Giriş
(16)

20 dakikalık komedi dizisi

elorelia
beğenilenlermodern familybrooklyn 99friendscommunityabbott elementarybeğenilmeyenler himym (fazla karikatürize karakterler)the office (bu tarzı sevmiyorum)life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik. amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlar
beğenilenler
modern family
brooklyn 99
friends
community
abbott elementary

beğenilmeyenler
himym (fazla karikatürize karakterler)
the office (bu tarzı sevmiyorum)
life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)
30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik.

amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlarda olan benzer dizi önerisi istiyorum. karakterlerle bağ kurulabilen, duygusal bi yanı da olan dizi istiyoruz sanırım.

eklemeyi unutmuşum. scrubs, the good place izlendi beğenildi.
-1
elorelia
(30.04.26)
friends hariç sevdiklerimiz ortak gibi. Scrubs tam sizlik hem feel good tarzı komik hem de duygu yoğunluğu da yer yer yüksek tavsiye ederim ama disney'de var şu an sanırım. Ki yıllar sonra yeni sezonu da çıktı.

Onun dışında yine Ted Lasso da güzel bence ama o da apple tv'de ülkemizde yok anca malum yollardan izlenir. Onun da bu yaz yeni sezonu çıkacak birkaç sene sonra.

Bi de Derry Girls'ü tavsiye edebilirim, tipik sitcom gibi değil ama izlerken çok eğlenmiştim. Netflix'te var bu. Bu diğerleri kadar feel good mu tam emin değilim ama Troubles dönemi Kuzey İrlanda'da geçen dönem dizisi tadında bile izlenir. Onun dışında mizahı da bi Office kadar insanı geren bir mizah değil (office, its always sunny in philadelphia tarzı komedileri izleyemiyorum ben maalesef başkaları adına utanmaktan asjdsjd)
0
nundu
(30.04.26)
coupling. platformlarda var mi bilmiyorum.
+4
lemmiwinks
(30.04.26)
Thats 70s show?
0
eja
(30.04.26)
Tabii ki THE GOOD PLACE, komik, duygusal ve bag kurduran her sey var. Basi sonu belli ve cok guzel baglayarak bitirdiler, boslukta kalmadi.

Ted Lasso'yu komedi sinifina koymazdim ben ama Nundu bahsedince fikir belirteyim dedim, cok duygusal ve derinligi olan bir oyku bazen mizahi de olabilen anlarla anlatilmis. Yeni sezon gelmeyecek diye son sezonun iki bolumunu seyretmedim bitmesini istemiyorum cunku o kadar guzel.
+3
warrior princess
(30.04.26)
the office sevmemeniz üzücü olmuş izlediğim en iyi komedi dizisi. ilk sezonu izleyip cringe bulduysanız vazgeçmeyiniz.

zamanında ben de böyle bi soru sormuştum:
www.eksiduyuru.com
+1
jelly bear
(30.04.26)
The Big bang theory? Modern family'den sonra en sevdiğim sitcom dizisidir.

The good place +1

Bir de tam komedi sayılmaz ama iyi hissettiren bir dizi: nobody wants this
+2
fraise
(30.04.26)
lillyhammer netflix.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
Seinfeld
+1
nothing in my way
(30.04.26)
Happy Endings
0
peki madem
(30.04.26)
Hacks ve Two Broke Girls ekleyebilirim gönül rahatlığı ile.
+2
denizmaniaherif
(30.04.26)
Schitt's Creek ve Louie
+2
devilone
(30.04.26)
curb your enthusiasm.
fleabag.
it's always sunny in philadelphia.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Schitt's creek +994848382
Ara ara dönüp izliyorum kesitleri.
The office ve 30 Rock nasıl sevmediniz anlamadım. Bence 30 rock biraz daha zaman verin, gelmiş geçmiş en iyi dizilerden birine bir bölüm biraz az olmuş.
Onun dışında biz de hanımla izliyoruz böyle bizim sevdiklerimiz;
Raising hope
Ghosts ama ingiliz versiyonu
Parks and rec
What do we do in the shadows
The it crowd
Black books

Animasyon olursa;
Bob's burgers
King of the hill
0
logisticsmanager
(30.04.26)
The Good Place +3
Seinfeld +2


Animasyon olursa;
Family Guy
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Coupling yazmaya geldim ama zaten yazılmış direkt +1 vereyim.
0
kimlanbu
(01.05.26)
it crowd
0
renegade
(01.05.26)
(2)

Spor rutininiz

arbre
Spor sonrası duşu spor salonunda mı alıyorsunuz, evde mi? Terlik, havlu, duş jeli... çanta çok doluyor.İş çıkışı yapıyorsanız spordan önce mi yemek yiyorsunuz, sonra mı?Kaç gün gidiyorsunuz? 2 gün bana normal geliyor. 3 iyi olabilir.
Spor sonrası duşu spor salonunda mı alıyorsunuz, evde mi? Terlik, havlu, duş jeli... çanta çok doluyor.

İş çıkışı yapıyorsanız spordan önce mi yemek yiyorsunuz, sonra mı?

Kaç gün gidiyorsunuz? 2 gün bana normal geliyor. 3 iyi olabilir.
-7
arbre
(18.04.26)
Üç gün gidiyorum. Günler ve saatler sabit, pt ile yapılan çalışma.

İşten eve gelince spora bir saat kadar süre oluyor. Çok açsam muz, kuruyemiş vs idare ediyorum. Değilsem hiçbir şey yemiyorum. Spora gidip 45 dakika 1 saat gibi bir süre geçiriyorum. Sonra direkt eve gelip evde duşumu hallediyorum. Spor salonumla ev arası yürüyerek 3 dakika falan zaten. Spor çantama da sadece havlu, çıkarken giyeceğim yedek tişört ve su koyuyorum.
+1
nundu
(18.04.26)
2 gün gidiyorum 1 saatliğine pilatese. duşu evde alıyorum, yemeği duştan sonra yiyorum
+1
mezzosprite
(18.04.26)
(12)

Tıp da yeni nesil güçlü ilaçlar keşfedildi mi?

trablon
yeni nesil ilaçlar böyle çağ atlatan cinsten? yoksa 2000 lerin başında neyse tıp hala aynı mı?
yeni nesil ilaçlar böyle çağ atlatan cinsten? yoksa 2000 lerin başında neyse tıp hala aynı mı?
0
trablon
(17.04.26)
Ozempic türevleri var obezite için, bence mucize ilaçlar hepsi.
0
kizil karga
(17.04.26)
Kemoterapiye dirençli bazı kanser türleri için akıllı molekül, doğrudan tümör hedefli yeni nesil ilaçlar var.
0
kibritsuyu
(17.04.26)
Özellikle batı tıbbının bir tarafı iyileştireyim derken diğer tarafı nasıl hasta yaptığını veya yıktığını ve ilaç sektörünün nereye vardığını nasıl zenginleştiğini araştırmak gerekiyor. En yüsek faizi biz veriyoruz gibisinden Covid dönemi aşılama furyasının sürdüğü o dönemde % 99.5
gibi koruma sağladığını iddia edenler
yine onlardı.

Eminim bir çok araştırma/deney sonuçları, tedavi yöntemleri gizleniyor.
Binlerce yıllık insanlık tarihinde tıp alanındaki araştırmalar hala aralıksız sürüyor(!)

Tamamen tedavi eden bir sağlık anlayışı, sürekli ticari kâr amacı güden ilaç şirketletlerinin işine gelmez. Konunun içinde bulunan insaflı uzmanlar yorumcular videolarında
bu durumu belirtiyor.

Savaşlar da ilaç şirketlerini ayrıca besler .
Herkesin iyileştiği, gıdaya, petrole enerjiye ulaştığı bir dünya tabi ki kimi odaklar tarafından istenmez .
-9
diyecevaplandı
(17.04.26)
daha yeni japonya'da down sendromu icin bir tür gen tedavisi bulundu. ekstra kromozomu ortadan kaldiriyor.
mrna asilari yepisyeni.
sma, dmd gibi hastaliklarin tedavisi yepyeni ve kullandiklari yol özünde ayni.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.04.26)
Uzmanı değilim ama bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılan akıllı ilaçlar, mRNA aşılar, gen tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar yeni nesil ilaçlar sayılabilir. Eski ilaçlar problemin nedenini tam çözemese de etkisini azlatmaya odaklanırken, bazı yeni nesil ilaçlar daha çok sorunun kaynağını hedefliyorlar diye biliyorum.
0
kaptan memo
(17.04.26)
var gelişme. biz fakültedeyken, Hepatit c tedavisi olmayan bir hastalıktı. şimdi tedavisi var.
sglt-2 inhibitörü denilen yeni nesil diyabet ilacları artık bazı kalp yetmezliklerinde ve böbrek hastalıklarında da kullanılıyor.
0
unalub
(17.04.26)
Monoklonal antikorlar çok popüler. Her sene yenileri onay alıyor. Onkolojide falan tedavi protokolleri her sene güncelleniyor neredeyse. Bi de özellikle kanser tedavilerinde a geni pozitifse x ilacını, b geni pozitifse y ilacını ver gibi durumlar çok var. Bu tarz spesifik durumlara yönelik olduğu için medyada o kadar popüler olmuyor ama prognozu oldukça iyileştiren ilaçlar her sene piyasaya çıkıyor. Twitter'da nature dergisinin spesifik olarak yeni ilaçlarla ilgili haberleri paylaştığı bir sayfa var @NatRevDrugDisc diye. Oradan bakabilirsiniz son çıkanlara.

x.com

mesela dün yayımlamışlar 2026 Q1'de onay alan ilaçların listesi. Ki bunlar onay aldığına göre birkaç yıldır çalışmaları yapılmış ilaçlar. Güncel geliştirilen çok daha fazla var
0
nundu
(17.04.26)
@eksilemeyi seven dernek üyeleri

Medical Nemesis adlı kitaba da biraz bakın. (Yazarı korktuğunuz gibi orta doğudan değil batıdan biri)
En azından sizin için başlangıç olsun.
-4
diyecevaplandı
(17.04.26)
sonhakan
(17.04.26)
ilaçlar kişiselleştirilecek. Şu an en büyük hedef bu.
AI sayesinde oluşturulan kişiye özgü simülasyonlar üzerinde ilaçların etkileri denenecek. Bu sayede ilaçlar kişisel odaklı tedavilerde kullanılacak.
0
croswell
(17.04.26)
bizzat kendi deneyimlediğim gelişmeleri anlatayim;

babam bir senedir 4. evre akciğer kanseri. geçen sene tespit ettiğimizde vücudunun her yerine yayılmıştı. bu hastalığa immünoterapi -akıllı ilaç- tedavisi yaygınlaşmamışken, yani 10 sene önce yakalansaydı ömrü 1-2 aydı. akıllı ilaç uyumu %35 çıkmasına rağmen 2 ay aldığı kemoterapi+immünoterapi ile bütün tümörleri sıfırlandı. şu an hala daha akıllı ilaç alıyor. durumu da gayet iyi.

yaz bitiminde istanbul'a geldiklerinde annemin parmakları kitlenmişti. parmaklarını sıkıp açamıyordu, yani çok yavaş yavaç açılıyordu. hemen ortopediye götürdüm. eline bir iğne yaptı, abartmıyorum 2-3 saate sonra parmakları açıldı. doktor dedi ki, 5-10 sene önce olsa sadece ameliyatla tedavisi mümkündü, o da hap başarılı olmuyordu diye anlattı. (bkz: tetik parmak)

-bu arada babamın özel sağlık sigortası olmasaydı bu tedavi için baya zorlanırdık. şu ana kadar özel sağlık sigortası 2,5 milyon tl harcamış. bu ilaçları uzun süre sgk karşılamadı. pek çok insan hayatını bu yüzden kaybetti. bu yaz reis yine şovunu yaparak -bir lütufmuş gibi..- "bu pahalı ilaçları karşılıyoruzzz" dedi ama onda da kılı kırk yarıyorlar. benim babamın akıllı ilaçla uyumu %35 mesela. sgk'da olsak yine karşılamaycaklardı. adamın bir önceki pet'i (kanser hastalarının çekilmesi gereken görüntüleme sistemi) çok iyi çıktı diye, bir sonraki pet'ini karşılamadı sgk mesela :) neymiş son 2 pet'te de gözle görülür fark yokmuş, fark yoksa ilaç değişkliği gerekiyormuş. herifler istiyor ki adam kötüye gitsin. böyle bir mantık.
+3
makbur
(17.04.26)
Çok profesyonel kemoterapi ilaçları yapmışlar. Son 1-2 haftaya kadar hasta kendini çok iyi hissediyor. Hiç tereddüt etmeden güle oynaya hastaneye gidip ilacını alıyor. Sonra birden düşüyor . Hatta doktoru çok iyi gidiyor bitmek ğzere demişti
0
hebanon
(18.04.26)
(13)

Özel sektörde memur olarak çalışıyorum.

tahirkemalbozoglu
Bir programda kadın kendini tanitirken böyle soyluyor.“Özel sektörde memur olarak çalışıyorum. biz beyaz yakalar memur olarak geçiyoruz” diyor.Hayatimda böyle saçma bir şey duymadım. Beyaz yaka olup aralarinda böyle bir kabul olan veya duyan var mı?
Bir programda kadın kendini tanitirken böyle soyluyor.
“Özel sektörde memur olarak çalışıyorum. biz beyaz yakalar memur olarak geçiyoruz” diyor.
Hayatimda böyle saçma bir şey duymadım. Beyaz yaka olup aralarinda böyle bir kabul olan veya duyan var mı?
+3
tahirkemalbozoglu
(13.04.26)
Bunlar hep çeşitlilik işte zenginliğimiz
+5
artıküyeolmakistiyorum
(13.04.26)
Gereksiz detay ama doğru.
+1
HellKeePer
(13.04.26)
iste okumus kadin, koleyiz diyememis, memuruz demis.
+4
cooperr
(13.04.26)
Oradaki memur biraz farklı, fabrika işçisi değil, ofiste çalışan kişi anlamında söyleniyor. Fabrika ortamını biliyorum az çok, beyaz yaka dediğimiz tayfa "memurlar" olarak geçiyordu.
-1
mbond
(14.04.26)
Kadin 100% Yanlis soylemis. Memur sadece kamuda calisir. Ozelde calisan memur olmaz.
Kamudaki ogretmen memurdur. Ozeldeki ogretmen iscidir.

Mesela benim pozisyonum da yasadigim yerde public Servant olarak kullanilir. Ozeldekiler public servant olmaz.

Memur demek devlet tarafindan istihdam edilen kamu gorevlisi demektir.
+4
thetruenorthstrongandfree2
(14.04.26)
Doğru ama modası geçmiş tabir. 70’ler ve 80’lerde ve muhtemelen daha öncesinde de beyaz yakalılara genelde “memur” denilirdi. 657’ye tabi olanlar gibilerine “devlet memuru” denilirdi. Zamanla “memur” kavramı sadece devlet memurları için kullanılır oldu. Korkusuz Korkak filminde Mülayim Sert özel bir şirkette memurdur mesela.

Yazıhane, odacı, murahhas aza, murakıp gibi sözcüklerin kullanıldığı zamanlardan kalma bir söyleniş yani…
+10
yadigar
(14.04.26)
"memur" daha çok masa başı çalışanları tanımlamak için kullanılan bir ifade. hala da öyle. "beyaz yakalı" tabiri çok sonradan çıktı. ayrıca da hitaben kullanılacak bir tanımlama değil.

mesela bankada gişede oturan görevliye de memur diyoruz. "annem bankada memur" diyorsun. ne diyelim "annem bankada beyaz yakalı" desek olur mu yani? sırf "memur" kelimesi "devlette çalışan" anlamına evrildiği için "annem bankada gişe personeli, bireyselci" falan diye zorlama tabirlere giriliyor.
+2
kibritsuyu
(14.04.26)
Memur; hizmet veren kişi, görevli demek. Devlet memuru diyince devletin görevlisi oluyor. Özel sektörde de memur denebilir tabii ama günümüzde memur=devlet memuru olarak algılandığı için çok pratik olmaz iletişimde.
+4
nundu
(14.04.26)
youtu.be


arkadaş korkusuz korkak evreninde yaşıyor galiba.
0
Hallegadola
(14.04.26)
Bu yanlışa dilimizde “anlam kayması” deniyor. Carttırı curt kıdemli uzmanıyım dese anlaşılmayacağı için memurum demiş. Doktor, mühendis vb ünvanı yoksa işçi mi yoksa masa başı iş mi yapıyor ayrımı böyle ifade ediliyor. Doğru bir tanım olmayabilir ama pratikte verilmek istenen mesaj böyle veriliyor.
-1
cilekli pasta
(14.04.26)
1980'lerde konuşuyor olsa anlamlı olabilirdi ama bu devirde istisnasız devlet memuru için kullanılıyor bu tabir. açıklamak durumunda kalması bile, kelimenin güncelde kendi durumunu tanımlamadığını açıkça gösteriyor. bana kalırsa kelimenin kendisi itici bir ifade; anlamı da "emir altında olan kişi" demek. çok beğeniyorsa buyursun açıklaya açıklaya kullanagitsin.
+1
lil siztah
(14.04.26)
anlam olarak yanlış olsa da, evet, fabrikalarda böyle bir kullanım var.
15 yıldır izmir'de çeşitli fabrikalarda beyaz yaka olarak çalıştım.
işçi: mavi yaka veya vardiyalı çalışanlar
memur: beyaz yaka veya vardiyasız çalışanlar
anlamında kullanılıyor yaşı 50+ insanlar tarafından.
mesela servisler ikiye ayrılıyor: işçi servisi, memur servisi deniyor. memur servisi 08.00 - 18.00 düzeninde, işçi servisi vardiya düzeninde.
0
la lykia
(14.04.26)
is bankasinda memur diye bir unvan vardi. subede gordugunuz kisiler falan genelde
memur
yetkili
2. mudur
mudur yardimcisi
sube muduru

unvanlarindan birine sahip (8-9 yil oncesinin bilgisi, eksik veya yanlis hatirlamis olabilirim bazi seyleri)
0
fakyoras
(14.04.26)
(5)

Nikah+kokteyl organizasyonu (4 saat) için müzik planlaması

duguit
Evlilik organizasyonu yaparken bu konuda kararsız kaldık, fikir almak istedik. İkimiz de klasik bir düğün (ilk dans, pasta kesme, çiçek atma vs şeyler) sevmediğimiz için nikah + kokteyl tarzı bir organizasyon yapacağız. 19.30'da başlayacak ve 3-4 saat sürecek, alkollü olacak, tahminimce 400 kişi civ
Evlilik organizasyonu yaparken bu konuda kararsız kaldık, fikir almak istedik. İkimiz de klasik bir düğün (ilk dans, pasta kesme, çiçek atma vs şeyler) sevmediğimiz için nikah + kokteyl tarzı bir organizasyon yapacağız. 19.30'da başlayacak ve 3-4 saat sürecek, alkollü olacak, tahminimce 400 kişi civarı olur. İlk 2 saat karşılamaydı nikahtı (takı olayını da halletmek gerekecek) vs bir şekilde geçer, kandaki alkol miktarının artmasıyla birlikte kendi seçtiğimiz şarkılarla 1-2 saat dans etmek gibi bir plan var. Bu durumda canlı müzik yapan bir gruba gerek var mı yoksa dj olsa yeter mi? Bize dj daha mantıklı geliyor şarkıları kendimiz seçeceğimiz için. Ama canlı müzik olursa daha mı eğlenceli olur ya da daha tamamlanmış bir etkinlik gibi hissettirir acaba, bilemiyorum.

Genel olarak ikimiz de ilgi odağı olmayı sevmiyoruz, nikah töreni dışında gözlerin yalnızca bizde olacağı şeyler olmaması için uğraşıyoruz. Ama bir yandan da akmayan, cansız bir organizasyon olmamasını istiyoruz. Nasıl yapalım?
0
duguit
(12.04.26)
ilgi odağı olmayı sevmeyen bir çift için 400 kişilik eğlence bana biraz garip geldi :d

sanırım iki tarafın da aile ve akrabaları, kokteyle katılacak kadar modern tayfadan. bunu ben de isterdim. ne iyi aileleriniz var yahu. benim baba tarafı malum...

ben, düğün ve türevlerinden hiç hoşlanmayan, çok kalabalık bir grupta ilgi odağı olmaktan zerre haz etmeyen biri olarak, hiçbirini yapmazdım. :d takı ise asssla yapamayacağım bir şey.

bir öneri: sadece kardeşler, kuzenler ve arkadaşlardan oluşan küçük bir grupla, yatta dj ve alkol eşliğinde eğlenilebilir.
0
art cat chocolate
(12.04.26)
ekleme: o 400 kişi sanırım takı için isteniyor :d

nikahtan sonra da takı takılabiliyor, belediyenin nikah salonunda yani. kuzenim yapmıştı. hemen ardından sadece gençleri toplayıp daha rahat bir eğlence oluşturabilirsiniz.
0
art cat chocolate
(12.04.26)
@art cat chocolate, valla bize kalsa 150 kişi yaparız takı umrumuzda değil ama bizim taraf çok kalabalık, babam ve annemin sadece kardeşlerinin toplamı 18. Bu durumda 400 iyimser bile kalıyor.

sade bir nikah ve sonrasında gençlerle eğlence düşündük de onun için de 2 organizasyon gerekiyor ve asıl bu durum takı toplamak için yapılıyor izlenimi veriyor. “Gelin nikahta takı takıp gidin biz gençlerle eğleneceğiz” demek gibi.
0
🌸duguit
(12.04.26)
arkadaşlar ilgi odağı olmayı vs bu kadar abartmayın. normal bi düğün yapın geçin. zaten akraba olmayan insanlar ayıp olmasın diye gelip, ayıp olmasın diye takı takıp gidecekler. emin olun kimsenin umrunda değilsiniz. yakın akrabalarınız da zaten eğlenmesine bakıyor. 3-4 saatlik bi olayı bu kadar abartmayın. ne canlı müziği. düğün yapılan yerin elemanı zaten çiftetelli vs çalıyor sonra halay isteyen olursa halay da çalıyor en son 3-5 dıptıs demet akalın çalıyor bitiyor evli evine köylü köyüne.
0
Sadece soruyorum
(13.04.26)
biz geçen kasım ayında nikah ve sonrasında yeni nesil meyhane tarzı bir yerde 10-15 kişilik arkadaş grubumuzla eğlence tarzı bi şey yaptık, gayet keyifliydi. Yaz aylarında olsa biz de tekne kiralama gibi bi olay düşünmüştük ama kasımda arka tarafımız donar diye ona yanaşmadık xd. Mekan kiralayıp kokteyl yapacak kalabalık da olmayınca daha önce başka bir arkadaşımızın nikah eğlencesinde gördüğümüze benzer bir mekanda kutlayalım dedik. Şarkıları kendimiz seçemedik hâliyle ama oldukça keyifli geçti.

Bizim davetli sayımız azdı, altınını takacak olan nikahtan sonra belediyenin nikah salonunda taktı. Hiç insanlara ayıp mı oldu diye de düşünmedik yani. Çok kalabalık değildi bizim nikah. Düğün yapsak da daha fazla kişi gelmezdi muhtemelen. Düğün olsa gelirdim de nikahta aman kim uğraşacak diyip gelmeyen vardıysa da çok tınlamadık açıkçası :) Bence çok ilgi odağı olmayı sevmeyen bir çift için en ideali gün içinde nikahı kıyıp akşam saatlerinde de gerçekten samimi olduğunuz genç ekiple ufak bi kutlama yapmak. Hem herkes eğleniyor ve iyi hatırlıyor hem de çok göz önünde olmayabiliyorsunuz da :D. Çok yakın aile büyüklerine ayıp olur derseniz de onlarla bir akşam yemeği belki organize edilebilir nikahtan önceki ya da sonraki akşam.
0
nundu
(13.04.26)
(3)

İzmir Kulak Burun Boğaz?

etna
Bildiğiniz iyi bir KBB uzmanı var mıdır?
Bildiğiniz iyi bir KBB uzmanı var mıdır?
0
etna
(11.04.26)
Profesör Taner Kemal Erdağ. Alsancak’ta kendi muayenehanesi vardı.
0
orient blue
(11.04.26)
Ege Tıp'ın hocaları iyidir. Kendi aralarında kulak, burun ve boğaz arasında özelleştikleri için sorunu söylerseniz uygun hocayı daha rahat tavsiye edebilirim
0
nundu
(11.04.26)
Purple life
(11.04.26)
(37)

Kayınvalidem torununu sevmiyor sanırım ya:/

wild honey suckle
Selam duyuru. Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını gör
Selam duyuru.
Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)
Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını görüp sevip-sevmeme ya da değer görme gibi kavramları fark ediyor.
Bizim sorunumuz babannemiz maalesef.
Aslında kötü biri diyemem. Çok nevi şahsına münhasır diyebilirim. Daha böyle köylük yerde yaşadıkları için bize ayıp ya da nezaket gelen konularda aynı noktada duramıyoruz sanırım.
Kızım doğduğunda şehir dışında tatilde oldukları için gelmediler. Yoğun bakım sürecinde de gelmediler. Daha sonra 3 aylıkken falan sanırım bir geldi onda da yani çocuğa ne yardımı oldu meçhul. Zaten hamile olduğumu öğrendiğinde de hiç “bir şey lazım mı?” Denmedi. Ne bileyim bir hevesle bir şey alınıp hatıra bile olsun kafasına girilmesi hiç. Daha sonra bu güne dek çok da görüşemedik. Görüntülü nadir aradı, çok daha nadir fotoğraf istedi. Bir torunu daha var eşimin ablasından. Canını istese verir sanırım. Kızım ağladı, “aaaa ama diğer torun hiç ağlamazdı” dedi. Kızım yemek yemedi “biz diğerinde sorun yaşamadık” dedi.

Sustum…

1. Yaş gününe gelirken evde onca yemekler hazırlıklar yapılırken elini hiçbir şeye sürmedi. Doğum günü hediyesi olarak 6. Aylık giysi aldı.

Sustum…

Ama artık yeter. Ev taşıdık ve götümüzde ayı bağırıyordu. Benim ellerim bulaşıklı, eşim yemekle uğraşıyor derken içeri gelip “seninki kaka yaptı” dedi.
Eşim “e değiştir????” Diyince, “ben değiştirmem ya” diyip gitti.
Şok olduk.

Aramızda konuşuyoruz ama nasıl konuşalım ya da ne diyelim bilemiyoruz. Bu hal ve tavırın düzelmesi şart. Ben kızım böyle negatif aile ilişkileri içinde büyüsün kendini değersiz hissetsin istemiyorum.
Hani sevmiyor musun? Ok gelme görme. Ama hem gelip, hem hayatımıza dahil olup bunu yapamazsın.

Eşime ağlıyorum o da ne yapacağını bilemiyor. Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.

Derdi ne anlamıyorum ve anlamıyoruz.
Artık çok yoruldum. Ev işleri, taşınma süreci, 20 aylık kurtlu bir bebek… ve dünyanın en garip babannesi.

Nedir derdi nedir çözümü?
-1
wild honey suckle
(10.04.26)
bence -anlattığınız tablodan fazla anlaşılmıyor ama- babannenin derdi bebekle değil de, sizinle, oğluyla ya da başka bişeyle gibi duruyor. şu haliyle "koskoca kadın, ne derdin var da el kadar bebeğe tavır yapıyorsun?!" demedikçe, asli sebebi anlaşılamayacak bir duruma benziyor. yine bence, buradan dönmez. bebeğin en taze, en sevimli hallerinde o sıcaklığı yaşamadı ve yaşatmadıysa, bu saatten sonra zorlamayla düzelme olacağını veya düzelse de sizin istediğiniz kıvama geleceğini sanmıyorum. yerinde sağ olsun diyip geçilmeli şahsi fikrimce. bebek de, böyle ilişkilerin de olabileceğini erkenden tanımış olacak mecbur.

bizim babannemiz babamı ve annemi, dolayısıyla da bizleri sevmezdi. ancak kuzenlerim için canını verirdi. büyüdükçe bu tavrın tamamen kendi tercihleriyle ilgili olduğunu; bizim bir kabahatimizle falan alakası olmadığını anladık ve hiç üstümüze alınmadık. eksikliğini de çekmedik.
+11
lil siztah
(10.04.26)
Osuruktan nem kapıp adamı doldurup durma, annesiyle arasının bozulması kimsenin işine gelmez. uzun vadede siz zararlı çıkarsınız.

2 yaş sendromu diğer tüm dertlerinizi unutturur merak etmeyin.
-17
duyuruuser
(10.04.26)
bir erkeğe yapabileceğiniz en büyük zulum eşiyle annesi arasında bırakmaktır.

sevmiyorsa sevmesin zaten doğumunuza vb. gelmeyerek falan belli etmiş, mesafe koyun gitsin, bayramdan bayrama görüşün. romantik düşüncelere de girmeyin bence,
+3
kveldulv
(10.04.26)
size yakınlık gösterene sizde gösterin. size kötü davranı da görmezden gelin. en güzel cezalandırma yöntemi birini görmezden gelmektir.

eşinizin annesi ile arasını bozmayın. bırakın kendi görür ve konuşursa konuşur, yoksa araya girmeyin. siz daha az muhattap olun, bir şey beklemeyin ve siz de ona bir yabancı gibiymiş gibi davranın.
+7
gercekdunya
(10.04.26)
Beklentiyi düsürün. Bir hayir gelmeyecek belli. Sorun ne falan diye de overthinking yapmayin deyim. Kabullenin ve devam edin.

Bu sivri zeka kaynana da ileride torunun pesinde kosar niye gelmiyor niye gelmiyor diye.
+4
Purple life
(10.04.26)
negatif aile ilişkisi diye genellediğiniz sadece kaynananın size ve sizden olan çocuğunuza karşı tavrı. ki tavırlarında da kötü (zarar verme, kavga gürültü gibi) bir davranış yok sanırım. sadece ilgisizlik, kayıtsızlık var.

varsa eğer kadının derdini neden siz çözmeye çalışıyorsunuz? kaç yaşına gelmiş insanı niye anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz. siz kendinizce vazife gördüğünüz, görgünüze uygun, çocuğunuza örnek olmasını istediğiniz şekilde davranmaya devam edin. ama bir karşılık da beklemeyin. umursamamayı öğrenin. siz kötü olmayın. çocuğunuz da babaannesiyle ilişkisini babasından gördüğü şekilde öğrensin, yaşasın.

görüşme sıklığınızı belirtmemişsiniz, bilmiyorum. ancak görüşmelerinizi ev dışında yapmaya çalışın. böylece belirli bir zaman aralığında aile görüşmesini yapmış olursunuz. çok isterse babaanne sizi evine çağırıp, ağırlasın.

babaannenin davranışıyla ilgili birçok sebep sayılabilir de bu kadar uğraşmanıza gerek var mı, empati kurmaya değer mi?
+4
tnz
(10.04.26)
16 aylık bir bücürümüz var. aynı durumlar değil benzer nitelikte durumlardan geçtik, geçiyoruz. en temizi kimseden bir beklenti içinde olmamak. ben böyle yapıyorum kafam rahat. elbette isterdim aileden destek olsun falan ama yok olmuyor. sıfır beklenti = sıfır dert.
+5
scudman1
(10.04.26)
Eşiniz annesine 'Bir daha bu eve adımını atma.' dese tüm sorunlarınız çözülecek gibi anladım ben.
+1
Mirket
(10.04.26)
Çocuk olmadan önceki ilişkinizi bilemediğim ve diğer torunun cinsiyetini bilemediğim için(eğer o erkekse) bunlardan kaynaklı bir sebep var mı bilemiyorum.belki kendi oğlunu o kadar da sevmiyor,ya da seni sevmiyor.dolayısıyla çocuğu sevmiyor olabiiir. Bir de bizim oralarda çok afedersin "el s.kinden inen kıymetli olur" derler,diğer torunun sevilme sebebi bundan olabilir.

Uzun lafın kısası,takma kafaya boşver.eşinle çocuğunla geçinip gidiyorsan sıkıntısız,salla gerisini.
+1
denizciman
(10.04.26)
büyük ihtimal travmatiktir. baby boomer kuşağındansa pekte ciddiye almaya gerek yok. hepsinin zor travmatik hayatları vardı ve çocuklarına bu durumları her türlü yansıttılar. sorun sizle alakalı görünmüyor.
+1
mikahakkinen
(10.04.26)
Diğer torunu erkek benim de kızım var aslında öyle çok erkek kız ayrımı yapan bir aile değiller öyle olsa her şeyden önce kendi oğluna düşkün olur.
Benim burada aslında anlamadığım iş arkadaşlarım normal sosyal hayattan arkadaşlarım bile tüm bu süreçte bize destek olmuşken yardım etmeye çalışmışken kendi kanından canından torunu niye ona bu kadar el.

Etrafımda görüyorum çocuklar anneanneleriyle babaanneleriyle akrabalarıyla hepsi birbiri için canını verir hani torununun altını değiştirmek mi mideni bulandırdı gerçekten.

Ayrıca eşimi doldurdum falan tabii ki yok kendisi de aynı şekilde ortada bir gariplik olduğunu gördüğü için sürekli konuşuyoruz kendi aramızda. O da hastane köşesinde yoğun bakımda çocuğunu beklerken tek bırakılmış olmaktan mutlu değil haliyle.

Hem ilgilenmiyor gelmiyor gitmiyor yardım etmiyor hem de bu yaptıklarıyla ilgili biz tavır aldığımızda ya da bununla ilgili oğlu onu uyardığında ağlama krizlerine girip bayılılıp hastaneye kaldırılılıyor.

Her şeyden önce torunumun ilk doğum gününe bir özenirsin yani gelirsin bir şeyin ucundan tutarsın ha tamam yapamadın mı olabilir benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani..

Travması vardır okay, ama hepimizin travmaları var arkadaşlar.

Ben aslında az çok anlıyorum diğer torun kızının çocuğu benim kızım gelinin çocuğu oldu yani başka bir açıklaması yok.

Bu arada ev dışında görüşmemiz mümkün değil şehir dışında yaşadıkları için gelip bizde kalıyorlar.

Neyse ya ben özeniyorum işte böyle anneannesi babaannesi halası teyzesi üzerine titreten çocuklar var. Biraz büyüyüp anlamaya başladığında beni neden sevmediler demesin başka bir şey istemem.
-2
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Son yazınıza istinaden yazıyorum,33 yaşındayım ve benim de babaanne tarafı travmatik,hatta genel olarak baba tarafı.açıkçası benim hiç de umurumda olmuyor. Anam babam yanımda arkamda olsun yeter.hem babane olmaz,amca olur amca olmaz dayı olur,teyze olur... destek çıkan ilgi veren akrabanız illa çıkar.emin olun o kadarı gayet yetiyor.sağlıcakla kalın...
+4
denizciman
(10.04.26)
Benim annemde şöyle bir durum var, ilk torununu çok sevdi, ilgilendi, hala seviyor.
Ama sonraki torunlarla ben yaşlandım artık uğraşamıyorum dedi, ilgilenmedi, dolayısıyla da çok fazla sevmiyor.
Böyle de bir açıklaması olabilir.
+3
parka
(10.04.26)
Çekirdek aile dışında ne kadar az akraba, çocuk için o kadar iyi. Babaanne/anneanne, dedeler, amcalar, teyzeler vs vs çocuğun hayatında çok yer etmesi gereken kişiler değil bence. Bi iki yılda bir görüp geçeceği kadar yakınlık en iyisi. Bebekken size sıkıntı oluyor ama büyüyünce kendisine faydası olacak bu durumun diye düşünüyorum
+1
nundu
(10.04.26)
Allah eşine sabır versin.
-3
administ
(10.04.26)
son paragrafta şöyle bir cümle kurmuşsunuz (ya da ben timeline’ı yanlış anlıyorum):
“ Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.”

Aslında bu olayın ne ve neden olduğu sorunuzu cevaplayacak. Ayrıca bebeğin doğduğu sıralarda bir şeyler olduğu için de bebeğin kendisiyle bir alakası yok. Siz ve eşinizle alakalı bir şey yaşıyor. Bunu bilmek ya da aksini zorlamak da ele bir şey geçirmez. O yüzden öneri olarak da çoğunluğa katılıyorum.
+5
eileengray
(10.04.26)
derdinin ne olduğunu bilmek mümkün değil insan psikolojisi dipsiz bir kuyu, zaten bilmek de çözüm getirmez.

eşinizin sizin yanınızda ve mantıklı tarafta olması en büyük etken. ilk olarak bu tavrın onun ne işine yaradığını neyi beslediğini keşfederseniz ve o noktayı beslemeyi durdurabilirseniz en azından hem ortalıkta olup hem de ters tepkiler veremeyecektir.

örneğin bir durum oldu babane bir tepki verdi. anne-baba bu konuda gerildi huzursuzluk çıktı. işte bu noktada yaptıkları beklediği etkiyi yaratamamalı. örneğin huzursuzluk çıkmadı - gülüp geçtiniz mesela bu birkaç defa tekrarlandığında artık işe yaramadığında sizden uzaklaşacak ya da bu tavrı tekrar etmeyecektir.

buradaki en önemli konu çocuğun ileride bu tavırlardan etkilenmemesi. burada da sizin olaylara verdiğiniz tepki önemli. sizin tepkiniz mantıklı ve sakin olursa çocuk da bu karakteri çok daha az ciddiye alır. ters birşey yapsa bile çocuk üzerinde etkisi olmaz.
+3
orpheus
(10.04.26)
@ eileengray hastaneye doğuma ve yoğun bakıma gelmedikleri zaman yaşandı bu. Yani zaten hiçbir problem olmadan bile torununun riskli medikal sürecine dahil olmamıştı.
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
erkek tarafıyım, çocuğumuz yok. çocuk lafı oldukça annem beni uyarır sakın bana güvenip çocuk yapmayın, ilgilenmem bakamam haberiniz olsun. bize, kardeşimin çocuğuna, yeğenlerime başkalarının çocuklarına çok baktılar, kalabalık büyüdük birsürü çocuk ve artık bıkmış durumda. böyle bir şeyler olabilir, artık kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar ne kadar mümkünse.
+3
zozjotejmnk
(10.04.26)
Süslü sözlükte benzer bir soru açmış mıydınız? Çok tanıdık geldi, o kişi siz değilseniz dünyanın en garip babaannesi değil yani çok var bu türden.

Kadının karakteri buysa bu saatten sonra değiştiremezsiniz, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerinde karşılıklılık esasına inanıyorum. Size nasılsa siz de öyle davranın mesafeli olun, çocuğunuzun etrafındaki herkesi ona uyduramazsınız.
+1
ekimoloji
(10.04.26)
@ekimoloji ben değilim:) muhtemelen bu ve daha beterleri vardır ya:) arkadaşımın kayınvalidesi hamileyken gelip şey demişti “40’ı çıkana kadar bebek bende kalcak???” dksks
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Hepsini okumadım durumumuz yoktj da okuduğum kadarıyla kadın sizi sevmiyor çocuğu sevmemesi normal
-2
artıküyeolmakistiyorum
(10.04.26)
benim babannem bu ahdhjs. kadinin cocukla derdi yok, derdi sensin. biraz narsisttir bu bir de. bir gün vaktim bolken sana yazayim babannemi, karsilastirinca anlayacaksin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
eşinle annesi arasına girme, şikayet konusu etme. gelirse gelir, yaparsa yapar. içinden gelmeyen bir şey için zorlayamazsın ki kimseyi. sevmiyor mu? demek ki ilgilenecek kadar sevmiyor. tabi ki iyi aile ilişkileri içinde büyümesi güzel bi şey ama bu zorla olacak bir durum değil.

benim annem de mesela ilk torun harici pek düşkün değil. 3 senenin sonunda ablamla muhabbet ederken farkına vardık. güldük geçtik. yani anlattığınız şeyler bana biraz abartı geldi. sağlık sürecinin etkisi var bence.

ayrıca benim babannem şeytandı. geçen sene yaşıyor mu ölü mü anlık anımsayamadım. şu an torun babannenin umrumda değilse ilerde babanne de torunun umrunda olmaz. kafası rahat olur. kimsenin ananne-babanne-dede eksikliğini çektiğini görmedim.
+1
elorelia
(10.04.26)
Aktif bir kotuluk/zarar olmadigi surece bir sorun yok bence. Yani evet sevse daha iyi de, cocugun korunmasini gerektiren bir sey de yok. Gercek hayatta da onu sevmeyen insanlar olacak sonucta.
+1
ghilleinthemist
(10.04.26)
Kadın tatili bölüp erken doğan torunu görmeye gelmemiş, sevmiyor olabilir ama bence asıl sorun sensin çocuğuda senin çocuğun diye sevmiyor.
Çok da takılmaman gerekiyor benim babannemde beni ve kardeşimi sevmedi haa bende zaten onu sevmedim.
ama bunu eşine soyleyip kendi krizini çıkartma. Zaten zaman geçtikçe o da bazı şeyleri görecek fark edecek ama sen onun kafasına bunları doldurmaya çalışma yoksa konu sadece senin kuruntun olur.
+3
kuzey li
(10.04.26)
Bence seni net sevmiyor. Oğluna da ölüp bitmiyor gibi. Doğal olarak çocuğunuza da düşkün değil. Doğumda gelmemeleri az bi mesele değil bence. ama Sevsin diye zorlayacak haliniz yok. Siz de ona göre davranırsınız olur biter. Ben de annelerin, kızlarının çocuklarına oğullarının çocuklarından daha düşkün olduğunu düşünüyorum genel olarak
+3
dfn4
(10.04.26)
Kadın sizin çocuğunuzun kakasını, bezini neden değiştirmek zorunda olsun? Karı koca “e değiştir” demekle neyi amaçladınız? (müsaitsen değiştirebilir misin değil, e değiştir şeklinde emir kipi) Az yiyip uşak tutun kendinize mesela? Karı koca bir olup kadının üzerine oynamışsınız. Ben avrupada durup dururken torununun bokunu temizleyen büyükanne, büyükbaba görmedim hiç.
Kadına güvenip mi çocuk yaptınız? Yok kurtlu çocuk, yok taşınma telaşı, yok ev işleri. Bunlar sizinle alakalı şeyler ve kimsenin umurunda olmak zorunda değil. Böyle böyle birey olmayı öğreneceksiniz.
Burada yazan sensin, kadın burada yok diye herkes seni pohpohlayacak ama benim pek adetim değildir sorry.
+2
dawsonscreek
(10.04.26)
" benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani.."

valla maşallah
benim iş arkadaşlarım çocuk yapsam 3 sene sonra haberleri olur
siz nasıl bir evrende yaşıyorsunuz bilemiyorum ama

benim etrafımda -çok istisnalar hariç- kimse kimsenin çocuğuna ne sever diye sorarak, koşa koşa, günlerce hediye arayaraktan d.günlerine filan gitmiyor

son 3 senede 2 kardeşim de ben de 1- 2şer kere taşındık
etrafımda da taşınan bir sürü insan oldu
ne kimse geldi, ne etti. ki ben çoook insana taşınmasına, hastasına refakat vs. etmişimdir zamanında. kalabalık aileden geliyorum. aşırı zor durumda olan hariç kimsenin kimseye gidecek koşturacak zamanı yok. çok zorda olana yetersek kafi.

neyse kaynanadan ziyade iş arkadşalarınızı değişik buldum açıkçası :D
siz beklentilerinizi bu iş arkadaşlaınız çevresinde olan şeylere göre belirliyorsanız
sizin o beklenti düzeyiniz biraz fazla yüksek...

şu ülkede annesi-babası k.valide k.babası hepsi hayatta olup, sağlıklı olup, hepsi emekli ya da çalışmıyor olup koşa koşa gelip torun bakan

ancak bu esnada da gelinin sınırlarını düzenini bozmayan, sevgi saygı dolu filan kaç evlilik var yahu...
hangi evren burası?

bir de yani kadın bebek yoğun bakımdayken gelmeyen birisi
siz bebeğin altını al diyorsunuz
bu kadar ayarsız olunur
....
+5
subcomponent
(10.04.26)
altini degistirme kisminda ogurme istegi geldi siz ise sok olmussunuz. kendiniz her gun yapiyosunuz diye herkese normal gelmesini beklememelisiniz tipik anne sendromu ne gurultuden ne b*ktan sumukten rahatsiz olmuyor ve ayni seyi bekliyor neyse…

ben cok cocuk/bebek seciyorum bazisina hayran bazisina hic tahammul edemiyorum belki oyle bir durumda o da. bu zorla kazanilacak bi sey degil uyusmamis olmamis asil dikkat etmeniz gereken sey esinizmis gibi geldi. hatri varsa durumu kabullenin buyuk bi zarari yokmus sadece ilgisiz+1 keske herkes hayalimizdeki gibi olsa
+3
ala09
(11.04.26)
@dawsonscreek çünkü burası Avrupa değil. Biz yaşlıları elden ayaktan düşünce huzur evine postalamıyoruz mesela, hasta olsalar doktora götürüyoruz sık sık arıyoruz soruyoruz ihtiyaçlarını görüyoruz. Bir zahmet nenesi de tiksinmesin altını alsın yani. Torununu sevip ilgilenmeyecekse de yallah huzurevine.

@ala09, sen kusabilirsin önemli değil ama babaannesi tiksinemez. Torun sonuçta bu. İki gün sonra babaanne yatalak olsa altına bez bağlayacaklar sonuçta. Bakıcı bile tutulsa bir yaşlıya bakmak ne kadar zor bir şey illa ki evlatları o bezi değiştirecek. Kusura bakmasın o zaman o da torununa yapmak zorunda.
0
Gradient_tabanlı_mor
(11.04.26)
@gradient,
bu nasıl bir pazarlıktır?
vay anasını demek ileride altımıza bez bağlasınlar diye torun bezi değiştircez yani öyle mi?

bir babane/anane küt diye trafik kazasında, ani bir durumda elden ayaktan düşmeden, yatmadan öldü gitti (valla benim ananem aynen böyle vefat etti 80 yaşındaydı küt diye kaybettik, mesela)
ne olacak?
tüm torun bakma emeği karşılığını öbür tarafa iadeli taahhütlü postayla mı göndereceğiz?
+2
subcomponent
(11.04.26)
Anneanne veya babannenin bebek altı değiştirmekten iğrenmesini normal mi buluyoruz? Bilmiyordum öğrenmiş oldum.

Ayrıca evet karı koca bir olduk kadına iş buyuruyoruz dkjsjs

Delirmişsiniz siz. Burası Türkiye burada bunlar normal ve bence zaten olması gereken. Taşınmaya destek olmamak, yemeğe destek olmamak falan da normalmiş hahahahah

Bireyiz çok şükür 1,5 senedir tek başıma bakıyorum çocuğuma. Ama buraya geldiklerinde de “nezaketen” destek görmeyi beklemem kadar normal bir şey yok. Keza annem her eve geldiğinde “senin için ne yapabilirim” diyen bir kadın.

Biz kimseyi bakıcı olarak bebeğin başına dikmedik. Geldiğinde biz müsait değilken bir bez değiştireyim bile demiyorsa sıkıntı bende aranmamalı bence.

1,5 yaş kızımla yeni doğum yapan arkadaşıma yardıma bile gittim ben.

Mutsuz soğuk sevgisiz hayatınızda başarılar…
0
🌸wild honey suckle
(11.04.26)
Şeyi anlamıyorum ben de anneanne babaanne dededen bir şey neden beklemeyeyim ki onlar başkası mı? Çocuk yaparken onlara güveniyorum ben evet. Onlara güvendiğim için hamile kaldım. Ha yakın akrabam hariç kimseyi de tanımam orası ayrı
+1
Hallegadola
(11.04.26)
Kendi cevabınızı kendiniz vermişsiniz aslında "Burası Türkiye burada bunlar normal". gerçi cevap ve sonuç olarak çözüm aradığınızı da düşünmüyorum çünkü sadece "öyle" olsun istiyorsunuz. Böyle olmalı, şöyle olmalı gibi arzularınızı sanki olması gerekenmiş bunlarmış gibi anlatıyorsunuz. Hayal kuruyorsunuz ama hayallerde hep beklenti içindesiniz. Bu kadar beklenti duymayı bırakın hem bu konuda hem başka konularda siz de rahat edersiniz, eşiniz de, çocuğunuz da. Hayır babanneyi dinleyip sizin ifadelerinizle harmanlayıp sorunun kaynağını bulmamız da mümkün ama işte burası Türkiye kim çözüm için adım atacak? Siz mi? Babanne mi? Kocanız mı? Yoksa 1.5 yaşındaki çocuğunuz mu?
+2
Jazz
(12.04.26)
aynı tablonun 10 yıl sonrasından bildiriyorum;

yapacak bir şeyiniz yok. bu durumla yaşamayı öğreneceksiniz.

biri 11, biri 4 yaşında iki çocuğumuz var. eşimin ailesi ile durum az çok böyle. doğuma gelmediler. eşimle kızım kaza yaptı, çocuğu ambulansla hastaneye kaldırdık (durumu iyi çıktı çok şükür) kıllarını kıpırdatmadılar. çocuk Türkiye'nin en saygın sahnelerinde sahneye çıktı, insan merak da mı etmez ya!? yok, gelmediler. okullarının kapısının önünden geçmişlikleri yok. insan torununun gittiği okulu kreşi merak da mı etmez? etmediler.

özellikle küçüğe daha bir tek saat bakmışlıkları yok. bebekliğinde bir kere alt değiştirmişlikleri, bir kere parka götürmüşlükleri yok. bir tek kere sinemaya tiyatroya götürmediler, götürmüyorlar.

ben kendimce şöyle bir yol izliyorum. sınırlı görüşüyorum, mesafeyi açıyorum. eşime ve çocuklara bir sorun oluşturmuyorum, laf söz etmiyorum elbette. ama madem mesafe, alın size mesafe diyip, yılda 1-2 kere görüştüğüm bir düzeye çekiyorum. çok da umrumdaydı benim de.

biz de bizimle vakit geçirmek isteyen aile üyelerimizle yolumuza devam ediyoruz. evet insan çok da yoruluyor, biraz da üzülüyor ama yani yapacak hiçbir şey yok. ne yapabiliriz ki?

sizinle bağ kurmak istemeyen, sizinle aile olmak istemeyen insanlarla zorla bağ kurmanız mümkün değil. zorla aile olunmuyor. istemiyorlarsa, istemiyorlardır.

salın gitsin. kendinize dert ettiğinize değmez.
+3
babilfish
(13.04.26)
Güzel şeyler söylenmiş. Siz ilgi beklemissiniz ama daha en başından bellimiş. Beklentiyi devam ettirmek biraz sizin yanlışınız olmuş. Sevmek zorunda değiller elbette ama Türkiye'de de yüzde 80 falan torun seviliyor. Ama olmak zorunda da değil. Evlat ayrımı da yapılır. Bu da Türkiye gerçekleri . Kabullenmeniz ne kadar hızlı olursa o kadar mutsuz olmazsınız..
Birde bebek sahibi olanlarda dünya onların etrafında dönüyor algısı vardır. .siz o algıya fazla kapılmayın. Çünkü aynı dünya herkesin etrafında dönüyor ..
Ayrıca sorun sizin değil eşinizin sorunu. Rahatsız ise kendiwi çözmeli. Muhtemelen aile için ezik biri eşiniz. Görümce daha güçlü. Bu yüzden onun çocuğu sevilmiş ilgi görmüş. Ancak eşinizin dert etmewi ve çözüm de julmasi gereken eşiniz. Ben mesafeli olur ve beklentimi yüksek tutmazdım
0
hacirotti
(21.04.26)
(6)

Çocuğun iştahını açmak için takviye vitamin?

mikahakkinen
5 yaş üzeri kızım kesinlikle yemek yemeyi sevmiyor. En sevdiği makarnayı dahil bazen yemek istemiyor. Her anne baba, çocuğum yemek yemiyor diye sızlanır ama percentilin en alt sınırındayız. Hiç bir zaman yemek yemeyi önemsemedi. Var mıdır takviye öneriniz?
5 yaş üzeri kızım kesinlikle yemek yemeyi sevmiyor. En sevdiği makarnayı dahil bazen yemek istemiyor. Her anne baba, çocuğum yemek yemiyor diye sızlanır ama percentilin en alt sınırındayız. Hiç bir zaman yemek yemeyi önemsemedi.
Var mıdır takviye öneriniz?
0
mikahakkinen
(07.04.26)
İştah açmak için tek başına bir takviye yok ancak alerji ilaçlarının ve demir takviyelerinin yan etki olarak iştah artırıcı özellikleri olur. Demir eksikliği varsa alabilirsiniz. Doktor tavsiyesiyle tabi.
+1
ekimoloji
(07.04.26)
Insan karni acikinca her seyi yer. Karninin acikmasina mi izin vermiyorsunuz acaba?

Ben de kücükken az yerdim ve zorla yedirttikleri icin cogu yemekten hala Hoslanmiyorum. Buna herkesin bayildigi pirzola vs de dahil. Bu bana yeme bozuklugu olarak döndü.

Lisede balik yagi hapi kullaniyordum. O da cok istah aciyordu.
+5
Purple life
(07.04.26)
benim oğlum da percentil altındaydı doktorumuz argivit önerdi. gerçekten iştahı açıldı boyu da uzadı. hala kullanıyoruz. 1.5 yaşında benimki ama argivitin büyük çocuklar için olanı da var.
0
yenibirgüzelnick
(07.04.26)
bir kaç yıl önce argivit (ilaç şirketinde tabi) çalışan bir arkadaşım vardı. ürünlerini çok öneriyordu.
-1
kisa
(07.04.26)
Acıkınca yer diyip bırakmayın. Özellikle çocuklarda, acıkma duygusunu anlamlandıramama, acıktığını anlamama çok sık görülebilen bir durum. Çocuk doktoru değilim ama fakültede hatırlıyorum çocuk stajında bunun geçtiğini. Kişisel tecrübe olarak da çocukken ben de yemek yemiyordum, doktor anneme aynısını dedi diye 2 gün yemek vermemiş, en son açlıktan bayılmaya başlayınca zorla yedirmiş :D. Ki biraz daha büyükçe olduğum (5-6) yaş döneminde de annemlere "ben acıktığımı anlamıyorum" dediğimi hatırlıyorum. Ha sonra iştah açıldı, yemek yemeye başladım. Olan annemlere yarattığım yemek yememe travması olarak kaldı :D
+2
nundu
(07.04.26)
ben henüz 10 aylik bebekken yemek yemedigim icin cerrahpasa'ya yatirilmisim. acikinca yer deselerdi herhalde ölmüstüm.
yemek yemememin sebebi olarak da demir baglama kapasitesi düsüklügü ve demir eksiligi belirlenmis ki ter testi, cölyak, vs hastanede kaldigim bir hafta boyunca o senelerde baska hicbir hastanede bakilmayan seylere bile bakilmis.
dbk düsüklügü demir eksikligi yapiyor, demir eksikligi istahsizlik, istahsizlik yetersiz beslenme, yetersiz beslenme iyice demir eksikligi seklinde bir kör dügüm seklinde gidiyor.
o sebeple ben diyorum ki, demire baktirin ve sizi ciddiye alacak doktor bulun. annem, bu cocuk yemek yemiyor, dediginde anneme gezdigi 15 doktor, simdi sana bir mama yazicam bunu yiyince su kadar pirzola yemis gibi olacak, tarzinda inanilmaz zihnisinir tavsiyelerde bulunmuslar. Annem cildirmis bir gün, ben yemek yediremedigim icin size geliyorum siz mama yaziyorsunuz, mamayi yedirebilsem zaten size gelmezdim, diye. sonra haydarpasa numune cocuk bölümü bashekimi beni görür görmez cerrahpasa'ya yönlendirmis de hayatimi kurtarmis. rahmetli Asuman Egriboz. vitamin mineral verelim, balik yagini dayayalim, arısütü kullanalim ok ama önce bizi ciddiye alacak, gercekten beynini kullanip bizi dinleyecek doktor bulalim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
(22)

Üstüme taşınacak şehir atın

denizgonen
Devlet memuruyum. Eşim de öğretmen ama özelde. İstanbulda hiç ama hiç mutlu değiliz. Eskişehire nakil ayarlamaya çalıştım ve aylardır uğraşmama rağmen somut hiç bir şey gerçekleşmeyince pes etme noktasına geldim.eşimde ben de hafta içi evinde takılmayı seven sakin huzurlu hayattan zevk alan insanlar
Devlet memuruyum. Eşim de öğretmen ama özelde. İstanbulda hiç ama hiç mutlu değiliz. Eskişehire nakil ayarlamaya çalıştım ve aylardır uğraşmama rağmen somut hiç bir şey gerçekleşmeyince pes etme noktasına geldim.

eşimde ben de hafta içi evinde takılmayı seven sakin huzurlu hayattan zevk alan insanlarız. insanlarla aslında çok yüz göz olmayız. sosyalleşme anlayışımız haftasonları biraz yürümek, hava güzelse çevrede kampa gitmek/çevre illeri gezmek. havalar kötüyse belki bir yerde 1-2 bira yuvarlamak falan. tatil zamanları da arabaya atlayıp gezilere gitmeyi severiz.

eşimin iş bulabileceği, dediğim kriterlere uyan, istanbuldaki gibi market alışverişine gitmenin bile artık stres yarattığı bir yer olmayan bir şehir öneriniz var mı acaba? Ankaraya da niyetlendik ama anladığım kadarı ile ankara da yeni bir istanbul olma yolunda gidiyor.
+1
denizgonen
(01.04.26)
Muğla merkez ya da fethiye.
+2
mikahakkinen
(01.04.26)
Trakya

Ayrıca Eskişehir, Trakya gibi kıyak yerlere atanan memurlar başka yere kımıldamadığı için kadro açılması çok zor, araya birilerini sokun muhakkak
+2
ebeş
(01.04.26)
sinop diyorum.
+4
ruhlardan esinlenen karga
(01.04.26)
Eskişehir neden?
Eski soğuklar olmasada genelde soğuk memleket. Daha sıcak deniz olan bir yeri isterdim ben olsam.
Hayırlısı olsun hakkınızda.
-1
duhan
(01.04.26)
Sinop +1
İmkanım olsa bir gün bile düşünmem giderim o kadar güzel bir şehir ki.
Taksicileri bile çok iyi insanlar bu kadar diyeyim yeterli olur herhalde :)
+3
mutekebbir
(01.04.26)
Hakkari.
-5
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.04.26)
Sinop. Eskisehir'in çok super bir deniz olmasa da deniz olan ve iyice ufak versiyonu gibi. Eskisehirliyim, Eskisehir'de mutlu olan ya da yasamak isteyen sanki Sinop'ta da mutlu olur. Fakat sehir Eskisehir'e göre bile bayağı küçük. Bunu da dikkate almak gerekir.
+2
evandro roncatto
(01.04.26)
Kırklareli, Tekirdağ, Edirne tarafları diyorum.
Ama oralarda yaşamayı bildiğimden demiyorum.

Kırklareli civarı orman ve camping işleri güzel. Tekirdağ tarafları denize girmek işleri güzel.
Edirne tarafları hem daha büyük şehir imkanları hem denize girme işleri.
Tüm bunlara ek olarak yeşil pasaportunuzla arada bir Yunanistan, bulgaristan, İtalya’ya arabayla gidivermek de var.
0
michael_knight
(01.04.26)
Nerelisiniz? Ona göre değişir
0
jackyr
(01.04.26)
Aydın,Manisa.
+1
designer
(01.04.26)
Artık doğu batıya göre daha cazip oldu. Üstte sayılan ege bölgelerinin çoğu sorunlu. İlla Ege diyorsan çanakkale veya balıkesir olabilir.
+2
runaway
(01.04.26)
Edirne. Sosyalleşme imkanı, sakinlik, rahat insanlar, yeşil pasaport ile hafta sonları uçup kaçma imkanları, doğal güzellikler gibi pek çok artısı olan bir şehir. Ayrıca sanayi olmadığı için sadece öğrenci asker ve memur göçü alan, bu yüzden de bozulmaya daha dirençli bir şehir. Ama bahsedildiği gibi kontenjan bulabilmek biraz zor olabilir.
+1
thracia
(02.04.26)
konya ve uşak çok sıkıcı diğer illerde mutlu olursunuz . Sinop yazılmış orası izmir'e benziyor uzun bir sahili var cafeler barlar ve restaurantlarla dolu yaz aylarında akşamları çok canlı cıvıl cıvıl bir ortam . karşıyaka sahili gibi .
ben mardin'i de çok sevmiştim , yaşasam sıkılmazdım .insanları yobaz değil . çok yerleşik hristiyan nufus var .turist dolu ve renkli .
afyon denizli ısparta olabilir aslında sevimli şehirler insanları tatlı
+1
devilone
(02.04.26)
@mikahakkinen muğla merkez genel olarak nasıldır? yani özel okullar vesaire bol mudur iş imkanları iyi midir? aslında bodrumluyum ama muğlaya da hiç gitmedim açıkçası.
@ebeş @thracia @michael_knight trakya ile ilgili beni açıkçası istanbula yakınlığı ve ülkenin geri kalanına ulaşmak için istanbuldan geçme zorunluluğu korkutuyor. yanlış mı düşünüyorum bilmiyorum ama... yoksa özellikle kırklareliyi ben çok sevmiştim.
@ruhlardan esinlenen karga, @evandro roncatto @mutekebbir @ruhlardan esinlenen karga sinop mesela gerekmesi halinde ankaraya ulaşım olarak kolay mıdır? yani atıyorum yurt dışına gitmek istedim bu çileye mi dönecek? sağlık imkanları nasıl? eşim özel sektörde öğretmen iş bulabilir mi? yoksa neden olmasın açıkçası.
+1
🌸denizgonen
(02.04.26)
Eskişehir'de yaşıyorum şu an, burdan önce de Denizli'de yaşadım iki sene. Denizli de bence yaşamak için güzel bir şehir düşünebilirsiniz.

Sinop çok yazılmış, onun dışında Çanakkale de bir kere söylenmiş, ilk aklıma gelenler Trakya ile birlikte buralardı.

Eşim Kayseri'de çalıştığı için son bir iki senedir çok gidip geldim. Evet insanı biraz tuhaf ama şehrin yapılaşması fena değil, Talas kısmı yaşamak için de güzel. Denenebilir belki.

Son tavsiyem de Aydın merkez. Sakin ufak bir şehir ve İzmir'in dibinde, denize gitmek istersen de Kuşadası, Didim ya da daha güneyde Bodrum vs hepsi yakın sayılır
+1
nundu
(02.04.26)
zonguldak
+1
kveldulv
(02.04.26)
1-2 sefer Afyon' da konakladım iş sebebiyle. gayet beğenmiştim şehri. evler genelde 4-5 kat, termal turizm sebebiyle 5 yıldızlı oteller var, şehir içinde yeme içme uygun fiyatlı. benim kaldığım otelin altında leman kültür filan vardı :) şehir için trafik yok denecek kadar az, bisikletle bile gel git yapılabilir.

gece hayatı yok denecek kadar az. bunun için eskişehir' e gidilebilir. 1,5 saat filan.

sorun ; karasal iklim, kışları donarsınız. deniz yok. illa deniz demeyenlerdenseniz afyon tanıtan youtube yayınları var bakabilirsiniz.
+1
galahad reloaded
(02.04.26)
ankara'yı çabuk elemişsin ama hem en kolay atanabileceğin hem de eşinin en kolay iş bulabileceği şehir trafik ve kira sorunu da iyi bir araştırmayla çözülebilecek problemler
+3
alester
(02.04.26)
Mahalleden bir memur ailesini alıp Balıkesire taşındı memnun. Çanakkale, Balıkesir olabilir gibi geliyor.
+1
iustitia omnibus
(02.04.26)
Bursa, Bolu
+1
1917
(02.04.26)
Kayseri yukarıda da söylenmiş ilçe de Talas. Ailem iş sebebi ile kısa bir süre yaşadı pandemide uzun uzun kalma fırsatım oldu. Düzgün bir sitede oturursanız İstanbul’a göre çok daha uygun fiyata kaliteli bir çevre ile bir arada oluyorsunuz üstüne kaostan kurtuluyorsunuz.
+1
cilekli pasta
(03.04.26)
@cilekli pasta: düzgün siteler bir şehre yabancıysan nasıl tespit edilebilir? Bir de neden düzgün site öneriyorsunuz sıkıntılı mı siteden çıkınca. Yoksa google haritalara baktım güzel planlanmış geniş bulvarlı bir şehir.
0
🌸denizgonen
(09.04.26)
(12)

Japonya'dan ne ısmarlanır?

suicmeyenadam
merhabalar.yakın arkadaşım japonyaya gideceği için istediğim bir şey getirebilir. ayırabileceğim bütçe 100 dolar, ilk etapta aklıma gelenler:- matcha (bayılmam ama racon buysa tüketirim)- dolma kalem (pilot, platinum, başka?)- kol saati (seiko diyince kim sevmez ehehe)bütçe yukarı yönlü oynayabilir,
merhabalar.

yakın arkadaşım japonyaya gideceği için istediğim bir şey getirebilir. ayırabileceğim bütçe 100 dolar, ilk etapta aklıma gelenler:
- matcha (bayılmam ama racon buysa tüketirim)
- dolma kalem (pilot, platinum, başka?)
- kol saati (seiko diyince kim sevmez ehehe)

bütçe yukarı yönlü oynayabilir, 100 doları sadece bir giriş rakamı belirtmek için yazdım. siz olsanız spesifik olarak ne isterdiniz? bu devirde japonyadan ne ısmarlamayanı döverler?

şimdiden teşekkürler, merakla bekliyorum önerileri.
0
suicmeyenadam
(01.04.26)
100 dolara seiko zor.

bol bol kitkat, baska abur cuburlar
bol bol yuz mazkesi, kozmetik urun vs.
chef bicagi.
0
baldur2
(01.04.26)
Snoopy fanı olduğum için onunla ilgili hediyeler istemiştim ben.
0
egerbiryolcu
(01.04.26)
Ben olsam japonya'dan denim pantolon ya da ceket isterdim muhtemelen. Japonya jean konusunda dünyanın zirvesidir. Şöyle bi Edwin selvedge jean ya da ceket mükemmel olurdu.
+1
thracia
(01.04.26)
Hatıralık ucuz bir şey olsun istersen casio f84 olabilir, bu aslında dünyada f91w diye satılan modelin japonyaya özgü versiyonu
0
grimavi
(01.04.26)
beyblade
0
koela
(01.04.26)
Pokemonla ilgili bi şeyler isterdim ben de. Kendim gidersem de bir günü pokemon store'larda geçiririm zaten. Onun dışında anime/manga/video oyunu koleksiyon eşyaları görece hesaplı diye biliyorum.
0
nundu
(01.04.26)
Zojirushi termos.
0
lil siztah
(01.04.26)
kurono tokyo $$$
muji kirtasiye ve kiyafet $
shiseido $
tokyo banana, pocky $
kyoto’dan matcha ve mochi $
le labo gaiac $$
furoshiki $
midori lay-flat defter $
+1
eileengray
(01.04.26)
tokyo banana alsın 2-3 kutu ...bir de yeşil çayı güzel...
0
monicapp
(01.04.26)
uniqlo'dan içlik takım
0
lil siztah
(01.04.26)
off cok sey var.

sailor dolmakalem. her turlu kirtasiye malzemesi.
ikinci el saatler japonya'da cok uygun oluyor. isvicre saatleri dahil.
kamemannen titanyum gozlukler klasik tasarim.
sef bicaklari.
0
antikadimag
(02.04.26)
matchali kitkat
guzel yesil cay
et bicagi
0
cooperr
(02.04.26)
(2)

Mıknatıslı telefon kılıfları güvenilir mi?

anaphylacticshock
Merhaba, Șu yeni moda mıknatıslı telefon kılıfları güvenli mi? Kablosuz şarj içinmiş galiba. Telefon Samsung Galaxy S25 FE. Kablosuz şarj özelliğini kullanmıyorum. Normal şarj ediyorum. Bu kapakların renkleri ve tasarımı çok güzel ama mıknatıs, magnetik alan yaratıp, uzun vadede telefonu bozmaz mı?
Merhaba,

Șu yeni moda mıknatıslı telefon kılıfları güvenli mi?

Kablosuz şarj içinmiş galiba.

Telefon Samsung Galaxy S25 FE.

Kablosuz şarj özelliğini kullanmıyorum. Normal şarj ediyorum.

Bu kapakların renkleri ve tasarımı çok güzel ama mıknatıs, magnetik alan yaratıp, uzun vadede telefonu bozmaz mı?
0
anaphylacticshock
(01.04.26)
Geçen hafta sipariş verip sonra vazgeçip iptal ettim yarım saat sonra. Bende de S24 ultra var.

benim amacım o kılıflara magsafe uyumlu telefon tutucu (popsocket) tarzı takmaktı çünkü eski usül yapışkanlı popsocketlar türkiye'den çekilmiş ve piyasada hiç kalmamış. Ama bildiğim kadarıyla kablosuz şarjı desteklemiyor zaten.

Telefonu bozmuyor ama telefonun kaleminin hassasiyetini azaltıyormuş gibi şeyler okudum.
0
nundu
(01.04.26)
benim bildiğim kılıflarda mıknatıs yok metal var. magsafe kısımları metal. örnek varmı mıknatıslı kılıf için merak ettim.

bu arada telefona bir zararı olmaz.
0
gercekdunya
(01.04.26)
(7)

Gunaydin, kremali domatesli makarnanin yanina

narod
Protein kaynagi olarak ne onerirsiniz? Nasil bir tavuk ya da et mesela? Ya da mantar, baklagil? Yanina yakisacak ne yapabilirim?
Protein kaynagi olarak ne onerirsiniz?
Nasil bir tavuk ya da et mesela? Ya da mantar, baklagil? Yanina yakisacak ne yapabilirim?
0
narod
(01.04.26)
kemiksiz löp tavık eti, göğüs olur mesela, istediğiniz baharat ve az zeytinyağı ile soslayıp varsa airfryer yoksa tavada pişirmek en pratiği.

Mantarı soteleyip direkt olarak makarnanın içine ekleyebilirsiniz.

Ton baliğı da olur.
0
kumandanim
(01.04.26)
hafif yağda kalçalı but ya da ızgara tavalık but yapardım ben olsam. sadesi bile güzel olur. sevdiğiniz baharatlarla taçlandırabilirsiniz de.
0
dedim ben sana
(01.04.26)
Tavuk, köfte, somon tarzı balık vs hepsi iyi gider bence. Ben en kolay olarak kuşbaşı kesilmiş tavuk göğsünü baharatlayıp airfryerda pişiriyorum. Tavada falan da olur tabii.

Bu arada mantar protein kaynağı değildir. 100 gram mantarda 3 gram protein var. Mantar genel olarak besin kaynağı bile sayılmaz, ağırlığının çok yüksek kısmı su.
0
nundu
(01.04.26)
Bu konuda Tavuk Dünyası menüleri ilham verebilir.
Ayrıca
@nundu +1
0
Mirket
(01.04.26)
off onun yanında tavuk göğüs değil de kalça öneririm.

hatta önce tavuğu sotele, domates sosunu, kremayı tavuğun üstüne koy, sonra makarnayla bağla. tavuklu domatesli kremalı olsun.

illa yanında olsun, ayrı olsun dersen yağsız veya az yağlı tavada önlü arkalı kızart.

yavan olur dersen klasik marinesi var. yoğurt salça zeytinyağı limon ve istediğin baharatlar, tercihe göre sarımsak. buna bula 1-2 saat beklet, sonra at tavaya. airfryer da olur, en güzel fırında olur.
0
kibritsuyu
(01.04.26)
kremalı, körili tavuk.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.04.26)
Niye herkes tavuk onermis anlamadim, benim aklima direk herhangi bir kirmizi eti ustune koyup girismek geldi.
0
mbond
(01.04.26)
(1)

Komik bir video vardı. Nasıl bulabilirim?

Unde bach canim
Bir kişinin karşılıklı konuşma tarzı (skeç) reels videosuydu sanırım.Videoda 2 kişi (aslında aynı kişi karşılıklı diyalog şeklinde bi kısa video) yurtdışında yaşayan türkiyede kalan kişiye vize durumunun karmaşıklığı nedeniyle ne zaman türkiyeye geleceğini açıklıyordu.+ee ne zaman geliyorsun türkiye
Bir kişinin karşılıklı konuşma tarzı (skeç) reels videosuydu sanırım.

Videoda 2 kişi (aslında aynı kişi karşılıklı diyalog şeklinde bi kısa video) yurtdışında yaşayan türkiyede kalan kişiye vize durumunun karmaşıklığı nedeniyle ne zaman türkiyeye geleceğini açıklıyordu.

+ee ne zaman geliyorsun türkiyeye
-önce üniversiteden kabul mektubunu alıp sonra …
+yani gelebiliyorsun hemen?
-hayır oğlum gelemiyorum işte. Önce bla bla yapmam lazım…
+önce üniversiteye kaydolman lazım.
- ya zaten üniye kaydoldumda…

(Diyaloglar tam böyle değildi, hatırlamadığım için yakın bir şey yazdım)

Diye yurtdışında oturum vizesi karmaşıklığı üzerine bir videoydu. Buldurabilirseniz çok memnun olurum:)
0
Unde bach canim
(31.03.26)
nundu
(31.03.26)
(9)

Eski usul tavuk donerci

narod
Icine zibilyon tane sos koymayan ve gercekten tavugun tadini alabildigimiz tavuk donerci tavsiyeniz var midir?Icinden tavugun ufak, abidik bir tarafi ciksa bile onu yiyemem. Senelerdir tavuk doner yemiyorum bu sebeple. Bu aralar canim cekiyor baya. Icinize sinen nereler var? Yer Anadolu Yakasi ama
Icine zibilyon tane sos koymayan ve gercekten tavugun tadini alabildigimiz tavuk donerci tavsiyeniz var midir?
Icinden tavugun ufak, abidik bir tarafi ciksa bile onu yiyemem. Senelerdir tavuk doner yemiyorum bu sebeple. Bu aralar canim cekiyor baya.
Icinize sinen nereler var?
Yer Anadolu Yakasi ama cilginlik yapip Avrupa'ya da gecebilirim.
0
narod
(30.03.26)
Bak bu tavuk döner işinde dediğin gibi yapan en iyi yer Kağıthane Sanayi mahallesinde merkez caminin karşısındaki Kamer Büfe'dir. Tavuk döneri bir tek burdan yiyorum. Sos falan yok. Sadece tavuk (tartmak yok, bol kepçe) ve soğan. Sadece gerçek gurmeler bilir burayı.
+3
efreet sultan
(30.03.26)
istanbul'da iyi tavuk döner yapan yer yok. seven de damak zevkine göre güzel diyor. yoksa iyi tavuk bulmak zor. içine sadece marul ve domates koyunca da o tavuk eşsiz bir lezzet şölenine dönüşmüyor.
0
koela
(31.03.26)
kadıköy’deki beşiktaş iskelesinin karşısında park büfe var. eski usül tavuk döneri oradan yiyebilirsin. ayrıca acı hardal ile sosislisini de öneririm.
0
gregory
(31.03.26)
Döner records'u çok övüyorlar ve tam dediğiniz gibi (benim de sevdiğim tarz) yaptığı söyleniyor. Bi bakabilirsiniz. Biraz entel mekanı olduğu için fiyatlar tuzlu olabilir ama, yani öyle bir intiba bıraktı bende.
0
nundu
(31.03.26)
Favorilere ekledim, duyuruyu silmeyin lütfen.
Ayrıca,
(git: 1615818)
0
yadigar
(01.04.26)
sorunuza cevap olmayacak belki ama bir ankaralı olarak bu konu her açıldığında benim kafam karışıyor.

öncü, sr, maydanoz gibi marka dönerciler dışında dönerci yok mu istanbul'da? ya da "meşhur iskenderun döneri" yazmayan herhangi bir dönerci? şu saydığım marka gibiler hariç bütün dönerciler normal döner yapmıyor mu? markaların standart menüleri olduğu için dışına çıkartamıyorsunuz da, normal büfe falan yok mu orada? ha sos da var orda, ketçap mayonez de var ama koy dersen koyuyor, koyma demene bile gerek yok, default hali sossuz mayonezsiz. ya da soruyor sos mayonez atayım mı diye.

çok şaşırıyorum her konusu açıldığında. dönerciye gidip "yarım ekmek arası döner alayım, sadece soğan domates olsun" denmiyor mu ki herkes bu eski usul dönere bu kadar hasret kalmış? adam zorla sos patates mayonez falan mı koyuyor? burda hosta'ya gidip bi tavuk döner diyorsun, ekmek arasına tavuk döner, soğan, domates koyup veriyor. yanındaki kassap dönercim'e gidiyorsun, sos mayonez diyor, koyma diyorsun koymuyor, yine döner, soğan, domates.
0
kibritsuyu
(01.04.26)
@kibritsuyu ben bir bufeye gidip tavuk doner yeme aliskanligi olan biri degilim. Bilmedigim bir yere de girip yemek yemem zaten. Dediginizi yapanlar illa ki vardir, sorum da zaten biraz onlarin tavsiyelerini almak uzerine.
+1
🌸narod
(01.04.26)
hayır sırf sizin için söylemiyorum. sözlükte başlığı açılıyor, instagram'da postlar dolaşıyor eski usul tavuk döner, eski usul eski usul diye.

yav her dönercide var? en azından ankara'da var. olsa olsa kalitelisini ararsın, hangisi iyidir, hangisi yağları derileri itelemez diye. sossuz dönerci aramayı bir türlü anlayamadım. sos koydurma?
0
kibritsuyu
(01.04.26)
Hocam, soslu tavuk döner yapan mekanların eti o kadar tatsız ve yavan ki, ancak sarımsaklı mayonez, salçalı sos, baharatlar vs. ile adam oluyor. Böyle mekanlarda tavuk döneri sade isteyince aşırı lezzetsiz bir şey oluyor.

Eskilerin tavuk döneei neredeyse et dönerden daha lezzetli olurdu. Şimdi tavuğu terbiyelemeye uğraşmıyor kimse. Kalın kalın, düz, yağsız, terbiyesiz bembeyaz eti geçiriyorlar döner şişine. Kesiyorlar. Sade yemesi bazı yerlerde, kedi değilseniz mümkün değil, bazılarındaysa karın doyurur ama tatsız.

Et dönerde İstanbul'da çok güzel, lezzetli, eski tadında yahut ona yakın yerler bulabiliyorum. Tavuk dönerde hâl@ bulamadım.
+1
yadigar
(01.04.26)
(4)

game of thrones'a benzer kitaplar

put it in your appropriate place
Ara ara game of thrones tarzı kitaplar okumak istiyorum, ama bu tür kitaplara uzak olduğum için hangisi uygun olur olmaz kestiremiyorum.Ne tavsiye ederseniz?
Ara ara game of thrones tarzı kitaplar okumak istiyorum, ama bu tür kitaplara uzak olduğum için hangisi uygun olur olmaz kestiremiyorum.

Ne tavsiye ederseniz?
+1
put it in your appropriate place
(28.03.26)
The Kingkiller Chronicle var Patrick Rothfusstan bir değerlendirmeye alın derim. bir ara bu türde kitap okumak istediğimde buna karar kılmıştım ben.

ama türün sevenleri daha iyi önerilerle gelebilir bence ben çok okumuyorum bu türden.
+2
AlsterWasser
(28.03.26)
Yerdeniz serisi.
+1
auroraaurora
(31.03.26)
Okumadım ama The Kingkiller Chronicle'a başlamayın bence. Yazarı üçüncü kitabı 15 senedir yazamadı ve muhtemelen yazamayacak da. Aslında babası yazıyordu, o ölünce kendi yazamadı gibi dedikodular var. Eğer bir gün çıkarsa o zaman okursunuz, ilk iki kitap çok övülüyor ama üçteki bu durumdan dolayı okumadım ben de.
0
nundu
(31.03.26)
wheel of time / mistborn guzel seyler
+1
fakyoras
(09.04.26)
(9)

Kira depozitosu niye dolar cinsinden alınıyor

nundu
Son zamanlarda duymaya başladığım bir olay bu. Benim bildiğim girişte bir kira kadar verilir, çıkarken de son ay kira ödenmez şeklinde işliyor, şu ana kadar kaldığım her evde bu şekilde oldu. Ama hem geçen gün arkadaş ortamında yeni ev tutacak bir arkadaşa verilen "depozitoyu dolar cinsinden yazdır
Son zamanlarda duymaya başladığım bir olay bu. Benim bildiğim girişte bir kira kadar verilir, çıkarken de son ay kira ödenmez şeklinde işliyor, şu ana kadar kaldığım her evde bu şekilde oldu. Ama hem geçen gün arkadaş ortamında yeni ev tutacak bir arkadaşa verilen "depozitoyu dolar cinsinden yazdır sözleşmeye" tavsiyesi, hem de aşağıda 1000 dolar depozito sorusunu görünce aklıma geldi. Bu sene evden çıkacağım muhtemelen, üç sene önce girerken bir kira bedeli verdim 7000 lira. Çıkarken al 7000 liran git mi diyorlar artık? Hukuki bir değişiklik mi oldu yoksa hep böyleydi de genel uygulama son ay kira almama şeklinde iyi niyetten mi oluyordu?
0
nundu
(17.03.26)
Cahilliklerinden yapıyorlar.
Her iki tarafın da Türkiye'de yerleşik olma durumunda döviz karşılığı sözleşme yapması yasaktır.

kulacoglu.av.tr
-1
Mirket
(17.03.26)
@edmond honda
@sivri sinek

İlk girişte peşin bir kira, bir kira bedeli depozito ve bir kira bedeli emlakçı ücreti ödeniyor benim şu ana kadar tuttuğum tüm evlerde. Çıkarken de ev sahibi bir kira bedeli depozito ücretine denk olarak son ay kira almadı. Evden kaçarak çıkmadığım, iki ay öncesinden haber verdiğim için ev sahibi açısından bir sorun yaratmadı. Mantıken Ayın 15'inde kirayı atıp 25 gün sonra evden çıkarken depozito olarak geri almamla son ay kira vermemem arasında majör bir fark yok. İsteyen olursa öyle de yapılır da benim denk geldiğim ev sahipleri (ailemin ve benim de kirada evim var, kendim de ev sahibi olarak) hep öyle yaptık. Tüm Türkiye'de sistem böyle değil mi yahu?

Üç aylık depozito istiyorlarsa da sözleşmeye üç aylık kira bedeli yazılır, o miktar alınır yine dolara gerek yok
0
🌸nundu
(17.03.26)
son ayı ödemem depozitodan saysın diye bir dünya yok. depozito(güvence bedeli) ayrı şey kira ayrı şey. ev sahibi icra takibi başlatıp o son ayın kirasını alır.
en fazla 3 aylık kira bedeli kadar depozito istenebilir. o da banka hesabı açılıp oraya yatırılmalı. iki tarafın onayı olmadan kullanılamaz olmalı. böylece verilen paranın değerini korunması amaçlanır.
dolar depozito verme mantığı da yine param değerini kaybetmesin diye. bu arada kira kontratları döviz cinsi olamaz ama döviz cinsi depozito verilebilir.
sözleşmeye bir/iki kira bedeli kadar şeklinde yazılmalı, doğrudan verilen para yazılırsa ev sahibi ilk aldığı para kadar iade eder. sonra uğraşır durursun.
+1
my fault
(17.03.26)
1 kira bedeli depozito odediysen cikarken 1 kira bedeli olarak mahsuplasirsin zaten degerini kira guncellemeleriyle korumus oluyor ancak dolar olarakta depozito verilip alindigi olur bunda garip bir durum yok asil sark kurnazlari 1 kira bedeli alip sonra ben bir kira bedeli almadim 7000 lira aldim simdi sana 7000 liran diyebilir buna dikkat etmek icin sozlesmede mutlaka depozito kismina 1 kira bedeli olarak belirtilmesi gerekir
+3
tahtakafa
(17.03.26)
bu soruyu kendi içinizde muhakeme edip sormak için türkiyede yaşamıyor olmanız gerekiyor. sanırım hiç türkiyede bulunmadınız.
0
plastic_angel
(17.03.26)
evden çıkmadan depozitoyu neden iade ediyor ki ev sahibi? bana ilginç geldi. kiracı evden çıkacak, eşyalar taşınacak, evde hasar olup olmadığı o zaman anlaşılır.
+2
co2s2
(17.03.26)
depozito bedeli olarak kontrata ne yazmışsan onu talep edebilirsin. en önemli durum şurası aslında diyelim ki 2022 ocak ayında bir depozito bir kira olarak 10000 tl den girdin.
2026 da 40000 tl oldu kiran 3 kira ödedin nisan ayında ben çıkıyorum dedin.zurnanın zırt dediği nokta burası .depozitonu almayı bırak ev sahibi senden Makul Süre Tazminatı adı altında 3 ay ( eğer evi kiraya veremezse ) x 40.000 tl alır.
bunu da göz önünde bulundur.
0
jamswety
(17.03.26)
dovizle sozlesme yapmak yasak, dogru.
ama dandik ekonomi yonetimi yuzunden de insanlar kendilerini saglama almak zorundalar.
bu kadar basit.
-1
cooperr
(17.03.26)
Sözleşme dediğin şey, konuyu aranızda çözemezseniz mahkemeye sunacağınız belge değil mi?
Sunduğunda savcının hakkında 3 bin ila 25 bin lira arası idari para cezası uygulayacağı, muhtemelen de geçersiz sayacağı belgeyi mahkemeye niye sunasın ki?
Paylaştığım linkteki 5. maddeyi okusana.
Kendini nasıl sağlama almak bu?
+1
Mirket
(17.03.26)
(14)

Kosmak cok populer oldu ama?

tuborg yesili
dizler acisindan riskli ve ozellikle kadinlarda kas yapimi icin ve ozellikle ust vucut calistirmadigi icin eksik degil mi?Bir anda mantar gibi kosu klupleri turedi ve herkeste ( en azindan benim mikro cevremde) -alakali alakasiz- kosma meraki olustu, hareket etmek acisindan guzel ama neden yukardaki
dizler acisindan riskli ve ozellikle kadinlarda kas yapimi icin ve ozellikle ust vucut calistirmadigi icin eksik degil mi?

Bir anda mantar gibi kosu klupleri turedi ve herkeste ( en azindan benim mikro cevremde) -alakali alakasiz- kosma meraki olustu, hareket etmek acisindan guzel ama neden yukardaki gibi eksileri varken bir anda populer olup ilk siraya yerlesti, neyi kaciriyorum?
+1
tuborg yesili
(16.03.26)
Eskiden genel popülasyon açısından düşünürsek daha popülerdi. Sizin çevrenizde yeni bir gelişme olabilir.

Dizler için riskli değil. Fazla kilolu insanlar için bir anda yüksek hızla koşmak, alışkın olmadığı için koşarken dengesizce bağları zorlamak (yan basmak) riskli.

Eğimli parkurda koşarsan kas kaybı olmaz.

Neyi kaçırıyorsun. Dopamin ve serotonin high şansını kaçırıyorsun. Sosyalleşme imkanını kaçırıyorsun. Kardiyovasküler sistemini, staminanı iyileştirmeyi kaçıyorsun.
-3
gabe h coud
(16.03.26)
1) Neye kiyasla eksik? Ornegin sadece agirlik kaldiranlara “kardiyavaskuler antrenmanlar icermiyor, eksik” diyor musunuz?
2) Kosuyu ilerleten istisnasiz herkes istese de istemese de agirlik antrenmanlariyla desteklemek zorunda.
3) Ust vucudu calistirmak neden bir gereklilik? Tabii ki ucgen vucut yapmak icin oyle ama herkesin amaci o degil.
4) Dize olan etkileri abartiliyor/onlenebilir riskler.
5) Ilk siraya yerlesmedi(?)
6) Turkiye gibi cok az spor yapilan bi ulkede herhangi bir sporun bu sekilde elestirilmesi anlamsiz geliyor. Ortalamada millet haftalik 100 km kosmuyor mesela. Bu volumeleri abartip riskleri abartmaya gerek yok.

Kosunun en guzel yaniysa mental etkileri, runner’s high vs.
+5
ghilleinthemist
(16.03.26)
15-35 arasi baya kostum, bir ara ortalamam senede 500km'ye yakindi. populerlesmesine hic sasirmiyorum. sehirlerin duzenledigi 5k/10k/yarim maraton kosulari olayin tabana yayilmasina cok yardimci oluyor.

kosunun en buyuk avantaji tshirt/shirt/ayakkabi uclusu yetiyor ve aninda evden cikip baslayabiliyorsun. spor salonu ihtiyaci yok, ozel takim taklavat kiyafet yok. ucuz.
bir de ders kurs ihtiyaci yok, kosabilmek herkesin dogustan becerebildigi birsey.

cok cok guzel kilo verdirir, cunku uzun mesafede hucrelerdeki depolari sifirlatir, ciddi yag yaktirir. guzel ciger acar, hafifletir kendini kus gibi hissedersin.

en buyuk dez avantaji, ne yaparsan yap dizleri ve kalcalari hirpaliyor.
yurtdisinda kosmak cok yaygin o yuzden de 50 yasini goremeden herkesin dizler kalcalar bitik zaten, cevremde bol miktarda 50 yasini gecmemis kalca protezli adam var, cogu 50sine daha yeni girmis tipler ve oldukca fit adamlar, ciddi spor gecmisleri var.
+3
cooperr
(16.03.26)
bu soruyu elestirmek icin acmadim, 3 yildir duzenli spor yapiyorum ve sagligim geregi amacim kas kutlemi arttirmak herhangi bir kilo problemim yok ancak dizimdeki dogustan gelen bir yapisal durumdab dolayi - doktorun aciklamasi bu- kosmak bana onerilmiyor ve doktorum da genel olarak kosunun gereksiz olduguna - diz yuku ve ozellikle kap ritmine etkisi nedeniyle- yorumlayinca ve cevremde bu kadar populer oldugunu gorunce neyi kacirdigimi sormak istedim.

Ust vucut antremani sadece ucgen vucuda sahip olmak isteyenler icin gerekmiyor bu arada, spor sonucta bir butun.
+1
🌸tuborg yesili
(16.03.26)
cardio yapmak lazim ve en basiti kosmak. ama diz ve kalcalara hasar veriyor mu evet veriyor. her gun kosanlar veya gun asiri kosanlar var ve bence bu pek saglikli degil.

hatta cok kosarak kalbi yormak da iyi degil bence. atim sayisi butun memelilerde uc asagi bes yukari benzer sonucta. cardio ile resting bpm'i dusurmek uzun vadede atim sayisini dusurdugu icin avantajli.

haftada 1 veya 2 yeter diye dusunuyorum. kendi adima oyle yapiyorum.
+1
antikadimag
(16.03.26)
son zamanlarda ortaya çıkan koşu kulüplerinin amacı koşmak değil. ortam yapma, manita düşürme amacıyla bu kadar popüler oldular.
birde koşmadan koşamazsın gibi koşu eğitimi veren oluşumlar var. onların hedef kitle çok daha farklı.
şahsen bende koşarken çok zorlanıyorum. özellikle dizlerime çok yük bindiğini hissediyorum. o yüzden yürümek daha güzel bence. tabi avmde gezer gibi değil yüksek tempoda.
+7
my fault
(16.03.26)
Tamamen ortam. Koşu bahane. Atlet mantığıyla çalışırsan faydası zararından çok. Ben 85 kiloyum. Benim kaldırdığım 16 kiloyu belki bir atlet kaldıramaz kol olarak ama o barfikste kendini kaldırabilirken ben barfikste kendimi kaldıramam ağırlıktan. Atlet vücudu farklı bir olay. Bilmem anlatabildim mi.
-4
arbre
(16.03.26)
Çok ilginç bir başlık olmuş. Sizleri okuyan da tüm maratoncuların hayvan gibi bacakları olan sıska tipler olduğunu ve daha kırkına gelince tekerlekli sandalyeye mahkum olduklarını sanacak.

Günümüz spor ayakkabıları her tür olumsuzluğu ortadan kaldırmaktadır.

Eğer bir yerlerinizi ağrıtıyor, yük bindiriyorsa ya tedavi gerektirir bir rahatsızlığınız vardır ya da bir şeyleri yanlış yapıyorsunuzdur.

Kardiyovasküler sistem için en faydalı, hiç tesis gerektirmeyen, şort, tişört, ayakkabı dışında malzeme de istemeyen en ideal spordur.
0
Mirket
(16.03.26)
acikcasi, doktorlar da bu konulara ilgi duyup arastirmiyorlarsa oldukca cahiller.

bazi kisiler icin kosunun uygun olmamasi normal/mantikli bir sey. ama su sacmalik mesela:
> doktorum da genel olarak kosunun gereksiz olduguna - diz yuku ve ozellikle kap ritmine etkisi nedeniyle-

zone 2 antrenmani denen sey kalbin en buyuk destekcisi. kosu antrenmanlarinin da %70-80'inin zone 2'de olmasi hedeflenir. mesela ben 11-12 km/h hizda kosarken zone 2'de kalabiliyorum. simdi benim kalbim duz yolda yururken 110-120 nabza cikan birinden sagliksiz olabilir mi? ve hayir agirlik calismak bu konuda bir ise yaramiyor dogal olarak.

tabii ki darbeli bir spor oldugu icin fazla kilolarla, gucsuz baglarla kosmak zararli, ama bunun kaldiramayacagin agirligin altina girip tendonlarina zarar vermekten farki yok.

neyi kacirma konusu dedigim gibi daha cok mental tarafta, kosmadan anlasilacak bir sey degil. thc benzeri maddeler salgilaniyor kosu sirasinda. diger sporlara karsi farki yaratan bu. uzun mesafe kosucularinin genellikle bagimliliga yatkin kisiler olmasi tesaduf degil.
-1
ghilleinthemist
(17.03.26)
koştuğun zemin çok önemli diz için. betonda koşarsan dizleri tabii ki mahvedersin. bisiklete binmek de dizleri mahvediyor bu arada.

ama kalp sağlığı açısından tempolu yürüyüş her zaman daha iyidir. özellikle belli bir yaştan sonra vücudu çok fazla yormamak lazım.
+1
elektr10
(17.03.26)
küçük şehirlerde böyle bir popülerlik yok büyük ihtimal 3 büyük şehirde sosyalleşme etkinliği olabilir.
zararlı olmaması için düzgün zemin ve düzgün ayakkabı lazım. ayrıca vücudu tanıyarak spor yapmakta lazım. vücudun farklı yerlerine ekstra bir yük biniyorsa zararlı olabilir ancak tamamen zararlı demek mantıksız. eklemlere ekstra yük bindirmeden dengeli koşulduğunda zararlı değil. eklemleri yormamak içinde kasların kuvvetli olması lazım.
0
mikahakkinen
(17.03.26)
- Dizler açısında risk mevcut, iyi bir koşu ayakkabısı ile bunun üstesinden gelinebiliyor.
- Üst vücut çalıştırmadığı için eksik ve fakat belli bir yoğunluğun üzerinde koşuyorsanız zaten ağırlık çalışmanız da şart. Olay bi' yerden sonra bacaklardan çıkıp core bölge, kalça vb. üst vücut ile de alakalı zaten. Ayda ortalama 100 km koşuyorum 12-13 senedir ve hiç başka egzersiz yapmıyordum, son iki senedir bel, diz vb. sorunlar çıkmaya başladı, demem o ki belli bir yoğunluğun üstündeyseniz mecburen üst vücut, full body vb çalışmanız gerekiyor.
- popüler oldu evet son yıllarda, ilk başlarda koşarken 3-5 koşan insanlar karşılaşıyorken şu anda onlarca kişi gördüğüm oluyor. Koşu grupları çoğaldı hem spor hem de (bkz: Türk genci tanışmak ister) amaçlı.
- aşırı konforlu bir spor, üst seviye yapmayacaksanız ortalama bir ayakkabı, şort, tişört iş görüyor. Evden çıktığınız gibi bu sporu yapmaya başlayabiliyorsunuz. Spor saloun üyeliği vb. masraf minimum. Zamana karşı yarışmıyorsunuz ne bileyim top, saha vb gerekli değil.

Koşu bitirdikten sonra salgılanan hormonlar, yogunluğun üzerine alınan o haz bambaşka (bkz: runners high)
Ben bağımlıyım, hayatıma kattığı fiziksel, mental ve ps,kolojik faydaları anlatamam.
Bağımlıyım.
0
kumandanim
(17.03.26)
Amerika/Avrupa'dan ülkemize giren yeni trend. Sağlıklıdır, zararları vardır onu geçiyorum. Bu runners club mevzuları batıda son 10 yılda inanılmaz popüler oldu. New York maratonu gibi popüler maratonların giriş ücretleri uçtu talepten dolayı. Mesela Türk genci tanışmak ister denmiş. Amerika'da koşu kulüplerinde mavi çorap giyiyorsan ilişkiye açıksın demek gibi mevzular var. Yani aslında batıdan yükselmesi de "yeni nesil sosyalleşme" üzerinden ilerliyor.

www.youtube.com

batıdaki yükselmesiyle ilgili bu videoyu izleyebilirsin. Oradan da Türkiye'ye geldi işte çok düşünülecek bir mevzu değil. Bir anda insanlar sağlıklı olalım bilinciyle dolmadı, batıda popüler olan, trend olan mevzu buraya geldi. Gündüz kafe partilerinden farkı yok popülerleşmesinin altındaki nedenin
+2
nundu
(17.03.26)
Çok popü şu aralar. Diğer popü şeyler gibi götü başı dağıtmaya sebebiyet verebilir. Diz falan derken bir bakmışsın kardiyak sorundan nalları dikmişsin. Koşmak herkese göre değil.
0
runaway
(17.03.26)
(5)

Yemek kültürü

kestane gürgen palamut
Geçtiğimiz dönemde Maraşlı bir misafirim geldi. biz yemekleri önce çorba, sonra ana yemek ve ortada ara sıcak, salata, meze; en son çay, kahve ve tatlı şeklinde ikram ederek yiyoruz. Ortadakini isteyen istediği kadar tabağına alır. Misafirim ise ilk defa böyle bir şey gördüğünü yemeklerin tümünü ay
Geçtiğimiz dönemde Maraşlı bir misafirim geldi. biz yemekleri önce çorba, sonra ana yemek ve ortada ara sıcak, salata, meze; en son çay, kahve ve tatlı şeklinde ikram ederek yiyoruz. Ortadakini isteyen istediği kadar tabağına alır. Misafirim ise ilk defa böyle bir şey gördüğünü yemeklerin tümünü aynı anda yediklerini ve öyle ikram ettiklerini, kültürümüzün farklı olduğunu ( karadenizliyiz) söyledi. Ben de bunu ilk defa duydum. Restaurantlarda dahi öyle dediği gibi yemedim hiç.
Gün x’de benzer kültür şoku olarak geçmiş bu konu, Anadolu’da yemeğin tümü ortada hep birlikte ikram edilir ve ortadan yenir demişler. Sizin alışkın olduğunuz yemek kültürü nedir? Tüm yemeği tek seferde ikram edip yemek mi yoksa çorba ve ana yemeği sırayla ikram edip yemek mi?
📊 Sizde nasıl ?

Bu anket sona erdi. 50 oy kullanıldı.

0
kestane gürgen palamut
(13.03.26)
E çorbayı içerken yemek soğumuyor mu? Sırayla yeriz, hiç diğer türlüsünü görmedim.
+2
sadakatsiz
(13.03.26)
arkadasin zirköylü.
anadolu'da yemegi koca bir siniye koyarlar, herkes o siniye kasik calar. insanlarin kendi tabaklari olmaz. sahsen igrenc bulurum.
arkadasin, yemegin sirayla gelmesine takilmamis sadece, komple yemek bicimine takilmis. masada oturman da gariptir, yemeklerin tek tek tabaklarda gelmesi de gariptir, salata mesela ortada olur bizde ama herkesin salata kasesi olur, servis kasigiyla kendi kasemize aliriz, arkadasin icin bu da gariptir.
kültür farki var bariz de arkadasin televizyon da mi izlememis hic?
img-s1.onedio.com

img-s1.onedio.com
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.03.26)
salatalar, mezeler, zeytinyağlılar masanın ortasında durur, herkes istediğinden tabağına alır.

ama çorba, ana yemek, pilav vs sırayla servis edilir.
+3
kibritsuyu
(13.03.26)
Günlük standart aile akşam yemeğinde zaten böyle three course meal yapacak çeşit olmuyor da, misafirin geldiği bir ortamda bizde de çorba önden gelir, salatalar çorba varken de masada olur herkes önüne alır. Ana yemek ve diğer yemekler sonradan gelir. Ailecek yediğimizde salata ortada olur önümüze ekstradan pek almayız hiç bundan hicap da duymamıştım. Genelde çorba da olmaz bizde, çorba varsa da ana yemek olmaz pilav/makarna vs olur belki, onu da bazen çorbayla beraber bazen sonrasında yeriz.

Ha ben 20 senedir yemekhane yemeği yiyen biri olarak, tüm yemeklerin tek tepside olmasını da yadırgamam. Bazen çorbadan bir iki kaşık alıp soğuyana kadar ana yemeğe geçip çorbayı arada tekrar yiyorum falan illa çorba başta yenir takıntım yok.

Yerde oturup ana yemeği tek tencereden kaşıklayanları yadırgarım ama o kadar da değil :D
+2
nundu
(13.03.26)
kültürümüz derken anadolunun köyü- yörük kültürüyse
evet ne yemek varsa hepsi ortadadır, benim köyümün de kültürü öyle- idi.
ayrı ayrı tabak yok(tu) ki zaten, kime neyi ne sırada vereceksin? ayrıca 15 kişi yiyorsun o kadar tabak mı var ayrı konu, o bulaşığa can mı dayanır kuyudan su çekip, tulumba basıp tabak yıkanan evlerde...
yerde yeniyor ve evet, herşey ortada. ayrıca zaten çorba, ana yemek- pilav, ara sıcak, salata gibi ya da antre meze ordövr gibi neyse yani, çok fazla çeşit de aynı anda olmaz (olmazdı). 5-6 çeşit yemeği aynı anda anadolunun bağrında kim bulmuş? köyün ağası olmak lazım.

ama köyden çıkalı yıllar olan kimse evinde öyle yemiyor artık tabi ki.
köyde kalanları sadece düğünde bayramda görüyorum eski usul kalmış olan belki tek tük vardır bilemiyorum.

benim ailem için mesela, bizde bol bol meze z.yağlı salata türü olur mesela bunlar ortadadır servis kaşığı vardır. sıcaklar sırayla servis edilir.
+1
subcomponent
(14.03.26)
(11)

En son ne satın aldınız

arbre
Neler aldınız? Memnun musunuz? Fikir olması için soruyorum. Bilmediğim bir şey öğrenebilirim.
Neler aldınız? Memnun musunuz? Fikir olması için soruyorum. Bilmediğim bir şey öğrenebilirim.
-5
arbre
(08.03.26)
Belki 30 yıl sonra Adapazarı'na gittim.
Bayram yaklaştığı için yeğenlere oyuncak, kuzenlere ve enişteye tesbih, halaya eşarp, gelin hanıma iki adet şal, babaya bir kazak aldım.
Yarın da annemin doğum günü, muhtemelen bir de çıkıp ona bir şeyler alacağım.
0
rakicandir
(08.03.26)
Belki alacak olan varsa faydalansın diye yazıyorum; 400 adet kapsül kahve alana kapsül kahve makinesi hediyesi vardı Tchibo da. Az önce bunu aldım. Çok kahve tüketiyoruz ama bazen de yazık oluyor diye acaba bazı anlarda tek bardak için kapsül kahve de mi yapsak diyorduk. Kahve israfını azaltmak için deneyeceğiz.
+1
a perfect lie
(08.03.26)
Xiaomi air purifier aldım, elle tutulur gözle görülür bir etkisi yok, yine de bir ferahlık var. Placebo kesinlikle değil, faydasını hissediyorum.

Ev tipi yürüyüş bandı aldım. Şimdiye kadar neden almamışım, kesinlikle faydalı.
0
love and trust
(08.03.26)
İş için gittiğim yerden hediye olarak magnet aldım. Yaratıcılığın öldüğü bir alışveriş hahaha
0
peki madem
(08.03.26)
Mop işini bu sefer çözdüm diye umuyorum.
app.hb.biz
0
Bruce
(08.03.26)
Bruce, bundan ben de aldım. Şöyle bir sıkıntısı var. Islak havlunun sadece bir tarafını (yere değen) kullanabiliyorsun. Aparata takılı tarafı kullanamıyorsun. O açıdan çok verimsiz.
-4
🌸arbre
(08.03.26)
tv ünitesi aldım. memnunum.
-Calvin Hazeran Tv Ünitesi, 180 Cm-
0
potsdamer
(08.03.26)
Bir evde olması gereken ne varsa 1 hafta içinde hepsini aldım; mutfak gereçleri, beyaz eşya, halı, perde, mobilya bir sürü ihtiyaç. En son bu sabah uzatma kablosu aldım, aynı anda type c ve usb girişi bulunandan. Bunu önerebilirim, çok kullanışlı
0
purplee
(08.03.26)
gardırop aldım. şimdi de bisiklet alacağım ama bisiklet fiyatlarını görünce o paraya motor alırım diyorum.
0
dr doofenshmirtz
(08.03.26)
Xiaomi'nin masa üstü su sebili var onu aldım. Anında kaynar su veriyor, soğuk su deposu da var içinde sıcaklığını kendin ayarlayabildiğin düzeyde soğuk su da veriyor. Fena değil ama biraz gürültülü çalışıyor ve soğuk suyun en yüksek sıcaklığı 15 derece benim için hâlâ bir tık soğuk, yine biraz soğuk biraz oda sıcaklığı su karıştırıyorum.
0
nundu
(09.03.26)
elektrikli bisiklet. asiri memnunum, en son ne zaman bisey icin bu kadar heyecanlandim hatirlamiyorum. calisirken acip resimlerine filan bakiyorum asdgasdfas

canim bisikletim.
+1
taurina
(10.03.26)
(1)

TUS'a hazırlık için en iyi kurs, online eğitim ve kaynaklar?

zeleno
Tıpta uzmanlık sınavı için güncel olan ve tavsiye edebileceğiniz yerler nerelerdir?
Tıpta uzmanlık sınavı için güncel olan ve tavsiye edebileceğiniz yerler nerelerdir?
0
zeleno
(03.03.26)
Tıp akademi iyiydi ben girdiğimde. O zaman iki üç ders için eğitim vardı sadece, şimdi hepsini tamamlamışlardır. Bi inceleyebilirsiniz
0
nundu
(03.03.26)
(15)

toplu taşımada en çok neye sinirleniyorsunuz ?

devilone
kalabalık metroda bacak bacak üstüne atarak oturan 20'li yaşlardaki kızlara sadece ben mi sinirleniyorum ? mesela bir yer boşalıyor kızın biri daha oturduğu saniyede bacak bacak üstüne atıyor . normal oturmayı mı bilmiyor bu tipler ?ayakkabıları ayakta bekleyen birine değiyor ve hiç umursamıyorlar
kalabalık metroda bacak bacak üstüne atarak oturan 20'li yaşlardaki kızlara sadece ben mi sinirleniyorum ?
mesela bir yer boşalıyor kızın biri daha oturduğu saniyede bacak bacak üstüne atıyor . normal oturmayı mı bilmiyor bu tipler ?
ayakkabıları ayakta bekleyen birine değiyor ve hiç umursamıyorlar
0
devilone
(03.03.26)
Evet. Haklısın. Var böyle bir durum.
Çocukerkil ailelerin 'özgüveni yüksek olsun' çocukları bunlar.
+3
Mirket
(03.03.26)
Bacaklarını öküz gibi açıp "en errrrrkekk benim" havalarına giren hemcinslerim daha çok sinirimi bozuyor. Bacak bacak üstüne atan birine hiç sinir olmadım sanırım şu ana kadar demek ki rahatsız etmemiş beni ya da pek denk gelmedim.

Onun dışında, sırt çantanı indir diyenlere sinir oluyorum. Çantam kendi şahsi eşyam yani oraya da bir kişi sığmayıversin o kadar ten tene geçmeyelim. 20 senedir sırt çantamla toplu taşıma kullanırım, bu konuda katıyım, asla elimde taşımam

Bi de ineceği durak olmamasına rağmen kapı önüne kamp kuranlar. Çekilir misiniz diyince de bön bön bakıyorlar yani sanki kendisinin durağı gelene kadar kimse inmeyecek diye anlaşma yapmış da şaşırıyor aa nasıl biri inebilir diye
+2
nundu
(03.03.26)
Bacaklarını açarak oturan erkekler,
İki tarafı da kaplayan yaşlılar,
Metrodan inenler inmeden binmeye çalışan insanlar,
İlk duraktan delirmiş gibi insanları ezip oturduktan iki durak sonra inenler,
Yürüyen merdiven bittiği an sanki arkasından akmaya devam etmiyormuş gibi bekleyip nereye gideceğine karar vermeye çalışanlar,
Yürüyen merdivende önümdeki kişiyle aramda bıraktığım iki basamağın birine geçip sıkıştıranlar, hemen bir basamak arkamda bekleyenler...
+4
mutekebbir
(03.03.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
çok iyimiş taktikler , yüksek sesle telefonda konuşanlar için ben de deneyeceğim bu fikiri çok sevdim
toplu tasimada sigara içene denk gelmedim hiç
0
🌸devilone
(03.03.26)
parfümle yıkananlara ve küllük gibi kokanlara.
+2
art cat chocolate
(03.03.26)
Telefonla konuşanlara.
+1
arbre
(03.03.26)
Istanbulda metro vagonlarında havalandırmayı çalıştırmıyorlar, kışın içerisi 35 derece falan oluyor. herkes terliyor, en çok bundan nefret ediyorum. bu klimayı çalıştırmama olayı deodoranta alkol olarak bakan bir toplumda yapılmamalı. ayrıca insanlar da soğuk-sıcak-soğuk şoklamasına maruz kalıp hastalanmamalı.

onun dışında yayılarak oturanlara ayar olurum, çantasını da yanına koyar hatta. direkt gidip onları sıkıştıracak şekilde çökerim.

durakta inenlere öncelik vermeden binmeye çalışanlara laf sokarım.
+3
eileengray
(03.03.26)
@eileengray aynen bunlara ben de içimden yaşlı gibi söylenip sinirleniyorum . yalnız olmadığıma sevindim okurken
çantasını yanına koyan ve 1,5 koltuk kaplayanlar yanına biri oturunca bir de ters bakıyorlar neden insanlar bu kadar kaba ?
0
🌸devilone
(03.03.26)
-Ceset gibi kokanlar.
-Ayakta olup oturanlara yaslananlar, bunu genelde orta yaşlı kadınlar yapıyor ağırlığını sana veriyor resmen.
0
ekimoloji
(03.03.26)
@ekimoloji sen yazınca aklıma geldi marmaray ve metroda ortadaki ya da kapı yanlarındaki demirlere sımsıkı sarılanlar var tutunacak yer bırakmıyorlar
0
🌸devilone
(03.03.26)
bindikten sonra içerisi gayet boş, hatta oturacak yerler bile olmasına rağmen kapının ağzında kümelenenler.

eskiden otobüs şoförleri "arkaya ilerleyelim, arka taraf boş, sağlı sollu yanaşalım" falan diye bağırırken kızardım. hakikaten bu milleti koyun güder gibi dürtükleyeceksin ki laftan anlasın. dürtmeyince kendi kendine yapamıyor. ortası boş işte, niye kapının ağzını kalabalık ediyorsun, inenlere ayrı, binenlere ayrı engel oluyorsun.

hoş kapı önlerinde bekleme yapmayınız diye anons da kaydetmişler ama o otomatik olduğu için "arga taraf boş argalara ilerleyelim sağlı sollu yanaşalıım" diyen otobüs şoförü kadar etkili olmuyor. kimse sallamıyor anonsu.

metrodan inmeden binmeye çalışanlara, özellikle ankara'daki "ankaray" isimli raylı taşıma sisteminde pek kızamıyorum. çünkü treni kullanan vatman hıyarı tabakhaneye bok mu yetiştiriyor ne yapıyorsa insanları kapıya sıkıştırmaya çalışıyor. içeride sürekli "inen yolculara öncelik tanıyınız", "kapı kapanma sinyalini duyduktan sonra trenlere binmeye çalışmayınız" şeklinde anons dönmesine rağmen, vatman hıyarı daha inen yolcular bile bitmeden kapı kapanma sinyaline basıyor. lan mantık olarak benim hiçbir zaman binememem lazım o zaman. hem inen yolculara öncelik verip, hem de kapı kapanma sinyalini duyduktan sonra binmeye çalışmazsam trene binemem. ya adama öncelik tanımadan bineceğim, ya sinyali duyduktan sonra binmeye çalışacağım. çünkü sen o sinyali inenler bitmeden, binenler binmeden veriyorsun. önünde ayna var, kamera var amk, bir bak arkana, bekleyen herkes bindikten sonra kapatırsın. gideceğin yere 30 saniye geç gidiver.
+1
kibritsuyu
(03.03.26)
yaşlıların mesai saatinde beleş diye toplu taşımayı doldurmasına sinir oluyorum.
+2
mikahakkinen
(03.03.26)
Yer isteyen yaslilar
Yemek yiyen insanlar
Bagira bagira telefonla konusan araplar
+5
Purple life
(03.03.26)
Hayır yaptığını sanıp çocuk dilencilere para verenlere.
+2
yurtsuz john
(03.03.26)
çok ağır parfüm kullananlar
sırt çantasını önüne almayanlar
0
hrskrs
(03.03.26)
(2)

Taksilerin üzerindeki über yazısı

basond
İstanbulda ara ara taksilerin üzerinde über yazısı görüyorum. Tahminim aynı zamanda über uygulamasından yolcu alıyorlar yada überden para karşılığı reklam alıyorlar.Anlamadığım taksiler übere tepki gösteriyordu hatta uygulamadan über çağırıp sürücüleri tehdit falan ediyordu. Peki bu über reklamı yap
İstanbulda ara ara taksilerin üzerinde über yazısı görüyorum. Tahminim aynı zamanda über uygulamasından yolcu alıyorlar yada überden para karşılığı reklam alıyorlar.

Anlamadığım taksiler übere tepki gösteriyordu hatta uygulamadan über çağırıp sürücüleri tehdit falan ediyordu.

Peki bu über reklamı yapan taksilere diğer taksiler tepki göstermiyor mu? Ne ayak bu über yazılı taksiler?
0
basond
(03.03.26)
Uber düz taksi çağırma uygulaması olarak çalışıyor Türkiye'de şu an. Normalde düz insanın arabasıyla yolcu taşımasına imkan tanıyan bir sistem, buraya ilk geldiğinde de onu yapmak istedi, taksiciler itiraz edince o özelliği devre dışı bırakıldı. Bitaksi tarzı bi şey oldu işte. O yüzden taksicilerin bi sıkıntısı yok hatta yeni yeni uber ile taksi çağırmaya başlayan biri olarak ne zaman denk gelsem tüm taksiciler çok memnun yolcu sayımız arttı diyor
+1
nundu
(03.03.26)
taksicilerin itirazı platforma değil, taksi plakası olmadan yolcu taşınmasına.

sen normal taksi plakanı al, arabanı sarıya boyat, bir de taksimetre bağlatıp normal ticari taksi ol, ondan sonra istersen martı tag üzerinden müşteri al, istersen uber üzerinden müşteri al.

taksici diyor ki benim tekel sistemime kayıt olmadan kendi şahsi aracınla para karşılığı yolcu taşıyamazsın.
+2
kibritsuyu
(03.03.26)
(13)

kafa nakli / tüm vücut nakli

kibritsuyu
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahs
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?

edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahsediyorum. vücudu sapasağlam ama kafasına aldığı darbe yüzünden beyni/kafa bölgesi hasar alıp hayatını kaybetmiş kişiye, tam tersine, kafa bölgesi sağlam, vücuduna aldığı hasar yüzünden hayatını kaybetmiş kişinin kafasını takıyoruz. tıbben -henüz- mümkün olmadığını biliyorum, "vücudu hasar alıp ölen adamın beyni ölmüştür, kullanılamaz haldedir" gbi argümanlar konumuz dışıdır. ben işleme isim arıyorum.

ya da şu şekilde sorayım. bu işlemin sonucunda yaşayan kişi hangisidir?
📊 kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

Bu anket sona erdi. 33 oy kullanıldı.

0
kibritsuyu
(27.02.26)
Birleştirilen parçaların boyutlarından ötürü "kafaya vücut takıyoruz" biraz manyakça geldi bana. Tencereye kapak değil de, kapağa tencere takmak gibi.

Oyum kafa naklinden yana.

edit: cevabı verdikten sonra soruyu bir daha düşündüm. afedersiniz biraz da sarhoş gibiyim ama ondan mıdır, sorunun kendinden mi tam anlamadım. Abi biz kafaları değiştiriyor muyuz ya bu senaryoda? Bir sağlıklı kafa ve bir sağlıklı vücut var. Hadi kafa sağlam olan adamın vücutta sıkıntı olsun, uzuvları falan olmasın diyelim de vücudu sağlam adamın kafasını napıyoruz? Vücudu aldık güzel, kafayı fanusa, kavanoza falan suyun içine mi bırakıyoruz yani vücut sağlamken kafa ne kadar hasarlı olabilir? Olabilir mi? Kafadan kurşunla öldüm mesela ben, vücudum sağlam sayılır mı? Sayılabilir gerçi doğru. Tam ikna olmadım ama neyse çok da şeyapmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(28.02.26)
Vücut nakli deriz çünkü sabit olan şey kafa, nakledilen şey vücut.
+1
michael_knight
(28.02.26)
biz degisen takintili insanlariz, o yuzden vucut nakli.
0
cooperr
(28.02.26)
Böbrek nakli olduğunda böbreği naklediyorlsr eskisi atılıyor. Burada asıl kimlik kafada diye düşünüyoruz ya, beyin, o yüzden vücut nakli olması lazım. Eski vücut atılacak çünkü.
Buna rağmen hemen galat i meşhur yapıp kafa nakli denmesi lazım diyorum :)
+1
kisa
(28.02.26)
Vücut nakli. Çünkü olayın bilincinde olan kişi kafanın sahibi. O kişi de ben kafa nakli yaptırdım demez doğal olarak vücut nakli yaptırdım diyecek.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
Profesörün kafasını ilkokul mezununun vücuduna monte edersek diplomaları iptal mi edeceğiz? Kişi bu işlemle cahilleşecek mi? Hayır. Ya da bir erkeğin kafasını kadın vücuduna monte edersek ona ne erkek ne de kadın diyebiliriz. Cinsiyet anlamında önemli olan cinsel organlar. Kişilik dersek o zaman akıl mantık bilinç önemli.
0
ground
(28.02.26)
pandemi öncesi dönemdeydi sanırım, bu konu üzerinde çalıştığı söylenen bi cerrah vardı italyan diye aklımda kalmış. Orada konsept hep "tam vücut nakli" şeklinde geçiyordu. Çünkü kişiyi kişi yapan şey beyin. Beynin nerdeyse sen oradasın. O yüzden vücut sana naklediliyor. Ha ama muhtemelen günlük konuşmada kafa nakli denir daha ufak olanın değişmesi daha uygun gibi görünür.

Cevabı göndermeden not: Dediğim cerrahı buldum, Sergio Canavero. Kendisi de tam vücut nakli ifadesinin kullanılmasını destekliyormuş bu konuda.
+1
nundu
(28.02.26)
Ben mi yanlış anlıyorum, vücudum sağlam, kafam parçalanmış, sağlam bir kafa naklediliyor bana, o zaman kafa nakli oluyor.
0
(28.02.26)
@Gı, sen kimsin? Vücudu kendinin sayıp kafanı neden saymıyorsun? :) ben dediğin şey kafanda zaten. Vücuduna kafa takmayacaklar, kafana vücut takacaklar ki sen yine sen olabilesin. Kafan olmazsa o vücut da senin değil.
0
sadakatsiz
(28.02.26)
Siz, bizzat kendiniz olarak, kafa nakli yaptırdım diyemezsiniz, çünkü o zaman konuşan siz olmazsınız. Tüm vücudunuzu değiştirmişsinizdir.

Ancak başkaları sizin vücudunuza kafa nakli yaptırıp siz olmayan biriyle hayatlarına devam edebilir. Vücut sizin olur, ama siz orda olmazsınız. Onlar sizin vücudunuza yeni kafa taktırmış olur.

Yani ikisi de mümkün, ama sizin bulunduğunuz perspektiften siz asla kafa nakli yaptıramazsınız.
0
akhenaten
(28.02.26)
@sadakatsiz kafamı saymıyorum çünkü parçalanmış:) Kafası sağlam olan için yapılan işlem vücut nakli oluyor tabii, ortaya çıkan yeni insan kim olur onu tartışıyoruz sanırım.
0
(01.03.26)
Benim için kafa naklidir. burada hastanın pov’undan bakamıyorum ben. ontolojik olarak obje olan hasta, bu yüzden dışarıdan bakıyorum. Üçüncü göz olarak, büyük parçaya küçük parça takılıyor. hadi hasta gözünden de bakalım: benim kafam başka bir vücuda naklediliyor. kafamın nakli oluyor yani. lojistiğini düşününce de büyük parçayı sabit tutup küçüğü ona wire edersin.

bu işlemin sonucunda farklı bilinç, farklı kişi mi diye sorgulamak farklı bir konu ve sorunun özüyle alakasız bence.
0
eileengray
(01.03.26)
kendi düşüncemi de yazayım.

bence tüm vücut nakli olmalı. çünkü bütün kişilk, benlik, bilinç, kişilik özellikleri, eğitim, kültür, yaşayış, duygular, düşünceler hepsi kafanın içindeki beyinde. vücudun geri kalanı sadece beyni hayatta tutmak ve ameleliğini, getir götürünü yapmak için kullanılan organlar bütünü. aşk mesela hep kalple ilişkilendirilir ama kalp dediğin sadece bir pompa. kalp nakli olan adam gidip o kalbin eski sahibinin karısıyla devam etmiyor aşk buradaydı diye. hepsi beyninde. kalp beynine kan pompalıyor, akciğer o kana oksijen veriyor, böbrek süzüyor vs.

her şey kafanın içinde. vücudun sağlam, kafan parçalandıysa allah rahmet eylesin, kafası sağlam adama vücut oldun, yedek parça oldun sadece.
0
🌸kibritsuyu
(01.03.26)
(32)

Odanıza kimlerin posterlerini astınız?

michael_knight
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
Ergenlikte, gençlikte.
Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
-1
michael_knight
(27.02.26)
ben Kermit'in posterini asmistim. hala saklarim onu.

millet de simdi sadece kermit'e ilgim vardi zannedecek.
ek olarak Enrique Iglesias, Ricky Martin, Vahsi Güzel'deki Ivo ve Antonio Banderas gibi latino hottie'lerinin posterlerini asmistim. büyüdügümde kani kaynayan, civil civil, sicak iklim insani bir latino ile evlenicem ve denize yakin bir yerlerde yasicam zannediyordum.

avusturyali ile evlendim. dagda yasiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Metallica - James Hetfield (Solist)

Blue Jean dergisi posterler verirdi, hey gidi günler.
+4
kimlanbu
(27.02.26)
national geographic’in hediye ettiği kocaman bir dünya haritam vardı. aslında küçükken backstreet boys’un büyük hayranıydım ama onların posterini asmamıştım niyeyse.

edit: şöyle bir anı geldi aklıma: ilkokul yaşlarındayken ailecek bir misafirliğe gitmiştik, birkaç aile vardı. sonra odaları gezdirirlerken evin ergen oğlunun odasında nicole kidman posteri gördük. kızıl kıvırcık saçlı hali. babam dahil oradaki tüm babaların “ooooooyyhhhh” diye kahkahalarla eridiklerini hatırlıyorum. o zaman cinsellik nedir çözememiş bir bünye olarak çok şaşırmıştım tepkilerine. gidip posteri incelemiştim yakından.
+3
eileengray
(27.02.26)
Kişi posteri vs asmadım ama ben de @eileengray gibi dünya haritası asmıştım Atlas'ın sayılarının birinde verilmişti.
+1
Amaranta ursula
(27.02.26)
Şahıs posteri asmadım da bir tane panom vardı, ona antin kuntin elime geçen şeyleri asardım. Aile evinde duruyor hatta hala. Bir de her sene penguen/uykusuz takvim verirdi onu asardım
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Gs takim posteri ve Kiraç :( allah affetsin
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
İlkokul - Kenan Doğulu (Üzerine kalp de çizmiştim.)
Ortaokul - Brad Pitt
Lise - Che Guevera (Solcu zamanlarım.)
+2
auroraaurora
(27.02.26)
asanlara özenmişimdir ama hiç asmadım. ailevi yapı ile alakalı herhalde
-1
kondansator
(27.02.26)
2002 dünya kupası kadrosu maç öncesi fotoğrafı
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.02.26)
Üniyi bitirip arkadaşlarla eve çıktıktan sonra kendi odam olmuştu. Baya 21 yaşında falandım heralde. Tavana Teoman' ın tam boy posterini asmıştım, yatağımın tam üstüne. odanın duvarı da a4 e bastığım şarkı sözleriyle doluydu, straight erkeğim :)
+3
kumandanim
(27.02.26)
depeche mode 37 yaşındayım asılıdır.
+2
HellKeePer
(27.02.26)
Tarkan
+1
black holes in the sky
(27.02.26)
Banu Alkan
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
Tarkan'ın dev posteri ve Luke Perry re: evimiz hollywood'da :-)
+1
euteamo
(27.02.26)
f1 dergisinin verdiği renault r25 posteri vardı. onu çerçeveletip asmıştım. hala duruyor.
+1
inheritance
(27.02.26)
@kimlanbu Blue Jean diyince bi duygulandım yaaa
bi dergi daha vardı öyle ama adını unuttum. ne kadar popülerdi böyle şeyler. dergiye yazı gönderenler olurdu onlar da yayınlardı falan.

ben o zamanlar tokio hotel grubunun hayranıydım onun posterini asmıştım.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Poster sayılır mı bilmem ama Küçük Prens ile Harry Potter ahşap tablosu var.
0
m e b
(27.02.26)
Aile evinde izin yoktu poster asmama şimdi kendi evimde her yere astım o nedenle :) Çerçeveledim ama en azından. Misal:

www.jpl.nasa.gov
0
peki madem
(27.02.26)
ricky martin
+1
pide
(27.02.26)
Kurt cobain ve RHCP posterleri vardı. Anthony kiedis posterde tek olsa onu asmak isterdim ama dergiler grup olarak veriyordu hep. Ortaokulda falandım, kurt cobain zaten çoktaaan ölmüştü ama işte imkansız aşkın verdiği o his:) sonra zaten poster merakım falan kalmadı, günümüzde ergen olsam jason momoa posteri asardım :d
+3
kullanicadi
(27.02.26)
Blue <3

Ayrıca üzümlü kekim Lee Ryan'ın tek başına olduğu bolca posterim de vardı
0
sadakatsiz
(27.02.26)
lee ryan fanlari toplaniyor

blue, leo di caprio ve tiziano ferro
0
ala09
(27.02.26)
Ortaokul-lise döneminden hatırladığım sadece Kevin Garnett var poster olarak astığım, NBA tarihinde en sevdiğim oyuncu. Onun dışında aklıma gelmedi düşündüm de. Üniversitedeyken de bi ara, henüz bu kadar çorabından çarşafına her yerde karşımıza çıkmıyorken the great wave off kanagawa posteri asmıştım.
+1
nundu
(27.02.26)
athena, şebnem ferah, hayko cepkin, lebron james.

utanarak: gökhan özen.
+1
summerjam0306
(27.02.26)
Çok poster astım
Ortaokul; burakkut, ricky martin, leonardo dcaprio
Lise; backstreet boys, the beatles, the cranberries, rem, no doubt,
Üniye geçince; dünya haritası ve sanatsal işler
0
love and trust
(27.02.26)
ha bu arada daha okula gitmediğim dönemden itibaren duvarımda altında ülke bayrakları olan dünya haritası hep asılıydı. Onu saymadım poster olarak ama şu an coğrafya nerdü biri olmamın ilk uyaranlarından biri odur muhtemelen :d
0
nundu
(27.02.26)
avril lavigne ve evanescence asılıydı.
0
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
avril lavigne
ozalitte a2 çıktılar alıp odanın 4 bir tarafına asardım. 2005-2008 arası mal zamanlarım.
+1
plastic_angel
(27.02.26)
poster denebilir mi emin değilim ama 25 yıldır Moonspell solisti Fernando Ribeiro nun 1 metreye yakın güzel bir fotoğrafı odamı süsler .
not: yetişkinim
0
devilone
(27.02.26)
Evanescence
Linkin Park
Red Hot Chili Peppers
Şebnem Ferah
Teoman vs...
Alakasız isimler de vardı, Beyonce gibi, Gwen Stefani gibi, o kadar çoktu ki hepsini hatırlayamam.
Aile evinde buna iznim yoktu yıllarca Blue Jean'den çıkan posterleri sakladım, üniversitedeki odama hepsini astım, nasıl yokluktan çıktıysam ilk yıl odamda postersiz tek bir cm bile yoktu, duvar kağıdı gibi döşemiştim.
Yurtta kapıyı çalıp "odana bakabilir miyiz" diyenler oluyordu ilk zamanlar.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
Freddie Mercury
0
turkuaz
(27.02.26)
Micheal Jordan ağırlıklı Chicago Bulls posterleri vardı odamda. O zamanlar jordan'ın prime dönemiydi. Scotie Pippen, Dennis Rodman falan güzel kadrosu vardı Bulls'un. Hey gidinin 90'ları
+1
faberkastelli
(28.02.26)
(12)

"Ramazan feneri" bizde eskiden beri olan bir sembol mü?

nundu
Son yıllarda çok görüyorum ramazan reklamlarında, sosyal medya postlarında falan ama sanki bu bizim ülkeye maksimum son 10 yılda girdi gibi. Öyle Ramazan'ı pek özel yaşayan bir aile değiliz ama televizyonda, reklamlarda vs. hiç ramazan feneri gördüğümü duyduğumu hatırlamıyorum çocukluğumda. Sözlükte
Son yıllarda çok görüyorum ramazan reklamlarında, sosyal medya postlarında falan ama sanki bu bizim ülkeye maksimum son 10 yılda girdi gibi. Öyle Ramazan'ı pek özel yaşayan bir aile değiliz ama televizyonda, reklamlarda vs. hiç ramazan feneri gördüğümü duyduğumu hatırlamıyorum çocukluğumda. Sözlükte de iki entry girilmiş ramazan feneri başlığında, ikisi de yeni bir âdet yazmış ama burada da bi sorayım dedim belki geçmişte de vardır Türkiye'de. Hani Ramazan ile ilgili 10 kavram say desen fener aklıma gelmez bile o derece yabancıyım
0
nundu
(26.02.26)
Kandil gözüyle bakıyordum ben onlara. Fener miymişler?
0
auroraaurora
(26.02.26)
Doksanlarda ve ikibinlerin başında yoktu böyle bir şey, en azından ben hatırlamıyorum. Benim çocukluğumda Ramazan'ın imgeleri belliydi:

Ramazan pidesi (İlla bir fırın pidesi / pastane pidesi kavgası olmazsa olmaz)
Güllaç
Hurma
Ramazan temalı Coca Cola reklamı
+1
salihdt
(26.02.26)
Ramazan feneri

burada da yazmışlar, sonradan çıkan bir şey. ben eskiden hiç hatırlamıyorum böyle bir şeyler olduğunu.
0
shadowfollower
(26.02.26)
@auroraaurora

benim hafızamda kandil de ramazanla ilgili bir imge değil ama hadi Kadir gecesi falan bi yere kadar mantıklı (gerçi ben kandil gecesindeki kandilin lamba olan kandil olduğunu da yeni öğrendim) ama bunu kandil formunda kullanmıyorlar. Şekli falan farklı
0
🌸nundu
(26.02.26)
Fener ve din deyince benim aklıma deniz feneri vakfı filan geliyor.
Benim aklımda minare ışığının yanması ve mahya görüntüleri geliyor gerçekten ramazanla alakalı olarak.
Annem orucunu açmak için yakınlardaki camilerin minaresinin ışığının yanmasını beklerdi.
0
burfak
(26.02.26)
dini etkinlikleri daha sevimli (hatta daha ticari?) yapmak adına son zamanlarda çıkan bir branding olduğunu düşünüyorum; biraz da diğer iki dinden esinlenilmiş sanki. her hanuka'da dreidel sembolünün çıkmasıyla aynı şey.
+5
eileengray
(26.02.26)
Ramazanı nispeten hareketli yaşarız, ben sevinirim Ramazan geliyor diye. Yani gözlemim var ama bahsettiğiniz Ramazan fenerini ilk kez duydum. Bu sembolü son yıllarda hep görürdüm ama ismen şuan duyuyorum. Çok güzelmiş. Yerleşmesini dilerim. Onun dışında eskiden beri olan ramazan sembolleri Pide, güllaç, hurma, iftar topu, Mahya, davulcu, teravih, gece olan hareketlilik, sabaha kadar açık camiler ve restoranlar, Eyüp Sultan, son 10 gün itikâfı gibi gibi
0
love and trust
(26.02.26)
bir iki senedir popüler oldu. belki 5 sene evvel bir kaç yerde birileri kullanmış olabilir ama popi değildi. geçen yıl ve bu sene görünür oldu.
+1
exlibris
(26.02.26)
doksanlarda ve ikibinlerin başında ilçede resmi bayramlarda, ramazan arefesinde ve bayram arefelerinde böyle kandiller, fenerlerle (çin fenerine benzeyen uçurulanlar da dahil), yürüyüşler yapılırdı. baya anadolu işi karnaval olurdu. şimdi siyasal islam versiyonu gibi olmuş ramazan feneri yazınca çıkanlar. özensiz, gösteriş işi.

@love and trust keşke...
+2
klassno
(26.02.26)
Araplarda vardir bu. Son yillarda pek cok sey gibi onlardan bize gecti sanirim
0
kartonpiyer
(27.02.26)
vardı vardı. 90'larda kesin vardı.
0
gabe h coud
(27.02.26)
Yok tabii ki öyle bir şey.

Yok diye kullanılmayacak diye bir kaide de yok da insanlar bir gelenek bir kültür yaratmaya/şekillendirmeye çalışıyorlar. Bu gibi şeyleri genelde “eskiden falan durumlarda filan şeyler yapılırdı” diye hikayelerle desteklemeye çalışıyorlar. Adetler unutulan, unutulabilir şeylermiş gibi “haydi özümüze dönelim” gibi bir yaklaşımla yapıyorlar.

Rağbet görürse yerleşir böyle şeyler, görmezse kaybolur gider. Bir zamanlar bir şeyler gerçekten yapılıyorsa bile sonrasında İnsanlar bunu gereksiz bulmuşlar ki devam ettirmemişler.

Şu an kimi belediyeler Ramazan etkinliği adı altında, bildiğin “Noel Market” konseptini ilçelerde meydanlara yerleştiriyor. Bir iki konuşmacı, tasavvuf müziği etkinliği ile bir köşeye de bir macuncu koyunca hooopp oluyor sana Ramazan etkinliği. Sorsan o da kesin çok asırlık adetimizdir.

Bunları kafaya takmaya da gerek yok “yahu benim mi hafızamda sorun var” diye kendinden şüphe etmeye de gerek yok. Böyle şeyler tutarsa kalır, tutmazsa silinir.
0
lazor
(28.02.26)
(29)

Bakıcı mı okul mu

wild honey suckle
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı? Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı?

Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
+1
wild honey suckle
(25.02.26)
bakıcıdan memnunsam güvenilir biriyse ve anlaşabiliyorsam bakıcıdan devam ederdim. aksi durumda okul.
0
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Hali hazırda bakıcı yok, yani sıfırdan bulunacak.
0
🌸wild honey suckle
(25.02.26)
Güvenilir bir bakıcı. 2 çocuklu bir anne olarak 2 yaşın kreş için çok erken olduğunu, 3 yaşa kadar temel bir bakım verenle büyümesi gerektiğini düşünüyorum.
-2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Bakıcı. Çok küçük daha bence kreş için. 3 yaştan sonra anca.
-7
sadakatsiz
(25.02.26)
Bakıcı kesinlikle. Şirkette bir arkadaş var. Çocuğu 2 3 yıldır ana okuluna gidiyor. 5 yaşında. Çocuk bıkmış durumda. 1. sınıfa tükenmiş olarak başlayacak. Okul zaten başlayınca bitmeyen bir şey. 2 yıl daha dinlensin çocuk.
-8
arbre
(25.02.26)
aile büyüğü bakabilseydi bi sene daha evde kalabilirdi. 3 yaşında zaten kreşe başlayacak. yani son bi sene için bakıcı bulmaya değer mi, güvenilir bakıcı bulunabilir mi bilemedim. yani çocuğumu evde bi yabancı ile bırakma fikri bana biraz korkunç geliyor. gerçekten iyi referansının olması lazım. dolaylı değil hatta birebir görüşmek filan isterim o referansla. her odaya da kamera koyardım muhtemelen. başka türlüsü zor.

güvenilir kreş mi güvenilir bakıcı mı derseniz sanki kreş bana daha mantıklı gibi geliyor. kızım 34 aylık gibi kreşe başladı. mesela bu kreşe ben 2 yaşında da olsa gönderirdim.
0
elorelia
(25.02.26)
Kreş diyorum.
En donanımlı ve hevesli bakıcı bile çocuğa pek de bir şey öğretmeyecek, etkinlikler yapmayacak.
Telefonundan reels kaydırırken çocuk da büyüyecek.

Kreşte ise kötü bile olsa bir etkinlik, şarkılar, boyamalar vs var. Ayrıca diğer çocuklarla sosyalleşmek var.
+12
michael_knight
(25.02.26)
yeni ben bakıcılarla sürekli problem yaşayan 1.5 senede 3 bakıcı değiştiren biri olarak yine de her türlü bakıcıyı tercih ederim.
bebeklerimiz aynı yaşta ve çok küçükler diye düşünüyorum. kreşlerde birebir ilgi görmüyorlar. güvenli bağlanma için de ilk üç yıl bakım verenle birebir ilgi çok önemli.
kreşe de 3 yaşında veririz:)

@michael_knight,
ona göre bir bakıcı bulursan neden olmasın? benim tüm bakıcılarım sürekli etkinlik yaptıran, araştıran çocuğu öncelik yapmış kişilerdi. farklı problemlerle ayrıldık ama bu konuda haklarını yiyemem. sadece çocuğa odaklılardı yani ev işi vs istemedik.
şimdiki bakıcım da öyle. instagramda gördüğümüz ne kadar etkinlik varsa hepsini tek tek yapıyorlar. her gün onlarca kitap okur, şarkı ve dansları öğretir, bilişsel gelişimi için çabalar, boya yaptırır, kum oynatır, su oynatır. gün içinde hiç yalnız bırakmaz.
sahibinden comda buldum bu arada, referans filan yoktu. kamera var evde diye güvendim, güvenim boşa çıkmadı. şimdi bakıcı gelince çocuk koşup sarılıyor hemen seviyor bakıcısını.
ben bile haftasonu o kadar oyun oynayamam etkinlik yaptıramam :)
-3
Gradient_tabanlı_mor
(25.02.26)
Kres tabii.

Cocuklar cocuklarla yetişkinlerden daha iyi anlasir.
+2
Purple life
(25.02.26)
2 yaş sosyalleşme yaşı değil arkadaşlar, onu kaçırıyoruz bence. 2 yaş bebeğin kendi kendine oyun kurmayı dahi yeni yeni öğrenmeye başladığı, her anında güvendiği ve tüm ilgiyi ona veren birini aradığı bir yaş. Bakıcının ana artısı birebir vakit geçirecek olması., etkinlik mesele değil. kitap okusunlar, kağıtları karalasınlar, parka gitsinler, birlikte hamur yoğurup yemek yesinler yeter zaten. 2 yaş için kreş birbirlerinin saçlarını çekip gözlerine parmak soktukları, oyuncaklar için ağladıkları bir yer olacak.
+3
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
uzun yıllar anaokulları işletmeciliği yapmış biri olarak kesinlikle anaokulunu tercih ederdim. anaokulu sadece çocuğa bakmak, yedirmek içirmek değildir. çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanması, periyodik (yemek uyku oyun saati gibi ) işlere alışması, paylaşmayı öğrenmesi, el ve motor gelişimini hızlandırması düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve sair bir çok konuda faydası var. anneanneler babaanneler bile bir yere kadar bakabiliyor. sabır kalmıyor. dışarıdan tek başına bir bakıcı bir çok açıdan güvenli değil. 2 kızım var ilki bakıcıda yetişti, ikincisi 2 yaşına bile gelmeden kendi kurumlarımızda bakıldı. aralarında bedenseli beslenme alışkanlığı, tertip düzen, okul başarısı gibi onlarca konuda gerçekten büyük farklar var. her konuda küçük daha ileride. ek olarak bakıcılar çocukları gündüz uyutup dinlendiriyor, anaokulu ise gündüz bedensel ve zihinsel olarak yoruyor. ilkinde akşam eve yorgun gelen ebeveynler enerjik bir çocukla başbaşa kalıyor, ikincisinde ise aynı yorgunlukta daha sakin bir çocukla daha rahat bir ortam oluşuyor.
+6
ground
(25.02.26)
Türkiye'de şu an mümkün mü bilmiyorum ama, 9-10 aylıkken kreşe başlamış, okula gidene kadar aktif de kreşte büyümüş biri olarak, kreş tavsiye ederim. Ne kadar erken o kadar iyi. Ev ortamından çocuğun ayrılması, rutin kazanması, bilişsel gelişimini yaşıtlarıyla beraber sosyalleşerek geliştireceği bir ortamda olması bence oldukça önemli
+4
nundu
(25.02.26)
kesinlikle kreş. çocuk dış dünyayı çabuk öğrenmiş olur. beceri ve yetenekleri ona göre gelişir. hayat görüşü bile farklı olur.
+1
gercekdunya
(25.02.26)
Bakıcı, 2 yaş çok küçük. 3.5 4 den önce kreş okul vs düşünmeyin derim. kaynak mabadım tabi.
+2
kisa
(25.02.26)
Eloreli güzel yazmış. +100 diyorum.
-1
luluki
(25.02.26)
Ben de mabaddan atıyorum: sisteme erken giren çocuk daha iyi adapte oluyor.
0
huladancer
(25.02.26)
herkes çocuklarını pamuklara sarmak istiyor ancak öyle olmuyor. 3 yaş öncesi bende göndermek istemezdim bakıcıya vermek yerine kreşe bıraktım. burası türkiye ben hiç bir bakıcıya güvenmiyorum. zor olsa da kreşe bırakırım. keşke 3 yaşa kadar anne bakabilse ama bazen olmuyor.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Bulundugum ulkede anne babaninin cocuga bakmasi cok yaygin degil. Cocuklar kimi zan 15 aylikkenden itibaren okul oncesi egitime basliyorlar. Benim oglum da 18 ayliktan beri gidiyor. Esim de ben de calistigimiz icin benim buyukler trde onun kiler baska sehirde yasadigi icin zaten kendimizden baska kimsemiz yok. Ancak genelde de boyle sadece biz degil. Bazi gunler bakici da geliyor hatta eve.

Oglumun cok sevdigini soyleyemem, bazen gulerek gidiyor ozellikle tekrarli bir sekilde bir sure giderse ama cogu zaman aglayarak. Esas problem tahmin edilemeyecek seviyede kisa bir frekansta hasta oluyor yani 1 ayin 2 haftasi evde oluyor zaten, bu anlamda baya sacma tabii, biz burada rapor alabiliyoruz bu durumda turkiyenin sartlarini bilmiyorum ezbere. Her hasta oldugunda anaokuluna alisma evresi bastan basliyor.

Konustuk defalarca. "Okula gitmek lazim" diyip kafa salliyor 25 aylik velet ama yine de agliyor. Bir de onu almaya gittigimde beni gordugu andaki sevincinin tarifi yok, bu tabii hem iyi hem kotu.
+1
wallcan
(25.02.26)
2 yaşında kızımı yarı zamanlı kreşe verdim, uyumuna göre tam güne çevirdik.
Birçok şey öğreniyor, dil gelişimi ve motor refleks gelişimi ilerledi, kendi yemeğini kendisi yiyor, kuralları biliyor gibi birkaç alanda faydasını gördüm.
Şu an 2,5 yaşında ve severek gidiyor kreşine.
Bizim anaanne seçeneğimiz vardı lakin iş reels kaydırmaya vs geldi, anaanneler kıyamıyor torunlarına.
Bakıcı ile çocuğunu büyüten arkadaşım da var ama çocuğun gördüğü kişi sayısı 3 yetişkin ile sınırlı kalıyor. Beyin gelişimi için zaten dezavantaj.
Kreşin de bir dezavantajı var; ilk sene hasta olacak. Bu kaçınılmaz. Gerçi 3 yaşında da başlasa 7 yaşında da başlasa bu hastalık dönemi olacaktır.
Umarım cocugunuz ve kendiniz için en doğru yolu bulursunuzz
+6
purplee
(25.02.26)
2.5 yaşında başladı oğlum. Şans işi biraz da belki, maaşın yarısını verdim native hocalar havuzlu okullar vs. tekinde çocuğun boğazına ip bağlamış öğretmen nerdeyse boğuluyordu, diğerinde altına kaçırmış kızmışlar gündüzleri bile işemeye başlamıştı. Yine birinde öğretmenin instasından uyumayan öğrencilere söylendiği videoyu yakalayıp attırmıştım. İstediğiniz kadar kameralı okula verin kvkk diyorlar polise veriyorlar görüntüleri sadece.
Benim anneme baktıracak ortamım yoktu sıkıntılı süreçlerim vardı ama eğer anneler yakınsa evine tam zamanlı yardımcı alın onlardan biri baksın bir buçuk sene sonra verirsiniz yeni dönemde okula. En olmadı döşeyin eve kameraları referanslı birini bulup gözünüz üzerinde tutun.
+1
cilekli pasta
(25.02.26)
Çocuğa çok bağlı (git: www.instagram.com )

Ben 2 yaşında kreşe vermeyi çok istedim çünkü kızım çok sosyal bi çocuk, başka çocuklarla bir aradayken çok mutlu oluyor. Bütün gün evde durmak gibi bi yaşam tarzımız olmadı 2 yaşına kadar da, bakıcıyla bütün gün evde sıkılacağını düşündüm. Ama yaşadığım yerde 2 yaş sınıfı olan bi kreş bulamadım. O yüzden mecbur bakıcı şu an. İyi birini bulursanız büyük şans ama bulmak da zor olabiliyor
+1
mezzosprite
(25.02.26)
İki buçuk yaşındayken oğlumu kreşe göndermiştik, anneanne artık bakmayınca.
Çok ezildi, öğretmenler tarafından ayrımcılığa uğradı, çocuklar tarafından zorbalığa uğradı.
Biraz daha büyük yaşta göndermek isterdim. Hala içim acır.
Mümkünse bir süre daha bakıcı.
+1
pro9it9is9
(25.02.26)
Kızımı 9 aylık kreşe verdim. Böyle diyince Türkiye'de hemen herkes bir aaauuvv uuuov diyor ama asla pişman değilim.
Birinci ay haftada 5 gün, günde bir saat ve annenin yanında bulunma zorunluluğu vardı. Tam anlamıyla oyun grubu gibi oluyor. 14 anne + 14 bebek bir saat süresince oyunlar oynuyorsunuz.
İkinci ay iki saate çıkardılar ve bizi sınıfın dışında ama okulun içinde beklettiler, ağladıkları vakit sınıfa alıyorlardı, biz sakinleştiriyorduk, sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Üçüncü ay üç saate çıkardılar ve bize "dışarıda gezin ama okuldan çok uzaklaşmayın" dediler. Çocuk ağlarsa telefon açıyorlardı, okula gidiyorduk.
Dördüncü ay dört saate çıkardılar ve biz normal okul ritmine geçtik, sabah bırakıp işimize gücümüze bakıyorduk ve öğlen alıyorduk.
Sonra bacağı kırılınca iki ay kreşe göndermedim ve evde kaldığı süreçte bariz şekilde sosyalleşmesinde, rutinlerinde, öğrendiklerinde gerileme gördüm. İki ayın sonunda tekrar bir aylık oryantasyon sürecinden sonra kreşe başlattım (ilk anlattığım oryantasyon modelini aylık olarak değil, bu sefer haftalık yaptık).
Haftada 20 ile 25 saat arası kalıyor. Kendi akranlarıyla oynuyor, bağışıklığı güçleniyor, dil gelişimi sürat kazanıyor. Dört duvar arasında 30+ yaşında bir care-giver ile vakit geçireceğine kendi yaşıtlarıyla beraber eğleniyor. Öğleden sonra zaten beraberiz.
+1
alice in potatoland
(26.02.26)
Baba degilim ama 2 yas cok kucuk degil mi ya ? Dusunsene 2 yildir dunyadasin yani cok kucuk yavru ya daha :)
0
oscar
(26.02.26)
2 yaş küçük. Çok sağlam sevgi dolu merhametli şefkatli çocukla oyunlar oynayacak çocuk seven bir bakıcı. yani bir babaannesi aneannesi değil. yoksa aynı onlar gibi demeniz lazım.

Anlaşılır zaten.
-1
mahmuttt
(26.02.26)
2 çocuğumu da 2.5 yaşında kreşe yazdırdım, tavsiye ederim.
0
efx
(26.02.26)
1 buçuk yaşında hiç anlamadığım bir dilde eğitim veren kreşe yollanmış birisi olarak ben de tavsiye ederim. başta zor gibi görünse de erken yaşta sosyalleşmenin ve farklı şeylerle karşılaşmanın hem gelişim hem de bağışıklık açısından pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum.
+1
eileengray
(26.02.26)
@gradient tabanlı mor,
Siz herhalde hem çok şanslı hem çok bilinçli hem de bakıcı seçmeyi çok iyi biliyormuşsunuz ama herkesin böyle olacağını sanmıyorum.
Hatta bakıcınız ayrılmaya karar verse ve bir ay içinde yeni bir bakıcı bulacak olsanız bu söylediklerinizi gerçekten yapan birini bulma ihtimaliniz sizce yüzde kaç?
Ben sizin için %10’dan düşük olduğunu, herhangi biri içinse %3’ten düşük olduğuna inanıyorum.
Ortalama bakıcı maaşlarından bahsediyoruz di mi?
Piyasayı bilmiyorum ama piyasa 50 bin lirayken 150 bin lira vermekten bahsetmiyoruz.

Bu arada bakıcının sonradan sigortamı ödemediler diye dava açmasını nasıl engelliyoruz? Sigorta yapalım desek 50 bin maaş vermenin size maliyeti 80 bin civarına gelecek. Asgariden gösterelim desek mahkeme korkusundan yine kurtulamayacağız.
0
michael_knight
(26.02.26)
Arkadaşlar hepinize cevaplarınız için çok teşekkür ederiz hepsi çok değerli.
Kafamız daha çok karıştı bizim kızı aldıralım diyoruz dkdkdkd
Şaka bir yana okul mantıklı gelmeye başladı. Çünkü güvenilir bakıcı nereden temin edilir bilmiyoruz, bir gün giderse ne yaparız bilmiyoruz. Babanne gelse bizde yaşasa cinnet geçiririz. Anneanneye iki saat emanet ettik dört morlukla döndü:)

Velhasıl zor. Allah herkese makul yaşa kadar çocuğuyla beraber olma ekonomik rahatlığı versin. Biz iki senede elendik.
+3
🌸wild honey suckle
(26.02.26)
(20)

En sevdiginiz hayvan hangisi ve

üğpoıuy
Neden?
Neden?
0
üğpoıuy
(24.02.26)
Koala çünkü çok sakinler.
0
kumandanim
(24.02.26)
Bütün hayvanları aynı derecede seviyorum ♥️
+1
rock n roll
(24.02.26)
tüm papağan türleri. çünkü zeka fışkıran hayvanlar.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.02.26)
Kedigillerin hepsini çok severim ama daha elle tutulur oldukları için direkt kedi diyebilirim.
Nedeni karakterleri, huysuzluklarını da çok severim, işi bitene kadar kendini sevdirmesini işi bitince dönüp gitmesini de, hem çok sevecen hem de çok mesafeli olmalarını seviyorum.
Bir de insana kendini değerli hissettiren yanları var normalde cool tipler oldukları için senin yanına geldiğinde kendini seçilmiş hissediyorsun.
+2
mutekebbir
(24.02.26)
@mutekebbir +1

Bunun yanında border collie, atmaca, at gibi özgürce ve çok hızla hareket eden, insana koşarlarken ya da uçarken ferahlık hissi veren hayvanları çok seviyorum. Verdikleri özgürlük hissi, kasların doğada güçlenmiş görünüşü, onların aldığı o doyumun verdiği keyif... Bayılıyorum bunlara.
0
silverleaf
(24.02.26)
Uzun yıllarıdır kedi beslerim ama civcivlere ayrı bir düşkünlüğüm var.

Aşırı sevimli ve komik geliyorlar. Eve de ufak bi kuluçka makinesi aldım bakalım çıkacaklar mı.

Çıkarsa ilk bakımdan sonra da adres annemin kümesi.
0
msb
(24.02.26)
Boz ayıları çok severim. Şöyle beni parçalamayacağından emin olduğum bir boz ayıya sarılmak çok isterdim :d bu kadar sevimli ve miskin görünüp bu kadar güçlü olmalarını seviyorum.

Kuşlardan da karga ve türevlerini severim, en sevdiğim saksağan olabilir çok havalı duruyor.

Genel olarak eklembacaklılar hariç hemen her hayvanı severim. Dolabımdaki kıyafetlerin neredeyse tamamı WWF'nin hayvanlı kıyafetleri. Şu an koalalı bir hoodie giyiyorum mesela :d

Memelilerden sadece maymun türevlerine biraz mesafeliyim. Goril ve orangutan gibi büyük olanları severim de küçük olanlar özellikle şempanze, bonobo gibi olanlar çok insansı geldiği için huzursuz ediyor beni sdjsdj
0
nundu
(24.02.26)
kara panter

kara elf serisinde ‘guenhwyvar’ adlı bir tanesi çok etkilemişti beni ortaokul zamanlarımda.
0
lüzumsuz adam
(24.02.26)
cinsi olmayan dümdüz sokak köpeği.

iyi bir arkadaş oluyorlar insana.
+2
yurtsuz john
(24.02.26)
bütün hayvanlar hakketen ama köpeğim olduğu ve aileden biri gibi olduğu için sanırım köpekler bi tık belki önde ama bütün hayvanlar aslında
0
euteamo
(24.02.26)
Ahtapot
Yaşadığımız gezegenin en özel canlısı benim gözümde. Fazla karşılaşamıyor olmamız pek önemli değil.
0
loch ness
(24.02.26)
tilki.
0
Hallegadola
(24.02.26)
Pek çok hayvanı severim mesela filler çok sempatik gelir bana ama her gün bir fille karşılaşmıyorum, o nedenle köpek diyeceğim, çok iyi iletişimim var köpeklerle, özellikle sokak köpekleri ile.
0
(24.02.26)
Ya hiçbir hayvanın yeri sorgulama az derecede özel ve kıymetli ama ben "kakadu" papağanı demek istiyorum. Böyle hınzır böyle troll başka bir hayvan olduğunu sanmıyorum.
İkinci sırada ise Japon Kar Perisi bulunuyor. İnsandaki bütün olumsuz hissi alıp götürür tek bir uçuşuyla.
Son olarak da Ahal Teke demek istiyorum. Uçsuz bucaksız bir bozkırda onunla yolculuk yapmak müthiş bir deneyim olurdu.
0
rakicandir
(24.02.26)
çocukluğumda hayvanlarla, belgesellerle, hayvan oyuncaklarıyla büyüdüm. hayvan sevgisi gelişmiş biriyim yani. seçmek zor. bütün hayvanlari severim. belki sivrisinek hariç :) ama sivrisineğin bile ekosistemde bir yeri ve katkısı var. böcekler de hayvan ve onları es geçmemek lazım. fobi olabilen örümceklerin bile bir çok faydası ve bir çok cinsi var.

dünyada ne hayvanlar var. yeni belgeseller ile yeni hayvanlar veya bazı davranışlarını yeni öğreniyorum.

dünyanın en hızlı hayvanı olan gökdoğan (peregrine falcon) kuşunun yeri bazen ayrı oluyor: www.youtube.com

köpeklerin yeri de ayrı tabii. insanlara en çok sevgi ve sadakat gösterebilen hayvan sanırım. kediler de iyi hadi :) çocukluğumda beslediğim muhabbet kuşlarının da ayrı yeri vardı.
0
ermanen
(24.02.26)
Fil.

Vegan olup o kadar büyük olmaları onlara dominantlik sagliyor. Ormanlar krali aslan degil fildir.

Ayni zamanda cok iyi hafizalari var. Cok travma yasiyorlar bu yüzden de. Duygusal hayvanlar.
-2
Purple life
(24.02.26)
at. aselet ve guc timsali bir hayvan. insan ile derin baglar kurabilen bir dost olmasi da beni cok etkiler.
0
tahtakafa
(24.02.26)
@mutekebbir +1 her kelimesine katılıyorum.

kucağımdaki kızımın bana uzattığı başına öpücükler kondurarak yazıyorum bunu. :) bir tane de oğlum var. onları çok seviyorum.

kedilere aşığım ve tapıyorum. aşırı coollar. bana ters ve sert davranmaları, evi yıkıp geçmeleri, vahşilikleri ve canilikleri hoşuma gidiyor. miyavlamaları, sarılmaları, başlarını sürtmeleri, karnıma masaj yapmaları kalbimi eritiyorrr. <3 bakışlarına ölürüm.

%100 iyi ya da kötü değiller. çok gerçekler ve kendi karakterleri var. sınırları var, keyifleri var. çok doğal canlılar. kabiliyetleri de çok harika; çok yükseğe atlayabilmeleri, dört ayak üstüne düşmeleri, zekaları, refleksleri, koku duyuları, ses duyuları, sezgileri, gece görüşleri, bulunduğu kabın şeklini almaları :d falan hepsi çok iyi. çok atletik ve esnekler.

aslan kaplan belgeselleri izlemeye de bayılırım bu arada. çok asil kedigiller ya.

tüm hayvanları seviyorum tabii. 3 yıldır vejetaryenim.

kedi aşkımın seviyesini anlatan bir video:
www.tiktok.com
0
art cat chocolate
(24.02.26)
Penguen ve de ördek yavrusu. Sebebi belli çok tatlılar.
share.google
0
Amaranta ursula
(24.02.26)
köpek ve at. at asil hayvan yürürken kendine baktırıyor.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
(8)

Pantolonları nereden alıyorsunuz?

substituent
Ben hm den alırdım ama son aldığım pantolon iki ayda çöp oldu. Hem çekti hem siyah rengi dağıldı gitti. Kaliteli düşündüğünüz neler var? Tabii aynı klasmanda. Jack jones polo hm Mavi tarzı firmalardan
Ben hm den alırdım ama son aldığım pantolon iki ayda çöp oldu. Hem çekti hem siyah rengi dağıldı gitti.

Kaliteli düşündüğünüz neler var? Tabii aynı klasmanda. Jack jones polo hm Mavi tarzı firmalardan
0
substituent
(20.02.26)
hm de bazıları kötü çıkıyor yeniden dönüşümlü kumaşları kötü gerçekten ama etiket okuyup coton olanları bulursan bazı seriler iyi çıkıyor genel olarak elimle kalınlığına bakıp alıyorum , siyah renk için artık hiç bi firma bu klasmandaki iyi değil makina boyası alıyorum siyah rossmanlarda onlarla boyuyorum bi kere giydiğim şeyi hemen yıkattığım için renkler çabuk gidiyor boya baya işime yaradı
0
eja
(20.02.26)
Wrangler'ın pantolonlarını beğeniyorum ben, son birkaç yıldır hep ordan aldım. Kesimleri tam bana uyacak şekilde, renkleri ve kumaş kalitesi de iyi. Yani daha iyisi vardır tabii de benim en rahat ettiğim pantolonlar oldu
0
nundu
(20.02.26)
levi's 501. eski kalitesini bilmiyorum ama son 1-2 yılda en rahat ettiğim pantolon oldu. değişik renklerini aldım, siyahı da var.
0
inheritance
(20.02.26)
levi's üzmüyor.
0
cay koy geliyorum
(20.02.26)
lee ve levi's uzmez.
0
baldur2
(20.02.26)
Network ve Levi's
0
gabe h coud
(20.02.26)
Mavi son zamanlarda çok kötü, diz yapıyor. Zara’nın jeanleri güzel çıkıyor, memnunum.
0
ekimoloji
(20.02.26)
dockers aliyordum ama cop olmus. simdi bir de levis satti dockers'i iyice duser kalitesi.

meyer diye bir marka buldum oradan kanvas aliyorum simdilik. kot icin levis iyidir ama maalesef kotun kumasi iyi degil. o yuzden meyer'den devam.
0
antikadimag
(20.02.26)
(3)

Reklam yok ama reklam

Kahvedesu
Instagram da reklam yok, kendim aldım olayı nedir? Her şeyi tanıtıyorlar. Sonra "reklam yok"
Instagram da reklam yok, kendim aldım olayı nedir? Her şeyi tanıtıyorlar. Sonra "reklam yok"
+1
Kahvedesu
(18.02.26)
parayı elden alıyorum diyor, swh.
+3
gabe h coud
(18.02.26)
gizli reklama girerse ya da işbirliği vs. birşeyleri belirtmez ise 800k ceza var. o cezadan kaçınmak içi bu tip açıklamaları mecburen ekliyorlar.
+1
orpheus
(18.02.26)
Herhangi bir marka ya da mekanla ilgili paylaşım yapınca reklam olmasa da ceza yiyebiliyorlar. Mesela gezi bloggerı var, gittiği yerde bi kafe ya da restoranı denemiş beğenmiş. Herhangi bir işbirliği yapmamış kendi parasıyla yemiş. Şimdi zaten düz işi bu gittiği yerlerdeki mekanları tanıtmak. Reklam değil yaptığı ama oraya reklam diye hashtag koyması lazım. O yüzden #reklam değil yazıyorlar.

Ha bu işi yalan olarak kullanan da vardır da o ayrı bilemiyorum
+1
nundu
(18.02.26)
(7)

Didim nasıl bir yer?

fraise
Ailem için yazlık arayışındayız. Didim'de güzel yazlıklar var gibi görünüyor; özellikle Mavişehir bölgesinde tam onların ihtiyaçlarını karşılayacak evler mevcut.Fakat belde olarak nasıl bir yer? Denizi nasıldır? Çocukları olarak bizler gittiğimizde sıkılır mıyız? Populasyon nasıldır?Bunlarla ilgili
Ailem için yazlık arayışındayız. Didim'de güzel yazlıklar var gibi görünüyor; özellikle Mavişehir bölgesinde tam onların ihtiyaçlarını karşılayacak evler mevcut.

Fakat belde olarak nasıl bir yer? Denizi nasıldır? Çocukları olarak bizler gittiğimizde sıkılır mıyız? Populasyon nasıldır?

Bunlarla ilgili bilgisi olan duyurucular varsa, deneyimlerini dinlemek isterim.

Herkese şimdiden teşekkür ederim.
0
fraise
(18.02.26)
ingiliz ve iskoç ailelerin bir zamanlar yoğun olarak ev aldıkları bir bölgeydi. 4-5 katlı domuz kasabı bile mevcut. ancak bazı dolandırıcı müeteahhitler yüzünden şu an pek rağbet görmüyor. genelde yaşlı emekli kesim rağbet ediyor. mavi bayraklı plajları ile meşhur. akbük tarafına da bakılabilir.
+1
ground
(18.02.26)
2 defa gittim , başka detaylı yorumlar da gelir illaki ama mavişehir bölgesinde kaldığım için yazmak istedim .
o bölgenin yeşilliği bol ağaçlı falan hoşuma gitmişti , denizi güzel ama çok küçük küçük insanları ısıran balıklar vardı . arkadaşlarımın bacaklarını ısırdılar , bazıları umursamadı ama ben korktum girmedim mesela .
insanları sakin tatlı uyumlular , emekli ağırlıklı .
biz 7 kişi arkadaşlarla gitmiştik 3 günden sonra çok sıkıldık Didim genel olarak sıkıcı bir yer .

kuşadası ya da ayvalık daha şirin geliyor bana bilemiyorum .
+1
devilone
(18.02.26)
bölgeye göre değişir tabi ama ben akbüke bayılıyorum sakin kendi halinde emeklli hayatı arıyorsa sizinkiler bir baksınlar mutlaka
0
alibilir
(18.02.26)
Ben çocukluğumdan beri her yaz oradayım, Mavişehir,Öğretmenler tarafında aile yazlığımız var. Biz seviyoruz çünkü eş dost orada. Ama aktivite vs isterseniz kısır bir yer. Genel popülasyon Denizli ve Ankara 'dan gelme özellikle emekliler ve Ağustos ayında Almancılar. Altınkum en hareketli bölgesi ama Türkiye'deki çoğu yere göre mekanlar açısından en kalitesizi diyebilirim. Son zamanlarda nüfusu da çok arttı. Denizi vs. iyidir ama.
0
creepy
(18.02.26)
Bi 5-6 sene yazlığımız vardı orada. Bizim yazlık denize yakın değildi, apollo tapınağının oralarda bi sitedeydi. Araba varsa her yerine ulaşım rahat, çok sayıda irili ufaklı koy ve plaj var. Birinden sıkılsanız diğerine gidersiniz o açıdan seçenek bol. Altınkum en meşhur sahili ama 10 sene önce bile ortamı kötüydü, şimdi daha da bozmuştur muhtemelen. Mavişehir çok tatlı bir yerdi ama denizi çok iyi değildi bence. Mavişehir'e yakın Büyük Anadolu Oteli vardı galiba onun oradaki plajlar daha iyiydi. Ama dediğim gibi araba varsa Akbük'e de gidilir, etraftaki diğer ufak koylara da gidilir o açıdan güzel. Manastır koyu vardı mesela en son gittiğimde çok kalabalık değildi ve güzeldi denizi.

Sıkıcı bir yer demem yani bir kuşadası değildir ama kuşadasını ben hiç sevemedim ortamı çok bayık geliyordu. 10-15 sene önce İngilizler varken Didim daha eğlenceliydi ama şu an pek İngiliz kalmadı sanırım. Bizimkiler de yine Didim'den bir yazlık almak istiyorlar alabilirlerse
0
nundu
(18.02.26)
İki tane yazlığım var Didim'de. Fiyat/performans tamamen.
-12
gabe h coud
(18.02.26)
bizimkilerin mavisehir'e yakin bir yerde yazligi var. arabayla miletos'a 5 dakikada gidiliyor. felsefenin basladigi yere; thales'in, anaksimandros'un yasadigi yerlere bu kadar yakin olmanin manevi hazzi var. iyonya oldugu icin cevrede bircok tarihi yer var.

didim'in kendisi eh. bir tatil beldesi olarak bir cesme, kusadasi degil. denizi guzel ama halk plajlari malum cok kalabalik. mavisehir'den ziyade altinkum, akbuk gibi kumluk yerlerin kumsali daha iyi.

sahsen bence turkiye'de artik insanlardan ne kadar uzak olursaniz o kadar iyi. o nedenle bence didim gibi daha buyuk bir tatil beldesinin cekim alaninda ama mavisehir gibi daha sakin bir yerde yasamak iyidir. yakininda tavsanburnu tabiat parki var orasi da guzel deniz kenarinda agaclikli bir yer.
+1
antikadimag
(19.02.26)
(5)

Pokemon Kartı Ticareti?

elektr10
Bu trend yeniden alevlendi gibi. Yurtdışından Japonca pokemon paketleri getirtsem ve sarı siteden satsam köşe olur muyum?Mesela 5 euro'ya aldığım bir paketi burada 1250 tl'ye satıcam diyelim. Değer mi sizce?
Bu trend yeniden alevlendi gibi. Yurtdışından Japonca pokemon paketleri getirtsem ve sarı siteden satsam köşe olur muyum?

Mesela 5 euro'ya aldığım bir paketi burada 1250 tl'ye satıcam diyelim. Değer mi sizce?
0
elektr10
(17.02.26)
fake ilan aç 5-10 tane dene
0
plastic_angel
(17.02.26)
Türkiye'de bunu yatırım amaçlı yapan kaç kişi var bilmiyorum. Düzenli olarak Japonya'ya gidip geliyorsanız birkaç paket alıp deneyebilirsiniz ama sırf bu iş için yapmak kazandırır mı emin değilim.

Bi de Türkiye'de fake kart satan çok var. Bi iki sene önce, D&R'da alanen sahte kartlar satılıyordu paketli şekilde. O yüzden güven oluşturmak da zor olabilir.
0
nundu
(17.02.26)
bu konu yurtdışında zaten çok alevli. ama türkiye'de çok fazla sahte ürün olduğu için ticareti bilindik yerlerde yapılıyor.

satılabilir diye düşünüyorum ama müşteri kitlesi niş, sahibindende vs satmak zor olur.
0
a darkness coming
(17.02.26)
@nundu japonya değil de almanya'dan getirebilirim. japonca satılan kart çok var ve paketler 3-5 euro arası değişiyor.

@plastic_angel iyi fikirmiş aslında bu yapılabilir.

@a darkness coming yani aldığım yerin faturasını vs paylaşarak orijinal olduğuna ikna edebilirim aslında. işler iyi giderse açıkçası şirket kurup amazon'da bile satmayı düşünebilirim.
0
🌸elektr10
(17.02.26)
arkadaşım dükkan açtı istanbulda bunla ilgili pokemon ve magic the gathering kartları falan topluyor iş yapıyor şimdilik, ayrıca sahte ilan açıp milletin vaktini çalmak ayıptır
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
(14)

Kişisel gelişim kitapları okur musunuz?

pembediken
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
0
pembediken
(16.02.26)
Okuyorum (özellikle kendimi eksik hissettiğim konularda), mantıklı bulursam da yapmaya çalışıyorum. Ama tabii herşeyi alp okumuyorum, sadece Şeyma gibi haha İyi psikolog ve psikiyatristler tarafından yazılmış çok iyi kitaplar var, neden bunlardan faydalanmayalım ki.
Saçma bulan insan kendini geliştirmeye kapalı bulan insandır.
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
Okurum severim ama herkesi affedin veya iletişimde karşı taraf damariniza bassa dahi sürekli olumlu bir dil tutumunun dayatilmasi ile ilgili önerileri uygulamam.
0
egerbiryolcu
(16.02.26)
Deli gibi kitap okuyan, 'ne bulursam okurum.' diyen biri olarak asla okumadığım ve okumayacağım tek tür budur.
Haddinden fazla anlamsız geliyor bana.
Bu tarz kitap okurken gördüğüm kişiyi de ciddiye alamamak gibi de bir zaafım var.
0
Mirket
(16.02.26)
Engin geçtan kişisel gelişim sayılıyorsa okuyorum.
Okunulan bir kitap özfarkındalığı geliştiriyorsa istediği türde olabilir, okurum.
+5
Bruce
(16.02.26)
Ben de aynı soruyu soracaktım, psikolojiye dair kitaplar kişisel gelişimden sayiliyorsa ben de çok severim.

Yayınevlerinin bu serilerini de iyi takip ederim. Daha okuduğumuzu anladık mi seviyesindeki kendi karakterinden haberi olmayan kişilerin fikrini de umursamam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
yok bi kaç kere denedim çok zorlama geldi hoşuma gitmedi
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
okumam.
0
eileengray
(17.02.26)
her kitap zaten kisisel gelisim kitabidir. bu nedenle kisisel gelisim kitaplari en gereksiz tur bence. hic okuyamadim.
0
antikadimag
(17.02.26)
ben o hatayi bi kere yaptim(okuyamadim tabii) insta reelslarinda daha cok bilgi bulabilirsiniz
0
ala09
(17.02.26)
kişiliğim oturana kadar bu türde sadece dale carnegie okudum. kişisel gelişim kitaplarının mucididir. 1888 de doğmuş adam düşünün. çok bunalıma girdiğimde sadece okumak bile beni sakinleştirir motive ederdi. şimdiki kitaplar bu adamın kitaplarının derlemesidir. kişisel gelişim kitapları sadece okumakla olmaz uyugulamaya da geçmek lazım. 100 sayfa okurdum bazen 1 cümlesi yeterdi.
0
ground
(17.02.26)
bir süre psikolojiye, özellikle evrimsel psikolojiye merak salmıştım. insanların neyi neden yaptığını bir şablona oturtmaya başladıktan sonra evcil (yada vahşi) bir hayvan gibi görmeye başlamıştım.

- müdüre yalaklanıyor: hmm, demek ki terfi alacağını düşünerek bu eylemin sonundaki ödül ondaki dopamin salınımını artırıyor.
- kıza yürüyor: soyunu sürdürme isteği baskın geliyor gibi.

biraz daha derine inince, içinde yetiştiği ortamın davranış kalıplarına yansımasını falan düşünmeye başladım. eskiden öfkelendiğim hareketleri bir laboratuvardaymış gibi gözlemlemeye başladım, kızmıyorum artık. eski kızdıklarımı da bu şablonlara oturtunca "affetmek" olarak bahsettiğin şey kendiliğinden gelmeye başlıyor.
0
birdirbir
(17.02.26)
"Kişisel gelişim" adı verilen kavramın içten gelen çaba ve dışarıdan gelen uyaranların doğal bir süreç hâlinde toplamı olduğuna inanıyorum. Bu amaçla zorlama yapılan aktivitelerin kişisel gelişim denen şeye katkısı olduğunu düşünmüyorum. Ergenken boş vaktimde okuduğum bir iki örneği saymazsak okumadım ve okumam da. Seni kişisel olarak geliştireceğim amacıyla yazılan bir kitabı ciddiye alamam.
0
nundu
(17.02.26)
tur olarak kisisel gelisim kitabi okurum. seyma subasi da kisisel gelisim yaziyor, dogan cuceloglu da, engin genctan da... dolayisiyla burada kalite onemli. bir kitap sirf kisisel gelisim kitabi turunde diye kotu olacak degil. ben size tonla kotu olan felsefe, edebiyat veya (bilimsel) arastirma kitabi sunarim.
+1
Sour
(17.02.26)
Üniversite hocalarının yazdığı damıtılmış piyasa kitaplarını okurum.
0
black holes in the sky
(17.02.26)
(7)

karşıyaka-göztepe rekabeti

der meister
sadece aynı şehrin takımı olmalarından mı kaynaklı yoksa sosyolojik bir arka planı var mı, atıyorum göztepeliler daha elittir karşıyaka daha işçi sınıfıdır gibi? türkiye'de çoğu rekabet temelde sadece sportif kökene dayanıyor. diğer ülkelerdekine benzer dini, siyasi, ekonomik ayrımlar pek görmüyoruz
sadece aynı şehrin takımı olmalarından mı kaynaklı yoksa sosyolojik bir arka planı var mı, atıyorum göztepeliler daha elittir karşıyaka daha işçi sınıfıdır gibi? türkiye'de çoğu rekabet temelde sadece sportif kökene dayanıyor. diğer ülkelerdekine benzer dini, siyasi, ekonomik ayrımlar pek görmüyoruz. yalnız altını çizerek belirteyim ben KESKİN ayrımlardan bahsediyorum. mesela fenerbahçe halkın takımı, galatasaray elitist bir takım diyebilirsiniz ama gerçekte çok farklı sosyal statülerden milyonlarca taraftarı olan takımlar bunlar. ülkenin dört bir yanında, farklı kimliklerde taraftarları var.

karşıyaka-göztepe için de durum böyle mi, semt temelli "buranın ağası biziz" rekabeti mi var? yoksa daha derin boyutu var mı bu işin? ben kendi tanıdığım birkaç izmirlide (karşıyakalı, göztepeli ya da altaylı olduğunu söyleyen) çok bi şey görmedim çünkü yani dümdüz standart orta sınıf türk insanıydılar ama tabii örneklem çok küçük.
+1
der meister
(15.02.26)
Karşıyaka izmir'in en elit semti. Göztepe için varoş diyemeyiz ama aynı ayarda değiller. Karşıyaka taraftarı bir şekilde karşıyaka ile bağı olan - örneğin orada doğup büyümek gibi - kişilerden oluşuyor. Göztepe'nin taraftar profili arka plan açısından çeşitlilik gösteriyor. Mesela göztepe'de hiç yaşamamış orayla alakası olmayıp da Göztepe'yi destekleyen çok kişi var, mesela ben.
+1
michael harddd
(15.02.26)
İki semt de bence aynı elitlikte ama Karşıyakalılarda sinir bozucu bir kibir ve büyüklenme var. Kendilerine otuz beş buçukluyum derler mesela. Diğer ilçeleri küçük görürler.
Düşmanlığa kadar varan taraftarlığın nedeni Karşıyakalıların bu tavrı olabilir.
Son yıllarda İzmir'de elit bir yer kaldı mı ki ayrıca.
+2
pro9it9is9
(15.02.26)
Karşıyaka kendini İzmir üstünde ve dışında görüyor işte 35,5 mevzusu. Onun dışında Karşıyaka'nın Bostanlısı falan elit denebilir de tüm Karşıyaka öyle değil. Göztepe de benzer elitlikte yani. Aynı şekilde Altay'ın merkezi Alsancak da öyle. Bi işçi sınıfı-elit rekabeti yok iki takım arasında. Altay ittihatçıların takımı mesela kuruluşunda, Karşıyaka daha Türk-İslam endeksli kuruluyor ama günümüzde pek yok ayrım işte hepsinin taraftarı tipik İzmirlilerden oluşuyor. Semt kültürü olayı baskın. Bi de ikisi tam körfezin karşı kıyıları yani bakınca birbirini görüyorlar
+1
nundu
(15.02.26)
Bu arada esas sosyal farka dayalı derbi karşıyaka-bucaspor derbisidir. Tamamen zıt 2 semt. Ama bu iki takım uzun zamandır aynı lig'e düşmüyor. Unutuldu gitti.
+1
michael harddd
(15.02.26)
Standart iki şehir takımı rekabetinden öte birinci lige çıkmaya ramak kala karşıyaka çıkmasın diye göstepenin galatasaraya maçı satması ile başlar büyük dava. takımların şehrin iki yakasında olması, klasik rakiplik falan öte düşmanlık bu işten başlar. büyür gide.
bir karşıyakalı olarak açıkça şunu söyleyebilirim ki biri bok diğeri kaka bakarsan.
anlatılacak çok şey var ama kör cahil tribünlere bunu anlatamıyorsun ne yazık ki. o yüzden böyle gelmiş böyle gider bir mevzu baktığında.
0
erty_ksk
(15.02.26)
aynı ayardalar. şehrin 2 köklü takımı. fener gs olayı biraz anadolu takımı avrupa takımı gibidir. ya da gs okumuş elit tabaka, fb tersidir. adanaspor elit zengin takımıdır, adana demirspor işççi varoş takımıdır mesela. izmirde bu şekil ters denge altay/göztepe veya altay/ksk arasında olabilir ancak.
0
ground
(16.02.26)
@erty_ksk süper ligdeki Galatasaray, Karşıyaka'nın üst lige çıkmasını nasıl engelleyebilir söyler misin?
-1
unalub
(16.02.26)
(29)

Can Yaman'ın nesi var?

Kahvedesu
Yakışıklı mı bu adam şimdi? Yurtdışında ölüp bitiyorlar bu adama.
Yakışıklı mı bu adam şimdi? Yurtdışında ölüp bitiyorlar bu adama.
0
Kahvedesu
(11.02.26)
Cevap versenize eksikeyeceğinize!!!??!!!

Şaka şaka.

Can yaman yakışıklı, kamera tecrübesi var. Yani direkt orta sınıf oyuncu.
Tipi bize göre (türki) değil belki ama Avrupada iş yapar/yapıyor. O kadar. Maddi olarak orada çok daha az kazanıyordur ama adı yayılıyor işte. En son sandor dizisini kaptı.
0
gobekliraki
(11.02.26)
Demek ki yakışıklı
0
warrior princess
(11.02.26)
Şu sorularda hiç tanımadığım ünlüler denk geldikçe yaşlandığımı fark ediyorum, beni üzüyorsunuz ya.

Neyse, Google'dan bakıp geldim. 20'lerimde olsam düşerdim, yakışıklıymış.
+1
kobuzchu kiz
(11.02.26)
vay arkadaş can yaman bile tartışma konusu olmuş, sırada daha kim var bakalım.
0
gule gule
(11.02.26)
Normal halindeyken hoş biriydi bence ama kaslandıkça yapaylaştı, şu an beğenmiyorum.
0
mutekebbir
(11.02.26)
@kobuchu vay be sen bile! @göbekli rakı, eksileyenler iki kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan ezikler. Sen demesen bakmamıştım.
edit: bence de mağara adamı gibi.
-1
🌸Kahvedesu
(11.02.26)
magara adami gibi gözüküyor. sen haklisin kahvedesu.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.02.26)
benim italyanlarda gördüğüm yabancı sanatçıları acaip yukseltiyorlar kendilerine has bir özellikleri sanırım italyanların mika, goerge clooney bi arjantinli manken var sunucu

italyanların olayı bu bence
0
eja
(11.02.26)
yakışıklı değil. kası var.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.02.26)
Çarpılırsın kahvedesuu. Tarzın, tipin olmayabilir ama yakışıklı adam.
-2
gabe h coud
(11.02.26)
Cok iyi bir menajerlik ekibi var.

Daha iyisi yapilamazdi. Belgeseli cekilemezdi. Menajeri olmak isterdim.
Adam italya‘da mercedes benz, dolce and gabanna reklam yüzü falandi. Üstelik yabanci italyan olmayan biri yapiyor bunu. Basari hikayesi.
0
Purple life
(11.02.26)
Ay bu adam ilk piyasaya çıktığında bir dizide oynamıştı, o zaman sakalsız kısa saçlı efendice bir tipti hoş çocuk demiştim. Şimdi gördükçe gıcık oluyorum, hem tip olarak hem de söylemleriyle kendini itici hale getirdi.
0
ekimoloji
(11.02.26)
Öyle böyle değil acayip yakışıklı hemi de. Yerim ben onu. Acayip heycanlandırıyor beni. (Dur ağzımın suyunu sileyim)
-6
naksidil
(11.02.26)
Erkenci kuş dizisinde tanımıştım, aaa hoş adam diyip geçmiştim. Yurtdışında kendisine ölüp bitilmesine ve hatta genelgeçer olarak yakışıklı bulunmasına şaşırmıyorum. 1,88 boyunda, yapılı ve eli yüzü düzgün bir adam sonuçta. Bana apayrı nedenlerden itici geliyor, söylemleri hoş değil biraz da "poser" sanki. Ama yakışıklı değil diyemem hakkını verelim adamın
0
kullanicadi
(11.02.26)
Jason Mamao daha yakışıklı bence hem de itici değil ama bu adama bitiyorlar. Sadece İtalya'da değil, film setlerinde falan bunu bekliyorlar. Dizileri falan da kötüydü, hangisi güzeldi ki?
0
🌸Kahvedesu
(11.02.26)
Aaaaa bak jason momoa gerçekten çok yakışıklı🙈 ama yakışıklılığı iri yarı ve maskülen olmasının yanında çok eğlenceli ve komplekssiz olmasından geliyor. Bence çok kafa dengi ve cool biri kendisi. Sıfır toksik maskülenlik. Kendini kanıtlama çabası sıfır, yeri geliyor pespembe takımları çekip geziyor. Böyle özgüvenli olan birisi her şeyi yakıştırır kendisine
0
kullanicadi
(11.02.26)
geçen bu gözaltına alınınca sırf bunun için bir program yaptılar hatta muhabiri istanbula gönderdiler. kadınlar nasıl ağlıyor üzülüyor... ellerinde pankartlar falan. can ın olaydan haberi bile yoktur belki ama kadınların öyle davranması çok ilginç
0
merkep gibi adam
(11.02.26)
Cok itici hem dis gorunusu hem tavirlariyla. Hele o kaslari. Tek kelimeyle igrenc. Kim nasi begeniyor ben de saskinim.
Ps: ingiliz bir arkadasima gostermistim o da berbat dedi. Avrupai gorunus falan da hikaye yani bu da birilerine sirf karsi gorus sunacak diye hemen isi avrupaya baglayan klasik turk insani argumani.
Italyadaki durumun da abarti oldugunu dusunuyorum. Yani medyanin abartisi. Oyle kitleler pesinden kosuyor izlenimi veriliyor sadece.
-1
Kittie
(11.02.26)
Yok Kittie gerçek bence, burada da programlara katıldı. Haberlere çıktı. Adamı kapıda falan bekliyorlardı. İtici cidden, bronzluğu da yapay. Solaryum mu kaldı?
0
🌸Kahvedesu
(11.02.26)
Bence de eski hali yakisikliydi. Kasli hali tuhaf
0
euteamo
(11.02.26)
heykel gibi epey yakısıklı adam (dogru kadınlar çirkin erkek seviyordu)
0
koela
(11.02.26)
aynı cinsiyetten bir grubun ooffff dediğine diğer grup ıyyyy diyemez. eğer diyorsa birinden biri yalan söylüyor demektir.

pms, ovulasyon döneminize göre bile yakışıklı/seksi algınız değişiyor. büyük konuşmamak lazım.
-2
yurtsuz john
(11.02.26)
büyük bir genelleme yapacağım ama her görüş sübjektif diyerekten bu şekilde gelişmiş erkekler bana aptal geliyor. bu yüzden çekici bul(a)mıyorum.
+1
eileengray
(11.02.26)
begenmediginiz adami alip manitalarinizla yan yana koysak mi kizlar ya. yakisikli tabii ki ama sadece bu ozelligiyle on plana ciktigi icin cekiciligini ve gercekligini kaybediyor baska bi kulvarin adami bu, benimseyemiyoruz. he fan kulturu icin bir sey diyemem onun ucu bucagi yok

edit; biz cirkin sevmiyoruz erkeklerin geneli cirkin oldugu icin yakisikli olanlar kendini yeterli bulup gelisime kapali oluyo o da bizi tatmin etmio neyasimki
+1
ala09
(11.02.26)
Manita yok kestaneci var:) hani meşhur olmuş turistler foto çektiriyor. Ben onla karşılaştırdım. Bence o adam daha yakışıklı.
+1
🌸Kahvedesu
(11.02.26)
bu adami al helikopterle guney amerika'ya birak, 2 gun sonra git kemiklerini bile bulamazsin, cig cig yerler.

ortadogu yakisiklisi iste, daha ne olsun..
-1
cooperr
(11.02.26)
Bir arkadaşım ve kızının dibi düşüyormuş. Birlikte babadan gizli, ana-kız izliyorlarmış.
Merak edip baktım. Pek hitap etmedi.
0
pro9it9is9
(11.02.26)
Fazla kaslı olmasa fiziği de yüzü de gayet iyi
0
pembediken
(11.02.26)
4-5 sene önce (ya da daha mı eski acaba bilmiyorum) ilk popüler olduğunda twitter'da çok dalgası döndüğü ve "can yaman italyan lisesi mezunu bla bla ve iyi biri" gibi çok popüler bir türk twitter meme'ine konu olduğu için ciddiye alamıyorum. Düz bakarsak yakışıklı eleman ama mağara adamı havası da yok değil.
+1
nundu
(11.02.26)
(4)

Bad bunny olayı nedir?

Kahvedesu
Niye bu kadar popüler oldu? Hiçbir şarkısını da bilmiyorum. J balvin bundan daha iyi değil mi? Level 5 gibi bu.
Niye bu kadar popüler oldu? Hiçbir şarkısını da bilmiyorum. J balvin bundan daha iyi değil mi? Level 5 gibi bu.
0
Kahvedesu
(10.02.26)
Latino adam. Zaten baskınlar amerikada. ICE olayları da tuzu biberi oldu. Adam sözleri full ispanyolca olan albümle grammy kazandı. Biraz gaz alma durumu yani. Kötü mü? Değil.
0
gobekliraki
(10.02.26)
Görsel şölen hariç abi tam bir 'Kasım Şeren'. Mevcut durumlardan dolayı bir rüzgar var arkasında onu aldı gidiyor.
0
ebeş
(10.02.26)
Porto Riko dediğimiz ada, ABD'nin içinde ama tam da değil durumunun da etkisiyle Latin müzik piyasasını domine ediyor yıllardır. Youtube'da en çok dinlenen şarkılar listesinde çok fazla buradan çıkan şarkıcı var, her sene biri ki hit şarkı çıkıyor. Despacito, Danza Kuduro gibi ilk aklıma gelenler dışında duyduğunuz popüler hispanik şarkıların hemen hepsi burdan işte. Hatta ABD'yi kasıp kavuran Hamilton müzikalinin yaratıcısı Lin-Manuel Miranda da buralı aslen.

Yani bu ada ve kültürü müzik piyasasına uzak değil. Konjonktürü falan da anlıyorum ama Bad Bunny gerçekten kötü müzik yapıyor bence. Politik duruşu falan iyi ona lafım yok. Dün geceki sahne şovu da iyiydi ama şarkılarını ilk kez o şovda duyan biri olarak (isimden sebep birkaç ay önceye kadar kendisini kadın sanıyodum hatta) bu muymuş bu kadar abartılan Bad Bunny dedim. Ama seviliyor da yani, spotify'da 2025'in en çok dinlenilen şarkıcısıydı taylor swift'i falan geçmek o kadar kolay değil. Ben de anlamıyorum nasıl tuttu bu kadar ama dünkü şovundaki mesajlarla falan gündem olması şaşırılacak şey değil bu iklimde
+2
nundu
(10.02.26)
abd'de super bowl half time sovlari macin kendisinden daha cok izlenir, konusulur. zaten mac mi izliyoruz reklam mi izliyoruz belli degil. hatta super bowl reklamlari bile mactan cok konusuluyor olabilir. yok su reklam su kadar milyon dolarmis falan gorgusuz amerikan muhabbetleri.

bir de simdi politik olarak karisik oldugu icin mevcut maga kesimine diss atmis oldu bad bunny. tamamen ispanyolca bi sarki ile biz buradayiz dedi.
0
antikadimag
(11.02.26)
(22)

Çorba içiyor musunuz

arbre
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
-14
arbre
(09.02.26)
İçerim severek içerim hatta sadece 2 tabak çorba içip bitirdiğim öğünler olur.
Ama sevdiğim güzel çorbalara. Bazısı gerçekten kötü oluyor
0
basond
(09.02.26)
Kendim yapmayı pek sevmem. Uzun süredir mercimek hariç de yapmadım. Ama annemin yaptığı hemen her çorbayı içerim. Hastayken muhakkak çorba içerim. Yapamayacak durumdaysam dışarıdan söylerim.
0
black holes in the sky
(09.02.26)
En köylü özelliğim çorba sevmem olabilir.
+1
kizil karga
(09.02.26)
İçmiyorum, sevmem de.

Hasta olduğum zamanlarda sadece kelle paça çorbası içiyorum.
0
purplee
(09.02.26)
Domates çorbasına bayılırım kaşar ile.

Bu arada dinlenme tesisi soğuğunda somun ekmekle içilen mercimek çorbasına bayılırım o lezzet sadece o ayaz havada güzel.
+2
Hallegadola
(09.02.26)
Bizzat kendim yaptığım, yapmışken de en az 10 kavanoz da konserve olarak ayırdığım çorbalar;
Kelle
İşkembe
Ayak
Dil/beyin
Mercimek
Ezo
Et çorbası
+1
ground
(09.02.26)
Çorba sağlıklıdır sulu yemektir mideyi de bağırsakları da ağır yemekler kadar yormaz ama fakir yemeği olmakla ne alakası var merak ettim. Bir arkadaşım var çorbayı çok seviyor, bir akşam ani bir kararla onlara gitmiştim ve evde yemek yoktu, bi çorba yapıverdi bata çıka içtik. Muhteşemdi hatta. İyi bir şey.
+3
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Çorbasız kış mevsimi düşünülemez.
0
etna
(09.02.26)
mercimek çorbası, brokoli çorbası, tarhana çorbası, domatesli şehriye çorbası.

hayatımın anlamları, canım çorbalarım.

yayla çorbasını da severim. ayran aşı da güzel olur yazın.
+1
art cat chocolate
(09.02.26)
Çorbanın hemen her türlüsüne bayılırım.
+1
wilhelmwasmuss
(09.02.26)
çorba bir kültürdür ben çorba erkeğiyim :)
+1
anon1m
(09.02.26)
Evde pek sevmem, belki kremali mantar. Ama haftada 2 gece gec saatte giderim corbaciya. o kadar severim ki tezgahta 2 saat karar veremem. Kelle, paça vs hepsine bayilirim.
0
duster
(09.02.26)
Ramazanda iftar sofrasının olmazsa olmazıdır. Diğer günlerde de ana yemeğe göre olur ya da olmaz.
Etli çorbalar özellikle çok severim.
0
duhan
(10.02.26)
İyi yapılmış süzme mercimek çorbasını çok severim, domates, tarhana favori çorbalarım, hastayken tavuk suyu.
Ekmekle birlikte yemekten hoşlanmam varsa kruton.
0
mutekebbir
(10.02.26)
yemek dedigin corbadir, sindirimi kolay bunyeyi yormayan cok guzel bir yemek. turk mutfaginda mercimek ve yogurt corbalarina bayilirim. baska bircok seyin corbasi oluyor. sogan corbasi, vietnamlilarin pho'su bunlar hep harika seyler.
+3
antikadimag
(10.02.26)
Çorba severim çünkü güzel yaptığımı düşünüyorum. Brokoli, mercimek, kabak, köz domates… hele beyran off! Tam bir akşamdan kalma çorbası. Alkol sonrası ekşiyen mideye şifa.
0
ekimoloji
(10.02.26)
Corbaya bayilirim.

Türk usülü mercimek, ezogelin, misir, hep cok severim. Okul yemekhanesinde hep corba verirlerdi ben bayilirdim.

Vietnam pho da cok iyi.

Sevmedigim tek corba kremali ve etli bir arada onlar bir de minestrone.
-2
Purple life
(10.02.26)
İşkembe, kelle paça vs çorbaları özellikle lokantada gider içerim, diğer türlü mercimekmiş ezogelinmiş bunları aramam misafirlik haricinde içmiyorum. Bir de halen ekmek doğramadan çorbayı bitirememe özelliğim var.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(10.02.26)
hizli yemek kulturunun etkileri.
0
warrior princess
(10.02.26)
Çorba severim ama evde yapmıyorum çünkü tek başıma bitirmem zor. Ama varsa içerim mesela ofisteki yemekte çıkıyor içiyorum. En sevdiğim çorba bol limonlu, karabiberli ve pul biberli ezogelin.
0
peki madem
(10.02.26)
Çok aramam. Sevdiğim birkaç çorba var yemekhanede falan çıkınca yediğim ama evde canımın çorba çektiği çok az olur. Sakatatlı çorbaları sevmem pek normalde sakatat yiyen biriyim. Bi de çorba içmekten çok yemeyi severim yani çorba taneliyse tanesi bol severim. Zaten normalde de çorba içmek tabirini anlamsız bulurum çorba yemek denmeli bence :D

Yani saysam birkaç tane sayarım sevdiğim çorba ama hiçbirine olsa da yesem demem. Ha Eskişehir'in tatarlardan kalan sorpa çorbası var bak o baya iyi, sırf denemek için eskişehire gitmelik bir lezzet.
0
nundu
(10.02.26)
Arkadaş hemen evde Vietnam pho yapar :)
Ben de yazayım, conch chowder çok güzel. Tavsiye ederim. Eminim çok işine yarar.

En güzel çorba sabah içilendir. Sabah içmeyi dene @arbre.
+3
huladancer
(10.02.26)
(5)

akasya durağı'nın yıkılması üzerine

biseysorcaktim
arada bir aklıma gelir, 99'uncu bölümde akasya durağı yıkılırken dizi birden drama dönmüştü. hatıraların yer aldığı binanın yıkılması elbette insanı hüzne boğabilir bunu anlıyorum ancak anlamadığım şey; taksicilerin "biz buradan ekmek yiyoruz, durağımız bizim ekmek teknemiz, durak olmazsa biz ne yap
arada bir aklıma gelir, 99'uncu bölümde akasya durağı yıkılırken dizi birden drama dönmüştü. hatıraların yer aldığı binanın yıkılması elbette insanı hüzne boğabilir bunu anlıyorum ancak anlamadığım şey; taksicilerin "biz buradan ekmek yiyoruz, durağımız bizim ekmek teknemiz, durak olmazsa biz ne yaparız" dibi şeyler söylemeleri.

günümüz taksicileri için durak önemli mi? ben bunca yıllık ahir ömrümde, henüz bitaksi gibi şeyler yokken duraktan taksi çağırdığım olmuştu. başka hiç kullanmadım, kullanan da görmedim.

yine diziye gelecek olursak, film icabı bir dram dışında durağın yıkılmasının onlar açısından önemi nedir? dedikleri gibi durak olmazsa işsiz mi kalacaklardı?
0
biseysorcaktim
(05.02.26)
işsiz kalmayacaklardı ama işleri azalabilirdi.

önceden duraklara katılmak için ciddi bir meblağ vermek gerekliydi. insanlar taksi kullanmak için duraklara giderdi artık durakların çok bi önemi kalmadı. günümüz taksicilerinin müşteri için durakta beklemek gibi dertleri yok insanlar taksilerin önüne atlıyor ya da uygulamadan çağırıyor.
0
duyuruuser
(05.02.26)
uygulamadan taksiyi hayatımda ilk kez bu sene çağırdım. sokaktan geçen taksiler de dolu mu boş mu anlayamadığım için sosyal anksiyeteyle çok el edemiyorum. Şu an yaşadığım şehirlerde her durağa bağlı tuşlar var sokaklarda, basınca taksi geliyor. Diğer yerlerde de google'da yakındaki durakları bulup telefondan arayıp çağırıyorum ya da durak yakınsa direkt durağa gidiyorum. Bu uygulamadan taksi çağırma olayını sadece istanbulda var sanıyodum ama hemen her şehre gelmiş herhalde daha yeni öğrendim
0
nundu
(05.02.26)
Durak hala önemli ve kullanılıyor. Yoğun saatlerde uygulamalardaki taksiciler gelmiyorlar ya da kabul edip 5 dk sonra iptal ediyorlar. Evine yakın durağı aramak her zaman en garanti seçim.
0
nuevo
(05.02.26)
Özelikle kadınlar durak taksilerini tercih ediyorlar, sokaktan ne idüğü belirsiz taksiler yerine.
0
parka
(05.02.26)
durak taksileri daha güvenli. bir çoğunu ismen de tanıyorsunuz. zor durumda birisini gönderip birini aldırabilir ve parasını daha sonra vrebilirsiniz. bebek gbi bazı semtlerde duraktaki taksiden gecenin bie yarısı sigara, kokoreç, alkol falan bile söylüyorlar kapıya kadar getiriyorlar.
0
ground
(05.02.26)
(13)

Sizce özel hastanelerdeki doktorlar, hastalığın derecesini bilerek olduğundan daha yüksek gösterip hastayı operasyona yönlendirebilir mi?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikirleriniz nedir arkadaşlar?Soruyu oldukça genel sordum; ancak bu konuda üniversite hastaneleri daha güvenilir midir?
Bunun hakkındaki fikirleriniz nedir arkadaşlar?

Soruyu oldukça genel sordum; ancak bu konuda üniversite hastaneleri daha güvenilir midir?
+1
lostinway91
(04.02.26)
Ameliyat kotasının olduğu sır değil. Her zaman birden fazla hekimden fikir almakta fayda var.
+4
auroraaurora
(04.02.26)
Fakültedeyken ortopedide bir hocamız;

"kemeraltı'nın girişine sandalye atıp baksanız, geçen 60 yaş üstü herkesi kılıfına uydurup kalça protezi ameliyatına alabilirsiniz, özelde böyle yaparlar ama her vakaya ameliyat illa şart değildir" demişti.

Ciddi sağlık sorunlarıyla ilgili üniversite hastanesinden şaşmam. Konforu eksiktir belki ama hem tıbba uygunluk hem de hijyen açısından üniversite hastaneleri daha iyidir
+4
nundu
(04.02.26)
Depresyona girip girmemen umurlarinda degil.
Doktorlarin gözünde sen bir müsterisin. Daha cok test, daha cok islem daha cok para.

Doktorlarin cogu para kazanmak icin doktor oluyor insanlara yardim etmek için degil.
+1
Purple life
(04.02.26)
Birkaç doktor görüşü almak olayı çözmez. Hekimlerin vakayı değerlendirme şekilleri değişebilir.
Örnek, safra kesesinde bir tane taş gören hekim, bünye taş üretmeye başlamış, üretecektir, bir taş kanala girerse tehlike arzeder, safra kesesi alınmalıdır da diyebilir. Takip altında bulunduralım da diyebilir.
Ben kalbim için en az 20 öğretim üyesine gitmişimdir yıllar içinde. Yarısı derhal ameliyat dedi, yarısı takip altında bulunduralım dedi.
Bir kaç yerden görüş almak şart ama bir şekilde de doktoruna güven duymak zorundasın.
Soruna da kısaca cevap vereyim. Burası Türkiye.
0
Mirket
(04.02.26)
hocam ben depresyon için demedim ama psikologların çoğunu da bu kısma sokabiliriz herhalde.
0
🌸lostinway91
(04.02.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.02.26)
en son bacak uyusmasi sebebiyle 3-4 operator doktor ile konustum turkiye'de.
hepsi ozel hastanede calisiyor, amerikan, acibadem, vs..

adamlara dedim ki ya kesin bicin bu problemi cozun, para problem degil.

hepsi beni gulerek sepetledi, ameliyatlik olman icin bundan cok cok daha kotu durumda olman lazim sende birsey yok diyip yolladilar.

bu "ozel hastanelerdeki doktorlar kafasina gore kesip biciyor" lafi bizim halkin hurafelerinden biri.
0
cooperr
(05.02.26)
birkaç doktordan görüş almak mantıklı da kendimiz doktor olmadığımız için hangisi mantıklı bi yol öneriyor, onu nereden anlayacağız ki?

hastane politikası o şekilde olabilir ama her doktoru da zan altında bırakmanın manası yok.

annemin gömülü böbrek taşı vardı ve doktor ameliyat dedi. özele gittik görüş almak için, özeldeki doktor da evet ameliyat şart ama burada çok masraflı, git dışkapıda yaptır ameliyatı dedi.

tahlil konusu ise şöyle. çocuk için gidiyoruz genelde ve çok zorda kalmadıkça kan tahlili istemiyorlar çocuk zorlanıyor diye. gerekli ise akciğer filmi istiyor mesela,
önce bi film sonucuna bakalım, sonra belki kan tahlili isteriz diyorlar. malum çocuklar çok sık hasta oluyor. her gelenden kan da isteyebilir. hatta bazen sadece muayene ile ayrılınca keşke bi kan alsaydı filan diyoruz klasik türk kafası. ama iyileşme belirtisi yoksa tetkik istiyorlar genelde.

ama bunlar bence doktor özelinde yaşanan şeyler dediğim gibi. tam tersi durumlar da vardır mutlaka.
+1
elorelia
(05.02.26)
kesinlikle yaparlar. para için el kadar bebeklerin canına bile kıydıkları kanıtlanmadı mı? üniversite hastaneleri en güvenilir hastane tipi bence şu an.

edit: tabii ki istisnalar vardır ama kaide bence bu artık
0
mezzosprite
(05.02.26)
Yıllar önce KBB doktorum, sigortanın maliyetleri karşılamasınını garantilemek için radyoloğu arayıp MR raporunu daha ciddi olacak şekilde değiştirtmişti. Bir de özel hastanelerde bel fıtığı konusunda bir çok gereksiz ameliyat mevcut. Eşimin durumu ağır olmadığı halde "hayat kaliten artsın" diyerek ameliyat etmeyi öneren bir profesör vardı. Eşim dinlenip ilaç tedavisiyle birkaç haftada toparladı, ameliyatsız.

Yani evet, kota doldurmak için bazen durumu abartabiliyorlar. Yada bir şekilde sizi ikna etmeye çalışabiliyorlar.
+1
vampir akrep
(05.02.26)
beni üniversite hastanesinde prof ayağımdan gereksiz ameliyat edecekti mesela. illa olman lazım diye baskılayıp durdu. sonra bir kaç doktor gezdik hatta özele de gittik. kesinlikle gerek yok bu ameliyatı düzgün yapacak doktor da bu ülkede yok belki yurt dışı dediler zaten yürümemde sıkıntı yok, estetik açıdan sorunları var. uygun ayakkabıyla gayet yürüyebiliyorum. bu dediğimin üzerinden 20 yıl geçti hala da bir problemim yok. eğer ameliyat olsaydım platin takacaklardı ve ayak gibi vücudun ağırlığını çeken bi organdaki komplikasyonlarını veya zorluklarını düşünemiyorum bile.

yani özel devlet fark etmez, kendine tecrübe çıkarmak isteyen empatiden yoksun doktorlara her yerde denk gelebilirsiniz.
+1
rayde
(05.02.26)
Ufak bir sorun oldugunda abartan biri olarak 2 kez ameliyat diye tutturdum bugune kadar, ikisinde de ne ameliyati sacmalama diyip saldilar beni.

Hayatimda hic ameliyat olmadim disci sayilmazsa.

O yuzden ozel hastanelere guveniyorum ben.
0
aguen
(05.02.26)
Genelde olumsuz görüş bildirilmiş ama pozitif yanı da var. Devlette fakir olduğun ön kabulüyle, pahalı tedavileri hiç önermiyorlar. Bunun çözümü yok deyip geçiyorlar.
0
parka
(05.02.26)
(9)

Eskişehire taşınmak ve nereden ev alınmalı sorunsalı

denizgonen
Bir süredir Eskişehire taşınma hayalleri kuruyorum ve ciddi ciddi evlere falan da bakmaya başladım, zaten haftasonu da görmeye gideceğim. eve batıkent civarından bakıyorum doğru mu yapıyorum? batıkent nasıl bir yerdir? otopark olmasına ve mümkünse tapuya işli bir kapalı garajlı bir evi özellikle arı
Bir süredir Eskişehire taşınma hayalleri kuruyorum ve ciddi ciddi evlere falan da bakmaya başladım, zaten haftasonu da görmeye gideceğim.

eve batıkent civarından bakıyorum doğru mu yapıyorum? batıkent nasıl bir yerdir? otopark olmasına ve mümkünse tapuya işli bir kapalı garajlı bir evi özellikle arıyorum.

eğer olursa muhtemelen ben emekliliğime kadar eskişehirde yaşayacağım doğru mu yapıyorum onun da tedirginliği var.

özetle nerelerde ev bakmalıyım? mesela 71 evler diye bir yerde de çok güzel evler var ama çok mu kötü bir yer atıyorum 3-5 seneye toparlamaz mı oralar da?

not:ev için en fazla 5.5 milyona çıkabilirim gibi onu da kredi ile çıkacağım zaten, kendimi oldukça zorlayacağım yani.
0
denizgonen
(04.02.26)
sümer, kızılyer taraflarına da bakabilirsin. batıkent güzel ama merkeze uzak. 71 evler tarafları da yine uzak ve her anlamda karmaşık. bütçene bağlı biraz.
0
scudman1
(04.02.26)
taşının bence de çok hoş bir kent. vişnelik tarafı hoş gelmişti bana.
+2
biravekahve
(04.02.26)
eskişehir gördüğüm bir çok türk şehrini bine katlar düzenli, insanları düzgün, trafiği yüksek olması dışında deprem bölgesi olduğunu unutmadan, öncelikli olarak sağlam ev almaya odaklanın. bunuda alırken evi tapuda sorarak chat gpt ye verilen raporu atarak yapabilirsiniz.
0
eja
(04.02.26)
bizim bölümün çoğu batıkentte yaşıyor. Yeni yerleşim yeri olduğu için binalar yeni, genelde otoparklı siteler gibi. Merkeze uzak ama araban varsa 15 dakikada merkezdesin zaten, İstanbul İzmir vs gibi düşünme. Ben vişnelik taraflarında yaşıyorum ve mahallemi çok seviyorum ama otoparklı ev bulmak zor, binalar genelde eski. Mahalle kültürü olarak daha güzel ama binalar eski dediğim gibi. Vişnelik'in yanı sıra Sümer, Kızılyer, Akarbaşı vs de bakılabilir yine yakın çevresi

Eskişehir yaşanacak ve emekli olunacak bir yer, çok memnunum ben 3 senedir burda. Muhtemelen bu sene ayrılacağım ve üzüleceğim :)
+2
nundu
(04.02.26)
@scudman1 yani bütçem 5.5 milyon o da bayağı zorlarsam. derdim işime gücüme rahat gideyim, haftasonları merkeze yarım saatte ineyim işten güçten geldiğimde 1 saat park yeri aramayayım mümkünse kendi garajı olsun rahatcana işimi göreyim uzaktan kastınız nedir çok mu zor yaşamak?
@biravekahve oradalarda eski olmak kaydıyla tek tük sitelerden ev bulunabiliyor, nasıl bir yer sakin huzurlu yer arayışım da var istediğimde kalabalığa ineyim ama evim sessiz huzurlu güvenli olsun derdindeyim zaten haftada 5 gün iş vs derken eve gidiyoruz direkt...
@eja evet ben de bir kaç defa gittim geldim sevdiğim bir şehir de ama gene de genel itibari ile yer yön duygum yok hep trenle geldim gar civarında 2-3 gün takılıp geri döndüm. en büyük motivasyonlarımdan biri de açıkçası deprem riskinden de kaçabilmek. anladığım kadarıyla porsuk'un geçtiği civarlar zemin olarak aslında çok güvenli değiller hep de alüvyon zemin. peki ya batıkent nasıl o civarlarda binalar yeni olduğundan dolayı genel itibari ile depreme güvenli olabilir hissi de verdi. trafik ise beni çok korkutuyor o yüzden de kendime ait otoparkta da diretiyorum.
@nundu: peki ya toplu taşıma ile batıkentten merkeze inmek çok mu zor olur? yani araba var o yönde sıkıntı yok fakat gene de atıyorum haftasonu şöyle yarım saatte evde olacağım bir dolmuştur bir şeydir bulamaz mıyım? yoksa genel olarak hep arabaya mı muhtacım?
0
🌸denizgonen
(04.02.26)
batıkent ve 71 evler, eskişehir halkı için hep çok uzak diye görülür. istanbul'dan taşınacaksanız çok uzak gelmeyebilir. ben de eskişehirliyim, üniversite için istanbul'a gelmiştim ve kaldım burada. istanbul'a ilk geldiğimde yolda harcanan o 1-2 saat bana çoook gelmişti. hem de toplu taşımayla yani.

istanbul'da tüm ilçelerde yeme içme eğlence imkanı var. ancak eskişehir'de yok. çarşı, barlar ve restoranlar tek bir bölgede gibi.

bağlar, gökmeydan, akarbaşı (gerçi burada evler eski ve pahalı), vişnelik gibi yerler merkeze yakın yerler. bağlar zaten merkez yani hatta. bence buralardan ev bakın derim.

arabayla 15 dk olabilir evet ama eskişehir'de araba kullanımı da istanbul gibi değil. tramvay her yerden geçiyor, kendine ait ayrılmış bir yolu da yok, araba trafiğiyle kesişiyor yani çoğu yerde. bu da araba kullanımını zorlaştırıyor. hatta şu sıralar pazar günleri araba trafiğine kapatıldı bazı yerler. öyle bir şeyler deniyorlar.

zaten eskişehir'de arabayla çarşıya gitme diye bir şey yok. her yere yürüyebiliyorsun. ben bazen 1 saat mesafeyi bile yürürdüm ki en uzak yerdi evim ve okulum arası. eskişehirliler cidden hep yürürler. her yere yürürler. ben arkadaşlarımı gezmeye götürdüm oraya ve hep yürüttüm onları. bıktılar alışık olmadıklarından. oysa eskişehir'de yürümek çok kolay çünkü her yer dümdüz, güzel ve temiz.

mesela arabayla çarşıya gitmeye kalksan arabayı park edemiyorsun çarşı ve doktorlar duraklarında. yasak. araba girmesi bile yasak oralara ve birkaç yere daha. anca yan sokaklara park edersin yer bulabilirsen. park etmek sıkıntı. otopark bulman lazım.

batıkent'e tramvay var. 71 evlere de tramvay geldi. bu açıdan iyi.

batıkent ve 71 evler şehrin iki ucu. şehir hastanesi 71 evler'de bu arada.
+2
art cat chocolate
(04.02.26)
@art cat chocolate güzel açıklamış. Benim arabam yok, vişnelikten işe her gün 15 dakikada tramvayla gidip geliyorum, batıkentte olsam aktarma falan yaparak 1 saati bulurdu muhtemelen. Bölümde herkesin arabası olduğu için sıkıntı yaşamıyorlar, merkeze çarşıya vs gittiklerinde otopark sorunu yaşıyorlar ama evet. Eskişehir otopark konusunda sıkıntılı biraz. Tramvayı çok iyi ama yoğun saatlerde çok dolu oluyor. Onu göz önünde bulundurmak lazım
+1
nundu
(04.02.26)
@art cat chocolate uzun ve net cevabınız için teşekkür ederim. dediğiniz yerlere bakacağım, dediğiniz semtlere baktım fakat ne yazık ki bütçemin üstünde de kalıyorlar. eski evleri seçmeye de korkuyorum depremden dolayı, bir de hafta içi cidden pek de sağa sola giden bir insan değilim ev-iş rutini beni sıkmayan bir şey, sadece haftasonu 1 gün dışarı çıkmak takılmak isteyebilirim.

benim dediklerinizden anladığım batıkent ve 71 evler de olabilecek yerler fakat bu yerleri seçiyorsam tramvaya yakın yerler olması değil mi? işim 3 devlet üniversitesinden birinde olacak bu arada. normalde ben de araba insanı değilim istanbulda mesela arabayı hiç kullanmam. arabayı ön plana çıkarmamın sebebi işe gitme gelme rutinim haritalarda 15-20 dk olarak göründüğünden ötürü otoparklı bir evim olursa neden olmasın şeklinde idi.
0
🌸denizgonen
(04.02.26)
Batıkent güzel. Genelde site içi yapılar olduğu için kapalı bilemem ama açık otoparklı ev bulabilirsiniz.
Vadişehir de çok güzel. Merkeze biraz uzak ve tramvay yok. Bütçenizi aşabilir.
71 evler hastaneye yakın yeni bir avm de yapılıyor. Orası da gelişiyor. Site içi değil de bağımsız binalar var daha çok oralarda.
En güzeli müstakil ev :)
Hayırlısı olsun hakkınızda.
0
duhan
(04.02.26)
(8)

Metin Arolat'ın kaybı

yurtsuz john
Yahu bu adam Tinto Brass'a diz çöküp tövbe ettirecek adammış. Müthiş bir erotik yönetmen potansiyeli yok mu kendisinde? Çok yazık olmuş... Baksanıza şu yönettiği kliplere:https://youtu.be/IFpgOdRGAGk?si=KBp8EMeoRXKNcc7Bhttps://youtu.be/6SCOYTaEqDU?si=Vb6WCtfgdPtsah2w
Yahu bu adam Tinto Brass'a diz çöküp tövbe ettirecek adammış. Müthiş bir erotik yönetmen potansiyeli yok mu kendisinde? Çok yazık olmuş...

Baksanıza şu yönettiği kliplere:

youtu.be

youtu.be
+3
yurtsuz john
(29.01.26)
Yetenekli adamdı evet. Sarı serum kurbanlarından o da. Sarı serum kesin bilgi, +uyarıcı madde söylentisi var.
0
gobekliraki
(29.01.26)
abi adamin olayi zaten yonetmenlikti.. merve ildeniz'li klip olay olmustu zamaninda..
prime merve ve gogusten yogurt yeme olayi 90lar turkiyesinin ozetidir, tey tey..
+2
cooperr
(29.01.26)
Katılıyorum. Şunları izlemenizi de öneririm.

www.youtube.com

www.youtube.com
0
nickini vermek istemeyen uye
(29.01.26)
linçlenebilirim ama muhtemelen gaydi, onun da rahatlığı var sanırım.
merve benim kankam, biz şakalaşıp gülüyorduk, erotik olduğunu farketmedik bile gibilerinden konuştu sanki.
0
parka
(29.01.26)
gay değildi muhtemelen çünkü nette bir msn yazışmasının ekran görüntüsü dönüyor kamera açmışlar karşılıklı ve olaylar gelişir.....
0
pide
(29.01.26)
youtubeda ses teknisyeni bir adam anlatıyordu saliselik görüntüyü çekerken görüp net değil falan dermiş sonrasında kare kare baktıklarında net olmadığını görürlermiş çekimin, işinde baya iyimiş gerçekten allah rahmet eylesin.
+1
eja
(30.01.26)
Paşa torunu aile. Kuzeni de Türkiye'nin en ünlü mimarı muhtemelen. Yeteneği de vardır tabii ama imkanlar ve bu imkanların sağladığı vizyon ile Türkiye'de bu işleri ilk yapanlardan olmak da önemli rol oynamıştır.
0
nundu
(30.01.26)
Psikoloji sarkisinin klibi de ayni sekildeydi.
0
acelaacedebela
(30.01.26)
(14)

ATM'de hesaptan çıkış yapmadan ayrılanlar

makbur
duyuruyu açma amacım acaba cahil olan ben miyim :)dün atm'den para çekeceğim önümde bir hanımefendi var bekliyorum. parasını çekti, ben de cüzdanı falan çıkardım kartımı çıkartmak için, sonra ekrana bir baktım hesaptan çıkış yapmamış. kadını uyarayim diye sağıma soluma baktım göremedim de. çıkış'a b
duyuruyu açma amacım acaba cahil olan ben miyim :)

dün atm'den para çekeceğim önümde bir hanımefendi var bekliyorum. parasını çekti, ben de cüzdanı falan çıkardım kartımı çıkartmak için, sonra ekrana bir baktım hesaptan çıkış yapmamış. kadını uyarayim diye sağıma soluma baktım göremedim de. çıkış'a ben bastım..

bu olay bu sene bir 5-10 kere falan başıma geldi. bir kere orta yaşlı bir abiyi uyardım "aa sağol" dedi..

yahu bu çok tehlikeli bir şey değil mi? arkasından gelen kötü niyetli biri olsa hesaba girip bir para çekmek vs harici de bir sürü abuk subuk şey yapamaz mı?

yoksa ben mi bu konuda cahilim, yani aslında hiçbir riski yok ondan bu kadar rahatlar (ne bilim atm kamerasında yüzün gözükmeden işleme onay vermiyordur vs gibi bir teknoloji var)

ekleme: yahu her şeyi bilal'e anlatır gibi yazmak gerekiyor heralde, bu çıkış yapmayanlar "kart" ile değil muhtemelen QR kod ile giriş yapıyorlar.
-2
makbur
(28.01.26)
sen haklısın tehlikeli bir şey bu. kameradan tespit edilir vs diye düşünenler yanılır çünkü bankanın böyle bir sorumluluğu yok + birlikte üçkağıt yapmadıkları da bilinmez o yüzden banka karışmaz.
bu tam cep telefonunun ekranını kilitlemeden çantaya koyan yaşlı hareketi gibi (her gün 10 kere de söylesem öğretemedim)
0
neira
(28.01.26)
Kartı aldıktan sonra nasıl çekebilirler ki?
0
Kahvedesu
(28.01.26)
para cekince cikis yapmak gerekmiyor ki. karti geri veriyor gidiyorsun zaten.
0
lemmiwinks
(28.01.26)
ATM'den çıkış yapmak ne demek bilmiyorum. Kartsız işlemle ilgili bir olay mı? Kartla işlem yapınca kartı aldığın an iş bitiyor zaten. QR kodla falan para çekerken de giriş yapman gerekmiyor. ATM'den onun dışında kartsız işlem yapmadım yıllardır o yüzden çıkış yapmak diye bir şey vardıysa da şu an hatırlamıyorum. Nerede çıkış yapılıyor tam olarak?
+4
nundu
(28.01.26)
Muhtemelen QR ile işlem yaptıklarında olan bir şey, bankaların biraz başını ağrıtsa bankalar düzenler sistemi para çekme para yatırma işlemi sonrası otomatik çıkış yapacak şekilde. Şu anlık baş ağrıtmamış olabilir sizler gibilerin sayesinde, maalesef bu tip olaylar insanların aslında ne kadar dolandırılmaya açık olduğunu da tekrar hatırlatıyor, tabi sistemler güvenlik sağlamalı da biraz daha ne olup bitttiğnii takip etmeliler o ekranda.
0
atom karincanin torunu
(28.01.26)
@kahvedesu
@lemmiwinks

QR kodla giriyorlar, kartla girseler işlem bitince kartı alacaklar hesaptan otomatik olarak çıkılacak zaten :) QR kodla girdikleri için unutuyorlar muhtemelen çıkış yapmayı
-1
🌸makbur
(28.01.26)
Hangi banka bu?
Banka ile ilgili bir şey olabilir mi?
Benim kullandığım bankalarda böyle bir şey yok mesela, ne yapmak için devam ettiysem işim bittiği an hesaptan çıkmış oluyor hatta para çekmede önce kartı verip sonra parayı veriyor çoğu banka.
0
mutekebbir
(28.01.26)
@Makbur, telefonla uzaklaşınca bağlantı kopuyordur. Kopmuyor mu? Bir de mesela 15 tl diyorsun telefondan onu çekiyorsun. Tekrar komut vermeden çekiliyor mu?
0
Kahvedesu
(28.01.26)
@kahvedesu

işte ben de qr kodla işlem yapmadığım için soruyorum zaten.

bir kere de şöyle bir şey geldi başıma, atm'de hayvan gibi kuyruk var. benim önümdeki yine muhtemelen qr kodla işlem yaptı, gitti. ben de sıra var insanlar beklemesin diye hemen kartı sokmaya çalıştım, bir türlü kabul etmiyor makina. 1-2 dakika geçti, arkada insanlar da cık cuk ediyor, bir baktım yine çıkış yapılmamış, hesap ekranı açık duruyor :)) çıkış'a bastım da öyle başlayabildim işleme.

bankaya yazdım şimdi.
-1
🌸makbur
(28.01.26)
kullanmıyorum ama her yeni işlemde bir defa daha şifre soruyor olabilir. yani çıkış yapmadığında son adımda şifre girmeden hesaptan tekrar para çekemeyebilirsin.
0
orpheus
(28.01.26)
atmden çıkış yapmak diye bir şey yok. qr kod ile işlemlerde diyelim parayı yatırdın onayladın artık işlem biter başka işlem yapamazsın.

diyelim qrla para çektin parayı verdi, artık başka işlem yapamazsın sistem ana ekrana döner. siz nasıl bi ekranla karşılaşmıştınız?
0
jelly bear
(28.01.26)
Cevaplarda da yazdım, bir önceki kişinin ekranından çıkış yapmadan ben kartı girip işlem yapamıyorum.
-1
🌸makbur
(28.01.26)
qr ile işlem yapıldığında telefondan komut verip ekranı okuttuktan sonra işleminiz tamamlanınca başka bir işlem yapılamaz zaten. o anki oturum, telefondan verdiğiniz komuta özel. devam edecekseniz yeniden telefondan işlemi girip qr okutmak lazım. o yüzden hesaptan çıkış yapmak diye bir şey yok.

dediğini anladım. garanti bankası atm'sinde iş bittikten sonra ana sayfaya dönmüyor. "işleminiz tamamlandı" yazan bir ekran ve ekranın sağ altında "çıkış" diye düğme var. ona basıyorsun, ana ekrana dönüyor. ama ona basmazsan da hesabına geri dönüp başka bir işlem yapmaya devam edemiyorsun. kimse basmazsa muhtemelen birkaç saniye sonra kendi ana ekrana dönüyordur. senin de görüp bastığın ve "ben çıkış yapıyorum" dediğin bu olsa gerek. iş bittikten sonra işlem yarım kalmış da makine reset atmış gibi küt diye ana sayfa çıkarmayıp "işleminiz tamamlandı" ekranı gösterebilmek için öyle bir şey yapmışlar.
+5
kibritsuyu
(28.01.26)
@kibritrsuyu

işte aradığım cevap buydu. teşekkürler.
-1
🌸makbur
(28.01.26)
(12)

Nerelisiniz?

sucvecezve
Karınız ya da kocanız nereli? Benim hanım Muğlalı. Arada anlayamıyorum. Ne yaptığını ne dediğini. Konuşması çok komik oluyor. Konuşma tarzı kimi zaman bana mizahi gelipduru. Gene de evlendik işte seviyoruz. Sizde de var mı böyle?
Karınız ya da kocanız nereli? Benim hanım Muğlalı. Arada anlayamıyorum. Ne yaptığını ne dediğini. Konuşması çok komik oluyor. Konuşma tarzı kimi zaman bana mizahi gelipduru. Gene de evlendik işte seviyoruz. Sizde de var mı böyle?
+1
sucvecezve
(27.01.26)
Eşim trakyalı evet benzer muhabbetler bizdede oluyor
0
basond
(27.01.26)
istanbul/ankara
aksan sikintisi yok, arnavut oldugu icin sinir problemimiz va.
+2
cooperr
(28.01.26)
egeliyiz. akşama kadar gari, biyo, sağdıç, nedipbaaa gibi sözleri duyuyoruz. biz sıcak memleket insanlarıyız, yaydırmayı severiz.
0
mikahakkinen
(28.01.26)
Doğma büyüme Trakyalıyım, hanım İstanbullu. Trakya ağzıyla konuşsam sıkıntı yaşarız.
0
kumandanim
(28.01.26)
Ben Trabzon asıllı İzmir, hanımım Adana asıllı Niğde. Hiç aksan sorunu yaşamadık, çevremde belli bir eğitim düzeyine sahip olup da aksanlı konuşan da yok. Sadece açık e kullandığı için arada dalga geçiyorum ama onu da düzeltti gibi eğlencem bitti :d
0
nundu
(28.01.26)
Corum :( Bende pek şive yok hiç olmadı hatta arkadaşlarım sen nasıl corumlusun diyorlardı hep.

Sanki corumlular kufurbaz haydo gibi dolanıyor şehirde sdfjsgjh

Ama eşim Antepli, onda var tek tük. Normalde çok yoktu da Antep e dönünce açıldı :D

Gerçi şive mi denir ağız mı bilemedim ama bazı efektleri ve telaffuzları değişti.
0
ananiyimioguz
(28.01.26)
ben trakyaliyim, esim istanbullu. sivem yok ama bazi kullandigim kelimelere esim gulebiliyor, ya da dalga geciyor. :)
0
lemmiwinks
(28.01.26)
Esim Aydinli. Aydin il sinirlarina girdigimizde aksan degisiyor :D Bunun disinda gunluk hayatimizda kullanmiyor zaten.
0
65 derece
(28.01.26)
ananiyimioguz'u eşim sandım birden ama son cümlelerde o olmadığını anladım kdfgkfdg

ben antepliyim, eşim çorumlu.
ben istanbul'da doğdum ve büyüdüm o yüzden şivem falan yok. babam antep'te doğup 8-10 yaşlarında falan gelmiş İstanbul'a onun da bir şivesi yok.

eşim doğma büyüme çorumlu. üniversite için istanbul'a gelip tekrar geri dönmemiş ara ara gitmiş tabii ama istanbul'da yaşamış hep üniversiteden sonra. haliyle biliyor şiveyi çok iyi ama şivesiz konuşuyor. Annesi babası öğretmen öyle alıştırmışlar. bana çok komik geliyor şiveleri. biz çorum'da ona öyle demeyiz falan diyor arada. dalga geçiyorum niye her şeye başka bir şey diyorsunuz falan diye ama eğlenceli.
0
matilda
(28.01.26)
@ matilda, benim de anne baba öğretmen, ben de uzun yıllar istanbuldaydım, noluyo yav sdhfsdhs tam neresinden corumun :D kayıp ikizim galiba

bu arada ben de bilirim biraz ama işte kullanmadım hiç, orada yaşarken de kullanmıyordum.

mesela eşinize; göbeller badallarda cıncıkları heşlediler deyin anlayacaktır sdfjsgs

muğlada da yaşadım, o yüzden gelipduru gidipduru napıpduru bana çok tuhaf gelmiyor çorumdan sonra. gerçi onların da farklı kullandığı kelimeler var ve hızlı konuştuklarında anlaşılmayabiliyor özellikle yaşlı teyzelerin ama... yine de çabuk alışmıştım.

antepte de var buraya özgü kelimeler.

anadolu ne güzel ya felaket bir kültürel zenginlik var ama birbirine düşman ve kindar yetişenleri görünce soğuyorum memleketten.
0
ananiyimioguz
(28.01.26)
12 cevap gelmiş, 4'ü Trakyalılardan, biri de Arnavut. Naptınız hepiniz anlaşıp mı yazdınız adsjsj.
0
🌸sucvecezve
(28.01.26)
İsimden de anlaşılcağı üzere trakyalıyım. Konuşurken nereli olduğumun anlaşılması imkansız. Ama etrafımda ağır trakya şivesiyle konuşanlar varsa benim şivem de farkında olmadan kayabiliyor. En sevdiğim şey de, salon beyefendisi gibi konuşurken pek oralı olmayan macır daykoya bir anda şiveyi değiştirdiğimde suratına yayılan kocaman gülümsemeyi izlemek.
+2
thracia
(28.01.26)
(19)

Üniversiteye geri dönseniz hangi özelliğinizi değiştirirdiniz?

zen1th
Ben bilgisayar okurdum kesinlikle
Ben bilgisayar okurdum kesinlikle
0
zen1th
(27.01.26)
İstanbul dışında okurdum.
Ekşi sözlük gibi yerlere girmezdim.
Daha az ilişki yaşar, daha çok ders çalışırdım.

Ama bunların tamamı boş laf bakınca. O zaman öyleydi şimdi böyle neticede.
+1
sekizdokuzon
(27.01.26)
ben bilgisayar okudum, ama bilgisayarla alakalı bir iş yapmadım, yapmıyorum. şu andaki sektörümle alakalı bir şey okurdum.
0
co2s2
(27.01.26)
Rusça yerine bir avrupa dili öğrenirdim ama bize yol gösteren yoktu o dönem.
Onun dışında bir şey değiştirmem çünkü hanımla tanıştım, kendisiyle tanışmama riskini alamam. Kelebek etkisi olmasın.
0
logisticsmanager
(27.01.26)
Sosyal yönümü daha erken olgunlaştırmak amacıyla insan içine çıkardım bilen bilir Görükle'yi, orada yaşıyordum okurken. Hatta kaldığım yer Görükle'nin de dışında kalıyordu. :D Öğrenci ortamlarına girmekten bahsetmiyorum aslında insan içine çıkamk derken. Haftasonu, dönem arası, yaz dönemi gibi tatillerde muhakkak alanımla ilgili işerde çalışırdım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(27.01.26)
Uzun ilişki istemezdim, 1 tane uzun ilişki yerine 5 kısa ilişki daha iyi olurdu, sosyalliğimi geliştirirdim
-7
arbre
(27.01.26)
Derslere daha çok asılırdım ve iş hayatına o zamandan ufak ufak adım atmak iyi olurmuş. Daha fazla skill edinmeye çalışırdım tabi o zamanlarda öngörülü olamıyor insan.
0
pembediken
(27.01.26)
Bölümümü değiştirirdim öncelikle. 4 senede bitirmeye de çabalamazdım, bir yandan değişik işlerde çalışırdım, okul gerekirse biraz uzardı. Ders çalışmaktan ilgi alanlarımı geç keşfedebildim, kendimi çok sonradan buldum. 18 yaşın ömür boyu yapılacak mesleği seçmek için çok erken olduğunu düşünüyorum.
0
kullanicadi
(27.01.26)
Branşımla ilgili CVmde bana artı değer katacak bütün kurslara giderdim.
İkinci bir dil kovalardım.
Finansal okuryazarlığımı o yıllarda geliştirirdim.
0
Mirket
(27.01.26)
Gurbette değil memleketimde okumak isterdim. Dini vecibelerimi yerine getirmek isterdim. Okuduğum bölümü de belki değiştirmek isterdim ondan tam emin değilim. Arkadaş ortamımı kesinlikle değiştirmek isterdim.
0
Topalordek
(28.01.26)
Sosyal bilimler yerine teknik bir bölüm hatta burun kıvırdığım mühendislik bölümlerinden birini okurdum.
0
Amaranta ursula
(28.01.26)
anksiyetemi, depresyonumu, beni, kendimi...
0
anon1m
(28.01.26)
Üniden mezun olmadan iyi bir yayın yapma şansım vardı, üşenmiştim. Onu yapardım. Onun dışında bi keşkem yok. Uzun bi süre yanlış bölüm seçtiğimi düşündüm ki hâlâ daha bana daha uygun bölümler olduğunu biliyorum ama hayatımın şu ana kadarki kısmından şikayetim yok pek. Riske atmak da istemem
0
nundu
(28.01.26)
Laboratuvarlar ve sınavlar dışında okula uğramamış birisi olarak okula daha çok gider, insanlarla daha çok kaynaşmaya çalışırdım. Okul dışı etkinliklere de katılmaya çalışırdım. Koskoca şehrin sosyal imkanlarını kullanmadan sap gibi okul okuyup mezun olduk.

Dövüş sporlarına daha üniversitedeyken başlardım. Mezun olduktan sonra can sıkıntısından başladık ama gençlerin reflekslerini, yaşıtlarımın deneyim seviyesini görünce geç kalmış hissettiğim oluyor.
0
aloha snackbar 3
(28.01.26)
Başka bir üniversite seçerdim.
0
peki madem
(28.01.26)
yirmi yıldan fazladır kesintisiz üniversite okuyorum. meslek seçimime ailem karışmadı; ama önlisanstan sonra maddi destek de sağlamadıklarından, oldukça zorlu yıllar geçirdim. bununla birlikte mesleğimle alakalı okunabilecek tüm okullarda ve seviyelerde okuma şansı buldum diyebilirim. bu sebeple kendi adıma çok pişmanlığım yok.
gençlere en temel önerim; zaman yönetimini baştan öğrenip, okula ve notlara olduğu kadar, sosyal hayata, klüplere, etkinliklere de yeterli vakit ayırıp, her alanda donanımlı bir insan olmaya çabalamaları olurdu. benim bunlar için ne halim, ne vaktim, ne de beş kuruş param vardı ne yazık ki. bu sebeple full ineklemekten başka şansım yoktu.
şimdiki gençler çok daha şanslı. mesela aileler artık yüksek lisansı, lisansın devamı gibi görüp, finanse ediyor. bu türlü, sosyalleşme imkanı olan bir öğrencilik hayatı çok tatlı olurdu bence. bakıyorum, lisans öğrencileri, skuba gibi -bana çalışan halimle pahalı gelen- sporları yapabiliyorlar. böyle finansman imkanlarım olsa 20 değil, 30 yıl öğrenci olurdum :D
0
lil siztah
(28.01.26)
En az bir dil daha öğrenirdim, hatta mümkünse daha çok. Şu anki kariyerimde bir kaç dil daha konuşsam çok çok güzel olurdu.
0
kumandanim
(28.01.26)
"şimdiki aklınla o zamana döneceksin" türü, mevcut becerimiz ve tecrübemiz dâhilinde bir değişiklikse bu önüme bakıp kazandığım ilk bölümü bitirirdim. severek, isteyerek gitmiştim aslında ama çok çabuk vazgeçtim. aslında devamında olanlardan da pişman olmadım, hikâyenin ta en sonunda pişman oldum. şimdi dönüp bakınca en başta fantezi aramamak en iyisi olabilirmiş diyorum. orada sefillik olarak gördüğüm şey bütün hayatım oldu. şimdi imkânım olsa o sefilliği paşa paşa 4-5 sene çeker, önüme bakardım.

şıp diye cinden dilek dilemeli bir özellik değiştirebiliyorsak anksiyetemi yok etmek isterdim. böyle söyleyince insanlara şımarıklık gibi geliyor. gerçekte HİÇBİR ŞEY YOKKEN nasıl perişan olduğumu, yaşadığım bazı şeylerin de etkisiyle nasıl yıprandığımı ben bilirim. o yaşlarda bu kadar ürkek, gergin, mutsuz olmak yerine çok basit şeylere odaklanabilseydim hayatım bambaşka olurdu şüphem yok. hatta anksiyetesiz yaşamak, üç üniversite bitirmekten çok daha iyi olurdu sanırım ama bu ömür boyu uğraşacağım bir şey o yüzden tümüyle elimde veya şimdiki aklımla yapabileceğim bir iş sınıfına koymuyorum.

bir önceki duruma ve hatta daha geçmişe gidersek sanırım "çalışmayı öğrenme" kavramını oturtabilmeyi çok isterdim ek olarak. hayatım boyunca hiçbir şeyi çalışarak elde etmedim desem yeridir. altın tepside de sunulmadı. müthiş keyif verdiği, ben uğraşmakla sevdiğim için saldırdım ve bu bana liseyi kitap açmadan yüksek not ortalamasıyla bitirme/alanımda iyi üniversitelere girme şansı verdi. öyle 500 üzerinden 490'lık puanlardan bahsetmiyorum asla ama ben kendi alanımda canım sıkılınca istanbul üniversitesi, ertesi sene ankara üniversitesi filan yazıp tutturuyordum yani. ama sevmediğin şeye katlanma, anlamadığın şeyin üstüne düşme, sistemli olarak emek verme, 30 gün boyunca 1 verip en sonunda 30 alma... bu mefhumları hiç geliştiremedim. genel bilişsel kapasite olarak şikayetim yok ama bazı açılardan çok aptal hissediyorum kendimi yalan yok.

öyle olunca GLOBALLEŞEN DÜNYAMIZDA tutunamadık zaten. gerçekten kendimi övmek için söylemiyorum üç tane adamın işini tek başıma yapardım ama cv hazırlamaya üşendiğim için başvurmazdım çünkü ustası olduğum, sevdiğim, bildiğim bi şey değildi. bu herif aptal değil de nedir? yav olum düz yolda herkes sürer, sen en ufak virajda şarampole yuvarlanıyon? bir değil iki değil insan hiç mi ders çıkarmaz, hiç mi öğrenmez? einstein ne demiş, bir şeyi bir kez yapmak hatadır ama aynı şeyi ikinci kez yapmak ise ulan bu der meister ne mal herif demiş.

onu çözebilmek isterdim. bu yaştan sonra da yapabileceğime inancım yok beyin muşmulaya döndü zaten becerebildiğimizi de beceremez olduk pii.
0
der meister
(28.01.26)
Daha fazla sosyal olurdum. Daha fazla film dizi izlerdim. Daha fazla kitap okurdum. İngilizeye abarnırdım. Kendime hayat ve yaşam anlayışı geliştirebilseydim.

Keşke evde mal mal boş takılmasaydım.
0
put it in your appropriate place
(28.01.26)
ya istanbul'da okur (yıldız teknik makina) ya da 8-10 senede bitireceğimi bile bile yurt dışında (viyana teknikte herhangi bir bölüm) okurdum ve en başından yurt dışına kapağı atardım.

veya taa 2010 - 2011'den beri green card başvurusu yapardım.
0
rain when i die
(28.01.26)
(7)

Geminiden gelen gizemli mesaj

egerbiryolcu
Sol taraftaki sohbet geçmişine bakınca "uyandın mi" konusu gözüktü. Ben öyle bir şey yazmadigima eminim. Geminiyle flortlesecek kadar kafayı kirmadigimi da düşünüyorum. :s Bu otomatik bir şey midir uygulama hakkında çok detaylara hakim değilim de tırstim bir.Düzenleme google cihazlardan farklı bir
Sol taraftaki sohbet geçmişine bakınca "uyandın mi" konusu gözüktü. Ben öyle bir şey yazmadigima eminim. Geminiyle flortlesecek kadar kafayı kirmadigimi da düşünüyorum. :s Bu otomatik bir şey midir uygulama hakkında çok detaylara hakim değilim de tırstim bir.

Düzenleme google cihazlardan farklı bir cihaz girişi göremedim.
Bugün herhangibir sosyal medyadan öyle bir mesaj gönderimi ve alımı olmadı.
Son olarak ayrıntılardan baktığımda bugün uygulamaya ilk giriş saatimle tutarlı mesajı gördüğüm an. Sesli komut hatası veya geminiyi açar açmaz kendi kafa karışıklığına yormak istiyorum.
0
egerbiryolcu
(27.01.26)
İçinde ne var demiyorsa çok takma bence
-6
arbre
(27.01.26)
Sesli komut hatasıdır. Bazen konuşma esnasında gemini otomatik uyanıyor herhalde komut seslerinden birine benzer bir ifade geçiyor. Sonra diyaloğun devamını soru olarak algılıyor. Ne sorulmuş, ne yanıt vermiş baktınız mı? Soru kısmı sizin konuşma cümleniz gibi mi?
0
nundu
(27.01.26)
@nundu
Direkt yeni bir sohbet adı fark ettim solda..sayfaya girer girmez..
Diyalog şöyle
Ben: uyandin mi
Gemini: her zaman burdayım yardıma ihtiyacın var mı

Tam bir yazı kopyalayacskken fark ettim öncesinde başka bir uygulamaya sesli bir paragraf yazdirmistim. Orada bu uyanma kelimesi geçmiyordu ama belki de bir şekilde bağlantı oldu diye umuyorum. Başka bir şey gelmiyor aklima
0
🌸egerbiryolcu
(27.01.26)
Bu soruyu sana sesli mi sordum hatırlıyor musun desene ne cevap verecek :D
0
nundu
(27.01.26)
@nundu mesaj tarihini sorduğumda da yanlış söylüyor Google sayfasındaki ayrıntılardan bulabildim dogrusunu:d yine de denedim. Yazmışsın diyor:d
Sanırım hayatımın gizemlerinden biri olarak kalmaya mahkum bir şey yaşadım.
0
🌸egerbiryolcu
(27.01.26)
Uyurken birşeyler dinleyerek mi uyuyorsunuz? bazen arada videoda geçen cümlelerden dolayı komut olarak algılayıp asistanı çalıştırabiliyor. çok kez başıma geldi.
0
false pretension
(27.01.26)
sabah birine "uyandın mı?" diye yazacaktınız da yanlışlıkla gemini'a mı yazdınız?
0
co2s2
(27.01.26)
(14)

Dayınızı seviyor musunuz

darkwizard
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
0
darkwizard
(22.01.26)
eksisozluk.com

benim 3 tane. dunya gorusu olarak cok uzakta olduklari icin pek muhabbetim yok.
0
buenosdias
(22.01.26)
iki dayım var. bir tanesi kız kardeşlerinin hakkını yiyen bir dolandırıcı ailede kimseyle konuşmaz. diğerini severim masum,kendi halinde bir adam.
+1
biravekahve
(22.01.26)
Benimki dayı profilinden en uzak dayı. Sessiz sakin, işinde gücünde aile babası. Bayağı da derdo bir insan, başına gelmeyen kalmadı mazlumun. İyi insandır, samimi değiliz ama uzaktan severim.
0
sekizdokuzon
(22.01.26)
Birisi dolandırıcı oe diğeri de kendi kendine efelik taslayan kibirli bir tipitip.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(22.01.26)
Yeşilçam’dan aşina olduğumuz o “dolandırıcı dayı” profili yok ailede.
Dayılarımı çok tanımadım ama tanısam çok seveceğimi düşünmüyorum anne tarafıyla mesafeliyim.
0
mutekebbir
(22.01.26)
dayilar miras yer. is tanimlari geregi.
+4
antikadimag
(22.01.26)
Çok onurlu, gururlu, aydin ve iyi biridir, severim
0
üğpoıuy
(22.01.26)
babam tek cocuk oldugu icin amcam ve halam yok.
dayim ve teyzem benim icin baya onemli.
dayim delikanli adamdir, hak hukuk konusunda da inanilmaz dikkatlidir.
0
cooperr
(22.01.26)
üç dayım var. çocukluğumda en küçüklerini çok severdim. benim için "dayı" profili oydu. beraber vakit geçirdiğim, çocuk aklıyla bana inanılmaz gelen türlü türlü şeyi deneyimlediğim vs... büyüyünce aynı ölçüde yakın kalamadık tabii ama iki dayımı özellikle severim. en büyükleri de iyi ama aksi bir adamdır, pek rahat edemezsin yanında.
+1
der meister
(22.01.26)
3 dayım var. hepsini çok severim.
-1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.01.26)
Son 20 senede 2 defa gördüm herhalde, en son iki ay önce nikahıma geldi. Kişilik olarak kötü biri değil ama siyasi ve dini görüş olarak tersiz. Bi de benim çekirdek ailem dışında hiçbir akrabamla bağım yok. Amcamı, halamı, teyzemi de aynı şekilde pek aramam sormam konuşmayız. Akrabalarını çok seven insanlar da tuhaf geliyor o yüzden :D
-2
nundu
(23.01.26)
Severdim. Bir dayım vardı, 50’li yaşlarda öldü. Anne babada miras yoktu olsa da yemezdi.
Çok çalıştı, ticaret kafasıyla doğmuş çalışkan bir insandı. 5 yaşında tartıyla insan tartıp para kazanmaya başlamış memur çocuğu bir insan.
Çok iyi paralar kazandı, servet yarattı.
Bence kendi çocuklarına haksızlık olacak miktarda annesine ve kardeşlerine paralar dağıttı. Akrabalara büyük borçlar verdi geri alamayacağını bilerek ve geri alamadı da istemedi de.
İkili ilişkimizde biraz sert, disiplinli ve “beğenmiyorsan git” tarzı vardı küçücük bir çocuk olsam bile. O bakımdan biraz zorlanırdım ilişkimizde.
İyi bir adamdı, erken gitti.
0
michael_knight
(23.01.26)
6 tane dayım var. kısmen severim ama oyle yakınenen baglılıgım yok
0
Başka
(23.01.26)
hic sevmem. hiyarin tekidir.
0
Sour
(23.01.26)
(3)

sosyal medyada paylasilan videodan futbolcunun adini bulma

theconqueror
iyilik temali paylasimlarda denk gelmissinizdir.ucretsiz chatgpt ve parali perplexity bu futbolcunun kim oldugunu bulamadi, ama eminim aranizda bilen vardir.https://ibb.co/mCK3HX5h
iyilik temali paylasimlarda denk gelmissinizdir.
ucretsiz chatgpt ve parali perplexity bu futbolcunun kim oldugunu bulamadi, ama eminim aranizda bilen vardir.

ibb.co
0
theconqueror
(22.01.26)
www.dailymail.co.uk

2024 yılında New York Red Bulls takımından Dante Vanzeir'miş
+1
nundu
(22.01.26)
Hic avrupa disi bir yer olabilecegini dusunmemistim, Bayer Leverkusen formasi gibiydi ama tabi redbull reklamini hesaba katmamisim, tesekkurler @nundu
0
🌸theconqueror
(22.01.26)
Red Bull Leipzig ya da Salzburg diye düşünmüştüm ben de görseli ilk görünce. Google Lens ile görselden aratınca haber linki çıktı öyle buldum
0
nundu
(22.01.26)
(14)

Türkçeyi Doğru Kullanmayanları Uyarıyor musunuz?

elektr10
Bazı kelimeleri yanlış söyleyenlere karşı tavrınız ne oluyor? Yani soğuyor musunuz veya onu uyarıyor musunuz yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam mı ediyorsunuz? Mesela "iade etmek" kalıbına "geri iade etmek" veya "şarj"a "şarz" diyenlere karşı "dostum o kelime öyle denmez" diyor musunuz yoksa hiçbir
Bazı kelimeleri yanlış söyleyenlere karşı tavrınız ne oluyor? Yani soğuyor musunuz veya onu uyarıyor musunuz yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam mı ediyorsunuz? Mesela "iade etmek" kalıbına "geri iade etmek" veya "şarj"a "şarz" diyenlere karşı "dostum o kelime öyle denmez" diyor musunuz yoksa hiçbir şey demiyor musunuz?

seneler önce bir kız vardı mesela hoşlandığım. bu tip yanlışlar yaptığı için acayip soğumuştum. bir de açık "e" ile konuşanlar var mesela...

Bu arada ben hiçbir uyarıda bulunmuyorum itici görünmemek için. sizde durum nedir merak ettim.
0
elektr10
(21.01.26)
ben bööööreğe tahammül edemeyip düzeltiyorum ya.
0
antihero
(21.01.26)
sevdiğim biri ise düzeltirim sadece. değilse banane.
+2
denef
(21.01.26)
Sıradan vatandaşı değil ama kamuoyu önüne çıkmış ve ısrarla yanlış kullananları uyarırım.

-Özellikle 'umarsız' sözcüğü. Koca koca herifler ısrarla 'umursamaz' anlamında kullanıyor. Çaresiz anlamındadır halbuki.

-Hali hazırda çoğul olan sözcüklere -ler, -lar eki ekleyenler. Eşkiyalar gibi. Eşkiya, şaki sözcüğünün çoğul halidir zaten. Yaşar Kemal bile yaptı bu hatayı.

-Sol, seküler kesimden politikacıların laaaik diye uzatarak telaffuz etmesi uyuz ediyor.

Yöresel şive ve ağızlara bir şey demem. O düzeltilecek bir durum değil.
+3
yurtsuz john
(21.01.26)
Ben eşkıya, evlat gibi Arapça aslı çoğul olan fakat Türkçede artık tekil anlamıyla kullanıma sahip olan sözcüklerin bu tarz kullanımının hata olduğunu düşünmüyorum. Sözcüğün zaman içinde anlam genişlemesine ya da daralmasına, değişik anlamlara uğraması çok normal. Ayrıca Arapçada hiç kullanılmayan ama bizim ürettiğimiz yüzlerce sözcük var. O halde onları da kullanmamak gerekir. Ki bu sözcükler sözlüğe tekil anlamlarıyla da girecek kadar yaygınlaşmış sözcükler.
Börek gibi kullanımlar da ağız özelliğidir. Kendi memleketinizden çıkana kadar farkına bile varmazsınız bazen. Kulağımı tırmalar ama uyarmam.
Ben mümkün mertebe uyarmıyorum. Yakın sınıf arkadaşlarımı uyarırdım, bazı hocalar takıktı telaffuza. Ama hoca, siyasetçi, uzman, bilim insanı gibi kişilerin bu konuda dil ve telaffuz hassasiyetinin olması gerektiğini düşünüyorum.
+1
black holes in the sky
(21.01.26)
Şarja şarz derse soğurum ve hicbi fikrini ciddiye alamam. Eşkiyalar derse soğumam
0
üğpoıuy
(21.01.26)
kafaya takılacak o kadar sorun varken bence bu tarz küçük şeylere takılmak pasif agresif hareketler. özellikle o yanlışı yapıp rahatsız edici kullanmıyorsa uyarmaya gerek yok.
-2
mikahakkinen
(21.01.26)
Ana dilin doğru kullanımı sadece yanlış telaffuzları düzeltmekten geçmiyor. Birkaç alan var, biri anlamlar, biri yabancı kelimelere yer verilmesi, biri yabancı bir dilin yapısını kendi diline uygulamak, biri evet yanlış telaffuzlar, biri imlâlar, biri bağlam ile ifade uyumu... çok alan var.

Bugün iş yerimde bir temizlikçi, diğer 2 temizlikçiye şöyle seslendi:

"Ben her zaman buradayım, olveys!"

Hiç kimsenin umurunda olmadığını düşündüren bir tepkisizlik vardı. Sesimi çıkarmadım. Söyleseydim nefret edecekti hassasiyet göstermesi gerektiğinden. Ailede de ilk okulda da diğer eğitim birimlerinde de bu hassasiyet ve saygı olmadığı için bu çaba kişilere ayrı bir bilinç ve irade "yükü" oluyor. İnsana kendi ana dilini kendisine yük etti birilerinin uygulamaları...
0
muhayyer divan
(21.01.26)
Uyarmıyorum. Ben daha çok son zamanlarda ortaya çıkan abuk sabuk kullanımlardan rahatsız oluyorum. yapıyor olacağım, geliyor olacağım gibi mesela. Böyle bir şey yok, nerden çıktı bilmiyorum. Bir de "bir yerden" kalıbı var. "şöyle bir yerden söylüyorum, duygusal bir yerden anlatmıyorum" gibi.
+2
dfn4
(21.01.26)
Sohbete dahil değilsem uyarmıyorum. Dahilsem de doğrudan doğruya bu söylediğin yanlış demiyorum ama doğrusunu tekrarlı bir şekilde kendim kullanıyorum.

Tabii bu durum uyarının üslubuna da bağlı. Şahsen ben uyarılmaktan hoşlanan biriyim. Her insan hata yapabilir ancak hata yapmak, o kişinin konuyu yanlış bildiği anlamına da gelmiyor. Örneğin, yazım kurallarına normalde dikkat eden birisi o anlık bir hata yaptığında, bir başkasının uyarı adı altında aşağılayıcı yaklaşımı, takdir edersiniz ki diğerinin gözünde oldukça itici görünüyor. Sosyal medyada insanlar birinin hayatından gördükleri anlık bir kesiti o kişinin hayatının geneliymiş gibi yorumlama hatasına sıkça düşüyor.
+1
akhenaten
(21.01.26)
uyarmıyorum ama "yapıyor olacağız" "geliyor olacağız" tarzı kullanımlara sinir oluyorum. tek kelimeyle ifade edilecek bir durumu plaza diline uyarlamak sinir bozucu. yapacağız edeceğiz de geç öyle değil mi?

bir de tolerans yerine tolerasyon diyenlerin ağzına biber sürsek düzelir mi?
+2
exlibris
(21.01.26)
akhenaten gibi konusmada dogrusunu soylerim ama direkt duzeltmem.

yazida yanlis yazilan da ve ki ekleri zaten umutsuz vaka. ama yaygin yanlis bilinen seyleri duzeltebilirim. ornegin murdara mundar diyebiliyor cogu kisi.
0
antikadimag
(21.01.26)
çok yakınımsa evet. yalnız patronun tekabül yerine her seferinde tekamül demesi beni aşırı zorluyor.
0
lazpalle
(21.01.26)
çevremdeki herkes ama gramer nazi diyor. onun dışında yeni tanıştığım veya çok samimi olmadığım insanlara karışmıyorum. ha şöyle mesela yanlışını duyuyorum ve karışmıyorum dedim ya, konuşma sırası bana gelince doğrusunu söylüyorum belki anlar diye ama ı ıh olmuyor. bir kere diline yerleşti mi düzeltemiyorlar kolay kolay. 1 aydır falan sürekli emlakçıyla görüşme halindeyim mesela, o kapora dedikçe ben kaparo diye düzeltiyorum ama ı ıh alışmış bir kere.
0
neira
(21.01.26)
Kullana kullana dile yerleşip yazımı/anlamı evrimleşen/değişen kelimelerle kavga etmeyi yersiz buluyorum. Umarsız umursamaz değil evet ama toplumun %90'ı bu anlamda kullanıyorsa artık bu anlama geliyordur. Dil, konuşanlar arasında yapılmış bir sözleşmeden ibaret bir şey ve buna kutsallık yüklemek mantıksız. Türkçe konuşanların tamama yakını umarsız=umursamaz olarak kabul ediyorsa bu artık böyledir, kavga edemezsiniz.

Evrak, eşya, evlat, eşkiya gibi sözcükler Türkçede tekildir. Sözcüğün hangi dilden hangi gramer kuralıyla geldiği Türkçe konuşan bireyi ırgalamaz. Evraklar, eşyalar gayet doğru bir kullanımdır.

Şarj/şarz olayına takardım eskiden ama onu da saldım yani kim ne istiyorsa desin. Dil sadece iletişim kurmak için bir araç, bu amacı karşılıyorsa tamam diyip geçiyorum. Ama internette bazen ne yazdığı belli olmayan, dilbilgisi tamamen uçup gitmiş yorumlar oluyor, onlara kafayı takıyorum anlam belirsizliği olduğu için.

Bi de şu iki saat diksiyon dersi alıp, kendini Sezen Cumhur Önal sanıp "Türkçe yazıldığı gibi okunmaz, yapacağız yazılır yapıcaz okunur" diyen tiplere uyuz oluyorum. Türkçe yazıldığı gibi okunur, bir şeyin okunması ve telaffuzu farklı kavramlar. Telaffuz ederken de yapacağız demek de yapıcaaz demek de doğrudur, TRT'nin zamanında uydurduğu yapay bir Türkçe telaffuz kurallarını kutsal kitap gibi tek doğru konuşma şekli sananlar sinirlerimi hoplatıyor.

Samsun-Adana hattında büyüyüp açık e ile konuşan kişiler eskiden rahatsız ederdi ama ona da alıştım. Eskiden en çok onları düzeltirdim ve asla anlamıyorlardı açık ve kapalı e arasındaki farkı :D
0
nundu
(22.01.26)
(17)

Gıda maddelerinin eğitim ve sanatta kullanımı sizce yanlış mı?

kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
Sevgilim anaokulu öğretmeni. Bitane öğrencisi makarnadan foto çerçevesi yapma, patates baskısı, fasulye/nohut faaliyetleri gibi etkinlikleri asla yapmak istememiş. Ailesiyle görüşünce aileside istemediklerini söylemiş. Sebepleri "nimetle oyun olmaz". Aslında biraz daha uygun dille söylemişler. "Bula
Sevgilim anaokulu öğretmeni. Bitane öğrencisi makarnadan foto çerçevesi yapma, patates baskısı, fasulye/nohut faaliyetleri gibi etkinlikleri asla yapmak istememiş. Ailesiyle görüşünce aileside istemediklerini söylemiş. Sebepleri "nimetle oyun olmaz". Aslında biraz daha uygun dille söylemişler. "Bulamayanlar var. Gıdaların amaçları dışında kullanılmasını, israfını etik bulmuyoruz." gibisinden cümlelerle ama özetle bildiğin nimetle şaka olmaz mevzusu olduğu belli.

Sevgilim çok yadırgadı. "Ne israfı? İnsan yetiştiriyoruz!" diyor. Ben biraz düşününce saygı duydum ailenin görüşüne. Hatta haklı buldum bildiğin.

Sizin fikriniz ney?
-1
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(20.01.26)
aile haklı.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(20.01.26)
Aile haklı.
-1
gobekliraki
(20.01.26)
Bu konularda muhtemelen o aileden daha katıyım. Gıda israfı problemini aşırı derecede önemserim.
Nimetle oyun olmaz +1
Aile haklı +1
Ayrıca gıda israf edilmeden de 1 milyon farklı eğitici etkinlik bulunabilir. Bence bir gıda maddesi canlıların beslenmesi dışında bir sebeple kullanılıyorsa israf ediliyordur.
0
dilemma of subscribtionability
(20.01.26)
Yani ailenin görüşü benim açımdan pek bir önem taşımıyor ancak toplum her kesimine hitap edilen bu gibi durumlarda daha güvenli alanda kalmak gerek. Anlamak lazım aileyi. Öte yandan pamukla yapsan çıkıp Çukurova bölgesinden biri, 'Pamuk bizim beyaz altınımız toprağın bize verdiği nimet' diyebilir. O nedenle herkesin hassasiyeti farklı. Şişi ve kebabı yakmayacak bir çözüm bulunmalı.
0
ebeş
(20.01.26)
uzun yıllar 3 şubesi olan anaokullarımızı işlettik. bu tip faaliyetleri kesin olarak yasakladık. ama farklı sebeple. daha öncesinde çocuklarımız da anaokullarında büyüdü. ve her gün adına "faaliyet" denilen karton üzerine yiyeceklerin yapıştırıldığı, çay ile siyah tonların şeker ile beyaz kristal bulutların çizildiği, makarnalardan tarlalar falan filan işte. bu şaheserleri ileride çocuklarımız belki sergi açarlar insanlık görmek ister :))) diye istifleyip durduk. bir gün evi böcekler bastı, sanat eserleri kurtlandı. evi temizleyip iyice ilaçladık. bir daha da bu saçmalıklara bulaşmadık. kendi okullarımızda da yaptırmadık. ama yine de bazı veliler başka anaokullarda yapıyorlar falan diye mızmızlanınınca arada bir yaptırdık. mümkünse yaptırtmayın hiç gerek yok.
+2
ground
(20.01.26)
aile haklı o tamam. ama sevgiliniz bence bunu kendini geliştirmesi açısından bi fırsat olarak görsün. müfredatta ille makarna ile çerçeve mi diyor? eğer böyle bir zorunluluk yoksa saydığı her şeyin günümüzde daha iyi bi alternatifi var zaten.

markana yerine çalı çırpıdan çerçeve
patates baskı yerine sünger baskı
fasulye/nohut yerine plastik fasulye

gibi gibi.
+3
elorelia
(20.01.26)
aile haklı veya haksız. çok abes bir şey söylenmedikçe garipsememek lazım. herkesin farklı inançları ve görüşleri var, saygılı olmak lazım.
0
mikahakkinen
(20.01.26)
Aile haklı .
-1
diyecevaplandı
(20.01.26)
Çok mantıklı değil ama saygi duyulmali. Kendini gelistirmek icin bahane +3 ayrica
0
üğpoıuy
(20.01.26)
Kültürel bir olay. Benim babam da yemeği kutsal görür böyle. Saçma ama saygı duyarım.
0
synesthesia
(20.01.26)
konu haklılık-haksızlıktan öte, ortamı idare etme meselesi. bu sebeple sevgilinizin düşüncesi bir öğretmen için doğru değil bence; böyle her türden insanla muhatap olacabileceği bir ortamda, daha ortayolcu olmalı.
veliler de, makarna yerine kablo kılıfı, fasülye yerine plastik fasülye gibi bişeyler koyabilirlerdi çocuğun çantasına. ama esasında iş hocaya düşüyor; öğretmen böyle şeyleri garipsemeyip çözüm bulmaya bakmalı.
0
lil siztah
(20.01.26)
%35 aile, %65 öğretmen haklı.

Soğanın zarını mikroskopta incelemek de nimetle oynamak sayılır mı mesela?

Patates baskı, makarna köprüsü bunlar eğitici ve zararsız.
Yemekle oyun ve israf örneği olarak benim aklıma yemek savaşı, surata pasta atma, domates savaşı gibi şeyler geliyor.
Çocuğun 10-15 tane fasulye nohutla oynaması israf sayılmaz.
+1
duyuruuser
(20.01.26)
Öğretmenlik zor meslek. Çocuğuyla ayrı uğraşıyorsun, böyle velilerle ayrı.
Al götür çocuğunu da batıl inancını da, git evinde istediğin gibi yetiştir deme lüksün yok. Sözü uzatsan, bilmediği dini, cahil anasından babasından öğrendiği şekliyle sana öğretmeye kalkar.

Yediği koyunun eklem kemiğinden başka oyuncağı olmayan adamın biti kanlanmış torunları bunlar. (bkz: aşık atmak) ,(bkz: aşık kemiği). Nimetle mi oynanmazmış. Peh

İdare edeceksin. Başka şansın yok.
-1
Mirket
(20.01.26)
ben hiç dini bir kültürle büyümedim böyle yemekle oyun olmaz gibi bir takıntımız hiçbir zaman yoktu, ben ana okuluna giderken pattes baskısı vs yapmıştım ailem hiç karşı çıkmadı. muhtemelen benim çocuğum olursa ve okulda pattes makarna vs oyun oynarsa karşı çıkmak aklıma gelmezdi. amaaa evde çocuğuma oynasn diye makarna vermezdim mesela. evin içinde israf gibi gelirdi. zaten başka oyuncaklar var neden makarna vereyim ki diye düşünürdüm. belki çocuk gelişiminde yaratıcılığı geliştirmek için falan yapılan bir şeydir bu. "nesnelerin bildiğimiz kullanım amacı dışında alternatif kullanımları da olabilir" gibi bir şekilde farklı düşünmeye sevk etmek için falan.

ama yine de düşününce yediğimiz şeylerin kıymetini bilmeliyiz ve israf etmemeliyiz sonuçta.
0
Sadece soruyorum
(20.01.26)
Çocuğun harcayacağı iki patates, çeyrek paket makarnaya "israf" duyarı kasmak çok boş geldi bana. Aile net haksız ama sevgiliniz orta yolculuk yapsın durduk yere ortamı germesin, he he diyip geçsin
-1
nundu
(20.01.26)
yuzlerce yil kaybolmayacak plastik copu yaratmaktansa, dogada kaybolabilecek ve bortu bocegin yiyecegi seyleri kullanmak daha mantikli degil mi?

aileninki bir gorus, "iyi niyetli" olabilir ama bu "sig" olmadigini gostermiyor.

o yuzden rezalet puanim 10/10, ogretmen hakli.
0
cooperr
(20.01.26)
ne alaka abi, patates, makarna falan bunlar biodegradable. plastik falan oyuncaktan cok daha etik. "Bulamayanlar var" olmasinin sebebi cocugun patates baskisi yapmasi degil.
0
hot potato
(20.01.26)
(5)

Eskişehir mahalle tavsiyesi

surface noise
Selamlar arkadaşlar bir arkadaşım eskişehire taşınıyor iş yeri şeker taraflardaymış nerelerden ev bakabilir bütçe 20 civarı. Opera çevresine bak dedim ben.
Selamlar arkadaşlar bir arkadaşım eskişehire taşınıyor iş yeri şeker taraflardaymış nerelerden ev bakabilir bütçe 20 civarı. Opera çevresine bak dedim ben.
0
surface noise
(18.01.26)
Gökmeydan mah
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(18.01.26)
vişnelik.
+1
mikahakkinen
(18.01.26)
Ben de opera civarini önerirdim, Isiklar mahallesi.
Seker mahallesinde de arada maks. 20 bine güzel daireler bulunabiliyor.
Onun disinda o bütceyle Gökmeydan da olabilir.

Hattta gecenlerde bir arkadasima ev baktik, Gökmeydan'da su daireyi begenmistik: www.sahibinden.com
+1
chihirovekohaku
(18.01.26)
Teşekkürler arkadaşlar opera civarı biraz kokuyor demişler heralde şeker fabrikasından dolayı ama heralde her yere geliyor o koku.
0
🌸surface noise
(20.01.26)
Vişnelik +1

İki buçuk senedir yaşıyorum çok memnunum mahallemden. Bu Eskişehir'in meşhur kokusunu da hiç almadım. Hatta böyle bir koku olduğunu ilk kez bir iki ay önce internette öğrendim :D
0
nundu
(20.01.26)
(6)

Hangi Hogwarts binasındansınız

arbre
Chatgpt reise 1 2 kez sordum. Slytherin dedi hepsinde. Mantıklı geldi söyledikleri. Ama Slytherin dediği için kendimi kötü biri hissediyorum. Normal mi bu? Hehe.
Chatgpt reise 1 2 kez sordum. Slytherin dedi hepsinde. Mantıklı geldi söyledikleri. Ama Slytherin dediği için kendimi kötü biri hissediyorum. Normal mi bu? Hehe.
-9
arbre
(17.01.26)
Hufflepuff. (bkz: #78407803) hatta (bkz: #80038071)
0
dilemma of subscribtionability
(18.01.26)
Ravenclaw'um ben :)
Bunun Potterhead'ler arasında en "official" kabul göreni Pottermore'daki testin sonucudur, onu deneyin bir de.
Fakat mesela Andromeda Tonks da Slytherin'di, hatta Merlin de. Peter Pettigrew'un Gryffindor olduğu şu dünyada çok takılmayın :))
+1
kobuzchu kiz
(18.01.26)
kaç yaşında insanlarsınız çocuk filminin fanboyluğu yapıyorsunuz.
-5
hold the door
(18.01.26)
Aha kofti de geldi. (bkz: squib)
Film değil, kitap.
0
dilemma of subscribtionability
(18.01.26)
demin kendimi ve eşimi sordum chatgpt'ye doğru cevapladı. ben amansız bir slytherin, eşim gryffindor
0
Hallegadola
(19.01.26)
Ravenclaw and proud :D

Çocukluktan beri her testte (resmi pottermore testi dahil) Ravenclaw çıkarım. Hogwarts Legacy'yi iki defa bitirdim, ikisinde de Ravenclaw ile oynadım hatta başka binaya elim gitmedi
0
nundu
(19.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.