Giriş
(7)

hangi arabayi almali

antikadimag
simdi 2 araba var. specler hemen hemen ayni 2022 model bmw 330i. ic dis renk, 19 inc jant, m sport paket her sey ayni. farklari asagidaaraba 1 ($29k, 90 bin km)m sport suspansiyon - sert olan suspansiyon. loaner arac. yani biri servise kendi aracini biraktiginda ikame olarak verilen arac. muhtemele
simdi 2 araba var. specler hemen hemen ayni 2022 model bmw 330i. ic dis renk, 19 inc jant, m sport paket her sey ayni. farklari asagida

araba 1 ($29k, 90 bin km)
m sport suspansiyon - sert olan suspansiyon.
loaner arac. yani biri servise kendi aracini biraktiginda ikame olarak verilen arac. muhtemelen yuzlerce kisi bindi arabaya. ama kazasi yok gozukmuyor.
arabanin ekrani dokunmatik degil ve digital keyi (telefonu anahtar olarak kullanma ozelligi) yok.

araba 2 ($34k, 47 bin km)
m adaptive suspansiyon - ayarlanabilir suspansiyon
ufak bir kazasi var arkadan vurmuslar sigortada minor diye geciyor airbagler acilmamis

ikinci araba $5k daha fazla eder mi?
0
antikadimag
(23 saat)
Preminyum araç grubunda km çok önemli değil dense de 40 bin km düşük olanı almak daha mantıklı
0
mikahakkinen
(22 saat)
net 2.
loaner 10-15bin kmde olsa alinir, ustu alinmaz. 90bin km loaner olmusa arac tur$udur artik.
4 yasinda olduguna gore garantisi bitmek uzeredir, direk bmw'den aliyorsan mutlaka 1-2 sene garanti almani oneririm.
+1
cooperr
(22 saat)
5bin $ para degil ,bu segment icin.
2.sini alirdim.
0
designer
(21 saat)
benim özellikle bmw grubunda gördüğüm. sıfır alınır. 90bin km de satılır. çok fazla elektronik olduğu için ufak tefek de olsa çok arıza çıkarıyor diyolar.
0
omer460
(21 saat)
bmw sifir degilse cok masraf cikarir. subaru ya da toyota alin.
0
banach
(18 saat)
5k usd daha verir az kmliyi alirim. 50k km üstü araba almam. hatta 30'a inmeye calisirdim.

imza: arabasi olmayan ilk arabasini önümüzdeki ay alacak biri flkgj
-1
Purple life
(14 saat)
Ya 2. secenek ya da yeni bir tanesini lease yapabilirsin. Deger kaybi yuksek bu araclarin. 2. eli de zayif.
0
KafayıYedimAbi
(31 dk)
(17)

2 milyona sıfır araç öner

intern in the house
Merhaba, daha önce aracımı burdan önerilerle almıştım. Memnun kaldım dua ettim :)2 milyon ve biraz üstüne çıkacak bütçem var. 2 çocuk var genelde İstanbul içi sürüyorum nadir uzun yol.Elektrikli istemiyorum
Merhaba, daha önce aracımı burdan önerilerle almıştım. Memnun kaldım dua ettim :)

2 milyon ve biraz üstüne çıkacak bütçem var.

2 çocuk var genelde İstanbul içi sürüyorum nadir uzun yol.

Elektrikli istemiyorum
0
intern in the house
(20.08.26)
Kia - Sportage
Bütçeyi az biraz aşman lazım
+3
HellKeePer
(20.08.26)
kia nin da biraz daha uzeri
toyota CHR olabilir.
istanbul trafigi icin birebir.
0
designer
(21.08.26)
Xceed
0
mirty
(21.08.26)
doplo mutlujet
0
omer460
(21.08.26)
Hibrit olmayan toyota corolla
Renault megane/boreal/duster (benzin)
Dacia stepway/logan
Fiat doblo/toyota proace/peugeot rifter

Ben olsam doblo türevlerini alırdım (elektrikli olmaz ve sıfır dediğiniz için, yoksa bu paralar bu arabalara verilmez).

edit: hibrit olmayan corolla'nın vites kutusu logistics'in söylediği gibiyse en ucuz hibrit daha mantıklı. ama Corolla da ne bileyim..
0
orient blue
(21.08.26)
herhangi bir toyota hibrit sehir ici icin en guzel secenek
0
The_Lollok
(21.08.26)
renault duster,

biraz üstüne çıkabilirsen boreal
0
bravoteam
(21.08.26)
Çok net cevap vereceğim bi soru. Toyota corolla benzinli. Üstelik kampanyalı şu an. Kafanızda tek soru işareti olmaz. Araba işi rahatlık, lüks değil; güven işidir.
0
Lh12
(21.08.26)
Golf 8.5 life dsg derim aslında ama 2 çocuk diyorsunuz o yüzden bilemedim
0
niyazi mısri
(21.08.26)
Corolla araçlarda indirim sebebi motorun 3 silindir olması.
3 silindir alacaksan 1.5 yerine, 1. 0 tercih edersen yakıttan tasaruf edersin ayrıca 1.5 'lik hp gücü 3 silindiri daha çok sıkıştrır, motoru zorlar.

B SUV küçük gelebilir ama yine de inceleybilirsin;
Ford Puma
Skoda Kamiq
Nissan Juke
0
HellKeePer
(21.08.26)
tabii ki corolla
0
co2s2
(21.08.26)
Açıkçası hybrid olmayan, düz cvtli corolla ile hybrid ecvt corolla iki alakasız araba. Birincisini alacağıma başka araba alırdım. Ikinciyse iğrenç İstanbul trafiği için en ideal araba.

ikinci el hybrid corolla bakardım ben. Sahibindende 1.8e 2ye falan mis gibi var. 2025 model. Yani hybrid Corolla'da 1 yıl hiçbir şey.
Bunun benzinli 1.5 Corolla ile alakası yok. Özellikle vites konusu apayrı.
Edit: chr fiyati daha yüksek beklerdim ama iyi. Sıfırsa ben de chr derim. 1.8 hybrid+ ecvt
0
logisticsmanager
(21.08.26)
Chr a bakmalisin,
0
designer
(21.08.26)
2 çocuğa chr önerenleri anlayamıyorum. o arka camlar ve 2 çocuk olmaz.

corolla muhtemelen en temiz öneri.

bütçe biraz esneyebiliyorsa variant olabilir.

sportage 2.1 miş liste fiyatı, aslında sorento olsa çocuklarla iyi olur ama onun fiyatı arşa çıkmış. sportage de güzel alternatif olur hem de biraz yüksek...
0
gurur
(24 saat)
1.8 Hybrid Toyota'ları denemeden almamanızı öneririm. Şehir içi için çok güzel arabalar ama yokuş gördüğü anda araba acı çekmeye başlıyor. Bir tane 2019'u 160.000 Km kadar, bir tane 2022 modeli de 135.000'de alıp üzerine 25.000 Km. kadar kullandım. Düz yol için süper ama uzun yol için yorucu araçlar.

Elektrikli istenmiyor ise Skoda Octavia güzel bir alternatif olabilir ama bütçenin biraz üzerinde, Golf belki değerlendirilebilir. Sıfır araç fiyatlarına internet sitesindeki fiyatlardan bakmamalı, bayilerde ciddi kampanyalar oluyor.
0
en bi orijinal
(24 saat)
corolla, chr dan daha dardir,
chr in otonom daha guzel çalisiyordu.
ve guvenlik ekipmanlari,
sürüş destekleri
toyotada en alt donanimda full geliyor.
sıkışık trafikte diger otomatik araçların sanzimani ısınir mi
hata verir mi derdi varken,
toyota hybridlerin e-cvtsi
sıfır problem ,
sıfır masrafdir,

istanbul trafigi için
ya elektrikli,
yada toyota hybrid.
0
designer
(21 saat)
Skoda kamiq premium kullanıyorum 2 yıldır gayet mutluyuz. Chr dan daha ferah ve geniş olduğu kesin.
0
rodeocu
(10 saat)
(3)

Yurt disindan oyuncak siparis edebilecegim siteler var mi?

Sour
Turkiye'ye gonderim yapan siteler biliyor musunuz? Daha once yaptiniz mi? Acikcasi bir nedenle gumrukte takilmasindan korkuyorum. Belge eksikligi falan gibi nedenlerle. Boyle bir durumda ne oluyor, parayi iade mi ediyorlar? Tesekkurler.
Turkiye'ye gonderim yapan siteler biliyor musunuz? Daha once yaptiniz mi? Acikcasi bir nedenle gumrukte takilmasindan korkuyorum. Belge eksikligi falan gibi nedenlerle. Boyle bir durumda ne oluyor, parayi iade mi ediyorlar? Tesekkurler.
0
Sour
(20.08.26)
türkiyeye yurtdışından herhangi bir tutarda sipariş verilmiyor. şöyle; veriliyor ama 1 tllik ürün için bile 20 bin tl falan masraf çıkıyor. çoğu site de hiç göndermez bu yüzden. eşiniz dostunuz bile yollasa aynı bu arada.

gönderecek bi site bulsanız bile min 20-25k gözden çıkarmanız gerek.
+5
jelly bear
(20.08.26)
selamlar, resmi olarak ithalat yapmak mı istiyorsunuz? yoksa beğendiğiniz bir oyuncak var ama türkiye'de bulunmuyor mu?
0
omer460
(21.08.26)
Oyuncağa ekstra yasak gelmişti zaten, şu an mümkün değil.

Yurtdışına gidip, giden birisini bulup oradan almak gerekiyor.
0
kimlanbu
(21.08.26)
(3)

Anestezisiz kolonoskopi yaptıran var mı?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, Anestezisiz kolonoskopi yaptırdınız mı? Nasıl geçti? Zor bir durum mu? Anestezi sart mi? Endoskopi deneyimi oldu ama daha kolonoskopi deneyimlenmedi. Böyle bir süreç olabilir. Öncesinde kendimizi hazırlamak için sormak istedim. Devlet hastaneleri anestezi yapıyor mu bu işlem için?Tesekkurle
Merhaba,

Anestezisiz kolonoskopi yaptırdınız mı? Nasıl geçti? Zor bir durum mu? Anestezi sart mi? Endoskopi deneyimi oldu ama daha kolonoskopi deneyimlenmedi. Böyle bir süreç olabilir. Öncesinde kendimizi hazırlamak için sormak istedim. Devlet hastaneleri anestezi yapıyor mu bu işlem için?

Tesekkurler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(20.08.26)
Anestezisiz yaptırma tek diyeceğim o. Devlette artık yapıyorlar anestezili
+1
Hallegadola
(20.08.26)
ben yaptırmadım yakınım yaptırdı ben de refakatçi oldum, direkt olarak yanında değildim ama 1 metre uzakta kapının yanındaydım, koloniskopi yapılırken acil olarak ameliyata alınması da gerekti.

benim gördüğüm öyle uyutma falan olmadı, sakinleştirici tarzında bişey yaptılar, bilinci komple açıktı, ameliyat sürecine kadar bir sıkıntısı olmadı, ameliyat sürecinde biraz ağrısı oldu, biraz daha sakinleştirdiler, herşey bitti ve yaklaşık 1 saat sonra yürüyerek hastaneden çıktık. yer cerrahpaşa tıp fak.

anesteziden anladığım bilincin komple kapanması, bir nevi uyku hali. narkoz gibi
0
omer460
(21.08.26)
anestezi ile yapılıyor ancak size soruyorlar. sormazlarsa talep edin.
0
janderzel zartanyan
(21.08.26)
(1)

"acıtır gibi severek" hangi şarkıyı andirıyor

egerbiryolcu
Bu şarkı bana çok tanıdık bir his yaşatıyor ama net bir sebep bulamadım. Sanki 2000 lerde lise donemlerime ait bir şarkı dinliyormusum gibi hissettiriyor. Biraz Feridun Düzağaç şarkısı gibi hissettiriyor. Müziği başka grup ya da şarkıcıyı anımsatıyor. Bilemedim ama hiç 2026 lik hissettirmiyor.
Bu şarkı bana çok tanıdık bir his yaşatıyor ama net bir sebep bulamadım. Sanki 2000 lerde lise donemlerime ait bir şarkı dinliyormusum gibi hissettiriyor. Biraz Feridun Düzağaç şarkısı gibi hissettiriyor. Müziği başka grup ya da şarkıcıyı anımsatıyor. Bilemedim ama hiç 2026 lik hissettirmiyor.
-1
egerbiryolcu
(19.08.26)
bir derdim var
0
omer460
(19.08.26)
(8)

Lavabodan epey yüksekte kalan batarya

yaren
Bulmam lazım. Bir musluk ucu cihazı var ondan aldık fakat mutfaktaki mevcut bataryaya takınca lavaboyu da suyu da kullanamaz olduk. Bizdeki bataryanın boyu kısa geldi yani. Yüksek bir batarya almak istiyorum ama nasıl arayacam bilemiyorum. Bir de hem kaliteli hem fiyat olarak uygun olması lazım, f/p
Bulmam lazım.

Bir musluk ucu cihazı var ondan aldık fakat mutfaktaki mevcut bataryaya takınca lavaboyu da suyu da kullanamaz olduk. Bizdeki bataryanın boyu kısa geldi yani. Yüksek bir batarya almak istiyorum ama nasıl arayacam bilemiyorum. Bir de hem kaliteli hem fiyat olarak uygun olması lazım, f/p yani.

Bilen var mı bu mevzu nasıl çözülür, ne diyerek aratacam ben bunu? Piyasada 800 liraya 1000 liraya batarya varken 8000 liraya batarya almak da çok ağırıma gidiyor açıkçası.
0
yaren
(18.08.26)
şöyle bişey gördüm

www.trendyol.com

sanırım çanak tipi mutfak bataryası yazdığınızda yüksek olan modeller çıkacaktır.

çanak tipi bataryalar banyo için oluyor ama mutfağa da takabilirsiniz.. sonuçta yine sıcak soğuk batarya
0
omer460
(18.08.26)
Peki bunlar normal mutfak lavabosuna takılıyor mu emin miyiz, ona göre almam lazım da 🙏🏻
0
🌸yaren
(18.08.26)
eskiden takılı batarya varsa onu söküp yerine takabilirsiniz. ölçüleri standarttır

ayrıca yüksekliğine bakın, takacağınız yerdeki yüksekliğe bakın. çok uzun gelmesin sonra.
0
omer460
(18.08.26)
Bizdeki yükseklik 24 cm, en az 30 cm lazım bize. Bir tane buldum ama 8000 liraya satıyorlar, yuh artık. Teşekkür ederim.
0
🌸yaren
(18.08.26)
ben böyle emin olamadığım konularda yapı markete gidiyorum inanılmaz ilgileniyorlar, alternatifleri gösteriyorlar yanlış bişey yapıosan söylüyorlar, gitme imkanı yok mu?
birde eca diyorum ev sizinse 20 sene rahat gidiyor
0
eja
(18.08.26)
Araba bozuk bizim, ev de şehir merkezine veya yapı markete gidilebilecek mesafede değil epey uzak. Hava sıcaklığı beni çok yıldırıyor evden çıkmamaya çalışıyorum. Sağ olasın.
0
🌸yaren
(19.08.26)
amzn.eu

Ben böyle bir şey kullandim ama tezgah yüksekliği 40cmdi. Lavabo derinliğini de ekleyince inanılmaz sıçrama yapıyor. Bu modelin farklı uzunlukta seçenekleri var. Yalnız dikkat etmeniz gereken detaylardan biri de bağlantı noktasi ve musluk agzi arasindaki mesafe. Suyu açtığınızda lavabo içinde suyun hangi noktaya geldiği kullanım ve temizlik rahatlığı sağlar ya da pişmanlık yaratır. Birçok yerli marka bu modeli çalışmış, fiyat seçeneği bol.
0
beetlejuice
(19.08.26)
www.eca.web.tr

ben bunu kullanıyorum, kendim taktım. neyse tamam güzel gözüküyor da suyu hep aynı yere attığı için kocaman lavaboda sadece bir noktaya akıyor. kullanışsız geldi bana. hani bu kadar yüksek batarya yapıyorsan bari biraz hani 5 cm falan bi genişlikte su atacak gibi pulvarizer tak
0
omer460
(19.08.26)
(2)

Bir sandalyenin aynısını yaptırabileceğim bir yer var mı?

santimantal
Özel ölçülerle sandalye yapan yer var mı?Şu da olabilir: Eski demir sandalyeyi götürsem, eskiyen oturum ve sırt tahtalarını değiştirseler ve kaplasalar. Anadolu Yakası'nda var mı böyle bir mobilya üreten yer?
Özel ölçülerle sandalye yapan yer var mı?

Şu da olabilir: Eski demir sandalyeyi götürsem, eskiyen oturum ve sırt tahtalarını değiştirseler ve kaplasalar. Anadolu Yakası'nda var mı böyle bir mobilya üreten yer?
0
santimantal
(15.08.26)
hocam sanayide oto sanayilerinde döşemeciler var. araba koltukları için. sabah bırakıyorsun akşam alıyorsun. ikinci olarak koltuk kaplaması tamiri yapan yerler de yapar.

birebir aynı kaplama kumaşı, malzemesi bulamayabilirsin ama olur.

ben daha önce tahta sandalyenin oturma yerlerini ve motorun koltuğunu kaplatmıştım.
0
omer460
(16.08.26)
herhangi bir döşemeciye gidiyorsunuz ve size yapıyor
0
bravoteam
(16.08.26)
(5)

Yapay zeka ile şarkı yapanlar

yakalayamadığın.ışıklar
Bundan tam olarak ne anlıyorlar? Kullanılan neredeyse tüm sesler birbirinin aynısı ve bağırıp çağıran türden. Robot yırtınıyor şarkı söylerken. Sözler de çoğu zaman yavan. Çok tutan şarkılar da en fazla Ta ki Seni Görene Kadar ayarında.Edit: Sagonun Nun Sultan projesini hariç tutuyorum o kendini çok
Bundan tam olarak ne anlıyorlar? Kullanılan neredeyse tüm sesler birbirinin aynısı ve bağırıp çağıran türden. Robot yırtınıyor şarkı söylerken. Sözler de çoğu zaman yavan. Çok tutan şarkılar da en fazla Ta ki Seni Görene Kadar ayarında.

Edit: Sagonun Nun Sultan projesini hariç tutuyorum o kendini çok belli ediyor, ben oldum diyor dinlediğin her parçada.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(14.08.26)
Neticede bir tanesi tutarsa para kazandırıyor. O yüzden bin tane denemekte zarar görülmüyor.
0
teletabi
(14.08.26)
ilk dönem yapay zeka ile şarkı üretimindeki ilgi, hepimizin hafızalarına kazılmış eski yeni farketmeksizin tüm parçaları farklı bi yorumla, aranjmanla denemekti. suno.com ilgi görmesi ve trend haline gelmesiyle bi dönem sayısız ai cover konseptinde youtube kanalları türedi. son çıkan kapalı devre ai modelleri copyright tespit edince parçayı üretmediği için bu konsept sona erdi denilebilir.

daha önce bi paylaşım yapmıştım. halen amatör ruhla, yorum ve aranjmanı çok kısa sürede donanım/yazılım gerekmeksizin yapabilmenin keyfini çıkartıyorum. dinleyin, karar sizin. www.eksiduyuru.com
0
kurmalifare
(15.08.26)
bu bir teknoloji, dolayisiyla surekli bir gelisim surecinde. yapay zeka ile sarki yapmak zaten cok yeni bir durum. buyuk beklentilere girmeyin. ama gelisecegi, daha iyi olacagi kesin. iste bu nedenle insanlar bir sekilde deneyip kendileri goruyorlar, deneysel bir seyler yapip ogrenmeye, bu teknolojiyi ve uretim kalitesini gelistirmeye calisiyorlar.
+1
Sour
(15.08.26)
dikkatimi çekenleri yazmak istiyorum. şimdi bunları kategorilere ayıralım. birinci sunocu, random şarkı basıp yayınlayanlar, yani iyi olmuş kötü olmuş farketmeden, müzikten anlamadan spam yapan tipler. ikincisi victor lundenberg gibi beste yapma söz yazma kabiliyetine sahip ve suno ile şarkı üretip yayınlayan tipler

örnek www.youtube.com

epidemic sound diye bir kanal var sürekli ai şarkı listeleri yayınlıyor. epidemic soul, epidemic pop, epidemic rnb belki böyle 10 tane kanal var :)

üçüncü tip insanlar, yine müzik yapmayı bilenler ama değişik yaklaşım arayanlar. ben de bunlardan biriyim mesela tamamen kendi bestelerimi sunoya yükleyip form bilgisi hakkında değişik fikirler alıyorum. çoğu zaman klişe şeyler olsa da zaman zaman iyi netice aldığım da oluyor. sonra bu neticeler doğrultusunda şarkının son halini kaydediyorum.

ha bir de mesela şarkım zaten hazrı, sözleri yazdım ama bunu bir vokal okuduğunda nasıl olur onu görmek istiyorum. o konuda da faydalı oluyor.

demo için sunoya vokal okutma fikri benim için çok cazip ayrıca, vokal bulacaksın, tamam diyecek, eve gelecek, kayıt alacaksın falan hani para getirmeyen bir iş için çok uğraştırıcı süreçler.

Benim bestelerime örnek bırakayım : www.youtube.com

son olarak yapay zeka müziklerinden, video izlerken araya sıkıştırılmış ai videolarından, konuşan kedilerden falan çok sıkıldım. suno 1 ayda 60 download sınırı koydu ama bu geçmişin ai çöplüğü olduğunu değiştirmiyor.

Ayrıca günde 1000 2000 kredi harcadığım çok oldu 1 tane bile düzgün bişey çıkardığını görmedim. özetle benim gibi kendi bestelerin varsa, sürekli beste yapıyorsan, fikir almak istiyorsan güzel olabiliyor.

eskiden stock müzik diye bir kavram vardı, telifsiz müzik. mesela girerdin envatoya, binlerce müzik var. verirdin parasını alırdın tv de kullan, reklamlarda kullan, youtube da kullan, ihtiyacın olan izlenme dinleme sayısına göre lisansl alırdın devam ederdin. şimdi mesela çok kallavi firmaların tv reklam müziklerinde bile suno duyuyorum ve çok kötü işler çıkıyor. ciddi bir piyasası vardı jingle işinin türkiyede mesela. reklam ajansları da suno kullanmaya başlamış.

yayınlama kısmını atlamışım. distrokid diye bir site var. yıllık yaklaşık 50 dolar ücret ödediğin zaman sınırsız şarkı yükleyebiliyorsun. hatta değişik sanatçılar da yaratabiliyorsun .siteye yaptığın 1 yükleme, amazon müzik, apple müzik, spotift, youtube müzik belki böyle böyle 15 yere birden yükleniyor. dinlenme elde edersen gelirin hesabına para olarak geliyor. yani spamlamak için muhteşem bir ortam.

sunoyu çok da gömmeyeyim evet klişe olarak çok güzel varyasyonlar çıkıyor, hani söz yazımına da ai getirdi. özellikle bir de keko rap, popumsu arabesk yaparsanız, nakaratın vurucu yerlerine de 2 acıklı söz yerleştirirseniz bi iki kanal ekle veya çıkar derken yapabilirsiniz.

Ben hiç bir zaman kendi evimde öyle çok güzel hoparlörlere kulaklıklara sahip olamadım. şu gün mix mastering için bi kulaklık alsam en az 40 binlira. adam gibi 2 monitör alsan 80 100. sunonun soundunu stemlere ayırarak tek tek miksleme yapmayı düşünüyorum freq visualatör ekranına bakarak. muhtemelen şu an olduğundan daha iyi bir sounda ulaşacağım.

son olarak söz müzik bana ait olan bir parçaya sunoya vokal okuttum. bu şarkıyı tamamlamak için çok sabırsızlanıyorum. keşke size dinletebilseydim. çok büyük bir hit

ismi 'dokun bana' yarın öbürgün büyük bi sanatçı böyle dokun bana dokun bana diye bağırırsa beni hatırlarsınız :)

geçen bir bestemi yükleyip şunu yaptım hehe
soundcloud.com
+3
omer460
(15.08.26)
Dört beş bestem var. Kendimce bir enstrüman çalıyorum. Ama sesim yok. Müzikle amatör olarak ilgileniyorum. Dolayısıyla profesyonel bir müzisyen tanımıyorum. Suno bana bu handikapı aşma imkanı veriyor. İş güçten ilgilenemiyorum ama şarkılarımı buraya yükleyip profesyonel bir şarkı haline getirme fikri bana güzel geliyor. Ha dersen ki senin şarkılar iş yapar mı, yapmaz muhtemelen, İncesaz tadında şarkılar, üç beş kişi dinlerse ne ala. Ama mesele o değil, benim ürettiğim bir şeyin ortaya çıkması, şu koca dünyada kendine bir yer edinmiş olması bile yeterli. Ben olaya böyle bakıyorum. Ama genel itibariyle işin içinde para kaygısı var.
0
osuran imam
(15.08.26)
(7)

bağımlılık sebebiyle

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
ölen insanlara üzülüyor musunuz? (alkol, ilaç, uyuşturucu)ya da başı belaya giren? (yukarıda saydıklarım + kumar)
ölen insanlara üzülüyor musunuz? (alkol, ilaç, uyuşturucu)
ya da başı belaya giren? (yukarıda saydıklarım + kumar)
-1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.08.26)
Yaşı gençse üzülürüm, bağımlılık da en nihayetinde bir hastalıktır.
Ölümler beni yaşla etkiliyor, yaşı genç olan birinin hangi sebeple olursa olsun öldüğünü duyunca tanımasam bile üzülüyorum.
Yaşı çok çok genç değilse intihar edene üzülmem sadece, kendi tercihiymiş der geçerim (birebirde tanıdığım biri intihar etmedi hiç).

Belaya gelince bunu bilemedim biraz körü körüne gitmiş diye düşünürüm herhalde biraz daha az üzülebilirim belki, emin değilim.
0
mutekebbir
(14.08.26)
Zararı yalnızca kendindeyse üzülürüm. (10 saniye)
+2
anon1m
(14.08.26)
Elbette, neden uzulmeyeyim? Bagimlilik da bir hastalik sonucta. Ayrica bagimlilik bir neden degil, bir sonuc. Nedeni duygusal, sosyal vs. her sey olabilir.

Mesela boyle bir travmanin sonucu: www.youtube.com
+1
Sour
(14.08.26)
böyle şeyler yüzünden hayatını kaybeden tanıdığım insanlar oldu. mesela alkol, uyuşturucu, kumar.

bu insanların hepsi de pırıl pırıl insanlardı eskiden, sonra bu illetlere bulaştılar, çok çektiler ama ailelerine kat kat çektirdiler.

insan ailesine ayrı üzülüyor, hayatlarını mahvettiklerine ayrı üzülüyor.
+1
omer460
(14.08.26)
Birine kötü bir şey (cinayet, tecavüz, taciz, vs) yapmadığı sürece ölenlere üzülürüm.
+7
Amaranta ursula
(14.08.26)
Kendileri ölmeyip bi de sevdiklerime eziyet çektirdikleri için yaşadıklarına üzüldüğüm insanlar var.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(14.08.26)
sigara nedeniyle çok sevdiğimiz birini geçen sene kaybettik. bu da bir bağımlılık. çok iyi bir insandı ama sigarayı bırakamadı - ya da bırakmadı 55 yaşında 4-5 ayda öldü gitti.
+2
orpheus
(14.08.26)
(19)

İstemeden "frikik" veren kadını uyarma yolu

thunder thunder thunder thundercats
Toplum içi kalabalık yerlerde bazen vücudunun bir bölümü istemeden açılmış insan denk geliyor. Kılık kıyafet özgürlüğü ve yaşam tarzıyla alakalı değil. Mesela başörtülü bir kadının çatalı gözüküyor, normalde asla istemez böyle bir durumu. Yahut maksi etek giyen bir kadın yanlış oturduğu için çamaşır
Toplum içi kalabalık yerlerde bazen vücudunun bir bölümü istemeden açılmış insan denk geliyor. Kılık kıyafet özgürlüğü ve yaşam tarzıyla alakalı değil. Mesela başörtülü bir kadının çatalı gözüküyor, normalde asla istemez böyle bir durumu. Yahut maksi etek giyen bir kadın yanlış oturduğu için çamaşırı gözüküyor diyelim. Bu tarz bir olay denk geldiğinde, yanımda eşim, ablam filan varsa söylerim, çaktırmadan kulağına söyler. Karşı taraf da teşekkür eder, toparlanır...

Ancak geçen havaalanında böyle bir olay oldu. Kadın, giyimi mazbut, kendi halinde bir anne. (Türk, muhtemelen doğulu) Ayaktayken dizden iki karış alt hizada duran eteği yanlış oturunca toplanmış, karşıda oturanların göz hizasında hiç istemeyeceği kadar görüntü veriyor. Ben de karşıda oturuyorum. Yanımda iki hödük çaktırmadan birbirlerine söylediler ve dikizlemeye başladılar. Kadıncağaz da habersiz, çocuğuyla ilgileniyor. Zoruma gitti. Tek başımayım. Adamlara bir şey demedim. Tekerlekli kabin bavulumu da alıp gidip aralarında durup (sırtım kadına dönük) yolda giderken telefonda bir şeye bakmam gerekmiş gibi aralarında dikilip telefonumla uğraşmaya başladım ayakta. Perdeleme yaptım yani bildiğin...

Şimdi olay ahlak bekçiliği falan değil. Empati yaptım. Ben böyle bir durumda biri beni uyarsın isterim. Ama gidip erkek halimle kadına da "çamaşırınız gözüküyor" diyemem. Uygunsuz kaçar, rencide olur zannımca.

Bu tarz bir durumda doğru olan nasıl davranmaktır? Görmezden gelmeye, işime bakmaya içim el vermedi. Ben mi haddimi bilmiyorum? Yahut daha münasip bir yöntem var mı?

Önemli edit: Ben erkek olduğum için soruyu kadınlarla alakalı sordum. Benzer durumdaki erkekleri uyarmanın yolu kolay. Bir de erkek kıyafetleri açılmaya çok müsait değil. En fazla çatal/göbek gözükür. Ses etmiyorum ona. Ama fermuar açıksa yahut şort paçasından +18 görüntü oluyorsa uyarıyorum, haberleri olsun...
-1
thunder thunder thunder thundercats
(14.08.26)
bir erkek olarak, en yakındaki başka bir bayana durumu söyleyip, kadını uyarmasını sağlardım. erkek olarak bu işler çok tehlikeli.
+6
omer460
(14.08.26)
Hareket halindeyken uyarıyı yapıp hiç durmadan devam etmek, kadınla yüzleşmemek az hasarlı oluyor ama durağan haldeyken yakındaki bir kadına söylemek akıllıca.
0
beyfendi
(14.08.26)
@omer460
İşte ben ona bile cesaret edemedim.
0
🌸thunder thunder thunder thundercats
(14.08.26)
Boşverin
+1
anon1m
(14.08.26)
İstemeden olduğu ne malum? Niyet okuyabilme becerimiz mi var? Mazbuttur da genelde, bir an için teşhirci damarı kabarmıştır.
Bu gündüz kuşağı yayınlarına konu olan kadınlar mazbut görünümlü değil mi?
Konu benim dışımda ve çoook uzağımda.
Hiç işim olmaz.
-13
Mirket
(14.08.26)
bunun istemeden oldugunu dusunmek cok naif. kadinlar her seyin farkinda. nerede ne kadar ne gozuktugunun, risk faktorlerinin falan farkindalar.

yoluna bakacaksin. ama atiyorum pantolonu, tayti yirtilmistir fark etmemistir. o zaman da omerin dedigi gibi baska bir kadina soylersin.
-15
antikadimag
(14.08.26)
Tabii canım, üstünde tişört, altında maksi etek, yol telaşı çocuğuyla ilgilenirken bir taraftan beyaz donunu gençler görsün istemiştir. Kesin teşhircidir, ben salağım.
+10
🌸thunder thunder thunder thundercats
(14.08.26)
teshirci olmasina gerek yok. herkes senin deger yargilarina gore yasamak zorunda degil. donunun gozukmesi herkes icin ayni olcekte bir problem degil.

ekside bununla ilgili baslik var ikna olmadiysan oradan devam edebilirsin.
eksisozluk.com
-7
antikadimag
(14.08.26)
Kimse benim değer yargılarıma göre yaşamak zorunda değil. Bir insan 100 tl'sini düşürse ve uyarırsanız, "sanane, bilerek attım" diye terslese, ben yine parasını düşüreni uyarırım.

Bahsettiğim durumlardaki kadınların bile isteye o durumda olma ihtimali yüzde bir bile değil... Dediğim gibi, benzer durumda eşim, ablam vs. uyarınca hep teşekkür ettiler. Her insan uyarılmaz zaten. Çok alakasız durumlardan bahsediyorum.

Anlamak istemeyenler için belirteyim: Görüntü beni rahatsız etmiyor. Görüntüyü genel ahlaka aykırı bulmam da değil sözkonusu olan. O kişi farkında olmadan istemediği bir pozisyondaysa, en azından bunu bilmek hakkı diye düşünüyorum.
+4
🌸thunder thunder thunder thundercats
(14.08.26)
İlkinde yine kadın aracılığı ile uyarmak olmazsa, uygun olmayan halinin düzelmesine sebep olacak bir bahane uydurmak . Mesela ayağa kalkmasına veya biraz yürümesine sebep olacak şekilde ondan yardım istemek.
+5
diyecevaplandı
(14.08.26)
geçen carfurda başıma geldi, şubenin müdürü gibi bi bayan kilosu falan var bayağı. kasanın orda eğilmiş sakızlara bişey yapıyordu, çatalından çok daha fazlası gözüküyordu. ya dedim söylesem terslemese bile rencide olur. etrafta da kimse yoktu. hadi dedim boşver kaldı öyle.
0
omer460
(14.08.26)
yıllar önce bir kere başıma geldi, oğlumu emzirdikten sonra düğmem kapanmamış. ve karşımdaki adamın bakışlarını fark edince bir yanlışlık olduğunu fark ettim. aklıma geldikçe hala utancımdan yerin dibine giriyorum. keşke biri uyarsaydı.
+4
deartheodosia
(14.08.26)
Istemeden verilen frikik die bir sey yok. Tuvaletten cikmistir, etegi kivrik kalmistir ok. Umarmt. Ama türbanli olup da frikik veriyorsa hele, o bil ki isteyerek oluyordur. Frikik vermeye müssait mutaassip kiyafet diye bir sey yok. Mutaassip kiyafette gögüs dekoltesi ne ariyor yoksa?
-16
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.08.26)
Biri yanımdan geçerken kibarca yaklaşıp bu durumla ilgili beni uyarsa kendisine sadece minnet duyarım. Ama uyarmaktan çekineni de anlayabiliyorum, herhalde önemli olan yaklaşım, nazikçe uyarıp geçip girmek en olması gereken gibi.
+3
mutekebbir
(14.08.26)
Bir erkek arkadaşımla Kadıköy Osmanağa’da direkt sokak üstünde karşılıklı masalarda oturuyoruz, bilen bilir kafelerin olduğu yer hanı gibi işlek insanların geçtiği bir yerde.
Neyse kadının biri usulca yaklaşıp arkadaşıma arkanız çok kötü görünüyor tarzında bir şey dedi, kadın gittikten sonra bir küfretmediği kaldı arkadaşımın. Uzun yıllardır tanıdığım biri olduğu ve ondan hiç beklemediğim bir tavır gösterdiği için bir şey diyemedim ancak hala hatırladıkça sinir olurum kendisine.

Sayesinde öyle bir şey görsem de banane diyip geçiyorum. Siz yine de empati yaparak doğru olanı yapmışsınız, kadının niyeti kendisini bağlar.
0
ekimoloji
(14.08.26)
Bir erkek olarak ne kadar kibarca, iyi niyetli bir sekilde uyarsam bile bence azarlanma, sapik muamelesi gorme ihtimalim daha fazla. Mudahale etmem ve zaten kadin da akli tamamen ucmamissa onu 5-10 dakikaya fark eder, 2 saattir oyle oturmuyordur, insan herkesin kendisine baktigini fark eder.
0
baldur2
(14.08.26)
Bence erkekleri uyarmanız da iyi olabilirdi, “önünüze bakın işinize bakın ayıptır bee yazıklar olsun bu kadar basit olmayın” demekten zarar gelmezdi.
Kadını uyaramazsınız bence zaten bilerek de yapmıyor muhtemelen anlık bişey… siz görene kadar başka bir kadın da görür zaten bikaç dakikaya hallolur. Uyarıp utandırmak daha kötü hissettirirdi.
+2
megalomaniac
(15.08.26)
bu sizi ilgilendirmiyor. cok fazla varsayimda bulunuyorsunuz. hic gerek yok uyarmaya; zira ortada uyarilacak bir durum oldugu da sizin varsayiminiz.
-2
banach
(15.08.26)
Bazı kadınlar mecbur kaldıklarında topluluk içinde çocuklarını emziriyorlar, yapacak bir şey yok modunda takılıyorlar. Hatta ekşi aleminde bir kadın yazar “bizim bebek üstüne bir şey örtünce çığılığı basıyor, mecburen örtüsüz emziriyorum diyordu. Mesela bunu çok dindar biri çocuğu ölse yapmaz. Özetle herkesin değer yargıları var ve bunu net olarak bilemeyiz. Bence karışmamak lazım.

Teşhircilik manasında söylemiyorum, bunu umursamıyor olabilir diye diyorum.
0
filipis
(15.08.26)
(14)

Gelecek 3 ay yada 6 ay icinde dort gozle beklediginiz, sizi acaip derecede heyacanladiran olaylar var mi?

eddiee
Ornek vereyim, ben gta6 yi bekliyorum sabirla heyecanla ve sevincle kadim ayinda cikmasini. PS5 im hazir dort gozle bekliyorum. Tek istedigim biran once oynamak. Var mi sizin de boyle heyecanla beklediginiz seyler?
Ornek vereyim, ben gta6 yi bekliyorum sabirla heyecanla ve sevincle kadim ayinda cikmasini. PS5 im hazir dort gozle bekliyorum. Tek istedigim biran once oynamak. Var mi sizin de boyle heyecanla beklediginiz seyler?
0
eddiee
(14.08.26)
Bebek bekliyorum
GTA 6 benim de

Şu anda başka bir şey gelmedi aklıma
0
Hallegadola
(14.08.26)
Ben de bebek bekliyorum + GTA 6 ön siparişimi de verdim ama bebekten sonra oynayabilecek miyim bilmiyorum safdsadfd

Galatasaray'ın şampiyonlar ligi maçları var bir de en az 4 maç statta izleyeceğim ama bu sene işimiz zor gibi. Bir de kulüp üyeliği sürecim var onda da heyecanla sonucu bekleyeceğim.
0
elektr10
(14.08.26)
bebek bekleyenleri yerim^^ arada ayak fotosu atmanız şartıyla, hayırlı uğurlu doğumlar diliyorum:)
kış aylarında akademik işler dışında bişey yok. genelde bir konser, seyahat falan olurdu ama para-pul ve vakit sıkıntısı ve ilgi çekici bi etkinliğe denk gelmemiş olmam dolayısıya şimdilik bişey ayarlamadım.
uzun zaman sonra işe geri dönücem ama onu dört gözle beklemediğimi belirtmeme gerek yok sanırım :D
+2
lil siztah
(14.08.26)
var da buraya yazılmaz. malum bir kişinin gitmesi bizi çok mutlu eder.
+3
mikahakkinen
(14.08.26)
evin bi odasını stüdyo yapıyorum. yaklaşık şubattan beri uğraşıyorum. tek başıma çok zor oluyor. bir tek zemin kaldı. onu da yapınca içerden dışarı ses çıkmayacak ve en önemlisi dışardan içeri ses gelmeyecek kayıt almaya başlayacağım. bir sürü bestem var onları kaydedip piyasaya süreceğim. bu stüdyo olayı beni çok ileriye götürecek. heyecanlıyım.
+1
omer460
(14.08.26)
Önümüzdeki 1-2 ay içinde netleşmesini beklediğim, baya iyi bir iş fırsatı var elimde.
diğer yanda GTA IV'yı bekliyorum ben de.
Havaların soğumasını bekliyorum, yaz sıcakları kabak tadı verdi. Zaten kış insanıyım.
Ekimde Below adlı bir dizi gelecekmiş konusu ilgimi çekti baya, onu bekliyorum iyi bir yapım da çıkarsa değme keyfime.
0
oldtimer
(14.08.26)
Bahar ayında ya kadrolu olacağım ya da mahkememden dolayı sonuç hüsran olacak. Ben de merakla beklemedeyim.
0
egerbiryolcu
(14.08.26)
ben tomb raider ı bekliyorum. son bir oyunu iyice cs gibi olmuştu. tomblar bile dlc olarak satılıyordu. sıradaki çıkacak oyun eskisi gibi o yüzden bir an evvel gelsin pls tşk :P
0
neira
(14.08.26)
bebek bekliyorum <3 insanin en cok duaya ihtiyaci oldugu dönem. insallah her sey yolunda gider.

succession'daki kendall karakterini oynayan jeremy strong'un simdi mark zuckerberg'i oynayacak. onu sinemada izlerim. beklemedeyim.

araba alacagiz. tatil dönüsü kismetse kücük bir suv alacagiz. ben kücük arabaciydim ama suv asiri rahat bir seymis. bebek arabasi koymak icin de ideal.
0
Purple life
(14.08.26)
Benim yok. Biraz moral bozucu, ama beklentiyle yaşamak bana iyi hissettirmiyor zaten.
+1
auroraaurora
(14.08.26)
Fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi'ne girmesini bekliyorum
Bir de Bodrum'daki kalabalığın gitmesini bekliyorum
+1
etna
(14.08.26)
Oturum yenilemesini bekliyorum, şu anda süreç devam ediyor. Bunu atlatsam mis gibi olur ama dur bakalım.

Sonrasında annemi görmek istiyorum Türkiye'de. Onu da çok özledim. Annemi gene görmeye gidebilirim ama oturum işi olsa uça uça giderim anneciğimi görmeye...

Devamı da ara verdiğim işime geri dönmek. Onun acelesi yok pek. Biraz daha uzağa bakarsak da 3 sene içerisinde iyi kötü finansal özgürlüğümü elime alıp işten güçten elimi ayağımı çekmek. Kısmet diyelim.
+1
burka
(14.08.26)
cocugu krese vermeyi bekliyoruz dört gözle.
+1
sir gawain
(14.08.26)
American horror story 13. Sezonun tanıtımını izledim, tüm sezonlardaki en iyi oyuncuların hepsi geri dönüyor, şampiyonlar ligi gibi cast.. Onu bekliyorum dört gözle, 13 sayısının hakkını verecekler gibi duruyor.

Bir de 12 Eylül'ü bekliyorum, uzun zamandır heves ettiğim ama cesaret edemediğim bir şeydi <3 gözümü kararttım bu sefer heyecanla bekliyorum
0
kullanicadi
(15.08.26)
(1)

Billy kitaplık boyama

epitaf
Selamlar herkese İkea billy kitaplık boyamak için ne önerirsiniz? Bu işte tecrübeli arkadaşların fikine ihtiyacım var. Cadence multisurface mi bienca stella mı? Taktik, teknik, avantaj vs her tür destek lütfen. Boyanacak ürün krem bej tonlarında, dönüşmesi istenen renk ıhlamur, adaçayı vs yeşilimsi
Selamlar herkese
İkea billy kitaplık boyamak için ne önerirsiniz? Bu işte tecrübeli arkadaşların fikine ihtiyacım var.

Cadence multisurface mi bienca stella mı?
Taktik, teknik, avantaj vs her tür destek lütfen. Boyanacak ürün krem bej tonlarında, dönüşmesi istenen renk ıhlamur, adaçayı vs yeşilimsi tonlar olacak

Şimdiden teşekkürler
0
epitaf
(12.08.26)
gpt ye sordum

IKEA BILLY'nin yüzeyi genellikle melamin/folyo kaplı suntalam olduğu için normal duvar boyasını doğrudan sürersen kısa sürede çizilebilir veya soyulabilir. En sağlam yöntem yüzeyi hafif matlaştır + aderans astarı + mobilya boyası + koruyucu şeklinde.

Ben olsam şu sistemi kullanırdım

1. Yüzeyi temizle

Rafları ve parçaları sök.
Yağ, toz ve kirleri iyice temizle.
Ilık su + yağ çözücü/nötr temizleyici kullanılabilir.
Tamamen kurumasını bekle.

2. Hafif zımpara

180–220 kum zımpara kullan.
Amacın boyayı kaldırmak değil, parlak yüzeyi matlaştırmak.
Özellikle kenarları fazla zımparalama; kaplamayı delip suntaya inme.

3. Aderans astarı — en önemli aşama
Melamin/laminat yüzey için yüksek aderanslı astar kullan.

Türkiye'de ürün seçerken üzerinde özellikle:

"aderans astarı"
"parlak yüzey astarı"
"melamin/laminat için"
"zor yüzey astarı"

ifadelerinden biri olmasına bak.

Tek kat genellikle yeterli. Üreticinin önerdiği süre kadar kurut.

4. Boya
Bence BILLY için en mantıklısı su bazlı mobilya/ahşap boyası.

Örneğin:

Akrilik mobilya boyası
Su bazlı poliüretan esaslı mobilya boyası
"Furniture paint" olarak geçen ürünler

Duvar boyası kullanma.

2 ince kat yap. Katlar arasında hafifçe 320–400 kum zımpara yapmak çok daha düzgün sonuç verir.

5. Son kat koruma
Özellikle kitaplığın raflarında kitapları sürekli çekip koyacağın için bunu öneririm.

Su bazlı şeffaf poliüretan/vernik:

mat
ipek mat
yarı mat

seçebilirsin.

Böylece boya çok daha zor çizilir.

En önemli nokta: Rulo seçimi

Büyük yüzeylerde kadife/mikrofiber kısa tüylü kaliteli rulo kullan. Sünger rulo da kullanılabilir ama bazı boyalarda yüzeyde portakal kabuğu/iz bırakabilir.

Kenarlar için kaliteli sentetik fırça.

Boya katlarını kalın atma. BILLY'de güzel görünümü belirleyen şey genellikle 2–3 ince kat.

Eğer beyaz BILLY'yi başka bir renge çevireceksen

Ben şu sırayı yapardım:

Temizlik → 180/220 zımpara → aderans astarı → 1. kat mobilya boyası → 320/400 zımpara → 2. kat → 24–48 saat kuruma → mat/ipek mat poliüretan

Ve kitapları hemen doldurmazdım; boya dokununca kuru olsa bile tam sertleşmesi daha uzun sürer.

İstersen Türkiye'de şu an satılan ürünlerden (astar + boya + vernik + rulo) BILLY için tek tek marka/model ve yaklaşık fiyatlarıyla da seçebilirim.

yüzeyi folyo kaplıysa boya falan tutmaz. tutsa bile çok kısa süre sonra soyulmaya başlar. isterseniz folyo ile kaplayın. çeşitli ağaç desenlerinde olanlar var.

daha önce kapı boyadım, düz renkli mdf, sunta boyadım. sorun çıkmadı ama ben kendi adıma bu işe girişmezdim. bir de camlı falan çok detaylı bir model. maskeleme bandı yapmanız gerekecek. o da incelik isteyen insanı sinir krizi geçirtebilen bir iş.

boyayacaksanız ilk önce folyo kaplı olup olmadığını araştırın ve internette başka boyayan insanlar varsa onlar nasıl yapmış onlara bakın.
-2
omer460
(12.08.26)
(1)

çerçeve yasa parti görüş açıklamalarında

mess
konuşmasını beğendiğiniz vekiller kim? parti bağımsız demek isterdim ama olmayacakyine de parti bağımsız
konuşmasını beğendiğiniz vekiller kim? parti bağımsız demek isterdim ama olmayacak
yine de parti bağımsız
0
mess
(11.08.26)
Turhan Çömez.

www.youtube.com
+1
omer460
(11.08.26)
(8)

Kuyruk sokumu kemiğimi kırdım, önerileriniz?

cccbehzatccc
Öneriniz var mı? Doktor ilaçlar verdi ve bekleyeceksin dedi...Aylar sürermiş iyileşmesi. Daha önce geçiren var mı?7-8 basamak merdiveni popomun üzerine bambam seke seke düştüm amk siz de dikkat edin
Öneriniz var mı? Doktor ilaçlar verdi ve bekleyeceksin dedi...Aylar sürermiş iyileşmesi. Daha önce geçiren var mı?
7-8 basamak merdiveni popomun üzerine bambam seke seke düştüm amk siz de dikkat edin
+4
cccbehzatccc
(10.08.26)
2 sene önce aynı şekilde bende popomun üzerinde top gibi sekerek düştüydüm. bende kırık yoktu ama 1 aydan fazla ağrıdı. koksiks yastığı alabilirsin oradaki basıncı yayarak daha rahat oturmaya yarıyor.
+1
my fault
(10.08.26)
Çok zor iyileştiğini, çok acıdığını duymuştum.
Çok geçmiş olsun.
+2
Mirket
(10.08.26)
10 yıl kadar önce başıma geldi, ağrısı çok pistir. ben de yastığı öneririm. uzun sürüyor iyileşmesi, geçmiş olsun. benim arada hala sızlar.
+1
eileengray
(10.08.26)
Ortopedik oturma yastığı...

Geçmiş olsun
+1
apocalipy
(11.08.26)
çok geçmiş olsun, iyileşmesi uzun sürüyormuş, konforun için en gerekiyorsa araştır.
+1
omer460
(11.08.26)
Geçmiş olsun üstat,doktorun önerilerine uyarak en kısa sürede iyileşir sin umarım
+1
denizciman
(11.08.26)
kolajenli ilikli kemik suyu
kelle paça falan
+3
jelly bear
(11.08.26)
Yastık mastık verdiyse aksatmadan kullanın. Benim de aynı şekilde kırılmış yanlış kaynamış. 4 yıl sonra fark ettim, ihmal etmeyin :D
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(11.08.26)
(15)

35 yaş üstüne bu hobilerden birini önerecek olsanız veya asla onermeyecek olsanız neden?

egerbiryolcu
1. Piyano2. Yan flüt 3. Buz pateniÜçü de çok hoşuma gidiyor, paten için denge koordinasyonum çok kötü belki özel hoca tutarsam anca öğrenirimYan flüt (araştırınca aslında yan flüt diye bir şey olmadığını flüt denmesi gerektigini okumuştum ne kadar doğru bilmiyorum) için sesi ve kadınlarda duruşu çok
1. Piyano
2. Yan flüt
3. Buz pateni

Üçü de çok hoşuma gidiyor, paten için denge koordinasyonum çok kötü belki özel hoca tutarsam anca öğrenirim
Yan flüt (araştırınca aslında yan flüt diye bir şey olmadığını flüt denmesi gerektigini okumuştum ne kadar doğru bilmiyorum) için sesi ve kadınlarda duruşu çok hoşuma gidiyor ama benim nefes yonetimim berbat neredeyse yaşamak için olan nefesi bile zor alıp veriyorum iki merdiven çıkınca nefes nefese kalıyorum
Piyano için bı olumsuzluk da el ayak koordinasyonu yönetmek belki zorlar bilmiyorum ama diğerlerine göre sanki uğraşması daha az zahmetli gibi (uzaktan böyle gorumuyor işin içine girince eminim çok zordur ama en azından keman gibi tutuşu dert edilecek bir enstrüman değil)
0
egerbiryolcu
(10.08.26)
birincisi herhangi bir enstruman çalmak için yeteneğin var mı buna nasıl karar verdin?

hedefin şu seviyeyse olabilir

youtu.be

özel hoca bir maaliyet, enstruman almak da bir maaliyet. bunların dışında enstrumana çalışmak lazım. bunun için zaman lazım. öyle yani haftada 2 saat ders alıp akşamları yarım saat çalayım diye düşünüyorsan bu şekilde enstruman öğrenmek pek mümkün değil.

ha dersen ki bunlar benim için problem değil. bi deniyeyim. en kötü iki şarkı çalar eğlenirim ona bişey demiyorum.

tabi yan flüt çalmak için evinin de müsait olması lazım. komşular veya evdekiler rahatsız olabilir.. piyano dersen dijital piyano alırsın, kulaklık takarsın falan

hadi onu da geçtim. buzpateni nedir arkadaş? ulaşabildiğin kaç tane buz pateni alanı var? fiyatları nedir? kanada amerika falan olsa, binbir tane vardır. buz hokeyi oynuyolar falan diye ama onu da bilemedim.
+1
omer460
(10.08.26)
Piyano +1

Yan flüt çalıyorum. O kadar emeği piyanoya verseymişim :) ya da gitar.
0
gabe h coud
(10.08.26)
artistik burgular hareketler olmayacaksa, derdini anlatacak kadar buz pateni öğrenirsin gibime geliyor.

piyano mu flüt mü? piyano başlaması ve kavraması daha kolay bir enstrüman. sonuç alması, akşam iki tıngırdatıp stres atması daha kolay. açık ara piyano.
0
co2s2
(10.08.26)
bence sizin yeterince hobiniz var, dün hobinizle alakalı instagram hesabı açmayı sormuştunuz hatta. burada fotoğrafçılık yaptığınızı da yazmıştınız. maddi/manevi bunlara hiç girmeyin derim. kolay sıkılan biriyseniz enstrümanlar uygun değil; yıpratıcı süreçleri var. paten için de o kiraladıkları korkunç patenlerle sakatlanırsınız, doğru düzgün paten ve ders almanız gerekir. ben sizin yerinizde olsam tüm eforumu çalıştığım okulun yakınında bir daire kiralamaya harcarım. önce sıkıntıları çözmenizi öneririm. sizin o derde ben dertlendim, o derece.
+1
eileengray
(10.08.26)
35 yaşında boş işler. Spora başlayıp ağırlık kaldırmaya başlasan daha çok tatmin eder
0
artıküyeolmakistiyorum
(10.08.26)
1 ve 3 küçükken başlanması gereken şeyler. buz pateni eğlencesine belki. ama kıçı başı kırmadan yapın direkt engelli olursunuz belli yaşlardan sonra çok riskli. yan flüt daha soft bir aktivite gibi.
0
ground
(10.08.26)
illa üçünden biri olacaksa piyano derim.
1-elektronik piyano alırsan çalışırken kimseyi rahatsız etmezsin
2- flütte süper babayı çaldıktan sonra sıkılabilirsin.
3-bu yaşta yorulursun. hem gidip gelmek için plan yapman lazım, çalışmak için hocaya ayrı piste ayrı ödersin.
0
duyuruuser
(10.08.26)
Kadınsan saksafona yönel
-6
stefano
(10.08.26)
Şöyle düşünmek lazım: Bugün 35 yaşındayım, on yıl sonra 45. Şimdi piyano çalmaya başlasam 45 yaşında on yıllık piyano icracısı olacağım.

Ha tabi ki işin şöyle bir handikapı var: çocuk yaşta bu işe başlayanlar gibi olmak... çok çok zor. İmkansız demiyorum. Ama gerçekten zor. Yine de enstrüman biraz repetuar işidir. Ben de 30 yaşından sonra enstrümana başladım. Sadece sevdiğim şeyleri çalışıyor ve çalıyorum. Bazen aile toplanıyor, şarkı istiyorlar, bilmiyorum, bilmeyince de iyi çalamıyorsun diyorlar, benim çaldığım şarkıları da onlar dinlemiyor :)

Neyse bence enstrüman orta yaş üzeri için en ideali. Kendi kendine oturup çalınca keyifli oluyor.
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(10.08.26)
Genel cevap yazayım
Ev çok müsait enstrüman ortamına. Yani hiçbir yakınımızda başka ev komşu vs yok. Rahmetli babam akrabalar az saz geceleri yapmazdık. (Maalesef ailedeki müzik gemi bana pek aktarilmamis)

Ama çok seviyorum. Yetenek de şöyle kendi cabamla gitarda basit akor ve ritim öğrenip birkaç şarkı çalma seviyesine gelmiştim. Ama bir ritmi öğrenip başka ritme geçme olayında elim ve kafam karışıyor. Belki kursa gitseydim ya da öğrenmeye devam etseydim onlara da alisirdim. (Su an gitarım yok belki tekrar buna da donebilirim)

Yan flüt zorlayıcı gibi geldi benzer yorumlar da yazilinca.
Piyanoda karar kıldım.

Buz pateni bence aşırı estetik bir uğraş. Ama tabi sakat iş bir yandan. İlerde hala denemeyi düşüncem. Tabii çok yaşanmadan.

@eileengray gerçekten ilgilenmek istediğim o kadar çok şey oluyor ki çünkü hepsi gerçekten keyif veriyor. Okul-mesafe konusu da şoyle saka maka beş ay kaldı sürecin sona etmesine sanırım daire tutmadan bu şekilde devam edicem.
0
🌸egerbiryolcu
(10.08.26)
1 ya da 2

Buz pateni tehlikeli, daha bu hafta kuyruk sokumu kemiği kırmış biri olarak söylğyorum.

Müziğe yönel derim, risksiz
+1
cccbehzatccc
(10.08.26)
'Ev çok müsait enstrüman ortamına.'

işte bu duymak istediğim şey :)

1 ufaktan şan eğitimi alıp vokal olabilirsin. yani bir enstrumanı kontrol etmektense sesini kontrol etmeni öğrenmen nispeten daha kolay. ikincisi kadın vokallere ilgi çok yüksek. ufak bi ses kartı , bi mikrofon alıp, bilgisayarda kayıt yapabilirsin. hem eğer instagram vb uğraşıyorsan ses kartı ve mikrofon işine de yarayacaktır bundan hariç.

ha vokal istemem dersen, ikinci ve güzel olanı davul öğren. hem öğrenmesi ve çalması daha eğlenceli.
0
omer460
(11.08.26)
Hedefinize göre değişir. Enstrüman çalmak basit bir iş değildir. Zamanım yok, haftada anca iki üç saat çalışırım diyorsanız sadece bir iki şarkı ezberler onları da hata yapa yapa çalar hale gelebilirsiniz. Doğru düzgün çalabilmek istiyorsanız her gün birkaç saat çalışmanız gerekiyor. Yanlış hedefleriniz varsa hevesiniz baştan kırılırsa zaman kaybetmemiş olursunuz.
+1
synesthesia
(11.08.26)
Üçünü de öneririm, çünkü bunların üçünü de istiyorsun. Sadece nefes alıp verme konusunda sorun yaşadığın için flüt belki zorlayabilir ama denersin. Belki de nefes alıp verme konusunda seni zorlamayacak ancak deneyerek anlayabilirsin. Hoca da zaten sana tüyolar verir.

Maddi imkanın varsa hepsini yap. Harikalar yaratmak zorunda değilsin zaten hobi amaçlı yapacaksın, keyif aldığın için.

Ben olsam denerdim hepsini sonra bunların içinde eleme yapabilirdim belki ya da imkanım olursa zaman ve maddi olarak hepsini yapardım.
0
rock n roll
(11.08.26)
piyano ve flüt için müzik kulagınızın olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.
piyano über bir yeteneksizlik ve müzik kulagı yoklugu yok ise kesinlikle yapıalbilir, ancak her hafta periyodik bir disiplin göstermeniz lazım, bunu istiyor musunuz emin olmak lazım, ilk balşarda sıkıcı olabilir.
flüt için ağız yapısı da uygun olmalı diye biliyorum, ama çok bilgim yok.
buz pateni çok zevkli görünüyor, 35+ bir arkadaşım da cok güzel yapıyor, ama bilgim yok.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(11.08.26)
(33)

bu aile beni zorlar gibi değil mi?

homohominilupus
kız arkadaşımla ciddi bir ilişkimiz var, evlilik planlıyoruz vs. bir nedenle bir tartışma yaşadık ben de biraz vakit geçtikten sonra gönlünü almak için sürpriz yaptım kız arkadaşımın haberi yoktu hediye vs iş çıkışı karşısına çıktım barışmak için. o da annesi ile telefonda konuşuyordu annene benim
kız arkadaşımla ciddi bir ilişkimiz var, evlilik planlıyoruz vs. bir nedenle bir tartışma yaşadık ben de biraz vakit geçtikten sonra gönlünü almak için sürpriz yaptım kız arkadaşımın haberi yoktu hediye vs iş çıkışı karşısına çıktım barışmak için.
o da annesi ile telefonda konuşuyordu annene benim geldiğimi söyleme iki yetişkin gibi konuşalım o da uzaktan bizi merak etmesin birer kahve içer konuşuruz dedim. meraklandırma insanları dedim. yaşlar 30 bu arada:)

Ama kız arkadaşım hemen annesine benim geldiğimi söyledi ,annesi de kıza " sen çağırmışsındır hominilupusu, anlaşıp buluştunuz değil mi şimdi " vs demeye başladı. kız da annesini ikna edemeyince , annesini ikna etmem ve sakinleştirmem için bana verdi teli.(ben de teli istedim çünkü kız arkadaşım ile annesi konuştukça annesi gerilmeye başladı kız arkadaşım da etkisiz kalmıştı ben de ikna etmek ve kadının içini rahatlatmak için istedim teli)
ben de kızdan telefonu aldım , ellerinizden öperim rahat ol güzel teyzem biraz konuştum ettim hal hatır vs yumuşattıktan sonra " ayşe teyzeciğim, merve'nin bir suçu yok , görüşüp planlı bir buluşma değil bu, ben sürpriz yaptım bir çay içeceğiz, konuşacağız" dedim.

kadın bir anda bana "Hayırrr Yalan konuşuyorsun yalan konuşma kesin merve çağırdı seni " diye çıkıştı(bağırdı yani) neye uğradığımı şaşırdım. annemin babamın kız arkadaşıma nazik , ilgili davranışları aklıma geldi kadınsa beni daha şimdiden telefonun ucundan azarlayıp itham ediyor falan.
yanımda kız arkadaşım olduğu için saygısızlık yapmadım durumu sakince tekrar açıklayıp kızın suçu olmadığına ikna ettim anneyi.

bu kez de anne zaten ben tüm anlaşmazlıklarınızı biliyorum hepsinde de sen yanlışsın diye de tek taraflı konuşmaya başladı ama aramızdaki özel hakkında ne biliyor da böyle konuştu anlamadım ama o an kafamda bitirdim bu insanlarla anlaşamam gibi hissettim. haklısın teyzem özür dilerim dedim kız arkadaşım zorda kalmasın diye ve annesine saygısızlık etmemek için. kız arkadaşım da annesine hiç saygısızlık yapmadığım ,hep alttan aldığım için teşekkür etti , sarıldık daha da bir şey konuşmadan geri döndüm.

o da belli ki her şeyi abartarak ve taraflı şekilde annesine anlatmış en ufak şeyleri bile.
ben bu kayınvalide adayı ve aile ile yapamam değil mi?
-1
homohominilupus
(09.08.26)
Cok dandik sorunlu iliskiler.

30 yasinda bir kadin erkek arkadasini annesine cekistirerek ne bekliyor? Kadin tabii ki damat adayina cephe alicak. Arkadasini bile tek tarafli dinlesen duygusal tepki verip sevgilisinden soğursun.
+10
Purple life
(09.08.26)
aile sizi zorlar, evet. ancak bunun sebebine bakıldığında, bunun, kız arkadaşınızın idare beceriksizliği yüzünden olacağı anlaşılıyor.

karşımdaki anam ve sorun yaşadığım sevgilim değil de, iki canım kardeşim dahi olsa, iki taraftan da izin almadan telefonu birinin eline tutuşturmayı aklımdan bile geçirmem şahsen. annesini olaylara bu kadar bulaştırıp, işin içinden çıkmayı size bırakması, size karşı tavrının ve niyetinin çok da temiz olmadığı izlenimi bıraktı bende, ek olarak. yaşlar 20 deseniz hadi bir derece de, kız arkadaşınız zorda kalmasın diye sizi düşürdüğü durumu da bir değerlendirin bence.

bütün bu olanların kısmen haklı çıkarılabileceği tek senaryo, söz konusu tartışmada sizin ciddi bir kusur işlemiş olmanız gibi görünüyor bana. değilse, aileden önce, 30 yaşında anlattığınız biçimde davranan kadının sizi daha çok zorlayabileceğini değerlendirmenizi öneririm.
+7
lil siztah
(09.08.26)
evet yaptıkları ithamlara cevap veremedim çünkü kız arkadaşımın bariz hataları vardı anne babası bunları duysun ve onlara karşı mahcup olsun istemedim zaten desem de bir şey değişmezdi kadın bana “ merve bizim her şeyimiz o ne derse ne isterse biz onu yapmakla yükümlüyüz” diyor. başka bir şey duymak istemiyor. kız arkadaşıma yetişkin insanlarız neden her şeyi anne babana anlatıp hem onları üzüyorsun hem de özelimizi açıyorsun küçük değiliz diyorum benim herşeyim onlar ben yalan söyleyemem ki diyip çıkıyor işin içinden
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Sal abi.

Hayatinda aldigin en önemli karar esinin kim oldugu. Insanin cocugu bile belli bir yasa geliyor evden gidiyor bayramdan bayrama görüsüyorsun.

Esin hep seninle dolayisiyla böyle drama yaratan cözüm üretmek yerine kendine sunulan cözümü bile implement etmekte yetersiz bir kadinla ne isin var.

Sen daha dengeli, akilli ve zeki bir arkadasa benziyorsun. Kendin gibi birini bul. Bu dramalar cekilmez.
+4
Purple life
(09.08.26)
O telefonu eline tutuşturma davranışına iyi bak. Bu bir tutum. Yani sürekliliği olan bişey.
Evlendiğinizde eşinin kendi sorumluluklarını senin kucağına bırakması durumu ile başedebileceksen yaparsın. Katlanamayacaksan işkence olur.
Değişmesini beklemek de milli piyango bileti almak gibi düşünebilirsin.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(09.08.26)
Anne psikolojik olarak problemli. Kız arkadaşın çok tecrübesiz. Onun annesini sakinleştirmek senin işin mi. Kaçman için son 5, 4... saniye
-5
arbre
(09.08.26)
ben de teli istedim çünkü kız arkadaşım ile annesi konuştukça annesi gerilmeye başladı kız arkadaşım etkisiz kalmıştı ben de annesini bir sorun olmadığına ikna etmek ve kadının içini rahatlatmak için istedim teli. tabi kız arkadaşım başta anne bir işim var, arkadaşlarlayım vs dese sorun olmayacaktı pat diye benimle görüştüğünü söyleyince böyle oldu:/
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Ben bu tür insanlarla lisede üniversitede arkadaşlık bile yapmadım kadın halimle, siz aile falan diyorsunuz.. Yanınızdaki insana saygı duyduğunuzu anladığım için yazıyorum cevabı da, yoksa avukat arkadaşım kimden para kazanacak o para kazanamazsa bana gezerken nasıl eşlik edecek. Deli para kazanıyor bu tür ilişkilerden..
Ben arkadaş bile olmam sevgilinizle. Bir yere gidip bi kahve içsek akşam annesi tüm hayatımı bilecek, iki gün sonra kızla aramız bozulacak benim hiçbir şeyden haberim olmayacak çünkü annesi bana sinir olmuş olacak, evine misafir olsam saçma sapan tripler çekeceğim.. Hayır genç de değil 30 yaşında.
Üst katımda var bu versiyondan. Nişan düğün sürecinde yaşananlardan sonra mesafe koymuştuk. İş rezillik boyutuna ulaşınca arkadaşla da eşiyle de iletişimi kestik. Kız en son bebek çalışmalarını anasıyla planlıyordu. Bu muhabbetten sonra saldık zaten. Siz bilirsiniz yine de. Kolaylıklar dilerim.
+1
asue
(09.08.26)
iyinin iyisini düşünelim. kızla evlendin, çoluk çocuğa karıştın. acaip de mutlusun. ee annesi hiç rahat durmayacak ki, senin anana babana kadar laf sokmalar, sen şöylesin, böylesinler.

kız annesiyle görüşmese olmaz. belli ki herşeyi annesine de anlatıyor. huzur falan da kalmayacak, evlilik de kalmayacak.

bak en iyi ihtimalleri söylüyorum, hani eşinle problemin yok herşey yolunda, senin anne babanda sıkıntı problem yok falan.
+1
omer460
(09.08.26)
Burada ne diyorlarsa tersini yap. Eksiduyuru kullanıcıları ilişkiler konusunda beceriksizdir.
-8
Cezcez
(09.08.26)
Bekara (burada ben oluyorum) karı boşamak kolay ama yol almakta büyük yarar var gibi görünüyor. Evli değilken bunlar yaşanıyorsa evlilikte yaşanacakları hayal bile edemiyorum.
+3
10551037
(09.08.26)
Biz y kuşağı anamıza babamıza bir şey anlatmazdık, anlatsakta anlamazlardı. Yaş farkı 30 üzeriydi. Her ebeveyn çocuğunun her anına dahil olmak istiyor bunu baba olunca anladım. Ama düşününce çok sinir bozucu, çocuğun her şeyine her anına müdahil olmak bireyi zorlar. Şimdi kardeş ne diyek benimde kızım var, benim kızımı bir oğlan üzüp dursa onun hayatını fuck ederim. Senin açından düşünsem bu kız neden anasına anlatıyor derim. Valla yeni nesil ilişkiler böyle mırç mırç olacak. Bu yeni tarz ebevynliğin sorunu. Evlilik öncesi sınavları geçmen lazım. Kızın anası sana laf ettiyse içinden şunu diyordur: oğlana olan lafı söyledim hiç terslemedi. Sana artı yazar. Kız almak zor artık başkan ben kızımı kolay kolay vermem. Bana damat olacak adamın işi zor.
0
mikahakkinen
(09.08.26)
En büyük sorun her şeyi annesine anlatması. Üç yıldır evliyim 7 yıldır eşimle birlikteyim bir kere bile olsun eşimin kötüsünü aileme anlatmadım anlatmam. Eşim de birkaç kere acemilikten anlattı ailesine. Hem ben uyardım eşimi hem de eşimin ailesi eşime kızmıştı ahahahahah bize bir şey anlatma diye o da bıraktı ilk başlarda anlatıyordu zaten.


Sevgilinizi uyarın sizin iyinizi kötünüzü ailesine arkadaşlarına anlatmasın. Siz artık iki kişisiniz ama tek bir birey gibi davranmanız gerek
0
Hallegadola
(09.08.26)
Evet
0
osssy
(09.08.26)
kız ailelerini çok iyi anlıyorum zaten üzersem haklılar ama en azından sen kızıma böyle bir yanlış yapmışsın aslı astarı nedir diye sormuyorlar ki. son tartışmamızda ben iş nedeniyle şehir dışındaydım hemen gidip gönlünü alamadım telefonlarıma da bakmadı son çare annesini aradım hani teyze biz tartıştık yanlışım olduysa özür dilerim demek için son çare. o da bakmadı telefonlarıma. ben en son özür için gittiğimde telefonda bana diyor ki sen kaç gündür aramadın etmedin şimdi mi geliyorsun? ben de iş durumumu biliyorsunuz telefonuma da bakmadınız dedim, sen beni üç kere aramışsın peşpeşe aradın benim küçük kızım hasta, hasta çocuğu olan birini bu şekilde aramak saygısızlıktır tabi bakmam dedi:) sonra geri dönebilseydiniz daha önce özrümü iletebilirdim dedim. hayır senin beni araman saygısızlıktır dedi. kız arkadaşım bizimkileri istediği zaman arardı bizimkilerde kızım bizim oğlanın sana bir yanlışı vs olur çekinme der yardımcı olurlardı oysa ki.
tamam teyze doğrudur özür dilerim kusuruma bakmayın dedim helalik istedim konuyu kapattım artık düzgün iletişim kuramayacağımı anladığım için saygısızlık yapmadan defteri kapatmak istedim.
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Son açıklamadan sonra yazdığımı sildim. Yaşlar 30 mu gerçekten?
0
Mirket
(09.08.26)
Senin gibi yapıcı ve uyumlu insanlar genellikle bu tip ailelerin içine düşüyor maalesef. Yapacak bişey yok, çekeceksin, evren o karmaşalı aileyi biraz düzene sokmak için rahatlatmak için seni görevlendirdi.
+1
megalomaniac
(09.08.26)
İlişkilere aileleri karıştırmak çok saçma değil mi? Evlenecek yaşa gelmiş iki yetişkinsiniz kendi sorunlarınızı kendiniz çözün, çözemiyorsunuz da ayrılın gitsin başka insan mı yok.
Bu kadar ana babalı yüz göz olunan ilişkilerden hayır gelmiyor.
+2
ekimoloji
(09.08.26)
evet yaşlar 30. zaten bu yaşta böyle şeylerle uğraşmayı hiç istemezdim kız arkadaşıma da bu söyledim iki yetişkin insanız neden özelimizi ailen biliyor hani 20-25 yaşında olsak toyluğuna vereceğim ama öyle de değil.
0
🌸homohominilupus
(09.08.26)
10 senelik evliyim, sevgiliyken durum buysa evlilikte burnundan gelir, kaç.

Kız arkadaşın 30 yaşında olmasına rağmen kendi hayatında söz sahibi değil, kaynanan hayatı sana dar eder.
+5
kimlanbu
(09.08.26)
aranızdaki tatsızlık dediğiniz olay çok büyük bir şey değilse anne çok sıkıntılı. bu tipler sınır bilmez, görüşmeseniz bile sürekli telefon üzerinden taciz ederler. bu yüzden bence kilit o yaşanan sorunun büyüklüğü. siz ona göre tepkisini tartın.

Kızı da anladığım kadarıyla annenin davranışlarını normal buluyor? Kız bu durumu normalleştirdiyse ve sınır çizemiyorsa koşarak kaçın. yoksa 60+ yaşında bir eşiniz olacak yakında :)
+2
eileengray
(09.08.26)
Herkes Anneyi ve annesiyle sınır koyamadığı için kızı suçlamış da;
Kızın elinden telefonu alan ve tartışmaya dahil olan sizsiniz.
Kız telefonunuza cevap vermiyor diye annesini arayan sizsiniz.
Telefonu açmayan, yani sizinle görüşmek istemeyen anneyi üç kere peşpeşe arayan sizsiniz.
Bence ailede değil, sizde bir kendinizi konumlandırma sıkıntısı var.
Bence hatayı kendinizde arayın.
-1
Mirket
(09.08.26)
ikidir şunu yazıyorsunuz: ”annenleri endişelendirme konuşup düzeltelim öyle söylersin.”

neden endişelenecekler? hapisten yeni mi çıktınız? endişelenme kısmı bana garip geldi.daha önce büyük bir suç işlemişsiniz gibi.
+1
eileengray
(09.08.26)
elbette hatayı kendimde arıyorum. ancak bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek isterim.
kız arkadaşımla buluştuğumuzda annenleri endişelendirme konuşup düzeltelim öyle söylersin dedim. ama o hemen telefona sarıldı anne size bir şey diyeceğim sakin olun biz homini ileyiz şimdi diyince aniden kadın bir şey varmış gibi panik yaptı kız arkadaşımın elinden telefonu çekip almadım yanımda konuşuyordu panik olunca annesi konuşmaları uzun sürdü o da bana attı topu ikna et dercesine ben de konuşup sakinleştirmek istedim. saygılı bir şekilde konuşunca beni anladı ama tavrı anlattığım gibiydi.

2)benim arama mevzum ise bundan çok daha önceydi kız arkadaşımla tartışınca o kızgınlıkla telefonlarıma bakmadı ben de aslında büyütülecek bir şey yok demek için aradım zira zaten izinde düğün işleri için görüşecektik beni de dinlemedikleri için küçük bir tartışmayı tek taraflı büyük bir şey zannetmesinler diye gayet kibarca durumu izah etmek için aradım.
üç kez de üç gün boyunca aramadım. aynı gün içinde o an kimseye ulaşamanın üzüntüsü ve paniği ile arayıp nazikçe durumu izah etmek için aradım. daha da aramadım akabinde zaten.

3) aramama rağmen kendileri aramadım gelmedin diye eleştiriyorlar zaten. ben de aradım ulaşamadım bakmadınız diyince bu cevabı verdi zaten. sonra da istesen bir şekilde arar ulaşırdın dediler arasam suç aramasam suç ne yapayım ben?
neden gelmedin dediler ilk iznimde geldim dedim 900 km mesafe var ya.
+1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
evet hapisten çıktım üç müebbettim vardı. allah korusun hayır kız arkadaşımın ailesi biraz panik insanlar kız arkadaşım da panik biri. annesi , kız kıza olsalar bile gün içinde en az 3 kere arıyor 1 saat arabayla bir yere gitse yol boyunca annesi ile konuşuyor. buluştuğumuzu öğrenince yarım saatte bir ne yaptınız ne konuştunuz diye arayacakları görüşmemizi bölecekleri için dedim. ki öyle oldu her zamanki gibi annesi yarım saatte bir aradı.ne konuştunuz neredesiniz? ne karar verdiniz?
hep böyleler bu yüzden rahat rahat konuşalım istedim.
mesela bir gün buluştuk kulağının tekinde çınlama hissetti kahve içiyoruz ama saat akşam 10 , galiba sağır oldum diye panik yapmaya başladı 5 dk dur sakin ol geçmezse doktora gidelim dedim hemen hayır ben sağır oldum dedi annesini aradı durduk yere kadın panik oldu hemen özel hastaneye götürdüm acil baktı hiçbir şey çıkmadı. ama o arada annesi telefonda kızım iyi misin diye evham yapıyor bir yandan onu sakinleştirmeye çalışıyorum bir yandan kızı doktora götürüyorum vs. böyle çok şey yaşadım bu en basiti o yüzden böyle paniklerini bildiğim için öyle dedim.
+1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
karşı tarafın ailesiyle tek muhattabın kızın kendisi olmalı, senin telefonu alıp konuşman büyük hata. kendi ailesiyle arasına sınır koyamayan, iletişim becerisi olmayan, cevap veremeyen insan o ailenin kuklasıdır, evlenirsen onunla değil telefonda konuştuğun anasıyla evlenmiş olursun büyük ihtimalle. daha evlenmeden en ufak olaya ailesini dahil etmiş abi, olay ciddiye binmeden uzaklaşman en doğrusu.
+4
nahtoderfahrung
(09.08.26)
"kız arkadaşıma yetişkin insanlarız neden her şeyi anne babana anlatıp hem onları üzüyorsun hem de özelimizi açıyorsun küçük değiliz diyorum benim herşeyim onlar ben yalan söyleyemem ki diyip çıkıyor işin içinden"
Bunun üzerine söyleyecek bir şey yok.
Kız arkadaşınızla değil ailesiyle evleneceksiniz anlaşılan.
Yol yakınken bitirin.
+4
pro9it9is9
(09.08.26)
Sen nicin kızın elinden telefonu alıyorsun ki ahahsh kız ile annesinin arasını düzeltmek sana mı kaldı. Ne ergen işler bunlar ya.
Kızın her şeyi annesine anlatması çocukça ama senin de sana kibar davranılmasını umarak telefonu kizdan alman çocukça.
+1
abelardo
(10.08.26)
Yapamazsın bu aileyle. Normalde ilişkiler çok patametreli denklem, hemen ayrıl demek çok zor ama burada hem kız hem ailesi sıkıntı. Biri sıkıntı olsa belki idare edilirdi ama laftan anlayacak tiplere benzemiyorlar. Bitir de burunları sürtsün.
+2
playing star again
(10.08.26)
eşinin ailesiyle de evlenmediğin bir evlilik çok zor. ne olursa olsun aileler müdahil oluyor. yaşın kaç olursa olsun, mesafe ne olursa olsun, aileler işin içine giriyor, çocuklarına akıl veriyor, taleplerde bulunuyorlar.

bunu evlenen kişilerin engellemesi gerekiyor ama kız arkadaşınızın telefonu size vermesi, gelecekte olacakların habercisi gibi geldi bana.
+1
co2s2
(10.08.26)
kaç kaç kaç kaç!
0
summerjam0306
(10.08.26)
kız tarafını dinlemedik bilmiyoruz, tamamen senin yorumlarına göre diyorum ki kaç kaç kaç.
aşağıdaki şey ne yahu cidden böyleyse evlenince her allahın günü 10 kere telefonda konuşup bütün gün yiyip içip konuştuklarınızı annesine anlatacak.

" kız arkadaşımın ailesi biraz panik insanlar kız arkadaşım da panik biri. annesi , kız kıza olsalar bile gün içinde en az 3 kere arıyor 1 saat arabayla bir yere gitse yol boyunca annesi ile konuşuyor."

sırf bu yüzden boşanan arkadaşım oldu benim.
olmaz böyle. yaşlar 30 diyorsunuz bi de.
çoluk çocuk işler ya.
+1
rayde
(10.08.26)
evet sikintili ama mukemmeli ararsan evlenmen imkansiz, her ailede sana garip gelen seyler cikacaktir. ha herkes evlenmek zorunda da degil orasi da ayri mesele.
evlilik bir esneklik sanati, koseli insanlara gore degil.
+1
cooperr
(10.08.26)
(11)

kuryelerin kapıyı çalmayıp "geldik" diye araması?

der meister
bu durumu siz de yaşıyor musunuz?özellikle kontrol ettim, kayıtlı not veya zile basmayın gibi bir seçenek yok. çoğu kurye kapının önüne gelince "geldim kapıyı açar mısınız" diye arıyor. dümdüz sokaktaki herhangi bir apartman burası bir de site değil, ekstra herhangi bir durum yok.bu bir çeşit işvere
bu durumu siz de yaşıyor musunuz?

özellikle kontrol ettim, kayıtlı not veya zile basmayın gibi bir seçenek yok. çoğu kurye kapının önüne gelince "geldim kapıyı açar mısınız" diye arıyor. dümdüz sokaktaki herhangi bir apartman burası bir de site değil, ekstra herhangi bir durum yok.

bu bir çeşit işveren talimatı filan mı acaba, böyle yapın mı dendi?

benim açımdan sorun yok da yani kuryeye eziyet bence, manasız. zile basmak varken arıyor, bir de firma üzerinden bağlandığı için bekliyoruz filan. anlamadım. bir değil iki değil sürekli yapıyorlar bunu.
0
der meister
(08.08.26)
Birim zamanda ne kadar çok kargo teslim ederlerse o kadar çok kazanıyorlar. Zamandan tasarruf etmeye çalışıyorlar. Kapına geldiğimde hemen aç, beni bekletme diyorlar.
-2
sekizdokuzon
(08.08.26)
Evet hep yaşıyoruz hatta benzer bir soru sanırım ben de sormistum bir defa.
Evimiz müstakil kapı iki adım ötede yine de ariyolar ben çıkıp arabadan alıyorum ama çoğu zaman evde yoksak balkona bırakıyorlar.

Bunu eczane kuryesi de hep yapıyor.
Ben de aksine kapıya gelmeleri eziyet gibi geldiği için bu yöntemi kullanıyorlar sanıyordum ve diğer arkadaşın belirttiği gibi prim olayı da olabilir.
0
egerbiryolcu
(08.08.26)
benim şahit olduğum durumlarda kurye kapıda bekleyip bana telefon açıyordu çoğunlukla. yani onların da işini yavaşlatan bir şey. gelip zile bassa zaten alacağım. birkaç dakika önceden arayıp "hazır ol geliyorum" dese neyse. haliyle işi hızlandırmalarını sağladığını hiç zannetmiyorum, aksine yavaşlatıyor.
0
🌸der meister
(08.08.26)
Genellikle işi hızlandıran bir şeyi çok yanlış şekilde uyguluyorlar o zaman
0
sekizdokuzon
(08.08.26)
kargolarda çok sık yaşıyorum bu durumu. merhaba kargonuz var evde misiniz? evet. birazdan geleceğim kargo kodunu alabilir miyim diyolar.
0
omer460
(08.08.26)
bence güzel bir şey, belki üstün başın uygun değil, belki tuvalettesin falan. iyi tarafından bakmak lazım.
+1
neira
(08.08.26)
Nasil korkutuldularsa… yazik valla. Millet evine kurye yemek kiyafet getirebiliyor diye kendini önemli biri zannediyor. Videolarda görüyoruz hep.
0
Purple life
(08.08.26)
Ben de bir yakınıma giderken geldik kapıyı aç diye arıyorum. Bence zil çalıp beklemekten çok daha büyük kolaylık :)

Ayrıca kat 1 d 3 diyorsun zilde farklı denk gelebiliyor. Bassan çıkan adamla niye bastın diyip kavga ediyon vs vs
0
Rondak
(09.08.26)
kolaygelsin yarım saat öncesinden arıyor. bence gerekli bir şey. markete çıkmayalım, duşa girmeyelim, oturup kargoyu bekleyelim diye arıyorlar.

ayrıca evde yoksanız da alternatif teslimat seçenekleri için arıyorlar.

evet müşterinin işine yarayan bir uygulama, kargo peşinde koşmamak için iyi.

aynı zamanda kargo şirketine de yarıyor. tekrar o kargoyu dağıtıma çıkarmakla uğraşmıyor, deposu günlerce dolu kalmıyor, müşteri hizmetleri aramaları azalıyor, şube trafiği azalıyor.

kuryeye ek iş çıkmış oluyor. buna yapacak bir şey pek yok. aslında kolaygelsin telesekreter ile arama yaptırıyor otomatik ve tuşlamalı cevapla yani. diğer şirketler de bunu yapabilir.
+1
art cat chocolate
(09.08.26)
Sizin bakış açınızda zaten evdeyim neden arıyor diye sormak haklı bir soru ama kurye tarafındaki istatistiklere bakmak lazım, belki 50 kargodan 35-40'ının sahibi işte güçte markette oluyor, bu sefer her seferin zil çalmak, 1 dk civarı beklemek ardından aramak ulaşmaya çalışmak daha büyük külfet oluyor olabilir, bunun yerine evdeysen de değilsen kesin sonuca ulaşılabilecek arama yöntemini tercih ediyorlar bence, arıyor evdeyse kapıyı açıyorsun, değilsen kapıya bırak / şu komşuya bırak diyebiliyorsun. normalde ekstra külfet gibi olsa da sonucunda onlar da bir deneyimin sonucunda bu davranışa varıyorlar.
+3
atom karincanin torunu
(09.08.26)
kidemli bir kurye olarak yorumlayayim
cogu evde kopek var kapiya vurunca zile basinca kopek huysuzlasiyor
bundan ozlelikle belirtiyor cogu siparis veren
cocuk uyuyor olabiliyor
telefon en sessiz sekilde yapilani

ikincisi bir de guvenlik icin az da olsa. dun kadini giristeki tuslu cihazdan aradim dondu uygulamadan teyit etti sen mi geldin diye her onune gelene kapiyi acmiyorlar

ucuncusu @atomkarinca hakli cogu evde degilken. siparis veriyor arayinca suraya birak diyor

bazi yerler site oluyor siteye girmek icin mecbur ariyorsunuz
bazi evlerde zil yok ozellikle benim calsitigim yerde zil yok genelde evlerde kamera var biri gelince goruyorlar

bundan dolayi aramak daha kolay aliskanlik

bazi musteriler kendileri belirtiyor zile bas ya da kapiya vur teslimat yaptigini bileyim diye. Bunun disinda bir kere kendim zile bastim siparisi tamamlamak icin kadinin bana kod soylemesi lazimdi telefonlara cevap vermeyince zile basmak zorunda kaldim. sabah erken saatti uyuyakalmis
0
aloneinthedark
(10.08.26)
(16)

Sizce akademisyenler diğer insanlardan daha fazla saygıyı hak ediyor mu?

lostinway91
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
-7
lostinway91
(08.08.26)
sadece akademisyen olduklari icin degil. mesela turkiye'de akademisyen olmak torpile bagli. torpille bir yere gelen insanin da hem ahlaki hem de mesleki yeterliligi sorgulanir. dolayisiyla sirf akademisyen diye saygi duymam. ayrica pek cok akademisyen de akademiyi salla basi al maasi olarak goruyor. dogru duzgun bir ders anlatimiyla insan yetistirmeye calismak da yok arastirma yapip bilime (ve insanliga) katki sunmak da yok. basarili olmasi zor bir meslek, saygiyi belirli kosullari sagladiklarinda hakediyorlar, sadece titri almis olmak yeterli degil.
0
Sour
(08.08.26)
Hayır çünkü insanlara sadece mesleklerinden dolayı saygı duymuyorum.
+4
peki madem
(08.08.26)
Hayır.

Hatta bazı akademisyenler saygıyı hiç hak etmiyorlar.
0
rock n roll
(08.08.26)
20'li yaşlarda ve üniversitede öğrenci iken evet derdim ama artık buna kolayca hayır diyebilirim.

sadece akademisyen değil; öğretmen, doktor, mühendis konusunda da benzer şeyler düşünüyorum ama konumuz akademisyenler.

gerçekten başarılı olanları, öğrencilerin hayatına dokunanları, konuşması ile tavrı ile fark yaratanları tenzih ederim ve bu platformdaki akademisyenler de eminim katılacaktır düşünceme: çok fazla boş beleş akademisyen var. nasıl o pozisyona gelmişler, üniversiteye akademiye ya da hayata katkıları nedir diye sorguladığım oldu. hadi meslekleri hakkında ya da akademik manada bilgisizler ama bari iyi insan olabilseler. ne bileyim haksızlıklara karşı kaypak olmasalar, bazen kendi aralarında olsa bile ses çıkarabilseler.

profesör ünvanı almış çoğu kişi zaten dinozor. torpille araştırma görevlisi olmuş 25 yaşında akademisyen kadar katkısı yok hiç bir şeye. profesörlere artık daha bile az saygı duyuyorum. işlerini asistanlarına yaptırırlar, kendilerini güncellemezler, her ay 150bin tl maaş alırlar bilmem kaç yıllık cümleleri papağan gibi tekrarlamak karşılığında.

bu konuda ümitsiz ve mutsuzum o yüzden akademi ile münasabetim yarım bırakılmış iki farklı yüksek lisans programıyla sınırlı kaldı.

söylemek zorunda hissediyorum ki yukarıda söylediklerimin tam zıttı, çok kıymetli hocalarım ve tanıdığım kıymetli araştırma görevlisi kişiler oldu. böyle bir avuç insanı tenzih ederim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Toplumsal olarak görece daha fazla saygı görüyor olabilirler. Veya böyle bir talepleri de oluyor bir kısmının gördüğüm kadarıyla. Çoğunlukla duyulan bu saygı kazanılan parayla veya bilgiyle doğru orantılı olarak algılanabiliyor.

Ancak ben şahsi olarak herhangi bir işi iyi yapan insanlara saygı duyuyorum genelde. Yani bu durum temizlikçilik de olabilir, asfalt döken belediye çalışanı da, tesisatçı da, hasta annesine bakan ihtiyaçlarına yardımcı olan evlat da.
Benim gözümde bu insanların akademisyenden bir eksiği yok saygı anlamında.
+1
ezkaza
(08.08.26)
ben mesleklerden ziyade başarıya saygı duyarım. akademisyensiniz, hangi araştırmaları yaptınız, hangi araştırmalarınız hangi ciddi yayın organlarında yayınlandı. bilim adına neler yaptınız? torpille akademisyen olup hiç bir şey yapmadan mesai dolduran insanlar var biliyoruz. şimdi ben bu tür insanların nesine saygı duyayım?
+1
omer460
(08.08.26)
Akademi adam kayırmacılığın en çok döndüğü yerlerden biri. Sadece Türkiye'de değil, evrensel olarak böyle bu. Yani çoğu kişi emek ve başarısı ile bir yerlere gelmiyor. Dergilerde makale yayınlamak adamcılık ve fonlara ulaşabilmekle mümkün olabilen bir şey. Yayın yapmıyorsa zaten akademinin öğretmenlikten farkı yok.

Bence bir elektrikçi, otomobil tamircisi daha işe yarar becerilere sahip. Ben onlara daha çok saygı duyuyorum.
0
michael harddd
(08.08.26)
her alanda işini hakkıyla yapan her insana saygı duyarım. bunu sırf akademi için düşünmemek lazım. kayırmacılık ise her sektörde/pratikte var, sadece farkında değilsiniz. bu yüzden bunu genelleyip tüm akademisyenleri değersizleştirmeyi de doğru bulmuyorum.

ed: aşağımdaki deli de damlamış. diğer kurtlar vadisi hayranı çukurambar ülkücüsünden de farklı bir cevap beklenmez. genelleme yapanlara buradan da bir porsiyon genelleme.
+1
eileengray
(08.08.26)
Akademisyen dediğin kişiler birilerinin ayakçısıdır fazlası değildir.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(08.08.26)
Hakkıyla akademisyen olan tanımıyorum artık
-2
Hallegadola
(08.08.26)
Saygı kişilerin karakterlerine, hayattaki duruşlarına karşı olur. Meslekten ,unvandan bağımsızdır.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.08.26)
Cahit Arf demiş ki; “Öğretim üyesi arkadaşlarımız iyilerdi hoşlardı, ama çoğunun bilime dair öyle bariz bir ilgileri yoktu. Asıl hedefleri işte, profesör olmak, dekan olmak, senatoya girmek, rektör olmak gibi şeylerdi. Yani bilim peşinde değil, rütbe peşinde koşmak.
Halbuki üniversitesi bilim yapmaya müsait haldeydi, Witt geldi, Blaschke geldi, Hasse geldi; başka pek çok insan gelip gittiler.
Bunlar her geldiklerinde seminerler verirlerdi.
Ben ise arkadaşlarımı yalvar yakar götürebiliyordum bu
konferanslara, o kadar ilgisizlerdi yani. O yüzden, sıkılmaya başlamıştım epeydir;'
artık bu işi bırakmanın zamanıdır' dedim..”
0
tadartatmaztadantatar
(09.08.26)
"Perché non i titoli illustrano gli uomini, ma gli uomini i titoli."
0
banach
(09.08.26)
Bu din adamlarina saygi duymak gibi bir sey. Ulvi bir seye hayatlarini adadiklarini dusunebilirsiniz ama olay insanda bitiyor, meslekte degil.
+1
osssy
(09.08.26)
hakkini veren akademisyen saygiyi hakediyor
birincisi bir konuda gercekten bilgileri oluyor bilgisine saygi
ikincisi de benim gordugum mesaileri pek bitmiyor surekli okuma ogrenme modunda
benim saygim ogrenme motivasyonalrina
0
aloneinthedark
(10.08.26)
yorumlarda sey vibe'ini aldim. nasil okumamislar okumuslardan nefret ediyor bu ulkede; az okumuslarin da cok okumuslari kiskanmalarini gordum.

bunu akademiyi gorup "sikerler ben para kazanmak istiyorum" diye kacan biri olarak yaziyorum. gercekten ugrastiklari isi yapabilmek icin pek cok imkandan feragat eden o kadar arkadasim var ki.

bir kismi doktorayi bitirince ruhlarini faang'e satmaya karar verdi birakti, bazilari hala devam ediyor odenek kovaliyorlar.

torpillilerden vasifsizlardan bahsedilmis, bence onlari akademisyen olarak degerlendiremeyiz
-1
aguen
(10.08.26)
(2)

En iyi coban salata tarifi

duyurukullanıcısı
Gram gram adet adet Nasil olmali?
Gram gram adet adet
Nasil olmali?
0
duyurukullanıcısı
(08.08.26)
çobanların dağda hassas terazi ile dolaştıklarını sanmıyorum. adı üzerinde çoban salata. iki domates üç biber. bi küçük soğan vb.
+3
omer460
(08.08.26)
Ayrıyeten, herkesin damak tadı da farklı. Mesela benim için, domatesi ve maydanozu bol, biberi acı sivri biber, soğanlı ve naneli olanı enfes. Yani 3 domates, yarım demet maydanoz, bir orta soğan, birkaç dal taze nane (sadece yapraklar), iki acı sivribiber ve yalnız bir adet salatalık. Bol limon ve az zeytinyağı ile. Bir de, biber ve maydanozları fazla kıyıp, soğanları piyaz usûlü doğrayıp, tüm malzemeleri, tuzu vs. ekleyip karıştırdıktan sonra en son domatesleri -biraz da irice- doğrayıp eklemek ve domates ekledikten sonra azıcık bir iki karıştırmak güzel oluyor.

(Bazen salatalığı hiç koymuyorum)

Fahiş hatalar:
-soğanı sosluk gibi küp küp doğramak.
-domatesi en başta doğrayıp, karıştırırken suyunu salmak.
-naneleri saplarıyla doğramak.
0
yadigar
(09.08.26)
(12)

Sizce bu crocs nasıl?

hayaletimsi
Sbhttps://www.spartoo.eu/mobile/Crocs-Yukon-Vista-II-LR-Clog-M-x27002888.php
-1
hayaletimsi
(07.08.26)
bence çok kötü. plastik bir ürünün üzerinde nubuk parçayı görünce fena tetiklendim doğrusu :s crocs, sanırım yürüme ayrodinamiği falan sebebiyle tozu toprağı üstüne toplayan bir ürün. bende lacivert literide var, bir giyişte leş gibi oluyor. bu da tozu toplarsa, o üstteki parçayı temizlemesi çok dert olur + kısa sürede katlanma çizgisi falan da oluşabilir.
umarım vazgeçmişsinizdir.. :/
+5
lil siztah
(07.08.26)
bu soru gerçek mi tetiklenmemiz için mi yapıldı
+3
mess
(07.08.26)
gördüğüm en çirken şeylerden biri olabilir :)
+3
sweetoffice
(07.08.26)
bir terlik daha çirkin olamaz diyordum, başarmışlar tebrik ederim. bu markanın pazarlama ekibinin önünde saygıyla eğiliyorum gerçekten.
0
bobinhoo
(07.08.26)
Ajdarın terligi gibi bir terlik
+1
limonlu eksi
(07.08.26)
Buna neden maruz kaldım ya of
+1
yenibirgüzelnick
(07.08.26)
ortalamaya göre çirkin ayakkabı toleransım yüksektir ama bu fazla çirkin.
+1
eileengray
(07.08.26)
arkadaşlara katılıyorum. algım bozuldu bunu görünce.
+1
omer460
(07.08.26)
Ben kendime Crocs bakarken görmüştüm bunu, seni dizayn eden tasarımcının amk demiştim.
0
kizil karga
(07.08.26)
crocs, yeni nesil hela terligi. güzel crocs diye bir sey yok zaten.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.08.26)
New takunya collection
0
mikahakkinen
(07.08.26)
ben beğendim ve aldım teşekkürler cevaplar için
-4
🌸hayaletimsi
(10.08.26)
(11)

monitör tavsiyesi

ending credits
sevgili romalılar, galyalılar; 27 inç, fast IPS panel, QHD resolution, ölü piksel ihtimalini minimize eden bir monitör alacağım. panel IPS de olabilir. işin ehilleri yardımcı olurlarsa sevinirim. filtrelediklerim şunlar;https://www.amazon.com.tr/dp/B0GWY8WZK3/?coliid=I2BMH373B7XETD&colid=3BBYPYUPRL5
sevgili romalılar, galyalılar;

27 inç, fast IPS panel, QHD resolution, ölü piksel ihtimalini minimize eden bir monitör alacağım. panel IPS de olabilir. işin ehilleri yardımcı olurlarsa sevinirim. filtrelediklerim şunlar;

www.amazon.com.tr

www.amazon.com.tr

www.amazon.com.tr

www.amazon.com.tr

sizce hangisini almalı? bu liste dışından tavsiyesi olan varsa söylesin lütfen, teşekkürler.
0
ending credits
(06.08.26)
hocam yunus emre'ye sormuslar:
benzini shell'den, monitoru lg'den alin demis. :))

saka bir yana, ben hep lg tercih ederim ve hic pisman olmadim. zaten linktekilerden samsung ve lg kendi panellerini uretiyor. dell'i bilmiyorum.

olu piksel ihtimalini minimize etmek diye bir sey yok, elektronik bu sonucta ne cikarsa bahtina. kontrollerini yaptiktan sonra iade edebilirsin eger olu piksel cikarsa.
0
arakaali
(06.08.26)
iki panel üreticisi dışındakileri ele.

samsung panelleri daha parlak ve kontrastlı oluyor uzun kullanımda rahatsız edebilir.
lg paneller daha soft bir görüntü sunuyor.

yine de mağazalarda karşılaştırıp almak isterdim.
illa bakmadan alacaksam lg tercih ederdim.
0
duyuruuser
(06.08.26)
bende bu var memnunum

www.hepsiburada.com

işin enteresan olan kısmı ben bu monitörü 9 aralıkta 9 bin liraya almıştım. ne oldu da bu paralara çıktı bilmiyorum.

LG 27" UltraGear 27GS75Q-B 1Ms GtG 180Hz (O/C 200Hz) (HDMI-DisplayPort) HDR10 Destekli QHD (2560x1440) IPS HDR10 Pivot Oyun Monitörü
9.659,00 TL
0
omer460
(06.08.26)
UltraGear +1
www.amazon.com.tr

@omer460, bazen üretimi biten veya tedarik edilmeyen monitörlerin fiyatı artıyor.

Ben de 49" odyssey almıştım 20bin e. Oledler geliyor diye ucuzlamıştı. Sonra kısa bir sürede 45bin e çıktı fiyatı. Oledler de neredeyse o kadar. Bunun üretimi durdu, tedarik de edilemiyor. Oled istemeyenler buna kaymak istedi, aslında fiyat 45 hak etmiyor ama artırdılar.
+2
ananiyimioguz
(06.08.26)
Alternatifler arasında yer alan Dell'in 32 inç 4K versiyonunu (S3225 QS) kullanıyorum. Gerçi aralarında ciddi farklar var, 27 IPS iken 32 VA panel.

Fikir vermesi için yazmak istedim. Ben monitörümden memnunum. Basit bir model, fazla özellik yok ancak görüntü kalitesini sevdim ben. Oyun için alacak olsam Dell düşünmezdim ancak ben iş amaçlı aldım ve profesyonel monitörlerde genelde Dell'e denk geldim.

Dell'in Amazon satıcısı Ebrar Bilgisayar, fiyat kendi sitelerinde daha uygun. Ben de monitörümü Ebrar'dan almıştım ve düzgün esnaf olduklarını görmüştüm. İsterseniz bir değerlendirin: www.ebrarbilgisayar.com
0
10551037
(06.08.26)
lg monitorler hakkinda bi controversy vardi bu haftalarda. casus yazilim mi kuruyomus neymis.

neyse benim tum eski monitorler lg idi. gigabyte m32u kullandiktan sonra gigabyteciyim artik. m27q falan bakabilirsiniz. (ben de supheyle ebrar'dan aldim zamaninda ama bi sorun olmadi)
0
aguen
(07.08.26)
Asus Rog kullanıyorum oldukça memnunum
0
edaddy
(07.08.26)
www.hepsiburada.com

ben oğlana şundan aldım yaz başında baya güzel çıktı. dahili hoparlör, usb hub falan olması laptop kullanıcıları için çok büyük avantaj açıkcası. görüntüsü, hertzi falan da oldukça iyiydi bence bu fiyat aralığının en iyi ürünlerinden biri.
0
fatihdr
(07.08.26)
mağazaya gittim. patron çıldırdı dediler ve LG'nin yukarıda attığım linkteki ürününün OLED versiyonunu aldım arkadaşlar. monitör alacaklara kesinlikle tavsiye ederim. teşekkürler.
+1
🌸ending credits
(08.08.26)
oled de yanma sorunu çözüldü mü bilmiyorum, çözülmediyse neden aldınız ki? ne işte kullanacaksanız? oyunda belki uzun götürür de sabit ekranlı şeylere bakıyorsanız sıkıntı olabilir.
0
ananiyimioguz
(08.08.26)
karma kullanıyorum. iş oyun.. monitörlerde TV gibi değilmiş. üreticiler tandem sistemiyle o sorunu çözmüşler.
0
🌸ending credits
(08.08.26)
(11)

Hayatınızda iyi giden şeyler

arbre
Bunları çevrenizle ya da internette paylaşıyor musunuz? Bozulmaması için gizli mi tutuyorsunuz? Sevgili olur, eşinizin hamile olması olur, ev araba olur...
Bunları çevrenizle ya da internette paylaşıyor musunuz? Bozulmaması için gizli mi tutuyorsunuz? Sevgili olur, eşinizin hamile olması olur, ev araba olur...
-10
arbre
(05.08.26)
Eskiden çok yakın sandığım kişilerle paylaşırdım. Artık paylaşmıyorum.
Bozulacağına inanıyorum.
İnternette hemen hiç paylaşım yapmıyorum zaten.
+2
pro9it9is9
(05.08.26)
bir şeyler tamamlanana kadar anlatmamaya dikkat ediyorum. aile dışında kimseye ev alıyoruz demem mesela ama aldıktan sonra da özel çabayla gizlemem. ne çok herkese her şeyi yaymak lazım ne de aşırı gizlemek. İlişkiyi gizleyip çat diye evlendiğini duyuranlar var mesela. O kadarı art niyet gibi. Hayatında iyi giden şeyler bir şekilde görünüyor zaten dışarıdan. özel günlerde seyahatlerde vs birkaç paylaşımdan zarar gelmez. ama oturup da iyi giden bir evliliği ya da kariyeri detaylı detaylı anlatmaya gerek yok bence de
+4
dfn4
(05.08.26)
Ne sevincimi ne de üzüntümü detaylı paylaşıyorum. Derdimle keyiflenen, mutluluğuma haset eden insanlar var. Tanıdıkça mimliyorum bunları ve yanlarında ketumlaşıyorum.
+4
auroraaurora
(05.08.26)
Gizli kalması iyi olur .
Eşler arası kavgalar, küslükler de güven
ve samimiyet olduğu sürece gizlenmeli.
Güven kalmadığında artık o olması gereken gizliliğin yerini otomatikman ifşalar alıyor malum.
Eşler arası uyumlu giden bir hayatta çevreden olabildiğince gizli kalmalı.
İnsanın insanı fikren manen oyduğu, birbirlerlerine kaeşı haset etmek için bir çok nedenlerinin olduğu bir zamandayız.
Gençliğmizde sınavdan alınan güzel not bile kıskançlık için yeterli.
Düğünde başkasının üstünde görülen altınlar kıskançlık için yeterli .
Aynı ünvana , aynı çalışma süresine sahip kişiler arasındaki 200 TL lik maaş farkı bile (bir döner parası belki ) kıskançlık için yeterli .
Verilen kilolar bile kıskançlık için yeterli.
Nasibimizde olmayan belki hayır getirmeyecek şeylerin peşinde koşarak bir hayat tüketiyoruz .

Rakip olarak içselleştidiğimiz kimi tanıdıklarımızın bir şekilde yerin dibine geçmesi ve ellerindeki imkanlarının gitmesi için iç dünyamızda zaman harcıyabiliyoruz .
İş yerlerinde bu ayak kaydırmalar açıkça görülür.

Maddi imkanlar da çoğunlukla saklı kalmalı . Yoksa borç isteyen adaylarla karşılama olasılığı çok yüksek. Maaşı aldığının ertesi günü borç isteyenler
bile var.

Bazı sorunlara çözüm için sorunlar/konular anonim olarak internette sorulabilir ki örneklerini
kimi sosyal gruplarda görüyoruz.
+1
diyecevaplandı
(05.08.26)
Eğer gerçekleşeceğine dair beklenti / işaret varsa bunu çok kısıtlı çevreme (2-3 kişi) paylaşırım. Olursa da konusu geçtiği takdirde paylaşırım. herkesin bilmesi için özel çabaya girmem.
0
kurmalifare
(05.08.26)
Hemen hemen hicbir seyi paylasmam. Bir felsefe hocamin sosyal medyasinin biyografisinde yazdigi sey cok hosuma gitmisti: Paylasimlarinda kamu yarari gozetir. Yani araba almaniz, tatile gitmeniz vs'nin kamu (takipciler) icin hicbir yarari yok. Bunun arkasindaki motivasyon da aslinda hava atmak, kendizi bu anlamta tatmin etmek. Bir sey paylasiyorsam mutlaka altina bilgilendirici, anlamli bir seyler yazmaya calisiyorum, paylasimlarimi buna gore yapiyorum. "Bozulmamasi" gibi seylere de zaten inanmiyorum.
+3
Sour
(05.08.26)
evet gizli tutuyorum.. bu konuda hepten takıntılı hale geldim.. çünkü inanılmaz etkilendiğimi düşünüyorum.. beni boşver objektif gözlemim: bizim toplum aşırı fesat.. bir standart avrupalı ya da japon senin hayatını aşırı umursamaz bireysellik ve mesafeden dolayı.. o yüzden bir norveçte japonyada nazar değmiyor ama anadolu nazarın başkenti..bizim toplum ise tam tersi..hatta şöyle söyleyeyim.. mesela senin hayatında güzel bir olay oldu işte herhangi bir olay kariyer ailede vs.. en yakın dediğin kişiler bile buna içten içe hasetleniyor çünkü sende olan şey onda yoksa o sende eksikliğini görüp tetikleniyor.. buna o kadar çok ama o kadar çok şahit oldum ki.. hiç beklemediğin insanlardan..tabi bu kişiler biz hasetlendik demiyor ama davranış ve sözleriyle belli ediyor.. hatta daha da beteri mesela bi kişi sana haset etmiyor ama sende olan bir nimeti çok beğendi ve çok övdü diyelim..keisnlikle nazar değiyor ve mutlaka o nimetle ilgili bir olumsuzluk yaşıyorsun.. o kada rçok şahit oldum ki.. orantısız övüldükten sonra çok tatsız hadiseler başıma geldi. tabi her şeyini saklayamıyorsun bi noktada ortaya çıkıyor..yapacak bişi yok.. en azından tavsiyem herkese her şeyi anlatayın sosyal medyada paylaşmayın.
+1
iwillsee
(05.08.26)
Yok ki
+1
Rondak
(05.08.26)
ben berbere bile bütün hayatımı anlatıyorum.
+1
antihero
(05.08.26)
hiç bişeyi eşime dostuma bile söylemiyorum. bırakın interneti. herşeyi herkesin bilmesine gerek yok. gereken kişiler bilsin yeterli. zaten öyle millete bişeyler gösterme derdinde de değilim.
+2
omer460
(05.08.26)
Güzel şeyler yazmışsınız teşekkür ederim
-5
🌸arbre
(05.08.26)
(21)

Aynı anda 3 valiz +sirt cantasi taşınabilir mi?

japon balığı
SelamSizce yetişkin bir kadin1 büyük 1 orta1 küçük boy valiz1 sirt çantasını 1 kisi havalimanina kadar taşıyabilir mi? Güzergah tren istasyonunun dibinde oturuyor. İstasyonun diğer yönüne giden trene binecegi için bir merdiven çikilip inilecek. Asansör yok engelli rampası var ama o yolu çok uzatıyor
Selam
Sizce yetişkin bir kadin
1 büyük
1 orta
1 küçük boy valiz
1 sirt çantasını 1 kisi havalimanina kadar taşıyabilir mi?

Güzergah tren istasyonunun dibinde oturuyor. İstasyonun diğer yönüne giden trene binecegi için bir merdiven çikilip inilecek. Asansör yok engelli rampası var ama o yolu çok uzatıyor. Bir sonraki tren istasyonunda inip peron değiştirilerek başka trene binilecek. Burada guvenlik bazen turnikeden cikip geri gelmesini soyleyebiliyor. Sonrasinda bu tren havalimanina gidecek. Havalimanina varistaki istasyon sonrasi Asansör/yürüyen merdiven var. Turnikeden geçip check in masasına gidecek.
📊 Sizce bu yolculuk tek başına yapılabilir mi?

Bu anket sona erdi. 57 oy kullanıldı.

0
japon balığı
(04.08.26)
mümkün ama zor. 1 büyük sola ortayla küçük sağ ele alınır sırt sırta verilir
0
jelly bear
(04.08.26)
yapabilirse,
kavimler göçünü tek basina gerçeklestiren japon baligi olur heral.
0
designer
(04.08.26)
küçük ve orta boy mutlaka dört teker olmalılar, böylece sırt sırta verilip tek bir valiz gibi itilebilsinler. yine de çok zor.
0
eileengray
(05.08.26)
Merdiven in/çık olmasa mümkün gözüküyordu ben bi benzerini yapmak zorunda kalmıştım. Bi daha olsa yapmam ama ömrümden ömür gitti çünkü. Yolun bi kısmı için taksi tutma ihtimalin yok mu?
+1
truf
(05.08.26)
Yardım edelim ?
-6
gobekliraki
(05.08.26)
iki valiz olsa olabilirdi, ama 3 valiz cok zor. orta ve kucuk boy valizi bir adet buyuk boyla birlestirme sansi yok mu? havalimanina ya da daha iyi bir tren istasyonuna kadar taksi tutardim ben olsam.

diger soru: diger yone giden tren demissiniz. size kolay olan yonden binip bir sonraki durakta inip peronda yon degistirme sansiniz var mi? merdiveni aradan cikarabilirsiniz belki.
+1
taurina
(05.08.26)
valizlerin 4 tekerli olduğunu varsayıyorum. Düz yolda her türlü yavaş yavaş sürersin, hatta sırt çantasını da büyük valizin üstüne koy boşuna sırtında taşıma. orta ve küçüğü de sırt sırta verip diğer eline alacaksın.

Ben merdivende zorlanan kadın veya yaşlı görürsem, direkt elinden alıyorum. Sen de gördüğün birilerinden yardım istersin merdiven çıkarken.

Havalimanında zaten taşımak için büyük arabalar olur, onları kullanabilir isterse.
0
bobinhoo
(05.08.26)
Sırt çantası sırta takılıp, küçük boy valiz büyük boyun üstüne konarak, bir elde büyük, bir elde orta boy valiz sürüklenerek taşınabilir ama gerçekten çok zor olur.
0
(05.08.26)
Olur da gereksiz olur. Büyük valiz tek elde, ufak ve orta boy çekme kulpları açılır, tek elle ikisi birden sürüklenir. Merdiven, yoldan karşıdan karşıya geçmek ise ızdırap olur.
0
kimlanbu
(05.08.26)
Valizlerin üçü de dört teker.
0
🌸japon balığı
(05.08.26)
ben yaptım 2 büyük bir orta valiz + sırt çantası ile hem de. yürüyerek en fazla 7 dakika sürecek çok düşük eğime sahip bir yokuşu çıkmam yarım saat aldı. bir de o valizlerle yanlış tren durağında inince sinirden ağlamıştım... yolda çıkacak en ufak bir aksilik inanılmaz bir manevi çöküş yaratabilir, ayağınız takılsa veya burkulsa örneğin gerçekten rezalet olur. çünkü düz yolda bile o kadar ağırlıkla yürümek kolay değil, valizler ayağınıza resmen dolanıyor. kesinlikle mecbur değilseniz tek başınıza yapmayın, kendinize yazık.
+2
reversal of fortune
(05.08.26)
Dört tekerlekli valizleri düz yolda sürmek çok kolay gibi görünse de bozuk yol/kaldırım söz konusu olunca epey yorucu ve zor oluyor. Eğer evden trene kadar olan yol gerçekten çukursuz/tümseksiz yani pürüzsüz ve yokuşsuzsa, bavulları merdivenden iki sefer yaparak çıkarabilir eğer çok ağır değillerse. Engelli rampası iki bavula kadar iş görebilirdi ama üç bavulda işe yaramaz. Ben iri bir erkek olarak dahi ağır bir dört teker orta boy valizi oldukça dik bir yokuştan inerken kontrol etmekte oldukça zorlandım. Çıkmak da kolay olmayacaktır.

Eğer yolculuk gün içinde yapılacaksa, merdivenin başında elinde üç bavulla bir kadını gören erkeklerden biri mutlaka yardım edecektir, birinden yardım rica edilse bu rica da cevapsız kalmaz diye düşünüyorum. Sırt çantasının sırt kısmında bavulun sapına takılmasını sağlayacak bir şerit varsa, sırt çantası küçük ve orta boy valizin saplarına takılır, böylece iki valiz olabildiğince stabil bir hale getirilir, diğer elde de büyük boy valiz sürüklenir.

Kolay değil ama yapılamayacak bir şey değil bence. Bence parçaların büyüklüklerinden ziyade ağırlıkları önemli, parçalar ağırsa, özellikle orta ve büyük boyun ağırlığı yüksekse hiç uğraşmaya gerek yok taksiye binilsin ya da biri yardıma gitsin.
0
10551037
(05.08.26)
1 büyük
1 orta
1 küçük boy valiz
1 sirt çantası

büyük valizin üzerine ortaboy valizi bağlayabilirseniz olur. hani büyük boy valiz çekçekliyse ve çekme kolu uzuyorsa yeteri kadar sağlamsa. valizlerden bir tanesini buraya koyup bağlarsanız sırtınızda sırt çantası, bir valiz bir elde diğeri ikisi tek parça öteki elde belki bir ihtimal olur. tabi kaldırmayacağınızı varsayıyorum sadece sürükleme.

ikinci plan ise. büyük boy valize sırt çantasını bağlamak. ortaboy valizin üzerine de küçük boy valizi bağlamak
0
omer460
(05.08.26)
bu sıcakta mümkün değil; erkek olarak ben yapamam (185 boy :) )
+1
sweetoffice
(05.08.26)
Büyük valizi yan yatırın üstüne küçük olanı koyun. Küçük olanı tekerleri yere değmeyecek kadar kaldırın. Ardından iki valizi birbirine koli bandı ile bantlayin. Baş orta ve alt kısımdan üç kuşak bantlayin. Böylelikle tekerleri yere değen valiz sayınız ikiye inmiş olur.

Duruma göre orta boy valize de bantlayabilirsiniz küçük olanı.

Ya da taksiye 200 lira verip bahsettiğiniz durağa kadar gidebilirsiniz
0
topkapiaksaray
(05.08.26)
ben bir büyük, iki kabin boy, bir de sırt çantasıyla bunu yaptım. ancak bineceğim havalimanının kapısına bıraktılar, ineceğim havalimanının kapısından taksiye bindim. havalimanı içindeki süper pürüzsüz zemin dışında kendinize bu eziyeti yapmayın.
geçen tek kabin bavuluyla napoli'ye gittim; şehrin meydanları saçma sapan dokulu bir taş ile kaplıydı. toplamda 4'er kere bu meydanları geçmek zorunda kaldım; tam bir ölümdü. kolay gelsin.
0
lil siztah
(05.08.26)
eskiden bi büyük bi orta boy bi de sırt çantamla ( içinde laptop ) sürekli sabihadan metrobüs otobüs aktarmaları yaparak avrupa yakasına geliyodum. er kişi olarak beni çok yoruyodu ama bütçe işte napcaksın. senin bi kabin boy fazlan var. kabin boyu da büyük bavulun çekme kolunu sonuna kadar açıp oraya yan koyarak bi şekilde sabitlersen her iki elinde bi yük kalır. bi kan ter ve gözyaşı tabii.
0
spirit crusher
(05.08.26)
Bir kadın olarak yapmisligim oldu. Buyuk ve kucuk kabin valizi, önümde tek elde 4 teker ustunde surerken orta boy diger elde 2 tekerlek uzerinde cekerek. Sirt cantasi sirta :)
0
funl
(05.08.26)
tek başına bir kadın olarak benzer bir rotada yaptım ben bunu, şimdi olsa yapmam. en azından merdivenli kısmı atlatacak bir çözüm bulmaya çalışırdım ben olsam taksi, uber, vs.

yine de yapılacaksa anahtar kelime erken yola çıkmak. havaalanında olmanız gerekenden birkaç saat önce yola çıkmanız önemli. o kadar valizle koşturmak ya da geç kalma stresi yaşamak istemezsiniz emin olun :) ayrıca insanlar sağolsun çoğunlukla valizler için yardımcı oluyorlar tabii yine de buna güvenip yola çıkmamanızı tavsiye ederim.
0
in vino veritas
(05.08.26)
Yapılabilir. Ben bazen 2 büyük 1 küçük valiz 1 de sırt çantası taşıyorum. Küçük ortanın üzerine koyulabilir ya da orta ile büyük beraber sürüklenebilir. Yavaş yavaş gidersiniz böyle. Hava alanlarında zaten market arabalarına benzer arabalar var onlarla da taşırsınız
0
yüzyıllık yalnızlık
(05.08.26)
Ben yaptım ama havalanında, havalanından transfer aracına kadar. Havalanındaki bagaj arabaları ile kolay oluyor. Bagaj arabası olmasa bile düz zeminde nispeten kolay ama kaldırım , merdiven in çık falan varsa zorlayabilir.
0
inheritance
(06.08.26)
(8)

MacBook Air m5 şarjdayken elektrik hissi

italiano
Merhabalar. Bugün yeni MacBook m5 Air aldım. Kurulum yaparken ve sonrasında şarja takılı haldeyken, bilgisayarın kasa kısmında(touchpadin sağ ve solunda belirgin), Apple logosunda belirgin. Parmağı dokundurarak gezdirirken elektrik hissi mevcut. Parmağı sabit tutarken yok. Cihazı şarjdan çıkarınca d
Merhabalar. Bugün yeni MacBook m5 Air aldım. Kurulum yaparken ve sonrasında şarja takılı haldeyken, bilgisayarın kasa kısmında(touchpadin sağ ve solunda belirgin), Apple logosunda belirgin. Parmağı dokundurarak gezdirirken elektrik hissi mevcut. Parmağı sabit tutarken yok. Cihazı şarjdan çıkarınca da yok. Farklı prizlerle denedim evde ama sonuç alamadım.
0
italiano
(04.08.26)
macbook pro 2015 kullandım çok uzun süre halen ara ara kullanıyorum.

aynen dediğiniz gibi şarjdayken ki sürekli şarjdaydı. elinizi dokundurursanız bişey yok ama bilek hizzasının üst ve iç kısmı değerse çarptığını net olarak hissediyorsunuz. prizinizde toprak var mı onu öğrenmek lazım. bir de ups gibi bir güç kaynağı ile denemek lazım.

elektronik bilgisi iyi olan birisi multimetreyle ölçse en net teşhisi böyle koyardık.
0
omer460
(04.08.26)
Evde topraklama eksik.
0
substituent
(04.08.26)
şarj aletinin ucuna toprak uçlu kablo takılabiliyorsa (eskiden macbook'ların kutusundan çıkıyordu), onu takıp şarj ederseniz o gıdıklama hissi olmaz. şu an hissettiğiniz şey normal.
0
malheiros
(04.08.26)
hem is hem kisisel mac'im var. bircok yerde sarja taktim, ikisinde de ayni sey var. sarjdayken kasada parmagimi gezdirirsem elektrigi hissediyorum.

topraklamayla ilgili olmadigini dusunuyorum zira istisnasiz butun prizlerde yasadim bunu. bence normali bu.
+1
gitdaddy
(05.08.26)
Bende de 2020 M1 var, aynı sorunu yaşıyorum. Hatta iPhone 14te de şarjdayken elimi telefonun üst tepe kısmında gezdirdiğimde de aynı hissi yaşıyorum.
0
truf
(05.08.26)
bkz topraklama. boyle bir problem yasamadim hic. m1, m4, m5 kullandim.
0
antikadimag
(05.08.26)
bana da oluyor, parmaklarimda hafif uyusma gibi bir his. usb-c ile sarj edersem olmuyor. nedenini bilmiyorum, humanitiesspor.
0
eileengray
(05.08.26)
Belki de budur: youtube.com
0
salihdt
(05.08.26)
(17)

ailenizden ırsi olarak size geçen rahatsızlıklar neler?

turk kelekom
Acaba ben mi çok şanssızım bu konuda. - hemorroid - zayıf diş minesi / hızlı çürüyen dişler - miyop- Hashimoto tiroidi - saç dökülmesi İlk aklıma gelenler. Alzheimer/demansın da geçmesi epey korkutuyor. sizde durumlar nasıl?
Acaba ben mi çok şanssızım bu konuda.

- hemorroid
- zayıf diş minesi / hızlı çürüyen dişler
- miyop
- Hashimoto tiroidi
- saç dökülmesi

İlk aklıma gelenler.

Alzheimer/demansın da geçmesi epey korkutuyor.

sizde durumlar nasıl?
0
turk kelekom
(04.08.26)
annem, babam, dayım, dayımın kızı ve halam kanserden öldü. teyzem ve halamın çocuğu da şu an kanser. ben sadece sıramı bekliyorum.
0
omer460
(04.08.26)
parkinson’s ihtimalini biraz arttiran 1 varyant tespit edildi gba genimde.
0
eileengray
(04.08.26)
@eileengray :

Testi nerede yaptırdınız acaba?

@omer460

hepsi farklı tipte kanserler miydi? başınız sağolsun, çok zor durummuş.
+1
🌸turk kelekom
(04.08.26)
babam dayım küçük hücreli akciğer kanseri. annem, halamın oğlu, dayımın kızı adeno akciğer kanseri., halam ve teyzem bağırsak kanseri.
0
omer460
(04.08.26)
Miyop/astigmat
Mitral kapak prolapsusu

Alzheimer da var ailede, umarım geçmez artık ne diyeyim :/
0
kullanicadi
(04.08.26)
Sedef hastalığı

Dedemde varmış. Babamda baya var, oradan bana sekti. Abimde yok misal. Kuzenimde varmış, gitmiş sanırım.
0
put it in your appropriate place
(04.08.26)
Ailecek dişlerimiz kötü
Saçların erken beyazlaşması
0
Hallegadola
(04.08.26)
hepsi cidden genlerle mi geçti bilmem ama anne babamda olup bende de olanlar:

miyop
mitral kapak prolapsusu
gastrit
reflü
kolesterol (bu kesin genetikmiş, ben vejetaryenim)
romatizma
diş bozuklukları
çift çene geriliği
deviasyon
hemoroid

bu arada babam genç yaşta, ben çocukken, kalp krizinden vefat etti. onun babası da öyle babam çocukken vefat etmiş. ben de bu kalp hastalığıyla onları geçip 45'i görür müyüm bilmem :)
0
art cat chocolate
(04.08.26)
Yazdiklarinizin ilk ikisi anne tarafindan bende de var,
Ayrica baba tarafindan sekere yatkinlik,
Anne tarafindan tansiyona yatkinlik oldugunu gozlemliyorum kendimde.

O sebeple, dislerime ekstra ozen gosteriyorum. Kilo, beslenme takibi, hareketli yaşam da seker ve tansiyona karsi temel onlemlerim.
0
narod
(04.08.26)
Baba tarafı kanser.
Halam, halamın oğlu, amcamın kızı beyin tümörü (biri beyin kanamasi ) vefat etti.
Amcamın eşi yengem aynı zamanda akrabalık var (kızı kanserden vefat eden) onun biraz karışık beyninde tümör vardı lenf kanseri de vardı vefat etti.
Babam kemik iliği kanserinden vefat etti.
Yine amcamda başka kanser var (durumu iyi çok şükür diğer türlere göre korkutucu sayılmaz)

Anne tarafimda ise dayi teyze kuzenler vs hiçbir ciddi hastslik ve vefat olmadı. Anneannem sağ 95 yaşında.

Ama ben fiziksel olarak baba tarafiyim.
0
egerbiryolcu
(04.08.26)
baba tarafi - obeziteye meyil, bel fitigi
anne tarafi - norolojik sikintilar, romatizma
0
cooperr
(04.08.26)
Akraba evliliğinin bir ürünüyüm. Geniz eti ameliyatıyla başlayan sorunlar çene problemi ve bozuk diş yapısıyla hayata başladım. 40 yaşına kadar 2 öçl kopartıp 3 kez diz ameliyatı olduktan sonra bir de kasık fıtığı yırtığı ameliyatıyla akraba evliliğinin tüm etkilerini yaşadım. Bu arada 1.5 miyop 0.50 astigmat mevcut. Dedem ve halam alzhemir. Kbb problemi genetik.
0
mikahakkinen
(05.08.26)
Delilik(tam olmasa da meyi varl)
0
denizciman
(05.08.26)
okuyunca halime şükrettim. babamdan huysuz bacak ve böbrek taşı, annemden lipödem, insomnia ve saç beyazlaması devraldım.
babam midem kanserinden vefat etti, geçen hafta mide rahatsızlıkların tavan yapınca korkuyla endoskopi yaptırdım ama çok şükür temiz çıktı.
-1
halanne
(05.08.26)
migren.. babalar gibi migren ve tüm hayatımın içine edip bana kalıcı hasarlar bırakan 6 yaşımdan beri çektiğim migren..ve saç beyazlaması..babamdan ise borçlar ile birlikte sinir.
0
iwillsee
(05.08.26)
metabolik hastalıklar ve kanser genellikle ırsi olarak geçmekle birlikte ergenlik döneminden önceki hayat şartları bu tablonun esas belirleyicisi durumunda kesinlikle.

çocukluk dönemindeki (3-8 yaşlar arası) beslenme kalitesi, ortam şartları, fiziksel egzersizler, aile içi sevgi saygı durumu bile ilerleyen yaşları çok büyük ölçüde etkiliyor. eğer bu dönem kötü geçirildiyse bahsedilen hastalıklara yatkınlık çok daha fazla oluyor. ilerleyen yaşlarda her ne kadar hayat kalitesi yüksek te olsa çocukluk döneminin yerini doldurmuyor maalesef.
+3
joooper
(05.08.26)
Kafada saç yok ama vücutta kıl çok. Genetik mi bilmiyorum skolyoz, kifoz hepsi var. Marfan sendromundan şüpheleniyorum, genetiğe gittim önce kardiyolojiye git dedi.
0
inheritance
(06.08.26)
(10)

Eve halıfleks döşenir mi?

xephyr
Selamlar,Yeni bir ev aldım, 16 yaşında. İçine de bayağı ıslak zemin ve parka yaptırdım.Fakat bizim zıpırlar sürekli aşağıya ses yapıyorlar. Ben de biraz gerildim artık.Giriş holü, mutfak, çocuk odası, oturma odası için zemin üstü geçe 7-10 mm üstüne halıfleks yaptırmak istiyorum. Bayağı keser sesi d
Selamlar,

Yeni bir ev aldım, 16 yaşında. İçine de bayağı ıslak zemin ve parka yaptırdım.

Fakat bizim zıpırlar sürekli aşağıya ses yapıyorlar. Ben de biraz gerildim artık.

Giriş holü, mutfak, çocuk odası, oturma odası için zemin üstü geçe 7-10 mm üstüne halıfleks yaptırmak istiyorum. Bayağı keser sesi dediler.

Fakat dezavantajı ne olabilir? Yıkatmak? Toz? Kirlilik? Görüntü?

Teşekkür ederim
0
xephyr
(04.08.26)
Bir zamanlar Türkiye'de zenginlik göstergesiydi. Çok modaydı. Evler baştan aşağı halıfleks kaplandı.
Temizlenme zorluğu, bir şey döküldüğünde lekelenmesi ve lekelerin çıkmaması, alerjilerde patlama falan derken herkes pes etti ve sıradan söktürüldü.
Birkaç evde sökülmesi anına şahit olmuş, sökülürken bulut halinde yükselen tozu ve ek yerleri ve kenar altlarında öbeklenmiş tozu görünce 'İnsan olan bunu kendine yapmaz.' demiştim.

Tatami minder kapla bence.
+5
Mirket
(04.08.26)
toz tutacağından alerji veya astım gelişebilir sizde veya çocuklarda. iyi temizlenmez.

küçükken bizim evimizde de vardı. kardeşim ütüyle yaktı halıyı. bir sürü şey de döktük falan ve çıkmadı. kiradaydık bir de sonra ne oldu bilmem :)

görüntüsü de hoş değil. kirli gibi gözüküyor hep. kadınların saçları da zor süpürülür ondan. takılır kalır.

en iyisi çocukları her gün parka çıkarın enerjilerini atsınlar :d
0
art cat chocolate
(04.08.26)
Pişmanlık dostum.
+1
duster
(04.08.26)
pislikten baska birsey degil, 80lerde yasandi bitti. bulasma.
+1
cooperr
(04.08.26)
selamlar, bu evin default olan hali halıfleksti. hiç bir şekilde sese faydası yok. özellikle sizin çocukların koşma sesi darbe sesi olarak geçiyor. bunu halıfleksin kesmesi imkansız. hiç bir zaman tozu toprağı tüyü de bitmiyor.

öte yandan hep üzerimde haylaz çocuklu insanlar oturdu hep paldırtı güldürtü oldu, bi kere de rahatsız olmadım.

parke olan yerlerin altına bir malzeme döşerseniz sesi kesebilirsiniz ama bu da parkelerin sökülmesi. sökülürken hasar görebilmesi , ekstra işçilik ve malzeme parası demek.

zemin altına döşenen çok güzel yalıtım malzemeleri var ama fiyatları oldukça pahalıdır.

alttaki arkadaşın dediği sistemi bilmiyorum. belki cidden güzel ürünler çıkmıştır.
0
omer460
(04.08.26)
Yeni halıfleksler var çokta güzel olur, 30x30 gibi geçmeli tasarlanmış ve hiç belli olmuyor ama arada bir çıkarıp parçaları sırayla yıkayıp yıllarca tertemiz kullanılıyor, bir halıfleks hastası olarak tavsiye ederim, her kalınlık ve acayip yeni teknoloji modeller var bir bakın
0
Teran
(04.08.26)
otuz sene önce evin zemini kaplanirken ne seviniyorduk ne..,
süpürmesi dert..
0
designer
(05.08.26)
halıflex için tum eşyaları kaldıracaksan onun yerine laminant parke varsa altına bir köpük seriyorlar standardın üstü ses geçirmez özellikte olanlar var kalın sesi baya engelliyor onu da düşünebilirsiniz gerçekten sesi azaltıyor, halıflex çok zor kullanımı çocuk varsa dökülme durumları için üzerine tekrar halı atıp kullanıbilirsiniz ama alerjikse bünye çocuklara zor olur, iyi çekişli süpürge şart olur maytları çekip toplayanlardan.
0
eja
(05.08.26)
Artık halı bile kullanmıyor çoğu insan. Çünkü ev iyi ısınıyor genellikle. Çocuklar büyüyene kadar kullanılabilir tabii. Ya da sadece bir odaya yaptırıp deneyin.
0
santimantal
(06.08.26)
halıflesksin altına köpük (strafor) koyuyordu ailem biz çocukken. sesi kesmesi için değil, soğuğu kesmesi içindi o ama sese de etkisi olur belki. en azından çocuklar koşuştururken topukları yere vurduğunda oluşan sesler engellenir.

halıfleks'leri severdim ben. temizlemesi dert, üzerinde eşyalar olduğu için kaydırması sürüklemesi, kaldırıp tamamen yıkaması gibi çok ayrı dertleri var. toz tuttuğu için alerji de yapıyordu. neden tek parça yapılıyormuş eskiden bilmiyorum. öyle bir şey nasıl oldu da herkesin evine girdi onu da anlamıyorum.

eminim günümüzde daha modern, temiz ve modüler halıfleksler vardır. köpük + halıfleks ile ayak sesleri kesilebilir.
0
biseysorcaktim
(06.08.26)
(4)

Tekirdag hoskoy sahilini bilen var mi?

narod
Denizi nasil, girilir mi?Annemlere 40 dk falan mesafede, enezi cok seviyorum ama birbucuk saat suruyor. O kadar gitmek istemedim. O taraflari bilenlerin tavsiyelerini bekliyorum
Denizi nasil, girilir mi?
Annemlere 40 dk falan mesafede, enezi cok seviyorum ama birbucuk saat suruyor. O kadar gitmek istemedim. O taraflari bilenlerin tavsiyelerini bekliyorum
0
narod
(04.08.26)
Çakıllı taşlı bir yer, genelde pek kimse olmaz, birkac kişi varsa ve daha az insan olsun diyorsanız az ileri az geri 1-2 km yol alırsanız kimsecikler olmadan denize girersiniz. Köy dışında sahil yola yakın ama zaten yogun trafik yok, pek çek uzun çalı ya da hafif tepeliklerin ardinda yoldan da görünmezsiniz istiyorsanız. O yol hattında kumbağdan uzak durun yeter. Kumbağ, Esenyurt’un deniz kenarında olanıdır diyeyim anlayin. Sonrası zaten ucmakdere virajları, ardından hoşköy murefte şarköy sahil şeridi ama kum yok, taşlık.

Malkara karıştıran tarafından geliyorsanız, şarköyün murefte yönüne çıkışından itibaren, şarkoy içinden hatta total benzinciyi geçince ışıklardan sağ, yol bitince sol yaparak sahile bakın, olmazsa şarkoy murefte yolunda uygun yer baka baka ilerleyin
+1
covered
(04.08.26)
Harika, tam aradigim cevap. Tesekkur ederim
0
🌸narod
(04.08.26)
Mevcut verilere göre aynı köyden bile olabiliriz :)

Mecidiye / Keşan'ı tavisiye ederim. Enez'e göre daha yakın ve Enez'i aratmaz.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(04.08.26)
uçmakdereyi indikten sonra düzlükte çeşmeyi görüceksiniz. çeşmeyi geçtikten sonra sürekli denize inen yollar var. oralardaki deniz inanılmaz derecede derin. 3 adımda boyunuzu geçiyor. eğer buraların güzelliğine kanıp yüzme konusunda da iyi değilseniz kesinlikle girmeyin. ha ben sürekli buraya giderim yüzmek için orası ayrı.

burayı geçtikten sonragaziköye geliyorsunuz. bir de buraya arabayla girerseniz sahile yaklaşmayın. arabaların ezdiği taşlarda sorun yok ama azcık denize doğru yaklaşırsanız aracınız batar. gaziköyden traktör bulmak zorunda kalırsınız. 4x4 de fayda etmiyor. 4x4 jipimiz batmıştı :)

dediğim yer uçmakdere çeşmesi ile gaziköy arasındaki yer.

uçmakdereyi inerken dikkatli inin. gidebileceğiniz en sağ taraftan gidin. apaçi doblucular motorcular falan var. bir de otlar falan oluyor dönüşlerde yolu iyice daraltıyor.

araçla inerken frenle inerseniz fren balatalarınız biter. uygun viteste aşağı salınarak inin. enez tarafından gelecekmişsiniz yeni farkettim.

enezin sahili denizi yanında burasına güzel diyemem denizi kayalık hep. bayağı bi ileri gitmeniz lazım şarköy taraflarında o zaman kuma denk geliyorsunuz. bence siz uçmakdereyi gezin daha önce gelmediyseniz.
0
omer460
(04.08.26)
(5)

Taksim civarındaki satılık binalar

adwokat
Dün bölgede takılırken çok sayıda satılık bina dikkatimi çekti. Birçoğunun da fiyatı uygun. Tabii ki hepsi kentsel sit alanı içinde, harabe, şu an için çivi bile çakılamaz vs.. ama sonsuza kadar bu binalar böyle mi devam edecek? Buraların olayı nedir tam olarak? Yatırımlık düşünülebilir miÖrnek bi i
Dün bölgede takılırken çok sayıda satılık bina dikkatimi çekti. Birçoğunun da fiyatı uygun. Tabii ki hepsi kentsel sit alanı içinde, harabe, şu an için çivi bile çakılamaz vs.. ama sonsuza kadar bu binalar böyle mi devam edecek? Buraların olayı nedir tam olarak? Yatırımlık düşünülebilir mi

Örnek bi ilan mesela;
shbd.io
-1
adwokat
(04.08.26)
taksim civarında 8 milyona bina veriyorlarsa zaten başka bir şey söylemeye gerek yok :D
İstanbul'un ortasının da ortasında ne yatırımlığı :D
-2
croswell
(04.08.26)
Dostum bina demişsin ama burada katlar bile yok :)
Western film sahnesi gibi ön duvarı sadece.
Muhtemelen belediyeyle, bakanlıkla arası iyi işleri çözecek biri alır yapar.
0
burfak
(04.08.26)
bu bina tarihi eser kategorisindeyse anıtlar kurumu denetimine girer. öyle olunca aşağıya yazacağım şeyler oluyor.

İzinsiz tadilat yapılamaz. Kapı, pencere, çatı, cephe, balkon, hatta bazen iç mekândaki belirli unsurlar bile kurul iznine tabi olabilir.
Yıkım veya yeniden yapım çok zordur. Bina ağır hasarlı olsa bile kurulun onayı gerekir.
Restorasyon maliyeti artabilir. Kullanılacak malzeme ve yöntemler kurulun istediği standartlarda olmak zorundadır.
İşlemler uzun sürebilir. Proje hazırlanması, kurul toplantısı ve onay süreçleri haftalar hatta aylar sürebilir.
Kat karşılığı dönüşüm veya kentsel dönüşüm zorlaşabilir. Müteahhitler bu tür binalara girmek istemeyebilir.
Enerji verimliliği uygulamaları kısıtlanabilir. Dış cephe mantolama, PVC pencere, güneş paneli gibi uygulamalara izin verilmeyebilir veya özel şartlar aranabilir.
Bakım yükümlülüğü devam eder. Bina sahipleri yapıyı korumakla yükümlüdür; kendi haline bırakılması da sorun oluşturabilir.

yani ilgileniyorsan ilk önce anıtlar kurulu denetimine girip girmediğini araştır.

ahşap evler de çoktur dikkat edersen. yıkılmıştır harabedir, satsan kimse almaz, yapsan orjinaline sadık kalmak zorundasın bu yüzden kendi evlerini kundaklatanlar bile olmuştur.

diyelimki anıtlar kuruluna girmiyor bu sefer sağındaki soğundaki binalar girer. eski binalar. kendi binanı yıksan onlar da yıkılır veya zarar görürse al başına belayı. zaten günümüz kanunlarında arazinin yüzde 20 sini falan belediye alıyor çevre düzenlemesi için.

hiç bişey olmaz demek de değil bu dediğim. imkanın, paran vardır, her yönüyle araştırırsın, tartarsın. kafana yatarsa girersin .
+1
omer460
(04.08.26)
Boyle cok fazla mustakil bina var. Sadece Beyoglu'nda degil Balat'ta da var. Denize 2 dk. mesafede, yol yalisi gibi. Fiyatlari da cok uygun. Fakat sadece boyle bir suru binanin olmasi ve kapis kapis gitmemesi bile yeterince kusku uyandirici degil mi? Yani bunu dusunen tek siz degilsiniz herhalde!

Not: 2. dereceden tarihi eser bina sahibiyim, fakat yatirimlik degil, dedemden kalma.
+1
Sour
(04.08.26)
taksim civarı eli yüzü düzgün binalar 30m civarı falan.

bu gösterdiğinize de projesi inşaatı vs. en az 15-20 gider. benzer hesap yine.
0
gurur
(05.08.26)
(14)

o paraya corolla mi alinir?

ghilleinthemist
max 2.5 milyona 0 otomobil alacagim. idealde 2 milyona alsam daha iyi. o civarda da corolla vs mantikli geliyor bana. ikinci el almama sebebim hem ikinci eldeki fiyatlarin yeterince dusuk olmamasi hem de guven problemi. neyse internette bakinca herkes o paraya corolla mi alinir falan diyor da, anlam
max 2.5 milyona 0 otomobil alacagim. idealde 2 milyona alsam daha iyi. o civarda da corolla vs mantikli geliyor bana. ikinci el almama sebebim hem ikinci eldeki fiyatlarin yeterince dusuk olmamasi hem de guven problemi.

neyse internette bakinca herkes o paraya corolla mi alinir falan diyor da, anlamiyorum o paraya atiyorum audi var da ben corolla alayim demiyorum ki? ya da 2 milyonluk aracin alternatifi 3.5 milyonluk bir otomobil degil ki? neyse sonuc olarak, o butceye alinabilecek sedan ya da b-suv ne onerirsiniz?
+1
ghilleinthemist
(04.08.26)
cunku corolla ve civic daha cok sifir alacak parasi olmayanlarin ikinci el alirken sigindiklari guvenli liman. sifir alacaksan toyotaya gerek yok, zaten aracin 3-4 sene garantisi olacak. mantik bu.

ha sen araci sadece a'dan b'ye gitmek icin kullaniyorsan, aracin gidisi, tasarimi, vs cok da onemli degilse, yani bir petrolhead degilsen, basimi agritmasin beni sanayiden uzak tutsun yeter alacam 15 sene binecem diyorsan, al gitsin.

honda'ya da bakmani tavsiye ederim. fiyat konusunda hiccc fikrim yok.
0
cooperr
(04.08.26)
Kia sportage
Nissan kaşkayi
Honda HRV
Ford KUGA
VW T-Roc

Suv seviyorsan elindeki bütçeye göre daha gösterişli araçlar mevcut
+1
HellKeePer
(04.08.26)
Corolla;
Otomatik olarak hiçbir şekilde sorunu olmayacak (dizayn sebebiyle)
Hybrid motoru bilmem kaç yıldır var ve dünyadaki en iyi hybrid platform
Araçlarına teknolojiyi ilk sokmuyor, biraz oturduktan sonra sokuyor

Arabadan istediğin bu arabanın verdiğinden ne kadar fazla bilmiyorum. Sonuç olarak 140 beygir araba.

Toyota Türkiye'de ne kadar piyasa var bilmiyorum tabi. Bence önemli kısmı o.
Bir de sana "Toyota mi alinir" hikayesi anlatayim. Bundan iki sene önce aynı durumda arkadaşım aynı şekilde 1 kasa BMW aldı. O dönemden beri sanayi ile arkadaş oldu. Şu an tek dediği "bunu satıp toyota alıyorum, bıktım".
Bir de unutma; sana pahali araba önerenlerin aklina;
Kol gibi sigorta ve kasko
Kol gibi servis maliyeti
Bunların hiçbiri gelmiyor. Yani arabayi satin almak ile yürütmek farklı.
Bana göre dünyanın en mantıklı arabalarından biridir corolla hybrid, ondan önce elektrikli araç gelir.

Ps: Türkiye'de yalniz altı yüksek araç gereği var. Ben misal hiç sevmem suv vs ama Türkiye'de yollar kötü, her yerde tümsek var, kasisler mantıksız. Haliyle altı yüksek araç daha iyi olabilir.
+1
logisticsmanager
(04.08.26)
Bir de internetin yüzde 99'u iki tip insandan oluşuyor;
Corolla, civic ve lexus dışında arabaların hepsini sıkıntılı bulanlar (bu reddit north amerika tayfasi)
Ne araba söylersen söyle "o fiyata o mu alınır" diyip giriş fiyatı daha pahalı, yürütmesi daha pahalı, daha riskli araç söyleyenler (türk sosyal medyası)

Bu adamlara kalsa benim ford Fiesta şu ana kadar patlamaliydi. Polo almalıydim ya da yaris almaliydim falan filan.
0
logisticsmanager
(04.08.26)
cuma günü corollayı 1.8'e aldılar sen neden 2.5'a alıyorsun? corolla suvsa al.
artık araçlar birbirine çok yakın. senin beklentine bağlı bir süreç.
eğer sıkıntısızlık ve standart istiyorsan toyota honda. daha az fiyata konfro diyorsan psa grup ve koreliler önde. kalite arıyorsan almanlara yönelmen gerekiyor.
@logicmaster +1 suv sevmem ama türkiye için mantıklı. yollar kötü.
0
mikahakkinen
(04.08.26)
Ben olsam elektrikli dışında bakmazdım. Eğer elektrikli size uyuyorsa (ucuzdan pahalıya) güzel alternatifler var; 1.5-2 milyon aralığında e-c3, frontera ya da e-2008 alınabilir. Hatta e-208 ya da corsa bile alınabilir. Özellikle bunların 1-2 yaşında ikinci elleri inanılmaz kelepir. Paranız cebinizde kalır.
0
orient blue
(04.08.26)
BMW'ye gecersin, ocagina incir agaci diker.
sundan bir kurtulayim gidecem corolla/civic alacam dersin.
bir sekilde kurtulursun, gidersin toyota'ya. bir tane az kullanilmis cakayim bitsin bu eziyet kafasindasindir, bir tane araba verirler test surusu icin, cikarsin anayola.
110 gibi kaput meksika dalgasi yapmaya baslar.
120 ye dayanirsin, yan aynalar titresimden koptu gidecek.
130 a cikinca zaten yol ve ruzgar sesinden dandik hoparlorlerden gelen muzik sesini duyamazsin.
araci geri goturursun, ben yine almanlara bakayim diyip yeni bir incir agaci arayisina baslarsin. :D

bir kere almana bulasinca pek donus yok malesef.
japon tatmin etmez, lexus/infiniti dahil.
0
cooperr
(04.08.26)
elektrikli, elektrikli, elektrikli...

cereyanlı araba alın.
lütfen.
ofisteki dizelleri satıp kia ev3 aldık, neden daha önce elektrikli araç almadık diye kafamızı yerlere vuruyoruz.
aralıktan beri 9.500Km yol yaptık, bakım - sanayi vs hiç derdi yok.

ancak...
elektriklilerde de sağlam markaları seçin.
+1
MtKrt
(04.08.26)
0 ioniq6'nın 2.5 civarına çıkma ihtimali var. çıkarsa kesinlikle tercih o (elektrikli)

çıkmazsa

0 qashqai 2.2 civarına bayiden alınabiliyor şuan.

hayırlı olsun.
0
a darkness coming
(04.08.26)
corolla'nın seneye kasası değişecek. 2,5 milyon bütçeniz varsa skoda kamiq, vw t-roc veya illa toyota suv tarzı bir şey arıyorsanız yeni kasa ch-r tavsiye ederim. toyota gerçekten satarken üzmüyor, 5-6 yıl sonra aracınızı yenilemek isterseniz satması daha kolay.

arkadaşlar çok elektrikli demiş ama benim özellikle türkiye'de hala bir önyargım var. uzun yolda şarjı bitti bitecek diye düşünmek istemediğimden dolayı böyle belki bilemiyorum.
0
elektr10
(04.08.26)
kroniklere bakmadan almayın. e-c3 yokuş çıkamıyor örneğin.

ben corolla yerine ioniq 5 almak isterdim sanırım. 2.5 corolla için çok çok fazla geliyor kulağa.
0
gurur
(05.08.26)
Benzinli corolla 1.8-2 civarinda pakete gore ama hybrid icin 2.5 gerekiyor yine :/
0
🌸ghilleinthemist
(05.08.26)
2.300'e sıfır togg almak varken, maceraya girmeyin.

evden şarjla kilometrede 1 lira yakıyor. dışarıdan şarj ederseniz kilometrede 2 lira yakıyor. gayet güzel araba. mis gibi.
0
babilfish
(08.08.26)
bmw, audi, mercedes, gibi araçları kullanmanın yazılı olmayan bir kuralı vardır. sıfır alırsın ve garantisi biteceği zaman veya 90 bin kmye gelmeden satarsın.

bu araçlar pişmanlıktır. bunların en iyisini almayacak olduktan sonra bmwye, audiye, mercedese biniyorum demenin de hiç mantığı yok. renault motorlu mercedes mi olur? pejo ile aynı motoru kullanan bmw mi olur? olmaz.
0
omer460
(08.08.26)
(9)

Mutfak için musluk bataryası önerisi

rapisa
Merhaba mutfak için uygun fiyatlı fakat sağlam önerebileceğiniz batarya var mı. Mümkünse 1000 lere çıkmak istemiyorum ancak bu fiyatın altındakiler sorunlu derseniz ona göre bütçemi ayarlamaya çalışırım. Teşekkür ederim
Merhaba mutfak için uygun fiyatlı fakat sağlam önerebileceğiniz batarya var mı. Mümkünse 1000 lere çıkmak istemiyorum ancak bu fiyatın altındakiler sorunlu derseniz ona göre bütçemi ayarlamaya çalışırım. Teşekkür ederim
0
rapisa
(03.08.26)
1000 çok az mutfak için
0
jelly bear
(03.08.26)
1 kere alayım uzun süre gitsin diyorsan eca gibi bir markanın iyi yorunlu bir modeline bak kaç paraysa. Ucuza alırsın,kısa sürede kötü olursa? Ha yine kendin bilirsin.
0
denizciman
(03.08.26)
Denizciman bazen uygun fiyatlı veya orta fiyatlı uzun yıllar kullanılan ürünler olabiliyor. Misal 5 yıl önce aliexpress ten ucuz bir kulaklık almıştım çok memnundum. 5 yıl aktif bir şekilde kullandım. Yeni ondan çok daha pahalı bir kulaklık aldım ama eskisi markasız olmasına rağmen daha iyiydi.
+1
🌸rapisa
(03.08.26)
www.koctas.com.tr

Koçtaşta en ucuz ve uygun gibi bir model. Karar senin. 700 lira falan.
Eca lara da baktım,model beğenemedin.modern olsun diye uğraşmışlar,tuhaf modeller bence çoğu.bu linkteki iyi bence
+1
denizciman
(03.08.26)
en ucuza bulduğum üründen de aldım sorunsuz yıllarca kullandım, markalı sayılabilecek yine ortalama üstü olan nsk bataryalarla sorun da yaşadım. taşındığım evde takılı olanlar bu nskler. gövdeden su sızdırıyordu biri mesela. kartuş değişimi vs. de çözmedi. banyoda küvetteki batarya kaldı sadece diğerlerini değiştirdim onda da yönlendirici sıkıntılı su az açıkken alttan da damlatıyor tüm suyu hortuma yönlendiremiyor. basınç yükselince kesiliyor alttan damlamalar. bulaşık makinesinin musluğu da nsk, o da sıkıntılı açarken kapatırken zorluyor bayağı. genelde açık bırakıldığı için yine çok önemsemedim değiştirmedim. her gün defalarca kez kullanılmıyor sonuçta. nsk özellikle "önermeyeceğim" tek marka sanırım şahsi deneyimime göre. başkaları memnundur bilemem bende hepsi sıkıntılıydı.

7 yıllık şuan piyasada 400-500 bandına satılan generic ürünlerden sorunsuz kullandığım da var. yıllarca dükkanda kullanıldıktan sonra dipten damlatıyor diye değiştirdiğim sonra flex hortumu teflon sarıp takınca evde 3 yıldır kullanmaya devam ettiğim var vs.

en kötüsü bile çok kötü değil gibi geldi bana bilemedim... bi tane aldığımızda arızalı çıktı sıcak tarafı kapanmıyor ama dükkanda acil değişim gerektiği gündü ve oraya sıcak hat yok iki tarafa da soğuk bağlıydı. boşverdik öyle duruyor değişim vs. uğraşmadık. kör tapa attım sıcak tarafın girişine yanlışlıkla ara musluğu vs açarlar diye.

markalı olarak sadece 1 tane aldım, artema'nın alt markası punto. ondan da memnunum. 2019da aldım sorun yaşatmadı. ama hani onunla bu ucuz olanlar arasında bariz bi fark gördün mü dersen pek bi fark da olmadı kullanımda. ha daha kaliteli olduğunu belli ediyor hissiyatı malzemesi tasarımı vs.

hem marka olsun belli bi kalitesi garantisi olsun hem fiyatı uygun olsun dersen en son punto tam f/p markasıydı o konuda. güncel fiyatları bilmiyorum yine bütçeni aşsa da en bilinen markalardan uygundur. puntonun duş başlığını da kullanıyorum ondan da çok memnunum.
+1
konetsu
(03.08.26)
selamlar, bir çok defa batarya aldım ve taktım. ucuzunu da aldım, orta seviye olanını da en pahalı olanını da. benim gördüğüm şeyler dandik ve ucuz olanlar kesinlikle sorun çıkartıyor. bir tanesini daha takamadan çöpe atmıştım. e.c.a markasının yarı fiyatınaydı. banyo bataryasıydı, eksantirik redüksüyon nipelleri bile olmadı. dişleri bile tam açılmamıştı.

eğer ben uzun ömürlü kullanacağım, sorun problem istemiyorum dersen e.c.a, vitra almanı öneririm. zaman zaman çok güzel fiyatlara kadar iniyor bunlar.

ilk bulduğum linki aşağıya bıraktım. bunun dışında tesisatçı tanıdığın varsa onlara sorabilirsin. yine güzel ve ucuz markalar olabilir ama benim gördüklerim genelde vurkaç ürünler oluyor.

www.trendyol.com
0
omer460
(03.08.26)
Denizciman önerdiğiniz ürün olabilir. Fiyatı makul inşallah sağlamdır. Onu düşüneceğim teşekkür ederim

Konetsu benimde şuanda kullandığım musluk öyle oldu. Yani normal çalışıyordu eğer benden önceki ev sahibi değiştirmedi ise uzun yıllar kullanılmış. Şimdi soğuk tarafı kapanmıyor. Bende alttan soğuk tarafını kapattım öyle idare ediyorum. Baktım aynı marka musluk 2000 civarında. Markasını unuttum. Orta bir fiyat. Sorun yaladığınkz markaya dikkat edip onu almayayım. Teşekkür ederim önerileriniz için
Ömer460 doğrusu bu fiyatlara çıkmak istemiyorum ancak alıpta elimde kalacak gibi çıkarsa bütçemi zorlayıp alabilirim. Teşekkür ederim öneriniz için. Görünüş olarakta şık bir bataryaymış.

Gurur evet hatta gpd de bana pahalı geldi ancak gördüğüm kadarıyla 2500-3000 en azından gözden çıkarmak gerekiyor gibi. Genel öneriler bu yönde. Teşekkür ederim
0
🌸rapisa
(04.08.26)
bi tarafın kapanmamasıysa sorun, bu ucuz ürünlerle değişmek yerine kartuş değişebilirsin. sardıcının içindeki kartuş da nalburdan vs. alacağından daha iyi değildir. gerisinde bi sızdırma yoksa dipten gövdeden ek yerlerinden vs. akıtmıyorsa. fiziksel olarak da çok eskimemişse en ucuza çözüm o olur.
0
konetsu
(04.08.26)
Konetsu. Biraz denedim kartuşu çıkarmayı beceremedim. Nalburda komple bataryayı değiştir dedi. Tekrar deniyeyim en iyisi çünkü başka herhangi bir sorun yok. Bulaşık makinesine de bağlı değil
0
🌸rapisa
(04.08.26)
(24)

Sevgilinin yurtdışına taşınması

selenophile
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor. Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok. İstanbul’da a
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor.
Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok.

İstanbul’da aileniz, güzel bir işiniz, çok iyi arkadaş ortamınız var.

edit: Öncelikle ben değil bir arkadaş, gerçekten :) Gidecek olan erkek tarafı evlenip gidelim dememiş hiç ama ilişkinin başlarından beri evleniriz biz diyorlar ara ara.. Yurtdışı iş başvurularının da yapıldığını biliyor kız ama gerçekleşmesine çok ihtimal de vermemiş.. Normal şartlarda konforunu bozmak istemiyor, illa yurtdışına taşınayım demeyen birisi..

- Dil okulu falan ayarlayıp, buradaki bütün düzeni bırakıp risk alma pahasına yine de gider misiniz?
- Evlenelim bari öyle gidelim mi dersiniz? En azından bütün düzeni bozacaksam da kendimi garantiye alırım gibi..
- Uzak mesafe ilişkisi hiç benlik değil ya da yurtdışı istemiyorum diyip şimdiden ayrılır mısınız?
📊 Sevgili yurtdışına yerleşiyorsa

Bu anket sona erdi. 75 oy kullanıldı.

0
selenophile
(03.08.26)
Uzun mesafe ilişkisi ile olacağını sanmam, gidiyorsam giderim yoksa ayrılırım
Bu durumda gitmezdim
0
kisa
(03.08.26)
Evlenip gitmek seçeneğini işaretledim ama orada iş bulma imkanı olmayan biri için inanılmaz bir psikolojik zorluk bu. Direkt kendi işi olmasa bile çalışabileceği başka işler var ise çok sorun olmaz. Ama aksi durumda her iki kişi için de büyük zorluk.
0
himmet dayi
(03.08.26)
4-5 sene sevgili olunmaz.
-4
gobekliraki
(03.08.26)
bu konuda büyük konuşmak zor. normal şartlarda gitme ihtimalin yoksa ya da onun ilerde dönme ihtimali yoksa mecbur ayrıl derdim.

ama 2 arkadaşım evlendi böyle. birinde kız türkiyeye geldi evlendikten sonra. bi süre uzaktan devam etti ama.

diğerinde uzaktan olmasına rağmen evlendiler. tabii avrupa o daha yakın bi tık. gidip geliyolar ara ara.

ama kanada uzak şıp diye gidemezsin. hem zaman hem maliyet falan. dediğim gibi gitme şansın sıfırsa veya ilerde onun dönmeye niyeti yoksa ayrılmaktan başka çare yok gibi.
+1
jelly bear
(03.08.26)
Evet Türkiye’ye geri dönmeyi hiç düşünmüyor, o kesin.
0
🌸selenophile
(03.08.26)
Benim bu konuda merak ettiğim şey Kanada'dan iş teklifi alan sevgilinin bu konuya yaklaşımı nedir? "Seçeneklerimiz bunlar, birini seç" gibi mi yaklaşıyor? Eğer böyle ise zaten evlenmeye pek niyeti de yok gibi duruyor.
0
himmet dayi
(03.08.26)
orada hali hazirda isi varsa evlenip giderim. kanada'yi bilemiyorum ama calisan kisinin esi olarak yasadigim yerde bulunmak kesinlikle inanilmaz avantajli. is bulma kurumu seninle ilgileniyor, dil kurslari gibi egitimleri devlet karsiliyor, sigortan esin üstünden cok uygun fiyata halloluyor. diger türlü sen is bulmalisin zaten, yoksa oturum alamazsin, ama ona da pek ihtimal yok demissin.

4-5 senelik sevgili diyorsunuz. SENELIK. ayrilmak o kadar kolay mi? ayrilirim diyenler emimin asla bu yollardan gecmemislerdir. 5 SENELIK sevgiliyi 5 aylik sevgili gibi düsünüyorlar. Nah ayrilirsiniz asfdfg.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
@himmet dayi; yurtdışına gidecek taraf, sevgilisine sen de gel bir dil okulu bulalım diyor.Hemen evlenip beraber gidelim demiyor.
@el cevap; İngilizce biliyor ama orta seviye. İş durumu da evet bir beyaz yaka pozisyon bi şekilde hemen olmasa da arayabilir. Ama her türlü buradaki rahatının yanından geçmeyeceği kesin.
Kendini garantiye almak evet hoş bir tabir gibi olmadı ama durum bu. Düzeninden rahatından vazgeçip her şeyi riske atıp gidiyorsun sonunda.. Sevgiliyken canı sıkılınca pat diye terkedilmek de var dünyanın bi ucuna bile gitmişken.. Evliyken en azından bi sorumluluk alıyorsun, anlaşmazlıklar çıksa da evliliği bitirmek o kadar kolay değil, daha çok çaba ve emek harcıyorsun kurtarmak için..
0
🌸selenophile
(03.08.26)
Hali hazırda evli olsam giderim, ama sevgililik dönemi için çok riskli. Girdiğiniz risk yetmiyor bir de olası bir ayrılık durumu da eklenince (çünkü çok kaotik bir süreç olacaktır bir süre) risk katlanıyor. Onun zaten bir işi olacak ama siz orada iş arayacaksınız. Dil kursu falan diyorsunuz, buradan iş bulma aşamasının hiç de kolay olmayacağı da belli. Ayrıca iş bulsanız bile kendi alanınızda iş bulma olasılığınız düşükse sosyal uyuşmazlık oranının artma olasılığı ve ayrılık ihtimali de kuvvetleniyor uzun vadede.

Evli olsam giderdim dedim ama evli değilsem şu aşamada evlenmek istemem çünkü yukarda saydığım şeyler yüzünden çok fazla şey değişecek ve işlerin yoluna girip girmeyeceğinden emin olmak isterdim.

Benim gitmemin tek yolu o orda hayatını yoluna koymaya çalışırken iş bulup gitmek olurdu. Ama iş bulmadan gitmezdim.
+1
akhenaten
(03.08.26)
Yurt disinda yasamak istiyorsam evlenip giderdim.
Para kazanmak illa okudugun bölümde is yaparak olmuyor.

Yasmaak istemiyorsam ayrilirdim. Insanin kendi istedigi hayati yasamasi cok önemli. Sevgi zamanla yerini ince bir siziya birakir. Hatiralar zamanla bulaniklasir. Sevmedigim bir yerde sevdigin insanla mutlu olmak zor.

Ama su da olabilir. O bir gitsin bakalim. Sonucta gitmek istedigi yer kanada. Bir kis gecirsin bakalim hala orada yasamak istiyor mu. Karari kesinse ayrilmak daha mantikli olabilir.

Kanada da yasanir mi ya. Orali degilsen cok sacma. Maaslar falan da düsükmüs abdye göre. Hem uzak hem soguk.
-1
Purple life
(03.08.26)
işimde çok iyiysem ve iyi maaşlı bir işim varsa gitmem ve ayrılırım.

şu an çok da bi gelirim yoksa ve sevgilimin maaşı bana da yetecekse evlenir giderim.

işimi uzaktan yapabileceksem giderim.

başka bir kariyere yönelebileceksem giderim.
0
art cat chocolate
(03.08.26)
Bacim seni cagiriyor mu cagirmiyor mu yazdigindan belli olmuyor bile. Konuyu bizle ya da kendi basina degil onla birlikte konusmaniz lazim. Gelecek planini beraber yapiyor musunuz yapmiyor musunuz? Oylesine ya da bir ara konusmalik bir durum degil bu.
+2
osssy
(03.08.26)
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor.
Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok.

1 evleniriz bi ara falan ikinizin de bu ilişkiyi çok da sallamadığı yönünde bir izlenim bıraktı bende. ikincisi madem evleneceksiniz ve ciddi bir ilişkiniz var; böyle bir kararı alırken sana niye sormadı? sallamadığı için mi yoksa 'ben gidersem o da gelir' deyip senin adına da mı karar verdi?


bak yazdığın ilk paragrafta herşey ortada. bu sorunun cevabını sen de bizim kadar biliyorsun.
0
omer460
(03.08.26)
Her şeyi bırakıp peşinden giderim
0
Hallegadola
(03.08.26)
Evlenmek isteyen zaten açıkça evlenelim, sen de gel der. Bir teklif falan yoksa bence otur oturduğun yerde. Türklerin dil okulu fantazisi 30 bin dolar ve birkaç yıla mal oluyor.

Bir diğer teknik konu da evlenseniz de sana çalışma izni olmayabilir. Kanada'da PR yani oturumu olmayanın evlilikle oturum ve çalışma izni sağlama imkanı yok.
+1
michael harddd
(03.08.26)
purple life +1

bir de ekliyim, kanada'dan is teklifi gelmesi de pek inandirici degil, ya teklif isi yalan, ya da cocugu kandiriyorlar.

ulkede ciddi issizlik var, daha icerdekileri doyuramiyor disariya teklif yollamasi icin adamin bulunmaz hint kumasi olmasi lazim. oyle bir adami da kanada'ya cekmen imkansiza yakin, amerika varken.
0
cooperr
(04.08.26)
cooperr'a tamamen katılıyorum. Önüne gelen kanada'ya okulla girip PR ve iş kovalıyor. Yıllarca geçici işler yapıp ülkesine dönen binlerce insan var. Bunu da geçtim iş bulup şartlardan memnun olan bile çok az.
0
michael harddd
(04.08.26)
"Sana dil okulu bulalım, sen de gel."

Gördüğüm en romantik teklif olabilir.

Gittikten 3 ay sonra ayrılır sizden. Sanki okeye dördüncü çağırıyor.
+2
himmet dayi
(04.08.26)
Adam aslinda dil okuluna gidiyor olmasin?! Ancak boyle bir durumda uzun sureli sevgilisine “hadi sen de dil okuluna gel” demesi mantikli olurdu. Diger durumdaysa kadin icin evli gitmek vize durumlari acisindan daha kolay ve ucuz olur gibi geliyor.
+1
eileengray
(04.08.26)
bence en önemli şıkkı koymamışsın.
f şıkkı: bıçaklarım.

4 yılımı verip evlilik planı yapıcam sonra 'adaya veda ediyorum' oldu canım. ayrıca kanada bk gibi yer.
-1
buenosdias
(05.08.26)
4-5 yıldır sevgili oldugum adam 10000 km ötede iş bulup bana da evlenip gidelim demek yerine "sana da bi dil okulu bulalım" derse asıl sorun bu olur. yaşlar çok mu küçük?
+2
kitap arasında kalmış silgi tozu
(06.08.26)
Yaşlar 40 aslında, küçük de değil.

Güncel durumu bildireyim;
“Ben gidiyorum, sana da bir dil kursu buluruz, sen de gelirsin” cümlesi
“ Dil kursu bulamazsak/öğrenci vizesi çıkmazsa, ben bir süre orada kalıp düzen kurduktan sonra Türkiye’de evlenip gideriz”
e evrildi.

Yani bence de en mantıklısı; ne kadar dönmemeye emin olsa da bi süre kalıp orada yaşamaktan memnun kalırsa öyle gidilmesi. Hatta kadın tarafının da bi süre orada yaşayıp “evet ya ben bu adamla burada yaşamak istiyorum” dedikten sonra evlenmeleri..

Yaşlar 40 olunca öyle koşa koşa hadi her şeyi bırakıp beraber gidelim ne olacaksa yaşayıp görelim denilemiyor sanırım, mantık da devreye giriyor..
Bunu diyebilmek de ayrı tatlı olurdu ama beee, hey gidi gençlik :) Diyenler o yoğun hissi hissediyorsa, o güzel çılgınlığı da yaşamak istiyorsa koşsun yaşasın hepimiz için de:D
(Sonra olacaklara ben karışmam yalnız:)

Bu arada cidden ben değil, bir arkadaş.
Ve evet iş teklifi ciddi, spesifik bi alanda çalıştığı için çok da zor olmadı.
Ve evet bence de Kanada’da yaşanır mı ya:(
0
🌸selenophile
(06.08.26)
erkek kişisi iş bulup gidiyor. ama işi yaban ellerde.

sen gitmek ve orada yaşamak istiyor musun? zaman geçiyor. gelmişsiniz 40'a. allah mutlu huzurlu ömürler versin. bir insan kaç sene yaşıyor ki? sağlıklı 30 yıl daha yaşarsanız bunun 10 yılını orada yabancının ülkesine uyum sağlamakla harcamak iyi bir karar olmaz.

bence erkeğe yol ver gitsin.
0
Leonardo~Da~Vinci
(06.08.26)
Mantık devreye girer tabi ve 4-5 senelik ilişkin varsa bu kişiyle evlenmek isteyip istemediğini bilirsin bu yaşta. "Evleniriz bi ara" kaçak bi söylem. Evliliğe inanmayıp evlenmemeye varım ama bu çok öyle değil gibi. Özellikle böyle bi dönüm noktasında eğer birlikte bir gelecek hayal ediliyorsa doğru adım evlenmek. Hem vize süreçleri için hem de kopmamak için. Orda yaşamaktan memnun olup olmayacaklarını da birlikte görebilirler. Olmazsa birlikte dönerler. Hani durum şöyle olsa, iş teklifi alan taraf tereddütlü gidiyor olsa, orda kalıp kalmama niyeti 50/50 olsa, iş teklifi almayan taraf boşuna düzenini bozmasın bu ihtimal için deniyorsa ok. Ama bi aksilik çıkmazsa yerleşmek üzere gidiyor giden. Bu durumda içten ve makul bir "sen de gel" teklifi yoksa üzgünüm ama hayatına yalnız devam etmek istiyor.

Bu arada iş teklifi söylemine takılanlar, iş teklifi tam düşündüğünüz gibi bi şey olmayabilir. Kanadayı bilmiyorum da abd'deki gibiyse sen bi işe başvurursun, görüşmelerden geçersin, sonra işyeri seni isterse sana yazılı bi teklifle gelir bu da "iş teklifi aldım" diye ifade edilir, kabul edildim ve sözleşme aşamasındayım anlamında. İllaki dünyanın öbür ucundan şanını duymuş ve nolur bize gel diye iletişime geçmiş anlamında değil.
0
mezzosprite
(09.08.26)
(4)

Firindan aldigim urunden bocek cikti

Kittie
Nereye sikayet ediyoruz? Baska vukuati da varmis arkadastan ogrendim. Iyice kuruldum.
Nereye sikayet ediyoruz? Baska vukuati da varmis arkadastan ogrendim. Iyice kuruldum.
0
Kittie
(02.08.26)
Tabii ki zabıta.
+1
mahsus mahal
(02.08.26)
cimer cimer. zabıtayla uğraşma
0
omer460
(02.08.26)
ben vaktiyle baklavamın içinden çıkan taş yüzünden sağlık bakanlığına şikayet etmiştim. bari dolgu paramı ödeselerdi insafsızlar asfashfahsf neyse gidip gizlice denetliyorlar onlara da böcek çıkarsa yaptırım uygulanıyor yoksa bişi olduğu yok.
0
neira
(02.08.26)
Alo 174 Gıda Hattı
0
?
(03.08.26)
(49)

Eşlerin Birbirinden Kira İstemesi Normal mi?

anten
Yakın bir arkadaşımın (erkek), eşine (kadın) miras kaldı. Kadın tarafı eline geçen nakitle kendi üstüne bir ev almış borca girmeden. Erkeğe de "buraya taşınalım, ödediğimiz kirayı sen bana kira gibi aylık ödersin düzenli" gibi bir şey diyor. Erkek tarafı da bunu tuhaf bulmuş. Hatta eşine sen evi kir
Yakın bir arkadaşımın (erkek), eşine (kadın) miras kaldı. Kadın tarafı eline geçen nakitle kendi üstüne bir ev almış borca girmeden. Erkeğe de "buraya taşınalım, ödediğimiz kirayı sen bana kira gibi aylık ödersin düzenli" gibi bir şey diyor. Erkek tarafı da bunu tuhaf bulmuş. Hatta eşine sen evi kiraya ver kirayı da al kendi cebine koy diyor. Bu mevzudan araları biraz gergin.

Erkek tarafını ben, kadın tarafını eşim dinledi. Erkek de arabasını gösterip "Sen de arabayla gittiğin her yerde bana yakıt parası ver taksi gibi o zaman" gibi bir şey deyince ortalık gerilmiş.

Ben de ne diyeceğimi bilemedim. İkisi de yakın arkadaşımız konuya da biraz dahil olduk.

İkisi de üst düzey çalışan bu arada.

Normal mi bu? Yeni nesil evilikler böyle mi?
-1
anten
(02.08.26)
Güldürdü.
+11
hayirsiz
(02.08.26)
Hayatın olağan akışına uygun gelmedi bana. Pek iyi niyetli de gelmedi. Hukukçu değilim ama alınan ev tamamen miras kalan para ile alındıysa o kişinin kişisel malıdır fakat kira gelirleri ortak sayılabilir, kendi kendilerine kira ödemeleri anlamsız yani. Hele üst düzey çalışan için yani para görece önemsizse (belli ki değilmiş bir taraf için). Bilemeyiz tabii aralarındaki ilişkiyi.
0
orient blue
(02.08.26)
ne değişik insanlar var ya. bencilliğin de bu kadarı olmaz.
+6
abelardo
(02.08.26)
Haha. Kirayı sadece erkek ödüyor ve zorlandığı/adaletsiz bulduğu için eşinden katkı istiyor sandım ama kadın Kayserili çıktı. Bence boşansınlar. Normal değil.
-5
arbre
(02.08.26)
Mevcut kirayi odemeyi nasil paylastiklarini merak ettim. Ortak oduyorlarsa farkli, adama biniyorsa farkli yorumlanabilir. Ortak oduyorlarsa anlayislari boyle dersin, erkek tek oduyorsa bosanma sebebi olarak bile degerlendiren olur.
+1
osssy
(02.08.26)
Cok normal. Ben mesela esime yemek hazirlayip servis ettigimde yaninda ekstra ketcap veya sos isterse ekstra ucretli veriyorum (iyi gunumdeysem ketcap benden olsun diyorum ama).

Ya da arabayla kendi gitmeyecegim bir yere birakirsam kilometreyi kaydedip ay sonunda benzin fiyatiyla carpip faturasina ekliyorum.

Saka bir yana, hayatimda boyle bir sey duymadim. Benim evlilik anlayisima cok ters.
+13
sertac akin
(02.08.26)
"S.kerim öyle mantık evliliğini" diyesim geldi direk ne yalan söyleyeyim.ki sorsan mantık evliliği de değildir belki,severek evlenmişlerdir. Allah düşman başına vermesin ne diyeyim,saçma,abes bir durum.
+7
denizciman
(02.08.26)
Vizite ücretine kadar gider bu.
+15
Mirket
(02.08.26)
bence normal değil
+3
ercu cozer
(02.08.26)
kadın bi anda ev alınca heyecanlanmış. aradan 3-5 gün geçince kendine gelir.
+5
brkylmz
(02.08.26)
Kesinlikle çok ters bir durum, böyle bir tutum asla kabul edilemez.

Sadece şunu merak ettim, acaba erkek tarafı ne kadar kazanırsa o kadar harcayan biri mi? Kadın belki biraz kenara atmak için yapıyordur, altındaki motivasyonu biraz incelemek lazım. Hoş bu durumda bile kabul edilemez ama kadın belki birikim vs için istiyordur.
+2
umutt
(02.08.26)
Bugün de şaşıracağımız şey gör çok şükür :)
+1
Rondak
(02.08.26)
İş bitince komidin üstüne para da bekliyor muymuş kadın?

Hemcinslerimi anlayamıyorum ya görmemişlik kesinlikle
+2
Hallegadola
(02.08.26)
Normal degil
+2
acelaacedebela
(02.08.26)
kapora, depozito, kira sozlesmesi falan konusmadan o ise girmesin hanim kizimiz. icerde parasi kalabilir. mahkemelerde surunur mazallah.
0
banach
(02.08.26)
Evi alan kişi kadın. Tamamen kendi parasıyla almış. Kiracıyla uğraşacağıma kocamdan kira alırım demiş ki bence çok mantıklı. Zira evlilikte erkeğin sorumluluğu kadın barındırmak, güvenliğini sağlamak, beslemek, temel ihtiyaçlarını karşılamak. Tamamen kadının aldığı eve taşınmak bence çok daha mantıklı ve doğru olur, hele ki iş yerlerine yakınsa.
-27
muhayyer divan
(02.08.26)
bu evlilik değil ev arkadaşlığı olur.
0
jülsezar
(02.08.26)
Hiç tanımadığı insanlara kira ödeyen ve bunda hiçbir sorun görmeyen erkek neden karısına kira ödemek fikrinden rahatsız oluyor hatta sinirleniyor onu anlamadım. Anlaşsınlar, mevcut kiradan daha uygun bir seviyeye çeksinler rakamı, kira artışlarındaki oranları da aynı şekilde. Bence erkek için çok daha avantajlı, her türlü çok daha avantajlı, buna neden bu kadar kızılıyor ki?

Üstelik sevgi evliliği kadının malını karşılıksız kullanmayı gerektirmez, erkeğin malını kullanmayı ise gerektirir. Yani konu burada sevgi olsa dahi (ki bence değil) doğrusu erkeğin kadının teklifini kabul etmesi olur.

İşin islamiyet yönünü de söyleyeyim, madem bir anlaşma yapıyorlar, evlilikte dahi mehir verirken erkeğin bunu belgelemesi gerekir, Bakara 280 ve 282 numaralı ayetler etraflıca incelenebilir. Bunda kötü bir şey yok arkadaşlar, bu kadar gerilmek saçma. Kadını ezmek de saçma. Çok ayıp etmişsiniz.
-30
muhayyer divan
(02.08.26)
Bütçe ortak değil mi ? Nası olacak ? kadın kirayı 100k yapsın adam tüm maaşı eve kiraya versin sonra ne yiyip ne iççekler ortak bütçeden değil mi anlamadım.

Ayetleri neden inceleyelim şimdi ?
+7
jülsezar
(02.08.26)
@jülsezar

Merak ediyorsan incele. Herkes buna göre davranacak demedik. Lafı çarpıtma.
-18
muhayyer divan
(02.08.26)
Bunların evliliği bitmiş.
+1
Buddrick
(02.08.26)
bütçeleri ayrı olan çiftler var. o durumda bile kira almak abes. adam kadına ait evde yaşayacaksa aidatları üstlenebilir, bir tek bu mantıklı geliyor bana.
0
eileengray
(02.08.26)
boşanma sebebi direk boşansın.
+1
mikahakkinen
(02.08.26)
Eğer ciddili konuysa Adamın verdiği cevap efsane.
+3
etna
(02.08.26)
Biz olamamislar sen ben olmuslar.
0
Purple life
(02.08.26)
Bunu söylemekten hiç hoşlanmıyorum ama erkek haklı.
Miras kalmış paylaşmak zorunda değil kendine ayırabilir tabii ki kendi için güzel de yatırım yapmış çok güzel, ver kiraya biriktir.
Aynı evde yaşadığın birine böyle bir teklif sunmak hiç hoş değil. Sadece eşe değil ailene de söylememelisin mesela, anne babana da ben ev aldım haydi orada yaşayalım kirayı bana verin demek gibi düşün.
Çok saçma çok yersiz.
Kadın tarafını densiz buldum.
+3
mutekebbir
(02.08.26)
Adamı baya yapıcı buldum.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(02.08.26)
Ben adamı son derece güvensiz buldum. Erkek tarafında maalesef kadının değeri yok. Karımı saçma sapan kiracılara uğraştırmayayım yok, onun kiracılarıyla uğraşmak zorunda kalmayayım yok, para yabancıya değil karıma gitsin yok... olan tek şey dehşet verici bir ego sorunu, güvensizlik. Dehşet verici hem de.
-19
muhayyer divan
(02.08.26)
sanirim kadin tarafi siz oluyorsunuz @muhayyer divan. depozito alin mutlaka, kocam diye boslamayin.
+4
banach
(03.08.26)
akıl alır bi teklif değilmiş kadının söylediği. felaket şaşırtıcı
+1
kel aynak kusu
(03.08.26)
Gayrımenkulüm olsun kira gelirim olsun ama hiçbir sorumluluk üstlenmeyeyim. Kiracıyla bile 'uğraşmayayım'. Ona sorumluluk diyoruz. Ha uğraşmak istemezsin o zaman sen de yatırımını uğraşmayacağın bişeye yönlendirirsin.
Hem simidim bütün kalsın hem karnım doysun. Don giyeyim ama götüme değmesin.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(03.08.26)
Duyuruda bu kadar kişinin hemfikir olduğu bir konu gerçekten yılda bir falan oluyor. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan günlerde çok iyi geldi.
Bence kadın dolar üzerinden falan alsın kirayı, malum enflasyona güven olmaz.
Bir de memur kefil istesin.
Yani belki çok iyi biridir bilemem de tek sorunu buysa olur bazen insanlar mantıklı düşünemez. Erkek kişi kendisine bunun saçmalığını söylesin ve kadın çok istiyorsa gidip kiracı bulup onla uğraşabilir.
-1
logisticsmanager
(03.08.26)
Bugüne kadar bütçeleri ayrı mıymış?
+2
hacirotti
(03.08.26)
Bu kafadaki bir "üst düzey çalışan"ın altında çalışan insanları bir düşünün. Şu savunduğu fikrin saçmalığının farkında bile olmayan, kendi evliliğinde bile kişisel çıkarlarını evliliğinin önüne koyan biri, çalışma hayatında ekip arkadaşlarına neler yapıyordur siz hayal edin. İşte size beyaz yaka cehenneminden insan manzaraları.
-1
thracia
(03.08.26)
bunların evli olduğundan emini değil mi? evlilik böyle bir şey değil çünkü. bütçe ayrı bile olsa ev, araba, eşyalar ortak kullanıma açıktır.

adamın deği çok mantıklı, versin evini kiraya kendine yatırım yapsın çok istiyorsa.
0
gercekdunya
(03.08.26)
bugüne kadar bütceleri ayri olan cok aile gördüm ama, bu ev bana kalan mirasla alindi, o sebeple bana kira öde, diyenine 18 senede ölücü avusturya'da bile denk gelmedim.
kadin birikim yapmak istiyorsa o evin kirasini alsin biriktirsin, adamin dedigi dogru ama en basindan esini "burasi senin degil, istedigimde kapinin önüne koyarim" diyebilecegi bir ortama sokmaya calismasin madem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
ben olsam kabul ederim ve ödemem. çıkarsın çıkartabiliyorsa :) gitsin mahkemeye versin.
0
galahad reloaded
(03.08.26)
eşler yakında cinsel münasebet karşılığı da para istemeye başlayacaklar sanırım.
+1
elorelia
(03.08.26)
Anadolu kırsalında maalesef ki erkeğin evi varsa veya erkek yeni ev aldıysa görevidir, normaldir, kadının da hakkıdır.

Fakat kadın ev aldıysa "bir de elin adamına mı bakıcaz" dır.
"Senin evin bizim evimiz, benim evim yine benim evim" dir.

İstisnalar yine vardır elbet ama böyle düşünmeyen bir kadın bile çevre baskısından böyle düşündürülüyor. Belki kimi haklıdır kullanılmıştır ama hala kültürel olarak bazı şeylerin erkeğin sorumluluğunda olduğu, kadının bakan değil de bakılan olması gerektiği, talepkar olması gerektiği damarlarına işlenmiş büyük bir kesimin.

Sorsan yenilikçi, modern, çalışan kadınlardır. Ama çalışmanın getirdiği veya mal edinebilmenin getirdiği sorumlulukları alamıyorlar.

Şu en basit soruyu bile soramıyorlar: aynısını eşim bana dese ben onu tek celsede boşar mıyım boşamaz mıyım? cevap evet ise, siz neden yapıyorsunuz a canına yandıklarım?
+1
ananiyimioguz
(03.08.26)
Bunu da normalleştirmeyelim artık ya, daha neler. Adam haklı.
0
asteriks
(03.08.26)
Soru gerçekten güldürdü. Sorudaki kadının talebi kötü bir kara komedi skecine konu olacak nitelikte. Tek bir trol dışında duyuru konu hakkında hemfikir olmuş zaten. Duyurunun hemfikir olması bile aslında sorunun gerçek bir soru olmadığını gösteriyor.

Bu noktada ben başka bir şeye takıldım: Sayın soru sahibi, siz ve eşiniz ne düşünüyorsunuz? Siz hangi noktaya takıldınız da bu soruyu internet ortamına taşımaya karar verdiniz? Bu öyle bir soru ki, iki kere ikinin cevabını bulamayıp insanlara sormaya benziyor.
+1
10551037
(03.08.26)
Niye evde kaldığın belli oldu
+3
kullaniciadimvar
(03.08.26)
@kullaniciadimvar

Tebrik ederim, çok önemli ve çok anlamlı bir problemi aydınlattın sonuna. Gerçekten inanılmaz.

Fakat merak ediyorum, gerçekten hiç tanımadığı insana para verirken hiçbir sorun olmaması ama o parayı eşine verme fikri karşısında büyük olay çıkması nasıl olabiliyor? Neden o erkek o kadına güvenmiyor mesela? Paranın eşine gitmesi neden bu kadar koyuyor? Ne güzel para aile içinde kalır, istenirse yeni yatırımlar yapılır, borca girse bankaya bile gitmez karısından alır, bunlar kötülük mü?? Kadından güven beklerken çok güzel ama neden kendisinden güven beklenmesini kaldıramıyor bu erkek hatta bu duyuru camiası?

Bunu da aydınlat bekliyorum. Mantıklı cevap bekliyorum bak vakit ayırıcam. Lütfen saçmalamasyon olmasın.
-8
muhayyer divan
(03.08.26)
ayrı coco
0
plastic_angel
(03.08.26)
Hiç mi cevap olmaz... sorsam kadınlar çiçektir kadınlar başınızın tacıdır kadına güvenmeseniz neden evlenesiniz değil mi... Hadi güveninizi gösterin o halde? Kadınla iyi geçinmek fikri nasıl da eziyor egolarınızı... bu kızdığınız toplum sizin gibilerden oluşuyor işte.
-4
muhayyer divan
(03.08.26)
Bunu Alman kadın bile yapmaz. Normalleştirilecek bir şey değil.

Türk kadınındaki benim param benimdir, eşimin parası ikimizindir kafasının somut bir örneği olmuş. Ayrılmaya kalksan nafaka da ister. Uğraş dur aq
+1
michael harddd
(03.08.26)
oradaki erkek kişi ben olsaydım. boşanma dilekçesi verilmişti şu an. başka söze gerek yok.
0
omer460
(03.08.26)
normal değil tabi ki :)
0
gurur
(04.08.26)
arkadasina soyle diyeceksin:
erkek kiradan "hanimin" aldigi eve gecerse madara olur.
kirada devam edecek, hanim gitsin aldigi evi kiralasin, parasini da naparsa yapsin.
teklif kotu, iliski sikintili. eleman finansal olarak eziliyor, belli.
-1
cooperr
(04.08.26)
(6)

Yasal olarak ne yapabilirim?

messina123
Ev sahibim apartman yöneticisine asansör bakım ücretini ödemedi. 1500-2000 lira arası bir ücret. Bunun üzerine de apartman yöneticisi enerji odasına girip benim şalterimi indirdi. Ben eve geldiğimde binada elektrik vardı ama benim dairemde yoktu. Dairemdeki şalterlerde atan olmamış. Enerji odasına b
Ev sahibim apartman yöneticisine asansör bakım ücretini ödemedi. 1500-2000 lira arası bir ücret. Bunun üzerine de apartman yöneticisi enerji odasına girip benim şalterimi indirdi. Ben eve geldiğimde binada elektrik vardı ama benim dairemde yoktu. Dairemdeki şalterlerde atan olmamış. Enerji odasına bakmaya gittim kapısı kilitlenmiş. Yöneticiyi kapıyı açması için aradım. Paramı vermezseniz kapıyı açmayacam diyerek beni tehdit etti. Şalteri kendisinin indirdiğiniyse kesinlikle inkar ediyor. Düne kadar açık olan kapı ne tesadüf ki benim şalterim indiğinde kilitlenmiş.

Neyse bir şekilde ev sahibini ikna edip yöneticinin parasını kiradan düşmek şartıyla ben üstlendim. Yalnız yöneticiye maaşımı alınca gönderecem bu ay hiç nakitim kalmadı dedim. Sana nasıl güvenecem dedi en son benim devrelerim orada yandı. Telefonda bağıra çağıra kapıyı açtırıp elektriğime kavuştum. Babamdan 2000 lira isteyerek de parasını ödedim. Tüm süreci de apartman whatsapp grubuna yazdım rezil olsun diye.

Yalnız benim için soğumuyor. Öyle bir kinlendim ki şerefsize ben bu adama yasal olarak bir şey yapabilir miyim? Şalterimi onun indirdiğini hiçbir şekilde ispat edemem ama %99 değil %100 o indirdi.
0
messina123
(01.08.26)
Evine yemeksepetinden feyk hesap acip 12 lahmacun yollattir.
-1
duster
(01.08.26)
yasal olarak elektriğinin kasıtlı kesilmesiyle yaşadığın bir zarar varsa bunu tazmin edebilirsin ama süreci bir avukat aracılığı ile yürütmen delilleri toplaman elektriğini keseni ispat etmen lazım. tüm bu işlere harcayacağın süreyi ve alacağın sonucu veya takipsizliği düşününce değer mi değmez mi iyi hesap etmek lazım.
+2
orpheus
(01.08.26)
bir daha böyle bir şey yaparsa, sakın tartışmaya girmeyin. yöneticinin böyle bir hakkı olmadığı aşikar. doğrudan şöyle bir mesaj atın WhatsApp grubuna:

dairemin elektriği daha önce olduğu gibi kesilmiş durumdadır ve enerji odasının kapısı kilitlenmiştir. kimsenin benim elektriğimi kesme hakkı yoktur. can ve mal güvenliğim riske atılmaktadır. enerji odası derhal açılmaz ve elektriğim 5 dk içinde derhal açılmazsa, kimseyle diyaloğa girmeden doğrudan polis çağırıp tutanak tutturacağım.

eğer 5-10 dk içinde gerçekten bir hareket yoksa, "112'ye dairemin elektriği kitlendi, kapı kitlendi, can ve mal güvenliğimden endişe ediyorum" derseniz en kısa süre içerisinde gelirler.
+11
co2s2
(01.08.26)
@ co2s2 +1
En baştan bunu yapmak dururken, gereksiz yere üzmüşsün kendini.
+1
Mirket
(01.08.26)
ben senin yerinde olsaydım. yönetici açmaycağım dediği an polisi arardım. ilgilenmezlerse savcılığa gider suç duyurusunda bulunurdum.

polis geldiğinde de kesinlikle şikayetçi olurdum. bu işin peşini de asla bırakmazdım.

olay ev sahibi ile yönetici arasında, demirbaş bakım ücreti ev sahibine ait. seni ilgilendiren en ufak bir nokta bile yok. buna karşın sana böyle yapılıyorsa ben pek sessiz sakin durmazdım. kesinlikle dünyayı başına yıkardım. bir daha orada bile yaşamaya cesaret edemezdi.
+1
omer460
(01.08.26)
apartmanda kamera yoksa ve enerji odası da artık açıksa; yeni bi kilit alın, enerji odasına inin, yöneticinin elektriğini kesin, yeni kilitle kitleyin, telefonunuzu kapatın, çekirdeğinizi alın, evinizde beklemeye başlayın... kapı çalarsa evde yoksunuz.
belki yöneticinin elektrik için sağa sola koşturması içinizi soğutabilir.
0
barankovan
(03.08.26)
(11)

Tıp Fakülteleri hasta için diğer hastanelere göre riskli mi?

ya ben lan neyse
halk arasında çocukluğumdan beri duyduğum lafızlar: orada insanı biçiyorlar, çalışanlar acemi... doğruluk payı nedir?teşekkürler.
halk arasında çocukluğumdan beri duyduğum lafızlar: orada insanı biçiyorlar, çalışanlar acemi... doğruluk payı nedir?

teşekkürler.
-2
ya ben lan neyse
(29.07.26)
Son teknolojinin, son bilginin, herhangi bir şey ters giderse diye konunun en iyi bileninin olduğu yerden mi bahsediyoruz?
+5
Mirket
(29.07.26)
en kaliteli doktorlar fakültede olur ama öğretim üyelerine ulaşmak randevu almak zor genelde.
asistanlar tabii ki acemi ama onlar da hoca kontrolünde genelde.
+2
jelly bear
(29.07.26)
onun sebebi şudur: tıp faküktelerindeki öğrencilerinde tedavi sürecine dahil olmasıdır. eğer ücreti ödenirse prof. doçent tarzı kişilerden tedavi alırsınız. yani özel hastanelerdeki hizmeti satın almak gibi. özel hastanelerde çok iyi değil, sektörde çalışan hemşirelerin anlattıklarını dinlediğimde özel devlet farketmez vicdansız insanlara denk gelirseniz işiniz tamamen şansa kalmış olur.
olay biçmek değil intermlerin müdahalede bulunması. diğer hastanelere göre isimleri daha fazla çıkmış durumda.
0
mikahakkinen
(30.07.26)
öğrencilere bir şey öğretmek için gelen hastanın acemi çalışanlara bırakılacağına, gereksiz yere biçileceğine inanabiliyor musunuz? ödeyecekleri tazminatın haddi hesabı olmaz.
+3
co2s2
(30.07.26)
Türkiye'de böyle hastaneler kötülene kötülene özeller patladı ama özelinde sadece girişini ve dışını görüyorlar da içinde olanları bilmiyorlar.
Dünyada sağlıkta devlet destekli olandan daha iyi olmasının imkanı yok. Birinde kar amacı var, diğerinde toplum sağlığı var.
Benim ailem sağlıkta çalıştılar hep, özelde. Özelden nefret ederler. Devlet hastanelerinin kötü duruma düşme sebebi asıl hükümetlerdir, kendi hastaneleri olan sağlık bakanı olan ülkede devlet hastanelerini iyileştirme politikası olmaz.
+3
logisticsmanager
(30.07.26)
tercihim tıp fakülteleri oluyor benim eğer ulaşılabilir mesafedeyse.
çoğunda özele göre daha iyi sağlık hizmeti alınıyor. hastanenin fiziki şartları, odasının tv'sinin çalışmaması gibi durumlardan bahsetmiyorum özele göre iyi derken, yapılan tedavinin özeninden bahsediyorum.

asistanların ameliyatlara girdiği doğru ama o kesen biçen kişi hocasının ve ekibinin yanında ve zaten yıllardır tıp eğitimi almış kişi.
0
biseysorcaktim
(30.07.26)
aksine üniversite hastanelerinde ve eğitim hastanelerinde gereksiz işlem yapılmaz. şu tetkiki de isteyelim demezler veya hastaya etkisi kısıtlı olmayacak işlemi yapmazlar.
ama şöyle bir durumda var kasık fıtığı gibi kapalı cerrahinin artık standart tedavi olduğu durumda eğitim hastanesi olduğu için eğitim amaçlı açık cerrahi tercih edilebiliyor.
ameliyatları asistanların yaptığı doğru ama çoğu kıdemli asistan oluyor. bir sıkıntı olduğunda hocalarına başvuruluyor. yeni gelmiş çömezleri ayak işlerinde kullanıyorlar.
zaten en başta bu durumları kabul ederek oraya gidiliyor.
0
my fault
(30.07.26)
Ilk muayeneyi tip fakültesinde, ikinci muayeneyi, ameliyati ve kontrolleri özelde olurum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.07.26)
sağ olun arkadaşlar. özellere ben de hiç güvenmiyorum. aslında yazmam lazımdı. tıp fakültelerini uzman doktorların olduğu şehir/devlet hastaneleriyle kıyaslamak istemiştim.
0
🌸ya ben lan neyse
(12.08.26)
şöyle, insan hayatı hiç bi zaman tehkileye atılmıyor ama bir şekilde yeni doktorların da yetişmesi lazım. siz gidiyorsunuz benim ameliyatımı x profesör yapsın diyorsunuz. o ameliyatı yüzde 90 asistanlar yapıyor ama bu demek değil ki yanlış ya da sorumsuzca yapılan şeyler var. hocaları da başında oluyor. herhangi bir durumda kendisi devam ediyor. ameliyat trafiği de çok yüksek olduğu için asistan falan demeyin. bir çok özel kurumdan kat kat ameliyat ve cerrahi tecrübeleri olıyor. özel hastanelerden çok korkarım.

bu arada bu ameliyatların bir kısmının video kaydına alındığını biliyorum ama istatislik bilgisine sahip değilim.

ha bir de, 3 doktora gittim devlet hastanesi ve özel. hepsi ameliyat dedi, tıp fak. gittim ne ameliyatı hiç alakası yok.şöyle böyle yap 15 güne toparlarsın dedi hoca. aynen de öyle oldu. sen asıl bu tarz doktorlardan kork.
0
omer460
(13.08.26)
Hep tıp fakültesine gider hoca randevusu alırım, hamileyim doğumumu da bu şekilde gerçekleştireceğim doçent hoca takipliyim.

Özele oranla daha ucuz ve yüzde yüz güvenli geliyor.

Özel hastanelerden ben de çok korkuyorum zaten Allah korusun durum kötüye gidince kendini Bilkent şehir hastanesinde ya da fakülte hastanesinde buluyorsun özelller böyle gönderiyorlar hastayı

Bir de bir defa grip bir defa da ishal salgınına yakalandım beni hemen yatırdılar özel ilgilendiler asistanlar pır dönüyor etrafımda zaten her anımı hocayla paylaşıyorlar hocam da geliyor benimle ilgileniyordu.

Ben çok memnunum yani kötü olduğum zamanlarda direkt gidiyorum randevusuz düşünün hocamı ya da bir asistanı buluyorum hemen benimle ilgileniyorlar
0
Hallegadola
(13.08.26)
(12)

Zayıflamak

strawberry first
Bol kortizonlu, boyun bel fıtıklı geçirdiğim 2 sene sonunda nurtopu gibi +25 kilom oldu. Uzun süredir kilo vermek istiyor ancak Motive olamıyorum. Çocuk da olunca kendime özel beslenme planı uygulamak iyice zorlaşıyor.Zaten çok çer çöp beslenen biri değilim. Paketli gıda, asitli /asitsiz içecek, ekm
Bol kortizonlu, boyun bel fıtıklı geçirdiğim 2 sene sonunda nurtopu gibi +25 kilom oldu. Uzun süredir kilo vermek istiyor ancak Motive olamıyorum. Çocuk da olunca kendime özel beslenme planı uygulamak iyice zorlaşıyor.

Zaten çok çer çöp beslenen biri değilim. Paketli gıda, asitli /asitsiz içecek, ekmek, kek börek vb nadiren tüketirim. Gerisi ev yemeği, dışarıdan yeme alışkanlığım da yok. Pilav, makarna da nadir...

Soru: Bu diyetisyen gerçek mi? Bunu nasıl yapıyor?

Instagram: Azeri diyetisyen - 17 günde 10kilo

Yorumlarınız için teşekkür ederim.
Not:kendisini tanımam. İşe yarayacaksa başvuracağım.
0
strawberry first
(29.07.26)
diyetisyen gerçek mi bilmiyorum ama mucize yöntemler-kısa yollar genelde iş görmüyor. ilk adımda macro sayarak ve kalori hesaplayarak başlayabilirsiniz. bir de üstüne haftada 3-4 gün hafif bir fitness antremanı eklerseniz çok daha iyi olur. bu antreman ip atlamak ya da tempolu yürüyüş gibi basit şeyler de olabilir. gerçekçi bakış açısı ile 25 kg bir yağ kütlesini yakmak için 1-2 ay yeterli olmayacaktır. gerçekçi hedef ayda 2-3kg kaybederek 6-8 ayda bu kilolardan kurtulmak olabilir.

diyetisyenin bir-iki videosunu izledim mantıklı gelmedi 17 günde 10 kilo vermiş hadi kabul ama o göbekteki zaten sarkık olan deri nasıl bir anda toparlandı ? gene matematik hesabı yapalım 10 kilo = 70.000 kalori yakmak demek. 70.000/17 = günde 4100 kalori bu göze çok gelmeyebilir ama bu kadar kalori yakabilmek için ortalama üstü kas kütlesine sahip bir atlet olmak gerekir. kişinin iradesi yetse nefesi-kondisyonu yetmez. o kadar yakmaya.
+3
orpheus
(29.07.26)
2019'dan beri her hafta diyetisyene giden arkadaşım var(kadın) zaman zaman o kadar güzel kilo verdi ki imrendim ama onun dışında özellikte son 4 senedir 165 boy ile 90 küsür kilo. aklınıza gelen her egzotik meyve, et, envayi çeşit tohumlar hiç bi işe yaramadı.

bunun sebebi diyetisyenin başarılı olmaması değil arkadaşımın diyet yaptığı halde 2 gecede bir 10 tane bira içmesi. deli gibi yemek yemesi, kendine hakim olamaması.

özetle bu iş sizde bitiyor. diyet dediğiniz öyle açlıktan düşüp bayılacak hale gelmeniz, sürekli açlık çekeceğiniz falan değil. belirli saatler arasında, özellikle junk besinleri almayıp, azcık beslenmenize özen göstermeniz demek.

efenim bebeğiniz çocuğunuz olabilir ama bu diyet yemekleri de öyle çok meşşakkatli , uğraştıran, hazırlaması zor şeyler değil. diyetisyene de gitseniz her insanın bir sweet spotu oluyor. onu da zamanla keşfedersiniz ve son tavsiyem. bir anlık gazla aşırı sert diyetler uygulamamanız gerektiği yönünde olur. bu iş zaman işi süreç işi. her gün 100 kalori bile azaltsanız zaman içinde istediğinizden çok daha ileri bir seviyeye gidersiniz ama katı diyetler yapıp kendinizi yorar ve bünyenizi üzerseniz, çok uzun ömürlü olmaz.

Sarfoşum, çok imla kurallarına şeydemedim. kusura bakmayın, ayrıca dediklerime gönülden katılıyorum.
+1
omer460
(29.07.26)
Ben hayatımda ilk defa iş yerinin diyetisyenine gittim. Söylediği iki üç şeyi mantıklı buldum ama konu sadece beslenme değil. Konu spor. Spor yapınca beslenmen değişecek. Kimse sana söylemeden sen yağ olan şeyleri yemeyeceksin, protein odaklı besleneceksin. İştahın değişecek. Ağırlık çalışmak en etkilisi ama yürüyebiliyorsan her gün 30 45 dakika yürüyüşle başlayabilirsin.
-5
arbre
(29.07.26)
makro saymak +1. sizin gibi beslenen biriydim, ne kadar az kaliteli karbonhidrat ve protein, ne kadar çok yağ tükettiğimi farkettiğim an yaşadığım şoku hiç unutmuyorum. makro saymaya başladığımdan beri daha çok yiyorum. (gerçi birebir örnek olur muyum bilmiyorum spor da yapıyorum çünkü)
+2
a7x
(29.07.26)
Öncelikle 17 günde 10 kilogram gerçekçi bir hedef değil, aşırı yüksek kiloda değilseniz sağlıklı ve mantıklı olan ayda 5 kg en fazla. Ortalama bir insan yaklaşık 2000 kalori yakar her gün spor vs ile ekstra 500 kalori kazansanız bile, 5 kg için ayda 35000 kalori açık vermeniz lazım ki bu günde 1000 kaloriden fazla açık vermeniz anlamına gelir.

Benim tavsiyem aralıklı oruç, makro dengelere uyarak beslenme ve her gün düzenli yapılan egzersiz. Önce 30 dk'lık ortalama 5km / saatlik yürüyüşlerle başlayın zaten zamanla hızınız ve süre kendi kendine artacak. Evden çıkmak zor gelirse bir 10 dk evin etrafında turlayı geleyim kafasıyla çıkın, zaten hemen dönmek istemeyeceksiniz çıkınca.

Ben son 2 ayda bunları yaparak 7.5kg verdim, zamanla günlük egzersizi 2'ye çıkardım, evde ağırlık çalışma, yürüyüş veya bisiklet olarak. 6 kg verdiğimde hedefime ulaşmış olacağım, daha önce de istediğim kiloya kolayca ulaşmıştım ama sonra diyeti sallayıp bir kaç ayda tekrar kilo aldım. Bu kez devamlılık için yemeği aşırı kısmadım, hatta hedef kiloya yaklaştıkça daha yavaş kilo veriyorum ve hayat boyu yapabileceğim şekilde beslenmeye başladım. Alkol büyük problem oluyordu bira yerine cin ve şekersiz tonik, limon gibi içecekler koyarak ve gün kısıtlaması ile kontrol altına aldım. Ara ara dondurma, çikolata, hamburger, cips vs kaçamakları da yapıyorum ama ilginçtir canım eskisi kadar istemiyor zaten.
+1
creepy
(29.07.26)
Bunun matematiği basit aslında. 1 kilo yağ kaybetmek için toplamda 7500 kalori açık vermek gerekiyor, 10 kilo yağ için 75000 kalori. 17 günde bunu gerçekleşebilir mi? Gerçekleşirse sorun yok, gerçekleşmiyorsa Azeri diyetisyen umut tacirliği yapan bir tokatçı. Ha 17 günde 10 kilo ağırlık kaybetmezsin demiyorum yanlış anlama, kayıp yağ olmaz sadece.
+2
kizil karga
(29.07.26)
Hayatım boyunca şişman olduğumu söylemek istiyorum öncelikle, 160 boy 120kg idim en son, yaş 38, hayatımın farklı dönemlerinde diyetisyene gittim, makro saydım, spor yapmayı denedim vs.. sonrasında verdiklerimi geri aldım.

7 aydır doktor kontrolunde zayıflama iğnesi kullanıyorum, 25 kg verdim, önümüzdeki 6 ayda 20 kg daha veririm, yemeğe olan bakışım ve isteğim değişti, eğer maddi olarak sıkıntı yoksa diyetisyenden ziyade doktor kontrolunde iğneyi değerlendirebilirsiniz.
0
benaslinda
(29.07.26)
ilk paragraf tamamen bahane.
bahaneleri bırak kilo vermenin tek yolu kalori açığı oluşturmak.
hiçbir şey yapamıyorsan bile çık tempolu yürü. istikrarlı bir biçimde haftada 5-6 gün 8-10 km yürü.
-1
my fault
(29.07.26)
Kortizon şişmanlaması kötüdür. Şişman bir gövde ile gövde ile tezat incecik kollar ve bacaklar oluşur. Kol ve bacaklardaki incelme kas kaybı sonucudur. Bu sebeple daha sonraki zayıflama gayretine ağırlık çalışmaları da dahil edilmezse arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bilinçli olmak, profesyonel yardım almak, öyle 3 günde 5 kilo goygoyuna itibar etmemek sabırlı olmak gerekir.

Zayıflama konusu çok kompleks bir konu, proteini noksan alır, spor yapmazsan kas kaybedersin, yağı noksan alırsan hormon dengen bozulur, demiri noksan alırsan anemi olursun, lifi noksan alırsan kabız olursun. Sonuçta herşeyin bir denge içinde olması gerekir.
+1
Mirket
(29.07.26)
17 günde 10 kilo bırakalım gerçekliği, ZARARLI. Bol kortizol olduğuna göre vücudun stres yükü epey artmış demektir. Bu da kortizol marifetiyle olmuş. Kortizolü bıraktıysanız sadece ve sadece katı bir gece uykusu rutini oluşturarak bu fazla kilonun net yarısını atarsınız. Çocuk eğer çok küçük değilse lütfen sağlıklı ve kaliteli gece uykusu için çok katı kurallar koyup ona uyun, çocuk da uysun. Kendinize verebileceğiniz en büyük hediye budur diye inanıyorum, ben henüz yapamadım ama 6 güncük yapabildiğimde kendiliğimden 3 kilo vermiştim. Hiç değilse bir deneyin 🙏🏻
-2
muhayyer divan
(29.07.26)
benaslinda + 1
0
Sattva
(29.07.26)
geçmiş olsun.
bu vaad gerçekçi ve sağlıklı olmayan bir hedef görünüyor.

hareket kısıtı ve çocuklu bir yaşamda yapabileceğiniz kadar hareketi eklemekte fayda var. uzun yolları tercih etmek.
iştah kesmek için de bitkisel ve bağırsak sorunlarına faydası olan berberin kullanabilirsiniz. ancak en etkili kiloyu sadece proteinle beslenme ile verebilirsiniz. süt ve süt ürünleri ile şekeri (ketçap, salça dahil) keserseniz berberin bile almadan 1 haftada belirgin sonuç alırsınız. murad özbay'ı bir dinleyin derim instadan. bir de jeremiahdanieljohnson var. onun özellikle eski gönderilerine bakın. zaten gülerken kilo kaybedersiniz. bantlarla basit ama etkili hareket gösteriyor.
-1
janderzel zartanyan
(29.07.26)
(3)

Hayatımda ilk defa şarkı sözü yazdım, nasıl olmuş?

sekizdokuzon
Suno'da da şarkı haline getirdim. https://www.instagram.com/reel/DbWQ3PeTEWn/?igsh=MWk5MDIzeHZsdDliZA==Nasıl olmuş?Teşekkürler.
Suno'da da şarkı haline getirdim. www.instagram.com

Nasıl olmuş?

Teşekkürler.
-3
sekizdokuzon
(28.07.26)
Aranjör değilim ama solist söylerken bazı çalgı sesleri biraz daha arkaplanda kalabilirdi . ft. yapan zenciler biraz daha hareketlilik kazandırmış parçaya . Yabancı dilim de yeterli olmadığından sözler için bir şey diyemeyeceğim .
0
diyecevaplandı
(28.07.26)
güzel olmuş eline sağlık. yapılmış yapılmıştır. ilki kötü olur ikincisi daha güzel olur. önemli olan uğraş vermek çabalamak. ben de kendi bestelerimi yapıp kaydediyorum evde ama henüz söz yazım olayına başlamadım.
0
omer460
(28.07.26)
fena degil de neden ilk sarkini ingilizce yazdin ki?
bizim gibi ESL tayfanin bu tarz islere girmesi bence biraz egreti duruyor, sozler fena degil de vibratolar falan ortadogu, gereksiz bir kafiye arayisi.
everyway that i cannnn :D
0
cooperr
(30.07.26)
(6)

Evlilik kumar işi diyen var, evliler katılıyor musunuz?

cccbehzatccc
Birkaç yıllık evliyim. Arkadaşların anneleri evlen artık diye öğüt verirlerdi...ne kadar tanırsan tanı aynı eve, ailesine girince anlarsın derdi. Ben tanınabiliyor diye düşünürdüm ve bana göre düşüncem çıktı.Mutlu bir evliliğim var, hatta evlenince çok daha iyi oldu bazı şeyler.Evliler, siz bu şans
Birkaç yıllık evliyim. Arkadaşların anneleri evlen artık diye öğüt verirlerdi...ne kadar tanırsan tanı aynı eve, ailesine girince anlarsın derdi. Ben tanınabiliyor diye düşünürdüm ve bana göre düşüncem çıktı.

Mutlu bir evliliğim var, hatta evlenince çok daha iyi oldu bazı şeyler.

Evliler, siz bu şans işine katılıyor mısunuz? Ben pek katılmıyorum sanki...
📊 Evlilik şans işi midir? Eşi asıl evlenince mi tanırız?
Evet şans işidir, sevgililiklerinden farklı oluyorlar %14.3 (6)
E yani, değişiyorlar, şans da bir faktör %28.6 (12)
Hayır, hazır olduğunda ve tanıdığına emin olduğunda evlenirsen rasyonel bir durum %42.9 (18)
Kesinlikle hayır, şansa katılmıyorum %7.1 (3)
Ne bileyim ben evlenmedim hiç %7.1 (3)
0
cccbehzatccc
(28.07.26)
Ortadakini sectim ama gene de yazmak istedim. Ne kadar iyi tanirsan tani isler ters gidebilir, risk her zaman var ve goz ardi edilemeyecek kadar yuksek. Ancak cogu iliskide evlilik oncesinde o isin olmayacagi aslinda rasyonel bakilirsa gorulebiliyor. Ancak cogumuz rasyonel bakamiyoruz.
+1
mbond
(28.07.26)
Evlenmeyeceğim. Çünkü evlenmek erkek için felaket bu yasalarla. Bir bayanın ömür boyu kolesi olmak için asla imza atmam
+1
artıküyeolmakistiyorum
(28.07.26)
evlilik pazardan aldığın karpuz gibidir. eve gelip ,kesip içine bakana kadar ne olduğunu asla bilemezsin.
+3
omer460
(29.07.26)
insanları değiştiremezsin fakat, insanlar değişir.
olumlu yöne değişene ben denk gelmedim.
+1
duyuruuser
(29.07.26)
Karpuz örneği güzel. Rengine, sapına bakarak, vurup sesini dinleyerek bir fikir sahibi olursun ama eve gelip içini açmadan asla tam olarak bilemezsin. Ayrıca kısa vadeli de düşünmemek lazım, evliliğin ilk 1-2 senesinde sevgililik zamanındaki insanla aynı olabilir ama sonuçta imzayı bir ömür atıyorsun. 10 yıl, 20 yıl bu sürelerde insanlar fazlaca değişir hayatın getirdikleriyle birlikte.
+1
bobinhoo
(29.07.26)
Hocam birçok insan evlendiği insanı şekillendirip yontabilmek konusunda çok iddialı düşünüyor. Tam olarak bunu düşünüyorlar özellikle bu kelimeleri kullandım.

Birçok insan eşinin sevmediği yönlerini evlenince değiştirebileceğini düşünüyor. Ama öyle olmuyor.

Bir de şu var, bir insanla ne kadar iyi anlaşırsanız anlaşın, ters düşeceğiniz bir konu olur. bunu beraber yaşamadan anlayamazsınız. Bu birlikte yaşamak da değil bir hayat kararı almak.

Mesela eşinizle çok iyi anlaşabilirsiniz. Ama birlikte bir ev alın bakalım. Ortak taksit ödeyin. Hiç bilmediğiniz yönlerini görebilirsiniz işin içine maddiyat girince.

Bir arkadaşım nişan aşamasında iş kurdu. Haliyle maliyetli bir süreçti. Birbiriyle çok iyi anlaşan iki insan anlaşamıyormuş meğer.

Ya da bir yakın aile üyesinin hastalığı olur atıyorum. O yüzden kadın erkek taraflardan birinin ilgilenmesi gerekir konu olur.

Bir özel günü aileyle organize etmek ister bir eş, diğeri tatil ister olay olur.

Eşlerden biri "sıkıldım ya" diye işten çıkar konu olur.

Evlilik sadece romantik bir birliktelik değil. beraber yaşamak gibi bile değil.

İşin içinde ekonomik konular var, aile değerleri var, ortak hayat planları var, çocukların yetiştirilmesi var, manevi değerler var. bunların birçoğunu konuşmadan evleniyor insanlar. Sonra sürpriz yumurta diyorlar.

Ya da zaten biliyor, evlenince değiştiririm diyor.
+1
anten
(29.07.26)
(12)

Alet Takımı - Sıfırdan

osssy
Arkadaşlar bu başlıkta sıfırdan alet takımı kuruyoruz. Neler önerirsiniz? Einhell akülü ürün ekosistemine girmeyi düşünüyorum. Temel aletlerden başlayıp ve adım adım alacağım. İdeal takımda tercihim az alet çok iş yapması yönünde. İyi kullanıcı değil, standart kullanıcıyım. Şimdiden teşekkürler.
Arkadaşlar bu başlıkta sıfırdan alet takımı kuruyoruz. Neler önerirsiniz? Einhell akülü ürün ekosistemine girmeyi düşünüyorum. Temel aletlerden başlayıp ve adım adım alacağım. İdeal takımda tercihim az alet çok iş yapması yönünde. İyi kullanıcı değil, standart kullanıcıyım. Şimdiden teşekkürler.
0
osssy
(25.07.26)
1. Akülü hiçbir şey alma. Akü sürekli olarak şarj-deşarj olduğu taktirde uzun ömürlüdür. Atıl kalması kısa sürede ölmesine neden olur. Bir gün lazım olduğunda aküsü ölmüş matkabın olsun istemiyorsan bir uzatma kablosu edin.

2. Sadece bir parçasını kullandığın, diğer parçalara elini bile sürmediğin yer işgalcisi ıvır zıvıra para saçmamak için hiçbir şeyi takım olarak alma.

3. Kırk yılda bir gerekecek şeylere para saçmamak ve gerekince komşudan istemek, hem ekonomiktir hem de insanı sosyalleştirir.
+1
Mirket
(25.07.26)
sıfırdan başlayacak olsam bir tane darbeli somun sıkma alırdım. beton delme, kırma işleri haricinde birçok iyi yapabilirsin. özellikle ev işlerinden en çok ihtiyaç duyulan paslı veya sıkışmış vida ve civatalarda çok iyine yarar. bosch gdr 12v-105 veya gdr 12v-110 güzel modeller. uygun uçları da toplarsan uzun süre başka bir şeye masraf etmezsin diye düşünüyorum.
0
bravoteam
(25.07.26)
Izeltaş ürünlerinden al. Tornavida, pense vs. Elta da alabilirsin. Izeltaşın yan ürünü.
0
jackyr
(25.07.26)
akülü hiçbir şey almamak çok geçerli bir öneri değil.
mecbur olmadıkça gömülü bataryalı ürünlerden uzak durmak lazım ama. mesela annemin philips süpürgesi gömülü batarya bir kez garantiden batarya değişti tekrar batarya ölünce sıkıntı olacak. akülü tip ürünlerde yeni akü alıp düşük maliyetle kullanmaya devam edebiliyorsun. her aletin aynı aküyü kullanınca birkaç yıl sonra bi akü aldığında hepsinin aküsü yenilenmiş oluyor.

elektrik olmadan da kullanman gerektiği olabiliyor kablonun engel olacağı durumlar da dışarıda kullanmak da gerekebiliyor. ek olarak akülü matkaplarda tetiği bıraktığın an durması, tork sınırlama ayarı olması, boyutu vs. gibi özellikler vidalama işleri için de çok daha kullanışlı hale getiriyor. darbeli somun sıkma evet çok kullanışlı alet ve vidalama için de kullanılabilir ama onlarla yanlışlıkla çok fazla sıkma ihtimaliniz yüksek. tork sınırladığınız bir matkapla vidayı yalama yapmaz veya vidaladığınız şeyi çatlatıp kırmaz, ezmezsiniz. vidalama için darbeli somun sıkma kullanırken daha dikkatli olmak gerekli.

önemli olan aküsünü kolayca bulabileceğin ve fiyatı çok yüksek olmayan bir marka tercih etmek ve o aküleri düzenli kullanmak. uzun süre kullanılmayacaksa aküyü tam dolu veya tam boş bırakmamak, özellikle boş bırakmamak daha kritik.

ortak aynı aküyü kullanan aletler olması önemli. atıyorum matkap daha sık kullanılır dekupajı daha az kullanırsın, aynı aküyü paylaştıklarında dekupajın aküsü de kullanılmadan yatmamış olur.

einhell bu açıdan en mantıklı marka. ben de einhellden alıyorum gerekenleri. hatta aküleri aktif kullanmayı garantileyeceğinden dikey süpürgesini de aldım.

bosch da benzer şekilde süpürge ve diğer birçok şeyde aynı bataryayı kullanma imkanı sunuyor ve bataryası bulunabiliyor. ama bataryaları daha pahalı ve her üründe aynı bataryayı kullanmıyor. yeşil seri ve mavi seri aküleri farklı. bu sebeple ben tercih etmedim. daha az kullanacağım ürünleri daha uygun fiyatlı şeylerden alıp sık gerekebilecek veya güçlü olmasını istediğim şeyleri profesyonel seriden alabiliyorum.
bosch olsa az gereken ürünleri de pahalı modellerden almam gerekecekti bu akü avantajını sağlamasını istersem.
0
konetsu
(25.07.26)
izeltaşın gargaburunu, pensesi, yan keskisini al.
0
mikahakkinen
(25.07.26)
elimde aklına gelen hemen hemen herşey var. eskiden hep elektrikli makita bosch prof kullanırdım sonra şarjlıya geçtim. şarjlıya da einhell ile geçtim. şarjlı ve einhell olarak, freze, avuç taşlama, tilki kuyruğu, delme vidalama, darbeli somun sıkma ve daire testere var.

daire testere 1 saat içinde bozuldu çünkü en ucuz olanı almıştım. buna rağmen özellikle freze ve şarjlı 4 5 binlira seviyesindeydi. tilki kuyruğu da ucuz. ağır şartlarda kullandım ama bir sorun yok. avuç taşlama da en ucuzlarından birisi o da öyle.

einhell'in üst seviye modellerini alırsan inan pişman olmazsın. yani delme vidalama mesela 120 nm tork var. duvar da deliyorum. günde 200 tane vida attığım da oluyor. bunun bosch olan emsali 18bin + benim einhell olanı 4800 + pil.

şarjlı freze mesela bosch 9300 + pil benim einhell 4300 + pil. çok da memnunum.

izeltaştan tek bir takım bile alma. kısa açık ağzılı anahtar takımı aldım. 17 anahtar 17 somuna olmuyor. 19 anahtar 19 civataya olmuyor. gittim perçin pensesi aldım. 10 tane perçin atamadan bozuldu. dandik marka aldım 1000 tane perçin attım hala bişey olmadı.

izeltaş eski izeltaş değil. ceta form ve beta izeltaştan 10 kat kalitelidir. ha pense grubunda da knipex iyidir ama pahalı.

bana sorarsan tamirci dükkanı işletmeyeceksen beta izeltaş, knipex falan böyle şeylere ihtiyacın yok. normal ucuz takımlar da çok rahat işini görecektir.

son olarak şarjlı aletler için 4 amperden küçük batarya alma. tam güçte çalışmıyorlar 4 amper altında. bir de bunların elektrikliler kadar güçlü olduğunda düşünme.

bir alete 30 40 verip dewalt makita almak var. bir de 3 4 lira verip einhell almak var. tabii ki 30 40 binlira verdiklerin iyi olacak. bunu da göz önünde bulundur.

10 binliraya 9 parça set olayını kesinlikle düşünme. alacağın en kötü marka einhell olsun. onun da en ucuzu olmasın
0
omer460
(25.07.26)
einhell ler çin malı ve problemli diye biliyorum.

bosch yeşiller amatör için iyi. black decker de iyi.

param var dersniz bosch pro, stanley falan takılırsınız.

ama bu dörtlü genel olarak iyi. fazla şaşmamak lazım.
0
gurur
(26.07.26)
@gurur einhell alman markası merkezi ve tasarım vs. kısmı orada ama üretim çinde evet. bugün bakınca çinde üretim yaptıran birçok amerikan veya avrupalı marka var bu da onlardan biri. mantıklı olan bu çünkü. maliyeti ya kaliteden kısarak düşürürsün ya işçilik maliyeti düşük yerde ürettirirsin.

çin üretimi kötüdür algısına sahip biri değilim arabam bile çin malı geely :) ve memnunum. einhell ürünlerinden de memnunum. expert plus ve professional serileri yeşil boschla kıyaslanamayacak kadar iyi. ki bugün bosch da alman üretimi filan değil, onlar da üretim maliyeti düşük yerleri tercih ediyor maviler bile macaristan malezya üretimi vs. çinin üretim konusundaki deneyimi macaristandan iyidir benim gözümde. hangi kalitede ürün istersen üretebilecek kapasitede bir ülke çin.

millet impact driver, impact wrench gibi ürünlerde yalpa var diye şikayet ediyor :D sanki bunlarla hassas delme işi yapacaklarmış gibi... matkapta mandrenin dış kısmına bakıp çok salgı var ya diyorlar, şikayet ettikleri videoların çoğunda matkap uçları salgısız dönüyor aslında.

kaliteli çin mallarını severim ben, o fiyat aralığında rakiplerinin üzerinde kalite ve özellik sunar genelde. bi iki segment daha üstün ürünü alırsın. no-name dibin dibi ürünler de çinden çıkma bunlar çöp evet. einhell bunlardan biri değil.
0
konetsu
(26.07.26)
@konetsu çin var çin var...

yorumlarına bakınca einhell iyi değil. muhakkak problem çıkmış ve destek yok dye hatırlıyorum.

bosch da almanya'da üretilmiyor nihayetinde o da çin. ama dediğim gibi çin var çin var.

yoksa tek batarya ile tümü kullanılıyordu einhell'de sanırım. müthiş olay. ancak dediğim problemler beni vazgeçirdi. ki hobi olarak makine alırım :)
0
gurur
(26.07.26)
@gurur benim yorumlarda gördüğüm sorunlar bahsettiğim gibi özellikle yalpa/salgı olayı ki matkap olmayan cihazlar için bu problem değil matkaplarda da genelde mandrenin içinde ucu etkileyen bi yalpa olmuyor. dış taraftaki yalpalamaya takılıyorlar tamamen etkisiz bir durum bu.

çok fazla geri gönderdim değişim yapıldı şeklinde yorum da gördüm özellikle bu yalpa konusuyla ilgili. değişim/onarım konusunda çok sıkıntı çıkarıyor destek vermiyor gibi bir izlenim oluşturmadı.

sözlükte güncel yorumlarının ve garanti ile ilgili yorumların büyük kısmı olumlu.
eksisozluk.com
şikayet edende de kırılan parçayla alakalı konu, fiziksel hasar hiçbir markada garanti kapsamına girmez?

bosch'un garanti/servis süreçleri de çok daha iyi görünmüyor. şikayetvar'da einhell'in puanı biraz daha düşük evet ama bosch da düşük www.sikayetvar.com

3 yıl kadar önce mercedes f1'a da sponsor oldu ve birçok aleti takım tarafından kullanılıyor www.einhell.com.tr

c serisi yani classic serisi ürünleri genelde daha düşük kalitede gibi görünüyor bunlar yine no-name ürünlerden iyi olsa da çok çok az kullanmayacaksanız tercih etmemek daha doğru olabilir. expert serisi ve üzeri benim aldığım tüm ürünler.

bir diğer gördüğüm ve benim de birkaç kez başıma gelen problem matkapta cihaz duruyor tetiği bırakıp tekrar bassan da çalışmıyor bataryayı söküp takmak gerekiyor zorlanınca.

bu ürünün kendisinden değil de bataryadan gibi, 60nm matkapta 2ah aküyle bunu bazen yaparken 4ah aküyle yapmıyor mesela. 2ah akü de yeni şarj etmişken tam doluyken yapmadı sanırım hiç. aşırı akıma karşı bataryadaki koruma sistemiyle alakalı olabilir ama gücü kesince direkt kendini resetlemek yerine sök tak gerektirmesi can sıkıyor biraz.

çok zorlanmadıkça 2ah ile de bu problem olmuyor. şehir dışına çıkarken yanıma sadece 2ah aküyü almıştım metal ucuyla 3 tane bayağı sağlam çelik vida deldik hem tek küçük bataryanın gücü ve şarjı yetti hem bu problemi çıkarmadı. daha çok vidalama sırasında olabiliyor bu olay. başta yalama vida sökmek için olan şu speedout tarzı şeylerden denedik ama vidalar sertleştirilmiş çelik olduğundan yalama vida sökme şeyleri yalama oldu :D mecbur matkapla patlattık.

matkap dekupaj süpürge kompresör ve üfleyici var birkaç güne de darbeli somun sıkma almayı düşünüyorum.

bu arada sanayide kullanılmaz/profesyonel kullanılmaz deniyor da ben sanayide assur ve benzeri dibin dibi ürünlerden kullanan "usta" bile gördüm :D einhell her türlü kullanılır gibi. işçiliğini beğendiğim şu arkadaş da birkaç einhell ürünü kullanıyor mesela www.youtube.com birkaç başka youtube'da video paylaşan ustada gördüm. sponsorluk vardır yoktur bilmiyorum artık. ama işlerini görüyor.
0
konetsu
(26.07.26)
aldım :) i.imgur.com
TP-CW 18/350-C Li BL - Solo 3800'e geldi.
www.einhell.com.tr
0
konetsu
(30.07.26)
kalite olarak Einhell ile ilgili bir bilgim yok, kuzey amerika'da kullanilmiyor.
ama yakin zamanda elektrikli herseyi sattim komple pilli sisteme gectim.
simdiye kadar aldiklarim:
1 tane impact driver
2 tane daire testere, biri tahta kesmek icin digeri metal.
3 tane pil, 2 tane sarj aleti.
bendeki piller 2.0Ah, cabuk bitiyor. tavsiyem 4.0Ah olur pil olarak. Daha cok kapasiteye bence girmemek lazim cunku bu sefer pil buyuyor ve alet agirlasiyor.
0
cooperr
(30.07.26)
(5)

hangi yasta is degistirmek zor?

Purple life
bence yeni mezunun is bulmasi cok zor. kimse emek vermek istemiyor. herkes baskasinin yaninda pissin bana gelsin derdinde. min 2 yillik tecrübe oldugu takdirde 20,30 ve 40li yaslarda is degistirmek kolay gibi geliyor. 40larina sonuna kadar zorlasir ve 50 sonrasi icin imkansiz gibi bir sey bence. o
bence yeni mezunun is bulmasi cok zor. kimse emek vermek istemiyor. herkes baskasinin yaninda pissin bana gelsin derdinde.

min 2 yillik tecrübe oldugu takdirde 20,30 ve 40li yaslarda is degistirmek kolay gibi geliyor. 40larina sonuna kadar zorlasir ve 50 sonrasi icin imkansiz gibi bir sey bence.

o yüzden bu yaslarda is degistirip sürekli yüksek maasi kovalamak iyi bir fikir gibi geliyor. 45 yasinda buldugun istense emekli olana dek ayrilmamak gibi bir planim var.

siz ne dersiniz?
0
Purple life
(01.06.26)
İnsanlar eğer işten çıkarılmamışlarsa genelde zaten çalışırlarken iş arıyorlar ve aradıkları maaş ve şirket kültürüne sahip yerlere geçiyorlar. Bunun da hangi yaşta olacağı çok önemli mi ki gerçekten? 50 yaşında daha iyi bir yer bulsanız veya davet edilseniz gitmez misiniz? Aksine, işinizi kaybetmek söz konusuysa yine yaşın pek önemi kalmıyor, çünkü bu konuda karar sizde değil. Genel plan aslında daha çok "fırsat bulduğunda iş değiştir" şeklinde ve sizinkine göre daha basit ve işlevsel sanırım.
+2
akhenaten
(01.06.26)
Yüksek maaşı kovalama olayı tam Türk beyaz yakalı kafası. Sonra bir bakmışsın tansiyon, kalp, şeker almış yürümüş. Yaşla birlikte işin yapılabilirliği daha öne çıkıyor.
-3
michael harddd
(01.06.26)
mavi yakalının özellikle kritik öneme haiz bir işlevi yoksa. 40 dan sonra iş bulması zor. 50 den sonra imkansız derece zor fakat her insan için böyle değil. meslekçi insansan. zanaat sahibiysen sıkıntı yok. aynı şekilde beyaz yakalı ama mesleğinde de iyiysen sıkıntı yaşanılacağını sanmam.
-1
omer460
(01.06.26)
beyaz yakayi baz aliyorsak tam tersini dusunuyorum.
en cok ilk isimde zorlandim, sonrasi eger isinde iyiysen ve cv kof degilse corap sokugu gibi geliyor.
ozellikle 35-55 arasi bence prime donem. 55 sonrasi yavaslamaya baslanabilir ama 70'e kadar soluksuz devam edenler de biliyorum.

tecrube olarak 20 seneyi devirmeden ben "artik buradan emekli olacam" demem. 20 sene tecrube olana kadar ziplayarak devam ederim. ne kadar farkli sirkette calisilirsa o kadar iyi diyorum.
-1
cooperr
(01.06.26)
Genc enflasyonu ne demek ki? @korkut
-1
🌸Purple life
(02.06.26)
(7)

Ani fren korkusu

metal69
Sokaklarda, caddelerde vs. değil de hızın yapıldığı otoyollarda orta şeritte 80-90 giderken 4-5 araç boyu takip mesafesi bıraktığım öndeki aracın bir anda ani fren yapacağı korkusu iIe gidiyorum otoyol seyirlerinde. Bu korku nasıl atlatılır?
Sokaklarda, caddelerde vs. değil de hızın yapıldığı otoyollarda orta şeritte 80-90 giderken 4-5 araç boyu takip mesafesi bıraktığım öndeki aracın bir anda ani fren yapacağı korkusu iIe gidiyorum otoyol seyirlerinde.

Bu korku nasıl atlatılır?
0
metal69
(30.05.26)
O korkuyu çok da atlatmamak, çok da rahatlamamak lazım bence. Ben trafikte herkesin deli olduğu önyargısı ile araba kullanıyorum. Arabanı teknik olarak en iyi seviyede tut, eksikse sürüş deneyimini artır, gerekirse güvenli sürüş eğitimlerine katıl. Arabana ve sürüş yeteneklerine güven duyarsan panik olmazsın.
+3
kaptan memo
(30.05.26)
doğru olan senin yaptığın ama trafiğin 20 30km hızla haraket ettiği yerlerde de öyle yapıyorsan, bu bir problem. bazılarını görüyorum; trafik ışıklarında durmuş, önünde 2 araçlık boş yer var ve telefonla oynuyor. motorla olduğum için yanından geçiyorum da eminim çok fena sövüyolardır.
+2
omer460
(30.05.26)
90'la giderken yeterli takip mesafesi bırakmıyorsan (4-5 araç 90km için yeterli değil) ve öndeki araç ani fren yaparsa çarparsın (garanti), ölebilir veya sakat kalabilirsin.
Takip mesafesine uyulmuyorsa, güvenli sürüş tekniği sihir yapıp sizi arabaların üstünden atlatacak değil.
Takip mesafesine uyunca hiç öyle öndeki ani fren yapacak diye bir endişe olmuyor. Yakın takip rus ruleti gibi bir şey, sadece silahta daha fazla mermi var.
+4
mikro patlama
(30.05.26)
Mesafe hız/2 değilmiydi, daha fazla mesafe bırakmalı bence. İmkan olmayan durumlarda da direksiyon kontrolü çok önemli, şerit değiştirmede aşırı dikkat. Yorulduğunda kenara çekip dinlenmek. İleri sürüş teknik hocaları da ne diyor bakmalı.
+2
dezember
(31.05.26)
daha fazla takip mesafesi bırakıp
yolun akışını analitik düşünerek
fren yerine gazdan ayağı çekerek
+2
mantık
(31.05.26)
Takip mesafesi değil durma mesafesi bırakın

imgur.com
+1
klardtt
(31.05.26)
Öndeki araca değil, daha öndekilere geniş açı bakarak sakin kalabiliyorum, baya faydasını gördüm.
+1
sinematikcrop
(31.05.26)
(23)

Başkalarına normal gelen ama sizin katlanamadığınız şeyler?

ekimoloji
Yalnız olmadığımı bilmek istiyorum, yemek yedikten sonra kürdanla diş karıştırılması midemi alt üst ediyor, yapana asla bakamıyorum. Bana göre medeniyesizce bir davranış. İlla yapılacaksa WC’de yalnızken falan yapılmalı diye düşünüyorum.
Yalnız olmadığımı bilmek istiyorum, yemek yedikten sonra kürdanla diş karıştırılması midemi alt üst ediyor, yapana asla bakamıyorum. Bana göre medeniyesizce bir davranış. İlla yapılacaksa WC’de yalnızken falan yapılmalı diye düşünüyorum.
0
ekimoloji
(30.05.26)
El ile ağız kapatılıyorsa kürdan problem değil benim için.
Ama şu var:
eksisozluk.com
0
bumbum
(30.05.26)
Evet. İğrenç bir şey.

El öpmek. Tuvaletten çıkınca elini yıkamamış birinin elini öpüyorsun belki.
Koronavirüs varken ne güzel el sıkma bitmişti.

Sünnet de bana ters gelmeye başladı. 18 yaş altı olan birinin vücuduna geri döndürülemez bir zarar veriliyor.

Nişan alışverişi denen garip şey. Evlenmeden önce kadının X gram altın istemesi.

Düşünsem çok bulurum.
-4
arbre
(30.05.26)
Geçen gün metrobüs sırası bekliyordum. Geldi bi tane önde barikat gibi duran birkaç kişi yüzünden binemedim ama heralde yolları uzun bomboş gelene binecekler diye düşündüm. Ardından gerçekten bomboş metrobüs geldi ben de önümdeki herkes binecek nasılsa diye önümdekilerin binmesini bekledim. Baktım sağdan soldan herkes bindi önümdeki duvar gibi duran kişiler yine binmedi ve ben zar zor onları aşıp binebildim anca. Ama asla sağa sola da ayrılıp yol vermiyolar. O kadar sinir oldum anlatamam. Sonra binerken soylendim kendi kendime kimse tepkili gözükmüyordu. Bu durum çok yaşanıyor yani metrobüse binmeyeceksen neden yolu kapatıp en önde duruyorsun veya yol vermiyorsun.

Bir de kaldirimda duran hareket etmeyen insanlara da tahammül edemiyorum. İstanbul kalabaliginda zaten yürünecek alan çok az bir de insanlar duruyor. Bir de onları aşmaya çalışıyoruz yolumuza gidebilmek için.
+2
egerbiryolcu
(30.05.26)
koltuklara ayaklarını toplayıp tüneyerek oturan insanlar. ev ortamında sıkıntı yok ama ayakkabılarla oturduğumuz yerin temas etmesine hep tilt olmuşumdur.
+3
suicmeyenadam
(30.05.26)
Kürdan komple zarar aslında, ama beni rahatsız etmez.

Fazla işlevselcilik beni çok rahatsız ediyor ama ya.
Hiç sürahi yokmuş gibi yoğurt kabında ayran yapmak olsun, düzgün çöp kutusu yokmuş gibi beş litrelik su şişesinden çöp yapmak olsun, düzgün sabitleyiciler varken masanın bacağının altına koyulan kağıt karton falan olsun, deli oluyorum içten içe.

Bunları yapan insanların da çok hoşuna gidiyor, pratik zeka falan deniyor. Ana fikri anlıyorum ama her fırsatta "pratik zekaya" sarılmak da gereksiz bence ya. Günü kurtarmak için yapılır bunlar ama, genelde öyle olmuyor birçok insan için.

Yukarda da denmiş, kaldırımın ortasında duran veya orta yerden ağır ağır yürüyen, karşıdan karşıya geçerken sanki kır yürüyüşü yapıyormuş da hiçbir anını kaçırmaması gerekiyormuş gibi ağır ağır geçen insanlar içime sıkıntı bastırıyor cidden.
+2
akhenaten
(30.05.26)
Kapali alanlarin olur olmaz mevsimlerde gereksiz sicak yapilmasi. Mesela Mayis ayi disarisi 18 derece ve kalabalik bir kapali mekanda isitma acik. Havasiz hamam gibi igrenc bir ortam, ayni sey kisin da gecerli, zaten iyi giyinilmis oluyor, her yeri hamam gibi yapiyorlar.
+2
mbond
(30.05.26)
avuç içine hapşırılması. sonra da ellerini yıkamıyorlar. sonra o ellerle bir şeylere dokunuyorlar.

buna katlanamıyorum.

o an peçete yoksa dirseğin iç kısmına hapşırılmalı.

ayrıca wc sonrası elini yıkamayanlara da katlanamıyorum.

ayrıca sifona bastıktan sonra elini yıkamayanlara da katlanamıyorum.
+3
art cat chocolate
(30.05.26)
misafirliğe gittiğinizi düşünün. karşınızdaki kişinin çorapsız ayakkabı , terlik giymesi beni çok rahatsız eder. çok ciddiyetsiz bişey.
+1
omer460
(30.05.26)
herkesin telefonundan surekli degisik sesler cikmasi. tiktok izliyorlar sanirim, bir sesten baska bir sese gecis yapiliyor surekli. bunu icat eden gun yuzu gormesin ya. ucakta beklerken bile aciyorlar bunu gina geldi artik.

bu arada mbond +1, her yer cok sicak.
+7
arakaali
(30.05.26)
Elle ağzını kapatarak kürdan kullananlar bana daha çok hanzo geliyor.
-1
dapda
(31.05.26)
Bu insan bunu nasıl yapabilir, sorusu hayatını en çekilmez kılan şeydir ve hiç bir şeyi çözmez. Söylemen gereken cümle, "Bu insan da böyle görmüş, yetişmiş böyle cahil kalmış, yazık" der, geçersin. O zaman hayat daha kolay olacak. Başka yolu yok, böyle insanlar ve hatta çok daha kötüleri hep olacak.
+2
mehmetakar
(31.05.26)
Yukarıdakilerin neredeyse hepsi artı taharet. Ne elinden bir şey yerim, biliyorsam karşıdakinin bunu yaptığını ne el sıkışırım, ne havlumu tutarım yanında.
Aklım hayalim almıyor şunun halen yapılabiliyor olmasını.
+2
asue
(31.05.26)
Toplu ortamda telefondan sesli bişeyler izlenmesi, öZellikle reels vs, sürekli anlamsız değişen sesler
+2
mavibalık
(31.05.26)
araba kornası
+2
yurtsuz john
(31.05.26)
+sonsuz listelesem kesinlikle başı çeker. Olayın varlığını düşünmek bile mide bulandırıcı.
-1
🌸ekimoloji
(31.05.26)
Bir Fransız lisesinde, müdür yardımcısı bizle konuşurken serçe parmağıyla yemek artıklarını çıkarıyordu.
Bu anekdottan sonra, soruya gelirsem:
- Fiziksel şakalar, izinsiz dokunma (kişisel alana saldırı)
- Korna
- Randevuya ve tüm diğer saatli işlere uymama
- Sıra olan yerde öne geçme
- Yoğun trafikte sersem tavuk gibi kendini arabaların altına atıp, karşıya geçemeyen arkadaşına sırıtanlar
+3
pro9it9is9
(31.05.26)
online bağış yapanlar.
sadaka olur, bağış olur, yardım olur. hepsi gözümde böcekten farksız. bunların içinde yüksek oranda beyaz yakalılar da var.
-5
plastic_angel
(31.05.26)
ufacık bir yardıma bile engel olurlar
0
mantık
(31.05.26)
Taharet derken elle alınması mı rahatsız ediyor? B.klu mu gezilmeli? Ben tuvalet ıslak mendili kullanıyorum.

Neden kimse el yüz yıkanan yere ayağı sokup abdest almak dememiş? İlginç
-4
Kahvedesu
(31.05.26)
Nedense sadece kadınlarda gördüğüm göz çapaklarını parmak ucuyla silip bir de uzun uzun inceleme hareketi var. Midemi bulandırıyor.
0
beyfendi
(31.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2 soruya cevap vermek yerine neden özgeçmişini, kendinle ilgili cool olduğunu düşündüğün şeyleri yazmayı tercih ettin merak ettim.

İyi bildiğin uzmanı olduğun bir konuda yetkin olmayan birinden eğitim almak başkalarına normal geliyor da bir tek sende mi kaşıntı yapıyor bu? Duyurudaki soruya uygun bir cevap bile değil bu. Hiç gereği yokken özgeçmişini okuduk.
+5
beyfendi
(31.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2 kvkk'ya göre rızan dışında veri işleme suç sayılacağı için tabii ki oturup her soruya verdiği cevabı ai modele verip kişilik analizini yapmasını istemedim ama yapsaydım eğer eminim zank diye sosyoekonomik narsisizm ve statü takıntısı, sınıf kibri, değerini finansal güç üzerinden tanımlama, hiyerarşik küçümseme ve kibir, düşük empati gibi insanın kendine yakıştırmayacağı sonuçlar çıkarırdı.

sana kişisel olarak saldırmıyorum. seni tanımıyorum. konu sen değilsin ama konu sen olmak istiyorsun.
+5
beyfendi
(31.05.26)
parfüm kullanmak
0
sadegazoz
(11.06.26)
(6)

şarjlı matkap için

metal69
Hangi marka sizce?
Hangi marka sizce?
📊 Hangisi?
Bosch %26.7 (8)
Dewalt %16.7 (5)
Stanley %3.3 (1)
Einhell %33.3 (10)
Makita %16.7 (5)
Ryobi %3.3 (1)
-1
metal69
(30.05.26)
yoğun kullanmayacaksan evde elimin altında bulunsun diye alacaksan einhell tam f/p ürün
0
my fault
(30.05.26)
Ev kullanıcısı için fazla kaçsa da Bosch mavi seri. Evde diğer eşyalar da Bosch ise (şarjlı süpürge, şarjlı silikon tabancası vs) batarya ve sarj aleti masrafı da etmeye gerek kalmıyor.
0
kimlanbu
(30.05.26)
einhell kendi fiyat aralığında en iyisini sunuyor gördüğüm.

yani bosch yeşil fiyatına einhell expert plus veya professional serisi ürün filan alabiliyorsun ki bu performans olarak mavi boschun çok gerisinde kalmıyor.

diğer markaların üst seri ürünleriyle kıyaslarsan da daha güçlü daha üstün özelliklere sahip ürünler oluyor. atıyorum 40nm darbesiz fiyatına 60nm darbeli filan alabiliyorsun gibi.

bende TP-CD 18 Li-i BL var mesela. ve bu model özelinde TE-CD 18 Li-i BL olarak satılan birçok yerde gönderim TP serisi olarak yapılmakta, güncel tarihli yorumlara bak derim.. expert plus serisi olarak çıkıp sonraki partilerde professional serisine geçirilen bi model. ürün sayfaları güncellenmemiş oluyor bazen. ha elde eski üretim ürün kalmışsa TE serisi de gönderebilirler ama üründe fark var mı bilmiyorum. zaten düz expert değil expert plus olarak geçiyordu TE olan da.

Einhell'i öne çıkaran en önemli konulardan biri bence ürünün kendisi kadar bataryasında da f/p oranının iyi olması. başka markada 2ah alamadığın fiyata 4ah filan alabiliyorsun.
süpürge, dekupaj, kompresör, üfleyici vs. birkaç ürününü daha aldım memnunum ben.

tüm 18v aletleri aynı bataryayı kullanabiliyor. boschta mesela yeşilin bataryasını maviye takamıyorsun bataryalar da serilere ayrılmış durumda. yine bataryaları kolayca güvenilir satıcılardan bulabilmek de avantaj. hepsiburada amazon trendyol vs. kendileri satış yapıyor. bi black&decker'da vs. mesela bataryayı güvenilir satıcıda bulmak da sorun gibiydi alacak zaman baktığımda.

boschta sık kullanacağım iyi olsun diyip mavi matkap alsan az kullanıyorum diye başka bi ürünü yeşil alsan batarya uymayacak vs. einhell'in powerxchange akülü ürün çeşitliliği de bayağı geniş.

hazırda başka ürünleri bulunan bataryası olan bi marka varsa ondan ilerlemek daha mantıklı olabilir. yoksa da ileride almak isteyeceğin aynı bataryaya sahip diğer ürünlere ve fiyatlarına da bakarak karar ver derim.

edit: ek olarak ben alırken solo einhell matkap+akü+şarj aleti fiyatına yakın mavi seri bosch da vardı. ikisi de darbeli bosch 55nm, einhell 60nm.

hala einhell daha ucuzdu ve bosch 2ah set iken einhell'de 4ah ile fiyat daha uygun kalıyordu. bosch'ta destek kolu yokken einhell'de vardı vs. ama hepsini geçtim mavi bosch'un adı var ya diyip alsam mı diye bi aklımı kurcaladı. baktım ki ürün kömürlü motora sahipmiş. mavi profesyonel seri güncel üründe hala kömürlü motor kullanması da bi şaşırtmıştı. kimine göre kömürlü motor da olsa mavi bosch daha iyidir vs. ama o kadarına da inanmam :D teknolojik üstünlük var arada direkt. daha az sürtünme daha az ısı daha yüksek verimlilik, hafiflik ve kısa gövde... 2ah bataryayla kömürlü motoru çalıştırabileceğin süre ciddi oranda daha kısa olurdu. marka hatta seri özelinde bile değil model özelinde kıyaslamak lazım.

marka seçeceksek yani bütçe sınırı yok en iyisi olsun diyorsak hilti mavi bosch'u vs. döver.
+4
konetsu
(30.05.26)
Benim komşumda bir tane Makita var. Tamir tadilat çok yapan biri. Fayans da döşer, bahçede kaldırım taşı da döşer, mutfakta dolap da asar. Bir şikayeti yok gördüğüm kadarıyla. Bosch da iyi. En övülen marka galiba kendisi ama keseyi daha çok açmak gerekiyor bence gereksiz.
0
huladancer
(30.05.26)
ne amaçla, ne şartlarda ve ne sıklıkta kullanacağına göre çok değişir. Kabul gören sağlam markalar arasında dewalt, makita ve bosch var ama einhellden 5 6 liraya alabileceğin bir şarjlı matkap(konunun ucu çok açık) dewalt bosch ve makita gibi markalarda 30binlira üzerine çıkabiliyor.

Şarjlı matkap deyince darbeli delik delen akülü vidalama geldi. sadece duvar delmek maskatlı olanlar da var.

bu aletler eğer set içinde değilse çok büyük ihtimalle pilsiz olarak satılır. Ben einhell'in expert serisi bir darbeli delik delebilen vidalama yapabilen bir tane aldım. 120nm torka sahip oldukça sağlam ve çok ağır şartlarda kullandım bir sorun yaşamadım. tabi iş amaçlı kullanacaksan dewalt, makita, bosch proffessionel(son tercihim bu olur) veya miliwakee gibi markalar iyidir.

bir de torku yüksek bişey alıyorsan alacağın en düşük pil 4amper olmalı. 4 amper altında tam performans çalışamıyor bu aletler.

einhell ve bosch'un türkiye distirbütörü amazon. sahteleri çok olduğu için altını çizmek istedim ve muhtemelen bosch'un sitesinde bile amazondan daha düşük fiyat bulamazsın.

bu arada şarjlı olarak vidalama, avuç taşlama, el frezesi, daire testere, tilki kuyruğu testere aldım. hepsi einhell ama iki saatte bozulan da oldu. expert serisi cidden iyi ve sağlam. iki üç binliralık giriş seviyeleri oldukça dandik. yani çok iyisi de var, çok kötüsü de.

www.amazon.com.tr

ben bunu aldım. yanına da 4 amper pil aldım 3 tane
0
omer460
(30.05.26)
@omer Einhell Turkey Dış Ticaret A.Ş. adında bir şirket bulunuyor amazon'un direkt kendinin getirdiğini sanmıyorum. resmi online satışı var direkt aracısız satıyor ama amazon yurt dışından getiren değil bu einhell türkiye'den tamin ediyor gibi algıladım. aynı şekilde hepsiburada trendyol vs. satışları da var çünkü. ben alırken 60nm olan hepsiburada'da daha ucuzdu. sen set atmışsın bu solo.

www.hepsiburada.com

ve bu expert değil professional serisinden.
seri olarak işte TC yani classic serisi bosch'un yeşili gibi düşünülebilir.
TP serisi mavinin dengi olmaya yakın yine markanın üst modelleri.
TE ise geçiş kısmı. bazıları TP serisine yakın güzel ürünler, genelde expert plus diye geçiyor.
bazıları daha alt segmente yakın ama yine giriş seviye de değil, expert diye geçiyor.

TC serisi bazı ürünleri yetersiz gelebilir yine de markasız diyebileceğimiz bu fake spec fason ürünlerden kat kat iyidir. bir de modeli isimli olan kodlu olmayan ürünler var bunlar da expert plus ve professional segmentteki ürünler oluyor. herocco axxio vs. ürünler mesela.

segment belirten ikinci harf, yani C-E-P harfleri. ilk harf ürün kategorisi. T tool oluyor, C var mesela Car Tool oluyor. bu ürünler CC CE CP gibi kodlara sahip aynı şeyler geçerli.
mümküm olduğunca expert plus ve professional seri ürünleri tercih edilmeli, expert serisi de ev kullanıcısına yeter ama c serisi ürünlerde memnun kalmayabilir kullanıcılar.
0
konetsu
(31.05.26)
(3)

Video için altyazı

rakicandir
Harddisk'te bazı videolar için hızlıca altyazı yaratacak bir tool var mı ?Teşekkürler.
Harddisk'te bazı videolar için hızlıca altyazı yaratacak bir tool var mı ?
Teşekkürler.
0
rakicandir
(20.04.26)
Wondershare UniConverter
0
omer460
(20.04.26)
github.com

ai destekli ister lokal ister openai apisini kullanarak altyazı çıkartmanıza yardımcı oluyor. son zamanlarda kullandığım en iyi programlardan birisi.

şahsen lokalimde whisper large-turbo-v3 modelini kullanarak transkripti çıkartıyorum. ister text ister srt formatında timestampli olarak altyazı çıkartabiliyor.
0
false pretension
(21.04.26)
macbook için macwhisper free planda bile iyi sonuçlar üretiyor (m işlemci ile baya hızlı çalışıyor local modeller).
0
brkylmz
(21.04.26)
(10)

Üst katan evime gelen sifon sesinden kurtulmanın bir yolu olabilir mi acaba :( Pahalı da olsa daireme izolasyon yaptırabilirim.

gijilti
Müteahhit banyoyu oturma odası ile yatak odasının arasına yapmış.Banyoda gömme rezervuar var ve sifona basılınca dehşetli ses çıkarıyor.Rezervuar yatak odası ile banyo arasındaki duvarda olduğu için özellikle oturma odasına çok ses geliyor.Üst kattakiler beş dakikada bir sifona basıyorlar nedense.Ge
Müteahhit banyoyu oturma odası ile yatak odasının arasına yapmış.
Banyoda gömme rezervuar var ve sifona basılınca dehşetli ses çıkarıyor.
Rezervuar yatak odası ile banyo arasındaki duvarda olduğu için özellikle oturma odasına çok ses geliyor.
Üst kattakiler beş dakikada bir sifona basıyorlar nedense.
Gerçekten artık midem bulanıyor.
Ev değiştirmem çok olası görünmüyor.
Artık binalarda deprem yönetmeliğinden dolayı duvarlar inceymiş de o yüzden böyle çok ses geliyormuş müeahhitin söylediğine göre.
Halbuki banyoyu koridorun başındaki odanın yerine yapsaydılar hiçbir odaya ses gelmezdi. Kafasızlar!
Neyse...
Yukardan gelen sesi engellemenin yoları nelerdir?
Oturma odasının içini tamamen izolasyon malzemesiyle kaplatma teknolojisi var mı?
Varsa pahalı mı çok?
0
gijilti
(25.02.26)
bizim apartmanda yaşasanız kafayı yerdiniz. bizde üstten, alttan, yandan her yerden sifon sesi geliyor:) bok gibi bir ses yalıtımı yapmışlar. bu ses yalıtımı işi nasıl yapılır bilmem ama ucuz bir şey olsa herkes yaptırırdı sanırım. bildiğim kadarıyla hem üst katın hem de alt katın yaptırması gerekiyor.
0
nothing in my way
(25.02.26)
@nothing in my way,
ben 1. katta oturuyorum.
alt katta iş yeri var.
alt kattan herhangi bir ses gelmiyor.
karşı daireden de hiçbir ses gelmiyor.
sadece mutfak ve çocuk odası bitişik karşı daire ile.
ama araya ne koymuşlarsa çıt bile gelmiyor karşı daireden.

ev alırken en çok dikkat edilmesi gerekenlerden biri bu aslında.
tuvaletlerden gelen sesler evin enerjisini mahvediyor.
Bir de ben yalnız yaşıyorum: Evde çok ses olmuyor, bu yüzden sifon sesleri arada kaynamıyor.
Ah ah, basit bir eşya değil ki değiştiresin.
Ev değiştirmek çok zor!
Rezervuar duvarın içinde olduğu için sanırım, çok yoğun ses geliyor. Banyonun içinde olsa duvar sesi biraz engellerdi.
İyi bir kulaklık aldım: Oturma odasında masamda çalışırken bazen onu takıp kendimi soyutluyorum.
Olur da bir daha ev alacak olursam bu hayatta ses olayına dikkat edeceğim en çok.
0
santimantal
(25.02.26)
@santimantal ya müteahhitlere sorunca ses yalıtımı var diyorlar. Hangisine inanacağımızı şaşırdık. Ben de artık kulaklıkla yaşıyorum ama alt kattakilerin kapı sesini kulaklık bile engelleyemiyor. Bomba gibi patlıyor kapı. Kirada olduğumuz için ben taşınalım diyorum bizimkilere ama pek yanaşmıyorlar. Valla çok zor iş nasıl olacak bilmiyorum:(
0
nothing in my way
(25.02.26)
normalde pis su tesisatını "sessiz pimaş"la yapsalardı muhtemelen bu sesleri duymazdınız. ses izolasyonu yalnızca duvarlara izolasyon yapmakla bitmiyor maalesef. lokal olarak izolasyon yapılıyor mu emin değilim inşaatçı arkadaş varsa yanıtlar.
+1
ruhlardan esinlenen karga
(25.02.26)
ruhlardan esinlenen karga +1

ses yalıtımı diye uğraşmak değil, pimaşın değişmesi lazım.
0
kisa
(25.02.26)
Son iki cevap +1

wavin.com

Çok ses geliyor dediğin oda, asma tavan mı?
0
Mirket
(25.02.26)
Ses yukaridan mi geliyor, sizin duvardan mi bu kismi karisik olmus.
Yani siz sifon sesini mi duyuyorsunuz yoksa akan su sesi mi?

Binalarin ana gider borusu tek yuz tarafta bir tane yani siz 1. katsaniz, 4. katin bastigi sifon da ayni yerden gelir. Aldigi dus ta ayni yerden gelir.

Her sekilde cok farketmez, gerek o gider borusunun totalde asagiya indigi kanal gerekse gomme tuvaletin oldugu duvar, bolme duvar sistemleriyle kapatilmak zorunda, bu tugla ile de yapilabilse de gunumuzde alcipan kullanimi daha yaygin. Bu duvarlarin arasina duzgun kalinlikta tas yunu koymus olsalar o ses gelmez, en azindan bu seviyede. yani o hem yuz duvarin alcipani acilip bakilabilir. yeni alcipan, siva, boya masrafi cikar.
+1
wallcan
(25.02.26)
Şu tarz bir işciligin olması gerekiyor. geri kalanı boş. masraflı ama kesin çözüm:

www.akustikmimarlik.com
endustriyelkesim.com
0
limonlu eksi
(26.02.26)
size bir link atıyorum. izlemenizi öneririm. ben bir odaya ses yalıtımı yaptım ama benim amacım çok daha farklı ve yaklaşık bana maaliyeti 400- 500k civarı olacak bittiğinde.


www.youtube.com
0
omer460
(15.07.26)
@omer460 bunu yere yapsak işe yarar mı?
0
nothing in my way
(15.07.26)
(3)

HGS hareketlerindeki tuhaflık

benarrivo
2 ocak cuma günü avrupa yakasından anadolu yakasına gittim, arkadasımda kaldım. 5 ocak günü anadolu yakasından avrupa yakasına geçtim.bugün hareketlere bakınca gördüğüm şu:https://i.hizliresim.com/iuzyphp.pngbu normal mi? 31 aralıkta bir yere gitmedim. ıspartakule ile alakam olmadı.bu arada 5 ocakta
2 ocak cuma günü avrupa yakasından anadolu yakasına gittim, arkadasımda kaldım. 5 ocak günü anadolu yakasından avrupa yakasına geçtim.
bugün hareketlere bakınca gördüğüm şu:
i.hizliresim.com

bu normal mi? 31 aralıkta bir yere gitmedim. ıspartakule ile alakam olmadı.

bu arada 5 ocaktaki dönüş niçin görünmüyor?
0
benarrivo
(05.01.26)
bu durumun kesinlikle itirazı olması lazım. plakanızı kopyaladılar desem 1 sefer ile sayılı kalmaz. bence itiraz yolunu bir araştırın derim.
0
omer460
(05.01.26)
İlginç olan Ispartakule giriş ile Mahmutbey çıkış, aynı saat ve saniyede olmuş gibi duruyor. Sistemsel bir gariplik olduğu kesin.
Daha önceki günlerde bu tip bir yolculuğunuz olup, bu tarihe yazılmış olabilir mi geçmişte yazılmadan?
0
burfak
(06.01.26)
@burfak hayır ıspartakuleden hiç geçmedim. dün aradım hgsyi, şikayet olusturdum, hayır açtılar, on gün sonra ara dediler. bakalım ne olacak
0
🌸benarrivo
(06.01.26)
(12)

Dikiz aynasından araba modeli tahmin etmek

seni tanıdığım güne lanet olsun
Mümkün mü? https://imgur.com/a/TkilhTS
Mümkün mü? imgur.com
-3
seni tanıdığım güne lanet olsun
(05.01.26)
golf veya başka volkswagen grubu aracı bu ama muhtemelen yaygınlık durumundan yola çıkarak golf veya polodur.

ön cam sağ iç çerçevedeki tırtıklı yer onlarda var.
i.ibb.co
+1
nahtoderfahrung
(05.01.26)
BMW gibi...
-1
msb
(05.01.26)
zoomladığımda ön ızgaralardan bmw gibi geldi. arkadaki beton mikseri o kesin.

ama bu fotodan arabayı bilene helal olsun. böyle araba tahmini yapılmaz net bir şey yok.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
koltuk başlığına bakınca golf 7/7,5 gibi geldi bana. A sütunundaki tweeter hoparlör dizaynı daha çok jettaya benziyor ama bence araç %95 volkswagen marka. Koltuktan dolayı da golf diyorum. Yanılabilirim tabi.
+1
thefirstaction
(05.01.26)
selam, dikiz aynası diyorsunuz dikiz aynası göremedim ben. sanki aracın yolcu koltuğundaki güneşliği açıp yüzünüzü karalmışsınız ve önden gelen bir araç var onu soruyorsunuz gibi anladım. ne yazık ki bir sürü marka modele benziyor. sedan olduğunu söyleyebilirim. sizin araç sanırım ford connect
+2
omer460
(05.01.26)
bmw degil, bmwlerde tweeterlar aynanin arkasinda oluyor, bunda sutuna konmus.
golf ya da audi a3 falan olabilir.
koltuklar kumas gibi, o yuzden premium degil herhalde.
%90 volkwagen derim.
+1
cooperr
(05.01.26)
bmw diyenler karşıdan gelen arabayı söylüyor.

sorulan o değil, içinde oturulan araba.

"güneşlikteki makyaj aynası" diyeceğine "dikiz aynası" diye yanlış ifade etmiş. aynada gözüken araba dememiş, aynanın şeklinden, menteşesinden falan tanır mıyız diyor.
+1
kibritsuyu
(06.01.26)
@kibritsuyu ahahahaha ben dikiz aynasında görünen arabaya baktım. arkadaşım oturulan araba yazsana senin beyninin içini de mi tahmin edelim?
+1
mikahakkinen
(06.01.26)
twitter'da safarin var ona sorun (jesafarin kullanıcı adı)
+2
rain when i die
(06.01.26)
bu parça dikiz aynası değil ki, araçta güneşlikte bulunan aynası yani "makyaj aynası". araç digerlerinin belirttiği VAG Grubu'na ait, muhtemelen Golf 7 ya da 8.
+1
morqos
(06.01.26)
Arabalardan hiç anlamadığım için soruya cevap veremem ama soruda oturulan arabanın sorulduğu çok net, karşıdan gelen araba camdan görünüyor zaten aynayla alakası yok, dikiz aynası da fotoda yok zaten makyaj aynası sorulmuş ama o kadar ifade hatası olur yani :D

ben de safarin'e sorun diyeceğim. Kendisi daha saçma açılardan yıla kadar bilen bi manyak, bunu da bilir gibi
0
nundu
(06.01.26)
amaç ne? ilgi çekmek mi?
+1
plastic_angel
(06.01.26)
(20)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(12)

Bel fıtığı ameliyatsız tedavi edilir mi?

rasluka
Bel fıtığıyla ilgili kafam biraz karışık, o yüzden bilenlere sormak istedim.MR’da bel fıtığı çıktı ama birkaç farklı doktora gidince çok net bir yol haritası çizilmedi. Kimisi “şimdilik ameliyatlık değil” dedi, kimisi fizik tedavi önerdi. Açıkçası ameliyat fikrine de çok sıcak bakmıyorum ama “ertele
Bel fıtığıyla ilgili kafam biraz karışık, o yüzden bilenlere sormak istedim.

MR’da bel fıtığı çıktı ama birkaç farklı doktora gidince çok net bir yol haritası çizilmedi. Kimisi “şimdilik ameliyatlık değil” dedi, kimisi fizik tedavi önerdi. Açıkçası ameliyat fikrine de çok sıcak bakmıyorum ama “erteleyip daha kötü mü olur” kısmı da kafamı kurcalıyor.

Ameliyatsız tedavi gerçekten her hastada mümkün mü, yoksa bu biraz duruma göre mi değişiyor? Özellikle hangi evrede ne yapılır / ne yapılmaz konusu önemli gibi geliyor.

Araştırırken Ankara’da bu konuyu proloterapi diye bir tedaviye denk geldim.(bkz: https://drderyacan.com/proloterapi-tedavisi-nedir/)

Bilen var mı konuyu?
0
rasluka
(04.01.26)
güç kaybı, idrar kaçırma veya uyuşma vb yoksa iyi bir fizik tedavi uzmanı ile süreci yönetin. Ameliyat ancak bunlar olduğunda olun çünkü ameliyatın da yarattığı komplikasyonlar oluyor.
+1
spankenstein
(04.01.26)
"bel fıtığı" diye bir hastalık yok. o bizim halk olarak taktığımız isim.

omurganın içinde kemiklerin arasında süspansiyon görevi yapan bir jel var. bu jeli akmasın diye tutan bir zar var. zarın arkasında da ellerine, kollarına, bacaklarına, ayaklarına, bütün motor kaslarına sinyal ileten bir sinir var.

bel fıtığı dediğin şey o jelin ne kadar dışarı taşması, taşarken sinire ne kadar değmesi, belki zarı yırtıp dışarı akması, dışarı akarken sinire basıp hareketini kısıtlaması. ya da dışarı akmasına rağmen sinire değmemesi. veya zarı yırtmadan şişip şişip sinire basması. bunların tamamı bize göre "bel fıtığı". mr'da neyin ne olduğu ayna gibi görünüyor. ama ondan önemlisi, fizik muayenede sizin neyi yapıp yapamadığınız da kabak gibi görünüyor.

ameliyat olan biri olarak söyleyebileceğim, fıtık sinire basıp zarar vermeye başlıyorsa içeri girip almaları gerekiyor. bu durum ağrıya değil, bacakta uyuşukluğa, güç kaybına, felce, hatta çiş tutamamaya kadar gidiyor.

ama yok sadece bombe yaptıysa, sinire basmıyorsa, 1-2 fizik tedavi ile yerine sokabiliyorsun.

benim fıtığım patlamış, akmış ve sinire bası yapıyor haldeydi, sol bacağımı sürüyerek gidiyordum. ameliyat oldum. gücü yerine geldi, ama hala dizimin üst tarafı uyuşuk ve sol ayağımı yukarı kaldırma gücü zayıf. ameliyata rağmen iz kaldı. çünkü fıtık o sinire zarar vermiş ve zarar gören sinir eski haline gelmiyor.
+3
kibritsuyu
(04.01.26)
fitik patladi. 2 ay yuruyemedim. tekerlekli sandalye ile gezdim. beslenme, uyku egzersiz vs ile duzeliyor ama cok sabirli olmak lazim. o bolgede kilcal damarlar az bu yuzden iyilesme cok yavas.
0
tezek
(04.01.26)
Ameliyatsız sadece egzersiz ve fizik tedavi ile düzeliyor mu yani? Fıtık patlamadı ama belimi doğrultamıyorum.
0
🌸rasluka
(04.01.26)
@ kibritsuyu harika cevap vermiş gerçi ama ben de bir şeyler söyleyeyim.
Sinir harabiyeti veya ihtimali sözkonusuysa Doktor, ameliyat diyecektir ve ameliyat kaçınılmazdır.
Eğer öyle bir durum yoksa etraftaki kas grubunun güçlendirilmesiyle omurganın yükü azaltılarak rahatlama sağlanabilir. Kas yapacağım diye body'ye başlamakla olmuyor tabi. Bu işlem fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapist rehberliğinde olacak bir şey.
Yani Doktor ya ameliyat diyecek ya da FTR uzmanına yönlendirecek. Bazı doktorlar ameliyat konusunda daha kıyıcı. Öyle bir tereddüt varsa bir başka doktora daha görünmekte fayda var.
Alternatif tıp bu işe de el atmış durumda, bu yolda şifa buldum diyeni de gördüm, sakat kalanı da duydum.
Yani her hastalık hastaya özeldir. Ameliyatsız da oluyormuş diye doktorunuzu dinlememezlik etmeyin. Doktorunuz MR sonucuna ve klinik bulgulara göre en doğrusunu bilir. Onun dışındaki yollara giderseniz sakat dahi kalınabilir bu hastalıkta.

Geçmiş olsun.
0
Mirket
(04.01.26)
ben 2 defa oldum hatta galiba 3 defa oldum tam hatırlayamadım şimdi. bel fıtığı ameliyatı eğer büyük ve küçük tuvaletinizi tutamıyorsanız o zaman son çare olarak görülüyor. ben bunu kendi tecrübelerimden biliyorum ve doktor değilim. siz yine doktorunuza danışın.

bel fıtığının belli başlı sebepleri var. aşırı kilo. çok uzun süre oturmak. yanlış pozisyonda oturmak. aşırı yük kaldırmak gibi.

eğer bu problemleri düzeltmezseniz istediğiniz kadar ameliyat olun tekrar edecektir.

bel fıtığı için en iyi çözüm eğer yapabilecek durumdaysanız(ağrı sızı veya diğer hastalıklar, fiziksel durumunuz vb) bel kaslarını güçlendirmektir. bel kaslarını güçlendirdiğiniz zaman omurlarınızın arası açılır ve sinire olan bası azalır.

bunun için en etkili şey yüzmek olsa da ulaşılabilir olmadığı için benim için pratik olmadı. ikinci olarak merdiven inip çıkmak ve yürümek var. merdiven inip çıkmak bel kaslarınızı güçlendirmek için muhteşem bir hareket.

bu dediğim şeyleri bir fizik tedavi doktoruna gözükmeden yapmayın. bunun dışında çeşitli egzersizler de veriyor doktorlar.


özetle 1 saat oturuyorsanız mutlaka 15 dakika ayakta durup yürüyün. kaykılıp oturmayın. arkanıza yaslanarak oturmayın. merdiven inip çıkın. yürüyüş yapın. aşırı tuz kullanmayın. belinize kesinlikle korse vb takmayın iyi gelir gibi gözükür ama bel kaslarınızı tamamen eritir. kas gevşeltici alıyorsanız eğer. onun etkisindeyken ufacık bişey bile kaldırmayın. bunlara dikkat ederseniz bir süre sonra ağrılarınızın bile büyük ölçüde azaldığını göreceksiniz.
+1
omer460
(04.01.26)
yoldan 10 kisi cevir, 8inde fitik cikar. Asiri yaygin bir mevzu, modern cag hastaligi.
Sinire baski yapana kadar hiseetmezsin.
Sinira baski yapmadan da ameliyat etmezler zaten. Ameliyat etmeleri icin ciddi guc kaybi, uyusukluk lazim. Yani nerdeyse yatalak pozisyona gelinceye kadar dokunmuyorlar.

Prolo isini ben denedim, beni daha da kotu yapti, kasildim kaldim 3 ay. o yuzden kesinlikle tavsiye etmiyorum. Pek kurcalatmani tavsiye etmem.
0
cooperr
(05.01.26)
bunun seviyeleri var aslında. onu söylemediler mi? bulging, protrude, extrude, sekestre vs. kötülük bakımından 3. seviye olan extrude ile yıllardır idare ediyorum. arada ağrı veya bacakta uyuşma oluyor ama daha fazlasını yaşamadım şimdilik. sekestre ise son evre. orada zaten ameliyat kaçınılmaz gibi bir durum oluyor. ilk iki seviyede ameliyatsız işi çözersin. extrude için kimisi ameliyatsız geriye toparlar diyor ama o konuda çok emin değilim.
0
lazpalle
(05.01.26)
Ameliyat için son çare olana kadar (umarım o seviyeye gelmez tabi) beklemenizi tavsiye ederim. Bir kere o kapı açıldı mı iflah olmuyor, patronumdan biliyorum.

Fizik tedaviye gelince ben faydasını gördüm. Onun dışında düzenli ağırlık çalışıyorum genel olarak gövde kaslarını güçlendirmek için. Ağrılarım arada oluyor yine ama çok azaldı gerçekten.
+1
peki madem
(05.01.26)
sirt agrisi belden gelmez, boyundan gelir. belinde ciddi sikinti varsa da ayaklarina vurur.

uyusukluk yoksa ameliyatlik durum yok genelde.

muhtemelen hareketsizlikten, bilgisayar/telefon basinda durmaktan boyun duzlesmesi gibi bir sey oldu. fizik tedavi ile (esneme, kaslari calistirma) gerekli bolgeleri guclendirince gecer.

yoldan 10 kisiyi cevirseniz 8'inde oyle veya boyle bir fitik vardir hic sikayetleri olmamasina ragmen +1
+1
icim urperiyor
(05.01.26)
@cooperr Nükleoplasti var bir de son zamanlarda onu da çok duyuyorum. Prolo işe yaramadı demene üzüldüm. Çare arıyoruz bir şekilde. Yani ameliyatsız dayanabilirim belki uzun yıllar belki hiç ameliyat gerekmez ama bu da bir yaşam sonuçta. İnsan böyle yarım şekilde yaşamayı kendine yediremiyor. Onun orada olmamasını istiyorum.
0
🌸rasluka
(06.01.26)
@rasluka

valla benim yaptirmadigim sey kalmadi, bacak uyusuklugu devam ediyor, 10 seneyi gectim. hayatini kisitliyor malesef, spor yapamiyorum agrim ve uyusukluk artiyor.

benim anladigim su, norolojik olaylarda tip buyuk oranda caresiz, cunku MRda bile net gorunmuyor. Sinir bir yerde sikisiyor, eger net ekranda gozukmuyorsa isin zor.
Benim nerde sikistigi belli degil mesela. 6 tane MR cektirdim, 2 defa EMG cektirdim, hepsi temiz.

su aralar dry needle deniyorum, biraz ise yariyor gibi. bir de masaj falan.
gecmis olsun..
+1
cooperr
(06.01.26)
(4)

bankanın gönderdiği kredi kartı

Yalcin
garanti bankası adıma kredi kartı düzenleyip göndermiş, bende kuryeden kartı teslim almayıp geri götürmesini istedim, şimdi internet şubesine girip baktığımda adıma düzenlenmiş bir kredi kartı var görünüyor, bankanın kendi kendine kart göndermesi normalmidir şikayet etmeyi düşünüyorum.
garanti bankası adıma kredi kartı düzenleyip göndermiş, bende kuryeden kartı teslim almayıp geri götürmesini istedim, şimdi internet şubesine girip baktığımda adıma düzenlenmiş bir kredi kartı var görünüyor, bankanın kendi kendine kart göndermesi normalmidir şikayet etmeyi düşünüyorum.
0
Yalcin
(24.04.09)
o olay benim basima geldi.tam 4 kez adima kart cikarttilar ilk 2 sinde ses cikarmadim,3. de hafif bir dille uyardim,4. de ise agzima geleni soyledim ve tekrar ederse hesaplarimi kapattiracagimi dilersem talebi kendim de yapabilecegimi hangi hakla adima karar alip kart gonderdiklerini sordum? hizimi alamadim musteri hizmetlerinden sorumlu mudure kadar saydirdim.bir daha da kart filan cikmadi.

ama... aradan 1 yil gectikten sonra ben talepte bulundum en gec 2 haftada elimde olmasi gereken karti 1,5 ay sonunda 45 telefon gorusmesi+3 kez bankaya gidip bizzat dilekce ile basvurma sonucunda alabildim. nedenini sordugumda ise bana ulasmayan kartlardan birinin teslim edilemedigi icin kapatilamadigi, o karti almadan da diger kartin elime gecmeyecegini soylediler,bende dediklerini yaptim ve karta ulasabildim.

butun bunlari neden mi soyledim ? garanti yi sevmiyorum,beni garantiye mecbur edenler utansin.
0
rising creeps
(24.04.09)
bddk'ya şikayet edebilirsiniz.
www.bddk.org.tr

bddk'da başvuru talebini nasıl aldıklarını onlardan isteyecektir. başvuru formu, sms, email veya tel kaydı olmalı ya da imza attığınız bir sözleşmede bununla ilgili bir şeyler yazmış olmalılar, aksi takdirde para cezası alırlar.
0
surprise
(24.04.09)
bddk'ya şikayet dilekçesi yazıp postaya verdim teşekkürler surprise
0
🌸Yalcin
(24.04.09)
ayrıca bende bddk diye bir kurum olduğunu öğrenip hesabımdan kaybolan para ve buna bir açıklama yapamayan garanti bankası için de soru sordum.olumlu cevap gelirse hemen yazıcam dilekçeyi
0
omer460
(24.04.09)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.