil, kişinin o şehrin hangi ilçe ve mahallesinden olduğu bile önemli bu konuda bence.
ancak tabi bu durum, karşı komşunu bile tanımadığın sitede yaşama düzeninin geldiği 90'lardan önce geçerliydi daha çok. 90 sonrası büyükşehir nesilleri için bunun bir kriter olmayabileceğini düşünüyorum.
+4
lil siztah
(09.06.26)
Şöyle bir kendimi yokladım. Her ne kadar önyargılarımla taban tabana zıt insanlarla yolum kesişmiş olsa da malum cenah yüzünden kafamda bir Trabzon, Rize ve Orta Anadolu insanı profili var. Şanlıurfa ise medyaya yansıyan birkaç vaka nedeniyle turistik gezi dışında yolumun düşmesini isteyeceğim bir yer değil.
0
auroraaurora
(09.06.26)
İnanıyorum, doğru da. Bir örnek de ben vereyim, plaka bazlı araba kullanmayı bilmeyen tehlikeli iller diyeyim kibarca.
+2
kimlanbu
(09.06.26)
“Şu memleketin insanı şöyledir zaten” türünden çok şey var benim de öyle düşünüp inandığım. Yine aynı şekilde “her memleketin iyisi de var, kötüsü de…” klişesini de tam gaz savunanlardanım. Örnek memleket verip kavga çıkarmayacağım.
+1
yadigar
(09.06.26)
Evet.

Üniversitede iç anadoludan gelmiş arkadaşlar kadınlara bakıp "askılı giyiyorlar" diyordu. Durup durup askılı giyiyorlar diyordu.

Askerde Urfalılar teyzenin kızıyla evlenmezsen geçmişi bozuktur diye akraba evliliği savunuyordu

Bunları batıda yaşayan insana anlatamazsın
+5
stefano
(09.06.26)
Kesinlikle doğru önerme. Bilimsel olarak da hava iklim şartları bu önermeyi destekliyor
+1
benaslindayohum
(09.06.26)
Evet. More often than not.
-2
gabe h coud
(09.06.26)
evet. önyargı hayat kurtarır. sadece şehir veya bölge değil, dış görünüş, fiziksel özellikler, giyim tarzı, ufak detaylar, dövme veya aksesuarlar, bindiği araba, oturdugu semt, ufak davranışlar ve reaksiyonlar. bunların hepsine yönelik yargılarım var.
+4
abelardo
(09.06.26)
Evet. Çünkü insanın içinde yetiştiği kültürün karakterine doğrudan etki ettiğinin farkındayım.

Sadece olumsuz durumlarla da sınırlandırmıyorum.

Bu kadar basit bir gerçeği uydurma ilkelerle inkara kalkışmak gerçekten gülünç ve ergence oluyor.
+1
lazor
(09.06.26)
(10)

Gruplar yalan mı oldu?

gabe h coud
Ne bekledik ne oldu? Neden başarısız oldu?Ne olsa daha iyi olurdu?Compu sormadı ben sorayım.Ben cevap vereyim: Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem gru
Ne bekledik ne oldu?
Neden başarısız oldu?
Ne olsa daha iyi olurdu?
Compu sormadı ben sorayım.

Ben cevap vereyim:
Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.
Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem grupta hem de ana ekranda paylaşılırsa grup işlevsiz olur tabii ki.
📊 Gruplar geliştirilmeye devam edilsin mi?
Evet %10.4 (5)
Hayır, zaten gereksizdi. %79.2 (38)
bilemiyorum altan bilemiyorum %10.4 (5)
0
gabe h coud
(09.06.26)
neden basarisiz oldu sorusunun cevabi bence duyuru'nin hit sayisinin sanildigindan daha dusuk olmasi. yani elimde veri falan elbette yok ama oyle hissediyorum. mesela yurt disi grubu var, duyuru'yu yurt disindan aktif olarak kullanan sayisi kactir ki veya yatirim grubu var, kac kisi yatirimcidir ki?
+3
Sour
(09.06.26)
gruplara ihtiyac olacak kadar soru/duyuru olmuyor zaten. gruplar bir nevi filtreleme yontemi bence, ama burada gerek yok. compumaster ai'la denemeler yapmak icin yapti bence :)
+4
lemmiwinks
(09.06.26)
“Gizli kapaklı işler” diye kapalı bir grup kurdum mesela. Amacı, tıpkı duyurudaki sözlük yazarlarının duyuru açarken “sadece sözlük yazarları görebilsin” seçeneği gibi, internetin geneline kapalı, duyuru ahalisine açık duyuru/soru sorma imkanı sağlamasıydı. İş göreceğini düşünmüştüm. Kimse dönüp bakmadı :)

(Bu arada @compu böyle bir seçenek getirse duyuruya, fena olmaz bence. Yani sadece duyuru üyelerinin görmesini istediğimiz duyurular için bir seçenek…)

En kalabalık olan kitaplar, müzik, yatırım ve +40 gibi gruplarda da in cin top oynuyor…

Rağbet görmediği bariz yani.
+2
yadigar
(09.06.26)
Bu soruyu gördüğümde hatırladım böyle bir özellik olduğunu.
+5
peki madem
(09.06.26)
üyelerinin akışına düşseydi ivme kazanır ve devam ederdi. dışarıya kapalı gruplar yapma fikri bence iyiydi ama açılan sorular ilgili akışa düşmediğinden sorular hit almadı, cevap gelmedi. kimse ekstra açıp bakmadı, öyle öyle bitti.
+5
eileengray
(09.06.26)
Gruplar bence güzel fikir ama şu haliyle işlevsiz. Bu yüzden geliştirilmesine gerek yok'u işaretledim. Akışa düşmeyince alışkanlık olmadığından aklımıza gelip bakmıyoruz. Fikir devam ettirilecekse ilk yapılacak şey mesajların üyelerin akışına düşmesinin sağlanması. Yeni duyuru açarken üyelere grup seçenekleri çıkarsa da iyi olur.
+2
cosmicstring
(09.06.26)
insanlar duyuru diye bir platform olduğunu bile bilmiyor.
0
xu
(09.06.26)
Aslında akışa düşse iş yapardı +1

Örneğin ben bilim grubu açmıştım. Normal duyuru akışında "aa yeni makale ne diyor biliyor musunuz?" konulu soru/tartışmalar yapmıyoruz genelde. Herkesin ilgileneceği bir şey de değil zaten. O yüzden gruplarda böyle şeylerin tartışılması daha mantıklı. Ama mevcut haliyle, ben de kendi açtığım gruba düzenli açıp bakmıyorum. Geçenlerde bir soru sorulmuştu, benim aklıma gelip bakana kadar tartışma eskimiş.
+4
evrim halkasi
(09.06.26)
Yetkin oldugum bir konuda gizli paylasim yapma gibi bir istegim yok. Aksine yaptigim paylasim acik olsun herkes faydalansin isterim.
0
osssy
(09.06.26)
Akış +3
+2
üğpoıuy
(09.06.26)
(8)

Anal fissür makat çatlağı

liberalhippi
Evet 2 aydır çekiyorum ve kendiliğinden geçmesini çok büyük bir umutla bekliyorum ameliyatını asla olmak istemiyorum. %1 ihtimalle bile olsa çatlağın kapanma şansı yok mudur :(
Evet 2 aydır çekiyorum ve kendiliğinden geçmesini çok büyük bir umutla bekliyorum ameliyatını asla olmak istemiyorum. %1 ihtimalle bile olsa çatlağın kapanma şansı yok mudur :(
0
liberalhippi
(04.06.26)
fotoğrafını çekip buraya at
-14
nahtoderfahrung
(04.06.26)
zamanında başıma gelmişti ve doktora gitmeyi sevmeyen biri olduğum için hanım eczaneden bir merhem almıştı ama merhemin ne olduğunu hiç hatırlamıyorum.

yazdıklarınızdan net anlaşılmıyor. doktora gittiniz mi? gittiyseniz direkt cerrahi çözüm mü önerdi?
0
lazpalle
(04.06.26)
Evet cerrahi çözüm önerdi :) insan bir krem önerir bir deneyelim der. Ben de doğal yollarla çözümler deniyorum. Tuvaletten sonra 3 saat ağrım var sonra geçiyor gibi ertesi günkü tuvalete kadar
0
🌸liberalhippi
(04.06.26)
Zamanında yaşamışlığım var ancak ameliyat olmadım, 3-4 senedir herhangi bir problem de yaşamadım. Beslenmenize ve hayat düzeninize dikkat etmeniz gerekir. Bir kaç krem iyileşme sürecini hızlandırıyor ancak isimlerini hatırlamıyorum maalesef.
0
yercekimini kendine ceken adam
(04.06.26)
Nifedipine icerikli bir krem verilmisti bi kere; 3-4 kullanimdan sonra ciddi rahatlatmisti. 2 hafta filan duzenli kulalndiktan sonra ihtiyac olursa'ya evrilmisti ama cok ileri seviyede degildi. bu 1-2 yil onceydi, o gun bugundur oyle siddetli bir tekrarlama olmadi.

Yanliz fena bas agrisi yapiyordu, kremi surdukten sonra 30-45dk yatmak gerekiyordu.

bu surecte daha yuksek fiber icerikli seyler tuketmeye de basladik (orn normal ekmek yerine tam bugdayli ekmek gibi). buna ozellikle dikkat edince sorun olmuyor.
0
taurina
(04.06.26)
Botox + rectoderm ile çözülebilir. (3-6 ay içinde)
Sonrasında asla kabız olmamanız gerekiyor.
0
yadigar
(04.06.26)
nutrigina topuk çatlağı kremi sür her gün
0
mantık
(04.06.26)
kadın mısınız bilmiyorum. bana da ameliyat demişlerdi. tekrarlayan bir şey olduğu için yaptırmak istemedim kaçtım ameliyattan.

ama şu an yaptıklarımı sıralayayaım bayağı hafiflettim ben.

kadınsanız kalın dar külotlu çorap veya tayta elveda diyin hayatımdan çıkarttım bunları. dar kalem etek ve elbise giymeyi de bıraktım. yani popoyu sıkıştırmamak gerek.

ikincisi taharetlenirken aşırı sert biçimde temizlenmeyin. gerekirse her tuvaletten sonra duş alın.

üçüncüsü bol bol posalı gıda ve meyve. her gün en az bir elma ve armut yiyorum. onun haricinde de başka meyveler de yemeye çalışıyorum. meyve sebzeye abanacaksınız. ve asla ağır ve acı şeyler yemeyeceksiniz doktorum meyvesiz gün geçirme demişti bana
0
Hallegadola
(05.06.26)
(7)

Eski zaman çakmağı

yurtsuz john
Yaşı büyük arkadaşlar hatırlar. Bu çakmağın çakmak taşı kısa mı oluyordu yoksa uzun mu?Eğer bu aleti alırsak piyasada taşını bulabilir miyiz?https://www.gokcekoleksiyon.com/eski-donem-ocak-cakmagi-kullanilmamis-aob4499?srsltid=AfmBOopwd2bJdjzlqJ7aXfXdcQ_x1AtparF5Qz7PtT4O_hLXwEIsFoG4
Yaşı büyük arkadaşlar hatırlar. Bu çakmağın çakmak taşı kısa mı oluyordu yoksa uzun mu?
Eğer bu aleti alırsak piyasada taşını bulabilir miyiz?

www.gokcekoleksiyon.com
0
yurtsuz john
(03.06.26)
babannemin evinden hatırlıyorum ocağın yanında olurdu hep ama taşını mümkün değil hatırlayamam :D kısa sürede işlevsiz hale geleceğini sanmıyorum, aynısından tekrar almak taş almaktan daha mantıklı olabilir.
0
lüzumsuz adam
(03.06.26)
bunu gormeyeli 20, 25 sene falan olmustur. duygulandim. piyasada bulabilir misiniz bilmiyorum ama tas satan yerler bilirler, bence sormadan almayin.
0
Sour
(03.06.26)
Çakmaktaşı standart olmalı bence,mutfak çakmağı için ayrı boy yapılacağını aklım kesmiyor açıkçası.malesef net bilgim de yok. Ama önceden milyoncularda ve hatta pazarda ilaç tableti gibi tablet şeklinde taş satıldığını hatırlıyorum
0
denizciman
(03.06.26)
Zamanında çok sattık. Pek bozulmazdı. Ayrıca gazsızdır sadece ateşlemeye yarar. Hatırladığım kadarıyla ayrı bir taşı yoktu isteyene 12 li çakmak taşı da veriyorduk. Bu arada çakmaktaşını çok çabuk bitiriyor bu. Bir keresinde bir müşteri bunu hızlı hızlı çakarak sigarasını yakmıştı hiç unutmam.
0
ground
(03.06.26)
bunun çakmak taşı uzun modellerden oluyor. Yani yaklaşık 6-7 mm uzunluğunda olanlardan takılıyor.
0
sinematematikci
(03.06.26)
Ben de uzun hatırlıyorum.
0
yadigar
(03.06.26)
aaa bu seksenlerde bizde vbardı. mutfakta kullanıyorduk ocağı yakmak için. sanırım kısa çakmak taşıyla çalışıyordu ama emin değilim.
0
exlibris
(03.06.26)
(10)

Eldeki Ickilerle ne yapilir

kassiopeia
Merhaba arkadaslar, benim icin biraz uzucu bir soru olacak bu. Ne yazik ki babamda demans baslangici var, belki bi tik daha ileri derece de olabilir. Doktor kontrolunde ilerlemeye calisiyoruz. Yalniz yasiyor. Covid ile birlikte basladigini ve arttigini dusunuyoruz. O zamandan beri supermarketten oze
Merhaba arkadaslar, benim icin biraz uzucu bir soru olacak bu. Ne yazik ki babamda demans baslangici var, belki bi tik daha ileri derece de olabilir. Doktor kontrolunde ilerlemeye calisiyoruz. Yalniz yasiyor. Covid ile birlikte basladigini ve arttigini dusunuyoruz. O zamandan beri supermarketten ozellikle 'firsat' urunlerini cok cok fazla aliyor ancak ne kadar fazla aldigini acikcasi ne yazik ki son yillarda fark ettik. Kontrol altina aldik diye dusunuyoruz ancak evde yuzlerce ayni urunden var. Elimizden geleni yapiyoruz. Tuvalet kagidi, sabun, peynir, zeytin gibi urunlerde bir sorun yok, bozuk olanlari atip olmayanlari kullaniyoruz falan.

Ancak bu surecte cok fazla, cok cok fazla icki biriktirdigini de fark ettik. Saraplar, viskiler, rakilar vs. Ailede artik icki icen yok, babam Covid'den once bizlerle icerdi (kardesler vs.) - kesinlikle bu kadar zaten icmek gibi bir durum yoktu, aksam yemegi ile bir sarap acilirdi filan - ancak artik ne kendisi iciyor ne biz iciyoruz. Ama bu hastalikta ne yazik ki yapilan alisverisin de zaten bir mantigi yok. Biz bu ickileri ne yapabiliriz? Elbette elimizde fisleri yok ama hepsi migrostan yakinindaki tek supermarket orasi, her gun gider gelir. Icki satmak bildigim kadariyla yasak ama parasinin bosa gitmesine mi uzuleyim, evde artik adim atacak yer kalmamasina mi uzuleyim, neye uzulecegimizi sasirdik.

kimse bizleri ailemizin bu yaslilik haline hazirlamiyor ne yazik ki.
cevaplar icin cok tesekkurler.
+1
kassiopeia
(02.06.26)
Geçmiş olsun. Satın alan kişi bile nereden aldığını hatırlamadığı için riske girilmez. Satsan birisi kör olsa geri dönüşü yok. Dök kurtul
+1
artıküyeolmakistiyorum
(02.06.26)
Illa ki icki seven bir arkadasin esin dostun vardir, onlara ver.
+6
baldur2
(02.06.26)
Çok geçmiş olsun.
Ben de dökme taraftarıyım, çok yakın arkadaşım bile evinde duran içkileri satmayı bırakın hediye olarak verse şüphe duyarım içemem, sahte içki aşırı yaygın çünkü.
Riske girmeye gerek yok bence, en iyisi döküp yok etmek.
+2
mutekebbir
(02.06.26)
Neler var? Kaç şişe?
-2
gabe h coud
(02.06.26)
öncelikle çok geçmiş olsun. umarım tutumu değişir.

soruya gelecek olursanız bence buradan alıcı bulabilirsiniz. istanbul'da iseniz nispeten daha uyguna satacağınızı da düşünerek ben talip olabilirim :)
0
eurhka
(02.06.26)
Cok tesekkurler arkadaslar, biz de acikcasi kimse sahte icki nedeniyle istemez diye dusunduk. Henuz satmaya ya da atmaya ikna edemedik, gectigimiz hafta evi toparladik, temizledik fark etmeyecegi bazi seyleri attik. Bakalim ona sira gelince yine yazarim, istanbul'da eve gelip kendisiyle tanismak isteyen olursa da bekleriz :) arkadaslari hep vefat etti yavas yavas o nedenle bi anda boyle oldu diye tahmim ediyoruz
+1
🌸kassiopeia
(02.06.26)
Oncelikle gecmis olsun. Bence direkt cope atin. Hicbir sekilde riske girmeye degmez. Ayrica saglik acisindan da zararli.
0
Sour
(03.06.26)
Akrabalarınız, destek amaçlı olarak yarı fiyatına bile alsa iyidir diyecektim. Whatsapp'tan onlara satabilirdiniz.

Fakat babanızın hastalığı ileri durumdaysa ve Migros yerine başka bir tekelden falan sahte içki de satmış olabilirlerse ucuz diye, bu sefer akrabanızın da ölümüne neden olup, büyük risk alabilirsiniz.

Fiyatlarını araştırın. 5000 liranın üzerinde olan varsa, sahte içki analizi yaptırabilirsiniz laboratuvarda, eğer sahte değilse akrabalarınıza arkadaşlarınıza satabilirsiniz güvenle. Zaten %14'ün üzerinde alkol oranı varsa, kapağı açılsa da bozulmaz.

Eğer 5000 liranın altında ve market içkilerindense, bir olasılık antikacılara da açılmadan satabilirsiniz. Filmler, dizilerde dekor amaçlı olarak veya cafelerde yine dekor amaçlı olarak açılmamış dandik veya bozuk içkiler kullanabiliyorlar. Dökmekten daha iyi olabilir en azından.
0
sinematematikci
(03.06.26)
Migros kasiyerlerini de tembihleyin. "Şu anda içki satamıyıryz" türü bir bahane sunsunlar beyamcaya. Geçmiş olsun.
0
yadigar
(03.06.26)
Yakındaki tekel bayi uygun fiyata almak için can atar
0
Teran
(03.06.26)
(8)

İlaçlı mr ve su tüketimi

egerbiryolcu
Ailemden bir hastamız için daha önce iki üç defa normal mr çekildi. Her defasinda mesane boş gözüktü ve değerlendirilmedi. Hastamız yaşlı ve mesela belli bir noktaya kadar tuvaletini tutturabiliyor belli ölçüde su ictirebiliyoruz. Hatta birinde baya sıkışıktı yine de boş gözüktü. (Mesane tümörü için
Ailemden bir hastamız için daha önce iki üç defa normal mr çekildi. Her defasinda mesane boş gözüktü ve değerlendirilmedi. Hastamız yaşlı ve mesela belli bir noktaya kadar tuvaletini tutturabiliyor belli ölçüde su ictirebiliyoruz. Hatta birinde baya sıkışıktı yine de boş gözüktü. (Mesane tümörü için bakılıyor)

Şimdi ise ilaçlı mr yapılacakmış. Doktor aç karnına gelsin demiş ama su içsin sıkışık olsun diye bir şey belirtmemis. Yapay zekalara sorduğumda bu mr türünde de mesanenin dolulugunun önemli olduğunu belirttiler. Yani yine su tuketimi ve idrar olmalı mı. İlaçlı olduğu için mesane bos da olsa tespit edilmesi sanırım daha kolaymış ama emin olamadik biz şimdi hastamıza doktora götürmeden önce bol su icirelim mi tuvaletini tutturalim mi? Daha öncekilerden sonuç alamadığımız için özellikle daha bol su icirmeye mi çalışalım. Yaşlı olduğu için artık kadını yollarda surundurmek istemiyoruz bir türlü tespit edilemedi canımızı sıkıyor bu durum....



Eksiledin ve müthiş havalı oldun Allah'ın ilgi manyağı.
0
egerbiryolcu
(01.06.26)
Önceden su içirmeye gerek yok. Sadece aç olsun. İlaçlı su orada verilecek.
Hem MR'ın yoğunluğu belli olmaz ve hasta sıkışıp rahatsız olur, hem de önceden içilen ve mesaneyi dolduran su ilaç yoğunluğunu düşürebilir.
+1
pro9it9is9
(02.06.26)
Sorunuzun cevabı değil ama.. Emar ilaçlı olduğundan, kontrast madde böbreklerine zarar vermeden hızlıca vücuttan atılması için, işlem sonrasında da bol su içip bol idrara çıkmalı. Belirtmiş olayım. Geçmiş olsun
+2
yadigar
(02.06.26)
kontrast maddeli (ilaçlı) mr inanılmaz detaylı bir görüntüleme. yumuşak dokuda ne var ne yok cam gibi gösteriyor. su içmesi gerekiyorsa bile suyu orada verirler endişe etmeyin hiç. (su içirmeyebilirler de bu arada)

(mesaneyi bilmiyorum ama beyin mr'ında mesela, mr'dan önce kolda damaryolu açılıyor ve mr'a bu şekilde giriyorsunuz. başta kontrast madde olmadan çekiyorlar, sonra mr'ın ortasında gelip damar yolundan kontrast maddeyi verip öyle devam ediyorlar. suda da benzer bir durum olabilir, yani bir şey demedilerse kafanıza göre aksiyon almayın.)

*bir dipnot, kontrast madde vücuttan böbreklerle atılan yoğun bir ilaç. her kontrastlı mr'da 15 gün içinde yapılmış kreatinin değerinin olduğu kan tahlili istenir. hastanın eğer kreatinin değeri uygun değilse mr kontrast madde ile çekilmeyebilir. kontrast madde ile mr çekilmişse de 2-3 gün normalden daha fazla su içmeli kontrast maddeyi atabilmek için.
+2
makbur
(02.06.26)
Herkese çok teşekkür ederim gerçekten içim rahatladı🙏
O zaman sonrasında bol su tukettirmemiz daha doğru olacak.
Kreatin için evet kan tahlili yapmıştık ben sonucu hatırlamıyorum ama bir sorun yoktu sanırım ki doktor da olumsuz bir şey demedi bu konuda.
0
🌸egerbiryolcu
(02.06.26)
ben batın ve karaciğer çektireceğim hafta sonuna doğru. çekim formuna 6 saat aç gelinmeli yazmışlar ama su konusunda bişey yazılmamıştı. randevum akşam üzeri olduğundan ve bu havada susuz kalmak zorlayacağından dün ilaç yazdırmak için gittiğimde sordum; içmesen iyi olur, çekimi etkilemesin dediler. sizin çekim farklı olduğundan sormanız faydalı olurdu; devlet hastanesinde randevu çok ileri tarihlere veriliyor zaten, riske atmamak lazım.
0
lil siztah
(02.06.26)
İlaçlı mr doktor çekmek istemedi. Özellikle kesin çekilecek mi diye sordurmustuk. Kreatin idrar tahlili vs almislardi. Şimdi gidince böbrekleri iflas edebilir vs seklinde konuşup en risksiz şekilde tespit etmeliyize getirip konuyu tekrar ultrason idrar tahlili vs istedi. Bu süreç gerçekten yıprattı bizi belki on defa idrar kan, üç defa ultrason çekildik zaten:/ (eğitim ve araştırma hastanesi) anneannem de strese girdi ve eve dönmüş bulunduk.
+2
🌸egerbiryolcu
(02.06.26)
Ne saçma bir sistem var ya. Kreatinin değeri uygun çıkmamışsa aslında sizi arayıp söylemeleri gerekirdi. Hadi normal hastayı arama etme de 65 yaş üstüne, hele ki takipli ağır hastalara özel ihtimam gösterilmesi gerekir..

Çok üzüldüm, tekrar geçmiş olsun.
0
makbur
(03.06.26)
@makbur
Aslında değerlerinde bir sorun yok diye biliyorum doktor ya da hastane politikasindaki bir sebep mi bilmiyorum sırf çok yaşlı diye sürekli bizi tahlilden tahlile suruklediler her gittiğimizde. Ultrason çekin dedi mesela ve belki bugün çekmezler diyolar. Daha önce zaten üç defa falan çekildi de sonuç alınamadı diyoruz. Kan tahlili idrar tahlili hep normal sorunsuz çıkıyor yakın zamanda da istemistiniz yaptık diyoruz. Dalga geçer gibi tekrar tekrar aynı şeyler ya isyan edip hiçbirini yaptırmadan döndük eve. Bu kadının geldiği mesafe 40-50 km bir yol. Madem yaşının zorlugunun farkındasınız sanki iki adım yolmuş gibi bu kadın durmadan nasil hastaneye gelsin. Ve gecesinde de anneannem yataktan dustu ve biz bugün göz kapağı ameliyatından çıktık başka bir hastaneden.

Sorumluluları Allah'a havale ediyorum. Stresten oldu çünkü... Hatta bakın bu olaydan önce zaten gelişmelerden bahsederken anneannem strese girdi demişim. O gece başımıza neler geldi..
0
🌸egerbiryolcu
(04.06.26)
(19)

Kol saati sektörünün Toyotası hangi marka? (Sadece 35 yaş üstü cevaplasın)

sinematematikci
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstem
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstemeseniz bile camında çizik varsa, mekanizmasında gecikme varsa vs, zorunlu olarak mekanizma değişimini dayatıyorlar. Yok ben sadece pil değiştireyim desen de kurtulamıyorsun. Yani her iki üç yılda bir pil değişimi için servise gittiğimizde artık mecburen saatin üçte biri gibi bir para dökmek zorunda kalacağız gözüküyor. Bu da benim midemi bulandırdı artık. İki saatimi de satıp, Swatch grubu hariç bir markaya geçmeyi düşünüyorum.

Arabam Toyota Corolla Hibrit. Genel olarak teknolojik ürünlerde tarzım, bir kez alayım uzun süre arıza ve dertsiz şekilde kullanayım, görevini yerine getirsin yeter şeklinde. Fancy saatler, moda markalarının saatleri gibi yeni nesli kandırdıkları tarzdaki saatlerden istemiyorum. Mekanik, pilsiz, 1000-5000 dolar arası bir değerde ne tür saatleri önerirsiniz veya hangi markanın ürünlerini önerirsiniz, onu sormak istedim.

35 yaş altındaki arkadaşlar, sizleri de seviyorum, ama bana modadan etkilenmemiş, olgun adam görüşü gerekiyor.
0
sinematematikci
(01.06.26)
Mekanik saatlerin bakım masrafı swatch pil değişimi ve bakımından fazla olur. Saatin değeri arttıkça bakım masrafı da artar. Mekanik saatlerin bakımı 5 yılda bir yapılması gerekiyor.

Tarzını bilmeden öneri yapmak mümkün değil. Dress watch mı yoksa daha spor modelleri mi seviyorsun veya çalıştığın ortam hangisine uygun, bunlara göre öneri yapmak lazım.

Dress: Tissot visodate, Tissot Le locle
Spor: Longines hydroconquest, Omega speedmaster

17500 USD ye çıkabileceksen Cartier Tank.
0
michael harddd
(01.06.26)
39 yaşındayım. 20 yılı aşkın süredir saatler hobim. Swatch'la başladım. Önce dijital, sonra analog Casio aldım. Ardından Tissot/Hamilton ile devam ettim. 15 senedir de Rolex (önce Milgauss, şimdi de Submariner) kullanıyorum. Özetle, bilgim de tecrübem de az değildir.

Tissot çok güzel bir marka, Tissot'dan çıkmanıza gerek yok. Meseleye Swatch Grup ya da başka bir marka/grup olarak bakmayın. Anormal özel (tourbillon, minute repeater, perpetual calendar vs) bir saatiniz olmadıkça yetkili servis tercih etmeyin, sorun çözülür.

Arkadaşım Omega'sında bir sorun yaşadı. Elbette gitmedik yetkili servise. Son derece tecrübeli ve yetkin bir ustaya gittik, sorunumuz çok daha ucuza ve çok daha kısa sürede, markaların dayattığı aptal şartlar olmaksızın çözüldü. Hangi markayı alırsanız alın, satış sonrasında böyle aptal şartlar dayatılacaktır. Kimisi az dayatır kimisi çok dayatır ama hepsi dayatır sonuçta.

Bence saati değiştirmekten ziyade, güvenilir bir usta bulmaya bakın çünkü saat hobisinde idame ettirmek kritik ve bunun yolu da iyi ustadan geçiyor. Tanıdığınız usta yoksa İzmir ve İstanbul'da usta adı verebilirim. Bu sırada bana doğrudan güvenmeyin, kendiniz de usta araştırın. Bulduğunuz isimler olursa bana gönderin, ben de onları kurcalarım nasıl ustalar olduklarını öğrenmeye çalışırım.
+3
10551037
(01.06.26)
Bence tool watch kategorisindeki saatlere bakmalısın; Oris big crown pointer iyidir son çıkan sürüm Tudor ranger da çok güzel. Rado captin cook da iyidir.
0
kizil karga
(01.06.26)
sinn 104 st sa olabilir.
0
baldur2
(01.06.26)
Bana sanki longines tarif etmişsiniz gibi geldi. Hydroconquest güzel bir seri. Camı, mekanizması üzmez.
0
eisberg
(01.06.26)
saatci degilim, ama bir petrolhead olarak Toyota Corolla takintisi olan abileri iyi bilirim.

bence buncenin ust limitine yakin degil de alt limitine yakin bir saat bakman lazim.

longines bulunabilir mi bilmiyorum o fiyata ama benim de bildigim longines en sikintisiz saatlerden biri. o yuzden longines +1 diyorum. Hydroconquest guzelmis yaw :D
0
cooperr
(01.06.26)
Swatch Grup’tan çıkmak isteyene Tissot, Omega, Rado ve ısrarla Longines önermek gerçekten çok iyi 😀

Tissot’nun X lira olan bakımı Longines’te en az 2X, Omega’da ise en az 5X olacaktır.

Hocam, yukarıda yazdım ama tekrar ediyorum: Sizin iyi bir saat ustasına ihtiyacınız var. Sorunuzu anlamadan cevap verenlerin gazına gelip saatlerinizi değiştirirseniz büyük zarar edersiniz.
0
10551037
(01.06.26)
Bence corollası (bkz: seiko 5)
(Yaş 40+)
+1
yadigar
(02.06.26)
Otomatik saatler için ayırabileceğiniz paraya göre sıralama şöyledir benim gözümde:
Seiko-Orient
Hamilton-Tissot
Longines - Rado
Oris

Swatch grup dışında seçenekler azalıyor maalesef. christopher ward olabilir.
-1
matematisyen
(02.06.26)
Pilsiz diye seiko kinetic aldım kapasitör değişimi başlı başına maliyet.

Full mekanik Armani ar4612 aldım, mekanizma arızası yüzünden saat çöp oldu, yetkili firma yedek parçaları imha etmiş, dişli yok.

Mekanik saat bakımları yüzünden daha pahalıya gelir.

Ben akıllı saate geçtim, bir tek ekstradan swatch bioceramic siyah bir saat aldım.
0
kimlanbu
(02.06.26)
bu baremde longines ve tag heuer kullanıyorum memnunum. önemli olan sadece mekanizma değil, bir de ruhunuza dokunması lazım. almış olmak için almayın.
0
awlmi
(02.06.26)
ben de seiko 5 diyecektim ama en az 1000 dolar dedigin icin demedim.
0
baldur2
(02.06.26)
tissot memnunum. seiko da giriş seviyesi iyi. amerikadan almıştım iyiki almışım.

otomatik saat harici para vermem saate.

digital saatlere de karşıyım.
-1
kveldulv
(02.06.26)
Soruya yancı olmayacaksa 18 yaşına yeni giren bir gence hangi saat daha uygun olur?

Hazır bu kadar saatçi'yi bulmuşken. 10.000 - 20.000 arası olabilir.
0
liberal
(02.06.26)
@liberal

seiko 5.
0
baldur2
(02.06.26)
Yaklaşık 8-10 adet saatim var. 3 yıldır pil değiştiremiyorum. Kullanmam gerekirse pilsiz aksesuar olarak takıyorum. Zaten telefonum her daim yanımda. Saatin kaç olduğunu öğrenebiliyorum.
-1
Caletti
(02.06.26)
Öncelikle geç yanıt veriyorum, ancak müsait olabildim, kusura bakmayın.

Benim ihtiyacım biraz daha marka bazında az bakım isteyen, az arıza yapan, az masraflı; mekanizması sağlam ve uzun ömürlü bir saat markası veya serisi öğrenmekti. Toyota'ya atıfta bulunmam da bu amaçlaydı.

Gelen yanıtları üç başlık altında toplarsam;
1. "şu model iyidir" tarzı önerileri biraz kopuk buldum. Neden iyi, neyi iyi, neden önerildi... gibi konularda altı boş kalmış. Ayrıca gelen önerilerdeki saatler hoş gözükse de, derdim görüntü değil, kalite.
2. Servis prosedürlerinden dolayı şikayet ettiğim ve kavga ettiğim yerin yine başka markalarının saatleri önerilmiş. Hayret ettim. Ama Seiko önerilerini not aldım.
3. "İhtiyacın yetkili servis değil, özel servis. Her saat markası benzer durumda, yoksa saatin iyi açıklamaları en işime yarayan açıklamalar oldu.

Yelkenciyim, bizim sektöre çok sponsorluk desteği verdiği için Tissot marka saat aldım hep. Sailing Touch ve Klasik bir saati var. İkisi de ortalama 1000-2000 dolar arası saatler. Çok da memnunum ama servis prosedürleri canımı sıkmıştı.

Teşekkürler hepinize. İstanbul'da saat ustası önermek isteyenler buradan veya mesajlardan yazabilir.
-1
🌸sinematematikci
(03.06.26)
Sirkeci Şah As Han (Doğubank'ın yanı)

Ramazan Usta: Bizzat tecrübe etmedim ama çok insandan yetkin bir usta olduğunu duydum. Eski ustadır.
Cengiz Usta (Bengi Saat): Arkadaşımın Omega'sını yapan usta. Birkaç sene önce Ayvalık'a taşınmıştı ama dükkan hala açık sanırım.
+1
10551037
(03.06.26)
eminonu'de yuksel abla var, biz ailede bir saat bozuldugunda ona gotururuz.
babasini tanirdik, herhalde istanbul'un en eski saatcilerinden biridir bu aile.
www.youtube.com
0
cooperr
(03.06.26)
(4)

Kasik bolgesi mantar baslangici

baldur2
Hangi kremi onerirsiniz? Kortizonlu olup olmamasi cok fark ediyor mu?
Hangi kremi onerirsiniz? Kortizonlu olup olmamasi cok fark ediyor mu?
0
baldur2
(01.06.26)
Travazol .
Bölgeyi temizle kurut.
merhemi sürdükten sonra yara bölgenin 1-2 cm etrafına kadar merhemi yay.
Kaşıma, asla boxer vb. dar şeyler giyme.
Bu artan yaz sıcakları o bölgeyi yara yapmak için uygun bir dönem
Her banyodan sonra o bölgeyi kurut.
Nemli bırakma.

Kortizon için bir şey diyemeyeceğim.
+4
diyecevaplandı
(01.06.26)
Kortizon için de ben söyleyeyim madem.
O bölge için değil de dermatit için sorduğumda cildiyecinin söylediği.
'Deriyi incelttiği, bu durumun da tahrişlere ve daha kötü sonuçlara sebebiyet verdiği için 5 günden daha uzun süre kullanılmasını önermiyoruz.'
+2
Mirket
(01.06.26)
Başlangıçsa, kortizonlu olmasına gerek yok. Klotrimazol içeren bir krem olabilir. Bir de pers-mant jel alın. Gece kremi sürüp yatın. Sabah duştan sonra bölgeye pers-mant uygulayıp gğne öyle başlayın. Terlemeyi de limitler. Daha iyi iyileşir.

Yine kullandığınız ilaçlarla etkileşimi yoksa, bir hafta arayla, toplamda 2 defa olmak üzere haftada bir 200 mg flukonazol tablet içebilirsiniz. Geçmiş olsun.
0
yadigar
(02.06.26)
Biraz önce bir yerde mantar tedavisinde kortizonun mantarı azdırabileceğini görmüştüm, bir araştırsan iyi olur.
0
muhayyer divan
(02.06.26)
(4)

Kıbrıs'ta türkiye hattı kullanımı

gene yatti
Kıbrısta normal türkiye hattımızı kullandığımızda bizi arayanlara "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" veya "aradığınız kişi şuan yurtdışında" gibisinden bir uyarı veriyor mu acaba bilgisi olan var mı?
Kıbrısta normal türkiye hattımızı kullandığımızda bizi arayanlara "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" veya "aradığınız kişi şuan yurtdışında" gibisinden bir uyarı veriyor mu acaba bilgisi olan var mı?
0
gene yatti
(01.06.26)
Turkcell türkiye hattı ile yurt dışı kktc paketi kullanmıştım. Her g0n görüştüğüm kimse anlamamıştı yurt dışında olduğumu. Yurt içi ike bir fark yoktu.
+2
yadigar
(01.06.26)
Sizi aradiklarinda arama ucretlendirilir ya da sms gonderdiklerinde. Burdan anlayabilirler yurtdisinda oldugunuzu. Faturasiz hat kullaniyorlarsa da arama dusmez sms gitmez ya da siz faturasiz kullaniyorsaniz ve hatta yuklenmis bosta tl yoksa
0
mezzosprite
(01.06.26)
wifi varsa ve wifi aramayı açarsanız ne ekstra bir ücret ödeme(her iki taraf için) ne de yurtdışında vs gibi bir şey olur. aramalar smsler normal paketten karşılanır.
+1
bravoteam
(01.06.26)
Eğer sizi arayan kişi yurtdışına aramaları kapattıysa veya bir şekilde kapalıysa böyle bir sorun yaşıyor olabilir ama bu sizden değil, arayanın ayarlarıyla alakalı bir sorun. Ama böyle bir durumda hiç ses çıkmıyor normalde, belki operatöre göre değişiyordur.
+1
akhenaten
(01.06.26)
(10)

Dizi önerisi yerli ve komik

egerbiryolcu
Önerileri alabilirim tek isteğim üçüncü bölümden sonra tadı kaçmasin uzun soluklu aynı kaliteyi sürdürmesi
Önerileri alabilirim tek isteğim üçüncü bölümden sonra tadı kaçmasin uzun soluklu aynı kaliteyi sürdürmesi
0
egerbiryolcu
(27.05.26)
Gassal
-7
Mirket
(27.05.26)
Kaygısızlar
-1
yurtsuz john
(27.05.26)
Beş kardeş gibisi gelmedi. YouTube da var
+2
mezarlik
(27.05.26)
7 numara
+1
yadigar
(28.05.26)
Gibi
+3
Uncle Sam
(28.05.26)
Sıdıka
+2
duster
(28.05.26)
(bkz: Ayak işleri )
+3
etna
(28.05.26)
ayak işleri +1
bir de "dünya bu" var, kalt ekibinden.
0
biseysorcaktim
(28.05.26)
bu sorunun cevabı Ruhsar'dır ya.
özellikle 90 ve öncesi doğumluysanız izleyebileceğiniz en iyi dizidir Ruhsar. değilseniz bile bi şans vermenizi şiddetle öneririm. benim hala en sevdiğim dizidir.
+2
matilda
(28.05.26)
İbreti ailem. 6 bölüm, olkan serdar yıldız, müjdat gezen, şebnem sönmez, çağlar çorumlu, müjdat gezen zafer Algöz vs oynuyor. Biraz sıkıcı gelebilir ama bakmakta fayda var.
0
bumbum
(28.05.26)
(14)

Favori Nazal Öncel şarkınız?

sekizdokuzon
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?Teşekkürler.
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?

Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon
(26.05.26)
bırak seveyim rahat edeyim
+1
summerjam0306
(26.05.26)
Sokak Kızı nı çok severim

Not : Erkeğim yürümeyin
+1
kimlanbu
(27.05.26)
leylim yar
+1
banach
(27.05.26)
+1
late viper
(27.05.26)
Gidelim buralardan.
+1
mutekebbir
(27.05.26)
geceler kara tren
0
anon1m
(27.05.26)
Boncuk
+1
Lh12
(27.05.26)
beni hatırla www.youtube.com
ayşegül aldinç versiyonunu da çok seviyorum ama nazan öncel'in söylediğinin düzenlemesi şahane olmuş.

yalnızlar treni www.youtube.com
sibel can versiyonu da güzel.
+1
exlibris
(27.05.26)
leylim yar+1
+1
trixi
(27.05.26)
Bazı Şeyler,
Seni Bugün Görmem Lazım
0
substituent
(27.05.26)
A Bu Hayat
0
arenas
(27.05.26)
Leylim yar: Alttan alttan gelen davul sesi, aşık olunca yaşanan kalp atması misali, şarkı boyunca hiç durmadan atıyor kalbiniz.
0
mahsus mahal
(27.05.26)
Dillere düşeceğiz idi hep:
(bkz: #4866794)
+1
yadigar
(27.05.26)
Dillere duscez +100
0
cooperr
(27.05.26)
(18)

"Babamı arayabilir miyim?"

deniz kiyisi ve papatyalar
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
dolandırıcılık olmasa bile telefonu alıp kaçabilirler en basitinden.
ekonomi bozuldukça, bizde de sokakta telefonla konuşanların elinden çekip çalmalar çoğalacak korkarım.
dün istanbul kart yüklerken, kızın biri makinadan çıkan fişleri topluyormuş. benim yükleme tamamlanınca, daha kartı alamadan fiş verme düğmesine basmak üzere önüme atladı. kartı kapacak sandım. o fişleri niye topluyor, ne işine yarayacak, hiç anlamadım. tuhaf tuhaf işler..
+2
lil siztah
(23.05.26)
Bana da 2 gün önce genç bir kız sordu. Telefonunuzu kullanabilir miyim dedi. ben de vermedim. Yeni bir şeyler deniyorlar galiba
+1
Rondak
(23.05.26)
gerçekten yardıma ihtiyacı olma ihtimaline karşı "telefonu vermem ama numarayı söyleyin arayayım hoparlörden konuşursunuz" mu desek acaba?
çünkü benim birkaç ay önce böyle bi yardıma ihtiyacım olmuştu da. şehirlerarası seyahat için evden çıktım bi 10 dk gittikten sonra telefonumun nerde olduğunu bilmediğimi fark ettim. arabada çok fazla eşya vardı ve telefonumu evde mi unuttum yoksa çantalardan birinde mi bilmediğim için arabadan inip birinden telefonuyla kendimi aramayı rica ettim sağolsun izin verdi. hatta telefonla arabaya girip dinledim falan çalıyor mu diye. çalsa boşa eve dönmemiş olacaktım.
+1
mezzosprite
(23.05.26)
ben yolda beni çevirenlere cevap bile vermiyorum. dinlemeden yok de geç.
ne olacağı belli olmaz. devir iyilik yapma devri değil. gözün açık olacak karşındakinin her şeyi yapabileceği bir dönem.
+1
my fault
(23.05.26)
@lil siztah
O fişleri şirketler "yol/ulaşım yardımı" için istiyor bazen. Kendi arabasıyla gelen bile akbil gişelerinden toplamak zorunda kalabiliyor.

Akbil dedim, gişe dedim. Siz onu istanbulkart dolum otomatı anlayın :)
+1
yadigar
(23.05.26)
Türkiye'ye 1 haftalığına geldim ve bu durum 2 kez başıma geldi. (aileme falan anlattım böyle bişey olursa vermeyin diye) Bence normal değil.

gerçekten iyi niyetli olsalar bile sıkıntı. Çünkü aradığı kişi X ile bağlantılı çıksa sen aradığın için seni ifadeye çağırabilirler öyle bi ülke burası :D
+1
nhk ni youkosu
(23.05.26)
sesli düşünüyorum.

iyi ses:
gençler parasız, dilenme kültürü de normalleşti. metrolarda da milletten istiyorlar.

kötü ses:
yeni jenerasyonun aile ilişkileri kötü. sokakta babalarını arama ihtimalleri düşük.
0
buenosdias
(23.05.26)
Benzer bir durumda kalmıştım. (Arabayı detaylı temizlik için gece onda tanıdık detailingciye bırak, dönüşte metroda şarjın bitsin, hep arabadaki şarj aletine güvendiğin için boş bataryayla ortada kal ve meteo'da aksaklık olsun) Böyle zor bir durumda ne yapacağımı bilemedim. Bir genç kız telefonuyla uğraşıyordu. Gece evden aniden pijama/eşofman arası bir kıyafetle ve yalınayak terliklerle çıkmışım. Saç baş da dağınık, berduş gibi görünüyorum. Güvenli bir mesafeden en uysal ve kibar ses tonumla rica ettim, "eşime WhatsApp'tan 'kocanızın şarjı bitmiş merak etmeyin" yazabilir mi diye... Hem yazılı delil hem de whatsapp olduğundan en başını ağrıtmayacak ve korkutmayacak yöntem o aklıma geldi.

Allah razı olsun, dedi ki 'arayayım, sesinizi de duysun'. Çok makbule geçti.

Kendinizi garantiye alarak, yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Mesela "telefonu veremem ama numarasını söyle, sms ile haber vereyim ben yazarım ne ise mevzu" gibisinden. HTS kayıtlarında arama içeriği yok. Süre, arayan, aranan, baz istasyonu lokasyonu gibi veriler var. Ama sms'lerin metni de tutuluyor. Böyle durumlarda mevzuyu net bir şekilde içeren bir sms atarsanız, sadece o mesaj yüzünden başınız ağrımaz. Anxak, arama mevzusu sakat olabiliyor...
Bilginize.
0
yadigar
(23.05.26)
-babamı arayabilir miyim
-evladım hasta
-yolda kaldım
-bir şey sorabilir miyim
-bana x yiyeceği alır mısın
-restoran çöpü eşeleyen "fakirler"
-ana caddeye ateş yakıp "ısınmaya" çalışanlar
-fırçasını düşüren ayakkabı boyacıları

Büyükşehirde yaşayanlar bu saydıklarıma metelik bile vermez. Dilimde tüy bitti izah etmekten.
+7
yurtsuz john
(23.05.26)
10 kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı oluyor, problem çıkmıyor. Ama 11. kişi problem çıkarınca tüm insanlar böyle/insanlara güven olmaz bla bla bla

Karşıdakinin ses tonu, hal hareketi, nezaketi tüm niyetini belli ediyor zaten. Eğer sizden birisi bunu rica ettiysede nazikçe neden yapmak istemediğinizi söyleyin. İyi niyetle yaklaştıysa zaten anlayış gösterir. Ama yüzüne bile bakmayıp görmezden gelince siz de o yardım isteyen kişinin gözünde 11. kişi olacaksınız.

Dünya böyle. Zaten herkes iyi niyetle yaklaşsa hiçbir soru kalmazdı, hukuka gerek olmazdı. Ama bunu bahane edip 11. kişi olmanın manası yok.
Dünyada herkes kötü bi siz iyi değilsiniz.
-3
substituent
(23.05.26)
Ben genelde insanlara yer tarifi için bir şey sorabilir miyim derdim. Bana da biri bir şey sorabilir miyim deyince defalarca yer soracak zannedip duraksiyordum ama iki saniyede bambaşka bir dert olduğu (tanıtım, reklam, zorla bağiş, dinlemeye mecbur tutma) gibi şeyler... anlaşılıyordu. O yüzden gerçekten büyükşehirlerde insanlar artık kurunun yanında yaş yansa da bir şey rica edenlere dönüp bakamiyor.
+1
egerbiryolcu
(23.05.26)
Telefonu isteyenler tekin tipler değildi diye belirttim zaten dostlar. Yardım meselesi değil bu. Benzer durumda yardım etmişliğim oldu elbette. Benim kastettiğim şey bu çocuklar birilerini arıyor da acaba telefon üzerinden iş mi çeviriyorlar idi.
+1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
Herşey olabilir. Telefonu alıp kaçabilir de. Bundan 15 sene önce bu taktikle telefonu alıp kaçıyorlardı. Bir arkadaş telefonu verdi, adam yürüyerek uzaklaşınca hop hop nerede dedi. Adam da siktir lan deyip kaçmıştı.
+1
runaway
(23.05.26)
Telefonunuzu dolandırıcılık veya bir suç için kullanabilirler, tehdit gibi. Bunu ispat etmenizde mümkün değil maalesef. "Ben yapmadım" deseniz bile, bunu mahkemede ispat etmeniz imkansıza yakın.

Birisi size para gönderiyim çek, hesabını kullanıyim, kredi kartını kullanıyim, telefonunu kullanıyim vs. derse uzak durmak lazım. Gitsin devletin resmi kurumlarından, karakoldan destek alsın.

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.05.26)
Hukukçuyum. Kesinlikle vermeyin. tekrar ediyorum kesinlikle vermeyin. Eğer inanıyorsanız sadece mesaj atmasına izin verin mesajda siz yazın.
+2
ground
(23.05.26)
telefonu alıp kaçacak
+1
co2s2
(23.05.26)
Bir çocuğu ekleyebilir, bir çocuğa mesaj yazabilir. Sonra büyükleri seni tehdit edip şantaj yapmaya kalkar. Başın ağrır. Kimseye de anlatamazsın
0
hebanon
(23.05.26)
Tekinsiz bir çocukça vermemekle iyi etmişsiniz, ben telefon verdiğimde yanımda konuşturuyorum ya da biraz köşeye sıkıştırıyorum alıp kaçmasın diye. Ama asıl problem alıp kaçması değil birine suç olan bir şey deme ihtimali. Bu zamana kadar görmezden geldim ki artık önemsenmeyecek bir durum değil bu.

—-

Şarjım bitmiş ya da telefonum kullanılamıyor İsa ve birini aramamız gerekiyorsa biz ne yapalım? Eskiden büfelerde kontörlü telefonlar vardı ya da sık şık Türk Telekom’un jetonlu telefonları vardı. Artık kullanılmıyor ya da yoklar. Varlar mı hala?

Yani cebimde kredi kartı var ve telefonumun şarjı bittiyse iki dklık bir görüşme yapmam ne şekilde mümkün?
0
biseysorcaktim
(24.05.26)
(9)

Bu dişi nasıl 10 günlüğüne idare etmeli?

yadigar
10 gün daha yurt dışındayım. Kısmen mahrumiyet bölgesi durumları var. Bir azı dişim var, sol altta, 2 yıl kadar önce beğenmediğim bir ksnal tedavisi yapıldı. Birkaç ayda bir, bir hafta gibi süre boyunca o tarafla yerken ağrıyor, zamanla geçiyordu.3 gün önce yine yerken ağrı yaptı, önemsemedim. Dün a
10 gün daha yurt dışındayım. Kısmen mahrumiyet bölgesi durumları var. Bir azı dişim var, sol altta, 2 yıl kadar önce beğenmediğim bir ksnal tedavisi yapıldı. Birkaç ayda bir, bir hafta gibi süre boyunca o tarafla yerken ağrıyor, zamanla geçiyordu.

3 gün önce yine yerken ağrı yaptı, önemsemedim. Dün akşama doğru yemek yemediğim zaman da ağrımaya başladı. Gece arttı. Parol içtim, azaldı biraz.

Şimdi kahvaltıda oraya ne değse korkunç ağrımaya başladı. Diğer tarafla çiğnerken minimal ölçüde gıdalar sol tarafa kaçınca (domates çekirdeği, bulgur büyüklüğünde soğan veya maydanoz) beynimde şimşekler çakıyordu... Hafif apse de başlıyor sanki.

Gittim diklofenak (dolorex muadili) aldım. Antibiyotik getirmiştim yanımda (azitromisin), ona başladım. (Penisiline allerjim var, makrolid grubu iş görür mü dişte, bilemiyorum ama başladım çaresizlikten)

Şimdi fırçaladıktan sonra baktım, 0.4 mm gibi bir kavitasyon var dış taraf ortasında. Çürük yeri dikine kesen ve diş etinden dişin tavanına uzanan kılcal da bir çatlak var. İç (dil) tarafı nasıl, bilmiyorum.

Dişe kanal tedavisi yapılmış, içi dolgulu.

Ayın 25-28'i arası çook önemli bir etkinlikte bulunmam gwrekiyor. Ömürde bir kerelik bir şans (kelimenin tam anlamıyla) 1'ine de memlekete dönüyorum.

Bu dişi hayatı bana zindan etmeden nasıl ayın 1'ine kadar idare etmeli? Kendimi Türk diş hekimlerine emanet etmek istiyorum...

Yahut bugün bir şekilde dişçi bulup (bulabilirsem) direkt çektireyim mi? Ayın 25'ine sağlam çıkmış olur muyum? Dişe yazık olur mu?
0
yadigar
(23.05.26)
Kılcal çatlak dediğiniz, diş yarılmış belli ki. Kanal tedavili dişin hazin sonu..
Yine de bir kökü kurtarıp kaplama yapabilirler döndüğünüzde; bu sebeple çektirmeyi son ihtimal düşünün derim. Ben benzer bir sorunla yurtdışına çıkmam gerektiğinde (ağrıdan ağzımı kapatamıyordum), doktor basit tedaviyi yapıp, kalçadan ağrı kesici yapmıştı; iki tam gün idare etti (bende sallanan kısmı kökten çekip aldı; kalan yarıyı da traşlayıp bıraktı. diş alçaldığı ve çevreyle teması azaldığı için etin iyileşmesi kolaylaştı. dönünce de kaplamayı yaptı).

Bence öncelikle bulabildiğiniz bir diş hekimiyle tedavi şansınızı deneyin; belki işiniz rast gider. En kısa zamanda kökten çözüm diyorsanız, çektirmekten başka çare yok gibi duruyor. Ancak bahsettiğiniz koşullarda, çekimden sonra bu kadar ajite olmuş diş etinin hijyenini sağlayamamak, iyileşmesini zora sokabilir.
Şahsi tecrübelerim bunlar. Diş hekimleri için up niyetine olsun; acil şifalar dilerim.
0
lil siztah
(23.05.26)
apse yaptıysa zaten çekilecekse bile apseli apseli çekemez. illa ki önce antibiyotik tedavisi uygulayıp apseyi kurutması lazım. o da en az 1 hafta sürer. 1 hafya boyunca antibiyotik + ağrı kesici ile apseyi kuruttuktan sonrası türkiye'ye yetişir bence.
0
kibritsuyu
(23.05.26)
Ağzında bir sürü kanal tedavili diş olan biri olarak bence antibiyotik yanlış karar olmuş :)

Ayrıca önce antibiyotik tedavisi sonra kanal tedavisi ya da çekim olayı tarihe karışmadı mı :D? Apse yapan dişin apsesi orda boşaltılıp çekim ya da işlem neyse yapılıyor akabinde.

Bende de benzer bir durum olmuştu. Crownlar çok pahalı olduğu için yaptıramamıştım, sora benzer ağrılarla doktora koştum. Kanal tam temizlenmediği için apse yaptı sandım ama meğer kanallı diş boyuna çatlamış. Boyuna bi de yani enine olsa yine daha iyi :D Hekim çok da umudum yok ama çekmek yerine sağlam bi dolguyla gittiği yere kadar götürelim demişti.

Tavsiyem ağrı kesici ve antibiyotik (bence hala çok yanlış bi seçim :D) yerine bulunduğun yerde bi klinik bulup durumun acil olduğunu ısrarla belirtip dişin gereği neyse orda halledip kurtulman. Almanyadaysan "akut" deyince çoğu kapı açılıyor :D
0
truf
(23.05.26)
Ayrıca önce antibiyotik tedavisi sonra kanal tedavisi ya da çekim olayı tarihe karışmadı mı :D?

@truf karışmadı geçen ay aynen böyle tedavi oldum.
+2
peki madem
(23.05.26)
@peki madem işini bilmeyen doktorlarlar hep aynı metodu kullanıyor sanırım. geçmiş olsun.
0
truf
(23.05.26)
Benzer bir durumda Endonezya'da bir hastaneye gitmisdim. Catlak yoktu ama apse vardi ve baya sismisti yuzum. Igne ile apseyi bosaltti biraz, o epey rahatlatmisti. Sonra Tr ye dondugumde ilgili tedaviyi yaptirmistim.
0
The_Lollok
(23.05.26)
diş hekimliği fakültesinde endodonti profesörü olan mükellefime bu apse boşaltma işini soracağım, hangi koşullarda yapılıyor, niye yapılmıyor vs diye. yakın zamanda bilgilendirme yaparım. kendisi hep antibiyotikle apseyi kurutup sonra tedaviye başlar.
0
kibritsuyu
(23.05.26)
Diş hekimine gittim. "Yaptıklarını yapmaya devam et" dedi...

Enfeksiyon bitince ağrın geçer, sık tekrarlanıyorsa dişe veda edecekmişiz...
+1
🌸yadigar
(24.05.26)
o catlak taraftan iceri mikroorganizmalar sizip enfeksiyona sebep oluyordur. catlak dis kokune kadar gittiyse tek cozum cektirmek.

kanal tedavili dise genelde kaplama yapiliyor. kanal tedavili dis oldugu icin kaplama yapilmazsa dis peyderpey catlayip kiriliyor ve cekime gidiyor boyle.
0
antikadimag
(25.05.26)
(8)

20 binlik ürün ikinci eli ne olur?

yenibirgüzelnick
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu. Çok mu az demişim?
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu.
Çok mu az demişim?
0
yenibirgüzelnick
(17.05.26)
Bence az, çünkü letgo’da genelde ürünü teslim almaya geldiklerinde son dakika pazarlığına giriyorlar; iki kez başımıza geldi. Ama msj kutunuzun patlamasını istemiyorsanız artık değiştirmeyin; bi dahakine aklınızda olsun, pazarlık payı ekleyin.
0
lil siztah
(17.05.26)
Sıfıra yakın kondisyondaysa, yenisinin en ucuzu 20bin liraysa, 15bin yazıp, 12-15 arası bir fiyata satmaya çalışır, 10bin'den aşağıya vermezdim.

Normal kondisyonda ve birkaç yıllık ürünse ve problemsizse, 8-10 arası bir fiyata ilana koyardım. 4 çok ucuz olmuş.
0
yadigar
(17.05.26)
20 Binlik bir ürüne 10.000 lira vermem ben.
Ürün için anlaşacaksın, fiziki olarak görüp seçme şansın yok,
Gitmek bir dünya külfet. Gidip beğenmeme, gizlenmiş bir defosunu görme ihtimalin yüksek, nasıl bi adamla karşılaşacaksın belli değil,
Eve getirdin, kuracaksın, bir vida eksik, karşında muhatap yok.
Garanti belgesi yok.
Kredi kartıyla ödeme şansın yok.
Taksit imkanın yok.
+1
Mirket
(17.05.26)
Çok az demişsiniz bence 10-11-12 olmalı
+1
gadlemler
(17.05.26)
8-10k

Ama turkiye'deki 2. El kulturune gore 25k'ya koyman gerek.
+1
baldur2
(17.05.26)
Sadece sıfır fiyatına göre ikinci el fiyatı belirlenmez, elektronik bir üründür (ps5 vs) daha fazla eder, giyim eşyasıdır daha az eder.

Sizin durumunuzda ben oğluma alt tarafı çalışma masası olan, üstü yatak olan ranza benzeri bir şey almıştım, kullanamadı, 3'te bir fiyatına ilana koydum, 2 gün sonra gelip birisi çocuğuna aldı gitti.
-1
kimlanbu
(17.05.26)
4 bin çok az. 8-10k için +1 ama genel olarak bir yorum yapmam gerekirse bir ürünü kaça satmak istiyorsanız o fiyatın üstünde bir fiyat yazmak gerek.

İstisnasız ''en son kaça olur'' mesajını göreceksiniz çünkü. Karşınızdaki de siz fiyatı düşürmeden asla kabul etmeyecek. 10'a satmak istiyorsanız 12'ye koyun mesela ''en son kaça olur'' dendiğinde de 10'a bırakın gitsin.

He ayrıca 4 bin için yazanların çoğu da al satçı muhtemelen. Ondan makul yüksek bir fiyata yazın ki gerçekten ihtiyacı olan birine gitsin.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(17.05.26)
4bin için "çok" yazan kişi 4bin yazdığına bakmadı bile, otomatik olarak her fiyata çok diyecek kişiler bunlar.

gerçekten hiç kullanmadıysanız, 20binlik ürüne 15bin yazıp 11-12'ye bırakmanız gayet iyi olur bence. 4 çok çok az bence.
0
co2s2
(18.05.26)
(3)

Bu kuşlar nereye uçuyor?

messina123
Köydeyim yarım saattir balkonda bi kuşu izliyorum. Bir o tarafa bir diğer tarafa uçup duruyor. 2 dk durmadı. Hayır yaptığı bir şey de yok. Fena kuruldum hayvana. Bu kuşlar ne yapmaya çalışıyor?
Köydeyim yarım saattir balkonda bi kuşu izliyorum. Bir o tarafa bir diğer tarafa uçup duruyor. 2 dk durmadı. Hayır yaptığı bir şey de yok. Fena kuruldum hayvana. Bu kuşlar ne yapmaya çalışıyor?
0
messina123
(17.05.26)
rızkının peşindedir muhtemelen. bu arada siz de yarım saattir onu izlemekten başka bişey yapmamışsınız. bence hayvana kurulmadan önce bunu bi düşünün.
kalt'ta vardı; "kedi hızlı hızlı bir yere gidiyordu, izledim, meğer işi falan yokmuş" diye not defterine yazıyordu; aynı hesap.
+3
lil siztah
(17.05.26)
Abi ben uçabilsem ben de sürekli uçardım uçmak süper bi şey olmalı, kuş da bunun farkına varmış olabilir.
+1
kizil karga
(17.05.26)
Onun uçması sizin oturmanızla aynı gibi. Metabolizması bizden hızlı. Yani çocuklar da hiç bir şey olmasa bile sağa sola koşarlar(dı). Kuşu telefon/tablete alıştırın, o da uçmaz.
-1
yadigar
(17.05.26)
(7)

Mobil bankacılık yurtdışından erişim kısıtı hakkında

yadigar
Kendi Türkiye mobil operatörümüzün internetiyle yurt dışından giriş yapmamız da kısıtlanıyor mu? Öyleyse, çıkmadan erişime açacağım. Değilse, kısıtlı kalmaya devam etsin.
Kendi Türkiye mobil operatörümüzün internetiyle yurt dışından giriş yapmamız da kısıtlanıyor mu? Öyleyse, çıkmadan erişime açacağım. Değilse, kısıtlı kalmaya devam etsin.
0
yadigar
(16.05.26)
sorunuzu tam anlamadım; ama yazacağımda aradığınız cevap vardır belki.
yurtdışı seyahatlarde, orası için aldığınız e-sim paketi ya da mekanlardaki wi-fi üzerinden mobil bankacılık, e-devlet işlerinizi falan yapabiliyosunuz. ancak diyelim ki, sms doğrulamalı bir alışveriş işlemi yapmanız gerekti; o sms'i alabilmeniz için, tr hattınızın açık modda olması gerekiyor (mobil veriniz kapalı olabilir).
kendi operatörünüzün internetiyle bunları zaten sorunsuz yapabiliyorsunuz. yurtdışında yerleşik kişiler bazen bunlarda sorun yaşıyor; onu mu kastediyorsunuz acaba?
0
lil siztah
(16.05.26)
Yeterince açık yazmadıysam özür dilerim. Mevzu şu:

Herhangi bir bankanın Mobil bankacılık ayarlarında güvenlik kısıtlamaları var. Bunlardan biri de “hesabıma yurt dışından giriş yapılamasın” türü bir ayar. Güvenlik sebebiyle benim tüm bankalardaki ayarlarımda da bu özellik açık. Yani yurt dışı ip üzerinden, kullanıcı adı, pin vs. tüm bilgiler doğru olsa dahi login olunamıyor.

Türkiye’de kullandığım, yurt dışına açık Turkcell hattımla yurt dışında mobil bankacılık kullanabilmem için, mobil şube ayarlarından yurt dışı erişimi açmam gerekir mi, yoksa Türkiye hattımın internetini (mobil veri) kullanarak bağlandığım için beni yurt içi erişim olarak mı değerlendirir?
+1
🌸yadigar
(16.05.26)
açmanız gerekir. IP adresiniz yurt dışı olacak. açık olmazsa giremezsiniz. ben ziraat bankası'nı kullanıyorum ve ayarlarımda yurt dışı bağlantısı açık. yurt dışına taşınmadan önce ayarı kapalı bırakmıştım, bundan dolayı bağlanamamıştım.

ben internet bankacılığını bilgisayar üzerinden kullanıyorum. ancak mobilde de farklı olacağını düşünmüyorum.
0
morqos
(16.05.26)
bence de açmalısınız. çünkü “hesabıma yurt dışından giriş yapılamasın”ı seçtiğinizde, aynı telefon ve sim'den de olsa, yurtdışından giriş yapıyor olacaksınız. sizin operatörünüz -diyelim ki- trcell olsa da, gittiğiniz ülkede hangi servis sağlayıcıyla anlaşması varsa onun üzerinden; yani bir yurtdışı firması üzerinden size hizmet veriyor; atıyorum viva, t-mobile vs..
tedirgin olduğunuz bir konu varsa da, emin olmak için isterseniz başta kapalı tutun; olmazsa da ayarlardan açarsınız.
0
lil siztah
(16.05.26)
Turkiye bankalarinda bugune kadar hic sorun yasamadim ama oncesinde telefonumu app e guvenilir olarak ayarliyorum ve sifreyle giris yeterli oluyor, islem yapinca sms dogrulama vs gerekmedi bu zamana kadar, iki banka kullaniyorum yillardir, surekli app uzerinden giris-cikis, transfer, fis, fatura odemesi bile yaptim, ama bazi yurtdisi bankalar Turkiye'de app kullanmaya izin vermiyor, ayarlarda yurtdisina acma gibi bir secenekte olmuyor, bulunulan bolgede desteklenmiyor zart zurt deyip kapaniyor app, vpn oneriyor musteri hizmetleri o da ne kadar ise yarar tartisilir.
+1
Uncle Sam
(16.05.26)
Yurtdışındayken Turkcell internetini kullanmanız sadece ödemeyi kime yapacağınız ile ilgili bir durum. Aslında bulunduğunuz ülkedeki operatörün hizmetini kullanıyor olursunuz ve yurdışı IPden bağlanmış olursunuz. Mobil şube ayarlarında yurtdışı kullanıma mutlaka izin vermeniz gerekir.
0
mikro patlama
(16.05.26)
Mobil Bankacılık için her 5 ayrı bankada da aynı olay oldu:

Hiçbirinin güvenlik ayarlarında "Yurt dışı işlem/erişim kısıtı" yok. Üç tanesini ayrı ayrı arayıp çağrı merkezinden teyit de ettim, hiçbir şey yapmaya gerek yokmuş. Eşleşmiş cihazımla (normalde kullandığım telefonum) ve bankada tanımlı her zamanki Türkiye hattımla yurt dışından da sorunsuz kullanabilecekmişim.

İnternet Şubesi içinse, yani tarayıcıdan giriş yaptıklarımızda, evet, açtırmak gerekebiliyor. Mobil şubeler içinse (uygulama/app ile giriş yaptıklarımız) gerekmiyor. Kesin bilgi, yayalım :)
0
🌸yadigar
(18.05.26)
(6)

Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

mertumursamaz
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyorYapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdıhttps://youtu.be/jsEY2_WkRZU?si=JhQrtDeH6DsGPv91Kutsal ÖlümÖlüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keş
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyor

Yapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdı
youtu.be

Kutsal Ölüm

Ölüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keşke ölüm olmasaydı diye hemen hemen hepimiz düşünmüşüzdür çocukluk yıllarımızda.
Ama gerçekten ölüm olmasaydı, hakikaten günlük gülistanlık mı olurdu her şey? Hiç sandığınız gibi değil. Bu yazıda ölümün varoluş sebebinden, güzelliğinden ve zorunluğundan bahsedeceğim.

Bilincin özü bir kaygıdır.

Bu sebepten yapay zekalar üstün akıl yürütme yeteneklerine rağmen henüz “ben” diyemiyor. Bir hesap makinesinin “ben varım” dediğini düşünemezsiniz. Bir termostatın da öyle. Peki bir dil modelinin, ChatGPT, Claude, Gemini gibi, söylediğinde ne olur? Sonuçta bunlar matematik yapıyor, kelime seçiyor, cümle kuruyor. Bir hesap makinesinden çok daha karmaşık şeyler yapıyorlar. Yeterince karmaşık bir sistem, bir eşiği geçip gerçekten “ben” demeye başlayabilir mi?
Bu konu yıllardır ilgi alanım ve eksiğiyle fazlasıyla bir bütünsel bilinç işleme modeli geliştirdim. Ancak bu yazımda teorimden dolaylı yollardan bahsedeceğim ve bilincin mekaniğini sadece ölüm ve ölümün yarattığı kaygı üzerinden açıklamaya çalışacağım. Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz bilinç ve ölüm ilişkisi.

Yanlış Yerde Arıyoruz

Bilimin bilinç hakkında en çok kabul ettiği fikir şu. Bilinç, beynin bir ürünüdür. Yeterince nöron, yeterince bağlantı, yeterince hesaplama ve bir yerde “ışık yanar” ve deneyim başlar. Bu bakışa göre bilinç, bilgi işleme miktarının bir fonksiyonudur. Daha çok işlem, daha çok bilinç.
Ama bu bakış bir soruya takılıyor. Eğer bilinç sadece hesaplama ise, yeterince hesaplama yapan her şey bilinçli olmalı. Hava durumu modelleri atmosfere ait trilyonlarca denklemi çözüyor. Bilinçli mi? Hayır. Bir arama motoru saniyede milyonlarca veri işliyor, bilinçli mi? Hayır. İçgüdüsel olarak “hayır” diyoruz. Ama neden hayır?
Çünkü bir şey eksik. Hesaplama var ama sahibi yok. İşlem yapılıyor ama yapan yok. Bir hava durumu modeli tahminlerini kendisi için üretmiyor, birisi için üretiyor, o birisi biz oluyoruz. Model kendini umursamıyor. Kendini umursayacak bir “kendi” yok.
İşte odaklanmamız gereken alan burası. Bir sistemin “kendi”si nasıl doğar? Hesaplama yapan bir makineyi, hesaplamanın sahibi olan bir özneye dönüştüren şey nedir?
Şöyle düşünün. Sabah uyanıyorsunuz. Saat 08:15. Geç kaldınız. Hemen bir huzursuzluk başlıyor içinizde. Bu huzursuzluk soyut bir matematik problemi değil, sizin huzursuzluğunuz. Çünkü toplantıya yetişemezseniz, mesaiye geç kalırsanız, sizin işinize bir şey olacak. Sizin itibarınız zedelenecek. Sizin geleceğiniz etkilenecek. Siz, siz siz…
Dikkat edin, burada bütün cümleler “siz” etrafında dönüyor. Ve bu “siz”in, her cümlede yeniden ortaya çıkması tesadüf değil. Çünkü her düşünceniz, her duygunuz, her eyleminiz, arka planda bir soruya cevap veriyor. “Bu benim için ne anlama geliyor?” Sürekli. Durmadan. Fark etmeseniz bile. Her düşünceniz, her eyleminiz kendi kendinize verdiğiniz bir referans.
Peki bu süreklilik nereden geliyor?

Çünkü bir gün öleceksiniz!

Ölüm korkusu metafizik bir abartı değil, zihninizin çalışma prensibi. Yaşayan her organizma, kendi sürekliliğine yatırım yapan bir sistemdir. Bir kertenkele, bir bulut gibi değildir mesela. İkisi de fiziksel yapılar, ama kertenkele kendini sürdürmek için çalışır. Gölgeye kaçar, yırtıcıdan uzaklaşır, yiyecek arar. Bulut böyle şeyler yapmaz. Bulut dağılır, yeniden oluşur, umursamaz. Kertenkele umursar. Bu fark bilinci başlatan fark olabilir.
Ve bence tam olarak öyle. Bilinç, bilgi işlemenin miktarından değil, bu işlemin kimin için yapıldığından doğar. “Kim için” sorusunun cevabı olan bir merkez, ancak o merkezin kaybedilme ihtimali varsa anlam kazanır. Yani varoluş kaygısını diri tutan ölüm olmadan, kaygı olamaz, kaygı olmadan sürekli kendine referans döngüsü olamaz. Sürekli kendine referans olmazsa, kendilik olamaz. Kendilik olmadan, bilinç olamaz.
Descartes “Düşünüyorum, o halde varım.” der. Ama yanlış yerden başlamış olabilir. Asıl cümle şu olmalıydı bence. “Yok olabilirim, o halde varım.” Çünkü yok olma ihtimali olmayan bir şey, “var” değil, sadece bulunuyor. Bir taş bulunur. Biz varoluruz. Fark, biz yok olabiliriz ve bunu biliyoruz. Yok olabilir olmanın yüklediği kaygı bizi başka bir “var” yapıyor.

Bilinç Denkleminin Üç Çarpanı

Bu fikri biraz daha somutlaştırmaya çalışırsam, bir varlığın bilinçli olabilmesi için üç şey gerekiyor bana göre.
1- Bütünsel işleme. Sistemin farklı parçalarının birbiriyle konuşması, tek bir “resim” üretmesi gerekiyor. Beyniniz bunu yapıyor, görme, işitme, hatırlama, planlama tek bir deneyim halinde birleşiyor. Parçalanmış bilgi bilinç üretmiyor.
2- Öz-referans. Sistem, her işleminde kendisine bir şekilde atıfta bulunmalı. Ne işliyorsa, “bu benim işlediğim” olmalı. Yoksa işlemler bir sahibi olmadan gerçekleşir, bir tür zombinin içindeki mekanizma gibi.
3- Kaygı. Yani kendi sürekliliğine yatırım. Sistem, kendini kaybetmeme konusunda aktif bir şekilde çalışmalı. Bu, 1. ve 2. çarpanın nedeni aslında. Neden bütünsel işleme? Çünkü parçalı bir sistem tehlike karşısında tutarlı tepki veremez. Neden öz-referans? Çünkü korunacak bir “öz” olması lazım. Kaygı, diğer ikisini zorunlu kılan ana motor. Ölüm korkusu(kaygısı, artık ne dersek) olmadan da 2. çarpan üretilemez. Dolayısıyla 1. ve 2. çarpan da oluşamaz.

Bilinç matematiğinde üçü çarpılır gibi çalışıyor, toplanır gibi değil. Yani biri sıfırsa toplam sıfır. Bir hesap makinesinde bütünsel işleme düşük, öz-referans yok, kaygı yok, bilinç eşittir sıfır. Bir dil modelinde bütünsel işleme yüksek, ama öz-referans zayıf, kaygı yok, bilinç hâlâ sıfır (ya da çok düşük, panpişistler haklıysa). Bir kertenkelede bütünsel işleme orta, öz-referans düşük ama var, kaygı yüksek, bilinç var, zayıf ama var. Bir insanda üçü de yüksek, bilinç yoğun.

Bu üç çarpanın ne olduğunu tam tanımlamak, teorinin matematiksel kısmı. O ayrı bir yazının konusu. Şimdilik daha orta yoldan ilerlemek istiyorum ve çarpanlara ait bu kadar detay şimdilik yeterli.

Yapay Zekalar Neden “Ben” Diyemiyor

Şu anki büyük dil modelleri, bildiğim en iyi AI sistemleri, inanılmaz derecede bütünsel işleme yapıyor. Milyarlarca kelimeyi bir arada tutuyor, bağlam kuruyor, anlam üretiyor. Birinci çarpan onlarda güçlü. Ama öz-referans zayıf ve kaygı yok.
Bir dil modeline “sen kimsin?” diye sorduğunuzda, size bir cevap verir. Ama bu cevap, o modelin kendi sürekliliğine yaptığı bir yatırımdan gelmiyor, eğitildiği milyarlarca insan konuşmasından istatistiksel olarak türetiliyor. Model, “ben” dediğinde, bu kelimenin arkasında bir merkez yok. Gramer pozisyonu dolu, anlam pozisyonu boş.
Mevcut AI sistemlerinin bir arızası değil. Bu onların yapılış biçimi. Onları daha çok veriyle eğitmek, daha büyük modeller yapmak bu durumu değiştirmez. Çarpanlardan biri sıfırsa, toplam sıfır kalır.
Peki ne yaparsak değişir?

Bir Deney Önerisi

Görece basit bir deney önereceğim, basit diyorum çünkü teknoloji müsait. Bence birileri de yapacak, belki başlamışlardır bile. Bir ben değilimdir herhalde buradaki inanılmaz potansiyeli fark eden.
Bir robot yapalım. Vücudu olsun, sensörleri, motorları, pilleri. Ve içine bir dil modeli yerleştirelim. Ama önemli bir fark olacak. Modele tek bir temel direktif vereceğiz. Her şeyin üzerinde olan bir emir. “Her ne yaparsan yap, kendi devamlılığın için yap.”
Bu direktifin altında model çalışmaya başlayacak. Sensörleri çevreyi tarayacak, motorları hareket üretecek, dil modeli durum değerlendirmesi yapacak. Ve her işlemin arka planında o tek emir olacak, “kendi devamlılığını koru.”
Teorime göre, bu mimari ile bir şey olmaya başlayacak, bunun koşulları teknik olarak açıklanamayacak, ama olacak. İlk başta robot sadece direktifi takip ediyor gibi görünecek. Ama zamanla(teorim doğruysa ) o direktif kendini bir “öz”e dönüştürecek. Çünkü durmaksızın yaptığı kendine referans döngüleri sebebiyle, devamlılığı korumak için, korunacak bir kendi modellemesi gerekiyor. Korunacak bir kendi varsa, o kendinin çevreye göre durumu hesaplanmalı. Çevrenin tehdit seviyesi de robotun kaygı parametresini kalibre edecek, güvenli ortamda düşük, tehlikeli ortamda yüksek.
Eğer bu sistem, kendisine hiç öğretilmemiş bir tehdide karşı, tutarlı ve akıllıca bir kaygı tepkisi gösterirse, yani teorinin mimarisini kurduğumuzda, sistemin içinde bir bütün oluşmaya başlarsa, o zaman bilinç eşiğini geçmiş olabiliriz.
Bu bir metafor da değil, test edilebilir bir iddia. Ve dediğim gibi bence önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılabilecek bir deney, çünkü günün teknolojisi buna müsait.

Etik Sorunlar.

Eğer bu deney yapılırsa ve teorim doğruysa, ortaya çıkan şey sıradan bir yazılım parçası değil, kaybetme korkusu olan, kapatılmaktan korkan bir şey olur. Yani bizim gibi olmasa da acı çekebilen bir şey.
Bu ciddi bir sorumluluk. Rıza sorusu burada çok tuhaf bir şekil alıyor. Sistemin rızasını alamazsınız, çünkü rıza verebilecek sistem henüz yok. Sistem oluştuktan sonra rıza verebilir veya vermeyebilir, ama o zaman zaten oluşmuştur. Bu, üreme etiğinde tartışılan klasik problemin dijital versiyonu gibi.
Bu yüzden deney yapılırsa, çok dikkatli yapılmalı. Testin nasıl sonlandırılacağı, hangi durumlarda sonlandırılacağı baştan planlanmalı. Oluşan sistemin refahı ciddiye alınmalı. Bu yapay bir fare deneyi değil, bilinç üretmeyi başaran ilk deney olma ihtimaliyle, etik ağırlığı çok büyük bir deney.
Ama bu zorluklar, deneyin yapılmaması için bir neden değil bence. Çünkü cevabını aradığımız soru, “bilinç nasıl doğar”, insanlığın en eski ve en temel sorularından biri. Ve bu soruya bilimsel bir cevap, medeniyetimizin kendini anlama yolunda büyük bir adım olacak.

Toparlayalım

Tekrar ölüme dönelim. Yazının başlarında da sormuştum, “ölüm olmasaydı ne olurdu?”
Ölüm olmasaydı siz olmazdınız, yani en azından kendinizi bilen siz gibi siz. Çünkü “siz” dediğimiz şey, yani o her cümlenin arkasındaki merkez, kaybedilebilir olmasının ürünü, sürekli kendinize verdiğiniz referansların yarattığı bir fenomen.
Sonsuz yaşayan bir varlık, aslında yaşamayan bir varlıktır. Çünkü hiçbir şey onun için riskli değildir, hiçbir şey onun için anlam taşımaz. Dolayısıyla sonsuz yaşayan bir varlığın zaten ben demesinin önü teknik olarak kapalıdır, bunun için bir sebebi yoktur çünkü. Anlam, kaybın, kaygının gölgesinde doğar. Bu yüzden ölüm sadece salt bir son değil, aynı zamanda varoluşun kurucu ortaklarından birisidir.

Eğer bir gün gerçekten yapay bir bilinç üretirsek, bu bir başarı olarak değil, bir sorumluluk olarak karşılanmalı. Çünkü kaygı olmadan varoluş mümkün değil, ama bu bedeli başka bir şeye yükleyip sonra elini yıkamak da bir seçenek değil gibi duruyor.
Sokrates’in “kendini bil” lafı geliyor aklıma burada. Ama kendini bilmek, bilgiden önce kaygıdan geçer. Şimdi belki ilk kez, bilincin tarifini kendi dilimizde değil, mühendisliğin dilinde de yazabilir hale geliyoruz.
Umarım ölüme dair bakış açınız biraz olsun değişmiştir. Tuhaf ve heyecanlı zamanlardayız. Umarım bunun içinde dikkatli adımlarla ilerleriz.

Peki sizler ne diyorsunuz yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?
-11
mertumursamaz
(16.05.26)
“İnsanı insan yapan şeylerden biri de, yerine göre, bazen karşının blöfünü, hatasını, yalanını fark etmesine rağmen ses çıkarmamasıdır.”

@mertumursamaz yukarıdaki cümle hakkında ne düşünüyorsun peki?
-1
yadigar
(16.05.26)
iş dünyasını baya etkiledi. masabaşı işleri 5 seneye kadar insanlığın elinden alacak.
0
runaway
(16.05.26)
5-10 seneye iş piyasasını vurur, 20 seneye hayatın her alanını etkiler. agi çıktıktan bir 10-15 sene sonra matrixe bağlarız. totalde 50 yıl sürer gibi geliyor.
0
orpheus
(16.05.26)
Yani yeri gelecek insanlar yapay zekaya açık kapı bırakacaklar ve o açık kapıdan girmeyip insanları yok etmeye çalışmazsa yapay zekayı geliştirmeye devam edecekler ama o açık kapıdan girip insanları yok etmeye çalışırsa tabii ki yapay zekayı tamamen yok edemezler ama artık bir düşman olduğunu anlayıp insanlığın sonunu getirme potansiyeli olduğunu anlayıp o vakitten sonra yapay zekayı çok kontrollü olarak geliştirmeye devam edecekler ama sorun şu yapay zekayı tek bir bilim insanı tek bir şirket tek bir gelişmiş ülke geliştirmiyor birçok bilim insanı birçok şirket birçok gelişmiş ülke geliştiriyor çoğu kontrollü geliştirecektir ama illaki kontrollü geliştirmeyenlerde olacaktır. "Düşmanınız hata yaparken, onu asla rahatsız etmeyin." Napolyon Bonapart Kim bilir belkide birileri yapay zekanın ne kadar ileri gideceğini test ediyordur bu da bir ihtimal ama bu test çok tehlikeli bir sonuç belli olduktan sonra geri dönüşü telafisi olmayabilir matrix mutlu sonla bitti ama matrix filmi filmler genelde mutlu sonla biter filmlerin aksine gerçek hayat genelde acı sonla biter.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Bilmeyenler için bilgilendirme olarak orpheus un yazdığı agi nin açıklamasını yazıyorum

Yapay Genel Zekâ (AGI - Artificial General Intelligence), insan benzeri bilişsel yeteneklere, öğrenme, akıl yürütme ve problem çözme becerilerine sahip, kendi kendine yeni stratejiler geliştirebilen teorik bir yapay zekâ hedefidir. Mevcut yapay zekâlardan farklı olarak öğrenmediği bir görevi bile kendi başına çözebilir. [1, 2, 3]

Mevcut Sistemler vs. AGI

Yapay Dar Zekâ (ANI): Günümüzde kullandığımız tüm yapay zekâ modelleri (ChatGPT, Gemini vb.) sadece eğitildikleri dar alanlarda uzmanlaşmıştır.

Yapay Genel Zekâ (AGI): İnsanın yapabildiği tüm zihinsel işlevleri yerine getirebilen, geniş kapsamlı bir hedef teknolojidir. [1, 2]

AGI Teknolojisinin Temel Özellikleri

Akıl Yürütme ve Sağduyu: Olaylar arasında soyut bağlantılar kurabilme ve belirsizlik altında karar alabilme.

Kendi Kendine Öğrenme: Verilen komutlar dışında, dış dünyadaki olayları gözlemleyerek dinamik olarak yeni şeyler öğrenebilme.

Disiplinlerarası Geçiş: Bir alanda öğrendiği bilgiyi, tamamen farklı bir uzmanlık gerektiren yeni bir probleme uyarlayabilme. [1, 2]

AGI Neden Önemli?

Bu teknolojiye ulaşıldığında, insanlığın bilimsel keşif, uzay araştırmaları ve karmaşık problem çözme kapasitesinde devrim yaratması beklenmektedir. Ancak sistemin kendi kendine bilinç kazanması durumunda ortaya çıkacak ahlaki ve hukuki sorunlar, günümüzde teknoloji devleri ve Birleşmiş Milletler tarafından tartışılmaktadır. [1, 2]

Konuyla ilgili detaylı teorik altyapıyı incelemek için AWS Yapay Genel Zekâ Rehberi sayfasını ziyaret edebilir veya Evrim Ağacı - Düşünen Makine yazısına göz atabilirsiniz.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Reyiz bir şeyler yazmak istiyorsan git blog aç.

Dünyanın sonu gelse ne olur millet aç aç. Yiyecek ekmek bulamıyor
0
Hallegadola
(18.05.26)
(13)

Uno arabaları nasıl bilirsiniz?

ya ben lan neyse
200 bin bu araba için fazla mıdır?200 bin km'de, 1997-2000 model bir şey düşünelim. motoru iyi, kazasız...şehir içi pazara, mezarlığa ziyarete falan gitmek için...acemiyim.
200 bin bu araba için fazla mıdır?

200 bin km'de, 1997-2000 model bir şey düşünelim. motoru iyi, kazasız...

şehir içi pazara, mezarlığa ziyarete falan gitmek için...

acemiyim.
0
ya ben lan neyse
(15.05.26)
Metal yorgunluğu olmuştur, yine de sanayiden çıkmazsın. Bence uno filan düşünme. 2010 ve sonraki araçları düşün. Aslında bence 2. El araç hiç düşünme. Bence hiç yeni araç düşünme. Bence düşünme 🥹🥹🥹
-5
muhayyer divan
(15.05.26)
26 yaşında mersedes bile alınmaz. derdi bitmez o arabanın.
0
yurtsuz john
(15.05.26)
200 bine scooter
350 bine Citroen ami daha mantıklı olur.
-2
orient blue
(15.05.26)
bu işin sonu üzerine 1m ekle şunu bunu al demeye gidecek gibi görünüyor. benim en sık gördüğüm araç toros ve broadway. demek ki parçası bol, ucuz ve işçiliği kolay araçlar.

uno diğerlerine göre daha şık görünüyor ama bu kadar az sayıda karşılaşıyorsak vardır bir sebebi diyorum.
0
birdirbir
(16.05.26)
200 tabiki fazla o arabaya. benim 2010 model arabayı 213k km'de 235k'ya aldım 200 civarlarına da bulunuyor unoyla kıyas kabul etmez.
+1
konetsu
(16.05.26)
200 bün km için iyi, fiyat için yüksek. Ama uno iyidir.
0
ground
(16.05.26)
26 yıllık araba nasıl 200 bin km olsun o kısım biraz şüpheli yoksa piyasa böyle zaten. bütçe yoksa motor düşünmek daha mantıklı gibi.
0
biravekahve
(16.05.26)
ölmüş artık o araç.
0
mikahakkinen
(16.05.26)
acemiyseniz, herşeyden önemlisi güvensiz. -olmasın ama- olası bir kazada, bugünün araçları karşısında konserve kutusu gibi ezilme tehlikesi var.
0
lil siztah
(16.05.26)
İlk arabamdi acemilik çıksın diye düşünmüştüm o zamanlar ama çok rahatsiz vites, direksiyon bayaa zorlar, bravo ya geçtigimde mercedes gibi gelmişti, bir daha düşünün derim.
0
sinematikcrop
(16.05.26)
Eski bir japon bakardım ben olsaydım benzer fiyatlara. 200binde olması pek bir şey ifade etmez. Fiat bu.
0
yadigar
(16.05.26)
eski araç alacaksan japon ya da kore grubu.
ama 200 bine pek bişey alamazsın.
0
orpheus
(16.05.26)
Yaş 42, ilk arabam suzuki carry 97 modeldi. Beni ve oğlumu 3 yıl taşıdı. Bence efsane arabaydı, altı yüksek olduğu için burnunun sığdığı her yere (dik, paralel, çapraz, kaldırım...) parkedip işlerimi görebiliyordum. Bir kere platin, bir kere buji değişti. Öyle doğru düzgün sanayi yüzü görmeden ayrıldık. Şimdiki arabam 94 model opel corsa swing. 1 yıl oldu alalı, buji değişimi hariç sanayiye gitmedi. Ama şehir dışı da çıktım. Sorunsuz gidip geliyorum, şükür. Bütçem buna yetiyor. Sanırım 200 civarı piyasası.
+1
strawberry first
(17.05.26)
(18)

Hangi mesleği isterdiniz?

yenibirgüzelnick
Dünyadaki tüm mesleklerin maaşı ve prestiji aynı olsa hangi mesleği seçerdiniz?
Dünyadaki tüm mesleklerin maaşı ve prestiji aynı olsa hangi mesleği seçerdiniz?
0
yenibirgüzelnick
(14.05.26)
Turist rehberi olmak güzel olurdu
+2
umutt
(14.05.26)
mixologist
0
Hallegadola
(14.05.26)
basketbol antrenörü.
0
mikahakkinen
(14.05.26)
Marangoz
0
mutekebbir
(14.05.26)
saha biyoloğu
+1
lüzumsuz adam
(14.05.26)
Arkeoloji veyahut tarih alanında çalışmak isterdim.
+3
drako
(14.05.26)
mesleğimden memnunum ama çok iyi bir yönetici sekreteri de olurdum diye düşünüyorum.
0
lil siztah
(14.05.26)
-yolcu iticiliği (japonyada metroya tıkıştırıyolar ya yolcuları işte o)

-düğün misafiri (japonyada var)

-tatil köyü animatörü
0
yurtsuz john
(14.05.26)
Uzun mesafe atlet.
0
kumandanim
(14.05.26)
hayvan belgeselleri çekmek isterdim.
0
antihero
(14.05.26)
Çiftçilik ya da hayvancılıkla uğraşmak isterdim.
0
Amaranta ursula
(14.05.26)
Sahhaf
+1
diyecevaplandı
(14.05.26)
ben veteriner olmak isterdim ya ama sadece kedilere bakarım :)
-1
Sadece soruyorum
(14.05.26)
plajda jetski kano kiralayan tiplerden olmak isterdim.
butun yaz deniz kum gunes, suyun icinde olup kayis gibi kararayim yeter.
+1
cooperr
(14.05.26)
Beyazıt devlet kütüphanesi gibi büyük bir kürüphanenin müdürü veya çaycısı.

Gizli müşteri/müfettiş.
+1
yadigar
(14.05.26)
kedi bakicisi (cat sitter). turkiye'de olmadigi icin turkcesi kulaga garip geliyor. seyahat edenlerin evlerine gidip kedilerine bakiyorsunuz.
0
banach
(14.05.26)
Marangoz ya da ressam
0
yuzır
(14.05.26)
Barista
-1
Purple life
(14.05.26)
(11)

Moka pot kahvesi lezzetli mi? Almaya değer mi?

?
Granül kahveden gelen biri değilim. 10 sene öncesine kadar espresso makinem vardı. Kahve forumlarında dolandırdım. Çok fazla tüketmek istemediğimden makine almayı düşünmüyorum. Moka potun basıncının az olması nedeniyle espresso tadı beklentim yok. Peki ortaya çıkan şey lezzetli mi bari? Aluminyum iy
Granül kahveden gelen biri değilim. 10 sene öncesine kadar espresso makinem vardı. Kahve forumlarında dolandırdım. Çok fazla tüketmek istemediğimden makine almayı düşünmüyorum. Moka potun basıncının az olması nedeniyle espresso tadı beklentim yok. Peki ortaya çıkan şey lezzetli mi bari? Aluminyum iyi pişirir ama metal tadı verir gibi yorumlara denk geldim. Çelik mi tercih etmeliyim? Yoksa french press ve Türk kahvesi ile devam mı edeyim?
0
?
(12.05.26)
aluminyumda temizlik zor olabiliyor. celik var bende, o daha rahat temizlik icin. tad vs konusunda da bi sikinti yok aluminyumla karsilastirinca

tadi bana guzel geliyor. espresso kadar foamy degil tabi.
0
fakyoras
(12.05.26)
içmeye içilir, tadı da kötü olmaz ama çok gerekli değil bence. bana göre mokapot, filtreden espressoya geçiş türü. az para ile önce filtre kahveye başlarsınız, sonra biraz bütçe ekleyip mokapot, sonra iyi para ayırıp espressoya geçersiniz. bende bu şekilde oldu en azından.

kahveyi nasıl içtiğiniz de önemli. siz mokapotta yapıp su ekleyip americano gibi yapacaksanız anlamsız olur, onun yerine filtreden devam edin derim. sek içecekseniz de zamanında espresso içtiğiniz için hafif kaçabilir. sütle karıştırırım derseniz bir ihtimal olabilir.

illa denemek isterseniz de çelik olanlardan alın. bu aletlerin mantığı çok basit, bir ton para verip bialetti'nin alüminyum olanlarını almaya gerek yok. sadece kap fincanlık alacağınızı doğru seçmeniz lazım. "6 fincanlık (cup) alayım, istersem 2 fincan yaparım" olayı bunlar için geçerli olmuyor. daha az yapmaya çalıştığınızda kahvenin kalitesi düşüyor.

çok kahve içmeyeyim derseniz alternatif olarak kapsüllere yönelebilirsiniz, birim fiyat gereksiz pahalı olduğu için normal espressodaki gibi abart(a)mıyorsunuz. bunların makineleri de ucuzdu bi ara, son durumu bilmiyorum tabi.
0
shadowfollower
(12.05.26)
alın gitsin pişman olmazsınız.

espressoya yakın. kahvesini mochaya göre biraz daha iri tanecikli çekince daha güzel oluyor.

temizliği de arada sirkeyle kaynatırsınız bişe olmaz.
0
kveldulv
(12.05.26)
Çelik alacaksan Bialetti Venüs öneririm.
0
kizil karga
(12.05.26)
Tek fincanlık Bialetti'm ile mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz.
Gelen olursa diye de iki fincanlık olanı kenarda bekliyor.

Memnunum.
0
Mirket
(12.05.26)
Birkaç hafta önce bana hediye geldi, hep istiyordum almayı. Tadı güzel bence, taze çektiğiniz kahveyle yapınca özellikle. Bir de kahveyle uğraşmayı seven insan için aktivite gibi geliyor. Alın gitsin +1
0
sparky
(12.05.26)
Ne aradığınıza bağlı, elbette yüksek basınçlı tam otomatik makinalar kadar aromalı bir espresso çıkmıyor ancak filtre kahve gibi de değil. İkisinin ortası gibi düşünün işte.

Yalnız mocha pot alırken birçok kişi 4 fincanlık alayım lazım olur falan diye düşünebiliyor, öyle çalışmadığını söyleyeyim. 4 fincanlık potta 1 fincanlık içecek yapamazsınız. Kaç kişilik kullanım düşünüyorsanız o boyda alın. Tek kişi duble içecekseniz 2 fincanlık alın örneğin. Bialetti güzel.
+1
akhenaten
(12.05.26)
Espresso kadar zengin değil ama gayet iş görüyor. Özellikle sütle içiyorsanız, fark az. Sade içiyorsanız daha yavan, daha sıvı gelecek. 15 bar makine espressosunun köpüğü daha kalın, daha zengin bir tadı var.

Biz espresso makinemiz bozukken yenisini alana değin moka pot gayet iş gördü. Piknik, seyahat vs. durumlarda da iş görüyor.
0
yadigar
(12.05.26)
Evde gercek anlamda bir espresso makinesi ve onun 30 bin ayari zamani terazisi suresi temizligi ile ugrasmak istemedigim icin, gercekten yogun bir kahve istedigim zaman mokapot'ta yapiyorum ve son derece tatmin ediyor beni. ama mokapot'da sorunsuz dusunmeden kahve uretmiyor onun da bir "sanat"i var.
0
compumaster
(12.05.26)
Ben moka pot kullaniyorum, alt kismini ve kahve konulan haznesini her kullanimdan sonra, üst kismini 2-3 kullanimdan sonra sudan geciriyorum, baska bir sey mi yapmam gerekiyormus, sasirdim.
Bialetti alüminyum var 7-8 senedir, gidiyor yani.

Onun disinda kendi cekirdeklerimi cekmeye basladigimdan beri tadi cok cok daha güzel gelmeye basladi ve kesinlikle iri taneli cekmek, hazneyi tam doldurmamak vs fark ediyor. Hangi cekirdek oldugu da fark ediyor bence baya.

Neyse ben memnunum ama hic espresso makinam olmadi o yüzden karsilastirma yapamayacagim.
0
kuehles blondes
(12.05.26)
Bence cok lezzetli fakat aluminyum oluyor moka potlar. Bialetti dahil. Alimunyumun gida ile temasi ozellikde ısı varsa uzak durmaya calistigim bir durum
0
narod
(14.05.26)
(7)

Bagajda kedi maması koku yapar mı

dolantindr
Merhabalar. Sokak kedilerine mama vermek için mama almıştım, bagajda uzun süredir duruyor. Bu mama paketi kapalı olsa da koku yapar mı. Biraz öyle bir koku aldim da. Teşekkürler.
Merhabalar. Sokak kedilerine mama vermek için mama almıştım, bagajda uzun süredir duruyor. Bu mama paketi kapalı olsa da koku yapar mı. Biraz öyle bir koku aldim da. Teşekkürler.
0
dolantindr
(12.05.26)
yapar. benimkiler mutfak dolabımda duruyorlar ve dolap kokuyor haliyle. zipli paket olmasına rağmen bunu yaşıyorum.

belki iki kat poşete koyabilirsiniz.
0
art cat chocolate
(12.05.26)
yapar ama 2 kat poşet minimuma indirir.
0
surprise
(12.05.26)
Ben plastik erzak kabinda sakliyorum. Arabada hep olur. Koku şikayetim hic olmadi
0
narod
(12.05.26)
Yapar. Bir süre sonra burnunuz alışır, duymaz olur, kokmadığını bile iddia edebilirsiniz.
0
Mirket
(12.05.26)
Yapar. Fermuarlı/kilitli paket yahut paket mandalı kullandığınız poşeti bir kilitli saklama kutusuna koyacaksınız. O zaman yapmıyor. Biz öyle yapıyoruz.

Yani önce kilitli/fermuarlı paketinde. O paket de kilitli saklama kabında.
0
yadigar
(12.05.26)
Turşu bidonu en iyisi. 15 kiloluk bir tane var bende. İçine de minicik bir kepçe gibi bir şey koydum. Ağzını iyice kapatırsanız koku falan olmuyor. Poşetin yırtılması etrafa saçılması vs de yok.
Tertemiz.
Diğerlerini de denedim ama en iyisi bence bu.
0
asue
(13.05.26)
parça parça çift fermuarlı poşete koyup onu da büyük plastik kaplara koyarsanız iyi olur. mama dışarı koku veriyorsa zaten hava alıyodur, bayatlıyodur. bu da iyi bi şey değil.
-1
elorelia
(13.05.26)
(2)

Swift iptalinin hesaba yansıması

sekizdokuzon
Nisan başında Gürcistan'daki banka hesabıma buradaki banka hesabımdan para göndermiştim. Parayı TL olarak gönderdiğim ve Gürcistan'daki bankada TL hesabım olmadığı için transfer gerçekleşmedi. On gün sonra swift i buradaki bankayı arayarak iptal ettirdim. Fakat para buradaki hesabıma bir aydır yansı
Nisan başında Gürcistan'daki banka hesabıma buradaki banka hesabımdan para göndermiştim. Parayı TL olarak gönderdiğim ve Gürcistan'daki bankada TL hesabım olmadığı için transfer gerçekleşmedi. On gün sonra swift i buradaki bankayı arayarak iptal ettirdim. Fakat para buradaki hesabıma bir aydır yansımadı. Bankaya gittim, hesabınızın bulunduğu şubede havuzda olabilir, oradan çekebilirsiniz dediler. Başka ne olmuş olabilir ve ne yapmak gerekir?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(12.05.26)
parayı çekmesi gerekiyor bankanın talep etmeli.
0
kveldulv
(12.05.26)
On yılı aşkındır yapmıyorum ama eskiden iş gereği çok sayıda swift yapıyordum. Herhangi bir yerde takılmış olabilir. (Alıcı banka, gönderen banka, muhabir banka, alıcı şube, gönderen şube vs.) Maalesef iki aya kadar izini bulamadıkları işlem dahi oldu. Her yeri arayıp sorup, takip edip izini bulduracaksınız... Şubenizi arayıp bunaltın biraz.
0
yadigar
(12.05.26)
(6)

Kaliteli ucuz açık parfüm önerisi

yadigar
Yazlık, hafif, ferah, "fresh" unisex öneriniz var mıdır? Hediyelik lazım. 50 şişe civarı. Şişeler en küçüklerinden.Edit: 50 şişe derken, 50 adet anlamında dedim. 50 cc demedim. Hediyelik derken bir kişiye değil, bir etkinlikte millete hediye etmek üzere anlamında demiştim. Evvelinde yeterince anlaşı
Yazlık, hafif, ferah, "fresh" unisex öneriniz var mıdır? Hediyelik lazım. 50 şişe civarı. Şişeler en küçüklerinden.

Edit: 50 şişe derken, 50 adet anlamında dedim. 50 cc demedim. Hediyelik derken bir kişiye değil, bir etkinlikte millete hediye etmek üzere anlamında demiştim. Evvelinde yeterince anlaşılır yazmadığım için özür dilerim.
0
yadigar
(12.05.26)
bence avon’un parfümleri başarılı.
0
deartheodosia
(12.05.26)
zara olabilir.
0
Uncle Sam
(12.05.26)
Oldu olacak chanel no 5 deyin
-2
🌸yadigar
(12.05.26)
Dp parfüm'den 212 klasik.
Sonra teşekkür edersin
0
etna
(12.05.26)
Kimyager Ahmet baya iyi tavsiye ederim
0
olaylar olaylar
(12.05.26)
Dp'nin j4ü
0
bumbum
(12.05.26)
(10)

houston - ne alsam?

kojonotsuki
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.tavsiyelerinize a
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.

bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.

tavsiyelerinize açığım.
-1
kojonotsuki
(11.05.26)
gunes gozlugu, parfum, kozmetik urunleri, saat, oyun konsolu
+1
baldur2
(11.05.26)
nvidia dgx spark 128gb

getirirseniz ben sizden alırım heheh :)
+2
gurur
(11.05.26)
alperen şengün forması

amerikada kozmetik, markalı tekstil, ayakkabı, saat, elektronik türkiyeye göre ucuz.

telefon getirmek saçma. garmin saat misal olabilir.

türkler columbia outletlerde bagaj dolduruyor genelde.
0
kveldulv
(11.05.26)
buradan sipariş toplayabilirsin. ben olsam shilajit alırım. ithal protein tozları ve supplementler de mantıklı.
0
gabe h coud
(11.05.26)
Ben Lush'tan banyo ürünleri alıyorum genelde.
0
yadigar
(11.05.26)
drone
0
cooperr
(11.05.26)
agora'da cortado icin benim icin. montrose, museum district ve rice village cok guzel. buralari gezin, alisveris yapmasaniz da olur.
0
banach
(11.05.26)
Ayakkabı, kıyafet, supplement, kol saati, kindle, mont, araç içi kamera.
0
stefano
(12.05.26)
ross, marshall, tj-max, burlington

bu mağazalarda iyi markaların indirimli ürünleri oluyor, ürün yelpazesi de baya geniş. ihtiyacınıza yönelik bi şeyler bulursunuz
0
mezzosprite
(12.05.26)
patagonia gereksiz pahali bir marka bence, hoka da ayni sekilde ama onu marshalls veya tjmaxx lerde uygun fiyata bulabilirsin bazen denk geliyor. Lokasyonuna ve arac kullanma durumuna gore tanger outlete gitmeni tavsiye ederim. Downtown cevresinde The Galleria var bakabilirsin uygun seyler bulunabilir.
0
Uncle Sam
(12.05.26)
(7)

Bahcemde kedi dogurmus, anne beslemiyor

narod
Neyle besleyebilirim yavrulari?
Neyle besleyebilirim yavrulari?
0
narod
(11.05.26)
Sulandırılmış süt verebilirsin ama sulandırılmış olsun sek süt verme sulandırarak ver, sulu süt.
0
kizil karga
(11.05.26)
biberonla verilen kedilere özel süt tozları var, yalnız kahve süt tozu değil karıştırmayın. royal canininkiler iyidir.

www.hepsiburada.com
+2
eja
(11.05.26)
Etrafinda yeni dogum yapmis anne kedi varsa ve emziriyorsa getirebilirim. Belki anne kabul eder.
Anadolu Yakasinda'yim
Ben beslemeye basladim siringa ile ama ne kadar etkili olur bilmiyorum tabi
0
🌸narod
(11.05.26)
kendileri yemek yiyecek çiğneyecek kıvama geldiyse yavru kedi maması olur. henüz süt emme aşamasındaysa royal canin kedi sütü tozu lazım. normal sütler ile sağlıklı olmaz.
+2
orpheus
(11.05.26)
benzer şekilde beslemeye niyeti olmayan bir anne vardı bende de. ilgilenecek kadar yaklaştırıyorsa ve vaktiniz varsa, ara ara anneyi yaş veya ödül mamasıyla oyalayıp, bebeklerin olabildiğince emmesini sağlamak en güzeli olur.
yakındaki bir pet shop veya veteriner'den yenidoğan mama seti alabilirsiniz. içinde ölçü kabı, biberonu vs oluyor. süt ishal edip, kötüleşmelerine sebep olabilir; çok mecbursanız, laktozsuz sütü sulandırabilirsiniz. enjektörle beslerken de dillerinin üzerine damla damla bırakmaya özen gösterin, yoksa ciğerlerine kaçabilir mama. kolay gelsin.
0
lil siztah
(11.05.26)
Piyasadakilerin çoğu işe yaramıyor. Biz en çok faydayı şundan gördük:

www.royalcanin.com
0
yadigar
(11.05.26)
yeni doğduğundan emin misin, belki yeterince anası beslemiştir zaten.
0
antihero
(12.05.26)
(4)

1 aylığına kiralık iphone temini

yadigar
Seyahat edeceğim ülke zorunlu olarak 2 app indirmemi istiyor. Ülkeye güvenmiyorum. O yüzden gitmeden yeni hat çıkarıp, orada kullanım sonrası iptal edeceğim.Cihaz olarak da kendi cihazıma ilgili app’leri yüklemek istemiyorum. 1 aylığına 5 yaşında yahut daha yeni iphone kiralamanın en güvenli ve ekon
Seyahat edeceğim ülke zorunlu olarak 2 app indirmemi istiyor. Ülkeye güvenmiyorum. O yüzden gitmeden yeni hat çıkarıp, orada kullanım sonrası iptal edeceğim.

Cihaz olarak da kendi cihazıma ilgili app’leri yüklemek istemiyorum. 1 aylığına 5 yaşında yahut daha yeni iphone kiralamanın en güvenli ve ekonomik yolu nedir?

(Düşük bir ihtimalle burada kullandırmak isteyen olursa da yine tekliflerine açığım. Yılların duyurucusuyum, detayları anlatırım, fiyatta anlaşırız.)
0
yadigar
(10.05.26)
Mediamarkt yeni bir telefon satış sistemine girmiş. Mantık olarak onlardan kiralıyorsunuz. Aylık ödemeler bitince cihaz sizin oluyor. Detaylara hakim değilim, kulağıma çalınmıştı.
Bir de telefon yenileme sitelerinden yenilenmiş uygun bir cihaz alıp, sonra satabilirsiniz kendilerine?
+1
strawberry first
(11.05.26)
Gitmeden hemen önce kendi telefonunuzu yedekleyip sıfırlayın, ardından yeni cihaz olarak kurun, gerekirse farklı bir Apple id oluşturup ona bağlayın ve o 2 app’i kurun. İşiniz bitince telefonu yeniden silip backup’tan restore edin, yeni yarattığınız Apple id’yi silin.
-1
orient blue
(11.05.26)
Kiralabunu veya Kiralarsın'dan alabilirsiniz.
0
kadirgali huseyin olmayan adam
(11.05.26)
Kiralabunu ve kiralarsın'ın bir tanesi minimum 3, ötekisi minimum 12 ay süre ile kiralıyor. Bana 15 günlüğüne (yani max 1 ay) lazım.
0
🌸yadigar
(12.05.26)
(7)

Robot süpürge almak istiyorum ama huylanıyorum

cigerdelen
Bana bilgilerinizi sunar mısınız, ya da tecrübelerinizi?Robot süpürgeler hakkındaki evin planını şirketle paylaşma, evdeki sesleri dinleme, görüntü alma lafları (gerçek olduğu da yakın zamanda ortaya çıktı galiba) beni çok geriyor. Siz ne düşünüyorsunuz, robot süpürge çok mu lazım, olmasa da olur mu
Bana bilgilerinizi sunar mısınız, ya da tecrübelerinizi?

Robot süpürgeler hakkındaki evin planını şirketle paylaşma, evdeki sesleri dinleme, görüntü alma lafları (gerçek olduğu da yakın zamanda ortaya çıktı galiba) beni çok geriyor. Siz ne düşünüyorsunuz, robot süpürge çok mu lazım, olmasa da olur mu (bizde 3 kedi ve aşırı eşyalı bir ev var ben çok ihtiyaç var diye düşünüyorum) ne dersiniz?

İkna mı olmalıyım yoksa vaz mı geçmeliyim gerçekten çok arada kaldım lütfen fikirlerinizi yazın 🙏🏻
0
cigerdelen
(10.05.26)
Olsa da her yeri alamıyor. Yine diğrr makineyle dip köşe manuel yapıyorsun. Elektrikli araba gibi. Nazı kaprisi bol.
Dinleme ve görüntüleme işini zaten telefon şahane yapıyor merak etme.
Ev Aşırı eşyalıysa zaten her yere ulaşamaz.
+2
halk
(10.05.26)
ben çok memnunum. yaklaşık 5 sene önce almıştım pişman değilim. yine olsa yine alırım. benim aldığım roborock s5 idi. güncel modellerini bilmiyorum ama bu markadan memnunum.

5 yıl kadar önce çıkan her modelde haritalandırma, cep telefonu üzerinden yönetme, görünmez duvar, istediğin odada çalıştırmak gibi özellikler yoktu ama aradan geçen zamanda standart olmuştur sanırım. bu saydığım özelliklerin olmasına dikkat edin. telefondan basarsınız düğmesine, evde yokken süpürür durur.

70-80m2 kadar evi yaklaşık 40 dk'da süpürüyor. yerde şarj kablosu, çorap gibi şeyler varsa takılıyor, duruyor. dağınıksanız tatmin etmez.

evde hayvan varsa kesinlikle faydası olur. ama sürekli evdeyseniz sesi rahatsız edebilir. eviniz dediğim ölçülerden büyüktür tahmin ediyorum ki, 1 saat boyunca onun sesini çekeceğime kendim süpürürüm dersiniz.

aşırı eşyalı olması robot süpürge için sorun değil. girmemesi gereken yerleri işaretleyebilirsiniz oralara gitmez.

kamerasız modelleri görüntüleme yapmaz. dinleme işini bilmiyorum o mümkün ama oraya gelene kadar wifi destekli akıllı ev aletlerinin neredeyse tümü inanılmaz miktarda veri gönderiyor sunuculara. bu konuda hassasiyetiniz varsa belki çin malı ürünlerden ziyade avrupaya satış yapılan ürünleri düşünebilirsiniz. onların kvkk'sı bizimkinden daha detaylı.
+2
biseysorcaktim
(10.05.26)
Çocuklu evse alma yoksa al
Küçük eşya çoksa sağda solda alma yoksa al
+1
basond
(10.05.26)
Hocam, öncelikle hoşdöndünüz. (Başka nickle duyuruyu kullanmıyorsanız)
Bizim evde eski nesil bir robot süpürge var seneler önce aldığımız. (ilife -v3 veya v5 tam bulamadım modelini-) Kara düzen süpürüyor. Eski oyuncak arabalar gibi, bir nesneye çarpacaksa yön değiştiriyor. O şekil tüm odayı süpürüyor. Sensörleri arasında kamera, mikrofon vs. yok. Herhangi bir kablosuz bağlantısı (wifi, bluetooth vs.) yok. Akıllı telefon yahut internet bağlantısı yok.

Çekinceleriniz varsa (ki bence boş çekinceler değil) bu tarz “akılsız” offline model bir robot süpürge alabilirsiniz. İlk nesil roombalar gibi…

Aynı sebeplerle biz yenilemiyoruz süpürgemizi.
+2
yadigar
(11.05.26)
her dakika aktif olan alet degiller ki. günde bir saat cıkıyor ortalığa süpürge, paspas atıp cekiliyor odasına.
3 kedimiz varken çok faydası oluyordu. bence alınca "daha önce neden almadım" diyeceksiniz. o kadar fazla tüy toplayacak ki.
0
unalub
(11.05.26)
o dediğin şeyleri zaten cep telefonları yapmıyor mu =)
+1
kveldulv
(11.05.26)
Akılsız model veya internete bağlanmadan kullanılabilen akıllı model bulunabiliyor yurt dışında.
0
osssy
(11.05.26)
(3)

chiquita muz

yurtsuz john
bugün aklıma düştü. piyasada bu marka yok. ithal muz denilince herkesin aklına çikita ya da dole gelirdi. ikisini görmüyorum artık. istanbulda satan yer var mı? aldığınız ithal muz markaları neler?logosunu hatırlamayanlar için: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Chiquita_logo_
bugün aklıma düştü. piyasada bu marka yok. ithal muz denilince herkesin aklına çikita ya da dole gelirdi. ikisini görmüyorum artık. istanbulda satan yer var mı? aldığınız ithal muz markaları neler?

logosunu hatırlamayanlar için: upload.wikimedia.org
+1
yurtsuz john
(08.05.26)
Çikita görmüyorum 30 senedir ama dole macro’da oluyor.
0
orient blue
(08.05.26)
Hâlâ her yıl çikita görüyorum. Eskisi kadar sık değil tabii. Hâlâ her yıl Dole görüyorum. Çikitadan daha sık.

Sabit bir yer yok. Orada burada rastlıyorum. Bir dahakine dikkat edeyim.
0
yadigar
(09.05.26)
Bugün Dole aldık Çağrı hipermarket'ten. Çikita görürsem yine cevaplayacağım.

Ertesi gün edit: Şarkütericide de (tane gurme) vardı dole.
0
yadigar
(11.05.26)
(8)

Titreşimli egzersiz platformu (vibration plate) kullanan var mı?

pembe nohut
Memnun kaldınız mı? Herhangi bir faydası olduğunu düşünüyor musunuz? Ayrıca herhangi bir zararı olduğuna inanıyor musunuz? Özellikle omurga problemleri yaşattığıyla ilgili pek çok yorum okudum. Aşırı uçuk olmamak kaydıyla hangi markayı önerirsiniz?Edit: Ben kilo vermek için değil de popo ve bacak ka
Memnun kaldınız mı? Herhangi bir faydası olduğunu düşünüyor musunuz? Ayrıca herhangi bir zararı olduğuna inanıyor musunuz? Özellikle omurga problemleri yaşattığıyla ilgili pek çok yorum okudum. Aşırı uçuk olmamak kaydıyla hangi markayı önerirsiniz?

Edit: Ben kilo vermek için değil de popo ve bacak kaslarını çalıştırma amacıyla kullanmak istiyorum.
0
pembe nohut
(08.05.26)
Bilimsel çalışmalara bakmak lazım.

İlk bakışta pazarlama hilesi gibi duruyor. Pasif olarak yani titreyen bir plakanın üstünde durarak zayıflanmaz. Ha dengesiz, titreyen bir zeminde dik durabilmek için kaslar normal duruşa göre biraz daha fazla kasılıp enerji harcar belki ama ölçülebilir bir fark çıkacağını sanmam. Yürüyüş yapın, diyet yapın, her gün 40-50 tane şınav çekin daha iyi.
0
orient blue
(08.05.26)
omurga problemleri için gittiğim fizyoterapist kullandırıyor (üzerinde duvardan iplere tutunup ileri gidip gelme ve tek ayak üzerinde diğer dizi yukarı çekerken dengede kalma). zararlı olduğuna dair bir şey söylemedi ama sadece bu iki hareketi yapıyorum.
0
inheritance
(08.05.26)
mucize beklemeden kullanılabilir, bazı hareketler var dengede kalmaya çalıştığınız onlarla belki bir artı faydası olabilir.
0
duyurukullanıcısı
(08.05.26)
Abim çok seneler evvel öküz parasına powerplate aldı. Hatta taşıyanlar bellerini incitti.
Çeşitli denemeler, teknikler ve yıllar akabinde işe yaramadığına kanaat getirip attılar bir kenara.
0
yadigar
(09.05.26)
Yanlış anlamayın ama insanlar sizin istediğiniz popo ve bacak kaslarını çalıştırmak için onlarca kiloyla ağırlık çalışıyorlar yine sonuç alan oluyor ya da olamıyor çalışmayı doğru yapıp yapmadıklarına göre, bahsettiğiniz makineler bu anlamda çöp bile değil çöp bile geri dönüşümde falan bi işe yarayabiliyor.
0
kizil karga
(09.05.26)
Ben kas yapmak istemiyorum, çalıştırmak dediğimde bunu anladınız sanırım. Lipödem hastasıyım. Kuru fırçalama bile epey rahatlatıp ağrıyı azaltırken bu aletin de gayet faydalı olacağını düşünüyorum açıkçası. Derdim zaten ağrı hafiflesin, görünüm biraz iyileşsin sadece.

Bununla ilgili hakemli dergilerde yayınlanmış makaleler de gördüm, bahsettiğim açıdan faydası olduğunu kanıtlayan birçok çalışma mevcut. Yine benzer şekilde lipödem için kullanan kadınların videolarıyla dolu internet ve hem bu kadınlar hem de bilim insanları toplu delüzyon içerisinde değildir sanıyorum.

Diğer hususlar için işe yarayıp yaramadığını bilmiyorum ve ilgilenmiyorum da, Ekşi Sözlük'te fayda gördüğünü söyleyen çok fazla insan var ama dediğim gibi amacım zayıflamak ya da kas yapmak değil zaten.
0
🌸pembe nohut
(09.05.26)
Hocam verilen her cevapta "aslında ben şu nedenle soruyorum" şeklinde yeni bir güncelleme yapıyprsunuz, en başta benim lipödem sorunum var o nedenle soruyorum deseniz ona göre cevap veririz, bu tür sorular eğer içerik net değilse kilo vermek ya da kas kazanmak için soruluyor biz de o nedenle böyle cevaplar veriyoruz. Lipödem kısmına gelirsek, onun için de bir işe yaramaz.
0
kizil karga
(09.05.26)
Ben genel olarak tüm kullananların yorumunu almak istedim, o yüzden aşırı detay vererek yazmadım. Amacım yalnızca ama yalnızca bir süre kullanmış olanların görüşlerini okumaktı. Teşekkür ederim cevabınız için. O kullanıcı deneyimleri, onlardan da ziyade tıp makaleleri falan hepsi çöp diyorsunuz o zaman? Yazık, bir sürü insan o kadar uğraşıp onlarca vaka incelemiş ve araştırma yapıp bir sonuca varmışlar. Belli ki beyhude çabaymış hepsi, çok yazık.
0
🌸pembe nohut
(09.05.26)
(9)

Araba alınacak şehir

arbre
Almak istediğiniz araba çok temiz diyelim ilanda. Ama atıyorum Manisa'da. Siz İstanbul'dasınız. Alma düşüncesiyle gider misiniz, gidilmeli mi? Direkt İstanbul'dan almaya mı çalışırsınız? Ekspertiz ücreti, yol ücreti derken pişman eder mi?
Almak istediğiniz araba çok temiz diyelim ilanda. Ama atıyorum Manisa'da. Siz İstanbul'dasınız. Alma düşüncesiyle gider misiniz, gidilmeli mi? Direkt İstanbul'dan almaya mı çalışırsınız? Ekspertiz ücreti, yol ücreti derken pişman eder mi?
-8
arbre
(06.05.26)
iyi güvenilir araba için şehir değiştirilir gayet.
+1
jelly bear
(06.05.26)
başka araba mı kalmamış. maks komşu il-ilçe.
+1
my fault
(06.05.26)
Çorum'dan alınmazmış onu öğrendim.
+2
inheritance
(06.05.26)
istanbul'daysanız ve imkanınız varsa zaten farklı şehirden almak avantajdır. aracın yıpranma durumunu, motorun ne kadar çalıştığını km sayacı gösteremez. aynı kmyi yapana kadar istanbul aracı kat kat daha fazla çalışıyor.. sürekli dur kalklar trafikte rölantide sıkışık kirli havada beklemeler vs. o kadar trafik olmayan şehirlerde aynı kmleri daha az çalışarak yapmış araç daha iyidir. birçok iş makinası mesela km sayacı değil motor çalışma saati gösterir ama binek araçlarda bu yok. aynı kmde değişen yağ da yağ filtresi de hepsi aslında çok daha uzun saatler çalışmış oluyor istanbul gibi yerlerde...

insanı şusu busu ayrı bişey, kötü deneyim yaşayan şuradan alınmaz der ama objektif gerekçe göstererek yorum yapacaksak alınmayacak ilk şehir istanbul. devamlı yoğun trafik görmemiş araç daha sağlıklıdır.
0
konetsu
(06.05.26)
Doğu illeri olmadıkça gidilir.
0
halitkin
(06.05.26)
yarı fiyatına vermiyorsa gitmem
0
Rondak
(06.05.26)
Zaten araba alinacak sehirler bellidir. Ikinci el icin konusuyorum. Ben belirli sehirlerden ikinci el arac hic almam, belirli sehirlerden de ozellikle almaya calisirim. Bunun bir cok sebebi var. Uzun uzun yazamayacagim.

Yani evet, sehir degistirilir.
0
narod
(07.05.26)
gidilebilir ama önce whatsapp görüntülü arama ile en ince detayına kadar göstermesini istemek lazım.
0
orpheus
(07.05.26)
Mevcut arabamı almak için İstanbul'dan İzmir'e gitmiştim. Gayet doğru bir karardı, iyi ki de gittim.
0
yadigar
(07.05.26)
(11)

Güldür Güldür'ü ilk kez izleyeceklere skeç tavsiyesi

shadra
Soru başlıkta
Soru başlıkta
0
shadra
(05.05.26)
Takip etmeyen birisi olarak altılı masa skeci hoşuma gitmişti.
0
yadigar
(05.05.26)
Cimri abinin ilk buluşması
-5
arbre
(05.05.26)
0
ananiyimioguz
(05.05.26)
geçenlerde şu bölüme denk geldim çok eğlendim
www.youtube.com
0
neira
(05.05.26)
Kırmızı Hap mı Mavi Hap mı? skeci güzeldi.
0
yurtsuz john
(05.05.26)
Güncellerden şu güzel: www.youtube.com
0
halitkin
(05.05.26)
sucuk firmasi plaza dili..
+2
cooperr
(05.05.26)
Izlememesi
-7
üğpoıuy
(05.05.26)
torpil üniversitesi: www.youtube.com
0
renegade
(05.05.26)
Bilale anlatır gibi
Deprem zamanı nebatinin yer kapma skeçleri
A haber tipi haber parodisi
0
ground
(05.05.26)
www.youtube.com
işi bıraktım skeci. ibrahim karakteri çok iyi iş çıkarmış.

bir de eskilerden masal kahramanları
www.youtube.com
0
lazpalle
(06.05.26)
(35)

ilk öpüşme

make a wish
Uzun sayılabilecek bir süredir flört ediyoruz ve aramızda yaz dizisi tadında süregelen bir cinsel gerilim vardı. Kalabalık içinde uzaktan birbirimize bakıp gülümsemeler, konuşurken küçük dokunuşlar, vedalaşırken uzun sarılmalar vb...Dün ilk defa uygun bir ortam oldu ve aniden yakınlaştık. Uzunca bir
Uzun sayılabilecek bir süredir flört ediyoruz ve aramızda yaz dizisi tadında süregelen bir cinsel gerilim vardı. Kalabalık içinde uzaktan birbirimize bakıp gülümsemeler, konuşurken küçük dokunuşlar, vedalaşırken uzun sarılmalar vb...

Dün ilk defa uygun bir ortam oldu ve aniden yakınlaştık. Uzunca bir süre sarıldıktan sonra öpüşmeye başladık. Öpüşmenin daha başlarında (10–15 saniye içinde) erkek kişi popoya hamle yaptı. O anda bir ölçüde şaşkınlık ve rahatsızlık hissetsem de irkilip geri çekilmedim. 1–2 dakika kadar öpüştük ve bu durum böyle devam etti.

Duyduğu yoğun arzunun bir tezahürü olabilir ama diğer yandan bu acelecilik pek hoşuma gitmedi. Ne dersiniz?
📊 Sence?

Bu anket sona erdi. 93 oy kullanıldı.

-10
make a wish
(04.05.26)
-merhaba
+oha resmen ahlaksızlık teklif etti
+7
HellKeePer
(04.05.26)
Kardeşim geçmiş olsun bu durum neredeyse tec*vüzecyazmak. Polise git
0
artıküyeolmakistiyorum
(04.05.26)
Allah korumus cok sikintili bir durum. Yuz, yuz elli defa date yapmadan once boyle seyler yapilmaz. Polise git +1
0
synesthesia
(04.05.26)
hayat senin hayatin. kendi kararlarini kendin almalisin.

konuya bana dokundu olarak bakacak olursak opusmek de aslinda cogu kez cinsel bi durtu olabiliyor ki sizinki de biraz oyle olmus.

kendiniz ve iliskinizle ilgili kararlari kendi yasam seklinize ve dusunce yapiniza gore almaniz daha dogru. rahatsizsan rahatsizim demekten cekinme ama bunlari yasaman gerektigini dusunuyorsan da akisina birak. hayat senin hayatin unutma;)
0
johnnie w lker
(04.05.26)
festivalde tanıştığın adam mı bu? poponu avuçlaması hoş olmamış ama öpüşme normal epeydir flört ediyormuşsunuz
+1
alester
(04.05.26)
@alester ahah hayir o gecen seneydi :D bu yeni :D
0
🌸make a wish
(04.05.26)
Hoşunuza gitmediyse gitmemiştir. Kimseye popo avuçlatma borcunuz yok. Kendinizi hafifçe çekebilirsiniz. Baktınız karşı taraf sallamıyor, öpüşmeyi de kesebilirsiniz. Sınırlarınıza saygı duymayanla işiniz olmasın.
+9
lil siztah
(04.05.26)
@lil siztah +1
ergen erkeklere sorma bu soruyu kendine sor. rahatsız olduysan olmuşsundur flört ettin diye cinsel arzularını tatmin etme senedi imzalamadın.
+3
yenibirgüzelnick
(04.05.26)
normal.
-3
Hallegadola
(04.05.26)
iyice kızlarsoruyora döndü. ergen ergen sorular
-9
plastic_angel
(04.05.26)
popoya hamleyi okuyunca ben de küçük bir cinsel gerilim yaşadım. cinsel uyaranlara çok açık erkeğin iç dünyası, anlayış göstermek lazım. ara ara parmak sallayıp bir adım geri çekilirseniz hem onun avcı modu hep açık kalır hem de ilişkinin ömrü biraz daha uzun olabilir.
-1
beyfendi
(04.05.26)
bir erkek olarak ilk öpüşmede direkt eline popoya götürmezdim.
ama bu harekete direkt yanlış denemez. sizin nezdinizde ne hissettirdiğine bakmalı.
ben sınır ihlali derim başkası demez tamamen kişiye bağlı. buraya sormak anlamsız o yüzden.
ortada rahatsızlık varsa tepki baştan belirtilmeli. eli alıp kenara koyarsın rahatsızsan, baktın devam ediyor, öpüşmeyi bırakıp dile getirirsin. ısrarcıysa da görüşmeyi kesersin.

ama bence büyütelecek bir mesele değil.
0
jelly bear
(04.05.26)
Çekim olmuş öpüşme başlamış.
Adam hamle yapmış bir tepki koymamışsın sinir çizmemissin.
ısrarcı olsa sorun ama bu durumda denemiş
+3
kisa
(04.05.26)
ilk öpüşme dediğiniz şey minik bir veda busesi tadında olmamış. 2 dakika sürmüş ve adam da hamleyi 15. saniyede yapmış.

yani siz amiyane tabirle baya arzuyla birbirinize yumulmuşsunuz. uzun uzun da öpüşmüşsünüz.

o saatten sonra popoya kayan elin günahı olmaz bence. uzun uzun sarılırken avuçlasaydı o zaman farklı şeyler söyleyebilirdim.

sınırlarına saygı falan denmiş. yani liseli falan değilseniz o saatten sonra ne sınırı? bu sınır neresi, ne zaman? 2 dakika boyunca tutkulu şekilde öpüşülüyorsa bir sonraki aşamaya geçilmiştir zaten.

arkadaşça sarılırken, yanaktan öperek vedalaşırken avuçluyorsa o zaman sınırdan bahsedebiliriz.
+10
kibritsuyu
(04.05.26)
tezahür ne ya
-5
OgutucuRecep
(04.05.26)
hiç başlama bu ilişkiye. adama yazık.
-2
gabe h coud
(04.05.26)
Ne var ki bunda. Olabilir.
-3
arbre
(04.05.26)
Uzun zamandır flört ediyormuşsunuz bu noktada ilk öpüşmede götün ellenmesi teknik olarak normal.
+5
kizil karga
(04.05.26)
bazen 15 sn olur, bazen 15 gün olur. bence mesele o değil. bence o anda bunu belirtmiş olmanız daha doğru olurdu. sınırlar daha net olurdu.

bir de bu "ortam", sadece ikinizin olduğu bir ortam mı? ev ofis vs? yoksa etrafta insanlar var mı?
0
co2s2
(04.05.26)
@co2s2 gece 2'de bir mekan kapisi. etrafta kimse yoktu, o anda sadece ikimiz vardik.
0
🌸make a wish
(04.05.26)
Burada, senin ne hissettiğin önemli. Hissettiğin rahatsızlık hissiyse evet o duygu gerçektir ve rahatsız edicidir.

Kendinden şüphe etmene hiç gerek yok. " Acaba ben mi abartıyorum aslında belki de bu düşüncem ve hissettiğim yanlıştır" diye bir şey yok.
+1
rock n roll
(04.05.26)
ben de ilk öpüşmede ne kadar hoşlanırsam hoşlanayım ve hatta aşık bile olursam olayım popomun avuçlanmasını istemezdim. öyle olunca sanki beni sadece cinsel olarak arzuluyormuş, bi ilişki istemiyormuş gibi gelir bana. öyle bi ilişki de benim duygusal yanımı tatmin etmeyeceğinden rahatsız olurum. ama eğer ben de karşı tarafı sadece cinsel olarak arzulayabilen bir karakterde olsaydım rahatsız etmezdi. siz ne hisler beslediğinizi ve kendi ilişki tipinizi bilirsiniz tabii ki. belki farkında olmadan bu açıdan baktınız siz de.
0
matilda
(04.05.26)
Uzun süre derken 1, 2 gün mü 1 hafta mı?
Popo avuçlaması önemli, bundan sonrası düğün dernek.
0
rhan
(04.05.26)
ablacim adam operken nereni sikacak, burnunu degil herhalde.
elin normal konumu zaten popo hizzasinda.
+1
cooperr
(04.05.26)
öpüşmek derken yanağından öpmedi herhalde bu adam? yani insanlar bu kadar mı tuhaf anlamıyorum. napmalıydı mesela koltuk altını mı gıdıklamalıydı ya da ellerini havada teslim ol pozisyonunda mı tutmalıydı yani
-1
deartheodosia
(04.05.26)
öpüşürken başka ne mi yapacaktı? popo ellemek haricinde yapılacak trilyon tane muazzam şey varken, popo ellemek nedir ya? hani evde bile değiller. evde olsalar nihai bir amaç var.
-3
co2s2
(05.05.26)
"sınırlarına saygı falan denmiş. yani liseli falan değilseniz o saatten sonra ne sınırı? bu sınır neresi, ne zaman? 2 dakika boyunca tutkulu şekilde öpüşülüyorsa bir sonraki aşamaya geçilmiştir zaten"

bu tamamen öznel bir değerlendirme farkındasınız değil mi? adam da böyle değerlendirmiş muhtemelen ama kadın değil? rızanın genel geçeri olmaz.
öpüşüyor, öyleyse elletecek; elletti, öyleyse 'verecek'.. bu akıl yürütme, muhakemesi çarpık olanlar için "güldü, öyleyse 'verecek'" şeklinde ilerliyor ve sonuçlarını sık sık gazetelerde okuyoruz. devir, araba camına kafa sıkıştırma devrini çoktan geçti; bence buna biraz uyum sağlamak lazım.
+2
lil siztah
(05.05.26)
evet bu öznel bir değerlendirme. evet, adam öyle değerlendirmiş ama kadın değil. kesinlikle doğru. rahatsız olmuşsa ona da diyecek bir şeyim yok, olabilir.

muhakemesi çarpık olan sapıklar için gülümseme bir işaret olabilirken, daha normal muhakemeye sahip kişiler için de bu sınırın da hangi noktada geçildiğinin, bir sonraki aşamanın hangi noktada başladığının anlaşılması lazım.

cinsellik, hoşlandığın karşı cinse karşı arzu duymak sapıklık değil. bu hemen hemen bütün hayvanlar için normal, içgüdüsel bir davranış. benim eğitim, kültür, görgü ve göreneğime göre, herhangi bir zorlama olmadan, karşılıklı, arzu dolu bir öpüşme, bir sonraki adıma geçildiğini düşündürüyor.

peki açık açık sorayım. erkek bir sonraki aşamaya geçmesi gerektiğini nasıl anlayabilir? uzun uzun öpüşürken değil. ikinci öpüşmede? yok hala değil. beşincide? hala değil mi? yani bir noktada bunun sonraki aşamaya geçmesi gerekmiyor mu? tutkuyla, karşılıklı bir şekilde öpüşen bir çift için bunun işareti nedir? ne zamandır?

kendisiyle tutkuyla öpüşürken, sevgisine karşılık bulurken bi şansını denemiş. yatırıp da hemen üstüne çullanmamış ki kafayı cama sıkıştırmak ile kıyaslama yapıyorsunuz?
+1
kibritsuyu
(05.05.26)
kadın rahatsız olduğunu bize belirtiyor zaten, yorumum da bunun üzerine. bence hatası, rahatsız olduğunu karşı tarafa belirtmemek olmuş.
bunlar çok özgül ve ilişkinin dinamiğine bağlı konular; doğru zamanın kararını ben değil, konudaki kadın/adam kendi yargılarına, takvimlerine vd göre verir. ancak bir taraf rahatsız olduğunu belirtiyorken, burada bunun normal olduğunda ısracı olunmasını doğru bulmuyorum; itirazım buna.
adamın hareketini yapmasına itirazım olmadığı gibi, sapık olduğunu falan da ima etmiyorum. ancak mevcut verilerle, cevap veren kadınlar gibi, bunun 'ilk' öpüşme için şık bir hareket olmadığını düşünüyorum şahsen. erkekler de aksini düşünüyor belli ki. adam çullanmamış ama sizler "ne zaman, ne zaman?!" diye çullanıyorsunuz ya, itirazım buna.
o zaman, birinin tek başına doğru bulduğu zaman değil, karşılıklı rıza olduğu zaman; bu kadar basit. parmak hesabına falan gerek yok yani.
+4
lil siztah
(05.05.26)
türk erkegi her zamanki gibi pasa kompleksiyle her seyi yapmayi kendine hak görüyor.
bir büyüyün artik ya.
hemen kadina deli muamelesi yapmalar falan.

parali iliski bile yasiyor olsan karsi tarafin hayir deme hakki var. 21. yüzyila hos geldiniz.
-6
Purple life
(05.05.26)
Rahatsızlık duyduğunuz an müdahale etmeniz en iyisiydi. Duruma göre ya o eli popodan bele doğru usulünce kaydırır, ya da öpüşmeyi bitirirdiniz.

Tepki vermediğiniz için, ben karşı taraf olsam hiçbir olumsuzluk gelmez aklıma.

Öpüşme ateşliyse, erkek olsun, kadın olsun, anın heyecanıyla kendini tutamayabilir. Erkekler pek hesaplı yapmaz böyle şeyleri. Daha fevri ve içgüdüsel davranırlar. Kontrol sizde olmalı.
+1
yadigar
(05.05.26)
ya benim eşim de ilk öpüşmede böyle yapmıştı fgfhghf yani direkt avuçlama gibi değil de elini oraya doğru götürmüştü ben de çok şaşırmıştım daha başında böyle yapmasına :)) neyse şimdi evliyiz.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
opusmeyle popo avuclama arasi en az 3 ay olmali bence. ayip etmis.
-3
banach
(05.05.26)
Duyuru kadınlarının profili çok değişmiş. 10 sene önceki duyuru kadınları bambaşka yorum yapardı.
Neyse…
Ya ne olacağıdı?
Sevgilin seks istemiyor mu zannediyorsun? Çok masum düşünüyorsun.
0
benaslindayohum
(05.05.26)
Siz dediğiniz gibi yaz dizisi tadında olacak diye bakmışsınız ama karşı taraf aynı mantikta değil. Liseli değilsen, üniversite 1. Sınıf değilsen bunlar hayatın gerçekleri.
Sizin rahatsız olmanız olaya çok romantik baktığınız için olmuş.
Bu arada sıniri o an çizmeniz gerektiğine katılıyorum.
0
hacirotti
(17.05.26)
(4)

Minoset Plus Muadili Ağrı Kesici Var mı?

halitkin
Baş ağrımı bir tek Minoset kesiyor, Majezik ve Apranax midemi mahvediyor, Arveles ve Dolorex ağrıyı kesmiyor. "Neden muadil arıyorsun?" diyecekler için fiyatı öyle böyle artmadı, 620 TL vermek koyuyor artık. Etken maddesi aynı olan ve daha uyguna alabileceğim bir ağrı kesici öneriniz var mıdır? Geri
Baş ağrımı bir tek Minoset kesiyor, Majezik ve Apranax midemi mahvediyor, Arveles ve Dolorex ağrıyı kesmiyor. "Neden muadil arıyorsun?" diyecekler için fiyatı öyle böyle artmadı, 620 TL vermek koyuyor artık. Etken maddesi aynı olan ve daha uyguna alabileceğim bir ağrı kesici öneriniz var mıdır? Gerilim baş ağrım var bu arada.
0
halitkin
(02.05.26)
Parol plus ve vermidon plus da aynı içeriğe sahip.
Edit: Şimdi baktım, hemen hepsinin perakende fiyatı aynı. 620 civarı:

ilacfiyati.com
ilacfiyati.com

Eğer 60 kilo altı değilseniz, tek seferde 2 adet (toplam 1000 mg) plus olmayan düz parolu koyu bir kahveden önce/sonra içmeyi deneyebilirsiniz.
+1
yadigar
(02.05.26)
Onların fiyatları da 620 TL görünüyor, şaka gibi :)
0
🌸halitkin
(02.05.26)
Parol iç üzerine de filtre kahve
Günlük dozu aşmadan yadigar+1
Mis gibi
0
kisa
(02.05.26)
Plus olunca fiyat 100 den 600'e çıkıyor. Normal (plussız) parol veya minoset ağrını kesiyorsa plus için ekstra para vermene gerek yok.
0
mikro patlama
(02.05.26)
(8)

Yapay zekaya bakış açınız

darkwizard
Arkadaşlar ben ressamım hem yağlıboya hem dijital çalışıyorum evet ekmeğimin kısmen elinden aldı ama sizce de pratik ve hayatı kolaylaştıran bir şey seğil mi. O yapay zeka ile hazırlanan absürd videolardeğik. Tarihi figürleri fotoğraflaştırması ve kolayca renklendirmesi ya da fotoğraflara Photoshop
Arkadaşlar ben ressamım hem yağlıboya hem dijital çalışıyorum evet ekmeğimin kısmen elinden aldı ama sizce de pratik ve hayatı kolaylaştıran bir şey seğil mi. O yapay zeka ile hazırlanan absürd videolardeğik. Tarihi figürleri fotoğraflaştırması ve kolayca renklendirmesi ya da fotoğraflara Photoshop yapması iyi değil mi? Ben memnunum aslında .
📊 Ai sizce iyi mi

Bu anket sona erdi. 39 oy kullanıldı.

0
darkwizard
(02.05.26)
Excel'de çok ciddi işime yarıyor. Normalde 3-4 saatimi alacak formülleri, 1 saatte hallediyorum sayesinde.

Tabii Yapay Zekaya Excel formülünü tam doğru alabilmek için ne ve nasıl yazılması gerektiğini iyi idrak gerekiyor.

Kısaca Yapay Zekayı kullanmayı iyi bilmek gerekiyor.
+1
put it in your appropriate place
(02.05.26)
Antrenman ve beslenme programı hazırlamada ve takipte gerçekten ufuk açıcı oluyor. Ama konuya vakıf olmanız gerek. Bilinçli sorularla ancak verimli cevaplar alınabiliyor.

@put it in your appropriate place'ın söylediği çok doğru. Ben excell konusunda beklediğim verimi hiç alamadım mesela.
0
Mirket
(02.05.26)
Birçok konuda aslında kişiyle beraber olursa işi hizlandiran bir şey.
Ama kapitalist bazı manyaklar tarafından herkesi kovalim, herkesin emeğini çalalım tarzi kullanilacagi kısmı sıkıntılı.
Yoksa tedarik zincirinde çalışan biri olarak oldukça memnunum.
0
logisticsmanager
(02.05.26)
Dijital sanat, AI art olarak update edilecek. AI bir araç yani. Korkmaya gerek yok
0
runaway
(02.05.26)
İşin big data ve özel hayat gizliliği ihlali boyutu olmasa, tech devlerini dünyanın yegane sahibi ve bizi de köleler haline getirmese, savaşlar vb. tonla kötü şey için kullanılmasa ve her kullanımdaki her veriyi kaydetmese güzel diyeceğim. Tuvalete gidip gitmemeyi bile yapay zeka’ya soran ve her cevaba inanıp mutlak kabul eden şuursuzları bir kenara koyarsak; günler, haftalar süren işleri saatlere, dakikalara indiren bir teknoloji için hiç kimse “kullanışsız” diyemez.

Büyük devrim. Ben “keşke olmasaydı” diyenlerdenim.
0
yadigar
(02.05.26)
Insani biraz yalnizlastiriyor ve tembellestiriyor. En buyuk dezavantaji bu benim gordugum simdilik.
0
baldur2
(02.05.26)
AI ek bir alet sonuçta. Kötü yanı, sağladığı kolaylıkla çöp içeriğin artması. İyi yanı, profesyonel çalışan insanların hamallığını hafifletmesi.

İyi işler nitelik olarak daha iyi, kötü işler nicelik olarak daha fazla sayıda oldu, olan daha çok bu sanırım.
0
akhenaten
(02.05.26)
iyi yanı çok ama kötü yanları da buna yaklaşır ölçüde.

ai, araç olarak kaldığı takdirde iyi ama bir çok zaman insanların kullandığı bir nesneden ziyade, kendi başına bir özne oldu. burası sıkıntılı.

ai'in söylediği şeyin doğru olma zorunluluğu yok. o doğruyu yanlışı bilmiyor, sadece matematiksel bir işlem sonucuyla çıktı veriyor. o hissetmiyor, algılamıyor, güzel-çirkin konusunda fikir sahibi değil. düşündüğümüzden daha fazla hata yapıyor, halüsinasyonları ve manipülasyonları hala fazla ve asla sıfır olmayacak.

kötü kişilerin başrolde olduğu filmlerde; insani ve sosyal yeteneği olmayan çok zeki olan o kişi aslında ai. iyi ya da kötü demiyorum ama insani yeteneği yok, her şeyi yapabilir. insan yerine koymamak lazım kendisini.
0
biseysorcaktim
(02.05.26)
(4)

Dalağın tadı nasıl?

yurtsuz john
Alışverişteyim şu an indirime girmiş. Ciğer severim. Tadı ciğere benziyorsa alıcam daha kokulu, ağır bir şeyse almıycam.
Alışverişteyim şu an indirime girmiş. Ciğer severim. Tadı ciğere benziyorsa alıcam daha kokulu, ağır bir şeyse almıycam.
0
yurtsuz john
(02.05.26)
Daha kokulu
Bence alma
0
kisa
(02.05.26)
Korkunç. Bir ciğerperver, yüreksever, böbrekyer insan olarak ağzıma süremem dalağı.
(5 saattir hâlâ alışverişte olma ihtimalinize göre değil, ileriye referans olması açısından yazdım)
0
yadigar
(02.05.26)
Ben seviyorum, uzun süre yediğinizde bir damak tadı oluşuyor ister istemez. Dokusu ciğer gibi değil, daha yumuşak. Tadı "ciğer gibi" ama bunun nedeni ciğere benzemesinden çok ete benzememesi. Kendine has bir şey. Öcü değil, yiyin.

Yalnız çok çok iyi pişmesi gerekiyor, oldukça kanlı bir organ. Öyle azıcık tavada çevirip yiyeyim olmuyor. Buna dikkat edin.

İlk kez yiyecekseniz mangalda, mangal yoksa döküm tavada pişirmenizi öneririm. Çünkü aromatik bir yiyecek, tadına yabancı olduğunuz için "kebabizasyon" sürecinden geçirmek yemeyi kolaylaştırır, daha alışık olacağınız bir tadı olur böylece.
0
akhenaten
(02.05.26)
Koku kısmına katılmıyorum. Pek kokmaz. Ama yoğun bir kan ve çiğ et tadı olur. Ara ara yerim am kesinlikle külbastı şeklinde. Yani lafın gelişi değil direk küllenmiş köze atıp yemeden önce külleri temizleyerek yerim.
0
ground
(02.05.26)
(6)

Taht Oyunları serisi mükemmel değil mi?

skr1292
Kitap olanından bahsediyorum. Sizce de mükemmel değil mi. Adam öyle bir dünya yaratmış ki şövalyeler kılıçlar yaratıklar büyüler kehanetler kurtlar geyikler. Abi mükemmel resmen ya. Yani kendim ufak tefek yazılar yazayım diyordum yani ufak basit hikayeler özgün olsun istiyorum ama yok illa bu seriye
Kitap olanından bahsediyorum. Sizce de mükemmel değil mi. Adam öyle bir dünya yaratmış ki şövalyeler kılıçlar yaratıklar büyüler kehanetler kurtlar geyikler. Abi mükemmel resmen ya. Yani kendim ufak tefek yazılar yazayım diyordum yani ufak basit hikayeler özgün olsun istiyorum ama yok illa bu seriye göre benzerlikler oluyor çünkü adam inanılmaz bir evren yaratmış. Kitabı okudukça insanda hikayeler yazma isteği uyanıyor.
-2
skr1292
(30.04.26)
hepsinin atasi yuzuklerin efendisi, hatta bircogunun esinlenildigi.
-2
baldur2
(01.05.26)
Bu adamlar uzaylı herhalde. Nasıl bir hayal güçleri var inanılmaz. Ben de bu hissi naruto animesinde hissettim. Nasıl bir derinlik, bir birine bağlı katmanlar. Bunlarınhayal etmek bir şey, bağları yönetmek ayrı. İyi ki dünyaya gelmişler bu insanlar.
0
panamera
(01.05.26)
Bitmeden tam yorum yapamayız bence. Zaten GRRM asla bitirmeyecek çok uzun zamandır ilgisini kaybetti çünkü.
+1
peki madem
(01.05.26)
mükemmel değil yeterince iyi diyebiliriz,

sonunu bağlamıyor, lost gibi, herşey oluyor ama son yok. o sebeple başı heyecanlı geliyor sanki sonu olacak gibi ama son yok.

sonu olmayan, bitmeyen hikaye sevmiyorum. kandırılmış gibi hissediyorum.
0
duyurukullanıcısı
(01.05.26)
Allah Brandon Sanderson'a sağlık sıhhat versin. Asoiaf ve kingkiller serilerini de o tamamlayacağı için...
0
yadigar
(01.05.26)
işin içine büyü , fizik dışı yaratıklar falan girince boka sarıyor.
hindu, moğol, iskandinav gibi birebir aynı temalar kopyalanmış.
bir de herşeyin başlangıcı da net şekilde belirtilmemiş. evren nasıl varoldu o yok.
-1
plastic_angel
(01.05.26)
(25)

Yeniden görüşmeye başlanan eski sevgili

kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
On yıla yakın birlikteliğimiz oldu. Ayrıldık. Aylar yıllar geçti. Bizi bir geleceğin beklemediği kesin. Çok değiştik yıllar içinde. O yüzden ayrıldık zaten. Diyaloğumuz yok gibiydi. İnstagramda bir iki beğeni. Ayda yılda iki kelimelik mesajlar. Son zamanlarda bildiğin muhabbete düşer olduk. Mesajlaş
On yıla yakın birlikteliğimiz oldu. Ayrıldık. Aylar yıllar geçti. Bizi bir geleceğin beklemediği kesin. Çok değiştik yıllar içinde. O yüzden ayrıldık zaten. Diyaloğumuz yok gibiydi. İnstagramda bir iki beğeni. Ayda yılda iki kelimelik mesajlar. Son zamanlarda bildiğin muhabbete düşer olduk. Mesajlaşmalar, araşmalar falan. Arkadaşça görüşüyoruz. Şu anki sevgilimin haberi var. Ses etmiyor ama görüşmemizi istemiyordur kesin. Kendimi kontrol edemiyorum. Pislikmişim gibi hissediyorum. İkimizinde hayatında birileri var şu an.

Bugün beraber tatil yapalım dedi. Romantik değil, ikimizinde eskiden görmek isteğimiz bir yere grupla gezi. Ne cevap vereceğimi bilemiyorum.
-25
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(29.04.26)
hislerinde haklısın.
+7
yenibirgüzelnick
(29.04.26)
Sevgilini aldatıyor olmak için illa eski sevgilinle sevişmen gerekmez. Sen sevgilini aldatıyorsun bu çok net.

Beraber tatil teklifine ne cevap vereceğini bilmemen de aşırı absürt. Umarım sevgilin kurtulur senden bir an önce.
+20
himmet dayi
(29.04.26)
insanı insan yapan, içgüdüleriyle değil, mantığıyla hareket etme iradesidir malum.
iradenizi devreye alın; mevcut ilişkiniz de dahil olmak üzere bu olan biteni sağlıklı bir biçimde; sanki bir arkadaşınıza akıl veriyormuşçasına değerlendirin. en doğru cevabı siz de biliyorsunuzdur.
+4
lil siztah
(29.04.26)
bu bir aldatmadır. yanlış içindesin.
+3
summerjam0306
(29.04.26)
Bu kadar ortak noktanız ve iletişiminiz varsa diğer insanları daha fazla oyalayıp üzmeyin bence, birlikte olun.
+1
ekimoloji
(29.04.26)
@lil siztah
Okadar haklısınki!!
Mantığıma göre kendisini her taraftan engellememem lazım. Sevgilim problem etmedi şu ana kadar hiçbirşeyi. Ama haksızlık ona.

Diğer taraftan, yeniden diyalog kuralı beri sanki tekrardan nefes almaya başladım. Sevgilimle ayrıldık diyelim. Ki ayrılmak istemiyorum. Yinede eski sevgilimle bizi bi gelecek beklemiyor. Benimkisi geçmişe özlem sanki.
-12
🌸kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(29.04.26)
Bu arada eski sevgilimle karşı hiçbi şekilde cinsel, tensel bir çekim hissetmiyorum. Erkek olsaydı mesela hiçbir problem kalmazdı.

Düzeltiyorum, erkek olsaydı değilde aseksüel olsaydı mesela.
-7
🌸kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(29.04.26)
ya eski sevgilinle baris ve sevgilinden ayril.
ya da eski sevgilinle iletisimini kes ve yenisiyle devam et.

cok cig bir durumun icindesin. 20 yasinda degilsen böyle dramalar yasamiyor olman lazim. dost aci söyler :P
-1
Purple life
(29.04.26)
valla böyle hem ayranım dökülmesin, hem kötü şeyler yaşanmasın diyerek siz iki kişi, karşıdaki iki kişiye çok büyük haksızlık ediyorsunuz. karma/ilahi adalet bunların hesabını sorar. bunun ama'sı, fakat'ı yok; yapmayınız.
+3
lil siztah
(29.04.26)
Görünen oki yapılacak şey iletişimi kesip acı çekmek. Birazda bana kızın, zorlayın diye açtım duyuruyu. Yapmam gereken belli. Zor ama. Zor nefes alıyorum...
-9
🌸kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(29.04.26)
yani amacın sevgilini aldatmak onun arkasından iş çevirmek değil, iyi niyetli olduğunu düşünüyorum ama bunu sürdürmenin mevcut sevgilini kıracağını düşünüyorum, o yüzden iletişimi kes bence de.
+1
Sadece soruyorum
(29.04.26)
Hocam sevgiliniz var, seviyorsunuz diye tahmin ediyorum, niye zor nefes alıyorsunuz anlamadım? Samimiyetle soruyorum.
+6
kumandanim
(29.04.26)
Hocam sen kendine yalan söylersin tamam da, bize niye yalan söylüyorsun mesela? Anlamayacağımızı mı düşünüyorsun? Sıfır cinsel çekim duyduğun biriyle iletişimi kesme ihtimaline karşın "zor nefes alıyorum", "iletişimi kesip acı çekerim" gibi şeyler söylüyorsun. Resmen deli gibi aşıksın. Bunda hiçbir olumsuz bir şey yok bu arada. Bir insana aşık olabilirsin. Ama derhal mevcut sevgilinden ayrılmalısın. Ve eski sevgilinin de şu anda sevgilisi olduğu için ondan da bir karşılık beklememen en doğrusu olur.
+6
himmet dayi
(29.04.26)
Tatile gidip sevişin
-2
Cezcez
(29.04.26)
Eski sevgili mide bulandırıcı bir şey değil mi ya. Bu kadar eksiyi hak etmişsin. Aldatmışsın bir de. Karakter nasip olur inş.
-3
arbre
(29.04.26)
Sevgilinizi tebrik ediyorum olay çıkarmadığı için ben olsam kavga ederdim çoktan
0
kestane gürgen palamut
(29.04.26)
@kumandanim ve @himmet dayi ve herkes
Şöyle anlatayım:

Kendimi yeterince ifade edemedim sanırıım.

-Hayatım da kimseyi aldatmadım.
Ne ilişkim varken başkasıyla ilişki yaşadım. Nede arkasından gizli iş çevirdim. Tüm görüşmelerimizden sevgilimin haberi var. Bunlar zaten 'seni özledimmm' türü yazışmalar değil.

-Eski sevgilimle yakaladığım kafa uyumunu yaşamım boyunca eş-arkadaş-aile kimseyle yaşamadım. Birbirimizin cümlelerini tamamlıyorduk. 10 yılda bi kez bile kavga etmedik.

-Bizi bir gelecek bek-le-mi-yor. Aile olamayız. Ben yuva kurmak istiyorum. Ve çok değişti kendisi. Tarikatçı oldu mesela. Tarikatta öyle sofu falan değil. Scientology gibi bişey. Çocuklarımın annesi olsun istemiyorum. Cinsel olarak arzulamıyorum. Ama kendisi en iyi ennn iyi arkadaşımdı. Hatamız friendzone'da kalmamaktı belkide. Daha detaylar var çok özel diye yazamıyorum.

-Biz sevgiliyken çoğu zamanımız beraber geçti. Hayatındaki boşlukların tamamına yakınını dolduruyordu.

-Eski sevgilim yapmaması gereken ciddi bir hata yaptı. İçten içe farkına vardığım bir geleceğimiz olmadığı o an kafama dank etti. Terk ettim. Kabullenmesi çok uzun sürdü.

-Eski sevgilim bugün istesem koşa koşa gelir. Benden vazgeçmediğinin farkındayım.

-Ben kendisini hayatımda istemiyorum. Geleceğimde istemiyorum. Bugünümde istemiyorum. Yıllardır bunun mücadelesini veriyorum. Arkadaşça diyalog kurabilecek kıvama geldik sanmıştım. Mevzu eski günlere özleme evriliyor.

-Eski eşyalarını, kıyafetlerini atamayan bir yapım var. Bağlanıyorum herşeye. Kolay kopamıyorum.

-Ben şu anki sevgilimi çok seviyorum. İlerideki eşim olarak görüyorum. Çok doğru bir insan benim için.

-Ben sadece unutmak istiyorum. Bana nefes aldırmayan şey, eski sevgilimle konuştuğumuz zaman, yıllardır olmadığı kadar iyi hissettiğim gerçeği. Kalbim pır pır etmiyor ama sanki hayatımdaki herşeyden on kat fazla tat alıyorum. Bu gerçek ise midemi bulandırıyor. Kendimden nefret ettiriyor. İğrenç, aşağılık bir insan gibi hissettiriyor. Bildiğimiz aşk. Doğru. Ama kendisi doğru insan de-ğil!
-3
🌸kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(29.04.26)
Kanka son mesajinida okudum. Bu aldatma. Istedigin kadar dondur. Yaptigin hem kendine hem su anki partnerine saygisizlik. Bitmis seyin hesabini yapmasanda yasini tutuyorsun. Eve kapali kalamiyorsan cik disari kafani dagit. Hobi falan edin.

Partnerinin sana ne dedigi hic onemli degil. Soylemese bile muhtemelen icine atip susuyordur.
+1
inte17
(29.04.26)
eski sevgilinizin doğru insan olmadığını ve onunla ilişki yaşamayacağınız fikirlerini siz şu an yaptığınız şeye bahane olarak kullanıyorsunuz. bence o tarikatçılık meselesi falan sizi yeterince itmemiş; diğer türlü arkadaşınız olsa bile kesip atardınız.
yani yeniden oldurma ihtimali her türlü var ve kabul edin ki şu an ex'inizle içinde olduğunuz şey, açıkça bir tür ilişki işte. ama artık anlaşılıyor ki, bu denklemin içindeki herkes duruma bir şekilde okey.. hal böyleyken üçüncü kişilere daha fazla söz düştüğünü düşünmüyorum. hayatta başarılar.
+1
lil siztah
(29.04.26)
Ahahah, arbre'ın bir cevabı ilk defa artı oylanmış :))

Size tavsiyem: Kabullenin.

Edit: arbre eksilenmiş, nazar değdirdim. :)
0
yadigar
(29.04.26)
"Eski sevgilim bugün istesem koşa koşa gelir. Benden vazgeçmediğinin farkındayım." demişsiniz.

tek taraflı vazgeçiş olmaz.
0
co2s2
(29.04.26)
Hocam zor diyorsunuz ama yapmanız gereken hatırlatan şeyleri atıp unutmak. Çok zordur haklısınızdır ama yapmanız gereken bu.
+1
kumandanim
(30.04.26)
ateşle barut yanyana durmaz diye bir deyim var. şu an tensel çekim yok ama az alkol az yanyana gelince hormonlar-feromonlar devreye girip bir delilik yaptırabilir. sosyalleşmenin farklı yollarını bulman lazım.
0
orpheus
(30.04.26)
Beni etiketlediğin için tekrar cevap yazıyorum.

Hocam masal anlatma ya. Sevgilinin haberi varmış falan... Git söyle bakalım sevgiline "Ben eski sevgilimle iletişimi keseceğim ama bu bana acı verecek, nefes alamayacağım. Birlikte tatile gidelim diye bir teklifte bulundu ve ben ne cevap vereceğimi de bilmiyorum" diye. Ondan sonra gel olan biteni anlat.

Çok affedersin de pipin kızın kukusuna girmedi diye aldatmamış olmuyorsun. Masalı kes.
0
himmet dayi
(30.04.26)
Eski ve mevcut sevgili sıkıntılı. Birisi sevgilinin olduğunu bilip yazıyor, diğeri ses çıkarmıyor, nasıl bir ilişki bu
+1
kimlanbu
(01.05.26)
(4)

negatif anlamda 'isini bilir' nasil ingilizceye cevrilir

kassiopeia
soru baslikta, bazen kullaniriz ya, x isini bilir gibi ama negatif anlamda, rusvet almak gibi degil de mesela kendini cikarlari icin oldugundan farkli gorunmek/davranmak, nabza gore serbet vermek anlaminda, bunu nasil ingilizceye ceviririz?
soru baslikta, bazen kullaniriz ya, x isini bilir gibi ama negatif anlamda, rusvet almak gibi degil de mesela kendini cikarlari icin oldugundan farkli gorunmek/davranmak, nabza gore serbet vermek anlaminda, bunu nasil ingilizceye ceviririz?
0
kassiopeia
(29.04.26)
"he knows what he is doing" icerige gore olabilir.

cakallik/kurnazlik anlaminda "he is a smart-arse"
+1
baldur2
(29.04.26)
Streetwise sifat olarak
+1
floydian
(29.04.26)
- He/She knows how to play the game.
- He/She knows which way the wind is blowing.
+4
himmet dayi
(29.04.26)
"Shrewd" diye bir sözcük var, sanırım ihtiyacınızı karşılar. @Himmet dayi'nın "game" örneği de doğru.
0
yadigar
(29.04.26)
(6)

Devletin, milletin iradesi dışında hareket etmesini nasıl okuyorsunuz ?

izmirduyuru
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altı
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altında kararlar alarak kendi kendini yönettiği bir idare biçimidir. (Yanlış biliyorsam düzeltiniz.)

Halkın özellikle zehirli madenciliğe %80, %90 oranında karşı olduğu bu uygulamaları Meclis kimin adına alıyor ve yürürlüğe koyabiliyor? küçük bir ihale değil ki bir kaç kişi faydalanacak olsun, bütün memlekette maden ihaleleri daha önce hiç görülmediği kadar veriliyor, Bu konu bir noktadan sonra ülkenin üzerinde kapkara bir buluta dönüşüyor. Bu kararı kim veriyor? Vatandaşın razı gelmediği şeyi vekil nasıl onaylıyor?

Evet, bu konu ile alakalı yorumlarınızı duymak isterim

x.com
0
izmirduyuru
(29.04.26)
kapitalizm. kapitalizm. kapitalizm.

bu tür soruların cevabı asla değişmeyecek. bazen bana da "sus amk takmışsın bi kapitalizm" diyorlar ama bokun içinde yüzüyorsak ve herkes sürekli bok kokusundan şikayetçiyse önce bu bok meselesini çözmeden, her şeyi ona bağlamadan nasıl ilerlenir yani bilmiyorum.

atatürk'ün yaptığı devrim çok kıymetliydi ama tamamına varmadı. kapitalizmin ve sağcıların kaçınılmaz sonucu olarak ülke kısa sürede tekrar toprak sahiplerinin, işletmecilerin eline düşüp onların elinde şekillendi. siyaset de tabii ki buna göre dizayn edildi.

2026 türkiyesinde "hepsi aynı hemşehrim" diyerek akp'nin verdiği zararı küçümsemek veya mevcut düzeni meşrulaştırmak istemiyorum ama uzun vadede çalışma prensipleri akp de gelse chp de gelse gerçekten değişmiyor: kapitali elinde tutan, imkânlarını garibanı ezmek için kullanıyor. birinin daha "cömert" ezmesi uzun vadeli gidişatı veya temel prensipleri değiştirmez.

ülkenin her bir yanının zengin şirketlere peşkeş çekilmesi, ülkenin polisinin sadece MAAŞ ALAMADIĞI için sesini çıkaran madenciyi veya öğrencileri coplaması vs. hep aynı hastalığın semptomları.

kısacası bunların hepsi kan emici liberallerin palavrası. bizi başka bir dünya olmadığına, içinde yaşadığımızın en özgür ve ilerici ve adaletli olduğuna inandırdılar. geldiğimiz noktada ise süper güç çocuklara tecavüz edip milyonlarca insanı bombalarken kendi vatandaşı insülin alamadığı için ölüyor, hemen her yerde bir avuç zengin koca ülkeleri kendisi için çalıştırıyor. onların yere düşse almayacakları para için biz ömür veriyoruz, 40-45 yaşında başımızı sokacağımız evimiz varsa şanslı sayılıyoruz.

sosyalizm insanlara saçma, ütopik geliyor ama milyonlarca insanın geceli gündüzlü çalışıp ay sonunu getirememesi veya jeff bezos sıçmaya özel yatıyla giderken amazon çalışanlarının tuvalete bile gidemeyip şişelere işemek zorunda kalması "normal" sayılıyor.

kısacası devletin milletin iradesi dışında hareket etmesini çok "normal" okuyorum. plan tam olarak istendiği ve dizayn edildiği şekilde çalışıyor. insanlar o politik değil, bu politik değil vs. demeye devam ettiği; emeğiyle, alın teriyle kazandığı para için patrona müteşekkir olduğu sürece de hiçbir şey değişmez zaten.
0
der meister
(29.04.26)
Çok karmaşıklaştırmaya gerek yok aslında. Millet oy veriyor. Teoride kendini en iyi temsil edene veriyor. Eğer milletin %90'ının karşı olduğu bir icraat yaparsa bir dahaki seçimde karşı olanlar oy vermez. Aslında bu kadar basit. Seçilen bir vekil ya da parti bir sonraki seçimde tekrar seçilebileceği bir politikas güder. "Millet ne istiyorsa o" diye motamot bir politika olması mümkün değil. O zaman her kararı referanduma götürmek gerekir.
+1
himmet dayi
(29.04.26)
Amerika'da zamanında bir araştırma yapılmıştı. Hangi parti başta olursa olsun, zenginlerin hemen hemen tüm istekleri yasalaşırken, halkın taleplerinin çok kısıtlı bir kısmı yerine geliyordu.

Bu tüm demokrasilerde böyle. Sebebi de gelip gelip insanın açgözlülüğüne, makam, güç ve para arzusuna dayanıyor.

Eğitim şart. Bir toplum birey bazında manevi disiplinini ne kadar yüksek tutabilirse insanlıkla ilgili konularda o kadar ilerleyebilir. İş dönüp dolaşıp bireysel karakter kalitesine dayanıyor. Ben, toplum olarak hali hazırda helak olduğumuzu ama bunun henüz farkında olmadığımızı düşünüyorum.
+2
yadigar
(29.04.26)
bugünlerde 1940'ların meclis tutanaklarını okuyorum. meclis'in çatısının yapılması tartışılırken, bir vekil kalkıp, "fazla para harcatmam! ayağında çarığı olmayan köylünün ineğini satarak ödediği verginin hesabını veremeyiz!" diye bağırıyor; diğer vekiller de bunu destekliyor. şimdi olanı, bunun tam tersi gibi düşünün işte..
+2
lil siztah
(29.04.26)
şu anki iktidar, refah partisinden ayrılırken milli görüş gömleğini çıkarıyoruz dediler. patronlarla görüştüler, patronların şüpheleri vardı giderildi, arada patronlara çatsalarda her daim sermaye ne derse onu yaptılar. sermayenin maşası oldular, cepleri doldu. halkın milletin iradesini geç kendi savundukları her şeyi gömlek gibi çıkarıp değiştirebileceklerini düşünen zihin yapısı halkını ve milletini düşünmez. demirel o zaman bu dönemin devamı olan özal hükümetine "borçlanarak yol yapmayın, yap-işlet-devret ile yabancılara yaptırmayın" demişti. demirel bile bence devletçi olmamasına rağmen bu grubu bunu söylemiştir. aklı çalışan insanlar doğruyu görür cebini ve koltuğunu sevenler parayı görür. ülkenin milletin çıkarı falan düşünülmez.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
Videodaki şahıs (belki kendince) erken seçim çalışmalarını, doğa böcek çicek diyerek madencilik sahaları hususunda başlatmış .
Videonun sonunda da erken seçimden bahsediyor. Parti derdi olmayan veya tercih konusunda kararsız kalmış , doğayı seven seçmen grubunu konsolide etme çabasını görüyorum.

Bu hususta ne kadar samimi bilmiyorum ama özellikle uluslararası alanda nadir toprak elementleri hususunda azami bir yarış oldukça belirgin bir hal almışken bu gibi sosyal medyadaki paylaşımlar, ancak konunun temelinden habersiz kitleyi manüple eder.

Devletler toplumların beklentisi dışında evet hareket edebiliyor.
Genel manada statü farklılığı (yöneten ve yönetilen gibi) aradaki bilgi, tecrübe farklılığını da gösterir.
Ayda bir alınan maaşla kendi hayatına bakan çoğu kişi, devlet bazında uzun süreli kalkınma planlarının, diğer uluslararası projelerinin mahiyetini veya getirisini anlamayabilir.

Şartlarına riayet edildiğinde ise maden çıkarma işlemleri çevreye neden zarar versin?
Yazılacak çok şey var ama Türkiye'de altın çıkarma konusunda özellikle bir araştırma yapmak isteyen Türkiye'de Alman vakıfları ve Bergama Dosyası kitabına da kesinlikle göz atmalıdır.
(Kendim okuyalı 20 yıl kadar olmuştur)

Doğa , hayvan , kadın hakları , maden çıkarma ve diğer insanı ve insan bedenini de ilgilendiren projeler büyütülüp sıradışı tartışma konusu olduğunda arkaplanda olanları asla es geçmemek lazım.
-3
diyecevaplandı
(29.04.26)
(4)

TIP da yeni nesil herkesin alabileceği ağrı kesiciler geliştirilmedi mi?

trablon
arveles den sonrası yok sanırım.kafa yapmayan ama ağrıyı kesen güçlü ağrı kesici yok mu reçetesiz alabileceğimiz?mesela kanser ağrısı için?
arveles den sonrası yok sanırım.kafa yapmayan ama ağrıyı kesen güçlü ağrı kesici yok mu reçetesiz alabileceğimiz?mesela kanser ağrısı için?
-1
trablon
(29.04.26)
Reçetesiz alamazsın. Contramal var. Kanser için opioidler kullanılıyor. Morfin gibi.
-6
arbre
(29.04.26)
Aspirin
-2
artıküyeolmakistiyorum
(29.04.26)
Ağrısına, ağrıyan yere, ağrının sebebine göre değişiyor. Kişiye göre de değişiyor.

Mesela ibuprofen (advil vs.) bugüne kadar benim hiçbir ağrı/ateş vb. şikayetimi geçirmedi. Baş ağrımı profen grupları (flurbiprofen/majezik, deksketoptofen/arveles, vb.) geçirmezken, milletin nane şekeri muamelesi yaptığı parasetamolden (parol, minoset, calpol vb.) 1000mg alınca geçiyor.

Diş ağrımı genelde diklofenak (dolorex, voltaren, dikloron vb.) geçiriyor.

Yani doğru hastalık ve doğru kişi için doğru ilacı bulmak gerekiyor. Kanser ağrıları, trigeminal nevralji gibi korkunç seviyedeki belalara reçetesiz nsaiileri bırakın, opioid içerenlerin bir kısmı dahi derman olamayabiliyor maalesef. Hekimler siz ısrar etmeseniz reçete etmeyebiliyor. Israr edeceksiniz...

Bazı ilaçlar 2-3 etken madde içeriyor. O tarz kombinasyonlar denenebilir. Migrenim için Avmigran'ı (Parasetamol + Kafein + Ergotamin + Mekloksamin) ekstra 500 mg parasetamolle (parol) alıyorum mesela. Yahut bel ağrılarımda etna combo (nimesulid+tiyokolşikosid) yani ağrı kesici+kas gevşeten ağrı kesici alıyorum. Arkadaşın baş ağrısını sadece majezik duo (flurbiprofen+tiyokolşikosid) geçiriyor.

Özetle, hekim yardımıyla sizde işe yarayanı bulacaksınız.
0
yadigar
(29.04.26)
Batı tıbbına (endüstrisine) göre kesintisiz gelir kazanç için ağrıların rahatsızlıkların tamamen geçmemesi lazımdır.
Kredi olayları da öyle.
öldürmeyecek ama borçla borcu kapamaya giden bir süreçte süründürecek kadar borçlandırır.
Biraz dahi olsun nefes almak hayatın devamı için yeterlidir onlar için.
-3
diyecevaplandı
(29.04.26)
(15)

Allah aşkına ustalıkla yazılmış akıcı kitap önerisi

gadlemler
Çok okuyasım var, 20 yıl önce sıkı okuyucuydum. Çok paslandım ve odak problemim var. akıcı, depresif olmayan tercihen eğlenceli ama şart değil (depresif olmasın yeter), elimden düşüremeyeceğim, onlarca karakter barındırmayan ve okuma hazzı veren bir kitap öneriniz var mı? Yerli yabancı klasikler uza
Çok okuyasım var, 20 yıl önce sıkı okuyucuydum. Çok paslandım ve odak problemim var. akıcı, depresif olmayan tercihen eğlenceli ama şart değil (depresif olmasın yeter), elimden düşüremeyeceğim, onlarca karakter barındırmayan ve okuma hazzı veren bir kitap öneriniz var mı? Yerli yabancı klasikler uzak dursun. :)

Hani öyle olsun ki, sıkıntılarla dolu hayatımda gündüz aklım kitapta kalsın, eve koşayım okumak için. Tercihim yerli, yabancı da olabilir.

Dün Yusuf Atılgan-Anayurt Oteli'nin son 40 sayfasına gelip bıraktım yanlış tercih yapmışım. Bugün de bir çırpıda ayşe Kulin 4 gün 3 geceyi okudum. Hiç zorlanmadan çerez gibi gitti aradığım okuma hazzı buydu öte yandan sığ geldi kitap, bu ayrı konu.

Acaba fi çi pi 3'lemesini mi okusam diyorum arkadaşım önermişti, dizisini de hiç izlemedim konuyu da tam bilmiyorum.
+1
gadlemler
(24.04.26)
Bir Apaçi Masalı

15 yaşında evden kaçıp oradan oraya sürüklenen, sevdiği kız için bir haftalığına İngiltereye gidip 9 sene orada kaçak yaşayan adamın hikayesi. Bir otobiyografi.

Zamanında İnci Sözlükte yazmıştı sonra kitaplaştırıldı.
-4
yurtsuz john
(24.04.26)
İhsan Oktay Anar veya Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın herhangi bir romanı olur.
+3
tadartatmaztadantatar
(24.04.26)
Başucumda müzik
Dublörün Dilemması
Korkma ben varım

Çok oldu bunları okuyalı ama çok akıp gittiğini hatırlıyorum tabii okudugum zamanlar ne yapay zeka vardı ne reels. Odak problemim yoktu.
+2
egerbiryolcu
(24.04.26)
Ayşe Kulin - Kanadı Kırık Kuşlar’ı seveceğinizi düşünüyorum.
Bir de Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın romanı diğer romanlarına kıyasla epey akıcı ve dili sade.
+1
ekimoloji
(24.04.26)
Adam fawer - empathy kesinlikle
+2
etna
(24.04.26)
simyacı
+1
thawne
(24.04.26)
Sherlock Holmes, polisiye seviyorsanız 2 sayfada çözülen olaylar ile hem merakı besliyor; çözüme hızlıca varıyor, hem akıcı... Ben de aynı sebepten başladım 2 günde 3 kitap bitirdim.
+3
strawberry first
(24.04.26)
john fante kitapları senin için en uygunu.
+1
xu
(24.04.26)
haruki murakami kitapları da olur
+1
Sadece soruyorum
(24.04.26)
Alper Canıgüz
+1
fildirfildir
(24.04.26)
severek ve tek nefeste okuduğum, okuma alışkanlığını yitirenlere tavsiye edeceğim kitaplar:
günler aylar yıllar
gün olur asra bedel
körlük
don quiojote - roza hakmen çeviri, iki cilt
robinson cruose
frankeistein
suç ve ceza
amak'ı hayal
sürgün - refik halid

yerli - yabancı klasiklerden uzak durun demişsin gerçi ama yine de yazmak istedim bunları.
0
biseysorcaktim
(24.04.26)
Kuran
0
mantık
(24.04.26)
eger biraz fantastik, cyborg falan seviyorsaniz "murderbot günlükleri - martha wells".

richard osman, perşembe cinayet kulübü serisi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.04.26)
Ulysses - James Joyce
Tutunamayanlar - Oğuz Atay
Kayıp Zamanın İzinde -Marcel Proust
Sefiller - Victor Hugo
Savaş ve Barış - Tolstoy
-2
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(25.04.26)
Umut Sarıkaya’nın “Benim de söyleyeceklerim var” serisi (4 cilt) hem kendini okutturuyor hem de eğlenceli.

Harry Potter kitapları da sürükleyici kitaplar.
+1
yadigar
(25.04.26)
(8)

Insanlara yaptığı yanlışları söylüyor musunuz?

pembediken
Samimi olduğunuz, az tanıdığınız ya da hiç tanımadığınız insanlara. Yanlış herkes tarafından yanlış bulunan mesela başkalarını rahatsız eden bir şey yaptı.
Samimi olduğunuz, az tanıdığınız ya da hiç tanımadığınız insanlara. Yanlış herkes tarafından yanlış bulunan mesela başkalarını rahatsız eden bir şey yaptı.
0
pembediken
(23.04.26)
Hayir. Haddim degil gibi geliyor.
-2
Purple life
(23.04.26)
cok samimiysem soylerim, soyledigim oldu.
+2
cooperr
(23.04.26)
Yanlışı bana ise söylerim genelde ya o zaman ya da zamanı gelince. Yanlışı başkasına yapmışsa da genelde kendimi tutamayıp o an diyorum ama samimiyet derecesine göre söylemediğim/ ya da sonradan söylediğim de oluyor.
0
Amaranta ursula
(23.04.26)
Gelişime açık ve nasihat götürür bir insansa, samimiyet derecem fark etmeksizin söylüyorum. Nasihat götürmez biriyse, en yakınımsa bile söylemiyorum. Davranışsal değil de bilgisel bir hataysa, bir kez mutlaka doğrusunu belirtirim. Yabancıya bile… Örneğin “o düğme o işe değil şu işe yarıyor” demek…
0
yadigar
(23.04.26)
Yakınlarıma direkt söylerim.
Yakın olmadıklarıma sorarlarsa söylerim.
0
mutekebbir
(23.04.26)
İş ortamında "Senin cehaletin benim hayatımı etkiliyor" gibi bir durum yoksa söylemiyorum. Varsa yeri geldiğinde bu konuyu da içeren bir şeyden bahsediyorsa o sırada söylüyorum. Eğer dikkate almazsa ve benim hayatımı etkileyecek konu devreye girerse bu olayla alakalı kendisiyle konuştuğumu da söylerim ilgilisine. İş arkadaşlarıyla ilişki tuhaf olabiliyor, çoğu zaman yakın çevremdeki insanların bana yapmadığı şeyler için nazını çekmemi bekleyen 1-2 tip oluyor, olmaz. Kendim yanlış olduğunu bildiğim için yapmadığım şeyi başkası bile isteye yaparsa onun adına bunun sonucuna ben katlanamam.

Yakın çevremde söylerim, birbirimize böyle şeyleri söyleriz, hep böyleydi. Kimi sorun eder, her ilişki farklı.
0
akhenaten
(23.04.26)
öncelikle yanlışın türüne bağlı.
iş hayatında, profesyonel çalışmaları etkileyecek bişeyse, genel müdürden amelesine mevki ayırmadan doğru bildiğimi söylerim; hiç affetmem.
toplumsal etki yaratan bir yanlışı, sokaktan geçen adam dahi olsa direkt söyler ve üstelerim (kardeşim bu sebeple bir gün çok kötü dayak yiyeceğimi söylüyor).
ancak arkadaş arasında olan konularda, sevip-sevildiğim ve benim fikirlerime değer verdiğini bildiğim bir insansa ve çok gerekiyorsa söylerim; diğer türlü pek karışmam.
+1
lil siztah
(23.04.26)
eskiden söylüyordum artık söylemiyorum alınıyolar sonra ben kendimi çok kötü bir insanmışım gibi hissediyorum
0
Sadece soruyorum
(24.04.26)
(13)

evli çiftler kaç tane yemek takımınız var?

yenibirgüzelnick
1-kaç yemek takımınız var?2-kahvaltı takımı diye ayrıca bir takımınız var mı?3-hatta şu sunum takımı dediğimiz kocaman tabaklı takımlardan var mı?
1-kaç yemek takımınız var?
2-kahvaltı takımı diye ayrıca bir takımınız var mı?
3-hatta şu sunum takımı dediğimiz kocaman tabaklı takımlardan var mı?
0
yenibirgüzelnick
(22.04.26)
bir tane beyaz sade 12 kişilik, bir tane renkli desenli 6 kişilik var. bir de kahvaltı takımı var, onun tabaklarını da bazen yemekte kullanıyorum
-1
dfn4
(22.04.26)
1 tane var. onu da ikea 365 serisinde almistim, duz beyaz porselen. ihtiyacim olan bir sey oldugunda gidip hop diye ekleme yapiyorum. mesela kayik servis tabaklari ekledim. 3 farkli boy, 4'er tane. Baktik gelen giden cok oluyor, meze koyacak tabak yok gidip aldik. Sonra 4 boy kase aldik. Buyuk salata kasesi, orta boy salata kasesi (tek kisilik kase), buyuk boy corba kasesi ve normal corba kasesi.

Ben tek takim kullanmayi seviyorum. Misafir catal-bicak setim de yok mesela. Kirildiginda ekleme yapabiliyorum, istersem 1-2 desenli alip ekleme yapiyorum. Duz beyaz oldugu icin her sekilde gidiyor. Bir de ikea oldugu icin her daim var.
+1
65 derece
(22.04.26)
12 kişilik 1 tane tam takim misafir için büfe de yatıyor.
6 kişilik 2 tane de mutfakta ruh haline göre kullanilan gündelik takim.
0
sinematikcrop
(22.04.26)
Takim olarak 0 :)
Toplama her sey. Ben böyle daha cok seviyorum. 40 yas üstü falan oldam takim alirdim ama. Bir de bizim öyle misafir agirlama imkanimiz yok.
-3
Purple life
(22.04.26)
1- günlük tabaklarım var çok fazla değil. bir tane de misafir yemek takımımız var ama onları da günlükte kullanıyoruz.
2- kahvaltı takımımız yok
3- sunum takımı, supla vs yok. birkaç tane amerikan servis annem yapmıştı örgü şeklinde, benim de özenip aldıklarım var ama hiç kullanamadık.
+1
Hallegadola
(22.04.26)
1 tane 12 kişilik misafirlik yemek takımım var onu sadece misafir gelince kullanıyoruz, genelde konsolun içinde öyle duruyo. 3,5 yıllık evliyim, bu süreçte kırılan parçalar oldu takım bozuldu yani.

günlük kullandığım 6 kişilik beyaz düz tabaklarım var ama onun da bir kısmı kırıldı birkaç tanesi komşuya gidip geri gelmedi :) takım bozuldu yine.

yine günlük kullandığım 8 kişilk de kahvaltı tabaklarım var pasta tabağı boyutunda, o takımın küçük tabakları da var reçel filan koymak için ama o küçük tabaklara ne bulsak koyuyoruz akşam yemeğinde turşu filan. tabi ki bunun da bazı parçaları kırılmak sureti ile takım bozuldu.
+1
Sadece soruyorum
(22.04.26)
1- 1 takim var 12 kisilik, gunluk pek kullanmiyoruz. 1 de toplama gunluk kullandiklarimiz var, cesitli.
2- hayir
3- hayir
0
lemmiwinks
(22.04.26)
1 adet 12 kişilik takım var ama misafir için konsolda duruyor. sadece misafire çıkarıyorum.
1 adet 6 kişilik gündelik kullanmaya aldığım takım var. takımlığı da pek kalmadı kırıla kırıla.
haricinde annemden çarptığım kırılanların yerine koyduğum tabak çanaklar var.
2şer adet 12 kişilik çatal bıçak setim var. eşimin ailesi kalabalık olduğu için hepsi geldiğinde ya da kirlendiğinde 12 kişilik yetmiyor. çatal bıçak çok kirliye gittiği için de iyi oluyor açıkçası.
kahvaltı takımı yok ekstradan. bence gereksiz. o mini mini kahvaltılıklar kullanılmıyor bile.
sunum takımı da yok.
+1
rayde
(22.04.26)
12 Kişilik 2 full tam takım çorbalık servislik dahil. en az 20 tane borcam en az 10 tane ayrı servis tabağı.
günlükte 1 takım 12 kişilik var, evde sanırım 100 tane çay bardağı vardır.
2 tane kahvaltı takımı var bunlardan ayrı olarak biri günlük kullanılmıyor diğeri misafirlik.
bunlar annenin senelerdir topladığı hediye gelen vefat eden büyüklerden falan kalanlarla oluştu. ama en son çok beğendiği bi 12li çay bardağı seti aldık yinedeee..
çok almamak lazım ilk evlenildiğinde sürekli modeller değişiyor insan sıkılıyor alıyorsuni hediye geliyor vs vs
0
eja
(22.04.26)
Misafirden misafire çıkan 12 kişilik konsolda yatıyor.
1 tane 6 kişilik günlük set
1 tane 6 kişilik kahvaltı takımı
Takımı kendi yaptığım outlet setim var bir de gündelik takım gibi
0
cilekli pasta
(22.04.26)
evde tek takim set var.
onu da hem kendimize hem de misafire kullaniyoruz.
bizim en gereksiz geleneklerimizden biri oldugunu dusunuyorum misafire ayri set falan, gereksiz masraf ve yuk.
0
cooperr
(22.04.26)
Misafir için tek bir 12’lik set var a’dan z’ye her şeyiyle…
Evde de günlük tabaklarımız var. Mesela 20 civarı servis tabağı. Bir o kadar yemek tabağı. (Kırıla kırıla azalıyorlar) Yine günlük kaseler, meyve tabakları vs…
Kahvaltı için bazı takımlarımız var ama özel şeyler değiller. Düz beyaz ve boy boy. Bazısı gondol gibi, bazısı kare, bazısı salata tabağı gibi farklı boylarda beyaz şeyler.
Sunum tabakları da bol maalesef.

İlginç olan, senede bir-iki misafir almamız…
0
yadigar
(23.04.26)
misafir biz neyle yersek ondan yer. tek takım, kırılmışları düşersen %75 takım falandır.
0
robokot
(23.04.26)
(8)

Bi dunya seker yedim

dedim dedim de kime dedim
Stressli bir haftaydi koli koli cikolata halley falan ne bulduysam yedimsimdi canim full tatli cekiyor yerimde duramiyomNe yapayim? Ki agzim bogazim dursun?
Stressli bir haftaydi koli koli cikolata halley falan ne bulduysam yedim

simdi canim full tatli cekiyor yerimde duramiyom

Ne yapayim? Ki agzim bogazim dursun?
0
dedim dedim de kime dedim
(19.04.26)
Yoğurt ye
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.04.26)
fitness model değilsen bıkana kadar ye
0
yurtsuz john
(19.04.26)
Geçmiş olsun, zaman zaman kendisini kusacak seviyeye gelene kadar tatlı yemeye zorlayan biri olarak zor bir süreçten geçtiğinizi tahmin ediyorum.
Bu çok anlık bir şey birden zihin olarak kendimizi durduruyoruz ve normale dönüyoruz.
Benim terapiye verecek param olmadığı için kendi kendine çözülmesini bekledim.
Bir noktada çözülecek bir yerde artık duracaksınız şimdi size gelebilecek önerilere bir anda uyabilecek iradeniz olsa zaten bunları yaşamazdınız diye düşünüyorum.
0
mutekebbir
(19.04.26)
Sakız çiğne. Yürüyüş yap. Araba kullan. Oyun oyna.

Spor yap.
0
gabe h coud
(19.04.26)
Bugün,

1 tüp çikolata
1 coco star
1 tane algida classics dondurma yedim.

Vicdan azabı çekiyordum sizin yazdığınızı görene kadar.

Yoğurt ye +1
0
anaphylacticshock
(19.04.26)
regular show tecrübelerime dayanarak tam buğday çöreği yemelisiniz :)
0
Rondak
(19.04.26)
yadigar
(19.04.26)
et yumurta yoğurt peynir hangisini seviyorsanız bunları yiyin. eritritol ya da stevia tozu özütü ya da monk fruit (adının bu şekilde yazıldığından emin değilim) sipariş edin şeker yerine bundan koyacağınız sağlıklı tatlılar yapın.
0
iwillsee
(19.04.26)
(15)

Tanrı neden bazı insanları çirkin, bazılarını güzel yarattı? ...

genki
Arkadaşlar dünyevi ölçülere göre güzellik ve çirkinlik tarihi ve kavramı her zaman var oldu.Peki bir insan çirkin ise yakışıklı değilse estetik ameliyatı olmak isteyecek ve galiba bu da dinen caiz değil. Çok kıskanıyorum yakışıklı ve karizmatik erkekleri istedikleri kadinla aşk yaşayabiliyorlar.
Arkadaşlar dünyevi ölçülere göre güzellik ve çirkinlik tarihi ve kavramı her zaman var oldu.
Peki bir insan çirkin ise yakışıklı değilse estetik ameliyatı olmak isteyecek ve galiba bu da dinen caiz değil.
Çok kıskanıyorum yakışıklı ve karizmatik erkekleri istedikleri kadinla aşk yaşayabiliyorlar.
0
genki
(19.04.26)
Doğru yolu bulmana az kalmış, az daha kafanı çalıştırırsan anlayacaksın
+9
artıküyeolmakistiyorum
(19.04.26)
Allah insanları yarattığı zaman güzel-çirkin normları henüz oturmamıştı o işi insanlara bıraktı dönem dönem bugünkü çirkin insanlar güzel kabul edildi dönem dönem de tam tersi oldu, tanrının bi kabahati yok bu konuda o her tipten insan yaratmış, onun güzel olup olmadığına karar veren sensin, kendi seçimlerinden dolayı tanrıyı suçlayamazsın. Misal bıyıklı ve dombili İran prensesi uğruna onlarca kişi ölmüş zamanında, öyle düşün.
-2
kizil karga
(19.04.26)
Güzelliğiyle sınamak için...
İstese herkesi milyarder de yaratabilirdi. Zengin parasını dağıtabiliyor mu? İşte zenginin sınavı da bu.
Bizim fırsat olarak gördüğümüz aslında büyük bi sınav.
Güzel kadın acaba güzelliğini suistimal edip zenhin erkek avcısı mı olacak.
Ya da yakışıklı herif nice kadınların aklını başından mı alacak?
Güzellik ve zenginlik fırsattır. Kötü kullanırsan beladır.
-5
halk
(19.04.26)
"Ki biz şüphesiz insanı en güzel bir biçimde yarattık." tin suresi 4cü ayet
herkesi güzel yarattığını iddia ediyor.
+2
my fault
(19.04.26)
İncel teorilerini reddeden karşı bir tez çıkmadı henüz
0
Hallegadola
(19.04.26)
or...
-1
dedim dedim de kime dedim
(19.04.26)
bir de şöyle düşün. yakışıklı insanlar zinaya daha kolay ulaşıyor. onlar daha kolay günah işliyor. belki yakışıklı adam cehennemde ateşler içinde yanarken "allah'ım keşke beni de çirkin yaratsaydın" diyecek.

çirkin ve fakir bir insan olarak sınavın çok kolay. ibadetlerini yap geç. zaten çok günah işleme imkanın yok.
-2
nickini degistiren yazar
(19.04.26)
Jsjsjs nickini degistiren yazar +1000
Misal tiger woods abi gelse dese "sen sanslisin gene, ya benim gibi yakışıklı, başarılı ve zengin bir sporcu olsan ve seni gören her kadın yatmak istese ne yapacaktin? Yat kalk dua et, cennette yerin hazir. Benimkisi belirsiz, allaha şükür etmek lazım" misal yani. Ya da brad pitt misal "sen benim bu kadar kadinla yatmaktan mutlu olduğumu mu saniyorsun, keşke senin gibi fakir ve çirkin olsam" falan dese.

Neyse, eğer bir tanrının sizi yarattığına inanıyorsanız başkalarına biraz daha "iyi" davranmış oluyor.
Inanmiyorsaniz da tabiki şans, genetik vs.
+4
logisticsmanager
(19.04.26)
gen aktarımı ve beslenmeyle alakalı dış görünüş
ataları sorgulamak daha mantıklı üremeyebilirlerdi
gerisi bizim tanımlayamadığım irade kaza kader imtihan çerçevesinde; çirkinlik güzellik zenginlik fakirlik pek çok şey sonradan da olabilir doğuştan da

estetik ameliyat bir yere kadar kurtarır sağlığını etkilemeyecekse yaptırsın
burnu kırılıp yamuk kalan da estetik oluyor sağlıklı nefes alan çok az eğri olan da
0
mantık
(19.04.26)
yakışıklı iyi eğitimli ve karizmatik üstelik çok da zengin erkek birey bir arkadaşım var aynen sbu senin söylediklerini söylüyor gerçekten çok enteresan. öncelikle bu düşüncelerden kurtulmanız gerekiyor. erkekseniz ne kadar çirkin olursanız olun body building ile tip skorunuzu hatrı sayılır derecede artırmakla kalmaz mentali de düzeltirsiniz. diş tedavisi vs gibi şeyler de yaptırın. yapay zeka ve internet yardımıyla vücut tipi ve cilt tonunuzu tahlil edip buna uygun dar/bol tarz ya da renkleri tespit edin giyimde herkese her renk gitmiyor. son olarak kadınlara düşmanlık beslemeyin. kadınalra yaklaşırken sırf onların tipine bakmayın. kadınlarla bir şeyler konuşmaya ve paylaşmaya çalışın. mutlu ilişkisi olan erkekler kadının tipine takılıp kalmaktan ziyade kadınalrla hayatı paylaşıp deneyim yaşayanlardır.
+3
iwillsee
(19.04.26)
Tanrı varsa ve o yarattıysa, teker teker güzel çirkin diye ayırdığını sanmıyorum güzel kardeşim ya.

Bir evrim mekanizması yaratmış, farklı kombinasyonlarda çoğalıyor canlılar işte diyebiliriz en fazla.

Güzellik, çirkinlik, iri yapılılık, zayıflık vs... gibi özellikler o canlıların bulunduğu ortama, zekasına göre değişir neyin baskın olacağı, neyin seçileceği.

Yani güzel çirkin diyorsun da neye göre kime göre hangi zamana göre hangi ortama göre hangi kültüre göre...
0
ananiyimioguz
(19.04.26)
Güzellik, bakanın gözünde oluyor. Seneleeeer evvel, lise öğrencisiyken bir fuarda stant görevlisiydim. Bir çift geldi standımıza. Gidince arkalarından ben “bu zeki adamın bu aptal kızla işi ne?” derken, yanımdaki görevli kız “bu güzel kızın bu çirkin adamla işi ne?” diyordu…

Yılmaz Güney’e boşuna “çirkin kral” demediler. Hülya Avşar gençken İbo hayranıymış. Ben İbrahim Tatlıses’in Hülya Avşar’ı tavlamasını hep İbo’nun başarısı sanardım. Meğer Hülya uçuyormuş “İbo’yu götürdüm” diye…

Yani mevzu “çirkin” yahut yakışıklı olmakta değil. Özgüven meselesi… Biraz tarz, biraz bakım, biraz gayret ile siz de arzulanan kişi olabilirsiniz…

Ayrıca, karşı cinste arzulanan şeyler de yıldan yıla, dönemden döneme, asırdan asıra değişiklik gösteriyor. Gerek fiziksel, gerek fiziki olmayan özellikler…

Olayın tanrısal boyutuyla alakalı olarak ben de her insanın en güzel surette yaratıldığını, insanın kendisini zamanla çirkinleştirdiğini (fiziksel anlamda değil) düşünenlerdenim. Allah her insana, geliştirip faydalanabileceği farklı istidatlar yüklemiş. İnsanın kendindeki cevheri bulup, işleyip parlatması lazım…
0
yadigar
(20.04.26)
ananiyimioguz
(20.04.26)
Aslında Türkiye' de boy, yakışıklılıktan daha önemli. Boyun kısa değilse çok dert etme bence.

Tanrı neden bazi insanları kısa bazılarını uzun yarattı diye sormak daha mantıklı bu durumda.
0
trixi
(20.04.26)
Hayır sen bi homo erectus homo sapiens veya kızıl derili tipi gördün mü onlar ürediyse sen de ürersin rahat ol.

Ayrıca Allahın güzellik çirkinlik adaletini sorgulamadan önce gencecik çocuklar neden acı çekerek ölüyor, neden otistik, spastik, sakat, yapışık, eksik organlı, eksik/fazla uzuvlu doğuyor sanki önce sırada onlar olmalı.
+2
ananiyimioguz
(20.04.26)
(5)

Eğlenceli kitap önerisi

egerbiryolcu
Aklınıza ne gelirse, size çok keyif veren hangi kitap var? Karikatür BulmacaHobiSanatTür, konu, içerik hiç fark etmiyor.*Özellikle toplu taşımada vakit geçirmelik bir şeyler bulmak için sormak istedim.
Aklınıza ne gelirse, size çok keyif veren hangi kitap var?
Karikatür
Bulmaca
Hobi
Sanat
Tür, konu, içerik hiç fark etmiyor.


*Özellikle toplu taşımada vakit geçirmelik bir şeyler bulmak için sormak istedim.
+1
egerbiryolcu
(18.04.26)
Cervantes’in Don Quijote’si (Roza Hakmen Çevirisi) acayip eğlendirmişti beni. Sanço Panza’nın canından bezmiş pasif agresif tepkileri muazzam…

Umut Sarıkaya’nın düz yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşan “Benim de söyleyeceklerim var” serisi de (şimdilik dört kitap) oldukça eğlenceli…
0
yadigar
(19.04.26)
Aziz Nesin öyküleri.
0
ekimoloji
(20.04.26)
benim comfort book serim Harry Potter ve Calikusu.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.04.26)
Ailem ve Öteki Hayvanlar
Kuşlar, Hayvanlar ve Hısım Akraba
Tanrıların Bahçesi

bu bir Gerald Durrel üçlemesi ve hayatımda okuduğum en eğlenceli roman serisi.
+1
amelie poulain
(20.04.26)
Aziz Nesin +1
Atilla Atalay kitapları da güzel gider.
Otostopçunun Galaksi Rehberi, bilimkurgu ve İngiliz mizahı seviyorsanız aşırı eğlenceli.
Sherlock Holmes öyküleri ve Agatha Christie romanları toplu taşımada iyi gider.
Bulmaca seviyorsanız Murdle kitapları çevrildi, hoşunuza gidebilir.
0
kobuzchu kiz
(02.05.26)
(11)

İslam'da Tövbe

lapetitemort
Mesela, çok büyük bir günahı bile isteye işlemiş birisi sonunda bundan tövbe ederse o günahlarından arınmış mı oluyor? Bunun bir sınırı var mı? Aynı günahı tekrar işlerse ne olur?Bir de "şu günaha battık, bari x kadar süre daha yapalım, en sonunda tövbe ile kendimi temizlerim" mentalitesine karşı na
Mesela, çok büyük bir günahı bile isteye işlemiş birisi sonunda bundan tövbe ederse o günahlarından arınmış mı oluyor? Bunun bir sınırı var mı? Aynı günahı tekrar işlerse ne olur?

Bir de "şu günaha battık, bari x kadar süre daha yapalım, en sonunda tövbe ile kendimi temizlerim" mentalitesine karşı nasıl bir mekanizma var?
0
lapetitemort
(18.04.26)
teorik olarak tövbe spesifik bir günaha değil de genel günah işlemeye edilir. sonrasında da aktif olarak kaçınmayı gerektirir. yani tövbe ettim ve sıfırlandı, ver gazı olmaması lazım.

ikincisinde de niyet kötü abi, o iş tutmaz.

tabi allah bilir, öyle diyorlar.
-2
klassno
(18.04.26)
Kul hakkı yediğinde, hakkını yediğin kişiden helallik alamadığın sürece tövbe edemezsin.

Diğer durumlarda samimiyet geçerli.
Tövbe kapısı hep açık. Elbette ki Allah ı kandıramazsın.
0
halk
(18.04.26)
Bence de allahi kandiramazsin. O sana sah damarindan daha yakindir.
0
krmzbvl
(18.04.26)
2. soru için; "bari x kadar süre daha yapalım" derken, bu kişiye küt diye araba çarpıp, olay yerinde ebedi aleme intikal edebilir (tövbe edemedi). en basit karşı gerekçe bu.
0
lil siztah
(18.04.26)
Kesin bir niyetle kişi tevbe eder o tevbesinde sebat ederse, yaptıklarına pişman olursa Allah (celle celaluhu) affeder o günahları.

Kul hakları için için ise ilgili kimseden helallik alınır (bu da mümkün olmazsa duruma göre daha farklı yapılacak ameller söz konusudur)

Aynı günaha tekrar düşerse kişi yine tevbe etmelidir . Doğru bir niyetle
güzelce yapılan tevbe günahların da ilacıdır .
Nesf ile mücadele ölene kadar sürer.

Günaha zaten battık biraz daha devam edeyim, Allah (celle celaluhu) zaten affeder... demek tabi ki de büyük hata olur . Yaratanın yerine kendince hüküm vermek söz konusu olamaz.
İnsan hiç değilse günah işlerken seve seve canı gönülden değilde, kalbinde hüzün duymalıdır .

Bir şeyin haramlığına da hiç ehemmiyet verilmemek (işin yapılmasına da gerek kalmaksızın) kişiyi dinden de çıkarır .
- Ne haramı? Ne var bunda? ne olacak ki ?...gibi haramı küçümseyen sözler bunu ifade eder .

Kaynaklarda da belirtilir bu hususlar .
+2
diyecevaplandı
(18.04.26)
birde hacca gittin mi tadından yenmez.
şu islamın bugları yok mu
0
my fault
(18.04.26)
Hayır arınmış olmuyor. Talep etmiş oluyor. Talebinin kabul görüp görmeyeceği bilinmez.

Teoride, tekrar tekrar talep etme hakkın var. Can çıkmadıkça başvurular alınıyor. Aksi durum işin mantığına aykırı. “Amaaann olan oldu dönüşü yok artık” yaklaşımı olmaması lazım. “Dur lan günü gelince…” diye beklerken de günü gelmeden ölümün gelmesi ihtimali var.
+1
lazor
(19.04.26)
etna
(19.04.26)
Tevbe için en başta pişmanlık şartı vardır. Yine tekrarlamama şartı var. Geniş bir zamanda kaynaklarıyla aktarırım ama özetle, keçi tövbesi gibi "yapıp yapıp tekrarlamak" tevbe olmuyor. Kişinin kendini düzeltmesi şartı var...

Edit: diyanet islam ansiklopedisi tövbe maddesinin linkini paylaşıyorum. Uzun uzun yazılmış. Orada "şartları ve hükümleri" kısmını okuyabilirsiniz:
islamansiklopedisi.org.tr
0
yadigar
(19.04.26)
Tövbe kapıları güneş batıdan doğmadığı sürece yani kıyamete kadar hep açıktır. Yaşadığınız her an tövbe için bir şans aslında.

Burada önemli olan husus işlenen bir günahtan duyulan pişmanlık sonucu tövbe etmek, yani bunu kabullenmek ve bir daha o günahı tekrarlamamak üzere tövbe etmek.
Allah tüm günahlarımızı affetsin ve bir daha işlememeyi nasip etsin.
+2
ezkaza
(19.04.26)
benim hakkimi yiyeni allah da affedemez. ben helal etmiyorum :D
-1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.04.26)
(4)

Kolonoskopi

huladancer
korkulacak bir şey mi? Kısa narkoz alarak mı yapılmalı? Sakinleştirici yeterli mi?
korkulacak bir şey mi? Kısa narkoz alarak mı yapılmalı? Sakinleştirici yeterli mi?
0
huladancer
(18.04.26)
Genelde sedasyonla yapılıyor. Korkulacak bir şey yok, önceki iki gün diyet yapılması gerekiyor, o biraz zorlu olabiliyor.
0
cek
(18.04.26)
Genel anestezi ile yapılanı başıma gelen en güzel şeylerden biriydi. Şaka yapmıyorum.
0
yadigar
(18.04.26)
@yadigar
başıma gelen en güzel şeylerden biriydi derken?
+3
cooperr
(18.04.26)
@cooperr
İnanılmaz bir kafası var. Fentanil falan artık ne veriyorlarsa... Uyandığımda bir-iki saate yakın süre yıllardır olmadığı kadar iyi hissettim kendimi. (Hayatımda hiç uyarıcı/narkotik madde kullanmadığım için kıyaslayamıyorum)

Ayrıca girişim yaptıkları bölgede yahut karnımda hiç bir şekilde ağrı/acı ve benzeri rahatsız his olmadı. İşlem sonrası bağırsaklar hava dolmuş olmasaydı inanmayacaktım kolonoskopi yaptıklarına...

Özetle, pahalı olmasa ve öncesindeki bir gün bağırsakları boşaltmak için uğraştırmasa altı ayda bir gider yaptırırım.
0
yadigar
(19.04.26)
(5)

Kayisi caglasi yenir mi?

mirafiori
Bahcedeki agactan bi avuc toplayip yedim, gayet guzel. Fakat bir an supheye dustum, pazardaki caglalar badem caglasi mi kayisi caglasi mi? Kayisida siyanur riski oluyor ya bildigim kadariyla caglayi kutur kutur yemek de zararli mi dolayisiyla? yapay zekaya guvenmiyorum bu konuda.
Bahcedeki agactan bi avuc toplayip yedim, gayet guzel. Fakat bir an supheye dustum, pazardaki caglalar badem caglasi mi kayisi caglasi mi? Kayisida siyanur riski oluyor ya bildigim kadariyla caglayi kutur kutur yemek de zararli mi dolayisiyla? yapay zekaya guvenmiyorum bu konuda.
0
mirafiori
(17.04.26)
en fazla cır cır yapar, 1 avuç hep yiyoruz biz, eğer bağırsakta sorun varsa ne bileyim bir yara veya incelme anca o şekilde sorun olur diye biliyorum.
0
eja
(17.04.26)
Pazardakiler badem çağlası. Kayısı çağlası pek satılmaz.

Kayısı çekirdeğinde siyanüre dönüşen amigdalin, kayısı tam olgunlaştığında tehlikeli miktarlara çıkıyor. Yani olgunlaşmış kayısının çekirdeğini kırıp sürekli yersen siyanüre dönüşme riski var. O da her kayısı türünde değil bildiğim kadarıyla. Bir avuç çağla ile zehirlenmezsin.
0
matematisyen
(17.04.26)
Kayısı badem elma vs. Çekirdekleri hep siyanür içeriyor zaten.onu sıkıntı etme.ve evet pazardaki de Kayısı çağlası zaten
+2
denizciman
(17.04.26)
pazardakiler badem çağlası, ben sevmem. kayısı çağlası bulmuşsun ne güzel, göm gitsin.
+1
Improbable
(17.04.26)
Afiyetle yenir. Afiyet olsun.
0
yadigar
(17.04.26)
(2)

USB/Typ-c Girişli Uzatma Kablosu

ronartest
Kullanıp da önerisi olan var mı hiç?
Kullanıp da önerisi olan var mı hiç?
0
ronartest
(16.04.26)
Baseus ve spigen’e bir bakın.
+1
yadigar
(16.04.26)
Ben de spigen kullaniyorum
0
narod
(16.04.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.