Giriş
(19)

Sevmediğiniz şeyi hemen bırakıyor musunuz?

Bruce
Mesela marketten yeni bir cips aldınız, 3 tane yediniz beğenmediğinize karar verdiniz. 4.yü yer misiniz yoksa bırakır mısınız?
Mesela marketten yeni bir cips aldınız, 3 tane yediniz beğenmediğinize karar verdiniz. 4.yü yer misiniz yoksa bırakır mısınız?
+1
Bruce
(14.04.26)
1 tane yerim beğenmezsem evdekilere itelerim
0
neira
(14.04.26)
begenmedigim seyleri ofise getiriyorum, sagolsun cekirgeler yok ediyor.
+7
cooperr
(14.04.26)
Direkt cope. Hic zorlamam.
-1
Kittie
(15.04.26)
5-10 dk sonra tekrar denerim, yine beyenmediysem ve vereceğim kimse yoksa direkt çöp
-2
artıküyeolmakistiyorum
(15.04.26)
Aşırı biçimde damak tadıma zıt değilse atmaya kıyamıyorum, israf olmasın diye yemeye çalışıyorum. Kendim yemesem bile etrafımda yiyecek olan olur mu diye bakınıyorum. En son yeni denediğim bir cips fazla sert gelmişti. Çöpe atmayıp yedim ama bir daha almam mesela. O ara verebileceğim kimse de yoktu.
+3
Amaranta ursula
(15.04.26)
Kolay kolay çöpe atmam, aşırı berbat değilse yerim, kuşların yiyebileceği birşeyse dışarı çıkınca onlara atıyorum, o da olmadı çöpe tabii.
+1
mbond
(15.04.26)
Şimdi fark ettim, o kadar az yeni şey deniyormuşum ki… Hep aşina olduğum ürünleri alıyormuşum. Gerçi yeni ürün alırken mutlaka içindekilere bakarım. Çok kötü sürprizle karşılaştığımı hatırlamıyorum.

Yenebiliyorsa, midem bulanmayacaksa, yerim. Bir daha almam. Midem bulanmadan yiyemiyorsam, yiyecek birisini bulurum. Ama insan, ama hayvan…
0
dilemma of subscribtionability
(15.04.26)
cok cok cok nadir durumlarda cope atarim; genel olarak yaklasimim “yerim ama bi daha almam” olur.

bu durum giysilerde, sampuanlarda, deterjanlarda, kremlerde, rimellerde, rujlarda, konservelerde, tuvalet kâğıtlarında vs de gecerli.
+1
taurina
(15.04.26)
Bir kaç tane daha yer şans veririm hala beğenmiyorsam kocama itelerim :)
0
ekimoloji
(15.04.26)
Mina Urgan'ın Bir Dinazorun Anıları kitabında, okumaya başladığı kitabı beğenmemesine rağmen bitirmeye çalışması üzerine Fethi Naci'nin; " karpuzu kestin baktın kabak, yemeye devam mı edeceksin?" diye sormasından bahseder. Ben de kitapta bu bölümü okuduğum yıllardan bu yana, hoşlanmadığım şeylerde hiç ısrar etmem.
0
thracia
(15.04.26)
sonra yerim baktım sonra da yemiyorum cope atarim
0
koela
(15.04.26)
pis bogaz bir insan oldugumdan yiyemeyecegim kadar kotu bir seye hemen hemen hic denk gelmiyorum. surekli yeni seyler denerim bu arada. mesela dijon hardali almistim, burnumdan ates cikti. ziyan olmasin diye yogurtla, domates sosuyla, mayonezle falan karistirip suruyorum hamburgere mesela veya cok degil ama bicagin ucuyla suruyorum. tabii burada begenmeme diyemem, yanma diyebilirim. kisacasi atmam, yiyecek bir yol bulurum, sonra da almam. mesela cips ornegini vermissiniz, sosla deneyebilirsiniz.
+1
Sour
(15.04.26)
Kitap, film, dizi vs. bırakırım. Ama yemek olunca öğürerek yemiyorsam bırakamam israf olur diye.
+1
peki madem
(15.04.26)
yurtdışında çok oluyor özellikle. yeni bir ürün denemek istiyorsunuz hayatınızda hiç denemediniz ve tamamen şans. abur cubur cinsindense aşırı şekerliyse ya da içeriği vücudumda alerji yaptıysa malesef direkt çöpe atıyorum. israfı sevmesem de.
0
iwillsee
(15.04.26)
özellikle yiyecek konusunda sevmesem de bitiririm, en azından paylaşırım / yiyecek kişilere itelerim. kaliteli olsun olmasın çöpe gitmesini hiç istemem.
0
MtKrt
(15.04.26)
tadını beğenmediğim şeyi neden yemeye devam edeyim ki? direkt çöpe atarım.

belli ki abur cubur, vücuduma da bir faydası olmayacak yersem. hatta zararı olacak. atsak israf olmayacak yani. aslında en başta alışımız israf o zararlı şeyleri de... bu şeyleri yememizin tek sebebi tadının verdiği zevk. o da yoksa neden yiyelim ki? at gitsin.

"para boşa gitmesin..."
e sen o parayı zevk alma umuduyla ödedin. iğrene iğrene yersen paranla rezil olmuş olacaksın. tadını bilmediğin şeyi alarak riske girme o zaman.

ancak sebze meyve türünde gerçekten sağlıklı bir şeyse yemeye çalışırım. birkaç kere denerim.
+1
art cat chocolate
(15.04.26)
ofise getirince 2 dkda eminönü'nde yaşanan izdiham görüntüsü
0
gabe h coud
(15.04.26)
benim birader var ona ogutucu diyoruz. begenmedigim bir sey olursa mutfak masasina birakiyorum ve gecerken mutlaka alip yemis oluyor.
0
arakaali
(15.04.26)
geçenlerde büyük kızımla yengeç ya da karides cipsi gibi bir şey aldık. tadı inanılmaz kötüydü. kalanını küçük kızıma verdik. verirken de 2 paket almıştık diğerini bitirdik bunu da dayanamadık açıp biraz yedik dedik. vallahi gözümüzün öünde hapır hupur bitirdi. tadını çok sevdi. üniversiteye hazırlanıyor, biraz kaygılanmaya başladım :)))
0
ground
(16.04.26)
(15)

katkı maddeli ürünlere/gıdalara bakışınız

MtKrt
kahvaltılık ürünler olsun, soslar vs olsun içeriğine dikkat ediyor musunuz?özellikle içeriğinde koruyucu, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici ve renklendirici olan ürünlere bakışınız nasıl?yeni bir sos veya farklı bir marka denemek istediğimde bu aralar içeriğine daha çok dikkat ediyorum. eskiden u
kahvaltılık ürünler olsun, soslar vs olsun içeriğine dikkat ediyor musunuz?
özellikle içeriğinde koruyucu, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici ve renklendirici olan ürünlere bakışınız nasıl?
yeni bir sos veya farklı bir marka denemek istediğimde bu aralar içeriğine daha çok dikkat ediyorum. eskiden umursamazdım ama nedense bi korku başladı. kahvaltılık sosta yukardaki 3 madde vardı. keyfim kaçtı.
Alınır mı ? yoksa direkt çöp mü?
0
MtKrt
(10.04.26)
Koruyucular icat edilmeseydi insanlar açlıktan ölürlerdi herhalde günümüzde kime nasıl yemek yetiştireceksin tavşan gibi ürüyoruz, bunlara takılı kalmak biraz ılık götlülük bence, günde 2 paket sigara içen içki tüketen insanlar yeri geliyor bu koruyucuları bokluyor bunların çoğu ihtiyaçtan ortaya çıkmış şeyler, ha çok kafanı karıştırıyorsa sosu da almayıver.

Senin için demiyorum tabii öyle anlama, toplumumuzda genel olarak böyle bir algı var.
+5
kizil karga
(10.04.26)
yani şöyle, temiz içerikli alternatifi kolay bulunan şeylerde çok dikkat ediyorum, mesela peynirde katkı maddesi olanlar var olmayanlar var, mutlaka etiket okuyorum. yumurtayı organik alıyorum. ama zaaflarım var, bazı atıştırmalıkları çok seviyorum ve içerikleri çöp de olsa bazen alıyorum, daha iyi içerikli olanları kesmiyor züber falan.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
içerik okuyorum, kaliteli olanını almaya çalışıyorum ama tabii ki tam kurtulamıyorum. sebze ve meyveye dikkat ediyorum yalnız. yakınım tarımla uğraştığından kullanılan pestisitleri, miktarlarını, ve türkiye'de sirkülasyonda olan ürünlerin kalitelerini hep anlattığından bu konuda titizim. durum vahim çünkü.
+1
eileengray
(10.04.26)
yilda birkac kere disinda iceriginde bu tarz seyler olan yiyecek almiyoruz. bir tek esimin sriracha sevgisi var, onu katkisiz bulamadim. bu ara onu da almiyoruz ama.
0
lemmiwinks
(10.04.26)
Çocuk sahibi olduktan sonra daha çok dikkat etmeye başladım, içeriğini mutlaka okuyorum bilmediğim bir madde yazıyorsa yapay zekaya soruyorum.
0
ekimoloji
(10.04.26)
her gun kesin tukkettigim seylerin temiz olmasina gayret ediyorum ve icerik okuyorum evet. ama ayda yilda bir makarnaya ozel sos filan yapacaksam o kadar takilmiyorum. genel olarak icerikte sadece koruyucu olan urunlerle bir derdim yok (tursu mesela), ama mesela aroma vericiler coksa (dogal yapay fark etmeksizin) aldigim urunun kaliteli olmadigini dusunuyorum. hem koruyucu, hem renklendirici, hem kivam arttirici, hem aroma verici olunca aldigim urun aslinda aldigim sey degil, bambaska bir sey diye dusunuyorum, duzenli almiyorum.
0
taurina
(10.04.26)
bir süredir dikkat ediyorum fakat bir yere kadar oluyor. bir aydır falan biraz salmaya başladım çünkü yemek yemekten aldığım zevk azalmaya başladı. koruyucusuzun alternatifini bir şekilde bulabiliyoruz ya da doğrudan yememe şansımız var ama beni asıl rahatsız eden pestitit, tarım ilacı dolu sebze meyveler oluyor. organik mi emin olamıyorsunuz, fiyat farkı fahiş oluyor bazen.
0
black holes in the sky
(10.04.26)
sadece kalorisine dikkat ediyorum. yüksekse almıyorum.
0
yurtsuz john
(10.04.26)
hiçbir şeye dikkat etmiyorum, üç gün fazla yaşamışım az yaşamışım umrumda değil.
0
yap desem yapmazsin he
(10.04.26)
Yap desem yapmazsın he +sonsuz

Sadece anlık zarar verecek ürünleri/maddeleri eliyorum. Mideye rahatsızlık verenler gibi.
Bir de lezzet açisindan doğalına alışık olduğum reçel gibi ürünlerin hazirini almıyorum. Çok yapay bir tat geldiği için.
0
egerbiryolcu
(10.04.26)
Her gün tükettiğim bişi değilse bakmıyorum. Hayatı o kadar sevmiyorum.
+1
Bruce
(10.04.26)
Yediklerime dikkat ettiğim bir dönemde değilsem çok incelemem lezzet odaklıyım.
Eğer dikkatli olduğum bir dönemdeysem paketli gıdaların hiçbirine güvenmem ve tüketmemeye çalışırım, paketli gıdaların tamamını direkt “zararlı” kategorisine atıyorum.
0
mutekebbir
(10.04.26)
Ben de çok önemsiyorum bu konuyu. Kendim yapabileceğim her şeyi kendim yapmaya çalışıyorum. En son zeytin kurdum mesela ama daha olmadı. Eylül ayında kurdum ve umudum kalmadı 😂

Veganım ve sürekli etiket okumakla ömrüm geçiyor. Katkı maddesi konusu da önemli benim için. Katkı maddesiz bir şey bulamıyorsam ve almam gerekiyorsa o katkı maddesinin de hayvansal olmaması gerekiyor. O sebeple etiket okumaktan artık görme yetimi kaybetmekten korkuyorum.
0
rock n roll
(10.04.26)
cok onemsiyorum. kesinlikle almam. hatta nutri-score'a bile bakiyorum ve bir urun c skoru altinda aliyorsa almiyorum. yani abur cubur bile yiyeceksem c olanini seciyorum. istisnalar olabiliyor. ornegin yeni, enteresan bir urun deneyeceksem onemsemebiliyorum.

link: en.wikipedia.org
0
Sour
(11.04.26)
olabildiğinde uzak durmaya çalışıyorum. yani düşmanca bir tutumum yok, hazır gıda tüketmemeye çalışıyorum.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
(9)

iran abd/israil savaşından neleri öğrendiniz?

messina123
-en kötü devlet, dış güçten daha iyidir.-birlik olursan dünyanın en büyüğü gelse yenilmezsin.-türkiye siyaseti ve diplomasiyi iyi biliyor.-israil bir terör devletidir. hitler bunlara zamanında az bile yapmıştır.-abd, göz boyamadan ibaret. -çin'in ne abd ne de dünyanın geri kalanı umrunda değil. benc
-en kötü devlet, dış güçten daha iyidir.
-birlik olursan dünyanın en büyüğü gelse yenilmezsin.
-türkiye siyaseti ve diplomasiyi iyi biliyor.
-israil bir terör devletidir. hitler bunlara zamanında az bile yapmıştır.
-abd, göz boyamadan ibaret.
-çin'in ne abd ne de dünyanın geri kalanı umrunda değil. bence dünyanın süper gücü çin.
-türkiye'nin ortadoğuyla din dışında bir alakası yok. avrupa ile din dışında tüm çıkarlarımız uyuşuyor. bence ab de bunun farkına vardı. yakın gelecekte avrupa birliği'ne bizi davet edeceklerini düşünüyorum.
-bunun sonucu olarak kktc de dünyada tanınan bir devlet olacak.
-rte ekonomik sebeplerle seçimi kaybedecek ancak muhalefet olarak düşündüğümüz kadar kötü bir başkan değilmiş. evet çoğu muhalif belediye başkanı içeride olmasına rağmen bunu diyorum. bence seçimlere az bir süre kala hepsi çıkacak.
-yunanistan bizden köpek gibi korkuyor. avrupa'nın gözünde biz yunanlılardan daha değerliyiz. ab üyesi olmamamıza rağmen.
-savaşın kazananı yok. abd'nin itibarı yerle bir oldu. israil'e tüm dünya düşman. mollalar da ya kendi halkı üzerinde yumuşayacak ya da tarih olup gidecekler.
-6
messina123
(09.04.26)
bogazlari kontrol etmek onemli. dolayisiyla recep tayyip erdogan, kanal istanbul projesi gibi mevcut sozlesmeleri riske atabilecek sacma projelerden vazgecmeli. yani bu konu uluslararasi bir mesele haline gelebilir.
+6
Sour
(09.04.26)
dünyada artık diplomasi diye bir şeyin olmadığını öğrenmedik de kanıtlanmış oldu. Demokrasi diye sürekli çığırtkanlık yapan ABD'de artık parlamento vasfını kaybetmiş tek adamcılığa dönmüş. Türk siyaseti dünyaya çok şey öğretti. ABD'de de savaşmıyoruz, terör operasyonu diyerek kılıfıyla operasyona zemin hazırladı.
+1
croswell
(09.04.26)
bugün bu güce sahipsek bunlar sayesinde:

tr.wikipedia.org
tr.wikipedia.org
+2
Hallegadola
(09.04.26)
-israil bir terör devletidir. hitler bunlara zamanında az bile yapmıştır.

Hayır bu ikisi birbirinden ayrı olaylar
+6
grimavi
(09.04.26)
İran kadar güçlü değiliz. Türkiye'nin ABD'yi ve İsrail'i vurduğunu hayal edemiyorum. İran dokunulmaz görülenlere çok güzel dokundu. Laiklik tartışmalarında hep bir gecede İran olacağız esprisi dönüyordu. Şu an keşke bir gecede İran olsak diyorum. Hipersonik füzesi var adamların.
-7
arbre
(09.04.26)
İsrail bir terörist devlet.
Amerika sanıldığı kadar güçlü değilmiş. Artık işi zor.
Petro dolar sistemi çökecek.
Çin, yeni dünya lideri.
Artık ortadoğunun ağası, dayısı, haraçcısı İran.
Türkiye ortadoğu bataklığından sıyrılmalı.
Avrupa, demokrasinin ve adaletin kalesi
Yeni dünyada çok güçlü bir ekonomin varsa varsın. Yoksa zavallısın.
Artık savaşlar ekonomi ve füzeyle ve başkasının füzesiyle ya da teknolojisiyle gerdeğe girilmez.
Liyakat, adalet ve eğitim şart.
+1
Mirket
(09.04.26)
Siyonizmin kendi rahatı için her zamanki gibi ABDyi , ABD askerini hatta Trumpı bile harcayabileceği yine ortaya çıktı .
Biri bir haber getirince arkasını araştırın diye bir husus vardır. Trumpın açıkça bu savaşın başında (başta başkan yardımcısı jd vance olmak üzere ) kendi adamlarını dinlemeyip tamamen mossadın raporları ve gazıyla savaşa girmesi çok vahim bir durum .
Birbirinden farklı bir çok kanal ve yorumcu bunu dile getirdi .

Dubai'de gibi rahat sorunsuz , ABD üsleri emniyetinde(!) olan cazibe yerlerinde emlak fiyatlarının büyük oranda düşmüş olduğunu öğrendik .

Bizim çok yorulmadan çeşitli devlet veya uluslararası kurumların yakın zamanda Türkiye'ye gelerek çeşitli proje ve anlaşma teklif etme potansiyeli de arttı.

Kendi silahlarımızı yapmanın haklılığı bir kez daha ortaya çıktı .
Ve varsa s-700 , s-800 leri de almamız gerekiyor Rusya'dan.

ABD'nin , er Ryan'ı kurtarmaktan çok asıl kendisini bile zor kurtarabileceğini görmüş olduk. Kara harekatında Persler tarafından o karasal dağlık bölgelerde 300 ile başlayıp sonunda 3,5 spartalıya çevrilebileceği bir çok farklı kaynakta defalarca anlatıldı .

Çeşitli sosyal medya ve teknoloji şirketlerinin de bu gibi son savaşlarda ABDye veya siyonizme sürekli veri kaynağı sağlamayla savaşa taraf olduklarını iyi anlamak lazım.
Çin'in böyle anlarda sessizliğinin , gerçekte sinsilik olduğunu yine anlamış olduk .

Türkiye'nin Afrika ve Ortadoğu'daki diplomasi savunma , iş kolu ve diğer yapılanmada gibi alanlarda etkinliğinin artmasının elzem olduğunu görmüş olduk .

Körfez ülkelerinin petrolün verdiği rahatlığıyla Gazze'deki katliama yıllardır sessiz kalmalarının cezasını , kısmen de olsa persler eliyle çekebileceklerini görmüş olduk.
Kendi topraklarında bulunan ABD üslerinin onları koruması vaadi tamamen hayal hatta felaket olduğu ortaya çıktı .

Böyle savaşlarda Türkiye'nin önemi daha çok öne çıktı .

Ayrıca şimdilik İran'ın da siyaseten bize yakın olmalarının arkasında kalan , pek görünmeyen şey ise ABD ile anlaşma yapacakları yer konusunda bizi değil pakistanı seçmeleri gerçekte önemli bir ayrıntıdır.
Bile bile Türkiye'nin bundan diplomatik kazanım elde etmesini tercih etmediler.

Hatırlayın Ukrayna Rusya savaşında bile tarafların anlaşmaları İstanbul'da olacaktı ama o zaman da araya engel olarak İngiltere girdi .
-1
diyecevaplandı
(09.04.26)
benim kendime çıkardığım sonuçlar şunlar:

- "uluslar arası hukuk" laftan ibaret.

- gönül isterdi ki iranlılar kendi elleriyle ve kanlarıyla molla rejimi devirsin; ancak "iyi" başlayan süreç sonradan devam ettirilemedi ve göstericilerin büyük çoğuluğu molla rejimi tarafından kıyıma uğratıldı.

-İspanya'nın ilkelerinden taviz vermemesi takdiri hak ediyor. Viva El Rey! Viva Espana!

- bunun böyle olmasında abd'nin ve israil'in göstericileri bahane edip tamamen kendi bencil çıkarları için İran'a saldırmalarının da payı var. psikolojik üstünlük sanki İran'a geçti gibi.

- "hitler bunlara az bile yaptı". sanırım burada israil'i değil, yahudileri kast ediyorsunuz; zira hitler hayattayken israil henüz kurulmamıştı. buna rağmen bu ifadeye katılmam mümkün değil. israil'in politikalarının tüm yahudilere mal edilip, hitler'in haklı bulunması son derece hakkaniyetsiz bir tutum. israil karşıtı ciddi bir yahudi kitle de var; bunu da hesaba katmak gerek.

- "kullanışlı aptallar" her iki taraf için de çok verimli bir kaynak. seküler bir yaşam tarzına sahip bir kimsenin, bir protestoda "tarihin doğru tarafında olun" yazılı ayetullah resmini taşımasını başka türlü açıklayamıyorum.
0
pangea
(10.04.26)
Şunları iyice anladım

-Ticaretini, silahlarını, teknolojini AB, ABD, ukrayna ,israil vb 'ye bağlama. Komşularla aranı iyi tut

-Ülkemiz her ne kadar pohpohlansa da bir anda batı kulübünün saldırısına uğrayabilir.

-Ambargo ve saldırı geldiğinde canı pahasına bize sadece iran ve dostları yardım eder. O da dini sebeplerle

-İzzet ve şeref ancak Allah katındandır, masonik sembollerde yahudi lobilerinde aranmamalıdır. Dünyadaki güçlüye boyun eğmek, ortak olmaya çalışmak yarar getirmez.
0
hebanon
(10.04.26)
(13)

Okumaya niyeti olmayan çalışkan herife kariyer çizelim mi?

luluki
Serhat Liseyi bu yıl bitiriyor. Okumada gönlü yok. Hem okuyup ana babaya yük olmayayım derdinde hem de okuyup niye vakit kaybedeyim kafasında. Haklı mı? bence fazlasıylaBu çocuk çalışkan biri. İş ver layığıyla yapar. Tevazu sahibidir. Hiç z kuşağı değil.Nasıl bi kariyer çizelim bu efendi adama? Avru
Serhat Liseyi bu yıl bitiriyor. Okumada gönlü yok. Hem okuyup ana babaya yük olmayayım derdinde hem de okuyup niye vakit kaybedeyim kafasında. Haklı mı? bence fazlasıyla
Bu çocuk çalışkan biri. İş ver layığıyla yapar. Tevazu sahibidir. Hiç z kuşağı değil.
Nasıl bi kariyer çizelim bu efendi adama?
Avrupa ya nasıl eğitip gönderelim?
İnşaat ustası. demirci, bahçıvan, oto tamircisi...
Bsnamısın demez oturur çalışır öğrenir. Ne belgeleri alsın?
İngilizceyi şimdiden halletti zaten.
Bu soruyu kendisi okuyacak. Yardımcı olun kardeşinize.
Tekrarlıyım. 18 inde ama hiç yaşıtları gibi değil.
Buyrun anlatın. Dinliyoruz.
0
luluki
(09.04.26)
Tesisat
Oto sanayi
Elektrik
+2
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Ticaret tabiki.
5 sene sonra kendi işini yapacakmış gibi bir hedef belirlesin. Ve kafasına yatan beğendiği iyi para kazanabileceğini düşündüğü bir sektörde çırak olarak işe girsin. Tuüm nceliklerini detaylıca öğrenip 5 sene sonra kendi işini yapmaya başlasın.
Rızkın onda dokuz'u ticaret onda biri cesarettir
+1
etna
(09.04.26)
liseyi bitirsin, usta öğreticilik belgesi almış ve iş güvenliği hizmet sözleşmesi bulunan bir iş yeri bulsun, mesleki eğitim merkezine çırak öğrenci olarak kaydolsun. iki sene içerisinde mezun olsun. mesleki eğitim merkezinden almış olacağı ustalık belgesi ile ister yurt içinde çalışsın, ister o belge ile yurt dışında çalışsın.
+1
wilhelmwasmuss
(09.04.26)
avrupa'da ve amerika'da lisans eğitimi değil de özel eğitim/tecrübe gerektiren kaynak ustası, vinç operatörü, dozer operatörü gibi elemanlara ihtiyaç oluyor. şaka maka ortalama bir mühendisten fazla para kazananlar olabiliyor bu işlerde. öncelikle bu tarz işleri araştırın. mevcut durumda talebin en çok, arzın ise az olduğu bu şekilde işlerden en az birine yönlendirin.
+2
shadowfollower
(09.04.26)
sonucta avantaj ve dezavantajlari olan bir konu. eger su an okumak istemiyorsa sonra okuyabilir ama calismak yasla birlikte zorlasan bir durum. kimse 25-30 yasinda cirak almak istemez. o kisiler de o yasta cirak olmak istemez. ama her yasta gayet kolay okuyabilirsiniz. ben lisans donemindeyken 50, 60 yaslarinda insanlar da vardi. yani boyle bir tercihi varsa desteklemeniz gerekir. fakat yapay zeka ve robotik gibi seyleri de dusunsun tercih yapmadan once. mesela 3d teknolojisi insaat sektorunun mavi yaka ihtiyacini kaldirabilir. bu arada yazilim (yapay zeka, quantum, siberguvenlik vs) icin okumak gerekmeyebilir. ilgisi varsa kurs falan yeterli olur. hicbir sekilde egitim vs. istemiyorsa o zaman zanaata yonelecek, yani el becerisi alanlarina. denildigi gibi elektrik-elektronik, oto sanayi, tesisat islerine katiliyorum. bunun disinda berber veya asci da olabilir. fakat hedef ulke degistirmekse bunlar daha sinirlidir diye dusunuyorum. biraz da calisirken nasil bir deneyim elde etmek istedigine bagli, yani musteriler bana gelsin ve is kaba bir is olsun (oto sanayi), ben onlara gideyim (tesisat, tamir vs), markalasma imkani olsun (berberlik ve ascilik icin mesela bunlar daha gecerli mesela).
+2
Sour
(09.04.26)
benelux taraflari dusununce aklima gelen iki meslek:

-hasta bakiciligi: yaslanan nufus > gelecekte cok daha fazla ihtiyac olacak
-klima/ heat pump montajciligi > fosil yakit kullaniminin azalmasi, isinma icin heat pump kullaniminin artmasi. yazlarin daha sicak gecmesi, daha fazla insanin klima taktirmasi

ama burada egitim alip, onunla gitmek yeterli veya mumkun mu bilmiyorum tabi
+1
lamartin
(09.04.26)
berberlik de olabilir.
0
kveldulv
(09.04.26)
Teknik işler için de ön lisans gerekli. En temiz yol elektrik-elektronik ön lisans okumak ve bir yandan da çalışarak tecrübe edinmek.

Esnaflıktan ziyade maaşlı teknik işlere odaklanmak daha mantıklı.
0
runaway
(09.04.26)
İngilizceyi şimdiden halletti zaten'e kadar soru iyi gidiyordu :D
okumayi sevmeyen insanin yabanci dili "halletme" olasiligi dusuk, tahminen hellettim dedigi max A2 falandir. cunku dil ogrenmek ciddi calisma gerektiriyor, vakit ve enerji alan birsey.

ha serhat poliglot ise, yani harbiden yabanci bir dili kendi kendine ogrenip fluent olduysa, o zaman zaten ne yapacagi acik, dilden yuruyecek. 3-4 dil daha ogrenecek, sonra onu kimse tutamaz zaten.

edmond honda'nin cevabini begenmemissin ama "gercekci olun" en guzel tavsiye harbiden. bu platformda zaten "aci ama gercek" cevaplar pek sevilmiyor.
0
cooperr
(09.04.26)
Okul vakit kaybı değil bence. Dört yıllık bir diploması olmalı işe yarar ya da yaramaz cebinde bulunsun. Hem okuyup hem çalışabilir hırslı ise. Ayrıca okulu sadece eğitim için gidilen yer olarak görmeyin. Eğer İngilizcesi iyiyse sınavlara girsin dil puanı bir iş kapısı açabilir.
+1
pembediken
(09.04.26)
bugun anadoluda 15 yasindaki cocuklar ingilizce konusuyor. millet iyice boomer'a donusmus burada kendi donemlerindeki anadolu lisesi dial up modem imkanlariyla kiyasliyor. cocuklar youtube'dan instagram'dan reddit'ten sokuyor ingilizceyi. 18 yasinda anlasacak kadar ingilizce ogrenmis cocuklara sasirmiyorum ben.

serhat'in okumama kararina katiliyorum. cok iyi okumadiktan sonra okumanin hicbir esprisi yok artik. nelerle ugrasmayi seviyorsa oradan yurusun. tadilat yapabilir, daha cok teknolojiyle ilgileniyorsa arac veya elektrik/elektronik tamirat islerine girebilir. bugun muhendis olarak gocemedigimiz ulkelere tamirci olarak goculebiliyor. adamlar kendi islerinin patronu, kimseye eyvallahi olmadan guzel paralar kazaniyorlar.
0
antikadimag
(10.04.26)
Ayrıca okulu sadece eğitim için gidilen yer olarak görmeyin. +1

tavsiyem yok ama şunu eklemek istiyorum, üniversite hayatımda geçirdiğim en güzel dönemdir. hayatımda en çok sınırlarımı denediğim, törpülendiğim, farklılıklarla tanıştığım, ufkumun bakış açımın 10 katına çıktığı bir yerdi benim için. üniversite eşittir ders değil. lise gibi bir yer değil tamamen farklı bir konsept. arkadaş bunu bilmediği için gereksiz gibi düşünüyor.
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
yaw biz de zamaninda red alert ingilizcesini cozunce ingilizceyi hallettik sanardik da bir dili "halletmek" demek, instagram'da okudugunu anlamaya benzemiyor.

bu capini bilmemek zaten bir ortadogu hastaligi, herkes sorsan her isin uzmani, ust duzey yonetici. :D
0
cooperr
(10.04.26)
(56)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-4
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-12
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Kolik bebeğe bakmak kolay bişi değil, başına gelmeyen anlamaz. İkiniz de yorulmuşsunuz, destek almanız lazım. Temizliğe gelen abla tam zamanlı işe girdiyse başka birisini ayarlayın. En azından temizliği ütüyü falan düşünmezsiniz. İlk aylar biraz zorluyor ama giderek kolaylaşıyor, bunaldığınız zaman bu dönemlerin geçici olduğunu hatırlayın
+8
kullanicadi
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
0
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-8
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(9)

Kendinizi darda hissettiğinizde, ruhunuz bunaldığında ve birileri ile konuşmak istediğinizde kimi ararsınız?

umutt
Ben kimseyi arayamadığımı anladım biraz önce. Kötü bir farkındalık oldu ama sanırım uzun süredir kendimi kandırıyormuşum yalnız değilim diye. Aslında telefonun ucunda olabilecek birileri var ama canları sıkılmasın, zaten akşam vakti müsait değillerdir, ben halledebilirim diyerek aramamayı tercih edi
Ben kimseyi arayamadığımı anladım biraz önce. Kötü bir farkındalık oldu ama sanırım uzun süredir kendimi kandırıyormuşum yalnız değilim diye. Aslında telefonun ucunda olabilecek birileri var ama canları sıkılmasın, zaten akşam vakti müsait değillerdir, ben halledebilirim diyerek aramamayı tercih ediyorum.
Siz arayabiliyor musunuz birilerini, yoksa herkes kendi derdinden sorumlu diyerek kendiniz mi çözüyorsunuz?
-2
umutt
(08.04.26)
hic kimseyi.

akil danismak icin, derdime derman olacaksa ararim ama yakinmak icin 0. mümkünse kimse de beni aramasin. dert anlatmak isteyen terapiye gitsin. bana cok toksik geliyor. modumu kimsenin derdiyle düsüremeyecegim. birilerinin modunu düsürmek de istemem.
-3
Purple life
(08.04.26)
Genelde annemdir, eşimle tartıştıysam o dahil kimseye anlatmam. Çok çıkmazdaysam ChatGPT ile laflarım.
0
ekimoloji
(08.04.26)
7/24 arayabilecegim birileri var. Hemen arayip konusmak isterim. Arkim de hemen anlatsin rahatlasin isterim, her zaman ulasilabilinirim
0
üğpoıuy
(08.04.26)
Birini aramam, yakınmayı sevmiyorum. Derdimi de sohbet ortamında, konu gelmişse ya da sorulmuşsa anlatırım genelde. Sorulmadan anlatmışlığım yoktur pek.
0
Bruce
(08.04.26)
annem var. partnerim var. boyle arayabilecegim arkadas da olabilir ama konusuna bagli. fakat yine de arkadaslari saymam. kisacasi annem ve partnerim.
+1
Sour
(08.04.26)
bir joint yapar kendimle konuşurum
0
birdirbir
(08.04.26)
O ruh halinde kimseyi aramam. Niye sevdiğim insanların enerjisini de aşağı çekeyim ki? Çok büyük haksızlık olur. Kendi içimde hallederim genelde.
0
truf
(09.04.26)
Kimseyle konuşmam, imkan varsa içer, susarım.
+1
kumandanim
(09.04.26)
ben de kimseyi aramam. yaptığımız şey bence biraz yansıtma. rutinimin bozulmasını sevmem, hiçbir işim yoksa bile beklenmedik bir arama beni rahatsız eder mesela. gerçekte çoğu insan için bu geçerli değil, hatta kimilerinin hoşuna gider bu. bende meşguliyetten bağımsız artık yabanilik midir, anksiyete midir, hastalık mıdır bilmem ama böyle bir şey var: yapacağım neredeyse her şeyin başkalarına yük olacağını, kimsenin bana bile isteye ayıracak bir dakikası bile olmadığını varsayarım. ondan bağımsız telefonda konuşmaktan da nefret ederim zaten, ilişkilerimde bile problem yaratan bir durumdu geçmişte. kafama silah dayayıp "ara ulan!" deseler herhalde annemi, olmadı kardeşlerimi arardım. başka kimse yok.
0
der meister
(09.04.26)
(6)

ABD'de Macaristan'da Neden Orban'ı Destekliyor?

pangea
kıymetli duyuru sakinleri,yurt dışı haberleri takip edenler biliyordur; bu pazar macaristan'da seçim var. bu seçimle ilgili olarak abd başkan yardımcısı vance, orban'a destek için macaristan'a gitti. "her türlü yardıma hazırrız" gibi sözler söyledi vs. imdi, yanlış bilmiyorsam orban rusya'nın avrupa
kıymetli duyuru sakinleri,

yurt dışı haberleri takip edenler biliyordur; bu pazar macaristan'da seçim var. bu seçimle ilgili olarak abd başkan yardımcısı vance, orban'a destek için macaristan'a gitti. "her türlü yardıma hazırrız" gibi sözler söyledi vs.

imdi, yanlış bilmiyorsam orban rusya'nın avrupa şubesi gibi çalışıyor. bir nevi truva atı yani rusya'nın.

bu açıdan bakınca abd'nin orban'a desteklemesi tuhaf görünüyor; öte yandan maga politikacılarla ile orban ideolojik olarak uyuşuyor da, diğer farklılıklar görmezden mi geliniyor ideoloji aşkına?

kafam bir miktar karıştı ve sizlere de danışayım dedim.
+2
pangea
(08.04.26)
haklisiniz, fakat otokratik ve diktator liderler kendileri gibi olanlari severler cunku kontrol etmesi kolaydir. herhalde ideolojiler bir sekilde uyusuyorsa her konuda bir sekilde anlasiriz gibi dusunuyorlar. cunku karsi tarafta "sol egilimli" demokratlar var. bunlarin da isi gucu yesil enerji, ekoloji falan diyerek petrol piyasasini bozmak, sermayeyi zora sokmak, lgbt, cinsiyet esitligi falan diyerek sosyal duzeni degistirmek.
+3
Sour
(08.04.26)
ideolojinin yanı sıra aksiyonlar da var, özellikle ukrayna'ya karşı tutumla ilgili olarak avrupa'da en çekimser duran lider orban. 90 milyar avroluk mu neydi bir paketi de reddetmişti. göçmen mevzusuna, lgbt olayına vs bakışı da avrupa'da en sert lider olduğundan yan yana durmaları çok doğal. özetle ideolojik yakınlık, ab içinde çatlak ses olması ve rusya ile farklı ilişkileri onu daha da kullanışlı yapıyor.
+1
awlmi
(08.04.26)
zelensky sarlataninin yalini kesip zirlatan kim varsa dogru yapiyordur.
arkadaki isim trump olur, supertramp olur farketmez. komsuda umarim orban kazanir.
yeter artik verdigimiz para bunlara.
-5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
Mesele otokratiklik diktatörlük değil , onların ulus devleti savunuyor olmalarında yatıyor .
Türkiyemiz de buna dahildir.

Kürecilere göre " ulus devletler" kendi planları için önlerindeki engellerden biridir .
İnsanlarda ulus veya millet bilinci " aidiyet " demek olduğundan küreselciler göçmenliği de teşvik ederler .
Göç başladığında insanlar için önemli olan artık ev bark değil , hayatta kalmaktır. Göç ettikleri yerlerde bir kaç nesil sonra atalarının geldiği yer kendileri için de çok önemli olmayacaktır.
Aslen tabi olduğu yeri unutan , önemsemeyen veya bilmeyen insanlar küreselciler için çok kullanışlı ve istenen şekle konulabilecek bir malzemedir.
Üzerlerinde her çeşit deney bile yapılabilir.
Sosyal medyası olan çeşitli teknolojik şirketlerin bile ( göçmenler temel alınarak) dijital vatandaşlık çalışmaları da var .

Sözün kısası ABD'de Biden zamanında göç teşvik ediliyordu. Trump geldi engel oldu.
Zamanında sorosun da planlarını bitiren Rusya ile bu bakımdan benzer yönleri var şimdiki ABD hükümetinin.

Üstte otokratik monarşi diktatör diyen kişi Rusya'nın sınırında bir devlet başkanı olsa durumu daha iyi anlayacak.
Gerçekte rusya gibi bir gücü kimse karşısına kolay kolay almak istemez.

Tarihten, uluslararası ilişkilerden haberi olmayan zelenisky gibi biri ise küreselciler için kullanışlıydı ve natoya girme gibi bahanelerle Rusya'yı karşısına aldı. Oysa Rusya uyarmıştı.
Sonuç :
ukrayna darmadağın...
erkek nüfusunda büyük azalma, askerlikten kaçışlar vs..
Zelenisky'e en yakın kişilerin ise yolsuzluk yapmaları ayrı bir konu .
-2
diyecevaplandı
(08.04.26)
neden reisi destekliyor. abd artık otoriter liderleri destekliyor sebebi de açık. otoriter lider memleketine ne derse kabul ettiriyor. abd için ülkede ajanlık faaliyeti yürütmeden işleri çözmek daha masrafsız.
+1
mikahakkinen
(08.04.26)
orbanın rakibi de orbanın partisinden çıkma zaten. iç politika ve dış politikada radikal bir değişiklik beklenmiyor. sadece ab içinde orban kadar aykırı bir tutumu olmayacak o kadar
0
Hallegadola
(08.04.26)
(5)

3.5 milyon ile gayrimenkul yatırımı

damba
Gayrimenkul yatırımı 101 bile bilmeyen teyzem için öneriye ihtiyacımız var, arsa mı alsın, İstanbul’da eski bi bodrum kat mı, kiracılı bir dükkan mı yoksa İstanbul dışında bir daire mi?
Gayrimenkul yatırımı 101 bile bilmeyen teyzem için öneriye ihtiyacımız var, arsa mı alsın, İstanbul’da eski bi bodrum kat mı, kiracılı bir dükkan mı yoksa İstanbul dışında bir daire mi?
0
damba
(05.04.26)
bu paraya yakın zamanda ihtiyacı olacak mı, acil bir durum çıkabilir mi.
bu paradan elde edeceği gelir olmadan hayatını sürdürebilir mi. yani ne kadar vadede geri dönüş ve gelir bekliyor. ileride torunlara kalır diye at unut bir yatırım mı yapacak ?
0
orpheus
(05.04.26)
@orpheus'un dedigi gibi duruma gore degisir fakat arsa yatirimi cok teknik bir is. pek cok parametreyi degerlendirmek gerekiyor. eski bir bodrum kat alirsa ve o bina donusume girerse tekrar masraf cikacaktir buyuk ihtimalle. hic bilmeyen biri icin en uygunu kiracili dukkan veya istanbul disinda guzel bir daire bulup kiraya vermek olur diye dusunuyorum.
+2
Sour
(05.04.26)
Avcılara bakın, inşaat halinde çok iyi yerlere bulursunuz, 500 daha koyarsa şaşırtıcı yerler çıkar
0
Teran
(05.04.26)
@orpheus bu paraya yakın bir zamanda ihtiyacı yok, buradan bir gelir elde etme düşüncesi yok. 10 sene sonra, bunu yaptım ve pişman olmadım diyeceği bi yatırım yapmak istiyor. aslında bir arsa alayım çevireyim haftasonu gider kafa dinlerim, 10 sene sonra da satarım gerekirse diyordu ama hobi bahçesi kanunu çıkınca onu erteledi.
0
🌸damba
(05.04.26)
@sour @sivrisinek, evet dükkan satın almak iyi bi fikir gibi geldi bize, arsa için 5-6 aylık sağlam araştırmaya ihtiyacı olacak.
0
🌸damba
(05.04.26)
(14)

Tuvalet kağıdı nasıl seçiyorsunuz?

michael_knight
Hangi marka model tuvalet kağıdı tercih ediyorsunuz?Neden?Kâğıt havluda da durum aynı mı sizin için?
Hangi marka model tuvalet kağıdı tercih ediyorsunuz?
Neden?
Kâğıt havluda da durum aynı mı sizin için?
-1
michael_knight
(04.04.26)
Bambu yazıyorsa ve indirimdeyse alırım. Başka kriterim yok
0
artıküyeolmakistiyorum
(04.04.26)
Solo, Familia, Selpak vb. hepsinin ucuz (daha az yapraklı-katlı, daha ince, daha küçük vs.) ürünleri var. Kullanıcı özellikle kampanya dönemlerinde oldukça ucuz görünen bu ürünleri sırf markası büyük diye alıyor, daha sonra kalitesizliğiyle yüzleşiyor. Bunu yapmayan tek ürün Papia gördüğüm kadarıyla, hep aynı orta karar kalite, hep aynı orta karar fiyat.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(04.04.26)
üziren ultra deluxe vb yazanları alıp deneyip fav a atıyorum. 32lisi 500 lira falan oluyor ama yumuşak ve aşındırmayan oluyor (kadınlar için gerekl)
+1
neira
(04.04.26)
kafa yorduğum bir konu değil. soft moft bir şeyler yazanlardan, indirimde olduğunda alıyorum.
+2
cay koy geliyorum
(04.04.26)
tuvalet kağıdında en yumuşak ve en kalitelisini almaya çalışıyorum. dışarıda ince ve zımpara gibi olanları hiç sevmiyorum. kağıt havlu konusunda o kadar seçici değilim.
+1
eileengray
(04.04.26)
En ucuz ve ince olan tuvalet kagitlarini almiyorum. Is yerinde de bu ince olanlardan var. Hic sevmiyorum ekonomik diye bunu aliyorlar ama insanlar daha fazla kagit kullanmak zorunda kaliyor aslinda daha pahaliya mal oluyor.
+2
thetruenorthstrongandfree2
(04.04.26)
En ucuz olanini seciyorum. Baska bir kriterim yok.
+2
Sour
(04.04.26)
kicima soruyorum, kendisi begenirse devam.
begenmez ise o zaman marka degistiririm.
kagit havluda en cok su cekeni alirim.
0
cooperr
(04.04.26)
3 katlı olmasına dikkat ediyorum ama onlar bile artık eli ıslatıyor. eskiden 2 yaprak yeterdi, artık 3 yaprak bile yetmiyor. her şeyde kalite düştü.
0
nothing in my way
(04.04.26)
Familia kullanıyoruz ve memnunuz. Kampanya dönemlerinde indirimdeyken alıyoruz. Adet fiyatı indirim zamanlarında 6,5 tl falan oluyor.
0
anaphylacticshock
(04.04.26)
@nothing in my way +1

kriterim 3 katlı ve bilinen markalardan olması. ama onlar bile artık eskisi kadar iyi değil.

kağıt havluda ise genellikle migros'taki viva markayı seçiyorum veya o anda hangisi uygun gelirse. kağıt havlu konusunda kriterim yok.
+1
tabudeviren
(04.04.26)
papia pure 4 katli bi secenek vardi. pro plus max. en premiumu neyse onu aliyorum.

cevredir agaclar boceklerdir ecco falan aldim zamaninda, memnun kalmadim.
benim popom kiymetli rahat etsin istiyorum buna gectim. arkadas grubunda da herkes bunu kullaniyo.
0
aguen
(04.04.26)
3 katlı olsun sağa sola dökülmesin + parfümsüz olsun (allerjik reaksiyon ve mantar enfeksiyonu riski) yeterli
0
suicmeyenadam
(05.04.26)
selpak iyidir. hb ya da trendyol'da indirim olunca toplu yapıştırıyorum.

sloganım da şu;

"selpak, götünün değerini bilenlere"
+1
spirit crusher
(06.04.26)
(19)

5g ye geçmişiz.. çok umrumda değil

diyecevaplandı
Burayı az önce izledim dehttps://m.youtube.com/shorts/PVBcyKnVN8Isonra düşündüm.Hız..hız.. diyerek kafayı iyice bozmuşken en ufak bir depremde işlevsiz kalan GSM operatörleri biz ne yapalım ? Bu fay hatları sadece GSM direklerinin altından mı geçiyor? Müşterilerinden faturaları hatlar için taahhüt
Burayı az önce izledim de
m.youtube.com
sonra düşündüm.
Hız..hız.. diyerek kafayı iyice bozmuşken en ufak bir depremde işlevsiz kalan GSM operatörleri biz ne yapalım ? Bu fay hatları sadece GSM direklerinin altından mı geçiyor?
Müşterilerinden faturaları hatlar için taahhüt alırken kendileri depremde de kesinti yapmayacaklarını taahhüt ettiler mi ?
Vodafonda OZET yazarak 7000 e kalan kullanım hakları için mesaj atıyoruz.
Karşılığı bile gelmiyor. Ama Geldiğinde ise belirttiği tarih o anki değil, geçmiş bir tarih üzerinden oluyor.

Tarife fiyatları zaten kazzık.
Hala 3g deyim. Neden mi ?
Çünkü yetiyor.
-13
diyecevaplandı
(03.04.26)
tamam.
+8
yazar yazmaz yazan yazar
(03.04.26)
Soruya mı odaklandınız gerçekten?
Sorun ne ?
-5
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
Dediklerin çok doğru. Keşke şöyle bir hükümet olsa da dediklerini yapsa, kural falan koysa, bunları düzeltse. Bir dahaki seçimde bence bu şikayetlerini göz önünde bulundur.
Bir de olay tabiki 5g olmasın değil de Türkiye'nin genel olarak bu konudaki dandikliği. Yoksa 3g oldukça çağın gerisinde olan bir teknoloji.
Edit: bahsettiğim dandiklik kullanıcılara sunulan servistir gerek fiyat gerek performans olarak.
+2
logisticsmanager
(03.04.26)
Deprem anında işlevsiz kalan operatörler gibi bir zahmet siz de her soruya mavi ekran hatası veren muhalif tadında karşılık vermeseniz olmaz mı ?
Benim şu an öyle bir kaygım yok derdim de yok.
Zihniyetini bilmeme rağmen doğru yazana hak verdim burada.
Ben bir sorundan bahsediyorum .
Bunun siyasi tercihle de ilgisi yok .
O çok güvendiğiniz aşırı yüksek IQ nuz bu tür sızlamalardan sıyrılmış olmalı.

Nerden nereye geldik?
O beklenen latteli, filtreli kahve tadında, romantik zevk temalı duyurular / sorular bende neredeyse hiç olmaz.

@logisticsmanager
Avrupa'da ekonomik anlamada ziller (veya çanlar) çaldığında Türkiye'ye kalıcı gelmen de olası. Kıvranmaları başladı zaten. Madem sözü açtın da bilgin olsun.
Sanayi devrimi ile çağ atlamışlardı haliyle takla da atacaklar :) yüzyıllardır sürekli sömürüyle nereye kadar?
Siyasi tercih değil, ama ülke tercihi de burada önemli (!)
Geçim dünyasıdır, biliriz.
-4
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
adam hız sınırını 200 km/s yapmış, ama yol 10 km sonra bitiyor. basıp gideyim diyorsun ama yol bitti.
0
kibritsuyu
(03.04.26)
iki sebeple benim de umrumda değil, kısa vadede umursamamaya devam...
bu kotalarla anlamı yok. mobilde 4g'nin yetmeyeceği bir kullanım yok.

5g hızına ihtiyaç duyan kaç kişi var? 0.1%'in bile hayatında bi değişiklik yaratacak mı cebindeki telefonun mobil internet hızının daha da artması? arka planda şirketler için vs. fark yaratacağı konular olabilir ama bireysel olarak cep telefonunda bu hıza ihtiyaç duyan yok sanki...

telefonum da 5g desteklemiyor, alırken 5g olayı gündeme gelmeye başlamış 5g destekli cihazlar satılıyordu ama ben aa 5g gelecek diye daha düşük donanımlı telefona daha fazla para vermeye gerek görmedim. 5g gelince değil 4g desteği kesilmeye başlayınca problem olacak 5g desteği olmaması bu da telefonun kullanım ömrü boyunca yaşanmayacak muhtemelen. bugün 3g cihazların kapsamasında internet hızında vs. ciddi problem yaşanabilir çünkü desteği büyük oranda azaldı tam kapasitede 3g yayını yok çoğu bölgede. 3g'nin tam performansı alınabiliyor olsa hala o bile birçok iş için yeterli olurdu ama artık birçok kişi için 3g kullanılmaz durumda. 4g de böyle olacak, aslında yeterli olabilecekken desteği zayıflayacak ama yıllarca gerçekleşmez bu durum. şimdilik problem yok :) 4g'den devam.
bir ihtimal 4g desteği çooook uzun yıllar bile tam kapasite devam edebilir, 5g'ye göre kapsama alanı daha iyi ve 5g'nin çekmediği yerde failover gerekli olacaktır. hızı da her şeye yeterli olduğundan mantıklı olur 4g'yi tutmaları
+1
konetsu
(03.04.26)
Aslında 5G kişisel faydadan daha çok toplumsal ve kurumsal faydalar sağlıyor. Bize "daha hızlı sosyal medya kaydırmasından" fazla verebilecek çok şey yok. Fakat yeni teknoloji hep iyidir. Bu tip tartışmalarda eski zamanda matbaaya karşı çıkan insanlar gelir hep aklıma. Nasıl ilk çıkan matbaa ile şu anki bambaşka ise 5g de öyle olacak, başka yeniliklerin basamağı olacak.

Ayrıca operatörler arası kalite farkı bölgeye göre çok fark ediyor. Mesela bulunduğum yerde vodafone çöp iken turkcellden çok ama çok memnunum. Çoğu insan ihtiyacı olmadığı için bu araştırmayı yapmayı tercih etmiyor.

Deprem konusunda ise; Bu tip acil olaylarda 2 sıkıntı var. Birincisi donanımın fiziksel zarar görmesi İkincisi ani olaylar olduğu için 4G ve öncesinde frekans bölümleme yok bu sebeple gece ve beklenmeyen anlarda aşırı talebe yetişmesi teknik olarak mümkün değil. 5G ve yapay zeka teknolojileri "eğer istenir ve operatörler uygularsa" ani olaylara refleks gösterme özelliğine sahip.

Fiyat konusunda tekel ve mecbur olmamızda ötürü fazla olduğu gerçek. Mesela siz 3G kullanıyorsunuz ben 5G fakat aynı pakete aynı ücreti ödüyoruz. Ülkemizde 3G 4G 5G için ayrı fiyatlamalar belirlenmeli hız sınırlı fakat kotasız paketler çoğalmalı. Sadece "sosyal medya kaydırması" yapan kişi için 50 mbit çok rahat yeter belki daha hızı. Bu kişi daha az hıza daha az ödemeli.
+2
infernalcadre
(03.04.26)
5g'ye ben de heyecan duymadım, hayatımızda değişen pek bir şey olmayacak. faturamız artacak, kotamız çabuk tükenecek.

üç operatör lisans bedeli için milyarlarca dolar para verdi.
devlet neden ne amaçla bu lisans bedeli için bu kadar fahiş para istiyor anlamıyorum. bu milyarlarca dolar tabii ki bizden çıkacak.

teknik olarak 5g'nin bazı avantajları var. mesela daha az şarj tüketmesi, binlerce kişinin aynı anda baz istasyonuna bağlandığında sorun yaşamadan iletişim halinde olması gibi.

ama bildiğim kadarıyla bir kaç nokta dışında hiç bir yerde gerçek 5g'ye geçilmedi. yalancı 5g diyebileceğimiz nsa 5g var şuan çoğumuzda. yani 4g anten ve altyapısında 5g sinyali. bunun biz son kullanıcıya ne kadar etkisi olacak bilmiyorum ama 5g'ye geçildiğinden beri, belki rastlantı belki değil telefonumda (vodafone) 200mbit civarı hız alıyorum. gerçek 5g'nin 5'te 1'i olsa da bulunduğum kırsal ve küçük ilçe için çok iyi bu. üstelik stabil bir internet.

açıkçası tüm ülkede bu interneti bu şekilde alabilsek bu konuda sorunumuz kalmazdı.

5g baz istasyonları fiber kablolar ile birbirine bağlanmalı ama yine çoğu yerde böyle bir şey yok. o yüzden sinyal tipini değiştirsen de donanım değişmedi, donanımı değiştirsen de altyapı değişmedi. 5-10 yıllık bir süreç var belki de 5g dönüşümü için.

sözün özü, mobile'da minimum 20mbit ve stabil internet önce ülkenin her yerine düzgünce şekilde verilsin, kota sorunu kalksın, sonra 5g konuşuruz. (20mbit => 2mb/saniye demek, yani teorik olarak ay içinde kullanabileceğin maksimum bir limit var demek bu. herkes her an sürekli download yapmayacağı için operatör yükü olarak aylık 100-500 gb arası bir şey olur).
bahsettiğim hız günlük kullanımda çoğumuza yeter.
+1
biseysorcaktim
(03.04.26)
Mantıklı ve anlaşılır cevaplarınız için @konetsu , @infernalcadre, @biseysorcaktim ayrıca teşekkürler .
-3
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
Benim belli konularda sıkıntım varsa bunu yaptığım siyasi secimlerde gösteriyorum.
Şirketlerin tüketiciyi sömürmesine karşılık verilmemesi devlet ile alakalıdır. Avrupa'da bu ciddi olarak varken, amerika'da genelde o kadar yoktur. Bunlar hep seçimlerle alakalı.

Bahsettiğin şeyler ülkenin yıllardır olayı ve gerek telefon gerek internet olarak yıllardır şirketlerin halkı sömürdüğü yerler. Bunlar seni rahatsız ediyorsa o zaman halkı bu ve benzeri şirketlere karşı koruyacak kişileri desteklersin. Sonuçta türk telekomun şu an yüzde 61i varlik fonunda, yüzde 25 maliye bakanlığı. Yönetim kurulu komple hükümetten;
www.ttyatirimciiliskileri.com.tr

Şuna bakıp siyasi bir şeylerin etkilemediğini düşünüyorsan o zaman bence insanlara "bilgi" vermeden biraz kendine ver.
+2
logisticsmanager
(03.04.26)
depremde hatlarin cekmemesi normal. Olay depremde o kadar yerin yikilmasi. 5g bu konuda daha bile iyi olabilir hatta.

neyse beni de hic heyecanlandirmadi zaten cunku telefonda ha 100mbps kullanmisim ha 2gbps.

Versinler 1tb ya da sinirsiz paket, evde kullanabileyim o zaman heyecanlanirim.


@logistic'in tam su an dedigi gibi, turk telekom devlet, turkcell devlet. mecburen vodafone'dayim ve onlardan da hazzetmiyorum. ihtiyacimi minimal karsilayacak ne paket varsa onu alip geciyorum.
0
aguen
(03.04.26)
Hocam ortada bir hizmet taahhüdü var, yetip yetmemesi bireysel olarak sizin tercihiniz. Ama meselenin yetip yetmemesiyle bir ilgisi yok ki?

En basitinden bilmem kaç k çözünürlüklü telefon, televizyon alıyorsunuz ama internet bant genişliğiniz yetmediği için düşük çözünürlük izliyorsunuz. Sebep? Verilen taahhüte uyulmaması. İnsanlar da bunun için kızgın.

Operatörler cidden sapıtmış halde. Olay sadece internet hızı da değil, bu olay sadece sinir bozucu bir etki yaptı millet de dalgasını geçiyor.
0
akhenaten
(03.04.26)
Ben kahvaltıda sahanada yumurta yedim. İki yumurta kırmışım, aslında üç yumurta kırmayı düşünmüştüm ama iki kırdım.
Neden mi?
Çünkü umrumda değil.
Ben de böyle bir insanım işte.
Ayık olun.
+1
michael_knight
(03.04.26)
5G'nin düz kullanıcı (ki vatandaşın en az %90'ı bu şekilde) için doğrudan neredeyse bir faydası yok. Sağlıklı bir 4G bağlantı ile 50-60 mbps hızla kaliteli bir 4K 60 FPS canlı yayın yapmak dahi mümkün. Hadi 4K olmasın, 1080P yayın yapsın denirse zaten hiçbir sorun yok 4G'de.

5G'nin düz vatandaşa pratikteki en büyük doğrudan artısı 5G'nin yüksek bant genişliği nedeniyle internete anlık olarak aşırı yüklenilen yerlerde (maçlar, konserler vs) sağlıklı bir internet bağlantısı imkanı sunabilecek olması. Bu elbette güzel bir şey ancak şu aşamada bence yüksek 5G tarife fiyatları nedeniyle benim tercih nedenim olmaz. Kısa süre içinde fiyatları ayarlayıp 4G'yi anlamsız hale getirirlerse (bunu bekliyorum) o zaman ister istemez 5G'ye geçerim.

5G ile gelen çok yüksek hızın mobilde bizler için neredeyse hiçbir anlamı yok kota kalkmadıkça. Gerçi kota kalksa ne olur, telefon büyük oranda bir içerik tüketme aracı ve günlük tüketilebilecek içeriğin miktarı iyi kötü belli. İçerik üretme aracı olarak kullananlar için de aynı şey geçerli, telefonla günde üretilecek içeriğin de bir kapasitesi var. Hotspot için yüksek hızlar mantıklı ve keyifli ancak orada da kota sorunu devreye giriyor.

5G'nin en azından şu aşamada profesyonellere büyük katkı sağlayacağı alanlar var. Çok daha düşük gecikme nedeniyle tam otonom sürüş sistemleri, profesyonel mobil canlı yayın araçları, uzaktan yapılabilecek ameliyatlar ve benzeri (benim bilmediğim pek çok) alanlarda büyük katkı sağlayacaktır 5G.

Şu aşamada benim gördüğüm kadarıyla 5G'nin hayatımıza doğrudan olumlu etki yaptığı ve bizzat benim de tecrübe ettiğim tek şey şu oldu: Fiber altyapı genişledi. İstanbul Şişli'de yaşıyorum, daha merkezi bir yer olamaz sanırım. Yıllarca fiber gelmedi oturduğum sokağa. 9 yıl önce ADSL dışında tek seçeneğim Türksat Kablo'ydu. Apartmana birkaç sene önce Türk Telekom fiber, 7-8 ay önce Türknet Gigafiber geldi. 5G olmasa fiber getirmekle uğraşmazdı kimse, sonuçta buraya fiber getirmek son derece maliyetli ve yorucu bir iş. Her yer kazılıyor kazılamayan yerde kablo havadan geçiyor derken 10 sene önce uğraşmıyordu ISS'ler. Şimdi öyle değil, fiber altyapı yayılıyor.
0
10551037
(03.04.26)
@logisticsmanager
Senin sıkıntın sorunun siyasilerle de değil. Daha derinlerde.
1 yıl boyunca sorunsuz hayat bir sürsen sonra bir gün çok sevdiğin kahvecide 500 TL bayıldıktan sonra, caddede göçmenin biri omuzuna hatayla çarpsa "bu hükümet zamanında olmuştur" diyerek oyunu yine başka partiye verirsin.
Sürekli , her an mutlu olman lazım ama üzgünüm o iş mümkün değil . Bir iş yerinde asansörde yukarı çıkarken o an seninle beraber kabinde olan yabancı bir kimsenin bile benimle benzer fikirleri olabilir :)

Neyse.. böyle " cerbeze " içinde boğulmak yerine soruya odaklanmalısın .
Veya soruyu görme engelle . Zor değil .
Doğruya doğru demelisin. Benim bu manada sosyal , siyasi , görüş olarak saplantılı olduğum bir nokta yok. Bağlantılarına bakmaksızın bir zahmet yanlışa yanlış, haklıya haklıya demek lazım .

Macron da Fransa'da senin yüzünü çok güldürmemiştir sanırım.
Türkiyeye her yönden uzak kaldıkça batı senin alnından mı öpüyor ? Sorun ne ?

@aguen
deprem dediğimiz de 6Şubat 2023 sonrasında olan ortalama 5 seviyesinde olan depremlerde bile operatörler işlevsiz kaldı . Araştırabilirsiniz.
-3
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
Bence tepkinizi daha sert koymalisiniz. 3g de kullanmayin, telefon kullanmayin.
+3
Sour
(03.04.26)
sorunları böylece hızlıca çözmüş oldun .
doktor olduğunda da soğuk algınlığı olan hastalarına vereceğin bir tavsiye :
- soğuk almayın... demek olur sanırım

biraz daha bilgi birikimin olmalı. boş değil dolu dolu cevaplarla gel buraya .
-3
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
@diyecevaplandı sordugunuz sorularin sacmaligina (ki amaciniz zaten soru sorup cevap almak degil) elimden geldigince sacmalayarak cevap vermeye calistim. gorulen o ki yine de tatmin edemedim. verilen hicbir cevabi begenmemis ve -10 almissiniz. verdiginiz her cevap da en az -3 almis. bence bana verdiginiz cevaptaki "doktor" kismi hakkinda durup bir dusunun. belki aradiginiz tum sorularin cevabi oradadir.
+3
Sour
(03.04.26)
elinden geldiği kadar saçmala o halde. kendi kendine görev vermişsin biz ne yapalım? konuyu soru olmaktan çıkarıp adeta siyasi ideolojik boyuta taşıyan da ben değilim. yukarıdan aşağı cevaplara bak ve kırılma anını kendin gör. burada beğenilmemek veya eksilenmek aslen haksız olma göstergesi de değildir. burada bazıları için eksileme ya ideolojik ya da magazinsel eylemden ibaret bir şey.
üste bakarsan konuyla alakasız olarak "oy tercihinden" bahseden zihniyetin benzerlerini mesela bir ilde yaşanan kötü bir olayda bölge insanının son seçimlerde kime oy verdiğine göre yorumlayan zihniyetten çokta farkı yok.

sen istatistiğini tutmaya devam edebilirsin.
zihniyetine göre soru/duyuru bekleme.
-2
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
(8)

yaptırdığınız dermokozmetik işlemler neler?

eileengray
hangi işlemleri yaptırdınız? birden fazla işaretleyebilirsiniz.
hangi işlemleri yaptırdınız? birden fazla işaretleyebilirsiniz.
📊 dermokozmetik işlemler

Bu anket sona erdi. 37 oy kullanıldı.

0
eileengray
(02.04.26)
Koltuk altına botoks
Mezoterapi
Prp
0
douchebag
(02.04.26)
@douchebag dolguyu da merak ettim :)
0
🌸eileengray
(02.04.26)
Hepsi seçeneği niye yok. :D
Birkaç tanesi hariç hepsini yaptırdım. Dolgu ve botoks birkaç haftalık.
+2
auroraaurora
(02.04.26)
seçenek ekleyebilirsiniz ama hepsi değildir herhalde? :)
0
🌸eileengray
(02.04.26)
epilasyon kafaya oynar, malum ortadogu..
+1
cooperr
(02.04.26)
sac ektirme gibi bir ata sporunu eklemememis olmaniz cok tuhaf.

edit: sizin bu yazdigim ironiye alinmis olmaniz daha da tuhaf.
-2
Sour
(03.04.26)
siz de ekleyebilirsiniz, aklıma gelmemiş. alınmış gibi yazmanız ve laf sokup gitmeniz daha tuhaf.

edit. espriyse, ironiyse ekleseydiniz madem. böyle boş konuşmuş oluyorsunuz çünkü.
+1
🌸eileengray
(03.04.26)
lasik. şıkkı ben ekledim.
evet temel amacı görünüşü değil görüşü düzeltmek ama yan etki olarak görünüşte de çok ciddi fark yaratıyor, buradaki diğer seçeneklerin birçoğundan fazla fark ediyor hatta :)

bir de ev tipi ipl cihazı aldım düzenli kullanamadım pek ama azalma ve zayıflama yaptı kıllarda, lazer ve iğneli epilasyon ayrı seçenekler olarak eklenmişken bunun da eklenmesi çok garip kaçmaz herhalde ama bilemedim..

kol ve bacaklarda vs. azalma var ama sakalda etki etmedi gibi. biraz daha denerim ama sakala ileride mecbur iğneli filan yaptırmak lazım sanırım, en etkilisi o deniyor. bütçe ayırabilirsem ve yapacak yer bulursam :(
0
konetsu
(03.04.26)
(14)

Yeni veya geç kesfettiğiniz tatlar var mı ve nedir?

egerbiryolcu
Ben bulgur pilavına karabiber eklemeyi keşfettim ve müptelası oldum. Tek başına ana yemek ayarında bir lezzet oldu benim için. Pirinç pilavına eklendiğini biliyordum da bulguru biraz geç keşfetmiş oldum:/Gözümüzden kaçan başka tatlar varsa da bilelim o.0
Ben bulgur pilavına karabiber eklemeyi keşfettim ve müptelası oldum. Tek başına ana yemek ayarında bir lezzet oldu benim için. Pirinç pilavına eklendiğini biliyordum da bulguru biraz geç keşfetmiş oldum:/

Gözümüzden kaçan başka tatlar varsa da bilelim o.0
0
egerbiryolcu
(29.03.26)
tembel kumpir dediğim şey. patatesi haşlayıp püre yapıyorum. varsa içine biraz süt, tereyağı ve kaşar... bu haliyle bile çok lezzetli oluyor zaten. bunu yayıyorum küçük bir kaba. üstüne ne varsa artık ton balığı olur, salam-sosis olur, zeytin olur... haşlamadan dolayı biraz zaman gerektirebiliyor ama hem çok pratik hem çok lezzetli oluyor. özellikle evde ekmek yoksa süper alternatif.
+3
der meister
(29.03.26)
midye iç pilavı yapmayı öğrendim. tadı sokakta satılan midye dolmayla aynı oluyor. midye yoksa ton balığı ekliyorum.

wasa ekmeğini keşfettim. diyet için iyi tok tutuyor.

tablacı salatası yapıyorum. kebapçı salatası. et yemeklerinin yanına yakışıyor.
+1
yurtsuz john
(29.03.26)
Pirinç yufkasından 52668263 çeşit yiyecek yapabiliyorum artık

www.instagram.com

Neredeyse hepsini bu sayfadan öğrendim. Seneleeer önce cafe fernandonun blogunda reyhanlı bulgur pilavı görüp denemiştim o da çok güzel oluyor tavsiye ederim.

www.instagram.com
Milföy hamuruyla mini lahmacunlar yaptım bir de yakın zamanda. Çok güzel oldu
0
kullanicadi
(29.03.26)
Sütlü çay.
Geçen i swear filmini izledikten sonra hadi bir deneyeyim diyerek başladım ve şu an hastasıyım.
Sütlü kahveden nefret ederim ama kahve de bir yerden sonra bayiyor gün içinde, burayı süper doldurdu. Akşam da yemekten sonra falan içiyorum. Bağımlısı oldum.
0
logisticsmanager
(29.03.26)
Nugget la çilek reçeli fena gitmiyor. Tam çilek değil de daha ekşili bir reçel, marmelat gibi bir şeyle tavuk kızartma özellikle şarabın ya da biranın yanında hoş oluyormuş.
0
sekizdokuzon
(29.03.26)
Tortillanın içine dilediğim malzemeleri koyup, rulo yapıp kısık ateşte içindeki malzemeler eriyinceye kadar pişirip yemek.
+1
truf
(29.03.26)
yeni keşfetmedim ama bu aralar çok sık rezene tüketiyorum. tohumu ya da baharatı değil bu arada. sebzenin kökünü dilim dilim doğrayıp rezene salatası yapıyorum. istanbul’da sebze olarak bulabileceğim yer biliyorsanız yeşillendirirseniz çok sevinirim.

www.tazemasa.com
0
eileengray
(29.03.26)
Sade keki hiç sevmem ama tahinli kekin müptelası oldum.
Bir de şu kek muhteşem:
www.damyskitchen.com
Alakasız başka bir örnek ise kuru fasulyede soğanların yüzmesini hiç sevmezdim artık bir soğanı tüm haliyle içine atıyorum hem tadını veriyor hem de görüntüsü daha iyi oluyor.
+1
ekimoloji
(29.03.26)
munchies için kaynak gibi kaynak.
0
birdirbir
(30.03.26)
hurma.
cocukken ve gencken nefret ederdim, 35den sonra yemeye basladim simdi eksikligini hissediyorum evde olmayinca.
+1
cooperr
(30.03.26)
Yoğurdun kaymağı.
Hurma +1
Bu ikisini önceden sevmezdim.
Yeni keşif ise kamkat. Hem lezzetli, hem pratik.
0
auroraaurora
(30.03.26)
Krema sevmezdim bir makarna bağımlısı olarak, son zamanlarda baya baya yemeye başladım.

Enginar bi' de, 40 yaşıma kadar ağzıma koymadım, şimdi bayıla bayıla yiyorum.
0
kumandanim
(30.03.26)
bulgur pilavina toz nane atmak. yurt disinda bir restoranda yemistim, bayildim. bence bir sans verin, karabiber atmadan.

soru gercekten boyle mi ya, cevaplar biraz garip. "ben cocukken sarimsak yemezdim ama simdi yiyorum." bravo sana! aydinlandik!
+1
Sour
(30.03.26)
YULAF!

ama ogutulmus degil de kesilmis olandan. 10 dkda risotto gibi bir kivam aliyor. bazen tavuk suyunda haslayip icinde yogurt atip yiyorum, bazen haslandiktan sonra uzerine mantar, ispanak fln koyup normal risotto niyetine yiyorum, bazen de normal suyla haslayip icine bal, elma, muz fln koyup tatli niyetine yiyorum.
0
taurina
(31.03.26)
(24)

alaturka vs alafranga tuvalet

antikadimag
sagdan bakiyorum soldan bakiyorum her yonuyle alaturka bana cok daha mantikli geliyor. squat gibi dogal bir pozisyona gore tasarlanmis, egzersiz oluyor. klozet ise oturmak icin. oldu olacak bacak bacak ustune de atalim kakamizi yaparken. ne tuhaf is.hepimizin evinde alafranga var da, siz hangisini m
sagdan bakiyorum soldan bakiyorum her yonuyle alaturka bana cok daha mantikli geliyor. squat gibi dogal bir pozisyona gore tasarlanmis, egzersiz oluyor. klozet ise oturmak icin. oldu olacak bacak bacak ustune de atalim kakamizi yaparken. ne tuhaf is.

hepimizin evinde alafranga var da, siz hangisini mantikli buluyorsunuz. neden?
📊 secimini yap, tarafini sec.

Bu anket sona erdi. 56 oy kullanıldı.

0
antikadimag
(26.03.26)
katılıyorum ama benim gibi kilolu veya fiziksel rahatsızlığı bulunanlar için malesef alafranga tek çözüm şu an.
0
faberkastelli
(26.03.26)
peki squat naturel, rahat sictik diyelim.

alafrangada mis gibi taharet muslugu var, sen masrapa ile debelenirken adam kicini yikayip cikiyor. mis gibi rahat rahat oturup sicmak varken, neden tek ayak uzerinde durup bukalemun gibi sekilde sekile girirek siciyoruz?

yaw reis kadar kuvvetli olsam, alaturkayi yasaklarim, yap bi kanun hukmunde kararname, bitti git. mis. tarihin karanliklarina gomulmesi gereken dandik bir sistem.
0
cooperr
(26.03.26)
alaturka belki pozisyon açısından daha doğru bi sıçma pozisyonu olabilir. ama bana hijyenik gelmiyor ve fazla o pozisyonda durunca kalkmak gerçekten zor. çocukken böyle bi era'm vardı. alafranga mis gibi artıları bende daha fazla.
0
ruhlardan esinlenen karga
(26.03.26)
kanalizasyon sisteminin var olduğu herhangi bir ortamda alaturka tuvalet olmasının bir manası yok.

Sıçma pozisyonu lafı da işin fantezisi. rahat pozisyon ne demek, otururken az sıçılıyor da çömelince çok mu sıçılıyor? Rahatlık ne demek ayrıca, dizlere binen yükün yarattığı rahatsızlığı niye es geçiyoruz. Başrol bağarsak mı, diğerleri uzuv değil mi?

Gamechanger hijyen konusu asıl, kalanı fasa fiso. Alaturka boka dokunma ihtimalini o kadar çok arttırıyor ki isterse çömelerek sıçan 10 yıl uzun yaşıyoru kanıtlasalar yine tercih edilmez.

Alaturka işi alışkanlık meselesi, tercih edilecek bir yanı yok; öyle alıştığınız için size öyle geliyor.
+3
Bruce
(26.03.26)
evet alaturka'da taharet muslugu ciddi problem. onu dusunmemistim. gerci bati'da taharet muslugu yok klozetlerde. bunu japonya ve turkiye gibi ulkelerde cozmusler.

bu arada japonya'nin en bilindik tuvalet markasinin ismi toto'ymus. cok komik geldi genel kultur olarak buraya birakayim.
+1
🌸antikadimag
(26.03.26)
Tasarım mantığı sadece boku deliğe göndermekten ibaret olan alaturka tuvalete oturup işediğinizde, tazyikli sidik tuvalet fayansından sekerek üstünüze başınıza sıçrarken bence bu konuyu tekrar düşünün.
+1
thracia
(26.03.26)
alafrangayı yere çok yakın konumlandırdıkları bir modeli var. en güzeli o.
0
ground
(26.03.26)
@bruce; alaturka'ya alisma mevzusu degil bu en son ne zaman kullandim hatirlamiyorum bile. pozisyon meselesi bosaltim sisteminin isini rahat yapabilmesi icin. bunun icin squatty potty denilen hedeler oneriliyor hatta. daha rahat oldugu bir gercek yani tamamen fizyolojik bir mevzu.

sicarken basrol bagirsak bence. diger turlu kosmak da dizlere zararli diye kosmayalim mi? her isin basrolu ayridir.

belki cozumu toilet stool almak olabilir. simdi yeni eve tasindim. bidet alirken aklima geldi.
0
🌸antikadimag
(26.03.26)
Yıllarca alaturkadan bihaber büyükşehir çocuğu olarak kesinlikle alaturka. Birisi de otururken sanki az yapılıyor da filan demiş. Aynen öyle oluyor, farkında bile olmuyorsun. Bağırsaklarında dışkı ile dolaşıyorsun. Alaturkada günde bir kerede hallettiğim dışkılamayı alafranga olan bir yere gittiğimde üç-dört keze bölünüyor. Bence ikisini uzun süreli deneyimlemeyen boş yorum yapmasın. Biz artık alaturkası olan ev bakıyoruz fakat zor bulunuyor ülkemizdeki frenk sevdasından.
0
adivar
(26.03.26)
tabii muhakkak tarafımızı seçmemiz gerektiğinden, renksiz bir dönemden geçiyoruz.

alaturka tuvaletin bahsettiğiniz rahatlığına sahip alafranga tuvaletler var, ve oyumu bu radikal tasarımlardan yana kullanmak istiyorum. ancak bakıyorum, boktan demokrasinizde hayata dokunanlara yine yer yok...
0
klassno
(26.03.26)
Mazoşist olsaydım alaturka derdim.
Diktatör olsaydım yasaklardim.
+1
logisticsmanager
(26.03.26)
alaturka hijyenik gelmiyor.
sanırım islami hassasiyetleri nispeten yüksek kesimler de alafrangayı hijyenik bulmuyor, ancak sebebini bilmiyorum.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(26.03.26)
@thracia
Öyle bir saçmalık olmuyor. Sallamışsın. Sıçrama esas klozette oluyor.
0
Cezcez
(26.03.26)
alaturkadan başkası kurtarmıyor beni. klozete bile tavuk gibi tüneyip yapasım geliyor.

squat tuvaletler rusyada da yaygın bu arada.
+1
yurtsuz john
(26.03.26)
Tuvaletten beklediğim en son şey bana egzersiz yaptırmak için tasarlanmış olması olurdu heralde. Her şeyin yeri ve zamanı var.

Sağlık açısından da, kimsenin klozette tuvalet ihtiyacını giderdi diye bir sorun yaşadığını sanmıyorum. Diğer taraftan çeşitli ameliyat, hastalık ve yaşlılık durumlarında alaturka kullanmak ya çok zor ya mümkün değil.

Klozetler konforlu, tuvaletten beklediğim şey de bu. Olabilecek en konforlu şekilde işlemi tamamlamak.

Bence kazanan net
+2
akhenaten
(26.03.26)
Alaturka hijyenik gibi görünse de klozette de işi bitirdikten sonra temizlik daha rahat ve hijyenik. Tabi bu dediğim taharet musluğu varsa.
0
runaway
(26.03.26)
alaturka çok kötü. en başta taharet musluğu yok. temizliği daha zor. su dökerken etrafa su sıçrayabiliyor. baya eski bi teknoloji otlağa çömelmek gibi. hijyenik değil asla.
alafranga öyle mi taharet musluğu var mis. oturabiliyorsun rahat rahat. etrafa su vs sıçramıyor.
0
jelly bear
(26.03.26)
alaturka tuvalet kullananlar pantolonunu veya ic camasirini cikartiyor mu comelirken? cunku orasi biraz genis ve bacaklarinizi iyice acmak durumundasiniz. yani pantolon, ic camasiri vs. ne varsa ya cikarmak ya da iyice genisletecek sekilde zorlamaniz gerekiyor. cok rahatsiz bir durum.
+1
Sour
(26.03.26)
@Sour hiç mi kullanmadın yav alaturka? Öyle bir zorluk yok
-4
Cezcez
(26.03.26)
tamam anti-emperyalizm vs de o kadar da değil; alaturka çok rahatsız. iş uzarsa daha da çekilmez çile. kadınlar çiş yaparken de aynı pozisyonda durmak zorunda. bunun menstrüasyonu ayrı dert (bir tek tampon için mantıklı olurdu), temizliği ayrı. yaşlandıkça hele iyice dert. dizleri çok zorluyor. anneannem iyice yaşlandığında tuvalete bakıcısı götürüyordu ve alaturkada durum nasıl olurdu hayal edemiyorum, kadını sürekli tutmak vs.

yaşasın klozet ve taharet musluğu.
+2
eileengray
(26.03.26)
alaturka daha hijyenik ancak evinizde bizde de bir zamanlar olduğu gibi yaşlı birileri varsa alaturka maalesef olmuyor.
0
bartholomew87
(26.03.26)
Fiziksel olarak Sağlıklı olan bir insan için en sağlıklı tercih alaturka tuvalet. Bunda bir tereddüt yok.

Ama squat pozisyonunda rahatsızlığı tetiklenen, bacak, diz, bel, gibi eklem ağrısı yaşayanlar için alafranga tuvalet daha doğru tercih olur.

Tuvalette uzun süreli durmak da başlı başına bir sorun. Alaturka tuvalette zaten uzun süre durmak çok mümkün olmuyor ve dışkının boşatılması pozisyon gereği çok daha az eforla gerçekleşiyor.

Klozette ise hem daha uzun süreler hem de daha çok efor(ıkınma) durumu yaşanması olasılığı yüksek.

Konu tuvaletten açılmışken çok önemli bir hatırlatma: tuvaletinizi ertelemeyin, vücut size sinyali vermeden tuvalete gidip yapmaya çalışmayın.
0
ezkaza
(27.03.26)
Biz alaturka diyoruz ama squat tuvaletler, yani cömelme tuvaletleri bircok asya ülkesinde var. japonya bunlardan biri.
ayrica bacak makata baski olusturdugu icin idrar ve gayta bosalimi tamamen gerceklesiyor. bu sebeple, evet, squat tuvalet daha saglikli.

disariya gelince, elalemin ciplak kicini koydugu yere ben kendi kicimi koymam. igrenc bir sey. sezlonga bile sergi acmadan oturmayan millet tuvalete üstüste kicini dayiyor.
özellikle kadinlar idrar yaparken alafranga tuvaletlerin üstüne degmeden is görmeye calistiklari icin her yeri idrarlatiyla püskürtürler. bu sebeple kadin tuvaletlerinin cogu les gibi sidik kokar ve hijyen acisindan acinasi durumdadir. disaridayken squat tuvalet/alaturka sansim varsa kesinlikle onu tercih ederim. bu ikilemi sadece japonya'da yasamam cünkü tahmin edersiniz ki japonya'daki alafrangalar squat tuvaletler gibi mis gibi, piril piril. tuvaletin ne kadar temiz kullanildigi da kültür ve görgü meselesi. evimde sadece alafranga tuvalet var ama evimde kullanan kisiler belli zaten.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.03.26)
Klozet nasıl alatyrkadan daha hijyenik, anlamadım. Bir tanesine kullanan herkesin her bölgesi değiyor, diperinde temas yok. Bir tanesinde malum bölge tuvaletin içinden santim yukarıda kalıyor, diğerinde yüksek. Taharet musluğu/maşrapa kullanamayanları da anlamıyorum. Zannımca, günlük hayatta çocukluktan itibaren hep öncelikle klozet kullandıkları için, alışmadıklarından, zor geliyor. Yoksa kağıdı ıslatıp sildikten sonra bir avuç su döküyorsun, o kadar. Hpv vb. bulaş risklerinde klozet hep daha tehlikeli. Ayrıca, gerçekten de bağırsaklar tam ve rahat boşalmıyor çömelmeden. Bence mevzu hangi tuvaletin daha mantıklı olduğu değil, herkes kendi alıştığında daha rahat ediyor.
0
yadigar
(27.03.26)
(6)

Borsada kâğıdın değeri düşünce patron en çok zarar eden değil mi

Cezcez
Mesela patronun 30 milyon lot hissesi var. Hisse 100 liradan 25 e düşmüş. Herkes patrona küfrediyor. Hissene sahip çık diyor. Adam neden düşürmek istesin hissesini?Hissenin bilançosu gayet iyi. Şirket çalışmış.
Mesela patronun 30 milyon lot hissesi var. Hisse 100 liradan 25 e düşmüş. Herkes patrona küfrediyor. Hissene sahip çık diyor. Adam neden düşürmek istesin hissesini?
Hissenin bilançosu gayet iyi. Şirket çalışmış.
0
Cezcez
(25.03.26)
hissenin kontrolü onda. pahalıdan satıp kendi hissesini el altından ucuza geri toplayabilir.
+1
orpheus
(25.03.26)
Kötü niyetliyse adam hissesini düşürmek isteyebilir.

Şirketin gerçek değerini, gelecek potansiyelini en iyi bilen kişi o.
Şirketin değerinin 50 olduğuna inanıyorsa hisse 25'e düşünce alabildiği kadar alır.

O patron o şirketi satana kadar hatta satacağı an bile aslında hissenin 25 veya 100 lira olması patronun ve şirketin hayatını çok da etkilemiyor. Ha sadece ismi Elon Musk gibi bir şeyse Fortune listesinde 3 numara mı 8 numara mı olacağını filan etkiler.
0
michael_knight
(25.03.26)
Bir tarlan var, ekip biçiyorsun.
Ekip biçmeye devam edip en iyi ürünü almaya mı çalışırsın,
Sahibinden.com'a her gün girip, tarla fiyatları düşüyor mu, yükseliyor mu diye bakıp bakıp ayılır bayılır mısın?
Adam, işinde gücünde. Fazladan bir de traderlık yapmıyorsa, ki yakışanı yapmamasıdır, hisse düşüyor mu, yükseliyor mu, O'na ne?
+1
Mirket
(25.03.26)
@cezcez zaten patronlar 1 liralık şirketini halka açarken 1 değil 2-3 lira belki daha fazlası üzerinden degerlenip çıkıyor.

1 liralık şirketini 1 liradan halka arz etti ve sattı, sonra millet aldı sonrasında 0,1 liraya düştü, kendi şirketini daha da ucuza getirmiş olur.

ayrıca halka açıklık oranına baglı. Orada da halka yuzde 10 açık oldugunu düşünsek hşsse fiyatı düşerse düşsün şirket sahibi için en önemlisi kar elde ediyopr mu, satışları iyi mi, nakit akışı yerinde mi. Bunlar iyiyse zaten belli tahtacılar adama düşman olmadıysa ileride hisse zaten çıkar.
+1
liberal
(26.03.26)
yukarida belirtilen dusukten almayi konu disi birakiyorum. normal sartlarda dusurmek istemez. fakat burada insanlarin ettigi kufur daha iyi calis, bir seyler yap, hicbir sey yapmiyorsun baglaminda kullaniliyor.

sahada iyi performans gosteremeyen futbolcuya edilen kufur gibi dusunebilirsiniz. elbette o futbolcu gol atip daha cok para gazanmak ister. kotu performans en cok ona zarar verir. fakat seyirci de "kossana o.c." veya "o nasil sut" falan gibi kufur ediyor. mantik biraz boyle.
+2
Sour
(26.03.26)
firmanın yanıltıcı veriler veya bilgiler ile hisseyi düşürmesi ve hisse toplaması suç zaten.
bunun dışında firma kötü gider satış olur pek tabii hisseleri toplayıp şirketteki gücünü arttırabilir.
0
croswell
(26.03.26)
(5)

Şuan kariyer seçimi yapsaydınız AI'i dikkate alır mıydınız?

stefano
AI'ın bazı alanlardaki etkisi çok fazla. Kısaca masabaşı her işe biraz dokunuyor. Şu durumda nasıl bir meslek seçerdiniz?
AI'ın bazı alanlardaki etkisi çok fazla. Kısaca masabaşı her işe biraz dokunuyor. Şu durumda nasıl bir meslek seçerdiniz?
0
stefano
(20.03.26)
AI'den bağımsız kazanabilseydim seçeceğim tek bölüm tıp olurdu.
-3
arbre
(20.03.26)
Tabii ki seçerdim.
Bugün hala saatlerce oturup ders çalışanları görüyorum, olm kimse sizi uyarmiyor mu, bak böyle bir şey var demiyor mu. Saatlerini, günlerini git bir ustalik işine ver daha uzun ömürlü olur. Hayır kafaları çalışsa neyse sütçü imam da edebiyat okumaya ok olan insanlar bunların %99,9u özellikle de bayanlar. Aman şuradan kendimi atayim da ne olacaksa olsun modu.
-4
artıküyeolmakistiyorum
(20.03.26)
Su an icin yapmazdim ama 10 sene sonrasi icin suphelerim var. 15 senedir calisiyorum, dolayisiyla bu 15 sene AI'siz gecti ve belki bir 10 sene daha gecer! :) Su an herkes developer. Herkes AI'ya bana tutacak aplikasyon fikri soyle diyor ve uretip piyasaya suruyor. App Store veya Google Play'e bir language, music, payment falan yaziyorsun on binlerce birbirinin kopyasi, farkli oldugunu iddia eden, farkli olsa da arada kaybolan, zengin olma hayaliyle kurulmus aplikasyon cikiyor. Spotify kopyala falan gordum ben. 3 dakikada aynisini kuruyor sana, ne bu simdi? Her gun kopyala-yapistir yapip onlarca aplikasyonu piyasaya suren insanlar var. Bunlari uretenler soyal medyada hergun 300, 400 otomatik post attiriyor onlarca farkli sayfadan, onlarca farkli dilde, fotografli ve animasyonlu falan. Anlam yok. Herkesin her sey oldugu bir dunyada zengin olamazsiniz, basarili olamazsiniz, aradan siyrilamazsiniz. Dolayisiyla ben AI'nin felsefe, sanat vs. gibi teorik alanlari daha da yuceltecegini dusunuyorum. Ileride insanlarin biraz daha anlam arayisina hitap edebilecek meslege yonelebilirim.
+4
Sour
(20.03.26)
AI'yı dikkate almaya çalışırdım ancak derinlemesine düşününce AI'ın direkt etkileyemeyeceği görece az şey var. Dolaylı etkilerini de katarsak geriye neredeyse hiçbir şey kalmıyor.

Genelde gözden kaçan husus ekonominin bir ekosistem olduğu. Eğer AI neredeyse bütün beyaz yakalı mesleklerini ciddi anlamda etkilerse o saatten sonra diğer AI'dan direkt etkilenmeyen mesleklerin de pek bir anlamı kalmıyor.
Mesela sen bir berber olabilirsin; AI'ın sana dokunamayacağını da düşünebilirsin ancak AI nüfusun önemli bir kısmını işsiz bırakırsa
a) Orta vadede berberlik güvenli liman görüldüğü için berber olmaya talep artacak, ve rekabet yükselecek
b) Genel olarak artan işsizlik nedeniyle insanların alım gücü düşeceği için berberlerin verdiği hizmete talep azalacak

Bugün üniversiteye giren bir gencin AI'yı dikkate alması bence de önemli ama o gencin AI'ın geleceğine dair öngörüde bulunabilmesi de çok zor.
0
salihdt
(21.03.26)
zengin olmak çok kolay. aç bir youtube hesabı. cinsel temalı ai videoları çek. hindistan, pakistan, amerikaya servis et. bitti gitti. oturduğun yerden para kazabilirsin.

risk almak istemiyoruz, tembeliz ve hazıra konmak istiyoruz. işi büyüt. çocuk kanalı aç , spor kanalı aç vs. vs.

ama tembeliz.
-4
plastic_angel
(21.03.26)
(10)

Kamp & Korku

WithWorth
Bundan 10 yıl kadar önce (delikanlılık vs de var) bireysel ve yakın arkadaşlarla bir dizi kamp serüvenimiz oldu. Şimdi taşınma sebebi ile eşyaların bir kısmını elden çıkarıyorum.Kamp malzemeleri (başta çadır olmak üzere bir dizi eşya) konusunda kararsız kaldım. Her şeyden önce tr simülasyonunda bire
Bundan 10 yıl kadar önce (delikanlılık vs de var) bireysel ve yakın arkadaşlarla bir dizi kamp serüvenimiz oldu. Şimdi taşınma sebebi ile eşyaların bir kısmını elden çıkarıyorum.

Kamp malzemeleri (başta çadır olmak üzere bir dizi eşya) konusunda kararsız kaldım. Her şeyden önce tr simülasyonunda bireysel bir kampa artık cesaretim var mı bilmiyorum;
eksisozluk.com
Şu adamın soğukkanlılığı, sonu gelmeyen suça sürüklenen çocuk hadiseleri, yada deterjan içen kız-böcek ailesi vs. gibi akıllara durgunluk veren ihmaller (kamp alanı versiyonları tabi) beni korkutuyor.

Mangalımı yaparken bir ssç'nin bıçağı takıp gitmesi ihtimalini %0.01 değil, %3 gibi görüyorum.

Bu nedenle kamp malzemelerimi satıp daha güvenli aktivitelere yöneleyim mi dersiniz ?
0
WithWorth
(19.03.26)
o tip insanlar kamp alanlarında olmaz pek.. ama bu kadar takıntı ettiyseniz sahibinden de falan satın isterseniz.
0
jepa
(19.03.26)
Dağın başında saldırgan bir hayvan çıkar mı, sağlık sorunu yaşar mıyım yazsanız anlardım. Bahsettiğiniz olayların neredeyse hepsi şehirde yaşandı. Kamp ortamları daha güvenli olabilir. Gidilen yere ve ortamdaki insan profiline göre elbette. Mutlu ve güvende hissetmiyorsanız kamp yapmak zorunda değilsiniz. Ama ben olsam satmazdım. Deprem, savaş vb durumlarda o malzemeler çok iş görebilir.
+2
?
(19.03.26)
Ağa sadece kamp için düşünmüyorum bunu artık bir erkek olarak kendimi sokakta asla güvende hissetmiyorum. Bayanların durumunu düşünemiyorum bile.
Bu oçssçler her yerde ama kampta risk daha büyük o kesin. Ayrıca gelmez oraya diyorsunuz da bu lavuklar içmek için tam da öyle yerlere tofasi çeker kıçı başı dagitana kadar içerler.
+1
artıküyeolmakistiyorum
(19.03.26)
gereksiz bir anksiyete.
kampta basina gelen tehlikeler dogadan geliyor, insan cok olmaz ki oralarda.
-2
Purple life
(19.03.26)
Bu tür şeyler olmaz yorumlarına katılmıyorum. Kaç insanın canını yaktılar dağlarda orada burada. Haberleri düzenli takip ettiğim dönemlerden gayet de bu tür haberler gördüm ben. Hatta sevgilileri öldürmüşlerdi, sadece kıza değil erkeğe de tecavüz etmişlerdi bir tanesinde.
Ama kamp olayını seviyorsanız satmayın. Depremi vs. zaten var da, bir sürü güzel kamp alanı da var ülkede. Bu tür yerlere gidebilirsiniz.
0
asue
(19.03.26)
risk düşük ama dikkatli olmakta fayda var. bilinen camping alanları, grup gezileri nispeten güvenlidir.
0
orpheus
(19.03.26)
Kampa gitmek artık size ekstra anksiyete ya da korku yükleyecekse oradaki aktiviteden eskisi gibi keyif almamak da sorun olacaktır. Kalabalık trekking grupları için gerekli malzemeleri saklayıp; solo kamp malzemelerini orada tanıştığınız kişilere ya da sahibindende satabilirsiniz belki.
0
titanic kemancısı
(19.03.26)
tamam bir daha kampa gitmeyin ama deprem vs. gibi durumlar için çadırı elinizde tutun bence.
0
art cat chocolate
(20.03.26)
Tamamen birakmaktan ziyade daha iyi yerleri, ucretli kamp alanlarini vs. tercih edebilirsiniz.
0
Sour
(20.03.26)
Av tüfeği alın. Av tüfeği taşıyan insana dağda bayırda ilişmez kimse...
0
yadigar
(21.03.26)
(30)

Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

ermanen
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz? Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında ara
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.

Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz?
Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.

Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında arada bir pepperoni pizza yediğimde, tat olarak danadan bir farkı kalmıyordu. "bacon" sevmedim mesela, koku ve tat yoğun oluyor onda.

Anket de ekledim.
📊 Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

Bu anket sona erdi. 88 oy kullanıldı.

+2
ermanen
(19.03.26)
Düz domuz etinin hastası değilim, uzun süre yemesem aklıma gelmez.
Ama şarküteri efsane bir şey.
+1
logisticsmanager
(19.03.26)
Hiçbir eti yemem. Veganım.
+1
rock n roll
(19.03.26)
@rock n roll
ikinci seçeneği seçebilirsin. "yemedim. yemem. dinden dolayı değil"
vegan, vejetaryen, pesketaryen, domuz etini sağlıklı bulmama vs. gibi şeyleri kapsıyor

aslında ben de kırmızı et yemeyi çok az seviyeye çektim. tavuk ve balık daha çok ve onları da az yiyorum. protein ihtiyacımı genelde süt, yumurta, protein tozu ve bakliyattan alıyorum.

domuzlar da zeki ve arkadaş canlısı hayvanlardan aslında. üzülmüyor değilim.
0
🌸ermanen
(19.03.26)
hamburger içindeki bacon için daha iyisi gelene kadar yerim.

domuz pastırması muhteşem bir şey. salam sucuk gibi ürünleri de gayet güzel.

ama etini doğrudan yemeyi tercih etmem. henüz iyi pişmişine denk gelmedim sanırım, yavan bir tadı var.
0
babilfish
(19.03.26)
Pastırmasını yerim ama eti fena zehirliyor.
0
Kahvedesu
(19.03.26)
Kültür olarak asla yemememiz öğretildiği için yemem. Sabit fikirliyimdir. Dana ve kuzu eti varken merak da etmem tadını falan
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.03.26)
kulturel olarak bu ulkeye ait hissetmiyorum bile. domuz eti yemekle de bir problemim yok, ama ilk viyanada bi snitzelciye girmistim o kadar agir bir kokusu vardi ki sanirim komple soguttu beni.

domuz etine degmis patates yedim sorun etmedim baska bi yerde, ama dogrudan et maalesef damak tadimi alistirmaya ugrasacagim bir sey degil.
0
aguen
(19.03.26)
Yemedim, yemem.
-2
arbre
(19.03.26)
bacon yedim. etini de bulabilsem yerim en az bir kere olsa bile.
0
inheritance
(19.03.26)
Yedim ama artik yemiyorum. Amazon ormanlarinda kulübede kalirken tek yemek domuz steak idi. Baya kötüydü.

Belki sonra sosis de yemisimdir ama lezzet olarak bana uzak baya.
-1
Purple life
(19.03.26)
domuz şarküteri ürünlerini seviyorum ve tüketiyorum. bacon da sipariş verdiğim şeyin içinde varsa gömerim. bir de burada mesela bolonez soslu makarna istediğimde ragu çoğu yerde dana ve domuz karışık geliyor, kaçamıyorsun yani. düzgün pişince de koku moku olmuyor, o bir mit bence. alıştım, sadece rosto gibi et et formlarını sevmiyorum.

barbeküde pulled pork da çok severim. tiftik et direkt.
+1
eileengray
(19.03.26)
Şarküteri pek sevmiyorum bu yüzden sosis formunu denediğimde hiç hoşlanmamıştım ama normal et olarak iyi yapılmışsa severek yerim.
Hamburgerde çok seviyorum.
0
mutekebbir
(19.03.26)
Yedim. Yenir güzel et işte.
0
sadakatsiz
(19.03.26)
Kazara yedim sanirim, ama tam emin degilim, et anlaminda guvende olmak icin domates corbasi soyledim, icinde kofteye benzer seyler vardi. Bir kac tane yedim sonra biraktim. Onun disinda yemedim, yemem, hem dini, hemde kulturel aliskanlik, ateist/deist vs olsaydim da yemezdim.
0
mbond
(19.03.26)
Yedim.

Krakow'da, Michelin yıldılzı restorana gitmiştim, tadım menüsünde domuz eti vardı. Domuz eti dediğinde o an yok yav istemiyorum diyemedim.

Bunun dışında isterek tercih etmedim. Yediysem de kazara/yanlışlıkla yemişimdir.
0
put it in your appropriate place
(19.03.26)
Guanciale diye bir domuz şarküterisi var, yanak etinden füme yapıyorlar. Müthiş bir şey. Domuz şarküterisi çok seviyorum. Dümdüz domuz eti pek sevmiyorum ama zaten dümdüz dana eti de sevmiyorum.
0
kobuzchu kiz
(19.03.26)
yedim sevmedim tercih etmiyorum. dinle ilgili değil ama kültürel olarak pis gibi görmemizin etkisi var bence, hafif bi iğreniyorum. çok açsam ve etrafta sadece hotdog satılıyorsa yerim ama normalde yemem
+1
mezzosprite
(19.03.26)
günlük olarak tüketiyorum. sadece sarküteride degil, et olarak da seviyorum.
güzel pismis bir karreebraten, üstüne gezdirilmis et sosu ve yaninda sebze, harika bir aksam yemegi benim icin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.03.26)
Yedim ama normalde yediğim bir et olmadığı için sindirim problemi yaşadım o yüzden artık yurt dışına çıktığımda yemiyorum. Hamburgerin içinde bacon olursa falan yerim ama onu dert etmem.
+1
Sadece soruyorum
(19.03.26)
ilk kez, danimarka'dan gelen serçe parmağı boyutunda kurutulmuşunu denemiştim. tadı sucuğa yakındı, güzeldi.
norveçten gelen salam denedim, o da güzeldi.
ama polonya ve rus ürünleri çok kötüydü. hem lastik gibi sertti hem de kokuyordu
+1
MtKrt
(19.03.26)
denemişliğim var mecburiyetten ve cahillikten. yurtdışında yaşadığım ve etrafımın tamamen yabancılarla dolu olduğu bir dönemdi. kız arkadaşımı yalnız bırakmamak için katılmıştım o sofraya. bok gibi tadı vardı zaten. leş gibi kokuyordu.
-1
summerjam0306
(19.03.26)
Vejetaryen olmadam önceki zamanlarda değişik formlarda lokma lokma denemiştim ama hepsinde kokusu ağır, tadı kötü geldiği için hiç beğenmedim.
+1
truf
(19.03.26)
Tadı ve kokusu sevdiğim bir şey değil. Ama yedim, yiyorum, yerim. Sadece domuz etinden yapılan yemekleri sevmiyorum (ızgarasıdır, sulu yemeğidir vs.) ama pepperoni pizza yerim mesela (gerçek pepperoniden bahsediyorum, türkiyedeki sahtesinden değil). Bir de noel pazarlarında satılan paprikalı sosisli sandviçi severim.
+1
himmet dayi
(19.03.26)
etine bagli olmakla beraber yedim ve yiyorum.

- normal kirmizi et varken pork chop'un yuzune bakmam ama;
- sandvic/burger icinde citir bacon bulunca affetmem
- karisik kiymadan yapilan kofte ve meatloaf cok daha lezzetli oluyor
- etrafta Prosciutto gorursem kesinlikle yemeden gecmem :)
- tandir gibi agir pisirmek sureti ile pork butt/shoulder yapiyorlar o da guzel oluyor.

bence et olarak cok mukemmel degil ama sarkuteri olarak gidiyor. ama bizim icimize islemis, kardesim hala gorunce tiksiniyor ki din/veganlik vb alakasi yok.
+2
adrianapole
(19.03.26)
Mecburen yedim. Allah affetsin benlik değil
0
messina123
(19.03.26)
Dini sebepten değil kendisinden tiksindiğim için yemem. Çok az ve mecbur kalırsam yani hiçbir şey yok, bu yemek var sadece dünyada, o zaman yerim
+1
Hallegadola
(20.03.26)
Yemisimdir. Yurtdışında pizzalarda dana eti kullanacaklarını sanmıyorum. Kasten yemedim ama
+1
runaway
(20.03.26)
domuz eti yedim ama et olarak begenmiyorum, belki kultureldir. domuz-dana karisik kiyma satiliyor, bazen ondan alabiliyorum cesit olsun diye. fakat sarkuteri @logisticsmanager'in dedigi gibi efsane bir sey. saglikliz diye surekli yemiyorum ama arada bir speck, prosciutto, iberico/serrano jambon falan yiyorum. evde pizza veya sucuklu yumurta yaparken sucuk yerine chorizo kullandigim da oluyor. bacon ile pek aram yok. bel kismindan yapildigi icin agir geliyor, bir de kizartmak gerekiyor, iyice agir bir sey oluyor. ancak hamburger icinde falan olursa yiyebiliyorum.
+2
Sour
(20.03.26)
ben de vejetaryen olduğum için yemem.
+1
art cat chocolate
(20.03.26)
yedim, alman Schweinshaxe favori yemeklerimdendir.
+1
nahtoderfahrung
(20.03.26)
(3)

BES'te devlet katkisi 10 yil sonunda %100 degil mi?

Sour
Merhaba! Burada BES birikim hesapalama var: https://www.anadoluhayat.com.tr/bes-birikim-hesaplama46 yasindan 56 yasina kadar 10 yil yapiyorum. 25 bin tl giris ve 2000 aylik odeme. Ben mi yanlis yapiyorum? Siz de bir bakabilir misiniz?Ödeyeceğiniz katkı payı toplamı289.000 TLÖdeyeceğiniz katkı paylar
Merhaba! Burada BES birikim hesapalama var: www.anadoluhayat.com.tr

46 yasindan 56 yasina kadar 10 yil yapiyorum. 25 bin tl giris ve 2000 aylik odeme. Ben mi yanlis yapiyorum? Siz de bir bakabilir misiniz?

Ödeyeceğiniz katkı payı toplamı
289.000 TL
Ödeyeceğiniz katkı paylarının getirisi
40.809 TL
Devlet katkısı toplamı
57.800 TL
Devlet katkısı toplamının getirisi
15.310 TL
+1
Sour
(13.03.26)
%20’nin %100’ü.
Daha erken çıkarsan %20’den kesiyorlar.

0-3 yıl: %0 (Sistemden çıkışta devlet katkısı alınamaz).
3-6 yıl: %15.
6-10 yıl: %35.
10 yıl+ ve 56 yaş: %60.
Emeklilik hakkı (10 yıl+ ve 56 yaş): %100.

Devlet katkısı anaparanın her zaman %20’si. Buradaki oranlar devlet katkısından çıkışta ne kadarının verileceği.
+1
gabe h coud
(13.03.26)
@gabe h could, tesekkurler, peki fonlarla bu tutar diyelim ki milyonlari asti, o zaman yine cikistaki (10 sene sonraki) paranin %20'sini mi katki olarak veriyorlar yoksa sadece yatirilan tutarin mi (fon kazanclarindan bagimsiz olarak).
0
🌸Sour
(14.03.26)
289.000 lira yatırmış olduğunuz gün devlet de bunun %20sini yatırmış olacak yani 289x0,20=57.800tl.

Siz o gün fondan çıkış yaparsanız ve 3 yıl dolmamışsa 57.800 liradan ve getirisinden pay alamayacaksınız.

Eğer 3-6 yıl arasındaysanız 57.800 liranın ve devlet katkısı getirisi toplamının (yani 57.800+15.310 liranın) %15ini yani 10.966 lirasını alacaksınız.

10 yılınız dolduysa ama yaşı doldurmadıysanız %60ını yani 43.866 lirayı alacaksınız.

Eğer emekli olduysanız 73.110 liranın hepsini alacaksınız.

Ancak devlet katkısı oranları, getirileri vs. İlerde değişebilir. Mevzuat değişiklikleriyle hak ediş oranları değişebilir vs. Örneğin katkı %25ti. %30 oldu şimdi ise %20. Önceden mücbir sebeple çıkış yoktu, şimdi evlilik ve ev alma gibi durumlarda kayıpsız belli bir miktar çekim yapabiliyorsunuz vs. Güncel haliyle şablon bu.

10 seneki paranızın %20si değil aslında, her ay 2000 lira yatırdığınız zaman devlet de her ay 400 lira yatıracak. Bu hak ediş hesabı siz çıkmak istediğinizde kaç lira biriktiyse o anki birikim için hesaplanıyor.
+2
akhenaten
(14.03.26)
(14)

Yurtdışındaki türkler neden böyle?

Unde bach canim
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön dem
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön demek istiyorsun ama adamlarla tartışmak istemiyorsun.

Nedir bunların motivasyonu? Yani altın gömü falan bulacağını mı umuyorsun ki? Türkiyede zaten kötü bir kariyer ve kötü bir dil seviyen varsa yurtdışında da iyi bir seviyede olamıyorsun. Bunlara iyi konuma geleceklerini ne düşündürüyor anlamış değilim cidden.
-7
Unde bach canim
(23.02.26)
Yurtdışındayım hocam. Her insanın iyisi kötüsü oluyor. Ama tam olarak konuyu açarsan iyi olur soru ne anlamadım.
+4
Take it away honey
(23.02.26)
Çakallık pek yapamıyorlar buradaki gibi. En fazla Türk'e geçer çakallığı.

Motivasyona gelirsek kalacak yer bulamayıp arabada uyuyan ve öyle yaşamaya devam edenler gördüm. Benim anladığım kredi patlatıp geliyorlar.
-1
michael harddd
(23.02.26)
yurtdisinda cok farkli sosyokültürel, sosyoekonomik background'u olan insanlar var.
daha lise zamaninda yurtdisina okumaya cikmis insanlar, üniversiteyi harvard'da okuyup calismaya baslayanlar, ortaokul mezunu olup 25 yasinda evlenip gidenler, amcasinin yanina börekciye calismaya gidenler, 37 yasinda bir ofiste beyaz yakali pozisyonu bulup ailesiyle tasinanlar...
her kesimin apayri dinamikleri ve problemleri var. siz hangisinden bahsediyorsunuz? onu anlarsak bence daha dogru yanitlar veririz.

iltica edenler hakkinda yaniliyorsunuz yalniz. en büyük tutunabilme ve gönderilme kaygisini o grup yasiyor.
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
Kötü bir kariyer,kötü bir dil seviyesi ile iş bularak çalışma vizesi ile 40+ yaşta göçtük(karı/koca,çocuk yok).Beceremezsek zaten işlerimizden de ülkeden de şutlanırız,vizemiz çalıştıkça var.Devletten 1 cent dahi yardım almıyoruz.
Kimseye bulaş(a)mıyoruz,zaten yerli halk içine almıyor; 3-4 kuşaktır burada yaşayan türkler biz sonradan gelenleri sevmiyor; beyaz yakalılar kötü kariyer/dilden dolayı bizle görüşmüyor; ilticacı/cemaatçiler onlardan olmadığımız için görüşmüyor.Trde de yalnızdık, burda da yalnızız.
Burada bizi tutan motivasyon kimsenin kimseye karışmaması,mesainin bittiği dakika işin de bitmesi,özel hayata saygı,uzun yürüyüşler,bisiklet turları yapabilmek,vizesiz birçok ülkeyi gezebilmek ve tabii ki paranın satın alma gücü.
İyi bir konuma gelmek gibi bir derdimiz yok,hayatımızın geri kalan az bir kısmını,farklı bir coğrafyada huzurlu geçirebilmek.
+7
arenas
(23.02.26)
Ben de tam ne denmek istendigini anlayamadim. 4 yildir yurtdisindayim, psikolojim bozuldu. :) 1 sene icinde geri donmeyi planliyorum ama malum kurulu duzeni bozmak da is, burada herhangi bir mecaz yok.

Bahsettiginiz gibi motivasyonumu kaybettim. Ozellikle alim gucu vs anlaminda bekledigimden cok cok kotu cikti. Tabii Turkiye'de satin almanin dusunderecegi bazi urunlere ulasmak burada daha kolay, ancak bazi urun veya hizmetlerde tam tersi de gecerli. Acikcasi Turkiye'de benle benzer bir is yapan kisinin benden ekonomik anlamda daha kotu bir hayat yasadigini dusunmuyorum.
+1
mbond
(23.02.26)
İki yıldır yurt dışındayım, Türkiye standartlarında kasaba diyebileceğimiz, kışları uzun, insanları ise mesafeli bir şehirde yaşıyorum. Bu mesafeli insanlar kısmı da tamamen ülkeyle alakalı. Örneğin, çok samimi Çek arkadaşlarım oldu ancak Avusturyalı dostluklarım aynı derinliğe ulaşmadı.
Burada kalma motivasyonum sabah 15 dakikada ofisteyim, esnek çalışabiliyorum (haftada 4 gün 8.5 saat, bir günü evden; cuma günü sadece 3 saat ve evden) istediğim an istediğim yere bisikletle ulaşıyorum, 1 saat trafik görülmüş duyulmuş bir şey değil, belki evim büyük değil (57m2) ama bahçem var ve buna rağmen şehir içindeyim, sokakta bıçaklanma korkum yok, zengin birinin piçi arabayla üstümden geçerse ceza alır mı diye bir korkum yok, yarın öbür gün çocuğum olduğunda diyet öder gibi okul parası vermeme gerek yok.


@love and trust'in bahsettiği kişiyi burada ben de biliyorum, üç farklı hesabı ve kankası ya da sevgilisi Edmond Honda ile delirmeler yaşıyor burada. Evli değillerse evlensinler, çok iyi tencere kapaklar. Her cevabından ne kadar mutsuz, ne kadar kırılgan egolu, ne kadar geçimsiz olduğu açığa çıkıyor. Soru sorayım ama verilen cevapları beğenmeyip laf yetiştireyim tavrı geçenlerde ununu elemiş eleğini aşmış başka bir yazarın bile gözüne batmıştı. Kendi dünyasında garip bir gerginlik yaşıyor sürekli ve Adeta kendi gerginliğini başkalarına aktararak rahatlamaya çalışan aşırı toksik biri. Hamburg insanlara iyi gelmiyormuş sayesinde onu görmüş oldum. Başka da kimse yok zaten onun gibi. Herkes gördüğüm kadarıyla normal. (: troller hariç ama onlar da renk ekliyor buraya.
+5
huladancer
(23.02.26)
Aynı kişiden bahsetmiyoruz,:)
-3
love and trust
(23.02.26)
dil ogrenmemek bazi expat'ler icin (turk olup olmamalarindan bagimsiz) bir tercih oluyor. dili ogrendiginizde o ulkeye entegrasyonunuz artiyor, sorunlari sizin sorunlariniz oluyor. fakat expat yasami bambaska bir sey. verdiginiz ornekteki kisiler ingilizce biliyorsalar ve islerinde, sosyal yasamlarinda ingilizce kullaniyorsalar almanca ogrenmeyi istemiyor olabilirler. nihayetinde dil ogrenmek uzun zamanli bir yasam planlamasini gerektiriyor fakat bazi expat'lerde boyle olmuyor, onlarin niyeti zaten birkac senede bir ulke degistirmek. bugun berlin ofisinde calisirlar yarin londra veya singapur ofisine gecerler.

bu arada @thetruenorthstrongandfree1'in donduklerinde "beceremedi" derler motivasyonuna alman hukumetinin maas odemesinen, yardimlarda bulunmasinan daha fazla onem atfetmesi tuhaf geldi. zira ben beceremedi denilecegini sanmiyorum, bu kisiler zaten beceremeseler bile vatan, millet, sakarya ozlemi falan diyeceklerdir.
+4
Sour
(23.02.26)
2014 öncesi gitmek ve kalmak kolaydı. Türkiye'de üniversiteyi kazanmayan parayla yurtdışında okuyordu. O yıllarda TL'nin gücü dövize göre yüksekti.

Eskiden fırsat çoktu kısacası. Türkiye'de tutunamayan başka yerlere gitti orada da sistemin gücüyle yaşıyor. Türkiye'ye dönseler burada hayatta kalamayacaklarını biliyorlar.
-4
stefano
(23.02.26)
stefano'nun cevabinda bir tane dogru bilgi yok ama olsun, yeni gelmis duyuruya, hos görün.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim

Neresinde yok?

ankara anlaşmasıyla ingiltereye bavulunu alıp giden de mi yok
abd'de boktan bir college'e parasıyla girip kalanda mı yok. Okul kabul oranı %92, h1b vize kazanma şansı %40-50
kanada'da avustralya'da sertifika, dil kursu gibi şeylerle kalan da mı yok. kendi akrabam dil kursu ile kaldı avustralya'da.
almanya'da zaten milyonlarca Türk var. 60'lardan beri filmlere bile konu olan yoksulluktan göç mevzusu.

nerede yok doğru, sen düzelt bakalım. ;) düzeltemez böyle de engellersin. yani bu kadar alınmaya gerek yok.
-4
stefano
(23.02.26)
parayi verip okudular: abd'deki iki tane dandik üniversiteyi genellemek muazzam bir sacmalik. bu mantikla princeton'da okuyan da parayi basip okumus? aynisini avrupa'da neden yapamadilar? üniversiteyi kazanamayip avrupa'ya kapak atmak diye bir sey yok cünkü önce kazanmak gerekiyor, sonra bitirebilmek. adam üniversiteyi yurtdisinda bitirdiyse zaten isterse kalici olabilir cünkü ögrencilerin %90'i daha üiversitenin ilk yilinda eleniyor. türkiye'deki egitimden cok daha zorlu bir egitimden geciyorlar.
demek ki her yurtdisinda okuyan parayi basip okumamis.

2014 öncesi tl döviz karsisinda daha güclüydü: bak 2005'e kadar gidiyor: www.boerse.de
tl'nin daha güclü oldugu seneyi bul lütfen.

sistemin gücü: sistem vatandasiysan güclü, vatandasi degilsen kimse yüzüne bakmiyor.

1960 senesinde giden gastarbeiter ile 2010 senesinde göcen iki diplomali beyaz yakaliyi ayni kefeye koyacak kadar izansiz olmak apayri bir sey.
"almanya'da toplu ulasim iyi midir" diye soru acacak kadar avrupa'yi iyi taniyan birine göre fazla iddiali laflar bunlar. bu kadar engin bilgisi olan birine laf yetistirmek gri hücrelerime zarar. engel ondandi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
abi princeton diyorsun. princeton top-10 okul ve oraya girenler bu tartışmanın konusu değil. bu arkadaşın yakındığı adamlar princeton'dan çıkmaz. dağda taşta college var. o college'ler önüne geleni alıyor :)

bundan 15-20 sene önce vatandaşını korumak için iş gücü açığından önüne gelen vasıfsız giriyordu her yere.

dövize gelirsek de tl'nin aud'den cad'tan değerli günleri oldu. üşenmedim baktım..2005'te tl euro 1,84-1,73. şuanki gibi 50'lerle çarpmıyorsun :)
-2
stefano
(23.02.26)
benim gordugum motivasyon kaynaklari:

%75 stockholm sendromu, celladina asik olma.
%15 elde avucta birsey olmadan bu sekilde donersem salak derler psikolojisi
%10 acik aramaya devam edip milyonda bir de olsa belki kolay yoldan koseyi donebilirim kafasi
0
cooperr
(23.02.26)
(4)

cenevre'den günübirlik

in vino veritas
annecy mi, montrö ve/veya lozan mı? neden?
annecy mi, montrö ve/veya lozan mı? neden?
0
in vino veritas
(22.02.26)
Açıkçası Montrö'de pek bi şey yok, Lozan da geçen sene dev bir şantiye havasındaydı.

Annecy daha iyi bir seçenek olabilir günübirlik gezi için.
+1
chicha_v2
(23.02.26)
annecy mükemmel bir şehir derler hep. seçeneklerden biriyse o olmalı.
0
summerjam0306
(23.02.26)
net annecy
0
darthvader
(23.02.26)
sadece annecy'e gittigim icin karsilastirma yapamam ama annecy'i ben de begendim. eger aktivite yapmayacaksaniz yarim gun bile yetebilir, cok kucuk bir yer. aktiviteden kastim stand up paddle, kayak falan.
0
Sour
(23.02.26)
(6)

aynı okuldan aynı yıl mezun olan

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
ve benzer projeler yapan iki kişiden biri google'da 6 haneli maaş alırken diğeri nasıl no name şirketlerce bile ghostlanır? şans mı, networking mi, cinsel seçilim mi?
ve benzer projeler yapan iki kişiden biri google'da 6 haneli maaş alırken diğeri nasıl no name şirketlerce bile ghostlanır? şans mı, networking mi, cinsel seçilim mi?
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.02.26)
Oyle sacma insanlar oyle sacma sirketlerde ve/veya ulkelerde ki etrafimda. Ben artik bu tur seylere hiccc sasirmiyorum. Sans, networking bence evet. Biraz da dogru zaman ve dogru kisi durumlari iste.
Yurt disina gidenler de evlilik yoluyla gittiler tanidiklarimdan. Hatta duyuruda surekli yasadigi ulkeden bahseden biri var. Yakinen tanirim, tam bir kekodur aslinda djdj duyurularini okudukca soka giriyorum fjf
+2
Kittie
(22.02.26)
(bkz: kendini satabilmek)

pederin ofise seneler once ensesi kalin bir arkadasi geliyor, ikisi de ayni sektordeler.
adam benimkinden 2-3 gomlek yukarida parasal olarak.

neyse, yemege gidiyorlar, peder esnaf lokantalarina bayilir ve bizim ofise yakin da cok saglam bir lokanta vardi. orda yemek yerken adama yakiniyor, isler kotu, piyasa kotu vs.

adam da pedere " sen bu restaurantlarda yemek yemege, o bindigin araca (citroen) binmeye devam ettigin surece, senden bir bok olmaz" diyor.

bunu gelip bana anlatti, ama hayatinda hicbir degisiklik yapmadan devam etti, cunku artik cok gec idi.
0
cooperr
(23.02.26)
bizim 6 kişilik bitirme projesi grubundaki herkes (aralarında bir kız olmak üzere) birbirlerinden çok alakasız konumda, alakasız işlerdeler. makina mühendisiyiz. tei'de çalışan var, kuveytte inşaatta olan var, romanya'da işsiz olan var. hayattaki her detay gibi bu da nasip kısmet işi.
+1
rain when i die
(23.02.26)
"referans"
+2
Batuhanolabilir
(23.02.26)
“eli yüzü düzgün” olması bile diğerinden onu çok ileri atar.
+1
deartheodosia
(23.02.26)
profesyonellik disi seylere de bakiliyor. mesela karakter/mizac.
+1
Sour
(23.02.26)
(10)

Arkadasla iletisimi azaltmak

Kittie
Bir arkadasim var. Konusmuyordum. Basina kotu bir olay geldi, beni aradi, ben de destek oldum, bulustuk.Sonra bir kez daha bulustuk. Gecen yine bulusmak istedi (10 gun icinde oluyor bunlar)Hayir cok yorgunum dedim. 1 saat falan sonra tekrar aradi senin ust caddede bir cafede oturuyorum gel dedi. Yor
Bir arkadasim var. Konusmuyordum. Basina kotu bir olay geldi, beni aradi, ben de destek oldum, bulustuk.
Sonra bir kez daha bulustuk.
Gecen yine bulusmak istedi (10 gun icinde oluyor bunlar)
Hayir cok yorgunum dedim. 1 saat falan sonra tekrar aradi senin ust caddede bir cafede oturuyorum gel dedi. Yorgunum ama dedim. Ama senin icin geldim, yorulma diye dedi. Yine ciktim gittim napiim. 5 dakka yurume mesafesinde cafe.

Yani cok israrci. Evet onla vakit gecirmeyi seviyorum ama cok arada takilmalik biri benim icin. Nasil sinir konur? Veya tamamen hayatimdan cikarmam mi gerekir, arada takilma diye bi sey olmaz mi?
Bir daha semtime gelirse ne desem ki
0
Kittie
(22.02.26)
evde değilim, şu an başka bir arkadaşımlayım malesef gelemem vs.
0
orpheus
(22.02.26)
Baska: arkadas olarak gormuyor degilim ki. Yani senin mesela tum arkadaslarin her dakika gorustugun insanlar mi? Bu kiz direkt beni en yakin arkadasi yapiyor. Yani arada sirada gorustugun insan arkadas olmuyor mu? Illa cok yakinlasmak mi lazim
+1
🌸Kittie
(22.02.26)
Buenosdias: Kendi yorumunu niye katiyorsun ki. Gunluk hayatinizda da boyle misiniz siz ya. Var senin gibilrr burada baya da coksunuz hatta
-1
🌸Kittie
(22.02.26)
@kittie o demek ki senden güç buluyor ve seni her daim yanında istiyor. sana ihtiyacı var. sen ise ay benim bugun seninle gorusme modumda degilsin diyosun.

ben reddedemiyorum. arkadasım isterse yanında olurum.
-2
Başka
(22.02.26)
"Baska" senin bu ellinci nick'inmis. Kim oldugunu ogrendim. Sana cevap yok.
0
🌸Kittie
(22.02.26)
"Müsait olmadığım zamanları kollarsan elbette görüşemeyiz"
"Şu an hiç uygun değilim başka zaman lütfen"
"Bana sormadan plan yapma"

Gibi cümleler kurulabilir.
+1
muhayyer divan
(22.02.26)
Hep başına gelen olayla ilgili mi konuşuyosunuz yani o konuda mı desteğe ihtiyacı var. Ne gelmiş başına?
0
benim bir gizli bildiğim var
(22.02.26)
çürük sebze temas ettiği sağlam sebzeleri de çürütür.

herkese mesafeli olmak, mıçmıç ilişkiler olmaması ya da arada kafayı dinlemeniz güzeldir. konuşmak istemiyorsanız direkt ' bu akşam başkasına sözüm var' cümlesi yeterli gelecektir.
0
galahad reloaded
(23.02.26)
bir daha semtinize gelirse bir kere telefonu acmayin, mesaj atarsa da cevap vermeyin. 3, 4 saat sonra mesaj atin ve sunlardan birini soyleyin: 1) partnerimleydim deyin (eger varsa), 2) ailemleydim, akrabamlaydim (eger varsa), 3) evde degildim, 4) uyuyordum. bazi insanlar musait degilimden anlamiyor ki boyle durumlarda musait degilim demek kaba karsilanabiliyor. o nedenle oncelikle sizin baska bir hayatiniz oldugunu, bu gibi oncelikleriniz oldugunu belirten durumlar sunmaniz gerekiyor. eger gelirse ve bu durum yasanirsa daha iyi olur. orada bekler bekler, sonra gider, bir daha da yapmaz. siz her seferinde giderseniz hep yapacaktir. ama gitmemenin de guzel bir aciklamasi olmali (bu kisi icin).
+1
Sour
(23.02.26)
Sormadan etmeden kalkıp gelmek ne ya bu ne saçmalık.
Senin için geldim diyor bir de. Bunun önünü kesmeniz önemli, birkaç kez orada olmadığını, işin olduğunu söylersin haberleşmeden gelmemeyi öğrenir.
Geç cevap vermek, planları daha seyrek hale getirmek çözüm olabilir.
Programınız yoksa bile varmış gibi davranabilirsiniz, bazı insanlar buna mecbur bırakıyor.
+1
mutekebbir
(23.02.26)
(9)

Filtre kahve, latte, capucibo bublar şekerli içilmez mi?

sonhakan
Garson ilk defa görüyorum dedi de
Garson ilk defa görüyorum dedi de
0
sonhakan
(21.02.26)
Gayet icilir. Yerini bilmeyen garsonlara sinir oluyorum.
0
kuehles blondes
(21.02.26)
Garson şu muydu:

www.instagram.com

Şakası bir yana, kahve yoğun tadı olan bir içecektir ve herkes kendi damak zevkine göre süt, süt tozu, şurup, tatlandırıcı ya da şekerle tatlandırabilir. Zevk meselesi kısacası, boş verin.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(21.02.26)
İçilmez
+2
artıküyeolmakistiyorum
(21.02.26)
bana göre saydıkların arasında filtre kahve hariç diğerleri şekerli içilebilir. filtre kahveye de şeker koyabilirsin ama o zamanda alman gereken tadı ve hazzı alamayabilirsin.
0
false pretension
(21.02.26)
istersen cola fantayı karıştırıp içersin. ona kimse karışamaz. @false pretension +1.
+1
mikahakkinen
(21.02.26)
baristanın hiç duymamış olması tam bir ukalalık olsa da saydığınız içeceklerin defaultu şekersiz aslında. yani siz belirtmediğiniz sürece şekerli verilmez. hatta çoğu yerde şeker şurubunu müşteri barın sonunda kendisi koyar. restoranlarda da belirtmeniz gerekir.
0
eileengray
(21.02.26)
Bu garson arkadaş annemin kendine hazırladığı kahveyi görse herhalde baygınlık geçirir.
Bence içilmez ama kimseye de (annem hariç) bu böyle içilmez demem.

Garson annemin kahve tercihini böyle yadırgasa ona da sinirlenirim.
Herkesin kendi zevkidir ya sana mı kaldı yargılamak, hadisizlik.
0
mutekebbir
(22.02.26)
Kahve dediğin şey dün icat edilmedi. İsteyen istediği gibi içmiştir tarihte.
Bu arada bundan 20 yıl önce günde 10 tane çay içenler bile ne az iki şekerli içerdi.
Kahve filan da şekersiz pek içilmezdi.
Şeker hastaları bile suni tatlandırıcı koyardı. Böyle trip yapan barista muhtemelen portakalda vitamindi o zamanlar.
0
burfak
(23.02.26)
istediginiz gibi icebilirsiniz. ben filtre kahveyi sekerli icmem, iceni yargilamam, bu garsonun hadsizligidir. latte ve kapuciboya seker yakisir gibime geliyor, hic denemedim.
0
Sour
(23.02.26)
(8)

evin her odasını 1+0 yapmışlar

WithWorth
4 odalı dairenin 4 odasına birer banyo yapmışlar.4ünün kapısını çelik kapı etmişler.Her biri 25000'den 100k total kira.Nasıl girişim ?İstabulda bekar iş insanları kalıyor.Bir de kendi çapında profesyonel; odalar tertemiz falan. Ve uğraşmışlar dayayıp döşemişler odaları vs.
4 odalı dairenin 4 odasına birer banyo yapmışlar.
4ünün kapısını çelik kapı etmişler.
Her biri 25000'den 100k total kira.
Nasıl girişim ?
İstabulda bekar iş insanları kalıyor.
Bir de kendi çapında profesyonel; odalar tertemiz falan. Ve uğraşmışlar dayayıp döşemişler odaları vs.
-3
WithWorth
(21.02.26)
İş insanı olarak bunu asla tercih etmem. Odanın 80 mkare filan olması lazım. Ki olsa bile zor. Celik kapı olması da ayrı daire hissi vermez bana. Yani aşırı caresizsem geçici olarak düşünürüm böyle bir seçeneği. 25k verip böyle bir yerde kalmam.
+3
a perfect lie
(21.02.26)
Stüdyo daireden ne farkı var? Müşterek bir mutfağı ve salonu mu var? Eğer öyleyse çelik kapı saçma.

Stüdyo daire kirasından çok daha ucuzaysa ancak tercih edilebilir. Onun dışında çok saçma geldi bana.
+1
Mirket
(21.02.26)
elit beyleri bekler.
+2
anon1m
(21.02.26)
yapıldı ve yapılıyor. öğrenci ilçeleri bu şekil 40 metrekarelerle dolu.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.02.26)
15 yıl önce falan bi arkadaşım Beşiktaş Abbasağa tarafında tam olarak böyle bir yerde kalıyordu.

Şok olmuştum bu ticari zekaya.

Yasal olduğunu falan da hiç sanmıyorum yani her şey uyduruk, her şey tehlikeli bana kalırsa öyle bir düzende.
0
chicha_v2
(22.02.26)
yapılır fakat 1+1 evde kalmak bile insana dar geliyor uzun süre.
0
rain when i die
(23.02.26)
turkler genelde evde vakit geciren insanlar olduklarindan kucuk evlere dayanamiyorlar. mesela 1 + 1 bile insana dar geliyor denmis. fakat paris'te 20 m2 studyo daireler cok cok yaygin. icinde amerikan mutfak, banyo-tuvalet vs. de var. dolayisiyla 120 m2 net varsa 20 m2'den bu tarz bir sistem kurulabilir gibime geliyor. fakat yasal boyutu cok onemli. mesela kira nasil odenecek, tek kisi ustune mi olacak, biri cikarsa odemeler nasil olacak vs. nihayetinde apart veya yurt isletmiyorsunuz. bir de 25 bin boyle bir yere cok gibi geldi.
+1
Sour
(23.02.26)
valla 52 metrekare evdeyim 1+1 mutfak ayrı (ki çok nadirdir yeni binada mutfak ayrı ev romanya'da).

6 yıldır evde çalışıyordum.

bu eve sadece kendim sığarım.

eşyalarım sığmamaya başladı.

2+1 olup komunist bloklarında yaşayan arkadaşlarımı ziyarete gittim.

2 ayrı yatak odaları var. salonları minicik.

bir küçük bebekleri var.

onlar bile iyi dayanıyor.
0
rain when i die
(23.02.26)
(7)

Cin, Ningbo'da 4500 Euro yeterli mi, yasam nasildir?

Sour
Cin'den bir is teklifi aldim. 4500 euro net. Ayrilacagim ulke Fransa. Buradaki maasim 2500 euro. Fransa'daki is yuku ve stres cok cok fazla, Cin'deki is yuku daha az. Fakat Fransa'da yilda 40 gun ucretli izin, Cin'de ise 3 hafta. Tahmini olarak Cin'deki yasam masraflari Fransa'dakinden dusuk. Bu bo
Cin'den bir is teklifi aldim. 4500 euro net. Ayrilacagim ulke Fransa. Buradaki maasim 2500 euro. Fransa'daki is yuku ve stres cok cok fazla, Cin'deki is yuku daha az. Fakat Fransa'da yilda 40 gun ucretli izin, Cin'de ise 3 hafta. Tahmini olarak Cin'deki yasam masraflari Fransa'dakinden dusuk. Bu bolgeyi bilen var mi? Cin'de yasayan, calisan var mi? Nasilsiniz?
0
Sour
(17.02.26)
bu şirket çinli şirketimi yabancı sermaye mi. iş yükü az olabilir ama çalışma kültürü bok gibi olabilir, bir sürü asyalı arkadaşım var çoğu asya çalışma kültüründen illallah edip avrupaya kaçıyor. kendim de koreli ve japon şirketlerinde çalıştım bana göre değil, çin de çok farklı değildir muhtemelen.
+2
nahtoderfahrung
(17.02.26)
daha önce çinli bir ekip ile çalıştın mı bilmiyorum ama çinlilerle çalışmak çok zor. algıları-düşünme biçimleri tamamen farklı. eğer bir ekip lideri-yönetici olacaksan kabul edilebilir. daha orta seviye bir pozisyonsa başında bir çinli olacaksa çok canın sıkılabilir. çünkü senden bir çalışan olmanı değil köle olmanı bekleyecekler.
+2
orpheus
(17.02.26)
@nahtoderfahrung yabanci sermayeli bir sirket. ingiliz sirketi. bunu hic dusunmemistim acikcasi. nasil bir calisma kulturu var asyali sirketlerin?
0
🌸Sour
(17.02.26)
İzlemenizi tavsiye ederim.

www.netflix.com
0
galahad reloaded
(17.02.26)
genel olarak senden sürekli bedava overtime yapma beklentisi var, aşırı ırkçılar avrupadaki ırkçılık yanında hiç bir şey kalır, kadınsan ekstra zor, cinsiyetçilik tavan, benim çalıştığım koreli şirketteki müdür kadın almamak için elinden geleni yapıyordu, alınmış olanları da insan yerine koymuyordu. izinlerini ne kadar rahat kullanabileceğine de bak, çin yasalarına göre çalışacaksın orda avrupa değil.
+1
nahtoderfahrung
(17.02.26)
Abi Fransa'da ki maaşın azmis, iş neydi? Çünkü illa ayrilasin yoksa burada da daha iyisi olabilir belki.
Malesef nereye gidersen git hem sana daha çok maaş verip hem Aynı tatil olamaz. 40 gün demek 8 hafta demek, ben hayatta şu an 7 hafta tatilimi bırakıp 2-3 haftaya dönmem. Hayatta paradan önemli şeyler de var ama senin maaş Bir tık düşük o kesin.
Bir de denilen de doğru; Çin'de çalışacağını yeri iyi arastir sonra kendini 9 9 6da bulma.
+1
logisticsmanager
(17.02.26)
büyük uluslararası bir şirketse ben denerdim. öyle bir şirket zaten expat kaynıyor olacaktır. shanghai'a yakın bir şehir; bence ilerisi için (başka bir yerde yöneticilik vb.) çok bir deneyim olur.
+1
eileengray
(17.02.26)
(8)

kişisel başarı kıstası

kondansator
günaydın herkese, size göre hayatta başarı kriteri nedir? iyi bir okul, iyi bir iş, iyi bir maaş, başarılı bir evlilik, geniş bir arkadaş çevresi, spor-enstruman vb bir hobi? nasıl değerlendiriyorsunuz? ya da kendinizi başarılı olarak değerlendiremediğiniz bir durumda mısınız?
günaydın herkese, size göre hayatta başarı kriteri nedir? iyi bir okul, iyi bir iş, iyi bir maaş, başarılı bir evlilik, geniş bir arkadaş çevresi, spor-enstruman vb bir hobi? nasıl değerlendiriyorsunuz? ya da kendinizi başarılı olarak değerlendiremediğiniz bir durumda mısınız?
-1
kondansator
(17.02.26)
Net bir kriterim yok, insan yaşadığı hayattan mutlu olabiliyorsa başarılıdır bence.
+3
basond
(17.02.26)
self actualization, kendini gerçekleştirme. kişisel gelişim. huzur. kendi değerlerinle çelişmeden yaşayabilmek. yaşadığın hayatın bir anlamının olması. ait hissettiğin bir aile, bir toplum. saygınlık.

aslında iç başarı, dış başarı diye ayırıp bunları sınıflandırabilirsin de. para, kariyer vs dış başarı, diğerleri iç başarı gibi.
+3
gabe h coud
(17.02.26)
bence sevdigin seyi bulup o konuda yeni seyler yaratmak ve bu yarattiklarinin konuyla ilgili diger insanlar tarafindan begenilmesi. kelimeleri seviyorsan kitap yazmak, yemek yapmayi seviyorsan basarili bir restoran acmak, dikis dikmeyi seviyorsan elbise dikmek vs.

toplumun basari olarak kabul ettigi cogu sey (iyi okullarda okumak, iyi kariyer yapmak) tamamen cevresel, sosyoekonomik ve rastlantisal sartlara bagli. ornegin iyi okullara gidenler ailesinin imkanlari sayesinde gidiyor. sonra da iyi sirket iyi okuldan recruit ediyor. benim amerika'daki arkadaslarimin cogu zaten tr'nin %1-2'lik kesiminden. veya okul sonrasi kariyer yapan arkadaslarimin cogu ailelerinin networku sayesinde yapti. mezun olan arkadaslarimdan babasinin tanidigi olanlar iyi sirketlere girdi savunma sanayi, thy vs. olmayanlar sefilleri oynuyor saka maka. ayni kalibrede adamlar bunlar taniyorum hepsini. birinin sosyal baglari var digerinin yok. bu sartlar lehine degilse bak o zaman basarili derim. anadolu'nun ilcesinden cikip savunma sanayine torpilsiz giren arkadaslarim da var. ama bunlar okulda veya baska bi yerde derece yapan exceptional caseler.

bircok basari zannedilen sey iyi bir dalgaya denk gelerek yukselmek. veya cevresel sartlar. atiyorum 10 sene once amerika'ya gelip para kazanmak ve kalici olmak cok kolaydi. burada okul okuyup azicik gozu acik olmak yeterliydi. simdi ekonomi coktu layofflar oldu zehir gibi insanlar terk etmek zorunda kaldi. simdi biri basarili biri basarisiz mi? kagit ustunde oyle ama aslinda hikaye ebb'de mi flow'da mi yakalandigin. veya bana son denememde lottery'den h1b cikmasa veya layoff'a yakalansam abd'yi terk etmek zorunda kalacaktim ama cikti ve simdi faang sirketinde calisiyorum.

toplumdan kabul gormek insani iyi hissettiriyor saka maka. cok zehirli bir sey bu. toplum da guce tapiyor. ornegin cok para kazanan kisi, statusu yuksek guclu kisi olmak toplumsal basari oluyor. insanlardan kabul goruyorsun. ve bircok soyut kavram insanlarin ortak kabulleri uzerinden anlam kazaniyor. o nedenle bu tarz basari da topluma gore basari. ne kadar para yaptin, ne kadar guc sahibisin, nasil dekorasyonlarin var toplum bunlara bakiyor. bunlara nasil ulastigina bakmiyor. kimsenin o kadar zamani yok. yaptin mi yapmadin mi. cogu basarili isadami hikayesinin arkasinda korkunc ahlaki kokusmusluk var. vs vs yine yazdim bilinc akisi gibi.
0
antikadimag
(17.02.26)
başarı demek para demektir. sonuçta para için yaşıyoruz. para varsa hayatta kalabiliyoruz.

finansal özgürlüğüne ulaşamamış, her gün çalışmak zorunda olan hiç kimse başarılı değildir. henüz başarılı olamamıştır.
-12
yazar yazmaz yazan yazar
(17.02.26)
mutlu ve ozgur bir hayat.
0
Sour
(17.02.26)
telefonumda 1368 kişinin numarası var. herhangi birinin numarasını körlemesine çekip 'galahad nasıl biridir, kendisine güvenilir mi?' diye sorabilirsiniz.

başarı budur.

narsistlikte budur :)
-2
galahad reloaded
(17.02.26)
ekonomik özgürlüğe kavuşmuş, duygusal olgunluğa erişmiş ve mutlu bir insan bence başarılıdır.
0
orpheus
(17.02.26)
Huzurlu bir hayat ; kişisel başarı.

Huzurlu hayat kişi için ne ifade ediyorsa.
+1
kumandanim
(18.02.26)
(14)

Kişisel gelişim kitapları okur musunuz?

pembediken
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
Spesifik bir konu ya da yazar değil de kitap türü olarak. Bazı insanlar saçma buluyor. Mesela kendiniz dahil herkesi affetmek gerektiğinden bahsediliyor kitapta.
0
pembediken
(16.02.26)
Okuyorum (özellikle kendimi eksik hissettiğim konularda), mantıklı bulursam da yapmaya çalışıyorum. Ama tabii herşeyi alp okumuyorum, sadece Şeyma gibi haha İyi psikolog ve psikiyatristler tarafından yazılmış çok iyi kitaplar var, neden bunlardan faydalanmayalım ki.
Saçma bulan insan kendini geliştirmeye kapalı bulan insandır.
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
Okurum severim ama herkesi affedin veya iletişimde karşı taraf damariniza bassa dahi sürekli olumlu bir dil tutumunun dayatilmasi ile ilgili önerileri uygulamam.
0
egerbiryolcu
(16.02.26)
Deli gibi kitap okuyan, 'ne bulursam okurum.' diyen biri olarak asla okumadığım ve okumayacağım tek tür budur.
Haddinden fazla anlamsız geliyor bana.
Bu tarz kitap okurken gördüğüm kişiyi de ciddiye alamamak gibi de bir zaafım var.
0
Mirket
(16.02.26)
Engin geçtan kişisel gelişim sayılıyorsa okuyorum.
Okunulan bir kitap özfarkındalığı geliştiriyorsa istediği türde olabilir, okurum.
+5
Bruce
(16.02.26)
Ben de aynı soruyu soracaktım, psikolojiye dair kitaplar kişisel gelişimden sayiliyorsa ben de çok severim.

Yayınevlerinin bu serilerini de iyi takip ederim. Daha okuduğumuzu anladık mi seviyesindeki kendi karakterinden haberi olmayan kişilerin fikrini de umursamam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
yok bi kaç kere denedim çok zorlama geldi hoşuma gitmedi
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
okumam.
0
eileengray
(17.02.26)
her kitap zaten kisisel gelisim kitabidir. bu nedenle kisisel gelisim kitaplari en gereksiz tur bence. hic okuyamadim.
0
antikadimag
(17.02.26)
ben o hatayi bi kere yaptim(okuyamadim tabii) insta reelslarinda daha cok bilgi bulabilirsiniz
0
ala09
(17.02.26)
kişiliğim oturana kadar bu türde sadece dale carnegie okudum. kişisel gelişim kitaplarının mucididir. 1888 de doğmuş adam düşünün. çok bunalıma girdiğimde sadece okumak bile beni sakinleştirir motive ederdi. şimdiki kitaplar bu adamın kitaplarının derlemesidir. kişisel gelişim kitapları sadece okumakla olmaz uyugulamaya da geçmek lazım. 100 sayfa okurdum bazen 1 cümlesi yeterdi.
0
ground
(17.02.26)
bir süre psikolojiye, özellikle evrimsel psikolojiye merak salmıştım. insanların neyi neden yaptığını bir şablona oturtmaya başladıktan sonra evcil (yada vahşi) bir hayvan gibi görmeye başlamıştım.

- müdüre yalaklanıyor: hmm, demek ki terfi alacağını düşünerek bu eylemin sonundaki ödül ondaki dopamin salınımını artırıyor.
- kıza yürüyor: soyunu sürdürme isteği baskın geliyor gibi.

biraz daha derine inince, içinde yetiştiği ortamın davranış kalıplarına yansımasını falan düşünmeye başladım. eskiden öfkelendiğim hareketleri bir laboratuvardaymış gibi gözlemlemeye başladım, kızmıyorum artık. eski kızdıklarımı da bu şablonlara oturtunca "affetmek" olarak bahsettiğin şey kendiliğinden gelmeye başlıyor.
0
birdirbir
(17.02.26)
"Kişisel gelişim" adı verilen kavramın içten gelen çaba ve dışarıdan gelen uyaranların doğal bir süreç hâlinde toplamı olduğuna inanıyorum. Bu amaçla zorlama yapılan aktivitelerin kişisel gelişim denen şeye katkısı olduğunu düşünmüyorum. Ergenken boş vaktimde okuduğum bir iki örneği saymazsak okumadım ve okumam da. Seni kişisel olarak geliştireceğim amacıyla yazılan bir kitabı ciddiye alamam.
0
nundu
(17.02.26)
tur olarak kisisel gelisim kitabi okurum. seyma subasi da kisisel gelisim yaziyor, dogan cuceloglu da, engin genctan da... dolayisiyla burada kalite onemli. bir kitap sirf kisisel gelisim kitabi turunde diye kotu olacak degil. ben size tonla kotu olan felsefe, edebiyat veya (bilimsel) arastirma kitabi sunarim.
+1
Sour
(17.02.26)
Üniversite hocalarının yazdığı damıtılmış piyasa kitaplarını okurum.
0
black holes in the sky
(17.02.26)
(33)

Evlilikte kadının kendisi için birikim yapması?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?Cevaplar için çok teşekkürler.
Merhaba arkadaşlar,

Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?

Cevaplar için çok teşekkürler.
0
Amaranta ursula
(16.02.26)
Her kadının muhakkak yapması gereken şey bence, hatta büyükannem bana kimsenin bilmediği, kocanın çocuğunun annenin dahi bilmediği bir paran olmalı demişti. Bayanım.
+4
sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
Hangi kötü günler?
ailenin kötü günleri mi? Ayrılırsak kendimi garantiye alayım kötü günü mü?
+5
kisa
(16.02.26)
@kisa,
Kendisi için garanti olsun diye ama ailenin kötü günü için de kullanılabilir.
-1
🌸Amaranta ursula
(16.02.26)
Kadınım. Eşimin de benim de sadece kendimize ayırdığımız kişisel birikimlerimiz var. İmkanı olan her kadının yapması gerektiğini düşünüyorum.
+2
fotrsapka
(16.02.26)
Erkekte atsın o zaman. Ailede ortada para kalmasın.
0
michael harddd
(16.02.26)
Sorun değil.
0
Bruce
(16.02.26)
Bu işin kadını, erkeği yok bana göre. Her insan maaşının bir kısmını kendi özel şeyleri için ayırmalı evli olsa da. Erkeğim.
+6
arbre
(16.02.26)
Yine çok bilinmeyenli denklem.

Saklanan paranın bedeli nedir?
Yani tekne tatili mi yoksa eve alınacak 1kg kıyma mi? Neye karşılık o para ayrılıyor?

Yazarken sildim,
eşler arası gelir ve iş yükü dağılımı adil ise herkes ortak ve genel masraflar dışında kalan şahsi para ile istediğini yapabilmeli.
iki taraf için de kimse birbirini sömürmeli.
+1
kisa
(16.02.26)
Ben, evliliğimde de birlikteliklerimde de kadın kişisinin geliri ve harcamaları ile kesinlikle ilgilenmedim. Ama bu konuda hepsinden Allah razı olsun ki, maddi güçlerini müşterek hayatımıza ellerinden geldiğince vakfettiler.
Ancak, aksini iddia ederseniz şu an en az üç tane tiktok veya insta videosu koyabilirim ki, kadınların anladığım kadarıyla çoğusunda bir 'benim param benimdir, senin paran ikimizindir.' mantığı hakim. O kafada bir kadınla zaten bir birlikteliğim olmaz. Onları değerlendirmem dışı tutuyorum ve soruya cevap olarak oyumu 'onun parası, ne isterse yapar.' şeklinde kullanıyorum.
0
Mirket
(16.02.26)
Evlilikte “gizli” yapılan her şey yanlıştır bence.
Bu gizliyi yapan insan zaten karşısındakine güvenmiyordur ve belki karşısındaki belki de evren bunu hisseder ve kötü bir şey olur ve “iyi ki güvenmemişim, bak ne oldu sonunda” diye kişi kendini çok haklı ve iyi yapmış hisseder.

Ha bazen çiftlerden biri gizlice değil de çaktırmadan para biriktirir ve günü gelince “bunu peşinat yapalım ev/araba” alalım der. O başka.
Gizlilik değil de güvensizlik kısmı belirleyici.
+1
michael_knight
(16.02.26)
iki tarafın da hem kendi adına hem çift olarak ortak birikim yapması gerektiğini düşünüyorum. kişisel birikimler ortak amaç için de kullanılabilir elbette. yani bu birikim gizli ya da habersiz olmalı demiyorum.

bu devirde birikim yapmayan ve birikim yapamayan insanla birlikte olmak çok tehlikeli.

kuş kadar maaş alıyoruz, neyine birikim yapacağız kısmı tartışılır elbette ama birikim yapabilme imkanı olduğu halde bunu farketmiyor çoğu insan. hayat pahalı, maaşım az bahanesine sarılıyorlar. kimisi için gerçekse de kimisi için bahane bu durum.
0
biseysorcaktim
(16.02.26)
Bir insan kendi kazandığı parayı canı isterse götürüp çöpe bile atabilmeli. tek kriterim, serbest hareket ettirilecek para miktarını yükseltmek için diğer eşin mali yükünü artırmamak. bu konudaki kurnazlıktan aşırı derece midem bulanıyor.
-1
loch ness
(16.02.26)
Gizlilik garip bir konu. Hem gizli olmasına hak verebiliyorum (çok garip insanlar var çünkü hayatta) hem vermiyorum. Gizli ise üzücü bulurum. Eşlerin en başta bu maddi konularda nasıl karar aldığı ve eşlerin karakterleri önemli.

Bizde mesela serseri serbest stil.
Kimse kimsenin harcamasına karışmıyor, hesap sormuyor. Kazanç olarak aramızda baya büyük bi fark da var. Ama bakış açımızı degistirmiyor.

Ben kadınım. Yarına çıkacağım ne malum deyip harcamayı ve yaşamayi tercih ediyorum kötü bir örneğim aslında ama maaşımdan kalan anlamsiz miktarları biriktirdiğim oldu. Hiç saklamadim. Ya da gizleme ihtiyacı duymadim. Mesela bilinirse ne olur ki? Niye gizli olsun. Kardeşimin ya da eşimin kimin ihtiyacı olsa veririm. Benim için de onlar öyle yapar. Hem eşe hem aileme baya guvendigim için kenarda bir şey olsun ya kaygım da yok herhalde.

Başıma gelen kötü seyin çözümü yeterki para olsun. O bulunur fikrindeyim hep. (Saçma ama benim fikrim, yaşayışım bu)

Yani erkek olsaydım ve eşimin benden gizli para biriktiriyor olsaydı guven vermiyorum herhalde diye kirilirdim.

Kısaca bu konu bana güvenle çok ilintili geldi. Yapani yadirgamam, mantıklı bulurum ama bı taraftan da üzülürum. Kendim yapmam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
her evlilik ayniymis gibi "gizli" olmasina takilmak abes. bu ülkede teyzesinin kiziyla evlenip, karisi kanser olunca kadini "ugrasamam" diyip ana evine götürüp birakan insanlar var (true story).
kadinin birikim yapmasi, ev ekonomisini idare ettirmesi ezelden beridir olan bir sey. isgücüne katilmayan, gidecek bir kapisi olmayan, adamin eline bakan kadinin, hele isin icinde dayak, alkol, kumar, metres ya da baska bir tür hirtlik varsa birikim yapmasi ve bunu gizli tutmasi kadar normal bir sey yok. adamda bunlar olmadigi durumlarda dahi bosanmalari durumunda adam ay sonu gene maasini alir. kadin ne alacak? özellikle is gücüne katilmayan kadinin birikim yapmasi sart. istediginde kapiyi cekip cikabilmesinin yolu o.
+11
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.02.26)
arbre'nin tek eksilenmeyen hatta arti rekoru olan entrysi bu galiba :D

calismayan kadin yapabilir, garipsemem. calisan kadinin veya erkegin gizli birikim yapmasini tuhaf bulurum. zaten birikim yapiyor olmasi lazim ama bunu gizli yapiyorsa (mesela atiyorum mortgage'a girmisiz para ucu ucuna yetiyor, arabanin da tamir edilmesi lazim, parasi yokmus gibi davranmamali) veya ne kadar parasi olduguna dair kabaca bir fikrim yoksa veya sorunca gizliyorsa olmaz.
+2
antikadimag
(17.02.26)
erkeğim. eşimle ortak hesabımız da var, kendi hesaplarımız da. ikimiz de hem kişisel olarak hem ortak olarak birikim yapıyoruz. yapılır yani bir sorun görmüyorum bunda ben.
+1
elektr10
(17.02.26)
Eşimle herşeyimiz ortak eve giren çıkan para hakkında ikşmizde çok net ve şeffafız.

Birimiz derse ki ben şu kadar parayı kendime harcayacam yada kenara koyacam diğerine kimse karışmaz.

Biz bir aileyiz böyle ayrı gayrı gizli saklı işler bana göre değil. Ben yapmam bana yapılırsada bozulurum.
+1
basond
(17.02.26)
saçmalık.
+1
summerjam0306
(17.02.26)
ben maaşımın tamamını eve vereceğim, karı kenara gizlice para atacak öyle mi?
amaç ne? bu adam beni ilerde boşarsa güvencem olsun diye mi?

evlenirken karıların hepsi golluma dönüşüp zaten altın ziynetleri, bir sürü gereksiz ev aleti almıyor mu? sürekli arkadaşlar yurtdışına gidiyor biz de gidelim diye erkeği darlamıyor mu? harcaması bitmiyor ki kadının...

böyle salak ve bencilce birşey yaptığını öğrendiğim an dava açar boşarım.
-3
plastic_angel
(17.02.26)
kadının türk toplumu içinde gördüğü muameleyi bilip "yapmaması gerekir" diyen erkek bikini giysin.
+1
birdirbir
(17.02.26)
kadınım. her kadının birikmiş parası olması gerektiğine inanıyorum. bu eşe güvenip güvenmeme meselesi değil dünyanın bin türlü hali var.

bizim evde ailenin ortak birikimi de bende durduğu için ayrıca birikim yapmadım. zaten hepsi bende.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.26)
Bence birikim olmali ve gizli olmasina teoride gerek yok. Hatta bence aldatma gibi bir sey bu. Ama su kosullarda gizli olabilir. Karsidaki sifira sifir yasamayi seviyordur, ondan ekstra para istiyordur, kumar bagimlisidir vs bu durumda saklamak lazim.
Saklayanlar genelde para biriktiremeyenler oluyor olabilir baska türlü.
+3
Purple life
(17.02.26)
iki tarafta kendi kişisel zevkleri, ihtiyaçları için kenara bir miktar para ayırıyorsa sorun yok.
ama tek taraf ve gizli bir şekilde oluyorsa sıkıntı. hele ki bu ilerde ayrılırız önüme bakarım kafasıysa.
0
my fault
(17.02.26)
Meriçler ve kedici kadınlar toplanmış birbirlerini nasıl da haklı çıkartıyorlar.

Adam veya kadın; kumarbaz, alkolik veya para biriktirmeyi bilmiyor şeklinde nedenleriniz olsa dahi kabul edilebilecek bir durum değil. Boşa o halde. İt gibi çalış, her türlü harcamalarda elini taşın altına koy.. ama evin hanımı “bir süre sonra bu beni boşarsa güvencem olsun” diye senden gizlice para biriktirsin, yok öyle yağma. Kadın erkek eşit ve eşit olacak diye çingenelik yapan bunlar değil miydi yahu? Ne oldu şimdi? Herkes eşit ve harcamalar da, birikimler de aynı şekilde eşit olmalı. İyi günde kötü günde diye neden söz veriyorsun o halde iki yüzlü !!

Evlilikte veya ilişkide bir taraf diğer taraftan iyi niyetli de olsa bir şey saklıyorsa, ki burada iyi niyetli bir durum yok tamamen bencillik var… ondan bir halt olmaz.
-1
dedeminhirkasi
(17.02.26)
21. yüzyılda evlenmemek için yeterli şeyler bunlar. evlenmek 21. yüzyılda erkek için çok saçma.

herkes b planıyla yaşıyor.
evlilik denen şey karşılıklı alışverişe dayalı bir şeydi. şuan iki taraf da birbirine bişey verip, bir şey alma derdinde değil. ev arkadaşı gibi. o yüzden manasız.

ben ne düşünürdüm?
şunu düşünürdüm; dünyanın kalna %99'u gibi, bu kadın da evliliği "ev arkadaşlığı" olarak görüyor ve yarın bir gün zor günler geldiğinde basıp gidip "başka evde yaşamak" için kendine yolluk hazırlıyor.

o zor günler hiç gelmeyebilir, gelebilir.
-1
tchuck
(17.02.26)
Erkek.
yapabilir. hatta kokusunu alırsam borç isterim :)

bende eşimde çalışıyoruz. maaşımın cüzi bir kısmını kendime alıp kalan tüm parayı eşime gönderiyorum, çocuğun okul taksidi, ev, mutfak, fatura şu bu kalanına karışmıyorum. herkese tavsiye ederim.
0
galahad reloaded
(17.02.26)
Eşten gizli para biriktirmeyi neden bu kadar kötülediniz anlamadım, kimi buna ihtiyaç duyar kimi duymaz. Siz ihtiyaç duymadınız diye bunun yapılmasını ya da yapanları neden kötü ilan ediyorsunuz ki. Dünyanın milyarlarca hali var, kadın erkek fark etmeksizin herkesin yapması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum şahsen. Nedir yani, başkasına yedirirse tepki gösterin bence, mesele gizli biriktirmek olmamalı.
-2
muhayyer divan
(17.02.26)
cinsiyetten bagimsiz olarak yapilmasi gereken bir durum olarak goruyorum. hem erkek hem de kadin maaslarindan bagimsiz olarak kendilerine para ayirmali, birikim yapmali.

ikincisi gizli olmasi durumu kotu bence. ne bicim iliskileriniz var anlamis degilim. insanin kendini dusunerek para ayirmasi ve bunu partnerine soyleyememesi, soylediginde ise partnerin buna kizmasi veya engellemeye calismasi ne igrenc bir durum.

cinsiyet: erkek
+1
Sour
(17.02.26)
Erkek. Esim de ben de calisiyoruz.Esime kendi adina yatirim yapabilmesi icin bir yatirim hesabi actirdim.Maasi gelir gelmez %90'ini oraya atiyor.Bu su acidan faydali oluyor.Butceler zaten ortak.Eger sadece benim aile icin actigim (kendi adima) yatirim hesabini kullanacak olsak esim birikim yapma hissiyatinda olmayacakti.Bu sekilde her ay canli canli biriktirilen miktari-yatirilan miktari gorerek motivasyon oluyor ona. Her sey acik oldugu surece sorun yok
0
turkuaz
(17.02.26)
@Gradient_tabanlı_mor Her kadin yapmali, fakat sende yok cunku aileninki sende zaten?
Feminist diliniz zarar verici. Birikim iyidir. Ailenin birikim yapmasi cok iyidir. Fakat kendi yapmayip her kadin yapmali demek?
+2
osssy
(17.02.26)
Soruyu, 'Evlilikte taraflardan birinin ...' diye sorsaydın, daha adil cevaplar alırdın diye düşünüyorum.

Çünkü bu sitede 'Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız olarak kadını haklı görsem.' diye bekleşenler var.
0
Mirket
(18.02.26)
Her kadının gizli bir zulası olduğunu düşünürüz, o kadar ki herkesin yapması gerektiğini bile düşünürüz ama şu “kendisi için” kısmı şüphe uyandırıyor.

“Ben yarın öbür gün bundan boşanırsam elimde hazır param olsun” diye düşünmek art niyetli bir yaklaşım. Gözden çıkaracağı insana masraflarını yıkıp, kendini maddi olarak tatmin olmuş noktaya getirdiğinde eyleme geçmeyi planlıyormuş gibi.

“İyi gün var kötü gün var. Kimsenin aklı kalıp da çarçur etmeyeceği şöyle bir parayı bulundurayım da ailenin başına kötü bir şey gelirse bir derde derman olur” ne kadar iyi bir düşünce ise diğeri de bir o kadar kötü, ahlaksızca.

Dışarıdan bakınca değişen bir şey yokmuş gibi görünüyor; herkesten gizli para biriktiriyor kişi. Durumu belirleyen ise niyeti oluyor bu durumda.

Tahmin edilir ki; erkeğim.
+1
lazor
(18.02.26)
kadınım. böyle bir birikim yapılıyorsa, bir ayrılık yaşanması durumunda ya karşı tarafın o gün göstereceği tavra güvenilmediğindendir, ya da o gün gelince kadının kendisi adil bir yaklaşım sergilemeyeceğindendir. konu ilkiyse, belki kabul edilebilir. ya da erkek eş o biriken paranın değerlendirilmesi noktasında zayıfsa, çarçur etme gibi alışkanlıkları varsa vs, olabilir. bunların söz konusu olmadığı bir ilişkide, gizli şekilde para ayrılması çok doğru gelmiyor.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(18.02.26)
(11)

bağışıklık güçlendirici takviye tavsiyesi

kaptan maydanoz
ayda bir iki kez hasta oluyoruz ailecek. böyle shot tarzı atom filan bir şeyler varmış ama trendyol yorumları genelde influencer etkisinde olduğu için güvenemedim. denediğiniz önerdiğiniz var mı?
ayda bir iki kez hasta oluyoruz ailecek.
böyle shot tarzı atom filan bir şeyler varmış ama trendyol yorumları genelde influencer etkisinde olduğu için güvenemedim. denediğiniz önerdiğiniz var mı?
0
kaptan maydanoz
(16.02.26)
beslenmeleriniz nasıl? soğan-sarımsaklı beslenin evdeyken.
+2
art cat chocolate
(16.02.26)
zencefil shot olabilir mi? kendiniz de yapabilirsiniz. marketten zencefil alin ve kaynatip suyunu icin. onun disinda sarimsak da kuvvetlidir.
+2
Sour
(16.02.26)
@sour +1

zencefil shot beni inanılmaz toparlıyor.
0
summerjam0306
(16.02.26)
www.bionorica.com.tr
doktor önermişti.

eczacı arkadaş var. içinde çinko, c, beta glukan olan bir şey kullanın diyor.
başka bir eczacı da d vitamini iç, hasta masta olmazsın dedi.
0
elorelia
(16.02.26)
zencefil içersen uçuşa geçersin diyim
0
koela
(16.02.26)
Zencefil ama sık içince işe yaramıyor bende. 3 ayda bir falan 1 çay bardağı ve sade seyreltmeden
0
artıküyeolmakistiyorum
(16.02.26)
gingseng
0
jülsezar
(16.02.26)
hapla-otla çok sınırlı fayda elde edersiniz. öncelikle d vitamini, demir vs eksiklik varsa bir tahlil yaptırıp bunları kapatmak lazım. ardından kaliteli uyku, spor, beslenme ve yeterli su almak gerek.
+1
orpheus
(16.02.26)
İnternette bulduğumuz ve güvenilir olduğuna inanç geliştirmemizi sağlayabilen bir hesaptan çok çeşitli otlar kökler tohumlar vs alıyoruz, bir tanesi de hastalanacağını anladığında içilen bir şurup, şekersiz bir şey aslında. Onu ve yanında da 2 tane 1000'lik C vitamini çakıyoruz, biraz da sarımsak soğan çinko kullanıyoruz epey destekliyor.
0
yaren
(16.02.26)
oncelikle dahiliyeye gidip kan tahlili yaptirmalisiniz. bunlarda sorun yok ise ya da buradaki eksikliklere gore ek takviye almalisiniz.
0
oscar
(17.02.26)
umca!
0
eurhka
(17.02.26)
(10)

Ciddi İlişkisi Olup Yurtdışında İş Bulanlar

lapetitemort
Daha iyi şartlarda bir iş bulmanız halinde, süreci nasıl yönettiniz? Çoğu ülkeye yanınızda götüremiyorsunuz diye biliyorum.O da sizinle geldi mi? Geldiyse nasıl oldu o geçiş? Gelmese de gider miydiniz?
Daha iyi şartlarda bir iş bulmanız halinde, süreci nasıl yönettiniz? Çoğu ülkeye yanınızda götüremiyorsunuz diye biliyorum.

O da sizinle geldi mi? Geldiyse nasıl oldu o geçiş? Gelmese de gider miydiniz?
0
lapetitemort
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor aslında. Özellikle gelişmiş ülkelerde "Civil Union" ya da "De-facto Relationship" tarzı şeyler üzerinden direkt evli olmasanız da ilişkinize çeşitli deliller göstererek partnerinize de vize alabiliyorsunuz. Ülkeye göre uzmanına danışmak lazım.

Birlikte gitme konusu ise çok boyutlu; partnerin gidilecek ülkede dil probllemi olacak mı, orada çalışabilecek mi, sosyal ilişkileri ve Türkiye'deki bağları ne kadar kuvvetli, genel olarak yurtdışında yaşamaya nasıl bakıyor...

Oraya işle giden kişi direkt olarak bir sosyal çevreye sahip oluyor zaten, bir de yabancı ülkede iş yapmanın getirdiği profesyonel motivasyon olunca süreç iş bulan kişi açısından görece pozitif oluyor. Ancak partnerin Türkiye'de kariyeri varsa ve oraya bunları bırakıp gidiyorsa, hele de orada iş bulamıyorsa, dil problemi varsa vb. ortaya çok ciddi bir dengesizlik çıkıyor ve haliyle ilişkinin üzerine yük binmeye başlıyor.
+2
salihdt
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor +1 Ayrıca sizin alacağınız çalışma izninin statüsüne göre de değişebiliyor. "Skilled immigrant" olarak gidiyorsanız daha kolay, niteliksiz düz çalışma izniyle giderseniz evli olsanız bile aile birleşimi için bir yıl beklemeniz gerekebiliyor.

Bir arkadaşım sevgilisinin peşinden Hollanda'ya taşındı (en başta beraber taşınmaları da yasal olarak mümkündü) ve bütün evrak işleri vs çok kolay oldu.

Biz şu an taşınma sürecindeyiz, çalışma izninin çıkmasını bekliyoruz. Eşimin işi için gidiyoruz ama benim de çalışma iznim olacak, ikimiz de ülkenin dilini temel seviyede öğrendik, orada hızlı ilerleteceğimize güveniyoruz. Ben çalışamayacak olsam, dil sorun olsa her şey daha zor olurdu eminim.

Biraz da insanların karakterine bağlı, burada bile yurtdışı sorularına gelen cevaplar "hayatta Türkiye'ye dönmem, burası cennet" ve "herkes çok ırkçı, vatanım gibisi yok" arasındaki her şeyi kapsıyor. Beklentileriniz ne, Türkiye'yle bağınız ne kadar kuvvetli, değişimi ne kadar kaldırabiliyorsunuz gibi her şey çok değişir.
+2
kobuzchu kiz
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor +2
Ayrıca kobuzchu kiz'ın nitelikli bir çalışan olarak gidiyorsanız (örneğin EU Bluecard ile), aile birleşimi daha kolay yorumuna da +1
Öteki türlü ilk gidenin belli bir süre çalışması/yaşaması gerekiyor o ülkede.

Bizim durumumuzda ben ilk giden oldum ama gittikten 1 ay sonra nikah yaptık eşim aile birleşimine başvurabilsin diye. Tüm başvuru evrakları vs. çok basit aslında ama bizim durumda benim üzerimden başvurabilmesi için benim yeni işimde 3 aylık deneme sürecini tamamlamam gerekti (gelir beyanında bulunmak için). Onu bekledikten sonra başvurduk. Toplamda niktahtan 6 ay sonra, başvurudan ise 2 ay sonra oturum izni çıktı. Aslında daha hızlı da çıkabilirdi ama bizim başvuru süreci konsolosluğun yoğun dönemine denk geldiği için biraz daha uzun sürdü.
+1
himmet dayi
(16.02.26)
karşındaki kişi de kafa olarak yurt dışına gitmeye hevesliyse bu iş yürüyor genellikle. sevgili olarak yanına gelmesi çok zor olur. anca orada bir okul bulup yüksek lisansa gelirse o şekilde olur ama genelde evlilikle her şey daha kolay oluyor özellikle yasal dökümanlar için. bu da aile birleşimini gerektirir ve süreç minimum 6 ay ile 1 sene arasında oluyor.

en ufak anlaşmazlıkta "senin yüzünden geldim" dememesi lazım karşı tarafın aman ona dikkat edin. o da çok istiyorsa bu işlere girin derim.
+2
elektr10
(16.02.26)
bu aslinda vize turune gore bile degisiyor. mesela bende "talent visa" denen bir vize turu var. yuksek egitimli, oturup kalkmasini bilen, icinde allah korkusu olan, seksi kisilere veriliyor. bu vize partnerle birlikte goc etmeyi kolaylastiriyor.
+3
Sour
(16.02.26)
@Sour, aynı zamanda o vize türünde işten çıkarıldığında sana ülkene dönmen için 15 gün veriliyor. Çok da havası yok yani.
0
Kahvedesu
(16.02.26)
@Kahvedesu, yanlis bilgi diyecegim ama ozel durumlar (ulkeler, kontratlar vs.) olabilir. talent vizesinde 15 gun icinde ulkeden ayrilmayi hic duymadim. en azindan bizde boyle bir durum yok. bunu dusunen insan zaten talent vizesi alamaz :P
+2
Sour
(16.02.26)
''The HQP visa is not a general work permit; it is tied to the specific company that hired you. If they fire you, the authorization is voided.''

''It happened to me. You now have a month to find a new job without your current situation changing. If you manage to find a new job your work visa won’t expire. ''
-1
Kahvedesu
(16.02.26)
@Kahvedesu hicbir sey anlamadim. talent visa ve highly qualified professional visa ayni sey mi? daha once dedigim gibi ayni seyse bunlar her ulkede ayni mi uygulaniyor? ulkene donmen icin 15 gun veriliyor demistiniz, simdi ise tekrardan is bulmaniz icin bir ay veriliyor demissiniz. ayrica bu yazdiklariniz resmi bir kaynak degil, biri "bana boyle oldu" diyerek bir sey yazmis, siz de alintilamissiniz. dolayisiyla yazdiklarinizin hicbiri anlam ifade etmiyor.
+2
Sour
(17.02.26)
Talent visa ve hqv adları farklı olsa da Avrupa Birliği ülkelerinde şartları aynı olmalı. 15 gün ve 1 ay şirketine göre değişebilir bir. Arkadaşımda bu vizeden var. 2 yılı doldurmadan çıkarıldı. Şirketin kendisine söylediği 15 gün. Aynı şartları sağlayan bir yer bulursa uzatabilir. Fransa'da başka olabilir bilemem. Benim durumum da çalışma iznimde mesela X alanında Y şehrinde yazıyordu. Yeniletene kadar başka şehre de gidemedim, başka alanda da çalışamadım. 2.kartta böyle bir sorun yok.

Normal çalışma vizelerinde böyle bir sorun yok. Uzun sürede çıkar ama şartları talent visa ya da HQV gibi ağır değil. Oturum bitene kadar kalabilir ya da işkura başvurup yeniletirsin. Bana inanmıyorsan bulunduğun yerdeki yabancılar ofisine sorabilirsin. Yeni gittiysen kartının arkasına bak, genel mi kısıtlı mı olduğu belli olur zaten. X alanında diyorsa sınırlıdır. konusma ben konusuyorum daha bitirmedim'in dediği gibi.
0
Kahvedesu
(17.02.26)
(14)

Kitap okuma klübü var mı?

michael_knight
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
Yabancı filmlerde görüyorum sadece.
“ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
0
michael_knight
(12.02.26)
Bir zamanlar Feyste dünya kadar öyle grup vardı. Bir bak bence. Hala vardır belki.
0
Mirket
(12.02.26)
Melikşah Altuntaş
Flu TV
Begüm Çakır
Ebru Aykaç

Şu an aklıma gelenler bunlar. Youtube ya da Instagram sayfalarına bakarsanız bulursunuz.
0
anatomik
(12.02.26)
kobuzchu kiz
(12.02.26)
fotrsapka
(12.02.26)
online mı yüz yüze mi, hangi şehirde? detay verebilirseniz daha nokta atışı önerilerde bulunabiliriz. Örneğin İzmir derseniz Yakın kitabevinin ve farklı organizasyonların kitap/okuma kulüpleri var.
0
Phoebe
(12.02.26)
Çok teşekkürler arkadaşlar. Bol bol varmış.
@phoebe katılmak için değil de genel olarak merak ettiğim için sormuştum.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Orhan Şener Deliormanlı yutup kanalı.
0
yurtsuz john
(12.02.26)
emrah sefa gürkan codex adlı program ile her hafta yapıyor. önceden kitap ismi veriyor sonra o kitapla ilgili çok güzel bir program yapıyor. flu tvdekini tavsiye etmem çok uzun ve ilker hoca sulandırıyor.
0
ground
(12.02.26)
İş arkadaşımın arkadaşlarıyla bir grubu var böyle. Sırayla seçiyorlar. Arada anlatıyor ben de oradan biliyorum.
0
peki madem
(12.02.26)
Dahil olduğum iki kulüp var, eğlenceli ve güzel oluyor. Az kişi ile yüzyüze olan grupları daha verimli buluyorum kendi açımdan. Online olanda devamlılık sağlayamadım.
0
hayalhayal
(12.02.26)
kulüp var da klüp yoktur bence. bol bol oku bence de işine yarar belki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
@yazar yazmaz, ne dediğimi anlayabiliyorsan kurduğum cümle amacına ulaşmış oluyor.
Böyle gereksiz konularda kurallara aşırı sıkı bağlanıp başka insanların kalbini kırıp canını sıkacak kadar ileri gidenlerin çok mutsuz ve zeka konusunda sorunlu insanlar olduğuna inanıyorum. Umarım sen öyle biri değilsindir.
Kib, bye.
-2
🌸michael_knight
(12.02.26)
tabii canım ne dediğini anlıyorsam her şeyi yanlış yazalım ne olacak sanki. çok haklısın ebu cehil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
eger felsefe, sosyoloji ve psikoloji seviyorsaniz pelin dilara colak'in athenaum kitap kulubu var. okunan kitaplar ve bulusmalar icin buraya bakabilirsiniz:
www.athenaum.tr
0
Sour
(13.02.26)
(22)

Yemek seçen insanlar

kizil karga
Ben normalde geniş bir insanımdır biçok şeyi görmezden gelir tolere ederim ama yemek seçen insanlara karşı acayip kinleniyorum, misal annesinin eşinin yaptığı ve sevmediği bir yemeği gördüğünde burun kıvıran hoşnutsuzluğunu dile getiren ya da söylemese bile tavırlarıyla bunu belli eden insanlar bana
Ben normalde geniş bir insanımdır biçok şeyi görmezden gelir tolere ederim ama yemek seçen insanlara karşı acayip kinleniyorum, misal annesinin eşinin yaptığı ve sevmediği bir yemeği gördüğünde burun kıvıran hoşnutsuzluğunu dile getiren ya da söylemese bile tavırlarıyla bunu belli eden insanlar bana acayip nezaketsiz bir barzo gibi geliyor sosyal statüsü ve eğitiminden bağımsız olarak, böyle birine denk geldiğimde kafasını o yemeğin tabağına sürtesim geliyor, ben mi abartıyorum acaba sizin de dikkatinizi çekiyor mu böyle şeyler.
-5
kizil karga
(11.02.26)
yemek seçmek salt şımarıklıktır. insan şayet kendisine faydası varsa ve alerjik bir durumu yoksa boğazından geçebilen her şeyi yiyebilir. ben onu sevmiyorum ve yiyemiyorum = şımarıklık. başka bir şey değil.
-6
yazar yazmaz yazan yazar
(11.02.26)
kesinlikle aynı düşünüyorum, daha çok annesi insanlık özelliklerini başedememiş diyorum böyle tiplere, bir şeyi sevmez yiyemezsin o ayrı ama normalde yediğin birinin sana özenerek yaptığı şey güzel olmamış olsa dahi bunu beğenmedim demek farkettirmek aşırı nezaketsizlik barzoluk ayılık insan olamamışlık. bendede var böyle bir tip :/
-5
eja
(11.02.26)
abartiyorsunuz. yemek secmek iyi bir sey degil (benim mesela yiyemeyecegim sey yok) ama yemek secenlere bu kadar nefret beslemek de normal degil. neden bu kadar nefret ediyorsunuz? ornegin bir insanin bu kadar yakinina hosnutsuzlugunu dile getirmesinde bir problem gormuyorum. bir misafirlikte degilsiniz, arkadasinizda degilsiniz. verdiginiz ornekler insanin en yakinlarina hosnutsuzlugunu dile getirmesi durumu. insan sevmedigi seyi esine veya annesine soyleyemeyecekse kime soyleyecek?
+9
Sour
(11.02.26)
Yemek seçme konusunda uzmanım. Bence yemek seçmek elitliktir. Her şeyi yiyenler dünyaca ünlü şef olsa bile kalitesiz insandır bana göre. Her şeyi yiyen insana selam vermem.
-6
arbre
(11.02.26)
arbe insanlar abartıyor zannediyordum ama gerçekten normal bi tip değilmişsin sen umarım tez zamanda şifanı bulursun karşim.
+8
🌸kizil karga
(11.02.26)
yemek seçmek bana da şımarıklık geliyor da benim de az olsa yemediğim yemekler var. en fazla nasıl patlıcan yemezsin ya diyip geçiyorum.
0
jelly bear
(11.02.26)
Ben normal bir insanım ve yemek seçmek hastalık değil. Beni küçükken ıspanak yemeye zorluyorlardı. Ispanak mı sevdim, 33 olacağım, hâlâ yemem. Sizin gibi insanları zorlayan tipler tedavi olmalı bence. Bilerek abartarak yazdığımı anlamayan ve her yazdığımı çok ciddiye alan o tiplere de bayağı gülüyorum.
-3
arbre
(11.02.26)
bizim damak zevkimize ve kültürümüze uygun cok az yemegi secerim. mesela malatyalilarin kiraz yapragi sarmasi görüntü acisindan cok midemi bulandirir. yemek görüntü olarak hosuma gitmese dahi yemekle oynamam ve dalga gecmem. mesela sekil verilen yemekler de cok midemi bulandirir. misafirlige falan gittigimde midem bulansa da yerim ve belli etmem. cok lezzetli olmus, ellerinize saglik derim. hatir sayarim.

hatir falan dinlemeyecegim, asla yemeyecegim seyler var tabii ama bunlar genelde türk mutfak kültürü disinda olan seyler. mesela balut. cek vur beni daha iyi.
mesela casu marzu diye bir peyniri var sardinyalilarin. onu yiyecegime büyük konusmayayim ama öleyim daha iyi yani.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.02.26)
annen ya da eşin senin neyi sevip sevmediğin bildiği halde o yemeği yapıyorsa burunda kıvrılır, laf da söylenir. o yemeği sevmediğini bilmiyorlarsa zaten daha fena. seni hiç tanımıyorlar yada hiç önemsemiyorlar demektir . önemli olan karşıdakine saygı gösterip değer vermek. sonra karşı değer görürsün zaten.
+2
gercekdunya
(11.02.26)
gercekdunya mesela 4 kişilik bir ailede o yemeği sevenler de varsa eğer sırf sen sevmiyorsun diye o yemeğin yapılmaması gerektiğini, yapıldıysa eğer burun kıvırıp laf söyleme hakkın olduğunu mu düşünüyorsun?
-1
🌸kizil karga
(11.02.26)
Yemek seçmek çok başka bir şey yapılan yemeğe burun kıvırmak çok başka.

İnsanlar yemek seçebilir herkesin yemediği ve çok severek yediği yemekler vardır, hiçbir evde her zaman çok sevdiğin yemekler olmaz "normal" yemekler de olur.
Özellikle yemediğin bir yemeği bunu bilerek yapıp önüne getiriyorlarsa tamam belki biraz söylenilebilir ama emek verilip pişirilmiş bir yemek varsa ortada buna minnet edip yiyeceksin saygısızlık yapmayacaksın.

Annemin de çok lezzetli bir eli yoktur standart yemek yapar, bazı şeyleri çok güzel yapar ama çoğu ortalamadır yine de kimse laf edemez "kalk kendin yap o zaman" derler.
Hele ki karısının yaptığı yemeğe laf eden biri "dayaklıktır".
+6
mutekebbir
(11.02.26)
Yemek seçmek açlıkla alakalı ya yeterince aç kalınca herkes herşeyi yer
O sınıra gelmeden benim adla yemeyeceğim yemekler var örneğin işkembe çorbası o koku beni anında öğürtüyor. Sevmemek değil vücut tepkisi. Ayrıca uzakdoğu yemekleride beni öğürtüyor.
Bunun dışında yemediğim yemek yok gibi
0
basond
(11.02.26)
@kizil karga belli ki sen yemek yapan tarafsın ve karşı tarafı hiç önemsemeden kafana göre yemek yapıyorsun. bence sen hiç bir şey yapmasan karşı taraf için daha iyi. çünkü narsist ve egoistsin. ayrıca cevap yazıp beni engelliyorsun. bırak bende cevap yazabileyim.

aile 4 kişi bile olsa o insanın yiyeceği bir şey de yaparsın, öbür yemeği de yaparsın. ona da sevmediği yemeği yemesi için ısrar etmezsin yada yemiyor diye kızamazsın. yani evet aile 4 kişide olsa 10 kişi de olsa ve herkese yemek yapıyorsan, o sofrada herkesin yiyebileceği bir şey olmalı. yani senin sorunun karşı tarafın yemek seçmesi değil. senin onu önemsemediğini gördüğünde, sana laf söylenmesine bozulman. aynen şu an beni engellediğin gibi.

buraya cevap olarak da yemek seçilebilir. herkes her şeyi yemek yada sevmek zorunda değildir. burada yazar karşıdakini önemsemediği için, yanlı bir soru sormuştur sizde onun kayığına binip gitmişsiniz. burda yemek seçmiyorum diyen çoğu kişi de sakatat (mumbar, şırdan, kokoreç, kelle, paça, işkembe) görünce burun kıvırıyor olabilir ama klavyeye gelince ben kesinlikle yemek seçmem diye yazabilir. nasılsa hesap soran yok.

son olarak da yemek sevmiyorsan da burun kıvırmazsın. kibarca teşekkür edersin başka şekilde karnını doyurursun. ama burda burun kıvran taraf çok haklı çünkü karşısında kızıl karga gibi bencil biri var.
0
gercekdunya2
(11.02.26)
Sour +1

misafirlikte "bu ne be iğrenç" deyip surat ekşitmiyorlarsa sorun yok. isteyen istediğini yer, istemediğini yemez. bazı yemekler, bazı tatlar, bazı insanların midelerini bulandırabiliyor. her insanın damak zevki farklı. buna karışamazsın. zorla yediremezsin.

dinle alakalı bir şey de olabiliyor hem bu yemek seçme olayı. vejetaryenlik ve veganlık gibi seçenekler de var ayrıca.
+3
art cat chocolate
(11.02.26)
cok secerim ama bu her yedigim yemek muhtesem anlamina gelmez. disarda tavuklu pilav yerim mesela ama SULU YEMEK denen hicbi yemegi, icinde sogan olan kofteden, beyaz soganli seyleri yemem. yaninda salata, meze yoksa yedivim hicbi seyden keyif almam. asil mevzu burun kivirmak sanirim kimse bana yemek yapmak zorunda degil zihniyetini benimseyeli epeyi oldu o yuzden ne ese hele kac yasina gelen anneye falan asla bir sey demem. sadece sundan sıkılıyorum cok muhtesem bi sey yapilmis gibi kendi sevdigi seyin yedirilmeye calisilmasi durduk yere bozmak durumunda kaliyoruz etmeyin
+3
ala09
(11.02.26)
insanin midesi copluk degil epk cok sosyal ortamda yiyecek de oluyor.
bence yemege hayir demek normallestirilmeli.
ama mesela orta yolu bulmak adina ben soyle hallederim. daha yeni yedim tokumnoolur siz yiyin ben bir cay iceyim su iceyim vs sohbete katilirim.
cok guzel olmus eline saglik ama ben almayayimdenilebilir.
bir de karsi taraf sevilmedigini bile bile yapiyorsa ortamdaki seven insanlar da bahane ise herksin ortak sevdigi bir yemek yapilmiyor. yani bir kisinin zevki niye digerinden daha onde.
mesela bana cogu salcali yemek dokunuyor ama uzak dogu mutfagi dokunuyor.
veya gecen bir komedyenvardi amerikali bir insanin yulaf ezmesini gercekten sevebilecegine inanmiyordu herkesin yalan soyledigini dusunuyordu. yani bunlar gercekten cok komik.
yine acsam orta yol olarak ben dolaptan baska basit bir sey yiyeyim diyebilirim. her turk mutfaginda peynir ekmek zytin saltalik vs vardir.
gavursa da yine boyle basit kombinasyon yapilabilir. kraker peynir findik fistik havuc gibi.
+2
mavicorap
(11.02.26)
Yav tabii ki herkes her yemeği sevmek beğenmek zorunda değil benim bahsettiğim de bu değil zaten, duyurunun içeriğinde neye takıldığımı çok net belirttim; böyle bir yemekle karşılaşıldığında kaba bir söylemle ya da vücut diliyle bu hoşnutsuzluğunu belli eden insanlardan bahsediyorum yemek seçen insanlar derken.
-1
🌸kizil karga
(11.02.26)
Ben etsiz yemek yemem versiyonu var bir de anamın bi lafı var baba ye derler adama
0
kullaniciadimvar
(11.02.26)
eğer hepiniz salyangoz, çekirge, fermente balık falan yemiyorsanız boş konuşuyorsunuz demektir.

başlıkta iki farklı argüman var;

- "niye bu yemek yapıldı" ya da "ıy hiç sevmem" falan diyenler zaten görgüsüz insanlardır. o konuda hemfikirim.

- "herkes her şeyi yemek zorunda" diyenler boş insanlarsınız.
0
aguen
(12.02.26)
şımarıklık bence de
0
Sadece soruyorum
(12.02.26)
Herkes boş bi sen sosyoloji duayenisin.
-2
🌸kizil karga
(12.02.26)
kaba bir soylemle veya vucut diliyle hosnutsuzluk belirtmek yemek secme ozelinde bir konu olmamali zaten. her durum icin gecerli.
+1
Sour
(12.02.26)
(10)

Kucuk milletler 5 yil sonrasini

lapaz
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
+1
lapaz
(11.02.26)
size oyle gelmiyor. turkler kurumu ve kurali sevmez. bir asir sonrasini dusunebilmek ve tasarlayabilmek icin bugunden sabitlenmis, degismeyen referans noktalariniz olmali. bizde boyle baglayici unsurlar yok.
+5
Sour
(11.02.26)
türk milleti diye bir şey mi kaldı ortada ki yarını düşünsün. eflatun'un siyaset yapmazsan siyaset yapanlar seni yönetir sözünü yaşıyor bu ülke 85 senedir.

milleti tarihine sövdüre sövdüre bitirdiler. yüz yıllardır sömürge niyetine kullanılan bir yere dönüştü, bir atatürk denedi kırmayı onun da ömrü yetmedi.
-2
gule gule
(11.02.26)
Türkiye bence israfta apayrı bir ülke. İnsanlar tüketim ile mutsuzluktan kurtulabilecegini sanıyorlar.
-1
michael harddd
(11.02.26)
1800lerin ikinci yarısından beri tek politikamız var: denge politikası
0
Hallegadola
(11.02.26)
Değil bir asır sonrasını, bir dakika sonrasını tahmin edemeyiz özetle.

İki örnek vermek istiyorum;
1- Benzer kategorideki en sevdiğim filmlerden biri, Alman yapımı (bkz: Lola Rennt )

2- Kuran-ı Kerim - Rahman Suresi
كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فٖي شَأْنٍۚ
- O, her an, Bir yaratma halindedir.
-4
love and trust
(11.02.26)
Bu Türkiye'ye özgü bir şey değil. Öncelikle "Yüz yıl sonrasını görmek" diye bir şey zaten mümkün değil. Ancak gelişmiş ülkelerin orta vadeli politikaları, bu politikaları iktidardaki partiden bağımsız yürütecek bir siyasi - bürokratik kültürleri, nihayetinde de askeri ve finansal güçleri var. (Ya da en azından vardı. Trump falan derken bunun orada da ne kadar kaldığı tartışılır)

Türkiye gibi ülkeler ise her şeyden önce etki eden değil, etkilere tepki üreten tarafta; ekonomisi ve siyaseti reaksiyoner. Bu da politikanın da popülizmin en dip noktasında olmasını kendince zorunlu kılıyor, zira millet açken gidip öyle uzun vadeli siyaset falan yapamazsınız; ufkunuz bir sonraki yerel ya da genel seçimlerle sınırlı, o da iki, üç yıl demek.
0
salihdt
(11.02.26)
Kücük millez büyük millet ne güzel kafalar bunlar
-2
Purple life
(11.02.26)
Millet değil Devlet. Onu baştan düzeltelim.

Küçüklük, büyüklükten değil, Zenginlik, fakirlikten bahsediyoruz. Bunun da Devletler seviyesindeki adı Gelişmiş ve Gelişmemiş devletlerdir. Gelişmemiş devletlerin de gururu zedelenmesin diye Az gelişmiş, hatta onunla da yetinmeyip, Gelişmekte olan devletler diyoruz.
Türkiye bir Gelişmekte olan Devlettir.

Bugünün Dünyasında Devletlerin, varolabilmek için kendi kendine yeterli olması, aldığıyla sattığının birbirini karşılaması gerekmektedir. Enerji ithal etmek zorunda olan bir Devlet olduğumuz için ve bunu karşılayabilmemiz için dışarıya teknoloji satmamız gerekmekte çünkü doğal kaynak olarak da tarım olarak da Dünya ile rekabet edebilecek güçte değiliz.
Turizm biraz damlıyorsa da maşrapayı dolduramamaktadır.
Bu durumda borç ile geleceği ipotek etmek dışında çare kalmamakta.

Günü kurtarmak için boğazdaki köprüyü, pardon, mutfaktaki tencereyi diyecektim satmayı düşünen bir aileye 3-5 yıl sonrasının hesabını sormak çok akılcı durmuyor bu durumda.
0
Mirket
(11.02.26)
tam facebook profil arkasi sozu
0
antikadimag
(11.02.26)
turkish people en "zen", "ruhani", "tasavvuf ehli" adına ne dersen insanlar olduğundan (‐muzdan) anı yaşıyor ki bu da halkımızı en büyük yapıyor.

"ben, pollyanna" uluslararası en iyi film oscarı ile 2026'da adayım.
-2
klassno
(12.02.26)
(40)

Parayı harcayacak yer bulamamak?

bobinhoo
Çok şükür ortalama üstü bir gerilim var ama parayı harcayacak bir yer bulamıyorum. Aslında bulamamaktan ziyade ederinin üstünde fiyatlandığını düşünüp almıyorum bir çok şeyi. Evim, arabam var yani yüksek meblağ gerektirecek bir harcamaya ihtiyacım yok.Arabayı değiştireyim desem ederinin 2.5-3 katına
Çok şükür ortalama üstü bir gerilim var ama parayı harcayacak bir yer bulamıyorum. Aslında bulamamaktan ziyade ederinin üstünde fiyatlandığını düşünüp almıyorum bir çok şeyi. Evim, arabam var yani yüksek meblağ gerektirecek bir harcamaya ihtiyacım yok.

Arabayı değiştireyim desem ederinin 2.5-3 katına satıldığı ülkemizde içimden gelmiyor vallahi ki, arabamın hiç bir sıkıntısı yok niye değiştireyim ki diyorum.

Telefonum 4 yıllık ortalama altı bir model mesela, onu değiştireyim desem bütün işimi görüyor niye değiştireyim ki diyorum. İşimi görmeyecek duruma gelse de gidip yine 20-25 bin bandında bir xiaomi falan alırım yine, tüm beklentilerimi karşılıyor çünkü.

Ne bileyim güzel bir saat alayım kendime şöyle falan desem, hiç bir anlamını bulamıyorum sadece aksesuar olan bir şeye yüzbinlerce lira vermeyi.

Mesela kayak yapmayı seviyorum, ders alıp geliştirmek istiyorum kendimi ama dersin saati olmuş 4000 lira. 5 ders alsam 20bin lira. Hesabımdan 20bin lira eksilse ruhum bile duymaz ama o kişinin 1 saatlik emeği 4bin etmez diye düşünüp vermem mesela, ha verirsem de içime oturur.

Ha madem harcamayacaksın, parayı napacaksın o zaman diye sorabilirsiniz. Erken emekli olup, çalışmak istemiyorum. Çocuk falan gibi bir planım da yok. Şöyle 45imde emekli olsam, derdim tasam sorumluluğum olmasa daha mutlu olurmuşum gibi hissediyorum. Zaten lüks takıntım olmadığı için biriktirdiğimle gül gibi geçinirmişim gibi geliyor.


Yeme/içme konusunda biraz daha elim bol, içim acısa da bazen 2 kişi hamburgerciye gidip 1500-2000 liralık olmaya. Ama böyle fine dining falan mekanlardan hiç hoşlanmam tabi.

Sizce ben cimri miyim? Benim gibi hissettiğiniz oluyor mu?
-20
bobinhoo
(11.02.26)
Ne anlatıyorsun bilader. Git bankacınla konuş.
+7
gobekliraki
(11.02.26)
cimrisin. iyi ki çocuk filan düşünmüyorsun. yoksa yazık olurdu.
+1
elorelia
(11.02.26)
Yer bulamamak filan değil ya düpedüz cimrisin sen.
+4
kaptan maydanoz
(11.02.26)
abi bence de cimrisin.
+2
theseachange
(11.02.26)
karılardan teklif gelir diye yeme içme kısmında bonkör olduğunu yazmış meriç
+15
plastic_angel
(11.02.26)
Hahaha. 1500 liralık olmak ne abi. Hangi yıldan yazıyorsun. Cimrisin.
+3
arbre
(11.02.26)
(bkz: düşüyor mu böyle)

Cimrisin tabi :)

45 yaşından sonra da harcamazsın, param bitmesin diye evinde oturursun.

En güzel para harcama yöntemi tatile çıkmak. Bilet kovala, vizeli/vizesiz bir yerlere git şöyle bi yüz binlik ol sonra tekrar konuşalım :))
+1
chicha_v2
(11.02.26)
Cimriliğin tanimini yapmissin
+3
üğpoıuy
(11.02.26)
Bir kaç fakiri sevindir. Para harcamak için bu dünyada değiliz . Zaruri ihtiyaçları al fazlasını da aktar uygun yerlere.

Hep derim , şu an 2-3 evi olan bile hala fakirlik korkusu yaşıyor .
Kalbinin atışı , doların hareketine, borsaya kriptoya bağlı olanlar var.
+1
diyecevaplandı
(11.02.26)
avrupaya taşınma ihtimalin varsa düşünmeni tavsiye ederim. fahiş fiyat algını orada kırabilirsin.
+1
biravekahve
(11.02.26)
saydığın her şeyde %100 haklısın.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.02.26)
Hadi evli olduğum gerçeğini geçtim de sizce cimri miyim diye sorarak mı hatun düşürmeye çalışıyorum aq, hatunlar da bayılır zaten cimri erkeklere. Bazen burada soru sorduğuma pişman oluyorum gerçekten.
+5
🌸bobinhoo
(11.02.26)
inşallah ironidir. maalesef cimrisin. yaşlandığında da çevrende birkaç kişi olsun istiyorsan bence bu huyundan vazgeç. çocuk yapmayı düşünmüyorsanız bile yeğenlerine, eşe, dosta harca bari de seni el üstünde tutsunlar.
+1
elektr10
(11.02.26)
cimrisin +1 kayak öğrenmek isteyip ders saat fiyatına takılman saçma ve burdan cimri derim ben sonuçta o dersin ortalama fiyatı belli, imkanın varken vermeyip öff pahalı diyorsan bu cimrilik. Eee neye yaşıyorsun ki kefene mi sokacaksın giderken?
+2
tuborg yesili
(11.02.26)
su sitede gordugum akillli 3-5 insandan birisin bu kadar boklayan varsa da dogru yoldasin, yasamak icin yurtdisini dusun derim. salliyorum git kuzey isiklarini gor gezmekten guzeli yok.

kendine yatirimi simdiden yap ki 45'ten sonrasinda da yasayasin, sevdigin seyleri sen biliyorsun zaten.
0
gule gule
(11.02.26)
bu cimrilik değil. fayda/zarar hesabı yapıp ihtiyacın olmayan gereksiz harcamalar yapmıyorsun.
son dönemde ota boka para saçan, sırf sosyal medyada, birinde gördü diye koşup alan beyaz yaka tipler bu durumu anlamaz. hemen cimri yaftasını yapıştırırlar.
aslında fiyatların böyle yüksek olmasının başlıca sebebi de bu tipler.
+1
my fault
(11.02.26)
Bana cimri gözükmedin, cevaplara bakınca kendim mi cimriyim acaba dedim. Hiç sevmiyorum insanı sürekli tüketmeye mecbur hissettiren yaşamı ve son yıllarda pek çok harcama ederini karşılamıyor bence.

Mesela saat konusunda saate sahip olmak isteyip de parasına mı kıyamıyorsun, yoksa bir saatle yaşamın anlamı değişmeyecek kafasında mısın emin olamadım, ilkiyse cimrilik ikincisi değil bence.

Not: Kayak parasının içine oturma kısmında cimrilik var bence de.
+2
(11.02.26)
Ederinden fazla vermek sinir bozucu bir şey, onu kenara koyuyorum.
alternatif olarak ederini ödeyeceğin yerlere gidebilirsin. Bir de bazen ederi olmasa da ücretine mecbur kalırsın, ruh sağlığın için bazı şeyleri düşünmeden görmeden yaparsın.
mevcut durumda haklı gibi görünen sebeplerin olsa da evet cimrisin.
kayak yapmayı çok severim ancak dizlerimdeki sorun nedeniyle yapamıyorum şu an.
Yani imkanım varken har vurup harman savurmadan bir şeyleri yap
+3
kisa
(11.02.26)
Doğru olanı yapıyorsun, tutumlu olmak kötü bir şey değil. Sonuç olarak TL kazanıp döviz bazında bile pahalı fiyatlara maruz kalıyorsun.
+4
michael harddd
(11.02.26)
Şaka bir tarafa ama şu düşünceler mantıksız.

1. 1 saat ders 4 bin TL etmez diyorsun. Ama sen kayak yapmayı bilmiyorsun. Mantık olarak fiyat belirleyebilmen için o şeyi bilmen gerekiyor. Sen 10 saat ders alıp 40 bin TL ve zaman, çaba harcayıp öğrenseydin bir saat dersi kaç TL'ye verirdin? 100 TL'ye mi?

2. İhtiyaç ve kalite ayrı konular. Hayata kalite penceresinden bakarsan başka bir dünya görürsün. Saat ihtiyaç için değil şıklık içindir, iPhone almak kaliteli fotoğraf çekmek içindir.

Para harcayacak şey çok. Şu an zengin olsam planör dersi alırdım.
-2
arbre
(11.02.26)
Uzun zamandır okurken bu kadar sinirlendiğim bir başlık olmamıştı.
Para harcamayı bilmeyen insanların çok para kazanması kadar beni sinirlendiren başka bir şey yok.

Cimrisin ve emek küçümsüyorsun, okurken o kadar gıcık oldum ki anlatamam.

Hem bir şey yapmak istiyorsun hem vereceğin paraya acıyorsun, üstelik seni zorlayacak bir para bile değil. Biriyle özel olarak ilgilenmenin bir şey öğretmeye çalışmanın kolay olduğunu sanıyorsunuz.
Yediğin hamburgere verdiğin paraya bile için acıyorsa harcama paranı sakla başına bir şey gelmesin aman.
0
mutekebbir
(11.02.26)
bence cimrisin, biraz da vizyonsuz. tutumlu olmak bu değil. İlgi duyduğun bir alanda ders almak için imkanın olmasına rağmen ödeyeceğin ücreti fazla bulmak cimriliktir. bu işin ederi bellidir çünkü. gidip en pahalı hocadan almazsın belki ama ortalama bir ücretse verip alırsın dersini. Şıklık katacak kaliteli bir aksesuarı sadece fayda bakımından değerlendirmek de vizyonsuzluktur bana göre. ha saate hiç ilgi duymuyorsundur, onun yerine seni mutlu eden başka şeylere harcıyorsundur o ayrı. ama kendime güzel bir saat alsam mı deyip fiyatından dolayı gereksiz ve işlevsiz bulup vazgeçmek cimrilik. paran varsa ihtiyaçlar dışında ara sıra keyif veren şeylere de harcayabiliyor olmak lazım bence. savurganlık değil bu. tatile seyahate de gereksiz diyorsundur muhtemelen.
0
dfn4
(11.02.26)
Oyna devam. Avrupali olmayanlardan akil dinleme burda. Onlar ne bilsin, antik yunani, romayi.
-2
lapaz
(11.02.26)
adam cimri degil asil siz yatirim yapma motivasyonlari konusunda cahilsiniz
0
turkuaz
(11.02.26)
bence cimrisiniz. mesela ben bazi konularda sizin gibi dusunuyorum. ornegin benim telefonum da yaklasik 6 yillik. herhangi bir sorunu yok ve ihtiyacimi karsiliyor. zaten cok kullanan bir insan degilim, oyun falan oynamam, foto falan eh iste, arada bir. fakat her konuda da boyle olmadigimdan kendimi cimri saymam. mesela guzel bir restoranda verecegim paraya acimam. cok da hosuma gider. dolayisiyla bu bakis aciniz hayatinizin geneline yayilmissa, her seyde bu bu kadar etmez, buna vermem diyorsaniz cimrisiniz ama bazi konularda hic acimam, bastiririm parayi ve en iyisini isterim diyorsaniz cimri degilsiniz. ben burada cogu seye para harcamamakla beraber ikinci kategorideyim. bazi seyler var ve onlardan tasarruf etmiyorum.
+3
Sour
(11.02.26)
İş kurup birikimini buraya aktarıp kendi çapında bir servet oluşturabilirsin. Yazlık alabilirsin, yurtdışında ev alabilirsin. Bir bankacıyla konuşup mevcut paranı işleme sokabilirsin. Vallahi inşallah yakın zamanda benim de böyle bir derdim olur. Tutumlu olmanı ben takdir ettim açıkçası. Para kolay kazanılmıyor ve bazı luksler cidden gerçekten zengin olan insanlar için.
+2
sekizdokuzon
(11.02.26)
Yazlık al abi. Tutan mı var. Benim Akbük ve Bodrum'da 3 yazlığım var. Hiç söyledim mi burada. sdfksdj Borsaya göm. Giren para çıkmaz oradan. Bir bakmışsın asset zengini cash fakirisin. Borsadaki bir şirketin hisselerini toplayıp kontrolü elime geçirmek şu andaki amacım. Parayı harcayacak yer bulamamak. Ah keşke.
0
gabe h coud
(11.02.26)
Tabi ki yatırım yapıyorum, yastık altında TL ile bekleyecek halim yok ama yatırım bir para harcama çeşidi değil benim gözümde.

Kayak işine çok takılan olmuş, ben kayağa gidiyorum zaten arkadaşlar yılda 3-4 kere, kayak takımım falan hepsi var ona harcadığım paraya acımıyorum. Daha önce özel ders de aldım ama özel ders fiyatları salak yerine konuluyormuşum gibi hissettiriyor bana, almak istemiyorum o yüzden. Başka spor dallarında da özel ders aldım/alıyorum, hem bunun 1/4ü fiyatına hem de adam ekipman/yer falan sağlıyor.

Başka insanlar nasıl düşünüyor, benim gibi düşünen var mı diye merak etmiştim ama görüyorum ki küçük bir azınlığım ve yaşamayı bilmeyen cimri bir pisliğin tekiyim xD
0
🌸bobinhoo
(11.02.26)
cimriliğin tarifi yapılsa bundan iyisi yapılmazdı. insanlar zevkleri için yaşar. hobileri olur onları yapar ayrıca arabadır, telefondur, saattir bunlar ihtiyaç değil bir süre sonra zevk meselesine dönüşür. yeme, içme, gezme olayını hiç saymıyorum bile.
+2
gercekdunya
(11.02.26)
abicim sen bakma tr'de neredeyse her şeyin fiyatı balon ve söz konusu ekonomik koşullarda bu paraları vermek bana da enayilik geliyor. mesela pt ders saati 1500-2000 tl bu emeğin bu para edeceğini düşünmüyorum o yüzden almıyorum bu beni cimri yapmaz. ama gelirim 200 k + olsaydı verirdim.

yatırım yap 45'inde hanımla dünyayı gez ama ya 45 ten önce azrail kapıyı çalarsa o kısmını da düşün derim
+3
rajkoothrapali
(11.02.26)
Psikolojik birşey olabilir parayı elde tutmak için sürekli bahane üretiyorsanız şema terapi ile falan çıkar ortaya, ruhunuz fakirse bir gün olurda fiakirliğe düşmemek için harcayamıyor olabilirsiniz

psikolog ücretlerini görüp gitmezsiniz ama siz 4000 tl psikolog mu olur diyip cimriğinizi kabul edin gitsin.
+3
eja
(11.02.26)
o kadar para kazanıyorum de, 3bine-5bine çok para muamelesi yap :))
+2
sweetoffice
(11.02.26)
sen de benim gibisin; f/p insanısın. kalem kalem gayet güzel açıklamışsın her şeyi.
popüler kültür kölesi insanlar para harcamaya bayılır. 1 seans kayak dersine 4000 lira vermek veya starbucksta bir kahveye 200 lira bayılmak onlar için hayattaki en iyi statü göstergesidir.

cimri değilsin. akıllı ve mantıklı insansın. fevkalade tutumlusun. kazıklanmaya bayılmıyorsun "cimri olmayanlar gibi". soruna gelecek olursak, üst baş güzel kıyafetler alabilirisin (indirim dönemlerinde tabii ki.) yoksa güzel bir bisiklet alabilrisin mesela hem kendine faydan olur. bunların dışında yatırım yapmaya, biriktirmeye tam gaz devam.

sen güzel bir insansın. akıılı adamsın, iyi ki varsın/varız.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(11.02.26)
madde madde yaziyorum.

araba. haklisin.
telefon. haklisin.
saat. notr. statuye para harcamaya gerek yok. ama bunu yazma seklinden pratik fayda saglamayan her seye karsisin gibi anladim. o yuzden notr.
kayak. dupeduz haksiz. bir seyi seviyorsan iyi ogrenmek icin para verilir elbette.
fine dining. haksiz.
emeklilik hedefi guzel, ama 45 yasinda emekli olunca ayni bombos hayat yasanmaya devam edecekse ne anlami var. 90 yil yasarsin belki ama hep ayni gunu yasamis olacaksin hayatinda. acinasi.

insanin hayatta ilgilendigi seyler olmali, ve bunlara kaynak ayirmali. bu kaynak zamandir, paradir. yani bunlara para harcamiyorsun eyvallah da neye para harciyorsun? ne yapiyorsun?

korkarim gustosu olmayan, hayata tamamen pratik fayda olarak bakan birisin. felsefe ve sanata da bos isler diyor, filme harcadigin paraya da aciyorsundur gibi geldi.
+4
antikadimag
(11.02.26)
Ben de cimri olduğunuzu düşündüm, aileden gelen bir şey olabilir. Böyle zamanlarda kendime şu soruyu sorarım, 'ne için yaşıyorum?' Maaşım güzel, evim var, arabam var. Fazlasında da gözüm yok. E Çoluk çocuk da düşünmüyorum, peki ben bu parayı ne için biriktiriyorum? 3 liraya alabileceğim bir şeye gidip 6 lira verme fikrine hiçbir zaman tamam olmadım, milyoner olsam da olmam yani bunu anlarım. Ama sizin durumunuzda biri hobileri, zevki, görünüşü için para harcamayı fuzuli buluyorsa bence burada bir sıkıntı var. Şöyle de düşünebilirsiniz, ölene kadar para biriktirip mümkün olduğunca harcamayacaksınız peki, siz ölünce kim harcayacak? Onlar acıyacak mı :) bence bakış açınızı değiştirmeye çalışın.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(11.02.26)
Beyaz yakali koleler linclemis yine.

Benim dusuncem su, ben prestije cok onem veriyorum.
Araba ve saat onemli bundan dolayi benim icin.

Sen prestije cok onem vermiyorsan bi anlami yok.

Bol bol maddi durumu iyi olmayanlara yardim ediyorum.

Yeme icme fiyatlari inanilmaz sacma ama partnerimle disari cikmayi birakamam. Ozel yerlere gidecek vaktimiz zaten pek yok, midpointe vb verdigimiz tutarlari kabullendik artik, normal oldu gunumuz icin.

Genel anlamda tr de ki yapayliga karsi gelmeniz cimrilik degil, irade.

Ama bir gun olucez, sevdigimiz seyleri almaya cekinmiyorum bundan dolayi hic, imkan varsa tabi.

Lakin para var diye de her isi ilk onumuze cikana yaptirmiyoruz.

Ty de dolap aldim, montaj hizmeti 1500 du, montaj hizmetini veren personelin no vardi, daha once gelisinde birakmisti, yazdim yapar misin diye, trendyol fiyatina yaparim dedi, manyaklik bence bu. Trendyoldan aldim hizmeti, karta taksit ile, faturali olarak. Adamin hem durumu iyi degil musteri ariyo hem de hareketlere bak. Bu tur durumlarda mantikli olani yapmak lazim, bizim beyaz yakalilara gore bu da cimrilik.
+2
die fetten jahre sind vorbei
(12.02.26)
4-5 sene icinde AI is piyasasindan icinden gecip iyi kazandiran isler yok olacak.Buyuk bir issizlik dalgasi gelince herkesin akli basina gelecek ama gec olacak.O zaman vaktinde birikim/yatirim yapan ile yapmayan arasindaki fark gozle gorulur olacak ama kimse farkinda degil.Derin uyku tatli geliyor
0
turkuaz
(12.02.26)
ya herkesin yetişme tarzı farklı, hiçbirimiz senin yaşadığın hayatı yaşamadık ki nerden bilelim neden böyle düşündüğünü? bence bu işin bi doğrusu yok, kim nasıl mutlu ise öyle yaşamalı. mesela ben kıyafete hiç para harcamayı sevmiyorum ama japonyaya gidip 200 bin tl harcayabilirim para biriktirip. kıyafete para vermeyi sevmiyorum dediğimde insanlar beni linç edebilir cimri diye ama bu benim doğrum. mesela benim annem babam asla gerekmedikçe kıyafet almazlar. bizim evde kimsenin 3 tane montu yoktur mesela 1 mont 1 botun olur. ama babam bizi bazen alıp çok güzel restoranlara yemek yemeye götürürdü. benim yetişme tarzım böyle olduğu için şimdi ben de öyleyim kıyafet almıyorum gerekmedikçe ama eşimle birlikte gidip hamburgercilere restoranlara vs gidip yeme içmeye para harcıyoruz. ederi o değilse neden bir şeye gereksiz yere para vereyim ki kolay mı kazanıyoruz.
0
Sadece soruyorum
(12.02.26)
Burada bu tip soruları bekleyen ergen irisi tipler kaynıyor. Bu tür sorularda da birbirleriyle yarışıp sözde cool, paraya değil kadına değer veren (puhaha) tipler hemen peydah oluyor.
Yapay zekaya sorabilirsin bu tür soruları, çok güzel mantıklı anlatımlar yapacaktır sana.
Unutma burada sorduğun her soru, bir başkasının kendini tatmin edebilmesi için zemin hazırlayabiliyor.
0
dawsonscreek
(12.02.26)
paran coksa kendine yeni zevk ve hobiler bulmalisin bence.
0
baldur2
(13.02.26)
(3)

Twitter trollu sorusu

aguen
Merhaba duyuru, tuhaf bir soruyla karsinizdayim bugun.Twitter'da ozellikle kadinlarin kisisel bilgilerini panelden cekip paylasan aptal bi kullanici var agir seriatci.Simdi ben buna agir bir kufur etsem, buyuk ihtimalle bu ergen dava acacak; kimligi ortaya cikmis olur mu? Veririm cezasi neyse ben on
Merhaba duyuru, tuhaf bir soruyla karsinizdayim bugun.

Twitter'da ozellikle kadinlarin kisisel bilgilerini panelden cekip paylasan aptal bi kullanici var agir seriatci.

Simdi ben buna agir bir kufur etsem, buyuk ihtimalle bu ergen dava acacak; kimligi ortaya cikmis olur mu? Veririm cezasi neyse ben onu ifsa etmis olurum.
+2
aguen
(05.02.26)
bunu yapana kadar direkt dava acsaniz?
0
Sour
(05.02.26)
Bana etmedigi icin acamiyorum diye biliyorum. Insanlari doxxlayip, tehdit eden birisi
0
🌸aguen
(05.02.26)
o hesabı ve tweeti bende gördüm. dava açarsa gelen tebligatta ya kendisinin ya da avukatının adresini görebiliyorsunuz diye biliyorum.

bence bunlara para kazandırmaya gerek yok. siz dava açın diyeceğim ama mağdur olmadığınız için dava kabul edilmeyebilir. mutlaka başka tweetleri vardır. onlar üzerinden dava açabilirsiniz.
+1
false pretension
(05.02.26)
(5)

Hong konga gidilir mi?

avatar is back
Japonya g.koreymiş gibi geliyor. Gidilir mi ne diyorsunuz bu işe? En ufak şeyde ters kelepçe yiyip hapis mapis yemeyelim sonra? Çin’e giderim belki diyordum da bireysel turizm vizesi vermiyormuş adamlar.
Japonya g.koreymiş gibi geliyor. Gidilir mi ne diyorsunuz bu işe? En ufak şeyde ters kelepçe yiyip hapis mapis yemeyelim sonra? Çin’e giderim belki diyordum da bireysel turizm vizesi vermiyormuş adamlar.
0
avatar is back
(04.02.26)
hong kong favori şehirlerimden! çoğu yeri güvenli ve oldukça kozmopolit bir yer. tarihleri ve kültürleri çok ilginç. yemekleri (dim sum kültürü) çok iyi. zaten çok büyük bir expat komunitesi var, bu yüzden dil ve yemek sorunu yok. oradan hem günübirlik feribotla macao'ya da gidersiniz. yalnız, kalacağınız yer çok önemli bence. oraya gidip kowloon'da bir randevu evinin yanını tutmuş olduğumu fark edince gece yarısı tamamen farklı bir muhite geçmek durumunda kalmıştım.

japonya'dan çok farklı, karşılaştıramayız bile. çok daha kaotik.
gideceğiniz mevsim de önemli. inanılmaz bir nem ve sıcak var yazın.

girişte çıkışta hiçbir sorun yaşamazsınız, öyle bir yer değil. vize gerekmiyor zaten. macao daha sıkı bu konuda. macao'ya girişte sorguya çekildim ancak sonunda geçirdiler, bir sorun olmadı.

edit: alttaki yorumu okudum ve bahsedilen bütün ülkelere gittiğim için yazmak istedim. bence vietnamla birleştirmek mantıklı değil. vietnam başlı başına en az 1 hafta gereken bir ülke. onu kendi içinde veya kamboçya ile yapmak güzel olur. hong kong ve macao kendi içinde bir grup. müzesiyle, semtleriyle zaten 1-2 gün yetmiyor.
+2
eileengray
(04.02.26)
çin anakarası çok güzel. ve uygun fiyatlı. ben hep iş vizesiyle gittim. bir şekilde gidebiliyorsanız gidin mutlaka.

hong kong'a gelirsek... 4-5 kez iş için bulundum hkde. bir kere yazın kesinlikle gitmeyin. o sıcak sizi yer bitirir. şu dönem güzel dönemleri. en son 1 ay önce gittim bizim sonbahar dönemi gibiydi havası, keyifliydi. aslında pahalı bir yer, ama istanbul da artık pahalı olduğundan bir şok etkisi yaratmıyor hkdeki fiyatlar. batılılara alışkın bir memleket, eğlence hayatında iki alkol alıp eğleniyorsunuz diye bir sorun yaşamazsınız.

vizesiz girilebiliyor, onu da söyleyeyim.

ben olsam sadece hk planı yapmazdım. eğer oralardaysam hkye uğrardım. mesela tayland, vietnam planı vs yapıp 1-2 günlüğüne hong kong yapmayı düşünebilirsiniz.
+1
kojonotsuki
(04.02.26)
Hong Kong şu sohbet ettiğim birisi var biz Çin den farklıyız çok seviyorum diyor. Ülkemi yani Hong kong u
0
darkwizard
(04.02.26)
Hong Kong çok güzel ya gidilir.
-1
suicides underground
(04.02.26)
diger yorumlara ithafen: cin'in guneyi kuzeyinden cok daha guzel bence. guizhou ve sichuan cok cok iyi. sichuan en iyi mutfak (tum cin'deki), guizhou ise en iyi doga. muazzam bir bolge. daglik bir bolge. hatta cin hukumeti bundan faydalanarak en buyuk veri merkezini ve uydu sistemini buraya kurmustu birkac yil once, pek cok buyuk amerikan sirketinin de bu bolgede ofisi var.
+1
Sour
(05.02.26)
(8)

Türkiye ile İsrail'in arası gerçekten kötü mü?

michael_knight
Eskiden de Türkiye ile İsrail'in arasının çok kötüymüş gibi göründüğü ama aslında o kadar da kötü olmadığı veya birkaç karşılıklı jest ile düzelebilecek halde olduğu zamanlar vardı.Ama bu defa iki ülkenin arası gerçekten düzelmesi kolay olmayacak şekilde kötü mü? Nereden belli?
Eskiden de Türkiye ile İsrail'in arasının çok kötüymüş gibi göründüğü ama aslında o kadar da kötü olmadığı veya birkaç karşılıklı jest ile düzelebilecek halde olduğu zamanlar vardı.

Ama bu defa iki ülkenin arası gerçekten düzelmesi kolay olmayacak şekilde kötü mü? Nereden belli?
+1
michael_knight
(04.02.26)
iki ülkenin uzun vadeli hedefleri birbirine zıt bağlamda olduğu için aralarında belli bir rekabet olması normal geliyor. Fakat bence kamuoyunda iç siyasete oynamak için iktidar olandan daha da kötü yansıtıyor. Tom Barrack geçenlerde şöyle demişti:

"Netanyahu–Erdoğan hattındaki gerilim söylem düzeyinde. Ticaret ve refah, coğrafyadan daha belirleyici olacak" bence bu tespit doğru.
+3
biravekahve
(04.02.26)
hükümetin en sıkı oldugu ülkeler,
israil,amerika,ingiltere..
+8
designer
(04.02.26)
Ticari faaliyetlere bakmak lazım en son hayvan gibi alışveriş dönüyordu resmi olarak.
+3
kizil karga
(04.02.26)
dunyadaki parayi yonetenler yahudiler. bu herkesin bildigi bir gercek.
bunu goz onunde bulundurursak, sence bir ulkenin yahudiler ile arasinin kotu olmasi mumkun mu? bu esyanin tabiatina aykiri.

oyley"mis" gibi yapilip toplumun, oy verenlerin gazi alinir. o kadar.
+3
cooperr
(04.02.26)
ben kotu oldugunu dusunmuyorum. ozellikle turkiye tarafi israil'i ve yahudileri ic siyaset malzemesi yapiyor oy toplamak icin. fakat baktigimizda hicbir zaman kotu olmadi ki? tarihin hangi doneminde kotu olduk? mesela tarihimiz ermeniler ve kurtlerle olan kotu olaylarla dolu.

osmanli doneminde yahudilerle iliskiler cok iyiydi. avrupa'dan kacanlar osmanli'ya siginirdi. yuz yillar boyunca hicbir sikinti yasanmadi. cumhuriyet doneminde ise ilk taniyan ulkelerden olduk. secim donemlerindeki oy kaygisiyla tansiyon yaratmak ve oy devsirmek disinda ticaret ve ikili iliskiler hic durmadi, arka planda hep devam etti. ak parti doneminde tayyip erdogan, israil tarafindan odullendirildi. bu odul anti semitik ve yahudi dostu oldugu icin verildi. zaten ak parti ve recep tayyip erdogan'in siyaseti budur. iktidara gelene kadar demokratsin, liberalsin, akilcisin vs. bu politika turkiye'nin aydinlik yuzu dedigimiz kisileri cezbetti. kemik kitle ise zaten hep muhafazakarlara veriyordu. bu aydinlik yuzu birkac donem arkalarina aldilar, fakat is isten gecti. artik kontrol tamamen onlara gecti.
+1
Sour
(04.02.26)
Kötü ve her daim kötü olacaktır .
Yürütülen siyasi, ekonomik vs ilişkiler anlaşmalar dostluk değil geçici siyasi rollerin icabıdır. doğrudan siyonizm ile bağlantılı fetö, pkk, işid vs diğer terör faaliyetlerini de görmek lazım.
Kürdistan dedikleri sözde devlet bile belirledikleri o toprakları doğrudan Türkiye'den değil , Kürtler üstünden almanın bir projesidir.
yahudilerin dini kaynak ve inanışları ayrıntılı incelenirse hiç bir uluslararası kural , anlaşmalara uymadıkları asla uymayacakları da görünür. Kendi tarihlerinde de her daim bir yerlerden kovulmak vardır.
İnanışlarında kendilerini diğer ırklardan üstün oldukları düşüncesi açıkça görünür . Böyle bir zihniyet, ister Filistin'de veya şimdi yine kontrollü şekilde gündemde olan Epstein adasında da olsa çocuklara asla acımaz .
-7
diyecevaplandı
(04.02.26)
İsrail rafları bizden giden ürünlerle dolu. Her gün gemi yanaşıyor, petrol desen bizden. Ne kötüsü? Düşün İsrail'e uçuş yasagimiz var ama İsrail'e giden tüm uçaklar bizim hava sahamizi kullanıyor. Azerbaycan'da kalkan ucak Kars-kayseri Antalya uzerinden gidiyor.

İsrail istemedi diye petrol arama gemisi Kıbrıs'a yanaşmıyor


Yani her şey gostermelik
+3
topkapiaksaray
(04.02.26)
iç siyasette kötü dışarıda nötr. bu ara süper değil sadece. israile ticaretimiz hiç durmadı.
+3
mikahakkinen
(05.02.26)
(2)

Makale bulmak için işe yarar AI uygulamaları

michael harddd
Makale bulmak için kullandığınız ve bu iyi dediğiniz bir AI tool var mı?
Makale bulmak için kullandığınız ve bu iyi dediğiniz bir AI tool var mı?
0
michael harddd
(23.01.26)
Elicit
0
Amaranta ursula
(23.01.26)
Sour
(23.01.26)
(11)

Hibrit Çalışanlar

darthvader
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
0
darthvader
(23.01.26)
Bizim için çok saçma bi düzene geçildi yaz aylarında.

Sadece ist da ikamet edenlere zorunlu diye söylendi.
Ekibimde farklı şehirden çalışan var ama gelmesi zorunlu değil.
Haftanın 4 günü zorunlu deniyor ama benim departmanım 7-24 birilerinin pc ye ulaşımının olması gerekeceği bi departman olması sebepli en azından evde olan birileri olsun diyerek (şehir dışındaki kişi hariç) 3 kişiden biri her hafta evde kalıyo oluyor.

Yani 2 hafta ofis 1 hafta ev düzeni. (Ekipteki kişi sayısı sebepli)

En saçma şeylerden diğer bir olay da işe gidenle gitmeyen arasında hiçbir maddi farkın olmaması. (Yemek kartı ve ek fatura yardımı aynı kaldı)

Bu arada gitmesen de kimse çeteleni tutmuyo ama bi düzen kurulunca çok düzeni bozamıyorsun.

Ofise gitmekten memnunum aslında senelerce evden çalışmıştım ama bu saçma düzen can sıkıcı oluyor.

Evden çalışırken non stop çalışmıyorum yemek temizlik. Dışarda işim varsa onları halletme vs de yapıyorum. Ama bunu işten kaytarmak gibi değil daha imkan olması sebepli yapıyo oluyorum

Edit: ekip içinde ofise gidenler olarak kendi kafamıza göre nasıl istersek öyle günleri ayarlayabiliyoruz. Maksat ofise birileri gidebiliyo olsun.
0
chanandler bong
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev bizde şu an. Herkesin geldiği ortak bir gün var onun dışıdaki iki günü biz seçebiliyoruz. İş yoğunluğuma göre dışarıdaki işlerimi hallediyorum bazen ya da hava almaya çıkıyorum. 3 gün fazla bence 2 gün yeterdi çünkü ofiste çok muhabbet oluyor orada da konsantre çalışmak mümkün olmuyor.
0
peki madem
(23.01.26)
O gün çok işim varsa ofise gidiyorum, çok işim yoksa evden çalışıyorum. Kafama göre.
0
Bruce
(23.01.26)
Carsamba ve persembe fiks evden calisiyorum. Diger 3 gun ofisteyim.
0
soulforge d
(23.01.26)
2 gün ofis 3 gün ev bizim.
Gün seçmek yok hep sabit günler gidiyoruz.
Çok nadiren dışarıda işlerimi hallederim genelde evden çalışıyorsam evden çıkmam.
0
yenibirgüzelnick
(23.01.26)
Bir hafta tamamen evden. Diğer hafta üç gun ofis. Günler belli ve sabit. Tüm ekip olarak aynı düzen.
İş yoğun. Sürekli arama toplantı olur. O nedenle beş dakika bile başından ayrılamazsiniz. İşe başlama saatini, öğle arasını beş on dakika bile esnetmemeniz isteniyor.
0
a perfect lie
(23.01.26)
Resmide iki gün ev üç gün ofis ama biz çok yoğun oldugumuz için müdürümüz rahat ve gelen baskilara da "tamam o zaman normal çalışma saatlerini yapabileceksek daha çok gelelim" diyor ama şirket buna bir çözüm bulamadığı için şimdilik bir şey demiyorlar.

Oldukça rahatız biz, genelde aynı gün geliyoruz ki birbirimizi görelim.
Gene saat olarak rahatiz çünkü önemli olan şey işin yapılıyor olmasi yoksa 30 dk 1 saat mesai sırasında işin var vs kimse umursamiyor. Ne bileyim doktor randevusu vs varsa yani.
0
logisticsmanager
(23.01.26)
3 ofis 2 ev bizim. Günleri dilediğimiz gibi seçebiliyoruz.
Evden çalıştığım günlerde duruma bağlı olarak dışarıdaki işlerimi hallediyorum. Bazen bilgisayarımı alıp bir yere kahve içmeye çıkıyorum çalışmama oradan devam ediyorum.
Şu an için memnunum.
0
purplee
(23.01.26)
carsamba ve cuma gunleri evden calisiyorum. sabit, degistirme sansim yok, herkes boyle calisiyor. ben memnunum. o gunlerde pek calismiyorum acikcasi, fakat cok da rahat degilim. aniden toplanti gerekebiliyor. bir kere disarida yakalandim, dedim oglen yemegi icin disari ciktim simdi, bir saat sonra goruselim, problem olmadi.
0
Sour
(23.01.26)
Haftada 2 gün ofis günümüz o gün gitmek zorundayız. Haricen yurtdışından paydaşlar gelirse gidiyoruz. İşim ile evim arası 13 kilometre zul gelmiyor ama sahaya gitmem gerekirse eve 100 km ve 60 km olmak üzere iki sahada projem var. Saha bazen ayda bir bazen haftada 3 gün oluyor şaftım kayıyor gözler kan çanağı geziniyorum.
0
cilekli pasta
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev. Günleri kendin seçiyorsun ama yüzyüze olmanın daha iyi olacağı günlerde ofiste olmanı yeğliyorlar. Ancak çok karışan da yok açıkcası.
Evde olsun ofiste olsun pek işler sıkı değil. Bu durum bende ciddi huzursuzluk yaratıyor aslında ama elden birşey gelmiyor şimdilik. Yani bir işim varsa gün içinde yapıyorum çok uzun değilse.

Türkiyeden bildiğim 3 farklı örnek var. Epey ilginç oldukları için onları da paylaşayım;
1 - Ayda 4 gün ofiste çalışıyorlardı ayda 6 gün oldu. Teknoloji şirketi. Günleri kendin seçiyorsun.
2 - Haftada 3 gün ofiste çalışıyorlardı, 2 güne düştü. Yaz tatillerinde de genelde tamamen evdeler. Asıl işi donanım olan teknoloji şirketi.
3 - Çeyrekte (yani 3 ayda) 22 gün mü ne ofiste çalışan bir şirket var. Epey büyük bir banka.
0
mbond
(24.01.26)
(15)

Yeşil pasaport kimlere verilsin?

michael_knight
Sizce başka kimlere verilmeli?
Sizce başka kimlere verilmeli?
+1
michael_knight
(23.01.26)
Devletin vatandaşına vizesiz seyahat imkanı vermesi mümkünse herkese verilmeli.
0
burfak
(23.01.26)
herkese. devlet eliyle ayrimcilik neden bu kadar normal karsilaniyor bu ülkede?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.01.26)
Devletin vatandaşına vizesiz seyahat hakkı sağlaması yeşil pasaport dağıtarak değil, devletin itibarını uluslararası alanda artırarak olur.
Yeşil pasaport hakkı yaygınlaştıkça yeşil pasaportun itibarı azalacak ve böyle de devam ederse yeşil pasaportun vize muafiyeti de yavaş yavaş ortadan kalkacak diye düşünüyorum.
Türk bayrağı tüzüğü madde 18de listelenen makam sahipleri dışında kimseye verilmemeli diye düşünüyorum.
+3
Mirket
(23.01.26)
herkese verilince kimseye verilmemiş gibi olacak, diğer ülkeler tarafından tanınmaz. bir anlamı yok. 10 sene düzenli vergi vermiş, sabıka kaydı, herhangi bir borcu olmayan vatandaşlara verilebilir.
0
glamdr1ng
(23.01.26)
kimseye verilmemeli fakat devletin kendi memurlarına kefil olması olağan bunun dışında mantıklı olmaz.
0
biravekahve
(23.01.26)
bir kaç diplomatik dokunuş ve regülasyon ile bu vize meselesi hemen çözülür.

çözmemek ve beklenti yaratmak için böyle çabalar gösteriliyor
+1
duyurukullanıcısı
(23.01.26)
yeşil pasaport kaldırılmalı. bordoya vize serbestisi gelmeli. yoksa avrupaya yaptırım uygulanmalı.
yeşil pasaport gibi bir örnek hiçbir ülkede yok.
+3
jelly bear
(23.01.26)
halkın belli bir bölümüne ayrıcalık vermektense herkese aynı hakları vermek daha mantıklı. Herkes bu ülkenin vatandaşı sonuçta.
+1
nuevo
(23.01.26)
O gruba bu gruba şu mesleğe yeşil verileceğine bordo pasaportun etkinliği artırılsın ve herkes eşit faydalansın vize serbestliğinden.

Konu geri dönme dönmeme değil gri pasaportla belediye aracılığıyla iltica etti bir sürü insan yani.
+1
chicha_v2
(23.01.26)
sadece yurt dışında türkiye cumhuriyetini temsil edecek resmi görevlilere verilmeli. görevleri süresince ve sadece o kişiyi kapsamalı.
sırf gezsin dolaşsın diye memurlara ve ailelerine has bir ayrıcalık olmamalı. hele yok avukatmış yok mühendismiş yok sanayici-iş adamıymış gibi saçma sapan mesleklere de verilmemeli.
onun yerine bordo pasaportun itibarını yükseltip insanların sorunsuzca istedikleri ülkeden vize alabilmesini sağlamak lazım. senin vize muafiyeti tanıdığın ülkelerinde sana aynı şekilde vize muafiyeti tanımasını sağlanmalı.
0
my fault
(23.01.26)
şu anki sistem hem avrupanın hem de hükümetin işine geliyor.

hükümet; vize serbestisi diye avrupa birliğini darlamıyor artık. göçmen politikalarında esneklik sağlıyor, göçmenlerin avrupaya geçişini zorlaştırıyor.

bu sayede elinde istediğine verip istediğinden anında geri alabileceği, yeşil pasaport gibi bir gücü bulunduruyor.

normalde avrupa'ya seyahatin kontrolü schengen ülkelerinde olması gerekirken, bu süreci hükümet yönetiyor. istediği topluluğa da bunu bir ödül gibi sunup (bkz avukatlar), istediğim zaman iptal ederim diyebiliyor.
+1
brkylmz
(23.01.26)
Konu yeşil pasaport olunca neden mesele sadece Türkiye'nin tekelindeymiş gibi ele alınıyor ki?

Pasaportun verilmesi bir konu, pasaportun gidilmek istenen ülkede kabul görmesi ve tabi tutulduğu muamele ayrı konu. Bu karşılıklı anlaşmalarla ilgili. Türkiye, yaptığı kabul görecek olduktan sonra komple herkese de yeşil pasaport verir, hal böyleyken vizeleri kaldırma müzakerelerine ne gerek var o zaman? Kendi kendimize herkesle kaldıralım vizeyi.

Yeşil pasaport şu haliyle bile riskli durumda, kapsamını genişletmeyi bırakın daraltılmazsa şükür.
0
akhenaten
(23.01.26)
Mali müşavirlere
0
gabe h coud
(23.01.26)
memur bile iltica ediyor şu aralar. memur dışında meslek grubuna verseler ülkede insan kalmaz.

hani şuraya buraya taşındım diye sosyal medyada paylaşanların çoğu iltica etmiş kişiler. 4-5 sene takılıp oradan başka yere geçiyorlar
-1
michael harddd
(23.01.26)
anlasilan devlet sengen sorununu cozmenin bir yolunu buldu. kademe kademe herkes yesil pasaporta sahip olacak, vizesiz gidip gelecek. bir anda tepki cekmesin diye yapiyorlar.
0
Sour
(23.01.26)
(14)

Dayınızı seviyor musunuz

darkwizard
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
Merhaba tek bir dayım var sevmiyorum çocuk gibi eşek şakası yapar abilik yapmaz kardeşlerine ve miras yemeyi seviyor emekli parası da var halen dedemin parasını yeme derdinde. Sizde böyle kişiler var mı ailenizde. Hak yiyen
0
darkwizard
(22.01.26)
eksisozluk.com

benim 3 tane. dunya gorusu olarak cok uzakta olduklari icin pek muhabbetim yok.
0
buenosdias
(22.01.26)
iki dayım var. bir tanesi kız kardeşlerinin hakkını yiyen bir dolandırıcı ailede kimseyle konuşmaz. diğerini severim masum,kendi halinde bir adam.
+1
biravekahve
(22.01.26)
Benimki dayı profilinden en uzak dayı. Sessiz sakin, işinde gücünde aile babası. Bayağı da derdo bir insan, başına gelmeyen kalmadı mazlumun. İyi insandır, samimi değiliz ama uzaktan severim.
0
sekizdokuzon
(22.01.26)
Birisi dolandırıcı oe diğeri de kendi kendine efelik taslayan kibirli bir tipitip.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(22.01.26)
Yeşilçam’dan aşina olduğumuz o “dolandırıcı dayı” profili yok ailede.
Dayılarımı çok tanımadım ama tanısam çok seveceğimi düşünmüyorum anne tarafıyla mesafeliyim.
0
mutekebbir
(22.01.26)
dayilar miras yer. is tanimlari geregi.
+4
antikadimag
(22.01.26)
Çok onurlu, gururlu, aydin ve iyi biridir, severim
0
üğpoıuy
(22.01.26)
babam tek cocuk oldugu icin amcam ve halam yok.
dayim ve teyzem benim icin baya onemli.
dayim delikanli adamdir, hak hukuk konusunda da inanilmaz dikkatlidir.
0
cooperr
(22.01.26)
üç dayım var. çocukluğumda en küçüklerini çok severdim. benim için "dayı" profili oydu. beraber vakit geçirdiğim, çocuk aklıyla bana inanılmaz gelen türlü türlü şeyi deneyimlediğim vs... büyüyünce aynı ölçüde yakın kalamadık tabii ama iki dayımı özellikle severim. en büyükleri de iyi ama aksi bir adamdır, pek rahat edemezsin yanında.
+1
der meister
(22.01.26)
3 dayım var. hepsini çok severim.
-1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.01.26)
Son 20 senede 2 defa gördüm herhalde, en son iki ay önce nikahıma geldi. Kişilik olarak kötü biri değil ama siyasi ve dini görüş olarak tersiz. Bi de benim çekirdek ailem dışında hiçbir akrabamla bağım yok. Amcamı, halamı, teyzemi de aynı şekilde pek aramam sormam konuşmayız. Akrabalarını çok seven insanlar da tuhaf geliyor o yüzden :D
-2
nundu
(23.01.26)
Severdim. Bir dayım vardı, 50’li yaşlarda öldü. Anne babada miras yoktu olsa da yemezdi.
Çok çalıştı, ticaret kafasıyla doğmuş çalışkan bir insandı. 5 yaşında tartıyla insan tartıp para kazanmaya başlamış memur çocuğu bir insan.
Çok iyi paralar kazandı, servet yarattı.
Bence kendi çocuklarına haksızlık olacak miktarda annesine ve kardeşlerine paralar dağıttı. Akrabalara büyük borçlar verdi geri alamayacağını bilerek ve geri alamadı da istemedi de.
İkili ilişkimizde biraz sert, disiplinli ve “beğenmiyorsan git” tarzı vardı küçücük bir çocuk olsam bile. O bakımdan biraz zorlanırdım ilişkimizde.
İyi bir adamdı, erken gitti.
0
michael_knight
(23.01.26)
6 tane dayım var. kısmen severim ama oyle yakınenen baglılıgım yok
0
Başka
(23.01.26)
hic sevmem. hiyarin tekidir.
0
Sour
(23.01.26)
(3)

abd veya avrupa'da bizdeki serbest fon gibi fonlar var mi?

Sour
her turlu araci degerlendiren fonlar? peki turkiye'de boyle fonlar var mi? yani yabanci piyasalara yatirim yapan. doviz serbest fonlari demiyorum. onlar yatirimlarini hazinenin veya ozel sirketlerin doviz cinsinden borclanma araclarina yatirim yapiyorlar.
her turlu araci degerlendiren fonlar? peki turkiye'de boyle fonlar var mi? yani yabanci piyasalara yatirim yapan. doviz serbest fonlari demiyorum. onlar yatirimlarini hazinenin veya ozel sirketlerin doviz cinsinden borclanma araclarina yatirim yapiyorlar.
+2
Sour
(18.01.26)
ABD ve Avrupa’da Türkiye’deki serbest fonlara karşılık gelen yapılar var. ABD’de bunlar doğrudan hedge fund olarak adlandırılıyor ve hisse senedi, tahvil, emtia, türevler, döviz, hatta private credit ve benzeri alternatif varlıklar dahil olmak üzere neredeyse tüm finansal araçlara, küresel ölçekte yatırım yapılabiliyor. Avrupa’da ise bu fonlar Alternative Investment Fund (AIF) çatısı altında düzenleniyor hedge fonlar, private equity ve diğer alternatif stratejiler bu kapsamda yer alıyor. Ama her 2 bölgede de bu fonlar genellikle yalnızca nitelikli yatırımcılara açık ve yatırım stratejileri açısından geniş serbestliğe sahip.

türkiye'de yapısal karşılığı serbest fonlar. başka bir alternatifi yok sanırım. ben bilmiyorum en azından.
+2
summerjam0306
(18.01.26)
@summerjam0306, tesekkurler. soyle en bilinen hedge fonlarina baktim da yillik performanslari %10-20 civari. s&p'nin yillik ortalama getirisi %20 civari. neden bu kadar kotu performanslari var? veya ben mi yanlis baktim?

www.businessinsider.com
0
🌸Sour
(18.01.26)
Abi zaten dünya tarihinde endeksi yenen özellikle uzun dönemde çok kişi yok. Endeksi misa Buffet bile yenemiyor son yıllarda. Bu sebepten hedge fundlarin s&p'ye kötü olması dünyanın en normal olayı. Buradaki asıl soru elimizde bu kadar veri varken neden endekse yaslayip unutmuyoruz?
Kötü performans sebeplerinden biri her zaman aktif yatırım. Bugün bir insan bana ben yatırımda s&p'yi geçeceğim dese gülerim çünkü 1 sene geç, iki sene geç peki 15 sene 20 sene? Işte böyle 20 senelere gelince geçen pek kalmıyor. Misal bak Türkiye'de mac var, yıllarca çok ünlüydü s&p500 bile geçtim falan diyordu haydar bey, eh işte kaç yıldır bist 30 bile zor geçiyor.
0
logisticsmanager
(18.01.26)
(8)

mikrodalganın avantajları

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
bu fırınlardan kullanıp iyi ki almışım diyen oldu mu? daha çok hangi amaçla kullanıyorlar? hangi marka?
bu fırınlardan kullanıp iyi ki almışım diyen oldu mu? daha çok hangi amaçla kullanıyorlar? hangi marka?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.01.26)
Dürüst olmak gerekirse hayır. Yaşam tarzıma, beslenme alışkanlıklarıma çok ters.
+1
gobekliraki
(17.01.26)
Dünden kalmış yemeği isıtmak için lazım olur sadece.
+1
hububrad
(17.01.26)
20 yılı aşkındır kullanıyorum. Çalışmadığı gün yok gibi. Bence büyük rahatlık… 2005 model Beko marka. Hemen her şeyi saniyeler içinde ısıtıyor. Derin dondurucudan çıkan gıdaları dakikalar içinde çözüyor. Genelde tabakta ısıtıldığı için yemeğin tamamı ısınmamış veya tencere/tava bulaşık çıkmamış, dibi tutmamış oluyor…
+3
dilemma of subscribtionability
(17.01.26)
Evet. Hem de bin kere evet.
Ama fırın kelimesi geçiyor diye fırın diye düşünmeyin.
Alacak olursanız da en ucuz Arçelik veya Beko gibi adını bildiğiniz markayı alın geçin. Dijital göstergeler, ilginç özelliklere hiç gerek yok.
+2
michael_knight
(17.01.26)
- @dilemma +1
- Çok hızlı kumpirimsi patates, koçan mısır, donuk edamame pişiriliyor.
- Buzlukta her zaman çorba bulunduruyorum, akşam 7'de üf hiç yemek yapasım yok dediğimizde çorba çabucak eritiliyor/ısıtılıyor.
- kupada tek kişilik kek pişiriliyor.
- mikrodalgada hamur işi, makarna, pilav vs ısıtırken tabağın bir kenarına yarım çay bardağı su (bardakla beraber) koyunca içeride buhar yapıyor, çok daha güzel ısıtıyor.
+1
kobuzchu kiz
(17.01.26)
anlasilan cogu duyurucu issiz/calismiyor. neyse, evet, iyi ki almisim. en oneli avantaji zaman.
+1
Sour
(17.01.26)
sene olmus 2026
mikrodalgasiz ev kalmamis olmasi lazim.
bir onceki gunden kalan makarnayi 55 saniyede isitiip yiyorsun ya daha ne olsun..
+1
cooperr
(17.01.26)
Biraz bilimsiz biri olduğum için eve almıyorum ama gerçekten büyük kolaylık sağlar. Ofiste kullanıyorum.
Evde az bir yemek ısıtıcam tava bul, yavaş yavaş ısınmasını bekle, başka birşeye daldıysa farkına varana kadar yapışsın falan büyük sıkıntı. Hatta mesela azıcık süt ısıtmak istiyorum, bunu mikrodalgada yapabilirim, cezvede istesem bile yapmam.
+1
mbond
(17.01.26)
(4)

Yurt dışı münferit rehber

en bi orijinal
Merhaba,Çeşitli şehirlerden yerel amatör ve profesyonel rehberlerin olduğu bir site vardı. Gideceğiniz yerde bazen cüzi bazen yüksek ücretlerle yerel rehber listelemeleri oluyordu. İsmini hatırlayan çıkar mı? Veya şuradan küçük gruplar için rehber bulursun diyen var mı?Şimdiden çok teşekkürler.
Merhaba,

Çeşitli şehirlerden yerel amatör ve profesyonel rehberlerin olduğu bir site vardı. Gideceğiniz yerde bazen cüzi bazen yüksek ücretlerle yerel rehber listelemeleri oluyordu. İsmini hatırlayan çıkar mı? Veya şuradan küçük gruplar için rehber bulursun diyen var mı?

Şimdiden çok teşekkürler.
0
en bi orijinal
(16.01.26)
Rehberler de var ama ben rehberlerden ziyade yerel aktiviteler icin kullaniyorum:

www.getyourguide.com
0
sertac akin
(16.01.26)
airbnb'nin experience kısmı da var
0
croswell
(16.01.26)
Sorduğum siteyi sonradan buldum. Showaround imiş. Bilgi olsun diye buraya da yazayım istedim. Cevaplar için çok teşekkürler.
0
🌸en bi orijinal
(17.01.26)
booking'in de var.
0
Sour
(17.01.26)
(4)

Yurtdışına turla gitmek?

redcat
Yurtdışına gitmek istiyorum lakin hiç arkadaşım yok. Turla gitsem nasıl olur? Evet diyorsanız hangi tur?
Yurtdışına gitmek istiyorum lakin hiç arkadaşım yok. Turla gitsem nasıl olur? Evet diyorsanız hangi tur?
0
redcat
(16.01.26)
avrupa rüyası diye grup var, 20 günde 45 ülke falan geziyorlar. oraya gençler çok gidiyor, ben 20 günde 45 ülke muabbetine inanmasamda ortamı var galiba.
0
mikahakkinen
(16.01.26)
eğer pimpirikli biriyseniz turu tavsiye etmem. insanlara angaje oluyorsunuz, siz kahvaltınızı yapıyorsunuz otobüse iniyorsunuz, adam daha odada uyuyor filan. gerilirsiniz durduk yere.

yurtdışı tek başına da güzel. en kötü yerel bir rehber alırsınız yanınıza, sizinle takılır tüm gün.
0
galahad reloaded
(16.01.26)
kendi başına gezmek en güzeli. daha özgür olursun. kendin plan yap kendin gez doğaçlama takıl. birine ihtiyacın yok.
0
jelly bear
(16.01.26)
eger orada turdakilerle zaman geciririm diye dusunuyorsaniz boyle bir beklentiye girmeyin derim. turla iki kere yurt disina gittim. en az 15 sene onceydi bunlar. bir kere insanlar kendi arkadaslariyla, aileleriyle takiliyor. kimse yaninda ucuncuyu istemez. sadece turun organizasyonu (mesela yemek ve atraksiyon organizasyonu olursa) olursa birlikte hareket ediliyor. sizin gibi yalniz birini bulursaniz belki ama o da belki yalniz gezmek istiyordur. ha ben orada takilirim diye degil en azindan biriyleriyle tanisirim, az da olsa zaman geciririm diyorsaniz tercih edebilirsiniz elbette, ama yine de buyuk beklentiyle gitmeyin.
0
Sour
(17.01.26)
(12)

Trump her istediğini yapabilir mi?

eisberg
Venezuela, Grönland, Küba şimdi İran... Yarın uyanıp haritadan yer seçip canının her istediğini yapmasına bir engel var mı?
Venezuela, Grönland, Küba şimdi İran... Yarın uyanıp haritadan yer seçip canının her istediğini yapmasına bir engel var mı?
+1
eisberg
(12.01.26)
mühür kimdeyse süleyman o'dur.
+2
gercekdunya
(12.01.26)
Askeri anlamda bi tek çine salça olamaz gibi düşünüyorum.
+1
antihero
(12.01.26)
kağıt üstünde yapamaz ama yapmasına engel olacak kimse yok gibi.
0
inheritance
(12.01.26)
olay sadece askeri anlamda güçlü olmaları da değil ki açık ara en güçlüler bu konuda. adamlar ekonomiyi yönlendiriyor, bütün dünyada ajanları var, elektronik sistemleri kontrol ediyorlar, bankacılık sistemini kontrol ediyorlar.

isterlerse 1 ülke 1 haftada batar mesela, o yüzden kimse gerçek anlamda abdye karşı gelemez.
0
monicapp
(12.01.26)
Engel yok adamların isteyip alamayacağı yer yok sadece bunu ne kadar istedikleri ve neyi feda edecekleri var.
Abd istese çinide alır ama buna değer mi ölçer biçer.
Kazanan abd olur.

Bu konumda oldukları için haritadan yer seçip yarın dalıyoruz demelerine bir engelde yok
-1
basond
(12.01.26)
politik-ekonomik anlamda yapabilir fakat askeri olarak yapamaz.

çünkü savaşı hem maliyeti büyük hem de abd toplumsal muhalefeti güçlü. 1960'larda vietnam savaşını protesto etmek için yüzbinler beyaz saray önünde toplanmıştı.

ayrıyeten kasımda ara seçim var ve demokratlar kazanacak gibi duruyor.
0
yurtsuz john
(12.01.26)
Trump süzme bir o.e. Ama Grönland'a askeri bir operasyon yapmasını o kadar çok istiyorum ki. AB ve NATO üyesi bile olmayan Ukrayna'yı ABD istedi diye zorla savaşa soktular Rusya ile ve tüm Avrupa Rusya'ya sırtını döndü. Asıl tehlikenin ABD olduğunu (en azından maga'cı davarlar) görmeleri ve Danimarka'yı yalnız bırakarak nasıl iki yüzlü olduklarını bir kez daha göstermeleri için istiyorum böyle bir şeyi.

Neyse asıl soruya gelirsek, yapabilir mi? Rusya ve Çin'in ayağına basmadığı sürece her istediğini yapar.
+3
himmet dayi
(12.01.26)
Trump, Amerika'nın acilen yapmak zorunda olduğu işleri yapsın diye başa getirilmiş bir görevli.
Amerika, çıkarı olan ülkeleri eskiden olduğu gibi zamana yayarak değil de bir an önce dizayn etmeye çalışıyor. Burada dikkat ettiği husus, ele aldığı ülkede çıkarına uygun bir düzen kurduğunda halkın buna sessiz kalması.
Halk bu duruma boyun eğmez de kaotik bir ortam oluşursa endişesi taşıyorlar. Başkaca bir korkuları yok.

diye düşünüyorum.
0
Mirket
(12.01.26)
esasen yapamaz, senato'dan onay çıkmayan, mantık çerçevesine oturtulamayan hiçbir şeyi yapmaz. amerikan kanunları böyle manyakları engellemek için çok iyi dizayn edilmiş. venezuela'daki konu trump'ın söylediğinden farklı aslında. oraya uyuşturucu operasyonu düzenlediler. yok maduro şöyle yaptı, yok halkına zulüm etti vs. hikaye. bu bu yüzden oraya gidip maduro'yu alıp çıkabildiler. ama grönland'a girmek için onay alamaz gibi geliyor. hatta ön çalışmasını yapmış red almışlardı. bu adam manyak yasa masa dinlemeyebilir tabi.
-1
cisimcik golgi
(12.01.26)
süper güç dediğimiz kavram sadece askeri güç demek değildir.

Ekonomik güç, diplomatik güç, kültürel güç, ticari güç, lojistik güç, istihbarat gücü, teknolojik güç...

bunların hepsinde iyi olduğunuzda zaten süper güç oluyorsunuz.

Askeri güç ABD gibi ülkeler için en son seçenek çoğu zaman. Bizde bu konu çok anlaşılmıyor. Biz sadece askeri gücü değerlendiriyoruz. Ama bu soft power konusu bizde çok anlaşılmıyor. Hatta bazen soft power askeri güçten daha etkili olabiliyor.

İsrail'in askeri gücü nitelik olarak çok iyi olmasına rağmen sayısal olarak küçük bir güç. Ama bak hiçbir ülke sesini çıkaramıyor israil'e. Çünkü softpower olarak çok kuvvetli. Diplomasi, ticaret, finans piyasaları, kültürel güç onlarda.

Bu gözle bakınca ABD gidip şu anda bu saydığınız ülkeleri işgal etmeye uğraşmaz. Ama işgal etmekten beter hale getirebilir.

Çok basit bir örnek şu anda bütün avrupa ABD merkezli teknoloji sistemlerini kullanıyor. İşletim sisteminden, bulut depolamaya kadar. Mailleşmelerden tutun da yapay zeka sistemlerine kadar. Bunlara erişimini kestiği anda kaos...

Ticaretini engeller, uluslararası dolaşımdaki paranı dondurur, başka ülkelere baskı yapar seninle iletişimi keser, uluslararası organizasyonlardan seni dışlar. Swift sisteminden atıldığını düşün, yine kaos.

Ticari gemilerinin başka ülke limanlarına yanaşamadığını düşün... Mal ihraç edemiyorsun. Para kazanamıyorsun yani.

Şu anda dünyada var olan sistemi ABD dizayn etti. Dolar bazlı ticaret, uluslararası finans. Yani sen o sistemin içinde olup da o sistemin adminine kafa tutunca seni hemen banlıyor.

trump'a yaptırılan şey ise şu, ABD'nin önümüzdeki 20-30 yıllık hedeflerini çok hılzı bir şekilde gerçekleştirmeye uğraşıyorlar. Çünkü Çin çok fena geliyor. Ön almak için uğraşıyor.

O yüzden Trump'a biraz göz yumuluyor.



Ha güveniyorsan kendine, kaynağın, teknolojin, askeri gücün, sanayin varsa sistemin dışına çıkar meydan okursun. Rusya'nın şu an yapmaya çalıştığı gibi, ya da Çin'in.

ama onlar da henüz alternatif bir sistem oluşturmadılar. Kendi ayakları üstünde duruyorlar ama ABD'nin yaptığı gibi başka ülkeleri de kalkındıran bir modelleri yok henüz.

Bak işte o yüzden ABD'nin onca sert hareketine rağmen, Avrupalı liderlerden cılız sesler yükselebiliyor en fazla.

Venezuela operasyonu farklı bu arada. Oradaki iş narkotik bir operasyon gibi paketlendi ama aslında venezuela'nın petro-dolar sistemini delmeye çalışması oradaki konu.

Petrolü dolar dışında alıp satmaya çalışan herkesin sonu benzer oldu.
0
anten
(12.01.26)
Teoride yapar ama Abd'deki kurumların çıkarlarına ters düşebilir. Dünyanın kendisinin gücü yetmez. Anca Abd'deki kurumların gücü yeter.
+1
put it in your appropriate place
(12.01.26)
sirf su yasanan olaylar bile cok kutuplu dunyanin ve taraf olmamanin ne kadar onemli olduklarinin gostergesi. abd'yi dengelemek icin cin, rusya vs gibi kuvvletler kesinlikle olmali.
+1
Sour
(12.01.26)
(16)

maaşların çıldırmış olması

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
5 yıl önce 500 dolara çalışan vatandaş şimdi 800'ü beğenmiyor. dolardaki enflasyon mu yüksek, ülke mi seviye atladı, neler oluyor böyle?
5 yıl önce 500 dolara çalışan vatandaş şimdi 800'ü beğenmiyor. dolardaki enflasyon mu yüksek, ülke mi seviye atladı, neler oluyor böyle?
-26
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.01.26)
Dolar da deger kaybetti tabii de o zaman atiyorum 300 dolardi asgari ucret, simdi 650 dolar olmus yeni zamla birlikte. Bir meslegin piyasadaki ederine gore de piyasa asgari ucret uzerinden sekillenecek. Zaten Istanbul falansa hersey pahali, bahsettiginiz paralara kimse calismaz. Tabii isin ne olduguna gore degisebilir yorumum.
+2
mbond
(11.01.26)
pandemi öncesiydi,
siyaseti finanse eden beton sanayine
cok ucuz krediler verildi,
nas vs derken
konut ,oto, vs patladi gitti.
+1
designer
(11.01.26)
zaten maaşların bu şekilde arttırılması enflasyonu arttırıyor. özellikle asgari ücrete yapılan zam doğrudan fiyatlara yansıyor. Normali 300 dolar asgari ücrettir. Maaşları arttırmaz, kamu harcamalarını kısarsın ve enflasyon kademeli olarak düşer. Bu yapılsa akp iktidarda kalamayacağı için bu enflasyon bitmeyecek. Bu durumun bir örneğin arjantin'di. Onlar toparlamaya başladı
-2
michael harddd
(11.01.26)
5 yıllık dönemde dolar/tl değişimi ile iç piyasadaki fiyatlar seviyesinin değişimi birbirine paralel olmadığı için. Yani dolar bazında ortalama gelir arttı evet, fakat tüketici fiyatları bundan daha yüksek bir artış gösterdiği için gelirlerdeki artış, alım gücüne yansımadı.

Örneğin: 5 yıllık süreçte dolar kabaca x6 yükselmiş. 7 küsür lira seviyelerinden, 43 civarına gelmiş.
Buna karşılık 5 sene önce 200gr ekmek 1.50 liraya satılırken, bugün 15 liraya satılıyor. x10 yükselmiş.

Tam 5 sene önce 500 dolarınızla gidip fırından yaklaşık 2350 tane ekmek alabilirdiniz.
Bugün 800 dolarla gitseniz 2290 tane falan alabiliyorsunuz.
Dolar bazında %60 daha fazla kazanç var hesapta ortada ama 5 sene önce aldığınız kadar bile ekmek alamıyorsunuz. Süt ürünlerine, ete falan baksak çok daha rezalet tablolar çıkacak mutlaka. Bu yüzden beğenmiyor insanlar işte o 800 doları.
+5
cay koy geliyorum
(11.01.26)
dolar kurunun baskılandığını çoluk çocuk bile bilirken millet 800 doları beğenmiyor demek anlamsız. milletin maaşının yarısı kiraya gidiyorsa hatta bazı durumlarda kiraya bile yetmiyorsa bu ülke seviye mi atladı diyemezsin.

enflasyonun esas sebebi maaşın falan artması değil, net şekilde 25 yıllık iktidarında tc tarihinin toplamından daha fazla vergi toplayan iktidarın senin benim paramı o veya bu şekilde çarçur etmesidir.
+6
lazpalle
(11.01.26)
2018'de ortalama iyi bir eve 350 usd kira veriyordum. şu an 1000 usd veriyorum. 2-3 ay sonra nisanda 1300-1400 usd olacak.

akla gelen tüm temel ihtiyaç maddelerinde dolar bazında 2-3x artış var. etin kilosu 22 usd.
+2
orpheus
(11.01.26)
5 sene once 500 dolara doldurdugun sepeti simdi 800 dolarla dolduramiyorsun da ondan.
+4
Sour
(11.01.26)
sen ne olsun istiyon? senin cebine daha fazla girecek diye çalışanların açlık sınırında mı yaşasın?
+4
kiyiya vuran dildolar
(11.01.26)
Nebati'den sonra, kapalı devre bir sistem kuruldu. Dolar bazında çok gibi gözükse de, bu sadece yurt dışında veya dolar/altın alırken işe yarıyor. Bunun dışında içerdeki fiyatlar, ona göre pahalı. Dışarıda 100 $ bir ürünün, içeride 250-300 $ olması, yurt dışı alış verişinin yasaklanması, altın alımına baskılar vs. hep bu sistemin eseri.

Değiştiremeyeceğiniz şeyi kabul edip, ona göre önlem alacaksınız. Bol bol yurt dışı gezisi, yurt dışından alışveriş, ucuz fiyattan altın/gümüş vs.

.
0
kartallar yuksek ucar
(11.01.26)
2017 yılında İzmir'de 950 lira kira veriyordum. Maaşım yeni mezun iki bin liraydı. Kısacası 4 desek euro lira kuruna 500€ maaş alıyordum, 237€ kiraya gidiyordu.

Şu an benzer yerin kirasi 25-30 arası. 25 desen 500€ 30 desen 600€ yapar. Kısacası euro kuruna göre ikiye katlamış belki de geçmiş.
Bu mantıkla yeni mezunun de 1000€ maaş alması gerekirdi ama izmir'de yeni mezuna 50 bin lira maaş veren şirket yok.
Gördüğün üzere döviz kuruna göre daha fazla maaş alıyor almak daha zengin olduğunu göstermiyor. Zaten bir sürü insan anlatmış. Bunun içine daha diğer kurdan fazla artmış şeyleri katmadik bile.
0
logisticsmanager
(11.01.26)
son 2-3 yildir uygulanan ekonomi politasi sonucu turk lirasi dolar karsisinda cok degerli. o yuzden durum boyle.

en basitinden calisan maaslari ve diger giderler tl bazli oldugu icin ithal urunler yabanci pazarda atiyorum 10 dolarsa burada 20 dolara satiliyor. rakami farazi soyledim bu arada.

mesela enflasyon yillik %40 seviyesinde diyelim su an. ama TL/USD son 1 yilda %20 artti. ve bu durum son 2.5 yildir boyle.
+1
nuevo
(11.01.26)
Sen hic markete gitmiyorsun galiba.
0
baldur2
(11.01.26)
aslında hesap çok basit.
4 kişilik bir ailesiniz.
8 lahmacun, tanesi 200 tl'den 1600 tl
4 ayran tanesi 80 tl'den 320 tl
2 porsiyon ortaya kebap herkes yarımşar aldı, tanesi 600 tl'den 1200 tl.
4 sinema bileti aldınız 300'den 1200. mısır yemeyiverin.
toplu ulaşımla gidip geldiniz, 350 tl diyelim.
4 kişi bir akşam bir şeyler yapmanın toplam maliyeti 5000 lira diyelim düz. 115 dolar diyelim yine düz. bunu ayda 2 kere yapsanız 230-240 dolar gibi bişey yapıyor. istanbul'da en düşük ev kirası 400 dolar. en kötü muhitte yaşarsınız. bak daha çocuğun okul harçlığı, fatura, mutfak masrafı vs. hiçbir şey saymadım. şu an ayda 2 kere dışarı çıkmak ve kira 650 dolar yapıyor.

alım gücü denen şeyden dolayı beğenilmiyor.
+1
cisimcik golgi
(11.01.26)
ev kirası 30 bin, okul taksitleri 40 bin bandına dayanmış; doğalgaz 5 bin tl gelirken... e maaşta bir zahmet artsın be. soru çok troll. sen başka bir ülkede mi yaşıyorsun koronada benzin 3 tlye düşmüştü şimdi 60 tl. sen ne diyorsun kardeş?
0
mikahakkinen
(12.01.26)
200 liraya lahmacun mu olur, 5 bin lira doğal gaz mı ödenir, pavyona mı gidiyorsunuz birader. özel okula giden işçi çocuğu mu olur?
-4
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.01.26)
eksi 24 almışsın gelip burda insanlara cevap veriyorsun. biz de sana cevap vererek salaklık ediyoruz.
0
mikahakkinen
(12.01.26)
(15)

Zafer Algöz hikayelerinin ne kadarı sıkış?

michael_knight
Zafer Algöz’ün hikayelerinde yüzde kaç gerçek, yüzde kaç abartma, yüzde kaç uydurma?
Zafer Algöz’ün hikayelerinde yüzde kaç gerçek, yüzde kaç abartma, yüzde kaç uydurma?
0
michael_knight
(11.01.26)
9'u yalan
1' i süpheli
+2
designer
(11.01.26)
@designer, kaç lafının?
+2
🌸michael_knight
(11.01.26)
niye sıkış olsun ki? sıkış değil ama anlatırken süslüyor, abartıyor, eklemeler yapıyor, gerçekliğini bozuyor biraz.

mesela öztürk serengil'in turizm bakanlığı'ndan bir kredi almak için ankara'da bakanın yanına gidip, bakanın keline şap şap vurduğu, kredisi onaylanınca kolunu bacak arasından geçirip antinikukasss prrr falan dediğini anlattığı bir hikayesi var. ilk dinlediğimde hadi lan ordan koca öztürk serengil bakana öyle yapar mı demiştim, aynı hikayeyi müjdat gezen de aynı şekilde anlattı. üstelik olayın şahidi de cenk koray.

ya da bir tarık ünlüoğlu hikayesi anlatıyor. tarık ünlüoğlu kurtlar vadisi'nde testere necmi karakterini canlandırırken zafer algöz'e "önümüzdeki sezon hikaye bana dönüyor, herkes öldü, o öldü bu öldü bir ben kaldım" demiş. sezon finalinde ise testere necmi rus baronla teknede konuşurlarken tekne açılmış açılmış, ondan sonra da güüümmm diye patlamış. tarık ünlüoğlu da bunu televizyondan izlemiş.

e öyle olmadı ki, polat alemdar tekneye çıkıp testere necmi'yi vurdu, denize attı, aslan akbey de dalıp çıkardı, sorguya aldı. tekne mekne patlamadı. yani bunu tarık ünlüoğlu bilmiyor olamaz, çekimi yapılmış iş. binlerde kurtlar vadisi izleyicisi teknenin açılıp patlamadığını gördü, orasını sıkmış.

muhtemelen son bölüm senaryosu daha gelmeden 2-3 bölüm önce böyle bir şey söyledi. zafer algöz de onu süsledi müsledi komik hale getirdi.
+2
kibritsuyu
(11.01.26)
%99 sallamasyon. Biraz daha sağdan soldan çalma.

youtube.com

Bu video mesela. Bu şarkıyı ilk yapan eleman şu an Adnan Menderes üniversitesinde akademisyen olan bir eleman ile babası. Elemanın adı olcay Yılmaz. İlk videoda yanlış hatırlamıyorsam sadece keman var. Nereden biliyorsun de adamı tanıyorum. Facebook’ta ekli. Şarkıyla kısa bir dönem gündem oldu baba-oğul arkadaşlar. Ama sosyal medya bu kadar yoğun olmadığı için kendilerini gösteremediler. Sadece Facebook’ta izleniyordu.

Sonra da Zafer Algöz ve tayfası çöktü biz yaptık diye gündem oldular. Çekinmeden de hikayesini anlatıyorlar hala :D

Zafer algöz

youtu.be

Orijinali

youtu.be
-1
jackyr
(11.01.26)
bu adamların mesleği bu. herhangi bir olayı abartıp, süsleyip ilgi çekici hale getirmek.

ben anlatsam mesela bim'den peynir almışım gibi anlatırım. bu adam mordor'a gidip gelmiş gibi anlatıyor.
-1
duyurukullanıcısı
(11.01.26)
Dikkat ederseniz anlattığı olayların hiç canlı şahidi yok hepsi ölmüş insanlar, o nedenle kimse de çıkıp "at yalanı sikeyim inananı" diyemiyor.
0
kizil karga
(11.01.26)
Santana konserindeki boyacı cocuk olayı gerçek gibi,videosu var
0
essoist
(11.01.26)
E tamam işte bunun neresi sallamasyon? Kendi de diyor bi müzik öğretmeni ve oğlu yapmıştı kendi kanallarında ama duyulmadı diye. Muhtemelen senin arkadaşını kast ediyor işte. Biz de hakan altun falan çaldık, söyledik, çektik, 16 milyon izlendi diyor. Biz yaptık, şarkıyı demba ba'ya biz uydurduk dese neyse. Kaynak bile göstermiş adam.

Sallamasyonluk bunun neresinde oluyor?

Zafer algöz babamın oğlu değil de, çamur atmanın da bir adabı var. Tribünde kucaklaştığı adamla 15 metre düşmemiştir ha orası sallamasyon. Ön sıraya düşmüştür en fazla.

Sadri alışık - ajda pekkan hikayesini ajda hanım pekala yalanlayabilir. Kendisi hala hayatta.
0
kibritsuyu
(11.01.26)
nezarethanede bir gece ve sünnet edilen turist çocuk hikayesi doğru en azından. onu biliyorum.
0
yurtsuz john
(11.01.26)
%99’unun kolpa olduğundan adım gibi eminim. Anahtar kelimeler, örneğin “Kemal Sunal, Orhan dede, köfte, hesap” gerçektir, gerisi kendisinin yapmacık enerjisi ve abartılı hareketleri, gereksiz taklit ve efektleri, yersiz küfürleriyle uydurmadır işte. Bilgi almak için izlenecek şeyler değil neticede, eğer tahammül eden varsa eğlenmek için vakit öldürmek için izlenecek şeyler.

Andığı isimler hayatta olsalar bile konuyu ciddiye alıp da “öyle bişey yaşanmadı” diyecek değil. Benzer tarzda kimseler zaten her ortamda böyle şeyler sallar. Algöz’ün farkı bunu kameralar önünde yapması. Cem Yılmaz’ın ekibinde olması nedeniyle de yere göğe sığdıramayıp ayıla bayıla izleyen ergenler oldukça, kendisi de sıkmaya devam ediyor/edecek.
+1
lazor
(11.01.26)
@jakyr, biz yaptik demiyor ki. sosyal medya'da bir muzik ogretmeni ve oglu yayinladi diyor tam burada (sizin de verdiginiz linkin bu kisminda): www.youtube.com yani sizin ilk gonderdiginiz ve orijinal dediginiz linkteki kisilere atfediyor. fakat oncesinde sokaktaki bir roman calgicidan da duymustum diyor. yani soylediginizle alakasi yok. sadece aynisini bizde yaptik ve youtube'a koyduk diyor, sonra meshur oldu diyor ki dogru, yani elbette hakan altun falan soylerse daha meshur olacak.
+5
Sour
(11.01.26)
Ali Dayı hikayesi %100 yalan. Yok neymiş, atatürk yunanı denize dökerken yorulmuş, ali dayıyı çağırmış. Atatürkün elinden kılıcı alıp falan filan. Bu hikaye yalan arkadaşlar. Ahhahah
0
ground
(11.01.26)
@Sour ve @kibritsuyu: ama shorts'ta biz yaptık demiş. uzun videoda ise yine sallamış olabilir "bak bu şarkının sahibi baba-oğul değil, ben daha önce duydum" demek için.
-2
ahm1
(11.01.26)
Tam videoyu bulamamış olabilirim. Bir videosunda Hakan Altun’la aklımıza geldi yapalım dedik diyor.
-2
jackyr
(12.01.26)
@ahm1 ve @jacky kesilmis bicilmis bir shorts'tan elbette bu anlami cikarirsiniz. programin tamamini veya en azindan o bolumunu izlerseniz gercegi gorursunuz. burada diyor ki bizden once muslum baba soyledi, onunki bizimki kadar tutmadi. hatta diyor sarkinin bestecisi ve soz yazari hakan altun'a tesekkur edip sizin sayenizde bestemiz tanindi falan demis. yani o orijinal videodaki facebook arkadasinizdan bahsediyor. adam her soyleminde o kisilerden bahsetmis ki bahsetmese ne olur? orada muhabbet sirasinda unutursun yani. ama aklimiza geldi, yaptim demek sarkiyi biz urettik, biz bulduk demek degil, sadece tekrardan soylemek. bu arada uyduruyor veya yalan soyluyor da olabilir ama en azindan verdiginiz referanslar oyle degil.

o bolum: youtu.be

bu durum aslinda medya okuryazarligi derslerinde falan ornek okutulmali. zira goruldugu uzere bizde bu durum "hala" cok dusuk.
+2
Sour
(12.01.26)
(6)

Fransa’dan iste

lil siztah
Böyle bir sistem var mı bildiğiniz? Geçen bahardan beri peşinde olduğum bir çanta var. Yurtdışına en fazla bir haftalığına çıktığımdan, kargo sürelerine güvenip alamadım bir türlü. Şimdi stoğu yalnızca bir Fransız sitesinde görünüyor. Bunu satın alıp bana getirecek bir site falan var mıdır?
Böyle bir sistem var mı bildiğiniz? Geçen bahardan beri peşinde olduğum bir çanta var. Yurtdışına en fazla bir haftalığına çıktığımdan, kargo sürelerine güvenip alamadım bir türlü. Şimdi stoğu yalnızca bir Fransız sitesinde görünüyor. Bunu satın alıp bana getirecek bir site falan var mıdır?
-1
lil siztah
(08.01.26)
Tam anlayamadim. Kargo suresine guvenemedim demissiniz ama satin alip size getirecek olan da kargo degil mi? Yani iki asamali bir kargo olmuyor mu bu durumda?
+2
Sour
(08.01.26)
@sour, demek istediğim şuydu: yurtdışına max. bir haftalığına çıktığımdan, otele söyleyemedim; kargo gecikir vs. diye, o sebeple kendim alamadım.
Amerika’dan bu şekilde ürün getiren siteleri defalarca kullandım, böyle bişey istiyorum özetle.
-1
🌸lil siztah
(08.01.26)
eu içerisinde diğer ülkelere de kargo kolay olur. yaşayan biri varsa onun adresine sipariş edip ondan tamin etmek daha kolay bi yöntem bence.
0
deartheodosia
(08.01.26)
Fransa'da point relais sistemi hatta çoğunun kutu sistemi var. Aldığınız zaman adrese yollamak yerine adrese yakın bir dükkana vs ya da bu kutuların olduğu yerlere bırakıyorlar, size gelen kodla alıyorsunuz. 5 gün kadar tutuyor olmaları lazım. Bu şekilde rahatca geleceğiniz günden 1 hafta önce falan sipariş edip garantiye alabilirsiniz.
0
logisticsmanager
(08.01.26)
@dear, yurtdışında çok arkadaşım yok; bir de onlara gidecek de, ben o ülkeye gidip alıcam da.. zor.

@logistic, Fransa’ya gidecek olsam, alacağım yerin mağazaları da var ama yakın zamanda gitmeyi düşünmüyorum.
Bana gönderecek şirket tarzı bişey arıyorum.
-2
🌸lil siztah
(09.01.26)
anladim, fransa'dayken otelinize kargolamaktan bahsetmissiniz.
0
Sour
(10.01.26)
(5)

Bu tarot astroloji konularına neden daha çok kadınlar meraklı?

pembediken
Inanan takip eden erkekler de vardır ama daha çok kadınlarda var gibi.
Inanan takip eden erkekler de vardır ama daha çok kadınlarda var gibi.
-2
pembediken
(07.01.26)
bence eşittir. kadınlar çok konuşuyor çünkü ve laf bi şekilde buraya geliyor
-2
karlmarx
(07.01.26)
bence bir sekilde kadinlarin sahip olamadiklari ozgurluk, otorite ve kontrol mekanizmalarinin karsiligi olarak olusmus. misal is yerinde az zam almistir, muduruyle bunu konusmayi dusunemez cunku hayati boyunca otoriteye saygi duymasi ogretilmistir, ama burcunda finansal sikintilar yasayabilirsiniz yazinca kendilerini daha iyi hissederler (aa falimda da cikmisti bu diyip kabullenmesi kolaylasir, zira mudure diklenmek bi secenek olsa bile yildizlara diklenmek olmuyor). bi tur basa cikma yontemi bence. dini inanc da biraz bu ise yariyor, basa gelenlerin kabulu kolaylasiyor allahin bir bildigi vardir diyerek.
+3
taurina
(08.01.26)
pek cok nedeni vardir. birincisi kultureldir. kadinlarla ozdeslesmis bir sey bu. erkekler mesela neden altin gunu yapmiyor, halbuki parayla daha cok icli dislilar, daha meraklilar. sirf kulturel oldugu icin. onun disinda karakter olarak belki daha duygusal, sprituel, yaratici olabilirler.
+1
Sour
(08.01.26)
geleceği tahmin ile işgal herkesin önem verdiği konularda var. kadınlar kısmet mısmet bakar, erkekler borsa hareketlerinden pattern gördüğünü sanar, bahis oynar vs. benzer güdülerin farklı araçlarla tatmini hep.
0
robokot
(08.01.26)
Astroloji ve tarot ve diğer bir yığın şey gibi birer "gizem" yani buz dağının görünen kısmı kadar ortalarda olup tatmin etmeyen, illa hakkında konuşup öğrenip anlamaya ihtiyaç duyulan alanlar. Üstelik bana göre Astroloji insan psikolojisi çalışmanın en şahane yollarından biri. Değişik ve çok katmanlı, çok derin bir sembol dili. Jung bile Astroloji çalışmış, 1000 yıl önce İbn Arabî dahi çalışmış ve kendisinden feyz alınıyor bugün, çeşitli ülkelerde Astrolojinin üniversiteleri var. Aşağılanacak ve hafife alınacak bir alan değil kesinlikle.
-1
muhayyer divan
(08.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.