Giriş
(3)

Saatte en fazla 5 eksi oy kullanabilirsiniz

hold the door
duyuruda eksi vermenin sınırı varmışbu az değil mi?
duyuruda eksi vermenin sınırı varmış

bu az değil mi?
-42
hold the door
(14.01.26)
Değil
-2
mikro patlama
(15.01.26)
sanırım tam bunu farkedebilecek kişiler için konulmuş bir limit.

x kişisinin y kişisine verdiği oy için bir limit olsa daha doğru olur sanırım ama gerçekte uygulama nasıl bilmiyorum.
0
robokot
(15.01.26)
adam olana cok bile
+2
antikadimag
(15.01.26)
(10)

Arabamın bakımlarını yetkili serviste yaptırmasam ne olur?

sakince
aracım 2 yaşına girdi. 60k da kia sportage. servislerden fiyat alıyorum. 25k dan aşağı fiyat veren yok içeriği de yağ değişimi filtre gibi dışarıda max 5k ya yaptıracağım şeyler. Tutturmuşlar bir garanti . 150k km veya 5 yıl garantisi varmış yani riske de atamıyorum ne yapacam bilmiyorum.
aracım 2 yaşına girdi. 60k da kia sportage. servislerden fiyat alıyorum. 25k dan aşağı fiyat veren yok içeriği de yağ değişimi filtre gibi dışarıda max 5k ya yaptıracağım şeyler. Tutturmuşlar bir garanti . 150k km veya 5 yıl garantisi varmış yani riske de atamıyorum ne yapacam bilmiyorum.
0
sakince
(14.01.26)
muhtemelen garanti dışı kalır.

daha doğrusu bunu başkası açmış, yağını başkası değiştirmiş diye kontrol edeceklerini sanmıyorum ama ilgili bakım (örneğin 60 bin bakımı) kayıtlara girmeyeceği için 60 bin bakımı yaptırılmamış gibi gözükecek, bakımları zamanında yaptırılmadı, atlandı diye garanti dışı kalacak.
+1
kibritsuyu
(14.01.26)
garantiyi bozmak istemiyorsan yetkili servis veya markanın tanıdığı yerlerde yaptırman gerekiyor.
0
jelly bear
(14.01.26)
garanti devam ediyorsa servise mecbursun.

ben şansımı deneyecem arabamda artık garantilik bir durum yok. 3 sene boyunca en az 75bin vereceğime dışarda 15bine yaptırırım. 60bin masraf açsa bile nolur. üstünde masraf açarsa da şansım yokmuş napayım dersen. işte o zaman gitmeyebilirsin.
0
gercekdunya
(14.01.26)
uzun garantili araba iyidir.

yetkili servisten devam et.

3+7 yıl garantili arabam var.

2029'a kadar yetkili servise gideceğim.
+1
rain when i die
(14.01.26)
Garantinin devam ediyor olması sadece araca bir şey olabilme potansiyeli yüzünden değil, satarken de çok cazip olduğu için çok iyi bir şey. 4. yılda satıp değiştirecek olsanız mesela "1 yıl daha garantisi var" dediğiniz anda alıcının kafasında "4 yıldır yetkili servise zamanında gitmiş ve alırsam 1 yıl boyunca da kafam rahat olacak" ışığı yanar. O yüzden 25 de olsa yetkili servisten devam maalesef.
+1
himmet dayi
(14.01.26)
ben mantıklı bulmuyorum garanti diye soyulma işini. o kadar garanti için ekstra fark ödersin garantilik ihtiyacın olur, kullanıcı hatası der işin içinden çıkarlar. Çevrendeki puanı yüksek,güvenilir bir servis bulup yolunuza devam edin. Yaptıkları filtre,yağ değişimi istersen git kendin al direkt ana bayii den işçilik parası ver sadece.
0
biravekahve
(14.01.26)
Bende de Sportage var. Lanet olası DCT vites değişti. Panoramik tavanda trim sesi var. Vitesin mekatroniğinde değişim fiyatı ne kadar ona bi bakmak lazım. 150-200k tutacaksa ben servise götürürdüm. Çünkü kesin bir noktada cortu çekiyor.
0
Take it away honey
(14.01.26)
araçlarda garantiyi "servis tarafından düdükleniyorum" gibi değil de "aracın sigortasını ödüyorum" gibi düşünmek lazım. çünkü servislerde sistem tam olarak böyle işliyor. özetle aracın garantisi bedava değil paralı. yani aracın fiyatı verdiğiniz para + isterseniz belli bir süre garanti ücreti (bu da serviste alınan fark). servise gittiğinizde taksidini ödüyorsunuz. tabii bu opsiyonel, riski alıp almamak size kalmış.
+1
robokot
(14.01.26)
aslinda "bayide servis" zorunlulugu yok garanti icin, elinde servis gordugunu belgeleyen fatura oldugu surece.
ama 3. dunya ulkesinde bu riske girilmez.
garanti bitene kadar bayide devam..
0
cooperr
(15.01.26)
hiç bir şey olmaz. Servis adı altında milleti kazıklamaktan başka bir işi yok bunların ben geçen sene olayın iç yüzünü bilmediğim için ihtiyaç kredisi (git: teklifimgelsin.com) çekip servise bakıma gittim ya düşünebiliyor musunuz taksitleri daha geçen ay bitti yazık günah.
0
ihsanlı
(15.01.26)
(10)

Su faturası kaçak durumunda (İSKİ)

egerbiryolcu
Evde fark edilmeyen bir kaçaktan dolayı fahiş fiyatlı bir fatura gelirse tesisat sonrası faturada düzenleme yapılmıyor mu? (Raporlu tesisat durumunda)İSKİ hiçbir şekilde müdahale etmeyiz diyor ama cevreden duymuştum bazı tesisatçılar rapor mu bir şey veriyorsa o numarayla gidip düzenleme talep edile
Evde fark edilmeyen bir kaçaktan dolayı fahiş fiyatlı bir fatura gelirse tesisat sonrası faturada düzenleme yapılmıyor mu? (Raporlu tesisat durumunda)

İSKİ hiçbir şekilde müdahale etmeyiz diyor ama cevreden duymuştum bazı tesisatçılar rapor mu bir şey veriyorsa o numarayla gidip düzenleme talep edilebilir diye. Asli astarı nedir?
0
egerbiryolcu
(14.01.26)
İlk kez böyle bir şey duydum. Hiç mantıklı gelmedi. Takipteyim.
+1
Mirket
(14.01.26)
Sayaçtan sonrasında problem varsa İski'nin ne suçu var...
+1
kimlanbu
(14.01.26)
@kimlanbu
Kim durduk yere her gün sayacını kontrol eder ? Kaçak olduğunu bilmeden astronomik bir fatura geliyor nasıl odeyeyim ki? Fark etsek zaten bu kadar yükselmesini beklemeden müdahale ederdik. 300 TL nerede 8 bin TL nerede
0
🌸egerbiryolcu
(14.01.26)
ufak bir ihtimal kaçak vardıysa eski aylara bakıp ortalama fiyat çıkartırlar.

iski değil ama sanırım bizim memlekette sayaç patlayınca komşuya böyle muamele yaptılardı.
0
qobel
(14.01.26)
fatura bir "ceza" olsaydı belki dediğiniz mantıklı olurdu da... yani sayaçtan sonraki kaçaklar için siz sorumlusunuz. su zayi olmuş ama "kullanılmış" sonuçta. böyle durumlarda konut sigortası falan varsa yardımcı olabilir belki.

kiracıysanız belki ev sahibinin bir çeşit sorumluluğu olabilir (kaçak iç tesisattaysa), ona bakmak lazım. tamirinden ve verdiği zarardan o sorumlu oluyor.

dediğiniz gibi bir uygulama olsa millet suyu foşur foşur kullanıp ay sonunda bir boruyu delip "ay kaçak varmış" der sistemin anasını ağlatırdı zaten.
0
robokot
(15.01.26)
Kacak tam oalrak nerede?
0
thetruenorthstrongandfree1
(15.01.26)
@thetruenorthstrongandfree1 klozette sifondan ipince bir şu siziyordu. Henüz yaptirmadik ama durdurduk ve sayaçtaki çark durdu. Eskiden de o su bazen sizardi ama bizim faturamiz hep 300 TL civarı gelirdi o yüzden hiç ihtimal vermemistik ondan kaynaklı olduğuna.

@robokot şoyle ilk defa böyle bir şey olmuşsa bir kereliğine böyle bir hak var diye duyduk. Onun için de bazı tesisatçılarda kaşe basma yetkisi oluyormuş yani bunu belgelemek gerekiyormuş bu hakkı talep etmek için.

Yoksa tabii ki her kacakta arızada talep edilmez ama mesela ben bu faturayla birlikte su sayacını arada kontrol etmem gerektiğini, musluklar kapalıyken çarkin dönüp dönmediğine dikkat etmem gerektiğini öğrendim. bu kaçak 15 bin TL ye de sebep olabilirdi. Elimizde olmayan bir şey için neden ödeme yapalım. Genel kullanıma bakıp oranlamalari bence garip olmamalı istisnai durumlarda diye düşünüyorum.
0
🌸egerbiryolcu
(15.01.26)
@egerbiryolcu,
Bu durumda faturayi odemekten baska careniz yok. Su sizdiran klozeti gormezden gelince boyle oluyor.
0
thetruenorthstrongandfree1
(16.01.26)
@egerbiryolcu o zaman dediginiz gibiyse, klozetteki ip gibi su kacagiyla olacak bir sey degil bence bu. son 3-4 ayın faturasını online edinip okunan değerleri bir karşılaştırın. çarkın dönmesi su harcanıyor demek evet, ama ne kadar hızlı döndüğü (ne kadar su kaçağı olduğu) da önemli. "bir kereliğine böyle bir hak" durumunu bilmiyordum ama sizin sorununuz başka olabilir o zaman, kaçak sebebiyle olduğu konusuna değil bir hata olduğu konusuna yoğunlaşabilirsiiz bence.
0
robokot
(16.01.26)
@robokot,

Pro ev sahibiyim. Daha once bazi kiracilarimin ihmalinden dolayi ayni durum birkac kez basima geldi. Inanmasi biraz guc olabilir ama orta seviyede su sizdiran tuvalet tanki "gunde" 500-1000 litre su sizdirabilir.
0
thetruenorthstrongandfree1
(16.01.26)
(8)

bir esere para verdiğimiz zaman o eserin neyini satın almış oluyoruz?

kibritsuyu
evet soru başlıkta. yaratılmış bir eser var. öykü, roman, hikaye, müzik, oyun, yazılım vs. para verip satın alıyoruz. satın aldığımız zaman neyi satın alıyoruz?örnekle sorayım. şimdi ben barış manço'nun bütün kasetlerini aldım zamanında. yasal, bandrollü kasetler. elimde var hala. ama kasetçalar yok
evet soru başlıkta. yaratılmış bir eser var. öykü, roman, hikaye, müzik, oyun, yazılım vs. para verip satın alıyoruz. satın aldığımız zaman neyi satın alıyoruz?

örnekle sorayım. şimdi ben barış manço'nun bütün kasetlerini aldım zamanında. yasal, bandrollü kasetler. elimde var hala. ama kasetçalar yok. ben soft olarak mp3 indirip telefonuma yükleyerek dinlemek istiyorum. mp3 indirmek yasal bir işlem değil. ben kasetleri satın almış olmakla o şarkıyı dinleme hakkına sahip olmuş oluyor muyum? illa fiziksel kasedi mi dinlemeliyim? kasetten değil de normalde yasal olmayan bir yöntemle edinilmiş soft versiyonunu dinlediğim zaman bu yine korsana mı giriyor?

ya da mesela kitapçıdan kitabı aldım. ama yanımda taşımak istemediğim için korsan e-kitap versiyonunu telefonuma tabletime yükledim. ben kitabı satın alınca o kitabı her türlü okuma hakkına sahip miyim? illa o satın aldığım fiziksel kitabı mı okumalıyım, yoksa hangi formatta olursa olsun, normalde yasal olmayan bir yolla edindiğim şekliyle okumak istesem yine korsanlık mı yapmış oluyorum?
0
kibritsuyu
(12.01.26)
Abi kasetteki şarkıyı mp3 olarak telefona indirmen yasak değil ki, yasak olan paylaşmak dağıtmak vs kişisel kullanımda bir sıkıntı yok, aynı şey diğerleri için de geçerli; kişisel kullanım için bir sıkıntı yok.
-1
kizil karga
(13.01.26)
Eski bilgidir, guncelligini bilmiyorum.
Bahsettiğin Cd ya da kasetleri kendin mp3 yaparak dinleyebilirsin. İndirme kısmını hatırlamıyorum /bilmiyorum.
Dediğim gibi bu eski bilgidir
0
kisa
(13.01.26)
nasıl yani? korsan siteden film indirip izlemek kendim yaymıyorsam yasal mı? ya da maçı selçuktan izlemek yasal mı? selçuk suç işliyor o tamam da, ben izleyebiliyor muyum gönül rahatlığıyla?

ama filmin dvd'si var elimde, dvd player yok. hdfilmcehenneminden açıp izleyince yine korsan mı izlemiş oluyorum, ben o filme zamanında para vermiştim?

ya da tod tv aboneliğim var maç izlemek için. yayın kalitesini beğenmedim, kesiliyor, takılıyor vs., selçuk'tan açıp izlesem yine korsan izlemiş mi oluyorum? ben o maçı izleme hakkına para verince korsan yayın yapan dahil her mecradan yasal olarak izleyebiliyor muyum, yoksa yine korsancı mı oluyorum?

paylaşma, dağıtma, başkasına fayda sağlama yok.
0
🌸kibritsuyu
(13.01.26)
Güzel abim "paylaşım" demek tek taraflı bir şey değil biri seninle paylaştığında sen de buna iştirak etmiş oluyorsun ikiuçlu bir konu bu, bak ilk sorunda kendi para verip aldığın kasetten kitaptan bahsettin, onu alıp bilgisayarına telefonuna indirebilir okuyup dinleyebilirsin bu "kişisel" bir kullanım ama hdfilmcehennemi'nden bir şey indirirsen sen de bu paylaşım ve dağıtım suçtur ilkesini çiğnemiş oluyorsun, çünkü niye? Bu paylaşım ve dağıtım dediğimiz şey tek taraflı değil paylaşılan kişiyi de bağlar ama burada nitelikli olan suç "indirmek" yani paylaşım ve dağıtım, online izlemek de yasaldeğil ama diğeri gibi nitelikli bir suç değil.
0
kizil karga
(13.01.26)
Soruyu daha çok bir düşünce egzersizi olarak soruyorsun sanırım.

Hemen her ülkede bahsettiğin şey ile ilgili yasalar farklı. Ama genel olarak yasal düzenek şöyle:

Zamanında aldığın kaset ile: Fiziksel bir kaseti (içeriğinden bağımsız olarak) satın alıyorsun + içindeki müziğin "o kopyasını" kişisel olarak dinleme "lisansını" satın alıyorsun. Bu kadar.

Yani aldığın şey müziğin hakları değil, müziği kopyalama hakkı değil, kopyalayıp satma hakkı değil, müziği gelecekte ve geçmişteki farklı kopyalarını dinleme hakkı değil. Başkalarına dinletme hakkı değil vs. Aldığın şey sana içindeki müzik kopyasıyla yapabileceklerini belirleyen bir lisans. Mesela atıyorum bu kasedi sahibi olduğun dükkanda müşterilerine dinletmek için farklı bir lisansa ihtiyacın var. Veya kasette satın aldın, CD formatında dinlemek için ayrı bir lisansa ihtiyacın var. Plakta dinlemek için ayrı bir lisansa ihtiyacın var. Yani sadece belli haklar satın alıyorsun.

Ha bu lisansa uymazsan ne olacağı ayrı bir tartışma. Lisansa uymuyor olman çok göze batarsa ve lisansı veren onları çok zarara uğrattığını veya uğratma potansiyelin olduğun düşünürse bir kar zarar hesabı yapıp yasal haklarını arayabilir. Pratikte milyonlara korsancılık yapmıyorsan tabii bir şey olmuyor.
+1
robokot
(13.01.26)
@robokot +1

Kaset aldınız, telefonda dinlemek için kopyaladınız ve aktardınız. korsandır. kaset aldınız, dükkanda müzik çaldınız. ticari yayın lisansı almadığınız (meslek birliği bildirimi) için korsandır. hatta, kaset aldınız ve beğenip arkadaşınıza verdiniz. dağıtmış olduğunuz için yine korsandır. bunlar teknik yaklaşımım.

siz şarkıya, kitaba, nftye (hehe) belirli bir formatta erişim hakkını almış oluyorsunuz. aldığınız nft'yi bastırdıysanız o da yasal değil.

yasal, etik ve ahlaki üç ayrı tartışma var sorduğunuz sorularda aslında. bir de tabi işi ekopolitik çerçevesi var. eser ile emtiayı ayrı değerlendirmek gerekir.

şarkıyı kaset aldınız, telefonunuza kopyaladınız ve dinliyorsunuz. yasal değildir, etiktir, ahlaki olmayabilir -orada da dağıtılıyor artık (spotify, apple müzik). filmi dvd aldınız ama oynatıcınız yok, hdfilmcehenneminden izlediniz. yasal değil, etik, ahlaki değil. filmde ahlaki değil diyorum, çünkü hdfilmcehennemi'nin sektöre dönüşü yok. Film yapmıyor, sanatçı desteklemiyor, veya bir yapım şirketi yok.

yasaya dair; fsek aslında oldukça kapsamlı bir yasa bizde, uluslararası standartların baya üzerindeyiz. uygulaması çok zayıf, o ayrı.

etiğe dair; edindiğiniz emtia bir şekilde üreticisine en az aracı ile en çok faydayı sağlayabiliyor mu? şarkı, kitap vb örneklerde bunu değerlendiriyorum. kaset (sanatçı, yaypımcı ve baskı) yerel sektöre kazandırıyor. siz kaseti başkasıyla paylaşıp buraya +1 kazandırabilirsiniz. bu yüzden etik sorunu yaşatmaz. ama apple müzikten albüm almak, ne sanatçıya ne de sektöre kazandırıyor. apple ve yapımcı aradaki "insanı" yok etmeye yönelik bir sistemle çalışıyor ve bu da tüm endüstri için sorun oluşturuyor. apple müzikten aldığınızı cdye basıp dağıtmak veya ticari de olsa -küçük ölçekli- yayınlamakta da bence sorun yok. arada aslında sorun çıkarana sorun oluyorsun ve bu bir sorun değil.

yine şarkı örneğinden gideyim -spora her şey mübah görürüm-, spotifydan o çok sevdiğiniz ve ortalama dinlenen sanatçıyı takip ediyorsunuz. snoop dogg açıklamıştı önceki yıllarda, bilmemkaç milyon dinlenme 47bin dolar getirmiş. sanırım pandemi dönemiydi. şimdi sizin dinlediğiniz ve o çok beğendiğiniz sanatçı ne kazanacak ki aranjörü bestecisi söz yazarı kayıtçısı miksçisi mühendisi ne kazanacak? bu sefer konserden kazanmak zorunda kalıyor ki o da ticketmaster (bizdeki biletix) tuzağına düşmek demek. biletix sanatçıyı bağlar, mekanları bağlar, biletleme işini bağlar, hatta sigortasını bile biletix sigorta a.ş yapıyor. çok büyük tezgah. siz bugün 100 lira verip hem sanatçıyaz hem yapımcıya, hem mekana kazandırıp hem de uygun fiyatla eğlenebilecekken, bir stream "kolaylığı" ile tümden zorlaşıyor her şey.

ekşideydi sanırım, şöyle bir şey okudum. sezen aksu'nun tüm diskografisine 70M ödediler, çünkü sezen'in tüm stream platformlarında kişilerden topladığı zamana erişmek istiyorlar (özetle). siz kaseti aldığınızda sanatçının tüm şarkıları için parasını ödemiş ama bir şarkısını dinlemiş olabilirsiniz. streamde yalnızca bir şarkısına para ödemiş oluyorsunuz. "endüstri" için kayıp burada başlıyor. tüketici için ise yukarda bahsettiğim, bunun sonrasında.

profesyonel spor türkiye'de ve dünyada askeriyeden daha pis olan tek şey. palantir real madridden daha az kötüdür. sporda ne olsa müstehak.
+3
klassno
(13.01.26)
en temelde o eserden ticari olarak para kazanma hakkını satın alıyorsun.
0
orpheus
(13.01.26)
telifli fiziki bir materyalin dağıtım ve çoğaltma hakkı telif sahibindedir. siz başkasının yarattığı içeriği indirerek yeni bir kopyasını yaratmış, yani çoğaltmış oluyorsunuz. o yüzden yapılan işlem yasalara aykırı.

ancak sahip olduğunuz film/müzik/basılı yayın 'ın orijinalini saklamak koşuluyla kendi kullanımınız için, kendi imkanlarınızla dijitale aktarmanız çoğunlukla yasal. kopyalanan film/müzik/basılı yayına sahip olmadığınızda ilgili kopyayı da silmeniz bekleniyor.

dijital içerikte konu biraz daha karışık. dijitalde (drm'li içerikte) fiziki üründeki gibi genel bir kullanım hakkını değil, sadece belirli bölgeyle kısıtlı bir izleme lisansı satın alıyorsunuz. tod (digiturk/bein adı her ne ise...) türkiye'deki dijital yayın haklarına sahip tek "lisanslı" kuruluş. korsan yayıncı ise ilgili içeriği türkiye'de dijital mecrada yayınlama lisansına sahip değil.

satın alınan izleme lisansları ise tek bir kuruluşa ait (başka mecralarda geçerli değil). örneğin steam'de satın aldığınız bir oyunun başka platformda geçerli olmaması ya da google play'de satın aldığınız dijital içeriğe amazon, apple gibi platformlardan erişememeniz gibi.

bir de dijitalde kimi zaman siz bir içeriği indirirken, aynı zamanda indirdiğinizi paylaşıyor oluyorsunuz. bu durumda izlediğiniz yayının dağıtımına 1KB bile katkıda bulunmuşsanız dağıtıcı sayılırsınız. korsan yayın izlediğiniz platformların sistemini bilmediğiniz için böyle bir duruma da düşebilirsiniz.
+1
tnz
(13.01.26)
(3)

Kentsel dönüşümde mahkemelik olan paylar ne oluyor?

robokot
Bir kentsel dönüşüm sorusu da benden olsun madem: Sonuçta dönüşümdeki apartman (hatta site ise apartmanlarda) onlarca, bazen yüzlerce mal sahibi kişi oluyor. Bütün bu mallarda icralık olan, miras payı davaları olan birileri olmamasi imkansız, oluyor da. Bu davalar bazen devam ediyor durumda, bazen y
Bir kentsel dönüşüm sorusu da benden olsun madem: Sonuçta dönüşümdeki apartman (hatta site ise apartmanlarda) onlarca, bazen yüzlerce mal sahibi kişi oluyor. Bütün bu mallarda icralık olan, miras payı davaları olan birileri olmamasi imkansız, oluyor da. Bu davalar bazen devam ediyor durumda, bazen yeni başlamış veya apar topar açılmış, bazen açılmamış bile ama normal şartlarda açılabilir. Yani bazı dairelerin bazı paylarında mahkemelik icralık durumlar var. Ama diyelim ki müteahhitle anlaşıldi, veya anlaşılmak isteniyor. Veya biri karot aldırdı ve yıkılması gerekiyor vs. vs. bu durumlarda kendi payları mahkemelik olan icralık olan kişilerin problemleri nasıl çözülüyor? yeni paylar eski paylar gibi olmayacağı için, hatta yıkım sonrası bazıları kaybolacağı için ama aynı zamanda yıkımdan önce mahkemeler vs. sonuçlanamayacağı için ortaya çıkacak olan kaos nasıl çözülüyor pratikte?
0
robokot
(12.01.26)
tapuda arsa payına şerh koyuluyor. bir çok mahkemede de tedbir vs de koyuluyor. pay orada hukuken korunuyor, hak sahibi kazanıp kesinleştirince üzerine işlem yapılıyor.
0
ground
(12.01.26)
Bizim komşu binada da vardı bu durum. mahkemeler açılmış ev sahibi çirkeflik de yapmış. mahkeme sonucunda da o sorunlu kişinin payı rayiç bedel tutarında verilip onun ortaklıktan çıkarılması hükmedilmiş. bu sorunlu şahsın payını da binayı yapan firma ödeyip aldı. şuan kendisi elinde bir ev alamayacak parayla kiraya geçmek zorunda kaldı.
0
limonlu eksi
(12.01.26)
@ground ama sadece pay üzerinden olması da kaos yaratmaz mı? belki kentsel dönüşümde payı korumak için para istendi. atıyorum ayni payda yeni daire almak için 2 milyon para ödendi. hak sahibi kazandı diyelim, hiç masraf yapmadan buna konmuş oluyor vs.
0
🌸robokot
(13.01.26)
(3)

Konut kredisi faiz düşürmek için yapılandırılırken banka yine gelir durumuna vs. bakıyor mu?

robokot
Banka aynı banka. Faizler düştüğü için yapılandırmak istiyorum diyelim. Krediyi ilk çekerken gelir durumu için belge vs. istemişlerdi banka dökümleri, giren çıkan vs. serbest çalışan olduğu için. şimdi krediyi yapılandırırken bu uygunluk testini baştan mı yapmak isterler?
Banka aynı banka. Faizler düştüğü için yapılandırmak istiyorum diyelim. Krediyi ilk çekerken gelir durumu için belge vs. istemişlerdi banka dökümleri, giren çıkan vs. serbest çalışan olduğu için. şimdi krediyi yapılandırırken bu uygunluk testini baştan mı yapmak isterler?
0
robokot
(12.01.26)
Evet tüm işlemler baştan yapılıyor, sanki ilk defa konut kredisi alıyormuş gibi süreç. YKB için konuşuyorum ama başka bankalarda da aynıymış.
0
creepy
(12.01.26)
yapılandırma dedıklerı aslında dusuk faızden tekrar kredi çektirip eskını o parayla kapatmak. yani hersey yeniden.
0
paudi
(12.01.26)
Ama burada banka değişmiyorken de mi her şey yeniden? Banka değiştirdiğinde sıfırdan ekspertiz yapılıyor mesela. Başka bankanın ekspertizi kabul edilmiyor. Ama banka aynı olunca bu işlemler daha önce yapılmış oluyor - banka aynı olunca da mı her şey baştan?
0
🌸robokot
(13.01.26)
(2)

sürücüsüz otomobiller neden hala türkiye'ye uğramadı

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
minibüs, dolmuş, taksi ve tır şoförleri ne zaman emekli olacaklar. toplu taşıma için geç kalınmadı mı?
minibüs, dolmuş, taksi ve tır şoförleri ne zaman emekli olacaklar. toplu taşıma için geç kalınmadı mı?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.01.26)
Daha sürücülü otomobil olayını çözemedik.

şaka bir yana, tamamen otonom araçlar henüz serbest trafikte takılabilecek seviyede değil. bu yüzden sadece pilot bölgelerde (yani üreticinin desteklediği bölgelerde) belirli ve normalden sık güncellenen harita bilgilerine sadık olarak, arka planda sürekli çalışan operatörler kontrolünde deneniyorlar. yani atıyorum şirket san francisco merkezli, orada sadece bir bölgede çalışıyor, ve operatörler var araç trafikte bir yerde kalırsa kafası karışırsa arıyorsun onlar gelip çıkarıyor veya daha yeni teknolojide arabaya uzaktan bağlanıp problemi çözüyorlar. bunlar hem teknolojiyi deneme, hem reklam, hem de yol verisi toplamak için yapılan operasyonlar. henüz kar etmiyorlar ve şu anda kar etme amaçları yok. ve bölgeye özel, haritada gidebilecekleri gidemeyecekleri belli limitleri var. bu aracı rastgele bir yere koy problemsiz sürsün gibi bir durum yok. Burada olması için ya burada da bu teknolojiyi üreten girişimlerin olması lazım ya da oralarda bu işi yapanların tam otonom sürüşü çözmesi, giderek yaygınlaştırması deneye deneye ve en sonunda buraya kadar yayılması lazım. yani özetle henüz dünyanın her yerinde limitsiz çalışacak kadar genel bir otonom araç teknolojisi geliştirilemedi.
+2
robokot
(12.01.26)
adam arabadan indi, elinde levye gitti, kapıyı açtı, sürücü yok kiminle kavga edecek. bizdeki kuralsızlık ve zekasızlık yüzünden ne yazık ki bizim gibi 3. dünya ülkelerine o teknoloji gelmesi en az 20 sene.

bir çok ülkede araba kullandım. tr sınırlarına girdiğim anda sinir harbi başlıyor resmen.
+2
gercekdunya
(12.01.26)
(6)

Overstayler bir ülkeye girişte kontrol ediliyor mu?

michael harddd
Geçmişte bir overstay durumum var. Bu seyahatimde sorun yaratır mı?
Geçmişte bir overstay durumum var. Bu seyahatimde sorun yaratır mı?
-1
michael harddd
(10.01.26)
ice ice baby :)
-5
thetruenorthstrongandfree1
(10.01.26)
hangi ulke? abd ise o vizeyle tekrar giremezsin. hatta kisa vadede yeni vize de alamazsin.
0
antikadimag
(10.01.26)
yani yaratmamasi garip olmaz miydi sence. caydirici bir yani olmasi lazim.
+2
hot potato
(10.01.26)
çıkışta ne demişlerdi?
0
co2s2
(11.01.26)
hiçbir şey demediler
0
🌸michael harddd
(11.01.26)
ulkeden ulkeye de degisiyor. hangi ulke?
0
robokot
(11.01.26)
(12)

Homo economicus neden araba satın alır?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Benzin pahalı, trafik sıkışık (böyle trafik mi olur oha amk), park yeri yok, arabalar pornografik pahalı, sanayide sex dönüyor, parçalar zaten arabayla yarışıyor, usta desen bir çoğu embesil, bunun kazası var, kaskosu var, tazminatı var, mtv'si var, trafik cezası var, var oğlu var. Bütün bu ahval ve
Benzin pahalı, trafik sıkışık (böyle trafik mi olur oha amk), park yeri yok, arabalar pornografik pahalı, sanayide sex dönüyor, parçalar zaten arabayla yarışıyor, usta desen bir çoğu embesil, bunun kazası var, kaskosu var, tazminatı var, mtv'si var, trafik cezası var, var oğlu var. Bütün bu ahval ve şerait altında yük taşımacılığı yapmayan birinin ciddi ciddi araba satın alabilmesinin altında yatan sebep nedir?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.01.26)
Bahsettigin eksilere karşılık artıları var.
Araba statü göstergesi
Araba bir yatırım, değer kazanıyor, kredi faizleri iyi iken akıllı bir yatırım olabiliyor dönemine göre
Araba konfor sunuyor
Bu artılar ile yazdığın eksileri toplayıp kendisine göre en mantıklı kararı alıyor.
-1
abelardo
(09.01.26)
Konfor, zaman kazanımı. İstanbul hariç tabii. İstanbul'da araba genelde zaman kaybettirir ama düzgün planlamayla o da zaman kazandırır. Temel sebep konfor.
Ben yaşadığım şehirde otopark sorunu çok nadir çekiyorum. En fazla 15 dk dolaşırım araç parketmek için o da nadirdir. Ama verdiği konforu trdeki toplu taşıma veremez.
Avrupanın ulaşım seviyesinde olsaydık ne biliyim bi paris, amsterdam, araca ihtiyaç duymaz ve kullanmazdım çünkü bu sefer toplu taşıma daha konforlu olurdu.
+1
jelly bear
(09.01.26)
şehirlerde toplu taşıma bir işkence. her gün işe giden servisi olmayan kişiler bu işkenceden kaçmak istiyor.

çoluk çocuk varsa çocukla bir yere gitmek için şart gibi.

statü çok önemli.

matematiği de şöyle: enflasyonu falan boş veriyorum. Bugün 100 ekmek alınan paraya araba aldın diyelim. Yarın gerektiğinde 75 ekmek alınan paraya satabileceksin. Sigorta ıvır zıvır masrafı 10 ekmek parası diyelim. Sana kullanım maliyeti 25+10 = 35 ekmek parası oluyor. Benzin falan var evet ama toplu taşımaya düşsen onun da maliyeti var ve arabayla sırf araba olduğu için bazı şeyleri daha maliyetsiz yapabiliyorsun kafa kafaya geliyor. Yani aslında harcadığın para arabanın bütün değeri değil satacağın zaman aradaki değer kaybı farkı + masraflar. Gerisi ha bankada durmuş ha kapının önünde durmuş.
0
robokot
(09.01.26)
Benzin pahalı tam bir ezber. Benzin birkaç yıldır ciddi ucuz Türkiye'de, önceden döviz bazında dünyanın en pahalısı iken şu an en ucuzlarından. Metrobüs 50 tl, otobüs 35 tl tek basım. Abonman 3 bine yakın, çoğu arkadaşım abonman ücreti alıp kendi aracıyla geliyor işe ve kafa kafaya çıkıyor hesaplayınca yakıt giderleri. Konforu zaten saymıyorum.
+1
furry burns
(09.01.26)
Türkiye'de bir iki şehrin dışında toplu ulaşım zaman ve para kaybından başka bir şey değil. Bundan dolayı ülkede araba ihtiyaç oluyor, bir de evli, çocuklu ise kesinlikle gerekiyor.
+2
murtiii
(09.01.26)
bunların yanıda + olarak konfor geliyor. kışın arabadan klimayı açıp müziğini açıp rahat rahat gitmek, metrobüste sıkışık tıkışık giderken kışın metrobüste terlemekten 100 kat daha iyi.

Bunlara ek, istediğin zaman istediğin yere gidebiliyorsun işte.

getirisi de vari götürüsü var yani.
0
substituent
(10.01.26)
metronbüste taciz edileceğine vergisini verip başka türlü taciz ediliyor. sen kimi merak ettin bu kadar genellemeye yorum yapılmaz. proletaryayı mı soruyorsun?
0
mikahakkinen
(10.01.26)
İnsanların kendisine 1 gram faydası olmayan onlarca kalem gideri var, bunları toplasan ay sonunda arabanın masrafını ikiye katlar, sana her anlamda konfor ve özgürlük sağlayan aracın masrafı bu nedenle benim gözüme batmaz, asıl diğer dandik giderler neden var onları düşünmek lazım arabaya gelene kadar.
0
kizil karga
(10.01.26)
abi büyük rahatlık ve lüks aslında ya. 16-28 yaş arasını hiç araba merakım olmadan geçirdim. maddi açıdan ulaşılmaz gelmesi bi yana büyük şehirde benim kendi yaşantım için gerçekten hiç gereği yoktu. ehliyet bile almadım o yüzden. ama her şeyden önce konfor ve oyun tabiriyle BÜTÜN HARİTAYA ERİŞİM sağlıyor. hastan olsa, gece bi yere gitmen gerekse, atıyorum kırsalda köyde vs. bulunman gerekse müthiş kolaylık. o yüzden imkanım olsa şahsen kesinlikle bi araç isterdim aktif kullanmayacak olsam bile. ayağımı yerden kessin yeter. düşünsene gece 2'de şahsi aracına atlayıp ülke içindeki HERHANGİ BİR LOKASYONA akabiliyosun. az şey değil bu. ben gibi rutini belli veya büyük şehirde yaşayıp 3-5 adresi zaten toplu taşımayla ulaşılabilir olan insanlar için pek anlamı yok ama lazım yani araba. güzel bi şey.

hiçbi şey değilse özel alandır mesela. arka koltuğuna geçer yatarsın, canın sıkkındır oturur içinde müzik dinlersin. canım araba.
+1
der meister
(10.01.26)
Araba bir ihtiyac bir gereklilik. Araba luks degil. Jenerasyonlar boyunca vediginiz vergilerin bir dolusu yol yapiminda kullaniliyor. O yollari kullanin aslanim.

Birak sanayisini, benzinini... ben buna degerim diye dusuneceksin.

Ben Sovyetler Birliginde dogdum. Dedem 7 sene sira bekledi lada alabilmek icin....
Ben su an en buyuk V8 motorlu ne varsa, en yuksek paket ne varsa onu alip, biniyorum. Sanayisi, ustasi, benzini, trafigi umrumda degil.
0
thetruenorthstrongandfree1
(10.01.26)
Araba = özgürlük ve konfor. Ek olarak toplu taşımada maruz kaldığın tipler bile araba almak için bir neden.

Araban yoksa herkesin gittiği ayaksütü mekanlarda takılırsın. Şehir merkezinde gürütü ve stresin içinde yaşamak zorundasın. Belli bir yaştan sonra bunlar çekilmiyor. Daha önce yazdıklarından gen z bir arkadaş olduğunu hatırlıyorum. Biraz büyüyünce zaten bunları kendiliğinden anlıyorsun
0
michael harddd
(10.01.26)
toplu tasima ile evin onundeki duraktan ciktim, otobus+tren+otobus+yuruyus , ofise gitmem 2 saat 15 dakika surdu. ayni yolu bide doneceksin, etti 4.5 saat
ayni yolu arac ile en sikisik trafikte bile yarim saatte gidebiliyorum. yani gidis donus 1 saat.
4.5 - 1 = 3.5 saat gunde, 910 saat senede kazancim var.
saatine net $50 yapan birisinin arac yuzunden kazanci senede $45,500
zaten bu paraya her sene bu ulkede orta kalite sifir bir arac alabiliyorsun.
-1
cooperr
(10.01.26)
(7)

su kıtlığı tartışmasında kayıp-kaçak olayı

biseysorcaktim
altyapı eksikliği yüzünden ve yenilenmesi çok büyük miktarlara mal olacağı için altyapıdaki kayıp-kaçaklar göz ardı ediliyor ama insanların ve sanayinin tükettiğine denk bir oran deniyor.korsan kuyulardan değil, toprağın altından geçen su borularındaki kaçaklardan bahsediyorsak eğer; yine topraktaki
altyapı eksikliği yüzünden ve yenilenmesi çok büyük miktarlara mal olacağı için altyapıdaki kayıp-kaçaklar göz ardı ediliyor ama insanların ve sanayinin tükettiğine denk bir oran deniyor.

korsan kuyulardan değil, toprağın altından geçen su borularındaki kaçaklardan bahsediyorsak eğer; yine topraktaki boşluklardan geçip de eninde sonunda yeraltı akarsularına ve göllere ulaşmayacak mı?

altyapıdaki kayıp-kaçakların önemi nedir?
0
biseysorcaktim
(09.01.26)
En son bu konudaki sorudan sonra, hep kafama takılan Deniz suyunun arıtılarak kullanılması konusunu yapay zekalarla falan epey bir araştırdım.
Kayıp kaçak oranı bazı şehirlerde %40 ı bulabiliyormuş ki bana çok inandırıcı geldi.
0
Mirket
(09.01.26)
yüzde 40'ı bulabiliyor diye duydum ben de o yüzden merak ettim.

toprağın altındaki boruda kaçak varsa, toprağı ıslatır. zaman içinde o su da yeraltı kaynaklarına gider ve yeraltı sularını tekrar besleyip döngüye katılır. belki yenilenme hızı çok yavaştır. ama yine de sistemde kalır, kuraklık nedeni değildir diye düşündüm.

ama sanırım kayıp-kaçak analojisi şöyle; A noktasından alınan su B noktasındaki toprağa bırakılıyor. oradan da nehre birleşiyor, nehirler de denizlere akıyor. gölgen 6 birim çekmek yeterliyken 10 birim çektik, 4 birimi su kaynağına uzak olan toprağa ve bunun bir kısmı da dolaylı yoldan denize mi karıştı?

öyleyse yine büyük sorun. ama su sorununu ilgilendirdiği kadar enerji sorunu da. boşuna bir sürü su çekildi az çekilebilecekken.
+1
🌸biseysorcaktim
(09.01.26)
Çektiğin her su ile döngüyü bozuyorsun.
Tekrar toprağa vermekle döngüyü sağlıyor olsan, hatalı tarımsal sulama Aral Gölünü kurutmazdı.

Türkiyede şu anda bu konuyla ilgili en büyük sorun tarımda vahşi sulamanın terkedilememesi.
+2
Mirket
(09.01.26)
her şey maliyete göre hesaplanıyor.

örneğin yukarıda dendiği gibi deniz suyu desalinasyon + arıtma mümkün ama çok çok maliyetli. şu anda mevcut su kıtlık seviyesinde değil ve böyle idare etmesi daha kolay. kesintilerle falan aşılacak bir şey değil, kesintiyi gören depo ediyor aynı şeye geliyor. bir yerden sonra su azaldıkça fiyatlar artmak zorunda kalacak. fiyatlar arttıkça daha önce ekonomik olmayan çözümler ekonomik olmaya başlayacak.

kayıp kaçak önüne geçmek, kaçakları bulmak tamir etmek çok çok zor ve maliyetli. kaçak hiç istemiyoruz dersen gerekli çalışma sonucu suyun maliyeti tüketici için aniden astronomik olur. sonuçta su direkt doğadan geliyor. maliyet arıtım ve dağıtımında. sen kayıp kaçağı engellersen suyu tüketen kişi hiç bir şey hissetmeyeceek, ve aynı fiyattan suyu isteyecek. yani sen zaten bedava olan kaynaktan tasarruf yaparsan (dağıtıcı olarak) sana bir avantajı yok, maliyeti var. tüketici de bu maliyeti ödemek istemez. devlet eliyle yapmak istesen kimse oy vermez. cehape doneminde abdest alamadık suyun pahalılığından der alaşağı eder seni.

o yüzden dünyada olacak şey: su azaldıkça maliyetinin artması, maliyet arttıkça ve bel bükmeye başladıkça önceden ekonomik olmayan çeşitli önlemlerin yavaş yavaş ekonomik olmaya başlaması şeklinde olacak...
0
robokot
(09.01.26)
dünya kapalı çevrim bir sistem ve 2/3 ü sudan oluşuyor. bu yüzden su krizi hiç bir zaman olmayacak. tek fark yer değiştircektir. binlerce yıl önce afrika belki su cenneti iken şimdi kuraklık çekiyor. yıllar sonra da türkiye ve avrupa aynı sorunu yaşayabilir. bu yüzden kapitalist ülkeler kendini korumak için böyle kriz var ayaklarına yatıyor. nasıl ve neden çizildiği belli olmayan sınırlar yüzünden ülke adını verdiğimiz yerler kendini kurtarmak için dünyaya zarar veriyorlar. gelecekte ülke kavramı kalmayacak ve globalleşme başlayacaktır. o zamanda insanoğlu su nerdeyse oraya rahatça gidebilecek ve böylece insanlığın su ile bağlantısı hiç bir zaman kesilmeyecektir.

ayrıca deniz suyu artımak enerji olarak maliyetli bir iş. nükleer enerjin olmadan bu maliyetlerle başa çıkamazsın.
0
gercekdunya
(10.01.26)
@gercekdunya 2/3 suyun %98 i tuzlu su / deniz suyu. kalan %2'nin %75'i buzullarda hapis. erisilebilir icilebilir su %0.5 bahsettigin yerde. Bu su da dogal olarak temiz hale gelmiyor, endustriyel kimyasallar, agir metaller ile bu su kalici sekilde kirletilebiliyor. yani dolasimdan cikiyor. "dunyanin cogu kapali sistem su" argumanin gecerli degil.
0
robokot
(10.01.26)
@robokot tuzlu su da olsa buharlaşıyor bulut oluyor sonra saf su olarak yağmur ve kar olup toprağa akıyor. sonra yer altı su kaynağı olarak kullanıyoruz ya. ha sen bu buharlaşma ve geriye dönüş oranı, kullanım oranından çok daha az diyorsan haklı olabilirsin, o tartışılacak başka bir konu. ama kapalı çevrim sistemi doğrudur. ayrıca "dunyanin cogu kapali sistem su" değil dünyanın kendisi kapalı çevrim sistemdir. ne zaman atmosferi delip suyu uzaya kaçırırsın o zaman zaten bittiğin anlamına gelir. sanırım sen kafanda kapalı çevrim sistemini yanlış kodlamışsın.

benim anlatmak istediğim de kapitalist ülkeler bu kullanımı azaltmadan temiz su kaynağını ele geçirmek istiyorlar. ayrıca kullanılan endüstirel suyu toprağa verdiğin zaman bir çok arıtma sisteminde olduğu gibi topraktaki kum,çakıl,kömür parçacıkları onu artırak yer altına alır. yani yer altındaki su yine kullanılabilir hale gelir ama üzerindeki kimyasallar tabiki toprağına zarar verecektir. toprak su gibi değil bir kere bozarsan çöl olursun. çünkü onda herhangi bir çevrim söz konusu değil. ve bir daha hiç bir işe yaramaz.

kısacası dünyada su sorunu olması mümkün değil. onun yerine verimli topraklar yok olduğu için, besin sorunu çok yakında başlayacaktır.
0
gercekdunya
(12.01.26)
(11)

Astronomik su faturası:(

egerbiryolcu
Az önce eve fatura gelmiş 7600 civarı:(300-700 civarı geliyordu en fazla. İlk defa böyle bir fatura geldi. Klozetten su aktigini fark ettim taharet muslugunun altındaki siyah bir düğme var onu ters tarafa döndürdüm o su durdu. Su sayacina gittim baktım tüm musluklar kapalı çiçek gibi çark var dönüyo
Az önce eve fatura gelmiş 7600 civarı:(
300-700 civarı geliyordu en fazla. İlk defa böyle bir fatura geldi. Klozetten su aktigini fark ettim taharet muslugunun altındaki siyah bir düğme var onu ters tarafa döndürdüm o su durdu. Su sayacina gittim baktım tüm musluklar kapalı çiçek gibi çark var dönüyor daha önce hiç su sayacina bakmalik bir durumum olmamıştı. Sayı olarak da beş haneli bir kutu var şu an 0093? Sondaki net bir sayı değil.

Ne yapmam lazım?

Tüm musluklar kapalı dedim ama kombiyi unutmuşum. Sabah bir de onu kapatıp deneyeceğim.

Arkadaşlar eski ve yeni fatura karşılaştırması atacağım. 0-934 garip geldi. Umarım hatalı okumadır

resmim.net
0
egerbiryolcu
(09.01.26)
Yanlış bilmiyorsam o sayaçtaki çark dönüyorsa su akışı var demek. Görünürde akıntı olmasa bile belki duvarın içinden geçen borularda akıntı, sızıntı olabilir. Su tesisatçısı ile bir görüş istersen, onların cihazları oluyor, her yeri tarıyorlar o cihazla ve bu cihaz kaçak varsa buluyor ve ora düzeltiliyor.
0
rock n roll
(09.01.26)
Sayacının değiştirilmesini iste ve faturaya itiraz et.
Sayaç dairene mesafeliyse arada boru patlağı vs sebeple kaçak olup olmadığını kontrol ettir.
0
Mirket
(09.01.26)
Kaçak kontrolü sonrasında sayaç kontrolü için su idaresine de başvurun. Belki sayaç bozulmuştur? Bozuksa geçmiş kullanımı baz alarak hesaplayıp fazla kullanımı mahsup ederler muhtemelen.
0
orient blue
(09.01.26)
Bu arada ise yarar bir bilgi mi bilmem evimiz müstakil bahçe katı başka daire yok.
0
🌸egerbiryolcu
(09.01.26)
Son gelen bilgiden sonra ben sayaç sonrası boru patlağına kesin gözüyle bakıyorum.

Hemen bugün, kaçak tespiti yapan cihazı olan bir tesisatçı bul. İş hallolana kadar da sayacın giriş ya da çıkışındaki vanayı kapat ki paran toprağa akmasın.
0
Mirket
(09.01.26)
şehir neresi? bazı şehirlerde su pahalı
-4
michael harddd
(09.01.26)
su deposu varsa depo doluyor olabilir. yani görünürde açıl musluk veya su kullanımı yoktur da depo dolduğu için çark dönüyordur.

yine depo varsa, şamandırası bozulmuş ve taşıyor olabilir. bahçede mahçede ise taşan su toprağa gidiyordur, fark edilmiyordur.

gömülü tesisatta kaçak olması muhtemel ama ben pek ihtimal vermiyorum, o kadar olmaz. o kadar büyük kaçak varsa illa ki bir yerden patlar çıkar o su.

üçüncü bir ihtimal de sayacı doğru okumamış olmaları. son rakam okunmuyor demişsin. önceki sefer 931 okumuştur. şimdi atıyorum 938 olmuştur, ama son rakamı okuyamadığı için 93 yazmıştır. yani sanki sayaç 999'a kadar gitmiş, sıfırlanmış, sonra da 93'e gelmiş gibi tüketim yazmıştır. ama bu dediğim faturadan anlaşılır. faturaya bak, ilk okuma kaç, son okuma kaç, tüketim kaç gözüküyor.

dördüncü ihtimal, sizden habersiz bir işlem (sayaç değişimi, zart onarımı, zurt bedeli vs) yapılmış olması ve faturaya yansıtılması. boş duran yazlığa kışın ortasında 1000 küsur lira fatura gelince ben de boru patladı da evi günlerdir su basıyor diye telaş yapmıştım, sayaç değiştirmişler. ama bu da faturada gözükür.

yani en önce faturaya bir bak, sebebi ne görünüyor. ilk yazacağım şeyi en son yazdım.
0
kibritsuyu
(09.01.26)
Daha önce bizzat başıma gelen olayı anlatıyorum bütün apartmana astronomik rakamlar gelmişti kimine 1.500 kimin 2.500 kiminle 3000 anlaşıldı ki su saati okuyan kişi Sarhoş muydu neydi bilemiyorum ama bütün rakamları yanlış yazmış hep herkes itiraz edince tekrardan gelip okuma yaptılar Yapabileceğin şey iski sitesinden son okunan sayaç numaranı bakmak ve şu andaki saatindeki rakamı kontrol etmek Eğer gerçekten yeni faturamdaki kadar fark varsa bir yerde Kaçak var benim de faturam inanılmaz yüksek geldi ama 19 metreküp seninkiyle aynı değil
+1
eja
(09.01.26)
Güncelleme yapıyorum.
@kibritsuyunun yorumuyla faturaya baktım
ilk okuma 0 durum 50 yazıyor
Son okuma 934 durum 11 yazıyor


Geçmiş bir fatura buldum evde ona baktım.
İlk okuma 839
Son okuma 837 fatura 300 TL gelmiş


0-934 ilişkisi hatalı yani değil mi?

@eja senin de yazdıkların okuma hatasını destekliyor gibi..umarım okuma hatasıdır da kaçak vs ugrasmayiz. Artık bu hataya sevincek durumdayim
0
🌸egerbiryolcu
(09.01.26)
butun musluklar kapaliyken sayactaki cark dönüyorsa kaçak var işte, sayaçtan sonra bir yerden bir yere su akıyor. evde olur bahçede olur, duvar içi tesisatta olur. bulunması lazım. o zamana kadar para harcamak istemiyorsanız sayaçtaki vanayı kapatın (tabii evde su da kesilecektir, kullanılacağı zaman açın).
0
robokot
(09.01.26)
İlk okuma bilgisi 0 olarak yanlış girilmiş gibi gözüküyor, ya sayacı değiştiler orada hata oldu ya da sistemsel bir sıkıntı var. İtiraz edin zaman kaybetmeden, zaten hemen bakıp söylüyorlarlar eğer sayaç değişmediyse ilk okuma sıfır olmaz.
0
koskoca kirpi
(10.01.26)
(11)

Bana bu kalemi satın

michael_knight
Lafı çok uzatmayacağım. Sizin de benim de pek vaktimiz yok. Bana bu kalemi satın.
Lafı çok uzatmayacağım. Sizin de benim de pek vaktimiz yok.
Bana bu kalemi satın.
-26
michael_knight
(09.01.26)
Eşinizin, çocuğunuzun, sevgilinizin, hoşlandığınız kişinin adını yazmak ister misiniz?
-6
arbre
(09.01.26)
Üyeliğe devam etmen için ıslak imzalı form fakslaman lazım.

Faksı da başkası satsın.
-1
kibritsuyu
(09.01.26)
-cinsel gücü artıran kalem geldi (he)

-sevdiğinize kavuşturan manifestli kalem geldi (she)
-1
yurtsuz john
(09.01.26)
birkac sene once guzel bir koltuk gordum vitrinde, luks bir mobilya magazasi idi. ustunde fiyat falan yok, seytan durttu, daldim iceri, enteresan kiyafetli yakisikli bir abi beni karsiladi.

- selam ne kadar bu koltuk, guzelmis..
- evet, oldukca populer bir model. kumasina gore fiyat degisiyor ama bu kumas olsun diyorsaniz $14,000 diyebiliriz, ozel siparis oldugu icin 6 ay beklemeniz lazim.
- hmm, peki ozelligi ne bunun enteresan kumasi disinda?
- soyle soyliyim, gecen ay bir tane bunun aynisindan robert de niro'ya sattik.
- peki tesekkurler.

sanirim robert de niro iyi bir satis stratejisi.
o yuzden diyorum ki aha bu kalemin aynisindan robert de niro'da var.
+1
cooperr
(09.01.26)
önce kaleminizi bana vermeniz lazım.
+1
galahad reloaded
(09.01.26)
alırsanız ekime almazsanız s...
0
matilda
(09.01.26)
hangi kalemi? siz kimsiniz?

acil kalem mi lazim? gunluk mu tutuyorsunuz? baskalarina zengillik gosterme pesinde misiniz? cocugunuz kalem mi istiyor? baska yerlerle de gorusuyor musunuz kalem icin? dolma kalem mi, tukenmez mi, kursun mu, boya mi?

bonus: babam boyle pasta yapmayi nerden ogrendi?
-1
taurina
(10.01.26)
o kalemi herkese satamıyoruz, şu formu asistanınız doldurup başvurursa biz size döneriz. sipariş geçildikten sonra 12 ay içinde hazır olabiliyor.
+1
robokot
(10.01.26)
Sayın robokot,
Başvuru formum elinize ulaştı mı?
Teslim süresini 6 aya çekmemiz mümkün mü? Çok acil bir şeyler yazmam gerekiyor.
0
🌸michael_knight
(10.01.26)
Sayın michael_knight, başvurunuzu aldık. Sizin gibi seçkin müşterilerimizle ilgilenmek üzere özel bireysel danışmanımız sizinle bugün iletişime geçecek ve istekleriniz doğrultusunda özel kaleminizin imalat süreci ve size ulaştırılmasından sorumlu olacak. Teslime kadar seçeceğiniz ikame kalem isterseniz size sağlanacak, iyi günler dileriz.
0
robokot
(11.01.26)
bir şey derdim ama banlarlar ;(
0
hold the door
(11.01.26)
(5)

Bu tarot astroloji konularına neden daha çok kadınlar meraklı?

pembediken
Inanan takip eden erkekler de vardır ama daha çok kadınlarda var gibi.
Inanan takip eden erkekler de vardır ama daha çok kadınlarda var gibi.
-2
pembediken
(07.01.26)
bence eşittir. kadınlar çok konuşuyor çünkü ve laf bi şekilde buraya geliyor
-2
karlmarx
(07.01.26)
bence bir sekilde kadinlarin sahip olamadiklari ozgurluk, otorite ve kontrol mekanizmalarinin karsiligi olarak olusmus. misal is yerinde az zam almistir, muduruyle bunu konusmayi dusunemez cunku hayati boyunca otoriteye saygi duymasi ogretilmistir, ama burcunda finansal sikintilar yasayabilirsiniz yazinca kendilerini daha iyi hissederler (aa falimda da cikmisti bu diyip kabullenmesi kolaylasir, zira mudure diklenmek bi secenek olsa bile yildizlara diklenmek olmuyor). bi tur basa cikma yontemi bence. dini inanc da biraz bu ise yariyor, basa gelenlerin kabulu kolaylasiyor allahin bir bildigi vardir diyerek.
+3
taurina
(08.01.26)
pek cok nedeni vardir. birincisi kultureldir. kadinlarla ozdeslesmis bir sey bu. erkekler mesela neden altin gunu yapmiyor, halbuki parayla daha cok icli dislilar, daha meraklilar. sirf kulturel oldugu icin. onun disinda karakter olarak belki daha duygusal, sprituel, yaratici olabilirler.
+1
Sour
(08.01.26)
geleceği tahmin ile işgal herkesin önem verdiği konularda var. kadınlar kısmet mısmet bakar, erkekler borsa hareketlerinden pattern gördüğünü sanar, bahis oynar vs. benzer güdülerin farklı araçlarla tatmini hep.
0
robokot
(08.01.26)
Astroloji ve tarot ve diğer bir yığın şey gibi birer "gizem" yani buz dağının görünen kısmı kadar ortalarda olup tatmin etmeyen, illa hakkında konuşup öğrenip anlamaya ihtiyaç duyulan alanlar. Üstelik bana göre Astroloji insan psikolojisi çalışmanın en şahane yollarından biri. Değişik ve çok katmanlı, çok derin bir sembol dili. Jung bile Astroloji çalışmış, 1000 yıl önce İbn Arabî dahi çalışmış ve kendisinden feyz alınıyor bugün, çeşitli ülkelerde Astrolojinin üniversiteleri var. Aşağılanacak ve hafife alınacak bir alan değil kesinlikle.
-1
muhayyer divan
(08.01.26)
(1)

yurtdışı online alışveriş hakkındaki yasa

biseysorcaktim
bu sabah resmi gazetede yayınlanan yasa nedir tam olarak?haber ilk çıktığında anladığımız gibi, fiyatına bakılmaksızın, yurtdışından ürün almak pratikte tamamen engellendi mi?bir kaç entry'de "yoo öyle değil" demişler, sonra bakanlık duyuru yapmış:https://ticaret.gov.tr/haberler/e-ithalatta-basitles
bu sabah resmi gazetede yayınlanan yasa nedir tam olarak?

haber ilk çıktığında anladığımız gibi, fiyatına bakılmaksızın, yurtdışından ürün almak pratikte tamamen engellendi mi?
bir kaç entry'de "yoo öyle değil" demişler, sonra bakanlık duyuru yapmış:
ticaret.gov.tr

benim anladığım kadarıyla, evet yurtdışından bir şey almak fiili olarak son buldu.
temu aliexpress vs alışverileri tamamen bitti. 50 liralık ürünü trendyol/hepsiburada üzerinden 500 liraya alabileceğiz. doğru mu anlıyorum?

türkiye'de satılmayan ve fiyatı ucuz olan bir hobi ürününü almam gerekirse ne yapacağız? kısaca alamayacağız mı şubat itibari ile?
0
biseysorcaktim
(07.01.26)
doğru anlıyorsun.

muhtemelen bu işleri toplu yapacak gümrük müsaviri anlaşmalı yapılar türeyecektir.
0
robokot
(07.01.26)
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(06.01.26)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(06.01.26)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(06.01.26)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(06.01.26)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(06.01.26)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(06.01.26)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(06.01.26)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(06.01.26)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(06.01.26)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(06.01.26)
(4)

Yurt dışı telefonlar açıldı mı?

thin capitalization
Imei kaydı olmayan ve 2025te kapananlar açıldı mı?
Imei kaydı olmayan ve 2025te kapananlar açıldı mı?
0
thin capitalization
(06.01.26)
Bizimkiler açıldı yavaş yavaş, hepsi aynı gün açılmıyor, dağılmış.
0
mutekebbir
(06.01.26)
açıldı
0
gercekdunya
(06.01.26)
ben tam anlamadım, IMEI kaydı olmayan telefonlar neden açılıyor?
0
robokot
(06.01.26)
Nedenini bilmemekle birlikte her yılın başında açılıyor, 4 ay daha kullanılıyor.
Hatta bunu 4 ay sim kartla 4 ay da e-simle kullanıp 8'e çıkaranlar varmış bende kart girişi olmadığı için en fazla 4 ay kullanabiliyorum.
Birkaç sene önce bu durumun da artık olmayacağını söylemişlerdi ama devam ediyor bilemiyorum.
0
mutekebbir
(08.01.26)
(10)

Borcamda iyi kek yapmanın sırları neler?

Amaranta ursula
Arkadaşlar selamlar, Çok özenerek hazırladığım havuçlu, tarçınlı, cevizli keki önceden isittigim firinda, alt ust yanarken orta rafta 40dk kadar 180° pişirmeme rağmen üstü gayet iyi pişerken alti pişmedi. Üstelik fırında şiş olmasina rağmen çıkarınca söndü 5dkda. Nerede hata yaptım? Normalde metal t
Arkadaşlar selamlar,
Çok özenerek hazırladığım havuçlu, tarçınlı, cevizli keki önceden isittigim firinda, alt ust yanarken orta rafta 40dk kadar 180° pişirmeme rağmen üstü gayet iyi pişerken alti pişmedi. Üstelik fırında şiş olmasina rağmen çıkarınca söndü 5dkda. Nerede hata yaptım? Normalde metal tepside yaparım ama elimde borcam var şu an.

Hazırladığım harca üzüldüm,. Kek hamurunu kaşıklayıp yesem daha mutlu olurdum altını hamur görmektense.

Var mı öneriniz?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(05.01.26)
Havuçlu keki borcamda hiç yapmadım, kelepçeli kalıp veya ters çevirilen çicek kalıplarda yaptım ama genel olarak dikkatimi çeken şey çok yavaş geç piştiği olmuştu. Bir de borcamda börek yaptığımda böreğin hamur kalmıştı. Ama ıslak keki hep borcamda yaparım onda sknti yaşamam.

Fırında şişmişse kek pişince fırından hemen çıkarmayin. Kapağını hafif açıp biraz beklettikten sonra çıkarmayı deneyin. Sıcak kek direkt soğuk ortama çıkınca sonebiliyor.
+1
egerbiryolcu
(05.01.26)
airfryer'da kek yapıyorum ve şahane oluyor. yeteri kadar kalırsa hiç içinin pişmemesi gibi bir durum olmuyor. airfryer'a bir çeşit fanlı fırın dersek, eğer fırını fan ayarı açıkken pişirirseniz iyi sonuç alırsınız diye düşünüyorum. ben de pişirme konularında tecrübesizim ama bu yöntemle ne kadar kek yaptıysam hepsi güzel oldu.
0
mungojerry
(06.01.26)
zamana veya üstüne bakarak çıkarmamak, periyodik olarak keke bıçak saplayıp bıçağın kuru çıkıp çıkmadığına bakmak... çıkarmadan önce bıçak sokup baksaydınız muhtemelen içinin yaş olduğunu anlardınız. bıçak kupkuru çıkana kadar pişecek.
0
robokot
(06.01.26)
@mungojerry,
ben de fırını fanlıda çalıştırmıştım.

@robokot çatal batırıp baktım nedense kuru geldi 2 seferde de. Ama çıkardıktan sonra alt kısmı az pişmiş hamur gibiydi böyle yoğun ama tam sıvı da değil.
0
🌸Amaranta ursula
(06.01.26)
ben hep borcamda yapıyorum, keki şeker yumurta iyi çırpıp önce beyaz sonra sarısı ve ununu ekledikten sonra katlama hareketi ile az karıştırmak fırınıda önceden ısıtmak lazım. borcam sağlıklı ya diğer hedeleri kullanmıyorum
0
eja
(06.01.26)
Bir dahakine havuçların suyunu da iyice sıkmak gerekebilir. ıslak kalıyor pişerken.
0
eileengray
(06.01.26)
bildiğim kadarı ile kek fansız ayarda pişirilmeli. daha parçalı yiyecekler fanlı pişiriliyor diye biliyorum. bi komşum var mesela. bi keresine bizim evde kek yapareken pişirmeye 150 dereceden başladığını, bi süre sonra artırdığını söylemişti. ha bizimki borcam değil ama kalıptı, farkeder mi bilmem.
0
elorelia
(06.01.26)
genelde fırının en alt tepsisine koymak çözüm olabiliyor.

bir de dakika tutup çıkartmak daha iyi olur.
tariflerde örneğin 200 derece 20 dakika der ama sizin fırın 210 derece 25 dakikada pişirebilir.
0
duyuruuser
(06.01.26)
Camın ısı iletkenliği zayıf, o yüzden borcam, kek gibi hızlı ısınması gereken şeyleri pişirirken çok iyi olmuyor.

İlla borcam kullanacaksanız önce sadece alttan ısıtın, 10-12 dakika sonra alt üst açın. Fanlı ayar kullanıyorsanız da fırın sıcaklığını normalden 20 derece kadar aşağıda ayarlayın.
+1
kobuzchu kiz
(06.01.26)
Fırınınız ne marka bilmiyorum benzer sorunu farklı kalıplarda yaşadığım için yazıyorum.
Bi kek güzel olacaksa herhangi bi kalıpta yapsanız bile güzel olur.
Benim simens ankastre fırınım var bundan önce arçelik midi fırında harikalar yaratırken simens fırında yaptığım kek, börek, poğaça hepsinin üstü dediğiniz gibi yanıyordu.
Servis çağırdım fırın yeni ama yaptığım hiçbir şey istediğim gibi pişmiyor dedim.
Resmen utandım, adam kullanım kılavuzunu okumadınız mı? diye sordu, hayır dedim.
Kekin pişme sıralaması fırının içinde yazıyormuş alttan 2. Sıra, orta rafta değil.
Önceden ısıtılmış olması için örnek 200 derecede yapacaksanız 100 derecede ıstılmalıymış.
Alt üst ısıtmayı fan olana çevirirdim meğer iki tepsi ayarıymış o yüzden üstü yanıyormuş sadece üst alt çizgi olan kısımda ayarlamalıymışım. 30 yıllık kek yapan biri olarak naçizane tavsiyem keki 170 dereceden yüksekte pişirmeyin.
Çelik, granit, teflon, borcam, fırın tepsisi çeşit çeşit kaplarda kek yapıyorum o zamandan beri sorun yaşamadım.
Sorununuz fırın ayarıyla ilgili olabilir.
0
sana mi kaldim
(06.01.26)
(13)

Kalleş Yöneticiye Ne Yapılır?

lapetitemort
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anl
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anlamış.

O günden sonra tavırları tam tersine döndü. Her zaman "sen en iyi çalışanımsın, en yüksek puanı sana vereceğim" diyen adam "senin ciddi soft skill problemlerin var" demeye başladı. En son bugün, performans değerlendirmesinde çok anlamsız şeylerden fişimi çekti. Çok temiz çekti hem de. Beni harcadığı çok net.

Daha da kalleşçe olan, benim mentörlük yaptığım, iş öğrettiğim, ben olmasam iş beceremeyecek yeni mezun adama en yüksek puanı vermiş ve bunu bana birebir toplantımızda söyledi. O çocuğa da defalarca "sen daha yenisin, senin yüksek puan alman imkansız" tarzı konuştu. Bunları biliyorum çünkü aramız iyi ve paslaşıyoruz. Ne olduysa 2-3 haftada performans puanları tepe taklak oldu anlayacağınız. Normalde gizli kalması gereken bu bilgiyi vererek de niyetini ortaya koydu. Sorun şu ki ben olmazsam bu adam bir hiç. Benim uzmanlığıma muhtaç.

Şimdi bu durumda ben ne yapmalıyım? Müdürde hatrım var, 4 sene birlikte çalıştım ama onu da doldurmuştur. Neticede bu performans işleri ortak yapılıyor.

Sizce durumu kabullenip, yoluma bakmak en iyisi mi olur?
+1
lapetitemort
(05.01.26)
E kendin kaşınmışsın.
+7
antihero
(05.01.26)
Bu anonim seyler hicbir zaman anonim olmuyor. Bizim okulda da hocalari anonim sekilde elestirebilme sistemi vardi, bildigin okulun sistemi yani, bir hocamiz kendisine yazilan bir yorumun ciktisini alip (ismiyle beraber) bana bu kim, taniyor musun diye sormustu.

Yolunuza bakin ama onun size ihtiyaci varsa bu kozunuzu da birakmayin.
+1
Sour
(05.01.26)
Anonim olayı yalan bir defa
Sen eleştirmişsin oda seni harcamış
Yoluna bak +1
+1
basond
(05.01.26)
Yapacağın bir şey yok, devam et ve olayın unutulmasını bekle. Aptal değilse unutmaz.
Empati kursana. Yönetimin göreceği şekilde o şekilde seni eleştiren bir çalışanına sen iyi mi davranırdın, performans puanını yüksek vermeye mi uğraşırdın?
Kim olduğunun anlaşılacağı şekilde böyle bir eleştiri yapmış olman gerçekten de soft skill’lerinle ilgili önemli bir sorun olduğunun kanıtı.

Müdüre de gidip konuşman faydalı olmaz, o da yöneticinin penceresinden bakacaktır olaya.
+2
michael_knight
(06.01.26)
Müdürün eski liderinse ona "danışabilirsin". Şikayet değil de, "ben arayı düzeltmek istiyorum, ne tavsiye edersiniz" minvalinde.
O da eminin zaten kendi yerine gelen astı ile ilgili tam da bu tip geri bildirimleri merak ediyor olmalı.
İllaki liderin yerinden bakacak, onu haklı bulacak diye bir şey yok. Özellikle de size güveniyor ve tespitlerinizi de haklı buluyorsa.
Sonuçta bir lafa bakılır, bir de kim diyor diye bakılır.
0
burfak
(06.01.26)
İşini yap, mesai bitince iş hakkında 1 dakika bile fazladan düşünmeyip evine dön.

Kaşınmışsın yorumuna katılmıyorum. Anonim kalması gereken şeyleri ifşa etmek gibi bir ahlaksızlık yapılıyorsa bu ifşa edilenin suçuymuş gibi davranılıp normalleştirilmemeli. Elinde ifşa edildiğine dair kanıt varsa bir üst yöneticilere ve IK'ya mobbing şikayeti yap derim ama öyle bir ortamda bu birimler de ne kadar profesyonel davranabilir, orası muamma. Muhtemelen böyle bir durumda haklıyken "adama kafayı takan çalışan" konumuna düşüp çıkarılmana yol açar bu, gerçi çıkarılman da iyi bir şey gibi bu noktadan sonra.

Eleştiri yapıyorum derken hakaret ettiysen orası ayrı tabi.
+2
nolmus yani
(06.01.26)
Kendini harcamışsın. En iyisi yeni bir iş bak. Sana huzur olmaz artık orada
0
limonlu eksi
(06.01.26)
Bir kişinin yüzüne karşı söyleyemeyeceğin şeyleri arkasından, anonim vs başlık altında bile olsa söylememek gerekir. Bunu ders olarak alıp yoluna bak. Muhtemelen o da senin kalleşlik yaptığını düşünüyor.
0
mikro patlama
(06.01.26)
çok iyi bir konuşma hazırlayıp müdürünle başbaşa konuşman gerekiyor.
tek şansın bu.
0
plastic_angel
(06.01.26)
bu saatten sonra bu adamla aranın iyi olması imkansız. bu arada onun yaptığı kalleşlik değil, senin yaptıgın kalleşlik. anonim kalacağını düşünerek adama kötülük yapmışsın. o da bunu öğrendiği için sana asla güvenmez tabi bu saatten sonra.

eğer şanslı isen eski yöneticini devreye sokarak işyerinde başka bir departmana geçersin. değilsen orada tutunma şansın çok zor.
+1
abelardo
(06.01.26)
hiçbir yerde anonim yorumların anonim kaldığını görmedim, anonimliğini bozana da hep niye anonim kalmayacakken kalacak dediniz diye yazarak yalan konuştunuz dedim. O saatten sonra kimse dönüp ilerletemedi konuyu.

Yalakalık garip bir mevzu. karşımdaki anam değil babam değil, ne demek yüzüne söyleyemeyeceğini yazma? Aksine profesyonellik budur, işi yürütürsün, kişiyle problemini de organizasyonun içinde anonim olarak gidermeye bakarsın. Bunun sağlandığı yok tabi ama olması ve denememiz gereken bu. İK da bunun için var, denetim de bunun için var, müdürler de bunun için var.

gelip de sana "şu şu problemlerin var" demesi bile kötü bir yönetici olduğunu gösterir o lider kişinin. X konuda gelişim denir, Y konuda eğitim denir.

Performans görüşmesinde size sözlü olarak belirttiği her şeyi yazıya geçirip, müdürü de maile ekleyip, bunları dediniz ama hem bunların göstergesini hem de hazırladığınız gelişim yolunu öğrenmek istiyorum diyebilirsin. Övmeye kimse bir şey demez ama yeriyorsan hem somut kanıtlar sunacak hem de gelişim yolunu hazır edeceksin.

Bir işte, sektörde veya konuda kazara 10+ sene kalmış (belki de kalmamıştır bile) tiplerin yöneticiliği öğrenmesi zor. Bu da maalesef bu işbilmez iş dünyasında çalışana yük.
+1
klassno
(06.01.26)
işini brezilya dizisi gibi yaşıyorsun. kişiliğin özdeğerin işteki başarına bağlıymış gibi anlıyorum. yok onlar bana muhtaç, yok bu beceremez, o yeni ben mentörüm vs. bu dramalı, görevi aşırı sahiplenici çalışanlar iş ortamını iyice çekilmez kılıyor. soft skill denilen şeyin büyük bölümü de bu aslında, hepiniz başkasının aldığı riskleri, edecekleri kar, hayalleri vs. için çalışan kişilersiniz bu kadar büyütmeye üzerinden kimlik oluşturmaya gerek yok. bu kadar büyütünce böyle olaylar oluyor işte, ayak kaydırmalar onu buna ispitlemeler vs. hep bu zihniyetin sonucu. çalıştığın işyeri varlığının amacı değil, o kadar önemli bir şey de değil (isminin başına ne kadar titr eklerlerse eklesinler), faydasının büyük kısmı sana da değil hissedarlara. bu bilinçle yaşar çalışırsan kafan rahat olur, kimseye bulaşmazsın, kimse de sana bulaşmaz.
+3
robokot
(06.01.26)
+1 robokot farklı bir tavır takınmaya gerek yok. Işimi yapıp çıkarım bitti. Müdürü doldurmuştur kesin diye de düşünmeyin.
0
pembediken
(06.01.26)
(11)

Kedinizin en sevdiği oyuncak nedir?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, Kediniz en çok hangi oyuncağı seviyor?Teşekkürler
Merhaba,

Kediniz en çok hangi oyuncağı seviyor?
Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(05.01.26)
Alüminyum folyodan yapılmış top.
0
orient blue
(05.01.26)
Bizimki de aluminyum folyo topu seviyor ama zehirli oldugu icin vermiyoruz. Diger favori oyuncagi karton sut kutularinin kapaklari. En cok onlarla tut getir oynuyoruz (atinca kopek gibi gidip getiriyor kerata).

Pet shop'larda satilan kedi oyuncaklarina pek prim vermiyor.
0
sertac akin
(05.01.26)
şu sıralar ayakkabı bağı
0
truf
(05.01.26)
Saç lastiği.
Soda kapağı.
Pipet. (Buna genelde kediler hayır diyemiyor.)
Beş on tane topu, oyuncağı da var ama yanından geçip gidiyor, pek bakmıyor.
0
a perfect lie
(06.01.26)
yeni verilen her şey 10 dakika boyunca en sevdiği oyuncak. 10 dakikadan sonra bir daha asla yüzüne bakmaz. oyuncaklarla oynamaktan hoşlanmayan bir benim kedim var herhalde.
+1
robokot
(06.01.26)
Şerit metre, mezura, örgü ipi ve şişi. Bunlar aslında benim oyuncaklarım ama paylaşmak zorunda bırakıyor.
0
beetlejuice
(06.01.26)
kalın çekip fırlatabileceği paket lastiği.
+1
orpheus
(06.01.26)
bebekken çay kaşığı ile oynuyordu şimdi 4.5 yaşında hiçbir şeyle oynamıyor. ara sıra ip ile oynatıyorum ondan da hemen sıkılıyor. lazere falan asla tepki vermiyor.
0
hold the door
(06.01.26)
Örgü şişi +1 bu nasıl bir sevmek!
+1
peki madem
(06.01.26)
pipet.
köpek gibi oyun haline getirir hatta. ben atarım o yakalar getirir.

patates kızartması ve ekmek parçası.
kaşla göz arası kaptı mı bunları bir dahaki temizliğe kadar bulamam. her yere sürükler. ağzında oradan oraya taşır.
0
art cat chocolate
(06.01.26)
Yere düşen baklagil taneleri.

Ayıklarken falan yere kuru fasulye ya da nohut tanesi düşüyor bazen.

Günlerce o minicik taneyle oynuyor.
0
anaphylacticshock
(06.01.26)
(11)

Kirada depozito işi

metal69
Kiracı olarak ödemeye mecbur muyum? Kirada oturduğum yerin maliki tutturdu depozito depozito diye. Kiramı her ay düzenli olarak ödüyorum. Esasen ödeme niyetim vardı, fakat babamın vefat etmesinden 30 gün, 1 ay geçmeden depozito diye tutturunca, ödeme isteğimi azalttı. Bir de sinir olduğum bir mevzu,
Kiracı olarak ödemeye mecbur muyum?

Kirada oturduğum yerin maliki tutturdu depozito depozito diye. Kiramı her ay düzenli olarak ödüyorum. Esasen ödeme niyetim vardı, fakat babamın vefat etmesinden 30 gün, 1 ay geçmeden depozito diye tutturunca, ödeme isteğimi azalttı.

Bir de sinir olduğum bir mevzu, evi tutmadan önce depozito almayacağını söyleyip tam sözleşme yapacağımız gün 1.000 dolar depozito istedi benden, halbuki kira 30.000 lira. Bizim biraz o evi tutmaya mecbur gibi değerlendirip son dakika öyle bir gol attığı için en baştan sinir oldum.

Sonuç olarak, ben depozito ödemeye mecbur muyum illaki, ona göre adım atacağım ilerleyen süreçte.
0
metal69
(05.01.26)
İmzaladığınız sözleşmede depozito şu kadardır, şu hesaba yatırılacaktır ya da alınmıştır diye bir madde var mı?
+1
mikro patlama
(05.01.26)
Hali hazırda oturuyorsan, kontratını varsa ek bir şey yapma zorunluluğun yok
+1
kisa
(05.01.26)
@mikro patlama

Maalesef var.
0
🌸metal69
(05.01.26)
O maddeyi noktası virgülü ile yazsana buraya
0
kisa
(05.01.26)
Yasal olarak en fazla 3 kira ücreti kadar depozito istenebilir. Eğer sözleşmede depozito istendiği yazılmışsa ödemekle mükellefsiniz.
0
my fault
(05.01.26)
Eğer hesaba yatacak deniyorsa, ödemek zorundasınız. O konuda yapacak bir şey yok. Depozito alınması çok normal bir uygulama ama size baştan yanlış bilgi vermesi onun ayıbı tabi. Sizin tek seçeneğiniz imza aşamasında caymak olabilirdi. Yok eğer depozito alınmıştır, nakit alınmıştır gibi bir şey yazıyorsa konu bambaşka bir yere gider.
0
mikro patlama
(05.01.26)
Öncelikle başın sağ olsun.

Bana öyle geliyor ki depozitodan daha önemli bir konu var. Ya da ben anlamadım.

Sen bu evde bir süredir zaten oturuyorsun ve kiralarını ödüyorsun. Depozitonun en başta ödenmiş olması beklenir normalde. Neden aylar geçtiği halde depozito ödenmemiş, neden şimdi isteniyor?

Baban vefat ettikten sonra kontrat mı yenilediniz?
0
lazor
(05.01.26)
Evet, vermek gerekiyor olması gereken de bu zaten. Mesela kiracılar nasıl evden çıkarken şu kadar para vermezsen çıkmam en az 6 ay daha otururum diyorlarsa aynı mantık adam da depozito parasını istiyor.
0
tahirkemalbozoglu
(05.01.26)
durumu ben anlamadım.

normalde depozito işi sözleşme imzalanırken halledilir, sonra yerleşilir kira ödenmeye başlanır.

siz kiramı düzenli ödüyorum demişsiniz, buradan anladığım siz yerleşmişsiniz en az 2 aydır oturuyorsunuz.

yani sözleşmede depozitoyu kabul edip sonra ödemediniz mi? diycem... ama sözleşme yeni imzalıyorsunuz. kafam karıştı yani. siz sözleşme imzalamadan mı kiracı oldunuz?
+2
robokot
(06.01.26)
sonradan isteyemez net. siz galiba her sene yeni kontrat yapıyorsunuz ve buna gerek yok. yeni kontratı imzalamadan artış yapıp devam edin. kira kontratları aynı şartlarda birer yıl yenilenir. galiba babanızın üstüneydi kontrat ve babanız ölünce sizinle yeni bir kontrat yapmak istemiş ki bu doğru yapmalısınız. bu durumda da depozito vermeniz gerekir.
0
ground
(06.01.26)
Baba sağlığında kontrat yapmış ise babanın vefatı kontratı iptal etmez. Kontrat mirasçılarla aynen devam eder. Nereden çıktı yeni kontratın yapılmasının doğru olduğu?

Depozito bir şart değildir. Anlaşmaya bağlıdır. Kontrat yenilenecek olsa bile rahmetlinin kontrat yaptığı zaman ödediği depozito nerede?

Sözleşmenin sürecini açıkça anlatmadığın için havada kalıyor mevzu.
0
lazor
(06.01.26)
(2)

istanbul içinde çocuklarla gidilebilecek kafeler

cisimcik golgi
merhabalar, 2.5 yaşında ve 9 aylık iki çocuk var arkadaşlarımda. bu küçük insanlarla gidebileceğimiz, onları oyalayabileceğimiz, bez değiştirme alanı olan, ferah ama sıcak nereler vardı. anadolu veya avrupa yakası fark etmez ama sınır olarak bir ucu kartal bir ucu bakırköy kabul edelim. hem yüksek f
merhabalar, 2.5 yaşında ve 9 aylık iki çocuk var arkadaşlarımda. bu küçük insanlarla gidebileceğimiz, onları oyalayabileceğimiz, bez değiştirme alanı olan, ferah ama sıcak nereler vardı. anadolu veya avrupa yakası fark etmez ama sınır olarak bir ucu kartal bir ucu bakırköy kabul edelim. hem yüksek fiyatlı olmasın hem de çocukları saymazsak 7-8 kişi gidip çayımızı kahvemizi içelim bir şeyler atıştıralım istiyoruz. önerileriniz için şimdiden teşekkürler.
0
cisimcik golgi
(29.12.25)
küçük çocuk alan ferah ama sıcak yer olmaz. AVM içi mekanlar olabilir. çocuk gürültüsü sorun olmaz, bez değiştirme alanları falan olur.
0
robokot
(30.12.25)
belediye tesisleri olabilir. mesela çatladıkapı tesisleri. bahçesi de var çocukların gezebilecekleri ama hava malum soğuk.
0
lazpalle
(30.12.25)
(5)

Telefonumun Her Sabah Sim Kart Şifresi Sorması

elektr10
Son 2-3 haftadır telefonum her sabah olmasa da 2 günde 1, 3 günde 1 sim kart şifremi soruyor. Bu neden böyle acaba? Hattım Vodafone ve yazın Turkcell'den geçmiştim. Cihazım da iphone 14 pro (yurtdışından alınma, kayıtlı). En son 2-3 hafta önce Alman hattımı telefonuma takmıştım ve Türkiye'ye dönüş y
Son 2-3 haftadır telefonum her sabah olmasa da 2 günde 1, 3 günde 1 sim kart şifremi soruyor. Bu neden böyle acaba?

Hattım Vodafone ve yazın Turkcell'den geçmiştim. Cihazım da iphone 14 pro (yurtdışından alınma, kayıtlı). En son 2-3 hafta önce Alman hattımı telefonuma takmıştım ve Türkiye'ye dönüş yaptığımdan beri böyle olmaya başladı.

Acaba Vodafone yıl sonu geldi diye kayıtlı olup olmadığını mı kontrol ediyor yoksa sim kart yuvasında bir arıza mı var?
0
elektr10
(29.12.25)
Her açılışta sim pin soracak şekilde ayarlı herhalde. O halde sim yuvaya tam oturmamış olabilir, ara ara temassızlık ediyorsa her temasta yeni taktığınızı düşünüp şifre soruyordur tahminen.
+1
orient blue
(29.12.25)
telefonu kapatmıyorsan sim kart temassızlık vardır çıkarıp bir silersen falan düzelmesi lazım.
0
robokot
(29.12.25)
telefonu gece kapatip acan bi uygulama, hata, elektriksel problem olabilir. tum uygulamalari kapatip, sarji, prizi degistirip deneyin. cunku sim kart sormasi, telefonun kapanip acilmasi demek(iphone)
0
buenosdias
(29.12.25)
evet bu daha olası geldi çünkü hep sabahları oluyor bu durum.
0
🌸elektr10
(30.12.25)
sim kart sormasi icin telefonun acilip kapanmasina gerek yok. telefon calisirken sim kart cikarilir takilirsa (veya temassizlik yapip anlik olarak çıkmış gibi gozukurse) yine pin sorar. bu arada sim kilidini iptal etmek de mümkün.
0
robokot
(06.01.26)
(7)

LPG dolumundaki sıkıntı nedendir nasıl çözülür kaça patlar?

konetsu
araca dolum yapmaya çalışırken çok yavaş ve 1 litre bile almadan kesiliyor. istasyondaki iki pompayla da denettim ilkinde 0.870l ikincisinde 0,840l aldı. gösterge'de 4 ışıktan 2'si yanıyordu tank dolu değil yani. bu az miktardaki dolumdan sonra da 3. ışık yandı.sıkıntıdan önce dolum hızı normaldi, v
araca dolum yapmaya çalışırken çok yavaş ve 1 litre bile almadan kesiliyor. istasyondaki iki pompayla da denettim ilkinde 0.870l ikincisinde 0,840l aldı. gösterge'de 4 ışıktan 2'si yanıyordu tank dolu değil yani. bu az miktardaki dolumdan sonra da 3. ışık yandı.

sıkıntıdan önce dolum hızı normaldi, ve dolmasına yakın tık diye bi ses geliyordu o sesten sonra yavaşlayınca kapatıyordu pompacı. şuan o ses gelmiyor ve dolum hızı o tık sesi geldikten sonra düştüğü seviyede, yani dolmuş da sistem aşırı dolumu engellemek için kilitlemiş gibi.

sıkıntı yaşamadan önceki son dolumda pompacı aynı anda başka bir araçla daha ilgileniyordu ve o tık sesi geldikten sonra da 1dk kadar daha pompa takılı kaldı, yavaşça dolum devam etti. bu sırada zorlanıp kilitli kalmış olabilir mi emniyet sistemi? pompacının hatası mı yani?

bu durumda en olası ihtimal nedir? arıza nerededir? dolum ağzı mı şamandıranın emniyet valfi mi? bunlar çok maliyetli arızalar mıdır?

pompacı hatasıysa da kanıtlaması zor çok büyük masraf yoksa arayı bozduğuna da değmez adamla ama bundan sonra tekrar aynı sorunu yaşamamak için pompacı başında durmuyorsa o tık sesi gelince pompayı kendim kapatsam sıkıntı olur mu? bizim müdahale etmemiz yasak mı istasyonlarda?
0
konetsu
(28.12.25)
dolum agzindanda olabilir,
şamandiradan da,
parca maliyeti cok birsey tutmaz da,
sanayi esnafinin ahlaklisini bul,
bir kaç yerden teklif al.
0
designer
(29.12.25)
büyük ihtimalle şamandıradan kaynaklı. diğer ihtimal lpg yazılımında da problem olmuş olabilir. şamandıra diye gittik ama lpg ustası yazılımında problem var diyip bilgisayar bağlayıp güncelledi, ayar yaptı problem kalmadı.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(29.12.25)
dolum ağzına küçük bir taş girmiş olabilir genelde bundan dolayı araçlara dolum yapamadıkları oluyordu bizim istasyonda.
0
bravoteam
(29.12.25)
@bravoteam dolum ağzını kapaksız kullanmadım dolumdan sonra kapağı kapatılıyor taş girmesi pek mümkün değil. gözle de kontrol ettim bilyası görünüyor.
@dgk yazılımla alakası nasıl olabiliyor tam olarak? dolum sistemi mekanik değil mi tamamen?
@designer atiker servisi tanıdığın tanıdığı, direkt bi samimiyetim yok ama kazıklamaz umarım :D
0
🌸konetsu
(29.12.25)
sonucu söylemeyi unuttum... biraz daha kullandım gösterge turuncu yanmaya başladığında gaz iyice azaldığında tekrar denedim sorunsuz dolum gerçekleşti. sonrasında 2 kez daha dolum yapıldı bi problem yok gibi şimdilik.

bi şekilde o dolduğunda pompa kapanmayınca kendini kilitledi güvenlik valfi kilitli kaldı filan herhalde bilemiyorum artık ama gaz azalıp basınç yeterince düşünce normale döndü sanırım.
0
🌸konetsu
(18.01.26)
evet öyle oluyor bazen vurarak bile çözüyorlar. ama bir süre sonra tekrar edebilir, bir zaman değişmesi gerekebilir.
0
robokot
(18.01.26)
@robokot vurarak düzeltmeli videoları da gördüm arayınca sorun ilk çıktığında. ama o genelde şamandıra takıldığında yaptıkları bir şey sanırım. yani tank boşken de dolu gösteriyor seviye ölçümü takılı kalıyor... bende seviye düşüktü 4 ışıklı göstergede 2-3 ışık yanarken dolum yapmıyordu ama şamandıra çalışıyordu. emniyet valfi kapalı kalmıştı anladığım.
0
🌸konetsu
(19.01.26)
(5)

Satılık İşlemci arıyorum ancak bulamıyorum

rumeli beylerbeyi
Bilgisayarımdaki işlemciyi değiştirmek istedim. Ancak çıkma bile olsa ne kadar arasam da istediğimi bulamadım. Bu tür bilgisayar parçalarını bulabileceğim bir yer var mıdır?
Bilgisayarımdaki işlemciyi değiştirmek istedim. Ancak çıkma bile olsa ne kadar arasam da istediğimi bulamadım. Bu tür bilgisayar parçalarını bulabileceğim bir yer var mıdır?
0
rumeli beylerbeyi
(27.12.25)
yazıcıoğlu ?
0
gurur
(28.12.25)
nasıl bulamadınız? aradığınız işlemci nedir? sahibinden.com'da bulunmayan işlemci olduğunu sanmıyorum.
0
robokot
(28.12.25)
10+ yasinda ise neyse soyle benim koleksiyona bakayim,belki vardir.
calisma garantisi yok ama :D
0
cooperr
(28.12.25)
LGA 1151 soket, i9 9900T ya da i7 9700T tipli işlemcilerden aramaktayım kıymetli duyuru sakinleri
0
🌸rumeli beylerbeyi
(28.12.25)
Mecidiyekoy eski pazar sokagi var biliyorsundur bilgisayarcilar var orada; arada bir yerde borsa bilgisayar var. Onun hemen yanında aşağıya doğru minik bir pasaj girişi var, orada eski püskü bir sürü tamirci var.

Hem fiyat olarak uygundur hem de denetip gösterirler parçaları. Buradan bir sürü çıkma laptop ekranı ram vs çok alırdım zamanında. Daha 5-6 ay önce babamın ekranı bozuldu buradan baya uyguna 750 liraya çıkma bir ekran aldım :))
0
makbur
(28.12.25)
(3)

Blurlanmış bir fotoyu normal haline geri döndürmek...

magni
mümkün müdür diye sorsam?
mümkün müdür diye sorsam?
0
magni
(26.12.25)
mümkün.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(26.12.25)
Psd gibi katmanlı bir dosya tipi ise orijinaline geri dönülür ama bahsettiğiniz dosya bildiğimiz jpg ise, ağır bir mozaikleme falan yapıldıysa teknik olarak imkansız. Ancak blurlama çok ağır değilse tahmin şeklinde hafif düzeltme yapılır belki. görüntü kalitesine ve efektin şiddetine bağlı biraz.
+3
orient blue
(26.12.25)
daha fazla bilgi vermen lazım. arkasında ne var, ne kadar detay istiyorsun? belli olmasa genele yedirilse yeter mi yoksa arkadaki gerçek veriye mi ihtiyacın var... genel anlamda imkansız, ama atıyorum resim kayıpsız yüksek bitrate de sıkıştırılmışa arkadaki verinin değerine göre oluru var (özellikle dijital blur ise). veya atıyorum arkada bir yazı vardır, resmi düzeltmek için değil ama yazıyı çözmek için yöntemler var vs. vs.
0
robokot
(26.12.25)
(6)

Yılmaz ve ya Ersoy (gibi dizisi) tarzı biriyle aynı evde kalır mıydın?

luluki
İlkkan la kalırdım diyenin aklına şaşarım.
İlkkan la kalırdım diyenin aklına şaşarım.
0
luluki
(25.12.25)
Ersoy hariç ikisiyle de kalmazdım. Ersoy teddy bear gibi. Diğer ikisi çok uyuz.
+1
boray eris
(25.12.25)
ersoy hariç kalınmaz asla.
+2
jelly bear
(25.12.25)
diziyi birkaç bölüm hariç hiç baştan sona izlemedim ama izleyen arkadaşlarım ve diziden kesitlerin sürekli sosyal medyada karşıma çıkmasıyla az çok aldığım izlenime göre;

-yılmaz: tam ortalama türk insanı; konular illa onun bakış açısına göre doğru veya yanlış. bu yönüyle birlikte yaşamak biraz zorlardı ama bence hem düşünsel hem de gündelik anlamda gayet iyi bir arkadaş olurdu, en azından samimi.

-ilkkan: siyasi çizgisini bilmem ama tam türk tipi solcu gibi. bütün bildikleri ve yaptıkları çelişkilerle ve içinde yaşadığı mikro ölçekteki topluma bile yabancı/aykırı yanları var. uzun vadede çekilmez ama güzel sohbet edilirdi.

-ersoy: hiç tahammül edemediğim insan tipi, her yönüyle itici, zırlak, kendi başına bir şeyi beceremeyen ve zekasından şüphe ettiren bir yapısı var.

yani oyum yılmaz veya zorlarsak ilkkan'dan yana olurdu herhalde.
+1
m e b
(25.12.25)
bir erkekle ev paylaştığımı hayal edemiyorum (erkeğim) çok düşkün bir durumda değilsem evimi paylaşmak isteyeceğim bir insan evladı yok dünyada.
-1
robokot
(25.12.25)
Normalde Ersoy ve İlkkan sorun çıkarmaz benim için ama Yılmaz'ın üstencil tavırları bir zaman sonra kendisini dövmeme neden olabilir.
+1
kizil karga
(25.12.25)
üçü de sorumsuz ve kaypak karakter, tam da birbirlerini bulmuşlar da o yüzden böyle güzel idare ediyorlar. ne iş yaptıkları, neyle geçindikleri belli değil tek bilinen şey yılmazın bir sürü gurbetçi akrabası olduğu ve onların evlerinde takıldıkları.
yani cevabım hayır bir kaç hafta sonra hiç bir şey yapmamaları ve sadece tüketmeleri gözüme batar üçünü de ayrı ayrı dövmek isterim.
0
denizgonen
(26.12.25)
(8)

konut projeleri

baldur2
sahibinden haric bunlari nereden takip edebiliriz?
sahibinden haric bunlari nereden takip edebiliriz?
0
baldur2
(25.12.25)
merhum
(25.12.25)
Bayadır takip eden birisi olarak, instagram ve facebook ve sahibinden en faydalı olanlar.
Direk nokta atışı ise dolaşmak... Hiç bir yerde görünmeyen ancak yapılan çok proje var.
0
va
(25.12.25)
@merhum

o sitenin bircok tiklanabilir olmasi gereken yerine tiklanmiyor. hem chrome hem de edge'de denedim ama olmadi. proje ara kismina gel mesela, oradaki hicbir seye tiklanmiyor.
0
🌸baldur2
(25.12.25)
@baldur2 reklam engelleyici yüzünden olabilir mi?
0
mikro patlama
(25.12.25)
@mikro patlama
Yok duzelmedi
0
🌸baldur2
(25.12.25)
@baldur2 bende chrome firefox çalışıyor sorunsuz.
0
robokot
(25.12.25)
Dolaşmak. Sahibinden de 1 instagramda 3 proje varsa dışarda 5 tane var
0
avatar is back
(25.12.25)
emlakcilara sorsam?
0
🌸baldur2
(25.12.25)
(2)

Yılbaşından sonra rayiç bedel'in %'lik kısmı mı değişecek?

winston insani
MerhabalarEv bakıyorum bu aralar, emlakçının biri "yılbaşına kadar belirli bir miktardan gösterebiliyorsun ama yılbaşından sonra satın aldığın değer üzerinden göstermen gerekecek ve ona göre de tapuya ödediğin harç daha fazla çıkacak" tarzı bişi söyledi.Yılbaşında böyle bir durum mu var rayiç bedell
Merhabalar

Ev bakıyorum bu aralar, emlakçının biri "yılbaşına kadar belirli bir miktardan gösterebiliyorsun ama yılbaşından sonra satın aldığın değer üzerinden göstermen gerekecek ve ona göre de tapuya ödediğin harç daha fazla çıkacak" tarzı bişi söyledi.

Yılbaşında böyle bir durum mu var rayiç bedellerinde? Beni acele ettirip gösterdiği evlerden birini almam için söyledi gibi geldi bana biraz.

Siz ne dersiniz? Doğru mu bu?
0
winston insani
(23.12.25)
5m bir ev alıyorsunuz mesela.%2 + %2 tapu harç bedeli ödemeniz gerekiyor. Yani normalde 200bin tl. Ancak tapuda evin bedelini 2m girerek bu bedeli 80k’ya düşürüyorlar (vergi kaçakçılığı). Yılbaşı sonrası rayiç bedel yazılması zorunlu hale gelebilir diye bir söylenti var. Öyle olursa bu saçmalıklar da bir son bulabilir.

Ama yine de acele etmeyin derim.
0
but that was just a dream
(23.12.25)
yalan söylemiyor öyle bir şey var ama ne kadar farkeder siz karar vereceksiniz.

- dendigi gibi toplan %4 vergi var. yarisini alan yarisini satan verir ama anlasmaniza gore degisebilir de. satan ben oderim diyebilir, veya satan butun vergiyi sen odeyeceksin de diyebilir.
- normalde bu vergi alisverisin yapildigi bedel uzerinden hesaplanir. o bedel olarak da belli bir limit uzerinde olmak uzere ne istersen girebiliyorsun. bu alt limit de belediyeden alinacak rayic bedel. bugune kadar belediyelerde rayic bedeller gercek satis bedellerinin cok altinda kaldi. gecen sene 6 milyonluk istanbul merkezde bir evin belediyede gozuken degeri 900bin liraydi mesela. teoride tapuda alis veris yapilirken satis bedeline 900bin lira yazabilirsin. vergi de onun uzerinden hesaplanir. yani 200bin vergi odemek yerine 36000 lira odersin boyle yaparsan.
- bugune kadar herkes bu rayic bedelin uzerine kafasina gore biraz ekleyip (suphe cekmesin cok diye) oyle gosteriyordu. su anda bu isi karmasiklastiran şöyle durumlar var: mehmet simsek vs. otomatik olarak satis islemlerini inceliyoruz ve bedeli dusuk gosterenlere geriye donuk ceza yaziyoruz diyor. ozellikle para alisverisi banka kanaliyla kayitli yapiliyorsa "sen evi 1.5 milyona almissin ama saticinin hesabina 5 milyon lira EFT yapmissin" diye izahate cagirabilir ceza yazabilirler. bu cezalar %15 mi neydi şimdi ugratilan zararin %100 u olacak deniyor. yani 200bin fark + 200bin ceza cikarilabilir. ikinci bir durum, belediyelerdeki rayic bedelleri gercege uygun hale getirecegiz dediler.
- bir durum da evi 5 seneden once satarsan odeyecegin deger artisi vergisi durumu var. evi 5 seneden once satarsan alis - satis arasindaki farktan vergi oduyorsun. eger alirken degeri dusuk gosterirsen, ama satarken gercek degerinden gosterirsen aradaki fark cok yuksek olur ve sana yuksek vergi cikar.
- evi aldigin kisi "vergileri ben oderim" derse bedeli ne kadar gostermeyi dusunuyor onu da ogrenmek lazim. normalde yari yariya iki tarafin sorumlulugu, dusuk gosterilirse sonra sorun cikabilir.
- vergileri kimin odeyeceginden bagimsiz olarak rayic degerler 3 katina kadar cikabilecegi icin yeni uygulamaya gore, bedeli ne kadar dusuk gosterebileceginizde de 2026 yilinda limitler olacak.

en son gecen aylarda duydugum, tum bunlar 1 ocak 2026 da devreye girecek dendi. tabii buyuk bir kaos olusacak. erteleyecekler mi, hafifletecekler mi bilinmez en son duruma siz yine bakin. ama ozetle: belediye rayic bedelleri ve bu sebeple gosterilebilecek minimum satis degeri artacak, bedeli dusuk gostermenin cezasi artacak, bedeli dusuk gosterenleri daha sıkı takip etme durumu soz konusu. bunlardan hangisi sizi ne kadar etkiler o sizin durumunuz ozelinde degisebilir.

emlakci bunu diyor cunku alis verislerde satisi gercek degerinde gosteren kisi sayisi cok cok az (banka kredilerinde bile banka karismiyor ne kadar gosterdiginize, o kadar yaygin). emlakci da bunun bilincinde ve boyle bir yola basvuracaginizi varsayiyor. 2026 yilina sarktiginda 3 kat fazla vergi odeme durumu soz konusu yani - eger dusuk gosterme planiniz varsa. alis satisi normal bedelinde gosterecekseniz cok farkedecek bir sey yok saniyorum 2026 icin.
0
robokot
(24.12.25)
(7)

Temizlikten hemen sonra fayansın üstünde siyah toz parçaları oluşuyor?

hadi ya la
Daha önce çok farklı evlerde yaşadım, birkaç evde de benzer problem başıma geldi ama kimi evler temizlikten sonra üç beş gün tertemiz kalırken bu ev 12 saat içinde kirleniyor. Terliğin altı mahvoluyor, banyo, mutfak, koridor fayansında siyah bir şeyler birikiyor hep. Bu neden olabilir? Robot süpürge
Daha önce çok farklı evlerde yaşadım, birkaç evde de benzer problem başıma geldi ama kimi evler temizlikten sonra üç beş gün tertemiz kalırken bu ev 12 saat içinde kirleniyor. Terliğin altı mahvoluyor, banyo, mutfak, koridor fayansında siyah bir şeyler birikiyor hep. Bu neden olabilir? Robot süpürge çare mi? En f/p öneriniz ne olur bunun için?
0
hadi ya la
(23.12.25)
neyle siliyorsun?

cifle falan siliniyorsa durulamak gerekiyor, bazıları suya cif katıp siliyor, su kuruyunca cifler kalıyor toz gibi. ama beyaz oluyor. benzer bir temizlik malzemesinin kalıntısı olabilir mi?
0
kibritsuyu
(23.12.25)
çevrede inşaat varsa camdan balkondan falan çok fena pislik giriyor
0
neira
(23.12.25)
Kapı baca kapalı diye tahmin ediyorum. Benim için ilk şüpheli; ev terliklerinin tabanı.
0
lazor
(23.12.25)
yerleri fairy ve beyaz sirke ile siliyorum.
çevrede inşaat yok, çok sakin temiz bir yer.
kapı baca genelde kapalı. sanırım ev terliği problem yapıyor.
0
🌸hadi ya la
(23.12.25)
Çatı katı ise yıllar önce oturduğum bir evde çatı aralıklarından siyah kurum dökülüyordu ben de bir süre ne olduğunu anlayamamıştım. baca çıkışı vs varsa yakınlarda oluyor.
0
creepy
(23.12.25)
Bir çevre yolu veya karayolu veya otobana yakın bir evden mi bahsediyoruz?
0
Mirket
(24.12.25)
elektrik supurgesinin icini ve filtrelerini de kontrol edin. supurunce icindeki her ne ise ortaliga puskurtuyor olabilir arkadan.
0
robokot
(24.12.25)
(3)

Bira karıştırmak alerji yapar mı

artıküyeolmakistiyorum
Geçenlerde 12 tane bira içmişim ve çok da karıştırdım. Amber, calsberg, Amsterdam tekrar calsberg derken sabah evde gözlerimi açtım. Burada sorun yok çünkü çok içince bir önceki günü hatirlamamak rutin oldu. Fakat 6-7 sene önceki gibi sabah uyandigimda kızarıklık ve kaşıntı başlamıştı. O zamanda çok
Geçenlerde 12 tane bira içmişim ve çok da karıştırdım. Amber, calsberg, Amsterdam tekrar calsberg derken sabah evde gözlerimi açtım. Burada sorun yok çünkü çok içince bir önceki günü hatirlamamak rutin oldu.

Fakat 6-7 sene önceki gibi sabah uyandigimda kızarıklık ve kaşıntı başlamıştı. O zamanda çok içmiş ve çok bira karistirmistim. Zyrtec içtim bir tane geçmedi. Şimdi ikincisini içtim. Sabaha ne olacak bilmiyorum. Benim bildiğim hiçbir alerjim yoktu, bira bunu yapabilir mi?
-1
artıküyeolmakistiyorum
(22.12.25)
Kurdeşen ve sivilce yapabilir. Eskiden birayı abarttığım zamanlar bende olmuştu.
0
yurtsuz john
(22.12.25)
12 bira içmenin vücuda verdiği zararı, karaciğerde oluşturduğu yükü tahmin etmek güç. kızarıklık kaşıntı zorlanan vücut sebebiyle bin tane sebepten olabilir, ille alerji olacak diye bir şey yok. kaşıntı kronik karaciğer hastalığının bir belirtisidir. karaciğer hasarı sonucu kana karışan maddeler de kızarıklık kaşıntı yapabilir.
+1
robokot
(22.12.25)
zaten bahsedilmiş ama belirttiğiniz kızarıklık ve kaşıntı semptomları daha çok karaciğerinizle ilgili bir sorun olduğunu gösteriyor. içtiğiniz şeylerden birindeki özel bir maddeye özel bir alerjiniz yoksa karıştırmanın bir etkisi olmaz, alkol alkoldür. zaten zararlı olan madde o.
0
creepy
(23.12.25)
(8)

Kedinize mamasını nereden alıyorsunuz?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, kedinizin mamasını nereden alıyorsunuz? Internetten alıyorsanız hangi siteden alıyorsunuz? Orijinal olduğuna nasıl emin oluyorsunuz?Ben gittiğim veterinerden alıyorum. Bugün 2 kg' lik bir mamayi netteki fiyatlardan yüksek fiyata aldım.Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
Merhaba, kedinizin mamasını nereden alıyorsunuz? Internetten alıyorsanız hangi siteden alıyorsunuz? Orijinal olduğuna nasıl emin oluyorsunuz?

Ben gittiğim veterinerden alıyorum. Bugün 2 kg' lik bir mamayi netteki fiyatlardan yüksek fiyata aldım.

Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(22.12.25)
amazondan kapıma sipariş veriyorum genelde, satıcısının amazon olmasına dikkat ediyorum
+1
hakmut
(22.12.25)
Amazon +1
+1
kobuzchu kiz
(22.12.25)
genellikle amazon
bunun dışında indirim kodu olan pazaryerlerinde mavi reyon, kuzey pazarlama ilk baktığım satıcılar.
petshop ve veteriner klinikleride eczaneler gibi geçirebildiğine geçirmece.
0
my fault
(22.12.25)
Bizim kedi kısırlaştıktan sonra RC veteriner serisi bir mamaya başladık, internet satışı yok. Normalde sadece vette satılıyor 12 kiloluk olanını alıyoruz 5-6 ay gidiyor. Ama şimdi bir vetle anlaşmalı olan petshop bulduk. Aynı mamayı 1000 tl daha ucuza getirtiyor bize. RC ile görüştük verdiği mama nın orijinal olduğunu teyit ettirdik. Bu bahsettiğim pet shop ist cevizlibağda.

Sizin kedi daha küçük olduğu için kısırlaştırana kadar vetten de alsanız bişey olmaz bu geçici bi süre. Kısırlaştıktan sonra hep aynı mamayı kullanacağınız için direkt 12 kiloluk olanlardan alırsınız ve o zaman uyguna gelir.
0
Sadece soruyorum
(22.12.25)
veterinerlerde falan hep daha pahalı oluyor. alma zamanı geldiğinde akakçede falan aratıp alacağım mama o gün / o an en kampanyalı - ucuz neredeyse oradan alıyorum. bir önce aldığım yer 2-3 ay sonra tekrar aldığımda en ucuz yer olmayabiliyor (günlük / haftalık bir kampanya olmuş olabiliyor). aynı mama, aynı kg için farklı yerlerde kilosuna göre 1000-2000 lira fark olabiliyor o yüzden az çaba büyük getiri - böyle mantıklı geliyor. almadan önce yorumlara kısa bir bakıyorum, açıklamada SKT var mı diye bakıyorum. ama bazen SKT yoksa da alıyorum, en kötü geri yollarım ama hiç başıma gelmedi. en ismi bilinmez tuhaf yerlerden bile sipariş verdim 15 - 20 sene içinde en ucuzu diye, sıkıntı yaşamadım. (sadece kapalı mama alıyorum)

edit: bildigim mama tabii sahte olursa hemen anlarım. huyunu suyunu bilmediğim mamayı ilk emin olduğum bir yerden alırım.
0
robokot
(23.12.25)
veteriner kliniğinden alıyorum ben de. hill's urinary stress metabolic c/d.

denemeleri için farklı mama da vermek istediğimde amazon'dan aldım. açık mama hiç almıyorum. arada bir de schesir marka yaş mama alıyorum. ambalajlarını inceliyorum skt'sine bakıyorum. eskiden schesir'i e vetimizden alıyordum ama artık satmıyor :/
0
art cat chocolate
(23.12.25)
Satıcı kendisi olmak kaydıyla Amazon ve nadiren KolayMama.
0
auroraaurora
(23.12.25)
sahte mama piyasası inanılmaz boyutta hills alıyorum sitesinde yetkili satıcılar yazıyor en çok petlebi ve markamama dan alıyorum fiyatını +-250 tl ye kadar umursamıyorum asla trendyol ve amazondan almam açıkçası
0
eja
(23.12.25)
(8)

"kargoyu asansöre bıraksak?" meselesi

nohut
merhaba dalmaçyalılar.uzunca süredir kuryeler bana bu soruyu soruyor ve ben de her seferinde "olur bırakabilirsin" deyip gidip asansörden alıyorum. fakat bu ara bu işin bir suistimal metodu olduğunu düşünmeye başladım.şöyle ki kargo hizmeti için hayvani ücretler ödedikten sonra bir de ekstra emek gö
merhaba dalmaçyalılar.

uzunca süredir kuryeler bana bu soruyu soruyor ve ben de her seferinde "olur bırakabilirsin" deyip gidip asansörden alıyorum. fakat bu ara bu işin bir suistimal metodu olduğunu düşünmeye başladım.

şöyle ki kargo hizmeti için hayvani ücretler ödedikten sonra bir de ekstra emek gösterip, evden çıkıp yürüyüp teslim almak bir miktar enayilik gibi geliyor. yanlış anlaşılmasın burada mesele iki adım yürümek değil, karşılığında orantısız fazla para ödediğin bir hizmeti almak için bir de ekstradan amelelik yapmak. birilerinin "ulan ne hayvan herifsin, azıcık anlayış göstersen ne olur!" dediğini duyar gibiyim ama o anlayışı hep gösterdim zaten ve sonra bu iş standarda bindi. ayrıca o anlayışı müşteri gösterdiğinde bundan asıl faydalanan kişinin gariban kurye değil de fırsatçı patronları olacağı çok açık. ee, müşterinin suçu ne ki bu sistemde o düdüklenmek zorunda kalıyor?

öte yandan evet, kuryelerin zor şartlarda çalıştığının farkındayım ama bence ricada bulunmaları gereken kişiler müşteriler değil, sineğin yağını hesap eden fırsatçı patronları. ben kendi işimde hiç kimseden kolaylık isteyemiyorum. "hakettiğimi kazanmıyorum" diyerek işimi noksan bırakma hakkını kendimde görmüyorum. ayrıca bana hiç kimse "tamam bu sefer biz kolaylık yapalım sorun değil" demiyor.

neyse. yine de kesin fikir beyan ediyor değilim. belki de kuryenin teklifini kabul etmek ve asansöre bırakılmış kargoyu +60 derece sıcakta ya da sibirya soğuğunda çıkıp almak gerekiyordur. duyuru sakinlerinin fikrini merak ettim sadece.

ne diyorsunuz?
-1
nohut
(22.12.25)
Bana hiç bu teklifte bulunan olmadı. Olsa idi de kabul etmezdim. Zira kargolar artık ucuz değil gerçekten pahalı. Yeri geliyor bir ürün alıyorum ama kabul etmiyor min 2 ürün istiyor.

Dolayısıyla eve teslimat isterim. Yine ileride kargoda problem olabilir kırık vs. Bu durumda siz iade etmek istediğinizde ispatta bile sıkıntı yaşarsınız.

Elden almak en mantıklısı.
+2
drako
(22.12.25)
bizde asansor yok. sepet var mı diye soruyolar. yok deyince sanki analarına sövüyormusum gibi bi zahmet yukarı cıkarıyolar.
0
koela
(22.12.25)
bence de kabul etmemek lazım. kabul ettikçe bu olay normalleşiyor ve üstüne daha da ekstra istekler oluyor. veya bir kaç kişi kabul etti diye kabul etmeyenlere kötü muamele ediliyor.
kuryeler veya diğer hizmet sektörü çalışanları zor koşullarda çalışıyorlarsa bunu işverenleri ile çözmeleri gerekiyor. son kullanıcı olarak biz fedakarlık yaptıkça asıl kazançlı olan patron oluyor. patron belki çalışana daha az iş yükleyecekken, daha çok eleman istihdam edecekken, bizim fedakarlıgımız sayesinde daha az çalışan ile iş döndürebiliyor. çalışanlara yardımcı olmak aslında çoğu zaman patronlara yardımcı olmak anlamına geliyor.
şimdi bu duyuru altına kesin şöyle yazanlar olacaktır "ne var kardeşim asansöre kadar yürüdün de ne oldu ne var bunda" bu tür insanlar oldugu müddetçe bu yanlışlar devam eder.
0
abelardo
(22.12.25)
kabul etme. 8. katta otururken 100lerce kargo aldım bir kez bile teklif edilmedi.
0
jelly bear
(22.12.25)
Oturdugum siteye gelen her kargoyu guvenlige birakiyorlardi, cok kargo geliyor evimize, hepsine tek tek cok net sekilde kargo eve gelecek dedim. Buna herkes uyum saglamadi hemen.

Guvenlige birakmaya devam edenlerin kargolari teslim almadim diye kayit acmaya baslayinca mecbur eve getirmeye basladilar.

Cok acil isim var diyen biri olursa, acelem yok, yarin isin olmayinca getir diyorum.

Taviz yok.

Kargocularla cok zit gitme, ben tedbirliyim sert cikislar yapiyorum, cok sabikali kargocu var, sorunlu insanlar cogu.

Esnaf kuryeler ile sorun yasamazsin zaten.

Sorunu subedeki asgari maasli ile yasarsin. Onlar dert
+1
die fetten jahre sind vorbei
(22.12.25)
Hayvani ücretler ödedikten sonra bir kaç adım yürümek asla zor gelmemeli.
Fazladan para ödediysek biraz alış veriş konularında kendimizi sınırlandırmamız gerektiği anlamına da gelebilir.

Bir konu sebebiyle bugün araçla gidebileceğim yere, gidiş geliş toplamda yaklaşık 3 km olan mesafeyi bugün ayrıca "spor olsun" diyerek yürüme gittim geldim.
O nedenle kapı önüne bir şey almak için çıkıp yürümeyi siz kalori yakmak olarak görün . Tabi o anki duruma göre değişen şeyler ama enayilik falan da değil bu .
0
diyecevaplandı
(22.12.25)
Bıraktırsan bile “pakette herhangi bir sorun var mı” diye sormayı ihmal etme. Önemli bir şey geliyorsa da bırakmalarına müsaade etme.

Ben eski mahallemde bundan 10 sene önce sepetle alırdım. Kendim söylerdim çıkma diye. Bir süre sonra kendileri sepet sormaya başladılar. İnsan kendi verdiğiyle, kendisinden istenene aynı gözle bakmıyor :)

Kargoların çok pahalı olmasıyla bunun arasında pek ilgi kurmuyorum ben. Teslimatın bu son adımı Kuryeyle aramdaki mevzu. Firma “kargolarınızın kapıya kadar gelmesi gibi bir taahhüdümüz yok” dese ödenen paranın karşılığını sormak doğru ama bu firmanın değil bireyin mevzusu. Parayı da bireye değil firmaya verdiğim için ben o açıdan bakmıyorum.

Söylendiği gibi, bunu standart kabul edip, yok diyenlere tavır yapmak yahut yarın öbür gün asansör yerine bina kapısına bırakmayı talep etmek gibi şeyler gerçekten de olabilir. Arada bir “hayır çıkamıyorum daire kapısına bırakır mısınız” demek iyi olabilir. Fazla geçimli olmak da eşek yerine konmakla sonuçlanabiliyor.

Hasılı; sorun edeceksen kabul etme. Birkaç kez de şubeyi arayıp şikayet et “her sefer her sefer bunu soruyorlar bu nedir ya” diye.
0
lazor
(23.12.25)
bugune kadar belki 1000 kargo almışımdır hiç kimse "asansöre bırakayım" demedi bugüne kadar, ilginçmiş. hatta 3-5 kere diyafondan ben asansöre bırakabilirsiniz dedim de (saçma ağır ama pahada hafif şeyler için, kedi kumu falan.. asansörle kapımın arası 2 adım yok sonuçta) bırakmadılar hiç. ya duymadılar, ya anlamadılar, ya da bırakmak istemediler.
0
robokot
(23.12.25)
(13)

saat sabah 8:30 - 9'da neden milletin farları açık?

semaforo de medianoche
bu soruyu en kısa günün ertesinde soruyorum ama bugüne göre düşünmeyin 1-2 aydır hayretle izlediğim bir durum bu konu. ankara'da yaşıyorum şu gün bile güneş doğuş saati 8:07 diyor, 1 kasım'da da 7:17 diyor mesela o gün yine aynı durum vardı. 8:30'da araba sürüyorum gayet hava aydınlık, açık, görüş m
bu soruyu en kısa günün ertesinde soruyorum ama bugüne göre düşünmeyin 1-2 aydır hayretle izlediğim bir durum bu konu. ankara'da yaşıyorum şu gün bile güneş doğuş saati 8:07 diyor, 1 kasım'da da 7:17 diyor mesela o gün yine aynı durum vardı. 8:30'da araba sürüyorum gayet hava aydınlık, açık, görüş mesafesiyle ilgili hiçbir sorun yok ama bakıyorum çoğu kişinin farlar hep açık. arada tek tük görüyorum kapalı olan. 9'a doğru işe gittiğimde bile hala çoğunluğun farlar açık. neden böyle ben mi bir şey kaçırıyorum?
0
semaforo de medianoche
(22.12.25)
Görünmek açısından önemli sadece görmek değil.
Farlar hep açık olsun
+4
kisa
(22.12.25)
farları zaten açmıyoruz ki, otomatik kendi çalışıyor hatta gündüz bile açık
+4
liberal
(22.12.25)
gündüz farını sormuyorsunuz değil mi?

çoğu yeni arabanın farları sensörlü, otomatik yanıyor. akşam hava tam kararmadan, sabah hava aydınlandıktan bir süre sonra farları yakıyor benim araba.
0
inheritance
(22.12.25)
2000'lerden beri böyle. Yolum da hep açık farım da diye bir kampanya yapılmıştı.
+1
croswell
(22.12.25)
@kisa: hava açık olduğunda görünürlüğe bir katkısı olmuyor benim açımdan. özellikle dikkat edince görüyorum açık olduğunu.

ben öğlen 12'de çıktığımda kimsenin açık değil aslında ama sensör demek ki sabah o saatlerde öyle algıyorsa ondan açıyor olabilir. bende araba 10 yıllık manuel açış kapayış bilmiyorum sensör işini.
0
🌸semaforo de medianoche
(22.12.25)
Gorunurluge faydasi oldugu kanaatindeyim +1. Yazin gunduz tamamen acik gunesli havalar disinda ben de surekli acik tutuyorum.
0
mbond
(22.12.25)
Bugün aynı şeyi ben düşündüm, 08:50'de arabaya bindim ve farlarım otomatik olarak yandı. Hava o esnada kapalıydı ama genelde bu saatte ve hava kapalı olsa da farlar yanmazdı, yadırgadım. Arabalar için yeterince aydınlık sayılmazmış :D Konum Ankara
0
theseachange
(22.12.25)
Gece gunduz fark etmez araba hareket ediyorsa farlari acarim
0
mirafiori
(22.12.25)
bir çok araçta çalışır durumda olduğu sürece kısa farlar hep yanar. zaten öyle olması gerekiyor. görünürlükte fark olmaması mümkün değil.
0
robokot
(22.12.25)
Ankaradan bildirmiyorum ama ben tam 8:30'da işyerine giriş yapıyorum ve 1 aydır sabahları farlarım yanıyor.
Hava açıksa bazen bir noktada direkt güneş ışığı görüyorum gözleri rahatsız edecek seviyede, orada farlar kapanıyor.
0
denizgonen
(22.12.25)
soru tam anlaşılmadı galiba farlar hep yanar diyenler var da araba kullanmaya dün başlamadım ben de birkaç yıldır dikkatimi çeken bir durumdan bahsediyorum. ekim kasım gibi başlayıp marta kadar sabah erken saatlerde farları yanıyor sadece büyük bir kesmin. öğlen 12'de kimse yakmıyor. bu aylar dışında sabahları da kimse yakmıyor. siz o durumlarda da yakıyor olabilirsiniz ama sorum o değildi benim sadece bu dönemlerde sabahları yakanların sebebini sordum. sensörmüş sebep anladığım kadarıyla onu öğrendim.

@robokot: valla faydasını geçtim aynadan baktığımda rahatsız bile ediyor beni aynalara bakmakta zorlanıyorum. gün ışığı yeterli olduğu için ara sokaktan çıkan arabayı ışığından fark etmeye falan da yaramıyor ışık kayboluyor zaten gün ışığında. onun dışında öndeki araba da normal görünüyor. kural olarak da öyle bir kural yok zaten "Gündüz görüşü azaltan sisli, yağışlı ve benzeri havalarda, kullanılır." yazıyor sadece. ben açık havalar için diye belirtmiştim.
0
🌸semaforo de medianoche
(23.12.25)
türkiye'de henüz zorunlu değil ama olmalı diyorum "öyle olması gerekir" derken. bunun zorunlu olduğu pek çok ülke var. mevsimsel olarak zorunlu olduğu daha fazla ülke de var. ülkemizde motosikletlerde zorunlu sadece şu an.

eğer gözlerinizde bir sorun yoksa ve yakılan farlar uzun farlar değilse gün içinde arkaplan ışığına oranla gözlerinizi rahatsız etmesi mümkün değil, belki bir doktora görünmek gerekebilir. zaten gözle farkedecek hatta rahatsız edecek kadar gözüküyorsa görünürlüğü arttırdığı garantidir diyebiliriz - burada da biraz çelişki olmuş. kısa far gün ışığının yeterli olduğu anlarda neredeyse görülmez, ancak anlık olarak ışığın yeterli olmadığı durumlarda (gölgede kalan yerler vs.) hayat kurtarabilir. herkes her an başkalarını düşünüp aç kapa yapmayacağına göre açık bırakmakta zarar değil fayda vardır sadece.
0
robokot
(23.12.25)
trafiğe çıktıklarında hava karanlık oluyor da ondan.
0
ground
(23.12.25)
(2)

tanılı/teşhisli bipolar olup maniyi ilaçsız yönetebilen/ zararını görmeyen var m?

mahmuttt
Ve ilaçsız ne kadar sürüyor? Uzun vadede ilaçsız mani atakları daha kötü durum yaşattı mı size? Soru başlıkta Teşekkürler……
Ve ilaçsız ne kadar sürüyor? Uzun vadede ilaçsız mani atakları daha kötü durum yaşattı mı size? Soru başlıkta

Teşekkürler……
0
mahmuttt
(21.12.25)
İlaçsız zor.
0
gobekliraki
(21.12.25)
pek mumkun degil, riske atmaya da degmez. bir mani atağında insan o güne kadar dişiyle tırnağıyla elde ettiği her şeyini ve üzerine reputasyonunu çöpe atabilir. kişi teşhisi alacak kadar aklı başında hareket edebilmiş, o seviyeye gelebilmiş ise (bir çok kişi hayatına geri dönülmez zararlar vermeden teşhis almıyor, yanlış bir şey olduğunun farkında bile olmuyor / kabul etmiyor) zaten piyangoyu kazanmış. ilaçlar da modern tıbbın mucizesi bir yerde. böyle zor bir rahatsızlıkta hem teşhis alınmış hem de modern dünyanın ilaç imkanı varken bundan kaçınmak çok mantıklı değil.
0
robokot
(22.12.25)
(14)

Şu video hakkında ne düşünüyorsunuz?

messina123
Bana maymunluk gibi geliyor. Manitayı şöyle rezil duruma düşürmemAnkara Metrosu'nda şarkı söyleyen müzisyene eşlik genç çift:https://x.com/bosunatiklama/status/1991807966920708114?s=46
Bana maymunluk gibi geliyor. Manitayı şöyle rezil duruma düşürmem

Ankara Metrosu'nda şarkı söyleyen müzisyene eşlik genç çift:

x.com
0
messina123
(22.11.25)
insan aşık olunca böyle şeyler yapabiliyor (herkes bunu yapmak zorunda değil tabi)

Orada olsam vay be gençlik işte deyip gençler adına mutlu olurum
0
grimavi
(22.11.25)
Ben hayatta yapmam ama yapani da yadirgamam. Ortada garip bir durum yok.
0
bosver nicki
(22.11.25)
orada bir maymunluk varsa solda memnuniyetsiz teyze gibi olanlardır.
-3
jepa
(22.11.25)
Mutlu gibiler. Değil mi? Çok yadırgadım doğrusu. Olmamalılar.

Şaka bir yana. Çoğumuzda öyle bir gen var sanırım. Hazetmiyoruz mutlu insan görmekten.
0
Mirket
(22.11.25)
maymunluk yapmak bilinçli bir tercihtir. buradaki düşük iq'luluk. dekart bunları görseydi düşünmeden de var olunabildiğini görür, tövbe ederdi. içimizdeki robotların bu sürümünde sınırlı sayıda nöron var, özgür iradeleriyle çiftleşme dansı bile yapmaya kabil değiller. bunlar tek bir beacon'dan kontrol ediliyor, güncelleştirmelerini elektromanyetik radyasyonla alıyorlar. milletin npc diye dalga geçtiği tipler tam olarak budur. bu tiplere güya şaşıracakları bir şey yapın, size filmlerden öğrendikleri şu pozlarla karşılık verirler: img.freepik.com
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.11.25)
Kendi adıma, dans eden insanlardan rahatsız olmam. Mutlular işte. Bana da bir zararları yok. Mal gibi kameraya alıp sosyal medyada paylaşılmasını doğru bulmuyorum.

Ulaşım aracı içinde müzik yapılmasına karşıyım. Orada oturan insanların sizin seçtiğiniz/sevdiğiniz tarzda gürültülere maruz kalmaya hakları yok.

Sokak ve metro durağı müzisyenliğine karşı değilim. İsteyen bekler, dinler. İsteyen katılır, eşlik eder. İsteyen çeker gider. Kimseye zorla dinletmiyorlar.

Dans etmenin de rezillik veya maymunluk olduğunu düşünmüyorum. Velev ki öyle olsun, insanlar kimseyi rahatsız etmeden rezillik ve maymunluk da yapabilir. Çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek, aile ve toplum değerlerine, genel ahlaka mugayir şeyler olmamak kaydıyla tabii.

Bırakın gençler mutlu olsun.
0
yadigar
(22.11.25)
maymunluk, rezillik derken? dans ediyor ya insanlar.

ha ulaşım aracında müzik gürültü falan olmamalı bence o ayrı.
+1
robokot
(22.11.25)
sağır insanlar dans edenleri deli sanar diye enfes bir söz vardır.
+1
galahad reloaded
(22.11.25)
ben yapmam. ama farklılıklarada bu kadar kapalı değilim. ülke muhafazakar sapkın grupların elinde. onları görmektense bunları görmeyi tercih ederim.
-1
mikahakkinen
(22.11.25)
Ben de zannettim ki rezillik var. Zaten ülkece mutsuzuz, keyfi yerinde gençler görelim işte ne güzel.
(Toplu taşımada müziğe maruz bırakılmayı ben de sevmiyorum, o ayrı.)
0
kobuzchu kiz
(22.11.25)
teklif kadından gelmiştir derim.
erkek kalıp da "haydi dans edelim :)" sanmıyorum desin.
-2
WithWorth
(22.11.25)
maymunluk değil tabi ki. ama bu kadar dar ve insan olan bir ortamda çok da abartılı hareketler yaparak dans edemem. ben irrite olmadım. insan aşık olunca böyle şeyler yapabiliyor. ayrıca bazı erkekler kadınlardan daha dans etmeye yatkın olabiliyor.
-1
sevilen progressive türkücü
(22.11.25)
koca bir saçmalık.

www.youtube.com
0
gurur
(22.11.25)
İçlerinden gelmiş, dans etmişler, mutlular, hoşuma gitti, ha bu bir akıma dönüp tabelada fotoğraf çektirmek gibi sırf paylaşmış olmak için başkaları tarafından tekrarlanırsa o zaman irite olurum.
0
(23.11.25)
(14)

Üniversite hazırlık sınıfında hocalar 'sadece' İngilizce mi konuşuyordu?

hadi ya la
Hatırladığınız kadarıyla nasıldı? Hoca ders anlatırken %80 İngilizce, %20 Türkçe (açıklama, uyarı, arada sohbet vs.) // veya %100 İngilizce konuşuyordu gibi yazabilirsiniz.
Hatırladığınız kadarıyla nasıldı? Hoca ders anlatırken %80 İngilizce, %20 Türkçe (açıklama, uyarı, arada sohbet vs.) // veya %100 İngilizce konuşuyordu gibi yazabilirsiniz.
0
hadi ya la
(26.10.25)
Yuzde yuz İngilizce. Bogazici Uni.
+1
ırene adler
(26.10.25)
Türkçe yasaktı. Biri hariç tüm derslerin hocaları hep her zaman ingilizce konuşurdu. İronik bir şekilde sadece Speaking hocası Türkçe konuşurdu. Adam hazırlık program koordinatörüydü üstelik. Japonya anılarını falan anlatırdı.
0
yadigar
(26.10.25)
Sadece İngilizce hiçbir işe yaramaz Türkiye'de. Bunu savunan ülkeyi tanımıyordur. Amaç İngilizce öğretmekse hem Türkçe hem İngilizce anlatılır. Öğrenciler anlamadıktan sonra sadece İngilizce bir işe yaramaz. Speaking dersinde sadece İngilizce konuşulabilir. Grammar falan İngilizce anlatılmaz. Böyle bir kural da yok zaten.
-6
arbre
(26.10.25)
Grammar translation yöntemi eskide kaldı artık modası geçti. O bizim zamanımızda öyleydi, grammar Türkçe anlatılırdı. Artık communicative method, lexical approach ve task based learning kullanılıyor ağırlıklı olarak. Kurallar örnekler içinde fark ettirilerek öğretiliyor. Üniversitede hazırlık okumadım çünkü zaten dil bölümü mezunuyum mütercim tercümanlık okudum hazırlık yoktu bile bizim bölümde ama lise hazırlığı hatırlıyorum da bizim dersler %100 İngilizce işlenirdi. Türkçe belki ilk ay falan biraz kullanılmıştır. Özel okulda okumadım bu arada, yabancı dil ağırlıklı devlet okuluydu, o zamanlar süper lise deniliyordu.
0
kullanicadi
(26.10.25)
ingilizceydi diye hatırlıyorum.
0
inheritance
(26.10.25)
Okula bağlı. Hacettepe de kural buydu. Zart zurt ünilerde mecburen türkçe ingilizce.
Arbre.. iyi okullarda gramer dersi dahi olmaz. Öğrenci grameri aradan süzerek alır. Gramer dersi 3. Dünya ülkelerinde olur.
0
luluki
(26.10.25)
ingilizce değil ama başka bir dilde hazırlık okudum. 3 hoca vardı derslerimize giren.
bir tanesi çoğunlukla türkçe konuşuyordu.
diğer ikisi çoğunlukla yabancı dilde konuşuyordu.
türkçe'yi daha az konuşmaları iyi olurdu.
0
biseysorcaktim
(26.10.25)
Bu arada 1 sene okutmanlık yapmıştım çok kötü bir vakıf üniversitesinin hazırlık bölümünde. İngilizceyi geçtim bir ders sırf Türkçe dil bilgisi anlatmam gerekmişti. Zamir ne demek bilmeyen vardı, Türkçe bir cümleyi öğelerine ayıramayan vardı, tamam dil Türkçe düşünerek öğretilmez ama insanda bir ana dil temeli olur ki insan başka bir dil öğrenirken kafasında o mantığı oturtur. Hayatımın en zor yılıydı çalışma anlamında. Bak işte o sene clt falan sallamıştım işte:d grammar translation da kullanıyordum yani ara ara, eclectic method uyguluyorum diyordum:p
0
kullanicadi
(26.10.25)
Ege de her şeyi ingilizce anlatıyorlardı hazırlıkta

%100 ingilizce mühendislik okudum, orada da her şey ingilizceydi sadece 1 e 1 de sorduğun sorulara türkçe cevap veriyordu hocalar
0
pislick0
(26.10.25)
luluki, alakası yok. Eğitim kimsenin malı değil. Eğitimi kimse şöyle anlatacaksın, böyle anlatacaksın diyerek sınırlayamaz. MEB bu kadar teori, yaklaşım uyguluyorsa millet neden bir tane cümle kuramıyor? Bir insana bir şeyi öğretmek için her yolu deneyebilirsin, her dili kullanabilirsin. Fransa'dan Türkiye'ye ailesinin işi sebebiyle gelmiş biri bir konuyu anlamıyorsa Fransızca biliyorsan Fransızca da anlatabilirsin. Maalesef bu tip üstten bakan, içi ve altı boş bakış açıları nedeniyle binlerce genç hiçbir şey öğrenemeden yıllarını harcayıp mezun oluyor.
-4
arbre
(26.10.25)
merhaba. beykent ingilizce sinema tv mezunuyum. 4 yıl boyunca tek bir hoca bir cümle bile ingilizce konuşmadı, tek bir cümle bile. hatta sovyet rusya döneminden değerli eski toprak hoca vardı, Azerbaycan Türkçesi/ rusça karışık konustuğu için iletişimde zorlandık (hiç bi sey anlamadık) yalvardık okula da türkçe ye çevirmen tuttu. sınıfta da kimse ingilizce bilmiyordu zaten "dublajlı izleyelim hocam", "bu devirde siyah beyaz film mi izlenir" falan diyen besyo tutmayınca uzun dönem askere gitmemek için sinema tv mezunu olan bir yığın insanla okudum.
0
libertine
(26.10.25)
Ilkokulun 5 yillik oldugu donemler, ilkokul bitince Anadolu Lisesi hazirlik okurken (yas 13) hocalar %100 Ingilizce konusurdu. Sonra bir daha hazirlik okumadim, hep muaf oldum (lisans, yuksek lisans vb).

Ortaokul, lise, lisans ve yuksek lisansta hocalarim Turk ya da yabanci farketmeksizin icerigi Ingilizce olmayan Turkce, Almanca, tarih, cografya, din kulturu gibi dersler haric dersleri tamamen Ingilizce islerlerdi, Turkce soru sorarsan cevap vermezlerdi.
0
sertac akin
(26.10.25)
%100 ingilizce. hiçbir şekilde Türkçe konuşmuyorlar, lisans derslerinde de böyle, adama ders arasında (sayısal bir bölüm dersi) Türkçe soru soruyorum ısrarla ingilizce cevap veriyor. Bence çok doğru bir sistem değil grammar konularını sağdan soldan video izleyerek öğrendim.

bilkent uni.
0
hold the door
(27.10.25)
ingilizce 90'larda özel ortaokul hazırlık sınıfında öğrendim ilk. %100 ingilizce konuşulurdu, ders içinde ve dışında. Kimi hocalar yabancıydı, istese de Türkçe konuşamazdı. Bence gayet etkili bir yöntemdi, daha sonra devlet okullarına geçmiş olsam da lisede dil öğrencileri dahil benden iyi ingilizcesi olan tanıdığım olmadı.
0
robokot
(27.10.25)
(8)

Dünyadaki tüm karıncalar birleşip insanlara saldırsa

messina123
Bu savaşı kim alır? 1 insan başına 1 milyon karınca düşüyormuş. İnsanların önemli bir kısmının bebek ve yaşlı olması da var. Bu savaşı kazanmamız çok zor füze bomba silah ne kullanırsak kullanalım altından kalkamayız karıncalar alır
Bu savaşı kim alır? 1 insan başına 1 milyon karınca düşüyormuş. İnsanların önemli bir kısmının bebek ve yaşlı olması da var. Bu savaşı kazanmamız çok zor füze bomba silah ne kullanırsak kullanalım altından kalkamayız karıncalar alır
0
messina123
(20.09.25)
Aralarına yuvarlanarak dalsam cephenin birini tek başıma alırım. Belki tek başıma şehid olurum ama şehadet şerbeti için değer. Bi zahmet siz de diğer cepheleri alırsınız. Sonuç olarak savaş bizim.
0
anatomik
(20.09.25)
tek amaçları bu olsa baya insan götürürler, inanılmaz bir yapılanmaları var çünkü :)

çok alakasız aklıma bu kitabı getirdin ama;

KARINCALAR - BERNARD WERBER

bütün insanlığa saldırı şeklinde değil tabii de cinayet falan işliyorlardı organizasyonlarıyla; müthiş bir bilim kurgu serisidir tavsiye ederim :) (karıncalar hakkında da inanılmaz ayrıntılar öğreniyorsun)
0
makbur
(20.09.25)
Karıncalar basit bir manipülasyonla, misal toz şekerden bir tuzak kurup karıncalar buraya çekilip ölüm sarmalına alındıklarında neredeyse sıfır zayiatla bu savaşı insan ırkı kazanır.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(20.09.25)
silah serbest mi? serbestse flamethrower'la birkaç milyon karıncayı sırf tek başıma alırım.
0
sir gawain
(21.09.25)
açılın hesaplayan adam geldi: kişi başına yaklaşık 10-20 kilo arası karınca düşüyor. insanların kullanabileceği araçlar, silahlar da var. zaiyat olur baya ama insanlar kazanır.
0
robokot
(21.09.25)
karıncalar insan kadar zeki olsa medeniyeti çökertir. kabloları kemirir, gaz borularını patlatır, suya siyanür falan katar. yerin altına saklanırlar zor öldürürsün.

taktik yapamayıp bodozlama cepheden saldıracaklarsa yenemezler.
0
ya ben lan neyse
(21.09.25)
çok rahat alırız, zayiat da çok az ve muhtemelen yalnızca tamamen savunmasız kişiler olur bebekler veya çok yaşlılar, ağır fiziksel engeli olanlar gibi.

karıncaların organizasyonu ve zekası karınca oldukları için etkileyici, bizimle kıyaslanamaz. ayrıca bizim en zayıfımız ayakkabısıyla bunların binlercesine tek atar.

kişi başına milyon tane düşmesi dert değil sadece 100 kişilik organizasyonla bütün mahalle ve hatta ilçenin karıncalarını yok edersin muhtemelen, akıl dolu preemptive strike çakıp bizi felç etmedikleri sürece içlerinden geçeriz. öyle bir şey yapmaları da zaten mümkün değil senin bir adımda aldığın yolu bir saatte alıyorlar.

tartışma konusu bile değil yani karıncaları itidalli davranmaya davet ediyorum bu iş onların sonu olur...
0
der meister
(21.09.25)
Herkes silahsız olarak savaşsa (ayakkabı vs kullanmak yok) karıncalar direnebilir ama normal silah serbest modunda dayanamazlar.
İnsan kazanır
0
basond
(21.09.25)
(30)

Çevrenizde oyun oynayan yetişkinler var mı?

Gradient_tabanlı_mor
Benim çevremde pek yok. Duyunca şaşırdım. Çevrenizde oyun oynayan (günde 2 saat üstü) yetişkin, iş güç sahibi adamlar kadınlar var mı? Nasıl vakit bulunuyor ki.
Benim çevremde pek yok. Duyunca şaşırdım. Çevrenizde oyun oynayan (günde 2 saat üstü) yetişkin, iş güç sahibi adamlar kadınlar var mı? Nasıl vakit bulunuyor ki.
0
Gradient_tabanlı_mor
(18.09.25)
home office.

bir de herhangi bir seyi gercekten yapmak istiyorsan "zaman yok" diye bir sey yok. o zamani illa ki yaratiyorsun.
0
sonsuz
(18.09.25)
wc, servis, mola, yatak keyfi vs.

edit: sonsuz +1 istedikten sonra her şeye zaman var.
0
lazpalle
(18.09.25)
Ben varım, evet uzaktan çalışıyorum.
0
mirty
(18.09.25)
bu yetişkin kişi 1730'da işten çıksa, 1800'da evde olsa, 1930'a kadar soyunsa sökünse, yemek falan yese, 1930'dan sonra ne yapacak? 2300'da yatacak olsa önünde 3-4 saat vakit var. kızılcık şerbeti izlese zaten 2-3 saat sürüyor. dizi izlemek yerine oyun oynuyordur.
0
co2s2
(18.09.25)
Ben oynuyorum ama her gün değil. Hafta sonları 3-4 saat oynuyorum.
0
gnosis
(18.09.25)
Ben oynuyorum. Yapmak isteyince vakit bulunuyor. Valorant, fifa, aoe. Veterinerler ve iş sahibi patronlarla oynuyorum. Kafeye, puba gitmek gibi ama daha evcimeni.
0
Shepard
(18.09.25)
Evden çalışınca oynanıyor. İşim gereği kullandığım programda işlemler bazen uzun sürebiliyor. Yani benim dikkatimi vermemin gerekmediği arkaplan işlemleri olabiliyor. O sırada mobil oyunlara vakit ayırabiliyorum. Bilgisayardan oynamak için zaman çok az kalıyor. Pek oynayasım da olmuyor açıkçası. Olsa zaman bulurdum.
0
himmet dayi
(18.09.25)
Düzenli olarak ya da her gün 2+ saat olmasa da ben oynuyorum. Çevremde birçok kişi de kadın ve erkek oynuyor. Yarışma programları ya da dizi izlemek yerine oyun ile geçiriyoruz/geçiriyorlar o süreyi. Hatta arkadaşlar ile oynayunca sosyalleşmiş de oluyoruz. Herkesin dinlenme aktivitesi farklı.
0
nawar
(18.09.25)
Her gün düzenli oynamıyorum yani genelde oynadığım oyunlar hikayeli ve bir sonu olan oyunlar ve her bittiğinde hemen yenisine başlamıyorum ama sık sık oynuyorum günde 2 saatten de uzun olacak şekilde. Mobil oyunları da sayarsan hele ohoo oyun oynamayan yetişkin yok neredeyse.

Home office çalışmıyorum, doktorum. Saat 5 gibi evde oluyorum. Gece 1 gibi uyuyorum. 8 saat var yani arada. 1-2 saat nişanlımla telefonda konuşma desek, yemek falan da düşünce kalan yaklaşık 5 saatlik sürede full oyun oynadığım çok gün olmuştur. Bu süreyi telefonda ya da dizi izleyerek geçirdiğim günler de var. Ne yapıcam ki evde zaten tek başımayken. Arada da puzzle yapıyorum işte. Bu kadar şok olmanızı anlayamadım oyun oynayan yetişkin nasıl olur diyerek. Oyun denince aklınıza ne geliyor öncelikle onu merak ettim?
0
nundu
(18.09.25)
40 yaşındayım oynuyorum çocuğum ailem olsa yine oynardım çevremde de oynayanlar var keşke daha fazla vakit bulsam da daha fazla oynasam. Sabahlasam, oyun için yıllık izne çıksam falan ama sosyal hayal ve iş maalesef izin vermiyor. Yaşlanınca kafam basarsa tüm yaşlılığımı birkaç saat oyun deniz ve doğa ile geçirmek isterim
0
croswell
(18.09.25)
denildigi gibi bu durum onlar icin bir rahatlama yolu. yani kimi insan dizi izler, film izler, kitap okur, muzik dinler, spora gider, bir seyler yapan yani, onlar da oyun oynuyor.
0
Sour
(18.09.25)
Yani bunun için ayrıca zaman ayırmak mi gerekiyor gibi bakiyorsunuz siz, onu tam anlayamadım. Benim tanıdığım ortalama insanlar evli olsun çoluk cocuklu olsun bekar olsun, mesai bitimi eve geçip yemek vs faslını bitirince, çoğunlukla oturup televizyon, dizi, film vs izliyor. Onun yerine oyun koyunca aynı şey işte.
0
encokbenisevinnolur
(18.09.25)
Ben çocukluk ve ergenlikte bilgisayar oyunları hep oynadım, benim için çok normal bir şeydi. İşe başlayınca etrafımdaki profil hiç böyle olmayınca "artık oynanmamalı mı" gibi bir algı oluşmuştu bende, garipserler diye bahsetmiyorum bile. Sonra birgün iş değişikliği yaptım, ekibindeki hemen herkes oyun oynuyor. Yani tamamen çevre profili ile ilgili bir olay. Ben geceleri oynuyorum, 12 sonrası 2 ye kadar falan. Çalışma şeklim hibrit. Ofise gittiğim günler bazen oynuyor bazen oynamıyorum uyku durumuma göre. Oyun oynamayı seviyorum, bu dünyadan kopma hissi çok iyi. Bir arkadaşım var gece full oyun oynuyor, gündüz mesai, mesai sonrası gece 12'ye kadar uyuyor. Sonra yine devam ediyor :D Bazıları için tutku.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(18.09.25)
var, kitap okumak veya film-dizi izlemek gibi bir eğlence aracı bu da.
0
unalub
(18.09.25)
Çevremde de var. Ben de varım. ha ben çalışmıyorum şu an ama çalışan arkadaşlarım da oynuyor sürekli.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(18.09.25)
var tabi. ne demek nasıl vakit bulunuyor? e o zaman yetişkin, iş güç sahibi insanlar film, dizi de seyretmesin. spor da yapmasın. hatta hiç bir şey yapmasın. nasıl vakit bulunur ki
0
benarrivo
(18.09.25)
yetişkinlerin çoğu günde 2 saatten fazla TV yayını izliyor. neden vakit bulunamasın ki?
0
loch ness
(18.09.25)
Ben varim. Cocuklugumdan beri gamer'im. Ama yas ilerledikce ve son zamanlarda azaldi. Bazen oyun oynamaya uzun aralar da veriyorum. Sonra tekrar donuyorum vs.
+1
ermanen
(18.09.25)
kendim varım

ekimde 34

düzenli olarak forza horizon 5 ve gran turismo 7 oynuyorum.

2 direksiyon setim, simülatör koltuğum, ps5 ve xbox series s'im var.

bekarım.

zaman buluyorum.

home office.
0
rain when i die
(18.09.25)
evden çalışıyorum ama mesai saatlerinde oynamıyorum. dışarı çıkmaya film vs izlemeye nasıl vakit ayırabiliyorsa yetişkinler, buna da ayrılabilir sonuçta. eşim de oynuyor.
0
nolmus yani
(18.09.25)
Benim var. Butun islerini karisi goruyor, annesi gibi.
0
hot potato
(18.09.25)
Benim çevremde hiç yok ama benim çevrem geniş değil, ondan olabilir.
0
sekizdokuzon
(18.09.25)
40 yaşına yaklaşmış arkadaşımın oyun bilgisayarı var. Haftasonu bazen tüm gün oyun günü ilan ediyor. Hergün oynamıyor ama oynuyor.
0
1917
(18.09.25)
var, e herkes akşam 2-3 saat tv, dizi veya film izliyor yav? Bunu yapmayıp oyun oynadıklarını düşün işte. Kimi de instagram twitter vb.nde vakit geçiriyor. Tercih insanların.
0
nhk ni youkosu
(18.09.25)
benim bu. şu ara işsiz ve sıkıntılıyım. kadınım. emekli dayılar gibi telefondan 3-4 sat okey oynuyorum. playstation alırsam araba yarışı ve dövüş oynamayı planlıyorum.
0
cccbehzatccc
(18.09.25)
düzenli olmasa da ben de oynuyorum. şirkette yaş ortalaması 40 olan ekibimde de hemen herkes oynuyor. hatta daha bugün borderlands 4 muhabbeti döndü toplantıda.
0
sir gawain
(19.09.25)
var tabi, bu da bir hobi en nihayetinde. çevrende dizi izleyen yetişkin var mı? aynı şey, oyunları da interaktif dizi gibi düşünebilirsin.
0
robokot
(19.09.25)
benim çevremde de çoğu kişi oynuyor.
eşim ve kardeşim, tanıdığım erkekler oynuyor.

ben de sims 4, sims medieval falan oynuyorum

tabletten de batak,king,çanak oynuyorum
0
Hallegadola
(19.09.25)
benim yok ama arada arkadasla pes atiyoruz. aslinda beraber oynayinca cok keyifli de tek basima acip oyun oynamayali 8-10 sene olmustur.
0
bohr atom modeli
(19.09.25)
Ben. Disco Elysium diye bir oyun oynuyorum son bir haftadır mesela günde en az 2 saat, bazen 3-4. İşten sonra eve gelip oynuyorum akşam olana kadar işte, sonra uyuyorum vs.
0
vedatchilipeppers
(19.09.25)
(12)

Bu model ama hangi renk?

ezkaza
Günlük giyimde rahat bir ayakkabıya ihtiyacım var. New balance 530 alıcaktım ama işte neredeyse herkesim ayağında olduğundan vazgeçtim. Siz olsanız aşağıdakilerden hangisini seçersiniz?1- https://www.lacoste.com.tr/urun/erkek-gri-ayakkabi-749sma0020-005/2- https://www.lacoste.com.tr/urun/erkek-bej-a
Günlük giyimde rahat bir ayakkabıya ihtiyacım var. New balance 530 alıcaktım ama işte neredeyse herkesim ayağında olduğundan vazgeçtim. Siz olsanız aşağıdakilerden hangisini seçersiniz?

1- www.lacoste.com.tr

2- www.lacoste.com.tr

3- www.lacoste.com.tr
0
ezkaza
(17.09.25)
3
0
gobekliraki
(17.09.25)
1
0
abuzer
(17.09.25)
2
0
robokot
(17.09.25)
3
Günlük giyimde olabildiğince koyu renk tercih ederim.
0
mutekebbir
(17.09.25)
1
0
elorelia
(17.09.25)
3
0
kisa
(17.09.25)
1 ile 3 arasında kaldım. 3 daha uyum sağlar her şeye gibi gelse de metalik gri aşkım kafamı karıştırdı
0
kullanicadi
(17.09.25)
1
0
elektr10
(17.09.25)
eccoya bakardim ben.
0
65 derece
(17.09.25)
1 i gec. zaten 530 gibi. ben gorsem direkt aa 530 diye gecerim logo falan ufak bi detay.
0
buenosdias
(17.09.25)
2
0
Sadece soruyorum
(17.09.25)
1
0
msb
(17.09.25)
(9)

Toz deterjan mı sıvı deterjan mı?

hunharca ben
Sb. neden toz deterjan? Markasıyla lütfen.
Sb.
neden toz deterjan? Markasıyla lütfen.
0
hunharca ben
(17.09.25)
ne deterjanı?
0
robokot
(17.09.25)
Çamaşır için herhalde. Sıvı. Hangisi indirimdeyse.
0
inheritance
(17.09.25)
Toz deterjan sevmiyorum.
Sıvıda ben kendi giysilerim için perwol kullanıyorum rengine göre + yumuşatıcı, memnunum.
Annem perosun sıvı deterjanını almış koyu pembe bi ambalajı var kıyafetler mis gibi kokuyor makineden çıkınca ve uzun zamanda öyle kalıyor, bazen onu da kullanıyorum.
İkisini de öneririm.
0
mutekebbir
(17.09.25)
Biz omo toz kullanıyoruz memnunuz
0
Batuhanolabilir
(17.09.25)
Markalar arasında kayda değer fark yok bence. Uni Baby sıvı deterjanın parfümsüzünü kullanıyorum. Önceden granül kullanıyordum; iyi çözünmüyor maalesef.
0
auroraaurora
(17.09.25)
persil'in sıvı olanını kullanıyoruz memnunuz. toz deterjanlar bir şekilde kalıntı bırakıyor, makineden bağımsız.
0
Improbable
(17.09.25)
Toz deterjanın mantığını hayatım boyunca anlamadım, daha hesaplı mı oluyor hiç kullanmadığım için bilmiyorum, başka da bir mantıklı açıklama gelmedi aklıma.

Onun dışında geçen gün duyuru da açmıştım, persil'in universal diye geçen sıvı deterjanını kullanıyordum ama piyasada bulamıyorum. Böyle şeylerde marka değiştirmeyi de sevmem, tek başıma yaşamaya başladığımdan beri de bunu alıyordum. Onu bulamadığım için Omo aldım, bakalım elimdeki Persil bitince deniycem umarım memnun kalırım.
0
nundu
(17.09.25)
vaktinde arastirmistim. sivi deterjan daha mantikli sonucu cikmisti. toz olan iz, kalinti vs.. birakiyormus.
0
buenosdias
(17.09.25)
Tozda da sıvıya da persil ya da tursil kullaniyorum. Beyazlar için toz
0
yuvarlanantencereninkapagi
(17.09.25)
(22)

Çokeşlilik (poligami) sizce yanlış mı? Yanlışsa neden yanlış?

Batuhanolabilir
Bunu bir erkek iki kadın iki erkek bir kadın ya da sayısız kadın sayısız erkek gibi düşünebilirsiniz ya da mesela evlilikler hep bir kadın bir erkek arasında yapılıyor. 4 adamla 5 kadının hep beraber evlenmesine pek belki de hiç rastlamıyoruz. Yanlış veya doğru gibi bir yargıya varmak zorunda tabi d
Bunu bir erkek iki kadın iki erkek bir kadın ya da sayısız kadın sayısız erkek gibi düşünebilirsiniz ya da mesela evlilikler hep bir kadın bir erkek arasında yapılıyor. 4 adamla 5 kadının hep beraber evlenmesine pek belki de hiç rastlamıyoruz.

Yanlış veya doğru gibi bir yargıya varmak zorunda tabi değilsiniz bence ne yanlış ne doğru kişisel seçim de diyebilirsiniz.
0
Batuhanolabilir
(16.09.25)
Ha diyebilirsiniz ki bu gavatlık, aslında değil. Yani sen ne kadar kocasıysan o kadının o da o kadar kocası. O yüzden gavatlık değil bence.
0
🌸Batuhanolabilir
(16.09.25)
evlilik sistem isidir evliligi yasamayi ogrenirsin icinden geldi de spontane yaptigin bir is degil gorevleri vardir ogrenir yapmaya calisirsin. su anki sistem anne baba ve cocuk ailesi cizmis ve bunu ayakta tutmak istiyor. yönetim buna uygun sekillenmis yahut o aile yapisi yonetime uygun kaciyor. poligami zaten yaygin bir sey ama yasal olmadigi ve normlara uymadigi icin omru kisa oluyor. bazen bir gun, bazen bir sene, bazen adi konmadan.
4 kadinla 5 adamin evlenmesine gerekcen ne mesela? benim aklima gelen buradaki evlilikten beklenti herhangi bi gebelik durumunda cocuk anneye ait olur, baba aranmaz tipki kedilerdeki gibi. bu belirsizlik de anne-baba-cocuk ucgeni yerine anne-cocuk ve birtakim adamlar sistemini getirir. dolayisiyla babalik kavrami ortadan kalkar. bak su allahin isine ki yine erkegin kolayina gelecek bir sistem cikmis olur.
0
ala09
(16.09.25)
1 erkek 4 kadın için yazıyorum
yanlış değil
paran, sağlam bir psikolojin ve cinsel iktidarın varsa
eşlerini de buna razı olacak insanlardan seçiyorsan
0
mantık
(16.09.25)
resmiyete dokmek daha mantikli olabilir. zaten bircok musluman/afrika ulkesinde kanuna aykiri degil ve yapan cok. dogru veya yanlis diye dusunmuyorum. yapan bilir. her birey mutluysa daha iyi. toplum/kultur normlarina gore de degisebiliyor.

gunumuzde poliamori de cok yaygin. ve aldatma durumlari, open relationship vs. hayat garip. iliskiler falan...
0
ermanen
(16.09.25)
Çok eşlilik yanlıştır. Öncelikle çocuğun hangi soya ait olduğunun belirlenmemesi sebebiyle, sonra aidiyet hissinin kaybolması sebebiyle, yaşam motivasyonlarının değer kaybetmesiyle sonuçlanacak bir hareket olduğu için yanlıştır. Erkeğin ataerkil bir yapıya sahip olacağını düşünmesi mümkün ama gerçekte ataerkillik de anaerkillik de oluşmayacaktır ve düzen değil kaos doğuracaktır bu durum. İnsanların birbirlerine güvenleri kadar saygıları ve verebilecekleri bir kıymet duygusu da kalmayacaktır. Doğadaki hayvanlar gibi olmak kaçınılmaz olur, insanlık kalmaz bunu benimseyenlerde.
0
muhayyer divan
(16.09.25)
Evlilik anlaşma gereği sadakat ister ve bunu taahhüt eder. Poligami bambaşka bir mevzu. Evlilik birliği içinde yaşanmıyorsa kimseyi bağlamaz.
0
ruhen hastayim ben
(16.09.25)
Muhayyer+1 bunlar sağlıksız ilişki biçimleri...
0
pembediken
(16.09.25)
Muhayyer şimdi değer erozyonundan bahsetmişsin ama ben mesela şunu düşünüyorum. Şimdi nasıl ki evlilik filmlerle tv ile fetişleştiriliyor romantize ediliyor insanlar buna bakıp özeniyor. Aynı şekilde mesela başka bir dübya düşünelim onda da filmler var aynı o "ruh eşini" bulma hikayesi gibi mesela mükemmel takımı kurma hikayeleri yazılsın. Hatta roller biçilsin modeller ortaya konsun kadın1 şöyle bir kişiliğe sahiptir şöyle yapar böyle yapar densin o parlatılsın sonra kadın2 kadın3 erkek1 erkek2 için aynıları yapılsın kültür buna dönüşsün aile kurmak hayatta mükemmel işleyen 5 kişilik seksli bir yapı şeklinde kurgulansın bunun harika filmleri çekilir medyada sinemada romantik ilişkiler insanları 1 etkisi altına alabiliyorsa böyle bir poligami yapısında 10 alabilir belki de. hayat arkadaşı temasına 1 film çekilebiliyorsa bence hayat takımı temasına 10 film yapılabilir. filmleri medyayı kültürü hafife almayın insanların büyük çoğunluğu maruz kaldığı yargıları kabulleniyor ve uyguluyor ve hayatı ona göre yaşıyor. ayrıca mesela (bu söylediğimi platondan araklıyorum) evlat konusunda da senin biyolojik çocuğun olmasa da senin evlilik takımının bir çocuğu olarak görüp tamamen benimsediğin bir kültür oluşacak belki. hatta belki biyolojik çocuğuna ayrımcılık yapmak antagonize edilecek ayıplanacak o aile yapısında aynı bugü ırkçılığın ayıplandığı gibi.
0
🌸Batuhanolabilir
(16.09.25)
Neden 1 erkeğe 5 kadın düşsün, 5 erkek 5 kadın birbirini halletsinler mesela, nikahlı hem de. Kimin eli kimin cebinde fark etmesin. Kimin bu 9 kişiyi aldatıp aldatmadığını kim denetlemeli mesela, nihayet hem toplum sağlığı hem aile sağlığı meselesi de var, hastalık kapmak falan. Tek eşlilik bile aldatma durumunda çok tehlike barındırırken bu çok eşlilikte bu konuyu nasıl yönetmeyi düşünüyorsun? Sağlık takıntısı olan çok eşli olmasın mı diyeceksin?
0
muhayyer divan
(16.09.25)
youtube’da crime belgeselleri izliyorum, son izlediğimde (abd) swinger yapan iki çiftten biri diğer erkeği öldürüyor ve kendi eşini kıskandığı için de değil, adamın eşini kıskanıyor.

insan doğası buna uygun değil.
0
deartheodosia
(16.09.25)
Bu durum bende birinci dereceden akrabayla cinsel ilişki boyutunda tabu. Ama güzel açıklamışsin meramını. Olabilir mi, sürekliliği var mı, bunları düşünmek için kafa lazım o da su an bende yok. Yazılanları okuyup aydınlanıyorum.
0
sekizdokuzon
(16.09.25)
Batuhanolabilir bu sayede cocuk ailenin degil toplumundur diyorsun. o zaman bakimini saglayacak imkanlari da toplum saglasin. kim kimle sevisiyordan once bireyselligi bitirmen lazim. deartheodosianin dedigi sey guncel toplum normlarindaki swinger kulturunden bahsediyor. ama eger sevdigi kadina sahip olmasi gerektigini ogrenmeseydi yapmayacakti. iliskiler bu kadar gudusel degil. malum toplulumuzdaki kadin cinayetleri de ayni mantikla suruyor. ya benim ya kara topragin anlayisini icgudusel ve insaniyetten geldigini mi soyluyorsunuz? kiskancliklar bilmem neler.
hayvandan farkimiz olsuncular hayvandan farkli olunca bayagi guzel oldu ya topluma, dogaya bayagi faydamiz oldu demek istiyorum. simsiki sarilin normlariniza size cok sey katiyor belli ki. ne guzel hayatlariniz var ya
0
ala09
(16.09.25)
@ala09, ben normlarımla mutluyum ya, bu demek değil ki ya benimsin ya kara toprağın anlayışını benimsiyorum. zaten aksi görüş hep “toplum öğretisi bunlar” oluyor. isteyen istediğini yaşıyor zaten, ben yaşamıyorum ve yaşamadığım, uygun bulmadığım için eleştirmek de kimsenin hakkı değil.
0
deartheodosia
(16.09.25)
Bir fikri beğenmeyince cevap olarak çirkefleşme noktasına gelmişiz. Önce bunu çözelim bence, çok eşlilik falan bundan sonraki konular. Asıl kadın ve erkek cinayetleri bu çirkef kafalardan çıkıyor çünkü. Bu arada soru sahibi kendisine yönelttiği sorulara bir cevap verirse memnun olurum.
0
muhayyer divan
(16.09.25)
kendime bir soru yöneltmedim ki
0
🌸Batuhanolabilir
(16.09.25)
YönelttiğiM yazdığım halde telefonum kafasına göre düzelttiği ve ben buna hâlâ alışamadığım için orada m harfi eksik çıkmış.
0
muhayyer divan
(16.09.25)
Heğ. Ya ben oralarını hiç düşünmedim böyle izole bir fikir benimkisi okulda teori işlerken bi şeyleri ihmal edersin ya öyle. Zaten bilimsel, mantıklı bir yaklaşımla da sormadım maksat muhabbet diyerek sordum. Ha şunu diyebilirim sorunuzla ilgili önce sağlık kısmından başlayalım, sağlık konusunda o şartlar altında da o şartların normları işlerdi. Şimdi de var cinsel yolla bulaşan virüsler ama bu hiçbir şeyi engellemiyor., kabullenilmiş ona göre hareket ediliyor. Önlem alınıyor, alınmıyor. O zaman da o şekliyle kabul görürdü bence.




Neden sorusuna bir yorumum yok. Ben zaten neden çokeşlilik değil de tekeşlilik diye soruyorum.
Aslında bir psikoloji doktoru, sosyoloji profesörü falan iki dakkada anlatır içimizden geçer bilimsel ve metodolojik analizler ve tezlerle. Bizimkisi muhabbet.
Neden 1 erkeğe 5 kadın ya da 4 Erkeğe 5 kadın ya da 1 erkeğe 1 kadın? Onu bilemiyorum benim bir seçimim yok.

Ama Rick & Mortydeki unity gibi bir fantazi sanırım birçok erkeğin de fantazisidir


Şimdi neden demeyelim de nasıl diyeceksek şunu düşündüm sanırım üreme iki bireyle yapıldığı için tek eşlilik var. Mesela üreme 3-4-5... canlının birleşimiyle yapılsaydı o zaman doğal olarak çok eşlilik kültürleşecekti. Mesela evrimciler buna ne diyor? Neden 2 birey birleşiyor genlerini yeni nesle aktarıyor da 3-4-5vs değil? Yeni canlı 4 ebeveynin genlerinin birleşimiyle oluşsa daha iyi değil mi hepsinden bir şey alır. heee ona survival of fhe fittest diycekler en iyi gen aktarılsın diycekler ama her anlamda en iyi gen yok ki alfada.
0
🌸Batuhanolabilir
(16.09.25)
@deartheodosia cinayet mazeretinin insan doğasıyla doğrudan ilgisi yok demek istedim, anlaşılmış da zaten, kişisel bir eleştiri yok. mutluysan ne ala
0
ala09
(17.09.25)
@Batuhanolabilir

Bir erkek olarak sen eşini/sevgilini başkalarıyla rahatlıkla paylaşabiliyorsan psikolojinde bir sorun var demektir. Normalde bir erkek partnerini kimseyle paylaşamaz, içgüdüsel olarak. Çok evliliği uzun süreli değil kısa süreli olarak amaçladığını düşünüyorum.

Ben bir de şöyle düşünüyorum,

Erkeklerin doğasının çok eşli olduğuna katılmıyorum. Öyle olsaydı, annesine, ablasına, kız kardeşine, anneannesine, babaannesine, halasına teyzesine yengesine hallenmemeyi, hatta erkeklere hallenilmeyeceğini öğrenmezdi, öğrenemezdi. Toplumların %99,999'u öğreniyor mu, öğreniyor. O halde erkek tek eşli olmayı gayet güzel öğrenebilir. Sadece öğretilmemiş, bu konuda cinsiyetinin ardına sığınarak gevşek davranmayı öğrenmiştir.
0
muhayyer divan
(17.09.25)
karnında benim çocuğumu taşıyan kadın 3-5 erkekle daha penetretif seks eyleyemez. ben bile şeyetmiyorum oha ya.
öte yandan benim 9 tane kadını hamile bırakmamda bir sorun yok.
ayrıca benim karım başkasıyla kafasına göre evlenirse bir sürü akrabam olur, akrabalığın anlamı kalmaz.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.09.25)
özgür iradesiyle karar verebilmeleri şartıyla yetişkinlerin kendi aralarında yaptığı ve benim özgürlüklerimi etkilemeyen hiçbir şey beni ilgilendirmez. kimseyi de ilgilendirmemeli.
0
robokot
(17.09.25)
@karim iceride, bi tane bulabilirsen sana yeter, hiçbir kadın senin gibi bir adamla aynı evde yaşamak istemez, istememeli
0
deartheodosia
(17.09.25)
(8)

faturasız hatlar nasıl çalışıyor?

robokot
eskiden kontörlü hatlar vardı. hiç kullanmadım ama gördüğüm, insanlar istedikleri kadar kontör alıp bitene kadar kullanıyorlardı.şimdi bir proje için ön ödemeli bir hat gerekti. bir cihazdan arada bir sms atacak bir modül için SIM kartı gerekiyor. bakıyorum turkcell vodafone vs. ama fiyatlandırma si
eskiden kontörlü hatlar vardı. hiç kullanmadım ama gördüğüm, insanlar istedikleri kadar kontör alıp bitene kadar kullanıyorlardı.

şimdi bir proje için ön ödemeli bir hat gerekti. bir cihazdan arada bir sms atacak bir modül için SIM kartı gerekiyor. bakıyorum turkcell vodafone vs. ama fiyatlandırma sistemini anlayamadım. önden para veriyorsun ama "1 aylık" diyor, 1 ay sonra kullanmadığın kontörler siliniyor mu nasıl oluyor? 100 liralık kontör yükleyip bitirene kadar kullanıp, bitince yeniden doldurabileceğim bir servis yok mudur? yoksa yanlış mı anlıyorum sistemi?
0
robokot
(28.04.25)
paket yüklemezsen yüklediğin tl kadar kullanırsın. 6 ayda bir yükleme yapman gerek yoksa hat kapanıyor.
0
jelly bear
(28.04.25)
Eskiden 100 kontör yükleyip, 3 ay yüklemezdik. Paket alınacaksa da o kontörlerden düşerdi.

Sonra sistemi kontör yerine birim olarak TL'ye çevirdiler. TL'den sonra da paketlere geçildi.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(28.04.25)
tesekkurler, kafami karistiran, mesela: www.turkcell.com.tr

paket detayina bakiyorum "4 hafta" yaziyor. 4 hafta sonra sifirlaniyor mu yani?

aciklamalarda "sonraki aya devretmemektedir" yaziyor cunku. bu paketleri almadan ayri bir tl yukleme durumu da mi var?
0
🌸robokot
(28.04.25)
Evet 4 hafta sonra sıfırlanıyor. Sadece tl de yükleyebilirsiniz ama o zaman daha masraflı oluyor, dakikada şu kadar tl kullanımı vs tarifesi oluyor.
0
asteriks
(28.04.25)
4 hafta meselesi turkcell'in çakallığı. Böylece düzenli olarak paket yükleyen biri, 1 yıl içinde 13 defa paket almak zorunda kalıyor. Aylık alsaydı, 12 kez yapacaktı bunu.

Ayrıca evet. O paketten kullanmadıkların devretmiyor.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(28.04.25)
paket almak zorunda değilsin. tlyi kontör gibi düşün. kullandıkça azalır. süresi yok. ama masraflı olur. bir sms 40 kuruş falandı en son.
0
jelly bear
(28.04.25)
Paket almazsan dediğin gibi. 100 lira (100 kontür) yükleyip atabilirsin. Türkcell’de 2buçuk lira yaklaşık olarak. Bimcellde 2liradan aşağıda.
0
biseysorcaktim
(29.04.25)
Karışıklığı gidermek için ben de söyleyeyim eskiyle hiçbir farkı yok aslında.

Eskiden 250 kontör yükleyip 100 kontör değer biçilen bir paket aldığınızda 150 kontörünüz kalıyordu. Aldığınız paketi 1 ay kullanıyordunuz (atıyorum 10bin sms, sınırsız konuşma) kullanmadığınız paket içeriği sıfırlanıyordu yine. Sonra kalan kontörle bir paket daha alıyordunuz vs. Eğer almazsanız kontörden harcıyordunuz.

Şimdi de isterseniz hatta 1000 lira yükleyip aylık yenilenen paket alırsınız. Bakiyeniz olduğu müddetçe paket yenilenir. Paketiniz biterse yenisini almazsanız kalan tl harcanır. Tamamen aynı mantık.

Ancak insanlar ne eskiden ne de şimdi hatlarında fazladan kontör veya bakiye tutmak istemez çünkü operatörler o kalan tutarı çekecek yok aşım kampanyası, yok paket bitim önlemi diye şeyler uydurup çekiyorlar o parayı parça parça. O yüzden paketiniz 250 lira ise 250 lira yüklersiniz.
0
akhenaten
(29.04.25)
(9)

belediyelerin yeni binalara ekstra kat izni vermeme sebebi?

robokot
istanbulda eski bir eviniz var diyelim. hadi apartmani dönüşüme sokalım dediniz. bazi (cogu?) semtte devlet diyor ki eski bina 4 katliydi, yenisi de 4 kat olmak zorunda. bu durumda binayi yapacak muteahhitin kendine yeni daire cikarip kar etmesi (hadi maliyeti cikarmasi bile) imkansiz hale geliyor.
istanbulda eski bir eviniz var diyelim. hadi apartmani dönüşüme sokalım dediniz. bazi (cogu?) semtte devlet diyor ki eski bina 4 katliydi, yenisi de 4 kat olmak zorunda. bu durumda binayi yapacak muteahhitin kendine yeni daire cikarip kar etmesi (hadi maliyeti cikarmasi bile) imkansiz hale geliyor. alternatifi her ev sahibinin yeni insaatin maliyetini tamamen ustlenmesi, bunun icin de kimsenin parasi yok. o yuzden bu binalar dönüşüme gidemiyor. bu senelerdir boyle, kentsel donusum nanesi ciktigindan beri degismedi.

ama peki bunun sebebi nedir? depreme dayaniksiz olabilecek 40-50 yillik bir binanin yıkılıp, 2 kat daha yuksek yeni bir binaya çevrilip depreme dayanikli yeni bir konut haline getirilmesini engelletecek sebep ne olabilir?

yani ozetle, insanlarin parasi olmadigi icin yeniden insaatin maliyetini cikarmak sebebiyle apartmanlara bir iki kat eklenmesi gerekiyor. yoksa bu binalar yenilenemiyor ve yenilenemeyecek. bu kuralda israr eden devletin gerekcesi nedir? bu binalari depreme dayanikli hale getirmekten daha onemli gerekce ne olabilir?
0
robokot
(25.04.25)
alt yapı kaldırmıyor. şehir planlaması burada devreye giriyor.bir yerde okumuştum normalde istanbul sınırlarının 1990 lı yılların başında durması gerekiyordu.
bu ne demek.
sadece bina kat yüksekliği olarak bakmamak lazım.kanalizasyon alt yapısı,yol trafik alt yapısı,elektirik alt yapısı gibi uzar gider.
0
jamswety
(25.04.25)
semtlere göre yapılabilecek max kat yükseklikleri oluyor. sizin söylediğiniz durumda eski binası olan mal sahibi 4 katlı bir binası var diyelim. müteahitle anlaşacak, müteahit yine 4 katlı bina yapacak ama anlaşmaya göre katların yarısını alacak. 2 daire mal sahibinin olacak, 2 daire de müteahitin olacak. (ya da nasıl anlaşıldıysa ona göre bir dağılım olacak)

nitekim bizim öyle oldu. eski evimiz 3 katlıydı. 3 katı da bize aitti ama evimiz eskiydi. kendimizin yeniden yapma gücümüz yoktu. müteahitle anlaştık %50 olarak. 2 daire müt. aldı. bize de 2 daire verdi. biz bir dairemizden feragat etmiş olduk ama binamız yenilendi.

ama istanbul için konuşuyorum. mesela bağdat caddesinde cadde üzerindeki eski evler 4-5 katlıydı şimdi yeniden yapılan binalar daha yüksek katlı. yani orada müteahit kendine daire çıkarabilmiş. ama tabi eskiden bir binada 5 aile yaşıyorsa şimdi aynı yerde 15 aile yaşıyor. aynı yere daha çok kişi sıkıştırıyorlar.

iki ucu borçlu değnek...
0
exlibris
(25.04.25)
@exlibris butun bina seninse dediginin oluru var haklisin, benim bahsettigim durum bir apartmanda atiyorum 12 daire var, hepsinin de farkli sahipleri var. bu bina yeniden yapildiginda daha yuksek yapilamiyorsa dönüşüme gitme ihtimali kalmıyor. ya herkes müteahhite para verecek ki herkesin aynı anda parası olmuyor imkansız, ya da ekstra kat olacak ki onlar müteahhite kalsın.

@jamswety evet altyapı sebebi mantıklı. ama butun evler ayni anda yapilmadigi surece altyapi sorunlari da peyderpey cozulur diye dusunuyorum. altyapiya baski arttikca yenilemeler de yapilacak haliyle. emlak vergileri yukselir vs. baska bir dinamik olusur ama... bilemedim.
0
🌸robokot
(25.04.25)
@robokot, evet dediğiniz gibi aynı yükseklikte bina yapılacaksa ve her kat maliği farklı ise, mal sahipleri para vermesi gerekebiiliyor, bir de daireleri daha küçük yapıp daha fazla daire çıkarabiliyorlar, o şekilde olursa ekstra daireleri müt. alıyor

beşiktaşta bir tanıdığın oturduğu apartman bu şekilde kentsel dönüşüme girdi. yeni yapılacak binada hem daha küçük daire alacaklar hem de müt.e bir miktar para vermeleri gerekti. öncesinde her katta 2 daire vardı. yeni yapılacak binada 3 daire olacak şekilde yapılıyor. extra daireleri müt. alıyor sanırım.
0
exlibris
(25.04.25)
Dediğiniz şey rant oluyor ve maalesef bu şehrin canını okudu. Arada depreme dayanıksız evini yenilemek isteyen vatandaş kaldı.
0
thugster
(26.04.25)
50 senede bir +2 kat çıkarsak sonraki nesiller -dede bu ne ***! diyecek.
boğaziçi kanunu, tarihi bölgeler, nüfus, trafik hep engel.
kadıköyün hali ortada. 2 katlı köşk yıkılıp 15 kat yapılıyor yerine.

edit: rant diyen solcular. rantsız nasıl olacak? müteahhit olsan bedava yapar mısın. yaparsın. müteahhit misin? değilsin. fukara bi öğrencisin. cebinde paran olsun da o zaman etrafa dağıtıyor musun görürüz.
0
lambırcek
(26.04.25)
bölgeye göre değişiyor.
bazı ilçelerde yan parsellerle birleşip kentsel dönüşümde belli bir m2 arsa üzerine çıkarsanız ekstra kat izni veriliyor.
0
nuisance2
(26.04.25)
@lambırcek

duyuruda gördüğüm en salakça yorumlardan birini yapmak sana nasip olmuş.

lütfen insanlarla diyaloga girmeye çalışmadan önce zeka seviyemizin farkında olup çapımıza göre hareket edelim.
0
thugster
(27.04.25)
O bina yapılırken zaten orada izin verilen sınır değerde yapıldıysa devamına izin verilmiyor. Ama misal tek kat bahçeli evinzi var dönüşüme girdi, orada imar 4 kata kadar izinliyse 4 kat binayı dikersiniz. Tamamen halihazır imar planıyla alakalı.
0
koskoca kirpi
(27.04.25)
(13)

Yatırım mı? Değil mi?

toucheamore
Evli 5 yaşında çocuğu olan bir kişi ve yalnız yaşayan başka bir arkadaşı var. Bunlar beraber 5 milyona ortak bir ev almak istiyorlar. Bekar diyorki evi alalım ben orada yaşamaya başlıyım, evi çocuğun üzerine yapalım. Bu durumda denge nasıl sağlanmalı? Yani kira verme ev çocuğun olsun mu? Yoksa atıy
Evli 5 yaşında çocuğu olan bir kişi ve yalnız yaşayan başka bir arkadaşı var. Bunlar beraber 5 milyona ortak bir ev almak istiyorlar. Bekar diyorki evi alalım ben orada yaşamaya başlıyım, evi çocuğun üzerine yapalım. Bu durumda denge nasıl sağlanmalı? Yani kira verme ev çocuğun olsun mu? Yoksa atıyorum ayda 10k kira ver mi demek lazım? Denge nasıl sağlanır? Bu bir yatırım sayılır mı? Nedir bu? Akıl verin.
0
toucheamore
(25.04.25)
Ortak iş yapilmamali
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(25.04.25)
düsman olmak istiyorsaniz yapin böyle bir sey.
0
sonsuz
(25.04.25)
aayyy okurken içime stres bastı, yapmayın böyle şeyler.
0
neira
(25.04.25)
Abi sizin nasıl arkadaşlarınız var. Çoluğu çocuğu olan adam daha kendini düşünmeli. Yalnız yaşayan arkadaş neden çocuklu aile ile kalıyor?
0
mikahakkinen
(25.04.25)
Çok saçma bir iş olur sakın yapmayın
0
Gradient_tabanlı_mor
(25.04.25)
Kırmadan, incitmeden bir cevap yazayım dedim. Öyle bir cevap bulamadım. Sadece 'Allah akıl fikir versin.' diyorum.
0
Mirket
(25.04.25)
saçma sapan bir şeye benziyor, yapmayın. insanlar sonra gidip birbirlerini öldürüyorlar böyle şeyler yüzünden.
0
deartheodosia
(25.04.25)
Yatırım degil. Tamamen saçmalık
0
limonlu eksi
(25.04.25)
bekar olup o evde oturan kişi 10 yıl sonra falan kara gecmeye baslar odemedigi kiradan (kira odemedigini varsayiyorum) - bunu ortalama enflasyonla falan hesaplamak lazim.

ote yandan "ev sahibinin" o bekar arkadasi canı sıkıldığı zaman o evden çıkarma hakkı olur, mahkeme mahkeme surunurler ikisi de. bunu guvenceye almanin mumkun oldugunu sanmiyorum. avukatlara danismak lazim.

daha mantiklisi bu iki arkadasin ortak tapulu ev almasi (yani herkes odedigi payda evde hak sahibi olur) olabilir, bu durumda evde oturan diger kisiye o kisinin pay hakki oraninda kira verir, öyle olur anca. atiyorum 2 kisi de 2.5 milyon lira verdi. paylar %50 %50. o bolgede oyle bir evin kirasi atiyorum 40000. evde oturan 20000 kira verir. bu durumda ev satilmak istenirse iki kisinin de onayi gerekir. ama evde oturan kira vermeyi keserse kendi payı olan evden atılabilir mi onu da bilmiyorum, yine avukata sormak lazım.
0
robokot
(25.04.25)
Evi satin alma sartlarini (hissedarlik) ayri bir baslik altinda konusup uzlasin once.

Daha sonra kiraciligi konusun. Kiraci kendi degilmis de baskasiymis gibi hesabinizi kitabinizi yapin (kira bolusumu, artis orani vs). Daha sonra bu sartlarda eger kendi oturmak isterse arkadasiniz otursun.
0
brkylmz
(26.04.25)
Yatırım olarak ev almak istiyorlarsa aralarından biri o evde oturmasın.
Ev de tapuda yarı yarıya iki arkadaş üzerine olsun.
Gerisi sıkıntıya gebe.
0
burfak
(26.04.25)
bu tür düşünceler her iki tarafında sağlıklı, sabit ve düzgün bir geliri varken güzel hayaller, ancak hayat her zaman istenilen yolda gitmeyebilir.

varsayalım, bekar olan kişi kaza geçirdi vefat etti, e 2.5 milyon vermişti, yan soy, üst soy demez mi ki bu evde hakkımız var bizim diye.

var sayalım tersi oldu, evli beyefendi bir sebepten vakitsiz vefat etti, e hanımı demez mi hacı sen çık biz oturacaz yada satmak gerekiyor para lazım çocuğun ihtiyaçları var diye?

kişiler hayatta, sağlıklı, güçlü iken iken çok da bişi olmayabilir bu onların ikisi arasındaki ilişki. ancak bu şartlar değiştiğinde taraflardan biri bir sıkıntıya düştüğünde problem olacaktır. bu illaki kendilerine bir şey olduğunda değil, sevdiklerine bir şey olduğunda da geçerli.

5 milyona bir ev almaktansa, 2.5 milyona dağ başında iki köy evi alıp birbirlerine komşu olmaları çok daha mantıklı. bağımsızlık her şey.
0
selam
(26.04.25)
saçmalık :D sonsuza kadar mı adam evde yaşayacak, çocuk 18'e geldiğinde mi? hiç bir şey belli değil. koca bir zırva
0
avatar is back
(26.04.25)
(6)

TSH dengesizliği?

temmuz pulu
Herkese sağlık dolu bir hayat dilerim.TSH hormonunun eksik veya fazla olması vücudu direk kendi başına etkileyen bir durum mudur yoksa TSH dengesizliğine bağlı olarak; selenyum, iyot, ferrit, magznezyum gibi değerler vücudumuzda azaldığı için mi olumsuz etkileniyoruz?Haşhimoto hastasını örnek vereli
Herkese sağlık dolu bir hayat dilerim.

TSH hormonunun eksik veya fazla olması vücudu direk kendi başına etkileyen bir durum mudur yoksa TSH dengesizliğine bağlı olarak; selenyum, iyot, ferrit, magznezyum gibi değerler vücudumuzda azaldığı için mi olumsuz etkileniyoruz?

Haşhimoto hastasını örnek verelim; Yorgunluk, saç dökülmesi, unutkanlık gibi sorunları var ama levotiron/eutthyrox gibi hormon ilaçlarını almıyor. Bu kişi T3/T4/TSH değerlerini hiç dikkate almadan sadece tahlil sonuçlarında eksik gözüken minarel ve vitaminleri kullansa ve gluteni hayatından çıkarsa normal şekilde yaşamına devam edebilir mi?

Doktorlar(Endoktorin/Dahiliye) sağlık bakanlığı müfredatını takip etmek zorunda oldukları için bazı sorulara yanıt vermiyorlar. Teşekkürler
0
temmuz pulu
(18.12.24)
yaşamına normal şekilde devam edemez. ömür boyu alması gereken hormon ilaçlarını almazsa mantıken nasıl normal devam edebilir ki? hormonları çalışmıyor, destek vermen gerekiyor.
0
neira
(18.12.24)
Kardeşimde eksiklik var. Yemeğine dikkat ederse değerleri iyileşiyor, dozu azaltıyor ama ilaca devam ediyor. Kötü beslenirse değerleri kötüleşiyor bu sefer dozu artıyor. Doktor başlanmalı dediyse yapacak bir şey yok. Kontrollere gittikce değerlerinizi gözlemlersiniz

Tahlillerde anti tpo ve anti tpg var mı? Bazen bu değerlere bakılmıyor gözden kaçabiliyor.
0
jazzabel
(18.12.24)
benim TSH değerim yüksek çıktığı için çok uzun zamandır euthyrox kullanıyorum. aynı zamanda pcos, insülin direnci, kortizol yüksekliği, gluten hassasiyeti vs her şey mevcut. şahsen yememe içmeme o kadar dikkat etmiyorum ama mümkün olduğunca aksatmadan ilacımı içiyorum. ilaç kullanmadığım zaman da hayat kalitemi düşüren bir durum yaşamıyordum ama yaşım 30'u geçti, şimdi bıraksam ne olur bilmiyorum.
0
dilili
(18.12.24)
TSH tiroidi stimule eden hormondur, yuksek olmasinin sebebi (hashimoto) tiroidin calisamamasi. yani T3 / T4 uretememesi. bunlari da disaridan besin yoluyla alamazsin. glutenle hele hic alakasi yok.

yorgunluk, sac dokulmesi vs. gundelik etkiler. uzun vadede kardiyovaskuler sistemi eline alır sentetik T4 almayan kisi.
0
robokot
(18.12.24)
Sence tsh hormonu eksikligi vücudu etkilemiyor olsaydi milyonlarca yillik evrimimizde TSH hormonunu üreten organ körelmez, TSH hormonu komple ortadan kalkmaz miydi? Vücudun hormonu calismayi cok sevdigi icin üretmiyor, eksikligi vücudunda bir seyleri degistirdigi icin üretiyor.
0
alice in potatoland
(18.12.24)
Öncelikle doktor değilim ve "Doktorlar(Endoktorin/Dahiliye) sağlık bakanlığı müfredatını takip etmek zorunda oldukları için bazı sorulara yanıt vermiyorlar." kısmını anlamadım. Ülkemizdeki yasal düzenlemelerle sınırlansalar da doktorlar size gerekli bilgiyi verecektir. (Yani hurafeleri "sağlık bakanlığı müfradatı" içinde olmadığı için değil bilimsel olmadıkları için dile getirmezler.)

Sorunuzun cevabına gelince kısaca özetleyeceğim. Vücudum TSH hormonunu üretemiyor. Hiçbir vitamin mineral vb. bunu yerine koyamaz. Ne yaparsam yapayım HORMON replasman tedavisi almadığım sürece normal bir yaşam süremem. (Esasen benim gibi bu hormonu hiç üretemeyen birisi yaşam süremez.)

Endokrin sistem oldukça karışık. Sağlıklı beslenme, vitamin - mineral takviyesinin elbette vücut için olumlu etkileri olacaktır ancak bu bütün insanlar için geçerli bir durum. Hem vitamin eksikliği hem endokrinle alakalı sorunu olan birisi elbette sadece endokrinle ilgili sorunu olan birisinden daha kötü hissedecektir.

Bu arada yok gluteni hayatınızdan çıkarın yok efendim bağırsağınız ikinci beyninizdir, karaciğeriniz üçüncü böbreğinizdir tarzı yaklaşımları saçma buluyorum. Her vitamin, mineral, organ, hormonun kendi işi var ve önemli olan hepsinin işlevini normal biçimde yerine getirmesi. Bu mümkün değilse onunla ilgili tedavinin uygulanması. Bir hasta olarak keşke işler öyle gluteni kesmeyle, laktozu bırakmayla, kutu kutu vitamin hapı yutmayla düzelecek kadar kolay olsaydı diyorum. Hormonal bir sorununuz varsa hormonal bir tedaviye ihtiyacınız var. Moturu bozulan arabayı lastikçiye götürmezsiniz ama elbette motoru yaptırken daha sağlam lastikler taktırmanın da faydası olacaktır.
0
grip1347
(19.12.24)
(12)

ev kira sözleşmesi hakkında

aslindasorunumpsikolojik
kiracı evi boşalttı, emlakcı kiracı aramaya başladı.istediğim koşullar şu şekilde ;1) sözleşme süresi 2 sene, 2 sene sonunda sözleşme otomatikman sonlanır.2) evlilik durumu bildiren barkodlu edevlet raporu istiyorum.3) tahliye tarihi boş, düzenlenme tarihi 35 gün sonrasına ait tahliye taahhütnamesi
kiracı evi boşalttı, emlakcı kiracı aramaya başladı.
istediğim koşullar şu şekilde ;

1) sözleşme süresi 2 sene, 2 sene sonunda sözleşme otomatikman sonlanır.
2) evlilik durumu bildiren barkodlu edevlet raporu istiyorum.
3) tahliye tarihi boş, düzenlenme tarihi 35 gün sonrasına ait tahliye taahhütnamesi istiyorum. (evli ise eşide imzalayacak yoksa hükmü yok)
4) barkodlu edevlet sabıka kaydı istiyorum, sabıkalı bir tipse işim olmaz.
5) kira sözleşmesini vakıfbank "kiram güvende" sistemi üzerinden yapacağız. gelir durumunun banka onaylarsa kira ödemeleri için kiracıya kefil olacak. kira gününd eyatmazsa vakıfbank yatıruıp gecikme faizini kiracıdan alacak.
6) vakıfbank kiram güvende sisteminin istemezse 12 ay peşin vercek.

sorularım şöyle ;
1) kendimi güvenceye almak için başka ne maddesi ekleyebilirim ?
2) kira sözleşmesini 2 sene yerine 1 sene yapmam hukuken mümkünmü ? yada hukuken resmi zam oranından fazla zam yapılmaz komedisinden nasıl kurtulmam mümkün ?

şartların ağırlığı önemli değil, kiralık ev karaborsa artık ilçede.
0
aslindasorunumpsikolojik
(02.06.22)
Hukuken mümkün mü diye sormuşsun ama buradan bakınca hukuku umursadığın belli olmuyor. Boşver hukuku takıl kafana göre. Şartların senin için gayet iyiymiş. Emlakçın da yardımcı olur zaten.
0
bayc
(02.06.22)
Müstakbel Kiracının bi vesile müvekkilim olmasını çok isterdim ya.. gabin hükümlerine başvurmak 10dk’lık bir dilekçeye bakar
0
kel aynak kusu
(02.06.22)
sevgili dostum sence bu şekilde bir şey mümkün olsa insanlar neden kiracılarını çıkartmak için bu kadar uğraşıyor olsun. Sen çok bilinçli olduğunu düşünüyorsun ama kanunlar ve devletin belirttikleri bu konuda sabit. Hadi diyelim ki buna kanuni bir kılıf uydurdun her halükarda kiracın çıkmamak için direttiğinde Mahkeme yoluna başvuracaksın ve o da birkaç sene sürecek.

Bu kadar gerileceksen bence ev yatırımı yapma. Ev sahibi olan biri olarak söylüyorum psikolojin bozulur. yok yani bu işin bir çözümü. hele ki haklarını bilen uyanık bir kiracı denk gelirsen sürekli uğraştırırlar
0
roket adam
(02.06.22)
yok oyle bir dunya.

kira sozlesmeleri zaten 1 yilliktir. ama 1 yil doldu sozlesme sonlandi hadi cikiyorsun diyemezsin, kiracilarin yasal haklari var ve bunlardan feragat edemezler. feragat ettim diye imza atsalar bile feragat etmis sayilmazlar. tahliye taahhutnamesi falan da bunlar mahkemede gecmiyor. kira sozlesmesi yapilan kisiyi evden cikartabilmek icin gerekli sartlar kanunla duzenlenmis. sen kafana gore sozlesmeler yazip bu kanunlarin onune gececek bir duzenleme yapamazsin ozetle.

en can alici noktalar: kiraci senelik yasal ust limit sinirinda senelik zam yapilan kirayi duzenli odedigi surece 10 sene konutta oturabilir, sozlesmesi de her sene yenilenir. "sozlesme sonlanir, taahhutname imzalattim" gibi seyler ise yaramaz. mahkemelik olursaniz kaybedersin.

5 sene sonunda kira cok dusuk kalirsa ve kiraci rayic bedele kirayi yukseltmeyi kabul etmezse kira tespit davasi acilabilir oyle yukseltilebilir. 5 seneden once bu olamaz.

bunun disinda kiraciyi 10 seneden once cikarmanin yolu, kirayi odememesi, veya senin (veya birinci derece yakininin) evde oturacak olman gibi sebepler, baska yolu yok. bunu yalandan sebep gosterip kiraciyi cikartirsan ama evde oturmazsan, eski kiraci seni yakalarsa buyuk ceza odersin.

resmi zam oranini daha once dedigim gibi 5 sene sonunda ayarlatabilirsin, o da cevredeki kiralarla uyusmazlik olmasi durumunda, kafana gore degil.

kiralamalik eve yatirim yapmadan once bilinmesi gereken seyler bunlar. hesabi kitabi buna gore yapilmali.
0
robokot
(03.06.22)
senin kafana göre yazdığın bu maddeler bağlayıcı değil, kiracı imzalamış bile olsa sözleşmedeki mantığa-usule aykırı maddeler geçersiz kalıyor.

boş taahhütname de işine yaramayacak, manasız hayaller peşindesin.
0
orpheus
(03.06.22)
ülke bir tek ev sahipleri vs kiracılar diye bölünmemişti akp sağolsun onu da başardı. müthiş bir başarı gerçekten.

maalesef bu isteklerinizin hiçbir hükmü yok çünkü kanun maddeleri gayet açık ve bunlar dün ortaya çıkmış şeyler değil. örneğin sözleşmenin süre sonunda otomatikman sonlanması mümkün değil. sizin bir girişimde bulunmanız gerekir yoksa belirsiz süreliye döner. veya tahliye taahhütnamesi imzalatsanız da imzalatmasanız da dava açıp sonuçlanmadan kiracıyı evden kendi isteği dışında çıkartamazsınız. siz kiraya vermek üzere bir ev aldığınızda da şartlar böyleydi. bu yatırımı yaparken bunları biliyordunuz veyahut biliyor olmalıydınız. mesela kağıt üzerinde mükemmel görünen, sizin tüm isteklerinizi karşılayan bir kişiye evi verirsiniz ama adam evi öyle bir dağıtır ki yıllık peşin aldığınız kirayı komple tadilata harcarsınız bütün uğraşınız boşa gider. o yüzden iyi bir insana kiralamayı önemseyin esas olarak. kanunların etrafından dolaşmak sizin gibi diğer insanların da aklına geliyor doğal olarak bunu unutmayın.

özetle:
1. sözleşmeye ne yazarsanız yazın kanunda yazanlar geçerli olacak. 1-2 yıllık mahkeme süreci yaşamak zorunda kalırsanız sözleşmeye yazacaklarınızın hiçbir önemi olmadığını acı bir şekilde anlarsınız.
2. sözleşmeyi ne kadar isterseniz o kadar süreli yapabilirsiniz bir engel yok. diğer sorunun cevabı yukarıda defalarca açıklanmış zaten.

hem ev sahibi hem kiracı olduğumu da belirteyim ki kiracılar bizi kıskanıyür diye yaftalanmayalım.
0
hadsafhada
(03.06.22)
kanuna aykiri sozlesme duzenleyemezsin kardes, umarim kimse senin kiracin olmak zorunda kalmaz ne diyim. once ac borclar kanununun ilgili kisimlarini oku bence sen.
0
bay b
(03.06.22)
Bu kadar güven meselesi yaparsan ciddi adam gibi kiracı bulamazsin. Sirf şu şartlar için bile onlarca vazgeçen olacaktır bu kadar takıntılı ev sahibi ile ugrasılmaz diyerek.

Başka ev mi yok biraz daha fazla veririm ev sahibi ile ugraşmam diyenler olur.

Bu şartlar tamamen güvensizlik üzerine atladıgınız bir nokta ise güven iki taraflı olmak zorunda.

Ev sahibi bir iki sene sonra çikacagını sezsem o eve hiç girmem.

Esas mesele bu şartlara tamam diyen kişi başınızı agritir. Tecrube ile sabit
0
Fritz-X
(03.06.22)
ev sahiplerinin kiracılara ikramda bulunuyormuş gibi davranmalarına bitiyorum. kiracı olarak ben sana nasıl güveneceğim? git bana ruh hastalıklarından sağlam raporu getir madem yoksa evinle işim olmaz.

her şeyi bildiğini zannederek çok akıllı geçinen insanları bir üç kağıtçı gelip çarpar geçer. bu tarih boyunca böyle olmuştur. o yüzden tavsiyem bu durumu bu kadar stres haline getirmeyin. borcuna sadık, evi güzel kullanacak ahlaklı bir kiracı bulup rahat edin.

sorulara cevap:
- "kiracı ben istediğim saniye evden çıkmazsa ev sahipleri birliği kolluk kuvvetleri tarafından yaka paça atıldıktan sonra kırk sopa ile cezalandırılır" maddesini eklemeyi sakın unutmayın.
- "ihtilaf halinde Londra mahkemeleri görevli ve yetkili kılınmıştır" yazabilirsiniz.
0
nrmnm
(03.06.22)
bu şartların tamamı kanun önünde geçersizdir. bütün kira sözleşmeleri 10 yıllıktır. bu 10 yıllık süre ev sahibi için bağlayıcıdır, kiracı için bağlayıcı değildir. yani kiracı 10 yıldan önce çıkabilir.

çözüm evinizi kiraya vermemek.
0
nickini degistiren yazar
(03.06.22)
1) mümkün değil 10 seneden önce ev sahibi sözleşmeyi tek taraflı sonlandıramıyor. (fakat tarihsiz tahliye tahahütnamesi ile pratik olarak mümkün hale geliyor bkz madde 3)

2) etik değil

3) alabilirsiniz, hatta düzenlenme tarihini de boş bırakın, kiraciların çirkeflikleri yüzünden şu an istanbulda bu belge olmadan ev kiralayan ev sahibi pek kalmadı. mutlaka alın bunu imzalamak istemeyen kiracıya ev vermeyin. ama bunu siz yapmayın emlakcılar daha iyi hallediyor.

4)isteyebilirsiniz

5 ve 6) bunlar olur fakat bu durumda diğer dairelere göre daha makul bir fiyata vermelisiniz.
bence bunlar yerine profili düzgün birisi olursa yukarıdaki çoğu maddeye gerek kalmaz.

+ olarak kiracıdan findeks raporu veya barkodlu sgk dökümü isteyebilirsiniz.


bugün 1 günlük araç kiralayacağım diye yüzlerce maddelik sözleşmeyi okumadan imza atıyor insanlar. evinizi yolda bulmadıysanız kendinizi garantiye almak istemeniz anlaşılır bir durum.
0
nuisance
(03.06.22)
kendini güvene almak başka takıntı başka şey. araç kiraladığım zaman lastiği patlarsa direkt yardım gönderiyorlar, arıza olursa yerine başka araç veriyorlar vs. karşılıklı bir güven var yani.

kimse işine gelmeyen kanunu takmasın o zaman. memleketçe iyice dibi görelim.
0
nrmnm
(03.06.22)
(8)

Yazılımcılara bir algoritma sorusu.

filipis
Bir search işlemi için listede kayıtlı milyonlarca isim içinden ilk 3 harfi “mar” olanları herhangi bir veritabanı olmadan daha önce eklenilen isimlerin içinden bulup yazmasını istiyoruz. Basit işlemler için for ile listeyi dönüp if ile kontrol şartı koyup yeni listeyi de konsola yazdırabiliyorken m
Bir search işlemi için listede kayıtlı milyonlarca isim içinden ilk 3 harfi “mar” olanları herhangi bir veritabanı olmadan daha önce eklenilen isimlerin içinden bulup yazmasını istiyoruz. Basit işlemler için for ile listeyi dönüp if ile kontrol şartı koyup yeni listeyi de konsola yazdırabiliyorken milyonlarca ismin olduğu bir yerde (bu arada illa bir listede tutulma şartı yok) bu search işlemi için kurmamız gereken algoritma nedir?
0
filipis
(01.06.22)
Sortlardan birini kendine sec alfabetik diz, sonrasi mili saniye zaten.

Liste diziliyse binary search iyidir. Dondurup if'e sokmak yavaslatir.
0
divit
(01.06.22)
liste dinamik mi? eklemeler cikartmalar olacak mi? aramalar dinamik mi? sadece mar mi ariyorsunuz yoksa farkli seyler arayacak misiniz? sadece ilk harfleri mi arayacaksiniz? fuzzy arama gerekiyor mu? (m*r mesela veya mar'a benzeyen diger seyler) - bu sorularin cevabina gore hem algoritma hem de ek teknoloji kullanilacaksa ne kullanilacagi degisir.

soruyu sordugun sekliyle, evet listeyi bir kere alfabetik olarak siralarsin sonra binary search ile kolayca bulursun. ama eklemeler olacaksa listeye dogru siraya eklemen gerekir yani eklemeler yavaslar mesela. her yontemin kendine has tradeofflari var.
0
robokot
(01.06.22)
sadece java'ya hakim olduğum için ondan konuşacağım;
herhangi bir collection şeklinde geliyor diye düşünüyorum onu stream yaparsın ondan filter ile metodunu daha önceden yazdığın boolean dönen bir metod(yani sadece ilk 3 harfi karşılaştıran) ayrıştırısın, sonra buna forEach yaparsın yazdırırsın
ama bu dediklerim için stream biliyor olmak lazım. for ve if 'e girmek çok amatörce olur ve arkadaşların dediği gibi yavaşlatır.
0
high hopes of the sozluk
(01.06.22)
@robokot evet listeye ekleme de yapılacak ama dediğim gibi liste kullanımı şart değil başka bir yapı da olabilir. Keyword olarak da trie kelimesi verilmiş ama ağaç yapısını burada sıralama için mi kullanmaj ile ilgili söyleniyor bilemiyorum.

Aslında sıralı bir sorgulama var aynı bir ismi googleda search eder gibi. “Mar”, “davido” “michae” gibi 3-4-5 sıralı harfle bir sorgu attığımızı düşünebiliriz. Liste dinamik çünkü ekleme durumu da var, sorguyu kendimiz belirliyoruz diyelim ama sadece sonuç yazılıyor ekrana. Mar yazıyoruz ve bize örneğin [maria, margreta, marhinos, ….] geliyor. Ya da davi yazdığımızda [david, davel] geliyor. Ne sorgularsak kaç harf sorgularsak artık.

Burada 1 milyonluk isim listesi mar için en kötü senaryoda 3 milyonluk en iyi senaryoda 1 milyonluk sorgu oluyor ya. Bunu min süreye indirmek.
0
🌸filipis
(01.06.22)
stackoverflow.com
www.geeksforgeeks.org burada da bir demosu var.
0
dr doofenshmirtz
(01.06.22)
C# için LINQ:

list.Where(x => x.ToLower().StartsWith(“mar”)).ToList();

Size yeni listeyi döndürür.
0
Tisatiaşer
(01.06.22)
isin icine milyonlarca kayit giriyorsa bunun icin "trie" veri yapisini kullanmak en hizli cozum.

www.geeksforgeeks.org
medium.com
0
emrahday
(02.06.22)
hep ilk 3 harfi arayacaksan bütün kelimelerin ilk 3 harfini hash'leyip bir hash table'a koy. sonra lookup'ların da insert'lerin de O(1)('e yakın) olur :)

niye O(1) olmayabilir? çünkü belki bucket lazım. ama her türlü ağaçtan falan hızlı olur.

edit: sonraki yorumu gördüm, hash table olmuyor 4 harfli de arayacaksan :/
0
plutongezegendegilmi
(02.06.22)
(2)

hızlı test kiti (covid)

syozkn
yanlış pozitif olma imkanı var mıdır?ben zaten pozitifim. kendimi izole etmiştim öğrendikten sonra. eşime de yaptırmıştık test ancak negatif çıkmıştı.evde internetten aldığımız test kitlerinden vardı. onları yapıyordu şüphelendikçe. az önce yaptığımız pozitif çıktı.yanlış negatif mümkün ama yanlış p
yanlış pozitif olma imkanı var mıdır?

ben zaten pozitifim. kendimi izole etmiştim öğrendikten sonra. eşime de yaptırmıştık test ancak negatif çıkmıştı.

evde internetten aldığımız test kitlerinden vardı. onları yapıyordu şüphelendikçe. az önce yaptığımız pozitif çıktı.

yanlış negatif mümkün ama yanlış pozitif çıkma ihtimali yok herhalde değil mi?

rapor vs ihtiyacımız yok gibi (zaten evden çalışıyor).gidip resmi olarak test yaptırmamızın bir avantajı var mı? resmi test yapmak mı lazım?
0
syozkn
(09.03.22)
Mehmet Ceyhan bir tv röportajında pcr testlerinin en fazla %50 oranda doğru sonuç verdiğini söylemişti. Hızlı test kitlerinde bu oranın daha düşük olabileceğini düşünüyorum. Bilkent Üniversiteyle alakanız varsa keşke diagnovir yaptırsanız. En doğru sonucu o veriyor.
0
muhayyer divan
(10.03.22)
hizli antijen testinde yanlis pozitif cok cok zor. yanlis negatif yaygin ama.

pozitif ciktiysa pozitiftir diyebiliriz. 2 kere pozitif ciktiysa kesin. bir daha denenebilir yani.

resmi test yaptirmanin pek bir olayi yok su anda artik - ama risk grubunda biriyse molnupiravir etken maddeli yeni ilaci verirler isinize yarar.
0
robokot
(10.03.22)
(10)

nasıl oluyor da sol devrimler amacından sapıyor (ve ek konular)?

ahm1
(aman şimdi sağ-sol tartışmasına girilmesin)kendileri için bir şey istemeyen (en azından büyük çoğunluğu), sadece insanlığın yararı için yıllarca mücadele eden ama sonra diktatörleşen, kendi milletini katleden, aç bırakan insana nasıl dönüşüyor bu kişiler? pol pot'u, kuzey koreliyi, stalin'i, tito'y
(aman şimdi sağ-sol tartışmasına girilmesin)

kendileri için bir şey istemeyen (en azından büyük çoğunluğu), sadece insanlığın yararı için yıllarca mücadele eden ama sonra diktatörleşen, kendi milletini katleden, aç bırakan insana nasıl dönüşüyor bu kişiler? pol pot'u, kuzey koreliyi, stalin'i, tito'yu vs. nasıl açıklayacağız? acaba bazılarının amacı zenginden alıp fakire vermek değil de sadece zengin düşmanlığı mıydı? zenginlerin ayrıcalıklarına kendileri sahip olmak istedikleri için mi iktidara gelip her şeye el koydular?

bunların kısa ve tek bir cevabı olamaz tabii ki ama yine de tartışmak yararlı olur.

tabii ki bazı konular da göründüğü kadar kolay olmayabilir. biz evimizde otururken her şeyin güzel olduğu bir dünyanın elde edilmesinin çok zor olmayabileceğini düşünüyoruz ama o konuma gelince (başarılı bir devrimin başı olunca ya da belki de herhangi bir şeyin başkanı bile olsak) devrimin sürdürülebilmesi uğruna bazı zor kararlar alınmak zorunda kalınıyor olabilir. burada da atıp tutmuş oldum ama o konuma gelmeden empati yapmak da zor maalesef.

şöyle de sorabiliriz: insanların iyiliği için o kadar mücadeleye katlanıyorsun ama devrim başarılı olup başa geldiğin zaman tirana dönüşüyorsun. bu nasıl mümkün oluyor? yoksa o kadar mücadeleye katlandığın için mi daha kolay tiran olabiliyorsun?
0
ahm1
(09.03.22)
Komünizmi solculuk olarak görmek çok basit bir bakışaçısı olabilir, bununla birlikte komünizm fikir olarak güzel ama pratikte er geç diktatörlüğü de beraberinde getirir, normal yani.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(09.03.22)
dönüp dolaşıp konu yine insan tabiatına geliyor. her şey insan doğasından kaynaklı.
0
candide
(09.03.22)
Güç zehirlenmesi.
0
copywriter
(09.03.22)
copywriter+1
zaten bu toplum icin yapilan dev fedakarlik falan degil. bi gorusu kabul ettirme cabasidir ve bunda insanlara ihtiyacin var ve kullanmasini biliyosan adin tarihe solcu diye gecebilir
0
ala09
(09.03.22)
ahlakla alakalıdır?
saydıkların çapulcu sağdan soldan toplama ideologlar askerler
bunlara, insanlara merhamet etmeleri gerektiğini tembihleyen bir soydan ve gelenekten gelmemişlerdir
yani meselenin direkt marksizm leninizmle alakası yoktur, her ne kadar bu prensipleri halka dayatmak despotluk diktalık olsa da
0
comp
(09.03.22)
ne kadar iyi niyetle baslarsan basla, istedigin sistem insanin dogasina uygun degil. guzel, idealize bir fikir ancak insanlarin kafasi oyle calismiyor. cok israr edersen isler bir sure sonra yoldan cikmaya basliyor bu sebeple. isler yoldan cikinca tek secenegin siddete basvurmak ve insanlari dogasina aykiri sekilde siddet tehdidiyle yasatmak. alternatifi inanclarini sorgulamak cunku - o da cok zor. sistem calismayinca tabii aclik oluyor cunku o kafandaki utopyada oldugu gibi herkesin armoni icinde calisip uretim yaptigi bir ortam olusamiyor. aclik olunca isyan cikiyor. isyan olunca isyancilari öldürüyorsun. bu daha cok sefalete sebep oluyor, kisir dongu. hic kimse basaramadigini, insan dogasi ve insanin istekleri ile ilgili varsayimlarinin bastan asagi yanlis oldugu gercegiyle yuzlesmek istemiyor, yenilgiyi kabul etmiyor.
0
robokot
(10.03.22)
Çok güzel bi video var konuyla alakalı:

www.youtube.com
0
plutongezegendegilmi
(10.03.22)
@robokot: insanın doğasına aykırı olmasına katılmıyorum. adam smith ortaya böyle bir laf attı diye kimse altını doldurmadan bunu kullanıyor. bu doğamıza aykırı da kapitalizmde milyarlarca insanın tuvaletinin olmaması, yemek yapacak araç gereçlerinin olmaması mı doğaya uygun?

www.gazeteduvar.com.tr

www.diken.com.tr

www.unicef.org

ben tamamen herkesin tam olarak eşit seviyede olması gerektiğini savunmuyorum, bu ütopya olur, tektiplilik olur, bizler karınca değiliz, buna gerek de yok ama şu an eşitsizlik seviyesi 100 üzerinden 100 ise 5-10'a düşürülmesi gerekir. bunda da doğamıza aykırı bir şey yok.

önemli olan şey sosyal açıdan özgürlük ama ekonomik eşitlik.
0
🌸ahm1
(10.03.22)
Cumhuriyet tarihindeki ihtilallerle ilgili belgeselleri izlediğimde şunu farkettim: olayın özü genelde ideoloji, idealler, halkın menfaati vs. 'den ziyade elinde (askeri) güç olanın mevki makam peşinde koşması. Güç mücadelesi yani.
0
trixi
(10.03.22)
@ahm1, hayatimda adam smith okumadim, bu cok basit bir gozlem. gelir esitsizliginin cozumu ile bahsettigin "sol" devrimler arasinda uzuun kilometreler var.

bahsettigin sol devrimlerin idealindeki toplum modeli nasil insanin dogasina aykiriysa, bahsettigin gelir esitsizligi modeli de maddenin dogasina aykiri. neden mi?

cunku insanlarin sahip olabilecekleri seylerin objektif degeri arasinda 100 kattan fazla fark var. bagcilarda kot alti 1+1 bir daire dusun. bir de manhattan da bir residence dusun. bunlarin ikisi de yer yuzunde bulunan ve bir insanin sahip olabilecegi evler. aralarindaki objektif fark 100 kattan fazla. o yuzden bagcilarda oturan insanlar da manhattanda oturan insanlar da olacak, ve aralarindaki varlik farki bu kadar olacak. basit bir ornek veriyorum.

ben 80 milyonluk ulkede herkesin hayatina gunde 1 saat katacak (onlari 1 saatlik isten kurtaracak) bir icadi kisisel risk alarak yaparsam, insanliga sagladigim bu kollektif kolayligin meyvesini sagladigim seyin DEGERI ORANINDA isterim. bu riski o getiri sebebiyle aldim cunku. ve bu da beni ortalama bir insana kiyasla cok cok cok daha zengin yapar. bu dogal bir sey.

ha sol devrim yaparsin, benim bu faydanin karsiligini mal olarak almami engellersin silah zoruyla. eger oyle bir ortam yaratirsan ben de bu icadi yapmakla ugrasmam zaten. insanlar bu icatlari yapmaya ugrasmadikca ulken vatandaslara insanliga sagladiklari degerin karsiliginda getiri almasina izin veren ulkelere kiyasla geri kalir. geri kaldigi icin de burnu boktan cikmaz. gunun birinde savas cikar, o ulke yenilir. tarihte kalir. bahsettigin "esitligi" zorla saglamaya calismis ulkelerde olan budur.

insanlarin cogunlugu varlikla motive oluyor + olmayanlarin bile insanliga yararli seyler gelistirebilmesi icin kaynaklara (kapitale) ihtiyaclari var. bunu devletin eline birakmak demek insanlik icin faydali olabilecek seylerin kesfinin siraya alinmasi demek (cunku devletin kaynaklari sınırlıdır) ve "utopya" degilse orasi kaynaklari yolsuzlarin somurmesi ve insanliga faydali hic bir sey uretememeleri, geri kalmalari demektir. ozel yatirim, risk alma gibi seylerin serbest olmasi bu darbogazi cozer, herkes kendi riskini alir, kendi kapitalini toplar, bir seyler icad etmeye calisir. kaybederse kendi batar ama kazanirsa urettigi seyin degerinin karsiligini alabilir. bunu alabilecegi icin yapar. bunu serbest kilan ulkeler dunyanin en kuvvetli ulkeleri olmustur, bu stratejik de bir avantaj yani. devlet dairesi gibi yonetilen ulkeler ise gucsuz kalmaya mecburdur, bugune kadar da hep boyle olmus.
0
robokot
(11.03.22)
(9)

aşılı covid+lar

kimwexler
3 doz biontech oldum. sonuncusu aralık 17. her aşı olduğumda 2 gün yatak döşek yattım. şimdi covid oldum, ölmüşlerimi görmüş kadar oldum yine. şimdi kendimce süreci anlamlandırmaya ve merakımı gidermeye çalışıyorum da. benim durumumda aşılar işe yaramamış mı oluyor? yoksa aşı olmasaydım covid olunca
3 doz biontech oldum. sonuncusu aralık 17. her aşı olduğumda 2 gün yatak döşek yattım. şimdi covid oldum, ölmüşlerimi görmüş kadar oldum yine. şimdi kendimce süreci anlamlandırmaya ve merakımı gidermeye çalışıyorum da. benim durumumda aşılar işe yaramamış mı oluyor? yoksa aşı olmasaydım covid olunca tahtalıköyü mü boylayacakmışım? biliyorum bunların varsayımdan öte yanıtları yok. ama aşılılar hafif atlatıyormuş, Omicron hafif ya laflarını hatırlayınca e bende mi bi sıkıntı varmış diye düşünmeden edemiyorum. bu durumlar dışında da aşırı turp gibiydim aslında, vücudumun bi derdi varsa anlamak istiyorum.
0
kimwexler
(07.03.22)
Öncelikle doktor falan değilim, yazdıklarımı çok da kaale almayabilirsiniz. Aşılar yüzde yüz kesin korur, hiç hasta olmazsın, hiç covid olmazsın gibi bir iddaa yok. Belirli oranlarda koruyuculuğu var, bilimsel yöntemlerle koruyuculuğu en yüksek tespit edilenler de şu an mRNA aşıları sanıyorum. Bunlarda da koruyuculuk oranı yüzde 90 bile değildi. Yani her zaman risk var tabi ki. Ama aşı olunca yataklara düşmen muhtemelen bağışıklık sisteminin tetiklendiği ve antikor üreteceği anlamına geliyor olmalı. Aşılı olmasan belki covid yüzünden solunum makinesine bağlanacaktın, belki de bir fark olmayacaktı bilemeyiz. Gerçek olan şu ki aşı olanlarda, doz sayısına da doğru oranlı olarak asemptomik hastalık / hafif semptomlar ile atlatma / hiç hasta olmama oranı yükseliyor.
0
r_u_h
(07.03.22)
ben birebir aynı durumda covid oldum ve en ufak bir halsizlik, ağrı, ateş, koku kaybı yaşamadım mesela. tamamen bünye ile ilgili bir durum sanırım.
0
hypathia
(07.03.22)
bünye ile alakali da olabilir eşim de bende ikiser doz aşı olduk iki asidan ben hafif etkilendim neyse ikimiz de pozitif çıkınca eşim çok ağır atlattı bense çok hafif
0
all girls dream
(07.03.22)
asi ilk varyant icin yapildi artik etkisiz diye bir sey yok. klinik testler de bunu dogruluyor zaten. asi spike proteinini hedefliyor ve mevcut varyantlarda spike proteini asagi yukari ayni. bagisiklik sistemi cok karmasik, detayina girmesi zor ama asilar tabii ki hala etkili. sadece ilk varyant kadar degil.

asi ise yaramamis olmuyor, asi olmamis olsan daha agir mi gecirirdin bilmenin yolu yok. bireysel olarak bilemezsin, ama topluma vuruldugunda asi olan grubun verdigi kaybin olmayan gruba gore cok daha az oldugu biliniyor. bilebildigimiz sadece bu.
0
robokot
(07.03.22)
eğer yararı olacaksa ben de kendi deneyimimi yazayım. temmuzda 2 doz, 30 aralıkta da 3. doz olarak biontech oldum. geçen hafta testim pozitif çıktı. birkaç gün özellikle geceleri öksürük ve koku kaybı dışında diğer belirtiler görülmedi. şu an kokunun yüzde 50'si geldi, öksürük de yok gibi.
0
jepa
(07.03.22)
Ben de bundan çok korktuğum için merak ettiğim için soruyorum,
çok ağır geçiriyorum derken mesela ne gibi ağır, nasıl semptomlar var?
hastaneye gidecek kadar mı yoksa aşırı halsizlik bitkinlik öksürük gibi mi?
0
sipsiyah
(07.03.22)
@sipsiyah cuma günü boğaz ve hafif baş ağrısı ile başladı, aynı gece 39-40 derece ateşle kabuslar kabuslar. cumartesi sabah başlayan ağır boğaz, baş, komple yüz ağrısı, öksürük, yüksek ateş pazar öğlene kadar devam. sonra ateş azaldı, diğer semptomlar devam. bugün tonla ilaç sayesinde ateş yok, öksürük, hafif boğaz ağrısı, burun/kulak tıkanıklığı devam. cumartesiden beri hafif nefes darlığı da var. geceleri ateş o kadar fazlaydı ki arasaydım hastaneliktim kesin. ama niyeyse ambulansların geleceğine ihtimal vermediğimden bi şekilde sabah ettim işte. sadece halsizlik olsa ağır demezdim :) bu arada tat koku hiç gitmedi. umarım gitmez de.
0
🌸kimwexler
(07.03.22)
@kimwexler çok geçmiş olsun gerçekten, nefes darlığı için mutlaka bir BT çektir bence, oksimetren varsa oksijenini de ölç arada, çoğu zaman d-vitamini eksikliği ile bağlantılı diye okudum duydum hep, d vitamini takviyesi alıyor muydun mesela bu bir etken olabilir bunun dışında tamamen genetik faktörler galiba benim gözlemim. umarım tez zamanda sağlığına kavuşursun.
0
sipsiyah
(07.03.22)
valla dostum ben de gayet sağlıklı kondisyonlu biriyim, 3 biontech oldum neredeyse hiç bir yan etki olmadı, ama covid + olunca ben de fena yamuldum. belirtiler ortaya çıktığından beri 1 hafta oldu, hala tam olarak geçmemekle birlikte dede gibi nefes nefese yaşıyorum resmen evin içinde. bunu demek ki aşı olmasam hastanelik olacakmışım şeklinde yorumluyorum. ateş, müthiş bir halsizlik, boğaz ağrısı (hatta boğaz yarası diyorum artık resmen açık yara gibiydi boğazım su bile içemedim), acayip bir yorgunluk günün 18 saati uyudum bi iki gün.

tam tersine eşim de aşılı, ona da bulaştı, onda neredeyse hiç bir belirti olmadı. normal yaşamına devam ediyor.
0
roket adam
(08.03.22)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.