Giriş
(21)

Kuryeye bahşiş veriyor musunuz?

sonhakan
...
...
0
sonhakan
(9 saat)
kuryeden kastınız yemek ise evet veriyorum ya da bozuk yoksa (bozuk dediğim de 20-30-40 veya 50 lira) uygulama üzerinden bahşiş veriyorum.

sanal markette de çok fazla yük varsa yine veriyorum ama amazon, dhl, ups gibi kuryelere vermiyorum.
0
elektr10
(8 saat)
vale için ve kurye için bahşiş vermek hiç içimden gelmiyor ve vermiyorum. İşi küçümsemek için değil ama zorunluluk gibi bahşiş beklentisi var sanki :(
0
girişemeyengirişimci
(8 saat)
su, yemek ve ağır (kedi maması, kumu, market gibi) alışverişleri getiren kuryelere kesin veriyorum. bunlar çoğunlukla motorcu oluyor.
trendyol, amazon gibi genelde arabayla ve zarf boyutunda şeyler getiren kargoculara her seferinde vermeyip; arada bir toplu veriyorum.
+1
lil siztah
(8 saat)
bozuk paranın bir anlamı varken veriyordum. kağıt para veresim gelmiyor.

ancak, yağmur, kar gibi kendim gitmeye üşeneceğim zamanlar mutlaka veriyorum.
+1
gabe h coud
(8 saat)
Abi kurye benden daha çok kazanıyor sipariş verdim diye onun bana bahşiş vermesi lazım.
+10
kizil karga
(8 saat)
markette kasiyere vermediğim gibi, benzin dolduran pompacıya vermediğim gibi, beni istediğim durakta indirdi diye iett şoförüne vermediğim gibi kuryeye de vermiyorum. işi bu zaten. bir insana işini yaptı diye bahşiş verilmez.
+2
yazar yazmaz yazan yazar
(8 saat)
verdiğim sipariş 15 dakikada sıcacık falan gelirse veririm bazen. yoksa normal veya geç sürede getirene hayatta vermem.
0
bobinhoo
(8 saat)
Vermiyorum. Bahşiş kültürü birkaç ülke dışında bir norm değil.
0
runaway
(8 saat)
yağmur çamurda birşey istersem(yemek-getir) kesin veriyorum, normal kargo trandyolcularada ağır birşey istersem veriyorum.
ayrıca 2 damacna su söylüyorum hep onada kesin veriyorum ama verdiğim miktar 10 ve 20 fazlasını vermedim hiç.
0
eja
(8 saat)
valeye vermem. motorla yemek getirene veriyorum.
0
mikahakkinen
(8 saat)
herhalde bi 10+ senedir online sipariş veririm. hiç bahşiş vermedim. çikolata ikram ettiğim oldu ama.
0
tabudeviren
(7 saat)
Sayginligim icin veriyorum. Cok hurmet gosteriyorlar. Her isim cozuluyor.


Dosya tarzi seyler getirenlere vermem pek. Yemek kuryerlerine de vermiyorum.

Sucuya veriyorum.

Ozellikle normalden daha agir seyler getirenlere veriyorum.
0
die fetten jahre sind vorbei
(7 saat)
iş tanımındaki görevini yapan ve bunun için maaş alan birine hiçbir zaman bahşiş vermem.
0
my fault
(7 saat)
evet.

az evvel dönercinin kuryesine verdim mesela.
0
yurtsuz john
(7 saat)
damacana su getiren kuryeye veriyorum, hava yağmurlu-karlı veya geç saatler ise yemek getirene de veriyorum.
0
orpheus
(7 saat)
%90 oranında veriyorum. genelde 20tl gibi
+1
awlmi
(7 saat)
Kuryeye, garsona, çırağa bahşiş veririm.
+1
cosmicstring
(6 saat)
Yemek sipariş uygulamaları getirme ücreti uygulamasını devreye alana kadar arada bir verdiğim oldu. Şu an vermiyorum.
0
black holes in the sky
(6 saat)
Vermiyorum, bahşiş kültürü yerleştikçe maaşları düşmeye devam edecek. İşini yapan biri hayatını sürdüreceği kazancı elde etmek için bahşişe gereksinim duymamalı. İşveren bu ücreti karşılamalı. Ancak bahşişler yaygınlaştıkça ücret belirlenirken bir kıstas haline gelmeye başlıyor.
0
akhenaten
(4 saat)
Bu soru burda ayda bir sorulur,genelde vermiyorum cevabı çıkar.ben mutlaka verimeli tarafında yer alıyorum.eve,işyerine hizmet getiren herkese,arabaya benzin dolduran veya anlık hizmet verene güncel tarife minimum 50 lira ve mutlaka yeni hiç kullanılmamış para olacak.valeler tarifesinden hariç bu sisteme dahil.restorana yuzde 10 dan aşağı olmayacak şekilde tipboxa ama özellikle servis veren garson varsa ayrıca mutlaka.girdiğim dükkanda çırak varsa mutlaka.güvenlik görevlilerine,okullardaki hademelere ayda bir güzel yemek parası.ayrıca hizmet verenlere kibar davranılacak,görünce selamlanacak,hatırları sorulacak.bizim evdeki sistem bu.
+1
duptıs
(3 saat)
ogrencilik donemimde yapmadigim is kalmadi, kuryelik de yaptim, 2 sene yaslilara ilac dagittim. maas cok dusuktu, bahsis icin calisiyordum.

ayagima hizmet getiren herkese dolgun bahsis veririm.
+1
cooperr
(3 saat)
(17)

Gıda maddelerinin eğitim ve sanatta kullanımı sizce yanlış mı?

kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
Sevgilim anaokulu öğretmeni. Bitane öğrencisi makarnadan foto çerçevesi yapma, patates baskısı, fasulye/nohut faaliyetleri gibi etkinlikleri asla yapmak istememiş. Ailesiyle görüşünce aileside istemediklerini söylemiş. Sebepleri "nimetle oyun olmaz". Aslında biraz daha uygun dille söylemişler. "Bula
Sevgilim anaokulu öğretmeni. Bitane öğrencisi makarnadan foto çerçevesi yapma, patates baskısı, fasulye/nohut faaliyetleri gibi etkinlikleri asla yapmak istememiş. Ailesiyle görüşünce aileside istemediklerini söylemiş. Sebepleri "nimetle oyun olmaz". Aslında biraz daha uygun dille söylemişler. "Bulamayanlar var. Gıdaların amaçları dışında kullanılmasını, israfını etik bulmuyoruz." gibisinden cümlelerle ama özetle bildiğin nimetle şaka olmaz mevzusu olduğu belli.

Sevgilim çok yadırgadı. "Ne israfı? İnsan yetiştiriyoruz!" diyor. Ben biraz düşününce saygı duydum ailenin görüşüne. Hatta haklı buldum bildiğin.

Sizin fikriniz ney?
-1
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(19 saat)
aile haklı.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(19 saat)
Aile haklı.
-1
gobekliraki
(19 saat)
Bu konularda muhtemelen o aileden daha katıyım. Gıda israfı problemini aşırı derecede önemserim.
Nimetle oyun olmaz +1
Aile haklı +1
Ayrıca gıda israf edilmeden de 1 milyon farklı eğitici etkinlik bulunabilir. Bence bir gıda maddesi canlıların beslenmesi dışında bir sebeple kullanılıyorsa israf ediliyordur.
0
dilemma of subscribtionability
(19 saat)
Yani ailenin görüşü benim açımdan pek bir önem taşımıyor ancak toplum her kesimine hitap edilen bu gibi durumlarda daha güvenli alanda kalmak gerek. Anlamak lazım aileyi. Öte yandan pamukla yapsan çıkıp Çukurova bölgesinden biri, 'Pamuk bizim beyaz altınımız toprağın bize verdiği nimet' diyebilir. O nedenle herkesin hassasiyeti farklı. Şişi ve kebabı yakmayacak bir çözüm bulunmalı.
0
ebeş
(16 saat)
uzun yıllar 3 şubesi olan anaokullarımızı işlettik. bu tip faaliyetleri kesin olarak yasakladık. ama farklı sebeple. daha öncesinde çocuklarımız da anaokullarında büyüdü. ve her gün adına "faaliyet" denilen karton üzerine yiyeceklerin yapıştırıldığı, çay ile siyah tonların şeker ile beyaz kristal bulutların çizildiği, makarnalardan tarlalar falan filan işte. bu şaheserleri ileride çocuklarımız belki sergi açarlar insanlık görmek ister :))) diye istifleyip durduk. bir gün evi böcekler bastı, sanat eserleri kurtlandı. evi temizleyip iyice ilaçladık. bir daha da bu saçmalıklara bulaşmadık. kendi okullarımızda da yaptırmadık. ama yine de bazı veliler başka anaokullarda yapıyorlar falan diye mızmızlanınınca arada bir yaptırdık. mümkünse yaptırtmayın hiç gerek yok.
+2
ground
(15 saat)
aile haklı o tamam. ama sevgiliniz bence bunu kendini geliştirmesi açısından bi fırsat olarak görsün. müfredatta ille makarna ile çerçeve mi diyor? eğer böyle bir zorunluluk yoksa saydığı her şeyin günümüzde daha iyi bi alternatifi var zaten.

markana yerine çalı çırpıdan çerçeve
patates baskı yerine sünger baskı
fasulye/nohut yerine plastik fasulye

gibi gibi.
+3
elorelia
(15 saat)
aile haklı veya haksız. çok abes bir şey söylenmedikçe garipsememek lazım. herkesin farklı inançları ve görüşleri var, saygılı olmak lazım.
0
mikahakkinen
(15 saat)
Aile haklı .
-1
diyecevaplandı
(15 saat)
Çok mantıklı değil ama saygi duyulmali. Kendini gelistirmek icin bahane +3 ayrica
-1
üğpoıuy
(15 saat)
Kültürel bir olay. Benim babam da yemeği kutsal görür böyle. Saçma ama saygı duyarım.
0
synesthesia
(15 saat)
konu haklılık-haksızlıktan öte, ortamı idare etme meselesi. bu sebeple sevgilinizin düşüncesi bir öğretmen için doğru değil bence; böyle her türden insanla muhatap olacabileceği bir ortamda, daha ortayolcu olmalı.
veliler de, makarna yerine kablo kılıfı, fasülye yerine plastik fasülye gibi bişeyler koyabilirlerdi çocuğun çantasına. ama esasında iş hocaya düşüyor; öğretmen böyle şeyleri garipsemeyip çözüm bulmaya bakmalı.
0
lil siztah
(12 saat)
%35 aile, %65 öğretmen haklı.

Soğanın zarını mikroskopta incelemek de nimetle oynamak sayılır mı mesela?

Patates baskı, makarna köprüsü bunlar eğitici ve zararsız.
Yemekle oyun ve israf örneği olarak benim aklıma yemek savaşı, surata pasta atma, domates savaşı gibi şeyler geliyor.
Çocuğun 10-15 tane fasulye nohutla oynaması israf sayılmaz.
+1
duyuruuser
(10 saat)
Öğretmenlik zor meslek. Çocuğuyla ayrı uğraşıyorsun, böyle velilerle ayrı.
Al götür çocuğunu da batıl inancını da, git evinde istediğin gibi yetiştir deme lüksün yok. Sözü uzatsan, bilmediği dini, cahil anasından babasından öğrendiği şekliyle sana öğretmeye kalkar.

Yediği koyunun eklem kemiğinden başka oyuncağı olmayan adamın biti kanlanmış torunları bunlar. (bkz: aşık atmak) ,(bkz: aşık kemiği). Nimetle mi oynanmazmış. Peh

İdare edeceksin. Başka şansın yok.
-1
Mirket
(10 saat)
ben hiç dini bir kültürle büyümedim böyle yemekle oyun olmaz gibi bir takıntımız hiçbir zaman yoktu, ben ana okuluna giderken pattes baskısı vs yapmıştım ailem hiç karşı çıkmadı. muhtemelen benim çocuğum olursa ve okulda pattes makarna vs oyun oynarsa karşı çıkmak aklıma gelmezdi. amaaa evde çocuğuma oynasn diye makarna vermezdim mesela. evin içinde israf gibi gelirdi. zaten başka oyuncaklar var neden makarna vereyim ki diye düşünürdüm. belki çocuk gelişiminde yaratıcılığı geliştirmek için falan yapılan bir şeydir bu. "nesnelerin bildiğimiz kullanım amacı dışında alternatif kullanımları da olabilir" gibi bir şekilde farklı düşünmeye sevk etmek için falan.

ama yine de düşününce yediğimiz şeylerin kıymetini bilmeliyiz ve israf etmemeliyiz sonuçta.
0
Sadece soruyorum
(9 saat)
Çocuğun harcayacağı iki patates, çeyrek paket makarnaya "israf" duyarı kasmak çok boş geldi bana. Aile net haksız ama sevgiliniz orta yolculuk yapsın durduk yere ortamı germesin, he he diyip geçsin
-1
nundu
(7 saat)
yuzlerce yil kaybolmayacak plastik copu yaratmaktansa, dogada kaybolabilecek ve bortu bocegin yiyecegi seyleri kullanmak daha mantikli degil mi?

aileninki bir gorus, "iyi niyetli" olabilir ama bu "sig" olmadigini gostermiyor.

o yuzden rezalet puanim 10/10, ogretmen hakli.
0
cooperr
(4 saat)
ne alaka abi, patates, makarna falan bunlar biodegradable. plastik falan oyuncaktan cok daha etik. "Bulamayanlar var" olmasinin sebebi cocugun patates baskisi yapmasi degil.
0
hot potato
(2 saat)
(11)

30 yaş müstakil yazlık/sıfır apartman dairesi

istenmeyen evlat
selamlar, iyi akşamlar.sadece yatırım amaçlı sormuyorum, yazlık niyetine keyifle yaz tatili yapmak yazlık beldeyi yaşamak açısından soruyorum. birinci seçenek30 yaşında müstakil bahçeli dubleks 3+1 (120-130 metrekare)çok fazla tadilat istiyor(kapı, parke, pencere, banyo, belki çatı)konumu güzel, ars
selamlar, iyi akşamlar.

sadece yatırım amaçlı sormuyorum, yazlık niyetine keyifle yaz tatili yapmak yazlık beldeyi yaşamak açısından soruyorum.

birinci seçenek
30 yaşında
müstakil bahçeli dubleks 3+1 (120-130 metrekare)
çok fazla tadilat istiyor(kapı, parke, pencere, banyo, belki çatı)
konumu güzel, arsa payı yüksek ve revaçta yazlık bölgesinde.
yazlık evlerin olduğu sokakta, araba geçmiyor
komşuluk ilişkileri var

ikinci seçenek
sıfır apartman dairesi
2+1 (Max 60 metrekaredir)
hiçbir masrafı yok
merkezi konumda
ana cadde üzerinde
komşuluk ilişkileri yok, caddedeki yeni yapılardan


denize mesafeleri aynı. hangisini seçerdiniz ve neden? buradaki akil yorumlara güveniyorum. çok teşekkürler.
0
istenmeyen evlat
(19.01.26)
2. Seçenek daha mantıklı geliyor.
İleride değerlendirmek istediğinizde daha kolay, ayrıca kendiniz oturmayacaksanız kiraya da verebilirsiniz kira gelirini değerlendirebilirsiniz. Oturacaksanız zaten 1.secenek.
0
purplee
(19.01.26)
konum ve arsa payı dediğiniz için 1 diyorum. bir de yazlık müstakil olmalı bence. denizden dönünce kumlu ayakları temizlemek, havlu asmak kolay oluyor ve sonra bahçede keyif. muhtemelen bakımı biraz pahalı olacaktır ancak değerli bir mülkünüz olur. ailemde 80lerden kalan bir yazlık var; konumu çok iyi olduğu için ev küçük de olsa değeri $1m üstünde.
0
eileengray
(19.01.26)
kesinlikle 1. seçenek.
0
michael harddd
(19.01.26)
ucuncu secenek. alma.

yilda 1 ay kalacan diye tum parayi bir yere yoneltmek anlamsiz. bunun bakimi, temizligi, aidati hedesi hodosu var. eger sicak bir bolgeyse ekstra dezavantaj. kuresel isinma, kuraklik gibi gercekler var. eger denize yakin ferah bir yerse ve gelecekte oturmalik bir yerse is degisir.
0
buenosdias
(19.01.26)
Müstakil kelimesi konuyu kapatıyor
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.01.26)
Yazlık dediğin müstakil olur. Apartmanda aynı relax havayı yaşayamazsınız bence. Yazdan yaza gidecekseniz tadilatın bir kısmını göz ardı edebilirsiniz. Ancak eski eve çok ve değerli eşya koymayın; kışın çatı akabilir, hırsızın girmesi apartmana göre kolay olur vs. İyi tatiller.
0
lil siztah
(19.01.26)
1. tadilat için yeterli zaman/para varsa.

2+1 60 m2 bence küçük. yani yaşanır tabii ama müstakil ev tadı vermez. 30 yaş önemli değil. bakımı 500 bini falan geçmiyorsa 1 daha mantıklı bence.
0
jelly bear
(24 saat)
"yazlık niyetine keyifle yaz tatili yapmak yazlık beldeyi yaşamak açısından" dediğin için birinci seçenek.
Yazlık yerlerde apartmanda kalmak iyi olmuyor.
Bakım masrafları için de üzülme, 25 yıldır yazlığımız var her sene bir şey yapılıyor, hiç bitmiyor, sende ara ara yaparsın :)
0
pccopath
(23 saat)
ikisini de almam.
devremulk alirim, duzgun bir yerden.
mis gibi, sifir bas agrisi. aidati ode bitti gitti.
-1
cooperr
(23 saat)
müstakil her türlü iyi fakat bir o kadar da bütçe ayıracaksanız yapılmışını zaten bulursunuz.
+1
dirildimde geldim
(22 saat)
apartmanın bahçesi ortak alan ise zulüm olur, hiç bulaşmayın. millet yukarıdan çöp atar, siz temizlersiniz, ama bahçede bir şey yapayım derseniz ortak alan deyip karşı çıkarlar. dumanı geliyor diye mangal yaktırmazlar vb.

bence birinci seçenek daha iyi olacaktır. bir proje yapıp, her sene bir tarafını yaptırırsınız. mesela ilk çatıdan başlarsınız, sonra dış cephe sonra banyolar, sonra odalar falan, en son da bahçeyi yaptırırsınız.
+1
malheiros
(15 saat)
(14)

Bu Amerikalilar ICE polisine niye tepki gosteriyorlar?

tantamount_to_equivalent
Devletin polisi senin icin calisiyor. Kacak, gocek varsa temizlenecek iste. Adam, kadin gorevini yapiyor. Insan gibi gostersen kimligini pasaportunu gecersin, max 1 dakikada. Ne diye tartisip, karsi geliyorsun polise? Amerika'da kimlik karti yok sanirim. Sikinti orada mi? Ehliyet goster, ikametgah,
Devletin polisi senin icin calisiyor. Kacak, gocek varsa temizlenecek iste. Adam, kadin gorevini yapiyor. Insan gibi gostersen kimligini pasaportunu gecersin, max 1 dakikada. Ne diye tartisip, karsi geliyorsun polise? Amerika'da kimlik karti yok sanirim. Sikinti orada mi? Ehliyet goster, ikametgah, fatura olur ne bileyim, banka kartini, ogrenci kimligini goster. Bir sekilde halledersin gecersin. Ulan bunlarda gbt'ye bakma falan da yoktur simdi, suclu icin kacak icin ne kebap ulke. Trump icraat yapiyor, senin yararina iste. Woke medyanin, demokratlarin toksikligi resmen. Kacirdigim bir sey mi var?
-10
tantamount_to_equivalent
(19.01.26)
kimlik taşıma kültürü yok galiba, üstüne kimliğe bile bakmadan ters kelepçeyi takıp bir yere götürüyorlar (kaç tane ABD vatandaşını almışlar).

Legal bir birim olmayabilir, yüzü maskeli garip bi organizasyon.

Ek olarak, ABD'de milletin "devlete karşı silahlanma hakkı" var. Orası o kadar özgür bi ülke öyle düşün. Böyle polismiş ice'mış falan öttürürler ve öttürmeliler.
+1
nhk ni youkosu
(19.01.26)
Özetle ABD ve "eski dünyanın" devlet ve vatandaşlık algıları çok farklı. ABD tarihi çok bilinmiyor ülkemizde. O yüzden cidden kısa bir cevabı yok bunun. Konuya ilginiz varsa Halil İnalcık'ın çevirdiği Allan Nevins'in ABD tarihi diye bir kitabı var. Bunu okursanız iyi bir temel olur, ABD nasıl kuruldu ve nasıl farklılar sorusuna cevap olur. Bunun üstüne modern politikalara göz atarsanız durumu anlarsınız.

Çok kabaca özetlersek bildiğiniz gibi ABD karma göçlerle kurulmuş bir devlet. Bu açıdan göçmenlik kavramı bu insanların tarihsel farkındalığının bir parçası. Meseleye salt olgusal olarak bakamıyorlar. Hikayeleri, tarihleri, varlıklarının her yerinde göç temalı şeyler var. Buna ek olarak köleliği çözme biçimleri (abd iç savaşı vs.) gibi çok girift bir takım süreçler var. Neticede "diversity" politikaları bu ülkede doğuyor.

Biz ve yaşadığımız dünyanın geneli soya dayalı bir tarihsel zincire sahip. O yüzden birçok şey anlamlı gelmiyor. Örneğin dünyada az ülkede vatandaşlık kan bağıyla değil doğumla kazanılıyor ve abd bunlardan biri.

ABD'nin bir yarısı (çoğu demokratlar) bütün bu tarihsel süreci günümüze uyarlayarak "biz göçlerle var olduk, hala yeni göçmenlere yer var" anlayışı içinde. Diğer yarısı ise (çoğu cumhuriyetçiler) günümüzle geçmiş arasında net ayrım yaparak "bizim uluslaşma aşamamız sonlandı, yeni göçe yer yok" ayrımını yaşıyor.
+8
akhenaten
(19.01.26)
Olayların esas sebebini bilmiyorum ama
üstteki ilk yorum için diyeceğim ,
ABD'de de milletin "devlete karşı" silahlanması herhalde bir ilüzyondan ibaret olmalı.
Trum bir kaç gün önce isyan yasasını devreye koyacağını belirtti :
t24.com.tr

Sanırım isyan yasası işlerse, demokrasi , insan hakları, seçimler, özgürlük heykelinin anlamı vs bir süreliğine
hatta kanlı şekilde rafa kalkar.
Saddamdan sonra Irak'a getirdikleri(!) daha sonra da İran'a havale ettikleri özgürlüğün 10'da birini bulmaları zor.
2021' deki kongre binası baskınını hatırlayın. Sonrasında protestoculardan evinde bir şekilde ölenler de oldu.

Önceki Biden yönetimiyle de hala çekişme halinde Trump.
+1
diyecevaplandı
(19.01.26)
"Devletin polisi senin icin calisiyor"luk bir durum yok. Herkes vergi veriyor, devlet topladigi vergilerle ne dogru duzgun egitime ne sagliga yatirim yapiyor, para bunlara gidiyor seklinde bir arguman var. Bir de mesela 25 senedir orada yasiyan kimseye bulasmayan gocmenin kime ne zarari var, niye bunlarin hayatini karartiyorsunuz zevk icin gibi bir mantik da soz konusu.

Buna "icraat" demek garip bir mentalite.

Onun haricinde zaten batida besin zincirinin direkt en dibindeki turk/ortadogulu/musluman gruba mensup birinin "woke" gibi terimleri kullanmasi ise hepten sac bas yoldurucu. Arkadasim o woke hakareti senin kullanman icin degil, zaten hedefinde sen varsin.
+3
hot potato
(19.01.26)
ABD polisinin en küçük olumsuzlukta öldürme mantığı akıl işi değil. Yarış arabasıyla polisten dakikalarca kaçıp terör estiren white'ların roketle vurulması gerekiyor o zaman. Bu tipleri helikopter kovalıyor, canlı yayında tüm ülkeye izletiyorlar. Normal bir göçmen neden 1 saniyede öldürülüyor? Bu ikiyüzlülük sorgulanması gereken bir şey.
+1
arbre
(19.01.26)
@hot potato
besin zincirinin en altindaymisiz, woke kelimesini kullanamazmisiz falan bu derece assagilik kompleksine girmeye gerek yok. Siz hic Tr disina cikmadiniz diger gocmenleri hic gormediniz galiba? Burka giyenlere, bebege bas ortusu takan 8 cocuklu ortadogululara kadin sunneti, akraba evliligi seminerleri duzenlemekle mesgul AB sehirlerinin belediyeleri. Pakistan, Hindistan, Banglades, Afrikalilar temizlik nedir bilmiyor, adamlar bakkal, restoran aciyor, pislikten adamin dukkanina giremiyorsun. Ne eti yedikleri belli degil, gidanin saklama kosullari falan hicbir sey bildikleri yok. Ulkesindeki ic savastan mi kacmis, suclu mu katil mi tecavuzcu mu ne oldugu belli degil cogunun. Bati Turk gocmeni bulsun, opsun basina koysun. Tamam ulkede isler yolunda gitmiyor ama kendinizi bu kadar kucumsemeyin ayrica son donemde deli beyin gocu oldu. Imajimiz daha da iyilesiyor.
Kaldi ki cok sukur dis gorunus avantajimiz da var. Zenci degiliz, kahverengi degiliz, batili gibi giyinip, batili gibi yiyip iciyoruz. Diger gocmenlerden ulkesindeki Yerel kiyafetiyle dolasan var, salvar giyen var, kabileyi birakip gelen var, adam daha yerlesik hayata gecmemis, mizrak falan tasiyor, ustsuz dolasiyor:)

x.com
-1
🌸tantamount_to_equivalent
(19.01.26)
ABD'yi Türkiye'den hatta avrupa'dan anlamak çok zor.

ABD adı üstünde Birleşik Devletler. Bir federasyon. Aslında Avrupa Birliği'nin hadi biz artık tek bir devlet olalım dese ortaya çıkacak şey gibi düşünün.

ABD'de şu an eyalet dediğiniz yapılar aslında bir zamanlar bağımsız devletlerdi. ABD'nin mantığının anlaşılması için bu kadar detaylı anlatıyorum. O yüzden eyalet valileri merkezden atanmıyor. Her eyalet kendi valisini kendi seçiyor. Hatta valiler aslında teknik olarak devlet başkanı gibi neredeyse. Bazı alanlarda valilerin yetkileri başkandan daha fazla. Başkanın verdiği bazı kararları uygulamama yetkisi var. Her eyaletin polisi kendisine ait.kendi atamalarını yapıyorlar. Yani fransa polisi ingiltere'de neyse, abd'de eyaletler arası durum o.

O yüzden FBI var, eyaletler üstü yani federal polis. Interpol gibi, her eyalette çalışabiliyorlar.

Bir diğer konu da ABD özel mülkiyetin, bireysel hakların çok çok ön planda olduğu bir memleket. Bu Türkiye'de çok kolay anlaşılabilecek bir şey değil bizim kültürümüzde özel mülkiyet olayı çok yeni daha. ABD'nin kuruluş felsefesi bunun üzerine.

Bu yüzden hesap sorulabilirlik çok fazla. Bu sebeple de ABD kamu görevlileri çok sert. Böyle bir sistemi ancak çok net kurallarla döndürebilirsin. Ve bu kadar büyük ve karmaşık bir sistemde taş kağıt makas durumu var. her birim başka bir birimden güçlü, başka bir birimden güçsüz.

Bunların tamamını aklınızda tutun.

Şimdi gelelim ICE'ye. ICE dediğin göçmenlik ve gümrük bürosu. Yani aslında evrak işleriyle dönen bir kamu kurumu. ama son dönemde ICE memurları özel harekatçılar gibi ağır silahlarla sokaklarda gezip önüne geleni gözaltına alıyor, insanları kovalıyor vs. Evlere girme yetkileri yok ama manipülasyonlarla insanları evlerden çıkarmaya çalışıyor ki gözaltına alabilsin.

Çünkü seçim vaadi olan kaçak göçmenleri gönderiyoruz propagandası yüzünden sokaktan adam topluyorlar. Gönderdikleri adamları da şöyle yolluyorlar. Mesela adam legal olarak amerika'da öğrenci. Ama ice yakaladı. Merkeze aldı. Manipule ediyorlar, avukatıyla görüştürmüyorlar ya da oyalıyorlar. Arada diyorlar ki bu kağıtları imzalayacaksın. Bazıları korkup imzalıyor. İmzaladıkları kağıtlardan bazılarında ABD'yi terk etme sözü vermiş oluyorlar. Aslında legal olarak orada bulunan birini böyle deport ediyorlar. Sırf kotalarını doldurabilmek için.

Ama asıl sorun bu yönetimsel baskıyla, ICE memurları legal sınırları epey zorluyor şu anda. Bir de bizdeki bekçiler gibi işsiz gençleri toplayıp sen artık ICE memurusun, al silahın al yetkilerin gibi bir durum da oldu.

Bunlar yüzlerini kapatıyorlar, kimliklerini gizliyorlar, kameralarını kapatıyorlar, sokaklarda kafalarına göre takılıyorlar ve ellerinde de epey ağır silahlar var. Tipleri görsen özel harekatçı gibiler. Ve bunun yasal zemini ciddi ciddi tartışılıyor. Şimdi yukardaki örnekleri şundan anlattım, ABD'de polisin bile sokakta herkesi durdurup rastgele kimlik kontrolü yapması çok reaksiyon alır. Ortada bir şüphe olması lazım. Şimdi bu adamların sokakta insanları durdurma şüpheleri de ten rengi genelde. Bu da ayrı bir tepki sebebi.

Bir de bu adamlar federal yetkili. Ee şimdi sen bir eyalete gidiyorsun, o eyaletin düzenini sağlayan polisleri var. Ama 2 tane ice arabası geliyor bir anda şehir meydanında insan kovalamaya başlıyor ee bu da bir kaos.

Ama son olay hastaneye giden bir kadını çekip vuran bir ice memuru yüzünden büyüdü. Kadını geçirmiyorlar, kadın arabayla gitmesi gerektiğini acil bir hastane işi olduğunu söylüyor. Kadın memurların arasından geçip gidiyor. Bir tanesi aracın arkasından ateş ederek kadını öldürüyor. Kendini "beni öldürecekti" diye savunuyor ama videosu çıktı kadın uzaklaşıp gitmesine rağmen direkt kafadan vuruyorlar.

Kadın bir de ABD vatandaşı doğma büyüme. Haliyle kıyamet kopuyor.
+3
anten
(19.01.26)
@tantamount_to_equivalent
tam olarak demek istedigim bu iste. batili sagcinin gozunde pakistanli'dan ustun oldugun varsayimin tamamiyle yanlis.
0
hot potato
(19.01.26)
"trump'in polisi" algisi var anladigim kadariyla ki polislere bala sovuyorlar hatta engel oluyorlar adamlar pek bisey yapmiyor..anladigim kadariyla bu arkadaslarin etki alani ve gucu limitli, trump defacto olarak kendi gerillasini yaratip sinirdan iceri surmus gibi bir durum var ortada. yoksa normal polise boyle bir tavir oldugunu gormedim, cunku kim vurduya gidersin.

olay sari okuzu vermemek, buna eyvallah cekerlerse trump kendisine oy vermeyen %50nin ustunden gececek, gocmen olayi bir "deneme" (bence)
+1
cooperr
(19.01.26)
@hot potato:
Orasi dogru, asiri sagci irkcinin gozunde tum yabanci aynidir. Kacak Somaliliyi deport edelim, kacak Turk kalsin diye bir sey olmaz zaten. Demek istedigim biz epey elit kaliyoruz gocmenler arasinda cunku seviye cok dusuk, tum ucuncu dunyayi almis Avrupa, ABD. Ama dili bildikten sonra, topluma karistiktan sonra kolay kolay irkcilik gormeyiz, farkedilmeyiz, blend in oluruz. Maalesef hintlinin, zencinin oyle bir sansi yok. Manyagin biri durup dururken yoldan cevirip ofkesini kusabilir. Biz bu acidan epey sansli ve ilerdeyiz diger gocmenlere gore. O yuzden asagilik kompleksine gerek yok.
0
🌸tantamount_to_equivalent
(19.01.26)
@tantamount

seninki biraz wishful thinking, adamlarin gozunde hepimiz "fuckin immigrant"iz..
biz blend olamiyoruz zaten, gocmenlik ne onu bilmiyoruz. bavulu alip cikan gocmenim diyor, gocmenlik tek basina cikip kicini kurtarmak degil.
adamlar yakin akrabalarla beraber uzuyor, geride hicbirsey hickimse birakmiyor.
bizim bir ayagimiz orda biri burda. boyle gocmenlik falan olmaz.
0
cooperr
(23 saat)
ileride ülkemizdeki göçmenler deport edilmeye başlanırsa (in my dreams), bizdeki göçmen seviciler de polis gördüğü yerde zorluk çıkartıp bağıracak. her toplumda var böyleleri.
+1
parka
(22 saat)
- oncelikle olaya herkes politik bakıyor. su an nasil polis akp nin polisi algısı varsa ( kismen doğru ) ice da trump'in adamları olarak bakıyor demokrat taraftarları ve o yüzden karsi da cikiyorlar.

- Amerika da birine nerelisin diye sorsan sana German - American ya da Irish - American / Italian - American fln der. Yani adamların göçmen algısı ile bizim tr deki göçmen algısı bambaşka. adamlar göçmenlik konusuna cok aliskin zaten herkes göçmen olarak gelmiş. göçmen karsitligi asla bizdeki gibi degil bu yüzden sert müdahalelere karsi cikiyorlar.

- 8 yildir Amerikaayim ve gördüğüm eger göçmenler olmasa bu ülkede herseyin fiyati artar ve ayak islerinde calistiracak adam bulamazsın. su an NYC de tum yemek dagitanlar göçmen ( bir cogu kaçaktır ) ve NYC de hava - 10 fln adamlar bisikletle yemek dagitiyor. sen bunu hic bir beyaz amerikaliya yaptiramazsin ya da saatine $40 $50 verirsen bir ihtimal 3 gun yapar. zaten tum tarımda calisanlar fln latin. bilincli insanlar bunun farkında.
+1
oscar
(22 saat)
Bugün ona yarın sana. Ev baskını, işyerine girip adam toplama, uzun süreli gözaltılar , orantısız güç kullanma . Bunlar normalleşirse sonradan herkes bundan zarar görür. Devleti de yöneten insanlar ve bunu pekala kendi menfaatlerine kullanabilirler.

Amerika'da temel insan hakları konusunda yüksek bilinç var. İce sadece sıradan vatandaşlar tarafından eleştirilmiyor. Trump yargıyla da kavga ediyor.
+1
hebanon
(22 saat)
(14)

Y.dısında yasayan arkadaslar emeklilik konusu kafanızı kurcalıyor mu?

bluewhale
Özellikle sonradan gidenler, ve avrupada çalışanlar ve 30 yasını gecmis olanlar..bildiginiz gibi avrupada ortalama emeklilik yası 65-67 ve giderek artıyor. trden borclanma ile biraz daha önce emekli olayım derseniz dünya kadar para verip bağkurdan çok dusuk bir maas ile emekli olabiliyorsunuz yok av
Özellikle sonradan gidenler, ve avrupada çalışanlar ve 30 yasını gecmis olanlar..bildiginiz gibi avrupada ortalama emeklilik yası 65-67 ve giderek artıyor. trden borclanma ile biraz daha önce emekli olayım derseniz dünya kadar para verip bağkurdan çok dusuk bir maas ile emekli olabiliyorsunuz yok avrupada yası beklerim derseniz oradada sisteme conradan dahil oldugunuz için yine cok dusuk bir maas soz konusu. Bu konuda bir planınız var mı ? ABD yi özllikle eledim çünkü oradaki emeklilik imkanları dünyanın geri kalanına göre oldukça iyi diye duydum.
+1
bluewhale
(19.01.26)
Sorunuza cevap değil ama şunu yazacağım; face’te epic retirement club diye çok kalabalık bir sayfa var, onu takip ediyorum. Orada ağırlıkla amerikalılar var, ve aksine, pek çoğu vergiler yüzünden, ya downsize olayını, ya da Avrupa’da emekli olacak ülke danışıp duruyorlar birbirlerine. Bakış açısı kazanmak üzere o sayfaya da bir bakmanızı öneririm. Anlık, dünyanın pek çok yerinde emekli olmaya dair bilgi paylaşımı mevcut.
+1
lil siztah
(19.01.26)
türkiyede de 60 ki emeklilik yaşı. çok farkı yok
0
jelly bear
(19.01.26)
Türkiye İngiltere'de çalıştığım yılları sayabiliyormuş "parasını verirsem", bi baktım eşimle kişi başı 20şer bin euro gibi bi şeye TR'de de emeklilik hakkı elde edebiliyoruz galiba. Buna şöyle bakarsak, geçmişte çalıştıklarımız + 20 bin euro ile 65'den sonra maaş elde ediyoruz, mantıklı bile olabilir.

UK'de emekli olmama 30 küsur yıl var galiba ve şu anki parayla ayda 950 pound gibi bişey veriyorlarmış.

Her türlü dünyada genç nüfusun azalmasıyla "emeklilik ponzisi" çökecek bence. Yani her şeyi düzgün yapsak bile aç kalabiliriz. Ayrıca özel emeklilik gibi para biriktirmemiz ve borsa vb. yerlerde bunu katlamamız lazım. Ama ona da baktım mesela Amerikadan ETF alsak(ilk 50 şirket veya QQQ vs. vardı) 1980-2000 arası her ay düzenli para yatırmış olsan dolar bazlı yerinde sayıyorsun, 2000-2020 arasında 20 yıl yatırsan birkaç katına çıkıyor. Bu da tamamen içinde bulunduğun dönemle ilgili şans.
+1
nhk ni youkosu
(19.01.26)
ABD'de emeklilik imkanlari iyi degil. Sirketin katki (company match...) sagliyorsa sagliyor ama bu herkese otomatik saglanan bir olanak degil. Emeklilikte olene kadar yiyecegin parayi calistigin sure icinde kendin biriktirip buyutmen lazim. Onun disinda social security var ama bu tek basina yasamak icin yetecek bir para degil.

Senin de her ay kazandigindan kenara koyup biriktiriyor ve yatirim yapiyor olman lazim.

Ben Kanada'dayim. Calistigim sirketin dahil oladugu bir emeklilik sistemi var. Her ay prim oduyorum. Kendim de kenarda biriktiriyorum.

Aslinda Turkiye'ye gore cok farkli degil durum. Benim babam ogretmendi mesela ve su an "emekli". Gorece rahat yasiyor olmalarinin sebebi emekli maasi degil, emekli olana kadarki surecte habire tasarruf yapip ev falan almis olmalari. Yoksa tek emekli maasiyla kirada oturmak cok rezillik olurdu. Ozetle birisinin seni "emekli" ilan etmesine ek olarak kendin de bir seyler yapman lazim.
+3
hot potato
(19.01.26)
4 yildir amerika'da calisiyorum ancak sadece 1 senedir social security oduyorum. maasin %8'i buna gidiyor. abd'de emekli olabilmeniz icin 10 sene calismaniz yeterli. 10 sene calistiktan sonra 67 yasinda odemeleri alabiliyorsunuz. 62 yasinda da alabilirsiniz ama o zaman ciddi kesintiler var.

9 sene kadar daha calismam gerek burada devam edersem. 10 seneyi tamamlayinca odedigim primlere gore hesapladim $2k yatiyor aylik ve bunu dunyanin her yerinde alabiliyorsun. ben cok gec social security odemeye basladigim icin bu miktar boyle. 20 sene odeyenler $3k, 30 sene odeyenler $4k civari aliyor. tabi bu orta-ust bir maasa gore hesaplandiginda boyle.

turkiye'de donup saydirip bagkur'dan emekli olmak benim icin mantikli degil cunku cok eksigim var. ama amerika'da yillari tamamladiktan sonra turkiye'de ssk'li bir ise girip calismam gerekir. bu da emekliligi cok ileri atiyor benim icin.

ancak avrupa'da da cogu ulkeye odediginiz social security'leri geri alabiliyorsunuz diye biliyorum. abd'de boyle bir sistem yok ve 9 sene calisip vergi odesen bile 10 yila tamamlamadigin noktada odedigin butun para ile baskalarinin emekliligini finanse etmis oluyorsun.

ama 30 seneye dunya'nin cok daha farkli ve tuhaf bir noktaya evrilecegini dusunuyorum. cunku cok acik sekilde yaslanan nufus, uzayan omur, ve azalan nufus artma hizina hep beraber baktigimizda sistemin birkac seneye tikanacagini gormek zor degil. zaten dunyada isciye ihtiyacin azaldigi bir donemden de geciyoruz. cok daha radikal bir sistem degisikligi olacagini ongoruyorum 30 seneye. o nedenle cok dusunmuyorum simdilik. ayni sosyal guvence ve devlet sisteminin devam etmesi mumkun degil. milyonlarca insan aclikla bogusur ve devlet yardimiyla yasamak zorunda kalir bu gittikce daralan sistemde.
+1
antikadimag
(19.01.26)
antikadimag abd derken kastettiğim buydu 10 seneyi doldurup iyi bir para almak mumkun (abd de kalmamak lazım tabi) avrupada bu yok, tr bağkur maaşı 400 usd falan sanırım.
0
🌸bluewhale
(19.01.26)
6 yıldır romanya'da çalışıyorum.
türkiye'de de 2 yıl çalışmıştım.
klasik anlamda emekli olamayacağıma eminim.
yaşadığım ülkede bireysel emeklilik sigortası ödemiştim bir süre. hala para var.
o yüzden, düşünmeden "oyna devam" diyorum kendime.
+1
rain when i die
(19.01.26)
turkiye'de sigorta girdi/cikti yaptirmistim. buyuk ihtimal toplu oderim zamani gelince.
yurtdisinda yasamak cok zor emekli olarak, amacim sepet yapmak.
cift emekli maasi + birkac kira ile turkiye'de konforlu yasanir.

emekli olarak yurtdisinda yasanmaz, yerlisi bile ucuz sicak ulkelere kacma pesinde zaten.
+1
cooperr
(19.01.26)
Açıkcası soruya denk gelene kadar aklıma dahi gelmiyordu. :) Zaten Avrupa'da çok uzun kalacağımı sanmıyorum. Mekan farketmeksizin 60-70 arası bir dönemde emeklilik olacak gibi görünüyor. Ben daha çok mevcutta verimli olabileceğim yaşlarda nasıl iyi para kazanırım sorusuna cevap arıyorum, birşeyler deniyorum. Hüsranla sonuçlanırsa pişman olabilirim. Türkiye'de 10 yıl aktif çalışmışlığım var ona da güveniyorum biraz. Geri dönsem çalışmaya devam etsem gerekli gün sayısını rahat doldururum.
+1
mbond
(19.01.26)
Emeklilik sistemi Kanada’da gerçekten zayif. Bu yüzden yerimden kipirdamaya cekiniyorum. Federal hukumette calistigim icin kendimi sansli goruyorum; enflasyona endeksli, yuksek ve guvenli bir emekli maasi alacagimi ongoruyorum.

30’lu veya 40’li yaslarda Kanada’ya gelip ozel sektorde ortalama maasla calisanlarin cok disiplinli bir sekilde kendi birikimlerini olusturmalari gerekiyor. Baska bir cikis yolu yok. Biraz iddiali gelebilir ama gelirlerinin yaklasik %20’sini emeklilik icin ayirmalari gerekiyor.

Bu durumdaki biri icin basit bir hesap yaparsak: Burada ozel sektorde yillik ortalama maas yaklasik 70,000 dolar. Bu kisi 30 yil calissa, CPP’den alacagi emekli maasi aylik yaklasik 1,000 dolar seviyesinde kaliyor.

Bu rakam cok komik. Birak emeklilikte finansal olarak ayakta kalmayi, faturalari belki odeyebilirsin...

Devletin sundugu sistem kimseyi guvende hissettirmiyor...Bu sistem acikca insani kendi haline birakiyor,herkes basinin caresine baksin diyor. Taa 20 yasindan baslamak lazim birikim yapmaya baslamak, maas arttikca tasarrufu arttirmak gerekiyor, emeklilik yasini mumkun oldugunca ertelemek, yaslaninca downsize yapmak gerekiyor...

Bu hesaba enflasyon ekle, sagligini kaybettigini dusun...

Turkiye'de odeme yaparak emekli olundugunu bilmiyordum. Nasil oluyor? Ne kadar oduyor? Ne kadar aliyoruz? bilgisi olan yazarsa ogrenmis oluruz.
0
thetruenorthstrongandfree1
(22 saat)
antikadimag + 1

ben kendi isimi yaptigimdan bu emeklilik primi fln odemiyorum ve acikcasi beni de bu düşündürüyor. olabildiğince yatirim yapıp onlarla gecinme planım var ilerisi icin.

benim gördüğüm Amerika da emeklilik maaşları cok cok dusuk, $1200 - $1400 Maas alanları gordum. hatta amerika da kari koca bu rakamlarla emekli olup evlerini de kiraya verip Tayland fln taşınanlar var. amerika da geçinemiyorlar ya da standartları cok dusuyor.

beyaz yaka gibi calisanlar gördüğüm kadarı ile emeklilik harici de özel yatirim fonlarına da para yatırıp ileri de oralardan da para alıyorlar.
0
oscar
(22 saat)
balkanlarda yaşıyorum burada kazandığım parayla 2 daire satın aldım. kira geliri 800€ daha 33 yaşındayım, yaşlanmadan 2 tane daha alsam 1600€ eder. bir çok ülkede yaşarım.
edit: bahsetmek istediğim amerika'dan kanada'dan örnekler verilmiş. gurbetçiysen amacın para kazanmak ve rahat bir hayat yaşamaktır. adam demiş ki şuan ki konumumda 1000$ verecekler bana yaşlanınca. bende diyorum ki kafamı kullandım ufak bir yatırımı büyütüp 2 daire satın aldım 2 tane daha kesin alırım bu gidişle.
günün sonunda nasıl açlıktan ağzı kokan balkanlarda ben keyif içinde yaşıyorken siz bu kadar sefil olacaksınız? ben mi yoksa siz mi yalan söylüyorsunuz?
-1
dirildimde geldim
(22 saat)
endişelenmenize gerek yok çünkü türkiye'de de reel anlamda bir emeklilik yok. sgk şuan bile emeklilik maaşlarını bütçeden destekle ödüyor. bu gidişle 20-30 sene sonra kuvvetle muhtemel ya emekli maaşı olmayacak ya da şu ankinden beter olmasa da olurdu denilecek düzeyde olacak.
0
biravekahve
(12 saat)
avrupa, amerika, ya da turkiye farketmeksizin tum dunyada emeklilik sistemi cokuse gidiyor. su andaki sartlarda dahi emekliligin getirisi odenen prime gore mantiksiz gozukuyor ki gelecekte de bunun daha kotuye gidecegi cok acik.

o nedenle emeklilik denilen sey bize gosterilen bir havuc, ve bu havucun pesinde kostukca bu sistemin kendini idare edip, problemler gelecege birikerek erteleniyor.

iste tum bunlar nedeniyle avrupada yillardir odedigim primleri geri alma imkanim olsa, isverenin adima odediklerini kaybetme pahasina alirim. emeklik primi odeme zorunlulugum olmasaydi ve onun yerine kendim yatirim yapsaydim en azindan cocuklarima birakabilir, veya birikim uzerinde tum kontrol bende olurdu.

ozetle bir yalanin pesine kosmaya niyetim yok ama maalesef kanunlar sistemden cikma ozgurlugu de tanimiyor.
+1
emrahday
(11 saat)
(12)

Davet kombini (resimli)

egerbiryolcu
https://hizliresim.com/5r4eqsdSalon tutulan bir akraba nişanı için bu iki elbiseden biri olur mu?İkisi de olmazsa nasıl bir şey önerirsiniz?Şubat ayı içinde olacak salon sıcaklığını bilmiyorum dışardan da uzun bir kabanla idare edilir diye düşündüm.Elbise seçmeye çok vakit ayırmak istemediğim için e
hizliresim.com

Salon tutulan bir akraba nişanı için bu iki elbiseden biri olur mu?
İkisi de olmazsa nasıl bir şey önerirsiniz?
Şubat ayı içinde olacak salon sıcaklığını bilmiyorum dışardan da uzun bir kabanla idare edilir diye düşündüm.

Elbise seçmeye çok vakit ayırmak istemediğim için elde olan en uygun bunları buldum.
+1
egerbiryolcu
(19.01.26)
İkisi de olur ama siyah daha güzel gibi bence.
0
orient blue
(19.01.26)
siyah +1
ayakkabilari degistir allahasen..
0
cooperr
(19.01.26)
@cooper
Ya evet on yıl önce giymiştim de topuklu giymeyi hiç beceremiyorum bakicam bı şeyler:/
0
🌸egerbiryolcu
(19.01.26)
siyah +1
2-5 cm'lik bir topuklu ayakkabıyla sorun yaşamazsınız. şimdiden alıp şubata kadar alıştırma yapabilirsiniz :D
+1
black holes in the sky
(19.01.26)
Siyah +1
0
kisa
(19.01.26)
Maşallah diyerek kırmızı
+1
messina123
(19.01.26)
Siyah bana daha nikah gibi bir ortama uygun göründü. Renkli, desenli falan bişey daha iyi olurdu bence. Ama devir ekonomi devri derseniz, siyah olsun.
0
lil siztah
(19.01.26)
Siyah +1
0
pro9it9is9
(19.01.26)
lise mezuniyetiyse ikisi de ok
-4
artıküyeolmakistiyorum
(19.01.26)
kırmızı diyorum
ama başka bir ayakkabı giy altına.
0
rain when i die
(19.01.26)
İkiside garip kaçmaz.
0
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(19 saat)
kırmızı mevsime uygun değil çok günlük gibi duruyor. siyahın duruşunu sevmedim.
o yüzden öneriyle geldim.
www.koton.com

Geçen görmüştüm giyecek etkinliğim olsa da giysem diyordum :))
tam olarak mankenin kombin şubatta kapalı mekan akraba nişanına uygun bence.
+1
Kediyi üzdün
(12 saat)
(7)

35.000 USD’yi Nasil Değerlendireyim?

buenas
Hesabimda boşta duran 35.000 USD’yi siz olsanız nasıl degerrlendirirdiniz? Bozdurup altın almak mı yoksa TL’ye çevirip faize koymak mi? Ya da başka bir yol?
Hesabimda boşta duran 35.000 USD’yi siz olsanız nasıl degerrlendirirdiniz? Bozdurup altın almak mı yoksa TL’ye çevirip faize koymak mi? Ya da başka bir yol?
0
buenas
(19.01.26)
öncelikle yatırım tavsiyesi değildir.

dolar-euro-altın-fon olarak sepet yapardım.

yatırım olarak da midas'tan veya qnb'den hesap açıp NASDAQ'tan qqqm'e helalinden 5 bin dolarımı koyar ve o parayı 5 yıl için unuturdum. kalan 30 bini de dolar euro ve altına dağıtırdım.
0
elektr10
(19.01.26)
buralardan altın almak gaz açıp çakmak çakmak gibi.

dolar euro mevzubahis bile değil yükselmiyor çünkü. euro yine arada az kıpırdıyor ama dolar külliyen zarar. yıllardır bu şekilde.

bist gitmeye başladı ama güven vermiyor hala

nasdaq etf'lerine 1 lira bile para yatırılmaz doların yükselmediği bir ortamda. yukarıda bahsedilen qqqm mesela 5 yılda %95 getiri yapmış. paran cayır cayır erimiş yani.

sonuç: para piyasası fonlarına devam. tamamını ppf yapar keyfime bakardım.
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(19.01.26)
2026 sonuna kadar döviz mantıksız bir seçenek. Bu kur baskılayıcı ekonomi politikası bitene kadar faiz-ppf mantıklı duruyor. Çünkü bankalar %45 mevduat faizi verirken dolar son 1 yılda %20 arttı.

Garanti seçenek istiyorsanız.
Ben olsam bir bölümünü faiz veya para piyasası diğer bölümünü de altına koyardım.
0
nuevo
(19.01.26)
hangi ppf mantıklı?
0
plastic_angel
(19.01.26)
döviz ile alınabilen serbest fonlar var
x.com

ama nitelikli yatırımcı olunması gerekiyor. bunun icin bankanız ya da aracı kurumunuz ile görüşün.

dövizinizi hiç bozmadan döviz mevduat gibi değerlendirebilirsiniz.

yatırım tavsiyesi değildir.
0
exlibris
(19.01.26)
BTCye basarim.
0
cooperr
(19.01.26)
brighton - bournemount kg var. güzel günlerde kullanın
-1
rajkoothrapali
(19.01.26)
(9)

askerlikten muafiyet

baldur2
41 yasina gelmis biri askerlikten muaf mi oluyor?
41 yasina gelmis biri askerlikten muaf mi oluyor?
-1
baldur2
(17.01.26)
Askerlik mükellefiyetini tamamlamamış ya da bir yasa gereği muaf sayılmamış kişi yasal yas sınırı dışına çıkamaz.
Yani şu yaşa kadar kaçarsam muaf oluyorum diyemiyorsun.
0
Mirket
(17.01.26)
yaştan muafiyet yok. hiç yapmazsan emeklilik ikramiyesi ve emekli maaşı olmuyor. 60-65'li yaşlarda yapanlar gördüm
+3
runaway
(17.01.26)
41 yaş meselesi askere alma kanunu'ndaki askerllik dönemi tabirinin 20-40 yaş arası olmasından kaynaklanabilir.

keşke mirket bize kaynak verse.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.01.26)
Kanunu biliyorsun, yazıyordur bir yerlerinde.

Üşeniyorsan ben arayayım. :)
0
Mirket
(17.01.26)
7179 sayılı Askeralma Kanunu Madde 3.(1) (a) da Askerlik Yükümlülüğü, 'Nüfus kayıtlarına göre her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününden başlayan ve 41 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününde biten süre' olarak tanımlanmış.

Ancak;
Madde 5.(11)de :
Bu Kanunda tespit edilen esaslar dışında muvazzaflık hizmetini yapmadıkça veya yapmış sayılmadıkça hiçbir yükümlü askerlik çağı dışına çıkarılamaz.
denmiş. Yani yukarıda söylediğim gibi.

İlgilenenler için Kanun şurada.

www.mevzuat.gov.tr
+3
Mirket
(17.01.26)
askeri hastanede askerlik yaparken 50'li yaşlarda bir amca geldi. alamancı hep kaçmış. askeri hastaneden askerliğe elverişsiz raporu alıp askerliğini sonlandırdı. ancak hastanede er üniformasıyla geziyordu. kimse amca sen kenarda otur talime katılma demiyor. askerlik şubesini arayıp sorabilirsiniz.
0
mikahakkinen
(17.01.26)
sadece yas sebebiyle askerlikten kacamazsin.
60 yasinda ve saglikli isen, 60 yasina kadar kactiysan, yine de alirlar.
0
cooperr
(17.01.26)
71 yaşında asker gördüm gözlerimle gördüm hatta komutan aman benim emrimdeyken ölmesin diye dua ediyordu.
Bizim bölükte 45 yaşında bir abi vardı hepsinln hayat hikayesi farklı
Özetle Yaştan muafiyet yok+1
0
basond
(17.01.26)
Abi yaştan muafiyet olsaydı hepimiz o sınır neyse onu kovalardık ama olmuyor.
0
kizil karga
(17.01.26)
(8)

mikrodalganın avantajları

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
bu fırınlardan kullanıp iyi ki almışım diyen oldu mu? daha çok hangi amaçla kullanıyorlar? hangi marka?
bu fırınlardan kullanıp iyi ki almışım diyen oldu mu? daha çok hangi amaçla kullanıyorlar? hangi marka?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.01.26)
Dürüst olmak gerekirse hayır. Yaşam tarzıma, beslenme alışkanlıklarıma çok ters.
+1
gobekliraki
(17.01.26)
Dünden kalmış yemeği isıtmak için lazım olur sadece.
+1
hububrad
(17.01.26)
20 yılı aşkındır kullanıyorum. Çalışmadığı gün yok gibi. Bence büyük rahatlık… 2005 model Beko marka. Hemen her şeyi saniyeler içinde ısıtıyor. Derin dondurucudan çıkan gıdaları dakikalar içinde çözüyor. Genelde tabakta ısıtıldığı için yemeğin tamamı ısınmamış veya tencere/tava bulaşık çıkmamış, dibi tutmamış oluyor…
+3
dilemma of subscribtionability
(17.01.26)
Evet. Hem de bin kere evet.
Ama fırın kelimesi geçiyor diye fırın diye düşünmeyin.
Alacak olursanız da en ucuz Arçelik veya Beko gibi adını bildiğiniz markayı alın geçin. Dijital göstergeler, ilginç özelliklere hiç gerek yok.
+2
michael_knight
(17.01.26)
- @dilemma +1
- Çok hızlı kumpirimsi patates, koçan mısır, donuk edamame pişiriliyor.
- Buzlukta her zaman çorba bulunduruyorum, akşam 7'de üf hiç yemek yapasım yok dediğimizde çorba çabucak eritiliyor/ısıtılıyor.
- kupada tek kişilik kek pişiriliyor.
- mikrodalgada hamur işi, makarna, pilav vs ısıtırken tabağın bir kenarına yarım çay bardağı su (bardakla beraber) koyunca içeride buhar yapıyor, çok daha güzel ısıtıyor.
+1
kobuzchu kiz
(17.01.26)
anlasilan cogu duyurucu issiz/calismiyor. neyse, evet, iyi ki almisim. en oneli avantaji zaman.
+1
Sour
(17.01.26)
sene olmus 2026
mikrodalgasiz ev kalmamis olmasi lazim.
bir onceki gunden kalan makarnayi 55 saniyede isitiip yiyorsun ya daha ne olsun..
+1
cooperr
(17.01.26)
Biraz bilimsiz biri olduğum için eve almıyorum ama gerçekten büyük kolaylık sağlar. Ofiste kullanıyorum.
Evde az bir yemek ısıtıcam tava bul, yavaş yavaş ısınmasını bekle, başka birşeye daldıysa farkına varana kadar yapışsın falan büyük sıkıntı. Hatta mesela azıcık süt ısıtmak istiyorum, bunu mikrodalgada yapabilirim, cezvede istesem bile yapmam.
+1
mbond
(17.01.26)
(5)

macbook air m4

phoarbix
halihazırda macbook air 2017 kullanıyorum 9 yıldır. aslında halen işimi görüyor, geçen yıl pil değişimi de yaptırmıştım. fakat ömrünün son demlerinde olduğunun farkındayım, zaten güncelleme de almıyor artık. aslında baz versiyon macbook air m4 alasım vardı 49 bine ama amazon’da 512gb ssd ve 24gb ram
halihazırda macbook air 2017 kullanıyorum 9 yıldır. aslında halen işimi görüyor, geçen yıl pil değişimi de yaptırmıştım. fakat ömrünün son demlerinde olduğunun farkındayım, zaten güncelleme de almıyor artık.

aslında baz versiyon macbook air m4 alasım vardı 49 bine ama amazon’da 512gb ssd ve 24gb ram’li versiyon 62999 tl ve 9’a vade farkeız bölüyor. apple’ın sitesinde aynı model 79999 tl. troy’da eğitim indirimiyle alsak bile 66500 tl üstelik 6 taksit. durum böyle olunca özellikle 24gb ram dolayısıyla daha uzun ömürlü olması için buna yükseldim.

kullanım alanım ofis programları, lightroom ve browsing gibi hafif işler ama mac’in taşınabilirliğine, pil ömrüne, trackpadine, genel olarak macbook’a alıştım 9 yıldır devam edeyim dedim. sizce almak için doğru bir zaman mı? ram shortage nedeniyle mart nisan gibi globalde bir fiyat güncellemesi bekliyorum ben, şimdi almaz da eldeki beni bırakınca mecbur kalırsam daha kötü olur dedim. fikirlerinizi bekliyorum.
0
phoarbix
(15.01.26)
İhtiyacın varsa en doğru zaman şimdi. Hatta apple ara ara ürünlere zam da yapıyor. Ödeme imkanın varsa al kafan rahat olsun.
0
ilgeru
(15.01.26)
hocam fiyat guzel, taksit sahane. sorman hata, simdiden hayirli olsun.
0
arakaali
(15.01.26)
al gitsin
0
hold the door
(15.01.26)
ya specleri ne kadar yukseltirsen yukselt, 7-8 sene kullanacaksin ve bu sure zarfinda zaten teknolojiye yenik dusmus olacak.

o yuzden ben base alma taraftariyim. olabilidigince ucuza aliyorum, 7-8 sene kullanip satiyorum. pil falan da degistirmeye gerek yok, bozuk olsa bile alicisi mutlaka cikar.
+1
cooperr
(15.01.26)
mesajlar için teşekkür ederim, 24gb 512gb ssd versiyonu aldım.

cooperr haklısınız aslında elimdeki de baz versiyondu ama son yıllarda ram ihtiyacı logaritmik olarak biraz hızlı arttı sanki 16gb baz versiyon 2030’ları zor görecek gibime geliyor. bir de takside vurduğumuzda fiyat farkının atla deve olmaması da cazip geldi. tavsiyeniz için teşekkür ediyorum.
0
🌸phoarbix
(16.01.26)
(9)

Alkolsüz üst düzey restoran (İstanbul)

yadigar
Yurt dışından ailesiyle misafirim geliyor. Dini sebeplerle içkili mekanda bulunmak istemiyorlar. İstanbul’da “Fine dining” diyebileceğimiz alkolsüz neresi var önereceğiniz?Ziya Şark, Ramazan Bingöl, Hatay Medeniyetler Sofrası vs. gibi değil de, daha “ağır”, ambiyansı daha güzel bir yer var mı bildiğ
Yurt dışından ailesiyle misafirim geliyor. Dini sebeplerle içkili mekanda bulunmak istemiyorlar. İstanbul’da “Fine dining” diyebileceğimiz alkolsüz neresi var önereceğiniz?

Ziya Şark, Ramazan Bingöl, Hatay Medeniyetler Sofrası vs. gibi değil de, daha “ağır”, ambiyansı daha güzel bir yer var mı bildiğiniz? Balıkçı da olabilir. Mutfak fark etmez aslında. Restoran/Kafe türü olmasın ama. Bildiğimiz fine dining…
-2
yadigar
(15.01.26)
Seraf Restaurant -Bagcilar
Natolia- Başaksehir

Fine dining diyemeyiz buralara ama anadolu lezzetlerini harmanlayan , yurtsidisidnan misafir goturulebilecek ambiyansi nispeten iyi yerler.

Daha var da çoğu alkollü.
0
ırene adler
(15.01.26)
Seraf Vadistanbul’dakini biliyorum. Fena değildi, olabilir. Ama alkollüydü. Bağcılar’daki alkolsüz mü?

Zeferan diye bir yere rastladım internet aramasında. Azerbaycan mutfağı. Ortamı nasıl? Bilen var mı? Alkolsüz mü?
0
🌸yadigar
(15.01.26)
beyoglu haci abdullah. osmanli mutfagi, alkol yok.
yemekler iyidir, "fine dining" icin yeterli midir bilmem ama istanbul'un en eski koklu restaurantlarindan biridir.
riske girmek istemedigim zaman ben misafirleri oraya gotururum.
+1
cooperr
(15.01.26)
Yok, fine dining aradiginiz sey mi peki… Üst düzey restaurant başka fine dining başka bir konsept… Şarap ya da alkolsüz içkilerle tabaklar eşleştiriliyor, günler saatler harcanan tabaklar ve eşleşmeler… Onu da ayranla yapmıyorlar takdir edersiniz ki… Hacı Abdullah artı bir.
+4
buf-e kür
(15.01.26)
Aklıma (bkz: kaşıbeyaz) ve (bkz: lacivert) geliyor ama oraları da alkollü. Çok rahatsız etmeyen bir alkol ortamı. Bence farkedilmrz bile
0
love and trust
(15.01.26)
zennup 1884 bursa şubesi iyiydi. fişekhane'de varmış istanbul'daki nasıldır bilmiyorum ama dediğiniz tarzda bir yer.
0
black holes in the sky
(15.01.26)
Çiko Balık
0
auroraaurora
(16.01.26)
Loi bosphorus
0
okumakserbestbegenmeksart
(16.01.26)
develi florya
0
Sadece soruyorum
(16.01.26)
(5)

Akünün ömrü için belli bir km var mı?

mikahakkinen
önceki aracımda 60 bin km de akü bitti. şu anki aracım clio 5 otomatik. 2022 martan beri kullanıyorum. sabah hava soğuktu marş alırken zorlanmış.araç şu an 62 bin km de. eşim kullanıyor o sebepten marş basmama problemini tam tarif edemiyorum. internette akü ömrü 4 5 sene deniyor. belli bir km de değ
önceki aracımda 60 bin km de akü bitti. şu anki aracım clio 5 otomatik. 2022 martan beri kullanıyorum. sabah hava soğuktu marş alırken zorlanmış.
araç şu an 62 bin km de. eşim kullanıyor o sebepten marş basmama problemini tam tarif edemiyorum. internette akü ömrü 4 5 sene deniyor.
belli bir km de değişir gibi bir değişken var mı?
0
mikahakkinen
(15.01.26)
hayır yok kullanıma bağlı. bi ölçüm yaptırın yolda kalmayın
soğuktan da olmuş olabilir ya da uzun süre beklediyse vs
+1
jelly bear
(15.01.26)
4 sene diyorlar bana, ben 5 sene kullanıyorum hep ve eninde sonunda saçma sapan bir yerde bitip kalıyorum zart diye
+2
eja
(15.01.26)
Belirli net bir şey söylemek imkansız . Akünün imalatında kullanılan malzemeler, alınmadan önce rafta kalma süresi (bazı markalar için en fazla 6 ay deniyor) , araçtaki kullanımı ve ondan güç sağlayan diğer tesisatlar akünün ömrü konusunda doğrudan etken sebepler.

Kullanım olarak belli sayısı veya süresi olan malzeme, aksam ve parçalar sarf malzemesidir. Araç periyodik bakımında filtreler ve motor yağı değişimi buna örnek gösterilebilir.
2022 marttan beri 0 alınan kullanılan araç için akü bittiyse durum tabi ki biraz tuhaf. Eğer araç ikinci el ise önceki sahibinin aküyü ne zaman değiştiğini bilmek gerekir.

Akü konusunda değişimin yaklaştığını gösteren asıl nokta oto elektrikcide akünün ölçümünü yaptırmaktır. Elektrik işlerinden anlayan bir arkadaşınız da bakabilir. Hatırladığım kadarı akünün 12.2v ile 11.5 v arası bir değerde olması gerekiyor.

Bu arada benim de bir ara aldığım varta marka akülerin üstündeki kod ile sitesinden o akü hakkındaki diğer çeşitli bilgilere ulaşılabiliyor.
+1
diyecevaplandı
(15.01.26)
akünün net bi kmsi veya yılı yok. sen sıfır akü alsan bi kere boşaltıp öyle bir süre boş bıraksan o akü kısa sürede de ölebilir. sülfatlaşma oluyor tam şarjda değilken... (uzun süre 12.6v altında olmaması lazım, daha düşük voltajlarda geri dönüşü olmayacak hasar alma süresi de kısalır)
aracın şarj sistemi sorunluysa yetersiz şarj ediyorsa da sülfatlaşma olur, fazla voltaj veriyorsa kaynama olabilir su eksiltebilir vs. araçta kaçak varsa aküyü boşaltıyorsa yine akü ömrünü kısaltır

havalar iyiyken hem akünün verebileceği akım fazla hem aracın çalışmak için ihtiyacı olan akım az olduğundan hissedilmiyor genelde kışın ortaya çıkıyor akü sorunları böyle.

akünün beklenen kullanım ömrü sağlıklı bir şarj sistemi olan araçta uzun süre yatmadan düzenli kullanıldığında geçerli. yani aynı şartlarda aynı sürede daha fazla km yapan araçtaki akü muhtemelen daha bile uzun ömürlü olacaktır.

benim aracın eski sahibi 5 yılda 3 akü değiştirmiş mesela. ben aldığımda üstündeki akü de bitikti, 5 yılda 4. akü değişimi oldu yani, yeni değiştirdim. sıkıntı araçtan mı kullanımdan mı yoksa aldığı akülerden miydi bilemiyorum. yani kullanan kişi farı vs. açık unutup aküyü boşaltsa da akü kısa ömürlü olur, eski yatmış akü alsa da, aracın elektrik sisteminde bir sorun olsa da...

birkaç ölçüm yaptım şarj sisteminde bir sıkıntı yok gibi, ilk çalıştırmada 14.5v, yarım saat kadar kullanım sonrası araç rölantide çalışır farlar vs. açıkken 14.2v, farlar kalorifer teyp vs. kapalı 14v ölçtüm normal değerler. bu durumda araçta olabilecek tek olası sıkıntı park halinde tüketimin yüksek olması. onu da havalar iyiyken zaman ayırabilirsem bi ara ölçerim.

bana en olası gelen ihtimal yatmış zaten sülfatlaşma başlamış eski akü almış olabileceği.
sen de değişim yapacağında bunlara dikkat et derim, akü ne kadar yeniyse o kadar iyi. 3 ay civarı ideal, 6 aya kadar gideri var, daha eskisini mecbur değilsen alma bence. üretim tarihi önemlidir.
biraz ucuza gelsin diye herhangi bi yerden almak da mantıklı gelmiyor normal şartlarda yıllarca gidecek bir şey, günlük/aylık maliyete vurunca aradaki fark bişey değil. yetkili bayiden almak en sağlıklısı. aküde hile çok. bitik aküyü su ekleyip/yenileyip şarj edip yarı sağlıklı hale getirip satanlar var, eski akünün etiketini yenisiyle değiştiren var, hiç anlamayana direkt eski aküyü satan var... ucuz aküye pahalı markanın etiketi yapıştırıp satan var...

bayiden yeni tarihli ürün alıyorsun, paketi önünde açılsın sıfır ürün olduğuna emin ol(ha bi shrink wrap atmak zor değil ama yetkili bayide daha düşük ihtimaldir) ve açıldığında daha montajdan önce bi yüzey voltajını ölç, en az 12.6v olduğuna emin ol.
bayide varsa veya bi yerden bulabilir ödünç alabilirsen akü test aletiyle ölçmek daha sağlıklı sonuç verir ama o imkan yoksa dinlenmiş haldeki yüzey voltajına bakmak hiç yoktan iyidir.

alırken doğru akü tipini seçtiğine de emin ol. araçta start stop vs. varsa agm akü kullanılması gerekiyorsa ona normal akü takarsan o da kısa ömürlü olur, hatta start stop sistemi çalışmayabilir de... normal akü yerine sfb efb agm vs. takabilirsin onda sakınca yok ama start stop olmayan araca agm almak gereksiz masraf olur biraz. ben 3 ay önce üretilmiş yüzey voltajı da 12.71 çıkan sfb aldım mesela. araçta bahsettiğim gibi park halinde yüksek bir tüketim sorunu yoksa uzun ömürlü olmaması için bi sebep yok artık.
+1
konetsu
(15.01.26)
km, hava kosullari, vs gibi faktorlerden bagimsiz minimum 4 sene derim.
sizinki neredeyse 4 seen dayanmis. arac da renault, normal bence.
max. ise 7 sene gittigini gordum, alman araclarda.
iyi kalite birsey takin, varta ve turevleri iyidir.
+1
cooperr
(15.01.26)
(10)

Arabamın bakımlarını yetkili serviste yaptırmasam ne olur?

sakince
aracım 2 yaşına girdi. 60k da kia sportage. servislerden fiyat alıyorum. 25k dan aşağı fiyat veren yok içeriği de yağ değişimi filtre gibi dışarıda max 5k ya yaptıracağım şeyler. Tutturmuşlar bir garanti . 150k km veya 5 yıl garantisi varmış yani riske de atamıyorum ne yapacam bilmiyorum.
aracım 2 yaşına girdi. 60k da kia sportage. servislerden fiyat alıyorum. 25k dan aşağı fiyat veren yok içeriği de yağ değişimi filtre gibi dışarıda max 5k ya yaptıracağım şeyler. Tutturmuşlar bir garanti . 150k km veya 5 yıl garantisi varmış yani riske de atamıyorum ne yapacam bilmiyorum.
0
sakince
(14.01.26)
muhtemelen garanti dışı kalır.

daha doğrusu bunu başkası açmış, yağını başkası değiştirmiş diye kontrol edeceklerini sanmıyorum ama ilgili bakım (örneğin 60 bin bakımı) kayıtlara girmeyeceği için 60 bin bakımı yaptırılmamış gibi gözükecek, bakımları zamanında yaptırılmadı, atlandı diye garanti dışı kalacak.
+1
kibritsuyu
(14.01.26)
garantiyi bozmak istemiyorsan yetkili servis veya markanın tanıdığı yerlerde yaptırman gerekiyor.
0
jelly bear
(14.01.26)
garanti devam ediyorsa servise mecbursun.

ben şansımı deneyecem arabamda artık garantilik bir durum yok. 3 sene boyunca en az 75bin vereceğime dışarda 15bine yaptırırım. 60bin masraf açsa bile nolur. üstünde masraf açarsa da şansım yokmuş napayım dersen. işte o zaman gitmeyebilirsin.
0
gercekdunya
(14.01.26)
uzun garantili araba iyidir.

yetkili servisten devam et.

3+7 yıl garantili arabam var.

2029'a kadar yetkili servise gideceğim.
+1
rain when i die
(14.01.26)
Garantinin devam ediyor olması sadece araca bir şey olabilme potansiyeli yüzünden değil, satarken de çok cazip olduğu için çok iyi bir şey. 4. yılda satıp değiştirecek olsanız mesela "1 yıl daha garantisi var" dediğiniz anda alıcının kafasında "4 yıldır yetkili servise zamanında gitmiş ve alırsam 1 yıl boyunca da kafam rahat olacak" ışığı yanar. O yüzden 25 de olsa yetkili servisten devam maalesef.
+1
himmet dayi
(14.01.26)
ben mantıklı bulmuyorum garanti diye soyulma işini. o kadar garanti için ekstra fark ödersin garantilik ihtiyacın olur, kullanıcı hatası der işin içinden çıkarlar. Çevrendeki puanı yüksek,güvenilir bir servis bulup yolunuza devam edin. Yaptıkları filtre,yağ değişimi istersen git kendin al direkt ana bayii den işçilik parası ver sadece.
0
biravekahve
(14.01.26)
Bende de Sportage var. Lanet olası DCT vites değişti. Panoramik tavanda trim sesi var. Vitesin mekatroniğinde değişim fiyatı ne kadar ona bi bakmak lazım. 150-200k tutacaksa ben servise götürürdüm. Çünkü kesin bir noktada cortu çekiyor.
0
Take it away honey
(14.01.26)
araçlarda garantiyi "servis tarafından düdükleniyorum" gibi değil de "aracın sigortasını ödüyorum" gibi düşünmek lazım. çünkü servislerde sistem tam olarak böyle işliyor. özetle aracın garantisi bedava değil paralı. yani aracın fiyatı verdiğiniz para + isterseniz belli bir süre garanti ücreti (bu da serviste alınan fark). servise gittiğinizde taksidini ödüyorsunuz. tabii bu opsiyonel, riski alıp almamak size kalmış.
+1
robokot
(14.01.26)
aslinda "bayide servis" zorunlulugu yok garanti icin, elinde servis gordugunu belgeleyen fatura oldugu surece.
ama 3. dunya ulkesinde bu riske girilmez.
garanti bitene kadar bayide devam..
0
cooperr
(15.01.26)
hiç bir şey olmaz. Servis adı altında milleti kazıklamaktan başka bir işi yok bunların ben geçen sene olayın iç yüzünü bilmediğim için ihtiyaç kredisi (git: teklifimgelsin.com) çekip servise bakıma gittim ya düşünebiliyor musunuz taksitleri daha geçen ay bitti yazık günah.
0
ihsanlı
(15.01.26)
(16)

Sevmediğiniz ya da sinir olduğunuz insanlara kötü davranır mısınız?

pembediken
Toplumda böyle bir algı var gibi. Bu şunu sevmiyor şimdi kesin gıcıklık yapar ya da laf sokar gibi. Ama bana saçma geliyor bu durum sevmiyorsam ya da bir şeyi rahatsız ettiyse uzak dururum iletişimi azaltırım. Siz nasıl davranırsınız?
Toplumda böyle bir algı var gibi. Bu şunu sevmiyor şimdi kesin gıcıklık yapar ya da laf sokar gibi.
Ama bana saçma geliyor bu durum sevmiyorsam ya da bir şeyi rahatsız ettiyse uzak dururum iletişimi azaltırım. Siz nasıl davranırsınız?
+4
pembediken
(14.01.26)
Kötü davranmak da bir efor gerektiriyor. Ben iyi ya da kötü davranmam. Böyle bir insanı etrafımda tutmam. Çalışma ortamında filansa da iletişimi minimuma indiririm.

Bu gıcık davranma laf sokma işlerini tercih eden insanlarda da bir sorun vardır. Sevmediği birine kötü davranma çabası varsa o insan da benim gözümde biraz kötü insandır. Kötü değilse de boştur.
+5
a perfect lie
(14.01.26)
Kötü davranmam kimseye.
-5
arbre
(14.01.26)
Hayır davranmam. Görmezden gelirim. Bana nasılsın vs. diye sorunca teşekkür ederim, der geri sormam.
0
substituent
(14.01.26)
uzak dururum kotu davranmam..
+1
cooperr
(14.01.26)
Asgari nezaket seviyesini korurum. Mesafe hisseder ama sevmediğimi göstermem. Örtük olarak da bir şey yapmam.
0
black holes in the sky
(14.01.26)
boyle bi soruya eksi duyuru gibi yari anonim bi ortamda bile pek fazla gercekci cevap gelmez. ama gercek hayat tecrubelerinden biliyoruz ki insanlar sevmedikleri insanlara karsi olumsuz davranislarini rasyonalize etmekte oldukca maharetliler.

ikincisi giciklik denen seyin tanimina da cok bagli. birine cok ufak hatta 0 maliyetle bir iyiligin dokunabilecekken bunu yapmamayi secmek kimilerince giciklik olarak yorumlanabilir mesela.
+5
ghilleinthemist
(14.01.26)
Sevmediğim biriyle aynı ortamda bulunmam. Bulunmak zorundaysam da iletişimim sıfıra yakın olur.
0
gobekliraki
(14.01.26)
Bana kötü davrandıysa, saygısızlık yaptıysa kötü davranırım.
Bunlar hariç herhangi bir sebepten dolayı sevmiyorsam yok sayarım
0
ebeş
(14.01.26)
sevdiğim insanla muhattap olmam. sevmediğim için kötü veya ters davranma gibi davranışım yok.
0
mikahakkinen
(14.01.26)
Tahammül sınırım düştüğü için kendimi tutamadığım zamanlar oluyor. Yani şimdi gıcıklık yapayım diye değil de normalde içimde tutacağım düşünceleri tutabilme yeteneğimin azalması gibi. Kişisel hayatımda zaten sevmediğim insanla görüşmem ama iş ortamında seçme imkanı olmuyor takdir edersiniz ki.
+1
peki madem
(14.01.26)
hayır ama ilk fırsatta olduğu ortamdan uzaklaşırım.
0
lazpalle
(14.01.26)
engelledigi adamin bile engelini kaldirip eksileyip tekrar engelleyen saykolarin oldugu duyuruda bu soruya samimi ve dogru cevaplar almayi beklemeniz cok naif.
bakarsaniz kimse "muhatap olmuyor" ama toplum birbirinin kuyusunu kazan, dedikodusunu yapan, laf tasiyan insandan gecilmiyor. herkes hakettigi hayati yasiyor.
ghilleinthemist +1
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.01.26)
Kötü davranmam, uzak tutarım. Hatta bayağı karşılaşmamaya çalışırım. Yüzüne karşı da mantık çerçevesi dışında bir tepki göstermem ama kendisi benimle alakalı ya da alakasız bir suç işliyorsa gerekli raporlamaları yapıp yasal yollara başvururum ya da başvuranlara yardım ederim.

arşiv unutmaz ve yazıp sildiğiniz en ufak şeyleri (küfürleri mesela) bile kaydeder :)
+3
eileengray
(14.01.26)
mesafeli dururum. iş yerindeyse ve işi bana düştüyse ekstra kötü davranmam asla.
sosyal konulara girmem, laf atarsa yanıtlamam ya da bulunduğumuz ortama göre ilgisiz yuvarlak yanıtlar veririm. eskiden yeri gelirse laf da sokardım bi faydasını görmedim :)
0
denef
(14.01.26)
Yapacağım en fazla muhatap olmamak.
İş yerinde arama çok net bir şekilde mesafe koyduğum tavrımı belli ettiğim kişi geçenlerde arkamdan "benimle derdi var maaşımı bile vermiyor" demiş halbuki bu konunun direkt benimle ilgili olmadığını o da biliyor ama böyle algılamış mesafeli olduğumuz için.
Böyle konular biraz da algıyla alakalı sanırım.
Bile isteye kimseye kötülük yapmamaya çalışırım bana kötülük yapana bile en fazla yapacağım şey silmek oluyor ki bana bir hadi unuttuğum da olsun iki kişi falan kötülük yapmıştır, türk dizisi tadında hayatlar yaşamadığımız için kim kime ne gibi bir kötülük yapabilir ki aklım almıyor benim.
0
mutekebbir
(14.01.26)
iş ortamı gibi sürekli yüz yüze olduğumuz bir ortamdaki insan ise, asgari iletişim ve ortamın gerektirdiği nezaketi gösterir daha fazlasını yapmam. merhaba, merhaba yani. nötr duygularla iletişim kurarım. yüz yüze bir ortam değilse uzak kalırım. bazı insanlar için sevmedikleri insanlarla uğraşmak hobi gibidir. öyle biri değilim.
0
unvergesslich
(14.01.26)
(6)

elbiselerinizin tüyünü nasıl alıyorsunuz?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
internetten siyah ceket aldım, kumaşı istediğim gibi gelmedi. zamanla toz toplayacağa benziyor. böyle kıyafetler ne ile temizlenebilir?
internetten siyah ceket aldım, kumaşı istediğim gibi gelmedi. zamanla toz toplayacağa benziyor. böyle kıyafetler ne ile temizlenebilir?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.01.26)
yapışkan rulolarla
+1
jelly bear
(13.01.26)
tüy toplayıcı rulolarla. haznelilerden değil ama. yapışkanlı ucuz olanlardan
+1
black holes in the sky
(13.01.26)
Rulo olmadığında koli bandı etkili çözüm .
+1
diyecevaplandı
(14.01.26)
kullanım sonrası gamboçta saklayarak da dolapta toz tutması önlenebilir.
örnek ürün: www.ikea.com.tr
+1
tnz
(14.01.26)
tras bicagi..
+1
cooperr
(14.01.26)
yapışkanlı toz toplama rulosunu ikea dan alın derim. marketlerdekinin performansı çok iyi değil bence. ha ikea da mükemmel değil ama diğerlerinden iyidir.
+1
Sadece soruyorum
(14.01.26)
(9)

Ünlülere neden sardılar?

Kahvedesu
Neredeyse her gün biri uyuşturucudan tutuklanıyor? Sıradan insanlara niye bir şey olmuyor?
Neredeyse her gün biri uyuşturucudan tutuklanıyor? Sıradan insanlara niye bir şey olmuyor?
0
Kahvedesu
(13.01.26)
onlara da oluyor tabi ama haberimiz olmuyor. ünlüler göz önünde olduğu için caydırıcı olsun diye özellikle seçiliyor, tabi parayı basıp sıyırıyorlardır oraları bilemeyeceğim.
mesela marmariste bizim yan bahçede yaşayan adam okul önünde çocuklara uyuşturucu satmaktan 2 yıl yedi bir kaç ay sonra salındı. bu da böyle bir haber :P
-1
neira
(13.01.26)
toplumun tüm kesimlerine korku salıyorlar. devletin (kendilerinin) gücünü pekiştiriyorlar. milletvekili de olsanız, seçilmiş belediye başkanı da olsanız, milyonların sevgilisi meşhur biri de olsanız, en çok izlenen gazeteci de parti başkanı da olsanız size çökeriz, adliyede cezaevinde süründürürüz demek istiyorlar. çünkü aynı gücü uyuşturucu ile mücadelede, sanal bahis ve dolandırıcılıkta kullanmıyorlar.
+1
ground
(13.01.26)
- gundem degistirme
- ya biz sadece chp, Imamoglu ile ugrasmiyoruz, kimin yanlisi varsa aliriz, kimsenin gozunun yasina bakmayiz, bak Sadettin saran'i aliyoruz gorun (cok tepki gelince gs'dan Lutfu aribogan'i falan aldilar iki gunlugune yalandan, 20 senelik olay guler misin aglar misin? Acizlik! Bir plan program yok, spontane ben yaptim oldu. Sonra cok tepki gelecek sike olayina girmeyelim ama bir Galatasarayli alalim diye Erden timur'u kara paradan aldilar dengelemek icin)
- itibar suikasti, lekelemek. Yarin obur gun, biri cikis, bir elestiri yaptiginda ya sen zaten kokocuydun, hakkinda yuz tane iddia vardi, sen once onu acikla, senin ne oldugun belli diyecekler, simdiden milletin sesini kesmek, otosansur bir nevi.
+1
freedonia
(13.01.26)
Büyük resmi gören bazı teorisyenlere göre bu yaz aylarında büyük bir şeyler olacak.
O olmadan önce ortam hazırlanıyor, iç-dış hesaplaşmalar yapılıyor, ayrık otları ayıklanıyor vs.

Bahsettiğiniz konu da bu amaçla kullanılan araçlardan biri, ünlüler o işin sos kısmı. İş insanları, siyasetçiler ve onların aile bireyleri işin asıl kısmı.

Ben demiyorum, büyük resmi görenler böyle diyor ben sadece aktarıyorum size.
0
michael_knight
(13.01.26)
Esrarı yasallaştırmak için zemin hazırlanıyor
-1
olaylar olaylar
(13.01.26)
Bütün bu olanları bir şekilde Eko başkanıma bağlayacaklar gibi.
0
kizil karga
(13.01.26)
Deniz seki neden yıllarca yattı? Bunların ifadesini alıp bırakıyorlar.
0
🌸Kahvedesu
(13.01.26)
"influencer" kadinin teki adamin tekinin ucagina binip, kibris'a kumar oynamaya gidiyor. ucak imamoglu'nun cikiyor. bu kadin da vallaha haberim olsa binmezdim diye aciklama yapiyor. fikra bu kadar.

amac net olarak ortami bulandirip, adami mumkun oldugunca icerde tutmak.
ergenekon sureci de boyle degil miydi?
0
cooperr
(13.01.26)
Deniz Seki uyuşturucu ticareti suçundan ceza aldığı için yattı.

Ben asıl amacın komple bir gündem değiştirme ya da hesaplaşma olduğunu düşünmüyorum. Habertürk tarafındakilerle, özellikle Mehmet Akif Ersoy'un kendisiyle ya da arkasındaki tiplerle bir hesaplaşma amacı olabilir. Soruşturmayı yönetenleri manipüle edebilecek olanların da bazı kişilerle kişisel hesaplaşmaları olabilir, bunlara itiraz etmiyorum ancak tümüyle maksatlı bir operasyon olması (Ergenekon, Balyoz vs gibi) bana pek olası gelmiyor.

Uyuşturucu kullanımı zaten yaygın. Benim gibi ağzına sigara koymayan ve sosyal (içki) içici birinin bile çevresinde düzenli olarak bazı maddeler kullanan insanlar var ki ben uyuşturucu kullanılan ortama girmem. Belli ki kamuoyunun bildiği tanıdığı kişilerin torbacıları ve bu torbacılarla iletişim halindeki kişiler alınmış ve gerisi geliyor. Ancak bu mücadelenin çok samimi bir mücadele olmaktan ziyade "Kimse yargıdan azade değil." mesajı verilmek için yapıldığı da anlaşılıyor çünkü bu kadar çok torbacı alındıktan sonra, müşterilerin yanı sıra asıl uyuşturucu ticareti şemasının yukarısına çıkılması gerektiği aşikar ancak buna dair pek bir haber göremiyoruz.
0
10551037
(13.01.26)
(15)

crackli her yazılım zararlı diyebilir miyiz?

Rondak
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir s
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.

yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir sıkıntı yaşadığımı hatırlamıyorum.

siz buna katılıyor musunuz? yani özetle crackli olan her yazılım sizin bilgilerini vb ele geçirmek için mi yapılmıştır.
0
Rondak
(12.01.26)
istisnasız hepsinde trojan var. mutlaka kullanmak zorundaysan sanal makina içine kur.
-6
orpheus
(12.01.26)
İstiasnasız hepsinde var demek doğru değil. Tabii ki tutumunuz hepsinde trojan varmış gibi yaklaşmak olmalı. Ancak sırf microsoft'a, apple'a veya diğer teknoloji şirketlerinin vampir gibi kan emmesine uyuz olup yazılım crackleyenler de var.
+4
himmet dayi
(12.01.26)
@orpheus

yıllardır kullanıyorum/kullanıyoruz diyorum, nasıl trojan var. bana somut kanıtla gel.
+1
🌸Rondak
(12.01.26)
hayrına yapmıyor sözü çok doğru değil. Evet herkesin bir çıkarı var, ama bilgisayar dünyasında gönüllü yapılıp herkese ücretsiz sunulan milyonlarca içerik var.

vlc player, 0 reklam geliri, ücreti yok, öyle senin verilerini topluyor falan kesinlikle değil.
Belnder, gimp, firefox, openstreetmap, internetarchive...

mesela oyun moder'ları. oyunlara dehşet büyük ölçüde mod yapıyorlar ve herkesle ücretsiz paylaşıyorlar.

Bu tarz insanlar genelde hobi olarak kazanç gözetmeksizin yapıyorlar bu işleri.


Crack işini, büyük firmalara karşı gelmek için yapanlar var. Bazen protesto etmek için. mesela simcity oyunu ilk çıktığında hep internet bağlantısı gerekiyordu. herkes bundan nefret etmişti, oyuna para verenler bile cracklisini kullanıyordu.

anlayacağınız, babasının hayrına yapılan bir sürü iş var.
+3
substituent
(12.01.26)
@rondak
microsoft defender büyük kısmını görmüyor. bitdefender kur veya verdiğim linke bahsettiğin cracki atıp içinde ne gizlendiğini görebilirsin. inanmak-inanmamak ve risk sana ait. hepsi demeyelim de %80 diyelim içini rahatlatacaksa.

www.virustotal.com
-4
orpheus
(12.01.26)
hayır fakat bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorsanız bu şekilde varsayımda bulunmanız en doğru yol olacaktır. crackleme hususunun temelinde birbirleriyle yarışan "scene" gruplarının rekabeti vardır.
0
redlinetheturk
(12.01.26)
Hepsi zararlı demek dogru degil. Arada vardır tabiki içinde trojan içeren kaynak kodları olan fakat hepsi degil. Bazıları bunu kendini kanıtlamak veya crack'ını yaptıgı uygulamanın şirketine gövde gösterisi yapmak için yapıyor.
0
limonlu eksi
(12.01.26)
Bir ek,
Bazı virüs programlarının virüs bulmasının tek sebebi virüs olması değildir.
sistemde normal erisomler /olaylar dışında işlem yaptığı için virüs olarak yorimlamabiliyordu eskiden (şimdi nasıldır bilmiyorum)
Bir örnek, windows ve ofis için graveyard sitesinden opensource script ile lisans sahibi olabiliyorsunuz.
+3
kisa
(12.01.26)
Her zaman risk vardır.

Ben oyun oynamıyorum ama onun yerine müzik programlarını koyabilirsin :) bir tane laptop sırf bu işler için. Onunla kesinlikle ne bankalara girerim ne resmi yerlere ne de kişisel hesaplarıma.

Bunlar için temiz kurulum ayrı bir laptop'ım var.
+1
makbur
(12.01.26)
linuxu adam bedava yaptı sattı ücretsiz veriyor onda da mı trojan var :)

virüs olma ihtimali var ama yıllarca kullandım karşılaşmadım. macte bile yaptım sorun olmadı hiç.
+1
jelly bear
(12.01.26)
kesin zararlidir diyemeyiz ama zararli olma olasiligi zararsiz olma olasiligindan cok daha yuksek. zira bunu yapan adamin isi zaten acik bulmak.

"ben senelerce kullandim bir zararini gormedim, virus programlariyla da baktim bisye bulamadim" gibi beyanlarin bir kiymeti yok.
+1
cooperr
(12.01.26)
Özellikle ismi çok yaygın bilinmeyen antivirüs programlarının bir bölümü kasıtlı olarak hayali virüs tespiti (false positive) yapıyor. Bunu korkutma yoluyla kendi ürünlerini duyurmak ve satmak için yapıyorlar. Virustotal sitesinde çok sayıda antivirüs sonucu birlikte gösteriyor ve aralarında bu türden çöp antivirüs programlarından çok var mesela.

Soruya cevap: Eğer crack işlemi yabancı bir programcık çalıştırmayı gerektiriyorsa oldukça risklidir diyebiliriz. Asıl üreticisi virüs koymamış olsa bile bir başkası onu alıp virüslü hale getirip yeniden yayabilir, hatta bunu yapmak çok daha kolay. O yüzden uzak durmak gerekir.
+1
mikro patlama
(13.01.26)
zaten ürünün kendisi, kendi crackını de piyasaya salabiliyor, mesela photosop bu şekilde dünyada fotoğraf düzenleme konusunda tekel oldu ama artık yeni sürümlerine para vermeden erişmek mümkün değil.
virüslü olanları antivirusler yakalıyor zaten.
tüm crackler zararlı olmasa da gözlemlediğim kadarıyla arada bir yerlere veri alıp gönderenleri de var, virüslü de var.
+2
duyuruuser
(13.01.26)
25 yıldır pc kullanıyorum daha bir kere kurduğum crack yüzünden başıma şu geldi diyen çıkmadı.
0
plastic_angel
(13.01.26)
Crack işi ilk çıktığında aslında aslında kendi içinde iki motivasyonu olan bir şey: Biri bir cracker grubu olarak olan en hızlı şekilde yeni çıkan bir uygulamayı crackleyip bu alanda ne kadar iyi ve yetenekli olduğunu göstermek, yani bir nevi yabancıların bragging rights dediği şey. Diğer motivasyon da internetin özgür ruhunu savunup şirketlerin para kazanma hırsına tepki koymak.

Bugün tabi ki crackli bir yazılımda virüs vb. çıkma olasılığı vardır. Ancak bence de o risk inanılmaz büyük değil.
0
salihdt
(13.01.26)
(13)

Bankalara borç takıp ödememek?

bobinhoo
Geçen şunu farkettim ki,tüm bankalardaki kredi kartı limitleri, ek hesap limitleri, ön onaylı krediler vb hepsini alsam 7-8 milyona yakın para alabiliyorum anında bankalardan.Üzerimde hiç bir malvarlığı olmadığı senaryoyu düşünecek olursak, ben bu borcu bankalara takıp ödemesem ne olur?Bildiğim kada
Geçen şunu farkettim ki,tüm bankalardaki kredi kartı limitleri, ek hesap limitleri, ön onaylı krediler vb hepsini alsam 7-8 milyona yakın para alabiliyorum anında bankalardan.

Üzerimde hiç bir malvarlığı olmadığı senaryoyu düşünecek olursak, ben bu borcu bankalara takıp ödemesem ne olur?

Bildiğim kadarıyla maaşımın da %25ine el koyabiliyorlar maksimum, %75i bende kalıyor zaten.

Bu koşullarda tüm malları üzerine geçireceğim insandan kazık yemediğim sürece başka nasıl zorluklar yaşarım sizce?
0
bobinhoo
(12.01.26)
Bi daha bankalarla işin olamaz. Hesabına para yatıramazsın direkt bloke edilir. Kredi kartı kredi kullanamazsın. Kredi kartın olmadığı için araba kiralayamazsın mesela.
Onun dışında ödeyeceğim diye taahhüt falan vermezsen hapis cezası yok.
Haciz derdin de yoksa sorun yok zaten.
0
jelly bear
(12.01.26)
O güvendiğim insan bir kart çıkarır verir bana nolacak ki. Ha dediğin gibi araba kiralayamazsın ama çok da önemli bir şey değil yani.

Peki bankalar bir süre sonra bırakır mı peşimi acaba?
-1
🌸bobinhoo
(12.01.26)
bankalar peşini bırakır borçlar varlık fonuna devrolur bir süre sonra. varlık fonu borçları daha ucuza satın aldığı için borçları daha az paraya kapatabilirsin ama belki de bi 5-10 yıl sonra.

ama yine de kart vs alamazsın.
0
jelly bear
(12.01.26)
Varlık fonu bir zaman sonra seni aramayı bırakıp halanı teyzeni amcanı dayını evliysen eşini değilsen sevgilini sevgilinin kardeşini arkadaşlarını arkadaşlarının arkadaşlarını falan aramaya başlıyor seni utandırmak için, "bu bobinho'ya biz ulaşamıyoruz siz ulaşırsanız söyleyin de bize üç beş bi şeyler ateşlesin borcu çok birikti" diyorlar, "bunlar da umurumda olmaz kardeşim" genişliğin varsa pek bir sorun yaşamazsın.
0
kizil karga
(12.01.26)
varlık şirketleri peşini bırakmaz. bu yüzden üstüne hiç bir şey alamazsın. zaten almam diyorsan sorun yok. maaşına haciz gelir ömür boyu taksit taksit ödersin. eğer istersen onu da ödemezsin hatta.

al sana taktik. o çok güvendiğin kişiye imzala büyük bir senet, versin seni icraya. maaşına ve evindeki fazla eşyalara haciz koysun. eşyaları bir tanıdık ile yedi emin yapsın kaldırmandan kullanmaya devam et. maaşından her ay yatan parayı da çeker sana geri verir. bankalar ve varlık şirketleri de sırada bekler durur artık.

tabii bir daha ömür boyu bankalar ile işin olmaması gerekiyor.
0
gercekdunya
(12.01.26)
@gercekdunya dahice lan, nası aklıma gelmedi diye üzüldüm şu an.
0
🌸bobinhoo
(12.01.26)
@bobinhoo tecrübe. 20 sene önce geçtik bu yollardan gençlik ateşi işte.
0
gercekdunya
(12.01.26)
Bir marketin çekmecesindeki parayı kapıp kaçmakla ya da yoldaki simitçinin simidini kapıp kaçmakla ahlaki yönden bir fark var mı bu durumun?

Konunun o yönü gözardı ediliyor sanırım.

Bankalar kredi faiz oranını hesaplarken, geri dönmeyen kredi masraflarını da maliyet içine koyar ve bu parayı bir şekilde namuslu vatandaşlardan tahsil ederler.
+1
Mirket
(12.01.26)
@mirket

bence çok farkı var ama o başka bir tartışmanın konusu. zaten yapacağımdan da sormuyorum böyle bir şeyi fark edince gözden kaçırdığım başka sonuçları var mı diye merakımdan açtım soruyu.
0
🌸bobinhoo
(12.01.26)
@Mirket dediğin gibi banka o kayıp kaçak oranını da hesaba katarak maliyet analizi yapar. yeni vereceği krediyide bu şekilde verir.

ahlak yönüne gelecek olursa bence tartışılır. verdiğin örnekler hırsızlık. bu yapılan da hırsızlık diyorsan haklı olabilirsin. ayrıca bana göre, zora düşmüş birine yüksek faiz ile borç verip elindekini avucundakini almak da hırsızlıktır. geçmişte ben zora düştüğümde hiç durmadan sıkıştırmaları, tüm çevremi aramaları ne kadar etik ve ahlaki idi. ödeyebilsem zaten öderdim. nitekim o dönem geçince tüm borcumu ödedim.

ama bu örnekte arkadaş zora düşmemiş bilerek ve isteyerek yapacak. bu da onun için kendi vicdanı ile hesaplaşması gerkmektedir.
+1
gercekdunya
(12.01.26)
Bankalara 8 milyon takmış birine güvenip kredi kartını verecek bir enayi tanıdığın varsa bizi de tanıştır. Biz de yararlanalım.
+1
himmet dayi
(12.01.26)
Birkaç yeri düzeltelim:
Bankalar aynı anda o 8 milyonu vermeyeceklerdir, velev ki verdiler, ödeme, ben de o durumda olsam ödemem.
Varlık fonundan önce bankanın avukatlık bürosu o paranın peşine düşüyor, avukatın icra ekibi iyiyse, "seni aramayı bırakıp halanı teyzeni amcanı dayını evliysen eşini değilsen sevgilini sevgilinin kardeşini arkadaşlarını arkadaşlarının arkadaşlarını falan aramaya başlıyor" :)
Hapis yok demişler ama var, borcu hiç ödeyemezsen, en son çare varlık fonu kamu davası açıp çok cüzi miktar kadar seni günlük olarak para karşılığında cezaevinde yatırıyorlar.
En temiz yol, +1 gercekdunya
Bu yol ile hapse de girmezsin, borcu da ödemezsin.
0
pccopath
(12.01.26)
kuzey amerika'da battim diyip yirtiyorsun. 7 sene kara listeye aliyorlar, o sure icinde nakit yasaman lazim, kredi karti falan almak imkansiza yakin. sana borcu olan herkese kagit gidiyor, bu eleman batti haberiniz olsun, soguk su icin, adami da rahatsiz etmeyin diye. hapis falan da yok. bunu her 7 senede bir tekrarlayip, cektigi para ile turkiye'de han hamam alan tipler var. hatta esiyle ortak olarak bir kendini batiriyor bir esini batiriyor, her 7 senede bir bu donguyu tekrarliyor.

ama bildigim kadariyla bu tr'de islemiyor, senden bir sekilde aliyorlar parayi ya da iceri giriyorsun.

kisiyi degil kurumu da dolandirsan, ve dolandirdigin kurum hicbirimizin hazzetmedigi bankalar da olsa hakkin olmayan parayi cukkalayip tuymek neresinden bakarsan bak hirsizlik.
0
cooperr
(12.01.26)
(12)

Herkesin maks 25 yasinda oldugu is yeri

Kittie
Bi is var. Boyle ayakta durmali vs.Geneli ogrenci zaten calisanlarin. Mezunu da maks 25 26dir. Klasik havalimaninda ayakta dikilmeli is.Ben de 40a dogru ilerliyorum. Bu ise girsem kendime ayakta durabilir miyim butun gun diye guvenemedim falan ama denesem mi diye arkadaslarima sordum.2 farkli arkada
Bi is var. Boyle ayakta durmali vs.
Geneli ogrenci zaten calisanlarin. Mezunu da maks 25 26dir. Klasik havalimaninda ayakta dikilmeli is.
Ben de 40a dogru ilerliyorum. Bu ise girsem kendime ayakta durabilir miyim butun gun diye guvenemedim falan ama denesem mi diye arkadaslarima sordum.
2 farkli arkadasima sordum. Ikisi de benim hic aklima gelmeyen bi sey soylediler.
Ciddi bi jenerasyon farkin olacak is arkadaslarinla. Amirin bile 30 yoktur dediler. Tam bir teyze olacaksin onlar icin nesil cok saygisiz can acitirlar falan dediler.
Bu gencler bana bu sekilde mobbing yapabilirler mi ya?
Herkes ne dusunuyorsa soylesin lutfen.
Tesekkurler
0
Kittie
(12.01.26)
yeni jenerasyon inanılmaz kötü. muhtemelen yaparlar.
0
oekuklu
(12.01.26)
spesifik bir sağlık sorununuz yoksa bence ayakta durmakla ilgili sorun yaşamazsınız. yani 40'lı yaşlarında pek çok sahada görev yapan, ayakta durmaktan da öte koşan koşturan çalışan insanlar var.

jenerasyon farkı olabilir ama bu iyi de olabilir. yani mesela onlar daha öğrenci ya da yeni mezunken siz bu işi daha bir disiplinli, olgunlukla ve gençlerin saygı duyduğu bir karakter olarak yaparsanız çok hızlı bir şekilde şef, yönetici falan olabilirsiniz. türkiye'de özellikle işte takımdaki en yaşı büyük - olgun kişinin terfi alması gibi, daha sorumluluk sahibi pozisyonlara konulması yaygın bir şey.
+2
gitdaddy
(12.01.26)
Hiçbir şey olmaz. Kabul et. Tersine keyifli.
-3
arbre
(12.01.26)
denemekten ne kaybedersin ki? ayakta çalışmaya alışık değilsen ilk bir hafta biraz pestilin çıkar.
0
lazpalle
(12.01.26)
tüm gün ayakta durmak zor bence. bana zor gelirdi, molalar ne kadar o önemli. iş zor.
0
jelly bear
(12.01.26)
lanet bir işte çalıştım 30 yaşındayken. arkadaşlarımın çoğu 16-20 yaş arasındaydı, akranım diyebileceğim sadece iki kıdemli kişiydi ki ben hem yaşlı hem de rütbe olarak en tırt elemandım. şu komik mafya oyunu reklamları var ya level 1 zavallı o hesap.

işle ilgili en son dert ettiğim durum buydu. aksine çocuklar bana toplu taşımadaki yaşlı muamelesi yaptılar, yardımcı oldular, kolladılar.

bu biraz da şans işi ama bunu dert etme derim biz hangi ortama girersek girelim yaşlı kalma riskimiz var artık. zaten çalışmaya gidiyorsun tanışma etkinliği değil neticede :) evet normalden bir tık sıkıcı olabilir, aranız ne kadar iyi olursa olsun o jenerasyon farkını hissedecek ve işte onlar kadar keyifli vakit geçiremeyeceksin (eğer öyle bi ihtimal varsa) ama çalışanların genç olmasından çekinme.
0
der meister
(12.01.26)
Hiç belli olmaz bu iş için bırakacağın başka bir işin yoksa eğer gitmemek aslında riskli olur, belli olmuyor z kuşağında iyi yetişmişlerde çıkıyor, kendi iş yerimde çok tatlılar açıkçası ik iyilerini bulmuş bize.
0
eja
(12.01.26)
Dene, yapamazsan çıkarsın. Bir iş yerimde yaşlar o civardaydı. Patron da benden 10 yaş küçüktü.
-1
Kahvedesu
(12.01.26)
bence denenebilir, bir ay sonra onların amiri olursun.
0
duyuruuser
(12.01.26)
havalimanında çalışıyorum, devamlı ayakta olmak ve çalışan profili duty free işi gibi geldi bana. tabii ki yorucu bir iş olur ama eğer biraz dayanırsanız olgunluğunuzla yükselmek için (en azından marka temsilcisi olmak için) öncelikli tercih olabilirsiniz gerçekten çünkü hakikaten o genç çalışan profili daha umursamaz oluyor, geçici iş gözüyle baktığından sahiplenici olmuyor. denemekten zarar gelmeyeceğine katılıyorum.
0
phoarbix
(12.01.26)
doğal amir olursun aralarında. kim takar yeni jenerayonu.
0
jamswety
(12.01.26)
patron ben olacaksam hic sikinti yok.
ayni seviyede olacak isek olmaz
0
cooperr
(12.01.26)
(6)

çocukta aşırı hırs/ebeveynlere soru

wilhelmwasmuss
arkadaşlar 5 yaşında bir kızım var. tek çocuk. tabii her çocuk gibi oyun düşkünü. akşamları da mümkün mertebe özellikle ben oyun oynuyorum. lakin manyaklık derecesinde kazanma hırsı var. hafiften endişe de duymaya başladık. herhangi bir etkinlik/oyun/yarışta kaybetmeyi bir seçenek olarak görmüyor. b
arkadaşlar 5 yaşında bir kızım var. tek çocuk. tabii her çocuk gibi oyun düşkünü. akşamları da mümkün mertebe özellikle ben oyun oynuyorum. lakin manyaklık derecesinde kazanma hırsı var. hafiften endişe de duymaya başladık. herhangi bir etkinlik/oyun/yarışta kaybetmeyi bir seçenek olarak görmüyor. ben tabii, çocuğun oyun hevesini yok etmeden, alttan alta kaybetmenin de doğal bir şey olduğunu işlemeye çalışıyorum ama sinir bozucu düzeyde kaybetmeye tahammülsüzlük var. (ben ne çocukluğumda ne de şimdi böyle hırslı bir mizaca sahip olmadığım için de çok garipsiyor olabilirim)

öğretmenim, az çok pedagojik yaklaşımları, bu yaşların doğal gelişim özelliklerinden olduğunu da biliyorum (gerçi lise öğretmeniyim küçük yaş grubuyla hiç muhatap olmadım) ama gene de ufaktan bir ulan bu durum sağlıksız sanki gibi düşüncelere giriyorum. hayali arkadaşları da oyuna dahil edip, onları kaybettiriyor. mesela bana soru sordurup, önce leyla'ya(hayali birisi bu) cevaplatıyor. leyla veya hayali diğer çocuklar her seferinde yanlış cevapları veriyor. sonra bizimki cevaplıyor, her seferinde kazanıyor vs. sürekli hayali birilerinin oyunda olması da tabii ayrı bir durum. benzer durumları yaşayanlar, çevresinde gözlemleyenler veya aramızda mesleği gereği durumu daha net yordayanlar varsa cevap verirse sevinirim. kreşe giden bir çocuk sosyal uyumu vs de herhangi bir problemi yok, ne kadar konuyla alakalı bilemiyorum ama bu bilgiyi de ekleyeyim. teşekkürler.
-1
wilhelmwasmuss
(12.01.26)
öncelikle konunun uzmanı değilim,

ama çocuklarda özellikle 4-10 yaş arasında bazen normun dışına taşan sivri özellikler görüyoruz. mesela bir çocuk çok kıskanç olur ve sınıfta bununla ilgili olay çıkartır, sizinki gibi hırslı ve rekabetçi olabilir, inanılmaz utangaç ve çekingen olup adını bile söyleyemeyebilir. ayrıca çocuklukta hayali arkadaş, kurgusal hayat vs. de çok yaygın (ben kendi çocukluğumdan bile hatırlıyorum başka çocukların da ötesinde).

bence endişelenecek bir şey yok ama ben olsaydım hazır olay sıcakken; çocuklarla ilgilenen, alanında iyi bir psikologa götürürdüm.
0
gitdaddy
(12.01.26)
bu yaş için bence normal. benim oğlanda da vardı. 2-3 yıla törpülendi. hatta iyi olmadığı ve kaybedeceği basketbol gibi sporlara hiç bulaşmıyordu. sokaktaki veya kreşteki oyunlardaki kaybetmeyi hazmetme durumu nasılmış? bunu gözlemleyin ve araştırın bence. aşırı tepki (kavga çıkarma, oyunu bırakma vb.) varsa sıkıntı. bu yaş grubuna sürekli telkinden başka bir çözümü göremedim ben. okula başlayınca ev ve kreşin korunaklı dönemi sona eriyor. hayatın gerçekleri bu tür sivrilikleri törpülüyor.
0
merhum
(12.01.26)
Konunun uzmanı değilim + çocuğum da yok.

Ama çocuk gelişimi ile ilgili instagram sayfalarını çok takip ediyorum. Bu tür olaylarda mesela çocukla oyun oynarken vs sonucu değil süreci onaylayan şeyler söylemek daha doğruymuş. Sonunda başarılı olduğunda onaylamak yerine çok güzel çabaladın vs demek gerekiyor. Kaybettiğinde de harika bir mücadeleydi vs.

www.instagram.com
0
Sadece soruyorum
(12.01.26)
5 yaşında kızım var o da sürekli kazanmak istiyor. Muhtemelen kreşte de belli konularda çekişip kaybediyor. Ama ev onun alanı orada sürekli kazanmak istiyor. 5 yaşta egosentrik bir dönem. Çocuk kendisine ve çevresine zarar vermiyorsa çok problem değil. Kreş veya anaokulu öğretmeniyle konuşup sınıftaki durumunu sorabilirsiniz. En güzel yanıtı öğretmeni verir.
0
mikahakkinen
(12.01.26)
zamanında abd’de anaokulunda öğretmenim annemi çağırıp çocuğunuz çok hırslı demiş. o andan itibaren hayatım boyunca annemin beni kutu oyunlarında acımasızca yendiğini hatırlıyorum. agresif bir çocuk da değildim, aksine oldukça utangaçtım. büyüdükçe o hırs törpülendi. geçiyor yani. okul hayatım boyunca pek hırslanmadım. hırsım belki de kendimi kendime kanıtlamaya çalışmak seviyesinde kaldı.

Üstteki örnek korkunçmuş; öyle olmadım ben.
0
eileengray
(13.01.26)
benim oglan da beni yenemedigi zaman saldirganlasiyor. cogunlukla yeniliyorum, arada test ediyorum bakalim gelisme var mi davranista diye ama henuz yok.

hirsli olmasi bence normal, hirssiz olsaydi ben olsam endiselenirdim.
hirs onemli, ben hirsli degildim, 20li yaslara gelene kadar cok kaybim oldu bu yuzden.
rahat birakiniz, su akar yolunu bulur.
0
cooperr
(13.01.26)
(8)

Buz için arabada kolonya

michael_knight
Donmuş araba camındaki buzun hızlı erimesi için kolonya kullanmanın zararı var mı?
Donmuş araba camındaki buzun hızlı erimesi için kolonya kullanmanın zararı var mı?
0
michael_knight
(11.01.26)
1 defa fısfıslı kolonya kullandık çözdük buzu bir durum yaşamadık sonra hiç ihtiyaç olmadı.
+1
basond
(11.01.26)
birkac kere kullanmanin bir zarari olmaz da surekli buzlanma problemi varsa kazima aleti almak lazim. kolonya ile nereye kadar?
0
cooperr
(11.01.26)
Ben her defasında kullanıyorum fısfıslı kolonyalardan. Senede birkaç kere gerekiyor. Herhangi bir zararının olması bana olası gelmiyor.

Cam suyuna katmaktan söz etmiyorum. Cama sıkıyorum.
0
lazor
(11.01.26)
kolonya kaportaya zararlı. fısfıslar var onlardan alın
0
jelly bear
(11.01.26)
Antifrizi boş fısfısa doldurup sıkıyorum. Tabii kabasini kazima aletinin ucuna bez koyup aliyorum tabii. Yoksa antifriz sikmayla bitecek gibi olmuyor genelde.
0
mbond
(11.01.26)
Kolonyada markasına göre değişen ölçülerde alkol var. Alkol plastik aksamda, varsa cilada falan buğulanma yapabilir. Başka bir zararı olmaz.
0
lil siztah
(12.01.26)
büyük zararı olacağını çok sanmam ama kolonya yerine saf izopropil alkol alıp saf veya suyla filan karıştırıp onu kullanabilirsin maliyeti daha düşük olur. ben mesela gerekince izopropil alkol sıktım. elektronik şeylerin temizliğinde vs. de kullandığımdan bulunuyor yurt dışında rubbing alcohol diye geçen ürün işte normal günlük temizlikte her yüzeyde kullanıyorlar oralarda... plastik de cam da metal de ahşap da siliyorlar izopropil alkolle.

alkol zarar verir mi verirse ne kadar zarar verir bilmem de bu amaçla kullanılan ürün her yerde alkol. türü değişiyor sadece, bilen varsa türüne göre yorumlasın burada. mesela antifrizli cam suyunda metanol var türkiyede gördüğüm tüm markalarda, yurt dışında bazı yerlerde insan sağlığına zararlı olduğundan cam suyunda metanol kullanılmıyor. buralarda ya etil ya izopropil alkol veya bi ihtimal propilen glikol bazlıdır diye düşünüyorum.

piyasadaki buz çözücüler de yine alkol bazlı örnek etil alkol eshop.wurth.com.tr

@mbond antifrizi koyuyorum diyorsun da etilen glikol zehirli ve çevreye zararlı bir şey. daha uygun alternatifler varken önermem. yurt dışında mesela antifriz değişiminde yerlere boşaltmak vs. yasaktır toplayıp geri dönüşüme veriyorlar. bizim burada yine umursanmayan konulardan...
0
konetsu
(12.01.26)
Cevaplarınız için çok teşekkürler arkadaşlar.
Yılda 8-10 gün gerekiyor ve aşırılar aşırısı değil buz o yüzden buz kazıma aleti hem arabada gereksiz yer kaplayacak hem de kullanırken ellerim üşüyecek diye tercih etmedim.

Kolonya işini güzel ve hızlıca yapıyor ama internette birileri ön camdaki özel tabakaya zarar verir, camda böyle renklenme gibi güneş lekesi/yanığı gibi şeyler oluşur diye yazmış. Çok aklıma yatmadı ama sizlere de sorayım dedim.

Keyifli günler dilerimi hepinize.
0
🌸michael_knight
(12.01.26)
(12)

Macbook Air pişman eder mi?

lafıolmaz
Windows kullanıcısıyım.Office işleri ve bir şeyler izlemek için yeni bir laptopa ihtiyacım var. Ekran kalitesi iyi ve batarya ömrü uzun bir cihaz arıyorum.Windows'ta aradığım cihazı bulamıyorum.Apple'da da işletim sistemine alışmak vs. korkutucu geliyor. Macbook air alsam pişman olur muyum? Uzun sür
Windows kullanıcısıyım.

Office işleri ve bir şeyler izlemek için yeni bir laptopa ihtiyacım var. Ekran kalitesi iyi ve batarya ömrü uzun bir cihaz arıyorum.
Windows'ta aradığım cihazı bulamıyorum.
Apple'da da işletim sistemine alışmak vs. korkutucu geliyor. Macbook air alsam pişman olur muyum? Uzun sürer mi alışmam?
0
lafıolmaz
(11.01.26)
Denemeden bilemezsiniz herhalde, o yüzden ikinci el alıp uymazsa zarar etmeden satabilirsiniz. Kişisel uygunluk dışında harika bir cihaz. Dertsiz, tasasız.
+1
orient blue
(11.01.26)
Selamlar, yaklaşık bir yıldır Macbook Air kullanıyorum. Daha önce iPhone bile kullanmadım ve kullandığım laptop beş senelik, buna rağmen alışması ve günlük işlere entegre etmesi sandığım kadar zor olmadı.
0
sekizdokuzon
(11.01.26)
Pişman etmez. En kötü bir aya alışırsınız. Dediğiniz açılardan rahatlık sağlıyor.
0
black holes in the sky
(11.01.26)
Ben alışamadım, alet yatıyor. Onun yüzünden 5 kg laptopu taşıyorum oraya buraya.
0
lil siztah
(11.01.26)
Alışana kadar saçınızı başınızı yolup alışınca iyi ki almışım diyeceksiniz.
0
Mirket
(11.01.26)
bir geçtim ve bir daha da windows’a dönmedim. alışma periyodu gerekiyor.
0
eileengray
(11.01.26)
Uzun yıllar direndikten sonra 4-5 sene önce macbook aldım ben. Hayatımda harcadığım en iyi para olabilir.
Bataryası bozuldu, orası aktı burası koktu diye bir dert yok. Hala birebir ilk aldığım günkü gibi çalışıyor. Oldu da yenilemek istedin, satmak istesen hemen satarsın. Windows bir laptopta bu çok daha problemli. Antin kuntin her gün o driver güncellemesi, bu bilmemnesi falan yok. Asla üzeceğini düşünmüyorum. Al gitsin
0
cay koy geliyorum
(11.01.26)
işletim sistemine 1 haftada alıştım ben ama ileri seviye windows kullanıcısı ve bilgisayar müh öğrencisi olarak macos'u pek sevmedim. windows bilgisayarım olmasa her işimi bunla halledemezdim ama siz temel seviye şeyler için kullanacağınız için pek sorun olmaz muhtemelen işinizi görür.
0
hold the door
(11.01.26)
Yaklaşık 8 ay önce ben de burda sormuştum:
www.eksiduyuru.com

5,5 ay önce yani Ağustos ayında m4 air aldım. Windows'ta yapıp burada yapamadığım hiçbir şey yok, iyi ki aldım diyorum. Bir tek dosya kutusunda herhangi bir öğeyii ctrl+x yani kes olayını bulamadım. Belki burda bilen vardır beni de aydınlatır.

@cay koy geliyorum, sağ olsun aydınlattı. Klasörde bir öğeyi kes yapıştır için şöyle yapıyormuşuz: Dosyayı kopyaladıktan sonra, hangi dosyaya yapıştıracaksak oraya sağ tıkladığımızda "öğeyi yapıştır" diye bir seçenek çıkıyor malum. O da haliyle kopyalayıp yapıştırmak. Ama sağ tıkladıktan sonra option tuşuna basarsak "öğeyi buraya taşı" çıkıyor. Kesip yapıştırmış oluyoruz yani.
0
Amaranta ursula
(11.01.26)
macbook'a 10 sene evvel korkarak gectim.
alistiktan sonra ulan bundan once at diye essege biniyormusuz dedim.
ilk macbook 8 sene sikintisiz dayandi, ustune bir de sattim. orjinal pil 2500 devir yapmisti hala 3 saat sarj tutuyordu.
air candir, yapistir gitsin. dusunecek bisey yok.
0
cooperr
(11.01.26)
evet neden daha once almadim diye bir pismanlik yaratir.
0
antikadimag
(11.01.26)
Yeni Macbook Air'lerde Apple Intelligence ve siri var. Yapmak istedigin seyi ya da aklindaki soruyu sordugunda nasil yapildigini gosteriyor hatta cogu zaman senin icin yapiyor. Alismana yardimci olur.
+1
thetruenorthstrongandfree1
(12.01.26)
(5)

Ev alana oturum izni veren ülkeler

michael harddd
Bu ülkelerden en mantıklı seçim hangisi olur sizce ve neden?
Bu ülkelerden en mantıklı seçim hangisi olur sizce ve neden?
0
michael harddd
(11.01.26)
Hangi ulkeler ev alana oturum veriyor bilmiyorum ama en mantikli secim icin evin deger sarti gibi maddi konular disinda 3 seye bakardim:

1) Oturum sonrasi vatandaslik alma sansi var mi? Yoksa Dubai gibi oturum veriyoruz ama oturum suresi bitince yeni bir ev almazsan yallah ulkene mi diyor

2) Oturumla beraber o ulkede calisma veya is kurma izni de veriyor mu

3) Verdigi oturum izni kimleri kapsiyor? Sadece evi alan kisiyi mi yoksa esini, cocuklarini da kapsiyor mu
+1
sertac akin
(11.01.26)
Ev alıp oturum veren ülkenin bizim mevcut yapimizdan pek bir farkı olmayan benzer ülkeler olacaktır.

Naçizane tavsiyem ev alarak değilde yatırım yaparak oturum veren ülkeleri araştırmanız.

Çok daha fazla seçeneğiniz olur.
-2
kaiserr76
(11.01.26)
portekiz
0
f02561
(11.01.26)
biz bu konuyu bayağı araştırdık, hatta başladık ama şimdi başka bir ülke olmak üzere olduğu icin rolantide bıraktık.

- vatandaşlık istediğiniz icin Yunanistan’ı önermiyorum. 250 bin limiti arttırıldı evet ancak ticari dönüşümden geçen konutlar icin hala 250bine gv veriliyor. Bu dönüşüm işini yapan bir sürü emlakçı var İstanbul’da. Yalnız, Yunanistan asla çalışma vizesi vermiyor. Vatandaşlığa da geçirmiyor. Schengen almadan Avrupa’yı gezmek için iyi bir tek.
- en temizi portekizin 500bin euro fon yatırımı olan programı. her yıl 1 hafta gitmeniz yetiyor ve 5 yıl sonunda oturum izni, çalışma izni ve sonunda vatandaşlık alıyorsunuz (vatandaşlık 10 yıla çıkmak üzere ancak hala yaşama zorunluluğunuz yok ve çalışma izni /oturum izni veriliyor). Bu programda yığılma var, durumu çözmeye çalışıyorlar ancak gecikme yaşansa da vatandaşlık icin geri sayim başlamış oluyor. Fon yönetimi icin iyi bir danışman şart bu arada.
- Portekiz’in d7 gibi vizesi var. Çok daha ucuz ancak orada yaşamanız gerekiyor. Pasif gelir vizesi gibi vizeleri de var. Orada yaşamaya okeyseniz en mantıklısı bu çünkü çok ucuz.
- İspanya’nin 500bin euro’ya konut alınca verdiği gv var. vatandaşlık isterseniz orada yaşamanız bekleniyor. Bu program kapanmak üzere.

Üstte saydığım tüm vizeler eşinizi, çocuğunuzu kapsıyor hatta Portekiz gv’ye aileniz de dahil olabilir. Evlilik de şart değil; domestic partner göstermek de kabul ediliyor.
+1
eileengray
(11.01.26)
portekize coluk cocuk tasinan bir tanidigim var. ingilizce disinda yabanci dil yok.
kari koca zenginler, para problemleri yok pasif gelirleri yuksek.
napiyorsunuz dedim, hicccc oturuyoruz, cocuklarla ilgileniyoruz dediler.

bu kalibrede iseniz zaten sinirdaki ulke ismi tabelasinin pek onemi yok.
ciddi pasif gelir yoksa bence bunlar utopik hayaller.
0
cooperr
(11.01.26)
(6)

Yabancı ehliyetim varken Türk ehliyetinin süresi geçtiği için ceza yedim

ferishtah
Merhabalar,Ne zaman başım dara düşse buraya yazıyorum :)AB üyesi bir ülkenin geçerli ehliyetine sahip olmama rağmen Türkiye’de Türk ehliyetimin süresi geçtiği gerekçesiyle trafik cezası aldım. Türkiye’ye tatil için geçen hafta geldim ve bu gece rutin bir trafik kontrolü sırasında Türk ehliyetimi yen
Merhabalar,
Ne zaman başım dara düşse buraya yazıyorum :)

AB üyesi bir ülkenin geçerli ehliyetine sahip olmama rağmen Türkiye’de Türk ehliyetimin süresi geçtiği gerekçesiyle trafik cezası aldım. Türkiye’ye tatil için geçen hafta geldim ve bu gece rutin bir trafik kontrolü sırasında Türk ehliyetimi yenilemediğim için polis direkt ceza yazdı. Yabancı ehliyetime hiç bakmadı bile.

Türk ehliyetimi yıllar önce kaybettiğim için yenilemeyle hiç uğraşmadım. 12 yıldır ara ara git gel yapıyorum ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştım.

Bu gerçekten yasal bir uygulama mı?
Bu işin içinden en kolay ve en hızlı şekilde nasıl çıkabilirim (Türk ehliyeti kayıp)?

Sevgiler.
0
ferishtah
(11.01.26)
Twitter’da birinin başına aynısı gelmişti. Bi arama yapın, nasıl ilerlediğini öğrenin.

Ehliyeti yenilemediği içinmiş ceza. Ama zaten o ehliyet artık yok, o yüzden yenilememiş.

Emniyetin ve dış işlerinin web sitelerindeki bilgi birbiriyle çelişiyormuş, birileri biraz uğraşacak. Bir süre sonra düzelir herhalde bu saçmalık.

Ekleme: Twitter değil tiktokmuş. Kullanıcı adı: busbasa
5 gün önce atmış videoyu. Diğer platformlarda da vardır belki aynı kişi.
+1
michael_knight
(11.01.26)
Ben de merak ettigim icin biraz bakindim.
Kaynak: Karayollari Trafik Kanunu Madde 39 ve 118

Turk Ehliyeti Olan Birinin Yabanci Ehliyet Kullanmamasi

* Bir kisinin Turk ehliyeti varsa, Turkiye’de arac kullanirken o ehliyet gecerlidir.
* Turk ehliyeti suresi dolmussa, kisi ehliyetsiz arac kullanmis sayilir.
* Suresi dolmus ehliyet, hukuken gecersiz kabul edilir.

Bu yuzden polis yabanci ehliyete bakmaz, cunku sistemde Turk ehliyeti gorunuyorsa yabanci ehliyet devre disi kalir.

Yalniz sistemde bir problem var. Mesela Kanada'da ehliyet alirken Turk ehliyetini teslim etmen gerekiyor. Cift ehliyet bulunduramiyorsun bildigim kadariyla.

Kaynak: A driver may not apply for, secure or retain in his or her possession more than one driver's licence," Section 35.1e of Ontario's Highway Traffic Act.

Yalniz burda farkli ulkelerden alinan ehliyet mi kastediliyor yoksa farkli province'lerden ayni anda iki ehliyet alamazsina mi getiriyor tam bilmiyorum.
+2
thetruenorthstrongandfree1
(11.01.26)
gavuristanda polis cevirse, ehliyet olarak oranin ehliyetinin suresi gectigi icin turk ehliyetini versen, ceza yer misin?

diyelim ki bu kafana yatti yasal olarak ceza dogru, cezadan nasil kurtuluyoruz? odeyerek..
-6
cooperr
(11.01.26)
yurt dışındaki sürücü belgenizi türkiyedeki belgenizi dönüştürerek mi yoksa sıfırdan başvurarak mı almıştınız?
eğer sıfırdan almışsanız iki ülkenin sürücü belgeleri eşlenmediği için sorun yaşadınız. cezayı ödeyin. sonra yurt dışında yaşadığınızı gösterir resmi makamdan alınmış ikamet kaydıyla (yaptırmamışsanız da cezasını ödeyerek bulunduğunuz ülkedeki konsolosluktan geriye dönük ikamet kaydı yaptırabilirsiniz) ve yabancı sürücü belgenizle cezaya itirazda bulunun.

eğer mevcut sürücü belgenizi dönüştürmüşseniz sistemsel hatayı işaret ederek cezayı iptal ettirebilirsiniz.
+1
tnz
(11.01.26)
@michael_knigh, cok tesekkurler. cok yardimci oldu.
@thetruenorthstrongandfree1, tesekkurler. haklisiniz. olay tam olarak bu:
"* Bir kisinin Turk ehliyeti varsa, Turkiye’de arac kullanirken o ehliyet gecerlidir.
* Turk ehliyeti suresi dolmussa, kisi ehliyetsiz arac kullanmis sayilir."

@cooperr, asiri alakasiz olmus. sence yardimci olabilecek bir cevap mi yazdin?
yabanci ulkede orada yasigim icin sorun yasardim (turk ehliyetini ilk 2 yil hicbir sey yapmadan zaten kullanabildim).
turkiye'ye senede iki kez tatil icin geliyorum. nufus kaydim da yabanci ulkede.
yabanci ehliyetle turkiye'de zaten arac kullanilabiliyor (dis isleri bakanligi).
benim sorum da zaten "nasil odemem?" degil, en kisa yoldan bunu cozup nasil yeniden arac kullanabilirimdi.

@tnz, tesekkurler. sifirdan yurtdisinda ehliyet aldim. donusturme olmuyordu.
nufus kaydim da yabanci ulkede senelerdir.
0
🌸ferishtah
(11.01.26)
@feristah

yabanci ehliyetle turkiye'de arac kullaniliyor ama sen "yabanci" degilsin.
cift vatandaslik, ya da baska ulkede oturum sahibi olman, ya da baska ulkede ikamet etmen, seni anavatanda bazi kanun kurallardan muaf yapmiyor. verdigim cevap gayet net ve alakali. en kisa yoldan cozmen icin de cezayi odeyeceksin iste :)
-2
cooperr
(11.01.26)
(11)

Ahmet kaya nın müzik tarzı?

luluki
Sözlerin belli bi matematiği var ve tutarlı. Bu müziği çözemedim. 80 lerin ve 90 ların berbat müzik dünyasında ( toplasan 10 tane iyi şarkı çıkar, şimdilerde bit pazarına nur yağdı) bambaşka bi tarz. Kesinlikle iyi ama bu nasıl bişeydir onj soruyorum. Bas gitar zurna keman aynı şarkıda. Bazı şarkıla
Sözlerin belli bi matematiği var ve tutarlı. Bu müziği çözemedim. 80 lerin ve 90 ların berbat müzik dünyasında ( toplasan 10 tane iyi şarkı çıkar, şimdilerde bit pazarına nur yağdı) bambaşka bi tarz.
Kesinlikle iyi ama bu nasıl bişeydir onj soruyorum. Bas gitar zurna keman aynı şarkıda. Bazı şarkılarda opera tarzı arya var.
Müzikler hep ahmet kaya diyor, eskiye dair başka kayıt yok.
Ahmet saz çalan solfej bilen biri ama dahice işler çıkmış.
Kısaca ahmet e dokunan gizli bi el mi var unutulup giden?
Bu tarzın adı nedir?
Merak eden kalan kalır, başım belada, yorgun demokrat şarkılarının girişi dinleyebilir.
0
luluki
(10.01.26)
Tarzın adı protest müzik, devrimci arabesk, özgün müzik
0
Mirket
(10.01.26)
0
gobekliraki
(10.01.26)
Rahmetli Ahmet Kaya üstün müzikal yetenekleri olan bir insandı. 10 dk'da bestelediği parça çoktu. Canlı yayında kendisine ilk defa verilen şiiri doğaçlama çalıp söylediği kayıt var mesela...

Ahmet Kaya müzikle çocuk yaşta, ilk gençlik dönemlerinde plak/kaset dükkanlarında tanışıyor. Aynı dönem dükkana gelen sol görüşlü gençlerden etkilenip o ideolojiyi benimsiyor. O yıllarda "devrimci" halk müziği diye bir şey var ama bildiğimiz halk müziğiyle aynı şekilde icra ediliyor. Mahzuni gibi eşsiz yetenek, Cem Karaca gibi anadolu rock yıldızı var mesela... Folk pop yapan Selda Bağcan, soft halk müziği söyleyen Zülfü Livaneli var. Ama o tarzın öncüsü diyebileceğimiz (bkz: Ruhi Su) var. Ahmet Kaya Ruhi Su'nun izinden gidiyor ama bağlamayı kendine has bir tarzda çalmaya başlıyor. O tarz halk türkülerini kendine has yorumluyor. Hatta bu tarzı Ruhi Su sevmiyor, eleştiriyor. İlk albümünü (bkz: ağlama bebeğim) dinlerseniz çok net anlaşılır.

Kürtçe konuşamayan bir yukarı fırat kürdü (Malatya/Adıyaman) olarak aksanı var. Vurgularını farklı hecede vurur mesela çoğu zaman.

Yani Ruhi Su izinden çatallanan tamamen kendine özgü bir müziği oluyor. Zamanla dünya müziklerinden ve tarzlarından da besleniyor. Gençlere aranjörlük yapıyor, evinde stüdyo kuruyor falan. Tamamen kendine özgü yani tıpkı Orhan Gencebay gibi müzikte kendi janrını yarattığını söyleyebiliriz.

Kırıklarının başı gibi oldukça erken bir yaşta aramızdan göçtüğünde, müziğinde daha zirve dönemini yaşıyordu. Kim bilir yaşasa neler yapacaktı daha...

Bir başka güzel insan olan kayınbiraderi Yusuf Hayaloğlu ressam ve şairdir. Katkısı tartışılmaz. Ahmet Kaya'nın çok parçasının sözleri, bir kısmının müziği kendisine aittir ama o tarz müzikte sebep Yusuf Hayaloğlu değildir. Mesela İbo'nun söylediği "Nankör Kedi" şarkısını Yusuf Hayaloğlu yapmıştır. İbo söyleyince farklı, Ahmedo söyleyince farklı his verir. (İkisinin söylediği videoyu izleyin mesela).

Yani kendine özgün bir müzik dehasıydı.

Edit: *Devrimci Arabesk" diyen çarpılır ayol. Olur mu öyle şey, ne arabeski...
+3
yadigar
(10.01.26)
Ben uydurmadım valla. Kendisi demiş :)

www.youtube.com
+1
Mirket
(10.01.26)
Videoda da görüldüğü üzere kendisi demiyor. Unkapanı öyle yakıştırmış. Kendisi “reddetmiyorum” diyor, evet. Ama oradaki müzikal değil sosyolojik bir kabul. Halkın, özellikle de aşağılanan, yok sayılan kesimlerin dinlediği müzik anlamında. Tam olarak aynı sebeplerden ötürü Orhan Gencebay’ın müziğine de arabesk denemez. Ha, kendi adıma iflah olmaz arabesk/fantazi dinleyicisiyim. Dört büyükler dışında, kendimi yunus bülbül’den hüseyin altın’a, seyfi doğanay’a uzanan bir skalada derin dehlizlerde damar dinlerken bulabiliyorum. Ama müzikal olarak Ahmet Kaya’ya şu yahut bu şekilde falan filan arabeskçi denemez kanımca.

Yazmışken meramımı netleştirmek adına ekleyeyim:

Sağlıklı, lezzetli, sanatsal yahut besleyici yemekler var. Mesela klasik müzik michelin yıldızlı bir menü ise, halk müziği enfes bir kuru fasulye-pilav ise, sanat müziği patlıcan beğendi, barbunya pilaki, zeytinyağlı yaprak sarmasıysa, pop müzik hamburger, rock müzik steakhouse ise…
Arabeske soslu tavuk dürüm, doritoslu çiğköfte diyebiliriz. Sağlıklı değil. Sanatsal ve gastronomik bir tarafı da yok ama karnını onunla doyuruyorsun. Hatta bazı arabesk parçalar var, derbi maçında stadyum önü köftecisi gibi, kendine has enfeslikleri var… Ahmet Abim ise, sanayi içindeki o enfes kebap ve şişleri yapan, öğleden sonra 3 gibi kepenk kapatan meşhur esnaf lokantası gibi… Fiyatının uygun ve halka erişebilir olması, lezzetinden ve kalitesinden bir şey kaybettirmiyor.
0
yadigar
(10.01.26)
Unkapanı yakıştırması değil. Protest müzik kapsamı içinde değerlendirilmiş ama farklı da olması nedeniyle isim aranmış ve senin yakıştıramadığın bu isim uygun görülmüş o dönemde de bol bol kullanılmış kendisi de o şekilde tanımlamış, daha sonra özgün müzik olarak adlandırılmış. Ben de ilk cevabımda üç ismi de kullandım. İsteyen istediğini seçsin. Bana ne.
Neyin kavgasındayız anlamadım.

Şurada da 2. ve 3. maddelerde anlatılmış.

www.aktuelsanat.net
0
Mirket
(10.01.26)
(bkz: osman işmen)
hatta tam tersi yöne dönünce başka bir ahmet görüyoruz; ahmet şafak.
onun için sorulsa da cevap aynı.
0
g7mor
(10.01.26)
@g7mor

ahmet kaya'nın müzikal becerisi ile ahmet şafak'ınki bir mi allah aşkına?

ahmet kaya'nın anonim türkü sanılan besteleri var. o derece benimsenmiş.

ahmet şafak'ı ülkücüler bile dinlemiyordur.
+1
lancelot du lac
(10.01.26)
arkadaşlar, saldırı amaçlı söylemiyorum ama hepimizde okuduğumuzu anlama sorunu var.
lütfen sorulan soruyu dikkatli okuyalım, evet biraz karışık yazmış olabilir ama anlşılmayacak kadar da değil.

(bkz: aranjör)
(bkz: aranjman)

""Bas gitar zurna keman aynı şarkıda. Bazı şarkılarda opera tarzı arya var.
Müzikler hep ahmet kaya diyor, eskiye dair başka kayıt yok.
Ahmet saz çalan solfej bilen biri ama dahice işler çıkmış.
Kısaca ahmet e dokunan gizli bi el mi var unutulup giden?""

(bkz: osman işmen)
0
g7mor
(11.01.26)
Bu tarzın öncesi var, bir sürü kişi taşları döşedi, hatta bazı şarkıları direkt alıp aynı şekilde okuyor bu arada bunlardan birinin Atilla İlhan ve onun şiir okuma üslubu olması
0
Teran
(11.01.26)
fuzyon bence.
biraz kurt baharatli anadolu rock
bir tatli kasigi turku
bir tutam arabesk
sozler sol tandansli, bombalar duserken sevisiliyo falan
-1
cooperr
(11.01.26)
(13)

Tarkan neden 20 yıldır hit çıkaramıyor?

luluki
Hit dediğimiz hepsi senin mi? dudu ya da çok ararsın beni gibi çocukların ezbere bildiği avaz avaz söylenen şarkılar.Yanii bu kadar para, ün, medya desteği... yine kofti şarkılar...Demet akalın bile hit çıkarıyor. Bu herif kendi kendine gelin güvey oluyor mega starım diye.Evet ses güzel yorum iyi de
Hit dediğimiz hepsi senin mi? dudu ya da çok ararsın beni gibi çocukların ezbere bildiği avaz avaz söylenen şarkılar.
Yanii bu kadar para, ün, medya desteği... yine kofti şarkılar...
Demet akalın bile hit çıkarıyor. Bu herif kendi kendine gelin güvey oluyor mega starım diye.
Evet ses güzel yorum iyi de... adam gol atamayan pahalı forvet.
Neden bu başarısızlık bu kadar iteklemeye rağmen?
0
luluki
(10.01.26)
çünkü devri bitti. 90larda ve 2000lerde iyiydi, şimdi değil. ölene kadar çok iyi olacak diye bir şey yok. tarkan is overrated.
yıllar önce de yazmıştım. tam 9 sene önce yazmışım
www.eksiduyuru.com
-1
dafuq
(10.01.26)
gençken açken parasızken hedeflerin varken çalışmakla, rahata erdikten sonra çalışmak bir değil. basıyo tuşa şarkıyı yapıyor, koyuyor kamerayı oturma odasından klip çekiyor artık pek umursamıyor bu işleri

www.youtube.com
+1
deranzo1
(10.01.26)
Devri bitti +1
Ben bu insanların onurlarıyla kenara çekilmeleri gerektiğini düşünüyorum artık ya kazandığını kazanmışsın zaten bu neyin hırsıdır anlamıyorum.
+1
mutekebbir
(10.01.26)
Eğer hâlâ konser veriyorsa hit çıkarması gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda Hande Yener gerçekten bir kraliçe. Popüler, başarılı, üretken. Paraya şana şöhrete ihtiyacı var mı yok ama son yıllarda bir çok hite imza attı.
+1
egerbiryolcu
(10.01.26)
Sosyo-politik ortamdan dolayı.

Demet akalın şarkıcı bile değil ne hiti...
+3
yurtsuz john
(10.01.26)
sanırım böyle bir arayışı yok.
ozan çolakoğlu ile elektronik bir şeyler yapıp takılıyor. yoksa hit çıkaran çıkarıyor..
+1
tabudeviren
(10.01.26)
gelmek istediği yere geldi belli ki.
yaşlandı. evlendi. çocuğu var.

insanların hayatlarındaki bu değişimler onların üretkenliğini de etkiliyor haliyle.

belli ki memnun halinden. şarkı çıkarayım hit olayım telaşı yok. tarkan vardı ne oldu demesinler diye arada bir salıyor bir albüm o kadar. geçmişinin ekmeğini yiyor.

iyi yorumcu, eski şarkıları da iyi, çok da severim. hepsi bu ama.
yaptı, söyledi, büyüdü, bitti.

karma albümünden sonra hep aşağı indi.
metamorfoz iyiydi gerçi, o istisna belki.
+1
biseysorcaktim
(10.01.26)
Nazan öncel'e sormak lazım. Tarkan hitlerinin çoğunun sahibi o.
+1
gobekliraki
(10.01.26)
nazan öncelle arası bozuldu. tarkanın kendi yazdıkları boş. ayrıca dönemi de geçti.
+2
mikahakkinen
(10.01.26)
(bkz: zeitgeist) yani zamanin ruhu.
0
antikadimag
(10.01.26)
herif kilciksiz 30 senedir piyasada, 55 yasina geldi.
bir topcu 10 sene falan prime donemini yasiyor, sonra bitiyor.
bir popcudan da 30 sene surekli prime olmasini bekleyemezsin, yasandi bitti..

abi tarkan'a da overrated denmez.. tarkan overrated ise zaten kimse kalmiyor.
+1
cooperr
(10.01.26)
Zaman.
Cem Yılmaz'da da benzer bir durum var bence. Yirmili yaşlarında; başarıya aç, görece dünyadan bi haber, kafası rahat, enerjik bir insanın üretkenliği ve ürettikleriyle 50li yaşlarında, zirveyi görmüş, bir sürü olumlu, olumsuz olay yaşamış; çoluk çocuk sahibi olup onların gelecekleri için kaygılanmaya başlamış, ilişkiler yaşayıp onların yıkıldığına tanık olmuş, evlenmiş, boşanmış vb. bir insanın üretkenliği ve ürettikleri aynı olmuyor.
0
salihdt
(11.01.26)
Hocam pop müzikte başarı sadece solistin değil ekibin başarısıdır. Solist işin %50'sini yapar belki ama arkadaki aranjör, müzisyenler, söz yazarları, besteciler vs... Esas üretim de onlarda.

Demet akalın kendi şarkı yazmıyor ki, piyasadaki iyi şarkı yazarlarından topluyor şarkıları. Nerede genç bir ekip var hemen alıyor şarkıyı.

Tarkan da yıllardır aynı ekiple çalışıyor, güvendiği isimlerle. Ama belli ki bu isimler dönemi iyi okumuyor. Ya da okumak istemiyor. Bu da bir tercih.

Tarkan o hit şarkıları yaptığı dönemde deri pantolon üstüne atlet giyip yılan gibi dans ediyordu.

Şimdi takım elbise giyip alaturka söylüyor. İyi günde kötü günde diye düğünlere açılış parçaları yapıyor.

Şimdi tarkan'ı düşününce, "tarkan yeni albüme şarkı arıyor" diye bir haber saldığı anda piyasada bütün müzisyenler tarkan'a bir şarkı vermek ister. rapçisinden popçusuna...

Ama demek ki adam istemiyor. 50 yaşına gelmiş, çocuk yapmış, daha münzevi sakin bir hayat seçmiş kendine.
+1
anten
(11.01.26)
(12)

Homo economicus neden araba satın alır?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Benzin pahalı, trafik sıkışık (böyle trafik mi olur oha amk), park yeri yok, arabalar pornografik pahalı, sanayide sex dönüyor, parçalar zaten arabayla yarışıyor, usta desen bir çoğu embesil, bunun kazası var, kaskosu var, tazminatı var, mtv'si var, trafik cezası var, var oğlu var. Bütün bu ahval ve
Benzin pahalı, trafik sıkışık (böyle trafik mi olur oha amk), park yeri yok, arabalar pornografik pahalı, sanayide sex dönüyor, parçalar zaten arabayla yarışıyor, usta desen bir çoğu embesil, bunun kazası var, kaskosu var, tazminatı var, mtv'si var, trafik cezası var, var oğlu var. Bütün bu ahval ve şerait altında yük taşımacılığı yapmayan birinin ciddi ciddi araba satın alabilmesinin altında yatan sebep nedir?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.01.26)
Bahsettigin eksilere karşılık artıları var.
Araba statü göstergesi
Araba bir yatırım, değer kazanıyor, kredi faizleri iyi iken akıllı bir yatırım olabiliyor dönemine göre
Araba konfor sunuyor
Bu artılar ile yazdığın eksileri toplayıp kendisine göre en mantıklı kararı alıyor.
-1
abelardo
(09.01.26)
Konfor, zaman kazanımı. İstanbul hariç tabii. İstanbul'da araba genelde zaman kaybettirir ama düzgün planlamayla o da zaman kazandırır. Temel sebep konfor.
Ben yaşadığım şehirde otopark sorunu çok nadir çekiyorum. En fazla 15 dk dolaşırım araç parketmek için o da nadirdir. Ama verdiği konforu trdeki toplu taşıma veremez.
Avrupanın ulaşım seviyesinde olsaydık ne biliyim bi paris, amsterdam, araca ihtiyaç duymaz ve kullanmazdım çünkü bu sefer toplu taşıma daha konforlu olurdu.
+1
jelly bear
(09.01.26)
şehirlerde toplu taşıma bir işkence. her gün işe giden servisi olmayan kişiler bu işkenceden kaçmak istiyor.

çoluk çocuk varsa çocukla bir yere gitmek için şart gibi.

statü çok önemli.

matematiği de şöyle: enflasyonu falan boş veriyorum. Bugün 100 ekmek alınan paraya araba aldın diyelim. Yarın gerektiğinde 75 ekmek alınan paraya satabileceksin. Sigorta ıvır zıvır masrafı 10 ekmek parası diyelim. Sana kullanım maliyeti 25+10 = 35 ekmek parası oluyor. Benzin falan var evet ama toplu taşımaya düşsen onun da maliyeti var ve arabayla sırf araba olduğu için bazı şeyleri daha maliyetsiz yapabiliyorsun kafa kafaya geliyor. Yani aslında harcadığın para arabanın bütün değeri değil satacağın zaman aradaki değer kaybı farkı + masraflar. Gerisi ha bankada durmuş ha kapının önünde durmuş.
0
robokot
(09.01.26)
Benzin pahalı tam bir ezber. Benzin birkaç yıldır ciddi ucuz Türkiye'de, önceden döviz bazında dünyanın en pahalısı iken şu an en ucuzlarından. Metrobüs 50 tl, otobüs 35 tl tek basım. Abonman 3 bine yakın, çoğu arkadaşım abonman ücreti alıp kendi aracıyla geliyor işe ve kafa kafaya çıkıyor hesaplayınca yakıt giderleri. Konforu zaten saymıyorum.
+1
furry burns
(09.01.26)
Türkiye'de bir iki şehrin dışında toplu ulaşım zaman ve para kaybından başka bir şey değil. Bundan dolayı ülkede araba ihtiyaç oluyor, bir de evli, çocuklu ise kesinlikle gerekiyor.
+2
murtiii
(09.01.26)
bunların yanıda + olarak konfor geliyor. kışın arabadan klimayı açıp müziğini açıp rahat rahat gitmek, metrobüste sıkışık tıkışık giderken kışın metrobüste terlemekten 100 kat daha iyi.

Bunlara ek, istediğin zaman istediğin yere gidebiliyorsun işte.

getirisi de vari götürüsü var yani.
0
substituent
(10.01.26)
metronbüste taciz edileceğine vergisini verip başka türlü taciz ediliyor. sen kimi merak ettin bu kadar genellemeye yorum yapılmaz. proletaryayı mı soruyorsun?
0
mikahakkinen
(10.01.26)
İnsanların kendisine 1 gram faydası olmayan onlarca kalem gideri var, bunları toplasan ay sonunda arabanın masrafını ikiye katlar, sana her anlamda konfor ve özgürlük sağlayan aracın masrafı bu nedenle benim gözüme batmaz, asıl diğer dandik giderler neden var onları düşünmek lazım arabaya gelene kadar.
0
kizil karga
(10.01.26)
abi büyük rahatlık ve lüks aslında ya. 16-28 yaş arasını hiç araba merakım olmadan geçirdim. maddi açıdan ulaşılmaz gelmesi bi yana büyük şehirde benim kendi yaşantım için gerçekten hiç gereği yoktu. ehliyet bile almadım o yüzden. ama her şeyden önce konfor ve oyun tabiriyle BÜTÜN HARİTAYA ERİŞİM sağlıyor. hastan olsa, gece bi yere gitmen gerekse, atıyorum kırsalda köyde vs. bulunman gerekse müthiş kolaylık. o yüzden imkanım olsa şahsen kesinlikle bi araç isterdim aktif kullanmayacak olsam bile. ayağımı yerden kessin yeter. düşünsene gece 2'de şahsi aracına atlayıp ülke içindeki HERHANGİ BİR LOKASYONA akabiliyosun. az şey değil bu. ben gibi rutini belli veya büyük şehirde yaşayıp 3-5 adresi zaten toplu taşımayla ulaşılabilir olan insanlar için pek anlamı yok ama lazım yani araba. güzel bi şey.

hiçbi şey değilse özel alandır mesela. arka koltuğuna geçer yatarsın, canın sıkkındır oturur içinde müzik dinlersin. canım araba.
+1
der meister
(10.01.26)
Araba bir ihtiyac bir gereklilik. Araba luks degil. Jenerasyonlar boyunca vediginiz vergilerin bir dolusu yol yapiminda kullaniliyor. O yollari kullanin aslanim.

Birak sanayisini, benzinini... ben buna degerim diye dusuneceksin.

Ben Sovyetler Birliginde dogdum. Dedem 7 sene sira bekledi lada alabilmek icin....
Ben su an en buyuk V8 motorlu ne varsa, en yuksek paket ne varsa onu alip, biniyorum. Sanayisi, ustasi, benzini, trafigi umrumda degil.
0
thetruenorthstrongandfree1
(10.01.26)
Araba = özgürlük ve konfor. Ek olarak toplu taşımada maruz kaldığın tipler bile araba almak için bir neden.

Araban yoksa herkesin gittiği ayaksütü mekanlarda takılırsın. Şehir merkezinde gürütü ve stresin içinde yaşamak zorundasın. Belli bir yaştan sonra bunlar çekilmiyor. Daha önce yazdıklarından gen z bir arkadaş olduğunu hatırlıyorum. Biraz büyüyünce zaten bunları kendiliğinden anlıyorsun
0
michael harddd
(10.01.26)
toplu tasima ile evin onundeki duraktan ciktim, otobus+tren+otobus+yuruyus , ofise gitmem 2 saat 15 dakika surdu. ayni yolu bide doneceksin, etti 4.5 saat
ayni yolu arac ile en sikisik trafikte bile yarim saatte gidebiliyorum. yani gidis donus 1 saat.
4.5 - 1 = 3.5 saat gunde, 910 saat senede kazancim var.
saatine net $50 yapan birisinin arac yuzunden kazanci senede $45,500
zaten bu paraya her sene bu ulkede orta kalite sifir bir arac alabiliyorsun.
-1
cooperr
(10.01.26)
(4)

Ucuz uçak biletini hangi sitelerden takip ediyorsunuz?

mikahakkinen
skyscanner kullanışlı gibi. var mı öneriniz?
skyscanner kullanışlı gibi. var mı öneriniz?
0
mikahakkinen
(09.01.26)
Google flights
0
avatar is back
(09.01.26)
Flightlist.io ancak birkaç siteden de bakmak lazım bazi siteler bazi hava yolu firmalarının listelemiyor
0
Amaranta ursula
(09.01.26)
ucuzaucak.net

belli rota ve tarihlerde gayet ucuz biletler paylaşıyolar

bi de geçen ekşide şunu gördüm

skiplagged.com
0
jelly bear
(09.01.26)
en son turkiye biletini Google flights'dan buldum.
hic bilmedigim bir guzergahdan gittim, fena degildi..
0
cooperr
(09.01.26)
(16)

ekşi duyuru soru cevap sirkülasyonun azalması hakkında

denef
uzun süredir sahada olduğum için aktif kullanmıyordum. tekrar masa başında vakit geçirmeye başlayınca ve açıkçası işim düşünce açtım siteyi. dün yazdığım soru hala birinci sayfada karşıma çıktı. Duyurunun hareketli ve aktif zamanlarını hatırlıyorum gün içinde onlarca soru cevap okurdum çoğu da işime
uzun süredir sahada olduğum için aktif kullanmıyordum. tekrar masa başında vakit geçirmeye başlayınca ve açıkçası işim düşünce açtım siteyi. dün yazdığım soru hala birinci sayfada karşıma çıktı. Duyurunun hareketli ve aktif zamanlarını hatırlıyorum gün içinde onlarca soru cevap okurdum çoğu da işime yarardı. herkes nereye gitti, artık alternatif bir mecra mı kullanılıyor ya da buraya ilgi/güven mi azaldı. siz neler düşünüyorsunuz ?
0
denef
(09.01.26)
moderatörler geçimişe göre daha aktif ve gereksiz hamleler yapmaya başlayınca bir de üstüne trol üyeler çoğalınca geçmişte çok kullananlar yani bizler de okuyup gider olduk.
+7
erty_ksk
(09.01.26)
galiba artık burası daha çok sosyal medya mantığında kullanılıyor. azalma elbette var.
+1
gobekliraki
(09.01.26)
chatgpt falan cikti, duyurular azaldi.
+4
lemmiwinks
(09.01.26)
Buranın günlük hayatta karşılaşılan olay veya problemlerden, akademik konulara oradan da dış olay ve gündeme kadar uzanan bir içeriğe sahip olması lazım.
Dış basındaki bir haber veya bir kitaptan alıntı burada çeşitli yorumlarla analiz edilebilmeli.
Konsept/yapı buna da uygun ama sonuçta katılımcıların niteliği asıl durumu belirliyor.
Bizde de aklı çalışan beyinler var aslında
Reddit vs gitmeye gerek yok.

Şimdilik aşk, şehvet , ihtiras, stalk, pembişli storyler , iş yerinde fetişizm şimdilik daha çok ilgi görüyor maalesef.
Belki bir zaman sonra bu husuzursuzlukta meyvesini verir.
Bekleyelim .
0
diyecevaplandı
(09.01.26)
burası güzin ablalara kaldı.
+5
mikahakkinen
(09.01.26)
engel yiyen troller etkileşim göremeyince yazmayı bıraktı asdfhs
+9
gabe h coud
(09.01.26)
Engelleme gelince ve bu sebeple troller etkileşim göremeyince ugraşmayı bıraktılar. Artı olarak yapay zeka çok gelişti. Millet artık ona sorup anında cevap alıyor
+1
limonlu eksi
(09.01.26)
Hoşgeldin denef,
0
duptıs
(09.01.26)
hoş buldum duptıs :)
0
🌸denef
(09.01.26)
uzun yıllar sert bir moderayon uyguladılar. biri mesela şarkı soruyor, birisi de cevaplıyor. soru sahibi "evet budur teşekkürler" diye cevap yazıyor bunu siliyorlardı. sebep; cevap değilmiş. bir soruya cevaplardan birine x +1 demek de siliniyordu. en ufak eleştirel cevap siliniyordu. bunların haricinde yine uzun süre compu bey hiç yenilik yapmadı. oo kadar alıştık ki şu anki arayüze hala alışamadım ben mesela.
yine ekşi sözlük zaten gittikçe popülerliğini kaybetti bundan duyuru da nasibini aldı.
en büyük sebebi de yapay zeka elbet.
+3
ground
(09.01.26)
@ground +1
eskiden çok aktif kullandığım bir duyuru hesabım vardı. sorduğum ve yeterli yanıt alamadığım konularda anlamlı ve faydalı bir sonuca ulaşırsam, kendime cevap olrak yazıyordum; başka insanların da işine yarasın diye. fakat özenle tek tek tespit edip kaç yıllık cevapları silmeye başladılar; diyaloğa giriyormuşum diye.. buna uyuz olup, uzun yıllar girmedim duyuruya.
+2
lil siztah
(09.01.26)
Kalitesizleşti. Ama engelleme sonrası çok daha iyi. Akıl hastaları ele geçirmişti en son.
-3
arbre
(09.01.26)
troller küstürdü, ai iyice ayağımızı kesti.

bir de sorulan sorulara ya da cevaplara laf atıp da bu da sorulur mu, git google'da ara, git ai'ya sor gibi bir sürü yanıtlar gelince pek keyfi de kalmadı insanların.
0
biseysorcaktim
(09.01.26)
Burada en çok cevap veren kullanıcı benim aslında. Silinen cevaplarla birlikte 18 bin üzerinde cevap vermişim. Zamanında çok vakit geçiriyordum. Artık haftada bir aklıma gelirse giriyorum. Bir 2-3 sene de hiç girmediğim dönem oldu. Sebebini eğip bükmeye gerek yok. Okuduğunu anlamaktan aciz bir moderatör vardı. Onun yüzünden bir çok kullanıcı burayı terk etti. Havası zaten söneli uzun zaman oldu. Benim girmediğim o 2-3 yıllık dönemde de ortam iyice cıvımış. Sürekli birbirine laf sokmaya çalışan, birbirini trolleyen tipler iyice bokunu çıkardı. O yüzden asıl soru sormak isteyenler de artık sormaz oldu.
+2
himmet dayi
(09.01.26)
eskiden "bok" yazinca kufur diye siliyorlardi.
simdi ana avrat sovuyorlar ozelden, moderasyon 3 maymunu oynuyor.
sogudu herhalde insanlar, ki normal. benim de ne cevap veresim var artik ne de bakasim.
ciddi anlamda 46lik olan 3-5 kisi ve onlara canak tutan modlar sitenin icine ettiler.
+3
cooperr
(09.01.26)
Moderasyon siteye düşman gibi davrandı. Giden bi daha gelmedi. Başka bi sebebi yok.
0
luluki
(10.01.26)
(11)

Bana bu kalemi satın

michael_knight
Lafı çok uzatmayacağım. Sizin de benim de pek vaktimiz yok. Bana bu kalemi satın.
Lafı çok uzatmayacağım. Sizin de benim de pek vaktimiz yok.
Bana bu kalemi satın.
-26
michael_knight
(09.01.26)
Eşinizin, çocuğunuzun, sevgilinizin, hoşlandığınız kişinin adını yazmak ister misiniz?
-5
arbre
(09.01.26)
Üyeliğe devam etmen için ıslak imzalı form fakslaman lazım.

Faksı da başkası satsın.
-1
kibritsuyu
(09.01.26)
-cinsel gücü artıran kalem geldi (he)

-sevdiğinize kavuşturan manifestli kalem geldi (she)
-1
yurtsuz john
(09.01.26)
birkac sene once guzel bir koltuk gordum vitrinde, luks bir mobilya magazasi idi. ustunde fiyat falan yok, seytan durttu, daldim iceri, enteresan kiyafetli yakisikli bir abi beni karsiladi.

- selam ne kadar bu koltuk, guzelmis..
- evet, oldukca populer bir model. kumasina gore fiyat degisiyor ama bu kumas olsun diyorsaniz $14,000 diyebiliriz, ozel siparis oldugu icin 6 ay beklemeniz lazim.
- hmm, peki ozelligi ne bunun enteresan kumasi disinda?
- soyle soyliyim, gecen ay bir tane bunun aynisindan robert de niro'ya sattik.
- peki tesekkurler.

sanirim robert de niro iyi bir satis stratejisi.
o yuzden diyorum ki aha bu kalemin aynisindan robert de niro'da var.
+1
cooperr
(09.01.26)
önce kaleminizi bana vermeniz lazım.
+1
galahad reloaded
(09.01.26)
alırsanız ekime almazsanız s...
0
matilda
(09.01.26)
hangi kalemi? siz kimsiniz?

acil kalem mi lazim? gunluk mu tutuyorsunuz? baskalarina zengillik gosterme pesinde misiniz? cocugunuz kalem mi istiyor? baska yerlerle de gorusuyor musunuz kalem icin? dolma kalem mi, tukenmez mi, kursun mu, boya mi?

bonus: babam boyle pasta yapmayi nerden ogrendi?
-1
taurina
(10.01.26)
o kalemi herkese satamıyoruz, şu formu asistanınız doldurup başvurursa biz size döneriz. sipariş geçildikten sonra 12 ay içinde hazır olabiliyor.
+1
robokot
(10.01.26)
Sayın robokot,
Başvuru formum elinize ulaştı mı?
Teslim süresini 6 aya çekmemiz mümkün mü? Çok acil bir şeyler yazmam gerekiyor.
0
🌸michael_knight
(10.01.26)
Sayın michael_knight, başvurunuzu aldık. Sizin gibi seçkin müşterilerimizle ilgilenmek üzere özel bireysel danışmanımız sizinle bugün iletişime geçecek ve istekleriniz doğrultusunda özel kaleminizin imalat süreci ve size ulaştırılmasından sorumlu olacak. Teslime kadar seçeceğiniz ikame kalem isterseniz size sağlanacak, iyi günler dileriz.
0
robokot
(11.01.26)
bir şey derdim ama banlarlar ;(
0
hold the door
(11.01.26)
(10)

kıyıda köşede kalmış kullanılmayan satmaya üşenilen şeyler

cisimcik golgi
hem üşenilen hem de kıyılamayan da diyebiliriz.benimkiler:çok eski pili bozuk bir macbook air2018'lerden kalma magic mouseeski bir swatch saatkimler neyi satmakla uğraşmıyor, evlerde ne istifleniyor onu merak ettim. hem de belki birilerinin de işi görülür bu duyuru vesilesiyle.
hem üşenilen hem de kıyılamayan da diyebiliriz.
benimkiler:
çok eski pili bozuk bir macbook air
2018'lerden kalma magic mouse
eski bir swatch saat

kimler neyi satmakla uğraşmıyor, evlerde ne istifleniyor onu merak ettim. hem de belki birilerinin de işi görülür bu duyuru vesilesiyle.
0
cisimcik golgi
(08.01.26)
Bana bir numara küçük Colombia sandalet,
Bana bir beden büyük Colombia mont,
Bana bir beden küçük Colombia polo yaka tişörtler
Bana bir numara büyük adidas ayakkabı.
Hepsi de yurtdışı alım

İlk aklıma gelenler bunlar.
0
Mirket
(08.01.26)
Üç ay önce aldığım hiç kullandığım elektrikli fırınım var. Bayağı ağır olduğu için kimseye elden hediye diye veremiyorum, pahada ağır olmadığı için satmaya uğraşmıyorum. Kaderine terkedilmiş vaziyette bekliyor bir köşede. Şişli - Taksim civarlarında ihtiyacı olan varsa verebilirim.
0
sekizdokuzon
(08.01.26)
Onlinedan satın aldığım için rengini tutturamadığım fondöten kapatıcı gibi bilumum kozmetik ürünü.
0
ekimoloji
(09.01.26)
istif yok, satiyorum cunku. ozellikle elektronik ise isim bittigi anda okutuyorum.
satamazsam arkadaslara soruyorum ihtiyaci olabilecek.
arkadaslar da almazsa bagisliyorum
bagislamayacak durumda ise cop kutusunun yanina koyuyorum, kutu toplayan evsizler var onlar alip goturuyor.
0
cooperr
(09.01.26)
kullanım dışı kalan cep telefonu ve dizüstü bilgisayarlarımı istiflerim, güvenlik sebebiyle. teknolojiyle çok alakam yok. içindeki verilerin silinmesi vs. muhtemelen mümkündür ama açıkçası akıllı telefondur, bilgisayardır bu tip şeylerde güvenlik endişem var.

ha tabii bu cihazlarda kuzey kore'nin nükleer silah bilgilerini filan saklamıyorum ama standart bir endişe benimki.
0
wilhelmwasmuss
(09.01.26)
hatırası olan şeyler var , annemin dantelleri var . hiç dantel sevmediğim ve kullanmadığım halde 1 koli dantel masa örtüleri vs bekliyor evde . yün kazak hırka ve yelekler var yine annem ördü diye .
tabaklar bardaklar fazla fazla ve hiç kullanılmamış eski antika denebilecek şeylerle dolu ev .
kıyafetleri falan facebook üzerinden "atmaver " grubundan ücretsiz verdim , vermeye devam ediyorum ama orada da her teklife istiyorum diye atlayan kurnaz kişiler var dikkat etmek lazım . gerçekten kullanmak için ihtiyacı olanlara fırsat vermiyorlar .
0
devilone
(09.01.26)
Elimde sorunsuz çalışır durumda 1050ti ekran kartı var. Bir türlü elim giymiyor satmaya
0
limonlu eksi
(09.01.26)
shark ninja koltuk yıkama makinesi yine shark ninja dondurma yapma makinesi aylardır kutusundan bile çıkmadı
0
zozjotejmnk
(09.01.26)
artık küçük gelen takım elbiselerim var. bir kaç kez giydim. buzdolabında kimsenin yemediği reçel gibi duruyorlar öyle.
0
yurtsuz john
(09.01.26)
Epey fazla gıda ürünü var nohut, makarna vb. Öğrencilere verebilirim.

Hava nemlendirme cihazı var.
Profesyonel bisiklet koltuğu
Cat6 kabloları, pc güç kabloları
Güncelleme gelecek..
0
Teran
(09.01.26)
(6)

Daihatsu Sirion

muhayyer divan
Çok güzel araba, sizce sağlam mıdır? Yani kronik sorunları var mı, ciddi bir problemi var mı bu aracın? Uzak doğu arabası diyerek alıp binilir mi? Mesela bizim vefâkâr cefâkâr külüstürümüz gibi 30 sene bizi taşır mı?
Çok güzel araba, sizce sağlam mıdır? Yani kronik sorunları var mı, ciddi bir problemi var mı bu aracın? Uzak doğu arabası diyerek alıp binilir mi? Mesela bizim vefâkâr cefâkâr külüstürümüz gibi 30 sene bizi taşır mı?
0
muhayyer divan
(08.01.26)
2004-2005 model araçlardan bahsediyorsun. zaten 20 yaşında nasıl 30 sene daha taşısın.
bunun dışında klasik japon arabası temizini bulursan üzmez. sirion yerine terios tercih edilebilir. minnak bir jip havası var.
+1
orpheus
(08.01.26)
Onların sıfırı üretilmiyor mu artık 🙁
0
🌸muhayyer divan
(08.01.26)
2010 yılında türkiyeden çekildi. benzer kategoride suzuki swift veya nissan micra olabilir.
+1
orpheus
(08.01.26)
Peki hangisi daha olumlu, daha tercih edilesi?
0
🌸muhayyer divan
(08.01.26)
@muhayyer

nissanlarda kronik CVT sanziman problemi var.
swift nasildir bilmiyorum, nissandan iyidir herhalde.

eski arac alacaksaniz, basit bisey istiyorsaniz, bence iki marka ve model var.
1 - honda jazz
2 - toyota yaris
+1
cooperr
(09.01.26)
Daihatsu Sirion bulundugum ulkede epey yaygin, yaygin derken cok var anlaminda degil de bir Daihatsu modeli icin cok var denebilir. Cok kucuk araba, mukavemeti de epey dusuk olur diye dusunuyorum. Elektronigi cok az araba istiyorsunuz sanirim. Renault'dan falan olabilecek en bos modeli tercih edebilirsiniz. Ikinci el olacaksa 20 yaslarindaki arabalarda elektronik aksami az olan bir suru model vardir, ancak Turkiye'de deger kaybi egrisi garip oldugu icin eskilere gittikce alicinin zararina isliyor surec.
+1
mbond
(09.01.26)
(8)

Abd'de öldürülen kadın.

kizil karga
Yanlış anlaşılma olmasın ben de Abd düşmanı bir insanım yaptıklarını ve bu olayı savunmuyorum, sadece bilmediğim için soruyorum: Bu defa neden bu kadar olay oldu? Çünkü Abd polisi şerifi ajanı vs genelde kendisine karşı koyan insanları böyle vurmuyorlar mıydı bu defa neden bu kadar tepki çekti? Beni
Yanlış anlaşılma olmasın ben de Abd düşmanı bir insanım yaptıklarını ve bu olayı savunmuyorum, sadece bilmediğim için soruyorum: Bu defa neden bu kadar olay oldu? Çünkü Abd polisi şerifi ajanı vs genelde kendisine karşı koyan insanları böyle vurmuyorlar mıydı bu defa neden bu kadar tepki çekti? Benim gördüğüm, bazı görevliler (sanırım göçmen bürosu ajanları bunların da polisler gibi direnene ateş etme yetkisi var mı bilmiyorum) bir kadını aracından indirmeye çalışıyor ve kadın da bu olaya direnip aracıyla kaçmak istiyor, sanırım aracı üstüne sürdüğü düşünen bi görevli de ateş edip öldürüyor, normalde de bunlar yapılmıyor muydu zaten? Başta da dediğim gibi sadece anlamak/öğrenmek için soruyorum yoksa kahrolsun Amerika!!1!
0
kizil karga
(08.01.26)
bunlar polis değil aslında başka bir birim. göçmenlik polisi mi denir, gümrük polisi mi öyle bir şey.
geçen yıllarda sayıları ve yetkileri azken trump'la beraber yetki ve sayı artışı yapılıyor ve çok agresif şekilde özellikle göçmenlerin olduğu mahallelere gidip insanlara yaka paça gözaltına alıp sınır dışı ediyorlar.

bu yüzden onlara karşı özellikle sol görüşlü insanlarda ayrı bir nefret oluşuyor.

bu kişi de polisler mahalleye girmesin diye yolu kapatmak istemiş.
polisler de bunu arabadan indirmeye mi çalışıyor zorla kapıyı mı açıyorlar her neyse, kadın da basıp gaza uzaklaşıyor.
olay zaten bir iki saniye içinde oluyor.
kadının polisi ezmek gibi bir niyeti yok. polislerin de bir uyarısı falan yok.
anında infaz ediliyor.

diğer olaylarda en azından bu süreç daha yavaş oluyordu.

bir de; normalde de tepkiler oluyor zaten.
bu olayda da göçmen polisi nefreti + trump'ın delilikleri + bu polislerin göçmenleri yaka paça toplaması + hali hazırda zaten bu olaylara karşı eylem yapmak için halkın toplanması + george floyd'un öldürüldüğü yer olması gibi bir sürü etken birleşince daha çok etkisi oldu.

üstelik, eğer ki biri araba ile üzerime geliyorsa arabanın önünde durup onu öldürmektense kenara kaçmayı tercih eder normal bir insan. sen onu öldürsen ne? ayağı pedala takılı kalsa yine ezecek seni.

bu polisin hemen öldürme davranışı kendini korumaktan ziyade, en ufak kavgada "iyi o zaman ayrılalım" diyen çiftin davranışına benziyor. o kadar kolay mı bir cana kıymak.
+4
biseysorcaktim
(08.01.26)
bir şey daha;
kadın beyaz ve göçmen değil. eğer göçmen olsaydı, bu denli tepki olmazdı belki de.
0
biseysorcaktim
(08.01.26)
Amerika'da polisin direneni ya da kaçanı vurma yetkisi yok. Başkasının ya da polisin hayatına kast etme ihtimali olanı vurma yetkisi var. Önünde polisler varken aracı ileri sürersen, polis bana doğru sürecek sandım deyip seni vurabilir. Buradaki sıkıntı, kamera açılarına göre, kadının kaçıyorken vurulması.
0
parka
(08.01.26)
amerika'da silahli bir federal gorevlinin aracla onunu kesersen, onlar aractan inip, seni kendi aracindan indirmeye calisirken de oradan uzamaya calisirsan, coluk cocuk yasli genc siyah beyaz demeden gocmen yerli demeden vurulma sansin %95 falandir herhalde.

amerika'da polis bana dur dediginde saga ceker, aracin kontagini kapatir, ellerim gorunur sekilde aracin icinde beklerim, adam zaten parmak tetikte yanina geliyor en ufak hareketinde kafana sikabilir. mesela ruhsat torpidonun icinde, torpidoyu acmadan once sorarim acabilir miyim diye, ani hareketler yaparsan panikleyip kafana sikabilir.

yasadigin ulkenin huyunu suyunu bilmen lazim. ha butun bunlar dogru hareketler mi o ayri tartisma konusu.
0
cooperr
(08.01.26)
@konuşma, videoda arabaya yönelen adam açıkça “get out of the f*cking car” diyor bir kaç kez; hatta kapıyı da açmaya çalışıyor. Kadın buna rağmen gazlıyor. Kesinlikle vurmasına gerekçe değil ama olan bu.
0
lil siztah
(08.01.26)
polis değil, trump’ın adamları “ice” öldürenler.
+1
deartheodosia
(08.01.26)
abd'de polisler eyalete bagli calisir. ancak federal yapiya bagli law enforcement da mevcut fbi, coast guard, secret service gibi. bu noktada ice da aslinda bir polis ve trump'in olusturdugu bir yapi degil. 11 eylul sonrasi cbp'ye (gumruk ve sinir guvenligi) bagli olusturulmus.

yani bunlar da aslinda polis ve silah kullanma yetkisi var. sonucta adamlara devlet tarafindan silah veriliyor ekipman olarak. ama kacmaya calisan bir insani vurma yetkisi yok kimsede. bunun gupegunduz bir amerikan vatandasini oldurme noktasina varmasi ciddi bir olay.

fox news'e girip baktim herkes kadini suclu bulmus. cok ilginc zamanlardan geciyoruz gercekten.
+1
antikadimag
(08.01.26)
bu arada soruna cevap olarak ice yeni bir kurum. 20 yillik tarihi var ve hep kenarda kosedeydi. simdi trump bunlari alip tarihin en cok fund edilen guvenlik kurumu yapti. dolayisiyla halk tanimiyor ve mesruiyetlerini sorguluyor.

ama kanunen bir fbi gorevlisinin yetkisi neyse bunun da odur. kadini vuran adama hicbir sey olmaz. arabayi uzerime surdu hayatimdan endise ettim der kurtulur. baskan da arkasinda zaten.
0
antikadimag
(08.01.26)
(4)

İngiltere transit vize istiyor mu?

Unde bach canim
Dış hatlardan çıkmadan manchester havalimanını uk vizesi olmadan aktarma için kullanabiliyor muyuz? İki havayolu firması farklı, arada 2 saat var.Yoksa illa transit vize istiyor mu
Dış hatlardan çıkmadan manchester havalimanını uk vizesi olmadan aktarma için kullanabiliyor muyuz? İki havayolu firması farklı, arada 2 saat var.
Yoksa illa transit vize istiyor mu
0
Unde bach canim
(08.01.26)
2 havayolu farklıysa yapamazsın. aynı pnr aynı firma olmalı. çünkü ilk uçaktan indiğinde ülkeye giriş yapman gerekir. aktarma uçuş olsaydı ülkeye giriş yapman gerekmezdi.
0
jelly bear
(08.01.26)
iki havayolu firmasi arasinda bir anlasma varsa, boarding pass ilk ucaga binmeden alindiysa ve bavul otomatik diger ucaga aktarilacaksa HAYIR, dis hatlarda kalip diger ucaga binip gideceksin. yani vizeye gerek yok.

iki havayolu firmasi arasinda bir anlasma yoksa, boarding pass ilk ucaga binmeden once alinmadiysa ve bavulu senin transfer etmen gerekiyorsa EVET, o zaman dis hatlardan cikip, bavulunu alip, diger ucagin boarding pass isini halledip bavulu tekrar ucaga vermen lazim ki ucaga binebilesin. yani vize lazim.
0
cooperr
(08.01.26)
kafa karışmasın kabin bagajı olsa da aynısı geçerli.
0
jelly bear
(08.01.26)
Sorunuza cevap olmayabilir ancak İngiltere aktarmalı uçuşlar nedense hep daha ucuz oluyor. Talep olan yerde genelde fiyatlar yüksek olur.
0
HellKeePer
(09.01.26)
(9)

İlgi göstermek

arbre
7 ay önce iş arkadaşım olan kıza açılmıştım. Bu ara aramız iyi oldu. Bir süre birlikte zaman geçireceğiz. İlgi gösteriyorum doğal olarak. Bir şeyler yapmayı söylesem mi, akışa mı bırakayım?
7 ay önce iş arkadaşım olan kıza açılmıştım. Bu ara aramız iyi oldu. Bir süre birlikte zaman geçireceğiz. İlgi gösteriyorum doğal olarak. Bir şeyler yapmayı söylesem mi, akışa mı bırakayım?
-20
arbre
(07.01.26)
akış
0
jelly bear
(07.01.26)
Kızın bu ara ilgiye ihtiyacı var. Sana ihtiyacı yok. Hayır gelmez o işten. Olsa 7 ay önce olurdu. Noldu hatun aydınlandı mı bi anda?
+9
luluki
(07.01.26)
Arbre, bu konularda daha once yazilmistir mutlaka ama boyle yumusak gecislerle birsey olmuyor. Bulusma teklif edeceksin, yokusa suruyorsa romantik birsey istemiyor demektir. Tabbi bir sure sonra birkez daha denenebilir ama o da olmazsa artik yoluna bakman lazim.
Konunun uzmani miyim, tabii ki hayir, ayni sizin gibi davrandim her zaman, olacak isler bile olmadi.
+1
mbond
(07.01.26)
umarim bu hatun en az adriana lima klasmaninda biseydir, 1 senedir bununla ugrasiyoruz. zilliye bak ya cocuk kahrindan hasta olacak.

ama eger kibariyeden hallice bisey cikarsa kulahlari degisecez, soyliyim..

soru icin cevabim - cikart masaya vur, ne olacaksa olsun artik.
+12
cooperr
(07.01.26)
mbond, bir yolum yok, başka kız olunca ona ilgi gösteriyorum zaten ama bu kızı seviyorum. İçimde yaşıyorum yani. Direkt buluşalım demem.
-4
🌸arbre
(07.01.26)
cooperr, yok abi olmaz. Cesaretten oldu bunlar. Bundan sonra açılmak yok. Amatörceydi. Güzel kız ama ondan daha güzel binlerce kız var.
-5
🌸arbre
(07.01.26)
bir seyler yapin harekete gecmisken
+1
ala09
(07.01.26)
Birkaç hatun kişinden duyduğuma göre, fazla ağırdan alınca pasif ve özgüveni eksik görüyorlar.
Ürkütmeden ama karşı tarafa da "bu da amma mıymıymış" dedirtmeden, direkt açık oynamak en iyisi bence.
+1
anatomik
(07.01.26)
kanka aranı normal tut. sakın ona muhtaç olduğunu hissettirme. onsuz da iyi olabildiğini göster çok üzerine düşme. bırak o çaba göstersin. bir şey olmasını istiyorsa emin ol kucuk de olsa adımlar atar. enerjini yüksek tut modunu onun yanında dalgalandırma. poker face ol. dalganı geç makaranı yap umursamaz ol. düşerse böyle düşer.

diğer ihtimalde işyerinde beraber olacağınız için sürekli gerginlik olmasın diye arayı yumuşatmak istemiş de olabilir.
+2
archmeister8
(07.01.26)
(8)

Teselli olduğun şeyler ne?

luluki
Yaşam enerjin bittiğinde bi an düşünüp en azından .... dediğin ne var? Seni tekrar hayata bağlayan?
Yaşam enerjin bittiğinde bi an düşünüp en azından .... dediğin ne var? Seni tekrar hayata bağlayan?
0
luluki
(07.01.26)
Annem babam hayatta, beni çok seviyorlar. Benim için her şeyi yaparlar.
Eşim desen öyle. Ben de hepsini çok seviyorum.
Çok güzel evim var.
Bilgisayarım var, bir sürü oyunlarım var.
Bir sürü kitabım var, kitap okumayı çok seviyorum. Gün içinde içim coşuyor, kalbim hızlanıyor resmen eve gidip kitap okuyacağım diye.
Kedimiz var. Onu çok seviyorum dünyadaki en harika kedi.
Gencim, sağlığım yerinde. Maddi olarak çok rahat olmasak da iyi kötü istediğimiz şeyleri yapmaya çalışıyoruz. Mutluyum.
Arada çok güzel tiyatrolara, konserlere gidiyoruz. Onların tarihlerini beklemek bile beni diri tutuyor.
Gezilecek bir sürü müze, sevilecek bir sürü kedi var.
İzlenecek tonlarca film, dizi var.
En kötü açarım Harry Belafonte şarkısı bağıra bağıra söylerim.
Bu da beni çok mutlu ediyor.
Hayatımı seviyorum. Daha iyi olabilecek tonlarca şey var ama her gün şükrediyorum.
Dolapta nesquik ve süt var mesela bu bile beni hayata bağlar.
Benim kendi halinde küçücük bi hayatım var. Güzel bi düzenim var.
Çok mutluyum kendi dünyamda. Sevdiklerime bir şey olmasın da ben kendimi hayata bağlayacak tonlarca şey görüyorum evimde kafamı çevirsem.
+8
matilda
(07.01.26)
-kedilerim
-arkadaşlarım
-sevgilim
-resim

bende bu kadar. derdim bunun 8 katı falan. :')
+2
art cat chocolate
(07.01.26)
@matilda
abi yanlış anlamaz isen sen mutlu olmayacaksın da biz mi olacağız gözünü sevdiğim
+3
rajkoothrapali
(07.01.26)
@rajkoothrapali
mutsuz eden şeyleri yazmadım ama.. sadece beni hayatta tutan şeyleri yazdım. bir de psikolojimin içine eden şeyleri yazsam anlardın :)
0
matilda
(07.01.26)
Bir sıçrıyor ki rüya imiş
Aman şeytana Bismillah
Aynaya bakıyor faça sağlam
Lan gene seviyor Allah
+1
cooperr
(07.01.26)
Oğlum.
Daha yolun başında.
Dünyaya gelmek onun kararı değildi. Onun için yapabildiğim ne varsa yapmalıyım.
0
pro9it9is9
(07.01.26)
Yurtdışı gezi anılarım ve yurtdışı gezi hayallerim.
0
put it in your appropriate place
(07.01.26)
hala ekstrem tehlike arz edebilecek kadar sağlıklıyım.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.01.26)
(8)

Çalınır mı çalınmaz mı?

yurtsuz john
İstanbul'un trafik çilesinden bir nebze olsun kurtulabilmek için 125cc scooter alma niyetim var fakat kapalı garajım yok. Dışarı bıraksam geceleyin motoru yürütürler mi?Üsküdar'ın nezih bir semtinde oturuyorum.
İstanbul'un trafik çilesinden bir nebze olsun kurtulabilmek için 125cc scooter alma niyetim var fakat kapalı garajım yok. Dışarı bıraksam geceleyin motoru yürütürler mi?

Üsküdar'ın nezih bir semtinde oturuyorum.
0
yurtsuz john
(07.01.26)
Yürütmezler, uçururlar.
+1
arbre
(07.01.26)
Çalınabilir, özellikle 125cc motoru önden arkadan kaldırsan 2 kişi kucaklar dobloya atar. Hani direksiyon kilidini veya kontağı bir şekilde kırmadıklarını varsayıyorum...

Ama kalın bir kilit, alarmlı disk kilidi veya takip cihazı ile güvenliği artırabilirsiniz. Bu şekilde kullanılabilir.

Ya da kasko yapacaksınız, çalınsa bile parasını alırsınız.
0
ananiyimioguz
(07.01.26)
airtag koyuyorlar gizli bir yerine + kalın bir kilit/zincir kullanıyor iş yerindekiler
0
eja
(07.01.26)
Teker zinciri 500 tl
0
luluki
(07.01.26)
Çalarlar,
Zinciri kırmak maks 2 dakkalık iş.
AirTag koymak sadece motorunuzu nereye götürdüklerini takip etmek için fayda sağlar. Yerini bilseniz bile gidip alamazsınız. Ayrıca bu gibi durumlarda motoru 3-4 saat içinde parçalara ayırıyorlar parçalarını satıyorlar. Almayın
0
ebeş
(07.01.26)
uskudarin nezih bir semtinde oturan bir arkadasin motoru kapali garajdan yuruttuler. disarda kesin gider diyorum..
+1
cooperr
(07.01.26)
Zinciri kesiyolar
0
üğpoıuy
(07.01.26)
Çalabilirler. Sağlam bir abus zinciri biraz havadan bağlayacak yeriniz varsa(zemine yakın olmazsa demir kesme makası çalışmaz; gerçi en kalın abus’u makas kesmiyor), bir de alarmlı disk kilidi alırsanız ihtimal düşer. Bu ikisi de bugünün parasıyla temiz bir 15 bin lira eder. Ben çok nadir sokakta bırakıyorum; bir kaç kez kurcalamışlar, bir kez de gece 2-3 gibi kamyonetle yanaşmışlar, kalk gidelim yapmak için ama komşuyu görünce sıvışmışlar.
250cc altına kasko yapılmıyor; üstüne de dünya para versen dahi kapalı garaj dışındaki çalınmalar pratikte karşılanmıyor gibi bişey. Ekonominin gidişatı sebebiyle, böyle kolay ve hızlı cash sağlayacak bir aracın çalınmaması gittikçe mucize gibi bişey olacak zaten..
0
lil siztah
(07.01.26)
(2)

bu derneği tanıyan var mı ? birlikte iyileselim dernegi

duyurukullanıcısı
https://www.instagram.com/birlikteiyileselimdernegi/bir iki sorum olacak bu dernek ile ilgili.
www.instagram.com

bir iki sorum olacak bu dernek ile ilgili.
0
duyurukullanıcısı
(07.01.26)
Tanımıyorum ama hakkımızda kısmında yönetim kurulu yok, kim kurdu, kurucular kimler, ne işlerle uğraşıyor vsvs bunlar bir stk için fikir sahibi olabileceğimiz doneler.
+1
ebeş
(07.01.26)
sponsorlar enherba, aminoacidscience, kombucha..
ponzi olabilir, herbalife'in psikoloji soslu olani gibi..
dikkat..
0
cooperr
(07.01.26)
(13)

Dikiz aynasından araba modeli tahmin etmek

seni tanıdığım güne lanet olsun
Mümkün mü? https://imgur.com/a/TkilhTS
Mümkün mü? imgur.com
-3
seni tanıdığım güne lanet olsun
(05.01.26)
golf veya başka volkswagen grubu aracı bu ama muhtemelen yaygınlık durumundan yola çıkarak golf veya polodur.

ön cam sağ iç çerçevedeki tırtıklı yer onlarda var.
i.ibb.co
+1
nahtoderfahrung
(05.01.26)
BMW gibi...
-1
msb
(05.01.26)
zoomladığımda ön ızgaralardan bmw gibi geldi. arkadaki beton mikseri o kesin.

ama bu fotodan arabayı bilene helal olsun. böyle araba tahmini yapılmaz net bir şey yok.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
koltuk başlığına bakınca golf 7/7,5 gibi geldi bana. A sütunundaki tweeter hoparlör dizaynı daha çok jettaya benziyor ama bence araç %95 volkswagen marka. Koltuktan dolayı da golf diyorum. Yanılabilirim tabi.
+1
thefirstaction
(05.01.26)
selam, dikiz aynası diyorsunuz dikiz aynası göremedim ben. sanki aracın yolcu koltuğundaki güneşliği açıp yüzünüzü karalmışsınız ve önden gelen bir araç var onu soruyorsunuz gibi anladım. ne yazık ki bir sürü marka modele benziyor. sedan olduğunu söyleyebilirim. sizin araç sanırım ford connect
+2
omer460
(05.01.26)
bmw degil, bmwlerde tweeterlar aynanin arkasinda oluyor, bunda sutuna konmus.
golf ya da audi a3 falan olabilir.
koltuklar kumas gibi, o yuzden premium degil herhalde.
%90 volkwagen derim.
+1
cooperr
(05.01.26)
bmw diyenler karşıdan gelen arabayı söylüyor.

sorulan o değil, içinde oturulan araba.

"güneşlikteki makyaj aynası" diyeceğine "dikiz aynası" diye yanlış ifade etmiş. aynada gözüken araba dememiş, aynanın şeklinden, menteşesinden falan tanır mıyız diyor.
+1
kibritsuyu
(06.01.26)
@kibritsuyu ahahahaha ben dikiz aynasında görünen arabaya baktım. arkadaşım oturulan araba yazsana senin beyninin içini de mi tahmin edelim?
+1
mikahakkinen
(06.01.26)
twitter'da safarin var ona sorun (jesafarin kullanıcı adı)
+2
rain when i die
(06.01.26)
bu parça dikiz aynası değil ki, araçta güneşlikte bulunan aynası yani "makyaj aynası". araç digerlerinin belirttiği VAG Grubu'na ait, muhtemelen Golf 7 ya da 8.
+1
morqos
(06.01.26)
üzgünüm ama dikiz aynası diye belirttiğiniz yerde araba yok. içinde oturulan araba da hyundai i20.
0
eileengray
(06.01.26)
Arabalardan hiç anlamadığım için soruya cevap veremem ama soruda oturulan arabanın sorulduğu çok net, karşıdan gelen araba camdan görünüyor zaten aynayla alakası yok, dikiz aynası da fotoda yok zaten makyaj aynası sorulmuş ama o kadar ifade hatası olur yani :D

ben de safarin'e sorun diyeceğim. Kendisi daha saçma açılardan yıla kadar bilen bi manyak, bunu da bilir gibi
0
nundu
(06.01.26)
amaç ne? ilgi çekmek mi?
+1
plastic_angel
(06.01.26)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(10)

Bilgisayar aksamı olmadan üretilen araba var mı?

muhayyer divan
Ülkemizde tabii. Yani mesela arabanın 10 bin bakımı geldi, servise gitmedim diye kilitlenen araba istemiyorum. Ya da ne bileyim uzaktan kontrol edilebilen araba istemiyorum. Ülkemizde böyle araba var mı, sıfır alınabilecek? Yani bazı konforları da olsun elbette, klimasız olmaz mesela, son modellerde
Ülkemizde tabii.

Yani mesela arabanın 10 bin bakımı geldi, servise gitmedim diye kilitlenen araba istemiyorum. Ya da ne bileyim uzaktan kontrol edilebilen araba istemiyorum. Ülkemizde böyle araba var mı, sıfır alınabilecek? Yani bazı konforları da olsun elbette, klimasız olmaz mesela, son modellerde ne var bilmiyorum gerçi ama. (Bizim araba 94 model doğan slx, ilk sahibiyiz ve araba çürümek üzere, onun için soruyorum bunları)
0
muhayyer divan
(04.01.26)
Servise gitmedin diye kitlenen arabayı yeni duydum.

İlk olarak, bilgisayar olmayan arabadan hayır gelmez, hiçbir işe yaramaz. İnsanlar eski arabaların bilgisayarsız olduğunu falan sanıyor ama alakası yok.

2000lerden önce beri arabalarda bilgisayar var ve arabanın stabil olmasını sağlayan şey de bilgisayar.

Mesela gaz pedalı. Siz gaz pedalına basınca arabaya daha çok yakıt gitmiyor. Hatta ve hatta gaz pedalının mekanik bir bağlantısı yok. Sadece ne kadar basıldığını ölçen sensör var. Bu sensör arabanın ecu’suna (engine computer unit) ne kadar bastığınızı söylüyor. ECU kendi karar veriyor ne kadar yakıtın motora gideceğine.

Şöyle bir senaryo düşünün. Araba 4. Viteste, 4000 devirde 100 ile gidiyor olsun. Sizce yokuş çıkarken, inerken, düz yolda araç aynı yakıtı mı yakıyor?

Araç 4000 devirde gittiği için trigger kayışı pistonları her durumda aynı miktarda açıp kapıyor. Araba da ECU ‘su olmasaydı, hem yokuşta hem inerken hem de düz yolda araba aynı miktarda yakıt gönderirdi. Bu da felaket olurdu, çünkü yokuşta çok fazla tork gerekiyor. ECU, motorun tork üretemediğini görünce daha fazla yakıt gönderiyor.

Yokuş inerken de tam tersi. Çok dik bir yokuş inin. Gaz pedalına dibine kadar basın. Eğer zaten çok yüksek tork varsa motorda, ECU bir gram yakıt göndermiyor motora.

Keza abs, esp gibi sistemler full bilgisayara bağlı.

Yani bilgisyarsız araba mümkün değil. Yolda gitmez en basitinden.
+3
substituent
(04.01.26)
Bizim araba da mı bilgisayarlı?? 😮😮😮
-2
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Şunu söyleyim önce, bilgisayarsız arabalar elbette vardı, ama bilgisayarlı arabalar 90larda bile vardı. Onu demek istemiştim.

Doğan slx için şimdi baktım, enjektörlü ise ECU olduğu yazıyor, karbüratörlü ise bilgisayarsız olduğu yazıyor.
+2
substituent
(04.01.26)
Bizde karbüratör var bildiğim kadarıyla 1993 Ekim ayında trafiğe çıktı. Meme falan yapıyor 😁😁

Bahsettiğim servise gitmeyince çalışmayan araba şeysini galiba Toyota markası için mi ne duymuştum. Belki üst segmentler için geçerlidir bilmiyorum ama böyle şeyler var sanırım, yani ben Toyota olsam yapmaya kalkışırım 😁

Neyi kastettiğimi anlatabildim mi peki, benim irademi yok sayacak bir teknoloji istemiyorum arabada.
-3
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Evet anladım ama günümüz araçları için tam olarak öyle bir şey yok, ama yakınları var.

Modern araçları hiç bilmiyorum, kullanmadım/görmedim. Ama mesela babamın aracı Dacia Logan 2014. O dediğinize yakın biraz. Aracın bilgisayar aksamı var, ama dediğiniz o tarz şeyler yok.

Tabii geçen şöyle bir şey oldu. Arabada hiç sorun yokken 80le giderken bir anda arabadan beep diye ses gelip araba kendini kapattı. Hemen sağa çektim. Tekrar arabayı çalıştırmayı denedim, çalışmadı. Marş da basıyor sesi çok sağlıklı. Göstergede bir işaret çıktı. Neymiş ne değilmiş baktım, mazotta su göstergesi işaretiymiş.

Araç mazotta su algılamış, bu yüzden motora yakıt kesinlikle göndermiyor. Motora yakıt gönderse araç çalışacak yani.

Mazotta su yokmuş bu arada, araç 980bin km de olduğu için bayağı eskidi her şeyi, beyine giden bazı kablolarlarda kısa devre olmuş. Yaptırdık, düzeldi her şey.

Ama gerçekten yakıtta su olsaydı, motorun hayatını kurtarırmış. Çünkü dizel motora yakıt girince enjektörleri mahvediyor.

Son model araçlarda belki marş bile basmaz araba. Zaten motora yakıt gitmeyecek, bari kullanıcı marş basıp boşuna aküyü tüketmesin, diye.

Aslında hepsi kullanıcıyı korumak için var.
+1
substituent
(04.01.26)
Elbette kullanıcının korunması için, doğru ama mesela (nerede oturuyorsun bilmiyorum ama) şehrin en büyük anayollarından birinde 90'la giderken birden arabayı durdurması deyince aklıma yolun ortasında kalakalmak geliyor ki bu da çok tehlikeli bir durum, ben trafik kilitlendiğinde debriyaj fren debriyaj fren uğraşmaktan bacak kaslarıma ve ayağıma kramp girip Eskişehir yolunun en civcivli yerinde ortada kalmış insanım, bak bunun arabayla da alakası yok tamamen kendi sağlık problemim. Ama tepeme bir de böyle şeyler binerse artık yangın var deyip kaçarım herhalde. Kastettiğim bu.

Yani evet motoru korusun ama beni de korusun, o dediğin nasıl bir işlem, mesela "10 dk içinde kenara çekin" gibi bir uyarı veriyor mu, vermiyorsa nasıl durdu araba ne yaptın çok merak ettim şimdi.
-1
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Yok bildiğiniz arabayla giderken bir anda araçtan beep diye ses geldi ve araba gaz yemedi. Motor devri düşmeye başladı. Hemen sağa çekip güvenli bir şekilde durdum.

Araçta öyle yazı yazacak bir ekran yok zaten. Mazot su var göstergesi yandı sadece.
+1
substituent
(05.01.26)
ECU olmayan arac artik yok.
servise gitmedigin icin kitlenen arac yok, servis resetleme isi zor degil.
arac icin olumcul bir durum varsa motoru kitliyor modern araclar, bu benim de basima bir kere geldi ama cok cok nadir bir durum. bir sensor erimis motorda, ondan sinyal alamayinca motoru kitlemisti. yolda kaldim, servise cektirdim.

yeni dunya duzeni boyle. yok bunlara bulasamam diyorsa 30+ yasinda arac alman lazim.
+2
cooperr
(05.01.26)
sanırım sıfır lada nivalar hala karbüratörlü, ecu olmama ihtimali var. ama yakıt fazladır onlarda da.

o kadar ince elemeye gerek yok. ortalama bi araç alacaksan en çok satılan neyse onu al geç.
+1
antihero
(05.01.26)
2024 temmuz ayından itibaren ülkemizde satılan sıfır araçlarda şerit takip, çarpışma önleme sistemi vb. gibi sistemler tüm araçlarda zorunlu kılındı. Dolayısıyla öyle bir araç bulmanız artık mümkün değil. Yukardaki yazarların da bahsettiği gibi ancak 95 öncesi araçlarda minimum elektrik/elektronik aksam bulabilirsiniz.
0
mutantking
(05.01.26)
(6)

Bu özelliklere sahip bilgisayar kaç para eder ?

ebeş
Merhaba, Elimde kapalı kutu bir macbook pro var, arkadaşım tarafından hediye edildi 1 sene önce ihtiyacım yok diye hiç açmadım, aşağıdaki özelliklere sahip, satmaya kalksam kaç para eder ? Birde garanti durumu nasıl oluyor bunlarda bilen var mı ?Apple m3 pro çipli 14 inç macbook pro18 gb birleşik be
Merhaba,
Elimde kapalı kutu bir macbook pro var, arkadaşım tarafından hediye edildi 1 sene önce ihtiyacım yok diye hiç açmadım, aşağıdaki özelliklere sahip, satmaya kalksam kaç para eder ? Birde garanti durumu nasıl oluyor bunlarda bilen var mı ?

Apple m3 pro çipli 14 inç macbook pro
18 gb birleşik bellek
512 gb ssd
11 çekirdek cpu
14 çekirdek gpu
Uzay siyahi rengi
0
ebeş
(04.01.26)
türkiyeden mi almış, klavye türkçe mi bunlara göre değişir. türkiyeden alındıysa mutlaka 1 yıl daha garantisi vardır.

yalnız bunun GPU türüne göre 40K fark var. sendeki hangisi bunu belirlemek lazım. kapalı kutu ürün satarken bir problem var. kapalı olduğu için değeri daha yüksek ama alıcı da açıp kontrol etmek isteyecek. o noktada dikkat etmek lazım. açtırıp almaz ise sıkıntı.

www.troyestore.com

checkcoverage.apple.com
+1
orpheus
(04.01.26)
Çok teşekkür ederim, klavyenin türkçe olup olmadığnı seri numarasını ilettiğin apple sitesine girerek öğrenebilir miyim ?
0
🌸ebeş
(04.01.26)
TR garantili ise klavyesi türkçedir. ayrıca kutunun yanında bir etiket olması lazım. ülkelere ve konfigürasyona göre özel bir model no oluyor.
0
orpheus
(04.01.26)
Baktım şimdi 2023 model diyor ancak satınalma tarihi kullanılamıyor, garanti kapsamı için apple ıd girişi yapın diyor ama tabi ürün kapalı kutu olduğu için apple hesabı yok içinde sanırım garantiyi göremiyorum
0
🌸ebeş
(04.01.26)
apple cihazlarda garanti kurulum yapıldıktan sonra başlıyor.

1 yıldır açılmadı ise cihazın pilinde problem olabilir. ilk açılışta geç tepki olabilir, sıfıra yakın şekilde uzun süre kaldıysa kapasite kaybı olabilir. satacağınız kişiye bu bilgileri de söyleyin. gerekiyorsa açın pili test edin, dediğim problemler varsa garantiden pil değişimine gidilebilir. garantide ilk yıl içerisinde %80 altına düşerse kapasite ücretsiz değişim veriyor apple.
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(05.01.26)
sahibinden'de birkac tane satilik var kapali kutu biri 75k yazmis.

www.sahibinden.com

benim bildigim garanti satin alinir alinmaz basliyor yanliz, kutu acilinca degil.
su anda kulladigim macbook'u kapali kutu kisiden aldim, actigimda 4 ay once garantisi baslamisti. o arkadasa da cekilisten cikmisti.

apple tr 2 sene garanti veriyorsa tahminim 1 senesi bitmistir.
+1
cooperr
(05.01.26)
(10)

Kiracının tehditleri ve haklı olduğu konular

Cezcez
Altı yıllık kiracı, muadillerine göre çok ucuzu oturuyor. Bu ev satılmak isteniyor ve kiracı diyor ki;1) Ev satılınca en az 6 ay çıkmam. 300 bin isterim çıkarken. 2) En az 10 yıl oturma hakkım var. 2029 a kadar çıkartamazsınız ben istemezsem.Sözleşmede 10 yıl vs yazmıyor. Sözleşme noter onaylı değil
Altı yıllık kiracı, muadillerine göre çok ucuzu oturuyor. Bu ev satılmak isteniyor ve kiracı diyor ki;

1) Ev satılınca en az 6 ay çıkmam. 300 bin isterim çıkarken.
2) En az 10 yıl oturma hakkım var. 2029 a kadar çıkartamazsınız ben istemezsem.

Sözleşmede 10 yıl vs yazmıyor. Sözleşme noter onaylı değil. Kiracı kirasını gününde ödüyor. Birkaç yıl önce geciktirdiği gün olmuştu. Hangi itirazında haklı ve ne yapmalı?
+1
Cezcez
(04.01.26)
Tüm söyledikleri doğru.
Ancak satın alan kendi oturacaksa ve bunu satın aldıktan sonra süresinde noter kanalıyla bildirirse, 6 ay içinde çıkması gerekir ve yine de çıkmazsa adli süreç epey sürüyor.
Adamla uzlaşın bence.
0
Mirket
(04.01.26)
5.yıldan sonra dava açıp kirayı çevreyle eşit/yakın hale getirme hakkınız var.

Ev satılınca 1 ay içinde alan kişi noterden ihbar gönderip kendim oturacağım diyor(gerçekten öyle olması lazım ama) 6 ay içinde çıkması lazım ama çıkmazsa dava açılıyor. O süreç de 2-3 yıl sürebilir diyorlardı. Babamlar böyle bi ev almıştı kiracı 2 ay sonra ev bulup çıktı ama çıkmasa problemdi işte.

10 yıl olayı şöyle, 10 yıl dolunca galiba sebepsiz direkt çık diyebiliyorsun ama şu an diyemiyorsunuz.

300 bin vs. para konuşuluyorsa 6 ay sonra değil, şimdi kısa süre içinde çıkması için olabilir. Teyzem de bu şekilde 1 yıllık kirasını vererek çıkarmıştı ve kendi taşınmıştı. Ama o durumda atıyorum 1 ay sonrasına vs. tahliye taahhütnamesi almak lazım.
0
nhk ni youkosu
(04.01.26)
maalesef yazdıklarında haklı. yapacak bir şey yok bu yüzden kimse kiracıyla uğraşmak istemiyor. böyle tiplerle uğraşacağıma evi boş bırakırım daha iyi.
ya parayı verip kurtulacaksınız yada satışta biraz daha uygun fiyata satacaksınız alan kişi uğraşacak.
10 yıl olayıda 10 + 1ci yıl sebepsiz tahliye edebiliyorsunuz. yani kiracı en az 11 yıl oturabiliyor.
ayrıca sözleşmenin noter onaylı olmasına gerek yok hatta yazılı bir sözleşmeye bile gerek yok kira sözleşmeleri sözlü bile olabilir. hesaba düzenli para yatıyorsa bunun kira için olduğu varsayılır.
süre belirtilmediği sürece kira sözleşmeleri her sene otomatik yenilenir.
0
my fault
(04.01.26)
Almanya'dan oğlu gelse çıkaramaz mı?
0
Kahvedesu
(04.01.26)
5 yıl kiracılıktan sonra kira güncellemesi (çevreyle eşitlemek) için dava açılabilir güncellemeyi reddederlerse. Dava uzunca sürüyor ama sonunda aradaki fark dahil hak kazanırsınız.

11 yıl dolmadan "sebepsiz" çıkarma hakkınız yok doğru. Kira / aidat vs. ödemezse eve zarar verirse vs. işler değişir.

Böyle durumlarda taşınma masrafları verilip kiracı çıkarma pratiği var doğrudur. 300bin biraz aşırı gibi ama.

Bu gibi problemler sebebiyle kiracılı evler daha zor satılıyor / daha ucuza gidiyor.
+1
robokot
(04.01.26)
eğer yapılabiliyorsa @robokot’un ilk önerisi (kira tespit) çok etkili oluyor. fark birikmeye başladığı için bir süre sonra çıkıyorlar. Şahsen deneyimledim.
300bin bana da çok geldi, ayrıca kiranın çok düşük kaldığını belirtmişsiniz. kiracı biraz kötü niyetli gibi geldi.
+1
eileengray
(04.01.26)
Sonra da ev sahipleri vicdansız bilmem ne… bu kiracılar böyle yaptığı sürece kira miktarlarını harbi haklı buluyorum ben
+2
tahirkemalbozoglu
(04.01.26)
mirket +1

sen kiracili satarsin, satin alan ben oturcam diye ihtar ceker 6 ayda cikmasi lazim o zaman. cikmazsa basi belaya girer, yeni ev sahibi ugrasir.
0
cooperr
(05.01.26)
Satın alan kişi kendi oturmak için alıyorsa ve satın aldıktan sonra 1 ay içinde noterden ihbarname gönderdiyse kira sözleşmesi sonunda(kira sözleşmeleri 1 yıl sonunda otomatik yenilenir) evi boşaltmak zorunda. Ayrıca bu durumda mahkeme 2-3 yıl sürmüyor. Mahkeme ilk celsede karar açıklıyor.
+1
yankee jumping
(05.01.26)
kiracı haklı. kiracılı olarak satın. madem satacaksınız niçin kiracıyı çıkarmak istiyorsunuz? siz kiracısız olarak yüksek fiyattan satmak isterken iyi, kiracı oturdugu evden olmak istemezken kötü öyle mi?
-3
abelardo
(05.01.26)
(12)

Bel fıtığı ameliyatsız tedavi edilir mi?

rasluka
Bel fıtığıyla ilgili kafam biraz karışık, o yüzden bilenlere sormak istedim.MR’da bel fıtığı çıktı ama birkaç farklı doktora gidince çok net bir yol haritası çizilmedi. Kimisi “şimdilik ameliyatlık değil” dedi, kimisi fizik tedavi önerdi. Açıkçası ameliyat fikrine de çok sıcak bakmıyorum ama “ertele
Bel fıtığıyla ilgili kafam biraz karışık, o yüzden bilenlere sormak istedim.

MR’da bel fıtığı çıktı ama birkaç farklı doktora gidince çok net bir yol haritası çizilmedi. Kimisi “şimdilik ameliyatlık değil” dedi, kimisi fizik tedavi önerdi. Açıkçası ameliyat fikrine de çok sıcak bakmıyorum ama “erteleyip daha kötü mü olur” kısmı da kafamı kurcalıyor.

Ameliyatsız tedavi gerçekten her hastada mümkün mü, yoksa bu biraz duruma göre mi değişiyor? Özellikle hangi evrede ne yapılır / ne yapılmaz konusu önemli gibi geliyor.

Araştırırken Ankara’da bu konuyu proloterapi diye bir tedaviye denk geldim.(bkz: https://drderyacan.com/proloterapi-tedavisi-nedir/)

Bilen var mı konuyu?
0
rasluka
(04.01.26)
güç kaybı, idrar kaçırma veya uyuşma vb yoksa iyi bir fizik tedavi uzmanı ile süreci yönetin. Ameliyat ancak bunlar olduğunda olun çünkü ameliyatın da yarattığı komplikasyonlar oluyor.
+1
spankenstein
(04.01.26)
"bel fıtığı" diye bir hastalık yok. o bizim halk olarak taktığımız isim.

omurganın içinde kemiklerin arasında süspansiyon görevi yapan bir jel var. bu jeli akmasın diye tutan bir zar var. zarın arkasında da ellerine, kollarına, bacaklarına, ayaklarına, bütün motor kaslarına sinyal ileten bir sinir var.

bel fıtığı dediğin şey o jelin ne kadar dışarı taşması, taşarken sinire ne kadar değmesi, belki zarı yırtıp dışarı akması, dışarı akarken sinire basıp hareketini kısıtlaması. ya da dışarı akmasına rağmen sinire değmemesi. veya zarı yırtmadan şişip şişip sinire basması. bunların tamamı bize göre "bel fıtığı". mr'da neyin ne olduğu ayna gibi görünüyor. ama ondan önemlisi, fizik muayenede sizin neyi yapıp yapamadığınız da kabak gibi görünüyor.

ameliyat olan biri olarak söyleyebileceğim, fıtık sinire basıp zarar vermeye başlıyorsa içeri girip almaları gerekiyor. bu durum ağrıya değil, bacakta uyuşukluğa, güç kaybına, felce, hatta çiş tutamamaya kadar gidiyor.

ama yok sadece bombe yaptıysa, sinire basmıyorsa, 1-2 fizik tedavi ile yerine sokabiliyorsun.

benim fıtığım patlamış, akmış ve sinire bası yapıyor haldeydi, sol bacağımı sürüyerek gidiyordum. ameliyat oldum. gücü yerine geldi, ama hala dizimin üst tarafı uyuşuk ve sol ayağımı yukarı kaldırma gücü zayıf. ameliyata rağmen iz kaldı. çünkü fıtık o sinire zarar vermiş ve zarar gören sinir eski haline gelmiyor.
+3
kibritsuyu
(04.01.26)
fitik patladi. 2 ay yuruyemedim. tekerlekli sandalye ile gezdim. beslenme, uyku egzersiz vs ile duzeliyor ama cok sabirli olmak lazim. o bolgede kilcal damarlar az bu yuzden iyilesme cok yavas.
0
tezek
(04.01.26)
Ameliyatsız sadece egzersiz ve fizik tedavi ile düzeliyor mu yani? Fıtık patlamadı ama belimi doğrultamıyorum.
0
🌸rasluka
(04.01.26)
@ kibritsuyu harika cevap vermiş gerçi ama ben de bir şeyler söyleyeyim.
Sinir harabiyeti veya ihtimali sözkonusuysa Doktor, ameliyat diyecektir ve ameliyat kaçınılmazdır.
Eğer öyle bir durum yoksa etraftaki kas grubunun güçlendirilmesiyle omurganın yükü azaltılarak rahatlama sağlanabilir. Kas yapacağım diye body'ye başlamakla olmuyor tabi. Bu işlem fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapist rehberliğinde olacak bir şey.
Yani Doktor ya ameliyat diyecek ya da FTR uzmanına yönlendirecek. Bazı doktorlar ameliyat konusunda daha kıyıcı. Öyle bir tereddüt varsa bir başka doktora daha görünmekte fayda var.
Alternatif tıp bu işe de el atmış durumda, bu yolda şifa buldum diyeni de gördüm, sakat kalanı da duydum.
Yani her hastalık hastaya özeldir. Ameliyatsız da oluyormuş diye doktorunuzu dinlememezlik etmeyin. Doktorunuz MR sonucuna ve klinik bulgulara göre en doğrusunu bilir. Onun dışındaki yollara giderseniz sakat dahi kalınabilir bu hastalıkta.

Geçmiş olsun.
0
Mirket
(04.01.26)
ben 2 defa oldum hatta galiba 3 defa oldum tam hatırlayamadım şimdi. bel fıtığı ameliyatı eğer büyük ve küçük tuvaletinizi tutamıyorsanız o zaman son çare olarak görülüyor. ben bunu kendi tecrübelerimden biliyorum ve doktor değilim. siz yine doktorunuza danışın.

bel fıtığının belli başlı sebepleri var. aşırı kilo. çok uzun süre oturmak. yanlış pozisyonda oturmak. aşırı yük kaldırmak gibi.

eğer bu problemleri düzeltmezseniz istediğiniz kadar ameliyat olun tekrar edecektir.

bel fıtığı için en iyi çözüm eğer yapabilecek durumdaysanız(ağrı sızı veya diğer hastalıklar, fiziksel durumunuz vb) bel kaslarını güçlendirmektir. bel kaslarını güçlendirdiğiniz zaman omurlarınızın arası açılır ve sinire olan bası azalır.

bunun için en etkili şey yüzmek olsa da ulaşılabilir olmadığı için benim için pratik olmadı. ikinci olarak merdiven inip çıkmak ve yürümek var. merdiven inip çıkmak bel kaslarınızı güçlendirmek için muhteşem bir hareket.

bu dediğim şeyleri bir fizik tedavi doktoruna gözükmeden yapmayın. bunun dışında çeşitli egzersizler de veriyor doktorlar.


özetle 1 saat oturuyorsanız mutlaka 15 dakika ayakta durup yürüyün. kaykılıp oturmayın. arkanıza yaslanarak oturmayın. merdiven inip çıkın. yürüyüş yapın. aşırı tuz kullanmayın. belinize kesinlikle korse vb takmayın iyi gelir gibi gözükür ama bel kaslarınızı tamamen eritir. kas gevşeltici alıyorsanız eğer. onun etkisindeyken ufacık bişey bile kaldırmayın. bunlara dikkat ederseniz bir süre sonra ağrılarınızın bile büyük ölçüde azaldığını göreceksiniz.
+1
omer460
(04.01.26)
yoldan 10 kisi cevir, 8inde fitik cikar. Asiri yaygin bir mevzu, modern cag hastaligi.
Sinire baski yapana kadar hiseetmezsin.
Sinira baski yapmadan da ameliyat etmezler zaten. Ameliyat etmeleri icin ciddi guc kaybi, uyusukluk lazim. Yani nerdeyse yatalak pozisyona gelinceye kadar dokunmuyorlar.

Prolo isini ben denedim, beni daha da kotu yapti, kasildim kaldim 3 ay. o yuzden kesinlikle tavsiye etmiyorum. Pek kurcalatmani tavsiye etmem.
0
cooperr
(05.01.26)
bunun seviyeleri var aslında. onu söylemediler mi? bulging, protrude, extrude, sekestre vs. kötülük bakımından 3. seviye olan extrude ile yıllardır idare ediyorum. arada ağrı veya bacakta uyuşma oluyor ama daha fazlasını yaşamadım şimdilik. sekestre ise son evre. orada zaten ameliyat kaçınılmaz gibi bir durum oluyor. ilk iki seviyede ameliyatsız işi çözersin. extrude için kimisi ameliyatsız geriye toparlar diyor ama o konuda çok emin değilim.
0
lazpalle
(05.01.26)
Ameliyat için son çare olana kadar (umarım o seviyeye gelmez tabi) beklemenizi tavsiye ederim. Bir kere o kapı açıldı mı iflah olmuyor, patronumdan biliyorum.

Fizik tedaviye gelince ben faydasını gördüm. Onun dışında düzenli ağırlık çalışıyorum genel olarak gövde kaslarını güçlendirmek için. Ağrılarım arada oluyor yine ama çok azaldı gerçekten.
+1
peki madem
(05.01.26)
sirt agrisi belden gelmez, boyundan gelir. belinde ciddi sikinti varsa da ayaklarina vurur.

uyusukluk yoksa ameliyatlik durum yok genelde.

muhtemelen hareketsizlikten, bilgisayar/telefon basinda durmaktan boyun duzlesmesi gibi bir sey oldu. fizik tedavi ile (esneme, kaslari calistirma) gerekli bolgeleri guclendirince gecer.

yoldan 10 kisiyi cevirseniz 8'inde oyle veya boyle bir fitik vardir hic sikayetleri olmamasina ragmen +1
+1
icim urperiyor
(05.01.26)
@cooperr Nükleoplasti var bir de son zamanlarda onu da çok duyuyorum. Prolo işe yaramadı demene üzüldüm. Çare arıyoruz bir şekilde. Yani ameliyatsız dayanabilirim belki uzun yıllar belki hiç ameliyat gerekmez ama bu da bir yaşam sonuçta. İnsan böyle yarım şekilde yaşamayı kendine yediremiyor. Onun orada olmamasını istiyorum.
0
🌸rasluka
(06.01.26)
@rasluka

valla benim yaptirmadigim sey kalmadi, bacak uyusuklugu devam ediyor, 10 seneyi gectim. hayatini kisitliyor malesef, spor yapamiyorum agrim ve uyusukluk artiyor.

benim anladigim su, norolojik olaylarda tip buyuk oranda caresiz, cunku MRda bile net gorunmuyor. Sinir bir yerde sikisiyor, eger net ekranda gozukmuyorsa isin zor.
Benim nerde sikistigi belli degil mesela. 6 tane MR cektirdim, 2 defa EMG cektirdim, hepsi temiz.

su aralar dry needle deniyorum, biraz ise yariyor gibi. bir de masaj falan.
gecmis olsun..
+1
cooperr
(06.01.26)
(3)

Haftalik asgari ücret?

dapda
Mutemet, muhasebeci arkadaslar bakabilir mi?Günümüz asgari ücretinden (28bin 75tl) maaş odeyen bir patron, calisanina haftalik ne kadar para vermek zorunda?(patron maaşları aylik değil haftalik ödüyor) Patronun neden haftalik odedigi de ayri bir soru isareti zaten..
Mutemet, muhasebeci arkadaslar bakabilir mi?
Günümüz asgari ücretinden (28bin 75tl) maaş odeyen bir patron, calisanina haftalik ne kadar para vermek zorunda?

(patron maaşları aylik değil haftalik ödüyor) Patronun neden haftalik odedigi de ayri bir soru isareti zaten..
0
dapda
(04.01.26)
İşverene kalmış... ama ben olsam şöyle yaparım:
Ayın 1'i çarşamba diyelim ve o ay 31 çeksin,
İlk hafta 1-7'sinin ödemesini, 8'i perşembe günü 28.075 / 31 x 7 olarak yaparım.
Elbette 7 gün çalıştığını ve bu günler için sözleşme/yasal izinlere göre 1-2 gün çalışmadığını da varsayıyorum.
Ayın sonunda kalan 3'ünü ya ayın birinde öderim, ya da ertesi haftanın ilk hakedişinde 3 + 7 olarak öderim.
ama sigortanız 28-29-30-31 gün de çalışma olsa 30 gün gösterilir, onun durumu farklı.
0
malheiros
(04.01.26)
geçen gün de aynısını sordun, muhasebeci arkadaş cevap verdi. ama bu işin doğrusu bu. matematik sora sora değişmiyor.

asgari ücret; komisyon tarafından günlük ve brüt olarak belirlenir ve resmi gazetede de bu şekilde yayınlanır. bakınız: www.resmigazete.gov.tr

"asgari ücretin günlük tutarının 01.01.2026 ile 31.12.2026 tarihleri arasında günlük brüt 1.101,00 TL olmasına" dediğin zaman sen çıkıp "ee cebe kaç para girecek reyiz onu söyle" diyeceğin için yayın organları kimse zahmet etmeden cebine girecek parayı anlasın diye 30 ile çarpıp, netini bulup (%15 düşeceksin) 28.075 lira diye hesaplayıp söylüyorlar.

o yüzden açıklanan net rakamı 31'e falan bölmeyeceksiniz. asgari ücretin günlük tutarı zaten belli, brüt 1.101 (bin yüz bir) lira. bunun da neti, %14 sgk işçi primi + %1 işsizlik primi, toplam %15 kesildikten sonra 935,85 lira. bir günlük net asgari ücret bu (isterseniz 30 ile çarpıp sağlamasını yapın, bakın ne çıkıyor).

haftalık, yani 7 günde bir maaş ödeyen bunu 7 ile çarpıp öder. ben çok egzantirik aykırı bir işverenim 9 günde bir öderim diyen varsa 9 ile çarpıp öder. 23 günde bir öderim ben iyice manyağım diyen 23 ile çarpıp öder.

ay 30 gün kabul edilir, kaç günde bir öderse ödesin, sgk aylık olarak bildirilir, aylık brüt tutar (1.101 x 30 = 33.030 lira) üzerinden prim hesaplanır.
+2
kibritsuyu
(04.01.26)
28,075 x 12 = 336,900tl senelik net
336,900 / 52 = 6,478.8tl haftalik net
ayin kac cektiginin onemi yok..
0
cooperr
(05.01.26)
(4)

Özel okula kayıt süreci nasıl avantajlı işler?

luluki
Kafamda 3 okul var lise için. Fiyat kırmak için nasıl yol izleyeyim? Çocuk süper zeka değil, biz bu çocuğu kaçırmayalım diye düşünmezler. Erken kayıt mı geç kayıt mı avantajlı? Belki kontenjanı dolduramazlar diye düşünüyor insan.Okullar: ted bahçesehir ve odtüTavsiyeler dinlenir...Ekleme... mevcut s
Kafamda 3 okul var lise için. Fiyat kırmak için nasıl yol izleyeyim? Çocuk süper zeka değil, biz bu çocuğu kaçırmayalım diye düşünmezler. Erken kayıt mı geç kayıt mı avantajlı? Belki kontenjanı dolduramazlar diye düşünüyor insan.
Okullar: ted bahçesehir ve odtü
Tavsiyeler dinlenir...
Ekleme... mevcut sistemde çocuğunuz 3/4 oranda imam hatip ya da meslek lisesine gidiyor. Akademik kaygım yok. Çocuk bıçaklanmasın, sigaraya başlamasın ya da videosu internete düşmesin. Eğitim işine çok sonra sıra geliyor.
0
luluki
(03.01.26)
arkadaşlar lise için diyor. biliyorsunuz ülkemizde liseye giriş için 8. sınıfın sonunda lgs isimli bir sınava giriliyor, liselere giriş sınavı. bu sınavdan aldığın puana göre anadolu lisesine, fen lisesine falan yerleşiyorsun. bu sınavdan düzgün puan alamazsan da gideceğin devlet okulu ya meslek lisesi, ya da imam hatip. öyle keyfime göre lisede çocuğumu istediğim devlet okuluna yazdırayım diyemiyorsun.

ikinci yol da parasını basıp özel okula vermek. onların da kimileri kendi sınavını yapıyor (sonucuna göre girip girememeniz belli oluyor ya da puana göre burs alabiliyorsunuz), kimisi lgs puanına bakıyor ama başarısı, vereceğiniz para vs ile önem sırasını düşürebiliyorsunuz.

erken kayıt her zaman iyidir. giriş sınavlarına da iyi çalışsın.
0
kibritsuyu
(03.01.26)
Ankara için soruyorsunuz değil mi? Ankara koleji mezunu biri olarak ben okulumu öneririm. Şu an o networkun ekmeğini yiyorum. Geçen ay abd’de bir cerrahla tanıştım, adam bana kolej marşını söylemeye başladı; kısaca mezunlar birbirini destekliyor (istisnalar kaideyi bozmaz). legacy önemli bence. odtü koleji de ikinci seçimim olurdu.

Ted için araya bir mezun sokun (tercihen akraba). İndirim yapabilirler.
0
eileengray
(03.01.26)
eli yuzu duzgun ozel okullarin fiyat kiracagini hic sanmiyorum malesef.
kardes indirimi bile %5 falan gibi komik bir rakamdir.
0
cooperr
(03.01.26)
bu üçüne yolladığında çocuk sonrasında bilkente gitmek isteyecek çünkü arkadaşları bilkente gidiyor olacak. onun yerine üniversite sınavına iyi şekilde hazırlayan kalbürüstü bir liseye yazdırıp ardından yine bilkente gitmesi hayatının akışında bir şey değiştirmeyecek hem de boşu boşuna bu aşırı pahalı ve "network" liselerine para dökmemiş olacaksınız. belki de yarı burs kazanabilir bu yolla.
-1
Hallegadola
(05.01.26)
(6)

Sıfır ev alırken sağlam olduğuna nasıl güvenebiliriz?

nhk ni youkosu
Eşimin annesi babası bir ev almak üzereler. Ev Kartal sahilde sıfır binada. Oralar zemin olarak kötü ve adalar fay hattına yakın, biliyorum. Bu yüzden düzgün yapılmış mı emin olmak istiyoruz.Cevaplayanlara çok teşekkürler.1. Belediyeye gidip zemin raporu vs. bişeyler sorulabiliyormuş galiba. Ne sorm
Eşimin annesi babası bir ev almak üzereler. Ev Kartal sahilde sıfır binada. Oralar zemin olarak kötü ve adalar fay hattına yakın, biliyorum. Bu yüzden düzgün yapılmış mı emin olmak istiyoruz.

Cevaplayanlara çok teşekkürler.

1. Belediyeye gidip zemin raporu vs. bişeyler sorulabiliyormuş galiba. Ne sormalı ve neye bakmalıyız? Aslında zeminden de çok, temeli ona uygun yapılmış mı o önemli herhalde.

2. Şu an henüz "kat irtifakı" var, "kat mülkiyetine" geçilecekmiş Aralık'ta başvurulmuş hala olmamış, belediyeye sorabilirsiniz demişler. Normal prosedür mü?

3. Tapudaki proje net ve brüt m2'si evin gerçeğinden az. Bu henüz arsa gibi göründüğü için mi böyle yoksa plandan daha geniş mi yapmışlar, plana uymadılar demek mi oluyor? Gerçi bina dümdüz yükseliyor yukarı doğru gittikçe çıkıntı vs yok, o açıdan normal gibi de duruyor. Ortada evlerden çıkılan yangın merdiveni var.

Sonuç olarak adamların sözüne güvenmek zorunda kalacağız galiba, yani "şunu şunu yaptık" dese bile yanlış mevsimde yapılan temel atma bile sıkıntı olabiliyor galiba. Betonu demiri sağlamdır umarım düzgün hesaplanmıştır diyip girecek miyiz? Hani rapor sunacak ve fotolarla kanıtlayacak bi müteahhit ve emlakçı da yok ki... Çok arada kaldım.

Ben şeye inanmıyorum hep "yapan adam kendi de oturuyor" diyorlar ama o da cahilin teki olabilir ki :D Burada da sözde yapan kişinin arkadaşı oturuyormuş sormuş "fore kazıklar çakıldı" falan demişler.

edit: bir de galiba kentsel dönüşümle yapılan evler ilk satışta tapu harcından muafmış. Öyleyse harika.
+1
nhk ni youkosu
(03.01.26)
Evin oralarda inşaatı gören bakkal manav filan yok mu.? Önce onlara kazık çakılıp çakılmadığını sorabilirsiniz. Yapı denetim şirketi inşaat süeecinde betonunu demirini zaten teste gönderiyor. Belediye de zaten iskan verirse usulüne uygun yapıldığını teyit etmiş oluyor. Binanın durumunu belediye imar bölümüne gidip sorabilirsiniz.
0
rodeocu
(03.01.26)
Evi müteahhitten alıyorsanız tapu harcı ödenmiyor diye biliyorum.
Kentsel dönüşüme girmeden önce o apartmanda yaşayan birilerine ulaşamaz mısınız? Onların inşaat süreciyle ilgili bilgisi oluyor.
İrtifak olayı biraz uzun sürüyor sanırım, dubleks ev falan varsa daha uzuyor demişlerdi.
0
kendi helvasını kavuran zombi
(03.01.26)
+ diyelim ki zemin raporu var, kopyasini da buldun. binanin yapiminda zemin raporu takip edilmis mi nasil anlayayacaksin?

+"kat irtifakı" var, "kat mülkiyetine" gecis vs - bunun saglamlik ile ne alakasi var?

+rapor sunacak ve fotolarla kanıtlayacak bi müteahhit ve emlakçı da yok ki - diyelim ki temel kolon kiris fotografi verdiler birkac tane, burdan nasil bir anlam cikartmayi dusunuyorsun?

ozetle:
Betonu demiri sağlamdır umarım düzgün hesaplanmıştır diyip girecek miyiz? evet.. :)
0
cooperr
(03.01.26)
@cooperr, kat mülkiyetine geçişte bişeylere tekrar bakıyorlarmış yapıyı inceliyorlarmış herhalde. Orada plana uygun yapıldı mı yapılmadı mı incelemelerini umuyorum. (ve gecikirse bununla ilgili bir sorun var anlamı mı çıkarmalıyız onu sormuştum)

buradaki mantık şu, bir şeyleri baştan düzgün yapmaya çalışan biri sonrasını da düzgün yapmış olabilir (en azından olasılık) ama baştan sıkıntılıysa zaten vazgeçeriz. Ama Türkiye'de (diğer bi ahlak başlığında da yazdığımız gibi) asla emin olamayız tabii.

rapor vs gelirse artık mühendis arkadaşa veya chatgpt'ye soracağız :)
0
🌸nhk ni youkosu
(04.01.26)
@nhk
kartal sahil diyorsun. ben olsam yuksek katli hesabi kitabi yapilmis bir binadan alirim, hesap kitap yapan sirketi bulurum, arastiririm. ornek: balkar ise iyidir, gibi.
5-10 katli binalardan uzak dururum, bence en sakati onlar.
bunun disinda yapabilecegin malesef pek birsey yok.

muhendise rapor gostermek de suna benziyor, sifir arac alacaksin, bir marka model begendin ama marka pek bilindik birsey degil, cin uretimi diyelim. makine muhendisi bir arkadasina sunu soruyorsun: takla atarsam airbeglerin acilma garantisini verebilir misin? sence verebilir mi? :)

insanlarin hayallerini koreltmek hosume gitmiyor ama ciddi yatirimlara girmeden once bunlari bilmeniz lazim.
0
cooperr
(04.01.26)
Ya bu Hatay'da yıkılan yeni evlerde şöyle bir sıkıntı olmuştu. Devlet her bölge için minimum deprem dayanımı kıstası belirliyormuş. Örneğin X mahallesindeki binalar minimum 7.5 depreme dayanıklı olarak yapılmalı diye. Ama 8.0 deprem olursa bina yıkılıyor, gibi gibi. Dolayısıyla belki buna bakılabilir. O bölgedeki minimum değer nedir ve sizin bina kaç şiddette depreme dayanıklı yapılmış? Ha bu bilgiler halka açık mıdır, değil midir onu bilemiyorum işte.
0
inawen
(05.01.26)
(12)

Ülkedeki ahlak sorunu denince ne anlıyorsunuz?

michael_knight
Türkiye’de ahlaki sorun, ahlaki çöküş var dendiği zaman ne anlıyorsunuz, ne gibi örnekler geliyor aklınıza?Çoğu ülkede durum benzer mi yoksa Türkiye’de daha mı kötü?
Türkiye’de ahlaki sorun, ahlaki çöküş var dendiği zaman ne anlıyorsunuz, ne gibi örnekler geliyor aklınıza?
Çoğu ülkede durum benzer mi yoksa Türkiye’de daha mı kötü?
0
michael_knight
(02.01.26)
Sanayiye araba götürürken ya da eve tamirci çağırırken yaşadığın duygu var ya, işte o.
+4
Mirket
(02.01.26)
nahtoderfahrung
(02.01.26)
Biz ülkece kapitalizmle yeni tanıştık ve açıkçası biraz “sonradan görme”yiz. Toplumun her kesiminde bu sonradan görmelik yüzünden yaşanan, gösteriş ahlakı (ahlaksızlığı), sosyal medyayla gelen, olmayanı varmış gibi göstermek, olmadığı biri gibi davranmak ve bunu x kuşağının bile yapması, gençlere kötü örneklik….ülkemizdeki ahlak sorunlarından bir tanesi.

Ahlaki çöküş, yani paranın hazmedilememesi… ahlaki çöküşü asla gençlere yükleyemeyiz, onlardan bir önceki nesiller daha çok sorumlu.

Aslında kötümser değilim, ahlaki çöküş değil de bir geçiş süreci gibi görebiliriz, ders çıkaracağımız bir süreç belki
+3
love and trust
(02.01.26)
6-7 ay oldu TR'e tasinali ben simdilik rahatsiz oldugum;
herkesin kendine almanya ve ingiltereyi layik gormesi ama belki bangladese'e bile yakismayacak davranislar sergilemesi.
+8
Ley
(02.01.26)
x.com Toplumda bu yaratiklardan milyonlarca var. Temel neden fakirlerin cok cocuk yapmasi. Bu cocuklarin sansa, bala buyumesi belli yaslara gelmesi. Ailesinden ilgi, sefkat, merhamet, sevgi, terbiye gormemis, bir cikolata icin, sofradaki kuru ekmek icin oz kardesiyle yarisan, dovusen biri disardaki herkesi dusman olarak gorur haliyle.
+3
freedonia
(02.01.26)
Bir canlıya zarar verme, kamu malına zarar verme, toplum düzenine zarar verme vb. davranışlarda bulunmak ve bunda sorun görmemek, rahatsız hissetmemek,

Yalan söylemek, dolandırıcılık, hırsızlık, hak yeme gibi davranışlarda bulunma ve bunda sorun gormeme, utanmama,

Aklıma genelde böyle şeyler geliyor,
+5
a perfect lie
(02.01.26)
aracin kislik lastikleri taktirmak için fiyat aldim,

15 jant ,üzerinde lastikler takili halde,
sadece montaj fiyati sordum,

300 ila 1000 lira arasinda fiyat verdiler,
20 adet bijon sök tak yapilacak.
+1
designer
(02.01.26)
1900lerde yazılan romanda da, antik yunanda da aynı benzer şeylerden bahsediliyordu. gençlerin kontrolsüzlüğünden, toplumun ahlaksızlığından. bence ahlaksızlık hep vardı, ancak bu kadar göz önünde değildi. memurum herhangi bir memurla konuşurken ankaradaki tanıdığından bahsetmesi beni baydı.

@love and trust +1 gayet süreç bu arkadaşın dediği gibi.
0
mikahakkinen
(02.01.26)
@love and trust 'ın dediği süreç doğru olsa bile Türkiye bunu yanlış zamanda yaşıyor ve gelecek umutlu değil. Çünkü bunu yaşayıp refah toplumuna ulaşacağız (ABD'nin geçmişi veya şimdiki körfez ülkeleri gibi olabileceğiz) desek okey. Ama olmayacak, zira AB ve Amerika da geriye gidiyor. 2.Dünya Savaşını yaşayıp oradan toparlanıp kapitalistleşen ülkeler bir ara refah ve dolayısıyla "ahlaksızlığa gerek duymama" halini yaşadı. Şimdi ekonomi kötüleştikçe orada da ahlak bozuluyor. Benim aklıma toplumsal kurallara uymak, kimse uyarmasa hatta cezası olmasa bile vergisini vermek biletini almak vs. toplumsal anlaşma geliyor. İngiltere'de bu bozulmuş gibi, içinde yaşıyorum şu an. Burada da bir ustaya bişey emanet ettiğimde kazıklanacak mıyım veya iş düzgün yapılacak mı emin değilim.

Fakat, mesela burada bi başbakan yardımcısı ev alırken vergiden kaçtı (az ödemiş) diye işinden istifa etti(rildi). Bu tür konularda Türkiye aşırı kötü durumda.
+1
nhk ni youkosu
(02.01.26)
bir servisin fiyatinin degiskenligi ile ahlakin baglantisi bence yok. ben de gecen lastik degistirmek icin pahali oldugum bir yere gittim ve bilerek duduklendim. ama isimi yarim saatte halledip araci tertemiz teslim ettiler. yari fiyatina da yaptirabilecegim yerler var ama ya butun gun beklemek zorundayim ya da 2 hafta onceden randevu almam gerekiyor. her servisin fiyati heryerde ayni olacak diye birsey yok. (bkz: serbest piyasa ekonomisi)

ahlak sorunu/erozyonu/cokuntusu vs vs diyince benim aklima daha farkli seyler geliyor:

+ hakkin olan birseyi yapmak icin savasman ve para vermenin gerekmesi. mesela iki sokak ilerde okula cocugunu kaydetttirirken bagis adi altinda rusvet istenmesi..

+ bir isi yapan insanlardaki kalitesizlik ve umursamazlik. ulkedeki vissel blower eksikligi. cogunlugun evden "bugun isimi kitabina uygun yapmaliyim" kafasiyla cikmamasi, gunu kurtarmaya calismasi. bunun sonunda da hatalar cig gibi buyuyor ve kartalkaya yangini gibi sonuclar doguruyor.

"gelismis" ulkelerle aramizda bu basit noktalarda ciddi farklar var.
0
cooperr
(03.01.26)
zina, alkol, kumar.

not: ateistim.
0
hold the door
(03.01.26)
Yukarida verilen is ahlaki ornekleri cok guzel. Bunlara ek olarak, uyusturucu ve alkol kullanimi, kumar bagimliligi, telefon ve internet bagimliligi, cinsel teshircilik, pespaye cinsellik, aile kavramindaki erozyon, kurumlarin curumesi, olumsuzluklarin normallesmesi, ilkelilik ya da namus gibi hassasiyetlerin kalmamasi, cahilligin ve kabaligin kutsanmasi gibi bircok ornegi var bu cokusun. Hayir, cogu yerde benzer degil maalesef.
0
osssy
(05.01.26)
(4)

Akademi vs. Kamu Uzmanlığı

Ley
Arkadaşlar selam, bir kurumda uzman kadrosunda çalışıyorum. Etrafımdakiler sürekli 'Doçentliğini al, üniversiteye geç' deyip duruyor. Akademik olarak her şey var; proje, makaleler, yurt dışı postdoc.Ama üniversiteye geçme fikri bana biraz yük gibi geliyor. Şu an çalıştığım yerdeki yöneticiler biraz
Arkadaşlar selam, bir kurumda uzman kadrosunda çalışıyorum. Etrafımdakiler sürekli 'Doçentliğini al, üniversiteye geç' deyip duruyor. Akademik olarak her şey var; proje, makaleler, yurt dışı postdoc.

Ama üniversiteye geçme fikri bana biraz yük gibi geliyor. Şu an çalıştığım yerdeki yöneticiler biraz sıkıntılı tipler; mobbing davası açanlar falan oldu. Ama üniversiteye geçince de yok ders yükü, yok rektör, dekan vs..

Sanki üniversite çok daha huzurlu bir ortammış gibi pazarlıyorlar ama bu tavsiyeler ne kadar gerçekçi? Özellikle üniversite personeli olanlara sormak istiyorum, bu öneri gerçekten iyi mi? Bunu bana söyleyenler de genelde 60 yaş üstü, bana 'iş öğreten' ( işten kastim memurluk prosedürleri) insanlar.
0
Ley
(02.01.26)
Yani ucu cok açık bir soru. Huzurlu ortam insan faktörüne bağlı, kuruma değil.

Eger doçent olarak başlarsanız bir devlet üniversitesinde çakılı kadroya sahip olursunuz ki bu büyük bir avantaj akademide. Zira kimse sizi görev sürenizi uzatmamak ile tehdit edemez.
Akademinin en guzel yanı mesai saati kavramının olmaması.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(02.01.26)
boomer tayfadan kariyer tavsiyesi almam.
0
cooperr
(02.01.26)
üniversitesine göre değişir ama ankara'dasın anladığım kadarıyla ve ankara geneli için evet üniversite daha rahat daha huzurlu diyebiliriz. hele hele de sana direkt doçent kadrosu açacak bir yerler varsa ve koşulları karşılıyorsan (4 dönem ders verme vb. koşullar oluyor) bu mesajı okuduğun dakika itibari ile hazırlığını yap geç. millet birbirini ezer, adam vurur dışarıdan doçent kadrosu için sen soruyorsun hocam bir de.
0
eisberg
(02.01.26)
Üniversite ve size göre değişir. Üniversite ile sizin yaptığınız anlaşmaya göre de değişir -vakıfsa. Doçentliği almak kolaysa alır cebe koyardım. Doçentlik sonrası, kurumunuz da izin verirse parttime dersler verebilirsiniz hocam.

Genel olarak devlet üniversitelerinde göz önünde olmayan idari kadrolar, kalburüstü vakıflarda idareyle tanışık akadrmisyenler, son on onbeş yılda açılan vakıflarda da maddi şartlardan memnun olanlar için üniversitede çalışmak görece rahattır.
0
klassno
(02.01.26)
(7)

yurt dışına giderken

deranzo1
ne kadar cash dolar götürebiliriz yanımızda? 8k var yanıma almak istiyorum çıkışta veya diğer ülkeye girişte sorun yaratacak miktar mı?
ne kadar cash dolar götürebiliriz yanımızda? 8k var yanıma almak istiyorum çıkışta veya diğer ülkeye girişte sorun yaratacak miktar mı?
0
deranzo1
(02.01.26)
Avrupa için 9999€ götürebilirsin beyan etmeden. Üzerini beyan etmen lazım (ev araç satışı vs gibi)
0
Take it away honey
(02.01.26)
japonya'ya gideceğim. ama benzerdir sanırım o zaman miktarlar. 10k altına uğraştırmadan beyan istemiyorlarsa güzel
0
🌸deranzo1
(02.01.26)
10k alti problem olmamasi lazim son zamanlarda bir sey degismediyse. Ben hep o rakami baz aliyorum yillardir. Biraz fazla olsa da, hepsini ayni yerde tasimamaya ozen gosteriyorum bir de, cihazlarda gereksiz dikkat cekmesin diye.
0
bosver nicki
(02.01.26)
10.000 euro'dan az euro veya muadili para için beyan gerekmiyor.
0
Mirket
(02.01.26)
Burda yazılan öneriler AB bölgesi için. Japonya yazmışsınız, gümrük bilgilerine göre ~ www.customs.go.jp ~1 million yen nakit götürebiliyorsunuz. Yani 8k USD bu sınırı aşmış oluyor. Yanılıyor muyum? Beyansız geçiş için yani.
0
truf
(02.01.26)
tahminim her ulkenin limiti asagi yukari $10k nakittir.
bunun 2-3bin dolar ustune de kolay kolay laf etmezler, aa limit ben daha yuksekti saniyordum der gecersiniz, basima geldi ordan biliyorum.
ama 50bin cash ile yakalanirsaniz ne olur bilmem :D
-1
cooperr
(02.01.26)
sinir yok bildigim kadariyla ama belli bir miktarin uzerini beyan etmeniz gerekiyor. gittiginiz ulkenin gumruk kanunlarina bakmaniz lazim.
0
antikadimag
(02.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.