Giriş
(8)

Çok fazla avukat ve diş hekimi yok mu?

runaway
Her sokakta avukat ofisi ve dişçi kliniği var. Bazı binalarda 2-3 tane var. Bunlar nasıl müşteri bulabiliyorlar?
Her sokakta avukat ofisi ve dişçi kliniği var. Bazı binalarda 2-3 tane var. Bunlar nasıl müşteri bulabiliyorlar?
+2
runaway
(27.02.26)
avukat: davalar yoğunluktan 2 yıl sonraya erteleniyor. suç, boşanma, icra vs.. oranı çok yüksek.
dişci: millet genelde 3-7 diş birden full implant, dolgu vs..yaptırıyor. 2 hasta olsa 1 aylık kazanç demek.
0
buenosdias
(27.02.26)
avukatı bilmiyorum ama diş hekimi çok doğru. çok fazla bölüm ve kontenjan açıldı çünkü. hatta işe özelde yeni başlayan bazı diş hekimleri asgari ücretle başlıyor.

lokasyonu iyi olan ve isim yapmış diş hekimleri iyi kazanıyor gerçekten ama azınlıktalar artık.
+1
nuevo
(27.02.26)
Avukatlar açısından konuşabilirim; evet çok fazla avukat var ama hepsi iyi paralar kazanmıyor. Çoğu kendini idame ettirecek kadarı anca kazanıyor.

Müvekkil bir şekilde bulunuyor; çevre işyerlerinde çalışan ve iş ilişkisi kötü sonlanan kişiler, mesela, gözüne ilk kestirdikleri ofise girip danışıyorlar genelde. Anlaşırsa avukatla al sana bir dava. Avukat tutma zorunluluğu olan şirketler var, danışmanlık almak durumundalar. Eş dost akraba bir şekilde dosya geliyor eline. Arabuluculuk aldıysa arabuluculuk dosyaları, cmk, adli yardım derken bir şekilde dönüyor.
+1
kaymaktutmayansicaksut
(27.02.26)
piyasada ihtiyaçtan fazla avukat olduğunu, bunların da büyük bölümünün niteliksiz olduğunu görüyorum. işaret ettiğim ilk husus için (fazla avukat) avukat başına düşen nüfusu, ikinci husus için (nitelik, hukuk nosyonu) hukuk fakültelerini esas alıyorum.

yazıldığı gibi günden güne türkiye'deki avukat ihtiyacı da artıyor. eskiye nazaran artık daha fazla hak arayan, dava açan bir toplumuz. inanması güç ama pasta gerçekten çok büyük. buradaki temel sorun, pastanın eşit dağılmaması. "bu kadar niteliksiz avukat varken eşit dağılamazdı zaten" diyebilirsiniz lakin nitelikli olup sürünen de çok insan var. 45'li yaşlarda halen asgari ücret dolaylarında bağlı çalışan avukatlar var ne yazık ki.

avrupa ve amerikadaki sistemleri iyi bilen bir avukatım. özellikle almanya'daki rechtsschutzversicherung sistemi düşünülebilir, hukuk dosyaları cmk robot sistemine benzer şekilde paylaştırılabilir (aramızdaki avukat arkadaşlar ne demek istediğimi anlamışlardır).

bu işin kaymağını yiyen son dönem 90'larda mezun olanlar olabilir. gerçekten türkiye'de avukatlık yapıp hakimlik/savcılığa yönelmeden rahatça ayakta durabilen son jenerasyon onlardı. hizmet pahalıydı, fiyat kırma bu denli değildi. hükümet hukuk fakültesi açarak bu işi ucuzlatmak istedi ama deyim yerindeyse içinden geçtiler. şu anda profesörü ve doktoru olmadan eğitim veren 12-13 hukuk fakültesi var. eğer ilgi duyarsanız şu araştırmaya da bakmanızı isterim:
www.toplum.org.tr
-1
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
2025 yılında,
1 milyar adet üzeri muayene gerçekleşmiş,
16 milyon adet üzeri ameliyat olmuş,

2026 yili subat itibari ile
36 milyon dava dosyasi işlem için bekliyor.

bu rakamlar ,
ne kadar sağlikli
ve
ne kadar ahlakli oldugumuzu gösteriyor.
0
designer
(27.02.26)
gereksiz bir çok üniversitede o kadar çok diş bölümü var ki her sene binlerce yeni mezun veriyorlar. buna bağlı olarak her köşe başına klinik açılıyor.
aslında güzel yatırım. 3-5 milyonun varsa birde ortak diş hekimi buldun mu karlı iş. eskiden ortak diş hekimi olmadan da açılabiliyordu yanılmıyorsam. yeni mezunlarda asgari ücrete çalışıyor.

aynı şekilde hukuk fakülteleri içinde geçerli. tabela üniversitelerinden her yıl on binlerce yeni mezun veriliyor. sistemi öyle bir duruma getirdiler ki avukatsız sade vatandaş hakkını savunamaz oldu. basit bir dilekçe avukat tarafından yazılmadıkça yüzüne bakmıyorlar. sade vatandaş avukatı olmadan hakim karşısına çıksa kale alınmıyor. avukatlara bu kadar sınırsız yetki, güç verilmesi de çok yanlış. sırf avukatlar bir yerden daha para kazansınlar diye ara buluculuk diye bir şey çıkardılar.
0
my fault
(27.02.26)
diş hekimi tarafını bilemem ama çok fazla hukuk fakültesi olduğunu, gereğinden çok fazla mezun olduğunu ve özellikle yeni avukatların yeterli parayı kazanamadığını biliyorum.
0
co2s2
(27.02.26)
Avukat sayısından çok çok daha fazla avukatlık iş sayısı artıyor. Tek sıkıntı işlerin çok büyük bürolarda toplanması.
0
loch ness
(28.02.26)
(8)

Bu Japonlar neyle besleniyorlarsa bizde aynısıyla beslensek…

tahirkemalbozoglu
Beyin bedavaNe yiyorlarsa bizde aynısını yesek uzun yaşar mıyız?
Beyin bedava
Ne yiyorlarsa bizde aynısını yesek uzun yaşar mıyız?
0
tahirkemalbozoglu
(22.02.26)
porsiyonları da aynı şekilde küçültüp onlar gibi hareketli yaşarsak neden olmasın.
+1
aloha snackbar 3
(22.02.26)
Porsiyon kücültme +1500
Tabak canaklari evleri her seyleri minimal. Ben cok ama cok cool.

Bir de islenmis gidayla beslenmemek sanirim olay. Hamburger pizza donmus gidalar hep cikarmak lazim.
0
Purple life
(22.02.26)
Beslenmeden ziyade genlerle ilgili bir olay.

Şimdi baktım da, Türkiye'de ortalama ömür 78, Japonya'da 81 imiş. 3 yıl için mi bu başlık? :)
0
Mirket
(22.02.26)
hem ortalama ömürlerinin yüksek olmasında hem de bu yaşlara sağlıklı gelmelerinde yemek de etkili olsa da hayat tarzları da son derece önemli.

hayat tarzları konfordan ziyade minimalist. hala yer yatağında yatıyorlar, evde oturmadıkları odaları ısıtmıyorlar, her sabah yer yataklarını toplayayıp kaldırıyorlar, her yere yürümek hayatlarının normal bir parçası.
0
denizgonen
(22.02.26)
biz yemek icin yasiyoruz onlar yasamak icin yiyor. kafaya esince brunch yapmayi, ziyafet cekmeyi, atlayip edirne'de ciger yemeyi normallestirmisiz.
0
buenosdias
(22.02.26)
kişi başi deniz ürünleri tüketimi

en.wikipedia.org
0
designer
(23.02.26)
gecen en uzun yasayan insanlari arastirdim, hepsi adalarda yasiyor. japonyadakiler okinawa'da, italya'dakiler sardinya'da yasiyor. adalara gidin.

bence yedigine dikkat edip, spor yapmak onemli. az ama cesitli yiyip hareket edince insan saglikli oluyor.
0
antikadimag
(23.02.26)
İnsan ömrünün daha uzun olduğu ülkelerin ortak noktalarından biri önleyici ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlü olması. Beslenme, stres, gelir adaleti gibi değişkenler önemli; ama şunu yedi 100 küsur yaşına kadar yaşadı şeklinde sihirli bir formül yok.
0
auroraaurora
(23.02.26)
(13)

Kullanılan otomobilin dışarıdaki imajı hk.

administ
Biraz da iç dökme gibi olacak. Son zamanlarda çok ilginç tepkilerle karşılaşıyorum. Kullandığım arabadan kaynaklı olarak bir küçümsenme söz konusu. En son dün iş arkadaşım senin o arabayı kullandığını görünce inanamadım dedi bana. Ne alakası var sonuçta beni A noktasından B noktasına götürüyor dedim
Biraz da iç dökme gibi olacak. Son zamanlarda çok ilginç tepkilerle karşılaşıyorum. Kullandığım arabadan kaynaklı olarak bir küçümsenme söz konusu. En son dün iş arkadaşım senin o arabayı kullandığını görünce inanamadım dedi bana. Ne alakası var sonuçta beni A noktasından B noktasına götürüyor dedim ama canımı sıktı. Kim görse sen hala bu arabayı değiştirmedin mi falan diyor. Ben de takıntı haline geldi bir yere gittiğinde biraz uzağa park ediyorum. Şimdi arabayı değiştirsem biliyorum ki yine bir kulp bulacaklar ama bu insanların neden bunu takıntı haline getirdiklerini anlamadım.
+5
administ
(19.02.26)
Micra miydi
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Citroen c3
0
🌸administ
(19.02.26)
mutevazi olmak OK. herkes gidip havali bir araca binmek zorunda degil.
ama mutevaziligin ucunu kacirirsan kotu.
arabayi, gelirini ve toplum icindeki pozisyonunu bilmeden yorum yapmak zor.
-2
cooperr
(19.02.26)
sizinle tamamen aynı düşüncedeyim. güvenli bir araba olması yeterli. küçümsemelerden etkilenmezdim çünkü benim için bir anlamı veya karşılığı yok. siz memnunsanız takmanıza gerek yok bence.
+2
eileengray
(19.02.26)
bir arkadaşımın çok eski, dökülen, sanayiden çıkmayan bir arabası vardı. yaşadığı şehirde herkes çok tehlikeli araba kullandığından ve arabasını hiç güvenli bulmadığımdan, sürekli değiştirmesi yönünde uyarıda bulunuyordum (aramızda darılma gücenme olmaz, çok yakınız). bir gün iş arkadaşlarıyla birlikte bir yere gideceklermiş; bu arabası sebebiyle basıp gidemediğinden geç kalmış, arkadaşı da laf sokmuş. benim senelerce ısrar ettiğim şeyi, bu laf üzerine yarım günde çözmüş; aynı gün peşin para sıfır suv almış. bunun üzerine de ben laf soktum gerçi :)

sözün özü, güvenlik zaafiyeti falan oluşturmuyorsa, elalemin ne dediği bence hiç önemli değil. arabayla falan statü kasan, gitsin az ötede kassın; şahsen hiç sallamam. milletin malını diline dolayan en hafif tabirle işsizdir. ancak sizin canınız sıkıldığı gibi, bir de uzağa park ediyormuşsunuz. dolayısıyla bu durum hayatınızı zorlaştırmaya başlamış gibi görünüyor. öyleyse değiştirin gitsin derim.
+4
lil siztah
(19.02.26)
kimin ne dediği umrumda bile olmaz. hatta öyle küçümseyici yaklaşanlarla ben de dalga geçerim. bizim düldül ayağımı yerden kesiyor. işimi görüyor de geç. otomobil üzerinden size presitij yükleyene de küçük görene de he de geç.
+1
exlibris
(19.02.26)
sadece sehir ici kullanimda kucuk olmasi iyi,
ama uzun yolculuklarda c segment rahat oluyor,

kullanim ihtiyaclarinizi dikkate alin,
boş verin kimin ne dedigini,


cebinde para olmayip,
eşyalar ile kendini tatmin eden
tedaviye muhtaç oluyor.
0
designer
(19.02.26)
maalesef ülkemizde böyle bir gerçek var ve bence de tabii ki çok yanlış. ancak istisna da olabilir misal eğer araç işinize/gelirinize etki edecekse göz önünde bulundurulabilir. yani patronsanız, küçük bir işletme vs yani kendi işinizi yapıyorsanız karşı tarafa mesaj verme niteliği taşıyor, alacağınız hizmet veya karşı tarafın vereceği özeni/ilgiyi artırıyor. yalnızca ülkemizde de değil var böyle bir olay. he ama basic düzende manasız bir olay, memnunsanız memnunsunuzdur. yani size hizmet etmeyecekse kafanıza takmayın.
+1
awlmi
(19.02.26)
İnsanlar canları eleştirmek istediğinde her şeyi eleştirirler, suçlamak isteyince her konuda suçlarlar, dedikodu öyle her şeyde öyle. Bence sen kendine bak ben niye bunları ciddiye alıyorum de. Çünkü asıl sorun senin etki altında kalman, istedikleri kadar konuşsunlar önemli olan onların istediğinin değil senin istediğinin olması ve senin isteğinin de onlara göre değil, hiçbir etki altında kalmadan senin hayatının ihtiyaçlarına göre şekillenmesi. Bilseler ki senin fikirlerini değiştirebiliyorlar, herkes seni ne hale getirir bi düşünsene, diyelim ki çok zengin oldun, herkes sana nasıl üşüşür, bi hayal et. Bence değer vermemeyi veya verdiğin değeri azaltmayı öğrenmek seni en iyi şekilde yaşatır.
+2
yaren
(19.02.26)
Ben de benzer durumdayım. İnsanlar uğraşmayı bırakacak diye araba almak çok mantıksız. İhtiyaçlarınızı karşılıyor, gerekli güvenlik paketleri halen çalışır haldeyse bence gerek yok.

Ben uzun yol yorgunluğu olmasa ve bagajı yetse İstanbul’da B sınıfı araca hastayım. Her yere giriyorum. Park etmesi kolay. Muazzam bir avantaj.

Takma yani kafana.
+1
jackyr
(19.02.26)
ahaha benim araç da biraz küçük görülüyor. ama gülüp geçiyorum çünkü tanıdıktan aldım o aracı değiştirince, ben de ilk gördüğümde niye bu arabayı kullanıyor ki diye garipsemiştim. yıllarca yurt dışında yaşadı orada iyi araçlara da bindi, daha iyi araçlara alışıktı burada da bütçesi daha iyisine yeterdi, ki hybrid corolla aldı şimdi.

garipsesem de bişey demedim, ilk izlenimim biraz olumsuzdu ama hafiften araç hakkında konuşunca hep övgüyle bahsetti. işini gören uygun fiyatlı sorunsuz masrafsız bi araç olduğundan memnundu. ablasının ısrarıyla değiştirdi biraz :) çocuklar da var diye yeni model daha güvenli bir araç olsun diyip ikna etti, bu 2010 model.

araba boşa çıktığında benim hiç araba alma niyetim bile yokken bunu ben alsam ya dedim :D ilk izlenimim negatif olan bu araç şimdi 5 aydır bende, alıştıkça ben de ısındım. ve kendisine de hak vermeye başladım, yetiyor işte gündelik şehir içi kullanıma. arabaya çok para bağlamaya değecek bi kullanımım yok, bunun 10 katına bi araba alsam yapacağım aynı ulaşımı yine yapıyorum. kendi fiyat aralığı için en iyi araçlardan biri.

(bkz: geely mk) benimki dış görünüşten değil de markadan dolayı, çoğu kişi bilmediğinden ve sadece bu aracın varlığını bilenlerin gözünde de ucuz araba olduğundan biraz küçümsenme durumu var. burada bile ufak bikaç sorunuyla ilgili duyuru açıp sorduğumda sat geç o arabayı uğraşma diyenler oldu :D ki sıkıntıları kullanıma engel ciddi şeyler değil, ben takılıyorum. o problemle 5 yıl kullandı eski sahibi, sensör arızası var muhtemelen elektrik tesisatından ve teorik araştırmaya göre sadece şase kablolarını güçlendirmek çözebilir gibi görünüyor.

5 aydır sadece 1 gün kullanmadım aracı, bi problem çıkarmadı, şimdilik beklentimi karşılıyor benim.
bi boşta yattığından aküyü değiştirmem gerekti, 1 ay akü değişene kadar marş problemi yaşadım takviyeyla çalıştırdım ama araçtan kaynaklı arıza değil, onun dışında filtre yağ antifriz değişimi gibi periyodik işleri yapıldı. gerisi keyfi harcamalar oldu, yeni android auto teyp vs.
0
konetsu
(19.02.26)
araba ülkemizde bir statü aracı. hatta telefon da bir statü aracı.
iş arkadasının bunu demesi saçma, çünkü onu ilgilendiren bir durum değil.
eğer ticaretle uğraşıyorsan araban iyi olmalı, çünkü karşı tarafa kazancının iyi oldugunu, onda parasının kalmayacağını göstermeni sağlıyor.
eğer iş yerinde çalısan bir beyaz yaka isen terfi almanı bile sağlayabilir. çünkü patron eski arabalı birisinin şirketi kötü temsil edeceğini düşünür.
garip ama gerçek bunlar.
ama eğer yukarıdakilerle alakan yoksa arabayı değiştirmene gerek yok.
+2
abelardo
(20.02.26)
evet böyle bişey var maalesef.

2012 pejo 508 kullanıyorum. her şeyinden çok memnunum, sürekli ya senin arabayı mı değiştirsek yok bilmem ne.

aynı konfor için en az 1,5 2 milyon harcamam lazım. ben o parayı 1 senede 2 katına çıkarıyorum. harcayacağım para havaya giden para.

bomboş işler...
+1
gurur
(21.02.26)
(3)

Şu dönemde araç satıp yeni araç alınır mı?

HellKeePer
Olası ABD-İran savaşı piyasayı nasıl etkiler?(umarım savaş çıkmaz). Aracımı sattıktan sonra 1 ay piyasayı gezme düşüncem var. Terste kalır mıyım sizce?
Olası ABD-İran savaşı piyasayı nasıl etkiler?(umarım savaş çıkmaz). Aracımı sattıktan sonra 1 ay piyasayı gezme düşüncem var. Terste kalır mıyım sizce?
0
HellKeePer
(19.02.26)
bu soruyu direkt trump a sormalisin.
-1
designer
(19.02.26)
Araç piyasasını bilmiyorum ama altın yükselecek, coinler düşecektir.

Ben de terste kalmaktan korkanlardanım. 5 Dk önce Twitter'da Trump-İran nükleer silah açıklamalarını görüp aynı hisse kapıldım.

Ama ben riski çoktan aldım. Altın bozup eve peşinat yaptım geçen hafta.
0
jackyr
(19.02.26)
2026 elindekini koruma yılı. Çok çok çok acil bir ihtiyaç yoksa, bir şey alınmaz. Eldeki araba iş görüyorsa, düşünmeyin bile...

.
0
kartallar yuksek ucar
(20.02.26)
(12)

Doktorlara ne söylemek isterdiniz?

suicmeyenadam
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı? ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı?

ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı laboratuvar testler önerilmesi sizi rahatsız eder mi yoksa sar ordan bir paket mi?

teşekkürler.
+1
suicmeyenadam
(17.02.26)
Hasta ve hasta yakınlarına karşı nazik olmaları gerektiğini söylemek isterim
-1
rock n roll
(17.02.26)
hekim,
tanrınin yeryüzündeki elleri gibi diyor,
öyle davranin,
paraci olmayin.
0
designer
(17.02.26)
sizli bizli konuşalım.

gereksizse pahalı testler istemeyin lütfennnnn.
+1
art cat chocolate
(17.02.26)
Doktor hasta ilişkisi yoksa veya sadece hastane /muayenehane ile sınırlı ise, bunun yerini ilaç şirketleri ile doktor ilişkisi alma ihtimali yüksektir .
Doktor ile hasta ilişkini olumlu yönde geliştirecek bir şey varsa doktorun hastasını tedavi sürecinde takip etmesidir.
Gözden kaçan şeylerden biri de batı tıbbı ile doğu tıbbı arasındaki farkı bir türlü göremememiz ve yanı başımızdaki bitkilerin faydalarından etkilerinden kesinlikle bi-haber olmamız .
Bir de önleyici hekimlik konusunda büyük eksiliğimiz var . Çoğunlukla hastalık/ rahatsızlık yaşandıktan sonra tedaviye başlanıyor . Oysa hastalık riskini arttıran etkileri azaltıcı nedenlere yönelmek lazım .
Doktara / hastaneye giden eve geldikten sonra adeta hastalığını unutmuş halde artık yaptığı masrafı konuşur oldu. yıllar yılı ilaç kullanmayı " tedavi olmak " zannettik.
-1
diyecevaplandı
(17.02.26)
bizi müşteri olarak görmeseler iyi olur.
0
erty_ksk
(17.02.26)
üniversite hastanesi hekimlerine:
- bölümler arası kavgayı bitirin
- dönem V ve üstüne jürilerde acımayın, iyice öğrensinler
- her bölümün daha çok yatağı olsun

edit: @nundu’nun düzeltmesiyle dönem IV demek istiyormuşum, not düşelim.

sosyal medyada ve çevrede tıp eğitimi almadan uzmanlık taslayan insanların daha iyi denetlenmesini talep ediyorum. 2 yıllık program mezunları teşhis için hekimlerden önce kendilerine yönlendiriyorlar. denetleme mekanizmaları gelişmeli.

tüm hekimler özellikle muayenehanelerinde ve bu çakma uzmanlar hizmetlerinde fatura kesmeli, vergi kaçırmamalı.

tüm hekimler hastasına holistic yaklaşmalı. yaşam şekli, beslenme, alışkanlıklar, semptomlar hepsi bir arada. eğer plasebo sorunu çözüyorsa bırakın çözsün. illa ki ilaç dayamayın.

ilk çözüm her zaman ameliyat olmayabilir, ameliyat o kadar basit olmamalı. özellikle ortopedistlere bu cümlem.
0
eileengray
(17.02.26)
Ödediğim ücret veya aldığınız maaş karşılığı, bana, ihtisasınıza ilişkin hizmet üretmekle görevli bireysiniz. Bana yaklaşımınız ve tavrınız bu minvalde olmalı.

Raporlu ilacımın üç aylık dozunu reçete etsin diye gittiğim en az on yaş küçüğüm edepsiz, bana 'sen' dediydi de içimden, birkaç kez ona kadar saymam gerekmişti.
-6
Mirket
(18.02.26)
olabildiğince sekreter vs filan kullansınlar, fazla yorulmasınlar.

ben doktorların bana açıklama yapmasını seviyorum. mesela ciğerimi dinliyorsa ciğerimi dinlediğini söylesin, kalbini dinliyorum, ritmi iyi filan gibi.

dişimi yapan doktorum var, bana diyor ki şimdi minedeyim, sinire geldik, burada şöyle bir dolgu uyguluyorum...

geçen aylarda kan tahlili yaptırdım, doktor demir eksikliği konusunda bir şey yok dedi, tahlil sonucunu arkadaşıma gönderdim, hemen karbonhidratı azalt, diyabetle ilgili değer ortayı geçmiş dedi. mesela normalde tahlili alan doktor değer aralığında normal gözüyle baktı.
+1
hoot
(18.02.26)
Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin güncel çalışmaları ve araştırmaları takip etmesini / edebilmesini istiyorum.
0
auroraaurora
(18.02.26)
bence doktorlar aslında kibar insanlar, en azından genç asistan olanları öyle. ama muhtemeln iş yoğunluğundan biraz tepeleri atıyo. bana hep kibar davranıldı ama sekreterlerin inanılmaz burnu havada. sekreter ve hemşireleri uyarmalarını isterdim. doktorun bile girmediği havaya onlar giriyo. pahalı test ise gerekliyse tabi ki önerilsin.
+2
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Kesinlik yoksa yapilan akil yurutmedir ve akil yurutmelerini gizli degil danisanla paylasarak yapmalarini tercih ederim. Bu danisanin katki saglamasina olanak tanir, danisanin kararini daha saglikli almasini saglar ve baska bir yerde, baska bir zaman, baska bir doktorla daha hizli surecler yaratir. Ayrica sistemin dislisi olmamalarini umarim.
0
osssy
(18.02.26)
üniversite ve devlet hastanesinde henüz yüzüme bakıp da konuşan bi doktora denk gelmedim. yaşım da epey var.

geçen hafta özel hastanede bi ameliyat oldum burnumdan, ameliyat sonrası kanamam durmadı. üç hemşire başımda nöbet tuttu resmen doktor gelene kadar. doktor geldi, inceledi ve tekrar ameliyata alındım. devlet hastanesinde olsam neyle karşılaşırdım bilmiyorum.

ben ilk önce devlet hastanesine gidiyorum bi şey olduğunda. bi işlem gerekiyorsa da neyse parası verip özele. işin garip tarafı en son gittiğim devlet hastanesindeki doktor daha yeni özelden devlete geçmiş, ve inanır mısınız o da konuşurken artık insanların yüzlerine bakmıyor. çok tuhaf.
0
antihero
(22.02.26)
(6)

GS - JUV maçı tahminleriniz?

eisberg
Ne diyorsunuz? Ben Juventus alır diyordum ama birkaç gündür dinlediğim yorumcular "denk maç, grinin %40-50 şansı var" falan diyor. Biz en son schalke ile turu geçtik diye hatırlıyorum. Young boys'a falan da elendik. Taraftardaki rehaveti de görünce Juve alır diyorum siz ne diyorsunuz? İddia ne oynad
Ne diyorsunuz? Ben Juventus alır diyordum ama birkaç gündür dinlediğim yorumcular "denk maç, grinin %40-50 şansı var" falan diyor. Biz en son schalke ile turu geçtik diye hatırlıyorum. Young boys'a falan da elendik. Taraftardaki rehaveti de görünce Juve alır diyorum siz ne diyorsunuz? İddia ne oynadınız? Benim tahminler şöyle:

Sallai kart görür 3.83
Yunus & Kenan asist yapar 3.60
Oyuncu gol atar & asist yapar Mckennie 2.25
Oyuncu kaleyi bulan şut çeker Yunus 2.25, Toreira 3.60
Sanchez 2 faul yapar 2.15
0
eisberg
(17.02.26)
L'pool maçına benzer bir senaryo olur, anları değerlendiren öne geçer. Mckennie false 9 oynayacakmış, o sıkıntı yaratabilir lemina yokluğunda.

1-1 diyorum.
-1
Bruce
(17.02.26)
Gerçekleri Tarih Yazar
Tarihi de Galatasaray
+3
cooperr
(17.02.26)
7 gol olur.
+1
designer
(17.02.26)
Juve ilk kez sampiyonlar liginde 5 yedi.
bir turk takimi ilk kex sampiyonlar liginde 5 atti.
0
cooperr
(17.02.26)
ulan 2 gün süren gs-juv maçını canlı canlı izlediğimi hatırlıyorum.
helal olsun. saçma bir skor ama büyük başarı.
+1
plastic_angel
(17.02.26)
gruplar ilk açıklandığında gs max 9 puan alabilir yazmıştım, hatta 0 tarafına daha yakın diye de belirtmiştim.

inanılmaz bir performans gösteriyor. liverpool'u yenmek, atletico ile berabere kalmak falan bunlar gerçekten çok zor ve herkesin takdir etmesi gereken işler. hele juve'ye 5 atmak :)

umarım bu turu sıkıntısız atlar ve son 16'da da dişine göre bir takım gelir. tebrik ediyorum, tadını çıkarsın gs'liler :)
+1
makbur
(18.02.26)
(14)

ev ve bir takım kararlar hk

tuborg yesili
Rüyama girdi dün gece uyuyamadım.5 yıldır evli ve 5 yıldır da trde olmayan ama her 2-3 ayda bir git gel yapan bir çift olarak geçen baharda benim kendime ait bir yerim olsun istiyorum hezeyanımın da verdiği gaz ile evlenince gelen altın nakit her şeyi gömüp 3 yıllık bir kredi ile türkiye'de denizi o
Rüyama girdi dün gece uyuyamadım.
5 yıldır evli ve 5 yıldır da trde olmayan ama her 2-3 ayda bir git gel yapan bir çift olarak geçen baharda benim kendime ait bir yerim olsun istiyorum hezeyanımın da verdiği gaz ile evlenince gelen altın nakit her şeyi gömüp 3 yıllık bir kredi ile türkiye'de denizi olan ama pek gelişmemiş ( altayapısı yok) bir yerden ev aldık. alırken de şimdi de motivasyonumuz kiralamak değildi zaten kiralamaya da uygun bir konum değil, gittikçe geldikçe bize kapı olsun, başımız sıkışınça gidelim, yazın gidelim tatilimizi de orada geçirelim kafasıydı. Yazlık gibi ama değil. - başka evimiz falan yok- Hali hazırda da kira ödüyoruz tabiki, bulunduğumuz yerden ev almak ise hem süreçlerin çok uzun sürmesi, hem kalıcı oturum beklememiz, hem de ancak 30 yıl borçlanarak vs nedenlerle mantıklı gelmedi. Bu bilgiler cepte olsun.

Bu konuda çevremizden sürekli salaklık, kiraya verin kiraya vermeyecekseniz niye aldınız, boşa para verdiniz, hımmm köy mü :/ vs eleştirileri geldi, gelmeye devam ettikçe de bu konuya ben de üzülür oldum. Etkilendim.

Evet aldığımız paraya bir şehirden 1+1 de alabilirdik, kiraya da verebilirdik ama biz bahçesi olsun biraz insandan uzak olsun istedik. Ve her türlü geri döneceğiz zaten tamamen, şimdiden evimiz olsun mantığı vardı.

Kredinin kaldı 2,5 yılı, şu an kira + kredi ödemek bizi zorlamıyor ama ikimiz de özel sektördeyiz her an işsiz de kalabiliriz tabiki. Hatta benim işim biraz sallantıda bu yüzden de belki de ben kafamda elli tane senaryo kuruyorum. Acaba cidden kira geliri getirecek hale mi döndürsek diye ama bir yanım da hiç istemiyor.

Mevcut durumu yorumlayıp, siz olsanız ne yapardınız fikri verebilir misiniz?

Teşekkürler.
0
tuborg yesili
(10.02.26)
Valla tek kriter maddi fayda değil psikolojik fayda da kriter.
odeyebiliyirsaniz gönlüne göre hareket et derim.
+1
kisa
(10.02.26)
Böyle mantıklı ve güzel bişey yaptığım için çok mutlu olurdum.
+2
gobekliraki
(10.02.26)
İnsanlar kendi yatırımlarıyla ilgili yorum yapsın ya bir zahmet, buna da karışmasınlar.
Bitmesine az zaman kalmış, sizi ekstra bir zorluğa sokmuyor, bence bunlardan etkilenmenize hiç gerek yok.
Bahçeli, şehirden uzak, sakin yerdeki ev şehirdeki 1+1 eve tercih edilir her türlü.

Bu konuşmaların altyapısında hep bi haset olur, boş verin takılmayın bunlara.
+3
mutekebbir
(10.02.26)
Paraya sıkışmadıkça kiraya vermeyin. Kiracı çıkan evler gerçekten genellikle savaş görmüş gibi oluyor. Benim ailem de yılın yarısını bir şehirde diğerini de başka bir şehirde geçiyorlar. Yaklaşık 5 sene boyunca insanlar bari kiraya verin diye minnoş anamın canını sıktılar. Kiralık olmamasına rağmen insanlar aradı. Milletin ağzı torba değilki büzesin gerçekten.

Ev sizin, keyif sizin, para sizin. İsterseniz tek başınıza dubleks evde oturursunuz, isterseniz köyde ev alırsınız. Bence etrafınızdaki sesleri susturacak "biz öyle istedik" gibi kesin bir cevap hazırlayın. Herkes yerini bilsin.
+1
tiredofwaiting
(10.02.26)
hava serinleyince mont almışsınız, insanlar niye mont aldın, hırka alsaydınız ya demiş gibi bir durum. yani siz kendi ihtiyacınıza göre bir alışveriş yapmışsınız. insanların ihtiyaç ve beklentisine göre alışveriş yapmadığınız için eleştirilmişsiniz ki çok saçma.
ödenebildiği sürece ben bi problem göremiyorum.
ayrıca kiracı ile uğraşmak başlı başına bir problem olabiliyor şu dönemde.
+3
elorelia
(10.02.26)
Boş kalması bana mantıklı gelmiyor.
Eğer kiradan edineceğiniz gelirle Türkiye’de 3 hafta ultra her şey dahil beş yıldızlı tatil yapacak parayı alacaksanız kiraya verin derim.

Çünkü zaten Türkiye’ye mesela toplamda 4 hafta gelseniz bile bunun ancak 2 haftası orada kalırsınız. 52 haftanın 50 haftası boş kalacak bir ev bana çok mantıksız geliyor. Bu arada oturulmadığı için ekstra masraflar da açabilir ev size.

Ama psikolojik etkisi sizi rahatlatıyorsa onu parayla ölçemeyiz. Boş kalmaya devam etsin.

Çok emin olduğunuz zaman kiraya verirsiniz.
+1
michael_knight
(10.02.26)
Yurtdışında olsam, mutlaka senin yaptığını yapardım. Gitmesem de kalmasam da istediğim an gidebileceğim bir evimin olmasının bana vereceği psikolojik desteğe paha biçilemez bence.

Çok iyi yapmışsın.
+2
Mirket
(10.02.26)
Yorum yapanlar aile ve yakın arkadaş çevresi kötü niyet yok aslında.

Sadece 2 hafta değil, 2-3 ayda bir min 1 hafta ve kesintisiz her yıl 1,5 ay gibi sıklığı belirleyebiliriz. Yani kafadadan yılda 10 hafta 2,5 ay diyelim.

Şansımıza da komşularımız çok tatlı insanlar, anahtar bıraktım mesela arada girip bakıyorlar bizim uzakta olduğumuzu bildiklerinden.
+4
🌸tuborg yesili
(10.02.26)
yilda 10 hafta kaliyorsaniz bence gayet mantikli bir yatirim. kiraya vermeye gerek yok. insanlar yazlik alip ayni sure kullaniyor, hatta daha az kullananlar vardir.
+2
lemmiwinks
(10.02.26)
@tuborg yeşili, yılda 10 hafta kalıyorsanız kiraya vermeyi hiç düşünme. Hem evi kullanıyorsunuz hem de seni psikolojik olarak rahatlatıyor. Fikir veren akrabalara teşekkür et, sebep söyleme. Sen sebep söyledikçe karşıt nedenler geliştirirler.
Bu süreçte anahtarı hiçbir akrabaya kaptırmamaya dikkat et.
Hayırlı olsun.
+1
michael_knight
(10.02.26)
Altyapısı aşırı kötü değilse bana kiralayın? :)
www.eksiduyuru.com
+2
sekizdokuzon
(10.02.26)
normalde kiraya vermek icin ev almazdim,
oturmayacagim eve para vermezdim,
ama yurtdışında olsam ,
burada bir ikametim olmasini isterim.
cok borca girmediysen kira ile uğraşma,

illa kiraya vereceksen
muhtemel bir kisi buldun @8910

hem buradanda aklina geldikce sorarsin evin durumunu.
+1
designer
(10.02.26)
Şuan trde yaşayanlar olarak maddi laygılarımız çok yüksek. Bunun sonucu olarak da boşa akan bi kaynak gibi görüyor insanlar.
Sizin durumunuzda kredi ve kiranızı ödemek zorlamıyor. İşiniz de var. Hiç kötü bi karar değil. Keyfini sürün evinizin.
İşsiz kalırsanız da o zaman düşünürsünüz.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(10.02.26)
bence çok güzel yapmışsınız hayırlı olsun
+1
Hallegadola
(11.02.26)
(5)

uzum sirkesi vs elma sirkesi

antikadimag
neden?
neden?
0
antikadimag
(10.02.26)
elma sirkesi üzüm sirkesine göre daha yumuşak ve kullanım alanı daha fazla.elma sirkesi marinasyon için daha uygun. üzüm sirkesi çok keskin.
+1
mikahakkinen
(10.02.26)
normalde elma yiyincede sindirimi kolaylastiriyor,
tabi sirkeside +1 daha tercih edilebilir.
0
designer
(10.02.26)
çorbaya yemeğe salataya üzüm, marinasyon gibi işler için elma sirkesi.
0
ground
(10.02.26)
ben de salatalara üzüm sirkesini tercih ediyorum, diğer yemeklerde ise fark etmiyor benim için. ne açıdan sorduğunuzu tam anlamamakla beraber sizin yaşadığınız yeri düşününce beyaz şarap sirkesini öneririm. salatalarda çok iyi oluyor. çok yumuşak.
+1
eileengray
(10.02.26)
Salatada üzüm sirkesi çok güzel oluyor.
Elma sirkesini sadece diyetisyenimin önerdiği dönemde kullanmıştım ve sek tüketmem gerekiyordu hafif diğeri kadar keskin değil, rahatsız etmiyordu ama ilk tercihim üzüm olur, keskinliğini seviyorum ve tek başına tüketmediğim için rahatsız etmiyor.
0
mutekebbir
(10.02.26)
(5)

Yemek masasının üstüne cam kestirmek

fildirfildir
Yemek masasının üstünde naylon sevmiyorum, desenli murşamba gibi olan örtüleri de sevmiyorum o yüzden cam kestirsem mi acaba dedim. Sizce?
Yemek masasının üstünde naylon sevmiyorum, desenli murşamba gibi olan örtüleri de sevmiyorum o yüzden cam kestirsem mi acaba dedim. Sizce?
0
fildirfildir
(09.02.26)
Olur tabi ama temperli ya da lamine olmasına dikkat et.
0
kisa
(09.02.26)
+ kenarlari keskin degil,
radüslü
(yuvarlatilmiş)olmasi daha güvenli olur
0
designer
(09.02.26)
cam eninde sonunda kırılır. temperli asla olmaz en ufak çatlakta tuzla buz olur. kaliteli bir mika işini görür.
0
ground
(10.02.26)
@ground' un girdisine karşıben de kendi bildiğimi yazayım, doğrusu neyse bulalım.
Cam olacaksa eninde sonunda kırılacaktır. Temperli cam daha dayanıklıdır ama asıl özelliği kırılırsa tuz buz olması, dolayısıyla insanı kesmemesi zarar vermesi içindir. Lamine cam da aynı şekilde, tuz buz olmaz ama parçalar birbirine yapışık kalacağı için yine bıçak gibi bir yerinizi kesmeyi engeller. Cam seçilecekse amaç kırılmaması değil, kırılırsa zarar vermemesidir.
Hak verdiğim, şimdi aklıma gelen bir nokta, temperli cam kenarına tencereyle vs sert bir çekilde çarparsanız tüm cam dağılabilir, ancak eski evde yaklaşık 8 yıldır kullanılan bir cam vardı masanın üzerinde, hiç bir şey olmadığını da ekleyeyim.
Kaliteli bir mika daha ucuz ve aynı işi görecek bir çözüm olur evet.
0
kisa
(10.02.26)
tavsiye etmem memnun kalmadık. temperli yaptırdık. çok kalın ve ağır oldu. temizliğine dikkat etmemize rağmen bir süre sonra nasıl oldysa altına nem kir vs kaçtı. temizlemek çok zor çünkü aşırı ağır olduğu için kalkmıyor yerinden taşınırken falan da çok zor ve ahşap masanın dengesini de bozmaya başladı
0
iwillsee
(10.02.26)
(6)

mısır patlatma makinesi kullanan var mı

OgutucuRecep
işe yarıyor mu varsa hangi model var
işe yarıyor mu varsa hangi model var
0
OgutucuRecep
(09.02.26)
çelik tencerede patlatıyorum, %100 hepsi patlıyor makineye gerek yok bence. patlatırken bir kaç noktaya dikkat etmek gerekiyor

1 tabanlı çelik tencere mümkünse pilav tenceresi gibi geniş olan tencere çok uygun. şunun gibi prnt.sc

2- tencereye hafif ayçiçek yağı ve arzuya göre tuz konur, mısır eklenip karıştırılır

3- orta boy ocakta en yüksek ateşte taban kızdırılır ve kapak açık karıştırılır (1-2 dk)

4- taban ısısı yükselince mısırlar hareketlenmeye başlar, son bir karıştırma sonrası kapak kapatılır ve ocağın altı orta ateşe kısılır (3-4 dk)

5- tencereyi kulplarından hafif sallayarak mısırların yanmaması sağlanır (1-2 dk)

6- mısırlar servis edilir, afiyet olsun
+4
exlibris
(09.02.26)
sanirim,elektrikli isitici, ev dısı kullanim icin.

evde ocak üstu tencere ile daha kolay ve masrafsiz.
0
designer
(09.02.26)
Bizde var, kullanmıyoruz. Varlığını unuttuklarından eminim.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
sundan kullaniyoruz:
www.williams-sonoma.ca

sicak hava ile patlatiyor, 2-3 dakika suruyor.
sifir yag.
2-3 senedir kullaniyoruz sikinti yok.
+1
cooperr
(10.02.26)
patlamis misiri seviyoruz. arzum ve wwf kullandim. arzum hala duruyor, yagli ve tuzlu yapabilir diye wwf almistim ancak o da yapmiyor. sade seviyorsan pratik aletler. ancak yag ve tuz kullanabilen bildigim kadariyla yok.
+1
unabomber
(10.02.26)
migrostan uyduruk bir marka almıştık. patlatmasına yapıyor işini ama yağ konmuyor kesinlikle ve bu sebepten bana yavan geliyor. ayrıca bi tık da yakıyor gibi geliyor. yani pergorması 6/10 bana göre
0
iwillsee
(10.02.26)
(6)

Depolama alanı tavsiyesi 2-3 TB (fiyat/güvenlik)

ground
Aylık 200-300 gibi rakamlar normal mi? Diyelim ki normal. En güvenlisi için yüksek fiyatların alternatifi yok mu?
Aylık 200-300 gibi rakamlar normal mi? Diyelim ki normal. En güvenlisi için yüksek fiyatların alternatifi yok mu?
0
ground
(09.02.26)
Ucuz fiyatlı bir şey bilmiyorum ama 7 8 evroya vps serverlar var. Biraz anlayan birisi ile istediğin gibi bir yedekleme sistemi kurabilirsin açık kaynak ve ücretsizlerle.

Edit: baktım da 2 3 TV için fiyatlar yüksek.
Evde modeme bağlı bir nas cihazı kullanılabilir.
0
kisa
(09.02.26)
alternatif coktur tabi,
ama güvenli mi? hayir.

www.reddit.com
0
designer
(09.02.26)
200 300 cok ucuz diyebilirim. bu islerde en guvenli diye bir sey yok. yeri geliyor icloud da patliyor. bu sebeple mevcut guvenli yol rclone ile dosyalari sifreleyerek barindirmak oluyor. bu yolu kullanirsan tabi ki sync vs gibi ozelliklerden mahrum kalirsin. hetzner storage box tavsiye ederim ama rclone icin icloud, onedrive ve gdrive destegi mevcut.

www.hetzner.com
0
arakaali
(09.02.26)
1 TB yeterliyse, server ihtiyacınız yoksa, en mantıklısı microsoft grubu.
Yıllık 600 tl civarına 1 tb + ofis programlarını alıyorsunuz.
0
ceycey e
(10.02.26)
google drive ilk kullandığında inanılmaz düşük fiyat veriyor sonraki sene %2000 zammı basıyor 200 tl veriyordum 2024 te sanırım şuan 2000 veriyorum 1tb için
0
eja
(10.02.26)
Aylık ücret mi bu hocam?
0
🌸ground
(10.02.26)
(3)

Kredi borcu otomatik ödenmiyor mu?

Rondak
Kredi borcu taksidine otomatik ödeme talimatı veremiyor muyuz?
Kredi borcu taksidine otomatik ödeme talimatı veremiyor muyuz?
0
Rondak
(09.02.26)
Bankadan bankaya değişiyorsa bilemem de aynı banka kredisini otomatik ödersin. Ama çok akılcı olmaz. Vadesiz hesapta faiz işlemeyen bir bakiye bulundurman gerekir hep.
0
Mirket
(09.02.26)
@sivri

Otomatik Ödendi sanıyordum ama 2 gün geçmiş yeni fark ettim ödenmemiş.

Ödenmiyor yani
0
🌸Rondak
(09.02.26)
kart borcunu otomatik öde
secenegi isaretli degilse
ödenmez.
0
designer
(09.02.26)
(23)

Ciddi anlamda sıkıştım, yardıma ihtiyacım var

sekizdokuzon
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile evinden ayrılmaktı. Ailem de İstanbul'da yaşıyor ve hayatımın büyük çoğunluğu onların yanında saksı çiçeği gibi geçti. Sakinlesebilecegim, çalışabileceğim, düşünebilecegim bir alanım yok orada.

Kaldığım eve bu kadar absurd bir kira vermek her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başladı, bunun yanında babam ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladı. İşsiz olduğum zamanlarda bana her zaman destek olduğu için onu yüz üstü bırakmak istemiyorum ama ailemin yanına da dönmek istemiyorum.

Ev sahibiyle konuştum, ay sonuna kadar evi bosaltacagim. Bu ayın kirasını babama yolladım. Ama peki ben ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünüyorum bir haftadır? Aile evine dönersem her şey yine yavaşlayacak, yine atalet çökecek üstüme, elimi eteğimi her şeyden çekmeye başlayacagim bunu biliyorum.

İki gün önce internette bir kiralık daire ilanı gördüm. Seydikemer'de 2+1 eşyalı bir daire, aylık kirası 12 bin. Emlakçıya ulaştım, depozito konusunda da yardımcı oluruz dediler. Ben uzaktan çalışıyorum, şehir değiştirmem işime çok büyük bir olumsuz etki yapmıyor. Şu an ödediğim kiranın üçte birini ödeyip hem daha sakin sessiz bir ortamda azıcık sakinleşirim, hem borçlarım için para biriktirip hem de aileme maddi olarak destek olurum diye düşündüm.

Fethiye'de yaşayan bir arkadaşım var, ona ulaştım. Ama o kısaca "Burası Yozgat gibi bir yer, tek başına bir kadın olarak rahat edemezsin. Zaten Seydikemer merkeze çok uzak, dağ başında inanılmaz izole bir yer. Daha çok bunalirsin." dedi.

Şimdi bu noktada cidden her türlü yardıma çok ihtiyacımız var. Özellikle o bölgeyi bilen ve kısa süreli de olsa kalinip kalinmayacagi hakkında bilgi verebilecek birileri varsa çok memnun olurum. Onun dışında ekonomik ve psikolojik olarak çok yoruldum, daha az kira vermek, merkezden daha uzak olmak, dolayısıyla daha az para harcayıp günlerimi çalışarak, dinlenerek geçirmek hayal mi?

Karar verme mekanizmalarim aşırı stres yükünden çalışmaz hale geldi. O yüzden her şeyi çevremdeki insanlara sormak zorunda olduğum bir zamandayim. İnanılmaz sıkışmış, hatta felç olmuş gibi hissediyorum. Sizce en azından haftaici daireyi görmeye gidip o civarda iki üç gün kalıp ortami bir göreyim mi? Yoksa tüm bu olanlar deli saçması mı?

Teşekkürler.
-2
sekizdokuzon
(09.02.26)
bence sana daha iyi gelir izole olması. zaten kısa süreli bir plan dediğin kadarıyla. 2-3 gün kal tabi imkanın varsa, en azından yaşayanların profili görmüş olursun. bence dediği kadar "yozgat" bir yer değildir. sen asıl kışları nasıl geçiyor, sık sık elektrik gidiyor mu vs. diye sor; uzaktan çalıştığın için önemli bunlar. hatta telefon çekiyor mu o da önemli. öyle yerlerde en büyük sorun ısınma oluyor bir de.
ezcümle kafanı boşaltmak, kendinle adam akıllı baş başa kalmak için güzel bir fırsat.
+2
gobekliraki
(09.02.26)
Arkadaşa katılıyorum bence de izole bir yer size daha iyi gelecek. Ama dediği detaylar önemli konfor kısmı çözülürse sessiz sakin bir yerde toparlayabilirsiniz. Alternatif olarak da madem yer önemli değil başka şehirlere bakabilirsiniz benzer ücretlerde belki daha merkezi yerler bulunabilir acele etmeden biraz daha araştırırsanız iyi olur.
Gidip görmek zaman geçirmek de gayet mantıklı olabilir taşınma kolay alınabilecek bir karar değil iyi düşünmek her şeyi ölçmek lazım.
+1
mutekebbir
(09.02.26)
Benim taşınmam.bir bavul, bir laptop. Bir de cidden ortamdan hoşlanmazsam yaz başı dönebilirim, bu ayrıntıyı ev sahibiyle konuşurum. Ailem yazları köye gidiyor, aile evinde geçirebilirim yazı. Gerisi yine Allah kerim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
ciddi cevap,
www.sahibinden.com

Fethiye yerine ordu ya git. büyükşehir, imkanları oldukça fazla, görece fiyatlar makul. kendi havalimanı var, ulaşım rahat. Attığım ev sahile çok yakın ve sahili gerçekten çok çok iyidir. yazın etrafın plajlarla dolu, kesinlikle izole değil.

Düşüncen, iyi niyetin çok güzel. mecbur kalırsan tabi eve dönersin ama son çare olmalı senin dediğin gibi. düşük kiralı bir yere geçerek olacağın destek babana fayda sağlıyorsa bu yolu zorlamadan güzel.

aşırı izole bir yerin iyi geleceğini sanmıyorum.
+3
kisa
(09.02.26)
Aşırı izole bir yerin iyi gelecegini sanmıyorum+1
Yani kitap yazmak için dağda ev bulan yazar değilsin, o kadar da kendini kapatmaya gerek yok.
+3
logisticsmanager
(09.02.26)
Aslında yeni bir iş kurmak istiyorum. Yoğun şekilde çalışmam gerekiyor, kitap olmasa da matematik sorusu yazacağım, içerik oluşturacağım. O açıdan uyaranların minimuma inmesi yararima olur. Bir de benim introvertligin seviyesinden bahsedeyim: dört aydır Taksim meydanınin dibinde oturuyorum, sanırım sadece bir kez gidip bir yerde bir şeyler içtim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Ben konunun maddi yönüne takıldım.
Bir defa aile evinden taşındınız, masraf. Ev değiştirdiniz, masraf. Taşınmayı düşündüğünüz ev dayalı döşeli değilse ya nakliyeye ya ev düzmeye para harcayacaksınız. Yine masraf. Üstelik gideceğiniz yerde de kalıcı olmaya niyetiniz yok.
Ben olsam belimi doğrultana kadar aile evine dönerim. Dünyanın sonu değil. Yaza da gideceklermiş zaten. Bir süre sıkın bence dişinizi. Kuyruğunu kıstırıp döndü diye düşünmelerinden endişelenmenize de gerek yok. Ne de olsa maddi destek olmuşsunuz ailenize.
+3
auroraaurora
(09.02.26)
@cosmicstring: annemlerin köyü bayağı köy köy. Bir de ben beni aileme bağlayan yerlerde çok bulunmak istemiyorum. Kendime çok başka bir hayat çizmek istiyorum. İşin psikolojik altyapısı biraz karışık, hiç girmeyeyim. Aileden ayrılmak, kendi hayatını kurmak benim için olmazsa olmaz maalesef.

@aurora: eşyalı evlerde kaldım şimdiye kadar, kiralamayı düşündüğüm evlerin de eşyalı olmasını tercih ediyorum. Gerçekten bavulu al, yaşamaya başla tarzında bir yer değilse kiralamam. Dediğin gibi o taşınma, nakliye, yeni eşya işine girersem çıkamam. İçime sinen, ihtiyaçlarıma tatmin edici oranda karşılık gelen bir yer bulana kadar bu şekilde evim sırtımda gezeceğim. Aile evine dönmek sıfır noktasına dönmek gibi, altı aydır çektiğim çilenin, verdiğim mücadelenin hiç olmasi gibi bir şey benim için. Amma da dramatize ettin, bayil bir de dediğinizi duyar gibiyim ama benim içim böyle söylüyor hatta bağırıyor. Onu terapiyle, aylık gezilerle, yemeyle icmeyle, alkolle susturabilecek gibi değilim.
0
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
fethiye'de internet altyapisini ciddi sorgulamanizi tavsiye ederim.
ama yukarda kisa'nin dedigi gibi, ordu'yu gercekten dusunun. cok sevdigim bir arkadasim pandemi doneminde atladi gitti, sahil tarafinda ev, hayati 180 derece degisti, harika seyler oldu, uzun hikaye, istanbul'a geri donmedi ve yurtdisina tasindi. bu demek degil ki ordu'ya gidince bu olacak sadece ordu ne olursa olsun buyuk il, ama masrafi az, istanbul'dan sonra hem rahatlatir ama bogmaz.
+2
kassiopeia
(09.02.26)
Seydikemer'i görmedim ama o civarları biraz tanıyorum, taşınmayı düşündüğünüz yer Fethiye merkezde değilse ki değil anladığım kadarıyla, araçsız yaşamak pek mümkün değil.

Uzaktan çalışmak için iyi bir internet bağlantısına ihtiyacınız vardır muhakkak ama dağ başı diye tabir edilen bir yerde iyi bağlantıya sahip olmak çok zor.

Yıllarını şehirde geçirmiş bir kişi olarak, 'kadın başınalık' diye bir endişem olmadı benim hiç bir zaman, ya da olmamıştı diyeyim ama şu an küçük bir ilçede yaşıyorum, dağ başı da değil hatta turistik sayılabilecek bir yer ama bir sefer öyle bir zihniyetle karşılaştım ki, tek başıma olmadığım için şükrettim.

Özetle sırf kirasına bakarak karar vermeyin, o kira bedeli düşükse bir sebebi var, arkadaşınızı dinleyin, yaşam maliyetinin İstanbul'a göre daha düşük olduğu başka küçük şehirlere bakabilirsiniz.

Kısa+1
+2
(09.02.26)
Çok acele karar veriyor gibisin. Bu telaşın nedeni para değilse bence biraz sakinleş ve sora sora, araştırarak ilerle. Muğla'da toplu taşıma diye birşeye ben rastlamadım, arabasız zor olur, belediyeciliğin daha iyi çalıştığı yerlere bak. Yazın bir de Muğla çekilmez olur, açarsın klimayı o da masraf. Bursa, Balıkesir, Çanakkale daha iyi alternatifler.

Eğer şuanda çok sıkışmış gibi olmanın nedeni paraysa ve sigara içmiyorsan gelip bende birkaç hafta kalıp kafayı toparlayabilirsin.
+1
tiredofwaiting
(09.02.26)
çözüm ev arkadaşı bulmak. 2-3 kişi masraf bölüşeceksiniz. tek başına olmanın rahatlığını tabi vermez ama aile evine kıyasla on kat özgür olursun.
+3
orpheus
(09.02.26)
karsiyaka güzeldir.

www.sahibinden.com
0
designer
(09.02.26)
Yakın zamana kadar çok ciddi bir şekilde Divriği'ye taşınma kararım vardı. Farkında olman gereken bir şey taşınacağın herhangi bir büyükşehir imkan sağlaması açısından erişim sıkıntısı yaşayacağın (sağlık, temel ihtiyaçlar, sosyal aktiviteler vb.) seni çok ama çok geriye götürecek.
Kafamın içinde "şokta çalışırım en kötü" diyordum fakat kimse oraya gittiğiniz için size herhangi bir işi altın tepside sunmayacak (şokta çalışmak dahil).
Bu noktada masraflardan kaçmak için daha az masraf yapacağın bir yere taşınmak vereceğin en yanlış karar, eski bir matematik öğretmeni (aynı branşta olduğumuzu hatırlatarak) söylüyorum.

İstanbul'da yaşamak istemiyorsan İzmir'de tutunabilirsin her türlü. İzmir'de de hem bir dershanede çalışıp hem de düşük kiralar verebileceğin bölgeler var (örneğin Buca). Bir senede özel derslere abandın mı bir şekilde düze çıkacağına inanıyorum.

Mahrumiyet bölgesine gidince büyükşehir'de elinde olabilecek a,b,c,d planlarından sadece a ve b olacak, her şey ters gittiğinde hiçbir şey kazanamadığın bir senaryo da önünde olacak.
0
rakicandir
(09.02.26)
Arkadaşlar şu şekil bir sinir krizi geçirdim; www.instagram.com

Beni tekrar sağduyuya davet ettiğiniz ve yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.
+2
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Herkes mekan yazmış. Ben de dahil oluyorum ve el arttırıyorum; Sakarya'ya gel.
Hem büyükşehir hem de küçük,
kiralar oraya göre uygun (eşyalı 15-20 bandına rahat edebileceğin yer bulursun),
İstanbul'a yakın, geri dönmek istersen 1 saate herşeyi bırakıp dönersin,
İstanbul'a uzak, hayatına müdahale etmek isterlerse, gelemezler :)
Serdivan ilçesinde hayat hareketli, istersen ortam yaparsın, sıkılmazsın
Aynı Sakarya'da hayat yok, bol bol kafanı dinlersin.
Destek istersen DM.
Başarılar...
0
pccopath
(09.02.26)
ya kardeşim kusura bakma da biz mutlumuyuz dandik mahallerde yaşamaya bütçemize göre ev tutuyoruz. kusura bakma iyimser yaklaşamayacağım ama bütçene göre ev tutmalısın ailenden ayrı yaşamak istiyorsun ama daha ev ekonomisi yönetemiyorsun, bu arada seydikemerde de bulundum bi git de gör bakalım nasıl bir yermiş seydikemer. ne internet altyapısı bulabileceksin ne de şehire gidecek araba. tamam hayat çok kötü demiyorum ama biraz realist olun be kardeşim. bu biraz sitem dolu gibi oldu ama öyle değil. gerçekten ayağını yorganına göre uzatmalısın seydikemer gibi hayallere de dalmamalısın türkiye de nerede büyükşehirden çıkarsan internet yok gibi bir şey bunu unutmamalısın.
+2
belkider
(09.02.26)
İstanbul'a parası yetmediği için anlık aklını kaybedene niye bağırıyorsun? Hanginiz çekip gitme hayalleri kurmuyorsunuz? İstemiyorum kardeşim ömrümün sonuna kadar bktan mahallelerde yaşamak, suç mu? Gerekirse ömrümün sonuna kadar da alternatifini ararım. Ayrıca yıl 2016 değil, internet burada ne kadar çekiyorsa iyi kötü her yerde bir şekilde çekiyor, tiktoktaki Anadolu irfanina denk gelmedin sanırım. Ben sanmıyorum ki Seydikemerdeki altyapı İstanbul Sultangazi'deki altyapının on yıl gerisinde olsun. İlçe AKP'de, hızla gelişiyor, memur çekiyor. O kadarını araştırdık. Her haltı da bilin.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Urla'da internete erişebilmek için 3 ay bekledm, bunu da araya adam sokarak yapabildim. İnternet x,y,z'de bir şekilde çekiyor diye düşünüyorsan söyleyeyim yanılıyorsun.
Örnek : Buraya taşınmak isteyen instagirllerin %70'i internetsizlikten yakınıp gerisingeri dönüyor.
+1
rakicandir
(09.02.26)
İzmir'e taşınmayı ben de pek düşünmüyorum. İnternet, altyapı sıkıntısı ciddi boyutlarda. İnstalik bir işim yok, pencereden baktığımda bakımsız çatı bina görmek istemiyorum. Bu yeterli.
0
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
bence en problemsiz internet saglayicisi türksat,
genelde 2 yil sözlesmesi oluyor,
tasindigin yerde hizmet verebiliyorsa,
türksata bildiriyorsun
ve sözlesmen devam ediyor,
kentsel donusum vb.nedenle bazen sokak iptal olabiliyor,

önceden bilgi sahibi olmak için;

www.kablonet.com
0
designer
(09.02.26)
Muğlada toplu taşıma var
mesela aynı güzergahta olan köyceğiz, ortaca, dalaman, fethiye hattının 20 dakikada bir minibüsü var (kışın hiç yolcu yoksa seferler birleşebiliyor ama yazın her sefer kalkıyor)
yatağan, milas, bodrum da yine aynı güzergahın ilçeleri yine sık sık minibüsü var

marmarisin daha sık, marmaris güzergahından gidilen datça biraz daha az ulaşılabilir durumda ama çoğu otobüs firmasının (ulusoy vs.) muğla seferleri marmaris ya da datça çıkışlı/varışlı oluyor.

burada bodrumu ayrı bir şehir (havalalanı var), fethiyeyi ayrı bir şehir (dalaman h.alanı), muğla merkez ve marmarisi de ayrı bir şehir gibi düşürseniz, ulaşım ve toplu ulaşım mantığı buna göre işliyor.

ula (akyakanın olduğu ilçe bu) zaten merkez ilçe gibi kalıyor. diğerlerine göre.

işte tüm bu ulaşım mantığının dışında kalan 2 yer var biri seydikemer biri kavaklıdere.

seydikemer o kadar alakasız yani.
+2
subcomponent
(10.02.26)
bundan 15 sene once yasadigim sehir beni asiri darlamisti. hersey gozume batiyordu, herkesle atisiyordum gun icinde vs. okul bitti sacma sapan islerde calisiyordum, bir nevi motokurye isi gibi birseydi, aracla ilac dagitiyordum. birsuru yere basvurdum cevap yok.

bir sabah kalktim, ev sahibine haber verdim ben 48 saat icinde cikiyorum diye. arabaya ne sigdirabiliyorsam sigdirdim, kalanlari ya dagittim ya da cope attim.
yola ciktim. ilk gun 18 saat hic durmadan gittim. sonra bir 12 saat daha gittim. sonra bir 12 saat daha. 3650km yol yaptim, daha onceden yasadigim sehrin cegregi buyuklugunde bir yerde durdum, tanidik birkac arkadas vardi bir sure onlarin yaninda kaldim. bu sure zarfinda is baktim, buldum. sonra kendi evime ciktim vs.

hala o tasindigim sehirdeyim, 15 sene oldu burasi da hafif darlamaya basladi. ama simdi coluk cocuk var, tasinmasi kolay degil malesef ama ayarlayabilirsem kacacaz.

ozetle: tek tabancaysan dunya senin, fazla zaman kaybetmeden uza derim. degisiklik iyi gelecektir. metropoller artik yasanilacak yer olmaktan cikti, tutunabilmek icin cok iyi maaslar lazim, eger tek basina kira odemekte zorlaniyorsan o sehirde yasamanin manasi yok. isin de remote ise zaten durdugun kabahat.
istanbul kacmiyor, hazirlik yapip donersin ilerde. ama hazirliksiz buyuk sehir bence gereksiz stres.

bol sans.
+1
cooperr
(10.02.26)
(8)

mühendisler niçin kendi üretimlerini yapmıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
binanın nasıl dikileceğini biliyorlar, bina dikmiyorlar, makinenin nasıl yapılabileceğini biliyorlar, makine yapmıyorlar. başkasının fabrikasında 3 kuruşa çalışacaklarına kendi kendilerinin patronu olmalarının önündeki engel nedir?
binanın nasıl dikileceğini biliyorlar, bina dikmiyorlar, makinenin nasıl yapılabileceğini biliyorlar, makine yapmıyorlar. başkasının fabrikasında 3 kuruşa çalışacaklarına kendi kendilerinin patronu olmalarının önündeki engel nedir?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.02.26)
1-proje,müşteri vs.
2-sermaye.

100 bin maas alan bir iscinin,
isverene maliyeti
180 bin ise,
para kazanmak icin ne kadar ciro yapilmali,falan..
0
designer
(09.02.26)
Mühendisler patron olarak yetiştirilmez ekonomi bilmezler, en basitinden muhasebe ve pazarlama bilmezler. Mühendisler üniversiteden mezun olduklarında teknik yönetici olarak mezun olurlar. Bir fabrikayı yönetmek zamanla geliştirilen tecrübelerle oluşur. En iyi fabrika sahipleri ve en iyi genel müdürler her zaman mühendislerden çıkar fakat bu demek değildir ki mühendisler patron olsun. Bir ürünü ortaya çıkarmak sadece çıkarmaktır. Bu ürünün değerini ve pazarlama satış stratejilerini belirleyecek olan birimler çok farklıdır.
0
dirildimde geldim
(09.02.26)
cesitli sebepleri var:
- muhendislerin ezici cogunlugunun para ile iliskisi kopuk. kendi ederini bile bilmez.
- muhendis surekli olarak bir sey nasil boka sarar kafa yapisina sahiptir, o yuzden de is kurmak falan asiri riskli gelir, korkutucudur.
0
cooperr
(09.02.26)
En büyük engeli para. Bir şeye sıfırdan girmek çok zor. Aileden gelen ciddi bir zenginlik yoksa kendi kendinin patronu olamazsın.
0
michael harddd
(09.02.26)
thetruenorthstrongandfree1 kadar kazanmıyorum ancak söylediklerine katılıyorum. Kendi iş yerin olması için mühendis olmandan bağımsız çok efor sarfetmen zamanının neredeyse çoğunluğunu oraya ayırman gerekir. Kısacık dünya için bu kadar kasmaya gerek var mı, şayet kendini orta düzey idare edecek bir gelirin varsa.
Bu tür işletmeleri olan patronlarım da oldu, bakıyorum tüm hayatı iş ve kaç kat daha çalışıyor, gecesi gündüzü yok, bana uygun değil şahsen.
Ve son olarak satış yapmak ve müşteri kazanmak hiç kolay bir iş değil.
0
va
(09.02.26)
Çünkü mesele makineyi yapmak değil.
Onu yapacak adamlarla uğraşmak, satmak, satış sonrasıyla uğraşmak ve tüm bunları yaparken sermayeyi bulmak ve riske etmek.
Birçok kişi için bu riske girmek mantıklı gelmiyor. Bazıları istese de sermayeye takılıyor.
0
burfak
(09.02.26)
ben tam olarak bu dediğini yapıyorum. yani mühendislik ürünleri yapıp bunları satıyorum. bazen de bu şekilde gelen talepler için müşterilere özel cihazar-makinalar tasarlıyoruz.

insanların bunu yapmıyor olmalarının bin tane sebebi var da en önemlisi sermaye. bir makina tasarladın bunu tasarlamak ile iş bitmiyor. prototipler üretmen, bu makinayı yapabilmek için başka makina ve aletler satın alman. bir işyerini ayakta tutman ve birkaç eleman beslemen gerekiyor. hala bitmedi, satış ve pazarlama ile uğraşıp en azında birkaç makinayı stokta tutman hadi sattın diyelim bir de bunun tahsilatı, vergisi, çek-senet batağı ile uğraşman lazım.

bitti diyorsun ama bitmedi. sattıktan sonra çıkan sorunlar garanti süreci, yedek parça stoğu, müşterilerin teknik taleplerine yanıt vermek gerekiyor. daha da var aslında ince ince detaylar.

ayrıca okuldan yeni mezun 5-6 yıllık bir mühendis piyasa bilemez. tek başına sistem bütünününde çuvallar. doğru seçimleri yapamaz. bu işleri yapıp çekip çevirecek tecrübeye ulaştığında ise 15 yıl geçer bir şirkette-fabrikada iyi maaşlı bir pozisyona zaten gelmiştir artık o döngüden çıkamaz.
+1
orpheus
(09.02.26)
bilgi yetmez. tamamlayıcı varlıklar gerekir.
0
iwillsee
(09.02.26)
(8)

yeni araba alana hediye

you and me in paradise
Toyota chr 2026 model sıfır araba alan birine hediye ne alınır? Bagaj havuzu, karter muhafaza kendisi almış. Araç içi süpürgeler var bosh'un onlar nasıldır? fiyatları ne kadardır? Teşekkürler.
Toyota chr 2026 model sıfır araba alan birine hediye ne alınır? Bagaj havuzu, karter muhafaza kendisi almış. Araç içi süpürgeler var bosh'un onlar nasıldır? fiyatları ne kadardır?

Teşekkürler.
0
you and me in paradise
(08.02.26)
araba alana hediye alinmaz,
bunun tekeri yamuk mu dönuyor denir,
arac alan, sana yemek ismarlar falan..
+6
designer
(08.02.26)
benzer bi duyuru vardı cevapladığım www.eksiduyuru.com

kısacası ben araçta lithium bataryalı ürün bırakmayı doğru bulmuyorum ve hediye olarak da bu tarz bi ürün düşünmezdim. araçta bırakmayacaksa da evde genelde daha güçlü dikey süpürgesi oluyor çoğu kişinin artık, o varken araç süpürgesi kullanmak anlamsız kalır. başka bir hediye düşün bence.
+1
konetsu
(08.02.26)
2m civarı para harcayan birine anca Ppf kaplama hediye edilir.
0
rhan
(09.02.26)
oto kokusu alın geçin, maksat hayırlı olsun demek, ayrıca onun size yemek ya da tatlı ısmarlaması lazım.

içinde batarya bulunduran cihazlar almayın.
0
duyuruuser
(09.02.26)
bi arkadaşım bana amigurumi ayçiçeği yaptırmış dikiz aynasına asmam için. tatlış bir hediye bence. şundandı

www.trendyol.com
0
dedim ben sana
(09.02.26)
vavana araç kokusu (beyaz olan çok güzel)
pahalı bir şey olsun istersen araç kamerası olabilir.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(09.02.26)
Benzincilerde 10 yıkamalık paketler satılıyor kart şeklinde.
Eğer benzincide yıkama yaptıran biriyse öyle bir şey olabilir.
0
burfak
(09.02.26)
yeni alınan arabaya binildiği zaman paspasın üzerine para atılır usulden.

200 lira atıyorum ben genelde. normal. maksat adet yerini bulsun.
0
since1907
(09.02.26)
(4)

Içecek onerisi

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhabalar,Asitli içecekler, hazır meyve suları, soda vs. hiç içmiyorum.Ictiklerim kahve, salep, muzlu süt, kefir, süt, boza, komposto, sicak cikolata, yesil çay. Sürekli aynı şeyleri içmek artık keyif vermemeye başladı. Iceceklerime extra şeker katmıyorum. Bir ara kuru dut çayı yapıyordum. Dutların
Merhabalar,

Asitli içecekler, hazır meyve suları, soda vs. hiç içmiyorum.
Ictiklerim kahve, salep, muzlu süt, kefir, süt, boza, komposto, sicak cikolata, yesil çay. Sürekli aynı şeyleri içmek artık keyif vermemeye başladı. Iceceklerime extra şeker katmıyorum.
Bir ara kuru dut çayı yapıyordum. Dutların içinden kurtlar çıkınca onunla vedalastim.

Bana farklı içecekler, tarifler önerebilir misiniz?

Tesekkurler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(08.02.26)
Hibiskus çayı kışın sıcak yazın buzlu içilebilir
0
grimavi
(08.02.26)
Elmalı limonlu kırmızı pancar suyu.

Diyabetliyseniz dikkatli tüketin.
0
Mirket
(08.02.26)
sonbaharda hasat edilir,
su icinde bekletilir,
suyuyunu cikarmak icin,
tülbent vb sey arasina koyulup sıkılır,
yada meyve sıkma makinesi ilede olur,

tadi eksidir,icerisine yari yariya su ve biraz toz seker ilave edilir,

ic anadoluda agir yemeklerden sonra tuketilir,

www.hepsiburada.com
0
designer
(08.02.26)
@ designer'a ilave

Böbrek taşı döktürdüğü iddia edilir.
-1
Mirket
(08.02.26)
(3)

maaşı elden almanın ne zararı var

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
hem verene hem alana ne gibi kötü dönüşü olur?
hem verene hem alana ne gibi kötü dönüşü olur?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.02.26)
işveren: vergi kaçırma, sgk primi ödememe. yakalanırsa örnek: vergi kaçakçılığı suçu
çalışan: uzun vadede emekliliği çöpe atmış olacak, kıdem tazminatı yok, işsizlik maaşı iptal, hukuki olarak zor durumda kalırsa kanıtı yok.
0
nahtoderfahrung
(08.02.26)
ulkenin genel problemi,
vergi kaçagi,
ve bunu düzenleyecek olan
yasamanın başı,
0
designer
(08.02.26)
eskiden ciddi anlamda kurumsal olanlar hariç özel sektörde neredeyse firmaların çoğu çift bordro uygulardı ve asgari ücret kısmını ayrı (elden veya bankadan), kalanı ayrı elden verirdi. Böylece üstteki arkadaşların bahsettiği dalavereleri çevirebilmiş olurdu. Daha sonra maaşların bankaya yatırılma zorunluluğu geldi peyderpey personel sayısına göre. yine de hala bunu uygulayanlar kalmıştı aralarda. son 2-3 yıldır asgari ücretteki mecburi ama beklenmedik artışlar nedeniyle bu uygulama yeniden ciddi şekilde hortladı.

tespiti halinde ciddi cezaları var işverene. çalışan açısından da düşük sgk primi, düşük işsizlik ödeneği ve düşük emekli maaşı açıkları oluşur.
+1
Phoebe
(10.02.26)
(8)

Ev mi Araba mı?

bepicolombo
Hali hazırda mevcut bir ev ve araç var. (Ev kredisi devam ediyor) hep bir BMW'ye binmek istemişimdir. Geçen ay fırsatta geldim düşüneyim derken kaçırdım. Mevcut aracımın üstüne 1.6 M verirsem alıyordum. (Borç ve kredi ile alacaktım) Şöyle bir düşünce oluştu bu yaşta binemeyeceksek ne zaman bineceği
Hali hazırda mevcut bir ev ve araç var. (Ev kredisi devam ediyor)
hep bir BMW'ye binmek istemişimdir. Geçen ay fırsatta geldim düşüneyim derken kaçırdım. Mevcut aracımın üstüne 1.6 M verirsem alıyordum. (Borç ve kredi ile alacaktım) Şöyle bir düşünce oluştu bu yaşta binemeyeceksek ne zaman bineceğim gibi :)
Diğer seçenekte meevcut evim merkeze biraz uzak ve bu yüzden kendimi daha çok zorlayıp merkeze yakın bir yerden 2. evi almak. ( Evi satmadan sadece araç satılacak Mevcut evi satarsam yüksek vergi çıkacak )Siz olsanız hangisini hedeflerdiniz?
Yaş: 34
0
bepicolombo
(08.02.26)
şu ortamda parayı kolay kazanmıyorsan ev.
+1
orpheus
(08.02.26)
@thetruenorthstrongandfree1

abi inline 8 diye bir motor yok :D
+1
cooperr
(08.02.26)
Yaş 34 ise ev kadar araba sahibi olmak da şart. Sürekli kullanmasan da kapının önünde her daim durmalı. O nedenle araba satıp 2. evi alma fikri biraz uzak kaldı ki ben konut almayı her daim herkese öneririm ve teşvik ederim.

Bu ekonomik şartlarda durumunuz çok iyi değilse sadece keyfi olarak 1,6M daha koyup araba yenilemeyi önermem. Araba değiştirince hayatında değişen birşey olmayacak, alışınca "o kadar da gerek yokmuş" diyeceksin.

Hangi fikirlere daha yakınım?
- Oturduğun evi daha üst seviye bir muhit ile güncelleme fikri uygulanabilir. Değer artışları daha fazla oluyor.
- Yatırımlık ev alınmak isteniyorsa uzak bir bölge, 1+0 1+1 demeden uygun fiyatlı yapılabilir.
- Lüks araba harcaması bunların sonrasına bırakılmalı. Araba işi bunlara kıyasla daha kolay.
+3
Lethe
(08.02.26)
turkiye'de satilan bmw'ler kirpilmis oluyor. sirali 6 silindiri gectim, normal 4 silindir bile degil. 3 silindirli komik motorlara o paralari ben hayatta vermem.
-1
antikadimag
(08.02.26)
araba 10 senede çöp olur,
evin amortisman süresi 30 ila 50 sene arasidir,
ve ev yikilsa bile arsa degeri vardir,

araba eğlence,
ev barinma için.
0
designer
(08.02.26)
bi yanda ev olunca benim aklım hep eve gidiyor ama yaşıt sayılırız, bende geçtiğimiz yaz yatırım yapmak yerine gittim kendime z4 aldım. hem pişmanım hem değilim, dibine kadar sürdüm. valla ne yalan söyleyeyim pişman da değilim hala güzel havalarda gazlıyorum. :)
0
dirildimde geldim
(09.02.26)
Türkiye'de ayağını yerden kesen bir araban varsa fazlasına gerek yok. Ev oturmak için de ek gelir için de önemli. Şuan ortalama bir ev 25-30 bin tl kira getiriyor. iş kurmaktan bile mantıklı bence.
0
michael harddd
(09.02.26)
Şunu samimi bir kankam bana sorsa "saçma saçma konuşma lan" deyip ensesine vurup "2. evini al burası türkiye" derdim ama sana diyemiyoruz tabi.
0
duyuruuser
(09.02.26)
(6)

insanlar bir dönem iş imkanı olmayan bölümlere neden yöneldi sizce?

runaway
Çok eskiden mimarlığın puanı aşırı yüksekti. mimarlık mezunlarının çoğu işsiz veya alakasız işler yapıyor. Bu tipte çok örnek var. Neden sizce?
Çok eskiden mimarlığın puanı aşırı yüksekti. mimarlık mezunlarının çoğu işsiz veya alakasız işler yapıyor. Bu tipte çok örnek var. Neden sizce?
0
runaway
(08.02.26)
herkesin bir bildigi var diyerek gidiyor,
kendileri tecrübe ederek öğrenmis oluyor,
ekonomik kosullardan dolayi az biraz sorgulamayi öğrendi insanimiz.
+1
designer
(08.02.26)
Okuması eğlenceli, çalışması eğlenceli olduğu için. Bazı bölümlerin iş niteliği paranın önüne geçiyor. Hukuk da öyle.
+1
enteg
(08.02.26)
Bölüm seçimini çok erken yaşlarda yapıyoruz, ne ailemizin ne de rehber öğretmenlerin gerçek hayatta iş yapacak meslekler hakkında fikri var. Çocuk ben mimar olucam deyince aile ve öğretmenler boşta kalmasın gitsin olsun diye bakıyor onun için
+4
ebeş
(08.02.26)
hangi bölümü okursanız okuyun o sınıfta neticede o alanda başarılı yoldan gidebilenler oluyor. yani evet, benim de çevremde bir sürü mimarlık mezunu işsiz ve garip garip işler yapıyor. ama bazı sınıf arkadaşları da bir şekilde yurtdışında dikiş tuttumuş, hakiki mimarlık yapan insanlar.

böyle bölümlere girilirken herkes ilk %5'e gireceğini düşünerek giriyor bence.
0
gitdaddy
(08.02.26)
bazı bölümlerde algı yüksek, yüksekti yani bir zaman
mesela "mimarlık" o beni ne doktorlar ne mühendisler istedi denilebilen mesleklerden birisi, 2-3 mühendislik, mimarlık e bir de tıp işte, sayısalın en prestili bölümleri
biz böyle büyüdük, böyle sosyal algıları yıkmak kolay değil

anne babalar bilseler ne kadar zor okunuyor ne kadar düşük maaşlı işe giriliyor
yakmak istemezlerdi çocuklarını ama bilgi değil algı çalışıyordu

ki benim meslek seçtiğim zamanlar zaten mimarlık hala güzel bölümdü ama sonraki yıllarda da seçilmesinin sebebi bu, bu algı bitmemişti.
+1
subcomponent
(10.02.26)
mimarlik adi cekici ve zor bir meslek, ve is problemi her zaman vardi.
o yuzden eskilere de bakarsan etrafta dolanan alakasiz baska islerle ugrasan birsuru mimar var. ilk aklima gelen Erol Evgin mesela, ornekler cogaltilabilir.

insanlar benim gonlumdekini seciyim para nasilsa kazanilir diye bakiyorlar bence.
ama isin asli pek oyle olmuyor malesef.

metalurji, gemi muhendisligi, uzay muhendisli okuyan arkadaslarim var ve hepsi alakasiz seylerle ugrasiyor.
0
cooperr
(10.02.26)
(3)

Tras makinasi erkek tavsiyeler

optimistbakunin
Merhaba, jiletle cok yara verdigimi dusunuyorum cildime. 2000 civarina kadar cikabilirim. Tras icin kaliteli sarji uzun suren hemen bozulmayacak bir sey tavsiye eder misiniz
Merhaba, jiletle cok yara verdigimi dusunuyorum cildime. 2000 civarina kadar cikabilirim. Tras icin kaliteli sarji uzun suren hemen bozulmayacak bir sey tavsiye eder misiniz
0
optimistbakunin
(07.02.26)
sac icin moser ,
tras icin makine bilemiyorum,
ama gillette tras bicagi tahris etmiyor.
-2
designer
(07.02.26)
8 senedir aşağıdaki makineyi kullaniyorum, kutudan ekstra batarya da çıkıyor. aşırı memnunum. marka türk markası ve çoğu ürünü kaliteli.

www.trendyol.com

(bkz: powertec)
0
nahtoderfahrung
(07.02.26)
Philips Multigroom makinelerinin herhangi bir serisini alabilirsin. 8 sene kullandim. herhangi bir sorunu yoktu. sadece daha fazla tarak basligi vs daha olsun diye daha ust modelini aldim. makine olarak pek fark yok. jilet ben de kullanmiyorum. kesinlikle philips al. 10 sene kafan rahat etsin. bu arada bu sifir jilet gibi tiras etmiyor. sifir jilet gibi istersen 3 yuvarlak tipli model alman lazim. ben ondan almistim 10 sene once 1 ay kullanip atmistim. cok uzun suruyordu kesmek
0
isminivermekistemeyensuser
(08.02.26)
(10)

Ben İstanbul'dan gidiyorum

sekizdokuzon
Hakkınızı helal edin (yiyin birbirinizi ete para vermeyin). Kalanlara Allah'tan sabır diliyorum.Fethiye'ye gidiyorum. Tekrar görüşmemek üzere.O taraflara gelirseniz haber verin, ağırlayayım. Teşekkürler.
Hakkınızı helal edin (yiyin birbirinizi ete para vermeyin). Kalanlara Allah'tan sabır diliyorum.

Fethiye'ye gidiyorum. Tekrar görüşmemek üzere.

O taraflara gelirseniz haber verin, ağırlayayım.

Teşekkürler.
-8
sekizdokuzon
(07.02.26)
Süper hareket
+3
kisa
(07.02.26)
+14
kizil karga
(07.02.26)
Yeni hayatında sana mutluluklar dilerim. Umarım çok keyifli olur senin için. Şahane arkadaşlar edinirsin ♥️
+1
rock n roll
(07.02.26)
Gel bir gün ağırlayayım beybi
-1
🌸sekizdokuzon
(07.02.26)
istanbulda cogu kisinin ömrü trafikte geciyordur heral.

hayirlisi olsun.
+1
designer
(07.02.26)
Yolun açık olsun.
+1
gobekliraki
(08.02.26)
Bol şanslar, umarım bundan sonraki hayatın beklediğinden daha güzel geçer.
+1
rakicandir
(08.02.26)
hayırlı olsun.
+1
antihero
(08.02.26)
Hemen pes etme, aksilikler olacaktır diren. Bol şans, hayırlı olsun.
+1
mutekebbir
(08.02.26)
Hayırlı olsun sayın sekizdokuzon. Mutlu, huzurlu, sağlıklı olmanı dilerim.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(08.02.26)
(2)

Kedilerin ısı duyargaları mı var

love and trust
Kediler dünyayı, ısı haritası şeklinde mi görüyorlar acaba, yani çok farklı gördükleri kesin, mesela sokakta üşüyen bir kedinin, direk arabanın sıcak motorunun üstüne yatması, sıcaklığı görebiliyor olmalarını düşündürdü banaBir kaç defada şöyle olmuştu, çok soğuk olan birkaç gece, parktaki kedi boxl
Kediler dünyayı, ısı haritası şeklinde mi görüyorlar acaba, yani çok farklı gördükleri kesin, mesela sokakta üşüyen bir kedinin, direk arabanın sıcak motorunun üstüne yatması, sıcaklığı görebiliyor olmalarını düşündürdü bana

Bir kaç defada şöyle olmuştu, çok soğuk olan birkaç gece, parktaki kedi boxlarına sıcak su torbası koymuştum. Normalde hiç orada yattıklarını görmediğim kediler, 1 saat sonra kontrol ettğimde boxın içine yatmışlar.
Belki de kediler ısıyı kokluyorlar?
0
love and trust
(07.02.26)
hayır. sıcaklığı biz nasıl hissediyorsak onlar da öyle hissediyor, sadece daha hassas. gözün kapalıyken arkanda yanan sobayı nasıl hissediyorsan öyle.
+2
orient blue
(07.02.26)
bıyıkları ve burunlari hassas
0
designer
(07.02.26)
(8)

Türkiye ile İsrail'in arası gerçekten kötü mü?

michael_knight
Eskiden de Türkiye ile İsrail'in arasının çok kötüymüş gibi göründüğü ama aslında o kadar da kötü olmadığı veya birkaç karşılıklı jest ile düzelebilecek halde olduğu zamanlar vardı.Ama bu defa iki ülkenin arası gerçekten düzelmesi kolay olmayacak şekilde kötü mü? Nereden belli?
Eskiden de Türkiye ile İsrail'in arasının çok kötüymüş gibi göründüğü ama aslında o kadar da kötü olmadığı veya birkaç karşılıklı jest ile düzelebilecek halde olduğu zamanlar vardı.

Ama bu defa iki ülkenin arası gerçekten düzelmesi kolay olmayacak şekilde kötü mü? Nereden belli?
+1
michael_knight
(04.02.26)
iki ülkenin uzun vadeli hedefleri birbirine zıt bağlamda olduğu için aralarında belli bir rekabet olması normal geliyor. Fakat bence kamuoyunda iç siyasete oynamak için iktidar olandan daha da kötü yansıtıyor. Tom Barrack geçenlerde şöyle demişti:

"Netanyahu–Erdoğan hattındaki gerilim söylem düzeyinde. Ticaret ve refah, coğrafyadan daha belirleyici olacak" bence bu tespit doğru.
+3
biravekahve
(04.02.26)
hükümetin en sıkı oldugu ülkeler,
israil,amerika,ingiltere..
+8
designer
(04.02.26)
Ticari faaliyetlere bakmak lazım en son hayvan gibi alışveriş dönüyordu resmi olarak.
+3
kizil karga
(04.02.26)
dunyadaki parayi yonetenler yahudiler. bu herkesin bildigi bir gercek.
bunu goz onunde bulundurursak, sence bir ulkenin yahudiler ile arasinin kotu olmasi mumkun mu? bu esyanin tabiatina aykiri.

oyley"mis" gibi yapilip toplumun, oy verenlerin gazi alinir. o kadar.
+3
cooperr
(04.02.26)
ben kotu oldugunu dusunmuyorum. ozellikle turkiye tarafi israil'i ve yahudileri ic siyaset malzemesi yapiyor oy toplamak icin. fakat baktigimizda hicbir zaman kotu olmadi ki? tarihin hangi doneminde kotu olduk? mesela tarihimiz ermeniler ve kurtlerle olan kotu olaylarla dolu.

osmanli doneminde yahudilerle iliskiler cok iyiydi. avrupa'dan kacanlar osmanli'ya siginirdi. yuz yillar boyunca hicbir sikinti yasanmadi. cumhuriyet doneminde ise ilk taniyan ulkelerden olduk. secim donemlerindeki oy kaygisiyla tansiyon yaratmak ve oy devsirmek disinda ticaret ve ikili iliskiler hic durmadi, arka planda hep devam etti. ak parti doneminde tayyip erdogan, israil tarafindan odullendirildi. bu odul anti semitik ve yahudi dostu oldugu icin verildi. zaten ak parti ve recep tayyip erdogan'in siyaseti budur. iktidara gelene kadar demokratsin, liberalsin, akilcisin vs. bu politika turkiye'nin aydinlik yuzu dedigimiz kisileri cezbetti. kemik kitle ise zaten hep muhafazakarlara veriyordu. bu aydinlik yuzu birkac donem arkalarina aldilar, fakat is isten gecti. artik kontrol tamamen onlara gecti.
+1
Sour
(04.02.26)
Kötü ve her daim kötü olacaktır .
Yürütülen siyasi, ekonomik vs ilişkiler anlaşmalar dostluk değil geçici siyasi rollerin icabıdır. doğrudan siyonizm ile bağlantılı fetö, pkk, işid vs diğer terör faaliyetlerini de görmek lazım.
Kürdistan dedikleri sözde devlet bile belirledikleri o toprakları doğrudan Türkiye'den değil , Kürtler üstünden almanın bir projesidir.
yahudilerin dini kaynak ve inanışları ayrıntılı incelenirse hiç bir uluslararası kural , anlaşmalara uymadıkları asla uymayacakları da görünür. Kendi tarihlerinde de her daim bir yerlerden kovulmak vardır.
İnanışlarında kendilerini diğer ırklardan üstün oldukları düşüncesi açıkça görünür . Böyle bir zihniyet, ister Filistin'de veya şimdi yine kontrollü şekilde gündemde olan Epstein adasında da olsa çocuklara asla acımaz .
-7
diyecevaplandı
(04.02.26)
İsrail rafları bizden giden ürünlerle dolu. Her gün gemi yanaşıyor, petrol desen bizden. Ne kötüsü? Düşün İsrail'e uçuş yasagimiz var ama İsrail'e giden tüm uçaklar bizim hava sahamizi kullanıyor. Azerbaycan'da kalkan ucak Kars-kayseri Antalya uzerinden gidiyor.

İsrail istemedi diye petrol arama gemisi Kıbrıs'a yanaşmıyor


Yani her şey gostermelik
+3
topkapiaksaray
(04.02.26)
iç siyasette kötü dışarıda nötr. bu ara süper değil sadece. israile ticaretimiz hiç durmadı.
+3
mikahakkinen
(05.02.26)
(32)

Dindar hristiyan biriyle sevgili olur musunuz?

pembediken
Evli duyurucular da cevap verebilir bekar olsalardı naparlardi
Evli duyurucular da cevap verebilir bekar olsalardı naparlardi
0
pembediken
(03.02.26)
Olurum neden olmayayım.
-4
arbre
(03.02.26)
esim katolik. kayinpederim hristiyan demokrat partiden bakan :p
nema problema.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.02.26)
olmam
+1
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(03.02.26)
Benim hayatıma müdahale edene kadar evet, sonra hayır.
+4
kisa
(03.02.26)
din denen afyona bazilarinin ihtiyaci var.
eger esimin boyle birseye ihtiyaci var ise, beni baglamaz. kendisine iyi gelen ne varsa onunla ugrassin, burda kitabin cinsinin bir onemi yok. zaten asagi yukari hepsi ayni seylerden bahsediyor.
hayat boyle seylere takilmak icin cok kisa, "laissez faire"
0
cooperr
(03.02.26)
Asla.
+2
gabe h coud
(03.02.26)
Hayir. Herhangi bir seye aşırısı olanla yapamam. Din, spor, siyaset, hayvanlar, saglikli beslenme, alkol, komplo teorileri vs vs...
0
duster
(03.02.26)
Dindar ve kendi ülkesinin Akp'sine gönül vermişse sokağından geçmem; dindarsa merhaba-merhaba; inançlı ama inanç seviyesi 1-10 arası 4 ya da altındaysa o zaman olabilir ama tabii Hristiyan var Hristiyan var misal Protestan ya da Anglikan biriyle dindar da olsa sıkıntı yaşamam gibi ama Katolik dindar biri benim için sıkıntı yaratır, bunun Amish'i var var kılı var yünü var oralara girmiyorum bile. Ha Ortodoks kökenli Hristiyan bireyse o da nispeten sıkıntı bi tip olabilir. Kısacası sadece Hristiyan dindar olması tek başına anlamlı bir kriter değil.
0
kizil karga
(03.02.26)
direkt olurdum. +1000 puan.
-3
Purple life
(03.02.26)
Farklı adet, farklı kültür, farklı ritüel.
Hayat zaten yeterince zorken niye, bile isteye yeni yeni sorunlar edineyim ki?
Nikah kilisede mi kıyılacak? Annen gelecek mi nikaha ya da çocuğun vaftiz törenine?
gibi gibi
0
Mirket
(03.02.26)
Soran kişi olarak ben de cevap vereyim. Geçinmeye gönlü varsa anlayış varsa olurum.
0
🌸pembediken
(03.02.26)
hristiyan olanlardan zarar gelmedi ancak müslüman geçinen birisi evli çıkmıştı. tanıdığım en yalancı insandı. bu işler dinle belli olmuyor tabii ancak kendi deneyimime göre müslüman olan dindarlar sorunlu çıkıyor. şahsen uzak duruyorum.
+3
eileengray
(03.02.26)
Olmam. Arkadaşlık başka sevgililik başka, bana müdahale edip etmeyeceği bilinmez.
+1
muhayyer divan
(03.02.26)
Dindar biriyle yolum kesişmez ki. İş zaten oraya varmaz. Hadi zorladık oldu diyelim.
Sonuç yüksek ihtimalle bu olur:

www.reddit.com
0
yurtsuz john
(03.02.26)
ahlak,
tarikat,
atatürk,

kendisi ve ailesi bu kümelerin ne kadar içinde yada dışında kaldigina göre degişir.
0
designer
(03.02.26)
Hangi dine mensup olursa olsun dindar herhangi biriyle birlikte olmazdım. Seküler hayatı seviyorum.
+5
ekimoloji
(03.02.26)
Herhangi bir dine inanan biriyle işleri o noktaya getirmem zaten. Arkadaşlık başka ama sevgili olmam. Karışıp karışmaması da mesele değil, dünya görüşünde din kavramının olması yeterli sevgili olmamam için.
+1
Phoebe
(03.02.26)
mormon olmaz belki ama latin katolik veya istanbul ortodoxları olur.
0
klassno
(03.02.26)
Eşim Katolik. Babam Katolik. Büyürken de kendi evliliğimde de bir sorunumuz olmadı+1.
0
alice in potatoland
(03.02.26)
din tüccarları yüzünden bütün dinler istismar edilmişken. Herkesin dini kendisine deyip kafaya takmam.
0
Rao
(03.02.26)
birkaç sene önce görsem asla derdim. şimdi daha iyi bile olur diyorum.
-1
beatbox yapan metalci
(03.02.26)
Ben okuduğum kurgularda bile daralıyorum bu din işlerinden. Yani cevabim hayır.
+2
a perfect lie
(03.02.26)
Sevgililik dediğin nedir ki zaten, olurdum. Benim inancımla bir derdi yoksa evlilik bile düşünülebilir. Tabii genelde o kadar muhafazakarsa pek yanaşmaz böyle şeylere.
0
mbond
(03.02.26)
hayır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.02.26)
valla bu yasa gelip din islerinin hikaye oldugunu cozememis biriyle gercekten zor. daha baska neleri cozemedi acaba derim. yani ciddi ciddi inaniyorsa, dindarsa olmaz.

ama evrende bir kutsallik, bir ruhaniyet hissedip bunu oyle alisageldigi icin veya kulturel olarak dine kanalize edenler ok. ona takilmiyorum. ozetle koyu dindar hayatta olmaz, ama sirf inancli diye de sorun yapmiyorum.
0
antikadimag
(04.02.26)
dindar hristiyan, hele ortodoks hristiyan ile olurum ama o benimle sevgili olmak istemeyebilir çünkü türküz işte.
0
rain when i die
(04.02.26)
teoloji baglantili her soruda oldugu gibi yine insanimiz dincilik ile dindarligi karistiriyor.
ayrimini bir turlu yapamadik gitti.
+2
cooperr
(04.02.26)
bir de ermeniyse nikahi basardim. biz de dinliyiz kendimizce hizliresim.com
+2
ala09
(04.02.26)
@ala09 onlar kim :)
0
🌸pembediken
(05.02.26)
cooperr Karıştırmıyoruz hocam dinci dediğimiz tipin zaten denklemde yeri yok onun ben amk ama dindara karşı da çok hoş değiliz dünyaya bakışımız farklı.
0
kizil karga
(05.02.26)
@pembediken seyhim ve ben
0
ala09
(06.02.26)
Herhangi bir finin dindarı ile bir şey yaşayabileceğimi zannetmiyorum.
0
cay koy geliyorum
(06.02.26)
(10)

Ekşisözlük gittikçe salaklaşıyor mu

gobekliraki
Adam troll başlık açmış, "gitardan rahatsız olan komşu" gibi bişey. Entry de şöyle başlıyor "pazar sabahı gitarımı çalarken.....vs"Ciddi ciddi yorum yazıyorlar. Cidden insanlar bu kadar mı salak, bu kadar mı ciddiye alıyorlar, nedir bunun cevabı?
Adam troll başlık açmış, "gitardan rahatsız olan komşu" gibi bişey. Entry de şöyle başlıyor "pazar sabahı gitarımı çalarken.....vs"

Ciddi ciddi yorum yazıyorlar.

Cidden insanlar bu kadar mı salak, bu kadar mı ciddiye alıyorlar, nedir bunun cevabı?
+3
gobekliraki
(02.02.26)
bir kısım salaklaşma, bir kısım da olayın gerçek olmadığını bile bile farazi bir olay üzerinden kendi düşüncelerini paylaşma amaçlı.
0
shadowfollower
(02.02.26)
ekşi sözlük beni sildiği gün dedim bu siteden bi halt olmaz diye. silinme sebebim de bana dmden küfür eden adama küfür etmem. ben silindim o silinmedi.
+2
messina123
(02.02.26)
e kontrol mekanizması yok herkesi yazar yapıyorlar. haber sitelerinin altında yorum yazması gereken herif artık buraya yazıyor. 15 senedir falan rezil bir yer.

noktalama işaretlerini yanlış kullandığın için çat diye uçururlardı. sözlüğü sözlük yapan da o dönemin yazarlarıydı. nereden nereye.
0
deranzo1
(02.02.26)
Toplumdaki salaklasma diye okumluyorum
-4
sekizdokuzon
(02.02.26)
@sekiz ama ekşi hep farklıydı ya. Şu an ensonhaber okurları entry giriyor sanki.
0
🌸gobekliraki
(02.02.26)
Bazı turnusol başlıklar oluyor dönem dönem. O dönemlerde eğer üşenmezsem girip belli başlı mesajları atan kişileri teker teker engelliyorum.
Engellediğim kişi sayısı arttıkça karşıma çıkan yorumlar normale dönüyor "salaklaşmadan" böyle uzak kalmaya çalışıyorum.

Ayrıca ekşisözlük küçük türkiyedir, genel bir "salaklaşma" yorumuna da katılıyorum.
0
mutekebbir
(02.02.26)
radyo,tv, nasil tek elde toplandiysa, forumlarda farkli degil artik.
0
designer
(02.02.26)
2004 gibi ciddi kullanici alimi yapildi sozlukte ve akli basinda bir suru adam terketti.
sonrasinda her ciddi yazar aliminda kalite dustu.
sonra durumcunun eline gecti ve kalite tamamen bitti zaten.
+2
cooperr
(02.02.26)
brainrot olmaya basladigindan beri normal goruyorum artik yani her seyi normal olarak yasiyorlar.
0
evimin paspasi
(02.02.26)
mesele sözlük değil mesele çağ.

akıllı telefonlardan sonra sosyal medya bu hale geldi. herkes dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannediyor olay bu.

x'e yazacağı yorumu sözlüğe yazıyorlar. mesela bir siyasinin yaptığı açıklamaya, ilgilenmediğim açıklama diyorlar.

umut sarıkaya bunlara bir ayar verdi linkini atayım :

www.instagram.com
+1
uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(02.02.26)
(6)

Geceleri çöken bunaltı

kararsızataletfilozofu
08.30-17.30 işe gidiyorum hiç bir sıkıntı yok.17.30dan 21.00 a kadar hiç bir şey yapasım gelmiyor.21.00 yemek yap spora hazırlan24.00 spordan çık uyu.Hastalık ve kayıp haberlerini gördükçe sosyal platformlarda içimi darlıyor artık tüm hayat enerjim bitiyor, bende mi hasta olucam diyerek kendimi yıpr
08.30-17.30 işe gidiyorum hiç bir sıkıntı yok.
17.30dan 21.00 a kadar hiç bir şey yapasım gelmiyor.
21.00 yemek yap spora hazırlan
24.00 spordan çık uyu.

Hastalık ve kayıp haberlerini gördükçe sosyal platformlarda içimi darlıyor artık tüm hayat enerjim bitiyor, bende mi hasta olucam diyerek kendimi yıpratıyorum.
Hayatta daha bir çok şeyi yaşamadan gezmeden , bunlar aklıma çok gelmeye başladı bu aralar.

Görüştüğüm flörtün olmaması , sevgilinin olmaması bu süreci zorlaştırıyor bence ama aşık olmadığım, arkadaş olmadığım, uzun yılları düşünemediğim biriyle olsunda istemiyorum.

Çözüm biliyorum ki psikolog yolu gözüküyor ama başka tavsiyelere açığım ,
Anlatmış olmak için biraz da anlattım.

Tatil kültürü bizim ailede yoktu, bende de yok.
Bir plan yapıp şuraya gideyim yurtdışı dolaşayım istiyorum ama bir yandan da ne gerek var diyorum düzeni bozmaya , para harcamaya.
Biri dürtse, eşlik etse kesin giderim de bunu nasıl çözücem
0
kararsızataletfilozofu
(02.02.26)
Anlattığınız gibi benzer bunalımı, kaygıları ben de yaşıyorum. Uzunca bir süredir de anksiyete tedavisi görüyorum.

Bazen ben de düşünüyorum, acaba yalnızlık da ekstra kötü mü etkiliyor, fazla mı izole yaşıyorum diye ama sonra işin içinden çıkamıyorum tabii. Yaş da 30 üstü olunca bu mevzular iyice zorlaşıyor

Uzaklaşmak belki iyi gelebilir. Önümüzdeki hafta ben öyle yapacağım en azından, yurtdışına çıkacağım. Bakalım, belki cidden iyi gelir, bir nebze olsa uzaklaştırır kaygıdan
+1
bir fincan kahve ile film izlemek
(02.02.26)
D3K2 vitamini alinca günün daha pozitif geçer,
fakat doktor kontrolünde yapilmali,
fazlasi bobrek tasi vs yapar.
0
designer
(02.02.26)
Az uyuyorsun ve spor yapıyorsun. Sporu işten döner dönmez yap ve daha erken uyu.
0
gabe h coud
(02.02.26)
D3 doktor kontrolüyle alıyorum.
Sporu erkene alma öabam var spor salonunda yapıyorum 2ay oldu.

Haftasonları 1-2 arkadaşla buluşup kahve içiyoruz.
Başka hobi-sosyallik yok
0
🌸kararsızataletfilozofu
(02.02.26)
Elinizle bir şey yaptığınız bir hobi iyi gelebilir. Benim için örgü bu ama sizin için başka olabilir, ahşap oyma vs. gibi.
0
peki madem
(02.02.26)
Hiçbişeyi takmayacaksın anacım bu hayatta, varsın gamsız desinler.
0
gobekliraki
(02.02.26)
(11)

magnezyum olayı

duyuru
bu magnezyum takviyesi olayı nedir? reçetesiz alınıyor anladığım kadarıyla. eczaneye gidip ben magnezyum istiyorum mu diyoruz? kullananların hayatında ne değişti, her akşam yemekten sonra 1 tane mi içiyorsunuz mesela, kaç mg? deneyimlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
bu magnezyum takviyesi olayı nedir? reçetesiz alınıyor anladığım kadarıyla. eczaneye gidip ben magnezyum istiyorum mu diyoruz? kullananların hayatında ne değişti, her akşam yemekten sonra 1 tane mi içiyorsunuz mesela, kaç mg? deneyimlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
-1
duyuru
(02.02.26)
Geçen gün uyku problemimi nasıl aşabileceğimi chatgpt'ye sordum. Bana Magnezyum glisinat / sitrat önerdi.
Magnezyum gerçekten uykuya yardım eder mi? Veya sadece internetin “pazarladığı bir efsane” mi? Ve eksik değilsem neden takviye vitamin mineral alayım? dedim.
Epey bi fikir alışverişimiz oldu.
Bilimsel dayanak istedim. Bulamadı ve bünyede eksikliği yok ise kullanmanın gereksiz masraf olacağı konusunda hemfikir olduk kendisiyle.
0
Mirket
(02.02.26)
Yine sosyal medyada 1-2 kişinin “abi inanamıyorum bla bla” paylaşımlarıyla başladı. Bir kaç ay daha gider sonra unutulur.

Vücutta eksiği yoksa kullanmanın anlamı yok ki :)
0
avatar is back
(02.02.26)
doktor yazdiktan 1 hafta sonra
alerji yapmaya baslamisti,

ve sonra yine danistim,
demek ki eksiklik gitmis dediydi.
0
designer
(02.02.26)
Bir kısım diyor ki kan testinde serum seviyesi ölçülüyor, eksik çıkmaması normal hücre içi seviyesi ölçülmesi lazım.
Benim normal aralığın içindeydi, doktor kabak çekirdeği ye, maden suyu iç dedi :)
0
black holes in the sky
(02.02.26)
Su an doktorum dedi diye d vitamini aliyorum her gun ama bu takviyelerin her turlusunu son 10+ senedir aldim, magnezyum da dahil. Hicbirinde benim farkedebilecegim bir olumlu etki gormedim. Deneyimim bu.
0
hot potato
(02.02.26)
magnezyum malat kullanıyorum. yorgunluğa çare olsun diye. tamamen placebo. zaten omega 3 harici takviyelerin işe yaramadığı araştırılmış.
0
mikahakkinen
(02.02.26)
Ben göz seğirmesi için kullanıyorum ve faydasını görüyorum.
0
rahmi pinkfloydoglu
(02.02.26)
hamileyken doktorum sırt ağrılarım için magnorm yazmıştı. hatırlamıyorum faydasını gördüm mü... ama takviyeler konusunda çekimserim biraz. sadece d vitaminine inanıyorum çünkü ne zaman tahlil yapılsa düşük çıkıyor. doktor da sürekli kullan zaten güneş mi görüyoruz demişti. geçen eczanede konusu açıldı yine kreşe giden çocuk sebebiyle sürekli hastayız vs vs. d vitamini kullan, başka bişeye gerek yok dedi :D
0
elorelia
(02.02.26)
ben faydasını görüyorum hem migren hem yorgunluk/kas ağrıları için. huzursuz bacak sendromu için yıllar yıllar önce doktor önerisiyle başlamıştım. hangi tip magnezyuma ihtiyaç olduğunu bilerek almak gerekiyor fayda sağladığını anlayabilmek için, ben daha çok insanların rastgele popüler olan veya tavsiye edilen herhangi bir magnezyumu kullandıklarını gözlemliyorum. Doktora da mutlaka sorulmalı ama genel bilgi için;

youtu.be

ben mevsim geçişlerinde migren coştuğu için bir tane kahvaltıdan sonra, bir tane de akşam yemeğinden yaklaşık iki saat sonra alıyorum. 3 ay kullan 3 ay kullanma şeklinde ilerliyorum bütün takviyeler için.
0
Phoebe
(02.02.26)
Ben haftada 50km'den fazla koşuyorum ve üstüne ağırlık idmanı da yapıyorum. Magnezyum recovery ve kasılmalar için kesinlikle fark ediyor. Kullanmadığım ve kullandığım zamanlarda çok etkisini görüyorum. Uyku için olanın etkisini ben göremedim. Belki gören vardır.
0
gabe h coud
(02.02.26)
kabak çekirdeği çitleyerek başlayabilirsiniz.
0
klassno
(02.02.26)
(12)

Büyükşehirden küçük bir yere taşınma

gobekliraki
Var mı yapan aranızda? Bir süredir kuşadasındaki evdeyim, kafa dinlemek için geldim. Ne kadar mutlu huzurlu olduğumun yeni yeni farkına varıyorum. Yine her sabah laptopu, telefonu falan açıp çalışıyorum, ama tadı bir başka. Acaba insan 40 yaşından sonra böyle bişey yapabilir mi. Ne bileyim emekli de
Var mı yapan aranızda? Bir süredir kuşadasındaki evdeyim, kafa dinlemek için geldim. Ne kadar mutlu huzurlu olduğumun yeni yeni farkına varıyorum. Yine her sabah laptopu, telefonu falan açıp çalışıyorum, ama tadı bir başka.
Acaba insan 40 yaşından sonra böyle bişey yapabilir mi. Ne bileyim emekli desen emekli değilsin, e kariyerinin başında da değilsin.

Diğer taraftan para kısmı da tam bir dilemma. Parayla çok işi olan biri değilim, öyle harcayım edeyim falan. Ama param da var, en absürt harcamaları sırf canım istiyor diye yapabiliyorum.
Şimdi öyle "hayal" kuruyorum. İstanbula yerime maaşı dolgun bir müdür alayım, ben buralarda inzivaya çekileyim, burada kendime bi şube açayım, başında olayım. Ayda 1-2 istanbula gideyim 2 günlüğüne, asayiş berkemal mi ona bakayım.

Ama bilemiyorum, cesaret edemiyorum daha doğrusu. İlla işin başında olmam gerek gibi hissediyorum. Diğer taraftan yıl olmuş 2026, artık her şey telefondan, whatsapptan hallediliyor. Kafam aşırı çorba yani.

Siz ne diyorsunuz? Böyle bir fikir hayal mi, yoksa "yooo gayet mantıklı" mı? Bahçem bile var lan burda :(

Ailem falan destek aslında, benim kafa da biraz kırık olduğu için huzurlu hissettiğim yerlerde olmamı tercih ediyorlar. Diğer türlü burnum boktan kurtulmuyor, bi şekilde çekiyorum kötüyü.
0
gobekliraki
(01.02.26)
Büyük şehrin göbeğinde de, tatil beldesinde de, kışın yolları kapanan dağ köyünde de yaşamış biri olarak cevap vereyim. Tekne, balık, sahil kahvehanesinde emekli dayı muhabbeti olayların yoksa seneye bu vakitler sıkılmaya başlarsın.
0
Mirket
(01.02.26)
@mirket oldum olası o adamım ben işte. Hele yaş da ilerledi ya, istanbulda ev-iş. Başka bi olay yok.
0
🌸gobekliraki
(01.02.26)
Yaşa o zaman hayatını. Baktın olmuyor, dönersin, güzel bir anı olur. İçinde ukte kalmaz.
0
Mirket
(01.02.26)
insanoglu sosyal bir hayvan,
tatmin ediyorsa gusel tabi.
0
designer
(01.02.26)
İş sizin kendi işiniz galiba. Ben olsam kademeli denerdim. Baktım uzaktan da oluyor kaçardım buralardan.

Eski çalıştığım bir şirkette yazları full evden çalışabiliyorduk. 3 ay rüya gibi gelmişti adeta ayda 2 kere başka bir husus için istanbula bir gecelik gidip dönüyordum.

Bu çalıştığım yer de remote için okey verse anında çeker giderim yazlığa. Sessiz sokak, mutlu insan görmek istiyorum.
0
cilekli pasta
(01.02.26)
Sosyallik aramıyorsan muhteşem bence, 3 yıl olacak istanbuldan ayrılalı, yılın 6 ayı köyde, 6 ayı şehirde(küçük bir il) yaşıyorum, bana pc ver, interneti ver bir şey aramam kafasında olan birisiyim, havalar ısınınca köye geçmek için sabırsızlanıyorum, 2 dönüm bahçe içinde bir sürü iş çıkıyor, ağaç kesiyorum, sebze meyve yetiştiriyorum, evin gerekli tamiratını yapıyorum, kaliteli besleniyorum, istemezsem 1 tane insan görmüyorum. Geceleri de hobilerime veriyorum bünyeyi, huzurla yaşıyorum. İş freelance olduğu için gerektiğinde 2 saatte istanbula gidip gelebiliyorum, dönüşte tiksinerek kaçıyorum bildiğin.

Kendi kendine vakit geçirebilmek en önemli şart diye düşünüyorum, eğer ki iki muhabbet edeyim birileriyle yüz yüze dersen ihtimaller baya düşük, ha Kuşadası'nda belki daha kolay olabilir tabi ama kafa uyumu sağlayabilecek insan bulmak en büyük handikap diyebilirim.
0
diabolus79
(02.02.26)
Calismayi birakip rahat istedigin yerde yasayacak servete sahip degilsen (ben degilsin gibi anladim) buyuksehirdeki hayatinin kalitesini yukseltmeye calis. Mesela benim rutin hayatimdan en memnun oldugum donem ev is arasi yuruyerek 25 dakika, ikisi de iyi mahallede oldugu zamanlardi. Hem stres azdi hem de baska seyler yapmaya zaman ve enerji kaliyordu. Bu bir ornek.
0
hot potato
(02.02.26)
@hot potato çalışmayı niye bırakyım, hayatta bırakmam
0
🌸gobekliraki
(02.02.26)
kendi deneyimim ve youtubeda taşınan ünlü ünsüz herkesin bir kaç sene ortak paydası sıkılmak oluyor, kendinle aynı kültür seviyesinde arkadaş bulamamak kültür sanat konser etkinliklerinden uzak kalmak yani en sonunda sıkılmak aileden uzakta olmak geri dönüşü başlatıyor. en sosyallik aramayan bile bir süre sonra arar oluyor. birde üçkağıtçı köylülerden bıkanlar var, milletin evine bile sabotaj yapan cahil köylü o kadar çok ki özellikle egede yoktur diyordum ama herkes şikayetçi
0
eja
(02.02.26)
eja +1 ben iş sebebiyle egede büyük bir ilçedeyim. aynen @ejanın anlattığı gibi. anadolu insanının çakallığıyla uğraşılmaz. en güzeli büyükşehirde oturup oraya 100 km yakınında bağ evi tarız bir şey alıp kafana göre takılmak. doğal beslenme, kalitel insanlar vb. öyle şeyler yok.
kuşadası özelinde konuşursak. kuşadası zaten izmirin ilçesi gibi, bakir bir bölgesi yok. büyükşehir gibi trafiği var, avm var, yazın her türlü etkinlik var.
0
mikahakkinen
(02.02.26)
Aslında olduğum mahalle daha bakir (yazları hariç). Yabancısı da değilim buraların. Aman ne bileyim işte :)
0
🌸gobekliraki
(02.02.26)
Yaptım, memnunum, işler uzaktan da gayet sorunsuz yürüyebiliyor, fiziksel toplantı bence iş yürütmede fazla abartılan ve çoğunlukla zaman kaybı olan bir eylem.

Sosyallik, kafa dengi insan eksikliği ve kültürel aktivite yoksunluğu olabilir eksi tarafları, hoş İzmir'e 2 saat mesafede bir yer Kuşadası, bunlar haricinde en önemlisi karakter uygunluğu ve istek. İstanbul'dan Kuşadası'na taşınan tanıdığım evli bir çift boşandı mesela, taraflardan biri İstanbul'a dönmek, diğeri Kuşadası'nda yaşamaya devam etmek istediği için.
0
(02.02.26)
(11)

telefona gelen bu mesaj yanıltıcı mı?

uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
ahali merhaba. telefona cezai soruşturmanızdan dolayı uzlaşmak için son gününüz diye bir mesaj geldi. mesajın sonunda telefon numarası hukuk bürosu ismi vardı. numarayı aradım mesajı söyledim, karşı taraf kimlik numaramın ilk iki ve son iki sayılarını söyledi, doğru mu size mi ait dedi. evet kimlik
ahali merhaba.

telefona cezai soruşturmanızdan dolayı uzlaşmak için son gününüz diye bir mesaj geldi. mesajın sonunda telefon numarası hukuk bürosu ismi vardı. numarayı aradım mesajı söyledim, karşı taraf kimlik numaramın ilk iki ve son iki sayılarını söyledi, doğru mu size mi ait dedi. evet kimlik öyle dedim telefon kapandı.

memurum. rutin bir hayat yaşıyorum. kimseyle bir sorunum yok.
uzlaşmacı böyle mi iletişime geçiyor?
e devlette her hangi bir dosya da görünmüyorç
0
uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(01.02.26)
%100 dolandırıcılık
+5
co2s2
(01.02.26)
Abi bunlar tokatcılık numaraları ama bi olayın yoksa eğer zaten bunu anlamış olman lazım, uzlaşma dolandırıcılığı diye arat örneklerini görürsün.
+2
kizil karga
(01.02.26)
@kizil karga hocam acilde çalışan bir sağlıkçıyım. envai çeşit insanlarla muattap oluyoruz. hukuktan hiç anlamam. böyle mesajla iletişime geçerek oluyor mu diye şey ettim.
0
🌸uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(01.02.26)
Abi bir olayın varsa ve uzlaşma bürosuna intikal olduysa bunun bilgisi sms'le de gelebilir arayabilirler de vs ama o noktaya gelene kadar senin zaten bu konuda bilgin olur, sms olayı zurnanın zırt deliği, sen eğer "bu ne şimdi amq" durumundaysan %100 dolandırıcılık.
0
kizil karga
(01.02.26)
Mirket
(01.02.26)
Avukatım. %100 bile az. Kesin dolandırıcılık. Aşağıda örnek bir mesaj paylaşıyorum. Bu şekilde olmalı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan ve tarafı olduğunuz 2025/……. sayılı dosyada uzlaştırma işlemlerini yürütmek üzere ….. sicil nolu uzlaştırmacı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosunca görevlendirilmiştir.
Uzlaştırmacı en kısa sürede sizinle irtibata geçecektir.
Uzlaştırmacı Bilgileri :
Adı Soyadı: x….. y…….
İletişim : 0532………..
Uzlaştırmacı bilgilerini www.alternatifcozumler.adalet.gov.tr adresinden öğrenebilirsiniz.
Bilgi için :
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosu
İletişim : .... büro numarası B001
+6
ground
(01.02.26)
bana hep geliyo
0
deartheodosia
(01.02.26)
Birilerinde telefon numaranız vardır. O numaradan tüm sülaleniz ve tclerine ulaşabiliyorlar.
0
Kahvedesu
(01.02.26)
@ground

hocam çok teşekkür ederim size...
0
🌸uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(01.02.26)
o "evet" fena bir kayıt.
0
klassno
(01.02.26)
e devletten ,
davalarinizi,
tebligatlari goruntuleyebilirsiniz.
0
designer
(01.02.26)
(15)

100 bin tl maaş düşük mü?

msb
Pandemiden beri, uzunca bir süredir mağaradaydım. 100 bin TL maaş beyaz yaka ortalamasına göre hangi seviyede sayılır?
Pandemiden beri, uzunca bir süredir mağaradaydım. 100 bin TL maaş beyaz yaka ortalamasına göre hangi seviyede sayılır?
0
msb
(01.02.26)
oldukça iyi. bakma sen her beyaz yakanın atıp tuttuğuna, türkiye'de beyaz yakanın maaş ortalaması epey düşük. 100 bin oldukça iyi maaş.
0
ilgeru
(01.02.26)
Birazdan en az 250 K almalısın diyenler gelecek.
+5
Kahvedesu
(01.02.26)
mid level diyelim. senior yazılımcılar 150-160 civarı alıyor. orta seviye yöneticiler 200-220 civarı.
-2
orpheus
(01.02.26)
Deneyimine bağlı mid-level tecrübesindeysen iyi bence ya ben de 5 yıldır sektördeyim, uzaktan çalışıyorum. Aynı alıyoruz mid frontend/mobil developer im.

Ha benimle aynı yaşta ama iş bulamayan yok mu var.
Patron şirketlerinde 60-70e çalışan yok mu var.
Ama
Danışmanlık firmalarında 100-150 arası kazanan da var.
Kendini daha iyi geliştirmiş senior, lead veya manager olmuş ve 200-300k alan yok mu var...
Biraz senin tecrübene bağlı.

Ben evden çalışıyorum, 9da başlayan iş için 8:55 de uyanıyorum, havada, karada, denizde ve her yerde çalışabiliyorum diye ses etmiyorum şimdilik.

Tecrübeliysen, yabancı dil varsa iş ilanlarına bir başvur, mülakatlara gir derim. Üstünü alabiliyorsan düşük alıyorsun demektir. Yok benzer fiyat teklif ediyorlar veya olumsuz dönüyorlarsa maaşın iyi demektir.
0
ananiyimioguz
(01.02.26)
100 kaat iyi para kanka
0
ebeş
(01.02.26)
eğer ailenin yaninda,
kira derdin yoksa çok iyi,
kiraya 50 veriyorsan işin zor.
0
designer
(01.02.26)
koşullarınıza göre değişir ama mid level bir çalışansanız diğer haklarla vs düşünüldüğünde ortalama, ort. üstü sayılabilir
0
darthvader
(02.02.26)
beyaz yakayı yazılımcı veya yazılım sektöründe çalışan analist, testçi vs. olarak sınırlamamak lazım. marketing'ci de, her türlü mühendislik okuyup da ofis çalışanı olan da, reklamcısı da, trader'ı da, ekonomisti, bir şirkette çalışan muhasebecisi, mimarı da beyaz yakalı. yazılım sektöründe eskiden bir tık daha iyiydi maaşlar ama son 2 yıldır yazılım sektörü de herkes gibi enflasyona yenildi. türkiye'nin en büyük e-ticaret sitelerinde çalışan birkaç arkadaşım var. onlar da çok mutsuz. galiba hava ve deniz yolları dışında süper maaşlar veren şirket sayısı çok azaldı.

neyse gelelim sorunuzun cevabına. ne alanda çalışılıyor? tecrübe nedir? şirket büyük çaplı mı yoksa startup ve çok köklü bir firma mı?

her şey ortalama ise iş tecrübesi de aşağı yukarı 3-4 yıl ise 100 bin iyi rakam. iş tecrübesi 5 yıl üstüne çıktıysa 2026 için 130 üstü daha iyidir diyorum.
0
cisimcik golgi
(02.02.26)
Abi bu soruyu bu sekilde soruyorsan bence cok iyi. Beyaz yaka ne demek ya. Uyduruk insan kaynaklari misin Bogazici ekonomi mezunu cfa'li falan finansci misin. Kayseri'de misin Istanbul'da misin.
+3
hot potato
(02.02.26)
günümüz şartlarında gayet iyi.
0
elektr10
(02.02.26)
mevcut ekonomik koşullar içinde gayet iyi
0
Sadece soruyorum
(02.02.26)
Bence para konularında şehir hangisi kesinlikle belirtmek lazım.

İstanbul ile diğer şehilrer çok farkediyor diye düşünüyorum.
0
liberal
(02.02.26)
Yine min. 300k kazananlar kira baremini 50binden açmış. Şaşırtmadı.
Üşenmedim açtım baktım 50k kira ile florya’da, şişli meşrutiyet’te falan evler var eşyalısı bile var. Evet herkes en az Florya’da oturmalı yoksa çok ayıplanır. Cıkcıkcık yaparlar.
Cevap gayet güzel para.
+3
dawsonscreek
(02.02.26)
kira*4 kazanmalı bence kişi
0
duyurukullanıcısı
(02.02.26)
net olduğunu varsayıyorum.
asgari x 4 anlamına gelir az çok. bir çok iş için orta seviyede.

beyaz yaka derken hangi sektörü, hangi işi, hangi şartları soruyorsunuz bu barem çok geniş. işe ve tecrübeye göre az da olabilir çok da. ama aylık 2.5k dolar net şuanki türkiye koşullarında ah-vah edilecek bir maaş değil. güldürmez, ama üzmez.
0
biseysorcaktim
(02.02.26)
(12)

Benzer şeyler yaşamış olan var mı?

gnosis
Son birkaç aydır konuşurken bazı kelimeleri hemen hatırlayamıyorum. Elektronik aletleri şarjda unutuyorum. Fırında kek unuttum, yandı. Ocakta yumurta unuttum, 20 dk sonra değil 45 dk sonra kapattım. Gece erken yatsam da sabah uyanmakta zorluk çekiyorum.Bu durum uzun sürünce bende hata yapma korkusu
Son birkaç aydır konuşurken bazı kelimeleri hemen hatırlayamıyorum. Elektronik aletleri şarjda unutuyorum. Fırında kek unuttum, yandı. Ocakta yumurta unuttum, 20 dk sonra değil 45 dk sonra kapattım. Gece erken yatsam da sabah uyanmakta zorluk çekiyorum.
Bu durum uzun sürünce bende hata yapma korkusu başladı. Yaptığım işleri OKB'li gibi defalarca kontrol ediyorum. Bu yüzden ekstra yoruluyorum.

Benzer şeyler yaşamış olan varsa ne yaptınız, nasıl iyileştiniz?
0
gnosis
(28.01.26)
sadece vitamin b12 eksikliği bile olabilir. hayatınızı bu kadar zorlaştıran bişey için gecikmeksizin sağlık kontrolü yaptırmakta fayda var.
0
lil siztah
(28.01.26)
@lil siztah b12'm normal seviyede. Demir ve d vitamini eksikliği için ilaç kullanıyorum.
+1
🌸gnosis
(28.01.26)
Çok benzerlerini yaşıyorum, benimki kafada dönen tilkilerle ilgili. Hafta sonu alkol tüketimiyle beraber iyi hissediyorum mesela, hafta içi ayyuka çıkıyor.

B12 ile de ilgili olabilir ama muhtemelen başka eksik şeyler de olabilir, kontrol +1
0
Bruce
(28.01.26)
öyleyse -yaptırmadıysanız- nörolojik kontrolde fayda var.
şahsen ağır stres altında olduğumda böyle şeyler yaşıyorum, anksiyete bozukluğu sebebiyle; rahatlayınca geçiyor. gerçi siz öyle bir etkenden de bahsetmemişsiniz..
geçmiş olsun.
0
lil siztah
(28.01.26)
hareketsizlik,
gün boyu fazla ekran isigina maruz kalma,
gec saatte yemek,icmek,
ve sonunda gec uyumak
yada huzursuz uyuma,

bu sonuclari olusturabiliyor.
0
designer
(28.01.26)
@designer yıllardır masa başı çalışıyorum. Hiç bu kadar kötü olmamıştım. Arada ekran bulanıklaşıyor, okuyamıyorum, ara vermek zorunda kalıyorum.
0
🌸gnosis
(28.01.26)
@konusma
canan karatayda anlatiyordu,
periyodik cetvelde
halojenlerin oldugu grupta
flor
klor
bromür
iyotu bagliyor
ve iyot eksikligi ile troid bozuklugu vs olusuyor diye ifade ediyordu,

sonra herkes hasimato,
herkes yorgun..
0
designer
(28.01.26)
Bunları kısmen deneyimliyorum. Açıkcası telefon ve bilgisayarda abuk zubuk şeylere bakmaktan ve/veya saçma sapan abur cubur yememden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
0
mbond
(28.01.26)
beyin/zihin sisi de olabilir. kan testi yaptırın fiziksel değilse ruhsal olabilir.
0
mikahakkinen
(28.01.26)
beyin sisi konusunu da araştırmanızı öneririm. ben ikinci covid oluşumdan sonra yaşadım, long term covid effects şeklinde anlatmıştı nörolog ve ilerleyen yıllarda çok fazla insan bundan muzdarip olacak demişti. nöroloğun verdiği bir ilaç ve önerdiği multivitaminle birkaç ayda toparlandım. ama covid vb. dışında da pek çok tetikleyici nedeni var, uzun süre ekrana bakmak/maruz kalmak, sürmenaj olmak, beslenme şekli vb.
0
Phoebe
(28.01.26)
Benzer şikayetlerden dolayı bir tahlil yaptırdım. Demir değerim alt sınırın daha altında çıktı, bu etkiliyormuş. Fiziksel olarak bir sıkıntı yoksa gerisi sanırım tamamen stres kaynaklı. Bir de ekmek, poğaça gibi şeyleri daha az tüketmekte faydalı olabiliyor.
0
hayalhayal
(28.01.26)
uyku kalitesi üstadım. 3 hafta erken saatte yatıp erken kalkın düzeleceğini göreceksiniz.
+1
galahad reloaded
(29.01.26)
(6)

göz çizdirme

my fault
olanlar hangi teknikle oldunuz, memnun musunuz ? ne kadara oldunuz?bende olmayı düşünüyorum istanbul için hangi hekimler önerirsiniz. beyoğlu göz eğitim araştırma hastanesinde olan var mı?
olanlar hangi teknikle oldunuz, memnun musunuz ? ne kadara oldunuz?
bende olmayı düşünüyorum istanbul için hangi hekimler önerirsiniz.
beyoğlu göz eğitim araştırma hastanesinde olan var mı?
0
my fault
(28.01.26)
Ben lasik oldum çok memnunum. Doktor önerim yok maalesef.
0
sucvecezve
(28.01.26)
Dünya Göz - Opr. Dr. Adnan Polat'a ameliyat oldum. 3 sene önceydi, sanıyorum 17k olması lazım. Hala sorunsuzum, mutluyum.
0
charbiel
(28.01.26)
yakinim olmustu,
doktoru hatirlamiyorum,
retina yirtigi onarildi,
ve miyop duzeltildiydi,
ama aradan zaman gectikce miyop tekrar gelisiyor,
0
designer
(28.01.26)
wavefront femtosecond(intralase) lasik. sinan göker'e yaptırdım sadece operasyon ücreti €1500 idi. 10 yılı geçiyor memnunum sinan göker'i de öneririm. -5,50 -5,75'di bu arada numaralarım.

güncel enflasyon sonucu fiyatlarda bi düşüş var mıdır bilemiyorum türk hastadan çok yabancı vardı o dönem, aynı hastanedeki diğer doktorların 2 katı dünya göz'ün filan 3 katı civarıydı fiyatı ben yaptırırken. ama sinan göker bu ameliyatı türkiyeye getiren, ilk ve en fazla uygulayan kişi.

wavefront lasik yaptıran birçok kişinin şikayet ettiği özellikle gece parlama ışık dağılması vs. sorunlarını önlemeyi sağlayan kişiye özel tedavi yöntemi.

şehir dışından gittiğim halde dünya göz'de doktora sorduğumda "sadece gece görüşünü etkiler, aradaki fiyat farkına değmez" gibi salak saçma bi yorum yapması ve ağzının onca yıl sonra bile unutamadığım şekilde yanında nefes almanın eziyet olacağı şekilde kokması nedeniyle yol konaklama muayene vs. için ettiğim masrafı boşverip döndüm 1 yıl sonra fiyatını önemsemeden en iyisi olsun diyip sinan göker'e yaptırdım.

10 yılı doluyordu diye ehliyeti yeniledim sağlık raporu alırken kontrol edildi iki göz de hala 0
yine lasik ile ilgili şikayetlerden kuruluk konusu, bende lens kullanımından dolayı kuruluk vardı tüm gün lensi bile kullanamıyordum evde gözlüğe geçiyordum göz damlası filan kullanıyordum, lasikten sonra birkaç ayda kuruluk sorunum da geçti. günde 15-20 saat ekran karşısında olan biriyim hiç göz kuruluğu problemim de yok.
0
konetsu
(28.01.26)
basit bir göz işlemini devlette olan tanıdııma yanlış gözü işaretleyip ameliyat etmişlerdi. devlet ile ilgili söyleyeceğim bu kadar 3 ay önce gerçekleşti hadise.
devlettede oluncaksa fark verilip prof dr. olunmalı
0
eja
(29.01.26)
Ben 2011'de olmuştum, 15 sene olmuş. O zaman Bakırköy'de İstanbul Göz vardı şimdi var mı bilmiyorum. Şirketin sağlık sigortası karşılıyordu (ne lüks ama)
Doktorun ismini bir şekilde buldum. www.drturgaycetin.com
Halen memnunum, tavsiye ederim.
0
theconqueror
(29.01.26)
(12)

Pardon mu dersiniz afedersiniz mi?

Kahvedesu
Birine yol soracaksınız diyelim ya da konuşulanı anlamadınız, hangisini kullanırdınız?
Birine yol soracaksınız diyelim ya da konuşulanı anlamadınız, hangisini kullanırdınız?
0
Kahvedesu
(27.01.26)
Pardonu
0
pembediken
(27.01.26)
Genelde pardon, geleneksel olmak istiyorum bazen, o zaman afedersiniz.
0
mbond
(27.01.26)
Lisede tarih hocam anlatıyordu; eskiden Paris’te tuvalet olmadığı için tuvaletlerini bi kaba yapıp pencereden aşağı atarlarmış. Atarlarken de pardonnn diye bağırırlarmış.

Doğru mu bilmiyorum ama yürüyen merdivende solda duran, metroda inmemeye çalışırken binmeye çalışanlarla pardon derim. Ya da bu tip davranışda bulunanlara.

Yol vs soracaksam, ya da tekrar etmesini isteyeceksem: afedersiniz.
+1
substituent
(27.01.26)
bulunduğun lokasyona,ortama göre hitabet degisiyor.
+1
designer
(28.01.26)
birine yol soracaksam, dikilen adamın çekilmesini istiyorsam, arkasından sesleneceksem "pardon".

yolda yürürken yandan geçen adamı omuzlayıp hönkürdettiysem "aypardonçoközürdilerimpardon"
+1
kibritsuyu
(28.01.26)
Soru sorma ve yol isteme: afedersiniz
Anlamadım: efendim
Çarptım: özür dilerim
Yanlış anladım: çok pardon
0
yadigar
(28.01.26)
pardon derim. hem kısa hem de diğeri gibi af dilenmiyor durduk yere.
0
yetkili birine benzeyen abi
(28.01.26)
Pardon, yetkili birine benzeyen abi +1
0
(28.01.26)
pardonun manası da af dilemek içeriyor ama bizim dilde çok da böyle algılanmıyor. o yüzden pardon bir tık daha iyi gibi. bir de lafa "çok özür diliyorum" diye giriş yapanlar var. acayip rahatsız edici gelir.
-1
lazpalle
(28.01.26)
Daha kısa olduğu için pardon +1
0
peki madem
(28.01.26)
Afedersiniz’i kullanırım
0
love and trust
(28.01.26)
Pardon.
Daha kısa daha pratik.
Bir şey soracağım kişiye de pardon derim, yürürken çarpıştığım kişiye de, eşyasını düşürene de.
Her yerde kullanılabiliyor, mükemmel.
0
mutekebbir
(28.01.26)
(13)

Medeni durum/gönül işleri hakkında cevap vermek

pembediken
Herhangi bir ortamda tanıdığım ya da tanımadığım insanlar evli misin erkek arkadaşın var mı gibi sorular soruyorlar çok rahatsız edici oluyor artık. Yok desem de lafı uzatıp ayrıntı soranlar oluyor. Artık böyle sorular sorulmasını istemiyorum tahammül kalmadı cidden.Hayatımda biri olmadığı halde var
Herhangi bir ortamda tanıdığım ya da tanımadığım insanlar evli misin erkek arkadaşın var mı gibi sorular soruyorlar çok rahatsız edici oluyor artık. Yok desem de lafı uzatıp ayrıntı soranlar oluyor.
Artık böyle sorular sorulmasını istemiyorum tahammül kalmadı cidden.
Hayatımda biri olmadığı halde var desem doğru olmayacak ama bıktım. Eğer biri var dersem bu kez ne tür sorularla karşılaşırım? Ayrıca ailemin kardeşimin yanında soran oluyor ben ailemle böyle şeyler konuşmam.
+3
pembediken
(27.01.26)
Tek kelimeyle iş bitiyor: Nasip.
İkinci soruya cevap: kısmet
Üçüncü soruya cevap. Hayırlısı

Hiç uzatmadan tek kelimeyle...

Devamı geliyorsa öküzdür. Ciddiye almam. Çok ısrar ederse inatlaşır yukardaki paragrafı tekrar uygularım...

Bu defa kesin susuyorlar.
+7
halk
(27.01.26)
"Bu konuda konuşmuyorum, anlayışınıza teşekkürler"

Gayet net, kibar, had bildirici.
0
muhayyer divan
(27.01.26)
yok gibi ama olursa ilk haber verecegim sizsiniz,
beni bu kadar düşündügunüz göre,
nikah günü,
hepinizden birer reşat alirim.

...sessizlik ,
sahte tebessümler,
konu kapanir..

utanmaza sende biraz utanmaz ol.
+2
designer
(27.01.26)
Toplum içinde özel hayata burnunu sokmaya çalışan kimseye karşı kibar olmak zorunda değilsiniz. Haddini bilmeye haddini bildirin.
+1
sucvecezve
(27.01.26)
32e olarak katılıyorum yarışmaya. Bana da çok soruyorlar. Normal tepki veriyorum. Evli değilim diyorum. Favorim ben bilmem, Allah bilir demek nasip işlerinde. :D
-4
arbre
(28.01.26)
Ay bende de cok var. Deliricem. 36'ya geldim. Biri var mi yok mu? Neden evlenmiyorsun laflari. Evlen artik bidi bidi.

Su an istemiyorum.arkadasim. Hayatimin o doneminde degilim yani. Evlenmeye zaten pek merakli olmadim.

Zamaninda tabiki hayatimda birileri oldu.

Nasip, kismet deyip gecistircem artik.

Ya da var ama kibrista dicem. Bi ara kibrista olan biriyle cikmistim.

Millet manyak olmus ya.
0
ırene adler
(28.01.26)
bu konuda en uç noktayı yaşayanlardan biri benimdir herhalde.

bi gün Ezine'nin Bayramiç sapağında minibüs bekliyorum. teyzenin biri ilişti yanıma "kız mısın?" diye sordu. cevaplarınızı bekliyorum :)

bunun üzerine çıkabilen olmadığı için normal cevaplar veriyorum artık.
+1
beetlejuice
(28.01.26)
hayatimdaki en sevdigim isi, isi aramiyorken bulmustum, resmen ustume dustu, muz orta ayaga iyi oturursa gol oluyor.

o yuzden kadinsam ve bosta isem, boyle sorulara terslemek yerine, "elinizde ise yarar bir adam mi var?" seklinde cevap veririm. cunku firsatlar beklenmedik zamanlarda gelebiliyor.
+1
cooperr
(28.01.26)
Soruların sonu yok, biri var derseniz evlilik soruları başlar, bence geçiştirme en iyi formül.

Bundan sonra sorulardan rahatsız olduğumda beetlejuicee yanaşan teyzeyi hatırlatacağım kendime:)
0
(28.01.26)
bence kırmak istemediğiniz kişilerse en kolayı şakayla geçiştirmek; ayy utanırımmm falan gibi. bir ara benim genel müdürüm sık sık böyle şeyler soruyordu. bi noktada, yeni bi yüzük aldıysam falan ben ona dalga geçmeye başladım; işte, çok hızlı oldu, haftasonu istemeye geldiler, şekerimi yarın getiricem falan diye.. böyle böyle bıraktı bu türlü hadsiz soruları :D
0
lil siztah
(28.01.26)
beetlejuice 😄 tekrar soran olursa bu aklıma gelir suratlarına gülerim. Biri var dersem artık senaryoyu hazırlarım
+1
🌸pembediken
(29.01.26)
Bunu bana marketteki kadın bile sormuştu ya. İnsanlar bu hakkı kendinde görüyor.
0
Kahvedesu
(29.01.26)
Varsa zengin bir tanıdık ayarla de, hemen kaçarlar. İşin içine para girince bizim millet kaçıyor
0
michael harddd
(29.01.26)
(11)

Evli olmayanlara soru

arbre
Yaşı 30 üstü olup evli olmayan kişiler, planınız nedir? Yaşınızın geçmesi endişeniz var mı? Flört, sevgili durumunuz nasıl? Evlenebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Yaşı 30 üstü olup evli olmayan kişiler, planınız nedir? Yaşınızın geçmesi endişeniz var mı? Flört, sevgili durumunuz nasıl? Evlenebileceğinizi düşünüyor musunuz?
-11
arbre
(27.01.26)
planım yok, endişem de bulunmuyor. çok da uzun yaşamak istemiyorum, bir yerden sonra müsade demek lazım. manitasyon çok eşlilikle devam. evlenebileceğimi düşünüyor, evlenmeyi düşünmüyorum. kastırmadan biraz daha yaşarız işte.
0
klassno
(27.01.26)
plan yok, yaşım geçebilir, flört yok, sevgili not applicable.
0
zen1th
(27.01.26)
Hiçbir kaygım yok. Erkeğin yaşı geçmez
-1
michael harddd
(27.01.26)
bir planım yok hiçbir zaman da evlenmek istemedim. zaten evlenme fikri hep bana saçma gelmiştir. eğer birlikte yaşayacağım biri olursa olur, olmazsada sorun olmaz.
+1
my fault
(27.01.26)
Planım yok, endişem yok, artık kabul ettim, evlenmemek benim için daha doğru, kimseye tavsiye değil bu sözlerim, sadece benim özelimde böyle.
0
muhayyer divan
(27.01.26)
Bu endişeler toplum baskısından kaynaklanıyor. Şahsen plan, endişe ya da aile baskısı yok 37k. Rahatım.
0
pembediken
(27.01.26)
hayiflanmanin faydasi olmuyor,
sagliginiza bakin gençler.
0
designer
(28.01.26)
Yaş 33e
Planım yok, flört ve sevgililik durumları yok. endişem maddiyat ve yaşlılığa yönelik. Yaşlılığımı görürsem eğer o vakte kadar en azından başımı sokacak bir evim olsa iyi olur diye düşünüyorum veya huzurevi diğer seçenek mecbur

@halk + 1 düşünmemeye çalışıyorum düşünürsem tadım kaçıyor
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(28.01.26)
kısa süreli bir evlilik yapıp ayrıldım, şu an yaş 38, yaşın geçme endişesi taşımıyorum çünkü evliliğin/ilişkilerin çok da matah bir şey olmadığını tecrübe ettim. hayata dair bir planım yok, çünkü ne zaman ne olacağını bilmiyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(28.01.26)
endişe duymuyorum da sürekli birileri tarafından birileriyle match edilmeye çalışmak biraz canımı sıkıyor.
0
datnet
(29.01.26)
Bence 40+ yas skalasinda su an ve sevgili olacak kadar cok kadin ve erkek var.Yani evlenmemek illa ki yalniz olmak anlamina gelmiyor
0
turkuaz
(07.02.26)
(9)

U dönüşü neden yasak? (tekrar soru)

kibritsuyu
daha önce de sordum ama bir türlü tatmin olamadım. mantığım bunu kabul edemiyor.tamam olur olmaz yerde, yol ortasında U dönüşü yapılması yasak, bunu anlayabiliyorum.sola dönüşün serbest olduğu bir kavşakta U dönüşünün yasak olmasının sebebi, mantığı nedir? ben sola dönüp karşıdan gelenlerin yolunu k
daha önce de sordum ama bir türlü tatmin olamadım. mantığım bunu kabul edemiyor.

tamam olur olmaz yerde, yol ortasında U dönüşü yapılması yasak, bunu anlayabiliyorum.

sola dönüşün serbest olduğu bir kavşakta U dönüşünün yasak olmasının sebebi, mantığı nedir? ben sola dönüp karşıdan gelenlerin yolunu kestikten sonra arabamın ne yana gittiğinin ne önemi kalıyor? sola dönüş yasak değil, döndükten sonra dümdüz gidip karşıdaki yola girebiliyorum. ama arabamı biraz daha çevirip geldiğim yolun ters şeridine U dönmem niye yasak?

i.imgur.com

ileri veya sola mecburi yön tabelası ile U dönüşü yasak tabelası birbiri ile çelişmiyor mu? kaldı ki ışık var, ama ışık olmasa bile bana sola dönüşü serbest kılan tabela varken, döndükten sonra ne yana gideceğimi engelleyen tabelanın mantığı nedir?
0
kibritsuyu
(27.01.26)
Sizin attiginiz ornekte nasil isleyis bilemiyorum ama iki sebebi olabilir.
1) Sola dondugunuz yerden gelen arabalar icin saga donus icin yesil sizinle ayni anda yaniyor olabilir. Bu durumda o caddeye bir araba akisi var.
2) Caddenin genisligi isik bolgesinde tam nasil belli degil ama saga sola arac park edilen, daraltilan, kalabalik bir yerse, tek seferde U donusu yapamama ihtimali trafigin akisini bozabilir diye yasak olabilir.

Tabii belirttiginiz gibi sebepsiz de olabilir. Trafikte mantikli olmayan durumlar gorulmeyen seyler degil.
+2
mbond
(27.01.26)
bence sebebi bazi araclarin u donusu yaparken tek hamlede yapamayacak olmasi ve trafigi tikama ihtimali. siz bir arabayla donebilirsiniz belki tek hamlede ama serbest oldugunda bu bir kamyona da serbest oluyor. o donmeye kalktiginda geri manevra yapmadan donemiyor ve trafigi tikayabiliyor.
+2
lemmiwinks
(27.01.26)
Emin değilim ama sola dönüşte araçlara yeşil yanarken, yayalara da karşıdan karşıya geçmesi için yeşil yanıyor olabilir.
+3
duyuruuser
(27.01.26)
U dönüşü yapan araçların tek seferde dönemeyip bir;/birkaç manevra yapması gerekebileceği söylenmiş zaten.
Bu durum ve tek seferde dönebilecek olsa bile normal akışa nazaran yavaş olması gerekliliği trafiği çok engelliyor.
Fazıl Say Caddesinden Nevzat Çobanoğlu Bulvarına çıkarken çok küfretmişliğim vardır.
+1
Mirket
(27.01.26)
U dönüşü dar alanlarda tecrübesiz sürücüler oldukça riskli olabiliyor. buna benzer yolda hızlı gelip arabayı yan yatıran sürücü gördü bu gözler. onun için trafik güvenligi için ordan degil de ilerideki göbekten dönmenizi istiyorlar. böylesi daha güvenli
0
limonlu eksi
(27.01.26)
Görselde u dönüşü normal sedan araçlar için bile kolay değil. Aynı yerde minibüs, midibüs, otobüs kamyon ve daha büyük araçlar için dönüşe uygun değil. Ve bu tip yerlerde ayrım yapılamaz. Zorlama bence. U dönüşü serbest bile olsa iptal edilir orada. Avukatım konuya hakimim ve bu konu tartışmaya açık bile değil.
0
ground
(27.01.26)
U dönüş yapan aracın,
görüş mesafesi çok düşüktür,
özellikle
hizli gelen motorsiklet gibi araçlar ile çarpisma olasiliğı çok yükseliyor.
0
designer
(28.01.26)
"Görselde u dönüşü normal sedan araçlar için bile kolay değil. Aynı yerde minibüs, midibüs, otobüs kamyon ve daha büyük araçlar için dönüşe uygun değil. Ve bu tip yerlerde ayrım yapılamaz. Zorlama bence. U dönüşü serbest bile olsa iptal edilir orada. Avukatım konuya hakimim ve bu konu tartışmaya açık bile değil."

ayrım yapılmaz denmiş de. ayrım yapılıyor. alta otomobil hariç yazılıyor.
0
renegade
(29.01.26)
kuzey amerika'daki kural su, eger isik varsa U donusu yasak, U donusu yasak tabelasina gerek yok. Eger isik yok ise, U donusu yapabiliyorsun, kimse ceza yazamaz.
Mantik ne, bilmiyorum..
0
cooperr
(29.01.26)
(15)

Psikiyatriste gidip iyileşen var mı?

rojhat
Merhaba dostlar. Uzun zamandır birtakım sıkıntılarım var ama bir türlü psikiyatriste gitmeye cesaret edemedim. Zor zamanlardan da geçiyorum. Aşırı alınganım, özgüvenim çok düşük, duygusal, kırılgan ve edilgenim. Ayrıca çok fazla kaygılı hissediyorum genel olarak. Daha önce psikologa gittim ama 3 sea
Merhaba dostlar. Uzun zamandır birtakım sıkıntılarım var ama bir türlü psikiyatriste gitmeye cesaret edemedim. Zor zamanlardan da geçiyorum. Aşırı alınganım, özgüvenim çok düşük, duygusal, kırılgan ve edilgenim. Ayrıca çok fazla kaygılı hissediyorum genel olarak. Daha önce psikologa gittim ama 3 seans falan. Psikolog ilaç kullanmamı önerdi bir distimi yaşıyor olabileceğimi söyledi. Velhasıl ben de bir türlü cesaret edemedim. Kişisel tecrübelerinizden faydalanmak istiyorum. Gidip de ve ilaç kullanıp iyileşeniniz var mı yahut çevrenizde gördüğünüz? Şimdiden cevaplarınız için çok teşekkür ederim.
+1
rojhat
(26.01.26)
Doğru ilaç düzenlemeleri ve terapilerle iyileşirsiniz elbette. Psikiyatri bir bilim dalı, tıp alanı. Hiç çekinmeyin.
Benim anlamadığım nokta bir psikolog nasıl tanı koyup ilaç önerebiliyor?
0
alice in potatoland
(26.01.26)
Denemekte fayda var. Şu an olduğundan daha kötü olamazsın eğer mevzu distimiyse.
0
sekizdokuzon
(26.01.26)
@alice in potatoland 3 hafta gittim, zaten her seans 25 dakika sürüyordu sonra kadına ısrarla henüz psikiyatriste gitmeye hazır olmadığımı söylememe rağmen psikiyatriste gidip ilaç kullanmamı dikte etti. Ben hayır deyince de terapinin devam edemeyeceğini güya 3 haftadan sonra psikiyatrist önerisiyle devam edebileceğimi söyledi :) muhtemelen benden sıkıldı.
0
🌸rojhat
(26.01.26)
anlattığınıza göre işler pek yoluna değil, tam olarak neden psikiyatriste gitme konusunda çekince yaşıyorsunuz?

gidip de ilaç kullanıp iyileşeniniz var mı? -> hocam ne yaptın... koca bir tıp alanından bahsediyoruz.
0
gitdaddy
(26.01.26)
doktordan utanilmaz, git anlat derdini.
0
designer
(26.01.26)
@gitdaddy işler uzun zamandır yolunda değil, alınganlık ve kafaya takmak daha fazla zarar görmemek için beni tam eve hapsediyor. ilaç konusundaki korkum çevremde gözlemlediğim ilaç kullananların hep ilaç kullandığı yani bu ilaçlar tedavi etmiyor mu yoksa sürekli yaraya pansumanı yenilemek mi zorundayız?
0
🌸rojhat
(26.01.26)
bunun cevabı değişken, doktora konusunu muhakkak açın ama cevaptan da ziyade:

eve hapisten bahsederken; ilacı öldüğünüz güne kadar içecek olsanız ne, 12 ay içtikten sonra gerek kalmayacak olsa ne? ne fark eder ki...
0
gitdaddy
(26.01.26)
beslenme,
uyku,
cinsel aktivite,
sosyal iliskiler,

bunlari rahat sekilde yapabilmen için,
profosyonel destek alman gerekir,

problemlerin ne kadar uzun sürede oluştuysa
tedaviside o kadar uzun sürede olmasi doğal,

hekimine güven,
tecrübeli ,cok hastasi olani tercih et.
0
designer
(26.01.26)
İlaçlar sizi mutlu edip sosyalleştirmeyecek. Genel olarak sadece devam etmenizi sağlıyor ilaçlar. Elbette ağır ilaçlar var, odak için kırmızı reçeteli bir ilaç var mesela ve felaket işe yarıyor. Lakin yan etkileri ağır ve hayatınızı o ilaca bağlı olarak geçiremezsiniz.

Ben 4 yıl psikiyatriye gittim ve bir faydası dokunduğunu düşünmüyorum. Bir ara günde 5 tane ilaç kullanıyordum. Vir işe de yaramıyorlardı. Hatta zararı vardı. Sulinex, durmadan terletiyor ağız kuruluğu yapıyor, bir tanesi felaket uyku yapıyordu. Hatta o kadar uyku yapıyordu ki göz kapaklarımı açık tutamıyordum. Sabahları da göz kapağımı açmak çok zordu. Hayatımın en zor günleriydi her sabah okula geç kalıyordum. Bunlarla cebelleşiyorum.

İlaçlarla daha mutlu biri olmadım, anksiyetem azalmadı, sosyal fobiyi yenmedim. Öyle boş boş kullanıyordum.

İki konuda yardımcı oldu ama: yeme-içme. Ağır depresif zamanlarımda ağzıma lokma girmezdi. Ne yersem kusuyordum. Doktor rexapin vermişti, bunla düzeldi. Ama bunun da arası yoktu felket yiyordum, çok kilo almıştım. Hatta o kadar kilo almıştım ki kemeri olmuyordu.

Birde kriz anları için Xanax tarzı ilaçlar. Bunlarda yardımcı olurdu.

İlaçlardan tek başına umut beklerseniz büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Bursda önemli olan iyi bir psikolojik destek fırsatlarına erişiminizin olması.

Ben devlet hastenesinde gidiyordum, seanslar 5dk falan. Hep aynı doktora giiyordum tanıyordu beni ama işte ancs bu kadar oluyordu.

okulumun sağladığı 8 seanslık ücretsiz terapi hizmeti vardı onu almıştım bir kere. Beni mecidiyeköyde özel bir kliniğe yönlendimişlerdi. Ve şunu diyebilirim ki, harikaydı. Seanslar 45 dk idi, akşam seans olabiliyordu ve böylelikle gün akışını bozmuyordu. Psikolog aşırı profesyoneldi. Her hafta oluyordu. Her şey harikaydı. 8 seans bitince devam edemedim.

Size böyle bir terapi gerek bence. Bunun için de maddiyat gerekiyor. Bunlara gücünüz varsa güzel şeyler olabilir.

Ve şunu söylemeliyim ki, pes ettiyseniz size kimse yardım edemez. Ben bu haldeydim, hayattan hiçbir beklentim yoktu. Hastalık ve ölüme takılıp kalmıştım. Ta ki psikiyatri maceram bitip yalnız başıma kalana kadar. Bir şekilde kendimi toparlamaya çalıştım. Çünkü başka seçenek *yoktu*

Son olarak, psikiyatri geçmişi olması işe girişlerde sorun çıkartabiliyor. Ben staja girerken ufak bir problem yaşamıştım. Doktora sorduğumda, asker polis olmayacaksan sorun yok demişti ama duruma göre olabiliyor. Mesela makinist olamıyorsunuz, pilotluk başvurusu olmuyor. Thy de hostes olacaksanız, son 3 yıl içinde psikiyatriye gitmeminiz gerekiyor. Böyle şartlar olabiliyor. Kimisi, hiçbir firma senin sağlık geçmişini göremez diyor ama firma senden bunu isteyince yapacak bir şeyin kalmıyor. Avukat tutup koca firmayı dava edecek halin yoksa. Bunu da aklınızda tutun. Doktorlarda ben sorumluluk alamam dediği de olabilir.

Not: Aynı doktorlar gibi sorumluluk almamak adına, bu yazdıklarım uzun süreli bir ruh hastası tarafından yazılmıştır, tıbbi hiçbir geçerliliği yoktur. Bu tarz belirtiler ile psikiyatri ilgilenir, onların sorumluluğundadır. En iyi cevabı onlardan alırsınız.

Geçmiş olsun.
+1
substituent
(27.01.26)
Sosyal anksiyeteyi psikolg da çözer, pasikiyatr da. Biri terapiyle çözer diğeri ilaçla. İkisini de dene, tarafını seç. Bir noktadan sonra iyileşiyorsun ama hayatının en güzel yıllarını telafi edilemeyecek şekilde mahfediyor. Önce kendini düşünmelisin. Seni senden başka kimse düşünmez. Kendi çıkarlarını koru, kaybettiğin günlerin telafisi olmadığını hatırla.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.01.26)
Çok uzun yazmışsın kardeş durumum yoktu okuyamadım:P ama ben varım. Mis gibi bir kafam ve duygudurumum var şuan. Ha kolay olmadı bu hale gelmek. Bir sürü doktor, tedavi ve ilaç denedim benim için işe yarayan kombinasyonu bulmak için. Tabii yıllar da su gibi aktı gitti o sırada.

Kendinize sahip çıkın, insan ne yapıyorsa kendine yapıyor, hem iyi hem de kötü anlamda. Güç seninle olsun.
0
tiredofwaiting
(27.01.26)
Hepinize teşekkür ederim.
0
🌸rojhat
(27.01.26)
ben 4-5 ay kadar, depresyon ve gerginlik için antidepresan kullanmıştım.
bu ilaçların yan etkilerinin oldukça zararlı olduğunu biliyorum.
özellikle cinsellikle ilgili fonksiyon bozukluklarına neden olabiliyor.
bende de öyle bir şeye neden oldu.
ama toparlamıştı beni.
yan etkisinden dolayı ve iyi olduğumu düşünerek ilacı bıraktım.
ama beni hasta eden ortamda olmaya devam ettiğim için ilacı bıraktıktan sonra tam iyileşemedim.
o ortamdan ayrılınca tamamen iyileştim.

terapiye gitmeniz daha iyi olur bence: ilaç tedavi etmez, belirtileri geçici olarak ortadan kaldırır, ve iyileşmeye yardımcı olur.

ruhsal sorunların çözümü bizi hasta eden düşünceleri değiştirmektir. bunu da terapiye giderek yapabiliriz.

ama gitmekle bitmiyor tabii: önce sorunu kabullenmek, kendinle yüzleşmek, değişme cesareti göstermek gerekiyor.
0
santimantal
(27.01.26)
depresyon gibi şeyler bir anda geçmiyor. bir sürece yayılıyor.
bir günde iyileşmeyip o gün iyileşmediği için daha kötü hissedip daha da geriliyor insan. böyle bir kısır döngüsü var.
iyileşebilmek için mutlaka terapi ilk seçenek olmalı bence. iyi bir bilişsel-davranışçı terapi insanı düzeltebilme ve hatta uçurma potasiyeline sahip.
ben ilacı çok çok kötü durumdaysam ve acil bir durum varsa kullanırdım. veya insanlara ya da kendime zarar verme ihtimaline karşı, yahut da hastalık bana kalıcı zarar verecek bir noktada olsaydı.
bir önerim de, kendinizi bir işe verin: bir hedef belirleyin. o işle uğraşmak bizim düşünce sistemimize iyi geliyor. öz saygımız, öz güvenimiz artıyor ve iyileşiyoruz.
mutlaka hareket hâlinde olun. hareket kesilince insan mahvoluyor. çalışın, spor yapın, dans edin, uğraşın. zor gelse de yapın, bedeninizle ilgili kaygılarınız varsa bile bir miktar yapın, o şekilde iyileşiyor insan.
ben bir ara ruhsal çöküş yaşamıştım ve eklemlerim ağrıyordu, bedenimle ilgili kaygılar ve sıkıntılar beni hareketten mahrum ediyordu. durdukça daha da depresif oluyordum.
geçmiş olsun.
0
gijilti
(27.01.26)
kendimi aşırı öfkeli ve kaygılı hissettiğim bir zamanda gitmiştim 2 yıl falan önce. işyerinde yaşadığım öfke patlamaları filan bayağı canımı sıkıyordu. 9-10 ay kadar ilaç kullandım, baya iyi geldiğini kaygılarımı %70-80 oranda azalttığını, kendi çabam ve değişme isteğimle birlikte insan ilişkilerimde bariz düzelme olduğu söyleyebilirim. öfke patlamaları bitmişti. bazı nedenlerle artık devam etmek istemedim ve düzeldiğimi de düşünüyordum o nedenle bıraktım. doktor bu tedavilerin 1-1,5 yıl bazı durumlarda ise 2-2,5 yıl devam etmekle birlikte uzun süreli olumlu etki gösterdiğini anlatmıştı. ilk 18-20 gün yan etki olarak biraz uyku yapıyor, sonra o uyku etkisi geçiyor, 1-2 ay sonra da etki göstermeye başlıyor. sabırlı olmak lazım. doktor 6 ay sonra gerçekten olumlu etkisini göstereceğini söylemişti öyle de oldu bence. ilacı mutlaka her gün aynı saatte veya yakın saatte içmen lazım. ilacı atladığında düzenli içmediğinde etki göstermez veya gün içinde tansiyon düşüklüğü veya baş dönmesi vs yapar. bence kendini iyi hissetmiyorsan doktora git. ilaç içmek istemiyorsan yine içme ama en azından bi git görün. en doğru bilgiyi doktor verecektir.
0
Sadece soruyorum
(27.01.26)
(11)

Arıza lambası P0131:oksijen sensörü düşük voltaj vol3

konetsu
aracı aldığımdan beri arıza lambası yanıyor, hatta eski sahibi bendeyken de hep yanıyordu diyor 5 yıl kullandı aracı. tek kod var, p0131. obd cihazı alıp söndürmeyi denedim, tekrar yandı. aracı benzinde kullanmayı denedim, yine yandı.oksijen sensörünü değiştirdim, hala aynı...mantıken gerçekten afr
aracı aldığımdan beri arıza lambası yanıyor, hatta eski sahibi bendeyken de hep yanıyordu diyor 5 yıl kullandı aracı. tek kod var, p0131.

obd cihazı alıp söndürmeyi denedim, tekrar yandı.
aracı benzinde kullanmayı denedim, yine yandı.
oksijen sensörünü değiştirdim, hala aynı...

mantıken gerçekten afr ayarında sıkıntı olsa bariz fakir karışım olsa bu kadar zamanda sübap filan yakardı herhalde, çekişi tüketimi vs. de normal. duman atması hararet problemi vs. yok ve bu sensör problemi varken egzoz muayenesinden de geçti araç 2024 yılında.

ucuz obd cihazı düzgün göstermiyor olabilir diyen çıktı, gittim önerilen kaliteli model aldım "vgate icar pro 2s" veriler aynı.

araç, haliyle oksijen sensörü de sıcakken alınan kayıtlar şu şekilde
15-20dk'lık sürüş boyunca oluşan kayıt: i.imgur.com
kısaca anlık sensör tepkisini göstereyim şöyle de: i.imgur.com

ikinci görselde yolum bitmiş park etmişken yine araç sıcakken alınan veriler. durduğum yerde hafifce gaz verdiğimde de 1 saniye gibi anlık veri geliyor ve tekrar 0'a iniyor hemen. gaza basıp çeksem de sabit 2000-2500rpmde tutsam devamlı gaz versem de aynı. 1 saniye sinyal geliyor sonra 0'a iniyor.

motor stabil, rölantide de sürerken de sıkıntı yok. ısınmış halinde 800rpmde rölantisi, sesi vs. normal. öyle anlık karışım zenginleşmiş de sonra tekrar fakirleşmiş gibi bir tepkisi yok asla.

sensör arızası yüzünden araç sensörün verisini yok sayıyor, voltaj düşük diye afr oranını zenginleştirmiyor. ltft stft 0% open loop çalışıyor. arızayı temizlediğinde tekrar lamba yanana kadar 40% trim yapıyor yakıt ekliyor ama bu trimle bile tepkiler aynı, 0v'da çakılı kalıyor.

eski sensörü de dışarıda test ettim, i.imgur.com
akü şarj cihazına bağladım, sensörün ısıtıcı devresi filan çalışıyor, ısındı sinyal vermeye başladı.
sensördeki oksijen oranını azaltmak için çakmak gazı sıktığında voltajı yükseliyor hızlıca tepki veriyor. tabiki bu voltaj düşük ama açık alanda yüksek oksijen içinde küçük miktar gaz sıkarak alınan sonuç. yine de 0.05v seviyelerine çıkıyor araç egzozunda 0v'da kalması mümkün değil.

yine araç sıcakken kontak kapatır açar ama marş basmazsam da devamlı şekilde sinyal geliyor sensörden, yavaşça yükseliyor ve o seviyede kalıyor: i.imgur.com marş bastığımda hemen 0v'a geri düşüyor. bu araç çalışmazken referans voltaj gösterme gibi bir duruma da benzemiyor sinyal kademeli olarak yükseldiği için.

bu durumda ben 99% elektrik tesisatından, kablolamadan vs. olduğuna emin gibiyim ama tesisatın neresindedir problem? nereye bakmalı? sensör kablosunu inceledim bi kopukluk, yalıtımda sıyrılma vs. görmedim. konnektör sağlam korozyon yok. araç çalışmazken sinyal de kesintisiz geliyor kabloda sorun olsa yine aynı şekilde 0'a düşerdi. ben anlayamadım :D

aracın sürüşünde problem yok günlük kullanıyorum performansı vs. iyi, çekindiğim şey gerçekten bi arıza oluşursa farkedememek. arıza lambası devamlı yandığı için başka bir problem oluştuğunda kontrol etmeyip kaçırmama sebep olur. aa arıza ışığı yandı neymiş problem bakayım diyemem anında :D kodları düzenli kontrol etsem bile gerçekten fakir karışıma düşerse onu hiç farkedemem :D yine aynı kodu göreceğim o durumda da...

aklıma gelen tüm detayları verdim, uzun oldu biraz ama daha önce kısıtlı bilgi ve test ile de sormuştum sonuca ulaşamadık.

var mı bi fikri olan?
0
konetsu
(25.01.26)
aracin modeli ,motoru hakkinda bilgi vermeliydiniz ,
aracin subaplari vs kurum bagladiysa ,
oksijen sensörü hatasi verebilir sanirim,

subap karbon temizleme yapan bir yere sorun.
0
designer
(25.01.26)
exhaust sistemde delik olabilir mi acaba? gazlar sensor ve katalitik boyunca devam etmeyip disariya filan kaciyor veya disardan iceriye hava emiliyor olabilir. Exhaust leak testi degerlendirilebilir. Bank 2 sensor verilerine de bakin, olmasi gereken grafikler ile uyusuyor mu, uyusmuyor ise sizinti olma ihtimali daha yuksek. Ayrica koku vs de yapabilir sizinti. (lpg ise sanirim koku yapmaz). Bununla birlikte aracin km si yuksek ise catalytic tikanmis olabilir diyecegim ama o da performansi etkilerdi. Bir diger ihtimal ise ECU mallasmis olabilir, bir yazilim reset istiyor olabilir. Bir diger ihtimal, arac isitmali O2 sensore sahipse isitma sisteminin sigortasi atmis olabilir. Sigortalara da bir bakin tek tek.
0
The_Lollok
(25.01.26)
anlattığın duruma göre ya tesisat ya da ecu gidik.

sensor sinyal uçlarına başka bir kaynaktan 1.0 volt verip ecuden okumayı deneyebilirsin. bir de ölçü aleti ile direnç modunda sensor sinyal ucu ile şase arasını ölçtüğünde tamamen sonsuz empedans ya da sıfıra çok yakın göstermemesi lazım.

bir test de 1 voltluk kaynağa seri bir miliampermetre bağlayacaksın. sensor canlı ve şaseden voltajı verince makul bir akım geçmesi lazım. hiç akım geçmiyorsa ya da kısadevreye yakın akım geçiyorsa tesisatda kopuk-kısadevre var.
0
orpheus
(25.01.26)
@designer geely mk. motor mr479qa, toyota 5a-fe klonu.
ilgili sensörün konumu da şöyle: i.imgur.com görsel internetten alınma temsili.

sübaptaki kurumla oksijen sensörü bağlantısını şahsen kuramadım. sensör kurum bağlamış olsa olabilir de...
yine devamlı bir düşük voltaj durumu olup stabil sinyal gelse emmeden gerekli miktarda hava gelemeyecek veya verimli yanma sağlayamayacak kadar tıkanıklık yaratıyor diyelim, bu durumda zengin karışım yani yüksek voltaj daha mantıklı olurdu sanki? ve hala sensörden gelen anlık sinyalleri açıklamıyor.

@lollok antifriz değişimi sırasında kaput açık ısıttım arabayı dakikalarca kaput açık çalışırken manifoldun oralarda bi duman kaçağı gözüme çarpmadı. özellikle bakmadım hiç olamaz diyemem ama bariz bu derece etki edecek bi kaçak yoktur. sensör 2 de benzer şekilde ama onda voltaj tam 0'a inmeyip 0.06'ya kadar iniyor genelde. aynı sebepten kaynaklanacağı için sensör 1'e odaklandım. bir de sadece sensör 1'i yeniledim, sensör 2 gerçekten arızalı da olabilir onun garantisi yok şuan.
oksijen sensörü tamamen açık alanda çakmakla test ederken bile tepki verebiliyorken egzoz kaçağında tam 0'a inmezdi gibi geliyor hala.

ısıtmalı sensörlerde ısıtıcı devrede sorun varsa ayrı hata kodu oluyor. mesela sensörleri söküp aracı çalıştırırsan p0135 ve p0141 veriyor. ve bu ısıtıcı sensörün daha hızlı devreye girmesi için, ama ısıtıcı devre çalışmasa da sensör egzoz gazı ile ısındığında yine çalışabilliyor diye biliyorum. .

@thetruenorthstrongandfree1 ben almadan önce araç yenilediğinden eski sahibi bunu kullanmadı yattı bir süre. o arada akü boşaldığından araçtan çıkarıp dışarıda saatlerce şarj etmişti. akü ölü olduğundan bende de tamamen boşaldı bir kez, araç kendi kendine resetlemişti arıza lambası sönüktü takviyeyle çalıştırdığımda. 18 gün önce de akü değişimi yapıldı o sırada yine resetlendi.
maf/map sensörlerinde sorun olsa oksijen sensörünü yok sayıp open loop çalışırken problem çıkarırdı şuan sadece o sensörlere göre kendi varsayılan afr haritasıyla çalışıyor sistem ve problem yok aracın çalışmasında. hava filtresi de 1500km önce yenilendi yağ değişimi sırasında.

@orpheus ben kopukluk/kısadevre ihtimalini kontak açık motor çalışmazken sinyal verdiğinden elemiştim yine de ayrıca kontrol ederim.
şuanki durumda sanki tesisattan geçen akım arttığında problem çıkıyor gibi. yani marş basıp alternatör devreye girip aküyü şarj ederken enjektörler bujiler vs. işte bi tüketim yapmaya başladığında. bi şekilde akım artınca sensör sinyallerinde kesinti yaratıyor gibi.

kendim tamamen çözüm bulamasam bile sebebini teşhis etmek, olası sebeplerden benim durumuma tam uymayanları elemek istiyorum ki enazından götürüp gösterdiğimde gereksiz fazladan işlem yapılmasın aracı dağıtmasınlar iyice. nokta atışı şurada problem var diyebilmek hedefim. burada benim elemeyi düşündüğüm sebepler hala geçerliyse de belirtin. örneğin "şu sebeple sübaptaki kurum hala bu problemin kaynağı olabilir" gibisinden.
0
🌸konetsu
(25.01.26)
bu akım artınca sapıtıyor konusu kesinlikle gevşek şase bağlantısına işaret ediyor. genelde arabaların bazı noktalarında aracı birbirine bağlayan kuvvetli şase kablolar olur bunlardan birinin somunu gevşemiştir zamanla çürümüştür vs. mesela citroenlerde sol ön çamurluğun içinde böyle riskli bir bağlantı var.
0
orpheus
(25.01.26)
zayıf şase problemi olabilir araçta, ona işaret eden bir problem daha var çünkü. hararet göstergesi hatalı şekilde yüksek gösteriyor.
sadece bu araca özel değil birçok araçta bu problem zayıf şase kaynaklıymış
direkt geely mk örneği www.youtube.com
açıklama kısmında şase problemi olduğunu belirtmiş video sahibi.
aynı şekilde kontak kapa aç yaptığımda 90c seviyelerine iniyor. obdden kontrol ettiğimde de 90-95c seviyelerinde takılıyor normal kullanımda, gerçek bi hararet problemi yok. araçtan memnunum ciddi problem yaşatmadı da sadece şu sensör/gösterge problemleri gibi can sıkan şeyler var.

aküden gövdeye ve bloğa giden iki kalın kabloya baktım onlarda gevşeklik veya oksitlenme göremedim. ama gövdeden sonra ecuya iç gösterge paneline vs. giden şaseler nerede bilmiyorum onları kontrol edemedim.

www.drive2.ru şurada gösterilen 2 kabloda görsel olarak bi problem yok

muhtemelen bağlantılıdır diyorsun yani? şase problemi çözüldüğünde oksijen sensörünün de normale dönme ihtimali yüksek?
0
🌸konetsu
(25.01.26)
Aracın elektrik şemasını takip edip oksijen sensörüne baglanan pinin şaseyi alıp almadığına bakın muhtemelen ecu gidik
0
mirty
(25.01.26)
@mirty şema böyle www.scribd.com de bişey anlayamadım çok karışık gibi :D

şimdi diğer muhtemel sebeplerin çoğunu kendimce elemem mümkün oldu mantıklı gelmeyen yanları da olduğundan veya zaten kontrol ettiğimden ama zayıf şase konusu sensör sinyalini etkileyebiliyorsa şuan en mantıklı gelen ihtimal oldu çünkü aynı soruna işaret eden ikinci bir problem de mevcut. direkt ecu gidik demek için erken değil mi bu ihtimali de kontrol ettirmeden? ha ecusu bulunuyor 3-5k gibi fiyatlara çıkma olarak. sıfırı da var 6-7k civarına... şase problemi ihtimalini de eler hala bu sorunu yaşarsak ecu değişimi de düşünülür çok büyük maliyet değil gibi.

delphi mt20u2 model. bosch m7.9.7 de uyumlu.
0
🌸konetsu
(25.01.26)
ECU gidik olduğunu düşünmüyorum. eculerin voltaj girişlerinde ciddi koruma devreleri olur yani yanlışlıkla 12 volt verilse bile o giriş yanmaz. eculerin genellikle beslemesinde ya da enjektörleri süren vs. yüksek akımlı mosfet devrelerinde sorunlar olur. ecunun konnektörü vibrasyondan gevşemiştir ya da sokete su girmiştir gibi durumlar mümkün ama motor kapalı yani akım çeken birşey yokken değerlerin normal görünmesi bu ihtimali çok azaltıyor.

bu tip araçlarda genelde kronik sorunlar bilinir ve forumlarda paylaşılır. bu sorunları kablo takip ederek vs. bulmak çok güç. ama bir forumda şu çamurluğu aç altında kapak var onu aç ordaki somunu sık gibi çok net nokta atışı çözümler vardır.
0
orpheus
(25.01.26)
@orpheus whatsapp facebook vs. gruplarında da sordum aracı kullanan kimsede bu oksijen sensörü problemi yaşanmamış. rusyada popüler bir araç o kaynaklarda da baktım, bulamadım benzer bi şikayet.

bu benim yaşadığım yaygın bir durum değil gibi ve araçta kronik problem de yok görebildiğim... aylardır gruplarındayım öyle sık karşılaşılan herkesin şikayetçi olduğu bir arızası sıkıntısı yok. neredeyse kullanan herkes memnun araçlarından.
genel problemler eski sahiplerin hor kullanmasından antifrizsiz kullanılmış araçlarda vs. kaloriferi ısıtmayanlar peteği tıkalı olanlar var. suyla kullanan biri geçenlerde blok su tapası patlatmış mesela... alt takımdan ses gelmesiydi gibi yaşına göre normal eskimeden kaynaklı şeyler var ki bu da yaygın değil birkaç kişi gördüm değişim yapan. değiştirirken de toyota parçası kullanıyor çoğu hem daha kaliteli hem daha kolay bulunur olduğundan, corolla yaris vs. parçaları uyuyor. aynı sorunların tekrarlaması gibi bir durum da yok.

kış filan geçsin muayeneye yakın genel kontrolleri sırasında bir elektrikçiye de gösterelim bakalım şaseler kontrol edilsin. o çözüm olmazsa daha detaylı baktırırız yine elektrikçiye.

zayıf şaseden hararetin yüksek göstermesi ile ilgili de bu araçlarda türkiyede hiç şikayet görmedim sadece rusça kaynaklarda birkaç kişi karşılaşmış, yine kronik denecek kadar yaygın değil.
0
🌸konetsu
(25.01.26)
En kolayı şöyle olur bulunduğunuz şehirde parçacı varsa araçla gidin çıkma ecu takın tabi takılan ecu nun anahtarı kontağa yakın tutarak (immobilzerdan dolayı) düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol edin derim, oksijen sensörünun doğru okuduğunu varsayıyorum. Ecu gidikten kastım oksijen sensörü devresi, yoksa yakıt karışimini ayarsız şekilde kullanabilirsiniz.
0
mirty
(25.01.26)
(11)

Din önemli mi sizin için?

sucvecezve
Kendini burada müslüman olarak tanımlayan insan var mı?Benim için din önemli d iyen?
Kendini burada müslüman olarak tanımlayan insan var mı?
Benim için din önemli d iyen?
0
sucvecezve
(25.01.26)
Benim için önemli, uygulama zayıf maalesef.

youtu.be
0
mbond
(25.01.26)
papazin biri sorsa
musluman evladiyiz da,
kendimizide böyle tanimlayip gezmek ,
yok tanimlamayiz..
-1
designer
(25.01.26)
önemli, şu açıdan: dinle kafayı bozmuş kişiler kapsama alanım dışında.
+3
tabudeviren
(25.01.26)
Evet. Müslümanım ve önemli.

Niçin gerekmişti bu bilgi? Anket mi?

EDİT: Rao önemli yerlere temas etmiş. Ben de (mensup olduğu inançtan bağımsız olarak) dini kimliğini ön plana çıkaran ve bunu yaparken doğal olmayan bir izlenim veren insanlara karşı biraz daha mesafeli oluyorum:
0
lazor
(25.01.26)
ben.
ben.
0
deartheodosia
(25.01.26)
Hayatın sınav olduğuna inanıyorum açıkçası.
-1
arbre
(25.01.26)
Yok
0
yakalayamadığın.ışıklar
(25.01.26)
Malum parti din ile ilgili ülkedeki tüm algıyı maalesef yerle bir etti.
Dini önemli gördüğüm halde, suistimal ve manipülasyona açık bir konu olduğu için
Dindar görünen insanlar ile mümkün olduğunca iletişim kurmuyorum.
İnsanlık, dürüstlük ,ahlak olmadıktan sonra maalesef din temelsiz bir ev olarak havada kalıyor benim için.
+2
Rao
(25.01.26)
din fakirler zenginleri delirip kesmesin diye zenginler tarafindan yaratilmis bir uyusturucu. butun dinler boyle. o yuzden cok da paniklememek lazim.
+2
cooperr
(25.01.26)
dini algılama biçimim farklı. dindar bir bedende kıskançlık, kin, haset, nefret olmamalı. bu açıdan bakınca kaç insan dindar kaçı değil diye tartmak için, evet din önemli. namaza oruca veya kilseye gidip gitmemesine bakmıyorum.
+1
Leonardo~Da~Vinci
(25.01.26)
Fakirler ayaklanmasin diye uydurulan hikayeler
0
mirty
(25.01.26)
(16)

Aklıma takldı, kız isteme olayı

gobekliraki
Amacım tartışma yaratmak değil. Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu haf
Amacım tartışma yaratmak değil.

Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu hafta çayınızı kahvenizi içip kızınızı bizin oğlana istemeye gelmek isteriz" dese, kafa göz girerim heralde. Mal mı bu yani sonuçta.

Adet, örf falan demeyin. Kız isteme belli işte yıllar önce konuşma hakkı dahi olmayan kızları birileri gelip istemiş, paraları varsa da baba vermiş/satmış.

Şimdi bakıyorum en sözüm ona vizyoner kadınlar bile aşırı hevesli oluyor o günde. Yahu bunun alt metnine niye kimse itiraz etmiyor?
0
gobekliraki
(24.01.26)
Kültürel bir olay.
Yurtdışında da eskiden olan bir olaydı, kıza teklif etmeden babasına ben teklif edeceğim diyip babadan olur almak.
Biz zamaninda goygoy diye hanımın Fransız ailesi geldiğinde yapmıştık.
Ben şahsen çok kültürel şeyleri umursamayan biri olarak adet olarak bulunmasında bir yanlışlık göremedim. Erkeğim tabi ben belki kadın arkadaşlar böyle düşünüyordur bilemiyorum.
+3
logisticsmanager
(24.01.26)
Zaten aklıma yatmayan kadınların buna karşı çıkmaması. Biz erkeklere hava hoş.
+1
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Haklısın, mal değiliz, mehir de kalkmalı.
+1
Kahvedesu
(24.01.26)
Boş iş ama gelenek işte. Yoksa o kadına belki 500 kişi girdi. Daha halen istiyorlar babasından
-8
runaway
(24.01.26)
Sadece isim olarak var zaten, öyle kalmış adı, dil kullanımında sizin gibi tepkiler oluyor ve bir süre sonra bu ifadenin kullanımı kayboluyor. Kör, topal vs yerine belki hatırlarsınız 90'larda özürlü deniyordu. Sonra engelli denmeye başladı falan. Körler kendilerinden körler olarak bahsediyor hala bilerek ve isteyerek de neyse konu dağılmasın.
Kız isteme merasimi de evlilik sürecine giden yolda erkeklerin geçmesi gereken adımlardan biri. Bu da bir nevi bir eğlence, düğün var, kına var, işte bu da var. Zaten bu ara lafı geçen peder-baba ayrımındaki gibi aileler birbirine bu olaydan kız isteme diye bahsetmezler benim bildiğim. Üçüncü şahıslar için kullanan kullanır.
Mesela bayan ifadesine takanlar niye takıyor, belli bir sebepleri var, prensiplerine uygun değil çeşitli sebeplerden. Bu kişilerin yanında bir de bu tarz tabirleri takmayan büyükçe bir kitle var. Neyse çok boş yapmaya başladım. Hanımlar biliyordur sanırım sebebini.
0
mbond
(24.01.26)
Yaş ilerledikçe mi bilmem böyle şeyleri daha bir kurcalar olduk tabi.
Eskilerdeki kız isteme olayı dediğiniz gibi, görücü usulü evliliklerin ilk adımı ancak zamanla anlamı değişen bir etkinlik halini aldı bence. Çünkü şimdilerde evlilik teklifi ardından, mustakbel gelin ve damadın her iki tarafın ailesiyle tanışmasından sonra yapılıyor. Ailenin de rızasını alma nezaketi olduğunu düşünüyorum. Bence hala uygulanabilir bir gelenek. Zehirli zıkkımlı kahveler hariç. O ne ya?!
+2
beetlejuice
(24.01.26)
aileler tanisir, sonra baska kiz istemelere vesile olur falan.
kooparatiflesmenin baska bir yolu .
0
designer
(25.01.26)
kültürel +1 ve kültürel olan yanı -çoğunlukla- bahsettiğiniz gibi ismi. şahit olduklarımda merasim içinde isteme kısmı "çocuklar görüşmüşler anlaşmışlar, biz de bla bla..." diye gidiyor. herkes her şeyi kabul etti, toplum mekanizması çalışmaya başlıyor, marş dinamosu gibi. böyle ufak tefek şeylerin kontrollü ve bilinçli şekilde devam etmesi iyidir.
0
klassno
(25.01.26)
Çünkü bunun alt metnini kimse senin gibi okumuyor.

Öncelikle kız isteme denen şey erkeğin ve ailesinin kızın ailesini muhatap alması, adam yerine koyması olayıdır. Kızın ağaç kovuğundan çıkmadığını kabul etmeleridir. Burada işler çatallaşıyor evet, önemli bir kısım aileler kızın ailesine para yedirmeden kızı "alamıyor"lar, onların bileceği iş. O kültürde kızlar maddî güç üzerinden değer görüyorlar, erkeğe para harcattığı zaman değerli olacağına inanıyor (bu inanca kısmen katılıyorum) ama kızın ailesine bilmem ne kadar masraf etmek kıza ve ailesine verilen değeri gösteriyor ayağı epey zararlı evet, buna da katılıyorum. Çünkü hayatı para odağında yaşıyorlar, zor zamanlarda darlıkta hastalıkta birbirine sırtını rahatlıkla dönebilecek insanlar bunlar, ya kendi reklamlarını bu şekilde yaptıklarının farkında değiller ya da bu onlara hiçbir anlam ifade etmiyor.

Çatalın diğer yönünde kız istemede ailenin aileyle tanışması, muhatap olması, "sorumluluk hissediyoruz" anlamına geliyor. Kızı ve ailesini mutlu edecek bir şey bu, bir yandan da erkeğin kız ve tarafı karşısında arkasız olmadığını göstermeleri anlamında da dengeleyici ve iyi bir şey. Bu bakış açısında odak noktası para değil psikolojik yaşantı. Tabii bilinçsizler ama bu yaklaşım psikolojilere hizmet eder. Bu yaklaşımda kız mal değildir, ötekinde de mal değildir, iki yaklaşımda da kız değer "alması" gereken taraftır. Çünkü erkek ve ailesi adı üstünde erk sahibi olduğundan kıza ve ailesine güven vermek, kendilerini ispat etmek zorundalar. Dolayısıyla kız mal değil, kendisine ve ailesine sevgiler kadar saygılar da sunulmak suretiyle evliliğe rızaları olup olmadığı gözetilen, değerli bir varlıktır.

Bakış açısını "mal"a çevirirsen birileri gibi insanlıktan çıkarsın. Kadına mal muamelesi edenler karılarını kendi gözleri önünde başka erkeğin altına sürerler, para kazanırlar bundan. Yaşamış örneğiyle bizzat konuştum kendisinden öğrendim bunu. Mal böyle bir şey. Ama kadına değer vermenin yolları çeşitli. Biri parayla yapıyor biri kendini iyi güzel doğru vs göstermeyle yapıyor falan fıstık. Sen karar ver kız isteme gerçekten kızı mal yerine koymak mıdır.
+1
muhayyer divan
(25.01.26)
Kadının hayata dair görüşlerinden bağımsız belli bir yaştaki insanlar ailelerle o tartışmayı yapmaya gerek görmüyor, zira 50 yaşındaki babana ya da 75 yaşındaki ananene feminizmin yılmaz savunucusu olmanın ne sana, ne onlara, ne de feminizme bir faydası var. Bir ateistin kurban bayramında büyüklerinin elini öpüp kesilen kurban için "Allah kabul etsin" demesi gibi bir nevi; amcanla din kavramı üzerine uzun bir fikir teatisi yapacak değilsin ya...
+5
salihdt
(25.01.26)
www.sozcu.com.tr

Kadınlar konformist canlılardır, birey olamaz, sürü psikolojisiyle hareket ederler. Schopenhauer kadınları "filister" tabir etmiştir. Filister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insandır. Aristo, kadını eksik erkek olarak tanımlarken hazreti muhammed kadınların aklen ve dinen eksik olduklarını söylemiştir. Freud kadınların erkeksi davranışlara özenmesini penis haseti ile açıklar.

Roma'da evlilik yaşı 12, rüşt yaşı 25'ti. 25 yaşından önce bir kişi erkek bile olsa babasının izni olmadan evlenemezdi. 18 yaş altının evlenmesinin yasaklanmasının, evlenecekse de ailesinin iznine tabi tutulmasının, hatta mahkeme kararı gerektirmesinin sebebi 18 yaş altı kişinin kendi başına karar verebilme vasfının olmadığı inancıdır. İsviçre'den ithal edilen, fransızca'dan tercüme edilen, tercüme edilirken de kıymetlinin "süt kardeş diye bir şey mi olur, yok yoğurt kardeş" demesi üzerine türk vatandaşına süt kardeşi ile evlenebilmesinin önünü açan tc medeni kanununda bile aile reisi kavramı ancak 2003 yılında kaldırılmıştır. sosyal sigortalar kanununda erkeklere sağlayıcı, kadına korunması gereken kişi rolü verildiğinin emareleri görülür. askere alma kanununda bile yetişkin erkeklerden birey değillermiş de hala ailelerinin tasarrufu altındaymış gibi bahsedildiği görülür.

Arapça'da "el" ile başlayan isimler bilinen bir şeye işaret eder. Örneğin ateş anlamına gelen nar kelimesi kullanıldığında alelade bir ateş kastedildiği anlaşılırken el nar denildiğinde cehennem ateşinin kasıt edildiği anlaşılır. Allah'ın herşeyin mutlak hakimi olduğu anlamına gelen el kayyum ismi de böyledir.

Nisa suresi 34. ayette "el ricalu kavvamune alen nisa" denilerek erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici olduğu söylenmiş ve buna allah'ın öyle istemiş olduğu sebep gösterilmiştir. Diğer bir sebep olarak da erkeklerin mallarını infak etmeleri olduğu söylenilmiştir. İslami terminolojide muta olan, halk arasında nafaka olarak bilinen şeyin de infak ile aynı kökten geldiğini söylemekte fayda var. Binaenaleyh aile kelimesi de bakmakla yükümlü olunan kişiler anlamındaki iyalden türetilmiştir. Roma'daysa birbirine benzer şeyler anlamına gelen familya kelimesi kullanılır. familya, bitkiler; hayvanlar, çocuklar, köleler ve karılardan teşekkül eder. Roma hukukunda patria potestas, pater familiasın bu kişileri sadece yaşatma değil aynı zamanda öldürme hakkını da ihtiva eder. İlginç bir şekilde el ayetül kürsi'de allah'ın yaşatan anlamındaki el hayy ismi ile el kayyum ismi birlikte kullanılmıştır. İslam'da yönetici babanın rızası olmadan yapılan evlilik batıl olur. Baba hayatta değilse veli amcadır, kardeştir hatta erkek çocuktur.

Bekarken babasının velayeti altında olan birinin evlendikten sonra kocasının velayetine girmesi bir tesadüf değil. Ayrıca soyadı kanunu madde 4 ve takip eden maddelerdeki aile reisi ve vesayet tabirleri ile baba cihetinden kan hasımları da kadın-erkek eşittircilere girsin.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.01.26)
dahada vahimi mehir saçmalığı resmen kendilerini satıyorlar. hatta mehiri baştan alanlar bile var.
bir arkadaşım vardı twitterda instagramda hep kadın hakları vb paylaşımlar yapıyordu en son düğününde aldığı mehir miktarıyla millete hava atıyordu.
+1
my fault
(25.01.26)
İşin garip yanı erkekler bunu pek istemiyor. Kadınlar zorluyor. Merasim istiyorlar, çekim istiyorlar, arkaya fon istiyorlar, farklı bir şey olsun diye bir milyon saçma işlere giriyorlar, haftalarca aylarca bu isteme görüntülerini yayınlıyorlar.
0
ground
(25.01.26)
kadınların arkadaşları çok bully'liyor böyle durumlarda. ailesi de kendisi de böyle bir şeyi gerek görmeyen bi kız arkadaşım resmen "oldu bittiye mi getiriyorlar", "aklına o mu (erkek) soktu", "öyle şey olur mu saçmalama" gibi cümlelerle uzun bi süre atak yedi.

bu evlilik aşaması bi güç oyununa dönüyor ve kim kimin ailesine bir şey yaptırabilirse kendisine artı sayıp çevresine havasını atıyor. kız isteme de nedense kıza + yazan bi süreç. ben de tam tersi olduğunu düşünürdüm ama tam öyle işlemiyor.
+1
gitdaddy
(25.01.26)
kadın erkek eşitliği hikaye. kadınlar kendi işlerine gelen konularda eşitiz der, işlerine gelmeyen konularda "ama ben kadınım, sen erkeksin" der. kız isteme dahil her şeye bu şekilde bakmanı tavsiye ederim.
-1
abelardo
(25.01.26)
Hocam bunun çok uzun sosyolojik tarihsel bağlamını yazasım var ama üşeniyorum.

İşin özü, çok da takmayın ya böyle şeylere.

Bir de türkiye'de şöyle bir şey var. Bu tip konuları en yadırgayan insanlar en önde koşturuyorlar.

İtalya'da sanat tarihi okumuş, o küratörlük senin bu organizasyon benim diye gezen aşırı bağımsız bir kadın tanıdığım var idi. En son 2 düğün isterim biri şehirde biri memlekette diye gayet pastoral kaprisler sunuyordu çevresine. Takı sepetinin süslemesi için 1 gün trip attı arkadaşlarına. İstemede ne giyeceğini 1 haftada zor seçti.
Bu arkadaş "bu devirde ne istemesi ya" diyengillerdendi her duyduğunda:)
0
anten
(25.01.26)
(10)

Kediye her gün yaş mama vermek

gobekliraki
Hadi bilemedin haftada 4. Zarar verir mi? Kıyamıyorum ya o kuru kuru şeyleri yemesine. Haftada 1-2 yaş mama veriyorum, yavrum resmen neredeyse dile gelip teşekkür edecek.
Hadi bilemedin haftada 4. Zarar verir mi? Kıyamıyorum ya o kuru kuru şeyleri yemesine. Haftada 1-2 yaş mama veriyorum, yavrum resmen neredeyse dile gelip teşekkür edecek.
+1
gobekliraki
(24.01.26)
kedimizi sadece yas mamayla besliyoruz. neden zarar verecegini düsünüyorsunuz ki? kuru mamadan cok daha saglikli.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.01.26)
Dişleri için zararlı olabilir.
Bir de sanırım taş oluşumu açısından riskli olabilir. Hele de kediniz erkekse.
Benim kedimin idrar kesesinde taş vardı. Çok ciddi şeyler yaşadık. Şuanda hiç vermiyorum mesela yaş mama. Doktor uyardı.
Sadece üriner sistem destekli virbac ın yaş mamasından o da ayda iki üç filan. Bazen ayda hiç.
Bir paketi üç güne bölerek, biraz sulandırarak filan verebilirsiniz illa da sık vermek istiyorsanız. Diğer kedilerimizde biz öyle yapıyoruz. Çünkü bu yaş mamaya da alışınca zır zır zır başınızdan ayrılmıyorlar o mamayı koparana kadar :)
+1
a perfect lie
(24.01.26)
Ay ne bileyim, öyle bir algı var sanki, ben de ekstra hassasım gidip abuk sabuk bi dünya paraya kuru mama alıyorum. Ama anlıyorum yerken hiç zevk almıyor. Bana kalsa her gün yaş mama veririm, en sevdiği gourmet olanlar. Sizlerin iknasına ihtiyacım var diyeyim:)
+1
🌸gobekliraki
(24.01.26)
@perfect erkek :/ tekir
0
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Benimki zaten ayrılmıyor, herif göbeğimde bohem kampçı gibi kendi yaşam üçgenini kurdu.
0
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Benim kedim de tekir. ama biraz yaşlı. şuan iyi ama çok zor günler yaşadık ve bu taş oluşumu da mamalar kaynaklı olur denildi ama başka unsurlar da vardır. Şimdi kuru mamada da sadece virbac yediriyoruz. Bu strüvit ve oksalat oluşumunu engelleyici. Tekrar edecek korkusundan ben hiç yedirmiyorum.
+1
a perfect lie
(24.01.26)
Kuru mama diş taşı oluşumunu ve diş eti çekilmesini haliyle diş kaybını önlüyor, o nedenle kuru mama önemli ama sen bi denge tutturmuşsun gözüküyor o nedenle sorun yaşamazsın, yaş mama da gerek içerdiği su miktarı (kediler bazen su içmeye dirençli olabiliyor) gerekse de yüksek protein değeri nedeniyle güzel bir ürün, ikisini karma tüketmek kedi için iyi bir rutin.
+1
kizil karga
(24.01.26)
öyle bir endiseniz varsa
1. www.amazon.de
2. www.amazon.de

aslinda her gün fircalayin deniyor ama ben tembel oldugum icin haftada 2-3 fircaliyorum. matatabi de veriyorum. kuru mama ile dis bakimi saglamaktan daha efektif. tavsiye ederim. zaten aslinda kuru mama verirken de fircalamak gerekiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.01.26)
Ablamin kedisi 17-18 yaşında ben kendimi bildim bileli Whiskas yaş mama yiyor. Hatta şöyle söylim aç kalsa da kuru mama yemiyor :)
0
makbur
(24.01.26)
yaş mama besleyici degil diye biliyordum,öyle olmali,sanirim.
-1
designer
(25.01.26)
(11)

Aynı anda endoskopi ve kolonoskopi olan var mı?

truew
Biraz süreçten bahseder misiniz? Nasıl zorluklarla karşılaştınız? En önemlisi galiba full anestezi yapılıyormuş ayıldıktan sonra araç kullanılabilir mi?
Biraz süreçten bahseder misiniz? Nasıl zorluklarla karşılaştınız? En önemlisi galiba full anestezi yapılıyormuş ayıldıktan sonra araç kullanılabilir mi?
0
truew
(24.01.26)
Araç kullanmayın. Ayılmış oluyorsunuz hastaneden çıkarken, ama risk almaya değmez.
Kolonoskopinin tek sıkıntılı yanı diyeti. Açlık zorlamıştı beni.
İkisini birlikte aradan çıkarmak daha iyi. Ekstra bir zorluğu yok.
0
auroraaurora
(24.01.26)
geçen ay amcam devlet hastanesinde yaptırdı ikisini beraber. narkoz verilmemiş (yaşlı adam hiç gerek yok)
30 dakika yatıp bekliyorsun zaten ama sonrasında kendine zor geldi arabayla götürdük (yine yaşlılık farkı olabilir)
bir kaç gün sıvı diyeti var bir de
0
neira
(24.01.26)
Hastane başka bi yerde araçla gitmeyi düşünüyordum. Peki toplu taşımayla gitsem tek başına dönecek kadar halim, aklım olur mu?
0
🌸truew
(24.01.26)
Operasyon sonrasi zaten ayilma odasina aliniyorsunuz, bir sure sonra kendinize gelirsiniz ama yine de yalniz olmayin.
0
duster
(24.01.26)
Yanınızda biri olsun, anestezi de olsa sedasyon da olsa sonrasında kendinize geldiniz derken aniden tansiyon düşebiliyor, tek başınıza olmaz. Bir de bunu hastaneden söylemiş olmaları gerekiyordu, eşim için gittiğimizde kesinlikle yanında biriyle gelmesi gerektiğini söylemişlerdi bize.
0
kobuzchu kiz
(24.01.26)
Bildiğim kadarıyla hastaneler refakatçiniz olmadan kabul etmiyorlar.

Diyet kısmı dışında herhangi bir zorluğu yok.

Bir yarım saatte kendinize geliyorsanız da bir gün süreyle araç kullanmak sizin ya da trafiktekilerin can güvenliği açısından sakıncalı olabilir ki zaten o şekilde de ikaz ediyorlardır. Ben işlem bitiminde araba kullanıp eve gittim diyenler olabilir. Onlara itibar etmeyin. Sarhoşken de araba kullananlar var sonuçta.
+2
Mirket
(24.01.26)
babam aynı anda endoskopi ve kolonoskopi oldu. aynı anda olması zaten da iyi. tek seferde diet ve tek seferde anestezi oluyor bitiyor. yarım saatte kendine gelirsin ancak araba kullanılması tavsiye edilmez. toplu tasıma ile git, taksi ile dön mümkünse.
0
abelardo
(24.01.26)
Bütçeden tasarruf için kolonoskopiyi genel anestezi altında yapmıyorlar yaşadığım ülkede. Kesinlikle aklınız kalmasın, Türkiye'deki sistem çok daha konforlu.
Refakatçiniz olsun. Toplu taşıma ile dönmeyin. Şahsi araç yoksa taksi tutun.
0
alice in potatoland
(24.01.26)
refakatçiyle gidin, araba kullanmayı da düşünmeyin.
devlet hastanesinde mide endoskopisi yaptırdım. bir kere ben, bir kere de hastane randevumu erteledi; iki ay falan ileri attı öyle olunca. Bana refakatçi gerektiği söylenmediğinden, üçüncü randevuya işten çıkıp sap gibi gittim.
refakatçisiz anestezi yapamayacaklarını söylediler. ben de bir kez daha erteletmek istemediğimden, ayık olarak yapabiliriz tekliflerini kabul ettim (hemşirelerin tezahüratlarından da anlamadım olayı..). tek gidebilme ve arabayla dönebilmenizin tek yolu ancak bu olabilir. ben nasıl bişey olacağını araştırmamış olduğumdan atladım.
şahsen ağrıya, sızıya, mide bulantısına falan çok dayanıklıyımdır fakat asla, asla, asla kimseye tavsiye etmiyorum. aklınızdan bile geçirmeyiniz. geçmiş olsun.
0
lil siztah
(24.01.26)
Şimdi aklıma geldi, anestezinin üzerine bir de iki günün açlığı olacak, onu da hesaba katın. İşlem biter bitmez hemen yemek yiyemiyorsunuz, anestezi etkisini atsanız bile bitkin olacaksınız.
0
kobuzchu kiz
(24.01.26)
refakatçi olmali,
anestezi sonrasi neler gelisir kesin olmuyor.
0
designer
(25.01.26)
(1)

TOKİ kurası aynı evden iki kişiye çıkabiliyor mu?

angina pektoris
İkametgah adresi aynı ev olan 4 kişilik çekirdek aileden baba ve oğula TOKİ kurasında ayrı ayrı ev çıkmış, ikisi de ev sahibi olabiliyor mu?
İkametgah adresi aynı ev olan 4 kişilik çekirdek aileden baba ve oğula TOKİ kurasında ayrı ayrı ev çıkmış, ikisi de ev sahibi olabiliyor mu?
0
angina pektoris
(23.01.26)
babanin ogluna bakmakla ilgili yükümlülügü kalmadiysa,
olur tabi.
0
designer
(23.01.26)
(5)

güncel araç kampanyalarını toplu görebileceğim bir yer var mıdır?

rhan
tek tek site mi dolaşalım, instagramda bayiler kampanya yapıyor, onları toplu bulamıyorum mesela.
tek tek site mi dolaşalım, instagramda bayiler kampanya yapıyor, onları toplu bulamıyorum mesela.
0
rhan
(22.01.26)
bayileri aramalisin.
0
designer
(23.01.26)
tek tek
0
🌸rhan
(23.01.26)
evet,
forumlara da üye olabilirsin,
ama bayi ile görüştügünde forumda duydugun rakami alamayabilirsinde,

örnegin Fiat marka araç için
sitesinden bayilerin mail adreslerine

şu şekilde mail atabilirsin;

merhaba,
2026 üretim,Egea sedan 1.6 M.Jet 130 HP GSR metalik renk ,
fiyat bildirmenizi rica ederim.

geri dönenlerle görüsürsün.


" araci metalik renk al " yoksa boyasi daha cabuk deforme oluyor.
+1
designer
(23.01.26)
Donanımhaber forumlarını takip edin, orada pek çok markaya dair güncel fırsat/kampanya bilgileri düşer.
+2
10551037
(23.01.26)
ben araç alırken ilgili markanın neredeyse tüm bayilerine ulaşmıştım. en ucuz fiyatları istanbul vernişti. istanbul'u arasanız yeter gibi ama markadan markaya değişir.
0
jelly bear
(23.01.26)
(14)

Mutlu musunuz

arbre
Mutluysanız neden? Değilseniz neden? En son ne için mutlu oldunuz?
Mutluysanız neden? Değilseniz neden? En son ne için mutlu oldunuz?
-13
arbre
(22.01.26)
bardagin dolu tarafini görebiliyorsan,
mutluluk cok uzakta değil.
0
designer
(22.01.26)
ne münasebet.
0
benibulmanlazim
(22.01.26)
ananiyimioguz
(23.01.26)
Antidepresan sağ olsun en azından stabilim.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(23.01.26)
mutluyum, bu da geçer.
0
klassno
(23.01.26)
mutluluk anlıktır. amam huzurluyum. hayat bir süredir seyrindee ininş çıkış yok.
+1
ground
(23.01.26)
ciddi manada şuan depresyondayım fakat hayatta kalma iç güdüsü(sanırım) nedeniyle gündelik hayattan kopmamaya çalışıyorum.
0
duyuruuser
(23.01.26)
Mutluyum sebebini bilmiyorum. Oğlumla iyi geçirdiğim her gün bir artı benim hanemde. Gece uyumadan önce onun üzgün olmadan yatağa girdiğini bilmek yetiyor bana.
Bir de yeni evimde (kiradayım) soba yakıyorum, çok iyi geldi bana. Akşamları sobayı yakıyorum, oğlan yattıktan sonra elimde çay, yanımda kedi... Terasım da var büyük, orada ot, çiçek yetiştiriyorum. Bana yetiyor mutluluk için.
Yoksa işsizim, haliyle hiç param yok. oğlan debh, okuldan da ayrıca nefret ediyor :p son 1.5 yılda 25 kilo aldım giyecek gerçekten hiçbirşeyim yok, yıllardır tatil yapmadım vb... Üzülecek çok şey var da pek umurumda değil hiçbiri bu ara. Yaşadığıma mutluyum, şu stabil hayatımın çarkına herhangi bir şey çomak sokmasın yeter.
0
strawberry first
(23.01.26)
Mutlu değilim ama mutsuz da değilim. Nötr diyebiliriz.
0
peki madem
(23.01.26)
gerçekten değilim. sıkıntılı evlilik süreçleri.
0
kondansator
(23.01.26)
en son kedimin şapşallığı ve varlığı beni mutlu etti.

bu sabah uçukla uyanmam da mutsuz etti. en büyük derdim keşke bu olsa ama değil. sadece en son bu :d
-1
art cat chocolate
(23.01.26)
Keyfim yerinde.

Tabii Aralık ayının ortasından beri iş yerinde içinde olduğumuz fırtına dinmeye başladı. Enkazları toparluyoruz. Görece zor bir süreç oldu.

Öncesinde de keyfim yerinde. Daha da iyi olacak.
0
put it in your appropriate place
(23.01.26)
inanılmaz şekilde keyfim yerinde. söylemesi ayıp primler yattı bugün...
0
datnet
(24.01.26)
Yaklaşık 10 aydan uzun süren, gece kabuslarla, sürekli içsel konuşmalarla geçen bir depresyonun içindeyim. Çok kısa süreli zamanlarda mutlu oldum belki 3-5 gün.
Öte yandan bundan sonraki hayatımın böyle geçeceğine kani olduğum için artık bundan da kurtulmaya çalışmıyorum. Sadece vücudumu bir öteki güne sürüklemekte her geçen gün daha fazla zorlanıyorum.
-2
rakicandir
(24.01.26)
(7)

hemşire şiddeti olayı

WithWorth
https://eksisozluk.com/5-gunluk-bebege-hemsirenin-siddet-uygulamasi--8066924bu olayı nasıl yorumluyorsunuz...hastahanelerde ailenin tek bir milisaniye bile bebeği yalnız bırakmama gibi bir hakkı vs var mı ? çıkarılacak ders bu mu ? (yenidoğan skandalı ile birlikte de düşününce)bir de hastahanenin ol
eksisozluk.com

bu olayı nasıl yorumluyorsunuz...

hastahanelerde ailenin tek bir milisaniye bile bebeği yalnız bırakmama gibi bir hakkı vs var mı ? çıkarılacak ders bu mu ? (yenidoğan skandalı ile birlikte de düşününce)

bir de hastahanenin olayı örtbas etme refleksi nedir ?
aileye haber vermeyen, "tadımız kaçmasın" deyip kamera kayıtlarını da silse silerdi.
0
WithWorth
(22.01.26)
Tutuklanma riskim olmadan yorum yapamıyorum..
0
suicides underground
(22.01.26)
ek yapabilir miyim?

videoyu izleyemedim ilk bir iki sn izledim kapattım. bebeği nasıl engelli bırakıyor? kafsasına darbe sonucu mu yoksa başka bir engel mi?

insanlığımızdan utanalım, nasıl bir döneme denk geldik!!
0
exlibris
(22.01.26)
insan yavrusu
diger canlilara göre
çok uzun zaman
bakim,koruma gerektiren
en akilli ve muhteşem bir canli,

fakat bu muhtesem canli
saglikli yetistirilmezse,
cevresindeki herseye
bir o kadar büyük zarar verebiliyor,

sağliksiz beslenme ile
sadece yeme icme olarak degil,

yazili,görsel,isitsel ;
tv-radyo ,netflix ,dizi,-film ,basin-yayin vs..
sahte egitim ile,
sahte ehliyet ile
sahte gida ile
sahte siyaset ile...

çözüm aşagidan yukari olmaz,
en baştan aşagi doğru olmali.
acı çekerek öğreneceğiz.
-4
designer
(22.01.26)
benim anlamadığım böyle şeylere tahammülün yok sabrın yok niye bu işi yapıyorsun. aynısı hasta bakıcılar, ana sınıfı öğretmenleri, bebek bakıcıları vbleri içinde geçerli.
bende çocuk sevmem içinde çocukların olduğu hiç bir işi yapmam.
madem o zaman git genel cerrahi hemşiresi ol yeni doğanda ne işin var.
iki hafif vurmayla, ittirmeyle nasıl engelli kalıyor onu anlayamadım.
0
my fault
(22.01.26)
doğum yaptıktan sonra bebeğimi alıp götürmüşlerdi hemşireler, nedense yanımda uyumuyordu hemşirelerin yanında duruyordu diğer bebeklerle (yani neden bunu yapıyorlar biri açıklayabilir mi?). mırın kırın etmiştim o sırada çocuğunu görmeye gelen eski eş de beni huysuzlukla suçlayıp defolup gitmişti. sinirlendim gece gece. gayet de haklıymışım işte kaçıncı örneğini görüyoruz.
0
deartheodosia
(22.01.26)
Birkaç ay öncenin haberi aslında bu. Olay üniversite hastanesinde oluyor. Bebek sağlıklı doğuyor. Bir hemşire bebeği hareketsiz buluyor. Sonra bacağında morluklar görüyor. Hastane
aileye bebeğin engelli doğduğunu söylüyor. Hastane yönetimi o arada olayı araştırmış, soruşturma başlatılmış. Aileye haber vermemişler. Aradan 3 yıl geçmiş, aileye tebligat gelmiş. Davadan ve bebeklerinin şiddet sonucu engelli kaldığından bu şekilde haberleri olmuş.

Bir özel hastaneden beklenen hareketler bunlar. Üniversite hastanesi bunu yapıyorsa...
Çocuk sahibi olmama kararım perçinlendi.
+1
gnosis
(22.01.26)
yoğun bakıma istediğiniz gibi girip çıkamıyorsunuz anne baba olarak. hatta emziremiyorsunuz bile. süt sağıp götürüyorsunuz vs. bebek toparlanınca belli saatlerde girip temas edebiliyorsunuz. yani bebeğim yoğun bakımda, 24 saat yanında durayım diyemiyorsunuz. zaten benim de başıma gelse bu hemşireler bebeğimi döver mi düşünmezdim ki. insanın aklına gelmez.
0
elorelia
(23.01.26)
(9)

Bu anı unutmam lazım

don’t panic
Arkadaşlar dün eşim ve çocuğum ile çok ama çok ciddi bir trafik kazasının eşiğinden döndük ve çarpışsak direkt ölürdük hepimiz. Kamyon sollarken karşıdan gelen arabayla çarpışıyorduk, kılpayı kurtulduk. Dünden beri eşimin de benim de aklımdan çıkmıyor o an. Bundan kurtulmak için tavsiyeniz var mıdır
Arkadaşlar dün eşim ve çocuğum ile çok ama çok ciddi bir trafik kazasının eşiğinden döndük ve çarpışsak direkt ölürdük hepimiz. Kamyon sollarken karşıdan gelen arabayla çarpışıyorduk, kılpayı kurtulduk. Dünden beri eşimin de benim de aklımdan çıkmıyor o an. Bundan kurtulmak için tavsiyeniz var mıdır? Teşekkürler…
0
don’t panic
(22.01.26)
Güzel bir bağış yapın. Bir de ders almaya çalışın. Sollamak yasak mıydı?
-3
arbre
(22.01.26)
Birkaç gün yorgun gibi olacaksınız. Hep o an aklınızda olacak ve canınız hiçbir şey yapmak istemeyecek. Sonra çok sinirli birkaç gün geçireceksiniz. Birbirinizi incitmemeye gayret edin. Sonra yavaş yavaş dağılacak sisli puslu hava. Unututulup gidecek.
+2
Mirket
(22.01.26)
Çok geçmiş olsun, zor bir durum atlatmışsınız ve şu an hepiniz iyi durumdasınız önce buna odaklanın. Bir şey olmadı, iyisiniz, bence önce bunu bir idrak etmek gerekiyor. Beynimiz sürekli "ya olsaydı" diye binbir çeşit senaryo üretir, bu senaryoları üretmeyi reddedin kendi içinizde.
Yakın zamanda benzer bir durum yaşamış birisi olarak ben böyle bir durumda konu hakkında tekrar tekrar konuşmayı istemiyorum kesinlikle. Kardeşimle motosiklet kazası atlattık, ilk gün olay şokuyla bir konuştuk ama ertesi günlerde kesinlikle bir daha konuyu açmadık. Çünkü deştikçe deşiyoruz ve bu durum sadece kaygımızın artmasına neden oluyor, başka hiçbir faydası yok. Kendi içimde düşünsem dahi ona bakıp "acaba o anı mı düşünüyor" demedim, desem dahi sormadım, o da aynı şekilde. Eşinizle konuyu bir daha açmamak üzere kapatın. Bir de konuyu ailelere eş dosta filan anlatmamak gerekiyor çünkü her anlatışta tekrardan yaşıyorsunuz o korkuyu.
Olay olmamış gibi davranmak değil yaptığımız, kötü bir şey yaşadık, dersimizi aldık ve yolumuza bakıyoruz.
0
hayalhayal
(22.01.26)
çok geçmiş olsun. hiç bir şey olmamış, en önemlisi bu, düşüncelerinizi hep buna odaklamaya çalışın konuya dair olumsuz hisler geldikçe.

bir an önce geçsin gitsin diye panikleyip olayı daha da içselleştirmeyin, kendinize zaman verin, sürece yayılsın. çocuğun yaşını hiç bilmiyorum ama onu da gözlemleyin, uykusu bölünüyor mu, kabus görmeye başladı mı, davranışları sertleşti mi gibi gibi. gerekli görürseniz uzmandan da destek alırsınız.

mirket'in dediği gibi, doğal akış içinde o sisler dağılıp gidecek.
0
Phoebe
(22.01.26)
Çok geçmiş olsun.
0
gabe h coud
(22.01.26)
gecmis olsun,
bir sans daha verilmis,
hayatın tadini cikarmaya bakin.
0
designer
(22.01.26)
çok geçmiş olsun, gerçekten çok korkutucu. yanınızda eşiniz ve çocuğunuz da olduğu için ekstra korkmuşsunuzdur. gerçekten sarsıcı bir şey yaşamışsınız. şükür ki hiçbir şey olmamış.

travma olduğu için sakinleşmeniz zor olur, bu normal. bu his zamanla azalarak biter. bu histen kurtulmak için acele etmeyin ve kendinizi zorlamayın. eşiniz ve çocuğunuzla (konuşabilir yaştaysa) bu konuyu ve hislerinizi konuşmak veya başka yakınlarınızla konuşmak, belki de hatta ağlamak sizi rahatlatabilir. küçük bir tatil veya en azından işlerden izin alıp evde dinlenme iyi gelebilir. çok zorlanıyorsanız da bir uzmandan destek almak iyi olabilir. umarım çocuğunuz da çok etkilenmemiştir. resim yapma etkinliği gibi şeylerle duygularını atmasını sağlayabilirsiniz belki. hafiften rahatlamak için de sıcak içecekler iyi gelebilir belki. üçünüz yorganın altına girin birbirinize sarılın, bir şeyler izleyin belki o da iyi gelir. aklıma gelen tavsiyeler bunlar.

tekrar geçmiş olsun.
0
art cat chocolate
(22.01.26)
gelmiş geçmiş olsun, verilmiş sadakanız varmış diye düşünün. önemli olan hatadan/deneyimden ders çıkarmak ve aynı şeyleri yinelememek. şayet araç sürücüsü neyi farklı yapabilirdim sorusuna cevap bulamıyorsa, konum paylaşarak duyuruda sorabilirsiniz.

tavsiye olarak: sürücü bence vakit kaybetmeden araç kullanmaya devam etmeli. hatta mümküse aynı güzergahı yeniden kullansın. araya zaman girdikçe korkular, endişeler büyüyüp insana engel olur hale gelebiliyor. o duyguyu aşmak gerek.

buraya kadar söylediklerim sürücü içindi. sürücü dışındakileri ise bilemiyorum. zira bir şekilde onların da sürücüye yeniden güven duymaları gerekiyor. bu ise hemen olacak bir şey değil. sürücünün sabırlı ve anlayışlı olması lazım.
+1
tnz
(23.01.26)
geçmiş olsun. tek çözüm düşünmemeye çalışmak. aklınızı bir şeylerle oyalayın o ana asla dönmemeye çalışın.
0
Başka
(23.01.26)
(12)

Bana araba alıyoruz

hadi ya la
Kriterler:- 500/600 bin TL arası,- Manuel,- Sanayiden uzak tutacak,- Yedek parçası her yerde bulunacak,- Küçük, park etmesi kolay, bekar için.Sadece kısa mesafe için kullanılacak. Hangi modeller olabileceğini az çok biliyorum ama öneriniz varsa alırım. Alanya'dan bakacağım seçeneklere. Vakti olan ya
Kriterler:

- 500/600 bin TL arası,
- Manuel,
- Sanayiden uzak tutacak,
- Yedek parçası her yerde bulunacak,
- Küçük, park etmesi kolay, bekar için.

Sadece kısa mesafe için kullanılacak. Hangi modeller olabileceğini az çok biliyorum ama öneriniz varsa alırım. Alanya'dan bakacağım seçeneklere. Vakti olan yardımseverler için de bir detay olsun :) Teşekkürler.
0
hadi ya la
(22.01.26)
iyirmi
+1
fugnar
(22.01.26)
Corolla'dan şaşma
+1
iwasbornonamountainside
(22.01.26)
2012-2013 model seat ibiza olabilir. babamda vardı 2013 model sıfır almıştı 150 bin km'de iki üç ay önce sattık. benchmark olsun kazasız boyasız ilk sahibinden 640 bin tl'ye gitti. bir tık daha boyalı ve yüksek km olursa dediğiniz fiyatlara vardı. hiçbir arızası olmadı aracın.

diğer bir opsiyon fiat punto olur. bence tipi de güzel. bir de belki ford fiesta.
0
awlmi
(22.01.26)
punto, clio, i30, i20(sadece dizeli), corolla, fiesta
bunlardan şaşmayın derim. 170 bin km altı, kaput tavan hariç bel altı boyalı normal en az 10 yıllık araç olacak. alırken ekspere sokarsınız detaylıca baktırırsınız. üstünkörü baktım o fiyatlara bulursunuz. 700'lere kadar bakın bence, sıkı pazarlık yapın.
0
cisimcik golgi
(22.01.26)
jazz da olabilir belki
0
foster
(22.01.26)
Paranız kadar japon alın

Toyota & diğerleri
Yoksa Fiat Hyundai vs uzak dogu
0
baldan kaymak
(22.01.26)
toyota yaris vb.

+ japon yada kore
0
designer
(22.01.26)
marka modelden ziyade motor sağlığı km vs önemli. japon arabalar tabii eski modellerde öne çıkıyor. citroen peugeot vs kaçınmak lazım.

benzinli olacak. kaput tavan değişen olmayacak. km si mümkün mertebe düşük olacak.
0
biravekahve
(22.01.26)
Geçen sene bu mantıkla 2012 i20 1.2 Troy model aldım 150 küsür binde. Aldığımdan beri bozuk yol kaynaklı direksiyon tıkırtısı ve ön takım yenileme dışında hiç bir sorun çıkartmadı. Bir de ustanın gerek yok demesine olduğum rağmen sadece v kayış değiştirdim. Geri kalanı 10k km’de bir yağ ve filtre değişimi.

Araç şu an 185binde. 1 senede 30 bin km bindim araca. Yaz sıcağında Fethiye’sinden Ayvalık ara sokaklarına(orada ben bile su kaynattım araba klima sonda hiç bana mısın demedi), İstanbuldan Akyakasına uzun yol, kısa yol her yere gitti. Temmuz, ağustos sıcağında bütün Ege sahil şeridini gezdi. 1 kere tık demedi. Kliması buz gibi, kışın sıcacık performansı yeterli. Yedek parçası da ucuz. Tam olarak f/p aracı. Otomatik olsa, biraz süspansiyonu yumuşak olsa, az daha bagajı olsa ve uzun yolda yormasa 500bine kadar binerim. Geçen far ampulü patlamış. Aldım Amazon’dan bi far ampulü bi de Bosch cırcır anahtar seti. 10dk sürmedi değiştirmek. İleride 2. Araç olarak da alacak olsam düşünmeden alırım.

Benim herhangi bir otomobilden beklediğim bütün beklentileri karşılıyor. Tavsiye ederim.
0
jackyr
(23.01.26)
capon
honda/toyota +1
0
cooperr
(23.01.26)
dizel olmasın da, ne olursa olsun. (istisna olarak, yazmaya gerek var mı bilmiyorum ama psa grubuna bakma bile)
manuel clio bence ideal.
0
duyuruuser
(23.01.26)
japon kore iyidir.
0
kveldulv
(23.01.26)
(3)

Kıbrıs Rumları

kizil karga
Etnik olarak Yunan mı yoksa kültürel olarak Yunanlı olmayı benimsemiş bir topluluk mu? Yani bugünkü Rumların ataları atıyorum 2000 sene önceki bi Yunan klanından kopup gelmiş ve burada bir medeniyet geliştirmiş insanlar mı yoksa bu insanlar bir şekilde bir yerlerden gelen insanlardı da Roma imparato
Etnik olarak Yunan mı yoksa kültürel olarak Yunanlı olmayı benimsemiş bir topluluk mu? Yani bugünkü Rumların ataları atıyorum 2000 sene önceki bi Yunan klanından kopup gelmiş ve burada bir medeniyet geliştirmiş insanlar mı yoksa bu insanlar bir şekilde bir yerlerden gelen insanlardı da Roma imparatorluğu döneminde Yunan medeniyetinden etkilenerek (Roma imparatorluğunun kendisi gibi) Yunanlaşan bir halk mı, nedir bununların olayı tam olarak?
0
kizil karga
(22.01.26)
kıbrıs rumları etnik olarak ortadoğu halklarıyla karışmış biraz. yunanistanda yaşayan yunanlara göre daha esmer oluyorlar. kültürel olarak yunanlara yakınlar tabi ama kıbrıslıyız diyorlar. ingilizcesi cypriot.

bizim atinalı yunan müşteri kıbrıslıların konuştuğu yunancayı zor anlıyorum demişti.
0
yurtsuz john
(22.01.26)
gecmiş zaman
enosisçi yunanlar,
türkleri ve rumlari temizlemek istemişti.

yani yunan degiller demek ki.
0
designer
(22.01.26)
bildiğin düz yunandır. yunanistan dışında yaşayan yunanlara rum denir. ayrıca ada insanları kültürel olarak anakara insanlarından çok farklılaşırlar zamanla. bizim kıbrıs türkleri gibi. karışım daha azdıri süzme yunandır, hatta daha yunandır. yunixdir :))
0
ground
(23.01.26)
(6)

ATM nakit çekme limiti ne kadar

egerbiryolcu
İnternetten baktım garanti bankasında daha az bir miktar yazıyordu ama 25 bin cekebildim ücret aldı mı onu hatırlamıyorum Yapı kredi ve iş bankasında limit ne kadar en fazla?
İnternetten baktım garanti bankasında daha az bir miktar yazıyordu ama 25 bin cekebildim ücret aldı mı onu hatırlamıyorum
Yapı kredi ve iş bankasında limit ne kadar en fazla?
0
egerbiryolcu
(22.01.26)
İş bankası 15.000
0
etna
(22.01.26)
İş bankası 20.000

daha salı günü 20.000 çektim.
0
put it in your appropriate place
(22.01.26)
kartlı işlem ve qr kodlu işlem limitleri ayrı oluyor.
ikisini kullanarak daha yüksek miktar çekilebilir.
0
my fault
(22.01.26)
kartla 20 ilaveten qr ile de 15 toplamda 35'e izin veriyor garanti.
yetmediği durumlarda enpara'ya atıyorum. onun da günlük 50 limiti var.
0
lazpalle
(22.01.26)
ben iş'ten de garanti'den de 30bin lira çekebiliyorum
0
co2s2
(23.01.26)
banka icindeki atmden fazla cekebiliyorsun,
akbank gibi.
0
designer
(23.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.