Giriş
(18)

Gezmek için bir şehre gidince otel yerine yanında kalacak birini aramak

ms brownstone
Ben bu olayı asla anlamıyorum ve açıkçası biraz sinir de oluyorum. Yani bir şehre gezmek için gideceksem ve o şehirdeki biriyle özellikle plan yapmamışsak, beni evine davet etmemişse asla kimseye “ben x şehre geldim ama kalacak yerim yok, sende kalsam olur mu” gibi bir şey söyleyemem. Gezip para har
Ben bu olayı asla anlamıyorum ve açıkçası biraz sinir de oluyorum. Yani bir şehre gezmek için gideceksem ve o şehirdeki biriyle özellikle plan yapmamışsak, beni evine davet etmemişse asla kimseye “ben x şehre geldim ama kalacak yerim yok, sende kalsam olur mu” gibi bir şey söyleyemem. Gezip para harcamayı göze almışsam zaten gider kendime uygun bir otel bulup parası neyse veririm. Param yoksa da hiç gitmem. Asla bedava kalacak yer dilenemem kimseden.

Ayda yılda bir görüştüğüm bir arkadaşım yanındaki hiç tanımadığım arkadaşıyla günler öncesinden yaşadığım şehre gelmiş. Beni hiç arayıp sormadı bu süre boyunca. Kaldıkları kişinin yanından çıkmaları gerekince bize gelmek için yazdı bana. Ben de bahane bulup kabul etmedim. Zaten pandemide her yere girip çıktıklarını bildiğim insanlar ve arkadaşını hiç tanımıyorum bile. Ki evim de küçük, kardeşim sabah 9’da salonda işe başlıyor. Yani hem yaptığına sinir oldum hem de bu dönemde zaten pek mantıklı değildi ama yine de bi “ayıp mı oldu” düşüncesi geldi bana.

Sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda? Yani bir yeri gezmeye gidecekken otel ayarlamak yerine sırf bedavaya getirmek için orda yaşayan tanıdıklarınızdan evlerinde kalmayı talep eder misiniz? Ya da birisi size bu şekilde gelse ne düşünürsünüz? Couchsurfing gibi daha çok yurt dışında olan şeyleri ayrı tutuyorum tabii ki. Orda iki tarafın da karşılıklı talebi söz konusu. Benim bahsettiğim bir anda çat diye bir aramayla akşam evde bir ya da daha fazla kişi için kalacak yerinizin olup olmadığının sorulması.
0
ms brownstone
(01.02.21)
Ben de asla yapamam. 4-5 sene önceki en yakın arkadaşım çağırmıştı 2 gün gezdik falan, davet edilmeme rağmen geceleri otele döndüm yine.

Şu anki en yakın arkadaşım olsa, haftasonu geliyorum sana uygunsa koltuğun benimdir derim yani ama çooooooook yakın olmamız lazım.
0
aguen
(01.02.21)
Haklısınız bence. Şehre gelmeden önce haber verse ve birlikte vakit geçirseniz neyse de böylesi yüzsüzlük. İyi yapmışsınız.
0
auroraaurora
(01.02.21)
arkadaşımla yakınlığıma bağlı. sevdiğim biriyse zaten otelde kalmasını ben istemem, bende kalsın isterim. ama samimiyetmize güvenerek "ben oraya geliyorum, sende kalabilir miyim" de dese "aa ben davet etmeden yanladı" falan diye düşünmem, gel buyur derim. ama fazla yakınım değilse, tüm koşullar iyi bile olsa (pandemi olmasa, evde kardeşim homeofis olmasa, evim yayla gibi olsa vs.) gene de kabul etmeyebilirim, niye rahatımı bozayım. fazla yakın olmadığın biri evinde kalsa rahatın bozulur çünkü.

ben ki kaç kere tanımadığım insanlarla ev arkadaşlığı yapmış & yapmakta olan biriyim ama o başka bu başka. hele ki şu pandemi döneminde bence kabul etsen garip olurdu.

ay hele ki bir de tanımadığın biriyle gelecek. vallahi millet yüzsüz, YÜZ-SÜZ.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(01.02.21)
iyi ki kabul etmemişsiniz. yoksa sinir olacaktınız durduk yerde.
otele para vermeyi boşa para akıtmak gibi düşünüyor insanlar. sadece uyuduğu için para vermek saçma geliyor. çok samimi bir arkadaşımsa belki kalırım, ama ben de otelciyim. samimi olmadığım biri otel olmadığı için evime gelmeye çalışsa huzursuzlanırım. eve birini almak çok özel bir durum.

sadece bir kere, hiç tanımadığım bir şehirde, gece yarısı kalmıştım. yani olaylar öyle gelişti ve ne yapacağımı bilemedim. çok samimi olmadığım bir arkadaşı arayıp, burada nasıl otel bulacağımı sormuştum. hemen beni aldı, kendi evi müsait olmadığı için ablasının evine götürdü. çok mahcup olmuştum ama çok iyi gelmişti. istisnai durumlar hep var. ama seninkiler baya şehri bilen, başlarına aksilik gelmemiş insanlar. ayıp olan biri varsa sensin. takma.
0
lovemyself
(01.02.21)
Ogrenciyken ve cok kisitli bir butceyle yasarken, tabii ki yaptim. Zoraki, son dakikalik bir istek olarak degil; oncesinde o insanla iletisime gecerek ve kucuk bir hediye goturerek mesela.

Tanidiklarim, benim isimin gucumun oldugu, en yogun oldugum vakitlerde dahi gelip kalsinlar, aksam bir yemek masasinda bulusuruz, ne olacak? Hic sorun yapmam, on gun eve cokulmedigi surece, tanimadigim insanlarla da gelip kalabilirler.

Ama pandemi doneminde sizin yaptiginizi yapardim.
0
buf-e kür
(01.02.21)
Kesinlikle katılıyorum. Nefret ediyorum misafirlikten. Misafir olmaktan da, ağırlamaktan da. Hele davetsiz misafirden ekstra nefret ederim.
0
roket adam
(01.02.21)
hayatımda ilk kez böyle bişey duyuyorum. bence arkadaşlarınızı ve arkadaşlıklarınızı gözden geçirin önce.
bırak konaklamayı normal ziyarete bile davetsiz/emrivakiyle gelme yüzsüzlüğü göstermez benim arkadaşlarım.

couchsurfing'de karşı biri değilim ama oradan izin, haber verme falan var :D

tam bir kıroluk diye düşünüyorum ne düşüneceğim. iletişimimi keserim böyle dandun insanlarla.
0
rewlack
(01.02.21)
Gezmeyi göze almışsa konaklamayı da düşünmeli ve önceden ayarlamalı. Ben de nefret ederim. Haklısınız.
0
ruhen hastayim ben
(01.02.21)
Yatılı misafir sevmiyorum. Misafirliğin en güzeli 1-2 saat oturup gitmektir.
0
kickboxer
(01.02.21)
arkadaşın kalacak yer bulmak için zahmetlere girmişse, bütçesine takla attırmışsa üzül. aksi halde üzülme
0
esref
(01.02.21)
haklisiniz. hicbir sekilde uzulmeyin.

ben de eski bir arkadasimi boyle evimde agirlamistim, uzun zamandir gorusmuyor ve konusmuyorduk hasret gideririz diye kabul ettim. kiz beni birakti gitti baska arkadaslariyla bulustu gezdi sonra evime geldi. ben sok oldum. sigara icemezsin dememe ragmen bir de odamda sigara icmis. asiri sinir oldum. ayni sekilde bir daha gelmek istedi ve kabul etmedim. bu yaptiklarini da yuzune vurdum. daha da konusmuyoruz. zaten konusmuyorduk, gerek yok.

hele simdi corona varken, annem ve kardesimi bile eve kabul etmiyorum. sifir risk ile tek basima yasiyorum, evden cikmiyorum. hic gerek yok.
0
batlegolas
(01.02.21)
ben de asla boyle bir teklifte bulunmam kimseye. rahat edemem.
0
batlegolas
(01.02.21)
Bu tamamen samimiyetle ilgili. Bir aile dostumuz var. Bir sabah zil sesiyle uyanırız ki cümbür cemaat kapımızdalar (70'li yıllarda bizim evde telefonumuz bile yokken kalkar Ankara'dan gelirlerdi, hey gidi çocukluğum)... Can dostumuz. Başka da bu rahatlıkta biri olmadı, sanırım olamaz da artık.
Yazdığınız senaryo, hele pandemi döneminde, az uzak dursun. Bu ne samimiyet?
0
SiyamkedisiZorro
(01.02.21)
buna benzer araba isteme mevzusu var birde,

çok acil olur eyvallah ama keyfi sebeple neden birinin aracını istiyorsun? git kirala.

ev için çok samimi isek ve elemanın mutlu olacağını düşünüyorsam sorarım. yoksa sormam.
0
duyurukullanıcısı
(01.02.21)
işi düşünce aramış hiç kendini kasma
0
basond
(01.02.21)
Ayıp yatakta olur. Kimse size istemediğiniz bir şeyi yaptırmak zorunda değil o ya da bu nedenden istememişsiniz ve kabul etmemişsiniz. Hepimiz özgür bireyleriz, kimseye bir söz vermemişsiniz, size güvenerek gelinmemiş o şehire ayrıca kimseyi de yarı yolda bırakmamışsınız. Hiç ayıp olmamış, gayette kendi kararınızı vermişsiniz. Üstüne daha fazla düşünmeye gerek bile yok.
0
wacot
(02.02.21)
yanlış bir şey değil yaptığınız. şahsen misafiri de misafirliği de sevmem. en geç üç gün öncesinden belirtilmesi ve de uygunluğuma göre olur derim olmaz da derim. pandemiden evvel bir arkadaşımın düğününe gittim 3 günlüğüne. gitmeden evvel oteli falan ayarlamış parasını da ödemiştim. illa bizimle kalacaksın diyen arkadaşlarıma otelin parasını verdim orda kalmazsam bana koyar diyerek reddetmiştim :)
0
phonex
(02.02.21)
“Gezip para harcamayı göze almışsam zaten gider kendime uygun bir otel bulup parası neyse veririm. Param yoksa da hiç gitmem. Asla bedava kalacak yer dilenemem kimseden. “

Kelimesi kelimesini katılıyorum
0
cilekli pasta
(25.10.21)
(9)

Mcbook Air kullanan var mıdır ?

denizmaniaherif
Merhaba. 2012 olanlarından 2. el almayı düşünüyorum nelere dikkat etmeliyim ? (cihaz iyi durumdaymış ilk günkü gibiymiiş kutusu vs her şeyi.. )Sizce cihazı alırsam kaç sene daha gider ? Yoksa almamalı mıyım ? 2020 modelleri 11 bin lira. Bu parayı vermek manyaklık diye düşünüyorum.
Merhaba. 2012 olanlarından 2. el almayı düşünüyorum nelere dikkat etmeliyim ? (cihaz iyi durumdaymış ilk günkü gibiymiiş kutusu vs her şeyi.. )
Sizce cihazı alırsam kaç sene daha gider ? Yoksa almamalı mıyım ? 2020 modelleri 11 bin lira. Bu parayı vermek manyaklık diye düşünüyorum.
0
denizmaniaherif
(01.02.21)
2012 macbook air alma. süründürür seni. şöyle diyeyim bende ssd'li 2011 macbook pro var o bile tat vermiyor.

m1 işlemcili macbook air al. müthiş bir alet.
0
alperz
(01.02.21)
macbook'un bir ömrü var 5 yıl falan. 5 yıl sonra standart bilgisayar oluyor. takılmalar ısınmalar falan.

o sebeple standart bir şekilde kullanmayı düşünüyorsan alma.
0
duyurukullanıcısı
(01.02.21)
Ne amaçla kullanacağınız önemli. 2 sene önceye kadar 2012 pro kullanıyordum, ekran çözünürlüğü çok düşük. Websitelerinin bile bir kısmı desteklememeye başlamış olabilir. Yani işletim sistemi program şu bu değil web'de gezmek bile çok konforlu olmaz muhtemelen.

OS olarak bildiğim kadarıyla Catalina destekliyor, yani son güncellemeyi almadı, bundan sonrakileri de alamayacak. Apple'ın geriye dönük desteği çok iyi değil, yine kullanım şeklinize bağlı tabi ama 1-2 yıl sonra bir sürü uyumsuzluk sorunuyla karşılaşabilirsiniz.

Yanisi, ben olsam almam.
0
plutongezegendegilmi
(01.02.21)
early 2015 var bende.

pil ömrü gözle görülür bir şekilde azalması dışında hiçbir sıkınıtısı yok.çalıştırmasını beklediğin her şeyi çalıştırıyor ve beklediğin performansta kullanıyorsun.

en azından fikir olsun diye söylüyorum 2012 için bişi diyemem biraz eski gibi.
0
AlsterWasser
(01.02.21)
eğer air ile işim çözülecek olsaydı 11binlira bana bedava gelirdi, ne yazık ki apple bilgisayar konusunda 47binden aşağı düşemedim fiyat konusunda.

10 senelik makinaya hiç bişey olmasa pil lazm olur, servise gidersin bulamazsın, özel servise gidersin 1500 lira isterler. kendin alsan taksan da 1000 lira tutar.

ayrıca 5 seneden gün almış her bilgisayar her an gidici durumdadır, apple 5 seneden sonra yedek parça tamir desteği garantisi vermiyor, ellerinde varsa yaparlar, kol gibi de geçirirler, yoksa alet çöp olur, zira bak 2015 model çıkma macbook fanları 500 liradan satılıyor orjinali kaç paradır allah bilir.
0
killerbee
(01.02.21)
11 bin lira vermek manyaklık değil telefon parası neredeyse, gayet mantıklı. 6-7 sene çok rahat kullanırsın. 2012 model almak biraz parayı sokağa atmak demek şu anda, üstüne pili değişir bi ton para ödersin, arızalanır anakartı değişir bi ton para ödersin. gerek yok.
0
roket adam
(01.02.21)
2012 model almak çok mantıklı olmayabilir. gerçi ben mesela bu cevabı 2011 macbook air'den yazıyorum. hala işimi gayet iyi görüyor, fakat mesela geçtiğimiz yıl pilini değiştirmek zorunda kaldım (ki geç bile değiştirdim, çok uzun zaman "service battery" uyarısı ile çalıştı). şimdi de işim için kullanırken (yani mesela toplantı programları falan kullanırken) yavaşlıyor, ısınıyor çok. artık iş için götürmeyince yenisini almak durumunda kaldım.

gündelik ağır olmayan işlerde (web'de gezinmek, word'de bi şey yazmak gibi) hala rahat kullanılıyor ama birkaç programı (office gibi basit programlar da olsalar) aynı anda kullanacağınız işler yapacaksanız eğer, tavsiye etmem. biraz daha yeni bir model bakın derim. pluton'un dediği gibi işletim sistemi kaynaklı uyumsuzluk mevzuları da canınızı sıkabilir.
0
nimberjack
(01.02.21)
Herkese çok teşekkürler. Müthiş yardımcı oldunuz. Buz gibi soğudum 2012 modelinden ^^ O zaman ben en iyisi 5 sene kullanbileceğim bir laptop bakayım çok daha uygun ücretlere. Sonuçta ben bunu prestijli gözüksün diye değil performans beklediğim için alacaktım.. 9 yaşında bir cihazdan da hakikaten performans beklemek çok mantıklı olmadı..
0
🌸denizmaniaherif
(01.02.21)
usta, kıy paraya m1'li air'i al. kesin. ram'inin 8gb olmasına falan aldırma. bu yeni bir işlemci yapısı. iphone'larda nasıl az ram'le çok iş oluyorsa artık mac'lerde de az ram'le çok iş yapılabiliyor.

"ohaaa bu ne laan?" diyeceksin.
0
alperz
(01.02.21)
(5)

CRM tavsiyesi

KidLazer
selamLogo CRM kullanıyoruz. müthiş memnuniyetsizim.yerine Bitrix24 baktım. fena değil. talep açtım 1 haftadır dönüş yok. lokal desteği olmayan bir çözüm istemiyorum.bunun yerine önerebileceğiniz bir şey var mı adam gibi çalışan ve mümkünse bulut tabanlı? SFDC istemiyoruz, aşırı pahalı. SAP zaten mil
selam

Logo CRM kullanıyoruz. müthiş memnuniyetsizim.
yerine Bitrix24 baktım. fena değil. talep açtım 1 haftadır dönüş yok. lokal desteği olmayan bir çözüm istemiyorum.
bunun yerine önerebileceğiniz bir şey var mı adam gibi çalışan ve mümkünse bulut tabanlı? SFDC istemiyoruz, aşırı pahalı. SAP zaten million dollar baby. anladınız mevzuyu.
0
KidLazer
(01.02.21)
Logo dan niye memnun değilsiniz?
Lokal destek veriyorum. Standart versiyon geliştirmeye açık ve özelleştirme konusu geniş.
0
neymis
(01.02.21)
sugarcrm

tam ilaç.
0
duyurukullanıcısı
(01.02.21)
@neymiş

4 yıldır kullanıyoruz (enterprise modeliymiş sanırım) ne adam gibi eğitim verebildiler (logo merkezden gelip) ne de istediğimiz gibi şeikllendirebildik. hep yamalarla ilerliyoruz. logo merkez teklif altında default TL gelmesini bile 1 ay sonra ancak hata olarak kabul etti. benim gözümde tam bir çöp.
0
🌸KidLazer
(01.02.21)
Default ayar tanımlama seçeneği var mesela, uygulama içinden kendiniz de yapabilirsiniz. özelleştirme için destek almaya bakın derim.
Ekran tasarımı vs ile istediğiniz şekle gelir.

docs.logo.com.tr
0
neymis
(01.02.21)
zoho crm :)
0
agharta
(01.02.21)
(17)

Kaçırdığım bir sey mı var?Faiz olayı.

ırene adler
>> Ekside sık sık denk geldigim başlıklardan biri var 1 milyon liram olsa çalısmam şeklinde. Bu başlıklarda genelde faizi 15 bin, onunla gül gibi geçinir giderim diyenler oluyor.Finansal açıdan çarpık bir düşünce değil mi bu? Ben de şu şekilde biliyorum. 1 milyonun var faizde, her ay çekip harcadın
>> Ekside sık sık denk geldigim başlıklardan biri var
1 milyon liram olsa çalısmam şeklinde. Bu başlıklarda genelde faizi 15 bin, onunla gül gibi geçinir giderim diyenler oluyor.

Finansal açıdan çarpık bir düşünce değil mi bu? Ben de şu şekilde biliyorum. 1 milyonun var faizde, her ay çekip harcadın 10-15 sene sonra Türkiye gibi bir ülkede o paranın değer kaybı çok yüksek olacak değil mi? O zaman belki faizden aylık aldığın para bile- ana paraya dokunmadığın şartta- asgari şekilde yaşamaya yetmeyecek. Ana parada değer olarak baya düşecek. O kadar sene sonra iş hayatına döneyim desen,o da çok kolay iş olmaz.


Benim kaçırdığım bir nokta mı var burada? Bu sistem sürdürülemez ve bir çok kişininde bilmesi gereken bir şey değil mi bu faizle gecinmenin riski?
0
ırene adler
(31.01.21)
Kaçırılan bir şey yok bence.kimse uzun vadeli düşünmüyor
0
kisa
(31.01.21)
şimdi sıkıntı şurada faiz yüksek çünkü ekonomi o kadar kötü ki bankalar para bulamıyor yüksek faiz ile para toplamaya çalışıyor.

ekonomi kötü ise demek ki ödemeler yapılmıyor, işler bitmiyor.

yani sen 1m tl ile piyasaya girsen mesela %40 karlı bir işe bütün paranı harcasan %17 ihtimal ile o para sana dönmeyecek. paran batacak.

o sebeple ya evet tl değer kaybediyor ama en azından %17 kar ile garanti para alıyorum demek 1m tl üstü için kötü bir düşünce değil.

bu piyasa koşullarında.

bunları yazarken ağlıyorum üzüntüden ama durum bu.
0
duyurukullanıcısı
(31.01.21)
Biz fakiriz olum bize göre milyon bile hayal olduğu için çok sorun etmiyoruz ilerisini (:
0
Ufuk
(31.01.21)
2021 ekonomisinde biz fakiriz bana ne faizden falan diyemezsin

çünkü işverenin elindeki paranın hepsini %15'ten faize yatırırsa işsiz kalırsın.
0
duyurukullanıcısı
(31.01.21)
Haklısın, çarpık bir düşünce.

10 yıl önceki maaşım 1.000 liraydı. O zaman yetiyordu. Şimdi 1.000 lirayla geçinmek imkansız.
0
himmet dayi
(31.01.21)
@duyurukullanıcısı ben nasılsa hep 50 liralık alıyorum kafasında değilim de bu bilginin sende olması seni daha korunaklı yapmıyor sonuçta patron zaten beni çalıştırmaktan daha kazançlı görürse faizi gider oraya yatırır senin elinde buna karşı bir şey yapacağın enstrüman yok.
yani illaki hayatımızı etkiliyor makro ekonomi ama filler tepişir çimenler ezilir modu.
0
Ufuk
(31.01.21)
ana paran tl'de kaldığı için sürekli eriyecek.
ev alıp kiraya vermek daha mantıklı çünkü en azındna elindeki meta değer kaybetmeyecek ve kazandığın para (kira) her sene artacak.
tahliye taahhütnamesi yapıp 2-3 senede bir kiracı değiştirirsen gerçek enflasyon oranındada zam yaparsın.
sadece kira sözleşmesi yaparsan gerçek enflasyon %40'ken devlet %15 açıklar, kiradan eline geçecek para yine azalır.
0
aslindasorunumpsikolojik
(31.01.21)
bence mantıklı olabilecek tek yol şu, yıllık 180 bin faiz aldın diyelim. Yarısıyla yaşayıp (belki az az çalışıp ek gelir elde edip) 90 binini hisse, fon vb. ile 2x yapmaya çalışırsan (ki yılda %80-90 artan fonlar var, %60 bile yapsan yine iyi tabii) en azından normalde aldığın faize yakın bir parayı geri biriktirmiş olursun. Ben böyle yapmaya çalışırdım.
0
nhk ni youkosu
(31.01.21)
finansal açıdan çarpık bir düşünce evet. zaten 1 milyon sahibi olan hiç kimse parasını faize koyup beklemiyor. parayı faize koyup bekleme kafasındaki kimse de 1 milyon sahibi olamıyor.
0
roket adam
(31.01.21)
Kritik nokta gelirin % kaçıyla geçinilebildiği, eğer tamamı harcanıyorsa doğal olarak uzun vadede tabi ki geçerliliği yok. Fakat mesela 1/3'ü ile yaşanabiliyorsa birikimler değer kaybını karşılayabilir. Bunun dışında tl'de olmak her zaman için bir risk ve kayıp demek.
0
alfred
(31.01.21)
Evet mali açıdan çarpık bir düşünce hazıra dağ dayanmaz ayrıca bu düşünce faiz oranlarını sabit varsayarak kurgulanmış mesela 5 yıl sonra faizlerin ciddi oranda düşebilme ihtimali var 90'lı yıllarda %80 faiz oranları vardı 2-3 yıl öncesine kadar %8 lere kadar düştü faiz oranları ve şu an pandemi vs. gibi olağanüstü sebeplerle tekrar yükseldi ama elbet tekrar düşecek. Ev alıp kiraya vermek daha mantıklı hem evin değeri artıyor hem de kira geliri elde ediliyor ev fiyatları yerine göre 10 yılda 10 kat değerlenebiliyor veya bu para borsaya yatırılsa hem temettü geliri elde edilir hem de hisse senedi değer kazanır.
0
acebi
(31.01.21)
kaçırdığın bir şey yok da kendi ağzınla demişsin. 10-15 sene ayda 15 bin alsan sence de bir şeyler yapmaz mısın geleceğin için? 4-5 bine işte çalışmak yerine 1 milyonum olsa elbet istifa eder faişze koyarım paramı
0
papuayenigine02561
(31.01.21)
yüklü miktardaki parayı faize yatırmak size kazanç sağlamaz. faizi anaparanın üzerine koyarak (bileşik faiz) sadece o mevcut paranın zaman içinde gücünün erimesini (alım gücünü) engellersiniz.

bu nedenle mevduat faizi %17 iken kredi faizi %34'dür.

20 sene evvelki 1 milyon lira ile kaç kg. gıda malzemesi aldığınıza bakınız. bugün kaç kg. gıda malzemesi aldığınıza bakınız.

bugün bir 1 milyon liraya ev alıp onun kirası ile geçinirim deseniz bile gerçekte o evin kendini kira getirisi ile amorti etmesi ortalama 25-30 yıl sürüyor. zaten o süreden sonra ev kâr getirisi sağlıyor. zaten bina 50 yaşına gelince de yenisi yapmak gerekiyor.

biz hiçbir zaman o özendiğimiz gelişmiş ülkeler gibi olamayacağız çünkü para/varlık yönetimi denen olayı bilmiyoruz.
0
phonex
(31.01.21)
1 Milyon param olsun yarın gider istifayı basarım.
Aylık 5 bin ile memleketimde mis gibi yaşarım (evim var)
Geri kalan 10 bin yılda 120 bin yapar, buda bulunduğum il de her sene 1 ev satın alabilirim demek.

Hayat İstanbul'dan ibaret değil, faizi güzel kullanırsan ölene kadar elin cebinde yaşayarak gezersin.
0
paramolacak
(31.01.21)
Ben bayılıyorum bu düşünceye.
Ekşide faiz gelirini eleştiren Adamlar aylık 3-4bin maaşa çalışıyor, 1 milyon para mı? Onun faiziyle geçinilir mi diyor.1 milyonu olan adamın şu ya da bu şekilde 1 milyonu var ve senden (sen derken sen değil eleştirenler) her türlü daha rahat bakıyor geleceğe. nedir bu rahatlık? daha az gerginlik yaşıyor, bir işte çalışacaksa daha seçici oluyor, kimsenin derdini çekmiyor, 3-4 bine hayatını heba etmiyor vs. faiz geliri tl olarak çok dert ediliyorsa her ayın faizi ile 2 bin dolar alabilirsin, yıllık 25bin dolara kadar yolu var. Az para mı? Boyle daha guzel geliyor kulaga degil mi?
0
dadasalon
(31.01.21)
Milyon TL aylık faizde 14000 kadar para bırakıyor olmalı.
Bunun ne kadarı ile yaşamaya devam edip kalanı anaparaya ekleyeceğiz?
4000 e çalışan adamın da maliyeti 6000nkadardir.
Tamamen aynı şekilde yaşasa (ki gerçekten zordur bankada para varken) her ay ancak 7 8bin kadar kenara koyar.
Enflasyona bakınca da evet bu para birnsure götürür ama kesinlikle azalacaktır.
0
kisa
(31.01.21)
1 milyon tl değil de, şöyle 300-400bin dolarlık uzun vadeli eurobond ile çalışmadan geçinebilirsin.
vergi sonrası dahil eline aylık 10bin tl den fazla geçer, üstelik dolara endeksli bir gelir ve vade sonunda ana paranı yine dolar olarak geri alıyorsun.
tek riski TR'nin batması.

1 milyon tl'ye gelirsek borsa'da bir temettü portföyü oluştursan yıllık ortalama %7 getirse 70bin tl gelir, portföy bir şekilde enflasyona karşı kendini korur.
0
nuisance
(31.01.21)
(18)

9 yaşındaki erkek çocuğunu evde nasıl oyalarım?

kibritsuyu
arkadaşlar, okullar sömestr tatiline girdi. hafta için gündüz canlı ders yaparken bile teneffüslerinde oyalayacak bir şey bulamıyordum, şimdi canlı ders de yok, tüm gün boş.annesi işe gidiyor. ben evde çalışıyorum. baba oğlu sabahtan akşama kadar yalnızım. işim olduğu zamanlar televizyon, tablet fal
arkadaşlar, okullar sömestr tatiline girdi. hafta için gündüz canlı ders yaparken bile teneffüslerinde oyalayacak bir şey bulamıyordum, şimdi canlı ders de yok, tüm gün boş.

annesi işe gidiyor. ben evde çalışıyorum. baba oğlu sabahtan akşama kadar yalnızım. işim olduğu zamanlar televizyon, tablet falan mecburen. ama işim müsait olduğunda en azından hem televizyondan, tabletten uzak durmasını sağlayacak, hem de birlikte güzel ve kaliteli vakit geçirmemizi sağlayacak ne yapabiliriz?

her şeyden çabuk sıkılıyor. kitap okutamıyorum hiç sevmiyor. ek çalışma (matematik vs) yaptıramıyorum, sevmiyor. kutu oyunu, masa oyunu desen bir oyun cafe'yi doldurabilecek kadar çok oyunumuz var, çabuk sıkılıyor. lego oynayalım desek zırt diye bitiyor. evin içinde deniz topuyla (ses yapmasın diye normal topla değil) futbol oynuyoruz ama yine de aşağıya çok ses yapıyor. annesi hama boncuk diye bir şey almış, başta bi ilgisini çekti, şimdi onun da pabucu dama atıldı. birbirine ekleyip yapı kurulan pipet gibi bişeyler almış, onunla da ilk gün oynadık, bi daha heves etmedi. koskocaman türkiye haritası aldım. şehirleri, dağları, gölleri bulma oyunu uydurduk, ama ne kadar uzun oynayabilirsin ki bunu da.

versem sabahtan akşama kadar tablet oynama potansiyeline sahip. ama elbette tableti verip kurtulma taraftarı değilim. beynini, gözlerini de düşünmem lazım.

kitap falan okumaya alışsa ona da razıyım. dünya kadar kitabı var. sırf bari tablete bakıyor, tabletten kitap okusun diye tabletine kitap okuma uygulamaları, kitap okuma siteleri, bir sürü e-kitap falan yükledim, en azından tabletle faydalı bir iş yapsın diye, bir kere bile alıp açtığı yok. tamam 1 saat falan oyun oynasın da, kalan vakitte ben ne yapayım da 2 hafta oyalayayım bu çocuğu evin içinde? gözünüzü seveyim yardım edin.
0
kibritsuyu
(30.01.21)
devir değişti artık çocuklar bizim gibi sokakta çelik çomak oynamak zorunda değil. canı ne istiyorsa akranları ile neyin muhabbetini yapıyorlarsa onu oynasın. en az 8 saat gece uyuyorsa ve yemek yiyorsa problem değil ne yaptığı. 12 punto renksiz alfabeli kitap mı okucak o yaştaki çocuk. serbest bırakın 30 yaş büyük adamla oynamaktansa akranları ile böğüre böğüre istedğini oynasın online. belki espor şampiyonu olur ilerde. ytd.
0
kelepir
(30.01.21)
Çocuk dergileri ya da robotik-kodlama için eğitim kitleri alabilirsiniz. Etkinlik, bulmaca, deney içeren kitap-dergi olursa ilgisini çekebilir.

www.tubitakdergileri.com.tr

www.robotistan.com

Online eğitim platformları var, katılabilir belki. Ben bi bambuyu biliyorum.

instagram.com
0
GoodMorningTeacher
(30.01.21)
tableti, oyunu onun becerilerini geliştirecek şekilde kullanabilirsiniz aslında.

ben kuzenlerle çok güzel art arda need for speed porsche unleashed veya test drive 6 oynardım.

eve bir direksiyon alırsınız, bir o yarışır veya bir siz. yükleyin forza gibi dirt rally 2.0 gibi oyunları, berecileri de artar hem.

not: taa 2000 yılında guillemont ferrari 550 marenello direksiyonum vardı :)
0
rain when i die
(30.01.21)
abi bu çocuğun anası ortaokul öğretmeni. her gün tablet oynamaktan beyinleri uyuşmuş çocuklarla uğraşıyor. ben pedagojik formasyonun dibine vurmuş annesine "bırak yaşıtlarıyla ne muhabbet ediyorsa sabahtan akşama oyun oynasın, oyun becerisini geliştirmek için kullanıp elektronik oyun şampiyonu olsun" derim?

zaten alıp suç ve ceza okusun demiyorum. bir kütüphane dolusu çocuk kitabı var, yazılısı da var, resimlisi de var. 2-16 yaş arası her türlü kitap var. bilim teknik'inden tut, gezi, uzay, yaşam, yaşına uygun çeşit çeşit dergi var. ayrıca deney kitapları, arduino setleri var. evde org var, gitar var, öğretip yol gösterebilecek adam da var. yani tablet oynamıyorsa bunun alternatifi eski devirdeki çelik çomak mıdır? yok mudur günümüzde tablet harici çocuk eyleme yöntemi?

kaldı ki yaşıtlarıyla zoom açıp karşılıklı da oynuyorlar saatlerce. ama ben sabahtan akşama yaşıtıyla online oyun oynayan, anca yiyip için sıçan, elinde tabletle mala dönmüş şişko bir çocuk olsun istemiyorum lan. oynamasın, saksı gibi kitap okuyup bilimsel çalışma yapsın da demiyorum. ama hareket lazım, biraz o tazecik beyninin gelişmesi de lazım. sadece yüksek ses ve hareketli parlak ışıklardan ibaret tabletle beyni uyuşsun istemiyorum.

arkadaşlarıyla parka götürüyoruz koştursunlar diye. arkadaşı 2. dakikada sıkılıp anasından tablet istiyor, parkta oturup tablet oynuyor. ben böyle bir çocuk olsun istemiyorum ki. tabletse tablet, yasak değil oynasın da kısıtlı oynasın. mala dönüşecek kadar oynamasın.
0
🌸kibritsuyu
(30.01.21)
bizde de bu modelin küçük yaş versiyonu var. dışarı çıkmak dışında başka bir oyalayıcı bulamıyoruz. tabletle fazla vakit geçirdiği günler durağan aktivitelere hiç ama hiç yanaşmıyor. sabahtan lego, resim vb aktiviteyi tutturabilirsek o günü daha sakin geçirebiliyor, yoksa tüm gün mızmızlanıyor bi şeyi beğenmiyor. kutu oyunu sevmiyor sizinki de demek ki. ya dışarda yapacak birşeyler bulun ya da tablet vermeden biraz can sıkıntısına sabredip legolara dalmasını bekleyin. yapacak birşey bulamayınca mecburen üretmeye başlar.

bir de tüm oyuncakları oyunları gözünün önünden kaldırın, unutsun. sırayla çıkarırsınız daha hevesli olur.

bizim apartmandaki o yaştaki çocuklar slime yapımına merak salmışlardı, biraz ortalık batıyor ama epey oyalanıyorlardı onunla.
0
denizince
(30.01.21)
slime var, kinetik kum var, hot wheels parkurları, onlarca arabası var, odası oyuncak dolu.

kutu oyunu da seviyor, mesela saatlerce monopoly oynayabiliyoruz, iyi de oynuyor kerata. ama 2 kişiyle de onun tadı yok. 2 kişilik kutu oyunu da maksimum yarım saat idare ediyor.

tavla öğrettim bu hafta, yeni diye biraz ilgisini çekti ama bunun da ömrü 1-2 hafta sürer maksimum.

hiçbir arkadaşının bilmediği kadar kağıt oyunu biliyor. pişti, uno falan derken batak öğrendi, ciddi ciddi oynuyor lan adam. bitince yandaki ıstakaları devirmeli okey oynuyor. bildiğin emmi oldu 9 yaşında.
0
🌸kibritsuyu
(30.01.21)
yani genel olarak sıkılgan çocuklar evi kirletecek aktivitelerden (uzmanlar duyusal diyorlar da işte aslında evi batıran aktivite) hoşlanıyor gibi bir gözlemim var :) deney seti gibi oyunlar alabilirsiniz. the dad lab var meşhur, instagram hesabı ve deney kitabı var. onlardan birlikte yapabilirsiniz.
0
denizince
(30.01.21)
"kitap okuma" kendi içinde bir sebep içermiyor sebep bu olabilir mi sizce?

yani çocukların bilgisayara yönelmesinin bir sebebi var, anne babalarımızın kitaplarda buldukları amaçları bilgisayarlarda buluyorlar. bir oyun oynarken, bir video ya da dizi izlerken bir amacınız, tatmin ettiğiniz bir duygunuz var.

bir film arayan insana "ne tür olsun", "nasıl konuları seviyorsun" diye soruyoruz. biliyoruz ki kendisiyle alakasız bir konuda film izlerken sıkılacak. Ama kitaplar için böyle değil bu. Kitap okumak her zaman düz bir eylem.

Ne yapayım? - Kitap oku.

Çok anlamsız oluyor haliyle. Çocuğuna kitaplar alıp hoşuna gideceği "fazla eğitici olmayan!" hikayeler okuyarak ilgisini kitaplara çekebilirsiniz. Kitap okumanın, matematik çalışmak ve nasihat dinlemekten bir farkı olmalı ki çocuk kitaba yönelsin.

öneri olarak çocuğunuzun sevdiği oyunların, filmlerin ya da benzeri şeylerin kitapları varsa onları alabilirsiniz.
0
mentuhotep
(30.01.21)
Teknik boyutuna giremem cunku ben evdeki 7 yasindaki kiza cozum bulamiyorum.

Bu yuzden buraya sadece lego yazmaya geld8m.lego ciddi ugrastiriyor.sevdigi seriyi aldigimda bastan sona ugrasip kendisi yapiyor,diger serilerle birlestiriyor.bunun disindaki tum oyuncaklarda yanina yanci ariyor.

Birde en son amazon un kopegi var,duz plastikten geliyor,yaninda bir suru minik bez parcalari var,sen onlari tuy diye o plastigin ustune isliyorsun.kendi kopegini kendin tasarla gibi.onu verdim yaklasik 2 saat hic basindan kalkmadan tek tek herseyini yapti,susadim bile demedi.uretebildigi herseyde cok guzel vakit geciriyor bizimki.
0
duptıs
(30.01.21)
Çocuğum yok öneri mahiyetinde sallayacağım :) yeğenlerim üzerinden fikir yürütüyorum ve aslın çocukların fiziksel olarak enerjilerini atamama problemleri var, enerjisini atamyan çocuğa boyama , okuma vb. aktivitenin tillahını sunsanız bir yere kadar idare ediyor. Bir de çocukların zaman algısı da bizden farklı bence, o yüzden çabucak sıkılıyorlar, özellikle bir akranlarıyla sürdüremedikeri için bu tip aktiviteleri. Benim önerim günlük programa ek olarak tabii, bir nintendo wii konsol almanız, kırık mırık uygun fiyata bolca var ikinci el, bütçe varsa switch alın tabii, dans mı spor mu neye hevesi varsa fiziksel olarak kendini orada yorsun. sonra zaten dinlenmek için daha sakin aktivitelere kayacaktır. tabletten bence daha iyi her türlü, çünkü uzun süre elindeki ekrana bakan çocuklarda postür ve gözelere neler olacak bilemiyoruz yakında.
0
ruz
(30.01.21)
Maketle falan uğraşmasını sağlayabilirsiniz belki.

Bu arada kitap okumayı teşvik etmek için belli aralıklarla Wifi şifresini değiştirip Wifi şifresini kitapta geçen spesifik bir detay yapabilirsiniz. Bu sayede şifreyi bulana kadar kitap okur hem de tabletten falan uzaklaştırmış olursunuz. Kitap okumanın ödülü tablet olur.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(30.01.21)
Hep derler ya çocuklar anne babayı örnek alır diye. Siz istediğiniz kadar kitap oku deyin, sizin elinizde kitap görmediği sürece mümkün değil okumaz.

Bu yaşta çocuklar için spor çok iyi bir etkinlik. Youtube'da falan o yaş grubu için egzersiz programları var. Güvenilir bir uzmanınkini bulup başlatın. En azından enerjisini atar daha çabuk yorulur:)

Robotik kodlama iyi fikir en azından meşgul olur.
0
anten
(30.01.21)
Kutu oyunlara (board game) dalsanız. Monopoly'den başlayın, diğerlerine geçersiniz.
0
put it in your appropriate place
(30.01.21)
satranç demeye geldim.
0
engelbert humperdinck
(30.01.21)
Sokağa çıkma saaatleri parka gidip scooter-bisiklet ve yorulabilceği şeyleri yapabilirsiniz (Arkadaşlarım böyle yapıyor). Gün içinde enstrüman, lego, birlikte bilgisayar oyunu gibi şeyler yapıyorlar.
0
kaset
(30.01.21)
Ormana gidip gezin.
0
luluki
(31.01.21)
Ben tabletçi yeğenimi masal anlatarak oyalayabiliyorum. İlgilendiği şeyler var, mesela örümcek adamı çok seviyor. Masaldaki ana karakterin adına örümcek adam diyip yardırıyorum, bayıla bayıla dinliyor.
0
plutongezegendegilmi
(31.01.21)
cocukta tüm türk cocuklarında olduğu gibi konsantrasyon eksikliği var. yani bir şeye konsantre olamıyor.

bence bunu değiştirmeniz lazım.
0
duyurukullanıcısı
(31.01.21)
(9)

okyanus ortasında yaşamak nasıl bir şeydir?

ahm1
mesela fiji, amerikan samoası, hawaii, yeni zelanda... buralarda (hele de yeni zelanda dışındakiler gibi, hem okyanusun ortasında olup hem de küçük bir kara parçasında) yaşamak acaba nasıl bir histir?hawaii dışındakiler okyanusun tam ortasında değil evet ama onlar da ada ve en yakın büyük kara parça
mesela fiji, amerikan samoası, hawaii, yeni zelanda... buralarda (hele de yeni zelanda dışındakiler gibi, hem okyanusun ortasında olup hem de küçük bir kara parçasında) yaşamak acaba nasıl bir histir?

hawaii dışındakiler okyanusun tam ortasında değil evet ama onlar da ada ve en yakın büyük kara parçaları binlerce km uzaklarında. bir süredir bu olay çok ilgimi çekiyor. yani okyanusun ortasında yaşama psikolojisi, avrupa'dan, amerika'dan, afrika'dan, bütün kıtalardan çok uzakta yaşamanın hissi acaba nasıl bir histir?

haritadaki 1 numara: fiji, 2: hawaii
0
ahm1
(29.01.21)
olağanüstüdür bence de. tüm ömür çekilmez ama kesinlikle birkaç ay ya da bir yıl falan deneyimlemek isterdim.
0
papuayenigine02561
(29.01.21)
çok farklı olamaz.

global dünya.

avrupa ve amerikadan fiziksel olarak uzak olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor.

bu ülkelerin kurumsal ve ekonomik dünyalarını yaşıyoruz dünyanın her yerinde.
0
AlsterWasser
(29.01.21)
hocam gecen adini ilk kez duydugum bir ada var. tum ana karalara en uzak noktadaki yermis

ve uzerinde 250-300 kisi yasiyormus. cok izole ama bir sure sonra korkutucu bir sey, en yakin kara parcasina bir haftada falan gidiyorsun, o da gemiyle falan.

tristan da cunha


www.google.com!3m1!1e3!4m5!3m4!1s0x25a3b1a1af6dc9b:0x69ee2d95dc98aedb!8m2!3d-37.1052489!4d-12.2776838

buranin disinda senin de bahsettigin yerler ilk etapta fantastik gelse de biraz sikici yerler sanirim. ama yeni zelanda farkli uzak da olsa kocaman ulke en azindan saglik egitim vs gibi hizmetleri sinirsiz olarak alabilirsin
0
exlibris
(29.01.21)
@exlibris: 300 kişinin yaşadığı yere de gidilmez ya. hem dediğim gibi uzak olmalı, hem de biraz gelişmiş olmalı. min 100 bin kişinin yaşadığı bir yer. fiji var işte. 880 bin kişi yazıyor. hawaii biraz fazla gelişmiş gibi, 1,5 milyon kişi yaşıyormuş. ama oranın da lost avantajı var :)

dediğin yer konum itibariyle çok iyiymiş ama gidip de köye yerleşmek istemem yani :) (yani yaşamak derken, hepsi hayal tabii de)
0
🌸ahm1
(29.01.21)
istanbulda adalarda yaşamanın bile başka ruh hali ve düzeni var. Keza bozcaada gökçeada da öyle, ilginç bir ada hissi mahrumiyet bölgesi hissi yaşanıyor
0
freebird5406_2
(29.01.21)
Ankara'nın göbeğine tam 100 km mesafede bir köyde yaşayıp hayatında hiç kasabaya inmemiş bir kadın görmüştüm,
Köyünden ilk defa askere gitmek için çıkan çok kişi gördüm sonra.
Köyünün okyanus ortasında ya da 3 kıta ortasında olmasının kendisi için bir anlam ifade etmeyecek dünya kadar insan yaşıyor memlekette.
0
Mirket
(29.01.21)
Mahrumiyet hissi arti 1
0
baldur2
(29.01.21)
bence hiç birşey yapamayacaksın zaten en yakın kara 1000 km burada da yapılacaklar belli hissi ile huzur içerisinde yaşanır.
0
duyurukullanıcısı
(29.01.21)
"Ada, hem bağımsızlığın, yani müstakil oluşun sembolüdür, hem de dört bir yanından sınırlı oluşun."
0
denizince
(30.01.21)
(7)

Ailemi Eğitiyorum 1 (YouTube kanalları ve TV'yi lehimize kullanalım!)

hsktr
Her zaman ev hanımlarının bahsettiği bir konu olan "ben iş yaparken oynuyor işte arkada oğlum" muhabbetini faydalı hale getirmek için bir plan yaptım. Oldukça basit bir plan bu. YouTube açabilen televizyonların hepimizin evlerine yayıldığını varsayarak, burada hep beraber ailelerimizin hangi YouTube
Her zaman ev hanımlarının bahsettiği bir konu olan "ben iş yaparken oynuyor işte arkada oğlum" muhabbetini faydalı hale getirmek için bir plan yaptım. Oldukça basit bir plan bu. YouTube açabilen televizyonların hepimizin evlerine yayıldığını varsayarak, burada hep beraber ailelerimizin hangi YouTube kanallarına ve televizyon programlarına maruz kalması gerektiğini belirleyebiliriz.

Benim aklıma ilk celal Şengör'lü İlber Ortaylı'lı teke tek bilimler geldi ama belki bu programlar her ailenin ilgisini çekmez ve bazen kışkırtıcı bile olabilir :p Nitekim alternatif YouTube kanallarını ve programları sürekli sürekli ev camiasına dayatarak belki de kültürel bir kalkınma gerçekleştiririz :)

İşte bu başlık altında aklınıza gelen, özellikle her yaştan aile ferdinin (bu konuda kendinizi lütfen çok kısıtlamayın, ne kadar çok program o kadar iyi) dikkatini cezbedebilecek YouTube kanallarını, TV programı tekrarlarını, ve hatta podcast'leri önermenizi rica ederim. Teşekkürler
0
hsktr
(29.01.21)
standart türk ailesi celal şengör falan dinlemez. yani sen onu koysan önüne kapatır. başka şeye bakar.

ben bu tür kültürel testi standart türk ailesinin çocukları ile olan konuşmalarım sayesinde deniyorum.

insanlar youtube'da ne kadar çöp içerik varsa onu izlemek istiyor. çünkü çöp içerik kafa boşaltıyor. evet belki standart türk ailesi zaten fazla yükleme yapmıyor neyi boşaltıcaksın diyeceksin ama onu bile boşaltmak istiyor.

mesela atıyorum ben günde 100birim bilgi alıyor ve akşam 1-2 saat piano çalarak bu bilgiyi sindirmek istiyorsam

standart türk ailesi bireyleri 3 birim bilgi alıyor ve bunu da dizi olsun, saçma tartışma programı olsun, spor programı olsun, acun olsun atmak istiyor.

yani öncelikle giriş çapını arttırman lazım 3'ten 50'ye ki celal şengör'ün 2 buçuk saatlik yayınını anlayabilecek düzeye gelsinler. daha mevzu orada değil yani sen düşün.

peki bunu nasıl yapıcaksın?

işte burda romantik sosyologlardan ziyade realist sosyologlara ihtiyacımız var. yani kulağa hoş gelen ama türk toplumunda bir işe yaramayan tanımlamaları unutmak gerekiyor.

türk halkının en sevdiği şey nedir?
laf sokmak.

şengör, ortaylı, demirsoy'un falan kahvehane ortamında kullanılabilecek laflarını alıp kolaj yapman gerekıyor ki insanlar bunu kullanabilsinler, kullanabilirlerse merak ederler o zamanda araştırırlar.

o sebeple o iş senin dediğin gibi sadece playlist oluşturarak olacak iş değil.

ali nesin her gün canlı matematik anlatıyor bak bakalım chat e insanlar ne yazıyor?
0
duyurukullanıcısı
(29.01.21)
Tv, youtube veya sosyal medya bu konuda faydadan cok zarar getirir bir seyler ogrenmek ve gelisim icin kitap ve makale okumak faydali olabilir zira akademik konular medyada yer almiyor alsa bile medyanin manipulatif yonu ve reyting amaci oldugunu unutmamak lazim dediginiz gibi surekli medyaya (yazili,gorsel, sosyal) maruz kalip medyanin her turlu manipulasyonuna ugrayan her turlu cop bilgi ve dezenformasyona inanan kitleler mevcut zaten.
0
acebi
(29.01.21)
Ha bu arada celal sengorun havali konusmalari genc nesil arasinda etkili oluyor belli ki ne de olsa topluma aykiri konusanlar cezbedici oluyor ama celal bey kendi alani disinda bir cok konuda tarafli ve dogru soylemiyor ne yazik ki
0
acebi
(29.01.21)
mesela aslı şafak bence bomboş bir insan. direk silerim o playlisti.
0
duyurukullanıcısı
(29.01.21)
ara sıra annem whatsapp resimlerini sil diyor mesela. işte millet whatsapp'tan bir dünya resim göndermiş.

hepsi laf sokmalı özlü söz.
0
duyurukullanıcısı
(29.01.21)
gündem özel programları (youtube)

barış özcan (youtube)

trt belgesel kanalı (youtube)

trt dinle uygulaması

trt 2 kanalı (youtube)

psikolojiyle ilgili: tülay kök (youtube). genelde kadınlara hitap ediyor.



aklıma geldikçe eklerim.
0
evanka
(29.01.21)
Üstün Dökmen'i mesela izletemezsin bizim millete çünkü adam tam senin yarana dokunuyor diğerleri acımasın diye sıvazlıyor.
0
duyurukullanıcısı
(29.01.21)
(16)

Mühendislikte böyle bir terim var mı? bir makineyi bir kere ateşlemek gibi

rewlack
"bir makineyi/cihazı harekete geçirmek için bir kereliğe mahsus bir etki vermek ve daha sonrasında onun kendi kendine çalışmaya devam etmesi" böyle bir eylem var mı? ne denir buna? bu tanımı sistem için de düşünebiliriz.
"bir makineyi/cihazı harekete geçirmek için bir kereliğe mahsus bir etki vermek ve daha sonrasında onun kendi kendine çalışmaya devam etmesi" böyle bir eylem var mı? ne denir buna?

bu tanımı sistem için de düşünebiliriz.
0
rewlack
(29.01.21)
ataletini yenmesi, aşması diyoruz biz.
0
duyurukullanıcısı
(29.01.21)
müyendiz değilim de "ignition" diyesim geldi.
0
kibritsuyu
(29.01.21)
devreye aldık deriz.
0
kanlakarisikyagmur
(29.01.21)
Trigger olabilir?
0
Benyinegulerim
(29.01.21)
(bkz: kickstart)
0
orpheus
(29.01.21)
Valla ben de mezun olduktan sonra havalı havalı şeyler kullanıcaz ümidiyle gittim.

Gördüğüm:

+yapıştır ananiyimioguz/ateşle bakıyım ananiyimioguz.

-oldu mu abi?

+süpersin

Hiç öyle trigger mirigır yok valla pratikte görmedim.

Biri kapılar ardında duysa adımız çıkar maazallah.

Ama soru teknik olarak ne kullanılır ise bana da en mantıklı tetikleme / trigger geldi.
0
ananiyimioguz
(29.01.21)
marş?
0
turbo sadık
(29.01.21)
tahrik deniyor bu olaya (harekete geçirme) ama bunun fiil halini duymadım hiç. tahrik etmek falan gibi. almancada mesela tahrik antrieb, bunun fiil hali antreiben.
0
bohr atom modeli
(29.01.21)
özel bir terim adı yoksa kickstart kullanabilirsiniz
0
nahtoderfahrung
(29.01.21)
gemiciler "çakmak" terimi kullanıyor sanırım bunun için
0
eja
(29.01.21)
Ignition bildiğin set fire tarzı ateşleme. Yani içten yanmalı bir motorun durumundan söz edilmiyorsa ignition olmaz bence.

Kickstart da elle, ayakla sert bir fiziki güç uygulanarak yapılan başlatmaya karşılık geliyor.
0
armagan abanuz
(29.01.21)
İlk hareket (marş motoru ile yapılan) starting?
0
ykyt
(29.01.21)
İngilizcede de bildiğim kadarıyla "drive" denir ve Türkçede "tahrik" anlamına gelir.
0
simderun
(29.01.21)
"ilk hareketi vermek" deniyor bazı yerlerde. makinenin / sistemin tipine göre "çakmak" denebilir ya da "marş" basmak denebilir.
0
co2s2
(29.01.21)
Tahrik mantıklı ya da sinyal gibi bir şeyse tetiklemek olabilir
0
ifo
(29.01.21)
arkadaşlar hepinize teşekkür ederim.

@golgi aygıtı aydınlattı;
aradığım şey; "stirling çevrimi" idi.

eylem de trigger olabilir en yakın.
0
🌸rewlack
(30.01.21)
(5)

türkiyenin son 30 yılı

mg3929
sözlükte ergenekon terör örgütü başlığını görünce aklıma geldi.tarafsız bir şekilde türkiyenin son 30 yılında neler oldu, devletin içinde hangi yapılaşmalar vardı. işte ergenekondur, cemaatlerdir ya da diğer yapılaşmalar vs. bunları nereden okuyup/izleyip öğrenebilirim? bu konularda çok cahil hissed
sözlükte ergenekon terör örgütü başlığını görünce aklıma geldi.
tarafsız bir şekilde türkiyenin son 30 yılında neler oldu, devletin içinde hangi yapılaşmalar vardı. işte ergenekondur, cemaatlerdir ya da diğer yapılaşmalar vs. bunları nereden okuyup/izleyip öğrenebilirim? bu konularda çok cahil hissediyorum ve bunlarla ilgili okumak istiyorum. tavsiyeleriniz için teşekkürler.
0
mg3929
(28.01.21)
Son darbe: 28 şubat youtube.com

Ayrıca 32. Gün arşiv hesabı tam aradığın yer bence.

youtube.com

O dönemlerle ilgili her türlü siyasi ve toplumsal olayla ilgili inanılmaz bir arşivdir..
0
otopsicocugu
(28.01.21)
bu mevzuları 2065'te ölmek üzere olan kişilerle yapılan röportajlardan anca öğrenebilirsin.

daha arşivler yeni yeni açılıyor düşün.
0
duyurukullanıcısı
(28.01.21)
32. Günü biliyorum, izliyorum da arada.

@duyurukullanıcısı tam olarak arkasında ne var demiyorum, neler oldu neler yaşandı tarihsel süreç yani
0
🌸mg3929
(28.01.21)
fetö konusu için doksanlarda yazılmış neci hablemitoğlu - köstebek'i öneririm özellikle. zaten adamı öldürmüşler kitabı yazdıktan sonra. özellikle fetö tehdidini akp bağlamından uzakta incelemek için çok faydalı bir kitap.

onun dışında güncel olaylar için de metastaz 1-2 serisi bence başarılı.
0
roket adam
(28.01.21)
İletişim, Doğan Kitap'ın yakın tarih kitaplarına bakabilirsiniz. Araştırmacı ve yetkin gazetecilerin araştırma kitaplarından güvendiğiniz isimleri seçebilirsiniz. Çiğdem Toker, Murat Yetkin, Gökçer Tahincoğlu, Timur Soykan gibi
iletisim.com.tr
www.sozcukitabevi.com
www.dogankitap.com.tr
0
kaset
(29.01.21)
(2)

Whatsap'dan mkv uzantılı video göndermek

put it in your appropriate place
Blender 3d'den bir animasyon yaptım. Ekran alıntısı gördüğünüz gibi gidiyor. Bunu nasıl normal gönderebilirim? Bazı telefonlarda açılmıyor çünkü, mkv. Göndereceğim kişi, hoşlandığım biri. Geçen kendisinden direkt fikir almıştım ama animasyon filan hiç dememiştim. Yaptığı fikri sadece resim olarak at
Blender 3d'den bir animasyon yaptım. Ekran alıntısı gördüğünüz gibi gidiyor. Bunu nasıl normal gönderebilirim? Bazı telefonlarda açılmıyor çünkü, mkv.

Göndereceğim kişi, hoşlandığım biri. Geçen kendisinden direkt fikir almıştım ama animasyon filan hiç dememiştim. Yaptığı fikri sadece resim olarak atmıştım. Şimdi animasyona koydum. Dolasıyla niyetim sohbet açmak. Kısaca normal düz video nasıl gönderebilirim?
0
put it in your appropriate place
(28.01.21)
mp4 olarak kaydetmen lazım.

blender output ayarlarında var mp4. encoding'den mpeg-4'ü seçeceksin.
0
duyurukullanıcısı
(28.01.21)
Yutuba yükle gizli link olarak
0
freebird5406_2
(28.01.21)
(7)

SAP kullanan şirketler neden Fiori,Hybris gibi şeylere gereksiz para ödüyor

ananiyimioguz
Geçen SAP yazılımcısı bir arkadaşla bu konuyu konuştuk, anlam veremedik.Bir şirketiniz var ve ihtiyacınız doğrultusunda SAP kullanıyorsunuz diyelim data yönetimi için. ERP yazılımları arasında sektörde öncü zaten ona eyvallah da, ona tonla para öderken bir de ara yüz için neden SAP ürünleri kullanıp
Geçen SAP yazılımcısı bir arkadaşla bu konuyu konuştuk, anlam veremedik.

Bir şirketiniz var ve ihtiyacınız doğrultusunda SAP kullanıyorsunuz diyelim data yönetimi için. ERP yazılımları arasında sektörde öncü zaten ona eyvallah da, ona tonla para öderken bir de ara yüz için neden SAP ürünleri kullanıp tekrardan fazla fazla lisans paraları ödüyorlar? Danışmanlık şirketleri ellerinde başka bir şey olmadığı için onları kakalıyorlar da o yüzden mi, zorunluluktan mı yani.

Çünkü Hybris, Fiori de SAP backhand ile haberleşip al ver yapıyor, lisans ücreti olmayan herhangi bir fronted yazılım da aynı şeyi yapacak.

Sap ürünleri yerine atıyorum sadece bir yazılımcı çalıştırıp react ile web sayfası geliştirseler veya mobil için flutter kullansalar hem daha işlevsel ihtiyaca yönelik bir şey çıkar, hem görsel açıdan daha doygun görünür.

Sebebi nedir sadece 1 yazılımcıya para vermek yerine hem yazılımcıya hem de lisans ücretlerine para vermenin?

Bizim aramızda konuşurken bilmediğimiz, ama sap ürünleri kullanıldığında çok şeyin fark ettiği bir takım hususlar mı var?
0
ananiyimioguz
(28.01.21)
danışmanlıkta main itemlerden para kazanamazsın mesela sap, microsoft365, infor gibi.

bu temel itemlerin fiyatı bellidir. senin vereceğin danışmanlık ücreti de bellidir. yani kazanılacak karlar bellidir.

o sebeple para kazabilmek için yanında bundle ürün koyman gerekir. belki %20 performansla kullanıcak ama olsun adam zaten kesenin ağzını açmış fırsat bu fırsat diye artık yerli, yabancı verirsin malları.

bu 2. 3. parti yazılımlardan %50 yakın para kazanıyorsun ki cidden inanılmaz.
0
duyurukullanıcısı
(28.01.21)
Hahah :) Evet hizmeti veren firma için avantajlı tabii ki ama alan firma neden maliyeti düşünmüyor ve yönelmiyor başka şeylere, bilgisi mi olmuyor acaba alternatifler hakkında. Oradaki mantığı anlayamadık.
0
🌸ananiyimioguz
(28.01.21)
türk yönetici kafası kişi ile anlaşır ürün ile değil.

yani sen istediğin kadar sap'nin teknik özelliklerini anlat türk yönetici dinlemez o dk'nın referanslarına bakar, kıyafetine bakar, saati kaç para ona bakar arabası en kötü bi a4 olsun ona bakar.

ondan sonra dk ne derse alır. 100k usd yerine 150k usd olsun zaten kafasına göre bir bütçe belirlemiştir. onu aşmasa yeter.

sap extreme bir örnek ama sen atıyorum başka bir legacy yazılımının sadece isim olsun diye başlangıç paketini ver sonra yerli firmalardan bundle yap adama paket olarak ver sesini çıkarmaz. referans + a6 + pahalı saat + pahalı ofis varsa.
0
duyurukullanıcısı
(28.01.21)
-Çünkü işten anlamıyorlar, herkes yazılımcı değil

-Sap markasına güveniyorlar, birşey olursa teknik destek hazır modundalar

-Danışman şirketler mutlaka alınmalı olmazsa olmaz şeklinde pazarlıyor o programları

-IT yöneticisi konumunda olan ve yazılımdan anlayanlar ise çoğunlukla sorumluluk almak istemiyor. In-house yazılım ya da 3rd party ücretsiz yazılım bir sorun çıkarması durumunda suçu atacak kimse yok. Ama arada SAP olunca gözler direkt SAP ye dönüyor.

-SAP kullanan şirketler zaten belli bir büyüklüğün üstündedir, o büyüklükte şirketlerde işlerin durması o lisansa vereceğin paradan kat ve kat fazlasını götürür, bu tarz bir durumda bakınız bir önceki madde. Zaten kimse kendi cebinden çıkarıp vermiyor, hal böyle olunca bu işin standardı budur SAP kullanacaksan bu masraf katlanacaksın modu oluyor( Hamama giren terler hesabı)
0
zikardo
(28.01.21)
Çünkü sokaktan getirdiğin yazılımcı Ahmetin de, yazdığı kendi frontendin de ciddiye alınır bi yanı olmadığı için fioriye hybrise para veriliyor. Lisans parasının yanında karşısında muhattap da alıyor. Danışmanlık hizmeti sorun çözmek değildir, aynı zamanda uygun şekilde şirketin ihtiyaçları doğrultusunda doğru çözüme götürmektir. Ayrıca türkiyede projeler inanılmaz hızlı ilerliyor herkes işim hemen bitsin diyor o yüzden basıyor parayı. Yurtdışında 1 senede yapılan yazılım projesi bizim ülkede allaha emanet 3 ayda bitsin isteniyor. Öyle olunca paket çözüm alınıyor. sap yazılımcısı arkadaşın neden fiori ve hybris alıyolar anlam veremiyorum diyorsa ona mesleğinde başarılar dilerim.
0
nahtoderfahrung
(28.01.21)
Aynı toplantıda çalıştığı danışmanlık firmasında manager seviyesinde, sap ve fronted geçmişi olan bir developer da vardı o da dedi aslında benim şirketim olsa tercih etmezdim diye. Çünkü koskoca hizmet diye deli paralara sattıkları yazılımları ben ihtiyaca göre firmalara yazıp veriyorum çok çok daha az maliyetle diyor. İster web ister mobilden kullanıyorlar diyor. Analizse analiz, grafikse grafik hepsi yapılıyor zaten. Gerisi input ve al-verler.

Daha kompleks başka bir hizmet olsa tercihlerine çok şaşırmam ancak hybris ve fiori neredeyse yoldan geçen bir mid-level veya senior bir yazılımcının kendi imkanlarıyla yazacağı bir arayüzden daha ek bir şey yapmıyor anladığım kadarıyla.

Kaldı ki ben junior bir mobil yazılımcıyım. 1000 kişilik bir firmada çalışıyorum. Sap kullanıyorlar. Mobil cihaz kullanan tüm mavi yakalar için birçok ekran yazıp çıkardım tek başıma ve ben bunu 3-5 bin lira maaşla yapıyorum. Ekranları 300 kişi kullanıyor. Ne istedilerse de verdim şimdiye kadar react-native ile android uygulama geliştirerek. Kadrodayım zaten hesap verecek olan da benim, neden muhatap bulamasın ki?

React de öğrenmeye başladım, yakında web için de ihtiyaçları gideririm. İleride bana ödeyecekleri tutar hadi olsun olsun 7 olsun 12 olsun.

Sadece şu kısım mantıklı geldi dediklerinizden; bizim geliştirme için vaktimiz var ve yapıyoruz ama firmalar hızlı paket çözümler isteyebilirler. Bu gibi durumlar için satın alsınlar ama firmalara kesilen faturaları duydukça hala çok saçma geliyor ama millet deli kazanıyor ki koymuyor herhalde..
0
🌸ananiyimioguz
(28.01.21)
Senin kendine ve şirketine güvenin tam anlıyorum da ben sana güvenmiyorum, o yüzden fazla para veriyorum.
SAP alabilecek kapasitedeki şirketlerin SAP'ye verdikleri parayı çok düşündüklerini sanmıyorum, geçiş süreci baş ağrısı yarattığı için mümkün olduğunca kısa tutmak adına paket ürünler alınıyor.
Danışmanlık firmaları da bundan ayrıca para kazandıkları için tabiki de SAP çözümlerine yönlendirecekler, ayrıca 3.parti yazılımların SAP ile entegrasyonu muazzam baş ağrısı yaratıyor, herkes kendi doğrusunu karşıya yedirmeye çalışıyor böyle olunca işler yürümüyor uzuyor ve bizle alakalı olmadığı halde bizle sorun yaşıyor.
3. parti çözümü sen yazdın ben senle çalışmak istemediğim zaman ne olacak? Fiori ve Hybris danışmanlığı alınacak alternatif birden çok firma var sen bana zorluk çıkarırsan yol verir B firmasıyla çalışırım.
Şuan sana bunları yazarken bile bir 3. parti entegrasyon yapacak bir yazılım şirketindeki adamlara laf anlatmaya çalışıyorum hala işi bana itelemeye çalışıyorlar.
0
nahtoderfahrung
(28.01.21)
(3)

1 tl'ye mal edilip 60 kuruşa satılamayan patatesler

avatar is back
demin şöyle bir haber okudum ; https://twitter.com/vaziyetcomtr/status/1354393557893832704bunlar peki neden pazarda markette satılmıyor? 3 değil 5 değil hep görür oldum bu haberi. olayı ne bunun?
demin şöyle bir haber okudum ;

twitter.com

bunlar peki neden pazarda markette satılmıyor? 3 değil 5 değil hep görür oldum bu haberi. olayı ne bunun?
0
avatar is back
(27.01.21)
çünkü türkiye'de micro tedarik yok. yani 100kg alayım dobloya atayım marketlere satayım diye bir şey yok. gelişmemiş.

herkes toptancının gelip 100 ton patates alamasını bekliyor.

devlet patates ithalatına izin veriyor. toptancı gidip çin'den alıyor 500 ton. halde satıyor.

geçmiş olsun.
0
duyurukullanıcısı
(27.01.21)
Dobloya atıp marketlere satılmaya kalkılırsa kayıt ve denetim dışı olur söz konusu durum ancak geri kalmış ülkelerde olan bir şey. Bizdeki asıl sıkıntı aracıların olması ve çiftcilerin yeteri kadar kooperatifleşmemesi. Bir diğer konu tarım ürünlerinin ithal edilmesi (buğday, saman, ceviz, et vs.) bir ekonomi için kötü değil tam tersine olumlu bir şeydir ayrıca üreticiye zarar vermez sadece fiyatları dengede tutar halk ekonomi bilmediği için ekşide, sosyal medyada yalan yanlış bilgiler var.
0
acebi
(27.01.21)
(3)

Şahıs şirketi kuracağız

işimdeyim gücümdeyim
Kardeşimin adına kurmak istiyoruz ama aklımıza takılan şeyler var. Bilen varsa çok makbule geçer.1 - kardeşim bir yerde maaşlı olarak çalışıyor. Şirket kurmuş olması işyeri açısından sorun teşkil eder mi? İzin almalı mı veya bildirim yapmalı mı?2 - kendisinin sgk'sı doğal olarak ödeniyor. Bu yüzden
Kardeşimin adına kurmak istiyoruz ama aklımıza takılan şeyler var. Bilen varsa çok makbule geçer.

1 - kardeşim bir yerde maaşlı olarak çalışıyor. Şirket kurmuş olması işyeri açısından sorun teşkil eder mi? İzin almalı mı veya bildirim yapmalı mı?

2 - kendisinin sgk'sı doğal olarak ödeniyor. Bu yüzden Bağkur ödemeyeceğiz diye biliyorum. Yarın işten çıkarsa bizim kız bağkur borcu birikmeye başlar ödenmezse değil mi? Bu ona ileride sorun olarak döner mi?

3 - bana ait evde oturuyor. evi adres gösterebilir mi? illa ki kendisinden kira mı almam lazım stopaj için?

4 - şahıs şirketi kurunca ne satacağı, ne hizmet vereceği sınırlı mı? mesela yazılım, tasarım işleri yapacağız, kendisinin yazılım konusunda bir diploması yok bu sorun mudur?

5 - sgk'lı olduğu için genç girişimci katkısından yararlanamaz değil mi? kendisi 22 yaşında.

teşekkürler şimdiden.
0
işimdeyim gücümdeyim
(27.01.21)
1- iş sözleşmesinde yazıyorsa eder yoksa etmez. patron sorun çıkarmaz ise etmez.

2- bağkur ödemiyorsunuz sgk devam ama bir şekilde sgk kesilirse 15 gün içerisinde bağkur a geçmek zorundasınız. evet ondan sonra bağkur birikir. ödemelere bakın.

3- kira sözleşmesi şart. yoklamaya gelicekler. odada fazla eşya olmasın.

4- nace kodu yazdırıyorsun. ne satacaksan onu yazdırmak zorundasın. sen yine danışmanlık da yazdır. sıkışırsan danışmanlık kesersin.

5- no idea.
0
duyurukullanıcısı
(27.01.21)
+1 @duyurukullanicisi
0
ifo
(27.01.21)
1. İş sözleşmesini okuyun önce işe girerken imzaladığı, bir kopya da kendinde olmalı.
2. İşten çıkarsa nur topu gibi bir borç birikmeye başlar, buraya dikkat.
3. Evet stopaj ödeyecek kendi adına değilse tapu tamamen, ihtimal sanal ofis de olabilir, ya da cüzi bir miktarda tutabilirsiniz kirayı.
4. Eskiden bu daha sıkıntılıymış ama şuan şahıs şirketine de kod ekletebiliyorsunuz, onu muhasebeciye sorarsınız, evet muhasebeciniz olmak zorunda.
5. Daha önce şirket kurmadıysa genç girişimci teşvikinden yararlanır(daha önce sigortalı çalışmış olmak buna engel değil ama halihazırda çalışırken nasıl ondan emin değilim) evet ama bir yıl sgk ödemiyorsunuz(sgknızı sizin yerinize devlet ödüyor, yani sgk başlıyor) bu teşvikle, ilk üç yıl 70.000 tlye kadar da gelir vergisi ödemiyorsunuz. Kalan tüm ödemelere devam. Yani yerinizde olasam kardeşinizin işten çıkma/çıkarılma durumu varsa biraz bekler bu sgk ödememe durumunu fırsata çeviririm. Yoksa bu hakkınız bir işe yaramayacak diye anlıyorum.
0
kullanıcıadımbuolsun
(27.01.21)
(7)

Kendi ülkenizi kurdunuz! Milli marşınız ne olurdu?

hsktr
Sb
Sb
0
hsktr
(27.01.21)
Ne olurdu derken? Şiir olarak mı müzik olarak mı tarz olarak mı ne demek istediğin anlaşılmıyor.
0
1bir1bir1
(27.01.21)
Mansur Ark - gazla gitsin
0
allah yazdiysa bozsun
(27.01.21)
sallama dünyayı keyfine bak
bir taş üstüne taş koy da öyle yat
durgun suya ilişme azgın nehre dal
varoluşun sebebini bulda öyle ebedi uykuya dal
0
duyurukullanıcısı
(27.01.21)
marş dediğin 4/4'lük olmalı malum. o yüzden ferdi özbeğen, eskimeyen dost diyorum.

o olmadı radiohead'in lucky'si
0
mermize
(27.01.21)
Hits from the bong
0
eazy
(27.01.21)
spoti haftalık keşf
www.spotify.com
0
esref
(27.01.21)
neymis
(28.01.21)
(1)

Türk Telekom pilot vb. (girişimciye destek programları)

tchuck
türkiye içinde neler var acaba?yani gelip 500bin yatırıp hisse almak yerine; "sana ofis sağlarım, sana AWS üstünden 2 senelik kredi açarım" vs. gibi daha ufak ama işletmeyi kurtaracak desteklerde bulunan, yatırımcılarla tanıştıran bu tür başka programlar var mıdır?
türkiye içinde neler var acaba?
yani gelip 500bin yatırıp hisse almak yerine; "sana ofis sağlarım, sana AWS üstünden 2 senelik kredi açarım" vs. gibi daha ufak ama işletmeyi kurtaracak desteklerde bulunan, yatırımcılarla tanıştıran bu tür başka programlar var mıdır?
0
tchuck
(26.01.21)
teknoparkların yarışmalarına girersen oradan ofis alırsın.

bedava servis sağlayıcı hiç görmedim. bir keresinde bir yatırımcıya gitmiştim destek amaçlı bana server vermeyi kabul etmişti. destek falan işte anca.

bir de ben özel sektörün yaptığı hiç bir yarışma, fonlamaya güvenmiyorum. hepsi önceden belli.
0
duyurukullanıcısı
(26.01.21)
(6)

marka tescil

duyurukullanıcısı
şimdi bir marka ismi var domaini bende hatta sosyal medya hesapları da bende ama marka tescili yapılmış yani adam markayı boşlamış bir aksiyonu da yok zaten.Marka İlan Bülten Tarihi_ 12.09.2011Koruma Tarihi_ 27.02.2011Başvuru Tarihi_ 27.02.2011Tescil Tarihi_ 05.06.
şimdi bir marka ismi var domaini bende hatta sosyal medya hesapları da bende ama marka tescili yapılmış yani adam markayı boşlamış bir aksiyonu da yok zaten.

Marka İlan Bülten Tarihi_ 12.09.2011
Koruma Tarihi_ 27.02.2011
Başvuru Tarihi_ 27.02.2011
Tescil Tarihi_ 05.06.2012

ben şimdi ne zaman markayı kendi üstüme almak için gidebilirim?
0
duyurukullanıcısı
(26.01.21)
2022 yılının Haziran 5. gününa kadar tescilli, bundan sonra bi 6 ay daha cezasını ödeyip markaya devam edebilir sahibi.

10 yıl + 6 ay süre geçtikten sonra boşa çıkıyordu değişmediyse.
0
John Bloor
(26.01.21)
markayı kullanmama markayı iptal sebebidir. dava açılabilir avukat vasıtasıyla vs. ama ne kadar sürer bilmiyorum 2022 hazirandan önce biter mi mesela :)
0
yeahbutso
(26.01.21)
sınıflar tam benim kullanmak istediğim sınıflar :(
0
🌸duyurukullanıcısı
(26.01.21)
Koruma süresi tescil tarihinden değil, başvuru tarihinden itibaren işlemeye başlar. Yani 27.02.2021’de bitiyor, az kalmış. Koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı ay içinde de ek ücret ödeyip, yenileme talep edebilirler ama markayı hiç kullanmıyorlarsa büyük ihtimal yenileme talep etmezler.
0
miranda
(26.01.21)
@miranda

yani 2021 9.ayda ben başvuru yapabilir miyim?
0
🌸duyurukullanıcısı
(26.01.21)
yaparsınız, koruma süresi geçtikten sonra marka, “müddet” olarak gözükür zaten.
0
miranda
(26.01.21)
(4)

KOSGEB desteği

tchuck
2 senedir limited şirketim var. yazılım işleri yapıyorum, bir de eticaret sitem var ordan da satış yapıyorum.neyse, kenarda parası pulu olan insanlar olmadığımız için; ben ne zaman "yav bi yazılımcı iki yazılımcı daha aalyım. elimdeki bazı projeleri büyüteyim. iyi müşterilerim de var, daha çok iş al
2 senedir limited şirketim var. yazılım işleri yapıyorum, bir de eticaret sitem var ordan da satış yapıyorum.

neyse, kenarda parası pulu olan insanlar olmadığımız için; ben ne zaman "yav bi yazılımcı iki yazılımcı daha aalyım. elimdeki bazı projeleri büyüteyim. iyi müşterilerim de var, daha çok iş alırım vs." desem, bu işi kotaramıyorum. çünkü yani kenarda parası olmyan insan için 100bin 150binlik yatırımlar yapmak çok büyük risk oluyor.

sadede gelecek olursak; devletin, kosgeb'in vs. bir desteği var mıdır? "işimi büyütme kredisi" falan gibi, ödeme koşulları yumuşak, belki ilk 5-6 ay ödemesiz falan kredileri.

varsa ben bunları nasıl araştırıp öğrenebilirim? sitesinden bakıyorum ama çerçeveler çok belirsiz. belli ki bu işlerde tecrübeli birinin yönlendirmesi gerekiyor. ama usulü nedir ne değildir bilemiyorum işte.
0
tchuck
(26.01.21)
arge çağrılarına dijitalleştirme çağrılarına kobigellere başvurabilirsin.

ben geçen aldım ama %20 desteklendi hibe olarak onu da kullansam mı bilemedim.

yani öyle aman aman bir şey yok. tübitak'a 1501/1507 vs. bakabilirsin.
0
duyurukullanıcısı
(26.01.21)
KOSGEB çok bilmiyorum ama @duyurukullanıcısı +1, tübitak bakın. Tübitak'ın çok basit bir filtresi var, onu geçecek bir proje oluşturuyorsunuz, hibeyi alıyorsunuz (bu sene 200 bin tl). Sonra o projeyi 1-2 ayda bitirip kenara koyup işinize bakıyorsunuz.

Pek etik değil ama herkes böyle yapıyor :/
0
plutongezegendegilmi
(26.01.21)
devlet kesinlikle sana para verip al harca demez, sen harcarsın sonra talep edersin. bazen bu harcamanın ön onayı vardır bunun için proje filan gerekir.

yabancı dil mobil uygulama geliştirme ihtimalin varsa benimle iletişim kurabilirsin, bir çözümüm var tabi yine harcıyorsun öyle talep ediyorsun.
0
yeahbutso
(26.01.21)
Kosgeb ilk işletmeni kurarken destek veriyor eğer değişmediyse. Onun için de önce kosgeb eğitimini alıyorsun, sertifikayı aldıktan sonra işi kuruyorsun, işletmeye başlıyorsun.

Sonra kosgeb'e gidip "ben işi kurdum" diyorsun. Adamlar da gelip bakıyor. Ne kadar masraf yaptıysan belli bir limite kadar hibe veriyor.

Ama orada da çok sıkılar. Yani bilgisayar aldın mesela, 15000 TL verdin, 10000 TL'lik makineyi niye almadın da bunu aldın diye soruyor sana.

Atıyorum adam dürümcü açmış dükkana gitmiş 20bin liralık smart tv alıp şirkete fatura etmiş "müşteri izler" diye. Onu ödemeyebiliyor mesela.

İşle doğrudan alakalı harcamalarını uygun görürse destekliyorlar.
0
anten
(26.01.21)
(35)

Türkiye’nin Avrupa’ya göre avantajları

garavel
İklim vs doğal sebepler değil bahsettiğim, sosyal çevre, ailenin yakın olması vs de değil. Mesela iş yapma kolaylığı, bankacılığın biraz daha gelişmiş olması, e- devlet’in orada pek alternatifinin olmaması ( sanırım ). Konut sahibi olmada biraz daha rahat bir de sanırım ( yüksek birim maaşlar, ayni
İklim vs doğal sebepler değil bahsettiğim, sosyal çevre, ailenin yakın olması vs de değil. Mesela iş yapma kolaylığı, bankacılığın biraz daha gelişmiş olması, e- devlet’in orada pek alternatifinin olmaması ( sanırım ). Konut sahibi olmada biraz daha rahat bir de sanırım ( yüksek birim maaşlar, ayni birim ev fiyatlarından dolayı )

Sizin aklınıza gelenler neler?

almanya, hollanda, ingiltere, fransa baz alınabilir.
0
garavel
(25.01.21)
vergiden kaçınma imkanlarının fazlalığı olabilir
0
roket adam
(25.01.21)
Torrent kullanma imkanı
0
freebird5406_2
(25.01.21)
yazmışsınız zaten bankacılık diye. ben de spesifik bir şey yazayım.

kredi kartı ya da genel olarak her yerde kart kullanabiliyor olmak.

kanser ediyor avrupada nakit muhabbeti.
0
AlsterWasser
(25.01.21)
aklıma giyim kuşamın daha ucuz olması geldi, istediğiniz şeyse tabii.
0
candide
(25.01.21)
issizlik asiri yuksek ve asgari ucret asiri dusuk oldugu icin hizmet isleri ucuz.
0
hot potato
(25.01.21)
@alster bu tuhaf mesela, hangi ülke için bu söylediğiniz acaba ? ben genelde özellikle son dönemde sadece kart ile alışveriş gördüm hep, öncesinde de kart çoğunluktaydı sanki.
0
🌸garavel
(25.01.21)
Aslında say say bitmez. 1. Vergiler düşük ve esnaf gelir vergisinden muaf 2. Online eğitimde başarılıyız. AÖF sisteminde Anadolu AÖF dünyada ikinci sırada 3. edevlet uygulamalarında başarılıyız hans'ın hala kağıt kalemle yaptığı günlerce süren bürokratik işlemleri Mehmet edevletten bir kaç dakikada halledebiliyor. 4. İnternet bankacılığı 5. Geniş ve yeni otoyollar avrupada bizdeki kadar yaygın değil 6. Avrupanın en büyük avmleri bizde zorlu center bu konuda Türkiye'nin yüz akı. 7. İş yapma ve iş yeri açma bizde daha kolay ve bürokrasi daha az ayrıca teşvikler ve hibeler var 8. Devlet dönem dönem vergi ve kredi yapılandırması getirip mükelleflere ödeme kolaylığı sağlıyor 9. Ticari taksiler çok ucuz toplumun her kesimi kullanabiliyor 10. Çalışıp krediyle ev sahibi olma süresi avrupadan çok daha kısa
0
acebi
(25.01.21)
@garavel yazdıklarım corona öncesi tabi :..) tabi tüm avrupayı genellemek ahmaklık olur. örneğin izlandada tam tersi kart her yerde geçiyor her miktara kadar.

marketler dışında çoğu dükkan tarzı işletmede özellike yeme-içme vb. durumlarda belli bir miktara kadar nakit sonrasında kart daha yaygın.

en azından ben çok denk geldim. tabii azalıyordur haliye. bankacalılık hizmetleri geriden geliyor resmen. daha bir kaç sene öncesinde kadar manuel şifre kağıdı veriyordu deutsche bank internet bankacılığında.. daha yeni yeni geçtiler yeni sistemlere.
0
AlsterWasser
(25.01.21)
En başta sağlık sistemi gelir zannımca
0
but that was just a dream
(25.01.21)
1- Turkiye'de ustalik cok ucuz. Muslukcu, boyaci, catici, dogalgaz tesisatcisi, elektrikci cagirdin mi battin demektir Avrupa'da, sayi olarak da azlar ha bos gununu denk getireceksin falan buyuk basagrisi. Terzi, kuru temizleme, bakim, tamirat pahali keza. Yenisi alsaydim daha iyiydi durumlari oluyor.
2- Hizmet sektoru. Resepsiyonist, garson, satis elemani bizim Turklerin kiymetini bilmemiz gerekiyor kesinlikle. Avrupadakiler hep artist. Adam kendini benle mi karsilastiriyor napiyor? Olum sen hizmet sektorundesin illa Rothschild ailesinden mi olmam lazim iyi bir hizmet alabilmek icin.
0
neck_and_neck
(25.01.21)
Emek ucuz, patronlar için güzel ülke.
0
alfred
(25.01.21)
insanların daha çözüm odaklı olması. en suratsız memura bile "abi be, işim çok zor zaten bak böyle böyle benim işi bi hallediversen" desen adam yapabiliyorsa yapar yapamıyorsa yol gösterir hiç yoktan. avrupa'da bi yönerge vardır onun dışına hayatta çıkmazlar deli ederler. adama mesai sonrası sorsan bu konuyu "he valla ne saçma iş helelelülele" der ama mesaide hiçbir riski olmasa da bütün inisiyatif onda olsa da o işini yapmaz.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(25.01.21)
avrupa çok geniş bir tanım. bulgaristan da avrupa, norveç de avrupa. bu arada yazılanların neredeyse tamamını avrupalı ortalama biri bir dezavantaj olarak görür.

örneğin:

@acebi'nin dediği aöf sistemi bir avantaj mı dezavantaj mı bilemedim. örneğin aöf mezunu bir insan almanya'da yüksek lisans yapamıyor. genelde kabul etmiyorlar. yani aöf ciddiye alınmıyor pek. yoksa avrupa'nın yapmak isteyip de yapamadığı bir şey değil. eğitim kalitesini düşürdüğünden olabilir.

@proletarier'in dediği için de geçerli olabilir. avrupa'da bir standart vardır, herkes bu standarda uygun iş yapmak zorundadır. sen müşteri olarak onlar hizmeti sağlayan olarak uyar. dolayısıyla herkes aynı muameleyi görür. hataya veya kayırmaya yer olmaz.
0
Sour
(25.01.21)
@Sour, böyle düşününce doğru ama şöyle açayım. Kurumlar hantaldır, gelişmeye kapalıdır. Bu kurumları gelişmeye zorlanması gerekir. Ortada çağ dışı-geçerliliğini yitirmiş bir prosedür varsa ve herkes buna uymaya devam ederse o süreç herkes için eziyet olmaya devam eder hasbelkader yetkili bir abinin gözüne batana kadar. Kuralları zararsızca esneten kişiler olması bu tür durumları yetkililerin gözünün önüne daha çabuk getirir. Kurumları gelişmeye zorlar yani.

Benim fikrim bu tabii böyle sanki değişmez bir gerçek gibi yazdım ama düşüncelerimi yazdım sadece.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(25.01.21)
@Sour avrupadan kasit bati avrupa ulkeleri bulgaristan moldova romanya degil tabii ki. Ikincisi AOF mezunuyla orgun mezunu ayni haklara sahipler hic bir fark yok ve dunya genelinde yuksek lisans yapabiliyorlar. AOF sistemi egitim kalitesini dusurmez firsat esitligi saglar yoksa AOF te muhendislik, tip veya mimarlik egitimi verilmiyor isletme veya kamu yonetimi egitimi vermek icin orgun fakulte kurmaya gerek yok. Ayrica avrupada da AOF var ve dunyada en basarilisi ingilterede.
0
acebi
(25.01.21)
Yok.

Online bankacılıkta şimdiye dek yapamadığım tek şey ev kredisi için birikim hesabını açamamaktı. Açmak için gereken randevuyu da online aldım.

Oturma izni başvurusundan kütüphane kartına, şahıs şirketi açmaktan reçeteli ilaç almaya kadar her şey online.

İki yılım dolmak üzere. Banka hesabımı açtıktan sonra nakit kullandığım tek yer Türkiye elçiliğiydi. Masamda hala elçilikte lazım olduğu için çektiğim paranın kalanı duruyor.

Vergi meselesinin az gibi görünmesi dolaylı vergilerin çokluğundan, kimsenin vergi bilinci olmamasından ve vergi kaçırmanın çok kolay olmasından dolayı. Finlandiya'da
ve Türkiye'de ödediğim gelir vergisi %25 (Edit: Tekrar düşündüm de sanırım Türkiye'de ödediğim gelir vergisi daha yüksek olabilir.) Dolaylı vergisiyle, ödediğim paranın karşılığını alamamamla, otuyla bokuyla Türkiye'de daha fazla vergi ödüyordum.

Türkiye'de düzgün bir semtte düzgün bir evi aileden ve eşten destek almadan alabilmek neredeyse imkansız. 2010 yılında Beylikdüzü'ndeki evler için 150 bin lira peşinat istiyorlardı. 4-5 sene önce Dereboyu caddesindeki saçmasapan bir evi 950 bin liraya satmışlardı. Burada tek başıma 10-12 ayda ofise 30-40 dakika mesafede bir ev için gereken mortgage'ın peşinatını biriktirebildim (Bir sırt çantası ve bavulla ülkeye girip her şeyi sıfırdan düzmeme rağmen.) Tek dezavantaj şehir merkezlerindeki ortalama ev büyüklüğünün Avrupa'da Türkiye'ye oranla daha küçük olması.

Türkiye'de musluk falan filan için bir sürü para döküp bir ay sonra tekrar çağırmak zorunda kaldığım 'usta'ların yerine buradaki işini yavaş ama düzgün yapanları tercih ederim.

Türkiye siyasi iradeye yanlarım, her türlü memuru siyasi networküm ve paramla satın alırım, işçiyi sömürür kısa yoldan köşeyi dönerim kafası için cennet gibi bir ülke.
0
bruce mclaren
(25.01.21)
Maasli calismiyorsan Türkiye daha güzel.
Istedigin an kov, istedigin gibi mobbing yap, istedigin gibi süresiz izine çıkar, sigortasini asgariden yatir, haftada 50 saat calistir ayni maasi ver, haftasonu ara, mesai sonrasi ara, tatilde ara. Cok mu vergi veriyorsun? Araba al sirkete vergiyle ode. Vergi borcun mu var? Odeme, af bekle vs vs

Onun dışında servis isleri ucuz; restoran vs ucuz, muslukcu vs isleri ucuz. Çünkü herkes cani istediği gibi bu islerde çalıştigi icin bir sürü var. Haliyle uc kuruşa düşüyor iscilik. Aynisi restoran islerinde de geçerli.

Onun dışında caninin Türkiye'de paran varsa caninin istedigi her şeyi yaparsin. Gece canin dondurma mi istedi? Kebap mi istiyorsun? Peki özel profesör doktor randevusu ? Hepsini parayi basarak yapabilirsin ama gelismis Avrupa ülkelerinde yapamazsin. En azından öyle 1000lira verdim randevuyu aldım falan yok buralarda. Özel hastane yok zaten.

Herhangi bir yerde tanıdığın varsa is halledersin. Devlet dairesi, polis, yargıç, savci. Zenginsen bütün bu sistemi alt edersin zaten, sistem seni korumak icin var.

Edevlet, kredi ve kart almanin olağanüstü gereksiz hizliligi (o yüzden yer gök kredi ve kredi kartı borcu), kiyafet/ayakkabi/deri ürünleri ucuz olmasi.

Eğitim sistemini ovecek durumda değilim. Ülkede yer gök üniversite mezunu kasiyer/fabrikada isci dolu ama bir tane aklı başında elektrikci, muslukcu bulmak imkansiz. Bunlari hiç egitmeyip herkesi üniversite mezunu yapman süper bir şey.
0
logisticsmanager
(25.01.21)
tüm dünyaya göre avantajı, eğitim araştırma hastanesinde tedavi oluyorsun, ödediğin ücret 7 tl, reçetenin yüzde seksenini ssk ödüyor(yani hepimiz), muayene eden uzman hekim, isviçrenin en baba hekimleri kalitesinde, belki daha iyi, bak sıfır mübalağa! aman nazar değmesin
ek: özetle bu konuda güncel tabirle tam bir sosyal devlet. amerikada donuna kadar alırlar, avrupada doktor bulamazsın sade vatandaşsan.
0
esref
(26.01.21)
gerçekten merak ediyorum e-devlet gibi çok kapsamlı bir site var mı mesela avrupa ülkelerinin herhangi birinde ? ya da e-nabız vs.


@bruce ev konusunda ben hep türkiye'nin daha basit olduğunu düşünüyorum. ev bi kere bol çünkü. avrupada o durum yok.
0
🌸garavel
(26.01.21)
TR'nin ALmanyaya gore avantajlari:

- Burokrasi daha az.
- Kurallari esnetmek cok daha kolay.Sorumlunun iki dudaginin arasinda her sey. Bu sayede adamini bulup kurallari esnetip herkesin onune gecebiliyorsunuz.
- Yemekler
- Teklifsiz iletisim ve tanisma daha kolay
- Giyim cok ucuz
- Sehir ici ulasim daha ucuz

Bu arada konut edinmek Turkiyede daha rahat degil bence.Turkiyede ucuz denilen kalitesiz yerlerle Avrupadaki pahali ve kaliteli yerleri karsilastirmak sik yapilan bir hata.
0
turkuaz
(26.01.21)
şu yorumları okuyan türkiye'yi dünyanın en iyi ülkesi sanır:)
0
nothing in my way
(26.01.21)
@garavel, evin kalitesi kötü ve fiyatı fahiş olduktan sonra çok olmasının bir esprisi yok bence. 1 yıldır anneme babama emekliliklerini geçirecekleri yaz kış yaşayabilecekleri bir ev bakıyorum. Bakınca "acaba burada gerçekten insan yaşamış mı?" denilecek evler 600-700 bin liradan başlıyor. Balıkesir, İzmir ve Muğla taraflarında oturulabilecek bol ev varsa üzerime link atın :)
0
bruce mclaren
(26.01.21)
@bruce mclaren ciddi misiniz bilmiyorum ama 700 bine hele hele balıkesir muğla'da falan deli güzel evler alınabilir ya, ben izmirde yaşıyorum olduğum bölgede 700 bine mesela 4-5 yaşında 3+1 gayet güzel bir ev alınabilir, merkezi yerlerin civarında güzel bir sitede yani.

dediğiniz şey yazlık vs müstakil evse bilemem. ki yine alınır diye düşünüyorum ama aramaya çok üşendim :)
0
🌸garavel
(26.01.21)
@garavel yazlık-müstakil evet. Konak'ta 30+ yıllık 2+1 ara kat daireye 400 bin lira vermek de bana pek akıl kari gelmiyor açıkçası :)

Edit: Acaba yanlış mı hatırlıyorum diye tekrar bakayım dedim. Alsancak'ta 30+ yaşında ara kat 2+1 daire 800 bin lira: www.sahibinden.com
0
bruce mclaren
(26.01.21)
zenginsen dunyadaki en guzel ulkedir. yalakalar, kurallarin, kanunlarin zenginin lehine islemesi, daha fazla saygi gormen, hizmet sektorunun hem kaliteli hem de ucuz olmasi. dis, sac, goz gibi estetik saglik operasyonlarinin cok ucuz olmasi.
0
baldur2
(26.01.21)
@bruce mclaren izmirin en en en merkezi yerinde bakıyorsunuz, bu çok normal. mavişehire 5 dakika bostanlıya 10 dakika uzaklıkta çiğli ataşehir bölgesinde mesela nezih bir sitede 700 bin civarına çok iyi evde oturulabilir.

ama çok çok merkezi yerde tabii ki oturulamaz.

foça, gümüldür gibi yerlerde de ortalama bir yazlık alınabilir.
0
🌸garavel
(26.01.21)
@garavel İzmir'i sizin kadar bilmediğim için uçuk bir örnek seçmiş olabilirim. Ama anlatmak istediğim farkı yine de gösteriyor. Helsinki'nin en en en merkezi yerinde bir evin mortgage'ına ayda 1.500-2.000 euro vererek satın almak ve hala fazla kasmadan kenara 1.000 euro koyabilmek mümkün. Ben bunu Türkiye'den ayrıldığım zaman da hayal edemiyordum, hele şimdiki ekonomik koşullarda hiç hayal edemiyorum.

Öneriler için ayrıca teşekkürler :)
0
bruce mclaren
(26.01.21)
Ev alma konusunda bati da en az turkiye kadar zor sartlar sunuyor acikcasi. Ev almak avrupa ulkelerinde kat kat daha kolay degil. Et, araba, benzin, elektronik vs turkiye'ye oranla cok daha rahat alinabiliyor olabilir ama ev ayni oranda zorlukta bence.
0
baldur2
(26.01.21)
@hayat gercekten guzel

Neler mesela ?
0
🌸garavel
(26.01.21)
Ucuz iş gücü, bürokrasi, bankacılık ve sağlık sistemleri kesinlikle.

Tabii bir de en önemli konu: gıda/mutfak/yemek (fiyatları değil çeşitleri).
0
nawar
(26.01.21)
e-devlet, bankacılık, genç nüfus ve acelecilik dolayısıyla gelen şeyler yani. Sağlık (gerekirse parasını verip özel hastaneye gidebilme lüksü.)

konut sahibi olma olayı her yerde sıkıntı ama mortgage sistemi olan ve enflasyonu yılda %1-2 olan yerlerde çok daha uzun vadeli rahat alıyorlar sanıyorum. Bizde ölüm.(şunu da hesaba katmak lazım, bizde iyi maaşla iş bulabildiğin yer İstanbul. Batıda illa Paris, Berlin, Londra'da yaşamadan da iyi maaş alabiliyorsun hatta ortalama aynı maaşı alıyorsun çoğu yerde. Gördüğüm bu. Biz küçükçe bir şehirde benzer paraları alabilsek daha rahat ev alıyor olurduk, alım gücümüz de artardı. İstanbul'un 8 milyon, gerisinin anadolu şehirlerine dağıldığı bir Türkiye hayal etsenize :)

şirket kurma işleri ve vergi çok mantıksız/kötü geliyor bana. Ki dünyada da en karışık sistemlerden biri olarak anılıyordu. Estonya mesela o işi çok basitleştirmiş, ben açıkçası internetteki işim tutarsa Türkiye'de değil Estonya'da falan şirket kurup oraya vergi vermek istiyorum.

Bence alt-orta sınıf için Avrupa süper, üst sınıf için Türkiye istediğin gibi at koşturabileceğin müthiş bir ülke.

edit: birçok konuda sorun olarak kuralsızlık, örneğin kriptopara gibi şeylerde işimize yarıyor. ABD'de hatta sanırım Fransa'da vs. yaşayanlar sattıktan sonra gelir vergisi vermek zorunda. Türkiye'de henüz belirtilen bir vergi yok. Abd, kanada, çin vb. ülkelerdeki insanlar çeşitli borsalara kaydolamıyor, coin satışlarına katılamıyor, biz katılabiliyoruz. Bu devlet bizi korumadığı için oluyor ama eğer para kazanabilirsen işine de yarıyor işte.
0
nhk ni youkosu
(26.01.21)
eğer çok paran varsa ve kötü bir alışkanlığın yoksa kafan rahat olsun kimse yanına yaklaşamaz
0
duyurukullanıcısı
(26.01.21)
Ya herkes paradan evden bahsetmiş, kimse kültürden (ve özellikle iş kültüründen) bahsetmemiş, çok şaşırdım. (Değinen olmuş gerçi haklarını yemeyeyim, ama çok değil yine).

Tabi Avrupa'nın tamamını bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla "kuralcılık" çok baskın.

Bunun iyi yönleri var, ne yapman ve nasıl yapman gerektiği belli. Yap geç, kimse fazlasına zorlamaz, emeğine çökmez, tertemiz. Bizde memuriyet arayan ama biraz daha çok param olsun diyenlerin hayali gerçek olmuş.

Öte yandan sana sunulan ile yetinemiyorsan, daha iyisini güzelini yapmak istiyorsan, o kalıbın dışına çıkmanı çok zorlaştırıyorlar. Mantığı da şu: risk istemiyoruz. Plan yaptık, plana uyalım, fazlasına gerek yok, başımıza bir iş gelmesin yeter. 20 yaşındaki insanlar bile benim nenem gibi.

Bi 100 yıl öncesinde dünyayı keşfeden, kültürün, bilginin sınırlarını zorlayan insanların bunların ataları olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum.

İşe gir, 9-5 arası git gel takıl, 30 yıllık ev kredisine gir, haftasonları da git drone uçur, gitar çal, dağda bayırda yürüyüş yap gel. Güzel/anlamlı bir ömrün böyle bir şey olduğuna inanan çok fazla insan var. Rahatları azıcık bozulduğunda bir anda aşırı sağ partilere yönelmeleri de bundan. Aman sorunları çözelim, yeni çıkış yolları arayalım vs. yok, para yok, mültecileri atalım gitsin. Sıradan adamı suçlamıyorum ama elitleri, okumuşları da bundan çok farklı değil.

TR'de gidilen yönü beğenmesem de bir dinamizm var, bu iyi bir şey bence, ben seviyorum.
0
plutongezegendegilmi
(26.01.21)
Hollanda'da yasiyorum, burasi ile Turkiye'yi karsilastiracak olursak iklim, mutfak/yemek Turkiye'nin en buyuk artisi. Bunlar ve aile, yakinlar disinda Turkiye'de ozlenen pek bir sey yok.

Is yapma, is kulturu/ahlaki ise karsilastirilamaz. Turkiye'de birakin sozlu anlasmayi, yazili anlasmalari dahi kimse sallamiyor. Hukuken hakkinizi aramaya kalksaniz zaten o baska hikaye. Ozetle Turkiye'de ticaret ve is ahlaki yerlerde.

Turkiye'de bankacilik sistemi daha gelismis ve esnek fakat Avrupa gittikce arayi kapatiyor. Ozellikle odeme sistemleri konusunda Turkiye cok kisitli imkanlar sunuyor. e-devlet bu ulkelerin hepsinde var. Hollanda icin konusursak gayet basarilir ve bir suru ozel sirket ile ( elektrik, su gibi ) entegre olarak da calisiyor.

Ev alma meselesini karsilastirmak anlamsiz. Hollanda'da asgari ucret sahibi bir cift rahatlikla ev alabilir ( sehir merkezinde, kanal manzarali degil tabi ki ) bunun icin pesinata da gerek yok. AB vatandasi degilseniz faiz biraz daha yuksek ya da bir miktar pesinat (%10 sanirim) ayni faiz orani ile kredi almak mumkun. Gerekli olan tek sey suresiz is kontrati ve Hollanda'da 1 yildir ikamet etmek.

Turkiye'nin en buyuk avantajlarindan birisi ( tabi ki paraniz varsa ) ucuz iscilik. Zaten bahsedilmis, evde ampul patlasa degisitirmek icin adam cagirabilirsiniz. Gunluk yasam icin ornek verirsek, makul fiyata berber/kuafore gitmek mumkun.

Uzun uzun yazmak gereksiz aslinda. Turkiye'nin Avrupa'ya gore en buyuk avantaji yeterli paraniz var ise her turlu kurali, kanunu kendi avantajiniza olacak sekilde esnetebilirsiniz. Avrupa'da bu o kadar kolay degil.
0
whisky
(28.01.21)
@acemi

aöf mezunları almanya'da yüksek lisans yapabiliyor mu? (benim bildiğim kadarıyla kabul etmiyorlar, o nedenle soruyorum)

ingiltere'deki sistemi başarılı kılan nedir?

türkiye için online eğitimde başarılıyız, türkiye 3. sırada demişsiniz mesela. neye göre üçüncü sırada? öğrenci sayısına göre mi? eğer öyleyse anlamsız. eğitim kalitesine göre mi? bunu nasıl ölçmüşler bilmek isterim. yani buradan mezun olan öğrencilerle ilgili örgünlerle karşılaştıran bir araştırma mı yapılmış?
0
Sour
(04.02.21)
(10)

Bu tuşlar ne yapıyor? Akai MPK Mini Play

anx
Bu tuşlar ne yapıyor bilen var mı acaba?Filter'ı kısınca ses kısılıyor, açınca açıyor, tek anladığım o. Peki ya diğerleri?:filterattackresonancereleasereverb amtchorus amteq loweq high
Bu tuşlar ne yapıyor bilen var mı acaba?
Filter'ı kısınca ses kısılıyor, açınca açıyor, tek anladığım o.
Peki ya diğerleri?:
filter
attack
resonance
release
reverb amt
chorus amt
eq low
eq high
0
anx
(25.01.21)
Öyle kelimlere dökerek anlatmak biraz zor anlatsak bile nasıl anlayacaksın. Test ederek öğrensen aslında çok basit.
0
olaylar olaylar
(25.01.21)
Neden kelimelere dökmek zor olsun, hepsi bir işe yarıyor sonuçta, öyle değil mi?
Örn; filter volume artırıyor, reverb yankı yapıyor vs.
0
🌸anx
(25.01.21)
Filtre volume artırıp azaltmanın dışında sesi baskılayarak yumuşatıyor da. Reverb sesi bir odada, salonda veya stattaymış gibi yani boşluk hissi veriyor. Release sesin sonunu uzatıp kısaltıyor, attack ise başını uzatıp kısaltmaya yarıyor. Resonance sesin basıncı ile alakalı sanırım. Eq low düşük frekans eq high yüksek frekanstaki sesleri düzenlemeye yarıyor adından anlaşılacağı üzere. Chorus sese derinlik ve çok seslilik katar vs. Bunlar tamamen benim kendi çabalarım sonucunda öğrendiklerim.ses uzmanı değilim. Hiç bilmiyorken biri anlatsa pek işime yaramazdı muhtemelen
0
olaylar olaylar
(25.01.21)
Cevabınız için teşekkürler.

Reddit'te de sormuştum, şöyle şahane bi' şey yollamışlar, burada dursun ki tüm meraklılar nemalanalım::

(git: learningsynths.ableton.com)
0
🌸anx
(25.01.21)
Selamlar filter ve resonance subtractive synth ve sampling kullanırken kullandığımız tek bantlı bir filtredir. Tek bantlı bir equalizer olarak düşünebilirsiniz (fab filter pro q videosu izlerseniz görsel olarak çok net anlarsınız) Filter potansını kıstığınızda üst frekanslardan başlayarak kesmeye başlar resonance ise tam bu kesim noktasını yükselterek vurgular. Tek bir filtre ve resonans niye diye düşünürseniz subtractive synth çalışma prensiplerine göz atmanızı öneririm (bkz: harmonik)

Attack Release (Aslında genellikle attack decay sustain release olarak rastlarız adsr) sesin siz tetikledikten sonra başlama ve siz bıraktıktan sonra tınlamaya devam etme süresi diyebiliriz kısaca. Yani basit olarak pad seslerde yüksek attack ve release kullanıyoruz ve yumuşak bir ses elde ediyoruz gitar gibi pluck seslerde düşük attack ve release kullanıyoruz.

Reverb ve chorus amount reverb ve chorus efektlerinin miktarları. (bkz: reverb) (bkz: chorus)

eq low ve eq high da bildiğimiz önceden belirlenmiş alt ve üst frekansları kesip, boostlayabileceğiniz equalizer.

O elinizdeki cihaz da bir rompler yani önceden örneklenmiş sesleri rom üzerinden değiştirilemeyen şekilde tekrar tetiklenip çalınmasına yarayan alet. Sampler ve Rom birleşiminden türemiş bir isim.
0
hedep
(25.01.21)
Tuş dediğiniz aslında tuş olamayan şeylere knob deniliyor. Canlı performanslarda ya da automation dediğimiz şeyleri yaparken işleri kolaylaştıran birtakım sinyal aparatları. Üstünde filter attack vs. Yazıyor diye illa o çalışacak diye bir şey yok. Midi learning, midi map gibi içerikleri olan müzik programlarında istediğiniz amaçta da kullanabilir, değiştirebilirsiniz. Genellikle hangi müzik programı kullanıyorsanız midi klavyenin sitesinden hazır kurulu driver dosyasını indirip program içine yükleyebilirsiniz.
0
kadera bach
(25.01.21)
filteria
(25.01.21)
bende mpk mini 2 var.

onları kendin de atayabiliyorsun bunu yapsın şunu yapsın diye. tabi default olarak gelen şeyler var.
0
duyurukullanıcısı
(25.01.21)
@duyurukullanıcısı, evet bunda da atanıyor fakat bunun olayı bilgisayara bağlamadan/ses atamadan da kendi default ses ve özellikleriyle müzik yapılabiliyor olması.
0
🌸anx
(25.01.21)
@kadera bach, knob'u nasıl çevireceğimi bilemedim türkçeye, topuz düğme vs saçma geldi.
evet dediğiniz midi klavyeler için geçerli fakat bu ''play'' modeli, yani kendisi bir synthesizer, hali hazırda içinde atanmış ses ve ayarları var, o yüzden bu ayarları öğrenmek istedim.
0
🌸anx
(25.01.21)
(4)

kendinizi ait hissettiğiniz il'e, ilçe'ye, köy'e

duyurukullanıcısı
bir miras bırakmayı düşünüyor musunuz?harita, kitap, heykel, resim vb.
bir miras bırakmayı düşünüyor musunuz?

harita, kitap, heykel, resim vb.
0
duyurukullanıcısı
(24.01.21)
Hiç düşünmemiştim doğrusu. Öyle kendimi ait hissettiğin bir yer olmadığı için belki. Yaşadığımız ilçede ismini soyadımızdan alan cadde var, oranin ilk sakinleri olduğumuzdan. O yeter herhalde. Haha.
0
a perfect lie
(24.01.21)
çocukluğumun geçtiği Mihalıccık. Kendisi için bir bir tanıtım filmi yaptım zaten miras olarak. Ayrıca öldüğümde gömülmeyi istediğim yerdir Ömer Köy Eski Mezarlık.
0
ankarakecisi
(24.01.21)
ya benim de yok mesela ait hissettiğim yer belki istanbul'daki kampüsüm o kadar.

ama ilerde bir yer olursa oranın 3 boyutlu haritasını yapmak isterim. çiçekler böcekler kuşlar ağaç cinsleri vb.
0
🌸duyurukullanıcısı
(24.01.21)
hiç öyle bir şey düşünmedim ama ağaç bıraktım 5 tane :) o da aitlikten değil doğa sevgisinden.
0
batlegolas
(25.01.21)
(27)

Her şeye rağmen “gitmem” diyen var mı?

ms brownstone
Malum ülkedeki genç nüfusun belki de çok büyük bir çoğunluğu bir yolunu bulup gitmek istiyor ülkeden. Yani en azından benim sosyal medyada gördüğüm kadarıyla böyle. Merak ettiğim hala bu ülkede umudu olan, her şeye rağmen Türkiye’de yaşamaktan memnun olan insanlar var mı? Neden gitmek istemiyorlar,
Malum ülkedeki genç nüfusun belki de çok büyük bir çoğunluğu bir yolunu bulup gitmek istiyor ülkeden. Yani en azından benim sosyal medyada gördüğüm kadarıyla böyle. Merak ettiğim hala bu ülkede umudu olan, her şeye rağmen Türkiye’de yaşamaktan memnun olan insanlar var mı? Neden gitmek istemiyorlar, ne cazip geliyor onlara bu ülkede?

Gitmeyi düşünenlerin de cevaplarını bekliyorum nedenleriyle. Yani neden Türkiye’den gitmek istiyorsunuz ya da istemiyorsunuz? Yaş ve cinsiyet de belirtirseniz güzel olur.
0
ms brownstone
(24.01.21)
Baştan söyleyeyim belki imkanım olsa giderim , sonra ulaşamadığın ciğer mındar hesabı olmasın. Biraz da zora gelemeyen bir yapım var komfor bölgemden çok çıkmaya meyilim yok hele tek başıma. Ama hiç y.dışında yaşama hayali de kurmadım.

Onun dışında vatanı seviyorum, toplumun tarihini kültürünü samimiyetini. Dilimizi de çok seviyorum.

28 E

Edit: bu arada farklı yıllarda 1 ay İngiltere 2 ay da Almanya olmak üzere y.dışında kaldım.
0
fezagezgini_4
(24.01.21)
31 yaşındayım, 1 sene kadar yurtdışında yaşadım önceden, erasmus ve staj dolayısı ile. İş dolayısıyla sürekli yurtdışına gidiyorum, aşırı bir hevesim kalmadı yani bunun için. Çalıştığım iş dövizle kazanmanın mümkün olduğu bir sektör (bilişim sektörünün bi alt dalı), türkiye'de iyi para kazanınca bir avrupa ülkesinde yaşayamayacağın kadar lüks ve rahat bir hayat yaşayabiliyorsun. Zaten maddi olarak belli bi eşiği aştıktan sonra, duygusal faktörler devreye giriyor, rahatımı bırakıp başka ülkede göçmen olmanın dertleriyle uğraşmak istemiyorum, ailem burada, düzenim burada vs vs. Yani genel olarak gidişattan memnunum. Yurtdışında yaşadığım dönemde de insanların önyargısıyla uğraşmaktan, vizesi derdi gerginliğinden nefret etmiştim ki hiç ırkçılıkla karşılaşmadım ona rağmen böyle oldu. Göçmen olduğunda düşünmen gereken binlerce farklı konu olduğu için tüm potansiyelini tam olarak işine yansıtamıyorsun (mesela patrona karşı çıkman gereken bir durumda "lan neyse şimdi vizeyi tehlikeye atmayayım" deyip susuyorsun, ama o riski alabilen adamlar yükseliyor) Sessiz sakin bi hayat yaşıyorsun yani mecburen.

Şu anda yeni mezun olsaydım, ne bileyim ailemi bu kadar önemsemeseydim, en önemlisi de iyi para kazanabileceğim bir iş alanını keşfetmiş olmasaydım muhtemelen yurtdışına taşınmak isterdim. çünkü ortalama insana avrupa çok daha iyi bir hayat sunuyor, ama ortalama üstü olduğunuzda ciddi sınırlar var ne uzuyor ne kısalıyorsun. o sınırlar da türkiye'de yok. trilyoner de olabiliyorsun, sokakta da kalabiliyorsun.
0
roket adam
(24.01.21)
şimdi ben italya ve norveç gibi iki ülkeye gittim. en çok norveç'te kaldım.

öncelikle oraya gidince bi b.k olmuyor. sen orada immigrant sın. yani kendi ülkesinde barınma için yeterli yetenekleri olmayan buraya gelip kimsenin yapmak istemediği işleri yapan kişi.

ama CEO bile var diyenler var.

evet çünkü senin profilinde o firmaya kimse ceo olmak istemiyor. benim danışmanlık verdiğim firmada ceo türk'tü ve ağzına sıçıyordu tasarımcılar. çünkü tasarımcı ceo'ya git şunu al diyor ceo para yok diyor tasarımcı bana ne lan git para bul o zmn diyor.

böyle bir sistemde firma ceo bulamazken oradan immigrant ın biri çıkıp tüm stressi üzerine alıyor iş bitince türkiye'deki gibi ceo mu taktiri alıyor dersiniz? hayır tasarımcı.

dış ülkeye hangi şartlarda gidilir? örnek veriyorum ailen vardır çocuğunun eğitimi için gidilir. çocuğum dünya vatandaşı olsun diye gidilir. biz zaten çekirdek aile içerisinde yaşıyoruz ve öylede yaşayacağız 10-15 yıl dersen bu şekilde gidilir.

ama ben tek başıma norveç'e gidecem orada 20 yıl yaşarım diyorsan o biraz cahillik kusura bakma.

bence bir yere yerleşmeyi düşünmeden önce en az 3 hafta kalıp sosyal hayatına bakmak lazım. internetten 2 resim görüp tav oluyor insanlar ki cidden cahillik.
0
duyurukullanıcısı
(24.01.21)
36 yaşında bir erkeğim. burada faydadan ziyade pişmanlık kıyaslaması uygun olur. gidersem, kaldığımdan daha çok pişman olurum, gözüm arkada kalır çünkü.
0
uuth
(24.01.21)
Aslında ben gitmek isteseydim şimdiye kadar gitmeyi denemiş olurdum. Almanya'da çok akrabam var. Kalacak yer sorunum bir süre olmazdı. Euronun daha düşük olduğu zamanlarda Erasmus olsun, staj olsun gitme şansım olabilirdi. Üniversiteden sonra da olabilirdi. İlgimi çekmedi doğruyu söylemek gerekirse. Belki de konfor olarak işime gelmedi. Türkiye'den ne olursa olsun gideyim kafasında olmadım hiçbir zaman. Gelecekte gitmek istersem de gerçekten hayat kalitemi artıracak yerlere gitmek isterim. Mühendis olmama rağmen Almanya düşünmüyorum nedense. Ben gidecek olsam ABD, İngiltere, İspanya falan isterdim. Gitmek istememin nedeni de aslında doğal güzellik, güzel şehirler. 27E
0
dissendium
(24.01.21)
Sosyal ortam.

Iyi egitimli, iyi kariyerli ve en onemlisi de uyum/dil sorunu cekmeyecek iki cok yakin arkadasimi silah zoruyla dahi Almanya´ya yerlesmeye ikna edemiyorum. Ikisi de kadin, neredeyse 30 yasindalar.

Inanilmaz sosyal insanlar, buyuk sosyal cevrelere aidiyet hissetmedikce iyi hissetmiyorlar. Avrupa´da yasadilar ve buradaki insan iliskilerini tatmin edici bulmuyorlar.
0
buf-e kür
(24.01.21)
Guzel bir evde misafir olmaktansa, kendi evim her zaman daha cazip benim icin. Meslek, cv, dil itibariyle gitmek mumkundu ama daha mutlu olacagima inanmiyorum. Aile, sosyal yaşam, yabanci dilde yasam (bilsen bile yorucu oldugu kanaatindeyim, hastaneye gitsem doktoru tam anlarmiyim, mizaha ortak olabilir miyim vb.) gibi bircok faktoru var.
0
pofudukayi
(24.01.21)
Bence yaş ilerledikçe herkes gençler kadar kolay karar veremiyor bu konuda. Bana öyle oldu. Eskiden bunun hayaliyle yaşardım şu an biraz çekiniyorum. Bir kere aile ve dostlar kısmı büyük sıkıntı. Ama farklı da bir deneyim imkanım olsa gider denerdim de kalmak için de güçlü nedenler var. En iyi nedenlerimden birisi ben gittikten sonra burada kalan küçük aile üyelerimi bu kokuşmuş zihniyetin ortasına bırakmak olur.
0
Kediyi üzdün
(24.01.21)
Ben gitmek istemiyorum. Üniversitede hayaller kurardim herkes gibi ben de ama iş hayatına, hayata girdikçe o işin oyle olmadığını anladım.

İyi bir maaşla ordan daha kral yaşarsın burada. Ama stres öldürür. :)
0
westblack
(24.01.21)
Ben de bir yandan gitmek istiyor bir yandan da gidemiyorum. Açıkcası gitmek zorunda hissediyorum kendimi. Geçen sene gidebilirken erteledim covid vs. bahane oldu. Daha önce almanya'da yaşadım hem her şey o kadar güzel ama bir yandan da o kadar zordu ki. Bildiğim her şey burada sonuçta. Kaç yıllık dostluklar vs. Bir seyler değişecek gibi olsa hiç düşünmem burada kalırım ama her şey giderek kötüleşiyor o yüzden iki üç sene sonra tekrar gitme ihtimalim olacak ve kendimi buna zorlayacak gibi hissediyorum.
0
turkce konusan uzayli
(24.01.21)
istesem gidip ABD vatandaşı olabilirdim. Gitmedim.
Şimdiki mesleğimle de istesem gidebilirim. Öyle bir niyetim yok.

Muhalif faunusu içine kapılmazsanız o kadar da yaşanılmayacak ülke değil burası.
0
zoghurt
(24.01.21)
Gitmek isterim çünkü kaybedecek bir şeyim olduğunu düşünmüyorum, sıfırım zaten.

Türkiye'de krallar gibi yaşayacak bir gelirim yok ve olmayacak. İstediğim hayat standardını yakalayamayacağım. Üst düzey bir pozisyon ve maaşta değilim ve önümüzdeki 10-20 yıl da değişmeyecek.

Burada İstanbul'da rahatça yaşayıp üst düzey pozisyonu olan, kariyeri olan kişiyi anlarım, kaybedecek şeyleri vardır ve bunu korumak istiyordur ama sanırım yurtdışına yerleşmek isteyenlerin çoğunluğu benim gibi düşünüp kaybedecek çok şeyi olmayanlar.
Edit: ve tabii huzur ve sağlıklı bir zihniyetin içinde yaşama isteği. Türkiye'nin hala huzurla yaşanabilecek bir ülke olduğunu düşünürler fazla iyimser.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(24.01.21)
Yurtdışından teklifler gelmesine rağmen buradayım hala. 25/e.

Çünkü hayat standartlarım iyi. Avrupa'ya gitsem kiradan falan sonra elime daha az para geçecek. Burada işyerine metro ile 7dk'da gidebiliyorum; arkadaşlarım burada, çok batılı yetiştirilmeme rağmen burada olan kültür ayrılığının orada daha fazla olacağından eminim. "Ama sen hiç Türk'e benzemiyorsun." ırkçı kalıbını duymaktan bıktım.

Not düşeyim, ülke ve insanlarının çöp olduğu konusunda herkese katılıyorum. Sadece haber izleyip diğer insanların çektikleri yüzünden çıldırmazsam hayatım oldukça iyi burada.
0
aguen
(24.01.21)
gitmek isteyen arkadaslarim 3 tipte,
1. Tr'de is ortamindan, imkanlardan tatmin olmayanlar
2. Tr'de de bisey olmayan hayalci tipler
3. Parayla ilgili

Ben geri dönmek istiyorum cunku isimde uluslararasi oldum zaten, ama sosyal hayatta almanya'da irkcilik görmedigim halde kendimi iyi hissetmiyorum.
0
wishmaythşngs
(24.01.21)
Gitmek istemiyorum, Türkiye ve İstanbul benim için cazip. Özellikle Linkedin üzerinden çok sayıda görüşme teklifi gelmesine rağmen mülakat dahi yapmıyorum. (33/E)

"Neden gitmek istemiyorsunuz" sorusu bile üzücü. Ailem, arkadaşlarım burada. Yaşadığım şehri, bölgeyi ve memleketimi seviyorum. İş anlamında seçeneklerim fazla. Niye gideyim ki? Kendi adıma gitmek için bir nedenim yok. Sevmediğim tonla durum var ama bunlar ülkeyi terk etmemi gerektirmiyor. Çok mecbur kalmadıkça bir yere gitmem.

Bir süre Avrupa'da kaldım. Sanılanın aksine muhteşem maddi şartlar yok, örneğin deneyimli bir yazılım mühendisi ay sonunu getirecek kadar para kazanır. Konut sorunu, istediğin evi kiralayamama problemlerin var. Maaşına oranla kiralar çok çok yüksek. Lokal dili bilmeden istediğin tarzda iş bulman sıkıntı. İş sözleşmeleri süreli. Ne kadar eğitimli ve nitelikli iş yaparsan yap "yabancı"sın.
0
Lethe
(24.01.21)
her şeye rağmen gitmek istiyorum çünkü burada sıfırım. yani sevdiklerimden başka kaybedecek bir şeyim yok. 27E
0
nothing in my way
(24.01.21)
ben varım. istersem muhtemelen 2 ayda iş bulup giderim. cehalet, ekonomik sıkıntılar, hükümet hepsinin farkındayım; ama sırf politik sebeplerden bu ülkeden kaçmak bana doğru gelmiyor. daha az kazanıyorum, medeniyet ve eğitim yerlerde; ama ben kendime bakarım arkadaş. oturduğum yer medeni, arkadaşlarım medeni. bana karışmaya teşebbüs edenlere haddini bildirecek özgüven ve statüye sahip olduğum için burada avrupa standartlarında yaşıyorum. o yüzden gitmek istemiyorum.
0
dokunmakalbime
(24.01.21)
yaş: dinazor.
gençliğimde gitmek istemiştim aile izin + para vermedi + dili doğru konuşamamakta etkiliydi. (salaklık) yıllar içinde 15 e yakın ülke + şehir gördüm. gitmediğime pişmanlık duyarım hala.
sonra okul bitti TR ye göre iyi işlere girildi + evlilik + çoluk çocuk.
bu saatten sonra nereye gitçen?
ha bir de muhaliflik vardı. şu zamanlarda 3-4. sıralarda :-)
0
ankarakecisi
(24.01.21)
immigrant olmak istemiyorum. rahat ve konforlu olmayacaksa kendi ülkemde yaşamayı tercih ederim.
0
deartheodosia
(24.01.21)
Ülkemden gitmek istemedim hiçbir zaman. Ama son zamanlarda çok korkar oldum bir kadın olarak. Tek başıma eve çıkacaktım, devamlı erteliyorum sebepsizce çünkü her an birileri (sucu, kargocu, mahalledeki herhangi biri) tecavüz edip beni öldürebilir evimde ve yaptıkları da yanına kalır. Bunun farkındalığıyla yaşamak çok ağır ve travmatik bir şey. O yüzden düzgün ve yasaların uygulandığı bir ülkede yaşamak istiyorum artık.
0
inawen
(24.01.21)
32 erkek kişisi olarak;

Fırsatım olsa giderim. Pek bir ümidim kalmadı. Çevremin yüzde 95'i, çok bilmiş insanlardan oluşuyor.

Beni, burada bağlayan etken yok. Annem babamın bir beklentisi kalmamış zaten. Bakıma muhtaç değiller. Bir yeğenlerim var, özleyeceğim. Kuzenlerim evli. Onların kendi bir hayatı var, her ne kadar iletişim de olsam.

Arkadaşlarımın çoğu evlendi, zaten normalde de pek sık görüşemiyorduk. Bir gün ansızın gitsem, kimsenin hoşcakal başkan, seni özleyeceğiz diyeceğini sanmıyorum.

Ne kadar becerikli bir insanım muamma. Gittiğimde kıyafetlerin yıkanması, yemeğin yapılması ve yıkanması, bir ton şey var.
0
put it in your appropriate place
(24.01.21)
Gittim döndüm. Özlüyorum bazı şeyleri ama orda ölmeyi asla düşünemedim. Arkadaş edinmek, uyum sağlamak vs. hiç zor şeyler değil, yeter ki maddi tatminin olsun. Ama bir türlü olmayan şeyler var, sevdiklerinin hepsini oraya getiremezsin. Türkiye'ye her gelmende misafir gibi hissetmek de çok batıyor. Burda kimseye kendimi ispatlamak zorunda hissetmiyorum ama orda bu konu benim içimde geçmeyen bir huzursuzluğa dönüşmüştü.
Polis görünce ben neden tedirgin olayım ayol?! Polis kim? Üstümü bile arayamaz. Alışmışım bi kere...
30 K.
0
megalomaniac
(24.01.21)
ben gitmeyeceğim.
onlar gidecek!!
0
unabomber
(25.01.21)
Yurtdisini ben luks bir restauranta benzetiyorum. Mekan super, servis harika, tabak canak muhtesem, atmosfer vs ust seviye. Yemeginizi seciyorsunuz, geliyor, tabak cok guzel dosenmis, siz de kopek gibi acsiniz zaten, derken bir isirik aliyorsunuz ve tadinin bombok oldugunun farkina variyorsunuz.

20 senedir kuzey amerika'da yasayan ve hala 30lu yaslarda olan biri olarak yazilanlarin cogu dogru ve bunu insanlarin gorebilmesine sevindim.

Adamlar maraba ariyorlar, o yuzden beyaz yakaya ben cikin gelin demem. Topu diktiyseniz ve ozellikle mavi yaka iseniz, dilinizin falan olmasina gerek yok disarda sizi hayal edemeyeceginiz bir hayat bekliyor, bir yolunu bulun ve uzayin.

Ama konforunu bozmaya korkan beyaz yakaysaniz, akliniza ilk gelen sey ulan yemekleri kim yapacak camasirlari nasil yikiyacaz ise, yurt disi deneyimizin 1-2 haftalik turistik gezilerden ibaret ise ve iyi kotu bir isiniz, duzeniniz var ise, uzak durun.
0
cooperr
(25.01.21)
her seye ragmen gitmeme degil, her seye ragmen donerim'e odaklanin bence. once gidin sonra pisman olursaniz zaten istediginiz zaman donersiniz.
0
baldur2
(25.01.21)
Ya ben de gitmedim ama sürekli bunun muhasebesini yapıyorum, anlatayım:

Öncelikle @roket adam +1. Yani şu an EU ortalamasının üstünde bir maaş alıyorum ama kira, hizmet vs. resmen bedava burada. EU'ya taşınsam süper zarardayım.

Öte yandan insan ve gıda kalitesi yerlerde. Koca ülkede güzel kahve, güzel et, güzel peynir, hatta güzel ekmek bile bulmak ölüm. Güzel insan da bulmak zor, insanların çok büyük bir kısmı ciddi psikolojik rahatsızlığa sahip ve bu ekonomik sebeplerden çok kültürel nedenlere dayanıyor. Bunu arkadaşlıktan ziyade kadın-erkek ilişkileri üzerinden söylüyorum. Çok saçma kültürel kodlar var, beni darlıyor. İş dünyasındaki etik vs. konularına hiç girmiyorum.

Herhangi bir vatan sevgim yok. Arkadaş ortamım güzel ama dünyanın neresine gitsem 1-2 senede benzer bir ortamı kurarım muhtemelen, sosyal bir insanım. Hayat kalitesi vs para açısından bakınca da hayat kalitesi daha ağır basıyor.

Yine de EU'ya gitmem. Güzel maaşlı bir US işi bakıyorum, karantina vs. olayları geçince ufaktan başvurulara başlarım.

28 / E
0
plutongezegendegilmi
(25.01.21)
30-K

yurtdışında iş aramıyorum. ama güzel bir iş teklifi alsam giderim. gene de bir süre sonra dönerim herhalde. ya da bilmiyorum, oradaki tutunma, sosyal çevre edinme durumuma bağlı. özetle, "yeter ki yurtdışına bir kapağı atayım, ne iş olsa yaparım" kafasında değilim, oraya gidip sürünmek ya da zaman zaman ikinci vatandaş olarak görülmek istemem. güzel şartlar olmalı önce. çünkü şu anda da işim iyi, çevrem geniş ve TR standartlarının üzerinde yaşıyorum. kaldı ki lükse düşkünlüğüm de yok. kazandığım paradan bağımsız olarak çok az harcıyorum. para sıkıntısı çekmeyince türkiye çok güzel ülke. tatile gidilecek bir sürü yeri var. denizi, havası, doğası güzel. alışveriş, yeme içme ucuz. tiyatro, sinema, çok bilindikleri yanında çok alakasız spor aktiviteleri var ve bunlara çok rahat ulaşabiliyorum. yurtdışında ekstrem bir spor yapmak, bir hobi edinmek çok daha pahalı.

diğer yandan, bir sürü konser ve festival kaçırıyoruz burada. sonra, trafiğinden nefret ediyorum. ama ona da çok nadiren giriyorum aslında. bir de yozlaşmış ve yobaz bir kesim var tabi pek görmek istemediğim. ama onlarla muhattap olmayınca ve onların sayıca azınlıkta olduğu bir bölgede yaşayınca (kendi adıma konuşursam kadıköy) zaten fazla göze batmıyorlar.

bir kadın olarak sokakta tecavüz edilip öldürülürüm ve katillerim davulla zurnayla halay çeker korkum yok. bunlar oluyor malesef ama bana sanki benim başıma gelmezmiş gibi geliyor. bakalım hayırlısı. kaldı ki, bunlar oluyor diye ülkeden kaçmak bana göre değil. daha çok kalırım, daha çok karşılarında durmak isterim.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(25.01.21)
(3)

İş Başvurularında Son Çalışılan İşin Belirleyiciliği?

Bluesque
SB.Diyelim 5 sene X sektöründe Y alanında deneyiminiz var.Sonraki 5 sene başka bir sektörde Z alanında deneyiminiz var. Siz ilk 5 seneki deneyiminize benzer işlere başvurmak istiyorsunuz. Şansınız yok mu?
SB.

Diyelim 5 sene X sektöründe Y alanında deneyiminiz var.
Sonraki 5 sene başka bir sektörde Z alanında deneyiminiz var.

Siz ilk 5 seneki deneyiminize benzer işlere başvurmak istiyorsunuz. Şansınız yok mu?
0
Bluesque
(23.01.21)
şans var tabii. ama az maalesef, genelde son çalışılan işi dikkate alıyorlar. ön yazında X yıl şu işte de deneyimim var, bu alana dönmek bana heyecan veriyor, istekliyim vs vurgularsan dikkate alırlar belki
0
noxell
(23.01.21)
şans her zaman var alakasız bir A sektörüne bile girebilirsin.

burada önemli olan pozisyonun içeriği. mesela sen 5 yıl Z sektöründe çalıştın diye acaba X sektöründe paslandın mı? %100 çalışma verimine kaç ayda ulaşabilirsin. seni 4 ay beklemek yerine acaba Z alanında başka birini mi alsak?

gibi düşünceler ortaya çıkar.
0
duyurukullanıcısı
(24.01.21)
Görüşmeye gittiğinde kendini ne kadar güzel anlattığında önemli, ancak maalesef genellikle son çalışılan sektöre göre özgeçmişe bakıp değerlendiriyorlar.

Ön yazı dedikleri gibi önemli, ayrıca iş görüşmesinde görüştüğün kişilerin iletişim bilgilerini almak ve görüşme sonrasında o sektöre ve işe olan ilginden bahsederek bir teşekkür maili atmak bende hep işe yaradı son 3 işimden 2 sine bu şekilde maile cevap alarak girdim ve o işler o an çalıştığım sektörle bağlantılı olmasına rağmen bambaşka tecrübeler gerektirmekteydi.
0
cuma
(24.01.21)
(4)

Elektronik bir ürün üretip satmak

crazyblood
Merhaba iyi günler, tarım sektöründe kullanılmak üzere basit bir ürün tasarladık, içerisinde lithium ion piller ve elektronik devre var, bu ürünü üretip internet üzerinden pazar yerleri aracılığıyla satmak istiyoruz, pazar yerlerinde satış hesabımız, vergi levhamız vs. mevcut. Bu ürünü üretip satabi
Merhaba iyi günler, tarım sektöründe kullanılmak üzere basit bir ürün tasarladık, içerisinde lithium ion piller ve elektronik devre var, bu ürünü üretip internet üzerinden pazar yerleri aracılığıyla satmak istiyoruz, pazar yerlerinde satış hesabımız, vergi levhamız vs. mevcut. Bu ürünü üretip satabilmek için kanuni olarak nasıl bir yol izlememiz gerek? Hangi belgelere ihtiyacımız var? Doğrudan satabilir miyiz?
0
crazyblood
(23.01.21)
öncelikle ürününüzün patentini alın.
vergi levhası da varsa sorun olmaz. doğrudan satabilirsiniz.
0
ankarakecisi
(23.01.21)
benzer bir tarım cihazı yaptık, müşterimiz de türkiyedeki en büyük holdinglerden biriydi. hiçbir belge (ce-tse) talep etmediler. direkt faturasını kesip yolladık. özetle hiçbir belgeye ihtiyacınız yok. bir istisnası garanti belgesi olabilir. bu belgeyi üretirken bir tescil kodu almanız gerekiyor. ama n11 vs size bu belgeyi sormaz. müşteri de durduk yere nerde bu belgenin tescili demez.

patent konusu karışık. öncelikle ürüne patent alınmaz. patent bir yeniliği tescil eder. burada da eğer bir yenilik varsa bunun nasıl ifade edileceği çok önemlidir. wipo vs patent kayıtlarına bakarsanız (tpe de olur) benzer onlarca-yüzlerce patent vardır.
tahminin gsm veya wifi, toprak nem ısı birşey sensörü yaptınız.

patent de kendi başına bir kazanç ifade etmez. pantetin kimi nasıl engelleyeceğini size nasıl bir ticari avantaj sağlayacağını çok iyi planlamış olmalısınız. yoksa boşuna masraf. tpe sitesine girin ilk 1-2 yıl ödemesi yapılmış sonra terk edilmiş patent sayısına bir bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız.
0
orpheus
(24.01.21)
Cevaplar için teşekkürler, patent başvurusu niyetimiz yok zaten, ürün çok fazla satılacak bir ürün değil ancak tek üreticisi biz olacağımız için bizi çevirecek kadar satılacağını düşünüyoruz. Yasal olarak satmamızda bir sıkıntı var mı? Ce belgesi, tse belgesi vs. zorunlu mu diye merak etmiştik, cevaplar için tekrar teşekkürler.
0
🌸crazyblood
(24.01.21)
öncelikle hayırlı olsun.

patenti karşılayacak maddi gücünüz yoksa almayın. ben kopyaladım diyelim eğer bir avukata x para verip beni takip ettirecek kadar paranız yoksa almayın. tr'de çok kötü o işler.

tüm resmi işlerin gerekliliği (belgeler, şirket, tse vb) işler büyüyünce önünüze geliyor. o zamana kadar elinizdeki pul kadar parayı da belge lazım diye çar çur etmeyin. ürüne harcayın.

ben sizin yerinizde olsam internetten girmem. çünkü yeni bir ürün ise tüketici bunun tam ne işe yaradığını anlamayacaktır. onun yerine kısa bir süre direk satış ile başlayın. gidin kullanıcıya anlatın satmaya çalışın.

bir ürünü yapmak değil onu satmak onu değerli kılar

her ne kadar gözbebeğiniz gibi görsenizde mutlaka sorunları vardır. bu sorunları kullanıcı ile direk satış yaparken alacağınız eleştrilerden göreceksiniz. çoğu zaman mesela bu adımda ürünün ismi değişir. ürünün ismi çok önemli.

vergi levhanız var ise bir nace koduna bakmak faydalı olur. muhasebecinize sorun gerekiyorsa ekletin bir tane ilgili kodu. bence mutlaka bir danışmanlık ekletin. sıkışırsanız danışmanlık diye kesersiniz faturayı.

başka sorunuz olursa buradan veya mesajdan ulaşın.
0
duyurukullanıcısı
(24.01.21)
(22)

Evleneceğiniz kişinin maddi durumuna bakar mısınız?

top_secret
Ekşideki başlığı görünce aklıma geldi, mesela biriyle tanıştınız;1- Aldığı maaş, yaptığı iş onunla evlenmenizde pozitif yada negatif etki eder mi?2- Aldığı maaştan vs bağımsız olarak, ödemesi gereken yüklü bir miktar (mesela 300 bin TL) borcu olsa bu durum evlenmenize engel olur mu?(Borç kumar vs. g
Ekşideki başlığı görünce aklıma geldi, mesela biriyle tanıştınız;

1- Aldığı maaş, yaptığı iş onunla evlenmenizde pozitif yada negatif etki eder mi?

2- Aldığı maaştan vs bağımsız olarak, ödemesi gereken yüklü bir miktar (mesela 300 bin TL) borcu olsa bu durum evlenmenize engel olur mu?
(Borç kumar vs. gibi bir borç olmayıp, ev araba tarzı da değil. Misal bitirdiği özel üniversitenin ücreti yada hasta bir aile bireyinin yüklü hastane masrafı gibi)
0
top_secret
(23.01.21)
1) Hayır, etmez.
2) Hayır. Ancak borcun neyden kaynaklandığına göre değişir. Örneğin kumardan kaynaklanan borç karşımdaki kişiye olan düşüncelerimi etkiler.
0
Başkalaşım
(23.01.21)
1-çok zenginse istemem gibi.
2-kendi maaşıyla ödeyebilecekse sorun yok
0
sttc
(23.01.21)
1. Maaşı zaten eğitimi ve kariyeriyle direkt ilgilidir, bu sebeple evet eder.
2. Eğer hali hazırda sahip olduğu bir ev - arsa - iş sebebiyle bu borç olmuşsa sorun etmem. Ama birine iyilik için bu borç varsa koşarak uzaklaşırım
0
otopsicocugu
(23.01.21)
1 eder.
2 borcun ne olduğuna bağlı. getirisi olmayan borç engel olabilir.
0
andlee
(23.01.21)
Eğer sorumluluk sahibi biriyse fark etmez
0
rapisa
(23.01.21)
1- Evet..

2- Evet
0
Andrew
(23.01.21)
bir kisiyle evlenmeye karar vermissem, o kisiyle uzun suredir sevgiliyim demektir. biriyle uzun sure sevgiliysem, her seyini kabul etmisim demektir. herifle takilip takilip hmm bunun maasi az, borcu cok, evlenmem hadi bye mi diyecegim? sonra da kendime evlenmelik zengin koca mi bakacagim?

ben egitimsiz, kariyeri olmayan biriyle sevgili olmam. sogurum zaten. cunku ben egitimli ve kariyer sahibi biriyim. kendim gibi orta halli biriyle olurum. fazlasinda gozum yok ama aziyla da anlasamam.

kendim gibi birinin de maasi, borcu sorun olmaz. illa benden cok alsin demem. benden az aliyor da olabilir ama egitimli ve caliskan olmali. ben de iskolik biriyim zaten. ya zaten boyle birinin maasi dusuk olamaz ki. genelde kendimden 10 yas buyuklere asik oldugumu da dusunursek boyle bir sey mumkun degil.

hem biriyle sevgiliysem zaten seviyorumdur yani. insan sevdigini bu sebeplerle birakip evlenmekten vazgecer mi?

mesela su an "o" bana gelse, borcu da olsa, isten de atilsa evlenirim.
0
batlegolas
(23.01.21)
Valla bakmıyorum diyen bana uyduruyor gibi geliyor, bir arkadaş ama güzel açıklamış yukarıda. Maksat eğitim seviyesi denkliği. Eğitim seviyesi aşağı yukarı aynı olan biriyle birlikte olunur, o an sizden az kazanıyor olabilir ama gün gelir sizin maaşınızı ikiye katlar.

Maaş önemli çünkü bir aile kuruluyor, herkes hayattan bir beklenti içersinde. Ailenin birliği bir nevi ekonominin de birliği demek. Aşırı zengin birlikte birlikte olmazdım zaten ben. Şu an manitamla aynı seviyedeyiz, eğitim ve aile denkliği olarak, iyi gidiyor bence.
0
Hallegadola
(23.01.21)
İkinci soru konusunda da kendisine araba ev alır o borç ödenir o sorun değil. Ailesine ona buna başkasına saçmasapan krediler çekilmişse kabul etmem, söylerim zaten.
0
Hallegadola
(23.01.21)
1- Evet
2- Evet. 300 bin tl dediğin rakam ayda 5 bin tl ödesen 5 senede bitiyor. Ciddi bir rakam yani küçük bir para değil.

Hayır diyen insan hayatında yokluk görmemiştir ya da kendisi zengindir, diğer tarafı dengeler. Bence evlilikteki en önemli konulardan bir tanesi maddi uyum. Bir tarafın maddi seviyesi çok iyi değilse de diğer tarafın bunu dengeleyebilmesi lazım, aksi takdirde sürünmek zorunda kalıyorsun. Huzursuzluk oluyor.
0
roket adam
(23.01.21)
ben okul okurken eğitimim için (rakamlar 50-100K değişebilir) toplam 750K borca girdi ailem...

ona göre de kazançlı olacağını düşünülen bölüm..

karşı taraftan da aynı oykuyu bekliyor insan..

benim borcum benim borcum politikasından ilerledim..

sonucta ben okurken aileme cocuguma yararım olsun diye de okudum..

karşı tarafta elini taşın altına koyup bu anlattığım gibi yapması gerekir/di..

sağlık konusunda TR sosyalist sayılır.. o kadar borç çıkacağını düşünmüyorum..

özel okul borcuna ise okuduğu bölüme bakarım, çalıştığı kurumlara bakarım, maaşına bakarım, açıkcası herşeyine bakarım ve karar veririm..

ben dert aramıyorum, eş arıyorum fikrini savunurum.

asya ya da ilyas diye ölümler kaldı mı emin değilim
0
hunharca ben
(23.01.21)
ekonominin sosyal ve kültürel hatta psikolojik (hatta ve hatta dolaylı olarak fiziksel) etkileri var.
saedec flört değil arkadaşlıklarda da sosyal yapı önemli? ztaen başka ne önemli olacak.

1-e heralde. maaş veya genel ekonomik hayat standardının benden "aşırı farklı" olması/olacağı garantisi çok yüksek maaş da olsa çok düşük maaş da alsa olumsuz bir yargıya sebep olur.

2-hayır. yüklü derken kime göre yüklü? bu soruyu sorana yüklü galiba? 30k kazanan insana yüklü olmuyordur.

özetle hayatını ne düzeyde yaşamak istemesiyle ilgili. az para kazanıyım, kendimi de geliştirmeyeyim. orta altı bi hayat yaşayayım diyen biriyle -serveti olsa da- sosyokültürel bakışı nedeniyle birlikte olmam.
0
rewlack
(23.01.21)
1) hayır. maaşından ziyade çalışabilme, disiplin, sorumluluk alabilme gibi özelliklerine dikkat ederim. yani çok yetenekli, zaman zaman çok para kazanabilen ama devamlılığı olmayan birine kıyasla asgari ücretle çalışan ama devamlılığı olan, insana güven veren birini öne koyardım. sonuçta birlikte yuva kuracağız, belki 30-40 senemizi birlikte geçireceğiz. o aralıkta yaşam standardımız, kazandığımız para belki 50 kez değişecektir ama insanın karakteri kolay değişmiyor. asgari ücret alıp da çok sıkıştığımızda ek iş bakacak bir kadını ayda 10 bin lira kazanıp zora gelemeyen, kafasına göre işi bırakan birine tercih ederim. ikinci kişinin "kötü" olduğunu falan söylemiyorum, kişisel tercih elbette herkes istediği gibi yaşasın ama konu evlilikse eğer ben bir insana ne kadar güvenebileceğimi ön planda tutarım açıkçası. para sonra kazanılır. kaldı ki sevdiğim insanla "parası olduğu için" evlenmeyi düşünmüyorum, para kazanıp kendi hayatımı idame ettirmeyi şahsi sorumluluğum olarak görüyorum. eşimin çok para kazanması pastanın çileği olur, çok önemli bir şey değil.

2) kolay bir durum değil tabii ama evlenmemize engel olacağını zannetmiyorum. yine karakter ve bakış açısı meselesi bu esasen. atıyorum ben kendi maaşımla bir tanecik çikelata aldım diye "o kadar borcumuz var sen para harcıyosun" gibisinden laflar ederse ümüğünü sıkarım. onun dışında problem değil, elimden geldiğince ödemesine de yardımcı olurum. sevgi kolay bulunan bir şey değil, birlikte mutlu olduğum insana borcu var diye rest çekemem. varsa var nabalım, kimin borcu yok ki şu zamanda, canımızı mı alacaklar?
0
der meister
(23.01.21)
hayır diyenler yalan söylüyor. tr'deki boşanmaların %90'ı maddi kaynaklı şiddetli geçimsizlik kavga vs. kimse kimseye sen az para kazanıyorsun demiyor başka şeyleri bahane ediyor.

evleneceğin adam/kadın imza atmadan bir hafta önce sana geldi dedi ki benim 500k borcum var 15 yıl bunu kapatıcaz beraber

babayı evlenirsin.
0
duyurukullanıcısı
(23.01.21)
maaşına bakmam ama mesleği, mesleğinin geleceğine bakmak lazım karşılıklı.
Birimizin başına bir iş gelse diğeri tek başına evi döndürebilir mi?

borcu harcını kendi ödeyecekse sorun yok
yine de 20 bin borca ses etmem
300bin borç çok, sorumsuz biri demektir 300bin borcu olan kişi (mortgage veya araba kredisi hariç)
0
summatinyourteeth
(23.01.21)
Ben evlenmeyi düşünmüyorum ama Türkiye'deki evliliklerin çoğu mantık evliliğidir.
0
rldofiui
(23.01.21)
1- evet
2- hayır
0
silah taciri
(23.01.21)
ikisi de sevgili olmamda sorun yaratmaz. ikisi de evlilik kararımı etkiler. maasinin/parasinin miktarina bakmam, ama neyi nereye harcadığına bakarim. ev gecimini saglayamayacak gibiyse evlenmem. sacma sapan seylerle parasini carcur edip temel seyleri kısıyorsa askimdan olsem de ciddi dusunmem. tek basina yasasa ev gecindiremeyecek insanla evlenilmez. evlilik sadece ask/sevgi isi degil, olmamali.
0
hazen
(24.01.21)
Sorunun cevabı 2 türlü,
1)mantık evliliği durumunda iki sorunun cevabı da evet.
2)aşkın gözü kördür derler, böyle bu durumda hiç bir şey negatif etki etmez.

Ama çevremde gördüğüm kadarıyla o deli divane aşklar de bir müddet sonra bitiyor. Tanıdığım boşanmış olan çiftlerin hepsi zamanında aşık olarak evlenmişler, zamanla aşk bitince maddiyat dahil daha önce göze batmayan şeyler sorun oldu ve kaçınılmaz son.

Kimse kimseyi kandırmasın maddiyat önemli, aşk karın doyurmuyor. Belki az maaşla yaşamak bir derece tercih meselesi olabilir, ama borç meselesi sakat.
0
zikardo
(24.01.21)
1- eğitim durumu ve hayattan/kendinden/evlilikten beklentileri, kariyer hedefleri benimle uyumluysa aldığı maaş sorun olmaz (uçurum yaratmıyorsa eğer. yaratıyorsa da zamanla bir şey paylaşamadığım için soğuma olabilir direkt olarak maaşı az ya ds benden çok fazla diye bitmez benim için. paylaşımla ilgili biraz). geliri için durum buyken yaptığı meslek çok daha önemli çünkü insanın yaptığı iş yaşama bakışını etkiliyor. burada yine işin içine sosyo-kültürel paylaşımlar giriyor. o yüzden mesleğine en başta dikkat ederim zaten.

2. yüklü miktarda borcu varsa eğer bunu kendi başına ödeyip eve de benim kadar katkı sağlayabilecek durumdaysa önemsemem. ama o, borcunu öderken evi yıllarca ben geçindirmek zorunda kalacaksam ve bu benim kişisel gelişimimi, kendimi gerçekleştirmek için harcayacağım kaynakları fazlasıyla etkileyecekse böyle bir evliliği yapmam.

elbette evlilik uzun bir sürecin meyvesi. yıllarca sevgili olup bunları görmezden gelip işler ciddileşince terk etmem. en başından zaten mesleği ve gelir durumu belli herkesin. hayatta beraber yürümek istemeyeceğim biriyle birkaç aydan fazla ilişki kurmuyorum (birkaç ay da tanıma evresi)
0
Mossy
(24.01.21)
1-) Evet
2-) Evet
0
nawar
(24.01.21)
1. soru icin "tembellik" diye cevap vereyim. iki insandan nefret ederim kadin erkek fark etmeksizin. tembel ve cimri olan. ikisinin de kokusunu alirim tabir-i caizse. boyle tiplerle arkadas dahi olunmamali ama is sevgililikten evlenmeye filan gelmisse ola ki; tembellik zaten hepsine bir anlamda etki ediyor; bu da vizyonu etkiliyor bence. Valla ben biraz isin vizyon tarafina bakiyorum. Ben dunyayi gezmek isterim; adamin hic o taraklarda bezi yoksa, cocuklarin egitimine degil de arsaya parayi yatirmak istiyorsa filan beni cok etkiler ki etrafimda da bu sebeple iliskilerin bittigini cok gordum.

borcu filan beni ilgilendirmez. ama destek de olmam; benim borcuma da destek olmasini istemem veya beklemem.
0
nefertarii
(24.01.21)
(17)

Komşuluk ilişkileri. Ben mi abartıyorum?

signore
Annemle 16 dairelik bir apartmanda oturuyoruz, alt daireye Iraklı bir aile geldi geçen ay sanırım. Bizimkilerde ölüm yıldönümünde bir şey dağıtma geleneği var, annem de ay başında dedemin ölüm yıldönümü için tatlı dağıtırken onların evine gidiyor çay vs. içiyor epey de sıcak davranıyor. Bir çift ve
Annemle 16 dairelik bir apartmanda oturuyoruz, alt daireye Iraklı bir aile geldi geçen ay sanırım. Bizimkilerde ölüm yıldönümünde bir şey dağıtma geleneği var, annem de ay başında dedemin ölüm yıldönümü için tatlı dağıtırken onların evine gidiyor çay vs. içiyor epey de sıcak davranıyor. Bir çift ve bir tane de küçük çocukları var, kadın ingilizce tek bir kelime bile bilmiyor, adam çat pat ama annemden daha iyi biliyor yine de. Translate'ten falan anlaşıyorlar.

Annem ilk günlerde diyor işte çocuğa yazık hiç arkadaşı yok vs o yüzden sürekli ağlıyor. Çocuk da annemi seviyor arada bize geliyorlar oynamaya. Annem böyle ilk hafta yemek götürüyor, sıcak davranıyor, gidip çocukla oynuyor falan. Kadın da çocuğu getiriyor bazen annemle oynamak istiyor diye. Hatta demişler ki bize Türkçe öğretebilir misin günde 1 saat falan. Ben hiç gitmedim ama onlar geldiklerinde normal bir şekilde ağırladım, çocukla top oynadım, adamla ingilizce konuştuk ettik. Basit Türkçe cümleleri yazdım öğretmeye çalıştım.

Neyse adamla ben ingilizce anlaşırken annem kadınla zerre konuşamıyor, translate de kötü zaten. Baktım annem bir anda soğudu tamamen ayağını kesti. Geçen dedim istersen bir ara uğra ne zamandır gitmiyosun. Yok dedi istemiyorum, gelirlerse de "annem evde yok" dedirtecektim sana. Niye dedim, zaten anlaşamıyoruz dedi.

Bugün eve geldik 9'a doğru, 5 dk sonra kadınla çocuk geldi, sesi mi duydular neyse artık. Mecbur içeri davet ettim, annem de balkondaydı, hasta olduğumu söyle vs dedi. Translate'ten annem hasta, bugün erken yatar yazdım. Azcık çocukla oynadım. O ara annem mutfağa girdi salona 1 dk geldi sadece. Kim aradı bilmiyorum ama kadın o ara eşiyle konuştu sanırım ve kalkıp gittiler. Bu arada kadın translate'ten geçmiş olsun vs. bir şey yazmış anneme de gösterdi giderken.

Ben çok sinirlendim bu olaylara genel olarak. Dedim ki gidip aşırı sıcak davranıp insanlarda beklenti oluşturuyorsun sonra bir anda bıçak gibi ilişkini kesiyorsun böyle iş mi olur. Empati yapıyorum o insanların yerinde olsam ne yanlış yaptık diye düşünürdüm. Yani ben de yarım yamalak anlaştığımız insanlarla aşırı samimi olmak iki günde bir gidip gelmek istemiyorum elbette ama ilk başta niye o kadar yakınlık gösterip bir anda böyle tamamen ilişki kesmek istiyor aklım almıyor ve arada ben kalıyorum. Ben bugün onlar hemen kalkınca kendimi çok kötü hissettim. Yarın bir tatlı vs. alıp çaya gitmek istiyorum mesela. Yani aslında istemiyorum ama onlara iyi hissettirmek için bir şey yapmam gerektiğini hissediyorum. Bana kalsa komşuyla ne iyi ne kötü olmak gerekir, şimdi ben bir şey yapmazsam sanki kötü olurmuşuz gibi geliyor aşırı rahatsız hissediyorum kendimi bu konuda. Abartıyor muyum sizce? Ne yapmalı?
0
signore
(22.01.21)
Bu yazdıklarınız salgının hayatımızda olmadığı bir dönemde mi geçiyor? Yazdıklarınız bana çok garip geldi. Salgın zamanı komşuyla bu kadar içli dışlı olmak garip, yeni tanışılan insanlarla böyle içli dışlı olmakta garip. Salgın zamanını geçtim annem herhangi bir komşuyla böyle çat kapı evimize gelinecek şekilde yakınlık kursa ben rahatsız olurdum.

Anneniz belkide evine böyle çat kapı gelinmesinden rahatsız olmuştur, belki kendisi çok şey yapmıştır komşusundan karşılık alamamıştır rahatsız olmuştur. Niye böyle yeni tanışılan bi iki insan için annenize kızdığınızı anlamadım. Ne gerek var.
0
GoodMorningTeacher
(22.01.21)
@GoodMorningTeacher salgın dönemi de maske falan takıyor zaten. Benim kızdığım şey dil sorunu olduğu en baştan belliyken neden bu kadar yüz verdi. En başta zaten bu mesafeyi korumak gerekiyordu. Şimdi o mesafeyi kimseyi incitmeden olması gereken yere getirmek için kendimi yükümlü hissediyorum. Hiç yoktan başıma iş açıldı sanki.
0
🌸signore
(22.01.21)
Evet anneniz garip. Bu davranışı sık sık tekrarlıyorsa sıkıntı. Yalnız siz onun hatasını telafi etmek için istemediğiniz bir şey yapmayın,yani yine selaminizi verin isterseniz görüşün de sırf anneniz böyle davrandı diye istemediğiniz bir samimiyet kurmayın bence onların da zamanla ayakları kesilir yapacak bir şey yok.
0
red g
(22.01.21)
*annemizin davranışı garip demek istedim:)
0
red g
(22.01.21)
Ya siz (aile olarak) bu ıraklı komşuyu çok kafaya takmıyor musunuz? Diğer komşularla ilişkileriniz de böyle mi ? Yani ben olsam (tamamen kendi tercihim) genel olarak komşularla çok samimi olmazdım.
0
infernalcadre
(23.01.21)
anladigim kadariyla anan sicak davranmak isterken bu sicakligin cikar amacli kullanilmak istedigini dusunmus. bence hakli da. (turkce ogretme meselesi)
0
nibba
(23.01.21)
Size anlatamadığı bir şey görmüş, yaşamış vs. olabilir mi onlarla? Aklıma en mantıklı açıklama bu geliyor.

Eğer böyle bir şeyler olmamışsa, annenizin yaptığı hoş değil ama çok büyütecek bir şey de değil. Zamanla herkes unutur zaten. Boşverin.
0
inawen
(23.01.21)
normalde böyle tutarsız davranışları var mı? yoksa kesin bir şey olmuştur bence. sadece size söylemiyordur anneniz. ne yapmalı; nedenini sormalı, cevap tatmin etmezse bile merhaba merhaba, apartmanda hal hatır sormalı devam etmeli.
0
anarsika
(23.01.21)
Abartıyorsunuz haklısınız. Madem bu noktaya kadar gelindi bence haftada 2 kez falan görüşün. Muhtemelen kimseyle iletişim kuramıyorlardır. eğer öğrenmeye çalışıyorlarsa türkçe öğretmenizde çok güzel bir yaklaşım olmuş
0
rapisa
(23.01.21)
*abartmıyorsunuz yazacaktım.
0
rapisa
(23.01.21)
Benim annemde millete yuz verir sonra buluttan nem kapar.
Onlarin da cevresi olmadığı icin annen sıkılmış olabilir.
Bi yalan uydur annemin bulasici hastaligi cikti diye, sen de denk geldikce gorusursun, kotu bisey yapmadilarsa.
0
durgunfoton
(23.01.21)
ben de okurken annenizi rahatsız eden bir hadise olmuş diye düşündüm. direkt komşuların kendilerinden kaynaklı da olabilir, başka birinin yorumundan dolayı bir soğuma da olabilir.
0
evanka
(23.01.21)
çok haklısın. anne tutarsız davranmış. o insnalar açısından da üzücü bir durum.
0
alicandan
(23.01.21)
Bence annen komşuların bir hatasını görmüş söylemiyor size, bu pasif agresif hareketi ben de çok yaparım maalesef. Annen bu kadar soğuk yapıyorsa bir bildiği vardır, ama annene sor bakalım inatla neden böyle soğuk yaptığını, konu dil değil bence. Valla aklıma kaçakçılıktan uyuşturucudan Iraklı herifin annenize sarkma ihtimaline kadar her şey geldi, elin Iraklısını çok fazla dert ettiniz bence. Bu pandemi zamanında ne tatlı alıp ziyaret etmesi. Boş verin ayakları kesilsin sizden.
0
Hallegadola
(23.01.21)
ya bu işte bizim tipik türk özelliği,

ara değer yok ya hep ya hiç. ya çok sıcakkanlı ya çok soğuk.

o sebeple biz misafirperveriz çünkü yabancılar ilk geldiğinde soğuyacak kadar kalmıyorlar.

yabancılar ile iletişimde insanın 10 kere düşünmesi lazım çünkü özellikle eğitimsiz yerlerden gelen insanların istekleri bitmeyecek. çocuğu senin nüfusa yazdıralım a kadar gider o.

yapılan yanlış en azından belli bir ara ile uzaklaşma imkanı vermesi lazımdı.
0
duyurukullanıcısı
(23.01.21)
annen kadinin ya da ozellikle adamin bir hatasini gormus ve size soylemiyor elini ayagini da ondan cekiyor.
0
oscar
(23.01.21)
şimdi elin adamını tanımadan sapık ilan etmeyelim de :) olay o kadar büyük olmayabilir, kadının istekleri anneye fazla gelmeye başlamış olabilir, başka biri ırkçı bir yorum yapmıştır ondan etkilenmiş olabilir. pencereden birşey silkelemişlerdir, kapıya çöp koymuşlardır vesaire vesaire, komşuluk bu, başka herhangi bir komşuyla yaşanacak sıradan bir problem yaşanmış da olabilir.
dil bilmeden bir yerde tutunmaya çalışmak zor. ben de parkta ıraklı bir kadınla karşılaşmıştım. kızı 1.sınıfa gidiyordu. online derslerde okumayı öğrenememiş, komşularından başka öğretecek kimse yok. öğretmen sürekli aileyi suçluyor, çocuğu aşağılıyormuş. ders için aldıkları telefonda çocuk sürekli tiktok izliyormuş. kadının tek umudu kızının sınıfta kalması, seneye yüzyüze eğitimin başlaması ve o şekilde öğrenebilmesiydi. böyle durumlarda yardımcı olmak iyiliktir yani hemen ters tepki vermemek gerek. sınırlar dahilinde yardım edilebilir. bence sınırların aşıldığını hissedince açık açık söylemek gerek, farklı kültür sonuçta bize fazla gelen onlara normal gelebilir.
0
evanka
(23.01.21)
(10)

hiçbir başarı elde edemeyeceğini bile bile parti kuranlar

avianthem
neden kuruyor?sarıgül mesela. neden?
neden kuruyor?

sarıgül mesela. neden?
0
avianthem
(21.01.21)
bu sorunun cevabını bilmiyorum. geçen gün türkiye ile alakasız bir ülkeden bana yüklü miktarda bağış geldi. bu bağış ile birlikte git parti kur dediler bana. partiyi kuracağım. parayı hangi kanallarda propaganda yaparak nasıl kullanacağıma kadar şartname var. yakında beni de ekranlarda göreceksiniz.
0
iddaaci
(21.01.21)
seçim için yardım topluyorlar. belki o paranın peşindedirler.
0
sttc
(21.01.21)
seçmeniniz, destekleyenleriniz olması kadar, var olan seçmeni bölmek de para getiren bir girişimdir. bkz. potansiyel bölücülük
0
ankarakecisi
(21.01.21)
Geçen bir video izledim partileri anlatan. Galiba buydu. youtu.be
0
pass
(21.01.21)
Kimsenin bu ise basarisiz olacagini bilerek girisecegini sanmiyorum. 95%inde bir umut, ya tutarsa dusuncesi vardir en azindan. Adam kendini kiyasliyor iste: birinin diplomasi bile yok diyor, faiz haramdir disinda ekonominin e'sini bilmiyor diyor, dis politikadan anladigi Israil, Filistin sadece diyor, otekinin liderlik vasfi yok miymiy diyor, benim bunlardan neyim eksik? Eksigim yok fazlam var, bunlar yapabiliyorsa ben hayli hayli yaparim bu isi. Bir de bu tarz guclu adamlarin cevresi yalaka, yardimci, hizmetli bir suru gereksiz alt kademe insanla cevrili. Onlarin gazina da geliyor. Atiyorum carsiya, esnafi gezerken kurtar bizi baskan, kurtar bizi vekilim falan gibi sozler duyuyorlar, saygi, hurmet goruyorlar gaza geliyorlar iste.
0
neverletyougodown
(21.01.21)
@iddiaaci arkadas biliyon birseyler sen :)
0
m orak
(21.01.21)
mesela atıyorum %48'e %49gibi bir oran çıktı diyelim. yani %3 var dışarda.

bu %3 kimin safına katılırsa o iktidar olacak.

o %3 için bakanlık bile verirler o kişiye atıyorum, babacan, davutoğlu, sarıgül vb.
0
duyurukullanıcısı
(21.01.21)
Sarıgül milyarder bi adam. Parası var, lobisi var, şimdi sıra geldi Türkiyeyi tekrar eski kaos günlerine götürmede kendi rolünü üstlenmeyi.. Amerikanın izni olmadan kimse parti kuramaz bu ülkede.
0
plastic_angel
(21.01.21)
Bkz Demokrat Parti başkanı Süleyman Soylu
Bkz Halkın Sesi Partisi başkanı Numan Kurtulmuş
0
Mistyimage
(22.01.21)
Akp Saadetten ayrılıp kuruldu

DSP CHP'den ayrılıp kuruldu

ANAP MSP'den ayrılıp kuruldu (yanlışım yoksa)

Yakın zamana gelirsek İyi Parti MHP'den ayrılıp kuruldu.

Yani İnce'nin kuracağı partinin ciddi bir oy alıp almayacağını kimse bilemez, hadi Sarıgül'ün biraz yüzü eskidi, ama İnce'den umudum var.

İnce'nin genel başkanlık seçiminde kurduğu şu cümleler beni çok etkilemişti, birebir olmasa da aklımda kalanlar;

"arkadaşlar genel başkanın nasıl seçileceği tüzükte var, ama nasıl gideceği yok. Hepimiz insanız, ben de yarın koltuğa yapışıp gitmek istemeyebilirim, gelin tüzüğe bir kural koyalım, üst üste iki seçim kazanamayan genel başkan değişmek zorunda olsun"
0
John Bloor
(22.01.21)
(1)

elektronik müzik dinleyicileri

valentinov
bunu neden dinlemiyorsunuz?https://www.youtube.com/watch?v=5lMmnfVylEE&ab_channel=AStateOfTrancebu gece 1000 diyor adam. durmak bilmeden, her hafta 2 saat program yapmak büyük iş.
bunu neden dinlemiyorsunuz?

www.youtube.com

bu gece 1000 diyor adam. durmak bilmeden, her hafta 2 saat program yapmak büyük iş.
0
valentinov
(21.01.21)
çok standart loopları almış dj sarmadı beni bir elektronik müzik dinleyicisi olarak
0
duyurukullanıcısı
(21.01.21)
(5)

rtx 2060 vs gtx 1660ti

we are floating in space
hangisi?
hangisi?
0
we are floating in space
(19.01.21)
2060 havada karada
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(19.01.21)
ref model degilse tabi ki de 2060
0
nibba
(19.01.21)
2060 net olarak daha performanslı ama fiyat farkı varsa fiyat önemli ise tartışılabilir yoksa tartışılmaz.
0
fezagezgini_4
(19.01.21)
rtx 2060 daha yüksek performans skoruna sahip. Performans skorları sırasıyla;
13978 vs 12025
Ancak fiyat/performans verileri olarak gtx 1660ti daha iyi görünüyor.(abd fiyatlarına göre; 400usd vs 300usd)
Kısaca aynı fiyata alabiliyorsan rtx 2060, fiyat farkı çoksa gtx 1660ti da gayet iyi.
Aşağıda linki inceleyebilirsin:
(git:www.videocardbenchmark.net)
0
nalmes
(19.01.21)
render performance *** RTX2060 (133 fps) *** GTX1660ti (98.1 fps)

gpu.userbenchmark.com
0
duyurukullanıcısı
(19.01.21)
(9)

gereksiz "d" kullananlar beni kızdırıyor

sutcuyumbensutcu
ya çok açık köylülük ve türkçe katliamı değil mi? adam gitdi yazıyor ya da öpdü ya da kesdi vs. ve bunu herkes yapıyor. gereksiz yumuşamaya gerek var mı!!??
ya çok açık köylülük ve türkçe katliamı değil mi?

adam gitdi yazıyor ya da öpdü ya da kesdi vs.

ve bunu herkes yapıyor. gereksiz yumuşamaya gerek var mı!!??
0
sutcuyumbensutcu
(19.01.21)
Haklısın. Ben sert olması gereken ekleri yumuşak ünsüz olarak yazanlara da takığım.
1985'de... gibi. Doğrusu 1985'te.
0
himmet dayi
(19.01.21)
yapacam
edecem

gibi kullanımlar da buna benzer bir etki yaratıyor bence
0
owaki
(19.01.21)
gereksiz d kullanımı değil ki bu, yanlış d kullanımı. komik olduğunu falan mı düşünüyorlar acaba?
0
ardt
(19.01.21)
Yani evet temel eğitimden yoksun olduğunu gösteriyor karşımdakinin.

Dayım falan böyle yazıyor whatsapp grubunda mesela ve gözüm seyiriyor ama yapabileceğim bi şey de yok.

Siz de uyarabileceğinizi uyarın, uyaramadığınıza yutkunun hayat bu tarz şeylere takılınca çekilmiyor pek.
0
chicha_v2
(19.01.21)
araplasmis tipler yapiyor genelde. bazilari bilerek yapiyor.
0
baldur2
(19.01.21)
yok.
ama artık yazmayı geçtim; konuşulanı anlayamayan insanlar var. ana dilini anlamıyor veya konuşamıyor falan.
0
rewlack
(19.01.21)
yemek dadsız, duzsuz ve bişmemiş. her gün fox'un özeti.
0
duyurukullanıcısı
(19.01.21)
eğer verdiğiniz örnekler gibiyse, evet ben de sinir oluyorum ve gözümde bağlan olan de'nin bitişik yazılması, "ğ" yerine "y" yazılması kadar itici ve yanlış. rakamlardan/sayılardan sonra da millet takmıyor pek. "saat beşde/5'de", "eskisi kadar tad yok", "herkesde bir tuhaflık var" gibi kısacası fıstıkçı şahap olayından habersizler.

ama köylülük durumundan rahatsız olmuyorum. yani "dadsız duzsuz", "picamayla", "arabaya doğru goştu" gibi, bir köylünün bazı ifadeleri yerel ağızla telaffuz edişinde herhangi bir iğrençlik ya da yanlışlık göremiyorum.
0
m e b
(19.01.21)
Ona gelene kadar günlük konuşma yazışma esnasında çok lüzumsuz İngilizce kullananlar var. Çok gereksiz Arapça lafşar kullanmaya çalışanlar var. Amaçlarının saygıdeğer bir şekilde anlaşılmak değil kendini ispat edecek yer yaratmak olduğunu düşündürüyorlar, işin anadil saygısı tarafının umurlarına çok çok uzak olduğundan eminim.
0
1bir1bir1
(19.01.21)
(6)

çevirmenlerin yerini makinelerin almasına kaç sene var?

ardt
yahu kıçımızı yırtıp dil öğrenmeye çalışıyoruz ama google translate'in gelişmişliği de kafamı kurcalıyor. henüz tam olmamış tabi ama eskiye göre gayet iyi gibi. e belki de 5-10 seneye yüzde 95-99 oranında doğru çeviriler yapmaya başlayacak?mesela diyelim 1-2 dil öğrendik, bir işe girdik (iş daha çok
yahu kıçımızı yırtıp dil öğrenmeye çalışıyoruz ama google translate'in gelişmişliği de kafamı kurcalıyor. henüz tam olmamış tabi ama eskiye göre gayet iyi gibi. e belki de 5-10 seneye yüzde 95-99 oranında doğru çeviriler yapmaya başlayacak?

mesela diyelim 1-2 dil öğrendik, bir işe girdik (iş daha çok dil sayesinde girilen bir iş olsun, diğer yetenekler çok arka planda olsun), ya günümüzden 10-15 sene, hadi bilemedin 20 sene sonra "arkadaşlar hadi sizi yavaş yavaş gönderiyoruz, makineler yeterince gelişti" denirse? ya çalışmalarımız boşa giderse diye korkuyorum açıkçası. ne diyorsunuz bu duruma?
0
ardt
(19.01.21)
Yapay zeka birçok sektörde %100 insanın yerini almayacak. Ama çoğu alanda 5 kişinin yaptığı işi artık 2 kişi yapabilecek.

Çünkü yapay zeka uygulamalarıyla, bazı işleri yapmak kolaylaşacak.
Tercümanlık da büyük ihtimalle etkilenecek iş kollarından biri.

Hatta doğrudan konuşmayı algılayıp karşıdakine simultane tercüme edecek cihazlar tasarlanıyor.

Muhtemelen gelecek yıllarda birçok dokumanı birebir çevirebilecek uygulamalar görebileceğiz. Tercümanlar sadece kontrol mekanizması olarak bulunacak.

Şöyle örnek vereyim mesela finans alanında eskiden şirketin her harcamasının ilgili defterlere işlenmesi gerekiyordu. Bir sürü deftere sürekli kayıt yapılması gerekiyordu haliyle bu muhasebe alanında çok insan gücü demekti. Şimdi bilgisayarlar sayesinde tüm defterlere tek seferde kayıt yapabiliyorsunuz. Eskiden 3 kişinin yaptığını şimdi 1 kişi yapabiliyor.

Haliyle insan ihtiyacı azalıyor.
0
anten
(19.01.21)
Bence o kadar bile yok ya cayır cayır çeviriyor valla programlar, makale yazanı falan da var.

(bkz: gpt-3)

Tabii ki redaksiyona vs. ihtiyaç olur ama Netflix'te bile korkunç çeviriler görüyorken insan içinden Google Translate'e çevirtselerdi keşke diyor :)

Çevirmen linçine hazırım.
0
chicha_v2
(19.01.21)
google translate inanilmaz gelistirdi kendini, yillar oncesinden altavista babelfish'i hatirliyorum da reisin tonlamasiyla neredeeeen nereyeee geldik :)

bu arada youtube otomatik ceviri de inanilmaz basarili, google translate kadar iyi degil ama konusmayi taniyip cevirmesine sapka cikariyorum

senin de dedigin gibi 5-10 yila kimbili ne seviyelere gelecek
0
exlibris
(19.01.21)
bir çevirmen olarak şahsi görüşüm

2014, tercümanlık bölümüne yeni girerken: abi bu google translate böyle giderse işsiz kalacağız ya offf
2021, çalışırken: abi bu google translate olmasa işsiz kalacağım

işin şakası bir yana dediğiniz gibi makineler yeterince gelişti diye insan çıkarmaları bana gerçekleşmez gibi geliyor. çünkü o çevirinin redaksiyona ihtiyacı olması bir yana ingilizce bir şey sorduğunda ne demek diye açıklayacak insana da ihtiyaç var, telefonda kurumun derdini anlatacak zoom'dan görüşecek insana vs vs...

ha benim şimdiki aklım olsa zaten tercümanlık okumazdım lakin çevirileri doğru yapıyor diye insanların bilgi birikiminin yabana atılması kolay değil iş hayatında. belki genel geçer metinler üzerinden konuşuyoruz ama bunun en ufak bir hatanın bile hayati olduğu tıp çevirisi var, edebi çevirisi var, var oğlu var... kaldı ki sözlü çeviride insan sıcaklığının yerini tutmayacağını düşünüyorum karşı tarafla iletişim kurarken.

son olarak bu teknolojiler çok güzel olsa da özellikle türkiye için insan gücünden daha ucuza gelmeleri uzun yıllar alacaktır. bunlar naçizane görüşlerim, her biri dediğimin tam tersi şekilde de gelişebilir, nispeten yakın zamanda çalışmaya başlamış bir çevirmen olarak kendi gözlemlerime dayanarak söylüyorum bunları.
0
amugochi
(19.01.21)
1. dil öğrenmenin esas amacı çeviri yapmak değildir. iletişim kurmak ama daha da temelinde sadece zihinsel beceri kazanmak var. kompleks motor becerisi gibi düşünün. yani marjinal bi örnek vereyim; insanoğlu gemileri buldu ama yüzme öğreniyoruz hala gibi gibi.

2. çeviri olayında mutlaka üslup, janr vs böyle şeyler gerekli. çeviri sadece teknik bişey olmadığı için insan faktörü her zaman önemli olacaktır diye düşünüyorum.

bi de artık dünya değişiyor, yani dünyanın kendisi/düzeni bizzat değişiyor. tüm bu değişimler olacakken 20 sene öööyle oturup beklemesin bi zahmet meslek sahipleri. burada sadece çevirmenlere seslenmiyorum her meslek için geçerli bu olay. sürekli gelişime, dönüşüme açık bireyler olmak şart. ikinci üçüncü uğraşlar, işe dönüştürülebilecek ilgi alanları, hobiler bulmak şart. ilk işinize gerek kalmazsa diye de değil; ilk işinizi daha nitelikli yapabilin diye şart.
0
rewlack
(19.01.21)
çevirmenin iş gücü azalır yani standart bir çeviri atıyorum 3 kişi ile yapılıyorsa bu 1 e düşer ama sonlanmaz. çünkü kavram, anlam, duygu ve düşüncenin aktarılması konusundaki kelime seçimini makine yapamaz yapsa bile çok standart çeviriler çıkar.

bu 3ten 1e düşme mevzusu da umarım çevirmenlerin daha çok dil öğrenmesine vesile olur.
0
duyurukullanıcısı
(19.01.21)
(4)

Yurtdisinda Sirket Kurup Turkiye'den Muhendis Calistirmak

hololop
selam,avrupa'da ya da Middle East'de sirket kurduk diyelim. Bu sirkette calistirmak icin de turkiye'den full-time muhendis ariyoruz diyelim. bu muhendis turkiye'deki evinden calisacak. yani ofise gelmesi gerekmiyor.bu durumda:a) nasil bir kontrat hazirlamak gerekiyor. hukuki acidan nelere dikkat edi
selam,

avrupa'da ya da Middle East'de sirket kurduk diyelim. Bu sirkette calistirmak icin de turkiye'den full-time muhendis ariyoruz diyelim. bu muhendis turkiye'deki evinden calisacak. yani ofise gelmesi gerekmiyor.

bu durumda:

a) nasil bir kontrat hazirlamak gerekiyor. hukuki acidan nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

b) turkiye'de bir satellite ofis acmaya gerek var mi? ne gibi arti ya da eksileri olur?

tesekkurler.
0
hololop
(19.01.21)
türkiye'deki çalışanın bana sigorta yap dediğinde ne yapacaksın onu düşünmen lazım.

yoksa bitcoin ile ödemesini yap her ay, kabul ediyorsa sorun yok.

sorun daha çok alacağın mühendisin 2 ay sonra sgklı garanti bir işe geçmek isteyecek olması.

işveren olarak çalışanına bu tür garantiler verebilmen lazım.
0
duyurukullanıcısı
(19.01.21)
türkiye'ye hizmet vermiyorsan + tr'de bir irtibat ofisi açarsan, çalışanların türkiye'de gelir vergisinden muaf olurlar. hem senin hem de çalışanların için müthiş bir avantaj olur. + olarak da adamların sigortasını falan da yapmış olursun, hem de çalıştıracağın adamlar da vergi denetim endişesi olmadan çalışmaya devam ederler.
0
roket adam
(19.01.21)
Öncelikle o ülkedeki yabancı çalıştırma şartlarını sağlaman lazım
Mesela sen Türkiye’de bir şirket açıp hadi ben Almanya’da yaşayan bir almanı çalıştırayın diyemezsin
0
otopsicocugu
(19.01.21)
Yok ben Almanya’da bir tanıdığıma 20 bin euro göndereyim
Açsın orada bir şirket
Beni de alsın çalışan olarak :)
Hem oturma hem çalışma vizesi
Eşime de direkt aynı izinler geliyor
Öyle bir dünya yok maalesef
0
otopsicocugu
(19.01.21)
(12)

Eur kredi çekip tl faize yatirmak

lion de la Turquie
Eğer mevcut kur artmamaya devam ederse bir gurbetcinin kendi bankasından 20 bin eur kredi çekip Türkiye'deki bankasında faize yatırması mantıklı değil mi?Kaçırdığim bir şey var mı sizce?(EUR geri ödemesi 20.600 EUR 24 ay sonundaTL getirisi aylık 300 EUR)
Eğer mevcut kur artmamaya devam ederse bir gurbetcinin kendi bankasından 20 bin eur kredi çekip Türkiye'deki bankasında faize yatırması mantıklı değil mi?

Kaçırdığim bir şey var mı sizce?

(EUR geri ödemesi 20.600 EUR 24 ay sonunda
TL getirisi aylık 300 EUR)
0
lion de la Turquie
(19.01.21)
Yurtdışından gelen yüklü yatırımcılar da aynı böyle bir taktikle kar elde ediyorlar.
0
Unde bach canim
(19.01.21)
20.000 euro kredi çektin tl'ye çevirdin 180.000 tl, faize yatırdın. 6-7 ay sonra euro 12 tl oldu, senin faizdeki para hadi diyelim 192.000 tl olmuş olsun, elinde 16.000 euro kalır. Böyle bir risk var. Ama yüksek faiz düşük (!) kur sürerse kazançlı çıkılabilir. Arbitraj getirisi diyorlar buna.
0
signore
(19.01.21)
Kendin söylemişsin aslında cevabını eur artmazsa diye. O riski göze alman gerekiyor. Zaten sıcak para ülkeye neden giriyor, avrupada amerikada getiriler cok düşük, burda oldukça yüksek. İnsanlar risk primini de işin içine katıp, ülkeye para sokuyor:)
0
solenkol
(19.01.21)
Ya euro artarsa?
0
baldur2
(19.01.21)
Çok teşekkürler. Ben biraz malım para pul işlerinde o yüzden kaçırdığim bir şey var mı diye size de sormak istedim.
0
🌸lion de la Turquie
(19.01.21)
Bu faizle EUR nun artacagini kısa vadede düşünmüyorum. Tabi her karar bir risk. Yatırım tavsiyesi değildir :)
0
🌸lion de la Turquie
(19.01.21)
Buarada işin bir de vergi kısmı var onu hiç bilmiyorum mesela ben. Burdaki gelirinden vergi kesilecek, herseferinde kredi ödemesi için para mı göndercen ordaki kesintiler vs.
0
solenkol
(19.01.21)
Euro cinsinden devlet tahvili alabilir. Parası euroda kalır.
0
sumuklurakun
(19.01.21)
Vergi içinden kesiliyor olsa gerek.
0
🌸lion de la Turquie
(19.01.21)
bence getirisine değmeyecek bir risk.
0
mg3929
(19.01.21)
20keuro 180k hadi 21k faiz ödemesi olsun 84 ayda. 7 yıl
aylık ödeme 243euro civarı ilk ödeyeceği tutar 243euro*12 = 2.916euro yani euro/try=9'dan 26.244TL ama ödeme euro üzeriden olucak.

180k'yı bankaya koyduğunuzda 2600TL gibi bir getirisi var. yılda 31.200TL

yani euro/try sabit kalırsa 2021 aralıkda gelen giden şu
türk bankasından 31.200TL geldi
alman bankasına 26.244TL ödemen var.

kar = 5000TL. güzel gibi gözüküyor. çünkü en fazla bir saat çalışarak yılda 5000TL kazandın.

ama burada euro nun artmayacağını var saydın.

türk bankasında faiz değişmeyeceği için gelirin sabit 31.200TL
ama euro artarsa alman bankasına ödeyeceğin para ;
9.2 olursa 26.827
9.5 olursa 27.700
9.8 olursa 28.500
11.0 olursa 32.000

demek ki en düz hesap ile eğer euro 2021 içersinde 11TL olursa bu operasyonu yapmanın anlamı yok.

şimdi euro 11 olur mu? bu bilginin sende olması lazım. tabi hesaba katmadığımız bir dünya şey var.

görebileceğin gibi bu tür operasyonlar büyük paralarda mantıklı. küçük paralarda değil.
0
duyurukullanıcısı
(19.01.21)
üstteki cevaba istinaden, yurtdışından euro bozdurup tl faize giren birisi için enflasyon etkisi yoktur. tek riski euro kuru.
0
nuisance
(19.01.21)
(12)

enstrüman çalmak zevkli mi?

kaptan maydanoz
bir enstrümanı iyi çalabilirim diyenlere bir sorum var. enstrüman çalarken tıpkı müzik dinlerkenki gibi o melodiden zevk alabiliyor musunuz yoksa çalmaya odaklandığınız için müzik 2.planda mı oluyor? şu şarkıyı dinleyesim geldi diye kendiniz çalsanız aynı etkiyi yapıyor mu yoksa başkasından dinlemek
bir enstrümanı iyi çalabilirim diyenlere bir sorum var.
enstrüman çalarken tıpkı müzik dinlerkenki gibi o melodiden zevk alabiliyor musunuz yoksa çalmaya odaklandığınız için müzik 2.planda mı oluyor?

şu şarkıyı dinleyesim geldi diye kendiniz çalsanız aynı etkiyi yapıyor mu yoksa başkasından dinlemek daha mı zevkli?
anlatması zor oldu ama anladınız bence.
0
kaptan maydanoz
(16.01.21)
İyi diyemesem de temel seviyede klasik gitar çalmayı biliyorum. Bence müzik dinlemek daha zevkli. Çünkü şarkılarda birden fazla enstrüman duymak mümkün. Ama gitar çalarken sadece gitar sesi duyuyorsunuz. Şu şarkıyı dinleyesim geldi cümlesindeki şarkıda belki klarnet bile var. O klarnet sesi hem kendi başına hem de diğer enstrümanlarla birlikte şarkıya bir katkı sağlıyor, şarkının ruhunu oluşturuyor. Sadece bir enstrümanla o ruhu yakalamak zor bana göre. Ama enstrüman çalmanın farklı bir zevki var.
0
dissendium
(16.01.21)
iyi çalanlar için her ikisi de zevklidir bence ama yeni öğrenen için öğrenmesi zulüm olduğundan dinlemek daha zevklidir. bir süre sonra sıkılıp enstrümanı bırakıyor çoğu insan bu sebepten bence.
0
camene87
(16.01.21)
parça bittikten sonra güzel tabi.

mesela ben bir klasik müzik parçasını 1 ayda falan bitirebiliyorum. o bir ay eziyet.

bir aydan sonrası keyif, zevk.

2 hafta çalma yine başa dönersin yani eziyet.
0
duyurukullanıcısı
(16.01.21)
Dinlemenin ve çalmanın zevki farklı ikisi de zevkli

Zevk almak için çok iyi çalmak gerekmiyor kendine koyduğun hedefe ulaştıysan tatmin ediyor
0
freebird5406_2
(17.01.21)
@freebird5406_2 bahsettiğim şey çalarken melodiyi duyabilmek ile alakalıydı aslında. tabi ki çalıyor olmak da zevklidir ama asıl müziği duyup ondan zevk alınıyor mu?
0
🌸kaptan maydanoz
(17.01.21)
Konservatuar okudum. Klasik kemençe çalıyorum biraz. Diyebilirim ki enstrüman çalmak zevkten çok gerilim sebebi benim için. Çünkü benim sazım birçok enstrümandan çok daha gerilim verici yapıda bir saz. Telleri tırnakla iterek çalınıyor ve ses sahası çok küçük, üstelik hafif hafif çalınamıyor yapısı gereği, bağırgan bir saz, en ufak bir hata yapmak çok çok kolayken bunun bir de kocaman bir sesle kendiliğinden ilan olunması cidden çok geriyor. Ama ezberden ve sevdiğiniz/kafadar diğer sazlarla beraber çaldığınızda muazzam bir mutluluk oluyor evet. Yine de onun içinde o gerilim oluyor. O yay vıyklaması her an olabilir.
0
muhayyer divan
(17.01.21)
ön bilgi: konservatuvar mezunuyum ama enstrüman mezunu değilim.

işin teknik kısmını yiyip bitirdikten sonra ancak duyguların ön plana geçebildiğini ve o bahsettiğiniz zevkin geldiğini düşünüyorum.

piyano çalıyorum. ne kadar ama ne kadar iyi çalışırsam çalışayım bir parçayı, gerçek piyanist tekniğim olmadığı için şarkının içine giremiyorum çünkü şarkıya hissi vermemi sağlayan bazı öğeler tekniğin içinde saklı. (dinleyenlerin çok güzel çalmışsın demesi bir kriter değil bence)

misal: parmak numaralarını doğru bağlayamadığın bir parçada istediğin duyguyu da veremezsin misal. ya da tuşen çok çok iyi değilse, nüansları iyi yapamıyorsan, pedal kullanımın çok iyi değilse bu karşılaştırmayı yapmak zor.

kendi adıma cevabım: o parçayı profesyonel birinden dinlediğimdeki kadar haz almıyorum. haz aldığım kısım, onu çıkarabilmek ve çalabilmek. (profesyonellerin hepsi bu tadı veriyor demiyorum... kimileri çok mekanik çalıyor. tuşesi, nüansları vs. çok önemli)

bence bu sorunun gerçek muhatabı, profesyonel enstrümanistler. burada da kaç tane vardır onlardan bilmiyorum.

ayrıca "şekil-zemin ilişkisi" konusu da bu konuyla bağlantılı okunması/araştırılması gereken bir konu diye düşündüm formasyon dönemi konularım aklıma gelince.

keman mezunu ve opera bale keman sanatcisi sözlükçü jeanluc mesela bu soruyu cevaplarsa okumayı çok isterim.


ek: şunun karıştırılmasını istemem cevabımla. bir enstrüman öğrenmek çok güzel ve çok haz veren bir şey başlı başına. ama soruyu farklı açıdan değerlendirdim.
0
la traviata
(17.01.21)
Enstrüman çalmak şarkı söylemek gibi bişey, sevdiğin bir parçayı icra etmek elbet keyif veriyor. Ancak enstrümanın ne olduğu da önemli verdiği keyif için. Komple şarkıyı hissettirecek enstrümanları çalmanın verdiği keyif ayrı, mesela gitar. Tabii tek enstrüman asla yetmez, yanına en kötü şarkıyı söylemek lazım. Çalıp söylemek ise bambaşka bir yetenek.

Benim sesim kötü olduğu için ben grup içinde çalmayı seviyorum. Hep beraber icra edilen bir şarkı beni enstrüman çalma keyfine en yaklaştıran şey. Bunu her zaman yapamadığın için genelde bir şarkı açıp ona eşlik ederek tatmin ediyorum Bu kısmı.

Ama olay hiçbir zaman dinlerken çaldığın zevki almak değil bence. Tabii çok iyi bir çalgıcı isen iş değişir.

Bir de enstrüman çalıp kendi besteni yapma kısmı var ki en özgür hissettireni o. Ama orada da besten elle tutulur değilse biraz şevkin kırılıyor. Partisyonlar besteleyip asla bir "şarkıya" dönüştüremediğim çok olmuştur.
0
Jux
(17.01.21)
Enstrüman öğrenme aşamasındayken çalmak veya bir şarkıyı çıkartmaya çalışırken çalmak eziyet bence.

Zevkli tarafı; çektiğin acılar ve gösterdiğin sabır sonunda ortaya çıkan ürünü görmek/dinlemek.

Ama diyelim ki bir parçayı çıkarmak için uğraşmıyorsun, zaten bildiğin bir şeyi çalacaksın; tabii ki o müziğin içinde olmak ve bir yandan söylemek insana huzur veriyor, rahatlıyorum, kafamı boşaltıyorum, yeri geliyor stres atıyorum.
0
ananiyimioguz
(17.01.21)
Bunu ancak deneyerek anlayabilirsin. Bir gün saksafon dene.
0
kickboxer
(17.01.21)
kendi basina degil de birileri ile beraberken daha zevk aliyorsun ya da konserde iken kesip insanlarin sana eslik edisi alkislamasi konserden sonra yanina gelmesi ne bileyim alakasiz bir yerde bi avmde aaa siz x degil misiniz demesi. bunlar hos seyler. zamanla yasayanlar iyice unlu olanlara bunlar basit geliyordur da ilk zamanlar hos oluyor.
ama bi sikintisi var. bir yerden sonra muzigi dinlemeyi kaciriyorsun. yanlis akor basacak mi ne basti. is muzikten cikiyor. muzige kapilamiyorsun. artik baslakalarinin hatalari direkt kulaginda bitiyor.
ya bir de buna en gec 15'te falan baslamak lazim 20'den 25 sonra enstrumani ele almak da afedersiniz biraz komik.
0
turbo sadık
(17.01.21)
la traviata arkadaşımın dürtmesiyle gördüğüm konunuza, naçizane ben de bir kaç satır ekliyorum.. bilen bilir, bilmeyen az sonra öğrenecek; profesyonel müzisyenim (keman, orkestra şefi, besteci, aranjör) en baştaki "profesyonel" tabiri kendimi kastığım için değil, hayatımı bununla idame ettirdiğim veya daha çok hayatımı buna adadıdığım gibi bir anlamın karşılığındandır..

öncelikle şunu belirtmek isterim, müzisyenlik, belirli bir seviye bir enstrumanı icra etmeyi, ettirmeyi gerektirir. sahil gitarcılarına müzisyen denmeyişinin sebebi budur. enstrumanı hobi amaçlı çalıyorsanız ne güzel, devam edin lütfen. ama o enstrumanı çalıyor olun, ötesini bırakın biz yapalım..
çalmak ile dinlemek arasındaki haz farkına gelince, dinlerken zaten her enstruman ayrı parti biçiminde dinleyebiliyoruz. ama daha çok bu yapabilmekten öte, bir meslek hastalığı. tek tek duyuyoruz ve irdeliyoruz. sizin komple ses frekansları bütünü olarak algıladığınız şeyi, biz döküm döküm her frekans, her nota, her enstruman, her enstrumanın ayrı tınısı, her enstrumanın ayrı müzik cümlesi, akorları, kontrpuanları vb. layer layer irdeliyor, dinliyoruz. dolayısıyla biz müzisyenlerin de sıradan dinleyiciye kıyasla aldığımız haz da farklı..

bazı arkadaşlar şundan bahsetmiş; tek başına şarkısı çalınabilinen bir enstrumanı çaldığımda keyif alıyorum ama aynı anda şarkı söyleyince daha zevkli oluyor.. o iş öyle değil tabi.. istersen kilise orguyla çık karşıma, kemanda 3 nota ile senin anlattığından katbekat şey ifade edebilirim.. yani olay çok nota, polifonizm değil. öyle ki gerçek müzisyen, kendi enstrumanını çalarken, önce dinleyen müzisyendir.

bir başka arkadaşa ithafen, enstruman çalarken diğer ensturmanları duymuyorsan zaten çalmamalısın. müzik enstrumanı icra etmek, dinlemeyi gerektirir. dinlemelisin ki kendini ona göre ayarlayabilir, ona göre çalabilirsin. uyum bu şekilde oluşmaya başlar.

şimdi gelelim asıl konuya. elbette dinlerken de çalarken de aldığımız hazlar birbirinden farklı.. ama çalarken daha öznel olduğumuzdan, çaldığımız o yüzlerce yıllık eseri bile, bizden önce milyonlarca kez konserlerde çalınmış, binlerce kez albümlere kaydedilmiş, yüzlerce kez dinlenilmiş, herkesin ezbere her notasını bildiği eseri bile çalarken kendimizden bir şeyler katmayı düşünerek çalarız. zaten olması gereken de budur. müzisyenlikle operatörlük arasındaki fark gibi diyebiliriz. hatta samimiyetle şunu söyleyeyim. bazen teknik sebeplerden (sakatlık, lojistik sıkıntılar, seyahatler vb.) enstrumanımızdan uzak kaldığımız bazı zamanlarda, ya da en basidinden enstrumanımız yanımızda yokken karşımızda enstrumanımızı çalan birini gördüğümüz bir performansı izliyorsak, ve eğer o sahne iyiyse (hatta kötüyse de bile, başka nedenlerden ötürü...), parmak uçlarımız kaşınır. orada ben olsaydım keşke, ben çalsaydım'lar başlar.. o anı kıskanırız. o enerjiyi. sahnedeki meslekdaşımızın sonsuzluk denilen o kara boşluğa yolladığı notalarını kıskanırız tek tek, frekans frekans... bazen de sizi tanırlar ve sahneye çağırırlar, o enerjiyi paylaşmak için... zaten enstruman çalarken alınan haz dediğin şeyin büyük bir yüzdesi yine insandan, dinleyiciden geçen enerjidir esasında.. evet sevdiğin ensturmanı çalıyor olmaktan ve eğer iyiysen iyi olmaktan dolayı bir mutluluk vardır içinde. keza sevdiğin bir melodiyi tınlatıyor olmanın da getirdiği haz... jeneratör hesabı sürekli ürettiğin bir haz üretirsin enstrumanından ses çıkartırken. ama o ses frekansları, seyirciye saniyenin bilmem kaçta kaçı (bildiğin ses hızı işte) ulaştığında seyircinin enerjisi değişiverir. en somurtkanının kafasına soru işaretini bırakırsın, en gevezesi bi anda susuverir... aşık olanı daha aşık, bekar olan kadını kendine aşık edersin bazen.. o yüzden bu haz durumu bi farklıdır. anlatılmaz yaşanır dicem ama..

kelimeler anca böyle dökebildim..
sürçi lisan ettiysem affola, kalın sağlıcakla..
0
jeanluc
(17.01.21)
(12)

Çok büyük işler yapanlar psikolojilerini nasıl koruyabiliyorlar?

kahver
Merhabalar. kafama takıldı, şimdi devasa şirketleri yönetenler, ya da büyük bilimsel çalışmalarda yer alanlar, komplike yazılımlar, mühendislikler, tıp vb. yani kafayı çok yoran işlerde yer alan insanlar psikolojilerini nasıl koruyor olabilirler? ve o tempoya nasıl dayanıyorlar? işte günde 4 saat uy
Merhabalar. kafama takıldı, şimdi devasa şirketleri yönetenler, ya da büyük bilimsel çalışmalarda yer alanlar, komplike yazılımlar, mühendislikler, tıp vb. yani kafayı çok yoran işlerde yer alan insanlar psikolojilerini nasıl koruyor olabilirler? ve o tempoya nasıl dayanıyorlar? işte günde 4 saat uyuyan büyük dijital platform sahipleri, ya da yöneticiler gibi.

şimdi ben de işim gereği çok fazla insanla ve teknik bazı çalışmalarla uğraşıyorum. yaptığım iş teknik anlamda belki çok üst düzey değil ama, beni inanılmaz yoran, bütün zamanımı işe ayırmamı gerektirecek yoğunlukta ve streste. bu çalışma şeklimden şikayetçi değildim (kimse böyle çalış demiyor, ben istediğim için böyle çalışıyorum), çok kafa yorup saçma sapan şeylerin kafamı meşgul etmesini önlediğimi düşünüyordum. ancak, uyurken bazı reflekslerimin olduğunu öğrendim. araştırdığımda da (uyku terörü deniyormuş galiba), günü çok stresli ve yorucu geçirenlerde olabileceğini okudum.

bilemiyorum kafama takıldı sorayım dedim.
0
kahver
(16.01.21)
Koruyamiyorlar. Cok azi belki biraz koruyorlar. Mindhunter’da bi replik vardi buyuk sirketlerin ceo’larinin cogu narsisisttir diye. Zaten duygulariyla dusunen biri koskocaman sirketleri daha zor yonetir, cok mantik olan birine gore.

Kisacasi zaten cok da normal olmuyorlar. O yuzden kendilerini rehabilite etme gibi durumlari olmuyor. Ya cok iciyorlar, ya dogaya donuyorlar, ya evde kendilerine kaliyorlar.
0
mor oje
(16.01.21)
bir anda o pozisyonlara gelmiyorlar. daha alt kademelerde işe başlıyorlar. strese alışa alışa üst kademelere çıkıyorlar. zaten psikolojileri izin vermezse üst kademelere yükselemezler.
0
nickini degistiren yazar
(16.01.21)
Günde 4 saat uyuyan birinin sağlığını koruduğunu düşünmüyorum. Yetersiz uyku sağlık sorunlarına neden olur. Normalden fazla iş yapıyorsanız orada başkalarının yapması gereken işler de bulunuyor olabilir. Örnek olarak mühendislikte birçok çizim işi teknik ressamın yapması gereken bir iştir. Siz çizim yapıyorsanız aslında başkasının işini yapıyorsunuz demektir. Bahsettiğiniz büyük işlerde herkesin görevi bellidir. Çalışan sayısı fazladır. İşin planlaması çok iyi yapılmıştır.
0
dissendium
(16.01.21)
"bu çalışma şeklimden şikayetçi değildim, çok kafa yorup saçma sapan şeylerin kafamı meşgul etmesini önlediğimi düşünüyordum."

sakincali bi dusunce
0
ala09
(16.01.21)
pişe pişe o pozisyonlara geliyorlar
0
kelepir
(16.01.21)
bir günde o noktaya gelmiyorlar. yıllar içinde her seferinde bir adım daha büyük işler yaparak ilerliyorlar. o durumda bile bahsettiğin yöneticinin altında çalışan gene yılların tecrübesine sahip mühendisler altyöneticiler oluyor.

sen işin organizasyonunu bir kişilik düşünüyorsun. şirketlerin yıllar içinde kurduğu sistemler çok daha fool proof. tabi daha masraflı, daha yavaş ve daha az efektif. ama günün sonunda iş bitiyor.
0
orpheus
(16.01.21)
İşkolik olup çalışmaktan zevk almayanlar kolay kolay yükselemez bence. Yani adamlara çalışmak zor gelmiyor, aksine hoşlarına gidiyor.
Bkz: rte.
0
prizmatik
(16.01.21)
Nerede ceo olduguna bagli. 100 kisilik sirkette ceo'ya daha cok iş düşer. Misal Türkiye'de calistigim sirkette cfo resmen acil para odeme onaylarini veriyordu.
Su an çalıştığım şirketin 100 bin calisani var. E haliyle ceo/cfo boyle olaylarla uğraşmıyor. Ceo'ya bir mail gidiyorsa emin ol en az 5-6 müdürü gecip gidiyor (misal su an avrupa-asya lojistik krizi ceo'ya kadar cikti ya da lojistik servis saglayici ile olan sikintida iki sirketin ceosu görüştü en son).

Yani benim de cok stresim var, tek fark benim stresimi aktarabilecegim üst müdürüm var. Ceo ise ulasilabilecek en son nokta.
Yani zaten oraya da yillarin birikimi ile gidiyorsun. Ben su an 3 sene icinde aldigim birikim ile ilk günkü kendimi karsilastirsam peheey. Düşün bir de 3-4 kademe atlayıp uzun yillar sonra oraya gelen adamlar haliyle belli yetkinlikleri olan kisiler.
Bu arada 4-5 saat uyuyorum olaylarina cok inanmiyorum.

Bana göre ceo vs değil de hayati isler (doktor/polis/asker/hemsire) daha ciddi. Açıkçası hayatini kaybetme riski ile sirketin para riski bana karsilastirilamaz geliyor. O sebepten askerdeki liderlere çok büyük ilgim var, sonuçta sirket yönetmekle emrindeki 20-30 kisinin hayatindan sorumlu olmak apayri.
0
logisticsmanager
(16.01.21)
işkolik oluyorlar
alt kademelerde pişerek ve alışarak o noktaya geliyorlar
aileden ve çevreden görerek o noktaya geliyorlar

benim ailemde üst düzey yönetici ve işkolik yok. o yüzden hiç alışkın olmadıgım durumlar. ben başa çıkamam mesela. bu da dışarıdan belli oldugu için kimse beni yönetici yapmıyor :)
0
dafuq
(17.01.21)
işkolik oluyorlar'dan farklı bir yorumum olacak: benim o tarz pozisyonlara yükselmiş tanıdıklarımın çoğu orta seviyeden sonra iş-yaşam dengesini çok iyi kurmuş admalar oluyorlar. ne bileyim hobileri olan, spor falan yapan tipler oluyor. bahsettiğin kronik stres junior pozisyonlarda var, sonrasında artık insan onu yönetmesini de, dengelemesini de öğreniyor. birkaç defa iş değiştirip, kötü şeyler yaşayınca da bu konuya karşı direnç kazanıyorsun.

iş benim için bir araç. şirkete hayatımın bir kısmını kiralıyorum ve para kazanıyorum, hepsi bu. bunun bir adım ötesi bile hayatını alt üst eder, o yüzden bu profesyonelliğe en başında ulaşmak önemli. komplike yazılımlar, mühendisler vs bunların hepsinde her zaman bir safety net vardır, hata yapsan bile bireysel olarak sana kalmaz. sıkıntı yok yani.

bi tek tıbbı ayırıyorum bu listeden, tıp bireysel başarısızlığın adamı öldürebileceği tek dal olabilir. o yüzden zaten doktorları müthiş takdir ediyorum bir mühendis olarak, çok zor iş.
0
roket adam
(17.01.21)
senin psikolojini bozan şey bilinmezlik, bilinmezlikle baş etme durumu. mesela bana deseler ki dk 1 saat sonra apandisit ameliyatı yapacaksın yoksa adam ölecek olduğum yere lacivert sçarım ama uzman doktora söylediğinde önce bi pizza yiyelim sonra ameliyata girelim diyor.

bu aralar tr'deki büyük firmaları it managerları ile görüşüyorum adamlardaki rahatlık kimsede yok. zaten 3-4 marka var satın alacağı adamın işi sadece satın almak. ucuza almak. yani yaptığı tek şey atıyorum windows'u rakipten ucuza almak. bu sebeple tr'de öyle aman aman bir dert tasa yok. çünkü iş yapan yok.

koskoca vestel, arçelik dünya'da bir numaraya oynayacak ürün bile çıkarmıyorlar çünkü ceo'nun tek derdi standart ürünü ucuza üretmek.

veya togg'u düşün.

togg'un ceo'sunun tek derdi avrupa'dan parça alıp aracı ucuza çıkarmak. adamın teknolojik olarak bir derdi yok.

dünyada ki örneklerinde ise hayatı sürekli stress içerisinde geçen insanların mutlaka sabit bir hobisi oluyor ve dünya yansa bu hobiye ayırdığı vakitten vazgeçmiyor.

çeşitli magazinel 4 saat uyuyor falan onları geçiniz. 4 saat ben uyuyorum zombi gibi geziyorum.
0
duyurukullanıcısı
(17.01.21)
Olağan Psikopatlar diye bir kitap okumuştum. Bu kitapta sizin tabirinizle çok büyük işler yapan insanların. Psikopat olduğunu(cezaevlerine düşenlerden değil) ve yoğun stres altında etkilenmeden çalışabildiklerini yazıyordu..
0
komando kani var bende
(17.01.21)
(6)

should be completed by Sunday 17 January at the latest

duyurukullanıcısı
bu şimdi pazar gecesi 23.59'a kadar mı demek yoksa cumartesi gecesi 23.59'a kadar mı demek?
bu şimdi pazar gecesi 23.59'a kadar mı demek yoksa cumartesi gecesi 23.59'a kadar mı demek?
0
duyurukullanıcısı
(16.01.21)
pazar
0
hazen
(16.01.21)
Pazar 23.59
0
kojonotsuki
(16.01.21)
"by sunday 17 january at the latest" denmişse ben cumartesi gecesi 23:59:59'da gönderilmesi gerektiğini düşünürdüm açıkçası ama bu ifadeler hep sıkıntılı gerçekten, hele başka dilde olunca yanlış anlaşılmalara çok müsait oluyor. "by sunday" görürsem ben "en geç saturday" diye algılarım onu mesela, on sunday dememiş ki.
0
der meister
(16.01.21)
@der meister

hacı karıştırma ortalığı şimdi. herkes pazar diyor.
0
🌸duyurukullanıcısı
(16.01.21)
Öncesi tamamlasan iyi olurmuş gibi bi hava estirmişler :D ama en kötü PAzar 23:59a kadar vakit tanınmış.

saat kısmını farklı belirtmedilerse tabii.
0
superfluid
(16.01.21)
pazar'ı pazartesiye bağlayan gece 23.59.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(16.01.21)
(4)

Akademisyen olmak için kaç yıl uğraştınız?

gelmeistemem
Kaç mülakata girdiniz? Ve Kaç kişilik kontenjan vardı?Sorum:Türkiye'deki akademisyenlere. Çünkü burada bir insanın umudunu kaybetmemesi çok zor.
Kaç mülakata girdiniz? Ve Kaç kişilik kontenjan vardı?

Sorum:Türkiye'deki akademisyenlere. Çünkü burada bir insanın umudunu kaybetmemesi çok zor.
0
gelmeistemem
(16.01.21)
ya akademisyen olup en iyi ihtimal ile melih bulu ile uğraşmak neden istiyor insanlar?

sen zaten istediğin konuyu çalışamayacaksın. ya bütçe vermeyecekler ya imkan.

bu neyin sevdası anlayabilmiş değilim.
0
duyurukullanıcısı
(16.01.21)
ya gerçekten akademisyen olmak istiyorsanız. en geç doktorada yurt dışına gidin. tonlarca burs var. yok eğer ben memur olacağım diyorsanız, yani erzuruma da giderim, kastamonudaki okulda da ar.gör.lükten başlarım kafasındaysanız başka tabi. o zaman da neden illa akademi? diye sorarım.

ayrıca tr'de akademisyenliğin ptt'de çalışmaktan bi farkı kalmadıki? üç beş nitelikli insan var e ama çoğunluk farklı olunca daha da mutsuz oluyorsunuz. nesi cazip ben de anlamıyorum. hangi umut yani? girseniz ne yapmayı/yapabilmeyi hedefliyorsunuz mesela?
@duyurukullanıcısı +1


cevap: yüksek lisans yaparken 3 farklı okulda sınava girdim, biri kendi okulumdu olmadı. yeni baştan farklı bir lisansa girip, bitirdim. sonra sıfırdan başlayan bu süreçte lisansüstü eğitime devam ederken bu alanda 3 sınava daha girdim, ilk ikisinde yedektim. 3.sünde kazandım. bu son girdiklerimde kontenjan hep 1 kişilikti. kendi adıma 2 yıl falan geçici olarak, bu pandemi döneminde uygun bulduğum için, yurt dışına göç etmeden önce para biriktirmek için akademideyim.
0
rewlack
(16.01.21)
kaybolmaya yüz tutmuş umuduna tüy dikmek istemem ama: en sonuncusu 8 sene önce ve biri odtü olmak üzere 3 devlet üniversitesinde şansımı denedim, biri odtü olmak üzere ikisinde torpil nedeniyle başvurumda sorun çıkarıldı. odtü'de bölüm başkanı sınava girip almayacağı öğrencilerin (ben dahil) ağzına s.çtı. diğerinde de başvurum "şehir dışından posta yoluyla gönderildiği için" kabul edilmedi "elden teslim değil" diye, sonra bir dekanın kampüst lojmanında yaşayan yeğenini aldılar nihayetinde. üçüncüsü kargonun b.k yemesiydi, 1 haftada götürüp teslim edemedi başvurumu, kaçırdım.
0
supercalifragilisticexpialidocious
(16.01.21)
4 kez sınava girdim. Üçünde 2. birinde 3. oldum. Bir tanesinde kazanan kızla aynı puanı aldık sınavdan ama o yl öğrencileriydi bir de yazılıdan sonra bir de sözlü mülakat gibi bir şey yapmışlardı, orada düğünüm olacak diye konu açmış vs. 2 tane de sınavına giremediklerim var. Postayla yolladığım için birinde öğrenci belgesi eksik dediler birinde de şansıma kanun çıktı yüksek lisansı uzatanlar kadroya başvuramıyordu ondan olmadı.

Heves kırmamak lazım ama düşününce ben bile şaşırıyorum akademiden soğuduğuma. Tc’de yapmayın yapıyorsanız. Hele hele global bir meslek dalı değilse harcayacağınız vakte, paraya değecek mi ciddi ciddi sorgulayın derim.
0
le jeune turc
(17.01.21)
(6)

nesin matematik köyü

duyurukullanıcısı
sözlükte gördüm şimdi youtube hesabının 44k üyesi varmış sadece(bkz: nesin matematik köyü youtube 1m üye kampanyası)ben mesela çalışırken müzik niyetine açıyorum arkadan bu dersleri çok yardımcı oluyor konsantre olmamaen azından vicdanen millet neden üye olmuyor bu tür kanallara?anlamıyorum.burası u
sözlükte gördüm şimdi youtube hesabının 44k üyesi varmış sadece

(bkz: nesin matematik köyü youtube 1m üye kampanyası)

ben mesela çalışırken müzik niyetine açıyorum arkadan bu dersleri çok yardımcı oluyor konsantre olmama

en azından vicdanen millet neden üye olmuyor bu tür kanallara?

anlamıyorum.

burası usa'de olsa en az 8-9 tane filmi yapılırdı.
0
duyurukullanıcısı
(16.01.21)
youtube türkiye trendlerine girin biraz bakın. cevap orda.

gerçi herhangi bir ülke trendlerine girin bakın. yeterli.

her şeyin ulaşılabilir olduğu zamanlarda neye, ne zaman, nasıl ulaşacağını bilen kişi sıyrılıyor zaten artık..
0
AlsterWasser
(16.01.21)
kendilerinin 1 milyon abone beklentileri olduğunu sanmıyorum. hele hele böyle toplama hadi siz de abone olup destek olun tarzı şişirilmiş 1 milyon aboneye hiç ihtiyaçları yok bence.

hatırlayan vardır mehmet kanur diye bir çocuk vardı sözlükçüler destek oldular abone sayısı fırladı. 150k abonesi var ama video izlenmeleri 2k'yı geçmiyor.

ben bu tarz kampanyaların çok gereksiz ve boş olduğunu düşünüyorum.

eğer gerçekten destek olmak istiyorsanız nesin yayınlarından kitap alabilirsiniz ya da direkt bağış yapabilirsiniz.
0
aziz dostum jack
(16.01.21)
vicdanen niye bir matematik kanalına üye olma zorunluluğumuz olsun ki? ali nesin ileri matematik anlatıyor. matematik köyünde verdiği eğitim de öyle nitekim. ileri matematik anlatması çok az bir kitleye hitap ettiğinin göstergesi zaten. bence onun da bir milyon kişi bizi izlesin gibi bir amacı yoktur. zaten bu tarz şeyler her zaman daha az kitleye hitap eder. daha çok insana hitap etse değeri kalmaz.
0
black holes in the sky
(16.01.21)
vicdan rahatlatmak için üye olmak? aziz dostum jack'in dediği gibi mehmet kavur ve ona benzer birkaç kanala abone oldum gaza gelip. ama videoları izlemedim. en sonda da aboneliklerden çıktım.
0
sutlu nescafe
(16.01.21)
bence süper yanlış düşünüyorsunuz.

bu anlayış ben sadece işime yarayan şeyi alırım gerisi beni ilgilendirmez anlayışı.

yani ben sadece elma ağacı ile ilgilenirim. çünkü bana elma verir. çevresindeki çimler, doğa, arılar, hava su beni ilgilendirmez anlayışıdır.

ama doğa ve bilim öyle gelişmiyor.

mesela kuantum fiziği seni ilgilendirmeyebilir ama türk bir hocanın çıkardığı bir kitabı alıp kütüphanene koymak, hocaya, fiziğe ve bilime olan saygını gösterir. okumamasan bile.

yapacağın tek şey bir kanala üye olup unutmak ama sen bunun karşılığında bile bir şey istiyorsun.

işte o istediğin şeyler pop kültürü oluşturuyor o sebeple sana bir şey veren ama içi boş içerik üretiliyor.

sen sadece bir butona tıklayıp unutsan kanalın üye sayısı 900k'lara ulaşsa bugün büyük bütçeli kanallar para verip bu insanlara program yaptırır.

cidden çok yanlış bir düşünce sistemi içerisinde etrafa koşuşuyorsunuz.
0
🌸duyurukullanıcısı
(16.01.21)
hocam madem yanıtlarımızı dinlemeyecektiniz niye duyuru açarak böyle bir soru sordunuz :) etrafımızda her iyi iş yapan insana bu şekilde destek olmak için kimsenin o kadar vakti yok. evet bir kanala abone olmak birkaç saniye belki ama o kadar da bilinmeyen spesifik bir şeyden haberdar olmak, özellikle de hiç alakamız olmayan bir şeyden, pat diye gerçekleşmiyor. örneğin ben sosyal bilimler ve edebiyatla ilgilenirim, bu alanlarda paylaşım yapan daha küçük hesap bulursam ve içerik iyiyse takip ederim. Bunu hem kendim haberdar olmak için hem destek olmak için yaparım. Ama hayatım boyunca asla ilgilenmeyeceğim, mesela örneğini verdiğiniz kuantum teorisi vs videosunu izlesem bile bana pek fazla bir şey kalmayacak. çünkü bunu anlamak için yeteri kadar bilgim zaten yok. o bilgiyi elde etmek için vaktim de yok açıkçası.

ayrıca sadece bir butonu tıklasın abone sayısı artsın, kanallar program yaptırır demişsiniz ama bu işler o kadar kolay değil. yukarıda da cevap verilmiş. abone sayınız milyonlar olsa dahi bu abonelerin aktif ve sizin içeriklerinizi izleyen, beğenen, yorum yapan kişiler olması gerekiyor.
0
black holes in the sky
(16.01.21)
(7)

Çin aşısı olana AB seyahat yasagi

KidLazer
Boyle bi soylenti dolaniyor var mi isin asli astari? Gugilda bir sonuca ulasamadim
Boyle bi soylenti dolaniyor var mi isin asli astari? Gugilda bir sonuca ulasamadim
0
KidLazer
(15.01.21)
Hangi Cin aşısı?
0
fever
(15.01.21)
Sinovac midir nedir artik neyse
0
🌸KidLazer
(15.01.21)
olana yasak getirdik diye bir şey olmaz.
who'nun belirlediği aşıları olanlar eu'da dolaşabilir diye bir şey olabilir.

sinovav who'nun listesine girmeyebilir.
0
duyurukullanıcısı
(15.01.21)
Resmileşti dikkat ruhu hala aramızda.

Who neden onay vermesin? En az %50 etkinlik isteniyordu. Herkesi hesaba katıp açıklanan sonuç bile buna yeterli. En azından aşı olanı öldürmeyen güvenilir bir aşı.
0
zoghurt
(15.01.21)
Ben who’yu takip ediyorum, böyle bir şeyin bahsinin geçtiğine denk gelmedim. Ya da yasaklı aşılar diye bir şeyin konuşulduğuna. Haa sosyal medya mı? Orası tam bir çöplük, her okuduğunuz şaklabanı ciddiye alıp gaza gelmemeyi öğrenmiş olmalısınız artık. Yandaş hiç değilim ama hükümete çakmak için bu aşıyı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Tanıdığım bütün doktorlar bu aşıyı koşa koşa oldu.
0
juninho77
(15.01.21)
Asi karnesi ve bu karneyle seyahat su an AB gündeminde. Bunun yaninda simdiye kadar etkili sayilan asilar arasinda Cin asisi yok, en azindan Avrupa´da durum boyle.

Benim takip ettigim haber sitelerinde bu gundemde. Link Almanca. www.tagesschau.de

Suradan Ingilizce okuyabilirsiniz, AB icinde hangi asilarin guvenli sayilip sayilmadigini: ec.europa.eu
0
buf-e kür
(15.01.21)
Whatsapp haberleri bunlar
İtibar etmeyin
0
otopsicocugu
(16.01.21)
(5)

AB Çin aşısını kabul eder mi?

but that was just a dream
Merhaba,Sağlık çalışanı olduğum için aşı yaptırabilme önceliği verildi. Ben Eylül itibariyle Hollanda'ya taşınmayı planlıyorun. Muhtemelen vize için aşı şart olacak. Kovid geçirmeme rağmen aşı olmayı düşünüyorum ancak merakım şu ki AB ülkeleri Çin aşısını kabul eder mi? Eğer etmezlerse ve ben aşı vu
Merhaba,

Sağlık çalışanı olduğum için aşı yaptırabilme önceliği verildi. Ben Eylül itibariyle Hollanda'ya taşınmayı planlıyorun. Muhtemelen vize için aşı şart olacak. Kovid geçirmeme rağmen aşı olmayı düşünüyorum ancak merakım şu ki AB ülkeleri Çin aşısını kabul eder mi? Eğer etmezlerse ve ben aşı vurulursam önümüzdeki aylarda diğer aşılardan vurulma şansım olur mu?

Teşekkürler
0
but that was just a dream
(15.01.21)
etmez çin bile kabul etmedi.

devlet eksik kalmayalım diye başladı aşılamaya.

zararı yok ama faydası yok. nötr yani. zaten covidli hastalara antikor tedavisi uygulanıyordu bu onun aşı hali.
0
duyurukullanıcısı
(15.01.21)
ben olsam vurulurum. eylüle kadar 8 ay var önünüzde. zaten o döneme kadar antikor üreitmi bile bitmiş olabilir muhtemel, yeniden vurulursunuz.
0
aslil
(15.01.21)
sordugun sorularin cevabini su anda kimse bilmiyor.

son bir haftadir turkiyede ve turkce kaynaklarda bu konu hakkinda cok fazla bilgi kirliligi var.

oncelikle eger boyle bir karar alinirsa, bunun AB cercevesinde mi, ulke bazinda mi alinacagi belli degil. AB an itibariyle daha onemli konularla (i.e. asilama ve britanyadan gelen mutasyonlu virusu kontrol altinda tutmakla) mesgul.

bunun yaninda hollanda mart ayindaki secimlere odaklandi ve bu arada kolisyonun dusmesi ongorulmekte.

O yuzden, cok ozur dileyerek soyluyorum, Hollanda'nin ve AB'nin su andaki kendi problemleri, AB disindan gelecek vatandaslarin ne zaman / hangi sartlar altinda gelebilecegini hesaplamaktan daha onemli/oncelikli.

Tasinma konusu zaten hep istisnaydi, is/evlilik/egitim icin kisitlamalar hic bir zaman olmadi. bundan sonra olmasi (mutasyonlu virusun artmasi gibi istisnai durumlar haricinde) bence oldukca dusuk bir olasilik.
0
lamartin
(15.01.21)
Sağlıklı bilgi alabileceğin son yer burası, herkes g*tünden bir şey uyduruyor.
Henüz belli değildir AB'nin kabul şartları vs. çünkü kendi aşılamaları bile bitmedi.
0
sydney
(15.01.21)
@sydney
sağlık bilgi alabileceğimiz bir yer varsa söyle de bilelim.
bizzat sağlık bakanının devamlı yalan söylediği bir ortamdayız.
0
prizmatik
(15.01.21)
(2)

Çizim için Hangi iPad?

rawr
Selamlar, uzun süredir procreate işlerini hayranlıkla takip ediyorum ve son aylarda hep ipad alma hayali var kafamda. şu an bütçem tam olarak belli değil fakat zorlasam 6-7 bin liraya zorlarım herhalde. iPad pro modellerine bakıyorum, çok pahalı. zaten 12.9 inç'i hayal bile edemiyorum, 11 inç sanırı
Selamlar, uzun süredir procreate işlerini hayranlıkla takip ediyorum ve son aylarda hep ipad alma hayali var kafamda. şu an bütçem tam olarak belli değil fakat zorlasam 6-7 bin liraya zorlarım herhalde. iPad pro modellerine bakıyorum, çok pahalı. zaten 12.9 inç'i hayal bile edemiyorum, 11 inç sanırım bana yeter. bu iş için illa 2020 model mi almak gerekiyor, ikinci el ipad'lere de güvenemiyorum. bu işi nasıl çözerim arkadaşlar?
0
rawr
(15.01.21)
hobi olarak görsel tasarım, grafik animasyon işleri ile uğraşan biri olarak bence önce standart fare-klavye ile başla

bak bakalım sarıyor mu?

eğer sarıyorsa ipad'e veya pahalı çizim tabletlerine geçiş yap.
0
duyurukullanıcısı
(15.01.21)
Şu an sıfır satılan tüm ipad modelleri apple pen destekliyor.

düz ipad dedikleri modelleri tavsiye etmiyorum tek amaç çizim olsa bile gerçekten düşük segment aletler onlar. Ha çalışmaları iyi hoş tabi çoğu android tabletlere göre ama geçen sene ipad air inanılmaz bir güncelleme aldı ipad pro ile neredeyse aynı spec'lere geldi şiddetle tavsiye ederim ipad air modelini baya baya götürür uzun yıllar.

illa 2020 almak gerekmiyo tabi de eski ipad alınca kullanım süresi yıl bazında düşecek cihazın, işletim sistemi güncellemesi vs

başlangıç fiyatı 5700 ipad air 64 gb modeli kalemle birlikte dediğiniz fiyata geliyor aslında.
0
hedep
(15.01.21)
(7)

oyun tasarımı yaptırmak

syozkn
şimdi durum şu: biz bir kart oyunu tasarladık fiili anlamda. aramızda oynadık, sardı da. sanıyorum unity-gamemaker tarzı oyun motorlarında kolayca tasarlanabilir bir şey. heartstone örneği verebilirim benzer olarak ama mekanik olarak bir hayli farklı. yerleşim vs. anlamında görsel olarak benzer deme
şimdi durum şu: biz bir kart oyunu tasarladık fiili anlamda. aramızda oynadık, sardı da. sanıyorum unity-gamemaker tarzı oyun motorlarında kolayca tasarlanabilir bir şey. heartstone örneği verebilirim benzer olarak ama mekanik olarak bir hayli farklı. yerleşim vs. anlamında görsel olarak benzer demek istiyorum daha çok. oyunun sevileceğini düşünüyoruz dijital olarak yayınlarsak. steam'de satarız, hatta mobil olarak da gider.


biz bu işi bilmiyoruz. hani kursa gitsek, öğrensek falan desek yaşımız da geçti. sormak istediğim şey şu: sektörde hiç tanıdığı olmayan bir insan olarak bu işlerde akış nasıl gerçekleşiyor?

-ücreti karşılığında aklımızdakini ekrana dökebilecek bir arkadaşı nereden bulabiliriz? bi 10luk falan gibi siteler var oyun yapabilirim falan yazan arkadaşlar var ama 100 liraya yapanlar da var, 5000 liraya da 10 bin liraya da. neye göre nasıl olduğu da belli değil. tam anlayamadık.


-diyelim ki birini bulduk. fikri olarak düşündüğümüz şeyi alıp kendi farklı şekilde geliştirip satmaya çalışmayacağını tam olarak nasıl sağlıyoruz? sözleşme gibi bir şey mi oluyor nedir? olsa bile sağdan soldan dolaşıp benzer şeyler yapmayacağını nasıl garanti ediyoruz? birini bulsak bile atıyorum anlaşamadık bir şeyde. oyunun nasıl olacağını anlatmamız gerekiyor tasarımcıya. arkadaş yok ben yapamam diyip sonra kendi tasarlayıp piyasaya sunarsa ne yapacağız?


-bir şekilde bu problemleri çözdük. oyunu piyasaya çıkardık. güncellememiz gereken detaylar olunca her seferinde bu arkadaşa gebe mi kalıyoruz? bu işlem nasıl gerçekleşiyor tam olarak?

-nedir bu işin piyasası. atıyorum animasyonlar/grafikler vs. hariç heartstone klonu bir kart oyunu yapacaksınız desek türkiye'de bütçe nedir? (multiplayer desteği de olacak)


kısacası fikrimiz var, tasarlayacağımız oyun (kod anlamında) tek bir kişiye yaptırabileceğimiz ölçekte (en azından bize uzaktan öyle gözüküyor belki de) , bütçemiz de var? nasıl bir yol izlememiz gerekiyor. kişi sayısı çok da önemli değil bu arada. oyunun çapını anlatmak için söylüyorum daha çok. birini oturtup bize call of duty 28 yaptırmayacağız yani.


umarım meramımı anlatabilmişimdir. sektörden olan insanlar cevaplarsa ne ala olur tabi ki ama fikri olanlar da buyursun çekinmesin.
0
syozkn
(14.01.21)
Hocam bu işi bionluk tarzı yerlerde bi freelancer a yaptırmaktansa bi şirketle/ajansla çalışmanız daha uygun olur. Bi daha aradığınızda ulaşıp ulaşamayacağınız şüpheli kişilerle çalışmanızı önermem. Fikriniz çalınmasın istiyorsanız da bilindik Veya ahlaklı olduğuna emin olduğunuz bi firmayla çalışmanız lazım. Firmaya güvenmekten başka çareniz yok, fikir her türlü çalınır. Bi de bu oyunu insanlara nasıl duyuracaksınız nasıl yayacaksınız onu da düşünmeniz lazım. Reklam için belki de ciddi bütçe ayırmak gerekebilir.
0
Kahir ekseriyet
(14.01.21)
ben sizin yerinizde olsam biraz uğraşır temel kodlama öğrenir ve oyunun en düz yalini çıkarır (yani sadece text) 60-70 kişi üzerinde denerdim. tutar mı tutmaz mı diye.

bu o kadar zor bir şey değil.

ondan sonra tasarıma geçerdim.
0
duyurukullanıcısı
(14.01.21)
heartstone'u python'da sadece text olarak kodla desen sana hemen kodlayayım çok sıkıntı değil zaten turnbased bir sistemi var. sende iki çalışsan yaparsın.

sorun oyundaki denge ve grafik tasarım aslında. oralar zaman(yani para) ve para(yani para) tutuyor.
0
duyurukullanıcısı
(14.01.21)
Patent almasanız da ilk sizin yaptığınızı kanıtlamak için metin halinde varolduğunu göstermek adına noterde ufak bir işlem yapıyorlardı, e posta ılarak kendi içinizde birbirinize vs. Gönderin.
Fikir tescillenmiyor ama fikirden çıkacak ürünün telifini almak mümkün.

www.telifhaklari.gov.tr
0
kullanıcıadımbuolsun
(15.01.21)
Olacak şey var. Olmayacak şey var.
Bir adamın yapacağı oyun yağ çok kötü olur. Yada Çok uzun sürer. Bu tarz işler ekip olarak yapılır.
0
ycaycayca
(15.01.21)
oyun şirketleri var, onlara gidip biz X gibi bir oyun tasarladık, bu oyunu dijitalleştirmek istiyoruz diyip fiyat alabilirsiniz en temizi bu olur.

önünüzde bir kaç farklı yol var, ya oyunu indie/freelancer birine yaptırıp tanıtım vs. için bütçe ayıracaksınız yada oyunu şirkete yaptırıp bu tür promosyonları yönetmesini de isteyeceksiniz karşılığında belirli bir yüzde alacaksınız.
0
selam
(15.01.21)
1- Nereden bulabilirsiniz? Freelance siteleri olur, bulabilirseniz Rus bulun bence, fiyat/performans açısından en iyi programcılar oradan çıkıyor benim gördüğüm.

Genel olarak ne kadar çok para istiyorsa o kadar iyidir, portfolyosunu dikkatli inceleyin, sizin istediğinize benzer özellikleri olan uygualamalar yapmışsa sizin işinizi de yapabilir.

2- Çalınmayı engelleyemiyorsunuz, hele oyun sektöründe işler berbat. Yani programcınız size teslim etse bile yayına geçtikten 1 ay sonra uygulamanızın klonlarını göreceksiniz marketlerde, yapacak bir şey yok. Bunun çözümü şu, oyunu kendiniz yayınlamayın, bir yayıncıyla anlaşın o yayınlasın. Onların elinde ciddi bir pazarlama gücü olduğu için klonlar onlarla rekabet edemiyor.

Bunun haricinde programcınız muhtemelen çalmaz. Çünkü "oyun fikri" bulmak kolay bir şey, oyunu gerçekten yapmak zor. Oyunu yapabilen elemanın daha çok sevdiği kendi fikirleri vardır, parasını aldıktan sonra o parayı o işe yatırıyordur muhtemelen. Şirketlerde durum farklı olabilir ama bireysel game dev.'ler böyle, paradan ziyade tutku için işteler, oyun sektöründe çok para yok zaten.

3- Her seferinde bu arkadaşa gidiyorsunuz, evet. Aslında en güzeli elemana kârdan pay vermeniz, bu sayede onun da oyunla düzenli ilgilenmek için bir motivasyonu oluyor.

4- Bence de işi komple bir taşerona vermeyin, programcı ayrı olsun, grafikçisi animasyoncusu ayrı. Bunların koordinasyonunu siz sağlayın.

"Multiplayer desteği olacak" dediğiniz anda fiyat 2-3 katına çıktı ne yazık ki. Çünkü işin içine matchmaking giriyor, sunucu giriyor, kullanıcı profillerini, puanlarını bir yerlerde depolama işi giriyor falan filan. Az sayıda kullanıcı için yine hallederler ama binlerce oyuncum olacak diyorsanız normal game programmer'ın yanında bir de bu işlerden anlayan başka bir developer bulmanız gerekecek.

En iyimser tahminle 20 bin diyorum ben, ama 20 bin'e okey olan biriyle iş yapmak da riskli olur, çünkü beceremeyebilir vs. Ya da işte hinli/bangladeşli öğrenci bulursunuz ama orada da kanser olma riskiniz var.
0
plutongezegendegilmi
(15.01.21)
(9)

Nasil is kurdunuz?

ala09
etrafimda ticaretle ugrasan yakinen tanidigim biri yok. ben de maasli calisanim ama bu yasam tarzi ben degilim! nereden baslayabilirim? para biriktirirken bile kuracagim is icin sermaye biriktirdigim güdüsü var. ama rehberim yok.
etrafimda ticaretle ugrasan yakinen tanidigim biri yok. ben de maasli calisanim ama bu yasam tarzi ben degilim! nereden baslayabilirim? para biriktirirken bile kuracagim is icin sermaye biriktirdigim güdüsü var. ama rehberim yok.
0
ala09
(12.01.21)
Bir akrabam kurdu. İşi çok iyi bilmeniz lazım. Bence iş kurmak için 10+ yıl tecrübe gerekiyor. KOSGEB desteklerini araştırın. İyi bir plan gerekiyor. İş yeri tutacaksınız kira, vergiler... bir sürü masrafı iyice düşünmek gerekiyor.
0
dissendium
(12.01.21)
en az 5 yılını kafadan silmen gerekiyor. normal maaşlı hayat lüks oluyor sen düşün.

bunu göze alıyorsan zaten ufaktan başlasan 7-8 yılda bir şeyler olur.

hiç bir zaman sabancı olacağını düşünme. bu koşullar ok ise aramıza hoşgeldin.
0
duyurukullanıcısı
(12.01.21)
Burayı dinleme. İşe göre değişir. 7 8 yılda bir şey olur abartı. 7 8 aç mı kalıyor iş kuran insanlar?
0
black mamba
(12.01.21)
@black mamba zaten yasayanlar tecrubesini yazdi cok gormedim. ama bu konuda uyarmak mantikli insanlar 3-5 ayda zengin olmak beklentisinde
0
🌸ala09
(12.01.21)
doğru zamanda doğru işi yaparsan zengin olmaman için sebep yok.
zaten kendi işini yapanların ticari zekası oluyor. herkes memur olabilir ama iş kuramaz bence.

ama bir yeteneğin var ve bunu pazarlamak istiyorsan genellemeler doğru. bir kaç yıl eksikleri tamamlamak ve adını duyurmak namına kısa bir süre açıkçası.
0
qxgviper
(12.01.21)
bence böyle bir kılavuz yok tamamen cesaret ve içgüdü meselesi gerisi yolda öğreniliyor.

tek önerim ortaklık konusuna çok dikkat edin. iyi arkadaş-dost çok kötü bir ortak olabilir. ortaklıkta biriniz teknik diğeri ticari beceride olsun mesela. aynı konuda uzman ya da işi hiç bilmeyen iki kişi olmaz. biri bilen diğer bilmeyen de olmaz.
0
orpheus
(12.01.21)
Biz (esnaf olarak) ticarette bir cümlenin içinde savruluruz, paran var ise alt sat yok ise imal et sat.

Elinizden ne iş geldiğine , neyden ne kadar anladığınıza , fiziksel gücünüze bile pay biçerim. Sıfırdan imalat ile başladık kozmetik sektörüne , güvenme meselesi yüzünden çok fena çakıldık ama vazgeçmedik , tonlarca yük geçti sırtımızdan , çok aç günlerimizde oldu geçti gitti.Hala akşam memur mesaim bitince , atölyeye gidiyorum, geçen kapanma bittikten sonra açıldığımızda neredeyse yıl sonu kapanmasına kadar hiç bir pazarı evde geçirmedik.
Ticaretten anladığınız açayım bakkal,çerezci,manifatura ise rica ediyorum devam edin maaşlı işinize. Yok benim bir fikrim ve hedefim var yaptım piyasa araştırmasını da diyorsanız hiç korkmayın.
0
synax
(12.01.21)
Öncelikle işi bilme ve tecrübe noktasında @dissendium +1 Örneğin terzi değilseniz, makinaları çalıştıramayacaksanız dokuma atöylesi açmayın veya restoran sektöründe hiç tecrübeniz yoksa kafe-restoran düşünmeyin. Zira karşınıza çıkabilecek engelleri bilmiyorsunuz.

İkinci olarak mali müşavirinizi karşınıza alın ve anlattırın. Ne zaman hangi vergi ödenecek, bu verginin oranı nedir, neye göre hesaplanır ve sizin iş planınıza göre ortalama ne kadar çıkar? Bunlar için iş planınızda bir bütçeniz olsun. Çünkü vergiyi geciktirmek pek mantıklı bir seçenek değil. Mümkünse kazandığınız paranın devlete gidecek kısmına hiç dokunmayın. Ayırın bir başka hesapta dursun, günü gelince devlete ödersiniz.

Üç, market, restoran v.s. gibi nakit çalışmıyorsanız alacaklarınızın ödenmeme ihtimalini değerlendirin. Ne kadarı ödenmezse ayakta kalabilirsiniz? Ne kadar süre hiç para kazanmasanız da iş yerini (kira, belki çalışanların ücretleri, vergiler, v.s.)

Sonuç olarak en azından 1 yıl içinde ne kadar kazanacağınızın tahmini,
aynı süre içinde kazanıp da alamayacağınız meblağların tahmini,
giderlerinizin tahminini yapmaya çalışın. En iyi ve en kötü senaryolarda ayakta kalma süreniz nedir?

Sonra zaten, ne kadar sermayeye ihtiyacınız olduğunu, işe girip girmeyeceğinize daha rahat karar verirsiniz.
0
yargin
(12.01.21)
En büyük handikapın etrafında hiç ticaret yapan olmaması, gerçi başarısız bir örnektense hiç olmaması daha mantıklı olabilir.

Cesaretin olduğu belli, peki ticari zekan var mı? Bunu denemeden bilemezsin, hesabını kitabını bilen biri misin mesela? Kredi kartını sıkıntıya sokan, alacak verecek problemleri olan biri misin?

Gece hayatını sever misin? Para harcamayı, alışveriş yapmayı sever misin? Bunları niye soruyorum, ticarete atılıp da eline geçen her parayı sağa sola harcayıp "nasıl battık anlamadım ya" diyen çok adam var.

Ticarete atılmak için mutlaka bir yerden bir ışık görmeli, bir fikir bulmalısın ki ne yapacağını bilesin. Ticaert yapacaksın da ne alıp satacak, ya da ne üreteceksin? Bu yüzden bir örnek, bir yol gösteren, bir bilen olmalı ki yönlendirsin seni de.

Hiç bilmediğin sektörlerde ticaret yapılır mı? Yapılır ama hepsinde değil, mesela hiç anlamıyorsan kebapcı açamazsın. Çünkü ocakcı işe gelmediğinde, fırıncı kız kaçırdığında, motorcu kaza yaptığında yerine geçebilecek birilerini hemen bulabilmek için o çevreden bir networkun olmalı. Yeni çalışan gelene kadar da işi idare edebilecek tecrüben olmalı.

Veya hiç tornadan tesviyeden anlamıyosan metal işleme ile ilgili bir atölye açamazsın vs vs.

Mesela AVM'lere 10'ar tane akülü araba koyup 2 tane asgari ücretli eleman ile ebeveynlerin çocuklara hayır diyemeyeceği bu iş tipi daha bir kaç sene önce birilerinin aklına geldi.

Nadir olan ya da daha önce kimsenin aklına gelmemiş (süper bişy olmasına gerek yok, basit ama akla gelmemiş bir şey de olabilir) bir iş tipinde çok kazanman ve büyümen zor olmaz.

Zaten bilinen iş tiplerini tekrar etmek de doğru yer seçimi ve istikrar ile yine maaşlı işinden çok kazandırması zor değil.

Aslında yaz yaz bitmez, en güzeli bir iki tüccar esnaf arkadaş bulup biraz takıl yanlarında.
0
John Bloor
(13.01.21)
(2)

Kadınların iş kurmasi tesvik

Selamlar,Kadınlar için şirket kurmada var olan teşvikler neler???Vergi muafiyeti vb gibi?Online ticaret yapacak.
Selamlar,
Kadınlar için şirket kurmada var olan teşvikler neler???
Vergi muafiyeti vb gibi?
Online ticaret yapacak.
0
(12.01.21)
Hepsiburada girişimci kadınlar uygulaması vardı. Detayları bilmiyorum ama düşük komisyon alıyorlardır muhtemelen.

merchant.hepsiburada.com

KOSGEB desteklerini araştırın.
0
zihua
(12.01.21)
kosgeb'in ücretsiz eğitimi var ona katılsa iyi olur. yerel kosgeb ofisini arasın.

eğitim den sonra belge veriyorlar onunla bazı teşviklere başvurabilir.
0
duyurukullanıcısı
(12.01.21)
(5)

burada ne anlatılmak isteniyor?

duyurukullanıcısı
'' Arıya demişler neden çok uzaklara gidiyorsun O da demişki ben uzaktaki çiçeği bilmezsem yanımdaki çiçek el olur bizde ona muhtaç oluruz. ''facebookta bir yorumda gördüm.yanımdaki çiçek el olur ne demek?
'' Arıya demişler neden çok uzaklara gidiyorsun O da demişki ben uzaktaki çiçeği bilmezsem yanımdaki çiçek el olur bizde ona muhtaç oluruz. ''

facebookta bir yorumda gördüm.

yanımdaki çiçek el olur ne demek?
0
duyurukullanıcısı
(10.01.21)
alternatifsiz kalirsan yakinda olanin eline dusersin, ona muhtac olursun demek istiyor galiba.
0
fakyoras
(10.01.21)
ilahi bir şey mi? diye merak ettim. sordum sarı çiçeğe gibi.
0
🌸duyurukullanıcısı
(10.01.21)
Tdk'da "el"in boyle bir anlami oldugu yaziyor:

El: Sahiplik, mülkiyet:
"Elimdeki bütün parayı bu eve yatirdim"

Got it?
0
Kirmizibavul
(11.01.21)
@Kirmizibavul el olur yabancilasir anlaminda senin dediginle alakasi yok eksisozluk.com Uzaklara gitmezsen, dunyayi tanimazsan kendi kucuk dunyanda yasarsin alternatifsiz kairsin, fakyoras +1
0
neverletyougodown
(11.01.21)
yani yanımdaki çiçek solar bizde solmuş çiçeğe mahkum mu oluruz diyor?
0
🌸duyurukullanıcısı
(11.01.21)
(14)

THY sizce sempatik miydi? Sempatisini kaybetti mi?

kırmızıayakkabılıgargamel
Turk Hava Yollari yakin bi zamana kadar herkesin sahiplendigi bir kurumdu da, sonra icindeki haksizliklar vs duyulunca sempatisini mi kaybetti? bende boyle oldu ama bendeki sempatisi hizmetleri ve reklamlariydi.Sizde THY neden degerli bir kurum? (eger oyleyse?)
Turk Hava Yollari yakin bi zamana kadar herkesin sahiplendigi bir kurumdu da, sonra icindeki haksizliklar vs duyulunca sempatisini mi kaybetti? bende boyle oldu ama bendeki sempatisi hizmetleri ve reklamlariydi.

Sizde THY neden degerli bir kurum? (eger oyleyse?)
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(10.01.21)
katılıyorum, gurur duyulabilecek bir markaydı. yazık oldu.
0
candide
(10.01.21)
THY avrupada birinci dunyada da ilk 10'da yer alan dunyanin en genis destinasyonuna sahip bir sirket. İlla begenmeyeni ve sevmeyenide olacaktir ama THY'nin dunya capinda basarilari ve kalitesi ortada.
0
acebi
(10.01.21)
thy maalesef cepten yiyen bir kurum yani devletten, maalesef kendi bütçesi ile dönemiyor ve iktidarın temel kalesi durumunda o sebeple sürekli besleniyor.

iktidar güç kaybettiğinde ilk thy'de sıkıntılar çıkacaktır diye düşünüyorum.

hisse değerlerini de check edebilirsiniz.
0
duyurukullanıcısı
(10.01.21)
Pilot alimlarinda iki arkadaşım sinavlari vs geçti ama mülakat için malum kisilerden tanıdık bulmak zorunda kaldi. Biri calisiyor digeri pandemi dönemi olmasa girecekti ama pandemi olunca is şimdilik yatti.

Onun dışında malum calisanlarinin nerelerden nasıl geldigini biliyoruz. Bir baksak üst yöneticilerin kim bilir hangi meşhur liselerden, kimin nesi tanıdık cikacak.

Duyurukullanicisi+1.
0
logisticsmanager
(10.01.21)
Altın yere düşmekle değer kaybetmez THY Türkiye'nin yüz akıdır. İnsan faktörü olan her yerde olumsuz durumlarda olabiliyor bunlar normal şeyler kaldı ki THY gibi global büyüklükte binlerce çalışanı olan bir şirkette çok normal. Neye nasıl baktığınızla alakalı. Dünya genelinde havayolu şirketleri kamu eliyle fonlanmaktadır sebebiyse havacılığın çok fazla karlı olmaması ve şirketleri ayakta tutmak, büyümek gibi nedenler yani hemen hemen hiç bir havayolu şirketi kendi bütçesiyle dönmez :)
0
berkan11
(10.01.21)
duyurukullanıcısı + 2

yönetimle ilgili. kalitesizlik ülkenin her yerinde ne yazıkki.
torpil/referasnla mahalle bakkalına çırak alır gibi eleman alamazsınız. eleman derken yani üst yönetimden söz ediyorum. sadece halkın değil herkesin gözünde prestij kaybeder.

öte yandan hizmet- yolcu açısından da hem pandemide ne kural ne bişey sallamasyon :D
şekilde takıldıkları için hem de genel olarak ikram kuralları (pandemiden öncesini diyorum) değiştiği için o taraftan da irtifa kaybetti.

2000-2012 arası falan en iyi zamanlarıydı bence.
0
jimjim
(10.01.21)
technic kısmındaki cübbeli sakallı tipler ve eski fetöcü tanıdıkların bir anda sürekli gezmeli tozmalı işlere girmiş olması nedeniyle eski sempatiyi duyamıyorum ne yazık ki.
0
marla is in my head
(10.01.21)
geçmişte sempatikti, karizmatikti. şimdi ilker aycı, elif can yetim vs.
0
soft
(10.01.21)
Servis kalitesi yüksek olan bir firmaydı gerçekten. Şimdi pandemi dolayısıyla patates olmuş durumda.
Tabii dış yüzü böyle klas olan bir firmanın iç yüzünde malum kişiler çalışıyor, o da tüm sempatiyi silip süpürüyor ayrı konu.
0
roket adam
(10.01.21)
uçarken yolcusuna yemek vermesi filan bir havayonunu itibarlı kılmaz. hiçbir zaman sempatik bir havayolu değildi thy. değerli de değil. 00-12 arasında da değersizdi rakiplerine kıyasla. a380'e sahip olmayan hiçbir havayolu muteber değildir gözümde.
0
in a world of magnets and miracles
(10.01.21)
türkiyede hiçbir kamu kurumuna sempati duymadım.
0
aslindasorunumpsikolojik
(11.01.21)
Sempatik demeyelim ama güven veren, iyi hizmet anlayışına sahip bir çizgisi vardı. 2000'li yılların öncesinde Türkiye'nin batıya bakan yüzüydü. ABD'ye ve Almanya'ya çok sık seyahat etmek zorundaydım bir süre. O zaman Delta, Lufthansa ve THY arasında hep THY seçtim. Türk markası diye değil, hakikaten aralarında kalite olarak dağlar kadar fark vardı.
0
SiyamkedisiZorro
(11.01.21)
değerli olmasının esprisi , kar amacı gütmeyen bir firma olduğu için masraf kısma ile ilgili yapılanlar makul bir seviyede. böylelikle sinir bozucu bazı şeylerle daha az karşılaşıyorsunuz.

dediği saatte kalkar, uçaklar temizdir vs vs vs
0
co2s2
(11.01.21)
(8)

Mesut Ozil nasil bur dusus yasadi?

vogojin
Biraz futbola uzak kaldim ama daha yakin donemde bu adam dunya stariydi, Fenerbahce dedikodularindan sonra bakayim dedim adamin transfermarkt degeri 5 milyon euro'ya dusmus. Ne oldu da boyle bir dusus yasadi?
Biraz futbola uzak kaldim ama daha yakin donemde bu adam dunya stariydi, Fenerbahce dedikodularindan sonra bakayim dedim adamin transfermarkt degeri 5 milyon euro'ya dusmus.

Ne oldu da boyle bir dusus yasadi?
0
vogojin
(10.01.21)
adam 32 yaşında artık her yaşlı futbolcu gibi türkiye'ye gelip iki gol atıp foto çektirip parasını alacak.

bu futbolcular cidden futbol için gelmiyor. taraftara foto çektirmek için geliyor.
0
duyurukullanıcısı
(10.01.21)
Arsenal'de Wenger'den sonra Teknik direktör ile anlaşamadı. Kadro şansı bulamadı. en büyük sebep bu.

2. olarak da dünyada artık 10 numara olayı yavaş yavaş bitiyor, futbol anlayışı değişiyor
0
giovanne
(10.01.21)
Çin’e çatmasının da biraz etkisi olduğu üzerine yabancı basında haberler çıkmıştı.

www.nytimes.com
0
i ve been mistreated
(10.01.21)
wenger varken oynuyordu. ancak fizik kuvvetindeki düşüşten ötürü wenger'den sonra gelenler mesut'a forma vermedi. premier lig gibi fiziğin önemli olduğu bir ligde tutunamadı ve sonrasında bir oynayıp bir oynamamaya başladı.

bu süreçte alman milli takımındaki formasını da kaybetti. hatayı kendisinde aramak yerine türk asıllı olduğu için oynatılmadığını falan söyledi (ki ilkay gündoğan bu süreçte forma giyiyordu)

son olarak da muhtemelen sonuçlarının nereye gideceğini hesap etmeden çin aleyhine bir tweet attı ve sponsorların da etkisi ile ingiltere futbolundan tamamen aforoz edildi.

ortada kalınca ve kendisi ile ilgilenen kimse kalmayınca da siyasete yöneldi, reisçi oldu. 4 sene önce kendimi alman gibi hissediyorum diyen adam şu sıralar abdülhamit resmi falan paylaşıyor.

kendi sonunu hazırladı yani.
0
tantunisultansuleyman
(10.01.21)
Emre Can, İlkay Gündoğan gibi sadece işine odaklanmak yerine yapmaması gereken şeyler yaptığı için. Transfermakt'ta 2018'de piyasa değeri 50mn Euro görünüyor. (O sene ona kim o parayı verir o ayrı)Sonrasında yaptığı açıklamalara paralel olarak değeri 10'da 1 oranında düşmüş.
0
Anthony McCarten
(10.01.21)
tantuni sultan güzel özetlemiş.

mesut en iyi olduğu dönemde bile fiziksel olarak zayıf ve savunmaya katkısı az olan bir oyuncuydu. geri kalanını çok iyi yapabildiği için fazla göze batmıyordu. belli ki mental olarak da çok güçlü bir karakter değilmiş, formayı kaptırdıktan sonra hiç uğraşmayıp kendini bir kenara çekti, reisçi oldu, çin'e salladı vs...

canı top oynamak isterse form tuttuktan sonra türkiye'de tek bacağıyla bile yıldız olur ama ben bu adamın bu saatten sonra kasımpaşa, erzurum, malatya vs. karşısında motive olup da şıkır şıkır top oynayacağına falan inanmıyorum açıkçası ya. belki bir sezon verim alınabilir.

mesut'un artık üst seviye takımlarda istenmemesinin nedeni biraz da bu işte. oynarsa efsane topçu ama hücuma katkısı durduğu anda tamamen zarara dönüşüyor adam çünkü oyunun defansif yönüne hiçbir katkısı yok. yerine göre forvetler bile deli gibi koşuyo, pres yapıyo, rakibi rahatsız ediyo; top rakipte diye elleri bellerinde beklemiyorlar. bugün üst düzey futbolda hareketsiz adama yer yok. mesut o konuda sıkıntılı bir oyuncu.

dediğim gibi canı top oynamak isterse bu adam her maç 1-2 gol attırır zaten, savunmaymış koşuymuş o zaman kimse umursamaz bunları ama işte o gol paslarını veremediği zaman çok göze batıyor çünkü tek yönlü bir oyuncu.
0
der meister
(10.01.21)
- Ilk hatasi acilarin takimi Arsenal'e gitmesi. Arsenal de zaman zaman iyi performans da gosteriyor fa cup falan aliyor ama winnerliktan loserliga gecis sureci basliyor boylece adamin. Arsenal'i yola getirecek adam daha anasinin karnindan dogmadi su an.
- 2018 dunya kupasi oncesi Ilkay ile birlikte RTE ile fotograf cektiriyor bunlar, o foto sonrasi adamin kariyeri tepetaklak oluyor zaten dususe geciyor. RTe'nin Nazi artigi bilmemne Almanlara epey soylemleri de vardir o siralar. O fotograf tepki cekiyor bunlar bizim milli takima sadik degiller epey tartisma donuyor Almanya'da ustune Almanya dunya kupasinda da gruptan cikamiyor Almanya tum ihaleyi Mesut'a yukluyorlar, federasyon baskani bana irkcilik yapti, Matthaus da PUtinle gorustu hic bir tepki olmadi ona kamuoyunda diye Mesut da saydiriyor, kazanirken Alman, kaybedince gocmen olduk diye tum dunyada gundem olan o efsane sozu soyluyor. Milli takimi birakiyor falan.
- Arsenal'de kontrat uzatmisti bu 2018de cok yuksek maas aliyor bu arada adam o yuzden surekli sorgulaniyor performansi. Arsenal zaten kotu takim ustune sik sakatliklar yasiyor. Emery ile pek anlasamiyorlar. Pandemide maasinda indirim yap diyorlar kabul etmiyor. Arteta zaten Mesut'u listeye yazmiyor, kadro disi birakiyor. Kimisi diyor uygur Muslumanlarina yonelik tweetleri yuzunden cinli sponsorlar, cin lobisi baski yapti falan.
Sonuc olarak Arsenal'in berbat performansi+ sik sakatlanmasi+ yuksek maas almasi yuzunden adamin performansi dususe geciyor, kadroya alinmayinca da hepten gonulden uzak gozden uzak kaliyor adam. Adam haftalik 350 bin pound aliyor su an ne servet yapmistir kariyeri boyunca, Turkiye'ye gelsin fabrika falan acsin ekmek kapisi olsun insanlara ekonomiyi duzeltsin:) Adam bir de fenomen influential'in sozluk anlami resmen. Hayirseverlik, tv, spor, eglence bir cok sektoru ihya eder
0
neverletyougodown
(10.01.21)
bu sabah bakmıştım sadece arsenal’den 60 milyon pound, 82 milyon dolar 4 senelik garanti ücreti vsr. sadece arsenal diyorum ve garanti ücret diyorum bak. bunun daha sponsorluğu, bonusu, primi, reklamı, instagramı, arsenal öncesi var. bu zenginlikte bi adamın bence çok sağlam psikolojisi olması lazım kariyerne profesyonel devam edebilmek için, hele ki genlerden türk olduğunu unutmazsak bu epey zor hale geliyor.

paralara bak abi şaka gibi :) 4 yilda nerdeyse 100 milyon dolar :)
0
garavel
(10.01.21)
(8)

toplumsal olarak neyden korkuyoruz?

duyurukullanıcısı
bir kesim dinbir kesim atatürkbir kesim türklükvar sanırım.mesela depremden falan korktuğumuzu düşünmüyorum veya aç kalmak, kuraklık gibi korkularımızda yok bence.yani toplumsal olarak. bireysel korkuları sormuyorum.
bir kesim din
bir kesim atatürk
bir kesim türklük

var sanırım.

mesela depremden falan korktuğumuzu düşünmüyorum veya aç kalmak, kuraklık gibi korkularımızda yok bence.

yani toplumsal olarak. bireysel korkuları sormuyorum.
0
duyurukullanıcısı
(08.01.21)
aç kalmak ve ölmekle ilgili diğerleri de.
eksisozluk.com
dinden korkuyorsa bundan korkuyor yani.

diğer kesim de kendilerine karşı diğer gurubu böyle bir açıdan tehdit görüyor.
depremden korkusu bina, binanın çürük olması denetimsizlik, idari kurumlara güvensizlik, bunun da ucu yine yönetimin görüşüne geliyor.
0
jimjim
(08.01.21)
Silivri'den de korkuluyor bence. En küçük bir eleştiride terörist ilan edilme riski var. Halkın korkuyla sindirildiğini düşünüyorum.
0
dissendium
(08.01.21)
hastalıktan korksak bugün koronadan bu kadar ölüm olmaz

bence hastalıktan da korkmuyoruz.
0
🌸duyurukullanıcısı
(08.01.21)
Para kaybetmekten. Bizim toplum para düşkünüdür. Parasına dokundun mu? ölmekten beter olurlar.
0
komando kani var bende
(08.01.21)
"Çok güldük ya başımıza bir şey gelir mi" den:/
0
kirmizipilotkalem
(08.01.21)
@j r r tolkien hayrani

din, atatürk derken o kavramları kaybetmekten,

mesela müslümanlık elden giyeahhh diye cami yaptıranları alkışlıyor millet
atatürkçülük elden gideyeahhh diye hiç alakası olmayan ama içinde atatürk geçen şeyleri alkışlıyor millet

yani atatürk'ten niye korksun insan? ben atatürk kavramını kaybetmekten korkuyor insanlar diye onu yazdım.

birde başlıkta bile toplumsal dedim, herkes yine ahmet dayıdan örnek veriyor.

bizim millet para kaybetmekten, fakirlikten de korkmaz. aza tama edelim falan der.

o da değil yani.
0
🌸duyurukullanıcısı
(08.01.21)
yani neyden korkuyorsan ona karşı bir şey geliştiriyorsun.

din - cami yapmak
atatürk - rakı içmek
türklük - osmanlıcılık oynamak gibi.

örnekleri biraz saçma verdim ki anlaşılsın.
0
🌸duyurukullanıcısı
(08.01.21)
Bence genel sorun toplum olmaktan korkmak. Sorsanız herkes aynı şeylerden şikayetçi fakat hiç kimse bunu değiştirebilmek için harekete geçme veya hareketi başlatma cesaretini bulamıyor.

Toplum o kadar ayrışmış durumda ki toplumu bir bütün olarak değerlendirmek artık imkansız. Aynı toprak sınırları içerisinde yaşıyor olmak ve geçim sıkıntısı dışında bir ortak payda göremiyorum. Bir kesim değişim peşinde, diğer kesim de sittin senedir kuru ekmeğe şükreder halde. Kafalarının dışındaki hayatların varlığı rahatsız ediyor insanları.

Çokça düşünmek, biraz biraz da dile getirmek gerekiyor. Toplum, bütün halinde hareket ederse korkularını aşabilir. Ütopik gözüküyor şu an için ama hiçbir şey imkansız değil. Tıpkı bugün olanlara geçmişte imkansız dendiği gibi...
0
desdenova34
(08.01.21)
(24)

32 yaşındayım hiç alkollü içecek içmedim

işimdeyim gücümdeyim
Çok şey kaçırıyor muyum?
Çok şey kaçırıyor muyum?
0
işimdeyim gücümdeyim
(31.12.20)
Evet.
0
buff
(31.12.20)
Bence hayır.
0
himmet dayi
(31.12.20)
Hayır. Ilgın ve merakın varsa iç.
Ben de hiç içmedim ve açıkçası hiç merak etmiyorum. Aksine kokusundan rahatsız oluyorum. Işin sağlık boyutuna hiç girmiyorum bile.
0
Amaranta ursula
(31.12.20)
İçinde başka Bi güzel oluyor ama içmeyince de kötü olmuyor.
0
valarmurgulis
(31.12.20)
Bol bol eğlenceyi, normalde yapmayacağın şeyleri yapmayı, arkadaşlarınla bol bol duygusallaşmayı gülmeyi falan kaçırıyorsun.
0
eazy
(31.12.20)
niye denemiyorsun?
0
jepa
(31.12.20)
yeryüzünde başkalarının yaşayıp deneyimlediği bazı şeyleri yaşamamış oluyorsun.

bu yaşanmamışlığı eksiklik olarak görmüyorsan bir şey kaçırmamışsındır.
0
tabudeviren
(31.12.20)
Hayir hic bir sey kaybetmiyorsun. Ama deneyebilirsin. Zaten deneyimce begenmeyeceksiN. Alkol tadi guzel oldugu icin icilen bir sey degil.
0
exlibris
(31.12.20)
sanmam...iste karacigerin kullanim omrunu bi 10 sene uzatmissindir iste. yoksa su icen de hep ayni yere
0
hay sikfuck
(31.12.20)
Bana göre evet.
Güzel viskinin, romun, sıcak ve spor yapildiktan/is yapildiktan sonra icilen soğuk biranin, bazi kokteyllerin hepsinin yeri baska.

Kişiden kisiye değişir, bana göre alkol hic almayan kisi cok sey kacirir.
0
logisticsmanager
(31.12.20)
bir şey kaçırdığın yok hocam. tamamiyle senin tercihin.

alkol ortama göre güzel giden bir içecek. belki 10 kere içiyorsun birinde keyif alıyorsun öyle bir şey. kebapla aynı yani.

o sebeple kaçırdığın bir şey yok.
0
duyurukullanıcısı
(31.12.20)
hiç içmediğin için evet.
0
Piukh
(31.12.20)
Hiç de bir şey kacirmiyorsun.
Iğrenç. Sadece şekil yapmak için içiliyor.
0
yarey
(31.12.20)
Kaçırdıkların; içmeye başladıktan yaklaşık bir saat sonra söylemek isteyipte söylemediklerini söyleyipte rahatlamak, içinden geldiği gibi kendini kasmadan eğlenebilmek, deşarj olmak, yaşamayı-arkadaşlarını-sevgilini-karını o an yanında kim varsa işte daha çok sevdiğini anlayıp ona sevgi cümleleri kurmak. Üç saat sonra daha çok içme isteğiyle masadaki bütün alkollere saldırmak. Dört saat sonra mide bulantısıyla uyumaya çalışmak, kusmak yada sızmak. Sabah kalktığında deli gibi baş ağrısıyla kendine sövüp geceyi düşünmek, gecenin yarısını hatırlamayıp kötü birşey yapmadım yada saçmalamadım umarım diye paranoyaya girmek. Muhtemelen ilk içtiğinde başına gelecekler bunlar tabi ortamına da bağlı. Düzenli içmeye başladıktan sonra nerede durup nerede devam edeceğini öğrendikten sonra bunları nadir yaşayacaksın. Sonuç olarak dene tabiki pişman da olsan bir tecrübe olur.
0
IcedFlames
(31.12.20)
hmm yani çok şey kaçırıyorsun diyemem ama bazen çok hoş oluyor insan sevdiklerinle beraber içerken böyle bir mutluluk geliyor, harika bir his :D bir kere bile olsa deneyimlemeni tavsiye ederim.
0
theseachange
(31.12.20)
ben de hiç içmedim. içen çok arkadaşım var ama içmek hiç aklıma gelmedi. 17-18 yaşıma kadar içen kimseyi görmediğim için olabilir belki. bir şey kaçırdığını sanmıyorum
0
avatar is back
(31.12.20)
kaçırmıyorsun. zaten kaçırmışsın.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(31.12.20)
evet ve hayır. neden hoşlandığına bağlı
0
argent dawn
(31.12.20)
Neden içmediniz? Dini nedenlerden ötürü mü? Ben de sevmem. Midem kaldırmıyor.
0
gelmeistemem
(31.12.20)
hiç içmediysen iki bira bile yeterli olabilir hafif bir sarhoşluk yaşamak için. yani tam olarak en yakın tekele gidip 25-30 lira vererek yaşayabileceğin bir tecrübeden söz ediyoruz. haliyle çok şey kaçırdığını zannetmiyorum ama sarhoşluk ŞAHSİ FİKRİMCE herkesin en azından bir kere tecrübe etmesi gereken değişik bir his. yaşamayan çok şey mi kaçırmıştır? hayır. küçük bir şey yani, üzerinde düşünmeye değmez.

ben ilk kez 18 yaşımdayken içmiştim. arkadaş kadıköy'de bir mekana götürmüştü. buz gibiydi bira. tadını beğenmemiştim (ilk içişte alkolü seven kimse yoktur herhalde) ama hem dışarıda oturuyorduk hem de arkadaşımlaydım, haliyle güzel bir ortam vardı. çerezle fındıkla fıstıkla iki tane içiverdim. çok tatlı bir sarhoşluk yaşamıştım o gün. hafif gevşeme, rahatlama, her şeyin göze daha güzel görünmesi vs...

ama bu da biraz uyuşturucu gibi elbette, açıkçası alıştıktan sonra hem sarhoş olmak zorlaşıyor hem de sarhoş olsan bile ilk seferki gibi tatlı gelmiyor.

bence bi ara kap iki tane bira, al yanına çerezini, otur iç yavaş yavaş. hiçbir şey kaybetmezsin.
0
der meister
(31.12.20)
Zamanında alkol kullanıp bırakmış biri olarak söylüyorum kesinlikle bir şey kaçırmıyorsunuz ve doğru olanı yapıyorsunuz. Tekel ürünleri sağlığa zararlıdır zehirdir. Siroz, diyabet, obezite gibi hastalıkların en büyük sebeplerinden biridir. Alkol kana karıştığı andan itibaren iç organlarda tahribata sebep olabilir. Ayrıca suç oranları alkol kullanımıyla paralel olarak artış göstermektir.
0
acebi
(31.12.20)
Kesinlikle bişi kaçırmıyorsun
Matah bişi değil
0
photo85
(01.01.21)
Sırası geldiğinde kafayı bulamayanlar kesinlikle bir şeyler kaçırıyor. Sizin adınıza sizden rica ediyorum, şu hayatınızda bir kez olsun kafanız güzel olacak kadar için.
0
huçi kuçi
(01.01.21)
çeşitli sebeplerin vardır sanırım ama hiçbiri hiç içmemek için yeterince makul değildir. bence böyle düşünmek yerine yanında tuzlu atıştırmalıklarını da hazır ederek hemen koş bi şeyler iç. yavaş yavaş, güzellerinden başlayıp deneye deneye kaçırdığın şeylere yetişebilirsin. sevmezsen ya da kötü deneyim yaşarsan vazgeçip kaçma, ağırdan da al o yüzden. hadi inş.
0
snape i başından beri tanırım
(01.01.21)
(5)

Covid-19 ölüm sayilarinda günlük sapma ne kadar bu kadar düsük?

catgroove
Türkiye'de covid'den neden hergün arti eksi 5 kisilik bir aralikta insan ölüyor? Son 10 gündür bakiyorum sirayla 249-253-254-251-259-254-253-257-255-254... Ve en bastan beri böyle, mesela Ekim ayinda da 71-73-69-75-72-76-74... falan diye gidiyordu ardisik günlerdeki ölüm sayilari. Dünyada baska hic
Türkiye'de covid'den neden hergün arti eksi 5 kisilik bir aralikta insan ölüyor? Son 10 gündür bakiyorum sirayla 249-253-254-251-259-254-253-257-255-254... Ve en bastan beri böyle, mesela Ekim ayinda da 71-73-69-75-72-76-74... falan diye gidiyordu ardisik günlerdeki ölüm sayilari. Dünyada baska hic bir ülkede bu kadar az standart sapma görünmüyor, Italya/Almanya'ya bakiyorum mesela birbirine takip eden günlerde 260-376-440-302-608-511-281-395 gibi. Türkiye'de bu sayilara birseyler yaptiklari asikar, ama sebebi tam olarak ne bunun? Yani genel olarak vaka ve ölüm sayisini düsük aciklamanin arkasindaki motivasyonu anlayabiliyorum da, neden standart sapma bu kadar düsük cikacak sekilde oynuyorlar bu sayilarla? Mantigi ne?
0
catgroove
(31.12.20)
şimdi okumuş kesmi zaten kandıramıyorlar. onların bilgi almasını engellemeyezsin.

ellerinde sadece tek kanal izleyen, evden çıkmayan kendi kesimleri var. amaç bunları kaybetmemek.

gerçek rakamları açıklasa bunları da kaybedicek. verdiği gibi rakamlar açıkladığında bu kesim için ikna edici oluyor.

yoksa hiç bir istatistiksel dağılım böyle gitmez. dalgalanır.
0
duyurukullanıcısı
(31.12.20)
bi ara da haber vardı, diğer şehirlerin ölüm sayıları istanbula ekleniyor diye. toplumun tepkisini yönetiyorlar. PR. nasıl sayıları açıklamada kafalarına göre bi metot geliştirip ortaya çıktığında bu işlerin ülkemizin yararına yapıldığını söyledilerse, bu sistem de aynı şekilde.
0
sttc
(31.12.20)
Duyurukullanicisi+1.

Kendilerini savunan kisiler ilk günden beri sürecin cok iyi yonetildigini Avrupa'dan cok daha iyiyiz falan dedi. Burada bu rakamlarin yalan oldugunu yazanlara karsi ciktilar, simdi de yalanlar ortaya cikinca bir bahane bulurlar.
Inanan oldukca isterlerse 100 yazsınlar, kim hesap soracak?
Bak rakamları 100-101-102-103 yazsinlar gene savunurlar. Maalesef ülkenin hali bu.
0
logisticsmanager
(31.12.20)
tek nedeni var, propaganda!

güçlü ülkeyiz, hükümetimiz çok iyi, abd avrupa bitmiş bak bizimkiler başta olmasa biz de böyle olmuştuk fikrini seçmen tabanının beynine yerleştirmek.
0
nuisance
(31.12.20)
Dediğiniz gibi saçma bir dizilim var ortada ve rakamlara müdahale edildiği biliniyor. Yapılan müdahaleyi saklamak için dağılımı daha doğal göstermeyi akıl edebileceklerini veya bu konuda düşündüklerini sanmıyorum. İhtiyaç da yok zaten, soru soran yok olsa da muhatap yok.

Hatta amcanın teki gerçek rakamlara bakıp "çok bu.. dün ne yapmışız? 70, bugün 75 olsun" şeklinde tabloyu oluşturuyor olma ihtimali çok yüksek.
0
Novice
(31.12.20)
(8)

eşimin banka hesap hareketleri

hayat53
buna erişmenin yasal yolu var mıtutarsız hareketleri var
buna erişmenin yasal yolu var mı

tutarsız hareketleri var
0
hayat53
(29.12.20)
Mahkeme vs olmadan yasal yolu yok.

Ortak hesap yoksa goremezsin.
0
fakyoras
(29.12.20)
Mahkeme kararı için nasıl bir gerekçe lazım
0
🌸hayat53
(29.12.20)
Mahkemeden öyle bir karar çıkmaz. Savcılık maliye vs idari kadrolar görebilir.
0
aslil
(29.12.20)
kumar mı oynuyor?
0
hayaletimsi
(29.12.20)
nufusa kayıtlı olmayan çocuğu varmış
yardım edecek ziraat çalışanı varsa msj atabilir mi
yanına belgelerle gelirim
0
🌸hayat53
(30.12.20)
o ziraat çalışanı sana öyle bir kıyak yapsın sonra gitsin kendine yurtdışında iş arasın.
0
duyurukullanıcısı
(30.12.20)
bilal erdoğanın hesabına bakmıyorum
çıktı da istemiyorum
amacım sadece bilmek
0
🌸hayat53
(30.12.20)
nasıl öğrendiniz çocuğu olduğunu? Evdeyken, online bankacılık şifresini öğrenip hesaplarına bakamaz mısınız?
0
gelmeistemem
(30.12.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.