Giriş
(24)

"kaynak yapmak" konusunda linç yemeyi göze aldım da geldim

momento
insanlara sürekli kaynak yapmak şöyle, böyle deniyor. tamam hoş, medeni toplum falan. ama bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor. İşin garibi, kaynak yaptığında da önünün bomboş olduğunu ve trafiğin aslında araç yoğunluğundan değil sürücülerin akışı sağlayamamasından kilitlendiğini görüy
insanlara sürekli kaynak yapmak şöyle, böyle deniyor. tamam hoş, medeni toplum falan. ama bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor. İşin garibi, kaynak yaptığında da önünün bomboş olduğunu ve trafiğin aslında araç yoğunluğundan değil sürücülerin akışı sağlayamamasından kilitlendiğini görüyorsun.
Bazen gerçekten de insan kendini kaynak yapmaya mecbur bırakılmış gibi hissetmiyor mu?

Şimdi mutlaka biri çıkıp "sen önden kaynak yaptığın için arkadaki trafiği bozuyorsun" diyecektir. ama hayır. bunu defalarca gözlemledim. sorun sadece kaynak yapanlar değil. sürücüler ilerlemiyor, akışı takip etmiyor, boşluğu değerlendirmiyor. trafik akmıyor çünkü insanlar akışı yönetemiyor.

Ehliyet almak sadece trafiğe çıkma hakkı kazanmak değildir. asıl mesele, trafiği gereksiz yere kilitlemeden, o akışın uyumlu bir parçası olmayı beceribilmektir.

yanılıyor muyum?

edit:
Yapılan tüm yorumları tek tek okudum. İlginç olan şu ki, onlarca yorum içinde konuya gerçekten mantıklı bir argümanla yaklaşan tek bir kişi bile çıkmadı.

Daha da ilginci, ben hiçbirinize kaynak yapmadım ama hepiniz bana, ana bacı küfür etmekte beis görmediniz. Demek ki mesele gerçekten "kaynak yapmak" değilmiş. Sorun, fikir tartışmak yerine hakareti iletişim biçimi haline getirmiş olmakmış.

Bu duyuruyu silmeyeceğim. Yıllar sonra buraya gelen insanlar da burada nasıl bir yaklaşımın, nasıl bir insan profilinin hakim olduğunu görsün. Sizlerin birbirinizle kişisel meseleleri olabilir, buna diyecek bir şeyim yok. ama benim kimseyle kişisel bir derdim yok.

Meramını hakaret etmeden anlatamayan, fikrini küfürün arkasına saklayan herkese de buradan selam olsun.
-50
momento
(06.05.26)
Yanılıyorsun.
Öncelikle hiçbir yol önü bomboş olduğu halde kilitlenmez. Aradaki ufak tefek boşluklar insanların dur kalk, takip mesafesi gibi trafikte doğal olan boşluklar.
Götümüzü düşünelim. Arada doğal bi boşluk var. Götümüzü sımsıkı sıktığımızda aradaki boşluk kapanıyor ama götümüz bi yere gitmiyor. Sadece daha çok sıkışıyor.
İşte trafik de öyle.
+15
benim bir gizli bildiğim var
(06.05.26)
önü boş olduğu halde ilerlemiyorlar diyorsun. herkes mal sen akıllısın di mi? böyle boş bir düşünceyi savunuyorsun birde?
+14
scudman1
(06.05.26)
Önündeki ilerlemiyorsa o da suçludur. Ama siz kendi kafanıza göre adaleti sağlayamazsınız. Ayrıca öndeki belki o an sağlık sorunu yaşıyor, başka bir şey oldu, nereden bileceksiniz? Siz gerekli yerlere bildirirsiniz, onlar değerlendirmeyi yapar.

Öndeki kurallara uymuyor, o zaman bende uymam diye bir şey yok!

Kural ihlali varsa gerekli yerlere şikayet edersiniz.

Trafikte sizin yola geçiş önceliğiniz, haklarınız var. Ama bu hak yanında sorumluluk da getiriyor. Hakkınızı istiyorsanız siz de kurallara uyacaksınız.
+4
substituent
(06.05.26)
yaniliyorsun tabii ki. baskasinin hakkini gasp edemezsin.
önündeki yavas da gitse saygi göstereceksin.
+3
Purple life
(06.05.26)
onu bossa trafigin sebebi kesinlikle kaynak yapanlardir. bilerek kaynak yapanlar kadar kizdigim cok az sey vardir trafikte.
+3
lemmiwinks
(06.05.26)
Önü boş olduğu için ilerlemeyenler trafiği oluşturmuyor, zaten trafik düzgün akmadığı için kimi arabanın önü boş.

Araçlar tren değil, aynı anda kalkıp hızlanmıyor. Bu durum bazen sürücüden bazense araçlardan kaynaklanıyor.

Bir iki aracı örneklendirerek trafiğin sebebi gitmeyen sürücüler diyemeyiz. Trafiğin en büyük iki sebebi, bir, kaynakçılar. İki, sabit hızla gitmektense birden hızlanıp yavaşlayan sürücüler
+3
biseysorcaktim
(06.05.26)
trafiğin ne olduğunu siz de bilmiyorsunuz belli ki. ehliyetinizi iade etmenizi rica edeceğim. trafik sıkışıklığı bazen öylesine de olur.

youtu.be
+2
klassno
(06.05.26)
Yanılıyorsun

hergün trafikte bu kaynakçılardan dolayı değişik fantazilerim gelişti şu şerite/taralı alana çivi dökülsede tüm lastikleri patlasa kaynak yapıp vakit kazanacam diye tüm günü burada geçirse falan gibi
+4
basond
(07.05.26)
banach
(07.05.26)
'asıl mesele, trafiği gereksiz yere kilitlemeden, o akışın uyumlu bir parçası olmayı beceribilmektir.' sözünüz zaten bizim toplumumuzun genel sıkıntısı. daha iyisi yok düzen bozulmasın bunlarla devam edelim diye diye şebnem ferah konserine saldıracak duruma getirdiler insanları.
asıl mesele artık bir yerden başlayıp kuralları eşit şekilde uygulayabilmektir. sen önce kendine sonra topluma karşı sorumlusun. ya ben araya gireversem ne olur dersen, sen gibi herkes bunu der. sen kendini düzelticen gerisi topluma kalsın.

banach +1
+1
mikahakkinen
(07.05.26)
Annemi sevmiyorum demenin alternatif yolları.
+5
wilhelmwasmuss
(07.05.26)
Birlik beraberliğe ihtiyacimiz olan şu günlerde efsane yanilman bizi birlik yaptı.
+4
logisticsmanager
(07.05.26)
Kaynak yaparken arkadaki trafiğin düzeninin bozulmadığını nasıl gözlemledin merak ediyorum.
Yanından geçtiğin arabalar hala duruyordu ve değişiklik hissetmediğin için sorun olmayacağını mı düşündün.

Kaynakçılar yüzünden arkadaki araçlar daha fazla orada bekliyor, bekledikçe arkaya doğru kuyruk uzuyor.

Fakat artık kaynak yapanlara kızmayı, kornaya abanmayı bıraktım, benim yol vermemek için savaştığım kaynakçıya öndeki araç buyur gel önüme gir diye yol açtığı için gereksiz strese girdiğimi fark ettim.
+2
duyuruuser
(07.05.26)
Kaynak olarak algılanan ama tam anlamıyla kaynak olmayan tek şey bağlantı ayrılan yollarının mesafesinin çok kısa olduğu yerler. Örneğin sağ bağlantıdan çıktın en sola gireceksin, orda da sıra varsa mecbur sıranın önüne çıkıyorsun. Ama arkadakiler de anlıyor bunu bence, yoksa diğer türlü kaynakçıların hiçbiri haklı değil.
+1
titanic kemancısı
(07.05.26)
sizin gibi düşünenler yüzünden takip mesafesi koyamaz olduk, her boşluğu kendinize hak görüp girmeye çalışıyorsunuz
+1
mezzosprite
(07.05.26)
milletimizin kaynak yapanın nasıl hakkını avcuna koyduğunu, tüp geçitte sık sık gözlemliyorum. yanılıyorsunuz ve böyle böyle öğreneceksiniz. bedava eğitim :)
0
lil siztah
(07.05.26)
Laf sokmadan yazmaya çalışacağım ama emin değilim.

Yonca kavşaklardan bazıları tek şerit, zorlasan iki araç da sığıyor, senin gibi zeki sürücüler oraya ikinci sırayı da yapıyor. Peki ne oluyor ? Tek şerit olsa fermuar gibi ince ince akacak olan trafik iyice felç oluyor, solda kalan adam hızlanma şeridine çıkmak yerine bir şeridi daha taciz ediyor, sağda kalan adamın önüne kırıyor.


Başka bir senaryo, 3 şerit, sol iki şerit düz gidecek, sağ şerit dönüş, senin gibi mükemmel düşünceye sahip sürücüler orta şeritten sağ şeride geçiş için düz çizgi olsa da oradan dönmeye çalışıyor, hem düz gidecek adamın yolunu kapatıyorsun, hem orada bekleyen adamların hakkına giriyorsun, hem de sonrasında yukarıda bahsettiğim sıkıntı tekrar yaşanıyor.

Daha çok örnek vereceğim ama son bir tane daha. Sol 3 şerit düz gidiyor, sağ şerit yan yola bağlanacak, yan yol boş, haliyle sağ şerit güzel akıyor, ufak kesik çizgiler var, yani dönecek olan adamın gireceği şerit, senin gibi örnek sürücüler ne yapıyor ? Hemen sağ şeride geçiyor, dönüşe geldiğinde hem sağa dönecek olanların yolunu kapatıyor, hem de gidip düz gidecek adamların şeridine kaynak yapmaya çalışıyor.

En edepli bu kadar yazabiliyorum.
+1
kimlanbu
(07.05.26)
tüm duyuruyu tek yumruk yapmışsın. en son duyuru ilk kurulduğunda vardı böyle bi ortam.
+1
brkylmz
(07.05.26)
tabi ki yanılıyorsun.

kaynak işinde iki suçlu var.
birincisi, malum kaynak yapanlar.
ikincisi, şeridin içine yanaşacak şekilde sürüp kaynakçılara fırsat verenler.
her iki grup da sağlam dayağı hakkediyor.
0
lazpalle
(07.05.26)
yanlış herkes yapsa da yanlıştır. doğru bir kişi yapsa da doğrudur.

ehliyet almak kanuni çerçevesi belirlenmiş olan trafik kurallarına uymayı gerektirir. o akış kurallara aykırıysa o akışa uymak yasal kuralları çiğnemektir. günümüzde ki yozlaşmanın en önemli nedenlerinden birisi insanların kuralları kendi çıkarları doğrultusunda esnetmeyi kendisine hak görmesi, sizin argümanınız gibi söylemlerle rasyonalize etmeye çalışması, kendisini de buna inandırması.
+2
Phoebe
(07.05.26)
"bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor."dan gerisini okumadım.
net haksızsın.
0
late viper
(07.05.26)
Yapılan tüm yorumları tek tek okudum. İlginç olan şu ki, onlarca yorum içinde konuya gerçekten mantıklı bir argümanla yaklaşan tek bir kişi bile çıkmadı.

Daha da ilginci, ben hiçbirinize kaynak yapmadım ama hepiniz bana, ana bacı küfür etmekte beis görmediniz. Demek ki mesele gerçekten "kaynak yapmak" değilmiş. Sorun, fikir tartışmak yerine hakareti iletişim biçimi haline getirmiş olmakmış.

Bu duyuruyu silmeyeceğim. Yıllar sonra buraya gelen insanlar da burada nasıl bir yaklaşımın, nasıl bir insan profilinin hakim olduğunu görsün. Sizlerin birbirinizle kişisel meseleleri olabilir, buna diyecek bir şeyim yok. ama benim kimseyle kişisel bir derdim yok.

Meramını hakaret etmeden anlatamayan, fikrini küfürün arkasına saklayan herkese de buradan selam olsun.
-5
🌸momento
(08.05.26)
öyle bir kaynak yapıyorsunuz ki, sizin arkanızdaki araçlardan bir tanesi bile bir saniyeliğine de olsa frene basmıyor, bir saniyeliğine de olsa ayağını gazdan çekmiyor.

üstteki cümleyi %100 garanti edebiliyor musunuz?

trafiğin akmamasının sebebi önüne kaynak yaptığınız arabanın bir saniyeliğine de olsa ayağını gazdan çekmesi. o araba 1 saniye ayağını gazdan çekiyor, arkasındaki araba 2 saniye ayağını gazdan çekiyor, onun arkasındaki araba ayağını gazdan da çekiyor, frene de basıyor.

yani trafiğin akmamasının sebebi sizsiniz.
+2
co2s2
(08.05.26)
demek ki ya yapılan yorumları tek tek okumamışsın, ya da onlarca cevap içinde gerçekten mantıklı argümanla karşına çıkanlar sırf senin fikrini desteklemiyor diye mantıksız buluyorsun. ya da anlatmak istediğini doğru ifade edemiyorsun. zira onlarca cevap içinde sildiğim 1-2 tane küfürbaz dışında herkes gayet mantıklı argümanlarla neden yanılıyor olduğunu nazikçe ifade etmiş. milletin dertli olduğu bir konuda biraz sitemkar konuşmasını da bir zahmet sineye çekeceksin.
+8
kibritsuyu
(08.05.26)
(4)

Son günlerde ekşisözlükte “sunucuya bağlanamıyor” sorunu yaşıyorum

Unde bach canim
Sayfayı refresh edince (bazen 3. Seferde) düzeliyor. Ve bu çok sık oluyor. Sizde de var mı aynı problem? Başka sitelerde olmuyor bu. Yurtdışından bağlanıyor olmanın bir sonucu olamaz herhalde?
Sayfayı refresh edince (bazen 3. Seferde) düzeliyor. Ve bu çok sık oluyor. Sizde de var mı aynı problem? Başka sitelerde olmuyor bu. Yurtdışından bağlanıyor olmanın bir sonucu olamaz herhalde?
0
Unde bach canim
(06.05.26)
bende de var aynı sorun.
+1
substituent
(06.05.26)
telefonda oluyor.
0
gabe h coud
(06.05.26)
var hocam bende de. reklamları engellemek için telefona kurduğumuz uygulamalardan (adguard, adblock) kaynaklıymış. aynı soruyu açmıştım.
0
tolgan
(06.05.26)
Siz hala saray rejiminin ele geçirdiği sitelere mi giriyorsunuz? Umarım hiç bağlanamazsınız.
+2
yurtsuz john
(06.05.26)
(7)

Vize Randevusu Çabuk Bulabileceğimiz Avrupa Ülkeleri

jangbogo
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.

Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
0
jangbogo
(05.05.26)
kuzey ülkelerine çok kolay. ama ilk schengense ret oranı yüksek.
danimarka isveç finlandiya norveç 2-3 gün sonrasına hatta ertesine güne bile bulunuyor bazen.
+1
jelly bear
(05.05.26)
@jelly daha önce yalnızca 7-8 aylık bir Almanya öğrenci vizem var. Onun dışında hiç schengen vizesi almamıştım.
0
🌸jangbogo
(05.05.26)
Danimarka randevusu almak kolay ama red oranı yüksek. %40 civarı red oranı.
0
stefano
(05.05.26)
Benim zamanımda, şartları sağlamanız halinde (hesapta bulunması gereken min para miktarı gibi bir kaç şartı vardı) Danimarka eğitim amaçlı gelenlere vize garantisi veriyordu.
0
substituent
(05.05.26)
bu ay telegram italya gruplarını takip edin. muhtemelen mayısın 25 inde falan italya açılır. italya her ay 1 defa randevu açıyor, alabilirseniz gelecek aya randevu alabiliyorsunuz. bu ayın sonuna doğru haziran ayının randevuları açılır. siz haziranın hemen başına randevu bulabilirseniz temmuz başına vize bir ihtimal yetişir. başvuru ise gidiş tarihi arasında en az 15 gün olacak şekilde ayarlamanız lazım.
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
italya geçen sene öğrencileri çok mağdur etti.
0
kveldulv
(06.05.26)
@kveldulv

hocam doğrudur ben bir an turistik gibi düşündüm. öğrenci kategorisinde randevu alma işi farklıydı sanırım
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
(11)

Hiç estetik yaptırdınız mı?

ekimoloji
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
0
ekimoloji
(05.05.26)
Yok
-4
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
Yaptırmadım.
-4
rock n roll
(05.05.26)
Yaptirmadim.
Sorry ama cok büyük, canini sikan bir sey olmadikca estetik yaptirip duranlar baya bos tipler oluyor.
Dogallik cok kiymetli, özel bir şey aslinda.
-6
Purple life
(05.05.26)
Evet
Burun
İyi ki
Niye sordun?
0
Mirket
(05.05.26)
Ben de burun ameliyatı düşünüyorum da o yüzden. Memnun kalanlar olduğu kadar pişman olan da çok… benimkine sağlık durumu dahil olduğu için devlet hastanesinde yaptırma imkanım var ama risk mi almış olurum bilemiyorum. Sizin süreç nasıldı?
0
🌸ekimoloji
(05.05.26)
Damat dolgusu yaptırdım.
-3
runaway
(05.05.26)
4 kere Masseter botoksu yaptırdım amaaaaa diş sıkma tedavisi için. Yaptırınca yanaklarım bi toparlandı fakat diş sıkmam fazla güçlü olduğu için etkisi sıfırlandı hep. Bir yerden sonra yaptırmayı bıraktım.

Estetik amaçlı yaptırmayı hiç düşünmedim. Ben hayatı o kadar sevmiyorum ondan biraz swh
0
substituent
(05.05.26)
Saç ektirdim 15 yıl önce. Hayatımın en büyük hatasıydı. Travma oluşturdu. Çok zor kurtuldum. Halen uğraşıyorum.
0
Caletti
(06.05.26)
erkek adam modifiye yaptırmaz.
-1
mikahakkinen
(06.05.26)
Septum deviasyonu ameliyatım şekil değişikliği yaratmayacaktı ama ben estetik de olsun istediğim için araştırıp kbb uzmanına rinoplasti ameliyatı oldum. Tek pişmanlığım, neden daha önce yaptırmadığım oldu.
0
dediysem dedim
(06.05.26)
yaptırmadım. estetik görüntüleri, güzel insanları izlemeyi severim ama yapay olanları değil.
septum deviasyonu için dahi araştırırken çok korkunç hikayeler okumuştum; septumu delinenler, burnu sürekli ıslık çalanlar falan.. eğer çok niyetiniz varsa, fazla irdelemeyip gidip olun derim. burnum mükemmel oldu diyeni çok nadir duydum. biraz şans ve hata payını da kabul edip giderseniz, tatmin olursunuz. detaycı ve takıntılıysanız, girmeyin derim.
-1
lil siztah
(06.05.26)
(20)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-3
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-2
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
Bir binami sattigim icin $450.000 sermaye kazanci vergisi odedim. Kesinti falan da degil direkt kendi hesabimdan devletin hesabina gonderdigim rakam bu. Karsiligini alamadigimi dusunuyorum...

Yillik hane gelirim $400.000'in uzerinde. Kuzey Amerika'da %2'lik dilime girerim. Gidip Ferrari'ye binemem ama cok rahat yasiyorum. Neth worth'um $5.000.000'i bulur.

Gelecek 20 yilda aklimdaki sistemi oturtabilirsem, cocuklarimin calismasina gerek kalmayacak.
-7
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
0
🌸Purple life
(01.05.26)
@purple

Yazdigina bakilirsa sen neyin ne oldugunu cozememissin. Bir de acik yakalamis gibi poz kesmissin. Tam bir komedi.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
@der meister

Bak yazdigin tamamen varsayim... ofke, ve saldirlangik uzerine kurulu. Benim ne is yaptigimi, nasil yasadigimi bilmeden kafandan hikaye uydurmussun. Uydurdugun hikayenin benimle alakasi yok.

Ben kimsenin sirtindan gecinmiyorum. Calisiyorum. Vergimi veriyorum. Tanimadigim insanlarin cocuklarina ailelerine hakaret etmiyorum.

Bak bu kadar nefret dolu olmanin sebebi ben degilim. Bunun sebebi kendi hayatina duydugun ofke. Kendini kucuk dusuruyorsun.


@runaway,
Hint, Banglades ne alaka... Etnik nufus sayimi mi yapiyorsun? Once federal hukumette calisan ex seviyesindeki maaslara bir bak. Sonra gel konusalim. Elinde veri olsun once.
-1
thetruenorthstrongandfree2
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(11)

Pestisit krizi

liberalhippi
Arkadaşlar hangi ilaçlı meyveleri sebzeleri tüketiyorsunuz nolacak bu memleketin hali ? Napacağız?
Arkadaşlar hangi ilaçlı meyveleri sebzeleri tüketiyorsunuz nolacak bu memleketin hali ? Napacağız?
+1
liberalhippi
(29.04.26)
kahvaltıda maydonoz, dereotu gibi üzerindeki olası ilacı ovalayarak atması zor şeyleri yemeyi seviyorum. bu sebeple yıkarken sirkeli-karbonatlı suda bekletiyorum.

köydeki hobi bahçesinde tarım yapan arkadaşım, ben seviyorum diye bir kaç sezondur brüksel lahanası yetiştirmeye çalışıyor ama böcekle başedemediğinden yakınıyordu. komşusu da maydonoz-dereotu vd salata malzemeleri yetiştirip satan bir çiftçi. onunla muhabbeti geçmiş; ardından bana dedi ki, onları sakın yeme! zira komşusu ilacı bitkinin üstüne değil direkt sulama suyuna karıştırıyormuş (belki zaten hepsi öyle yapıyor; bilmiyorum artık). yani benim sirke-karbonatla üstünden yıkayıp arıtma falan hikaye..

bütçem elverdiği ölçüde organik tarım sertifikalı üreticilerden almaya çalışıyorum ama bunda süt ürünleri ve yumurtayı öncelediğimden, sebze-meyveye pek para kalmıyor. bu sebeple bunları sezonunda ve az yemeye çalışıyorum.
+4
lil siztah
(29.04.26)
İki sezon minicik bir alanda unlu bit zararlısıyla tarım ilacı kullanmadan mücadele edip kaybetmiş, konuya da kenarından köşesinden vakıf biri olarak,
- paran varsa organik sertifikalı tarım ürünlerine yönel,
- sirkeli ya da karbonatlı sudan bahsedenlere de gülüp geç, çünkü olmaz öyle şey. derim.
-1
Mirket
(29.04.26)
depremden önce yakınım Hatay’da tarımla uğraşıyordu. Orada ve çevre bahçelerde zaman geçirme fırsatım oldu ve ürünlerde kullanılan ilaçların haddi hesabı yok. bir de ucuz olsun diye bilinmedik ilaçlar kullanılıyor. yetiştirilen ürünleri bırakın Avrupa’yı, Rusya almıyor. Ürünler o ülkelerin standart testlerini geçemiyor. Meyve suları da çürümüş, toplanmayan hastalıklı artıklardan yapılıyor. O günden beri organik almaya ve meyve suyu tüketmemeye özen gösteriyorum.
0
eileengray
(29.04.26)
organik denilen ürünler bildiğiniz organik değil. ülkenin en büyük organik tarım şirketinden aldığım bilgi. her isteyen ürününe organik diyebiliyor.

karbonat işe yarıyor. deneyini yapmışlardı bunun. dış yüzeydeki pestisitlerin tamamını alıyor.

hiç meyve suyu içmem. meyve de genel olarak çok az ve mümkünse ithal yerim. salata çok yerim. haftada 4-5. roka, domates, salatalık, havuç ve kapya biber ile yapıyorum. haftalık alıp iyice yıkıyorum, kağıt havluya sarıp kilitli torbalarda dolapta saklıyorum.
+3
gabe h coud
(30.04.26)
organik işi türkiyede özellikle tamamen pazarlama işi. bunu daha önceden yazmıştım, avrupada satışı yasaklanan tarım ilacını zirai ilaç satan yerler, al bunu daha ucuz diye çiftçiye satıyorlar. durumu olmayan çiftçi de alıyor. büyük marketlerede analizi yapılıyorsa oralardan almak daha mantıklı gibi. meyvede çok fazla tüketim yapmıyorum. özellikle çilek tüketmiyorum. çilek yetiştirilen bölgede yaşıyorum, çileğin aldığı ilacı alan bir meyve yok.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
sadece bu sebep ile evime ufak bir topraksız tarım serası kurmayı planlıyorum.
sıradan manav yerine macrodan vs almaya çalışıyorum. gene garanti değil ama en azından kurumsal firma. mal needennasıl geliyor takip ederler, yarın öbür gün bi denetleme olsa yüksek çıksa sorun yaşarız korkusu ile az da olsa dikkat ediyorlardır diye ümid ediyorum.
0
orpheus
(30.04.26)
@gabe'e ek olarak, mesela migros ve macro'da, organik diye 2 katı fiyata satılan, bu sebeple tercih ettiğim (ve açıkçası tadı da hiç iyi olmayan) kara*li çay, tağşiş listesinde çıkmıştı; boya ekliyor diye. bu gibi sebeplerle türkiye tarım organik sertifikasına ben de şüpheyle yaklaşıyorum açıkçası.
ancak ölümüne vegan ve organikle kafayı kırmış bir mühendis arkadaşımın anlattığına göre, ecocert sertifikasının yamuğu olmazmış; ona güveniyoruz bakalım..
0
lil siztah
(30.04.26)
Organik olması aslında çok iyi bir şey değil. O gördüğünüz %100 organik meyve sebzeler genelde çok çabuk çürür.

Ayrıca çoğu meyve sebzenin genetiği değiştirildi. Doğada bulunan saf hallerini yiyemezsiniz bile.

Hem seri üretim hem de ucuzluk için kimyasal ilaçlamadan başka şansımız yok. Emin olun, öyle tertemiz bahçeden gelen meyve sebzeleri istemezsiniz. Çok fazla böcek olur. Ayrıca genelde pörsümüş olur. Bunlar bir yana, aşırı pahalı olur. Hem üretim zamanı çok yavaş hem de miktar çok çok az olur. Emin olun kimse meyve sebze alamaz.

O yüzden kimyasal ilaçlama kötü bir şey değil. 8 milyar insanı doyurmanın başka yolu yok.
0
substituent
(30.04.26)
@substituent, bütün bunların hepimiz farkındayız, ancak tarım ilaçlarının bizdeki gibi bilinçsiz kullanımının insanları hasta ettiği de malum. elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz işte..
+2
lil siztah
(30.04.26)
8 senedir sertifikalı organik bir üreticiden koli alıyorum, aynı üretici semt organik pazarlarına da geliyor ama bana koli gelmesi daha rahat oluyor. Birkaç arkadaşım merak edip denedi ama onlar sevmedi çünkü anında yıkayıp hemen aynı hafta tüketmezseniz hemen çürüyor. Kalabalık aileyse yetmiyor, benim kendi düzenim için ideal olduğu için memnunum ama haftanın 1 günü 10 kilo meyve sebze yıkama hazırlığı gerektiren bir iş. Bayağı salyangozlu filan geldiği oluyor bazen. Bir de seçmece yok hasat neyse onu koyuyor o hafta, böyle zorlukları var o yüzden herkes sevmeyebiliyor. Ben seviyorum o hafta hasadın sürpriz gelmesini ama sebze sevmeyenler oluyor, ben de önayak olmuyorum kimseye. Eğer böyle uğraşmak istemezseniz en iyi seçenek kendi semtinizdeki organik pazarlar. Ha buna rağmen arada yetmiyor metro marketten de alıyorum tabi ama genelde market ürünü tüketimim çok azdır.
+1
titanic kemancısı
(30.04.26)
renegade
(01.05.26)
(15)

Camasirlarinizi, giysilerinizi diger yikanacak seyleri vs... nasil yikiyorsunuz?

kullaniciadinizkullaniciadimdir
Butun beyaz camasirlarimi ve evde giydigim beyaz kiyafetlerimi carsaflari falan 60 derecede yikiyorum tamam guzel aciliyor yikaniyor ama ayni seyi renkli kiyafetlerime ve disarda giydigim adamlik kaliteli giysilere yapamiyorum. Renkleri gider ceker solar vb diye 40 derecede yikiyorum ama busefer de
Butun beyaz camasirlarimi ve evde giydigim beyaz kiyafetlerimi carsaflari falan 60 derecede yikiyorum tamam guzel aciliyor yikaniyor ama ayni seyi renkli kiyafetlerime ve disarda giydigim adamlik kaliteli giysilere yapamiyorum. Renkleri gider ceker solar vb diye 40 derecede yikiyorum ama busefer de temizlenmemis gibi oluyor. Deterjani da ariel kullaniyorum. Bunun baska bir cozumu yok mu? Siz hangi yontemleri yapiyorsunuz?
0
kullaniciadinizkullaniciadimdir
(28.04.26)
Beyazları da renklileri de ortalama bir makinede 40 derecede normal programda yıkıyoruz. Deterjan da yerli menşeli bir marka normal bir deterjan. Gayet temiz oluyor.
+1
yadigar
(28.04.26)
Kıyafetleri 30 derecede yıkıyorum.
+2
peki madem
(28.04.26)
Günlük kıyafetleri falan 30 derecede kısa programda yıkıyorum. Muhakkak toz deterjan kullanıyorum. Yetiyor.

Çok kirliyse ya da lekeliyse gene 30 derecede ama uzun programda yıkıyorum.
+1
anaphylacticshock
(28.04.26)
beyaz giysiler hepsi beraber, ariel ile. 40 derecede genelde. yer yer 50 yaptığım da oluyor. giyside 60'a çıkmıyorum.

renkliler 30 derecede, makinenin koyu renkliler programında, perwoll ile.

hassas kot pantolon ve bir tane çok sevdiğim kazağı teker teker yıkıyorum. koyu renkliler modunda, mini load modunu açıyorum, 40dk da yıkıyor. ayrıca kot pantolonları çok yıkmamaya çalışıyorum, 2 haftada bir dönüşümlü giderek idare etmeye çalışıyorum. çünkü mahvoluyorlar.

ayrıca kot pantolonlara çok deterjan eklemeyin. iyi durulamayınca matlaşıyor. bu durumda ise suda bekletin. rengi dönüyor. chatgpt sirke de ekleyebilirsin deterjanı çözmek için demişti. ama evde üzüm sirkesi olmadığından daha deneyemedim.

nevresimler ise 60 derece çoğu zaman

havlular: 90 derece + ön yıkama
+1
substituent
(28.04.26)
Spor kıyafetlerini 40 derecede, antibakteriyel deterjan ile ve ekstra su ile 1400 devirde sıkarak yıkıyorum sonra kurutma makinesinde kurutuyorum. Renklileri ve siyahları narin ayarında soğuk suyla ya da 20 derecede yıkıyorum ve askıya asıyorum. Beyazları 30 derecede, nevresimleri ve havluları da 40 derecede, ekstra su ile, antibakteriyel deterjan ekleyerek yıkıyor ve kurutma makinesi ile kurutuyorum.
+1
gabe h coud
(28.04.26)
Ben yıllardır 30 dereceden şaşmıyorum, her kıyafetin dayanıklılığı farklı oluyor. 30 hepsine uyuyor, başlarda temizlenir mi ki falan demiştim ama hiç sorun yaşamadım. Lekeyse leke çıkıyor, kirse gidiyor, temiz kokuysa temiz kokuyor. Bilemeyeceğim.

Bu kafaya ulaşmamda kıyafetlerin durmadan eskimesinden yılmamın payı büyük. Artık bariz şekilde daha az eskiyorlar.
+7
akhenaten
(28.04.26)
Siyahlar için mutlaka ayrı deterjan alıyorum.
Çarşaflarla kıyafetleri aynı anda yıkamam.
Havlular da öyle ayrı 60 da yıkarım.
Dışarıda giydiğim özel kıyafetleri de hassas programda çok yüksek olmayan devirde yıkıyorum.
Aslında en güzeli çorabı iç çamaşırı aynı anda yıkamamak ama çok israf olacak diye günlük kullanılan giysileri renklerine göre ayırıp mix de 40 da 1000 devirde yıkıyorum.
-1
duhan
(28.04.26)
İç çamaşırı (ister beyaz olsun ister renkli ) en yüksek derecede yıkıyorum . 60 veya varsa 90 derece . Renkli beyaz olanları ayri yıkıyorum .
Nevresimleri , yatak örtüleri ve birlikte atarım ama 40 derece.
Havluları ayrı wtarim 60 derece versa 90 derece.
Günlük kıyafetleri siyahlar, beyazlar, renkliler, kırmızı tonlular, krem tonlarinda olanlar diye ayririp 30 derecede yıkarım.
Haşhaş olanları 20 derece de yıkarım genelde tek atarım.
Az çamaşır atınca kısa program seçerim. Geri kalan herşeyi 1 saatlik programa atıyorum. Daha fazlasını elektrik israfı olarak görüyorum. Bilmem ki doğru mu yapıyorum ama havluları bir dez de ilaçsız yıkamak isterim ama zamanım olmuyor. En azından durulama yaptırırım.
Spor ayakkabilari attiktak sonra önce temizlik bezlerini ve paspas gibi elamlari yıkarım.
İç çamaşırı yikadiktan sonra mutfak bezlerini atmam.
Temizlikle ilegili sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Bu arada zaten kimyasal temizleme yapıyoruz. Dolayısı ile hijyen sağlam yüksek ısı değil, çamaşır deterjanı .
0
hacirotti
(28.04.26)
Beyaz ve renklileri 30, havlular 60, iç çamaşırları 60da yıkarım. Ayak havlularını ayrı, lifleri ayrı yıkarım kısa programda 60da. Haftada en az 5-6 defa makine çalıştırıyorum :(
+1
Hallegadola
(28.04.26)
Bir de eşimle her şeyi günlük giyeriz sürekli çamaşır oluyor bizde o yüzden pantolonlar dahil her şeyi günlük değiştiririz
+1
Hallegadola
(28.04.26)
Renkliler icin ayri deterjan var ve spor icin, renklileri ve beyazlari ayiriyorum ama havlulari filan ayrica ayirmiyorum, onlar beyazlarla. Ortalama 30/40 derecede yikiyorum, hicbir kiyafetimi 60 derecede yikamam. Ofiste calisiyorum, dolayisiyla 60 derecelik bir kirlenme olmasi mumkun degil. Surekli disarda ya da kokan filan bir yerde calissaydim belki.
+1
kassiopeia
(28.04.26)
kıyafetleri renk ayırmadan 30 derecede. havlu ve çarşaf nevresim 40 derece eko programda. renk koruyucu mendil (kıyafetler için) ve renkli deterjanı kullanıyorum ama yumuşatıcı kullanmıyorum. sadece havlularda yumuşatıcı yerine beyaz sirke koyuyorum.

normal kıyafetleri önce kurutucuda ütü kuruluğunda kurutup ütülenecekleri astıktan sonra kalanları normal pamuklu programında kurutuyorum. havlu ve nevresimleri pamuklu ekstra kuru programında.
0
inheritance
(29.04.26)
siyahlar
beyazlar
kırmızılar
diğer renkler

şeklinde ayırıp 30 derecede yıkıyorum.

havlular
çamaşırlar
çarşaflar

bunları da bu şekilde ayırıp 60 derecede yıkıyorum.

1 saatlik programda 800 devir ile yıkıyorum hepsini. 1 saati geçiyor tabii. pamuklu vs. şeklinde ayırmıyorum.
+1
art cat chocolate
(29.04.26)
dere kenarına gidip çitiliyorum.

şaka şaka renkliler ayrı beyazlar ayrı yıkıyorum. hepsini 80 derecede yıkıyorum. makinenin bölmesini ağzına kadar sabunla dolduruyorum.
0
yurtsuz john
(29.04.26)
60a 90a hiç gerek yok. renklere dikkat ediyorum. onun dışında dikkat edecek bir şey de yok. çok da takmayın kafaya
0
jülsezar
(29.04.26)
(3)

En son kesfettiginiz gizli marketiniz

duyurukullanıcısı
Marka satan butik olur, icki dukkani olur, koleksiyon dukkani olur, berber olur, super pastahane olur, sahhaf olur internet sitesi olurAz kisinin bildigi, cok kalite is yapan nereyi kesfettiniz?
Marka satan butik olur, icki dukkani olur, koleksiyon dukkani olur, berber olur, super pastahane olur, sahhaf olur internet sitesi olur

Az kisinin bildigi, cok kalite is yapan nereyi kesfettiniz?
+3
duyurukullanıcısı
(25.04.26)
(bkz: Fest travel )
+1
etna
(25.04.26)
Flu tv. Canlı yayınlar dışında dolu dolu içerik.
-2
halk
(25.04.26)
shop.metro.istanbul
😀😀😀😀
+2
substituent
(25.04.26)
(3)

Üniversite öğrencisiyim, prim ödemeden GSS'den nasıl yararlanabilirim?

santimantal
Yaşım 18. (19'dan gün aldım.)Anne ve babam Azerbaycan'da yaşıyor.Babam Türkiye vatandaşı, annem Azerbaycan... Ben çift vatandaşlık sahibiyim.Anne-babam Türkiye'de yerleşik değiller ve Azerbaycan'da çalışıyorlar.Ben Türkiye'de devlet üniversitesinde okuyorum ve bir özel yurtta kalıyorum.İkametgahımı
Yaşım 18. (19'dan gün aldım.)
Anne ve babam Azerbaycan'da yaşıyor.
Babam Türkiye vatandaşı, annem Azerbaycan... Ben çift vatandaşlık sahibiyim.
Anne-babam Türkiye'de yerleşik değiller ve Azerbaycan'da çalışıyorlar.
Ben Türkiye'de devlet üniversitesinde okuyorum ve bir özel yurtta kalıyorum.
İkametgahımı henüz Türkiye'ye aldırmadım.
Genel sağlık sigortasından prim ödemeden yararlanabilmek için ne yapmalıyım?

İkametgahımı Türkiye'ye aldırmam gerekir mi?
Yurda aldırılır mı? Akrabalarıma mı aldırmalıyım?
Akrabalarıma aldırırsam onların geliri benim GSS için vereceğim gelir testini etkiler mi?
Ne yapmalıyım? (Gerekirse ikametgahımı geliri düşük olan bir akramın yanına aldırabilirim.)
-1
santimantal
(23.04.26)
Üniversite öğrencisi olunca otomatik sigortanız oluyor (en azından Türk vatandaşları için), ama ikametgah etkiler mi hiç düşündüğüm bir kriter olmamıştı açıkçası.

İkametgahı alsanız iyi olur ayrıca, banka vs. açarsınız. Staj yapacağınız zaman mecburi açmak zorunda kalacaksınız zaten.

Evet, yurda aldırabilirsiniz. Ben olsam akrabaları karıştırmazdım.
0
substituent
(23.04.26)
okulunuzun mediko-sosyal birimi vardır. acil bir konu varsa, diğerini halledene kadar oradan da kolayca faydalanabilirsiniz. geçmiş olsun.
0
lil siztah
(23.04.26)
edevletine gir oradan SPAS Müstehaklık Sorgulama ekranına git. provizyon alabilir yazıyorsa aktif sgklısın ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilirsin.

bu arada eğer sgk aktif değilse bile tüm acil hizmetlerden ücretsiz ve normal muayneleri de 50-60tl gibi bir ücretle yaptırabilirsin. sadece ilaçları kendin alman gerekir.
-1
orpheus
(24.04.26)
(5)

"arabadan indin, 180.000 lira ceza"

kibritsuyu
arkadaşlar şu olayı bir netleştirebilir miyiz, trafikte başımıza gelirse ne yapacağımızı bilelim. ne zaman yeniyor bu ceza? benim mantığım, önünü kesip, kavga etmek amaçlı, saldırı amaçlı inersen yenmesi lazım diyor.ama videolar görüyorum mesela adam geçerken arabana sürtmüş, sonra geçmiş gitmiş umu
arkadaşlar şu olayı bir netleştirebilir miyiz, trafikte başımıza gelirse ne yapacağımızı bilelim. ne zaman yeniyor bu ceza? benim mantığım, önünü kesip, kavga etmek amaçlı, saldırı amaçlı inersen yenmesi lazım diyor.

ama videolar görüyorum mesela adam geçerken arabana sürtmüş, sonra geçmiş gitmiş umurunda değil. iniyorsun kendi arabandan, adamın yanına gidiyorsun, camını tıklatıyorsun "kardeşim bana çarptın" demek için. ama adam almış telefonu "arabadan indiii arabadan indiieeee yüzseksenbin cezaa yazdıracaam göreceenn".

lan evet arabadan indi de, sen de çarptın ulan, kaza yaptın ve umursamıyorsun. burada da mı inmeyeceğiz? herif o videoyla polise gidip arabadan inip camımı tıkladı dese ben arabama çarpmış olduğunu nasıl kanıtlayayım, çarpıp giden adam için bir de ceza mı ödeyeceğiz?

ya da arkadan çarptı %100 kusurlu. inip bakıyorum benim arabamın anası ağlamış, arka tampon kırılmış. ama vuran adam inmiyor arabasından. ne yapacağız? "in de tutanak tutalım" demek için yanına gidip camını tıklıyorsun, ama adam telefonu almış, arabadan indiiii yüzsekseksenbiiinn" diye seni çekiyor. sonra da basıp gidiyor mesela.

hadi buyur ne bok yiyeceğiz şimdi? hem çarpan adam kurtuldu, hem tampon sana girdi, hem de 180.000 lira ceza yedik.
0
kibritsuyu
(22.04.26)
Abi o kanunda zaten kaza sonrası araçtan inme bu kapsamın dışında diyordu, yani karşı tarafın kayıt alması senin işine gelir bu durumda, bi şey olursa "be amcık ağızlılar kaza olmuş ben de inmişim" dersin, ceza kesilen durumlar araçtan kavga etmek/tartışma çıkarmak maksadıyla gerçekleşen olaylar için, o da yine kayıtta belli olur.
+4
kizil karga
(22.04.26)
Aracında kamera bulundurabilirsin yada temkinli olmak için sen de kameraya alabilirsin. Zaten videodan senin kavga için gelip gelmediğin de anlaşılır, tabii adam seni bilerek çileden çıkartmazsa.

Ben bunun her aşağı inene uygulanacağını sanmıyorum. Tabii ki bir hasar olduğunda geçmiş olsun diyecek insanlar, hasar tespiti yapacak. Bu olay daha çok can güvenliğini tehdit edecek durumlar için geçerli olur diye düşünüyorum.
0
vampir akrep
(22.04.26)
Kaza durumunda diğer arabayla muhatap olmanıza gerek yok. Karşı taraf gelmiyorsa polisi arayıp vurup kaçtığını söyleyeceksiniz.

Vurkaç durumunda zaten her şey fazlasıyla sizin lehinize olur.

Siz arabadan inin, kaza yerinin görsellerini alın, polise haber verin. Karşı tarafı zorlayamazsınız sonuçta.

Ayrıca vurkaç çok büyük suç. Cezası çok ağır. O yüzden kaza durumunda kimse öyle kamerayı açıp “araçtan indi bana saldırıyor” demez. O yüzden o videolara çok güvenmemek lazım. Ama harbiden durum böyleyse, sonuçta ortada kaza var her türlü siz hakkınızı alırsınız. Mahkeme bu yüzden var zaten.
0
substituent
(22.04.26)
yurtdışında bi olay görmüştüm arabalar çarpıştı, öyle sakince kaldılar kimse inmedi arabadan. herhalde polis falan aradılar gelmesini bekleyeceklerdi. garip geldi ama düşününce mantıklı, inip ne yapacağız yani patlama tehlikesi filan yoksa.
0
mezzosprite
(22.04.26)
Kaza anında zaten arabadan inilir. Napılacak saatlerce otulucak mı?
Kavga küfür dayak yoksa ceza yenmez. O videoyu uzman izleyip ceza yazacak. Efendi adam ceza yemez.
0
halk
(22.04.26)
(6)

okb ilaçları

mantık
prospektüslere baktığım kadarıyla hepsinde glokom oluşturma riski mevcuten risksiz olanı hangisidir ya da alternatifi var mı
prospektüslere baktığım kadarıyla hepsinde glokom oluşturma riski mevcut
en risksiz olanı hangisidir ya da alternatifi var mı
+1
mantık
(12.04.26)
risklere takılmayın; onların pek çoğu binde birlik olasılığa karşı sorumluluğu üzerlerinden atmak için yazılıyor. önemli olan kişinin okb tipine hangisinin iyi geleceği+vücudunun hangisini iyi tolere edeceği.
+2
lil siztah
(12.04.26)
1.000 de bir ile 10.000 arası bir risk o da göz yapısında genetik duruma göre oluşuyor yani sen bunu risksiz olarak düşün, okb çok küçük şeyleri büyütebiliyor
+1
kurcalamabozarsin
(12.04.26)
teşekkürler ama başka bir ilaç yüzünden de glokom tedavisi gördüm
genetik olarak da yatkınlığım olduğu için dikkatli olmam gerekiyor
0
🌸mantık
(12.04.26)
Bunu doktorunuza niye sormuyorsunuz?

Bana internetten doktor bile tavsiye verse uygulamam. Çünkü başınıza bir problem gelirse, size tavsiyeyi veren kişi sorumluluk kabul etmeyecektir.

O sebeple, ben olsam doktora danışırdım, onun verdiği tavsiyeyi uygulardım. Bu konudan başıma bir iş gelirse tüm sorumluluk doktorda olurdu ve gerekli telafi işlemlerin yapılması yasal olarak mecburi olurdu.

Buna ek, zaten doktora gidip; internetten araştırdım, dersek, ne tepki vereceğini az buçuk tahmin edebiliyoruzdur sanırım.
+1
substituent
(12.04.26)
anladım ama sizin sorunuz yine de biraz sorunlu geldi bana. diyelim ki bir ilacın glokom riski diğerlerine göre az, ama size de fayda etmeyecekse, sizin için bir seçenek olamayacaktır zaten. normalde okb türüne, direncine vd göre psikiyatrist ilacı önerir; sonra siz detayını -mümkünse bir göz uzmanıyla- inceler, gerekirse psikiyatriste dönüp alternatif sorabilirsiniz. hatta tanıdık bir eczacı varsa, değerlendirmede o da yardımcı olur. (lütfen chat gpt'ye falan güvenmeyin böyle konularda.) özellikle devlette doktorların bu detaylara vakit ayırmayabileceğini biliyorum. bu sebeple dediğim gibi bir yöntem izlemeniz makul olur diye düşünüyorum.

başka bir önerim de, anahtar kelimelerle makale taraması yapmanız olur. mesela faydalı olabilecek bir makale için: pmc.ncbi.nlm.nih.gov
çok geçmiş olsun.
+1
lil siztah
(12.04.26)
Şöyle bir şey okumuştum. Direkt soruyla ilgili değil ama ama glokom konusunda

"Esr*r içtikten sonra gözlerin kızarmasının nedeni, bu bitkinin glokom (göz tansiyonu) tedavisindeki ünüyle bağlantılıdır.

THC kan basıncını düşürür, bu da kan damarlarının ve kılcal damarların genişlemesine neden olur. Gözdeki kılcal damarlar genişler, gözlere giden kan akışı artar ve göz içi basıncı (intraoküler basınç) olarak adlandırılan gözdeki basınç düşer. Kan akışındaki bu artış gözlerde kızarıklık yaratır. Göz basıncındaki bu düşüş ise glokom hastalarının aradığı faydadır."

Kaynak: getir.net
0
birdirbir
(14.04.26)
(16)

tır şoförleri nasıl dayanıyor?

der meister
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp hafta
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp haftada 6 gün, günde 14 saat yoldayım dese hiç şaşırmam.

en insani koşullarda bile günde 11 saat sürüp, tırda belki saat 15-23 gibi abuk zamanda uyuyan adam nasıl ertesi gün tekrar kalkıp o kadar sürebiliyor ya? altında en az 20 tonluk araç, en ufak dikkatsizlikte önüne 8-10 kişiyi katıp götürebilirsin. her saniye AKTİF çalışmak durumundasın öyle yoğunluk olmaması, işin rahatlaması gibi durum da yok çünkü en rahat ve boş anında bile tetikte olman lazım.

günde 8-9 saat verilen hiçbir iş kolay değil tek başına bu mesai HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR OLSAN BİLE mental olarak yorar yani ama bu ekstra riskli, acayip bi şey değil mi? ben sürsem herhalde başta çok panik olacağım için yorgun ama dikkatli olurum, ikinci hafta daha 5. saatte uyuyakalıp uçar giderim.

gördüğüm kadarıyla çok seven, imkanı olsa bile başka iş yapmak istemeyen şoförler de var yani. kaldı ki ben de fikren en azından "romantik" bulan, tırları, uzun yolu vs. çok seven birisiyim. ona rağmen her yönüyle inanılmaz büyülü geliyor bu iş bana.

bilmiyorum belki aramızda tır şoförü yahut şoför tanıdığı olan vardır, gerçekten tecrübesi olan birileri bi şey paylaşır umuduyla yazdım. ben mi abartıyorum abi bi insan haftada 60 saat TIR SÜRÜP TIRDA YAŞAYIP nasıl iki sene sonra çıldırmaz?

"ekmek parası karşim" demeyin o bambaşka bi şey. ben direkt fiziksel ve mental olarak bitmekten bahsediyorum. kimse vay ben yoruldum şarampolden yuvarlanayım demez zaten memnun olmasa bile. ben direkt bunu nasıl engelliyorlar onu merak ediyorum. insanın uykusu gelir yav.
0
der meister
(11.04.26)
zorlukları vardır elbette ama çok güzel iş ya. tek sorumluluğun aracı sürmek. çoluk çocuk eş, akraba, patron vs. derdi yok. çoğu zaman kendinle baş başasın. diğer yandan cep telefonu çıktı mertlik bozuldu diyebiliriz.
0
lazpalle
(11.04.26)
en basit açıklamalarından biri uzun yola ve yolda yaşamaya olan aşk.
dedem ömrü boyunca, dayılarım 50'li yaşlarına kadar uzun yol şöförlüğü yaptılar (kamyon, tanker, tır vd); o hayata aşıktılar. zaman zaman battılar, araçları ellerinden gitti; hep yenisini alıp en kısa zamanda yola çıkma hayali kurdular. dedem yola gidemediği zamanlar, mazot kokusu aldığında gözleri dolarmış. ki bu adam iran-ırak savaşı yıllarında oralardan petrol taşıyan, vardığı bir mola yerinde 15 dk önce oradaki tüm şöförlerin kafasının kesilip dikiz aynasına asıldığına falan şahit olan biri. yani o zamanın, araçlardaki konforsuzluk, yeri geldiğinde günlerce yıkanamama, yük indirme-bindirmeye dahil olma gibi bugün pek rastlanmayan zorluklarını saymıyorum bile. çevre ve yol güvenliği bana kalırsa en önemli sorunlardan biri.

ben bunu biraz şuna benzetiyorum; arkeolojik kazılar dışarıdan çok romantik görünse de, yaşam koşulları, psikolojisi, insan ilişkileri falan aşırı berbattır. her sezon sonu, bir daha öpseler gitmem dersin. sonra nisan sonu-mayıs başı pencereden ot kokuları gelmeye başlayınca elin kaşınır; oo kazı sezonu da gelmiş diye. zorlukları, sevmeni engellemeyebiliyor yani.
+5
lil siztah
(11.04.26)
Resmi hesabı şöyle.tır 90 km ile gidiyor.günlük limit 900 km.buna detayına girmeden 3 pause verebilirsin.ilk hafta sonunda 24 saat boş yapmak zorundasın,ikinci hafta sonunda 45 saat istirahat mecburi.böyle teoride ayda 20000 km mümkün gözüküyor ama realitede biz bir tırı aylık 10000 km hesaplarız.bu rakamın üstü iyi bir aydır.yıllık 120.3 yılda 360 ve tırı satarız.

Şöförlük gerçekten zor meslek.her sabah uyandığında gitmek zorunda olmak kolay değil.misal benim için imkansız ama benim muhatap olduğum yüzlerce şöförden bir kısmı için mecburiyet,bir kısmı aşkla şevkle,bir kısmı kaptan şöför edasıyla,aile mesleği olan gibi.misal nolu kaynaşlıda erkek nüfusun yarısından fazlası tırcı.

Dediğin gibi yola terapi gözüyle bakanda var,delirende.bizim 3.ülke seferlerimiz var,avrupadan başlayıp kazakistan horgos kapısına teslimat,8000 km.adamın gidip geri gelmesi kısa dönem askerlik gibi.

Nasıl dayanıyorlar kısmı çok uzun ama kabinde güzel konfor olması önemli,dolabını sevdiği yemeklerle doldurur ki kapak açınca yemeklerini yapıp birbirlerine yalan söyleyebilsinler.gittikleri yerde eğlenip dinelenebilecekleri park yerlerini tercih ederler ,kollu makinede varsa kralsın,bütün harcırahı ona atarlar:)

Şimdi çıkıyorum devm ederim ben buna.
+6
duptıs
(11.04.26)
2-3 sene yapıp bırakıyorlar. Uzun süre yapılabilecek bir iş değil. Birikim yapmak için ideal bir iş.

Nasıl yaptığına gelirsek de bol kahve ve enerji içeceği ile dayanıyorlar. En sağlıksız işlerden biri.
-1
runaway
(11.04.26)
Dayım en aşağı 20 senelik tır şoförü çocukken bir kez de ben onunla yola gitmiştim. Bir kere aşırı sıkıcı, yol önünde gidiyorsun gidiyorsun gidiyorsun. Sonu yok. Ben çocuk aklımla konuştuğumda en büyük sorunun ne kadar sürsem de varamayacak gibi hissediyorum en çok bu his sorun demişti. Kendisinin sağlık sorunu bildiğim kadarıyla yok. Şaşırtıcı şekilde de fit birisi ve gayet fazla yer. Bence esas motivasyon o kadar zor rezil işler var ki bu işi yapmak kötünün iyisidir. Bir mesleğin yoksa el mahkum.
+1
artıküyeolmakistiyorum
(11.04.26)
@runaway, bu dediğin kuzey amerika için geçerli olabilir ama türkiye'de hiç zannetmiyorum abi ya. maaşlı çalışıyorsan para biriktirmeyi geçtim memur kadar bile almıyorlar diye biliyorum. ha tecrübelisi alıyordur ama orada da 2-3 sene çalışıp para biriktirme kısmı patlar.
0
🌸der meister
(11.04.26)
Haklisin ama yorulsalar da alternatif olarak ne yapabilirler?

Sirf bunu dusunmeleri bile mental olarak onlari duzluge cikarir. Cok egitimli bir tir soforu profilimiz yok. Istemeden genelleme yapiyorum ama bu boyledir sanirim.

Surekli yolda olmak , surekli tepende dikilen bir patron olmasindan, ofis dramasindan daha az yorucudur eminim. (mental olarak).

Ayrica bildigim kadariyla canli hayvan tasiyanlar durmak zorunda degil. Yasal belirtilen kullanma suresinin uzerinde arac kullanabiliyorlar...
0
thetruenorthstrongandfree2
(11.04.26)
tehlike ve sorumluluk algıları senin gibi değil. o kadar ince detay düşünmüyorlar daha çok bilinçaltı tecrübeleri ile tırı sürüyor ve dediğin kadar düşünsel olarak yorulmuyorlar.
0
orpheus
(11.04.26)
Büyük bir kısmı (bkz: kas hafızası)
+1
etna
(11.04.26)
Geldim devam edeyim.

Burada değinende olmuş bu işin en güzel yönü başında kimse yok.arabada imparator sensin.süreli farklı ülkeleri görüyorsun ve nerede ne yapabileceğinle ilgili bilgi alabileceğin binlerce arkadaşın var.güzelce yer içer eğlenirsin.eskiden iletişim olanaklarıda ,araç tekenolojileride sınırlıydı ama şimdi internetin,uydu antenin,fırının,buzdolabın stüdyo daire gibi takılabiliyorsun.bugüne baktığımızda eğitim seviyeside eskiye göre oldukça yüksek.tırcılığa bulaşan adamda gidip başka iş yapsada sonunda buraya geriye dönüyor.avrupa kazançları 2500-3500 euro arasında türk şöförde asgari ücret artı sefer ücretleri alıyor,bu aralar baskılı euro kuru yüzünden çok iyi değil ama genelde euro/dolar sefer ücretleriyle türkiyede yapabilecekleri işlerden daha fazla ücret alırlar.ekstra gelir yaratma olanaklarıda var,onlara burada girmeyelim ama tır filo sahiplerinin çoğunluğu eski şöfördür.

Yolda hiç bir şey yapmadan duran adamda var,uça uça eğlenebileceği parka koşanda,kabinde kitabını okuyanda var,kabin arkasında bisikletini indirip gezinende var.azda olsa karı-koca çift şöför çalışanda var.iki kardeş vardı misal 3 yılda 650000 km yaptılar.çok sevdiğim trakyalı birtanesi var görsen direk salon adamı,gittiği her yerde ilk sorusu dans kulübü nerede oluyor.gider şarabını alır dans edenleri seyreder.

Yukarıda da demiştim neredeyse bütün hayatım nakliye ve dış ticaretle geçti,son 10 yıldan fazladır ağırlıklı avrupa kara nakliyesi,kargo çalışıyorum ama tır kaç vites onu bile bilmem.yakın varlıklı bir arkadaşım var o da çıkıp yanıma gelir kafa dengi şöför buldumu yanına oturup tır nereye gidiyorsa oraya gider.

Soruna gelirsek bu sevmeden yapılabilecek bir iş değil.o tıra bindiklerinle 10 larca yıl çalışacaklarını bilerek biniyorlar.dediğin gibi zamanla delirseler bile bu bir süre sonra normalleri oluyor ve sabit duran insanlarla geçinemiyorlar.oradan bakınca 25 sene mahalledeki dükkanı beklemekte delirtir adamı,her sabah kalkıp işe gitmekte.
+3
duptıs
(11.04.26)
Hayalimdeki mesleklerden biriydi. Bizim ailede çok var. Yurt içi yurt dışı Avrupa çalışıyorlar iyi de kazancı var
0
Hallegadola
(11.04.26)
bunu tolga karel'e sorsana delikanlı hehehehe
+1
parka
(11.04.26)
Babam tır şoförü ve ondan biliyorum, tamamen @etna’nın dediği gibi. Uzun yolda hipnotize oluyorsunuz. Tek yaptığınız şeridi takip etmek. Bayram seyran olmadığı sürece yollar bomboş zaten. eee tırla 90’u geçemediğiniz için tepki sürenizin çok hızlı olmasına da gerek yok.

Uzun yol kısmı (Bayram trafik vs hariç!) çok rahat aslında, zaten vaktin büyük kısmı burada geçiyor. Buna ek, şu evrak gümrük işleri de çok uzun sürüyor. Limana bir gidiyorsunuz mesela, yeri geliyor on saat bekliyorsunuz. O sırada gezmeler falan.

Asıl yorucu kısmı ise; manevra, şehir içi sürüş. Buralarda çok aktif olmak gerekiyor.

Sevmeden yapılacak iş diye bir şey yok bence, iş yani. Sıvacılık işi, ağır nakliye kargoculuğu (beyaz eşyaları sırtlayıp taşıyanlar) yapanların işi daha zor bence.
0
substituent
(12.04.26)
Hocam kurduğun senaryo ets2 tır şoförlüğü senaryosu olmuş. Hatalı.
Tır şoförlüğü olan alakam sülalemde yıllardır tır şoförü olan kişiler olması ve ets2 bağımlısı olmak düzeyinde. Öyle bu işin profesörü falan değilim ama bildiğim şu: uzun yolda en konforlu kara taşıtı belki de tırdır. Tıra yolcu olarak binmişliğim var. Hakikaten çok konforlu şeyler. Ve uzun yolda araç kullanmak, araç kullanmanın en rahat versiyonu. Şeridini takip ediyorsun, sürüş deneyimin de varsa beynin yol takibini otomatik olarak yapıyor zaten. Yorgunluktan baygınlık geçirecek kadar kötü durumda değilsen herhangi bir problem yaşamıyorsun. Hatcbak düşük motorlu Manuel araçla edirne'den Erzurum'a kadar gitmiş biri olarak söylüyorum bunu. Aynı yolu tırla gitsem yorgunluğum yüzde 90 daha az olurdu diye tahmin ediyorum. Hah ne diyorduk ets2 şoförü gibi devamlı araç kullanmıyor ki tır şoförü. İş çıkmadığı zamanlar var, yolda değil yük indirme/bindirme evrak için boşta beklediğin gezdiğin,dinlendiğin zamanlar var. Var oğlu var yani. Yani evet şoförlük yıpratıcı bir meslek ama yazdığın gibi de değil.
+1
wilhelmwasmuss
(12.04.26)
tespitler inanılmaz doğru. tır şöförleri inanılmaz zor bir iş yapıyorlar. günde 9 saat araç kullanıp araç içinde uyuyorlar. araç içi havasız. çok sayıda tır şöförü aracını ısıtmaya çalışırken zehirlenip ölüyor. belki trafik kazasından bile çoktur.

kendi adına çalışanlar fena para kazanmıyor. ama maaşlı çalışanlarınki tam sefillik.

bu insanların hallerini eve geldiği zaman görmeniz lazım. bir enkaz olarak tam tükenmişlik haliyle kendilerini eve zor atıyorlar. düzgün bir yatak bulunca bir tam gün civarı uyuyor çoğu. aile hayatı zaten gidik; özellikle doğu tarafına (özbek, kırgız, vs) çalışanların ayda bir eve uğraması sıradan.

önceden daha da kötüymüş; dayanabildikleri kadar giderlermiş çünkü saat sınırı yokmuş. şimdi en azından takograf falan bir şeyler var da, iyi kötü dinleniyor insanlar...

çok zor iş, yapanlara kolaylıklar ve sabır diliyorum...
+1
babilfish
(13.04.26)
eskiden zormuş. şimdi ise adeta bir karavan oldu kayon ve tırlar. sürüş konforu en mükemmel bu araçlarda. çay kahve yemek yapabiliyorsun. rotanda farklı farklı yeme içme mekanları var. para biriktirmek çok kolay. yurtdışına gidenler özellikle alkol falan da getirip satıyorlar. adres arama derdin yok navigasyon hallediyor. internet sağolsun çor çocuk eşle her an irtibattasın. bir çok şoför youtube tiktok gibi mecralarda canlı yayınlar yaparak hem eğleniyor hem de para kazanıyor. çapkınlık, kaçamak falan sevenler işlerini tertemiz hallediyorlar. ücretler ortalamanın epey üstünde oluyor. mal boşaltma yükleme zamanları serbest zamanlar. çık gez denize gir, şehri dolaş uyu ne istersen yapabilirsin.
0
ground
(13.04.26)
(9)

business casual giyenlere bir ayakkabi sorusu

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
giyimde spor ayakkabi ile kombinleyenler, ne tür spor ayakkabi seciyorsunuz? daha renkli mi, yoksa mümkün oldugunca düz, sadece siyah ya da sadece beyaz gibi mi? bu ayakkabilardan sizce hangisi daha iyi olurdu böyle bir kombine? 1. https://www.intersport.at/p/on-cloud-x-4-laufschuhe-iat.on.3we3007.4
giyimde spor ayakkabi ile kombinleyenler, ne tür spor ayakkabi seciyorsunuz? daha renkli mi, yoksa mümkün oldugunca düz, sadece siyah ya da sadece beyaz gibi mi?
bu ayakkabilardan sizce hangisi daha iyi olurdu böyle bir kombine?

1. www.intersport.at
2. www.on.com
3. www.intersport.at
4. www.on.com


yoksa hepten dümdüz siyah bir model mi olsa iyi olur?
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.04.26)
bunlar çok spor. o delikli tabanlar çok spor hava katıyor. business casual altında giyildiğini görsem yadırgarım açıkçası. daha çok aşağıdaki tipleri öneririm.

www.adidas.com.tr
+1
galahad reloaded
(11.04.26)
bunlar kosu ayakkabisi degil mi? galahad'in dedigi gibi duz taban sneakerlar giyiyorum kanvas pantolon altina.

koyu renk pantolon altina genelde acik renk beyaz, gri giyerim.
0
antikadimag
(11.04.26)
Şu tarz daha uygun bence

derimod.com.tr
0
ekimoloji
(11.04.26)
bunlar kapkaçcı ayakkabısı.
0
runaway
(11.04.26)
Ben geçen şunu aldım benim çok hoşuma gitti business casual havayı çok iyi veriyor bence

www.adidas.com.tr
0
substituent
(11.04.26)
herkese tesekkürler.
substituent ve galahad, bunlar benim de aklima geldi, hatta evde de iki cift benzer ayakkabim var daha yepyeni. ama cok sikildim bunlardan ya. adidas 2000'lerin basindan beri hep ayni modellerde üretiyor, artik gözüme plastik terlik gibi geliyorlar.
daha baska tavsiyeleriniz varsa onlara bakayim.

@runaway, kapkaccilar iyi kosar bunlarla lol :D
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.04.26)
tanımladığınız tarza, bu ayakkabılardansa, daha klasik markaların (clarks, ecco, geox, legero vd) üstü klasik, tabanı spor olan modelleri yakışıyor bence. üstü şık bir deri kesim olunca mesela, tabanının beyaz köpükten olması batmayabiliyor.
0
lil siztah
(11.04.26)
pantolonum siyahsa siyah ayakkabı, açık renkse açık renk ayakkabı giymeyi seviyorum. bazen monokrom kıyafetin altına tamamen renkli ayakkabı da oluyor ama tek seçimim olacaksa nötr bir ayakkabı seçerdim sanırım. adidas'la ilgili cevabını gördüm ama mağazaya gidip bir "adidas japan" serisine baksana, birkaç model var. ben bir tanesine bayağı tutuldum. işçiliği ve derisi çok iyi. insan eline alınca bir hoş oluyor. bence gazelle, samba, ve spezialden çok farklı. çok daha hafif, narin ve kaliteli.

yukarıdakilere ek olarak veja, onitsuka tiger mexico 66, camper, ve birken'in ayakkabılarına (bunlar sneaker değil biliyorum) da bakardım.

bu arada ilk linteki on'u bir kadının ayağında gördüm, etekle şık duruyordu. seçeneklerinin arasından onu seçerdim.
+1
eileengray
(11.04.26)
Tam aradığınız spor ayakkabı değil sanırım ama ben Vans giyiyorum.
0
peki madem
(11.04.26)
(11)

18ini dolduracak erkek kuzene hediye

üğpoıuy
Ne hoslarina gider :) 1 tık şaşaalı bisiy olsun isterim. Genelgecer tum genc erkolar sever dediiniz bisi varsaAklima gelen ozellikleri: gymde spor yapiyo ve basket oynuyo, sinava hazirlaniyo ama derslerle ilgili bisiy almak istemem tabii ;)
Ne hoslarina gider :) 1 tık şaşaalı bisiy olsun isterim. Genelgecer tum genc erkolar sever dediiniz bisi varsa

Aklima gelen ozellikleri: gymde spor yapiyo ve basket oynuyo, sinava hazirlaniyo ama derslerle ilgili bisiy almak istemem tabii ;)
0
üğpoıuy
(08.04.26)
İcinde 5 bin tl olan bir cuzdan. 18 yasinda bir erkek cocugunun oncelikli ihtiyaci nakit.
+4
duster
(08.04.26)
tuttuğu takımın orijinal forması olabilir.
+1
biravekahve
(08.04.26)
apple watch, garmin
edit: analog saat çok kişisel bir olay, ben olsam o topa girmem.
+2
eileengray
(08.04.26)
Bütçe yazmamışsın.

Aciliyeti yoksa sınavdan sonra ps5.
+2
kibritsuyu
(08.04.26)
Bütçeye göre, basketbol ayakkabısı, şortu, forması ya da hepsi.
0
kumandanim
(08.04.26)
Kafa üstü bluetooth kulaklık
0
grimavi
(08.04.26)
citizen tsuyosa
0
cooperr
(08.04.26)
Weider protein tozu 4-5 kg
-2
artıküyeolmakistiyorum
(08.04.26)
lego technic
0
substituent
(08.04.26)
marshall kafaüstü bluetooth kulaklık
saat takıyorsa Casio AE-1200WHD
0
black holes in the sky
(08.04.26)
Beğendiği bir spor ayakkabı. Ayakkabı gençler arasında önemli fakat artık çok pahalı ve çok kısa sürede yıpratıyorlar.
İkinci olarak, sürpriz olacak derseniz de, yukarıda önerilen şeylerin hemen hepsini kafasına göre alabileceği bir Amazon hediye çeki olabilir.
0
lil siztah
(10.04.26)
(7)

yurt dışında kredi kartı harcaması

semaforo de medianoche
daha önceki yurt dışı seyahatlerimde çok önemsememiştim da londra fazla pahalı burada biraz daha dikkatli olmak istedim. garanti kredi kartımın ayarlarından ödeme tipini "tl & usd & euro" yapmam ekstrenin dolar olarak gelmesi için yeterli mi yoksa başka bir ayar mı yapmalıyım bunun için? sanırım böy
daha önceki yurt dışı seyahatlerimde çok önemsememiştim da londra fazla pahalı burada biraz daha dikkatli olmak istedim. garanti kredi kartımın ayarlarından ödeme tipini "tl & usd & euro" yapmam ekstrenin dolar olarak gelmesi için yeterli mi yoksa başka bir ayar mı yapmalıyım bunun için? sanırım böyle olunca mastercard kendisi çeviriyor poundu dolara ekstreye de dolar olarak mı yansıyor en uygunu bu oluyor sanırım direkt pound ödeme olmadığından.
0
semaforo de medianoche
(07.04.26)
Ekstreyi döviz seçince usd ye çeviriyor diye hatırlıyorum. Başka bir şeye gerek olmasa gerek.

Buna ek, vizenizle Revolut hesabı açabilirsiniz. Ya da wise. Wise en iyisi olur size tl hesabı açıp tr inan veriyor.
0
substituent
(07.04.26)
Başka bir ayar yapmanıza gerek yok. Pound Dolar kuru üzeriden Dolar olarak yansıltıyacaktır.

Benim bankada Euro yok mesela. Avrupa'da kredi kartı kullanımda Eur/Usd kuru üzerinden dolar olarak yansıyor.
0
put it in your appropriate place
(07.04.26)
ekstre pound'a da cevrilebiliyor olabilir, bir kontrol edin (isbankasinda var ornegin). onun disinda bazi yerlerde kart kullaninca ekstre icin para birimi sorabiliyor, tercih ettiginizi secersiniz pos cihazindan. ama dolar hesabinizda hazir dolar yoksa ve onu da tl'den cevirip nakit aktaracaksaniz hem oradan kur farki hem pound -> dolar kur farki olmamasi icin ekstre icin direkt tl para birimini tercih etmek mantikli olabilir.
0
in vino veritas
(07.04.26)
@in vino veritas: türkiye'de sadece iş bankası'nda varmış pound maalesef. galiba pos cihazından harcanan esas birimi dışında bir şey seçince yüksekten çeviriyormuş o yüzden postan kendi para birimini seçip ekstreden dövizi seçin diyorlar. ama garanti mobil uygulamadaki ayardan tam emin olamadım ben çünkü direkt usd ekstre döviz ekstre gibi bir seçenek yok orada.
0
🌸semaforo de medianoche
(08.04.26)
Garantiyi arayıp döviz işlemler için dolar ekstresi istiyorum diyeceksiniz. Sonrasında bir şey yapmanıza gerek yok.
0
nickini vermek istemeyen uye
(08.04.26)
Ödeme yaparken pos cihazı size dolar mı sterlin mi diye sorarsa SAKIN dolar seçmeyin. Nasıl olsa dolar ekstresi geliyor diye dolar seçerseniz pos cihazının ait olduğu banka size dünyanın en kazık sterlin/dolar kurundan çevirme yapar ve üstüne "surcharge" ekler. Siz ödemeyi sterlin tipinde yapın, kendi bankanız onu dolara çevirip yansıtır. Hatta ben olsam dolar açmam. TL'ye çevirmesi daha mantıklı.

Tabii aslında en hesaplısı Revolut ya da Wise her zaman. Ama Wise'ın kartını alabilmeniz için yurt dışında oturum sahibi olmalısınız. Türkiye adresinizle Wise açarsanız sadece transfere izin verir. Revolut açabiliyor muydunuz, ondan emin değilim.
0
himmet dayi
(08.04.26)
Önemli olan, bankanın fiyatlandırmayı kur çevirerek yapmaması. Mesela pound harcarsınız amabanka onu önce dolara, sonra TL’ye çevirir ve iki kez kur farkı çıkar.
0
huladancer
(09.04.26)
(5)

Avrupa'da 3-4 ay Türk hat kullanma

fistikthecat
E-sim bildiğim kadarıyla internet için çözüm. Ancak beni arayacaklar veya aramam gerekecek, herkes WhatsApp la arayamam. Vodafone günlük tarife çok pahalı. Çözüm nedir?
E-sim bildiğim kadarıyla internet için çözüm. Ancak beni arayacaklar veya aramam gerekecek, herkes WhatsApp la arayamam. Vodafone günlük tarife çok pahalı. Çözüm nedir?
0
fistikthecat
(05.04.26)
ben o kadar uzun kalınca yerel hat alıyorum ama mutlaka türk hattı kullanacaksanız türk telekomda 60 dk'lık paket var sadece aramak ve aranmak için, vodafone'da da vardı sanki onu kullanabilirsiniz
0
mezzosprite
(05.04.26)
bazi e-sim opsiyonlarinda arama secenegi de oluyor. sadece internet icin degil.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.04.26)
Telefonunda vowifi özelliğini aktif ediyorsun,

Uçak modunda olsa bile herhangibir Wifi'ye bağlanınca yukarıda operatör alanında "Turkcell Wi-Fi" , "Vodafone Wi-Fi" yazıyor, Türkiye'deki tarifenle ek ücret ödemeden kullanabiliyorsun. Yurt dışında baz istasyona bağlanmadığından roaming veya paket ücreti ödemek zorunda kalmıyorsun.

Yurtdışında yaşıyorum, bu sistemle TR'de kullandığım 0532 numaramla hem arama alıp hemde arama yapabiliyorum. Sadece aylık fatura ödüyorum, ama ayrı bir telefonda uçak modunda kullanıyorum çünkü wifi zayıflar kesilir, boşuna baz istasyona bağlanıp roaming paketi aktifleşmesin diye.

(bkz: vowifi) (bkz: #72000220)
+1
Northern Mariner
(05.04.26)
esimin interneti sayesinde normal hattını sorunsuz kullanabilirsin wifi ile arama özelliğiyle. telefon iphonesa özelden yaz anlatırım
0
jelly bear
(06.04.26)
Esim sadece internet için değil. Normal simden farksız yok. İki simi aynı anda kullandığınızda, hangi ismin internet sağlayacağını gibi şeyleri seçebiliyorsunuz.
+1
substituent
(06.04.26)
(13)

ChatGPT'ye sinirlendiginiz oluyor mu?

sekizdokuzon
Bu verdiğin cevap ortalama insanı tatmin eder, o kadar zamandır konuşuyoruz IQ seviyemi anlamadın da mi boyle ortalama cevaplar veriyorsun diye kızdığınız oluyor mu? İyi insan olduğumuz için kızdığımızı ona da belli etmiyoruz tabii.
Bu verdiğin cevap ortalama insanı tatmin eder, o kadar zamandır konuşuyoruz IQ seviyemi anlamadın da mi boyle ortalama cevaplar veriyorsun diye kızdığınız oluyor mu? İyi insan olduğumuz için kızdığımızı ona da belli etmiyoruz tabii.
0
sekizdokuzon
(05.04.26)
evet oluyor hahaha.

ben kizdigimi belli ediyorum. direkt konusuyorum hayir ben sana söyle yap dedim diyorum ve hemen özür diliyor garibim.
-1
Purple life
(05.04.26)
kızıyorum ve söylüyorum kızdığımı da. ama gemini daha çok kızdırır oldu son zamanlarda. hatta gemini söylediğimi öyle yanlış yerlerden tutup öyle anlamış rolü kesiyor. 'beni bir sen anladın sen de yanlış anladın' diye sataşmalık bir alıklığı var :D

örn: en lezzetli armut cinsi nedir?
el-cevap: harika, anladım! senin bir elmasever olduğunu biliyorum! leblebi yemek için çorum'a bir haftasonu planı yapmamı ister misin? ✨
+1
suicmeyenadam
(05.04.26)
Chatgpt yi çok yönlendirmedikçe sanki artık iş yapmıyor. Konuşmaya pdf dosyası ekliyorum, bu deneyin/prosedürün aşamalarını özetle, diyorum. Bana deneyi söylersen yardımcı olabilirim diyor. İlla pdf dosyasındaki diye belirtmem gerekiyor.

Eskiden böyle yapmıyordu. Şu sıralar bunu çok yapıyor. İlk dosyada değil de, yüklediğim diğer dosyalara söylemediğim sürece bakmıyor.
+2
substituent
(05.04.26)
evet. çünkü bazen sohbetin tonunu değiştirip saçmalıyor.

bazen de aşırı saçma hatalar yapıyor:
eksisozluk.com
eksisozluk.com
+1
tabudeviren
(05.04.26)
Ondan doğru cevap beklerken diğer yandan da test ediliyoruz.
0
diyecevaplandı
(05.04.26)
Gemini'ya artık güvenemiyorum
0
baldan kaymak
(05.04.26)
Bazen delirtiyor beni sinirden bir kere o kadar sinirlendim ki paralı üyeliğimi bitirdim :):)
Ama sonra döndük yine paşa paşa :/
0
mutekebbir
(05.04.26)
Sohbet konusunda hepsi mal hepsi salak. Ana avrat sovmeye basladim 1 saat önce söylediğimi 1 saat sonra bambaşka olarak söylüyor. Claude dahil. Gemini hepsinden beter, yalan söylüyor. Yalan deyince de evet bilerek yaptım diyor.
Yapay zekaya spesifik soru sorulur uzun konuşunca olmuyor
0
artıküyeolmakistiyorum
(05.04.26)
Bir de eskiden beni desteklerdi, şimdi "Şu tip bir insan kötü diyebilir miyiz?" diyorum, "Kötü değil, farklk dinamikleri var" diyor. Bir de objektif pis.
+1
🌸sekizdokuzon
(05.04.26)
ben bir egitim verecektim resim halindeki sorulao worde cevirsin diye verdim 20 soruyu duzgun cevaplamis kalan 40 soruyu da kendisi benzer sorularla sallamis,

ben de ilk sorulari kontrol edince tamam diye dusundum

sonra anlayinca dedim neden boyle yaptin ya bir yerden sonra beceremedim ben de salladim dedi. o an elime gecse cok pis bogazina sarilirdim

ama sonunda barstik her ne kadar arada calude a mi gecsem desem de
0
aloneinthedark
(05.04.26)
Bazı konularda aynı anda birkaç tane yapay zekay kullanıyorum.
Gemini bir ara çok telaslandiriyordu. Copilot daha iyiydi. Gemini'ye resmen sakin ol lan demek zorunda kalıyordum (köpeğimde gastrit var. Copilot ve mistral sakin davranirken gemini çabuk veterineri ara diye takiliyordu).
Bir de bazen bir şey atıyorum, kafasından sallıyor. Kafasından salladigini ya da yalan olduğunu söyleyince heeee evet ya pardon yapıyor.
0
logisticsmanager
(05.04.26)
yapay zekalar çok kaynak tüketiyor malumunuz.
bu yapay zeka şirketleri de arada bir, gelen talebin yoğunluğuna göre oluşturulan cevapların kalitesini düşürebiliyor ki kaynaklar optimal kullanılsın.

o yüzden aynı modeli kullanarak farklı zamanlarda farklı yanıtlar vermesi olası.

bir de yapay zekalar bizi tanımaya başladığı için artık prompt kalitemiz düşmeye başladı ister istemez. ama onun hafızası da aslında önceden yazılmış (konuşmalardan çıkarıp kendi yazdığı) cümlelerden ibaret.

bir şey daha var; her yeni modelde ve neredeyse her ay yapay zekaların performansı arttı şimdiye dek ama bir süredir radikal iyileştirmeler yapamıyorlar. donanım ve kaynak noktasında darboğaza girdiler şuan.

hepsi birleşince arada bir saçmalıyorlar tabiatları gereği.
0
biseysorcaktim
(06.04.26)
Chatgpt ücretli versiyon kullanıyorum, çok nadir kızarım çünkü bana acayip uyum sağlamış durumda, üslubu, espri oranı, samimiyet oranı tam kıvamında.

Çok nadiren de olsa 3.5 versiyonu gibi iq yoksunu cevaplar verip bunda ısrarcı olabiliyor, yakalayınca git güncel bilgiyi araştır diyorum, hatasını fark edip toparlıyor.
0
kimlanbu
(06.04.26)
(3)

Yenikapı sabiha Gökçen

meraklitursucu
Pazartesi 07.45 uçağım var ama toplu taşıma ile nasıl ulaşırım, sabah erken saatlerde marmaray metro geçme sıklığı nasıl yetişebilir miyim
Pazartesi 07.45 uçağım var ama toplu taşıma ile nasıl ulaşırım, sabah erken saatlerde marmaray metro geçme sıklığı nasıl yetişebilir miyim
0
meraklitursucu
(04.04.26)
Metrobüste uzunçayır da e-10, 16s otobüsleri var. Direkt havalimanına gidiyor
0
substituent
(04.04.26)
E-10 saati 5'te, uygun gibi görünüyor. Aksilik olur mu sizce
0
🌸meraklitursucu
(04.04.26)
16s çok dolanır E10'a binin bence de
0
peki madem
(04.04.26)
(7)

Devlet hastanelerindeki aşırı yoğunluk

ashleybon
Bu aralar acil servis başta olmak üzere epey hastane işlerim oldu ve aşırı kalabalık. herkesin kolunda bir serum. Kanada’da hastaneye gidemeyenler için otobüs tarzı hastaneler hastaya gidiyormuş. Türkiye’de de bu fikir tutmaz mı? Laf olsun diye acile gidenlerden değilim sarı ya da kırmızı alan oldum
Bu aralar acil servis başta olmak üzere epey hastane işlerim oldu ve aşırı kalabalık. herkesin kolunda bir serum. Kanada’da hastaneye gidemeyenler için otobüs tarzı hastaneler hastaya gidiyormuş. Türkiye’de de bu fikir tutmaz mı? Laf olsun diye acile gidenlerden değilim sarı ya da kırmızı alan oldum. İnsanlar sürekli bir serum taktırma derdinde bu tuzlu su değil mi? tuzlu su içiliyor ama aynı etki olmuyor. sağlık sistemi çöktü de benim mi haberim yok acaba
+1
ashleybon
(03.04.26)
Devlet hastanesine adeta müdavimlik mantığıyla allahın günü giden onyüzbinmilyon insan var. Bizim milletin hastane sevdasına hiçbir sağlık sistemi yetişemez.
+3
wilhelmwasmuss
(03.04.26)
Kesinlikle var bu durum ve maalesef bu yüzden gerçek hastalarla da ilgilenilemiyor. Özellikle İstanbul.
+1
egerbiryolcu
(03.04.26)
Birisine acile gitme demek büyük sorumluluk almak demek.

Durumun acil olup olmadığına nasıl karar veriyorsunuz ki zaten. Bunun kararını doktordan başkası veriyorsa büyük risk.

İnternetten baksanız da doktorların dediğiyle çelişiyor. Malum internetten araştırdım alerjisi var.

Bence en iyisi online bir platform yapmak. Söz konusu kişi hızlı bir şekilde online olarak mesaj/arama ile doktor ile görüşebilsin. Kolundaki yarayı/ fotoğrafını atsın. Doktorda acillik bir şey olmadığını göre yönlendirsin.

Çünkü bazen gerçekten ne olacağı belli olmuyor. Emin olun kimse acilde saatlerce beklemek istemiyor. Bir kere çekmeceyi çekerken elim gözüme girdi. Gözüm kıpkırmızı oldu. Çok korktucu görünüyordu. İnternette problem olmaz ama yine de bi doktora görünün diyordu. Böylelikle acile gittim ve Marmara acilde 7 saat sıra beklemek durumunda kaldım. Doktor da bir şey yok deyip bi göz damlası yazdı sadece. Bu işlem online olarak olursa her iki taraf içinde çok rahat olur bence.
0
substituent
(03.04.26)
bu maalesef komplike olmuş bir sorun, bu haliyle halkı da yönetimi de sağlık personelini de ilgilendiren yanları var. kışkırtılmış talep bence en önemli sorun, serum için dönen tartışmalar ve ısrarlar ortalama makul insanın dudağını uçuklatacak boyutta.

şöyle düşünün, grip olan kişinin evinde istirahat etmesi, ıhlamur-nane limon gibi bitki çaylarından destek alması, basit ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlardan kullanması ve bol su içmesi çoğu vakada yeterli olur. bizde yaşanan ise tam tersi, evde oturarak iyileşmeyi bekleyen hastaya bir fırsatı kaçıran 'enayi' gözüyle bakılıyor. toplumun demir, B12, D vitamini gibi hayati vitamin-mineralleri de alamadığı ve kötü beslendiği bir diğer gerçek mesela. iyi beslenmeyen, yeterli miktarda protein almayan bir topluma sık hasta oluyorsun diye de kızmamak gerekir. nihayetinde bağışıklık hücreleri de bir hücredir ve yapıtaşları proteindir.

toplumsal makul ve dengelerimiz her alanda olduğu gibi burada da dejenere olmuş vaziyette yani. bu durumun sosyal sigorta sistemine bindirdiği yük de cabası. bilemiyorum bu durum bilinçli her vatandaşı üzüyor ve üzmeli de.
+1
suicmeyenadam
(03.04.26)
Acil servis acil olmayan hastayı kabul etmese keşke. 24 saat açık olan ücretli klinikler olsa, hayati olmayan ama mesaiyi de bekleyemediğimiz durumlarda oraya gitsek
0
mezzosprite
(04.04.26)
yesil alan aptalligi yuzunden. kabus gordum diye acile gelen oluyor. kolum agriyo bazen diye gelen oluyor, ne zaman diyorlar, 3 4 ay once diyor.

doktorlar bunlara siktir cekemiyor. acil doktorunun ilac yazma, rapor yazma yetkisi olmamali bence. yesil alan ucubeligi de iptal edilmeli. oyle olsa aninda duzelir bu sistem.


poliklinikler icin de benzer problemler var aslinda. benim onerim 20tl ziyaret ucreti koymak. durumu cok cok kotu ailelerde devlet onu da bi sekilde karsilasin, ama diger herkesten 20tl alsin. yemin ediyorum en az ucte biri yok olur hastane siralarinin.
0
aguen
(04.04.26)
zaten muayene ücreti ödemiyor muyuz her ziyaret için? ödemeyen var mı bilmiyorum, devlet memurları ödüyor, eczanede çıkıyor ilaçlar şu kadar muayene ücreti bu kadar diye. tabi anlık ödense daha etkili olur bence de
0
mezzosprite
(04.04.26)
(2)

İpad air ekranda ölü piksel var

chanandler bong
Selamlar. Ekranda bi süredir birkaç tane ölü piksel var. Herhangi bi düşme çarpma vs yaşanması. Tam ortasına doğru. Apple store a götürücem ama bu garanti kapsamında sayılıyor mu bilmiyorum baktım ama net ni cevap bulamadım. Daha da önemlisi aynı gün içinde tamir yapma imkanları oluyor mu yoksa kesi
Selamlar. Ekranda bi süredir birkaç tane ölü piksel var. Herhangi bi düşme çarpma vs yaşanması. Tam ortasına doğru. Apple store a götürücem ama bu garanti kapsamında sayılıyor mu bilmiyorum baktım ama net ni cevap bulamadım. Daha da önemlisi aynı gün içinde tamir yapma imkanları oluyor mu yoksa kesin tamir için tutup sonra mı teslim ediyorlar? Daha önce başına gelen varsa bilgi verebilirse çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler
0
chanandler bong
(01.04.26)
Garanti varsa %100 değiştirirler. İsterse garantinin son günü olsun. Bendeki iPad de 1 yıldan sonra ekranda sararma oldu. Tableti çook fazla kullandığımdan oldu büyük ihtimalle, değiştirdiler. Değişen tabletin şarj girişinde sorun yaşadım bir süre sonra, şarj alması için kabloyu oynatmak gerekiyordu bayağı, yine değiştirdiler.

Garanti varsa kesin değiştirirler. İpadde tamir olmadığı için en ufak durumda yenisiyle değişiyor. Garanti yoksa da, tableti vermeniz durumunda 0 fiyatının yarısına (ya da yaklaşık o fiyatlara) değiştiriyorlar.

Bu arada, değiştiriyorlar dedim ama değişen tablet refurbished olabilir. Ben bunu kesinlikle istemiyordum, cihazı teslim alırken de sordum bu refurbished tablet mi diye. Türkiye’de refurbished olayı olmadığından 0 tablet dediler ama hiç zannetmiyorum.

Değişim süresine gelirsek, ben de aynı gün olmamıştı. 4-5 gün beklemiştim. Yeni tableti sipariş ediyorlar, gelince size haber veriyorlar. Eski tabletinizi o sırada teslim edip yenisini hemen alıyorsunuz. O bekleme süresinde eski tablet sizde kalıyor, işlerinizden mahrum kalmazsınız yani o süreçte. Bende böyleydi.

Panel büyüklüğüne göre ölü piksel mevzusu yıllar öncenin olayı. Hatta on yıllar öncenin. Ben 2013 de yaşamıştım Samsung ile böyle problem, ama o zamanlar bile panel büyüklüğü mevzusu kalkmıştı. Tabii firmalar değiştirmemek için hala geçerli gibi söylüyorlar. Bu durumda thh ile her türlü çözersiniz. Ama Apple hiç sıkıntı yaratmaz.
+3
substituent
(02.04.26)
garantisi devam ediyor evet bitmeden o yüzden götürmek istedim. apple da refurbished olduğunu duymamıştım açıkcası. bi de ben hiç yenisini verirler gibi de düşünmemiştim ekranı değiştirirler diye düşünüyodum. benim vizyonsuzluk kfkfk
0
🌸chanandler bong
(02.04.26)
(4)

Web sitesi kurdurmanın bedeli nedir?

mirafiori
Kendim daha önce onlarca site yaptım fakat terzi kendi söküğünü dikemez misali kendi sitemi yapacak zaman bulamıyorum. Figma'da bir layout hazırladım, içerik de belli sayılır zaten. Adobe Muse (evet antika biliyorum ama istediğim sonucu veriyor) kullanarak da yapmaya başladım fakat takvimin gerisind
Kendim daha önce onlarca site yaptım fakat terzi kendi söküğünü dikemez misali kendi sitemi yapacak zaman bulamıyorum.

Figma'da bir layout hazırladım, içerik de belli sayılır zaten. Adobe Muse (evet antika biliyorum ama istediğim sonucu veriyor) kullanarak da yapmaya başladım fakat takvimin gerisinde kaldım biraz, uzaktan da çalışma açısından online platformlar üzerinden kurmak istiyorum squarespace,wordpress gibi.

Birisinin benim templateimi alıp ilerleyen zamanlarda gerekirse benim tek tük resim ekleyip 1-2 yazı değiştirebileceğim şekilde bir site yapması bana kaça patlar bugünlerde?

Basit bir site, anasayfada bikaç resimlik bir slideshow, biz kimiz, ne yaparız ve bize ulaşın sekmeleri. o kadar. Modern template'le yapılmış değil de basit htmlle yapılmış gibi bir stil. Fakat responsive tabi ki.
0
mirafiori
(31.03.26)
5 bin.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.04.26)
Bu kadar basit bir şeyi chatgpt bile rahat rahat yapar, arkadaşımın sitesine randevu sistemi lazım oldu, chatgpt tek promptta halletti. Dışarı para kaçırmaya gerek yok.
+1
kimlanbu
(01.04.26)
Kod işinin piri Claude’dır. Chatgpt den önce ona bakın bence.
0
substituent
(01.04.26)
İlla birine yaptıracaksanız 5-10 binden fazla vermeyin.

ve ayrıca claude, gemini, chatgpt, grok... hepsi yapar bu dediğinizi.

tavsiyem cursor indirip projeyi açıp istediğinizi yaptırmanız. aylık 20 dolar vererek tüm bilindik yapay zekaları kullandırtabiliyorsunuz.
-1
ananiyimioguz
(01.04.26)
(1)

Trafik ceza goruntu sorgulama itiraz

optimistbakunin
MerhabaYaklasik 9 gun once trafik cezasi yedigimi edevlete girerek fark ettim. Kagit gelmedi sms gelmedi. Pts kaydi mevcut diyor ama gibden etebligattan goremedim edevletten de goremedim goruntuyu. Emin degilim ceza da emniyet kemeri bu arada taktigimi dusunuyorum isin asli. Goruntuyu nereden gorebi
Merhaba
Yaklasik 9 gun once trafik cezasi yedigimi edevlete girerek fark ettim. Kagit gelmedi sms gelmedi. Pts kaydi mevcut diyor ama gibden etebligattan goremedim edevletten de goremedim goruntuyu. Emin degilim ceza da emniyet kemeri bu arada taktigimi dusunuyorum isin asli. Goruntuyu nereden gorebilir ya da alabilirim yoksa itiraz etmeyi dusunuyorum
0
optimistbakunin
(28.03.26)
Kâğıt gelmesi gerek sanırım, muhtarlığa bırakılmış olmasın?

Bu arada her zaman fotoğraf olmuyor. Bu durumda, cezayı ödeyip itiraz ederseniz paranızı geri alırsınız.
0
substituent
(28.03.26)
(8)

Netflix’in en büyük rakibi neden uyku?

michael_knight
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı. Ne demek istiyor?2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı.
Ne demek istiyor?
2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
-3
michael_knight
(28.03.26)
Tam neyi sorduğunuzu anlamadım, maliyet yarattığını belirtmişsiniz ki bu da bir cevap.

Netflix Spotify gibi platformlar; izlediğiniz içeriğin yayıncısına, toplam izlenme süresi kadar ücret ödüyor diye biliyorum. Bu da etkenlerden biridir sanırım.
0
substituent
(28.03.26)
1) yıllar önce demiş, üyelikle fix fiyatı dusunememis olabilir

2) içerik üreticileri uyuduğu için ve içerikler bir süre sonra tüketim ekonomisinde yetersiz kalırsa şirket geleceği belirsizliğe düşebilir demiş olabilir
0
baldan kaymak
(28.03.26)
İnsanların eğlenceye ayırabilecekleri belli bir süre var ve bir sürü uygulama bu süre için rekabet ediyor. Netflix'in bir sürü direkt rakibi var (Disney+, Hbo Max, vb.), bir sürü dolaylı rakibi var (Netflix'te bir şey izlemek yerine Spotify'da podcast dinlemek, TikTok'ta video kaydırmak vb.) haliyle kullanıcıların Netflix kullanma süresinin artması demek Netflix için işlerin iyi gittiğinin göstergesi olurdu; zira platform o kadar iyi/kaliteli/popüler işler çıkarıyor ki insanlar diğer tüm alternatif aktiviteler yerine Netflix izlemeyi tercih ediyor demek anlamına gelirdi.
Bu da bir anlamda hem üyeliğini sonlandıran kullanıcı sayısının (Churn) az olması, hem de yeni üye kazanımının yüksek olması demek.
+1
salihdt
(28.03.26)
Bu tartışma dikkat ekonomisi - attention economy kavramı altında konuşuluyor
+2
grimavi
(28.03.26)
Sadece uyuduğunuzda bizi izleyemiyorsunuz onun haricinde kalan sürelerde tüm dünyada izleniyoruz demek
0
ebeş
(28.03.26)
netflixin başından sadece uyumak için (o da zorunluluktan) kalkarsınız. uyku dışında hiçbir şey bizimle rekabet edemez, hep biz kazanırız.
0
cek
(28.03.26)
ceo'ların şirket kazancından fazla şirketin ederini önemsediğini farzedersek netflix'in daha fazla izlenilmesi = borsada daha pahalıya işlem görmek diye düşünülebilir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(28.03.26)
Olayın ne tarafında olduğunuza göre değişiyor maliyet/fayda hesabı. Mesela google search kullanıcının bir an önce aramayı terk etmesini isterken, reklam içeriği üreten başka bir websitesi bol bol kal ve reklam geliri sağla ister. Başka bir websitesi (örneğin üniversitelerin öğrenci arayüzünün olduğu sayfalarda) kullanıcının server yükü oluşsun istemez vesaire.

Bunca rakibi olan ticari bir platform, geleneksel kanal yayınlarındaki reyting mantığını devam ettirmek zorunda. Yeni üyeliklerin gelmesini ve eski üyelerin devamını sağlamak için en çok izlenen imajını kaybetmemeli. Fazla izlemediğini düşündüğün bir şeyi terk etme potansiyelin var. Yeni kullanıcılar için tavsiye etmeme hatta “gereksiz” şeklinde kötüleme riskin var. Bir alışkanlık bir rutin şeklinde izlediğin şey daha zor vaz geçilebilir olur vs.
+1
Unde bach canim
(28.03.26)
(5)

Macbook neo mu m2 işlemcili air mi

condom kurşunu
Chat gpt m2 dedi ama bir de size sorayım. Ne yapacaksın dersen,Early 2015 macbook airim var zamanında almışım bi ile yarar diye yıllardır kullanmıyorum. Ama kullanma sebebim office uygulamaları dizi film izleme ve çok bir ümidim yok ama beşki oyun oynarım diyorum. Bu durumda hangisini almak mantıklı
Chat gpt m2 dedi ama bir de size sorayım. Ne yapacaksın dersen,
Early 2015 macbook airim var zamanında almışım bi ile yarar diye yıllardır kullanmıyorum. Ama kullanma sebebim office uygulamaları dizi film izleme ve çok bir ümidim yok ama beşki oyun oynarım diyorum. Bu durumda hangisini almak mantıklı?
0
condom kurşunu
(27.03.26)
ben ne olursa olsun 16gb air derim. 8gb makineye o para cok, biraz daha dusuk olmasi lazim ki mantikli olsun.
0
arakaali
(27.03.26)
www.eksiduyuru.com

Aynısını ben sordum cevaplar burda.

M2 dövüyor ama bizim hanımda dünyayı kurtarmıyor.renklerine bayıldığım için neo aldım.
+1
duptıs
(27.03.26)
2015 air artik yurumez.
m2 al gec.
0
cooperr
(27.03.26)
M2 air daha iyi neo’dan fakat;
Ssd’si kötü, m1 air çok daha iyi.
Neo her ikisinden de daha uzun ömürlü olacak muhtemelen.

Bu senaryoda Neo alırdım ben olsam.

Halihazırda herhangi bir M serisi air sahibi olan için neo’ya geçmek anlamsız ama ilk kez MacBook alacak ve sadece içerik tüketecek biri için neo mantıklı. Cloud gaming harici oyun için tüm Mac’ler anlamsız.
0
orient blue
(27.03.26)
neo da trackpad, macbooklarda olan o haptic trackpad değil haberiniz olsun.

Ondan biraz farklı, windows laptoplarda olana benzer.
0
substituent
(28.03.26)
(15)

Sonradan parayi bulanlar bogazina nasil hakim oluyor?

tantamount_to_equivalent
Fiyata, uce bese bakmadan yiyip icebiliyor olsam, istedigim yiyecege ulasabilme luksum olsa ben obez falan olurdum kisa zamanda. Baklavalar, borekler, kebaplar, dunya mutfagindan cesit cesit denemeler falan. Zenginler 7/24 acik bufede omur geciriyorlar dusununce. Hadi zengin kucuklukten beri bollukt
Fiyata, uce bese bakmadan yiyip icebiliyor olsam, istedigim yiyecege ulasabilme luksum olsa ben obez falan olurdum kisa zamanda. Baklavalar, borekler, kebaplar, dunya mutfagindan cesit cesit denemeler falan. Zenginler 7/24 acik bufede omur geciriyorlar dusununce. Hadi zengin kucuklukten beri bollukta buyuyor, yeme icme aliskanligi falan oturmustur. Yokluktan, fakirlikten gelenler sonradan parayi bulanlar bogazina nasil hakim oluyor?
0
tantamount_to_equivalent
(25.03.26)
Komik bir soru olmuş,
Bence bu kişinin karakteri ile ilgili, kişi tutumlu ise ve iradesi varsa, parayı bulsa da normal yemeye devam ediyor.
Bir de lezzet ulaşılması çok zor bir şey değil,
Demek istediğim şu ,
paranın boğaz tutma tutmama durumu ile çok yüksek bir bağlantısı yok bence, insanın iştahı ile alakası paradan daha çoktur yani,
Ay soruya düzgün cevap vermek çok zor, çok yanlış bir soru haha,

Ya da örnekler çok yanlış, para ile kovalanacak lezzetler obez etmez, alkolik edebilir belki 😅
0
a perfect lie
(25.03.26)
Bazi insanlar yemek icin yasiyor bazilari yasamak icin yiyor.
-1
Purple life
(25.03.26)
Yüksek kalorili, yenmesi zararlı yiyecekler çok pahalı değil ki.
Bir paket sigara fiyatına iki kilo toz şeker alabilirsin.

Yani şu anda da obez değilsen fakirliğinden değil, kendini kontrol edebildiğin için değilsin. Bravo.
+1
michael_knight
(25.03.26)
aynı şeyi yiye yiye bıkıyor insan. her gün kebap yemek bir süre sonra alınan zevki köreltiyor. ben bir ara takmıştım adana kebaba, markette bir porsiyonunu 30tl civarına alıyordum zamanında, fırına koyuyordum 10 dakikada hazır oluyordu. fiyatı çok uygun diye her akşam yerdim, yanına bir de pilav... 1 hafta sonunda kebap kokusu bile midemi bulandırmaya başlamıştı.
0
substituent
(25.03.26)
Ekmek makarna borek cips yemek icin zengin olmaya gerek yok ki.
0
baldur2
(25.03.26)
kalorili yiyecekler pahalı değil +1

aynı şeye yiye yiye bıkıyor insan +1

aksine çok param olsa kilo veririm muhtemelen ben swh thjrgfsda
ekmeksiz et döner yerim doyuruculuğu yüksek
+4
jülsezar
(25.03.26)
@a perfect lie: "lezzet ulaşılması çok zor bir şey değil" bu dedigin a perfect lie gercekten

@michael_knight: obez olmamamin sebebi belki iskendere, kebaba, baklavaya, artisan pizzaya, kobe biftegine ulasimimin kisitli olmasi. Illa hamburger kolayla obez olunmuyordur herhalde. Nusret'ten, Gulluoglundan sinirsiz yiyebildigini dusun bir hocam. Kim takar kiloyu, sporu:)

@baldur2: hocam sen olayi anlamamissin, konu nasil obez olurum degil:) En iyi yemeklere ulasimim varken nasil obez olmam.

@substituent: Her gun yersen tabi bikarsin. Ama ben 30 senedir sevdigim bir yemekten biktigimi hatirlamiyorum. Kaldi ki hep ayni seyleri yemeyecegiz dunya mutfagi onumde, belki de birinden bikip digerine saracagim, onun muptelasi olacagim bu sefer.
-1
🌸tantamount_to_equivalent
(25.03.26)
tanidigim ne kadar zengin varsa kari-koca-cocuk vb hepsi de normal kilo ya da daha zayıf.
0
sweetoffice
(25.03.26)
Ben makarna çok severim mesela.
en pahalı makarna dünyanın en lezzetli en ender mantarı ile soslanmis makarna midir?
Ben mantar yemiyorum, benim için en lezzetli makarna bu değil. Dümdüz bir örnek.
0
a perfect lie
(25.03.26)
senin dediğin gibi olsa hiç fakir şişman olmaması lazımdı.
0
orpheus
(25.03.26)
hocam, bu noktada yemeği bir ödül/tatmin aracı olarak gördüğünüzü kabul edersek eğer çok zengin adamın yemek dışında da çok zaman ayıracağı alternatifi olacaktır. haliyle ulan şöyle bir lezzet var çatlayana kadar yemesek olmaz şimdi yerine ajandasında onun yerine koyacağı farklı bir etkinlik, denenecek şey olacaktır. e yemek deneyimlemek de istediği her an yaşayabileceği, sıradan bir aktiviteye dönüşeceği için o kadar cezbedici olma özelliğini kaybedecektir (diye öngörüyorum). bir de obezlik hunharca yemek yemekten ziyade sağlıksız beslenme kaynaklı. yani bay richie rich imiz spesiyal yemeğini yer ama egzersini sporunu da ayarlar, ayarlatır. düzenli sağlık kontrollerini detaylı yaptırır. sonuçta koskoca bay richie mahalle arasında ter kokan gym e gidip, devlet hastanesinde 2 dk 15 saniye süren muayenesini olmayacaktır.
+2
wilhelmwasmuss
(25.03.26)
bana sayısaldan milyonlar( 800milyon olmuş ikramiye) çıksa niye yarın yokmuş gibi yemek yiyeyim. bir diyetisyen bir chef birde pt tutarım sağlıklı beslenir sporumu yaparım. paran olduktan sonra sağlıklı, içeriği temiz besinlere ulaşımın daha kolay olur.
aslında bu vizyon meselesi. ülkenin en büyük sorunu vizyonsuz sonradan zenginler.
0
my fault
(25.03.26)
@my fault +1
zengin olsam, kaliteli ve öz yememe vesile olur; daha fitleşirim diye düşünüyorum.
yemek konusunda iradenin mantığını sağlığa dayandırırsanız iş kolaylaşıyor. karbonhidrat, trans yağ, şeker bombası yiyecekler vücuda ciddi zararlar veriyor. bunu kendinize yapmak istemediğiniz noktada, canınız da eskisi kadar çekmiyor.

ayrıca ne kadar çeşitli yemek isteseniz de, midenizi -rahatsızlık yaşamayacak kadar- dolduracağınız kapasite belli. annemin bir lafı vardır; zengin olsam ne olur, yemeğin fazlasını ceplerime mi koyacağım diye. o hesap işte.
0
lil siztah
(25.03.26)
ya bisey itiraf edeyim, ben sizin dediginizi gencken istemeyerek de olsa yaptim :D

gariban vb buyumedim, ama liseyi yatili okudum, unide zaten sehir disinda olmak daha normal. ayrica kisisel olarak yeni yemekler denemeyi, lezzetli restoran vb denemeyi oldum olasi cok sevmisimdir.

sonrasinda ilk kurumsal isime girdim ve olay burada dondu. soyle ki, hem uzun saatler calisiyorduk, hem de masa basi bir yere gittigimiz yok. en kotusu de NE ISTERSEK YIYEBILIYOR, MASRAFINI DA MUSTERIMIZE YANSITIYORDUK :(

su gorgusuz kardesinizin sushiye lahmacun sarip akan yaglara naan banmasi ve yaninda baklava ve dondurma yiyecek igrenclige gelmesi 3 ayi bulmadi. 5 sene kadar uc haneli kilolarda yuvarlandim durdum.

sonra covid zamani her yer kapaninca yemeyi kestim ve kosmaya basladim, simdi herkese "bak 30'dan sonra nasil 30 kilo verdim" diye sov yapiyorum.
0
adrianapole
(25.03.26)
paran artikca kilon genelde duser, cunku:
dandik fastfood'dan kurtulup fine dining'e dalarsin. onlarda da porsiyonlar kucuktur, lezzet odaklidir tabaklar.
gezme olasiligin artar, o da seni aktif kilar.
paran varsa kendine ayiracak vaktin olur, spor yapma sansin artar.
vs..
-2
cooperr
(26.03.26)
(4)

Yurt dışı için powerbank

jean baptiste grenouille
Merhaba ip15 kullanıcısı olarak bataryam hiç iyi değil. Yani 1 gün gidiyor normalde ama yurtdışına çıktığımda Google haritalar çok kullanıyorum ve 2 saatte bitiyor neredeyse. Beni idare edecek telefonu en az 2 kere full şarj edebilecek bir cihaz önerir misiniz?
Merhaba ip15 kullanıcısı olarak bataryam hiç iyi değil. Yani 1 gün gidiyor normalde ama yurtdışına çıktığımda Google haritalar çok kullanıyorum ve 2 saatte bitiyor neredeyse. Beni idare edecek telefonu en az 2 kere full şarj edebilecek bir cihaz önerir misiniz?
0
jean baptiste grenouille
(22.03.26)
magsafe batarya pratik olabilir. 2 kere şarj edemez ama pratiklik arıyorsanız en iyi seçenek
0
substituent
(22.03.26)
anker’in (ya da başka marka) 10,000 mah ince bataryaları gün boyu gidiyor. anker magGo magsafe 10bin var mesela. arada 20,000 mah da kullanıyorum ancak onlar taşımak için çok mantıklı değil.
0
eileengray
(22.03.26)
X-Level'i kullanıyorum. mah Batarya detaylarını bilmiyorum. Bende iş görüyor.
0
put it in your appropriate place
(22.03.26)
Ben Samsung eşim Ttec Recharger Pro 20.000mah'lik powerbank kullanıyoruz, ikisi de oldukça iyi, 5000mah kapasiteli telefonları 3 kez rahat rahat sıfırdan doldurabiliyor, hızlı şarj desteği var.

Ama batarya değişimi öneririm, yakın zamanda değiştirdim, telefonumun eski performansını özlemişim. Ayrıca bu kadar kötü durumdaki bir batarya şişme yapıp telefona zarar verebilir. Özellikle iphone 13 vakalarını internette bolca bulabilirsin.
0
kimlanbu
(22.03.26)
(5)

Uçakta ilaç

sularda mavi
Merhaba, sorum şu. Balkanlara bosna kararadağ arnavutluk gidiyoruz. İlk gidiş ülkemiz bosna. Ben daha önce uçakta yanımda ilaç taşımadım. Ama şimdi düzenli kullandığım ilaçlar var. Troid ve şeker ilacı, iki ayrı da psikiyatrik ilaç. Bunlar kabin bagajında sorun oluyor mu acaba? Giden deneyimleyen y
Merhaba, sorum şu. Balkanlara bosna kararadağ arnavutluk gidiyoruz. İlk gidiş ülkemiz bosna. Ben daha önce uçakta yanımda ilaç taşımadım. Ama şimdi düzenli kullandığım ilaçlar var. Troid ve şeker ilacı, iki ayrı da psikiyatrik ilaç. Bunlar kabin bagajında sorun oluyor mu acaba? Giden deneyimleyen yazabilirse sevinirim.
0
sularda mavi
(21.03.26)
bu zamana kadar herhangi bir uçuşumda yanımdaki ilaçları soran kimse olmadı ama her ihtimale karşı reçetenizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim.
+4
in vino veritas
(21.03.26)
@in vino veritas +1

Lustral götürdüm yanımda defalarca. Soran olmadı. Yurtdışındaki bir havalimanında kontrol ederken cebimi yokladı, sorunca gösterdim Lustralı. He ilaç tamam ya devam dedi.

Bazen sırt çantamda oluyor. Soran olmadı şimdiye kadar.

Yine de karşı reçetenizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. +1
+2
put it in your appropriate place
(21.03.26)
Erasmusa giderken 15 kutuya yakın antidepresan götürdüm soran olmadı. Am ne olur ne olmaz diye hekimden ilaçları kullandığıma fair kaşeli imzalı kağıt aldım.

Soran olmadı derken, gümrüğe hiç girmedim. Girsem ne olurdu bilmiyorum tabii
+1
substituent
(21.03.26)
Hicbir sey olmaz. Eger cantanda 4 günlük gezi icin 70 paket ilac tasimiyorsan kimse sormaz.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.03.26)
- ilaclarin recetesini yaninizda goturun
- ilaclari original kutusu ve ambalaji icinde tasiyin

Ucak sirketi ilgilenmez ilacla. Ama hacmi fazLaysa ve el bagajiniz varsa "medical item" diye goz yumarlar. Yoksa dert degil.

Varis yerinizde gumruk kontrolda, veya havalimani guvenlik aramasi asamasinda sorulursa kutulu ve receteli ilaca kimse birsey diyemez.

Yanilmiyorsam bazi orta/uzak dogu ulkelerinde kodeinli agri kesiciler bile yasakli. Ulkeye gore kontrol edin derim.
0
parcxerox
(22.03.26)
(14)

Çamaşırda tek tür deterjan kullanan var mı?

substituent
Selamlar,Beyazlara ve renklilere ayrı deterjan kullanıyorum. Chatgpt ye sordum, çok gerek yok diyor. Persilin universal deterjanın çok iyi olduğunu söyledi. Ama koyularda uzun süreçte solma yapabilir diyor. Koyu kıyafetim çok olduğundan emin olamadım şimdi. Sizler nasıl yapıyorsunuz? Tek tür deterja
Selamlar,

Beyazlara ve renklilere ayrı deterjan kullanıyorum. Chatgpt ye sordum, çok gerek yok diyor. Persilin universal deterjanın çok iyi olduğunu söyledi. Ama koyularda uzun süreçte solma yapabilir diyor. Koyu kıyafetim çok olduğundan emin olamadım şimdi.

Sizler nasıl yapıyorsunuz? Tek tür deterjan kullanan var mı aramızda, ya da herkes aslında öyle mi yapıyor :)

Teşekkürler!
0
substituent
(20.03.26)
Tek deterjan kullanıyorum.
0
rock n roll
(20.03.26)
Benim makinem otomatik alıyor deterjanı bu sebeple renkliler için olan deterjanı dolduruyorum deterjan tankına. Tek istisna siyahlar oluyor onlar için de siyahlara özel sıvı deterjanı çamaşırların arasına koyup otomatik deterjan almayı kapatıyorum. Renkliler, beyazlar, 60 derecede yıkadığım havlu-çarşaf için renkli deterjanı gayet performanslı sonuç veriyor.
0
cilekli pasta
(20.03.26)
ben yıkarken de ayırmıyorum renkli beyaz siyah vs. diye. tek tip deterjanla ne varsa birlikte yıkayıp geçiyorum bi sıkıntı yaşamadım.
0
konetsu
(20.03.26)
Hayatımda hiç farklı deterjan falan kullanmadım. Hatta 2 hafta önce ilk defa yumuşatıcı aldım, süpermiş. Arkadaşlarıma bu keşfimden bahsedince 10 dakika kadar ilk insan muamelesi gördüm.
Tek deterjan iyidir.
0
cay koy geliyorum
(20.03.26)
Hangi deterjan kullanıyorsunuz bu arada?
0
🌸substituent
(20.03.26)
Rengine göre ayırmıyorum. Renkli detarjan hangisi ucuzsa onu alıyorum, özel bir marka tercihim yok. Bir sorun yaşamadım şimdiye kadar. Sadece bir tane renk koruyucu mendil koyuyorum, özellikle koyu renk kot vs. varsa anca kararıyor.
0
inheritance
(20.03.26)
Hangi deterjan vegan ve cruelty free ise onu kullanıyorum. Benim için önemli olan tek şey bu.
0
rock n roll
(20.03.26)
genelde sıvı persil alıyorum
migros'ta şu eşantiyon olarak sepette hediyeydi, tekli paket olarak bedavaya geliyordu. son bikaç yıkamada bundan kullandım www.migros.com.tr
0
konetsu
(20.03.26)
Beyazlar için ariel toz deterjan, siyahlar ve renkliler için omo sıvı deterjan kullanıyorum. Beyazlar en iyi toz deterjanla yıkanıyor gibi geliyor.
0
ekimoloji
(20.03.26)
Yünlüler için ayrı deterjan (domol) diğerleri için tek deterjan (bingo).
0
peki madem
(20.03.26)
Her şey için tek sıvı deterjan.
0
black holes in the sky
(20.03.26)
Siyahlara özel sıvı. Diğerlerine omo toz.
0
jackyr
(20.03.26)
Beyaz ve renkliler için aynı sıvı deterjan, tursil leylak bahçesi
0
Hallegadola
(20.03.26)
Beyazları yıkama tekniğim farklı deterjanı da farklı.
Renkliler ve siyahlar için de ayrı ayrı deterjanım var ama tek tür yumuşatıcı kullanırım.
+1
mutekebbir
(21.03.26)
(7)

Macbook neo mu air mi?

duptıs
Eşimin doğum günü yaklaşıyor.neo nun renklerine bayıldım ama teknik kafam air diyor.düz kullanıcı için fikre ihtiyacım var.
Eşimin doğum günü yaklaşıyor.neo nun renklerine bayıldım ama teknik kafam air diyor.düz kullanıcı için fikre ihtiyacım var.
0
duptıs
(19.03.26)
ne için kullanacağı önemli. Macbook Neo da iphone işlemcisi var ve fansız. Performans olarak Air in çok gerisinde çünkü Airda M serisi işlemci var.

webde gezinme ve birşeyler izleme için kullancaksa neo yeterli olabilir.
Ama herhangi bir mesleki işlem yapacaksa neo yeterli olmaz. Ayrıca M serisi daha uzun ömürlü bir işlemci.

Ben olsam Air alırım. Çünkü Neo ilk defa denedikleri bir konsept. ilk defa bu işlemciyi bilgisayara koydular. Kronik sıkıntı yaşanabilir. Öte yandan fiyatı gerçekten uygun ve renkleri güzel. Tercih sizin.
0
nuevo
(19.03.26)
Air abi telefon işlemcili PC olmaz Apple bile uapsa olmaz
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.03.26)
Ben de kayınvalidem için düşünüyorum da tek endişem 8gb ram yeterli olur mu onu bilemedim
0
aguen
(19.03.26)
air M2 16gb
0
orpheus
(19.03.26)
her şeyden önce neo'da multitouch trackpad var. normalde force trackpad oluyordu. ben macbooklarda en çok trackpadi seviyorum.

multitouch mekanik bir sistem. ipad klavyesinde kullanmıştım, hiiiç hoşuma gitmemişti.

diğer macbooklarda force trackpad var ve mükemmel bir şey. ben sırf bundan bile neo'yu elerim.

macbook benim için konfor cihazı, güç açısından bir şey beklemiyorum. o yüzden trackpad ve klavye öncelikli mac'de benim için.
0
substituent
(19.03.26)
mac bilgisayar pişmanlıktır. halihazırda mac kullanmıyorsa almayın. kullanıyorsa tabiki air. ama ben normal kullanımda bile air ile donmalar yaşıyorum. mükemmel değil.
0
plastic_angel
(20.03.26)
ne için kullanacağı önemli gerçekten.

ben grafik tasarımcı ve motion designerım. şirketin bana verdiği: air, 15 inç, m3, 16 gb. donmalar yapıyor, video yaparken özellikle. evde windows topladım bin basar ona. oyun pcsi olarak topladım.

13 inç ekran çok küçük bence. dizi film izlemek için bile küçük. 27 inç imaclerde çalışmış biri olarak 15'e alışmam zor oldu.

renkleri ise gerçekten aşırı güzel ve tatlıııı. keşke macbook prolara da bu renkler gelseee <3
0
art cat chocolate
(20.03.26)
(10)

10 günlüğüne 40K lazım, ne yapardınız?

dedeminhirkasi
Arkadaşlar 10 gün sonra maaş alıyorum ama şu an 40.000 TL lazım. Nakit avans mı çekmek mantıklı, ek hesap mı kullanmak yoksa başka bir öneriniz var mı? En az zararla nasıl çıkarım bu işten? Elden borç alma durumuna girmem. Teşekkürler.
Arkadaşlar 10 gün sonra maaş alıyorum ama şu an 40.000 TL lazım. Nakit avans mı çekmek mantıklı, ek hesap mı kullanmak yoksa başka bir öneriniz var mı? En az zararla nasıl çıkarım bu işten? Elden borç alma durumuna girmem. Teşekkürler.
0
dedeminhirkasi
(19.03.26)
aslında en mantıklısı elden borç alabileceğiniz biri varsa onu kullanmak. diğerleri için bankanın faiz politikasında hangisi en düşükse o tercih edilebilir.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(19.03.26)
para nereye lazımsa, onu sallarım. biliyorsun bayram derim, bir yerden para bekliyorum derim, kaçmıyoruz ya derim, 10 gün öyle böyle sallarım.
0
babilfish
(19.03.26)
hangikredi vb sitelerden yeni müşterilere özel 0 faizli kredi veren bankalar bulabilirsin. en son qnb yeni müşterilere özel 85.000 TL sıfır faizli kredi veriyordu. başka bankalar da vardır mutlaka.
0
elektr10
(19.03.26)
Nakit avans ve ek hesap aynı şey hiçbir farkı yok
Kredi oranı düşükse kredi çek
Ele muhtaç olma faiz öde ama kimseye düşmüş görünme
+1
artıküyeolmakistiyorum
(19.03.26)
Nakit avansta hesap kesim tarihine kadar faiz işler. Ek hesabı kullanırsan maaş gününe kadar faiz ödersin.
Ek hesap mantıklı gibi duruyor ama yine de faizlerine bakmak gerek.
0
Mirket
(19.03.26)
Elde olan fazlalıkları sat .
0
diyecevaplandı
(19.03.26)
garanti de 4.25 faiz ile 10 gün boyunca 40k try 567tl faiz oluyor. miktara göre 567tl bence hiçbir şey?

Yanlış bilgi: konu dışı ama binler basamaklarını Türkiye'de "," ile ayırırz. 40.000 TL, 40 tl demek.
ben karıştırmışım. uyaran/düzelten herkese teşekkür ederim.
0
substituent
(19.03.26)
Binler basamağı nokta ile, ondalık kesirler virgül ile ayrılır diye öğretmişlerdi bize.

Yanlış mıymış?

Öğrenmenin yaşı yok diye bundan diyorlar.
+1
Mirket
(19.03.26)
@substituent
tam tersi; Türkiye'de binler "." ile Ameriga'da "," ile ayrılıyor.

share.google
+1
late viper
(20.03.26)
tdk.gov.tr:~:text=Say%C4%B1lar%C4%B1n%20Yaz%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20%E2%80%93%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu

7. Dört veya daha çok basamaklı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve aralarına nokta konur: 4.567, 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 vb.

8. Sayılarda kesirler virgülle ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2); 5,26 (5 tam, yüzde 26) vb.
+1
Mirket
(20.03.26)
(16)

yurdisinda yediginiz tr'de olmayan seyler ve tatlari

cooperr
neler var? tatlari nasil, onerdiginiz seyler var mi? bulursak deneyelimroot beer - berbat bence, sulandirilmis dis macunu tadi, sacma sapan birsey. jackfruit - devasa bir meyva, ayiklamasi zahmetli, tadi fena degil, meyva kokteyli gibi bir tat. ejderha meyvesi - fantastik dis gorunus, ici ile disini
neler var? tatlari nasil, onerdiginiz seyler var mi? bulursak deneyelim

root beer - berbat bence, sulandirilmis dis macunu tadi, sacma sapan birsey.
jackfruit - devasa bir meyva, ayiklamasi zahmetli, tadi fena degil, meyva kokteyli gibi bir tat.
ejderha meyvesi - fantastik dis gorunus, ici ile disinin alakasi yok renk olarak, tat notr, ben begenmedim.
0
cooperr
(19.03.26)
merguze sosis iyiydi sevdim. almanyada frankfurter ve bratwurst da bence iyiydi.
0
mikahakkinen
(19.03.26)
hindistan'da meetha paan denilen ve ucgen seklinde yaprak sarma gibi ama icine envai cesit cesni doldurularak servis edilen sey.
+1
antikadimag
(19.03.26)
Aklıma ilk gelen flammlachs oldu. Avrupa noel pazarlarında görüp yediğim odun ateşinde pişen isli somon. Hatta birkaç ay önce resmen aşerdim. Tr de yok maalesef

Sonra mangosten ve rambutan aklıma geldi. Bali'de yemiştim bunları ama mangosten'i burda bir kez gördüm makroda. Hep oluyor mu emin değilim bence artık tropik meyveler bulunabiliyor. Senin ejder meyvesi bim e gelmişti mesela:d file'de de hep görüyorum ejder meyvesi
0
kullanicadi
(19.03.26)
kanada'da: wapiti/elk eti. biftek gibi ama biraz daha sert ve tatlımsıydı
yıllar önce bir duyuru'da cevaplamıştım: www.eksiduyuru.com

tatlı olarak "nanaimo bar": en.wikipedia.org
portekizlilerin pastaneleri de çok oluyor. ilk defa "pastel de nata" orda yemistim: en.wikipedia.org

hawaii'de poke bowl. en.wikipedia.org
ama franchise restoranları açıldı sonradan her yerde

amsterdam'da otlu kek bilen bilir :) bir de sadece hollanda'da yapılan peynirler ve çikolatalar

almanya'da currywurst ve pretzel. bunlar fast food gibi. cok begenmedim

kuba'da "moros y cristianos". fasulyeli pilav gibi bisey. yanında etle oluyor genelde tabii. miami'de küba restoranın'da da yedim.
en.wikipedia.org

fransa'daki her pastry çeşidi türkiye'de bulunmuyor heralde. orda da değişik bişeyler yemiştim

aklıma gelen bunlar şimdilik
+1
ermanen
(19.03.26)
chorizo- sucuk gibi baharatlı ama daha hafifi. sandviç içinde varsa hep onu sipariş veririm, pepperoniden daha çok seviyorum.

manchego peyniri- türkiye’de satılıyor mu bilmiyorum, çok severim.

marron glace- bizim kestane şekeri gibi ama glazed olanı. glaze o mushy dokunun dışını kıyır kıyır yapıyor, dokusu çok fark ediyor.

ramen- domuz brothuyla ve chashu ile yapılan ramen mükemmel bir şey. domuzdan ötürü istanbul’dakiler tırt doğal olarak. miso, mirin, ponzu sosları da seviyorum ama türkiye’de satılıyor diye yazmıyorum.

badem ekstratı- burada bazı keklere konuyor ve tadı başka bir seviyeye taşıyor. tada etkisi çok yüksek olsa da badem tadı seçilmiyor o yüzden çok underrated bir ürün.

ginger ale- çok seviyorum ama şekerli diye tüketmemeye çalışıyorum. türkiye’de de üretiliyor galiba artık.

peanut butter dolgulu pretzel nuggets- tr’ye gelmeli. damak tadımıza uygun bir atıştırmalık.

çiğ istiridye ve yanında mignonette- türkiye’de yemeye çekiniyorum ama keşke yaygınlaşsa. çok severim.

deniz kestanesi- kremamsı doku, çok severim.

riesling şarabı- satılıyorsa yeşillendirin. çok severim. tadı için “yeni açılmış tenis topu” gibi yazıyordu eskiden bir yerde, aklıma geldikçe gülüyorum :)

cilantro severim ama dünya genetik açıdan bu konuda ikiye ayrılıyor. o yüzden bilemiyorum.

edit: ramen dışında hep ürün/malzeme yazmaya çalıştım, soruyu doğru anlamamış olabilirim.
edit2: pandan çok güzel, evet! ube'nin rengini seviyorum ama çok bir aroması yok.
0
eileengray
(19.03.26)
Ube ve pandan, ikisi de Filipin mutfağından. Ube mor bir çeşit tatlı patates, tatlılarda kullanılıyor, bir de ube halaya diye püre/reçel karışımı bir şeyi var. Normal tatlı patatesten daha tatlı ve aromatik, vanilya yerine ube aroması kullanılıyor bazen. bitesbybianca.com
Pandan da yine aromatik ve Filipinlilerin vanilya yerine kullandığı bir bitki, kendine özgü çok güzel bir tadı var. Tatlılarda genellikle hindistancevizi sütüyle beraber kullanılıyor. www.cookist.com

Yine Filipinlerden polvoron, un kurabiyesine benziyor ama hafif kavrulmuş süt tozuyla yapıldığı için daha karamelize, hoş bir tadı var. www.aboutfilipinofood.com

Nepal'den momo, buharda pişen (genellikle sebzeli ya da tavuklu, bazen keçi/yak/domuz etli) mantı. Hem iç harcı çok baharatlı hem de yanında aşırı baharatlı bir chutney ile geliyor. Baharatla aranız çok iyi değilse sevmezsiniz, bence mükemmel bir yemek. en.wikipedia.org(food)
www.rakshaskitchen.com
(Filipinler ve Nepal yemekleriyle ilgili daha detaylı uzun yazılarım vardı benim, merak eden olursa ilgili Facebook grubuna yönlendirebilirim.) :)

Az yukarıdaki domuz eti sorusunda da bahsettim, İtalya'dan guanciale, füme domuz yanağı. Orijinal carbonara'da bacon ya da pancetta değil, guanciale kullanılıyormuş. Yağda kıtır kıtır pişince çok güzel oluyor. en.wikipedia.org

Bir de burada Gouda diye satılan peynirlerle hiç alakası olmayan eskitilmiş Hollanda peynirleri, tercihen 12-18 ay dinlendirilmiş, içinde kristaller oluşmaya başlayanlarından. Linkteki Old Amsterdam gibi. adamandevetours.com
0
kobuzchu kiz
(19.03.26)
sokak lezzetlerinden ya da bir restoranda cok karsiniza cikmayacak seylerden,

italya'dan:
puglia'da: taze panzerotti. ama klasik. mozzarella + domates.
roma'da: suppli. (arancino'ya cok düskün degilim)
bergamo'da: polenta e osei.

avusturya'dan: punschkrapferl (ama cok sekerli seyler sevmeyene uygun degil)
jerome peyniri (özellikle üzümle harika oluyor)
berner würstel.
käsespätzle. üc cesit peynirle yapiliyor, tam bir kalori bombasi. galiba en sevdigim yemek.

isvicre'den ve en bati avusturya'dan: käsrösti. muazzam bir dag yemegi. kizarmis patates ve peynir.

japonya'dan: onigiri (klasik ton balikli)
taiyaki. balik seklinde kraker gibi bir sey, ici tatli fasulye ezmesi dolu.
jiggly cake. (böyle kek seklinde crème brûlée gibi, asiri yumurtali bir sey ama yumurta tadi hic yok. en ünlüsü osaka'dä yapiliyo)

meksika'dan:
horchata. pirinc icecegi. tadi biraz sütlac gibi. bayiliyorum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.03.26)
milka nin nutellasi tr'de yoktu en son. ya da macro centerda fahis fiyata satiliyordur.
-1
Purple life
(19.03.26)
Avrupada burda herkesin yazdığı şeylerin haricinde Singapurda pandan keki denemiştim. Tadı çok hafifti, bayağı güzeldi. Bi de yine orda red bean pasteli mochi (Singapura has olmasa da) denemiştim, onun tadı da çok hafiti.
0
truf
(19.03.26)
ukrayna ve rusyada yaygın olan borş çorbası.

türkiyede denk gelmedim. etli, sebzeli bir çorba. besleyici bir şey. tadı nasıl dersen bilmiyorum bir dene.
0
yurtsuz john
(19.03.26)
ben jerry, her çeşit dondurması genel olarak güzel.

lidl'da satılan şu meyve suyu: world.openfoodfacts.org

hayatımda içtiğim en iyi meyve suyudur. Türkiye'ye geldim de benzeri dört döndüm bulamadım.

yeşil tuborg

lindt'ın küre şeklinde çikolatası. dehşet bir şey.
0
substituent
(19.03.26)
Tayland'ın durian cipsi var. Meyvesi çok kötü koksa da cipsi çok iyiydi. Tadını tam tarif edemiyorum. Çekya'da bramborák bayağı güzel bir şeydi. Çok basitçe sarımsaklı patates mücveri. Yine Çekya'nın sarımsak çorbasına burada denk gelmedim, adı česnečka. Antep mutfağında yoğurtlu terbiyeli versiyonu var sanırım ama bu o değil. Taze sarımsakla yapınca harika bir şey oluyor.
0
evrim halkasi
(19.03.26)
herkes lezzetli seyleri yazmis, peki ya lezzetsizler?
mesela durian meyvesini ben aldim, kokudan tatma firsatim olmadi, cope gitti.
Kokusu berbat otesi malesef.
Agiz tadimiza uymayan neler var?

Bir tane daha ekleyeyim, plantain. Muza benzer ama cig yenmez.
Cipsleri inanilmaz lezzetlidir.
0
🌸cooperr
(20.03.26)
Lezzetsiz olduğunu düşündüğüm ama fikrinden ötürü denemeye bile cesaret edemediğim domuz kanı sosisi var benim. Black puding diyorlar galiba. Ama ben lezzetsizler konusunda referans olamam, aklıma yatmayan şeyi denemiyorum zaten. Fikren çok garip olmayan balkabaklı tortellini denemiştim. İtalya-Ferrara'da çok mehur diye övdüler. Hatta baktım şimdi pumpkin cappellacci diyorlarmış. Onu hiç beğenmedim.
Yiyecek değil de içeceklerin arasında Slivovitz türevlerini denedim. Etanolü sek içsem daha iyiydi.
Çok öyle tropik bölgelerde bulunmadım, o yüzden bizde bilinmeyen meyve-sebze hakkında bir şey diyemiyorum.
0
evrim halkasi
(21.03.26)
yurt dışında en sevmediğim ürün black licorice. öğk.
0
eileengray
(21.03.26)
asla yemeyecegim iki sey: balut ve casu marzu.
yedigim ve bana göre olmayan seyler:

-hakarl. kurutulmus köpekbaligi eti. yemesi gercekten ama gercekten cok zor. irice küp seker boyutunda kesiliyor ve genelde atistirmalik olarak yeniyor.

- surströmming. fermente edilmis balik. youtube'da da tadim videolarinda asiri meshur. evde yememek gerek cünkü kokusu 3 km öteden duyuluyor. konserve olarak satiliyor, kanada'da da avrupa ürünleri satan yerlerde bulunabilir belki.

- escamol. karinca larvasi. bakinca anlasilmiyor larva oldugu. bazen üstüne kurtcuk koyuyorlar. ben kurtcuksuz halini yedim. larva oldugunu bilmiyordum. bilseydim yiyemezdim.

- natto. bildigin fasulye ama türü sebebiyle böyle sümüksü bir yapisi oluyor. bir defa merak ettigim icin siparis edip yedim. baska yemem.

- yüzyil yumurtasi. sanirim her cin lokantasinda bulunabilir. fermente edilmis yumurta. bir defa meraktan yedim. baska yemem.

- kanguru eti. normal et aslinda ama kangurulari cok sevdigim icin artik yemem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
(12)

Düzenli bağış yaptığınız kurum/dernek

fildirfildir
Lösev dışında bir yer aklıma gelmiyor. Sizlerin güvenilir bularak bağış yaptığınız yerleri sormak istedim.
Lösev dışında bir yer aklıma gelmiyor. Sizlerin güvenilir bularak bağış yaptığınız yerleri sormak istedim.
0
fildirfildir
(18.03.26)
hiç bağış yapmadım ama güveniyorum: yalnız yürümeyeceksin
0
substituent
(18.03.26)
darussafaka
0
deepness
(18.03.26)
Darüşşafaka
Koruncuk
Lösev

Bir süredir düzenli bağışı durdurmuştum, Darüşşafaka'yı tekrar başlattım, diğerlerini de tekrar başlatacak duruma dönerim umarım.
0
mutekebbir
(18.03.26)
Darüşşafaka +1
KEDV
Nesin vakfı
0
kobuzchu kiz
(18.03.26)
darüşşafaka sadece.
0
nathanieltroy
(18.03.26)
Türkiyeden Angel's farm sanctuary

Onun dışında friendsofunwantedrabbits, rabbitresidence, savesomebunny vs. vs. Tavşan sığınaklarına biraz biraz bağışım oluyor.

edit: bazen ogretmen tanidiklar yardima ihtiyaci olan icin bi bagis vs toplayinca ona da katiliyorum
0
aguen
(18.03.26)
Darüşşafaka +4
0
put it in your appropriate place
(19.03.26)
darüşşafaka
0
a7x
(19.03.26)
Encander.
0
auroraaurora
(19.03.26)
İHH
0
faberkastelli
(19.03.26)
Tema.

İnsandan umudu kestim.
+1
tiredofwaiting
(19.03.26)
Memleketimdeki aşevi.
Gerçekten fakirlere yemek dağıtıldığını görüyorum o sebeple güvenip düzenli bağış yapıyorum.
0
kaptan maydanoz
(19.03.26)
(2)

İTÜ öğrencileri için 2. el kitap

WithWorth
İtü öğrencileri şuan nerede takılıyor al/sat için ?Eskiden teknikforum.com vardı.Elimde yeni gibi kitaplar var.
İtü öğrencileri şuan nerede takılıyor al/sat için ?
Eskiden teknikforum.com vardı.
Elimde yeni gibi kitaplar var.
0
WithWorth
(14.03.26)
Kuşe kağıda basılmış young&fredman'larım, thomas calculus'larım çöp olmuş. Devir değişmiş... hepsinin pdf'i yazınca çıkıyor.
0
🌸WithWorth
(14.03.26)
itü özelinde bilmiyorum ama bizim okulun facebook grubu var mesela, 17bin kişi var. Alım satım işleri orada dönüyor.

ayrıca pdf +1. eğitim hayatım boyunca tek bir tane üni için kitap almadım. pdfler harika bir şey. ağırlık derdi yok, çok yakınlaştırıp sorunun kenarına çözüm yapabiliyorsun, böylelikle çözümleri farklı yerde saklamak zorunda kalmıyorsun falan.

yani evet bu devirde alan zor bulursunuz valla. bazen hocalar açık kitap sınav yapıyor, belki onun için alan olur. ama artık bizim hocalar open e-book şansı da veriyor :)
0
substituent
(14.03.26)
(1)

Eksi yazarına ulaşmama yardımcı olur musunuz?

dedeminhirkasi
“Tetovo” isimli yazara mesaj atar mısınız?Çaylaklara mesaj kısmı kapalı olduğu için mesaj atamadım. Teşekkür ederim
“Tetovo” isimli yazara mesaj atar mısınız?
Çaylaklara mesaj kısmı kapalı olduğu için mesaj atamadım. Teşekkür ederim
0
dedeminhirkasi
(12.03.26)
ilettim
0
substituent
(12.03.26)
(4)

ses kayıtlı anket sitesi

duyurukullanıcısı
bir anket yapacağız ama cevaplar uzun o sebeple ses kaydı alıp bunu ayrıca text'e dönüştürebilen bir uygulama bakıyoruz.bunu yapan var mı?
bir anket yapacağız ama cevaplar uzun o sebeple ses kaydı alıp bunu ayrıca text'e dönüştürebilen bir uygulama bakıyoruz.

bunu yapan var mı?
0
duyurukullanıcısı
(12.03.26)
ben iş yerinde samsung klavyesinde(standart içinde) olana dinletiyorum direk yazıya dönüştürüyor, kaydı bilgisayardan açıyorum telefondan dinletiyorum, maile yazıyor
0
eja
(12.03.26)
Internetten random insanlar doldurucak. Edit ulasim falan olmasi lazim 100+ kisi.
0
🌸duyurukullanıcısı
(12.03.26)
iPhone da voice memos uygulaması yapıyor bunu. Hatta çok iyi çalışıyor. Lakinnnnn Türkçe desteği hala gelmemiş olabilir. Ben ilk kullandığımda yoktu, şu an ne durumda bilmiyorum.
0
substituent
(13.03.26)
Qualtrics benzeri platformlar sese dayalı data toplayabilir ama bunu yazıya çevirmez doğrudan.Bunu ayrıca çevirmeniz gerekir. Başka program kullanarak yapabilirsiniz.
0
runaway
(13.03.26)
(10)

istanbul'da akmerkez, bebek, nisantasi gibi yerlerde

Purple life
ünlüleri görebiliyor musunuz cidden?ben hic bulunmadim bilemiyorum.
ünlüleri görebiliyor musunuz cidden?

ben hic bulunmadim bilemiyorum.
-1
Purple life
(12.03.26)
akmerkezde çok denk geliyorum
0
chanandler bong
(12.03.26)
hiç o semtlerde işim yok fakat bir keresinde nişantaşına gitmiştim ve çok kısa kaldım ona rağmen nevra serezliyi görmüştüm yanımdan geçmişti ^^
0
neira
(12.03.26)
ünlüler değilde güzel kızlar azaldı nedense... hiç gözükmüyolar...
+1
duyurukullanıcısı
(12.03.26)
Bebek' te görüyorum arada.
0
kumandanim
(12.03.26)
harbiyede çalışıyorum, her öğlen yemek sonrası nişantaşında yürüyüş yaparız haftada 1-2 ünlü denk gelir. ayrıca duyurukullanıcısına katılıyorum güzel kızlar baya azaldı.
0
gencfb
(12.03.26)
Oradaki bir üniversitede okuyorum. Bebek’e akmerkeze gittiğim çok oldu. Otobüsle hep Nispetiye caddesinden geçiyorum her gün. Hiç gördüğümü hatırlamıyorum.
0
substituent
(12.03.26)
Akmerkez'de Alişan'ı gördüm. Ailesiyle yemek katında yemek yiyordu ve self servisti kendi restorandan alıp masasına götürüyordu falan. Çok doğal ve normal davranıyordu hoşuma gitmişti.
Yıkılmadan kısa süre önce de Profilo AVM'de Ferdi Akarnur'u görmüştüm.
0
matilda
(12.03.26)
ben iki yerde bol miktarda unluye denk geldim.

1 - cihangir'de esnaf lokantalarinda
2 - yazin bodrum ucaginda

bu ikisinden birinde mutlaka unlu gorursun eger amac oysa
0
cooperr
(12.03.26)
bebek ve akmerkezde çalıştım. arzu boynerden ilber ortaylıya, ismail saymazdan caner taslamana kadar acayip acayip insanlara denk geldim. oralardalar hep
0
birdirbir
(12.03.26)
sene 2016, afyon ikbal dinlenme tesislerinde recep ivedik filmindeki karate hocasını görmüştüm. nişantaşına falan gerek yok :)
0
yazgisiz infaz
(13.03.26)
(3)

Telefonlarda taksit durumu?

hadi ya la
Telefon alacağım. Tek seçeneğim tek çekim yapmak mı, yoksa taksit, faizsiz/düşük faizli kredi gibi seçeneklerim var mı? Nasıl yapayım?
Telefon alacağım. Tek seçeneğim tek çekim yapmak mı, yoksa taksit, faizsiz/düşük faizli kredi gibi seçeneklerim var mı? Nasıl yapayım?
0
hadi ya la
(11.03.26)
tek çekim alıp geçmek daha mantıklı, kredi kullanınca en az %5 gibi ek maliyet çıkmış oluyor.
0
rhan
(11.03.26)
Vatan da Fibabanka ile 3 taksit oluyor peşin fiyatına
0
substituent
(11.03.26)
Sakın sakın normal taksit dışında alışveriş faizli olanına girmeyin 2 ile 6 arasında normal kartlara göre taksit seçeneğin var,bunlar dışına çıkmayın
trendyol,vatan,hepsiburada yapıyor
0
smokee
(12.03.26)
(7)

Trafik soruları

arbre
Yav ben bu dönüşlerde sıkıntı yaşıyorum.1. Hocam sola ve sağa dönüş 1,5 tur diyor. Toplarken 1 tur diyor. Bazen dönerken 0,5 tur çevir diyor. Bunun doğrusu ne?2. Hız limitleri sadece D100 için geçerli diyor. Ana yol dışında tabela yoksa 50 sınırında 70 basabilirsin diyor. EDS yoksa devam mı yani?3.
Yav ben bu dönüşlerde sıkıntı yaşıyorum.

1. Hocam sola ve sağa dönüş 1,5 tur diyor. Toplarken 1 tur diyor. Bazen dönerken 0,5 tur çevir diyor. Bunun doğrusu ne?

2. Hız limitleri sadece D100 için geçerli diyor. Ana yol dışında tabela yoksa 50 sınırında 70 basabilirsin diyor. EDS yoksa devam mı yani?

3. D100'de önde soldan ya da sağdan biri sinyal verirse yol verme, yavaşlama diyor. İyi de öndeki geçecekse ne yapayım.

4. D100'de mesafe çoksa öndeki sinyal vermeden önüme geçebilir mi? Mesafe olsa da sinyal vermemek dallamalık değil mi?

Teşekkürler.
-7
arbre
(10.03.26)
1. doğrusu yok viraja araca konuma göre değişir. kimse sürerken tur saymıyor. her viraj aynı değil ki. her araba da aynı dönüş yarıçapına sahip değil. sürerken anlarsın dönüp dönmeyeceğini.

2. teknik olarak bir kontrol vs yoksa basabilirsin evet. ama bi radar arabasına denk gelirsen ceza yersin.

3. bunun gerçek hayatta karşılığı yok çok. imkanın varsa insanlara yol ver.

4. sinyal vermemek dallamalık evet ama gerçek hayatta trafik kurallara göre işlemiyor. sinyal vermeden geçen çok olur mesafe azsa bile. o yüzden bu sinyal vermedi önüme atlamaz heralde diye düşünmemek lazım. avrupada yaşamıyoruz.
+5
jelly bear
(10.03.26)
Mümkünse hocanı değiştir.
1. böyle bir şey yok. Kaç tur çevirdiğin, dönüşün çapı ile ilgili, dar dönmen gerekiyorsa çok tur çevirirsin, geniş dönmen gerekiyorsa daha az. Bir de ne kadar çevirirsen o kadar toplarsın mantıken.
2. Hız limitleri her yol için var, hepsi farklı. Yol tiplerine göre değişiyor.
3. Tabii ki yavaşla yol ver. Herkes herkese yol versin, trafikte birbirimize yardımcı olalım, boşuna stres sıkıntı yaratmayalım.
4. sinyal mesafeden bağımsız kullanılması gereken bir şey. Zaten düşünmeden sinyal vermek, her seferinde sinyal vermem gerekiyor mu diye düşünmekten daha kolay. Boşuna zorlaştırma hayatı kendine. Park yerindeyken bile sinyal ver geç. Kolun yorulmaz.
+4
burfak
(10.03.26)
İlk ikisini kurallar kapsamında bilmiyorum ama sinyal verdiğinizde yol değiştirme hakkı elde etmiyorsunuz.

Şerit değiştirirken için geçeceğiniz şeridin akışını bozamazsınız, kimsenin fren yapmasına sebep olamazsınız. Sinyal vermeniz hiçbir şeyi değiştirmez. İsterse çıkışı kaçırın, bunları yapamazsınız.

Eğer şerit değiştirirken kaza olursa, tüm suç şerit değiştiren araçtadır.

Sizin de kimseye yol verme zorunluluğunuz yok. Hatta sinyal veren araca, şeridenize girsin diye fren yapıp yol verirseniz, trafik akışını bozarsınız.

Sinyal veren varsa bırakın kendi düşünsün. Her sinyal verene yol verecek olsaydık ohooo
+4
substituent
(10.03.26)
her zaman sinyal ver çünkü önüne araba değil görmediğin motor atlayacak.

1 tur 1.5 tur diye br direksiyon ezberi sana kafayı yedirir. onu zamanla sen kendin bulursun. yol verme yavaşlama diyen hocayıda şikayet et gerekli yerlere.
+1
xu
(10.03.26)
1- Böyle bir şey hiç duymadım, virajın keskinliği direksiyon açısını doğrudan etkiler. Kural olarak sağa dönüş dar, sola dönüş geniş açıyla yapılır.

2- Hız limitleri her yerde geçerli. Birkaç gün önce yeni yasa haberi çıktı hatta, normalde %10 hata payı vardı onu da kaldırdılar. Neticede ara yoldan giderken trafik polisi ceza yazarsa ama burası D100 değil demenizin hiçbir etkisi olmayacak. Ayrıca hocanız neden tek otoyol D100 gibi davranıyor onu da anlamadım. Temden veya kuzey marmaradan giderken de pek ala ceza yiyebilirsiniz.

3- Böyle bir şey yok, kural tam aksini söylüyor. Kolaylık sağlanmalı. Tabi arkada dibinizden gelen araç varsa onu da gözetmelisiniz. Ancak özellikle de sizi geçmek için hızlanan araca kolaylık tanımanız gerektiği doğrudan mevzuatta yazıyor.

4- Sinyal vermeden evinizin otoparkında bile manevra yapmamalısınız. Sinyal vermek düşünülmesi gereken bir şey değil. Araç manevra yapacaksa sinyal verirsiniz. Başkaları da verir. Herkes her koşulda sinyal verir.

Hocanızı değiştirin.
0
akhenaten
(10.03.26)
mevzuatta nerede yazıyor, söyleyebilir misiniz?
www.mevzuat.gov.tr

Burada, 46b ve c şunları söylüyor:
"
b) Şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklemek,
c) Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek,"

yani şerit değiştirmek sizin sorumluluğunuzda.
Ayrıca her isteyene yol verirsem, takip mesafeme durmadan birisini almam gerekir. Takip mesafesini tekrar sağlamak için fren yapmam gerekir. her seferinde bunu yaparsak trafik akışı fazlasıyla bozulur. Bu sebeple durmadan şerit değiştirmemelisiniz, kimsenin takip mesafesine girmemelisiniz, kimsenin hayatını riske atmamalısnız/atamazsınız.

Tabii mevzuatta, sırf haklıyım diye kazaya sebebiyet olmak da kusurlu sayılıyor, bu başka bir konu. Yani kazayı kurtarabilecek durumdaysanız, kurtarmalısınız. Aksi takdirde size de biraz kusur veriliyor.

Peki, kolaylık sağlamamız gerektiği nerede yazıyor?
0
substituent
(11.03.26)
@substituent, aynı kurallarda takip mesafesi ile ilgili de kurallar var. Onlara uyulsa, zaten arada müsait alan çıkıyor. Takip mesafesi uygulanmadığında zaten aslında "yardımcı olmak" derken kasıt, takip mesafesini olması gerektiği kadar açmak gibi bir şey oluyor.
Tek bir mevzuat maddesini alınca böyle bir şey denebilir, ama diğer maddelerle beraber değerlendirilmeli.
0
burfak
(24.03.26)
(18)

Otobüsle mi arabayla mı giderdiniz?

dedeminhirkasi
İşe giderken;Otobüsle gidiş gelişler de 3 er aktarma yapmak gerekiyor ama ulaşıma ücret vermiyorsun.Arabayla tatlı tatlı müziğini açıp gidiyorsun günlük toplam 150 tl yakıyorsun. Hangisini tercih ederdin, neden?
İşe giderken;
Otobüsle gidiş gelişler de 3 er aktarma yapmak gerekiyor ama ulaşıma ücret vermiyorsun.
Arabayla tatlı tatlı müziğini açıp gidiyorsun günlük toplam 150 tl yakıyorsun. Hangisini tercih ederdin, neden?
0
dedeminhirkasi
(06.03.26)
Bu şartlar altında araba Çünkü otobüsün sıkıntısı günlük 150 liradan daha fazla benim için
+1
kisa
(06.03.26)
Bu şartlarda toplu taşımayı tercih etmek için gerçekten farklı ve görülmemiş bir cimri olmak gerekir.
+14
kizil karga
(06.03.26)
araba kullanmak eziyet olmayacaksa (yoğun trafik, kaza yptıracak motosikletler vs.) kıyas kabul etmez, direkt araba. bu senaryoda zaten araba günde en az yarım saat (hatta belki 1 saat) zaman kazandıracak demek. yaptığınız işle saatlik kazancınız 300 tl üzerindeyse (ki arabanız varsa böyle bir geliriniz vardır) toplu taşıma kullanmanın hiç anlamı kalmıyor.
+2
shadowfollower
(06.03.26)
çalıştığım zamanlarda toplu taşıma ile bir tık erken gidiyordum ama o eziyeti 100 kişinin içinde çekmektense bireysel olarak kıçımın üstünde çekmeyi tercih ediyordum.
+2
lazpalle
(06.03.26)
3er aktarma dediğiniz, toplam 4 vasıta mı?

işin içinde evden ilk durağa ya da son duraktan işe yürüme var mı?

arabayla ya da otobüsle toplam süre ne kadar? 150 lira yakacağınıza göre 35-40 dk gidiyor olmanız lazım.

otobüsler sıkışık mı?

arabayla trafik nasıl?
0
co2s2
(06.03.26)
Aktarmalar metro mu otobüs mü vapur mu metrobüs mü? İlk kullanılacak toplu taşımaya uzaklık yürüyeerek ne kadar ?
0
kumandanim
(06.03.26)
Otobüs-metro-otobüs şeklinde
Toplu taşımaya yürüme mesafesi yok. Evin önünde bin iş yerinin de önünde in gibi dusunun
0
🌸dedeminhirkasi
(06.03.26)
bu şartlarda otobüs kullanmam için otobüsün 30 dk arabanın 1.5 saat sürmesi gerekir.
işe gidene kadar yorulursun toplu taşımayla
0
jelly bear
(06.03.26)
Ben araba yerine çoğu zaman toplu taşıma tercih ediyorum. Trafik park yeri ayrı problem, üstüne Türkiye’de araba kullanmıyorum. Kaynak yapmaya çalışan biri olunca savaş veriyorum, araya girmesin diye önümdeki aracın dibine giriyorum, şeridin tam kenarından gitmeye çalışıyorum. Her yolculukta kaynak yapan 2-3 kişi oluyor. Çileden çıkarıyor beni.

Yayaya yol veriyorum arkadaki bana korna basıp baskı yapıyor. Sağıma geçip sollamaya çalışıyor. O sırada yayanın geçişine engel oluyor, boş yere daha çok bekliyorum.

O yüzden Türkiye’de zorunda kalmadıkça araba kullanmam. Sakin sakin müziğimi açıp yoluma bakarken bu örnekler yüzünden sinirlerim çıkıyor, müziği dinleyecek halim kalmıyor.

Eğer gideceğim yolda bu tarz problem yoksa ve park yerim garantiyse kesinlikle araba. Yoksa asla uğraşmam.
0
substituent
(06.03.26)
Bu şartlarda otobüsü tercih etmek için tutkulu bir şekilde otobüs fantezim olması gerekir.
+1
kaptan maydanoz
(06.03.26)
park yeri problemi yoksa her türlü araba.
0
co2s2
(06.03.26)
araba.
Hatta daha iyisi de var, motor. sağanak yağmurlu olmadıkça yaz & kış ne kadar soğuk & sıcak olursa olsun, işe motorla gidip geliyorum. dehşet bir rahatlık.
arabaya bindiğim an trafikte kafayı yiyorum.
0
MtKrt
(06.03.26)
bastan sona ayni toplu tasima araci ile gidilmiyorsa, durakla ev veya ofis arasinda mesafe varsa 150 tl konusu bile edilmeyecek harcanmasi sart bir meblagdir. 3
0
warrior princess
(06.03.26)
Araba.

Ama aylık geliriniz de o kararı vermek için önemli.
Ali Koç veya benim için bu soruyu sorduğunuzda cevap farklı çıkabilir.

Sadece yakıt değil arabanın eskimesi, kaza yapma riski, arıza yapma riski, trafikte yaşayacağınız stres, trafik cezası yeme riski, trafik kavgasına karışma ihtimali ve “geçerken beni de bırak”, “arabayla gelmişken çıkışta şuraya gidip para harcayayım” gibi en başta akla gelmeyen masrafları da hesaba katın.
-1
michael_knight
(06.03.26)
maaşa göre konuşmak gerekmez mi? 40bin kazanıyorsan 6000 tl yakıta verilmez mesela.

@co2s

git gel 150*2 olarak hesaplamışım.
-1
elorelia
(06.03.26)
araba.

itibardan tasarruf olmaz.
0
mikahakkinen
(06.03.26)
@elorelia: 6000 olmaz ki, günlük 150 liradan ayda 3000 lira olur.
+1
co2s2
(06.03.26)
Madem ortak dil kullanılıyor;
Bu şartlar altında otobüsü tercih etmem için otobüsün şoförü olmam lazım.

Arabanın masrafı maddi olarak ciddi etkilemeyecekse, araba. Toplu taşımanın derdi bitmez. 3 vesait kolay bir şey değil. İn onu bekle, bin bunu bekle derken uyanık olduğun saatleri yola vermeye gerek yok.
0
lazor
(07.03.26)
(5)

ist civarı park yeri

substituent
Selamlar,Hafta içi günlerden birinde, saat 7.50’de İstanbul havalimanında olmam gerekiyor.İst’ye toplu taşıma ile gideceğimi beyan etmiştim.Fakat ist’ye toplu taşıma ile 3 saat civarında gidebiliyorum. Metroda en erken 6’da açılıyor, bu durumda yetişemiyorum.Araç ile geleceklerden plaka istemişlerdi
Selamlar,

Hafta içi günlerden birinde, saat 7.50’de İstanbul havalimanında olmam gerekiyor.

İst’ye toplu taşıma ile gideceğimi beyan etmiştim.
Fakat ist’ye toplu taşıma ile 3 saat civarında gidebiliyorum. Metroda en erken 6’da açılıyor, bu durumda yetişemiyorum.

Araç ile geleceklerden plaka istemişlerdi, ama ben arabayla uğraşmayayım diye toplu taşıma seçmiştim.

Ben arabayla göktürk civarına gitsem, park yeri bulabilir miyim? Saat 15.00’a kadar yeterli olur. Sabah 6.30-7 civarı, göktürk metronun oralarda park sıkıntısı yaşar mıyım? Ek öneriniz var mıdır?

Teşekkürler.
0
substituent
(03.03.26)
"Kargo Terminali Metro Durağı"
Sadece havalimanı çalışanları biliyor ve kullanıyor. Sabah metro saatine göre gelip aracınızı buraya parkedin ve havalimanına metroyla geçin.
0
artci sarsinti
(03.03.26)
Çalışan değilim orada bir davete katılacağım. Araç plakası vermediğim için giremeyeceğim sanırım. Çünkü toplu taşıma ile geleceğimi beyan etmiştim
0
🌸substituent
(03.03.26)
Gayrettepe'den metro yarim saatte gidiyor havalimanina, orada bircok otopark bulabilirsiniz diye dusunuyorum kisa bir yurume mesafesinde.
0
bosver nicki
(03.03.26)
o saatte göktürk’ün ana caddesindeki ispark’ta rahat yer bulursunuz. ama metro 20 dakikada bir geçiyor, onu ayarlamanız lazım.
0
eileengray
(03.03.26)
Evet, dediğim yerin tenhalığını belirtmek için sadece havalimanı çalışanları biliyor dedim. Metro istasyonunun önü ve herkese açık, ücretsiz. Herkes parkedebiliyor.
Ben de şirket arabasını buraya parkediyorum. Ya da 2-3 günlük seyahatte kendi özel aracımı buraya parkedip gidiyorum.
0
artci sarsinti
(04.03.26)
(8)

Masseter botoks iyi bir sey mi, kotu mu

Kittie
Dun dislerimi sikmaktan cenem kilitlendi sanki. Artik biktim bu durumdan. Iki adet saglam disim kirildi 3 yil icinde. Dis doktorum once plak demisti, yaptirmadim. Ertesi yil gittigimde plaklik degilsin artik, bi aparat var onu takicaksin demisti. Ben de hic ustunde durmamistim. Doktorum kisacasi bot
Dun dislerimi sikmaktan cenem kilitlendi sanki. Artik biktim bu durumdan. Iki adet saglam disim kirildi 3 yil icinde. Dis doktorum once plak demisti, yaptirmadim. Ertesi yil gittigimde plaklik degilsin artik, bi aparat var onu takicaksin demisti. Ben de hic ustunde durmamistim. Doktorum kisacasi botoks yapmiyor.

Artik cenemin sekli degisti. En son check up'ta doktor, dis sikiyosun, disaridan belli demisti ceneme elleyip :(

O da botoks yaptir dedi.

Simdi sorularim:
Kime yaptirilir bu is? (Plastik cerrah diyen var, dis hekimi diyen var)

Kimi onerirsiniz? Yani isim olarak.

Yanaklarim coker mi (yanaklarim sarkti diyen bir kisi gordum masseter yorumlarinda)
Yuzum degisir mi? (Bu istemedigim bir sonuc olur...) (Ceneden bagimsiz soruyorum. Cunku bu isi estetik amacli yaptiranlar da varmis)
Hatta yuzu yamulan, gulusum degisti diyenler cok var.

Su an yine cenemi istemsiz kasarak yazdim bu soruyu. Yardim plz
📊 Dis sikma sorunu cozumu

Bu anket sona erdi. 9 oy kullanıldı.

0
Kittie
(03.03.26)
yaklaşık 1 sene önce yaptırdım. hatta 6 ay sonraki tekrar dozunu yaptırmadım. hayat kalitem arttı diyebilirim. sıkmam artsa hemen gider yeniden yaptırırım.
0
renegade
(03.03.26)
Bende yaptırdım artık dişlerimi kirmiyorum ve dinlenmiş şekilde uyanıyorum. Benimkini diş hekimim yapmıştı
0
mirty
(03.03.26)
ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanına yaptır. keşke en başta gece plağı kullansaydın çok memnun kalanlar var.
0
my fault
(03.03.26)
istanbul anadolu yakasında ümraniye medicana hastanesi yanında kulak burun boğaz doktorumu öneririm . diş sıkma problemi olan akrabalarıma ve arkadaşlarıma yapıyor ve çok memnunlar .
(git:drrahmiozcelep.com )

Kısıklı, Alemdağ Cd No:101 Kat.1 D.2, 34692 Üsküdar/İstanbul
+90 555 145 44 30
0
devilone
(03.03.26)
istanbul avrupa yakası ise dr. mehmet çopur'u şiddetle tavsiye ederim.
0
matilda
(03.03.26)
Belirtmemisim. Evet istanbul tercihen avr yakasi
0
🌸Kittie
(03.03.26)
Masseter botoksu çok kısa süren ve kolay bir işlem. Eşine dostuna yönlendirenlere çok bakmayın bence.

Semtinizde ilgili düşündüğünüz bir diş kliniği fazlasıyla yeterli olur. İşlemi çene cerrahı yapıyor ve her klinikte vardır. Yanaklarınıza 2-3 kere iğne sokuluyor, toplam işlem 4dk. Yanakları soğutmak için buz tutma işlemiyle 10dk maksimum.

Demek istediğim, el becerisi gerektiren bir şey değil. Pahalı olanağının sebebi, iğnenin pahalı olması.

Masseter botoksunu düzenli yaptırmak gerekiyor. Bana 6 ayda bir yaptırmam söylenmişti. Bir yerden sonra etki etmedi ve tedaviyi bıraktım. Bırakmamın tek sebebi aslında çok pahalı olmasıydı (benim için).

Estetik açıdan bir fark yaşamadım/hissetledim.
0
substituent
(03.03.26)
2 yil belki biraz daha uzun bir sure yaptirdim. (dis sikma nedenli) ilk doz sonrasi biraz zorlandim cunku ekmek bile kesemiyordum dislerimle :) benim sag taraf daha guclu o nedenle sag tarafa daha yuksek doz sola ise daha az yapiliyordu. bir sure mutluydum ama sonra biraktim. evet gulusum sag tarafta azcik yamuk. evet cenede sarkma var.
doktorum meslegi biraktiktan sonra 1 kere daha yaptirdim (ayni yerde eski doktorumun onerdigi kisiyle) aman allahim nasil bir kotu deneyimdi anlatamam. botoxs oturmadi, gulunce igne yapilan yerde yumru cikti, cenem gicirdiyordu :D yeniden yapilmak zorunda kalindi. artik yaptirmiyorum.

ozet olarak, cene botoksu dislerini benim kadar-sizin kadar sikan biri icin guzeldir. plak kesinlikle gereklidir (botokla birlikte plaga da baslanmisti), hayat kalitenizi artirir. en azindan 1-2 doz oneririm ama plak kullanmak sartiyla.
ama kesinlikle iyi bir yerde cene cerrahina yaptirmanizi da tavsiye ederim. (gerci benimki de super bir yer ve super bir cene cerrahiydi ama olsun :D)
0
65 derece
(04.03.26)
(4)

numara taşıma nasıl oluyor?

duyuru
şu anki hattım turkcell'de. vodafone yanımda uygulamasını indirip numara taşıma menüsüne girdim, uygun bir seçenek de buldum ama ilerlemedim.1 - ilerleyip talepte bulunuyorum ve eve simcard mı geliyor, kaç günde gelir ortalama? bir de geldiğinde takınca hemen kullanmaya başlayabiliyor muyum yoksa be
şu anki hattım turkcell'de. vodafone yanımda uygulamasını indirip numara taşıma menüsüne girdim, uygun bir seçenek de buldum ama ilerlemedim.

1 - ilerleyip talepte bulunuyorum ve eve simcard mı geliyor, kaç günde gelir ortalama? bir de geldiğinde takınca hemen kullanmaya başlayabiliyor muyum yoksa belli bi süre geçmesi gerekiyor mu?
2 - turkcell taahhüdüm 8 gün sonra bitiyor. şimdiden vodafone'a başvursam bu hafta içinde gelir mi?
3 - onun taahhüdü tam olarak bana ulaştığı gün mü başlıyor?
4 - turkcell'le ilgili bir şey yapmama gerek yok herhalde di mi? 8 gün sonra bitecek ve benim ekstra işlem yapmama gerek yok yani?

sorularım bu kadar.
0
duyuru
(02.03.26)
1- evet eve veya iş yerine geliyor yetkili. 1 günde geliyorlar. hemen kullanmaya başlayamıyorsun. 12 saat filan bekliyorsun zaten sms ile sana bilgilendirme gelecek. yeni hattına geçene kadar eski hattından devam ediyorsun. sabaha karşı zaten eski hattın çekmeyecek, o zaman anlıyorsun geçtiğini.
2- gelir. 1 günde geliyorlar zaten eğer merkezi bir yerdeysen.
3- sim card'ı getiren kişi sana sözleşme imzalatacak. sözleşmeyi imzaladığın günden itibaren geçerli oluyor taahhüt.
4- 8 gün kaldığı için bir ceza ödeeyeceksin muhakkak ama çok cüzi bir ücrettir. turkcell'in sitesinden telefon numaranı yazarak daha sonra borç sorgulatabilirsin. zaten sana yine bilgilendirme sms'i gelir.
0
elektr10
(02.03.26)
yukaridaki arkadasin dediklerine ek olarak. basvurduktan 2 gun sonra numaran tasinmis oluyor. hatta sana sms geliyor orada saat kacta yeni hattina gecmen gerektigi yaziyor.

vodafone da istersen basvurduktan sonra gidip hattini sectigin vodafone magazasindan da teslim alabiliyorsun. oyle bir secenekleri var kurye ile ugrasmak istemiyorsan.

8 gunluk sure kaldiysa. 8 gunun ucretini alacaklar senden. cayma bedeli bu. eger odemek istemiyorsan 2-3 gun kala basvur. cikarsa da cok kucuk bir odeme cikar.

son olarak eger e devlet onayiyla numarani tasirsan kurye sana bisey imzalatmiyor sadece teslim edip gidiyor. ki bu avantajli direk online basvurdugun anda tasima islemi baslamis oluyor. yoksa kuryeye imza attiktan sonra surec baslayacakti/
0
nuevo
(02.03.26)
Taahhütün bitmesine 1 ay kala istediğin gibi çıkabiliyorsun. Bir ceza yok. 20 gün kullandıysan 20 günlük fatura gelir sadece.
0
substituent
(02.03.26)
Geçiş işlemleri bitince Turkcellden hattını mutlaka kapattır.
indirimsiz fiyattan fatura çıkabilirler.
0
duyuruuser
(03.03.26)
(3)

amazon iadesini DHL ile yapanlar

me23
Daha önce Amazon'dan iade yapmadım. Başka gelecek kargolarım var. Kargocu geldiğinde iade edeceğim ürünü de edeyim diyorum. İade kodu (Amazon iade kodu mu veriyor bilmiyorum) vermek yetiyor mu, yoksa TC falan da mı vermek lazım?
Daha önce Amazon'dan iade yapmadım. Başka gelecek kargolarım var. Kargocu geldiğinde iade edeceğim ürünü de edeyim diyorum. İade kodu (Amazon iade kodu mu veriyor bilmiyorum) vermek yetiyor mu, yoksa TC falan da mı vermek lazım?
0
me23
(02.03.26)
Almanya ile aynı sistemdeyse Amazon iade için bir QR kodu oluşturuyor DHLe onu gösteriyorsun kimlik falan sormuyor alıp gidiyor.
0
nahtoderfahrung
(02.03.26)
İade kodu oluyor. Tc vardı galiba ama tam hatırlamıyorum. Değişmediyse, iade kodu oluşturulduktan 4 saat sonra en erken iade edebiliyorsunuz.
0
substituent
(02.03.26)
Maalesef yaşadığım yerde DHL yok. En yakın DHL 40 km falandır, ekonomik açıdan şubede vermem pek mantıklı olmayacak. Kargocu geldiğinde elinde bir cihaz oluyor, barkodları okutuyor (gerçi cihaza da dikkatli bakmadım belki de telefondu) Aslında iade alırken bana kod verebilir gibi geldi bir uygulamaya giriş yapıp falan ama belki de kod verme sadece şubede oluyordur, bilmiyorum.
0
🌸me23
(02.03.26)
(15)

Görgüsüzlük gibi gelen davranislar

Purple life
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönd
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.

Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönderirsin ama full paylasmak bana artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Günes gözlügü ve spor ayakkabi haric marka amblemi olan kiyafetler giymek de cok gereksiz geliyor.

Size görgüsüzlük ya da en azindan düsüncesizlik gibi gelen neler var?
0
Purple life
(02.03.26)
Yanlışlıkla iki kere açmışsın.

Ben de bakın kocam, evim, marka çantam paylaşımlarını görgüsüzce buluyorum.
+2
Kahvedesu
(02.03.26)
Yemek fotoğraflarına bakmaya bayılırım. Bana özellikle "bak şurası yeni açılmış gittim şundan yedim", "şu viral tarifi denedim çok güzel sen de dene" diyerek yemek fotosu atılsın isterim. Insta keşfetimin büyük bir kısmı yeme içme, mekan önerisi falan. Gördüğümde rahatsız olmam.

Marka amblemi minimal ve belli belirsiz değilse ben de rahatsız oluyorum. Boydan boya marka logolu şeyler giymem.
+3
kullanicadi
(02.03.26)
10 dakikada AI ile sunu yaptim. Bir haftasonunda bilmem ne projesi yaptim temali asiri zekali oldugunu alttan alttan vurgulayan paylasimlarin yapilmasi. Ozellikle surenin belirtilme kismi rahatsiz ediyor. Gercekci olmayan paylasimlarla insanlarin psikolojisini bozuyorlar.
+1
mbond
(02.03.26)
türkiye'de genel bir ahlaki çöküş var o yüzden görgüsüzlüğün sınırları zorlanıyor, genel olarak trafik kurallarına uymamak, hızlı giden arabadan direksiyon storysi atmak, futbol kavgası yapmak benim için yıllardır devam eden görgüsüzlük şekilleridir
+1
nahtoderfahrung
(02.03.26)
Yemek yapmak, markası gözüken kıyafet giymek benim için görgüsüzlük değil. Umrunda olan şey de değil.

Ama toplu taşımada bağırarak konuşan, “geçen x’e gittim şekerim” diyerek tüm vagona sesini duyurmaya çalışanlar benim için tamamen görgüsüz. Sabah 7 da yüksek sesle konuşanları kafam almıyor.

Kimseye zararı olmadığı sürece isterse direksiyon storysi paylaşsın, isterse biosuna yazar @ ekşi, yazsın.
-1
substituent
(02.03.26)
Yemek çok paylaşırdım ben en sevdiğim şeydi ama artık rahatsız oluyorum en büyük isteğim Instagram'a öne çıkanları gizleme özelliği gelmesi.
Çünkü bazen gittiğim bir yere ne zaman gittiğimi hatırlamam gerekiyor, yediğim o güzel yemeği nerede yediğime bakmam gerekiyor, bu gibi durumlar için kullanırdım ama artık hoşlanmıyorum sadece kendimin görebileceği şekilde saklama imkanım olsa güzel olurdu.
Kendi yaptığım şeyleri paylaşırım ama rahatlıkla, özellikle çikolata/tatlı yaptığım zamanlarda atmayı seviyorum.

Üzerinde markası belli olan şeylerden hoşlanmıyorum kıyafette asla tercih etmem bazı ayakkabılar amblem olarak belli oluyor yapacak bir şey yok Nike çok rahatsız etmez mesela ama New Balance'ın o kocaman N harfinden hoşlanmıyorum.
Çantada da üzerinde kocaman Chanel amblemi olan bir sırt çantam vardı, modeline bayıldığım için almıştım zaten orijinal değil ya rahatlığından çok sıkıntı görmüyordum takmakta bir de çok alacalı bulacalı bir modeldi göze batmıyordu.


Tamamı marka ismiyle dolu giysiler giyenleri görgüsüz olarak değerlendirebilirim sanırım hem de hiç şık değil asla anlamıyorum neden alınır bunlar.
Birinin yemek tabağımdan yemek almasını da görgüsüzlük olarak yorumlarım, sorsa bile, ne diyeyim ki alma mı diyeyim yani neyse...
Mesela atılan doğum günü kutlama hikayelerini tekrar paylaşmayı da biraz görgüsüzlük olarak yorumlarım, hızını alamayıp gelen mesajı paylaşan bile var, bence hoş değil.
0
mutekebbir
(02.03.26)
Yemek paylaşmak denince masada yediğinden ikram etmek geldi aklıma. Bunun nesi görgüsüzlük diye düşündüm. Ben sosyal medya kullanmadığım için pek fazla maruz kalmıyorum bu tarz içeriklere.
Günlük hayatta kendinden farklı olan bakışı ve davranışı ele veriyor bazılarının görgüsüzlüğü. Geçende kulak misafiri oldum. Adamın biri sokağımızda oturan engelli bir gençten "Yanlış anlamayın da engelli bir arkadaş var. Sürekli evden kaçıyor." diye birilerine sözümona dert yanıyordu. Hödük, evde zincire bağlı durmuyor o arkadaş diyemedim ya içimde kaldı. Ona kalsa sokağa adımını atmasın, kimsenin gözüne görünmesin istiyor herhalde.
Başka biri de siyahi birinin yanından L yaparak geçti. Hem ırkçı hem de saklama gereği bile duymayacak kadar sağduyusuz.
Maddi konular değil bunlar, ama kesinlikle sosyo-kültürel görgüsüzlükle alakalı.
+1
auroraaurora
(02.03.26)
yemek benim de çok gözüme batmaz. ama sadece yemek olacak. gittiği mekanı background'a alıp içki / yemek paylaşımı aşırı cringe bence.

bana daha çok ebeveynlerin yeni doğan bebekleri için yapılan şovlar görgüsüzce geliyor. balonlu ışıklı süslemeler yani. doğum günleri de buna dahil bu arada.

Avukat & doktorların instagram hesaplarına Av. ya da Dr. yazmaları da çok görgüsüzce (kişisel hesaplardan bahsediyorum iş içinse ok).

Yine marka gösterme meraklıları, evlerini gösterme meraklıları da görgüsüzler.

Sanırım bu kadar.
+1
elektr10
(02.03.26)
Yemek yiyen var yiyemeyen var, tatile giden var gidemeyen var, akşam güzel bir mekana eğlenmeye çıkan var çıkamayan var, güzel bir hobi edinmenin maddi yükünü kaldırabilen var, istediği halde yapamayan var. Bunları paylaşmak görgüsüzlük değil bence. Hatta en masumu yemek sanırım, herkes bir şekilde hergün yemek yiyor, fotoğraftakini yemese başka bir şey yiyor. Hayatı boyunca diğerlerini yapamayan insanlar var. Eğer insan hayatının doğal akışından bir parça gösteriyorsa o kişi öyle yaşıyordur. Yani az buçuk varlıklı bir insansanız hiçbir şey paylaşmamanız lazım bir yerde. Utanılacak bir şey değil ki bu.

Görgüsüzlük olan bu tip fotoğrafları imalı yorumlarla paylaşmak veya "göstermek" temasıyla paylaşmak. Hani şu pahalı otomobillerde mal beyanı yapan ve büyük ihtimal o aracın sahibi bile olmayan tipler gibi, yapaylık baya anlaşılıyor.

Bu konu dışında bence en görgüsüzce davranışlardan biri her ortamda birilerine yol göstermeye çalışmak. Misafirliğe geliyor örneğin, yok onu böyle yapsaydın, şu şöyle olmaz, bak ben seni şuraya götüreyim de orada gör bir de bunu, bak bu işi böyle yapacaksın falan diye sürekli bir şeyler zırvalayan insanlar var. Çok kötü ya, allah yakınlarına sabır versin.
+3
akhenaten
(02.03.26)
bu tarz şeyleri kafaya takıyorsak yaşlanıyoruz demektir. artık dönem değişiyor görgü kurallarıda değişiyor.

gün içinde o kadar çok görgüsüz hareket görüyoruz ki, artık düşünemiyorum bile.
0
mikahakkinen
(02.03.26)
@akhenaten +1
Birileri kolayca ulaşırken başkalarının ulaşamadığı şeylerin sonu yok ki.

Tatile çıkanların gittikleri yerlerden bol bol fotoğraf paylaşmasını çok seviyorum, merakla bakıyorum hepsine. (Müze, tarihi yerler, yabancı bir kültürün günlük hayatı, lokal yemekler... Yoksa havuz başında kokteyl fotoğrafları bir yere kadar.)
Yemek fotoğraflarıyla beraber tarifler ya da güzel restoran önerileri paylaşanları da seviyorum.
Konserden, tiyatrodan, sinemadan post atarken fikrini de paylaşanları yine seviyorum, "aa bu oyuna ben de gideyim, şu grup konsere gelirse kaçırmayayım" diye not alıyorum.

Kocişkolu, yeni gelinli, sunumlu, markalı, yapay, küçümseyen tavırlı ve bana görgüsüzce gelen şeyler paylaşan insanları zaten takip etmiyorum.
+1
kobuzchu kiz
(02.03.26)
Kalem, silgi veya yemek olsun kibarca da olsa birinin malıma çökmesi. Kalemimi unuttum alabilir miyim diyor sonra geri vermiyor. Adam silkiyor ayak üstü.

Destursuz davetsiz kişisel alanıma odama dalınması. Telefonuma bilgisayarıma bakılması. Topluca ortaya yemek alındığında sona kalan ürünlerin toplanması.
0
Hallegadola
(02.03.26)
Konu "gibi gelmek" ise yanlış kelime kullanımları, yanlış telaffuzlar, kişinin anadili hakkında yaptığı yanlışlar resmen görgüsüzlük bence. Gibi gelmesi de değil yani.
-2
muhayyer divan
(02.03.26)
alakasiz konularda surekli paradan puldan maldan mulkten bahsetmek.
alakasiz konularda dandik fistirik maasli beyaz yaka pozisyonunu one cikartmak.
surekli "ben aptal degilim, XYZyim" lansmani yapmak, kendini ispatlama ihtiyaci.
bunlar beni darlayan hareketler, malesef birkac tane cok sevdigim arkadas ile bu yuzden yollari ayirdim.

bir gazel ile bu cevabimi noktaliyorum:

derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir
hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir
söylesem te'siri yok sussam gönül râzı değil
çektiğim âlâmı bir ben bir de allah'ım bilir.
+1
cooperr
(03.03.26)
Yurtdışına çıkınca her anın fotoğrafını paylaşmak…
0
but that was just a dream
(03.03.26)
(4)

Araba yapmak için motor

etna
V8 turbo dizel değil tabiki :)Yeğen heveslenmis kendi başına bir otomobil yapmak istiyor. Demirciden şasi filan yapacak. Go kart benzeri bir şey yapmak istiyor. Motor bulma işi bana kaldı. Kaç beygir kaç cc işimizi görür? Benzinli Su pompaları veya benzinli tırpan motoru olur mu? Olursa nasıl modifi
V8 turbo dizel değil tabiki :)
Yeğen heveslenmis kendi başına bir otomobil yapmak istiyor. Demirciden şasi filan yapacak. Go kart benzeri bir şey yapmak istiyor. Motor bulma işi bana kaldı. Kaç beygir kaç cc işimizi görür? Benzinli Su pompaları veya benzinli tırpan motoru olur mu? Olursa nasıl modifiye edebiliriz? Tekerleklere nasıl güç ileteceğiz?
0
etna
(28.02.26)
motordan tekerlere giden sisteme "drive train" deniyor. motor -> şanzıman -> tekerler

gokart da vites olmuyor diye biliyorum. burada zincirle arka aksa güç iletilebilir. ama direkt bağlarsanız, motoru çalıştırdığınız an gokart hareket eder. araya debriyaj gerek. motorbisikletlerdeki gibi centrifugal debriyaj iş görür. ama arka tekere direkt bağlarsanız gokart dönmez. difransiyel gerekebilir, ya da eni küçük olduğu için kayma miktarı kabul edilebilir belki.

olay sadece bunlar değil, motordan çıkan rpm'yi düşürmek gerek. araya bir dişli gerekebilir. bunları da deneme yanılma ile değil, hesaplamasını yaparak ilerlemek gerekir.

bunların hepsini geçtim, aktarım organlarının sabitlenmesi için rulmanlar gerek. bu işin bilgisayar toplar gibi olacağını hiç zannetmiyorum açıkçası.
0
substituent
(28.02.26)
tavsiyem internetten plan satin alip oyle ilerlemeniz:
spidercarts.com
+1
cooperr
(28.02.26)
eskiden kırsal yerlerde pancar motoruyla yapıyorlardı ama fena kafa ütülüyor. yakından görmüştüm. heves kırmak gibi olmasın ama buna yapacağın masrafla sıfır üç tekerlekli araç alır binersin.

şöyle bir şey:

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(28.02.26)
fikir vermesi açısından:
www.youtube.com
0
late viper
(01.03.26)
(4)

Aktarma esnasında havalimanindan çıkış

nolmus yani
Kanada'dan gelecek bir yolcu, İstanbul'da aktarma bekliyorken havalimanından istediği gibi çıkıp gezebiliyor mu? Bir tanıdığımızı İstanbul'da aktarma beklediği sırada gidip havalimanında (ya da havalimanı civarında vs.) ziyaret edebilmek istiyoruz ama nasıl yapacağımızı bulamadık, internette bakınca
Kanada'dan gelecek bir yolcu, İstanbul'da aktarma bekliyorken havalimanından istediği gibi çıkıp gezebiliyor mu?
Bir tanıdığımızı İstanbul'da aktarma beklediği sırada gidip havalimanında (ya da havalimanı civarında vs.) ziyaret edebilmek istiyoruz ama nasıl yapacağımızı bulamadık, internette bakınca da pek anlamadım.
0
nolmus yani
(28.02.26)
Gelen kişi Kanada vatandaşı mı? Öyleyse vizesiz girebilir Türkiye’ye, yani teknik olarak ülkeye girer, valizi yoksa ya da tek biletle diğer ülkeye gidiyorsa valizi otomatik olarak diğer uçuşa aktarılır, kişi çıkar gezer ama tekrar pasaport kontrolünden vs geçer. Zaman kısıtı yoksa olabilir durumda göre.

Edit: Türk ise çıkar tekrar girer tabii ama sonraki uçuş için tekrar pasaport, kuyruk, kontrol falan derken zaten en azından 3 saat önce alanda olmak lazım. Geldiğinde buluşmanız, bir yerlere gitmeniz de İstanbul’da birkaç saat alır, bence gereksiz risk, ben çıkmazdım alandan ama sizin bileceğiniz iş.
0
orient blue
(28.02.26)
vakit varsa cikabilir, ama tr kanada'dan vize parasi aliyor, en son 70USD idi, eger degismediyse. kapida vize alip giriyorsun.
0
cooperr
(28.02.26)
Oturumu var ama vatandaş mı emin değilim. Türk zaten kendisi.Uçuşları arasında 6-7 saat var.
0
🌸nolmus yani
(28.02.26)
koreli arkadaşım ile bunu yapmıştık. aktarması 1 gün civarı sürüyordu. istanbula gelince havalimanından çıktı, beraber takıldık, kendisi tekrar havalimanına bıraktım. tüm o süreçlerden geçti tekrar.

ama valizleri havalimanındaydı, sadece kabin valizleri yanındaydı. <- bu havayoluna göre değişiyordur tabii. kendisi hep thy kullanmıştı
0
substituent
(28.02.26)
(4)

Hediye laptop hk.

screwedup2
Merhabalar,Ablam senelerdir ahi gitmis vahi kalmis bir laptopla calisiyor. Ona dogum gununde laptop hediye etmek istiyorum. Kendisi insaat muhendisi. Kullandigi dandik laptobunun bile kaldirabildigi birkac uygulama var. Performans olarak cok saglam bir ihtiyaci yok.Butcem 35-40 bin tl araliginda. Te
Merhabalar,

Ablam senelerdir ahi gitmis vahi kalmis bir laptopla calisiyor. Ona dogum gununde laptop hediye etmek istiyorum. Kendisi insaat muhendisi. Kullandigi dandik laptobunun bile kaldirabildigi birkac uygulama var. Performans olarak cok saglam bir ihtiyaci yok.

Butcem 35-40 bin tl araliginda. Teknolojiden hic anlamiyorum. Onerebileceginiz laptop olur mu acaba? Cok tesekkurler.
0
screwedup2
(14.02.26)
geçen çizim programları ile uğraşan enişteme şunu aldık. biz aldığımızda 37k idi, bir hafta önce. buna benzer ya da başka sitede bundan bulursanız tavsiye ederim. hatta güncel fiyatına göre bile çok iyi.

www.amazon.com.tr
0
substituent
(14.02.26)
o bütçeye ekran kartı olan çok sağlam bir laptop alınabilir. tavsiyem technopat laptop tavsiyelerine bakmanız. monster almayın kesinlikle. eğer kronik sorunu olmayan, teknik servisi ilgili bir marka alırsanız çok çok uzun seneler kafası rahat kullanır.
0
beatbox yapan metalci
(14.02.26)
mac air.
0
gurur
(15.02.26)
Monster almayin denmis ama senelerdir kullaniyorum ve hicbir sorun yasamadim
0
matilda
(15.02.26)
(11)

Yazılım sektörü bitti mi?

hold the door
İyi bir üniversitede okuyorum, başarılı bir öğrenciyim ama sektörle ile ilgili haberler duydukça elimi klavyeye atasım gelmiyor. Öğrencilik hayatım, kendimi derslere adamakla geçti aklınıza gelebilecek her sınavda 2-3 haneli derece yaptım. Ama iş hayatında da bunu sürdürmek istemiyorum. Çünkü bunun
İyi bir üniversitede okuyorum, başarılı bir öğrenciyim ama sektörle ile ilgili haberler duydukça elimi klavyeye atasım gelmiyor. Öğrencilik hayatım, kendimi derslere adamakla geçti aklınıza gelebilecek her sınavda 2-3 haneli derece yaptım. Ama iş hayatında da bunu sürdürmek istemiyorum. Çünkü bunun bir sürdürülebilirliği yok aziz sancar gibi biri değilseniz.

devir teknoloji devri para yazılımda diyip üniye başladım, koç tıbba puanım yetiyordu hay kafamı...

Sektöre 1-2 sene sonra girecek biri için durum nasıl? Ne yapmak lazım?

AI altyapıları, distributed systems tarzı bir alana yönelmiştim de Türkiye'de de bu tarz ileri teknolojiler yok. Yurt dışına da gitmek istemiyorum.
-2
hold the door
(12.02.26)
Sektörün icinden degilim.

Ama benim anladigim bu isin bir mimarlik tarafi var. Bu kisiler istenilen seyi belirliyor, karar aliyorlar.

Ikinci asamada is tek tek yazmaya geciyor. O taraf azalmis olabilir cünkü ai bana söyle bir sey yaz dediğinde yazabiliyor.

Insan faktörü elimine edilemez. Karar alan birinin olmasi lazim. Kulaklik takip amele amele bisiler yazanlarin is yükü azaldi. Ama karar veren insana mutlaka ihtiyac var.

Günlük dozda insanlar belirli sayida iyi karar alabiliyor. Zengin basarili insanlarin günlük yasamlarina bakiyordum bi ara. Kahvalti icin 2 tane secenekleri var, rutinleri takip ediyorlar. Bu sayede karar verme kapasitelerini is icin daha çok kullanabilir hale getiriyorlar.

Bence korkulacak bir durum yok. Ai yi kullanarak daha verimli calismanin yollarini bul derim. İsi azalacak olanlar hali hazirda ai gibi calisanlar. Mesela gelen bir faturanin tarihini bilgisayara girmek gibi karar verme rolü önemsiz is yapanlar.
0
Purple life
(12.02.26)
Yazılım işi pandemi ve öncesindeki birkaç yıl peak yaptı, o kadar. Şuan yurtdışında da çok iş yok yazılımda.

Yazılım işi doğrudan endüstriye üretime bağlı bir iş değil veya yaşamda bir somut karşılığı yok. Sağlık sektörü böyle değil mesela. Asla bitmez. Eğitim süreçleri de zor, bir elenme durumu da var.
0
michael harddd
(12.02.26)
news.ycombinator.com 2034 te dukkani kapiyoruz
0
lapaz
(12.02.26)
Biraz abartiliyor. Yillar suren bir ERP projesinin icindeyim. Benim elimde cok is yok ama external olarak calistirilan tonla yazilimci var. Bunlara afedersin esek yukuyle para veriliyor. Tek masraf yazilimci degil tabii ama toplamda 2-3 milyon euro harcaniyor yillik ve yazilim isleri ciddi bir kalem. Patronlar da gerizekali degil sonucta bu kadar parayi harcayacak.

Malum bazi degisimler oluyor ama karamsarliga kapilmaya gerek yok. Bak mesela buradaki videoda neler demisler. Toplu isten cikarmalara falan bakiyorsaniz o sirf AI ile aciklanamaz, zaten pandemi doneminde piyasa sisti. Hala da toparlanmis degil.

www.youtube.com

Nacizane tavsiyem siz ogrenmenize bunlara takilmayarak devam edin. Illa beklediginiz sekilde gitmez de farkli sekilde gider. Kafa yoran, calisan her zaman olmasa da karsiligini aliyor. Bu muhabbetlere takilmak moral bozar, bir de su da var internette neye bakarsaniz benzer seyler cikiyor. Bu da on yargili bir yaklasima sebebiyet verebilir.

Siz mesela su an bu yasanan donusumu dogru okumaya calisabilirsiniz. Bu belki baska kapilar acar. Su an eskiden bedava olmayan bazi seyler bedava, bilgiye ulasmak cok kolay, organize bilgi olusturmak cok kolay. Eskiden content anlaminda yuklu bir uygulama yapacak olsaniz ciddi bir yatirima ihtiyac vardi. Simdi urettirip kullanabiliyorsunuz ama gene mukemmel olmuyor tabii.

Biraz geyik ama su notu duserek kapatmak istiyorum. 10 sene onceki Google aramalarini hatirlayin, ne arasak cat diye buluyordu. Simdi spesifik birsey ariyorum, bazen ilk 1-2 sonucta buluyor ama sonra konuya dair genel seyler cikiyor. Yani bildigin bulamiyorum, ise yaramiyor. Kim derdi ki Google aramalar bir gun bir halta yaramayacak hale gelecek.
0
mbond
(12.02.26)
kimi işler için ai yeterli olabilir, hatta bu ai uygulamaları kendilerine dünyada yerde bulabilir, ancak her proje ai'in yapabileceği işler değil.

dağıtık sistemlere ihtiyaç var ve artacak mevcut olan pek çok sistem bir şekilde normal sunucularda çalışırken cloud'a geçilirken yazılımlar elden geçirilmezse, maliyetler çok ciddi artıyor. bu noktada şirketler dönüşüme gidiyor, yazılımlar elden geçiyor, iyileştiriliyor bu nokta da dağıtık sistemler üzerinde deneyimli kişilere ihtiyaç oluyor. büyük bir çok şirket var. dönüşen ve ya dönüşecek olan. kısaca sen türkiyeyi hafife alma yiğenim. büyük çok şirket var.

ilgi alanlarındaki sistemleri incelemek, kullanmak, kopyalamak ile teorik bilgilerini pratik uygulamalar ile pekiştir. bunlarla ilgili düzgün blog yazıları yaz. zamanı gelince çok işine yarayacaktır.

dağıtık sistemler + yazılım hoşuna gidiyor ise pek çok açık kaynaklı dağıtık veri tabanları var, onları inceleyip kopyalayabilirsin, veri yapıları nasıl kullanılıyor, index nedir, bunlar nasıl dağıtılıyor, makineler nerede olduklarını, sistem durum bilgilerini nasıl bir biri ile paylaşıyorlar, yükü dağıtıyorlar vs. hepsini öğrenmiş olursun. ai burada sana yardımcı olacaktır. ancak senin talimatların olmadan hiç bir şey yapamaz.

ilerleyen yıllarda ai daha güçlü olacaktır, ancak yönetecek kişiler senin gibi kişiler olacak.
0
selam
(12.02.26)
Daha 1 2. sınıf falansınız herhalde. Açılan staj programlarının büyük kısmında yazılım alanı var. Eğer bu yazılımın bitmiş haliyse; makine mühendisliği bitmiş haberimiz yok, ölmüş tuzlayanımız yok.
0
substituent
(12.02.26)
Simdiki haliyle yapay zeka denen şey tamamiyle iş bilen bir yazılımcının yerini alabilecek pozisyonda değil, özellikle büyük şirketlerde çok temkinli bir şekilde araç olarak kullanılıyor. Sen kendini geliştirmeye bak piyasa adapte olur ona göre yerini alırsın.
-1
nahtoderfahrung
(12.02.26)
sektorun icindeyim abd tech. gorunen koy kilavuz istemiyor. olay ayan beyan ortada. yazilimcilar 21. yy'da yasadiklari altin gunleri bir daha yasayamayacaklar. artik yazilimci olup voliyi vurup emekli olma mevzusu bitti.

otomasyon fabrika isciligini bitirdi mi? hayir hala varlar ama isin dogasi ve miktari degisti. yazilim da ayni sekilde sadece kucuk bir zumre tarafindan yapilan prompt engineering haline gelecek. su anda yeni mezun yazilim muhendisi gibi kullaniliyor ai sr'lar tarafindan. eskiden intern gibi derdik onu da gecti.
+1
antikadimag
(12.02.26)
bitmeyecek ama çok küçülecek.

iş bulmak zor olacak.
ai junior-mid seviyelerine ulaştı artık. şimdilerde senior aranıyor hep.

ama junior'lar işe başlamazsa senior da olmayacak ileride, insanlar kod yazmazsa ve üretim yapmazsa ai gelişmeye devam etmeyecek. o yüzden yine de her kademeden insan gücüne ihtiyaç olacak.

ama ciddi bir daralma var sektörde. hem de tüm dünyada.
yani yazılım sektörü bitmedi, ama artık parlayan yıldız değil.

"yazılım okusaydın amk" esprileri geride kalıyor artık.

daha gençseniz ve hala okul okuyorsanız o kadar kafaya takmayın bu durumu. sizin için hala pozisyonlar var.
0
biseysorcaktim
(13.02.26)
yaşadığım ülkede işten çıkarılan çok yazılımcı var.
ama yazılımcı arayan da çok şirket var.
durumu anlamadım ben.
iş ilanlarının geneli hakikaten yazılım sektör fark etmeksiniz.
0
rain when i die
(13.02.26)
yazilimda her zaman degisim ve donusum vardi. hatta bu donusum diger bircok muhendislik alanina gore cok hizliydi. yapay zeka ile birlikte gelen donusum de digerlerinden farkli degil. 90 li yillarin sonunda internet geldi desktop yazilimin yerini web aldi. bu konuda calisanlarin bir kismi ihtiyaca gore yeni alana adapte oldu. cok gecmedi web bitti mobil alani acildi, bircok kisi bu alana adapte oldu. daha sonra projeler o kadar olceklendi, sistemler ayni anda milyonlarca istege cevap vermesi gerekti bulut teknolojilerine adapte olmak gerekti. bu surecte yazilim dilleri degisti, mimariler degisti, isletim sistemleri degisti, islemci mimarileri degisti.

yani ozetle degisim ve adaptasyon bu isin dogasinda var. su anda ogrendiginiz seylerin bir cogu 2-3 yil icinde eski kalacak, ama ilerde ogreneceklerinize de altyapi olusturacak. o nedenle ogrendiginiz her seye gecici olabilir gozuyle yaklasip ezberlemek yerine temelini ve amacini ogrenmeye calisin. cunku temel seyler hep kalici.

yapay zeka da temelde bir yazilim, kullandigi algoritmalar da bu iste iyi olanlarin tanidigi algoritmalar, calistigi sistemler de yine bulut teknolojileri uzerinde calisiyor, yine diger sistemler gibi api kullanarak entegre oluyor. o nedenle yazilimci olacaksaniz yapay zeka rakip degil kullanmak zorunda oldugunuz bir teknoloji.

kullanmak derken de chatgpt kullanmak degil kastettigim. o teknolojiyi sistem icinde kullanmak kastettigim. siz o araclarin gelistiricisi olacaksiniz veya gelistirdigniz geleneksel sistemlerin icinde bir parcasinda yapay zekayi gelistirecek, ya da bir api ile entegre edecksiniz. yani yapay zeka bir yazilim muhendisine rakip degil, bircok problemi cozen etkili bir arac.

yazilim sektoru kuculdu ama bunun en buyuk nedeni yapay zeka degil, daha cok para arzi ve yatirim miktari dustu tum sektorlerde. cunku para savunma ve enerji sektorune kaydi. bu nedenle sirketler son 5 senedir daha az para , daha az calisan ile is yapmak durumunda. o nedenle iki buyuk degisim oldu, junior pozisyonlarin isleri bir sekilde yapay zeka ile halledilmeye calisiliyor, senior pozisyonlarda da ayni kisiden daha fazla alanda uzmanlik bekleniyor. ozetle her zaman gibi ekstra caba her calisan icin zorunlu, bu eskiden de boyleydi.

hem cok eleman aranip hem de cikarmalarin sebebi de aslinda bu, junior artik gerekmiyor, uzun sure calisip junior gibi is cikaranlar cikariliyor, ya da senior olup yeni mimarilere adapte olmayanlar cikariliyor. yerlerine yeni ihtiyaclara uyan, daha ucuza calisacak elemanlar araniyor. ama elbette haksiz yere cikarilan nitelikli kisilerde cok fazla, para ve sermaye kaymasi nedeniyle.
+1
emrahday
(13.02.26)
(7)

Aküyü Boşuna mı Değiştik?

eisberg
Kardeşimin arabada bir sorun olmuş ve bir şekilde aküye bağlamışlar... o da akücüye gitmiş adam ölçüm yapmış. Kardeşimin ölçüm aletinde gördüğü değerler şöyle:Kapalıyken 13.5VMarşa basılan anda 11V.Adam akü çöp, marşa basılan anda da 13.5-14V göstermesi lazım demiş. öyle diyince bizimkiler hemen değ
Kardeşimin arabada bir sorun olmuş ve bir şekilde aküye bağlamışlar... o da akücüye gitmiş adam ölçüm yapmış. Kardeşimin ölçüm aletinde gördüğü değerler şöyle:
Kapalıyken 13.5V
Marşa basılan anda 11V.

Adam akü çöp, marşa basılan anda da 13.5-14V göstermesi lazım demiş. öyle diyince bizimkiler hemen değişelim demiş. Şimdi bi arkadaşa anlattım o da şarj edilse kurtarırdı hiç gerek yok daha giderdi o akü falan dedi. Kardeşim boşuna mı değişti aküyü?
0
eisberg
(06.02.26)
Evet, marşa basarken 14v gösteren akü varsa gidip alırım hemen
0
mirty
(06.02.26)
aku kac yillikti? ustunde yaziyor yili. akulerin omru var her batarya gibi. sarj etsen de tutmayabilir.

volt degerini sordum chatgpt sorun yok dedi.
0
antikadimag
(06.02.26)
Ne namussuz adamlar var ya. Akü yeni değildi en iyi ihtimalle 5 yıllıktı. Bunu diyip değişse ok ama voltaj değeri falan anlamayan adamı kandırması da düpedüz sahtekarlık.
+1
🌸eisberg
(06.02.26)
Marş kısmında voltajın düşmesi gayet normal. Bunu ben dc motor ile uğraşırken görmüştüm. Motora %0 güç verirken (0 duty) motor uçlarında 5v görüyordum. Bir anda tam güç verince (%100 duty) voltaj 4’lere düşüyordu.

Sınır akım çekince kablolardaki, aktarma yerlerindeki kayıplarda arttığı için voltaj düşmesi gayet normal oluyormuş.
0
substituent
(06.02.26)
akünün marş anındaki voltajı birçok faktöre göre değişir. motor sıcakken mi test ediliyor soğukken mi, soğukken ise hava sıcaklığı ne vs. akü soğukken daha az akım verebilir motor soğukken marş motoru daha fazla akım çeker. soğuk araçta marş basarken 11'e düşüyorsa o akü bayağı iyi durumdadır. ama anladığım ölçümler sıcak araçta yapılmış?

düzgün bir akü testi sadece voltajla yapılmaz. cihazları var kaç amper verebildiğini tam olarak ölçen, ama çok net şekilde ömrünü tamamlamış aküyü sadece voltaj testiyle yine anlarsın.

kapalıyken 13.5v da yine ilk bakışta iyi bir değer ama tek başına yetersiz. birkaç saat yattıktan sonraki yüzey voltajı önemli, kontak kapandığı anda yapılan ölçüm çok bişey ifade etmiyor. veya birkaç amper yük bağlarsın yük altındaki voltajına bakarsın.

ama hiçbir akü marşa basarken 13.5-14v göstermez zaten full dolu voltajı 12.6-12.7 oluyor. dediğim gibi o 13.5 ölçüm araç yeni durduğu anda yapıldığından pek bi fikir veremez.

sorun neydi bilmediğimizden gerçekten aküden mi kaynaklıydı onu da bilemeyiz. sıcak motorda marş basarken 11e düşüyor ok ama soğuk çalıştırırken kaça düşüyor bilmiyoruz. hem akü hem motor soğukken eksi derecelerde 8v'a düşüyor belki?

buradan ne kesin sağlamdı boşa değişmiş denebilir ne kesin bozuktu doğru yapmışlar denebilir. ama gerçekten marş anında 13.5-14v olması lazım gibi yalanlarla satış yapmışlarsa dürüst esnaf değil diyebiliriz

bu dediklerim normal aküler için bu arada. agm ise voltajları biraz daha yüksek oluyordu. kullanmadığımdan tam değerleri detaylı incelemedim hatırlamıyorum internetten bakabilirsin.
0
konetsu
(06.02.26)
"en iyi ihtimalle 5 yillik" olan aku zaten son nefesini vermek uzeredir.
voltaj karsilastirmasina falan gerek yok. aku zaten 5-6 sene gider.

benim en son araci 5 senelik aku ile servise soktum, daha goturur dediler, 2 hafta sonra beni yolda birakti. aku kanli canli iken bir anda son nefesini verebiliyor.
0
cooperr
(06.02.26)
5 yıllık akü zaten sorun çıkarır. net anlamamış olunabilir adam.

ha ustalar da zerre güvenilmez orası da ayrı.
0
gurur
(06.02.26)
(3)

sosyal ortamlarda dolaşmak yalnız arkadaşsız insanları daha da üzer, depresif yalnız hissettirir değil mi?

mahmuttt
Yoksa bu insanlar zaten altyapıda depresif oldukları için mi daha da kalabalıkları sosyalleşmeleri görünce depresiflikleri üzgünlükleri artar?
Yoksa bu insanlar zaten altyapıda depresif oldukları için mi daha da kalabalıkları sosyalleşmeleri görünce depresiflikleri üzgünlükleri artar?
0
mahmuttt
(01.02.26)
Karşılıklı birbirlerinden besleniyorlar bence.
Yıllar evvel bir yazı okumuştum güneşli güzel havalarda intihar oranı kapalı havalara kıyasla çok yüksekmiş. Bunu da depresif insanların güneşli havalarda mutlu insanlara daha fazla rastlamalarına bağlıyordu.

Bir yere kadar herkesi kendimiz gibi mutsuz/depresif/fakir zannedebiliriz ama bir anda etrafında “Yoo herkes de böyle değilmiş aslında sorun bendeymiş” hissini ortaya çıkaran insanları görmek bir insanın ruhsal durumunu daha da kötüye götürebilir.
+1
mutekebbir
(01.02.26)
Değişir. Eğer sosyal ortamda kimseyle konuşmuyorsa/konuşamıyorsa, keşke hiç gelmeseydim diye yakınır durur. Ama biraz onla ilgilenen konuşan biri varsa gayet rahat hisseder.
0
substituent
(01.02.26)
Yalnızım depresifim diyen kişi kendini aşağı çeker. Sosyal ortamlarda ya yalnızken mutluluk kişiye bağlı biraz da girişken olmaya
0
pembediken
(01.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.