Giriş
(4)

İşverenlerin iyice hödükleşmesi

sekizdokuzon
İki senedir aynı yerdeydim. Piyasalardan uzaktım. Şimdi gene yavaş yavaş iş görüşmelerine katılmaya başladım. Yani daha önce de böyleydi de benim mi dikkatimi çekmiyordu bilmiyorum ama katıldığım görüşmelerde mutlaka beni inanılmaz dumur eden en az iki şey oluyor. Yani bu da söylenmez, ayıptır dediğ
İki senedir aynı yerdeydim. Piyasalardan uzaktım. Şimdi gene yavaş yavaş iş görüşmelerine katılmaya başladım. Yani daha önce de böyleydi de benim mi dikkatimi çekmiyordu bilmiyorum ama katıldığım görüşmelerde mutlaka beni inanılmaz dumur eden en az iki şey oluyor. Yani bu da söylenmez, ayıptır dediğim, böyle kitlendiğim mutlaka bir iki şey oluyor. Yani birinde mesela yüz yüze görüşmeye çağırdılar. Görüştük ettik. Sonra beni bekleme alanına aldılar. Bir çay söylemişlerdi işte. Bir taraftan da çayımı içiyordum. Görüştüğüm kız üstüyle konuşacakmış. Onun yanına gitti vesaire. Geldi daha sonra. Şu anda müsait değil, daha sonra görüştüreceğim sizi, bugünlük gidebilirsiniz falan filan dedi. O esnada çayımı içiyordum. Çay bitmemişti yani. Hani bekliyor ki hemen kalkayım gideyim. Lan bir bekle hani bir çayımı içeyim kalkacağım yani. Ofisinize çökmeyeceğim.

Bugün başka bir görüşmeye katıldım. Ya adamın resmen kendini övmek için birini işe alıyor gibi bir hali vardı. Şu anda ne yapıyorsunuz, işsizsiniz vesaire gibi bir şey sordu. Instagram'da içerik üretmeye çalışıyorum, reels çekmeye uğraşıyorum vesaire dedim. Reels çektiğimi duyunca böyle bir gülmeler, böyle bir aşağılayıcı bir tavır, işte kendisi Robert Koleji'ne mülakata gitmiş de orada çalışmak istiyormuş da, işte daha önce ona yılın öğretmeni ödülü verilmiş de falanmış da filanmış da. Tamam süpersin, ne yapalım yani. Hani bu kadar süpersen benim işimi de sen yap. Boşuna para verme ya. Ya o işlere girsem başıma gelecekleri o kadar net görüyorum ki ne hevesin kalıyor ne bir şey. Aç biilaç bir köşede öleyim ama bu insanlarla birlikte çalışmayayım, bunlara muhtaç olmayayım diyorsun ya. Yani artık her görüşmeden sonra böyle bütün günüm sinir bozukluğuyla geçmeye başladı. Ya bu hep böyle miydi? Benim dikkatimi mi çekmiyordu yoksa artık insanlar hakikaten nezaket sınırlarını aşmama gibi bir kaygı duymuyorlar mı? Merak ediyorum.

Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon
(58 dk)
hep böyleydi ama son zamanlarda daha da çok arttı bence. bana da aynen öyle geliyor. tuhaf zamanlardayız gerçekten.
0
abelardo
(30 dk)
İşverenlerle sınırlı değil bence. Toplumca hödükleşiyoruz.
+1
yadigar
(25 dk)
eldeki malzeme bu işte.
0
designer
(13 dk)
bolluk psikolojisi işte. işe başvuran 100 kişi ile 10 kişi arasında çok büyük fark var.
0
skr1292
(6 dk)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.