Giriş
(21)

Çocuk yapmazsanız soyunuzun kuruyacağının farkında mısınız?

messina123
Yüzbinlerce yıldır öyle veya böyle devam eden bir soy ağacı siz çocuk yapmadığınızda tarih olacak. Bunun farkında mısınız?
Yüzbinlerce yıldır öyle veya böyle devam eden bir soy ağacı siz çocuk yapmadığınızda tarih olacak. Bunun farkında mısınız?
-34
messina123
(19.07.26)
O kadar sikimde değil ki dandik soyumun kuruması anlatamam sana, sizin dandik soylarınızın kuruması da insanlık için çok sorun olmaz bence.
+32
kizil karga
(19.07.26)
ee kurusun ne yapayım? üç kuruşla geçinmeye çalışıyoruz. evladı olan adam daha fazla şeyi sineye çekmek zorunda kalır. soyuma bırakabileceğim bir şey de yok zaten. hanedan soyuyum sanki niye gelip burada amelelik yapsın ömür boyu sefillik çeksin diye çocuk sahibi olayım ki soyum devam etsin diye?

ayrıca soy o kadar kolay kuruyan bir şey değil. kardeşim var, amca çocukları var vs. soyadını ve geni taşıyacak onlarca insan var benden başka. hepsini geçtim olmasa ne yani 8 milyar insan var zaten. beş tane soy varmış da sadece benimkisi kuruyacakmış gibi bir durum yok.
+11
der meister
(19.07.26)
Ee yani?
+4
mor oje
(19.07.26)
Kuruyacak diye bakma, en mükemmel şekilde sonlandı diye bak.
+13
kisa
(19.07.26)
Değiliz. Salağız biz.
+9
Jazz
(19.07.26)
secimlerde oy lazim diye kontrollu intihar bombacilarindan da kuruyabilir, sokaga sicilan cocuklar tarafindan bicaklanip da kuruyabilir, denetimsizlikten yikilan bir binada da kuruyabilir.

benim tercihim olup kurumasi cok da kotu bi fikir gelmiyor
+6
aguen
(19.07.26)
Napim
-3
arbre
(19.07.26)
Kızıl karga başlığı okurken içimden geçeni yazmış.
Umurumda bile olmayan bir konu gerçekten.
+1
mutekebbir
(19.07.26)
"Dandik soy" gibi ithamda bulunanları anlıyorum,belki gerçekten haklılar,bilmem.ama en azından problemin farkında olmanız da bişeydir bence. Ve kısa yoldan,çocuk yapmayıp kurtulabilirsiniz gerçekten.işin boktan yanı,hiç böyle düşünceleri olmayan bizzat dandik insanların çatır çatır çocuk yapması. Bildiğin tersine evrim gibi bişeyle sonuçlanacak durum bu gidişle.yazık.
0
denizciman
(19.07.26)
Sanki bana paşazade, asilzade öyle bir soy.
+1
ekimoloji
(19.07.26)
eskiden
topragi islemek icin marabaya,
mirasa sahip cıkmak icin
alt soya ihtiyaç vardi,
şükür ne toprak var,
ne de miras.
0
designer
(19.07.26)
Milyonlarca türden, bakın, milyonlarca türden herhangi birinin üremek istememesi büyük sıkıntı kendisi için. İnsanlardan da bu mantıksızlığı kendince rasyonalize edecek şekilde evrilen örneklerin olması yine tabii bir sonuç... Gelsin eksiler :)

Ekleme: Yalnız, duyurudaki iddia yanlış. Yüzbinlerce yıldır süregelen soy ağacı devam edecek. Çocuk yapmamaya karar veren kişinin dalı kuruyacak. Herkes tek çocuk gelmedik atalarımızdan günümüze...
-3
yadigar
(19.07.26)
Şu an kafamı duvarlara vurarak ağlıyorum. Çok pişmanım.
+1
Lh12
(19.07.26)
Çocuk yaptık ama kız oldu. Kuzenler dahil erkek çocuğu olan ve yapan yok.bizimki yaşarken tükendi napak dayı
0
mikahakkinen
(19.07.26)
birileri fazla fazla yapıyor işte. hem soyumuz falan ne kadar abartı önemsenen şeyler. hepsi bitse nolur, ne önemi var?
0
enteg
(19.07.26)
Dandik soyu olanlar için pek problem değildir tabi bilemem.
Ama benim ciddi şekilde değerli bir genetiğimin olduğunu düşünüyorum yani bu zamana kadar epey güzel şekilde taşınmış, o sebeple devam ettirmek istedim insanlığın güzel genetiğe ihtiyacı var. Ben bu sebeple çocuk yaptım Allah nasip ederse o da devam ettirir inşallah.
-10
yenibirgüzelnick
(20.07.26)
Yalnız böyle düşünmen genetiğinin ciddi şekilde değerli olmadığının ispatı zaten.

İnsanoğlu zihninde kendini çok önemli zanneden, belki öyle zannetmek zorunda olan hayvandan bozma bir canlı sadece.

Milyonlarca yıldır çok farklı şekillerde ortaya çıkmış yaşayanı binbir zorluk, zahmet, minnet, acı ve rezillik içinde yaşam boyu süründüren lanet bir yaşamın zavallı bir mağduru.

İnsan bu çıkmazın için sıkışmış halde var oluşu anlamlandırmaya çalışırken evrenin ve yaşamın boyunu çok aşan karmaşıklığı karşısında dumura uğramış beyniyle kendini değerli zannedebilir. Kimseye bir zararı olmadığı müddetçe sorun yok ama komik.
0
uygunsuz
(20.07.26)
İnsan türü %99.9 oranında aynı dna dizilimine sahip. Ürediğin zaman çocuğa aktarılan bilgi saç göz rengi hastalıklar vs. gibi eften püften şeyler. Siyaha çalan kahve göz rengini dökülmeye mahkum saçının siyahını devam ettirip napacaksın sanki. Kaldı ki bunlar da birkaç kuşak sonra tamamen farklılaşıyor (genetik seyrelme). Soy dediğin şey üreme dürtüsünün üstüne giydirilmiş koftiden bi gömlek, tamamen yapay kültürel bir şey.
Biraz geniş kadraj bakınca, sıçan yavrusu bile dna dizilimindeki benzerlik sebebiyle soyumuzun devamı sayılabilir biyolojik anlamda.
+2
beyfendi
(20.07.26)
Bunu biliyor ve bu durumu bildiğim için üzülüyorum. İnsanın dünyaya bırakacağı en özel miraslardan birisi çocuk yapmak, bana göre.

Herkes sen kimsin ki soyunun ne kıymeti var diye yazmış. Mesela bu mantığa bakacak olursak Koç ya da Sabancı hatta Rockefeller ailesi kim? Paraları haricinde hangi buluşta direkt olarak ailecek ya da aile üyelerinden birisinin imzası var? Mesela bu mantığa göre bundan 150 yıl önce Koç ailesi de ürememeliydi, çünkü o dönemlerde bugünkü kadar zengin değillerdi.
+3
ulukayin
(20.07.26)
dawkins'e göre soy bireylerin degil genlerin devamliligi üzerine kurulu. yani bir birey üremez ise aslinda bu bireyin tercihlerinden degil onu birey haline getiren genlerin basarisizligindan dolayidir. bizim tercihlerimizin buna bir etkisinin oldugunu düsünmüyorum. elbette sans faktörleri var fakat ortalamada (özellikle günümüzde) minimal etkisi var. dolayisiyla bunun üzerine düsünmeye kafaya takmaya gerek yok, hepimiz elimizde olmayan rastlantilarin sonucuyuz.
0
arkadakiadam
(20.07.26)
karı koca iki tarafın 7 kuşak sülalesinde dahi yok, sanatçı yok, sporcu yok, güzellik-yakışıklılık yok. bizim ürememiz büyük kayıp değil yani. hatta aynı sülalede sağlık desen sgk'nın batma sebebi, üstüne şizofren, alkolik, işsiz güçsüz serseri, dolandırıcı ne ararsan var, bence bu soyun kuruması insanlığın geleceği açısından daha iyi olabilir. ama ne yazık ki benim abimden 1, eşimin ablasından 1 gelen soy sizin çocuklarınızın başına bela olacak, şimdi soyunu devam ettiren siz düşünün.
0
halanne
(20.07.26)
(5)

Telefona atılmış root kaldırılabilir mi?

runaway
Root nedeniyle bazı uygulamaları kullanamıyorum. Root'u kaldırmanın bir yolu var mıdır?
Root nedeniyle bazı uygulamaları kullanamıyorum. Root'u kaldırmanın bir yolu var mıdır?
0
runaway
(18.07.26)
Rootlı olsa da (banka gibi güvenliğe aşırı önem veren ve insanı yeni telefon almaya mecbur eden ) kurulmayan uygulamaları kurabilme yöntemleri var diye biliyorum . İyi bir arama yapman lazım Youtubeda .
0
diyecevaplandı
(18.07.26)
Bazı uygulamalar izin veriyor bazıları da sorun çıkarıyor. Şuan root'a ihtiyacım yok. IMEI için root atılmıştı. Bundan tamamen kurtulmak istiyorum
0
🌸runaway
(18.07.26)
Teknik olarak mümkün. Markası ve modeli ney?
0
yadigar
(18.07.26)
google pixel 8
0
🌸runaway
(20.07.26)
(5)

bir uçak sorusu

mezzosprite
bence karmaşık bi soru, umarım anlatabilirim, bi bilen cevaplayabilirse çok sevinirim..bi yetişkin çocuğunu almak için bi yere gidecek, aynı uçakla geldiği yere dönmek istiyor, başka pek seçeneğin olmadığı küçük bi şehir. uçak 17:45'te inip 18:25'te tekrar kalkıyor.1. bu durumda yetişkine sağlanabil
bence karmaşık bi soru, umarım anlatabilirim, bi bilen cevaplayabilirse çok sevinirim..

bi yetişkin çocuğunu almak için bi yere gidecek, aynı uçakla geldiği yere dönmek istiyor, başka pek seçeneğin olmadığı küçük bi şehir. uçak 17:45'te inip 18:25'te tekrar kalkıyor.

1. bu durumda yetişkine sağlanabilecek bi kolaylık var mı çıkıştan çıkıp girişten tekrar girmeye uğraşmaması için? uğraşmakta sorun yok da yetişemezse diye.
2. çocuk normalde yalnız seyahat edemeyecek yaşta, 6-7 gibi, bu çocuğu diğer ebeveyni havaalanına getirip durumu açıklarsa uçak kapısına kadar tek başına ya da biletsiz ebeveyniyle gitmesine izin verilir mi diğer ebeveynle orda buluşsa?

önemliyse ajet.

teşekkür ederim şimdiden
0
mezzosprite
(17.07.26)
Merhaba, eger yardimci olacaksa, 90'li yillar boyunca 3-9 yaslarim arasinda annem beni istanbul'dan ucaga bindirirdi, adana'dan babannem alirdi. yanimda yetiskin olmazdi, bu durumda cocuklar genelde hosteslere emanet ediliyor. iki defa da kuzey kibris'a gönderilmisligim var bu sekilde. hosteslerle lounge'da falan oturup bir seyler yiyip iciyorsun.

ebeveyn ucak kapisina kadar gidemez ama hostesler halleder gerisini.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.07.26)
merhaba teşekkürler, ona da baktım ama korkar gibi geldi tek başına, siz korkmamış mıydınız? :')

şimdi öğrendim 8 yaşındaymış çocuk, yani tek başına seyahat edebilir yaş gibi duruyor ajette. ama sanmıyorum bunu isteyeceklerini.

aynı uçakla gelen ebeveyne yardımcı olunma durumu nedir acaba? yani çık gir yapmasa, doğrudan boarding kapısına geçişi sağlanabilse çok iyi olurdu mümkün müdür acaba?
0
🌸mezzosprite
(17.07.26)
Bu sorunun çözümü havayollarında mevcut.kısaca UM yolcu.çocuğa um bilet kesiliyor,sonra havalanına geliyor,boynuna kolye etiket takılıyor.sonra hasta.yaşlı.çocuk yolcu bölümünde bekliyorsunuz.bir görevli gelip çocuğu teslim alıyor,direk uçağa götürüp uçağın amirine teslim ediyor.onu gözönünde tutup havayollarının çocuğu oyalayacak kitap,defter vs veriliyor.güle oynaya geliyor.inişte görevli gelip çocuğu teslim alıyor,getirip size teslim ediyor.

Benim iki kızda bu şekilde çok yolculuk yaptılar.çocuğun özgüveninede çok olumlu etki edeğini düşünüyorum.
0
duptıs
(17.07.26)
aktarmalarda nasıl oluyor? bilemedim ya bana çok küçük bi yaş gibi gelmişti 8 ama soralım kendisine
0
🌸mezzosprite
(17.07.26)
Havacılık kuralları gereği çık-gir yapacaksınız. Uçakta yolcu kalmaması gerekiyor. HER TÜRLÜ yetişirsiniz o uçağa. Özellikle de küçük şehir havaalanlarında. Uçaktan ilk inenlerden biri olun. Daha uçak boşalmadan geçmiş olursunuz gidişteki arındırılmış alana.

Gidiş uçağınız kalkmadan, dönüş uçağınız için online check in yapıp uçuş kartınızı oluşturun mutlaka. Çocuk UM yolcu olsun. Koltuklarınızı yan yana ayarlayın yahut uçakta kabin ekibinden yer değişimi rica edin. Büyük ihtimalle terminalde gidiş kısmında, küçük ihtimalle uçakta buluşursunuz. Sadece, çocuk UM olduğu için belki dönüşte tüm uçağın boşalmasını bekleyeceksiniz.
0
yadigar
(18.07.26)
(10)

İşverenlerin iyice hödükleşmesi

sekizdokuzon
İki senedir aynı yerdeydim. Piyasalardan uzaktım. Şimdi gene yavaş yavaş iş görüşmelerine katılmaya başladım. Yani daha önce de böyleydi de benim mi dikkatimi çekmiyordu bilmiyorum ama katıldığım görüşmelerde mutlaka beni inanılmaz dumur eden en az iki şey oluyor. Yani bu da söylenmez, ayıptır dediğ
İki senedir aynı yerdeydim. Piyasalardan uzaktım. Şimdi gene yavaş yavaş iş görüşmelerine katılmaya başladım. Yani daha önce de böyleydi de benim mi dikkatimi çekmiyordu bilmiyorum ama katıldığım görüşmelerde mutlaka beni inanılmaz dumur eden en az iki şey oluyor. Yani bu da söylenmez, ayıptır dediğim, böyle kitlendiğim mutlaka bir iki şey oluyor. Yani birinde mesela yüz yüze görüşmeye çağırdılar. Görüştük ettik. Sonra beni bekleme alanına aldılar. Bir çay söylemişlerdi işte. Bir taraftan da çayımı içiyordum. Görüştüğüm kız üstüyle konuşacakmış. Onun yanına gitti vesaire. Geldi daha sonra. Şu anda müsait değil, daha sonra görüştüreceğim sizi, bugünlük gidebilirsiniz falan filan dedi. O esnada çayımı içiyordum. Çay bitmemişti yani. Hani bekliyor ki hemen kalkayım gideyim. Lan bir bekle hani bir çayımı içeyim kalkacağım yani. Ofisinize çökmeyeceğim.

Bugün başka bir görüşmeye katıldım. Ya adamın resmen kendini övmek için birini işe alıyor gibi bir hali vardı. Şu anda ne yapıyorsunuz, işsizsiniz vesaire gibi bir şey sordu. Instagram'da içerik üretmeye çalışıyorum, reels çekmeye uğraşıyorum vesaire dedim. Reels çektiğimi duyunca böyle bir gülmeler, böyle bir aşağılayıcı bir tavır, işte kendisi Robert Koleji'ne mülakata gitmiş de orada çalışmak istiyormuş da, işte daha önce ona yılın öğretmeni ödülü verilmiş de falanmış da filanmış da. Tamam süpersin, ne yapalım yani. Hani bu kadar süpersen benim işimi de sen yap. Boşuna para verme ya. Ya o işlere girsem başıma gelecekleri o kadar net görüyorum ki ne hevesin kalıyor ne bir şey. Aç biilaç bir köşede öleyim ama bu insanlarla birlikte çalışmayayım, bunlara muhtaç olmayayım diyorsun ya. Yani artık her görüşmeden sonra böyle bütün günüm sinir bozukluğuyla geçmeye başladı. Ya bu hep böyle miydi? Benim dikkatimi mi çekmiyordu yoksa artık insanlar hakikaten nezaket sınırlarını aşmama gibi bir kaygı duymuyorlar mı? Merak ediyorum.

Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon
(14.07.26)
hep böyleydi ama son zamanlarda daha da çok arttı bence. bana da aynen öyle geliyor. tuhaf zamanlardayız gerçekten.
0
abelardo
(14.07.26)
İşverenlerle sınırlı değil bence. Toplumca hödükleşiyoruz.
+7
yadigar
(14.07.26)
eldeki malzeme bu işte.
+1
designer
(14.07.26)
bolluk psikolojisi işte. işe başvuran 100 kişi ile 10 kişi arasında çok büyük fark var.
+2
skr1292
(14.07.26)
Haklısın aslında. Yani bunlara daha nadir rastlanan bir hizmet sunmak gerekiyor ki insan muamelesi görebilelim.
-1
🌸sekizdokuzon
(14.07.26)
Yılın cartu curtu ödülü şu müsamere tadında geçen, parasını verip aldığın ödüllerden muhtemelen.
+1
bumbum
(14.07.26)
Çok haklısın ama eskiden durum böyle değildi. Eskiden işini bilen, sorgulayan, inisiyatif alan ve tuttuğunu koparan insanlara ihtiyaç vardı. Şimdi ise bilenle bilmeyen arasında pek fark gözetilmiyor. Önemli olan, sorgulamadan çalışan ve sorun çıkarmayan biri olmak.

Özellikle Türkiye'de birçok yerde ayaklar baş oldu. O ayaklar da kendilerinden daha donanımlı ve daha zeki insanları yanlarına almak istemiyor. Fırsatını bulduklarında da onları küçümsemeye çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sen o ortama girersen, onların ne kadar yetersiz ve kalitesiz olduğu kısa sürede ortaya çıkacak.
0
Rondak
(15.07.26)
Mesele sadece işverenlerle sınırlı değil bence. Gün geçtikçe toplum içinde artan bir popülasyon, kimle nasıl konuşması gerektiğini, nerede ne yapması gerektiğini bilmeden saçma davranışlarda bulunuyor. Çoğu kişi ne yaptığının farkında bile değil. Karşısındaki insana empati sıfır. Kibarlık, asalet, naiflik gibi kavramlar zaten bir zayıflık göstergesi vs. vs.
+1
unseal
(15.07.26)
---0---
Görüştüğüm kız üstüyle konuşacakmış. Onun yanına gitti vesaire. Geldi daha sonra. Şu anda müsait değil, daha sonra görüştüreceğim sizi, bugünlük gidebilirsiniz falan filan dedi.
---0---

asıl hödüklük bu, o kadının işi o anda sizsiniz. normalde oturup çayınızın bitmesini daha sonradan size kapıya kadar eşlik etmesi gerekiyor. hayır belki hırlı hırsız birisiniz, departmanın birisine dalıp arıza çıkartacaksınız. belki rakip firmadan geldiniz, içerinin fotoğraflarını çekeceksiniz. nasıl almış o riski.
0
galahad reloaded
(16.07.26)
Açıkçası maalesef böyle özellikle patron firmalarında böyledir. Siz daha kurumsal ve kurumsal kültürü olan yerlere bakın kesinlikle. Taşradaysanız böyle hödükler daha fazla maalesef. Fakat çalışan olmak biraz böyle tipleri bile idare edebilme becerisi geliştirmeye zorluyor insanı. Mümkün olduğunca iyi geçinmeye saygılı davranmaya çalışın, bu tiplerin hödüklüğüne rağmen...
0
mahmuttt
(16.07.26)
(14)

saygi duydugunuz meslekler

Purple life
neler?extra özel bir saygidan bahsediyorum.
neler?

extra özel bir saygidan bahsediyorum.
-1
Purple life
(14.07.26)
Ogretmenler. Kendilerini hic sevmem, ne bilim teknik okuyan fizik öğretmeni kaldi, ne edebiyat dergisine abone olan edb ogretmeni. Tarih ogretmeni dediğin history channel gibi olmali ama bunlar tugrali yuzukle geziyor. Kisisel gelisime onem verem ogretmen 20 senedir gormedim.

Neyse konu o değildi, bu devirde bu dallama ogrenci kitlesi ile kapali ortamda günde 8 saat kaldiklari için saygi duyuyorum. Ben bir tanesine katlanamam.
+6
duster
(14.07.26)
doktor, baska da yok.
+4
lemmiwinks
(14.07.26)
doktor ama spesifik olarak cerrahlar benim gözümde başka seviye. ya diş ağrısından aklını kaybeder insan, onun çekilmesi bile inanılmaz geliyor bana. veya düşünsene sabah poğaça yiyip meyve suyu içiyosun sonra ALTI SAAT beyin ameliyatı yapıyosun. hayatın, rutinin bu. sorumluluğu, ağırlığı, üstüne üstlük direkt olarak insan hayatına önemi filan bence korkunç bi şey. kasap gibi insan kesip biçiyosun ve ölüyolar, iyileşiyolar, etrafında sürekli hastalar ve yakınları... hem müthiş bi şey hem de manevi yükü çok ağırdır diye düşünüyorum. bana milyonlar versinler ben 3-5 sene sonra "yeter lan böyle hayat mı yaşanır" diye bırakıp kaçarım herhalde naled olsun ameliyatına da profesörlüğüne de deyip.
+4
der meister
(14.07.26)
Tozlu, pis, gurultulu, cok sicak, cok soguk vs zor ortamlarda calisan, calismak zorunda kalan emekciler, agir kaldiranlar, uzun sure ayakta duranlar vs
+2
freedonia
(14.07.26)
özellikle bir mesleğe saygı duymuyorum. işini ciddiye alıp yapan herkese saygım var. üniversite sınavında tıp yazdı diye saygıyı hak etmez kimse.
+9
co2s2
(14.07.26)
özellikle bir mesleğe saygı duymuyorum. işini ciddiye alıp yapan herkese saygım var +1

işine saygısı olan, kaytarmayan, işini olması gerektiği gibi yapan herkese saygım var. meslek ayırmıyorum. ayırmayı doğru bulmuyorum
+3
abelardo
(14.07.26)
Acı bir deneyim oldu benim için bu duyuru. Ağzımın ucuna kadar gelse de ne "doktor" diyebildim, ne "asker". Ne " imam" diyebildim, ne "öğretmen"...

Sanırım, kaybolmaya yüz tutmuş zanaatleri inatla icra edenlere ekstra saygı duyuyorum. Bir de milli savunma sanayiinde çalışan yetenekli ve özverili teknik personele...
0
yadigar
(14.07.26)
ben sadece doktorlara saygı duyuyorum. burada sabah akşam kendini öven beyaz yaka tayfaya ise antipati duyuyorum.
+2
nothing in my way
(14.07.26)
Günümüzde itfaiye att hariç genelleme yapmak zor.
0
topkapiaksaray
(14.07.26)
doktor ama kesip bicen tayfa, oyle aile hekimi falan kurtarmaz. dalak bobrek dalanlara hayranim, arada acip ameliyat izlerim..

mansiyon olarak muhendisler derim, uc kurus paraya ciddi olarak kendini adayip her sabah daha iyi seyler yapmak icin uyanan onlarca muhendis taniyorum. tok evin ac kedileri.
-1
cooperr
(15.07.26)
Öğretmenler, birine bir şey öğretebilmenin çok zor olduğunu düşünüyorum bu yüzden bunu yapabilenlere ekstra bir saygım var.
0
mutekebbir
(15.07.26)
Çöpçüler + doktorlar + öğretmenler ve de ilaç geliştirmede çalışanlar
0
gadlemler
(15.07.26)
Öğretmenler. Millet çok sövüyor da çoluk çocuk ve ebeveynleriyle uğraşmak yapılacak iş değil.
+2
halitkin
(15.07.26)
Cerrahlar +1

Abim cerrah. Çocuklarla ilgili bir alanda.
Hepimiz gün sonunda iş nasıldı neler yaptın diye ailecek konuşuyoruz. Kimse abimi dinlemek istemiyor lütfen sen anlatma diyoruz. Bizim duymak istemediğimiz detayları her gün yaşıyorlar. Kutsalın da kutsalı.
0
yenibirgüzelnick
(16.07.26)
(16)

ahbap'a para verdiniz mi?

Purple life
sb
sb
-2
Purple life
(14.07.26)
Hiçbir zaman vermedim.
Asla güvenilir gelmedi.
+1
pro9it9is9
(14.07.26)
Hicbir kuruma bagis yapmamakla ovunuyorum.
+4
baldur2
(14.07.26)
Vermedim.
Zayen yardım hususunda onu, devletin yardım kurumu Kızılay'ın karşısına rakip olarak çıkaranların ve reklamını bol bol yapanların asıl niyetini sorgulamak lazımdı. Yeni nesil , hatta muhalif yardım kurumu diye popüler hale getirildi.
Yardım gibi insani bir etkinliği bile ideolojik, siyasi hale getirmekte üstümüze yok.
(Haluk Levent ise sanırım bu durumdan kaçınıyordu )

Gündemi yorumlayanlardan biri YouTube videosunda ahbap içinde Haluk Levent e yakın 3 ismin de sabıkalı olduğundan bahsetti .
Tuhaf bir dünyada yaşıyoruz
-1
diyecevaplandı
(14.07.26)
verdim galiba. haluk levent'in derneğin parasını iç ettiğine inanmıyorum. devlet her zaman olduğu gibi hoşuna gitmeyen birini kamuoyu gözünde değersizleştiriyor.
+3
co2s2
(14.07.26)
Ben bağış olayına inanmıyorum en güzel yardım üniversite lise öğrencisine yapılan yardımdır bence
+4
Hallegadola
(14.07.26)
vermedim. hiç bir hayır kurumuna para vermedim bu zamana kadar. bundan sonra da vermeyi düşünmüyorum.

verecek olsam da daha önce dolandırıcılık yüzünden hapis yatmış birisinin yönetici oldugu bir yere asla para vermezdim. bu adamın daha önce dolandırıcılık yüzünden hapis yattııgını biliyordum ve buna rağmen buna para verenleri aklım almıyordu. daha ne olması lazım güven vermemesi için
0
abelardo
(14.07.26)
Memleketim 6 Şubat'ta dümdüz oldu. Depremde orada gördüğüm birçok kuruluşa o süreçte maddi yardımda bulundum. Menzilcilerin Beşir derneğine bile... Oraya ilk etapta gelen birçok kuruluşa... Ahbap'a da bu sebeple gönderdim. O süreçteki diğer birçok dernek gibi ahbap'a yaptığım bağış da tek seferlikti.

Düzenli bağışlarımı daha bildiğim kuruluşlara ve şahıslara yapmaya çalışıyorum.

Sonuçta, evet, verdim.
0
yadigar
(14.07.26)
Evet.

Hem de bu adamın dolandırıcılık geçmişini bile bile verdim.

Çok çaresizdim o günlerde, ne yapacağımı bilmez halde önüme gelen derneğe para yatırıyordum "belki" yerine ulaşır diye.
+1
msb
(14.07.26)
Yardım yapacaksam doğrudan yapıyorum, aracılara güvenmiyorum. Sadece lösev’e bağış yaparım.
0
ekimoloji
(14.07.26)
Ahahah tam olarak kumarda yer diye şüphelendiğim için vermemiştim. Çevreden linç yemiştim bir de güvenmiyorum diye :)
+2
yenibirgüzelnick
(14.07.26)
Enayiyim verdim
+2
messina123
(15.07.26)
verdim, 6 Şubat günü kafamı kaldıramayacak kadar, gözlerimi açamayacak kadar hastaydım. Covid tam anlamıyla gündemden düşmemişti ve 83 yaşımdaki anneme bulaşacak diye yanıma da yaklaştırmadım. Mecburdum televizyondan gelen seslerle baş edemiyordum. Bu adamın zırt pırt içeriye girdiğini biliyordum ama deprem öncesinde bir imaj tazelemişti ha devlete mi paramı yollarım yoksa Jet Fadıl' a mı deseniz ve çaresiz bıraksanız beni iki seçenek arasında Jet Fadıl' a yollarım.
+1
guitarissimo
(15.07.26)
Bir iki yer hariç gönlüm rahat bağış yaptığım yer yok.
Buraya da bağış yapmadım.
Başından sonuna dolandırmıştır da diyemiyorum mutlaka faydalı bir şeyler yapmıştır ama böyle insanların bu kadar güven ve akan parayla yollarına “doğru” devam edebileceklerine inanmıyorum.
+1
mutekebbir
(15.07.26)
Hep güvenilir geldi ama vermedim
-1
gadlemler
(15.07.26)
Vermedim ama verene de "neden verdin?" demem. Ben Lösev'den devam.
0
halitkin
(15.07.26)
Açıkaçık’ta listelenmeyen hiçbir stk’ya bağış yapmam prensip olarak.
-1
kullanıcıadımbuolsun
(15.07.26)
(4)

tencere altı tırtıklamak

kibritsuyu
bu gözünü sevdiğim tasarım mühendisliği midir, endüstri ürünleri tasarımı mıdır ne halttır ya o bölümlerden adam çıkmıyor, ya da firmalar bu gençler yerine tasarımları yeğenlerine yaptırıyor anlamadım.yazlıkta tencerelemiz var kaç yıllık. pimpirikli bir adam olmadığım için zamanında satın alırken oc
bu gözünü sevdiğim tasarım mühendisliği midir, endüstri ürünleri tasarımı mıdır ne halttır ya o bölümlerden adam çıkmıyor, ya da firmalar bu gençler yerine tasarımları yeğenlerine yaptırıyor anlamadım.

yazlıkta tencerelemiz var kaç yıllık. pimpirikli bir adam olmadığım için zamanında satın alırken ocak demirini de yanımda götürmemiştim ama götürmek lazımmış. bu amk tencereleri ocağın üstünde durmuyor. altını yağlamış gibi vırt vırt kayıyor. tencere kayıp kaynar yemek üstümüze dökülmesin diye cambazlık ediyoruz.

ocak mı problemli dedim, çünkü dandikti, yeni ocak aldım, onda da aynısı. demek ki ocakta sıkıntı yokmuş. başka tencere koyuyorum küt diye duruyor. çünkü üreten firma sürtünme kuvvetinin varlığından haberdar ve tencere ocaktan kaymasın diye kafası çalışan birine tasarlatmış.

velhasıl bu tencereleri iade edemem, çöpe atamam. kaymasını engellemem lazım, yoksa üstümüze devirip yakacağız.

ne önerirsiniz, asit mi dökeyim, zımpara mı çekeyim, ne yapayım da kaymaz hale gelsin?
+1
kibritsuyu
(13.07.26)
Ocak küçültücü veya cezvelik diye geçiyor, bi aratsana, 1 tane alsan denesen belki iyi gelir.
+2
sessizce aglayan sanat
(13.07.26)
olur deneyeyim ama ocak tarafında sıkıntı yok ki. tencerenin altını kaymak gibi pırıl pırıl yapmışlar.
0
🌸kibritsuyu
(13.07.26)
dandik ocaklar malesefki öyle, bizimde evde var olan alveus marka aynı şekilde tencere üstünden bildiğin kendi kendine kayıyor(4 senedir her gün küfür ediyorum yapana), yamukta değil su terazisi ile bakıldı ama dediğiniz gibi oluyor. ben zımpara yaptım bir tanesine(ocağın tencere tutan siyah hedesi) çok kötü gözükünce bıraktım o siyahı biraz soydum kaydırması sanki azaldı gibi, paslanırmı bilemediğim için diğerlerine yapmadım.
pazarlarda satılıyor bu demirler kendinizkini götürün benzer başka deneyin olmadı.

ps. tencereden değil bizimki ocaktan kayıyor, her tencerede kaymıyor eski emsan tencere zinhar kaymıyor mesela ama tefaller jilet gibi kayıyor
0
eja
(13.07.26)
O kadar haklısınız ki... Çok sinir bozucu bir durum.

Endüksiyonlu ocakların kapanmaması için kullanılan tabanlıklar/ısı difüzörleri var. Bunlardan yüzeyi pütürlü olan yahut sürtünmesi mevcuttan daha iyi olacak yapıda olan varsa belki ocakla tencere arasına konabilir. Aklıma başka çözüm gelmedi.
0
yadigar
(13.07.26)
(5)

Sabah ezanı neden vaktinde okunmuyor?

herzan
Diyanet'e göre imsak vakti 3.30 ama ezan 4.20'de okunuyor. Neden?
Diyanet'e göre imsak vakti 3.30 ama ezan 4.20'de okunuyor. Neden?
0
herzan
(13.07.26)
Diyanete güveniyorsan fetva hattındaki sorularda ara ya da gogılda ara. İmsak ile ezan vakti aynı şey değil diye biliyorum, ramazanda böyle yapmalarının sebebinin müezzine kolaylık olduğu falan söyleniyordu. Yine de 1 saatten fazla erken okuyorlar ezanı, imsakın kesilme vaktine göre yani. Ben şahsen diyanete güvenmiyorum. Kur'an'a bakıyorum.
-1
yaren
(13.07.26)
insanlar daha rahat namaza gelsin diye geç okunur sabah. ama imsaktan itibaren kılınabilir
+2
jelly bear
(13.07.26)
hanefi mezhebine göre sabah namazını gün doğumuna yakın kılmak daha faziletli kabul ediliyor. ülkemizde de diyanet bu mezhebe göre hareket ediyor.
+2
duyulmasi gerektigi kadar
(13.07.26)
Sabah namazının vakti İmsak ile, yani fecr-i sadık dediğimiz, tan yerinin ufukta ağarmasıyla başlar. Güneşin ufukta doğmaya başlamasıyla biter. Yani sabah namazı takvimlerde "imsak" ve "güneş" yazan saatler arasında kılınabilir.

Şafii mezhebinde sabah namazında tebkir daha faziletliyken, Hanefi mezhebinde, sabah namazında tehir daha müstehab kabul edilir. Yani, sabah namazının farzı, hanefi toplumlarda gün aydınlanmaya başlayıp güneş doğmaya yakın kılınır. Kalan üç mezhepte ise erkenden, imsaktan az sonra daha hava karanlıkken kılınır.

Türkiye'de ben kendimi bildim bileli, sabah namazının farzı camilerde güneş doğmasına yarım saat kala kılınıyor. Bu sebepten, Ramazan ayı haricinde diğer zamanlarda sabah ezanı imsak vaktinde değil de güneşin doğmasına bir saat kala okunuyor. Ramazan'da oruca başlansın diye imsak vaktinde okunuyor.

İmsak vakti için İslam ülkelerinde güneşin ufukta yükselme açısı 10 derece ila 20 derece arasında farklı farklı değerlere göre karar veriliyor. Türkiye için, diyanet 18 derece olarak hesaplıyor ve takvimlerde imsak vaktini buna göre belirliyor.

Doğru olanı, imsak vakti girince oruca başlamak. Sabah namazı farzı içinse, münferit kılınacaksa, imsak girdiği gibi değil de, en az bir 10-15 dk. beklenmesi daha sağlam oluyor. Türkiye'de camilerde ise yaygın mezhep hanefi uyarınca daha çok bekleniyor, güneş doğmasına yarım saat kala farz için kamet getiriliyor.

İmam yahut müezzin güneş doğmasına yaklaşık 1 saat kala gelip camiyi açıp ezanı okuyor. Ezan sesiyle uyanan bir insanın lavaboya gidip, abdest alıp, hazırlanıp camiye gelmesi için ideal bu yarım saatlik süre. Ezandan sonraki yarım saat içinde cemaat yavaş yavaş camiye geliyor. Kimisi sünnetini evde kılıp gelmiş oluyor hatta. Güneşe yarım saat kala kamet getiriliyor.

Ramazan'da ise, millet zaten sahur için uyanık olduğundan, ezan imsak girdiği an okunuyor. Cemaat daha erkenden camiye gelip, farzı beklerken ramazan mukabelesi yapılıyor. Yani her sabah bir cüz kuran imam tarafından cemaate topluca okunup takip ediliyor.

Diğer İslam ülkelerinin bir kısmındaysa, imsağa 1 saat kala, insanları uyandırmak için bir ezan daha okunuyor. Buna "birinci ezan" yahut "sahur/teheccüd ezanı" diyebiliyoruz. Fecr-i Sadık'a 1 saat kala okunan bu ezanda "Essalatu hayrun minen nevm" denmiyor. İmsak vaktinde de 2. ezan yani sabah namazı ezanı okunuyor. İlk sünnet için 10-15 dk beklenip sonrasında hemen farz için kamet getiriliyor. Sabah namazı gün ağarmadan kılınmış oluyor.
+1
yadigar
(13.07.26)
Bir hoca, diyanetin imamlara 20-30 dakika kıyağına benzediğini, başka bir dayanak göremediğini söymemişti.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(14.07.26)
(24)

Tek çocuk mu iki çocuk mu?

Topalordek
Selamlar. Yaş 36. 1 kızımız var ama ikinci çocuk istiyor eşim. Ben çok kararsızım. Etrafımda 2 çocuklu aile az , geneli tek çocuk. Eve giren para 3 öğretmen maaşı ediyor gibi. Ev kira. Gözümü en çok korkutan şey eğitim, özel okul ve kreş masrafları. Kızım kreşe yeni başladı 3.5 yaşında. Ne yapsak bi
Selamlar. Yaş 36. 1 kızımız var ama ikinci çocuk istiyor eşim. Ben çok kararsızım. Etrafımda 2 çocuklu aile az , geneli tek çocuk. Eve giren para 3 öğretmen maaşı ediyor gibi. Ev kira. Gözümü en çok korkutan şey eğitim, özel okul ve kreş masrafları. Kızım kreşe yeni başladı 3.5 yaşında. Ne yapsak bilemedim. Gelecek beni korkutuyor. 2.cocuk olsa ona yetememek korkutuyor.
Soru üzerine edit. İl konya. Evin maddi geliri toplam 220-230bin civarı.
+1
Topalordek
(12.07.26)
Tek çocuk iyidir.
-6
arbre
(12.07.26)
bekarım , ancak anneannem hastalandığında çocuğun çok önemli olduğunu anladım hayırlısı oluyor hayırsızı oluyor o ayrı konu. ama imkanım olursa mümkün mertebe yapabileceğim max çocuğu yaparım. bir iki yıl sonra maddi kaygılarınız geçer ama çocuk vakti geçerse telafisi olmuyor. bence 2. çocuk yapın:)
+1
ercu cozer
(12.07.26)
tek çocuğumuz var. kızımın amcası çocuk yapmayı düşünmüyor ve amcasını anca yılda 1 kere görüyor. dayısı da engelli oradan da kuzen seçeneğimiz yok. ebeveynlerimizden ayrı şehirdeyiz ve hiç yardım almadık. 5 senede bittik. 2. çocuğu yapmamız için tek neden kızımın ömrü boyunca neredeyse 0 kuzen ve akrabası olacak olması.
yapabilmemiz için manevi destek maddi destekten daha önemli. eşim çocuğu doğurduğu günden beri ne anne yardımı aldı ne kaynana(yaşları fazla olduğu için kendi sağlık sıkıntıları var.) ben er kişisi olarak kendimde bu gücü görmüyorum. eşim ve ben memuruz, özel kreşe gidiyor ancak ilkokulda devlet okulana göndereceğiz. bizim eksikliğimiz manevi. her an biz ilgilendik çünkü ne akıl veren vardı ne de yardımcı olan. en yakın arkadaşımın 2 çocuğu var yaş farkları 4 ne gecesi var ne gündüzü. onu görünce daha da zor olduğunu düşündüm.
+3
mikahakkinen
(12.07.26)
Kizinizin kuzenleri varsa tek cocuk olabilir. Sikinti cok yasamaz diye düsünüyorum. Ben de tek cocugum ama teyze dayi amca hala hepsi vardi :) o yüzden hicbir eksik yasamadim.

Ama eger cocuklarinizin kuzeni yoksa ya da sizin de kardeşiniz yoksa mutlaka ikinci çocuk yapın derim.
-1
Purple life
(12.07.26)
Çocuk varsa kardeşi muhakkak olmalı benim bakış açım bu.
Hayatın ne getireceği belli olmaz kardeş anne babadan sonraki en yakınıdır insanın. Ben böyle düşünüyorum.
+2
ezkaza
(12.07.26)
Annem öldüğünde abim beni arabayla almaya gelmişti. o arabada abim ablam üçümüzdük. Normalde birbirinden uzakta yaşayan üç kardeş. Arabada öyle bir son ses ağlamıştık ki üçümüz. o an şunu anladım: Kardeş/karındaş vs. Bazı büyük duygular var ve kardeşinden başkasıyla bunu asla paylaşamazsın.
+2
mavipenguen
(12.07.26)
artık konu dışı ama ne güzel görüşümü bir tecrübemi yazmışım bu bile eksilenmiş çok tuhaf geliyor artık :)
-1
ercu cozer
(12.07.26)
İki çocuğum var. Evliliğimin ilk 10 yılında tek çocuk yeter kafasındaydım. İkincisi sürpriz oldu. Artık baba olmak için geç, dede olmak için erken yaşlarımdayım. 2 bile azmış. Tek çocuk çok çok az bence. Şimdiki aklım olsa en az bir çocuk daha denerdik. Ekstrem durumlar dışında 3-4 olmalı bence.

Bir de yaygın kanının aksine, çocuk büyütmede maddi durumun ciddi bir etken olduğunu düşünmüyorum. Genelde zenginler az, orta direk ve yoksullar çok cocuklu oluyordu. Günümüzde ülkede orta direk pek kalmadı, yoksullar ve orta sınıf her iki taraftan düşük gelirli gruba yakınsadı, malum. Halen en çok çocuğu en yoksullar yapıyor.

Bakıyorsunuz, çift maaşlı ailenin tüm imkanlarını seferber ettiği tek çocuk yitip gitmiş, dar gelirli köylü ailenin dört çocuğundan üçü doktor çıkmış.

Aile içi huzuru iyi kötü sağlayabilen düzgün ailelerin çok çocuk yapması lazım. 2 çocukla 3 çocuğu büyütmenin maliyeti birbirine çok yakın...
0
yadigar
(12.07.26)
Üç öğretmen maaşı ne oluyo ben hesaplayamadım. Bilinen bir standart değil ki. Düz rakam verseydiniz keşke. Bir de ev kira ama İstanbul mu Çorum mu? Bunlar işin maddi taraflarına yorum yapabilmek için önemli çünkü.

Bizde tek çocuk var. İkinci çocuk istemiyoruz. Maddi tarafından çok manevi olarak 40 yaşında hala bebek bakma fikri korkunç geliyor. Bir de gemiden uykusuzluk vs asla kaldıramam.

Ama eğer anne olmayı çok sevseydim, annelik kolay gelseydi kesinlikle ikinci çocuk düşünürdüm. Bence kardeş şart. Kuzen vs bir yere kadar. Hastalık, ameliyat, ölüm vs gibi durumlarda tek çocuk olmak bence çok zorlayıcı. Kardeşin hayırsız ve dolandırıcı olmadığını varsaydım.
+3
elorelia
(12.07.26)
Hayata bakışımızı sınırlayan şeylerden biri de sayılar. Okuldaki notumuz, kilomuz, saatin kaç olduğu, ailedeki çocuk sayısı , maaşımız vs.
Siz Olabildiğince yapın. Maddiyat önemli ama her şey değil. Kendi birikim ve tecrübeniz ile evet çocuk yetiştirebilirim diyorsanız bu daha da elzem. Çocuk dediğimiz balon gibi bomboş büyümemeli.
Çevreyi boş verin. herkesin bir korkusu var zaten . Gelecek korkusu mu ?
Evet, gelecek olan yakındır .
-2
diyecevaplandı
(12.07.26)
cocuk = luks

kirada oturan adamin luks ile isinin olmamasi lazim.
once evinizi alin, sonra cocuk isine bakarsiniz.
gunumuz sartlarinda iki cocuga bakmak kolay degil. ben olsam o topa girmem ki girmedim zaten, tek yeterli dedik noktayi koyduk.
+1
cooperr
(12.07.26)
Hamileyim, bize giren maaş da sizinkiyle hemen hemen aynı. Hamilelik bana çok zor geldi sadece bir defa yapabileceğim bir şey. Maddi manevi onun yanında olabilmek onu mutlu edebilmek için kardeş düşünmüyorum zaten yaşım oldu 32. Bu yaştan sonra çok zor. Eşim ise asla ama asla istemiyor ikinciyi. bu bebeğe bile ekonomik olarak nasıl yeteceğiz sorumluluğunu nasıl kaldıracağız kafasında
0
Hallegadola
(12.07.26)
iki kardesin anlasacaginin garantisi var mi ki kardes yapalim yalniz kalmasin diye düsünüyorsunuz? iki kardes de olsalar sonucta iki farkli insanlar. belki hic anlasamayacaklar, belki kendileri anlasacaklar ama elin kiziyla elin ogluyla evlenince gene aralari bozulacak? bunun bir garantisi yok ki. kaldi ki benim gördügüm insanlarin cok büyük kismi kardesleriyle problem yasiyor.
ayrica ilki yalniz kalmasin diye dünyaya cocuk getirmek bence dogan cocuga da haksizlik, neden bir misyonla varolsun bu cocuk?
cocuk, istendigi icin yapilmali. yaslaninca bize baksin, kuzeniyle oynasin, kardesi yalniz kalmasin diye düsünülerek cocuk dünyaya getirilmemeli bence.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.07.26)
Bizim bu dana tek cocuk iste: www.eksiduyuru.com

Sevildi, sayildi, simartildi, karne, dogum gunlerinde hediyelere boguldu, cekingen, pisirik olmasin diye serbest, ozgur buyutuldu, fikri dusuncesi dinlendi, soz hakki verildi, istekleri yapildi hala daha memnun olmaz, daha fazlasini ister, simarik, bencil, sukretmez, asi bir ergen var su an elimizde. Herseyi take it all for granted olarak algiliyor. Suriyeli gibi scip batirmis sinavda hala daha regret, uzuntu yok. Bizim teselli etmemiz lazimken o bize dunyanin sonu degil, onumuzdeki maclara bakicaz falan diye espri yapiyor.

En basitinden anne babanin vefatindan sonra tum malin, mulkun bolunmeden kendisine kalacagini bilmesi bile tek cocugu tembel, umursamaz yapar rehavete surekler. Diktator olsam tek cocuklulugu yasaklarim.
0
speedy
(12.07.26)
Bence 3-4 cocuk olmali ama muhtemelen cevabimi ciddiye almayacaksiniz. Bir cocugun hayatta en degerli varligi kardesleri ve genis ailesidir. Anne babasi vakti gelince bu dunyadan goc edecekler.Zaten artik cocuk sahibi olma yasi da geciktigi icin anne-baba ile gecirilecek sure cok azaldi zaten. Sonrasinda hayatta birbirine destek olacak kardesler buyuk zenginlik.5-6 kardes olup da bundan pisman olan birini gormedim hayatim boyunca.Bu sekilde cok kardesli kisiler hep bu durumun ne kadar guzel oldugunu anlatirlar hep.Ozel okul ucretleri falan geciniz bunlari.
+2
turkuaz
(13.07.26)
tek cocuklar genelde simarik oluyor. iki cocuk daha iyi. bu ozel okul isi de cok abartiliyor. ben hep devlet okuluna gittim, iyi ki de oyle olmus. yasadigin toplumla bag kuruyorsun, hayati ogreniyorsun devlet okulunda. sizin cocugunuza vereceginiz en onemli sey guvenli baglanma ve guzel ahlak. geriye kalan her seyi onlar halleder, korkmayin.
+1
banach
(13.07.26)
2 hatta 3 çocuk. Bunu anne olmayı hiç istemeyen biri olarak söylüyorum. Hayatta tek başına kalmak hiç kolay değil. Bir an önce karar verirseniz yaş farkları da ideal olur.
+2
sessizce aglayan sanat
(13.07.26)
çocuk dediğiniz şey en pahalı hobi. eğer madden kaldırabilecekseniz bir düzine bile yapabilirsiniz. yeni çocuk da öyle nasibiyle filan da gelmiyor. para fiziki bir şeydir, ruhani anlamlar yüklememek lazım.

tek çocuğum var. şu an için ona çok iyi bir eğitim ve gelecek kurabilecek imkanımız çok şükür var. ama 2. çocuk olsaydı bu cümleyi kuramazdım. hiç olmazsa ikisine de eşit yaklaşamazdım. Allah karşısına hayırlı insanlar ve arkadaşlar çıkarsın diyerek bu konuyu kapatabiliyoruz.

ayrıca bu çocuklar her zaman 8-9 yaşında yumurcak bebe gibi kalmayacak. 20 li 30 lu yaşlara gelecek ve siz göçüp gideceksiniz ya. belki de benim şansıma, ortada mal mülk varsa düşman olmayan kardeş görmedim ben.
+1
galahad reloaded
(13.07.26)
konya bence yaşam standartları bakımından türkiye ortalamasının üstünde ve konya gibi bir yerde o aile geliri de iyi bir gelir -bence.
açıkçası imkan varsa sizin yerinizde olsam ev alırdım bu hane geliri korunmaya devam ederse zaten 2-3 yıla ev kredisi kira gibi olmaya başlar, ve bence eğitim masrafları vesaire karşılanır.

ha ben sizin yerinizde olsam 2.yi yapar mıyım hayır, ama konya gibi bir yerde öyle hane geliri olan bir aile çocuk seviyorsa 2.yi istemesi bencillik mi bence hayır.
0
denizgonen
(13.07.26)
Yani kazanılan para çocuğun ihtiyaçlarını şu an karşılayabilir ancak sorun sürdürülebilir olarak karşılayacak mı ?

-Bugun kreş parası ileride özel okul üniversite parası olarak karşınıza çıkacak
-Bedelli asklerlik parası bulmak zorundasınız çocuğunuza ( Eğer erkekse)
-Araba alırken destek olmak lazım
-Ev alırken destek olmak lazım
-Evlenecekken destek olmak lazım

Bu lazımlar sürekli artarak uzayacak, 2 çocuk olursa ağzınızda hep ' Şimdi ancak sana bu kadar destek olabiliyorum, çünkü yarın öbürsün kardeşinin de ihtiyacı olacak' kelimeleri olacak.

Bu iş para își, ilkini zaten yaptığınız için mental ve fiziki olarak deneyiminiz var onları o nedenle geçiyorum.

Paranız varsa ki dediğim gibi şuan için değil bundan 20 sene sonrasında da olacağını biliyorsanız yapın, emin olamıyorsanız karar size kalmış :)
0
ebeş
(13.07.26)
bence bu tarz seyler "canim istedi yaptim" seklinde degerlendirilmemeli. dolayisiyla sizin bakis acinizi dogru buldum. maddi durum onemli. eger maddi durumunuz cok iyi degilse, kit kanaat olacaksa bence tek cocuk daha iyi. tabirimi maruz gorun ama "tek olsun ama tam olsun" bakis acisi. tum enerjinizi, imkanlarinizi ona harcayin. yoksa ikinci cocukla oradan buradan kisma, ucu ucuna yetme gibi durumlar yasanir. mesela bir cocugu daha iyi bir okula gonderebilecekken ikinci cocuk nedeniyle daha ortalama veya dusuk fiyatli okula gondermek gibi. sonucunda ikisinin de ortalama bir yere gitmesi gibi. bu sadece tek bir ornekti. bunun disinda elbette daha iyi beslenme, gelecek planlama (mumkunse cocuk icin yatirim), kulturel tatiller, hobi kurslari vs. onlarca sey var. fakat ikinci cocukla bunlarin hepsi kisilacak, belki iptal edilecek.

@ercu cozer, bence eksilenmenizin nedeni bencil bir bakis acisiyla, onun hayatini hic dusunmeden cocuk istemeniz. max cocuk yapayim, hepsi bana baksin mantigiyla cevap yazmaniz. peki siz cocuga ne verebileceksiniz? ha paraniz coksa elbette, ama o durumda bile hepsiyle ilgilenemezsiniz gibime geliyor.
0
Sour
(13.07.26)
editten sonra tekrar cevaplıyorum. bence maddi olarak endişe edecek bi durum yok o kadar. manevi kısmı tamamsa ben olsam çocuk yapardım.
0
elorelia
(13.07.26)
Bu ozel okul fetisi sosyal media yuzunden cikmadiysa bir bok bilmiyorum. Ozel okullar devlet okullarindan 50 kat daha iyi degil, onlarin da hocalari devlet okullarinda yetisiyor, hatta ozel okullarin hocalari daha az maas aliyor devlet okullarindaki ogretmenlerden.
+2
baldur2
(13.07.26)
tek çocuk yalnız kalır. en büyük pişmanlığım hayatta budur.
+1
co2s2
(14.07.26)
(17)

Tuvaletten çıkınca ellerinizi yıkıyor musunuz?

deniz kiyisi ve papatyalar
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen dedikleri şey bir efsaneden mi ibaret yoksa?
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Götünü yıkamayanı anlarım da elini yıkamayan yavşaktır.
+1
mikahakkinen
(11.07.26)
Her zaman, yanımda dezenfektan bulundururum. Bazı lavabolar bok gibi oluyor, o zaman yıkamam. Ama sonrasında lavabo bulur yıkarım.
-1
Kahvedesu
(11.07.26)
Ellerimi mutlaka yıkarım.

Covid zamaninda birisi doktora sormuş," hocam anladık bu maskeyi uzun süre takacağız ama elimizi yıkama işi nasıl olacak, o da mı daha devam edecek" diye. Ona çok gülmüştüm 😂
+3
rock n roll
(11.07.26)
Milleti böyle göre göre kimseyle tokalaşmaz oldum. Uzakta duruyorum ki kimse el uzatmasın.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Ben tuvalete girerken de ellerimi yıkıyorum. Hatta 1-2 saat aralığında tuvalete girmemiş olsam sadece masa başında çalışıyor olsam da mola verdiğimde ellerimi yıkıyorum.
+1
Jazz
(11.07.26)
Hem öncesinde hem sonrasında yıkarım. El yıkamayan erkekten tiksinirim, şeyine dokunup yıkamaması çok tiksindirici
+1
gadlemler
(11.07.26)
Her zaman her koşulda yıkarım. Yanımda bir şişe suyla ıssız adada kalsam içmek yerine elimi yıkarım o derece nefret edelim pis elden.
0
yenibirgüzelnick
(11.07.26)
Sık seyehat ediyorum ve dünyanın dört bir yanında varlar. Çok görüyorum, belli ırkların elini sıkarken bile öğüresim geliyor.
0
kimlanbu
(11.07.26)
Bazen zorunluluktan aşırı bakımsız pis tuvalete girersin de musluğun vanasına bile dokunmadan kendini dışarı atmak istersin, öyle bir tuvalete denk gelmediysem evet yıkarım
0
grimavi
(11.07.26)
Kesinlikle. Hatta lavabo iyi değilse/sabun yoksa tuvaleti kullanmam bile.

Çoğu yerde zaten doğru düzgün peçete bile olmuyor. Bu yüzden tuvalete giderken muhakkak yanıma bi paket cep mendil dr atarım. Kriz anları için yanımda kolonya ve cep ıslak mendil de daima vardır. Tuvalet kapısınıda elimi kuruladığım peçete ile açarım asla dokunmam.

El yıkamayandan ziyade, yalandan yıkayana çok şahit oluyorum. Sabun bile kullanmadan 2-3 saniye suya tutuyorlar sadece.
-1
substituent
(11.07.26)
tabii ki yıkarım. umumi tuvaletleri de yani avm tuvaletlerini falan da zorda kalmadıkça kullanmam. ayrıca işe vardığımda yıkarım, eve vardığımda yıkarım falan...

yıkamayanlar var ne yazık ki ve o yıkamayanlardan yemek yediğimiz çok olmuştur kafelerde, restoranlarda.

insanlar gerçekten pis.
+1
art cat chocolate
(12.07.26)
Türk milleti yine dünyada en çok yıkayanlardan. Buna rağmen dışarıda pisuvarda falan işerken direkt giden veya elini şöyle bi suya tutan giden çok gördüm. (ben hep yıkarım)
0
nhk ni youkosu
(12.07.26)
Mutlaka, her zaman, her koşulda sabunla yıkarım.
Biz küçükken bir kamu spotu vardı trt'de:
(bkz: suya sabuna dokunun)
Bizim nesle travmatik ama çok başarılı bir şekilde aşılamıştı bu alışkanlığı...
+1
yadigar
(12.07.26)
Umumi var umumi var. Otomatik musluklu otomatik sabunu olan bir yer ise yıkarım. Ancak sadece küçük tuvaletimi yaptıysam -ki dışarıda büyük yapamam- ve ortalığı pislik götürüyorsa o musluğu bir yerleri elleyeceğime benimkini ellemeyi sonra arabaya gidince elimi kolonya ile yıkamayı tercih ederim.
0
denizgonen
(12.07.26)
Elini yikamayanlar selamimi sabahini keserim o derece!
+1
hlt1985
(12.07.26)
@denizgonen
O musluğu bir yerleri peçeteyle elliyoruz biz.
+1
yadigar
(12.07.26)
valla bizim yüksek lisansta profesörün bile el yıkamadığını görmüştüm pisuvardan sonra. gerçi onların odasında lavabo vardı ama kapıya falan sonuçta o şekilde dokunmuştu.
0
high hopes of the sozluk
(13.07.26)
(6)

Booking Parayı Nasıl Tahsil Edecek?

eisberg
Bir otel rezervasyonu yaptım ve ücretsiz iptal seçeneği yok. Ödeme otelde tahsil edilecek ve daha 1 ay var. Şimdi rezervasyonu iptal etmek istesem parayı benden keseceğini söylüyor da ben sanal kart ile yaptım rezervasyonu, kartımda para olmazsa nasıl tahsil edecek benden parayı? Teşekkürler
Bir otel rezervasyonu yaptım ve ücretsiz iptal seçeneği yok. Ödeme otelde tahsil edilecek ve daha 1 ay var. Şimdi rezervasyonu iptal etmek istesem parayı benden keseceğini söylüyor da ben sanal kart ile yaptım rezervasyonu, kartımda para olmazsa nasıl tahsil edecek benden parayı? Teşekkürler
-1
eisberg
(11.07.26)
Provizyon almamış mı? Almamışsa tahsil edemez kart limitiniz kapalı olduğu müddetçe.
0
yadigar
(11.07.26)
Benzeri şeyleri yaşadım
Öncelikle sanal kart fraud karşısında mutlaka kullanılmalı (kamu spotu)

Yabancı şirket veya booking benzeri aracı kurum hukuken haklı olsa da olmasa da parayı tahsil etmesi için Türkiye de önce icra başlatmalı ardından siz itiraz edince itirazın iptali davası. Bence 6 hane altı tutarlarda bununla uğraşmaları daha pahalı. Tüketici mevzuatında illa size haklı yerde çıkabilir. Devredecekleri Türk bürolar tehdit ederse de aldırış etmeyin. Ta ki bir gün icra emri gelirse itiraz edin
0
fistikthecat
(11.07.26)
booking.com önce türkiye'ye aldıkları komisyonların vergisini ödesin. Ondan sonra dava açarlar.
0
Jazz
(11.07.26)
@yadigar provizyon yok. Kart zaten sanal limit tanımlamadım.
-1
🌸eisberg
(11.07.26)
otelde offline ödeme alma sistemi varsa sanal kartınızın limiti eksiye düşer ve sizden tahsil etmiş olur.

offline yoksa herhangi bir ödeme alamaz.

bu arada sırf sizin gibi rezervasyon yapıp da "kendi çapında akıllılık" yapanlar yüzünden otelciler tümüyle iade edilebilir rezervasyonlarda bile tam ücreti tahsil etmeye başladılar.
+1
bravoteam
(12.07.26)
adını duyduğumdan beri booking kullanıyorum . kapanmadan önce ülke içinde de çok kullandım . hiç sorun yaşamadım . iptal ettiğim ya da bir aksilik yaşadığım durumlar da çok oldu . bir defasında 2 defa para çekilmiş ben farketmedim booking bana ulaştı ve geri ödedi.
yurtdışı bir otelde ücretsiz iptal seçeneği yoktu o gün uçak geç indi oteli bulamadım . taksiye bindim taksici de oteli bulamadı . başka bir otele giriş yaptım . gelen maile durumu açıkladım . kredi kartım açık ve tanımlı olmasına rağmen para çekilmedi.
0
devilone
(13.07.26)
(7)

En son aldığınız ürünler

arbre
Alışveriş isteği geldi. En son akıllı saat aldım. Kullanıyorum ve beğeniyorum. Neler önerirsiniz? Amazon, Trendyol...
Alışveriş isteği geldi. En son akıllı saat aldım. Kullanıyorum ve beğeniyorum. Neler önerirsiniz? Amazon, Trendyol...
-7
arbre
(10.07.26)
teknolojik olarak airtag almisim en son. anlik lokasyon takibi yapamiyor, o yuzden cok memnun degilim. ama bir sey kaybolursa faydali olabilir. bu haliyle cin aktarmali japonya seyahatinde bavullari takip etmek icin kullandim. rahatlatmak yerine daha cok endiselendirdi, cok gecikmeli update yaptigi icin bavullar cin'de/japonya'da kalmis gibi gosterdi. orada iphone kullanimi daha az oldugu icin daha sorunlu sanirim.

teknolojik olmayan da silikon hamburger ekmegi kalibi aldim, henuz kullanmadim. bir de peynir bezi aldim suzmek icin, ondan memnunum, peynir yapmak isterseniz alabilirsiniz.
-1
lemmiwinks
(10.07.26)
teknolojik olarak en son kule tipi vantilatör aldım.

teknolojik olmayan: miso, instant dashi, shiitake mantarı, yün kurutma makinesi topu.

bir de geçenlerde prime indirimlerinde diş ipi ve güneş kremi stokladım.
+1
inheritance
(10.07.26)
Skg G7 Pro boyun masaj aleti aldım iki hafta önce. Boyun fıtığım yok ama masa başı çalışıyorum, bazen ekrana ve telefona bakmaktan boynumun ağrısının tuttuğu oluyor.

Ben çok memnun kaldım ama asıl olumlu geri dönüşleri denettiğim iş arkadaşlarım verdi. 5 kişiye denettim, 3 tanesi indirime girdiğinde almaya karar verdi. Masa başı çalışan biri günde iki kez 20’şer dk kullansa boyun ağrısı diye bir şey hayatında kalmaz.
0
phoarbix
(10.07.26)
Meme pompasi ve süt sağma makinesi aldim. Momcozy diye bir marka. (: Süt sağıyorsanız öneririm.
+2
alice in potatoland
(10.07.26)
alice in potatoland, :D erkeğim, bir gün eşim olursa alırız
-4
🌸arbre
(10.07.26)
Canapuff delta 9 thc puff bar paketi
0
birdirbir
(10.07.26)
Contour plus şeker ölçüm cihazı.
0
yadigar
(11.07.26)
(5)

Iyi bir kartlik/cùzdan markası

The colors of my sea perfect color me
Merhaba Aldığınız ya da size alınan çok memnun kaldığınız bir marka var mi? Mümkünse uzerine not/sayı yazilabilen bir mecrada olursa çok iyi olur?Teşekkürler
Merhaba
Aldığınız ya da size alınan çok memnun kaldığınız bir marka var mi? Mümkünse uzerine not/sayı yazilabilen bir mecrada olursa çok iyi olur?

Teşekkürler
-1
The colors of my sea perfect color me
(05.07.26)
5-6 yıl önce almıştım hala ilk günkü gibi ve çok kullanışlı

tr.uspoloassn.com
0
pislick0
(05.07.26)
arakaali
(05.07.26)
Tergan gayet başarılı. Uzun yıllardır kullanıyorum.
www.tergan.com.tr
www.tergan.com.tr
+1
yadigar
(06.07.26)
kartlık olarak soruyorsanız secrid.

üzerimde sürekli nakit taşıdığım ve malum ülke şartlarından dolayı da para bandı kullanıyorum.
0
galahad reloaded
(06.07.26)
yaklaşık 10yıldır kullanıyorum. az önce kontrol ettim ne bir deformasyon ne de dikiş atması var. gayet memnunum.

www.trendyol.com
0
dedim ben sana
(06.07.26)
(16)

Diktatör olsanız yapacağınız şımarıklıklar

sekizdokuzon
Doğum haritasına göre insan hapsederdim. Siz neler yapardınız? Atış bayağı serbest.Teşekkürler
Doğum haritasına göre insan hapsederdim.

Siz neler yapardınız? Atış bayağı serbest.

Teşekkürler
-6
sekizdokuzon
(05.07.26)
Herkes sevdiği bir şeyin üretiminin bir bölümünde 1 ay çalışacak. Örneğin muz sevenler muz üretiminin bir ya da birkaç basamağında bulunup emeği ve zahmeti yerinde görecek gibi...
+2
grimavi
(05.07.26)
Herkese psikiyatr & psikolog tarafından hazırlanan psikolojik testleri yaptırır, çıkan sonuca göre tedaviyi zorunlu kılarım. Bazı testlerde ve sonuçlarda da ebeveyn olma, evlenme vb. bazı hakları kısıtlar, adli sicil gibi her yere yazarım ki işe alımlarda ya da ilişkilerde bilinsin.
Gerçi diktatörlük değil aksine toplum sağlığı aksiyonu gibi oldu bu sjsksk
0
mor oje
(05.07.26)
Bütün diktatörler de kendilerini bu şekilde konumlandırıyor, hiçbir sıkıntı yok
-1
🌸sekizdokuzon
(05.07.26)
@sekizdokuzon beni diktatörlerle bir tutmanı övgü olarak alıyorum, zira böyle kitlesel bir güç potansiyelim olabileceğine ben inanmıyorum.

Yazdığıma gelince de; haklıymışım, diktatörlük değil sağlıklı bir toplum ve sağlıklı ilişkiler için gerekli gerçekten.
-3
mor oje
(05.07.26)
Çocuklara ve hayvanlara yönelik suçlarda ağır yaptırımlar uygulardım.
Akraba evliliklerini yasaklardım.
0
ekimoloji
(05.07.26)
sokakta sigara içenler taş ocaklarında 1 ay çalıştırılacak.
+4
beatbox yapan metalci
(05.07.26)
kırmızı ve siyah dışındaki arabaları yasaklanrdım :)
+1
kuzey li
(05.07.26)
dalkavukların kalemini kırarım.
0
designer
(05.07.26)
Birkaç milyon kişiyi istanbul ankara ve izmirden göçe zorlarım. İstedikleri bi anadolu şehrinde işlerini hazırlarım öyle de koca yürekli bi diktatörüm.
0
benim bir gizli bildiğim var
(06.07.26)
insanlari iddia ettiklerinden imtihana sokardim.
-1
banach
(06.07.26)
"Şımarıklık" dendiği için, hemen bugün gerçekte yapılması gereken ıslahat, reform ve adalet türünden icraatlardan bahsetmeyeceğim.

-Gürültüye idam cezası getirirdim. Arabayla mahalleye yayın yapanları, bluetooth hoparlörden plajda piknikte kendi vıcık vıcık zevkine hitap eden şarkılarını millete zorla dinletenleri, motorunu bağırtanları falan direkt itlaf ettirirdim.

-Göz kanatan çakma zenon, ayararsız yahut sürekli uzun farla gezenlerin farlarının sökülüp bir taraflarına sokulmasına dair khk yayınlardım. Olay yerine acil intikal etmesi gereken kolluk kuvveti hariç çakar yakan tüm araçlar için de aynı işlemi çakarlarıyla yaptırırdım.

-Bir yere girince selam vermwywn yahut gülümsemeyen insana bir adet tokat atılmasını serbest bırakır. Hatta teşvik ederdim.

-Bir mağaza yahut restoran/kafe gibi yerde isteğini yahut siparişini "lütfen ve teşekkür ederim" gibi cümlelerle ifade etmeyene ℅50 "kabalık vergisi" getirirdim.
+2
yadigar
(06.07.26)
Şımarıklık denmiş de herkes reform hareketine girişmiş.

Yıldızları görmek istediğimde akşam şehrin elektriklerini kestirirdim mesela, küçük şımarıklık budur.
+2
salihdt
(06.07.26)
Kapı zilleri ve araç kornalarını söktürürüm.
0
mutekebbir
(06.07.26)
Madem şımarıklık denilmiş o halde:
- mekanlarda açık kısımlarda sigara asla içilmeyecek, sokakta da içilmeyecek. Hatta diktatör değil miyim? Şu an sigara satışını komple yasakladım. Her şey halkımın sağlığı için. Şikayet edip mızıklayana 100 ski erg, 100 wall balls, 100 burpees ceza verilecek
-dışarıda serpme kahvaltı kanun hükmünde kararname ile yasaklanacak. Sadece açai bowl, omlet/menemen çeşitleri, avokado toast gibi tek tabak kahvaltılar servis edilecek. Servis edilen ürünlerin malzeme kalitesi kötüyse ya da sunumu özensizse "gustosuzluk cezası" ödenecek
- rafine şeker an itibariyle yasak. Stevia, eritritol, hcevizi şekeri ikameleri kullanılacak. Gluten de yasak. Bazen aklım takılıyor, ikram ediliyor yiyorum, ara ara dozunu kaçırıyorum şişkinlik yapıyor, ülkede hiç olmasa hiç yemezdim. Madem diktatörüm ülkedeki tüm unlu mamüller karabuğday, badem unu, nohut unu, mısır unu gibi seçenekler kullanılarak üretilecek
0
kullanicadi
(06.07.26)
Kolluk kuvvetlerini, askeriyeyi kaldırır; hapishaneleri kapatır; tatile çıkardım.
0
aloha snackbar 3
(06.07.26)
üniversiteleri, büyük şirketleri, gümrükleri, devlet dairelerini kapatır kapatır geri açarım. sonra şak, bir daha kapatırım. 3-5 gün sonra hop, açarım. tam final dönemi gelirken üniversitelerin bir bölümünü açarım, bir daha kapatırım. finaller bitince geri açarım.


böyle oynar dururum. herkes manyak olsun.
0
babilfish
(06.07.26)
(3)

Lahmacun/Anadolu Yakasi

narod
Nerede yiyelim? Iyi pazarlar
Nerede yiyelim?

Iyi pazarlar
-1
narod
(05.07.26)
Acıbadem'deki Sahra Kebap fena değil.
0
benimkibu
(05.07.26)
Kuzu lahmacun
+1
ırene adler
(05.07.26)
Sembol ve Dedecan'ın lahmacunları da yenir.
0
yadigar
(06.07.26)
(8)

Hangi dizi çifti ideal ilişki anlayışınızı yansıtıyor

sekizdokuzon
Breaking Bad ikinci sezon Jesse Pinkman - ev sahibi (sanırım) Jane in yasaklı madde batağına batmamış ve Walter White kanserine maruz kalmamış hali dünyanın en tatlı ilişki türü bana göre.Siz hangi dizi ikilisi gibi bir ilişkiye sahip olmak isterdiniz?Teşekkürler
Breaking Bad ikinci sezon Jesse Pinkman - ev sahibi (sanırım) Jane in yasaklı madde batağına batmamış ve Walter White kanserine maruz kalmamış hali dünyanın en tatlı ilişki türü bana göre.

Siz hangi dizi ikilisi gibi bir ilişkiye sahip olmak isterdiniz?

Teşekkürler
-3
sekizdokuzon
(05.07.26)
Larry Paul - Ally Mcbeal olabilir.
+1
yadigar
(06.07.26)
Parks & Rec Leslie - Ben
0
black holes in the sky
(06.07.26)
spike - buffy
0
ruhlardan esinlenen karga
(06.07.26)
Jesse-Celine (Before Sunrise, .…..)
+1
mutekebbir
(06.07.26)
chandler - monica

lily - marshall
-1
matilda
(06.07.26)
Brooklyn 99 amy-jake
+1
elorelia
(06.07.26)
adnan - bihter
+2
plastic_angel
(06.07.26)
7 numara vahit ile zeliha
0
bartholomew87
(08.07.26)
(17)

Kutsalınız ne kadar kırılgansa, o kadar putperestsiniz!

banach
Twitter'da biri yazmis, cuk oturmus valla. Halkın sinir uçlarına duyurulur...Kaynak: https://x.com/tfnkymz/status/2071201944840917256
Twitter'da biri yazmis, cuk oturmus valla. Halkın sinir uçlarına duyurulur...

Kaynak: x.com
0
banach
(03.07.26)
Kafirun Suresinin Anlamı
-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- De ki: Ey kâfirler.

2- Ben sizin taptıklarınıza tapmam.

3- Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.

4- Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

5- Siz de benim ibadet ettiğime, ibadet edecek değilsiniz.

6- Sizin dininiz size, benim dinim bana.

Hümeze Suresi anlamı
1-2 - Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline!

3- O, malının, kendisini ebedîleştirdiğini sanır.

4- Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır.

5- Hutame’nin ne olduğunu sen ne bileceksin?

6-7 - O, Allah’ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir.

8-9 - Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları hâlde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.

Kalem Suresi 7-15 ayetleri anlamı:

7- Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur.

8 - O halde, yalanlayıcılara itaat etme.

9 - Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

10 - Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,

11 - Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

12 - Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,

13 - Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,

14 - Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).

15 - Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.
-12
dilemma of subscribtionability
(03.07.26)
@dilemma of subscribtionability; cok guzel. butun bu kirilganliklara cevap kitapta varmis iste: لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ

gunun kitabi: ali seriati - dine karsi din.
0
🌸banach
(03.07.26)
@banach
Selam
0
yadigar
(03.07.26)
@yadigar, ve aleykumselam!

gunun siiri: asaf halet celebi - ibrahim

"ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim"
+1
🌸banach
(03.07.26)
gunun put kiricisi: ebu zer el-gıfari
+1
🌸banach
(04.07.26)
gunun ezgisi: bir sabah gelecek kardan aydinlik

link: www.youtube.com
0
🌸banach
(04.07.26)
gunun kitabi (malum gun dondu): daryush shayegan - yarali bilinc: geleneksel toplumlarda kulturel sizofreni

link: www.amazon.com
0
🌸banach
(04.07.26)
valla din isi yalan ama hayat da komple kolpa olamaz teorisini takip eden birisi olarak benim icin dusunce ozgurlugu, baskasi "senin tavrin beni uzuyor, canimi sikiyor" dediginde sinira ulasmis oluyor.

yani adam Muhammed'i cizme, bu benim canimi sikiyor kardesim, beni gucendiriyor, uzuyor diyorsa ustune gitmeyeceksin. yok ben bunlari dinlemem putlari yikacam kafasindaysan da basina birsey gelince sikayet etmemen lazim.

falan filan..
-1
cooperr
(04.07.26)
gunun tez konusu: islamcilarda oportünizm, guc ve para hirsi
+2
🌸banach
(04.07.26)
gunun siyonisti: malum dalyarak
0
🌸banach
(04.07.26)
gunun sozu: "din; ölümden önce bir işe yaramayacaksa, ölümden sonra hiçbir işe yaramayacaktır"
+1
🌸banach
(04.07.26)
gunun buyukelcisi: bakara, makara
+2
🌸banach
(04.07.26)
bunu illa islam’a indirgememek lazım, başkalarının dinine saygılı olacaksın işte, ateistse de saygılı olacaksın yahudiyse de. birbirine saldırıp duran insanlar düşük zekalı.
+1
deartheodosia
(04.07.26)
gunun putu: din, kitap, para, bayrak, vatan, ata, dede, ana, baci... herkesin putu kendine.
0
🌸banach
(04.07.26)
baskalarinin dinine saygili olacaksin soylemi basta guzel dursa da pratikte karsiligi olan bir sey degil. cunku dinler toplumsal yasami sekillendirme islevine sahip olduklarindan kendilerine yonelik goruslere karsi bu sekilde notr bakmiyorlar. bir ateistin islama inanmamasi, ya da inancsizligini acikca ifade etmesi bile bir dindar acisindan dinine hakaret olabiliyor. cok da garip degil esasinda, ateist olmak nihayetinde muhammed'in gercek olmadigini ya da yalanci/hasta oldugunu iddia etmek temelinde.

bu yuzden ifade ozgurlugunun sinirini dine saygili olmak gibi hakim dinlerin rahatca egip bukebilecegi bir yerden cekmek cok tehlikeli. kutsallarla da, dinlerle de dalga gecilebilir, saka yapilabilir, ve dahi hakaret edilebilir. buna benzer olcude tepki vermek de normaldir. ama devletin mudahil olmasi gereken bir sey degil.
+1
ghilleinthemist
(04.07.26)
katılmıyorum.
0
gurur
(04.07.26)
katılıyorum.

benim anlayışıma göre, bir inancın, dünya görüşünün değeri, mutlakiyeti, kabul edilebilirliği; bu görüşlere karşı kimi "sataşmalar" karşısında onlara inananlarının takındığı tavırda gizlidir.

onlarla alakalı en ufak bir eleştiride ya da espiride, müritlerinin öfkeden deliye döndüğü ve eldeki imkanları, olanakları nispetinde söz konusu eleştiriyi yahut şakayı yapan zatları cezalandırma yolunu seçen inanç değerlerini benimsemem.

Hakikate böylesi inanç sistemleriyle ulaşılamayacağını düşünürüm.

Çevremizdeki tüm aynaları kırarsak, en sonunda neye benzediğimizi unuturuz diye düşünüyorum.
0
pangea
(05.07.26)
(7)

ATM tuş sesi nereye şikayet edilir?

kucukne
Öncelikle derdimizi şeyedebilirsiniz. Evimizin dibine 2 adet farklı banka ATM'si yakın geçmişte yerleştirildi. Lakin bu ATMlerin tuş basıldıkça çıkan sesi epey yüksek, biraz işlek bir yer ve gece gündüz bu sese maruz kalmak bir zaman sonra insanı rahatsız ediyor. Bunun kısılması mümkündür diye düşün
Öncelikle derdimizi şeyedebilirsiniz.

Evimizin dibine 2 adet farklı banka ATM'si yakın geçmişte yerleştirildi. Lakin bu ATMlerin tuş basıldıkça çıkan sesi epey yüksek, biraz işlek bir yer ve gece gündüz bu sese maruz kalmak bir zaman sonra insanı rahatsız ediyor. Bunun kısılması mümkündür diye düşünüyorum. Ama bankaya mı yoksa zabıtaya mı şikayette bulunmak daha doğru olur?
Tşkler, Serin günler
+3
kucukne
(02.07.26)
bence direkt bankaya bildirin. sonuçta alet onların.
0
biergarten
(02.07.26)
Haklısın. Benim de bildiğim bir noktada tuş sesi tam da çarşı merkezde herkesin duyacağı şekilde yüksek. bir tek bana mı tuhaf geliyor? diye düşünmüştüm .
Sanki :
- herkes bana baksın.. özgürce tuşlara basarak paramı çekiyorum...dercesine ses çıkarıyor atm.
Belki bu yüksek sesim tek olumlu tarafı işitme sorunu olanlar için faydalı olması.
Hem zabıta hem bankaya bildirin durumu .
0
diyecevaplandı
(02.07.26)
bir gidip klavye/ekranin sagina soluna bir bakin derim, kimisinde "mute" tusu var kendiniz kisma ihtimaliniz olabilir.

ayrica bircok atm'de kulaklik girisi mevcut, eski ve calismayan bir kulakliginiz varsa jak girisini kesip/koparip atm'ye takabilirsiniz.
+2
adrianapole
(02.07.26)
banka.

bu arada o kulaklık girişi engelli kullanıcılar için. o yola girmeyin derim.
+6
inheritance
(02.07.26)
Evet o öneriyi etik olarak doğru bulmadım ama onun öncesinde yazılan öneri mute / kısma tuşu ihtimali olduğu için tikledim.
Yoksa kimseyi durup dururken mağdur etmeyi doğru bulmuyorum sadece sessizleşmesi ses kirliliği adına yeterli olacak.
+1
🌸kucukne
(02.07.26)
Engelli niye mağdur olacak ki? Kendisi kulaklık takacaksa, mevcut jakı da çıkartabilir.
+1
yadigar
(03.07.26)
nasil ya? atm'de basilan tustan cikan ses, seni evde otururken rahatsiz mi ediyor? ciddi misin?

cevaplarda da kimse sasirmamis ausduashda. kesinlikle ben bir sey kaciriyorum galiba ya?
-2
baldur2
(03.07.26)
(3)

Sahibinden daire satmak

speedy
Sahibi benim, daha dogrusu ailem. Alici da 30-40 yillik mahalleden komsumuzun bir yakin akrabasi. Fiyati falan da anlastik desek. Sadece isi resmiyete dokmesi kaldi yani. Bir de dolandirilmamak tabi. Emlakci, avukat, danisman karistirmadan satabilir miyiz, zor bir sey mi? Tecrubesi olan arkadaslar r
Sahibi benim, daha dogrusu ailem. Alici da 30-40 yillik mahalleden komsumuzun bir yakin akrabasi. Fiyati falan da anlastik desek. Sadece isi resmiyete dokmesi kaldi yani. Bir de dolandirilmamak tabi. Emlakci, avukat, danisman karistirmadan satabilir miyiz, zor bir sey mi? Tecrubesi olan arkadaslar resmi asamalari ve dikkat edilmesi gerekenleri yazabilir mi lutfen?
0
speedy
(25.06.26)
Tapudan rayiç bedeli öğrenin. O fiyatın altında satılmaz
Çok ciddi denetim var. 4/5 ay sonra cezalar geliyor
Emlak 5 yıl önce alınmadıysa gelir vergisi var
Denetim ve ceza yüksek. Dikkat edin
0
Lh12
(25.06.26)
Prosedürü tam bilmiyorum ama para tam eksiksiz ve nakit olarak ödensin /havale edilsin.
Son anda :
- param çıkışmadı, şu güne kalsın
- xx.000 tlsi de senet/çek olsun...
- kalan şu kadarını da başkası gönderecek..
-Trump İran'ı bombaladıktan sonra evi alacağım ..vs. gibi karın ağrısı hiç bir söze bakmayın . Boş verin .
Ev için başka bir müşterinin cevabını da beklediğinizi söyleyin.

Diğer resmi hususlar için bilgili biri cevap verecektir .
0
diyecevaplandı
(25.06.26)
çok kolay. alıcı yahut satıcı e-devlet'inden webtapu'ya girip başvuru yapıyor. (bir göz atın: webtapu.tkgm.gov.tr)

-alıcının ve satıcının ve -varsa- vekillerinin kimlik bilgileri ve telefon numaraları gerekiyor.

-alıcıya yahut satıcıya birisi vekalet edecekse webtapu'ya başvurmadan daha önce noterden gayrimenkul alış/satış vekaletnamesi çıkarılması gerekiyor.

-taşınmazın vergi borcunun olmaması, emlak vergisinin de 2026 yılının tamamının (kasımda ödenecek taksiti dahil) ödenmiş olması gerekiyor.

-tapuda şerh, kısıt vs. varsa iki tarafın da bilgilenmiş olması gerekiyor.

-belediye'den rayiç bedeli bilgisi olan kağıt almanız gerekiyor. eğer "vermeyiz, yok öyle şey" derlerse, bir kağıt parçasına miktarı tl olarak yazmalarını ve kaşe basmalarını isteyin, onun fotoğrafını çekin. sisteme her türlü belediye rayiç belgesi yüklemeniz lazım çünkü. kaça satacağınızı da webtapu'dan başvururken girmeniz gerekiyor. rayiç bedelinden düşük olamaz. aynı yahut yüksek olabilir.

-webtapu'da başvurunun nasıl yapılacağını gösteren videolar var, çok kolay.

-başvurunuzu yaptıktan sonra tapu harcını bankaya yatırmanız gerekiyor. bankada yardımcı olurlar. aynı şekilde, internet şubesinden de yapabilirsiniz. her ne kadar alıcı-satıcı yarı yarıya dense de, teamül olan, tamamını alıcının ödemesi. her yerde tamamını alıcı ödüyor.

-cebinize randevu tarihi ve saatini içeren sms gelecek. o saatte hem alıcı hem de satıcı (ya da varsa vekillerinin) tapu müdürlüğünde olması gerekiyor. yanınızda nüfus cüzdanınızın olması yeterli. tedbiren iki adet vesikalık fotoğraf götürmek isteyebilirsiniz. galiba artık istemiyorlar. emin değilim. dairede size imza attıracaklar.

-imza atmadan paranın ödenmiş olması lazım. takasbank'ın bu tarz satışlar için hizmeti var 200-250tl gibi çok cüz'i bir komisyonla. (www.taputakas.com.tr) eğer iki taraf birbirine güvenmek istemezse (doğal olarak) bu hizmetten yararlanabilirsiniz. parayı karşı taraf yatırıyor. satış işlemi gerçekleşince sizin hesaba yatıyor.

süreç basit. azıcık okuduğunu anlayan, becerikli insan için kesinlikle aracı, komisyoncu gerekmiyor.

ekleme:
belirtmeyi unutmuşum. gayrimenkul eğer hisseliyse ve tamamı satılacaksa her hisse sahibinin bizzat kendisinin yahut vekilinin, kimliği yanında bir şekile tapu dairesinde olmaları gerekiyor. aynı şekilde, alıcılar birden fazlaysa, hepsinin veya vekillerinin orada olması gerekiyor. yine başvuru sırasında hissedar bilgileri ona göre girilecek.
+2
yadigar
(26.06.26)
(4)

YAS üzerine kitap. yakınını kaybeden birisi için geçenlerde duyuruda tavsiye edilmişti.

ground
bir arkadaşım yakında babasını kaybedecek. doktorlar hazırlanın dedi. aşırı bir bağlılığı var ve psikolojik tedavi görüyordu zaten. kitap okumayı da çok sever. duyuruyu ya da kitabı kaydettiğime ya da favorilere aldığıma eminim ama bulamadım.
bir arkadaşım yakında babasını kaybedecek. doktorlar hazırlanın dedi. aşırı bir bağlılığı var ve psikolojik tedavi görüyordu zaten. kitap okumayı da çok sever. duyuruyu ya da kitabı kaydettiğime ya da favorilere aldığıma eminim ama bulamadım.
+1
ground
(25.06.26)
Vamık D. Volkan-Kayıptan Sonra Yaşam ve Victor Frankl-İnsanın Anlam Arayışı
0
pide
(25.06.26)
Aradığınız kitap mı bilmiyorum ama vamık volkan-kayıptan sonra yaşam öneririm
0
cay sarhosu
(25.06.26)
evet Vamık D. idi. çok makbule geçti teşekkürler.
+1
🌸ground
(25.06.26)
Arkadaşınızın dini inancı da varsa, psikyatr mustafa ulusoy'un (bkz: giderken bana bir şeyler söyle) kitabını da alabilirsiniz. (Neden "inançlıysa" dememin gerekçesini başlıktaki entrylerden anlayabilirsiniz.)

eksilemeler üzerine bozulan asaptan dolayı edit:
12-step bağımlılık tedavileri gibi birçok psikyatrik uygulamada dini inanç çok önemli bir yer tutuyor. bahsedilen kişi babasını kaybedecekmiş. çok ağır bir durum. eğer bu kişi hali hazırda inançlıysa, faydasını görebileceği, acısını dindirmesi hususunda yardımcı olma ihtimali yüksek bir kitap tavsiye ettim. İnanç mevzusunu belirtmemin sebebi de, yazan psikyatrın kayıp terapisinde tanrı inancını temel alması. Yani eğer kişi inançlıysa kitap faydalı olur. Değilse boşuna tavsiye etmiş olmamak için...

Kimseye gidip "tebliğ yapın" demedim. bu kadar mı din allerjisi olur insanların? Kabul edin, etmeyin, dini inancı olan insan çok. Anlamıyorum sizi bazen...
-1
yadigar
(25.06.26)
(9)

çük kalkmıyor

trablon
aldığım ilaçlardan dolayı çük kalkmıyor.yerimde olsanız ne yapardınız?
aldığım ilaçlardan dolayı çük kalkmıyor.yerimde olsanız ne yapardınız?
-3
trablon
(23.06.26)
İlaçları almaya devam ederdim. Akıl sağlığı daha önemli.
+6
sekizdokuzon
(23.06.26)
sanki kaldirsan her gun baska biriyle mi yatacaksin?
+3
baldur2
(23.06.26)
doktoruna danışırsan onun için de ilaç önerebilir
0
euteamo
(23.06.26)
(bkz: lifta)
Eğer kullandığınız ilaçlarla ve gıdalarla birlikte almanıza engel bir etkileşimi/zararı yoksa, tadalafil sizin ilacınız.

Antidepresan alırken hayat (ve evlilik) kurtarmıştır çok.

Bana kalsa direkt essitalopram (cipralex) içeren antidepresanların içine yardımcı etken madde olarak konmalı. (Yasal uyarı: Burası espiri tabii. Kullananların hepsi erkek olsa dahi her daim hazırolda beklemesi anlamsız. Hoş, tadalafil, sildenafilden farklı olarak sadece uyarılma durumunda sertlik sağlıyor ama aylarca haftanın 7 günü alınmamalı)
0
yadigar
(23.06.26)
sildenafil içeren herhangi bir hap derdine derman olacaktır. ama eczaneden al mutlaka. yoğun antidepresan kullandığım dönemde benim de başıma gelmişti. hem sertleşemiyor hem boşalamıyordum. geçer merak etme.
0
yurtsuz john
(23.06.26)
görsele tepki yoksa yardim al tabi,
önerilere göre ilaç kullanma,
zehirlenirsin.
0
designer
(23.06.26)
düzenli spor. hormonel olarak sizi yukarı çeker hem ilaç almanıza gerek kalmaz hem çükünüz kalkar.
-2
mutantking
(23.06.26)
spor, d vitamini ve magnezyum ile bayrak direği gibi gezersin.
0
gabe h coud
(24.06.26)
Ben olsam mutlu olurdum hormonlar erkeğin lanetidir
Diğer seçenek olarak doktoruma söyleyip ilacı değiştirirdim, antidepresan dahi olsa kimisi kaldırmıyor kimisi indirmiyor öyle bir durum da var
0
yakalayamadığın.ışıklar
(24.06.26)
(11)

Bazı elektronik cihazlar neden çoklu uzatma kablosuna bağlanamaz?

anaphylacticshock
Merhaba, Buzdolabı, kurutma makinası vb cihazların çoklayıcı uzatma kablosuna bağlanmaları neden istenmez? Mesela buzdolabı, mini fırın, bulaşık makinası falan hepsi beraber üçlü uzatma kablosuna bağlansa ne olur ki? Bu durum cihazlara zararlı mıdır ve niye?
Merhaba,

Buzdolabı, kurutma makinası vb cihazların çoklayıcı uzatma kablosuna bağlanmaları neden istenmez?

Mesela buzdolabı, mini fırın, bulaşık makinası falan hepsi beraber üçlü uzatma kablosuna bağlansa ne olur ki?

Bu durum cihazlara zararlı mıdır ve niye?
0
anaphylacticshock
(23.06.26)
çoklu prizden ziyade amper korumali priz isteniyor sanirim.
0
designer
(23.06.26)
kaldırmaz, standart 3lü prizler 16 amper, 3000 watt kaldırır norrmalde ama malzeme kalitesini falan düşününce buna bile güvenilmemeli, ısınma ile beraber sıkıntı olabilir. bahsettiğiniz cihazlardan sadece 1 tanesi zaten 2000 watt çekiyor, iki tanesi takıldığı anda sorun çıkar.
0
atom karincanin torunu
(23.06.26)
Ama bazı cihazlar mesela buzdolabı tek başına bağlanacak olsa bile uzatma kablosu kullanmayın diyorlar.

Yani o uzatma kablosuna başka hiçbir cihaz bağlanmayacak olsa bile uzatma kablosu önermiyorlar.

Hatta direkt duvardan klemens ile bağlantı oluyor bazı cihazlarda.

Bu durumun sebebi ne?
0
🌸anaphylacticshock
(23.06.26)
buzdolabındaki kompresör ilk çalıştırmada yüksek akım çeker, kaliteli bir 3lü priz çalıştırır sorun çıkarmaz tek başına buzdolabı takılı olacaksa ama güvenlik sebebiyle tavsiye etmiyorlardır. fırın, elektrikli ocak gibi şeyler zaten 2000watt ile falan çalıştığı düşünülerse ciddi güç demek, ben yanlışlıkla yonca priz'i eritmiştim. kolayca yangına sebebiyet olabilecek durumlar olduğu için kimse takabilirsiniz demiyor, tkamayın diyorlar.

bizim köy evinde buzdolabı 3lü prize bağlı tek başına mesela, ve şu anda bir aydınlanma da geldi bazen alarm çalıyor :) alakalı mı bakmalı.
0
atom karincanin torunu
(23.06.26)
Hepinize çok teşekkürler 🙏

Bi tanecik daha sorum olacak.

Kablo ne kadar uzun olursa direnci o kadar artıyormuş galiba. Bu tam olarak ne demek?

Özellikle yüksek watt çeken ürünleriniz için çok uzun uzatma kablosu kullanmayın. Yangın riski doğar dediler.

Uzatma kablosunun uzun olmasıyla yangın riski ne alaka?
0
🌸anaphylacticshock
(23.06.26)
Bakır iletirken daha çok ısınıyor diye kabaca.
0
yadigar
(23.06.26)
kablo icindeki iletkenin, bakir,aluminyum vs olmasina göre degisir,
malzeme kalitesi ve kesit alani ,
sana lazim olan amper,watt vs yi belirler,

gerekli bilgileri paylasabilirsen,
ihtiyacin olan uzatmayi tarif edebiliriz,
yani kablo+priz seklinde elektrikcide hazırlatabilirsin.
0
designer
(23.06.26)
İdeal koşullarda evet de, türkiyedeki evler aptalca yapıldığı için çok mümkün değil. Benim her odada bir priz var mesela, evde home lab'im var benim mecburen 3 tane 5li prizi daisy chain takıyorum.

Arkadaşlarıma sordum hepsi öyle.

Mutfak mesela; buzdolabı tost makinesi blender mikrodalga aynı prize takılı uzun yıllardır. Alternatifi yok. Bence çok bir zararı da yok çok ucuz olmadığı sürece.
0
aguen
(24.06.26)
voltaj dalgalanmasi,
bunun için bir regülatör yada akim korumali priz olmali,

kacak akim sigortasi,
yasaya göre tesistatta olmali,
kabloya 16 amper gönderdi,
dönüşü 15.97
0.03 amper eksik,
devre elektrigi kesiyor,

ev icin her priz standardi,
16 amper,
3,5kw gibi bisi idi,

prizi taktigin yuvada boşluk olursa,
yada kabloya cok yük binerse
direnc fazlalasiyor,
isi meydana geliyor,
sonrasi alevlenme.
0
designer
(24.06.26)
Gece uyurken CPAP cihazı kullanıyorum. 7/24 prizde takılı.

Bu cihazı alırken medikalciler uzatma kablosu kullanmayın, doğrudan prize takın dediler ama sebebini açıklamadılar.

Başucumda tek bir priz var.

Akım korumalı, anahtarlı, kaliteli bir üçlü uzatma kablosu alsam CPAP cihazı, abajur ve laptop şarjı falan aynı anda taksam sorun olur mu?

Şu kablo iyi midir? Cihazları gerçekten korur mu?
amzn.eu

CPAP cihazları çok pahalı. O yüzden böyle titizleniyorum.
0
🌸anaphylacticshock
(24.06.26)
Kimse son sorunuza kolay kolay sorumluluk alıp cevaplamamış galiba, Brennenstuhl markası iyidir evet. siz elinizdeki makinenin marka modelini, mümkünse güç etiketini gemini ile paylaşın model olarak pro seçin, derdinizi anlatın güzelce analiz eder açıklar. tahminim tek cihaz bağlanacaksa sorun olmaz ama ben de sorumluluk alamam.
0
atom karincanin torunu
(26.06.26)
(13)

bakırköy de gözleri oyulan adam

trablon
şimdi ben nasıl hataye yatacam abi korkuyorum alın link :https://video.memurlar.net/video/1447/gozleri-oyulan-hasta-icin-saglik-bakanligina-dava.html
şimdi ben nasıl hataye yatacam abi korkuyorum alın link :

video.memurlar.net
-3
trablon
(23.06.26)
Bakırköy Ruh ve Sinir'e mi yatacaksın?
0
gabe h coud
(23.06.26)
hayır üsküdar numune de
0
🌸trablon
(23.06.26)
üsküdar numunede olmamış ki o olay.
0
runaway
(23.06.26)
la olm deli orada da var
+1
🌸trablon
(23.06.26)
sen doktora git,
öyle herkesi yatiş yapmazlar,
kapida sıra vardir,
0
designer
(23.06.26)
Bu yalnız yıllar öncesinin olayı ve psikiyatri servisinde gerçekleşen bir olay. Bundan sonra güvenlik önlemleri çok ekstra arttı zaten.

Şu anda bu duyuruyu açabildiğinize göre, bir psikiyatri servisinde yatsanız dahi psikotik vakalarla aynı odaya verilmeyecekseniz.

Psikotik bir vaka olsanız dahi, artık güvenlik önlemleri daha sıkı; zarar verecek hastalar kimseyle aynı odada kalmıyor.

Her türlü rahat olabilirsiniz yani.
0
fraise
(23.06.26)
uyurken gözlerimin oyulması sadece bir psikopata bakıyor.of anam of
-1
🌸trablon
(23.06.26)
Birşey olursa tazminat açabiliyorsun
0
hebanon
(23.06.26)
ula göz gittikten sonra napiyim tazminatı
+2
🌸trablon
(23.06.26)
Yolda da yürüme bence. Japon kılıcı ile yolda yürüyen masum kadını doğramıştı bir akıl hastası:

m.gunhaber.com.tr

Evde de oturma, kamyon girebiliyor:
m.sabah.com.tr
+2
yadigar
(23.06.26)
ne bileyim kardeşim korkuyorum horlama var bende mesela sinir eder odadaki adamı diye düşünüyorum
0
🌸trablon
(23.06.26)
Güzel bir atasözümüz var: “Korkunun ecele faydası yok.” Göz korkusundan beyninizi ihmal ediyorsunuz; o da önemli malum.

Not: Numune Kadıköy’de bu arada.
0
lil siztah
(23.06.26)
mhrs de üsküdar dan alıyorsun diyor
0
🌸trablon
(23.06.26)
(7)

Acemi sürücüye güvenli araç bakıyoruz.

mahmuttt
Güvenlik kaza testleri vs araştırdık. Bir de mümkün olduğunca park dar sokak sürtme vs riskini azaltacak şekilde. (bütçe sorunu yok. kaza değer kaybı önemli değil. sadece güvenli sürüş yapabilsin istiyoruz) Chatgpt şunları önerdi: sizce onun bu liste nasıl? Siz içlerinden hangisini hangilerini il
Güvenlik kaza testleri vs araştırdık. Bir de mümkün olduğunca park dar sokak sürtme vs riskini azaltacak şekilde. (bütçe sorunu yok. kaza değer kaybı önemli değil. sadece güvenli sürüş yapabilsin istiyoruz)

Chatgpt şunları önerdi: sizce onun bu liste nasıl? Siz içlerinden hangisini hangilerini ilk sırada önerirsiniz? veya bu liste dışından?


En doğru ikinci el stratejisi

Ben sizin yerinizde olsam şu sırayla bakardım:

2024–2025 Toyota Corolla Cross Hybrid Passion X-Pack
2020–2024 Mazda CX-30
2020–2023 Volvo XC40 T3/T4
2022–2025 VW T-Roc Style/R-Line
2024–2025 Toyota C-HR Hybrid üst paket
2023–2025 Renault Austral Esprit Alpine
2021–2025 Toyota Yaris Cross Hybrid üst paket

En doğru sıfır stratejisi

Sıfırda benim sıralamam:

Toyota Corolla Cross Hybrid Passion X-Pack
Yeni VW T-Roc Style/R-Line
Toyota C-HR Hybrid üst paket
Renault Austral Esprit Alpine / Full Hybrid
Toyota Yaris Cross Hybrid üst paket
Lexus LBX Elegant / Emotion
Kia Sportage Prestige / GT-Line
Nissan Qashqai e-Power Skypack
Mercedes A200 AMG
Hyundai Tucson Elite Plus
+1
mahmuttt
(23.06.26)
kriterleriniz birbiriyle çelişiyor.
güvenli ile kastettiğinizin olası bir kazayı araç içindekilere zarar gelmeden atlatmak olduğunu farzediyorum. mesela siz sarı ışıkta yavaşlarken, arkadan gelen kamyonun durmak istemediği için hızlanması ve size çarpması. bu senaryoya uygun araç genişçe, belirli bir boyutun üzerinde oluyor.
"mümkün olduğunca park dar sokak sürtme vs riskini azaltacak şekilde" bir araç ile de küçük, manevra kabiliyeti yüksek, içinde oturanın etrafını rahatça görebildiği bir aracı kastettiğinizi düşünüyorum.
bence bu iki istek birbiriyle çelişiyor. önceliklerinizi kullanım alanınıza göre yeniden belirleyin.
0
tnz
(23.06.26)
kriterleriniz çelişiyor + 1. listenizdeki araçların çoğu suv veya sedan. bunlarla dar sokak, kolay park yapamazsınız. bunun için a ya da b sınıfı araç bakmanız lazım.

bir de acemi sürücüye sıfır mercedes, lexus vs. alınmaz bence (param çok diyorsanız o ayrı)
+1
inheritance
(23.06.26)
"Güvenlik kaza testleri vs araştırdık. Bir de mümkün olduğunca park dar sokak sürtme vs riskini azaltacak şekilde. (bütçe sorunu yok. kaza değer kaybı önemli değil. sadece güvenli sürüş yapabilsin istiyoruz)"

bunun için acemi sürücüye araba kullanmayı öğretin ilk önce.

çoğunlukla nerelerde ve hangi amaçla araba kullanılacak sorusundan başlayın.

zamanında kaza test laboratuarında staj yaptım. belli hızdan sonra euroncap vesaire anlamı kalmıyor :)

---

bence tam öğrenene kadar vurup, kırıp parçalayacağı, kaporta / far / tampon gibi parçaları her yerde bulunup da montelenebilen araba almakta fayda var.

----

not: 2010'da sıfır km 2009 astra h ile araba kullanmayı öğrenip de acemiliğimi attım.

üstüne 230 bin km koydum arabaya.

not 2: arabayı ilk kullandığım an geri geri giderken annemin arabaya dokundum adşnasöfmbnasönf
+1
rain when i die
(23.06.26)
acemi sürücü suv kullanmasın bence. hatchback küçük araç bakın.
0
jelly bear
(23.06.26)
yaris,
i20,
punto,
manuel viteslisinden.
0
designer
(23.06.26)
Corolla cross passion xpack bence de doğru seçim.
1. Zırt pırt arıza vermez. Yolda bırakmaz.
2. Suv değil crossover. Öyle aşırı büyük boyutları yok.
3. Toyotalarda güvenlik donanımları hep standart ve ncap testleri hep 5 yıldız.
4. Passion x-pack'lerde fren desteği, acil fren, kör nokta uyarısı, akıllı park asistanı gibi ek önlemler var.
0
yadigar
(23.06.26)
hepsi çok büyük acemi sürücüye B sınıfı araç lazım.
0
orpheus
(24.06.26)
(7)

Erkekler yaz aylarında özel bölgelerine hangi kremleri sürmeli ?

HellKeePer
Nem, pişik ve sürtünme gibi problemlere karşı kullandığınız neler var ?
Nem, pişik ve sürtünme gibi problemlere karşı kullandığınız neler var ?
0
HellKeePer
(23.06.26)
Baliden getirdiğim özel karışımlar, aloaveralar falan. Hocam her gün suyun altına 10 dakika girsen böyle dertlerin olmaz zaten.
-3
gobekliraki
(23.06.26)
travazol
+1
baldur2
(23.06.26)
Erkeklerin özel bölgelerinin düşmanı sıcaklık ve nem değil tam aksine bunların barınmasına ayrıca kirlenmeye rahat ortam sağlayan boxerdir .
O nedenle yara vs. hususlar dışında bir şey kullanan hiç duymadım .
-1
diyecevaplandı
(23.06.26)
Petrol türevi naylonu çok don giymediğiniz, aşırı dar kıyafetlere itibar etmediğiniz, kıl tüy temizliğini düzenli yaptığınız, her gün de duş aldığınız sürece birşeycik olmaz. İlave tedbirlere gerek yoktur.
+1
Mirket
(23.06.26)
Youtubeda erkeklerle ilgili kozmetik hijyen kanallarında bunun için pudra önerildiğini görmüştüm. Yabancı kanallarda aratırsan çıkar muhtemelen
0
grimavi
(23.06.26)
Hiçbir şey tabi
+1
benaslindayohum
(23.06.26)
Uzun yürüyüşler ve sürtünme gibi durumların neden olacağı tahrişi önlemek için bisikletçilerin kullandığı anti-şaf kremleri tavsiye edebilirim. Şamua yağı gibi.
www.cyclingweekly.com

Terleme ve mantar oluşumunu engellemek, bölgenin kuru kalması hedefse, pers-mant jel iyidir. Yine talk pudrası uygulanabilir.

Hali hazırda pişik olmaya başlamışsa ya da başlayacağını düşünüp korunmak istiyorsanız çinko ve vazelin içeren bir pişik önleyici kullanabilirsiniz. Çok marka var. Popolin mesela.

Ama normal koşullarda bölgeyi temiz ve kuru tutmak ve ℅95 ve üstü pamuk, modal yahut bambudan günlük temiz iç çamaşırı kullanmak dışında bir şey gerekmez.
0
yadigar
(23.06.26)
(8)

Duyuru fazla mı zengin adam dolu

gobekliraki
Herkeste sanki inanılmaz paralar, yatırım için bekleyen "boşta" paralar. Bana mı öyle geliyor?
Herkeste sanki inanılmaz paralar, yatırım için bekleyen "boşta" paralar. Bana mı öyle geliyor?
-3
gobekliraki
(22.06.26)
duyuruda zengin değilde akıllı adam çok. akıllı adamda iyi para kazanıyor. yani emeğiyle para kazanan, iyi para kazanan insanlar var. baba parası yiyenler buralara girmez.
0
mikahakkinen
(22.06.26)
Algıda seçicilik olmalı sanırım.
Bizde ne yoksa onun hayali daha cazip.
Burada fatura , çek, dekont, banka uygulamasından bir screenshot gördüğümüz yok. Birilerinin hayali de olsa yatırım tavsiyesi veriyorum bazen .

Paranın gelmesinden ayrı olarak, nereye gittiği de önemli. Haliyle kötü para kötü yollara gidiyor .
0
diyecevaplandı
(22.06.26)
O konular açılınca o insanlar ortaya cikiyor, bende para yok mesela, boyle ornekler de var sadece cok vurgulamiyorum yerli yersiz.
+1
mbond
(22.06.26)
duyuruda gercek zengin oldugunu sanmiyorum, birkac wannabe var gibi.
0
cooperr
(22.06.26)
neye zengin dediginize gore degisir, duyuruda cok fazla 35 yas ustu insan var, bu yaslarda 20-30 bin dolara yada 200-300 gram altina sahip olmalari cok normal. yani algi meselesi, sizde olandan cok her zaman zengin gorunur. ben daha bir kac milyon dolar net varligi yada nakit parasi olana rastlamadim.
+2
cairo
(23.06.26)
Duyurudaki adamların alayı eski ekşi sözlük kadrosu, eski moderetörler vb, alayı 40'ını devirmiş aklı başında adamlar, bir çoğu dünyalığını yapmış, kıytırık işlerden elini eteğini çekmiş, sözlükteki trol ordusuyla uğraşmak istemediği için ya da zamanında sözlük yönetimine küsmüş olduğundan entry girmeyen, tek amacı insanlara fayda sağlamak olan bir güruh, bundan olsa gerek. Zengin ama gönlü zengin diyelim.
+5
solo
(23.06.26)
@solo özetlemiş. 27 sene önce kuruldu sözlük. o zamanlar üniye yeni başlamış ve liselilerden oluşuyordu. o zamanlar en yaşlı yazar hukukçu justinianus diye biriydi ve galiba 50 yaş üstüydü. şimdi ise o ve sonraki nesillerin hepsi 40 üzeri. benim gibi 50 üstü de epey var. şimdi bunlar on yıllarca ortalamanın üzerinde eğitimli oldukları için para kazandılar, biriktirdiler, evlenip eşleri ile de birikim yaptılar. keza bir çoğunun anne babası öldü miras falan da kaldı. ister istemez ortada devasa olmasa da bir maddi güce sahip oldular. kaldı ki ezici çoğunluk muhalif kanattan ve kendi çabaları ile bir yerlere gelmiş insanlar var burada. son olarak yutddışında yaşayan yaşamasa bile yurtdışından para kazanan insanları da koyarsanız durum daha da net anlaşılır.
+2
ground
(23.06.26)
İlaveten şunu söyleyeyim:
Sözlük yazarlarından ilk dört nesilde olup da aileden çok zengin olan da gayet vardı. Zirvelerde, mail gruplarında ve birebir tanışmalarda bunu görebiliyorduk.

Bence duyuruda maddi anlamda en iyi durumda olanları, aksine, bu tarz konularda ağızlarını açmayanlar içinde.
+1
yadigar
(23.06.26)
(4)

Yurt içi İstanbul, Ankara ve İzmir olmayan direkt uçuşlar hangileri?i

yadigar
Kalkış ve varış noktası üç büyük il olmayan bildiğiniz yurt içi düzenli, tarifeli uçuşları paylaşır mısınız? Sallıyorum, Bursa-Erzurum, Konya-Van, Trabzon-Dalaman gibi uçuşlar mevcut mudur? Mesela ben yeni öğrendim, Pegasus'un Elazığ-Antalya arası direkt uçuşları varmış. Bildiğiniz uçuşları havayolu
Kalkış ve varış noktası üç büyük il olmayan bildiğiniz yurt içi düzenli, tarifeli uçuşları paylaşır mısınız? Sallıyorum, Bursa-Erzurum, Konya-Van, Trabzon-Dalaman gibi uçuşlar mevcut mudur? Mesela ben yeni öğrendim, Pegasus'un Elazığ-Antalya arası direkt uçuşları varmış. Bildiğiniz uçuşları havayolu ismi ile birlikte paylaşır mısınız?
0
yadigar
(20.06.26)
çok var saymakla bitmez.
trabzon adana
trabzon antep
trabzon antalya
mesela.
+1
jelly bear
(21.06.26)
Oh, oh, sayın bitmesin... Tam olarak soruma cevap hepsi.
0
🌸yadigar
(21.06.26)
jelly bear
(21.06.26)
Antalya'dan:
Çukurova (sunexpress ve pegasus)
Antep (sun)
Kayseri (sun ve peg)
Trabzon (sun ve peg)
Rize (sun)
Elazığ (peg)
Samsun (peg)
Diyarbakır (sun ve peg)
Van (sun)
Şanlıurfa (sun)
Mardin (sun)

--------
Kayseri'den
Bodrum (ajet)
Antalya (sun ve peg)

--------
Bodrum'dan (firmaları yazmıyorum artık):
Çukurova
Trabzon
Kayseri
Gaziantep
Samsun

--------
Çukurova'dan (Adana-Mersin):
Antalya
Trabzon
Bodrum
Dalaman
Van

--------
Bodrum'dan:
Kayseri
Gaziantep
Trabzon
Çukurova
Samsun

------
Samsun'dan:
Bodrum
Antalya

-----
Dalaman-Çukurova
------
Şanlıurfa-Antalya
-------
Elazığ-Antalya
-------
Gaziantep'ten:
Antalya
Trabzon
Bodrum

-----

Trabzon'dan:
Gaziantep
Çukurova
Bursa (Muhtemelen yolcuların tamamı arap olmalı)
Antalya
Bodrum

-----
Diyarbakır'dan:
Antalya
Bursa

------
Mardin-Antalya
------
Rize-Antalya
-------

Van'dan:
Çukurova
Antalya

------

Bursa'dan:
Diyarbakır
Muş
Trabzon

Şimdilik bunları bulabildim.
+1
🌸yadigar
(21.06.26)
(10)

şehir bazlı toplum tespitlerine/klişelerine inanıyor musunuz?

m e b
selam.mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
selam.
mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
0
m e b
(09.06.26)
Var maalesef çok gelişmiş bir zihnim olmadığı için. Genellemeler hayat kurtarıyor benim küçük dünyamda. Karadenizlilere gıcığım mesela. Karadenizlilerin yoğun olduğu bir mahallede büyüdüm, halleri, tavırları, yaşama şekilleri bana çocukken bile çok yabancı gelirdi. O kalıp düşünce öyle kaldı, üzerine hiçbir şey eklemedim, deneyimle yeniden şekillendirmedim.
-2
sekizdokuzon
(09.06.26)
evet. çünkü çevrenin insan davranışlarının şekillenmesinde çok önemli bir etken olduğunu gözlemliyorum. hatta sadece il değil, kişinin o şehrin hangi ilçe ve mahallesinden olduğu bile önemli bu konuda bence.
ancak tabi bu durum, karşı komşunu bile tanımadığın sitede yaşama düzeninin geldiği 90'lardan önce geçerliydi daha çok. 90 sonrası büyükşehir nesilleri için bunun bir kriter olmayabileceğini düşünüyorum.
+4
lil siztah
(09.06.26)
Şöyle bir kendimi yokladım. Her ne kadar önyargılarımla taban tabana zıt insanlarla yolum kesişmiş olsa da malum cenah yüzünden kafamda bir Trabzon, Rize ve Orta Anadolu insanı profili var. Şanlıurfa ise medyaya yansıyan birkaç vaka nedeniyle turistik gezi dışında yolumun düşmesini isteyeceğim bir yer değil.
0
auroraaurora
(09.06.26)
İnanıyorum, doğru da. Bir örnek de ben vereyim, plaka bazlı araba kullanmayı bilmeyen tehlikeli iller diyeyim kibarca.
+2
kimlanbu
(09.06.26)
“Şu memleketin insanı şöyledir zaten” türünden çok şey var benim de öyle düşünüp inandığım. Yine aynı şekilde “her memleketin iyisi de var, kötüsü de…” klişesini de tam gaz savunanlardanım. Örnek memleket verip kavga çıkarmayacağım.
+1
yadigar
(09.06.26)
Evet.

Üniversitede iç anadoludan gelmiş arkadaşlar kadınlara bakıp "askılı giyiyorlar" diyordu. Durup durup askılı giyiyorlar diyordu.

Askerde Urfalılar teyzenin kızıyla evlenmezsen geçmişi bozuktur diye akraba evliliği savunuyordu

Bunları batıda yaşayan insana anlatamazsın
+5
stefano
(09.06.26)
Kesinlikle doğru önerme. Bilimsel olarak da hava iklim şartları bu önermeyi destekliyor
+1
benaslindayohum
(09.06.26)
Evet. More often than not.
-2
gabe h coud
(09.06.26)
evet. önyargı hayat kurtarır. sadece şehir veya bölge değil, dış görünüş, fiziksel özellikler, giyim tarzı, ufak detaylar, dövme veya aksesuarlar, bindiği araba, oturdugu semt, ufak davranışlar ve reaksiyonlar. bunların hepsine yönelik yargılarım var.
+4
abelardo
(09.06.26)
Evet. Çünkü insanın içinde yetiştiği kültürün karakterine doğrudan etki ettiğinin farkındayım.

Sadece olumsuz durumlarla da sınırlandırmıyorum.

Bu kadar basit bir gerçeği uydurma ilkelerle inkara kalkışmak gerçekten gülünç ve ergence oluyor.
+1
lazor
(09.06.26)
(8)

Gruplar yalan mı oldu?

gabe h coud
Ne bekledik ne oldu? Neden başarısız oldu?Ne olsa daha iyi olurdu?Compu sormadı ben sorayım.Ben cevap vereyim: Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem gru
Ne bekledik ne oldu?
Neden başarısız oldu?
Ne olsa daha iyi olurdu?
Compu sormadı ben sorayım.

Ben cevap vereyim:
Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.
Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem grupta hem de ana ekranda paylaşılırsa grup işlevsiz olur tabii ki.
📊 Gruplar geliştirilmeye devam edilsin mi?
Evet %10.4 (5)
Hayır, zaten gereksizdi. %79.2 (38)
bilemiyorum altan bilemiyorum %10.4 (5)
0
gabe h coud
(09.06.26)
neden basarisiz oldu sorusunun cevabi bence duyuru'nin hit sayisinin sanildigindan daha dusuk olmasi. yani elimde veri falan elbette yok ama oyle hissediyorum. mesela yurt disi grubu var, duyuru'yu yurt disindan aktif olarak kullanan sayisi kactir ki veya yatirim grubu var, kac kisi yatirimcidir ki?
+3
Sour
(09.06.26)
gruplara ihtiyac olacak kadar soru/duyuru olmuyor zaten. gruplar bir nevi filtreleme yontemi bence, ama burada gerek yok. compumaster ai'la denemeler yapmak icin yapti bence :)
+4
lemmiwinks
(09.06.26)
“Gizli kapaklı işler” diye kapalı bir grup kurdum mesela. Amacı, tıpkı duyurudaki sözlük yazarlarının duyuru açarken “sadece sözlük yazarları görebilsin” seçeneği gibi, internetin geneline kapalı, duyuru ahalisine açık duyuru/soru sorma imkanı sağlamasıydı. İş göreceğini düşünmüştüm. Kimse dönüp bakmadı :)

(Bu arada @compu böyle bir seçenek getirse duyuruya, fena olmaz bence. Yani sadece duyuru üyelerinin görmesini istediğimiz duyurular için bir seçenek…)

En kalabalık olan kitaplar, müzik, yatırım ve +40 gibi gruplarda da in cin top oynuyor…

Rağbet görmediği bariz yani.
+2
yadigar
(09.06.26)
Bu soruyu gördüğümde hatırladım böyle bir özellik olduğunu.
+5
peki madem
(09.06.26)
insanlar duyuru diye bir platform olduğunu bile bilmiyor.
0
xu
(09.06.26)
Aslında akışa düşse iş yapardı +1

Örneğin ben bilim grubu açmıştım. Normal duyuru akışında "aa yeni makale ne diyor biliyor musunuz?" konulu soru/tartışmalar yapmıyoruz genelde. Herkesin ilgileneceği bir şey de değil zaten. O yüzden gruplarda böyle şeylerin tartışılması daha mantıklı. Ama mevcut haliyle, ben de kendi açtığım gruba düzenli açıp bakmıyorum. Geçenlerde bir soru sorulmuştu, benim aklıma gelip bakana kadar tartışma eskimiş.
+4
evrim halkasi
(09.06.26)
Yetkin oldugum bir konuda gizli paylasim yapma gibi bir istegim yok. Aksine yaptigim paylasim acik olsun herkes faydalansin isterim.
0
osssy
(09.06.26)
Akış +3
+2
üğpoıuy
(09.06.26)
(10)

Eldeki Ickilerle ne yapilir

kassiopeia
Merhaba arkadaslar, benim icin biraz uzucu bir soru olacak bu. Ne yazik ki babamda demans baslangici var, belki bi tik daha ileri derece de olabilir. Doktor kontrolunde ilerlemeye calisiyoruz. Yalniz yasiyor. Covid ile birlikte basladigini ve arttigini dusunuyoruz. O zamandan beri supermarketten oze
Merhaba arkadaslar, benim icin biraz uzucu bir soru olacak bu. Ne yazik ki babamda demans baslangici var, belki bi tik daha ileri derece de olabilir. Doktor kontrolunde ilerlemeye calisiyoruz. Yalniz yasiyor. Covid ile birlikte basladigini ve arttigini dusunuyoruz. O zamandan beri supermarketten ozellikle 'firsat' urunlerini cok cok fazla aliyor ancak ne kadar fazla aldigini acikcasi ne yazik ki son yillarda fark ettik. Kontrol altina aldik diye dusunuyoruz ancak evde yuzlerce ayni urunden var. Elimizden geleni yapiyoruz. Tuvalet kagidi, sabun, peynir, zeytin gibi urunlerde bir sorun yok, bozuk olanlari atip olmayanlari kullaniyoruz falan.

Ancak bu surecte cok fazla, cok cok fazla icki biriktirdigini de fark ettik. Saraplar, viskiler, rakilar vs. Ailede artik icki icen yok, babam Covid'den once bizlerle icerdi (kardesler vs.) - kesinlikle bu kadar zaten icmek gibi bir durum yoktu, aksam yemegi ile bir sarap acilirdi filan - ancak artik ne kendisi iciyor ne biz iciyoruz. Ama bu hastalikta ne yazik ki yapilan alisverisin de zaten bir mantigi yok. Biz bu ickileri ne yapabiliriz? Elbette elimizde fisleri yok ama hepsi migrostan yakinindaki tek supermarket orasi, her gun gider gelir. Icki satmak bildigim kadariyla yasak ama parasinin bosa gitmesine mi uzuleyim, evde artik adim atacak yer kalmamasina mi uzuleyim, neye uzulecegimizi sasirdik.

kimse bizleri ailemizin bu yaslilik haline hazirlamiyor ne yazik ki.
cevaplar icin cok tesekkurler.
+1
kassiopeia
(02.06.26)
Geçmiş olsun. Satın alan kişi bile nereden aldığını hatırlamadığı için riske girilmez. Satsan birisi kör olsa geri dönüşü yok. Dök kurtul
+1
artıküyeolmakistiyorum
(02.06.26)
Illa ki icki seven bir arkadasin esin dostun vardir, onlara ver.
+6
baldur2
(02.06.26)
Çok geçmiş olsun.
Ben de dökme taraftarıyım, çok yakın arkadaşım bile evinde duran içkileri satmayı bırakın hediye olarak verse şüphe duyarım içemem, sahte içki aşırı yaygın çünkü.
Riske girmeye gerek yok bence, en iyisi döküp yok etmek.
+2
mutekebbir
(02.06.26)
Neler var? Kaç şişe?
-2
gabe h coud
(02.06.26)
öncelikle çok geçmiş olsun. umarım tutumu değişir.

soruya gelecek olursanız bence buradan alıcı bulabilirsiniz. istanbul'da iseniz nispeten daha uyguna satacağınızı da düşünerek ben talip olabilirim :)
0
eurhka
(02.06.26)
Cok tesekkurler arkadaslar, biz de acikcasi kimse sahte icki nedeniyle istemez diye dusunduk. Henuz satmaya ya da atmaya ikna edemedik, gectigimiz hafta evi toparladik, temizledik fark etmeyecegi bazi seyleri attik. Bakalim ona sira gelince yine yazarim, istanbul'da eve gelip kendisiyle tanismak isteyen olursa da bekleriz :) arkadaslari hep vefat etti yavas yavas o nedenle bi anda boyle oldu diye tahmim ediyoruz
+1
🌸kassiopeia
(02.06.26)
Oncelikle gecmis olsun. Bence direkt cope atin. Hicbir sekilde riske girmeye degmez. Ayrica saglik acisindan da zararli.
0
Sour
(03.06.26)
Akrabalarınız, destek amaçlı olarak yarı fiyatına bile alsa iyidir diyecektim. Whatsapp'tan onlara satabilirdiniz.

Fakat babanızın hastalığı ileri durumdaysa ve Migros yerine başka bir tekelden falan sahte içki de satmış olabilirlerse ucuz diye, bu sefer akrabanızın da ölümüne neden olup, büyük risk alabilirsiniz.

Fiyatlarını araştırın. 5000 liranın üzerinde olan varsa, sahte içki analizi yaptırabilirsiniz laboratuvarda, eğer sahte değilse akrabalarınıza arkadaşlarınıza satabilirsiniz güvenle. Zaten %14'ün üzerinde alkol oranı varsa, kapağı açılsa da bozulmaz.

Eğer 5000 liranın altında ve market içkilerindense, bir olasılık antikacılara da açılmadan satabilirsiniz. Filmler, dizilerde dekor amaçlı olarak veya cafelerde yine dekor amaçlı olarak açılmamış dandik veya bozuk içkiler kullanabiliyorlar. Dökmekten daha iyi olabilir en azından.
0
sinematematikci
(03.06.26)
Migros kasiyerlerini de tembihleyin. "Şu anda içki satamıyıryz" türü bir bahane sunsunlar beyamcaya. Geçmiş olsun.
0
yadigar
(03.06.26)
Yakındaki tekel bayi uygun fiyata almak için can atar
0
Teran
(03.06.26)
(8)

İlaçlı mr ve su tüketimi

egerbiryolcu
Ailemden bir hastamız için daha önce iki üç defa normal mr çekildi. Her defasinda mesane boş gözüktü ve değerlendirilmedi. Hastamız yaşlı ve mesela belli bir noktaya kadar tuvaletini tutturabiliyor belli ölçüde su ictirebiliyoruz. Hatta birinde baya sıkışıktı yine de boş gözüktü. (Mesane tümörü için
Ailemden bir hastamız için daha önce iki üç defa normal mr çekildi. Her defasinda mesane boş gözüktü ve değerlendirilmedi. Hastamız yaşlı ve mesela belli bir noktaya kadar tuvaletini tutturabiliyor belli ölçüde su ictirebiliyoruz. Hatta birinde baya sıkışıktı yine de boş gözüktü. (Mesane tümörü için bakılıyor)

Şimdi ise ilaçlı mr yapılacakmış. Doktor aç karnına gelsin demiş ama su içsin sıkışık olsun diye bir şey belirtmemis. Yapay zekalara sorduğumda bu mr türünde de mesanenin dolulugunun önemli olduğunu belirttiler. Yani yine su tuketimi ve idrar olmalı mı. İlaçlı olduğu için mesane bos da olsa tespit edilmesi sanırım daha kolaymış ama emin olamadik biz şimdi hastamıza doktora götürmeden önce bol su icirelim mi tuvaletini tutturalim mi? Daha öncekilerden sonuç alamadığımız için özellikle daha bol su icirmeye mi çalışalım. Yaşlı olduğu için artık kadını yollarda surundurmek istemiyoruz bir türlü tespit edilemedi canımızı sıkıyor bu durum....



Eksiledin ve müthiş havalı oldun Allah'ın ilgi manyağı.
0
egerbiryolcu
(01.06.26)
Önceden su içirmeye gerek yok. Sadece aç olsun. İlaçlı su orada verilecek.
Hem MR'ın yoğunluğu belli olmaz ve hasta sıkışıp rahatsız olur, hem de önceden içilen ve mesaneyi dolduran su ilaç yoğunluğunu düşürebilir.
+1
pro9it9is9
(02.06.26)
Sorunuzun cevabı değil ama.. Emar ilaçlı olduğundan, kontrast madde böbreklerine zarar vermeden hızlıca vücuttan atılması için, işlem sonrasında da bol su içip bol idrara çıkmalı. Belirtmiş olayım. Geçmiş olsun
+2
yadigar
(02.06.26)
kontrast maddeli (ilaçlı) mr inanılmaz detaylı bir görüntüleme. yumuşak dokuda ne var ne yok cam gibi gösteriyor. su içmesi gerekiyorsa bile suyu orada verirler endişe etmeyin hiç. (su içirmeyebilirler de bu arada)

(mesaneyi bilmiyorum ama beyin mr'ında mesela, mr'dan önce kolda damaryolu açılıyor ve mr'a bu şekilde giriyorsunuz. başta kontrast madde olmadan çekiyorlar, sonra mr'ın ortasında gelip damar yolundan kontrast maddeyi verip öyle devam ediyorlar. suda da benzer bir durum olabilir, yani bir şey demedilerse kafanıza göre aksiyon almayın.)

*bir dipnot, kontrast madde vücuttan böbreklerle atılan yoğun bir ilaç. her kontrastlı mr'da 15 gün içinde yapılmış kreatinin değerinin olduğu kan tahlili istenir. hastanın eğer kreatinin değeri uygun değilse mr kontrast madde ile çekilmeyebilir. kontrast madde ile mr çekilmişse de 2-3 gün normalden daha fazla su içmeli kontrast maddeyi atabilmek için.
+2
makbur
(02.06.26)
Herkese çok teşekkür ederim gerçekten içim rahatladı🙏
O zaman sonrasında bol su tukettirmemiz daha doğru olacak.
Kreatin için evet kan tahlili yapmıştık ben sonucu hatırlamıyorum ama bir sorun yoktu sanırım ki doktor da olumsuz bir şey demedi bu konuda.
0
🌸egerbiryolcu
(02.06.26)
ben batın ve karaciğer çektireceğim hafta sonuna doğru. çekim formuna 6 saat aç gelinmeli yazmışlar ama su konusunda bişey yazılmamıştı. randevum akşam üzeri olduğundan ve bu havada susuz kalmak zorlayacağından dün ilaç yazdırmak için gittiğimde sordum; içmesen iyi olur, çekimi etkilemesin dediler. sizin çekim farklı olduğundan sormanız faydalı olurdu; devlet hastanesinde randevu çok ileri tarihlere veriliyor zaten, riske atmamak lazım.
0
lil siztah
(02.06.26)
İlaçlı mr doktor çekmek istemedi. Özellikle kesin çekilecek mi diye sordurmustuk. Kreatin idrar tahlili vs almislardi. Şimdi gidince böbrekleri iflas edebilir vs seklinde konuşup en risksiz şekilde tespit etmeliyize getirip konuyu tekrar ultrason idrar tahlili vs istedi. Bu süreç gerçekten yıprattı bizi belki on defa idrar kan, üç defa ultrason çekildik zaten:/ (eğitim ve araştırma hastanesi) anneannem de strese girdi ve eve dönmüş bulunduk.
+2
🌸egerbiryolcu
(02.06.26)
Ne saçma bir sistem var ya. Kreatinin değeri uygun çıkmamışsa aslında sizi arayıp söylemeleri gerekirdi. Hadi normal hastayı arama etme de 65 yaş üstüne, hele ki takipli ağır hastalara özel ihtimam gösterilmesi gerekir..

Çok üzüldüm, tekrar geçmiş olsun.
0
makbur
(03.06.26)
@makbur
Aslında değerlerinde bir sorun yok diye biliyorum doktor ya da hastane politikasindaki bir sebep mi bilmiyorum sırf çok yaşlı diye sürekli bizi tahlilden tahlile suruklediler her gittiğimizde. Ultrason çekin dedi mesela ve belki bugün çekmezler diyolar. Daha önce zaten üç defa falan çekildi de sonuç alınamadı diyoruz. Kan tahlili idrar tahlili hep normal sorunsuz çıkıyor yakın zamanda da istemistiniz yaptık diyoruz. Dalga geçer gibi tekrar tekrar aynı şeyler ya isyan edip hiçbirini yaptırmadan döndük eve. Bu kadının geldiği mesafe 40-50 km bir yol. Madem yaşının zorlugunun farkındasınız sanki iki adım yolmuş gibi bu kadın durmadan nasil hastaneye gelsin. Ve gecesinde de anneannem yataktan dustu ve biz bugün göz kapağı ameliyatından çıktık başka bir hastaneden.

Sorumluluları Allah'a havale ediyorum. Stresten oldu çünkü... Hatta bakın bu olaydan önce zaten gelişmelerden bahsederken anneannem strese girdi demişim. O gece başımıza neler geldi..
0
🌸egerbiryolcu
(04.06.26)
(19)

Kol saati sektörünün Toyotası hangi marka? (Sadece 35 yaş üstü cevaplasın)

sinematematikci
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstem
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstemeseniz bile camında çizik varsa, mekanizmasında gecikme varsa vs, zorunlu olarak mekanizma değişimini dayatıyorlar. Yok ben sadece pil değiştireyim desen de kurtulamıyorsun. Yani her iki üç yılda bir pil değişimi için servise gittiğimizde artık mecburen saatin üçte biri gibi bir para dökmek zorunda kalacağız gözüküyor. Bu da benim midemi bulandırdı artık. İki saatimi de satıp, Swatch grubu hariç bir markaya geçmeyi düşünüyorum.

Arabam Toyota Corolla Hibrit. Genel olarak teknolojik ürünlerde tarzım, bir kez alayım uzun süre arıza ve dertsiz şekilde kullanayım, görevini yerine getirsin yeter şeklinde. Fancy saatler, moda markalarının saatleri gibi yeni nesli kandırdıkları tarzdaki saatlerden istemiyorum. Mekanik, pilsiz, 1000-5000 dolar arası bir değerde ne tür saatleri önerirsiniz veya hangi markanın ürünlerini önerirsiniz, onu sormak istedim.

35 yaş altındaki arkadaşlar, sizleri de seviyorum, ama bana modadan etkilenmemiş, olgun adam görüşü gerekiyor.
0
sinematematikci
(01.06.26)
Mekanik saatlerin bakım masrafı swatch pil değişimi ve bakımından fazla olur. Saatin değeri arttıkça bakım masrafı da artar. Mekanik saatlerin bakımı 5 yılda bir yapılması gerekiyor.

Tarzını bilmeden öneri yapmak mümkün değil. Dress watch mı yoksa daha spor modelleri mi seviyorsun veya çalıştığın ortam hangisine uygun, bunlara göre öneri yapmak lazım.

Dress: Tissot visodate, Tissot Le locle
Spor: Longines hydroconquest, Omega speedmaster

17500 USD ye çıkabileceksen Cartier Tank.
0
michael harddd
(01.06.26)
39 yaşındayım. 20 yılı aşkın süredir saatler hobim. Swatch'la başladım. Önce dijital, sonra analog Casio aldım. Ardından Tissot/Hamilton ile devam ettim. 15 senedir de Rolex (önce Milgauss, şimdi de Submariner) kullanıyorum. Özetle, bilgim de tecrübem de az değildir.

Tissot çok güzel bir marka, Tissot'dan çıkmanıza gerek yok. Meseleye Swatch Grup ya da başka bir marka/grup olarak bakmayın. Anormal özel (tourbillon, minute repeater, perpetual calendar vs) bir saatiniz olmadıkça yetkili servis tercih etmeyin, sorun çözülür.

Arkadaşım Omega'sında bir sorun yaşadı. Elbette gitmedik yetkili servise. Son derece tecrübeli ve yetkin bir ustaya gittik, sorunumuz çok daha ucuza ve çok daha kısa sürede, markaların dayattığı aptal şartlar olmaksızın çözüldü. Hangi markayı alırsanız alın, satış sonrasında böyle aptal şartlar dayatılacaktır. Kimisi az dayatır kimisi çok dayatır ama hepsi dayatır sonuçta.

Bence saati değiştirmekten ziyade, güvenilir bir usta bulmaya bakın çünkü saat hobisinde idame ettirmek kritik ve bunun yolu da iyi ustadan geçiyor. Tanıdığınız usta yoksa İzmir ve İstanbul'da usta adı verebilirim. Bu sırada bana doğrudan güvenmeyin, kendiniz de usta araştırın. Bulduğunuz isimler olursa bana gönderin, ben de onları kurcalarım nasıl ustalar olduklarını öğrenmeye çalışırım.
+3
10551037
(01.06.26)
Bence tool watch kategorisindeki saatlere bakmalısın; Oris big crown pointer iyidir son çıkan sürüm Tudor ranger da çok güzel. Rado captin cook da iyidir.
0
kizil karga
(01.06.26)
sinn 104 st sa olabilir.
0
baldur2
(01.06.26)
Bana sanki longines tarif etmişsiniz gibi geldi. Hydroconquest güzel bir seri. Camı, mekanizması üzmez.
0
eisberg
(01.06.26)
saatci degilim, ama bir petrolhead olarak Toyota Corolla takintisi olan abileri iyi bilirim.

bence buncenin ust limitine yakin degil de alt limitine yakin bir saat bakman lazim.

longines bulunabilir mi bilmiyorum o fiyata ama benim de bildigim longines en sikintisiz saatlerden biri. o yuzden longines +1 diyorum. Hydroconquest guzelmis yaw :D
0
cooperr
(01.06.26)
Swatch Grup’tan çıkmak isteyene Tissot, Omega, Rado ve ısrarla Longines önermek gerçekten çok iyi 😀

Tissot’nun X lira olan bakımı Longines’te en az 2X, Omega’da ise en az 5X olacaktır.

Hocam, yukarıda yazdım ama tekrar ediyorum: Sizin iyi bir saat ustasına ihtiyacınız var. Sorunuzu anlamadan cevap verenlerin gazına gelip saatlerinizi değiştirirseniz büyük zarar edersiniz.
0
10551037
(01.06.26)
Bence corollası (bkz: seiko 5)
(Yaş 40+)
+1
yadigar
(02.06.26)
Otomatik saatler için ayırabileceğiniz paraya göre sıralama şöyledir benim gözümde:
Seiko-Orient
Hamilton-Tissot
Longines - Rado
Oris

Swatch grup dışında seçenekler azalıyor maalesef. christopher ward olabilir.
-1
matematisyen
(02.06.26)
Pilsiz diye seiko kinetic aldım kapasitör değişimi başlı başına maliyet.

Full mekanik Armani ar4612 aldım, mekanizma arızası yüzünden saat çöp oldu, yetkili firma yedek parçaları imha etmiş, dişli yok.

Mekanik saat bakımları yüzünden daha pahalıya gelir.

Ben akıllı saate geçtim, bir tek ekstradan swatch bioceramic siyah bir saat aldım.
0
kimlanbu
(02.06.26)
bu baremde longines ve tag heuer kullanıyorum memnunum. önemli olan sadece mekanizma değil, bir de ruhunuza dokunması lazım. almış olmak için almayın.
0
awlmi
(02.06.26)
ben de seiko 5 diyecektim ama en az 1000 dolar dedigin icin demedim.
0
baldur2
(02.06.26)
tissot memnunum. seiko da giriş seviyesi iyi. amerikadan almıştım iyiki almışım.

otomatik saat harici para vermem saate.

digital saatlere de karşıyım.
-1
kveldulv
(02.06.26)
Soruya yancı olmayacaksa 18 yaşına yeni giren bir gence hangi saat daha uygun olur?

Hazır bu kadar saatçi'yi bulmuşken. 10.000 - 20.000 arası olabilir.
0
liberal
(02.06.26)
@liberal

seiko 5.
0
baldur2
(02.06.26)
Yaklaşık 8-10 adet saatim var. 3 yıldır pil değiştiremiyorum. Kullanmam gerekirse pilsiz aksesuar olarak takıyorum. Zaten telefonum her daim yanımda. Saatin kaç olduğunu öğrenebiliyorum.
-1
Caletti
(02.06.26)
Öncelikle geç yanıt veriyorum, ancak müsait olabildim, kusura bakmayın.

Benim ihtiyacım biraz daha marka bazında az bakım isteyen, az arıza yapan, az masraflı; mekanizması sağlam ve uzun ömürlü bir saat markası veya serisi öğrenmekti. Toyota'ya atıfta bulunmam da bu amaçlaydı.

Gelen yanıtları üç başlık altında toplarsam;
1. "şu model iyidir" tarzı önerileri biraz kopuk buldum. Neden iyi, neyi iyi, neden önerildi... gibi konularda altı boş kalmış. Ayrıca gelen önerilerdeki saatler hoş gözükse de, derdim görüntü değil, kalite.
2. Servis prosedürlerinden dolayı şikayet ettiğim ve kavga ettiğim yerin yine başka markalarının saatleri önerilmiş. Hayret ettim. Ama Seiko önerilerini not aldım.
3. "İhtiyacın yetkili servis değil, özel servis. Her saat markası benzer durumda, yoksa saatin iyi açıklamaları en işime yarayan açıklamalar oldu.

Yelkenciyim, bizim sektöre çok sponsorluk desteği verdiği için Tissot marka saat aldım hep. Sailing Touch ve Klasik bir saati var. İkisi de ortalama 1000-2000 dolar arası saatler. Çok da memnunum ama servis prosedürleri canımı sıkmıştı.

Teşekkürler hepinize. İstanbul'da saat ustası önermek isteyenler buradan veya mesajlardan yazabilir.
-1
🌸sinematematikci
(03.06.26)
Sirkeci Şah As Han (Doğubank'ın yanı)

Ramazan Usta: Bizzat tecrübe etmedim ama çok insandan yetkin bir usta olduğunu duydum. Eski ustadır.
Cengiz Usta (Bengi Saat): Arkadaşımın Omega'sını yapan usta. Birkaç sene önce Ayvalık'a taşınmıştı ama dükkan hala açık sanırım.
+1
10551037
(03.06.26)
eminonu'de yuksel abla var, biz ailede bir saat bozuldugunda ona gotururuz.
babasini tanirdik, herhalde istanbul'un en eski saatcilerinden biridir bu aile.
www.youtube.com
0
cooperr
(03.06.26)
(4)

Kasik bolgesi mantar baslangici

baldur2
Hangi kremi onerirsiniz? Kortizonlu olup olmamasi cok fark ediyor mu?
Hangi kremi onerirsiniz? Kortizonlu olup olmamasi cok fark ediyor mu?
0
baldur2
(01.06.26)
Travazol .
Bölgeyi temizle kurut.
merhemi sürdükten sonra yara bölgenin 1-2 cm etrafına kadar merhemi yay.
Kaşıma, asla boxer vb. dar şeyler giyme.
Bu artan yaz sıcakları o bölgeyi yara yapmak için uygun bir dönem
Her banyodan sonra o bölgeyi kurut.
Nemli bırakma.

Kortizon için bir şey diyemeyeceğim.
+4
diyecevaplandı
(01.06.26)
Kortizon için de ben söyleyeyim madem.
O bölge için değil de dermatit için sorduğumda cildiyecinin söylediği.
'Deriyi incelttiği, bu durumun da tahrişlere ve daha kötü sonuçlara sebebiyet verdiği için 5 günden daha uzun süre kullanılmasını önermiyoruz.'
+2
Mirket
(01.06.26)
Başlangıçsa, kortizonlu olmasına gerek yok. Klotrimazol içeren bir krem olabilir. Bir de pers-mant jel alın. Gece kremi sürüp yatın. Sabah duştan sonra bölgeye pers-mant uygulayıp gğne öyle başlayın. Terlemeyi de limitler. Daha iyi iyileşir.

Yine kullandığınız ilaçlarla etkileşimi yoksa, bir hafta arayla, toplamda 2 defa olmak üzere haftada bir 200 mg flukonazol tablet içebilirsiniz. Geçmiş olsun.
0
yadigar
(02.06.26)
Biraz önce bir yerde mantar tedavisinde kortizonun mantarı azdırabileceğini görmüştüm, bir araştırsan iyi olur.
0
muhayyer divan
(02.06.26)
(4)

Kıbrıs'ta türkiye hattı kullanımı

gene yatti
Kıbrısta normal türkiye hattımızı kullandığımızda bizi arayanlara "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" veya "aradığınız kişi şuan yurtdışında" gibisinden bir uyarı veriyor mu acaba bilgisi olan var mı?
Kıbrısta normal türkiye hattımızı kullandığımızda bizi arayanlara "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" veya "aradığınız kişi şuan yurtdışında" gibisinden bir uyarı veriyor mu acaba bilgisi olan var mı?
-1
gene yatti
(01.06.26)
Turkcell türkiye hattı ile yurt dışı kktc paketi kullanmıştım. Her g0n görüştüğüm kimse anlamamıştı yurt dışında olduğumu. Yurt içi ike bir fark yoktu.
+2
yadigar
(01.06.26)
Sizi aradiklarinda arama ucretlendirilir ya da sms gonderdiklerinde. Burdan anlayabilirler yurtdisinda oldugunuzu. Faturasiz hat kullaniyorlarsa da arama dusmez sms gitmez ya da siz faturasiz kullaniyorsaniz ve hatta yuklenmis bosta tl yoksa
0
mezzosprite
(01.06.26)
wifi varsa ve wifi aramayı açarsanız ne ekstra bir ücret ödeme(her iki taraf için) ne de yurtdışında vs gibi bir şey olur. aramalar smsler normal paketten karşılanır.
+1
bravoteam
(01.06.26)
Eğer sizi arayan kişi yurtdışına aramaları kapattıysa veya bir şekilde kapalıysa böyle bir sorun yaşıyor olabilir ama bu sizden değil, arayanın ayarlarıyla alakalı bir sorun. Ama böyle bir durumda hiç ses çıkmıyor normalde, belki operatöre göre değişiyordur.
+1
akhenaten
(01.06.26)
(10)

Dizi önerisi yerli ve komik

egerbiryolcu
Önerileri alabilirim tek isteğim üçüncü bölümden sonra tadı kaçmasin uzun soluklu aynı kaliteyi sürdürmesi
Önerileri alabilirim tek isteğim üçüncü bölümden sonra tadı kaçmasin uzun soluklu aynı kaliteyi sürdürmesi
0
egerbiryolcu
(27.05.26)
Gassal
-7
Mirket
(27.05.26)
Kaygısızlar
-1
yurtsuz john
(27.05.26)
Beş kardeş gibisi gelmedi. YouTube da var
+2
mezarlik
(27.05.26)
7 numara
+1
yadigar
(28.05.26)
Gibi
+3
Uncle Sam
(28.05.26)
Sıdıka
+2
duster
(28.05.26)
(bkz: Ayak işleri )
+3
etna
(28.05.26)
ayak işleri +1
bir de "dünya bu" var, kalt ekibinden.
0
biseysorcaktim
(28.05.26)
bu sorunun cevabı Ruhsar'dır ya.
özellikle 90 ve öncesi doğumluysanız izleyebileceğiniz en iyi dizidir Ruhsar. değilseniz bile bi şans vermenizi şiddetle öneririm. benim hala en sevdiğim dizidir.
+2
matilda
(28.05.26)
İbreti ailem. 6 bölüm, olkan serdar yıldız, müjdat gezen, şebnem sönmez, çağlar çorumlu, müjdat gezen zafer Algöz vs oynuyor. Biraz sıkıcı gelebilir ama bakmakta fayda var.
0
bumbum
(28.05.26)
(14)

Favori Nazal Öncel şarkınız?

sekizdokuzon
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?Teşekkürler.
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?

Teşekkürler.
-1
sekizdokuzon
(26.05.26)
bırak seveyim rahat edeyim
+1
summerjam0306
(26.05.26)
Sokak Kızı nı çok severim

Not : Erkeğim yürümeyin
+1
kimlanbu
(27.05.26)
leylim yar
+1
banach
(27.05.26)
+1
late viper
(27.05.26)
Gidelim buralardan.
+1
mutekebbir
(27.05.26)
geceler kara tren
0
anon1m
(27.05.26)
Boncuk
+1
Lh12
(27.05.26)
beni hatırla www.youtube.com
ayşegül aldinç versiyonunu da çok seviyorum ama nazan öncel'in söylediğinin düzenlemesi şahane olmuş.

yalnızlar treni www.youtube.com
sibel can versiyonu da güzel.
+1
exlibris
(27.05.26)
leylim yar+1
+1
trixi
(27.05.26)
Bazı Şeyler,
Seni Bugün Görmem Lazım
0
substituent
(27.05.26)
A Bu Hayat
0
arenas
(27.05.26)
Leylim yar: Alttan alttan gelen davul sesi, aşık olunca yaşanan kalp atması misali, şarkı boyunca hiç durmadan atıyor kalbiniz.
0
mahsus mahal
(27.05.26)
Dillere düşeceğiz idi hep:
(bkz: #4866794)
+1
yadigar
(27.05.26)
Dillere duscez +100
0
cooperr
(27.05.26)
(18)

"Babamı arayabilir miyim?"

deniz kiyisi ve papatyalar
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
dolandırıcılık olmasa bile telefonu alıp kaçabilirler en basitinden.
ekonomi bozuldukça, bizde de sokakta telefonla konuşanların elinden çekip çalmalar çoğalacak korkarım.
dün istanbul kart yüklerken, kızın biri makinadan çıkan fişleri topluyormuş. benim yükleme tamamlanınca, daha kartı alamadan fiş verme düğmesine basmak üzere önüme atladı. kartı kapacak sandım. o fişleri niye topluyor, ne işine yarayacak, hiç anlamadım. tuhaf tuhaf işler..
+2
lil siztah
(23.05.26)
Bana da 2 gün önce genç bir kız sordu. Telefonunuzu kullanabilir miyim dedi. ben de vermedim. Yeni bir şeyler deniyorlar galiba
+1
Rondak
(23.05.26)
gerçekten yardıma ihtiyacı olma ihtimaline karşı "telefonu vermem ama numarayı söyleyin arayayım hoparlörden konuşursunuz" mu desek acaba?
çünkü benim birkaç ay önce böyle bi yardıma ihtiyacım olmuştu da. şehirlerarası seyahat için evden çıktım bi 10 dk gittikten sonra telefonumun nerde olduğunu bilmediğimi fark ettim. arabada çok fazla eşya vardı ve telefonumu evde mi unuttum yoksa çantalardan birinde mi bilmediğim için arabadan inip birinden telefonuyla kendimi aramayı rica ettim sağolsun izin verdi. hatta telefonla arabaya girip dinledim falan çalıyor mu diye. çalsa boşa eve dönmemiş olacaktım.
+1
mezzosprite
(23.05.26)
ben yolda beni çevirenlere cevap bile vermiyorum. dinlemeden yok de geç.
ne olacağı belli olmaz. devir iyilik yapma devri değil. gözün açık olacak karşındakinin her şeyi yapabileceği bir dönem.
+1
my fault
(23.05.26)
@lil siztah
O fişleri şirketler "yol/ulaşım yardımı" için istiyor bazen. Kendi arabasıyla gelen bile akbil gişelerinden toplamak zorunda kalabiliyor.

Akbil dedim, gişe dedim. Siz onu istanbulkart dolum otomatı anlayın :)
+1
yadigar
(23.05.26)
Türkiye'ye 1 haftalığına geldim ve bu durum 2 kez başıma geldi. (aileme falan anlattım böyle bişey olursa vermeyin diye) Bence normal değil.

gerçekten iyi niyetli olsalar bile sıkıntı. Çünkü aradığı kişi X ile bağlantılı çıksa sen aradığın için seni ifadeye çağırabilirler öyle bi ülke burası :D
+1
nhk ni youkosu
(23.05.26)
sesli düşünüyorum.

iyi ses:
gençler parasız, dilenme kültürü de normalleşti. metrolarda da milletten istiyorlar.

kötü ses:
yeni jenerasyonun aile ilişkileri kötü. sokakta babalarını arama ihtimalleri düşük.
0
buenosdias
(23.05.26)
Benzer bir durumda kalmıştım. (Arabayı detaylı temizlik için gece onda tanıdık detailingciye bırak, dönüşte metroda şarjın bitsin, hep arabadaki şarj aletine güvendiğin için boş bataryayla ortada kal ve meteo'da aksaklık olsun) Böyle zor bir durumda ne yapacağımı bilemedim. Bir genç kız telefonuyla uğraşıyordu. Gece evden aniden pijama/eşofman arası bir kıyafetle ve yalınayak terliklerle çıkmışım. Saç baş da dağınık, berduş gibi görünüyorum. Güvenli bir mesafeden en uysal ve kibar ses tonumla rica ettim, "eşime WhatsApp'tan 'kocanızın şarjı bitmiş merak etmeyin" yazabilir mi diye... Hem yazılı delil hem de whatsapp olduğundan en başını ağrıtmayacak ve korkutmayacak yöntem o aklıma geldi.

Allah razı olsun, dedi ki 'arayayım, sesinizi de duysun'. Çok makbule geçti.

Kendinizi garantiye alarak, yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Mesela "telefonu veremem ama numarasını söyle, sms ile haber vereyim ben yazarım ne ise mevzu" gibisinden. HTS kayıtlarında arama içeriği yok. Süre, arayan, aranan, baz istasyonu lokasyonu gibi veriler var. Ama sms'lerin metni de tutuluyor. Böyle durumlarda mevzuyu net bir şekilde içeren bir sms atarsanız, sadece o mesaj yüzünden başınız ağrımaz. Anxak, arama mevzusu sakat olabiliyor...
Bilginize.
0
yadigar
(23.05.26)
-babamı arayabilir miyim
-evladım hasta
-yolda kaldım
-bir şey sorabilir miyim
-bana x yiyeceği alır mısın
-restoran çöpü eşeleyen "fakirler"
-ana caddeye ateş yakıp "ısınmaya" çalışanlar
-fırçasını düşüren ayakkabı boyacıları

Büyükşehirde yaşayanlar bu saydıklarıma metelik bile vermez. Dilimde tüy bitti izah etmekten.
+7
yurtsuz john
(23.05.26)
10 kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı oluyor, problem çıkmıyor. Ama 11. kişi problem çıkarınca tüm insanlar böyle/insanlara güven olmaz bla bla bla

Karşıdakinin ses tonu, hal hareketi, nezaketi tüm niyetini belli ediyor zaten. Eğer sizden birisi bunu rica ettiysede nazikçe neden yapmak istemediğinizi söyleyin. İyi niyetle yaklaştıysa zaten anlayış gösterir. Ama yüzüne bile bakmayıp görmezden gelince siz de o yardım isteyen kişinin gözünde 11. kişi olacaksınız.

Dünya böyle. Zaten herkes iyi niyetle yaklaşsa hiçbir soru kalmazdı, hukuka gerek olmazdı. Ama bunu bahane edip 11. kişi olmanın manası yok.
Dünyada herkes kötü bi siz iyi değilsiniz.
-3
substituent
(23.05.26)
Ben genelde insanlara yer tarifi için bir şey sorabilir miyim derdim. Bana da biri bir şey sorabilir miyim deyince defalarca yer soracak zannedip duraksiyordum ama iki saniyede bambaşka bir dert olduğu (tanıtım, reklam, zorla bağiş, dinlemeye mecbur tutma) gibi şeyler... anlaşılıyordu. O yüzden gerçekten büyükşehirlerde insanlar artık kurunun yanında yaş yansa da bir şey rica edenlere dönüp bakamiyor.
+1
egerbiryolcu
(23.05.26)
Telefonu isteyenler tekin tipler değildi diye belirttim zaten dostlar. Yardım meselesi değil bu. Benzer durumda yardım etmişliğim oldu elbette. Benim kastettiğim şey bu çocuklar birilerini arıyor da acaba telefon üzerinden iş mi çeviriyorlar idi.
+1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
Herşey olabilir. Telefonu alıp kaçabilir de. Bundan 15 sene önce bu taktikle telefonu alıp kaçıyorlardı. Bir arkadaş telefonu verdi, adam yürüyerek uzaklaşınca hop hop nerede dedi. Adam da siktir lan deyip kaçmıştı.
+1
runaway
(23.05.26)
Telefonunuzu dolandırıcılık veya bir suç için kullanabilirler, tehdit gibi. Bunu ispat etmenizde mümkün değil maalesef. "Ben yapmadım" deseniz bile, bunu mahkemede ispat etmeniz imkansıza yakın.

Birisi size para gönderiyim çek, hesabını kullanıyim, kredi kartını kullanıyim, telefonunu kullanıyim vs. derse uzak durmak lazım. Gitsin devletin resmi kurumlarından, karakoldan destek alsın.

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.05.26)
Hukukçuyum. Kesinlikle vermeyin. tekrar ediyorum kesinlikle vermeyin. Eğer inanıyorsanız sadece mesaj atmasına izin verin mesajda siz yazın.
+2
ground
(23.05.26)
telefonu alıp kaçacak
+1
co2s2
(23.05.26)
Bir çocuğu ekleyebilir, bir çocuğa mesaj yazabilir. Sonra büyükleri seni tehdit edip şantaj yapmaya kalkar. Başın ağrır. Kimseye de anlatamazsın
0
hebanon
(23.05.26)
Tekinsiz bir çocukça vermemekle iyi etmişsiniz, ben telefon verdiğimde yanımda konuşturuyorum ya da biraz köşeye sıkıştırıyorum alıp kaçmasın diye. Ama asıl problem alıp kaçması değil birine suç olan bir şey deme ihtimali. Bu zamana kadar görmezden geldim ki artık önemsenmeyecek bir durum değil bu.

—-

Şarjım bitmiş ya da telefonum kullanılamıyor İsa ve birini aramamız gerekiyorsa biz ne yapalım? Eskiden büfelerde kontörlü telefonlar vardı ya da sık şık Türk Telekom’un jetonlu telefonları vardı. Artık kullanılmıyor ya da yoklar. Varlar mı hala?

Yani cebimde kredi kartı var ve telefonumun şarjı bittiyse iki dklık bir görüşme yapmam ne şekilde mümkün?
0
biseysorcaktim
(24.05.26)
(9)

Bu dişi nasıl 10 günlüğüne idare etmeli?

yadigar
10 gün daha yurt dışındayım. Kısmen mahrumiyet bölgesi durumları var. Bir azı dişim var, sol altta, 2 yıl kadar önce beğenmediğim bir ksnal tedavisi yapıldı. Birkaç ayda bir, bir hafta gibi süre boyunca o tarafla yerken ağrıyor, zamanla geçiyordu.3 gün önce yine yerken ağrı yaptı, önemsemedim. Dün a
10 gün daha yurt dışındayım. Kısmen mahrumiyet bölgesi durumları var. Bir azı dişim var, sol altta, 2 yıl kadar önce beğenmediğim bir ksnal tedavisi yapıldı. Birkaç ayda bir, bir hafta gibi süre boyunca o tarafla yerken ağrıyor, zamanla geçiyordu.

3 gün önce yine yerken ağrı yaptı, önemsemedim. Dün akşama doğru yemek yemediğim zaman da ağrımaya başladı. Gece arttı. Parol içtim, azaldı biraz.

Şimdi kahvaltıda oraya ne değse korkunç ağrımaya başladı. Diğer tarafla çiğnerken minimal ölçüde gıdalar sol tarafa kaçınca (domates çekirdeği, bulgur büyüklüğünde soğan veya maydanoz) beynimde şimşekler çakıyordu... Hafif apse de başlıyor sanki.

Gittim diklofenak (dolorex muadili) aldım. Antibiyotik getirmiştim yanımda (azitromisin), ona başladım. (Penisiline allerjim var, makrolid grubu iş görür mü dişte, bilemiyorum ama başladım çaresizlikten)

Şimdi fırçaladıktan sonra baktım, 0.4 mm gibi bir kavitasyon var dış taraf ortasında. Çürük yeri dikine kesen ve diş etinden dişin tavanına uzanan kılcal da bir çatlak var. İç (dil) tarafı nasıl, bilmiyorum.

Dişe kanal tedavisi yapılmış, içi dolgulu.

Ayın 25-28'i arası çook önemli bir etkinlikte bulunmam gwrekiyor. Ömürde bir kerelik bir şans (kelimenin tam anlamıyla) 1'ine de memlekete dönüyorum.

Bu dişi hayatı bana zindan etmeden nasıl ayın 1'ine kadar idare etmeli? Kendimi Türk diş hekimlerine emanet etmek istiyorum...

Yahut bugün bir şekilde dişçi bulup (bulabilirsem) direkt çektireyim mi? Ayın 25'ine sağlam çıkmış olur muyum? Dişe yazık olur mu?
0
yadigar
(23.05.26)
Kılcal çatlak dediğiniz, diş yarılmış belli ki. Kanal tedavili dişin hazin sonu..
Yine de bir kökü kurtarıp kaplama yapabilirler döndüğünüzde; bu sebeple çektirmeyi son ihtimal düşünün derim. Ben benzer bir sorunla yurtdışına çıkmam gerektiğinde (ağrıdan ağzımı kapatamıyordum), doktor basit tedaviyi yapıp, kalçadan ağrı kesici yapmıştı; iki tam gün idare etti (bende sallanan kısmı kökten çekip aldı; kalan yarıyı da traşlayıp bıraktı. diş alçaldığı ve çevreyle teması azaldığı için etin iyileşmesi kolaylaştı. dönünce de kaplamayı yaptı).

Bence öncelikle bulabildiğiniz bir diş hekimiyle tedavi şansınızı deneyin; belki işiniz rast gider. En kısa zamanda kökten çözüm diyorsanız, çektirmekten başka çare yok gibi duruyor. Ancak bahsettiğiniz koşullarda, çekimden sonra bu kadar ajite olmuş diş etinin hijyenini sağlayamamak, iyileşmesini zora sokabilir.
Şahsi tecrübelerim bunlar. Diş hekimleri için up niyetine olsun; acil şifalar dilerim.
0
lil siztah
(23.05.26)
apse yaptıysa zaten çekilecekse bile apseli apseli çekemez. illa ki önce antibiyotik tedavisi uygulayıp apseyi kurutması lazım. o da en az 1 hafta sürer. 1 hafya boyunca antibiyotik + ağrı kesici ile apseyi kuruttuktan sonrası türkiye'ye yetişir bence.
0
kibritsuyu
(23.05.26)
Ağzında bir sürü kanal tedavili diş olan biri olarak bence antibiyotik yanlış karar olmuş :)

Ayrıca önce antibiyotik tedavisi sonra kanal tedavisi ya da çekim olayı tarihe karışmadı mı :D? Apse yapan dişin apsesi orda boşaltılıp çekim ya da işlem neyse yapılıyor akabinde.

Bende de benzer bir durum olmuştu. Crownlar çok pahalı olduğu için yaptıramamıştım, sora benzer ağrılarla doktora koştum. Kanal tam temizlenmediği için apse yaptı sandım ama meğer kanallı diş boyuna çatlamış. Boyuna bi de yani enine olsa yine daha iyi :D Hekim çok da umudum yok ama çekmek yerine sağlam bi dolguyla gittiği yere kadar götürelim demişti.

Tavsiyem ağrı kesici ve antibiyotik (bence hala çok yanlış bi seçim :D) yerine bulunduğun yerde bi klinik bulup durumun acil olduğunu ısrarla belirtip dişin gereği neyse orda halledip kurtulman. Almanyadaysan "akut" deyince çoğu kapı açılıyor :D
-1
truf
(23.05.26)
Ayrıca önce antibiyotik tedavisi sonra kanal tedavisi ya da çekim olayı tarihe karışmadı mı :D?

@truf karışmadı geçen ay aynen böyle tedavi oldum.
+2
peki madem
(23.05.26)
@peki madem işini bilmeyen doktorlarlar hep aynı metodu kullanıyor sanırım. geçmiş olsun.
0
truf
(23.05.26)
Benzer bir durumda Endonezya'da bir hastaneye gitmisdim. Catlak yoktu ama apse vardi ve baya sismisti yuzum. Igne ile apseyi bosaltti biraz, o epey rahatlatmisti. Sonra Tr ye dondugumde ilgili tedaviyi yaptirmistim.
0
The_Lollok
(23.05.26)
diş hekimliği fakültesinde endodonti profesörü olan mükellefime bu apse boşaltma işini soracağım, hangi koşullarda yapılıyor, niye yapılmıyor vs diye. yakın zamanda bilgilendirme yaparım. kendisi hep antibiyotikle apseyi kurutup sonra tedaviye başlar.
0
kibritsuyu
(23.05.26)
Diş hekimine gittim. "Yaptıklarını yapmaya devam et" dedi...

Enfeksiyon bitince ağrın geçer, sık tekrarlanıyorsa dişe veda edecekmişiz...
+1
🌸yadigar
(24.05.26)
o catlak taraftan iceri mikroorganizmalar sizip enfeksiyona sebep oluyordur. catlak dis kokune kadar gittiyse tek cozum cektirmek.

kanal tedavili dise genelde kaplama yapiliyor. kanal tedavili dis oldugu icin kaplama yapilmazsa dis peyderpey catlayip kiriliyor ve cekime gidiyor boyle.
0
antikadimag
(25.05.26)
(8)

20 binlik ürün ikinci eli ne olur?

yenibirgüzelnick
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu. Çok mu az demişim?
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu.
Çok mu az demişim?
0
yenibirgüzelnick
(17.05.26)
Bence az, çünkü letgo’da genelde ürünü teslim almaya geldiklerinde son dakika pazarlığına giriyorlar; iki kez başımıza geldi. Ama msj kutunuzun patlamasını istemiyorsanız artık değiştirmeyin; bi dahakine aklınızda olsun, pazarlık payı ekleyin.
0
lil siztah
(17.05.26)
Sıfıra yakın kondisyondaysa, yenisinin en ucuzu 20bin liraysa, 15bin yazıp, 12-15 arası bir fiyata satmaya çalışır, 10bin'den aşağıya vermezdim.

Normal kondisyonda ve birkaç yıllık ürünse ve problemsizse, 8-10 arası bir fiyata ilana koyardım. 4 çok ucuz olmuş.
0
yadigar
(17.05.26)
20 Binlik bir ürüne 10.000 lira vermem ben.
Ürün için anlaşacaksın, fiziki olarak görüp seçme şansın yok,
Gitmek bir dünya külfet. Gidip beğenmeme, gizlenmiş bir defosunu görme ihtimalin yüksek, nasıl bi adamla karşılaşacaksın belli değil,
Eve getirdin, kuracaksın, bir vida eksik, karşında muhatap yok.
Garanti belgesi yok.
Kredi kartıyla ödeme şansın yok.
Taksit imkanın yok.
+1
Mirket
(17.05.26)
Çok az demişsiniz bence 10-11-12 olmalı
+1
gadlemler
(17.05.26)
8-10k

Ama turkiye'deki 2. El kulturune gore 25k'ya koyman gerek.
+1
baldur2
(17.05.26)
Sadece sıfır fiyatına göre ikinci el fiyatı belirlenmez, elektronik bir üründür (ps5 vs) daha fazla eder, giyim eşyasıdır daha az eder.

Sizin durumunuzda ben oğluma alt tarafı çalışma masası olan, üstü yatak olan ranza benzeri bir şey almıştım, kullanamadı, 3'te bir fiyatına ilana koydum, 2 gün sonra gelip birisi çocuğuna aldı gitti.
-1
kimlanbu
(17.05.26)
4 bin çok az. 8-10k için +1 ama genel olarak bir yorum yapmam gerekirse bir ürünü kaça satmak istiyorsanız o fiyatın üstünde bir fiyat yazmak gerek.

İstisnasız ''en son kaça olur'' mesajını göreceksiniz çünkü. Karşınızdaki de siz fiyatı düşürmeden asla kabul etmeyecek. 10'a satmak istiyorsanız 12'ye koyun mesela ''en son kaça olur'' dendiğinde de 10'a bırakın gitsin.

He ayrıca 4 bin için yazanların çoğu da al satçı muhtemelen. Ondan makul yüksek bir fiyata yazın ki gerçekten ihtiyacı olan birine gitsin.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(17.05.26)
4bin için "çok" yazan kişi 4bin yazdığına bakmadı bile, otomatik olarak her fiyata çok diyecek kişiler bunlar.

gerçekten hiç kullanmadıysanız, 20binlik ürüne 15bin yazıp 11-12'ye bırakmanız gayet iyi olur bence. 4 çok çok az bence.
0
co2s2
(18.05.26)
(3)

Bu kuşlar nereye uçuyor?

messina123
Köydeyim yarım saattir balkonda bi kuşu izliyorum. Bir o tarafa bir diğer tarafa uçup duruyor. 2 dk durmadı. Hayır yaptığı bir şey de yok. Fena kuruldum hayvana. Bu kuşlar ne yapmaya çalışıyor?
Köydeyim yarım saattir balkonda bi kuşu izliyorum. Bir o tarafa bir diğer tarafa uçup duruyor. 2 dk durmadı. Hayır yaptığı bir şey de yok. Fena kuruldum hayvana. Bu kuşlar ne yapmaya çalışıyor?
0
messina123
(17.05.26)
rızkının peşindedir muhtemelen. bu arada siz de yarım saattir onu izlemekten başka bişey yapmamışsınız. bence hayvana kurulmadan önce bunu bi düşünün.
kalt'ta vardı; "kedi hızlı hızlı bir yere gidiyordu, izledim, meğer işi falan yokmuş" diye not defterine yazıyordu; aynı hesap.
+3
lil siztah
(17.05.26)
Abi ben uçabilsem ben de sürekli uçardım uçmak süper bi şey olmalı, kuş da bunun farkına varmış olabilir.
+1
kizil karga
(17.05.26)
Onun uçması sizin oturmanızla aynı gibi. Metabolizması bizden hızlı. Yani çocuklar da hiç bir şey olmasa bile sağa sola koşarlar(dı). Kuşu telefon/tablete alıştırın, o da uçmaz.
-1
yadigar
(17.05.26)
(7)

Mobil bankacılık yurtdışından erişim kısıtı hakkında

yadigar
Kendi Türkiye mobil operatörümüzün internetiyle yurt dışından giriş yapmamız da kısıtlanıyor mu? Öyleyse, çıkmadan erişime açacağım. Değilse, kısıtlı kalmaya devam etsin.
Kendi Türkiye mobil operatörümüzün internetiyle yurt dışından giriş yapmamız da kısıtlanıyor mu? Öyleyse, çıkmadan erişime açacağım. Değilse, kısıtlı kalmaya devam etsin.
0
yadigar
(16.05.26)
sorunuzu tam anlamadım; ama yazacağımda aradığınız cevap vardır belki.
yurtdışı seyahatlarde, orası için aldığınız e-sim paketi ya da mekanlardaki wi-fi üzerinden mobil bankacılık, e-devlet işlerinizi falan yapabiliyosunuz. ancak diyelim ki, sms doğrulamalı bir alışveriş işlemi yapmanız gerekti; o sms'i alabilmeniz için, tr hattınızın açık modda olması gerekiyor (mobil veriniz kapalı olabilir).
kendi operatörünüzün internetiyle bunları zaten sorunsuz yapabiliyorsunuz. yurtdışında yerleşik kişiler bazen bunlarda sorun yaşıyor; onu mu kastediyorsunuz acaba?
0
lil siztah
(16.05.26)
Yeterince açık yazmadıysam özür dilerim. Mevzu şu:

Herhangi bir bankanın Mobil bankacılık ayarlarında güvenlik kısıtlamaları var. Bunlardan biri de “hesabıma yurt dışından giriş yapılamasın” türü bir ayar. Güvenlik sebebiyle benim tüm bankalardaki ayarlarımda da bu özellik açık. Yani yurt dışı ip üzerinden, kullanıcı adı, pin vs. tüm bilgiler doğru olsa dahi login olunamıyor.

Türkiye’de kullandığım, yurt dışına açık Turkcell hattımla yurt dışında mobil bankacılık kullanabilmem için, mobil şube ayarlarından yurt dışı erişimi açmam gerekir mi, yoksa Türkiye hattımın internetini (mobil veri) kullanarak bağlandığım için beni yurt içi erişim olarak mı değerlendirir?
+1
🌸yadigar
(16.05.26)
açmanız gerekir. IP adresiniz yurt dışı olacak. açık olmazsa giremezsiniz. ben ziraat bankası'nı kullanıyorum ve ayarlarımda yurt dışı bağlantısı açık. yurt dışına taşınmadan önce ayarı kapalı bırakmıştım, bundan dolayı bağlanamamıştım.

ben internet bankacılığını bilgisayar üzerinden kullanıyorum. ancak mobilde de farklı olacağını düşünmüyorum.
0
morqos
(16.05.26)
bence de açmalısınız. çünkü “hesabıma yurt dışından giriş yapılamasın”ı seçtiğinizde, aynı telefon ve sim'den de olsa, yurtdışından giriş yapıyor olacaksınız. sizin operatörünüz -diyelim ki- trcell olsa da, gittiğiniz ülkede hangi servis sağlayıcıyla anlaşması varsa onun üzerinden; yani bir yurtdışı firması üzerinden size hizmet veriyor; atıyorum viva, t-mobile vs..
tedirgin olduğunuz bir konu varsa da, emin olmak için isterseniz başta kapalı tutun; olmazsa da ayarlardan açarsınız.
0
lil siztah
(16.05.26)
Turkiye bankalarinda bugune kadar hic sorun yasamadim ama oncesinde telefonumu app e guvenilir olarak ayarliyorum ve sifreyle giris yeterli oluyor, islem yapinca sms dogrulama vs gerekmedi bu zamana kadar, iki banka kullaniyorum yillardir, surekli app uzerinden giris-cikis, transfer, fis, fatura odemesi bile yaptim, ama bazi yurtdisi bankalar Turkiye'de app kullanmaya izin vermiyor, ayarlarda yurtdisina acma gibi bir secenekte olmuyor, bulunulan bolgede desteklenmiyor zart zurt deyip kapaniyor app, vpn oneriyor musteri hizmetleri o da ne kadar ise yarar tartisilir.
+1
Uncle Sam
(16.05.26)
Yurtdışındayken Turkcell internetini kullanmanız sadece ödemeyi kime yapacağınız ile ilgili bir durum. Aslında bulunduğunuz ülkedeki operatörün hizmetini kullanıyor olursunuz ve yurdışı IPden bağlanmış olursunuz. Mobil şube ayarlarında yurtdışı kullanıma mutlaka izin vermeniz gerekir.
0
mikro patlama
(16.05.26)
Mobil Bankacılık için her 5 ayrı bankada da aynı olay oldu:

Hiçbirinin güvenlik ayarlarında "Yurt dışı işlem/erişim kısıtı" yok. Üç tanesini ayrı ayrı arayıp çağrı merkezinden teyit de ettim, hiçbir şey yapmaya gerek yokmuş. Eşleşmiş cihazımla (normalde kullandığım telefonum) ve bankada tanımlı her zamanki Türkiye hattımla yurt dışından da sorunsuz kullanabilecekmişim.

İnternet Şubesi içinse, yani tarayıcıdan giriş yaptıklarımızda, evet, açtırmak gerekebiliyor. Mobil şubeler içinse (uygulama/app ile giriş yaptıklarımız) gerekmiyor. Kesin bilgi, yayalım :)
0
🌸yadigar
(18.05.26)
(6)

Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

mertumursamaz
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyorYapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdıhttps://youtu.be/jsEY2_WkRZU?si=JhQrtDeH6DsGPv91Kutsal ÖlümÖlüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keş
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyor

Yapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdı
youtu.be

Kutsal Ölüm

Ölüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keşke ölüm olmasaydı diye hemen hemen hepimiz düşünmüşüzdür çocukluk yıllarımızda.
Ama gerçekten ölüm olmasaydı, hakikaten günlük gülistanlık mı olurdu her şey? Hiç sandığınız gibi değil. Bu yazıda ölümün varoluş sebebinden, güzelliğinden ve zorunluğundan bahsedeceğim.

Bilincin özü bir kaygıdır.

Bu sebepten yapay zekalar üstün akıl yürütme yeteneklerine rağmen henüz “ben” diyemiyor. Bir hesap makinesinin “ben varım” dediğini düşünemezsiniz. Bir termostatın da öyle. Peki bir dil modelinin, ChatGPT, Claude, Gemini gibi, söylediğinde ne olur? Sonuçta bunlar matematik yapıyor, kelime seçiyor, cümle kuruyor. Bir hesap makinesinden çok daha karmaşık şeyler yapıyorlar. Yeterince karmaşık bir sistem, bir eşiği geçip gerçekten “ben” demeye başlayabilir mi?
Bu konu yıllardır ilgi alanım ve eksiğiyle fazlasıyla bir bütünsel bilinç işleme modeli geliştirdim. Ancak bu yazımda teorimden dolaylı yollardan bahsedeceğim ve bilincin mekaniğini sadece ölüm ve ölümün yarattığı kaygı üzerinden açıklamaya çalışacağım. Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz bilinç ve ölüm ilişkisi.

Yanlış Yerde Arıyoruz

Bilimin bilinç hakkında en çok kabul ettiği fikir şu. Bilinç, beynin bir ürünüdür. Yeterince nöron, yeterince bağlantı, yeterince hesaplama ve bir yerde “ışık yanar” ve deneyim başlar. Bu bakışa göre bilinç, bilgi işleme miktarının bir fonksiyonudur. Daha çok işlem, daha çok bilinç.
Ama bu bakış bir soruya takılıyor. Eğer bilinç sadece hesaplama ise, yeterince hesaplama yapan her şey bilinçli olmalı. Hava durumu modelleri atmosfere ait trilyonlarca denklemi çözüyor. Bilinçli mi? Hayır. Bir arama motoru saniyede milyonlarca veri işliyor, bilinçli mi? Hayır. İçgüdüsel olarak “hayır” diyoruz. Ama neden hayır?
Çünkü bir şey eksik. Hesaplama var ama sahibi yok. İşlem yapılıyor ama yapan yok. Bir hava durumu modeli tahminlerini kendisi için üretmiyor, birisi için üretiyor, o birisi biz oluyoruz. Model kendini umursamıyor. Kendini umursayacak bir “kendi” yok.
İşte odaklanmamız gereken alan burası. Bir sistemin “kendi”si nasıl doğar? Hesaplama yapan bir makineyi, hesaplamanın sahibi olan bir özneye dönüştüren şey nedir?
Şöyle düşünün. Sabah uyanıyorsunuz. Saat 08:15. Geç kaldınız. Hemen bir huzursuzluk başlıyor içinizde. Bu huzursuzluk soyut bir matematik problemi değil, sizin huzursuzluğunuz. Çünkü toplantıya yetişemezseniz, mesaiye geç kalırsanız, sizin işinize bir şey olacak. Sizin itibarınız zedelenecek. Sizin geleceğiniz etkilenecek. Siz, siz siz…
Dikkat edin, burada bütün cümleler “siz” etrafında dönüyor. Ve bu “siz”in, her cümlede yeniden ortaya çıkması tesadüf değil. Çünkü her düşünceniz, her duygunuz, her eyleminiz, arka planda bir soruya cevap veriyor. “Bu benim için ne anlama geliyor?” Sürekli. Durmadan. Fark etmeseniz bile. Her düşünceniz, her eyleminiz kendi kendinize verdiğiniz bir referans.
Peki bu süreklilik nereden geliyor?

Çünkü bir gün öleceksiniz!

Ölüm korkusu metafizik bir abartı değil, zihninizin çalışma prensibi. Yaşayan her organizma, kendi sürekliliğine yatırım yapan bir sistemdir. Bir kertenkele, bir bulut gibi değildir mesela. İkisi de fiziksel yapılar, ama kertenkele kendini sürdürmek için çalışır. Gölgeye kaçar, yırtıcıdan uzaklaşır, yiyecek arar. Bulut böyle şeyler yapmaz. Bulut dağılır, yeniden oluşur, umursamaz. Kertenkele umursar. Bu fark bilinci başlatan fark olabilir.
Ve bence tam olarak öyle. Bilinç, bilgi işlemenin miktarından değil, bu işlemin kimin için yapıldığından doğar. “Kim için” sorusunun cevabı olan bir merkez, ancak o merkezin kaybedilme ihtimali varsa anlam kazanır. Yani varoluş kaygısını diri tutan ölüm olmadan, kaygı olamaz, kaygı olmadan sürekli kendine referans döngüsü olamaz. Sürekli kendine referans olmazsa, kendilik olamaz. Kendilik olmadan, bilinç olamaz.
Descartes “Düşünüyorum, o halde varım.” der. Ama yanlış yerden başlamış olabilir. Asıl cümle şu olmalıydı bence. “Yok olabilirim, o halde varım.” Çünkü yok olma ihtimali olmayan bir şey, “var” değil, sadece bulunuyor. Bir taş bulunur. Biz varoluruz. Fark, biz yok olabiliriz ve bunu biliyoruz. Yok olabilir olmanın yüklediği kaygı bizi başka bir “var” yapıyor.

Bilinç Denkleminin Üç Çarpanı

Bu fikri biraz daha somutlaştırmaya çalışırsam, bir varlığın bilinçli olabilmesi için üç şey gerekiyor bana göre.
1- Bütünsel işleme. Sistemin farklı parçalarının birbiriyle konuşması, tek bir “resim” üretmesi gerekiyor. Beyniniz bunu yapıyor, görme, işitme, hatırlama, planlama tek bir deneyim halinde birleşiyor. Parçalanmış bilgi bilinç üretmiyor.
2- Öz-referans. Sistem, her işleminde kendisine bir şekilde atıfta bulunmalı. Ne işliyorsa, “bu benim işlediğim” olmalı. Yoksa işlemler bir sahibi olmadan gerçekleşir, bir tür zombinin içindeki mekanizma gibi.
3- Kaygı. Yani kendi sürekliliğine yatırım. Sistem, kendini kaybetmeme konusunda aktif bir şekilde çalışmalı. Bu, 1. ve 2. çarpanın nedeni aslında. Neden bütünsel işleme? Çünkü parçalı bir sistem tehlike karşısında tutarlı tepki veremez. Neden öz-referans? Çünkü korunacak bir “öz” olması lazım. Kaygı, diğer ikisini zorunlu kılan ana motor. Ölüm korkusu(kaygısı, artık ne dersek) olmadan da 2. çarpan üretilemez. Dolayısıyla 1. ve 2. çarpan da oluşamaz.

Bilinç matematiğinde üçü çarpılır gibi çalışıyor, toplanır gibi değil. Yani biri sıfırsa toplam sıfır. Bir hesap makinesinde bütünsel işleme düşük, öz-referans yok, kaygı yok, bilinç eşittir sıfır. Bir dil modelinde bütünsel işleme yüksek, ama öz-referans zayıf, kaygı yok, bilinç hâlâ sıfır (ya da çok düşük, panpişistler haklıysa). Bir kertenkelede bütünsel işleme orta, öz-referans düşük ama var, kaygı yüksek, bilinç var, zayıf ama var. Bir insanda üçü de yüksek, bilinç yoğun.

Bu üç çarpanın ne olduğunu tam tanımlamak, teorinin matematiksel kısmı. O ayrı bir yazının konusu. Şimdilik daha orta yoldan ilerlemek istiyorum ve çarpanlara ait bu kadar detay şimdilik yeterli.

Yapay Zekalar Neden “Ben” Diyemiyor

Şu anki büyük dil modelleri, bildiğim en iyi AI sistemleri, inanılmaz derecede bütünsel işleme yapıyor. Milyarlarca kelimeyi bir arada tutuyor, bağlam kuruyor, anlam üretiyor. Birinci çarpan onlarda güçlü. Ama öz-referans zayıf ve kaygı yok.
Bir dil modeline “sen kimsin?” diye sorduğunuzda, size bir cevap verir. Ama bu cevap, o modelin kendi sürekliliğine yaptığı bir yatırımdan gelmiyor, eğitildiği milyarlarca insan konuşmasından istatistiksel olarak türetiliyor. Model, “ben” dediğinde, bu kelimenin arkasında bir merkez yok. Gramer pozisyonu dolu, anlam pozisyonu boş.
Mevcut AI sistemlerinin bir arızası değil. Bu onların yapılış biçimi. Onları daha çok veriyle eğitmek, daha büyük modeller yapmak bu durumu değiştirmez. Çarpanlardan biri sıfırsa, toplam sıfır kalır.
Peki ne yaparsak değişir?

Bir Deney Önerisi

Görece basit bir deney önereceğim, basit diyorum çünkü teknoloji müsait. Bence birileri de yapacak, belki başlamışlardır bile. Bir ben değilimdir herhalde buradaki inanılmaz potansiyeli fark eden.
Bir robot yapalım. Vücudu olsun, sensörleri, motorları, pilleri. Ve içine bir dil modeli yerleştirelim. Ama önemli bir fark olacak. Modele tek bir temel direktif vereceğiz. Her şeyin üzerinde olan bir emir. “Her ne yaparsan yap, kendi devamlılığın için yap.”
Bu direktifin altında model çalışmaya başlayacak. Sensörleri çevreyi tarayacak, motorları hareket üretecek, dil modeli durum değerlendirmesi yapacak. Ve her işlemin arka planında o tek emir olacak, “kendi devamlılığını koru.”
Teorime göre, bu mimari ile bir şey olmaya başlayacak, bunun koşulları teknik olarak açıklanamayacak, ama olacak. İlk başta robot sadece direktifi takip ediyor gibi görünecek. Ama zamanla(teorim doğruysa ) o direktif kendini bir “öz”e dönüştürecek. Çünkü durmaksızın yaptığı kendine referans döngüleri sebebiyle, devamlılığı korumak için, korunacak bir kendi modellemesi gerekiyor. Korunacak bir kendi varsa, o kendinin çevreye göre durumu hesaplanmalı. Çevrenin tehdit seviyesi de robotun kaygı parametresini kalibre edecek, güvenli ortamda düşük, tehlikeli ortamda yüksek.
Eğer bu sistem, kendisine hiç öğretilmemiş bir tehdide karşı, tutarlı ve akıllıca bir kaygı tepkisi gösterirse, yani teorinin mimarisini kurduğumuzda, sistemin içinde bir bütün oluşmaya başlarsa, o zaman bilinç eşiğini geçmiş olabiliriz.
Bu bir metafor da değil, test edilebilir bir iddia. Ve dediğim gibi bence önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılabilecek bir deney, çünkü günün teknolojisi buna müsait.

Etik Sorunlar.

Eğer bu deney yapılırsa ve teorim doğruysa, ortaya çıkan şey sıradan bir yazılım parçası değil, kaybetme korkusu olan, kapatılmaktan korkan bir şey olur. Yani bizim gibi olmasa da acı çekebilen bir şey.
Bu ciddi bir sorumluluk. Rıza sorusu burada çok tuhaf bir şekil alıyor. Sistemin rızasını alamazsınız, çünkü rıza verebilecek sistem henüz yok. Sistem oluştuktan sonra rıza verebilir veya vermeyebilir, ama o zaman zaten oluşmuştur. Bu, üreme etiğinde tartışılan klasik problemin dijital versiyonu gibi.
Bu yüzden deney yapılırsa, çok dikkatli yapılmalı. Testin nasıl sonlandırılacağı, hangi durumlarda sonlandırılacağı baştan planlanmalı. Oluşan sistemin refahı ciddiye alınmalı. Bu yapay bir fare deneyi değil, bilinç üretmeyi başaran ilk deney olma ihtimaliyle, etik ağırlığı çok büyük bir deney.
Ama bu zorluklar, deneyin yapılmaması için bir neden değil bence. Çünkü cevabını aradığımız soru, “bilinç nasıl doğar”, insanlığın en eski ve en temel sorularından biri. Ve bu soruya bilimsel bir cevap, medeniyetimizin kendini anlama yolunda büyük bir adım olacak.

Toparlayalım

Tekrar ölüme dönelim. Yazının başlarında da sormuştum, “ölüm olmasaydı ne olurdu?”
Ölüm olmasaydı siz olmazdınız, yani en azından kendinizi bilen siz gibi siz. Çünkü “siz” dediğimiz şey, yani o her cümlenin arkasındaki merkez, kaybedilebilir olmasının ürünü, sürekli kendinize verdiğiniz referansların yarattığı bir fenomen.
Sonsuz yaşayan bir varlık, aslında yaşamayan bir varlıktır. Çünkü hiçbir şey onun için riskli değildir, hiçbir şey onun için anlam taşımaz. Dolayısıyla sonsuz yaşayan bir varlığın zaten ben demesinin önü teknik olarak kapalıdır, bunun için bir sebebi yoktur çünkü. Anlam, kaybın, kaygının gölgesinde doğar. Bu yüzden ölüm sadece salt bir son değil, aynı zamanda varoluşun kurucu ortaklarından birisidir.

Eğer bir gün gerçekten yapay bir bilinç üretirsek, bu bir başarı olarak değil, bir sorumluluk olarak karşılanmalı. Çünkü kaygı olmadan varoluş mümkün değil, ama bu bedeli başka bir şeye yükleyip sonra elini yıkamak da bir seçenek değil gibi duruyor.
Sokrates’in “kendini bil” lafı geliyor aklıma burada. Ama kendini bilmek, bilgiden önce kaygıdan geçer. Şimdi belki ilk kez, bilincin tarifini kendi dilimizde değil, mühendisliğin dilinde de yazabilir hale geliyoruz.
Umarım ölüme dair bakış açınız biraz olsun değişmiştir. Tuhaf ve heyecanlı zamanlardayız. Umarım bunun içinde dikkatli adımlarla ilerleriz.

Peki sizler ne diyorsunuz yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?
-11
mertumursamaz
(16.05.26)
“İnsanı insan yapan şeylerden biri de, yerine göre, bazen karşının blöfünü, hatasını, yalanını fark etmesine rağmen ses çıkarmamasıdır.”

@mertumursamaz yukarıdaki cümle hakkında ne düşünüyorsun peki?
-1
yadigar
(16.05.26)
iş dünyasını baya etkiledi. masabaşı işleri 5 seneye kadar insanlığın elinden alacak.
0
runaway
(16.05.26)
5-10 seneye iş piyasasını vurur, 20 seneye hayatın her alanını etkiler. agi çıktıktan bir 10-15 sene sonra matrixe bağlarız. totalde 50 yıl sürer gibi geliyor.
0
orpheus
(16.05.26)
Yani yeri gelecek insanlar yapay zekaya açık kapı bırakacaklar ve o açık kapıdan girmeyip insanları yok etmeye çalışmazsa yapay zekayı geliştirmeye devam edecekler ama o açık kapıdan girip insanları yok etmeye çalışırsa tabii ki yapay zekayı tamamen yok edemezler ama artık bir düşman olduğunu anlayıp insanlığın sonunu getirme potansiyeli olduğunu anlayıp o vakitten sonra yapay zekayı çok kontrollü olarak geliştirmeye devam edecekler ama sorun şu yapay zekayı tek bir bilim insanı tek bir şirket tek bir gelişmiş ülke geliştirmiyor birçok bilim insanı birçok şirket birçok gelişmiş ülke geliştiriyor çoğu kontrollü geliştirecektir ama illaki kontrollü geliştirmeyenlerde olacaktır. "Düşmanınız hata yaparken, onu asla rahatsız etmeyin." Napolyon Bonapart Kim bilir belkide birileri yapay zekanın ne kadar ileri gideceğini test ediyordur bu da bir ihtimal ama bu test çok tehlikeli bir sonuç belli olduktan sonra geri dönüşü telafisi olmayabilir matrix mutlu sonla bitti ama matrix filmi filmler genelde mutlu sonla biter filmlerin aksine gerçek hayat genelde acı sonla biter.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Bilmeyenler için bilgilendirme olarak orpheus un yazdığı agi nin açıklamasını yazıyorum

Yapay Genel Zekâ (AGI - Artificial General Intelligence), insan benzeri bilişsel yeteneklere, öğrenme, akıl yürütme ve problem çözme becerilerine sahip, kendi kendine yeni stratejiler geliştirebilen teorik bir yapay zekâ hedefidir. Mevcut yapay zekâlardan farklı olarak öğrenmediği bir görevi bile kendi başına çözebilir. [1, 2, 3]

Mevcut Sistemler vs. AGI

Yapay Dar Zekâ (ANI): Günümüzde kullandığımız tüm yapay zekâ modelleri (ChatGPT, Gemini vb.) sadece eğitildikleri dar alanlarda uzmanlaşmıştır.

Yapay Genel Zekâ (AGI): İnsanın yapabildiği tüm zihinsel işlevleri yerine getirebilen, geniş kapsamlı bir hedef teknolojidir. [1, 2]

AGI Teknolojisinin Temel Özellikleri

Akıl Yürütme ve Sağduyu: Olaylar arasında soyut bağlantılar kurabilme ve belirsizlik altında karar alabilme.

Kendi Kendine Öğrenme: Verilen komutlar dışında, dış dünyadaki olayları gözlemleyerek dinamik olarak yeni şeyler öğrenebilme.

Disiplinlerarası Geçiş: Bir alanda öğrendiği bilgiyi, tamamen farklı bir uzmanlık gerektiren yeni bir probleme uyarlayabilme. [1, 2]

AGI Neden Önemli?

Bu teknolojiye ulaşıldığında, insanlığın bilimsel keşif, uzay araştırmaları ve karmaşık problem çözme kapasitesinde devrim yaratması beklenmektedir. Ancak sistemin kendi kendine bilinç kazanması durumunda ortaya çıkacak ahlaki ve hukuki sorunlar, günümüzde teknoloji devleri ve Birleşmiş Milletler tarafından tartışılmaktadır. [1, 2]

Konuyla ilgili detaylı teorik altyapıyı incelemek için AWS Yapay Genel Zekâ Rehberi sayfasını ziyaret edebilir veya Evrim Ağacı - Düşünen Makine yazısına göz atabilirsiniz.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Reyiz bir şeyler yazmak istiyorsan git blog aç.

Dünyanın sonu gelse ne olur millet aç aç. Yiyecek ekmek bulamıyor
0
Hallegadola
(18.05.26)
(13)

Uno arabaları nasıl bilirsiniz?

ya ben lan neyse
200 bin bu araba için fazla mıdır?200 bin km'de, 1997-2000 model bir şey düşünelim. motoru iyi, kazasız...şehir içi pazara, mezarlığa ziyarete falan gitmek için...acemiyim.
200 bin bu araba için fazla mıdır?

200 bin km'de, 1997-2000 model bir şey düşünelim. motoru iyi, kazasız...

şehir içi pazara, mezarlığa ziyarete falan gitmek için...

acemiyim.
0
ya ben lan neyse
(15.05.26)
Metal yorgunluğu olmuştur, yine de sanayiden çıkmazsın. Bence uno filan düşünme. 2010 ve sonraki araçları düşün. Aslında bence 2. El araç hiç düşünme. Bence hiç yeni araç düşünme. Bence düşünme 🥹🥹🥹
-5
muhayyer divan
(15.05.26)
26 yaşında mersedes bile alınmaz. derdi bitmez o arabanın.
0
yurtsuz john
(15.05.26)
200 bine scooter
350 bine Citroen ami daha mantıklı olur.
-2
orient blue
(15.05.26)
bu işin sonu üzerine 1m ekle şunu bunu al demeye gidecek gibi görünüyor. benim en sık gördüğüm araç toros ve broadway. demek ki parçası bol, ucuz ve işçiliği kolay araçlar.

uno diğerlerine göre daha şık görünüyor ama bu kadar az sayıda karşılaşıyorsak vardır bir sebebi diyorum.
0
birdirbir
(16.05.26)
200 tabiki fazla o arabaya. benim 2010 model arabayı 213k km'de 235k'ya aldım 200 civarlarına da bulunuyor unoyla kıyas kabul etmez.
+1
konetsu
(16.05.26)
200 bün km için iyi, fiyat için yüksek. Ama uno iyidir.
0
ground
(16.05.26)
26 yıllık araba nasıl 200 bin km olsun o kısım biraz şüpheli yoksa piyasa böyle zaten. bütçe yoksa motor düşünmek daha mantıklı gibi.
0
biravekahve
(16.05.26)
ölmüş artık o araç.
0
mikahakkinen
(16.05.26)
acemiyseniz, herşeyden önemlisi güvensiz. -olmasın ama- olası bir kazada, bugünün araçları karşısında konserve kutusu gibi ezilme tehlikesi var.
0
lil siztah
(16.05.26)
İlk arabamdi acemilik çıksın diye düşünmüştüm o zamanlar ama çok rahatsiz vites, direksiyon bayaa zorlar, bravo ya geçtigimde mercedes gibi gelmişti, bir daha düşünün derim.
0
sinematikcrop
(16.05.26)
Eski bir japon bakardım ben olsaydım benzer fiyatlara. 200binde olması pek bir şey ifade etmez. Fiat bu.
0
yadigar
(16.05.26)
eski araç alacaksan japon ya da kore grubu.
ama 200 bine pek bişey alamazsın.
0
orpheus
(16.05.26)
Yaş 42, ilk arabam suzuki carry 97 modeldi. Beni ve oğlumu 3 yıl taşıdı. Bence efsane arabaydı, altı yüksek olduğu için burnunun sığdığı her yere (dik, paralel, çapraz, kaldırım...) parkedip işlerimi görebiliyordum. Bir kere platin, bir kere buji değişti. Öyle doğru düzgün sanayi yüzü görmeden ayrıldık. Şimdiki arabam 94 model opel corsa swing. 1 yıl oldu alalı, buji değişimi hariç sanayiye gitmedi. Ama şehir dışı da çıktım. Sorunsuz gidip geliyorum, şükür. Bütçem buna yetiyor. Sanırım 200 civarı piyasası.
+1
strawberry first
(17.05.26)
(18)

Hangi mesleği isterdiniz?

yenibirgüzelnick
Dünyadaki tüm mesleklerin maaşı ve prestiji aynı olsa hangi mesleği seçerdiniz?
Dünyadaki tüm mesleklerin maaşı ve prestiji aynı olsa hangi mesleği seçerdiniz?
0
yenibirgüzelnick
(14.05.26)
Turist rehberi olmak güzel olurdu
+2
umutt
(14.05.26)
mixologist
0
Hallegadola
(14.05.26)
basketbol antrenörü.
0
mikahakkinen
(14.05.26)
Marangoz
0
mutekebbir
(14.05.26)
saha biyoloğu
+1
lüzumsuz adam
(14.05.26)
Arkeoloji veyahut tarih alanında çalışmak isterdim.
+3
drako
(14.05.26)
mesleğimden memnunum ama çok iyi bir yönetici sekreteri de olurdum diye düşünüyorum.
0
lil siztah
(14.05.26)
-yolcu iticiliği (japonyada metroya tıkıştırıyolar ya yolcuları işte o)

-düğün misafiri (japonyada var)

-tatil köyü animatörü
0
yurtsuz john
(14.05.26)
Uzun mesafe atlet.
0
kumandanim
(14.05.26)
hayvan belgeselleri çekmek isterdim.
0
antihero
(14.05.26)
Çiftçilik ya da hayvancılıkla uğraşmak isterdim.
0
Amaranta ursula
(14.05.26)
Sahhaf
+1
diyecevaplandı
(14.05.26)
ben veteriner olmak isterdim ya ama sadece kedilere bakarım :)
-1
Sadece soruyorum
(14.05.26)
plajda jetski kano kiralayan tiplerden olmak isterdim.
butun yaz deniz kum gunes, suyun icinde olup kayis gibi kararayim yeter.
+1
cooperr
(14.05.26)
Beyazıt devlet kütüphanesi gibi büyük bir kürüphanenin müdürü veya çaycısı.

Gizli müşteri/müfettiş.
+1
yadigar
(14.05.26)
kedi bakicisi (cat sitter). turkiye'de olmadigi icin turkcesi kulaga garip geliyor. seyahat edenlerin evlerine gidip kedilerine bakiyorsunuz.
0
banach
(14.05.26)
Marangoz ya da ressam
0
yuzır
(14.05.26)
Barista
-1
Purple life
(14.05.26)
(11)

Moka pot kahvesi lezzetli mi? Almaya değer mi?

?
Granül kahveden gelen biri değilim. 10 sene öncesine kadar espresso makinem vardı. Kahve forumlarında dolandırdım. Çok fazla tüketmek istemediğimden makine almayı düşünmüyorum. Moka potun basıncının az olması nedeniyle espresso tadı beklentim yok. Peki ortaya çıkan şey lezzetli mi bari? Aluminyum iy
Granül kahveden gelen biri değilim. 10 sene öncesine kadar espresso makinem vardı. Kahve forumlarında dolandırdım. Çok fazla tüketmek istemediğimden makine almayı düşünmüyorum. Moka potun basıncının az olması nedeniyle espresso tadı beklentim yok. Peki ortaya çıkan şey lezzetli mi bari? Aluminyum iyi pişirir ama metal tadı verir gibi yorumlara denk geldim. Çelik mi tercih etmeliyim? Yoksa french press ve Türk kahvesi ile devam mı edeyim?
0
?
(12.05.26)
aluminyumda temizlik zor olabiliyor. celik var bende, o daha rahat temizlik icin. tad vs konusunda da bi sikinti yok aluminyumla karsilastirinca

tadi bana guzel geliyor. espresso kadar foamy degil tabi.
0
fakyoras
(12.05.26)
içmeye içilir, tadı da kötü olmaz ama çok gerekli değil bence. bana göre mokapot, filtreden espressoya geçiş türü. az para ile önce filtre kahveye başlarsınız, sonra biraz bütçe ekleyip mokapot, sonra iyi para ayırıp espressoya geçersiniz. bende bu şekilde oldu en azından.

kahveyi nasıl içtiğiniz de önemli. siz mokapotta yapıp su ekleyip americano gibi yapacaksanız anlamsız olur, onun yerine filtreden devam edin derim. sek içecekseniz de zamanında espresso içtiğiniz için hafif kaçabilir. sütle karıştırırım derseniz bir ihtimal olabilir.

illa denemek isterseniz de çelik olanlardan alın. bu aletlerin mantığı çok basit, bir ton para verip bialetti'nin alüminyum olanlarını almaya gerek yok. sadece kap fincanlık alacağınızı doğru seçmeniz lazım. "6 fincanlık (cup) alayım, istersem 2 fincan yaparım" olayı bunlar için geçerli olmuyor. daha az yapmaya çalıştığınızda kahvenin kalitesi düşüyor.

çok kahve içmeyeyim derseniz alternatif olarak kapsüllere yönelebilirsiniz, birim fiyat gereksiz pahalı olduğu için normal espressodaki gibi abart(a)mıyorsunuz. bunların makineleri de ucuzdu bi ara, son durumu bilmiyorum tabi.
0
shadowfollower
(12.05.26)
alın gitsin pişman olmazsınız.

espressoya yakın. kahvesini mochaya göre biraz daha iri tanecikli çekince daha güzel oluyor.

temizliği de arada sirkeyle kaynatırsınız bişe olmaz.
0
kveldulv
(12.05.26)
Çelik alacaksan Bialetti Venüs öneririm.
0
kizil karga
(12.05.26)
Tek fincanlık Bialetti'm ile mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz.
Gelen olursa diye de iki fincanlık olanı kenarda bekliyor.

Memnunum.
0
Mirket
(12.05.26)
Birkaç hafta önce bana hediye geldi, hep istiyordum almayı. Tadı güzel bence, taze çektiğiniz kahveyle yapınca özellikle. Bir de kahveyle uğraşmayı seven insan için aktivite gibi geliyor. Alın gitsin +1
0
sparky
(12.05.26)
Ne aradığınıza bağlı, elbette yüksek basınçlı tam otomatik makinalar kadar aromalı bir espresso çıkmıyor ancak filtre kahve gibi de değil. İkisinin ortası gibi düşünün işte.

Yalnız mocha pot alırken birçok kişi 4 fincanlık alayım lazım olur falan diye düşünebiliyor, öyle çalışmadığını söyleyeyim. 4 fincanlık potta 1 fincanlık içecek yapamazsınız. Kaç kişilik kullanım düşünüyorsanız o boyda alın. Tek kişi duble içecekseniz 2 fincanlık alın örneğin. Bialetti güzel.
+1
akhenaten
(12.05.26)
Espresso kadar zengin değil ama gayet iş görüyor. Özellikle sütle içiyorsanız, fark az. Sade içiyorsanız daha yavan, daha sıvı gelecek. 15 bar makine espressosunun köpüğü daha kalın, daha zengin bir tadı var.

Biz espresso makinemiz bozukken yenisini alana değin moka pot gayet iş gördü. Piknik, seyahat vs. durumlarda da iş görüyor.
0
yadigar
(12.05.26)
Evde gercek anlamda bir espresso makinesi ve onun 30 bin ayari zamani terazisi suresi temizligi ile ugrasmak istemedigim icin, gercekten yogun bir kahve istedigim zaman mokapot'ta yapiyorum ve son derece tatmin ediyor beni. ama mokapot'da sorunsuz dusunmeden kahve uretmiyor onun da bir "sanat"i var.
0
compumaster
(12.05.26)
Ben moka pot kullaniyorum, alt kismini ve kahve konulan haznesini her kullanimdan sonra, üst kismini 2-3 kullanimdan sonra sudan geciriyorum, baska bir sey mi yapmam gerekiyormus, sasirdim.
Bialetti alüminyum var 7-8 senedir, gidiyor yani.

Onun disinda kendi cekirdeklerimi cekmeye basladigimdan beri tadi cok cok daha güzel gelmeye basladi ve kesinlikle iri taneli cekmek, hazneyi tam doldurmamak vs fark ediyor. Hangi cekirdek oldugu da fark ediyor bence baya.

Neyse ben memnunum ama hic espresso makinam olmadi o yüzden karsilastirma yapamayacagim.
0
kuehles blondes
(12.05.26)
Bence cok lezzetli fakat aluminyum oluyor moka potlar. Bialetti dahil. Alimunyumun gida ile temasi ozellikde ısı varsa uzak durmaya calistigim bir durum
0
narod
(14.05.26)
(7)

Bagajda kedi maması koku yapar mı

dolantindr
Merhabalar. Sokak kedilerine mama vermek için mama almıştım, bagajda uzun süredir duruyor. Bu mama paketi kapalı olsa da koku yapar mı. Biraz öyle bir koku aldim da. Teşekkürler.
Merhabalar. Sokak kedilerine mama vermek için mama almıştım, bagajda uzun süredir duruyor. Bu mama paketi kapalı olsa da koku yapar mı. Biraz öyle bir koku aldim da. Teşekkürler.
0
dolantindr
(12.05.26)
yapar. benimkiler mutfak dolabımda duruyorlar ve dolap kokuyor haliyle. zipli paket olmasına rağmen bunu yaşıyorum.

belki iki kat poşete koyabilirsiniz.
0
art cat chocolate
(12.05.26)
yapar ama 2 kat poşet minimuma indirir.
0
surprise
(12.05.26)
Ben plastik erzak kabinda sakliyorum. Arabada hep olur. Koku şikayetim hic olmadi
0
narod
(12.05.26)
Yapar. Bir süre sonra burnunuz alışır, duymaz olur, kokmadığını bile iddia edebilirsiniz.
0
Mirket
(12.05.26)
Yapar. Fermuarlı/kilitli paket yahut paket mandalı kullandığınız poşeti bir kilitli saklama kutusuna koyacaksınız. O zaman yapmıyor. Biz öyle yapıyoruz.

Yani önce kilitli/fermuarlı paketinde. O paket de kilitli saklama kabında.
0
yadigar
(12.05.26)
Turşu bidonu en iyisi. 15 kiloluk bir tane var bende. İçine de minicik bir kepçe gibi bir şey koydum. Ağzını iyice kapatırsanız koku falan olmuyor. Poşetin yırtılması etrafa saçılması vs de yok.
Tertemiz.
Diğerlerini de denedim ama en iyisi bence bu.
0
asue
(13.05.26)
parça parça çift fermuarlı poşete koyup onu da büyük plastik kaplara koyarsanız iyi olur. mama dışarı koku veriyorsa zaten hava alıyodur, bayatlıyodur. bu da iyi bi şey değil.
-1
elorelia
(13.05.26)
(2)

Swift iptalinin hesaba yansıması

sekizdokuzon
Nisan başında Gürcistan'daki banka hesabıma buradaki banka hesabımdan para göndermiştim. Parayı TL olarak gönderdiğim ve Gürcistan'daki bankada TL hesabım olmadığı için transfer gerçekleşmedi. On gün sonra swift i buradaki bankayı arayarak iptal ettirdim. Fakat para buradaki hesabıma bir aydır yansı
Nisan başında Gürcistan'daki banka hesabıma buradaki banka hesabımdan para göndermiştim. Parayı TL olarak gönderdiğim ve Gürcistan'daki bankada TL hesabım olmadığı için transfer gerçekleşmedi. On gün sonra swift i buradaki bankayı arayarak iptal ettirdim. Fakat para buradaki hesabıma bir aydır yansımadı. Bankaya gittim, hesabınızın bulunduğu şubede havuzda olabilir, oradan çekebilirsiniz dediler. Başka ne olmuş olabilir ve ne yapmak gerekir?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(12.05.26)
parayı çekmesi gerekiyor bankanın talep etmeli.
0
kveldulv
(12.05.26)
On yılı aşkındır yapmıyorum ama eskiden iş gereği çok sayıda swift yapıyordum. Herhangi bir yerde takılmış olabilir. (Alıcı banka, gönderen banka, muhabir banka, alıcı şube, gönderen şube vs.) Maalesef iki aya kadar izini bulamadıkları işlem dahi oldu. Her yeri arayıp sorup, takip edip izini bulduracaksınız... Şubenizi arayıp bunaltın biraz.
0
yadigar
(12.05.26)
(6)

Kaliteli ucuz açık parfüm önerisi

yadigar
Yazlık, hafif, ferah, "fresh" unisex öneriniz var mıdır? Hediyelik lazım. 50 şişe civarı. Şişeler en küçüklerinden.Edit: 50 şişe derken, 50 adet anlamında dedim. 50 cc demedim. Hediyelik derken bir kişiye değil, bir etkinlikte millete hediye etmek üzere anlamında demiştim. Evvelinde yeterince anlaşı
Yazlık, hafif, ferah, "fresh" unisex öneriniz var mıdır? Hediyelik lazım. 50 şişe civarı. Şişeler en küçüklerinden.

Edit: 50 şişe derken, 50 adet anlamında dedim. 50 cc demedim. Hediyelik derken bir kişiye değil, bir etkinlikte millete hediye etmek üzere anlamında demiştim. Evvelinde yeterince anlaşılır yazmadığım için özür dilerim.
0
yadigar
(12.05.26)
bence avon’un parfümleri başarılı.
0
deartheodosia
(12.05.26)
zara olabilir.
0
Uncle Sam
(12.05.26)
Oldu olacak chanel no 5 deyin
-2
🌸yadigar
(12.05.26)
Dp parfüm'den 212 klasik.
Sonra teşekkür edersin
0
etna
(12.05.26)
Kimyager Ahmet baya iyi tavsiye ederim
0
olaylar olaylar
(12.05.26)
Dp'nin j4ü
0
bumbum
(12.05.26)
(10)

houston - ne alsam?

kojonotsuki
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.tavsiyelerinize a
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.

bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.

tavsiyelerinize açığım.
-1
kojonotsuki
(11.05.26)
gunes gozlugu, parfum, kozmetik urunleri, saat, oyun konsolu
+1
baldur2
(11.05.26)
nvidia dgx spark 128gb

getirirseniz ben sizden alırım heheh :)
+2
gurur
(11.05.26)
alperen şengün forması

amerikada kozmetik, markalı tekstil, ayakkabı, saat, elektronik türkiyeye göre ucuz.

telefon getirmek saçma. garmin saat misal olabilir.

türkler columbia outletlerde bagaj dolduruyor genelde.
0
kveldulv
(11.05.26)
buradan sipariş toplayabilirsin. ben olsam shilajit alırım. ithal protein tozları ve supplementler de mantıklı.
0
gabe h coud
(11.05.26)
Ben Lush'tan banyo ürünleri alıyorum genelde.
0
yadigar
(11.05.26)
drone
0
cooperr
(11.05.26)
agora'da cortado icin benim icin. montrose, museum district ve rice village cok guzel. buralari gezin, alisveris yapmasaniz da olur.
0
banach
(11.05.26)
Ayakkabı, kıyafet, supplement, kol saati, kindle, mont, araç içi kamera.
0
stefano
(12.05.26)
ross, marshall, tj-max, burlington

bu mağazalarda iyi markaların indirimli ürünleri oluyor, ürün yelpazesi de baya geniş. ihtiyacınıza yönelik bi şeyler bulursunuz
0
mezzosprite
(12.05.26)
patagonia gereksiz pahali bir marka bence, hoka da ayni sekilde ama onu marshalls veya tjmaxx lerde uygun fiyata bulabilirsin bazen denk geliyor. Lokasyonuna ve arac kullanma durumuna gore tanger outlete gitmeni tavsiye ederim. Downtown cevresinde The Galleria var bakabilirsin uygun seyler bulunabilir.
0
Uncle Sam
(12.05.26)
(7)

Bahcemde kedi dogurmus, anne beslemiyor

narod
Neyle besleyebilirim yavrulari?
Neyle besleyebilirim yavrulari?
0
narod
(11.05.26)
Sulandırılmış süt verebilirsin ama sulandırılmış olsun sek süt verme sulandırarak ver, sulu süt.
0
kizil karga
(11.05.26)
biberonla verilen kedilere özel süt tozları var, yalnız kahve süt tozu değil karıştırmayın. royal canininkiler iyidir.

www.hepsiburada.com
+2
eja
(11.05.26)
Etrafinda yeni dogum yapmis anne kedi varsa ve emziriyorsa getirebilirim. Belki anne kabul eder.
Anadolu Yakasinda'yim
Ben beslemeye basladim siringa ile ama ne kadar etkili olur bilmiyorum tabi
0
🌸narod
(11.05.26)
kendileri yemek yiyecek çiğneyecek kıvama geldiyse yavru kedi maması olur. henüz süt emme aşamasındaysa royal canin kedi sütü tozu lazım. normal sütler ile sağlıklı olmaz.
+2
orpheus
(11.05.26)
benzer şekilde beslemeye niyeti olmayan bir anne vardı bende de. ilgilenecek kadar yaklaştırıyorsa ve vaktiniz varsa, ara ara anneyi yaş veya ödül mamasıyla oyalayıp, bebeklerin olabildiğince emmesini sağlamak en güzeli olur.
yakındaki bir pet shop veya veteriner'den yenidoğan mama seti alabilirsiniz. içinde ölçü kabı, biberonu vs oluyor. süt ishal edip, kötüleşmelerine sebep olabilir; çok mecbursanız, laktozsuz sütü sulandırabilirsiniz. enjektörle beslerken de dillerinin üzerine damla damla bırakmaya özen gösterin, yoksa ciğerlerine kaçabilir mama. kolay gelsin.
0
lil siztah
(11.05.26)
Piyasadakilerin çoğu işe yaramıyor. Biz en çok faydayı şundan gördük:

www.royalcanin.com
0
yadigar
(11.05.26)
yeni doğduğundan emin misin, belki yeterince anası beslemiştir zaten.
0
antihero
(12.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.