Giriş
(3)

İzmir'de yaşamak vs Urla'da yaşamak

infernalcadre
Urla'da bir işte çalışacağım. (Tatil vs için değil)Ev sayısı hem çok az hem de kiralar pahalı.Yakınlardaki Narlıdere, Güzelbahçe, Balçova gibi yerleri tavsiye ediyorlar. Oralarda çok daha fazla ev seçeneği var.(Daha uygun fiyatlı yada daha özellikli veya daha yeni) Buca 45 KM (Bilgi amaçlı verilmişt
Urla'da bir işte çalışacağım. (Tatil vs için değil)

Ev sayısı hem çok az hem de kiralar pahalı.

Yakınlardaki Narlıdere, Güzelbahçe, Balçova gibi yerleri tavsiye ediyorlar. Oralarda çok daha fazla ev seçeneği var.(Daha uygun fiyatlı yada daha özellikli veya daha yeni)

Buca 45 KM (Bilgi amaçlı verilmiştir)
Konak 40 KM (Bilgi amaçlı verilmiştir)
Balçova 35 KM
Narlıdere 30 KM
Güzelbahçe 22 KM

Sizce her gün bu mesafe çekilir mi?
Pahalı olmasına rağmen Urla'dan bir ev mi tutmalıyım?
Yoksa git gel yapılır mı?
0
infernalcadre
(27.05.24)
Seferihisar 19 km mesafede. Hem evler nispeten daha ucuz hem de daha yakın
0
limonlu eksi
(27.05.24)
Balçova ve Narlidereden gidip gelinir. Güzelbahçe de pahalıdır genelde. Seferihisar da olabilir ama orası da görece küçük bi yer. Balçova ve Narlıdere yaşamak için de guzel yerler ben 18 sene balçovada yaşadım ondan önce de Urladaydım. Balçovayı evim olarak görüyorum yani bence yaşamak için çok iyi bir ilçe
0
nundu
(27.05.24)
Balcova, narlidere ok. Buca konak falan cekilmez.
Balcove ve Narlıdere çok güzel yerler ama oralar da ucuz değil de zaten arastirmissinizdir diyorum.
Güzelbahçe urla'dan bile pahalidir çünkü izmir'e daha yakin.

Paraniz uyuyorsa Güzelbahçe, if not; Narlıdere.
0
logisticsmanager
(27.05.24)
(3)

türkçe dublajı bile olan dizinin türkçe altyazısının olmaması?

deryack
the rookie dizisini çift altyazılı izlemek için indirdim. ama türkçe altyazısını bulamıyorum.online izleme sitelerinde türkçe altyazılı var türkçe dublajlı var ama sadece altyazısı hiçbiryerde yok :(neden acaba? nereden bulurum?
the rookie dizisini çift altyazılı izlemek için indirdim. ama türkçe altyazısını bulamıyorum.

online izleme sitelerinde türkçe altyazılı var türkçe dublajlı var ama sadece altyazısı hiçbiryerde yok :(

neden acaba? nereden bulurum?
0
deryack
(24.05.24)
Online izleme sitelerinin iletişim bilgisi varsa oraya yazın, ellerinde srt formatında altyazısı varsa atarlar belki
0
nundu
(24.05.24)
turkcealtyazi.org

Şimdi googledan aradım mobildeyim de, bu dizi mi? Burda var gibi baya altyazısı
0
nundu
(24.05.24)
teseşşkürler bilgiler için. evet altyazıların 10 bölümü var ama sezon 20 bölüm. ingilizce altyazıyla izlemeye çalışıcam. aksiyon dizisi olduğu için çok hızxlı ve sokak ingilizcesi kullanıyorlar zorlanıyorum
0
🌸deryack
(25.05.24)
(9)

hangi spor salonu daha mantıklı?

baldan kaymak
a) tesis kullanımı ücretsiz. mesafe var. araba almam gerekiyor. pt hizmeti yok.b) metro kullanmam gerekiyor. sadece 2 durak. 3 aylık 6.750 tl, 6 aylık 7.750 tl, yıllık 9.800 tl. pt hizmeti dahil.c) evi tesisli bi siteye taşımak. aylık 15k herşey dahil. pt hizmeti yok.siz olsanız hangisi?
a) tesis kullanımı ücretsiz. mesafe var. araba almam gerekiyor. pt hizmeti yok.
b) metro kullanmam gerekiyor. sadece 2 durak. 3 aylık 6.750 tl, 6 aylık 7.750 tl, yıllık 9.800 tl. pt hizmeti dahil.
c) evi tesisli bi siteye taşımak. aylık 15k herşey dahil. pt hizmeti yok.

siz olsanız hangisi?
0
baldan kaymak
(24.05.24)
B
0
Cesario
(24.05.24)
Ptden bağımsız B
0
jülsezar
(24.05.24)
Bence evi taşımada gözün var yoksa c çok alakasız bir seçenek yani.

Araba almam lazım dediğin de sıfırdan araba satın almak mı, arabayı yanına almak mı?

Yani elle tutulur tek ihtimal b bu durumda gibi sanki
0
nundu
(24.05.24)
Ptden bagimsiz b.
0
logisticsmanager
(24.05.24)
spor salonuna gitmek icin araba almak falan asiri sacma. net b.
0
hot potato
(24.05.24)
Araba almaktan kastı bence yeni bir araba almak değil, var olan arabasını alıp gitmek zorunda.

Bence c. Yeni bir heyecan olur, ayrıca sitede güzle bir spor salonu olması müthiş rahatlık. Duş derdin yok, çanta derdin yok, genelde de kullanan kişi sayısı az olur. Mis gibi.
0
numlock
(25.05.24)
C, en iyi salon eve en yakın salondur hocam.
0
plutongezegendegilmi
(25.05.24)
B
0
benarrivo
(25.05.24)
pt'den bağımsız da b ama pt çok önemli bir faktör. insan kendine fazla güveniyor tecrübeli olmadığında ama gymrat dediğimiz insanlar bile boşuna gymbuddy'ler ile gitmiyor. insanlar birbirlerinin hatalarını daha rahat görebiliyor ve destek olabiliyor gerektiğinde.
0
zararsızamip
(25.05.24)
(19)

Sokak köpekleri konusunda kimin ne çıkarı var?

michael_knight
Sokak köpekleriyle ilgili son günlerde iyice artan bir tartışma var. Konu hakkında ne düşündüğünüzü sormuyorum, onu yazınca tartışma çıkıyor. Twitter'da yapalım bu tartışmaları :)Bu konudan kimin çıkarı var? Hangi karar verilirse veya verilmezse kim nasıl para kazanıyor?Tartışma öyle bir hal aldı ki
Sokak köpekleriyle ilgili son günlerde iyice artan bir tartışma var.
Konu hakkında ne düşündüğünüzü sormuyorum, onu yazınca tartışma çıkıyor. Twitter'da yapalım bu tartışmaları :)

Bu konudan kimin çıkarı var? Hangi karar verilirse veya verilmezse kim nasıl para kazanıyor?
Tartışma öyle bir hal aldı ki arkasında başka bir konu olduğu belli ama ne olduğunu anlayamıyorum. Siz biliyor musunuz?
0
michael_knight
(24.05.24)
Mama lobisi var diyorlardı.

Yani sokakta köpek kalamzsa onları beslemek için mama alınmayacak bundan kazananlar artık kazanmayacak.
0
jülsezar
(24.05.24)
1.Rant
mama ve bağış lobisi ve oy potansiyeli.


2.Rant
ayrıca köpek dışkısı çok zararlı bir madde ve özellikle ilerleyen süreçte başıboş köpek sorunu yüzünden almanya regülasyonlar ile türkiye gıda ithalatına sınırlar koyacak. zaten bu amaçla bnd ve alman kaynaklı kuruluşlar bu konuyu destekliyor .

3.Rant
yıllık bazlı satılan kuduz aşısı miktarı ve ilerleyen süreçte covid benzeri solunum yolu ile bulaşan kuduz pandemisi uydurup tekrardan küresel ekonomik daralma ve büyüme yaratma
0
alp9900
(24.05.24)
Ekonomik kısmını bilmiyorum ama mama lobisi vs toplayıp imha etme ihalesini alacak akp yandaşı gibi bir durumdur muhtemelen.

Siyasi açıdan ise bu konu özellikle Erbakan'ın ve YRP'nin üstünde durduğu bir konuydu. Mesela seçim öncesinde YRP'nin İstanbul belediye başkan adayı Mehmet Altınöz'ün bir röportajını izlemiştim, orada da belirtmişti sokak köpeklerinin toplanması ve imha edilmesi gerektiğini. Yani seçim sonrasında Erdoğan'ın bir anda bu konuya eğilmesinin sebebini YRP'ye mesaj olarak görüyorum ben. YRP sadece bu konuda değil bildiğiniz gibi aşı karşıtlığı, lgbt düşmanlığı gibi konularda da ekstrem fikirlere sahip. Önü alınmazsa bu konularda da daha büyük etkileri olabilir diye korkuyorum.
0
nundu
(24.05.24)
1. Ben avukat olsam, sokak hayvanları aktivisti olur, böylelikle hayvanseverler arasında adımı duyururdum. Apartmanda hayvan yetiştirme konularında komşular çok davalık oluyorlar.

2. Ben veteriner olsam sokak hayvanları aktivisti olurdum. Ne kadar çok hayvan, o kadar çok iş.

3. Ben yem imalatçısı ve satıcısı olsam sokak hayvanı aktivisti olurdum. Sokaklarda besleme yapanları çok severdim.

4. Mama ve veteriner masrafı bağışçılığıyla geçinen fenomenleri unutmuşum :)

Konuya mizahi yaklaştım. Gerçekten gönül vermiş herkese saygım sonsuz.

En çok çıkarı olanı söylemeyi unutmuşum. Bunu aslında en başa büyük harflerle yazmak lazım. Şu an sokak hayvanlarını gündem yapmak asıl iki gündemi arka plana itmek içindir. Ekonominin çıkmazda olduğunu ve kaçak göçmenleri konuşmaktansa bu konunun konuşulması iyidir diye düşünenlerin çıkarı en baştadır elbette.

Yoksa sokak hayvanlarıyla ilgili hiçbir şey değişmeyecektir. Konu konuşulduğuyla tartışıldığıyla ve diğer iki konu unutulduğuyla kalacaktır.
0
Mirket
(24.05.24)
mama lobisi zannedildiğinden çok daha korkunç güçlü. benim keşfete bi adam düşüyordu eli yüzü düzgün saçı sakalı nizami kesilmiş ama 30 yıllık leş bi arabaya binip "bakın arkadaşlar bu son param ama onu da simit alıp bu yavrucaklara veriyorum" diye duygu yapıyordu. ben de başta inanmıştım da sömürücü çıktılar. bir benzeri geçenlerde sokak köpeklerine mama toplicam diye 27 milyon mu ne toplamış. dışarda deli gibi kedi köpek mama toplayacam para atıncılar var onların sesi çıkıyor o kadar.

çok da bi şey olacağı yok da boş teneke misali 200 kişi birleşip twitter'da gündem yapıyor her boku
0
avatar is back
(24.05.24)
aslında olayın sosyal medyada geçirilen süreyi arttırmakla çok ilişkisi olduğunu düşünüyorum. facebook belgeselini izlemişsinizdir, köpekler konusu da da benzer bir şekilde ateşlendi. evet tabii ki sorun yeterince ele alınmadığı için bazı ilçelerde ve bazı şehirlerde daha büyük ancak bu kutuplaşma, oluşturulan görseller vs sorunu olduğundan çok daha büyük ve korkunç algılatıyor insanlara. taraf oluyorlar, daha çok paylaşım yapıyorlar, her seferinde daha korkunç görseller paylaşıyorlar. ben en büyük kazananın twitter gibi sosyal medya hesapları ve yrp gibi gücünü göstermek isteyen küçük partiler olduğunu düşünüyorum.
0
red g
(24.05.24)
büyük bir çıkar falan yok, sadece medya üzerinden belli dönemlerde belli konular abartılarak gündem değişikliği sağlanıyor. yaklaşan büyük olaylar için güzel bir altlık. bakın nasıl çözdük zaferi olur bu konu.
0
orpheus
(24.05.24)
mama lobisi, bağış lobisi, etkileşim lobisi, hayvansever kadınları tavlama lobisi.

mama lobisini çokça yazmışlar zaten yukarıda.
bir de bağış toplayanlar var. sosyal medyada veya başka yollarla hayvanseverlerin duygularını kullanarak sokak hayvanlarına yardım ediyoruz diye para toplayanlar var.
etkileşim lobisi dediğim yine hayvanseverlerin beğenisini kazanmak ve bu sayede ünlü olmak isteyenler var. bu şekilde binlerce takipçi ve beğeni kazanıyorlar. bunu sadece kişi olarak düşünmemek lazım. bazı şirketler de bu şekilde sempati topluyorlar.
sonuncusu da malum. hayvanseverim ayağına hayvansever kadınlara yanaşan tipler var :)
0
benarrivo
(24.05.24)
Hem belediyeler hem stklar mama üzerinden dünya kadar para kaldırıyor.

Stk ile alakası olmayan, instagram'da tiktok'ta falan saf insanların saf duygularıyla oynayan, yorumlarda bahsedilen dolandırıcılar da mevcut. Sonra gidip kendilerine ev araba alıyorlar enayi paralarıyla.

Ankara BŞB mama fabrikası açmıştı saçmalığa bakar mısınız. Şimdi de bu kadar köpeğe nasıl kıyacaksınız diye ağlıyorlar. E mama fabrikası açacak parayı kısırlaştırmaya, düzgün barınaklara harcasaydınız ya.

Toplatılması da birilerine rant olur kesin.

Üzgünüm keşke işler buraya gelmeseydi ama şu an bu kadar köpeğin mutlu mesut bakılması mümkün değil belediyeler işlerini savsakladığı için bu noktaya geldik.
0
chicha_v2
(24.05.24)
alp9900 güzel açıklamış buna ek olarak sokak hayvanları sömürüsü kalitesiz şirketlerin sözde sosyal sorumluluk adı altında en ucuz pr yöntemlerinden biri.
0
doharkoman
(24.05.24)
chp izmir bb 40 milyon tlye barınak yaptı hem de 2 sene öncenin parasıyla. 1500 köpeklik kapasiteli. deü'deki köpekler belki sığar. ortada bir rant var evet.

bence en çok sesi ve etkiyi kedici köpekçi malum kitle yapıyor
popülist siyasetin çekincesi de onlar.
üstelik en kalabalık 3 partide o kitleden mebzul miktarda insan var.

türkiyede 80 darbesinden sonra başlayan, 90larda fırına giren, 2000lerde iyice pişen şehirli ve yeni malum kitle tam da kedi köpek için kurşun atacak bir ruh halinde.
0
lambırcek
(24.05.24)
Rant o kadar büyük ki yaz yaz bitmiyor. Bir diğer çıkar grubuda vurguncu dernekler. Bu hayvanlar üzerinden gerek toplumdan gerekse AB hibelerinden vurgunu vuruyorlar. Yetmedi bir de şimdi bu suistimali destekleyen Halktv, sözcü gibi yandaş provokatif medyalar var. Nasıl olsa kitlesi müsait ne versen yiyorlar.

Konu köpekler üzerinden tartışılıyor fakat sokaklarda sahipsiz hayvan olması bir sorun. Sokaklarda kedilerde olmamalı. Kuduz, bit pire riski bir tarafa kedi dışkısı toksoplazma içeriyor hani medyada ''kediye kafa tutan fare'' içerikli yayınlar var ya işte o fareler toksoplazmalı ve o farelerle temas eden kedilerde taşıyıcı daha sonra insana bulatırıyorlar halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sorun.
0
doharkoman
(24.05.24)
en ufak yapılanı söylüyorum;
bir tane instagram, tiktok v.b. hesabı açıyorsun.
adını patili bilmem ne, can dostlarXX şeklinde sevimli bir hesap açıyorsun.
sonra besleme ve yaralı hayvanlar acındırma postları kasıp takipçi topluyorsun.
daha sonra canlı yayın açıp sözde veterinerlere ve mama firmalarına olan borçların için para topluyorsun.
gelen paranın bir kısmını gerçekten kopeklere harcıyorsun ama önemli kısmı sana kalıyor.
bingo artık tam zamanlı bir köpekçısın, bu iş üzerinden geçimini sağlıyor, işleri büyüttükçe araba hatta ev bile alıyorsun. en iş bilmeyeni estetik masraflarını buradan sağlıyor.

binlerce köpekçi dernek var, neden sizce bir kaç büyük derken altında toplanmak yerine her önüne gelen dernek açıyor düşündünüz mü?
0
nuisance2
(24.05.24)
"Mama lobisi" iddiası komik. "Faiz grupları" gibi bir şey. Yani bu alanda ciddi dolandırıcılar var ama ulaşabildikleri kitle sandığınızdan çok daha küçük. Genelde varlıklı tiplere ulaştıkları için sosyal medyada biraz algı yönetimi ile vurgun yapıp gidiyorlar ama cidden öyle etkileri yok. Hisselerinden takip de edebilirsiniz.

Sokak köpeklerini kısırlaştırmak, yakalamak, uyutmak, barınakta toplamak gibi şeyler devletin ve belediyelerin işine gelmiyor. Çünkü şu kardeşinize yetkiyi verdikten sonra gördüğümüz etkiden dolayı ekonomik bir kriz içerisindeyiz. Harcama kalemlerini kısmaya çalışıyorlar. Bunlardan bir tanesi de sokak hayvanları konusu oldu.

Sokak hayvanları ülkede her zaman vardı ama konunun algı olarak değil, gerçek anlamda kontrolden çıkması başkanlık sistemi sonrasındaki son 7 yılın konusu. Yukarıda saydığım masrafların ve onlarda sırasında oluşacak sorunlar sebepli oy kaybının altına girmek istemiyorlar. O yüzden hayali hedefler yaratıp algıyı oraya kaydırıyorlar. 10 kişi barınak ya da belediye önünde protesto yaptı diye hükümet düşmez ama birilerinin istediği gibi on binlerce köpeği katledersen etkisi içeride ve dışarıda büyük olur.
0
nawar
(24.05.24)
@nawar etkisi içeride ve dışarıda büyük olur demiş de,

İçeride büyük bir etki olmayacaktır. Çünkü sokaklarda hayvan istemeyen bir %80 var. Yapılan kamuoyu yoklaması ortada.

Dışarıda niye etkisi olsun. Birkaç Afrika ya da Güney Amerika ülkesini saymazsak diğer bütün ülkelerde farklı bir şey mi yapılıyor sanıyorsun. Hepsinde var sahiplenilmeyen hayvanın uyutulması ya da itlafı.
0
Mirket
(24.05.24)
@mirket içeride "on binlerce köpeği toplayıp katledelim" diyen oran %80 değil. Emin olabilirsin. Belirli bir zeka seviyesinin üstündeki herkes farkındalık sahibi. Benim yaşadığım mahallede sokak köpekleri sorun olacak miktarda değil ama benim mahallem böyle diye ülkeyi de böyle sanacak değilim. İşte böyle sananlar var maalesef. Orası doğru. Yine de "nugget sevmek ile nuggetın nasıl yapıldığını izlemek" aynı şey değil. İnsanlar sorunun çözümü istiyor. Alternatifler sunuyor ya da sunamıyor o başka bir şey.

Evet farklı şey yapıyorlar. Avrupa ve ABD'de köpek ve kedi sorunu tabii ki kontrol ve itlaf ile çözüldü ama şu an başıboş köpek sayısı yurt genelinde yaklaşık 3 milyon olarak gözüküyor birkaç araştırmada. Sence sahipliyken bir şekilde sokakta kalan ve yakalandıktan sonra sahip bulunamayınca uyutulan köpek sayısı ne kadar o ülkelerde? Yani 1 ayda birkaç milyon köpeği katletmenin "Avrupa da yapıyor aynısını" seviyesinde olduğuna emin misin gerçekten? Tabii Avrupa ve ABD'nin yaptığı gibi hepsini yok edip fare ve haşere cennetine çevirmemeliyiz ülkeyi ama ekosisteme göre hesaplanacak şekilde (atıyorum) 500 bin köpeği bırakıp, onların da 3/4'ünü kısırlaştırırsan yine de çok kısa sürede 2,5 milyon gibi ciddi bir sayı yapıyor. Bir tek Çin'de o sayılar görülüyordu. Onlar da sadece Dünya ekonimisi oraya kaydığından beri sessiz kalınan konu.
0
nawar
(24.05.24)
Katledelim diyen oran %80 demedim zaten de.
Başlık altında ilk cevabımda mevcur statikonun korunacağını yeni bir şey olmayacağını söyledim.
Ama varsaysak ki itlaf kararı alındı. Hani eli silahlı adamlar yollara indi, gördüğü hayvanı anında infaz ediyor şeklinde bir durum olmayacaksa (ki olsa saçma olur) bu durumda zaten bu işin yapılması öyle bir ya da birkaç ayda olabilecek bir şey değil.
Kısırlaştırma dediğimiz olay bir ameliyat. Birkaç gün önce Bir kanserli insan ameliyatı için bile beklenildiğine dair bir duyuru vardı. Bu ülkede bu kadar hayvanın kısırlaştırılması için gerekli paranın bulunabileceğine inanıyor musunuz gerçekten?
Varsayalım ki bulundu o para. Bu kısırlaştırma işi kaç yıl sürer. Bu arada mevcut üreme tüm hızıyla devam etmez mi? 20 yıl öncesini bilenler son 20 yılda popülasyonun artışını bir gözünün önüne getirsin. Bu sayı artışına hangi kısırlaştırma hızı yetişebilir?
Hani el kangren olur kola doğru yürür de kolu kesmemiz lazım dediklerinde yaa kol kesilir mi, vahşettir romantizmini anlayamıyorum. Sevgi kısmı tamam da matematiğini görmezden gelme lüksünü anlamlandıramıyorum.
0
Mirket
(25.05.24)
Geçen twitter'da görmüştüm, 3 tane taşra belediyesi 40 milyon liralık mama ihalesi yapmış. TR'de binlerce belediye var, milyar liralık rant dönüyor. Ki yani bu sadece mama, barınak inşası, aşısı, veterineri derken kim bilir nasıl rakamlar çıkıyordur. Daha bunun bağış / dernek kısmı var falan filan.

Ama asıl sıkıntıyı kimse söylememiş. Yani 40 yaş üstü, çocuksuz bekar kadın pandemisi bu. Burada da çok dönüyor "çocuk yapılır mı yapılmaz mı" konusu falan filan da yapmayınca kafa gidiyor, böyle sorunlar ortaya çıkıyor işte. Çocuk yapmak kendi akıl sağlığına yapabileceğin en büyük yatırım. Kamu spotunu da sıkıştırayım araya.

Neyse, ben şahsen itlaf kararı çıkacağını da düşünüyorum (ihalesi/rantı olur, o da sorun çözmek için motivasyon), hatta bu konuda "single issue voter" kıvamına bile geldim, sorunu kim çözerse oyum ona.

"%80'in" ne düşündüğü de çok önemli değil. Yani ortada basit bi matematik var, kısırlaştırma / barınak feasible'ı geçtim viable bi seçenek bile değil. Sorunu çözeceksen elinde tek seçenek var, ya da sorunu çözmeyip böyle devam edersin, Hindistan olursun. Başka bi opsiyon yok.
0
plutongezegendegilmi
(25.05.24)
istanbul belediyesi kendi b.kunu yiyen iti metrolarda vapurlarda maskot diye dolaştırdı.
evet boji!
millet ürkerek koltuğundan fırlayınca, "yer verdi" diye haber yaptılar. bu sitede bile buna aşkla bakanlar var. milletin dini hassasiyeti varmış(oy veren hdpliler nerede?), çocukların alerjisi varmış, parazit varmış filan hak getire.

chp üsküdar, sahipli köpeklere özel park yaptı sahilde. başıboş köpek giremiyor. sınıfsal...

ankara belediyesi "mama fabrikası" kurdu, mansur aynı esnada köpek krizine dikkat çekiyordu ekranlarda

akp belediyeleri zaten mama çuvalı dağıtıyor evlere :d

iyiplilerin köpek koruma timi var. alarm gelince arabayla intikal ediyorlar :d
topunun...

mama lafı zaten bi mesele. yem niye diyemiyoruz? insan mı bunlar

millet sokakta sahipli kedi köpek dolaştıramamalı. onlar da dışkılıyor yollara parklara. bahçesi olan baksın orada

vahşi türler sahibinin elinden alıp itlaf edilmeli

plutongezegendeğilminin bahsettiği pandemiyi isim vermeden yazdım, linççiler gelmedi mi
bahsettiği şeyin erkek versiyonları da var. hem de evli barklı çocuklu. bekarlık mutlak kriz sebebi değil.
tam bir psikolojik hastalık

nunduya göre bütün belediyeler chpde ama rantı akp paylaşacak. siyasi deha

uyutma ilacının ihalesi açılacaktır sadece. fakat o da açılmamalı. devlet fabrika kurmalı. sonsuza dek sürecek itlaf. belediyelerde personel de var para da var.

"1 ayda birkaç milyon köpeği katletmenin "Avrupa da yapıyor aynısını" seviyesinde olduğuna emin misin gerçekten?"
evet.

avrupa her işte örnek olmaktan çıkmalı. biz de akıl sahibiyiz.

"ama ekosisteme göre hesaplanacak şekilde..."
görüyorsunuz. kedi köpeği ekosistemin parçası zannedenler var. sıkıntı çok büyük. halka trt'den açık dersler verilmeli.

3 değil 10 milyon köpek var tahminlere göre. hindistandaki kişibaşına düşen oran'dan fazla.

itlaf kararı çıkmayacak!
belediyenin itlaf hakkı zaten var.
madde 13: tıbbî gerekçeler ve insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler dışında hayvanlar öldürülemez.

millet bunun farkında değil mesela. partiler niye işe koyulmuyor?'un tek bir sebebi var. geliyoruz ona da

niye "önlenemez" şart mesela? tehdit olması yetmiyor mu? kanun bile korkarak yazılmış. hayvanı tepemize çıkarıyor.

belediyenin veteriner kurulu diyecek ki bu bi tehdittir. bitti gitti.
hatta onu demesine de gerek yok

kocaeli valiliği, belediyeyi köpeklere müdahale etmesi konusunda uyardı. ama öyle yorarak konuştuğu bir metin paylaştı ki, sanki birinin kutsalı incinir diye çekiniyor

itlafı da bu gidişle maalesef yapamayacaklar. çünkü oy. millet bi uyansa

akıllandırıcı bir bela olarak bakıyorum meseleye
popülizmden, demokrasi şarlatanlığından tövbe eder belki millet

eksisozluk.com
0
lambırcek
(25.05.24)
(16)

Uyurken arkada ses olsun diye açılanlar

sekizdokuzon
Selamlar;Bir uyaran bağımlısı olarak yatmadan önce yatmadan önce arkada çalsın diye bir dizi ya da reality program açıyorum. Gerçek Kesit, falanca twitch yayıncısı filancayi izliyor, gerçek suç hikâyeleri, kısmetse olur vs derken cephane tükendi.Benim gibi yatmadan IQ yu sifirlayanlar; sizler neler
Selamlar;

Bir uyaran bağımlısı olarak yatmadan önce yatmadan önce arkada çalsın diye bir dizi ya da reality program açıyorum. Gerçek Kesit, falanca twitch yayıncısı filancayi izliyor, gerçek suç hikâyeleri, kısmetse olur vs derken cephane tükendi.

Benim gibi yatmadan IQ yu sifirlayanlar; sizler neler dinliyorsunuz?

Teşekkür ederim.
0
sekizdokuzon
(23.05.24)
Diamond Tema
Rabarba
0
pianeta
(23.05.24)
Selam. Bende öyle bir bağımlılık yok ama, uyku saatime yarım saat kala falan bazen Youtube'dan Engin Deniz, Okan Süvari falan açıyorum. Uykum geliyor. :) Hem de bir iki bir şey öğreniyorum.
0
motosiklet burclu adam
(23.05.24)
benim guilty pleasure'ım bu, twitch'ten ses tonunu beğendiğim birini bulup dinliyorum ne dediği önemli değil ahah. Herkesi mayıştıran kişi farklı olabilir, veya asmr gibisinden sayfa çevirme sesi falan da kafamı dağıtır mesela.
0
nhk ni youkosu
(23.05.24)
Geri dönüyoruz podcast
Varyete podcast
0
grimavi
(24.05.24)
kardeş payı
işler güçler
geniş aile
0
duyulmasi gerektigi kadar
(24.05.24)
Kanıt açıyorum ben de.
0
pispinti
(24.05.24)
fatih altaylı
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.05.24)
avrupa yakası
0
mcsword
(24.05.24)
recep ivedik, cem yılmaz veya bir komedi filmi, dizisi açıyorum, korkunç hikayeler olan bir şey açarsam rahatsız ediyor.
0
kimlanbu
(24.05.24)
avrupa yakası'na bağımlılığım vardı ama bıraktım sonunda, hiçbir şey dinlemeden uyuyabiliyorum artık.
0
noxie
(24.05.24)
nemlizade.
0
since1907
(24.05.24)
müge anlı izle süper kolajlar var
0
sizofren06
(24.05.24)
canlı yayın avrupa yakası
0
megalomaniac
(24.05.24)
hoşuma giden, ama bin kere izlediğim/dinlediğim için merak etmediğim şeyler.

birisi kanıt demiş yukarıda. benim için de kanıt. saati de nefis. gece saat 11'de açıyorum teve2'yi, yetmişaltıncı tekrarını verdiği için konuyu da biliyorum, oturup izlesem yetmişyedinci kere izlerim, ama izlemesem de kaçırdım diye üzülmem. en güzeli kanıt sesleri altında uyumak.

podcast açıp dinleyerek uyuyabilirim, ama ilgimi çekerse ve dinleyemeden uyuyakalırsam aklım onda kalır, başladım diye tekrar dinleme zorunluluğu kesbeder. dinlemezsem o beni dürter "şu başlayıp bitiremediğini dinle" diye. dinleyemedikçe yapmam gereken ama ertelediğim bir görevmiş gibi rahatsız eder o beni. o yüzden öyle toplara hiç girmem.
0
kibritsuyu
(24.05.24)
Tarihin Arka Odası. En güzel kısmı ekrana bakmanın hiç gerekmemesi.
0
michael_knight
(24.05.24)
çok niş bir alan ama, pokemon gameplay videoları açıyorum genelde :')

podcast açamam çünkü dinlediğim bi şeye dikkatimi full vermem lazım. Dizide de bir konu akışı var, bildiğim bir dizi olsa bile (ki hiç bu kadar bildiğimi iddia ettiğim bir Türk dizisi yok) dikkatimi vermem gerekiyor. Pokemon videolarında arkaya genelde oyunun kendi müziklerini koyuyorlar ki çok tatlış müzikleri var sdjdsj konuşanlar da çok bağırıp çağırmıyor hatta spesifik izlediğim bir kanal var flygonhg diye, sakin sakin konuşuyor. Bi de oyunları nuzlocke denen inanılmaz zor bir kural setiyle oynuyor ve konuyu hikayeleştiriyor anlatırken. Masal dinler gibi uyuyakalıyorum :D
0
nundu
(24.05.24)
(2)

roma floransa

andlee
eşimle buraları gezmeye gideceğiz. ikimizde öyle müzeden sanattan heykelden anlamayan insanlarız ama güzel yerleri görmeyi de seviyoruz. herhangi bir müze bileti falan almadık. öneriniz var mıdır? gitmeden şuradan yer ayırtın dediğiniz. bu müze görülmeden gelinmez dediğiniz. amacımız gezme yeme içme
eşimle buraları gezmeye gideceğiz. ikimizde öyle müzeden sanattan heykelden anlamayan insanlarız ama güzel yerleri görmeyi de seviyoruz. herhangi bir müze bileti falan almadık. öneriniz var mıdır? gitmeden şuradan yer ayırtın dediğiniz. bu müze görülmeden gelinmez dediğiniz. amacımız gezme yeme içme. teşekkürler.
0
andlee
(23.05.24)
Gerisini es gecseniz de vatikan'i mutlaka gorun (bileti orijinal sitesinden alin, acele edin cabuk bitiyor.)
0
brkylmz
(24.05.24)
Floransa'da Uffizi gezin. Dünyanın en önemli 5-10 müzesinden biri olarak geçiyor pek çok listede
0
nundu
(24.05.24)
(6)

Dışarıda yeme alışkanlıklarınızda bir değişim oldu mu?

kukuleta
Belki defalarca sorulmuştur ama bir de ben sorayım :)Pandemi sürecinden önce haftada belki 2-3 kere dışarıda yerdik.Bu son abartılı zamlara kadar da haftada 1 kere de olsa ya mekanda, ya da sipariş formatında dışarıda yerdik.Fakat şu anda fark ettim ki neredeyse hiç dışarıdan yemiyoruz.Esnafın ve zi
Belki defalarca sorulmuştur ama bir de ben sorayım :)

Pandemi sürecinden önce haftada belki 2-3 kere dışarıda yerdik.

Bu son abartılı zamlara kadar da haftada 1 kere de olsa ya mekanda, ya da sipariş formatında dışarıda yerdik.

Fakat şu anda fark ettim ki neredeyse hiç dışarıdan yemiyoruz.

Esnafın ve zincirlerin abartılı zamları da etken oldu elbette ama en son evde bildiğiniz yufkadan harika lahmacun yapınca dışarıdaki kimliği belirsiz yiyecekler iyice gözümden düştü.

Mesela yarım saatte evde (metrochef hazır pizza tabanıyla) bir pizza yapıyoruz, ki dışarıda ciddi para ödersiniz.

Ek olarak restoranlarda ki yemeklerin aşırı sağlıksız olduğunu düşünüyoruz. Margariniydi, msg'siydi, ayçiçek yaglariydi...




Sizde durumlar nedir?
0
kukuleta
(23.05.24)
Yemek yapmakla ugrasmayi sevmiyorum, mutfagim kucuk, arac gerec az, bulasik makinem yok bulasik ciksin istemiyorum, tek yasiyorum yemek yapmak gereksiz is gibi geliyor vs var birkac esasli sebebi. Tum bunlar toplaninca gecmisten cok daha fazla disarda yiyorum. Hindistan goruntusu vermiyorsa temizdir sagliklidir deyip geciyorum, mırın kırın etmiyorum. Param disarda yemeye yetmeyene dek disarda yemeye devam. Fiyatlar da umrumda degil, tasarruf yapacak durumumuz yoktur, gelen kiraya yemeye gidiyor iste oldugu kadar. Haftada min 3-4 disardan yiyorum.
0
nic cage
(23.05.24)
Nic cage'e çogunlukla +1

Evde mikrodalga ve airfryer var. Onlarda hiçbir ön hazırlık gerekmeden pişebilecek, hazırlık+yemek+bulaşıkları makineye koymak 20 dakikayı geçmeyecek şeyler yiyorum evde. Gurmepack, yayla, tada gibi hazır yemekler mesela çok iyi. Çeşitleri de arttı baya son dönemde ve içeriklerine bakınca zararlı bir katkı da yok.

Bazen her gün dışardan söylüyorum, bazen de haftayı bu saydıklarımla geçiriyorum. Mesela bu akşam yemeğim, tada marka garnitürlü enginar ve yine tada marka ankara tavaydı. Yanında yoğurtla. Genelde lezita gibi hazır tavukları airfryer'a atıp yanında hazır makarna ya da bulgur pilavını mikrodalgada pişirip yiyorum. Bana yetiyor yani fazlasında gözüm yok.

Tek sorunum lezita tavuklar çok sağlıklı sayılmaz ve lezita malum çok iyi anılan bir firma değil medyada. Onun yerine ikame edebileceğim bir şey bulabilirsem benden iyisi yok.

Msg zararsız, diğerleri konusunda haklısın
0
nundu
(23.05.24)
Eskiden beri sağlıksızlığı ve hijyen endişesiyle dışarıda yemekten kaçınırım.
Tek istisnası malum sebepten balıktır. Onu da ızgara formatında yerim.
Fiyat konusu beni çok etkilemedi.
0
Mirket
(23.05.24)
pahalılıktan sonra daha az yiyor oldum. zaten çoğu restoranda porsiyonlar fiyat artarken tersi olarak azalmış durumda. hem kalitesiz hem pahalı yemeğe para vermek dokunuyor.
0
Kediyi üzdün
(23.05.24)
ben çok para verip kalitesiz yemek yemekten bıktığım için dışarıda yemeyi çok azalttım. ankarada aşırı meşhur olmuş aspavalardan birine gittik yumuşak patates kızartmasının üzerine çok bariz margarin dökmüşler neden yani neden? adam başı da 400 tl ödedik içecek falan yok. yani gider simit ayran yerim daha iyi.
sağlıklı seçeneker de çok pahalı subwaydan salata üzeri tabuk alıyorum 200 tl mesela gerçekten değer mi=
0
iwillsee
(24.05.24)
Pandeminin etkisi değil de tek başıma yaşıyor olmanın etkisi oldu. Ev arkadaşıyla yaşarken mutfağı komple meşgul ediyordu hep o nedenle ben de hep yemekleri dışarıda yiyip geliyordum eve. Şimdi evimde rahat rahat takıldığım için dışarıda yemek yemiyorum. Eve de söylemiyorum kendim bir şekilde hallediyorum.
0
peki madem
(24.05.24)
(7)

çin - tayvan

WithWorth
savaşları okuma konusunda ciddi yanılgılarım olduğunu düşünüyorum.rusyanın 6 ay içinde ukraynayı haritadan silmesi lazım derdim ancak savaş yıllardır devam ediyor.çinin yüzölçümü tayvanın 266 katı,nüfusu ise 58 katı imiş,ordular ortada, ülkelerin ekonomik durumları da ortada.tayvan bir de adaya haps
savaşları okuma konusunda ciddi yanılgılarım olduğunu düşünüyorum.

rusyanın 6 ay içinde ukraynayı haritadan silmesi lazım derdim ancak savaş yıllardır devam ediyor.

çinin yüzölçümü tayvanın 266 katı,
nüfusu ise 58 katı imiş,
ordular ortada, ülkelerin ekonomik durumları da ortada.
tayvan bir de adaya hapsolmuş gibi.
şu haritadaki iki ülkeye bakar mısınız ?

www.turksam.org

tayvanın birkaç hafta içinde çin topraklarına katılması gerekmez mi ?

yanılgılarım tam olarak nerelerde?
0
WithWorth
(23.05.24)
Konuyu çok uzaktan izleyen olarak bildiklerim;
1- Dünyanın neredeyse tamamı (yani ABD) Tayvan'ın arkasında.
2- Tayvan ada ama dağlık. Kara savaşında savunmacının ciddi avantajı var.
3- Böyle bir girişim Çin'in ekonomisini mahveder. Bunu göze alması zor.
0
michael_knight
(23.05.24)
Çünkü Çin'in kendisi de şu anki uluslararası ticaret anlamında statükoyu bozmak istemiyor. Çin ürettiği ürünleri satabilmesi ve ekonomisini devam ettirebilmesi açısından dışa bağımlılığı en büyük ülkelerden biri, şu an için savaşa girip Amerika ve Avrupa gibi ticaret ortaklarını karşısına almak istemiyor.
0
king lizard
(23.05.24)
Hangisi kazanır derken sadece görünenlerle değil, görünmeyenler veya konuya uzak gibi görünen hususları da ele almak gerekiyor bu zamanda.
Alanın genişliği, nüfus ve orduların kıyaslanması ile düşünmek olmaz.

Günümüzde savaş kavramının tanımı daha da geniş. Mesela İran'da üst düzey kişilerin bile kaza adı altında ölümleri bir çok ülkeyle dış ilişkileri etkileyecek seviyede bir olay.

Savaş, sadece cephede değil diplomasi ticaret turizm ticaret vs bir çok alanda hala sürüyor.
Mesela Rusya ile bizim de arka planda görünmeyen savaşımız var aslında. Bu daha çok etki alanlarında yer kapma mücadelesi olarak söz konusu.
Suriye, Afrika bunlardan ikisi sadece
İsrail ile de bir tür savaştıyız aslında.

Ticari dengeler sebebiyle ABD ve ayrıca ABD'ye bağlı Avrupalı devletler de var işin içinde.
Diğer yandan Çin'in Türkiye'de dahil olmak üzere, bir kuşak bir yol adlı devasa ticaret hattı projesi söz konusu. Çin bunu herhalde heba etmek istemez . Ama tuhaf olan bu projenin aslında yine Çin'deki "batı asıllı" sermaye sahiplerinin planlaması.

Bunun yanı sıra ileriye dönük olarak ABD ile Çin arasında teknolojik temelli istihbarat alanında da büyük çekişmeler hala var.

Filistin meselesi sebebiyle ABD'de, Çin merkezli olan tiktok yasağı konuşuluyor.
Sebebi de Tiktok un, Instagram gibi platform algoritmalarının dışında hareket etmesi ve Filistindeki dramla ilgili içerikleri daha fazla göstermesi.
Instagram gibi yerlerde ise arama yapıldığında ancak istenenler çıkıyor.

Elon musk'ta netanyahu ile görüştükten sonra X ye de bazı değişmeler oldu. Filistin meselesini öne çıkaran çeşitli tanınmış kişilerin hesaplarıyla olan etkileşimler de hesap sahiplerinin kendi tespitleriyle ortaya çıktı.


Abd uzak doğu konusunda Hindistan'a söz geçirebilirse belki Çinle gerilimin dozunu arttıracak ama şu an kendi yaklaşan seçimleri de bir çok şeye engel. Trump seçilirse bir çok şey sil baştan.

Neyse.. Tayvan'ı bazı yönleriyle Kıbrıs gibi düşünebiliriz sanırım.
0
diyecevaplandı
(23.05.24)
Rusya Ukrayna'yı 6 ay değil isterse 1 günde tarihe gömer savaşın uzaması Putin'in stratejisinden ibaret. Bu sene bitmeden Rusya zaferi ile sonuçlanacağını düşünüyorum zaten yakın zamanda Çin ile anlaşma yapıldı Rusya ile Ukrayna'yı mukayese etmek pire ile deveyi mukayese etmeye benzer Ukrayna'da Rus zaferi aynı zamanda batının (ABD,NATO,AB) mağlubiyeti olacak. Ukrayna'dan sonra sıradaki hedef Transdinyester veya baltık ülkeleri olabilir. Değil avrupada dünyada Rusya'yı durdurabilecek bir güç yok.

Batı Rusya'ya tariihte eşi benzeri görülmemiş bir ambargo uyguluyor Rusya'ya uygulanan ambargo ne Kuzey Kore'ye, ne İran'a ne de Esed rejimine uygulandı bütün bu ambargolara rağmen Rusya 2023'te batı ekonomilerinden daha fazla büyüme kaydederek rekorlar kırdı, Rusya'nın ne kaynak sorunu var ne insan kaynağı problemi hayat güllük gülistanlık devam ediyor tarih boyunca ambargolarla demir perde içinde yaşamış Rusya için ambargolar bir şey ifade etmiyor herşeyin alternatifi var. Bu ambargolarla batı kendi bindiği dalı kesti farkında değil Rusya çok büyük bir pazar bu pazarı kaybetti şimdide Gazze boykotundan dolayı batılı şirketler çok ciddi darbe aldılar batılı şirketlerin yerini Çinli ve Türk şirketler alıyor.

Tayvan içinde benzer şeyler geçerli Çin ve Tayvan kıyaslanamaz yakın gelecekte Çin'in Tayvan'ı muhasara altına alması ve işgal etmesi kaçınılmaz bir durum olduğuunu düşünüyorum. Böyle bir durumda batının yapabileceği fazla bir hamle yok ABD ve dünya ekonomisi Çin'e bağımlı ABD'de üretim yok herşey Çin'den geliyor Çin'in elinde ABD tahvilleri var dahası artık dünya genelinde batı hegemonyası kalmadı artık çok kutuplu düzen var batı her alanda kaybetti.

Yanılgınız şurada her şey göründüğü veya medyada gösterildiği gibi değildir. Gazze içinde o kadar propagandalar yaptılar/ yapmaya devam ediyorlar güya İsrail Gazze'yi 1 saatte temizleyecekti ne oldu? İsrail ordusu dünya kadar kayıp vererek 2 ayda ancak deniz kıyısına kadar ulaşabildi 8 ay olacak neredeyse daha HAMAS'ın beyin takımından birini yakalayamadılar güya tünellere su basıp HAMAS'ı ortadan kaldıracaklardı orada da başarısız oldular terlikli eşofmanlı mücahidler milyonlarca dolarlık teknolojileri basit el yapımı silahlarla akılcı taktiklerle çöpe çevirdiler

Dünyadaki bu gidişat (çatışma alanları vs.) ABD seçimlerine kadar (belki öncesi belki sonrası) devam edecek Ukrayna'da Rusya zaferi, Gazze'de mücahitlerin zaferi ve bağımsız Filistin devletinin BM tarafından tanınması ve Tayvan'ın işgali şeklinde. ABD'de (muhtemelen Trump seçilecek) yeni gelecek hükümet Rusya politikasını değiştirip Çin'e yoğunlaşacak.
0
doharkoman
(23.05.24)
Abi bu tarz şeyler için eksiduyuruda çok vakit harcama çünkü alacagin cevaplar "bati bitti" oluyor, neredeyse ürettiği her şeyi Export eden ülke bağımlı olmuyor da diğerleri oluyor sadece. Ha sonra bir de elinde nükleer olan avrupa rusya'ya karsi da koyamiyor falan filan. Seviye burası.

Al abi sunlari oku, en azından ciddi bilgi olur;
www.cfr.org


moderndiplomacy.eu

foreignpolicy.com

Yani olay sadece elindeki askeri güçle falan alakalı degil. Zaten dünyada hiçbir şey sadece askeri güçle alakalı değil artık. Eskidendi o. At gözlüğü ile bakip "atom bombasi atalim" tayfanin olayi o.

Savaş konusunda da eksi falan bakmam, War institute'tan bakarim. Bunun üstüne yazan profesörler varken burada ilkokul mezunu olup olmadigi belirsiz olan bizlerden bilgi almakla uğraşma.
0
logisticsmanager
(24.05.24)
Tayvan dünyanın en büyük çip üreticisi, dünya çapında üretimin yarısından fazlasını yapıyor. Tüm dünya çipler üzerinden yürüyor şu an. O bölgede çıkacak bir savaş, tüm dünyada üretimin aksamasına sebep olacak. O yüzden kimse bunu istemez Çin de dahil.

En basit açıklaması bu benim için, fazlasını yapacak kadar bölgeye hakim değilim.

Bi de "Sabah girsek akşam ülkeyi alırız" düşüncesi en fazla 12-13 yaşında ergenliğe girerken bitmesi gereken bir konu. Bi kere en basitinden, tayvan'ı işgal etse, oradaki halk "Haa bundan sonra PRC vatandaşıyız ROC yerine yani tamam, yarın sabah iş var yatayım o zaman" mı dicek? Minnacık hong kong bile yıllardır duyup bildiğimiz bir isyan halinde, tayvanı topraklarına katmak öyle kolay mı yani?

Rusya'nın doğu Ukrayna saldırısı bir açıdan daha mantıklı orada kendisini destekleyen bir popülasyon bulunuyor. Çin ve Tayvan arasında böyle bir durum da yok. Adada yaşayan 20 milyon insana soykırım mı uygulayacaklar mesela?
0
nundu
(24.05.24)
@logistics tam ilk okuldaki o "atom bombası" atalım kafadayım, kaynakları okuyacağım.

@nundu abi minicik tavyan'ın ürettiği çip'i dev gibi çin nasıl üretemiyor ?
0
🌸WithWorth
(25.05.24)
(9)

Besiktas forması ama kimin

makbur
Haftasonu yeğenim geliyor Luksemburg'dan. 11 yaşında, futbola meraklı. Fransa'ya Almanya'ya Belçika'ya falan babasiyla maç izlemeye gidiyorlar random ama öyle tuttuğu bir takım yok. Ben bu çocuğa bjk forması alayım diyorum ama son senelerde az takip ediyorum. Ancak Peder beylere gittiğimde maç açıkç
Haftasonu yeğenim geliyor Luksemburg'dan. 11 yaşında, futbola meraklı. Fransa'ya Almanya'ya Belçika'ya falan babasiyla maç izlemeye gidiyorlar random ama öyle tuttuğu bir takım yok.

Ben bu çocuğa bjk forması alayım diyorum ama son senelerde az takip ediyorum. Ancak Peder beylere gittiğimde maç açıkça. Anladigim kadariyla hem takım kötü hem de öyle ikonik bir adam yok.

İkonik dediysem öyle çocuğa şimdi Necip uysal forması da almayalim:)

Semih kilicsoy mesela alayım mi? Bu seneden sonra bu çocuk kaybolursa ama o zaman forma çok anlamsiz olacak (sanki semih in kaybolma ihtimali var gibi)

Ernest muci falan da ne bilim böyle yıldız mi olur yahu adamı. Cenk tosun bitmiş. Aboubakar satmış (takip etmiyorum dedim holigan ciktim:)

Hakikatten kimin formasını alayım bu çocuğa? ?
0
makbur
(23.05.24)
Yeğeninizin ismini yazdırın bence.
0
pispinti
(23.05.24)
Ismi +1
Malesef dediğiniz gibi bjk'de su an güvenip yazdıracak biri yok gibi. Bosuna risk almayin.
Ya da misal bjk'nin efsanevi futbolcularindan olabilir. Ben misal bir Galatasarayli olarak hagi ve muslera asla unutmam. Bülent korkmaz da her zaman olabilir.

Ben bir bjk forması hediye alacak olsam isim olarak atiba, quaresma, nouma, pancu gibi isimler isterdim. Hatta pancu olursa misal ünlü Fenerbahçe maçını anlatip çocuğa ilgi kazandirabilirsiniz. Biz de bu hikayelerle Galatasarayli olduk.
0
logisticsmanager
(23.05.24)
ille de takımdan birinin adını yazdıracaksan sadece semih var şu an hakeden. satılıp gitse bile kötü bir ayrılık olmayacak, beşiktaş'a kazandırarak gidecek. kaybolma ihtimali ile avrupa'da beşiktaş'ı başarıyla temsil etme ihtimalini kıyasladığımda ikinci seçenek çok daha yüksek.
0
hrskrs
(23.05.24)
Necip olmasın dedin, bende seçenekler bitti. Şu Beşiktaş kadrosundan kimseyi yazdırmam. Semih'ten çok ümitliyim. Canavar gibi forvet olacak bence ama biraz erken onun için. Ayrıca kariyerini çöpe atan ya da sakatlıkla kaybolan çok futbolcu var dediğin gibi. Bir de seneye başka takıma giderse de çok bir anlamı kalmıyor.

Eski isimleri de yeni formalara yazdırmak biraz garip.

Kendi ismi +1

Forma numarası ne olacak bu durumda? Standart 10 mu?
0
nawar
(23.05.24)
kendi ismi.

beşiktaşta şu an öyle bir oyuncu yok. gedson alırdım ben çocuk beşiktaşlıysa.

çocuk bjkli değilse gs forması alın. icardi mesela, çok ikonik ve çocuklar çok seviyor. muhabbeti de olur hem. çocukların dünyası bizim gibi fanatik değil, biraz daha onları herkesin odağına koyacak, ilgi ve sevgi görmelerini sağlayacak birşey almak mantıklı olur.

şahsen ben olsam genç ve o liglerden bir oyuncunun; babasına da sorarak formasını alırdım. hem daha çok ilgisini çeker.
0
baldan kaymak
(23.05.24)
ismini yazdır geç kardeş hem istediği kadar giysin modası geçmez hemde şuan beşiktaşta öyle bir futblcu yok.
0
gencfb
(24.05.24)
efsanelerden birisi de olabilir, metin tekin mesela
0
mcsword
(24.05.24)
11 yaşında dediğinize göre 2013lü diye tahmin ediyorum, o zaman Atiba forması alın hem numarası da doğum yılı olduğu için hoşuna gidebilir.

2012liyse de ismini yazdırın, 12. adam mevzusunu da anlatırsınız
0
nundu
(24.05.24)
Sergen Y.
yazdırıp verin.
0
since1907
(24.05.24)
(8)

hayvanlarda niye akraba evliliği gibi sakat çocuk olmuyor ?

tabudeviren
tavuk civciv çıkarıyor. horoz oluyor. sonra bu horoz anasıyla şeediyor, normal civciv çıkıyor. oysa insanlar bırak anayı, amca/hala/teyze/dayı çocuğuyla evlenince bile sorun olabiliyor. hayvanlarda niye olmuyor?
tavuk civciv çıkarıyor. horoz oluyor. sonra bu horoz anasıyla şeediyor, normal civciv çıkıyor. oysa insanlar bırak anayı, amca/hala/teyze/dayı çocuğuyla evlenince bile sorun olabiliyor. hayvanlarda niye olmuyor?
0
tabudeviren
(21.05.24)
Her akraba evliliğinin çocuğu sakat doğmuyor. Doğada da hayvanlar sakat doğan yavrularını imha edebiliyorlar.

Bi de günümüzde evcil hayvanlar zaten genetik olarak yabani hayvanların ilkel müdahaleleriyle ortaya çıkmış, bilimin gelişmesiyle daha da kontrollü hale getirilmiş türleri. Bu süreçte pek çok bilinçli çiftleştirme yaptırılarak muhtemelen genetik bozukluk olan soyların devami engellenmiş ve görece daha "temiz" genlere sahip soylar günümüze gelmiştir diye düşünüyorum.

Tavuk değil ama yarış atlarından örnek verirsem, yanlış bilmiyorsam şu anki tüm yarış atlarının %90 civarının soyunda ortak 4 at var. Tavuklar için pedigree tutulmadığı için bilemeyiz tabii ama çoook geri gidersek benzer bir durum vardır yani :D
0
nundu
(21.05.24)
Hayvanlarda da aynı şekilde sakatlık oluyor. Olmadığını kim söyledi?

Örnek: www.milliyet.com.tr
0
alfired
(21.05.24)
ne kadar ilgilidir bilmiyorum ama 15 civciv çıkınca 2-3 ölü, 2-3 görme engelli ya da bacakları falan sakat yavru görülüyor neredeyse. kalanı da allaha emanet.
aynı şekilde diğer çiftlik hayvanlarında da ölümlü sakatlı doğum çok.
0
patronaj1
(21.05.24)
oluyo mesela ankara kedileri genetik olarak sağır, bu soyu devam ettirildiği sürece de ankara kedilerinin çoğu sağır olacak. ama araya bir tekir karıştırsak canavar gibi olurlar. doğada serbest yaşıyor olsa ankara kedilerinin soyu bu sağırlık nedeniyle muhtemelen devam edemezdi.
0
orpheus
(22.05.24)
belgesellerden izlediğim kadarıyla, hayvanlar hasta yavrularını ölüme terk ediyorlar. O yüzden görmüyor olabiliriz.
0
nhk ni youkosu
(22.05.24)
cins kediler hastalıklı oluyor mesela. ama tipine yansımadığı için kimse önemsemiyor.
0
elorelia
(22.05.24)
Onlarda sistem, zayıfın, sakatın yok edilmesi üzerine kurulu olduğu için sürekli bir genetik iyileşme var.

www.facebook.com

Ama onlarda da aradan kaçanlar oluyor.

www.youtube.com
0
Mirket
(22.05.24)
tabi ki sakat çocuk oluyor hayvanlarda. hayvan doğumlarının yarısı telef oluyor zaten.
0
benarrivo
(22.05.24)
(22)

Bebeklerin yemek yemesinden tiksinmek

Gradient_tabanlı_mor
Kendim de hamile olmam dolayısıyla sosyal medyada karşıma sürekli bebek çocuk videoları çıkıyor. Bunların da yemek yeme videoları beni aşırı tiksindiriyor. Eskiden beri sevmem. Hiç de sevimli değil. Bunu siz de iğrenç buluyor musunuz? Acaba daha düzgün yemek yedirilemez mi bebeğe/çocuğa? Ağzı burnu
Kendim de hamile olmam dolayısıyla sosyal medyada karşıma sürekli bebek çocuk videoları çıkıyor. Bunların da yemek yeme videoları beni aşırı tiksindiriyor. Eskiden beri sevmem. Hiç de sevimli değil.
Bunu siz de iğrenç buluyor musunuz?

Acaba daha düzgün yemek yedirilemez mi bebeğe/çocuğa? Ağzı burnu bulaşık vıcık vıcık her yere bulaşmış filan. Niye düzgün yedirmiyorlar veya peçeteyle silmiyorlar?
0
Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
Ben tiksinmiyorum. Ne kadar düzgün yedirirsen yedir bebek tükürebiliyor, kusabiliyor. Peçeteyle siliyorlar, yine de çıkartabiliyor.
0
rock n roll
(21.05.24)
Çocukların belli bir miktar dağınıklık ve pislikle barışık olması gerekiyor. Her kaşıktan sonra yüzünü sildiğinizde çok rahatsız oluyorlar, oysa yemek yemeyi keyifli bir deneyim olarak yaşaması gerekiyor yiyecekle sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için. Ayrıca kokuları, dokuları yemeğe dokunarak, biraz atarak, koklayarak öğreniyorlar. Özetle bu "insan olma" deneyiminin bir parçası.

Tabi ki bu her yeri, kafası, bacakları yemek olsun öyle yesin demek değil. Sadece belli bir mihtar rahatlık onların keşifleri için gerekli.
0
fotrsapka
(21.05.24)
@fotrsapka, ya tamam rahat olsunlar da sevimliymiş gibi paylaşılmasın o zaman sosyal medyada. Zira iğrenç :D
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
%90'ı sevimli değil. Hatta canlısı, videodan kötü ama tiksinmiyorum. Hamile olduğun için tiksiniyor olabilirsin. Uzmanları daha iyi açıklar. Doğurduğunda bebek yedirme videoları ile fenomen olduğunu görmeyelim sonra. Ahahq
0
nawar
(21.05.24)
@nawar hamilelik öncesi de tiksiniyordum. döke saça yemek yenmesi beni mahvediyor. doğurunca umarım düzgün yemek yer çocuğum :(
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
Bana sevimli geliyor. Düşünürseniz de iğrenç değil. Yenecek kadar temiz bir şeyin yanağınıza, burnunuza değmesinde hijyen açısından bir sıkıntı yok.
Bebeğinizin gelmesiyle belki sizin de konuya bakış açınız değişir.

Çocuğun düzgün yemek yemesini beklemek biraz hayalcilik olur. Aylar boyunca ne yaptığında kolunun hareket ettiğini, ne yaptığında hareket etmediğini anlamaya çalışıyor bebek. 6. ay civarında başlıyor anne sütü dışındaki besinleri yemeye.
0
michael_knight
(21.05.24)
Valla bana baya net sevimli geliyor :D
0
akhenaten
(21.05.24)
Başlığı okur okumaz midem bulandı. Yıllardır yemek yiyen bebeklerin sevimli olmadığını toplum baskısı yüzünden dillendiremiyorum. Gerçekten mide bulandırıcı.
0
ruhen hastayim ben
(21.05.24)
Seni rahatsız eden şeyi çocukluktan getirdiğin çok belli, terapi almazsan aynısını çocuğa da geçirirsin. Sevmezsin normal de iğrenç bulmak çok sağlıklı değil bence.
0
hasmetizm 2046
(21.05.24)
sevimli buluyorum.

anne baba yedirirken her kaşıktan sonra silmelerinden bahsediyorsanız hem çok vakit harcar hem de peçete yetişmez. ayrıca sık sık silmek hassas tenlerini tahriş eder. bir kaşık sonra tekrar sileceksek silmenin manası yok.
bebeklerin kendilerinin yemesinden bahsediyorsak belli bir aydan sonra döke saça da olsa kendi başlarına yemeyi öğrenmeleri gerekiyor, motor becerilerin gelişmesi önemli.
0
hrskrs
(21.05.24)
ben de çok iğrenç buluyorum ama ben bebekleri ve küçük çocukların kendilerini de sevimli bulmuyorum :) kendimi bildim bileli de çocuk sahibi olmayı istemiyorum. Ben çok da küçük yaşta değilken kardeşim doğdu ve o bebekken de çok muhatap olmuyodum :d şimdi koca kız oldu üniversiteye geçecek neredeyse aramız çok iyi

edit: ben yemekle ilgili şeylerden çok tiksinirim ama o da var. Kan, hastalık vs yani çok takmam gore olayı pek etkilemez beni ama ıslak ekmek, alakasız yemeklerin birbirine karıştırılması falan direkt midemi kaldırır. Ünide bk, mcdonalds gibi yerlerde yemek yedikten sonra bi arkadaşım masada kalan patates, kola, soslar ve bi yerde karıştırıyodu sıkıntıdan öyle sohbet ederken iş olsun diye. Bi gün baya şiddetli tepki göstermiştim yapma şunu midem bulanıyor diye sdjjsd

Yani döke saça, salyalı yemek yeme olayı zaten bana ters
0
nundu
(21.05.24)
Ben huylu biri olmama rağmen bundan tiksinmem. Çocuk işte motor becerileri henüz gelişmediği için ağzını tam tutturamıyor, tükürüyor, eline yüzüne bulaştırıyor. Bunu yapmadan düzgün yemeyi öğrenemez, üstünü batıracak, rahatsız olacak ve düzgün yemeyi öğrenecek.
0
playing star again
(21.05.24)
İğrenç falan değil alış yani durmadan kusacak o bebek
0
Tina
(21.05.24)
olaca çocuğun için tehlikeli bir düşünce bu.psikiyatriste görün.
bebeklerin hiç bir şeyi çirkin olamaz.
0
deepex
(21.05.24)
iğrenç gelmiyor bana
0
basond
(21.05.24)
@deepex, yok bir de hastaneye yatayım istersen. Ne kadar abarttın. Alt tarafı pis görüntü sevmiyorum.
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
Yemek yemeleri ne ki :)
Öyle yemek yemeleri taa kaç ay sonra. O zamana kadar milyon defa kusacak, ağzını 100 defa silsen de bir şekilde her yeri kusmuk olacak. Sonra o alt açılacak, poposu temizlenecek, hele bir de erkekse alt açılınca her yere işeme riski olacak.
Kısacası yemek yenecek duruma gelesiye kadar geçirdiklerinden o zamana kadar o duruma çoktan alışmış olacaksın. Gözün görmeyecek bile ve hatta sana çok normal ve temiz gelecek.
0
yeninesiltupcu
(21.05.24)
@yeninesiltupcu evet muhtemelen kendi çocuğumdan tiksinmem. Ama başka bebeklerden tiksinmeye devam ederim :))
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
bizimki doğunca hemen kraliyet akademisine gönderdik.
şu an yemek adabı konusunda şu noktada;
www.youtube.com
0
elorelia
(22.05.24)
Bebeğe yemek yedirirken bulaşır, bunun bulaşmama gibi bir yolu yok. Her bulaştığında da silemezsin çünkü ciltleri çok hassas, kağıt veya bez ne ile silersen sil tekrarlandıkça tahriş eder. O yüzden yeme işlemi bitince silinir temizlenir.
0
curukturpkokusu
(22.05.24)
beni de tiksindiriyor. o cake smash fotoğrafları falan var ya, hayatımda o kadar iğrendiğim başka az şey vardır.
annem de tiksinir.
bebekleri çok seviyorum ama yemekle oynamalarından, bunu da sevimli gibi gösterilmesinden aşırı nefret ediyorum.
burada iddia edildiği gibi bebeğin kusması ya da altını açmak gibi şeyler tiksindirmiyor. ama yemeğin böyle oyuncak edilmesine dayanamıyorum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.05.24)
sen düzgün yedirirsin, tiksindiğin çocuk gördüğünde de (bu da nasıl vicdansa), bakmazsın olur biter. sanki kucağında yiyorlar. kendi çocuğuna verirsin 3 yaşında eline çatalı bıçağı, yanına ıslak mendili, yaslanırsın arkana. mis gibi.
0
numlock
(28.05.24)
(8)

Nespresso kahve hacmi sorusu

nundu
Şimdi bendeki makinede sütlü kahve çeşitlerini saymazsak temelde üç seçenek var ristretto, espresso ve lungo olarak. Hacim olarak en azı ristretto, en çok olanı lungo. Aldığım kapsüllerde de tavsiye edilen hazırlanış olarak belirtiliyor hangisi olduğu.Ben öyle bi shot espresso atıp gideyim olayını s
Şimdi bendeki makinede sütlü kahve çeşitlerini saymazsak temelde üç seçenek var ristretto, espresso ve lungo olarak. Hacim olarak en azı ristretto, en çok olanı lungo. Aldığım kapsüllerde de tavsiye edilen hazırlanış olarak belirtiliyor hangisi olduğu.

Ben öyle bi shot espresso atıp gideyim olayını sevmediğim için fincanımı doldursun istiyorum. Bununla ilgili iki sorum var;

1) Tavsiye edilen hazırlanışı lungo olan kahveyi aldım makineye taktım çalıştırdım, fincanın yaklaşık yarısı doluyor bir lungo ile. Sonra kapsül makinedeyken tekrar lungo tuşuna basıp sıcak su ekletiyorum. Bu makine ömrü açısından zararlı mı?

2) Tavsiye edilen hazırlanışı espresso olan kahveyle aynısını yaptım, fincanın çeyreği kadarı doluyor. Üst üste iki defa lungoya basıp su eklemem gerekiyor. Şimdi derdimi sevebilirsiniz ama insanoğlu işte daha kolayın da daha kolayını arıyor :) espresso+lungo+lungo yerine, espresso tavsiye edilen kapsülle lungoya bassam sıkıntı olur mu? Kahvenin tadında çok büyük değişim ya da makineye bir zarar yine?

Cevaplar için teşekkürler
0
nundu
(20.05.24)
zararı olmaz farklı bir şey koymuyorsunuz sonuçta aynı kapsülden su geçiyor


2- cihazın su ayarını değiştirmek sorun olmayacaksa ( başka kullanan kişiler vs) öyle yapın ? daha çok su versin.

zaten bildiğiniz üzere espresso az hacimli oluyor su ekleyince americano oluyor yani direkt sıcak su da eklenebilir kapsülsüz (neden olmasın :D)

tadı da size kalmış hocam deneyip bakacaksınız damak zevki. elbette hafifler tadı. belki daha sert tatlar da daha başarılı olabilir
0
jülsezar
(20.05.24)
1) makine ömrü açısından zararı olmaz.

2) sonuçta siz 2 kere lungoya basarak ne espresso ne lungo yaptığınız için hangi kapsülü kullandığınızın ya da hangi tuşa bastığınızın da bir önemi yok bence :) kolaylık açısından 2 kere lungo en iyi ideali gibi duruyor. americano yapıyorsunuz aslında :)

ek de bir bilgi vereyim, eğer tam olarak belli miktarda kahve yapmak istediğiniz zamanlarda lungo tuşuna basılı tutarak istediğiniz kadar su geçirebilirsiniz kapsülden. tuştan elinizi çektiğinizde duruyor. 2x lungo bazı fincanlarda çok veya az gelirse kullanışlı olabilir :)
0
king lizard
(20.05.24)
Evet sadece americano yapmak istiyorum ya niye bu kadar kastıysam anlatmak için ahahah

Evde kettle var da bi yandan kahve hazırlayıp kettledan su ısıtmayla uğraşmak da istemedim yani farkındaysanız hayatımı minimum çabayla geçiriyorum ahaha ama teşekkür ederim cevaplar için :D
0
🌸nundu
(20.05.24)
kapsülü at bi daha bas direkt makineden sıcak su gelsin hocam . kettle ile uğraşmadan :D
0
jülsezar
(20.05.24)
Kapsül takılı değilken basmayı hiç denemedim sanırım. Kastettiğiniz o di mi? Kapsül takılı değilken su gelmesinde bir sıkıntı olmuyor di mi?
0
🌸nundu
(20.05.24)
evet evet onu kast ettim. yok hocam niye zarar olsun hiç zannetmiyorum. kahveden geçeceğine direkt geliyor. hatta ilk açıldığında da boş geçirdim ben temizlemek için ve ara ara temizlensin diye yine kapsülsüz su akıtıyorum.
0
jülsezar
(20.05.24)
Aa doğru ilk alınca boş sıcak su geçiriliyodu. Teşekkürler hocam :)
0
🌸nundu
(20.05.24)
yaklasik 15 yildir bu yaptıklarını yapıyorum ama hiç americano tadı gelmiyor bana ya bu kapsüllerle olmuyor bence:> lungo esp derim olcumsuz. cevap için=bişi olmaz
0
ala09
(21.05.24)
(3)

Cok sicak pizza/pideyi su altina

lapaz
Tutuyo musunuz? Surdaki gibi:https://www.reddit.com/r/unpopularopinion/s/zHzK43OCU6
Tutuyo musunuz? Surdaki gibi:

www.reddit.com
0
lapaz
(19.05.24)
Hayatımda duyduğum en saçma şeylerden biri.
0
nawar
(19.05.24)
Hayatımda daha saçma şey çok duymadım.
Misal camasir suyu podlarini yeme Challange ile aynı sacmalikta. Biri fiziksel olarak diğeri de zihinsel zararli.
0
logisticsmanager
(19.05.24)
Islak ekmek görmeye dayanamıyorum bile ben inanılmaz rahatsız ediyor görüntüsü. Pizzayı suya tutma fikri tansiyonumu düşürdü şu an. Bunu yapan kişiyle arkadaşlığımı bitirirdim
0
nundu
(19.05.24)
(11)

Eurovision Türkiye'de yapılsa altından kalabilir miyiz?

biseysorcaktim
Velev ki seneye Türkiye eurovision'a katıldı ve kazandı. 2026'da türkiye'de yapılacak olsun. anlık 150milyon kişinin izlediği, 30 ülkeden katılımcıların olduğu ve bir çok farklı kanalda aynı anda yayınlanan bu organizasyonun altından kalkabilir miyiz? 2004 için bile koşullara uygun iki yer varmış. b
Velev ki seneye Türkiye eurovision'a katıldı ve kazandı. 2026'da türkiye'de yapılacak olsun.

anlık 150milyon kişinin izlediği, 30 ülkeden katılımcıların olduğu ve bir çok farklı kanalda aynı anda yayınlanan bu organizasyonun altından kalkabilir miyiz? 2004 için bile koşullara uygun iki yer varmış. biri 14bin, diğeri 7bin kapasiteli. yarışmanın yapıldığı abdi ipekçi yıllar önce yıkıldı. büyük bir salon bulunur da, ebu'nun koşulları sağlanır mı emin olamadım.

uzun süredir yarışmayı takip etmesem de, 2004'ten beri çok şey değişti. sahneler çok büyük, her yer ekran, yarışmacı ülkeler şarkı değil şov ve sahne tasarımları ile önplana çıkıyor. cevaplar için teşekkürler.

çok büyük bir organizasyon. açıkçası artık bu yarışmayı çok saçma buluyorum. yarışmanın kendisinden ziyade organizasyonun karmaşıklığı daha heyecan verici bence.

olaya teknik açıdan yaklaşıyorum. 2004 yılındaki yarışma öncesi haberlerde bahsedilmişti; abdi ipekçi salonunda "300 km kablo kullanıldı" şeklinde bir haber hatırlıyorum. o zamandan beri şartlar daha da arttı sanırım.


edit: teknik altyapıyı evsahibi ülke sağlar şeklinde düşünmüştüm. yönetim, reji, kamera, zamanlama ve iletişim altyapısı gibi şeyler. muhtemelen hali hazırda organizasyon ekibi var ve onların desteği/yönetimi çerçevesinde ilerliyor. sorumu geri alıyorum.
0
biseysorcaktim
(19.05.24)
Evet çok karmaşık, çok sıkı timing gerektiriyor mesela bu seneki nemo’nun platformu gibi yenilikçi işler de var. Ama altından kalkılır teknik konuların, köklü bir organizasyon sonuçta. Türkiye’deki asıl sıkıntı güvenlik, dostluk ortamını sağlayabilmek olur.
0
sibertenik
(19.05.24)
iste oscar ister Eurovizyon ister nobel ödülleri vs olsun hepsinin altından bir inanç, ideoloji yatar.
Özellikle yahudilikten ve ezoterik yapılardan uzak şeyler de değildir bu verilen ödüller.

Bunların temellerine ve bir de Türkiye'nin Filistin tutumuna bakılırsa bu tür organizasyonları tasarlayanların Türkiye'yi seçmelerine ben ihtimal vermiyorum.
Gerekte yok.

Değil yurt dışı ödülleri Türkiye içinde bile, isim vermeyelim ama bazı verilen ödüller ve alanlar aynı zihniyete sahip ve halkın gerçeklerinden ve kültüründen uzak kişilerdir.

Pahalılıkmış, doğuda asker şehit veriyormuşuz, çeşitli sosyal sorunlarımız varmış vs. asla bu kimselerin umrunda değil.

Hal böyleyken siyonizmin etkisini siyasi alanda oldukça hisettirdiği batı ülkelerinde bile filistin'de yaşanan insani acılara verilen tepki üniversitelerin akademisyenlerini tutuklamaya kadar varmışken,
bizde akademi, sanat, spor, sosyete vs elit kesmin hemen her alanında beklenen ölçüde tepki bir ses yok.

Organizasyon karmaşık değil onlar düzeni bir şekilde kurmuş biz hemen anlayamıyoruz belki..
0
diyecevaplandı
(19.05.24)
Eurovisionu asiri abartmissin bence. Duyuruyu okudugumda ne oldugunu bilmesem olimpiyatlar ayarinda bir sey sanirdim. Dunyada cok kucuk bir kesimin onemsedigi bir sey, kimseninin de mukemmel olmasini bekledigi bir sey degil. Bir de kac kanalda yayinlandiginin falan organizasyonu duzenleyebilmekle ne alakasi var ki? Neyse, Turkiye rahat yapar.
0
hot potato
(19.05.24)
Ne açıdan sorduğunuza bağlı.

Teknik olarak altından kalkılır neden kalkılmasın? Buna kafa yormak bile lüzumsuz bence. Yer de bulunur, organizasyon da yapılır. Sizin sorunuz daha çok bunla ilgiliydi galiba. Hiç sorun olmaz.

Ancak kültürel olarak altından kalkamayız. Farkında mısınız bilmiyorum ama basit konser ve festivaller bile tuhaf gerekçelerle engellendi geçtiğimiz yıl. Sizse Eurovision'dan bahsediyorsunuz. Kaç tane siyasi ve sosyal problem çıkar hiç düşündünüz mü :D Yani nereden başlasam ki... Eurovisiona katılmamamızın tek sebebi bu tür konular zaten. Yoksa siz gerçekten "hep komşular birbirine yüksek oy veriyor hakkımız yeniyor" diye mi katılmadığımıza inanıyorsunuz?
0
akhenaten
(19.05.24)
Yapilamayacak bir şey değil öncelikle ben de kolayca hazirlanabilecegini düşünüyorum her seyin bunda bir sorun yok.

Yarışmanin alt yapısını kaldırabilmek ayrı bir şey tam anlamıyla ev sahibi olmak ayrı bir şey.

Fakat İstanbul buna hiç uygun değil, bir kere cok kalabalık ve tehlikeli bir şehir. Milyonlarca üçüncü dünya ülkesinden gelen mülteci, bir o kadar da kayıtsız insan var. Biz Avrupa'dan gelen insanları doğru düzgün agirlayamayiz, başlarına türlü şey gelir, 20 sene önceki Türkiye değil çünkü. Ayrıca çok çirkin, çok kötü sehirlesmis bir şehir. Geniş caddelerimiz yok, parklarimiz yok, insanların oturup sokaklarda içkisini yudumlamasi mesela imkansız. Çıkacak yaygarayi hayal edemiyorum bile.

Umarım Türkiye akp gidene kadar katılmaz, katılsa bile kazanamaz inşallah. Hoş hicbir Avrupa ülkesinin bu anlattığım sebeplerle Türkiye'nin kazanmasını isteyecegini de sanmıyorum.

Allah'ın küçücük malmosu bile aşırı derecede ferah, yeşil bir şehir.
0
sanguine
(19.05.24)
Eurovision'u yıllardır sene kaçırmadan izlerim. Son 10 seneyi yarışmanın iyice büyüdüğü ve prodüksiyonun arttığı dönem olarak düşünürsek; bu süreçte Kiev ve Lizbon gibi ufak ve ekonomik olarak çok da iyi durumda olmayan şehirler düzenledi. Lizbon'un sahnesi eleştirilmişti mesela ama kendine has bi yapısı vardı. Sonra 2022'de Torino düzenledi ki İtalyanın sanayi başkenti ve muhtemelen en kötü ev sahipliklerinden birini yaptı.

Zaten yarışmayı İsveçli ekip düzenliyor. Hizmet satın alımı gibi dönüyor iş yani sahne tasarımından prodüksiyona, canlı yayın yönetmenliğinden teknik işlere neredeyse tüm organizasyon İsveçlilere veriliyor hemen her sene. Sen parayı verirsen her şekilde yapılır ki bir Eurovision düzenleme parası öyle atla deve de değil.

İsveç'te yarışma çok iyi oluyor çünkü adamlar Eurovision'u çok sevip ciddiye alıyorlar. Kendi Eurovision şarkılarını seçmek için yıllık düzenledikleri melodifestivalen yarışması da neredeyse Eurovision kadar büyük bir olay.

İşin politik, kültürel vs kısımlarını tartışmaya gerek görmüyorum. 2004'te düzenlediğimizde Sertab Erener iki şarkı söyledi. İlki Everyway That I Can'di ve sahnede zenne dansçılar vardı. Sonraki şarkısında da semazenler dans etti. O dönemde kimse de bu ne rezalet demedi. Konjonktür değişirse ülkedeki buna bakış açısı değişir merak etmeyin. Sırbistan, Rusya, Azerbaycan gibi ülkeler çok mu lgbt destekleyen ülkeler? Hepsi Eurovision düzenledi sonuçta. Bence gereksiz tartışılan bir konu bu.

@diyecevapladı büyük resmi görmüş tabii ona diyecek bi şey yok(!)
0
nundu
(19.05.24)
Teknik olarak çok rahat altından kalkarız. Hatta İsrail'de terör tehdidi, Ukrayna'da savaş olduğu için oraları geçiyorum ama kalan her yer altından kalkar. Abartılacak bir şey göremiyorum ben. Zaten şartları ve nasıl ilerleyeceği belli olan bir program. Dijital alt yapısı da ortası. Tamamen bizim ya da ev sahibi ülkenin kontrolünde olan bir konu değil.

Yarışma kısmının altından kalkamayız ama orası kesin.
0
nawar
(19.05.24)
türkiye eurovisiondan kat kat büyük organizasyonları başarıyla yaptı. bunların yanında eurovision neki?
misal türkiye turu bundan daha zorlu bir organizasyon. 25-30 takım, bunların en az 6 bisikletçisi, ayrıca teknikerleri, doktoru, antrenörü. her gün farklı bir şehirde. devamlı hareket halindeki bir organizasyon ekibi. ayrıca son gün izmirden istanbula bütün ekiplerin sevki. uzar gider.
0
my fault
(19.05.24)
Yapar tabi yahu, gayet iyi yapar hem de. Türkiye'yi bu kadar da küçük görmemek lazım. 80 milyonluk ülke, too big to fail derler ya biraz öyle. Yukarıda da denmiş Türkiye'den daha küçük ülkeler İstanbul'dan daha küçük şehirler host etti bu organizasyonu çok defa. Ki biz de ettik zaten. Üstelik EU da bu işin organizasyonu ile ilgileniyor, her işi bizim üstümüze atıp gidecek halleri yok. Sonuçta EU, eminim bu organizasyon için de bin tane standartları vardır yol gösterici. Bu ülkede bir potansiyel var, istesek pek çok şeyi yaparız, genç ve dinamik bir nüfusumuz var.
0
playing star again
(19.05.24)
Daha önce sayısız uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptık her türlü altyapımız var neden altından kalkamayalım ki? Üstelik bu etkinliklerin yapıldığı ülkeler altyapı bakımından bizden çok daha geride.
0
doharkoman
(19.05.24)
Salonla ilgili de, çok desteklemesem de, Baküde düzenleneceği belli olduktan sonra inşaata başladılar 2011'de; 2012 Mayısında yarışmayı orda düzenlediler. İstanbul 2027 Avrupa oyunlarını düzenleyecek, 2036 olimpiyatlarına da aday. Orada da kullanılacak çok amaçlı bir salon yapılır yani gerekirse ki İstanbul'da şu anda da yapacak bi yer bulunur sıkıntı olmaz
0
nundu
(19.05.24)
(6)

biri istanbul'da biri ankara'da olan iki -çocuklu- aile nerede buluşabilir?

elorelia
önemli nokta iki ailede de 2 yaşında bir çocuk var. iki ailede de araba var ancak çocuklarla uzun yol yapmak istemiyoruz. yani orta noktada buluşmak, bi hafta sonu kaçamağı yapıp evlere dağılmak istiyoruz diyelim. bolu abant dediler ama orada otel var mıdır, ne yapılır, çocukla nasıl vakit geçirilir
önemli nokta iki ailede de 2 yaşında bir çocuk var. iki ailede de araba var ancak çocuklarla uzun yol yapmak istemiyoruz. yani orta noktada buluşmak, bi hafta sonu kaçamağı yapıp evlere dağılmak istiyoruz diyelim.

bolu abant dediler ama orada otel var mıdır, ne yapılır, çocukla nasıl vakit geçirilir kimse bunu bilmiyor.

var mıdır önerisi olan?
0
elorelia
(17.05.24)
öncelikle istanbul ailesi, istanbulun neresinde oturuyor? avcılar, beylikdüzü, büyükçekmece falansa onların istanbuldan çıkması zaten 1.5-2 saat sürer :)

öte taraftan bolu mantıklı, oteller de var yemeği de güzel, yedigöller falan.
0
numlock
(17.05.24)
abant'ta bildiğim kadarıyla çok güzel bungalovlar var. çocuklar da doğayla haşır neşir olur mis gibi ama onun dışında bir şey yok. belki eskişehir eğlenceli olabilir ama ankara ekibi torpilli olmuş olur:)
0
wild honey suckle
(17.05.24)
Eskişehir
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(17.05.24)
Binin hızlı trene Eskişehir'de buluşun. Çocuklar için de değişiklik olur tren yolculuğu. Ben o yaşta trenle seyahati çok severdim ki düz mavi trendi.

Eskişehir'de de Sazova parkına gidersiniz çocuklar için iyi baya
0
nundu
(17.05.24)
nokta atışı bir yer öneriyorum: bolu'da gazelle otel. hem otel iyi, her şey dahil hizmet veriyor hem de çocuklar için birçok oyun alanı, hayvanlar, park vs mevcut.

zaten genelde çocuklular tercih ediyor burayı.
0
noxie
(17.05.24)
mantık olarak en orta yer bolu
0
co2s2
(17.05.24)
(13)

isviçre'deki arkadaşım paket lahmacun istedi

duyurukullanıcısı
bana lahmacun yollar mısın diye mesaj atmış ciddi ciddi.daha önce türk kahvesi vs vs göndermiştim ama lahmacun falan yemek nasıl olur bilemedim.iyice sarıp sarmalayıp ertesi gün kargosu ile göndersem olur mu?
bana lahmacun yollar mısın diye mesaj atmış ciddi ciddi.

daha önce türk kahvesi vs vs göndermiştim ama lahmacun falan yemek nasıl olur bilemedim.

iyice sarıp sarmalayıp ertesi gün kargosu ile göndersem olur mu?
0
duyurukullanıcısı
(16.05.24)
önce iyi bir yerden lahmacunlar alınır. ikiye katlayıp oda sıcaklığında kurumaya bırakılır. Fırında da olabilir.
iyice kuruduktan sonra iyice sarıp sarmalayıp ardından havalı poşete sarılarak yollanır.
0
deepex
(16.05.24)
kurubuzla göndermen lazım bayatlar
0
bir soru sorcam
(16.05.24)
Hayvansal gıdayı İsviçre'ye öyle gonderemezsiniz ki? Gümrükten geçmez. Dondurmaları bile atıyorlar.

Ayrica hemen her donercide lahmacun da var. İsviçre'dekileri begenmiyorsa Almanya'ya geçsin arabayla iki-uc saatte, ne yiyecekse yesin. Lahmacun istenir mi ya?
0
fraise
(16.05.24)
Ona bu videoyu gönder: www.youtube.com
0
orangesandsea
(16.05.24)
et, süt, köklü herhangi bir bitki falan sokamazsin. les gibi kokar bir de o lahmacun. dalga geciyor herhalde.
0
robert bosch
(16.05.24)
Lahmacun gönderilmez, kokar bozulur. Ya kendi yapacak ya da arkadaşların dediği gibi Berlin'e bir yere gidecek.
0
muhayyer divan
(16.05.24)
İsviçre gibi bir ülkeye öyle kafanıza göre gıda gönderemezsiniz. Gümrükte çöpe gider bu arada yurtdışında yaşayan insanımızda salça lahmacun börek sevgilisi kabardı. Bir lahmacunu kendisi orda da yapabilir. Alt tarafı ekmek hamurunun üstüne kıyma domates ve biberle hazırladıgı harcı bir şişeyle bile düz hale getirdiği hamurunun üzerine sürüp fırına airfryere koyacak. Siz yaptıgı eziyete degmez. Bence lahmacun tarifi gönderin
0
limonlu eksi
(16.05.24)
arkadaşı 10 kavanoz domates sosu isteyen duyurucuda sen miydin?
bu gurbetçleri anlamak mümkün değil beleşe diye mi yapıyorlar yeminle arkasındaki sebebi anlamıyorum gayette isviçrede neredeyse her şehrinde iyi bir türk restoranı var ya.
böyle sığ arkadaşlıkta ne bileyim.
0
eja
(16.05.24)
İsviçre Türklerin yoğun yaşadığı bi yer gitsin yesin. İlla antep lahmacunu istiyosa da kalkıp burda yesin bir zahmet. Burdan oraya giden lahmacundan hayır mı gelir zaten.

Ayrıca internette de sırf yurtdışında yaşayıp lahmacun özleyenler için bir dünya tarif var avrupadaki marketlerde bulunabilecek ürünlerle. Onlara baksın.
0
nundu
(16.05.24)
bizde fırına pide harcı götürüp pide yaptırdığımız gibi acaba kıyma, soğan, domates falan pide içi yapıp pizzacıya götürse, hamuru ince açıp üstüne bunu yayarak pizza yaptırsa. buradan gıda kargolamaktan daha mantıklı hareket.
0
kibritsuyu
(16.05.24)
arkadasiniza bir tarif:

markette hazir pizzateigler oluyor. ondan aliyor hemen bir tane, sonra evde robotta malzemeleri cekip pizzateig ustune yayip pisiriyor. 20 dkda lahmacun hazir.
0
insanlik icin buyuk bir adim
(16.05.24)
En iyisi arkadaşınıza sormak bence.
0
michael_knight
(16.05.24)
zeytin bile sokamazsın isvicreye
0
ala09
(16.05.24)
(15)

Uykuya dalmadan önce düşünür müsünüz?

sonhakan
Kafanızdan neler geçer?
Kafanızdan neler geçer?
0
sonhakan
(16.05.24)
"uyku çok güzel" diye telkin verip uyumaya çalışıyorum sürekli. işe de yarıyor.
0
summerjam0306
(16.05.24)
önemli bir iş, satın alma, seyahat falan yoksa hiç bişey düşünmem direkt uyurum +1
0
ananiyimioguz
(16.05.24)
Belki birilerine faydali olur diye yaziyorum

Onceden dusunmekten saatlerce uyuyamazdim geceleri 50 defa uyanirdim

Agirlik egzersizi ve kardiyolara basladim. Dinlenme gunlerinde full kardiyo seklinde. Sabahlari yapsrsan harika oluyor.

Beslenmemi degistirdim saglikli besleniyor aksam yemeginden sonra cok acikirsam sebze hasliyip yogurtluyorum

Bilgisayar ve telefon ekranina mavi isik filitresi koydum ama yataga girince telefonu direk sessize alip kaldiriyorum

Bu sekilde arkadaslar artik kafami koydumu zaten yorgun oluyorum cat diye uyuyor sabaha kadar bebek gibi oluyorum

Bol sans
0
Zetnikov
(16.05.24)
o gün neler oldu kisa özet.
yarin sabah neler olacak kisa fragman.
sabah olsun da kahve iciyim yemek yiyim tarzi obur düsünceler ve uykuya dalis genelde
0
robert bosch
(16.05.24)
Ruh halime, nasil bir gun gecirdigime bagli olarak dusunceler mutlaka ucusur kafamda.
0
tuborg yesili
(16.05.24)
Düşünmemek için podcast dinliyorum her gece.
0
peki madem
(16.05.24)
Haftanin cogunda spor yaptigim icin cok uyanik kalmiyorum yataga yatinca, uykum gelmis oluyor tatli tatli. Ammavelakin uyku bastirmasina bagli olarak aklimdan gecenler sunlar; gun icinde onemli bir sey olduysa gozden gecirme, ertesi gun ve full hafta heyecanli bir sey varsa dusunup heyecanlanma, must yapmam gerekenler.
0
mor oje
(16.05.24)
düşünmem.
0
abelardo
(16.05.24)
Nefes alışverişime odaklanır ve nefesimi yavaşlatırım. Odak nefesteyken düşünceleri duymaz insan.
0
hasmetizm 2046
(16.05.24)
Herhangi bir an düşünmeyi bırakamadığım için de düşünürken uykuya dalıyorum. Yani bir insan nasıl bi şey düşünmez hayal edemiyorum. Bende o konsept yok. Birkaç ay önce bi tweet okumuştum, kadınlar bilmiyor ama erkekler olarak süper gücümüz istediğimiz zaman hiçbir şey düşünmeden durabilmek diye. Ben erkek değil miyim acaba diye kendimi sorgulamıştım :d

Uyumadan önce de gün içinde olanlar, yarın olacaklar, 10 sene önce olmuş bir olayın iç değerlendirmesi vs derken uykuya dalıyorum. Podcast değil de youtubeda sevdiğim birkaç kanal var pokemon falan oynuyolar genelde shdhsh onları açıyorum ses tonları ve konunun akışı içinde masal gibi geliyor uyutuyor.
0
nundu
(16.05.24)
hic dusunmem. 5 dkda hemen uykuya dalmis olurum.
0
buenosdias
(16.05.24)
Gecenin bir yarısı gürültü yapan komşuyu nasıl evrenden silerim onu düşünürüm
0
limonlu eksi
(16.05.24)
+1 Komşuyu evrenden silme
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(16.05.24)
Uykuya dalmam genelde 1-2 dakika sürdüğü için pek düşünmeye fırsat olmuyor. Ama genelde günü düşünüyor, ya da aklımdaki beyi düşünüyorum.
0
Amaranta ursula
(16.05.24)
"ne bicim soru bu tabi ki herkes dusunuyodur" diye actim ama sasirdim acikcasi

uykudan gozlerim aksa gene bi suru sey dusunuyor olurum. ya iste olan bir seyi dusunuyorum, ya sevgilimin yaptigi bir seyi, ya ozlediklerimi, kaybettiklerimi.... sirf bu yuzden sleep hypnosis filan sinliyorum. onu dinleyince kolay dalabiliyorum.
0
supergirl
(16.05.24)
(9)

muğla gibi turistik yerlerde insanlar nasıl kışın para kazanıyorlar?

Zetnikov
fethiye ve marmarise gitmiştim adam mesela gozlukcu kuyumcu vs açmış. kış gelince çok az insan yaşıyor oda yerlisi.ayrıca turist kışın gelmiyordur diye düşünüyorum. bu insanlar dükkanımı kapatıyor yada kışın açık kalıp para kazanabiliyorlar mıdır acaba az populasyona ragmen?bu olaydan ayrı bide adam
fethiye ve marmarise gitmiştim adam mesela gozlukcu kuyumcu vs açmış.
kış gelince çok az insan yaşıyor oda yerlisi.
ayrıca turist kışın gelmiyordur diye düşünüyorum.

bu insanlar dükkanımı kapatıyor yada kışın açık kalıp para kazanabiliyorlar mıdır acaba az populasyona ragmen?

bu olaydan ayrı bide adam garson yada otelde calısıyor mesela elemanlar kısın memleketlerine gidiyorlar galiba bildigim kadarıyla.
otel sonbaharda bi sure açık oluyor sanırım. acaba otel soyle bı teklıf sunuyor mudur seni begendik sen as kadroda ol gel 12 ay calıs bizle vs.

bu tarz şeyleri merak ediyorum bilgisi olan aydınlatsın
0
Zetnikov
(14.05.24)
fethiye'ye hic gitmedim ama marmaris o kadar kucuk bir yer degil ki. kisin da kendine gore nufusu var. gozlukcu de kuyumcu da kendi capinda is yapabilir.
0
hot potato
(14.05.24)
kışın da para kazanıyorlar ama yazdan çok daha az
0
abelardo
(14.05.24)
gözlükçü, kuyumcu, takıcı, turistik eşya dükkanları, birçok restaurant genelde sezonluk kiralanıyor, 6 ay iş yapıp gidiyorlar.

onun harici buralarda yerleşik bir nüfus var esnaf kışında iş yapıyor.
özellikle pandemi sonrası yerleşik nüfus sayısı çok arttı.

otel sektöründe genel durum şu şekilde 12 ay kalan küçük bir çekirdek kardo oluyor, bunun haricinde ki çalışanlar sezonluk bulunuyor, nisan-kasım gibi düşünebilirsin. Sezon harici daha düşük ücret verip, eline personel tutanda oluyor.

Sezon harici büyükşehirlerde ki otellerde, restaurantlarda çalışanlarda oluyor. Turizm sektöründe personel sirkülasyonu inanılmaz yüksektir.

Turizm işi ülkemizde çok sıkıntılı maaşlar düşük kaldı, tatil beldelerinde iş sürekliliği yok, hemşericilik çok, bu ve benzeri sebeplerden birçok tanıdığım körfez ülkeleri ve uzak doğu ülkelerine gittiler, gençlikte iyi ancak yaş alınca, aile kurunca sezonluk çalışma işi insanlara çok zor geliyor.
0
sealth
(14.05.24)
tatil köylerini bilmiyorum, ama bodrum merkez ve gündoğan'da kışın oteller çalışıyor, odalarda tadilatlarını yapıyorlar ve kalan odaları da kışın iş yapmaya gelenler olursa diye satıyorlar. personel çok az, housekeeping olarak zaten bodrum'un yerlileri günlük geliyorlar, ön büroda da müdür veya otel sahibi gibi insanlar oluyor. yani personel sıfıra yakınsıyor, ama işletme kapanmıyor.
0
malheiros
(14.05.24)
Fethiyenin yerlisi baya fazla. Kendini döndürecek kadar fazla.
Bir çok tatil yerinin yerlisi var aslında.

Ama restaurantlar falan daha çok sıkıntı çekiyor kışın. Yazın kazanıp kışın cepten yiyor köklü restaurantlar.
0
zimbirik
(14.05.24)
Bodrum 200 bin
Fethiye 180 bin
Marmaris 100 bin

Kalıcı nüfusları yaklaşık bu şekilde. Hiç de ufak yerler değil yani, kendilerini döndürecek kadar iş yapıyorlardır.

Bu kış kasım sonu gibi Muğla'da değil ama Antalya Beldibi'nde bir otelde kongremiz olmuştu. Otel yabancı turistlerle doluydu, personelle konuşunca kışın da neredeyse full dolu olduklarını, pek çok yabancının kışı otelde geçirdiğini söylemişti. Ülkedeki tüm otellerde durum bu değildir tabii ama pek çok otelde kışın da yaşlı İngilizler falan kalıyor kendi ülkelerinde evlerinde harcayacakları paraya denk geliyor neredeyse diye haberler vardı
0
nundu
(14.05.24)
Plaj, beach clup, eğlence yerleri gibi mekanlar kepenk kapatıyorlar. Karınca gibiler. Yazın kazanıp kışın yiyorlar.

Otel ve restoran gibi yerlerin yazlık ve kışlık personel sayıları farklı. Yazın dışardan gelen mevsimlik personelle iş yaparken kışın çekirdek kadro ile faaliyete devam ediyorlar. O bölgelerde kış mevsimi de ılıman olduğu için yakın mesafeden gelen günübirlikçilerle değirmen dönüyor.

Bu arada yazlıklarda 12 ay boyunca yerleşik hayata geçiş de her geçen yıl artmakta. Bu da o bölgeleri kış mevsiminde de hareketli hale getiriyor.
0
Mirket
(14.05.24)
eskiden yazin yaptiklarini yerlerdi, kisin yatarlardi.
bir de kisin yazlik yerlerde insaat sezonudur, oradan beslenirlerdi.

simdi zaten emekli tayfa ve buyuk sehirlerden oraya tasinip online calisanlar sayesinde tahminen butun sene stabil takiliyorlardir.
0
cooperr
(15.05.24)
Sayfiye yerlerinde genelde sezonluk kazandıkları para kışında yetiyor. Turizmde güzel kazanç var. Otel çalışanları ise genelde asgari ücretli olarak sezonluk üniversite öğrencileri veya sigorta için çalışmak isteyen civar köylerden gelen çalışanlardan olur.
0
doharkoman
(15.05.24)
(11)

Günübirlik Turlar

rock n roll
Günübirlik turlara gittiniz mi, güzel oluyor mu? Gittiyseniz arkadaşlarınızla mı yoksa tek mi gittiniz?
Günübirlik turlara gittiniz mi, güzel oluyor mu? Gittiyseniz arkadaşlarınızla mı yoksa tek mi gittiniz?
0
rock n roll
(14.05.24)
tura göre değişir. arkadaşlarla gitmiştik güzel ama yorucuydu
0
jelly bear
(14.05.24)
Hep yaşlılar oluyo
0
abuzer
(14.05.24)
Ben yalnız giderim gidersem de sıkılırsam diye düşündüm. Fotoğraf çektirmek isteyeceğim insanlardan isteyemem. Selfie çubuğu alırım ne yapayım?
0
🌸rock n roll
(14.05.24)
Hep yaşlılar oluyor +1
0
ruhen hastayim ben
(14.05.24)
Rehberli tursa rehberle muhabbet edersin en kötü. Ben gittiğim turlarda rehberlerle sohbet etmeyi seviyorum, değişik anıları oluyor. Hele bi de farklı bölgelere/ülkelere seyahat eden rehberlerle sohbet iyice keyifli
0
nundu
(14.05.24)
Günübirlik turlara gittim güzel olan da var olmayan da. Arkadaşlı gittim hep.

yaşınız kaç bilmiyorum ama 18-39 yaş sınırı olan roarcamp diye bir tur şirketi var mesela. hep yaşlılar oluyor sorununa çözüm için yapılmış skgjksgjg. ona da katıldım güzeldi ordan kalıcı kendi gruplarınız bile olabiliyor. tek gelen çok oluyor bu tur şirketiyle.
0
Kediyi üzdün
(14.05.24)
Ben sadece bir kez Sakız Adası’nda böyle bir tura katıldım. Biraz önyargılıydım ama düşündüğümden iyi geçmişti genel olarak.

Bir arkadaşım sürekli böyle turlara katılıyor ve beni de çağırıyor sık sık. İstanbul’da yaşıyor bu arkadaş ve İstanbul’daki çoğu yeri bile bu şekilde gezdi. En son kimseyi tanımadığı bir turla İznik’e gitmiş mesela tek başına, çok memnun kaldığından bahsetmişti.
0
ms brownstone
(14.05.24)
Kediyi Üzdün, 39 yaşındayım. 1 ay içinde katıldım katıldım yoksa beni de yaşlılar grubuna koyacaklar o zaman. Gençlikte son 1 ay :))
0
🌸rock n roll
(14.05.24)
Sen de yasliymissin gidebilirsin seversin xd
0
abuzer
(14.05.24)
abuzer, kaplıca var mıdır ki günübirlik? Sıcak su falan olur, iyi gelir :))
0
🌸rock n roll
(14.05.24)
Romatizmalarina iyi gelir ayn
0
abuzer
(14.05.24)
(9)

günümüzde bir yerlerde xp kurulu bilgisayara denk geldiniz mi?

tabudeviren
soru başlıkta.
soru başlıkta.
0
tabudeviren
(13.05.24)
Ben denk gelmedim de buraya göre misal nortface, fujitsu falan hala xp kullaniyormus.
enlyft.com
0
logisticsmanager
(13.05.24)
Etrafta olan koca koca Reklam panolarında görüyorum bazen. Bildirim falan çıkıyor kapatmayı unutuyorlar
0
jackyr
(13.05.24)
Kişisel olarak kullanılanına denk gelmedim günümüzde. Ama etrafta hep görüyorum hala reklam panolarında, toplu taşıma bilgi ekranlarında, ATM'lerde vs.
0
king lizard
(13.05.24)
Lablarda bir ölçüm cihazına bağlı ve sadece o cihazın programını kullanmak için tutulan çok eski pclerde görüyorum bazen
0
nundu
(13.05.24)
Türkiyenin en büyük kurumsal firmalarından birinin labında üretimden çıkan buzdolaplarını test eden sensörlerin baglı oldugu bilgisayarda windwos xp yüklüydü. canlı canlı gördüm.
0
limonlu eksi
(13.05.24)
Nundu +1

Hem cihazın özellikleri yenisini kaldırmayacağından, hem de kullamılan aletin yazılımı orada olduğundan xp bilgisayar var labpratuvarda

Bir tanesine disket ile program kurdum hatta
0
jülsezar
(14.05.24)
bırak xp'yi, windows 2000 - nt - dos çalıştıran bilgisayarlarımız var :) tabi bunlar endüstriyel pc. makinelerin kontrolü amacıyla kullanılıyor. internete vs. bağlı değil. revizyonu çok maliyetli. örneğin tek bir makinenin pc'si 12 bin euro civarıydı. dolayısı ile çalışıyorsa dokunma prensibini uyguluyoruz :)
0
delidir yakalayin
(14.05.24)
ofiste kullanılan bir cihazda hala xp mevcut. üzerindeki spesifik donanımlara ait yazılımların güncel versiyonlarını edinemiyoruz o yüzden öyle arafta kaldı.
0
inheritance
(14.05.24)
valla bizim işyerinde eski bir cnc var onun programı için mecbur hala xp kullanıyoruz
0
zenc
(14.05.24)
(4)

Tarihten, mitlerden, roman, film vs.den hain örneği?

ya ben lan neyse
isim verir misiniz?
isim verir misiniz?
0
ya ben lan neyse
(11.05.24)
brutus
judas
damat ferit
0
antikadimag
(11.05.24)
300 spartada perslere gizli yolu gösteren kambur (Ephialtes)
0
nundu
(11.05.24)
İsa'ya ihanet eden havari
Selanik'i veren Paşa
Osmanlı'ya ihanet eden Hicaz Emiri (bunun adını biliyorum: Şerif Hüseyin)

İsmet İnönü’nün; “Hiçbir ülke yoktur ki, kendi içinden bizim kadar hain yetiştirebilsin”. Ve Kâzım Karabekir Paşa’nın; “Öyle puslu ki hava şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor,” sözleri var. Yani bizim tarihimizde çok varlar. Say say bitmez.
Bir Kuv-yı İnzibatiye var mesela. Nedense adı hiç anılmaz.
0
Mirket
(11.05.24)
Yüzüklerin efendisi saruman
0
lennonade
(12.05.24)
(4)

fifa (fc) 24 sorusu

semaforo de medianoche
4-5 yıl öncesinde falan iyi bir fifa oyuncusuydum. arkadaşlara karşı oynadığımda arada yenilsem de çoğunlukla üstün gelirdim. fut falan işine çok girmedim ama kariyer modu açardım playstationda efsanevi zorluğa karşı kazanırdım genelde. sıkmıştı biraz beni oyun malum sebeplerden ötürü birkaç yıldır
4-5 yıl öncesinde falan iyi bir fifa oyuncusuydum. arkadaşlara karşı oynadığımda arada yenilsem de çoğunlukla üstün gelirdim. fut falan işine çok girmedim ama kariyer modu açardım playstationda efsanevi zorluğa karşı kazanırdım genelde. sıkmıştı biraz beni oyun malum sebeplerden ötürü birkaç yıldır doğru düzgün oynamadım anca denk gelince arkadaşla falan oynadık. şimdi ps5'te aylık oyunlarda bedava verilince bir kurayım dedim oynadım da efsanevi yz beni tokatlıyor her seferinde. dünya klasında kazandım ama orada da çok rahat değilim. efsanevide rakipten top almak çok zor cezasahasına kadar geliyorlar bir şekilde orada durdurabilirsem durduruyorum. legacy defending yapıyorum ama acaba artık legacy'yle iyi oynamak mümkün değil mi öyle bir değişiklik mi oldu? ya da ayarlarda başka dikkat etmem gereken bir şey mi var? sinirim bozuldu ya
0
semaforo de medianoche
(11.05.24)
Ben de legacy'de oynuyorum da mantıken adamlar tactical defendingi boşa getirmedi. Ben en fazla professional zorlukta oynuyorum çok iddiam yok, ama üst zorluk seviyesinde legacy yetersiz kalıyor artık. Eskisi gibi prese basılı tut adamın topu alsın olmuyor, kendin planlı şekilde defans yapman gerekiyor
0
nundu
(11.05.24)
@nundu: tactical defending geleli çok oldu yalnız 10 yılı geçti belki de. normalde legacyde daha etkili oynuyordu büyük çoğunluk o yüzden direkt legacy'ye alınırdı ayar. tactical da denedim şimdi gene sıkıntı. oyun mu zorlaştı acaba efsanevi zorluk bu kadar sıkıntı çıkaran bir şey değildi ya da bir şey mi değiştirmem gerekiyor eskisi gibi etkili oynayabilmek için çözemedim.
0
🌸semaforo de medianoche
(11.05.24)
Uzun zamandır oynamıyorum da oyunu, benim hatırladığım fifa yi tactical defending çıktıktan sonra tactical ile oynamamak amatörde oynamak gibi bir şeydi.

Hatta şunu hatırlıyorum legendary seviyesinde pc yi genelde Mourinho gibi oynayıp yeniyordum ancak, bu dediğim fifa 12 13 14. (Tabi bunların öncesinde MÖ ye kadar giden bir pes winning gecmisim var :))
0
makbur
(11.05.24)
@makbur: ben online sezonlar oynuyordum 1. klasmana çıkamadım sanırım ama 2'ye kadar gelmiştim fifa 19-20'de legacy'yle. belki hard proluk seviyesi için tactical kullanılıyordur onu bilemiyorum da legacy iyi işliyordu zaten.
0
🌸semaforo de medianoche
(12.05.24)
(2)

KAFT dışında kaliteli tasarım tişörtler satan marka?

amortisman
Merhaba,KAFT'ın tişört tasarımlarını beğeniyorum ama benzer başka marka var mı diye sormak istedim. Erkekler için.
Merhaba,

KAFT'ın tişört tasarımlarını beğeniyorum ama benzer başka marka var mı diye sormak istedim. Erkekler için.
0
amortisman
(10.05.24)
İki yıl önce kaft'tan sıkılıp wwf'ye geçtim. Tasarım tarzı farklı ama ürün kalitesi çok iyi. Wwf ürünlerini tasarlayan reflect studio'ya da bakabilirsin aynı kalite ama tarzı bana gitmiyor belki sen seversin
0
nundu
(10.05.24)
tiburon
0
mellifica
(11.05.24)
(2)

youtube telif hakkı ihlali mi?

attirdiniz makedonun kafasini
Münir Nurettin Selçuk'a ait Rindlerin Ölümü adlı besteyi seslendirdim.Sadece vokal. Sözlerini ve sanatçının adını da yazıp youtube'da paylaştım.Telif hakkı diye kaldırdılar. İtiraz ettim, hiçbir şey olmadı.Bu gerçekten de telif hakkı mıdır?
Münir Nurettin Selçuk'a ait Rindlerin Ölümü adlı besteyi seslendirdim.
Sadece vokal.
Sözlerini ve sanatçının adını da yazıp youtube'da paylaştım.
Telif hakkı diye kaldırdılar. İtiraz ettim, hiçbir şey olmadı.

Bu gerçekten de telif hakkı mıdır?
0
attirdiniz makedonun kafasini
(10.05.24)
Ben tsm çok dinleyen biri değilim ama bildiğim kadarıyla kendisinin telif haklarına sahip kişiler bu konuda aşırı gereksiz katı. Her türlü kaydı anında kaldırtıyorlar. Zaten youtubeda da şiir kayıtları var sanırım sadece, besteli hâlinin yok. Yoksa coverları olurdu yani birkaç tane muhtemelen :)

Legal herhalde ki yapabiliyorlar yıllardır
0
nundu
(10.05.24)
evet ben de şimdi sözlükte biraz araştırdım şikayet eden kişiyi. gerçekten de yazıklar olsun dedim.

çok değişik şeyler daha söylüyorum da burada yazmam doğru olmaz.
0
🌸attirdiniz makedonun kafasini
(10.05.24)
(5)

Bu spor programı iyi mi?

dejame
Basit bir push pull legs programı yazdım, ilk hafta denedim ve çok sevdim, bir şey hariç. Push günü öyle yoruluyorum ki ertesi gün pull için yeterli verim alamıyorum.Her kas grubumu haftada iki kez çalıştırmak istiyorum. Salon Pazar tatil, 6 gün gidiyorum. 14 Haziran'a kadar gideceğim, sonra yazlıkt
Basit bir push pull legs programı yazdım, ilk hafta denedim ve çok sevdim, bir şey hariç. Push günü öyle yoruluyorum ki ertesi gün pull için yeterli verim alamıyorum.

Her kas grubumu haftada iki kez çalıştırmak istiyorum. Salon Pazar tatil, 6 gün gidiyorum. 14 Haziran'a kadar gideceğim, sonra yazlıkta olduğum için salon imkanım olmayacak. Koşu, yüzme, bisiklet ve mekik/şınav, belki evdeki 10 kiloluk bir çift dumbbell ile çalışacağım.

Zamanım kısıtlı olduğu için maksimum verim almak istiyorum. Daha önce çok kez düzensiz olarak spor salonuna gittim, altyapım var.

Hedefim belimi inceltip kaslarımı biraz daha diri hale getirmek. Hafif kalori açığı oluşturup temiz besleniyorum. Protein ağırlıklı ve dengeli yiyorum, sadece kreatin kullanıyorum.

Sizce program nasıl?

Push Pull Legs Spor Programı

Warm-up for 10 mins

Day 1: Push (Chest, Shoulders, Triceps)

- [ ] Butterfly (3 sets x 8-10 reps)
- [ ] Bench Press: 4 sets x 6-8 reps
- [ ] Incline Dumbbell Press: 3 sets x 8-10 reps
- [ ] Cable Chest Fly (3 sets x 8-10 reps)

- [ ] Shoulder Press (Barbell or Dumbbell): 4 sets x 6-8 reps
- [ ] Lateral Raises: 3 sets x 10-12 reps
- [ ] Front Raises: 3 sets x 10-12 reps
- [ ] Arnold Press: Until Failure (a few sets maybe)
- [ ] Shrugs: Until Failure (a few sets maybe)

- [ ] Tricep Pushdown: 3 sets x 8-10 reps
- [ ] Seated Dip Machine OR Cable Tricep Kickbacks: 3 sets x 10-12 reps

Day 2: Pull (Back, Biceps)

- [ ] Dumbbell Deadlifts: 4 sets x 6-8 reps
- [ ] Pull-Ups or Lat Pulldowns: 4 sets x 6-8 reps
- [ ] Bent Over Rows: 3 sets x 8-10 reps
- [ ] Seated Cable Rows: 3 sets x 10-12 reps

- [ ] Barbell Z Bar OR Dumbbell Bicep Curls: 3 sets x 8-10 reps
- [ ] Hammer Curls: 3 sets x 10-12 reps

Day 3: Legs & Abs

- [ ] Dumbbell Squats: 3 sets x 6-8 reps
- [ ] Leg Press: 3 sets x 10-12 reps
- [ ] Leg Extensions 3 sets x 10-12 reps
- [ ] Leg Curls: 3 sets x 10-12 reps
- [ ] Dumbbell Calf Raises: 4 sets x 10-12 reps

- [ ] Crunches 4 sets x 8-10 reps
- [ ] Hanging Leg Raises 4 sets x 8-10 reps
- [ ] Standing Oblique Twists 4 sets x 8-10 reps
0
dejame
(10.05.24)
beli inceltme amacın varsa hafif değil ağır kalori açığı oluştur.

antrenman güzel, fazla bile. pull ve push durumu antrenamandan kaynaklı değil, yorgunluktan. yaptıkça açılırsın. başarılar.
0
numlock
(10.05.24)
Abi programı sen mi yazdın yoksa aldin mi?
Çünkü benim böyle sorulara cevabım yüzde 99 "bu işi 30-40 yıldır yapan adamların programı varken neden kendi programın" oluyor.

O yüzden ilk bunu diyorum. Ben kendi programımı bundan 12-14 sene önce yazıyordum daha yeniyken sonra öğrendikçe bu isi bilenlerden almaya başladım. Misal tam şu an elimde dan john'un "never let go" kitabı var.

Neyse ben kendi fikrimi söyleyeyim; kalori açığı yapan birinin bu kadar fazla set ve tekrar bodybuilding yapmasini mantıklı bulmuyorum. O yüzden tavsiyem her zaman strengh training.

Buna ek olarak programda progressive overloada dair bir şey de yok. Yani belki vardır da yazmamissinizdir.

Bu programdan calorie deficitte verim alamamak beni cok sasirtmaz.
Bence calorie deficitin üstüne high volume training sıkıntın var.
Hayır zaten push günü failurea gidiyorsun. Calorie deficit vs failure bana biraz sıkıntı geldi gene.

Zaman sıkıntın varsa myoreps araştırabilirsin.

Bana kalsa barbel temel 4 hareketli strengh training (5/3/1 olur 5*5 olur 3*5 olur ne olursa), üstüne carry hareketleri (farmers carry, suitcase carry vs) yapar geçerim abs için de ab wheel yaparım. Ama tabi bana bunu sormadin ama olsun :)

Oblique twist yerine en azından suitcase carry yap. Bak buradan stuart mcgill'in bu konudaki dediklerine bakabilirsin;
www.strengthcoach.com
0
logisticsmanager
(10.05.24)
Bu arada ben biraz biasedim bu konuda. Bodybuilding antrenmanlarini sıkıcı buluyorum :) ama gene de bence şu yazdığından daha iyisini yapacağını düşünüyorum. Yani calorie deficitini kg*kac gr protein aldığını kaç saat uyuduğunu bilmiyoruz tabi. Ama misal ben olsam illa body yapacaksam 3 gun full body ya da 4/5 günlü split yapıp bir gün mobility movements antrenmani yaparim ve yapacak yer varsa hard conditioning denerim.
0
logisticsmanager
(10.05.24)
Ben bu işin uzmanı kesinlikle değilim önden belirteyim;

Push günü aşırı yoğun değil mi ama? Göğüste 4, omuzda 5 harekete ihtiyaç var mi maksimum verim için? 3 göğüs, 3 omuz, 2 triceps yeterli olur gibi hele bi de kalori açığı veriyosanız. Pull için 4/2 ideal bence. Bir gün 11 hareket yapıp sonraki gün 6 hareket yapmak dengesizlik yaratmış gibi.

Dediğim gibi ben uzmanı değilim ama iki gün arasında çok fark var harcanan güç açısından. Bir tık azaltıp deneseniz belki verimde o kadar azalma görmezsiniz?
0
nundu
(10.05.24)
"14 haziran a kadar vaktim zaten az yapabildiğim zorlayabildigim kadar zorlim" kafasında aman tükenis ve dolaylı olarak sakatlık yaşama. Vücudunu dinle, cok yorgun uyandigin günleri pas geç.

Bir de bazı hareket sıraları tuhaf. Göğüste bence 1 bench 2 incline 3 cable 4 butterfly daha iyi sanki.

Omuzda da dumbbell press le başlayıp ardından Arnold press yapmak abes olur. Barbell ya da makine ile başlayıp ardına Arnold koyarsan şık olur. O pressler omuz ve gogsun ilk hareketleri olsun raise fly vs ardına koy.

Bacakta da ben 1-extensions 2- curl 3- leg press 4- dumbbell squat 5 calf yapardım.

Ayrica calf neden makinede değil de dambil :)

Son olarak en azından press hareketlerinde progressive overload yap. Dumbbell press ler de 4 set olsun
0
makbur
(10.05.24)
(16)

Iliski(?) cikmazı tavsiyelere ihtiyacım var

sifreyi tekrar etmeniz lazim
1 kız var.fuckbuddy gibi düzenli sevisiyoruz ama bana duygusal da yaklaşıyor sevgili gibi paylasimlar yapiyor daha cok o yaziyor düzenli konuşuyoruz.tip olarak da birbirimizi begeniyoruz ama Kizin sürekli başkalarıyla (erkek olsun yeter)sürekli yatmak gibi bir amaci var hep yolunu yapmanin peşinde v
1 kız var.fuckbuddy gibi düzenli sevisiyoruz ama bana duygusal da yaklaşıyor sevgili gibi paylasimlar yapiyor daha cok o yaziyor düzenli konuşuyoruz.tip olarak da birbirimizi begeniyoruz ama Kizin sürekli başkalarıyla (erkek olsun yeter)sürekli yatmak gibi bir amaci var hep yolunu yapmanin peşinde ve muhtemelen yatiyor da. Bu da kafamı karistiriyor arada kıskaniyorum bu kizla boyle devam mi etmeli yoksa yol mu vermeli bilemedim. Tavsiyelere ihtiyacım var.
0
sifreyi tekrar etmeniz lazim
(10.05.24)
Sana verebileceğim en güzel tavsiye hpv aşısı olman kanki.
0
hasmetizm 2046
(10.05.24)
+ 1 hasmet
0
oscar
(10.05.24)
+hasmetizm
Bence bedeninize biraz saygınız varsa yollarını ayırmanı tavsiye ederim. İş yerimden bir arkadaşla hikayen kesişiyor. AIDS oldu hayatı kaydı elemanın.
0
limonlu eksi
(10.05.24)
kızdan yana bi sıkıntı yoksa devam et, keyfine bak, sınırlarını zorla.
0
numlock
(10.05.24)
Cinsel hastalik konusunda cok titiz sağlık alanında çalışıyor hastalik kapacagimi zannetmiyorum. Sürekli baska biriyle yatma cabalari çalıştığı yerle sınırlı öyle sokaktan önüne gelenle değil
0
🌸sifreyi tekrar etmeniz lazim
(10.05.24)
sıkılına kadar pompa devam.
0
nuisance2
(10.05.24)
ha bu sorunun dışında, abin olarak söylemek boynumun borcu; böyle insanlarla vakit geçirme, düzgün bir ilişki yaşa.
0
numlock
(10.05.24)
hastalık konusunda kendinden başka kimseye güvenme. Sağlık sektöründe çalışan biri olarak ne hikayeler duydum. Korunmanı ihmal etme yani.

Diğer konuda da, hocam açık ilişki niyeti var mı yok mu git sor kıza işte yani biz ne diyelim şimdi. Sevgili olmak istiyor musun? İstiyorsan kız açık ilişki mi istiyor? Sen açık ilişki yaşamak ister misin? Bu soruların cevabını bilemeden cevap veremeyiz. Hayatımın aşkı demiyorsan yol ver ya da "Bu da bir deneyimdir" diyip açık ilişki dene ne bileyim sonuçta senin şahsi hayatın herkesin keyifleri, kırmızı çizgileri farklı. Ama bunu kızla açık konuş yani, başkasıyla olmasını istemiyosan da söyle, olmuyorsa öyle ayrıl. Ya da sor yani kıza açık ilişki mi istiyorsun, aklındaki ilişki bu mu diye?

Ben böyle şeyleri yadırgamam, kimseye "Böyle ilişki olmaz" diye akıl vermem. Dünyada 8 milyar insan var, herkesin hayata baktığı açı farklı. Ama sağlık önemli, o yüzden korun sen tekrarlıyorum :)

@limonlu eksi

AIDS olmamıştır, HIV + olmuştur, o da şu anki tedavilerle hayat kaydıracak bir durum değil. Ha tabii ki HIV + olmak istemez kimse de, tedavisini düzenli olduktan sonra dümdüz devam eder yani yaşamına
0
nundu
(10.05.24)
36 yaşındayım, tavsiyem şu;
Ten uyumu yakalandıysa köşeye çek konuş, ciddi olabilir miyiz diye nihai yanıt al. Diğer erkekleri senin için hayatından silebilecek mi teminat al. Ömrünün geriye kalan kısmında uyumsuz biriyle karşılaşırsan her zaman bu kişiyi arzulayacaksın. İçinde bulunduğun durumun önemini ve kıymetini idrak et.
0
HellKeePer
(10.05.24)
nuisance2 ne iğrenç bi cevap ya, sıkılana kadar ne demek. oyuncak mı bu?
0
numlock
(10.05.24)
@numlock

bulduğu (ya da beğendiği diyelim) her erkekle yatmaya çalışan fuckbuddy için ne diyelim?

www.youtube.com
0
nuisance2
(10.05.24)
ya allah aşkına bu video ne? yazık.
0
numlock
(10.05.24)
Ciddi iliski ihtimali yok karşılıklı sadakat de yok. Ben duygusal yaklasmasina anlam veremiyorum. Rol mü kesiyor madem duygusal digerlerine niye yazıyor anlam veremiyorum. Bugüne kadar ten uyumu aldigimiz zevk için devam ettim ama dedigim gibi sürekli baskalarinin peşinde olması sinir bozuyor.

(Ben de saglik sektorundeyim seçici değil derken belli meslek erbabina seçici onun üyelerine secici degil anlaminda ama tabi düşük ihtimal de olsa belli olmaz hastalik filan)
0
🌸sifreyi tekrar etmeniz lazim
(10.05.24)
Nasıl sadece doktor mu seçiyor?
0
Kahvedesu
(10.05.24)
Ayrintilardan bahsetmek istemiyorum histriyonik kişilik demisti biri hakkında simdi baktim ozellikler tipatip herkese cevaplar icin teşekkürler
0
🌸sifreyi tekrar etmeniz lazim
(10.05.24)
Sadakat temelli iliski disindakiler insani çürütüyor.
0
halk
(11.05.24)
(5)

pokemon tekrar başlamış

ShadowOfMoon
2000lerde seyrettim daha seyretmedim bitince. yasaklandı mı bitti mi hatırlamıyorum. sonra digimon gelmiştisonra da dedektif pikachu gibi bir film gelmişti geçen yıllarda. ama incelediğimde 2023e kadar bir sürü sezon varhttps://www.imdb.com/title/tt0168366/reference/ve bir sürü de film çekilmiş. bun
2000lerde seyrettim daha seyretmedim bitince. yasaklandı mı bitti mi hatırlamıyorum. sonra digimon gelmişti

sonra da dedektif pikachu gibi bir film gelmişti geçen yıllarda. ama incelediğimde 2023e kadar bir sürü sezon var
www.imdb.com

ve bir sürü de film çekilmiş. bunlar bizim seyrettiğimizin devamı mı? Benim gibi haberi olmayanlar var mıydı niye uzak kaldım böyle.

2000lerdeki tadı vermeyecektir de devam etsem mi sizce? ama çok süre geçtiği için sıfırdan başlamam gerekecektir
0
ShadowOfMoon
(09.05.24)
Hiç bitmedi ki, biraz geç olmuş öğrendiğiniz :D

Pokemon sadece Türkiye'de yasaklanmıştı, camdan atlayan arkadaş sağolsun. Yoksa hiçbir zaman bitmedi. Sezon sezon bugüne kadar geldi.

Ash de 25 yıldır hala aynı yaşta hatta. Bu durum garipleşmeye başlayınca ya bu sene ya geçen sene ash'e bir jübile sezonu çekip yerine başka bir karakteri geçireceklerdi, oldu mu o bilmiyorum.

Lise zamanlarında bir süre dizi sitelerinden izlemeye devam etmiştim. Ünide de arada bir sezon falan bakıp bırakıyordum. Hala daha Netflix'te görünce hafta sonu 2-3 bölüm bakıyorum :D

İlk sezonlar nostaljik hissettiriyor ama yaş grubuna göre ayarlandığı için sonradan baya yabancılaşıyorsunuz :D Yine de ara ara Togepi'ye ne oluyor, Ash'in bıraktığı pokemonların akıbeti ne falan arada eski sezonlardan sürprizler çıkan bölümler var. Onları görmek güzel. Bi ara oturup Ash'in jübile sezonunu izleyeceğim, büyük ihtimalle ilk sezona bir sürü gönderme vardır içinde. Ayrıca GS topunun olayını hiçbir zaman açıklamadılar (sadece oyunlardan biliyoruz)
0
akhenaten
(09.05.24)
www.turkcepokemon.com burdan türkçe izlenebilir.
0
bravoteam
(09.05.24)
Pokemon hiçbir zaman bitmedi +1

Dünyanın en büyük markalarından biri ekonomik güç olarak. Pokemon asıl olarak oyun serisi, animesi oyunynu takip ediyor. Sizin bildiğiniz Charizard, squirtle vs 1. nesil pokemonlardı, 1996da çıkan. En son geçen sene 9. nesil pokemon çıktı. Şu an 1000'den fazla pokemon var. Tabii ki animesi de bu sürede bifiil devam etti. Ash emekli oldu vs

Dünyada milyonlarca insanın takıntı derecesinde takipçisi olduğu, muhtemelen milyarlarca insanın bir şekilde etkileşim içinde olduğu bir meta Pokemon; bitmesini düşünmek için sebebiniz neydi :d
0
nundu
(09.05.24)
Şuna bakıp eski seriyi kapatabilirsiniz.
www.youtube.com
Yenisi başladı şimdi bambaşka karakterlerle. Şaşırtıcı şekilde daha iyi diyorlar. Özeti izleyip direkt yeni seriye girin bence
0
norek
(09.05.24)
spiderman batman gibi şeyler de karikatür kitap vs olarak devam ediyor ama o ilk çizgi dizler gibi değil. başka hikayeler var. ilk sezondaki hikaye 25 yıl sürmemiş anladığım kadarıyla. digimon mesela geldi bitti.

bir de pokemon yasaklandı sonra sanki geri geldi çünkü ben yeni sezon müziklerini hatırlıyorum. başka yerde setretmedim
0
🌸ShadowOfMoon
(12.05.24)
(16)

Haç kolye takılmasını garipsiyor musunuz?

morca
Bu ülkede ve Hristiyan olmayanlar tarafından tabii ki bahsettiğim. Genç kız ve erkeklerde son yıllarda çok fazla görüyorum, çoğunluğu gotik görünmek isteyen veya haç takmanın cool olduğunu düşünenler. Haydi onlara öykünme diyelim en basitinden. Peki kendine rockçı diyen 45-50 yaşındaki abilerin bu t
Bu ülkede ve Hristiyan olmayanlar tarafından tabii ki bahsettiğim. Genç kız ve erkeklerde son yıllarda çok fazla görüyorum, çoğunluğu gotik görünmek isteyen veya haç takmanın cool olduğunu düşünenler. Haydi onlara öykünme diyelim en basitinden. Peki kendine rockçı diyen 45-50 yaşındaki abilerin bu tarz kolye veya küpe kullanması? Hristiyan değiller yani dini bir amaç yok kesinlikle. Doğrudan yargılamaktan kaçınma çabasıyla birlikte zihnimde onlarla ilgili bir miktar ilginç bir profil çizilmesine sebep oluyor açıkçası bu. Siz ne düşünüyorsunuz? Yaştan, olgunluktan bağımsız olarak gayet normal mi?
0
morca
(08.05.24)
Türkiye oksimoronluk merkezi olduğu için garipsemiyorum.
0
ferenc
(08.05.24)
22 yasimda erasmustayken, bir gece tren istasyonunda sabahlarken, evsiz bi bulgar teyze onu diger serseri evsizlere karsi korudugum icin bana boynundaki hac ve isa kolyelerini vermisti. Isa kayboldu da haci takarim hala arada. Boyle bi anlami olmasaydi da takardim pasa keyfim oyle istedigi icin. Takanlara karsi bi fikir de belirmiyor. Taki iste süs püs gayet normal. Dini sebeple takilmasindan cok daha anlasilir buluyorum ve bence estetik bi tarafi da var. 30k
0
nic cage
(08.05.24)
Komik geliyor. He isteyen istedigini yapar tabi.
0
logisticsmanager
(08.05.24)
Normal bir ülkede olsam garipserdim. @ferenc çok güzel özetlemiş.
Ama garipsemem sadece beni ilgilendirir. Takmak istiyorsa taksın tabi.
0
Mirket
(08.05.24)
Müslüman için asla olmayacak bir şey haçlı kolye takmak.
Müslüman olduğunu söyleyen ama bunu takanın daha İslam hakkında bilmediği bir çok şey daha vardır.

Hristiyanlık için olmasa bile öylesine veya şekil olsun takmak bir bahane olamaz ve bu şekil hristiyanlıkla özdeş ve onun alametlerinden biri haline gelmiştir.
0
diyecevaplandı
(08.05.24)
inancindan dolayi takiyorsa hic sikinti yok, insanin bir dinin mensubu olarak dogmasi sacma, sonradan din degistirmek istemek normal.

pbur taraftan sadece estetik kaygisi ile takiliyorsa bu zaten oncelikle dini onemi olan bir objeye saygisizlik. ayrica bence dangalaklik, hersey oyuncak degil.

bunu yapan bir arkadasim vardi, yurtdisinda hatun avina ciktiginda oltadaki yem olarak kullaniyordu mesela. gidip en satafatlisini almisti. partiye gore takip cikartiyordu. araplarin partisine gittiginde osmanli tugrasi falan takardi. te allam..
0
cooperr
(09.05.24)
garipsemiyorum. inançsız birisinin takmasını da garipsemiyorum. inanıp taksa daha çok garipserim hatta. cool görünüyor bence. yakıstırıyorsa takabilir. güzel bir şekil bence haç
0
abelardo
(09.05.24)
Bunu takan Z kuşağının bir çogu ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Bunu sadece bir aksesuar sananlar bence çoğunlukta. Mesela K-pop denilen akımın peşinden koşturanlarda epey çok kullanılır bu haçlı kolyeler. Sebebi de K-pop grupların boynunda haçlı kolye görmeleri. Özenip bulup aksesuar niyetine takıyorlar. Yaşı yüksek olup da aslında takan dayı ve teyzelerin marjinal görünmek amacıyla taktıklarını düşünüyorum tabi ( Hristiyan degilseler tabi)

Bir ara gamalı haç kolye takan bir z kuşağına bunun ne anlama geldiğini sorduğumda bana şunu söylemişti.

Bilgisayar oyununda görmüştüm hoşuma gitti ondan takıyorum demişti.

O sebeple bence çok anlam yüklememek lazım. Bence isteyen kafasına huni de takıp gezebilir.
0
limonlu eksi
(09.05.24)
Hıristiyan olmayabilir ama hıristiyanlığa sempati besliyor olabilir. şartlar kendisi için olgunlaşsa belki hıristiyan olacak olabilir. bence milletin ne taktığını kafaya takmayı bırakırsak daha iyi olacak.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.05.24)
Valla ben garipseyemiyorum ya :D Ha ama şu var, yansıtmaya çalıştığı tarzı taşıyamıyorsa garip geliyor gözüme evet. Bu her türlü tarz için geçerli. Ama hem karakter olarak, hem görünüş olarak tamamen "o şey" olmuşsa garipsemiyorum. Dinle alakalı hiçbir düşüncem de yok bu arada bunları söylerken, çünkü zaten sizin de fark ettiğiniz üzere dini sembol olarak kullanılmıyor bu. Aklıma bile gelmiyor açıkçası dini açıdan bunu düşünmek.

Haç dini bir sembol olmaktan çok, dini teması olan bir sembol. İçine çok fazla ekstra anlam yükleniyor yıllar boyunca. Örneğin gotik akımlarda haç temelde dini bir simgeden ortaya çıkmış olsa da artık farklı bir ambiyansın parçası aynı zamanda. Şimdi bunu başka neyle anlatacaksınız? Ya da neden buna bu kadar kafa patlatasınız ki? Ortada yıllar boyu içine bir ton imge eklenmiş bir kalıp sembol var zaten. Örneğin aynı durum yin yang sembolü için de geçerli. Bunun gibi tonla şey var. Ama bence burada en önemli nokta haçın imaj anlamında bu kullanımını Hristiyanlar oluşturmuyor zaten. Hatta hristiyanlar bunun böyle kullanılmasına karşı. Yani bu hususu görmezden gelerek yapılacak her türlü çıkarım konuyla alakasız kalıyor bence. Haliyle o haç sembolü hristiyanlık kökenli olsa da "hristiyanca" bir şey asla değil. Olsa da fark etmez de, değil yani.

İnsanların olağan şekilde yaşarken bir felsefi manifesto gibi de dolaşması gerekmiyor bence. Bazı şeyleri sadece yaparsınız. Bizde nedense insanlar her yapılan şeyin derin felsefi bir altyapısı olması gerektiğine inanıyor. Ben uğraşamam şahsen :D ilham öyküleri kitabında yaşamıyoruz sonuçta. Biraz da keyif almaya bakmak gerek.
0
akhenaten
(09.05.24)
Peki o gördüğün insanlar gerçekten hristiyan ise, nasil bu kadar emin olabiliyorsun olmadiklarina sirf bakiş atarak? Hepsiyle tek tek konuştun mu? Sordun mu hayir

Bana sanki senin haç takanlara kıl olma durumun varmış gibi geldi
0
Zetnikov
(09.05.24)
Birleşik Krallık bayraklı tişörtler falan da yer yer moda oluyor. Herhangi bir ülke bayraklı kıyafet giymek için o ülke vatandaşı olmak gerekmiyorsa, haç kolyesi de bence öyle. İnsanları ne giydiği/ne taktığı üzerinden yargılamam pek fazla. Beğenmiştir takmıştır der geçerim
0
nundu
(09.05.24)
muhtemelen bos adamdir der muhabbeti fazla uzatmam. hatta yurtdisinda da oyle. kiyafetinde dini sembol kullanan hangi dinden olursa olsun bos insandir benim icin.

ayrica gercekten hristiyan bir turke bir kez universitede denk gelmistim. bir daha da gelmedim. genelleme yapmak cogu zaman hayat kurtarir.
0
bohr atom modeli
(09.05.24)
garipsemiyorum. garipseyenleri garipsiyorum.
0
paintov
(09.05.24)
Hristiyan olup takanlar için okay gayet normal diyorum ama hristiyan değil de özentilikten takıyorsa bana aşırı basit ve sığ biri izlenimi veriyor.
Ciddiye aldığım insanlar kategorisine sokmam mesela.
0
Gradient_tabanlı_mor
(09.05.24)
Liseden beri takarım ben, o zamanlar kolye takardım şimdi hem küpem hem kolyem var.
İnançsızlığım lise öncesine kadar gider, görsel olarak hoşuma gittiği için takıyorum gayet de seviyorum, hatta asıl en sevdiğim formu ters haç ama bununla yapılmış küpe ve kolyeye denk gelmedim hiç, gelirsem onu da alır takarım.
0
mutekebbir
(09.05.24)
(10)

Z kuşağıyla ilginç anılarınız var mı?

michael_knight
Z kuşağıyla yaşadığınız ilginç anılar var mı? Özellikle iş hayatında."Sevgilimle ayrıldığımız için çok kötü hissediyorum. Bu hafta işe gelemeyeceğim, anlayışın için şimdiden teşekkürler, pazartesi görüşmek üzere" diye email gelmiş işyeri sahibi bir arkadaşıma. Bana çok garip geldi. Normal mi? Siz bö
Z kuşağıyla yaşadığınız ilginç anılar var mı? Özellikle iş hayatında.

"Sevgilimle ayrıldığımız için çok kötü hissediyorum. Bu hafta işe gelemeyeceğim, anlayışın için şimdiden teşekkürler, pazartesi görüşmek üzere" diye email gelmiş işyeri sahibi bir arkadaşıma.
Bana çok garip geldi. Normal mi? Siz böyle yazabilir misiniz?
0
michael_knight
(08.05.24)
2 sene önce depoya bi çocuk almıştım, 3 gün işe geldi, 4.gün whataspptan yazdı "abi hayat boş, sikmişim işini de gücünü de, hakkını helal et, kral adamsın" diye :D kızamadım bile kahkaha attım. inşallah güzel bi yere gelmiştir, zehir gibiydi zaten.
0
numlock
(08.05.24)
Aşırı yoğun bi tempoda çalışıyoruz, ortalık yangın yeri, hiçbir şey tamamlanmamış ve ertesi güne, projedeki en önemli toplantıya sunum hazırlıyoruz ve belli ki sabahlayacağız ancak yetişecek. Aşırı sakinlikle 'bu akşam benlik bir şey var mı sevgilimle program yaptım' dedi.
0
amelie poulain
(08.05.24)
@amelie poulain aslında öyle olmak lazım ya, aşırı yoğun tempoda çalışmak normal değil aslında, keşke ben de öyle söyleyebilsem özeniyorum o tarz insanlara

not: y kuşağı spor
0
jülsezar
(08.05.24)
@jülsezar evet ama bu her gün olan bir şey değil, her projede olan bir şey de değil. arada denk geliyor ve hepimiz orda çalışıyoruz yani :))
0
amelie poulain
(08.05.24)
Intern olarak bir çocuğu almıştık işe, ben veriyordum işlerini, bir şey olduğunda da bana söylüyordu. Daha o zaman 1-2 aylıktı, yine bir gün bir iş verdim; o datayı hazırlayacak, yönlendirmesini ekiplere ben yapıcam analizlerle birlikte. Neyse datayı 1-2 kez yaptı, sonrasında "bunu sen yapabilirsin, bak göstereyim sana, bundan sonra datayı da sen hazırla." diye bana iş buyurmaya kalktı. xD iş yapmak istemiyorlar yani, direkt ceo olarak başlamak istiyorlar..

Başka bir şirkette de yine bir başkası (ki o apayrı bir case'di) bizim VP'ye sunumlar yapıyorduk düzenli. O sunumlarda da her hafta datalarının hazırlanması, sunuma eklenmesi ve ekiplere önden gönderilmesi lazım. Bizim VP de eli maşalı, aşırı sert bir kadın, title olarak da aşırı güçlü. Herkes korkuyor kadından filan. Bu çocuk sunumdan 5 dk önce VP'nin odasına dalıp (ki müdür altının o odaya girmesini istemiyordu kadın) "sunumu iptal edelim ben hazırlayamadım" derdi... Çocuğun tek işi de buydu. :)
0
mor oje
(08.05.24)
hastayım vs diyip yalan sıkmasından daha samimi geldi bana :D

ben 96lıyım, kimi kaynaklara göre y; kimi kaynaklara göre z kuşağı kabul ediliyor. O yüzden çok abartı sorumsuzluk içermediği sürece twitter'da, sözlük'te vs "Bakın Z kuşağı ne dedi!!!" tarzı yazılar çok da tuhaf gelmiyor bana ahaha

Ha ama aşırı sorumsuz içeren tutumlar bence zaten kuşaktan bağımsız herkeste var da, yaşı büyük olup bu derece sorumsuz olanlar zaten iş hayatından ayrıştığı için onlarla muhatap olmuyorsunuz.

Z kuşağı mail atmayı beceremiyor diye bir isyan var mesela ki bazı örnekleri cidden feci. Ama mail atma dersi diye bir ders yok, bu nesil de doğduklarından beri teknolojinin içinde chatleşerek büyüyorlar. Ben ilkokuldayken mektup nasıl yazılır öğrendim ki hayatımda mektup yazmışlığım yok ama sanmıyorum ki 2000 sonrası doğan nesil bunları öğrensin yani. Insta dm'den nasıl chatleşiyorsa onun için internetten biriyle iletişime geçme yöntemi o. Doğrusunu oturup anlatsan anlamayacaklarını, direneceklerini de sanmıyorum çoğunun.

Şu ana kadar profesyonel hayatta benden küçük biriyle aynı ortamda bulunmadım maalesef, çalıştığım tüm kurumlarda en küçük bendim, o yüzden Z kuşağı anım yok ama arada fakülteden öğrenciler geliyor merak ettiklerini soruyorlar, çalışmaları izlemek istiyorlar. 2004'lü falandır yani ortalama, hepsi çok aklı başında konuşup kendilerini düzgün ifade eden çalışkan çocuklar. Bir tersliklerini görmedim
0
nundu
(08.05.24)
Öğrencilerim has öz hakiki z kuşağı. Bir kız öğrencim yanıma geldi dersten sonra hocam dedi geçen hafta dersinize gelemedim çünkü regl olmuştum ve çok ağrım vardı ondan, yok yazmasanız olur mu? Çok açık sözlü geliyorlar bana bu kadar info gereksiz geliyor.
0
buzbebek
(08.05.24)
Bizim departmanda her birimiz donusumlu olarak ayda bir, bir kisi cumartesi de calisilirdi. Is yuku cok hafif olurdu, 2-3 telefon mail cevaplardin, koca ofiste tek basinasin, yonetici yok kimse yok, al cayini, kahveni excelde, sirket programinda hafif tempoda calis, kafani dinle iste kebap. Neyse bu Z kusagi arkadas kaldi ilk cumartesinde, sonraki hafta internet log raporlarina bakilmis, bir suru sitede surf yapmis, gunduz maclarini izlemis saatlerce falan:) O sirada selcuksports'un benzeri videostream diye bir yer vardi eksisozluk.com Paso ordan mac izlemis adam:) Patron cildirdi tabi, sen nasil pervasizca ofiste saatlerce mac izlersin falan direk kovuldu.

Bir seferinde de patron sirketinde calisiyordum. Patron otoriter ve zor bir adam. Gun icinde patron bu Z kusagina bir is vermis yap diye, olanlardan habersiz yonetici de baska bir is vermis bizim elemana. Bu gitmis patronun verdigi isi ikinci plana atip, yapmaya baslamamis bile, yoneticinin verdigi ise oncelik vermis:) Patron da "lan sen beni kaale almiyon mu, biz burda bilmemne basi miyiz" diye epey bagirip, cagirmisti:) Patron sirketinde patronun bir dedigi 2 yapilmaz, yonetici falan senin gibi maasli calisandir.
0
freedonia
(08.05.24)
bir önceki iş yerimde yetiştirilmek üzere üniversite mezunu bir kız alınmıştı , benim yanıma oturttular iş öğrenmesi için . her fırsatta instagramı açıp ekran kaydırıp duruyordu ben bir şey söylersem telefonu bırakıyor ilk boşlukta tekrar eline alıyordu . uzun tırnaklarından klavye tuşlarına zor basıyor günde en az 10 tane selfie çekiyordu.
bir de mail göndermesi gerektiğinde yanlış yazdığı kelimeleri hatırlamak bile istemiyorum . bunların dışında kız çok cici ve güzeldi . iş aralarında güzel sohbetlerimiz oldu
0
devilone
(08.05.24)
ben bi grafikerle calisiyordum. uzaktan calistigimiz bir donem. sabah gunluk toplantimizi yaptik. her zaman oldugu gibi gec kaldi :)

sevecegi bir is verdim. super dedi ben bunu hallederim hemen. 2 saat sonra gonderiyorum dosyayi.

4-5 saat gecti, bunaltmakta istemiyorum. dayanamadim sordum, durum ne diye.

abi kusura bakma diziye dalmisim dedi :D

o gun 2 saatlik isi gece 12 de anca bitirebildik
0
foster
(08.05.24)
(2)

Telefonla konuşurken gelen arama uyarısı

nundu
Demin telefonla konuşuyodum, kargocu üç defa aramış benim de telefonda herhangi bir dıt dıt sesi gelmedi normalde biri arayınca gelmesi lazımdı. Bunun ayarı falan nerden oluyor sim ayarlarından mı telefonun kendi ayarlarından mı?telefon: galaxy s24 ultrasim: turkcell
Demin telefonla konuşuyodum, kargocu üç defa aramış benim de telefonda herhangi bir dıt dıt sesi gelmedi normalde biri arayınca gelmesi lazımdı. Bunun ayarı falan nerden oluyor sim ayarlarından mı telefonun kendi ayarlarından mı?

telefon: galaxy s24 ultra
sim: turkcell
0
nundu
(08.05.24)
arama bekletme özelliğini aktif etmeniz lazım. telefon ayarlarında da olabilir, hücresel altında bir yerlerde de olabilir.
0
orient blue
(08.05.24)
Turkcell için *43# yazıp arayınca açılıyormuş. Başka sorun yaşayan olursa diye belirtiyorum.
0
🌸nundu
(08.05.24)
(10)

Usain Bolt dünya rekorunu antrenmanlarda geçmiş midir?

nundu
Birkaç aydır bu soru aklımda, Usain Bolt burda örnek tabii de yüzme, yüksek atlama, halter vs herhangi bir branştaki rekortmen atlet olarak düşünebiliriz. Hatta halter, yüksek atlama gibi barı kendin belirlediğin branşlar için daha da geçerli.Şimdi Usain Bolt'a ait 100 metre rekoru 9,58 malum 2009'd
Birkaç aydır bu soru aklımda, Usain Bolt burda örnek tabii de yüzme, yüksek atlama, halter vs herhangi bir branştaki rekortmen atlet olarak düşünebiliriz. Hatta halter, yüksek atlama gibi barı kendin belirlediğin branşlar için daha da geçerli.

Şimdi Usain Bolt'a ait 100 metre rekoru 9,58 malum 2009'da dünya şampiyonasında kırmıştı. Şimdi dünya şampiyonasında o an 9,58 koşan kişi antrenman pistinde yaptığı koşularda bunun üstünü koşmalı gibi geliyor bana. Hayatının en en en iyi performansını direkt dünya şampiyonası finalinde yapmış olması biraz olasılık dışı geliyor.

Ama internette konu hakkında okuyunca da antrenmanda kendisini korumak için fazla zorlamayacağı, yarış anındaki adrenalin salgılanmasının ekstra yardımcı olduğu gibi önermelerle karşılaştım. Bu önermeler de makul gibi yine de evinde sallıyorum 9,55 falan koşmayan biri direkt gidip finalde 9,58 koşabilir mi yav?
0
nundu
(08.05.24)
Tam bir dan johnizim insanı oldum gene ondan vereceğim bilgileri.
Dan john track and field eski sporcusu 30 yıldır da antrenör (buna ek basket, amerikan futbolu vs de calistirmis strength training olarak)

Kendisinin dediği şu. Ne yaparsan yap sahnede olmak aynı şey değil. Yani o yüzden sporcularini misal sandalyede bekletiyor, farkli kosullarda bekletiyor çünkü misal yarismada çok bekliyorsun ve buna alisman lazım diyor. Yani bir şeyi kendi kendine yapmak ile sahnede yapmak arasinda deli fark var. Ben misal 235 kg deadlift yaptim. Ama bana desen ki "yarışma var". Ona özel beslenirim, uyurum, antrenmanda yaparim, psikolojimi hazirlarim ve gider 250+ denerim çünkü antrenmanda kendimi asla sıfır noktasina kadar zorlamam ama sahnede zorlarim.
orada psikolojik olarak da fiziksel olarak da en top nokta yapiyorsun. Ve üstüne binen o yük aslında öyle kolay bir şey değil. Misal usain bolt onu yapması için belki aylar öncesinden özel antrenmana baslayip özel diyet yapıp psikolojik olarak kendini hazırlaması gerekiyor. Ve bütün dünyasi sadece 10 saniye altında bir şeye bağlı oluyor. Bu noktada kendisinden aynı şeyi antrenmanda beklemek mantıklı olmaz evet çünkü antrenmanda böyle bir risk alinmaz.

Evinde 9.55 koşan yaris aninda daha iyi kosar. Çünkü evinde madalya yok, seni izleyen milyonlar yok, rakip yok, öncesinden sadece o ana özel çalışma yok. Misal hangi sporcu "14 Eylül'de evimde rekor deneyeceğim ondan simdiden ona özel çalışayım, yiyeyim, psikolojimi hazirlayayim" der? Hiçbiri.

Misal gene bu tarz yarismalar öncesi kişiyi hazırlamak için yapilan enteresan yöntemler;
James george (olympic halter) antrenörü her hareketinde patlayici güç kullanmasını istemiş. Misal koltuktan kalkarken, yataktan kalkarken.
Sonra koşu ekibinde her yere koşun yürümeyin diyen varmis.

Neyse dan john yazdığı bir paragraf, ağırlık için bu ama olsun;
"First, never, never, never fail in training.

Make every lift. Don’t miss lifts. Stay within yourself. Perfect practice makes perfect.

Missing lifts can damage you, true, but more important is that missing lifts costs you a lot of energy. For a hurdler, crashing down to the ground is going to mean bad things sooner or later.

Simply dealing with a miss is energy consuming, but worse is the mental effort in psyching yourself up for the next attempt. Keep within yourself in training!

Remember this? Performance should be BETTER than practice!"

Bir de bahsettiğim gibi kişileri yarışmaya hazirlamak ile alakalı yazi (burada antrenmanda çok iyi olup yarışmada kötü olmak konusulmus);
www.akersofstrength.com

Neyse yani ben misal maximum agirligimin yüzden 80-90i ile çalışıyorum. Yüzde 100 denedigim ya da üstünü denedigim zaman kaç gün öncesinden kendimi hazırlıyorum. Bunu olimpik atlete uygularsan onlar da eminim aylar öncesinden böyle yapiyordur :)
0
logisticsmanager
(08.05.24)
hayatının en iyi performansını dünya şampiyonası finalinde yapmış olması tam aksine çok olası bir şey. adam antrenmanda nasıl şampiyona finalinde gibi koşabilsin?

bir de rüzgar faktörü var. +0.9m/s arkadan gelen bir destek rüzgar var dünya rekoru kırdığında. maksimum 2m/s rüzgar desteğine izin veriliyor. rekor kırdığında epey bir destek de almış.

maraton mesela. 2 saatin altında koşan Kipchoge, antrenmanda daha iyi mi yapıyordur? gerçek yarışlarda yarışçı sakatlanma pahasına en iyi performansını sergiler. karşılığında alacağı fayda ile antrenmanda rekor kırmasının karşısında alacağı sıfır faydayı düşün.
0
gabe h coud
(08.05.24)
bence kırmıştır ya. yarış dediğin tek sefer, antrenman dediğin sürekli. illa ki kırmıştır. filmlerde bile görüyoruz antrenmanlarda rekor süreleri (koşu, araç, uçak vs.) önemli olan yarış ama.
0
numlock
(08.05.24)
100 metre koşusu çok anlık bir güç patlaması sonuçta o yarış anında bir adımı yanlış atsa birkaç saliseye malolabilir tamamen "perfect race"'i yaptığı yüzlerce antrenmandan birinde yakalaması daha olası gibi geliyor bana. Fiziki olarak zorlamasını bilemem profesyonel sporcu olmadığım için ama olimpiyat altını hedefleyen sporcu antrenmanda da kendini zorlamalı gibi düşünüyordum
0
🌸nundu
(08.05.24)
Usain bolt antrenmanda kırmış olsa zaten duyardın. Adamın paylaşılan koşu antrenmanı şu şekilde;
"Track Work

Training on the track was obviously a major part of Bolt’s preparations for 100m and 200m races and he split his sessions into four key areas. We’ve highlighted these below with example workouts.

Starting Blocks:10×2 point starts for 10-20m (rest: 2mins), 6×3 point start for 10-20 m (rest: 3mins), 4×2 block starts for 10-30 m (rest: 5mins)

Acceleration: 10×20m with weight vest (rest: 4mins), 5×15m 2-point start using weight sleds (5mins recovery)

Top End Speed: 5×30m acceleration, 75 per cent speed for 15-20m, sprint for 10-15m (rest: 4-5mins)

Deceleration: 2×100m (2-3 reps), 95 per cent of 200m pace (rest: 2-3mins between reps, 5-8mins between sets)

Speed endurance work would also get regular attention including sessions such as 6-8 reps of 150m at 80-90% of 200m pace with 3-4 minutes rest."

Hiçbir atlet antrenmanda yüzde yüz vermez. Elit atlet böyle risk almaz. Ha bu arada atış yapılan sporlarda olabilir çünkü rüzgar falan etkili ama koşu, yüzme, ağırlık falan yani rekor kıracak performans demek gelmiş geçmiş en iyi performansı antrenmanda vermeye çalışmak demek.

Usain bolt kendi açıklamasına göre o 9 saniye için 4 yıl çalışmış.
0
logisticsmanager
(08.05.24)
nundu seni çok iyi anlıyorum ve sana laflar hazırladım. lojistik menajer zaten oldukça detaylı bir şekilde açıklamış, pro sporcuların antrenmanları hiç ana yarışmaları gibi olmuyor. hüseyin bolt illa ki 100mt o tip koşular atmıştır ama antrenman programını yazmış üstte zaten. seni anladığım ise, eğer denerse, sallıyorum 1 yıl boyunca haftada 3 kere denerse ve öyle yarışmaya çıkarsa, muhtemelen çoğu sporcu için en iyi skor, yarışmaya son bir kaç hafta kala ki antrenmanlardan biridir çünkü antrenman performansı ile iyice tavan olduğu o zaman illa birinde daha iyi bir puan almışlardır.

soru özelinde bence zaten usain bolt o yarışta daha iyi bir puan alabilirdi, tekrar izlersen son 10 metrede falan adam neredeyse sevinç kutlamasına başlamış sağa solu izleyip güldüğünü göreceksin. full konsantrasyon gitseydi 9.58 değil de 9,5 belki daha altı bile olabilirmiş
0
avatar is back
(08.05.24)
bazı spor branşlarında dediğin gibi antrenmanlarda daha iyi derece olabilir ama 100 metre sprint için sanmıyorum ki antrenmanda daha hızlı koşsun. bu gibi büyük müsabakalar öncesi her şey ayarlanıyor. yani adamın kilosu, kan değerleri, moral motivasyonu, ıvır zıvırı hep final günü için ayarlanmış. bütün bir sene boyunca bu seviyede fizik kondisyonu olamaz zaten. final günü o yıl için her anlamda zirve. o yüzden en iyi koşusunu final günü yapmıştır. zaten antrenmanda daha hızlı koşsa haberimiz olurdu +1
hatta bazı ufak turnuvalardaki yapılan dereceler de dünya rekoruna dahil ediliyor. dikkat ederseniz o turnuvalarda pek rekor olmuyor. çünkü atletler tüm performansını dünya veya olimpiyat şampiyonalarına saklıyor.
florence griffith joyner bunun dışındaki bir turnuvada dünya rekoru kırdı. o da zaten yüksek ihtimalle dopingliydi. 100 metre sprint rekoru 40 senedir kırılamıyor.
0
abelardo
(08.05.24)
Cevaplar çok açıklayıcı oldu teşekkür ediyorum.

Peki örnek değiştirip Armand Duplantis'e bakarsak, 2022'den beri 6 kez dünya rekoru kırdı sanırım. Şimdi kendisinin belirlediği bir yüksekliği aşmaya çalıştığı bir spor yapan biri. Antrenmanda başarılı şekilde atlamadığı bir yüksekliği yarışmada deniyor mudur rekor olarak? Yani yarışmada dünya rekoru kırdığı o an kendi bireysel en iyisi mi oluyor sprint yarışı için belirttiğiniz aynı sebeplerle? Yoksa antrenmanda önceden atlamıştır zaten onun güveniyle mi deniyordur?

Soruda da belirttiğim gibi, standardı kendin koyup başarmaya çalıştığın halter, yüksek atlama, sırıkla yüksek atlama vs sporlarda hep zaten başardıkları ağırlıkları yarışmada deniyorlardır gibi düşünüyordum yani çocukluktan beri. Bu Usain Bolt örneği bi iki ay önce aklıma takıldı da öncesinde düşünmemiştim :D

Eğer Duplantis de yarışma anında "Ulan iyi hissediyorum, bi üstüne çıkarım gibi" diyip zorlayıp geçiyosa ekstra şok olacağım ahahaha
0
🌸nundu
(08.05.24)
Aklıma bir örnek daha geldi. Bu sene yüzme dünya şampiyonasi ve olimpiyatlar aynı seneye denk geldi (covid yüzünden takvim sastigi için)

Katie ledecky Şubat ayindaki yüzme şampiyonasına katılmadı. Olimpiyatlara katılacağını söyledi. Şubat ayı ve ağustos ayında bu kadar uzun süre kondisyonunu üst düzey tutamazdi çünkü. Buradan da anlıyoruz sporcuların zirvesi yarışın yapılacagi dönem oluyor.

Uzun atlamayı bilmiyorum ama halter için bence finalde kaldırdığı kiloyu antrenmanda kaldırmıyor. Finaldeki gerilimi izleyenler bilir. Kaç kilo kaldırılacağı rakibin kaldırdığına göre çok değişiyor. Eğer önceden kaldırmış oldukları bir kilo olsa daha rahat olurlardı kilo seçiminde. Uzun atlama da benziyor aslında buna.
0
abelardo
(08.05.24)
Bransina gore degisir ama sirikla uzun atlamada antrenmanda kirdiklarini garanti edebilirim.Sergey Bubka santim santim ilerletti dunya rekorunu.Bazen dusunurum.Top seviyede en iyisini denese kac kirardi acaba? para icin yavas yavas gelistirmeyi secti
0
turkuaz
(08.05.24)
(15)

Tanıdığım her yazılımcının altında porsche var

ananiyimioguz
Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. Ne yapıyor abi bu yazılımcılar?Benim tanıdıklarım 30-120 arası kazanıyor kim bu "her" yazılımcı?Ciddi soruyorum vardır elbet 150k üstü kazanan da...Örnek verir misiniz bu arkadaşların ürettiği şey nedir, hangi dili kullanıyor, h
Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. Ne yapıyor abi bu yazılımcılar?

Benim tanıdıklarım 30-120 arası kazanıyor kim bu "her" yazılımcı?

Ciddi soruyorum vardır elbet 150k üstü kazanan da...

Örnek verir misiniz bu arkadaşların ürettiği şey nedir, hangi dili kullanıyor, hizmet verdiği sektör neresi vs.

Çok mu zeki herkes yani literatüre yeni şeyler kazandıran tipte insanlar mı, expert mi bu adamlar, yoksa sıradan işler yapıyorlar ama bir şekilde ticarete mi atılıyorlar?
0
ananiyimioguz
(08.05.24)
valla ben de it sektöründeyim. okulunu okumadan sonradan itci olanlardanım çevremde de hem bilgisayar mühendisliği mezunu hem de benim gibi sonradan olanlar var en az 2 yıllık tecrübeli hepsi. tanıdıklarımdan 2'si 35k alıyor, 1'i asgariye yakın aldığı işten ayrıldı 40k aldığı bir işe geçti, 1'i 40k aldığı işinden kovuldu, 1'i 60 alıyor, diğeri biraz daha iyi tam bilmemekle birlikte 80 falan olabilir. yani 10-20 yıllıklar mı bu korkunç paraları kazananlar ya da odtü, boğaziçi mezunları mı sadece ben de anlamadım.
0
semaforo de medianoche
(08.05.24)
200 de kazansan parayla porsche alamazsin.
Baktim ortalama 8-10 milyon lira civarı. Kredi cekemezsin zaten. 260 bin euro civarında. Kişi her ay kenara 10 bin euro koysa 2 sene sonra alır.
Bu mantıkla ayda 350 bin lira üstü kazanan yazılımcı alabilir. Peki ayda 350 bin üstü kazanan kaç yazılımci var? Senin tanidiklarin etrafini dolduracak kadar yok.

Bana acayip boş muhabbet, goygoy geldi. Insanlar atmayı çok sever, bir tane örnek gördü mu ilk anlatimda bir olur sonra iki olur sonra herkeste porsche var olur.
0
logisticsmanager
(08.05.24)
3-5 yazilimci taniyorum, ortalama para kazaniyorlar abartacak bisey yok.

ama bir tanesi her ay kilciksiz $15-20bin dolar ve uzeri para yapiyor yurtdisina is yaptigini biliyorum ama ne yaptigini cozemedim. turkiye'de dandik bir vakif universitesinden mezun.

her meslekte saglam para yapabilirsin, hem exper olacaksin hem de isin ticaret kismini yurutebileceksin. experlerin zaten genel olarak sikintisi isin ticaret kismini becerememeleri, becerdigin zaman koseyi donersin.
0
cooperr
(08.05.24)
Tanıdığım her travesdinin altında audi r8 var
0
ferenc
(08.05.24)
Porsche deyip çok büyütmemek lazım. Al bak orta segment suv fiyatına çıkan araçlar

shbd.io
0
numlock
(08.05.24)
abi 94 dogumlu yillik bonus+stock 210 bin $ kazanan da var, 90 dogumlu 50 bin lira kazanan da var.

turkiye'de akademisyenlik yaparken 5 bin eur kazanirken, ayni kisi munih'te(avrupa'da olmasina ragmen) intelde 15 bin eur kazaniyor.

thy'nin ceo'sunun maasi 45 bin $ bile degil, ki bu duyuldugunda yandasliktan bagimsiz sadece maasa ne yaygaralar koptu. bu capta sirketin ceo'su bu parayi kazanmamaliymis..bunu da gectim turkiye'de teknoloji sirketi deyince akla yemeksepeti, trendyol falan geliyor(yavas yavas degisiyor en azindan) bu sirketteki adam isini yaparak maasla ne kazanabilir en fazla.. ki bunlar ortalamanin uzeri kazanan yerler.

bu yuzden turkiye'de herkeste porsche var lafi cok komik.

yukaridaki yazdigim kisiler bayagi ucuk ama salliyorum polonya'da amazon'da calismak zor bir sey degil, porsche olmasa da guzel bir araca binersin maasinla.

ne is yapiyorlar?
intel -> www.youtube.com
210k$ -> vmware mts 3
0
gule gule
(08.05.24)
"Bugün bir esnaf söyledi. Ve genelde karşılaştığım insanlar böyle diyor. "
yalan söyleyene herhangi bir yaptırım olmamasındna kaynaklanıyor
0
bir soru sorcam
(08.05.24)
bizim yöneticilerde bile porshe yok. hatta olan insan sayısı belki 100 binde bir falandır.
adam bariz yalan söylüyor sen de inanıyorsun.

500 bin de kazansan porsche almak kolay bi şey değil.
150-200le alınmaz zaten.
0
jelly bear
(08.05.24)
yazılım sektöründe değilim ama bana bile çok mantıksız geldi bu önerme.

Bi arada yine böyle milletin ağzında "İngilizce yetmez artık, MİLLET 4-5 dil biliyor da öyle iş yapıyor" geyiği vardı. O 4-5 dil bilen millet kim hiç göremedim yani benzer bir sallamasyon işte
0
nundu
(08.05.24)
ekşisözlük yazarı olabilir o esnaf:) aklıma bütün gün sözlükte kendini öven, maaşıyla hava atan tipler geldi. yok bütün mühendisler en az 100 bin alıyormuş da bilmem neymiş. inanmayın hocam o tiplere. @nundu'nun dediği gibi böyle geyikler her dönem var.
0
nothing in my way
(08.05.24)
yıllardır sektördeyim.
aileden durumu iyi olanlar, üst düzey yöneticiler de dahi porsche duymadım görmedim.

en fazla olanda bmw 4, mercedes e kasa fln var.
bu aralar tesla çok, o da 1.8 milyon :)
0
nuisance2
(08.05.24)
adam yazılımcı değil sadece her ne iş yapıyorsa yazılımcıyım cevabını veriyor olsa gerek.
0
neira
(08.05.24)
turkiyede esnaflik = yalan, dolan, abartma, bos, beles

cok ciddiye alma.
0
buenosdias
(08.05.24)
Yazılım işi ölmek üzere. Vur deyince öldüren Türk halkı, burda da limite dayandı. Herkes yazılımcı olma peşinde. Kendini çok yetiştirmeyenler, vasat maaşlara razı olacak.

İyi paralar kazanmak istiyorsanız, mavi yakalı işler peşinde koşun. Araba tamirciliği, elektronik eşya tamirciliği, elektrikçilik, vinç operatörü, ev temizliği vs. vs. Bu tarz meslekler şu an bile çok para kazanıyor, yakında daha da popüler olacak.


.
0
kartallar yuksek ucar
(08.05.24)
cahille sohbeti kesin.
0
adivar
(08.05.24)
(5)

en son aldığınız doğum günü hediyesi?

kel aynak kusu
sb. neydi ahali? kız arkadşaımın doğum günü için en azından ilham vermesi adına soruyorum
sb. neydi ahali? kız arkadşaımın doğum günü için en azından ilham vermesi adına soruyorum
0
kel aynak kusu
(07.05.24)
yelken eğitimi
0
awlmi
(07.05.24)
Annemin doğum gününde (5 Mayıs) anneme rizeden çay ve tereyağı sipariş ettim. Kardeşim doğum günü hediyesi olarak erzak alan ilk kişi olduğumu düşünüyor. Akdjksks.

Bence herkes kendine yakışanı giymeli.
0
le wild girl appears
(07.05.24)
Kız arkadaşıma en sevdiği pokemonun 1998 baskı orijinal kartını aldım geçen hafta doğumgününde.

Sevgililer gününde de roarcraft'tan deri güzel bir pasaport kılıfı/cüzdan tarzı bi şey almıştım.

Arada da dolma kalem aldım ilgisi var baya.

Roarcraft'ı tavsiye ederim şık ürünleri var
0
nundu
(07.05.24)
kolye, yüzük.

kişisel bir hediye.
0
mhm
(07.05.24)
teleskop aldılar bana çok mutlu oldum . gökyüzüne bakmayı seviyorum .
0
devilone
(08.05.24)
(13)

Erkek mini çanta

abelardo
Yaz geliyor. Bir sürü şortum var. Bol bol giyeceğim. Ama neredeyse tamamı cepsiz. O yüzden cüzdan anahtar ıvır zıvır için bir çantaya ihtiyacım olacak. Bel çantası çok demode dimi? Ne kullanabilirim? Öneriniz var mı?
Yaz geliyor. Bir sürü şortum var. Bol bol giyeceğim. Ama neredeyse tamamı cepsiz. O yüzden cüzdan anahtar ıvır zıvır için bir çantaya ihtiyacım olacak. Bel çantası çok demode dimi? Ne kullanabilirim? Öneriniz var mı?
0
abelardo
(07.05.24)
erkek cinsi bu mevsimde ıvır zıvırını koymaya ne kullansa "ıyyy yivreeanç" diyecekler, sözlük'te adına binlerce entry yazılacak, yok bel çantası böyle iğrenç, çapraz çanta böyle kötü.

valla bence bel çantası kadar rahatı da yok. şimdilerde çapraz takılmış sütyen gibi bir şeyle gezen beyler görüyorum. sırf beline takıp yivreanç çok demodeaa demesinler diye adam sütyen gibi memesine takmış.

kahvehane dayısı modeli değil de şık bir model bulursanız güzel bir bel çantası niye olmasın?
0
kibritsuyu
(07.05.24)
elinde sortlari unut git cepli sort al.
yoksa burhan altintop'a donersin.
0
cooperr
(07.05.24)
Ben evde giydiğim şortun bile cepsiz olmasına dayanamıyorum, dışarı şortunun cepsiz olması fikri karşısında ufak çaplı bir kalp krizi geçirdim şu an..

Çantanın demodeliği falan bi yana, cep konforunu sağlamaz asla ya. Kargo pantolon gibi olmasın tabii de şöyle işlevsel iki yan bir arka cebi olan şortlar tüm sorunlarınıza çözüm olur
0
nundu
(07.05.24)
şöyle küçük ve hafif omuz çantalarına bakabilirsiniz belki, çapraz da takabilirsiniz:

www.trendyol.com

www.trendyol.com
0
anna sun
(07.05.24)
Bacak üstü çantalar var, ben kullanıyorum
0
mirty
(07.05.24)
hocam bel çantası veya annasun'un dediği şekilde çantalardan uzak durun. yaşınız kaç bilmiyorum ama bekar bir erkekseniz ve arayışınız varsa bunlar sizi şık göstermeyecektir.

onun yerine koton de-facto tarzı bir yerden 400-500'e küçük bir sırt çantası alın, bir erkeğin takması gereken max çanta sırt çantasıdır.
0
inside story
(07.05.24)
www.google.com

teşekkür edersin
0
HellKeePer
(07.05.24)
HellKeePer
(07.05.24)
www. bershka.com/tr/teknik-çapraz-askılı-çanta-c0p151697765.html?colorId=800

www. pullandbear.com/tr/kare-naylon-bel-cantası-l15023240?cS=040&pelement=593546042

bence bu iki çanta erkekte sırıtmaz. eşim de benzer kullanıyor. deriden kaçmak lazım sadece bence.

linkler sıkıntı çıkardığı için marka isimlerinden önce bir boşluk attım. kopyala yapıştır yaparken düzeltmelisin.
0
elorelia
(08.05.24)
belçantası hiç demode değil, çok erkek de kullanıyor. ben de yıllardır kullanıyorum. çok rahat. yaşınız kaç bilmiyorum, ben 33 yaşındayım, giyim tarzıma göre seçtiğim bel çantası gayet de güzel görünüyor, belime değil de omzuma ya da çapraz takarak kullanıyorum.
0
veritaslibertas
(08.05.24)
Yıllardır bel çantası kullanırım. Son zamanlarda en uzun ayara getirip omza çapraz asıyorum güzel oluyor.
0
thesomberlain
(08.05.24)
Açıkçası uyduruk çantalardansa deri olanlar hem daha şık görünüyor hemde çoğu kıyafetle uyuyor

gettoderi.com

www.guardleather.com
0
Northern Mariner
(08.05.24)
Çözüm tomtoc sling bag. 8L olanı her işinizi görür. Ne çapraz çantalı emekli memur gibi görünürsünüz ne de bel çantalı pazar yeri esnafı gibi. Alta linki bırakıyorum;

www.amazon.com.tr
0
thracia
(08.05.24)
(7)

Bulaşık makinesinde yıkanabilecek su şişesi

nundu
İş yerinde durmadan çay kahve içtiğim için normalde çok su içen biri olarak son günlerde su içmediğimi fark ettim. Hem iş yerine götürmelik hem de belki spor salonunda kullanmak için bir su şişesi/suluk/matara vs neyse işte ondan almak istiyorum ama aldığım şişeyi temizlerken "Sirkeli su koy beklet"
İş yerinde durmadan çay kahve içtiğim için normalde çok su içen biri olarak son günlerde su içmediğimi fark ettim. Hem iş yerine götürmelik hem de belki spor salonunda kullanmak için bir su şişesi/suluk/matara vs neyse işte ondan almak istiyorum ama aldığım şişeyi temizlerken "Sirkeli su koy beklet" ya da "Elde yıka şişe fırçasıyla temizle" gibi süreçlerle uğraşmak istemiyorum. Atıyorum haftada bir ya da iki kez bulaşık makinesine atıp temizliğinden emin olacağım ve bu şekilde koku yapmayacak bir ürün var mıdır bildiğiniz?
0
nundu
(07.05.24)
cam al direkt.
0
jelly bear
(07.05.24)
0
Amaranta ursula
(07.05.24)
Hiçbirinin bulaşık makinesinde içi temizlenmiyor, ayrıca da asla yeterince durulanmıyor.

Ama yine de illa ki dersen ağzı en geniş olanını al.
0
Mirket
(07.05.24)
@amaranta ursula

Sipariş verdim, teşekkürler :)
0
🌸nundu
(07.05.24)
bir kısım bana kızacak şimdi ama; koliyle yarım litrelik su alıyorsunuz, her sefer temiz temiz içip atıyorsunuz.

ama fazlasıyla plastik atık çıkıyor. e matara alınca da onu yıkamak için, elini sokup ovalayamadığın için çalkalaya çalkalaya durulamak için dünyanın suyu boşa gidiyor. şişe en azından geri dönüşüme gidip başka bir işe yarıyor. matara durulamaya harcanan su doğrudan kanala akıyor.
0
kibritsuyu
(07.05.24)
Bambu olayı bana aşırı sağlıksız geliyor.

Ben contigo su matarası almıştım. Çok memnunum. 2 senedir kullanıyorum sorunsuz.
0
jackyr
(07.05.24)
Bambu kapaklar koku yapıyor, küfleniyor.
0
sevilen progressive türkücü
(07.05.24)
(19)

Kafayı yemek üzereyim.

kozm
Selam seferoğulları, 2 senedir ingilizce ile uğraşıyorum sadece.. işim bile yok. 1.5 sene alt yapımı yapılandırmakla geçti ve 3,4 gramer kitabı bitirdim. Yaklaşık son 5 aydır toplu ingilizce dersi alıyorum. Listening ve reading konusunda gözle görülür bir ilerleme kaydettiğimi görebiliyorum. Fakat h
Selam seferoğulları,

2 senedir ingilizce ile uğraşıyorum sadece.. işim bile yok. 1.5 sene alt yapımı yapılandırmakla geçti ve 3,4 gramer kitabı bitirdim.

Yaklaşık son 5 aydır toplu ingilizce dersi alıyorum. Listening ve reading konusunda gözle görülür bir ilerleme kaydettiğimi görebiliyorum. Fakat her türk evladı gibi speaking konusunda kafayı yemek üzereyim çünkü ne yapacağımı bir türlü kestiremiyorum.

sadece ama sadece tek atımlık bi 400 bin param var ve önümde sadece 1 senem var. Ne yapmalıyım? 1 senede bu iş için 400'ü car cur etmeye hazırım, yeterki adam gibi konuşabileyim. Mesala iş yerinde sunum yapabileyim.

1. irlanda dil kursları, 6 aylık hem çalışma fırsatı hem dil okulu dedikleri,
2. cambly, preply vb.. özel hoca, Allah ne verdiyse iyi hoca bulana kadar aramak
3. Özel bir kurs'ta conversation için iyi bi hocam bul yüz yüze daha anlamlı ve etkili olur.

İngilizce seviyem için bir fikir: Depending on your circumtances you may wish to opt for one method or the other.

Fakat speakingim sıfır. :/

Teşekkürler şimdiden.
0
kozm
(06.05.24)
bence sorun ingilizce degil senin bunu takinti yapman ve mukemmeliyetci olman. 5 aydir toplu ders alip 3,4 gramer kitabi bitirip speakinginin sifir olmasi imkansiz.
0
buenosdias
(06.05.24)
benim tavsiyem turistik bir yerde konusabilecegin bir ise gir, tur sat, barmenlik, garsonluk vs.
0
Ley
(06.05.24)
buenosdias, tespitin çok güzel, fakat bir çözüm yolu sunmadıkça etkisiz.
0
🌸kozm
(06.05.24)
biz türklerin çoğunda bulunan konuşmaya çekinme durumuyla karşı karşıyasın. Önce çekinmeyi bırak. speaking konuştukça gelişir. kendini geriye çekme.

Ayrıca speaking demek kelime demek. Kelime eksiğini gidermen lazım. Kelime çalış. Okuduğunda kelimenin anlamını bilmekle kullanmak farklı şeyler. Bazen kelimenin anlamını bilirsin ama konuşurken aklına gelmez.

cambly vs bence çok faydalı değil. yüzyüze konuşmak her zaman faydalı. Yurt dışında bulunmak kesinlikle fayda sağlar. 3. maddedeki durum da fayda sağlar.

Ama herşeyden önce çekinmeyi bırak ve konuş. Karşındaki yine anlar seni merak etme.
0
nuevo
(06.05.24)
nuevo, teşekkür ederim dostum.
0
🌸kozm
(06.05.24)
dissendium, teşekkür ederim dostum. Sektör itibariyle global şirketlerde konuşmama gibi bir lüksüm yok zaten. İş anlamında fırsatlarımı genişletmeye çalışıyorum, yönetici kaygısı taşımıyorum. Problemim, ingilizce olarak neredeyse hiç ağzımı açmış olmamam.. Sürekli listenin yapıyorum ama, türkçe düşünüp ingilizce konuşmaya çalışıyorum. Pratiğim yok.
0
🌸kozm
(06.05.24)
3 aylık tatile çık. Kurs falan onlar hikaye, gözünü boyamaktan başka bişey değil. Tatile çık, sosyalleş, partiler, arkadaş edin, bomba gibi dönersin. Hem çok daha ucuz.
0
numlock
(06.05.24)
Gerekirse I go you come gibi olsun ama konuşmaya başla. Şu yazdığın cümleyi bi kerede söylemek istiyosun ama öyle olmaz. Bunu yazabiliyorum ama niye söyleyemiyorum diye düşünüp iyice kilitliyosun kendini. Dil konuştukça açılır. Şimdi A0 ile başlarsın konuşmaya, sonra gelişir. Konuşacak kimse bulamıyosan kendi kendine konuş. Kafanın içinde Türkçe olan düşünce konuşmalarını ingilizce yapmaya zorla, sonra da kendini kontrol et yanlış bir cümle mi kurdum doğru muydu diye.

Benim ingilizcem reading ve listeningde c2 seviyesinde ielts sonucuma göre ama speaking ve writing'im b2 civarı çünkü ikisini de çok kullanmıyorum günlük hayatta. Ama yurtdışına tatile gitsem ikinci günden sonra c1 seviyesine çıkar, 2 ay sonra eski hâline döner, böyledir yani bu iş.
0
nundu
(06.05.24)
Soruda ingilizcenizin gayet yeterli bir düzeye ulaştığından ama speaking konusunda zayıf kaldığınızdan bahsetmişsiniz.

Verdiğiniz cevapların birinde ingilizce olarak ağzınızı hiç açmadığınızdan bahsetmişsiniz.

Eh, 5 gramer kitabı bitirmek eminim size gramer konusunda bir şeyler katmıştır. Aynı şekilde uzun süreler listening çalışmak da öyle. Belli ki faydasını görmüşsünüz. Yöntem belli kısaca.

Verdiğiniz 3 örnek de yeterince uygun. Bence en az masraflıdan en masraflıya doğru temkinli bir süreçte ilerleyin. Sadece speakingi geliştirmek için tonla para harcamanın bir alemi yok. Diğer skiller nasıl geliştiyse bu da öyle gelişecek.
0
akhenaten
(06.05.24)
gramer kitabini karsiniza alip dert anlatmiyorsaniz o kadar gramer kitabina gerek yok. speaking icin konusma alistirmasi yapacaksiniz baska yolu yok. bunu desteklemek icin de kitap okuyacaksiniz.

gramer denen sey zaten b2 gibi biter genelde. atla deve degil ki. onemli olan kelime haznesi ve pratik kazanmak.
0
bohr atom modeli
(06.05.24)
madem bu kadar takıntılısın en başta bu işe doğrudan yurt dışında başlayacaktın. türkiyede boşuna 1,5 yıl ve para harcamışsın.

malta, irlanda,ingiltere mümkünse kanada-abd arkana bakmadan koş git.
0
my fault
(06.05.24)
1 sene çok uzun bir süre 400 Bin TL'de ciddi bir rakam. Paranız cebinize kalsın. Belirttiğiniz gibiyse alt yapınız var size en fazla 3-4 ay yeterli. Yapmanız gereken yabancı bir gurbetçi (expat) bulup arkadaşlık etmek ya da ingilizce konuşma kulübü olan kafeler var haftada 1 defa gitseniz yeterli olur. Konuşma olmadığı sürece değişen bir şey olmaz.
0
doharkoman
(06.05.24)
yallah speaking cluba... evde kendi kendine konuşursan, günlük yazarsan vs iyidir. ydışı bilmiyom asosyalsen bi işe yaramaz ama o stresi atmana yarar bkz. malta en uygunu ama kitle önemli full göcmenlerle dil çalışmak no dostum
0
ala09
(06.05.24)
ingilizce konuşmak zorunda kalacağın bir yere 1-2 aylığına tatile git +1

aç kalmamak için illa alışveriş yapacaksın, mecbur kalıp konuşacaksın. sonra açılırsın zaten, kaldığın yerde arkadaş edinirsin falan. hostel, pansiyon gibi yerlerde senin gibi turistler bol olur, sohbet muhabbet ingilizce... gerisi gelir
0
kurbanlik koyun
(06.05.24)
chat gpt ile bi pratik yapmayi dene bence
0
foster
(06.05.24)
Cevap her zaman yurt disina gitmek degil, insanlar neden hep bunu oneriyor pek anlamiyorum. Yani 16 yasinda bir ogrenciyseniz ve yurtdisina gitmek demek egitim hayatinizi bir sure orada devam ettirip mufredati ingilizce gormek ve demek ise tabii kullanmak zorunda kalirsiniz ve ilerleme olabilir, ama yetiskin bir insan icin hicbir plan vs olmadan yurt disina gidip ingilizcenizin gelismesini beklemek luzumsuz. Turkiye'deki kendi hayatinizi dusunun, bircok sey her ulkede digital olarak yapiliyor artik. Markete gidip, alisverise gidip, restorana vs gidip tek kelime konusmamaniz mumkun. Insanlar da "ay bizim dili bilmeyen biri olsa da sohbet etsek" demiyor yani, herkesin vakti yok boyle seye. Bir sekilde denk gelmesi gerek oyle bir ortamin.

Guvenilir bir dil okulundan (yabanci bir ulkede de olabilir) birebir online ders alin derim ben. (Kullandiklari kitap, metod, ogretmen kalitesi vs icin guvenilir okul diyorum.) Bazi okullarda bu ders paketlerini online/yuzyuze olarak degistirme ihtimaliniz oluyor. Birkac hafta deneyip memnun kalirsaniz o ulkeye/sehre gitmeyi biraz da o kulturu tecrube etmeyi deneyebilirsiniz. Olmazsa en azindan ulasim, konaklama, vize masraflariniz cebinize kalmis olur.

Ben zaten Ingilizce ogretmeniyim. Yukarida bahsettigim sekilde baska bir yabanci dil ogreniyorum. Kendi calismam - online ders- ulkede ders kombinasyonunu kullanarak.
0
sopiro
(07.05.24)
anadili ingilizce olan bir ulkeye gidip 400bin bitene kadar kalman, kursa gitmen ve bir yandan da mumkunse part time calisman lazim.

illa buyuk sehirlerden biri olmasina gerek yok, hatta olmasa daha iyi olur, irlandanin ucra kosesindeki bir kursa git ki ingilizce konusmak disinda bir sansin olmasin.

6 ay icinde ozellikle listening/speaking de baya bir fark hissedersin. 1 sene icinde de sunum yapacak kivama gelirsin eger gramer oturduysa ve biraz da yetenek varsa..

onun disinda yok camblyden yardir, yok ozel ders, yok guneye git turistleri parmakla.. bunlarla olmaz. vakit, para ve enerji kaybi..
0
cooperr
(07.05.24)
hepinize çok teşekkür ederim seferoğulları.
0
🌸kozm
(07.05.24)
hocam utanmadan sıkılmadan cambly yada italki gibi yerlerde kendine amerika aksanı hocalar dene. begendiginle calıs. benzer sorun bendede vardı. ispanyolca ögreniyordum baya ders aldım 6 ay falan sımdı canavarım. korkma adamın gorevı senı konusturmak zaten
ıstedıgın kadar kekeleyebılırsın. sımdı lutfen dusunmeyı bırak kaydını olustur.
0
Zetnikov
(20.05.24)
(4)

hatırlanması imkansız gibi duran eski çizgi dizi veya anime

beklenen buyuk istanbul depremi
hatırlayamadığım bir yapım var şu özelliklerde,- öncelikle, paralı kanallarda değildi (bizim tv'de yoktular çünkü o kanallar): ya yumurcak tv (evet) ya trt çocuk'taydı. bu bulunmasını zorlaştıracak madde muhtemelen, o yüzden en başa yazdım eleyici olsun diye- en fazla 7-8-9 yaşlarında olan, ilkokul
hatırlayamadığım bir yapım var şu özelliklerde,

- öncelikle, paralı kanallarda değildi (bizim tv'de yoktular çünkü o kanallar): ya yumurcak tv (evet) ya trt çocuk'taydı. bu bulunmasını zorlaştıracak madde muhtemelen, o yüzden en başa yazdım eleyici olsun diye

- en fazla 7-8-9 yaşlarında olan, ilkokul seviyesinde kızlar/çocuklar vardı (ki muhtemelen ilkokulda geçiyodu tüm yapım); bazılarının (veya birinin/birkaçının) metafizik güçleri (ya da güç olmasa da, bir çeşit ruhaniliği) falan vardı. okul bahçesini hatırlıyorum bir kare olarak. çizimleri anime çizimi değildi diye hatırlıyorum, dolayısıyla amerikan yapımı vesaire de olabilir. yapımın çok tatlı bir havası olmakla beraber ruhani bir havası da vardı (ilgimi çekmesinin, hatırımda kalmasının nedeni de bu zaten). ruhanilik yanıltmasın: karanlık bir hava asla yok gibiydi yapımda, aksine mesela bahsettiğim okul bahçesi karesi aydınlık, yeşil, iç açan bir kare gayet. ne kadar derin bir yapım olduğunu ise hiç hatırlamıyorum bu arada: yalnızca çocuklara yönelik olan gayet basit bir yapım da olabilir, ama çizimleri falan her ne kadar tatlı olsa da sanki artık o ruhaniliğiyle mi bilmiyorum, aynı kanallardaki diğer çizgi filmlerden vesaire farkını belli etmişti, ilgimi çekmişti

- 2005-2010 arası bir dönemde bahsettiğim kanallarda yayınlanmış olması muhtemel

- 10-13 bölüm civarı kısa bir yapımdı diye hatırlıyorum. o dönem bir kez internetten aratıp bulmuştum, daha sonra unuttum yine tamamen.

ara ara aklıma geliyor bu aralar, o yüzden bir sorayım dedim burada, çok zor da olsa belki benim gibi denk gelip izlemiş olan çıkar. teşekkürler
0
beklenen buyuk istanbul depremi
(05.05.24)
"Recess" gibi geldi bana bikac sezonu varmis:
en.m.wikipedia.org(TV_series)
0
ermanen
(05.05.24)
O dönemki çizgi filmlere baya hakimim ama "ruhani"den kastınız ne anlamadım. Hikayesi mi ruhlarla ilgiliydi sizde bıraktığı his mi öyle? Sizde bıraktığı hisse göre bulmamız zor olabilir çünkü :)
0
nundu
(05.05.24)
@ermanen

yok hiç değil. sözlükte de sormuştum, oradan hemen cevap geldi "gakuen alice" diye, doğru düzgün hiç hatırlayamadığım için tam emin de olamadım henüz ama çok büyük olasılıkla o :-) başka bir tahmini olan varsa onlara da bir baksam iyi olur ama.

@nundu

ruhaniden kastım bana bıraktığı his ile alakalıydı ama özel gücü de vardı karakterlerin (yani çocukların) muhtemelen. yalnızca 1-2 bölümü hayal meyal hatırladığım için emin olamamıştım gerçekten güçleri var mıydı diye; şimdi biri gakuen alice olabilir dedi ve onda her karakterin "alice" adında bir gücü varmış mesela, izlediniz mi bilmiyorum ama muhtemelen o. bahsettiğim kanallarda olmasa da kanal 7'de yayınlanmış o da o dönem.
0
🌸beklenen buyuk istanbul depremi
(05.05.24)
Kanal 7'deyse izlememişimdir, bizim evde pek sevilmez o kanal :d
0
nundu
(05.05.24)
(7)

Kuru temizleme lekeyi çıkaramasa da ücret alıyor mu?

sckxyss
Lekeli bir mont vermis esim, hiçbir şekilde çıkmamış leke. Ama parasını almışlar. Normal mi bu?
Lekeli bir mont vermis esim, hiçbir şekilde çıkmamış leke. Ama parasını almışlar. Normal mi bu?
0
sckxyss
(04.05.24)
Normal. Her türlü leke çıkarırız diye garanti vermedilerse normal.
0
numlock
(04.05.24)
'Lekeyi çıkaramazsam para almayacağım' şeklinde bir taahhüdü ya da iddialaşması olmadıysa alacak tabi.
0
Mirket
(04.05.24)
Yukarıdakiler +1
0
jülsezar
(04.05.24)
Geçen spor salonundaki hocayla konuşuyoduk, bizim mahalledeki kuru temizlemeci için "Leke çıkmazsa para almıyor" dedi övgüyle. Çok tecrübem yok kuru temizlemecilerle ama bence bu leke çıkar dediyse ve çıkmazsa etik olan (ya da esnaf ahlakına uyan) para almamak. Yine de önceden çıkmazsa para almam demediyse beklemem böyle bir durum, para istemezse de devamlı müşterisi olmam için bir sebep olur
0
nundu
(04.05.24)
Ben bir mont vermiştim geçen ay. Vişne suyu lekesi vardı. Alırken baktım leke duruyordu. Halbuki verirken burda vişne lekesi var. Çıkar mı demiştim. Çıkarırız abi demişlerdi. Neyse lekeyi gösterdim Ne oldu çıkmamış bu dedim. Kemküm etti agzında lafı geveledi. İyi hayırlı işler diyip montu alıp çıktım. Yapamadıgı iş için bir de para mı verecegim. Dünyanın hiç bir yerinde yok böyle saçmalık.
0
limonlu eksi
(04.05.24)
Siz verilen hizmete ücret ödüyorsunuz bu hizmet için bir emek veriliyor masraf yapılıyor lekenin çıkıp çıkmayacağı ise muamma sorunun sorulması bile saçma.
0
doharkoman
(05.05.24)
sözlükteki kuru temizleme lobisi iş başında sanırım :)

temizlik iddiası taşıyan bir işletme vaadini yerine getiremiyorsa siz de müşteri olarak vaat ettiğiniz ödemeyi yapmazsınız.

kuru temizlemeci montu teslim alırken "bu leke çıkmayabilir" gibilerinden bir uyarı yapmadıysa temel varsayım lekenin çıkacağı olur. çünkü işin adı TEMİZLEME.
0
vurskan
(05.05.24)
(7)

Anneler gününde kadın müşterilere hediye önerisi?

Geceler
Merhaba, e ticaret yapıyorum, kadın müşterilerimizin paketine ufak bir not ve bir hediye koymak istiyorum. Bu hediye ne olabilir sizce? İstoça vs da gidebilirim fakat aklıma bir tek plastik gül ve toka geliyor olur mu ki? Sizin aklınıza birşey geliyor mu? Tebessüm ettirebilecek yaaa dedirtecek birşe
Merhaba, e ticaret yapıyorum, kadın müşterilerimizin paketine ufak bir not ve bir hediye koymak istiyorum. Bu hediye ne olabilir sizce? İstoça vs da gidebilirim fakat aklıma bir tek plastik gül ve toka geliyor olur mu ki? Sizin aklınıza birşey geliyor mu? Tebessüm ettirebilecek yaaa dedirtecek birşey :)
0
Geceler
(03.05.24)
Bana pek iyi bir fikir gibi gelmedi eğer doğrudan annelere yönelik ürünler satmıyorsanız. Kadınlar günü değil anneler günü. Anne olmayan, olmak istemeyen kişiler için pek anlamlı bir gün değil.
0
fotrsapka
(03.05.24)
fotrsapka +1


olmak isteyip de çeşitli nedenlerden olamayanlar için de üzücü olabilir ..
0
jülsezar
(03.05.24)
üsttekiler +1

kadın=anne algısına yol açacak bir hediyeye gerek yok. Hediye koymadınız diye kimse laf etmez ama bu hediyeden rahatsız olanlar olabilir. Hele not yazarsanız falan iyice kötü bir izlenim
0
nundu
(03.05.24)
anne olduğuna emin olduğunuz müşteriler için hoş bir izlenim olur muhakkak ama haricindekiler için kaş yaparken göz çıkartıyor misali olur.

düşünceniz kadınlar günü için daha iyi bir fikirmiş aslında.
0
since1907
(03.05.24)
Çok kötü bir fikir.
Anne olmayanlar var. Anne olamayanlar var. Anne olmak istemeyenler var. Annesini kaybettiği aklına geleceği için ağlayanlar var.
Bu hediyenizin mutsuz hatta sinirli yapacağı birçok müşteriniz var. Yapmayın.
0
michael_knight
(03.05.24)
anne oldugunu bildiginiz kisilere de lutfen hamur kesme aparati filan koymayin, anne olmak mutfakta isci olmak demek degil. kadinlar icin olan bir hediye yeterli olabilir, mutfak hediyesi kadin hediyesi degildir. yukardakiler +1
0
kassiopeia
(03.05.24)
marteniçka gibi ipli bileklik olabilir
0
turuncu tonlarda
(03.05.24)
(12)

İzlediğiniz/takip ettiğiniz en uzun süreli dizi

put it in your appropriate place
- South Park 24.sezonunu izledim. Sonrası malum ortamlardan edinmeye üşendim. Öyle kaldı.- Family Guy'da en son 18. sezonunu izledim. Şimdilik ara verdim.- Csi'yi izliyordum bir ara 12 sezon civarı izledim galiba. Tam nerede kaldı, bıraktım bilmiyorum.- Batman The Animated Series'i bitirdim. Spider-
- South Park 24.sezonunu izledim. Sonrası malum ortamlardan edinmeye üşendim. Öyle kaldı.

- Family Guy'da en son 18. sezonunu izledim. Şimdilik ara verdim.

- Csi'yi izliyordum bir ara 12 sezon civarı izledim galiba. Tam nerede kaldı, bıraktım bilmiyorum.

- Batman The Animated Series'i bitirdim. Spider-Man The Animated Serise'de son sezon kalmıştı. Ne Türkçe Ne İngilizce altyazısını bulabildim. Öyle kaldı.

- Evet, friends var. 10 Sezon.

Şimdi X-Men The Animated Series'e başladım. Bakayım 5 sezonunu izler miyim, göreceğim.


Edit:

- South Park'i 2002-2003'de izledim ilk. Düzenli izlemeye sanırım 2008 olması lazım.

- Family Guy; Haziran 2022'de başladım.

- Batman The Animated Series, pandemi dönemi.

- Spider-Men The Animated Series, hatırlamıyorum.

- Csi, hatırlamıyorum.
0
put it in your appropriate place
(02.05.24)
the100
0
iiiiiiiiiiii
(02.05.24)
Supernatural
2008'de başladım tnt'de ilk yayınlandığında, 2020 son sezona kadar.
Önemli olan kaç sezon değil ne kadar uzun süre izlediğin. Öyle 24 sezon izledim demekle olmaz, sene kaçtı başladığında??
0
Bruce
(02.05.24)
Sezon olarak friends
0
anon1m
(02.05.24)
Avrupa yakasi
big bang theory
0
wishmaythşngs
(02.05.24)
sezon olarak friends.
saat açısından bakılırsa yaprak dökümü olabilir, malum türk dizileri 3 kat uzun oluyor...
0
candide
(02.05.24)
sezon hesabından gidersek

modern family (11 sezon)
friends (10 sezon)
the office (9 sezon)
0
sir gawain
(02.05.24)
kurtlar vadisi olabilir, bastan asagi.
0
gule gule
(02.05.24)
Bosch. (Polisiye)
0
dolantindr
(02.05.24)
blacklist sezon sayısı ve sezondaki bölüm sayısı olarak gayet uzun gelmişti bana.
0
co2s2
(03.05.24)
Shameless abd versiyonu 11 sezon-134 bölüm
0
iwasbornonamountainside
(03.05.24)
sezon sayısı olarak sanırım en uzun the big bang theory'yi izledim 12 sezon. Lisedeyken güncel takip ediyodum ama 8 ya da 9. sezonda bırakmıştım. Pandemi döneminde tus çalışırken başladım aralarda 20 dakikalık molalarda izlerim diye. Üç ayda 12 sezon bitirerek pek molalarda izlerim hedefime ulaşamadım ama çok da sıkıntı olmadı neyse ki :D

Onun dışında 8-9 sezonluk diziler çok izlemişimdir. Game of Thrones'u ilk sezondan son sezona kadar güncel takip ettim mesela. En uzun güncel takip ettiğim dizi oydu, hiç sonradan yetişme durumum olmadı
0
nundu
(03.05.24)
One Piece - 12 yıldır güncel olarak takip ediyorum.
0
lüzumsuz adam
(03.05.24)
(24)

Yurtdisinda hayal kirikligina ugradiginiz sehir/ulkeler?

durgunfoton
Sahsen Seul'u hic begenmedim. yemekleri guzeldi o haric. Kan uyusmazligi mi oldu bilmiyorum. Cok rahatsiz oldum ama neden rahatsiz oldugumu bile tam ifade edemiyorum. Is icin gitmistim. bitse de gitsem diye gunleri saydim.Selanik, bu kadar kotu apartmanlasma Turkiye'de bile yok. Ataturk'un memleketi
Sahsen Seul'u hic begenmedim. yemekleri guzeldi o haric. Kan uyusmazligi mi oldu bilmiyorum. Cok rahatsiz oldum ama neden rahatsiz oldugumu bile tam ifade edemiyorum. Is icin gitmistim. bitse de gitsem diye gunleri saydim.

Selanik, bu kadar kotu apartmanlasma Turkiye'de bile yok. Ataturk'un memleketine yazik etmisler.

Insanlari olarak italya. Bunlar kendini hep sempatik italyan olarak dunyaya pazarliyorlar ama benim tecrubelerime gore hic oyle degiller.
0
durgunfoton
(02.05.24)
"hadi be ne kadar kötü bir ülke/şehir" dediğim, beklentilerimi karşılayamayan bir ülke/şehir olmadı. ama yeterince gezemediğim için hayal kırıklığına uğradığım ülkeler oldu. (sektör nedeniyle doğrudan operasyon merkezine gidip, sağa sola bulaşmadan gittiğim geldiğim çok gezi oldu)

örneğin danimarka, İsveç, norveç, fas, yemen, Arabistan.
0
co2s2
(02.05.24)
amerika'ya ilk gidisimden bu yana 20 sene gecmis. gittigim butun amerikan sehirleri cok buyuk hayal kirikligiydi ilk 5-6 sene. artik degil cunku beklentilerim dusuk. yine de bir iki istisna haricinde hicbiri turist olarak gidilecek yerler degil.

onun disinda oslo/norvec bana isvec ve finlandiya'nin tadini vermedi.
0
hot potato
(02.05.24)
Selanik için ben de aynısını düşündüm, çok güzel bir şehir mahvetmişler.
Seattle; doğasi çok güzel ama şehir pislik içinde.
0
wishmaythşngs
(02.05.24)
NewYork'a ilk gidisim buyuk hayal kirikligiydi, Agustos'da gittik inanilmaz kalabalikti, heryer cop yiginiydi, her yerde sira vardi. Ustune bir de neredeyse kafamiza biri dustu, bir sokak ilerde birisi 10. kattan atladi, ona da sahit olduk. 5 gece kalacaktik, 3 gece sonunda kacarak ayrildik. Sonra ilkbaharda gittim bir arkadasin dugunu icin inanilmaz guzeldi..

Bir yere ne zaman gidecegini bilmek lazim, cok farkediyor.
0
cooperr
(02.05.24)
Singapur. Aslında çok da beklentim yoktu zaten ama inanılmaz yapay ve bomboş bir şehir gibi geldi bana. Biraz da mental olarak çok kötü bir dönemde gitmiş olmam etkilemiş olabilir ama başka bir şehirle/ülkeyle birleştirip gezmedikçe buradan kalkıp Singapur’a gitmek çok anlamlı değil bence.

Kuzey Avrupa’da ilk kez Stockholm’e gitmiştim ve ne arıyordum bilmiyorum ama şehri beğenmeme rağmen biraz beklediğimi bulamamıştım. Nordik ülkeleri Avrupa’nın genelinden çok farklı hayal ediyordum ama çok da bir farkı yoktu. Sonra Kopenhag’a daha beklentisiz gidip orayı daha çok beğendim mesela.

Marsilya ise şok etkisi yaratmıştı bende. Avrupa’da onlarca yere gitmişimdir ama insanları bu kadar tuhaf ve sokakta yürürken bu kadar güvensiz hissettiren başka bir yer görmedim.
0
ms brownstone
(02.05.24)
Aksine selaniğin ruhuna bayıldım ben. Geceleri hareketli, insanları gülen yüzlü. Yapı stoğu eski ama balkonlar harikulade.

Benim beğenemediğim yer sanırım malmö oldu. Bu ne ya diyip geri döndüm.
0
wild honey suckle
(02.05.24)
berlin, oslo, brüksel
0
duyurukullanıcısı
(02.05.24)
Milona çok sıradan bir Avrupa şehriydi.
0
HellKeePer
(02.05.24)
Üsküp.

İlk defa yanımda biriyle gittim. Tek gitmiş olsaydım bayardı cidden.
0
put it in your appropriate place
(02.05.24)
Belgrad
0
Amaranta ursula
(02.05.24)
Bahamalar ve Küba tam bir sefalet içindeler videolardaki gibi asla değil. Rabat ve Marakeş hatta genel olarak Fas tam bir turist trap ülke. İzlanda da bence çok abartılıyor araba kiralayıp 3 günde koca ülkeyi gezmiştik ama doğası hariç hiçbir özelliği yok o kadar yola ve masrafa değmez.
0
iwasbornonamountainside
(02.05.24)
Amerika'nın iç bölgelerinde downtownlar evsiz doludur ve ortam çok salaştır. O an Türkiye zenginmiş falan diye düşünüyor insan
0
ferenc
(02.05.24)
beklentinle alakalı biraz. yani üsküp'ü pek beğenmedim. tam tersi olarak batum'u berbat bekliyordum ama iyiydi. mesela milano'dan beklentin yüksekse hayal kırıklığı yaşarsın
0
paintov
(02.05.24)
Viyana.
Millet nesini övüyor anlamış değilim, herhangi bir Avrupa başkentinde olmayıp burada olan hiçbişi yok. Şehrin bi özelliği yok yani.
Avrupa'nın Ankarası.
0
Bruce
(02.05.24)
Ben her yeri olduğu gibi kabul ederim fakat beni rahatsız eden bazıları için

Paris: Kötü kokular fareler evsizler yerlerin pis olması

Bakü: Yeme içme imkanları sınırlı normal yemek yenebilecek yerler fahiş fiyatlı ucuz yerler ise çok pis hiçbir standardı yok bazı bölgeler hariç otellerde dolandırıcılık var.

ABD'nin çeşitli şehirleri: Uyuşturucu bağımlıları, evsizler, güvenlik sorunu, pislik

Napoli: Seyyar satıcılar, sigara isteyenler, tacizciler, hırsızlık, güvenlik sorunu
0
doharkoman
(02.05.24)
çok büyük beklentiyle gitmedim zaten ama brüksel aşırı tırt gelmişti ilk gittiğimde. sonraları iş için vs defalarca gittim ama hala benim için berbat bir şehir.
0
scudman1
(02.05.24)
dallas. dumduz banliyo sehir.
paris, bruksel. paris'i ben anlamamis da olabilirim icine giremedigim yonleri olabilir. yine de londra ve berlin'e kiyasla hayal kirikligiydi.
0
antikadimag
(02.05.24)
Londra tabii ki, 3. dunyadan ne kadar gereksiz varsa gelmis.

Ek olarak baslik sahibine katiliyorum, en hazetmedigim millet Avrupa'nin kekolari Italyanlar. Bagira bagira konusmalar, edep adap bilmemeleri, erkeklerinin macolugu uzar gider. Adamlarin profesoru ders anlatirken cumlesini yarida birakip mendiline var gucuyle sesli sumkuruyordu, hicbir sey olmamis gibi devam ediyordu
0
freedonia
(02.05.24)
Yunanistan, severim aslında sadece hayal kırıklığımın sebebi, 90larda it dalaşı falan olurdu ben de Türkiye gibi bir ülke imajı vardı. Çirkin, kötü değil ama fakir, düzensiz.

Paris’te havaalanından merkeze giden otobüs bir mahalleden geçti, bildigin açık kasap vardı, keçiyi de asmışlar sarkmış falan. Dolap dışında. Şok geçirmiştim.
0
spherical
(02.05.24)
Avrupada gezdiğim şehirlerde hiç beklentimi karşılamayan olmadı sanırım. Çünkü şehre gitmeden önce hepsiyle ilgili iyi kötü bilgim vardı ve ne bulacağımı biliyordum. Görece az beğendiklerim veya bayıldığım şehirler tabii ki var ama beklentim altında kalan şehir yok. Beklentimin üstüne çıkan Budapeşte vardı mesela, güzel şehir bekliyodum ama büyülenmiştim ilk görünce.

Burda yazılanların da çoğu bana tuhaf geldi. Bir İzmirli olarak, Selanik İzmir'in daha iyi yapılanmış, ufak ve sevimli hâli gibiydi mesela. İtalya halkından tanıştığım herkes çok tatlıydı, Brüksel genel olarak çok sövülen bir şehir ama abartıldığı kadar kötü değil diye düşünüyorum, Paris klasik lümpen Paris halkını saymazsak olağanüstü bir şehir. Yani biraz beğenmemek için beğenilmemiş gibi geldi bazı yerler burada yazılan :)

Beklentimi karşılasa da pek beğenmediklerim;

Oslo, yani yaşamak için müthiş de turist olarak mehh

Minsk, beklentim yoktu ama insanları biraz sinir bozucuydu, bi de bomboştu şehir kocaman caddelerde insan yoktu

Göteborg, bak bu gerçekten en beğenmediğim şehir olabilir ama buraya dair de beklentim yoktu. Yol üstünde geçerken 2-3 saatliğine uğramıştık. Sadece hayatımda gördüğüm en çirkin Poseidon heykelini hatırlıyorum :D bi de sokak başı nargile kafe vardı

Sofya, buraya da kısa süreliğine uğramıştık ve çok beklentim yoktu ama pek keyif vermemişti

Avrupa dışındaki kıtalara gitmedim o yüzden bilmiyorum ama Avrupa'daki klasik şehir yapılanmasını seven biri için hayal kırıklığına uğramak zor yani. Tüm şehirler üç aşağı beş yukarı benziyo işte birini seven hepsini sever :d
0
nundu
(03.05.24)
new york ve singapur. para verip gitmeye degmez.
0
The_Lollok
(03.05.24)
Bu konuda yabancilarin agiz birligi edip de yazdigi sehir Paris'dir. Adamlar nasil pazarliyorsa herkesde oyle bir beklenti oluyor ki karsilamalari mumkun olmuyor.
0
turkuaz
(03.05.24)
Sofya. Terkedilmis gibiydi zaten, karanlik cokunce hepten bosaldi, sehir multeci ve cingenelere kalmis.

Cenova da cok garipti, ara sokaklarda bolca Afrikali multeci, g.amerikali fahiseler, u.saticilari falan. Polis icin cantada keklik iste. Sokaktan topla gorut hepsini temizle, meden musaade ediyorsun? 10 sene once de boyleydi. hala ayni old town'daki ara sokaklar.

Italyanlar+1. Istisnasiz her tren yolculugumda bagira bagira tum vagonu inleten biri cikiyor.
0
speedy
(03.05.24)
cok yer gördügümü düsünmüyorum ama gördüklerim arasindan: danimarka

yemekleri, baliklar haric, cok kötü. ekmegin üzerine bir seyler koyup yiyorlar. öyle yemek mi olur kgjhf
herkes sahane görüyor. ince, uzun, sarisin, iskandinav tarzi giyim vücutlarina cok yakisiyor. gel gelelim ki cok da cimriler ama. icki disinda bir seye para harcamak istemiyorlar. bir tane adam yanimda firinciyla 3-5 kron icin kavga etmisti ve saygisiz da davranmisti.
0
robert bosch
(03.05.24)
(6)

Ne okuyayım (AÖF veya YL)

nundu
2020'de tıp fakültesini bitirdikten sonra hep içimde kalan ve hem entelektüel ilgimin olduğu hem de belki ileride işime yarar diye düşündüğüm uluslararası ilişkiler bölümüne kayıt olmuştum anadolu üniversitesi aöf'te. Bu güz döneminde onu da bitirdim ve 28 senelik hayatımın öğrenci olmadığım en uzun
2020'de tıp fakültesini bitirdikten sonra hep içimde kalan ve hem entelektüel ilgimin olduğu hem de belki ileride işime yarar diye düşündüğüm uluslararası ilişkiler bölümüne kayıt olmuştum anadolu üniversitesi aöf'te. Bu güz döneminde onu da bitirdim ve 28 senelik hayatımın öğrenci olmadığım en uzun dönemini geçiriyorum ve elim ayağım titriyor öğrenimsizlikten :d

Düz bi klinik hekimlik yapılan bir bölümde değilim, akademi başta olmak üzere, sağlık bakanlığında ya da ilaç şirketleri gibi özel şirketlerde çalışmanın en olası kariyer senaryoları olduğu bir bölümde asistanlık yapıyorum. O yüzden hem kendimi eğleyecek hem de bi ihtimal özel sektörde ya da bürokraside ufak da olsa işe yarayabilecek bir bölüm olabilir. Ama kariyer dışında tamamen ilgi alanlarıma göre bir bölüm okumak da bir ihtimal tabii ki.

Mesela siyaset bilimi var ama uluslararası ilişkilerle çok ortak dersi olan bir bölüm ve aöf'te ortak ders saydırma olmuyor sanırım, bi de ekstradan 4 sene (hadi üstten ders falan alırım 3 sene olsun) buna zaman ayırmak mantıklı mı bilemedim. Siyasetle ilgilenmeyi çok seviyorum ve ileride siyasete atılma planlarım yok değil ama bunun için okumak mantıklı mı?

Anadolu aöf değil de İstanbul aöfte gazetecilik bölümü gözüme çarpmıştı. Oturup gazetecilik yapacak değilim ama gazetecilik lisans diplomasına sahip olma fikri ilgi çekici ve bölümdeki dersler de genelde çok keyifli duruyor. Tamamen hobi olarak okunabilir gibi.

onun dışında sağlık yöneticiliği lisans bölümü var yine anadolu aöf'te ama okuyan arkadaşlarım vardı daha önceden ve çok sıkıcı bir bölüm gibi geliyor bana. Onu okuyacağıma tezsiz yl yapabilirim benzer bir bölümde (tezli yl yapamıyorum şu an tıpta uzmanlık yaptığım için). Şu an bizim bölümdeki bir arkadaş o şekilde yl yapıyor sağlık/ilaç ekonomisiyle ilgili bir alanda.

Bu da bir seçenek ki özel sektörde de çok faydası olabilir. Ama ders yükü aöf'e göre daha ağır olur tabii. Aöf'te hiç çalışmayıp üç gün çıkmış bakarak 6-8 ders verebiliyodum da yl yapan arkadaşı görüyorum durmadan ders çalışıyor, sunum hazırlıyor. Gerçi keyif aldığım bir konu olursa yaparım tabii, boş zamanla ilgili çok sıkıntım yok. Aslında sağlık ekonomisinden ziyade sağlık politikaları gibi bir alan çok daha fazla ilgimi çekiyor, yurtdışında çok güzel doktora programları var health policy alanında ama Türkiye'de pek göremedim, olanlar da yine aöf'teki sağlık yönetimi lisans bölümü tadındaydı.

Son olarak tarih/sosyoloji/felsefe/görsel iletişim tasarımı gibi tamamen genel kültür ya da işletme/iktisat gibi bir tık daha kariyer bölümler de okuyabilirim ama şu aşamada pek ilgimi çekmiyorlar, belki ileride okurum :d

biraz uzun bir soru oldu, okuyan ve cevap verenlere teşekkür ederim.
0
nundu
(02.05.24)
merhaba,

aöf yerine mesela gerçek insanlarla tanışabileceğiniz, sohbet de edebileceğiniz hem de network kurabileceğiniz program, atölye, sertifika programı gibi şeyleri düşünmek nasıl olur? diyelim felsefeye ilgilisiniz, bulunduğunuz şehirdeki stk, dernek, vakıf ya d bireysel kurs, sertifika progrmı olbilir.
0
kullanıcı adı
(02.05.24)
@kullanıcı adı

Mesleğimle ilgili sertifika programlarına katılıyorum bazen online ya da kongre gibi farklı şehirlerde yüz yüze etkinliklere ama felsefe, tarih vs gibi "hobi" denebilecek bi alanda düzenli olarak gidip katılacağım etkinlikler pek benlik değil. Hobi için düzenli evden çıkıp ders dinlemeye bi yere gitmem muhtemelen :)
0
🌸nundu
(02.05.24)
@dissendium

MBA olabilir belki özel şirket için; akademide organik kimya kısmı bizi pek ilgilendirmiyor ya. Biz işin daha deney ya da klinik araştırma kısmındayız. Yani atıyorum hücre kültüründe ya da deney hayvanlarında yeni bir model öğrenmek ya da faz 1 klinik çalışma nasıl yapılır onu öğrenmek daha önemli, kimyasal kısmına çok girmiyoruz. İngilizcem de yeterli seviyede, iki sene önce ielts'te 8 almıştım 9 üzerinden. Hobi olarak başka bir dil öğrenilebilir belki.

@geveze yazar

Ben öğrencilik hissini seviyorum o açıdan hobi olarak bölüm okumaya hevesim var ama sosyalleşmek için ya da aktivite olsun diye hobi kursuna gitmek benlik değil ki zaten kendi var olan hobilerimle mutluyum. Bir de ellerin işlediği aktiviteler yapmaktan nefret ediyorum ya, beni rahatlatmaktan ziyade sinir stres sahibi yapar dikiş nakış falan :d
0
🌸nundu
(02.05.24)
yüksek lisans. örgün.
0
deartheodosia
(02.05.24)
Tıp fakültesi mezunu olduğunu yazan birisinin ''Ne okuyayım'' şeklide bir soru sorması tuhafıma gitti her neyse madem kendinizi geliştirmek istiyorsunuz benim size tavsiyem yabancı dil ve yazılım. Batı dili biliyorsanız (İngilizce yeterli) bir de doğu dili (Arapça, Rusça, Çince) öğrenin. Yazılım olarak Java'yı tavsiye ederim.
0
doharkoman
(02.05.24)
Lisans dersleri bile insanı bir noktadan sonra tatmin etmiyor zihinsel olarak, pek çok şey çok yüzeysel kalıyor. AÖF daha da meh bence. Zaten demişsiniz ki "üç gün çıkmış bakarak 6-8 ders verebiliyodum". Bu tip bir bilgi pek tatmin edici olmuyor. AÖf deneyimine benzer şekilde, yıllar önce bir ara ben kpss için birkaç hafta ders çalışmıştım ve o kadar sığ ve bağlamdan koparılmış bilgiler vardı ki, açıkcası gücüme gitmişti bu tip yüzeysel bilgilerle uğraşıyor olmak, sonra da bıraktım zaten.

Yüksek lisans dersleri zihinsel olarak daha doyurucu olur ama tezsiz programlar yine biraz mehh olabilir. Sizin yerinizde olsam kendi ilgimi çeken alanlarda okumalar yaparım derinlemesine, illa diploma şart değilse. Ki doktor olduktan sonra ilaç şirketine falan girecekseniz de kimsenin sizin diğer diplomalarınıza pek bakacağını düşünmüyorum (bu kesin bilgi değil ama educated guess diyelim). Formal bir eğitim belli bir yaştan sonra zaman kaybı öğrenmeyi öğrenmiş biri için. Kendiniz çok daha verimli şekilde sadece ilginizi çeken alanlara yönelebilirsiniz. Ama tabi amacınız öğrenmekse. Siyasete ilginiz vardı diye biliyorum, siyaset bilimi ile ilgili bu konuda yabancı kaynaklardan bir okuma listesi hazırlayarak çok güzel ilerleyebilirsiniz mesela. Yabancı iyi üni'lerin lisansüstü programlarındaki derslerin ders planına bakarak pek çok kaynak bulabilirsiniz.
0
playing star again
(04.05.24)
(11)

Özgeçmiş Hobi Kısmına Şunları Yazmak Saçma Mı?

depresif çocuk
1) parfüm koleksiyonerliği2) ikinci dünya savaşı tarihibunlar takıntı seviyesinde meraklı olduğum konular. Ama biraz saçma durur gibi geldi.
1) parfüm koleksiyonerliği
2) ikinci dünya savaşı tarihi

bunlar takıntı seviyesinde meraklı olduğum konular. Ama biraz saçma durur gibi geldi.
0
depresif çocuk
(01.05.24)
artı veya eksi etkisi olmaz.
0
gabe h coud
(01.05.24)
artı veya eksi olabilir.

artı: aaa ben de bu konuları seviyorum diyebilecek hr, patron

eksi: saçma bunu niye yazmış ki diyebilecek hr, patron.
0
buenosdias
(01.05.24)
Eksi etkisi olur herhalde. Kurumsal is kulturunden uzak oldugun dusunulebilir. Bilmemne korosunda tenorum gibi somut veya yazlari akdeniz sahillerini temizleyen gonullu grubunu organize ediyorum gibi begeni uyandiracak seyler de degil yazdiklarin.
0
hot potato
(01.05.24)
"İkinci Dünya Savaşı Tarihi"
demeseniz de mesela "Churchill Doktrini" filan deseniz güzel olur. Tabii bu anlamda bilginiz varsa (bilmiyorsanız uçmayın sakın).

"Parfüm Koleksiyonerliği" yerine de, "Parfüm ve Duygular" deseniz, açıklarken de Şarap Kolleksiyoncusu gibidir deseniz mesela.

Günümüzde ilgi çekmek ve popülizm önemli. Detaylar ise önemsiz.
0
alfired
(01.05.24)
Hot potato +1

Bir de cok ergence buldum ben. Stajyer yazsa hos olabilir anca.
0
Kittie
(01.05.24)
hobi kısmı olmasın cv'de +1
0
kurbanlik koyun
(01.05.24)
hangi iş ve meslek yazılmamış ancak ikinci dünya savaşı geek bir izlenim veriyor bence. alakalı bir meslek değilse yazmamak daha doğru olur.
parfüm koleksiyonerliği iyi olabilir. özellikle satış pazarlama falansa dış görünüşüne önem gösteren, kokudan anlayan birisi diye düşünülebilir.
0
abelardo
(02.05.24)
Abi şimdi herkesten farklı bakacağım ben cv'de hobileri görmeyi seviyorum ve özellikle hayatında farklı şeyler olanlar ilgimi çekiyor. Yani parfüm koleksiyonu diyorsun, misal 20 tane varsa farklı ama bana basenotes'ta hednic var. Bu herif gibiysen o zaman bu gerçekten bir hobi.
Tarih konusunda da misal sana soru geldiğinde buna olan ilginin gösteriyorsan gene güzel.

Hobiler aslında kişiler hakkında ise alan kişiye bilgi verebilir. Misal bak ben fitness hobi derim ama bazı kişiye göre fitness yürümek, koşmak, iki hareket yapmak. Benim için 230 kg deadlift yapmak, 50 kg çantayı alıp taşımak, 20 kg yelek ile dağda yürümek, kitaplarını okumak, arastirmalara bakmak.

Yani aslında sen hobi diyince biz bundan ne anlamayiliz buna bakmak lazım. Sen ikinci dünya savaşı diyince bu konuda elinde 30 kitap varsa, misal Avrupa'da bu alanlarin gezmissen vs bu bize senin hakkında bilgi verir aslında.

Neyse yani benim kendi muhattap olduğum sirketler ve roller seviyesinde ben hobi kismini severim. Yöneticiler falan kendi tanitimlarini yaparken hobilerini de koyuyorlar o PowerPointlere ve gerçekten aklımda kalan şeyle hep hobileri, nerede calismislar, nerede okumuslar umrumda değil. Adamın hobisi misal hobi trenleri falandi. Çok ilgimi çekmişti.

Neyse çok konuştum :)
0
logisticsmanager
(02.05.24)
1 belki kurtarır da 2 saçma.
0
hrskrs
(02.05.24)
yazmak istiyorsan yaz, saçma olsun ne olacak. benim ilgimi çekerdi mesela. ama insanlar o kadar düz ki komik ve salakça algılayacak kişiler olacaktır tabii.
0
deartheodosia
(02.05.24)
Genellemeler kötüdür kabul ediyorum ama mesleği bu olmadığı halde ikinci dünya savaşına takık biri 15 yaşında bir ergen değilse çok olumlu düşünmem. Gavurların red flag dediği zımbırtı yani benim için bu ikinci dünya savaşı takıntısı. Ha bu red flag iş vermeye engel olmaz benim için ama çok da muhabbet etmeyi tercih etmem kendisiyle lol
0
nundu
(02.05.24)
(5)

playstation plus sorusu

kibritsuyu
geçen sene ps5 alınca playstation plus extra paketine de üye olmuştum 1 yıllık. para verdik diye birkaç oyun aldım, aylık oyunlar da traş traş şeyler çıktı hep. birkaç oyun indirmiştim, sonra oyunlar plus paketinden çıkarıldı asdasdasf (git: 1566051). plus'tan yararlanıp indirdiğim tek adam gibi oyu
geçen sene ps5 alınca playstation plus extra paketine de üye olmuştum 1 yıllık. para verdik diye birkaç oyun aldım, aylık oyunlar da traş traş şeyler çıktı hep. birkaç oyun indirmiştim, sonra oyunlar plus paketinden çıkarıldı asdasdasf (git: 1566051). plus'tan yararlanıp indirdiğim tek adam gibi oyun uncharted. onun dışında pek kullandığım söylenemez. benim üyelik bi halta yaramadı yani anlayacağınız.

15 nisan civarı üyeliğim sona erdi. üyelik de biliyorsunuz 2000 küsur lira oldu. yeniden üye olmayı düşünmüyorum. sistemde sanal kart tanımlı olduğu için bir sefer üyelik ücretini çekmeyi denedi başarısız oldu. mail geldi ödemeniz başarısız falan diye. ben de üstünde durmadım.

ne tekrar para çekmeyi denedi, ne üyeliği iptal etti, üyelik hala duruyor.

süre falan mı tanıdı acaba, benim bir şey yapmam lazım mı, çekmeyi deneyip deneyip kendi mi vazgeçsin, girip iptal falan mı etmeliyim?
0
kibritsuyu
(01.05.24)
Bence çok iyi oyunlar var içinde, siz genelde ne tarz seviyosunuz bilmiyorum ama ps5 klasiklerinin çoğu var.

Ama illa iptal edecekseniz de, ben ps plus'ı iptal etmedim ama pc'de oyun oynarken abone olduğum xbox game pass'i iptal etmiştim. Onda da tarihi dolmuş kredi kartım duruyodu, bi iki ay sonra üyelik iptal oldu. Yani anladığım kadarıyla bir sorun olmuştur vs diyip bir müddet tanıyorlar bu konuda. Tam süreden emin değilim ama 1 ay gibi sanki
0
nundu
(01.05.24)
Mobildeyim de, bu arada ilk attığınız duyuruyu da okumuştum; kütüphanedeki oyunların silinmesi nadir olan ve geçici olduğu belli oyunlarda olan bir durum. Mesela stray şu an var diye hatırlıyorum ps plusta. Uncharted falan kalkmaz zaten sony'nin kendi oyunu. Yani atıyorum god of war'u şimdi indirseniz 3 senede de bitirebilirsiniz. Netflixte falan da arada dizi kalkıyor ama kütüphanesinin çoğu sabit duruyor ya onun gibi işte, sürekli sirkülasyon yok yani
0
nundu
(01.05.24)
stray kalktıktan sonra yılbaşında baktım indirimde, para verip satın aldım. tekrar koydularsa iyice adamla dalga geçiyorlar demektir.

üyelik sonlanınca uncharted da kilitlenecek, ya üyeliğe devam edeceğim, ya uncharted'ı da satın alacağım. zira bu ara oynamaya hiç vaktim olmuyor.

ben genellikle oynamıyorum zaten, oğlan oynuyor. o da fifa oynuyor, gta5 oynuyor, plus'lık oyunlar oynamıyor.

hala da iki kişi online olmadan oynayabileceğimiz split screen bir araba yarışı bulamadım.
0
🌸kibritsuyu
(01.05.24)
Hesap ayarlarında subscription ayarları içinde otomatik yenilemeyi kapatmanız lazım.

Bu arada ps+ kütüphanesinde baya güzel bir sürü oyun var ama tabi 2000 lira da çok para bir yıl için.
0
chavezding
(01.05.24)
Plus 1 hatta içinde kapanır
0
kaptan memo
(01.05.24)
(13)

türkiye'de hiç bir şeyin yetmemesi

avatar is back
yani gerçekten illallah ettirdi. yürüyüşe parka çıkıyorum her yer insan, pikniğe gidiyorum yer yok, arkadaşlarla akşamları sakin cafe aramak için çokça cafe geziyoruz, bi yemeğe gidelim desek güzel mekanın önünde 10 dk sigara içip bekliyoruz, bayrama memlekete uçak bileti bakıyorum şimdiden haftanın
yani gerçekten illallah ettirdi. yürüyüşe parka çıkıyorum her yer insan, pikniğe gidiyorum yer yok, arkadaşlarla akşamları sakin cafe aramak için çokça cafe geziyoruz, bi yemeğe gidelim desek güzel mekanın önünde 10 dk sigara içip bekliyoruz, bayrama memlekete uçak bileti bakıyorum şimdiden haftanın 2-3 günü dolmuş kalanlarda da az yer var fiyatlar uçmuş, otellere baktım ailemi götürsem mi dedim, oteller tıklım tıklım. bunları geçtim, konut yetersiz araç yetersiz neye baksam ya yetersiz ya da çok talep görüyor.

abi bu nedir ya? gerçekten ülke nüfusu 2010'da 30 milyondu da biz mi bilmiyorduk yoksa şimdi 150 milyon mu? bir arkadaşla tartıştık bu konuyu, ben biz türklerin çok ciddi tüketim düşkünü olduğumuzu ve aşırı sosyalliğe bağladım o ise, yüksek istihdam ve yüksek maaşlara bağladı, köyden kalkıp gelen hastanelerde sağlıkçı okullarda öğretmen kamuda memur, öyle ya da böyle 1500$ maaş alıyor herkes neredeyse.

cidden nedir bu ya?
0
avatar is back
(30.04.24)
Boş şeylere vaktimiz çok.
Bu bir gerçek.
Kütüphanelerin boş olduğu bir toplumda sorun da çoktur.
0
diyecevaplandı
(30.04.24)
istanbulda?
0
abuzer
(30.04.24)
bence türkiyenin en büyük problemi ve her şeyin sebebi kalabalık olması. bu yazdıklarının sebebi de kalabalık olması. hindistan, bangladeş olma yolunda ilerliyoruz
0
abelardo
(30.04.24)
İstanbul için nüfus yoğunluğu problem
0
jülsezar
(30.04.24)
Doğru cevap, tüketimin artması.

Mesela bakın, 2020’de kişi başı harcama 8.5k dolar iken 22 de 10.5k dolar olmuş.
data.worldbank.org

Bunun sebebi para basılması, bunun sonucu enflasyonun artması, enflasyon artmasına rağmen faizlerin düşük tutulması.

Türkiye’yi yokuşa süren 3 olay bu. Para basmak deyince fiziki parayı düşünmeyin sadece. Seçimden önce, toplamda 1000 dolar tutarında kredi çektiğinizi düşünün, enflasyondan dolayı geri ödediğiniz miktar 600 dolar olsun mesela. Aradaki 400 dolar para basılarak karşılandı.

Son yıllarda para basılmasının sebebi, millete para dağıtmak. Bayağı bayağı para dağıltıdı kredi ile. Sebebi ise, seçimi kazanmak. Belliki başarılı oldular.

Bu grafikte dağıtılan paranın büyüklüğünü gösteriyor mesela, kredi genişlemesini: eksisozluk.com
0
substituent
(30.04.24)
Türkiye'de yüksek istihdam ve yüksek maaş mı varmış?

İstanbul nüfusu 16 milyon, anlık insan sayısı minimum 20 milyondur öğrencisiyle göçmeniyle turistiyle, bunun %1'i dışarda olsa 200 bin insan ediyor. 200 bin insan da İstanbul'da her türlü mekanı doldurur zaten. Bu kadar basit matematiği yok sayıp "Madem ekonomik kriz var, niye her yer dolu" diye konuşmak çok tuhaf geliyor bana
0
nundu
(30.04.24)
Sen de bu kalabalıkta +1 sin. Farkında olman seni o kalabalıktan ayırt etmiyor. Gel taşraya bu kalabalık yok
0
olaylar olaylar
(30.04.24)
Bu işin çözümü cem uzan'ın dediği gibi doğu illerine kumarhane açıp hem istihdam yaratıp hem de para getirisi sağlamaktır.
0
ferenc
(30.04.24)
Arz asil problem.
0
aloha snackbar 3
(30.04.24)
birinci sebep kalabalık ve nüfusun şehirlere dengesiz dağılımı. ikincisi ise insanların boş vakit geçirmekten tek anladığı şeyin kafeye restorana gitmek olması. biz türkler para harcamadan eğlendiğimizi anlamıyoruz. illa bir şeylere para ödenmeli, hizmet alınmalı, şımartılmalı, o tatmin duygusu yaşanmalı. insanlara da hak veriyorum, büyük şehirlerde yapacak bir şey yok. doğru düzgün doğa yok, doğa olsa ulaşım yok, ulaşım olsa her yer tesisleşmiş, vs. vs.
0
sir gawain
(30.04.24)
Vallaha paris'e gittiğimde ben de kalabalık diyorum, bunun gibi bir de lyon dedim onun dışında demedim. Oralarda da her yer dolu. Bunun sebebi nüfus yani. İstanbul'a bakan birinin herhangi bir şekilde araştırma yapmasına gerek yok, gereksiz kalabalık yer. Yaşanacak bir tarafı yok.

Bu sebepten buraya yigilmamaliydi ama hükümetler bu yolu seçti. Her şey oraya yigdi malum inşaat. Yoksa İstanbul'daki hayat biraz başka şehirlere yayilsa bu sorun olmayacakti.

Ha bu arada Türkiye gibi enflasyon tavan ülkelerde harcamanin artmasi da normal. Bugün 100 liraya yediğini 2 ay sonra 150 liraya yiyeceksin. E zaten ne araba ne ev alinabiliyor, hobi desen para, yurtdışı gezmek para. Yani insanlar ya eve tikilacak ya elinde olup bir şeye yetmeyen parayi harcayacak.

Türkiye'de çok para var diyen kendi çevresine bakıp bunu söyler. Yüksek istidham ve yüksek maaş. Maşallah sanırsın almanya. Şu an devlet para alıyor o kadar.
0
logisticsmanager
(30.04.24)
turkiye kaldirabileceginden cok nufusa sahip. sehirler korkunc. allah askina ankara kalesine cikip etrafa bir bakmanizi tavsiye ederim. manzara hindistan'in aynisi.

cayyolu'na guya varliklilar gitti tasindi. gidin google maps'ten bir uydu goruntusune bakin. parsel parsel arsa ceviren site dikmis, hicbir mantigi olmayan butunluksuz cirkin yapilasmalar olusmus. bunun fakirlikle alakasi yok. 1930'da turkiye alman sehir planlamacilarina sehir tasarlatiyordu. simdi ise kolay ve hizli rant kapisi aralandi. mafyalasma her yerde. ulke en son bir plana gore yonetildiginde 2002 sonrasi kemal dervis planlari takip ediliyordu.

biz 10-15 sene once universitede bunlari tartisirdik ve kalbim sikisirdi uzuntuden. korkarak anlattigimiz her sey oldu.

ileride ne olur? turkiye ayni iran, pakistan gibi devletin guclu oldugu ama halkin fakirlikten agzinin koktugu bir yer haline gelecek. kendini devlete hizalayan guclenecek, alip yuruyecek. memurluk ve mafyalik ulke gencligine sunulan opsiyonlar olacak.
0
antikadimag
(01.05.24)
Genelde büyükşehirlerde bu şekilde sebeplerini yorumlamak haddim değil fakat gözlemlerim ve tecrübelerime göre Türkiye'de insanların ekonomik durumu iyi yemeyi içmeyi ehli keyfi lüksü ve gösterişi seviyorlar insanlarda gereksiz bir araba sevdası var kadınlar estetik ve para düşkünü ve sokaklarda çıplak gezerek bedenlerini teşhir ediyorlar yazdıklarım gözüme batanlar genel gözlemler istisnalar kaideyi bozmaz. Benim tahminime göre Türk halkı sosyal medyadan, dizilerden , sosyal platformlardan kontrolsüz bir şekilde etkileniyor bunların hepsi pr'ın etkileri. Bu durum aynı zamanda istatistiki bir veri olmasa da Türk ekonomisinin ne kadar canlı olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. İstanbul yaşanacak bir yer değil Bu arada köyden kente göç 90'lı yıllarda bitti.
0
doharkoman
(01.05.24)
(9)

Bir plaza çalışanının bir günü nasıl geçiyor?

nundu
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;

Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya memur ya da söylendiği zaman ne yaptığı az çok kafada canlanan işlerde çalışıyor. Ben doktorum, arkadaş çevremin zaten %90'ı doktor, doktor olmayanlardan bi iki avukat, birkaç tane mühendis var ama mühendisler de akademide şu an; annem hemşire babam öğretmen, arkadaşlarımın aileleri yine doktor, öğretmen, asker vs diye gidiyor.

Kısacası hayatımda hiç satın almacı, pazarlamacı, ne bileyim satış müdürü tarzı görevlerde çalışan beyaz yakalı kimseyle tanışmadım. Bu ve bu tarz diğer titre'a sahip insanların işte bir günü nasıl geçer diyince aklıma

Excel
Mail
Toplantı

üçlüsü dışında bir şey gelmiyor ama mesela excel'de ne yapıyorlar ya da gün boyu kiminle ne mailleşiyorlar konusunda da bilgim yok.

Bunları küçümsemek için kesinlikle söylemiyorum yanlış anlamayın, gerçekten saf bir merakla soruyorum. Misalen, bir satın almacının ortalama bir günü nasıl geçiyor? Yarın bir gün bu tarz pozisyonda çalışan biriyle tanışırsam saf saf sorular sormamak için buraya yazıyorum.

Cevaplar için şimdiden teşekkürler
0
nundu
(30.04.24)
Misal ben tedarik zincirindeyim (satin alma yaptım önceden, simdi yoneticiyim);
- satin almacilarin portfolyosuna bakip garip bir şey var mi diye göz gezdiriyorum.
- siparis gecikmesi sebebiyle ay sonunda fatura edilemeyecek siparis var mi ona bakıyorum (ki hep var), varsa satın almaci ile konuşuyorum.
- ay basiysa geçen ayın on time to request/promise, stock fill rate, non stock on time to request/promise, tedarikçi on time to request gibi kpilari hesaplayip corporate sistemine giriyorum.
- musteriler tarafindan escalate (Türkçesi yok bunun :/ edilmis seylere bakiyorum.
- ay sonunda ayın stock, intransit, days on hand gibi stok verilerini corporate sistemine giriyorum. Ay başında o ayin tahmini verilerini veriyorum.

Satin almaciyken yaptiklarim;
- sabah mrp tarafından yaratılan siparişleri tedarikcilere yollamak (edi denilen sistem varsa direkt sap üstünden yoksa pdf)
- onaylanmamis po'lara bakip tedarikcilerden yola cikarma günü onayini istemek
- gec onaylananlarda erkene almaya calismak, mrp'nin istemediklerini ertelemeye calismak.
- sistemde takılı kalan tedarikçi faturalarina bakmak
- idoc denilen sap sistemindeki mesajlarin sikintilarina bakmak
- tedarikçi ile aylık talep tahmini performansi ve tedarikçi performansi görüşmesi yapmak
- tedarikciyr 24 aylık talep tahmini yollamak
- gün içinde tedarikçilerden, musterilerden gelen maillera cevap vermek.
- hazir olan mallarin yola çıkması. Misal benim organizasyonun aylık x anda 70 konteyneri var. Haftada 4 kamyon, ufak tefek de hava kargo.

Toplanti deme ya çok var lanet olasilar. Misal bugünkü toplantilarimi yaziyorum;
Yeni çıkacak ürün grubu için cin'deki fabrika ile üretim kapasitesi, malzeme yeterliliği vs görüşüyoruz çünkü proje kötü geçti fabrika yetisemiyor siparislere.

Sonra başka bir ürün grubunun müdürü ile konusup benchmarking yapacağım.

Sonra emea bölgesinde aylık konteyner ihtiyacı tahmini toplantisi

Bir satin almaci ile 1to1

Amerika'daki ic tedarikci ile onlarin asya'daki tedarikcilerinden drop ship nasıl yapariz konusmasi

Bir adet lanet olasi musterinin escalation toplantisi
0
logisticsmanager
(30.04.24)
plaza çalışanı değilim ama ucundan sayılabilirim belki. sizi anlayabiliyorum :) benim arkadaş çevremde de mühendis ve doktor çok var, onlar da aynı şeyi merak ediyor :)

bir doktor, mühendis, marangoz gibi meslek sahibi olmayan çalışanlar hem yaptıkları iş açısından hem de hiyerarşik açıdan çok çeşitli malum. yani bunun satın almacısı olduğu gibi satın alma müdürü de var. o yüzden yaptıkları iş elbette aynı değil ama çok genel hatlarıyla birkaç şey karalayayım.

satın almacı dediğiniz için onun üstünden gideyim. adı üstünde zaten; işletmenin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmet alımlarını yapar basitçe. bunu yaparken gün boyu tedarikçilerle görüşür/konuşur/yazışır, alternatifler arar, fiyat alır, bu verileri saklar, karşılaştırır, yetkisi dahilinde karar verir ya da amirine danışır ve nihayetinde satın alımı gerçekleştirir.

her işletmenin günlük bir rutini vardır. örneğin her gün üretim birimiyle görüşüp ihtiyaç kontrolü yapılabilir ya da önceden her bir malzeme için alım takvimi oluşturulmuştur, o takip edilir, aksaklıklara müdahale edilir, vesaire.

excel, mail ve toplantı demişsiniz ya, aslında doğru bir özet olmuş. yukarıda saydıklarım ve benzeri ve işler temelde kayıt altına alma (excel vb.), haber verme/alma (mail) ve istişare (toplantı) ile yürütülüyor. yani böyle bir çalışanın günü ağırlıklı olarak monitör karşısında veri girip o verileri analiz ederek, sürekli telefonla ya da mail ile haberleşerek geçiyor.

örnekler çok çeşitli ama bence hangi işkolunu merak ediyorsanız önce kafanızda o işin tanımını canlandırın, sonra nasıl yapılabileceğini az çok çıkarırsınız. oradan hareketle de o kişinin günü nasıl geçiyor tahmin edebilirsiniz.
0
orient blue
(30.04.24)
Ofise gittiğim dönemlerde ve pandemi öncesi şu şekilde, alan yazılım:

Ekibin %90'ı sigara içiyor. Yemek öncesi sigara, yemek sonrası sigara, toplantı sonrası sigara. Saatlik sigara molası 10-15 dk civarı. Yemek 1 saat yaklaşık. Yani 8 saatlik mesainin 5 saatinde çalışılıyor. Burda da günlük 1 saat minimum toplantı var kaçamadığın. Dün mesela 3 saat toplantıydı benim.

Mail çok kullanılmıyor, slack gibi araçlar yaygınlaşmaya başladı şirket içi işlerde. Bizde şu şekilde:

Kodlama/Tasarım
Toplantı
Sigara -içmiyorum ama ekip içince sen de içmiş sayılıyorsun :D
0
sarahkerrigan
(30.04.24)
Bir tanıdığım raporlamada çalışıyor

Şirketlerin söz konusu dönemlerde ve yıl içinde yaptığı bütün datayı okunur hale getirip bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu gibi şeyleri üretiyorlar. Bunların da belli detaylı ulusal ve uluslararası standartları var tabi, ayrıca vergilendirme ve muhasebeyle alakalı belli bir takım ek faktörler oluyor. Aynı zamanda bu süreçte irili ufaklı birçok problem ortaya çıkıyor. Örneğin günümüzde enflasyon düzeltmeleri gibi sorunları oluyor, gibi.

Ama ne iş yapıldığıyla ilgili bir konuda "beyaz yaka" çok geniş bir çerçeve olmuş. Bu yüzden çeşitli alanlardaki insanlar ne diyebileceğini şaşırıp soğuk yanıtlar vermiş olabilir. Sonuçta farmakoloji uzmanları, halk sağlığı uzmanları ve genel cerrahlar temelde doktor olsalar da çok farklı çalışma hayatlarına sahipler değil mi? Birisi size bir doktor ne iş yapıyor diye sorsa buna genel kullanılan anlamda doktoru tanımlamanın ötesinde, sağlık sektöründe çalışan bir eleman olarak mesleğin her yönünü kapsayıcı bir cevap vermeye çalıştığınızda çok yüzeysel kalır. Sizin sorunuzdan anladığım kadarıyla, sizin merakınızı giderecek cevaplar aslında baya detay istiyor. Bu yüzden beyaz yaka diye genellediğinizde çok tatmin edici yanıtlar almanız zor olsa gerek. Önceki soruda öyle bir problem yaşamanızın sebebi bu olsa gerek.
0
akhenaten
(30.04.24)
meseleye plaza çalışanı olarak değil de, büyük şirket çalışanı olarak bakmak lazım. (büyük derken ciro olarak değil, organizasyon olarak) çünkü excel-mail-toplantı şeklinde özetlediğimiz şey, kişilerin/departmanların yaptığı işlerin üstlere ve şirketin geri kalanına raporlanması amacıyla oluyo çoğunlukla. yani şöyle ki, normalde bir kişi 100 birim iş yapabilecekken, 2 kişi toplamda 190 birim iş yapıyor çünkü zamanlarının belli bir bölümünü de, birbirlerinin ne iş yaptığını konuşmakla harcıyorlar.
0
co2s2
(30.04.24)
@edmond honda

İlk sorduğumda küçümsüyormuşum gibi anlaşılmıştı, "Siz de excel mail dışında bir şey yapmıyorsunuz" demişim gibi tepkiler gelmişti. Ben de öyle bir anlaşılmaya neden olmamak için belirteyim dedim ama yine böyle anlaşılmaktan kurtulamadım gördüğüm üzere :)

Diğer bölümler tıp fakültesine uzak konumlandığı için pek diger bölümlerle sosyalleşme imkanı olmuyor. Ayrıca bence asıl sizin doktorlara karşı önyargınız var ama gereksiz sert bir üslupla yazmışsınız o yüzden konuyu uzatmak istemiyorum.

"Öğrenmek isteyen öğrenirdi" öğrenmek istiyorum işte buraya sordum, bu sitenin amaçlarından biri de insanların merak ettiklerini öğrenebileceği bir platform olması değil mi?
0
🌸nundu
(30.04.24)
10 senelik beyaz yaka bilgisayar mühendisiyim.
sabah gidip masama otururum çay kahve yan masadakilerle sohbet filan. sonra ufaktan işlere başlarım. işlerim zaten jirada task olarak bellidir. sırayla çözerim. yapabildiğim kadarını yaparım, acilse zorlarım acil değilse yaya yaya yaparım. öğlen çevrede arkadaşlarla yemek yemeye gideriz. o da ayrı bir sosyallik oluyor her gün yeni yer seçiyorsun filan. sonra kahve alırız bir kahveciden, ofise döneriz.
benim işim yazılım yani genel olarak. iş analisti bana ne iş verirse o işi yaparım. ama genelde ne kadar sürede, ne tempoda çalışacağıma kendim karar veriyorum. 3 gün evden 2 gün ofisten çalışıyorum.

merakını da anlıyorum, abim de doktor/cerrah o da hep ofiste napıyorsunuz ki yani bilgisayar başında tüm gün napılır diye sorup durur.
0
yenibirgüzelnick
(30.04.24)
E-ticaret alanında çalışan, ekip yöneten bir beyaz yakalı olarak ortalama bir günümü yazayım. Haftanın 1 günü sadece ofise gidiyorum. Evde olduğum günlerden örnek vericem.

-Sabah mesaiden 10 dk önce kalkıyorum, teams'te ekibe ve ekip gruplarına bir göz atıyorum.
-Ardından mailleri kontrol ediyorum.
-Günün toplantılarına göz atıp varsa hazırlık, onları yapıyorum.
-Ekipten beklediğim konular varsa, deadline gelmişse onları yokluyorum.
-Kendi iş planımda yapacaklarım var mıydı takvime bakıp onları ilerletiyorum.
-Saat 9-10 itibariyle toplantılar başlıyor onlara giriyorum.
-Toplantılar sonrası/esnası ordan burdan bir şey geldiyse o konulara bakıyorum. Gerekliyse devreye gidiyorum, değilse eskale ediyorum ekibe.
-Aylık ve haftalık sunum datalarını değiştiriyorum bu aralar. Formatta oynamalar yapıyorum.
-Bizim işte operasyon da çok olduğu için operasyonel konulara bakıyorum, satıcıların aksiyonlarını takip ediyorum.
-Kullandığımız tool'u ve ortaktaki dokümanları bol bol inceliyorum.
-It geliştirme yapmış olabiliyor veya ongoing bir proje olabiliyor aynı esnada, UAT testleri yapıyoruz development ortamında.
-Kendi yöneticim veya yönettiğim ekiple kısa catch up'lar yapıyorum uzaktan çalıştığımız için anca öyle bir araya gelebiliyoruz.
0
mor oje
(30.04.24)
Yazılım danışmanlığı yapıyorum.

Mevcutta yaptığım işte uluslararası bir şirketin merkezinin ve tüm ülkelerdeki şubelerinin kullandığı bir yazılım sistemleri bütününün içerisinde çalışıyorum.

Bu tüm sistemler bütünü bir ürün ama arkadasında birçok teknoloji ve ekip var. 2,5 ayda 1 herkes bir araya gelip 3 gün boyunca sonraki 10 haftada neler yapılacak, neler öncelikli, kimin yapacağı şey kiminkinin ön şartı şu bu gibi şeyler konuşuluyor ve her ekip kendi 2,5 ayını elindeki kaynaklar (insanlar, onların bu ekip için çalışacakları zaman vs) gözetilirek planlar. Ayrıca son 10 haftalık dönemde neler yapıldı, ne eksikti, ne iyiydi, ne sorunlar vardı vs konuşulur.

Sonra da bu 10 haftayı 2 haftalara bölerek, her 2 haftanın başında o 2 hafta ayrıntılı planlanır. Ne yapılacak, kim kimden ne bekliyor. Kim test edecek. Testin kapsamı ne olacak. vs vs.

Buraya kadarki işlerin olduğu ekibe proje ekibi deniyor. Bir de destek ekibi var. Orada da 3 iş yapılıyor:

1-Artık belirli bi şablona bağladığımız, çok uzun uzun tartışmadan mevcut yapıya eklemleyerek devreye alabileceğimiz projeler oluyor. Mesela X ülkesindeki şube de bu ürüne dahil olmak istiyor. Onlarla ön toplantılar organize edip ürünü, onlardan ne beklediğimizi, projenin nasıl olacağını vs anlatıyoruz. Sonra onlara doldurmaları gereken şablonları veriyoruz. Onlar doldurunca bi toplantı daha yapıp üzerinden geçiyoruz. Anlamadıkları veya onların ülkesine özel farklı yönetilen şeyler vs varsa onları konuşuyoruz. Onlarla ilgili kararları veriyoruz. Her şey netleştiğinde çalışmaya başlıyoruz. Çalışma bitince testçiler test ediyor. Hatalar düzeltilince test sonuçları ürünü kullanacak ilgili kişilere sunuluyor ve ok devreye alalım denirse devreye alma planlanıyor ve yapılıyor.

2-Üründe çeşitli hatalar, bazı ek talepler, ufak projecikler, bazı bilgilerin güncellenmesi vs gibi rutin destek işleri oluyor. Kimisi doğrudan kullanıcıdan geliyor kimisine biz kendimiz karar veriyoruz.

3-Ürünün amacına göre yapılması gereken bazı şeyler var. Mesela bizim üründe müşteriler tırların ve otobüslerin üzerinde bulunan çeşitli donanım ve yazılımlarla farklı hizmetler alıyorlar. Bu hizmetlerin aboneliği, faturalanması şu bu yapılmalı. Müşteri app'ten kendi abone oluyor. Faturalama vs'yi merkezden tüm ülkeler için biz yapıyoruz. Bu süreçte çıkan hatalar olabiliyor. Ay başlarında ay sonlarında yapılması gereken işler oluyor. Yapılan işlerin takibi, sistemler arası senkronizasyon, mutabakat vs için de bir şeyler yapılması gerekiyor. O tip şeyleri yapıyoruz.

Böyle uzun uzun anlattım ki temelde ne yaptığımız biraz kafanızda canlansın.

Sıradan bir günde ne yapıyorum:
-proje sorumluluklarımdan planlanmış bir işim varsa onu yapıyorum. Gerekirse ilgili takım arkadaşlarımla veya diğer takımlardan insanlarla iletişime geçiyorum.

-destekte yaptığımız projelerle ilgili bir işim varsa onları yapıyorum. Bazen 2 veya 3 kişi beraber çalışabiliyoruz.

-Acil hata varsa onlarla ilgileniyorum. Çözmek için bir sürü değişik ekiple görüşmem gerekebiliyor.

-Rutin işler varsa onlar önceden planlanmış oluyor. Mesela tüm ülkelerin ön ödemeli aboneliklerin faturalanması, fatura pdflerinin ilgili sistemlere yüklenmesi ve müşterilere gönderilmesi, e-fatura süreci olan ülkelerde devlet portaline e-faturaların yüklenmesi, faturaların ve ertelenmiş gelir kayıtlarının muhasebeleştirilmesi, holding merkezi ile şubeler arası masraf kayıtlarının muhasebeleştirilmesi gibi şeyleri cuma günleri yapıyoruz. Cuma sabahı önce faturalanacak her şeyi kontrol ediyorum. Hata, eksik gedik var mı diye bakıyorum sonra gerekli işleri yapıyorum.

Tüm bu işleri yönetmek için ara ara ekip içi toplantılar yapıyoruz. Mesela X projeler grubu için 2 günde bi 15-20 dk, Y projeler grubu için haftada 1 holdingdeki bir ekibin de dahil olduğu bir toplantı, genel rutin destek işleri için her gün 15 dk napıyoruz ne ediyoruz problem birinden bi ihtiyaç var mı toplantıları vs vs.

Toplantılar dışında aramızdaki iletişim için mail, teams kullanıyoruz.

Yaptığımız işleri dokümante etmek için sharepoint, confluence vs gibi şeyleri kullanıp güncelliyoruz.

İş takibi, planlar, kimde ne iş var vs vs için Microsoft Azure DevOps'u kullanıyoruz.

Tabi bir de yaptığımız iş gereği şirket içi veya ürünler teknolojilerle ilgili okuma araştırma yapmamız gerekiyor.

Excel'i de bi şeyi analiz ederken filan kullanıyoruz. Ya da mesela ülkelere şablon verirken excel olarak veriyoruz filan filan.
0
perferil
(30.04.24)
(9)

Yaşlı, bilge insanlar?

justhuman
Gerçek hayatta bilge ruhlu, anlamlı konuşmalar yapan insanlarla hiç karşılaştınız mı? Ben hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Sanki herkes aynı şeyleri konuşuyormuş gibi geliyor. Bu durum canımı çok sıkıyor. Bu arada ben de öyle biriyim. Hayatla ilgili anlamlı şeylerden bahseden instagram, youtube, t
Gerçek hayatta bilge ruhlu, anlamlı konuşmalar yapan insanlarla hiç karşılaştınız mı? Ben hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Sanki herkes aynı şeyleri konuşuyormuş gibi geliyor. Bu durum canımı çok sıkıyor. Bu arada ben de öyle biriyim. Hayatla ilgili anlamlı şeylerden bahseden instagram, youtube, twitter hesapları vs. varsa önerirseniz çok mutlu olurum.
0
justhuman
(29.04.24)
buenosdias
(29.04.24)
Yalın Alpay'ı duydunuz mu?

Kendisi yasli degil ama bence tam aradiginiz kisi. Ben cok seviyorum, size de cok iyi gelebilir.
0
ahm1
(29.04.24)
Benim böyle "Hiç söylenmeyeni söylemek" amaçlı konuşan insanlara önyargım var. Tabii ki herkes hep aynı şeyleri söylemesin ama toplumda "farklı" konuşanların çoğu uzaktan bakınca vay be denecek ama üzerine düşününce zırva olduğu fark edilecek şeyler söylüyor. O yüzden yaştan bağımsız, "bilge" konuşan kişileri büyük bir önyargıyla direkt sessize alıyorum beynimde. 100 kişiden biri gerçekten bilgeyse de 99 tane zırva dinlememiş oluyorum.
0
nundu
(29.04.24)
var tabi ama öyle insanlara instagram reelsde denk gelemezsin.

arkadaşımın patronları var mesela. ikisi de 80 yaşını geçmiş enteresan hayat hikayesine sahip, uzun yıllar yurtdışında üst düzey devlet görevlerinde bulunmuş şimdi türkiyede çok büyük bir kurumsal firmanın sahipleri.

engin geçtan pskiyatr, gündüz vassaf var. engin geçtanın kitaplarını okuyabilirsin ayrıca bir yerlerde açık radyoda geçmişte yaptığı program kayıtları vardı. gündüz vassaf'ın da kitapları ayrıca youtube kayıtları var.
0
orpheus
(29.04.24)
barış özcan tarzından mı bahsediyorsun yoksa geekyapar tarzı konuşmalı muhabbetin bilgece versiyonu mu?
evrim ağacı
kafa tv de ilber ve metin akpınarın konuşmaları oluyor
pınar sabancının zorlu perf. söyleşileri güzel
0
eja
(29.04.24)
Önereceğim sosyal medya hesabı yok ama sorunuza istinaden: evet karşılaştım. Ve yaşlı da değillerdi 40 yaş üstüydüler ama. Ortak özellikleri entelektüel olarak çok besleniyorlar ve sorgulayan insanlardı ve diğer bir özellikleri psikiyatrist ve psikolog olmalarıydı.

İnsan psikolojisine ciddi anlamda hakim ve çok ama çok hasta gördüler. Şimdilerde 50li yaşlardalar. Hal böyle olunca; entelektüel olarak da ekonomi, siyaset, teknoloji, doğa, uzay, edebiyat, müzik ve sanatın birçok dalının üzerine konuşup; insan psikolojisindeki yerini de tatlı bir şekilde açıklayınca 'vauw!' oluyodum. Çok birikimli olup, bunu da küstahlık yapmadan paylaşınca birisi, hele bir de dşnlemeyi ve irite etmeden anlatmayı da seviyorsa acayip şanslı hissediyorsunuz kendinizi.
0
gadlemler
(29.04.24)
Ben varım ama yaşlı değilim.
0
prole
(29.04.24)
Spora ilginiz varsa dan john kesinlikle böyle birisi. Ben hayatımda strength coach olup böyle olan birini görmedim (normalde ortam toksiktir). Sürekli podcastini dinliyorum, kitaplarini da aldım.
0
logisticsmanager
(29.04.24)
serdar iyidir:

youtu.be

orhan'i da severim:

youtu.be
0
cooperr
(29.04.24)
(13)

Ne versen yiyecek misafir ve itibar konusu

beyfendi
Misafirin "yemek için zahmete girme çok, ne varsa onu yeriz" diyeni sizin gözünüzde profili küçük, genel konularda da zahmete girmeye değmez biri konumunda biri midir?Sorudaki maksadı, aradaki samimiyetin durumu vs. gibi konuları uzun uzun yazıp daha net bir şey sorayım istedim ama gelecek cevabı ma
Misafirin "yemek için zahmete girme çok, ne varsa onu yeriz" diyeni sizin gözünüzde profili küçük, genel konularda da zahmete girmeye değmez biri konumunda biri midir?

Sorudaki maksadı, aradaki samimiyetin durumu vs. gibi konuları uzun uzun yazıp daha net bir şey sorayım istedim ama gelecek cevabı manipüle etmemek adına en yalın haliyle ilk akla geldiği şekliyle soruyorum.

ek: çok samimi olmadığınız, yeni yeni tanıştığınız biri olduğunu varsayın.
0
beyfendi
(29.04.24)
aksine profili yüksek, can dostum, tam güvendiğim kişi/kişiler demektir.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(29.04.24)
El üstünde tutulması gereken, profili en yüksek kişidir.
0
rock n roll
(29.04.24)
Hocam gelen misafir "Ben bi biftek alayım" dese daha mı hayırlı misafir olacak anlamadım. Ben ki çok yemek seçen biriyim, gittiğim evde ne yemek varsa onu yerim, olması gereken budur yani
0
nundu
(29.04.24)
Ben çok şaşırdım böyle bir soruya. Hayır değildir tabi ki, hiç böyle bir şeyin düşünülebileceğini bile bilmiyordum.

Yani zahmet etmeyin diyen insanın bunu söylerkenki niyeti değişebilir. Kimi laf olsun diye söyleyip aksinin yapılmasını bekler, kimi gerçekten samimi şekilde söyler. Ancak "ben misafir gittiğim yerde iyi yemek beklerim" diyen birisiyle hiç karşılaşmamış olsam da, böyle birini görsem çok şaşırır ve hakkında olumsuz düşünürdüm.

Yani aslında cidden şaşırdığım için ne desem bilemedim. Ben yemeği özensiz buldum, daha iyi olmalıydı diyen biriyle karşılaşacağımı hiç sanmıyorum.

Sizin nereden aklınıza düştü ki bu? merak ettim.
0
akhenaten
(29.04.24)
Nundu +1
Akhenaten +1
0
jülsezar
(29.04.24)
Profili düşük? Aklıma bile gelmez.
0
unabomber
(29.04.24)
Yemek daveti gerçek bir durum değil sadece örnekti aslında. Gelecek misafirin yemek için özel siparişinin olması kulağa abes şekilde nasıl küstah geliyorsa, benim örnekte de nezaket kör göze parmak olmuş. Asıl kastettiğim aslında nezaketin, iyi niyetin yanlış anlaşılıp, insanın kendine ne kadar değer veriyorsa başkalarının da ona sadece o kadar değer vermesiyle ilgiliydi. Aşağılık kompleksi olan, öz değeri düşük birinden de benzer durumlarda benzer şeyler söylemesi beklenir ya hani, bunun ayrımını bizi çok da iyi tanımayan insanlar yapabiliyor mu acaba onu merak ediyorum.

"ne versen yiyecek misafir" deyimini geçen haftalarda fatih altaylı'nın yayınlarından birinde duymuştum. o başka bir bağlamda kullanmıştı bunu ama aklıma bunu getirmişti.
0
🌸beyfendi
(29.04.24)
Misafir ağırlayacaksam ve yemekli olacaksa güzel bir ana yemek ve meze, tatlı vs olur masada. Eğer birisi ben et, tavuk, balık yemem derse mezelerle bile idare edebilir. Hele ki en baştan "zahmet etmeyin" dedilerse gerekirse dışardan istediği bir yemeği söylerim, eşim evdeki mevcut malzemelerden bir şeyler ayarlar.

Eğer evime çağıracak kadar değer veriyorsam en iyi şekilde ağırlamaya çalışırım, hiç kimse için "zahmete değmez" demem.

Çok samimi bir arkadaşım geliyordur, o zaman duruma göre gerekirse dışardan pizza söylesem de sıkıntı olmaz. (hatta pizza daha pahalıya geliyor sdfgsdf)
0
kimlanbu
(29.04.24)
@beyefendi, anladım. Eh tabi, insanın kendine verdiği değer nasıl muamele gördüğünü de etkiliyor ister istemez. Ancak örnek biraz zorlayıcı olmuş gerçekten. Yemek konusundaki tavırlar genelde kültürel kodlarla sıkı sıkıya sınırları çizilmiş şeyler.

Örnek bir açıdan da iyi olmuş, çünkü "insanın kendine verdiği değer" talepkarlıkla ilişkili değil her zaman. Şımarıklık ve bencillik gibi kavramlar da var. Eğer kendine saygı konusu yanlış anlaşıldıysa belli bir zihinsel çıta aşılıp bu olumsuz sınırların içine de ilerlemek olası.

İnsan hakkını koruyabimeli, gerektiğinde mesafe koyabilmeli bu daha çok karakterle alakalı bir durum. Kendine saygısı olan insan şunları şunları yapar demek çok güç. Birçok konuda bu geçerli, davranışlar ortamın kokusuna göre anlam kazanır. Kendine saygısı olan ve olmayan insanlar arasındaki fark da onlar istese de istemese de kendisini bu sebeple hissettirir zaten.

Çevrenizdeki insanlar da haliyle farkında olsunlar ya da olmasınlar bunu algılayacak ve ona göre davranacaklardır.
0
akhenaten
(29.04.24)
Empati, nezaket, tevazunun eziklik olarak algılandığı bir toplumda, evet “düşük profil.” Ben düşük profilliyim mesela bu bakış açısına göre. Ama bencil, kaba ve kibirli olacağıma ezik olayım daha iyi.
0
auroraaurora
(29.04.24)
Bence öylesine söylenen, otomatik bir laftır. Hiçbir anlam ifade etmez.
0
michael_knight
(29.04.24)
Ben de gittiğim yerlerde bunu. söylerim ama öylesine değil, samimiyetle. Asıl maksat görüşmek konuşmak ne de olsa.
Düşük profilli biri olma meselesi değil bu bana göre.
Arkadaşlarının yanına hal hatır sorma kılıfı altında sadece midesi için gidenlerden ben de hoşlanam.
0
diyecevaplandı
(29.04.24)
enteresan bir soru, hic dediginiz gibi bakmamistim.
soyle yazmissiniz; iyi niyetin yanlış anlaşılıp, insanın kendine ne kadar değer veriyorsa başkalarının da ona sadece o kadar değer vermesiyle ilgiliydi. Aşağılık kompleksi olan, öz değeri düşük birinden de benzer durumlarda benzer şeyler söylemesi beklenir ya hani, bunun ayrımını bizi çok da iyi tanımayan insanlar yapabiliyor mu acaba onu merak ediyorum.

buna istinaden sanirim ben soyle dusunuyorum, ben degerliyim, benim degerim bana hazirlanan sofra ile belirlenmedigi gibi sofrayi hazirlayan kisi tarafindan da belirlenmiyor. ama kendi degerimi bildigim icin bana ozen gosteren insanlarla birlikte olmayi seciyorum (ve ben de ozen gosteriyorum). yeni tanistigim birinin hazirladigi/hazirlamadigi sofra benim degerimden cok onun ozeni/ozensizligi/zamani olup olmadigi/aliskanliklari/kulturu ile ilgilidir. dolayisiyla bu konuya deger uzerinden degil bu cercevede yaklasirim. zamani olmamis olabilir, ya da ozensiz biri olabilir. eger yakin arkadaslarim davet ediyorsa zaten ne varsa onu yeriz evet, bazen de yemeyiz, mukellef sofra hazirlarlar.

son olarak, beni yemege davet eden birine hic dediginiz gibi bir sey deme ihtiyaci duymadim acikcasi, beni yemege davet ettiyse ztn ne pisirip pisirmeyecegini dusunmustur, o onun sorumlulugunda olan alandir, boyle bir yorum yapma ihtiyaci duymam, tesekkur ederim, gidip gidemeyecegimi soylerim ve bir sey getireyim mi derim, hele hele de yeni tanistigim biriyse.

yakinimsa zaten usulunu bildigim icin kendini misafir agirlamak icin paralayan biriyse soylerim boyle bir sey sanirim. dediginiz yorumu genellikle kendim birine gitmeyi teklif ettiysem soylerim, yani 'ayse sana geleyim aksam ama lutfen bir sey hazirlama vs.' gibisinden.
0
kassiopeia
(29.04.24)
(1)

akciğerdeki tümörler

monicapp
akciğerdeki ve nefes yollarındaki tümörlere ilaçlar ya da supplementler neden nefes yoluyla verilmiyor? (örneğin astım ilacı için kullanılan cihaz) kemoterapi olsun , immunoterapi olsun her ilaç için kullanılabilir. sonuçta ciğerlere etki edecek en etkin yol nefes almak...1-2 makale gördüm, hayvanla
akciğerdeki ve nefes yollarındaki tümörlere ilaçlar ya da supplementler neden nefes yoluyla verilmiyor? (örneğin astım ilacı için kullanılan cihaz) kemoterapi olsun , immunoterapi olsun her ilaç için kullanılabilir. sonuçta ciğerlere etki edecek en etkin yol nefes almak...1-2 makale gördüm, hayvanlarda da başarılı olduğunu gördüm ancak bunun insanda denendiğini görmedim.
0
monicapp
(28.04.24)
Şimdi spesifik olarak buna bakmadım ama tahmin ediyorum;

İlaçlar alveollerden emilime uygun değildir, ilaçların solunum yolunda irritasyon yapma ihtimali vardır, farmakokinetik ve farmakodinMik olarak uygun şartlar sağlanmıyordur, akciğer zaten çok kanlanan bir organ olduğu için ekstra maliyete gerek yoktur gibi ihtimaller var.

Mesela diyabet hastalarının kullandığı insülinin enjeksiyon yerine solunum yoluyla verilmesi uygun olabiliyor hatta daha verimli bile denebilir. Bunu 10 küsür sene önce denediler ve bir cihaz çıkardılar ama diyabet hastalarının "Dur ben bi insülin yapayım" diyip bong gibi bir cihazdan nefes almaları hem basit bir yöntem değil hem de gerçekten bonga benzer şekilde ürettikleri için toplumda tuhaf bakışlara maruz kalmışlardı. Şimdi yeni yeni tekrar daha ufak ve bonga benzemeyen mekanizmalar üzerinde çalışıyorlar, belki kullanıma geçmiş de olabilir.

Bir de kemoterapi ilaçları sıkı kontrollerle verilen ilaçlar. Oral yol ya da enjeksiyon yoluyla bunu dozlamak daha kolay, solunum yolunda hele bi de hastalığın ileri aşamalarıysa hastanın buna koopere olması zorlaşabilir.

Dediğim gibi spesifik olarak hiç bakmadım bu konuya, belki 10-15 sene sonra sizin gördüğünüz makaleler sonucu bu tarz kullanım yolu olan ilaçlar da piyasada olur, sonuçta ilaç tasarımından piyasaya sürülmesi süreci çok uzun bir zaman alıyor. Ama aklıma gelen ihtimaller bunlar
0
nundu
(29.04.24)
(10)

Ekşi duyuru hakkında

Mirket
Sorulan sorulara bazan çok güzel cevaplar veriliyor.Soruyu soran cevapları thickliyor, bu kısmı tamam ama verilen cevaplardan bazıları gerçekten çok doyurucu oluyor. Bu tip cevapları diğer üyeler de beğenebiliyor olsalar ve beğeni sayısı da cevabın yanında görünüyor olsa çok güzel olmaz mı?Mesela dü
Sorulan sorulara bazan çok güzel cevaplar veriliyor.

Soruyu soran cevapları thickliyor, bu kısmı tamam ama verilen cevaplardan bazıları gerçekten çok doyurucu oluyor. Bu tip cevapları diğer üyeler de beğenebiliyor olsalar ve beğeni sayısı da cevabın yanında görünüyor olsa çok güzel olmaz mı?

Mesela dün sorulan 1929 kriziyle ilgili soruya @nundu'nun verdiği cevap çok güzeldi ve ben bu cevabı oylamak isterdim.
0
Mirket
(28.04.24)
Evet güzel olurdu.
0
rock n roll
(28.04.24)
çok saçma olurdu. duyuru başına onlarca cevap gelse filtrelemek adına biraz mantığı olurdu. bari burda "beğeni" işi olmasın. cevabı beğenen beğenir zaten.
0
numlock
(28.04.24)
buraya uygun bir sistem olurdu. çünkü burası bir soru cevap ve yardımlaşma platformu. diğer mecralar gibi sosyal medya paylaşım platformu değil. duyuruda bir film sorulmuş bu ne diye mesela, 2 kişi farklı yazmış ama biri doğruysa girip onu oylamam "evet bu cevaba katılıyorum" demem gerekir yazmadan. ya da adam laptop önermiş 4-5 cevap var, birinin fp önerisi çok iyi ona like atıp o cevabı öne çıkarmam gerekir
0
avatar is back
(28.04.24)
Teşekkür ederim öncelikle güzel düşünceleriniz için :D

Bence burası sözlük ya da twitter gibi daha fazla like almak için insanları saçmalamaya itecek bir platform değil, o yüzden like sistemi mantıklı olabilir. Mesela çok sık iki çanta/saat/tişört vs arasında seçim sorusu soruluyor. Teker teker cevap yazmak yerine halihazırda yazılan cevaplardan biri likelanabilir
0
nundu
(28.04.24)
Bence güzel olmazdı. Oy almak için soruya cevap olmayan garip cevaplar verilirdi.
Çok beğendiğiniz cevaplarda mesaj atıp teşekkür edin bence.
0
michael_knight
(28.04.24)
Bence de güzel olurdu. Artık bazı geliştirmelerin yapılması lazım.
0
pispinti
(28.04.24)
guzel olabilir bence ama daha tik koymayi bilmiyor cogu insan. ugrasip cevap yaziyosun, duyuruyu acan gordu mu, gordu de begenmedi mi belli degil. moderasyon "tesekkur ederim" mesajlarini bile silmeye ant icmisken sitenin ozelligi olan tik koymayi es gecmeyi pek umursamiyor.
0
supergirl
(28.04.24)
Yillardir istenen bir ozellik. Sorulara cevaplara + - gelmesi cok iyi olurdu. Stackexchange sitesi gibi. Eksi duyuru isteklerinde de en ust sirada.

Compu'ya kalmis. Kafasina eserse yapar ama burayi oluruna birakmis gibi yillardir. Yapay zekaya yaptirabilir :)
0
ermanen
(28.04.24)
şöyle bir ekstra ile donanımhabere dönmesinin önüne geçilebilir.

yoruma verilen "like" ya da adı her neyse, herkes tarafından değil sadece duyuru sahibi ve yorum sahibi tarafından görünür olur. böylece hem duyuru sahibine "bu cevap daha doğru" demiş olunur, hem de yorum sahibine takdir/teşekkür edilmiş olur. üçüncü kişiler için akış ve görünüm eskisi gibi doğal haliyle kalır.
0
robin crusoe
(29.04.24)
Duyurunun domain ücreti otomatik ödemede olmasaydı eğer büyük ihtimal erişimi kesilir birkaç ay fark edilmezdi bile :D Duyurunun şusu olsa ne iyi olurdu demeyi 2016-17 yıllarında bıraktım ben şahsen. Hakkı teslim edilecek bir şey varsa el yordamıyla en kötü +1 bile yapılabilir
0
beyfendi
(29.04.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.