Giriş
(4)

futbol kulüpleri ve başkanları

biseysorcaktim
futbol konusunda cahil olduğumu kabul etmekle beraber başkan faktörünün neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.başkanlık neden var ve neden önemlikulübün başarında başkanın faktörü nemesela fenerbahçe'nin ne şimdiki ne eski teknik direktörlerini bilmem ama ali koç'u da, sadettin saran'ı da sürek
futbol konusunda cahil olduğumu kabul etmekle beraber başkan faktörünün neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.

başkanlık neden var ve neden önemli
kulübün başarında başkanın faktörü ne

mesela fenerbahçe'nin ne şimdiki ne eski teknik direktörlerini bilmem ama ali koç'u da, sadettin saran'ı da sürekli görüp duyuyoruz. teknik direktör başkandan daha önemli değil mi?

ayrıca, önemli olan şey transferlerse, başkan tek başına oyuncu alıyor ya da gönderiyor? kulüp kendi içinde az da olsa demokrasiye sahip değil mi? yani teknik direktörün bunu alalım bunu gönderelim deme imkanı yok mu?

bu durum sadece bizde mi böyle yoksa başka ülkelerde de başkan teknik direktör'den daha mı büyük?
0
biseysorcaktim
(22 saat)
bu ligine göre değişir. pl de takımın genel menajeri hocayla karar verir. ispanyada genelde başkanlar transfer yapar. almanyada tamamen profesyonelken, italyada takım sahipleri ne derse o olur. türkiyede genelde başkanlar cebinde parayla gelir ve harcarlar. parayı verdikleri için de kararları verirler. demokrasi varsa plde veya almanyada vardır. diğer ülkelerde takımlar başkan odaklı.
+1
mikahakkinen
(21 saat)
1- Başkanlık neden var çünkü bizim küplerin geneli dernek statüsünde, tamamı şirket olmadığı için tek bir sahiplik durumu yok, hal böyle olunca başkanlık oluyor.
2-Başkan faktörünün zengin, devlet ile arası iyi, uluslarası networku bulunan kişilerden olması kulübe daha fazla para yatırması, sponsorlar bağlaması demek.
3- Kağıt üstünde evet, teorik olarak hayır.
4-Parayı başkan buluyor, kimi zaman cebinden koyuyor, dernek üyeleri transfer için cebinden para veremeyeceği için son söz başkanın oluyor, teknik direktör CEO, Başkanı da yk başkanı gibi düşünebilirsin.
5- Genel olarak her ülkede böyle, istisnalar var tabi.

Sonuç olarak, olması gereken işi profesyonel olarak bilenlere ( TD, Antrenör, futbolcu vs ) ye bırakan sadece maddi konularda kulübün önünü açan başkan olması. Ama bu kulüpler aynı zamanda bir çok siyasi parti liderinden daha prestijli, o nedenle bi kulübün başkanı olmak demek otomatik olarak milyonlarca kitlenin lideri olmuş oluyorsun.

He fb başkanlarında para da var, network'te var neden olmadı bu iş o zaman diyebilirsin, evdeki hesap çarşıya uymuyor bazen :)
0
ebeş
(21 saat)
canlı örneği olarak bursaspor'un tarihine bakabilirsin.
0
duyuruuser
(18 saat)
bunlar hem dernek hem de şirket. çok para çeviriyorlar, o kadar paranın hesabını da kimse soramıyor. yiyorsa gelen yönetim eskisini ibra etmesin, sırada kendileri var (bunun örneği pek azdır, yok desen yeridir). başkanlık bu yüzden göz önünde -amatör dahil. hatta en çok amatör dahil.

tr seviyesindeki futbolda başkanla teknik direktör en azından eşit seviyededir, teknik daha önde değildir. aksini iddia eden idealizmden kendini kurtarsın.

başka ülkeler çok geniş kavram. mesela barça'da başkan teknik direktör ekibi kadar güçlü değildir, orada teknik direktör de zaten ekole göre gelir gider. sonuncusu da yıllardır yaptıkları altyapı değişiminin görünen yüzü oldu. real madrid'de perez yüzyıldır filan başkan mesela, onların politik gücü bambaşka seviyede. onlar da tr ayarında yönetiliyor diyebiliriz. perez'e tr'den herhangi bir kulüp ver, iki sene sonra madrid ayarına getirir. böyle garip bir yer başkanlık.
0
klassno
(13 saat)
(10)

12 yılda şampiyon olamamak tuhaf değil mi?

luluki
3 büyük kulüpten biri olÇuvallar dolusu paraDevlet teşvikleriUluslararası iyi/kötü prestijMedya desteğiMilyonlarca taraftarEee sahi problem ne?
3 büyük kulüpten biri ol
Çuvallar dolusu para
Devlet teşvikleri
Uluslararası iyi/kötü prestij
Medya desteği
Milyonlarca taraftar

Eee sahi problem ne?
+1
luluki
(27.04.26)
Berbat yonetimler. Herhangi bir sistemin vizyonun olmamasi, hep gunu kurtarmalik transferler vs..
0
baldur2
(27.04.26)
sorun, aşırı güçlü kulüp başkanları bence ali şen,ali koç ve aziz yıldırım. devlet gibi adamlar. yanlışlarını kimse söyleyemiyor. 2000 yılını baz alırsak; son 26 yılda gs 9 başkan değiştirmiş. fb ise saranı saymazsak 2 başkan değiştirmiş. gs başarısızlığı anında cezalandırıp gönderiyor. fb ise bunu yapamıyor. gs başkanlarının bir ekolü var. 1 yada 2 istisna haricinde tamamı galatasaray lisesi mezunu. abdurrahim albayrak bile koyu gs li olması ve inanılmaz maddi gücüne rağmen başkan olamıyor. fener için kıstas zengin ve güçlü olması. fb taraftarı manipülasyona çok açık, güdülmeye elverişli. yönetimler de bunu suistimal ediyor.
+6
ground
(27.04.26)
Ground+1
Fenerbahçe'de bir oturmuş yapı yok, başkana bağlı. Gelen başkan kötüyse kulüp tamamen batıyor ve kim ne kadar iyi olursa olsun belli süreden sonra güçten kafayi yer, bu siyasette de böyledir.
Misal bu sene Fenerbahçe neden şampiyon olamadi? Devre arasında yaptıkları salak transferlerden. Şöyle gs'yi bulmuşken böyle saçma sapan plansız transfer dönemi geçirirsen böyle olur.
Buna ek olarak gs'yi kafan çıkarmaları lazım. Transferler belli ki gs ile de alakalı oluyor. Bence Fenerbahçe bu kısmı tamamen kafadan çıkarıp yapmalari gerekene odaklansa başarılı olur ama genel kulüp kongresi de transferi de yöneticisi de gs ile kafayı bozmuş halde.
Ben bir gsli olarak mevcut halden memnun değilim, gereksiz gergin bir futbol ortamı var ve gerçekten Fenerbahçe dalga geçmek dışında hayatımda umrumda olan bir takım değil. Ne transfer yapmışlar ne yapmışlar, benim tek olayım gs. Bunu fbliler yaparsa başarılı olabilirler.
+1
logisticsmanager
(24 saat)
mentalite.

kanit: baskan degisti, futbolcular degisti, taraftar profili degisti, teknik direktor degisti.

ben bunu tarihsel psikoloji ile acikliyorum. ali sen'den sonra camia'da yayilan korkunc bir herkes bize dusman, basarisiz degiliz kibiri, biz fenerbahce cumhurriyetiyiz, istedigimizi aliriz, gs'nin elinden kapicaz vs.. gibi bir bilinc olustu. bu bilinc 20 kusur yildir beslendigi icin hic bir materyalist degisim farketmeyecek.

cozum. guclu/egolu/kibirli degil, empatisi yuksek bir baskan ve ekip.
+3
buenosdias
(23 saat)
gs'ın 14 senelik aralıksız bu rekoru var. bjk napsın on senede 1 kere falan oluyor. 5 büyük lige bakarsak oralarda da genel olarak duraklamaya giren takımlar var. manu ve arsenal çok uzun süredir şampiyon olamadı. liverpool ise 30 şampiyon olamadı, premier lig geldiğinden beri ilk şampiyonluğu 2020.

3 büyük klübün şampiyon olabilmesi için gereken saydıklarınızın dışında iyi oyuncu grubuna denk gelmesi lazım. gs güney amerikalıları yakaladı ve uzun süredir başkın ki fb de güney amerikalıları yakaladığında iyiydi. problem iyi yapılanma.
mentalite +1 gs hocasız, başkansız her türlü şampiyon olabiliyor çünkü yönetimde gs lisesi kültürü var. fenerde öyle bir kültür yok.
+1
mikahakkinen
(22 saat)
Dışarıdan gördüğüm kadarıyla fb gereksiz bir kurumsallık var. şirket yönetir gibi kulübü yönetmeye çalışıyorlar. Galatasaray'daki arkadaşlık ortamının kırıntıları bile yok fb de.

Fb yi federasyon iteklemese ikinci de olamazlar.
+3
duyuruuser
(22 saat)
En dandik ilce belediyesini almak icin yuz tane plan, kumpas hazirlayanlar kitlelerin afyonu futbola mudahale etmiyorlar bence.
0
speedy
(22 saat)
Fenerbahçe futbol hariç diğer bütün branşlarda başarılı bir spor kulübü çünkü diğer şubeler yıllardır liyakatli kişilerce ve profesyonelce yönetiliyor. Futbol amatörce ve sadece başkanlarca yönetildiği için, başkanlar kafalarına göre futbolcu, yönetici, td getirip gönderdiği için başarı gelmiyor.
+1
iwasbornonamountainside
(21 saat)
var geldikten sonra normali buydu bence.
+2
Improbable
(20 saat)
Sıdıki şerif kim allasen? Devin özek kim?

Yazık ben acıyorum bu takıma verilen paralara
0
Hallegadola
(5 saat)
(10)

Fenerlilerin sürekli bahsettiği yapı nedir?

halk
Fenerin hakkı sürekli yeniyor mu?
Fenerin hakkı sürekli yeniyor mu?
0
halk
(27.04.26)
dıj güjler'in futboldaki yansıması işte.
+6
yazar yazmaz yazan yazar
(27.04.26)
kesinlikle bir yapı var. büyük ihtimal siyasi bir yapı. ama kimse de isim veremiyor. çünkü ucu yukarıya kadar gidibilir. ama fb de sütten çıkmış ak kaşık değil. penaltıyı da mı bu yapı kaçırttı?
+1
mikahakkinen
(27.04.26)
eğer yapı varsa feneri şampiyon yapmak için var bu nettir.

fenerliler de hala yapı diye bahane arıyorlarsa, bu kafayla daha çok ikinci olurlar.
+3
duyuruuser
(27.04.26)
dap yapı tabii ki.
+1
lifeisopeth
(27.04.26)
Osimhen'in dizi tabiki.
+1
logisticsmanager
(27.04.26)
Fener fanatiği olmak ancak aşkla açıklanabilir. Boynu bükükler.
0
luluki
(27.04.26)
şeytandan kupa alındığından beri böyle :)

youtube.com
0
eileengray
(23 saat)
yapi var midir yok mudur onu bilmem ama fener cok yanlis bir strateji guduyor. yapi yapi diyerek kaybetmeyi mesrulastiriyor resmen. tam bir kurban psikolojisi. kendini gercektestiren kehanet. sampiyon olamayacaklarina o kadar inaniyorlar ki sonunda gercekten olamiyorlar :)
+1
banach
(8 saat)
Seçilmiş travma
0
Hallegadola
(5 saat)
(3)

Erzincan’da ne yapmalı?

ekimoloji
Daha önce gitmiş, yaşamış birileri varsa nereler gezilir ve nerde ne yenir öneri verirse çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler.
Daha önce gitmiş, yaşamış birileri varsa nereler gezilir ve nerde ne yenir öneri verirse çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler.
0
ekimoloji
(25.04.26)
erzincan dediğim dümdüz bir şehir.
zaten 1 tane caddesi var. o da dümdüz uzun.
yersen de burada et döner yiyeceksin.
müthiş lezzetlidir.

bakırcılar çarşısı var. gidip bir tane çaydanlık alabilirsin bakır.
karanlık kanyon var. çok şahane bir yer ama biraz uzak. dünyanın en büyüklerinden biri. birde burada efsane olarak orada insanların taşları oyarak bir yol yaptığı söylenir ama efsane. biri var buradan atlamış paraşüt açılmamış çakılmış ölmüş onun da mezarı orada resmi var.
tekne turu yapılıyor. birkaç aktiite var yine işte iple bağlayıp belinden salıyorlar öte yakaya.
kış zamanı kayak tesisi açıksa gidilebilir. güzeldir.
tulum peynirini de çok iyidir güzeldir.
+2
OgutucuRecep
(25.04.26)
Kemah ve Kemaliye'ye gittim. Kemaliye uzak ama kesinlikle gitmeye değer bir yer.
Apçağa Köyü var orada ve neredeyse hepimiz bu köyü bir şekilde biliyoruz.

"Orada bir köy var uzakta
Gitmesek de Kalmasak da
o Köy bizim köyümüzdür"

Kanyon'da tekne turu yapılıyor, tavsiye ederim.
Kemah'da tuz madeni var. 2024 yılı yazında bir çuval kaya tuzu almıştım, daha geçen gün çuvalın sonundaki tuzları kullanmak üzere tuzluğa ekledim. Giderseniz bana da kargo ile gönderin :)

Bu arada düğün dernek filmindeki tüpçü dükkanı da Kemaliye'de bulunuyor.
Kemaliye girişinde bir doğa tarihi müzesi var, onu da tavsiye ederim.

Erzincan merkezde tavsiye edilen bir dönerci var ama ben tavsiye etmem :)
Ergan Dağı kayka merkezinde göl var. Oraya çıkabilirsiniz manzara için.

Girlevik şelalesine gidebilirsiniz.
Tulum peynirini ben de tavsiye ederim.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(26.04.26)
12 ay askerlik yaptım. en boktan ege şehri bile oraya 30 çeker. bir şelale var oradaki restaurantta alkol var, bir orada içilir. başka da bir şey yok. dümdüz bir şehir.
0
mikahakkinen
(27.04.26)
(5)

Hanedan değişimi

put it in your appropriate place
İngiltere'de başta olmak üzere hanedan değişimi nasıl oluyor yav? İngiltere'de Tudor Hanedanı var mesela, öncesinde York varmış, sonrasında Stuartlar gelmiş. Aralarında kavgalar çıkmış, iç savaşlar olmuş.Başa biz geçiyoruz, sıkıyorsa gelin indiren lan mı diyorlar? İndirmeyen adam değildir diye cevap
İngiltere'de başta olmak üzere hanedan değişimi nasıl oluyor yav? İngiltere'de Tudor Hanedanı var mesela, öncesinde York varmış, sonrasında Stuartlar gelmiş. Aralarında kavgalar çıkmış, iç savaşlar olmuş.

Başa biz geçiyoruz, sıkıyorsa gelin indiren lan mı diyorlar? İndirmeyen adam değildir diye cevap olmuş mudur? Nasıl oluyor bu işler?
0
put it in your appropriate place
(25.04.26)
Başa geçecek velihat kalmayınca akrabalık ilişkisi olan diğer hanedandan biri geliyor, zamanında İngiltere kraliçesi çocuksuz ölünce mesela İskoçya kralı İngiltere kralı oluyordu çünkü annesi İngiltere kraliçesiyle kuzendi (büyükannesi İngiltere kralının kızıydı), gerçi annesinin kafasını yine aynı kuzeni kestirmişti ama akrabalık ilişkisi yok olmuyor neticede, böyle durumlar dışında hanedan el değiştirmez. Osmanlı'da da birkaç kez bu duruma yaklaşılmıştı, yedekte Kırım hanlığı bekliyor deniyordu ne kadar doğru bilmiyorum, mesela. 4. Murat ölürken kardeşinin öldürülmesini istiyor ama öldürmüyorlar, öldürselerdi Osmanlı da velihatsız kalıyordu çünkü başka erkek kardeşi yoktu erkek çocukları da küçük yaşta ölmüştü.
0
kizil karga
(25.04.26)
@kizil karga İskoçya kralı mevzusu evet biliyorum. İskoçya'da James VI iken, İngiltere kralı olunca James I oluyor. James VI and I diye anılıyor galiba.
0
🌸put it in your appropriate place
(25.04.26)
Evet Annesi Mary Stuart'ın büyükannesi 7. Henry'nin kızıydı/Tudor hanedanının torunuydu, o yüzden taht benim aslında türü tripleri de olmuştu, 1. Elizabeth de bu yüzde idam ettiriyor ama 1. Elizabeth çocuksuz ölünce Mary Stuart'ın oğlu İskoçya kralı İngiltere kralı oluyor, mesela Stuart hanedanın son kraliçesi Anne çocuksuz ölünce Almanya'dan Hanover hanedanlığı gelip İngiltere'nin başına geçiyor ama bu her zaman kavgasız gürültüsüz olmuyor savaşın kılın yünün çıktığı siyasi durumlar da oluyor. Bugünkü hanedan da Alman hanedanı aslında, sonradan ismini değiştiriyorlar.
0
kizil karga
(25.04.26)
Ben bu konuya bir dönem baya merak salmıştım. Genel olarak birkaç farklı senaryo var.

1- Erkek soyun tükenmesiyle veraset değişimi
Kralın erkek çocuğu olmuyor, veya ölüyor. Sonuçta ya kızı gelip kraliçeliği döneminde biriyle evlenerek yeni erkek çocuk ve yeni isimle hanedan değişiyor, ya da bu tip durumlar için önceden kararlaştırılmış veraset devri planlaması işliyor.

2- Ele geçirmeyle değişim. Bu senaryoda güçlü asil ailelerden birisi veya krala yakın bir general veya başka bir çeşit saray görevlisi iktidarı ele geçiriyor.

3- Savaşla değişim, gayet açık. Dışardan bir güç gelerek krallığı kendi hakimiyeti altına alıyor.

1. Maddedeki durumda taht genelde planlı şekilde üst soydan gelen yan kollara aktarılıyor. Örneğin iki önceki kralın kardeşinin soyundan birine. Bazen de kral ölmeden önce güvendiği bir görevlisini veliaht olarak gösteriyor.

Arada absürt örnekler de var. Örneğin Bizans'ta I. Iustinus baya çulsuz bir köylü olarak sırtında ceketiyle istanbula gelip sonra bir şekilde imparator olup çıkıyor. Siyasi, dini, karmaşık çok kompleks sebepleri var bunun. İlginç bir olay, komik bile düşününce.

Size çıkış noktası olması için ingilizce wikipediadaki listelere bakabilirsiniz. Hemen hemen her krallığın kral listeleri var. Bir hanedendaki son isim ve diğer hanedandaki ilk ismin kim olduğuna bakıp hayatlarına kısaca göz atabilirsiniz.
+1
akhenaten
(27.04.26)
fransada mesela Merovenj hanedanı varken Karolenj Hanedanı geliyor artık taht bizim diyor. papanın desteğini alan bir aile Merovenj hanedanını indiriyor. bu dönemsel bir örnek. fransada derebeylikler varken güçlü olan yönetimi almış. italyada güçlü aileler hep çatışmış ama tek krallık olamamış. bu konuda en güçlü aile habsburglar. her yere kız oğlan verip ağı genişletmişler. ingiltere daha farklı bir soyla ilerlemiş. ülkeden ülkeye değişmiş ama genelde güçlü soylu aileler yönetime yakın olmuşlar. ingilterede farklı olarak kadın krallar var. genelde avrupada pek kadın kral yok. ingiltere biraz anaç bir ülke olduğu için babanın oğlu olmak dedğilde ananın oğlu olmak daha önemli.

ingilterede genelde yakın soylar tahta geçmiş hatta şu andaki hanedan alman kökenli. tahtan çekilen amcanın almanlarla arası iyi olduğu için kendisinden hep şüphe duyulmuştur.
0
mikahakkinen
(27.04.26)
(4)

frankurttan ne getirilir?

OgutucuRecep
içki, puro, yiyecek, çikolata ya da ne getirilir?abim gitti de gelirken alsın.
içki, puro, yiyecek, çikolata ya da ne getirilir?
abim gitti de gelirken alsın.
0
OgutucuRecep
(24.04.26)
Elektronik, kulaklık vb. ihtiyacınız varsa buradakiyle saturn.de fiyatlarını karşılaştırın.
0
cosmicstring
(24.04.26)
Frankfurther.
+1
mikahakkinen
(24.04.26)
sosis
0
renegade
(25.04.26)
birkenstock.
0
thetruenorthstrongandfree2
(25.04.26)
(7)

Türkiye neden demiryolu yapmıyor

messina123
Yapsa bile aşırı yetersiz. Ülkeden çıkmayan petrole muhtacız.
Yapsa bile aşırı yetersiz. Ülkeden çıkmayan petrole muhtacız.
0
messina123
(24.04.26)
Şu arkadaş videosunda dolaylı olarak değiniyor

youtu.be
+1
yurtsuz john
(24.04.26)
Dış güç mış güç diyip kolaya kaçmadan yorumumu şuraya bırakayım. Adamlar kendi ülkelerindeki şehir içi raylı sistemi petrol şirketlerinin baskısıyla söktü. Los angelesta şehir içi raylı sistem petrol şirketlerinin baskısıyla söküldü. Türkiyenin ilk demir yolu hattı izmir aydın denizli demiryolu, ulaştırma bakanı binali yıldırımken ihaleyle çift yön yapılsın diye proje açıldı. 11 senede sadece sinyalizasyon yenilemesi yapıldı. Mesai saatlerine tren seferi özellikle konulmuyor. Ama bu 4 senede denizli aydın izmir otobanı birbirin3 bağlandı. Otobana harcanan paranın 1000 de birine 2. Hat yapılıp ulaşım kolaylaştırılabilinir. Şu an aydın denizli arası ulaşım nazilli aydın birlik araçlarıyla yapılıyor. Sprinter araçlarla. Yani olayın başı taaa marshall yardımlarına dayanıyor.
+1
mikahakkinen
(24.04.26)
Türkiye, Atatürk döneminden sonra dış yardım ve krediye ihtiyaç duymuş, bu yardım ve krediyi verenlerin yönlendirmesiyle politikalarını belirlemek durumunda kalmış bir ülke.
Bize muhtaç olmamanı sağlayacak yatırımlar için harca diye kim kredi verir bi ülkeye?
+1
Mirket
(24.04.26)
kısaca: demiryolu iktidarlar için popülist bir seçim aracı değil.

demiryolu faydası uzun vadede görülen,anlık bireysel etki yaratmayan bir ulaşım aracı. Fakat karayolu hem yapımı hızlı hem de bireylerin kişisel kullanımı daha yoğun olduğu için göz önünde.
+1
biravekahve
(24.04.26)
Atatürk bugünkü demiryollarınin tamamını yaptı 15 senede.

Erdoğan 21. Yüzyılın ilk çeyreği biterken sadece karaman'a tren getirebildi.

Sadece beceriksizlik
+1
topkapiaksaray
(25.04.26)
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(25.04.26)
(bkz: marshall planı)'dan okumaya basla, neden demiryolu yok anlarsin.
+1
cooperr
(25.04.26)
(14)

bir arkadaşım ekolü

Rondak
arkadaşım alkolden ehliyetini kaptırmış. bu yaz tatile giderken arabayı sürmek için sen de bizimle gelir misin diyor. adam evli çoluğu çocuğu var ve ben arabasını sürecekmişim hem de tatil yapacakmışım :)bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim. yani böyle saçma bir soru olabilir mi?atış serbest..
arkadaşım alkolden ehliyetini kaptırmış. bu yaz tatile giderken arabayı sürmek için sen de bizimle gelir misin diyor. adam evli çoluğu çocuğu var ve ben arabasını sürecekmişim hem de tatil yapacakmışım :)

bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim. yani böyle saçma bir soru olabilir mi?

atış serbest...
0
Rondak
(24.04.26)
Parayla bunu yaptırabileceği üniversite öğrencisi akrabası mutlaka vardır bence sizi de tatilde istiyor.
-4
enteg
(24.04.26)
Sende hanım ve çocukla gideceksen okey. Onun haricinde makam şoförü istiyor.
-2
etna
(24.04.26)
Bu ara ülkede neden gavatlık deyyusluk arttı acaba ya?
-16
Hallegadola
(24.04.26)
Bana neden o kadar saçma gelmedi acaba.
+7
benim bir gizli bildiğim var
(24.04.26)
size tatil ısmarlıyorsa düşünülebilir bi teklif. yok ısmarlamıyorsa saçma.
+1
elorelia
(24.04.26)
benim de bi arkadaşım uçak korkusu olduğu için tek başına uçamıyor ve bazen arkadaşlarından kendisiyle bi yerlere gitmesini rica ediyor, uçak biletlerini almayı teklif ediyor vs o yüzden bana da saçma gelmedi.
ama eşinin araba kullanmıyor oluşu saçma geldi, hangi devirde yaşıyoruz
0
mezzosprite
(24.04.26)
bu arada ben kötü niyetli bir şey kast etmedim, eşiyle tatile gidenlerde arkadaş ihtiyacı hep var eş çocukla uğraşırken mutlaka yalnız kalınıyor.
-1
enteg
(24.04.26)
bu bana teklif edilse; benim boş-beleş, vaktiyle ne yapacağını bilmeyen, kim çekerse oraya gidebilecek, tatil için hiçbir kriteri olmayan vs vs bi tip olduğumun ima edildiğini düşünür ve acayip uyuz olurum. arkadaşım ise, boşluktan 24 saat tavana bakarak yatıyor da olsa, aile tatiline şöförlük yapmasını teklif etmem. başka ulaşım aracı mı kalmadı?
nerden baksanız saçmalık..
-1
lil siztah
(24.04.26)
Samimiyet dereceniz önemli burda bence. Size saçma geldiğine göre o kadar yakın hissetmiyorsunuz. Ha bu arada ben de düşündüğümde bunu teklif edeceğim bir arkadaşım yok mesela, hanımla beraber tatil yapmak varken sırf araba kullansın diye arkadaşımı niye dahil edeyim?
0
kumandanim
(24.04.26)
Eksik veri ile değerlendirmek mümkün değil.
Samimiyet seviyesine, şoförlük teklif edilen kişinin mevcut durumunuza göre değişir.

Örneğin kişi evli mi bekar mı?
bir işle meşgul mü? Evetse, izin alması gereken bir işi mi?
aile bireyleriyle ne derece samimiyet seviyesi var? vs.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(24.04.26)
www.youtube.com

ben de çocuklu aileyim, valla çocuklu aileyle sadece çocuklu aileler anlaşır. bana gel deseler gitmem. burada önemli olan arkadaşının eşi. tripcan mı değil mi?
0
mikahakkinen
(24.04.26)
Karısı kafasının etini yemiş. Başka çare bulamıyor. Sizin kibarlık yapıp ben götürüp uçakla dönerim sonra da gelir alırım demenizi bekliyor bence.
0
nickini vermek istemeyen uye
(24.04.26)
nikini vermek istemeyen üye +1

senin gelmeni değil sadece soforluk yapmanı istiyordur.
0
kuzey li
(24.04.26)
tüm masrafını üstlense bile çekilmez. hem yancı olacaksın hem de sürekli onların keyfine göre oraya sür - buraya sür yapman lazım. bi de kafan attı bırakıp basıp gidemezsin.
0
orpheus
(24.04.26)
(6)

Internetten alınan parfümlerin orijinalliği

runaway
Nasıl güveniyorsunuz?
Nasıl güveniyorsunuz?
0
runaway
(23.04.26)
Güvenmiyorum.
Edit: vakko, beymen hariç.
+2
orient blue
(23.04.26)
parfüm kullanamıyorum, ağır koku rahatsız ediyor ama güvenen şu şekilde güveniyor. sahte parfüm satmayacağı kesin olan satıcıların kendi sitesinden alırsanız o ürün sahte olamaz. sephora, boyner vs.

ama trendyol'da orijinal diye satılanın ne çıkacağı hiç belli olmaz. gerçekten orijinal de olabilir, sahte de çıkabilir.
+3
kibritsuyu
(23.04.26)
üreticinin kendi sitesinden ya da boynerden vs alırım aksi halde almam
0
jelly bear
(23.04.26)
sephora ve beymenden alıyorum.
0
eileengray
(23.04.26)
Sephora, A101 ve Rossmann'dan aynı parfümü aynı anda almıştım bir kere. 3'ünde de etiketleme, distribütör vs hepsi aynıydı. Koku kalıcılığı vs olarak da hiçbir farkı yoktu üçünün. İndirim oldukça Rossman'dan veya A101'den almaya çalışırım o sebeple.

Ama Amazon, Trendyol, Hepsiburada gibi sitelerde başka satıcılar tarafından satılan parfümlere asla bulaşmam. Hiç denemedim.
0
elektr10
(24.04.26)
sephora beymen vakko dışında orjinal zor.
0
mikahakkinen
(24.04.26)
(8)

önümüzdeki ay ilk orta bakıma girecek araçta nelere baktırayım/değiştireyim?

konetsu
orta bakım diye bi tabir var mı bilemiyorum da ne desem bilemedim. büyük bakım değil triger devirdaim baskı balata filan olayı yok ona ağır bakım deniyor. standart periyodik bakım da değil yağ yağ filtresi vs.değiştirip geçilmeyecek.yapılanlar:??.11.2025:silecek(tam gününü hatırlamıyorum kasım başı
orta bakım diye bi tabir var mı bilemiyorum da ne desem bilemedim. büyük bakım değil triger devirdaim baskı balata filan olayı yok ona ağır bakım deniyor. standart periyodik bakım da değil yağ yağ filtresi vs.değiştirip geçilmeyecek.

yapılanlar:
??.11.2025:silecek(tam gününü hatırlamıyorum kasım başı işte)
??.11.2025:oksijen sensörü(bunda sıkıntı yokmuş sorun kablolarda gibi, tam gününü hatırlamıyorum silecekten sonra periyodik bakımdan önceydi)
20.11.2025: yağ, yağ filtresi, hava filtresi, polen filtresi, radyatör kapağı
29.11.2025: antifriz
07.01.2026: akü


yapılacaklar:
z-rot değişimi
viraj demir lastiği değişimi
şase kablolarının değişimi(veya kablo eklenmesi, şase güçlendirme işte)
şanzıman yağı değişimi
direksiyon hidroliği değişimi
fren hidroliği değişimi
benzin filtresi değişimi
klimaya bakılacak gaz dolumu vs.
el freni ayarı yapılacak, çok yukarıda tutuyor.

kesin olmamakla birlikte bakılacak gerekliyse değişecek:
radyatör hortumları (son sahibi hiç değiştirmemiş, minimum 6 yıllık fazlasını bilemiyorum)
baktırabilirsem lpgciye de uğrarım gaz filtrelerini değiştirtirim
bujiler kaç kmde bilmiyorum bakılabilir.
hidrolik zaten değişecek ama frenlere genel olarak da bi baktırırım.

bütçe ayırabilince lastikler değişecek.

ek olarak düzenli değişimi gerekmeyen ufak tefek eksiklere de baktırırım. çamurluk davlumbazlarının ikisi eksik mesela öndekini aldım arkadaki stokta yoktu bulunca alırım. sorduğum böyle şeyler değil de düzenli bakılması gereken aklıma gelmeyen atladığım bir şey var mı gibisinden daha çok.

bunlar dışında şuna da baktır, o değişirken bu da değişmeli dediğiniz bir şey var mı? mayıs sonu gibi bakıma götürmeyi planlıyorum.
0
konetsu
(23.04.26)
Araç model yıl otomatik/düz vs bilgileri de belirtseydin daha iyi olurdu.
Orta bakım diye de bir şey yok.
Çok çok markaların:
- aracını aldın. bizi de arada bir unutma ayağın alışsın (!)... tarzı bir diktesi olabilir.
Senelik bakıma 17.000tl diyen servisler var. Bakım süresi 1 yıl 1günü geçtiği anda aracının bozulacağını sanan çok insanımız da var. Tabi eski araçlarda bu pek düşünükmezdi ama araçların elektronik ve yazılıma dair fonksiyonları arttıkça bu daha da mümkün hale geldi.

Araç parçaları normalde öyle mum gibi hemen 3-5 ayda da aşınmaz eskimez erimez.
0
diyecevaplandı
(23.04.26)
@diyecevaplandı manual atmosferik benzinli. hani turbo bakımı filan yok o açıdan belirteyim atmosferik diye de...
model geely mk 2010, ama 2010'un çok özellikli araçları gibi karmaşık değil eski toyotalardan tersine mühendislikle geliştirmişler.

geely denince çok bilinmez ama 1.6 enjeksiyonlu efsane kasa corolla motoru için ne geçerliyse o geçerli bunda da, o 4a-fe motor bu 5a-fe klonu. aynı motorun 1.5 versiyonu bazı parçalarına kadar da uyumlu, trigeri devirdaimi vs. aynı kullanılıyor. hatta komple motorlar birbiri yerine bile takılabiliyor dış fiziksel ölçüleri bağlantıları vs. aynı

alt takım da büyük oranda 1. nesil yaris'e benziyor. yaris tabanlı toyota vios'un klonu bu araç. direksiyon dişli kutusu yanlış bilmiyorsam gövde olarak e11 corollayla aynı ama rot uzunlukları farklı. vs.

parçalar öyle hemen ömrünü tamamlamıyor ama araç 16 yaşında. haliyle önerilen sıklıkta olmasa da artık gerçekten ömrünü doldurmuş değişmesi gereken şeyler olabilir.
mesela kitapçıkta önerilen tüm hortumların 2 yılda bir değişimi bu fazla garantici ve abartı geldi, ama 5 yıl gibi bir süre makul olabilir. şuan alt hortum taş gibi mesela. alt hortumu kesin değiştirtirim gerisine de baktırırım.
0
🌸konetsu
(23.04.26)
genel olarak söyleyeceğim filtreler uzun süre değişmedi ise onlar değiştirilmeli. hortumlarda çürüme, sızdırma vs. başka sorunlar yoksa değiştirilmez.
hidrolik sıvılar dediğin üzere uzun süre değişmediyse onlara da bak.
z rot için ise baktır ama bir sorun yoksa değişmez.

2 yılda bir hortum değişimi önerisi mi ? :) niye ki ?
bu öneriyi yapanları 2 yılda bir uğradığımız muayane istasyonuna o
hortumlarla kovalayalım diyeceğim ama olmaz.

benim kendi adıma diyeceğim öyle tavsiye, öneri, garantiye alma, güncelleme vs. pek takmam . kaldı ki hayatın kendi gerçekleri var. bunlar göz ardı edilemez.
her şeyi garantiye, korumaya almaya yönelik yaptığımız şeyler çoğu zaman bilgisizlik ve korkumuzun büyüklüğü ile aynı seyirdedir.
+1
diyecevaplandı
(23.04.26)
@diyecevaplandı

hava polen ve yağ filtreleri değişti dediğim gibi. benzin ve lpg filtrelerini değiştirtmeyi düşünüyorum.

kitapçıkta yazan bu işte :D i.imgur.com bana da 2 yıl saçma geldi ama şuan alt hortum orijinal hortumuysa 16 yıllık bile olabilir. sertleşmiş esnekliği kalmamış şuan sızdırmıyor olsa da değiştirteceğim.

sıvılardan yağ ve antifriz değişti diğerlerine kendim girişmedim hava kalırsa tam alamazsam fren riskli iş. basit aslında bi kişi yardım etse yapılır da... zaten ustaya gitmişken toplu aradan çıkar bundan sonra da muayeneden muayeneye fren hidroliğini düzenli yeniletirim.

z-rotta sorun olduğunu biliyorum, i.imgur.com parçayı da aldım gidince diğer işlemlerle beraber yapılacak.

yani bariz bişey unutup yaa onu da yaptırmak lazımdı demiyeyim. burada bildiğim usta yok şehir dışına gideceğim bu işlemler için eski sahibinin ustasına götüreceğim. sürüşe engel ve kendi kendime çözemeyeceğim bi arıza dışında burada tanımadığım sanayi ustalarına uğramam. o yüzden enazından sorun olabilecek şeylere de gitmişken bakayım bana 2 sene sonraki muayeneye kadar sorun çıkarma ihtimalini minimize edeyim. tabiki garantisi yok sorunsuzluğun, sıfır araçla yolda kalanlar da var...
+1
🌸konetsu
(23.04.26)
başkanım konetsu bu duyuruda sen kadar arabadan anlayan yoktur. araç model markasını bosch servise gidip söylersen sana hangi km aralığında modele göre ne değişmesi gerekiyor söylerler.
0
mikahakkinen
(24.04.26)
@mika benim bilgi teorik, yerli yabancı kaynaklardan internetten araştırdığım kadarıyla... deneyim yok :) yani 10 senedir araba kullanan burada sıraladıklarım dışında ya bende şu da şu kadar zamanda bi sorun çıkarıyordu değiştiriyorduk diyen biri olabilir ne bileyim.

fazla teorik bilgi de bi yerde endişeyi arttırıyor :D geçen soğutma sıvısını eksiltti araç, dedim conta mı yandı yağa mı karıştı devirdaim mi sızdırdı kalorifer peteği mi delindi radyatör mü patladı vs :D her ihtimal akla geliyor... radyatör üst hortumunun kelepçesi gevşemiş oradan damlıyormuş.

o sıkıntı da periyodik bakıma gittiğim castrol servisinde hava alacağız diye gevşetip kendi kelepçesini oturtamayıp ellerindeki başka bi kelepçeyi taktıkları hortum... sonra niye ustalara güvenemiyorsun :D kurumsal olsun dedim ya castrol ya bosch servisi düşünüyordum ama kurumsallık sadece isimdeydi. eski sahibi sanayide tanıdık ustaya götürüyordu 5 yıl hiç su eksiltme sorunu yaşamadı araçtan kaynaklı problem yok kötü usta problemi. ondan şehir dışına gideceğim işte aynı yere götüreceğim. bosch servisi filan deneyemem castrol macerasından sonra
+1
🌸konetsu
(24.04.26)
Sanziman yagi + fren hidrolik sivisi degisimi. Hortum mortum degistirmeye gerek yok sorun yoksa.
0
The_Lollok
(24.04.26)
@The_Lollok şanzıman yağını aldım bile hazırda duruyor. onu ve hidrolikleri yapılacaklar listesinde belirttim zaten.
hortum konusunda yani sorun şuan yok da illaki sızana kadar bekleyeyim mi :D gevşek kelepçeden sızıntı olunca kontrol ettim alt hortum sertleşmiş işte taş gibi olmuş esnek olmadığında motor sarsıldıkça zaman içinde çatlama kırılma riski var.
0
🌸konetsu
(24.04.26)
(3)

arazi fiyatlari ne zaman artacak bir tahmininiz veya duyumunuz var mi?

huseyin3
yillardir duz gidiyor. nereye kadar gidecek boyle
yillardir duz gidiyor. nereye kadar gidecek boyle
-4
huseyin3
(22.04.26)
nüfus ekside
ekonomi batık
işadamları yurt dışına kaçıyor
rejim otoriterliğe koşuyor.
savaş coğrafyasına kapı komuşusuyuz..

seçim öncesi sahte bir cennet yaratılırsa son kez fırlar.
+1
parka
(22.04.26)
secim ne zaman?
-4
🌸huseyin3
(22.04.26)
katılım finansman şirketlerine damadın firması girdi. albayrak finans. piyasayı ele geçirmek için arazi alım satımlarını da açıcaklar. sadece araba ve ev alınıyordu. arazi alım satımı açılırsa biraz artış olur ama ekonomi bu haldeyken arazi fiyatları artmaz.
0
mikahakkinen
(23.04.26)
(10)

Gülistan Doku olayında

kizil karga
Adalet bakanı "cenaze bulunamazsa ceza almayız" diye düşünmesinler demiş, yani ceza alıyorlarmış yine ama orada prosedür nasıl işliyor, yani cenazenin bulunmasıyla bulunamamasının cezalara etkisi ne kadar oluyor?
Adalet bakanı "cenaze bulunamazsa ceza almayız" diye düşünmesinler demiş, yani ceza alıyorlarmış yine ama orada prosedür nasıl işliyor, yani cenazenin bulunmasıyla bulunamamasının cezalara etkisi ne kadar oluyor?
0
kizil karga
(22.04.26)
her birinin haklarında sabit onlarca katalog suç var. ağırlaştırılmış müebbet veremezler belki ama bir ömür yatacak kadar ceza alacaklar. yani almaları lazım ama muz cumhuriyetinde ne olur, bu valileri kendi yaratan devlet kendi valisini ne kadar yer bilemeyiz.
+2
patronaj1
(22.04.26)
öncelikle hukukçu değilim; true crime izleyicisiyim. tr'de yakın zaman kadar "ceset yoksa cinayet yoktur" diye bir kaide -sanırım resmi değil ama genel geçer uygulama şeklinde- vardı. ancak son 10 yılda falan, ceset yoksa da, kuvvetli deliller sebebiyle ceza verilenler oldu (mesela palu davası). kısacası pratikte bu kaide ufaktan değişmeye başladı. Bakan buna işaret ediyor.
+2
lil siztah
(22.04.26)
cenazesi bulunmayıp, cinayet suçundan ceza alan hükümlüler ceza infaz kurumlarında mevcut. kuvvetli delille verilebiliyor.
0
mikahakkinen
(22.04.26)
Tamam ceza konusunda hepimiz okeyiz ceza süresini nasıl etkiliyor, misal yşne 1. dereceden cinayet olarak mı kabul ediliyor yoksa 2. dereceye indirilip ceza süresi mi kısalıyor, yani bakan ceza alacak demiş ama buraya bi ayrıntı getirmemiş sanırım.
+1
🌸kizil karga
(22.04.26)
yine palu davasına göre, cezada değişen bişey olmuyor anladığım kadarıyla. ancak ceset bulunsa ve otopsiye göre bilinenlere ek olarak başka veriler elde edilse (atıyorum, 'öldürme' cepte ama bulgulara göre 'canavarca hisle öldürme' olduğu kesinleştirildi, gibi) ceza artacaktır tabii. mesela 'öldürme'ye çeşitli indirimler mevcut (kazayla, tahrikle vd) ama 'canavarca hisle öldürme'ye direkt müebbet veriliyor.
palu davasında, cesetler ortada olmadığı halde, ifadelerden, enişte'nin öldürdüğü anne-kıza öncesinde ciddi işkenceler ettiği tanık ifadelerinden anlaşıldı (cin çıkarma/büyü bozma gerekçesiyle taciz etme, aç bırakma, sürekli iğne yapma, karınlarına taş basma vd). bu sebeple adama canavarca..'dan ceza verildi.
0
lil siztah
(22.04.26)
kanıt dizisinin bir bölümünde ceset olmadan birine cinayetten ceza verildiğini hatırlıyorum.
0
inheritance
(22.04.26)
Gereği düşünüldü: …. her ne kadar davaya konu kasten öldürme fiiline konu maktule ait ceset bulunamamışsa da, tanıkların sanık aleyhine beyanlarının tutarlı ve diğer delillerle desteklenen ifadeleri, sanık (veya sanıkların) tutarsız ve çelişkili ifadeleri, muhtemel öldürme fiiline ait delillerin sanık ve sanık yakınlarınca yok edilmesi, gizlenmesi, bozulması gibi fiillerin sabit olması, maktulün kaçması, kaybolması, kendini gizlemesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeni ve mahkememizde oluşan vicdani kanaat nedeni ile sanıkların kasten öldürme fiilini işlediklerinin kabulü ile TCK’nın x maddeleri gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına oybirliği (oy çokluğu) ile karar verilmiştir.
0
ground
(22.04.26)
kaynak yapıyorum ama merak ettim:
ceset bulunması ya da bulunmaması neden ceza alınmasında bir etken(di)?

yani eskiden "ceset yoksa ceza da yok" diye bir algı oluştuysa bile, sebebi neydi?
0
biseysorcaktim
(22.04.26)
avukatlar beni dövecek :D ama sanırım "şüpheden sanık yararlanır" ilkesiyle alakalı bu konu. ceset ortada yoksa, öncelikle o kişinin öldüğü kesin biçimde ispatlanamamış oluyor. bunun yanı sıra, cinayetin kesin delillerle ispatı da zora giriyor. böylece kesin delillerle(ceset) tespit edilemeyen bir suç(cinayet) için birinin suçlanmasının(katil) hukukiliği tartışmalı hale geliyor.
0
lil siztah
(22.04.26)
Herhalde cenaze ortada yoksa bi cinayet de olmayabilir gibi bir şey oluyor, cinayet silahı da yoksa mesela benzer şeyler oluyor sanırım, onda da silah maktulle faili birbirine bağlayacak deliller içerebilir diye, tamamen yanılıyor da olabilirim ama biri suçlanacağı zaman ortada hiç şüphe olmaması gerekiyor, şüphe olmaması için de cenazenin cinayet aletinin vs bulunması gerekebiliyor.
+1
🌸kizil karga
(22.04.26)
(12)

Arkadaşlığı sonlandırmak için yeterli bir sebep mi bu?

egerbiryolcu
Yeni bir ortamda bir haftadır bir arkadasla tanıştım. Ortama okul diyeyim. Geçen gün bu kişi bana dedi ki gel programı öğrenelim mi? Olur dedim eşlik ettim. Gittik koordinatörün odasına. Yetkili kişi programı paylaştığını iddia etti ama sonra gerçekten bize ulaştırılmadigini anladı. O sırada ekranda
Yeni bir ortamda bir haftadır bir arkadasla tanıştım. Ortama okul diyeyim. Geçen gün bu kişi bana dedi ki gel programı öğrenelim mi? Olur dedim eşlik ettim. Gittik koordinatörün odasına. Yetkili kişi programı paylaştığını iddia etti ama sonra gerçekten bize ulaştırılmadigini anladı. O sırada ekrandan fotoğrafını cekebilirsiniz dedi ve arkadaşım çekti. Zaten kadının yanında o vardı. Kadın da bir yandan ekrana bakıyor telefona bakıyor ve birşeyleri çözmeye çalışıyor böyleyken bir şey mırıldandı ben tam anlamadım. Bir telefon numarası istediğini anladım sadece. Arkadaşım ışık hızıyla geriye çekilip el kol gel gel yaptı gulumseyerek bana ve o boşluğa geçmek zorunda bırakıldım. Sonra sadece programı iletecek diye bir numara vericem diye düşündüm. Kadın numaramı aldı bir de gruba ekledi. Meğer temsilcilik içinmiş ve yıl boyunca arada köprü olunacak takipte kalınacak vs

Çıkarken kıza beni yaktın diye söyledim. O da dedi ki ben sorumluluk almak istemedim bir şey kaçırırım falan. Ben de dedim ki e ben de istemiyordum. Deseydin istemiyorum diye akıl verdi. Kendisi kadına karşı ben bu görevi istemiyorum demedi. Ayrıca bana da sen istiyor musun diye sormadı. Eminim benim o an olayı anlamadigimi bile anlamıştır.

Kıza çok kuruldum ve artık sadece mecbur kalırsam görüşmek isterim (ben bir yerde otururken beni görüp yanıma gelirse gibi)

Çunku tek bir olay anlattım ama kız bence manipülatif biri ve beni saf yonlendirilebilen biri olarak gördü. Geçen gün de mesela dedi ki kuaföre bakmaya gidelim mi. Ben zannettim sadece merak etti gezme amaçlı. Gittik iki saat kadınla saçının boyanması hakkında fiyat vs konuştu. Ben de dikilmekle kaldım orada. Ama giderken ben fiyat soracağım gelir misin deseydi sen git gelmiycem derdim gayet. Ben hep masum bir şekilde arkadaşıma eşlik etme amaçlı hareket ediyorum ama belli ki gerçekten yonetiliyorum.

En azından erken fark ettiğime avundum ve mesafe koymaya özellikle normal şeylere bile hayır demeye karar verdim umarim da aklıma gelir ve uygularım.

Kiza çok kurulmamin sebebi başıma açtığı iş cidden büyük bir vakit isteyen ek iş gibi bir şey ki benim hayat tempoma hiç uymuyor o an kadına da çok itiraz edememiş oldum. (Ama bugün gidip o koordinatöre de hayır diyeceğim)
-2
egerbiryolcu
(21.04.26)
Mesafe koyabilirsiniz, düzgünce konuyu anlatıp nelerden rahatsız olduğunuzu, neden böyle davrandığına karşı tavrınızı net bir şekilde ortaya koyarsanız zaten ortada çok da bir 'arkadaşlık' kalmayacak gibi. Bu şahıs yalnız kalmaktan, sorumluluk almaktan çekinen ve yanındakine emirvaki yapmaktan geri durmayan biri belli ki. Zaten arkadaşlık söz konusu değil gibi pek.
+3
amelie poulain
(21.04.26)
ya ortada pek bir arkadaşlık durumu yok gibi +1
sorun sende değil, senin iyi niyetini kullanan kişide. o yüzden mesafe koymakta fayda var diyorum ben de. bencil biri gibi geldi bana. hiç sevmem ben öyle insan.
+2
Sadece soruyorum
(21.04.26)
Arkadaşlık başlatmamak için yeterli bir sebep.
+5
mutekebbir
(21.04.26)
bence siz saf ve yonlendirilebilen birisiniz

sizin gibi insanlar az baya istatiksel olarak. neden? bilmiyorum.
+3
duyurukullanıcısı
(21.04.26)
bence de saf birisin :) kuaföre gezmeye gidildiği nerde görülmüş. kız seni manipüle etmiyor sadece tahmin ettiğini düşünüyor bence. kuaföre gidelim mi dediğim arkadaşıma ne soracağımı açıklamam çünkü o tahmin eder belli ki uzun sürecek bir iş var.
+3
yenibirgüzelnick
(21.04.26)
@yenibirgüzelnick
Yine de safligimi anlayıp özellikle açıklamıyor gibi geldi. Normal bir arkadaş demez mi ya ben bı fiyat sorucam sen de gelir misin gibi.

Ama evet çok safim:/
0
🌸egerbiryolcu
(21.04.26)
Temel mesele ne biliyor musun, hayır diyememek. Bence önemli sorunlarından biri bu.
Yoksa insan anlar, kendi o an aymasa bile kafasının içinde ne alaka kuaföre bakmak der ve sonuca varır siz bu sonuca varmak istemiyorsunuz çünkü hayır demek, ısrar karşısında düzgün mazeret bulamama gibi çekinceleriniz var.
Ben hayır demeye 5-6 sene önce başladım o zamana kadar çok sıkıntı çektim bu yüzden, çok şükür ısrar karşısında dikilmeyi de öğrendim.
Bunlar zamanla oluyor önce kendinizi zorlaya zorlaya yapın, sonra alışırsınız:)
+3
mutekebbir
(21.04.26)
@mutekkebir benim en büyük sorunum bir de anlık durum/söz/ olay karşısında ölçüp tartamiyorum şu olayları iki dakka önceden bilsem bunlar başıma gelmez mesela veya hayır demek için vakit kazanırım. Benim galiba herkese bir müddet hayır demem, bir çay içme bile teklif ediliyorsa neden niye falan diye sorma pratikliği kazanmam lazim. Değiştiğini zannedip yerimde saydığımız fark ettiğim için de canımı sıktı bu mesele.
+1
🌸egerbiryolcu
(21.04.26)
Ikinci vaka cok normal degil mi? Yani kuafore bakmaya gidelim denince gezmek anlamazdim ben de. Demek ki bir isi var kuaforle diye dusunurdum. Ayirmak istedigim vakte gore de ne isi oldugunu sorardim belki.

Ilkinde de sizin durumu anlamamis oldugunuza bu kadar hakim olmayabilir. Ki anladiktan sonra sonucta bu bir zorunluluk degil, sonradan da hayir diyebilirdiniz.
+4
ghilleinthemist
(21.04.26)
Senin kocanin evi yok ki…
Arkadasin değil tanidik o. Birak öyle kalsin.

Sen de alman gereken büyük dersi gör ve al bence. Yarim yamalak anladiginla kimseye güvenip is yapma. Gecen bir is adami vardi bu sekilde bir evraki okumayip bir sirketini satmis haberi bile yok.
0
Purple life
(21.04.26)
ablacım bu kızı acilen salla ve saflık seviyeni seyrelt lütfen
+2
rajkoothrapali
(21.04.26)
bazı insanlar yalnız bir yere gidemez, arkadaş dediğiniz kişide böyle biri. kullanacak başka birini bulsun. siz arkadaşça davranırken o yalnız olmama çabasında. zihinsel geviş getirme yapacağınıza mesafeye koymadan rahatsızlıklarınızı direk yüzüne söyleyin.
0
mikahakkinen
(21.04.26)
(11)

Eğitim sisteminde ne değişmeli?

antihero
Sb.
Sb.
0
antihero
(21.04.26)
Mevcut siyasi iktidar.
+13
thracia
(21.04.26)
önce bakan değişmeli. zorunlu eğitim 5 seneye tekrar inmeli. ilkokulda ahlak ve çevre dersi eklenmeli. yere tükürmek çöp atmak kötü davranış diye tüm çocuklara öğretilmeli. çalıştığım yerin yanında ilkokul var, 3 harfli marketlerden aldıkları yiyeceklerin tüm çöpünü yere atıyorlar.
+4
mikahakkinen
(21.04.26)
Zorunlu egitim kesinlikle aynı kalmali btw. Cocuk gelinlerden, cocuk iscilerden kismen yeni kurtulduk.

Sanata, spora, uretime agirlik verilmeli
Mevcuda bakilmaksizin her okulda en az bir rehber ogretmen (ki o bile az) olmali
Geziler, sosyal etkinlikler ogretmenin inisiyatifinde degil milli egitimin programinda ve sistemli olmali
Dolayisiyla sinav sistemi de degismeli
Meslek egitimi hakkıyla verilmeli
Sinif mevcutlari azaltilmali
Köy okullari yeniden acilmali
Listeyi bitirmek zor. Ekliyorum. Disiplin surecleri islevsel hale getirilmeli
Sınıfta kalma ogretmenin inisiyatifinde (belki ekstra bir kurul karari) olmali
Cok parlak ogrenciler icin BILSEMler disinda bir plani olmali milli egitimin
+2
üğpoıuy
(21.04.26)
Liselere 1 yıl zorunlu İngilizce hazırlık sınıfı getirilmeli.
-4
arbre
(21.04.26)
Tüm öğretmenler sözleşmeli yapılmalı, sözleşme yenileme dönemlerinde ilmi yeterlilik ve mesleki beceriler incelenmeli.
Tüm sınavlar merkezi yapılmalı, sınav sonucu ile dershane başarısı birlikte değerlendirilmeli,
Sınıf geçmek zorlaşmalı, becerilere göre mesleki eğitime yönlendirmeli,
Her öğrenci mutlaka bir spor dalıyla uğraşır hale getirilmeli,
Tüm okullar millileştirilmeli, özel okul kavramı olmamalı,
Üniversiteye giriş zorlaşmalı, üniversite sayısı, her mezunun iş bulabileceği sayıda azaltılmalı.
Yabancı dil ve bilgisayar ders olmaktan çıkarılıp eğitimin bir parçası olmalı.
Köy okulları açılmalı

Liste uzar gider
0
Mirket
(21.04.26)
Reşit olma yaşı düşürülmeli ve zorunlu eğitim kısaltılmalı. Genç nüfusun en üretken olduğu zamanlar öğretim adı altında sıralarda sınavlarda geçmemeli. Bu devlet için de büyük kayıp. üniversite master doktora yüksek lisans ile 30 - 40 yaşından sonra hayata atılmak olmaz.

Burak Can, Berkecan, Aylincansu Ayçasu' ların velilerine çocukların olumsuz durumlarıyla ilgili idareden olumsuz bilgi verildiğinde anında çocuğunu savunmaya geçen ve hatta idareyi suçlama tavırları içerine giridikleri an çocuklarını okuldan almaları yönünde bir tebligat iletilmeli.

Çocuğunun adeta emrinde olan ve çocuğu haksız olmasına rağmen onu savunan anne ve baba , okul devlet komşu vs. herkes için sorundur.
O çocuk büyüdükçe giderilmeyen sorunlar da doğrudan kendisiyle büyür.

Anaokulunda da o çok renkli ortam/eğitim yine çocuk tabiatına uygun olarak yeniden ele alınmalı.
maneviyatla birlikte ciddiyet resmiyet saygı düzen güven , girişimcilik , kendine hakim olma, zor zamanlarda panik olmama gibi kavramlar daha o yaşlardan itibaren minik yavrulara usüle uygun öğretilmeli.
Oyun eğlence yanında bunlar asla ihmal edilmemelidir.

Ayrıca doğal olarak nasıl beslenmeleri gerektiği de önemle ele alınmalı . Besin dediğimiz sadece mideye giden bir şey değil ayrıca karakteri de şekillendirir.
...
Ek olarak tarih dersine de büyük önem verilmeli . En azından yabancı dil öğreniminde en baştan toplumların kim ve ne olduklarını ? öğrenmiş olur çocuklar.
Kısacası onlar gibi konuşmak onlar gibi düşünmeye ve onların psikolojisine girmeye tamamen onlara uymaya sebep olmamalı. Bu çizgiyi çoğu zaman kaçırıyoruz .
Mesela her açıdan İngiliz hisseden bir Türk'ün Türkiye'ye de faydası olmuyor malum .
+1
diyecevaplandı
(21.04.26)
Eğitim sisteminde nasıl bir değişikliğe gidilmesi gerektiği eğitimcilere yani işi bu olanlara sorulmalı. Veliye ya da öğrenciye değil. Aslında eğitim sisteminin en büyük sorunu bu.

youtube.com
+3
cek
(21.04.26)
Staj adı altında çalıştırılan çocukların tedbirsizlikler yüzünden ölüp durduğu bir yerde hala birilerinin eğitim kısalmalı, çocuk hayata atılmalı diye düşünmesi ne kadar korkunç ya.

Sadece eğitim sisteminin bugün sihirli değnekle düzeltildiğini varsayalım diğer sistemler bozukken hiçbir faydası olmaz bu yüzden ana çözümün iktidarın değişmesi olduğunu düşünenlerdenim.
Bugün değişse ve gelecek iktidar da çok doğru adımlar atan bir yapıda olsa düzelmesi 100 yılı alır sanıyorum ki bu ülkede yüzde yüz doğru adımlar atabilecek bir yapı olduğuna da inanmıyorum.
+2
mutekebbir
(21.04.26)
okulu, hayatın geri kalan unsurlarından bağımsız bir fen deneyi gibi algılayıp içine bir şeyler katıp çıkarıp değiştirip bir şeylerin mükemmel hale getirileceğini düşündüğümüz sürece hiçbir şey olmayacaktır.

okul eğitimi en nihayetinde belirli bilgilerin ve üzerine çeşitli değerlerin aktarılmaya çalışıldığı bir ortam. örneğin öğretmen saatlerce çalışkan olmanın öneminden, eşitlik, ahlak, dürüstlük gibi değerlerden bahsetsin. çocuk toplumda, sokakta, televizyonda bu değerleri hiçe sayanların başına bir şey gelmeyip aksine ödüllendirildiğini gördükçe o da hayatta hedeflerine ulaşmak için yöntemin başka türlü şeyler olduğunu kanıksayacak. gücü yeterse başaracak başaramazsa da durumuna içerlenip köşede oturacak.

okul dediğimiz şeyin insanlığın zaman süreci içerisinde kapsadığı alan çok çok kısa. okul yapalım, ders ekleyelim, daha çok daha çok ders ekleyelim ve her şey mükemmel olsun kafasından bir sonuç çıkmaz. okul kavramı gereğinden fazla abartılıyor. çünkü herkesin kolayına geliyor.

hadi illa somut bir şeylerden örnek vermek gerekirse vereyim. Edebiyat dersinde tiyatro türü anlatılıyor, bir sürü çok güzel teorik bilgi şahane. Ama adam gibi profesyonel sahnede, profesyonel oyuncuların olduğu kaç tane tiyatro salonu var Anadolu'da. Adam sabah kahvaltısı yapamadan, öğle yemeğini ıvır zıvır kayıntılarla geçirerek sabah 8.30' dan akşama kadar, ben şu an burada oturmaktan sıkılıyorum ve sıkıntım azalsın diye öğretmene sataşmaktan, çevremdeki öğrencilere bulaşmaktan beni alıkoyan bir şey olmadığı için de rahat durmuyorum diyor. rahat duran çocuk da bu ne saçma sapan durum, hapishane gibi ömür tüketiyoruz diyor içten içe. sonuç olarak birileri de tüm bu acayipliğin içinde üslü sayı, kanuni dönemindeki bilmem ne seferi, dünyanın eksen eğikliğinin sonuçları bilmem ne bir şeyler söylüyor.
0
wilhelmwasmuss
(21.04.26)
Kafası matematiğe fene basmayan çocuklar zorla o dersleri görmemeli. Daha çok mesleki eğitime ağırlık verilmeli, kimin neye yeteneği varsa o doğrultuda eğitim görmesi.
Üniversite okumak bu kadar kolay olmamalı. Mantar gibi türeyen apartman üniversiteleri kapatılmalı.
0
ekimoloji
(21.04.26)
Eski bir matematik öğretmeni olarak konuşmam gerekirse herkes bir nebze haklı ama bir nebze de haksız. Konunun eğitim bakanıyla tamamen bir ilgisi olmayabilir (mevcut bakanı hiç ama hiç beğenmiyorum o da ayrı). Baana kalırsa hangi eğitim sistemi neden iyi, hangi şartlar altında nasıl uygulanmış bu konu netleştirilmeli.
İkincisi şu andaki üniversiteye giriş sınavında sorulan sorular 1960'lardan bu yana üç aşağı beş yukarı aynı şekilde soruluyor. Bunun yerine çok daha çağdaş bir eğitim metodolojisi getirirdim. Kendi dalımdan örnek vermek gerekirse matematikte 3-5 tane basit ispat yapamayan çocuğu matematik bölümünden içeri almazdım.
Kentten köylere dönüşü sağlayacak atılımlar yapardım. Mutlaka insani davranışlar geliştirecek bir eğitim modeline yöneltirdim.

Yapacağım ilk şey ise merkezi sınavları, dershaneleri kapatmak olurdu. 13 yaşından 18 yaşına kadar fiziksel/mental açıdan gelişmesi gereken gençleri sınav kaygısıyla yalnız bırakmanın önüne geçerdim.
0
rakicandir
(21.04.26)
(8)

Sürekli sağlık raporu almak hakkında

dediysem dedim
Merhaba. Bir üniversitede çalışmaktayım. Çalıştığım birimdeki iki hoca (karı-koca) resmi tatil haftalarında sürekli olarak sağlık raporu almaktalar. Özellikle kadın olan hoca, çocuk bakımıyla ilgilendiği için bunu çok daha fazla yapıyor. Dersini alan öğrenciler hocayı neredeyse hiç görmüyorlar ve do
Merhaba. Bir üniversitede çalışmaktayım. Çalıştığım birimdeki iki hoca (karı-koca) resmi tatil haftalarında sürekli olarak sağlık raporu almaktalar. Özellikle kadın olan hoca, çocuk bakımıyla ilgilendiği için bunu çok daha fazla yapıyor. Dersini alan öğrenciler hocayı neredeyse hiç görmüyorlar ve dolayısıyla anlatmadığı derslerin sınavına girmek zorunda kalıyorlar. Öğrencilerin rahatsızlığının dışında biz diğer akademik personel de bundan rahatsızız. Çünkü sınav haftalarında aldığı rapor sebebiyle bize ekstra gözetmenlik görevi yükleniyor örneğin. Bir şey söylenecek gibi olduğunda yasal hakkım, 40'a kadar yolu var diyor ve senelik olarak 39 gün rapor hakkını kullanıyor. Böyle durumlarda ne yapılabilir?

Düzeltme: Sadece resmi tatil haftalarına denk gelmiyor bu raporlar. Örneğin haftada üç gün dersi varsa o günlerde rapor alınıyor, diğer günler zaten dersi olmadığı için otomatik olarak haftayı bağlıyorlar.
0
dediysem dedim
(20.04.26)
hiç bir şey yapılamaz. bunu kullanan bir sürü devlet memuru var. ücretsiz izinde bir seçenek ama çoğunluk yanaşmıyor. 657 devlet memuru kanunu gerçekten çok abartılı. ben de memurum ve memurların yüzde 90'nı yatıyor. hiç bir şey yapamazsın, idare raporu kabul etmez hakem hastaneye yollar. ama hiç bir sağlık kurumuda rapor veren doktorun raporunu geçersiz kılmaz. kendine 39 gün raporu hak gören insanların ülkesiyiz biz. sorsan herkes vatansever ama bizim kadar devletini yiyen bitiren bir ırk yoktur.
+6
mikahakkinen
(20.04.26)
bu kadar rahat davranmaları, olası bir şikayeti değerlendirecek mercilerle (bölüm başkanlığı, dekanlık, rektörlük vd) veya siyasilerle sıkı bağları olduğunun göstergesi kabul edilebilir. dolayısıyla şikayetten bir şey çıkar mı bilemedim. böyle bir tabloda şikayetçilerin başının yanmayacağının da garantisi de yok ne yazık ki.
dilerim buna alet olan doktor da dahil olmak üzere yedikleri haklar burunlarından gelsin..
fikir veremedim ama kolaylıklar dilerim.
+1
lil siztah
(20.04.26)
istiyorsaniz, eksi sözlük'te baslik alti yazabilirsiniz. bir sey olacaginin garantisi türkiye'de yok, hatta size bir sey olma riski cok daha fazla ama sanirim ben bu riski alirdim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.04.26)
raporların hastalık iznine çevrilmesi ile ilgili yönetmelik var. ilgili amirin onaylaması ya da hakem hastaneye sevk etmesi gerekir. Sevk edilmediğine göre amirlerle arası iyidir ya da amirleri korkutan siyasi bir gücü vardır.

Bu arada hakem hastaneye sevk etse de ishal boğaz ağrısı gibi bir şey ise iptali de çok olası olmuyor.
0
renegade
(20.04.26)
Öğrenciler dersini alamadığı dersin sınavına giremez, burda bir tuhaflık var çünkü iptal edilen dersler telafi dersi olarak diğer günlere serpiştirilmek zorunda. Bunu yapmıyorlarsa bu başlı başına bir suçtur ve direkt şikayet edilebilir.
+1
truf
(20.04.26)
Şu adama ulaşın bir sorun meseleyi :
Kendi de bazen akademi kavramı adı altındaki bazı yaramazlıklardan çok dertli.

m.youtube.com

Umarım bu karı kocaya dışarıda :
- ne iş yapıyorsunuz ? diye soru sorulduğunda
- bir üniversiye idaresine arada bir rapor sunuyoruz diyorlardır.
0
diyecevaplandı
(20.04.26)
@truf, yorumunuz için teşekkür ederim, bir açıklama getireyim. Telafi derslerini sabah 08.00 ya da 08.30 olacak şekilde planlayıp dilekçe yazıyorlar. Fakat o saatte öğrenciler zaten derse gelmiyorlar (bundan emin değilim ama ben öğrencilere dersin telafisinin duyurulduğunu da sanmıyorum). Kaldı ki kendileri de gelmiyor. Sadece dilekçede görünen bir telafi dersi anlayışı var.
0
🌸dediysem dedim
(20.04.26)
@dediysem dedim, muhtemelen duyurmuyorlar o zaman. ar-görlüğünü yaptığım bölümde bizde de vardı böyle bir karı-koca ama kocası bölüm başkanı ve rektörle yakın olduğu için kimse dokunamıyordu. onların sabah derslerine çok girmek zorunda kaldım. Hatta çoğu zaman ya gece whatsappdan mesaj atıp yarına ders notu hazırla sen gireceksin diyorlardı ya da sabah mesaj atıp biz biraz geç kalacağız sabah şu konuyu işleyecektik sen gir derse bahset diyorlardı. Görevi kötüye kullanmanın tam örneği bir çiftti. Sabahın körü de olsa derse girecek öğrenci illa ki oluyor. Ondan muhtelemen duyurmuyorlardır. Bu durumda öğrenciler şikayet edebilir ama muhtemelen onlar da dersten kalma, sonra dersi yine onlardan almak zorunda kalma korkusuyla bir şey yapamıyorlardır.

Bilemiyorum.Bu çok etik dışı bir durum ve genelde devlet üniversitelerinde oluyor nedense.
+1
truf
(21.04.26)
(2)

Kurban bayramı haftası Dalaman civarı gidiş dönüş

burfak
Merhabalar,biraz hayat tecrübesine ihtiyacım var.Kurban bayramı haftası İstanbul Anadolu yakasından Dalaman civarına gidip geleceğiz.Birinci seçenek 24 Mayıs Pazar git, 28 Mayıs Perşembe dön.İkinci seçenek 25 Mayıs Pazartesi git, 29 Mayıs Cuma dön.Hangisinde çocuklarla trafikte perişan olmadan yolcu
Merhabalar,
biraz hayat tecrübesine ihtiyacım var.
Kurban bayramı haftası İstanbul Anadolu yakasından Dalaman civarına gidip geleceğiz.
Birinci seçenek 24 Mayıs Pazar git, 28 Mayıs Perşembe dön.
İkinci seçenek 25 Mayıs Pazartesi git, 29 Mayıs Cuma dön.
Hangisinde çocuklarla trafikte perişan olmadan yolculuğumuzu tamamlarız?
Not: Uçak alternatifini şimdilik değerlendirmiyoruz.
0
burfak
(20.04.26)
İkisinde de sorun yaşamazsın aşırı büyük bir kaza olmazsa. Cuma ve cumartesi sabah gitmek riskli cumartesi veya pazar dönmek riskli. Sadece İstanbul dönüşü biraz geceye getir
0
fistikthecat
(20.04.26)
istanbul tarafını bilmem. ama egede tatil dönemi çok trafik oluyor. muğla sakar yokuşu kalabalık olur. muğla izmir bağlantısı da kalabalık olur ama sizin yazdığını tarihlerde dönüşte sıkıntı olmaz ama gidiş yoğun olur.
0
mikahakkinen
(20.04.26)
(3)

İlk Kez Münih'e gidecek birisine tavsiyler

xuma
Selamlar, 22 - 24 Nisan arasında ilk defa Münih'e gideceğim. MarienPlatz'a yürüme mesafesinde konaklayacağım. Pahalı olmasından dolayı herhangi bür toplu taşıma kullanmadan merkezde özellikle neler yapmamı önerirsiniz?Yeme-içme ve alışveriş önerilerine de açığım.
Selamlar, 22 - 24 Nisan arasında ilk defa Münih'e gideceğim. MarienPlatz'a yürüme mesafesinde konaklayacağım. Pahalı olmasından dolayı herhangi bür toplu taşıma kullanmadan merkezde özellikle neler yapmamı önerirsiniz?

Yeme-içme ve alışveriş önerilerine de açığım.
0
xuma
(17.04.26)
bmw museum
sanat galerileri de cok güzeldi.
Nymphenburg Palace
Residenz Museum

münih seyahat etmek icin güzel bir alman sehri. 3 gün de cok güzel ideal olur.

Hofbräuhaus München burada bira icmek must.
-1
Purple life
(17.04.26)
Deutsches Museum
0
mikahakkinen
(17.04.26)
Altstadt ve Englischer Garten turu:
Stachus ve Kaufinger Strasse çevresinde yürüyüp yol üstünde Frauenkirche'yi görebilir, ardından Marienplatz'a geçip meydanı ve Neues Rathaus'un iç avlusunu gezebilirsin. Altes Rathaus da burda. Sonrasında Viktualienmarkt'a uğrayıp küçük yiyecek içecek dükkanlarını gezdikten sonra tekrar Marienplatz'a dönebilir, oradan Max-Joseph-Platz > Odeonsplatz > Hofgarten > Eisbach Welle (burda şanslıysanız sörfçüleri görebilirsiniz) üzerinden Englischer Garten'a bağlanıp parkın içinde akarsu kenarındaki yürüyüş yolunu takip ederek Chinesischer Turm'a ulaşabilirsiniz. Ordaki Biergarten'da bir şeyler yiyip içtikten sonra ister Englischer Garten içinden istersen de Leopolstrasse üzerinden geri dönerek turu tamamlayabilirsin.

Isar Nehri turu:
Marienplatz'dan nehri geçip Maximilianeum'a yürüyüp, Maximilianeum'un ordan güneye gidecek şekilde parkın içinden nehir kenarına bağlanabilirsin. Orda nehrin üzerinden güneye doğru giden yürüyüş köprüsü gibi bir şey var. O yürüyüş yolundan nehir boyunca güneye doğru yürüyüp Kabelsteg'e geldiğinde karşıya geçip Wehrsteg üzerinden nehir üzerinde güneye doğru yürümeye devam edebilirsin. Eğer Wehrsteg'in baraj kapakları açıksa orda yürümek çok keyifli oluyor. Wehrsteg bittiğinde güneye doğru yürümeye devam ettiğinde Deutsches Museum'un da olduğu bir adaya varıyorsun. Corneliusbrücke'ye kadar ada üzerinden güneye doğru yürümeye devam edebilirsin. Corneliusbrücke'ye geldiğinde tekrar nehrin doğu yakasına geçip nehir kıyısından yine güneye doğru yürümeyi tavsiye ederim. Rosengarten'a vardığıında orayı gezip daha sonra geri dönebilirsin.
0
king lizard
(17.04.26)
(15)

Türkiye'de ne olursa kırılma olur

sanguine
2007 cumhuriyet mitinglerinde olmadı2007 cb seçimlerinde ve e muhtirada olmadi2013 gezide olmadı2013 17-25 Aralıkta olmadı2014 Soma'da olmadı,2014 cb seçiminde olmadı2016 darbesinde olmadı2017 referandumunda olmadı2018 seçimlerinde olmadı2019 İstanbul'un AKP'ten kurtulusunda olmadı2020 pandemide olm
2007 cumhuriyet mitinglerinde olmadı
2007 cb seçimlerinde ve e muhtirada olmadi
2013 gezide olmadı
2013 17-25 Aralıkta olmadı
2014 Soma'da olmadı,
2014 cb seçiminde olmadı
2016 darbesinde olmadı
2017 referandumunda olmadı
2018 seçimlerinde olmadı
2019 İstanbul'un AKP'ten kurtulusunda olmadı
2020 pandemide olmadı
2020 Rusların onlarca askeri öldürmesinde olmadı
2021 yaz ayı orman yangınları ve mültecilerin ülkemize akın etmesinde olmadı
2022de hangi felaket olmuştu hatırlamıyorum
2023 depremde olmadı,
2023 seçimlerinde olmadı
2024 muhalefet zaferinde olmadı
2025te de epey bı insan öldü hükümetin ihmali nedeniyle, İmamoğlu 1 senedir iceride
2026 tam hızıyla devam ediyor

Açıkçası ben; Allah, İsa Mesih ya da hz. Muhammed veya başka bir figür bedene bürünüp Taksim meydanına inse ve düz bir açıklama yapsa dahi duzenin değişmeyeceğini düşünüyorum. Allah dese ki mesela ben her şeyi gördüm ve biliyorum, AKP bunları yaptı ve yaptıkları doğru değildir, ben Allah olarak bunları söylüyorum kullarım, karar sizin. Ben yine de ertesi gün aynı olarak devam edileceğini düşünüyorum

Yani sizce var mı, varsa spesifik bir örnek verebilir misiniz şu olsa hükümet değişir diye

Bu arada hükümetin değişmesinden kastım Macaristan tarzı bir değişiklik, hükümet kesin olarak yenilecek tartışmasiz biçimde ve dış müdahale olmadan.
+6
sanguine
(16.04.26)
3 futbol sahası büyüklüğünde bi göktaşı düşerse bi kırılma olabilir belki.
0
kizil karga
(16.04.26)
türkiye değişmedi, değişmez.

değişmek de istemiyor zaten.
+1
duyurukullanıcısı
(16.04.26)
Maalesef sizinle aynı fikirdeyim.
3 futbol sahası büyüklüğünde göktaşı düşse mesela televizyona çıkıp "oruç tutmayanlar yüzünden oldu" denir ve çoğunluk da buna "doğru" der.
Bu çukurdan çıkılmaz artık.
Varsayalım mucize oldu bir şeyler değişti "normale" dönmek bile kim bilir kaç yıl alır biz o günleri göremeyiz, bize normal haram.
+1
mutekebbir
(16.04.26)
Turkiye hicbir zaman degismiyor degismeyecek arti 1.

Acin 80'li yillarin filmlerini izleyin, halen ayni sorunlar.
0
baldur2
(16.04.26)
Son yazdığına cevap olarak Macaristan'da da müdahalesiz bir seçim olmadı. Olmaz.
Halk seçmiyor oy veriyor sadece. Seçilenlerden ayrı olarak bir de "atanmışlar" var. Sanırım seçilenlere kıyasla daha acımasız oluyorlar.
Dünyada olan bitene dikkatli bakın.
Rusya'ya her açıdan daha yakın bir Macaristan, batıda kabul görmez .

Trump ilk başkan seçildiğinde Yahudileri unutmadı. Ağlama duvarına koştu hemen. Sonraki Biden de siyonist olduğunu belirtti..
Şimdi tekrar Trump daha bu başkanlığının birinci senesinde
mossadın hatırına İran'la savaşa girdi .
Arjantindeki Javier Milei de başa gelir gelmez yahudilere süslü yakınlık gösteren mesajlar verdi , musevi
olmak istediğini bile açıkladı .
Örnekler çoğaltılabilir .

Macaristan'a dönersek, yeni başkandan hemen bir davette almış netenyahu.
www.gov.il

Demek ki borcu vardı .
-2
diyecevaplandı
(16.04.26)
1 ay sonra kimse hatirlamayacak bile. Cok da sey yapmaniza gerek yok.
0
Purple life
(16.04.26)
Sanki küçük bir azınlık iktidar tarafından destekleniyor gibi yazmışsınız. Yüzde 50 den fazla destekleri var 20 yıldır. Böyle bir destek varken kırılma beklentisi imkansız. Diğer ülkelerde kırılma yüzde 20 hadi bilemedin 25 puanlık desteğe karşı yüzde 80 in desteği ile olan kırılmalar. Dolayısıyla o kırılma bir olayla olmayacaktır.
+1
Cezcez
(16.04.26)
ülkenin basina bir stalin, her sehre de bir gulag gelmedikce nah degisir türkiye. snowball effect gibi. bundan sonra her gelen gün öncekini aratacak.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
olasi buyuk istanbul depremi bir milat olacak bence.
malesef cok pahaliya patlayacak ve cok insan olecek.
ama baska turlu cok zor gibi.

en son Demirtas'tan umitliydim ama onun da capi yetmedi.
lider olarak kesinlikle colugu cocugu esi falan olan birisi olmamasi lazim, sadece kendi cani ile ugrasacak birisi gerekiyor, kelle koltukta ilerleyecek. oyle birini de bulmasi cok zor.
-1
cooperr
(16.04.26)
(bkz: azrail)
+4
Bruce
(17.04.26)
Demirtaş diyen var…

Atatürk gelse Hz Muhammed dirilse the one’a karşı yine kaybeder yine kaybeder.

Doğru cevap azrail bence de
+3
Hallegadola
(17.04.26)
biz deli mustafayı tahta çıkarmış toplumun çocuklarıyız . lider odaklı bir toplum olduğumuz için, bir babayiğidin gelip bu iktira karşı durması lazım ki yönetim öyle değişir.

kafa değişmez. iç çatışma yaşamamış hiç bir toplum gelişimini tamamlamamıştır. bizde tam toplum hesaplaşacakken 80 darbesi olduğu için toplumsal olgunlaşma yarıda kaldı. sürekli toplumun sinir uçlarıyla oymayın diyorlar. ellemeyin aman aman diye gergin sorunlu bir toplum olduk. küvezdeki bebeler katledildi dosya kapandı, yıkılmadılar.
+3
mikahakkinen
(17.04.26)
mikahakkinen +1

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(17.04.26)
neyin kırılması?
Cumhuriyet bu ülke ve toplum için ideal bir rejim değildi, olmamaya da devam ediyor. Arkadaşlar en demokratik rejim her toplum için mükemmel işler diye bir kural yok.
TR gibi ülkelerin başkanlık sisteminde yönetilmesi bir gerçek. Denedi olmadı, kuvvetler ayrılığı vs faso fiso hiçbiri olmadı. Ülke darbelerden belini doğrultamadı.
Bu söylediklerimden mevcut iktidar müthiş anlamı çıkmasın. Yarı başkanlık + parlamenter sistem doğru bir sistemdi ancak akp bunu suistimal etti tek adam rejimine çevirdi.

Şimdi zaten ülkeye baktığında cumhuriyet, demokrasi bu ülkeye çok bol gelmiş kavramlar. Türkiye Istanbul'un 3-5 ilçesi ile İzmir, Ankara'dan ibaret değil. Eğitim gelmemiş, gelişmemiş. Feodalite tavan. İslamiyet radikal gruplar, tarikatlar cirit atıyor. Hoop diyorsun ki buyrun cumhuriyet ağalar.

tamam, güzel deneyelim. Cumhuriyet kuruldu ne oldu? Kendi burjuvazisini yarattı. ülkenin kökeni olan ermenilerden rumlardan çalarak varlık vergileri ile yeni zenginlerimiz oldu.
Askeri burjuvazimizi yarattık ve sağ olsunlar cumhuriyeti ilerletmek, her yere nüfus etmesini sağlamak yerine bodrum'dan marmaris'ten yazlık baktılar, boğazda daire kapma yarışına girdiler. Yahu bir emekli albayın Istanbul'un göbeğinde 10 dönüm arazisi nasıl olur önce bunu açıklayın?

Peki o cumhuriyeti istemeyen islami tayfa ne yaptı? Her yere nüfuz etti. 25 yılın iktidar adımlarını 1950'lerde attılar. Bakın SADAT belasının temelleri 92'de atılmış.

sonuç olarak kırılım beklemeyin. Ülkenin DNA'sı bu.
-3
croswell
(17.04.26)
Ahahah menderes kendini peygamber ilan etmişti neredeyse. Eline tahta oyuncak tüfek alan deliyi idam ettirip, Beyazıt meydanından Sirkeciye arabaya zincirlettigi öğrencileri sürükleniyor, İnönü yu taşlatip, kendisine kılıc çeken genç subayları tutuklattiriyordu.

Ne oldu?

Darbe mi?

Darbe olmasa halk kendisini meydanlarda bogacakti.

Bu iş demokratik yollarla ilerleyecek

Önce önderi apo olan ceset toprağa girsin gerisi çorap söküğü
+2
topkapiaksaray
(17.04.26)
(3)

urfa saldırganının ailesi

jepa
hükümetin trolleri maraş okul saldırısındaki katilin ailesi üzerinden Atatürk, laiklik karşıtı yazılar döşüyor ama urfa saldırganının ailesi ile ilgili bilgi yok.. bir görüntüsü veya açıklaması var mı? tek bilinen babası inşaat işçisi ve 9 kişilik bir ailede büyüdüğü.. nasıl olduysa maraştakinin öz
hükümetin trolleri maraş okul saldırısındaki katilin ailesi üzerinden Atatürk, laiklik karşıtı yazılar döşüyor ama urfa saldırganının ailesi ile ilgili bilgi yok.. bir görüntüsü veya açıklaması var mı? tek bilinen babası inşaat işçisi ve 9 kişilik bir ailede büyüdüğü.. nasıl olduysa maraştakinin özel fotoğraf albümü falan paylaşılırken diğerinde böyle bir şey yok. olmasın da zaten. böyle acılar üzerinden bile siyaset malzemesi çıkaranlar bilerek hedef göstermek için mi yayınladılar fotoları sizce?
+9
jepa
(16.04.26)
O koltuk için neler yapacaklarını tahmin bile edemezsin. Ülkenin dönüşü yok artık.
+3
HellKeePer
(16.04.26)
Çocuğun emniyet müdürü babası için solcu bile dediler :))
+2
ekimoloji
(16.04.26)
@HellKeePer +1 olayı aileye indirgemek dünyanın en kolay işi. çocuk deliymiş demek kolay. suçlu toplum. suçu kabullenip, kardeşim biz ne yapıyoruz demediğimiz sürece bu işler devam eder. her fotoğraf siyaset için malzemedir. imamoğlunun eşine, akrabalarına yapılan bel altı yorumların haddi hesabı yok.
aileyi kendi muhafazakar çizgilerinden uzak gördükleri için yayın yasağına rağmen kendi trolleriyle sırayla yayıyorlar kendi üzerlerinden suçu seküler yaşama atacaklar.
0
mikahakkinen
(17.04.26)
(3)

zara gomlek

baldur2
1,86 boy 80 kilo biri regular fit olan gomlek icin hangi bedeni almali large mi medium mu?
1,86 boy 80 kilo biri regular fit olan gomlek icin hangi bedeni almali large mi medium mu?
0
baldur2
(16.04.26)
Bunlar markadan markaya değişiyor. Genel M, L yok. Denemeden alınmaz ama L daha mantıklı.
-6
arbre
(16.04.26)
Large al.

Medium'un kolları kısa kalabilir. Havalar ısınıyor dar gömlek giyilmez.
+1
yurtsuz john
(16.04.26)
187 82 kgyum large al.
0
mikahakkinen
(17.04.26)
(7)

Kahramanmaraş Okul Saldırısı

panda yuva yapmis sogut dalina
İfadelerden okuduğum kadarıyla saldırıyı gerçekleştiren kişiye sanırım bir bıçak darbesi olmuş. Sonra da polislere teslim edilmiş oevladı. Google'da hayatını kaybetti diye yazıyor hep ama bu ayağına gelen bıçak darbesinden dolayı mümkün müdür acaba o batırılan bıçağın böyle bir etki yaratması?
İfadelerden okuduğum kadarıyla saldırıyı gerçekleştiren kişiye sanırım bir bıçak darbesi olmuş. Sonra da polislere teslim edilmiş oevladı. Google'da hayatını kaybetti diye yazıyor hep ama bu ayağına gelen bıçak darbesinden dolayı mümkün müdür acaba o batırılan bıçağın böyle bir etki yaratması?
0
panda yuva yapmis sogut dalina
(16.04.26)
intihar etti yazıyodu
ama şimdi bunu gördüm
x.com
0
jelly bear
(16.04.26)
Atardamara gelirse evet. Femoral arter.
-4
arbre
(16.04.26)
Bir veli bıçak darbesiyle etkisiz hale getirmiş. Benim okuduğum yerde atar damara denk geldiği yazıyordu. Atar damar kesisi öldürücü olur.

Velinin ifadesi: x.com
0
evrim halkasi
(16.04.26)
doktor degilim ama üst baldirdan yaralanmalar ciddi hayat riski yaratabiliyor bildigim kadariyla. uyluk atardamarı falan geciyor oralardan.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
öldüğüne dair şüpheliyim. bizi paranoyak ettiler bu ülkede.
+1
lazpalle
(16.04.26)
Saldırı ile ilgili videolara nereden ulaşılır ?

Malum yayın yasağı var.
0
kaiserr76
(16.04.26)
t24.com.tr

öldüren kişi için ceza almayabilir denmiş.
0
mikahakkinen
(17.04.26)
(8)

Eski bir arkadaşınız size haset beslediğini hissederseniz ne yapardınız?

santimantal
20 yıllık arkadaşınız olsun.Birlikte hayatı paylaşmışsınız.Ama arkadaşınız belli bir zamandan sonra sizi kıskandığını hissediyorsunuz.Kendini sizinle kıyaslıyor ve pasif agresif şekilde saldırıyor.Enerjinizin çekildiğini hissediyorsunuz.Yeni evinize geliyor: Bulaşıkları silerek makineye koymanızı el
20 yıllık arkadaşınız olsun.
Birlikte hayatı paylaşmışsınız.
Ama arkadaşınız belli bir zamandan sonra sizi kıskandığını hissediyorsunuz.
Kendini sizinle kıyaslıyor ve pasif agresif şekilde saldırıyor.
Enerjinizin çekildiğini hissediyorsunuz.
Yeni evinize geliyor: Bulaşıkları silerek makineye koymanızı eleştiriyor, öyle bir sertlikle söylüyor ki bunu korkuyorsunuz.
Oturma odasında evin aşırı düzgün olduğunu, eşyaların aşırı düzgün konduğunu söylüyor falan.
Günlerce aklınızdan çıkmıyor bunlar ve sizi geriyor.
İletişimi kesmek istiyorsunuz ama geçmişin hatrına -bir borcunuz da olmamasına rağmen- kesemiyorsunuz da.
Ama insanların genel de böyle olduğunu ve sizi yıprattığını fark ettiğiniz de en iyisinin bu insanlardan uzak durup yalnızlığa katlanmak olduğuna karar veriyorsunuz.

İletişimi sonlandırırsam ilerde pişman olur muyum?

Not: Birkaç yılda bir görüşmeme rağmen görüştükten sonra günlerce huzurum gidiyor ve sürekli kafamda ona yanlış olduğunu anlatıp onu ikna etmeye çalışıyorum.
0
santimantal
(16.04.26)
Tamamen kesmek degil ama ara vermek iyi gelebilir.

O da zor zamanlardan geciyordur belki. Insan basina gelen kötü durumlarla iyi mücadele edemiyor bazen.

Kesip atmazdim. Gecmesini beklerdim. Ondan sonra sonlandirmayi düsünürdüm.
-1
Purple life
(16.04.26)
birkaç yılda bir görüşüyormuşsunuz . o görüşmelerde eve çağırma dışarıda buluşun. çok da takmayın " bu da böyle biri " diye kabul edin .
zaten eve gelmediğinde sizi çok rahatsız edemez
+1
devilone
(16.04.26)
Ara vermek iyi olur bence de zaten çok sık görüşmüyormuşsunuz, birden koparmaya gerek yok.
Ama çok rahatsız ediciymiş evinize sizi huzursuz eden insanları sokmayın bahane bulup dışarıda görüşün.

20 yıllık ve sürekli de görüştüğüm iki arkadaşım var hepimizin farklı farklı şekillerde diğerinden iyi ya da kötü olduğu konular var, her konuyla ilgili konuşuruz birbirimizle ama bir kez bile birine hasetlenmedim bir başarısını, durumunu, aldığı bir şeyi kıskanmadım onlardan da bir kez bile bu tür bir tepki görmedim.
Bende böyle bir duygu olsa ya da onlardan benzer bir duygu sezsem görüşmeye devam edemezdim.
0
mutekebbir
(16.04.26)
birkaç rahatsız eden şey daha ekleyeyim:
- bana ne kadar maaş aldığımı sordu birçok kez :) Hep bir mukayese...
- edindiğim havalı bir yabancı arkadaşımdan bahsederken yüzünü ekşitip olumsuz şeyler söyledi.
- kardeş gibi olmamıza ve olmamız gerekmesine rağmen buluşunca çektiğimiz samimi fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. insanlar da altına "ooo, bu kim" gibi şeyler yazdılar. (cinsiyetlerimiz: ben: erkek, o: kadın)
karşı cinsten biriyle uzun süreli arkadaşlıklarda farklı hesaplar peşine düşmek bana çok itici geliyor. aşık olma gibi bir şey olursa samimice konuşulabilir. ama başka türlüsü hoş değil bence. sizce?
0
🌸santimantal
(16.04.26)
ben arkadasligimi sonlandirdim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
sonlandırdığınızda ne kadar huzur dolduğunuza şaşıracaksınız, hafiflemiş hissedeceksiniz. tavsiye ederim.
+1
amelie poulain
(16.04.26)
bu 20 sene olan şey 2 kişinin kendine dönmeden devam ettirdiği bir arkadaşlık. samimi değilmiş ki devam etmiş. arkadaşından ayrıldıktan sonra zihinsel geviş getirmen varsa bu toksik bir arkadaşlık.
arkadaşlıkta en önemli şey 2 tarafın birbirini kabullenmesidir. ben arkadaşımı deli gibi eleştirsemde bana alınmaz, o beni eleştirse de ben alınmam. zaten bunlar sizi kırıyorsa devam etmenize gerek yok. ama onu kafaya tak bunu kafaya tak çevremizde insan kalmadı o da ayrı bir konu.
+3
mikahakkinen
(16.04.26)
Eklediklerinden sonra arkadaşlığını bitirmenin çok daha sağlıklı olacağını düşünüyorum ya, bir iki örnek değilmiş ki bu hep süren bir durummuş.
0
mutekebbir
(16.04.26)
(4)

Clio vs Egea?

jackyr
2022 1.0 tce otomatik 26k km Clio mu?2020 1.6mjet otomatik 80-90k km Egea hb mi?
2022 1.0 tce otomatik 26k km Clio mu?
2020 1.6mjet otomatik 80-90k km Egea hb mi?
📊 Clio mu Egea mı?

Bu anket sona erdi. 41 oy kullanıldı.

0
jackyr
(16.04.26)
clio joy ticari araç gibi ekran yok.
0
mikahakkinen
(16.04.26)
Clioda Tesla ekran var araçta kocaman orijinal.
0
🌸jackyr
(17.04.26)
Tartışmasız Clio. 26K km ile 80-90K arasında çok ciddi fark var.
0
thor44
(17.04.26)
dizel istemem multijeti elerim. egea elendiği için oyum clioya.
0
konetsu
(17.04.26)
(7)

Münih ve çevresi için otobüsle gezi rotası önerisi olan var mıdır?

denizmaniaherif
24-26 nisanda güzeller güzeli münihte olacağım tekrar ama çevresini hiç düşünmedim nereler vardır bir otobüs kadar yakın(1-1.5 saat mesafe) gezilecek yerler var mıdır diye.. mesela Amsterdamdan - Volendama otobüsle gider gibi kesin görülmesi gereken yer önerileriniz var mıdır? Turlara bakmadım henüz
24-26 nisanda güzeller güzeli münihte olacağım tekrar ama çevresini hiç düşünmedim nereler vardır bir otobüs kadar yakın(1-1.5 saat mesafe) gezilecek yerler var mıdır diye.. mesela Amsterdamdan - Volendama otobüsle gider gibi kesin görülmesi gereken yer önerileriniz var mıdır? Turlara bakmadım henüz..
teşekkür ederim.
0
denizmaniaherif
(16.04.26)
nurnberg var yakın, salzburg var.

ama otobüs ne kadar mantıklı olur bilemedim.

münihte ulaşım pahalı.
0
kveldulv
(16.04.26)
neuschwanstein, nünberg, salzburg.
0
mikahakkinen
(16.04.26)
Ben de o tarihlerde Münihte olacağım. Getyourguide gibi yerlerden turlara baktığımda en çok tercih edilen neuschwanstein fakat toplam süresi 10 saat sürdüğü için ben tercih etmeyeceğim.
0
yüzyıllık yalnızlık
(16.04.26)
Anladigim kadariyla Münih'i daha önce gezmissiniz. gene de bence hepi topu 1 tam gününüzün oldugu gezi planina Salzburg gibi büyük sehirler sikistirmaya ugrasmayin. illa sehir göreyim diyorsaniz Augsburg olabilir ama bence havalar da güzel hazir, Münih cevresinde cok güzel göller var. Bir sandvic ve su atin cantaya, göllerin cevresinde yürüyüse gidin rahat bir ayakkabiyla. Tegernsee güzeldi, cepecevre yürünebilir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.04.26)
teşekkür ederim fikirler için..neuschwanstein 3 saat olmasa gitmek isteyeceğim bir yermiş. salzburg 1.5 saat diyor 25 euro.. bir masaya yatırayım dedim.
0
🌸denizmaniaherif
(17.04.26)
munih'ten salzburg günübirlik gidip gelmiştik. çok hoş şehir salzburg, tavsiye ederim.
0
but that was just a dream
(17.04.26)
munihten trenle salzburga gidebilirsiniz. yaklasik 2 saat surer. Salzburg guzel ve kucuk bir sehirdir, 1 gun yeter ama sakin pazar gunu gitmeyin :)
ama ben de konusma'ya katiliyorum. Gollere yuruyuse gidin cok daha keyifli olacaktir. ama gideyim bir sehir daha goreyim derseniz de Salzburg bu ihtiyaci karsilar.
0
65 derece
(17.04.26)
(2)

Hangi TV 'yi alayım?

strawberry first
Kullanıcı annem. Yaş 75.Standart TV yayınları zaman zaman da youtube ve Internet üzerinden bir şeyler izlemek istiyor. Paralı platform kullanmayacak. Şu iki TV arasında kaldım yardım lütfen... 1. Senna 50uq95f ekran 50" olduğu için cazip, büyük olsun istiyor. Ama yavaş olup da delirtmesin. 2. TCL 4
Kullanıcı annem. Yaş 75.

Standart TV yayınları zaman zaman da youtube ve Internet üzerinden bir şeyler izlemek istiyor. Paralı platform kullanmayacak.

Şu iki TV arasında kaldım yardım lütfen...

1. Senna 50uq95f ekran 50" olduğu için cazip, büyük olsun istiyor. Ama yavaş olup da delirtmesin.

2. TCL 43S59K hızlı ve seri olduğunu düşünüyoruz. Ama ekran ufak.

Ne yapalım? Teşekkürler...
0
strawberry first
(15.04.26)
Senna'yi hic duymadim, TCL Sony ile birlesiyor falan, daha iyi olacaktir. TCL'in 50'si cok mu pahalli.
0
compumaster
(15.04.26)
annemlerde tlc var, kullanımı arayüzü falan kolay.
0
mikahakkinen
(16.04.26)
(2)

İstanbul’dan taşınacağım

toucheamore
1+1 evden yine o kafa bir yere geçmek niyetimiz. 2 kişiyiz en geç temmuzda gidilecek. İş güç 2 ay için dert değil. Sorum şu; eşyaları 2 ay bir depoya kaldırsak ( depocu şirketlerden haberi olan veya kullananlardan yardım plz) 2 ay eşyalı yazlık gibi bir yere taşınsak, hem 2 ay tatilimsi ve belki d
1+1 evden yine o kafa bir yere geçmek niyetimiz. 2 kişiyiz en geç temmuzda gidilecek. İş güç 2 ay için dert değil. Sorum şu; eşyaları 2 ay bir depoya kaldırsak ( depocu şirketlerden haberi olan veya kullananlardan yardım plz) 2 ay eşyalı yazlık gibi bir yere taşınsak, hem 2 ay tatilimsi ve belki de o kiraladığımız yerde kalıcı bir ev kiralanır mı diye bakma düşüncesi saçma mı? Eksiler artılar ne olur? Çanakkale ve Balıkesir düşüncesindeyiz. Depocu/taşıyıcı markasından, şuraya taşının türü fikirlere açığız. Lütfen düşüncelerinizi paylaşın. Bu tip soruları Temmuza kadar ara ara sorma niyetindeyiz.
0
toucheamore
(15.04.26)
eskişehir ya da muğla merkezi öneririm. manzara önemliyse çanakkale iyi.
0
mikahakkinen
(15.04.26)
Saçma değil, çok benzerini yaptık. Sadece eşyalı eve istediğimiz eşyaları götürüp geri kalanını depoya kaldırmak yerine sattık, bunların içinde zaten değiştirmek istediğimiz/kullanmak istemediğimiz eşyalar olduğu için böyle yaptık. Bu kısım biraz ekonomik durumla alakalı tercih sebebi tabi.

Halihazırda iş varsa eksisi yok gibi bir şey bence. Ancak iş için bir ayak istanbul'da ise burdaki konaklama durumuna, git-gel süreçlerine bakmak gerekebilir.
0
amelie poulain
(16.04.26)
(7)

Ekşi sözlük vs ekşi duyuru

gobekliraki
Bu platformların ikisi apayrı iki evren gibi, neden böyle sizce? Sözlük kezban/kıro/yandaş/muhalif vs vs kaynarken, duyuruda herkes aklı başında bir iki troll dışında (abre hariç o bence daha çok sapık gibi)Çok çok eski sözlük yazarıyım aynı zamanda çok çok eski duyuru kullanıcısıyım. Ama son 1 yıld
Bu platformların ikisi apayrı iki evren gibi, neden böyle sizce? Sözlük kezban/kıro/yandaş/muhalif vs vs kaynarken, duyuruda herkes aklı başında bir iki troll dışında (abre hariç o bence daha çok sapık gibi)
Çok çok eski sözlük yazarıyım aynı zamanda çok çok eski duyuru kullanıcısıyım. Ama son 1 yıldır sözlük aşırı leş bir hal aldı gibi?
+7
gobekliraki
(15.04.26)
Sözlük cok popi oldugu icin metropol gibi, her telden insan var. Hatta kaliteli grup hep bir seylere küsüp ayrildi zaten zaman icinde. Burasi daha butik
+4
üğpoıuy
(15.04.26)
Konusu açılmışken kişisel bir gözlem bırakayım. Burada gayet normal yazarken sözlük entryleri aşırı toksik olan, nefret saçan yazarlar da var. Bence bir çeşit "ortamın havası" etkisi de mevcut.
0
aloha snackbar 3
(15.04.26)
aski memnu'da en sevdigim kisi malmazel.
ama sözlük'te yazarken bihter :)
biraz bunun gibi.
isin raconu o.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.04.26)
umarım hala ekşide yazmıyorsunuzdur. izah etmekten dilimizde tüy bitti.

www.youtube.com

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(15.04.26)
biz burada sırıtanı böcek zehriyle kovalıyoruz. kardeşim hayatımızın her alanında bu lümpen gruplara tahammül edip maruz kalıyoruz. duyuru bari biraz aklı selimlerin yeri olsun. troll mrol geldi mi kovalarız. burası kadıköy orası bağcılar.
+3
mikahakkinen
(15.04.26)
2003 yılından beri sözlük yazarıydım. son 3-4 yıldır entry girmeyi bırak bir şeyler okumak için bile girmez olmuştum. sözlük hesabını duyuru'yu açmak için kullanıyordum. geçen hafta, en sonunda hesabımı da kapattım. sözlük yazarlarıyla moderasyonuyla iyice laçka bir yere dönüştü.

zaten çok da anlam yüklememek lazım internet sitelerine.
0
matematisyen
(16.04.26)
10 sene kadar once sozlugun cilki cikmaya baslayinca buraya sigindim, burasi benim icin denizdeki firtinadan dandik teknemle kacip sigindigim bir ege kasabasi ya da yunan adasi limani gibi.

bir tane kohne restaurant var, dogru durust yemek falan yok.
limanda surekli 3-5 kisi takiliyor, yerlisi iyi.
arada guzel sohbetler oluyor, aksam bazen abinin teki cumbus falan caliyor egleniyoruz.

arada ufak tekneler ugruyor, bazilarinin icinden duzgun tipler cikiyor, aramiza aliyoruz.
bazilarindan at hirsizlari iniyor, zevkimizin icine etmeye calisiyorlar, onlari da kovaliyoruz. kovalamasi biraz suruyor bazen ama sikinti yok.

limanda birkac tane milleti yok yere isiran olan kuduz kopek vardi, onlari kovaladik sonunda gittiler. limandaki dandik restaurantin sahibi biraz umursamaz bir tip ama bastirinca yardim ediyor gibi. hatta en son restaurantin boyasini yeniledi, tabaklari bardaklari catallari falan degistirdi. bir yerden gomu falan mi buldu nedir.
+5
cooperr
(16.04.26)
(14)

Kaliteli zeytin yagi

b w n s p
Kaliteli guvenilir zeytin yagi almak istiyorum. siz nereden aliyorsunuz?
Kaliteli guvenilir zeytin yagi almak istiyorum. siz nereden aliyorsunuz?
0
b w n s p
(14.04.26)
Aydın'dan getirtiyor annem, markası yok pet şişede geliyor ama yediğim en iyi zeytinyağı diyebilirim.
Getirtme imkanınız varsa detayını sorarım, bildiğim kadarıyla kendileri göndermiyor.
0
mutekebbir
(14.04.26)
yok maalesef internetten siparis verebilirim.
0
🌸b w n s p
(14.04.26)
ben boztepe alıyorum beğeniyorum ama gıda mühendisi bir tanıdığım fiyatı o kadar abartmana gerek yok markette satılan komili kristal gibi markalar da gayet fiyat performans ve kaliteli dedi onları denemeyi düşünüyorum
0
tabii lan manyak mısın
(14.04.26)
eğer güvenilir köyden getirtemeyecek gibiyseniz market zeytinyağı olarak kriistal ya da tariş markasını öneririm.

www.kristalyaglari.com
www.tariszeytin.com.tr

marketlerde belki daha ucuz olarak satılıyor olabilir
0
exlibris
(14.04.26)
evet ben de o yuzden kuskuda kaldim. markette satilanlarla arada cok fark yoksa cok gerek de yok uzun uzun arayip bulmaya.
simdi gemlik belediyesi satiyormus onu buldum cok mantikli geldi
www.gemtar.com.tr
0
🌸b w n s p
(14.04.26)
Bizim kendi üretimimiz. Kargo satış vs işleriyle uğraşabilsem gönderirdim. Ailem topluyor. Fabrikaya götürüp yağ olarak geri alıyoruz.

Zeytinyağı işinde hile hurda çok fazla. Dikkat edin.
0
jackyr
(14.04.26)
aydında yaşıyorum pazardan pet şişede zeytinyağı aldım ve şüphelendim. il tarımda çalışan kuzenime test ettirdim. zeytinyağında başka yağlarda aldığım yağın içinden çıktı.
dünyada sıralamaya giren markalarımız var. hermus, nova vera, oleamea, palamidas.
ben palamidas soğuk sıkım alıyorum.
+2
mikahakkinen
(14.04.26)
Çooook kaliteliyse novavera, yok ağam abartma dersen özgün alınabilir bence
+2
wild honey suckle
(14.04.26)
Özem, Kocamaar ve Avilo'yu beğeniyorum, web sitelerine bakabilirsiniz.
+1
fotrsapka
(14.04.26)
Zeytinyağı asidik bir üründür. Su için bile sağlıklılığı tartışmalı olan ped şişelere konmuş zeytinyağından uzak durun bence.
Zaten gün ışığından etkilenen bir ürün şeffaf kapta olmaz.
+2
Mirket
(14.04.26)
Yıllardır Özgün'den alırız, gayet memnunuz.
0
10551037
(15.04.26)
Ben Tariş alıyorum. Fiyatı biraz kol gibi ama en azından Tariş. Alsancak mağazasından alıyorum genelde. Güney ege ve Kuzey ege yağları var. Zeytin aroması almayı seviyorsanız yağdan güney sevmiyorsanız kuzey. Yani böyle ekmek banayım yiyeyim domatesin üzerine döküp yiyeyim diyen bir zeytinyağı seviciyseniz Güney ege. Bu ikisi dışında özel serileri var onların fiyatı iyice kol gibi ben Bi kere ilk el diye Bi yağını aldım bambaşka bir şey gerçekten. Sonra almadım zaten. Zengin işi onlar.
0
Batuhanolabilir
(15.04.26)
pet şişede ise dünyanın en iyi yağı da olsa almayın, açık renkli cam şişeler de bile sıkıntı oluyor zeytinyağında; mümkünse koyu renk cam şişe en sağlıklı olanı, kampanyada ne yakalarsam onu alıyorum bu şartlara uyan :)
+1
sweetoffice
(15.04.26)
Tariş alıyorum ben. Bazen süpermarkette indirim oluyor bazen internette. Biraz takip etmek gerekiyor.
0
peki madem
(15.04.26)
(7)

Strava benzeri uygulama

Take it away honey
Dostlar merhaba, koşu için ayakkabıdan sonra sıra uygulamada. Strava ücretine değer mi? Yoksa daha uygun veya ücretsiz benim işimi görecek bir uygulama var mı? Amacım koştuğum mesafeyi haritalandırmak ve gerekli bilgileri sağlaması. Elimde apple watch 7 ve iphone telefon var. Garmin vs almayacağım o
Dostlar merhaba, koşu için ayakkabıdan sonra sıra uygulamada. Strava ücretine değer mi? Yoksa daha uygun veya ücretsiz benim işimi görecek bir uygulama var mı? Amacım koştuğum mesafeyi haritalandırmak ve gerekli bilgileri sağlaması. Elimde apple watch 7 ve iphone telefon var. Garmin vs almayacağım o nedenle bu ekosistemle çalışan bir uygulama olursa tadından yenmez. Yapay zekaya sordum ama ben daha çok kullanıcı deneyimi arıyorum.

Cevaplarınız için çok teşekkürler!
0
Take it away honey
(14.04.26)
Nike Run club işinizi görür.

Runkeeper' ın free uygulaması da gayet gayet güzel.
0
kumandanim
(14.04.26)
Adidas ve Nike
0
gabe h coud
(14.04.26)
sports tracker
www.sports-tracker.com
0
ao12
(14.04.26)
İstediğin şeyler zaten iwatch yapmıyor mu?
İlaveten şunu alabilirsin. Uygulaması da var.

www.decathlon.com.tr
0
Mirket
(14.04.26)
stravayi bedava kullaniyorum, kostugun yerleri haritada gosterebiliyor - nesi eksik ki?

apple watch'la direkt entegre ettim ben, apple watch'ta kosuyu baslatiyorum - otomatik strava'ya her seyi atiyor. kalp hizinin degisimi vs gibi seyleri de gosteriyor
+2
fakyoras
(14.04.26)
strava’yi ucretsiz de kullanabilirsiniz, bazi ozellikleri kapali olur o kadar. akilli saatinizle eslestirebilirsiniz.
0
taurina
(15.04.26)
yeni öğrendim. decathlonun varmış. görevleri tamamlayınca puan veriyor alışverişte kullanılıyormuş.
+2
mikahakkinen
(15.04.26)
(9)

Ege Denizi için Mayıs ortası mı, yoksa Mayıs sonu ile Haziran başı mı?

put it in your appropriate place
Denize girmek için hangisi daha iyi olur? Sedef hastalığı için denize girmek iyi oluyor. 8 Mayısa rezervasyon yaptım ama erken geldi.Mayıs sonu ile Haziran başı iyi midir?
Denize girmek için hangisi daha iyi olur? Sedef hastalığı için denize girmek iyi oluyor. 8 Mayısa rezervasyon yaptım ama erken geldi.

Mayıs sonu ile Haziran başı iyi midir?
0
put it in your appropriate place
(13.04.26)
ege her mevsim soğuktur haziran bile erken olabilir. soğuk rahatsız etmiyorsa ne kadar erken o kadar iyi.
0
orpheus
(13.04.26)
Güneye inmeyeceksen temmuz-ağustos öncesi girmek macera gibi olur.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Kos adasına gidecektim.

Eylül ayında Ege denizi nasıl olur peki? veya Akdeniz'e mi bakayım?
0
🌸put it in your appropriate place
(13.04.26)
Kos zaten güneyde abi mayıs haziran istediğin tarihte girilir ama haziran başı daha iyi, ben vizyonsuz olduğum için Türkiye'ye göre yorumladım Ege deyince.
0
kizil karga
(13.04.26)
akdeniz bana fazla sicak ve tuzlu geliyor.
soguk deniz severim ama mayis erken bence, ege gec isinir gec sogur.
o yuzden eylul olursa mis gibi olur kos, hem okullar falan acilmis olur kalabalik olmaz.
kos olmazsa sakiz falan da iyidir.
0
cooperr
(13.04.26)
Mayıs sonu Bodrum’da hafif serin ama çok berrak, güzel bir deniz oluyor. Kos da karşısı. Mayıs başı bana erken geldi ama ayın sonuna doğru iyi olur.
0
eileengray
(13.04.26)
Ben Bodrum'da yaşayan biri olarak Ekim derim.
0
etna
(14.04.26)
haziran ortasından ekim ortasına kadar güney egede girilir.
kuzey ege temmuz ağustos sonu.
mayısta güneyde kuzeyde soğuk olur. mayısta antalya ve çevresinde rahat girilir.
0
mikahakkinen
(14.04.26)
Soğuk denizle aranız iyiyse mayıs sonu haziran başı gayet iyi olur ama o tarihlerde yaz ortası gibi cozurdayıp denize atmıyor insan kendini, esinti de fazla gelebilir, çok soğuk deniz istemem, hava da sıcak olsun derseniz eylül ideal.
0
(14.04.26)
(3)

insanlar nasıl bu kadar foto çekilebiliyor ?

dedim dedim de kime dedim
haftada en az 10-20 foto yükleyen var, benim çevremde bir tane bile foto çekilelim diyen çok, kimsenin aklına gelmiyor. beni şuradan çek demek de aklıma gelmiyor.bir yere gidiyorsunuz ve 10. dakikadan itibaren artık foto çekilme zamanı sen beni 20 kere çek ben seni 20 kere çekeyim falan mı diyorsunu
haftada en az 10-20 foto yükleyen var, benim çevremde bir tane bile foto çekilelim diyen çok, kimsenin aklına gelmiyor. beni şuradan çek demek de aklıma gelmiyor.

bir yere gidiyorsunuz ve 10. dakikadan itibaren artık foto çekilme zamanı sen beni 20 kere çek ben seni 20 kere çekeyim falan mı diyorsunuz?

bu süreç nasıl işliyor?
0
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
valla nasıl işliyor bilmiyorum ama bir şey yaşadığını göstermezsen kanıtlayamazsın. ne kadar zevk aldığını göstermek için 20 tane çekilmen lazım. bence mantıkları bu. hadi çekildin yüklemesini nasıl yapıyorlar onu hiç anlamam. o kadar boş zamanım olsa başka şeyler yaparım.
0
mikahakkinen
(12.04.26)
Beş on sene önceye kadar ben de çok severdim ve Instagram kullanıyordum..instagramin cilki çıkınca ve hesabı kapatınca fotoğraf çekme ihtiyacım da yok oldu birden. Şimdi sokakta vs yürürken hoşuma giden kareleri çekiyorum çok beğendiğim olursa da wp durumda tek tük paylaşıyorum o kadar.


Onun dışında turistik gezi yapılan yerde de bir motivasyon oluyor özellikle beraber gidilen grupta herkes fotoğraf çekilmeyi seviyorsa. Ama bu defa da gezmenin keşfetmenin tadını çıkaramıyor insan. Dediğin gibi oluyor bir kişi güzel bir yer keşfediyor orada foto çekiliyor peşinden diğerleri de aynı yerde aynı pozu istiyor. Onlarca güzel yerin olduğu yere gidilmisse de fotoğraf işi hiç bitmiyor.
0
egerbiryolcu
(12.04.26)
türkiyeyi bilmiyorum ama yurtdışında bir çok arkadaşımla haftasonları biryerlere gidip foto çekiliyoruz. bu bazen bir tapınak, başka bir ülke, cafe veya gampling yerleri oluyor.

çünkü eve kapanıp ekşide takılacağımıza veya youtubeda başkalarının hayatını izleyeceğimize kendimizi özel ve değerli hissetmek için anı biriktiriyoruz.

türkiye gibi gittiğimiz yerler sigara dumanı ve gürültülü olmadığı için de epey keyif alıyoruz.

mutlaka en az 1 foto atmam gerekiyor instagrama her ay. kendimi mutlu etmek ve egomu beslemek için koyduğum bir personal goal.
-5
plastic_angel
(12.04.26)
(3)

bir mail atsam ve takip edilmesi mümkün olmasa?

neden beni sevmedin
yurtiçindeki bir kuruma mail atıp ihbarda bulunmak istiyorum.ancak kimliğimin de afişe olmasını istemiyorum. mail atarak bunu yapmam mümkün mü?mesela proton mail adresi alıp atsam vs gibi. ya da vpn üzerinden yapsam? bu söylediklerim çok salakça olabilir bu arada, zira hiç anladığım konular değil.te
yurtiçindeki bir kuruma mail atıp ihbarda bulunmak istiyorum.
ancak kimliğimin de afişe olmasını istemiyorum. mail atarak bunu yapmam mümkün mü?

mesela proton mail adresi alıp atsam vs gibi. ya da vpn üzerinden yapsam? bu söylediklerim çok salakça olabilir bu arada, zira hiç anladığım konular değil.

teşekkürler. tik atacağım.
0
neden beni sevmedin
(11.04.26)
yani 10 minute email alabilirsin vpn ile
mail 10dkda uçuyor zaten
+1
jelly bear
(12.04.26)
Karşında muhattabı olmayan bir maili ciddiye alıp soruşturma açmazlar. (Eğer devlet kurumuysa)
0
mikahakkinen
(12.04.26)
Kuruma mail atmak yeterli mi bilmiyorum ama kurumu denetleyen mercilere mail atmak daha iyi olur sanırım . İdari yoldan kan aldırmanın bir yolu .
Kurum içinde çok yanlışlar örtbas edilebiliyor . Sağlam delil göstermek önemli . Mızrağın çuvala sığmaması için sağlam delil göstermek önemli.
0
diyecevaplandı
(12.04.26)
(5)

Geleneksel cumartesi ifşası

yurtsuz john
Yorumlarınızı değil cesaretinizi test ediyorum :)(yalnızca premium üyeler görebildi)
Yorumlarınızı değil cesaretinizi test ediyorum :)

(yalnızca premium üyeler görebildi)
0
yurtsuz john
(11.04.26)
Dayı sen buraya fazlasın.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
sen buraya fazlasin +1000.
daha iyisi gelmedi. gelemez de.
+1
Purple life
(12.04.26)
yav kardeşim ben hiç bir b*k değilim ya.

birbirimizi görelim gülelim eğlenelim istiyorum o kadar. herkes kasıntı. milletin bıyığını balta kesmiyor.
-2
🌸yurtsuz john
(12.04.26)
iki kaşın arasında kıllar çıkmış kanka
0
HellKeePer
(12.04.26)
Güzel çocuksun
+1
gobekliraki
(12.04.26)
(8)

Ekşi Sözlüğün geldiği nokta

CemMetin
https://eksisozluk.com/uganda-generalinin-turkiyeyi-tehdit-etmesi--8091833Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanı
eksisozluk.com

Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.

Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanına dönmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
0
CemMetin
(11.04.26)
burası bir değer değil ki. burası bir internet sitesi. bir bayrak değil, belirli bir zümreye ait değil. hoşunuza giderse kalırsınız, hoşunuza gitmezse çıkarsanız.

çok değer biçmediğiniz zaman eğlenceli oluyor, tavsiye ederim.
-2
galahad reloaded
(11.04.26)
ekşinin artık eski yazarları yok. meydan trollere kaldı. dönem değişiyor ekşide değişiyor.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Başlığı açanı engellemişim. Sanırım 1.000 kişiyi engelledim ve hala her gün en az birkaç kişiyi engelliyorum ancak sorun çözülmüyor.

Sorun sitenin tam zamanlı profesyonel bir işe dönüşmesinden kaynaklanıyor, site sahibi el atmadıkça yapacak bir şey yok.
+3
10551037
(11.04.26)
Sözlük kapanıp açıldığı dönemden beri foseptik çukurundan hallice değil mi? bu hale geldikten sonra xteki troller eksikapansin hastagini saldılar.
0
ekimoloji
(11.04.26)
ekşisözlük'te bir ticarethane sonuçta. para konuşur.
akp trollerine de mecburen destek oluyorlar.
0
parka
(11.04.26)
Bu konu benim de canımı sıkıyor. Sözlüğün para kazanmasıyla ilgili bir derdim yok, Kanzuk ya da başka birinin bu işi babasının hayrına yapmayacağını biliyorum. Hatta sözlüğün potansiyeli itibariyle siyasi açıdan rahat bırakılmayacağını da biliyorum. Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık. Normal bir kullanıcının ürettiği içeriklere bile bağımsız yaklaşmak çok zorken bu tür akçeli işlerde çizgi çekmek imkansız hale geliyor. Bu kafayla mesela A Haber parasını basıp sabahtan akşama kadar CHP temalı başlık açabilir diye anlıyorum.
Sözlüğün bu tür bir sürece girmesi yazık gerçekten.
0
salihdt
(12.04.26)
''Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık.''

buna tam olarak 'ticaret' diyoruz. bakkal dükkanı işletsen akp' li veya dem partili birine ürün mü satmayacaksın? veya okulun olsa okula mı almayacaksın? veya hastanen olsa o hastaya bakmayacak mısın?

sözlüğün bulunduğu bu ortam müthiş bir fikir özgürlüğü durumu. ha gelir chp veya işçi partili biri reklam vermek ister ve sözlük bunu kabul etmez. o zaman hep beraber linçleriz.
-2
galahad reloaded
(13.04.26)
Ona tam olarak "ticaret" diyemiyoruz zira sözlüğün özü kullanıcıların içerik üretmesi. Sözlüğe para verip değer yargılı içerik ürettirmek benim Ülker'e para verip kafama göre çikolata üretmem, Ülker'in de bunu kendi markası altında satmasıyla aynı şey. Ülkerin herkese bu hakkı vermesi demokratik bir durum gibi gözükse de faaliyetin türü itibariyle saçma ve etik değil. Ya da daha yakın bir örnek vereyim: Para verip gazeteye haber yaptırıyorum mesela. Ticaret mi? Ticaret... Eğer gazete "Her para veren haber yaptırabilir" derse kendince demokratik de olur da... Artık gazete diye bir şey kalmamaya başlıyor bir noktada.
+1
salihdt
(13.04.26)
(13)

Sizce günümüz şartlarında memur olmak özenilecek bir durum mu?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
0
lostinway91
(11.04.26)
kariyerinde yükselme plani olmayan beyaz yakaya kiyasla evet.
özel sektör cok open end bir sey ama uzman olarak calisacaksan da close end dkfjg

ona kiyasla iyi o yüzden. memurlugun basindaki atanma olayi cok dengesiz bir durum ama sonrasinda pahali bir sehirde yasamiyorsan iyi bence.
istanbul'da yasayan memurla x anadolu sehrinde yasayan memurun maasinin ayni olmasi sacmalik.
0
Purple life
(11.04.26)
Memurluğa bağlı. Memurlukta servis, yemek yok genel olarak. Ulaşımı, yemeği maaşından harcıyorsun. Araban yoksa otobüste, metroda sürünürsün. 0 konfor. Servis seni bazen evine kadar bırakır. Yemekler iyiyse her gün 300 400 yemeğe vermezsin. Memurlukta özel sağlık sigortası yok bildiğim. Ben en iyi özel hastanelerde 50 TL ödeyerek muayene oluyorum. Şu an ortalama muayene ücreti 2500 TL.

Memurlukta iş garantisi var. Vasıfsız tipler bile yıllarca çalışıp emekli olabiliyor. İyi bir şirkette iyi bir beyaz yaka pozisyonu memurluğa tercih ederim.

Memurlukta kurum önemli. Şehir, ilçe önemli. Bunlar bana özgürlük kısıtlayıcı geliyor.
-4
arbre
(11.04.26)
Pahalı olmayan bir şehirde memurluk Türkiye'deki en iyi yaşam formatıdır. Dünyanın hiçbir yerinde 3 ay tatil yaparak maaş alan öğretmenler göremezsin.

Memurluk bir paravan olarak da kullanılıyor; minimum eforla düzenli gelir ve bir yandan da ticaret yaparak gelirini arttıran çok memur var.
-1
stefano
(11.04.26)
artıları eksilerine göre bakmak gerekir.

artıları: saat 5'te mesai biter, 657'den atılma riski çok az, garanti maaş, torpille yata yata dokunulmadan emeklilik gelir, yeşil pasaport vb.
eksileri: maaş özel sektör beyaz yakanın 3'te biri, kariyer yükselme şansı yok.

bende devlet memuruyum ama gerçekten devletin çok gereksiz memurları var. ve devlet memurlarının yüzde 90dan fazlası net yatıyor. zaten bütçenin 3te1i memur maaşına gidiyor.
akp zamanında memur alımı da cumhuriyet tarihi ortalamasının 3 katı. oy nerden geliyorsa oraya adam alan bir hükümet olunca, yolunda aş. torpili zaten söylemeye gerek yok.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Özel sektör beyaz yakalardan ortalama memur maaşının 3 katını alabilen çok azdır. Torpil konusu özel sektörde de çok fazla. Tanıdık olmadan düzgün bir işe girmek artık çok zor.
+2
stefano
(11.04.26)
bin kere evet diyorum. "memurluk kısıtlayıcı, küçük yerde çile çekiyorum" diyen her bir memura karşılık büyük şehirde ama özel sektörde iflahı sökülüp yaşam koşulları sebebiyle insanlıktan çıkmak zorunda kalmış 10 tane özel sektör çalışanı vardır herhalde... her memur robota dönüşüp bir köşede sessizce ölmediği gibi her özel sektör çalışanı maaşını beş senede 15'e katlayıp nefis hayatlar yaşamıyor. karakter, kariyer öncelikleri, sektör hatta şans gibi çok farklı kriterler var işin içinde. o yüzden en temel koşulları dikkate alırsak pragmatik bakış açısıyla bence şu an memnuriyet daha cazip olmalı.

benim babam 90'ların başında alakasız bi bölüm bitirmiş, tanıdıklar vasıtasıyla tıbbi mümessil olmuş mesela. allah için gerçekten bu iş için yaratılmış prezentabl bi adamdı rahmetli. girmiş kapıdan s.a demiş yani, altında araba vardı ve ben hatırlıyorum işe kalkıp öğlen gider, 7 olmadan da dönerdi. çocukluğumda bizim sadece ticket kartımız (bazı marketlerde de geçerdi) asgari ücretten fazlaydı öyle diyim. epik düzeyde istikrarlı ve yanlış mali kararlar almasaydı babam abartısız söylüyorum tek maaşla şimdi bizim değeri belki yüz milyonlarla ifade edilecek varlığımız olurdu çünkü yaşadığımız bölge de aşırı değerlendi.

şu an aynı pozisyonlara girmek bile ölüm, gördüğüm kadarıyla maaşlar ortalama üstü bile değil, ayrıca iş yükü ve baskısı çok daha fazla. şimdi babamın çalıştığı özel sektörle benim çalıştığım özel sektör aynı değil mesela...

eğer basit hesaplama yapacaksak şunu sormamız lazım: bugün iş hayatına atılan bir memurun mu görece stabil hayat sürmesi daha olası yoksa özel sektördeki bir gencin babamınkine benzer bir hayata sahip olması mı? bence cevap açık ve net. dediğim gibi memuriyete söven de olacaktır, özel sektörde milyarlık adama dönüşen de çıkacaktır ama bunların ben artık istisna olduğuna inanıyorum.

ben hadi zaten kendim malım çok doğru bi referans noktası sayılmam da imkanım olsa memuriyeti tercih ederdim şu an. amir-vatandaş baş ağrısı bana kendini allah sanan yöneticiden, beni satın aldığını zanneden müşteriden, üç kuruş alacağım diye muhtemelen babadan kalma varlığıyla patronculuk oynayan bir dangozu zengin etmekten daha çekilebilir geliyor. bunlar devlette de var tabii ama en azından işin içinde DEVLET var aynı ölçüde rahatsız etmez beni. özel sektör kim kime dum duma yarış atı gibi sürekli birilerine bi şey ispat etmek zorundasın.
0
der meister
(11.04.26)
Ben rezervuar muhendisiyim. Kuzey Amerika'da Federal devlet pozsiyonunda calisiyorum. Memurum yani.

En buyuk avantaji is guvencesi. Ozel sektorde kriz oldugunda, agzinla kus tutsan isini aninda kaybedersin.

Sonra emeklilik durumu var. Enflasyon oraninda artan, yuksek, olene kadar emekli maasi alacagim.

Is-yasam dengesi de iyi. Saat 4'u 1 gece ofite bir tane bile insan bulamazsin.

Maaslar da an itibariyle ozel sektorden yuksek. Ozellikle uzun sure calisinca maas ve kidem cok artiyor. Mesela benim seviyem EX-02. Ozellikle teknik seviyeden yoneticilige gecince artis cok iyi.

Su an bizim sektorde ozelde $200.000 odeyen is vardir ama azdir ve genellikle hep problemli bolgelerdedir.
0
thetruenorthstrongandfree2
(11.04.26)
Ülkeye göre değişir, kişinin durumuna göre değişir.
Misal benim kuzenim devlette laboratuar teknisyeni. Şu adamdan daha iyi durumda laboratuvar teknisyeni olamaz özelde.
Fransa'da devlet maaşlarına baktim satin alma vs için, çok iyi değil. Fark ne? Çalışma saatleri bir tık daha rahattir ve tatileri çok çok daha fazla (benim tatilim misal 7 hafta, devlette 10 haftalar falan var).
Bir de kişinin karakterine bağlı. Ben devlette yapamam ama annem misal bir daha hayata gelirsem memur olurum der hep. Benim kariyerimde aldığım bir iki kararı riskli bulsa da şu ana kadar ben haklı çıktım ve annem benim yerimde olsa az maaş, rahat iş takılırdı yani.

Onun dışında memur işleri önemlidir. Bazı işleri özelleştirme trendi olsa da özelleştirilen çoğu şey iğrenç hale gelir eninde sonunda çünkü "kar" amacı güder. Bu sebepten memurluk ve memurlar iyidir. Ama Türkiye'de malesef iktidarların destekleyenlerine yemleme yöntemidir, likayat olmayan yerde insanlar tabiki nefret eder.
0
logisticsmanager
(11.04.26)
valla en önemli şey kesinlikle işten atılmamak
0
Hallegadola
(11.04.26)
işten atılma yok.
iş yetiştirme-bitirme derdi yok.
ileride yeşil pasaportla vizesiz avrupa gezme de bonus.
+1
parka
(11.04.26)
Özelde öğretmenim. Muhtemelen devlet öğretmenlerinden 2-3 kat daha fazla çalışıyorum. Konuştuğum neredeyse tüm devlet öğretmenlerinin boş günleri var. Şu an devlet öğretmeninden daha az maaş alıp daha fazla iş yapıyorum. Ayrıca yeşil pasaport mevzusu var.
Ama en özendiğim memur şu an için belediyede mühendis olanlar.
Arkadaş ibb den taşraya gitti. Maaş mükemmel, altına araba çektiler, kadrolu, oranın ağası gibi bir şey oldu dkdkdkd
Görevleri arasında kuş izlemek falan var dkskks
+2
wild honey suckle
(12.04.26)
kişinin neye özendiğine göre çok değişir bunun cevabı. özel sektörde, aylardır birikmiş maaşın ne kadarını ne zaman alabileceğimi bilmeden çalıştığım oldu. bu sebeple, ayın belli bir gününde, belli bir miktarın ödeneceğini bilmek, benim için en büyük nimetlerden biri.
diğer yandan memurluk çok geniş bir kavram. memur diyince pek çok kişinin gözünde, taşranın bilmem ne bürosunda örgüsünü örerek, mesai saatinde pazarına giderek geçinip giden birileri canlanıyor hala. 70 bin lira maaş aldığı halde, evinden bin km uzakta, x köyünün bilmem ne mecrasındaki wc kokulu pansiyonda, gece yarısı gözleri kan çanağı vaziyette milyonluk ihalelerin şartnamesini okuyan memur da var mesela. ya da çatışmaya giren de.. özetle değişkeni çok; meslek, kurum, koşullar vs vs.
+1
lil siztah
(12.04.26)
hayattan beklentin ile alakalı, tüm akrabalarım memur koca sülalede firması olan tek kişi benim. 20 yıl önce tüm akrabalarım müdür olurum diye bakıyordu, kimse bir şey olamadı. ne uzadılar ne kısaldılar.

rutin bir hayat seviyorsan memurluk ideal.
+1
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
(15)

katkı maddeli ürünlere/gıdalara bakışınız

MtKrt
kahvaltılık ürünler olsun, soslar vs olsun içeriğine dikkat ediyor musunuz?özellikle içeriğinde koruyucu, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici ve renklendirici olan ürünlere bakışınız nasıl?yeni bir sos veya farklı bir marka denemek istediğimde bu aralar içeriğine daha çok dikkat ediyorum. eskiden u
kahvaltılık ürünler olsun, soslar vs olsun içeriğine dikkat ediyor musunuz?
özellikle içeriğinde koruyucu, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici ve renklendirici olan ürünlere bakışınız nasıl?
yeni bir sos veya farklı bir marka denemek istediğimde bu aralar içeriğine daha çok dikkat ediyorum. eskiden umursamazdım ama nedense bi korku başladı. kahvaltılık sosta yukardaki 3 madde vardı. keyfim kaçtı.
Alınır mı ? yoksa direkt çöp mü?
0
MtKrt
(10.04.26)
Koruyucular icat edilmeseydi insanlar açlıktan ölürlerdi herhalde günümüzde kime nasıl yemek yetiştireceksin tavşan gibi ürüyoruz, bunlara takılı kalmak biraz ılık götlülük bence, günde 2 paket sigara içen içki tüketen insanlar yeri geliyor bu koruyucuları bokluyor bunların çoğu ihtiyaçtan ortaya çıkmış şeyler, ha çok kafanı karıştırıyorsa sosu da almayıver.

Senin için demiyorum tabii öyle anlama, toplumumuzda genel olarak böyle bir algı var.
+5
kizil karga
(10.04.26)
yani şöyle, temiz içerikli alternatifi kolay bulunan şeylerde çok dikkat ediyorum, mesela peynirde katkı maddesi olanlar var olmayanlar var, mutlaka etiket okuyorum. yumurtayı organik alıyorum. ama zaaflarım var, bazı atıştırmalıkları çok seviyorum ve içerikleri çöp de olsa bazen alıyorum, daha iyi içerikli olanları kesmiyor züber falan.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
içerik okuyorum, kaliteli olanını almaya çalışıyorum ama tabii ki tam kurtulamıyorum. sebze ve meyveye dikkat ediyorum yalnız. yakınım tarımla uğraştığından kullanılan pestisitleri, miktarlarını, ve türkiye'de sirkülasyonda olan ürünlerin kalitelerini hep anlattığından bu konuda titizim. durum vahim çünkü.
+1
eileengray
(10.04.26)
yilda birkac kere disinda iceriginde bu tarz seyler olan yiyecek almiyoruz. bir tek esimin sriracha sevgisi var, onu katkisiz bulamadim. bu ara onu da almiyoruz ama.
0
lemmiwinks
(10.04.26)
Çocuk sahibi olduktan sonra daha çok dikkat etmeye başladım, içeriğini mutlaka okuyorum bilmediğim bir madde yazıyorsa yapay zekaya soruyorum.
0
ekimoloji
(10.04.26)
her gun kesin tukkettigim seylerin temiz olmasina gayret ediyorum ve icerik okuyorum evet. ama ayda yilda bir makarnaya ozel sos filan yapacaksam o kadar takilmiyorum. genel olarak icerikte sadece koruyucu olan urunlerle bir derdim yok (tursu mesela), ama mesela aroma vericiler coksa (dogal yapay fark etmeksizin) aldigim urunun kaliteli olmadigini dusunuyorum. hem koruyucu, hem renklendirici, hem kivam arttirici, hem aroma verici olunca aldigim urun aslinda aldigim sey degil, bambaska bir sey diye dusunuyorum, duzenli almiyorum.
0
taurina
(10.04.26)
bir süredir dikkat ediyorum fakat bir yere kadar oluyor. bir aydır falan biraz salmaya başladım çünkü yemek yemekten aldığım zevk azalmaya başladı. koruyucusuzun alternatifini bir şekilde bulabiliyoruz ya da doğrudan yememe şansımız var ama beni asıl rahatsız eden pestitit, tarım ilacı dolu sebze meyveler oluyor. organik mi emin olamıyorsunuz, fiyat farkı fahiş oluyor bazen.
0
black holes in the sky
(10.04.26)
sadece kalorisine dikkat ediyorum. yüksekse almıyorum.
0
yurtsuz john
(10.04.26)
hiçbir şeye dikkat etmiyorum, üç gün fazla yaşamışım az yaşamışım umrumda değil.
0
yap desem yapmazsin he
(10.04.26)
Yap desem yapmazsın he +sonsuz

Sadece anlık zarar verecek ürünleri/maddeleri eliyorum. Mideye rahatsızlık verenler gibi.
Bir de lezzet açisindan doğalına alışık olduğum reçel gibi ürünlerin hazirini almıyorum. Çok yapay bir tat geldiği için.
0
egerbiryolcu
(10.04.26)
Her gün tükettiğim bişi değilse bakmıyorum. Hayatı o kadar sevmiyorum.
+1
Bruce
(10.04.26)
Yediklerime dikkat ettiğim bir dönemde değilsem çok incelemem lezzet odaklıyım.
Eğer dikkatli olduğum bir dönemdeysem paketli gıdaların hiçbirine güvenmem ve tüketmemeye çalışırım, paketli gıdaların tamamını direkt “zararlı” kategorisine atıyorum.
0
mutekebbir
(10.04.26)
Ben de çok önemsiyorum bu konuyu. Kendim yapabileceğim her şeyi kendim yapmaya çalışıyorum. En son zeytin kurdum mesela ama daha olmadı. Eylül ayında kurdum ve umudum kalmadı 😂

Veganım ve sürekli etiket okumakla ömrüm geçiyor. Katkı maddesi konusu da önemli benim için. Katkı maddesiz bir şey bulamıyorsam ve almam gerekiyorsa o katkı maddesinin de hayvansal olmaması gerekiyor. O sebeple etiket okumaktan artık görme yetimi kaybetmekten korkuyorum.
0
rock n roll
(10.04.26)
cok onemsiyorum. kesinlikle almam. hatta nutri-score'a bile bakiyorum ve bir urun c skoru altinda aliyorsa almiyorum. yani abur cubur bile yiyeceksem c olanini seciyorum. istisnalar olabiliyor. ornegin yeni, enteresan bir urun deneyeceksem onemsemebiliyorum.

link: en.wikipedia.org
0
Sour
(11.04.26)
olabildiğinde uzak durmaya çalışıyorum. yani düşmanca bir tutumum yok, hazır gıda tüketmemeye çalışıyorum.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
(6)

Kahve gazıyla nasıl başediyorsunuz

covered
Ağırlıklı olarak moka içerim. Kahve dünyası dışında nerede içersem içeyim afedersiniz gaz bombasına dönüşüyorum. Badem sütü, laktozsuz vs de denedim ama olmuyor. Zaten utanıyorum laktozsuz istemeye, bu kahveci gençler gırgırcı oluyor, içinden “osuruyorsan içme dalyarak” falan der şimdi diye süte müd
Ağırlıklı olarak moka içerim. Kahve dünyası dışında nerede içersem içeyim afedersiniz gaz bombasına dönüşüyorum. Badem sütü, laktozsuz vs de denedim ama olmuyor. Zaten utanıyorum laktozsuz istemeye, bu kahveci gençler gırgırcı oluyor, içinden “osuruyorsan içme dalyarak” falan der şimdi diye süte müdahale etmiyorum, zaten o sütler de bir yaraya merhem olmuyor. ne verirlerse onu içiyorum. Bu gaz sorunu ile boğuşanlar ne yapıyor merak ediyorum.
-1
covered
(10.04.26)
1. Laktozsuz süt isteyin normal hiçbir zihniyetten şu cümle çıkmaz “osuruyorsan içme dalyarak”, merak etmeyin.
2. Sade kahveye geçiş, en temizi bu bence.
+2
mutekebbir
(10.04.26)
Bende de inanılmaz gaz yapıyordu. Filtre kahve içiyordum, Americano ya geçince gaz sıkıntım geçti,. pişirme tekniğiyle alakalı sanırım. Detayını bilemiyorum.
+1
sekizdokuzon
(10.04.26)
Bir süredir sabahları 4 shot espresso içiyorum. Kahveyle işim 10 sn içinde bitmiş oluyor. Zınk diye uyanıyorum. Tertemiz.
0
gabe h coud
(10.04.26)
Ben de rahatsız olurdum, asıl sütten olduğunu anladım.
Sade kahve baya daha rahat bir şey.
+1
burfak
(10.04.26)
kahve gaz mı yapıyormuş? sütle alakalı olmasın o. bende kahve hiç gaz yapmaz. süt tüketmem. süt giren kahveyide içmem.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
Laktozsuz sütle içince olmuyor o
0
Hallegadola
(11.04.26)
(8)

Koşu Ayakkabısı

Take it away honey
Dostlar merhaba, outdoor koşu yürüyüş için ayakkabı almak istiyorum. Ancak kafam inanılmaz karıştı. On shoes, Hoka, Asics vs gibi bir sürü marka var. Deneyip önerdiğiniz ayakkabıları duymak isterim. Beklentim hafiflik ve rahatlık. Gerisi çok önemli değil. Bütçe 150-200€ arası. Şimdiden çok teşekkürl
Dostlar merhaba, outdoor koşu yürüyüş için ayakkabı almak istiyorum. Ancak kafam inanılmaz karıştı. On shoes, Hoka, Asics vs gibi bir sürü marka var. Deneyip önerdiğiniz ayakkabıları duymak isterim.

Beklentim hafiflik ve rahatlık. Gerisi çok önemli değil.

Bütçe 150-200€ arası. Şimdiden çok teşekkürler!
0
Take it away honey
(10.04.26)
asics gel kayano. mükemmel rahat ve tam koşu ayakkabısı.
+1
biergarten
(10.04.26)
hafif çirkin ama koşu için hoka. çok hafif ve rahat. diğer seçimim de asics olurdu. ikisini de denemeniz lazım.
0
eileengray
(10.04.26)
Arazi yapacak mısınız hocam yoksa yol koşusu mu? Dinamikleri farklı çünkü. Ben olsam yoşl koşuus ile başlarım onun içinse çok uçuğ kaçmaya gerek yok, Nike' ın yeni Pegasus 42 serisi var,o olmuyorsa da bütçenin yettiği bir pegasus seriis gayet iş görür.

Daha iyi bi' şey olsun derseniz Zoomfly 6 kesinlikle tavsiye ederim, konforludur. Ben Nike ile koştuğumdan diğer markalar ile ilgili net bilgim yok ama Asics serilerinin methini de çok duyuyorum.
0
kumandanim
(10.04.26)
runrepeat.com sitesini inceleyin, tüm ayakkabıları teste sokup iyi kötü yönlerini puanlıyorlar.
0
my fault
(10.04.26)
@kumandanim, arazi yok hocam sadece yol için düşünüyorum. Bütçe olarak şöyle yurt dışında olduğum için almışken iyisi olsun diye adam gibi bişey alayım dedim. Dediğin modellere de bakacağım. Teşekkürler!
0
🌸Take it away honey
(10.04.26)
Ayağına göre almanı tavsiye ederim. Nike Alphafly aldım ben 300-400 Euro fiyatı. Çok öneriliyor ama benim ayaklar taraklı, bunlar uzun ince kalıplı. İnanılmaz kötü bir tecrübe oldu. İnternetten karar versen bile deneyip al.
0
gabe h coud
(10.04.26)
asic ve mizuno öneriliyor ama kalıpları dar. ben nike'ın daha verimli ve rahat olduğunu düşünüyorum.
0
mikahakkinen
(11.04.26)
Bu biraz ayağa bağlı.
Benim ayağıma kesinlikle dar kalıp uymuyor. Son yıllarda düz geniş ayakkabı modelleri (misal altra) giymeye başladım ve farkı anladım.
Benim tavsiyem ayağınızın tipine göre internetten araştırma yapmaniz.
Misal şu site iyi;
runrepeat.com
0
logisticsmanager
(11.04.26)
(37)

Kayınvalidem torununu sevmiyor sanırım ya:/

wild honey suckle
Selam duyuru. Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını gör
Selam duyuru.
Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)
Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını görüp sevip-sevmeme ya da değer görme gibi kavramları fark ediyor.
Bizim sorunumuz babannemiz maalesef.
Aslında kötü biri diyemem. Çok nevi şahsına münhasır diyebilirim. Daha böyle köylük yerde yaşadıkları için bize ayıp ya da nezaket gelen konularda aynı noktada duramıyoruz sanırım.
Kızım doğduğunda şehir dışında tatilde oldukları için gelmediler. Yoğun bakım sürecinde de gelmediler. Daha sonra 3 aylıkken falan sanırım bir geldi onda da yani çocuğa ne yardımı oldu meçhul. Zaten hamile olduğumu öğrendiğinde de hiç “bir şey lazım mı?” Denmedi. Ne bileyim bir hevesle bir şey alınıp hatıra bile olsun kafasına girilmesi hiç. Daha sonra bu güne dek çok da görüşemedik. Görüntülü nadir aradı, çok daha nadir fotoğraf istedi. Bir torunu daha var eşimin ablasından. Canını istese verir sanırım. Kızım ağladı, “aaaa ama diğer torun hiç ağlamazdı” dedi. Kızım yemek yemedi “biz diğerinde sorun yaşamadık” dedi.

Sustum…

1. Yaş gününe gelirken evde onca yemekler hazırlıklar yapılırken elini hiçbir şeye sürmedi. Doğum günü hediyesi olarak 6. Aylık giysi aldı.

Sustum…

Ama artık yeter. Ev taşıdık ve götümüzde ayı bağırıyordu. Benim ellerim bulaşıklı, eşim yemekle uğraşıyor derken içeri gelip “seninki kaka yaptı” dedi.
Eşim “e değiştir????” Diyince, “ben değiştirmem ya” diyip gitti.
Şok olduk.

Aramızda konuşuyoruz ama nasıl konuşalım ya da ne diyelim bilemiyoruz. Bu hal ve tavırın düzelmesi şart. Ben kızım böyle negatif aile ilişkileri içinde büyüsün kendini değersiz hissetsin istemiyorum.
Hani sevmiyor musun? Ok gelme görme. Ama hem gelip, hem hayatımıza dahil olup bunu yapamazsın.

Eşime ağlıyorum o da ne yapacağını bilemiyor. Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.

Derdi ne anlamıyorum ve anlamıyoruz.
Artık çok yoruldum. Ev işleri, taşınma süreci, 20 aylık kurtlu bir bebek… ve dünyanın en garip babannesi.

Nedir derdi nedir çözümü?
-1
wild honey suckle
(10.04.26)
bence -anlattığınız tablodan fazla anlaşılmıyor ama- babannenin derdi bebekle değil de, sizinle, oğluyla ya da başka bişeyle gibi duruyor. şu haliyle "koskoca kadın, ne derdin var da el kadar bebeğe tavır yapıyorsun?!" demedikçe, asli sebebi anlaşılamayacak bir duruma benziyor. yine bence, buradan dönmez. bebeğin en taze, en sevimli hallerinde o sıcaklığı yaşamadı ve yaşatmadıysa, bu saatten sonra zorlamayla düzelme olacağını veya düzelse de sizin istediğiniz kıvama geleceğini sanmıyorum. yerinde sağ olsun diyip geçilmeli şahsi fikrimce. bebek de, böyle ilişkilerin de olabileceğini erkenden tanımış olacak mecbur.

bizim babannemiz babamı ve annemi, dolayısıyla da bizleri sevmezdi. ancak kuzenlerim için canını verirdi. büyüdükçe bu tavrın tamamen kendi tercihleriyle ilgili olduğunu; bizim bir kabahatimizle falan alakası olmadığını anladık ve hiç üstümüze alınmadık. eksikliğini de çekmedik.
+11
lil siztah
(10.04.26)
Osuruktan nem kapıp adamı doldurup durma, annesiyle arasının bozulması kimsenin işine gelmez. uzun vadede siz zararlı çıkarsınız.

2 yaş sendromu diğer tüm dertlerinizi unutturur merak etmeyin.
-16
duyuruuser
(10.04.26)
bir erkeğe yapabileceğiniz en büyük zulum eşiyle annesi arasında bırakmaktır.

sevmiyorsa sevmesin zaten doğumunuza vb. gelmeyerek falan belli etmiş, mesafe koyun gitsin, bayramdan bayrama görüşün. romantik düşüncelere de girmeyin bence,
+3
kveldulv
(10.04.26)
size yakınlık gösterene sizde gösterin. size kötü davranı da görmezden gelin. en güzel cezalandırma yöntemi birini görmezden gelmektir.

eşinizin annesi ile arasını bozmayın. bırakın kendi görür ve konuşursa konuşur, yoksa araya girmeyin. siz daha az muhattap olun, bir şey beklemeyin ve siz de ona bir yabancı gibiymiş gibi davranın.
+7
gercekdunya
(10.04.26)
Beklentiyi düsürün. Bir hayir gelmeyecek belli. Sorun ne falan diye de overthinking yapmayin deyim. Kabullenin ve devam edin.

Bu sivri zeka kaynana da ileride torunun pesinde kosar niye gelmiyor niye gelmiyor diye.
+4
Purple life
(10.04.26)
negatif aile ilişkisi diye genellediğiniz sadece kaynananın size ve sizden olan çocuğunuza karşı tavrı. ki tavırlarında da kötü (zarar verme, kavga gürültü gibi) bir davranış yok sanırım. sadece ilgisizlik, kayıtsızlık var.

varsa eğer kadının derdini neden siz çözmeye çalışıyorsunuz? kaç yaşına gelmiş insanı niye anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz. siz kendinizce vazife gördüğünüz, görgünüze uygun, çocuğunuza örnek olmasını istediğiniz şekilde davranmaya devam edin. ama bir karşılık da beklemeyin. umursamamayı öğrenin. siz kötü olmayın. çocuğunuz da babaannesiyle ilişkisini babasından gördüğü şekilde öğrensin, yaşasın.

görüşme sıklığınızı belirtmemişsiniz, bilmiyorum. ancak görüşmelerinizi ev dışında yapmaya çalışın. böylece belirli bir zaman aralığında aile görüşmesini yapmış olursunuz. çok isterse babaanne sizi evine çağırıp, ağırlasın.

babaannenin davranışıyla ilgili birçok sebep sayılabilir de bu kadar uğraşmanıza gerek var mı, empati kurmaya değer mi?
+4
tnz
(10.04.26)
16 aylık bir bücürümüz var. aynı durumlar değil benzer nitelikte durumlardan geçtik, geçiyoruz. en temizi kimseden bir beklenti içinde olmamak. ben böyle yapıyorum kafam rahat. elbette isterdim aileden destek olsun falan ama yok olmuyor. sıfır beklenti = sıfır dert.
+5
scudman1
(10.04.26)
Eşiniz annesine 'Bir daha bu eve adımını atma.' dese tüm sorunlarınız çözülecek gibi anladım ben.
+1
Mirket
(10.04.26)
Çocuk olmadan önceki ilişkinizi bilemediğim ve diğer torunun cinsiyetini bilemediğim için(eğer o erkekse) bunlardan kaynaklı bir sebep var mı bilemiyorum.belki kendi oğlunu o kadar da sevmiyor,ya da seni sevmiyor.dolayısıyla çocuğu sevmiyor olabiiir. Bir de bizim oralarda çok afedersin "el s.kinden inen kıymetli olur" derler,diğer torunun sevilme sebebi bundan olabilir.

Uzun lafın kısası,takma kafaya boşver.eşinle çocuğunla geçinip gidiyorsan sıkıntısız,salla gerisini.
+1
denizciman
(10.04.26)
büyük ihtimal travmatiktir. baby boomer kuşağındansa pekte ciddiye almaya gerek yok. hepsinin zor travmatik hayatları vardı ve çocuklarına bu durumları her türlü yansıttılar. sorun sizle alakalı görünmüyor.
+1
mikahakkinen
(10.04.26)
Diğer torunu erkek benim de kızım var aslında öyle çok erkek kız ayrımı yapan bir aile değiller öyle olsa her şeyden önce kendi oğluna düşkün olur.
Benim burada aslında anlamadığım iş arkadaşlarım normal sosyal hayattan arkadaşlarım bile tüm bu süreçte bize destek olmuşken yardım etmeye çalışmışken kendi kanından canından torunu niye ona bu kadar el.

Etrafımda görüyorum çocuklar anneanneleriyle babaanneleriyle akrabalarıyla hepsi birbiri için canını verir hani torununun altını değiştirmek mi mideni bulandırdı gerçekten.

Ayrıca eşimi doldurdum falan tabii ki yok kendisi de aynı şekilde ortada bir gariplik olduğunu gördüğü için sürekli konuşuyoruz kendi aramızda. O da hastane köşesinde yoğun bakımda çocuğunu beklerken tek bırakılmış olmaktan mutlu değil haliyle.

Hem ilgilenmiyor gelmiyor gitmiyor yardım etmiyor hem de bu yaptıklarıyla ilgili biz tavır aldığımızda ya da bununla ilgili oğlu onu uyardığında ağlama krizlerine girip bayılılıp hastaneye kaldırılılıyor.

Her şeyden önce torunumun ilk doğum gününe bir özenirsin yani gelirsin bir şeyin ucundan tutarsın ha tamam yapamadın mı olabilir benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani..

Travması vardır okay, ama hepimizin travmaları var arkadaşlar.

Ben aslında az çok anlıyorum diğer torun kızının çocuğu benim kızım gelinin çocuğu oldu yani başka bir açıklaması yok.

Bu arada ev dışında görüşmemiz mümkün değil şehir dışında yaşadıkları için gelip bizde kalıyorlar.

Neyse ya ben özeniyorum işte böyle anneannesi babaannesi halası teyzesi üzerine titreten çocuklar var. Biraz büyüyüp anlamaya başladığında beni neden sevmediler demesin başka bir şey istemem.
-2
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Son yazınıza istinaden yazıyorum,33 yaşındayım ve benim de babaanne tarafı travmatik,hatta genel olarak baba tarafı.açıkçası benim hiç de umurumda olmuyor. Anam babam yanımda arkamda olsun yeter.hem babane olmaz,amca olur amca olmaz dayı olur,teyze olur... destek çıkan ilgi veren akrabanız illa çıkar.emin olun o kadarı gayet yetiyor.sağlıcakla kalın...
+4
denizciman
(10.04.26)
Benim annemde şöyle bir durum var, ilk torununu çok sevdi, ilgilendi, hala seviyor.
Ama sonraki torunlarla ben yaşlandım artık uğraşamıyorum dedi, ilgilenmedi, dolayısıyla da çok fazla sevmiyor.
Böyle de bir açıklaması olabilir.
+3
parka
(10.04.26)
Çekirdek aile dışında ne kadar az akraba, çocuk için o kadar iyi. Babaanne/anneanne, dedeler, amcalar, teyzeler vs vs çocuğun hayatında çok yer etmesi gereken kişiler değil bence. Bi iki yılda bir görüp geçeceği kadar yakınlık en iyisi. Bebekken size sıkıntı oluyor ama büyüyünce kendisine faydası olacak bu durumun diye düşünüyorum
+1
nundu
(10.04.26)
Allah eşine sabır versin.
-3
administ
(10.04.26)
son paragrafta şöyle bir cümle kurmuşsunuz (ya da ben timeline’ı yanlış anlıyorum):
“ Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.”

Aslında bu olayın ne ve neden olduğu sorunuzu cevaplayacak. Ayrıca bebeğin doğduğu sıralarda bir şeyler olduğu için de bebeğin kendisiyle bir alakası yok. Siz ve eşinizle alakalı bir şey yaşıyor. Bunu bilmek ya da aksini zorlamak da ele bir şey geçirmez. O yüzden öneri olarak da çoğunluğa katılıyorum.
+5
eileengray
(10.04.26)
derdinin ne olduğunu bilmek mümkün değil insan psikolojisi dipsiz bir kuyu, zaten bilmek de çözüm getirmez.

eşinizin sizin yanınızda ve mantıklı tarafta olması en büyük etken. ilk olarak bu tavrın onun ne işine yaradığını neyi beslediğini keşfederseniz ve o noktayı beslemeyi durdurabilirseniz en azından hem ortalıkta olup hem de ters tepkiler veremeyecektir.

örneğin bir durum oldu babane bir tepki verdi. anne-baba bu konuda gerildi huzursuzluk çıktı. işte bu noktada yaptıkları beklediği etkiyi yaratamamalı. örneğin huzursuzluk çıkmadı - gülüp geçtiniz mesela bu birkaç defa tekrarlandığında artık işe yaramadığında sizden uzaklaşacak ya da bu tavrı tekrar etmeyecektir.

buradaki en önemli konu çocuğun ileride bu tavırlardan etkilenmemesi. burada da sizin olaylara verdiğiniz tepki önemli. sizin tepkiniz mantıklı ve sakin olursa çocuk da bu karakteri çok daha az ciddiye alır. ters birşey yapsa bile çocuk üzerinde etkisi olmaz.
+3
orpheus
(10.04.26)
@ eileengray hastaneye doğuma ve yoğun bakıma gelmedikleri zaman yaşandı bu. Yani zaten hiçbir problem olmadan bile torununun riskli medikal sürecine dahil olmamıştı.
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
erkek tarafıyım, çocuğumuz yok. çocuk lafı oldukça annem beni uyarır sakın bana güvenip çocuk yapmayın, ilgilenmem bakamam haberiniz olsun. bize, kardeşimin çocuğuna, yeğenlerime başkalarının çocuklarına çok baktılar, kalabalık büyüdük birsürü çocuk ve artık bıkmış durumda. böyle bir şeyler olabilir, artık kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar ne kadar mümkünse.
+3
zozjotejmnk
(10.04.26)
Süslü sözlükte benzer bir soru açmış mıydınız? Çok tanıdık geldi, o kişi siz değilseniz dünyanın en garip babaannesi değil yani çok var bu türden.

Kadının karakteri buysa bu saatten sonra değiştiremezsiniz, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerinde karşılıklılık esasına inanıyorum. Size nasılsa siz de öyle davranın mesafeli olun, çocuğunuzun etrafındaki herkesi ona uyduramazsınız.
+1
ekimoloji
(10.04.26)
@ekimoloji ben değilim:) muhtemelen bu ve daha beterleri vardır ya:) arkadaşımın kayınvalidesi hamileyken gelip şey demişti “40’ı çıkana kadar bebek bende kalcak???” dksks
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Hepsini okumadım durumumuz yoktj da okuduğum kadarıyla kadın sizi sevmiyor çocuğu sevmemesi normal
-2
artıküyeolmakistiyorum
(10.04.26)
benim babannem bu ahdhjs. kadinin cocukla derdi yok, derdi sensin. biraz narsisttir bu bir de. bir gün vaktim bolken sana yazayim babannemi, karsilastirinca anlayacaksin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
eşinle annesi arasına girme, şikayet konusu etme. gelirse gelir, yaparsa yapar. içinden gelmeyen bir şey için zorlayamazsın ki kimseyi. sevmiyor mu? demek ki ilgilenecek kadar sevmiyor. tabi ki iyi aile ilişkileri içinde büyümesi güzel bi şey ama bu zorla olacak bir durum değil.

benim annem de mesela ilk torun harici pek düşkün değil. 3 senenin sonunda ablamla muhabbet ederken farkına vardık. güldük geçtik. yani anlattığınız şeyler bana biraz abartı geldi. sağlık sürecinin etkisi var bence.

ayrıca benim babannem şeytandı. geçen sene yaşıyor mu ölü mü anlık anımsayamadım. şu an torun babannenin umrumda değilse ilerde babanne de torunun umrunda olmaz. kafası rahat olur. kimsenin ananne-babanne-dede eksikliğini çektiğini görmedim.
+1
elorelia
(10.04.26)
Aktif bir kotuluk/zarar olmadigi surece bir sorun yok bence. Yani evet sevse daha iyi de, cocugun korunmasini gerektiren bir sey de yok. Gercek hayatta da onu sevmeyen insanlar olacak sonucta.
+1
ghilleinthemist
(10.04.26)
Kadın tatili bölüp erken doğan torunu görmeye gelmemiş, sevmiyor olabilir ama bence asıl sorun sensin çocuğuda senin çocuğun diye sevmiyor.
Çok da takılmaman gerekiyor benim babannemde beni ve kardeşimi sevmedi haa bende zaten onu sevmedim.
ama bunu eşine soyleyip kendi krizini çıkartma. Zaten zaman geçtikçe o da bazı şeyleri görecek fark edecek ama sen onun kafasına bunları doldurmaya çalışma yoksa konu sadece senin kuruntun olur.
+3
kuzey li
(10.04.26)
Bence seni net sevmiyor. Oğluna da ölüp bitmiyor gibi. Doğal olarak çocuğunuza da düşkün değil. Doğumda gelmemeleri az bi mesele değil bence. ama Sevsin diye zorlayacak haliniz yok. Siz de ona göre davranırsınız olur biter. Ben de annelerin, kızlarının çocuklarına oğullarının çocuklarından daha düşkün olduğunu düşünüyorum genel olarak
+3
dfn4
(10.04.26)
Kadın sizin çocuğunuzun kakasını, bezini neden değiştirmek zorunda olsun? Karı koca “e değiştir” demekle neyi amaçladınız? (müsaitsen değiştirebilir misin değil, e değiştir şeklinde emir kipi) Az yiyip uşak tutun kendinize mesela? Karı koca bir olup kadının üzerine oynamışsınız. Ben avrupada durup dururken torununun bokunu temizleyen büyükanne, büyükbaba görmedim hiç.
Kadına güvenip mi çocuk yaptınız? Yok kurtlu çocuk, yok taşınma telaşı, yok ev işleri. Bunlar sizinle alakalı şeyler ve kimsenin umurunda olmak zorunda değil. Böyle böyle birey olmayı öğreneceksiniz.
Burada yazan sensin, kadın burada yok diye herkes seni pohpohlayacak ama benim pek adetim değildir sorry.
+2
dawsonscreek
(10.04.26)
" benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani.."

valla maşallah
benim iş arkadaşlarım çocuk yapsam 3 sene sonra haberleri olur
siz nasıl bir evrende yaşıyorsunuz bilemiyorum ama

benim etrafımda -çok istisnalar hariç- kimse kimsenin çocuğuna ne sever diye sorarak, koşa koşa, günlerce hediye arayaraktan d.günlerine filan gitmiyor

son 3 senede 2 kardeşim de ben de 1- 2şer kere taşındık
etrafımda da taşınan bir sürü insan oldu
ne kimse geldi, ne etti. ki ben çoook insana taşınmasına, hastasına refakat vs. etmişimdir zamanında. kalabalık aileden geliyorum. aşırı zor durumda olan hariç kimsenin kimseye gidecek koşturacak zamanı yok. çok zorda olana yetersek kafi.

neyse kaynanadan ziyade iş arkadşalarınızı değişik buldum açıkçası :D
siz beklentilerinizi bu iş arkadaşlaınız çevresinde olan şeylere göre belirliyorsanız
sizin o beklenti düzeyiniz biraz fazla yüksek...

şu ülkede annesi-babası k.valide k.babası hepsi hayatta olup, sağlıklı olup, hepsi emekli ya da çalışmıyor olup koşa koşa gelip torun bakan

ancak bu esnada da gelinin sınırlarını düzenini bozmayan, sevgi saygı dolu filan kaç evlilik var yahu...
hangi evren burası?

bir de yani kadın bebek yoğun bakımdayken gelmeyen birisi
siz bebeğin altını al diyorsunuz
bu kadar ayarsız olunur
....
+5
subcomponent
(10.04.26)
altini degistirme kisminda ogurme istegi geldi siz ise sok olmussunuz. kendiniz her gun yapiyosunuz diye herkese normal gelmesini beklememelisiniz tipik anne sendromu ne gurultuden ne b*ktan sumukten rahatsiz olmuyor ve ayni seyi bekliyor neyse…

ben cok cocuk/bebek seciyorum bazisina hayran bazisina hic tahammul edemiyorum belki oyle bir durumda o da. bu zorla kazanilacak bi sey degil uyusmamis olmamis asil dikkat etmeniz gereken sey esinizmis gibi geldi. hatri varsa durumu kabullenin buyuk bi zarari yokmus sadece ilgisiz+1 keske herkes hayalimizdeki gibi olsa
+3
ala09
(11.04.26)
@dawsonscreek çünkü burası Avrupa değil. Biz yaşlıları elden ayaktan düşünce huzur evine postalamıyoruz mesela, hasta olsalar doktora götürüyoruz sık sık arıyoruz soruyoruz ihtiyaçlarını görüyoruz. Bir zahmet nenesi de tiksinmesin altını alsın yani. Torununu sevip ilgilenmeyecekse de yallah huzurevine.

@ala09, sen kusabilirsin önemli değil ama babaannesi tiksinemez. Torun sonuçta bu. İki gün sonra babaanne yatalak olsa altına bez bağlayacaklar sonuçta. Bakıcı bile tutulsa bir yaşlıya bakmak ne kadar zor bir şey illa ki evlatları o bezi değiştirecek. Kusura bakmasın o zaman o da torununa yapmak zorunda.
0
Gradient_tabanlı_mor
(11.04.26)
@gradient,
bu nasıl bir pazarlıktır?
vay anasını demek ileride altımıza bez bağlasınlar diye torun bezi değiştircez yani öyle mi?

bir babane/anane küt diye trafik kazasında, ani bir durumda elden ayaktan düşmeden, yatmadan öldü gitti (valla benim ananem aynen böyle vefat etti 80 yaşındaydı küt diye kaybettik, mesela)
ne olacak?
tüm torun bakma emeği karşılığını öbür tarafa iadeli taahhütlü postayla mı göndereceğiz?
+2
subcomponent
(11.04.26)
Anneanne veya babannenin bebek altı değiştirmekten iğrenmesini normal mi buluyoruz? Bilmiyordum öğrenmiş oldum.

Ayrıca evet karı koca bir olduk kadına iş buyuruyoruz dkjsjs

Delirmişsiniz siz. Burası Türkiye burada bunlar normal ve bence zaten olması gereken. Taşınmaya destek olmamak, yemeğe destek olmamak falan da normalmiş hahahahah

Bireyiz çok şükür 1,5 senedir tek başıma bakıyorum çocuğuma. Ama buraya geldiklerinde de “nezaketen” destek görmeyi beklemem kadar normal bir şey yok. Keza annem her eve geldiğinde “senin için ne yapabilirim” diyen bir kadın.

Biz kimseyi bakıcı olarak bebeğin başına dikmedik. Geldiğinde biz müsait değilken bir bez değiştireyim bile demiyorsa sıkıntı bende aranmamalı bence.

1,5 yaş kızımla yeni doğum yapan arkadaşıma yardıma bile gittim ben.

Mutsuz soğuk sevgisiz hayatınızda başarılar…
0
🌸wild honey suckle
(11.04.26)
Şeyi anlamıyorum ben de anneanne babaanne dededen bir şey neden beklemeyeyim ki onlar başkası mı? Çocuk yaparken onlara güveniyorum ben evet. Onlara güvendiğim için hamile kaldım. Ha yakın akrabam hariç kimseyi de tanımam orası ayrı
+1
Hallegadola
(11.04.26)
Kendi cevabınızı kendiniz vermişsiniz aslında "Burası Türkiye burada bunlar normal". gerçi cevap ve sonuç olarak çözüm aradığınızı da düşünmüyorum çünkü sadece "öyle" olsun istiyorsunuz. Böyle olmalı, şöyle olmalı gibi arzularınızı sanki olması gerekenmiş bunlarmış gibi anlatıyorsunuz. Hayal kuruyorsunuz ama hayallerde hep beklenti içindesiniz. Bu kadar beklenti duymayı bırakın hem bu konuda hem başka konularda siz de rahat edersiniz, eşiniz de, çocuğunuz da. Hayır babanneyi dinleyip sizin ifadelerinizle harmanlayıp sorunun kaynağını bulmamız da mümkün ama işte burası Türkiye kim çözüm için adım atacak? Siz mi? Babanne mi? Kocanız mı? Yoksa 1.5 yaşındaki çocuğunuz mu?
+2
Jazz
(12.04.26)
aynı tablonun 10 yıl sonrasından bildiriyorum;

yapacak bir şeyiniz yok. bu durumla yaşamayı öğreneceksiniz.

biri 11, biri 4 yaşında iki çocuğumuz var. eşimin ailesi ile durum az çok böyle. doğuma gelmediler. eşimle kızım kaza yaptı, çocuğu ambulansla hastaneye kaldırdık (durumu iyi çıktı çok şükür) kıllarını kıpırdatmadılar. çocuk Türkiye'nin en saygın sahnelerinde sahneye çıktı, insan merak da mı etmez ya!? yok, gelmediler. okullarının kapısının önünden geçmişlikleri yok. insan torununun gittiği okulu kreşi merak da mı etmez? etmediler.

özellikle küçüğe daha bir tek saat bakmışlıkları yok. bebekliğinde bir kere alt değiştirmişlikleri, bir kere parka götürmüşlükleri yok. bir tek kere sinemaya tiyatroya götürmediler, götürmüyorlar.

ben kendimce şöyle bir yol izliyorum. sınırlı görüşüyorum, mesafeyi açıyorum. eşime ve çocuklara bir sorun oluşturmuyorum, laf söz etmiyorum elbette. ama madem mesafe, alın size mesafe diyip, yılda 1-2 kere görüştüğüm bir düzeye çekiyorum. çok da umrumdaydı benim de.

biz de bizimle vakit geçirmek isteyen aile üyelerimizle yolumuza devam ediyoruz. evet insan çok da yoruluyor, biraz da üzülüyor ama yani yapacak hiçbir şey yok. ne yapabiliriz ki?

sizinle bağ kurmak istemeyen, sizinle aile olmak istemeyen insanlarla zorla bağ kurmanız mümkün değil. zorla aile olunmuyor. istemiyorlarsa, istemiyorlardır.

salın gitsin. kendinize dert ettiğinize değmez.
+3
babilfish
(13.04.26)
Güzel şeyler söylenmiş. Siz ilgi beklemissiniz ama daha en başından bellimiş. Beklentiyi devam ettirmek biraz sizin yanlışınız olmuş. Sevmek zorunda değiller elbette ama Türkiye'de de yüzde 80 falan torun seviliyor. Ama olmak zorunda da değil. Evlat ayrımı da yapılır. Bu da Türkiye gerçekleri . Kabullenmeniz ne kadar hızlı olursa o kadar mutsuz olmazsınız..
Birde bebek sahibi olanlarda dünya onların etrafında dönüyor algısı vardır. .siz o algıya fazla kapılmayın. Çünkü aynı dünya herkesin etrafında dönüyor ..
Ayrıca sorun sizin değil eşinizin sorunu. Rahatsız ise kendiwi çözmeli. Muhtemelen aile için ezik biri eşiniz. Görümce daha güçlü. Bu yüzden onun çocuğu sevilmiş ilgi görmüş. Ancak eşinizin dert etmewi ve çözüm de julmasi gereken eşiniz. Ben mesafeli olur ve beklentimi yüksek tutmazdım
0
hacirotti
(21.04.26)
(56)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-4
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-12
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Kolik bebeğe bakmak kolay bişi değil, başına gelmeyen anlamaz. İkiniz de yorulmuşsunuz, destek almanız lazım. Temizliğe gelen abla tam zamanlı işe girdiyse başka birisini ayarlayın. En azından temizliği ütüyü falan düşünmezsiniz. İlk aylar biraz zorluyor ama giderek kolaylaşıyor, bunaldığınız zaman bu dönemlerin geçici olduğunu hatırlayın
+8
kullanicadi
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
0
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-8
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(6)

Gürcü şarapları Fransız-İtalyan-Portekiz şaraplarıyla başedebilir mi?

emreemre
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir? Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz y
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir?
Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz yoksa?
0
emreemre
(08.04.26)
Şarap Gürcülerden çıkma zaten. Fransızlar direkt çökmüşler şarabı biz icat ettik diye ve pazarlaması da daha güçlü tabii ki. O yüzden Gürcü şarapları sanılanın aksine çok kalitelidir ve yeri üst seviyededir.
0
elektr10
(08.04.26)
şarap sadece ırkla alakalı bir durum değil. üzümle alakalı. mesela merlot üzümü en iyi fransada verim verir, ama sen denizlideki merlot üzümünden de şarap yapabilirsin. iklim, toprak cinsi, gelenek, deniz havası vb. bir sürü değişken var. gürcüler üzümü sıktı tamam şarap bizim diye bir şey yok. mesela elin fransızı da shiraz üzümünü türkiyeden alıp şarap yapıyor. gürcü şarabı derken hangi üzüm?
dünyada fransızlarla şarap konusunda baş edebilecek bir ülke yok.

2024 verilerine göre Fransa, miktar olarak İtalya'nın gerisinde kalmasına rağmen, ihracattan elde ettiği 12,7 milyar dolar ile en yakın rakibine yaklaşık 4 milyar dolar fark atmıştır.
Türkiyenin bu piyasada payı yüzde 1 2 arası, bunla baş edilebilinir mi?
0
mikahakkinen
(08.04.26)
neye göre baş etmek? Tüketim ise imkansız işin içinde pazarlama boyutu var. Kim gitsin gürcistana. Fransa milyarlarca litre şarap üretiyor. tr gürcistan çok çok geride
tr ve gürcistan ancient wine country olarak geçer
fransa, italya, portekiz old world
abd yeni zelanda new world

toprak, iklim vs her şey değiştiriyor kişiye göre değişir lezzeti
+1
croswell
(08.04.26)
Normal insanlarin para verdigi aralikta Gurcu,Moldova ve Sili saraplari Fransiz-Italyan saraplarindan daha iyidir zaten.Bu bilinen bir sey. Su an biri sana Moldova sarabi getirecegim dese bana verebilecegi en guzel hediye olur.Cocuklar gibi mutlu olurum
0
turkuaz
(08.04.26)
hepsi farklı kategoriler bu yüzden kişisel damak tadınızın tercih ettiği bir karşılaştırma dışında "bu daha iyidir "denemez. bu da anecdotal fallacy'den öteye geçmez. üzümler farklı, toprak farklı, yöntem farklı. fransız şarapları mesela daha standardizedir, daha dengelidir; gürcü şarapları daha antik ve full-bodied olabilir. hepsi candır. ülkeden çok üzüm üzüm gitmekte fayda var.
+1
eileengray
(08.04.26)
bence fransız şarapları (burada bile fransız şarapları diyoruz marka vermiyoruz) zamanında iyi pazarlandığı için kaliteli algısı var.
0
duyuruuser
(09.04.26)
(7)

Göz bozukluğuyla askerlikten muaf olmak

nundu
İnternette bakınca iki gözdeki diyoptri toplamı 14'ün üstündeyse muaf olunur şeklinde bilgi var. Ben en son 4-5 sene önce muayene olduğumda iki gözdeki miyop ve astigmat toplamı 13,5 çıkmıştı. Bu muafiyet için toplam 14 bilgisi kesin doğru mu?Diyelim üniversite hastanesinde muayene oldum 14'ün üstün
İnternette bakınca iki gözdeki diyoptri toplamı 14'ün üstündeyse muaf olunur şeklinde bilgi var. Ben en son 4-5 sene önce muayene olduğumda iki gözdeki miyop ve astigmat toplamı 13,5 çıkmıştı. Bu muafiyet için toplam 14 bilgisi kesin doğru mu?

Diyelim üniversite hastanesinde muayene oldum 14'ün üstünde çıktı, askeri hastanede tekrar bakarlar diye düşünüyorum ama bunun için kendim mi başvurmam lazım yoksa bedelliye başvurup parasını verdikten sonra mı bu süreç ilerliyor? Bilgisi olan var mıdır?
0
nundu
(08.04.26)
Ben bu sekilde muaf oldum. (2009du sanirim, bedelli degil, kisa donem)
Benim zamanimda zaten muayene once basit bir sekilde yapiliyordu. Doktor cagiriyor, saglik sorunun var mi diyor. Orada goz numaram yuksek dedim. Kac dedi soyledim, askeri hastaneye sevk etti.
Oraya gittim, orada tekrar muayene ettiler, iki sefer. Bana 13 ustu olursa muaf demislerdi, bende 17 civariydi.
0
quaker
(08.04.26)
Ben de 2014'te quaker ile benzer bir süreçten geçtim.
Benim zamanımda sağlık muayenesi için aile hekiminden rapor alınıyordu. Orada gözüm bozuk dedim, demesem sormazdı.
İlgili maddeyi buldu, "bilmem ne maddesinden askeri hastaneye sevki tavsiye olunur" d,ye yazı yazdı, askerlik şubesi randevu aldı beni askeri hastanede muayeneye yolladı.
Yönetmelikte ne yazıyorsa o. Bir kaç kriter var. tek göz 11'den fazla olursa, toplam 14 olursa, vs. Hesaplama yöntemi de yazıyordu. Hipermetropun yarısı alınır gibi ek maddeler de var. İlgili yönetmeliği oku.
Ölçüm öncesi baya bir damla damlatıp yalancı miyopu sıfırlıyorlar. O yüzden şimdiye kadar yaptırdığın ölçümlerden biraz daha düşük çıkabiliyor. Aslında gerçek değerini alıyorlar, o da 14'ün üstündeyse askerlikten muaf oluyorsun (dun).
0
burfak
(08.04.26)
senin derecelerine muaf olunur.
0
mikahakkinen
(08.04.26)
Askeri hastane kalmadı artık. Askerlik şubesi hangi hastaneye sevk ederse oranın kararı geçerli. 13 ölçerse gidersin, 14 ölçerse muaf olursun. Karara itiraz da edebilirsin. Ancak, "elimde rapor var, filan hastane şöyme belge verdi" diye ilerlemiyor süreç. Gönderileceğin hastanenin kararı önemli.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(08.04.26)
Önce aile hekiminize gidiyorsunuz. Göz probleminizi ve varsa diğer rahatsızlıklarınızı söylüyorsunuz, o sizi o bölgede sorumlu olan devlet hastanesine sevk ediyor. Orada sağlık kurulu askerliğe elverişli/değil veya erteleme raporunu düzenliyor.
0
unalub
(08.04.26)
Direkt toplama bakılmıyor, miyop toplamı+astigmatlarin toplamının yarısı 14 üstü olması gerekiyor.
0
diabolus79
(08.04.26)
@diabolus79 doğru söylüyor.

Ben de aynı şekilde 2011'de muaf oldum. Miyop ya da hipermetropun (ikisi birden aynı anda olmuyor, hangisi varsa o alınır ancak askerlik yaşında hipermetrop çok zor, bu nedenle miyop demek yanlış olmaz) tamamı ve astigmatın yarısının 14'ün üzerinde olması gerek. 14,25 ile muaf olursunuz yani.

Bir de görme oranı hesabı var. İki gözün de ideal şartlarda 10/10 üzerinden görme oranı vardır ancak buna da bakılır, dereceden tutturamazsanız buradan da muaf olabilirsiniz.

Detaylı bilgi için TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ SAĞLIK YETENEĞİ YÖNETMELİĞİ'nin Ek C HASTALIK VE ARIZALAR LİSTESİ'nin 7. maddesine bakabilirsiniz.

mevzuat.gov.tr
0
10551037
(08.04.26)
(6)

ABD'de Macaristan'da Neden Orban'ı Destekliyor?

pangea
kıymetli duyuru sakinleri,yurt dışı haberleri takip edenler biliyordur; bu pazar macaristan'da seçim var. bu seçimle ilgili olarak abd başkan yardımcısı vance, orban'a destek için macaristan'a gitti. "her türlü yardıma hazırrız" gibi sözler söyledi vs. imdi, yanlış bilmiyorsam orban rusya'nın avrupa
kıymetli duyuru sakinleri,

yurt dışı haberleri takip edenler biliyordur; bu pazar macaristan'da seçim var. bu seçimle ilgili olarak abd başkan yardımcısı vance, orban'a destek için macaristan'a gitti. "her türlü yardıma hazırrız" gibi sözler söyledi vs.

imdi, yanlış bilmiyorsam orban rusya'nın avrupa şubesi gibi çalışıyor. bir nevi truva atı yani rusya'nın.

bu açıdan bakınca abd'nin orban'a desteklemesi tuhaf görünüyor; öte yandan maga politikacılarla ile orban ideolojik olarak uyuşuyor da, diğer farklılıklar görmezden mi geliniyor ideoloji aşkına?

kafam bir miktar karıştı ve sizlere de danışayım dedim.
+2
pangea
(08.04.26)
haklisiniz, fakat otokratik ve diktator liderler kendileri gibi olanlari severler cunku kontrol etmesi kolaydir. herhalde ideolojiler bir sekilde uyusuyorsa her konuda bir sekilde anlasiriz gibi dusunuyorlar. cunku karsi tarafta "sol egilimli" demokratlar var. bunlarin da isi gucu yesil enerji, ekoloji falan diyerek petrol piyasasini bozmak, sermayeyi zora sokmak, lgbt, cinsiyet esitligi falan diyerek sosyal duzeni degistirmek.
+3
Sour
(08.04.26)
ideolojinin yanı sıra aksiyonlar da var, özellikle ukrayna'ya karşı tutumla ilgili olarak avrupa'da en çekimser duran lider orban. 90 milyar avroluk mu neydi bir paketi de reddetmişti. göçmen mevzusuna, lgbt olayına vs bakışı da avrupa'da en sert lider olduğundan yan yana durmaları çok doğal. özetle ideolojik yakınlık, ab içinde çatlak ses olması ve rusya ile farklı ilişkileri onu daha da kullanışlı yapıyor.
+1
awlmi
(08.04.26)
zelensky sarlataninin yalini kesip zirlatan kim varsa dogru yapiyordur.
arkadaki isim trump olur, supertramp olur farketmez. komsuda umarim orban kazanir.
yeter artik verdigimiz para bunlara.
-5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
Mesele otokratiklik diktatörlük değil , onların ulus devleti savunuyor olmalarında yatıyor .
Türkiyemiz de buna dahildir.

Kürecilere göre " ulus devletler" kendi planları için önlerindeki engellerden biridir .
İnsanlarda ulus veya millet bilinci " aidiyet " demek olduğundan küreselciler göçmenliği de teşvik ederler .
Göç başladığında insanlar için önemli olan artık ev bark değil , hayatta kalmaktır. Göç ettikleri yerlerde bir kaç nesil sonra atalarının geldiği yer kendileri için de çok önemli olmayacaktır.
Aslen tabi olduğu yeri unutan , önemsemeyen veya bilmeyen insanlar küreselciler için çok kullanışlı ve istenen şekle konulabilecek bir malzemedir.
Üzerlerinde her çeşit deney bile yapılabilir.
Sosyal medyası olan çeşitli teknolojik şirketlerin bile ( göçmenler temel alınarak) dijital vatandaşlık çalışmaları da var .

Sözün kısası ABD'de Biden zamanında göç teşvik ediliyordu. Trump geldi engel oldu.
Zamanında sorosun da planlarını bitiren Rusya ile bu bakımdan benzer yönleri var şimdiki ABD hükümetinin.

Üstte otokratik monarşi diktatör diyen kişi Rusya'nın sınırında bir devlet başkanı olsa durumu daha iyi anlayacak.
Gerçekte rusya gibi bir gücü kimse karşısına kolay kolay almak istemez.

Tarihten, uluslararası ilişkilerden haberi olmayan zelenisky gibi biri ise küreselciler için kullanışlıydı ve natoya girme gibi bahanelerle Rusya'yı karşısına aldı. Oysa Rusya uyarmıştı.
Sonuç :
ukrayna darmadağın...
erkek nüfusunda büyük azalma, askerlikten kaçışlar vs..
Zelenisky'e en yakın kişilerin ise yolsuzluk yapmaları ayrı bir konu .
-2
diyecevaplandı
(08.04.26)
neden reisi destekliyor. abd artık otoriter liderleri destekliyor sebebi de açık. otoriter lider memleketine ne derse kabul ettiriyor. abd için ülkede ajanlık faaliyeti yürütmeden işleri çözmek daha masrafsız.
+1
mikahakkinen
(08.04.26)
orbanın rakibi de orbanın partisinden çıkma zaten. iç politika ve dış politikada radikal bir değişiklik beklenmiyor. sadece ab içinde orban kadar aykırı bir tutumu olmayacak o kadar
0
Hallegadola
(08.04.26)
(7)

Mayıs sonu bayramda Antalya da denize girilir mi?

sonhakan
Dün bodrum sormuştum Çoğunluk hayir deyince Antalya olabilir mi diye soruyorum
Dün bodrum sormuştum Çoğunluk hayir deyince Antalya olabilir mi diye soruyorum
0
sonhakan
(07.04.26)
Geçen yaz 7 Haziran'da Kemer'deydim. Hava, deniz sıcaktı. Çok yanmıştım.
-4
arbre
(07.04.26)
19 mayıs'ta kaş'ta çok bulundum; gayet güzel oluyor, rahatlıkla girilir. yazın ortası gibi 8-9'a kadar denizde kalınmaz ama, 7'den sonra hafif esinti çıkar.
+1
lil siztah
(07.04.26)
Antalya Denizi bodrum'dan her zaman 2-3 derece daha sıcaktır.
0
etna
(07.04.26)
Kas daha serin olur. Ama orada bile girilir.
Ben kasta da girmistim mayis sonu.
0
Purple life
(07.04.26)
antalya denizliden daha sıcaktır zaten. antlaya bodrumdan daha sıcak olur ve denize her ikisinde de denize girilir.
0
mikahakkinen
(07.04.26)
Mayısta Antalya'da denize girmeyi temmuzda Bodrum'da girmeye tercih ederim.
+2
Improbable
(07.04.26)
Mayıs sonu rahat girilir, bir temmuz sıcaklığı olmasa da konforlu olur.
0
kimlanbu
(07.04.26)
(12)

Türkler neden Hitler'i seviyor

darkwizard
Arkadaşlar sosyal medyada Hitler ile ilgili bir sey paylaşınca direkt yorumlar %99 olumlu ve sevgi dolu.Bugun Filistin ve İsrail Savaşı yüzünden mi?Bir insan Hitler gibi insanlık düşmanını nasıl savunur?
Arkadaşlar sosyal medyada Hitler ile ilgili bir sey paylaşınca direkt yorumlar %99 olumlu ve sevgi dolu.
Bugun Filistin ve İsrail Savaşı yüzünden mi?
Bir insan Hitler gibi insanlık düşmanını nasıl savunur?
-4
darkwizard
(07.04.26)
Bircok sebebi olabilir ama algida secicilik olma ihtimali en yuksegi bence. Mesela Sevan Nisanyan'in esi var Ira, genelde carpitmali olsa da saydiriyor hep bazi seylere (turklukle alakali bir takim seyler) ve yorumlar genellikle destekler nitelikte, baska cins biri daha vardi, Ira onun yaninda melek kalir :D bazi hakli oldugu noktalar vardi ama genelde igrencti, gene yorumlarda ovuluyordu kadin surekli.

Belirttiginiz konularla alakasi olabilir, bunu da goz ardi edemem. Daha da onemlisi bugun bati medeniyeti dedigimiz seyin karsisinda oldugu icin de savunuluyor olabilir. Hitler bir hegamonya kurabilmis olsaydi belki cok daha kotu olurdu ama onu bilemeyiz, su an guc kimin elindeyse, gucunu kullanmasi insanlara batar ve onlarin karsisindakiler gozune daha iyi gorunur.

Son olarak, dunyada bir suru katliam yapan lider oldu. Hic biri Hitler kadar sovgu almiyor. Boyle olmasi beni de huylandiriyor mesela.
0
mbond
(07.04.26)
Salak ve kötü olanlar seviyor.

Türkler seviyor diye bir sey yok ayrica.
+12
Purple life
(07.04.26)
israil ve yahudi karsitligi temel sebep.
0
baldur2
(07.04.26)
klasik "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığı. İsrail'i veya yahudileri düşman bilen Hitler'i sever.
0
faberkastelli
(07.04.26)
ben sevmiyorum. yahudi soykırımından dolayı seviyorlar, ayrıca türklerde genelde alman ve alman malı sevgisi var. jöntürklerden beri bu var.
+3
mikahakkinen
(07.04.26)
Cehaletlerinden ve yahudi soykırımından ötürü. Ama işin içinde Yahudiler olmasaydı da yine bu kadar kötü bir karakteri severlerdi. Bizim milletimiz kötü güce yapmayı sever.
+5
sadakatsiz
(07.04.26)
sadece tr'ye özgü bir şey değil
+1
duyurukullanıcısı
(07.04.26)
Hitler, bizde tam değil " yarım " belki de sadece bir yönü ile çeyrek tanınıyor.
Yoksa üstün ırkçılıkla, aryancılıkla veya siyonizmle öne çıkanların ne Türklere ne de insanlığa faydası olur .
Almanya'nın Hitler den sonra siyonistler tarafından ele geçirildiği de gün gibi ortada. Hitler'in yanındaki büyük
sermaye sahipleri de yahudiydi.
Bazı şeyleri iyi anlamak lazım .

Ve tabi zalime destek verene de o zalim musallat oluyor bir zaman sonra.
En yakın örnek olarak
Irak Afganistan Suriye'de de el ele kol kola vererek sivil kanı döken siyonist devlet, abd ve İran şimdi birbine girmiş durumda .
Silahların değil mazlumun kalbininn kırıklığı galip gelecektir eninde sonunda.
-1
diyecevaplandı
(07.04.26)
Yahudi düşmanlığı sebebiyle. Bir de hitler'in Türkiye'ye bir etkisi olmadı malum savaşa katılmadık, ondan ülke üzerine net etkisi yok. Kimsenin ailesine bir şey olmadı falan. Yani bugün Türkiye'nin herhangi bir yerinde hitler savunsan çoğu kişi iplemez.
Ama gene de ben Türklerde özel sevgi olduğunu sanmıyorum. Her ülkede mal bir kitle var, onlar sever. Sen de onlara denk gelmissindir.
+2
logisticsmanager
(07.04.26)
türkler hitler'i seviyor varsayımı çok yanlış.
tüm dünyada 20 yaş altında hitler'i sevmek ya da "lan yoksa adam haklı mıydı" diye düşünmek görülebiliyor, bu türklere has bir durum değil.

israil'in sınır tanımazlığı ve tam bir terör devleti haline gelmesi küresel çaptaki bu sevgide (hadi sevgi demeyelim de sempatide) önemli bir etken.
+1
biseysorcaktim
(07.04.26)
hitler'i seven adam milliyeti fark etmeksizin asiri eziktir. silik, sümsük bir tiptir. türklerden de sevenler zeka gerisi irkcilar olduklari ve kendilerini bir halt zannettikleri icin seviyorlardir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.04.26)
yahudi düşmanlığı.
zaten toplumumuzda ziyadesiyle mevcut bu durum; israil'in politikaları sebebiyle de iyice harmanlanıyor.
ondan sonra gelsin "hitler çok akıllı bir adammış", gitsin "hitler az bile yapmış" gibi saçma sapan yorumlar.
0
pangea
(08.04.26)
(8)

Sıra bana gelince kimsenin benim derdimi dinlememesi?

skr1292
etrafımdaki çoğu arkadaşım sıkıntılarını sorunlarını anlatıyor tavsiye vermemi istiyor ama ben kendim bir sorunumu anlatınca kısa cevap verip lafı kendilerine çeviriyorlar.biri gerçekten merak ettiği için en son ne zaman “nasılsın” diye sordu hatırlamıyorum.nerede hata yapıyorum sizce?
etrafımdaki çoğu arkadaşım sıkıntılarını sorunlarını anlatıyor tavsiye vermemi istiyor ama ben kendim bir sorunumu anlatınca kısa cevap verip lafı kendilerine çeviriyorlar.

biri gerçekten merak ettiği için en son ne zaman “nasılsın” diye sordu hatırlamıyorum.

nerede hata yapıyorum sizce?
0
skr1292
(06.04.26)
denge kuramiyoruz biz sanirim ya. gercek arkadas bulmak cok zor dediginiz olayi ben de yasadim cokca.

anlatmak istediginiz bi seyler varsa ben dinlerim
0
aguen
(06.04.26)
Sizi anlatan değil dinleyen arkadaş olarak kodlamış olabilirler.
Empati seviyesi yüksek biri olabilirsiniz.
Yardımsever herkese çozum sunan biri olabilirsiniz.
Tavsiyem biraz kendi meselelerinizi daha çok kendi gundeminizde tutmak olabilir. Mesela bı arkadasiniz yine kendi derdinden bahsediyor, deyin ki benim başımda hala şu sorun var bunu çözmeden sana faydam olmaz. Veya telefonla aradı başladı kendi derdini anlatıyor, odaklanamiyorum şu sıkıntımdan dolayı deyip ya konuyu kendinize çevirin ya da yine aynı sebebi söyleyip konuşmayı sonlandırın.

İnsanlar biraz dinleyen yardimseven birini görünce suistimal edebiliyorlar günümüzde birçok insan da maalesef dünya benim etrafımda dönüyor sadece benim derdim var en büyük dert bende herkes benle ilgilensin tavrında.
+1
egerbiryolcu
(07.04.26)
Derdi sıkıntısı olmayan ya da ketum paylaşmak istemeyen biri izlenimi veriyor olabilirsin. Mesela yüz ifadenden o gün canın sıkkınsa bile anlaşılmıyor olabilir
+1
pembediken
(07.04.26)
çok benmerkezci insanlarla arkadaş olmuşsun da ondan. geçenlerde gerçekten sırf benim derdimden dolayı oturulan masadan başka bir arkadaşımızın derdine üzülerek kalkmıştık. muhtemelen senin arkadaşların da böyle tipler. bir de dışarıya istemli ya da istemsiz ben çok güçlüyüm, her şeyi kendim hallederim mesajı verdiysen dinlemezler seni :) sen de onları dinleme bundan sonra, ben öyle yapıyorum
0
black holes in the sky
(07.04.26)
hayatınız görece derdinizi dinlediğiniz arkadaşlarınızdan daha mı güzel maddi ve manevi olarak. benim bi arkadaşım vardı her derdini dinlerdim. çok maddi sıkıntılar çekiyordu falan. ben görece ondan daha iyi maddi koşullara sahibim. benim dertlerimi ciddiye almazdı. en son evlendiğim dönem olan klasik dertlerle ilgili bir şey anlattığımda hiçbir yorum yapmayıp "takma kafana ya o değil de kanka benim kız (2 yaşında kızı vardı) çamaşır sepetinden kendi çamaşırlarını ayırabiliyor." dediği an kafamda arkadaşlığımı bitirdim 1 ay sonra da ghostladım o zamandan beri hiç konuşmadım. benim derdimi dinlemeyenle arkadaş falan olamam ya çünkü ben herkesin derdini dinliyorum. ben derdimi anlatınca "takma yaaa" deniliyor.
+2
matilda
(07.04.26)
kimse kimseyi dinlemiyor hadi dinlemiyor, anlamıyorda. eğitim seviyesiyle alakalıda değil. dün odtülü bir abiyle denk geldim o da dinlemiyor. kahvedekiler zaten dinlemiyor. çağımızda artık yaygın bir sorun bu.

nasılsın diye soran çok az insan var. insanlar eşlerine bile günü nasıl geçti demiyor, o sebepten senin sorunun onlara göre daha sorun değil.
-1
mikahakkinen
(07.04.26)
şayet dışarıya "her şeyi kendisi halleden, yardım istemeyen" bir görüntü veriyorsanız, bunlardan olabilir. bu tür farkında olmadan çizilen güçlü, iş bitirici, kendine yeten, akıl danışılan profiller çoğunlukla çocukluğunda ihmale uğramış ve her şekilde her şeyi kendi halletmek zorunda kalmış kişiler oluyor.

bu tarz bir imajınız olabilir mi? bu tabi ki size nasılsın dememelerini tamamen meşru kılmaz ama durumu anlaşılır, dolayısıyla da çözülebilir kılar.
+1
Phoebe
(07.04.26)
Böyle olanlar hayatımdan bir şekilde çıktı şükür, keşke daha önce çıksalarmış.
+1
gadlemler
(08.04.26)
(8)

Maaşın yetmemesi

metal69
Ortalama bir maaş alıyorum, ne iyi ne kötü ama son zamanlarda aldığım maaş hiçbir şeye çare olmamaya başladı. Kira, fatura, temel masraflar, kredi ödemesi vs derken aldığım para yetmiyor, zar zor dönmeye başladım, darlanıyorum son zamanlarda. Bir tavsiye verebilir misiniz bana?
Ortalama bir maaş alıyorum, ne iyi ne kötü ama son zamanlarda aldığım maaş hiçbir şeye çare olmamaya başladı.

Kira, fatura, temel masraflar, kredi ödemesi vs derken aldığım para yetmiyor, zar zor dönmeye başladım, darlanıyorum son zamanlarda.

Bir tavsiye verebilir misiniz bana?
0
metal69
(05.04.26)
Gereksiz hicbir sey satin alma. Bunlarin cogu da genelde kiyafet ve teknoloji olur.
0
baldur2
(05.04.26)
Ölçebildiğin şeyleri iyileştirebilirsin masraf kalemleri bunun için iyi.
Bütün alışverişini kredi kartından yap mesela ay sonu hepsini görüp gereksiz olanı elemeye başlarsın.

Ancak sorun sende değil çalışan bir beyaz yakalıyı bile sadece temel ihtiyaçlarını gidermeye yeter bir maaşa mecbur bırakan düzende.
0
anon1m
(05.04.26)
Kimin yetiyor ki? eşimle memuruz. Ev ve arabamız var. Çocuğun okul masrafı ve diğer giderlerle maaş yetmiyor. Çünkü arabanın kaskosu, bakımı, aküsü, vizesi sürekli gideri var. Evin doğalgazı cartı curtu. Fite fit anca yetiyor.
0
mikahakkinen
(05.04.26)
Evde kal.
Ayrıca başka insanlar tanıdıkça kendi alışkanlıklarımıza giden harcamaların aslında ne derece gereksiz olduklarını da görebilirsin . Başka insanlardan kastım yeni çıkan 100bin TL lık bir telefon için uzun sıralı alışveriş kuyruklarına girenleri kastetmiyorum.
Kredi kartı kullanımı da bir asla kolaylık değil sürekli borçlu kalma hastalığıdır.
İnsanların birbirine maddi anlamda güvensizliklerinin sonucudur.

Ayrıca
1 x bu ve gelecek sene için yaz tatili yasağını da reçetene şimdiden ekleyelim
0
diyecevaplandı
(05.04.26)
Abicim, aklin yolu bir. Bu durumda ya geliri arttiracaksin ya da yukarida soylendigi gibi gereksiz harcamalari keseceksin.

Benzer durumdaki insanlar; sehir degistiriyor, iyi is neredeyse oraya gidiyor, daha uygun fiyata ev ariyor, gecici olarak aile yanina tasiniyor, arabayi kucultuyor, arabayi satip toplu tasimaya geciyor, ek is yapiyor, abonelikleri iptal ediyor, kartlari yapilandiriyor, kapatiyor...

Yalniz sunu da eklemek istiyorum. Bu sadece daha cok kazanayim daha az harcayayim durumu degil. Surdurulebilir bir hale getirebilmek onemli. Yeni bir duzen kurmak lazim yani.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(05.04.26)
gereksiz hiç bir şey alma, sana bir patlama lazım, tavsiyem bir borsa hesabı aç ve 6 ay boyunca bütün halka arzlara katıl. oradan küçük de olsa bir sermaye yap. (100-150k)
İşte bunla da bir patlama yapman lazım.
-1
purescience
(05.04.26)
Çelik gibi irade. Dişinden tırnağından artır. Biraz rahatla, sonra tekrar bakarsın duruma.

Bütçe yap. Hiç dışına çıkma. Bahaneler herkeste vardır biliyorsun. Sende olmasın. Doğum gününde pasta alınmayacak mı? Alınmasın, evde yapılabilir şartsa. Gibi bir irade.
+3
gabe h coud
(05.04.26)
oncelikle zaten kimseye yetmiyor.

ya maasi arttirmaya bakacaksin, is degistirerek.
olmuyorsa, kendin kuculeceksin.

baska caresi yok..
0
cooperr
(06.04.26)
(5)

Bonus kart kullananlara bir soru

namandigurai
Garanti bankası kredi kartından yıllık üyelik ücreti kesmeden önceki ekstrede bilgi veriyor mu?
Garanti bankası kredi kartından yıllık üyelik ücreti kesmeden önceki ekstrede bilgi veriyor mu?
0
namandigurai
(04.04.26)
Hayır
+1
artıküyeolmakistiyorum
(04.04.26)
vermiyor. kestiği ücreti para olarak geri yüklüyor ama şartı tam kart ücreti alacağı güne kadar kullanman.
+1
mikahakkinen
(04.04.26)
alırsada kapatın dersen ve ısrarlı olursan geri iade ediyorlar
0
eja
(04.04.26)
bir ay önceki faturada "geçmis 12 aylık döneme ait asıl kartınızın yıllık üyelik ücreti xxx olarak sonraki ekstrenize yansıtılacaktır" diye bilgilendirme yapılmış.
-1
tnz
(04.04.26)
bu arada eskisi gibi iade edilmiyor. ya size şartlı olarak iade ediyorlar (kartı kapatmanız durumda ödersiniz) ya da hiç.

yeni kartları alırken aidat ödemeyi bastıra bastıra söylüyorlar, eskisi gibi iade olmuyor yani. sanırım bddk çözemediği konulardan biriymiş bu.
0
klardtt
(04.04.26)
(7)

çayı kahveyi bırakan var mı?

yurtsuz john
bıraktıktan sonra neler yaşadınız? ben kahve içmem ama artık çayı da bırakmayı düşünüyorum. anksiyete ve stresi tetiklediğini düşünüyorum.
bıraktıktan sonra neler yaşadınız?
ben kahve içmem ama artık çayı da bırakmayı düşünüyorum. anksiyete ve stresi tetiklediğini düşünüyorum.
-1
yurtsuz john
(02.04.26)
Kafein tüketmem tıbben yasak. Kafeinsiz kahve seçenekleri yine var da, memleketin hiçbir yerinde kafeinsiz çay yok. Roybos falan öneriyorlar, decaf siyah çay hiçbir yerde yok. Ne kafelerde, ne mağazalarda, ne de internette…

Buna rağmen, bu süreçte, çayı değil, kahveyi bıraktım. 2000’li yılların başından beri her gün filtre kahve içerdim. Bazen 3-4 kupa günde. Çocuk diyeceğimiz yaşlardan beri kahvaltı sonrası bir fincan türk kahvesi içerdim. Haftada 3-4 de espresso ve türevleri (latte vs.) içerdim. Ara ara da mırra, arap kahvesi yapıp zevkle içiyordum. Evde 3 çeşit kahve makinesi, french pressler, v60’lar, moka potlar, cezveler, değirmenler, çeşit çeşit harmanlar hep aktif olarak kullanılıyordu. Eşim de sıkı bir kahve tüketicisi. Hatta bağımlısı… Kafein yasaklanınca, dışarıda kafeinsiz kahve az olduğundan (arada espresso lab, juan valdes gibi birkaç zincir yerde bulabiliyordum) çoğu gittiğim yerde kahve içemez oldum. Eve çeşit çeşit decaf çekirdekler aldım. Hazır çekilmiş paket satılan türk kahvesinin kafeinsizi in tadı berbat geldi. Önce türk kahvesini bıraktım. Zamanla, otomatik espresso makinesine kafeinsiz kahve koymak zor geldi falan. Birkaç ay sonra baktım, hepten kahve içmez olmuşum… Şu anda, ayda 1-2 Türk kahvesi istisna yapıyorum. Kırk yılın başı decaf latte içiyorum. Günlük hayatımdan kahve tamamen çıktı.

Alışınca hiç eksikliğini hissetmez oldum. Bir de, ilginç bir şekilde, kahve tüketimini bırakınca, müzmin boğaz iltihabı/üsye şikayetlerim belirgin bir şekilde azaldı…

Çaysız yapamadım. Yapmak da istemem. Çay içmeyeceksem niye yaşayayım diyorum… Uzun müddet yurt dışından kafeinsiz çaylar getirtiyorum. Sık sık da bildiğimiz normal çaydan içiyorum yasak olmasına rağmen. Çaysız bir dünya düşünemiyorum…
0
yadigar
(02.04.26)
günde 1er bardağın zararı olmaz
0
mantık
(02.04.26)
kahve zaten sevmem, ayda bir filtre kahve veya sbx içerim o kadar. türk kahvesi senede bir içerim.

çay her gün içerim, çok demli içmem. çok zararlı oldugunu düşünmüyorum.
yeşil çay ve bitki çayları daha zararlı.
0
abelardo
(02.04.26)
10 yaşında falan çayı bıraktım. 40'a merdiven dayadım hiç içmedim. tadı kokusu hiç çekici gelmiyor. ama her gün 2 tane filtre kahve içerim. onu bırakamam.
0
mikahakkinen
(02.04.26)
Çıldırasıya çay kahve tüketen birisiyim. Onu da içmeyeceksek ne içicez kardeşim
0
cay koy geliyorum
(02.04.26)
Arada deniyorum ben. 1-2 hafta kafeini kesiyorum. İlk hafta yoksunluk oluyor. Yoğun baş ağrısı atakları oluyor. Sonraki hafta epey geçiyor ve aramıyorum. Ama asıl sorun kahvaltıda eşlik edecek bir şey bulamamam. Meyve suyu aşırı şekerli, su da tam o hissi vermiyor. Bitki çayı sevmem. Mecburen çay içiyoruz.

Normal şartlarda günde 10 bardak çay. 1 Türk kahvesi, 1 de espresso/filtre kahve içerim.
0
jackyr
(03.04.26)
Çay içmeyince başım ağrıyor benim. Biraz da sinir yapıyor. İçince rahatlıyorum.
0
anaphylacticshock
(04.04.26)
(6)

Tost ekmeklerinin kokması

Rondak
Bu ekmeklerde tuhaf bi koku var. Bunların kokmayanı yok mu?
Bu ekmeklerde tuhaf bi koku var. Bunların kokmayanı yok mu?
0
Rondak
(02.04.26)
mayadan kokuyor mayasız ekmek almalısınız.
+1
mikahakkinen
(02.04.26)
Ben de sevmiyorum. Şekerli tat ve iğrenç bi koku oluyor. Onun yerine tam buğday falan kesilmiş ekmek alıyorum. Onunla tost yapıyorum ben.
+1
jackyr
(02.04.26)
Standart Beyaz renkte tost ekmegi almanızı önermem. Saglık açısından oldukça zararlı katkıları var. Tam bugday unlu rengi kahverengi olan ekmekleri öneririm
+1
limonlu eksi
(02.04.26)
(bkz: #182887026)
+2
lemmiwinks
(02.04.26)
bence paketli ekmeklerin hepsi kokuyor
+2
dfn4
(02.04.26)
tost ekmeği almayın. paketli ekmek almayın. hepsinde uzun ömürlü olması için katkı maddesi kullanılıyor. fırından/marketten günlük çıkan ekmeklerin sevdiğiniz birinden dilimletip alın. buzluğa atın. en sağlıklısı ve kolayı bu. ekmek de kötü kokmaz böylece.
+1
jelly bear
(02.04.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.