Giriş
(8)

Şunlardan hangi Üniversite bölümünü tercih ederdiniz?

denizmaniaherif
Tarımsal Biyoteknoloji,Tarımsal Yapılar ve Sulama,Tarla Bitkileri,Toprak Bilimi ve Bitki BeslemeZootekni,Peyzaj Mimarlığı,Şehir ve Bölge Planlamayapay zekaya göre ve bana göre şehir bölge iyi durumda.. sizin tercihiniz ne olurdu ve enden ?( yeğenim tercih yapacak.. )
Tarımsal Biyoteknoloji,
Tarımsal Yapılar ve Sulama,Tarla Bitkileri,
Toprak Bilimi ve Bitki Besleme
Zootekni,
Peyzaj Mimarlığı,
Şehir ve Bölge Planlama

yapay zekaya göre ve bana göre şehir bölge iyi durumda.. sizin tercihiniz ne olurdu ve enden ?
( yeğenim tercih yapacak.. )
0
denizmaniaherif
(21.07.26)
Memlekette bu bölümler iş yapmaz. Hollanda gibi tarımsal faaliyetlerin değer gördüğü yerlerin ihtiyaclarına göre tercih yapmanızı tavsiye ederim.

Yurtdışına gidecek azmimiz varsa.
+2
Lh12
(21.07.26)
hayırlı olsun üstad, umarım her şey gönlünüzde olur.

bu bölümlerin ardında atadan kalacak işler durumdaki dönümlerce tarla, kendisini gönderebileceğiniz bir belediye veya kpss imkanı olmayacaksa hiç bulaşmasın derim.

şu anda ülkemizde de tüm dünyada da; diploma/unvan ile piyasadaki arz-talep dengesinin yarattığı gelir farkı gerçeği var.

şu anda teknik resim okuyan, 3/4/5 eksen tezgâhlara hükmeden, CAD/CAM yazılımları (SolidWorks, NX, Mastercam vb.) ile parçayı işlenebilir hale getiren kişiler sanayinin altın çocuğu. popstar gibiler.

Bunun dışında Kaynak Teknolojileri önerebilirim. suyla arası iyiyse 2 yıllık Su Altı Teknolojisi okuyup çıkışta direkt iş bulabileceği bir alan önerebilirim.

dönem cebe giren paranın daha önemli olduğu dönem.
+1
galahad reloaded
(21.07.26)
Hangi üniversitede?

Şehir bölge planlama mimar sinan da ise gayet seçilebilir. belediyelerde iş yapıyor
0
substituent
(21.07.26)
Belediyede tanıdığın varsa peyzaj ve şbp iş yapar. İpk ikisi önemli. Sanırım Türkiye'de telnolojik tarım hızla büyüyor. Millet drone falan kullanmaya başladı
0
prole
(21.07.26)
ziraat mühendisliği iş yapar tutuyorsa yapıştırsın.
0
mikahakkinen
(21.07.26)
akdeniz üniversitesi olsun istiyor annesi.
kentsel dönüşüm, deprem felaketler ısı adaları vs. şuan baya konuşulduğu için şehir bölge planlama demiştik aslında ama evet daha çok kamu haklısınız. Ziraat mühendisliği diye bir bölüm kalmamış anladığım kadarıyla hep birki tarım vb. şeklinde ayrılmış.. 302.000 falan sıralaması bir de mühendislik bölümleri için 300.000 sınırı gelmiş zaten.
özetle peyzaj okuyup aleoa vera süs bitkisi vb. bir dükkan açacağına şehir bölge planlama ile belki geleceğe yönelik bir meslek olabilirdi gibi gelmişti bana..

neyse bakmaya devam edeceğiz.
0
🌸denizmaniaherif
(21.07.26)
Hocam tarım teknolojileri dünyada çok hızlı ilerliyor.

Bu yüzden özellikle avrupa ülkelerinde bu alanda önemli yatırımlar yapıyorlar.

Eğer yurtdışına gidecek motivasyonu vs varsa ilerde yüksek lisans falan için, bu alandaki kabul gören bölümleri araştırıp ona göre bir tercih yapabilir.

Yoksa Türkiye'deki iş alanları belli bu sektörde.

Bir de şu var, tarım işleri sevmeden, ilgi duymadan yapılacak işler değil. Izdırap olur bu alanda ilgisi alakası yoksa.
0
anten
(21.07.26)
Son 2si
0
gadlemler
(23 saat)
(2)

İstanbul gece metrosu

metal69
Gece 12'den sonra kaç saatte bir çalışıyor ve 24 saat mi? Yenikapı-HacıosmanYenikapı-Atatürk Havalimanı
Gece 12'den sonra kaç saatte bir çalışıyor ve 24 saat mi?

Yenikapı-Hacıosman
Yenikapı-Atatürk Havalimanı
0
metal69
(18.07.26)
Atatürk havalimanı konusunda emin değilim ama diğeri cuma ve cumartesi gecesi, gece yarısından sonra yarım saat aralıklı seferlerle 24 saat çalışıyor.
-2
sekizdokuzon
(18.07.26)
m1 hatları çalışmaktadır.

cuma 00.00 dan pazar 23.59'e kadar; sefer sıklığı ise hatta göre değişmekte. en uç durumlarda şöyle bir 30 dakika beklemeyi (hatta daha fazla) göze almak gerekebilir.

www.metro.istanbul
0
substituent
(18.07.26)
(8)

Hafif kenarı yırtık euro nasıl değiştirilir

darkwizard
Arkadaşlar teyzem 50 euro verdi cizim siparişim icin ama baktım biraz kenarı yırtık çok hafif ama büro alamaz gibi. Ne yapmam gerekiyor. Teyzeme geri veremem ayıp olur. Ne yapacağım?:(
Arkadaşlar teyzem 50 euro verdi cizim siparişim icin ama baktım biraz kenarı yırtık çok hafif ama büro alamaz gibi. Ne yapmam gerekiyor. Teyzeme geri veremem ayıp olur. Ne yapacağım?:(
0
darkwizard
(15.07.26)
parça kopmuş mu? yoksa sadece çatlak gibi bir yırtık mı var?
kopma yoksa sorun olmuyor.
0
MtKrt
(15.07.26)
@mtkrt kopma var çatlak degil 05mm kesik gibi düşün
0
🌸darkwizard
(15.07.26)
Valla çok fazla yırtık parayı atm alıyor ve hatta kendisi veriyor. tl den bahsesiyorum
(Yırtık dediğim baya köşesi olmayan kopuk para)

döviz hesabı açıp atm ye yatırılabilir sonra tekrar çekersin
0
Rondak
(16.07.26)
banka şubesine verebilirsiniz. onlar kendisi karar vermiyor, makineden geçiriyor. makine alırsa hesabınıza geçer.

daha sonra tekrar şubeden ya da atmden euro olarak çekebilirsiniz.
0
substituent
(16.07.26)
qnb ve garanti alıyor. ikisini de deneyin.
0
jelly bear
(16.07.26)
bankaya ver geç. olmadı 3 4 tane euroyla beraber ver. öyle geçer.

sonra git başka şubeden euro çek.
0
kveldulv
(16.07.26)
Akbanka yeter ki döviz götür alıyor. Yırtık euro da aldılar benden eski tip Dolar da. Ki o dolarları hicbiryere verememiştim
0
primetime
(16.07.26)
daha önce benzer duyurularımda aynı şeyi sormuştum.

banka ve döviz büroları almadı ama kuyumcular biraz para kesip aldı. kuyumculara gidin.
0
la traviata
(16.07.26)
(3)

Sokağın karşısındaki peynircinin soğutma ünitelerinden korkunç ses geliyor? İyi bir avukat tutsam bu iş çözülür mü?

santimantal
Belediyeye şikâyet ettim, gelip ölçüm yaptılar ama hiçbir şey değişmedi. Gürültü korkunç seviyelerde, yasal seviyenin altında olması imkânsız.İyi bir avukat tutsam, sorun çözülür mü? Bu konuda deneyimi olanlar yazabilir mi?Ümraniye-Ataşehir civarında önerebileceğiniz hukuk bürosu ya da avukat var mı
Belediyeye şikâyet ettim, gelip ölçüm yaptılar ama hiçbir şey değişmedi. Gürültü korkunç seviyelerde, yasal seviyenin altında olması imkânsız.

İyi bir avukat tutsam, sorun çözülür mü? Bu konuda deneyimi olanlar yazabilir mi?

Ümraniye-Ataşehir civarında önerebileceğiniz hukuk bürosu ya da avukat var mı?
0
santimantal
(12.07.26)
Aynı şeyi ailem yaşadı. Karşısındaki işletmenin havalandırma sesi felaket idi. Kaç kere ölçüme geldiler kim bilir. Çoğunda sonuç çıkmadı ama bir iki kere boruları falan susturucu ile kapladı firma. Ama çok etki etmedi.

Bir ara komşularla imza toplamaya çalıştılar ama amaçları neydi hatırlamıyorum.
Velhasıl çözülemedi bizim durum. Yıllar sonra firma gittiği için bitti.

Yasal olarak bir şey yapılabilir mi bilmiyorum ama bizimde böyle bi deneyimimiz oldu diye yazmak istedim. Kolaylıklar diliyorum.
0
substituent
(12.07.26)
Avukat desibel ölçümü için tespit davası açsa işe yarayabilir
0
Topalordek
(13.07.26)
işletme, fabrika, eğlence mekanları gibi ticarethanelerde, belediye ölçümü sonrası ihlal belirlenirse ilk ölçümde uyarı yapılır. tekrar şikayet olması durumunda ikinci ölçüm yapılır, yine ihlal belirlenirse ceza kesilir. cezanın onaylanması için, tutanak belediye encümenine gönderilir. belediye encümeni cezayı onaylarsa ceza bildirimi ilgili işletmeye gönderilir. işletme 90 gün içerisinde cezayı ödemelidir. 15 gün içerisinde öderse %25 indirim uygulanır. ancak işletme sulh ceza mahkemesine başvurup yürütmenin durdurulmasını talep edebilir.

kısacası; ticarethanelerde desibel cezaları bugünden yarına uygulanamıyor. süreç yavaş ilerliyor.
0
krtkartal
(13.07.26)
(17)

Tuvaletten çıkınca ellerinizi yıkıyor musunuz?

deniz kiyisi ve papatyalar
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen dedikleri şey bir efsaneden mi ibaret yoksa?
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Götünü yıkamayanı anlarım da elini yıkamayan yavşaktır.
+1
mikahakkinen
(11.07.26)
Her zaman, yanımda dezenfektan bulundururum. Bazı lavabolar bok gibi oluyor, o zaman yıkamam. Ama sonrasında lavabo bulur yıkarım.
-1
Kahvedesu
(11.07.26)
Ellerimi mutlaka yıkarım.

Covid zamaninda birisi doktora sormuş," hocam anladık bu maskeyi uzun süre takacağız ama elimizi yıkama işi nasıl olacak, o da mı daha devam edecek" diye. Ona çok gülmüştüm 😂
+3
rock n roll
(11.07.26)
Milleti böyle göre göre kimseyle tokalaşmaz oldum. Uzakta duruyorum ki kimse el uzatmasın.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Ben tuvalete girerken de ellerimi yıkıyorum. Hatta 1-2 saat aralığında tuvalete girmemiş olsam sadece masa başında çalışıyor olsam da mola verdiğimde ellerimi yıkıyorum.
+1
Jazz
(11.07.26)
Hem öncesinde hem sonrasında yıkarım. El yıkamayan erkekten tiksinirim, şeyine dokunup yıkamaması çok tiksindirici
+1
gadlemler
(11.07.26)
Her zaman her koşulda yıkarım. Yanımda bir şişe suyla ıssız adada kalsam içmek yerine elimi yıkarım o derece nefret edelim pis elden.
0
yenibirgüzelnick
(11.07.26)
Sık seyehat ediyorum ve dünyanın dört bir yanında varlar. Çok görüyorum, belli ırkların elini sıkarken bile öğüresim geliyor.
0
kimlanbu
(11.07.26)
Bazen zorunluluktan aşırı bakımsız pis tuvalete girersin de musluğun vanasına bile dokunmadan kendini dışarı atmak istersin, öyle bir tuvalete denk gelmediysem evet yıkarım
0
grimavi
(11.07.26)
Kesinlikle. Hatta lavabo iyi değilse/sabun yoksa tuvaleti kullanmam bile.

Çoğu yerde zaten doğru düzgün peçete bile olmuyor. Bu yüzden tuvalete giderken muhakkak yanıma bi paket cep mendil dr atarım. Kriz anları için yanımda kolonya ve cep ıslak mendil de daima vardır. Tuvalet kapısınıda elimi kuruladığım peçete ile açarım asla dokunmam.

El yıkamayandan ziyade, yalandan yıkayana çok şahit oluyorum. Sabun bile kullanmadan 2-3 saniye suya tutuyorlar sadece.
-1
substituent
(11.07.26)
tabii ki yıkarım. umumi tuvaletleri de yani avm tuvaletlerini falan da zorda kalmadıkça kullanmam. ayrıca işe vardığımda yıkarım, eve vardığımda yıkarım falan...

yıkamayanlar var ne yazık ki ve o yıkamayanlardan yemek yediğimiz çok olmuştur kafelerde, restoranlarda.

insanlar gerçekten pis.
+1
art cat chocolate
(12.07.26)
Türk milleti yine dünyada en çok yıkayanlardan. Buna rağmen dışarıda pisuvarda falan işerken direkt giden veya elini şöyle bi suya tutan giden çok gördüm. (ben hep yıkarım)
0
nhk ni youkosu
(12.07.26)
Mutlaka, her zaman, her koşulda sabunla yıkarım.
Biz küçükken bir kamu spotu vardı trt'de:
(bkz: suya sabuna dokunun)
Bizim nesle travmatik ama çok başarılı bir şekilde aşılamıştı bu alışkanlığı...
+1
yadigar
(12.07.26)
Umumi var umumi var. Otomatik musluklu otomatik sabunu olan bir yer ise yıkarım. Ancak sadece küçük tuvaletimi yaptıysam -ki dışarıda büyük yapamam- ve ortalığı pislik götürüyorsa o musluğu bir yerleri elleyeceğime benimkini ellemeyi sonra arabaya gidince elimi kolonya ile yıkamayı tercih ederim.
0
denizgonen
(12.07.26)
Elini yikamayanlar selamimi sabahini keserim o derece!
+1
hlt1985
(12.07.26)
@denizgonen
O musluğu bir yerleri peçeteyle elliyoruz biz.
+1
yadigar
(12.07.26)
valla bizim yüksek lisansta profesörün bile el yıkamadığını görmüştüm pisuvardan sonra. gerçi onların odasında lavabo vardı ama kapıya falan sonuçta o şekilde dokunmuştu.
0
high hopes of the sozluk
(13.07.26)
(5)

iphone şarj kabloları

günaha davet
yaklaşık 15 gündür takılı haldayken şarj etmedikleri oluyor, ters yüzünden takınca düzeliyor, orjinal olmayan kablolarla ilgili apple bir şeyler mi yaptı?
yaklaşık 15 gündür takılı haldayken şarj etmedikleri oluyor, ters yüzünden takınca düzeliyor, orjinal olmayan kablolarla ilgili apple bir şeyler mi yaptı?
0
günaha davet
(10.07.26)
Kablodan degil de telefonun soketine biriken tozdan oluyor bu genelde. Guzelce temizlerseniz duzelmesi lazim.
0
sertac akin
(10.07.26)
Kararan Pinler: Şarj kablolarının uçlarındaki sarı/altın renkli temas noktalarından (pinlerden) güç taşıyanlar, şarj sırasında oluşan ufak elektrik atlamaları veya nem nedeniyle zamanla kararır ve aşınır.

Çift Yönlü Tasarım: Kabloyu telefona taktığınızda aktif olarak sadece tek bir yüzeydeki pinler telefonla temas eder. Kararmış ve aşınmış yüzeyi taktığınızda elektrik iletilemediği için şarj almaz. Ancak ters çevirdiğinizde, henüz sağlam olan diğer yüzey devreye girdiği için şarj işlemi başlar.

Malzeme Kalitesi: Orijinal veya kaliteli olmayan kablolarda iletken malzeme çok ince ve kalitesiz olduğu için, bu kararma ve aşınma maalesef çok kısa sürede (bazen birkaç haftada) gerçekleşir.
-1
anathemamen666
(10.07.26)
Sanırım kablodan değil de telefondan. Yıllardır kullandığım iPad ve Mac de asla şarj problemi yaşamıyorum. Telefonumu bu cihazlardan sonra aldım ve doğru düzgün şarj olmuyor.

Kablo bile tutmuyor kolayca çıkıyor. Sanırım içindeki tozlardan. Temizlemeye çalıştım ama tam olmadı sanırım.

Benimki yurt dışı cihazı olduğu için Apple bakmadı. Ama sizinkinin garantisi varsa genuis bara götürün, orada ücretsiz toz temizliği yapıyorlardı. Böyle temizlik hamuru var onla yapıyorlardı en son.
0
substituent
(10.07.26)
kesinlikle içindeki tozlardan.. kendiniz temizleyemezsiniz, köşedeki telefoncuya gösterin, 30 saniyede temizler hemen.
0
co2s2
(10.07.26)
hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim
0
🌸günaha davet
(10.07.26)
(36)

Dövmeniz var mı? Olmayanlar yaptırmayı düşünüyor mu?

ekimoloji
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
+2
ekimoloji
(08.07.26)
Bence bayağı estetik, hoş bir şey ama şu an yaptırsam eski denizcilere benzerim. Bu yaştan ve kilodan sonra çok büyük ihtimalle yaptırmam.
0
sekizdokuzon
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam.
+1
kizil karga
(08.07.26)
2 dövmem var, 3.yü de yaptırıcam sonbaharda.
Az ve öz dövmeyi şık buluyorum. Siz kirletmek olarak görüyorsanız yaptırmayın bence de, neticede ömür boyu kalacak. Ben de mesela büyük ya da renkli dövmeyi beğenmem, kimisi de minimali ciddiye almaz vs.
0
mor oje
(08.07.26)
Tişörtün bile yazılısını, resimlisini sevmez iken üstüme başıma niye resim yaptırayım, yazı yazdırayım.
0
Mirket
(08.07.26)
yok ve yaptırmayı ciddi olarak hiç düşünmedim.
bazılarına bazı dövmeler çok yakışıyor ama büyük risk bence.
+1
lil siztah
(08.07.26)
Dövmem yok.

Aslında isterdim küçük bir dövme sadece bir tane ama benim için bir anlamının olması lazım herhangi bir şey olmaz. Şu şekil güzelmiş yaptırayım gibi değil yani. Bir de kullanılan boyalar vs. önemli benim için. Hayvansal içermemeli ve hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması lazım. Bu şartlara sahip boya, malzeme vs. bulmak çok kolay değil ne yazık ki.
0
rock n roll
(08.07.26)
Hiç düşünmüyorum .
Karşı tarafın dikkatini çekmenin yolu (kimi zaman psikolojik sorunlu olunduğunu gösteren ) bedenimizin bir tarafındaki yapay şekiller değil doğru sözler ve onları destekleyen fiilerimizdir .
-5
diyecevaplandı
(08.07.26)
kolumda 2 tane var. bir tanesi siyah, bir tanesi kırmızı. kırmızı olanı bayağı beğenip soruyorlar. bir tane daha yaptırmayı planlıyorum. bu arada dövmelerim sadece arkadan görünüyor, önden dövmesiz görünüyorum. yine bu konseptten devam ederim herhalde. yapmayacağım bir şey varsa o da yazı. kriterlerim bunlar.

edit: herkes dövmesinin zamansız olmamasından korkmuş. ben olaya farklı bakıyorum: yaptırdığım her dövme benim o zamanki kendimden bir hatıra. kendinizle barışıksanız —ve 20+ iseniz— 10 yıl sonra bugünkü kişiliğinizi görüyor olmak güzel aslında.
+1
eileengray
(08.07.26)
Yok. Yaptırmam. En sevmediğim şey.
-6
arbre
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam +1
0
grimavi
(08.07.26)
Başkalarında zaman zaman beğendiğim dövmeler oluyor ama kendim yaptıramam. Yeri geliyor 1 2 sene önceki tercihlerimi beğenmiyorum, birkaç sene sonra yaptırdığım dövmeden pişman olmam çok olası
0
kullanicadi
(08.07.26)
yok ve dusunmuyorum.
0
cooperr
(08.07.26)
6 dövmem var biri hariç hiç birinden pişman değilim.
Pişman olduğumu da önümüzdeki haftalarda kapatmayı düşünüyorum.
Kilo verince yaptırmak istediğim bir dövme daha var. Herhalde o son olur.
0
mutekebbir
(08.07.26)
No way.
-1
Purple life
(08.07.26)
Kalıcı yapmak istemiyorum ama kaliteli bir geçici dövme bulursam denemk istiyorum. Bazı figürler kadınlara çok yakışıyor bence.
0
egerbiryolcu
(08.07.26)
Bir ara ciddi ciddi düşünmüştüm ama nerede yaptırsamı araştırana kadar öyle kaldı.
+1
put it in your appropriate place
(08.07.26)
Aynen bende de öyle oldu.
0
🌸ekimoloji
(08.07.26)
İnsan aynı nehirde bile iki defa yıkanamazken, ömür boyu üzerimde bir şeklin kalma fikrini sevmiyorum. Ara ara geçici olanlardan ayak bileğime yaptırasım geliyor ama geçici olan için bile herhangi bir girişimim olmadı.
0
Amaranta ursula
(08.07.26)
Bugün sevdiğimden yarın sıkılırım. Bu kadar kalıcı bir şeyi yaptırmam ama başkasında güzel oluyor.
0
kisa
(08.07.26)
Bazı kişilerde çok havalıı duruyor. Özellikle tanıdığım birinde çok estetik görünüyor bana.

Cesaretim olsa bende the last of us’da ki ellie’nin dövmesini küçük ölçekte yaptırırım. O dövmenin anlamlı olması çok çekiyor özellikle beni.
0
substituent
(08.07.26)
Bende yok, olsun isterim de üşeniyorum iyi bir dövme sanatçısı bulup gidip yaptırmaya ve sonraki yara bakımı sürecine.

İyi bir sanatçıya yaptırılmış ve üzerinde düşünülmüş dövmeler bence hoş duruyor. Bu kadar büyük anlamlar yüklemeye gerek olan bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Dediğim gibi üşenme aşamasını geçersem yaptırmak istiyorum bir ara
0
nundu
(08.07.26)
genelde,
illegal hayatların,
çetelerin vs.
birbirini tanıması için bilirdim..
-5
designer
(08.07.26)
Ben de var 12 yıl önce deli zamanlarda omzuma yaptırdığım. Şimdi boka bakar gibi bakıyorum. Elimde olsa omzumu söker atarım o derece pişmanlık.
0
hexagon
(08.07.26)
yok. düşünmüyorum. karşı olduğumdan değil. bana fazla ciddi ve riskli bir şeymiş gibi geliyor vücudunda hep kalacak olması, uzun vadede sevmeme ihtimali, kilo alır veya verirsen ya da yaşlandıkça çirkin görünme ihtimali vs. benlik şey değil. bakımıyla filan da uğraşamam zaten yaptırdığımın ertesi günü ölürüm muhtemelen.
0
der meister
(08.07.26)
yok düşünmüyorum da.
0
gurur
(08.07.26)
baskasinda cool, kendimde no. kasli erkeklerde kaplama ozellikle cok begeniyorum ama cok nadir bi olay bu. bu konuda takintilimsiyim kotu dovme cok korkunc geliyo hele kaymalar, renklerin bozulmasi. kendime yaptiramayacagim&bi donem yaptirmayi dusunduklerim de su an cok kotu geliyor. hele tarih marih saga sola koseye not alir gibi dovmeler ne alakaaa:/
-1
ala09
(09.07.26)
2 tane minimal var 5 yildir falan cok memnunum

Yaptirmadan once cok tedirgin olmustum, icimi giciklar kasiyip cikarasim gelir fln diye dusunmustum

Aksesuar kullanmiyorum, benim icin aksesuar yerine geciyo
+1
üğpoıuy
(09.07.26)
Yaptırsam en fazla 1 ay sonra sıkılıp neden bunu yaptırdım diyeceğime adım kadar eminim. O yüzden yaptırmadım.

Ya da şöyle diyelim: neredeyse 15 yıldır içime sinecek bir dövme arıyorum ve nereye yaptıracağıma karar vermeye çalışıyorum.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
1 tane büyük sayılabilecek dövmem var. iki kolumu da kaplatmak isterdim ama malum şartlar.
0
ruhlardan esinlenen karga
(09.07.26)
Hiç bir kudret yaptıramaz.
0
gabe h coud
(09.07.26)
(bkz: kendi osuruğunun insana güzel kokması)

Maalesef böyle bir durum var. İnsanlar dövmelerinin çok cool olduğunu falan düşünüyor ama dışardan görülen bambaşka. Öyle dövmeler görüyorum ki; detone olduğunun farkında olmadan çok güzel söylediğini düşünerek şarkı söyleyen insanları gördüğümde hissedilen duyguya benzer duygular uyandırıyor bende. Ama tabi ki o dövmeyi yaptıran kişi ben olsaydım, etraftaki dallamaların ne düşündüğü zerre umurumda da olmazdı, o da ayrı konu.
-6
thracia
(09.07.26)
bir tane var. 23-24 yaşında yaptırmıştım. çok da görünen bir yerde. Aşırı pişmanım. Sildirme işlemi çok acılı olmasa çoktan sildirmiştim. yaptırmayı düşünenler 30u geçmeden yaptırmasın bence. şimdiki aklımla asla yaptırmazdım ya da çok daha minimal bir şey yaptırırdım. Şu anki ben mesela hiç dövme insanı değilim yani ne alaka yaptırmışım bilmiyorum. o kadar saçma ve ergence geliyor ki şu an. yukarıda bir yandan o yaşlara dair hatıra gibi düşünülebilir denilmiş ama giyim zevki gibi bir şey bu. yaşa, döneme göre değişebilir. evet hatıra ama çıkaramıyorsun üzerinden
0
dfn4
(09.07.26)
başkasında güzel yapılmış dövmeler ilgimi çekiyor. ben de yok. ha çocuğum yaptırmak isterse engel olmam.
0
galahad reloaded
(09.07.26)
20lerimde yaptırmayı çok istedim bi ara. ama sonra bi heves yaptırıp pişman olmak istemedim. 30uma geldim. bu sene daha net olarak yaptırmak istiyorum diyorum. ama kol arkası gibi önden görünmeyen bir yer olmasını tercih ediyorum.

yazı vs asla istemiyorum. ama bir yandan da sıkılır mıyım düşüncesi var. o yüzden gerçekten beğendiğim, benim için anlamı olan bir şey olmasını istiyorum. henüz karar vermedim ama ciddi düşüncesindeyim
0
chanandler bong
(09.07.26)
Yok ve yaptırmayı düşünmüyorum
0
gadlemler
(09.07.26)
Hiç yaptırmadım ve düşünmüyorum. Vücuduma gereksiz ve anlamsız acı çektirmek olur gibi geliyor. Ben sıkılgan insanım, yaptırdığım şeyden kolay da sıkılabilirim zor da sıkılabilirim ama mutlaka sıkılırım ve kurtulmak isterim. O zaman sildirmek için ayrıca saçma sapan bir işlem uygulanacak filan, hiç uğraşamam. Hem ya o zaman sildirecek param olmazsa? Sırf bu sebeple hiçbir şekilde estetik de yaptırmadım yaptırmıyorum. Kaş burun dudak vs hiç uğraşamam. Varsın kimse beğenmesin.
-2
yaren
(10.07.26)
(7)

Grup sohbetinde ketum şekilde susarak ciddi durarak ortamı bozan tipler

mahmuttt
Normalde gayet konuşkan tip ama geniş sohbet ortamında (aile akraba arkadaş ortamında) susuyor, ciddi durup, arada az konuşuyor. Normalde sohbet akacak bu kişiden dolayı sanki akmıyor susarak sohbeti sabote ediyor gibi geliyor sohbeti. Ve bu tiplerin olduğu sohbetler beni gergin hissettiriyor tehdit
Normalde gayet konuşkan tip ama geniş sohbet ortamında (aile akraba arkadaş ortamında) susuyor, ciddi durup, arada az konuşuyor. Normalde sohbet akacak bu kişiden dolayı sanki akmıyor susarak sohbeti sabote ediyor gibi geliyor sohbeti.

Ve bu tiplerin olduğu sohbetler beni gergin hissettiriyor tehdit gibi algılıyorum doğal samimi konuşasım gelmiyor ortamda da o sessizliği yayıyorlar sanki.



Bu kişilerin psikolojisi nedir? Grubun domine etmek mi, baskınlık kurmak mı? Ve nasıl yaklaşıyorsunuz?
-9
mahmuttt
(08.07.26)
grup icinde az konusan biri olarak, herkes adina konusamasam da hic dusundugunuz gibi degil. ben bire birde rahat konusurken, cekindigimden grup icinde cok az konusurum. gruptaki herkes yalnizken rahat oldugum kisiler de olsa boyle. o kadar kisinin icinde konusunca bu kadar kisiyi benim soyleyeceklerimle mesgul etmek fazla curetkar geliyor. o kadar kisinin vaktini bos, onemsiz bir sey icin caliyormusum gibi.
+3
lemmiwinks
(08.07.26)
Ona bu gibi ortamlarda itici, turbo güç modu veren siz / çevresindekiler olabilir .
O nedenle ona forvet olarak bakmak yerine defansa atın, yedek kulübesinde bekletin kendisini .
Uzun süre görmezden gelirseniz cezalandırmış olursunuz zaten .
Baktı ki olmuyor arada kendi dökülmeye başlar . Sonuçta geçen zaman zarfında içinde birikenler dışarı yansıyacaktır
0
diyecevaplandı
(08.07.26)
'Aneliz' işini azaltarak bırakın..
İnsanları da salın.
+8
anon1m
(08.07.26)
Böyle bir arkadaşım var, teke tekte konuşkan baya. Grup içerisinde, sohbet döndüğü anda bile çok az konuşuyor, espri yapılınca gülüyor sadece. Başlarda bir sorun mu var sessizsin, iyi misin diye soruyordum yalnız kalınca, tekken konuştuğunu bildiğimden. Sonra normalinin bu olduğunu anladım, sebebini sorgulamıyorum. O öyle biri, kişisel de algılamıyoruz hiç birimiz. Yani böyle insanlar da var diye söylüyorum, kalabalık ortamlarla alakalı sorunları olan insanlar da var.
+1
huzurlarinizda huzursuzluk
(08.07.26)
ben öyleyim. baş başa veya üç dört kişi iken güzel konuşabiliyorum ama grup büyüdükçe konuşamıyorum.
0
inheritance
(09.07.26)
bu tarz ortamlarda genelde ya futbol ya amerika kanserin tedavisini buldu ama saklıyor ya da geçen arabayla 180 le gittim 30dk erken geldim muhabbeti döndüğü için ben de çok sessiz duruyorum. ve buna ek özellikle işte yoğun erkek olan ortamlarda cinsiyetçi muhabbetler çok dönüyor ve beni çok rahatsız ediyor.
0
substituent
(09.07.26)
Yapı meselesi olabilir niye sabote etmeye çalışsın :) Topluluklarda ben de sessizleşiyorum
0
gadlemler
(09.07.26)
(12)

Alışveriş yapmayana poşet satmayan mağaza haklı mı?

ya ben lan neyse
şu her şeyden satan mağazalardan birine gittim. hırdavat, züccaciye falan satıyordu. ücreti mukabilinde poşet istedim, "alışveriş yapmayana vermiyoruz." dedi. 1 tane çakmak aldım. bu defa da 2 taneden fazla vermedi.4 poşet lazımdı. ben poşetleri de satılan ürün kabilinden düşündüm.mağaza ya da marke
şu her şeyden satan mağazalardan birine gittim. hırdavat, züccaciye falan satıyordu. ücreti mukabilinde poşet istedim, "alışveriş yapmayana vermiyoruz." dedi. 1 tane çakmak aldım. bu defa da 2 taneden fazla vermedi.

4 poşet lazımdı. ben poşetleri de satılan ürün kabilinden düşündüm.

mağaza ya da marketlerin poşetten yeterli kar etmediğini tahmin ediyorum ama 10 yılda 1 lazım olunca nereden alayım 4 poşeti?

şikayet mi edeyim ne yapayım? en son 15 sene önce bir şeyi şikayet etmiştim.
0
ya ben lan neyse
(08.07.26)
Kim haklı konusundan bağımsız olarak marketlerde satılan en küçük boy poşetler işinizi görmez miydi? Artanı evinizde kullanırdınız; daha hesaplı olurdu.
0
auroraaurora
(08.07.26)
Bir daha gitmezsiniz, işgüzarlık etmiş, 50 tane isteseniz tamam da 4 poşet vermeyen esnafım demesin kendisine.
+4
kimlanbu
(08.07.26)
kimlanbu +1
Sürekli birileri gelip poşet istemiyordur herhalde, ihtiyacı olan biri gelmiş parasıyla almayı teklif etmiş 4 poşeti verirsin para da istemezsin ne olacak ya.
Böyle iki kuruşluk şeylerin lafını yapan ve özel olarak, bile isteye gıcıklık yapan insanlara sinir oluyorum, batar umarım.

Şikayet edilecek bir durum yok bence adam dükkanındaki şeyi parasıyla da olsa vermek istememiş ne diyebilirsin ki belki sayfası varsa yorum yazılır kabalığı anlatılır vs. Şikayetten bir şey çıkacağını sanmam.
+1
mutekebbir
(08.07.26)
sana ters biri denk gelmiş.
bir kere benim önümdeki biri parasıyla 5-6 poşet almıştı.
ayrıca poşetten yeterli kar edememe diye bir şey yok.
-1
duyuruuser
(08.07.26)
hocam bu poşetlerin ücretinin büyük bir kısmı çevre ve şehircilik bakanlığına gidiyor. poşetin üretim maliyeti de düşünüldüğünde çoğu market, aslında sattığı poşetten zarar ediyor. bu yüzden de bazı marketler alışveriş yapmayan müşteriye poşet satışı yapmama veya sınırlı satış yönünde karar almış olabilir, sonuçta kapitalist düzende kimse durduk yere zarar etmek istemez.

normalde bir işletme, satışa sunduğu ürünü satmaktan imtina edemez, ticaret kanununa göre yasak bu durum. ancak market poşetinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışmalı bir konu, zira bu poşetler normal şartlarda tek başına satışa sunulmuş ürün değiller. bu yüzden şikayet etseniz de bir şey çıkmama olasılığı yüksek.
+1
shadowfollower
(08.07.26)
sen akilli bir arkadasa benziyorsun.

posetlerin onlara maaliyete senin satin alis fiyatindan daha yüksek.
dükkandan poset alsaydin keske.

sikayet falan demissin dflkg neyi sikayet edeceksin. sanki raftaki bir ürünü sana satmamis.
-1
Purple life
(08.07.26)
cry baby :)
-1
Purple life
(08.07.26)
markette cöp posetleri rafinda bir sürü poset cesitleri satiliyor cry baby. para verip onlardan alabilirsin. biri sana hayir dedi diye de sinirden kudurmazsin.
0
Purple life
(08.07.26)
Purple life
(08.07.26)
eksisozluk.com

Lego magazaları mesela alışveriş yapmazsan vermiyor. Lego'nun orijinal ürününü internetten aldıgından poşet gelmiyor bunu gidip lego bayisinden poşet istedigimde ücreti ile bile vermiyorlar.
0
liberal
(08.07.26)
bu arada hukuki olarak mağazalar size ürün satmak zorunda değil. Sadece ırk/din/milliyet ayrımcılığı yapamaz. Sen x ülkesindensin sana satmıyorum demek suçtur, ama senin tavırlarını beğenmedim sana satmıyorum, tamamiyle geçerli bahanedir.

Şikayet etseniz neye dayanarak edeceksiniz, hani...

Sözleşme Yapma Özgürlüğü her iki taraf için de geçerli.

Ama Sözleşme Yapma Zorunluluğu da var. Her sektör için geçerli değil bu tabii. Toplu taşıma/elektrik su gibi hizmetlerde özgürlük yok. onun dışında market size satış yapmamayı seçebilir.

bu durum çok flu olabiliyor tabii, ayrımcılık kısmına kolayca girebilir. Ama market genel olarak kimseye poşet satmıyorsa bir şey çıkabileceğini zannetmiyorum.

edit: @shadowfollower uyardı, kanunda dediklerimin tersi olan maddeler varmış. Belki tüketiciyi korumak adına daha özel kanundur. aşağıda @ground da durumu açıklamış.
0
substituent
(09.07.26)
substiye cevaben. mağaza satış yapmak zorundadır. hukuki adı "icap/kabul" olarak geçer. mağaza, reyona ürün koymakla icap yapmış olur, müşteri o ürünü alıp kasaya gelirse bu bir kabuldür ve mağaza satmamazlık edemez. mahkeme kararı ile bile satın alabilir artık. ancak soruda başka bir şey var. poşet teknik olarak bir ürün değil. alınan bedel de satış bedeli değil. bu nedenle ürün satın almayan bir müşteriye poşet verip vermemek mağazanın inisiyatifinde diye düşünüyorum.
+1
ground
(09.07.26)
(2)

Erkek parfümü

ekimoloji
Fresh, yanındakini baymayan tıraş kolonyası gibi de kokmayan bir erkek parfümü önerir misiniz? İki tane alacağım için bütçe dostu olması tercih edilir.
Fresh, yanındakini baymayan tıraş kolonyası gibi de kokmayan bir erkek parfümü önerir misiniz? İki tane alacağım için bütçe dostu olması tercih edilir.
+2
ekimoloji
(07.07.26)
lr jungle man, ismi şu an değişmiş sanırım ama mükemmel ben çok seviyorum

edit: yenisi sanırım “ LR Mood Infusion Into Jungle” ama benim önceki bitmediği için daha yenisini almadım. İkisi aynı mı tam emin değilim yani.

Bütçe dostu derken ortalama ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben çok kullandığım için bunun fiyatı çok geliyor bana mesela. Zara’da buna benzer parfüm almıştım 150ml 1000tlye, günlük onu kullanıyorum, özel günlerde ise bu lr’ı.
+1
substituent
(07.07.26)
bu kriterlerde lacoste essential derim. havalimanı fiyatı 29 eur oluyor.
0
awlmi
(07.07.26)
(3)

Nispetiye Cad. Ulaşım

arbre
Kadıköy'den Nispetiye metro durağına en basit nasıl gidebilirim? Beşiktaş'tan taksi kaç TL tutar? Sağ olun.
Kadıköy'den Nispetiye metro durağına en basit nasıl gidebilirim? Beşiktaş'tan taksi kaç TL tutar? Sağ olun.
-6
arbre
(05.07.26)
Söğütlüçeşme Metrobüs >zincirli kuyu>taksi taksi 250 civarı tutar, trafiğe göre.
Toplu taşıma dersen
Zincirlikuyudan 559c,43r otobüslerine binebilirsin ya da Levent’e geçip Levent hisarüstü metrosundan nispetiye durağında inebilirsin.
0
gokank4
(05.07.26)
yukarıdakilere ek olarak:

kadıköy beşiktaş vapuru -> 43r & 559c

kadıköy beşiktaş vapuru -> 22 & 40t ile sahilden bebeke geçebilir, f4 finüküler ile de nispetiye caddesine geçebilirsiniz.

ayrılık çeşmesinden marmaraya binip yenikapı -> m2 metro -> m6 metro da nispetiye durağı
0
substituent
(05.07.26)
metrobüsten indikten sonra 20dk yürüme mesafesinde
zaten metroya binmek istesen 1 durak için 10dk yürüyeceksin.
taksi bulmak istesen yine aynı dert
garantiyi geçtikten sonra sağdan devam et 15-20dk sürer
-1
croswell
(06.07.26)
(19)

Ezginin Günlüğünün en sevdiğiniz şarkısı?

substituent
Çok fazla şarkısı var, tüm şarkılarını karıştırıp dinleyince her 5-6 tanede bir bağımlı yapacak bir şarkı çıkıyor. Ben başlayayım:Ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü“Akşam şarkıları” da çok iyidir.
Çok fazla şarkısı var, tüm şarkılarını karıştırıp dinleyince her 5-6 tanede bir bağımlı yapacak bir şarkı çıkıyor.

Ben başlayayım:
Ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü

“Akşam şarkıları” da çok iyidir.
+1
substituent
(04.07.26)
Gemi güzel.
0
kizil karga
(04.07.26)
Spotify’da tek beğendiğim Gemi’ymiş.
0
gabe h coud
(04.07.26)
Ben de spotifydan baktım hangilerini beğenmişim diye, ebruli ve düşler sokağıymış.
0
truf
(04.07.26)
* Eksik bir şey
* Gemi
* İnsan sever bir kere
* 1980
* aykız
* dutağacı
* zerdaliler
+1
pislick0
(04.07.26)
Gemi
İnsan sever bir kere

Hatırlayamadığım bir iki şarkı daha.
0
yaren
(04.07.26)
Mutlu aşk yoktur.
+1
Caletti
(04.07.26)
Gelen Benim
Yastıklı Şarkı
Mutlu Olmak Varken
Aldatan Şarkı
Unut Gitsin
0
auroraaurora
(04.07.26)
Aşk Bitti
+1
pro9it9is9
(04.07.26)
ben ilk kadrosuyla, ilk ekiplerinin genelde şiirlerinden uyarlamalarını ve türkü seslendirmelerini seviyorum. favorim aykız, odam kireç tutmuyor, ayrılış. orijinal eserlerinde ise 1980, gemi, zerdaliler.
0
black holes in the sky
(04.07.26)
Çok severim sıralamak zor ama…

İnsan sever bir kere
Gemi
Kadıköy
1980
0
ekimoloji
(04.07.26)
ilk aklıma gelenler
aşk bitti www.youtube.com
ebruli www.youtube.com
+2
exlibris
(04.07.26)
bir eflatun ölüm
0
Ufuk
(04.07.26)
Nazende sevgilim
İnsan sever bir kere +1
Gelen benim +1
0
a perfect lie
(04.07.26)
Aşk bitti
+1
gadlemler
(05.07.26)
Ayrilik sarkisi,
Gelmiyorsun,
Camdan sakiz akiyor,
Gelen benim.
0
chihirovekohaku
(05.07.26)
bahsettigin sarkilar grubun ilk doneminden (1990 oncesi). ikinci donemi (1993-2010) bana daha cok hitap ediyor. sevdiklerimden bazilari:

martı (1995, söz: nadir göktürk – müzik: hüsnü arkan)
düşler sokağı (1995, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
ebruli (1996, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
fayton (1996, söz–müzik: nadir göktürk)
aşk bitti (1996, söz–müzik: nadir göktürk)
yastıklı şarkı (1996, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
leyla (1998, söz: hüsnü arkan - müzik: nadir göktürk)
sarhoş balık ile topal martı (1998, söz–müzik: nadir göktürk)
hişt (2002, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
zerdaliler (2003, söz-müzik: hüsnü arkan)
0
banach
(05.07.26)
Gemi en güzeli ya
0
liynet62
(06.07.26)
Eskiye göre cevap vereceğim, çünkü artık Ezginin Günlüğü ve genel anlamda melankoli içeren hiçbir şeyi dinlemiyorum. Ama bu soruya cevap verebilecek kadar uzun süre takıktım Ezginin Günlüğüne.

Çok yaygın dinlenenler de dahil olmak üzere en sevdiğim;
-Zerdaliler, bilmeyen birine Ezginin Günlüğü dinleteceksem bunu açardım mesela.

Klasikleşmiş şarkılarını bir kenara koyup yine de çok da derine inmezsek;
-Gemiler Gibi (Gemi değil), çok niş ezginin günlüğü fan şarkısı değil, genel bilindik havasını koruyor

Çerçeveyi daha daraltırsak ezginin günlüğünü tanıyan biri en sevdiğim şarkısını sorsa;
-Selluka veya Mutlu Olmak Varken (1988 versiyonu)

Ama benim için Ezginin Günlüğü zannedersem;
-Ağladığın Geceler, bunu hiç başka biriyle dinlemişliğim yoktur.
0
akhenaten
(06.07.26)
@akhenaten

Ağladığın geceler çok güzelmiş
0
🌸substituent
(07.07.26)
(1)

Macbook Garanti

faberkastelli
Hepsiburada'dan (satıcısı hepsiburada değil) yeni bir macbook air aldım. Cihaz bugün geldi, kutunun güvenlik bantlarını falan ben açtım ama cihaz ayarlarında garanti sona erme tarihi 31.12.2027 yazıyor. Yani 6 ay önce başlamış garantisi. Bunun sebebi ne olabilir ve nasıl çözebilirim?
Hepsiburada'dan (satıcısı hepsiburada değil) yeni bir macbook air aldım. Cihaz bugün geldi, kutunun güvenlik bantlarını falan ben açtım ama cihaz ayarlarında garanti sona erme tarihi 31.12.2027 yazıyor. Yani 6 ay önce başlamış garantisi. Bunun sebebi ne olabilir ve nasıl çözebilirim?
0
faberkastelli
(03.07.26)
Pozitif teknolojiden aldığım cihazda aynısı yaşadım. Apple ile iletişime geçin hallediyorlar hemen. Sadece faturanızı istiyorlar.

Ama cihaz öyle geldiyse kullanılmış/refurbished tarzı bir şey olabilir. Şahsen ben iade etmiştim. Hem cihaz çok paraydı içime sinmemişti, bu da ek bahane oldu iade ermek için.
+1
substituent
(03.07.26)
(5)

Çene cerrahisi ve masseter botoks için doktor önerisi

fildirfildir
Merhabalar, bir arkadaşım çenesini stres sebepli sıkarak yapısını bozmuş olabilir. Doktorlar en son bunu söyledi. Bu sebepten çene cerrahisi ve masseter botoks işlemleri için doktor önerilerinize ihtiyacımız var. Teşekkürler. İstanbul ve çevre iller, devlet özel fark etmez.
Merhabalar, bir arkadaşım çenesini stres sebepli sıkarak yapısını bozmuş olabilir. Doktorlar en son bunu söyledi. Bu sebepten çene cerrahisi ve masseter botoks işlemleri için doktor önerilerinize ihtiyacımız var. Teşekkürler. İstanbul ve çevre iller, devlet özel fark etmez.
0
fildirfildir
(03.07.26)
Ayşe Burcu Altan hoca veya Özgür Baydemir. Bu ikisi de istanbul'da ve her ikisi alanında çok iyidir. Çene yapısı bozulduğunda cerrahi veya botokslar değil splint tedavileri yapılır. Size botoks yapmak istiyorum diyen insanlardan uzak durun lütfen. Kasları deprogram etmek splintlerin işidir bu hocalardan birine gidebilirsiniz. Bu arada Ankara'da iseniz de Melih şengül hoca uzmandır.
0
herseysoyledigimgibioldu
(03.07.26)
sadece masseter botoksu yaptıracaksanız 5 dklık bir işlem o. mahallenizdeki diş polikliniğe gitmeniz bile yerli olur. yanaklara iğne yapıyorlar sadece, bu iğne kısmı 1 dk sürmüyor, botoks kısmı bu kadar. öncesinde yanaklara buz tutuyorsunuz birde.

ama iğneler yurt dışından geldiğinden pahalı oluyor genelde nerede yaptırırsanız. ama bazı yerler; yaptırdığım yerden 2 katı fiyat çekmişti.

şunu da unutmayın, masseter botoksu süreklilik gerektiriyor genelde, bana 6 ayda bir yaptırmam önerilmişti.
-1
substituent
(03.07.26)
biyruun. benim exin ameliyatlarını yapmıştı.

baudishastanesi.com
0
gabe h coud
(03.07.26)
Op.Dr.Rahmi Özcelep

çok iyi bir kulak burun boğaz doktorudur tavsiye ederim
ben ve 2 arkadaşım ameliyat olduk çok memnunuz .
2 arkadaşım düzenli olarak masseter botoks yaptırıyor diş sıkma sorunları tamamen geçti .
@substituent sadece yanaklara yapılmıyor , bağlantılı kasları durdurmak için alın bölgesinde de noktalara uyguluyor doktor .
0
devilone
(03.07.26)
2.yoruma hiç ama hiç katılmıyorum. Masseter botoksu normal boyoks gibi değil, tecrübe gerektirir. 5 dk işlem diyip geçmeyin. Egli olmayana yaptırırsanız 6 ay et yiyemezseniz, gülüşünüz tuhaf durabilir, asimetrik yüzünüz olabilir...iyice araştırın
0
gadlemler
(05.07.26)
(10)

Kendimi geliştirmek, bakış açımı, dünya görüşü, hayattan keyif almak

put it in your appropriate place
37 yaşımdayım zamanında gösterdiğim gayreti meyvelerini alıyorum.Kendimi genel olarak geliştirmek istiyorum. İşte bakış açımı, analitik düşüncemi, dünya görüşümü Mesela 2012'te izlediğim filmler, okuduğum kitaplar 14 sene sonra karşıma çıkıyor. Karşıma çıkmaktan kastım, başka filmlere, kitaplara gön
37 yaşımdayım zamanında gösterdiğim gayreti meyvelerini alıyorum.

Kendimi genel olarak geliştirmek istiyorum. İşte bakış açımı, analitik düşüncemi, dünya görüşümü Mesela 2012'te izlediğim filmler, okuduğum kitaplar 14 sene sonra karşıma çıkıyor. Karşıma çıkmaktan kastım, başka filmlere, kitaplara gönderme olması. Nüansı farkını anlayabiliyorum mesela.

Excel'i biliyorum ama bugün Excel'de bilmediğim bir şey sorulduğunda yapay zekaya nasıl sorulmasını gerektiğini biliyorum.

İş başvurularında bana İngilizce biliyor musun diye sorduklarını hayır bilmiyorum dememek için 2007te Üniversitede bölüm tercihini eğitim dilinin İngilizce olarak seçtim. 12 senelik iş hayatımda İngilizceyi sadece bir defa kullandım ama sosyal hayatıma dahil edebildim. Yurtdışı
gezilerini tek başıma yapıyorum. Avrupa şehirlerinde ortamlara giriyorum çıkıyorum İngilizce sayesinde.

Bugün öyle davranayım ki hem bugün için faydası olsun hem 15 sene sonra faydası olsun. Hem bugüne (kısa vadede) hem uzun vadede faydası olacak şekilde bu duruma devam etmek istiyorum, Nasıl yapabilirim, ne tavsiye edersiniz?
0
put it in your appropriate place
(02.07.26)
Kitap oku ama İngilizce kitaplar oku.
Sinemaya devam ama ingilizce ve altyazısız.
Excell'i geliştir. Günlük hayatta kullan.
Yazılım öğren, mesleğine yapay zekayı katmanın yolunu bul.
Ve herkese tavsiye, finansal okuryazarlık öğren. Tasarruf edip yatırıma yönel.

derim ben.

Spora başlayıp sağlıklı beslen diye de ilave edeyim. Yaşlanmayı geciktirmek için lazım.
0
Mirket
(02.07.26)
Spora başla. Ağırlık çalış. Yüzme öğren bilmiyorsan.
Lise seviyesinde fizik, kimya, biyoloji, matematik, geometri öğren bilmiyorsan. Özellikle tarih, coğrafya, edebiyat.
İngilizce dışında yabancı dil öğren. Önemli olan konuşmak değil. Kelime kapasitesi, okuduğunu anlamak.
Club'lara git. Şehir merkezi olur, beach olur.
-7
arbre
(02.07.26)
kitap oku ve excell'ini gelistir dkgdkj
tavsiye sordugun insanlara bak.

benim tavsiyem bedenine ve cebine yatirim.
finansal özgürlügün olsun. emeklilik sistemleri her yerde cöküyor. emeklilik maasiyla yetinmek zorunda kalacagin ya da sevmesen de yapmak zorunda oldugu bir iste yaslilikta calismayasin.
+2
Purple life
(02.07.26)
Bir mesele hakkında farklı kaynaklardan çarpraz okumalar yapmalısın .
Alışılagelmiş, bu zamanda artık normal görünen şeylerin tarihi kökeninlerine inmelisin.
Çeşitli ortamlarda konuşulan ana konuya ait pek akla gelmeyen , sorulmayan şeyleri sormaya çalış :
Kripto parada merkeziyetsizlik önemli ise neden Trump veya Musk'n açıklamaları kripto piyasasında ile iniş /çıkış yaparlar?
Giderek sayısallaşan ve kodlanan dünyada insan adeta Excel hücresinde kayıtlı basit bir değer mi olacak?
Teknoloji işinde tanınmış isimler neden böyle karanlık işlere girerler? :
gazeteoksijen.com

Bunca yıllık sömürüsünden sonra Fransa'nın aklına nasıl oldu da bunu yapmak geldi ? :
tr.euronews.com

Almanya'da otomotiv şirketlerinin işçi çıkarma kararları sonrasında beklenen silahlanmaya gidilmesiyle Avrupa'da 2. dünya Savaşı'ndan sonra kapanan defterler, hesaplaşmalar yeniden açılır mı ? gibi ...
-2
diyecevaplandı
(02.07.26)
bence mükemmel birisiniz.
0
makbur
(03.07.26)
sağlık bence de %100. iyi yaşam alışkanlıkları edinin uyku, beslenme, spor ve zihinsel egzersizler bolca. sonra da finansal olarak ilerde rahat ettirecek yatırımlar, pasif gelir diyorlar galiba adına.
0
mezzosprite
(03.07.26)
37 yasindaysan ve 15 sonrasi icin yatirim yapmak istiyorsan:

1- fiziksel yatirim, minimal alkol, uyusturucu yok, sigara yok, duzenli spor, minimal abur cubur, saglikli ve duzenli beslenme

2- maddi yatirim: duzenli yatirim, altin, fon, borsa vs artik neyse, luks harcamalardan kacinma, gereksiz harcamalardan kacinma, saglam ve dayanikli urunler alip yillarca kullanma,

3- mentaline ve kariyerine yatirim da bonus olarak eklenebilir iste bence, zaten usttekileriyle ilisik bunlar.
+1
baldur2
(03.07.26)
sadece spor
0
croswell
(03.07.26)
Ekran bağımlılığına yakalanmamak, halihazırda bağımlıysanız kurtulmak bilişsel sağlığımız için çok önemli. Kendimizi bu konuda korumaya almamız lazım. Kitap okuma önerisiyle sözümona dalga geçilmiş, ama düzenli kitap okuma alışkanlığı olan insanların bile çoğu aralıksız birkaç saat kitap okuyamaz hale geldi.
+1
auroraaurora
(03.07.26)
excel, ingilizce, kendini geliştirme, okuduğunu anlama çok fazla kategori olmuş :)

excel'i öğrenmek diye bir şey yok bence. Formül ve grafik oluşturabiliyorsanız (grafikten kastığım, logaritmik ölçeklendirme, eğri uydurma gibi işlemler) gerisi yaparsınız zaten. Çok fazla fonksiyonu var hepsini bilmek/fikir sahibi olmak çok zaman alır ve gereksiz. İhtiyacınız oldukça öğrenirsiniz.

İngilizceyi konuşabiliyorsanız sıkıntı yok öyleyse? C1 seviyesinde değilseniz ona uğraşabilirsiniz. Doğal ingilizce cidden güzel oluyor. Ben writing geliştirmek adına şöyle yapıyorum: chatgpt'den bana bir topic vermesini istiyorum, 200 kelime kadar yazıp geri dönüş istiyorum. yazdığım metinin c1 seviyesine ulaşması için gereken düzeltmeleri söylüyor. Özellikle doğru collacation açısından çok faydalı.

kendini geliştirmek çok ucu açık bir ifade. mesela benim iletişim konusunda eksikliklerim vardı. Bu konuda yazılar okudum/içerikler izledim.Hatta empati/iyi niyet/iletişim üstüne eğitim aldım, bana çok şey kattı. Mesela önceden hizmet alırken kimseye bir şey demezdim, çünkü denediğim sefer cevap vermeyenler olurdu, öyle olunca çok utanırdım :) Artık marketlerde, kahve alırken vs. öyle yoğunluk yoksa selam verip hal hatır sormaya çalışıyorum. öncesine göre çok şey değişmedi, cevap vermeyenler, yüzüme bile bakmadan merhaba diyenler aynı yani. Ama bazen de çok iyi karşılayan oluyor, hatta çok hoşuna gidiyor. Bir örnek vermem gerekirse kahve alırken, merhaba deyip ufak hal hatır sormuştum. Sonra kendisinden farklı bir kahve önerisi istedim, önerdiği kahveyi aldım ve bana beğenmezseniz söyleyin hemen değiştirelim, demişti :) o yüzden artık her zaman en azından selam vermeye çalışırım. Belki karşımdakinin de benim gibi deneyimleri vardı ve karşılık vermekten çekiniyor. Düşünce yapımı böyle geliştirmeye çalışıyorum. Bana zararı yok, hatta kimi zaman çok mutlu ediyor :)
0
substituent
(03.07.26)
(5)

Psikoterapi hakkında?

bobinhoo
Psikoterapi (tamamen ilaçsız) hakkında duyuru sakinlerinin düşüncelerini öğrenmek için aşağıdaki ankete katılabilirseniz sevinirim. Ayrıca fikirlerinizi veya deneyimlerinizi belirtebilirsiniz.Not: Anket anonim, verilen oyları kimin verdiği görünmüyor.
Psikoterapi (tamamen ilaçsız) hakkında duyuru sakinlerinin düşüncelerini öğrenmek için aşağıdaki ankete katılabilirseniz sevinirim. Ayrıca fikirlerinizi veya deneyimlerinizi belirtebilirsiniz.

Not: Anket anonim, verilen oyları kimin verdiği görünmüyor.
📊 Psikoterapi (ilaçsız) hakkında düşünceniz?

Bu anket sona erdi. 33 oy kullanıldı.

+1
bobinhoo
(01.07.26)
Çok samimi olduğum bir aile var. Karı, koca, çocuk, hepsi psikolog.

'Allah razı olsun, Sayenizde ...' diye gelen onlarca eski danışana bizzat şahit olmuş biri olarak, çok faydalı olduğunu, ama bu işin ehlini bulmanın zor olduğunu, ayrıca da her danışan ile terapist arasında gerekli elektrik mi diyeyim, enerji mi, onun yakalanmasının güç olduğunu söyleyebilirim.Ayrıca bir de iyi olanların iyi olabildikleri konular da farklı oluyor.
+2
Mirket
(01.07.26)
açılın ben 4 yıllık ruh hastasıyım.

devlet hastanesinde psikiyatri ile başladı serüvenim. bir tane ilgilenen psikiyatriste denk gelmiştim, uzun süreler ona gittim. aydan aya gidiyordum. bir yerden sonra bana terapi alman lazım demişti. ibb psikolojik danışmanlık merkezini denedim. hastenedeki psikologu denedim. bunlar maalesef profesyonellikten çok uzak, olsun diye yapılan işlerdi, 2-3 seans sonrası bıraktım.

daha sonra okulum sayesinde mecidiyeköy'de bir klinikte 8 seans ücretsiz terapi hizmeti almıştım. Psikolog kesinlikle çok profesyoneldi, bütçe olsa kesinlikle devam ederdim.

amaaaa pek bir katkısı olmadı bana. Psikologun ilgilenmesi hoşuma gidiyordu, ondan dolayı sanırım devam ederdim diyorum.

Katkısı olmamasının sebebi, tamamiyle benim. Çok çok klişe olacak ama, siz istemediğiniz sürece kimse size yardım edemez maalesef. Ben psikiyatriyi bıraktıktan sonra felaket bir dönem geçirmiştim. ya toparlanacaktım ya da attaaaaa.

Toparlanmaya çalıştım. Hayatı çok toparlayamadım ama ruh halini toparladım kendi kendime :) o zamanlara göre felaket değiştim. Bunun başlıca sebebi kendim istememdi.

Eğer içinizde değişme, bir şeyleri düzeltme isteği varsa psikoterapi çok büyük destekleyici olur bu süreçte. Ama ben çabalamayayım öyle gideyim derseniz çok bir fayda beklemeyin.
+1
substituent
(01.07.26)
sahsen ben psikoterapiyi psikiyatrik tedaviden daha cok seviyorum cunku daha cok kontrol, yonetme hissi uyandiriyor. ilac verildiginde alkollu gibi dolasiyorsun ortalikta (antidepresandan bahsediyorum). oyle olduktan sonra ne anladim o isten? psikoterapide en azindan kendim cabaliyorum bir seyleri duzeltmek icin.
-1
Sour
(02.07.26)
hem bu alandayım hem de anksiyete sorunumdan ötürü üstte yazan kullanıcı gibi “ruh hastası”yım :,) çok fazla psikiyatrist ve psikolog denedim, işini iyi yapan insanlar az ama çok faydalı oluyorlar. ama bu yola girince de sağlam bütçe gerekiyor. kişinin kendisine de bağlı gelişim kaydedebilmesi. özetle çok fazla değişken var. ilaçlar konusunda da çok denemiş biri olarak evet faydaları var ama yan etkileri de çok var (kişinin genetik yapısına göre bu da ayrı değişken faktörü). indirgemeci yaklaşmamak gerekiyor ama bi psikolog/psikiyatrist faydalı olmuyorsa (ya da ilaç) ısrarla devam etmemek gerekiyor bence. kendi tecrübelerim.
+1
deartheodosia
(02.07.26)
etkili olduğu bilimsel çalışmalarla da gösterilmiş ve gösteriliyor. tabi terapistin yetkinliği, danışanın işbirliği, terapistin eğitimini aldığı ve kullandığı ekolün danışana ve getirdiği konuya uygunluğu, hepsi sonucu etkileyecek önemli faktörler.
0
mezzosprite
(03.07.26)
(16)

Akrabalarini seven var mi

üğpoıuy
Sadece ben olamam di mi?
Sadece ben olamam di mi?
0
üğpoıuy
(01.07.26)
Tamamını mı?
Tamamını sevmiyorum tabii.

Akraba olmasak ve başka ortamlarda tanışmış olsak da seveceğimi düşündüğüm insanlar sevdiğim akrabalarım hep.
Sayıları çok değil ama var yine bir miktar.
0
mutekebbir
(01.07.26)
sevme sevmeme değil de; iletişimim yok eskisi gibi. kopuldu zamanla. onların (kuzenler, eşleri vs. ) da benim de bunu değiştirmek için aman aman bir gayreti yok. öncelik arkadaşlarımda.
0
lüzumsuz adam
(01.07.26)
Baba tarafımı seviyorum. Anne tarafımdan iki üç kişi hariç çok seviyorum.
0
mor oje
(01.07.26)
çoğunu tanımıyorum :)
0
devilone
(01.07.26)
Ya o kadar çok akraba var ki tabii ki çok sevdiklerim de var gıcık olduklarım da var. Bu durum anne baba tarafı olarak da fark etmiyor.
Teyze hala dayı amca bunları genelde neredeyse hepsini seviyorum. Çok fazla kuzen var. Çocukluğumun birlikte geçtiği çok sevdiğim yakın kuzenlerim de var tanımadığım kuzenlerim de var resmi olduğum kuzenlerim de var.

Diyarbakır/İstanbul olunca...
0
egerbiryolcu
(01.07.26)
Cok bayilmiyorum ama gecmiste sorun yasadiysak falan sahsi algilamamaya calisiyorum. Kimse mukemmel degil, birlikte vakit gecirmeyi seviyorum. Kotu akraba muhabbetleri burada cok meshurdur, cogu da haklidir eminim ama her akraba kotuyse birileri de bizden kotu diye bahsediyor olmali.
+1
mbond
(01.07.26)
annem 11 kardeş babam 11 kardeş, mebzul miktarda kuzen var
herkesi değil ama epey bir sevdiğim vardır, bazılarıyla birlikte büyüdük. bazı büyüklerime çok saygım vardır
ama hiç görmediklerim de var
0
subcomponent
(01.07.26)
Hepsini severim, hepsi kendi halinde
0
mikahakkinen
(01.07.26)
herkes herkesin akrabası; bu hesaba göre zaten sizde başkasının gözünde akraba sevilmez seviyesindesiniz. Peki kendinize bunu yakıştırır mıydınız?

Ebeveynler zamanında onlardan kötülük görmüş, o zamanında bana şöyle yaptı diye söylenip duruyor. Ama eminim onlarda başkasına yapmıştır, sadece söylemiyorlardır. o akrabalarınıza sorsanız, sizinkiler hakkında kim bilir ne diyecekler ve sizinkiler kim bilir nasıl savunacak.

Sırf ailem sevmiyor diye halamı sevmeyecek değilim. Halam beni evine çağırır, konuşur ederiz. Ebeveynlerle birbirini yesinler, beni çok ilgilendirmiyor yani. Ben akrabalarım ile kişisel olarak bir problem yaşamadım, gerisi de beni ilgilendirmiyor valla.

edit: kişisel değil genel olarak söyledim ya :)
0
substituent
(01.07.26)
Hemen hepsini baya seviyorum. İyi ki varlar
+1
kisa
(01.07.26)
@sub, bana diosan ben cok seviyorum
0
🌸üğpoıuy
(01.07.26)
Ne yazık ki insan zaman ilerledikçe herkesin bir falsosunu göre göre bazı duygularının köreldiğini fark ediyor.

Yine de bayram günlerinde, artık tek tük kalmış ihtiyarların evinde nadiren gördüğüm akrabalarla bir araya gelmek mutlu ediyor.

Çok daha nadir olarak çok geniş katılımlı akraba toplantı/yemeklerimiz oluyor. Orada kimisini tanımasam da hepsi benden olan o koca kalabalığın içinde olmak iyi geliyor. Kan çekmesi diye bir şey gerçekten var galiba.

Ama dediğim gibi çok istisnai durumlar bunlar. Yoksa normalde kuzenlerimle bile öyle çok da görüşmüyorum artık.

Yine de akraba akrabadır. Kavga dövüş, şerefsizlik, hırsızlık, kan vs olmadıkça bir parça olsun bağ kalması iyidir.
0
lazor
(01.07.26)
Belki 30-40 akrabam var, sevdiğimin sayısı 5i geçmez
0
gadlemler
(02.07.26)
Yüzde doksanını 10 yılda bir görüyorum. Sadece cenaze ve bayramlarda gördüğüm insanları sevsem ne sevmesem ne. Eskiden hepsine karşı nötrdüm ama yaş ilerledikçe sevmemeye başladım bazılarını. Sık görüştüklerime bir lafım yok ama 10 yılda bir gördüklerim hiç umrumda değil artık. Çok merak ediyorlarsa onlar gelip beni görebilir. Çoğunun nerede oturduğunu bile bilmem. Mesela aynı semtte oturduğum amcamın evinin yerini bile hatırlamıyorum:)
0
nothing in my way
(02.07.26)
Akpli olumca akraba da olsa sevilmiyor.
-1
rhan
(02.07.26)
%95'ini günahım kadar sevmem %5'ini senede bir görsem özlem duymam.
0
solo
(03.07.26)
(13)

ofiste yaşadığınız tuhaf olaylar

lil siztah
s.b.
s.b.
+4
lil siztah
(30.06.26)
ben başlıyorum.
yıllar önce küçük bir ofiste 4 kız çalışıyoruz. kızlardan biri çok sessiz sakin, kendi halinde, eğlencesiz bir tip.

bir projenin yetişmesi için haftalardır sabahladığımız günlerden birinde, arkadaşlardan biri oturduğu sandalyede fenalaşıp bayıldı (zaten düşük tansiyonlu zayıf bünyeli bir kızdı; çok panik olmadık açıkçası). ofis merkezi bir yerdeydi, patronumuz hemen kızı kucaklayıp arabasına attı ve acile götürdü. diğer iki arkadaş da onlarla gitti. ben ofiste tek kaldım; sen bilgisayarları, ofisi falan kapatıp gelirsin dediler (her akşam en son çıkanın, pencere-kapı ve elektrikli herşeyi kapatıp, alarmı kurduğu bir düzenimiz vardı).

proje yetiştiriyor olduğumuz için her dakikamız önemli; herkesin bilgisayarında ne çizim varsa, save etmiş mi bakıp kapatıyorum. bu sırada, bu sessiz kızın bilgisayarına bakayım dedim; açık tarayıcıda "lotus pozisyonu nedir, nasıl yapılır" temalı bir sayfa çarşaf gibi açıktı! :) işin ilginç tarafı, ofiste masalarımız duvara dayalı, hayvani boyuttaki çizim ekranlarımızın ortaya baktığı bir düzenimiz vardı. o kızın böyle bir şeye açıktan bakmasına şaşırmakla birlikte, şimdi bu kız olayın heyecanı geçtikten sonra bilgisayarında açık olan şeyi hatırladığında çok utanacak; ne yapsam? diye, aldı beni bir düşünce :D

neyse, hastane tayfası kısa sürede geri geldi, ben de kızların bişey demesine fırsat vermeden, "ayy çok panik olunca dosyaları save etmeye falan uğraşamadım; hızlıca hepinizin power kablosunu çektim, kusura bakmayın kızlarrr :s" dedim. kimse tepki vermedi ama bence çok akıllıcaydı yaa 8)
+5
🌸lil siztah
(30.06.26)
Simdi girip lotus pozisyonu nedir ve nasil yapilir diye araticam
+7
üğpoıuy
(30.06.26)
ofisi iş yeri olarak genişletirsek bir hikayem var.

Tren işletmeciliği yapan firmada staj yapıyordum. O sırada da yeni trenler tırlarla getirilip raylara indiriliyordu. Haftada bir vagon geliyordu. Normalde olduğum ekipteki mühendisin raylara indirilme sürecinde sürecin başında olması gerek ama o kadar standarda bağlamış ki çok uğraşmıyordu artık.

Yine ofiste oturuyorum öyle, bi vagon geldi. Söz konusu mühendis, bana; sen git izle ben sonra gelirim, dedi. Ben de bi heyecanla gittim. Staj defteri için fotoğraf çekiyordum falan. Derkeeen bir anda, treni, tıra bağlayan halat koptu ve tren yokuş aşağı kontrolsüz şekilde hareketlendi. Rayların sonunda başka bir trene çarpıp durdu. Devasa bir gürültü çıkmıştı hiç unutmam. Ben de o sürede video çekmiştim.

Bunlara ek, Oraya bakan güvenlik kamerası, başka bir tır yüzünden engelleniyordu. Böylelikle olaya ait tek video bende oldu :)

bir anda firmada beni tanımayan kalmadı, trenin üreticisi olan koreliler bile adımı anar olmuştu :)
+5
substituent
(30.06.26)
Staj yaptığım şirket büyük ama nihayetinde aile şirketiydi. Patronların İşsiz ve okumadığı için ortalarda takılan kız yeğenleri vardı, ben haftada üç gün ofise gittiğim için gelmediğim zamanlarda masama o kız oturuyordu. Neyse bilgisayarda bir şeyler ararken o zamanlar MSN olduğu için kayıtların kaydedildiğini farkedip silmek için girince kızın birden fazla erkekle cinsel içerikli yazıştığını görmüştüm :)
Kayıtları silip kimseye bahsetmedim ama kızın tarzını düşündükçe özellikle ofiste o şekilde yazışması çok garibime gitmişti.
+1
ekimoloji
(30.06.26)
@üğpoıuy, o sıra inan ben de bilmiyordum; şekillere biraz baktım, yalan yok :D
18 civarındaydım; kız çok utanacak şimdi diye bir de triplere girdim :) şimdi olsa meh meh der, ekran koruyucuyu kapatırım :P
0
🌸lil siztah
(30.06.26)
başlık tutmamış gibi, bi tane daha yazıyorum :)

anlattığımdan bir önceki firmada, fuar stand tasarım işinde çalışıyorum. modüler bir sistemimiz var; genelde onunla basit tasarımlar yapıp geçiyoruz. ancak büyük müşteri gelirse ve özel bir tasarım yapılacaksa, serbest çalışan bir mimarla anlaşmamız var; o gelip tasarımı yapıyor. ama modelleme vs bilmediği için, ofisin en çözmezi olan benim yanıma oturuyor; eskizini bilgisayara aktarıyoruz. tabi o bir şey istiyor, benim modellemem 5-10 dk sürüyor; o da o sıra harıl harıl bişeyler yazıyor masanın ucunda. biz ayda bi kaç kez, bir kaç gün birlikte çalışır olduk.

neyse, bi gün bu abi bana yine "şuraya şöyle bi eleman gelecek" diyip, ben çizerken kalkıp ofisin başka bi odasına gitti. ben de bi noktada takıldım; dedim eskize bakayım.. kağıtları elime bir aldım, neye uğradığımı şaşırdım :s adam meğer bana komut vermekten boş kalan vakitlerde erotik hikaye yazıyormuş! :D yani aklımda kalan bi cümle var ama, sansürlemeden koyabileceğim bir kelimesi dahi yok :D bayaa hard core :F
bu abi, aynı zamanda leman'ın kadrolu çizerlerindendi ve bu hususta bir ansiklopedi de çıkardı sonra (anlayanlar anladı :)
edit: puhaha şimdi sözlüğe baktım; ansiklopediyi meb toplatmış! :D
+7
🌸lil siztah
(30.06.26)
atm üzerinde çalışan bir yazılım yapıyoruz. ofiste bir test atmsi var. kasa anahtarları kayboldu, kasasını açamıyoruz (içinde gerçek para yok, test parası var). çilingir gelip, matkapla kasayı delip açmıştı. sonra yeni kilit taktı.
0
inheritance
(30.06.26)
Eski yöneticim projenin bitmesine son 2 ay kala baska bir şehirdeki ofise geçiyordu. Ekipte o hariç herkesin projesi bitiyordu onun başında bulunduğu baska bir proje daha vardı. Son gününde ekibe bu öglen yemeğe birlikte gidelim bendensiniz dedi. Zaten onun disi da ekipte 4 kişiyiz 2si yoktu o gün. Ben ve baska bir arkadaş e iyi olur tamam dedik. Gittiğimiz ocakbasinda menüye bakip burasi cok pahalıymış hadi baska bir yere gidelim dedi(orası daha once de baska vedalar icin yemek yediğimiz bir ocakbasiydi, yani fiyatları biliyordu). Diğer arkadaşla biraz garipseyerek e iyi madem gözlemeciye gidelim dedik. Arkadaşın arabasına atladık gozlemeciye gidecekken ya benim canim hamburger istiyor şu butik burgerciye gidelim mi dedi. Tamam dedik burgerciye gittik. Herkes ayni şeyi istedi, hesabı istediğimizde yöneticimiz "ya herkes yediğini ödese olur mu dedi" tamam olur dedik ama bu adam aylik 5k eur maaşı olan biriydi. Garipti. Ödemeyeceksen ben ödeyeceğim deme bari.
+9
Amaranta ursula
(30.06.26)
baska bir firmanin tavsiyesi ile ise bir cizim elemani aldim, baya iri yari bir hatun.
isinde cok iyiydi, baya utangac bir tipti falan. 50li yaslarda.

birgun beni aradi, seninle konusmam lazim bir ruya gordum falan dedi.
hayirdir ya dedim. sana benim durumumdan beni tavsiye eden sirket bahsetti mi diye sordu, hayir dedim.

ben seneler once cinsiyet degistirdim dedi. ruyamda sen bunu ogrenince beni kovdun falan dedi. ben de zerre anlamamistim, herhalde abi cok eski translardan biriydi, sesi ince, utangac, gogusler falan yapilmis, adem elmasini falan aldirmis herhalde. bir tek iri yari.

benim icin hic sikinti yok dedim, guldum gectim.
2 sene kadar beraber calistik, sonra toplu bir isten cikartma oldu ikimizi de sepetlediler hahah.
+5
cooperr
(30.06.26)
Bir tane daha yazayım hayatımdaki en nefret ettiğim patronum sıfatını kaybetmeyecek avukat, ofiste Türk kahvesi içilmesini yasaklamıştı neymiş önceki çalışanlar fal bakıyormuş.

Bir de aynı adam katip arkadaş yanında kaşeyi götürdü diye telefondan kulağını çekip ahizeye avazı çıktığı kadar bağırarak hakaret etmişti. Karşımda o deli halini görünce sinirden burnum kanamıştı.
+1
ekimoloji
(30.06.26)
@lil siztah
Lotus pozisyonunda ne var ki? Ben mi anlamadım? Yoga için bir hareket değil mi? Neden utansın ki?
+5
benaslindayohum
(30.06.26)
Lotus pozisyonunda ne var utanılacak anlamadım ben de domalma pozisyonu veya kegel egzersizi tarzı bir şey mi dedim bi an ama yok yani anlamadım.

Ben de anlatayım 5 sene önce falandı o zamanlar ofisten çalışıyoruz.

Ben ya stajyerim ya da 1 yıllık junior yazılımcıyım. Ekibin hepsi benden 5-10 yaş büyük.

O zamanlar onedio testleri meşhurdu toplanıp çözüyorlardı. Bir boşlukta haylaz bir abimiz şey testi açmış "ne kadar yürüyen cinselliksiniz" tarzında. Oturmuş 5 kişi onu çözüyorlar ama çoğu da muhafazakar veya ona yakın yani. Ben de neye bakıyor bunlar diye yanlarına gittim arkadan bakıyorum ekrana. Genelde doğru ilerliyorlar :3

Bir soru geldi, tam net hatırlamıyorum ama "erkeklerin g noktası anüstedir, erkeklerin anüste zevk alacak bir noktası vardır" tarzında bir soru, altında da doğru yanlış seçeneği var.

Bunlar hep bir ağızdan dedi ki yok la olur mu öyle şey HAYIR tabii ki..... diğer soruya geçtiler. Çoğu da sivaslıydı bu arada.

Ben de yarışma heyacanıyla arkadan boş bulundum, hayır ya doğru olacak bilmiyor musunuz dedim hepsi bi döndü bana baktı ben kaldım öyle derin bi sessizlik oldu. Ama çok takmadan diğer sorulara geçip bitirdiler.

Sonra benim dediğim sorunun aslında doğru olduğunu görünce tekrar bi döndüler kardeş sen hayırdır diye sdfjsgdjsh ne var abi genel kültür bunlar falan dedim mutfağa gittim artık arkamdan ne demişlerdir bilmiyorum sdfsdgjsh kesin vurduruyordur falan demişlerdir de o zaman düzenli ilişkimiz vardı seks hayatımız geniş olabilir ne olmuş yani
0
ananiyimioguz
(01.07.26)
Arkadaşlar dün mü doğdunuz? Hikayedeki detaylardan da mı anlaşılmıyor? Kamasutra’daki lotus’un görsel eşliğinde anlatımından söz ediyorum..
-1
🌸lil siztah
(01.07.26)
(5)

Yurtdisindan Hoparlor getirmek ve gumruk ile ilgili soru

inte17
4 adet Bose soundlink gen 2 getirecegim. 2 tanesi bana ait acilmis sirt cantamda diger 2 tanesi paketinde bavulda. Toplam deger 430 Euro altinda kaliyor. Hayirdir derler mi?
4 adet Bose soundlink gen 2 getirecegim. 2 tanesi bana ait acilmis sirt cantamda diger 2 tanesi paketinde bavulda. Toplam deger 430 Euro altinda kaliyor. Hayirdir derler mi?
0
inte17
(29.06.26)
Bir şey olmaz al getir.
0
duptıs
(29.06.26)
derler, ticari işleme çekerler. sadece 1 adet hakkınız var. değeri önemli değil.

gümrük mevzuatını araştırabilirsiniz.
0
galahad reloaded
(30.06.26)
değeri çok önemli değil, ps5 pro sokan bir sürü kişi var, 800euro bi de o. ama aynı cihazdan 4 tane problem. gümrüğe çağırlarsa sağlam dikkat çeker. çağırmazlarsa anca öyle olur.
0
substituent
(30.06.26)
4 tane problem yaratabilir.
her ihtimale karşı diğerlerinin de paketlerini çıkartıp faturasını yanında bulundurmak daha iyi olur.
0
duyuruuser
(30.06.26)
1 tanesi yasal hakkınız. diğerleri riskli vergisini verdirmenin yanında duruma göre kaçakçılığa bile sokabilirler.
0
jülsezar
(30.06.26)
(6)

Kira miktarı

herkul poyraz
Kiralarda senelik zammın maksimum TÜFE oranında yapılabileceği kanunla sabit. Peki kira sözleşmesinde (ev sahibinin imzası yer alıyor) zam için "tüfe ile üfe nin yıllık ortalaması" yazıyorsa, sözleşmede yazılan mı geçerlidir tüfe mi? ben sözleşmede yazana göre yapsam sorun teşkil eder mi?
Kiralarda senelik zammın maksimum TÜFE oranında yapılabileceği kanunla sabit. Peki kira sözleşmesinde (ev sahibinin imzası yer alıyor) zam için "tüfe ile üfe nin yıllık ortalaması" yazıyorsa, sözleşmede yazılan mı geçerlidir tüfe mi? ben sözleşmede yazana göre yapsam sorun teşkil eder mi?
0
herkul poyraz
(29.06.26)
zam yapacağınız ayın tüfe oranına bakarak yapabilirsiniz. mesela Haziran Ayı Kira Artış Oranı %32,24 görünüyor google yapınca.

temmuz ayı için henüz belirlenmedi ama aşağı yukarı bu civarda olur muhtemelen. ben bu şekilde yapıyorum.
-1
ruhlardan esinlenen karga
(29.06.26)
TÜFE yasal tavan sınırdır aslında. anlaşmada bu oranın altında bir orana denk gelen artış maddesi varsa onu yapabiliyorsunuz, üstünde bir anlaşma yapamıyorsunuz diye biliyorum. yani tüfe+üfenin ortalaması tüfe'nin altındaysa yapabilirsiniz. hukukçu değilim.
0
awlmi
(29.06.26)
tüfe geçerlidir yasal olarak.
-1
kveldulv
(29.06.26)
bu tarz durumlarda kanun ne diyorsa odur. Karşı tarafın önceden rızasını almak hiçbir şey değiştirmez. Hükmen geçersizdir çünkü kanuna karşı bir madde yapamazsınız. aşağısı olur ama belirlenen miktarı aşamaz.

Bunun diğer örneği ise, ek mesai ücretlerinin serbest zaman olarak kullandırılması. İşe girerken istediğiniz kadar imza atın; işverene ben ek mesai ücretimi istiyorum derseniz vermek zorunda. Kanuna karşı madde geçersiz oluyor yani her türlü. Eğer ek mesai ücretleriniz verilmediyse, işten çıkarken bir avukata iyice danışın.

Ek bilgi vereyim; Eğer işverenin haksızlık yaptığından şüpheleniyor/duyum aldıysanız, somut delil olmadan şikayetçi olabiliyorsunuz, işveren böyle bir şey olmadığını kanıtlamak zorunda. Hatta bundan sonra size karşı bir tavır takınırsa bunu da şikayet edebiliyorsunuz, bunu da kanıtlamak zorunda kalıyor. Ayrımcılık yapması 4 ek maaşa kadar tazminat hakkı doğuruyor.
0
substituent
(29.06.26)
İlk olarak TÜFE değil, TÜFE'nin son 12 aylık ortalamasıdır referans oran. Ancak bu oran yasal üst sınırı belirler. Sözleşme esastır. TÜFE'nin 12 aylık ortalamasını geçmeyecek şekilde özel madde belirlenebilir.
0
himmet dayi
(29.06.26)
Yanıtlarınız için çok teşekkür ederim.
0
🌸herkul poyraz
(29.06.26)
(2)

Speaking için en iyi ai uygulamalar?

avatar is back
Uzun uzun sohbet edeyim istiyorum. Mesela videoda gördüm eleman salatalık soyduğunu anlatıyor ai sürekli ne yapacaksın nasıl yapacaksın falan diye sohbeti açıyor. Aylık ücreti milyon dolar olmayan makul, daha önemlisi cidden işe yarayan neler önerebilirsiniz? Şekilli cancanlı arayüz, sürekli tıklama
Uzun uzun sohbet edeyim istiyorum. Mesela videoda gördüm eleman salatalık soyduğunu anlatıyor ai sürekli ne yapacaksın nasıl yapacaksın falan diye sohbeti açıyor.

Aylık ücreti milyon dolar olmayan makul, daha önemlisi cidden işe yarayan neler önerebilirsiniz? Şekilli cancanlı arayüz, sürekli tıklamalı seçmeli duolingo gibi şeyler istemiyorum. Konuşup takılıp çıkayım
+1
avatar is back
(29.06.26)
Chatgpt ile kankan gibi muhabbet edersin, kamerayı açarsan etrafta olan biteni de görüp ona göre konuşuyor.
0
kimlanbu
(29.06.26)
praktika
0
substituent
(29.06.26)
(18)

Arabanız ne renk

arbre
Anket sorusu. Siyah, beyaz, gri beğeniyor musunuz?
Anket sorusu. Siyah, beyaz, gri beğeniyor musunuz?
-4
arbre
(24.06.26)
mavi, siyah tavan. kir göstermesi dışında güzel.
0
inheritance
(24.06.26)
arabam yok ama peugeot 3008in rengine hastayım
0
neira
(24.06.26)
su an arabam yok. varken beyazdi. ben beyaz seviyorum ama sikildim. yeni araba alacak olsam guzel bir kirmizi secenegi varsa kirmizi alabilirim. yoksa mavi veya gri tonlari olabilir. siyah sevmiyorum.
0
lemmiwinks
(24.06.26)
alıcak olsam gri, ya da çok açık renkler alırdım.

Yaz gününde, siyah arabalar 65 dereceye kadar çıkıyor, beyazlar ise 45 dereceye kadar.

Soğutma performansı, yakıt tüketimini ciddi etkiliyor.
0
substituent
(24.06.26)
substituent, gri siyahtan iyi o zaman
-5
🌸arbre
(24.06.26)
beyaz :-)
0
euteamo
(24.06.26)
yukarida arkadaslarin bahsettigi gibi
renklerin isiyi sogurmasi ;

m.youtube.com
0
designer
(24.06.26)
gümüş. silky silver metallic diye geçiyor.
0
rain when i die
(24.06.26)
Gri
0
logisticsmanager
(24.06.26)
Yeşil :)
0
gadlemler
(24.06.26)
evet beğenirim, önceki aracım füme şimdiki beyaz ama füme daha güzeldi
0
kestane gürgen palamut
(24.06.26)
@arbre

Kesinlikle. Siyah ve beyaz en uç durumlar olarak düşünebiliriz.

Açık renkler ışığı daha çok yansıtır, kapalı renkler çok soğurur.

Tam beyaz en iyisi ama o da çok beyaz eşya gibi duruyor. Gri renkler, açık mavi gayet kabul edilebilir bence.
0
substituent
(24.06.26)
Gri beğendim bir tane ama gönül siyah ya da beyaz istiyor, sıcaklık konusunu düşününce beyaz mantıklı geldi
-5
🌸arbre
(24.06.26)
Gri
0
umutt
(24.06.26)
koyu gri
0
benimkibu
(24.06.26)
yaygın renkleri görsel olarak sevmiyorum ben, renkli hatta rengarenk olsun isterdim kaplamalı anime stickerlı tarzda olanlar mesela yurt dışında daha yaygın onlar çok güzel olabiliyor. mavili yeşilli pembeli kırmızılı filan güzel tasarımlı sevdiğim bi animenin karakterleriyle olsun isterdim, rally aracı tarzı tasarımlar da çok güzel çocukken sokakta bi lacivert impreza vardı öyle :) ama benimki düz beyaz :(

düz renk olacaksa da mavi isterdim ama şu var ki beyaz cidden en garantisi... daha az ısınır güneş yanığı vernik atması çizik vs. daha az belli olur. o yüzden beğenmesem de memnunum beyaz olmasından.
0
konetsu
(24.06.26)
Beyaz.
0
ekimoloji
(24.06.26)
Parlak gümüş gri.
Başta pek istemiyordum başka seçenek olmadığı için mecbur kaldım ama kullandıkça çok sevdim. Kirlenmeme açısından da iyi.
0
megalomaniac
(25.06.26)
(8)

İnternetten çamaşır makinesi alınca nasıl geliyor?

ya ben lan neyse
mağaza benim bulunduğum şehirdeki depodan mı yolluyor?yoksa direkt benim olduğum şehre başka şehirden mi yolluyor?benle irtibata nasıl geçiyorlar? çünkü telefonum paylaşılmıyor.hb, trendyol gibi yerlerden yapılan alışverişleri kastediyorum.ben eskişehir'deyim. mağaza istanbul'da.
mağaza benim bulunduğum şehirdeki depodan mı yolluyor?

yoksa direkt benim olduğum şehre başka şehirden mi yolluyor?

benle irtibata nasıl geçiyorlar? çünkü telefonum paylaşılmıyor.

hb, trendyol gibi yerlerden yapılan alışverişleri kastediyorum.

ben eskişehir'deyim. mağaza istanbul'da.
0
ya ben lan neyse
(23.06.26)
Kargoyla gelirse siz arayıp montaj talep ediyorsunuz
Bayi deposundan merkezi çalışılıyorsa sizi ariyorlar randevu için
Bu kadar düşünmeyin hasta olursunuz
+1
artıküyeolmakistiyorum
(23.06.26)
* kargo gelir, ürünü kapina birakir,
* mümkunse makinayi calisacagi yere biraktirin, ama paketi acmayin tabi,
* kargocu tarafindan hasarsiz yada hasarli diye tutanak tutulur,
* sonra servisi ararsin, montaj günü kararlaştirilir,
0
designer
(23.06.26)
Nereden aldığınıza göre değişir aslında. Direkt markanın kendisinin satıcı olduğu bir yerden alırsanız muhtemelen servise gönderirler, onlar arar randevu alır getirir kurar. Arçelik’te Samsung’da öyleydi en azından.
0
orient blue
(23.06.26)
Hb’den aldık biz.

Benim anladığım, satıcı kendi gönderiyor.

Telefonunuz paylaşılıyor. Çamaşır makinesi kargolanınca, satıcı beni aradı. Ürünü gönderdik, yarın gelir, siz yetkili servisi arayıp kurulum isteyin dediler.
0
substituent
(23.06.26)
Vatan bilgisayar'dan TV almıştım. İstanbul'da yaşıyorum ve İstanbul'daki birçok şubede stok olmasına rağmen Antalya'daki bir mağazalarından geldi.
0
Cesario
(24.06.26)
Hb'den kurutma aldım yakın zamanda. Akabinde satıcı aradı. "Makinenizi servis getirecek" dedi. Sonraki bir hafta boyunca Arçelik servisi aradı sabahları (Makine Beko'ydu) ve "Daha gelmedi cihazınız" dedi. Sonra arayıp randevu aldılar. Getirip montajını yaptılar. Sistemleri gayet güzel.
0
dilemma of subscribtionability
(24.06.26)
kargocular sizi arayabiliyor, satıcılar da arayabiliyordur diye düşünüyorum.
0
co2s2
(24.06.26)
hangi firmayla yolladıkları yazıyor bazen, ona da dikkat etmek lazım. bazı şirketler apartmanın kapısına kadar bırakıyor duruma göre, şikayetler oluyor.
0
robokot
(25.06.26)
(13)

Son günlerde "iyi ki keşfettim" dediğiniz neler var?

kullanicadi
Yakın zamanda ne izlediniz, ne okudunuz, ne dinlediniz? Dizi/film, kitap, müzik, podcast önerileri alma amacıyla sordum aslında ama aklınıza gelen bambaşka bişi de olabilir hiiç fark etmez. "Bunu iyi ki keşfetmişim" dediğiniz her şeyi yazabilirsinizBen müzik olarak şunu resmen loop'a aldım dinliyoru
Yakın zamanda ne izlediniz, ne okudunuz, ne dinlediniz? Dizi/film, kitap, müzik, podcast önerileri alma amacıyla sordum aslında ama aklınıza gelen bambaşka bişi de olabilir hiiç fark etmez. "Bunu iyi ki keşfetmişim" dediğiniz her şeyi yazabilirsiniz

Ben müzik olarak şunu resmen loop'a aldım dinliyorum
music.youtube.com
0
kullanicadi
(21.06.26)
radiohead'in popüler şarkılarını çok dinlerdim ama şunları yeni buldum ve takıntılısı oldum resmen: you and whose army, nice dream, 2+2=5

ezginin günlüğü'nde ise: ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü, akşam şarkıları, kıyısız deniz, unut gitsin, bilinmeyen ülke

buz, nefretim kederimden

kitap olarak, "uyuyan adam" çook hoşuma gitti.

praktika, ai ingilizce speaking pratik yapma uygulaması. çok kullanışlı geldi bana.

son olarak; izlemediyseniz: mr. nobody, hala dinlemediyeseniz: falling from grace.
-1
substituent
(21.06.26)
Belgesel: BBC Africa Eyes programı: www.bbc.co.uk

Müzik: Mısırlı arkadaş sağ olsun: Sherine--Sabry Aalil: open.spotify.com

Dizi: Amazon Prime'da Medici

Bir şey okuyamayalı çok uzun zaman olmuş, bu durum beni mahçup etti:(
0
Amaranta ursula
(21.06.26)
Tubi isminde bir dijital platform keşfettim.

Düşük bütçeli, ucuz aksiyon, erotik gerilim yani B filmler -ki hastası olduğum- yayınlayan bir platform. Ücretsiz olması ve altyazı sunması da cabası.

Bir haftadır çok film izledim. Meraklısıysan tavsiye ederim.
0
yurtsuz john
(21.06.26)
relative diye cluj-napocalı bir rap metal grubu keşkettim.

grubun eski davulcularını tanıyordum şimdi çaldıkları gruplardan ama grubu daha önce dinlememiştim hiç.
0
rain when i die
(21.06.26)
night ride (şarkı) - The Growlers
Sürekli başa sarıyorum açınca.

Bi de Doğu dizisinin yeni sezonu :) gerçekten çok eğleniyorum
+1
megalomaniac
(21.06.26)
Nikos Vertis - an eisai ena asteri
Radio Taifa - manana

İkisi de yaz akşamı balkonda şarap içmelik hava verdi. Son zamanlarda başka keşfim yok.
0
ekimoloji
(21.06.26)
youtube.com

Kyle and davey serisi çokomik
-1
fildirfildir
(21.06.26)
Belki biliyorsunuzdur ancak yine de yazayım.
TRT 2'nin her gün saat 21.30'da değişik ülke yapımları filmleri oluyor. Daha çok festival filmleri.
Çoğunu beğeniyorum.
Benim için yeni bir keşif.
+4
pro9it9is9
(21.06.26)
Daft Punk - Tron Legacy soundtrack albümü

Hele hele End Of Line ve buna yapılan remiksler çok iyi
+4
fatihdr
(21.06.26)
Şu müzik aletinin adı guzheng.
Çin müziğine aşık etti beni.

www.youtube.com

Bu çin müziği değil, bizim The Eagles diyen olursa diye devamı şurada

www.youtube.com
+1
Mirket
(21.06.26)
eric clapton 1991 konser kayitlari.

iki hafta once falan aklima dustu bir anda bakayim dedim ortamlarda var mi diye hakkaten varmis hatta 2023'te remastered olmus sanirim. ozellikle orkestral olan versiyonunu basindan sonuna kadar sarmadan dinliyorum. simdi ornek koymak icin youtube'a baktim birisi yuklemis. :)) ilginc.

ornek:
www.youtube.com
0
arakaali
(22.06.26)
www.youtube.com
Arkeoloji ile ilgilenenler için muazzam bir kanal. Konuklar kaliteli, konular zengin. Bu kanalın daha çok takipçisi olması lazım, belki zamanla büyür.

www.youtube.com
Yeni kitaplar keşfetmek için ve okuduklarımı başka bir bakış açısından dinlemek için takibe aldım, güzel faydalı bir kanal.

www.youtube.com
Tasavvuf ile ilgilenenler için, zengin bir bakış açısına sahip anlatan kişi, bazı film-kitap önerileri oluyor, faydalı.

www.youtube.com
Ekonomiye ilgi duyanlar için kanalın tamamı değil sadece bu oynatma listesini beğendim. Daha doğrusu genel olarak Özge Öner'i beğendim diyelim, perspektifi güzel

ve son olarak "TRT Dinle" uygulaması. Bence her telefonda olmalı
0
umutt
(22.06.26)
Moğollar - Yolum Seninle open.spotify.com
0
adivar
(22.06.26)
(3)

tr inditex vs avrupa inditex grubu

Purple life
arada ne farklar var?vergilerden dolayi avrupa'da daha ucuz mu kaliyor? kalite olarak ayni mi? ayni ürünler mi cikiyor?
arada ne farklar var?

vergilerden dolayi avrupa'da daha ucuz mu kaliyor? kalite olarak ayni mi? ayni ürünler mi cikiyor?
-2
Purple life
(20.06.26)
İnditex için bilmiyorum ama hm için yorum yapabilirim. İkisi de aynı düzende çalışan firmalar olduğundan hm için diyeceklerim inditex için de geçerlidir sanırım?

İskandinavya hm den alınmış hırkam var. Aynı modelin farklı rengini de Türkiye’den almıştım. Ben hiç fark hissetmedim. Dokusu, yapısı her şeyi aynıydı.

Ürün çeşidi olarak, Türkiye ile de aynı sanırım. Büyük hmleri gezdim orada, sanki türkiyedekinden hiç farkı yoktu. Kasaları bile aynı mimaride olduğunu hatırlıyorum.

Fiyat olarak da aynı seviyedeydi. Yanlış hatırlamıyorsam oradakiler bir tık daha pahalıydı sadece.

Hm’nin Türkiye’de üretimi yok diye biliyorum. Zaten Avrupa’da tekstil üretilmeyeceğinden hem Avrupa’ya hem dr Türkiye’ye Asya’dan geliyordur; hem hm hem de inditex.

Ama mesela adidasın ayakkabalarında, hem made in uk hem de Asya’dan gelen aynı modeller vardı. Ve uk olanlar fazla pahalıydı.
0
substituent
(21.06.26)
ispanya ve italya fiyat olarak %10 aşağı-yukarı aynı. kalite aynı.
ispanya'da çeşit daha çok.
0
mutlu yillar sana
(21.06.26)
urunlerin cogu ayni, fiyatlarin cogu ayni. indirim sezonunu kadinlar cok seviyor (turkiyede de o kadar indirim oluyo mu bilmiyorum)
0
fakyoras
(21.06.26)
(5)

Ölmeden önce mirası garantiye aldırmak

cemallamec
Merhaba,Yarın bir gün ölürsek ya da başımıza bir şey gelirse üstümüzdeki taşınmazları bazı kişilere hukuken nasıl miras bırakabiliriz? Yani o kişilerin haberi olmasın tabii, biz ölünce malı başkaları satmaya kalkarsa malın satılamayacağını ve birilerine resmen miras bırakılmasını nasıl ayarlarız? Va
Merhaba,

Yarın bir gün ölürsek ya da başımıza bir şey gelirse üstümüzdeki taşınmazları bazı kişilere hukuken nasıl miras bırakabiliriz? Yani o kişilerin haberi olmasın tabii, biz ölünce malı başkaları satmaya kalkarsa malın satılamayacağını ve birilerine resmen miras bırakılmasını nasıl ayarlarız? Vasiyet yazınca pek etkili olmuyor sanki.
0
cemallamec
(18.06.26)
noterden yazılı bir miras belgesi bıraksanız bile mirasta pay sahibi olanlar iptal davası açabiliyor. o yüzden doğrudan o kişilerin üzerine yapacaksınız malı mülkü ölmeden evvel.
+3
janderzel zartanyan
(18.06.26)
Hukuka giriş dersi almıştım. Orada miras hukukundan da bahsetmişti hoca.

Şimdi şöyle bir durum varmış. Mirasınızı istediğiniz gibi bırakamıyorsunuz. Rezerve pay diye bir şey var, bunlar ilgili mirasçılara siz istemesiniz bile gidiyor. Kalan payı istediğiniz gibi bırakabiliyorsunuz.

Rezerve pay şöyle:
Öncelik eşiniz. Mirasınızın belli bir kısmı mecbur eşinize gidiyor.

Eş ile birlikte şöyle ilerliyor:
Önce çocuklar. Mirasın belli bir kısmı çocuklara, vefat ettilerse onların çocuklarına.

Çocuk yoksa: anne/baba kardeş. Çocukların miras hakkı ebeveyne geçiyor yani.

Ebeveyn de ölmüşse, büyük anne/baba.

Paylar nasıl hatırlamıyorum ama, evli ve çocuğunuz varsa; mirasınızın 3/4’ü rezerve. Buna dokunamıyorsunuz.

Çocuğunuzun hakkını başkasına verdiyseniz, yasal olarak çocuk mirasını alabiliyor. Mesela eviniz var ve 10m tl değerinde. Yaşarken başkasına geçirseniz ve satış işlemini 500k falan yaparsanız, çocuğun yine 10m de hakkı var. Mahkeme bu kadar düşük değerden satıldıysa mirası vermemeye çalışmış gibi yorumlar. Ya da 10m nakitten miras alması gerekir.
Evi 10m den satıp parayı yerseniz, böyle miras hakkı kalmaz tabii.

Rezerve payı iptal etmenin bir yolu var. O da miras sahibinin size saygısızlık yapması gibi durumlar. Hastayken size bakmadıysa, uzun yıllar arayıp sormadıysa, bu miras hakkından çıkarılabiliyor.
+4
substituent
(18.06.26)
Detayını bilmiyorum ama tamamı bir kişiye bırakılırsa sıkıntı oluyor daha sonra. Anne tarafından dedem satın aldığı yerlerin kabaca %90'ını yeni eşine vermiş, çeşitli şartlar da yazılmış, bakım vs. Neyse sonrasında dava vs açıldı o kalan %10 da kaybedildi falan ama o ufak parçayı dede kendi üstüne keyfi bırakmamış zaten anlaşılan, problem olur diye özellikle bırakılmış.
-1
mbond
(18.06.26)
Saklı pay/ mahfuz hisse konusunu inceleyin. Vasiyetnamenin tapuya şerh edilmesi konusunu inceleyin.
0
ground
(18.06.26)
Bir avukata başvurmanızı tavsiye ederim.
0
10551037
(19.06.26)
(22)

Evlenirken kadının soy ismimi değiştirmeyeceğim demesi

put it in your appropriate place
Özellikle erkeklere sorum; tepkiniz ne olurdu?Erkek kişisi olarak; şahsen problem oluşturmaz benim için.Edit: Henüz böyle bir duruma denk gelmedim.
Özellikle erkeklere sorum; tepkiniz ne olurdu?

Erkek kişisi olarak; şahsen problem oluşturmaz benim için.

Edit: Henüz böyle bir duruma denk gelmedim.
0
put it in your appropriate place
(11.06.26)
Umruumda değil. Bana sorsa almasın derim hatta. Niye başkasının soy adını alırısın ki. Ki zaten kadın olsam asla kabul etmezdim.

Tabii burada çocuğun soy adı ne olacak problemi çıkıyor ama onuda çocuk olunca düşünürüz, her detayı düşünerek ilerleyemeyiz sonuçta :)
+1
substituent
(11.06.26)
Yeterince zengin olmadığımı düşünürüm.
-8
arbre
(11.06.26)
Genel geçer olan, genel kabul görmüş bir uygulama var. Bu uygulamanın niye karşısındayız. Konaklamak için gittiğimiz otelde resepsiyon görevlisinin evlenme cüzdanı isteme ihtimaline değecek bir gerekçesi var mı diye sorarım.
Saçma sapan konularda duyguları mantığının önüne geçen biriyle evlilik yoluna en baştan girmem zaten. O aşamaya gelmez.
-6
Mirket
(11.06.26)
teoride müstakbel eşimin kendi soyadını korumak istemesinde hiçbir sakınca görmüyorum. özellikle herhangi bir alanda isim yapmış insanlar için baş ağrıtıcı olabiliyor bu değişiklikler. ha farazi konuşurken böyle makul yaklaşmak ve anlayış göstermek kolay tabii ama diğer taraftan benim soyadımı almak istememesine de bozulurdum gibi geliyor bana... ikisi birlikte olsa hiç problem değil ama benimki olacak seninki olmasın diye diretirse üzülürüm. öyle tuhaf veya uyumsuz olacak bir soyadım da yok. aile kuruyoruz, yeni bir yola giriyoruz sonuçta benden gelen bir şeyi almak istememesi üzerdi. bilmiyorum umarım yaşamam öyle bi durum zor soru açıkçası jdfjdj bi taraftan o kadar üzerinde durulmaması gereken bi şeymiş gibi geliyo diğer taraftan büyük olay.
0
der meister
(11.06.26)
çift soyad bu kadın evlidir mesajı verir, yüzük takmak gibi bir şey
yılışık tipleri ne kadar önler bilmiyorum ama sonuçta bir tedbirdir

evrak işlerinden dolayı resmiyette değişmese bile kendi doldurduğu formlarda, evraklarda, işyerinde, mailinde vs. kullanması önemli olur
-3
mantık
(11.06.26)
Ortadoğuda yaşadığının farkına varamayacak kadar kapalı bir çevrede yaşamış, örnekten bir yerlere varamayacak, örneğe takılıp kalacak kadar da yetersizlere değildi lafım ama olsun.

Bazan hayret ediyor olsam da, varsınız, biliyorum.
-1
Mirket
(11.06.26)
edmond abi+1 zaten soyadini alacak kisi kadinsa erkeklere niye soruluyo size ne oglum siz mi cekiyosunuz derdini evraklari siz mi yenileyecek bosanirsa siz mi ugrasacaksiniz
+3
ala09
(11.06.26)
benim hanima veremedik soyadini, cocuk benim soyadimda.
hatta en son yuzugu de cikartti, ben hala takiyorum.

bana bu hareketler trajikomik geliyor ve umursamiyorum zira kendisine bastan soyledim, sen soyadini almasan da, yuzugu de cikartsan, hatta epilasyona bulasmayip kollarini bacaklarini da killandirsan, goguslerini de aldirsan, ne yaparsan yap erkek olamayacaksin cunku ta$$aklar bende. :D
-8
cooperr
(11.06.26)
kadinlar kocalarinin soyadini almayip napiyorlar? babalarinin soyadini tasimaya devam ediyorlar.

bunun feminist bir sey olmadigini göremeyecek kadar elektra kompleksli feminist gecinen tiplerin yaptigi bir sey.
-1
Purple life
(11.06.26)
Benim bu konuda bilgim sıfırdı, biz evlenirken o dönem otomatik oluyormuş ve özel olarak söylemek gerekiyormuş. Belge bir geldi benim soyadlı, bu ne lan olduk.
Türk evlilik cüzdanında benim soyad, Fransızda kendi soyadı var. Türkiye ile bir olayımız olmadığı için bir etkisi olmadı ve zerre umrumda da olmadı.
Açıkçası eşim heralde böyle bir şeyi kabul etmezdi ve kendi kızıma da bunu kabul ettirmeye çalışan biriyle evlenme derdim, çünkü erkek tarafı için kolay hiçbir şey değişmiyor ama bunun bir kadın tarafı için etkisini anlamayacak/önemsemeyecek biri yeterli seviyeye erismemistir ve başka konularda da bu seviyede fikirlere sahip çıkabilir, riske gerek yok. Etrafımda soyadını almamış birçok kişi var ve bir kere şikayet ettiklerini de duymadım "hayatımız çok zor yaa" diye.
0
logisticsmanager
(12.06.26)
Umrumda bile olmazdı. Hatta ben, eşimin kizlik soyadını kendisine daha çok yakıştırıyorum. Kendisi ise aksine sevmediği için hiç mevzusu olmadı, benim soy ismime gecis yaptı.
0
wilhelmwasmuss
(12.06.26)
aa ben! esimin soyadini almadim evlenince. feminizmden ote, zilyon tane evrak kurek isiyle ugrasmak istemedim. ayrica kendimi 25+ sene ayse diye tanittiktan sonra bir anda sirf evlendim diye fatma diye tanitmak zorunda olmak cok abes geldi. 8-9 yildir evliyiz, hic gundeme gelmedi bu konu. yuz yuze herhangi bir konuda evlilik cuzdani soran da olmadi simdiye kadar, dusununce evlilik cuzdani nerde duruyor onu bile bilmiyorum. bu gecen zamanda da tonla burokratik isimiz oldu, kimse bisey demedi.

is yerimdeki mailde cift soyadi yaziyor diye bana yurumekten vazgececek olan insan, evli oldugumu ogrenince yine vazgecer yani, boyle koruma triplerine girmeye gerek yok.

insanin sirf cani istemiyor diye bunlarla ugrasmama luksu olmali, oyle yok yayinlari olan akademisyenmis, yok 8 ulkede oturumu varis gibi bahanelere gerek yok.
+4
taurina
(12.06.26)
Bu konuyu geleneksel olarak yani bu hep böyle oldu ezelden beri. Hep, her zaman kadın evlenince eşinin soyadını aldı bu durumda eşim de benim soyadımi almalı düşüncesiyle direten erkekler oluyor. Bu erkekler sormuyor ve sorgulamıyor.

Eşim neden benim soyadımi alıyor? Buna neden böyle bir karar verilmiş? Tersi de mümkün olamaz mıydı ya da başka bir alternatif yok muydu ya da istenilseydi bulunamaz mıydı? gibi. Bu konuyu ya hiç düşünme ve sorgulama gereği duymamış ki zaten bu tip " benim soyadımi alacak evleneceğim kadın" erkekleri hiçbir şeyi sorgulamaz. Düşünmek onlar için korkutucu bir eylemdir çünkü. Ayrıca bu durumun kendilerine toplumda sağladığı avantajlar da olduğu için zaten direkt kabul sebebi onlar için.

Bir de ikinci grup erkek var. Bunlar da erkeğin her zaman toplumda ön planda, yönlendiren, denetleyen, dominant olduğuna inanan ve bu durumda tabi ki kadının evlendikten sonra eşinin soyadını alması gerektiğini düşünen erkekler.

Bu tip erkekler; bir kadının kendi kararını vermesinden çok rahatsız olurlar. Hatta bu onların erkekliğine yapılmış bir saldırıdır. O sebeple, o kadınla ilgili çeşitli senaryolar üretirler. Erkeklerin yaşadığı bu duruma " kırılgan erkeklik" deniyor.

Bu her iki erkek modeli de çok kötüdür.

Özgüveni yüksek, kendiyle ve kadınlar ile ilgili sorunları olmayan, kompleksleri olmayan erkekler de var. Bu iki grup erkek bu erkeklerden de çok rahatsız olur.
0
rock n roll
(12.06.26)
benim eşim bu konuyu bir sefer açtı, ben de 'beni bağlayan bir durum yok, senin orjinal soy ismin tasarrufu sana ait' dedim.

ha şöyle bir sıkıntı çıktı, 2 isim 1 soy ismi default olarak vardı, şimdi 2 isim 2 soyisim oldu. Arjantinli forvet oyuncusu gibi geziyor ortalıkta. resmi belgeler şunlar bunlar işlerinde ya da kartvizit bastırdığında satır yetmiyor.
0
galahad reloaded
(12.06.26)
akademisyen değilim, ünlü bir sima değilim. babamdan gelen soyadı bırakmam bir sorun teşkil etmiyor.

eşimin soyadını memnuniyetle taşıyorum, eski soyadımı bıraktım. eşim ve oğlumla aynı soyadına sahip olmak beni mutlu ediyor.
+5
Hallegadola
(12.06.26)
evlenmezdim.

evlilik bağlılık gerektiriyor. soyadı gibi basit bir konuda bile bağlılığı olmayan biri evliliği ev arkadaşlığı olarak görüyordur.

erkek evlendiğinde bir sürü şeyden ,kendi hayatından bir sürü alternatif opsiyondan vazgeçiyor.
kadın da vazgeçiyor olmalı.

günümüzde nedense kadın bir şeylerden vazgeçtiğinde "eril bilmem ne, kadın özgürdür kadın şudur kadın budur" diye ciyaklamalar duyuyorsunuz. da evlilik böyle b ir şey değil. kadın da, erkek de kendinden bir şylerden vazgeçip yeni bir "benlik" oluşturacaklar. bundan keyif almıyorlarsa evlenmesinler.
-2
tchuck
(12.06.26)
Bağlılık falan diyenler olmuş, soyadindan vazgeçmek gibi basit bir konuda bile diyenler olmuş, e o zaman erkek kendi soyadindan vazgeçsin kadının soyadını alsın. Neden almıyor?

Ayrıca erkek tam olarak nelerden vazgeçiyor, erkeğin hayatında ne değişiyor?

Kadından kendi soyadını almasını istiyor. Evlendikten sonra kadının, belki de hayatı boyunca hiç görmediği bir yer artık kadının kütüğü oluyor. Erkek bu süreçte ne yaşıyor mesela?
0
rock n roll
(12.06.26)
Kadının soyadının değişmesinden daha garip olan bir durum var aslında. Kadının evlenince nüfus kütüğünün erkeğin nüfusa kayıtlı olduğu ile geçmesi. Şahsen ben anne babamin memlektine en son bir asır önce gittim. 1 adet bile arkadaşım dostum herhangi bir sosyal bağım yok. Evlenince esimin nüfus kütük kaydı da o ile geçiyor. Çok absurd. Bu tabii günlük hayatta görünür olmadığı için bir tepki oluşturmuyor ama soyadı olayından çok daha saçma. Kadının memleketi değişiyor.
+3
wilhelmwasmuss
(12.06.26)
cocuga babanin soyadi verilir. bunu tartisan da ne bileyim.
0
baldur2
(12.06.26)
ayrica 2 isim 2 soy isim kadar cringe cok az sey vardir.

melahat ipek dogan hacisomanoglu

bu ne lan? sanki 3 kisiden bahsediliyor.
+1
baldur2
(12.06.26)
erkeklerin buna alınıp takılacağını sanmıyorum ya rahat varlıklar onlar. mesela ben de soyadını almayacağım kendi soyadımı seviyorum ve brezilyalı futbolcu değilim ne kadar kısa o kadar iyi. resmi işlerde karışıklık yaratacak ve ne gerek var + evli olduğunu cümle aleme duyurma gibi geliyor bana. bahsettim kendisine sallamadı bile mesela.
+1
neira
(12.06.26)
Çift soyad kullanıyorum. Cringe değil cool olduğunu düşünüyorum. Zorunuza gitmesin. Tşkler.
+1
yenibirgüzelnick
(12.06.26)
(11)

Sosyal sıkıntıya girdim

denizkenarısandalye
İşten çıktım aşırı yorulmuştum eve geldim telefonu rahatsız etme moduna aldım hoş kimse rahatsız etmeye çalışmamış. Uyumuşum 3 buçuk saat. Sabah oldu sandım. Genelde günlerim böyle geçiyor normalde 40dk uyurum en fazla bugün abartmışım. Ama uyanınca üzüldüm baya bu nasıl hayatsızlık diye. Görüşebile
İşten çıktım aşırı yorulmuştum eve geldim telefonu rahatsız etme moduna aldım hoş kimse rahatsız etmeye çalışmamış. Uyumuşum 3 buçuk saat. Sabah oldu sandım. Genelde günlerim böyle geçiyor normalde 40dk uyurum en fazla bugün abartmışım. Ama uyanınca üzüldüm baya bu nasıl hayatsızlık diye.
Görüşebileceğim hiç arkadaşım kalmamış. Çok sevdiklerim şehir dışında yılda 1-2 max görüşebiliyoruz uzaklar. Bazıları da olur ya özel gün arkadaşı iyi bi plan yapıp buluşuluyor. Bir tane çok yakın olan var çok yakındık ama uzaklaşıyoruz heralde. Normalde haftayı geçirmezdik en son bir ay önce buluşmuşuz. Aynı yerde çalışıyoruz molalar birlikte hep ama sosyallik değil bu nasılsa. Hafta boyu sürekli duyurur gibi çok yoruldum çok yoruldum asla dışarı çıkmıcam diye söylendiği için bi yere davet edemiyorum ki yorulacak bişey yapmadığını biliyorum. Son buluşma teklifi ondan gelse de keyifsiz ve zoraki geçmişti bence. Bi yerden sonra erkek arkadaşı damladı eee ne zaman kalkıyosunuz diye. Ayy çok sıkıldık yoğunluktan bişi yapamıyoruz filan dese de evde reels kaydırdığını biliyorum istese çıkar mutlaka. Neyse o cumaya bişiler söyledi gitmeyeceğim iş gibi olmaya başladı artık ayıp olmasın diye diyor gibi hissediyorum. Bir vardı o da gitti yani.
Kalabalık bir topluluk var. Aşırı kalabalık. Bazen grup mesajlarını okuyorum pek sarmıyor mutlaka kafama uygun birileri vardır ama nasıl elenip bulunacak bilemedim. Oraya da o yüzden gitmiyorum.

Üzüldüm açıkçası napmak lazım zorlamak mı lazım kendimi hevesim de kalmadı böyle. Ama hadi bi kahve hadi bi şeyler içelim buluşmasını özledim. Gerçekten hoşlanmıyorsam sahte samimiyet de kuramıyorum evimde otururum daha iyi olur diyorum. Buraya döktüm işte içimi
-1
denizkenarısandalye
(10.06.26)
Bosver cagimiz yalnizlik cagi zaten.
+1
baldur2
(10.06.26)
hoş geldin aramıza
+1
Rondak
(10.06.26)
Uzun zamandır böyleyim :((
Sıkıldım artık kötü hissettiriyor
0
🌸denizkenarısandalye
(10.06.26)
Ne güzel kafa rahat, ben de aynıyım, spora gidiyorum farklı olarak, yalnız yaşamaya alış
-5
arbre
(10.06.26)
%20'lik kesimi ana karakter, kalanımız onların senaryosunda NPC'lik yapıyoruz
0
plastic_angel
(11.06.26)
Evet zorlamak gerekir çünkü ilişki emek ister kendiliğinden gelişmez. Baktınız siz elinizden geleni yaptınız, o zaman yapacak bir şey yok.

Birde şunu yazmışsınız: “Gerçekten hoşlanmıyorsam sahte samimiyet de kuramıyorum”

Belki problem budur. Sizinle tam uyuşacak birisini arıyorsunuzdur ama bu neredeyse mümkün değil. Binbir çeşit insan var ve milyonlarca farklı bakış açısı. Farklılıklara anlayış gösterip birbirinize destek olduğunuz bir ilişki bence fazlasıyla yeterli.

Bir de bana katılır mısınız bilmem ama bu işin doğası var sanki. Çocukluktan mıdır nedir bilmem, ben de böyleyim. İnsanların yaşama isteğini görünce kıskanıyorum resmen. Durmadan bir şeyler yapmalarını, bir şeyle uğraşmalarını… fazlasıyla pasifim, ben de çok hayatı tolere ederek yaşıyorum gibi (:

Beni de yaşama uğraşına sürükleyen tek şey, kulaklığımı takıp müzik dinleyerek saatlerce yürümek. Özellikle ezginin günlüğü ve radiohead.

open.spotify.com
+1
substituent
(11.06.26)
Sistematik hobisizleştirme bu yüzden var. Önce yalnız bir dönem yaşamaya olumlu bakarak bir hobi bul, ondan keyif al. Malzeme yöntem vs, yeni seyler öğrenmekten keyif duyduğun bir alan olsun. Sonra benzer insanlarla paylaşmak keyifli olur. O noktoda insan olmasa da umrun olmaz.
+2
sadegazoz
(11.06.26)
Hangi şehirdesin?
Bir kahve ısmarlayayım sana
+2
etna
(11.06.26)
istanbuldaysanız bi ara birlikte kahve içebiliriz şaka diil. benim de arkadaşım yok valla hiç. eşim var bir tek her yere onla gidiyorum mecbur.
+2
matilda
(11.06.26)
Çok isterdim 🥺 malesef
+1
🌸denizkenarısandalye
(11.06.26)
Kalabalık gruptan bir iki tane ayıkla. Her şeyi biz mi söyleyelim :)
0
gabe h coud
(11.06.26)
(8)

Macbook’a su döküldü. Tamirci tavsiyesi

yedigimiztavuk
Çok da değil aslında da spacebardan oklara kadar alt kısma sızmış olabilir. Yapılabilecekleri yaptım da içim rahat etmedi. İçini açıp kurulayıp temizlemesi için güvenilir tamirci öneriniz var mı? Kazıklamasın, işini iyi yapsın vs. Yer İstanbul.
Çok da değil aslında da spacebardan oklara kadar alt kısma sızmış olabilir. Yapılabilecekleri yaptım da içim rahat etmedi. İçini açıp kurulayıp temizlemesi için güvenilir tamirci öneriniz var mı? Kazıklamasın, işini iyi yapsın vs. Yer İstanbul.
0
yedigimiztavuk
(10.06.26)
Apple'ın mağazalarında (mesela zorlu'daki) randevuyla gidip gösterebiliyorsunuz cihazı aslında. Bu tip bir şeye baktınız olmadı da ondan mı tamirci arıyorsunuz? "Güvenilir tamirci" büyük kumar bence.

Ek olarak, fikir olması açısından, ben de benzer bir şey yaşadım, yaklaşık 100ml (su bardağının çeyreğinden biraz fazla) klavyenin üstüne damla damla akmıştı. Hemen kapatıp ince tuvalet kağıdıyla damlaları çekebildiğim kadar çekip ters vaziyette 4 gün bekleyip kullanmaya öyle devam ettim. Bu olay yaklaşık 3 ay önce oldu, şimdilik bir problem yok. Tabi sizin bileceğiniz iş. Redditte vs benzer durum yaşayan bir sürü insan da var, biraz karıştırabilirsiniz belki tamirci ararken.
+1
akhenaten
(10.06.26)
eger bir arıza emaresi yoksa bu şekilde kullanın bir şey olmaz. apple servise götürdügünüzde sıvı teması oldugu cihazınızın servis geçmişine damgalanacak.
ileride alakasız en ufak bir sorun olduğunda zaten cihazınız sıva temasından servise alınmış lafını yapacaklar. garantiniz yalan olacak
+3
limonlu eksi
(10.06.26)
Zorludan randevu aldım ve gideceğim de ama telefonda söylemediler kaç para tutabileceğini. Alternatifleri artırmaya çalışıyorum. Cihazımın garantisi zaten bitmişti.
0
🌸yedigimiztavuk
(10.06.26)
mac değil ama normal laptopa dokulunce anında alıp gitmiştim en yakındaki düz bir tamirciye hemen yanımda açıp içine bir sprey sıktı(özelliği hk bilgim yok spreyin) erken gitmek önemliymiş korozyon olmaması açısından. cüzi bişey almıştı
0
eja
(10.06.26)
Kadıköy yazıcıoğlu pasajının 1.katında bir yer vardı. Arkadaşımın alkollü içki dökülen macbook air'ini halletmişlerdi. Bilen varsa adını yazar.

(Pirinç vs şeylerini yaptın herhalde, yapılacakları yaptım dediğine göre)
0
nhk ni youkosu
(10.06.26)
Apple serviste öyle, cihazı görmeden bir şey demiyorlar. Hatta açıp bakmaları gerektiği oluyor. Ama sizden onay almadan asla ücret gerektiren bir şey yapmazlar.

Eğer parça değişmi vs. yoksa ve halledebiliyorlarsa, garanti bitmiş olsa bile ücret almıyorlar. Bende yazılımsal bir problem olmuştu ve cihazın 5 yıllıktı, ücretsiz yaptılar.

Diğer yandan, macbook'larda onarım oluyor mu ona da bakabilirsiniz. Mesela ipad'lerde hiçbir şekilde onarım olmuyor. Garantisi varsa direkt yenisiyle değiştiriyorlar, garanti bitmiş ise ücreti ile değişim oluyor.

Fikir vermesi açısından, ipad'lerde ücretli değişim; orijinal fiyatının yarısı kadar oluyor genelde.

Geçmiş olsun.
0
substituent
(10.06.26)
Kadıköy yazıcıoğlu pasajı girişi inci Mac tamir iyi bir yer. Güvenilir bir tamirci.

Çok su dökülmediyse, anında kurulayıp ters çevirdiyseniz sorun olmamıştır. Zor sızıyor içeri.

Hemen kapatıp ve Ters çevirip 2-3 gün beklemeniz gerekiyor.
Sadece su döküldüyse çok sorun olmaz. Şekerli çay kahve vs korozyona sebep oluyor ama sade su sebep olmayabilir.
0
biseysorcaktim
(11.06.26)
Kadıköy yazıcıoğlu'nun hizasında bir eczane var. Onun yan kapısından gir 1.kattaki tamirci. Tek geçerim, ne bilgisayarlar yaptırdım. Bilgisayarcım önermişti. Adını unuttum.
0
gadlemler
(11.06.26)
(14)

prove me wrong

duyurukullanıcısı
gym'de gidip de spor kasmanın normal şehir insanı için hiç bir faydası yoktur. en az 24 aylık çalışma sonucunda ulaşağın ve 2 ayda eriyecek kasların için değerli zamanını kapalı bir kutuda ıkınıp sıkılırak geçirmek saçmalıktır, zaman kaybıdır. onun yerine yapılacak başka şeyler vardır onlara yönelme
gym'de gidip de spor kasmanın normal şehir insanı için hiç bir faydası yoktur. en az 24 aylık çalışma sonucunda ulaşağın ve 2 ayda eriyecek kasların için değerli zamanını kapalı bir kutuda ıkınıp sıkılırak geçirmek saçmalıktır, zaman kaybıdır. onun yerine yapılacak başka şeyler vardır onlara yönelmek daha mantıklıdır.

yukarıdaki önermeyi çürütelim pls.
-3
duyurukullanıcısı
(08.06.26)
Hayattaki çoğu şey öyle değil mi? Dil öğrenme, hobi vs. bir hevesle başlanıyor ve genelde ilerlemiyor. Amaç biraz da zaman geçirmek bence.

Onun yerine başla şeyle uğraş demekle de olmuyor, siz söyleyin yönelsinler mesela. Ayrıca, zaten yapacağım spor çok etkisiz diye evde oturup pazartesiyi mi beklesinler?
+1
substituent
(08.06.26)
çürütemeyiz doğru bu. vaktiyle doktor devam etmeyeceğin spora başlama demişti. her zaman yapabileceğin, yer, ekipman cart curt dertleri olmayan sporları seçmek lazım. yürü koş hopla zıpla dans et yazın da yüz işte bitti gitti
0
neira
(08.06.26)
Sporu hayatımız boyunca yapmalıyız sadece görüntü olarak düşünmeyin. Ben neredeyse 2 yıldır ağırlık çalışıyorum, o kadar kas falan da yapmadım. Ama market alışverişini taşımak daha kolay, merdiven çıkmak daha kolay. Evde dolap kurdum rahatlıkla yaptım, o kadar ağır gelmedi kaldırması falan. Onun dışında kadın olarak kemik erimesine karşı önemli. Düşüp bir yerimi kırmamak için mesela. Ben spor salonunda değil evde yapıyorum benim işimi görüyor.
+2
peki madem
(08.06.26)
Yanlış çünkü evrende entropi var, her şey bozulmaya doğru gider. Göbeğin çıkar, yürürken nefesin yetmez, spor buna karşı gösterilmiş bir direnç ve uzun süreli kazanımlar 2 ayda kaybolmaz. Bugün 25 metre rahat yüzebilen bir insan 2 ay sonra da rahat yüzer. Bir de vücudun yapısı şekil aldıysa o da geri gitmez. 24 ay da çok. 6 ayda sonuç alabilirsin. Atom fiziğiyle ilgilenmiyorsan zamanın boşa gitmiyor.
-6
arbre
(08.06.26)
katiliyorum. spor salonlari sehir insani icin degil daha cok koy, kasaba gibi dogal ortamlara (orman, dag vs.) gibi yakin yerlerde yasayanlar icin. mesela bu insanlar dogada yurumek, kosman yerine spor salonuna gidip kosu bandinda kosmalilar! :) saka bir yana saglikli olmak icin spor yapmak zorundayiz. saglik soz konusu oldugunda spor yapiyor olmak iyi bir diyet yapmaktan daha onemli. yani siz kotu besleniyorsaniz bile spor yaptiginizda iyi beslenip spor yapmayandan daha saglikli oluyorsunuz. spor salonu zaten sehir insani icin icat edilmis bir sey. cunku bizim icin baska alternatif yok. zaman acisindan da onemli cunku spor yapacaksaniz genelde size zaman kazandiriyor. cunku spor salonu tercihleri genelde eve, ise, okula yakin yapilir. boylelikle bir saatte isinizi bitirirsiniz. sehir icinde ben su omana gideyim de kosayim deseniz zaten oraya gidene kadar iki saat gecer. bunun bir de yazi var kisi var. yani deneyiminizi etkileyebilecek cok fazla faktor var.

bu arada girdiginiz entry aslinda spor salonu ozelinde degil sanki sporun kendisinde gibi geldi. bunu mu diyorsunuz? yani spor salonunun alternatifi baska bir sekilde spor yapmak mi, yoksa spordan tamamen bagimsiz bir sey yapmak mi? alternatif de onermemissiniz. eger baska bir sekilde spor yapmaktan bahsediyorsaniz yukarida saydigim nedenlere bakin. siz diyorsaniz ki ben isten ciktiktan veya gitmeden once giderim x ormanina kosarim veya gidis gelisi bisikletle yaparim, o zaman azminize hayran kalirim.
+3
Sour
(08.06.26)
kafayı kırmak konusunda evet. 6 ay kas, temel at sonra ufak çalışmalarla kas hafızana dön. bundan fazlası olmamalı. qanqa yaz geliyo gidip de kol basak > hocam kreatini antrenman öncesi mi sonrası mı almalıyız

ronnie coleman'a bak mesela. sürünüyor adam. ne için koca bir hiç. şampiyonlukmuş falan hadi git ya
www.youtube.com
0
deranzo1
(08.06.26)
Çok haklisin abi.
(Değerli zamanımı böyle konularda laf anlatmak ile harcamak istemem. He diyip geçiyorum. Merak eden ve bu konuda bilgilenmek isteyen zaten okur, araştırır eksiduyuru'da bence böyl, hadi beni yanlış çıkarın diye değerli zamanını harcamaz.)
-1
logisticsmanager
(08.06.26)
Şöyle belki çürütülür. Bi salonda yazı vardı: bu salonda hava değil ter atılır.
Sağlık sebebiyle gidersin eyvallah. Yapayalnız ya da amaçsız insanlar gidiyor çoğunlukla ve bu sıkıntılarını salonmuş spormuş gibi bahanelerle gizliyorlar. Spor idealizmi. Yersen.
Ve ya hoşuna mı gidiyor. Ona da okey. Ee peki olur olmaz yerde niye anlatırsın?
-1
Lh12
(08.06.26)
Amaç kas yapmaksa belki haklı, ama daha sağlıklı olmaksa yanlış.
O iki sene içerisinde kendini daha zinde, aktif, güçlü ve iyi hissediyorsan yeterli. İlla ki iki sene sonra sporu bırakınca ne olacağım diye düşünmene gerek yok.
Hiçbir zevk almıyorsan, hatta sana stres oluyorsa, belki de faydalı değildir.

Bir çok kişi spor salonuna gitmediği senaryoda neredeyse hiç hareket etmiyor. Bu kadar hareketsizlik de birike birike ileride sağlıksız bir vücuda dönüşüyor.
0
burfak
(08.06.26)
gymde spor yapanlarin farkli motivasyonlari var. hizli degisim icin (kas yapanlar, zayiflayanlar vs..)yada hayat tarzi olarak spor yapanlar. ilki icin dogru. ikincisi icin yanlis.
0
buenosdias
(08.06.26)
> gym'de gidip de spor kasmanın normal şehir insanı için hiç bir faydası yoktur.

Yanlış. Normal şehir insanı için asıl fayda “kaslı görünmek” değil, kuvvet, postür, eklem sağlığı, insülin duyarlılığı, kemik yoğunluğu, sakatlanma direnci ve yaşlanınca bağımsız kalabilmektir.

> en az 24 aylık çalışma sonucunda ulaşağın

Bu da yanlış. Ölçülebilir kuvvet artışı haftalar içinde başlar. Görünür fiziksel değişim çoğu kişide 2–4 ayda başlar. 24 ay ciddi dönüşüm için makul olabilir, ama fayda görmek için bekleme süresi değildir.

> ve 2 ayda eriyecek kasların için

Kas 2 ayda tamamen “erimez”. Bırakırsan bir miktar güç ve hacim kaybı olur, ama kas hafızası sayesinde geri kazanım ilk seferden çok daha hızlıdır. Ayrıca bakım dozu düşüktür: haftada 1–2 kısa kuvvet antrenmanı bile kazanımların büyük kısmını koruyabilir.

> değerli zamanını kapalı bir kutuda ıkınıp sıkılırak geçirmek saçmalıktır

Genelleme hatası. Haftada 3 gün 45–60 dakika toplamda 2–3 saat eder. Birçok insanın telefonda boşa harcadığından az.

> zaman kaybıdır.

Zaman kaybı değildir, yüksek getirili bir sağlık yatırımıdır. Özellikle masa başı çalışan biri için kuvvet antrenmanı “opsiyonel estetik hobi” değil, vücudu kullanılabilir tutma aracıdır.

> onun yerine yapılacak başka şeyler vardır onlara yönelmek daha mantıklıdır.

Yanlış ikilem. Gym’e gitmek diğer şeyleri dışlamaz. Haftada birkaç saat kuvvet antrenmanıyla berabrr sosyal hayat, iş ve hobiler sürdürülebilir. Hatta kuvvet antrenmanı bunların çoğunu destekler.
+7
ghilleinthemist
(08.06.26)
Ghilleinthemist cok guzel aciklamis.

Spor yapmayi ve kas calismayi yalnizca iyi gorunmek sebebiyle ve bir yerden sonra birakilacak bir aktivite olarak gormek, bu konu hakkinda hicbir sey bilmemektir.

Yukarida saydiklarim bu aktivitenin sadece yan faydalaridir. Insanlar icin kas kutlesini korumak daha saglikli ve daha fit bir birey olarak hayatina devam etmek icin elzemdir. Internette sinirsiz kaynak var bu konularda acip okumak, kaynaksiz iskembeden bilgileri akil suzgecinden gecirebilmek ayrica oldukca muhim.

Ben sahsen daha iyi ve fit bir yaslilik, kimseye muhtac olmadan, huzur evlerine dusmeden o donemleri gecirebilmek icin bu yasimda agirlik ve kardiyo antremanlari yapiyorum. Guclenen kaslar daha az agriya ve daha fazla mobilitiye imkan verir ve bu omur boyu surmesi gereken bir aktivitedir. Kimse size arnold gibi gezin demiyor haftada 3 gun evde, sokakta, fitness salonunda yaptiginiz bu tarz aktiviteler butun omrunuz boyunca hayat kalitenizi arttiracak, doktor doktor gezmenizi azaltacak ve sizi baskalarina muhtac etmeyecektir.

Kisacasi, kimse spor yapmaya zorunlu degil, ancak benim icin kendine saygi gostermenin bir yoludur spor yapmak.
0
bosver nicki
(08.06.26)
şehir insanı olmanın konuyla alakası ne? zaten köyde olsan sabah 5de kalkar, hayvanın önüne saman atar, sonra tarlaya gider bağ bellerdin falan spor olurdu. onların yapmadığın için evde akşama kadar dizi izleyip gt büyütmemek için haftada 3-4 saat spor yapacaksın alt tarafı. kimse de sana hulk hogan ol demiyor. ya sabır ya.
0
bay b
(09.06.26)
fiziksel aktivite yapmadığın bir işin varsa haftada 1 spora gidip postürü düzeltmek lazım
ama evde de temel egzersizlerle güne başlamak önemli

prof. sporcu gibi antreman yapmanın yemek yemenin anlamı yok
0
mantık
(09.06.26)
(5)

sosyal medyada izinsiz fotoğraf kullanımı

deartheodosia
oğlumla bi yerde fotoğraflarımız çekilmiş birkaç yıl önce. bilgim ve iznim yok. fotoğraflar kullanılıyor, arkadaşlarım sizsiniz diyerek gönderileri paylaşınca fark ediyorum. ve başka bir yerde daha oldu, fotoğrafım çekildi ve iznim olmadan sosyal medyada kullanılmış. benim de instagram hesabım var a
oğlumla bi yerde fotoğraflarımız çekilmiş birkaç yıl önce. bilgim ve iznim yok. fotoğraflar kullanılıyor, arkadaşlarım sizsiniz diyerek gönderileri paylaşınca fark ediyorum. ve başka bir yerde daha oldu, fotoğrafım çekildi ve iznim olmadan sosyal medyada kullanılmış. benim de instagram hesabım var ama pp dışında selfie/kendi fotoğrafımı paylaşmıyorum ve kilitli hesap.

bu kurum/kişilere direkt dava mı açmam gerekiyor? tazminat davası falan mı açılıyor? iznim olmadığını ilettim. kullanılmasını istemiyorum. teşekkürler
0
deartheodosia
(08.06.26)
internette araştırırsanız Kübra Süzgün isminde bir hanım sizin yaşadıgınız problemin daha fenasını yaşamakta. 11 yıldır mücade ediyorlar. bir sonuç alabilmiş degiller.
isterseniz onların ilerleyişini araştırırsanız size fikir verebilir.
0
limonlu eksi
(08.06.26)
hukukçu değilim. 5651 sayılı kanun 9. madde gereğince sulh ceza hakimliğinden erişim engeli getirilebiliyordu ama kaldırılmış galiba. oluyorsa bile sadece türkiye'den erişilmemesini sağlayabilir. tazminatı bilmiyorum.
0
inveniam viam
(08.06.26)
İnstagramın (ya da ilgili sosyal medya platformunun) şikayet özelliğini kullandınız mı? Benim çok küçüklükten kalma twitter hesabım vardı, isim soyisim var ve fotoğrafım hiç yoktu. Twitter’da beni taklit ediyor diye şikayet ettim, benden kimlik fotokopisi istediler. Gönderdikten sonra hesap kapatıldı.

Gerçi kilitli demişsiniz o durumda nasıl olur bilmiyorum.
0
substituent
(08.06.26)
Dava, tazminat gibi şeylerle uğraşmak istiyorsanız o kısmını bilemiyorum ama sosyal medya platformları bu konularda duyarlı.
Seneler önce bir öğrencim, sınav sorusu olarak hazırlayıp dağıttığım -ama sınav sonunda topladığım- bir çizimin fotoğrafını Facebook’ta paylaşmıştı. Fotoğrafın altındaki şikayet linkine tıklayıp durumu açıkladığımda, ertesi gün fotoğrafı kaldırmışlardı.
Yani isterseniz paylaşanla muhatap olmadan bu şekilde çözebilirsiniz.
0
lil siztah
(08.06.26)
sosyal medya hesaplarından kaldırılmasını istiyorsanız uygulamanın yardım merkezlerine talebinizi iletebilirsiniz kendiniz olduğunu ispatladıktan sonra fotoğraf kaldırılır. aynı şeyi google için de yapabilirsiniz. tekrar yüklenmesi halinde şikayet ederseniz sayfaları kapatılır.

türkiyede yer alan firmalara cumhuriyet savcılığına dilekçe vererek dava açabilirsiniz. gönderileri paylaşmanız ve izin vermediğiniz mesajı delil olarak sunmanız yeterli olur. TCK 134 135 136 maddelerinden dava açabilirsiniz. ama dava açmadan önce noter ile bir ihtarname gönderip fotoğraflarımın kaldırılmasını ve bir daha yayınlanmamasını istiyorum diye yazarsanız muhtemelen tekrar paylaşılmayacaktır.

yardıma ihtiyacınız olursa mesaj atabilirsiniz.
0
bravoteam
(08.06.26)
(3)

Wise hesabina para atmak

baldur2
Turk lirasi olarak turkiye'den para atip, fiziksel veya dijital karti yurtdisi gezilerimde kullanabilir miyim?
Turk lirasi olarak turkiye'den para atip, fiziksel veya dijital karti yurtdisi gezilerimde kullanabilir miyim?
0
baldur2
(07.06.26)
Merhaba,

Evet, kullanabilirsiniz. wise try hesabınıza, havale/eft yaparak tl atarsınız, Tl harcama yaparsanız aynı banka kartı gibi işliyor. Ama TL’den başka harcamada, TL’yi ilgili dövize kendi kuruyla çevirip harcamayı gerçekleştiriyor.

Wise’da harcamayı hangi hesaptan yapacağınızı seçemiyorsunuz. Mesela tl harcama yapacaksınız ve hesabınızda usd var. Tl hesabınızda para varsa hiç komisyon almadan harcama gerçekleşiyor. Ama tl de para yoksa usd’den TL’ye çevirerek ek ücretle harcama olur.

Tam miktarı görmek adına wise içinde TL’yi, ilgili dövize çevirmek mantıklı olabilir. Yani ben öyle yapardım.
-1
substituent
(07.06.26)
Turkiye'de yasiyorsaniz Wise TR yuklemenize izin vermiyor:

"31 Mayıs 2023'ten itibaren şunları yapamayacaksınız: TRY kullanarak hesabınıza para eklemek. Bunu yapmaya çalıştığınızda, TRY'yi kullanılabilir bir para birimi olarak görmeyeceksiniz."

wise.com
0
sertac akin
(07.06.26)
Üstteki bilgilendirmeye ek:

Dediklerim türkiye wise hesabı için geçerli değil, zaten Türkiye’de wise tam olarak yok ki? Yani öyle hesap açamıyorsunuz diye biliyorum.

Diğer ülkelerdeki wise hesabında, tl hesap açtığınızda trxxx iban veriyor, fibabankadan. Ve üstte dediklerim güncel.
0
substituent
(07.06.26)
(6)

hic guzel fotom yok

duyurukullanıcısı
sayın romalılar !hic guzel fotom yokyok abi yok, günlük 3-5 foto cekiliyorum, sagda solda çekiliyorum utana sıkıla arkadasa beni cek diyorum hep kotu cikiyorum. cevremde de oyle foto cekilen kimse yok hepsi bizim kabiledenbunu nasıl düzeltebiliriz? instam cidden dayı instası gibi bir tek kanepeye uz
sayın romalılar !

hic guzel fotom yok
yok abi yok, günlük 3-5 foto cekiliyorum, sagda solda çekiliyorum utana sıkıla arkadasa beni cek diyorum hep kotu cikiyorum. cevremde de oyle foto cekilen kimse yok hepsi bizim kabileden

bunu nasıl düzeltebiliriz? instam cidden dayı instası gibi bir tek kanepeye uzanmış fotom yok. kocaman kafalar, aşırı geniş açılı dal gibi insanlar sadece benimle 245 sene geçirmiş insanların anlayacağı anlamsız açılardan anlamsız fotolar falan var

ey romalı duyurucular,
bu konuda hızlıca bir workshop düzenlesiniz online falan olmaz mı?
0
duyurukullanıcısı
(07.06.26)
Iphone ile cek, baska marka telefon degil.

Bir de professional photoshooting icin birini bulabilirsin ucreti karsiliginda, sokakta vs cekim yapar pro kamerasiyla, o zaman guzel cikarsin.
-1
baldur2
(07.06.26)
iphone +1

iyi fotoğraf çeken arkadaş +1. fotoğraf çeken, çekmeyi seven arkadaş lazım sana. "bak buranın ışığı güzel", "şu arka enfes" tarzı yorumları kendiliğinden yapacak. o zaten duruşunu bakışını da düzelttirir. öyle bir arkadaş bulmaya bak sen.

kendin de fotoğraflarda iyi çıkan bir bakış, duruş belirle. mesela dişlerini gösterince nasıl çıkıyorsun? kendini tanı bir önce.

son adım, efekt. photoshop yap demiyorum. ama sosyal medyaya atacaksan o ham fotoya biraz efekt yapmak lazım.
0
kojonotsuki
(07.06.26)
ben de senin gibiyim, bir de onun için de uğraşıyorum. Kompozisyon önemli biraz. renkler(kıyafetler) fondaki ekran önemli. Bu mekanlar o yüzden var bence

bu arada iphone önerisine asla katılmıyorum. iphone kullanıyorum; oppo çok daha iyi çekiyor, oppo'dan çekiyoruz yanımızda varsa.

Burada aslolan şey, arka planda senin fotoğrafta büyümen. Yani erkeksin büyük ihtimalle; boy kısmı önemli, irilik önemli. Bunlar renkle birleşince oluyor.

İlgi gören instagram fotoğrafları erkek için, bence bu şekilde ilerliyor.
+1
mete kudur
(07.06.26)
hareket halindeyken fotoğraf çektir, her türlü hareket olabilir. fotoğrafa dinamizm katar. hareket etme imkanın yoksa elini, parmaklarını çenene götürerek poz ver.

ayrıca fotoğraf makinesi +1

şu videoyu da izleyebilirsin fikir vermesi açısından: www.youtube.com
0
yurtsuz john
(07.06.26)
Ben onlarca fotoğraf çekiyorum bu durumda. Tek seferde 50 tane çektiğim oluyor. İçlerinden birisi kabul edilebilir oluyor ve bana yetiyor :)
0
substituent
(07.06.26)
- iphone ile çek.
- yapay zekaya poz ürettir.

belki de poz vermeyi bilmiyorsundur. pinterest'e "instagram man photoshoot ideas" yaz arat. oradaki gibi pozlar ver. o tarz mekanlara git. mekan da çok önemli güzel fotolar olması için. kamera açısını sen ayarla, arkadaşına "orada dur ve çek" de.

benim güzel foto çeken arkadaşım var ama benim de güzel fotom pek yok. çünkü ben güzel değilim. :') bu yüzden sırayla estetikler olacağım :d
0
art cat chocolate
(07.06.26)
(11)

turkiye'de dogru sanilan ama aslinda hatali olan seyler?

cooperr
birebir deneyimlediginiz seyleri soruyorum, kulaktan dolma degil. bizim ulkeye ozgu sanrilar pesindeyiz, surekli duymussunuz ama bir bakiyorsunuz gercekle aslinda alakasi yok. ornek: hatali bilgi: "iranlilarin ezici cogunlugu molladir" gercek: yurtdisinda denk gelinen iranlilarin ezici cogunlugu din
birebir deneyimlediginiz seyleri soruyorum, kulaktan dolma degil.
bizim ulkeye ozgu sanrilar pesindeyiz, surekli duymussunuz ama bir bakiyorsunuz gercekle aslinda alakasi yok.

ornek:
hatali bilgi: "iranlilarin ezici cogunlugu molladir"
gercek: yurtdisinda denk gelinen iranlilarin ezici cogunlugu dindar bile degil, hatta ateist.
gibi..
0
cooperr
(04.06.26)
-Türkiye cok kötü.

Dogrusu: tr parasi olmayana veya calisana kötü.
+1
Purple life
(04.06.26)
Yanlış bilinen: Dönel kavsagin (biz bursalilar baba deriz) icindeki arac yol verir.
+7
duster
(04.06.26)
Cereyanda kalmak. Balıkla süt/yoğurt yemenin zehirlemesi.
0
dilemma of subscribtionability
(04.06.26)
Cereyanda kalmak gerçekten hasta eder.
Bayat balıkla yoğurt yemek gerçekten uygun değildir. Yoğurt, balıktan kaynaklanan histamin zehirlenmesine katkı sağlar.
-3
Mirket
(04.06.26)
İstanbul eşi benzeri olmayan harika bir şehir olduğu. Sokakların daracık, kaldırımların yarısında onlarca araba dizilmiş, bisiklet yolu diye yalandan kaldırımın ortası maviye boyanmış, bir kaç bölgeyi çıkarınca tamamiyle estetikten yoksun bir şehirden daha iyi onlarca şehir var. Tamam boğaz ve çevresi güzel, ama o kadar. Bebek sahilde doğru düzgün yürüyüş bile yapamıyorsun her 200 metrede bir denize kıyı olan bir yapı çıkıyor. Anadolu yakası sahili güzel bu konuda bi.

Avrupa’da Türklerden nefret edildiği. Buna çok yorum yapmak istemem ama taşkınlık gösteren bir davranış sergilemediğiniz sürece böyle bir şey yok. Sosyal medyadaki anonim hesaplara çok bakmayın çünkü Türklerde diğer milletlere bunu yapıyor ama yüz yüze de böyle bir şey olmuyor.
0
substituent
(04.06.26)
trabzonlular laz deniyor ama aslinda lazlar rize ve artvinde.
+4
antikadimag
(05.06.26)
sol şerit geçici kullanılır. sadece sollamak için. solladıktan sonra orta ya da sağ şeride geçilmesi gerekir.
+4
ground
(05.06.26)
Bu coğrafyada insanların çoğu sürekli olarak yalan/palavra/abartı konuşuyor. Akıllara ziyan bir sahtekarlık ve fesatlık var. Dürüst, çalışkan olanı da topluca hor görme ve alaşağı etme huyu var.

"Bu, hiç hesapta olmayan bir savaştı.
Atlarınızın ayaklarına bez bağlayın ki, bu fesat toprağı burada kalsın ve Türkistan'a ulaşmasın." (Ankara Savaşı sonrası) -Emir Timur
+1
tadartatmaztadantatar
(05.06.26)
Avrupalılar'ın bencil, Türkler'in ise birbirine destek veren bir millet olması.
Gözlemlerim tam tersi olduğu yönünde.
+4
burfak
(05.06.26)
Büyükelçilik ve konsolosluk yerleşkelerinin, içinde bulunduğu değil temsil ettiği ülkenin toprağı olduğu sanrısı. Sözde koca koca hukukçular dahi bıkmadı bu zırvayı canlı yayında kusmaktan.
0
10551037
(05.06.26)
bunun en guzel ornegi kizlik zari. cok yanlis bir ceviri ve cok yanlis biliniyor. ortada vajinayi kapatan ne bir zar var, ne perde. oyle olsa adet kanamasi disari akamazdi zaten. ayrica bunun bekaretle hicbir iliskisi yok. ilk iliskide kanama olur inanisi da hatali. memleket topluca yanlis anlamis butun olayi.
0
banach
(06.06.26)
(14)

Favori Nazal Öncel şarkınız?

sekizdokuzon
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?Teşekkürler.
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?

Teşekkürler.
-1
sekizdokuzon
(26.05.26)
bırak seveyim rahat edeyim
+1
summerjam0306
(26.05.26)
Sokak Kızı nı çok severim

Not : Erkeğim yürümeyin
+1
kimlanbu
(27.05.26)
leylim yar
+1
banach
(27.05.26)
+1
late viper
(27.05.26)
Gidelim buralardan.
+1
mutekebbir
(27.05.26)
geceler kara tren
0
anon1m
(27.05.26)
Boncuk
+1
Lh12
(27.05.26)
beni hatırla www.youtube.com
ayşegül aldinç versiyonunu da çok seviyorum ama nazan öncel'in söylediğinin düzenlemesi şahane olmuş.

yalnızlar treni www.youtube.com
sibel can versiyonu da güzel.
+1
exlibris
(27.05.26)
leylim yar+1
+1
trixi
(27.05.26)
Bazı Şeyler,
Seni Bugün Görmem Lazım
0
substituent
(27.05.26)
A Bu Hayat
0
arenas
(27.05.26)
Leylim yar: Alttan alttan gelen davul sesi, aşık olunca yaşanan kalp atması misali, şarkı boyunca hiç durmadan atıyor kalbiniz.
0
mahsus mahal
(27.05.26)
Dillere düşeceğiz idi hep:
(bkz: #4866794)
+1
yadigar
(27.05.26)
Dillere duscez +100
0
cooperr
(27.05.26)
(3)

Ticaret kanununda kategori ayrımı

substituent
https://imgur.com/a/11tWxScMerhaba,Bu işlemler ticari işlem sayılmıyor mu direkt? Ben kategori 4’ten dolayı ticari işlem derdim. Yani tacir olmayan birisi, çok büyük bir mağazadan mobilya alıyor <- kategori 4 ticari işlem, derdim.Sanki derste hocamız bu ticari işlem oluyor demişti. ChatGPT böyle dey
imgur.com

Merhaba,
Bu işlemler ticari işlem sayılmıyor mu direkt? Ben kategori 4’ten dolayı ticari işlem derdim.

Yani tacir olmayan birisi, çok büyük bir mağazadan mobilya alıyor <- kategori 4 ticari işlem, derdim.

Sanki derste hocamız bu ticari işlem oluyor demişti. ChatGPT böyle deyince de kafam karıştı. Yani burada taraf ayrımı mı oluyor? Satıcı için ticari, alıcı ticari değil ama sonradan kategori 4 gibi gibi. Benim bu işleme ne demem lazım?
Ya da satıcı için -> kategori 2
Alıcı -> kategori 4 gibi bir şey mi demek gerekiyor?

Hukuk okumuyorum seçmeli olarak 101 alıyorum, çok basit şeylerse affola :/
Teşekkürler.
0
substituent
(25.05.26)
kategori falan nedir bilmiyorum, bizim zamanımızda öyle bir ayrım da hatırlamıyorum.

ama olay basit.

A isimli büyük mağazadan B kişisi mobilya satın alıyor.

bu işlem A açısından ticari bir işlem. çünkü adam mobilyacı. mobilya ticareti yapıyor.

B kişisi mobilyayı evine alıyorsa bu işlem ticari bir işlem değil, çünkü o malı ticaret yapmak için almıyor, evine alıyor.

B kişisi de bir mobilyacı dükkanı sahibi ise, mobilyaları kendi mağazasında satmak üzere alıyorsa bu işlem B açısından da ticari bir işlem.

tarafların amacına bakın, ticaret yapmak amaçlı mı değil mi.
+1
kibritsuyu
(25.05.26)
Ama kategori 4’e göre; bir işlem bir taraf için ticariyse, karşı taraf için de ticari sayılıyormuş. Bundan dolayı takıldım.
0
🌸substituent
(25.05.26)
Evet haklısınız doğrudan kanundan baktım. bu arada "kategori" nedir, bu kategorilendirme nerededir hala bir fikrim yok.

Türk Ticaret Kanunu Madde 19:

1. Ticari iş karinesi
MADDE 19- (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.

(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.

---

İkinci fıkra aynen dediğiniz gibi "bir taraf için ticari ise, diğer taraf için de ticari sayılır" diyor.
+1
kibritsuyu
(25.05.26)
(18)

"Babamı arayabilir miyim?"

deniz kiyisi ve papatyalar
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
dolandırıcılık olmasa bile telefonu alıp kaçabilirler en basitinden.
ekonomi bozuldukça, bizde de sokakta telefonla konuşanların elinden çekip çalmalar çoğalacak korkarım.
dün istanbul kart yüklerken, kızın biri makinadan çıkan fişleri topluyormuş. benim yükleme tamamlanınca, daha kartı alamadan fiş verme düğmesine basmak üzere önüme atladı. kartı kapacak sandım. o fişleri niye topluyor, ne işine yarayacak, hiç anlamadım. tuhaf tuhaf işler..
+2
lil siztah
(23.05.26)
Bana da 2 gün önce genç bir kız sordu. Telefonunuzu kullanabilir miyim dedi. ben de vermedim. Yeni bir şeyler deniyorlar galiba
+1
Rondak
(23.05.26)
gerçekten yardıma ihtiyacı olma ihtimaline karşı "telefonu vermem ama numarayı söyleyin arayayım hoparlörden konuşursunuz" mu desek acaba?
çünkü benim birkaç ay önce böyle bi yardıma ihtiyacım olmuştu da. şehirlerarası seyahat için evden çıktım bi 10 dk gittikten sonra telefonumun nerde olduğunu bilmediğimi fark ettim. arabada çok fazla eşya vardı ve telefonumu evde mi unuttum yoksa çantalardan birinde mi bilmediğim için arabadan inip birinden telefonuyla kendimi aramayı rica ettim sağolsun izin verdi. hatta telefonla arabaya girip dinledim falan çalıyor mu diye. çalsa boşa eve dönmemiş olacaktım.
+1
mezzosprite
(23.05.26)
ben yolda beni çevirenlere cevap bile vermiyorum. dinlemeden yok de geç.
ne olacağı belli olmaz. devir iyilik yapma devri değil. gözün açık olacak karşındakinin her şeyi yapabileceği bir dönem.
+1
my fault
(23.05.26)
@lil siztah
O fişleri şirketler "yol/ulaşım yardımı" için istiyor bazen. Kendi arabasıyla gelen bile akbil gişelerinden toplamak zorunda kalabiliyor.

Akbil dedim, gişe dedim. Siz onu istanbulkart dolum otomatı anlayın :)
+1
yadigar
(23.05.26)
Türkiye'ye 1 haftalığına geldim ve bu durum 2 kez başıma geldi. (aileme falan anlattım böyle bişey olursa vermeyin diye) Bence normal değil.

gerçekten iyi niyetli olsalar bile sıkıntı. Çünkü aradığı kişi X ile bağlantılı çıksa sen aradığın için seni ifadeye çağırabilirler öyle bi ülke burası :D
+1
nhk ni youkosu
(23.05.26)
sesli düşünüyorum.

iyi ses:
gençler parasız, dilenme kültürü de normalleşti. metrolarda da milletten istiyorlar.

kötü ses:
yeni jenerasyonun aile ilişkileri kötü. sokakta babalarını arama ihtimalleri düşük.
0
buenosdias
(23.05.26)
Benzer bir durumda kalmıştım. (Arabayı detaylı temizlik için gece onda tanıdık detailingciye bırak, dönüşte metroda şarjın bitsin, hep arabadaki şarj aletine güvendiğin için boş bataryayla ortada kal ve meteo'da aksaklık olsun) Böyle zor bir durumda ne yapacağımı bilemedim. Bir genç kız telefonuyla uğraşıyordu. Gece evden aniden pijama/eşofman arası bir kıyafetle ve yalınayak terliklerle çıkmışım. Saç baş da dağınık, berduş gibi görünüyorum. Güvenli bir mesafeden en uysal ve kibar ses tonumla rica ettim, "eşime WhatsApp'tan 'kocanızın şarjı bitmiş merak etmeyin" yazabilir mi diye... Hem yazılı delil hem de whatsapp olduğundan en başını ağrıtmayacak ve korkutmayacak yöntem o aklıma geldi.

Allah razı olsun, dedi ki 'arayayım, sesinizi de duysun'. Çok makbule geçti.

Kendinizi garantiye alarak, yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Mesela "telefonu veremem ama numarasını söyle, sms ile haber vereyim ben yazarım ne ise mevzu" gibisinden. HTS kayıtlarında arama içeriği yok. Süre, arayan, aranan, baz istasyonu lokasyonu gibi veriler var. Ama sms'lerin metni de tutuluyor. Böyle durumlarda mevzuyu net bir şekilde içeren bir sms atarsanız, sadece o mesaj yüzünden başınız ağrımaz. Anxak, arama mevzusu sakat olabiliyor...
Bilginize.
0
yadigar
(23.05.26)
-babamı arayabilir miyim
-evladım hasta
-yolda kaldım
-bir şey sorabilir miyim
-bana x yiyeceği alır mısın
-restoran çöpü eşeleyen "fakirler"
-ana caddeye ateş yakıp "ısınmaya" çalışanlar
-fırçasını düşüren ayakkabı boyacıları

Büyükşehirde yaşayanlar bu saydıklarıma metelik bile vermez. Dilimde tüy bitti izah etmekten.
+7
yurtsuz john
(23.05.26)
10 kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı oluyor, problem çıkmıyor. Ama 11. kişi problem çıkarınca tüm insanlar böyle/insanlara güven olmaz bla bla bla

Karşıdakinin ses tonu, hal hareketi, nezaketi tüm niyetini belli ediyor zaten. Eğer sizden birisi bunu rica ettiysede nazikçe neden yapmak istemediğinizi söyleyin. İyi niyetle yaklaştıysa zaten anlayış gösterir. Ama yüzüne bile bakmayıp görmezden gelince siz de o yardım isteyen kişinin gözünde 11. kişi olacaksınız.

Dünya böyle. Zaten herkes iyi niyetle yaklaşsa hiçbir soru kalmazdı, hukuka gerek olmazdı. Ama bunu bahane edip 11. kişi olmanın manası yok.
Dünyada herkes kötü bi siz iyi değilsiniz.
-3
substituent
(23.05.26)
Ben genelde insanlara yer tarifi için bir şey sorabilir miyim derdim. Bana da biri bir şey sorabilir miyim deyince defalarca yer soracak zannedip duraksiyordum ama iki saniyede bambaşka bir dert olduğu (tanıtım, reklam, zorla bağiş, dinlemeye mecbur tutma) gibi şeyler... anlaşılıyordu. O yüzden gerçekten büyükşehirlerde insanlar artık kurunun yanında yaş yansa da bir şey rica edenlere dönüp bakamiyor.
+1
egerbiryolcu
(23.05.26)
Telefonu isteyenler tekin tipler değildi diye belirttim zaten dostlar. Yardım meselesi değil bu. Benzer durumda yardım etmişliğim oldu elbette. Benim kastettiğim şey bu çocuklar birilerini arıyor da acaba telefon üzerinden iş mi çeviriyorlar idi.
+1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
Herşey olabilir. Telefonu alıp kaçabilir de. Bundan 15 sene önce bu taktikle telefonu alıp kaçıyorlardı. Bir arkadaş telefonu verdi, adam yürüyerek uzaklaşınca hop hop nerede dedi. Adam da siktir lan deyip kaçmıştı.
+1
runaway
(23.05.26)
Telefonunuzu dolandırıcılık veya bir suç için kullanabilirler, tehdit gibi. Bunu ispat etmenizde mümkün değil maalesef. "Ben yapmadım" deseniz bile, bunu mahkemede ispat etmeniz imkansıza yakın.

Birisi size para gönderiyim çek, hesabını kullanıyim, kredi kartını kullanıyim, telefonunu kullanıyim vs. derse uzak durmak lazım. Gitsin devletin resmi kurumlarından, karakoldan destek alsın.

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.05.26)
Hukukçuyum. Kesinlikle vermeyin. tekrar ediyorum kesinlikle vermeyin. Eğer inanıyorsanız sadece mesaj atmasına izin verin mesajda siz yazın.
+2
ground
(23.05.26)
telefonu alıp kaçacak
+1
co2s2
(23.05.26)
Bir çocuğu ekleyebilir, bir çocuğa mesaj yazabilir. Sonra büyükleri seni tehdit edip şantaj yapmaya kalkar. Başın ağrır. Kimseye de anlatamazsın
0
hebanon
(23.05.26)
Tekinsiz bir çocukça vermemekle iyi etmişsiniz, ben telefon verdiğimde yanımda konuşturuyorum ya da biraz köşeye sıkıştırıyorum alıp kaçmasın diye. Ama asıl problem alıp kaçması değil birine suç olan bir şey deme ihtimali. Bu zamana kadar görmezden geldim ki artık önemsenmeyecek bir durum değil bu.

—-

Şarjım bitmiş ya da telefonum kullanılamıyor İsa ve birini aramamız gerekiyorsa biz ne yapalım? Eskiden büfelerde kontörlü telefonlar vardı ya da sık şık Türk Telekom’un jetonlu telefonları vardı. Artık kullanılmıyor ya da yoklar. Varlar mı hala?

Yani cebimde kredi kartı var ve telefonumun şarjı bittiyse iki dklık bir görüşme yapmam ne şekilde mümkün?
0
biseysorcaktim
(24.05.26)
(9)

aracı satmaktan vazgeçmek ve karşı tarafı mağdur etmek

atcapar
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki ben senin sözüne güvenip hanımın altınlarını bozdurdum şimdi benim zararım ne olacak ya da işte diyor ki senin sözüne inanıp bankadan kredi çektim zararımı kim karşılayacak vs bunun gibi sebepler söylerse illa benim zararımı karşıla diye ısrar ederse ne yapardınız? Böyle durumlarda taraflar nasıl orta yolu buluyorlar?
+1
atcapar
(21.05.26)
O yüzdenn satıcı vazgeçerse kaporayı 1 kat ilavesi ile iade ediyor. Yazılı bir kural değil, ama raconu böyle işliyor genelde.
+6
koskoca kirpi
(21.05.26)
Evlilik işlerinde; sözlenirken herhangi bir evrak imzalanmamasına rağmen sözden vazgeçilirse, vazgeçen taraf yapılan masrafları karşılamak durumunda kalıyor, hem maddi hem manevi. Yasal olarak karşılığı var dava açılabiliyor yani. “Sözleşme”ler sadece evrak/imzayla dönen bir şey değil sözlü olarak söylemek bile sizi yükümlülük altına sokuyor. Tabii bu durumda kanıtlamak daha zor.

Bu durumda da aynı durum geçerlidir sanırım. Yazışmalar, banka işlemleri, tanıklar vs. bu sözleşmeye kanıt olabilir.

Bu iki durumu da değerlendiren mahkeme tabii. Sözden dönen kişi kesin olarak tazminat öder diye bir şey yok ama dava açılırsa ödemesi fazlasıyla olası.

Ekstra kapora vermek ya da gönlü alacak miktarlar vermek, yasal olarak bu sözleşmeden dönme yükümlülüğünü kaldırabilir. Ekstra kaporayı karşı tarafa gönderirken açıklamaya sebebini açıklayan yazı yazmak, bu mahkeme süreçlerinde lehinize olur, tabii karşı taraf bunu biliyorsa :)
+1
substituent
(21.05.26)
Bence kapora alıcının satışı bağlaması kadar satıcının da caymasını önlemek amacıyla olmalı. Nasıl ki "Ben vazgeçtim almaktan" diyince kapora satıcıda kalıyorsa; satıcının vazgeçtiği durumlarda da alıcıya kapora ödenmeli.

Tabi bu işler satışın başında yazıya dökülüp yasal zemine oturtulmalı. Yoksa racon, yol, yordam onu gerektirse dahi (sözünün, anlaşmanın arkasında durmak aslında) sözlü durumlarda fırsatı olan cayıyor. Genelde de satıcılar bu gibi durumlarda herhangi bir sorumluluk almıyorlar pek zaten, umursamıyorlar.

Ne olabilir derseniz bence yapılması gereken anlaşmayı bozan tarafın diğer tarafın zararını karşılamasıdır. Farzedelim adam 10 cumhuriyet altını bozdurdu, onun yerine konması gerekli bence ama zararlı tarafın da çok net şekilde bu durumu belgeleyebilmesi lazım. İşin sonu düzgün iş âhlakına kalıyor bence. O da yorumlardan gördüğümüz üzere her insanda olmuyor belli ki...
+1
burka
(22.05.26)
@koskoca kirpi +1

Kapora iki taraf için de bağlayıcıdır. Kim vazgeçerse kapora miktarı kadar karşı tarafa ödeme yapmalıdır. Ben ev alırken kurumsal bir emlakçı ile kapora verirken ön sözleşme imzalamıştık (cayma akçesi). Böyle bir madde o sözleşmede de vardı.
+2
but that was just a dream
(22.05.26)
ahlaken söz verildiyse tutulur. ama olabilecek şeyler bunlar. genelde karşı tarafın mağduriyeti biraz giderilmelide 10 çeyrek altını falan geri ver falan. gereksiz ahlak kasmaya gerek yok. olması gereken verilen sözün tutulması eğer tutulmuyorsa karşı tarafın gönlüde alınır.yok kredinin faizini öde 10 çeyrek altın al. mal ne kadar zaten ya.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
orta yolu bulamayacağınızı düşünerek hareket etmek lazım. altın bozma örneği üzerinden devam edelim. araç satışını, altınları bozduracağınız kuyumcunuza en yakın noterde yapacaksınız. satıcı notere gelecek. ondan sonra altınları bozup parayı hemen gönderip arabayı hemen alacaksınız. bu dediğimde de %100 kesinlik yok, ama biraz daha garanti gibi.
0
co2s2
(22.05.26)
Sağlam bir avukat birşeyler yapabilir mi bilmem danışmak lazım ama ben olsam yedi sülalesini içeren bir konuşma yapıp en azından içimi rahatlatırdım.
0
kimlanbu
(22.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2'ye katılıyorum çoğunlukla. şöyle bir durum var. elinizde altın ve gümüş var. araba almak için altını sattınız. satıcı vazgeçti, o arada altın çıktı para kaybettiniz.. ama aynı zamanda gümüş de düştü. satıcı şunu derse ne diyeceksiniz?

"bilader sen de gümüşünü satsaydın, bana sorsan altının yükseleceğini gümüşün düşeceğini söylerdim. sen bu işlerden anlamıyorsun diye neden ben sana para vereyim?"
0
co2s2
(23.05.26)
@co2s2

Evet, bunu söyleme hakkınız var. Hakim bu savunmayı gayet makul bulabilir ve tazminatı gümüş üzerinden hesaplayabilir.

Mahkeme bu yüzden var zaten. Bu işlerin hukuki boyutu var, bu işlerde nasıl oluyor bilmiyorum ama sözlenmede çok fazla örneği var.
0
substituent
(23.05.26)
(2)

vpn falan açık değil google'da gemini açmaya çalışına böyle diyor nedir bu?

OgutucuRecep
Gemini şu anda ülkenizde desteklenmiyor. Bizi izlemeye devam edin hatası veriyorsun. google tarayıcımdan açtım giremedim. not: istanbul
Gemini şu anda ülkenizde desteklenmiyor. Bizi izlemeye devam edin hatası veriyorsun. google tarayıcımdan açtım giremedim.


not: istanbul
0
OgutucuRecep
(16.05.26)
cookieleri silip tekrar login olun. devam ederse başka browser deneyin. yine olursa ip'nizi kontrol edin, gerekirse router'a kapatıp açın.
0
false pretension
(16.05.26)
Bir kere böyle bir şey Netspeed de başıma geldi. ip adresim Hindistan gözüküyordu, disneye giremiyordum ülkenizde desteklenmiyor diye :))

İss nizden de kaynaklı olabilir. İnternetten where am I diye aratın, eğer tr gözükmüyorsa bilin ki iss kaynaklı problemdir.
0
substituent
(16.05.26)
(6)

e-sim almak

baldur2
numaram kardesimin uzerine kayitli, gidip turkcell bayisinden kendi basima esim alabilir miyim yoksa kardesimin de gelmesi mi gerekiyor?
numaram kardesimin uzerine kayitli, gidip turkcell bayisinden kendi basima esim alabilir miyim yoksa kardesimin de gelmesi mi gerekiyor?
0
baldur2
(13.05.26)
hat sahibinin gelmesi gerekiyor.
+2
summerjam0306
(13.05.26)
Kardeşinize söyleyin 5 dk uğrasa yeter. Telefona vs. hiçbir şeye gere yok. Esim kart için para veriyorsunuz, sonra size içinde qr olan karton veriyorlar. Bu kadar.
0
substituent
(13.05.26)
kardesinizin kimligi ve edevlet'i gerekiyor.
0
birkibirkibirkibirkiuc
(13.05.26)
turkcell mobil uygulamasından da oluyor galiba geçen ben yapacaktım kimliğimin çipi bozuk diye yapamadım onu kontrol edin önce.
0
rahmi pinkfloydoglu
(13.05.26)
rahmi pinkfloydoglu'nun dediği uygulama üzerinden alma türk telekom uygulamasında da var. çipli kimlik ile alınıyor güya ama sürekli hata veriyor.

asıl soruya cevap: hat sahibi ve kimliği olmadan kesinlikle işlem yapmıyorlar.
0
himmet dayi
(13.05.26)
hat sahibi kimliği ile gidecek, siz olmasanız da olur.
e-sim alacak.

e-sim aldığı gibi sizin sim kartınız işlevini yitirecek.
ona e-sim olarak bir qr kod verecekler.
bu qr kodun resmini çeksin whatsappp/mail göndersin, siz kendi cihazınızdan devam edersiniz.
---
geçen bize de lazım oldu bu durum, telefoncu böyle anlattı.
0
biseysorcaktim
(13.05.26)
(24)

"kaynak yapmak" konusunda linç yemeyi göze aldım da geldim

momento
insanlara sürekli kaynak yapmak şöyle, böyle deniyor. tamam hoş, medeni toplum falan. ama bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor. İşin garibi, kaynak yaptığında da önünün bomboş olduğunu ve trafiğin aslında araç yoğunluğundan değil sürücülerin akışı sağlayamamasından kilitlendiğini görüy
insanlara sürekli kaynak yapmak şöyle, böyle deniyor. tamam hoş, medeni toplum falan. ama bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor. İşin garibi, kaynak yaptığında da önünün bomboş olduğunu ve trafiğin aslında araç yoğunluğundan değil sürücülerin akışı sağlayamamasından kilitlendiğini görüyorsun.
Bazen gerçekten de insan kendini kaynak yapmaya mecbur bırakılmış gibi hissetmiyor mu?

Şimdi mutlaka biri çıkıp "sen önden kaynak yaptığın için arkadaki trafiği bozuyorsun" diyecektir. ama hayır. bunu defalarca gözlemledim. sorun sadece kaynak yapanlar değil. sürücüler ilerlemiyor, akışı takip etmiyor, boşluğu değerlendirmiyor. trafik akmıyor çünkü insanlar akışı yönetemiyor.

Ehliyet almak sadece trafiğe çıkma hakkı kazanmak değildir. asıl mesele, trafiği gereksiz yere kilitlemeden, o akışın uyumlu bir parçası olmayı beceribilmektir.

yanılıyor muyum?

edit:
Yapılan tüm yorumları tek tek okudum. İlginç olan şu ki, onlarca yorum içinde konuya gerçekten mantıklı bir argümanla yaklaşan tek bir kişi bile çıkmadı.

Daha da ilginci, ben hiçbirinize kaynak yapmadım ama hepiniz bana, ana bacı küfür etmekte beis görmediniz. Demek ki mesele gerçekten "kaynak yapmak" değilmiş. Sorun, fikir tartışmak yerine hakareti iletişim biçimi haline getirmiş olmakmış.

Bu duyuruyu silmeyeceğim. Yıllar sonra buraya gelen insanlar da burada nasıl bir yaklaşımın, nasıl bir insan profilinin hakim olduğunu görsün. Sizlerin birbirinizle kişisel meseleleri olabilir, buna diyecek bir şeyim yok. ama benim kimseyle kişisel bir derdim yok.

Meramını hakaret etmeden anlatamayan, fikrini küfürün arkasına saklayan herkese de buradan selam olsun.
-50
momento
(06.05.26)
Yanılıyorsun.
Öncelikle hiçbir yol önü bomboş olduğu halde kilitlenmez. Aradaki ufak tefek boşluklar insanların dur kalk, takip mesafesi gibi trafikte doğal olan boşluklar.
Götümüzü düşünelim. Arada doğal bi boşluk var. Götümüzü sımsıkı sıktığımızda aradaki boşluk kapanıyor ama götümüz bi yere gitmiyor. Sadece daha çok sıkışıyor.
İşte trafik de öyle.
+15
benim bir gizli bildiğim var
(06.05.26)
önü boş olduğu halde ilerlemiyorlar diyorsun. herkes mal sen akıllısın di mi? böyle boş bir düşünceyi savunuyorsun birde?
+14
scudman1
(06.05.26)
Önündeki ilerlemiyorsa o da suçludur. Ama siz kendi kafanıza göre adaleti sağlayamazsınız. Ayrıca öndeki belki o an sağlık sorunu yaşıyor, başka bir şey oldu, nereden bileceksiniz? Siz gerekli yerlere bildirirsiniz, onlar değerlendirmeyi yapar.

Öndeki kurallara uymuyor, o zaman bende uymam diye bir şey yok!

Kural ihlali varsa gerekli yerlere şikayet edersiniz.

Trafikte sizin yola geçiş önceliğiniz, haklarınız var. Ama bu hak yanında sorumluluk da getiriyor. Hakkınızı istiyorsanız siz de kurallara uyacaksınız.
+4
substituent
(06.05.26)
yaniliyorsun tabii ki. baskasinin hakkini gasp edemezsin.
önündeki yavas da gitse saygi göstereceksin.
+3
Purple life
(06.05.26)
onu bossa trafigin sebebi kesinlikle kaynak yapanlardir. bilerek kaynak yapanlar kadar kizdigim cok az sey vardir trafikte.
+3
lemmiwinks
(06.05.26)
Önü boş olduğu için ilerlemeyenler trafiği oluşturmuyor, zaten trafik düzgün akmadığı için kimi arabanın önü boş.

Araçlar tren değil, aynı anda kalkıp hızlanmıyor. Bu durum bazen sürücüden bazense araçlardan kaynaklanıyor.

Bir iki aracı örneklendirerek trafiğin sebebi gitmeyen sürücüler diyemeyiz. Trafiğin en büyük iki sebebi, bir, kaynakçılar. İki, sabit hızla gitmektense birden hızlanıp yavaşlayan sürücüler
+3
biseysorcaktim
(06.05.26)
trafiğin ne olduğunu siz de bilmiyorsunuz belli ki. ehliyetinizi iade etmenizi rica edeceğim. trafik sıkışıklığı bazen öylesine de olur.

youtu.be
+2
klassno
(06.05.26)
Yanılıyorsun

hergün trafikte bu kaynakçılardan dolayı değişik fantazilerim gelişti şu şerite/taralı alana çivi dökülsede tüm lastikleri patlasa kaynak yapıp vakit kazanacam diye tüm günü burada geçirse falan gibi
+4
basond
(07.05.26)
banach
(07.05.26)
'asıl mesele, trafiği gereksiz yere kilitlemeden, o akışın uyumlu bir parçası olmayı beceribilmektir.' sözünüz zaten bizim toplumumuzun genel sıkıntısı. daha iyisi yok düzen bozulmasın bunlarla devam edelim diye diye şebnem ferah konserine saldıracak duruma getirdiler insanları.
asıl mesele artık bir yerden başlayıp kuralları eşit şekilde uygulayabilmektir. sen önce kendine sonra topluma karşı sorumlusun. ya ben araya gireversem ne olur dersen, sen gibi herkes bunu der. sen kendini düzelticen gerisi topluma kalsın.

banach +1
+1
mikahakkinen
(07.05.26)
Annemi sevmiyorum demenin alternatif yolları.
+5
wilhelmwasmuss
(07.05.26)
Birlik beraberliğe ihtiyacimiz olan şu günlerde efsane yanilman bizi birlik yaptı.
+4
logisticsmanager
(07.05.26)
Kaynak yaparken arkadaki trafiğin düzeninin bozulmadığını nasıl gözlemledin merak ediyorum.
Yanından geçtiğin arabalar hala duruyordu ve değişiklik hissetmediğin için sorun olmayacağını mı düşündün.

Kaynakçılar yüzünden arkadaki araçlar daha fazla orada bekliyor, bekledikçe arkaya doğru kuyruk uzuyor.

Fakat artık kaynak yapanlara kızmayı, kornaya abanmayı bıraktım, benim yol vermemek için savaştığım kaynakçıya öndeki araç buyur gel önüme gir diye yol açtığı için gereksiz strese girdiğimi fark ettim.
+2
duyuruuser
(07.05.26)
Kaynak olarak algılanan ama tam anlamıyla kaynak olmayan tek şey bağlantı ayrılan yollarının mesafesinin çok kısa olduğu yerler. Örneğin sağ bağlantıdan çıktın en sola gireceksin, orda da sıra varsa mecbur sıranın önüne çıkıyorsun. Ama arkadakiler de anlıyor bunu bence, yoksa diğer türlü kaynakçıların hiçbiri haklı değil.
+1
titanic kemancısı
(07.05.26)
sizin gibi düşünenler yüzünden takip mesafesi koyamaz olduk, her boşluğu kendinize hak görüp girmeye çalışıyorsunuz
+1
mezzosprite
(07.05.26)
milletimizin kaynak yapanın nasıl hakkını avcuna koyduğunu, tüp geçitte sık sık gözlemliyorum. yanılıyorsunuz ve böyle böyle öğreneceksiniz. bedava eğitim :)
0
lil siztah
(07.05.26)
Laf sokmadan yazmaya çalışacağım ama emin değilim.

Yonca kavşaklardan bazıları tek şerit, zorlasan iki araç da sığıyor, senin gibi zeki sürücüler oraya ikinci sırayı da yapıyor. Peki ne oluyor ? Tek şerit olsa fermuar gibi ince ince akacak olan trafik iyice felç oluyor, solda kalan adam hızlanma şeridine çıkmak yerine bir şeridi daha taciz ediyor, sağda kalan adamın önüne kırıyor.


Başka bir senaryo, 3 şerit, sol iki şerit düz gidecek, sağ şerit dönüş, senin gibi mükemmel düşünceye sahip sürücüler orta şeritten sağ şeride geçiş için düz çizgi olsa da oradan dönmeye çalışıyor, hem düz gidecek adamın yolunu kapatıyorsun, hem orada bekleyen adamların hakkına giriyorsun, hem de sonrasında yukarıda bahsettiğim sıkıntı tekrar yaşanıyor.

Daha çok örnek vereceğim ama son bir tane daha. Sol 3 şerit düz gidiyor, sağ şerit yan yola bağlanacak, yan yol boş, haliyle sağ şerit güzel akıyor, ufak kesik çizgiler var, yani dönecek olan adamın gireceği şerit, senin gibi örnek sürücüler ne yapıyor ? Hemen sağ şeride geçiyor, dönüşe geldiğinde hem sağa dönecek olanların yolunu kapatıyor, hem de gidip düz gidecek adamların şeridine kaynak yapmaya çalışıyor.

En edepli bu kadar yazabiliyorum.
+1
kimlanbu
(07.05.26)
tüm duyuruyu tek yumruk yapmışsın. en son duyuru ilk kurulduğunda vardı böyle bi ortam.
+1
brkylmz
(07.05.26)
tabi ki yanılıyorsun.

kaynak işinde iki suçlu var.
birincisi, malum kaynak yapanlar.
ikincisi, şeridin içine yanaşacak şekilde sürüp kaynakçılara fırsat verenler.
her iki grup da sağlam dayağı hakkediyor.
0
lazpalle
(07.05.26)
yanlış herkes yapsa da yanlıştır. doğru bir kişi yapsa da doğrudur.

ehliyet almak kanuni çerçevesi belirlenmiş olan trafik kurallarına uymayı gerektirir. o akış kurallara aykırıysa o akışa uymak yasal kuralları çiğnemektir. günümüzde ki yozlaşmanın en önemli nedenlerinden birisi insanların kuralları kendi çıkarları doğrultusunda esnetmeyi kendisine hak görmesi, sizin argümanınız gibi söylemlerle rasyonalize etmeye çalışması, kendisini de buna inandırması.
+2
Phoebe
(07.05.26)
"bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor."dan gerisini okumadım.
net haksızsın.
0
late viper
(07.05.26)
Yapılan tüm yorumları tek tek okudum. İlginç olan şu ki, onlarca yorum içinde konuya gerçekten mantıklı bir argümanla yaklaşan tek bir kişi bile çıkmadı.

Daha da ilginci, ben hiçbirinize kaynak yapmadım ama hepiniz bana, ana bacı küfür etmekte beis görmediniz. Demek ki mesele gerçekten "kaynak yapmak" değilmiş. Sorun, fikir tartışmak yerine hakareti iletişim biçimi haline getirmiş olmakmış.

Bu duyuruyu silmeyeceğim. Yıllar sonra buraya gelen insanlar da burada nasıl bir yaklaşımın, nasıl bir insan profilinin hakim olduğunu görsün. Sizlerin birbirinizle kişisel meseleleri olabilir, buna diyecek bir şeyim yok. ama benim kimseyle kişisel bir derdim yok.

Meramını hakaret etmeden anlatamayan, fikrini küfürün arkasına saklayan herkese de buradan selam olsun.
-7
🌸momento
(08.05.26)
öyle bir kaynak yapıyorsunuz ki, sizin arkanızdaki araçlardan bir tanesi bile bir saniyeliğine de olsa frene basmıyor, bir saniyeliğine de olsa ayağını gazdan çekmiyor.

üstteki cümleyi %100 garanti edebiliyor musunuz?

trafiğin akmamasının sebebi önüne kaynak yaptığınız arabanın bir saniyeliğine de olsa ayağını gazdan çekmesi. o araba 1 saniye ayağını gazdan çekiyor, arkasındaki araba 2 saniye ayağını gazdan çekiyor, onun arkasındaki araba ayağını gazdan da çekiyor, frene de basıyor.

yani trafiğin akmamasının sebebi sizsiniz.
+2
co2s2
(08.05.26)
demek ki ya yapılan yorumları tek tek okumamışsın, ya da onlarca cevap içinde gerçekten mantıklı argümanla karşına çıkanlar sırf senin fikrini desteklemiyor diye mantıksız buluyorsun. ya da anlatmak istediğini doğru ifade edemiyorsun. zira onlarca cevap içinde sildiğim 1-2 tane küfürbaz dışında herkes gayet mantıklı argümanlarla neden yanılıyor olduğunu nazikçe ifade etmiş. milletin dertli olduğu bir konuda biraz sitemkar konuşmasını da bir zahmet sineye çekeceksin.
+11
kibritsuyu
(08.05.26)
(4)

Son günlerde ekşisözlükte “sunucuya bağlanamıyor” sorunu yaşıyorum

Unde bach canim
Sayfayı refresh edince (bazen 3. Seferde) düzeliyor. Ve bu çok sık oluyor. Sizde de var mı aynı problem? Başka sitelerde olmuyor bu. Yurtdışından bağlanıyor olmanın bir sonucu olamaz herhalde?
Sayfayı refresh edince (bazen 3. Seferde) düzeliyor. Ve bu çok sık oluyor. Sizde de var mı aynı problem? Başka sitelerde olmuyor bu. Yurtdışından bağlanıyor olmanın bir sonucu olamaz herhalde?
0
Unde bach canim
(06.05.26)
bende de var aynı sorun.
+1
substituent
(06.05.26)
telefonda oluyor.
0
gabe h coud
(06.05.26)
var hocam bende de. reklamları engellemek için telefona kurduğumuz uygulamalardan (adguard, adblock) kaynaklıymış. aynı soruyu açmıştım.
0
tolgan
(06.05.26)
Siz hala saray rejiminin ele geçirdiği sitelere mi giriyorsunuz? Umarım hiç bağlanamazsınız.
+2
yurtsuz john
(06.05.26)
(7)

Vize Randevusu Çabuk Bulabileceğimiz Avrupa Ülkeleri

jangbogo
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.

Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
0
jangbogo
(05.05.26)
kuzey ülkelerine çok kolay. ama ilk schengense ret oranı yüksek.
danimarka isveç finlandiya norveç 2-3 gün sonrasına hatta ertesine güne bile bulunuyor bazen.
+1
jelly bear
(05.05.26)
@jelly daha önce yalnızca 7-8 aylık bir Almanya öğrenci vizem var. Onun dışında hiç schengen vizesi almamıştım.
0
🌸jangbogo
(05.05.26)
Danimarka randevusu almak kolay ama red oranı yüksek. %40 civarı red oranı.
0
stefano
(05.05.26)
Benim zamanımda, şartları sağlamanız halinde (hesapta bulunması gereken min para miktarı gibi bir kaç şartı vardı) Danimarka eğitim amaçlı gelenlere vize garantisi veriyordu.
0
substituent
(05.05.26)
bu ay telegram italya gruplarını takip edin. muhtemelen mayısın 25 inde falan italya açılır. italya her ay 1 defa randevu açıyor, alabilirseniz gelecek aya randevu alabiliyorsunuz. bu ayın sonuna doğru haziran ayının randevuları açılır. siz haziranın hemen başına randevu bulabilirseniz temmuz başına vize bir ihtimal yetişir. başvuru ise gidiş tarihi arasında en az 15 gün olacak şekilde ayarlamanız lazım.
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
italya geçen sene öğrencileri çok mağdur etti.
0
kveldulv
(06.05.26)
@kveldulv

hocam doğrudur ben bir an turistik gibi düşündüm. öğrenci kategorisinde randevu alma işi farklıydı sanırım
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
(10)

Hiç estetik yaptırdınız mı?

ekimoloji
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
-1
ekimoloji
(05.05.26)
Yok
-4
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
Yaptırmadım.
-4
rock n roll
(05.05.26)
Yaptirmadim.
Sorry ama cok büyük, canini sikan bir sey olmadikca estetik yaptirip duranlar baya bos tipler oluyor.
Dogallik cok kiymetli, özel bir şey aslinda.
-6
Purple life
(05.05.26)
Evet
Burun
İyi ki
Niye sordun?
-1
Mirket
(05.05.26)
Damat dolgusu yaptırdım.
-3
runaway
(05.05.26)
4 kere Masseter botoksu yaptırdım amaaaaa diş sıkma tedavisi için. Yaptırınca yanaklarım bi toparlandı fakat diş sıkmam fazla güçlü olduğu için etkisi sıfırlandı hep. Bir yerden sonra yaptırmayı bıraktım.

Estetik amaçlı yaptırmayı hiç düşünmedim. Ben hayatı o kadar sevmiyorum ondan biraz swh
0
substituent
(05.05.26)
Saç ektirdim 15 yıl önce. Hayatımın en büyük hatasıydı. Travma oluşturdu. Çok zor kurtuldum. Halen uğraşıyorum.
0
Caletti
(06.05.26)
erkek adam modifiye yaptırmaz.
-1
mikahakkinen
(06.05.26)
Septum deviasyonu ameliyatım şekil değişikliği yaratmayacaktı ama ben estetik de olsun istediğim için araştırıp kbb uzmanına rinoplasti ameliyatı oldum. Tek pişmanlığım, neden daha önce yaptırmadığım oldu.
0
dediysem dedim
(06.05.26)
yaptırmadım. estetik görüntüleri, güzel insanları izlemeyi severim ama yapay olanları değil.
septum deviasyonu için dahi araştırırken çok korkunç hikayeler okumuştum; septumu delinenler, burnu sürekli ıslık çalanlar falan.. eğer çok niyetiniz varsa, fazla irdelemeyip gidip olun derim. burnum mükemmel oldu diyeni çok nadir duydum. biraz şans ve hata payını da kabul edip giderseniz, tatmin olursunuz. detaycı ve takıntılıysanız, girmeyin derim.
-2
lil siztah
(06.05.26)
(17)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-4
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-1
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
-1
🌸Purple life
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(3)

En son kesfettiginiz gizli marketiniz

duyurukullanıcısı
Marka satan butik olur, icki dukkani olur, koleksiyon dukkani olur, berber olur, super pastahane olur, sahhaf olur internet sitesi olurAz kisinin bildigi, cok kalite is yapan nereyi kesfettiniz?
Marka satan butik olur, icki dukkani olur, koleksiyon dukkani olur, berber olur, super pastahane olur, sahhaf olur internet sitesi olur

Az kisinin bildigi, cok kalite is yapan nereyi kesfettiniz?
+3
duyurukullanıcısı
(25.04.26)
(bkz: Fest travel )
+1
etna
(25.04.26)
Flu tv. Canlı yayınlar dışında dolu dolu içerik.
-2
halk
(25.04.26)
shop.metro.istanbul
😀😀😀😀
+2
substituent
(25.04.26)
(3)

Üniversite öğrencisiyim, prim ödemeden GSS'den nasıl yararlanabilirim?

santimantal
Yaşım 18. (19'dan gün aldım.)Anne ve babam Azerbaycan'da yaşıyor.Babam Türkiye vatandaşı, annem Azerbaycan... Ben çift vatandaşlık sahibiyim.Anne-babam Türkiye'de yerleşik değiller ve Azerbaycan'da çalışıyorlar.Ben Türkiye'de devlet üniversitesinde okuyorum ve bir özel yurtta kalıyorum.İkametgahımı
Yaşım 18. (19'dan gün aldım.)
Anne ve babam Azerbaycan'da yaşıyor.
Babam Türkiye vatandaşı, annem Azerbaycan... Ben çift vatandaşlık sahibiyim.
Anne-babam Türkiye'de yerleşik değiller ve Azerbaycan'da çalışıyorlar.
Ben Türkiye'de devlet üniversitesinde okuyorum ve bir özel yurtta kalıyorum.
İkametgahımı henüz Türkiye'ye aldırmadım.
Genel sağlık sigortasından prim ödemeden yararlanabilmek için ne yapmalıyım?

İkametgahımı Türkiye'ye aldırmam gerekir mi?
Yurda aldırılır mı? Akrabalarıma mı aldırmalıyım?
Akrabalarıma aldırırsam onların geliri benim GSS için vereceğim gelir testini etkiler mi?
Ne yapmalıyım? (Gerekirse ikametgahımı geliri düşük olan bir akramın yanına aldırabilirim.)
-1
santimantal
(23.04.26)
Üniversite öğrencisi olunca otomatik sigortanız oluyor (en azından Türk vatandaşları için), ama ikametgah etkiler mi hiç düşündüğüm bir kriter olmamıştı açıkçası.

İkametgahı alsanız iyi olur ayrıca, banka vs. açarsınız. Staj yapacağınız zaman mecburi açmak zorunda kalacaksınız zaten.

Evet, yurda aldırabilirsiniz. Ben olsam akrabaları karıştırmazdım.
0
substituent
(23.04.26)
okulunuzun mediko-sosyal birimi vardır. acil bir konu varsa, diğerini halledene kadar oradan da kolayca faydalanabilirsiniz. geçmiş olsun.
0
lil siztah
(23.04.26)
edevletine gir oradan SPAS Müstehaklık Sorgulama ekranına git. provizyon alabilir yazıyorsa aktif sgklısın ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilirsin.

bu arada eğer sgk aktif değilse bile tüm acil hizmetlerden ücretsiz ve normal muayneleri de 50-60tl gibi bir ücretle yaptırabilirsin. sadece ilaçları kendin alman gerekir.
-1
orpheus
(24.04.26)
(5)

"arabadan indin, 180.000 lira ceza"

kibritsuyu
arkadaşlar şu olayı bir netleştirebilir miyiz, trafikte başımıza gelirse ne yapacağımızı bilelim. ne zaman yeniyor bu ceza? benim mantığım, önünü kesip, kavga etmek amaçlı, saldırı amaçlı inersen yenmesi lazım diyor.ama videolar görüyorum mesela adam geçerken arabana sürtmüş, sonra geçmiş gitmiş umu
arkadaşlar şu olayı bir netleştirebilir miyiz, trafikte başımıza gelirse ne yapacağımızı bilelim. ne zaman yeniyor bu ceza? benim mantığım, önünü kesip, kavga etmek amaçlı, saldırı amaçlı inersen yenmesi lazım diyor.

ama videolar görüyorum mesela adam geçerken arabana sürtmüş, sonra geçmiş gitmiş umurunda değil. iniyorsun kendi arabandan, adamın yanına gidiyorsun, camını tıklatıyorsun "kardeşim bana çarptın" demek için. ama adam almış telefonu "arabadan indiii arabadan indiieeee yüzseksenbin cezaa yazdıracaam göreceenn".

lan evet arabadan indi de, sen de çarptın ulan, kaza yaptın ve umursamıyorsun. burada da mı inmeyeceğiz? herif o videoyla polise gidip arabadan inip camımı tıkladı dese ben arabama çarpmış olduğunu nasıl kanıtlayayım, çarpıp giden adam için bir de ceza mı ödeyeceğiz?

ya da arkadan çarptı %100 kusurlu. inip bakıyorum benim arabamın anası ağlamış, arka tampon kırılmış. ama vuran adam inmiyor arabasından. ne yapacağız? "in de tutanak tutalım" demek için yanına gidip camını tıklıyorsun, ama adam telefonu almış, arabadan indiiii yüzsekseksenbiiinn" diye seni çekiyor. sonra da basıp gidiyor mesela.

hadi buyur ne bok yiyeceğiz şimdi? hem çarpan adam kurtuldu, hem tampon sana girdi, hem de 180.000 lira ceza yedik.
+1
kibritsuyu
(22.04.26)
Abi o kanunda zaten kaza sonrası araçtan inme bu kapsamın dışında diyordu, yani karşı tarafın kayıt alması senin işine gelir bu durumda, bi şey olursa "be amcık ağızlılar kaza olmuş ben de inmişim" dersin, ceza kesilen durumlar araçtan kavga etmek/tartışma çıkarmak maksadıyla gerçekleşen olaylar için, o da yine kayıtta belli olur.
+4
kizil karga
(22.04.26)
Aracında kamera bulundurabilirsin yada temkinli olmak için sen de kameraya alabilirsin. Zaten videodan senin kavga için gelip gelmediğin de anlaşılır, tabii adam seni bilerek çileden çıkartmazsa.

Ben bunun her aşağı inene uygulanacağını sanmıyorum. Tabii ki bir hasar olduğunda geçmiş olsun diyecek insanlar, hasar tespiti yapacak. Bu olay daha çok can güvenliğini tehdit edecek durumlar için geçerli olur diye düşünüyorum.
0
vampir akrep
(22.04.26)
Kaza durumunda diğer arabayla muhatap olmanıza gerek yok. Karşı taraf gelmiyorsa polisi arayıp vurup kaçtığını söyleyeceksiniz.

Vurkaç durumunda zaten her şey fazlasıyla sizin lehinize olur.

Siz arabadan inin, kaza yerinin görsellerini alın, polise haber verin. Karşı tarafı zorlayamazsınız sonuçta.

Ayrıca vurkaç çok büyük suç. Cezası çok ağır. O yüzden kaza durumunda kimse öyle kamerayı açıp “araçtan indi bana saldırıyor” demez. O yüzden o videolara çok güvenmemek lazım. Ama harbiden durum böyleyse, sonuçta ortada kaza var her türlü siz hakkınızı alırsınız. Mahkeme bu yüzden var zaten.
0
substituent
(22.04.26)
yurtdışında bi olay görmüştüm arabalar çarpıştı, öyle sakince kaldılar kimse inmedi arabadan. herhalde polis falan aradılar gelmesini bekleyeceklerdi. garip geldi ama düşününce mantıklı, inip ne yapacağız yani patlama tehlikesi filan yoksa.
0
mezzosprite
(22.04.26)
Kaza anında zaten arabadan inilir. Napılacak saatlerce otulucak mı?
Kavga küfür dayak yoksa ceza yenmez. O videoyu uzman izleyip ceza yazacak. Efendi adam ceza yemez.
0
halk
(22.04.26)
(6)

okb ilaçları

mantık
prospektüslere baktığım kadarıyla hepsinde glokom oluşturma riski mevcuten risksiz olanı hangisidir ya da alternatifi var mı
prospektüslere baktığım kadarıyla hepsinde glokom oluşturma riski mevcut
en risksiz olanı hangisidir ya da alternatifi var mı
+1
mantık
(12.04.26)
risklere takılmayın; onların pek çoğu binde birlik olasılığa karşı sorumluluğu üzerlerinden atmak için yazılıyor. önemli olan kişinin okb tipine hangisinin iyi geleceği+vücudunun hangisini iyi tolere edeceği.
+2
lil siztah
(12.04.26)
1.000 de bir ile 10.000 arası bir risk o da göz yapısında genetik duruma göre oluşuyor yani sen bunu risksiz olarak düşün, okb çok küçük şeyleri büyütebiliyor
+1
kurcalamabozarsin
(12.04.26)
teşekkürler ama başka bir ilaç yüzünden de glokom tedavisi gördüm
genetik olarak da yatkınlığım olduğu için dikkatli olmam gerekiyor
0
🌸mantık
(12.04.26)
Bunu doktorunuza niye sormuyorsunuz?

Bana internetten doktor bile tavsiye verse uygulamam. Çünkü başınıza bir problem gelirse, size tavsiyeyi veren kişi sorumluluk kabul etmeyecektir.

O sebeple, ben olsam doktora danışırdım, onun verdiği tavsiyeyi uygulardım. Bu konudan başıma bir iş gelirse tüm sorumluluk doktorda olurdu ve gerekli telafi işlemlerin yapılması yasal olarak mecburi olurdu.

Buna ek, zaten doktora gidip; internetten araştırdım, dersek, ne tepki vereceğini az buçuk tahmin edebiliyoruzdur sanırım.
+1
substituent
(12.04.26)
anladım ama sizin sorunuz yine de biraz sorunlu geldi bana. diyelim ki bir ilacın glokom riski diğerlerine göre az, ama size de fayda etmeyecekse, sizin için bir seçenek olamayacaktır zaten. normalde okb türüne, direncine vd göre psikiyatrist ilacı önerir; sonra siz detayını -mümkünse bir göz uzmanıyla- inceler, gerekirse psikiyatriste dönüp alternatif sorabilirsiniz. hatta tanıdık bir eczacı varsa, değerlendirmede o da yardımcı olur. (lütfen chat gpt'ye falan güvenmeyin böyle konularda.) özellikle devlette doktorların bu detaylara vakit ayırmayabileceğini biliyorum. bu sebeple dediğim gibi bir yöntem izlemeniz makul olur diye düşünüyorum.

başka bir önerim de, anahtar kelimelerle makale taraması yapmanız olur. mesela faydalı olabilecek bir makale için: pmc.ncbi.nlm.nih.gov
çok geçmiş olsun.
+1
lil siztah
(12.04.26)
Şöyle bir şey okumuştum. Direkt soruyla ilgili değil ama ama glokom konusunda

"Esr*r içtikten sonra gözlerin kızarmasının nedeni, bu bitkinin glokom (göz tansiyonu) tedavisindeki ünüyle bağlantılıdır.

THC kan basıncını düşürür, bu da kan damarlarının ve kılcal damarların genişlemesine neden olur. Gözdeki kılcal damarlar genişler, gözlere giden kan akışı artar ve göz içi basıncı (intraoküler basınç) olarak adlandırılan gözdeki basınç düşer. Kan akışındaki bu artış gözlerde kızarıklık yaratır. Göz basıncındaki bu düşüş ise glokom hastalarının aradığı faydadır."

Kaynak: getir.net
0
birdirbir
(14.04.26)
(15)

tır şoförleri nasıl dayanıyor?

der meister
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp hafta
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp haftada 6 gün, günde 14 saat yoldayım dese hiç şaşırmam.

en insani koşullarda bile günde 11 saat sürüp, tırda belki saat 15-23 gibi abuk zamanda uyuyan adam nasıl ertesi gün tekrar kalkıp o kadar sürebiliyor ya? altında en az 20 tonluk araç, en ufak dikkatsizlikte önüne 8-10 kişiyi katıp götürebilirsin. her saniye AKTİF çalışmak durumundasın öyle yoğunluk olmaması, işin rahatlaması gibi durum da yok çünkü en rahat ve boş anında bile tetikte olman lazım.

günde 8-9 saat verilen hiçbir iş kolay değil tek başına bu mesai HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR OLSAN BİLE mental olarak yorar yani ama bu ekstra riskli, acayip bi şey değil mi? ben sürsem herhalde başta çok panik olacağım için yorgun ama dikkatli olurum, ikinci hafta daha 5. saatte uyuyakalıp uçar giderim.

gördüğüm kadarıyla çok seven, imkanı olsa bile başka iş yapmak istemeyen şoförler de var yani. kaldı ki ben de fikren en azından "romantik" bulan, tırları, uzun yolu vs. çok seven birisiyim. ona rağmen her yönüyle inanılmaz büyülü geliyor bu iş bana.

bilmiyorum belki aramızda tır şoförü yahut şoför tanıdığı olan vardır, gerçekten tecrübesi olan birileri bi şey paylaşır umuduyla yazdım. ben mi abartıyorum abi bi insan haftada 60 saat TIR SÜRÜP TIRDA YAŞAYIP nasıl iki sene sonra çıldırmaz?

"ekmek parası karşim" demeyin o bambaşka bi şey. ben direkt fiziksel ve mental olarak bitmekten bahsediyorum. kimse vay ben yoruldum şarampolden yuvarlanayım demez zaten memnun olmasa bile. ben direkt bunu nasıl engelliyorlar onu merak ediyorum. insanın uykusu gelir yav.
0
der meister
(11.04.26)
zorlukları vardır elbette ama çok güzel iş ya. tek sorumluluğun aracı sürmek. çoluk çocuk eş, akraba, patron vs. derdi yok. çoğu zaman kendinle baş başasın. diğer yandan cep telefonu çıktı mertlik bozuldu diyebiliriz.
0
lazpalle
(11.04.26)
en basit açıklamalarından biri uzun yola ve yolda yaşamaya olan aşk.
dedem ömrü boyunca, dayılarım 50'li yaşlarına kadar uzun yol şöförlüğü yaptılar (kamyon, tanker, tır vd); o hayata aşıktılar. zaman zaman battılar, araçları ellerinden gitti; hep yenisini alıp en kısa zamanda yola çıkma hayali kurdular. dedem yola gidemediği zamanlar, mazot kokusu aldığında gözleri dolarmış. ki bu adam iran-ırak savaşı yıllarında oralardan petrol taşıyan, vardığı bir mola yerinde 15 dk önce oradaki tüm şöförlerin kafasının kesilip dikiz aynasına asıldığına falan şahit olan biri. yani o zamanın, araçlardaki konforsuzluk, yeri geldiğinde günlerce yıkanamama, yük indirme-bindirmeye dahil olma gibi bugün pek rastlanmayan zorluklarını saymıyorum bile. çevre ve yol güvenliği bana kalırsa en önemli sorunlardan biri.

ben bunu biraz şuna benzetiyorum; arkeolojik kazılar dışarıdan çok romantik görünse de, yaşam koşulları, psikolojisi, insan ilişkileri falan aşırı berbattır. her sezon sonu, bir daha öpseler gitmem dersin. sonra nisan sonu-mayıs başı pencereden ot kokuları gelmeye başlayınca elin kaşınır; oo kazı sezonu da gelmiş diye. zorlukları, sevmeni engellemeyebiliyor yani.
+5
lil siztah
(11.04.26)
Resmi hesabı şöyle.tır 90 km ile gidiyor.günlük limit 900 km.buna detayına girmeden 3 pause verebilirsin.ilk hafta sonunda 24 saat boş yapmak zorundasın,ikinci hafta sonunda 45 saat istirahat mecburi.böyle teoride ayda 20000 km mümkün gözüküyor ama realitede biz bir tırı aylık 10000 km hesaplarız.bu rakamın üstü iyi bir aydır.yıllık 120.3 yılda 360 ve tırı satarız.

Şöförlük gerçekten zor meslek.her sabah uyandığında gitmek zorunda olmak kolay değil.misal benim için imkansız ama benim muhatap olduğum yüzlerce şöförden bir kısmı için mecburiyet,bir kısmı aşkla şevkle,bir kısmı kaptan şöför edasıyla,aile mesleği olan gibi.misal nolu kaynaşlıda erkek nüfusun yarısından fazlası tırcı.

Dediğin gibi yola terapi gözüyle bakanda var,delirende.bizim 3.ülke seferlerimiz var,avrupadan başlayıp kazakistan horgos kapısına teslimat,8000 km.adamın gidip geri gelmesi kısa dönem askerlik gibi.

Nasıl dayanıyorlar kısmı çok uzun ama kabinde güzel konfor olması önemli,dolabını sevdiği yemeklerle doldurur ki kapak açınca yemeklerini yapıp birbirlerine yalan söyleyebilsinler.gittikleri yerde eğlenip dinelenebilecekleri park yerlerini tercih ederler ,kollu makinede varsa kralsın,bütün harcırahı ona atarlar:)

Şimdi çıkıyorum devm ederim ben buna.
+6
duptıs
(11.04.26)
2-3 sene yapıp bırakıyorlar. Uzun süre yapılabilecek bir iş değil. Birikim yapmak için ideal bir iş.

Nasıl yaptığına gelirsek de bol kahve ve enerji içeceği ile dayanıyorlar. En sağlıksız işlerden biri.
-1
runaway
(11.04.26)
Dayım en aşağı 20 senelik tır şoförü çocukken bir kez de ben onunla yola gitmiştim. Bir kere aşırı sıkıcı, yol önünde gidiyorsun gidiyorsun gidiyorsun. Sonu yok. Ben çocuk aklımla konuştuğumda en büyük sorunun ne kadar sürsem de varamayacak gibi hissediyorum en çok bu his sorun demişti. Kendisinin sağlık sorunu bildiğim kadarıyla yok. Şaşırtıcı şekilde de fit birisi ve gayet fazla yer. Bence esas motivasyon o kadar zor rezil işler var ki bu işi yapmak kötünün iyisidir. Bir mesleğin yoksa el mahkum.
+1
artıküyeolmakistiyorum
(11.04.26)
@runaway, bu dediğin kuzey amerika için geçerli olabilir ama türkiye'de hiç zannetmiyorum abi ya. maaşlı çalışıyorsan para biriktirmeyi geçtim memur kadar bile almıyorlar diye biliyorum. ha tecrübelisi alıyordur ama orada da 2-3 sene çalışıp para biriktirme kısmı patlar.
0
🌸der meister
(11.04.26)
tehlike ve sorumluluk algıları senin gibi değil. o kadar ince detay düşünmüyorlar daha çok bilinçaltı tecrübeleri ile tırı sürüyor ve dediğin kadar düşünsel olarak yorulmuyorlar.
0
orpheus
(11.04.26)
Büyük bir kısmı (bkz: kas hafızası)
+1
etna
(11.04.26)
Geldim devam edeyim.

Burada değinende olmuş bu işin en güzel yönü başında kimse yok.arabada imparator sensin.süreli farklı ülkeleri görüyorsun ve nerede ne yapabileceğinle ilgili bilgi alabileceğin binlerce arkadaşın var.güzelce yer içer eğlenirsin.eskiden iletişim olanaklarıda ,araç tekenolojileride sınırlıydı ama şimdi internetin,uydu antenin,fırının,buzdolabın stüdyo daire gibi takılabiliyorsun.bugüne baktığımızda eğitim seviyeside eskiye göre oldukça yüksek.tırcılığa bulaşan adamda gidip başka iş yapsada sonunda buraya geriye dönüyor.avrupa kazançları 2500-3500 euro arasında türk şöförde asgari ücret artı sefer ücretleri alıyor,bu aralar baskılı euro kuru yüzünden çok iyi değil ama genelde euro/dolar sefer ücretleriyle türkiyede yapabilecekleri işlerden daha fazla ücret alırlar.ekstra gelir yaratma olanaklarıda var,onlara burada girmeyelim ama tır filo sahiplerinin çoğunluğu eski şöfördür.

Yolda hiç bir şey yapmadan duran adamda var,uça uça eğlenebileceği parka koşanda,kabinde kitabını okuyanda var,kabin arkasında bisikletini indirip gezinende var.azda olsa karı-koca çift şöför çalışanda var.iki kardeş vardı misal 3 yılda 650000 km yaptılar.çok sevdiğim trakyalı birtanesi var görsen direk salon adamı,gittiği her yerde ilk sorusu dans kulübü nerede oluyor.gider şarabını alır dans edenleri seyreder.

Yukarıda da demiştim neredeyse bütün hayatım nakliye ve dış ticaretle geçti,son 10 yıldan fazladır ağırlıklı avrupa kara nakliyesi,kargo çalışıyorum ama tır kaç vites onu bile bilmem.yakın varlıklı bir arkadaşım var o da çıkıp yanıma gelir kafa dengi şöför buldumu yanına oturup tır nereye gidiyorsa oraya gider.

Soruna gelirsek bu sevmeden yapılabilecek bir iş değil.o tıra bindiklerinle 10 larca yıl çalışacaklarını bilerek biniyorlar.dediğin gibi zamanla delirseler bile bu bir süre sonra normalleri oluyor ve sabit duran insanlarla geçinemiyorlar.oradan bakınca 25 sene mahalledeki dükkanı beklemekte delirtir adamı,her sabah kalkıp işe gitmekte.
+3
duptıs
(11.04.26)
Hayalimdeki mesleklerden biriydi. Bizim ailede çok var. Yurt içi yurt dışı Avrupa çalışıyorlar iyi de kazancı var
0
Hallegadola
(11.04.26)
bunu tolga karel'e sorsana delikanlı hehehehe
+1
parka
(11.04.26)
Babam tır şoförü ve ondan biliyorum, tamamen @etna’nın dediği gibi. Uzun yolda hipnotize oluyorsunuz. Tek yaptığınız şeridi takip etmek. Bayram seyran olmadığı sürece yollar bomboş zaten. eee tırla 90’u geçemediğiniz için tepki sürenizin çok hızlı olmasına da gerek yok.

Uzun yol kısmı (Bayram trafik vs hariç!) çok rahat aslında, zaten vaktin büyük kısmı burada geçiyor. Buna ek, şu evrak gümrük işleri de çok uzun sürüyor. Limana bir gidiyorsunuz mesela, yeri geliyor on saat bekliyorsunuz. O sırada gezmeler falan.

Asıl yorucu kısmı ise; manevra, şehir içi sürüş. Buralarda çok aktif olmak gerekiyor.

Sevmeden yapılacak iş diye bir şey yok bence, iş yani. Sıvacılık işi, ağır nakliye kargoculuğu (beyaz eşyaları sırtlayıp taşıyanlar) yapanların işi daha zor bence.
0
substituent
(12.04.26)
Hocam kurduğun senaryo ets2 tır şoförlüğü senaryosu olmuş. Hatalı.
Tır şoförlüğü olan alakam sülalemde yıllardır tır şoförü olan kişiler olması ve ets2 bağımlısı olmak düzeyinde. Öyle bu işin profesörü falan değilim ama bildiğim şu: uzun yolda en konforlu kara taşıtı belki de tırdır. Tıra yolcu olarak binmişliğim var. Hakikaten çok konforlu şeyler. Ve uzun yolda araç kullanmak, araç kullanmanın en rahat versiyonu. Şeridini takip ediyorsun, sürüş deneyimin de varsa beynin yol takibini otomatik olarak yapıyor zaten. Yorgunluktan baygınlık geçirecek kadar kötü durumda değilsen herhangi bir problem yaşamıyorsun. Hatcbak düşük motorlu Manuel araçla edirne'den Erzurum'a kadar gitmiş biri olarak söylüyorum bunu. Aynı yolu tırla gitsem yorgunluğum yüzde 90 daha az olurdu diye tahmin ediyorum. Hah ne diyorduk ets2 şoförü gibi devamlı araç kullanmıyor ki tır şoförü. İş çıkmadığı zamanlar var, yolda değil yük indirme/bindirme evrak için boşta beklediğin gezdiğin,dinlendiğin zamanlar var. Var oğlu var yani. Yani evet şoförlük yıpratıcı bir meslek ama yazdığın gibi de değil.
+1
wilhelmwasmuss
(12.04.26)
tespitler inanılmaz doğru. tır şöförleri inanılmaz zor bir iş yapıyorlar. günde 9 saat araç kullanıp araç içinde uyuyorlar. araç içi havasız. çok sayıda tır şöförü aracını ısıtmaya çalışırken zehirlenip ölüyor. belki trafik kazasından bile çoktur.

kendi adına çalışanlar fena para kazanmıyor. ama maaşlı çalışanlarınki tam sefillik.

bu insanların hallerini eve geldiği zaman görmeniz lazım. bir enkaz olarak tam tükenmişlik haliyle kendilerini eve zor atıyorlar. düzgün bir yatak bulunca bir tam gün civarı uyuyor çoğu. aile hayatı zaten gidik; özellikle doğu tarafına (özbek, kırgız, vs) çalışanların ayda bir eve uğraması sıradan.

önceden daha da kötüymüş; dayanabildikleri kadar giderlermiş çünkü saat sınırı yokmuş. şimdi en azından takograf falan bir şeyler var da, iyi kötü dinleniyor insanlar...

çok zor iş, yapanlara kolaylıklar ve sabır diliyorum...
+1
babilfish
(13.04.26)
eskiden zormuş. şimdi ise adeta bir karavan oldu kayon ve tırlar. sürüş konforu en mükemmel bu araçlarda. çay kahve yemek yapabiliyorsun. rotanda farklı farklı yeme içme mekanları var. para biriktirmek çok kolay. yurtdışına gidenler özellikle alkol falan da getirip satıyorlar. adres arama derdin yok navigasyon hallediyor. internet sağolsun çor çocuk eşle her an irtibattasın. bir çok şoför youtube tiktok gibi mecralarda canlı yayınlar yaparak hem eğleniyor hem de para kazanıyor. çapkınlık, kaçamak falan sevenler işlerini tertemiz hallediyorlar. ücretler ortalamanın epey üstünde oluyor. mal boşaltma yükleme zamanları serbest zamanlar. çık gez denize gir, şehri dolaş uyu ne istersen yapabilirsin.
0
ground
(13.04.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.