Giriş
(9)

Bahçe ve tamirat işleri seven babaya hediye

abuzer
Bosch'un yeşil makinelerinin çoğu var :(( taşlama aleti, sarjli vidalama, kaynak makinesi???? nE alaka baba???Neyse, cim biçme aletlerine baktım bu yıl icin çim işi halledilmis. O iptal. Başka ne alabilirim bu türde? Meyve toplama aparatı baktım, tam aradigimi bulamadim varsa öneriniz sevinirim
Bosch'un yeşil makinelerinin çoğu var :(( taşlama aleti, sarjli vidalama, kaynak makinesi???? nE alaka baba???

Neyse, cim biçme aletlerine baktım bu yıl icin çim işi halledilmis. O iptal. Başka ne alabilirim bu türde? Meyve toplama aparatı baktım, tam aradigimi bulamadim varsa öneriniz sevinirim
0
abuzer
(21.04.24)
Saksıda çiçeği varsa şuna bayılır.

tr.aliexpress.com
0
Mirket
(21.04.24)
No saksı çiçeği yok. Daha çok agac ve ekili sebzeler. 200 m2 lik alan
0
🌸abuzer
(21.04.24)
Sebzeler için otomatik sulama saatli damla sulama sistemi kurabilirsin.
Bilgi konusunda yardımcı olurum.

akyolbahce.com.tr
0
Mirket
(21.04.24)
Çok tenk yuu ama kendine uğraş edinebilecegi bir şey daha güzel olur. Seviyor bahçede HİC GEREKMEYEN işler yaparak vakit geçirmeyi :)
0
🌸abuzer
(21.04.24)
Hobi serası, kendi fidelerini kışın büyütür ve yağmurlu havada vs olduğunda ıslanmadan üşümeden çalışabilir.

Rastgele bir örnek: amzn.eu
0
alfired
(21.04.24)
Kaliteli bir tork anahtari güzel olur tamirat için
0
mirty
(21.04.24)
Akülü bağ makası ve akülü testere seti
Baban sana duacı olur sen de bana teşekkür edersin
0
etna
(22.04.24)
Farkli bir alandan oneri olarak; ahsap oyma vs islerini sever mi ki? Esimin de benzer ilgileri var, dremel aldim cok mutlu oldu. Cok amacli da bir alet.
0
gibicibicis
(22.04.24)
evinde kaynak makinesi olan adama hediye seçmek zor olur.
www.akakce.com

hava Kompresörü yoksa mutlaka almalısın. bunu gördüğünde havalara uçacaktır. hediyeyi verirken "hem de yağsız kompresör" diye ekleme yap mutluluğu 2 katına çıkar.
0
durbidakka
(22.04.24)
(12)

en sevdiğiniz meze hangisidir?

abelardo
rakı sofrası mezelerinden bahsediyorum
rakı sofrası mezelerinden bahsediyorum
0
abelardo
(20.04.24)
hanımın yaptığı deniz börülcesi
acılı ezme salata
pastırmalı humus
0
etna
(20.04.24)
lakerda.
0
antikadimag
(20.04.24)
köpoğlu

haydari
0
jülsezar
(20.04.24)
çerkez tavuğu
humus
acılı ezme
0
sir gawain
(20.04.24)
deniz börülcesi ve yogurtlu olan her sey.
0
robert bosch
(20.04.24)
Hocam keşke bilgi verseydin nasıl bir şey arıyorsun, en pratik evde kolayca yapılacak olanlardan mı yoksa biraz daha alengirli bir şey mi

Düşününce sevdiklerim basit olanlardan çıktı

Bir yoğurtlu meze olsun

Kuru cacık / haydari / yoğurtlu semizotundan birini seçsem semizotu olur (semizotu mevsimi değilse yoğurtlu kereviz olsun kışın)

Patlicanlı bir meze de olsun, köz patlican salatası

Barbunya pilaki
Havuç tarator
Kavun

Bana yeter
0
grimavi
(20.04.24)
pastırmalı humus ve fava
0
hakmut
(20.04.24)
Rus salatası
0
mirty
(20.04.24)
lakerda
cevizli tarator
$ak$uka
pacanga boregi
0
cooperr
(20.04.24)
Fava
Atom (Yoğurt + acı biber + zeytinyağı)
Şakşuka veya közlenmiş patlıcan
Haydari veya havuç tarator

Bonus :

Karides güveç + kalamar.
0
kimlanbu
(21.04.24)
acili girit ezmesi mi ne yemistim gecen sene superdi tadi. icinde peynir vardi.
0
bohr atom modeli
(21.04.24)
kuru cacik
0
supergirl
(21.04.24)
(6)

ankara'da güzel restaurant önerileri

semaforo de medianoche
paraya kıyıp süper keyif alarak bir şeyler yemek isteyince gittiğim bazı yerler var. mesela luigi's, stüdyo pizza, chef bros gibi yerler. sıralı kebap da kebapçıların bu seviyesi sanırım orası da uğranacaklar listemde henüz gidemedim. belki bestekar'daki çin lokantası (adını unuttum) da girebilir bu
paraya kıyıp süper keyif alarak bir şeyler yemek isteyince gittiğim bazı yerler var. mesela luigi's, stüdyo pizza, chef bros gibi yerler. sıralı kebap da kebapçıların bu seviyesi sanırım orası da uğranacaklar listemde henüz gidemedim. belki bestekar'daki çin lokantası (adını unuttum) da girebilir bunların arasına diğer seçenekler kadar üst düzey gözükmese de yemeklerinin kalitesi olarak öyle denebilir. başka var mı önerebileceğiniz bu seviyede güzel yerler alternatif sayısını biraz arttırmak istiyorum.

not: ben çayyolu, ümitköy taraflarına neredeyse hiç gitmiyorum yazdığım yerlerden de göreceğiniz üzere. çankaya, tunalı civarlarını daha çok tercih ediyorum ama oralarda da illaki özel yerler vardır. belki öyle semt bazlı tavsiye vermek daha kolay olur oraları da düşünebilirsiniz tavsiye verirken diye ekleyeyim dedim bunu.
0
semaforo de medianoche
(20.04.24)
Pizza - unica
Tatli - aciktezgah
Pub - cork
Doner - mutlu döner (bim'in yanindaki)
Restoran - goksu
0
mirty
(20.04.24)
afitap meyhane var, çayyolu ve armadada. mezeleri ve etleri inanılmaz güzel. yolun düşerse yağlı kara, kokoreç ve atom muhakkak sipariş et.
0
sarahkerrigan
(20.04.24)
sıralı çok iyi ama alternatifi için köşebaşına da gidebilirsiniz. panora'nın orada.
pizza: unica ve mozz
döner: etyekassap (altınpark civarlarında)
0
mezarstone
(20.04.24)
Balgat ta Gaziantepli Erkan Usta kebapta favorimdir. Kolej de Uygur lokantasi var orasini da begenirim.
0
The_Lollok
(20.04.24)
Atakule'de Pizzeria Alla Torre.
0
kendi helvasını kavuran zombi
(20.04.24)
unica severim güzeldir, stüdyo pizza biraz daha özel ama bence. chef bros da afitap'tan daha iyi sanki. göksu'ya da gitmişliğim var iyiydi ama tekrar gidecek kadar da gelmedi bana. diğerlerine denk geldikçe bakıcam teşekkürler.
0
🌸semaforo de medianoche
(21.04.24)
(4)

ankara da nişan pastası yapan kaliteli yerler?

mezarstone
selam duyuru,soru başlıkta, mayıs ayı içerisinde tercihen butik, zarif ve lezzetli pastalar yapan bir yere ihtiyacım var.var mı önerebileceğiniz bir yer?
selam duyuru,

soru başlıkta, mayıs ayı içerisinde tercihen butik, zarif ve lezzetli pastalar yapan bir yere ihtiyacım var.

var mı önerebileceğiniz bir yer?
0
mezarstone
(20.04.24)
Açıktezgah
0
mirty
(20.04.24)
Palet
0
ankarakecisi
(20.04.24)
1- elizinn
2- palet
0
lancelot du lac
(20.04.24)
teşekkürler
0
🌸mezarstone
(20.04.24)
(10)

Arabanızda akü şarj cihazı bulunduruyor musunuz?

sasailic
Beklenmedik bir anda akünüzün bitme ihtimaline karşı aracınızda akü takviye cihazı bulunduruyor musunuz? Sizce gerekli bir şey mi? Evetse önereceğiniz bir marka veya ürün varsa paylaşır mısınız? Teşekkürler.
Beklenmedik bir anda akünüzün bitme ihtimaline karşı aracınızda akü takviye cihazı bulunduruyor musunuz? Sizce gerekli bir şey mi? Evetse önereceğiniz bir marka veya ürün varsa paylaşır mısınız? Teşekkürler.
0
sasailic
(19.04.24)
takviye kablosu var sadece. şarj cihazı olsa iyi olur da onun şarjını sürekli takip etmek lazım. lazım olduğunda şarjı bitik olursa bir işe yaramaz.
0
inheritance
(19.04.24)
Ortalama akü ömrü 5 yıl ve bitmeye yakın marş sesinden anlaşılıyor. Biterse de etraftan kablo bulunur gibi geliyor bana. Bunun için şarj cihazı taşımak manasız bence.
0
Piukh
(19.04.24)
Hayır. Kimse bulundurmuyor. Sadece oto elektrikçilerde, araba tamircilerinde var. Normal kullanıcı için gereksiz.
Çok az insan takviye kablosu taşıyor. Bir tahminde bulunsam arabaların %5'inde vardır takviye kablosu. Bence onu da taşımak gereksiz.
Akü bitmeden anlaşılıyor veya bitince bir çözüm bulunuyor. Çok düşünmeyin.
0
michael_knight
(19.04.24)
bizde var, bir sabah araba calismayip etrafta yardim edebilecek kimseyi de bulamayinca almistik. daha sonra bir benzinlikte yine araba calismayinca kullandik ve cok isimize yaradi. pahali bir sey degildi, ydisindayiz 90 euro'ya almistik. bence gayet gerekli bir sey.

yani tam olarak sarj cihazi mi bilmiyorum ama arabayi calistirmak icin aküye baglanan batarya gibi bir sey, ikinci bir arabaya gerek kalmadan arabayi calistiriyorsunuz yani.
0
mamu
(19.04.24)
Bende de yok ama olsa fena olmazdı. Ne olur ne olmaz.
0
prole
(19.04.24)
5 yılda 1 başınıza gelecek iş için cihaz alınmaz. Sonuçta Alaska'nın kırsalında ormanda kulübede yaşamıyorsunuz. Yaşıyor musunuz yoksa?
0
Huan8
(19.04.24)
bulundurmuyorum, yol ortasında 220 volt priz denk gelmeyeceğine göre akü şarj pek işime yaramaz. araç takviye ile çalıştıktan sona elektrik sisteminde-aküde bir arıza yoksa zaten aküyü şarj edecektir.

çekme halatı, akü takviye kablosu ve elektrikli kompresör var.
0
orpheus
(19.04.24)
bir kaç sene önce akü bitince takviye kablosu almıştım yakındaki bir benzinlikten. hala o duruyor, yeter bence.
0
co2s2
(19.04.24)
Takviye kablosu bulunduruyorum, bence yeterli
0
mirty
(19.04.24)
kaç sene evvel BIM in verdiği Polo Smart akü takviye aletini almıştım. 2 kere lazım oldu ikisinde de kurtarmıştı beni.
onun haricinde ışık kaynağı ve powerbank olarakta kullanıyorum.

tavsiye ederim bu tip şeyler öyle bir yerde kalıp bir kere lazım olur onda da işinize yarar.
0
gibicibicis
(19.04.24)
(5)

şarjlı matkap tavsiyesi

istististist
https://www.trendyol.com/sr?q=%C5%9Earjl%C4%B1%20matkap&st=%C5%9Earjl%C4%B1%20matkap&qt=%C5%9Earjl%C4%B1%20matkap&os=1şurdaki matkaplardan 700 liralık olanlardan birini alsam iş görür mü? hangi özelliklerine dikkat etmemi tavsiye edersiniz?
www.trendyol.com

şurdaki matkaplardan 700 liralık olanlardan birini alsam iş görür mü?

hangi özelliklerine dikkat etmemi tavsiye edersiniz?
0
istististist
(18.04.24)
İşe bağlı olarak değişir ama günümüzde 700 liralık bir matkabın iş görmesi bence zor. Ufak tefek işleri görse dahi ilk zorlamada dağılması muhtemel gibi geliyor bana.

Bence adı sanı bilinmeyen markalar yerine bilinen bir markanın en basit ürünlerine bakın eğer fiyat kaygınız varsa. Bosch, Dewalt vs pahalı kaçarsa Einhell bakabilirsiniz.
0
10551037
(18.04.24)
Ben einhell den memnunum
0
mirty
(18.04.24)
arada bir vida sıkarım, belki bir iki yer delerim, şarjı çabuk bitmeye başlarsa problem değil derseniz alabilirsiniz. zira ciddi işlerde kullanılan aletler gerçekten ciddi paralara satılıyor ve ticari amacınız yoksa bence gereksiz.

biz ticari anlamda kullanıyoruz. 7 senedir kullanılan dewalt vardı o kadar kötü kullanıma rağmen anca bozuldu gittik yenisini aldık. (fiyatı ne sen sor ne biz söyleyelim)
0
bravoteam
(19.04.24)
Yılda bir iki defa kullanacaksanız şarjlı almayın. Bir şeyleri delecekseniz (yılda bir ikiden fazla) ucuzunu almayın.
0
sumuklurakun
(19.04.24)
Attığını bilmiyorum ama ben 4-5 ay önce 300 liraya mı 350’ye mi ne alınabilecek en ucuzunu aldım, iş görüyor. Ama bende dewalt dcd ‘de var bence piyasanın en iyisi (başka işlerim için lazım oluyor)

Geçenlerde sehpa sipariş ettim, 300’lükten tak tak takıp geçtim çok kolaydı. Kullanım amacı ayda yılda bir sehpa dolap gelsin tak tak vurayım ise alın geçin
0
avatar is back
(19.04.24)
(4)

Arabayı bırakmanız lazım diyen esnaf

chicha_v2
Kayınpederin toyota verso aracı ac'yi açınca üflüyor ama lo'ya getirsem bile soğutmuyor öyle üflüyor sadece.Gazına birkaç ay önce baktırmış adamlar bizim yapacağımız bir şey yok gazı tam demiş. Başka bir yere yönlendirmişler. Oradaki adam da bırak aracı akşam alırsın demiş, güven vermeyince bırakmam
Kayınpederin toyota verso aracı ac'yi açınca üflüyor ama lo'ya getirsem bile soğutmuyor öyle üflüyor sadece.

Gazına birkaç ay önce baktırmış adamlar bizim yapacağımız bir şey yok gazı tam demiş. Başka bir yere yönlendirmişler. Oradaki adam da bırak aracı akşam alırsın demiş, güven vermeyince bırakmamış kalmış öyle. Araba çok temiz ve orijinal içinden parça vs. alsalar ruhumuz duymaz.

Şimdi yarın yine bir yere götüreceğim arabayı.

Adam bırakman lazım derse başında mı bekleyeyim bütün gün napayım?
0
chicha_v2
(18.04.24)
Sabah erken saatte gidin, bugün uzun yola çıkacağım yaptırıp çıkmam lazım derseniz belki bırakmanızı istemezler.
0
Tutkun
(18.04.24)
Gaz tamsa kompresör arızalı olabilir, kayış sağlamsa kavraması problemli olabilir, sigorta atmış olabilir.

Eğer bırak diyorlarsa güvenme, başında bekle direkt.
0
kimlanbu
(18.04.24)
başında bekle.
0
adivar
(18.04.24)
Şehir ankara ise dörtnal toyota yı tavsiye ederim
0
mirty
(18.04.24)
(2)

evde fizyoterapi fiyatları

eja
Merhaba,Evde fiyoterapi/fizik tedavi hizmeti alan var mı?haftada 4 kere almamız gerek ve inanılmaz yüksek fiyat veriliyor tek bölge için bu hizmeti alan varsa ne kadara alıyor kaç bölge paylaşabilirse sevinirim.Ps. İstanbul - Beylikdüzü
Merhaba,
Evde fiyoterapi/fizik tedavi hizmeti alan var mı?
haftada 4 kere almamız gerek ve inanılmaz yüksek fiyat veriliyor tek bölge için bu hizmeti alan varsa ne kadara alıyor kaç bölge paylaşabilirse sevinirim.
Ps. İstanbul - Beylikdüzü
0
eja
(16.04.24)
Sigortanız vardır diye tahmin ediyorum.

2021 yılında eşimin annesi için bu destek alınmıştı, 12 seans kadar; bize o zaman çok yüksek gelmemişti fiyat.

Beykent tıp merkezi'nden gelmişti fizyoterapist, bir sorun isterseniz.
0
fraise
(16.04.24)
Ankara'da babam alıyor saati bin tl
0
mirty
(16.04.24)
(7)

Chopper motorlar daha mı güvenli?

veritaslibertas
Aşağıda motor sorusunu görünce aklıma geldi. Motosiklet almaktan hep çekindim ama araba alamayacağım bari bir motor mu alsam diyorum. Chopper'lar diğer modellere göre daha mı güvenli? Kaza olaylarından korktuğum için hiç bulaşmadım şimdiye kadar.
Aşağıda motor sorusunu görünce aklıma geldi. Motosiklet almaktan hep çekindim ama araba alamayacağım bari bir motor mu alsam diyorum.
Chopper'lar diğer modellere göre daha mı güvenli? Kaza olaylarından korktuğum için hiç bulaşmadım şimdiye kadar.
0
veritaslibertas
(16.04.24)
bu konuda akademik bir çalışma var mı bilmiyorum ama varsa da muhtemelen motosikletin tasarımından ziyade kullanıcı profiline göre bir çıkarım yapmıştır diye tahmin ediyorum.

neticede bu da 2 teker, bir asfalt motoruyla ya da enduro ile temel seviyede benzeşiyor fakat ağırlığı, ağırlık merkezi, manevra kabiliyeti, çevikliği, motorunun gücü diğer tiplere nazaran farklı aktarması (güç, tork, devir farklılıkları) gibi birçok faktör ve bu faktörler sebebiyle de kullanım tarzınızı zorunlu olarak etkilemesi sebebiyle “daha güvenli” denebilir bence.

örneğin 100 beygirlik 650cc bir asfalt motoru ile uçup kaçabilirsiniz belki ama 60 beygir fakat 1000cc bir chopper ile aynı çabuklukta hareket edemezsiniz, üretim maksadı aynı değil çünkü. motor sizi amiyane tabirle “apaçilik” yapmaktan alıkoyacağı için daha güvenli sürüşler yapabilirsiniz. işin özü sürücüde bitiyor.

yalnız şu da var; chopper ile tabii ki a noktasından b noktasına gidersiniz fakat şehir içi ulaşım için bir scooter ya da çıplak motor rahatlığında gidemezsiniz. oturuş pozisyonu, hantal oluşu gibi bazı hususlar sebebiyle ben olsam araba alternatifi olarak düşünmezdim. kaliteli bir scooter, doğru ekipman ve eğitim ile chopper’dan daha ucuz, konforlu, çabuk ve muhtemelen güvenli gidersiniz.
0
orient blue
(16.04.24)
motorcu bir arkadaşım chopper kullananların çok daha az kaza yaptığını söylemişti, amaçları hız vb olmadığından olsa gerek.
0
ravenudon
(16.04.24)
motor türünün güvenliğe bir artısı yok. güvenliği etkileyen faktör hız ve sürüş stili. yani bir super sport alıp bunu makul hızlarda sürer ve kontrollü gidersen bence chopperdan daha güvenlidir. çok daha atiktir ve daha kısa mesafede frenleyebilir. ama pratikte bunlara ihtiyaç olmayacak stratejide sürüş yapmak hedef.

yeni başlayacaklar için scooter-maxi scooter göreceli olarak daha güvenli. kafa karıştıracak vites-fren kombinasyonları olmadığı için sürüşe odaklanabilirsin. düşme anında bir chopper vs gibi bacağının altta kalma riski de yok.
0
orpheus
(16.04.24)
Kullanan ile ilgili, cruiser(chopper) motorların çatalın öne açısı geniş olduğundan fren ve viraj kabiliyeti düşüktür. Çatal ne kadar dik inerse viraj, fren kabiliyeti artar spor motorlarda olduğu gibi.
0
mirty
(16.04.24)
yeni başlayacaksanız scooter ile başlamanızı tavsiye ederim. sürüşü kolay, otomatik vites, manevra kabiliyeti iyi. chopperlarda otomatik vites var mı bilmiyorum ama vitesli motor yeni başlayan birini zorlayabilir belki. ben scooterdan sonra vitesli racing motora geçtim, pişmanım. ilk fırsatta satıp dönüş yapacağım.
0
mustafakesekci
(16.04.24)
Kaza yapmaktan korkuyorsan ve İstanbul gibi büyük bir şehrin içinde motor kullanmayı düşünüyorsan, tipten bağımsız olarak hiçbir motora binme bence. Trafikte chopper da scooter da büyük risk altında. Yok bu işe baş koydum, her türlü emniyet ekipmanını kullanırım, bütün eğitimleri de alırım diyorsan, bence endurolar sürüş pozisyonu açısından daha güvenli olabilirler. Polislerin ve motorlu acil durum ekiplerinin çoğu da enduro kullanıyor zaten.
0
kaptan memo
(16.04.24)
chopper motorlar ile aralardan girmek, ani hızlanmak, kayakçılar gibi slalom yapmak gibi şeyler biraz daha zor, manevra kabileyetleri diğer motorlardan daha düşük, boyutu daha uzun, dolayısı ile biraz daha araba gibi kullanılıyor. virajları araba gibi alıyorsunuz, (2.5 metre boy var, daha ufak arabalar var )

orien blue'nun dediği gibi yapısı gereği size o kadar izin vermiyor.

bende sizin gibi düşündüğüm için baya bir bakınmıştım, 35 yaşımda ilk aracımı chopper motorda karar kıldım (hiç araç kullanmamış biri olarak, reflekslerim 20 yaşındaki gibi değil sonuçta), zevkime de uygun oldu, 10 dakika geç gideyim ama manzaranın tadını çıkartayım bunu seviyorum.

araç alternatifi olarak da uygun bence. evet bir scooter gibi aralara giremiyorsunuz, sağın sağı, solun solu gibi yerlere girip gidemiyorsunuz ama çok da problem değil, araba ile 2.5 saatte gidilen yere 1.15 dakika gidiyorum, diğer arkadaşlar 10 dakika/15 dakika önce varıyorlar. onlar daha çok kaza yaparken bende bişi yok.

90 bin km yaptım çoğu şehir içi, (10/15 yıllık motorlarda bile o kadar km yapan pek yok) her gün işe gidip gel şeklinde günlük 68km. bir kazam var, o da karşı taraftan kaynaklı kurtarmaya çalıştım ama olmadı.

kazalar genellikle iki tarafında hatalı davranması nedeni ile oluyor. siz dikkatli (üstüruplu) olursanız karşı tarafın hatasını tolere edebilirsiniz.

ilk bir kaç ay bütün herkes hata yapıyor gibi geliyor herkes hatalı bir tek sen doğrusun gibi ama öyle değil, biraz acemilikten biraz heyecandan öyle geliyor zamanla alışılıyor.

güvenli sürüş teknikleri var, güvenlik balonu diye tabir edilen şeyler var, biraz paranızı bu tür şeylere de ayırırsanız kafanız daha rahat oluyor. ben eğitim almadım ama alan arkadaşlardan öğrendiğim şeyleri kullanıyorum.

o sıkıntılarda genelde araç kullanan apaçiler nedeni ile oluyor. size nerede ise dokunacak kadar yakından sollamak vs gibi.

bu arada yine güvenli bir chopper almak isterseniz iyi paralar. çin malı çok güzel görünen ama yolu tutmayan dur desen duramayan, bas desen basamayan, yokuşa 90 la girip ortasında 70'e düştüğünüz bir motor alırsanız riskiniz çok artıyor, hangi tür motor olursa olsun. zira arkadan gelen araç sizin motorun çekmediğini hesaplayamıyor bi bakıyorsun 150 metre gerideki araç dibinize kadar gelmiş, adamında bir suçu yok.

mealen iyi bir chopper alın alacaksınız.

genelde yüksek cc başlanmaz ama ben 150cc regal raptor'dan (1 sene sonrasında) 1300cc yamaha midnight star'a geçtim, hep şehir içi işe git gel için kullandığımdan dolayı da zorlanmadım sonuçta şehir içi trafiği belli gidebileceğin hız belli o kurallara uyulduğunda pek problem yok, emniyet şeridinden gidiyorsun diye 150 km ile gitmek zorunda değilsin, tabelada ne yazıyorsa o hızla git hatta daha yavaş git, tüm araçlar solda 2 km hızla giderken sen 15km hızla gittiğinde zaten herkesi sollamış oluyorsun, o araçlarda bekleyenlerden daha çabuk varacaksın.

birde şu var, şehir içinde çok hızlı kullanmak ile normal kullanmak arasında zamansal olarak elde edilen kar alınan riske göre çok düşük.

örn: 60 km limitli yerde 120 ile gidince zaman yarıya düşmüyor en fazla 15 dakika fark ediyor zira yol dümdüz değil, virajlar var, ışıklar var, tümsekler var var oğlu var. ancak alınan risk 2 katına çıkıyor, hiç mantıklı gelmiyor bana bu. o hıza çıkmak için daha fazla benzin yakıyorsun, durmak için daha fazla balata ve diskinden yiyorsun sonra yine ışıkta 30 saniye bekliyorsun ee iki ışık arasını 1 dakikada gitsen ne olur 35 saniyede gitsen ne olur yine bekliyorsun yine bekliyorsun.
0
selam
(16.04.24)
(3)

Hangi Motor?

skbn
ne istediğine bağlı biraz evet.peki başka? kai-zen(git: https://musattimotor.com/arac-detay/kai-zen/2)milanio s400(git: https://musattimotor.com/arac-detay/milanio-s/6)
ne istediğine bağlı biraz evet.
peki başka?

kai-zen

(git: musattimotor.com)

milanio s400

(git: musattimotor.com)
0
skbn
(16.04.24)
Sıvı soğutma nedir? yağ mı su mu?

kullanım amacı nedir?

kaç kişi binilecek?

binecek olanın beklentisi ne?

parça ve teknik servis var mı?

vs vs vs uzar. ben bu paraya musatti almam. pilder bile iyi bir seçenek ama yamahacıyım.
0
baldan kaymak
(16.04.24)
chooper satan bir yerden motor almazdım.
0
orpheus
(16.04.24)
15 yıllık motosiklet binicisi olarak japondan şaşmamanı öneririm.
0
mirty
(16.04.24)
(6)

Sıfır motor takiilan 10 yillik aracın fiyatı düşer mi yükselir mi?

sonhakan
...
...
0
sonhakan
(13.04.24)
Yükselir
0
andy kaufman
(13.04.24)
motorun takılma nedenine göre değişir. motor değişimini gerektiren husus eğer büyük bir arıza değilse, motorun km ömrü dolmuşsa fiyatı yükselir.
0
anathemamen666
(13.04.24)
Yükselir tabii ki
0
mirty
(13.04.24)
sandık motor niye takıldı önemli olan o.

km si 300k olup takıldıysa bir miktar, hızlı satarsınız sadece.

km düşük ama garanti gibi sebepten ise yükselir tabi.
0
baldan kaymak
(13.04.24)
TR'de düşer.

Faturayı saklayın her şekilde lazım olacak.
0
HellKeePer
(13.04.24)
nasıl yükselir ya? düşer tabi ki. 10 yıllık dediğin 2014 modeldir. tr şartlarında eski model değildir. c sınıfı olanlar 700-800k'dan ucuz değil. premiumlar çok daha pahalı. o fiyattaki ve yaştaki bir araba niye motor değişsin? tek tük nedenler hariç genellikle fiyat düşer
0
paintov
(13.04.24)
(2)

Ankara eskisehir

primetime
Sabah günübirlik Eskişehire gitmem gerekiyor ama sonraki haftaya erteleyebilirim de. Acaba tatil dönüşü sebebiyle çok kalabalık olur mu?? Yoksa gidip geleyim mi emin olamadım.
Sabah günübirlik Eskişehire gitmem gerekiyor ama sonraki haftaya erteleyebilirim de. Acaba tatil dönüşü sebebiyle çok kalabalık olur mu?? Yoksa gidip geleyim mi emin olamadım.
0
primetime
(13.04.24)
Valla d7n günübirlik bolu yaptık, İstanbul'a gidiş tarafı resmen cankurtaran'dan bolu'ya kadar tikaliydi. Ben bu kadar kalabalık görmedim.
0
mirty
(13.04.24)
Tren harici sakın ha.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(13.04.24)
(5)

Yurtdisi urun değişimi

mirty
Selamlar,Aldığım arac kamerası hatalı çıktı. Firma ile görüştük değişim yapacaklar ancak ürünün iadesini istiyorlar, firma Çin'de. Şimdi gönderirken ne yapmam lazım ki yeni ürünü gönderdiklerinde vergi ödemeyim. Dikkat etmem gereken başka bir husus var mıdır?
Selamlar,

Aldığım arac kamerası hatalı çıktı. Firma ile görüştük değişim yapacaklar ancak ürünün iadesini istiyorlar, firma Çin'de. Şimdi gönderirken ne yapmam lazım ki yeni ürünü gönderdiklerinde vergi ödemeyim. Dikkat etmem gereken başka bir husus var mıdır?
0
mirty
(10.04.24)
Gonderirken bir sey yapmana gerek yok. Onlar karsilayacaktie diye dusunuyorum tum masraflari?

Asil onemli olan, onlardan sunu rica etmen, gonderirken faturaya urun kiymetini 20 dolar yazmalari ve free of charge samples, value for customs only seklinde bi ibare eklemeleri.

Bir de kameranin tipi ne? Yani tam urun tanimi ne diye geciyor?
0
floydian
(10.04.24)
Yani tip olarak bilemedim. Viofo a129 pro kamera. Firma ürünü gonderirken "değişim yapılacak değeri 20 dolar" olarak yazmamı istediler.
0
🌸mirty
(10.04.24)
Tamam sen yazarsin onlarin gumrukleri de ithalatta cok siki. Neyle gondereceksin?
0
floydian
(10.04.24)
Ptt ile gondermeyi düşünüyorum ancak tecrübe/tavsiye alırım.
0
🌸mirty
(10.04.24)
Gonderim yaparken zaten sana fatura yerine gececek bi evrak doldurturlar ama alici odemeli gonderim kabul edip etmediklerini bilmiyorum.
0
floydian
(11.04.24)
(6)

yakın zamanda yurtdışından iş teklifi alıp göçen biri oldu mu?

baldan kaymak
nereye gittinizmemnun kaldınız mıbaşka neler söylemek istersiniz
nereye gittiniz
memnun kaldınız mı
başka neler söylemek istersiniz
0
baldan kaymak
(10.04.24)
son 3 sene icinde once Polonya sonra Ingiltere'ye tasindim. temel olarak 2 sey soyleyecegim;

- kimse dilini bilmedigi veya ogrenmeyi dusunmedigi bir ulkede yasamamali. herkes ingilizce biliyor olabilir ama ana dilde iletisim kurmak daha farkli. ilk yurt disina tasinma deneyimim oldugu icin Polonya once heyecanliydi ama sonra ''ne yapiyorum ben burda ya, bunlarin dillerini bile konusamiyorum'' farkindaligi geldi. neyse ki cok gecmeden Ingiltere'ye tasindim.

- benim gibi tek basiniza goc etmeyin. yalnizligi seven bir insan olarak beni bile cok zorladi, zorluyor. burada da bir cevre kurabilirsiniz ama cok guclu sosyal iletisim kabiliyetiniz varsa. bende yok.
0
juninho77
(10.04.24)
Almanya.

tek gidilecekse tekrar tekrar üzerine düsünülmeli.
motivasyonunuz para ise ne kadar birikim yapabileceginizi Türkiye ile kiyaslayin ilerde hayal kirikligi yasamamak adina.
bürokratik konulari iyice arastirin mümkünse daha önce tecrübe etmis biri ile teyitleyin.
gideceginiz ülkenin dilini bilmiyorsaniz ögrenmeye acik olun.
göcten 2 ay önce ve 2 ay sonra arasindaki zaman dilimi icin maddi durumunuzu iyi ayarlayin.
0
axl
(10.04.24)
3.5 yil once ingiltere'ye tasindim.

turkiye'de keyfim yerindeydi. simdiki aklim olsa birkac kez dusunurdum gelmeyi.

aileden/arkadaslardan uzak yasamak cok zorluyor beni. her gittigimde arkadaslarimdan daha uzaklasmis hissediyorum. ailemdekiler daha fazla yaslaniyor. turkiye'deki gundemden de uzak kalmak mumkun degil. turkiye'deki kotuye gidis hala etkiliyor psikolojik olarak.

bir kere geldigim icin geri donmek de zor. birkac yila vatandaslik aldiktan sonra donmeyi ciddili dusunuyorum eger turkiye'de isler cok kotu degilse.
0
fakyoras
(10.04.24)
Bence herkes denemeli memurlar hariç. Memur olsam gelmezdim herhalde.
0
Kahvedesu
(10.04.24)
Yakın zamanda değil ancak bir arkadaşım 10 yıldır Almanya'da. Yazıldığı gibi tek başına olduğu için çok sıkıldığını söyledi vatandaşlığı alınca döndü, uzaktan çalışıyor. İs, ev spor salonu üçgeninde bir hayatı olduğunu söylüyor.

Ocak ayının başında kardeşim eşiyle İngiltere'ye yerleşti şimdilik mutlular zaman ne getirir bilemeyiz.

Bir arkadaşım 3 sene önce Almanya'ya gitti, sırf oğlunun geleceği için kaldığını söylüyor.
0
mirty
(10.04.24)
2020 sonu almanya'ya gittim. ben memnunum.

ne kadar erken o kadar iyi. para biriktirip, vatandaslik alip dönmek de mümkün. denemeden bilemezsin sana göre mi degil mi.
coluk cocuk falan yoksa kesin git dene. en kötü deneyim olur.
0
robert bosch
(11.04.24)
(1)

setcard ile nereden giyim kıyafet ayakkabı vs alıyorsunuz?

baldan kaymak
sb
sb
0
baldan kaymak
(04.04.24)
Setcard uygulamasında anlaşmalı olduğu mağazalar yazıyor
0
mirty
(05.04.24)
(2)

Motosiklet sezon açılışı

mustafakesekci
Benim motosiklet 6 aydır kapalı otoparkta yatıyor. Dün denedim, tek marşta çalıştı maşallah. Ama haliyle toz içinde motor. İyi bir temizlik yapacağım bu haftasonu ama şunu sormak istiyorum; sezonu kapatmadan kısa süre önce zincir bakımı yapmıştım. temizlik, yağlama vs. zincir yeterince yağlı mıdır y
Benim motosiklet 6 aydır kapalı otoparkta yatıyor. Dün denedim, tek marşta çalıştı maşallah. Ama haliyle toz içinde motor. İyi bir temizlik yapacağım bu haftasonu ama şunu sormak istiyorum; sezonu kapatmadan kısa süre önce zincir bakımı yapmıştım. temizlik, yağlama vs. zincir yeterince yağlı mıdır yoksa uzun süre yatınca şimdi yeniden temizleyip yağlamak gerekir mi? Ona göre haftasonu gelmeden malzeme tedarik edeyim.
0
mustafakesekci
(04.04.24)
Muhtemelen gerek yok yeniden yağlamaya ama motor üstü açık durmuş herhalde, o yüzden bence yıkayıp yeniden yağlasanız daha iyi olur. O-ringlerin arasına girmesin o tozlar.
0
orient blue
(04.04.24)
Gerek yok hocam, olmasi gereken zincir yağı kullandiysan birsey olmaz.
0
mirty
(05.04.24)
(3)

Kış lastiği değişimi

orin
Merhabalar. Hafta sonu ordu tarafından erzuruma bayram için gideceğim. Araçta şu an kış lastiği takılı. Normalde bu hafta lastikleri çıkartacaktım. Sizce lastikleri çıkartmak sorun olur mu?
Merhabalar. Hafta sonu ordu tarafından erzuruma bayram için gideceğim. Araçta şu an kış lastiği takılı. Normalde bu hafta lastikleri çıkartacaktım. Sizce lastikleri çıkartmak sorun olur mu?
0
orin
(04.04.24)
ortalama sıcaklık erzurum’da 6-7 derece gibi görünüyor. yaz lastiği ile gidilir, limitlerde.
0
orient blue
(04.04.24)
Riske getek var mı, yolda ne ile karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Dönünce değiştirin.
0
mirty
(04.04.24)
çıkar bence havalar çok ısındı.
0
jelly bear
(04.04.24)
(4)

çocukken/ergenken kışı çok sevenler - büyüyünce durum değişti mi?

mark greg sputnik
kıştan kastım kar-buz, soğuk ama kapalı hava ve yağmuru da buna dahil edebilirim. özellikle çocukluğunda, ergenliğinde, genç yaşında bu tür havaları güneşli havalara kıyasla çok daha fazla sevenlere soruyorum: belli bir noktadan sonra tercihleriniz değişmeye başladı mı? yoksa hala karı, soğuğu, yağm
kıştan kastım kar-buz, soğuk ama kapalı hava ve yağmuru da buna dahil edebilirim. özellikle çocukluğunda, ergenliğinde, genç yaşında bu tür havaları güneşli havalara kıyasla çok daha fazla sevenlere soruyorum: belli bir noktadan sonra tercihleriniz değişmeye başladı mı? yoksa hala karı, soğuğu, yağmuru güneşe tercih eder misiniz?

neden merak ettim çünkü bende bu değişmeye başladı. azılı bir yağmur-çamur-kar-depresyon sevdalısıydım ama yaş ilerledikçe bunlar bana çok ağır gelmeye başladı. karakter olarak hala aynı insanım esasında. işte depresyona meyilli, yalnız vs... ama doğanın bir çeşit "otomatik reset"i midir bilmiyorum, artık havada güneşi, sıcağı gördüğüm zaman şerefsizim direkt daha iyi hissetmeye başlıyorum. koca hayatımı sibirya'da yaşamayı hayal ederek geçirdim, yeni yeni "lan kanarya adaları'nda şıpıdık terlikle dolaşmak varken ne sibiryası?" demeye başladım.

ki hakikaten çevreme de bakıyorum özellikle 40-50 yaş sonrasında sıcakla, doğayla, cıbıldak gezmeyle çok daha ilgilenir hale geliyor insanlar. neblim ege'de sahil kasabasına yerleşmek isteyeni çok görüyorum ama 3 bin metre rakımda dize kadar karın içinde yaşamayı isteyene hiç rastlamadım.

sizce bu ne kadar kişisel tercih, ne kadar "doğanın bizi yola getirmesi"? sizde herhangi bir değişiklik oldu mu bu açıdan?

bu arada ben hala kar yağınca çocuk gibi heyecanlanan biriyim. onda hiçbi değişiklik yok. ama güneşli, sıcak havalardan eskiden nefret ederdim. şimdi onları da çok seviyorum öyle söyliyim.
0
mark greg sputnik
(02.04.24)
(bkz: aa bu benim lan)

Küçükken Istanbul'da kar yağınca mutlu olurduk her çocuk gibi.
Şimdi; kar yağmasının neredeyse imkansız olduğu bir şehirde yaşıyorum, yazları da çok sıcak. Yazdan hiç şikayetçi değilim, yıllardır kar görmedim bir 13 sene görmesem aramam herhalde.
0
goodz
(02.04.24)
bol miktarda kar yağan bir şehirde yaşıyorum ancak kardan nefret ediyorum. yağmurdan nefret ediyorum. ıslatmasından hiç hoşlanmıyorum. ben serin hava seviyorum. sıcaktan aşırı derecede nefret ediyorum. nemden kaçmak için eşimle kavga ediyorum tayin olmamak için. o nemli bir şehire gidelim diyor ben karasal yerde yaşamak istiyorum.
0
blue eyes white dragon
(02.04.24)
Yas 37 ben hala karı buzu çok severim. Ankara'ya bu sene bir gün kar yağdı oğlanı alıp koşa koşa bahçeye indim. Sıcaktan nefret ederim.
0
mirty
(02.04.24)
kısmen. hala kar ve yağmur çok severim. ama işte küçükken geçim derdi yoktu, mal mülk derdi yoktu. evde otururdun sıcak, dışarı çıkar oynardın bundan ibaretti çocukluk. araba var mesela kar yağınca gidip temizlemek zorundasın. çok dikkatli kullanmak zorundasın o tarz havalarda. işe eve gitmek yine sıkıntı. ama hala çok severim.
0
paintov
(03.04.24)
(16)

İş yerinde arkadaşınız var mı?

skr1292
Var mı yoksa mesafeli mi duruyorsunuz, bunun ayarı nedir?
Var mı yoksa mesafeli mi duruyorsunuz, bunun ayarı nedir?
0
skr1292
(02.04.24)
Bir tane arkadaşım var. Tanışalı çok kısa bir süre oldu ama o kadar sevdik ki birbirimizi artık kardeş olduk.
0
rock n roll
(02.04.24)
Var. Ofiste calisanlarla da müdürlerle de oldukça yakınız(saka, goygoy, genel hayat/aile konusmalari vs). Hiçbir sekilde sorun olmuyor ve çok tatlı bir ofis ortamı var.

Buna ek olarak yakin dediğim iki adet arkadaşım var ama farklı departmanlardalar.
0
logisticsmanager
(02.04.24)
is yerinde "BFF" olmaz, olmamali.
cunku ozel hayat ile is hayatini ayirmak lazim.
0
cooperr
(02.04.24)
Ben hep mesafeliyimdir. Biri işten çıkınca hiç üzülmem onun yerine işe giren kişiyle hemen tanışır işime bakmaya devam ederim, biri işten çıkınca hiç üzülmem hiç duygusal bağ kurmam. Ama belli bir düzeyde muhatap oluyorum tabi ki. Öğle yemeğinde denk gelince hayata dair genel sohbetler ediyorum.
0
turuncu tonlarda
(02.04.24)
3-4 tane var ama işyeri arkadaşı olarak, dışarıda çok çok nadir görüşüyoruz.
0
hrskrs
(02.04.24)
Bir iki kişi hariç herkesle aram iyi. Goygoy sohbet çok eğlenceli geçiyor. 4-5 tanesi ile her hafta mutlaka dışarıya çıkarız.
0
ruhen hastayim ben
(02.04.24)
Arkadaşım yok. İş stresli. Rekabetli, ayak kaydırmalı bir ortam. Söylediğin her eşy aleyhinde delil olarak kullanılıyor. Mesela okuldan beri tanışanlar seni asla aralarına almazlar. Bunun ayarı ellerine koz vermemek.
0
1nisan
(02.04.24)
Dışarıda hicbiriyle görüşmüyorum, benimle yakın olmak istiyorlar ama hep belli bir mesafede tutuyorum. İs arkadasindan, özel hayat arkadaşı olmaz , çok nadir istisnalar hariç.
0
sanguine
(02.04.24)
Eşimle eski işyerimde tanışmıştık, şimdi de arayıp hal hatır sorduğum arkadaşlarım var. Mesafeli olarak arkadaşlıklar kurarım. Bugüne kadar problem yaşamadım.
0
mirty
(02.04.24)
Valla 10 yıldır yeni arkadaşlarımın neredeyse hepi iş yerinden. Çok da güzel arkadaşlıklar edindim. İş yerindekilerden arkadaş olmaz diyenleri hiç anlaymadım o yüzden.
0
synesthesia
(03.04.24)
bir ayarı olması gereken bir şey değil ki bu neden bazı insanlar böyle her olaya satranç gibi stratejist yaklaşıyor merak ediyorum. benim ilk iş yerimde çok yakın arkadaşlarım vardı çünkü birlikte çok güzel bir frekans yakalamıştık. o ekipten bazıları şehir değiştirince koptuk ama kalanları hala en yakın arkadaşlarımdan görüşüyoruz arada. bir sonraki iş yerinde ise hiç arkadaşım yoktu çünkü keyifli bir iletişim kurabileceğim tarzda birisi yoktu. şimdiki iş yerinde de ilk iş yerimdeki gibi çok yakın diyebileceğim seviyede olmasa da iyi arkadaşlarım var dışarda takılıyoruz arada.
0
semaforo de medianoche
(03.04.24)
1 arkadaşım var, mesafeliyim
0
9kuyruklukedi
(03.04.24)
ben 28e, 2 arkadasim var (31k, 35k) hayatimi guzel yapan harika insanlar. her hafta en az 2 gun beraberiz. gecen senelerde haftada 5 gun falan birlikte gecirdigimiz bile oluyordu. raki icmeye de gideriz, konsere de doga yuruyusune de. en son gece 2de aa bu ne sirasiymis diye random bir siraya girdik bilet aldik kendimizi rave'de bulduk.

kiz arkadasimi da hemen kabullendiler ekibimize.

herkes karsi cikmis isyerinden arkadaslara da, gunun 8 saati uzaktan da olsa bu insanlarla calisiyoruz. acikcasi arkadaslarim olmasa bu iste durmazdim ben.
0
aguen
(03.04.24)
Olmasın isterdim ama var. Az sayıda çalışan olunca herkes "arkadaş" olmak zorunda kalıyor. İş çıkışı birlikte yeniyor, içiliyor, planlar yapılıyor. Zorunlu katılıyorum. Keşke mesafeli olsak.
0
gnosis
(03.04.24)
Eski şirketimde çok sağlam arkadaşlarım vardı, hepsiyle hala görüşürüz. Yeni şirketimde hiç yok. Bilinçli olarak uzak duruyorum.
0
gabe h coud
(03.04.24)
en yakın arkadaşlarımdan birisiyle ilk çalıştığım şirkette tanışmıştım. o zamanlar yöneticisiydim. sonradan nikah şahidi bile ben oldum ve hala her gün 1 saat konuşuruz.

sonraki şirketteki arkadaşlarla aramızdaki alt - üst ilişkisi, "arkadaş" olmamızı engelledi ama hala 1-2 ayda bir oturur rakı içeriz.
0
co2s2
(03.04.24)
(5)

DEHB ile yaşamak

yagmurlu bir gun
Merhaba arkadaşlar, aranızda dehb(dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) olup hayatını düzene sokabilenler var mı? Varsa yöntemlerinizi paylaşır mısınız?Not: profesyonel destek alıyorum ancak aynı durumda olanların hayatlarını merak ediyorum.
Merhaba arkadaşlar, aranızda dehb(dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) olup hayatını düzene sokabilenler var mı? Varsa yöntemlerinizi paylaşır mısınız?

Not: profesyonel destek alıyorum ancak aynı durumda olanların hayatlarını merak ediyorum.
0
yagmurlu bir gun
(02.04.24)
ben
ehehe
mesela şu anda işim varken buralarda takılyorum. vekendi işimi yapıyorum, maaşlı çalışan deiğilim yani işten kaytarmak diye ibşiy yok.

farkındalığın artması zaten çok faydalı, yani daha az önce yine dağıldım diye düşünüyodum.

bir de ben bebek emziriyorum biter bitmez ilaca başlamayı bir de onu denemeyi dğşğnğyorum.

pomodoro, kahve, farklı ortamda çalışmak, uyaran sayısını azaltmak veya cafede arkadan gürültü gelirken çalışmak, saallanan koltuk vs gibi vücüdün ibr yerini hareket ettirerek çalışmak.
0
mavicorap
(02.04.24)
DEHB yakını olarak verebilecğim en büyük tavsiye sitanbul gibi hareketli ve stresli bir büyükşehirde yaşıyorsanız hayatın daha yavaş yaşandığı sakin bir yere taşının. Bunun haricinde bir iş bitmeden başka bir işe geçmeyin ve sürekli not alın.
0
doharkoman
(02.04.24)
Yazmazsam hiçbir işi yapmıyorum. İlla yapılacaklar listesi olacak ve ben ona yapınca tik atacam. O zaman her işi yapıyorum. Bi de sosyal hayatı sıfıra indirip film dizi müzik podcast bunları bırakıp "sıkıldıysan kitap oku, enerjin varsa evde spor yoga yap" modunda takılırsam hayatımın düzenine odaklanmak daha kolay oluyor. İnsanlarla görüşünce dengem bozuluyor.
0
1nisan
(02.04.24)
Ben bu konudan cok muzdaribim. Akademik hayatımı olumsuz olarak çok etkiledi. Güya yaş ilerledikçe geçiyor deniliyor ancak 37 yaşındayım bir gram azaldığını görmedim. Profesyonel destek de almaya çalıştım, ilaç tedavisini de denedim ancak kayda değer bir faydası olmadı. Bir yandan çırpınıyorum bir yandan da kabullenmeye başladım artık benden olmuyormuş kafasına giriyorum kabus gibi. Yani yaşamayan bilemez 10 sayfayı 1 haftada okuduğumu biliyorum ancak ilgimi çeken bir konu olduğu zaman yemek yemeyi bile unutuyorum. Biraz içimi döktüm, tedavisini bulsam evimi arabamı satarım :(
0
mirty
(02.04.24)
Teşekkürler arkadaşlar fikirleriniz için.
Dehb olduğumu çok geç fark ettim ve sonrasında gerçekten bir aydınlanma yaşadım, diğer insanlar böyle değil miymiş, bu benim tembelliğim değil miymiş diye.
İş yerinde işlerimi bir şekilde halledebiliyorum genelde, son günde bir haftalık işi yaparak ama hayatın her alanında sorun yaratıyor, yapmak istediğim kişisel projelerin hiçbirini bitiremiyorum, okul hayatım tam bir eziyete döndü, uzun yıllar bitmedi kaldı öyle.
İşlerimi yapamamam depresyona, depresyon da daha fazla iş yapamamama sebep oluyor ve bu çok yorucu olmaya başladı bir yerde artık.

Neyse içimi döktüm biraz da, teşekkürler yeniden düşüncelerinizi paylaştığınız için.
0
🌸yagmurlu bir gun
(08.04.24)
(6)

hiç kediye köpeğe insana motora çarptınız mı?

alt4y
araç sürücülerini merak ediyorum. bilerek bilmeyerek;kedi, kuş ya da köpek ezdiniz mi?ya da bir insana ve ya motorcuya çarpıp düşürdünüz mü?
araç sürücülerini merak ediyorum. bilerek bilmeyerek;

kedi, kuş ya da köpek ezdiniz mi?ya da bir insana ve ya motorcuya çarpıp düşürdünüz mü?
0
alt4y
(02.04.24)
Çarpmadım. Ama mahallede kedi katledip duruyorlar. Ara sokaklardan yavaş geçin!
0
prole
(02.04.24)
Ben bir kere 50km/s hızla sol önden köpeğe çarpmıştım gece gece köy yolunda.

Sağ çaprazdan koşa koşa geliyordu. Geç fark ettim zaten gece olduğu için. Dedim ki bana ulaşınca yanımda koşmaya ve havlamaya devam eder herhalde. Yine sağımda kalır yani. Genelde öyle yapıyorlar.

Fakat bu arkadaş önümden soluma atlamaya çalıştı birden. Sol ön tampona çarptı. Tarlaya uçtu. Frenledim baktım kalktı geri geliyor koştur koştur. Dedim tamam bişey olmamış herhalde şimdi insem ısıracak, bastım gittim.

Sağda biri tarlaya ev yapmıştı. Baya ıssızdı oralar. Onun köpeğiydi büyük ihtimalle. Neden bağlamamışlarsa.. Kırık çıkık varsa da ilgilenmişlerdir herhalde.

Bir daha da köpek görünce direkt yavaşlıyorum ne yapacakları belli olmuyor demek ki.
0
ananiyimioguz
(02.04.24)
Canlıya çarpmadım. Yan aynaları çöp kutularına sık sürterim yalnız.
0
gece abisi
(02.04.24)
birbirini kovalayan kedilerden biri aracın altından çıkıp motorun ön tekerine çarpmıştı ama üstünden geçmedim. bir defa da ara sokakta gene arabanın altından fırladı ucu ucuna çok sert frenle durabildim. ikisinde de hızım düşüktü.

motorla giderken minibüs caddesinde önüme dengesini kaybedip kaldırımdan bir kız düştü çarpmadım.
0
orpheus
(02.04.24)
çok yavaş bir şekilde geri geri giderken , birden çıkan birine çarptım. yere bile düşmedi. sadece sendeledi. adam gerçek anlamda körmüş, elinde bastonu falan da vardı. indim, "özür diledim, görmedim" dedim, "ben de görmedim" dedi, güldük birlikte.
0
co2s2
(02.04.24)
Bir kere dag yolunda kopege arabanın köşesiyle çarptım, hayvan ormana kaçtığı için bulamadım.

Motosikletle giderken güvercine çarptım, öldü.

Bir seferinde de yavaş akan trafikte araçların arasından geçen yayanın topuğuna lastikle basmak suretiyle ayakkabısını ayağından çıkartmıştım, adamın ayakkabısı cikinca o da anlamamıştı ne olduğunu.
0
mirty
(02.04.24)
(11)

Psikoterapi işe yarıyor mu? Kişisel deneyimleriniz nasıl?

qwerty321
Merhabalar, ben uzun süredir mutsuzum. Yapı itibariyle de çok kafaya takıyorum. Işsizim vs. Ve asla saygı görmüyorum. Özgüvenim ve özsaygım çok düşük. Internetten online terapi almayı düşündüm bugün. Bunun bir şeyleri dönüştürmeye faydası olur mu? Ayrıca kaç seans sonrasında verim alabilirim? Sizler
Merhabalar, ben uzun süredir mutsuzum. Yapı itibariyle de çok kafaya takıyorum. Işsizim vs. Ve asla saygı görmüyorum. Özgüvenim ve özsaygım çok düşük. Internetten online terapi almayı düşündüm bugün. Bunun bir şeyleri dönüştürmeye faydası olur mu? Ayrıca kaç seans sonrasında verim alabilirim? Sizlerin kişisel tecrübeleri nelerdir? Gidip de değişeniniz oldu mu? Hepinize güzellikler dilerim, şimdiden teşekkürler.
0
qwerty321
(01.04.24)
merhabalar, daha önceleri de almıştım ama son bir yıldır düzenli sayılabilecek bir şekilde terapiye gidiyorum. benim de özgüvenin ve özsaygım ciddi anlamda düşük. terapinin faydalı olduğunu düşünüyorum ama uzun dönemde bir şeylerin değişmesi için aksiyon almam gerektiğini düşünüyorum kendi adıma. şu zamana kadar bu aksiyon kısmını beceremedim.

imkanınız var ise gitmenizin iyi olacağını düşünüyorum. sizi hiç tanımayan birisine her şeyi anlatabilmek iyi geliyor.

Selamlar...
0
meiyisi
(01.04.24)
O parayi tatile ve gezmeye harcasan daha iyi. Esas meseleyi yine sen cozeceksin. Is ve es bulman gerekiyor. Cik sokaga saatlerce yuru terapiden iyidir.
0
halk
(01.04.24)
Ben de halk kafasındaydım birkaç ay öncesine kadar.
Bir de terapiste açılamayacağımı düşünüyordum. Taşma noktasına gelmişim ki hiç susmadan konuşabilirim terapistle. Sadece içini dökmek, iyileşmek için bir adım atmak bile büyük bir gelişme bence. İşinin ehli birini de buldum sanırım. Bakalım kısfmet.
0
auroraaurora
(01.04.24)
eşim panikatak için 2 yıl psikoloğa gitti. bence 6 ay sonra etkisini gördü ancak süreç 2 yıl sürdü çünkü herkes ekmeğinin peşinde. "sen tamamsın, artık gelme" diyecek doktor sayısı çok az. son son kadın kendi dertlerini anlatmaya başlayınca dedim artık yeter çünkü seansı 1500e dayandı. Bu süre zarfında eve iki tane kedi aldık ve tabii ki psikiyatri sakinleştirici yazdı. bence sorunun %90'ını bu iki etken çözdü ancak tabii bu bir varsayım. terapi kişiden kişiye çok farklı etki gösterebilir. eşime sorsam çok iyi geliyor konuşmak diyor da çok ağır bir vaka değilsen 50dk'sı 1500 tl pahalı bir konuşma:)
0
KidLazer
(01.04.24)
ben yillarca halk'in dedigi gibi kafam estikce tatile gittim simdi de psikologa gidiyorum hala sorunlarim devam ediyor yani bazen olmayinca olmuyor ama cabalamak lazim^.^ tatil ornegi de kesinlikle kiyas edilmeyecek bir durum. ben de "sakin tatile, yuruyuse giderek cozebilecegini sanma" diye duzenleyeyim
0
ala09
(01.04.24)
Bana cok faydasi oluyor. Tavsiye ediyorum
0
robert bosch
(01.04.24)
Tabii ki de yarıyor, ben kendi adıma faydasını çok gördüm keza eşimde bipolar o da yıllardır gidiyor ve bu sayede üstesinden geldi. Psikoterapi bence herkese zorunlu hale getirilmeli yediğin yemek içtiğin su gibi zorunlu olmalı.
0
mirty
(01.04.24)
faydası olur ama herhangi bir işe girmenin daha çok faydası olur
2sini aynı anda yapmana engel bir durum yok

verim almak güvenip açılabilmeyle ilgili
karşı cinse gidersen kendini beğendirmeye ya da acındırmaya çalışmak yerine kendi sorunlarına odaklanman gerekiyor
hem cinse gidersen ister istemez kendini kıyaslıyacaksın, abi-amca konumundaki bir terapist daha ideal olur
0
bir soru sorcam
(01.04.24)
Ben bugün diş hastanesine gittim, röntgen için gönderdi doktor. Röntgenci bir iki kere röntgen aletini ağzıma soktu sonra elinle tut dedi doğru tutamadım sanırım ardından bana salak muamelesi yapmaya başladı. Söylenmeye başladı ve daha sert davrandı hatta damağım incindi. Sonra tamam bırakın dedim ve adeta bana siktir çekip röntgeni çekmeden kaldırdı beni. Dişimi yapamadım eve döndüm. O kadar çok dert ettim ki, hem adama karşı kendimi savunamayışıma hem bu sefilliğime üzüldüm. Kendimi savunmuyorum, işsizim, asla değer görmüyorum, her şeyi kafaya takıyorum, tek bir arkadaşım dahi yok vs. Bu yüzden belki terapi işe yarayabilir diye size sormak istedim.
0
🌸qwerty321
(01.04.24)
Sorun aileyle ilgiliyse işe yarayan psikoterapi bulursanız bana da haber verin.
0
ashleybon
(01.04.24)
Klinik psikolog olarak yazacağım bu cevabı; psikoterapi tabii ki ise yarıyor, yaramasa psikoloji bir dilim dalı olmazdı.

Fakat terapistin elinde sihirli bir değnek yok; tek başına danisani bir anda iyi edemez. Danışanın da efor harcaması gerekir. İnsan ve insan psikolojisi oldukca komplikedir. Kişinin kendisinin yanında çevresi, genetik faktorleri, yaşam tarzı gibi bir çok şey devreye girer bu süreçte. Her danışan her terapi ekolune uygun olmadığı gibi, her terapist ile her danışan da uyum sağlayacak diye bir şey yok. Ayrıca bazı danisanlara sadece terapi yeterli gelmez, yanında ilaç desteği de gerekebilir. Terapötik süreç kişiye özgü ve biriciktir. Genel yorum yapmak doğru değildir fakat çok net cevabı tekrar verebilirim; terapi ise yarar.

3-5 seansla ilerleme kaydetmek güç (bu bir akut fobi değilse), genelde farklı görebilmek için en az 4-5 ay devam etmek gerekir. ekolden ekole de değişiklik gösterir. bu süreç davranışçı terapilerde süreç biraz daha kısadır ama psikanalitik terapilerde daha uzundur gibi gibi. Birçok detay var bu konuda.

Ayrıca terapiye gitmesi gereken kişiye "tatile git, arkadaşına anlat rahatlarsın" vs demek ateşi 40 derece olan çocuğa "şimdilik başına soğuk havlu koyalım, ateş düşürücü vermeye gerek yok" demek gibi bir şey. Sorunu cozmezsiniz, sadece belki biraz otelemis olursunuz.

Sizin durumunuzda ben olabiliyorsa bir uzmandan destek almanızı tavsiye ederim.
0
fraise
(01.04.24)
(15)

Yemek kartınıza ne kadar yatıyor?

ananiyimioguz
İl ve tutar şeklinde yazar mısınız?İstanbul - 5000
İl ve tutar şeklinde yazar mısınız?


İstanbul - 5000
0
ananiyimioguz
(01.04.24)
remote -250 günlük. nakit ödeniyor.
0
jelly bear
(01.04.24)
Yani aylık 5500 mü
0
🌸ananiyimioguz
(01.04.24)
aylık değil günlük hesaplanır, o ayda kaç iş günü varsa onun üzerinden.

genelde 22 gün vardır.
0
benaslinda
(01.04.24)
Tamam işte 22 gün olarak düşünüp söyleyin da. 5500 yapıyor işte yormayın insanları yoruldum vallahi yoruldum. Bize her ay aynı yatıyor, aylık hesaplanıyor.

Diyorsanız ki öyle doğru sonuç çıkmaz, günlük çalışanlar da var, tamam hadi günlük yazalım.

İstanbul - 230
0
🌸ananiyimioguz
(01.04.24)
istanbul-40 tl (evet yazıyla kırk lira)
0
akiskan
(01.04.24)
istanbul - 275 günlük
0
pide
(01.04.24)
istanbul, 6000
0
gabe h coud
(01.04.24)
İstanbul - günlük 225 x remote çalışılan gün sayısı
0
arenas
(01.04.24)
ankara - 6500
0
summerjam0306
(01.04.24)
Aylık 5500 yatıyor, remote.
0
mirty
(01.04.24)
Günlük 220 diye biliyorum. İstanbul.
0
put it in your appropriate place
(01.04.24)
Günlük 215 ama sadece home office çalışılan günler
0
meraklitursucu
(01.04.24)
Ankara - 250 - remote
0
yenibirgüzelnick
(02.04.24)
Ankara - 8800
0
plutongezegendegilmi
(02.04.24)
istanbul aylık 4500
0
nesenbilneben
(02.04.24)
(9)

bayramda alaçatı deniz nasıldır?

alt4y
girilir mi?
girilir mi?
0
alt4y
(01.04.24)
Buz gibi olur. Yazın bile ortalamaya göre soğuk kalıyor. Size bağlı yani.
0
orient blue
(01.04.24)
girilir
0
grimavi
(01.04.24)
hava bu haftaki gibi seyrederse net girilir. su soğuk olacak mevsim sebepli tabi ancak yazın bile soğuk oluyor denmiş, hiç katılmıyorum.
0
brakgn
(01.04.24)
Deniz suyu gec ısınır girilmez
0
mirty
(01.04.24)
haizran 15te bile girmek için zorluk çektik nisanda buz olur denizler geç ısınır +1
hoş hafta sonu büyükçekmecede denize girenler vardı onlar gibiyseniz neden olmasın
0
eja
(01.04.24)
Alaçatı 16.1° deniz sıcaklıgı su an
0
sizofren06
(01.04.24)
yazın bile o bölgenin denizi soğuk oluyor. deliklikoyda bilmeden laps diye girmiştim suya ,resmen şoka sokmuştu soğukluğu.
0
bigcaptain
(01.04.24)
bugün ayvalık civarı aşırı sıcaktı akşam üstü 6 gibi. buranın suyu da çivi gibi.
yarın sahilde inşaat olmazsa denize girmeyi düşünüyorum, ki şubat'ta girenler oldu.

özetle girilir.
0
janderzel zartanyan
(01.04.24)
22 derece, soğukta denize girme alışkanlığı olmayan normal yazlıkcilar için alt sinir diye biliyorum, 22 derece altı aliskanliginiz yoksa pek önerilmiyor diye aklımda kalmış.

Kendi tecrübem ise bodrum civarı Kasım'a kadar kaldığım dönemlerde -hazirandan itibaren nerdeyse her gün giriyorum-, kasımda 22 derecelere düşüyor ve 10-15 dakika max kalabiliyorum.
0
makbur
(02.04.24)
(1)

Remote işler

synesthesia
Remote derken kastım dünyanın herhangi bir yerinden çalışabileceğiniz işler. Bunları nasıl buluyor insanlar? Linkedin'den bakıyorum, ülke içinden remote var hep. IT/Telekom sektöründeyim. İşimi sevmiyorum, tamamen para için yapıyorum. Bıraksam yapacak başka bir şey bilmediğim için mecbur devam ediyo
Remote derken kastım dünyanın herhangi bir yerinden çalışabileceğiniz işler. Bunları nasıl buluyor insanlar? Linkedin'den bakıyorum, ülke içinden remote var hep. IT/Telekom sektöründeyim. İşimi sevmiyorum, tamamen para için yapıyorum. Bıraksam yapacak başka bir şey bilmediğim için mecbur devam ediyorum. Bari gidip Tayland'a, Vietnam'a yerleşip parayı orda ezeyim, tropik havanın keyfini çıkartayım diyorum. Sektörden çok yapan duymadım böyle şeyler, genelde yazılımcılar oluyor bunu başarabilenler ama varsa da nasıl bulunur onu araştırıyorum. Var mı bilen?
0
synesthesia
(30.03.24)
Hocam bende telekom sektöründeyim yıllardır uzaktan çalışıyorum, bizim ekip komple uzaktan çalışıyor. Bir yerden is teklifi gelince ilk dediğim ben uzaktan çalışıyorum demek oluyor. Alanın nedir?
0
mirty
(30.03.24)
(7)

2. Kopegi sahiplenmek

chezsoi
Tecrubesi olanlar yazabilir mi? Tesekkurler
Tecrubesi olanlar yazabilir mi? Tesekkurler
0
chezsoi
(30.03.24)
Bende var iki tane. Bir yandan çok iyi oluyor çünkü birbirlerine arkadaşlık ediyorlar. Ama senin açından zorlukları olabilir. Evde daha çok dağınıklık, gezdirmede zorluk, daha fazla sorumluluk gibi...

Yine de hayatı bambaşka hale getiriyor keratalar.
0
le wild girl appears
(30.03.24)
Birbirlerini kiskandilar mi?
0
🌸chezsoi
(30.03.24)
bende de 2 tane vardı 12 yıl kadar. küçük ırk varken büyük bir köpek daha sahiplendik. küçük olan çok kıskandı. eve ilk getirdiğimde büyük olana çok havladı, bana da küstü. sonra bir gün baktım beraber oynuyorlar. kıskanması sebebiyle sıra önce hep küçükte sonra büyükteydi. tasma takarken, severken, yürüyüş sonrası yıkarken vs. büyük olan biz dahil hiçbir şeyi umursamadığından, sevmek için zorla mıncırdığımızdan yani, küçük olan kendini konum olarak çok tehditte hissetmedi. ona rağmen hep bir ilgi peşindeydi biz büyüğü severken. kıskançlık konusu böyleydi.

büyük olan sebebiyle apartmanlarda ve muhitte (bahçelievler, fatih) zorluk çektik, korkutucu tipi de yoktu akbaş kırmasıydı, aşırı sakin bir köpekti yine de ev değiştirip durduk. bizim de toyluğumuza geldi şimdi olsa asla çıkmam evden. ama sayesinde müstakil eve geçtik rahat ettik :)

iki köpeği yürütmek zorluyor, ama alışılıyor. tatillerde pansiyona bırakırken ücret 2 katına çıkıyor.

aklıma gelen negatif yönler bunlar. ama keşke imkanım olsa da daha fazla köpeğim olsa :) özellikle bir canlıyı daha kurtarmanın verdiği huzur, mutluluk tüm hepsine değer. ve çok seviliyorlar. tam 2 ay önce öldü büyük köpeğim. küçük olan teselli oldu, o olmasa belki daha da kötü olacaktım bilmiyorum.
0
pide
(30.03.24)
bende de 1 kedi 1 büyük köpek var. 1er tane daha alayım istiyorum. yalnız kalıyorlar da çekişniyorum işte. gezdirme açısından
0
ShadowOfMoon
(30.03.24)
Su an tek köpeğim var bundan öncesinde iki tane köpeğim vardı. Gezdirme işi zor hakkaten bir de komut vermek daha zor oluyor. Şimdi bitanesi bile fazla geliyor gözüme
0
mirty
(30.03.24)
Kaybin icin uzuldum, zor :( bizimki arkadas edinemiyor biraz da o yuzden ama kiskanc bir yandan da..
0
🌸chezsoi
(30.03.24)
Kediyi ben de dusundum ama yine oynamazlar belki diye cekindim, bizimki havliyor kedilere...
0
🌸chezsoi
(30.03.24)
(13)

Araba sorusu: 2 araba arasında kaldım. Sizce hangisi?

daddy
İki seçeneğimiz var, aşağıda paylaşıyorum. Siz olsanız hangisini alırdınız, neden? Farklı bir seçenek yok maalesef. İkisi de 2024 model.Ben arabalardan pek anlamıyorum. Peugeot'da kör nokta uyarı sistemi var, baya hoşuma gitti, Audi'de ise otomatik park var, o da güzel gibi. 1) Peugeot 408, GT Paket
İki seçeneğimiz var, aşağıda paylaşıyorum. Siz olsanız hangisini alırdınız, neden? Farklı bir seçenek yok maalesef. İkisi de 2024 model.
Ben arabalardan pek anlamıyorum. Peugeot'da kör nokta uyarı sistemi var, baya hoşuma gitti, Audi'de ise otomatik park var, o da güzel gibi.

1) Peugeot 408, GT Paket, 1.2 PureTech 130, EAT 8
2) Audi A3, Sedan, Advanced, S Tronic, 35 Turbo FSI 150
0
daddy
(29.03.24)
ben olsam a3 alırdım. kıyaslamam bile p ile audiyi
0
erty_ksk
(29.03.24)
audi+1
0
ala09
(29.03.24)
Audi biraz donanım kısırıdır maalesef ama ben de Audi diyebilirim yine de iki aracı gidip görüp karşılaştırın mümkünse, 408'de masajlı koltuk falan da vardı galiba
0
atom karincanin torunu
(29.03.24)
Hiç düşünmeden Audi A3. PSA grubunun yakınından dahi geçme!
0
halitkin
(29.03.24)
Audi varken peugeot almazdim beb
0
mor oje
(29.03.24)
aralarında yaş farkı olmadığını varsayarak audi seçerdim ben de ya. çok hoşuma gidiyor tasarım olarak benim audiler.
0
bigcaptain
(29.03.24)
şekilciysen marka takıntın varsa audi.
onun dışında peugeot 408.
0
jelly bear
(29.03.24)
audi.
ne küçük ne büyük.
peugeot 408 çok büyük ve hantal gibi görünüyor.
0
MtKrt
(29.03.24)
408 dizaynı çok güzel ama bir audi kalitesi pejoyu geçer. zaten fiyat farkı da baya vardır.
0
mikahakkinen
(29.03.24)
Psa grubundan uzak dur diyenden uzak dur. Audi de elektronik arıza olarak psa'dan aşağı kalır yanı yoktur. Arıza bakımı daha maliyetli olur donanımı az olur. Illa ikinsinden biriyse Peugeot alırım. 20 yıla yakın psa araçları kullandım.
0
mirty
(29.03.24)
Audi. PSA olmadı olmuyor. Hala sıfır araçlarında boya atma var. İlla bir yerlerinden kalitesizlik akıyor.
0
fikox
(29.03.24)
PSA çok kötü ama GT..

PSA grubundan uzak dur :) yaşayan bilir. Audi.

Audi’ye ayıp.
0
baldan kaymak
(30.03.24)
audi'yi peugeot ile kiyaslamak audi'ye hakarettir.
0
sir gawain
(30.03.24)
(14)

İyi ki boşanmışlar diyor musunuz?

michael_knight
Boşanan anne-babası için "iyi ki boşanmışlar" diyebiliyor mu insan?Yoksa hep bir "biraz daha şöyle davransaydınız boşanmazdınız, keşke deneseydiniz" gibi bir düşünce mi oluyor?Kendinizden olmak zorunda değil, arkadaşlarınızdan da biliyorsunuzdur bu durumu.
Boşanan anne-babası için "iyi ki boşanmışlar" diyebiliyor mu insan?
Yoksa hep bir "biraz daha şöyle davransaydınız boşanmazdınız, keşke deneseydiniz" gibi bir düşünce mi oluyor?

Kendinizden olmak zorunda değil, arkadaşlarınızdan da biliyorsunuzdur bu durumu.
0
michael_knight
(29.03.24)
İşin en temeline inersek her zaman bir keşke olacaktır, kötü bir evlilik olacağına iyi ki boşanmışlar demek bile keşkeyle düzelir. (Keşke müthiş bir çift olsalardı da güzel bir evlilik ve aile hayatı olsaydı)
0
olaylar olaylar
(29.03.24)
Evet diyorum. Hatta bosanmalari icin push ettim zamaninda. Herkes memnun halinden.
0
mor oje
(29.03.24)
Çocuklar bencil canlılardır. Anne babalarının bir birey olarak değil de sadece ve sadece kendilerine anne baba olmak maksadıyla yaratıldığını, kendilerine ait bir hayatlarının olamayacağını düşünürler. Bu sebeple de boşanmak eylemini haklarının gaspı olarak algılıyorlar.

Ama yaş ilerleyip belirli bir olgunluğa gelince, keşke kendisini bu kadar yıpratmasaydı da daha önce boşanabilseydi düşüncesi hakim oluyor.

Ayrıca 'keşke' lafı üzerinden fikir yürütürsek, İnsanın kafasını her 'keşke' mutlaka meşgul etmiştir. Hangimiz düşünmedik ki, Amerikalı bir ailenin çocuğu olarak, ya da zengin bir ailenin çocuğu olarak doğmayı, keşke tek çocuk olsaydım da demişizdir, keşke daha çok kardeşim olsaydı da. Bu keşkelerden biri de, 'Keşke ayrılmasalardı.' mutlaka olmuştur.
0
Mirket
(29.03.24)
keşke boşansalar dediğim oldu.
0
inheritance
(29.03.24)
Keşke boşansalar lafını ömrüm boyunca ettim, kız arkadaşımın annesi babası ayrı ikisiyle de görüşüyor huzur var. Huzursuz bir birlikteliği devam ettirmek çok zararlı. Normal bir çocukluğum olmadı.
0
furry burns
(29.03.24)
kendi anne babam için kesinlikle evet.

ben çocukken babam eve gelmesin isterdim. annem, babam evle ve kendisiyle ilgilenmediği için çok üzülürmüş. akşamları babam dışarı çıkacağı zaman ona kızdığında ben gidip "anne bırak gitsin" dermişim, ona ayrıca üzülürmüş.

şu an 29 yaşındayım, "aileyle mutlu bir pazar kahvaltısı" ya da "aileyle güzel vakit geçirmek" gibi şeyler olduğunu hatta ailenin gerçekten önemli bir şey olduğunu ben ne yaızk ki 20'li yaşlarımdan, babam hayatımızdan büyük ölçüde çıktıktan sonra öğrendim.

bugün ölecek olsam hayatıma dair hatırladığım en güzel şeyler annem, kız kardeşim ve erkek kardeşimle yaptığımız pazar kahvaltıları, sonrasında içtiğimiz kahve, ettiğimiz muhabbetler filan olur.

babamı sırf maddiyattan dolayı iyi anabilirim, erkek kardeşim şu an onun emekli maaşı sayesinde okula gidebiliyor mesela yoksa imkanımız olmazdı ama onun dışında kendi tabiriyle çok "cins" adamdı maalesef. anneme 20 sene kan kusturdu, biz çocukları olarak onun yanında kendimizi asla rahat ve huzurlu hissedemedik.

annem de babamdan boşandıktan sonra her anlamda aldı yürüdü bu arada, çok daha mutlu ve özgüvenli birisi oldu.

benim şu an tek kaygım annemin yaşlılığı. ben 30 yaşında kendimi bu kadar yalnız hissediyorum, anam gibi ailevi değerleri önemseyen muhafazakar bir insan 60 yaşında tek başına çok mutsuz olur diye korkuyorum. yani biz yanında yöresinde olmaya çalışırız tabii ki ama ne kadar? evlat ayrı, eş ayrı. bazen "seni güzel bi huzurevine yerleştiririz, orda kankitolarınla sabahtan akşama takılırsın, canın sıkılmaz" diyom şakasına, "siz benimle ilgilencekseniz olur valla napcam tek başıma" diyo ama bilmiyom.
0
mark greg sputnik
(29.03.24)
evet diyorum.
0
sanguine mcqaer
(29.03.24)
Keşke daha erken boşansalarmış diyorum.
0
jazzabel
(29.03.24)
Keşke boşandalardı diyorum, simdi hasta oldukları için birbirlerine muhtaç kaldıklar.
0
mirty
(29.03.24)
yakın arkadaşım anne babası için iyi ki boşanmışlar diyor her seferinde.
benim anne babam ayrı olmadığından kişisel tecrübem yok.
0
biskuvilipasta
(29.03.24)
Tam olarak cevap değil ama daha kötüsü: keşke boşansalardı...Annem "çocuklarım için" diye diretti, sonuç: hepimiz ruh hastası olduk.
0
gadlemler
(29.03.24)
Kendimden bildiriyorum. Benimkiler 24 yilin sonunda bosandilar. Keske, keske daha önce bosansalarmis diyorum.
0
chihirovekohaku
(30.03.24)
iyi ki boşanmamışlar diyorum ben ya. ikisi de tekrar evlenirdi çünkü ve yine mutsuz olurlardı. ben de üvey anne/baba ve belki üvey kardeşlerle uğraşmak zorunda kalırdım.
0
deartheodosia
(30.03.24)
Kendi ailemle ilgili keske cok önce bosansalarmis diyorum. Mutsuz, kavga dolu, kötü bir evde büyümüsüm.
0
robert bosch
(01.04.24)
(2)

araba tampon çiziği nasıl giderilir?

stationary traveller
selamlar, ön tamponda sürtmeden kaynaklı çizikler var. pasta cila kotarır mı?
selamlar, ön tamponda sürtmeden kaynaklı çizikler var. pasta cila kotarır mı?
0
stationary traveller
(29.03.24)
Derin çizik değilse pasta cila kurtarır. Kurtarmasa da boyatma sakın, değer kaybeder. Öyle kullanmaya devam et.
0
halitkin
(29.03.24)
Tampon boyası önemsizdir, cok derinse boyatman problem olmaz, boya takıntın varsa ekspertizde bakmazlar plastik parcaya.
0
mirty
(29.03.24)
(7)

sıfır arabanızı ilk yıkatmaya ne zaman verdiniz?

inheritance
arabayı alalı iki hafta oldu. daha aldığım gün yağmurluydu, sonra da kullanırken yağmur yağdı arabanın üstü toz çamur oldu. yepyeni arabayı da başka birisine vermeye kıyamıyorum. öyle kirli kaldı araba. siz yeni arabanızı ilk başkasına (vale veya yıkama) ne zaman vermiştiniz?
arabayı alalı iki hafta oldu. daha aldığım gün yağmurluydu, sonra da kullanırken yağmur yağdı arabanın üstü toz çamur oldu. yepyeni arabayı da başka birisine vermeye kıyamıyorum. öyle kirli kaldı araba.

siz yeni arabanızı ilk başkasına (vale veya yıkama) ne zaman vermiştiniz?
0
inheritance
(28.03.24)
kirlenince :)

fırçasız yıkama var. o şekilde problemsiz yıkatabilirsiniz.
0
gurur
(28.03.24)
zamanın önemi yok burda. yıkamayla arabaya zarar gelmez.
süngerle yıkat. anahtar bırakmak istemiyorsan da başında bekle ileri geri alma işini sen yap.

ha sen de benzinlikte yıkayabilirsin o ayrı. araba çabuk kirleniyor. bi su tutsan yeter.
0
jelly bear
(28.03.24)
arabayı yazdan beri yıkatmadım asdasd hem zaman olmadı hemde zaten kapalıda duruyor sürekli.
kirlilik kişinin bakış açısına göre değişiyor :)
0
eja
(28.03.24)
fırçasız yıkama yapan bir yere bırakabilirsin. özellikle belirtirsin. kıyamıyorsan oturma odasına yer yaptır sokağada bırakma. günde milyon tane sıfır araba yıkamacıların elinden geçiyor.
0
mikahakkinen
(28.03.24)
bendeki arabayı sıfır 4 ay önce aldım. daha geçen hafta ben benzinlikte su fışkırttım o kadar yani :D
0
limonlu eksi
(28.03.24)
Alt tarafı araba bu kadar anlam yüklemeyin yarın sokakta gelir biri çizer üzülürsünüz.
0
mirty
(28.03.24)
2300 km oldu iç yıkama ister halde geldi. Dışını ben yıkıyorum zaten haftada 1.
0
Bruce
(28.03.24)
(8)

türkiye'de internet bilgisayar kullanımı istatistiği

jepa
akp'li bir akrabamla tartıştım biraz. konu şu, akp öncesi gençler arasında bilgisayar ve internet kullanımının diğer ülkelere göre daha az olduğunu iddia etti. ben de zaten internetin tüm dünyada o yıllarda gelişmeye başladığını ama o yıllarda da icq, msn gibi programalarda türk sayısının epey fazla
akp'li bir akrabamla tartıştım biraz. konu şu, akp öncesi gençler arasında bilgisayar ve internet kullanımının diğer ülkelere göre daha az olduğunu iddia etti. ben de zaten internetin tüm dünyada o yıllarda gelişmeye başladığını ama o yıllarda da icq, msn gibi programalarda türk sayısının epey fazla olduğunu söyledim. üstelik google 2001, youtube'un kuruluşu 2005 yıllarına dayanıyor. iphone zaten 2007de çıktı. tüm dünyada öyle büyük bir kullanım yoktu ki..

kısacası geçmişte okuduğumu hatılıyorum ama şu an henüz bulamadım. örneğin 2000 yılında yunanistan'da veya italya'da internet kullanımı ile türkiye'dekini karşılaştıran bir istatistik var mı?
0
jepa
(28.03.24)
akpli insanlarla tartışarak laf anlatamazsın. buzdolabı yoktu da derler. yağ kuyruğuna girdik derler. 100 tl indirim olunca marketlere koşmuyorlarmış gibi.
0
jelly bear
(28.03.24)
konuşmamak en iyisi. velev ki sen haklı oldun. çıkardın istatistiği önüne koydun. bu sefer başka saçma bir iddiada bulunacak. akpli seçmen açık açık söylenen yalanlarla kandırılıyor.
0
paintov
(28.03.24)
Bu konuyu siyasetten, siyasi parti fanatikliğinden ayrı bir şey ama arada sadece şöyle bir korelasyon var olabilir.
Ak partinin kuruluşu ve ilk iktidar olduğu zamanlarda internet denildiği üzere Türkiye'de yeni yeni yayılıyordu.Hemen hemen ergenlik yaşımız ile 56k modemlerin meşhur bağlantı sesleri aynı zamana denk geldiğinden o dönemleri de biliyorum.
O zamanlarda internete girmek şimdiki gibi elde telefonla yapılan bireysel bir eylem değil, evde bilgisayar da yoksa internet cafelerde kamunun yürüttüğü bir faaliyetti. Bireysel takılmak isteyenler cafedeki gözden uzak masalara geçerdi :) neyse..

Akrabanızın şu tezi savunması lazım aslında,
Türkiyemizde maalesef tamamen vakit israfı "boş yere" internet kullanımı diğer ülkelerle yarışır. Hatta sıralama ilk 10a çok rahat girer derse buna katılırım.

Yine şöyle bir tesbitte yapmak gerekiyor ki sosyal medyada muhalif kesim açısından ekonomik kriz Türkiye'ye sadece bu hükümet döneminde var olan bir şey.
Bu da yanlış.
Türkiye'de ekonomik kriz her daim var ve hala etkileri sürüyor.
Özellikle darbeler sonrasında dışarıya olan ekonomik bağımlılık, ekonomik krizlerin topluma verdiği zararların artması ve dışarıdan alınan şartları ağır kredilerle bu yük daha da artmıştır.

Kişisel olarak nasıl ki kredi çekerek diğer kredi borçları kapanmıyorsa ya da kapattığımızı sanıyorsak bir devlet için de dışarıdan faizli borç gelen parayla diğer borçlar kolay kolay kapanmıyor.

Hala mali yönden ağır kronik hasta olarak bu günlere geldiysek bizi ayakta tutan bu topraklara özgü başka önemli güçler olduğunu düşünmemek elde değil.
0
diyecevaplandı
(28.03.24)
Yeni yaygınlaşan bir teknoloji için arkdaşınızın iddia ettiği gibi olsaydı da bu akp'nin başarısı denemez ki.

Örneğin bakın bugün akp var, millet 5g kullanıyor biz neden hala 4g'deyiz? Yani eninde sonunda 5g'ye geçeceğiz ama bu geçiş bir başarıdan ziyade bir mecburiyet artık. Kökeni dışarda olan her teknoloji için bu durum az çok geçerli zaten.
0
akhenaten
(28.03.24)
İnternetin AKP döneminde yayılması, biraz hayatın normal akışında bu teknolojinin bu döneme gelmesi gibi diye düşünüyorum.
Benim parti ve hükümet ile beraber değerledireceğim konu, devletin bu harekete nasıl bir destekte bulunduğu olur, o kötüydü bence.

Biz o dönemlerde (Telekom özelleşmemişken) yurtdışındakilere göre hız olarak çok geriden geliyorduk, buna rağmen onlardan çok daha fazla para ödemek zorunda kalıyorduk, üstelik bunu ülkeler arası alım gücünü dikkate almadan söylüyorum.
Bizim için lüks bir şeydi internet.

Üstüne bir de çeşitli bahanelerle youtube gibi sitelerin yıllarca kapalı kalması konuları var.

Hala toplumsal olaylarda veya felaketlerde internetin özellikle yavaşlatılması da var. Yani genel olarak AKP döneminde internete kavuştuk, desteklediler diye bakamıyorum, daha çok köstek oldular diye düşünüyorum.
0
burfak
(28.03.24)
Teknolojinin yaygınlaşması siyasi reformlarla olur bunun için yasal düzenlemeler, alım gücünü kolastiran krediler, sansürün ve bürokrasinin azaltılması gibi düzenlemeler gerekir biraz komplike bir konu ama akrabanız haklı şöyle ki AKP'den önce Türkiye bugünkü gibi liberal bir ülke değildi mesela bugün ülkemizde dünya ile aynı anda piyasaya sürülen teknolojik ürünleri bulamazdınız elektronik ürünler karaborsada üstelik dünyanın vazgeçtiği elektronik ürünler bize fahiş fiyatlara satılırdı. Bugünün şartları ile düz mantık geçmişi mukayese ediyorsunuz (korelasyon hatası) büyük yanılgı. Eğer akp döneminde yapılan reformlar olmasaydı biz bugün dünyanın çok gerisinde kalmaya devam edecektik yani dünyadaki internet/ teknoloji kullanımı birbirine paralel artmıyor bizim seviyemiz gelismis ülkelerin seviyesine yükseldi. Bugün hala AKP döneminde yapılan reformları yapmamış, piyasas ekonomisine geçmemiş hantal bürokrasi ve sansürün olduğu ülkeler var bakın onların seviyesinde olurduk ilerleme hızı çok yavaş olurdu.
0
doharkoman
(28.03.24)
internet, icq, msn, youtube baz alınarak düşünülmüş ama bilgisayar, yani internete erişimi sağlayacak cihaz ve diğer ekipmanlar es geçilmiş. bilgisayarı bırak atarilere bile kemal sunal'ın lokanta camında imrenerek baktığı tavuk gibi bakıyordu genç nesil.
ayrıca google'dan önce yahoo, altavista, icq ve msn'den önce mirc vardı. 2000 yılında evinde online counter-strike oynuyordu avrupa. biz atari salonlarına gidiyorduk. sonra internet kafede sıraya giriyorduk tek bilgisayardan fifa98 oynamak için. tek bilgisayarda iki kişi, joystik de yok mouse'la oynuyor diğer kişi :)

yani bir bilgisayara sahip olma imkanı minimum seviyedeydi. neden? e para yoktu, ekonomi bitik, ülke derin bir krizin içindeydi. 2002-2014 dönemi türkiye'nin ekonomik anlamda altın çağı olmuştur. ilk başlarda avrupa birliği için büyük adımlar atıldı mesela, kutlamalar yapıldı müzakereler başladı diye. ab'ye uyum sürecinde atılan adımlar alım gücüne ve halka yansıdı. daha önce yapılmamış bir şeyler yapıldı yani. o yokluğu yaşamış milyonlarca insan neden oy veriyor sanıyorsunuz. çünkü en kötüsünü yaşadılar.

teknoloji her zaman gelişmeye açık bir kavram. sürekli de gelişmek zorunda zaten. bunlara erişim imkanı önemli. kısacası siyasetten bağımsız olarak söylüyorum akrabanız doğru söylemiş.

yani salt olarak o yıllarda teknolojik gelişim akp zamanına denk gelmiş de ondan öyle olmuş diyemeyiz.
0
Improbable
(28.03.24)
Akp'nin teknolojiyi yaygınlaştırma misyonu hiçbir zaman olmadı, 2002-2014 arası oluşturulan yapay alım gücüyle, şu an bedelini ödemeye başladığımız ucu kredilerle insanların erişimi kolaylaştı o kadar. Geliştirmeyi bırak her noktasında sansür uygulamaya çalışıyor.
0
mirty
(28.03.24)
(6)

Psikolog Ücretleri

synesthesia
İstanbul'da klinik psikolog. Online danışmanlık için 2700 lira dediler. Piyasayı bilmiyorum. Nasıl fiyat?
İstanbul'da klinik psikolog. Online danışmanlık için 2700 lira dediler. Piyasayı bilmiyorum. Nasıl fiyat?
0
synesthesia
(27.03.24)
Biraz fazlaymis.
0
mor oje
(27.03.24)
ankara'da uzun süredir gittiğim için 1500 veriyorum yüz yüze, normal fiyat şu an 2500 lira sanırım.

o açıdan istanbul'da 2700 fena değil diyeceğim ama online için BENCE biraz fazla, ben vermezdim. ha ama imkanınız vardır, psikologla çalışmak istiyorsunuzdur kanınız ısınmıştır vs. o zaman olur. türkiye'de şu an kaliteli, gerçek anlamda psikolojik destek almanın bedeli yüksek maalesef.
0
mark greg sputnik
(27.03.24)
Ben online'a bin ti civari veriyorum.
0
mirty
(28.03.24)
Stanford da eğitim almış 40 senelik psikiyatri doktoruna 3000 veriyorum terapi için.

Bkz. Mükemmelliyetçilik
0
hasmetizm 2046
(28.03.24)
Önerebileceğiniz başka biri var mı o halde?
0
🌸synesthesia
(28.03.24)
3000 benim de , psikiyatr
0
chezsoi
(30.03.24)
(12)

beni bu arabayı almaktan vazgeçirir misiniz?

robin crusoe
fena halde aklımı kurcalıyor. "onu alacağına bunu al" ya da "o paraya öküz alırsın" gibi değil de "son sahibi olursun" gibi sadece mantıklı sebepler lütfen. https://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-volkswagen-tr-de-tek-2.3-150hp-otomatik-bora-110-bin-km-de-lpg-siz-efsane-1141071670/detay/
fena halde aklımı kurcalıyor. "onu alacağına bunu al" ya da "o paraya öküz alırsın" gibi değil de "son sahibi olursun" gibi sadece mantıklı sebepler lütfen.

www.sahibinden.com
0
robin crusoe
(26.03.24)
bu arabayla 10 km yolda 250 lira yakarsın.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(26.03.24)
guzel arac, manuel olsa alinir bu, 5 silindir efsanedir.
ama o sanzumani biliyorum, o motorun zevkini cikartmana izin vermez.
o yuzden pas diyorum.
0
cooperr
(26.03.24)
elinde kalacak arabaları bulan, hiç laf anlamayan bir arkadaşım vardı, aklıma o geldi...

hocam eski arabanın sanayi derdiyle uğraşacağına, yeni arabanın taksidiyle uğraş daha iyi. harbiden böyle

bir de harbiden nasıl buldunuz da bu kadar yükseldiniz?
daha mantıklı araçlara bakın.
0
MtKrt
(26.03.24)
en geçerli sebep fiyatı.

kasko değeri kur/enflasyon/talep açısından en gerçekçi fiyatı verir, istisnalar kaideyi bozmaz.

bu araç çok eski olduğu için kasko değerini göremiyorum, gerçi türkiye’ye gelmeyen bir model olduğu için zaten o listede olmazdı ama o ayrı mesele. değer listesindeki en yaşlı vw 2010 model, tabii o tarihte bora da olmadığı için emsal olması açısından otomatik jetta’ya baktım; 414.000 lira. biliyorum aynı güçte değiller, kasaları da bir değil ama 10 yaş genç aracın kasko değeri 414 bin lira iken ben olsam bu araca bu paraları vermezdim.

türkiye’ye gelen bir bora olsa (yani hem satın alma hem işletme giderleri düşük olsa) elde kalmaz, bir şekilde satılır derdim ama bunu satmak çok zor. gerçekçi bir fiyat koysaymış keşke.
0
orient blue
(26.03.24)
Hayatımda gördüğüm en çirkin arabalardan biri. 482 bin lira nakit parayı çatıdan aşağı at daha iyi bir harcama olur yani en azından aşağıdan toplayanlar mutlu olur.

Ayrıca plakadaki mavi kısmı kırmızı olan arabalarla ilgili pek pozitif düşüncelerim yok
0
nundu
(26.03.24)
Aracın içindeyken 20 sene önce Almanya'dan emekli olarak Türkiye'ye gelen 60 yaşındaki amca görüntüsü vermek istemiyorsan alma.
0
diyecevaplandı
(26.03.24)
Para verseler binmem o kadar kötü.
0
HellKeePer
(26.03.24)
Aracın farları değişmiş ve motor kompartmaninda herhangi bir etiket bulunmuyor, orjinal farlarını sorun, elinde miymiş. Bu kadar orjinal diye yazılan araç için benim içime sinmedi.
0
mirty
(26.03.24)
Hem 2.3 motor hem sw hem otomatik hem de eski model. Muhtemelen son sahibi olursun.
0
angina pektoris
(26.03.24)
yıllarca 1.8t golf gti (150hp) kullanmış birisi olarak keyif verebilecek bir araba derim.

Ama çok çirkin, abartmıyorum şehir içinde 12-13lt'den aşağı yakmazsınız, arkadaş bana özenip 1.8t passat aldı, 18lt tüketimi vardı.

Ayrıca tr'de tekse yedek parçası da ağlatır, özellikle motorda sıkıntı çıkarsa parça peşine çok koşarsınız
0
kimlanbu
(26.03.24)
Benzer bir tecrübeden geçtim, ki bendeki öyle "TR'de tek" bir araba bile değildi ama sıradışıydı ve eskiydi.
En ufak bir probleminde yalnız kalırsın. Sanayiye gidersin, herkes başından kovmaya kalkar, "biz bunlara bakmıyoruz", "biz bundan anlamıyoruz", "bak bilmem nerede bilmem kim var o anlar" vs.
Parasını vermeye hazır olsan da yaptıracak adam bulma ihtimalin çok düşük. Yedek parça için de Avrupa'daki çıkmacılardan parça sipariş ettirecek bağlantılar lazım ama bu model orada bile çok yaygın değildir diye düşünüyorum.
Benim en zorlandığım konular bu ikisi oldu. Yani cebinde tamir ettirecek paran olduğunu düşünüyorsan bile, parayı alıp araba ile uğraşacak adam bulamayabilirsin.
Ben, sahibinden.com'da benzer araba satanlara mesaj atmaya başlamıştım "sen hangi ustaya götürüyordun" diye. Onların götürdüm dedikleri ustalar bile, biz artık bakmıyoruz demişti. En sonunda şehir dışına sattım, alan adamların sırf bu tip arabalarla ilgilenen ustası varmış, ama o da İstanbul'a çok uzaktı.

Satan adamla, onun gittiği servise git beraber konuş, abi sen bu arabaya 5 sene daha bakarım der misin diye.
0
burfak
(27.03.24)
aslında üç yaşında bir arabam var, bu arabaya ihtiyacım yok. klasik olmaya aday olması ve nadir motorlu bir wagon olması çok cezbetmişti. biraz pahalı bir şımarıklık olacaktı sayenizde vaz geçtim gibi sağ olun. :) okuduğunu anlayan herkese teşekkürler.
0
🌸robin crusoe
(27.03.24)
(12)

nereden ev alınmalı?

melodi
ankara’yı hiç bilmiyoruz haziran-temmuz gibi yeni bir başlangıç yaparak ankara’ya taşınma planımız var. bundan sonra bütün hayatımızı Ankara’da geçireceğimiz için ev almak istiyoruz.eşimin işi ankamall tarafında(mesai vs gibi derdi yok) ben çalışmıyorum ama ben de iş bulabilirsem çalışmak istiyorum(
ankara’yı hiç bilmiyoruz haziran-temmuz gibi yeni bir başlangıç yaparak ankara’ya taşınma planımız var. bundan sonra bütün hayatımızı Ankara’da geçireceğimiz için ev almak istiyoruz.

eşimin işi ankamall tarafında(mesai vs gibi derdi yok) ben çalışmıyorum ama ben de iş bulabilirsem çalışmak istiyorum(endüstri mühendisiyim).eşim nerdeyse her ay 1-2hafta şehir dışında olucak.yalnız kalacağım için güvenilir bir mahalle olmalı, yürüyerek alışveriş vs halledebilmeliyim ve ulaşım olarak kolay olmalı. (bütçemiz 5) ankaralılar bize yardımcı olur musunuz?
0
melodi
(24.03.24)
Çiğdem Mahallesini tek geçerim.
Emek, Bahçelievler güvenli yerlerdir ve Ankamall a yakın.
0
ankarakecisi
(24.03.24)
bir sure kirada yasayip sehri kesfedin sonra alirsiniz :)
0
The_Lollok
(24.03.24)
emek-bahçelievler'i öneriyorum ben de. 5'e ev bulursunuz ama eski olabilir. yine de ulaşım açısından çok iyi, güvenli, semtten çıkmanıza da gerek yok. her şey elinizin altınca olacak.
0
noxie
(24.03.24)
birlik mahallesi, çankaya. 365 avm ve file market arasında kalan bölge çok iyidir.
0
zeleno
(24.03.24)
yaşam tarzınıza ve politik görüşlerinize göre değişir. bütçenize uygun ve istediğiniz şekilde bir ev bulabilir misiniz bilmiyorum ama sırasıyla; ayrancı, aziziye, güvenevler, remzi oğuz arık, bahçelievler, yukarı bahçelievler, harbiye, küçükesat, emek, esatoğlu, gaziosmanpaşa, mustafa kemal, çiğdem, işçi blokları, ümit ve koru mahallelerine bakabilirsniz. ilk üç mahalle ankara'nın en yaşanılır mahalleleridir. geri kalanlarda sıra duruma göre değişebilir.
0
görünmezkaza
(24.03.24)
Yerliler yerine işi uzmanına bırakmanızı tavsiye ederim iyi bir gayrimenkul danışmanı sizi yönlendirebilir.
0
doharkoman
(24.03.24)
Görünmezkaza +1. Eşin işyerine çok yakın olsun, sakin bi mahalle olsun denilirse gazi mahallesine bakılabilir. Ayrancı en güzel semt ama :D
0
glamdr1ng
(24.03.24)
Çiğdemi de asla önermem bu arada. Toplu taşıması kötü. Yürüyüşle market imkanı kısıtlıydı 6 sene önce. Köpekten korkuyorsanız daha da beter bi yer. Odtü ormanlarındaki köpekler acıkınca mahalleye dalıyorlar
0
glamdr1ng
(24.03.24)
@the lollok kira hiç düşünmüyoruz senelerdir sürekli taşınan bir çift olarak bir taşınmayı daha bünyemiz kaldırmaz.

arkadaş ağırlamayı çok seven, alkol alan, cehapeli bir çiftiz :)
0
🌸melodi
(24.03.24)
cayyolu
0
robert bosch
(24.03.24)
40 yıllık Ankara'lı biri olarak görünmezkaza +1000 bizde ayrancı'da oturuyoruz, başka bir yerde oturmak istemem
0
mirty
(24.03.24)
Ayrancıya yoğunlaşın hocam o zaman. Lokantası, kahvecisi, meyhanesi, atölyesi her şeyi yürüme mesafesinde. Biraz daha param olsaydı oralara bakacaktım ama küçükesat tarafına geldim :D metro falan yok ama diğer özellikleriyle fazlasıyla kompanse eden bi yer
0
glamdr1ng
(24.03.24)
(1)

Ankara Boks

pilot monitoring
Merhaba, Boksa başlamak istiyorum. Ankara’da tavsiye edebileceğiniz neresi olur? Çok teşekkürler…
Merhaba,
Boksa başlamak istiyorum. Ankara’da tavsiye edebileceğiniz neresi olur? Çok teşekkürler…
0
pilot monitoring
(24.03.24)
Red gym - göksu hoca bugüne kadar gittiğim en düzgün hocalardan biridir, tavsiye ederim
0
mirty
(24.03.24)
(4)

Hangi robot süpürge? Köpek için gerekli mi?

croswell
Selamlar robotlarBüyük ırk bir köpeğim var haliyle çok fazla tüy döküyor. Dyson almıştım çok yararlı ancak sabahları kalktığımda tekrar süpürme operasyonu yoruyor. Onlarca robot süpürge var Xiaomi S10T 8000pa bu iyi gib ya da Roborock s8 ama fiyatı pahalı.Kafamdaki tek soru hazneleri tüy toplayarak
Selamlar robotlar

Büyük ırk bir köpeğim var haliyle çok fazla tüy döküyor. Dyson almıştım çok yararlı ancak sabahları kalktığımda tekrar süpürme operasyonu yoruyor. Onlarca robot süpürge var Xiaomi S10T 8000pa bu iyi gib ya da Roborock s8 ama fiyatı pahalı.
Kafamdaki tek soru hazneleri tüy toplayarak çok hızlı mı doluyor?
0
croswell
(20.03.24)
Her gün ya da iki günde bir süpürtürseniz, bizdeki dolmuyor. Ev 90 metrekare, uzun tüylü köpeğimiz. Roborock s5 var 4 yıldır sorunsuz kullanıyoruz.
0
mirty
(20.03.24)
kuzenimde uzun tüylü köpek var her gün çalıştırıyor ve her gün haznesini boşaltmak zorunda kalıyor hazne küçük roborock 5 veya 7 modeliydi.
bütçe varsa istasyonlular konfor sağlıyor.
0
eja
(20.03.24)
tek fırçalı olanlarda (roborock s5 mesela) uzun saçlar fırçaya dolanıyor, sık sık fırçayı temizlemek gerekiyor. çift fırçalı olanlarda (roborock s8) böyle bir sorun yok.
0
inheritance
(20.03.24)
evimde üç kedi olduğu için roborock q5 pro+ aldım, şimdilik sorun yok gibi. istasyonlu, yani gidip haznesini istasyona boşaltıyor. s8'deki gibi çift fırçalı, ve toz haznesi büyük, ancak bunun karışılığı olarak paspası yok sayılabilir, sadece doldurduğunuz suyu bezine damlatıp geziyor, herhangi bir paspas kontrolü (halıya geldiğinde kaldırma falan) yok. ama toz haznesi zaten epey büyük, ve istasyona da boşaltınca epey uzun süre dayanır gibi geliyor. istasyonsuz q5 pro bile alsanız diğerlerinin 1,5-2 katı hazne kapasitesi var gibi.
0
gkhncnzdgn
(20.03.24)
(1)

Motosikletçilere soru

adwokat
Merhaba, motorda zincirin hafif bol durması ne anlama geliyor?
Merhaba, motorda zincirin hafif bol durması ne anlama geliyor?
0
adwokat
(16.03.24)
Zincirin gerginliğini ayarlamak için arka teker aksının çatala bağlantı yerinde ayarı vardır, eğer bu ayar kısmı geriye dayanmış olmasına rağmen zincirde bolluk var ise zincirin değişim zamanı gelmiştir. Tabii ki motora otururken baktığınızı varsayıyorum,
0
mirty
(17.03.24)
(5)

Turkiyede dolos var mi?

lapaz
https://en.m.wikipedia.org/wiki/Dolos
0
lapaz
(16.03.24)
Türkiyede tetrapod dalgakıran diye geçiyor adı, amasrada var sanırım

insapedia.com

www.endustridemir.com

www.aa.com.tr
www.imo.org.tr
0
pislick0
(16.03.24)
Rizede vardı sanırım, 2015'te kıyı şeridinde görmüştüm.
0
curukturpkokusu
(16.03.24)
Ya adana'da ya da hatay'da gördüm. Denizcilik sektöründe çalışıyorum, gemilere genellikle botla gidiyorum, çok fazla liman, tershane, iskele kullandığımdan tam hatırlayamadım.
0
kimlanbu
(16.03.24)
Amasra'da var kesin bilgi
0
mirty
(16.03.24)
Doğu Karadeniz tamamen bunlardan olusuyo
0
abuzer
(17.03.24)
(39)

Evlilik ve tükenmişlik hissi, boşanma düşünceleri, tavsiye..

ustapasta
Selamlar, biraz uzun yazacağım. Doldum fakat tanıdığım biriyle dertleşmek istemiyorum. Eşimin mahremiyetini ihlal etmiş olurum diye tanıdık biriyle konuşmayı doğru bulmuyorum. O yüzden burada oversharing'in dibine vuracağım üzgünüm. Nasılsa kimse beni tanımıyor. Evli ya da başından evlilik geçmiş ki
Selamlar, biraz uzun yazacağım. Doldum fakat tanıdığım biriyle dertleşmek istemiyorum. Eşimin mahremiyetini ihlal etmiş olurum diye tanıdık biriyle konuşmayı doğru bulmuyorum. O yüzden burada oversharing'in dibine vuracağım üzgünüm. Nasılsa kimse beni tanımıyor. Evli ya da başından evlilik geçmiş kişiler (özellikle kadın) özelden yazarsa ne güzel olur.

Yaş 33, 5 yıllık evliyim. Eşimle severek evlendik, hala da seviyorum. Güvenilir, merhametli, iyi kalpli bir insan. Neşeli çocuk ruhlu biri, ailem de onu kendi çocuğu gibi sever. Sorun ne diyecek olursanız, sorun 5 yıl geçmesine rağmen hala oturmayan bazı şeylerin beni artık tüketmiş olması. Her şey ama her şeyin benim ittirmemle, benim iknamla yapılması. En basitinden, ikimiz de çalışıyoruz ve haftasonları 1 gün temizlik yapılması gerekli. Bunun için hala her haftasonu mutlaka bir gerginlik olur. “Ben bugün yapmayacağım sen kendi payına düşeni yap. Ben yarın yaparım. Şu zaman yaparım bu zaman yaparım.” İşten geliyorum o içerde yatarken ben yemek yapıyorum yiyoruz (yemek bende, bulaşık onda). Mutfakta bulaşıklar gece saat 10 11’e kadar bekler kokar. “Biraz yatayım yapıcam, yoruldum, maça gideyim gelince toplicam.” Her şey bir savaş evde. En basic rutinler bile devamlı gerginlik sebebi. Haftasonu temizliğimizi iki üç saatte halledip güle oynaya bir yere çıkamıyoruz. Kavga edip bozuşuyoruz ve tüm haftasonu evde küs geçiyor bazen. Böyle günlerde kendimi camdan atasım geliyor ruhum daralıyor. Onun çok da umrunda olmuyor. Karşımda 36 yaşında bir erkek değil de, annesi tarafından devamlı dürtülen 15 yaşında bir ergen var gibi hissediyorum. Bunlar basit örnekler ama demek istediğimi anlamışsınızdır. Hiç bir iş yapmadan yatarsak ondan iyisi yok, o zaman kavga etmeyiz. Sarılıp yatmak ister bütün gün.


Eşim çocukları çok seviyor, ben de istiyorum 10 aydır çocuk deniyoruz ancak henüz olmadı. Her ne kadar temas bağımlısı olsak da bu biraz şefkat ağırlıklı olmaya başladı, cinsellik çok çok seyrekleşti. Ovulasyon günleri dışında nadiren beraber oluyoruz. Belli günlerde olunca vazife gibi oluyor, kendimi çok kötü hissediyorum, istek duyamıyorum. Bunu onunla birkaç kez konuştum, bari şu ovulasyon günlerinde biraz beraber zaman geçirsek, biraz romantik bir ortam olsa da ben kuluçka makinesi gibi hissetmesem. Ama bir türlü aşamadık, tamamen tatsız isteksiz, çocuk yapmak üzerine yaşanan bir eyleme döndü. Açık açık ona cinsel yaşamımızdan inanılmaz mutsuz olduğumu söyledim. Güzellikle söyledim olmadı, kavga ettim olmadı. 60 yaşında bir çiftin yaşamı bizden iyidir, inanın artık uğraşmıyorum ve geçtim bu konudan.


Gelelim bugün kopan kavganın sebebine. Bu ay doktora gittim ve birkaç gün ovulasyon takibi yapıldı. Pazartesi yumurtlama gördü ve üç gün birliktelik olmasını önerdi doktor. Pazartesi yaptık iyi hoş. Salı yani dün akşam eve geldik, yemek faslı. Sonra aslında haftasonu yapması gereken fakat yine ertelediği bazı ev işlerini yaptı. Sonra dışarı terziye gitti, çıkmışken biraz arkadaşlarının yanına uğradı ve 22.30 civarı eve geldi.


Ben bu arada haftasonu memleketten topladığımız bazı taze otları ayıklayıp haşlayıp buzluğa atmakla meşguldüm. Amk otları tam gününü buldu fakat ertesi güne kalsa artık bozulacaktı. Uzun da bir iş. Neyse benim saat 00.30 gibi işim bitti. Bu arada salonda yatıyor, asla gelip yardım teklif etmiyor. Ovulasyon var değerlendirmemiz lazım, zaten saat geç olmuş. Yardımın dokunmasa bile gel, napıyosun canım de, bi ilgilen. İşim bitti salona geçtim yatıyor, eline sağlık dedi yanıma gelsene dedi. Gerçekten o kadar istemedim ki o an, duşa girip yatıcam dedim ve gittim, çıktığımda uyumuştu. O gece bir şeyler yaşanacaksa o akşam biraz daha ilgili olunmasını, moda girilmesini istiyorum, çok mu abes bir şey istiyorum ki?


Bu sabah kalktık, modum düşüktü. En değerli gün boşa geçmişti çünkü. Noldu diye sorduğunda kavga koptu. Beni suçluyor, bütün sorun akşam sana mutfakta yardım etmemem mi diyor. Bendeki birikmişliği asla ama asla anlamıyor, kaç kez anlatmama rağmen. Gece seni yanıma çağırdım gelmedin diyor. Artık vazife gereği yapılan randevulu ilişkilerden de sıkıldığımı söyledim. Ovulasyon zamanında da biraz isteksiz yapıverelim idare et diyor. Sanki o günler dışında yapıyormuşuz gibi. İnanılmaz kötü kavga ettik, birkaç kez ayrıl benden o zaman dedi, bana çok ağır bir cümle kurdu hatırladıkça gözlerim doluyor. Benden ayrıl o zaman, kendini yaptırtacak birini bulursun çok meraklısın ya zaten dedi (elbette bu kelimelerle değil). İnanamadım, hiç bu kadar ağır cümleler kurmazdık kavga ederken.


Bu lafı yutamıyorum. Her ay aynı günlerde, her haftasonu aynı günlerde aynı konulardan kavga etmekten artık tükendim. Dışardan bakıldığında iyi bir çiftiz, ayrı ayrı bakıldığında belki de iyi insanlarız. Ne desem yapar, ama kendisi asla bir şey planlamaz. Kendi kendine bir fikir ortaya atmaz. Bütün erkekler mi böyle? Ne istedin de yapmadım diyor, çok basit, ben o da bir şeyler istesin istiyorum. Her şeyi düşünmek zorunda kalmak istemiyorum, biraz ipleri eline alan, bu kadar edilgen olmayan bir eş istiyorum. Gerek güzellikle gerek kavga ile kaç kere konuştuk. Hep dikkat edeceğim diyor ama olmuyor.


Bu akşam eve gitmeyi düşünmüyorum o ağır lafın üzerine. Boşanmak istiyor muyum? Bilmiyorum, ama eşimi artık bu haliyle istemediğimi biliyorum. Eskisi gibi olsun istiyorum. Ben hiçbir kavgada ayrılık kelimesini kullanmam ama o bugün birkaç kez söyledi. Ayrılmak öyle zor geliyor ki. Yeniden bir hayat kurmak, bütün rutinlerinden vazgeçmek, hayatın tepetaklak olması. Bu ruh haliyle bunlarla başa çıkamayacak gibi hissediyorum. Çift terapisi işe yarar mı bilmiyorum.


Her akşam evde boş boş yatarak geçirdiğimiz bir hayat, ben talimat verdikçe sorunsuz olan, duygusal olarak çok bir şey beklemediğim evliliğim. Bütün evliliklerin sonu bu mu? Erkekler bu rutin yaşamı sorun etmiyor biz mi ediyoruz? Şiddet yoksa aldatma yoksa her şey okey midir? Artık intihar eden insanların ruh halini bile anlayabiliyorum. Eskiden çok şaşırırdım, madem hayatından vazgeçecek duruma geldin, bari her yolu dene, ölümden kötü ne olabilir evden ayrıl aç kal sürün, olmazsa yine intihar edersin derdim içimden. Şimdi anlıyorum, insan bunlarla uğraşmayı göze alamayacak, savaşamayacak kadar tükenmiş oluyormuş. Uğraşmak istemiyormuş sadece bitsin istiyormuş. Ayrılmak istemiyorum, tüm bunlarla uğraşacak, aileme laf anlatacak, yeni bir hayata başlayacak gücüm yok. Tüm bunları göğüslesem bile boşanınca hayat daha mı iyi olacak, bunun garantisi yok. Ama böyle de o kadar mutsuzum ki.
0
ustapasta
(13.03.24)
hocam şöyle bir şey var, evliliklerin çok azı aradaki sevgi ve aşkın azalmasından dolayı bitiyor, daha çok böyle sorumsuzluklar ve hayatı paylaşmamak yüzünden bitiyor ve bir taraf tükeniyor

sizin kafanızı karıştıran şey "ama çok iyi bir insan, aileme ve çevreye çok iyi"

bu düşünce karar vermenizi zorlaştırıyor, ben böyle bir insanın değiştiğini görmedim, 50-60 yaşına gelip hayatının çoğu böyle angaryalarla harcanmış, tükenmiş çok kadın var

hocam bir de korunun bu çocuk konusunu hemen araya sıkıştırmayın, çocuğunuz olursa bu sorunlarınızın üstünü bir süre daha örtecek, çocuk büyürken zamandan da yemiş olacaksınız, çocuk bir adet sorumsuz ebeveyn ve bundan dolayı sürekli gergin ve öfkeli ebeveynin olduğu çok huzursuz bir evde büyüyecek, çocuk olunca eşiniz değişmeyecek, siz yine ev işleri, ev dışı sorumluluklar, çocuk bakım sorumluluğu hepsiyle tek başına uğraşmak durumunda olacaksınız

33 yaş çok genç daha, siz içinde bulunduğunuz koşullar yüzünden enerjisiz ve karamsar hissediyorsunuz, 40ındaki kadınlar hayatı yeniden yaşamaya başlıyorlar daha mutlu daha enerjik
0
grimavi
(13.03.24)
Öncelikle şunu söylemeliyim,

Bu olanları maalesef çoğu evli çift yaşıyor. Erkek ve Kadın versiyonu olarak azıcık farklılıklarla çoğu yerde duyuyorum bunları. Yaşayanlardan birisi de benim. Bu yaşadığınızın erkek tarafındayım.

Her şeyi denedim, profesyonel ve geleneksel olarak tüm tavsiyeleri yumuşak başla uyguladım. Olmuyor.

7 yıl sonra Bebek oldu, onun hikayesi de çok başka ama; takibi ve tedaviyi de ben kontrol ediyorum tabi ki. Yani size şunu desem anlarsınız, eşim ne zaman regl olacak bilmiyor ve takip etmiyor. Kendisi de mühendis bu arada. Makina sahasında imkansızı ürettirmeyi başaran kadın. Demekki böyle, evilik başka bir yetenek.

Boşanmak, bana da yorucu geldi. Tam ciddi kararlar evresinde bir sürü major değişiklik ve kayıplarım oldu. Saldım.

Amatörce ama çok doğru; olmayınca gerçekten olmuyor.
0
achilles
(13.03.24)
@edmond honda aslında hiçbir iş yapmıyor değil. Her şeyi yarı yarıya yapıyoruz, ama sorun bunu bir rutin olarak kabullenememesi. Hep benim söylemek zorunda kalmam. Herkesin işi belli, o yapmazsa ben elimi bile sürmem onun işine.

Dünyanın en sevgi dolu insanı bu arada, yeğenim bile ona bayılıyor çok güzel anlaşıyorlar. çocuk yaparsak sevgisiz asla kalmaz ama ev işleri büyük sorun olur. Bu beni de çok düşündürüyor. Sevmekle olmuyor, sevgi dolu ama tembel.
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
en doğrusu minik darılmaları biriktirmemek. az önce bulaşık nedeniyle kavga ettiğin insanla sevişmek istemiyorsun. istediği kadar seksi olsun. bunu aklından çıkarma. senin için de öyle değil mi? güzel güzel konuşun. ikiniz de adım atın. birbirinizi yıpratmamak için elinizden geleni yapın. umarım düzelirsiniz ama ayrılmak dünyanın sonu değil. bazı kalıplara girmek zorunda değilsin. evlilik kutsal değil.

edit: imkanınız varsa haftada bir iki kez yardımcı tutun. öncesindeki gün bulaşık temizlik yapmayın, onları da yapar. haftada 2 gün dışarıdan söyleyip bulaşık çıkarmadan işinizi halledin. bir gün arkadaş aile ziyareti yapın. bir gün de dışarıda yiyin :) haftada bir iki günden fazla evde yemek yapmayın. o kadar büyük dert olmaz. eşin bu ve bunu değiştiremezsin. belki orta yolu bulabilirsin. istiyorsan.
0
gabe h coud
(13.03.24)
evli değilim hiç olmadım. o yüzden evlilikle ilgili yerlere girmicem, yaşayanlar daha iyi bilir. ama şunu görmek zor olmasa gerek, şimdiden böyle olan bir adam çocuk olunca sizce kendiliğinden sorumluluk üstlenip de çocukla ilgilenir mi? sizi rahat ettirir mi? yoksa siz 'iki' çocukla uğraşırken heder mi olursunuz? bence cevap ortada. bu senaryoda evet çocuğa da yazık olur ama bence yazığın en büyüğünü kendinize etmiş olursunuz. 33 yaşında böyle hissetmek normal değil, bunu ömrünüzün geri kalanına da yaymayın, bu adamdan çocuk yapmayın.

bu ruh haline girmek mutlak son değil, normal değil, doğal değil, herkes böyle olur evlilik böyledir vs diye bir şey yok, yaşadıklarınız düzeltmeniz gereken şeyleri gösteriyor, kabullenmeniz gerekenleri değil. çocuk fikrinden vazgeçip ilişkinizi değerlendirip iyileştirmeyi deneyebilirsiniz, bunun için çift terapisi iyi olabilir. ama işe yaramazsa da gencecik bi insansınız ayrılıp çok da güzel fıstık gibi yaşarsınız, hem de büyük küçük kimseye annelik veya hizmetçilik etmeden.. savaşacak da bir şey yok. düzgün bi insansa zaten ayrılırken sorun yaşamazsınız. çevreniz dar kafalı değilse sonrası da sorun olmamalı. milyonlarca bekar var, nasıl yaşıyorlarsa öyle yaşayacaksınız. maaşınız varsa kendinize göre evinizi tutuyorsunuz ve sadece kendi mutluluğunuzu dert ederek keyifle yaşamaya başlıyorsunuz. çok güzel oluyor valla, istediğinizde istediğinizi yapıyorsunuz, kimseye hesap vermiyorsunuz, rica minnet iş yaptırmıyorsunuz, laf anlatmıyorsunuz, caz trip çekmiyorsunuz, başkasının derdiyle hantallığıyla uğraşmıyorsunuz, sadece kendinizi düşünüyorsunuz falan şahane bi hayat. daha heyecanlı ilişkiler de yaşayabilirsiniz, size kalmış, istemeseniz de yaşamazsınız, kafanız rahat oh mis. teknik ve halledilebilecek zorluklara takılıp hayatı kaçırmayın, içinde bulunduğunuz ruh halinde olumsuzluklara odaklanmanız normal, ama yaşayınca ya niye daha önce yapmamışım diyeceksiniz sadece. kendinizi sonunu bildiğiniz bu yorucu hayata hapsetmeyin. kendiniz için yaşıyorsunuz, iyileştikçe bunu daha iyi görür insan, iyileşmeye odaklanın.

hiçbirini yapmıyorsanız bile kendinizi seviyorsanız şu an katiyen çocuk yapmayın derim naçizane, denemelere son verin. (30k)

ek: söylediği lafı unutmuşum, direkt o kısım bile ayrılık sebebi ama neyse.. hak etmediğiniz lafları yutmayın. iyi insan falan filan diye onur kırıcı sözlerini alttan almayın. o kısma takılmışsınız diye açasım geldi ama hocam zaten ortalama insan iyi insan oluyor. bariz kötülük yapmadığı sürece herkes iyi valla. sıradan bi şey bence. tek başına tutunulacak bi özellik değil.
0
nic cage
(13.03.24)
İnsanların evliliklerini yürütmemelerindeki temel sebeplerden en önemlilerini saymissiniz. Kadınların çalışma hayatındaki sorumlulukları yetmiyormuş gibi eve gelince de sorumlulukların devam etmesi, erkeklerin anne evinden sonra eşlerini de evin işlerini yapmak zorunda olan kişi olarak mimlemeleri kültürel olarak bizde zaten çok yaygın. Bunu kavga ederek, kuserek de tamir edemezsiniz. Anlaması gerekir. Önemli nokta şu, anlamaya gönlü var mı?


İkinci nokta aslında evliliklerde çok çok önemli fakat bizde kültürel olarak konuşulmaz. Biten evliliklerin çoğunda cinsel problemler vardır. İnsanlar bunu yok sayamazsa boşanır, yoksa da hayatları boyunca evlilik doyumundaki en önemli noktalardan biri eksik olarak hayatına devam eder. Zaten kadının cinsel doyum bekledigini söylemesi de genelde abes karsilanir. Eşinizin söylediği söz karşısında kirilmissiniz ve bu gayet anlasilir. Ama o da zaten sorunun kendinden kaynaklı olduğunu düşündüğü için ve bunu kabullenmekte zorlandığı için agresif bir tutum takinmis.

Yukaridakilere katılıyorum, bence böyle bir durumda çocuk yapmayı bir süre erteleyin ve eşiniz de kabul ederse birlikte çift terapisine gidin. Çözülmeyecek noktadaysa boşanmak dünyanın sonu değil ama en azından çaba sarf etmiş olursunuz. Çözülecek bir sorun varsa da karşılıklı iletişimle cozebilirsiniz. Sevgi ve aşk ise çok farklı olgular. Aşk yıllar içinde elbette şekil değiştirir ama sevginin baki olması gerekir. Birbirinize vakit ayırın, rutinlerim dışına çıkmaya çalışın.

İlişkilerimize duygusal yatırım yapıyoruz, emek veriyoruz. Bu yüzden bittiğini kabullenmekte zorlanıyoruz bazen ama şunu aklimizdan cikarmamak gerekir; "her iyi insan ve iyi baba, iyi bir eş olacak diye bir kaide yok".

Not: ben de evli ve çocuksuz bir kadın olarak yazdım bunları.
0
fraise
(13.03.24)
hepsini okudum.

bence bu sorunu çözebilirsiniz. adam kötü bir adam değil anladığım kadarıyla.
bence çocuk için acele etmeyin. yani şu an çocuk için yeterince enerjiniz yok.
ev işlerini tekrar bir bölüştürün ya da konuşun.
kendinize çok vakit ayırın.
amk otunu bırak bozulursa bozulsun yani.
birbirinze güzel şeyler söyleyin. film izleyin falan.
yani birbirinze vakit bulamamanızın bütün sebebi bu ev işleri mi.
erkekler biraz daha vurdumduymaz oluyor ama bence eşiniz de elinden geldiğini yapıyor.

burada ayrıl falan diyenleri ciddiye almayın. bekara karı boşamak da kolay diye bir laf var.
bence bu evlilik kurtarılır.

ama söylediği o laf biraz ayıp etmiş bence ciddi değil sinirlenince ağzından çıkmış.
0
OgutucuRecep
(13.03.24)
Erkek tarafıyım. Harekete geçme konusunda çok benzer durumlar yaşadım. Zamanla ortada buluştuk.
Her ikinizin de birbirinize doğru adımlar atmanız gerektiğini düşünüyorum. Bulaşıkları yıkamaması değil sizin sorununuz, sizin uygun gördüğünüz saatte yıkamaması.
Siz her konuda onu harekete geçirmek zorunda hissettikçe dürtükleyen bir insan oldunuz, o da dürtüklenme olmadan hareket etmeyen bir insan oldu. Sorun, sorunu doğurdu.
Çift terapisinin işe yarayacağını düşünüyorum.

Akşam eve gitmeme kararınızı bence gözden geçirin çünkü orası sizin eviniz. Zaten iyi bir durumda değilken bir de rahat etmediğiniz bir ortamda uyumakla uğraşmayın.

Çok şanslısınız ki çocuk konusunda acele etmenize gerek yok, henüz 33 yaşındasınız. İlişkiniz istediğiniz hale gelene kadar o işi biraz duraklatabilirsiniz.

Burada okuduğumuz birkaç satırla "bu evlilik devam etmemeli" gibi bir sonuca varan olursa asla kulak asmayın. Yapıcı tüm tavsiyeleri dikkate alıp yıkıcı tüm tavsiyeleri göz ardı etmenizi öneririm.
0
michael_knight
(13.03.24)
bence adamın pasif rol almasından zaten bunalmışken bu çocuk meselesi tuz biber olmuş. bence çocuk konusunu erteleyip diğer sorunları çözmeye odaklanın ve gündeminizden ovulasyonu vs. çıkarın.

gördüğüm kadarıyla ve eşimi de düşünürsem çoğu erkek kendisinden bir şey istenmeden bir şey yapmamaya plan program yapmamaya eğilimliler, bu doğru.

edit: bu arada ettiği laf konusunu unutmuşum ciddi anlamda özür dilemesi gerekiyor. telafi etmesini beklerdim ve eve gitmeyebilirdim ben de.
0
sanguine mcqaer
(13.03.24)
okudum hepsini
çocuk yapma işini durdurun öncelikle böyle bir ilişkiniz varken. bu sağlıksız bir karar, bence. sonrasında da mutlaka iyi bir terapist bulup terapiye gidin birlikte. iki taraf da çözmek istiyorsa halledersiniz. kavga etmeden konuşma ortamı yaratıp oturup konuşun bir de. belli ki bir şeyler yaşandıkça kavga ederek konuşuyorsunuz. sorun çıkmadığı bir anda oturun konuşun, randevulaşın hatta dışarı çıkın bir yerde oturup bir şeyler içerken konuşun.
0
veritaslibertas
(13.03.24)
Genel olarak bu düşüncede misiniz yoksa bir an için sinirlendiğinizde mi böyle hissediyorsunuz?

Bence sıkıntınız büyük. Eşiniz sizin söylediklerinize rağmen konfor alanından vazgeçmiyor. Ben de evlenmeden önce elimi sürmezdim işe. Ailem sağolsun yapardı.

Şimdi evlilikten sonra işbölümümüz var ve uyuyorum buna. Ama buna eşim zorlamadı.Ben kendim uymak zorunda olduğumu idrak ettim. Kimse çocuk değil.

Hatta işleri bir an önce bitirelim de rahat rahat oturalım diyorum eşime de. Bir de bu kadar iş yapmıyor diye söylenirken çocuk düşünüyorsunuz. Çok ilginç.
0
drako
(13.03.24)
bu akşam eve gitmeyeceksen de haber ver yüzünü göresim yok, şuradayım vs gibi. habersiz eve gitmemek büyük hata olur.

ev işi olayı dışında nasılsınız? eğleniyor musunuz? mutlu musun? beraber vakit geçirmekten hoşlanıyor musun? birbirinize hala değer veriyor musunuz? bunların cevabını düşün. olumlu ise kurtarmaya bak. sen boşanmak istemiyorsun çünkü bence.

temizlikçi tutun imkan varsa. yani belli bu adam temizlik yapmak istemiyor. ve iki yetişkinin yaşadığı evde de her hafta detaylı temizlik yapmak gerekmiyordur bence. bizde 1,5 yaşında bebek ve kedi var mesela. bazen sadece süpürge yapıp geçiyoruz. tozu gördüğüm halde toz almadığım hafta sonları oluyor. onun yerine ailemle vakit geçirmeyi tercih ediyorum. gerçekten kılı kırk yaracak kadar önemli mi bu temizlik meselesi? yapmayın evi bok götürsün demiyorum da bazı haftalarda da olduğu kadar yapıverin. inan sen kafana taktığın için bu mesele bu kadar büyük görünüyor gözüne. akşam yemeğinden sonra 10-11e kadar bekler bulaşıklar demişsin. beklesin. ne kadar kokabilir ki? sonuçta 11de de olsa kaldırıyor. yani sen onun öğretmeni, annesi, ev arkadaşı değilsin. senin sınavından 100 almak zorunda değil. 5 sene kavga etmişsin, konuşmuşsun olmamış. demek ki başka bir yol bakılmalı.

ipleri eline alsın diyorsun, edilgen olmasın diyorsun ya. bu adamın karakteri. sen adamdan A değil B olsun istiyorsun. sen zaten A ile evlenmişsin. değişmesini beklemen saçma değil mi? hani farklı bi durum olur değişmesini beklersin ama adam karakter olarak pasif demek ki. şimdi şöyle düşün. sen çok planlı, programlı, her şeyin kendi istediği gibi yapılmasını isteyen birisin diyelim. eşin de 5 sene sonra gelsin desin ki ben bu kadar dominant bir kadın istemiyorum, pasif olsun istiyorum. sence olur mu öyle bir şey? insanın karakteri neyse odur ya, değişmez. hele otuzlardan sonra hiç değişmez. törpülersin, dikkat edersin ama bir yere kadar.

cinsellik konusuna gelirsek. bazı insanlar isteksizdir. bunu kabul edelim. bir de adam yanıma gelsene demiş. kendisine göre gayet hoş bi davet. sen de reddetmişsin. suçu kendinde görmüyor doğal olarak. o güne otları bırakmak, buzluğa atmak filan senin kafanda yarattığın, çok da gerekli olmayan bir iş. iki saatini harcayıp yoruldun ve hırsını ondan çıkardın. hayatımda ot haşlayıp dolaba attığımı hatırlamıyorum bu arada. neyse. sonuç olarak çok da istekli biri değil belli ki ve hamilelik takvimi işi iyice rutine bindirmiş iki taraf için de.

bence çocuk işini erteleyin. zaten bu temizlik durumu çocuktan sonra seni daha da delirtir. hele taze otu buzluğa atan bi insanın bebek ek gıdaya geçince yapacağı şeyleri düşünemedim bile. sen kendini yorarsın eşin sadece güle oynaya ilgileneceği kadar ilgilenir. gelsin daha büyük kavgalar.

çocuk işini erteleyin. evlilik terapisi alın. ama gerçekten boşanma isteği varsa bir süre belirle. değişim görmek istediğini net bi şekilde belirt. baktın değişim yok o zaman boşanırsın.
0
elorelia
(13.03.24)
5 yıllık evli ve 20 aylık çocuk sahibi er birey olarak yazıyorum;

Sizin probleminiz çözülmeyecek bir problem değil ancak ikinizin de gönüllü olması ve psikolog desteği almanız gerekiyor. Buradan ya da cevrenizden alacağınız tavsiye ile çözemezsiniz.
Şunun kararını vermen lazım gerçekten bu kişi ile evliliğini devam ettirmek istiyor musun?

Eğer devam ettirmek istiyorsan eşini karşına alıp de ki "Ben seninle hayatıma devam etmek istiyorum ancak bu şartlarda değil psikolog desteği alalım" de o da eğer seninle devam etmek istiyorsa zaten kabul edecektir.

Eşimle iletişimimiz çok güçlü ve paylaşımcıyızdır ona rağmen çocuk olduktan sonra çok kez tartıştık çok zorlandık çünkü hem yorgun hem de tahammül azaldığı için sürekli gerginlik oluyor, çocuğun uykuları yeni oturmaya başladı ve ancak kendimize gelebildik bu problemleri aşmadan sakın çocuk yapmayın.
0
mirty
(13.03.24)
elorelia +1

1. çocuk işini erteleyin
2. genel temizlik için birini alın, haftalık ya da iki haftada bir mesela
3. mükemmeliyetçi tavrınızı törpülemeye çalışın, her hafta ev süper tertemiz olmak zorunda değil. bulaşıklar da 11 gibi makineye konsun, idare edilir bunlar

bu arada evli biri olarak yazıyorum, diğer şeyler bir yana, eşinizin itiraz etmeyip her programa katılması o kadar güzel bir şey ki. varsın program yapmasın, hepsine uyması bile güzel.
0
noxie
(13.03.24)
yazdıklarınız boşanmayı gerektirecek bir durum değil gibi, düzeltilebilir şeyler. eşiniz ev işleriyle çok istekli olmayabilir. peki boşanıp yeni birini bulduğunuzda istediğiniz gibi biri olacağından emin misiniz ve hatta birini bulabilecek misiniz?

erkeklerin büyük çoğunluğu eşiniz gibi. bence bi orta yol bulmaya çalışın.

bu arada eşiniz kötü konustuysa ayıp etmiş.
0
tabudeviren
(13.03.24)
teşekkür ederim fikirlerinizi okumak iyi oluyor öyle dolmuştum ki. Ot konusuna bu kadar takılmayın evet zamanlaması biraz saçma olsa da:) ot olmaz b.k olur, mesele yetişkin bir insana 5 yıldır hala devamlı ne yapması gerektiğini söylüyor olmak. Cevabın birinde dediği gibi bulaşık için tartıştıktan sonra kimse kimseyi arzulamaz. Birbirinden alakasız gibi görünen bu konular tamamen iç içe geçti ve birbirini etkilemeye başladı.

@eloreila ve diğer herkes, normalde (yani sorumluluklarımız söz konusu olmadığında) gayet iyiyiz. Beni hiç kırmaz hayır dediğini kolay kolay hatırlamam, ben de aynı şekilde ona değer veriyorum, mesela bu akşam eve gitmek istemiyorum ama ailemin evine de gitmek istemiyorum anlarlar onun hakkında kötü düşünürler diye:/ Sanırım gerçekten bizim en sık kavga nedenimiz ev işleri, haftada bir temizlikçi işini düşünebilirim. İkinci sorun bana göre cinsel yaşam, çocuk konusu zaten kötü olan şeyi daha kötü hale getirdi. Bunu bir süre erteleyeceğim. Eşime boşanmanın tüm zorluklarını göze alacak kadar katlanamıyor değilim, sadece bu döngüyü tekrar tekrar tartışmak ve çözememek beni yordu. Tükenmiş ve kendimi anlatamıyormuş gibi hissediyorum. O kadar laf anlatmama rağmen dün mutfakta yardım etmemem mi tüm sorun demesi mesela. Bunların beni ne kadar yıprattığını anlayamıyor, kendisi benim kadar etkilenmediği için.
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
Selamlar henüz 2 yıllık evliyim (29E). Hepsini okudum bir şeyler karalamaya geldim.

Ben de ilişki anlatmayı veya okumayı çok severim o yüzden paylaştığınız için ve net, uzun yazınız için teşekkürler.

Biz de bu tarz olmasa da çok kavgalar ettik. Öncelikle şunu anlamak gerekiyor. Kadınların sorun ettiği şeyler bizim beynimizde "bu niye sorun şimdi ya", "bunu niye tartışıyoruz şimdi", "ben nerdeyim zaman dursa keşke uçsam gitsem şuan" gibi şekillerde yorumlanıyor. Yani önce bunu kabul etmek lazım. Ben de şu açıdan eşinize benziyorum, sorun sevmem, gerginlik sevmem. Evde yapılması gereken bir iş varsa o hemen yapılmayabilir yarın yaparım öbür gün yaparım haftaya yaparım. Evlenince tabi bu ertelemeleri biraz kısalttım. Ben biraz kısalttım, hanım biraz rahatlaştı derken ortada buluşmaya çalışıyoruz.

Bazen kadınların tepkileri o kadar anlamsız geliyor ki güne "bugün ne olsa da sorun yapıp büyütsem ve günü, seksi, hafta sonunu, geceyi mahvetsem..." diyerek başladıklarını düşünüyorum. Çünkü yaşanıyor bunlar yani.

Ne oldu diyorum hayatı sorguluyorum. Ne oldu yine yani çöpü mü atmadım gece film izlemedim ve odama mı gittim, belli bir gün geçti de çiçek veya hediye almayı mı unuttum, bulaşıkları mı dizmedim ne oldu??

Çünkü yetişkin bir kadın bunların herhangi biri yüzünden hem kendi hayatını hem partneri için hayatı zindana çevirebilir.

Ve sorun şi ki tam da sizin anlattığınız gibi bir şey anlatmadan bozuluyorsunuz ve neye bozulduğunuzu anlamamız gerekiyor. Bazen 50 kere de olsa söylemeniz gerekiyorsa söyleyin lütfen.

Gelin yardım et deyin. Ben şuna bozuldum deyin. Konuşun biraz iletişim lazım susarak, içten içe kurularak, içerlere gidip ağlayarak bize bir şey anlatamıyorsunuz bunu anlayın artık.

Biraz dümdüzüzdür ama anlarız yani. Ve de ne olsa da bozulsam diye değil de, ne olsa da ben bunu bir güzelliğe çevirebilirim, huzursuzluğa değil de huzura yorarım diye düşünmek lazım.

Siz bizden ince düşünüyorsunuz. Evi, kendinizi, bizi. Biraz salmanız gerekiyor eve de bişey olmaz ota da bişey olmaz. Yani olsa da bişey olmaz yani 3 günlük dünyada ot çöp yüzünden geri gelmeyecek zamanlar bir hiç uğrana gitmemeli ya.

Gidin sırnaşın onun yerine. Veya çok acilse iki ses edin yardım gelmiyorsa onu mutlu mutlu isteyerek yapın. Yok yapmak istemiyorsanız da salın gitsin. Bizim evde mesela bazen 2-3 günlük bulaşık duruyor, kim denk geliyorsa o hallediyor.

Ben hep evdeyim, bazen hanım gelmeden her yeri süpürüyorum, toparlıyorum, çamaşırları bulaşıkları yıkıyorum, yemek hazırlıyorum. Ama bazen de evde olmama rağmen tezgahın üstü bulaşık kaynıyor. Hanım da yorgun geliyor zaten bazen yapıyor bazen yapamıyor. Ama hiç bir zaman sorun etmiyoruz. En azından bu konuda çözdük bir şeyleri. Bizde de başka konular var.

Neyse, bunlar erkek gözünden bir yorum olsun diye yazdıklarım. Objektif bakarsam da şu çıkarımı yapıyorum. Evet bazen anlamıyoruz, dümdüzüz falan diyorum ama işin şu boyutu da var,

Kadın mutsuzsa yerde gördüğü çoraba bile bozuluyor. Ama mutluysa senin coraplarını yerim essek diyor icinden. Kadın mutluysa evin ortasına da sıcsan der ki "yalnız şu ortalıga sıcma olaylarını bir kaç bin yıl önce bırakmıştık hatırlatırım" der kaldırır yıkar.

Tam beyninizin çalışma yapısını anlamasam da mutsuzken pireyi deve yapıyorsunuz gibime geliyor. O yüzden sizin mutlu olduğunuz şeylere odaklanmalı, sizi üzecek şeylere takılmamanız lazım. Sorun ottan çöpten ziyada başka şeyler olabilir, biraz daha derine inip onları çözmeniz lazım.

Çocuk konusuna gelince, bence de sakın kalkışmayın. Mutsuz bir kadın olarak mutluluğu çocuk üzerinden bulmaya çalışmayın. Bir çocuğun en son isteyeceği şey kendisi mutsuz, ilişkisi kötü bir anne tarafından dünyaya getirilmektir.

Ben de bu sorunlarınızın çözülebileceğine inanıyorum ancak, baktınız çözülmüyor. Evliliğin kutsal olduğuna da inanmıyorum. Mutsuzsan ayrılacaksın. Hayata 1 kere geliyorsak öncelik kendi mutluluğunuz olmalı. Eşinizin veya çocuğunuzunki değil.

Siz mutlu olasınız ki eşinize, ailenize, arkadaşlarınıza veya ileride olursa eğer çocuğunuza verecek mutluluğunuz kalsın.

Netflix de "Kuvvetli bir alkış" ı izlemediyseniz birlikte izleyin belki çocuk yapmaktan biraz vazgeçersiniz :D

Teyzem geçen 60 yaşında boşandı. Çocuklar için katlandım yıllarca dedi. Katlanmak zorunda değilsiniz. Yani başından çözebilirsiniz. Bunu siz veya eşiniz kötü olduğu için değil, birbirinize uymadığınız için yapmalısınız. Uymak zorunda da değilsiniz ama zıtlığın uyumunu bile yakalayamıyorsanız o ilişkiyi sürdürmenin hiç bir anlamı yok.

Sanki ayrılsam başkası daha mı iyi olacak düşüncesi yanlış. Sorun daha iyi veya kötü olması değil zaten. "Daha uyumlu" olması. ki bu da vardır.

Ama bazen eşin 6 tane özelliği çok iyidir, 4 tanesiyle baş etmeye alışırsın, devam edersin. Bu da kafidir. Bazen de 9 özelliği çok iyidir, kim gelse eşinizi havada kapar, o kadar iyidir. Oma o kötü 1 tane özelliği size o kadar batar ki koşarak uzaklaşırsınız. Benim daha önce böyle bıraktığım uzun ilişkilerim oldu. Gram pişman değilim. Herkes dengini bulmalı. Zihnen, bedenen, ruhen, mantıken.. artık nereden bakıyorsanız.

İlla %100 anlaşılacak diye bir şey yok ama birbirinizi idare etmeyi, sorunları idare etmeyi öğrenmeniz lazım. Bakın katlanın demiyorum. Baş etmeyi öğrenmek lazım. Baktınız sizi çok zorluyor, olmuyor, ümitsiz vaka. O zaman bitirmek yanlış bir seçenek değil bana göre.
0
ananiyimioguz
(13.03.24)
Hepsini okudum o iş olmaz çocuk sahibi olmayın erteleyin önce aranızı düzeltin derim.
Eşiniz yanlış yapmış
40e 15 yıllık evliyiz
0
basond
(13.03.24)
Evli bir kadın olarak yorum yapmak istiyorum burayı okuyup gaza gelme. Bu saydığın sebepler boşanma sebebi değil.
Sadece sen yönetmeye yatkınsın, eşin de tembelliğe. Tıpkı benim evliliğim gibi :)
Başlarda bizim de böyle problemlerimiz oluyordu çünkü ben tembelim ev işi sevmiyorum yapmak da istemiyorum. Eşim de sizin gibi her şey tam düzenli ve muntazam olmalı diye düşüyordu.
Tezgahta patates soyarken neden altına bir şey sermemişim, neden salatalıkların kabuğunu orda kurutmuşum filan. Dedim bunun sana ne zararı var? Patatesi soyunca en son tezgahı siliyorum o yüzden altına bir şey koymak istemiyorum. Bu sadece bir örnek. Böyle onlarca olay vardı. Bir süre düşündü ve bana hak verdi. Haklısın aslında onun kimseye zararı yok ama ben alışmadığım için yanlış bir şey yapıyorsun gibi geliyor dedi. Dedim yanlış filan değil bu benim tarzım. Benim hayatım. Kimseye zararım yok.
Demem o ki bulaşığın 9 da değil de 11 de yıkanması kimseye zarar etmez. Hatta erkesi güne kalsın. Ne olabilir ki huzurdan önemli mi.
Kocam bu huylarını bıraktı valla 2 senedir cennette yaşıyorum. Kendisi için de öyle büyük bir stres kaynaği kalkmış oldu. Skeym tezgahı da bulaşığı da yani. Takıntı bunlar hep.
0
yenibirgüzelnick
(13.03.24)
yazacak çok şey var ama öncelik olarak çocuktan net olarak vazgeçin.
ondan sonra sağlıklı bir şekilde düşünüp karar verin.
çocuk sonrası boşanmak çok zor hele kadın için.
0
nuisance2
(13.03.24)
sorun sadece ev işleri meselesi ise bu konuda sorumluluğu daha fazla almanız gerektiğini düşünüyorum.
evet bencilce, fakat ev arkadaşı gibi iş bölümü yapmak erkeğin doğasına uymuyor.
modern yaşam erkekleri kadınlaştırıyor sonra da kadınların erkeğin bu şekilde olmasından rahatsız oluyor.

diğer konularda bir sorun olmadığından eminseniz kocanızı ev işlerine hiç bulaştırmayıp bir süre gözlemleyin(gerekirse yardımcı v.s.), bence işler değişecektir.

planlı çocuk yapma konusuna gelirsek, yumurtlama dönemi v.s. takip etmek bunları tamamen çöpe atın. aklınıze bile getirmeyin.
biz bu şekilde 1 yıla yakın uğraştık sonra ara verip normal sürece girdiğimizde çocuk olmuştu.
bu işlerde psikoloji > fizyoloji.
ayrıca kendinize eziyet etmenize gerek yok.
0
nuisance2
(13.03.24)
@ananiyimioguz teşekkürler kendi açından anlattığın için. Meşhur bir kitap var ya Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten, bana onu hatırlattı söylediklerin. İçeriği günümüze göre artık biraz seksist kalıyor ama bakış açımı bayağı değiştirmişti okuduğumda. Erkeklerin bizim gibi olmadığını ve olamayacağını kabul edersek ve bu ön kabule göre davranırsak mutlu olabileceğimizi anlamıştım. Orada da yazıyordu mesela, "Erkeklerin kadınların aklından geçenleri tahmin etme gibi bir sorumluluğu yok": Yalan yok buna çok içerliyorum ama dikkat etmeye çalışıyorum. Mesela ilk çocuk düşünmeye başladığımızda ayın o belli günlerine neden hiç dikkat etmiyor diye sinir olmuştum. Sonra gittim söyledim, her ay şu şu günler önemli, o günlerde lütfen biraz daha birbirimizle ilgilenelim ortam yaratalım, vazife gibi olunca kendimi kötü hissediyorum diye. Şimdi bunu bir iki kere söylemiş olmam ve tamam demiş olması yetmiyor mu? Her ay da söylenmez diye düşünüyorum, her ay gerekliyse pes.
Bir de ben bu kitabı okumuş ve biraz da olsa kendimi düzeltmeye çalışmıştım, ondan da okumasını rica ettim ama okumadı. Aklıma geldi şimdi :|
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
Sizin biraz bosvermeniz biraz da kabullenmeniz lazim. Is sizin istediginiz gibi yapildi mi kismina değil is en sonunda yapildi mi kismina odaklanip sukretmek lazim, erkeklerin en beceriklisi bile bu kadar oluyor max, bunun otesi instagramda evin her tarafini fosur fosur yikayan adam.

Ovulasyon gunlerine bağlı seks yapmak sıkıcı ama garanti bir yontem. Ovulasyon takip ederken hamile kalamiyosam takip etmesem hic kalamam diye dusunmustum (kaldim). Ilk gun neyse de sonra ovulasyon donemi diye görev gibi 3 gun arka arkaya yapmak canimi sikiyordu mesela. Artik 3. gun naparsan yap gorev oluyor o.

Benzer yollardan gecmis biri olarak (35 k, 5 yil evlilik) duzelmeyecek şeyler değil ama iki tarafın da kendinden odun vermesi lazim biraz. Bence takmamayi ogrenmenin yollarini gelistirerek mutlu bir evlilige kavusabilirsiniz.
0
instant crush
(13.03.24)
@nuisance2 buna katılmıyorum ya, ev işleri erkeği kadınlaştırıyor diye hem dışarda çalışıp hem evin çoğu yükünü alırsak bizim suçumuz ne? O zaman erkekleşiyorum diyip dışarıdaki işimi bırakayım ben de. Çünkü bu kadar yükle ben de kadın olmaktan çıkarım.

çocuk konusunda da, evet yumurtlama takibi nefrettt bir şey. Ama işte dediğim gibi sık sık yapan bir çift olsak zaten denk gelir diye düşünerek özellikle o günleri kovalamam. Ama sık yapmayınca bari o günlerde olsun diye dikkat etmeye başlıyorsun ister istemez:|
0
🌸ustapasta
(13.03.24)
temizlik-yemek işinin kadının vazifesi olması bi şekilde insan örfüne yerleşmiş.

siz rolleri değişmişsiniz, kentli modern çift filan. kocanız yeni rolü pek de kabullenemediği ama söylemeye çekindiği için işi ağırdan alıyor bence.

"O zaman erkekleşiyorum diyip dışarıdaki işimi bırakayım ben de." evet. yapabiliyorsanız yapın. geçim de erkeğin yüküydü. roller değişti. insanlığın son birkaç yüzyılının macerası bu.

çocuk yapamama meselesi evlilikleri sarsıyor. bu normal.

çocuk yapamadığı için erkekliği incinmiş olabilir onun da. diğer ihtimaller de var, evlilik değil bekarlık istiyor olabilir ama bunlar spekülasyon olur.

boşanma lafzı hoş değil ama konuşulabilir

burada afedersiniz d*yy*sluk ettiği şey, gidip başkasından yaparsın demesi. çüş. karı koca birbirine böyle derse, hukuklarını büyük yaralar. o yara özürle bile tamamen kapanmayabilir.

bu sonuncu konuyu bi irdeleyin. meselenin ayıbını tane tane anlatın. pişmanlıkla af dilerse, gafletse söylediğini derse, bi şans verebilirsiniz. size kalmış.
0
lambırcek
(14.03.24)
bi twit vardı, evlilikte kadının en büyük sorunu yemeği kim yapacak değil bugün yemekte ne yapsak ne yesek sorunu. ben de bunu yaşıyorum. yemek işi bende ama cidden bugün napacağım olayı beni yoruyor mesela.

diğer konuda da kimi zaman benim kimi zaman eşimin motivasyonu veya enerjisi olmuyor. darılmamamızın sebebinin birbirimize açık olmak olduğunu düşünüyorum. her şeyimizi açık açık o an söyleyip bitiriyoruz. sonu kavga da olsa seks de olsa bunu yapıyorum ben
0
Hallegadola
(14.03.24)
12 yil evli erkek olarak yazayim.
Sizin durumunuzdaki ciftler bosansa evliliklerin yarisi falan biterdi.
Bence esinizin tabiatinda mutfakda zaman harcamak yok.Is bolumlerini tekrar kontrol edin.Gerekirse alisveris, temizlik vb. esinizin yapabilecegi isleri yapsin.
Esiniz muhtemelen sizin gecimsiz, yuzu gulmeyen, surekli dirdir eden sorun cikartan biri oldugunuzu dusunuyor.Ettigi gereksiz kufurden de bir seyleri yerli yerine oturtmaktan, huzurluzluktan biktigini gosteriyor.bence overthinking yapmayi birakip guler yuzlu biri olmaya calisin. Erkekler icin evin bal dok yala olmasi yada evde guzel yemek yapilmasi degil guler yuzlu ve anlayisli bir es daha onemlidir.Esinizin cocuk ruhlu oldugunu yazmissiniz.Bilmem farkinda misiniz ama cocuk ruhlu birine karsi despot anne rolunu oynuyorsunuz.Bu sekilde gecimsizlik olursa yatakta da sorun olmasi cok normal.Ben sizi daha haksiz buldum.Biliyorum bu yazdiklarim hosunuza gitmeyecek bana kizacaksiniz ama dusunmeye deger bence.Yangina korukle gitmeyin.
0
turkuaz
(14.03.24)
yani mutsuz bir evlilik evet ama toksik bir evlilik değil. sadece rutine ve tekdüzeliğe hapis olmuş gibisiniz. tutku, arzu ne bileyim heyecan kalmamış pek. çocuk yapsanız da eşinizden ekstra destek, anlayış göremeyebilirsiniz. bu sizi daha çok üzebilir. çok çocuk heveslisi olsa eşiniz kendisi zaten bu süreçte takip eder, elinden geleni yapardı.
bu arada şeyi anlıyorum özellikle uzun süreli denemelerde bir noktada neden olmuyor stresi ile beraber insan darlanıyor ve zul gelmeye başlıyor. ama bu başka bir bıkkınlık boyutu gibi. gençsiniz, bence hayatınızı mutlu olmadığınız bir ilişkide feda etmeyin, çocuğu da mutsuz ve anlamsız bir birlikteliğin içine doğurmayın.
anlıyorum anne olmak istiyorsunuz, ama sizin anne olma hakkınız, çocuğunuzun mutlu ve sağlıklı bir ailede büyüme hakkından daha öncelikli değil maalesef.
0
wild honey suckle
(14.03.24)
erkekler gene bildiğimiz gibi... "ne var canım daha fazla fedakarlık yapsan" noktasından bakmışlar.
eşinin sana ettiği laftan sonra diğer şeylerin konuşulmasını çok saçma buluyorum. o sebeple kısa kestim.
0
suyin
(14.03.24)
Benim düsüncem senden beklenen; tipik ev kadınlığı ama adama rahat da vermemişsin o da küfür etmiş. Mutlu değilsen yaşın gençken ayrıl.
0
Coma
(14.03.24)
tüm evlilik ile ilgili sorunların temel sebebi, farkında olmadan yükselen stres seviyemiz. Hızlı yaşam, strese, stres huzursuzluk ve tahammülsüzlüğe , ve bunlarda insan ilişkilerine olumsuz olarak yansıyor, diğer her şey bahane ve teferruattan başka bir şey değildir.

Bunun imkan elverdiğinde doğa içinde küçük bir köy ve ilçede yaşamak için plan yapın , hayatınız yavaşladıkta , toprak ve doğra ile temas ettikçe her şeyin yavaş yavaş düzeldiğini göreceksiniz.

Belki inanmayacaksınız ama deneyin, yoğun şehir hayatı insanın doğasına en baştan uygun değildir .Ne varki bu şekilde yaşamayı farkında olmadan zorlanıyoruz.
0
Rao
(14.03.24)
@Rao, başta kulağa mantıklı gibi gelse de benden 2 önceki kuşak köyde yaşamışlar ve köy ortamında da gayet kavga, atışma, küslükler, cinayetler, adam kaçırma, tecavüz, adam vurma.. biraz daha doğuya gidersek töreler falan...

Ya komşu komşuya bahçesine ağaç sarktı ve bişey yapmadı diye 3 yıl küs kalır mı?

Kalır, onların dünyası da o çünkü.

Babaannem alzheimer olmasaydı da anlatsaydı size neler çektiğini. Kırsalda yaşayan bir kaç nesil öncemizde katlanma diye bir şey vardı. Artık kadınlar 1900lerden sonra iş hayatlarına girdiğinden beri bu pek kalmadı. Kimse birinin kahrını çekmek istemiyor veya sesini çıkarıyor artık.

Yani ben kendi dünyamızı büyültmenin veya küçültmenin sorunu değiştireceğini düşünmüyorum. İnsanın olduğu her yerde huzursuzluk, kavga, atışma olurmuş gibime geliyor. Doğamızda var yani. İstediğiniz kadar küçültük, heidi gibi yaşayın, artık o dünya sizin için yine normal olacak.

Ama şehrin, işlerin, kalabalığın vb. bir dünya etkenin bizi aşağı çektiği konusunda haksız değilsiniz.

@ustapasta, tekrar gelmişken şeyi demeyi unuttum, evet yukarıda da yazmışlar, kadınlar mesela eleştirirler annen miyim ben senin diye ama anne gibi davranmaktan da alıkoymazlar kendilerini. Burada bir çelişki yok mu.

İlişkinin başlarında eşim biraz evhamlı ve biraz kontrolcüydü. Yemek yedim mi, camı kapattım mı, üstüme bişey aldım mı, üşüttüm mü, kurulandım mı vs vs saymakla bitmez. ya kontrol eder ya da arar sorardı sürekli.

Anlam veremeyeceğim şekilde strese girer, meraklanırdı. Huzursuz olurdu. Bazen bir şeyi yapmadıysam sinirlenirdi, küçük çocuğa yapar gibi söylenirdi.

Ben de aşırı sülalem rahat bir insanım. Onu gördükçe iyice heyheyleri geliyordu.

Sonra ne olduysa bir ara aydınlanma geldi. Ya ben niye strese giriyorum koca adam gece yemek yiyemedi mi, dolapta bişey yoktu aç mı kaldı falan diye, huzursuz oluyorum. Gider en kötü makarna yapar, hiç bişey olmazsa yemek söyler açlıktan ölecek hali yok ya.

Diye bir ara gelince söylenmişti. Ondan sonra da böyle kontrolcülük yaptığını görmedim.

Ben onun beni yine düşündüğünü başka şeylerde anlayıp hissedebiliyorum ama bu tarz konularda "annelik taslama" huylarından erkenden uzaklaşmasına ben çok sevindim.

Yani bazen kızdığınız şeyi siz kendiniz yapıyorsunuz, çok takılmamak lazım. Hem siz rahatlarsınız hem eşiniz.
0
ananiyimioguz
(14.03.24)
@ananiyimioguz

Her türlü senaryoda negatif örnekle her zaman vardır, buna şans vb artık ne derseniz.
Ancak şöyle bir durum var ki ,yaşanılan yere bölge insanına , vb. göre çok değişkenlik gösteren bir durum.
Kal di ki, bundan insanlar ve nesiller değişiyor, bundan 50 sene önceki ve bugün ki toplum yapısı aynı değil.

Tüm olumsuzluklara rağmen ,doğanın, sessizliğin, temiz havanın , türlü kirlilikten uzaktan durmanın ve yavaş hayatın insana katacağı pozitif etki gerçeğini değiştirmez.
0
Rao
(15.03.24)
@ananiyimioguz aslında hiç anaç biri değilimdir. Mesela dışarda bir planım varsa onun evde ne yediğini ne yiyeceğini sormuyorum, kadınlar olarak erkeklerin beslenmesinden sorumlu olmamalıyız diye düşünüyorum. Hani tepki anlamında sormamak değil, bunu sormak ya da düşünmek aklıma gelmiyor. Birçok kişi böyle değil. Mesela annemlere gittiğimizde eşim tişörtle balkona çıktıysa annem hemen bana döner, "kızım çocuk üşüyecek montunu ver istersen". "Çocuk" üşürse içeri gelip montunu alabilir sanki, bu kadar verici olmamalıyız. Bence bu durum erkeklerin de hoşuna gitmiyor zaten. Tatile giderken eşinin valizini hazırlayan kadınlar olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım, bunun baya baya yaygın olduğunu fark edince de şok yaşamıştım:D


Eşimin şahsi konularında müdahaleci değilim rahatım, kendi tercihleri sonuçta. Ama ev düzeni beni de etkilediği için her şeye de bana ne diyemiyorum işte. Biraz aşmaya çalışıyorum, bahsettiğim kitaptan sonra oldu bu hatta. Mesela eşimin annesi yemek konusunda çok kendini yoran biri değil, o da öyle alışmış. Önüne bir çeşit koysan ya da kahvaltı gibi geçiştirsen okeydir. Bizde ise yemek çok çok önemliydi, ben de öyle alışmışım öyle devam ettirmem gerekiyor gibi davranıyordum hep. İşten gelip üç çeşit yemek yapmak, ya da uğraştırıcı güzel yemekler yapmak için iki saat uğraşıyordum, haliyle çok yorulup hırçın oluyordum eşime kızıyordum. Ben iki saat ayakta yemek yapayım, o gelsin 10 dkda bulaşıkları toplayıp geçsin oh ne ala diye. Sonra kitapta okudum, sizden talep edilmeyen fedakarlıklar yapıyor ama karşılığını göremeyip üzülüyorsanız, belki de o fedakarlığı yapmamalısınız diye. O anda bir aydınlanma geldi, adamın benden üç çeşit yemek beklediği yok, ben kendime bu işi çıkarıyorum, hem yoruluyorum hem haksızlığa uğradığımı düşünüp kızıyorum. Üstelik annem çalışmıyordu, ben işten gelip neden bunu yapıyorum diye düşündüm ve bıraktım. Basit şeyler yapıyorum, yalnızca yemek konusunda değil diğer konularda da rahatladım.

Ama işte dışardan baktığında mesela iş paylaşımımız var. Etrafımda birçok kadın da "söylediğinde yapıyorsa ona da şükür" modunda. Fakat ben 36 yaşında bir insana devamlı ne yapılması gerektiğini söylemeyi kabullenemiyorum. Erkekler böyledir diyip geçmeyi de öyle, acaba böyle midir yoksa böyle mi alıştırıldılar? Dm'den bu "zihinsel yük" ile ilgili güzel bi çizim gelmiş onu da paylaşayım: ekmekvegul.net
Mesela ben de kahvaltı sonrası çayımı içerken yalnızca çayımı içiyor olmayı isterdim. Çay içerken akşam yemeğinin malzemelerinden neler eksik, dışarı çıkıp ne almak lazım diye düşünmek yerine. O zaman sen de düşünme diyip geçilemiyor, saat akşam 7 olunca o malzemeler bir anda belirmeyecek çünkü. Eşim olsa akşam yemeği saatine kadar bir şey düşünmez, saat 7 olunca duruma ayıkır. Bu kafa rahatlığı acaba nasıl bir şey, biz de bayılmıyoruz bir şey yaparken başka şey düşünmeye. Düşünen olmayınca ev işleri aksadığından mecbur kalıyoruz. Yahu mesela yemeği ocağa ısıtmaya koymuşum bir iş çıkmış beş dk içeri geçmişim, eşim mutfakta sigara içiyor telefonda bir şeyler izliyor. Mutfağa giriyorum ki cazır cuzur ses geliyor yanacak yemek nerdeyse. Mutfakta ama onu fark etmiyor mesela, çünkü kendisine söylenmemiş. Hani bu kadar obvious bir şeyin söylenmesi de biraz insanın zekasına hakaret sayılmaz mı? Bu kadarının da yapısal olduğu bence biz kadınlara yutturulmuş bir yalan.

Eşimle konuştuk bu arada. Ettiği kötü söz ile ilgili, sigarayı bıraktığı için bazen anlamsız bir öfke yaşadığını söyledi, bunun mazeret sayılmadığını biliyorum dedi ve özür diledi. Doktor sperm analizini görünce sigarayı bırakmasını istemişti, çocuk sahibi olmayı çok istediği için hemen bıraktı (oversharing reis online).

Temizlik konusunda da, temizlik günleri yaşadığımız gereksiz gerginlikler için şunu dedi, "ben sana sinir olmuyorum, temizlik yapma eylemine sinirli oluyorum. Yani temizlik yaptığım için gergin oluyorum." Ama bunu yapmak zorunda olduğumuzu, benim de bayılarak yapmadığımı, bu gerginliği bana yansıtmasının saçma olduğunu anlattım dikkat edicem dedi bakalım ne olacak. Çocuk gelince sorumluluğumuzun daha fazla olacağını, şimdi böyleysek ileride daha çok sorun yaşayacağımızı, o yüzden çocuk düşüncesini ertelemek istediğimi söylediğimde üzüldü. Artık daha düzenli olalım ben de dikkat edicem dedi. Temizlik için birini ayarlamayı düşünüyorum, en azından yüzeysel şeyler kalsın bize. Durumlar şimdilik böyle.
0
🌸ustapasta
(15.03.24)
". Tatile giderken eşinin valizini hazırlayan kadınlar olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım,"

amacım laf söylemek değil ama böyle düşünüyorsanız aile olmanız zor.
çok bencilce bir düşünce bence.
siz ev arkadaşı olarak görüyorsunuz bence.
0
nuisance2
(15.03.24)
@nuisance2 herkesin “kendi” valizini hazırlaması nasıl bencilce oluyor anlamadım. Tam tersi senaryo olsaydı ne diyecektiniz? Eşim benim valizimi hazırlasın o zaman öyle aile olalım, o olmuyor ama dimi? Çocuklar bile 3-4 yaşından sonra ne giyeceğini kendi seçmek istiyorken bu durum bana komik gelmişti ama görüyorum ki burada bile varmış:D
0
🌸ustapasta
(15.03.24)
"Mesela annemlere gittiğimizde eşim tişörtle balkona çıktıysa annem hemen bana döner, "kızım çocuk üşüyecek montunu ver istersen". "Çocuk" üşürse içeri gelip montunu alabilir sanki, bu kadar verici olmamalıyız"

komiklikten ziyade mevzu şu aslında, adam(kadın) üşümüyor olabilir. ama eşi tarafından en azından kendisini düşündüğüne yönelik jesttir, iyi hissettirir. adam(kadın) evde açlıktan ölmez belki, ama dışardaki eşin onu da düşünerek belki yemek hazırlayıp
bırakması da aynı şekilde jesttir. adam(kadın) valiz hazırlamayacak kadar yorgun olabilir. eşin valizi hazırlaması jesttir. adam(kadın) ilaçlarını takip etmeyi unutabilir. eşin bunu bilip onun yerine hatırlaması hoştur. bu tip ufak gibi görünen davranışlarla zaten bir aile ortamı oluyor. nuisance +1 ev arkadaşlığı konusunda.
0
sarahkerrigan
(16.03.24)
Parantez içinde hep kadın da yazmışsınız ama, pratikte bu tür “jest”leri yapanların genelde erkek olmadığını hepimiz biliyoruz.

Daha bugün twitterda bir video gördüm, erkek işten eve kadından önce geliyor ve yemeği hazırlamış oluyor, kadın bunu videoya almış ve gayet mutlular. Yorumları görmeliydiniz, aşağılama ritüeli demişler, kadın erkeği s.kiyor demişler, bir adam bunu nasıl kabul eder demişler:D mesele beraber yenecek yemeği erkeğin hazırlamış olması.

Tam tersini düşünelim, kadın işten eve erkekten önce geliyorsa yemeği hazırlamaması söz konusu bile olabilir miydi? Sanmıyorum. Gerçek hayatta neyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. “Jest” yapan da, aman nolcak canım seviyorsa yapmalı, bunların hesabını yapıyorsa sevmiyordur denilen de kadın oluyor.

Konu benim konumdan çıktı şu an, şaşkınlıktan eşime şükrederek feminist manifesto yazıcam az kaldı:D
0
🌸ustapasta
(16.03.24)
okumaya bile dayanamıyorum bazı yorumları. sen bildiğin gibi devam et pasta bence...
0
suyin
(16.03.24)
(3)

Sütçülerin havalı korna çalma istisnası mı var? Neden göz yumuluyor?

summerof69
Bu sütçüler, kodumun havalı kornasını akşam 8-9'da çalarak 1 saat boyunca kafamızı şişirme hakkını nereden buluyor? Özel izinleri mi var? Biz buna katlanmak zorunda mıyız? Şikayet etsek, bu korna kirliliğinin önüne geçilir mi? Yoksa "yahu korna çalmazlarsa, nasıl müşterilerine haber verip satış yapa
Bu sütçüler, kodumun havalı kornasını akşam 8-9'da çalarak 1 saat boyunca kafamızı şişirme hakkını nereden buluyor? Özel izinleri mi var? Biz buna katlanmak zorunda mıyız?

Şikayet etsek, bu korna kirliliğinin önüne geçilir mi? Yoksa "yahu korna çalmazlarsa, nasıl müşterilerine haber verip satış yapacaklar; buna engel olamayız" mı derler?

İnternette araştırdım hiçbir şey bulamadım.

teşekkürler
0
summerof69
(10.03.24)
Değilsiniz, plakasını alıp şikayet edin. Ben çocuğu uyutmaya çalıştığımız dönem adamı yakalayıp tehdit ettim ama doğrusu vu değil tabii ki, çevre bakanlığına da gürültüden şikayet edebilirsiniz.
0
mirty
(10.03.24)
@dissendium. Yasak haberi 2017'den, bu yasak iptal edilmiş olmaz degil mi? Böyle bir yasak varsa yıllardır bu adamlar bu sütü nasıl satabiliyorlar. 1 kişi bile şikayet etmemiş olamaz, anlayamadım.
0
🌸summerof69
(10.03.24)
Gayet de 1 kişi bile şikayet etmeyebiliyor.

Bilmem kaç tane apartmanın olduğu yerde hayvanın biri her cumartesi, eğer kafası yeterince iyiyse hafta içi de gece boyunca yüksek ses müzik açıyor bir kişi bile lan bi uyutmadınız demediği gibi polisi de aramıyor.

Bazısı da arasam ne olacak zaten gelmeyecekler bıkkınlığında oluyor haksız değiller ama şikayet mekanizmasını canlı tutmak gerektiğini düşünüyorum.
0
chicha_v2
(10.03.24)
(3)

amazon gumruk vergisi ve gumruk siniri

Ecesb
selamlar 5000 tlye ahsap bir masa aldim boyutlari 100x40x30 cm yani cok buyuk bir sey degil. 150 euro altinda oldugu icin yine de 150 euroya cok yakin olduğundan şüphelendim. gumruge takilir mi sizce? bir de ek vergi odemek zorunda kalir miyim? benzer tecrübesi olan varsa aydinlatabilir mi? tesekkur
selamlar 5000 tlye ahsap bir masa aldim boyutlari 100x40x30 cm yani cok buyuk bir sey degil. 150 euro altinda oldugu icin yine de 150 euroya cok yakin olduğundan şüphelendim. gumruge takilir mi sizce? bir de ek vergi odemek zorunda kalir miyim? benzer tecrübesi olan varsa aydinlatabilir mi? tesekkurler.
0
Ecesb
(08.03.24)
piyango gibi görünüyor.
0
basond
(08.03.24)
Amazondan aldıysanız zaten size gümrük vergili fiyatını ödetiyor dolayısıyla takılmaz.
0
mirty
(08.03.24)
Geçen ay amazon.us’den 5700 tl’lik ürün aldım. Üç haftada teslim oldu. Hatta dün 67 kuruşluk iade yaptılar.
0
plastik turambar
(08.03.24)
(13)

Vücut yapip, t-shirt'le gezenler.

Yourcousinmarvinberry
Bu arkadaslar neyin kafasini yasiyor ?Gögüs ve kol kasi yaptigi için her ortamda(disarida hava soguk bile olsa) sadece kisa kollu shirt giymekten vazgeçmiyorlar. Motivasyonlari ne ? Sokakta yürürken bir kadinin onlari durdurup, ceplerine numaralarini tutusturmalarini mi bekliyorlar ?
Bu arkadaslar neyin kafasini yasiyor ?

Gögüs ve kol kasi yaptigi için her ortamda(disarida hava soguk bile olsa) sadece kisa kollu shirt giymekten vazgeçmiyorlar. Motivasyonlari ne ? Sokakta yürürken bir kadinin onlari durdurup, ceplerine numaralarini tutusturmalarini mi bekliyorlar ?
0
Yourcousinmarvinberry
(07.03.24)
vücut sıcak. üşümüyoruz :P
0
gabe h coud
(07.03.24)
Maslow'un ihtiyaçlar piramidinde dördüncü sırada beğenilmek var.

Bende böyle bir ihtiyaç yok deme. Bu bilimsel bir gerçeklik.

Konuya gelirsek, adam beğeniliyor ve beğeni bakışları alıyor ki öyle yapıyor. Telefon numarası tutuşturma konusuna gelirsek, oluyor gerçekten, oldu.

Ama ben gelişmiş bir vücudun, iyi bir meslek, saygın bir yaşam tarzı, düzgün kılık ve kıyafet, düzgün bir çevre ve entelektüel bir yapı eşliğinde anlamlı olduğunu düşünüyorum.
0
Mirket
(07.03.24)
Günlük hayatta insanların yapıp da statü aracı olmayan bir şey var mı?

Kahve içtiğimiz yer, giydiğimiz markalar, izlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar, siyasi görüşümüz, gittiğimiz yerler, bildiğimiz şeyler, tanıdığımız insanlar, kullandığımız telefon, hobilerimiz, arabamız, evimiz... Hepsi öyle ya da böyle kimliğimizin bir parçası, içinde olduğumuz sosyal gruplardaki yerimizin belirleyicisi, karşı cinsle iletişimimizde birer imleç olmuyor mu?
0
salihdt
(07.03.24)
İzmir'de hava 12 derece şuan t-shirt ile geziyorum iş yerinde. Hafif serinliği severim. Geniş sırtım ve seksi kaslarım ile mutluyum. Kadınlardan bir beklentim yok ama bakışları okumayı bildiğim için hoşuma da gidiyor aldığım Vibe. Kafa yaşamak istersem bir şeyler içiyorum, farklı şeyler yapıyorum t-shirt kafası kesmez beni.
0
hasmetizm 2046
(07.03.24)
Onlardan biri benim abim. Tek motivasyonu: "Kadınlar bakıyor." Kendini salmayıp vücut çalıştığı dönemlerde iki haftada bir sevgili değiştiriyor. Abimle bu süreçte takılanlar da üniversiteli ya da yeni iş hayatına atılan kızlar. Ciddi bir ilişki arayışında değil zaten.
0
gnosis
(07.03.24)
diri memeleri olup meme dekoltesi giyen, uzun sekilli bacaklari olup mini short ve etek giyen kadin neyi yasiyorsa onu yasiyorlar. erkegin genel olarak cok estetik bir vucudu yok, artik antik yunan doneminde de yasamadigimiz icin ortalama bir erkegin armut gibi vucudu var. bunun uzerinde olanlar da bunu gostermek istiyor.
0
bay b
(07.03.24)
Kendimizi iyi hissediyoruz
0
mirty
(07.03.24)
beğenilme beklentisi her insanda mevcut. bazı insanlar güçlü olabileceği yöne yöneliyor. vücut yapıp t-shirtle gezip beğenilme beklentisiyle gezen arkadaşın beklentisiyle ona numara verenin beklentisi aynıdır zaten.
0
mikahakkinen
(07.03.24)
ben de kışın şirkete full tshirt ile giderim. sağ kol full sleeve dövme ama amacım bu değil. bana sıcak basıyor, ben gömlek de giyemiyorum hatta patronla papaz oluyoruz sürekli :)

şu cebe numara koyma mevzusu da doğru. benim başıma gelmedi ama kuzenimde harley vardı. ışıklarda durdurup ahlaksız teklif etme teklifinde bile bulundular bi tur karşılığı:)
0
KidLazer
(07.03.24)
@Kid, bence onlar Harley'e vurulmus(:
0
🌸Yourcousinmarvinberry
(07.03.24)
kardesim gorup gorebilecegiz hot boy sayisi belli sen neye mani olmaya calisiyorsun ki? ayrica istedigini giyer teshircilik degil bu. gorsem gercekten sicakladigini dusunurum btw bunlar kolay kolay bot ve mont da giyemezler veya cok kalin degildir montlari. saglikli beslenince usume olmuyor sanirim. ben yedi kat yorganin altinda yatarken donla gezebiliyolar. ustune bir de bizi isitabiliyorlar. pekmez ye senin de olsun
0
ala09
(07.03.24)
Başarılı olmuş ve göstermek istiyor. Kolay değil kan, ter, gözyaşı.
0
rock n roll
(07.03.24)
@your
ufak bir farkla, kuzende de 6pack vücut var :)
0
KidLazer
(07.03.24)
(6)

Maaşlara ara zam olacak mı?

hunharca ben
Ocak ayında bu yıl bir kere zam olacak denilerek zam yapıldı diye hatırlıyorum. Bu memuru, işçisi, asgari ücretle çalışanı herkes mi dahil? Kimleri kapsıyor?
Ocak ayında bu yıl bir kere zam olacak denilerek zam yapıldı diye hatırlıyorum. Bu memuru, işçisi, asgari ücretle çalışanı herkes mi dahil? Kimleri kapsıyor?
0
hunharca ben
(06.03.24)
sadece asgari ücretliye bir kez olacak, memura zam gelecek diye biliyorum.
0
gule gule
(06.03.24)
Ara zam olayı kalktı , zam olmayacak
0
coner
(07.03.24)
Bundan sonra %40-%50 zamları da unutun. Maaşlar eriyecek. Yoksa enflasyonu durdurmak mümkün değil. Zaten gerçekleşmiş enflasyona göre değil, hedeflediğimiz enflasyona göre vereceğiz dediler.

Elinize geçen 3 kuruşu yemeyin, biriktirin.


.
0
kartallar yuksek ucar
(07.03.24)
Özel sektörde çok büyük şirket. Temmuz'da %15 planlanıyor. Fazlası çok zor. Asgari ücrete zam gelirse, dolar seçimden sonra %30'dan fazla artarsa bir tık daha artabilir.
0
gabe h coud
(07.03.24)
Bizde yapılacağı söylendi
0
mirty
(07.03.24)
özel sektör, bize olacak dendi. bakalım.
0
eurhka
(07.03.24)
(5)

erkek hassas bölge traş makinesi tavsiyesi

ilgeru
jilet'in banyo olanını kullanıyordum ama sürekli bitmesinden ve tahriş etmesindne bıktım. Tahriş etmeyen ve düzgün kesen bir makine arıyorum. Kullandığınız var mı?
jilet'in banyo olanını kullanıyordum ama sürekli bitmesinden ve tahriş etmesindne bıktım. Tahriş etmeyen ve düzgün kesen bir makine arıyorum. Kullandığınız var mı?
0
ilgeru
(29.02.24)
Philips bodygroom yıllardır çok memnunum.
0
mirty
(29.02.24)
@mirty, hangi model?
0
🌸ilgeru
(29.02.24)
Yıllar önce Philips Bodygroom aldım, 1 kere kullanıp kaldırdım kutusuna. Belki 2. şansı vermişimdir emin değilim. Ama beni remen yolmuştu aşırı acıtmıştı.
0
pianeta
(29.02.24)
erkek arkadasim Philips Oneblade'den assssssiri memnun. yuzu icin almisti ama her yere kullaniyor.
ben internetlerde gezinirken bulup "boyle bir sey kullanir misin?" diye atmistim. simdi keske daha once alsaydim diyor.
0
supergirl
(01.03.24)
Bendeki bg5020 halen satışı var mı emin değilim
0
mirty
(01.03.24)
(8)

Evinde jakuzi kullanan var mı?

kukuleta
70x115'lik bir duş alanım var.Normalde standart duş alanı olarak düşünüyordum ama jakuzi aklıma düştü.Özellikle buzlu su hazırlayıp içine dalma düşüncesi bunda etkili oldu.Boyum 1.83Beni kurtarır mı acaba 115'lik alan?
70x115'lik bir duş alanım var.

Normalde standart duş alanı olarak düşünüyordum ama jakuzi aklıma düştü.

Özellikle buzlu su hazırlayıp içine dalma düşüncesi bunda etkili oldu.

Boyum 1.83

Beni kurtarır mı acaba 115'lik alan?
0
kukuleta
(28.02.24)
Sorunuza cevap değil üstelik konu hakkında fikir de sormamışsınız ama kendimi tutamadım: su israfıdır, yapmayın.
0
biryazgünü
(28.02.24)
bizde 110*110 oval derin küvet var. 165 boyundaki ben içinde dizlerimi kırıp oturabiliyorum. eğer siz de çömecekseniz evet kurtarabilir 70 cm yi anlayamadım ancak o baya dar, ürünün kendi kenarları da 8-10 cm vardır. iç alanı baya dar kalır gibi düşündüm
0
delidiyorum
(28.02.24)
160cm lik jakuzi taze söktürdük çok kullanışsız küvet bile jakuziden iyidir. motorlu falan iyi model olmasına rağmen aşırı kullanışsız yanlarında oturma yerleri olduğundan içine dalmanı engelliyor
0
eja
(28.02.24)
paraya kıyıp iyisinden alırsan süper bişeydir. ama alan dar gibi geldi 70-115 ? standard boyları oluyor bunların zaten.
0
entropik
(28.02.24)
banyoda normal duş yeri varsa deneyin ama bir süre sonra atıl hale geliyor. (evde çocuk varsa aktif kullanabilirsiniz ama)

normal duş yeri yoksa ve duş almak için jakuziye girecekseniz vazgeçin bu sevdadan.
0
brkylmz
(28.02.24)
8 yaş altı çocuğunuz varsa cupcup yapsın diye düşünebilirsiniz. onun dışında aklınızdan bile geçirmeyin.

kirada oturduğum evde 100x140 alanda jakuzi var. ev sahibi heves etmiş yaptırmış. biz de ilk görünce voaaoov jakuzi falan dedik. duşakabin de var etrafında.

lan ceviz kabuğu gibi. içine oturuyorsun, dizler karna çekili, cenin pozisyonu. duşakabini kapatmasan bile sabit olan kenarları duvar gibi yükseliyor. dötünün iki tarafından su jetliyor, ayak tarafındakiler kıvrık dizinin altından boşa gidiyor. içine köpük katınca aşırı köpürüyor, köpüklü köpüklü komik oluyor. çocuk çok eğleniyor. ama böyle filmlerdeki gibi gireyim, yatayım, fokur fokur masaj olsun, bir elimde viski, öbür elim de puroyla keyif yapayım yok.

bir kere göğsüne kadar girdiğinde ayakları uzatacak kadar geniş olacak. etrafında duşakabin olmayacak. anca o zaman belki keyfi çıkar. iki büklüm oturmuş, etrafında açık bile olsa sabit kenarları olan duşakabinle anca dötüne yediğin su fışkırığıyla zevkleniyorsun. başka da bir haltı yok. 7 yılda ben 1 kere girdim, hanım hiç girmedi. oğlan işte küçükken arada doldurup, köpük falan sıkıp eğleniyordu. o da artık büyüdü girmiyor.
0
kibritsuyu
(28.02.24)
ailemin evinde var (aldığımızda banyoda vardı) daha bir kere bile motorunu çalıştırmadık. Fakat sıcak/ılık suya girip mayışmak gerçekten terapi gibi bir şey.

İleride düzgün yerim olursa evime yaptıracağım.

115'e şöyle bakmak lazım, oturup sırtını yasladığında bacak boyun kaç? Belden aşağını ölç 115'ten az çıkarsa olur bence.
0
nhk ni youkosu
(28.02.24)
Ailemin evinde var 22 yılda 1 kere ben heves edip kullanmıştım, başka da kullanan olmadı.
0
mirty
(28.02.24)
(10)

Araba - bagaj problemi. Küçük araç almaya ikna edebilir misiniz?

dejame
Babam yıllardır sedan araç kullanıyor, şu an kendisinde Symbol var. Tek isteği model yenilemek fakat istiyorum ki biraz daha konforlu ve kaliteli bir modele geçiş yapsın. Fakat alabileceğimiz sedan ve crossover modeller ise bütçemizi aşıyor.Kendisi yeni emekli oldu, aracı %95 şehir içi, yazları da b
Babam yıllardır sedan araç kullanıyor, şu an kendisinde Symbol var. Tek isteği model yenilemek fakat istiyorum ki biraz daha konforlu ve kaliteli bir modele geçiş yapsın. Fakat alabileceğimiz sedan ve crossover modeller ise bütçemizi aşıyor.

Kendisi yeni emekli oldu, aracı %95 şehir içi, yazları da birkaç kez yazlığa gitmek için kullanacak. Problem burada başlıyor. Arabaya en az iki valiz, birkaç büyük poşet koyuyorlar her seferinde. Bu yüzden bagajı büyük bir araç istiyor (ama şehir içinde park edememekten de yakınıyor).

Çözüm önerisi olarak diyorum ki, Megane, Egea Cross gibi araçlar almak yerine birkaç yıllık bir Clio, i20, Corsa gibi bir araç alalım, hem bütçeye uygun yeni ve konforlu bir araç olur, hem %95 şehir içi kullanımda rahat edersin, yazın da arka koltukları katlayıp tüm eşyaları koyar, annemle yazlığa gidersiniz.

Bu öneri mantıklı mı? Yılda sadece bir veya iki kez bagaj tıklım tıklım dolacak, geri kalanını sadece şehir içi bir yerlere gitmek ve pazar alışverişi için kullanacak.

Küçük arabaya ikna olursak seçeneklerimiz çok daha fazla.
Kullanacak kişi babam, 65 yaşında.
Teşekkürler :)
0
dejame
(21.02.24)
Buyuk Bagaj artik patates sagan çuvali ve cocuk arabasi tasimak disinda kullanissiz
0
halk
(21.02.24)
Kucuk araba alip, portbagaj alın tepesine.
0
mirty
(21.02.24)
İkna edilmeye ihtiyacınız yok ki. Zaten mantıklı olan küçük hatchback bir araç.
0
glamdr1ng
(21.02.24)
valla hatchback alacaksanız arka koltukların katlanır olup olmadığına dikkat edin. türkiye'de kalabalık ve park sorunu yaşanan bir yer yaşıyorsanız hatchback araç candır. eğer uzun yola çok yükle ve kişiyle çıkıyorsanız, küçük araç o zaman uzun yolda dezavantajlı hissettiriyor
0
false pretension
(21.02.24)
önerdiğin arabalara bulaşma derim hele corsa sakın.
auris bagaj olarak da fazlasıyla işinizi görecektir.
0
jamswety
(21.02.24)
@jamswety, teşekkür ederim. Neden ki? Bagaj/iç hacimden mi yoksa başka problemler mi olabilir?
0
🌸dejame
(21.02.24)
kusura bakmayın ben babanızın yanındayım. benim babam da büyük araç isterdi. berlingosu vardı. bagajı anca yetiyordu. corollaya geçti. sığamıyorum ben buna diye isyan etti. suv aldık biz de onu sevdi.

aileler için bagaj önemli. clio i20 falan yaşlıya gelmez küçük arabalar. bence adama bi b-suv alın. park yeri olarak hatchbackten çok farklı yer kaplamıyor. yüksek sadece. 15 cm uzundur en fazla.
0
jelly bear
(22.02.24)
butce ne bilmiyorum ama ben olsam kucuk SUV'a gecerim.
hem hatchback hacimi kullanabiliyorsun, hem de yaslilar icin inip binmesi kolay.

SUVlardan nefret eden hayati boyunca sedandan baska arac kullanmamis olan peder zorla SUV almak zorunda kaldi seneler once ve simdi kesinlikle baska araca binmem diyor.
0
cooperr
(22.02.24)
küçük araç değilde c segmenti ideal. bagaj konusunda problem yol clio bagaj genişliği çoğu c segment kadar var. benim için en büyük sorun 190 boyundaki biri arkaya koltuğu ittirdiği zaman diz mesafesinin kalmaması. aileye kesinlikle uygun değil. kullanacak kişi 65 yaşındaysa kesinlikle küçük araç alınmalı. algı düştüğü için araç kontrolü o yaşta çok zor.
0
mikahakkinen
(22.02.24)
9 cevaptan tek farklı olan @cooperr aklımı karıştırdı :) Bizim aile çok minyon. Babam 165, annem 150. Bilemedim… Başka yorum gelirse çok sevinirim
0
🌸dejame
(22.02.24)
(5)

Araba tavsiyeleri

mirafiori
Bir süredir keyif için kullanacağım bir araba arayışındayım, yaşadığım yerdeki durumlardan dolayı aracın 20 yaşından fazla olması işime geliyor. Bu doğrultuda önceliğin sürüş keyfi olacağı, kendince bir karakteri olan (fiat punto,panda, clio vs. direk eliyorum), bütçe dahilinde, mekanik, bakım-onarı
Bir süredir keyif için kullanacağım bir araba arayışındayım, yaşadığım yerdeki durumlardan dolayı aracın 20 yaşından fazla olması işime geliyor. Bu doğrultuda önceliğin sürüş keyfi olacağı, kendince bir karakteri olan (fiat punto,panda, clio vs. direk eliyorum), bütçe dahilinde, mekanik, bakım-onarım bakımından başımı ağrıtmayacak bir kaç model belirledim. Sizin düşünceleriniz nedir bu arabalarla ilgili?

Mini cooper mk1 (BMW'nin yaptığı ilk modeller)
Suzuki Jimny
Mazda Miata (1 veya 2. jenerasyon); her ne kadar aslında miata ilk tercihim olsa da 2 kişilik olması biraz kafamı kurcalıyor, öbürlerinin arka koltuğu rahat olmasa da en azından seçenek olması, arkadaşlarla haftasonu 1-2 saat mesafede bir yere gidebilme opsiyonunun olması daha cazip geliyor)

Yedek liste de VW beetle ve Jeep cherokee XJ var. Başka seçeneklere de açığım tabi.
0
mirafiori
(19.02.24)
türkiyede kullanacaksan mini vw beetle ve jeep cherokee sorun çıkaran araçlar.

eski kasa temiz e kasa mercedes al bin.
0
mikahakkinen
(19.02.24)
Turkiye'de degilim onu belirtebilirdim evet. Oyle E kasa mercedes tarzi bir sey istemiyorum acikcasi.
0
🌸mirafiori
(19.02.24)
jimny dağa taşa vurmayacaksan anlamsız.

mx5 al geç bence. sorunsuz olsun dersen.

sorunla da uğraşırım oyuncak gibi olsun dersen roadster.

jeep vs. asla.
0
gurur
(19.02.24)
Ben jeep kullanicisi olarak keyif için tavsiye etmeye geldim, özellikle wj kasa 3.1 harici diğerleri cok zevklidir.
0
mirty
(20.02.24)
- Mini: Alinacaksa S modeli alinir, surusu inanilmaz zevkli bende hastasiyim ama MK1'de zincir problemi var birkac arkadasin motoru dagildi ve yorulmamis olanini bulman zor. Bence 10 yas ustu Mini alinmaz.

- Miata: Dengeli bir arac ama akulu araba boyutlarinda birsey, bence tek araba olacaksa alinmaz asiri kucuk, 2 kisilik olmasini gectim, yolcu ile kucak kucaga gibi gidiyorsun. Boyum 1.80 icinde rahat oturamadim acikcasi. Eski modeline de yeni modeline de bindim.

- Beetle: Surus keyfi yok bunlarda, bir kere kiralamistim 1 haftaligina hastasi olmadim. Boktan bir golf havasi var.

- Jimny: Bence verdigin listede en az bu bas agritir ama surus keyfi bundan alamazsin. Surekli daga bayira gitmek gibi bir hayalin yoksa salla diyorum.

-Jeep XJ: Severim bunlari, bir tane vardi bende 2 sene bindim. Motorunu olduremezsin ama sehir icinde 20 litre falan yakiyordu, yakmak denemez hatta iciyordu. Frenleri berbattir. Bol elektrik arizasi verir (bir gun otomatik cami calismaz obur gun arka silecek calismaz, sonra kendi kendine calismaya baslar, gibi..) Bence hastasi degilsen ugrasilmaz.

Madem yurtdisindasin ben yerinde olsam parayi gider bir golf gti'ya basar gecerim. Hem hot hatch, hem 4 kisilik. Mis..
0
cooperr
(20.02.24)
(11)

Yüksek KM Lüks Araç vs Sıfır KM Standart Araç

french lover
Araçları örnek olsun diye söylüyorum.Diyelim ki 2 milyon tl'niz var.Bu paraya 100.000 km'de Porsche de alınabilir. Sıfır dolu paket bir Golf de alınabilir. Biri tasarım ve marka algısı itibari ile dikkat çekici bir araç iken diğeri görmeye alışık olduğumuz bir araç.Sizin tercihiniz hangisi olur?
Araçları örnek olsun diye söylüyorum.

Diyelim ki 2 milyon tl'niz var.
Bu paraya 100.000 km'de Porsche de alınabilir. Sıfır dolu paket bir Golf de alınabilir. Biri tasarım ve marka algısı itibari ile dikkat çekici bir araç iken diğeri görmeye alışık olduğumuz bir araç.

Sizin tercihiniz hangisi olur?
0
french lover
(17.02.24)
Aylık gelirim çok yüksek değilse golf olurdu tabii ki. Porsche’nin masrafları, bakımı, tamiri de yüksek olacak neticede.
0
but that was just a dream
(17.02.24)
golf
0
jelly bear
(17.02.24)
Tabiki de golf. Porsche'nin masrafları bitmez. Hele yüksek km ise ugraş dur. Mis gibi tertemiz 0 golf alır keyfime bakarım
0
limonlu eksi
(18.02.24)
Eğer elimde sadece iki milyon lira varsa, ikinci arabam olmayacaksa ve harbiden her hafta birkaç gün kullanacaksam ve de tamir için harcanacak yüz binleri risk olarak alamayacaksam tabiki golf.

Bu dünyanın en meşhur sorusudur ve yüzde 90 olarak cevap yeni arabadir. Cevap eski araba olsaydi zaten her yerde porsche, ferrari ne bileyim 7 kasa bmw falan görürdük ama bu arabalar yüzbinlerce kmyi yapsin, ikinci üçüncü eli satilsin, uzun süre kullanilsin diye yapilmiyor. Zaten ilk sahipleri de bu şekilde almiyor, paralari var ve canlari istiyor. Misal porsche almadan önce bir porsche tamircisine sorun bakalım kac para bakimi, tamiri vs. Sonra paraniz yeter mi bakarsiniz.

Ha sansiniza belki 1-2 sene cüzi masrafli olacak bir şey cikar ama bu çok düşük şans. Bu arabalari kullananlar öyle dikkatli kullanmaz.
0
logisticsmanager
(18.02.24)
her zaman düşük km de yeni araç alırım. biraz yol yapınca satarım. Sanayide harcayacak vaktim maalesef yok :)

Ayrıca her marka arabanın kesin kronik bir arızası vardır ve bu arızalar nedense hemen ortaya çıkmaz.
0
bu yolun yolcusu
(18.02.24)
ucuza luks arac olmaz, sen artik bitik halini butcene uygun sekilde alsan bile o aracin en ufak arizasinin altindan kalkmakta zorlanirsin cunku parcasi ile aracin sifir fiyati orantili olarak ilerliyor. Hatta arizayi birak o aracin normal asinan parcalarinin bile fiyatlari astronomik oluyor, porsche'nin bir set freni kac para bir bakmani oneririm.

o yuzden, paran sifir neye yetiyorsa onu alip gececeksin. golf ise golf.
0
cooperr
(18.02.24)
Sıfırını olmasa dahi yüksek modellisini yürütemeyeceğiniz aracın yüksek km'li ikinci elini de almayın. Bu genelleme büyük oranda sizi doğru tercihe götürür.
0
mada
(18.02.24)
bmw, audi, range gibi araçlarda altın kural sıfır alıp 90binde satmaktır. herhangi bir çekici şöförüyle konuşursanız eğer, size alman grubunda en çok audi, bmw çektiğini söyleyecektir. arıza çıkarmaya bir başlarsa ardı arkası gelmez. özellikle elektronik arızalardan kafayı sıyırırsınız.

bu tür araçları sanayide yaptırmaya kalksanız bile herkes ellemez, elektrikçileri dolaşırsınız hepsi size ben o gruba bakmıyorum der geçer. teee trakyanın bir ucundan tamir edilsin diye trabzona çekiciyle giden alman grubu araç biliyorum ben. elleyen de çok ciddi para ister. olası bir motor probleminde tamir masrafları çok çok yüksek olur kaldı ki porsche vb gibi iyice lüks markalardan bahsetmiyorum bile.

araç alacak olsam kesinlikle kore - japon grubundan alırdım.

bu arada tamir konusunda range alman değil ama kimsenin ellemediği parçaların çok pahalı olduğu, motor indirileceği zaman yerine göre kasanın şaseden ayrıldığı cins araçlardandır. çeşitli ağrızaları görmek için bağladıkları bilgisayar ve yazılım da farklıdır. dükkan dükkan gezersiniz bulamazsınız.

ha nerden biliyorsun derseniz sanayiciyim, en yakın arkadaşım kore japon grubu araç yapıyor, bu arkadaşın eski ortağı bu dediğimiz lüks araçlar üzerine dükkan sahibiydi, şehir değiştirdi ama hala aynı işi yapıyor. bunlar hep bizim sanayide gördüğümüz karşılaştığımız şeyler.

2002 model günümüzdeki kadar teknolojik olmayan bmw 3.16 motor kısmında ufak bir şaka yaparsa 200binlik olursunuz. buradan kendinize pay çıkarın.
0
Fodera
(18.02.24)
porsche abartili olmus ama golften iyi ikinci el bir seyler bulunabilir. arabayi kac yil sonra satmak istediginize de bagli tabii.
0
bohr atom modeli
(18.02.24)
Bu arada golf'un bir önceki versiyonunda insanlar dokunmatik direksiyon tuşları ve ekrandan illallah etmişti. Bu versiyonunda bunlar düzeldi mi bilmiyorum ama araştırın.
0
logisticsmanager
(18.02.24)
Valla bende grandcherokee var ne kadar lüks sayılır bilmiyorum, 2003 model. Ben cok memnunum atla deve bir masrafım olmadı. Km'si 370binde bunun 40 binini ben yaptım, bir 50 -60 bin daha yaparım. 2.7,4.7 veya 3.0 crd tavsiye ederim.
0
mirty
(18.02.24)
(25)

Böyle bir durumda bozulur muydunuz?

wild honey suckle
Diyelim ki evlendiniz. Düğünde hatırı sayılır miktarda altın takıldı. altın fiyatlarının yükselmesiyle beraber de iyice değerlendi. sürekli çift olarak yatırım yapma gereğini konuşuyorsunuz. ne eviniz ne şirket aracı haricinde kendi arabanız var. aylık geliriniz de iyi seviyede. yarın öbür gün kredi
Diyelim ki evlendiniz. Düğünde hatırı sayılır miktarda altın takıldı. altın fiyatlarının yükselmesiyle beraber de iyice değerlendi. sürekli çift olarak yatırım yapma gereğini konuşuyorsunuz. ne eviniz ne şirket aracı haricinde kendi arabanız var. aylık geliriniz de iyi seviyede. yarın öbür gün kredi çekseniz sorunsuzca ödeyebilme imkanınız da var.

ama eşiniz altınların kendisinin olduğunu söyleyip asla ortak bir yatırım yapılması ve belki ev alınması için dahi vermiyor. sonuçta siz bir ailesiniz bir şey yapılacaksa birlikte yapılacak. ama kadın tarafı sürekli altınları hariç tutup erkeğin kendi imkanlarıyla yatırım yapması gerektiğini iddia ediyor. ayrıca doğum günü, evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde de sürekli olarak altın ziynet talep ediyor.

siz erkek olarak buna bozulur muydunuz? eşinizin size güvenmediğini ya da yarın öbür gün ayrılma ihtimalini gözettiğini düşünür müydünüz? yoksa tamamen bu erkeğin görevi, çalışsın kendisi alsın der miydiniz?
0
wild honey suckle
(16.02.24)
Güvene dayalı ilişki ve aile üzerine bir ton beylik laf edilir, hem ağızdan kolay çıkar hem kulağa hoş gelir ama evlilikler artık çok kolay bitebiliyor. Ev almak yatırım yapmak gibi büyük sorumlulukların altına evlenmiş dahi olsam her yönüyle uzun yıllar tanımadığım biriyle girmezdim. Sizin örnekte kadının ayrılık ihtimalini düşünerek böyle davrandığından çok emin değilim. Hem özel günlerde altın talep edip hem de ayrılık ihtimalini gözeterek kendini güvenceye alması pek örtüşmüyor. Gerçi ev alma imkanı varken altınları vermeyip iyi bir varsayımla kötü günlere saklıyor desek yine örtüşmüyor.

Anlattığınız olayda bence bir eksik var çünkü kadına hak verecek bir seçenek zorladak da çıkmıyor :)
0
beyfendi
(16.02.24)
yani bu kadın evlenmeden önce de böyledir. o zaman fark etmediniz mi gerçekten?

böyle bir kadını sizin fikirlerinize ikna etmek imkansızdır diyeyim size.

güvenip güvenmemeyle alakalı değil aileden öyle görmüş ve karakter olarak art niyetli olduğunu düşündüm.
0
Hallegadola
(16.02.24)
Eşiniz çalışıyor mu? Eğer çalışmıyorsa bu altınları belirsiz bir gelecekte karşılaşacağı problemlerde kullanabileceği bir teminat olarak görüyor olabilir. Bu size güvenmediğini göstermez. Davranış ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır ancak ekonomik bağımsızlığı olmayan insanın böyle refleksler göstermesi anlaşılabilir. Siz bunu bir problem olarak görmüyor ve ev alınmasını elzem görüyorsanız evi eşinizin üstüne yapmayı deneyebilirsiniz belki bu şekilde daha kolay çözülür.

Eğer eşiniz çalışıyorsa yaptığı bence de çok anlamsız olmuş.
0
akhenaten
(16.02.24)
ben böyle biriyle evlenmezdim. diyelim evlendim boşanırım direkt.
böyle bencillik olmaz. evlilikte her şey ortaktır. ev arkadaşı almıyorsunuz hayat arkadaşı alıyorsunuz
0
jelly bear
(16.02.24)
Böyle evlilik olmaz. O zaman herkes kendi kazandığı parayı yesin eve de ona göre masraf yapsın.
Türk adalet sistemine göre düğünde takılan takılar gelinindir diyorlar orası doğru ama evlendiğin kişiyle ortak bir yatırım yapılmayacaksa neden evlenilmiş ki.
0
bigcaptain
(16.02.24)
@akhenaten konu kişi ben değilim:) arkadaşlarımdan gözlemlediğim bir durum. iki taraf da çalışıyor ve iyi sayılacak bir gelirleri var. o konuda bir sıkıntı yok.
0
🌸wild honey suckle
(16.02.24)
kendi geliri olsa bile türkiye'de bu şekilde davranan bir kadını kınamam ama birlikte de olmam, kaldı ki evlilik...

ilişkinin dinamiğine, içinde yetişilen ve yaşanmakta olan topluma göre bu normal olarak görülebilir. kimi yerlerde altınlara kızı geçtim gelinin ya da damadın ailesi çöküyor direkt. hatta daha da absürt durumları çevrenizde yoksa bile kadın forumlarında falan görebilirsiniz. evliliğin kimileri için evden, aileden kaçmanın tek yolu olduğu kimileri için de masrafları paylaşmak için yapıldığı bir ortamda bunlar yaşanmaması mümkün değil zaten.

ekşide vs kolay kolay birinin gelip de bu normaldir ya demesini beklemeyiz ama ülkenin belki yarısından fazlası için bu olağan bir durum bu özetle.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(16.02.24)
Kadın evlendiğinde çok altın takılacagını biliyordu ve bunları nakite dönmek için bir erkek lazımdı ve sanırım bulmuş.

Erkek kişisi kadına bazı imalarda bulunsa ve iş ciddileşse muhtemelen erkek bir de suçlu olacak ve erkeğin aslında parayı saçma işler için harcayacagını kendisinin önlem aldıgını falan iddia edip üste bile çıkma olasılığı var.

ayrıl demem de böyle de evlilik olmaz deme hakkım var.
0
liberal
(16.02.24)
Kadın tarafı Maddi güvenliğini aşırı önemsiyor olabilir, kültürü sebebiyle altın seviyor olabilir, sevgi dili hediye almak olabilir. Bunları konuşabilmek gerekiyor. Adam Nasıl hissettiğini söyleyip onun nasıl hissettiğini sorarak istediğini bilgilere ulaşabilir fakat bunu yaparken yargıda bulunmamak kaydı ile. Maddiyat önemli bir eşik ilişkilerde, aşmak ilişkiyi farklı yerlere taşıyacaktır
0
hasmetizm 2046
(16.02.24)
Bu kadınla tanışıp da anlaşabilen adama niye bu düşünce garip geliyor ki ben buna şaşırdım mesela. Ülkemizde böyle düşünen geleneksel bir kesim var. Kendilerini çağa adapte etmek gibi bir dertleri de yok üstelik. Siz değişir mi sandınız?
0
ruhen hastayim ben
(16.02.24)
ruhen+1 bu sonradan belli olacak bir seye benzemiyor ustelik hem taki miktari cok hem gelirleri iyi diyorsunuz. yani uzerine konusulasi bir para soz konusu. dogum gununde ziynet istegi ayri tutuyorum bu konudan, dugunde takilan takilar ortak olmali. evlilikten sonra elde edilen mal varligi sayilir sadece noterde onaylatmiyorsunuz. evlilik akdine uymuyor paylasimsizlik. ama insanlar cok eslilik, paylasimli, donusumlu iliskiler yasadigi icin norma gore degisir bize ters gelse de. hangi koyden bulduysa muhtemelen bunlar onceden bilinen seylerdir. sonradan alinmaca gucenmece olmaz.
0
ala09
(16.02.24)
Benzer durumda bir çift arkadaşım var. kız asla altınları vermiyor araba almak için. 2 senedir ikna olmadı. 2 sene önce arabayı almış olsalar hem arabaları olacaktı hem de muazzam değerlenmiş olacaktı paraları.

kocakarı kafası işte altın yatırımı yapıyor aklınca. sorsan egeli modern çağdaş kız üstelik. bu arada kız çalışmıyor. üstteki arkadaşın dediği gibi ilerisi için sigorta gibi görüyor olabilir altınları. zira 2 kere çok ciddi boşanma eşiğine geldiler sudan sebeplerden.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(16.02.24)
gelenek yasa masa bi şeyler var evet de ben şeyi anlamıyorum, kız tek başına olsa altın gelecek mi? hayır. evlendiği için altın geliyor ve bunda doğal olarak erkeğin de hakkı olmalı bence. ortak sayılmalı. ortak da yatırım yapılabilmeli veya ortak hesapta kasada bir yerde durmalı. "altın gelinindir" kafası modern, çalışan, kendine/eşine saygısı olan insanın zihniyeti olamaz. ha ama burada da bu kadın muhtemelen hep böyleydi, birden gelenekçi olmamıştır, adam bile bile evlenmiş ve durumları da iyiymiş, boşuna ağlamasını anlamadım. herkes aynı düşünecek diye bir şey yok. onlar için okeyse okeydir, dışardakilere dut yemek düşer. benim başıma gelse zaten paylaşırım da erkek tarafında böyle şeyler görürsem boşarım.
0
nic cage
(16.02.24)
"ayrıca doğum günü, evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde de sürekli olarak altın ziynet talep ediyor."

bu ne yaa kadın erkeği temettüye bağlamış :D
çok rahatsız edici bi durum. kadın çalışmasa hadi neyse de çalışıyormuş. böyle bakan biriyle evli olmak acayip bir duygu. düşman başına.
0
tabudeviren
(16.02.24)
Kadinda bir guvensizlik yaratmis demek ki kocasi. Ben oyle dusundum. Kendini garantiye almis belli ki. Sorun yok bence normal.

Dugunde takilan altinlar geline ait diye bir sey yok mu yasada da zaten? Yoksa da, karisinin altinina goz dikmesin kimse ya... bana cig geliyor bu davranis.

Eve giren diger maastan yardim istenebilir ama dugunde takilan altin kadinin guvencesi olarak kenarda kalsin zaten.
0
Kittie
(16.02.24)
Dügünde takılanlar nasıl kadının oluyor onu anlamadım, muhtemelen dügünde takılanların çogu erkek tarafı tarafından takılmış, kadın tarafının akrabaları gelinin annesine düğün takılarını vermiş olma ihtimali çok fazla.

Bu duruma benzer bir tanıdık vardı çok yakın akrabam, kız böyle çiglikler yaptı ve şu an ayrıldılar. Ha kadın sonra pişman oldu ama iş işten geçti.
0
liberal
(16.02.24)
Bozulurum tabi ki nasıl bozulmam? Böyle saçma bir düşünce mi olur? Hukuken takılan altınlar kadınındır ama bunu daha şu aşamada düşünüyorsa eşiniz -ki bana göre eş olamamış kendisi- ayrılmak için demek ki bahane arıyor.

Yerinizde olsam kesinlikle hiçbir ev-araba olarak hiçbir yatırım yapmam. Zira iş boşanmaya gelince eşiniz altınlarını da alıp gidecek ve yaptığınız yatırımların da yarısını isteyecek. Eşiniz de biliyor ki altınları verip ev-araba alsa bu sefer altınları isteyemeyecek. O yüzden ben altınları tutayım diyor sanırım. Üstüne de maddi-manevi tazminat ile sizin yaklaşık 10 yılınıza ipotek koyacak. Ben de herhalde kendisinden gizli yatırım yapardım. Yani illegal yola girerdim. Zira eşinizle en ufak bir tartışmada yani eşinizin istemediği bir şeyi zorladığınızda eşiniz basıp gidecek. Siz de ona göre kendinizi hazırlayın. Eşiniz kendisini buna hazırlamış zira.

Ben olsam koşarak uzaklaşırım valla. Ben yazarken sinirlendim.
0
drako
(16.02.24)
evlilik demek hayat arkadaşlığı demek değil mi? en azından benim için böyle. bu durumda olmak istemezdim. çünkü kafamda direkt boşanmayhı düşünüyor. boşandığımız zaman altınlar ve alacağımız ev-arabayı isteyecek diye düşünürdüm. aranızda sevgi varsa mutlaka bunu konuşup halletmenizi dilerim
0
jepa
(16.02.24)
bu anlattıkların kabul edilebilir şeyler değil bence.
0
basond
(16.02.24)
Bozulmayı bırak boşanırdım, güven olmayan evlilik yürümez, 5 yıllık evliyim.
0
mirty
(17.02.24)
tipik türk kadını: türk geleneklerinde kadına tanınan avantajları da kullanayım, modernizmin getirdiği avantajları da kullanayım. hep bana hep bana. geleneksel olarak erkeğe tanına avantajları feminizm sayesinde eleştireyim, modernizmin erkeğe sağladıgı avantajları ise erkeği utandırarak yok edeyim.

geleneksel olarak türk aile yapısında erkeğin malı ailenindir, kadının malı kadınındır. düğünde takılan altınlar da kadınındır. dolayısıyla kocasına vermek istemez. koca çalısıp eve para getirir, ev alınacaksa, yatırım yapılacaksa koca yapar.

kocasına altın veren kadınlar sonrasında pişman olur. erkek altınları tamamlayacağım der ama tamamlamaz.

bu örnekteki aile modernizm ile gelenek arasında sıkışıp kalan tipik bir türk ailesi olmuş.
0
abelardo
(17.02.24)
ben boşanıyorum, şu an eski eşim yaptığı tüm korkunç şeylere rağmen kötü durumda olsa ve yatırım olarak benden bir şeyler istese verirdim sanırım. ama konu duygusal durumlara gelince ben bayağı aptallaşıyorum, kadın akıllıymış, aferin. kimse de böyle kadınla evlenilir mi falan demesin. hikayenin sonunda bu tip kadınlar kazanıyor.
0
deartheodosia
(17.02.24)
oturur konusurdum, "ev alalim, araba alalim, altınların hepsini degil bir kismini bozudrabiliriz bunlar icin" diye, niyet okumaya gerek yok. hepsini harcamamak her zaman daha mantikli. altin ortalama bir ailenin yapilabilecegi en uygun yatirim.
0
rallied
(18.02.24)
bu evliliğe devam eden erkek tarafının acilen psikiyatr ile konuşması gerektiğini düşünüyorum.
0
andlee
(19.02.24)
şimdi önermeleri alt alta sıralayalım

modern ve bir takım konuyla alakasız sıfatlara sahip kadınlar, altınları paylaşır
medeni kanun isviçre medeni kanunundan mülhemdir, moderndir
medeni kanunda altınlar kadınındır
o halde medeni kanun ve avrupa* modern değildir?!
modernlik algın baştan sona hatalı olamaz tabii

modern nedir ve neden iyidiri konuşmuyoruz bile

burada ayıplayan bir üslupla ve görev bilinciyle tutarlı olsun olmasın normatif değerler iddia etmek, beylik lafları sıralayıp bir şeyler iddia etmekle de bu kaideler değişmez. çünkü karşınızdaki örf 10bin yıllık :D

şimdi ali koçun karısı çalışmıyor. aileden zengin. üstüne koca parası yiyor. modern değil mi.
tam da orta sınıfı paralize edip birer işçi kılmak için uydurulan masallar.

o altınlar kadının güvencesi. basbayağı öyle. mesela erkek de kanuna göre evin reisi değil 20 küsür yıldır. ama kadının sigortası halen erkek üzerinden devam ediyor. yani reisi :D

bazı kadınlar, diğer kadınlara taş ocağı mahkumu gözüyle bakıyor. ben çalışıyorum bunca eziyeti çekiyorum o neden çalışmıyor da güvencesine sığınıyor, ayıplayayım da yapamasın kafasındalar.

bazı erkekler de, yine ben o kadar çalışıyorum enayi miyim hazır günümüzde bunları konuşmak mümkünken kendi yükümün yarısına kadarını kadına yükleyeyim de rahat edeyim kafasındalar.

kadınları rahat bırakın
0
lambırcek
(20.02.24)
(4)

maksimum kaç km’lik araç?

sir gawain
ikinci el arabada maksimum kaç km’lik araçlar düşünülebilir? benim kafamda maksimum eşik hep 100.000 ama bu eşiği herhangi bir bilgiye dayalı olarak koymadım. sizce kaç olmalı?not: benzinli ve otomatik araçlar için.bir soru daha sorayım bu vesileyle. 3 yıllık 100.000 km'lik bir araç mı daha fazla ya
ikinci el arabada maksimum kaç km’lik araçlar düşünülebilir? benim kafamda maksimum eşik hep 100.000 ama bu eşiği herhangi bir bilgiye dayalı olarak koymadım. sizce kaç olmalı?

not: benzinli ve otomatik araçlar için.

bir soru daha sorayım bu vesileyle. 3 yıllık 100.000 km'lik bir araç mı daha fazla yaşlanmıştır, 6 yıllık 50.000 km'lik bir araç mı? (rakamlar farazi). hangisi daha az sorun yaşatır?
0
sir gawain
(05.02.24)
tamamen kişisel ben 70 bin üzeri benzinli için dizel içinde 60 bin üzerini koyarım. tamamen subjektif
0
mikahakkinen
(05.02.24)
Benim de eşiğim 100bin aslında ama burda sadece km dışında baika bir sürü parametre karar vermede önemli oluyor.

Aracın kimin kullandığı
Aracın nerde ne amaçla kullanıldığı
Aracın markası

vs

Bütçeye göre değişken hususlar.

Ama yukardaki soruya göre 3 yıllık 100bin kesin daha fazla yaşlanmıştır.
0
AlsterWasser
(05.02.24)
20 senedir arac kullaniyorum hic sifir arac almadim.
40-60bin km arasinda almaya calisiyorum araclari, 3-4 yasinda oluyorlar genelde.
senede 30bin km civari yol yapiyorum.
3-4 sene sonra 150-160bin km arasinda satiyorum.

10 yasinda alip kmsi cok dusuk arac almak bence mantikli degil, zira cogunlukla oturmus araclar da ciddi bas agrilari acabiliyor.
0
cooperr
(05.02.24)
Valla benim aracın biri 380binde(dizel) digeri 320binde(benzinli) tamamen bakımla alakalı bir durum. İkisinden de memnunum bu arada zorunluluktan tutmuyorum.
0
mirty
(06.02.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.