Giriş
(9)

Ne kadar çok insan o kadar çok sorumluluk demek mi :(

egerbiryolcu
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyorArkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)Akraba düğün hazırlığı bekliyorAile yiyecek bir şey yapmamı bekliyorYakın arkadaş dert dinlememi bekliyorYine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca)
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor
Arkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)
Akraba düğün hazırlığı bekliyor
Aile yiyecek bir şey yapmamı bekliyor
Yakın arkadaş dert dinlememi bekliyor


Yine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca) çıldırdım anlık.

Sizin de tahammül seviyeniz düştü mü bu kadar, sadece kendinize vakit ayırmak istiyorsunuz ama size sıra gelmiyor. Sadece bir pazar günü dinlenebilmekti mesele.
0
egerbiryolcu
(03.05.26)
hayır demek, sınır koymak önemli beceriler. bunları kullandığınızda insan çokluğu bir sorun değil zenginlik gibi gelir
+3
mezzosprite
(03.05.26)
@mezzosprite aslında hayır demekle ilgili konulardan ziyade sosyal varlıklar olmamızın kaçınılmaz sonları da değil mi bunlar?
-1
🌸egerbiryolcu
(03.05.26)
dinlenemeyecek kadar değil bence ya. evet zorunluluklar vardır elbet, yakın arkadaşın derdi büyükse dünyayı bi kenara bırakmak gerekir, herkes sırasında yemeği yaptıysa bugün de sizin sıranızsa dizinizi kırıp yapacaksınız. diğerleri bi pazar yapılmasa da olur sanki.
0
mezzosprite
(04.05.26)
Ağlamayana meme vermezler sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu idrak ettiğimden beri böyle şeyler daha az sorun oldu cidden.

Olup bitene yetişemediğimi hissettiğimde, biri bir istekle geldiğinde direkt beni bu aralar hoş gör, şirazem kaydı, benim kendime faydam yok şu sıralar diyorum. Kimse ne alınıyor ne yanlış anlıyor.

İnsanları illa terslemenize veya olayı çok ciddileştirmenize gerek yok. Bunu gerektiğinde yapın. Cidden o kadar da takmıyor kimse. Kendinize ayıracağınız zamanın kendi kendine gelmesini beklerseniz, biraz zor bu.

Evet insan sosyal bir canlı, ama siz herkesin her an sosyalleştiğini ve hiç yorulmadığına mı inanıyorsunuz ki? Arada uzak kalmak istersiniz, bu normal. Bu sırada gelen isteklere hayır diyebilmek önemli.
+5
akhenaten
(04.05.26)
herkese bu beklentileri yaratmak için beklentiyi yaratırsanız, insanlar bekler. sınır koymak önemlidir.
0
mikahakkinen
(04.05.26)
Evet öyle. Sosyal bir canlıyız ve bir denge söz konusu. Vermeden alınmıyor. Almak için vermek değil konu ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir denge oluşuyor.

Son 2 haftada 3 kere bir yakınımı İstanbul havalimanına bırakıp evime geri geldim. Taksi kullan, yok. Arabanı oraya bırak, yok. Hayır diyebilirdim ama bu zamanı sohbet etme fırsatı olarak düşündüm. Acil bir işim de yoktu, benden bir şey eksilmedi, taş attım da kolum mu yoruldu. Bu kafada olunca çok da sorun olmuyor.

10-15 sene önce kardeşim aradı;
- abi bir yazlık almayı düşünüyorum, bana destek olma imkanın var mı?
bende o zamanlar birikim diye bir şey yok. ucu ucuna yaşıyorum.
- kardeşim ne kadar birikmişin var, yazlık ne kadar, aylık taksitleri ne kadar, benden ne kadar bekliyorsun?
- abi bende para yok.
- kusura bakma kardeşim, şu anda sana yazlık alamam kdashflsd

Dün ablam yazdı, bir piyano almak istiyorum sen de destek olur musun? tabii ablam ne kadar piyano, ne kadar eksiğin var? 600 bin lira kardeşim. ama bende para yok.

ailem için canım feda ama bir yerde denge olmalı. 19 sene önce iş hayatına girdiğimin yaz tatili zamanında ailemin yanına gittim. bir planım yoktu, onlarla beraber olmak ve dinlenmek yetecekti. üç kuruş kazanan bir denetçiydim ve aşırı yıpratıcı bir seneydi. 2-3 gün evde takıldık sonra sıkılmaya başladık. 4 kardeş bir tatil mi yapsak dedik. son dakika tatillere baktık. kardeşim ve ablalarım çalışmıyor henüz. ben 1800 lira maaş alıyorum ve 4 kişi 1 hafta için 5000 liralık bir tatili benim kredi kartımdan çektik. bunu seneye artık yavaş yavaş öderim diye kendimi avutuyorum. sonrasını düşünmemiştim. 4 kişi için yol parası, kılık kıyafet, orada yenilen içilen de ayrı bir 5000 tl tutmuştu. kredi kartımın limiti 12.000 TL'ydi ve 10 bin lirasını doldurdum böyle. sonraki sene aç kaldım ama ödedim bir şekilde :) iki sene sonra ablam 20.000 tl dolandırılmış, bir de 6-7 bin tl kredi kartı borcu yapmış. ben yine tatil diye ailemin yanına gittiğimde bunları öğrendim ve borcu üstlendim. ondan sonra da kardeşim yazlık dedi. jdsfsd güler misin ağlar mısın, kardeşim sana yazlık alacak durumum yok dediğimde kırıldı çocuk ve hala 15 senedir aramız eskisi gibi değil.

hep verici olmak da bir işe yaramıyor. denge, "equilibrium" şart.
+3
gabe h coud
(04.05.26)
komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor demişsin, bunu sorumluluk olarak gören sensin.
bunu erteleyebilirsin.
+1
duyuruuser
(04.05.26)
Mendebur olduğum için kimse bir şey beklemiyor benden.
+3
peki madem
(04.05.26)
Ben> her sey.

Bekleyebilirler. Ben verdiğim kadar alabilirler. Cok beklentisi olan insanlar zaten cikarci tiplerdir. İstedikleri gibi hareket etmeyince sen de selam sabahi azaltirlar.

Ama senin yazdigin seylerin düzeyi normal geldi bana. Yolculuk seni yormus olabilir.
0
Purple life
(04.05.26)
(3)

"Ozel gunden bir onceki gun" konseptine ne diyorsunuz

üğpoıuy
Son donemde fark ettiniz mi, ozel gunleri bir onceki gunden kutlama/anma modası cikti sosyal medyada.. neden boyle olduk
Son donemde fark ettiniz mi, ozel gunleri bir onceki gunden kutlama/anma modası cikti sosyal medyada.. neden boyle olduk
+3
üğpoıuy
(03.05.26)
Çünkü özel günler resmi tatil, yani geneli, e o gün milyonlarca firma kutluyor ve paylaşımlar arada kaynıyor, o nedenle bir gün önce geç saatlerde ya da sabah erken saatlerde paylaşıyorlar kurumlar.
0
ebeş
(03.05.26)
ne olmusuz ya? sacma sapan bir seye takilmissin.
-9
Purple life
(03.05.26)
genelde yaşlılar yapıyor. bayram yoğunluğundan unuturum diye 1 gün önceden kutluyor. boomerların zamanı geçti artık idare etcez.
0
mikahakkinen
(04.05.26)
(17)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-4
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-1
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
-1
🌸Purple life
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(9)

hangi suv tipi araba alırdınız?

OgutucuRecep
maks 2 milyon 200 bin falan paranız olsa ne alırdınız?
maks 2 milyon 200 bin falan paranız olsa ne alırdınız?
0
OgutucuRecep
(30.04.26)
Elektrikli dışında bakmazdım.
+2
orient blue
(30.04.26)
Corolla cross skoda kamiq vw troc. Elektrikli alcaksam eqb yada vw id4
-1
mikahakkinen
(30.04.26)
Lada Niva Urban.

Paranın kalanı cebinde kalsın. Araba Ladadır.
-1
yurtsuz john
(30.04.26)
EV önceliği varsa ioniq 5


EV önceliği yoksa boş paket Sportage.

Şahsi görüşüm live paket Sportage olurdu. Daha büyük bir şey lazımsa tiggo 8 pro Max.

t-roc falaan evet güzel araç ama tam suv sayılmaz. Gerçi ioniq de Suv değil ama mantıklı fiyatına göre.
0
jackyr
(30.04.26)
C5'ler baya baya iyi, f/p ötesi.
-2
gobekliraki
(30.04.26)
yeni hrv
0
orpheus
(01.05.26)
suvlar ,otoban süratlerinde ürkütüyor,
pek güven vermiyor.
0
designer
(01.05.26)
Kaşkayi
Yeni t-roc
Sportage

İçten yanmalı motora devam.
Bayilerde indirim var.

Geçen ay 2026 ford puma aldım 1850'ye. Senin elindeki rakama yukarıda saydığım 4 silindir modellerden birini alırdım.
0
HellKeePer
(01.05.26)
icten yanmaliya devam kafasindaydim.
hanim elektrikli istiyordu uzundur ama almam diyordum.
cevremde birkac arkadas elektrikliye gecince dur ben de bir bakayim dedim.
aradim taradim, sonunda elektrikli aldim, orta boy SUV.

ioniq 5n kullandim bu arada, inanilmaz biseydi, herifler kafamdaki elektrikli araci yapmis, ama fiyati baya yuksekti, alamadim.
param yetseydi ioniq5n alirdim kesinlikle.
0
cooperr
(01.05.26)
(7)

Araba gurmelerine bir soru?

koskoca kirpi
Merhaba,Ben arabadan hiç mi hiç anlamam; bir tane i30, bir tane kamyonet var halihazırda kullandığımız. Aynı evin ikinci kullanımdaki binek aracı olacak. Bütçe 700-800k; manuel vites, günlük rutin işe gidip gelirken kullanılacak. Aradığım özellikler, az yakacak, ustayla az muhatap edecek, vergisi, s
Merhaba,

Ben arabadan hiç mi hiç anlamam; bir tane i30, bir tane kamyonet var halihazırda kullandığımız. Aynı evin ikinci kullanımdaki binek aracı olacak. Bütçe 700-800k; manuel vites, günlük rutin işe gidip gelirken kullanılacak. Aradığım özellikler, az yakacak, ustayla az muhatap edecek, vergisi, sigortası vs. az olacak, konfor önemli değil. Cidden arabadan zerre anlamıyorum, öneri vererek bir yardımcı olur musunuz.
0
koskoca kirpi
(30.04.26)
İ20 clio
0
mikahakkinen
(30.04.26)
mikahakkinen +1.
0
kuzey li
(30.04.26)
i20 ilk benim de aklıma geldi, ama instagramda bir tane 2'li araç yorumluyor denk geldim i20 fiyatı çok şişti falan dediler o kafamı karıştırdı biraz.
0
🌸koskoca kirpi
(30.04.26)
fiyat şişme sebebi ucuz ve sorunu az. ama talep çok.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
1.3 multijet egea. i20 bunun yanında araba değil gerçekten. Egea gereksiz gömülüyor. Zaten kötü olsa bütün taksiler Egea olmazdı. Arkadaşımın taksileri var. 1.3 üretilmeyecek diye daha yeni yeniledi araçlarını temiz düşük km alıp.
0
jackyr
(30.04.26)
binek degil ama,
fiorino lpgli.
0
designer
(01.05.26)
buyuk konfor beklentisi yoksa egea hem motor hem bakim onarim maliyetleri olarak ideal araclar. begenmedim dersen de ayni gun alicisini bulursun.

yalniz aractan anlamayan biri icin ikinci el dizel arac almak tam bir kumar. bitik motora denk gelirsen bes senelik masrafini bir gunde cebinden alabilir. bu yalniz dizel degil ikinci el her arac icin bu sekilde. almaya giderken arabadan anlayan biriyle gidin ve kesinlikle saglam bi ekspertize gosterin.
0
johnnie w lker
(01.05.26)
(15)

Çocuğu olan duyurucular?

bobinhoo
1) Çocuk sahibi olduktan sonra hayatınız ne ölçüde değişti? (Kendi gözlemim, özellikle yeni nesil ebeveynlerin hayatlarının büyük kısmını çocukları etrafında şekillendirdiği yönünde.)2) Çocuk sahibi olmaya karar verirken bundan %100 emin miydiniz?3) Zamanı geri alabilseydiniz, yine çocuk sahibi olur
1) Çocuk sahibi olduktan sonra hayatınız ne ölçüde değişti? (Kendi gözlemim, özellikle yeni nesil ebeveynlerin hayatlarının büyük kısmını çocukları etrafında şekillendirdiği yönünde.)

2) Çocuk sahibi olmaya karar verirken bundan %100 emin miydiniz?

3) Zamanı geri alabilseydiniz, yine çocuk sahibi olur muydunuz?

4) Genel olarak çocuklarla çok vakit geçirmekten hoşlanmayan ve ekstra sorumluluklardan kaçınan birinin; “hayatın doğal akışında çocuk sahibi olmak var” ya da “ileride yalnız kalma kaygısı” gibi nedenlerle çocuk yapması sizce doğru mu?
0
bobinhoo
(30.04.26)
1-hayatım kökten değişti, hayatıma çocuk dahil olmadı ben tamamen başka biri olup çocuğa dahil oldum.
2-istemediğime emindim, yanlışlıkla oldu.
3-zamanı geriye alabilsem yaşım gençken 2-3 çocuk daha yapardım şimdi yaştan dolayı en fazla 2 yapabilirim.
4-çocuklardan hoşlanmıyordum hala hiç sevmem ama kendi çocuğumu seviyorum, yaşlanınca bana bakmasını zaten ben istemem, oğlumu o kadar çok seviyorum ki onun hayatında böyle bir sorumluluk olmak istemiyorum.
Soruya cevap, hayır doğru değil. Ben anne olunca anneliği sevdim ama herkes sevmeyebilir. Yine de siz riske girmeyin. Ya sevmeseydim yani şu an cehennem olurdu.
+2
yenibirgüzelnick
(30.04.26)
1. hayatim degismedi tecavuze ugradi (ayrica kimsemizin olmadigi bir yerdeyiz anne babadan bile yardim yok)
2. emindim super oldu
3. her turlu isterdim yine
4. degil. sorumsuz adamin isi degil cocuk buyutmek.
0
pasaklıpepee
(30.04.26)
2) kimse yüzde yüz emin olamaz sonuçta örneklerini görsen de senin hayatına ne getireceğini tam olarak kestiremiyorsun. ama bizimki tamamen planlıydı yani çocuk sahibi olalım dedik ve olduk.

3) bunu çok sorguluyorum ama zaten çocuk gözümün önünde olduğu için yok, doğurmazdım diyemiyorum net bi şekilde. çocuğun kendi zorluğu bir yana ülkenin durumu, gelecek kaygısı da etkili bunda. ama çekirdek aile içindeki durum için düşünürsek zaman zaman kafayı yiyip pişman olduğum oluyor. ama zamanı geri alabilsem yine çocuk sahibi olurdum :D

4) benim çocuk motivasyonumu güzel özetlemişsin aslında. 'hayatın doğal akışında çocuk sahibi olmak var.' çocuk istemeyen, sevmeyen, yapmayan, yapamayan herkesin durumuna ve fikrine saygı duyuyorum. tamamen kendi yaşantım için yorum yapıyorum. kafamdaki 'aile'nin içinde çocuk olmalı illaki diye düşünüyordum her zaman. asla çocuk düşkünü, anaç biri olmadım ama kafa yapım buydu.

1) hayatım kökten değişti +1
yani çocuk doğuruyorum, onu hayatıma ortak ediyorum, biz ona değil o bize alışacak tarzı instamom'luk gerçek hayatta pek karşılığını bulmuyor.
mesela bizim için saat 20.30dan sonra dışarıda olmak gibi bi kavram yok. ya da ne bileyim çocuğun öğle uykusunu atlatmak gibi bi imkan yok. yapabilen varsa tebrikler.
yeme içme gezme tatil. her şeyin tarzı değişiyor.
geçen evli ama çocuksuz arkadaşlarımız geldi. bi yerde tatlı yemek istedik ama akşam yemeği yiyemeyiz diye vazgeçtik. ben de canım çekti, aklıma düştü filan diye söyleniyordum. olsun ya akşam yemekten sonra basar gideriz dediler. hayır gidemeyiz çünkü çocuğun uyku saati... gibi gibi örnekler.
0
elorelia
(30.04.26)
1.hayatımız tamamen çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendi.(tamamen yardımsız perişan olduk.)
2.emindik. ama bu kadar kendimizi unutacağımızı hayal etmemiştik.
3.olurduk.
4.çocuk sahibi olmak ekstra sorumluluk zaten. eğer bu bir erkekse eşi çok zorlanır.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
2) bebek bekliyoruz. emin olmak tam tabir değil. bir bilinmezlik olduğu kesin ve tabii ki hayatımızın farklı bir yöne doğru evrileceğini tahmin ediyoruz. bizim motivasyonumuz ilişkimize ve birbirimize olan güvenimizden ileri geldi. kendimize yakıştırdık yani. çocuğum ilerde bana bakar filan gibi şeyler mantıklı gibi görünse de aşırı mantıksız. tanrıcılık oynayarak bilinmez bir zaman için bu tarz düşüncelerin mesneti yok. aile olmak istiyor musunuz, ilişkinizde buna motivasyon var mı, soru bu olmalı.
0
awlmi
(30.04.26)
1. Büyük ölçüde değişti, ben rahatıma düşkün biriyim eşimin çalışma saatleri esnek olmasa kafayı yerdim. Allahtan kolik falan değildi bebeğim.
2. Bunları göze alarak çocuk yaptım diyemem zorlanacağımı biliyordum ancak anne olma isteğim her şeyin önüne geçti bir de biyolojik saat meselesi var yaş 30 olmuştu.
3. Sevgisi bambaşka bir şey, yine olsa yine yapardım ama ikinciyi yapmayı düşünmüyorum, tüm bunları sil baştan yaşayamam.
4. Yalnız kalma korkusu dahil hiçbir pragmatik düşünceyle çocuk yapmayın çünkü ileride size bakacağı veya görüşmek isteyeceği garanti değil. Beklentisizce yapılmalı, iyice emin olunmalı.
0
ekimoloji
(30.04.26)
1. Çocuk yapınca hayatım çok değişti. Sürpriz olmadı ama. Değişeceğini biliyordum. Değişti ve güzelleşti. Gerçi zaten güzeldi. Daha güzelleşti. Hayat çocuk etrafında değil, çocuğun da dahil olduğu bir şekle büründü. Yeni nesillerde çocukerkil aile yapısına geçiş oluyor. Bizde öyle olamazdı, olmadı.
2. Evet
3. Tek bırakmazdım. Kardeşleri olsun isterdim. Hata ve haksızlık yaptım.
4. Çocuk yapmak, çocuk sahibi olmak içgüdüsel bir olgudur. Ben çocuk yapmayacağım diyenlerin bu konuda dünya görüşlerinin yeterince olgunlaşmadığını, hayata bakışlarının 'Ben büyüyünce hiç evlenmeyeceğim.' diyen çocuğunki kadar dar açılı olduğunu ve ileride aşırı pişmanlıklar yaşayacaklarını düşünüyorum.
-8
Mirket
(30.04.26)
1- annem cocuktan sonra hicbirsey eskisi gibi olmuyor derdi, dedigi gibi oldu. hayatin tamamiyle degisiyor cocuk herseyin merkezi oluyor. hanimin ilk tanistigim kadin ile alakasi yok, bambaska birine donustu.

2- ben hazirdim, hatun hazir degildi galiba. onu cok iyi etkilemedi.

3- kesinlikle evet.

4- kesinlikle hayir. benim amacim bayragi devredecek birisi olmasi gerekliligi idi, bir de bence annelik/babalik duygusunu herkesin tatmasi lazim, bambaska birsey. ilerde bana baksin diye cocuk yapilmaz, oyle bir seyin garantisi yok cunku.
0
cooperr
(30.04.26)
1. %75 degisti, ha deyince cikip bi yerlere gidemiyorum. Ama henuz kucuk. Yavastan toparlanabilir belki bu kisim.

2. Degildim. Pozitifi gorunce hafif bir yas xd Ama bu duygu azalarak kayboldu. Simdi supper bi anneyim xd evt kendim karar verdim ;)

3. Bu soruya şöyle cevap vermek isterim... cocuk sahibi oldugum icin pismanim ama cocuk sahibi olmasaydim da pisman olacaktim. Hep "acaba olsa miydi" "nasil olurdu" hissiyle yasicaktim. Simdi de "cocuksuzken hayat ne guzeldi" hissiyle yasiyorum ;) yaş onemli bi ayrinti galiba burada. 35ten oncesi ve sonrasi cevap degisebilir

4. Bu kisi bir babaysa ona bisi olmaz, eşi aşşşşırı zorlanir xd bu kisi bir anneyse muhtemelen bambaska birine evrilir
0
üğpoıuy
(30.04.26)
1) Tamamen değişti, ilgisi alakası yok önceki hayatımla. Şu anda çocuklar 10 yaşını geçtiler hala ilgisi yok.
2) Evet ama tabii insan endişe duymuyor değil bin nedenle...
3) Evet
4) Şu anki düşüncelerin bundan 5-10 yıl sonra aynı kalmayabilir. Bazı insanlar kesinlikle çocuk yapmayacaklar, hatta evlenmeyecekler bile, o noktada değilsen herşey değişiyor bu hayatta. Değişimin olmamasını istiyorsan aktif olarak ve bundan dolayı depresyona gireceksen o zaman evet, çocuk yapmak iyi bir şey değil ama o zaman hiç bir yeni şey yapmak iyi bir şey değil.
0
compumaster
(30.04.26)
1. hayatım tamamen değişti ama bu halinden çok memnunum.
2. evet ama %100 demek bence fazla iddialı. çünkü milyon tane kaygım var bunların büyük kısmı çocukla ve onun geleceğiyle ilgili.
3. evet ama keşke daha erken çocuk sahibi olsaydım.
4. çok ama çok yanlış. eğer amaç sadece çocuk sahibi olmuş olmaksa asla ama asla çocuğu aklından bile geçirmemeli.

eğer bu soruyu sen kendi veya partnerin için falan soruyorsan özellikle 4. soruyu tekrar tekrar düşünün.
0
scudman1
(30.04.26)
1) Benim hayatımı oğlum şekillendirdi, ekonomik durumum pek iç açıcı değildi, daha iyi şartlarda yetiştirebilmek için gece gündüz çalıştım, ek işler yaptım, öğrencilerin bitirme projelerini yaptım (gurur duymuyorum), endüstriyel projeler yaptım, bu esnada şimdiki işyerimin sahibiyle tanıştım ve hayatım değişti. Herhangi bir ekonomik sıkıntım kalmadı, dünyayı gezebileceğim bir işe sahip oldum.

2) İsteyerek çocuk sahibi oldum, ben de eşim de çok istiyorduk.

3) Oğlumu çok seviyorum, zamanı geri alsam gene onu isterim. Çok fantastik bir rüya görmüştüm, eşimle tanışmamışız, çocuğum yok. Eşim beni tanımadan yanımdan geçip gidiyor, içimde öyle büyük bir boşluk hissettim ki sabah uyandığımda ağlama limitlerine geldim.

4) Kesinlikle yanlış, yalnız kalmamak için çocuk mu yapılır ? Hele ki onunla vakit geçirmeyecekseniz bunun acısı çocuk çok derin yaşıyor, sık seyahat ettiğim için bazen o kadar özlüyor ki eve döndüğümde kısa süre sonra tekrar gideceğim diye strese giriyor
+2
kimlanbu
(01.05.26)
1. çok değişti, düşündüğümden çok daha fazla değişti. bir insanı hayatta tutmak gibi bir sorumluluk yükleniyor ilk günden. sonra da her şeyde onu da hesaba katarak sürdürme zorunluluğu hayatı. fiziksel ve duygusal olarak çok fazla zorluk ekleniyor.
2. çok emindim çok istedim.
3. evet olurdum, pişman değilim.
4. yanlış çünkü çocuklarla vakit geçirmeyi seven ve anne/baba olmayı çok isteyen biri için bile bu kadar zor bi şeyken istememiş/planlamamış/bunun için çaba göstermemiş biri için ne kadar zordur tahmin edemiyorum.
0
mezzosprite
(01.05.26)
ya bu arada "yaşlanınca bana baksın" motivasyonuyla çocuk yapmak dünyanın en saçma yatırımı. geçen müge anlıya çıkmıştı sonunu izlemedim ama yaşlı annesini öldürmüş kadın galiba. babasını da öldürmüş olma ihtimali vardı. sevgisiz çocuk yetiştirince bu tarz şeyler de olabiliyor yani, taş doğursalar daha iyiymiş. ki sevgiyle büyütsen bile çocuğuna bakmakla annene babana bakmak farklı şeyler, çocuğunun minnoş poposunu silmekle yetişkin bi insanın poposunu silmek çok farklı. birinin büyümesine yardım ediyorsun hayal kuruyorsun, ümitli bi şey; diğerini ölene kadar idare ediyorsun, kasvetli bi şey. hani çocuğunuz sizi çok sevse bile onun için bunu dilemezsiniz, sevmezse de size bakmaz zaten muhtemelen. ki ben annemi çok ani kaybettim ve hala "keşke ölmeseydi yatalak kalsaydı ve hayatım boyunca ona baksaydım" diyorum ama zor yani.
yalnız kalmamak için çocuk yapmak yerine kendi hayatınıza bakın, iyi arkadaşlıklar kurun, zaten yalnız kalmazsınız. istemeyerek yaptığınız bi çocukla gayet yalnız da kalabilirsiniz.
0
mezzosprite
(01.05.26)
1, 2, 3- Evet
4- Çocuk çok zor bir şey, normalde zorlukla mücadele edebilen bir insan değilseniz çocuğu hiç sanmıyorum. Ama çocuk sevmekle çocuğunu sevmek aslında birbirinden çok alakasız iki şey. Hayatım boyunca çocuklara karşı nötrdüm ama kendi çocuğumu aşırı fazla seviyorum, yapmayı sevmediğim her şeyi yapabiliyorum. Çok biyolojik bir durum
0
redlinetheturk
(02.05.26)
(7)

şehir kumrularının kahverengi/sarımsılaşması?

mikahakkinen
bu kumrular bizim çocukluğumuzda griydi. şimdi nerede görsem ortası sarı ve kahverengi olmuş? ırk mı değişti? göç mü var?
bu kumrular bizim çocukluğumuzda griydi. şimdi nerede görsem ortası sarı ve kahverengi olmuş? ırk mı değişti? göç mü var?
0
mikahakkinen
(30.04.26)
Ben adanalıyım. Adanada kumrular ben kendimi bildim bileli kahverengiydi.
0
nuevo
(30.04.26)
güvercinler gri, kumrular kahverengi. 90larda çocuk olan birisi olarak benim için hep böyledir.
+4
abelardo
(30.04.26)
Ben de hiç gri kumru görmedim, belki farklı bir tür kuşa daha kumru deniyordur yetiştiğiniz çevrede o kalmıştır aklınızda. "Gu guuu guk" diye öten canlıdan bahsediyoruz değil mi?
0
akhenaten
(30.04.26)
40 yıllık istanbulluyum güvercinler gri ve hafifi iri kumrular bordo-kahverengi ve cılız olur.
+3
orpheus
(30.04.26)
işin uzmanına sordum böyle diyor :) i.imgur.com

daha saçma cevap vermiyor muydu bu ya şakalı cevap olsun demiştim çok boş yapmamış. yine de o kadar uğraşmışken planı bozmadım attım...

ben de gri gördüm hep, hala kumru diyince aklıma gri kuş gelir kahverengi gördüm mü bilmiyorum. şu değil mi kumru işte? i.imgur.com

özellikle kahverengi kumru olarak arayınca (bkz: küçük kumru) diye başka bi tür çıkıyor genelde.
+1
konetsu
(30.04.26)
denizli ve egede b en çocukken hep griydi. ankarada okudum. hep griydi. yaş 40 a geldi bu kurumlar sarardı. yapay zekanında dediği gibi kumrularda göç almış.
0
🌸mikahakkinen
(30.04.26)
Güneydekiler gri olup ötüşü bile farklıdır
0
Mistyimage
(01.05.26)
(16)

20 dakikalık komedi dizisi

elorelia
beğenilenlermodern familybrooklyn 99friendscommunityabbott elementarybeğenilmeyenler himym (fazla karikatürize karakterler)the office (bu tarzı sevmiyorum)life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik. amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlar
beğenilenler
modern family
brooklyn 99
friends
community
abbott elementary

beğenilmeyenler
himym (fazla karikatürize karakterler)
the office (bu tarzı sevmiyorum)
life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)
30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik.

amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlarda olan benzer dizi önerisi istiyorum. karakterlerle bağ kurulabilen, duygusal bi yanı da olan dizi istiyoruz sanırım.

eklemeyi unutmuşum. scrubs, the good place izlendi beğenildi.
-1
elorelia
(30.04.26)
friends hariç sevdiklerimiz ortak gibi. Scrubs tam sizlik hem feel good tarzı komik hem de duygu yoğunluğu da yer yer yüksek tavsiye ederim ama disney'de var şu an sanırım. Ki yıllar sonra yeni sezonu da çıktı.

Onun dışında yine Ted Lasso da güzel bence ama o da apple tv'de ülkemizde yok anca malum yollardan izlenir. Onun da bu yaz yeni sezonu çıkacak birkaç sene sonra.

Bi de Derry Girls'ü tavsiye edebilirim, tipik sitcom gibi değil ama izlerken çok eğlenmiştim. Netflix'te var bu. Bu diğerleri kadar feel good mu tam emin değilim ama Troubles dönemi Kuzey İrlanda'da geçen dönem dizisi tadında bile izlenir. Onun dışında mizahı da bi Office kadar insanı geren bir mizah değil (office, its always sunny in philadelphia tarzı komedileri izleyemiyorum ben maalesef başkaları adına utanmaktan asjdsjd)
0
nundu
(30.04.26)
coupling. platformlarda var mi bilmiyorum.
+4
lemmiwinks
(30.04.26)
Thats 70s show?
0
eja
(30.04.26)
Tabii ki THE GOOD PLACE, komik, duygusal ve bag kurduran her sey var. Basi sonu belli ve cok guzel baglayarak bitirdiler, boslukta kalmadi.

Ted Lasso'yu komedi sinifina koymazdim ben ama Nundu bahsedince fikir belirteyim dedim, cok duygusal ve derinligi olan bir oyku bazen mizahi de olabilen anlarla anlatilmis. Yeni sezon gelmeyecek diye son sezonun iki bolumunu seyretmedim bitmesini istemiyorum cunku o kadar guzel.
+3
warrior princess
(30.04.26)
the office sevmemeniz üzücü olmuş izlediğim en iyi komedi dizisi. ilk sezonu izleyip cringe bulduysanız vazgeçmeyiniz.

zamanında ben de böyle bi soru sormuştum:
www.eksiduyuru.com
+1
jelly bear
(30.04.26)
The Big bang theory? Modern family'den sonra en sevdiğim sitcom dizisidir.

The good place +1

Bir de tam komedi sayılmaz ama iyi hissettiren bir dizi: nobody wants this
+2
fraise
(30.04.26)
lillyhammer netflix.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
Seinfeld
+1
nothing in my way
(30.04.26)
Happy Endings
0
peki madem
(30.04.26)
Hacks ve Two Broke Girls ekleyebilirim gönül rahatlığı ile.
+2
denizmaniaherif
(30.04.26)
Schitt's Creek ve Louie
+2
devilone
(30.04.26)
curb your enthusiasm.
fleabag.
it's always sunny in philadelphia.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Schitt's creek +994848382
Ara ara dönüp izliyorum kesitleri.
The office ve 30 Rock nasıl sevmediniz anlamadım. Bence 30 rock biraz daha zaman verin, gelmiş geçmiş en iyi dizilerden birine bir bölüm biraz az olmuş.
Onun dışında biz de hanımla izliyoruz böyle bizim sevdiklerimiz;
Raising hope
Ghosts ama ingiliz versiyonu
Parks and rec
What do we do in the shadows
The it crowd
Black books

Animasyon olursa;
Bob's burgers
King of the hill
0
logisticsmanager
(30.04.26)
The Good Place +3
Seinfeld +2


Animasyon olursa;
Family Guy
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Coupling yazmaya geldim ama zaten yazılmış direkt +1 vereyim.
0
kimlanbu
(01.05.26)
it crowd
0
renegade
(01.05.26)
(10)

bu pilates niye bu kadar önemli?

duyurukullanıcısı
her kadının top hayali neden sonsuza kadar pilates yapmak? cidden soruyorum. kimle konuşsam mutlak ulaşılması gereken nokta düzenli pilates yapmak'a çıkıyor kadınlarda.
her kadının top hayali neden sonsuza kadar pilates yapmak? cidden soruyorum. kimle konuşsam mutlak ulaşılması gereken nokta düzenli pilates yapmak'a çıkıyor kadınlarda.
-7
duyurukullanıcısı
(30.04.26)
Tayt giyilip ayak fetişi objesi olunuyor. O yüzden
-8
runaway
(30.04.26)
fazla kas yapmadan vucudu toparladigi icin bence. biraz da moda tabi.

bir erkek olarak ben de yapiyorum. core kaslari iyi gelistiriyor.
+3
lemmiwinks
(30.04.26)
çünkü kadınlar moda olan her şeyin kulu kölesidir. faydası var mı yok mu bakılmaz.
-12
yazar yazmaz yazan yazar
(30.04.26)
önce beyaz yaka silkelemesiydi, şimdi ev kadınlarına kadar indi. tayt giyip herkesi silkelemeye başladılar.
-9
mikahakkinen
(30.04.26)
yazar yazmaz yazan yazar +1

17 yıllık aktif sporcuyum anatomiyi diyeti baştan aşağı anlatıyorum beni dinlemez gider zattiri zort instagram ünlüsünün lafıyla iş yapar.

Geçen tanıdığım bir kadın şu sırt kütletmecilerden birine gitmiş yarım saatlik seansa 14 bin lira verip gelmiş...Git 5 şınav çek desem çekmez.
-2
yurtsuz john
(30.04.26)
benim bel ağrılarımı bitirdi. fıtıklı erkek bireyim. yüzmeyle beraber tabiki.
0
kveldulv
(30.04.26)
Ciddi derecede skolyozu olan kadının iki ay pilates sonrası postürünün gözle görünür derecede düzeldiğini gözlerimle görmüş fotoğraflarla belgelemişliğim var. Sıkılaşma ve göbek ve basende incelme konuları da cabası.
Pilates işe yaramıyor diyene sadece güler geçerim.
Sporun herhangi bir dalında ter döken her kim varsa eli öpülesidir ve pilates de ciddi bir spordur.
+1
Mirket
(30.04.26)
kadınlar icin biraz daha vücudu sıkılastıran bir spor turudur. Ayrica salonlarda agirlik kaldırmaktan ziyade reformerlar, toplar falan daha eglenceli gelir bazı kadınlara gore.
+1
acelaacedebela
(01.05.26)
fiziksel etkisinden çok psikolojik bir etkisi var

3phd mi? pilates hocalığı mı? desen?

sanırım kadınların %90'ı pilates e gider
-4
🌸duyurukullanıcısı
(01.05.26)
"kaynak: götüm" özgüveniyle konuşmak kolay tabi. aynı şeyi önceden yoga, meditasyon, hatta terapi için de söylediniz. şimdi sırada pilates var demek. anlamadığınız ya da size hitap etmeyen şeyleri değersizleştiriyorsunuz. pilatesin olayı düşük sakatlık riskiyle core gücünü, postürü ve beden farkındalığını geliştirmek. az yorup çok etki ediyor. ayrıca herkesin spor motivasyonu, zevki ve ihtiyacı farklı. "kadınlar moda kölesi" gibi genellemeler dümdüz tembellik. argüman değil. bi şey popüler diye değersiz olmaz, işe yaradığı için yaygınlaşır. kısacası bilmediğiniz için küçümsemek yerine gidin öğrenin ya da işinize bakın
+3
mezzosprite
(01.05.26)
(6)

Devletin, milletin iradesi dışında hareket etmesini nasıl okuyorsunuz ?

izmirduyuru
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altı
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altında kararlar alarak kendi kendini yönettiği bir idare biçimidir. (Yanlış biliyorsam düzeltiniz.)

Halkın özellikle zehirli madenciliğe %80, %90 oranında karşı olduğu bu uygulamaları Meclis kimin adına alıyor ve yürürlüğe koyabiliyor? küçük bir ihale değil ki bir kaç kişi faydalanacak olsun, bütün memlekette maden ihaleleri daha önce hiç görülmediği kadar veriliyor, Bu konu bir noktadan sonra ülkenin üzerinde kapkara bir buluta dönüşüyor. Bu kararı kim veriyor? Vatandaşın razı gelmediği şeyi vekil nasıl onaylıyor?

Evet, bu konu ile alakalı yorumlarınızı duymak isterim

x.com
0
izmirduyuru
(29.04.26)
kapitalizm. kapitalizm. kapitalizm.

bu tür soruların cevabı asla değişmeyecek. bazen bana da "sus amk takmışsın bi kapitalizm" diyorlar ama bokun içinde yüzüyorsak ve herkes sürekli bok kokusundan şikayetçiyse önce bu bok meselesini çözmeden, her şeyi ona bağlamadan nasıl ilerlenir yani bilmiyorum.

atatürk'ün yaptığı devrim çok kıymetliydi ama tamamına varmadı. kapitalizmin ve sağcıların kaçınılmaz sonucu olarak ülke kısa sürede tekrar toprak sahiplerinin, işletmecilerin eline düşüp onların elinde şekillendi. siyaset de tabii ki buna göre dizayn edildi.

2026 türkiyesinde "hepsi aynı hemşehrim" diyerek akp'nin verdiği zararı küçümsemek veya mevcut düzeni meşrulaştırmak istemiyorum ama uzun vadede çalışma prensipleri akp de gelse chp de gelse gerçekten değişmiyor: kapitali elinde tutan, imkânlarını garibanı ezmek için kullanıyor. birinin daha "cömert" ezmesi uzun vadeli gidişatı veya temel prensipleri değiştirmez.

ülkenin her bir yanının zengin şirketlere peşkeş çekilmesi, ülkenin polisinin sadece MAAŞ ALAMADIĞI için sesini çıkaran madenciyi veya öğrencileri coplaması vs. hep aynı hastalığın semptomları.

kısacası bunların hepsi kan emici liberallerin palavrası. bizi başka bir dünya olmadığına, içinde yaşadığımızın en özgür ve ilerici ve adaletli olduğuna inandırdılar. geldiğimiz noktada ise süper güç çocuklara tecavüz edip milyonlarca insanı bombalarken kendi vatandaşı insülin alamadığı için ölüyor, hemen her yerde bir avuç zengin koca ülkeleri kendisi için çalıştırıyor. onların yere düşse almayacakları para için biz ömür veriyoruz, 40-45 yaşında başımızı sokacağımız evimiz varsa şanslı sayılıyoruz.

sosyalizm insanlara saçma, ütopik geliyor ama milyonlarca insanın geceli gündüzlü çalışıp ay sonunu getirememesi veya jeff bezos sıçmaya özel yatıyla giderken amazon çalışanlarının tuvalete bile gidemeyip şişelere işemek zorunda kalması "normal" sayılıyor.

kısacası devletin milletin iradesi dışında hareket etmesini çok "normal" okuyorum. plan tam olarak istendiği ve dizayn edildiği şekilde çalışıyor. insanlar o politik değil, bu politik değil vs. demeye devam ettiği; emeğiyle, alın teriyle kazandığı para için patrona müteşekkir olduğu sürece de hiçbir şey değişmez zaten.
0
der meister
(29.04.26)
Çok karmaşıklaştırmaya gerek yok aslında. Millet oy veriyor. Teoride kendini en iyi temsil edene veriyor. Eğer milletin %90'ının karşı olduğu bir icraat yaparsa bir dahaki seçimde karşı olanlar oy vermez. Aslında bu kadar basit. Seçilen bir vekil ya da parti bir sonraki seçimde tekrar seçilebileceği bir politikas güder. "Millet ne istiyorsa o" diye motamot bir politika olması mümkün değil. O zaman her kararı referanduma götürmek gerekir.
+1
himmet dayi
(29.04.26)
Amerika'da zamanında bir araştırma yapılmıştı. Hangi parti başta olursa olsun, zenginlerin hemen hemen tüm istekleri yasalaşırken, halkın taleplerinin çok kısıtlı bir kısmı yerine geliyordu.

Bu tüm demokrasilerde böyle. Sebebi de gelip gelip insanın açgözlülüğüne, makam, güç ve para arzusuna dayanıyor.

Eğitim şart. Bir toplum birey bazında manevi disiplinini ne kadar yüksek tutabilirse insanlıkla ilgili konularda o kadar ilerleyebilir. İş dönüp dolaşıp bireysel karakter kalitesine dayanıyor. Ben, toplum olarak hali hazırda helak olduğumuzu ama bunun henüz farkında olmadığımızı düşünüyorum.
+2
yadigar
(29.04.26)
bugünlerde 1940'ların meclis tutanaklarını okuyorum. meclis'in çatısının yapılması tartışılırken, bir vekil kalkıp, "fazla para harcatmam! ayağında çarığı olmayan köylünün ineğini satarak ödediği verginin hesabını veremeyiz!" diye bağırıyor; diğer vekiller de bunu destekliyor. şimdi olanı, bunun tam tersi gibi düşünün işte..
+2
lil siztah
(29.04.26)
şu anki iktidar, refah partisinden ayrılırken milli görüş gömleğini çıkarıyoruz dediler. patronlarla görüştüler, patronların şüpheleri vardı giderildi, arada patronlara çatsalarda her daim sermaye ne derse onu yaptılar. sermayenin maşası oldular, cepleri doldu. halkın milletin iradesini geç kendi savundukları her şeyi gömlek gibi çıkarıp değiştirebileceklerini düşünen zihin yapısı halkını ve milletini düşünmez. demirel o zaman bu dönemin devamı olan özal hükümetine "borçlanarak yol yapmayın, yap-işlet-devret ile yabancılara yaptırmayın" demişti. demirel bile bence devletçi olmamasına rağmen bu grubu bunu söylemiştir. aklı çalışan insanlar doğruyu görür cebini ve koltuğunu sevenler parayı görür. ülkenin milletin çıkarı falan düşünülmez.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
Videodaki şahıs (belki kendince) erken seçim çalışmalarını, doğa böcek çicek diyerek madencilik sahaları hususunda başlatmış .
Videonun sonunda da erken seçimden bahsediyor. Parti derdi olmayan veya tercih konusunda kararsız kalmış , doğayı seven seçmen grubunu konsolide etme çabasını görüyorum.

Bu hususta ne kadar samimi bilmiyorum ama özellikle uluslararası alanda nadir toprak elementleri hususunda azami bir yarış oldukça belirgin bir hal almışken bu gibi sosyal medyadaki paylaşımlar, ancak konunun temelinden habersiz kitleyi manüple eder.

Devletler toplumların beklentisi dışında evet hareket edebiliyor.
Genel manada statü farklılığı (yöneten ve yönetilen gibi) aradaki bilgi, tecrübe farklılığını da gösterir.
Ayda bir alınan maaşla kendi hayatına bakan çoğu kişi, devlet bazında uzun süreli kalkınma planlarının, diğer uluslararası projelerinin mahiyetini veya getirisini anlamayabilir.

Şartlarına riayet edildiğinde ise maden çıkarma işlemleri çevreye neden zarar versin?
Yazılacak çok şey var ama Türkiye'de altın çıkarma konusunda özellikle bir araştırma yapmak isteyen Türkiye'de Alman vakıfları ve Bergama Dosyası kitabına da kesinlikle göz atmalıdır.
(Kendim okuyalı 20 yıl kadar olmuştur)

Doğa , hayvan , kadın hakları , maden çıkarma ve diğer insanı ve insan bedenini de ilgilendiren projeler büyütülüp sıradışı tartışma konusu olduğunda arkaplanda olanları asla es geçmemek lazım.
-3
diyecevaplandı
(29.04.26)
(7)

kredi kartı yıllık kart ücreti

dedim ben sana
hesap ekstreme 1000küsür liralık kart ücreti yansıtılmış. bunu ödedikten sonra geri verin bu ücreti dediğimizde puan vs gibi şeylerle geri verdiklerini biliyorum. ödemeden ekstre bedelinden düşürmek mümkün mü? illa ödedikten sonra paramı verin mi dememiz gerekiyor? teşekkürler.
hesap ekstreme 1000küsür liralık kart ücreti yansıtılmış. bunu ödedikten sonra geri verin bu ücreti dediğimizde puan vs gibi şeylerle geri verdiklerini biliyorum. ödemeden ekstre bedelinden düşürmek mümkün mü? illa ödedikten sonra paramı verin mi dememiz gerekiyor? teşekkürler.
0
dedim ben sana
(29.04.26)
genelde hepsi veriyor. şartları oluyor ama. bonus puan yatırıyor.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
hemen arayın bankanızın müşteri hizmetlerini ve kart ücreti iptali isteyin bende anında geri yansıdı rakam hiç ödemedim .
+1
devilone
(29.04.26)
garanti iptali kabul etmedi. yıllık kart ücreti+50lirayı bonus olarak tanımladı. ayrıca kartı 9ay boyunca kapattırmama sözü istedi. kabul ettik el mecbur. bonusu da sanki havadan gelen para gibi harcıycaz halbuki o da kendi param.
0
🌸dedim ben sana
(29.04.26)
halkbank da iade etmiyor. iki kartım var, ikisine de olumsuz yanıt çıktı.
+1
lil siztah
(29.04.26)
müşterisine göre değişiyor, iade etmiyorlarsa çok uğraşmayın, alın bonusu devam edin.


Kart işinize yarıyorsa tabi.
0
kumandanim
(29.04.26)
ödemeden düşebiliyorlar. akbankta ödemeden düştüler mesela... 1 yıl kapamama sözü istediler. yapı kredi yarısını düştü 6 ay kapamama sözü istedi mevcut taksitler bitince kapatacağım kartı. garantide kartım aidatsız flexi ama aidatlı olsa da bonus verseler sorun etmezdim. gayet tl eşdeğeri olarak görüyorum bonusu. rahat harcanıyor çok sınırlayıcı değil. chip para harcama konusunda en iyisi yaptığın herhangi bi harcamada sonradan kullanabiliyorsun ama bonus posları yaygın yine sıkıntı yok. shell'de migros'ta n11'de hepsiburada'da vs. geçiyor. normalde yapmayacağım bi alışveriş yapma ihtiyacım olmuyor bonus harcarken.
0
konetsu
(30.04.26)
İşbankası da ödedikten sonra maxipuan olarak veriyor. Nasıl olsa harcıyorum diye kabul edip geçiyorum, bir kaç kere kapatmakla tehdit ettim ama yemedi. Bu konuda işbankası kadar g.tü kalkık banka görmedim.
0
ekimoloji
(30.04.26)
(17)

insanlari dis gorunuslerinden yargiliyor musunuz

antikadimag
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.sizin de boyle dis gorunusten yargilamal
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.

sizin de boyle dis gorunusten yargilamalariniz var mi? yoksa hic yargilamam dis gorunusten bir insan hakkinda cikarim yapamayiz mi diyorsunuz?
-1
antikadimag
(29.04.26)
Yargılamam.
+5
rock n roll
(29.04.26)
Hayır
+3
ezkaza
(29.04.26)
İnsan ilişkilerini şekillendiren bir numarali şey dış görünüş. Aksini iddia eden ılık şeyli hümanisttir.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(29.04.26)
deliyi 3 km ilerden tanırım. bakışlarıyla yargılarım. bu kesin sıkıntılı derim.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
tabii ki yargim olur ama ben yine de hi konusmasini duymak isterim ses ve konusma degerlendirmesi oransal olarak yuksek bende
+4
ala09
(29.04.26)
tipe göre çıkarımda bulunmam ama dış görünüş muhakkak ki ruh halninin yansımasıdır.
bunun içine de tavırlar, mimikler, temizlik, kişisel bakım, giyim tarzı vs. girer.
+3
lazpalle
(29.04.26)
yargılamıyorum da seçtiği kıyafetten saçından çantasından ayakkabısından içimde tabi bi kodluyorum. genelde yanlış çıkıyor.
+3
ruhlardan esinlenen karga
(29.04.26)
Ne kadar yargılamam desek de önyargı oluyor.
0
duyuruuser
(29.04.26)
yargılarım ve hepsi de doğru çıkar
0
Hallegadola
(29.04.26)
Hiç yargılamam diyemem çünkü ilk anda illa ki kafaya fikirler geliyor onu durduramıyorum. Ama onları kenara koyup devam etmeye çalışıyorum.
0
peki madem
(29.04.26)
ya ne kadar toysunuz hepiniz kiyamam cidden. o kadar basindasiniz ki hayatin minik bir civciv gibi insanlari dis gorunusleri ile yargilamaya devam edin, o begenip sectikleriniz size iyi kaziklar cakacak.
-4
warrior princess
(29.04.26)
Yuvarlak surat= gerizekalilik, saflik
-2
Purple life
(29.04.26)
jest, mimik, kılık, üslup birinin iyi mi kötü mü olduğu hakkında kuşkusuz fikir verir. elbette dış görünüşe bakarak yargıda bulunurum.

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(29.04.26)
dış görünüş genetik mirasla ilgili iyi koşullarda yetişmiş, güzel eşlemiş insanların aktarımı söz konusu
maddi koşullar da iyi oluyor
ama yaşadığı hayatı onu nasıl şekillendirdiğini bilmiyoruz
genel olarak insanlara güvenmemek gerektiğini düşünüyorum
dış görünüşün etkisi altında kalmamak lazım
0
mantık
(29.04.26)
Tamamen yargılaman ama kısmen temkinli olurum . Sadece görüntü değil sesin ince veya kalın olması hatta adeta gırtlaktan da geride konuşuması bile kişi hakkında bir fikir verebiliyor.
0
diyecevaplandı
(29.04.26)
Yargılama değil bence bu. Düzenli gözlem sonucu yapılan bir çıkarım. Yeterince veri elde edilirse bilimsel temellere bile oturtulabilir.
-1
anaphylacticshock
(30.04.26)
Ek yapayım;

Büyük ve iri gözlü insanlar daha masum oluyor genelde. İçleri dışları bir oluyor.

Küçük, kısık ve çekik gözlüler (ırksal özellik olan çekik gözden bahsetmiyorum) daha sinsi ve içten pazarlıklı oluyorlar.

Aşırı heybetli, iri yapılı, kalıplı erkekler genelde iyi niyetli ve masum oluyor. Tipleri insanı korkutsa bile anlayışlı, konuşulabilir insanlar oluyorlar.

Bir de kısa bacaklı, bodur, tıknaz tipler var. Onlar için annem "Dötü yere yakından korkucan" der. :)
0
anaphylacticshock
(30.04.26)
(3)

Selçuk restoran önerisi

duster
Hafta sonu arkadaşlarla Selçuk - Şirince yapacağız 2 gün. İlk gece sahilde belediyenin bir restoranı var orada alkollü yemek yaparız da 2. gece için öneri verirseniz pek sevinirim.
Hafta sonu arkadaşlarla Selçuk - Şirince yapacağız 2 gün. İlk gece sahilde belediyenin bir restoranı var orada alkollü yemek yaparız da 2. gece için öneri verirseniz pek sevinirim.
0
duster
(28.04.26)
şirince yolunda "kayra garden restoran" ramazandan önce tur otobüsü kahvaltı için durmuştu. son yıllarda yediğim en iyi kahvaltıydı. restoran olarak da epey iyi duyumlar aldım.
0
ground
(28.04.26)
şelçukta sahil neresi var ki? pamucak mı?
0
mikahakkinen
(28.04.26)
Pamucak'ta belediyenin restoranı diyecektim ama zaten oraya gidiyorsunuz galiba.

Şirince'de burası güzeldi: maps.app.goo.gl (ama alkollü olmayabilir, öğle yemeğine gitmiştik, hatırlayamadım.)
maps.app.goo.gl bir de meyve aromalı şarap bazlı içecek değil de gerçekten meyve şarabı almak isterseniz şurayı önereyim.
Bonus: papağan sevmeli kahveci maps.app.goo.gl
0
kobuzchu kiz
(28.04.26)
(5)

futbol kulüpleri ve başkanları

biseysorcaktim
futbol konusunda cahil olduğumu kabul etmekle beraber başkan faktörünün neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.başkanlık neden var ve neden önemlikulübün başarında başkanın faktörü nemesela fenerbahçe'nin ne şimdiki ne eski teknik direktörlerini bilmem ama ali koç'u da, sadettin saran'ı da sürek
futbol konusunda cahil olduğumu kabul etmekle beraber başkan faktörünün neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.

başkanlık neden var ve neden önemli
kulübün başarında başkanın faktörü ne

mesela fenerbahçe'nin ne şimdiki ne eski teknik direktörlerini bilmem ama ali koç'u da, sadettin saran'ı da sürekli görüp duyuyoruz. teknik direktör başkandan daha önemli değil mi?

ayrıca, önemli olan şey transferlerse, başkan tek başına oyuncu alıyor ya da gönderiyor? kulüp kendi içinde az da olsa demokrasiye sahip değil mi? yani teknik direktörün bunu alalım bunu gönderelim deme imkanı yok mu?

bu durum sadece bizde mi böyle yoksa başka ülkelerde de başkan teknik direktör'den daha mı büyük?
0
biseysorcaktim
(27.04.26)
bu ligine göre değişir. pl de takımın genel menajeri hocayla karar verir. ispanyada genelde başkanlar transfer yapar. almanyada tamamen profesyonelken, italyada takım sahipleri ne derse o olur. türkiyede genelde başkanlar cebinde parayla gelir ve harcarlar. parayı verdikleri için de kararları verirler. demokrasi varsa plde veya almanyada vardır. diğer ülkelerde takımlar başkan odaklı.
+1
mikahakkinen
(27.04.26)
1- Başkanlık neden var çünkü bizim küplerin geneli dernek statüsünde, tamamı şirket olmadığı için tek bir sahiplik durumu yok, hal böyle olunca başkanlık oluyor.
2-Başkan faktörünün zengin, devlet ile arası iyi, uluslarası networku bulunan kişilerden olması kulübe daha fazla para yatırması, sponsorlar bağlaması demek.
3- Kağıt üstünde evet, teorik olarak hayır.
4-Parayı başkan buluyor, kimi zaman cebinden koyuyor, dernek üyeleri transfer için cebinden para veremeyeceği için son söz başkanın oluyor, teknik direktör CEO, Başkanı da yk başkanı gibi düşünebilirsin.
5- Genel olarak her ülkede böyle, istisnalar var tabi.

Sonuç olarak, olması gereken işi profesyonel olarak bilenlere ( TD, Antrenör, futbolcu vs ) ye bırakan sadece maddi konularda kulübün önünü açan başkan olması. Ama bu kulüpler aynı zamanda bir çok siyasi parti liderinden daha prestijli, o nedenle bi kulübün başkanı olmak demek otomatik olarak milyonlarca kitlenin lideri olmuş oluyorsun.

He fb başkanlarında para da var, network'te var neden olmadı bu iş o zaman diyebilirsin, evdeki hesap çarşıya uymuyor bazen :)
0
ebeş
(27.04.26)
canlı örneği olarak bursaspor'un tarihine bakabilirsin.
0
duyuruuser
(27.04.26)
bunlar hem dernek hem de şirket. çok para çeviriyorlar, o kadar paranın hesabını da kimse soramıyor. yiyorsa gelen yönetim eskisini ibra etmesin, sırada kendileri var (bunun örneği pek azdır, yok desen yeridir). başkanlık bu yüzden göz önünde -amatör dahil. hatta en çok amatör dahil.

tr seviyesindeki futbolda başkanla teknik direktör en azından eşit seviyededir, teknik daha önde değildir. aksini iddia eden idealizmden kendini kurtarsın.

başka ülkeler çok geniş kavram. mesela barça'da başkan teknik direktör ekibi kadar güçlü değildir, orada teknik direktör de zaten ekole göre gelir gider. sonuncusu da yıllardır yaptıkları altyapı değişiminin görünen yüzü oldu. real madrid'de perez yüzyıldır filan başkan mesela, onların politik gücü bambaşka seviyede. onlar da tr ayarında yönetiliyor diyebiliriz. perez'e tr'den herhangi bir kulüp ver, iki sene sonra madrid ayarına getirir. böyle garip bir yer başkanlık.
0
klassno
(27.04.26)
çünkü bunlar istediği parayı istediği şekilde harcayabilen mekanizmalar ve kimse de denetlemiyor, sorgulamıyor.

en yüksek parayı alan topçu yıllık 1 milyar lira falan alıyor. öyle düşünün.
0
gurur
(29.04.26)
(3)

Erzincan’da ne yapmalı?

ekimoloji
Daha önce gitmiş, yaşamış birileri varsa nereler gezilir ve nerde ne yenir öneri verirse çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler.
Daha önce gitmiş, yaşamış birileri varsa nereler gezilir ve nerde ne yenir öneri verirse çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler.
-1
ekimoloji
(25.04.26)
erzincan dediğim dümdüz bir şehir.
zaten 1 tane caddesi var. o da dümdüz uzun.
yersen de burada et döner yiyeceksin.
müthiş lezzetlidir.

bakırcılar çarşısı var. gidip bir tane çaydanlık alabilirsin bakır.
karanlık kanyon var. çok şahane bir yer ama biraz uzak. dünyanın en büyüklerinden biri. birde burada efsane olarak orada insanların taşları oyarak bir yol yaptığı söylenir ama efsane. biri var buradan atlamış paraşüt açılmamış çakılmış ölmüş onun da mezarı orada resmi var.
tekne turu yapılıyor. birkaç aktiite var yine işte iple bağlayıp belinden salıyorlar öte yakaya.
kış zamanı kayak tesisi açıksa gidilebilir. güzeldir.
tulum peynirini de çok iyidir güzeldir.
+2
OgutucuRecep
(25.04.26)
Kemah ve Kemaliye'ye gittim. Kemaliye uzak ama kesinlikle gitmeye değer bir yer.
Apçağa Köyü var orada ve neredeyse hepimiz bu köyü bir şekilde biliyoruz.

"Orada bir köy var uzakta
Gitmesek de Kalmasak da
o Köy bizim köyümüzdür"

Kanyon'da tekne turu yapılıyor, tavsiye ederim.
Kemah'da tuz madeni var. 2024 yılı yazında bir çuval kaya tuzu almıştım, daha geçen gün çuvalın sonundaki tuzları kullanmak üzere tuzluğa ekledim. Giderseniz bana da kargo ile gönderin :)

Bu arada düğün dernek filmindeki tüpçü dükkanı da Kemaliye'de bulunuyor.
Kemaliye girişinde bir doğa tarihi müzesi var, onu da tavsiye ederim.

Erzincan merkezde tavsiye edilen bir dönerci var ama ben tavsiye etmem :)
Ergan Dağı kayka merkezinde göl var. Oraya çıkabilirsiniz manzara için.

Girlevik şelalesine gidebilirsiniz.
Tulum peynirini ben de tavsiye ederim.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(26.04.26)
12 ay askerlik yaptım. en boktan ege şehri bile oraya 30 çeker. bir şelale var oradaki restaurantta alkol var, bir orada içilir. başka da bir şey yok. dümdüz bir şehir.
0
mikahakkinen
(27.04.26)
(5)

Hanedan değişimi

put it in your appropriate place
İngiltere'de başta olmak üzere hanedan değişimi nasıl oluyor yav? İngiltere'de Tudor Hanedanı var mesela, öncesinde York varmış, sonrasında Stuartlar gelmiş. Aralarında kavgalar çıkmış, iç savaşlar olmuş.Başa biz geçiyoruz, sıkıyorsa gelin indiren lan mı diyorlar? İndirmeyen adam değildir diye cevap
İngiltere'de başta olmak üzere hanedan değişimi nasıl oluyor yav? İngiltere'de Tudor Hanedanı var mesela, öncesinde York varmış, sonrasında Stuartlar gelmiş. Aralarında kavgalar çıkmış, iç savaşlar olmuş.

Başa biz geçiyoruz, sıkıyorsa gelin indiren lan mı diyorlar? İndirmeyen adam değildir diye cevap olmuş mudur? Nasıl oluyor bu işler?
0
put it in your appropriate place
(25.04.26)
Başa geçecek velihat kalmayınca akrabalık ilişkisi olan diğer hanedandan biri geliyor, zamanında İngiltere kraliçesi çocuksuz ölünce mesela İskoçya kralı İngiltere kralı oluyordu çünkü annesi İngiltere kraliçesiyle kuzendi (büyükannesi İngiltere kralının kızıydı), gerçi annesinin kafasını yine aynı kuzeni kestirmişti ama akrabalık ilişkisi yok olmuyor neticede, böyle durumlar dışında hanedan el değiştirmez. Osmanlı'da da birkaç kez bu duruma yaklaşılmıştı, yedekte Kırım hanlığı bekliyor deniyordu ne kadar doğru bilmiyorum, mesela. 4. Murat ölürken kardeşinin öldürülmesini istiyor ama öldürmüyorlar, öldürselerdi Osmanlı da velihatsız kalıyordu çünkü başka erkek kardeşi yoktu erkek çocukları da küçük yaşta ölmüştü.
0
kizil karga
(25.04.26)
@kizil karga İskoçya kralı mevzusu evet biliyorum. İskoçya'da James VI iken, İngiltere kralı olunca James I oluyor. James VI and I diye anılıyor galiba.
0
🌸put it in your appropriate place
(25.04.26)
Evet Annesi Mary Stuart'ın büyükannesi 7. Henry'nin kızıydı/Tudor hanedanının torunuydu, o yüzden taht benim aslında türü tripleri de olmuştu, 1. Elizabeth de bu yüzde idam ettiriyor ama 1. Elizabeth çocuksuz ölünce Mary Stuart'ın oğlu İskoçya kralı İngiltere kralı oluyor, mesela Stuart hanedanın son kraliçesi Anne çocuksuz ölünce Almanya'dan Hanover hanedanlığı gelip İngiltere'nin başına geçiyor ama bu her zaman kavgasız gürültüsüz olmuyor savaşın kılın yünün çıktığı siyasi durumlar da oluyor. Bugünkü hanedan da Alman hanedanı aslında, sonradan ismini değiştiriyorlar.
0
kizil karga
(25.04.26)
Ben bu konuya bir dönem baya merak salmıştım. Genel olarak birkaç farklı senaryo var.

1- Erkek soyun tükenmesiyle veraset değişimi
Kralın erkek çocuğu olmuyor, veya ölüyor. Sonuçta ya kızı gelip kraliçeliği döneminde biriyle evlenerek yeni erkek çocuk ve yeni isimle hanedan değişiyor, ya da bu tip durumlar için önceden kararlaştırılmış veraset devri planlaması işliyor.

2- Ele geçirmeyle değişim. Bu senaryoda güçlü asil ailelerden birisi veya krala yakın bir general veya başka bir çeşit saray görevlisi iktidarı ele geçiriyor.

3- Savaşla değişim, gayet açık. Dışardan bir güç gelerek krallığı kendi hakimiyeti altına alıyor.

1. Maddedeki durumda taht genelde planlı şekilde üst soydan gelen yan kollara aktarılıyor. Örneğin iki önceki kralın kardeşinin soyundan birine. Bazen de kral ölmeden önce güvendiği bir görevlisini veliaht olarak gösteriyor.

Arada absürt örnekler de var. Örneğin Bizans'ta I. Iustinus baya çulsuz bir köylü olarak sırtında ceketiyle istanbula gelip sonra bir şekilde imparator olup çıkıyor. Siyasi, dini, karmaşık çok kompleks sebepleri var bunun. İlginç bir olay, komik bile düşününce.

Size çıkış noktası olması için ingilizce wikipediadaki listelere bakabilirsiniz. Hemen hemen her krallığın kral listeleri var. Bir hanedendaki son isim ve diğer hanedandaki ilk ismin kim olduğuna bakıp hayatlarına kısaca göz atabilirsiniz.
+1
akhenaten
(27.04.26)
fransada mesela Merovenj hanedanı varken Karolenj Hanedanı geliyor artık taht bizim diyor. papanın desteğini alan bir aile Merovenj hanedanını indiriyor. bu dönemsel bir örnek. fransada derebeylikler varken güçlü olan yönetimi almış. italyada güçlü aileler hep çatışmış ama tek krallık olamamış. bu konuda en güçlü aile habsburglar. her yere kız oğlan verip ağı genişletmişler. ingiltere daha farklı bir soyla ilerlemiş. ülkeden ülkeye değişmiş ama genelde güçlü soylu aileler yönetime yakın olmuşlar. ingilterede farklı olarak kadın krallar var. genelde avrupada pek kadın kral yok. ingiltere biraz anaç bir ülke olduğu için babanın oğlu olmak dedğilde ananın oğlu olmak daha önemli.

ingilterede genelde yakın soylar tahta geçmiş hatta şu andaki hanedan alman kökenli. tahtan çekilen amcanın almanlarla arası iyi olduğu için kendisinden hep şüphe duyulmuştur.
0
mikahakkinen
(27.04.26)
(2)

frankurttan ne getirilir?

OgutucuRecep
içki, puro, yiyecek, çikolata ya da ne getirilir?abim gitti de gelirken alsın.
içki, puro, yiyecek, çikolata ya da ne getirilir?
abim gitti de gelirken alsın.
0
OgutucuRecep
(24.04.26)
Frankfurther.
+1
mikahakkinen
(24.04.26)
sosis
0
renegade
(25.04.26)
(7)

Türkiye neden demiryolu yapmıyor

messina123
Yapsa bile aşırı yetersiz. Ülkeden çıkmayan petrole muhtacız.
Yapsa bile aşırı yetersiz. Ülkeden çıkmayan petrole muhtacız.
0
messina123
(24.04.26)
Şu arkadaş videosunda dolaylı olarak değiniyor

youtu.be
+1
yurtsuz john
(24.04.26)
Dış güç mış güç diyip kolaya kaçmadan yorumumu şuraya bırakayım. Adamlar kendi ülkelerindeki şehir içi raylı sistemi petrol şirketlerinin baskısıyla söktü. Los angelesta şehir içi raylı sistem petrol şirketlerinin baskısıyla söküldü. Türkiyenin ilk demir yolu hattı izmir aydın denizli demiryolu, ulaştırma bakanı binali yıldırımken ihaleyle çift yön yapılsın diye proje açıldı. 11 senede sadece sinyalizasyon yenilemesi yapıldı. Mesai saatlerine tren seferi özellikle konulmuyor. Ama bu 4 senede denizli aydın izmir otobanı birbirin3 bağlandı. Otobana harcanan paranın 1000 de birine 2. Hat yapılıp ulaşım kolaylaştırılabilinir. Şu an aydın denizli arası ulaşım nazilli aydın birlik araçlarıyla yapılıyor. Sprinter araçlarla. Yani olayın başı taaa marshall yardımlarına dayanıyor.
+1
mikahakkinen
(24.04.26)
Türkiye, Atatürk döneminden sonra dış yardım ve krediye ihtiyaç duymuş, bu yardım ve krediyi verenlerin yönlendirmesiyle politikalarını belirlemek durumunda kalmış bir ülke.
Bize muhtaç olmamanı sağlayacak yatırımlar için harca diye kim kredi verir bi ülkeye?
+1
Mirket
(24.04.26)
kısaca: demiryolu iktidarlar için popülist bir seçim aracı değil.

demiryolu faydası uzun vadede görülen,anlık bireysel etki yaratmayan bir ulaşım aracı. Fakat karayolu hem yapımı hızlı hem de bireylerin kişisel kullanımı daha yoğun olduğu için göz önünde.
+1
biravekahve
(24.04.26)
Atatürk bugünkü demiryollarınin tamamını yaptı 15 senede.

Erdoğan 21. Yüzyılın ilk çeyreği biterken sadece karaman'a tren getirebildi.

Sadece beceriksizlik
+1
topkapiaksaray
(25.04.26)
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(25.04.26)
(bkz: marshall planı)'dan okumaya basla, neden demiryolu yok anlarsin.
+1
cooperr
(25.04.26)
(14)

bir arkadaşım ekolü

Rondak
arkadaşım alkolden ehliyetini kaptırmış. bu yaz tatile giderken arabayı sürmek için sen de bizimle gelir misin diyor. adam evli çoluğu çocuğu var ve ben arabasını sürecekmişim hem de tatil yapacakmışım :)bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim. yani böyle saçma bir soru olabilir mi?atış serbest..
arkadaşım alkolden ehliyetini kaptırmış. bu yaz tatile giderken arabayı sürmek için sen de bizimle gelir misin diyor. adam evli çoluğu çocuğu var ve ben arabasını sürecekmişim hem de tatil yapacakmışım :)

bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim. yani böyle saçma bir soru olabilir mi?

atış serbest...
0
Rondak
(24.04.26)
Parayla bunu yaptırabileceği üniversite öğrencisi akrabası mutlaka vardır bence sizi de tatilde istiyor.
-4
enteg
(24.04.26)
Sende hanım ve çocukla gideceksen okey. Onun haricinde makam şoförü istiyor.
-2
etna
(24.04.26)
Bu ara ülkede neden gavatlık deyyusluk arttı acaba ya?
-16
Hallegadola
(24.04.26)
Bana neden o kadar saçma gelmedi acaba.
+7
benim bir gizli bildiğim var
(24.04.26)
size tatil ısmarlıyorsa düşünülebilir bi teklif. yok ısmarlamıyorsa saçma.
+1
elorelia
(24.04.26)
benim de bi arkadaşım uçak korkusu olduğu için tek başına uçamıyor ve bazen arkadaşlarından kendisiyle bi yerlere gitmesini rica ediyor, uçak biletlerini almayı teklif ediyor vs o yüzden bana da saçma gelmedi.
ama eşinin araba kullanmıyor oluşu saçma geldi, hangi devirde yaşıyoruz
0
mezzosprite
(24.04.26)
bu arada ben kötü niyetli bir şey kast etmedim, eşiyle tatile gidenlerde arkadaş ihtiyacı hep var eş çocukla uğraşırken mutlaka yalnız kalınıyor.
-1
enteg
(24.04.26)
bu bana teklif edilse; benim boş-beleş, vaktiyle ne yapacağını bilmeyen, kim çekerse oraya gidebilecek, tatil için hiçbir kriteri olmayan vs vs bi tip olduğumun ima edildiğini düşünür ve acayip uyuz olurum. arkadaşım ise, boşluktan 24 saat tavana bakarak yatıyor da olsa, aile tatiline şöförlük yapmasını teklif etmem. başka ulaşım aracı mı kalmadı?
nerden baksanız saçmalık..
-1
lil siztah
(24.04.26)
Samimiyet dereceniz önemli burda bence. Size saçma geldiğine göre o kadar yakın hissetmiyorsunuz. Ha bu arada ben de düşündüğümde bunu teklif edeceğim bir arkadaşım yok mesela, hanımla beraber tatil yapmak varken sırf araba kullansın diye arkadaşımı niye dahil edeyim?
0
kumandanim
(24.04.26)
Eksik veri ile değerlendirmek mümkün değil.
Samimiyet seviyesine, şoförlük teklif edilen kişinin mevcut durumunuza göre değişir.

Örneğin kişi evli mi bekar mı?
bir işle meşgul mü? Evetse, izin alması gereken bir işi mi?
aile bireyleriyle ne derece samimiyet seviyesi var? vs.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(24.04.26)
www.youtube.com

ben de çocuklu aileyim, valla çocuklu aileyle sadece çocuklu aileler anlaşır. bana gel deseler gitmem. burada önemli olan arkadaşının eşi. tripcan mı değil mi?
0
mikahakkinen
(24.04.26)
Karısı kafasının etini yemiş. Başka çare bulamıyor. Sizin kibarlık yapıp ben götürüp uçakla dönerim sonra da gelir alırım demenizi bekliyor bence.
0
nickini vermek istemeyen uye
(24.04.26)
nikini vermek istemeyen üye +1

senin gelmeni değil sadece soforluk yapmanı istiyordur.
0
kuzey li
(24.04.26)
tüm masrafını üstlense bile çekilmez. hem yancı olacaksın hem de sürekli onların keyfine göre oraya sür - buraya sür yapman lazım. bi de kafan attı bırakıp basıp gidemezsin.
0
orpheus
(24.04.26)
(10)

önümüzdeki ay ilk orta bakıma girecek araçta nelere baktırayım/değiştireyim?

konetsu
orta bakım diye bi tabir var mı bilemiyorum da ne desem bilemedim. büyük bakım değil triger devirdaim baskı balata filan olayı yok ona ağır bakım deniyor. standart periyodik bakım da değil yağ yağ filtresi vs.değiştirip geçilmeyecek.yapılanlar:??.11.2025:silecek(tam gününü hatırlamıyorum kasım başı
orta bakım diye bi tabir var mı bilemiyorum da ne desem bilemedim. büyük bakım değil triger devirdaim baskı balata filan olayı yok ona ağır bakım deniyor. standart periyodik bakım da değil yağ yağ filtresi vs.değiştirip geçilmeyecek.

yapılanlar:
??.11.2025:silecek(tam gününü hatırlamıyorum kasım başı işte)
??.11.2025:oksijen sensörü(bunda sıkıntı yokmuş sorun kablolarda gibi, tam gününü hatırlamıyorum silecekten sonra periyodik bakımdan önceydi)
20.11.2025: yağ, yağ filtresi, hava filtresi, polen filtresi, radyatör kapağı
29.11.2025: antifriz
07.01.2026: akü


yapılacaklar:
z-rot değişimi
viraj demir lastiği değişimi
şase kablolarının değişimi(veya kablo eklenmesi, şase güçlendirme işte)
şanzıman yağı değişimi
direksiyon hidroliği değişimi
fren hidroliği değişimi
benzin filtresi değişimi
klimaya bakılacak gaz dolumu vs.
el freni ayarı yapılacak, çok yukarıda tutuyor.
hortumlar(radyatör, gaz, fren vs.) değişecek

kesin olmamakla birlikte bakılacak gerekliyse değişecek:
baktırabilirsem lpgciye de uğrarım gaz filtrelerini değiştirtirim
bujiler kaç kmde bilmiyorum bakılabilir.
hidrolik zaten değişecek ama frenlere genel olarak da bi baktırırım.

bütçe ayırabilince lastikler değişecek.

ek olarak düzenli değişimi gerekmeyen ufak tefek eksiklere de baktırırım. çamurluk davlumbazlarının ikisi eksik mesela öndekini aldım arkadaki stokta yoktu bulunca alırım. sorduğum böyle şeyler değil de düzenli bakılması gereken aklıma gelmeyen atladığım bir şey var mı gibisinden daha çok.

bunlar dışında şuna da baktır, o değişirken bu da değişmeli dediğiniz bir şey var mı? mayıs sonu gibi bakıma götürmeyi planlıyorum.
0
konetsu
(23.04.26)
Araç model yıl otomatik/düz vs bilgileri de belirtseydin daha iyi olurdu.
Orta bakım diye de bir şey yok.
Çok çok markaların:
- aracını aldın. bizi de arada bir unutma ayağın alışsın (!)... tarzı bir diktesi olabilir.
Senelik bakıma 17.000tl diyen servisler var. Bakım süresi 1 yıl 1günü geçtiği anda aracının bozulacağını sanan çok insanımız da var. Tabi eski araçlarda bu pek düşünükmezdi ama araçların elektronik ve yazılıma dair fonksiyonları arttıkça bu daha da mümkün hale geldi.

Araç parçaları normalde öyle mum gibi hemen 3-5 ayda da aşınmaz eskimez erimez.
0
diyecevaplandı
(23.04.26)
@diyecevaplandı manual atmosferik benzinli. hani turbo bakımı filan yok o açıdan belirteyim atmosferik diye de...
model geely mk 2010, ama 2010'un çok özellikli araçları gibi karmaşık değil eski toyotalardan tersine mühendislikle geliştirmişler.

geely denince çok bilinmez ama 1.6 enjeksiyonlu efsane kasa corolla motoru için ne geçerliyse o geçerli bunda da, o 4a-fe motor bu 5a-fe klonu. aynı motorun 1.5 versiyonu bazı parçalarına kadar da uyumlu, trigeri devirdaimi vs. aynı kullanılıyor. hatta komple motorlar birbiri yerine bile takılabiliyor dış fiziksel ölçüleri bağlantıları vs. aynı

alt takım da büyük oranda 1. nesil yaris'e benziyor. yaris tabanlı toyota vios'un klonu bu araç. direksiyon dişli kutusu yanlış bilmiyorsam gövde olarak e11 corollayla aynı ama rot uzunlukları farklı. vs.

parçalar öyle hemen ömrünü tamamlamıyor ama araç 16 yaşında. haliyle önerilen sıklıkta olmasa da artık gerçekten ömrünü doldurmuş değişmesi gereken şeyler olabilir.
mesela kitapçıkta önerilen tüm hortumların 2 yılda bir değişimi bu fazla garantici ve abartı geldi, ama 5 yıl gibi bir süre makul olabilir. şuan alt hortum taş gibi mesela. alt hortumu kesin değiştirtirim gerisine de baktırırım.
0
🌸konetsu
(23.04.26)
genel olarak söyleyeceğim filtreler uzun süre değişmedi ise onlar değiştirilmeli. hortumlarda çürüme, sızdırma vs. başka sorunlar yoksa değiştirilmez.
hidrolik sıvılar dediğin üzere uzun süre değişmediyse onlara da bak.
z rot için ise baktır ama bir sorun yoksa değişmez.

2 yılda bir hortum değişimi önerisi mi ? :) niye ki ?
bu öneriyi yapanları 2 yılda bir uğradığımız muayane istasyonuna o
hortumlarla kovalayalım diyeceğim ama olmaz.

benim kendi adıma diyeceğim öyle tavsiye, öneri, garantiye alma, güncelleme vs. pek takmam . kaldı ki hayatın kendi gerçekleri var. bunlar göz ardı edilemez.
her şeyi garantiye, korumaya almaya yönelik yaptığımız şeyler çoğu zaman bilgisizlik ve korkumuzun büyüklüğü ile aynı seyirdedir.
+1
diyecevaplandı
(23.04.26)
@diyecevaplandı

hava polen ve yağ filtreleri değişti dediğim gibi. benzin ve lpg filtrelerini değiştirtmeyi düşünüyorum.

kitapçıkta yazan bu işte :D i.imgur.com bana da 2 yıl saçma geldi ama şuan alt hortum orijinal hortumuysa 16 yıllık bile olabilir. sertleşmiş esnekliği kalmamış şuan sızdırmıyor olsa da değiştirteceğim.

sıvılardan yağ ve antifriz değişti diğerlerine kendim girişmedim hava kalırsa tam alamazsam fren riskli iş. basit aslında bi kişi yardım etse yapılır da... zaten ustaya gitmişken toplu aradan çıkar bundan sonra da muayeneden muayeneye fren hidroliğini düzenli yeniletirim.

z-rotta sorun olduğunu biliyorum, i.imgur.com parçayı da aldım gidince diğer işlemlerle beraber yapılacak.

yani bariz bişey unutup yaa onu da yaptırmak lazımdı demiyeyim. burada bildiğim usta yok şehir dışına gideceğim bu işlemler için eski sahibinin ustasına götüreceğim. sürüşe engel ve kendi kendime çözemeyeceğim bi arıza dışında burada tanımadığım sanayi ustalarına uğramam. o yüzden enazından sorun olabilecek şeylere de gitmişken bakayım bana 2 sene sonraki muayeneye kadar sorun çıkarma ihtimalini minimize edeyim. tabiki garantisi yok sorunsuzluğun, sıfır araçla yolda kalanlar da var...
+1
🌸konetsu
(23.04.26)
başkanım konetsu bu duyuruda sen kadar arabadan anlayan yoktur. araç model markasını bosch servise gidip söylersen sana hangi km aralığında modele göre ne değişmesi gerekiyor söylerler.
0
mikahakkinen
(24.04.26)
@mika benim bilgi teorik, yerli yabancı kaynaklardan internetten araştırdığım kadarıyla... deneyim yok :) yani 10 senedir araba kullanan burada sıraladıklarım dışında ya bende şu da şu kadar zamanda bi sorun çıkarıyordu değiştiriyorduk diyen biri olabilir ne bileyim.

fazla teorik bilgi de bi yerde endişeyi arttırıyor :D geçen soğutma sıvısını eksiltti araç, dedim conta mı yandı yağa mı karıştı devirdaim mi sızdırdı kalorifer peteği mi delindi radyatör mü patladı vs :D her ihtimal akla geliyor... radyatör üst hortumunun kelepçesi gevşemiş oradan damlıyormuş.

o sıkıntı da periyodik bakıma gittiğim castrol servisinde hava alacağız diye gevşetip kendi kelepçesini oturtamayıp ellerindeki başka bi kelepçeyi taktıkları hortum... sonra niye ustalara güvenemiyorsun :D kurumsal olsun dedim ya castrol ya bosch servisi düşünüyordum ama kurumsallık sadece isimdeydi. eski sahibi sanayide tanıdık ustaya götürüyordu 5 yıl hiç su eksiltme sorunu yaşamadı araçtan kaynaklı problem yok kötü usta problemi. ondan şehir dışına gideceğim işte aynı yere götüreceğim. bosch servisi filan deneyemem castrol macerasından sonra
+1
🌸konetsu
(24.04.26)
Sanziman yagi + fren hidrolik sivisi degisimi. Hortum mortum degistirmeye gerek yok sorun yoksa.
0
The_Lollok
(24.04.26)
@The_Lollok şanzıman yağını aldım bile hazırda duruyor. onu ve hidrolikleri yapılacaklar listesinde belirttim zaten.
hortum konusunda yani sorun şuan yok da illaki sızana kadar bekleyeyim mi :D gevşek kelepçeden sızıntı olunca kontrol ettim alt hortum sertleşmiş işte taş gibi olmuş esnek olmadığında motor sarsıldıkça zaman içinde çatlama kırılma riski var.
0
🌸konetsu
(24.04.26)
illaki sorun cikartana kadar bekleyeyim mi bakis acisiyla tum parcalari degistirmek icin kendinizi ikna edebilirsiniz :) Iciniz rahat edecekse degistirin hocam
0
The_Lollok
(28.04.26)
@The_Lollok yani bu bakış açısının mantıklı olduğu kısmı soruyorum işte :D bazı konularda saçma diye tamamen saçma olmuyor. tabiki gidip ya sorun çıkarmasın diye durduk yere sandık motor filan almayacağız :D illaki siyah veya beyaz değil, ya hep ya hiç değil ki...

hortum ucuz kauçuk parça, 16 yıllık olanı var şuan kaçak olmasa da gözle bakınca dıştan çatlaklar oluşmuş esnek değiller sertleşmişler... şimdi bunu zorlamanın anlamı var mı?

mesela aynı konu lastikte olsa, yanakta çatlama görsen değiştirmez misin? henüz patlamasa da, yol tutuşu iyi olsa da risklidir çatlak veya balonlaşma varsa dimi? lastik ve fren hortumları hayati tehlike de içerdiğinden muayenede bakılıyor çatlak oluşumu varsa geçmiyor zaten ama diğer hortumlarda da mantık aynı. çatlamışsa sertleşmişse yakında sorun çıkarabilir...

mesela tanıdıktan almasam, geçmişini bilmesem, motor non-interference olmasa garantiye almak için ilk iş triger değiştirirdim. önlem olarak yaparsan evet maliyetli ama aracına göre çok daha büyük masraf çıkarma riskini düşürecek. neyseki 2 yıl önce değiştiğini, yaklaşık olarak yaptığı kmyi biliyorum ve triger kopsa bile piston/sibop çakışması olmuyor yeni kayış takıp senteyi ayarlayıp devam edebiliyorsun bu araçta.

daha son baharda mesela marş basarken zayıflık hissedersen sorun yok diyip kış gelip havalar soğuyunca araç marş basmayınca mı akü değiştirirsin? yoksa ha bu akü ömrünü doldurmuş artık sorun çıkarmadan değiştirelim mi dersin?

komple tıkanıp araç çekişten düşene kadar bekliyor musun hava filtresini değiştirmek için? soğutma sıvısının seviyesine araç hararet ışığı yakınca mı bakıyorsun? veya baktın gördün eksik, ya daha hararet yapmıyor yapınca eklerim mi diyorsun?

aynı görüyorum şuan hortum değişimini işte. baktım, sıkıntı çıkarabilecek durumda ve önleyici bakım olarak bu problemi büyümeden giderme imkanım var.
0
🌸konetsu
(28.04.26)
(10)

Gülistan Doku olayında

kizil karga
Adalet bakanı "cenaze bulunamazsa ceza almayız" diye düşünmesinler demiş, yani ceza alıyorlarmış yine ama orada prosedür nasıl işliyor, yani cenazenin bulunmasıyla bulunamamasının cezalara etkisi ne kadar oluyor?
Adalet bakanı "cenaze bulunamazsa ceza almayız" diye düşünmesinler demiş, yani ceza alıyorlarmış yine ama orada prosedür nasıl işliyor, yani cenazenin bulunmasıyla bulunamamasının cezalara etkisi ne kadar oluyor?
0
kizil karga
(22.04.26)
her birinin haklarında sabit onlarca katalog suç var. ağırlaştırılmış müebbet veremezler belki ama bir ömür yatacak kadar ceza alacaklar. yani almaları lazım ama muz cumhuriyetinde ne olur, bu valileri kendi yaratan devlet kendi valisini ne kadar yer bilemeyiz.
+2
patronaj1
(22.04.26)
öncelikle hukukçu değilim; true crime izleyicisiyim. tr'de yakın zaman kadar "ceset yoksa cinayet yoktur" diye bir kaide -sanırım resmi değil ama genel geçer uygulama şeklinde- vardı. ancak son 10 yılda falan, ceset yoksa da, kuvvetli deliller sebebiyle ceza verilenler oldu (mesela palu davası). kısacası pratikte bu kaide ufaktan değişmeye başladı. Bakan buna işaret ediyor.
+2
lil siztah
(22.04.26)
cenazesi bulunmayıp, cinayet suçundan ceza alan hükümlüler ceza infaz kurumlarında mevcut. kuvvetli delille verilebiliyor.
0
mikahakkinen
(22.04.26)
Tamam ceza konusunda hepimiz okeyiz ceza süresini nasıl etkiliyor, misal yşne 1. dereceden cinayet olarak mı kabul ediliyor yoksa 2. dereceye indirilip ceza süresi mi kısalıyor, yani bakan ceza alacak demiş ama buraya bi ayrıntı getirmemiş sanırım.
+1
🌸kizil karga
(22.04.26)
yine palu davasına göre, cezada değişen bişey olmuyor anladığım kadarıyla. ancak ceset bulunsa ve otopsiye göre bilinenlere ek olarak başka veriler elde edilse (atıyorum, 'öldürme' cepte ama bulgulara göre 'canavarca hisle öldürme' olduğu kesinleştirildi, gibi) ceza artacaktır tabii. mesela 'öldürme'ye çeşitli indirimler mevcut (kazayla, tahrikle vd) ama 'canavarca hisle öldürme'ye direkt müebbet veriliyor.
palu davasında, cesetler ortada olmadığı halde, ifadelerden, enişte'nin öldürdüğü anne-kıza öncesinde ciddi işkenceler ettiği tanık ifadelerinden anlaşıldı (cin çıkarma/büyü bozma gerekçesiyle taciz etme, aç bırakma, sürekli iğne yapma, karınlarına taş basma vd). bu sebeple adama canavarca..'dan ceza verildi.
0
lil siztah
(22.04.26)
kanıt dizisinin bir bölümünde ceset olmadan birine cinayetten ceza verildiğini hatırlıyorum.
0
inheritance
(22.04.26)
Gereği düşünüldü: …. her ne kadar davaya konu kasten öldürme fiiline konu maktule ait ceset bulunamamışsa da, tanıkların sanık aleyhine beyanlarının tutarlı ve diğer delillerle desteklenen ifadeleri, sanık (veya sanıkların) tutarsız ve çelişkili ifadeleri, muhtemel öldürme fiiline ait delillerin sanık ve sanık yakınlarınca yok edilmesi, gizlenmesi, bozulması gibi fiillerin sabit olması, maktulün kaçması, kaybolması, kendini gizlemesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeni ve mahkememizde oluşan vicdani kanaat nedeni ile sanıkların kasten öldürme fiilini işlediklerinin kabulü ile TCK’nın x maddeleri gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına oybirliği (oy çokluğu) ile karar verilmiştir.
0
ground
(22.04.26)
kaynak yapıyorum ama merak ettim:
ceset bulunması ya da bulunmaması neden ceza alınmasında bir etken(di)?

yani eskiden "ceset yoksa ceza da yok" diye bir algı oluştuysa bile, sebebi neydi?
0
biseysorcaktim
(22.04.26)
avukatlar beni dövecek :D ama sanırım "şüpheden sanık yararlanır" ilkesiyle alakalı bu konu. ceset ortada yoksa, öncelikle o kişinin öldüğü kesin biçimde ispatlanamamış oluyor. bunun yanı sıra, cinayetin kesin delillerle ispatı da zora giriyor. böylece kesin delillerle(ceset) tespit edilemeyen bir suç(cinayet) için birinin suçlanmasının(katil) hukukiliği tartışmalı hale geliyor.
0
lil siztah
(22.04.26)
Herhalde cenaze ortada yoksa bi cinayet de olmayabilir gibi bir şey oluyor, cinayet silahı da yoksa mesela benzer şeyler oluyor sanırım, onda da silah maktulle faili birbirine bağlayacak deliller içerebilir diye, tamamen yanılıyor da olabilirim ama biri suçlanacağı zaman ortada hiç şüphe olmaması gerekiyor, şüphe olmaması için de cenazenin cinayet aletinin vs bulunması gerekebiliyor.
+1
🌸kizil karga
(22.04.26)
(12)

Arkadaşlığı sonlandırmak için yeterli bir sebep mi bu?

egerbiryolcu
Yeni bir ortamda bir haftadır bir arkadasla tanıştım. Ortama okul diyeyim. Geçen gün bu kişi bana dedi ki gel programı öğrenelim mi? Olur dedim eşlik ettim. Gittik koordinatörün odasına. Yetkili kişi programı paylaştığını iddia etti ama sonra gerçekten bize ulaştırılmadigini anladı. O sırada ekranda
Yeni bir ortamda bir haftadır bir arkadasla tanıştım. Ortama okul diyeyim. Geçen gün bu kişi bana dedi ki gel programı öğrenelim mi? Olur dedim eşlik ettim. Gittik koordinatörün odasına. Yetkili kişi programı paylaştığını iddia etti ama sonra gerçekten bize ulaştırılmadigini anladı. O sırada ekrandan fotoğrafını cekebilirsiniz dedi ve arkadaşım çekti. Zaten kadının yanında o vardı. Kadın da bir yandan ekrana bakıyor telefona bakıyor ve birşeyleri çözmeye çalışıyor böyleyken bir şey mırıldandı ben tam anlamadım. Bir telefon numarası istediğini anladım sadece. Arkadaşım ışık hızıyla geriye çekilip el kol gel gel yaptı gulumseyerek bana ve o boşluğa geçmek zorunda bırakıldım. Sonra sadece programı iletecek diye bir numara vericem diye düşündüm. Kadın numaramı aldı bir de gruba ekledi. Meğer temsilcilik içinmiş ve yıl boyunca arada köprü olunacak takipte kalınacak vs

Çıkarken kıza beni yaktın diye söyledim. O da dedi ki ben sorumluluk almak istemedim bir şey kaçırırım falan. Ben de dedim ki e ben de istemiyordum. Deseydin istemiyorum diye akıl verdi. Kendisi kadına karşı ben bu görevi istemiyorum demedi. Ayrıca bana da sen istiyor musun diye sormadı. Eminim benim o an olayı anlamadigimi bile anlamıştır.

Kıza çok kuruldum ve artık sadece mecbur kalırsam görüşmek isterim (ben bir yerde otururken beni görüp yanıma gelirse gibi)

Çunku tek bir olay anlattım ama kız bence manipülatif biri ve beni saf yonlendirilebilen biri olarak gördü. Geçen gün de mesela dedi ki kuaföre bakmaya gidelim mi. Ben zannettim sadece merak etti gezme amaçlı. Gittik iki saat kadınla saçının boyanması hakkında fiyat vs konuştu. Ben de dikilmekle kaldım orada. Ama giderken ben fiyat soracağım gelir misin deseydi sen git gelmiycem derdim gayet. Ben hep masum bir şekilde arkadaşıma eşlik etme amaçlı hareket ediyorum ama belli ki gerçekten yonetiliyorum.

En azından erken fark ettiğime avundum ve mesafe koymaya özellikle normal şeylere bile hayır demeye karar verdim umarim da aklıma gelir ve uygularım.

Kiza çok kurulmamin sebebi başıma açtığı iş cidden büyük bir vakit isteyen ek iş gibi bir şey ki benim hayat tempoma hiç uymuyor o an kadına da çok itiraz edememiş oldum. (Ama bugün gidip o koordinatöre de hayır diyeceğim)
-2
egerbiryolcu
(21.04.26)
Mesafe koyabilirsiniz, düzgünce konuyu anlatıp nelerden rahatsız olduğunuzu, neden böyle davrandığına karşı tavrınızı net bir şekilde ortaya koyarsanız zaten ortada çok da bir 'arkadaşlık' kalmayacak gibi. Bu şahıs yalnız kalmaktan, sorumluluk almaktan çekinen ve yanındakine emirvaki yapmaktan geri durmayan biri belli ki. Zaten arkadaşlık söz konusu değil gibi pek.
+3
amelie poulain
(21.04.26)
ya ortada pek bir arkadaşlık durumu yok gibi +1
sorun sende değil, senin iyi niyetini kullanan kişide. o yüzden mesafe koymakta fayda var diyorum ben de. bencil biri gibi geldi bana. hiç sevmem ben öyle insan.
+2
Sadece soruyorum
(21.04.26)
Arkadaşlık başlatmamak için yeterli bir sebep.
+5
mutekebbir
(21.04.26)
bence siz saf ve yonlendirilebilen birisiniz

sizin gibi insanlar az baya istatiksel olarak. neden? bilmiyorum.
+3
duyurukullanıcısı
(21.04.26)
bence de saf birisin :) kuaföre gezmeye gidildiği nerde görülmüş. kız seni manipüle etmiyor sadece tahmin ettiğini düşünüyor bence. kuaföre gidelim mi dediğim arkadaşıma ne soracağımı açıklamam çünkü o tahmin eder belli ki uzun sürecek bir iş var.
+3
yenibirgüzelnick
(21.04.26)
@yenibirgüzelnick
Yine de safligimi anlayıp özellikle açıklamıyor gibi geldi. Normal bir arkadaş demez mi ya ben bı fiyat sorucam sen de gelir misin gibi.

Ama evet çok safim:/
0
🌸egerbiryolcu
(21.04.26)
Temel mesele ne biliyor musun, hayır diyememek. Bence önemli sorunlarından biri bu.
Yoksa insan anlar, kendi o an aymasa bile kafasının içinde ne alaka kuaföre bakmak der ve sonuca varır siz bu sonuca varmak istemiyorsunuz çünkü hayır demek, ısrar karşısında düzgün mazeret bulamama gibi çekinceleriniz var.
Ben hayır demeye 5-6 sene önce başladım o zamana kadar çok sıkıntı çektim bu yüzden, çok şükür ısrar karşısında dikilmeyi de öğrendim.
Bunlar zamanla oluyor önce kendinizi zorlaya zorlaya yapın, sonra alışırsınız:)
+3
mutekebbir
(21.04.26)
@mutekkebir benim en büyük sorunum bir de anlık durum/söz/ olay karşısında ölçüp tartamiyorum şu olayları iki dakka önceden bilsem bunlar başıma gelmez mesela veya hayır demek için vakit kazanırım. Benim galiba herkese bir müddet hayır demem, bir çay içme bile teklif ediliyorsa neden niye falan diye sorma pratikliği kazanmam lazim. Değiştiğini zannedip yerimde saydığımız fark ettiğim için de canımı sıktı bu mesele.
+1
🌸egerbiryolcu
(21.04.26)
Ikinci vaka cok normal degil mi? Yani kuafore bakmaya gidelim denince gezmek anlamazdim ben de. Demek ki bir isi var kuaforle diye dusunurdum. Ayirmak istedigim vakte gore de ne isi oldugunu sorardim belki.

Ilkinde de sizin durumu anlamamis oldugunuza bu kadar hakim olmayabilir. Ki anladiktan sonra sonucta bu bir zorunluluk degil, sonradan da hayir diyebilirdiniz.
+4
ghilleinthemist
(21.04.26)
Senin kocanin evi yok ki…
Arkadasin değil tanidik o. Birak öyle kalsin.

Sen de alman gereken büyük dersi gör ve al bence. Yarim yamalak anladiginla kimseye güvenip is yapma. Gecen bir is adami vardi bu sekilde bir evraki okumayip bir sirketini satmis haberi bile yok.
0
Purple life
(21.04.26)
ablacım bu kızı acilen salla ve saflık seviyeni seyrelt lütfen
+2
rajkoothrapali
(21.04.26)
bazı insanlar yalnız bir yere gidemez, arkadaş dediğiniz kişide böyle biri. kullanacak başka birini bulsun. siz arkadaşça davranırken o yalnız olmama çabasında. zihinsel geviş getirme yapacağınıza mesafeye koymadan rahatsızlıklarınızı direk yüzüne söyleyin.
0
mikahakkinen
(21.04.26)
(11)

Eğitim sisteminde ne değişmeli?

antihero
Sb.
Sb.
0
antihero
(21.04.26)
Mevcut siyasi iktidar.
+13
thracia
(21.04.26)
önce bakan değişmeli. zorunlu eğitim 5 seneye tekrar inmeli. ilkokulda ahlak ve çevre dersi eklenmeli. yere tükürmek çöp atmak kötü davranış diye tüm çocuklara öğretilmeli. çalıştığım yerin yanında ilkokul var, 3 harfli marketlerden aldıkları yiyeceklerin tüm çöpünü yere atıyorlar.
+4
mikahakkinen
(21.04.26)
Zorunlu egitim kesinlikle aynı kalmali btw. Cocuk gelinlerden, cocuk iscilerden kismen yeni kurtulduk.

Sanata, spora, uretime agirlik verilmeli
Mevcuda bakilmaksizin her okulda en az bir rehber ogretmen (ki o bile az) olmali
Geziler, sosyal etkinlikler ogretmenin inisiyatifinde degil milli egitimin programinda ve sistemli olmali
Dolayisiyla sinav sistemi de degismeli
Meslek egitimi hakkıyla verilmeli
Sinif mevcutlari azaltilmali
Köy okullari yeniden acilmali
Listeyi bitirmek zor. Ekliyorum. Disiplin surecleri islevsel hale getirilmeli
Sınıfta kalma ogretmenin inisiyatifinde (belki ekstra bir kurul karari) olmali
Cok parlak ogrenciler icin BILSEMler disinda bir plani olmali milli egitimin
+2
üğpoıuy
(21.04.26)
Liselere 1 yıl zorunlu İngilizce hazırlık sınıfı getirilmeli.
-5
arbre
(21.04.26)
Tüm öğretmenler sözleşmeli yapılmalı, sözleşme yenileme dönemlerinde ilmi yeterlilik ve mesleki beceriler incelenmeli.
Tüm sınavlar merkezi yapılmalı, sınav sonucu ile dershane başarısı birlikte değerlendirilmeli,
Sınıf geçmek zorlaşmalı, becerilere göre mesleki eğitime yönlendirmeli,
Her öğrenci mutlaka bir spor dalıyla uğraşır hale getirilmeli,
Tüm okullar millileştirilmeli, özel okul kavramı olmamalı,
Üniversiteye giriş zorlaşmalı, üniversite sayısı, her mezunun iş bulabileceği sayıda azaltılmalı.
Yabancı dil ve bilgisayar ders olmaktan çıkarılıp eğitimin bir parçası olmalı.
Köy okulları açılmalı

Liste uzar gider
0
Mirket
(21.04.26)
Reşit olma yaşı düşürülmeli ve zorunlu eğitim kısaltılmalı. Genç nüfusun en üretken olduğu zamanlar öğretim adı altında sıralarda sınavlarda geçmemeli. Bu devlet için de büyük kayıp. üniversite master doktora yüksek lisans ile 30 - 40 yaşından sonra hayata atılmak olmaz.

Burak Can, Berkecan, Aylincansu Ayçasu' ların velilerine çocukların olumsuz durumlarıyla ilgili idareden olumsuz bilgi verildiğinde anında çocuğunu savunmaya geçen ve hatta idareyi suçlama tavırları içerine giridikleri an çocuklarını okuldan almaları yönünde bir tebligat iletilmeli.

Çocuğunun adeta emrinde olan ve çocuğu haksız olmasına rağmen onu savunan anne ve baba , okul devlet komşu vs. herkes için sorundur.
O çocuk büyüdükçe giderilmeyen sorunlar da doğrudan kendisiyle büyür.

Anaokulunda da o çok renkli ortam/eğitim yine çocuk tabiatına uygun olarak yeniden ele alınmalı.
maneviyatla birlikte ciddiyet resmiyet saygı düzen güven , girişimcilik , kendine hakim olma, zor zamanlarda panik olmama gibi kavramlar daha o yaşlardan itibaren minik yavrulara usüle uygun öğretilmeli.
Oyun eğlence yanında bunlar asla ihmal edilmemelidir.

Ayrıca doğal olarak nasıl beslenmeleri gerektiği de önemle ele alınmalı . Besin dediğimiz sadece mideye giden bir şey değil ayrıca karakteri de şekillendirir.
...
Ek olarak tarih dersine de büyük önem verilmeli . En azından yabancı dil öğreniminde en baştan toplumların kim ve ne olduklarını ? öğrenmiş olur çocuklar.
Kısacası onlar gibi konuşmak onlar gibi düşünmeye ve onların psikolojisine girmeye tamamen onlara uymaya sebep olmamalı. Bu çizgiyi çoğu zaman kaçırıyoruz .
Mesela her açıdan İngiliz hisseden bir Türk'ün Türkiye'ye de faydası olmuyor malum .
+1
diyecevaplandı
(21.04.26)
Eğitim sisteminde nasıl bir değişikliğe gidilmesi gerektiği eğitimcilere yani işi bu olanlara sorulmalı. Veliye ya da öğrenciye değil. Aslında eğitim sisteminin en büyük sorunu bu.

youtube.com
+3
cek
(21.04.26)
Staj adı altında çalıştırılan çocukların tedbirsizlikler yüzünden ölüp durduğu bir yerde hala birilerinin eğitim kısalmalı, çocuk hayata atılmalı diye düşünmesi ne kadar korkunç ya.

Sadece eğitim sisteminin bugün sihirli değnekle düzeltildiğini varsayalım diğer sistemler bozukken hiçbir faydası olmaz bu yüzden ana çözümün iktidarın değişmesi olduğunu düşünenlerdenim.
Bugün değişse ve gelecek iktidar da çok doğru adımlar atan bir yapıda olsa düzelmesi 100 yılı alır sanıyorum ki bu ülkede yüzde yüz doğru adımlar atabilecek bir yapı olduğuna da inanmıyorum.
+2
mutekebbir
(21.04.26)
okulu, hayatın geri kalan unsurlarından bağımsız bir fen deneyi gibi algılayıp içine bir şeyler katıp çıkarıp değiştirip bir şeylerin mükemmel hale getirileceğini düşündüğümüz sürece hiçbir şey olmayacaktır.

okul eğitimi en nihayetinde belirli bilgilerin ve üzerine çeşitli değerlerin aktarılmaya çalışıldığı bir ortam. örneğin öğretmen saatlerce çalışkan olmanın öneminden, eşitlik, ahlak, dürüstlük gibi değerlerden bahsetsin. çocuk toplumda, sokakta, televizyonda bu değerleri hiçe sayanların başına bir şey gelmeyip aksine ödüllendirildiğini gördükçe o da hayatta hedeflerine ulaşmak için yöntemin başka türlü şeyler olduğunu kanıksayacak. gücü yeterse başaracak başaramazsa da durumuna içerlenip köşede oturacak.

okul dediğimiz şeyin insanlığın zaman süreci içerisinde kapsadığı alan çok çok kısa. okul yapalım, ders ekleyelim, daha çok daha çok ders ekleyelim ve her şey mükemmel olsun kafasından bir sonuç çıkmaz. okul kavramı gereğinden fazla abartılıyor. çünkü herkesin kolayına geliyor.

hadi illa somut bir şeylerden örnek vermek gerekirse vereyim. Edebiyat dersinde tiyatro türü anlatılıyor, bir sürü çok güzel teorik bilgi şahane. Ama adam gibi profesyonel sahnede, profesyonel oyuncuların olduğu kaç tane tiyatro salonu var Anadolu'da. Adam sabah kahvaltısı yapamadan, öğle yemeğini ıvır zıvır kayıntılarla geçirerek sabah 8.30' dan akşama kadar, ben şu an burada oturmaktan sıkılıyorum ve sıkıntım azalsın diye öğretmene sataşmaktan, çevremdeki öğrencilere bulaşmaktan beni alıkoyan bir şey olmadığı için de rahat durmuyorum diyor. rahat duran çocuk da bu ne saçma sapan durum, hapishane gibi ömür tüketiyoruz diyor içten içe. sonuç olarak birileri de tüm bu acayipliğin içinde üslü sayı, kanuni dönemindeki bilmem ne seferi, dünyanın eksen eğikliğinin sonuçları bilmem ne bir şeyler söylüyor.
0
wilhelmwasmuss
(21.04.26)
Kafası matematiğe fene basmayan çocuklar zorla o dersleri görmemeli. Daha çok mesleki eğitime ağırlık verilmeli, kimin neye yeteneği varsa o doğrultuda eğitim görmesi.
Üniversite okumak bu kadar kolay olmamalı. Mantar gibi türeyen apartman üniversiteleri kapatılmalı.
0
ekimoloji
(21.04.26)
Eski bir matematik öğretmeni olarak konuşmam gerekirse herkes bir nebze haklı ama bir nebze de haksız. Konunun eğitim bakanıyla tamamen bir ilgisi olmayabilir (mevcut bakanı hiç ama hiç beğenmiyorum o da ayrı). Baana kalırsa hangi eğitim sistemi neden iyi, hangi şartlar altında nasıl uygulanmış bu konu netleştirilmeli.
İkincisi şu andaki üniversiteye giriş sınavında sorulan sorular 1960'lardan bu yana üç aşağı beş yukarı aynı şekilde soruluyor. Bunun yerine çok daha çağdaş bir eğitim metodolojisi getirirdim. Kendi dalımdan örnek vermek gerekirse matematikte 3-5 tane basit ispat yapamayan çocuğu matematik bölümünden içeri almazdım.
Kentten köylere dönüşü sağlayacak atılımlar yapardım. Mutlaka insani davranışlar geliştirecek bir eğitim modeline yöneltirdim.

Yapacağım ilk şey ise merkezi sınavları, dershaneleri kapatmak olurdu. 13 yaşından 18 yaşına kadar fiziksel/mental açıdan gelişmesi gereken gençleri sınav kaygısıyla yalnız bırakmanın önüne geçerdim.
0
rakicandir
(21.04.26)
(8)

Sürekli sağlık raporu almak hakkında

dediysem dedim
Merhaba. Bir üniversitede çalışmaktayım. Çalıştığım birimdeki iki hoca (karı-koca) resmi tatil haftalarında sürekli olarak sağlık raporu almaktalar. Özellikle kadın olan hoca, çocuk bakımıyla ilgilendiği için bunu çok daha fazla yapıyor. Dersini alan öğrenciler hocayı neredeyse hiç görmüyorlar ve do
Merhaba. Bir üniversitede çalışmaktayım. Çalıştığım birimdeki iki hoca (karı-koca) resmi tatil haftalarında sürekli olarak sağlık raporu almaktalar. Özellikle kadın olan hoca, çocuk bakımıyla ilgilendiği için bunu çok daha fazla yapıyor. Dersini alan öğrenciler hocayı neredeyse hiç görmüyorlar ve dolayısıyla anlatmadığı derslerin sınavına girmek zorunda kalıyorlar. Öğrencilerin rahatsızlığının dışında biz diğer akademik personel de bundan rahatsızız. Çünkü sınav haftalarında aldığı rapor sebebiyle bize ekstra gözetmenlik görevi yükleniyor örneğin. Bir şey söylenecek gibi olduğunda yasal hakkım, 40'a kadar yolu var diyor ve senelik olarak 39 gün rapor hakkını kullanıyor. Böyle durumlarda ne yapılabilir?

Düzeltme: Sadece resmi tatil haftalarına denk gelmiyor bu raporlar. Örneğin haftada üç gün dersi varsa o günlerde rapor alınıyor, diğer günler zaten dersi olmadığı için otomatik olarak haftayı bağlıyorlar.
0
dediysem dedim
(20.04.26)
hiç bir şey yapılamaz. bunu kullanan bir sürü devlet memuru var. ücretsiz izinde bir seçenek ama çoğunluk yanaşmıyor. 657 devlet memuru kanunu gerçekten çok abartılı. ben de memurum ve memurların yüzde 90'nı yatıyor. hiç bir şey yapamazsın, idare raporu kabul etmez hakem hastaneye yollar. ama hiç bir sağlık kurumuda rapor veren doktorun raporunu geçersiz kılmaz. kendine 39 gün raporu hak gören insanların ülkesiyiz biz. sorsan herkes vatansever ama bizim kadar devletini yiyen bitiren bir ırk yoktur.
+6
mikahakkinen
(20.04.26)
bu kadar rahat davranmaları, olası bir şikayeti değerlendirecek mercilerle (bölüm başkanlığı, dekanlık, rektörlük vd) veya siyasilerle sıkı bağları olduğunun göstergesi kabul edilebilir. dolayısıyla şikayetten bir şey çıkar mı bilemedim. böyle bir tabloda şikayetçilerin başının yanmayacağının da garantisi de yok ne yazık ki.
dilerim buna alet olan doktor da dahil olmak üzere yedikleri haklar burunlarından gelsin..
fikir veremedim ama kolaylıklar dilerim.
+1
lil siztah
(20.04.26)
istiyorsaniz, eksi sözlük'te baslik alti yazabilirsiniz. bir sey olacaginin garantisi türkiye'de yok, hatta size bir sey olma riski cok daha fazla ama sanirim ben bu riski alirdim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.04.26)
raporların hastalık iznine çevrilmesi ile ilgili yönetmelik var. ilgili amirin onaylaması ya da hakem hastaneye sevk etmesi gerekir. Sevk edilmediğine göre amirlerle arası iyidir ya da amirleri korkutan siyasi bir gücü vardır.

Bu arada hakem hastaneye sevk etse de ishal boğaz ağrısı gibi bir şey ise iptali de çok olası olmuyor.
0
renegade
(20.04.26)
Öğrenciler dersini alamadığı dersin sınavına giremez, burda bir tuhaflık var çünkü iptal edilen dersler telafi dersi olarak diğer günlere serpiştirilmek zorunda. Bunu yapmıyorlarsa bu başlı başına bir suçtur ve direkt şikayet edilebilir.
+1
truf
(20.04.26)
Şu adama ulaşın bir sorun meseleyi :
Kendi de bazen akademi kavramı adı altındaki bazı yaramazlıklardan çok dertli.

m.youtube.com

Umarım bu karı kocaya dışarıda :
- ne iş yapıyorsunuz ? diye soru sorulduğunda
- bir üniversiye idaresine arada bir rapor sunuyoruz diyorlardır.
0
diyecevaplandı
(20.04.26)
@truf, yorumunuz için teşekkür ederim, bir açıklama getireyim. Telafi derslerini sabah 08.00 ya da 08.30 olacak şekilde planlayıp dilekçe yazıyorlar. Fakat o saatte öğrenciler zaten derse gelmiyorlar (bundan emin değilim ama ben öğrencilere dersin telafisinin duyurulduğunu da sanmıyorum). Kaldı ki kendileri de gelmiyor. Sadece dilekçede görünen bir telafi dersi anlayışı var.
0
🌸dediysem dedim
(20.04.26)
@dediysem dedim, muhtemelen duyurmuyorlar o zaman. ar-görlüğünü yaptığım bölümde bizde de vardı böyle bir karı-koca ama kocası bölüm başkanı ve rektörle yakın olduğu için kimse dokunamıyordu. onların sabah derslerine çok girmek zorunda kaldım. Hatta çoğu zaman ya gece whatsappdan mesaj atıp yarına ders notu hazırla sen gireceksin diyorlardı ya da sabah mesaj atıp biz biraz geç kalacağız sabah şu konuyu işleyecektik sen gir derse bahset diyorlardı. Görevi kötüye kullanmanın tam örneği bir çiftti. Sabahın körü de olsa derse girecek öğrenci illa ki oluyor. Ondan muhtelemen duyurmuyorlardır. Bu durumda öğrenciler şikayet edebilir ama muhtemelen onlar da dersten kalma, sonra dersi yine onlardan almak zorunda kalma korkusuyla bir şey yapamıyorlardır.

Bilemiyorum.Bu çok etik dışı bir durum ve genelde devlet üniversitelerinde oluyor nedense.
+1
truf
(21.04.26)
(2)

Kurban bayramı haftası Dalaman civarı gidiş dönüş

burfak
Merhabalar,biraz hayat tecrübesine ihtiyacım var.Kurban bayramı haftası İstanbul Anadolu yakasından Dalaman civarına gidip geleceğiz.Birinci seçenek 24 Mayıs Pazar git, 28 Mayıs Perşembe dön.İkinci seçenek 25 Mayıs Pazartesi git, 29 Mayıs Cuma dön.Hangisinde çocuklarla trafikte perişan olmadan yolcu
Merhabalar,
biraz hayat tecrübesine ihtiyacım var.
Kurban bayramı haftası İstanbul Anadolu yakasından Dalaman civarına gidip geleceğiz.
Birinci seçenek 24 Mayıs Pazar git, 28 Mayıs Perşembe dön.
İkinci seçenek 25 Mayıs Pazartesi git, 29 Mayıs Cuma dön.
Hangisinde çocuklarla trafikte perişan olmadan yolculuğumuzu tamamlarız?
Not: Uçak alternatifini şimdilik değerlendirmiyoruz.
0
burfak
(20.04.26)
İkisinde de sorun yaşamazsın aşırı büyük bir kaza olmazsa. Cuma ve cumartesi sabah gitmek riskli cumartesi veya pazar dönmek riskli. Sadece İstanbul dönüşü biraz geceye getir
0
fistikthecat
(20.04.26)
istanbul tarafını bilmem. ama egede tatil dönemi çok trafik oluyor. muğla sakar yokuşu kalabalık olur. muğla izmir bağlantısı da kalabalık olur ama sizin yazdığını tarihlerde dönüşte sıkıntı olmaz ama gidiş yoğun olur.
0
mikahakkinen
(20.04.26)
(3)

İlk Kez Münih'e gidecek birisine tavsiyler

xuma
Selamlar, 22 - 24 Nisan arasında ilk defa Münih'e gideceğim. MarienPlatz'a yürüme mesafesinde konaklayacağım. Pahalı olmasından dolayı herhangi bür toplu taşıma kullanmadan merkezde özellikle neler yapmamı önerirsiniz?Yeme-içme ve alışveriş önerilerine de açığım.
Selamlar, 22 - 24 Nisan arasında ilk defa Münih'e gideceğim. MarienPlatz'a yürüme mesafesinde konaklayacağım. Pahalı olmasından dolayı herhangi bür toplu taşıma kullanmadan merkezde özellikle neler yapmamı önerirsiniz?

Yeme-içme ve alışveriş önerilerine de açığım.
0
xuma
(17.04.26)
bmw museum
sanat galerileri de cok güzeldi.
Nymphenburg Palace
Residenz Museum

münih seyahat etmek icin güzel bir alman sehri. 3 gün de cok güzel ideal olur.

Hofbräuhaus München burada bira icmek must.
-1
Purple life
(17.04.26)
Deutsches Museum
0
mikahakkinen
(17.04.26)
Altstadt ve Englischer Garten turu:
Stachus ve Kaufinger Strasse çevresinde yürüyüp yol üstünde Frauenkirche'yi görebilir, ardından Marienplatz'a geçip meydanı ve Neues Rathaus'un iç avlusunu gezebilirsin. Altes Rathaus da burda. Sonrasında Viktualienmarkt'a uğrayıp küçük yiyecek içecek dükkanlarını gezdikten sonra tekrar Marienplatz'a dönebilir, oradan Max-Joseph-Platz > Odeonsplatz > Hofgarten > Eisbach Welle (burda şanslıysanız sörfçüleri görebilirsiniz) üzerinden Englischer Garten'a bağlanıp parkın içinde akarsu kenarındaki yürüyüş yolunu takip ederek Chinesischer Turm'a ulaşabilirsiniz. Ordaki Biergarten'da bir şeyler yiyip içtikten sonra ister Englischer Garten içinden istersen de Leopolstrasse üzerinden geri dönerek turu tamamlayabilirsin.

Isar Nehri turu:
Marienplatz'dan nehri geçip Maximilianeum'a yürüyüp, Maximilianeum'un ordan güneye gidecek şekilde parkın içinden nehir kenarına bağlanabilirsin. Orda nehrin üzerinden güneye doğru giden yürüyüş köprüsü gibi bir şey var. O yürüyüş yolundan nehir boyunca güneye doğru yürüyüp Kabelsteg'e geldiğinde karşıya geçip Wehrsteg üzerinden nehir üzerinde güneye doğru yürümeye devam edebilirsin. Eğer Wehrsteg'in baraj kapakları açıksa orda yürümek çok keyifli oluyor. Wehrsteg bittiğinde güneye doğru yürümeye devam ettiğinde Deutsches Museum'un da olduğu bir adaya varıyorsun. Corneliusbrücke'ye kadar ada üzerinden güneye doğru yürümeye devam edebilirsin. Corneliusbrücke'ye geldiğinde tekrar nehrin doğu yakasına geçip nehir kıyısından yine güneye doğru yürümeyi tavsiye ederim. Rosengarten'a vardığıında orayı gezip daha sonra geri dönebilirsin.
0
king lizard
(17.04.26)
(15)

Türkiye'de ne olursa kırılma olur

sanguine
2007 cumhuriyet mitinglerinde olmadı2007 cb seçimlerinde ve e muhtirada olmadi2013 gezide olmadı2013 17-25 Aralıkta olmadı2014 Soma'da olmadı,2014 cb seçiminde olmadı2016 darbesinde olmadı2017 referandumunda olmadı2018 seçimlerinde olmadı2019 İstanbul'un AKP'ten kurtulusunda olmadı2020 pandemide olm
2007 cumhuriyet mitinglerinde olmadı
2007 cb seçimlerinde ve e muhtirada olmadi
2013 gezide olmadı
2013 17-25 Aralıkta olmadı
2014 Soma'da olmadı,
2014 cb seçiminde olmadı
2016 darbesinde olmadı
2017 referandumunda olmadı
2018 seçimlerinde olmadı
2019 İstanbul'un AKP'ten kurtulusunda olmadı
2020 pandemide olmadı
2020 Rusların onlarca askeri öldürmesinde olmadı
2021 yaz ayı orman yangınları ve mültecilerin ülkemize akın etmesinde olmadı
2022de hangi felaket olmuştu hatırlamıyorum
2023 depremde olmadı,
2023 seçimlerinde olmadı
2024 muhalefet zaferinde olmadı
2025te de epey bı insan öldü hükümetin ihmali nedeniyle, İmamoğlu 1 senedir iceride
2026 tam hızıyla devam ediyor

Açıkçası ben; Allah, İsa Mesih ya da hz. Muhammed veya başka bir figür bedene bürünüp Taksim meydanına inse ve düz bir açıklama yapsa dahi duzenin değişmeyeceğini düşünüyorum. Allah dese ki mesela ben her şeyi gördüm ve biliyorum, AKP bunları yaptı ve yaptıkları doğru değildir, ben Allah olarak bunları söylüyorum kullarım, karar sizin. Ben yine de ertesi gün aynı olarak devam edileceğini düşünüyorum

Yani sizce var mı, varsa spesifik bir örnek verebilir misiniz şu olsa hükümet değişir diye

Bu arada hükümetin değişmesinden kastım Macaristan tarzı bir değişiklik, hükümet kesin olarak yenilecek tartışmasiz biçimde ve dış müdahale olmadan.
+6
sanguine
(16.04.26)
3 futbol sahası büyüklüğünde bi göktaşı düşerse bi kırılma olabilir belki.
0
kizil karga
(16.04.26)
türkiye değişmedi, değişmez.

değişmek de istemiyor zaten.
+1
duyurukullanıcısı
(16.04.26)
Maalesef sizinle aynı fikirdeyim.
3 futbol sahası büyüklüğünde göktaşı düşse mesela televizyona çıkıp "oruç tutmayanlar yüzünden oldu" denir ve çoğunluk da buna "doğru" der.
Bu çukurdan çıkılmaz artık.
Varsayalım mucize oldu bir şeyler değişti "normale" dönmek bile kim bilir kaç yıl alır biz o günleri göremeyiz, bize normal haram.
+1
mutekebbir
(16.04.26)
Turkiye hicbir zaman degismiyor degismeyecek arti 1.

Acin 80'li yillarin filmlerini izleyin, halen ayni sorunlar.
0
baldur2
(16.04.26)
Son yazdığına cevap olarak Macaristan'da da müdahalesiz bir seçim olmadı. Olmaz.
Halk seçmiyor oy veriyor sadece. Seçilenlerden ayrı olarak bir de "atanmışlar" var. Sanırım seçilenlere kıyasla daha acımasız oluyorlar.
Dünyada olan bitene dikkatli bakın.
Rusya'ya her açıdan daha yakın bir Macaristan, batıda kabul görmez .

Trump ilk başkan seçildiğinde Yahudileri unutmadı. Ağlama duvarına koştu hemen. Sonraki Biden de siyonist olduğunu belirtti..
Şimdi tekrar Trump daha bu başkanlığının birinci senesinde
mossadın hatırına İran'la savaşa girdi .
Arjantindeki Javier Milei de başa gelir gelmez yahudilere süslü yakınlık gösteren mesajlar verdi , musevi
olmak istediğini bile açıkladı .
Örnekler çoğaltılabilir .

Macaristan'a dönersek, yeni başkandan hemen bir davette almış netenyahu.
www.gov.il

Demek ki borcu vardı .
-2
diyecevaplandı
(16.04.26)
1 ay sonra kimse hatirlamayacak bile. Cok da sey yapmaniza gerek yok.
0
Purple life
(16.04.26)
Sanki küçük bir azınlık iktidar tarafından destekleniyor gibi yazmışsınız. Yüzde 50 den fazla destekleri var 20 yıldır. Böyle bir destek varken kırılma beklentisi imkansız. Diğer ülkelerde kırılma yüzde 20 hadi bilemedin 25 puanlık desteğe karşı yüzde 80 in desteği ile olan kırılmalar. Dolayısıyla o kırılma bir olayla olmayacaktır.
+1
Cezcez
(16.04.26)
ülkenin basina bir stalin, her sehre de bir gulag gelmedikce nah degisir türkiye. snowball effect gibi. bundan sonra her gelen gün öncekini aratacak.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
olasi buyuk istanbul depremi bir milat olacak bence.
malesef cok pahaliya patlayacak ve cok insan olecek.
ama baska turlu cok zor gibi.

en son Demirtas'tan umitliydim ama onun da capi yetmedi.
lider olarak kesinlikle colugu cocugu esi falan olan birisi olmamasi lazim, sadece kendi cani ile ugrasacak birisi gerekiyor, kelle koltukta ilerleyecek. oyle birini de bulmasi cok zor.
-1
cooperr
(16.04.26)
(bkz: azrail)
+4
Bruce
(17.04.26)
Demirtaş diyen var…

Atatürk gelse Hz Muhammed dirilse the one’a karşı yine kaybeder yine kaybeder.

Doğru cevap azrail bence de
+3
Hallegadola
(17.04.26)
biz deli mustafayı tahta çıkarmış toplumun çocuklarıyız . lider odaklı bir toplum olduğumuz için, bir babayiğidin gelip bu iktira karşı durması lazım ki yönetim öyle değişir.

kafa değişmez. iç çatışma yaşamamış hiç bir toplum gelişimini tamamlamamıştır. bizde tam toplum hesaplaşacakken 80 darbesi olduğu için toplumsal olgunlaşma yarıda kaldı. sürekli toplumun sinir uçlarıyla oymayın diyorlar. ellemeyin aman aman diye gergin sorunlu bir toplum olduk. küvezdeki bebeler katledildi dosya kapandı, yıkılmadılar.
+3
mikahakkinen
(17.04.26)
mikahakkinen +1

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(17.04.26)
neyin kırılması?
Cumhuriyet bu ülke ve toplum için ideal bir rejim değildi, olmamaya da devam ediyor. Arkadaşlar en demokratik rejim her toplum için mükemmel işler diye bir kural yok.
TR gibi ülkelerin başkanlık sisteminde yönetilmesi bir gerçek. Denedi olmadı, kuvvetler ayrılığı vs faso fiso hiçbiri olmadı. Ülke darbelerden belini doğrultamadı.
Bu söylediklerimden mevcut iktidar müthiş anlamı çıkmasın. Yarı başkanlık + parlamenter sistem doğru bir sistemdi ancak akp bunu suistimal etti tek adam rejimine çevirdi.

Şimdi zaten ülkeye baktığında cumhuriyet, demokrasi bu ülkeye çok bol gelmiş kavramlar. Türkiye Istanbul'un 3-5 ilçesi ile İzmir, Ankara'dan ibaret değil. Eğitim gelmemiş, gelişmemiş. Feodalite tavan. İslamiyet radikal gruplar, tarikatlar cirit atıyor. Hoop diyorsun ki buyrun cumhuriyet ağalar.

tamam, güzel deneyelim. Cumhuriyet kuruldu ne oldu? Kendi burjuvazisini yarattı. ülkenin kökeni olan ermenilerden rumlardan çalarak varlık vergileri ile yeni zenginlerimiz oldu.
Askeri burjuvazimizi yarattık ve sağ olsunlar cumhuriyeti ilerletmek, her yere nüfus etmesini sağlamak yerine bodrum'dan marmaris'ten yazlık baktılar, boğazda daire kapma yarışına girdiler. Yahu bir emekli albayın Istanbul'un göbeğinde 10 dönüm arazisi nasıl olur önce bunu açıklayın?

Peki o cumhuriyeti istemeyen islami tayfa ne yaptı? Her yere nüfuz etti. 25 yılın iktidar adımlarını 1950'lerde attılar. Bakın SADAT belasının temelleri 92'de atılmış.

sonuç olarak kırılım beklemeyin. Ülkenin DNA'sı bu.
-3
croswell
(17.04.26)
Ahahah menderes kendini peygamber ilan etmişti neredeyse. Eline tahta oyuncak tüfek alan deliyi idam ettirip, Beyazıt meydanından Sirkeciye arabaya zincirlettigi öğrencileri sürükleniyor, İnönü yu taşlatip, kendisine kılıc çeken genç subayları tutuklattiriyordu.

Ne oldu?

Darbe mi?

Darbe olmasa halk kendisini meydanlarda bogacakti.

Bu iş demokratik yollarla ilerleyecek

Önce önderi apo olan ceset toprağa girsin gerisi çorap söküğü
+2
topkapiaksaray
(17.04.26)
(3)

urfa saldırganının ailesi

jepa
hükümetin trolleri maraş okul saldırısındaki katilin ailesi üzerinden Atatürk, laiklik karşıtı yazılar döşüyor ama urfa saldırganının ailesi ile ilgili bilgi yok.. bir görüntüsü veya açıklaması var mı? tek bilinen babası inşaat işçisi ve 9 kişilik bir ailede büyüdüğü.. nasıl olduysa maraştakinin öz
hükümetin trolleri maraş okul saldırısındaki katilin ailesi üzerinden Atatürk, laiklik karşıtı yazılar döşüyor ama urfa saldırganının ailesi ile ilgili bilgi yok.. bir görüntüsü veya açıklaması var mı? tek bilinen babası inşaat işçisi ve 9 kişilik bir ailede büyüdüğü.. nasıl olduysa maraştakinin özel fotoğraf albümü falan paylaşılırken diğerinde böyle bir şey yok. olmasın da zaten. böyle acılar üzerinden bile siyaset malzemesi çıkaranlar bilerek hedef göstermek için mi yayınladılar fotoları sizce?
+9
jepa
(16.04.26)
O koltuk için neler yapacaklarını tahmin bile edemezsin. Ülkenin dönüşü yok artık.
+3
HellKeePer
(16.04.26)
Çocuğun emniyet müdürü babası için solcu bile dediler :))
+2
ekimoloji
(16.04.26)
@HellKeePer +1 olayı aileye indirgemek dünyanın en kolay işi. çocuk deliymiş demek kolay. suçlu toplum. suçu kabullenip, kardeşim biz ne yapıyoruz demediğimiz sürece bu işler devam eder. her fotoğraf siyaset için malzemedir. imamoğlunun eşine, akrabalarına yapılan bel altı yorumların haddi hesabı yok.
aileyi kendi muhafazakar çizgilerinden uzak gördükleri için yayın yasağına rağmen kendi trolleriyle sırayla yayıyorlar kendi üzerlerinden suçu seküler yaşama atacaklar.
0
mikahakkinen
(17.04.26)
(3)

zara gomlek

baldur2
1,86 boy 80 kilo biri regular fit olan gomlek icin hangi bedeni almali large mi medium mu?
1,86 boy 80 kilo biri regular fit olan gomlek icin hangi bedeni almali large mi medium mu?
0
baldur2
(16.04.26)
Bunlar markadan markaya değişiyor. Genel M, L yok. Denemeden alınmaz ama L daha mantıklı.
-6
arbre
(16.04.26)
Large al.

Medium'un kolları kısa kalabilir. Havalar ısınıyor dar gömlek giyilmez.
+1
yurtsuz john
(16.04.26)
187 82 kgyum large al.
0
mikahakkinen
(17.04.26)
(7)

Kahramanmaraş Okul Saldırısı

panda yuva yapmis sogut dalina
İfadelerden okuduğum kadarıyla saldırıyı gerçekleştiren kişiye sanırım bir bıçak darbesi olmuş. Sonra da polislere teslim edilmiş oevladı. Google'da hayatını kaybetti diye yazıyor hep ama bu ayağına gelen bıçak darbesinden dolayı mümkün müdür acaba o batırılan bıçağın böyle bir etki yaratması?
İfadelerden okuduğum kadarıyla saldırıyı gerçekleştiren kişiye sanırım bir bıçak darbesi olmuş. Sonra da polislere teslim edilmiş oevladı. Google'da hayatını kaybetti diye yazıyor hep ama bu ayağına gelen bıçak darbesinden dolayı mümkün müdür acaba o batırılan bıçağın böyle bir etki yaratması?
0
panda yuva yapmis sogut dalina
(16.04.26)
intihar etti yazıyodu
ama şimdi bunu gördüm
x.com
0
jelly bear
(16.04.26)
Atardamara gelirse evet. Femoral arter.
-4
arbre
(16.04.26)
Bir veli bıçak darbesiyle etkisiz hale getirmiş. Benim okuduğum yerde atar damara denk geldiği yazıyordu. Atar damar kesisi öldürücü olur.

Velinin ifadesi: x.com
0
evrim halkasi
(16.04.26)
doktor degilim ama üst baldirdan yaralanmalar ciddi hayat riski yaratabiliyor bildigim kadariyla. uyluk atardamarı falan geciyor oralardan.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
öldüğüne dair şüpheliyim. bizi paranoyak ettiler bu ülkede.
+1
lazpalle
(16.04.26)
Saldırı ile ilgili videolara nereden ulaşılır ?

Malum yayın yasağı var.
0
kaiserr76
(16.04.26)
t24.com.tr

öldüren kişi için ceza almayabilir denmiş.
0
mikahakkinen
(17.04.26)
(8)

Eski bir arkadaşınız size haset beslediğini hissederseniz ne yapardınız?

santimantal
20 yıllık arkadaşınız olsun.Birlikte hayatı paylaşmışsınız.Ama arkadaşınız belli bir zamandan sonra sizi kıskandığını hissediyorsunuz.Kendini sizinle kıyaslıyor ve pasif agresif şekilde saldırıyor.Enerjinizin çekildiğini hissediyorsunuz.Yeni evinize geliyor: Bulaşıkları silerek makineye koymanızı el
20 yıllık arkadaşınız olsun.
Birlikte hayatı paylaşmışsınız.
Ama arkadaşınız belli bir zamandan sonra sizi kıskandığını hissediyorsunuz.
Kendini sizinle kıyaslıyor ve pasif agresif şekilde saldırıyor.
Enerjinizin çekildiğini hissediyorsunuz.
Yeni evinize geliyor: Bulaşıkları silerek makineye koymanızı eleştiriyor, öyle bir sertlikle söylüyor ki bunu korkuyorsunuz.
Oturma odasında evin aşırı düzgün olduğunu, eşyaların aşırı düzgün konduğunu söylüyor falan.
Günlerce aklınızdan çıkmıyor bunlar ve sizi geriyor.
İletişimi kesmek istiyorsunuz ama geçmişin hatrına -bir borcunuz da olmamasına rağmen- kesemiyorsunuz da.
Ama insanların genel de böyle olduğunu ve sizi yıprattığını fark ettiğiniz de en iyisinin bu insanlardan uzak durup yalnızlığa katlanmak olduğuna karar veriyorsunuz.

İletişimi sonlandırırsam ilerde pişman olur muyum?

Not: Birkaç yılda bir görüşmeme rağmen görüştükten sonra günlerce huzurum gidiyor ve sürekli kafamda ona yanlış olduğunu anlatıp onu ikna etmeye çalışıyorum.
0
santimantal
(16.04.26)
Tamamen kesmek degil ama ara vermek iyi gelebilir.

O da zor zamanlardan geciyordur belki. Insan basina gelen kötü durumlarla iyi mücadele edemiyor bazen.

Kesip atmazdim. Gecmesini beklerdim. Ondan sonra sonlandirmayi düsünürdüm.
-1
Purple life
(16.04.26)
birkaç yılda bir görüşüyormuşsunuz . o görüşmelerde eve çağırma dışarıda buluşun. çok da takmayın " bu da böyle biri " diye kabul edin .
zaten eve gelmediğinde sizi çok rahatsız edemez
+1
devilone
(16.04.26)
Ara vermek iyi olur bence de zaten çok sık görüşmüyormuşsunuz, birden koparmaya gerek yok.
Ama çok rahatsız ediciymiş evinize sizi huzursuz eden insanları sokmayın bahane bulup dışarıda görüşün.

20 yıllık ve sürekli de görüştüğüm iki arkadaşım var hepimizin farklı farklı şekillerde diğerinden iyi ya da kötü olduğu konular var, her konuyla ilgili konuşuruz birbirimizle ama bir kez bile birine hasetlenmedim bir başarısını, durumunu, aldığı bir şeyi kıskanmadım onlardan da bir kez bile bu tür bir tepki görmedim.
Bende böyle bir duygu olsa ya da onlardan benzer bir duygu sezsem görüşmeye devam edemezdim.
0
mutekebbir
(16.04.26)
birkaç rahatsız eden şey daha ekleyeyim:
- bana ne kadar maaş aldığımı sordu birçok kez :) Hep bir mukayese...
- edindiğim havalı bir yabancı arkadaşımdan bahsederken yüzünü ekşitip olumsuz şeyler söyledi.
- kardeş gibi olmamıza ve olmamız gerekmesine rağmen buluşunca çektiğimiz samimi fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. insanlar da altına "ooo, bu kim" gibi şeyler yazdılar. (cinsiyetlerimiz: ben: erkek, o: kadın)
karşı cinsten biriyle uzun süreli arkadaşlıklarda farklı hesaplar peşine düşmek bana çok itici geliyor. aşık olma gibi bir şey olursa samimice konuşulabilir. ama başka türlüsü hoş değil bence. sizce?
0
🌸santimantal
(16.04.26)
ben arkadasligimi sonlandirdim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
sonlandırdığınızda ne kadar huzur dolduğunuza şaşıracaksınız, hafiflemiş hissedeceksiniz. tavsiye ederim.
+1
amelie poulain
(16.04.26)
bu 20 sene olan şey 2 kişinin kendine dönmeden devam ettirdiği bir arkadaşlık. samimi değilmiş ki devam etmiş. arkadaşından ayrıldıktan sonra zihinsel geviş getirmen varsa bu toksik bir arkadaşlık.
arkadaşlıkta en önemli şey 2 tarafın birbirini kabullenmesidir. ben arkadaşımı deli gibi eleştirsemde bana alınmaz, o beni eleştirse de ben alınmam. zaten bunlar sizi kırıyorsa devam etmenize gerek yok. ama onu kafaya tak bunu kafaya tak çevremizde insan kalmadı o da ayrı bir konu.
+3
mikahakkinen
(16.04.26)
Eklediklerinden sonra arkadaşlığını bitirmenin çok daha sağlıklı olacağını düşünüyorum ya, bir iki örnek değilmiş ki bu hep süren bir durummuş.
0
mutekebbir
(16.04.26)
(4)

Clio vs Egea?

jackyr
2022 1.0 tce otomatik 26k km Clio mu?2020 1.6mjet otomatik 80-90k km Egea hb mi?
2022 1.0 tce otomatik 26k km Clio mu?
2020 1.6mjet otomatik 80-90k km Egea hb mi?
📊 Clio mu Egea mı?

Bu anket sona erdi. 41 oy kullanıldı.

0
jackyr
(16.04.26)
clio joy ticari araç gibi ekran yok.
0
mikahakkinen
(16.04.26)
Clioda Tesla ekran var araçta kocaman orijinal.
0
🌸jackyr
(17.04.26)
Tartışmasız Clio. 26K km ile 80-90K arasında çok ciddi fark var.
0
thor44
(17.04.26)
dizel istemem multijeti elerim. egea elendiği için oyum clioya.
0
konetsu
(17.04.26)
(7)

Münih ve çevresi için otobüsle gezi rotası önerisi olan var mıdır?

denizmaniaherif
24-26 nisanda güzeller güzeli münihte olacağım tekrar ama çevresini hiç düşünmedim nereler vardır bir otobüs kadar yakın(1-1.5 saat mesafe) gezilecek yerler var mıdır diye.. mesela Amsterdamdan - Volendama otobüsle gider gibi kesin görülmesi gereken yer önerileriniz var mıdır? Turlara bakmadım henüz
24-26 nisanda güzeller güzeli münihte olacağım tekrar ama çevresini hiç düşünmedim nereler vardır bir otobüs kadar yakın(1-1.5 saat mesafe) gezilecek yerler var mıdır diye.. mesela Amsterdamdan - Volendama otobüsle gider gibi kesin görülmesi gereken yer önerileriniz var mıdır? Turlara bakmadım henüz..
teşekkür ederim.
0
denizmaniaherif
(16.04.26)
nurnberg var yakın, salzburg var.

ama otobüs ne kadar mantıklı olur bilemedim.

münihte ulaşım pahalı.
0
kveldulv
(16.04.26)
neuschwanstein, nünberg, salzburg.
0
mikahakkinen
(16.04.26)
Ben de o tarihlerde Münihte olacağım. Getyourguide gibi yerlerden turlara baktığımda en çok tercih edilen neuschwanstein fakat toplam süresi 10 saat sürdüğü için ben tercih etmeyeceğim.
0
yüzyıllık yalnızlık
(16.04.26)
Anladigim kadariyla Münih'i daha önce gezmissiniz. gene de bence hepi topu 1 tam gününüzün oldugu gezi planina Salzburg gibi büyük sehirler sikistirmaya ugrasmayin. illa sehir göreyim diyorsaniz Augsburg olabilir ama bence havalar da güzel hazir, Münih cevresinde cok güzel göller var. Bir sandvic ve su atin cantaya, göllerin cevresinde yürüyüse gidin rahat bir ayakkabiyla. Tegernsee güzeldi, cepecevre yürünebilir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.04.26)
teşekkür ederim fikirler için..neuschwanstein 3 saat olmasa gitmek isteyeceğim bir yermiş. salzburg 1.5 saat diyor 25 euro.. bir masaya yatırayım dedim.
0
🌸denizmaniaherif
(17.04.26)
munih'ten salzburg günübirlik gidip gelmiştik. çok hoş şehir salzburg, tavsiye ederim.
0
but that was just a dream
(17.04.26)
munihten trenle salzburga gidebilirsiniz. yaklasik 2 saat surer. Salzburg guzel ve kucuk bir sehirdir, 1 gun yeter ama sakin pazar gunu gitmeyin :)
ama ben de konusma'ya katiliyorum. Gollere yuruyuse gidin cok daha keyifli olacaktir. ama gideyim bir sehir daha goreyim derseniz de Salzburg bu ihtiyaci karsilar.
0
65 derece
(17.04.26)
(2)

Hangi TV 'yi alayım?

strawberry first
Kullanıcı annem. Yaş 75.Standart TV yayınları zaman zaman da youtube ve Internet üzerinden bir şeyler izlemek istiyor. Paralı platform kullanmayacak. Şu iki TV arasında kaldım yardım lütfen... 1. Senna 50uq95f ekran 50" olduğu için cazip, büyük olsun istiyor. Ama yavaş olup da delirtmesin. 2. TCL 4
Kullanıcı annem. Yaş 75.

Standart TV yayınları zaman zaman da youtube ve Internet üzerinden bir şeyler izlemek istiyor. Paralı platform kullanmayacak.

Şu iki TV arasında kaldım yardım lütfen...

1. Senna 50uq95f ekran 50" olduğu için cazip, büyük olsun istiyor. Ama yavaş olup da delirtmesin.

2. TCL 43S59K hızlı ve seri olduğunu düşünüyoruz. Ama ekran ufak.

Ne yapalım? Teşekkürler...
0
strawberry first
(15.04.26)
Senna'yi hic duymadim, TCL Sony ile birlesiyor falan, daha iyi olacaktir. TCL'in 50'si cok mu pahalli.
0
compumaster
(15.04.26)
annemlerde tlc var, kullanımı arayüzü falan kolay.
0
mikahakkinen
(16.04.26)
(13)

Kaliteli zeytin yagi

b w n s p
Kaliteli guvenilir zeytin yagi almak istiyorum. siz nereden aliyorsunuz?
Kaliteli guvenilir zeytin yagi almak istiyorum. siz nereden aliyorsunuz?
0
b w n s p
(14.04.26)
Aydın'dan getirtiyor annem, markası yok pet şişede geliyor ama yediğim en iyi zeytinyağı diyebilirim.
Getirtme imkanınız varsa detayını sorarım, bildiğim kadarıyla kendileri göndermiyor.
0
mutekebbir
(14.04.26)
yok maalesef internetten siparis verebilirim.
0
🌸b w n s p
(14.04.26)
ben boztepe alıyorum beğeniyorum ama gıda mühendisi bir tanıdığım fiyatı o kadar abartmana gerek yok markette satılan komili kristal gibi markalar da gayet fiyat performans ve kaliteli dedi onları denemeyi düşünüyorum
0
tabii lan manyak mısın
(14.04.26)
eğer güvenilir köyden getirtemeyecek gibiyseniz market zeytinyağı olarak kriistal ya da tariş markasını öneririm.

www.kristalyaglari.com
www.tariszeytin.com.tr

marketlerde belki daha ucuz olarak satılıyor olabilir
0
exlibris
(14.04.26)
evet ben de o yuzden kuskuda kaldim. markette satilanlarla arada cok fark yoksa cok gerek de yok uzun uzun arayip bulmaya.
simdi gemlik belediyesi satiyormus onu buldum cok mantikli geldi
www.gemtar.com.tr
0
🌸b w n s p
(14.04.26)
Bizim kendi üretimimiz. Kargo satış vs işleriyle uğraşabilsem gönderirdim. Ailem topluyor. Fabrikaya götürüp yağ olarak geri alıyoruz.

Zeytinyağı işinde hile hurda çok fazla. Dikkat edin.
0
jackyr
(14.04.26)
aydında yaşıyorum pazardan pet şişede zeytinyağı aldım ve şüphelendim. il tarımda çalışan kuzenime test ettirdim. zeytinyağında başka yağlarda aldığım yağın içinden çıktı.
dünyada sıralamaya giren markalarımız var. hermus, nova vera, oleamea, palamidas.
ben palamidas soğuk sıkım alıyorum.
+2
mikahakkinen
(14.04.26)
Çooook kaliteliyse novavera, yok ağam abartma dersen özgün alınabilir bence
+2
wild honey suckle
(14.04.26)
Özem, Kocamaar ve Avilo'yu beğeniyorum, web sitelerine bakabilirsiniz.
+1
fotrsapka
(14.04.26)
Zeytinyağı asidik bir üründür. Su için bile sağlıklılığı tartışmalı olan ped şişelere konmuş zeytinyağından uzak durun bence.
Zaten gün ışığından etkilenen bir ürün şeffaf kapta olmaz.
+2
Mirket
(14.04.26)
Yıllardır Özgün'den alırız, gayet memnunuz.
0
10551037
(15.04.26)
pet şişede ise dünyanın en iyi yağı da olsa almayın, açık renkli cam şişeler de bile sıkıntı oluyor zeytinyağında; mümkünse koyu renk cam şişe en sağlıklı olanı, kampanyada ne yakalarsam onu alıyorum bu şartlara uyan :)
+1
sweetoffice
(15.04.26)
Tariş alıyorum ben. Bazen süpermarkette indirim oluyor bazen internette. Biraz takip etmek gerekiyor.
0
peki madem
(15.04.26)
(7)

Strava benzeri uygulama

Take it away honey
Dostlar merhaba, koşu için ayakkabıdan sonra sıra uygulamada. Strava ücretine değer mi? Yoksa daha uygun veya ücretsiz benim işimi görecek bir uygulama var mı? Amacım koştuğum mesafeyi haritalandırmak ve gerekli bilgileri sağlaması. Elimde apple watch 7 ve iphone telefon var. Garmin vs almayacağım o
Dostlar merhaba, koşu için ayakkabıdan sonra sıra uygulamada. Strava ücretine değer mi? Yoksa daha uygun veya ücretsiz benim işimi görecek bir uygulama var mı? Amacım koştuğum mesafeyi haritalandırmak ve gerekli bilgileri sağlaması. Elimde apple watch 7 ve iphone telefon var. Garmin vs almayacağım o nedenle bu ekosistemle çalışan bir uygulama olursa tadından yenmez. Yapay zekaya sordum ama ben daha çok kullanıcı deneyimi arıyorum.

Cevaplarınız için çok teşekkürler!
0
Take it away honey
(14.04.26)
Nike Run club işinizi görür.

Runkeeper' ın free uygulaması da gayet gayet güzel.
0
kumandanim
(14.04.26)
Adidas ve Nike
0
gabe h coud
(14.04.26)
sports tracker
www.sports-tracker.com
0
ao12
(14.04.26)
İstediğin şeyler zaten iwatch yapmıyor mu?
İlaveten şunu alabilirsin. Uygulaması da var.

www.decathlon.com.tr
0
Mirket
(14.04.26)
stravayi bedava kullaniyorum, kostugun yerleri haritada gosterebiliyor - nesi eksik ki?

apple watch'la direkt entegre ettim ben, apple watch'ta kosuyu baslatiyorum - otomatik strava'ya her seyi atiyor. kalp hizinin degisimi vs gibi seyleri de gosteriyor
+2
fakyoras
(14.04.26)
strava’yi ucretsiz de kullanabilirsiniz, bazi ozellikleri kapali olur o kadar. akilli saatinizle eslestirebilirsiniz.
0
taurina
(15.04.26)
yeni öğrendim. decathlonun varmış. görevleri tamamlayınca puan veriyor alışverişte kullanılıyormuş.
+2
mikahakkinen
(15.04.26)
(8)

Ege Denizi için Mayıs ortası mı, yoksa Mayıs sonu ile Haziran başı mı?

put it in your appropriate place
Denize girmek için hangisi daha iyi olur? Sedef hastalığı için denize girmek iyi oluyor. 8 Mayısa rezervasyon yaptım ama erken geldi.Mayıs sonu ile Haziran başı iyi midir?
Denize girmek için hangisi daha iyi olur? Sedef hastalığı için denize girmek iyi oluyor. 8 Mayısa rezervasyon yaptım ama erken geldi.

Mayıs sonu ile Haziran başı iyi midir?
0
put it in your appropriate place
(13.04.26)
ege her mevsim soğuktur haziran bile erken olabilir. soğuk rahatsız etmiyorsa ne kadar erken o kadar iyi.
0
orpheus
(13.04.26)
Güneye inmeyeceksen temmuz-ağustos öncesi girmek macera gibi olur.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Kos adasına gidecektim.

Eylül ayında Ege denizi nasıl olur peki? veya Akdeniz'e mi bakayım?
0
🌸put it in your appropriate place
(13.04.26)
Kos zaten güneyde abi mayıs haziran istediğin tarihte girilir ama haziran başı daha iyi, ben vizyonsuz olduğum için Türkiye'ye göre yorumladım Ege deyince.
0
kizil karga
(13.04.26)
akdeniz bana fazla sicak ve tuzlu geliyor.
soguk deniz severim ama mayis erken bence, ege gec isinir gec sogur.
o yuzden eylul olursa mis gibi olur kos, hem okullar falan acilmis olur kalabalik olmaz.
kos olmazsa sakiz falan da iyidir.
0
cooperr
(13.04.26)
Ben Bodrum'da yaşayan biri olarak Ekim derim.
0
etna
(14.04.26)
haziran ortasından ekim ortasına kadar güney egede girilir.
kuzey ege temmuz ağustos sonu.
mayısta güneyde kuzeyde soğuk olur. mayısta antalya ve çevresinde rahat girilir.
0
mikahakkinen
(14.04.26)
Soğuk denizle aranız iyiyse mayıs sonu haziran başı gayet iyi olur ama o tarihlerde yaz ortası gibi cozurdayıp denize atmıyor insan kendini, esinti de fazla gelebilir, çok soğuk deniz istemem, hava da sıcak olsun derseniz eylül ideal.
0
(14.04.26)
(3)

insanlar nasıl bu kadar foto çekilebiliyor ?

dedim dedim de kime dedim
haftada en az 10-20 foto yükleyen var, benim çevremde bir tane bile foto çekilelim diyen çok, kimsenin aklına gelmiyor. beni şuradan çek demek de aklıma gelmiyor.bir yere gidiyorsunuz ve 10. dakikadan itibaren artık foto çekilme zamanı sen beni 20 kere çek ben seni 20 kere çekeyim falan mı diyorsunu
haftada en az 10-20 foto yükleyen var, benim çevremde bir tane bile foto çekilelim diyen çok, kimsenin aklına gelmiyor. beni şuradan çek demek de aklıma gelmiyor.

bir yere gidiyorsunuz ve 10. dakikadan itibaren artık foto çekilme zamanı sen beni 20 kere çek ben seni 20 kere çekeyim falan mı diyorsunuz?

bu süreç nasıl işliyor?
0
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
valla nasıl işliyor bilmiyorum ama bir şey yaşadığını göstermezsen kanıtlayamazsın. ne kadar zevk aldığını göstermek için 20 tane çekilmen lazım. bence mantıkları bu. hadi çekildin yüklemesini nasıl yapıyorlar onu hiç anlamam. o kadar boş zamanım olsa başka şeyler yaparım.
0
mikahakkinen
(12.04.26)
Beş on sene önceye kadar ben de çok severdim ve Instagram kullanıyordum..instagramin cilki çıkınca ve hesabı kapatınca fotoğraf çekme ihtiyacım da yok oldu birden. Şimdi sokakta vs yürürken hoşuma giden kareleri çekiyorum çok beğendiğim olursa da wp durumda tek tük paylaşıyorum o kadar.


Onun dışında turistik gezi yapılan yerde de bir motivasyon oluyor özellikle beraber gidilen grupta herkes fotoğraf çekilmeyi seviyorsa. Ama bu defa da gezmenin keşfetmenin tadını çıkaramıyor insan. Dediğin gibi oluyor bir kişi güzel bir yer keşfediyor orada foto çekiliyor peşinden diğerleri de aynı yerde aynı pozu istiyor. Onlarca güzel yerin olduğu yere gidilmisse de fotoğraf işi hiç bitmiyor.
0
egerbiryolcu
(12.04.26)
türkiyeyi bilmiyorum ama yurtdışında bir çok arkadaşımla haftasonları biryerlere gidip foto çekiliyoruz. bu bazen bir tapınak, başka bir ülke, cafe veya gampling yerleri oluyor.

çünkü eve kapanıp ekşide takılacağımıza veya youtubeda başkalarının hayatını izleyeceğimize kendimizi özel ve değerli hissetmek için anı biriktiriyoruz.

türkiye gibi gittiğimiz yerler sigara dumanı ve gürültülü olmadığı için de epey keyif alıyoruz.

mutlaka en az 1 foto atmam gerekiyor instagrama her ay. kendimi mutlu etmek ve egomu beslemek için koyduğum bir personal goal.
-5
plastic_angel
(12.04.26)
(8)

Ekşi Sözlüğün geldiği nokta

CemMetin
https://eksisozluk.com/uganda-generalinin-turkiyeyi-tehdit-etmesi--8091833Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanı
eksisozluk.com

Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.

Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanına dönmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
0
CemMetin
(11.04.26)
burası bir değer değil ki. burası bir internet sitesi. bir bayrak değil, belirli bir zümreye ait değil. hoşunuza giderse kalırsınız, hoşunuza gitmezse çıkarsanız.

çok değer biçmediğiniz zaman eğlenceli oluyor, tavsiye ederim.
-2
galahad reloaded
(11.04.26)
ekşinin artık eski yazarları yok. meydan trollere kaldı. dönem değişiyor ekşide değişiyor.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Başlığı açanı engellemişim. Sanırım 1.000 kişiyi engelledim ve hala her gün en az birkaç kişiyi engelliyorum ancak sorun çözülmüyor.

Sorun sitenin tam zamanlı profesyonel bir işe dönüşmesinden kaynaklanıyor, site sahibi el atmadıkça yapacak bir şey yok.
+3
10551037
(11.04.26)
Sözlük kapanıp açıldığı dönemden beri foseptik çukurundan hallice değil mi? bu hale geldikten sonra xteki troller eksikapansin hastagini saldılar.
0
ekimoloji
(11.04.26)
ekşisözlük'te bir ticarethane sonuçta. para konuşur.
akp trollerine de mecburen destek oluyorlar.
0
parka
(11.04.26)
Bu konu benim de canımı sıkıyor. Sözlüğün para kazanmasıyla ilgili bir derdim yok, Kanzuk ya da başka birinin bu işi babasının hayrına yapmayacağını biliyorum. Hatta sözlüğün potansiyeli itibariyle siyasi açıdan rahat bırakılmayacağını da biliyorum. Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık. Normal bir kullanıcının ürettiği içeriklere bile bağımsız yaklaşmak çok zorken bu tür akçeli işlerde çizgi çekmek imkansız hale geliyor. Bu kafayla mesela A Haber parasını basıp sabahtan akşama kadar CHP temalı başlık açabilir diye anlıyorum.
Sözlüğün bu tür bir sürece girmesi yazık gerçekten.
0
salihdt
(12.04.26)
''Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık.''

buna tam olarak 'ticaret' diyoruz. bakkal dükkanı işletsen akp' li veya dem partili birine ürün mü satmayacaksın? veya okulun olsa okula mı almayacaksın? veya hastanen olsa o hastaya bakmayacak mısın?

sözlüğün bulunduğu bu ortam müthiş bir fikir özgürlüğü durumu. ha gelir chp veya işçi partili biri reklam vermek ister ve sözlük bunu kabul etmez. o zaman hep beraber linçleriz.
-2
galahad reloaded
(13.04.26)
Ona tam olarak "ticaret" diyemiyoruz zira sözlüğün özü kullanıcıların içerik üretmesi. Sözlüğe para verip değer yargılı içerik ürettirmek benim Ülker'e para verip kafama göre çikolata üretmem, Ülker'in de bunu kendi markası altında satmasıyla aynı şey. Ülkerin herkese bu hakkı vermesi demokratik bir durum gibi gözükse de faaliyetin türü itibariyle saçma ve etik değil. Ya da daha yakın bir örnek vereyim: Para verip gazeteye haber yaptırıyorum mesela. Ticaret mi? Ticaret... Eğer gazete "Her para veren haber yaptırabilir" derse kendince demokratik de olur da... Artık gazete diye bir şey kalmamaya başlıyor bir noktada.
+1
salihdt
(13.04.26)
(12)

Sizce günümüz şartlarında memur olmak özenilecek bir durum mu?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
0
lostinway91
(11.04.26)
kariyerinde yükselme plani olmayan beyaz yakaya kiyasla evet.
özel sektör cok open end bir sey ama uzman olarak calisacaksan da close end dkfjg

ona kiyasla iyi o yüzden. memurlugun basindaki atanma olayi cok dengesiz bir durum ama sonrasinda pahali bir sehirde yasamiyorsan iyi bence.
istanbul'da yasayan memurla x anadolu sehrinde yasayan memurun maasinin ayni olmasi sacmalik.
0
Purple life
(11.04.26)
Memurluğa bağlı. Memurlukta servis, yemek yok genel olarak. Ulaşımı, yemeği maaşından harcıyorsun. Araban yoksa otobüste, metroda sürünürsün. 0 konfor. Servis seni bazen evine kadar bırakır. Yemekler iyiyse her gün 300 400 yemeğe vermezsin. Memurlukta özel sağlık sigortası yok bildiğim. Ben en iyi özel hastanelerde 50 TL ödeyerek muayene oluyorum. Şu an ortalama muayene ücreti 2500 TL.

Memurlukta iş garantisi var. Vasıfsız tipler bile yıllarca çalışıp emekli olabiliyor. İyi bir şirkette iyi bir beyaz yaka pozisyonu memurluğa tercih ederim.

Memurlukta kurum önemli. Şehir, ilçe önemli. Bunlar bana özgürlük kısıtlayıcı geliyor.
-4
arbre
(11.04.26)
Pahalı olmayan bir şehirde memurluk Türkiye'deki en iyi yaşam formatıdır. Dünyanın hiçbir yerinde 3 ay tatil yaparak maaş alan öğretmenler göremezsin.

Memurluk bir paravan olarak da kullanılıyor; minimum eforla düzenli gelir ve bir yandan da ticaret yaparak gelirini arttıran çok memur var.
-1
stefano
(11.04.26)
artıları eksilerine göre bakmak gerekir.

artıları: saat 5'te mesai biter, 657'den atılma riski çok az, garanti maaş, torpille yata yata dokunulmadan emeklilik gelir, yeşil pasaport vb.
eksileri: maaş özel sektör beyaz yakanın 3'te biri, kariyer yükselme şansı yok.

bende devlet memuruyum ama gerçekten devletin çok gereksiz memurları var. ve devlet memurlarının yüzde 90dan fazlası net yatıyor. zaten bütçenin 3te1i memur maaşına gidiyor.
akp zamanında memur alımı da cumhuriyet tarihi ortalamasının 3 katı. oy nerden geliyorsa oraya adam alan bir hükümet olunca, yolunda aş. torpili zaten söylemeye gerek yok.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Özel sektör beyaz yakalardan ortalama memur maaşının 3 katını alabilen çok azdır. Torpil konusu özel sektörde de çok fazla. Tanıdık olmadan düzgün bir işe girmek artık çok zor.
+2
stefano
(11.04.26)
bin kere evet diyorum. "memurluk kısıtlayıcı, küçük yerde çile çekiyorum" diyen her bir memura karşılık büyük şehirde ama özel sektörde iflahı sökülüp yaşam koşulları sebebiyle insanlıktan çıkmak zorunda kalmış 10 tane özel sektör çalışanı vardır herhalde... her memur robota dönüşüp bir köşede sessizce ölmediği gibi her özel sektör çalışanı maaşını beş senede 15'e katlayıp nefis hayatlar yaşamıyor. karakter, kariyer öncelikleri, sektör hatta şans gibi çok farklı kriterler var işin içinde. o yüzden en temel koşulları dikkate alırsak pragmatik bakış açısıyla bence şu an memnuriyet daha cazip olmalı.

benim babam 90'ların başında alakasız bi bölüm bitirmiş, tanıdıklar vasıtasıyla tıbbi mümessil olmuş mesela. allah için gerçekten bu iş için yaratılmış prezentabl bi adamdı rahmetli. girmiş kapıdan s.a demiş yani, altında araba vardı ve ben hatırlıyorum işe kalkıp öğlen gider, 7 olmadan da dönerdi. çocukluğumda bizim sadece ticket kartımız (bazı marketlerde de geçerdi) asgari ücretten fazlaydı öyle diyim. epik düzeyde istikrarlı ve yanlış mali kararlar almasaydı babam abartısız söylüyorum tek maaşla şimdi bizim değeri belki yüz milyonlarla ifade edilecek varlığımız olurdu çünkü yaşadığımız bölge de aşırı değerlendi.

şu an aynı pozisyonlara girmek bile ölüm, gördüğüm kadarıyla maaşlar ortalama üstü bile değil, ayrıca iş yükü ve baskısı çok daha fazla. şimdi babamın çalıştığı özel sektörle benim çalıştığım özel sektör aynı değil mesela...

eğer basit hesaplama yapacaksak şunu sormamız lazım: bugün iş hayatına atılan bir memurun mu görece stabil hayat sürmesi daha olası yoksa özel sektördeki bir gencin babamınkine benzer bir hayata sahip olması mı? bence cevap açık ve net. dediğim gibi memuriyete söven de olacaktır, özel sektörde milyarlık adama dönüşen de çıkacaktır ama bunların ben artık istisna olduğuna inanıyorum.

ben hadi zaten kendim malım çok doğru bi referans noktası sayılmam da imkanım olsa memuriyeti tercih ederdim şu an. amir-vatandaş baş ağrısı bana kendini allah sanan yöneticiden, beni satın aldığını zanneden müşteriden, üç kuruş alacağım diye muhtemelen babadan kalma varlığıyla patronculuk oynayan bir dangozu zengin etmekten daha çekilebilir geliyor. bunlar devlette de var tabii ama en azından işin içinde DEVLET var aynı ölçüde rahatsız etmez beni. özel sektör kim kime dum duma yarış atı gibi sürekli birilerine bi şey ispat etmek zorundasın.
0
der meister
(11.04.26)
Ülkeye göre değişir, kişinin durumuna göre değişir.
Misal benim kuzenim devlette laboratuar teknisyeni. Şu adamdan daha iyi durumda laboratuvar teknisyeni olamaz özelde.
Fransa'da devlet maaşlarına baktim satin alma vs için, çok iyi değil. Fark ne? Çalışma saatleri bir tık daha rahattir ve tatileri çok çok daha fazla (benim tatilim misal 7 hafta, devlette 10 haftalar falan var).
Bir de kişinin karakterine bağlı. Ben devlette yapamam ama annem misal bir daha hayata gelirsem memur olurum der hep. Benim kariyerimde aldığım bir iki kararı riskli bulsa da şu ana kadar ben haklı çıktım ve annem benim yerimde olsa az maaş, rahat iş takılırdı yani.

Onun dışında memur işleri önemlidir. Bazı işleri özelleştirme trendi olsa da özelleştirilen çoğu şey iğrenç hale gelir eninde sonunda çünkü "kar" amacı güder. Bu sebepten memurluk ve memurlar iyidir. Ama Türkiye'de malesef iktidarların destekleyenlerine yemleme yöntemidir, likayat olmayan yerde insanlar tabiki nefret eder.
0
logisticsmanager
(11.04.26)
valla en önemli şey kesinlikle işten atılmamak
0
Hallegadola
(11.04.26)
işten atılma yok.
iş yetiştirme-bitirme derdi yok.
ileride yeşil pasaportla vizesiz avrupa gezme de bonus.
+1
parka
(11.04.26)
Özelde öğretmenim. Muhtemelen devlet öğretmenlerinden 2-3 kat daha fazla çalışıyorum. Konuştuğum neredeyse tüm devlet öğretmenlerinin boş günleri var. Şu an devlet öğretmeninden daha az maaş alıp daha fazla iş yapıyorum. Ayrıca yeşil pasaport mevzusu var.
Ama en özendiğim memur şu an için belediyede mühendis olanlar.
Arkadaş ibb den taşraya gitti. Maaş mükemmel, altına araba çektiler, kadrolu, oranın ağası gibi bir şey oldu dkdkdkd
Görevleri arasında kuş izlemek falan var dkskks
+2
wild honey suckle
(12.04.26)
kişinin neye özendiğine göre çok değişir bunun cevabı. özel sektörde, aylardır birikmiş maaşın ne kadarını ne zaman alabileceğimi bilmeden çalıştığım oldu. bu sebeple, ayın belli bir gününde, belli bir miktarın ödeneceğini bilmek, benim için en büyük nimetlerden biri.
diğer yandan memurluk çok geniş bir kavram. memur diyince pek çok kişinin gözünde, taşranın bilmem ne bürosunda örgüsünü örerek, mesai saatinde pazarına giderek geçinip giden birileri canlanıyor hala. 70 bin lira maaş aldığı halde, evinden bin km uzakta, x köyünün bilmem ne mecrasındaki wc kokulu pansiyonda, gece yarısı gözleri kan çanağı vaziyette milyonluk ihalelerin şartnamesini okuyan memur da var mesela. ya da çatışmaya giren de.. özetle değişkeni çok; meslek, kurum, koşullar vs vs.
+1
lil siztah
(12.04.26)
hayattan beklentin ile alakalı, tüm akrabalarım memur koca sülalede firması olan tek kişi benim. 20 yıl önce tüm akrabalarım müdür olurum diye bakıyordu, kimse bir şey olamadı. ne uzadılar ne kısaldılar.

rutin bir hayat seviyorsan memurluk ideal.
+1
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
(13)

katkı maddeli ürünlere/gıdalara bakışınız

MtKrt
kahvaltılık ürünler olsun, soslar vs olsun içeriğine dikkat ediyor musunuz?özellikle içeriğinde koruyucu, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici ve renklendirici olan ürünlere bakışınız nasıl?yeni bir sos veya farklı bir marka denemek istediğimde bu aralar içeriğine daha çok dikkat ediyorum. eskiden u
kahvaltılık ürünler olsun, soslar vs olsun içeriğine dikkat ediyor musunuz?
özellikle içeriğinde koruyucu, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici ve renklendirici olan ürünlere bakışınız nasıl?
yeni bir sos veya farklı bir marka denemek istediğimde bu aralar içeriğine daha çok dikkat ediyorum. eskiden umursamazdım ama nedense bi korku başladı. kahvaltılık sosta yukardaki 3 madde vardı. keyfim kaçtı.
Alınır mı ? yoksa direkt çöp mü?
0
MtKrt
(10.04.26)
Koruyucular icat edilmeseydi insanlar açlıktan ölürlerdi herhalde günümüzde kime nasıl yemek yetiştireceksin tavşan gibi ürüyoruz, bunlara takılı kalmak biraz ılık götlülük bence, günde 2 paket sigara içen içki tüketen insanlar yeri geliyor bu koruyucuları bokluyor bunların çoğu ihtiyaçtan ortaya çıkmış şeyler, ha çok kafanı karıştırıyorsa sosu da almayıver.

Senin için demiyorum tabii öyle anlama, toplumumuzda genel olarak böyle bir algı var.
+5
kizil karga
(10.04.26)
yani şöyle, temiz içerikli alternatifi kolay bulunan şeylerde çok dikkat ediyorum, mesela peynirde katkı maddesi olanlar var olmayanlar var, mutlaka etiket okuyorum. yumurtayı organik alıyorum. ama zaaflarım var, bazı atıştırmalıkları çok seviyorum ve içerikleri çöp de olsa bazen alıyorum, daha iyi içerikli olanları kesmiyor züber falan.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
yilda birkac kere disinda iceriginde bu tarz seyler olan yiyecek almiyoruz. bir tek esimin sriracha sevgisi var, onu katkisiz bulamadim. bu ara onu da almiyoruz ama.
0
lemmiwinks
(10.04.26)
Çocuk sahibi olduktan sonra daha çok dikkat etmeye başladım, içeriğini mutlaka okuyorum bilmediğim bir madde yazıyorsa yapay zekaya soruyorum.
0
ekimoloji
(10.04.26)
her gun kesin tukkettigim seylerin temiz olmasina gayret ediyorum ve icerik okuyorum evet. ama ayda yilda bir makarnaya ozel sos filan yapacaksam o kadar takilmiyorum. genel olarak icerikte sadece koruyucu olan urunlerle bir derdim yok (tursu mesela), ama mesela aroma vericiler coksa (dogal yapay fark etmeksizin) aldigim urunun kaliteli olmadigini dusunuyorum. hem koruyucu, hem renklendirici, hem kivam arttirici, hem aroma verici olunca aldigim urun aslinda aldigim sey degil, bambaska bir sey diye dusunuyorum, duzenli almiyorum.
0
taurina
(10.04.26)
bir süredir dikkat ediyorum fakat bir yere kadar oluyor. bir aydır falan biraz salmaya başladım çünkü yemek yemekten aldığım zevk azalmaya başladı. koruyucusuzun alternatifini bir şekilde bulabiliyoruz ya da doğrudan yememe şansımız var ama beni asıl rahatsız eden pestitit, tarım ilacı dolu sebze meyveler oluyor. organik mi emin olamıyorsunuz, fiyat farkı fahiş oluyor bazen.
0
black holes in the sky
(10.04.26)
sadece kalorisine dikkat ediyorum. yüksekse almıyorum.
0
yurtsuz john
(10.04.26)
Yap desem yapmazsın he +sonsuz

Sadece anlık zarar verecek ürünleri/maddeleri eliyorum. Mideye rahatsızlık verenler gibi.
Bir de lezzet açisindan doğalına alışık olduğum reçel gibi ürünlerin hazirini almıyorum. Çok yapay bir tat geldiği için.
0
egerbiryolcu
(10.04.26)
Her gün tükettiğim bişi değilse bakmıyorum. Hayatı o kadar sevmiyorum.
+1
Bruce
(10.04.26)
Yediklerime dikkat ettiğim bir dönemde değilsem çok incelemem lezzet odaklıyım.
Eğer dikkatli olduğum bir dönemdeysem paketli gıdaların hiçbirine güvenmem ve tüketmemeye çalışırım, paketli gıdaların tamamını direkt “zararlı” kategorisine atıyorum.
0
mutekebbir
(10.04.26)
Ben de çok önemsiyorum bu konuyu. Kendim yapabileceğim her şeyi kendim yapmaya çalışıyorum. En son zeytin kurdum mesela ama daha olmadı. Eylül ayında kurdum ve umudum kalmadı 😂

Veganım ve sürekli etiket okumakla ömrüm geçiyor. Katkı maddesi konusu da önemli benim için. Katkı maddesiz bir şey bulamıyorsam ve almam gerekiyorsa o katkı maddesinin de hayvansal olmaması gerekiyor. O sebeple etiket okumaktan artık görme yetimi kaybetmekten korkuyorum.
0
rock n roll
(10.04.26)
cok onemsiyorum. kesinlikle almam. hatta nutri-score'a bile bakiyorum ve bir urun c skoru altinda aliyorsa almiyorum. yani abur cubur bile yiyeceksem c olanini seciyorum. istisnalar olabiliyor. ornegin yeni, enteresan bir urun deneyeceksem onemsemebiliyorum.

link: en.wikipedia.org
0
Sour
(11.04.26)
olabildiğinde uzak durmaya çalışıyorum. yani düşmanca bir tutumum yok, hazır gıda tüketmemeye çalışıyorum.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
(6)

Kahve gazıyla nasıl başediyorsunuz

covered
Ağırlıklı olarak moka içerim. Kahve dünyası dışında nerede içersem içeyim afedersiniz gaz bombasına dönüşüyorum. Badem sütü, laktozsuz vs de denedim ama olmuyor. Zaten utanıyorum laktozsuz istemeye, bu kahveci gençler gırgırcı oluyor, içinden “osuruyorsan içme dalyarak” falan der şimdi diye süte müd
Ağırlıklı olarak moka içerim. Kahve dünyası dışında nerede içersem içeyim afedersiniz gaz bombasına dönüşüyorum. Badem sütü, laktozsuz vs de denedim ama olmuyor. Zaten utanıyorum laktozsuz istemeye, bu kahveci gençler gırgırcı oluyor, içinden “osuruyorsan içme dalyarak” falan der şimdi diye süte müdahale etmiyorum, zaten o sütler de bir yaraya merhem olmuyor. ne verirlerse onu içiyorum. Bu gaz sorunu ile boğuşanlar ne yapıyor merak ediyorum.
-1
covered
(10.04.26)
1. Laktozsuz süt isteyin normal hiçbir zihniyetten şu cümle çıkmaz “osuruyorsan içme dalyarak”, merak etmeyin.
2. Sade kahveye geçiş, en temizi bu bence.
+2
mutekebbir
(10.04.26)
Bende de inanılmaz gaz yapıyordu. Filtre kahve içiyordum, Americano ya geçince gaz sıkıntım geçti,. pişirme tekniğiyle alakalı sanırım. Detayını bilemiyorum.
+1
sekizdokuzon
(10.04.26)
Bir süredir sabahları 4 shot espresso içiyorum. Kahveyle işim 10 sn içinde bitmiş oluyor. Zınk diye uyanıyorum. Tertemiz.
0
gabe h coud
(10.04.26)
Ben de rahatsız olurdum, asıl sütten olduğunu anladım.
Sade kahve baya daha rahat bir şey.
+1
burfak
(10.04.26)
kahve gaz mı yapıyormuş? sütle alakalı olmasın o. bende kahve hiç gaz yapmaz. süt tüketmem. süt giren kahveyide içmem.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
Laktozsuz sütle içince olmuyor o
0
Hallegadola
(11.04.26)
(7)

Koşu Ayakkabısı

Take it away honey
Dostlar merhaba, outdoor koşu yürüyüş için ayakkabı almak istiyorum. Ancak kafam inanılmaz karıştı. On shoes, Hoka, Asics vs gibi bir sürü marka var. Deneyip önerdiğiniz ayakkabıları duymak isterim. Beklentim hafiflik ve rahatlık. Gerisi çok önemli değil. Bütçe 150-200€ arası. Şimdiden çok teşekkürl
Dostlar merhaba, outdoor koşu yürüyüş için ayakkabı almak istiyorum. Ancak kafam inanılmaz karıştı. On shoes, Hoka, Asics vs gibi bir sürü marka var. Deneyip önerdiğiniz ayakkabıları duymak isterim.

Beklentim hafiflik ve rahatlık. Gerisi çok önemli değil.

Bütçe 150-200€ arası. Şimdiden çok teşekkürler!
0
Take it away honey
(10.04.26)
asics gel kayano. mükemmel rahat ve tam koşu ayakkabısı.
+1
biergarten
(10.04.26)
Arazi yapacak mısınız hocam yoksa yol koşusu mu? Dinamikleri farklı çünkü. Ben olsam yoşl koşuus ile başlarım onun içinse çok uçuğ kaçmaya gerek yok, Nike' ın yeni Pegasus 42 serisi var,o olmuyorsa da bütçenin yettiği bir pegasus seriis gayet iş görür.

Daha iyi bi' şey olsun derseniz Zoomfly 6 kesinlikle tavsiye ederim, konforludur. Ben Nike ile koştuğumdan diğer markalar ile ilgili net bilgim yok ama Asics serilerinin methini de çok duyuyorum.
0
kumandanim
(10.04.26)
runrepeat.com sitesini inceleyin, tüm ayakkabıları teste sokup iyi kötü yönlerini puanlıyorlar.
0
my fault
(10.04.26)
@kumandanim, arazi yok hocam sadece yol için düşünüyorum. Bütçe olarak şöyle yurt dışında olduğum için almışken iyisi olsun diye adam gibi bişey alayım dedim. Dediğin modellere de bakacağım. Teşekkürler!
0
🌸Take it away honey
(10.04.26)
Ayağına göre almanı tavsiye ederim. Nike Alphafly aldım ben 300-400 Euro fiyatı. Çok öneriliyor ama benim ayaklar taraklı, bunlar uzun ince kalıplı. İnanılmaz kötü bir tecrübe oldu. İnternetten karar versen bile deneyip al.
0
gabe h coud
(10.04.26)
asic ve mizuno öneriliyor ama kalıpları dar. ben nike'ın daha verimli ve rahat olduğunu düşünüyorum.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
Bu biraz ayağa bağlı.
Benim ayağıma kesinlikle dar kalıp uymuyor. Son yıllarda düz geniş ayakkabı modelleri (misal altra) giymeye başladım ve farkı anladım.
Benim tavsiyem ayağınızın tipine göre internetten araştırma yapmaniz.
Misal şu site iyi;
runrepeat.com
0
logisticsmanager
(11.04.26)
(55)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-5
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-13
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
+1
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-7
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(5)

Gürcü şarapları Fransız-İtalyan-Portekiz şaraplarıyla başedebilir mi?

emreemre
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir? Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz y
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir?
Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz yoksa?
0
emreemre
(08.04.26)
Şarap Gürcülerden çıkma zaten. Fransızlar direkt çökmüşler şarabı biz icat ettik diye ve pazarlaması da daha güçlü tabii ki. O yüzden Gürcü şarapları sanılanın aksine çok kalitelidir ve yeri üst seviyededir.
0
elektr10
(08.04.26)
şarap sadece ırkla alakalı bir durum değil. üzümle alakalı. mesela merlot üzümü en iyi fransada verim verir, ama sen denizlideki merlot üzümünden de şarap yapabilirsin. iklim, toprak cinsi, gelenek, deniz havası vb. bir sürü değişken var. gürcüler üzümü sıktı tamam şarap bizim diye bir şey yok. mesela elin fransızı da shiraz üzümünü türkiyeden alıp şarap yapıyor. gürcü şarabı derken hangi üzüm?
dünyada fransızlarla şarap konusunda baş edebilecek bir ülke yok.

2024 verilerine göre Fransa, miktar olarak İtalya'nın gerisinde kalmasına rağmen, ihracattan elde ettiği 12,7 milyar dolar ile en yakın rakibine yaklaşık 4 milyar dolar fark atmıştır.
Türkiyenin bu piyasada payı yüzde 1 2 arası, bunla baş edilebilinir mi?
0
mikahakkinen
(08.04.26)
neye göre baş etmek? Tüketim ise imkansız işin içinde pazarlama boyutu var. Kim gitsin gürcistana. Fransa milyarlarca litre şarap üretiyor. tr gürcistan çok çok geride
tr ve gürcistan ancient wine country olarak geçer
fransa, italya, portekiz old world
abd yeni zelanda new world

toprak, iklim vs her şey değiştiriyor kişiye göre değişir lezzeti
+1
croswell
(08.04.26)
Normal insanlarin para verdigi aralikta Gurcu,Moldova ve Sili saraplari Fransiz-Italyan saraplarindan daha iyidir zaten.Bu bilinen bir sey. Su an biri sana Moldova sarabi getirecegim dese bana verebilecegi en guzel hediye olur.Cocuklar gibi mutlu olurum
0
turkuaz
(08.04.26)
bence fransız şarapları (burada bile fransız şarapları diyoruz marka vermiyoruz) zamanında iyi pazarlandığı için kaliteli algısı var.
0
duyuruuser
(09.04.26)
(7)

Göz bozukluğuyla askerlikten muaf olmak

nundu
İnternette bakınca iki gözdeki diyoptri toplamı 14'ün üstündeyse muaf olunur şeklinde bilgi var. Ben en son 4-5 sene önce muayene olduğumda iki gözdeki miyop ve astigmat toplamı 13,5 çıkmıştı. Bu muafiyet için toplam 14 bilgisi kesin doğru mu?Diyelim üniversite hastanesinde muayene oldum 14'ün üstün
İnternette bakınca iki gözdeki diyoptri toplamı 14'ün üstündeyse muaf olunur şeklinde bilgi var. Ben en son 4-5 sene önce muayene olduğumda iki gözdeki miyop ve astigmat toplamı 13,5 çıkmıştı. Bu muafiyet için toplam 14 bilgisi kesin doğru mu?

Diyelim üniversite hastanesinde muayene oldum 14'ün üstünde çıktı, askeri hastanede tekrar bakarlar diye düşünüyorum ama bunun için kendim mi başvurmam lazım yoksa bedelliye başvurup parasını verdikten sonra mı bu süreç ilerliyor? Bilgisi olan var mıdır?
0
nundu
(08.04.26)
Ben bu sekilde muaf oldum. (2009du sanirim, bedelli degil, kisa donem)
Benim zamanimda zaten muayene once basit bir sekilde yapiliyordu. Doktor cagiriyor, saglik sorunun var mi diyor. Orada goz numaram yuksek dedim. Kac dedi soyledim, askeri hastaneye sevk etti.
Oraya gittim, orada tekrar muayene ettiler, iki sefer. Bana 13 ustu olursa muaf demislerdi, bende 17 civariydi.
0
quaker
(08.04.26)
Ben de 2014'te quaker ile benzer bir süreçten geçtim.
Benim zamanımda sağlık muayenesi için aile hekiminden rapor alınıyordu. Orada gözüm bozuk dedim, demesem sormazdı.
İlgili maddeyi buldu, "bilmem ne maddesinden askeri hastaneye sevki tavsiye olunur" d,ye yazı yazdı, askerlik şubesi randevu aldı beni askeri hastanede muayeneye yolladı.
Yönetmelikte ne yazıyorsa o. Bir kaç kriter var. tek göz 11'den fazla olursa, toplam 14 olursa, vs. Hesaplama yöntemi de yazıyordu. Hipermetropun yarısı alınır gibi ek maddeler de var. İlgili yönetmeliği oku.
Ölçüm öncesi baya bir damla damlatıp yalancı miyopu sıfırlıyorlar. O yüzden şimdiye kadar yaptırdığın ölçümlerden biraz daha düşük çıkabiliyor. Aslında gerçek değerini alıyorlar, o da 14'ün üstündeyse askerlikten muaf oluyorsun (dun).
0
burfak
(08.04.26)
senin derecelerine muaf olunur.
0
mikahakkinen
(08.04.26)
Askeri hastane kalmadı artık. Askerlik şubesi hangi hastaneye sevk ederse oranın kararı geçerli. 13 ölçerse gidersin, 14 ölçerse muaf olursun. Karara itiraz da edebilirsin. Ancak, "elimde rapor var, filan hastane şöyme belge verdi" diye ilerlemiyor süreç. Gönderileceğin hastanenin kararı önemli.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(08.04.26)
Önce aile hekiminize gidiyorsunuz. Göz probleminizi ve varsa diğer rahatsızlıklarınızı söylüyorsunuz, o sizi o bölgede sorumlu olan devlet hastanesine sevk ediyor. Orada sağlık kurulu askerliğe elverişli/değil veya erteleme raporunu düzenliyor.
0
unalub
(08.04.26)
Direkt toplama bakılmıyor, miyop toplamı+astigmatlarin toplamının yarısı 14 üstü olması gerekiyor.
0
diabolus79
(08.04.26)
@diabolus79 doğru söylüyor.

Ben de aynı şekilde 2011'de muaf oldum. Miyop ya da hipermetropun (ikisi birden aynı anda olmuyor, hangisi varsa o alınır ancak askerlik yaşında hipermetrop çok zor, bu nedenle miyop demek yanlış olmaz) tamamı ve astigmatın yarısının 14'ün üzerinde olması gerek. 14,25 ile muaf olursunuz yani.

Bir de görme oranı hesabı var. İki gözün de ideal şartlarda 10/10 üzerinden görme oranı vardır ancak buna da bakılır, dereceden tutturamazsanız buradan da muaf olabilirsiniz.

Detaylı bilgi için TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ SAĞLIK YETENEĞİ YÖNETMELİĞİ'nin Ek C HASTALIK VE ARIZALAR LİSTESİ'nin 7. maddesine bakabilirsiniz.

mevzuat.gov.tr
0
10551037
(08.04.26)
(6)

ABD'de Macaristan'da Neden Orban'ı Destekliyor?

pangea
kıymetli duyuru sakinleri,yurt dışı haberleri takip edenler biliyordur; bu pazar macaristan'da seçim var. bu seçimle ilgili olarak abd başkan yardımcısı vance, orban'a destek için macaristan'a gitti. "her türlü yardıma hazırrız" gibi sözler söyledi vs. imdi, yanlış bilmiyorsam orban rusya'nın avrupa
kıymetli duyuru sakinleri,

yurt dışı haberleri takip edenler biliyordur; bu pazar macaristan'da seçim var. bu seçimle ilgili olarak abd başkan yardımcısı vance, orban'a destek için macaristan'a gitti. "her türlü yardıma hazırrız" gibi sözler söyledi vs.

imdi, yanlış bilmiyorsam orban rusya'nın avrupa şubesi gibi çalışıyor. bir nevi truva atı yani rusya'nın.

bu açıdan bakınca abd'nin orban'a desteklemesi tuhaf görünüyor; öte yandan maga politikacılarla ile orban ideolojik olarak uyuşuyor da, diğer farklılıklar görmezden mi geliniyor ideoloji aşkına?

kafam bir miktar karıştı ve sizlere de danışayım dedim.
+2
pangea
(08.04.26)
haklisiniz, fakat otokratik ve diktator liderler kendileri gibi olanlari severler cunku kontrol etmesi kolaydir. herhalde ideolojiler bir sekilde uyusuyorsa her konuda bir sekilde anlasiriz gibi dusunuyorlar. cunku karsi tarafta "sol egilimli" demokratlar var. bunlarin da isi gucu yesil enerji, ekoloji falan diyerek petrol piyasasini bozmak, sermayeyi zora sokmak, lgbt, cinsiyet esitligi falan diyerek sosyal duzeni degistirmek.
+3
Sour
(08.04.26)
ideolojinin yanı sıra aksiyonlar da var, özellikle ukrayna'ya karşı tutumla ilgili olarak avrupa'da en çekimser duran lider orban. 90 milyar avroluk mu neydi bir paketi de reddetmişti. göçmen mevzusuna, lgbt olayına vs bakışı da avrupa'da en sert lider olduğundan yan yana durmaları çok doğal. özetle ideolojik yakınlık, ab içinde çatlak ses olması ve rusya ile farklı ilişkileri onu daha da kullanışlı yapıyor.
+1
awlmi
(08.04.26)
zelensky sarlataninin yalini kesip zirlatan kim varsa dogru yapiyordur.
arkadaki isim trump olur, supertramp olur farketmez. komsuda umarim orban kazanir.
yeter artik verdigimiz para bunlara.
-5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
Mesele otokratiklik diktatörlük değil , onların ulus devleti savunuyor olmalarında yatıyor .
Türkiyemiz de buna dahildir.

Kürecilere göre " ulus devletler" kendi planları için önlerindeki engellerden biridir .
İnsanlarda ulus veya millet bilinci " aidiyet " demek olduğundan küreselciler göçmenliği de teşvik ederler .
Göç başladığında insanlar için önemli olan artık ev bark değil , hayatta kalmaktır. Göç ettikleri yerlerde bir kaç nesil sonra atalarının geldiği yer kendileri için de çok önemli olmayacaktır.
Aslen tabi olduğu yeri unutan , önemsemeyen veya bilmeyen insanlar küreselciler için çok kullanışlı ve istenen şekle konulabilecek bir malzemedir.
Üzerlerinde her çeşit deney bile yapılabilir.
Sosyal medyası olan çeşitli teknolojik şirketlerin bile ( göçmenler temel alınarak) dijital vatandaşlık çalışmaları da var .

Sözün kısası ABD'de Biden zamanında göç teşvik ediliyordu. Trump geldi engel oldu.
Zamanında sorosun da planlarını bitiren Rusya ile bu bakımdan benzer yönleri var şimdiki ABD hükümetinin.

Üstte otokratik monarşi diktatör diyen kişi Rusya'nın sınırında bir devlet başkanı olsa durumu daha iyi anlayacak.
Gerçekte rusya gibi bir gücü kimse karşısına kolay kolay almak istemez.

Tarihten, uluslararası ilişkilerden haberi olmayan zelenisky gibi biri ise küreselciler için kullanışlıydı ve natoya girme gibi bahanelerle Rusya'yı karşısına aldı. Oysa Rusya uyarmıştı.
Sonuç :
ukrayna darmadağın...
erkek nüfusunda büyük azalma, askerlikten kaçışlar vs..
Zelenisky'e en yakın kişilerin ise yolsuzluk yapmaları ayrı bir konu .
-2
diyecevaplandı
(08.04.26)
neden reisi destekliyor. abd artık otoriter liderleri destekliyor sebebi de açık. otoriter lider memleketine ne derse kabul ettiriyor. abd için ülkede ajanlık faaliyeti yürütmeden işleri çözmek daha masrafsız.
+1
mikahakkinen
(08.04.26)
orbanın rakibi de orbanın partisinden çıkma zaten. iç politika ve dış politikada radikal bir değişiklik beklenmiyor. sadece ab içinde orban kadar aykırı bir tutumu olmayacak o kadar
0
Hallegadola
(08.04.26)
(7)

Mayıs sonu bayramda Antalya da denize girilir mi?

sonhakan
Dün bodrum sormuştum Çoğunluk hayir deyince Antalya olabilir mi diye soruyorum
Dün bodrum sormuştum Çoğunluk hayir deyince Antalya olabilir mi diye soruyorum
0
sonhakan
(07.04.26)
Geçen yaz 7 Haziran'da Kemer'deydim. Hava, deniz sıcaktı. Çok yanmıştım.
-4
arbre
(07.04.26)
19 mayıs'ta kaş'ta çok bulundum; gayet güzel oluyor, rahatlıkla girilir. yazın ortası gibi 8-9'a kadar denizde kalınmaz ama, 7'den sonra hafif esinti çıkar.
+1
lil siztah
(07.04.26)
Antalya Denizi bodrum'dan her zaman 2-3 derece daha sıcaktır.
0
etna
(07.04.26)
Kas daha serin olur. Ama orada bile girilir.
Ben kasta da girmistim mayis sonu.
-1
Purple life
(07.04.26)
antalya denizliden daha sıcaktır zaten. antlaya bodrumdan daha sıcak olur ve denize her ikisinde de denize girilir.
0
mikahakkinen
(07.04.26)
Mayısta Antalya'da denize girmeyi temmuzda Bodrum'da girmeye tercih ederim.
+2
Improbable
(07.04.26)
Mayıs sonu rahat girilir, bir temmuz sıcaklığı olmasa da konforlu olur.
0
kimlanbu
(07.04.26)
(12)

Türkler neden Hitler'i seviyor

darkwizard
Arkadaşlar sosyal medyada Hitler ile ilgili bir sey paylaşınca direkt yorumlar %99 olumlu ve sevgi dolu.Bugun Filistin ve İsrail Savaşı yüzünden mi?Bir insan Hitler gibi insanlık düşmanını nasıl savunur?
Arkadaşlar sosyal medyada Hitler ile ilgili bir sey paylaşınca direkt yorumlar %99 olumlu ve sevgi dolu.
Bugun Filistin ve İsrail Savaşı yüzünden mi?
Bir insan Hitler gibi insanlık düşmanını nasıl savunur?
-4
darkwizard
(07.04.26)
Bircok sebebi olabilir ama algida secicilik olma ihtimali en yuksegi bence. Mesela Sevan Nisanyan'in esi var Ira, genelde carpitmali olsa da saydiriyor hep bazi seylere (turklukle alakali bir takim seyler) ve yorumlar genellikle destekler nitelikte, baska cins biri daha vardi, Ira onun yaninda melek kalir :D bazi hakli oldugu noktalar vardi ama genelde igrencti, gene yorumlarda ovuluyordu kadin surekli.

Belirttiginiz konularla alakasi olabilir, bunu da goz ardi edemem. Daha da onemlisi bugun bati medeniyeti dedigimiz seyin karsisinda oldugu icin de savunuluyor olabilir. Hitler bir hegamonya kurabilmis olsaydi belki cok daha kotu olurdu ama onu bilemeyiz, su an guc kimin elindeyse, gucunu kullanmasi insanlara batar ve onlarin karsisindakiler gozune daha iyi gorunur.

Son olarak, dunyada bir suru katliam yapan lider oldu. Hic biri Hitler kadar sovgu almiyor. Boyle olmasi beni de huylandiriyor mesela.
0
mbond
(07.04.26)
Salak ve kötü olanlar seviyor.

Türkler seviyor diye bir sey yok ayrica.
+12
Purple life
(07.04.26)
israil ve yahudi karsitligi temel sebep.
0
baldur2
(07.04.26)
klasik "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığı. İsrail'i veya yahudileri düşman bilen Hitler'i sever.
0
faberkastelli
(07.04.26)
ben sevmiyorum. yahudi soykırımından dolayı seviyorlar, ayrıca türklerde genelde alman ve alman malı sevgisi var. jöntürklerden beri bu var.
+3
mikahakkinen
(07.04.26)
Cehaletlerinden ve yahudi soykırımından ötürü. Ama işin içinde Yahudiler olmasaydı da yine bu kadar kötü bir karakteri severlerdi. Bizim milletimiz kötü güce yapmayı sever.
+5
sadakatsiz
(07.04.26)
sadece tr'ye özgü bir şey değil
+1
duyurukullanıcısı
(07.04.26)
Hitler, bizde tam değil " yarım " belki de sadece bir yönü ile çeyrek tanınıyor.
Yoksa üstün ırkçılıkla, aryancılıkla veya siyonizmle öne çıkanların ne Türklere ne de insanlığa faydası olur .
Almanya'nın Hitler den sonra siyonistler tarafından ele geçirildiği de gün gibi ortada. Hitler'in yanındaki büyük
sermaye sahipleri de yahudiydi.
Bazı şeyleri iyi anlamak lazım .

Ve tabi zalime destek verene de o zalim musallat oluyor bir zaman sonra.
En yakın örnek olarak
Irak Afganistan Suriye'de de el ele kol kola vererek sivil kanı döken siyonist devlet, abd ve İran şimdi birbine girmiş durumda .
Silahların değil mazlumun kalbininn kırıklığı galip gelecektir eninde sonunda.
-1
diyecevaplandı
(07.04.26)
Yahudi düşmanlığı sebebiyle. Bir de hitler'in Türkiye'ye bir etkisi olmadı malum savaşa katılmadık, ondan ülke üzerine net etkisi yok. Kimsenin ailesine bir şey olmadı falan. Yani bugün Türkiye'nin herhangi bir yerinde hitler savunsan çoğu kişi iplemez.
Ama gene de ben Türklerde özel sevgi olduğunu sanmıyorum. Her ülkede mal bir kitle var, onlar sever. Sen de onlara denk gelmissindir.
+2
logisticsmanager
(07.04.26)
türkler hitler'i seviyor varsayımı çok yanlış.
tüm dünyada 20 yaş altında hitler'i sevmek ya da "lan yoksa adam haklı mıydı" diye düşünmek görülebiliyor, bu türklere has bir durum değil.

israil'in sınır tanımazlığı ve tam bir terör devleti haline gelmesi küresel çaptaki bu sevgide (hadi sevgi demeyelim de sempatide) önemli bir etken.
+1
biseysorcaktim
(07.04.26)
hitler'i seven adam milliyeti fark etmeksizin asiri eziktir. silik, sümsük bir tiptir. türklerden de sevenler zeka gerisi irkcilar olduklari ve kendilerini bir halt zannettikleri icin seviyorlardir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.04.26)
yahudi düşmanlığı.
zaten toplumumuzda ziyadesiyle mevcut bu durum; israil'in politikaları sebebiyle de iyice harmanlanıyor.
ondan sonra gelsin "hitler çok akıllı bir adammış", gitsin "hitler az bile yapmış" gibi saçma sapan yorumlar.
0
pangea
(08.04.26)
(8)

Sıra bana gelince kimsenin benim derdimi dinlememesi?

skr1292
etrafımdaki çoğu arkadaşım sıkıntılarını sorunlarını anlatıyor tavsiye vermemi istiyor ama ben kendim bir sorunumu anlatınca kısa cevap verip lafı kendilerine çeviriyorlar.biri gerçekten merak ettiği için en son ne zaman “nasılsın” diye sordu hatırlamıyorum.nerede hata yapıyorum sizce?
etrafımdaki çoğu arkadaşım sıkıntılarını sorunlarını anlatıyor tavsiye vermemi istiyor ama ben kendim bir sorunumu anlatınca kısa cevap verip lafı kendilerine çeviriyorlar.

biri gerçekten merak ettiği için en son ne zaman “nasılsın” diye sordu hatırlamıyorum.

nerede hata yapıyorum sizce?
0
skr1292
(06.04.26)
denge kuramiyoruz biz sanirim ya. gercek arkadas bulmak cok zor dediginiz olayi ben de yasadim cokca.

anlatmak istediginiz bi seyler varsa ben dinlerim
0
aguen
(06.04.26)
Sizi anlatan değil dinleyen arkadaş olarak kodlamış olabilirler.
Empati seviyesi yüksek biri olabilirsiniz.
Yardımsever herkese çozum sunan biri olabilirsiniz.
Tavsiyem biraz kendi meselelerinizi daha çok kendi gundeminizde tutmak olabilir. Mesela bı arkadasiniz yine kendi derdinden bahsediyor, deyin ki benim başımda hala şu sorun var bunu çözmeden sana faydam olmaz. Veya telefonla aradı başladı kendi derdini anlatıyor, odaklanamiyorum şu sıkıntımdan dolayı deyip ya konuyu kendinize çevirin ya da yine aynı sebebi söyleyip konuşmayı sonlandırın.

İnsanlar biraz dinleyen yardimseven birini görünce suistimal edebiliyorlar günümüzde birçok insan da maalesef dünya benim etrafımda dönüyor sadece benim derdim var en büyük dert bende herkes benle ilgilensin tavrında.
+1
egerbiryolcu
(07.04.26)
Derdi sıkıntısı olmayan ya da ketum paylaşmak istemeyen biri izlenimi veriyor olabilirsin. Mesela yüz ifadenden o gün canın sıkkınsa bile anlaşılmıyor olabilir
+1
pembediken
(07.04.26)
çok benmerkezci insanlarla arkadaş olmuşsun da ondan. geçenlerde gerçekten sırf benim derdimden dolayı oturulan masadan başka bir arkadaşımızın derdine üzülerek kalkmıştık. muhtemelen senin arkadaşların da böyle tipler. bir de dışarıya istemli ya da istemsiz ben çok güçlüyüm, her şeyi kendim hallederim mesajı verdiysen dinlemezler seni :) sen de onları dinleme bundan sonra, ben öyle yapıyorum
0
black holes in the sky
(07.04.26)
hayatınız görece derdinizi dinlediğiniz arkadaşlarınızdan daha mı güzel maddi ve manevi olarak. benim bi arkadaşım vardı her derdini dinlerdim. çok maddi sıkıntılar çekiyordu falan. ben görece ondan daha iyi maddi koşullara sahibim. benim dertlerimi ciddiye almazdı. en son evlendiğim dönem olan klasik dertlerle ilgili bir şey anlattığımda hiçbir yorum yapmayıp "takma kafana ya o değil de kanka benim kız (2 yaşında kızı vardı) çamaşır sepetinden kendi çamaşırlarını ayırabiliyor." dediği an kafamda arkadaşlığımı bitirdim 1 ay sonra da ghostladım o zamandan beri hiç konuşmadım. benim derdimi dinlemeyenle arkadaş falan olamam ya çünkü ben herkesin derdini dinliyorum. ben derdimi anlatınca "takma yaaa" deniliyor.
+2
matilda
(07.04.26)
kimse kimseyi dinlemiyor hadi dinlemiyor, anlamıyorda. eğitim seviyesiyle alakalıda değil. dün odtülü bir abiyle denk geldim o da dinlemiyor. kahvedekiler zaten dinlemiyor. çağımızda artık yaygın bir sorun bu.

nasılsın diye soran çok az insan var. insanlar eşlerine bile günü nasıl geçti demiyor, o sebepten senin sorunun onlara göre daha sorun değil.
-1
mikahakkinen
(07.04.26)
şayet dışarıya "her şeyi kendisi halleden, yardım istemeyen" bir görüntü veriyorsanız, bunlardan olabilir. bu tür farkında olmadan çizilen güçlü, iş bitirici, kendine yeten, akıl danışılan profiller çoğunlukla çocukluğunda ihmale uğramış ve her şekilde her şeyi kendi halletmek zorunda kalmış kişiler oluyor.

bu tarz bir imajınız olabilir mi? bu tabi ki size nasılsın dememelerini tamamen meşru kılmaz ama durumu anlaşılır, dolayısıyla da çözülebilir kılar.
+1
Phoebe
(07.04.26)
Böyle olanlar hayatımdan bir şekilde çıktı şükür, keşke daha önce çıksalarmış.
+1
gadlemler
(08.04.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.