Giriş
(12)

Türkler neden Hitler'i seviyor

darkwizard
Arkadaşlar sosyal medyada Hitler ile ilgili bir sey paylaşınca direkt yorumlar %99 olumlu ve sevgi dolu.Bugun Filistin ve İsrail Savaşı yüzünden mi?Bir insan Hitler gibi insanlık düşmanını nasıl savunur?
Arkadaşlar sosyal medyada Hitler ile ilgili bir sey paylaşınca direkt yorumlar %99 olumlu ve sevgi dolu.
Bugun Filistin ve İsrail Savaşı yüzünden mi?
Bir insan Hitler gibi insanlık düşmanını nasıl savunur?
-4
darkwizard
(07.04.26)
Bircok sebebi olabilir ama algida secicilik olma ihtimali en yuksegi bence. Mesela Sevan Nisanyan'in esi var Ira, genelde carpitmali olsa da saydiriyor hep bazi seylere (turklukle alakali bir takim seyler) ve yorumlar genellikle destekler nitelikte, baska cins biri daha vardi, Ira onun yaninda melek kalir :D bazi hakli oldugu noktalar vardi ama genelde igrencti, gene yorumlarda ovuluyordu kadin surekli.

Belirttiginiz konularla alakasi olabilir, bunu da goz ardi edemem. Daha da onemlisi bugun bati medeniyeti dedigimiz seyin karsisinda oldugu icin de savunuluyor olabilir. Hitler bir hegamonya kurabilmis olsaydi belki cok daha kotu olurdu ama onu bilemeyiz, su an guc kimin elindeyse, gucunu kullanmasi insanlara batar ve onlarin karsisindakiler gozune daha iyi gorunur.

Son olarak, dunyada bir suru katliam yapan lider oldu. Hic biri Hitler kadar sovgu almiyor. Boyle olmasi beni de huylandiriyor mesela.
0
mbond
(07.04.26)
Salak ve kötü olanlar seviyor.

Türkler seviyor diye bir sey yok ayrica.
+12
Purple life
(07.04.26)
israil ve yahudi karsitligi temel sebep.
0
baldur2
(07.04.26)
klasik "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığı. İsrail'i veya yahudileri düşman bilen Hitler'i sever.
0
faberkastelli
(07.04.26)
ben sevmiyorum. yahudi soykırımından dolayı seviyorlar, ayrıca türklerde genelde alman ve alman malı sevgisi var. jöntürklerden beri bu var.
+3
mikahakkinen
(07.04.26)
Cehaletlerinden ve yahudi soykırımından ötürü. Ama işin içinde Yahudiler olmasaydı da yine bu kadar kötü bir karakteri severlerdi. Bizim milletimiz kötü güce yapmayı sever.
+5
sadakatsiz
(07.04.26)
sadece tr'ye özgü bir şey değil
+1
duyurukullanıcısı
(07.04.26)
Hitler, bizde tam değil " yarım " belki de sadece bir yönü ile çeyrek tanınıyor.
Yoksa üstün ırkçılıkla, aryancılıkla veya siyonizmle öne çıkanların ne Türklere ne de insanlığa faydası olur .
Almanya'nın Hitler den sonra siyonistler tarafından ele geçirildiği de gün gibi ortada. Hitler'in yanındaki büyük
sermaye sahipleri de yahudiydi.
Bazı şeyleri iyi anlamak lazım .

Ve tabi zalime destek verene de o zalim musallat oluyor bir zaman sonra.
En yakın örnek olarak
Irak Afganistan Suriye'de de el ele kol kola vererek sivil kanı döken siyonist devlet, abd ve İran şimdi birbine girmiş durumda .
Silahların değil mazlumun kalbininn kırıklığı galip gelecektir eninde sonunda.
-1
diyecevaplandı
(07.04.26)
Yahudi düşmanlığı sebebiyle. Bir de hitler'in Türkiye'ye bir etkisi olmadı malum savaşa katılmadık, ondan ülke üzerine net etkisi yok. Kimsenin ailesine bir şey olmadı falan. Yani bugün Türkiye'nin herhangi bir yerinde hitler savunsan çoğu kişi iplemez.
Ama gene de ben Türklerde özel sevgi olduğunu sanmıyorum. Her ülkede mal bir kitle var, onlar sever. Sen de onlara denk gelmissindir.
+2
logisticsmanager
(07.04.26)
türkler hitler'i seviyor varsayımı çok yanlış.
tüm dünyada 20 yaş altında hitler'i sevmek ya da "lan yoksa adam haklı mıydı" diye düşünmek görülebiliyor, bu türklere has bir durum değil.

israil'in sınır tanımazlığı ve tam bir terör devleti haline gelmesi küresel çaptaki bu sevgide (hadi sevgi demeyelim de sempatide) önemli bir etken.
+1
biseysorcaktim
(07.04.26)
hitler'i seven adam milliyeti fark etmeksizin asiri eziktir. silik, sümsük bir tiptir. türklerden de sevenler zeka gerisi irkcilar olduklari ve kendilerini bir halt zannettikleri icin seviyorlardir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.04.26)
yahudi düşmanlığı.
zaten toplumumuzda ziyadesiyle mevcut bu durum; israil'in politikaları sebebiyle de iyice harmanlanıyor.
ondan sonra gelsin "hitler çok akıllı bir adammış", gitsin "hitler az bile yapmış" gibi saçma sapan yorumlar.
0
pangea
(08.04.26)
(5)

Kurutma Makinesi Tavsiyesi

dilemma of subscribtionability
Arçelik, Altus, Grundig, Regal, Vestel, LG, Samsung veya bunlar gibi markalarından önerdiğiniz model var mı? BSH grubu (Bosch, Siemens, Profilo), Electrolux ve Hoover almayacağız. Bu markaların modellerini süper olsalar bile düşünmüyoruz.Yine Gaggenau, Miele gibi lüks segment/pahalı markalar düşünmü
Arçelik, Altus, Grundig, Regal, Vestel, LG, Samsung veya bunlar gibi markalarından önerdiğiniz model var mı?

BSH grubu (Bosch, Siemens, Profilo), Electrolux ve Hoover almayacağız. Bu markaların modellerini süper olsalar bile düşünmüyoruz.

Yine Gaggenau, Miele gibi lüks segment/pahalı markalar düşünmüyoruz.

Uçuk kaçık olmamak kaydıyla fiyat sınırı yok.

Maklne, Çamaşır makinesinin üstünde, ayaklı raf üzerinde olacak. Sallanmayı sevmemesi gerekiyor.

Bir de 18 yıllık eski makineyi (su sızdırıyor, Bosch yetkili servisi "daha bir şey yapamayız" dedi.) ne yapalım? Fikri olan var mı? (İstanbul)

Teşekkür Ediyorum.

Edit: Anlaşılmıştır ama belirteyim, Çamaşır Kurutma makinesinden bahsediyorum.
-1
dilemma of subscribtionability
(06.04.26)
teknik servis sahibi arkadaşıma sordum alırken. kesinlikle arçelik veya beko dedi. hiç iş gelmiyormuş bu markanın kurutma makinasından. 3 yıldır yoğun bir şekilde kullanıyoruz, memnunuz. belirteyim bu arada giysilerin etiketlerini kontrol edin bazı ürünler kurutma kaninasına atılmamalıymış ve etikette yazıyormuş. özellikle mavi ürünleri.
0
ground
(07.04.26)
arçelik var, 10 sene oldu neredeyse. montaj ve nakliye dışında servis görmedi. çamaşır makinasının üzerinde duruyor. neredeyse herşeyi kurutma makinesine atıyorum, çekme vs. olmadı.
0
inheritance
(07.04.26)
Uğur'u çok övmüşler ama 36bin liraydı. 20bin liraya 10 kg'lık beko aldık.
0
🌸dilemma of subscribtionability
(14.04.26)
Bosch'un nesi var ki istemiyorsunuz?
Ben Beko kulllaniyorum, memnunum.
Annem LG kullaniyor, memnun.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.04.26)
@konusma
Robert Bosch’u “İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” sözünden dolayı sevmiyorum. O yüzden.
0
🌸dilemma of subscribtionability
(14.04.26)
(9)

tamamlayıcı saglık sigortası

deepness
nippon, allianz , ray sigorta. memnun kaldıgınız sırket tavsıyelerınızı duymak ısterım, kapsamına karar verırken nelere dıkkat etmelıyım? hastanede en sorunsuz hızmet veren sıgortalar vs... ılk defa yaptıracagım, her defasında muayene ucretı odemekten karlı olacak sanıyorum, yılda 10 defa muayene ha
nippon, allianz , ray sigorta. memnun kaldıgınız sırket tavsıyelerınızı duymak ısterım, kapsamına karar verırken nelere dıkkat etmelıyım? hastanede en sorunsuz hızmet veren sıgortalar vs... ılk defa yaptıracagım, her defasında muayene ucretı odemekten karlı olacak sanıyorum, yılda 10 defa muayene hakkı varmıs, cevaplar ıcın sımdıden tesekkur ederım
0
deepness
(05.04.26)
Biz anneme yaptırıyoruz, axa. Şu ana kadar kullanmadik. Ben her baktığımda allianz'dan çok şikayet var diye axa seçmiştik.
Şunu unutmayin; önceden olan her hastaliginiz, her şey kapsam dışı olacak. Yani misal salliyorum 5 sene önce doktora gittiniz, astım belirtisi dedi. Hop ciğerle alakalı her şey gidiyor falan.
Benim babamda birçok hastalık vardi, annemde yoktu. Anneme daha pahalı çıkıyordu çünkü babamda kalp, böbrek, cilt hastalığı, şeker, ciğer her şey kapsam dışı kalıyordu.
10 defa muayene bir hak değil, sizin satın aldığınız bir şey. Isterseniz 4-5-6 vs diye alabilir ya da sırf yatarak yapabilirsiniz.
0
logisticsmanager
(05.04.26)
nippon ve ray biraz daha alt klas kalıyor. ama logisticsmanager +1 çok anlamlı gelmiyor bana tamamlayıcı sigorta, zaten gereken her şey kapsam dışı.
0
biravekahve
(05.04.26)
Bu bir sigorta. Kasko sigortası yaptırdığımızda, yıl dolarken, sigortaya ödediğimiz para yanmasın ben bir kaza yapayım demiyoruz ya, bu da öyle olmalı. 10 ayakta tedavi sigortası yaptırıp 10u da illa ki tamamlamak için parmağımın ucunda sivilce çıktı diye giderseniz muayeneye, sonraki yıllarda daha çok prim öder ve ihtiyaç anında daha çok incelenen sigortalı oluyorsunuz.
diye düşünüyorum ben.

Ben bu işten karlı çıkmalıyım diye başlamayın. Yaptırayım da hiçbi zaman da gerekmeyecek kadar sağlıklı olayım diye düşünüyorsanız iyi bir şey.

Aslında birbirlerinden çok farkı yok. Gerekirse gitmeyi düşündüğünüz hastaneleri belirleyip o hastanelerle anlaşması olan sigorta şirketlerinden birini seçin.

İlk üç senenin ardından ömür boyu yenileme garantisi kazanacaksınız. Bu süre zarfında şirket değiştirmemenizde fayda var.

Edit: Yıllardır Bupa Acıbadem'liyim. Defalarca ayakta muayene ve tedavi, iki de ameliyat oldum. Hiç sigorta şirketimle muhatap olmadım. Hastane istedi, onlar ödediler.
0
Mirket
(05.04.26)
istediğim hastaneyi kapsayan bir sigorta şirketine geçtim yoksa genel olarak allianz’dan memnundum ben. hastaneye göre seçin +1.

edit: amerikan hastanesi istediğim için anadolu hayat’ın onu kapsayan paketine geçtim. allianz sunmuyordu.
0
eileengray
(06.04.26)
Ailece 6 yıldır allianz kullanıyoruz bir kere bile sıkıntı çıkmadı.
0
rodeocu
(06.04.26)
Bu arada şunu ekleyeyim; Türkiye gibi ülkede tamamlayıcı biraz bile paranız varsa zorunluluktur.
Malesef ülkenin genel sağlık politikası bunun üstüne ve özele ulaşım yoksa gerçekten insanlar kötü durumda kalabilir. Benim tek demek istediğim siz bunu yaptırmadan zaten bir sürü kez doktora gitmiş ve tanilar konmussa onların hiçbiri kapsama alinmayacak, sikayetlerde genelde bundan görüyorum ben. Insanlar bunu arastirmiyor ve sonra şok oluyor.
0
logisticsmanager
(06.04.26)
30+ senedir sorunsuz Allianz kullanicisiyiz sülale boyu. Rai ve nippon önermem. Allianz kalitesinde Anadolu öneririm.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.04.26)
çok anlamlı gelmiyor diyenler sanırım geç yaşta girdiler sisteme.

gayet anlamlı yaptırın. aralarında çok fark olduğunu zannetmiyorum sigortaların hastanelere bakın karar verin.
tamamlayıcıdan dolayı mediclapark gibi hastanalerde devlet hastanesi kıvamına yaklaşırken biraz parası olup tamamlayıcı yaptırmamak .. ne bilim.

sene de 1-2 kullanıyorum 3.sene sonunda hasarsızlık indirimim %29a ulaştı nhrgfdhbsa
0
jülsezar
(06.04.26)
ben axa yaptırmıştım, başka bir yere geçemiyorum ama memnun sayılırım.

eşim allianz, allianz biraz daha kapsamlı ama biraz daha pahalı, ama daha gıcık bir kurum. uğraşabilecek bir sigorta acenteniz olması faydanıza olur. senede bir ufak operasyon geçirseniz parası çıkıyor diye düşünün.

ismi cismi olmayan firmalardan uzak durun. amelyata sokup sonra ödememe durumları vb. oluyor.

ben şahsen bir de yatarak genel sağlık yaptırsam mı diye düşünüyorum. 2 sigorta iyi olabilir.
0
kveldulv
(06.04.26)
(5)

Avrupa'da 3-4 ay Türk hat kullanma

fistikthecat
E-sim bildiğim kadarıyla internet için çözüm. Ancak beni arayacaklar veya aramam gerekecek, herkes WhatsApp la arayamam. Vodafone günlük tarife çok pahalı. Çözüm nedir?
E-sim bildiğim kadarıyla internet için çözüm. Ancak beni arayacaklar veya aramam gerekecek, herkes WhatsApp la arayamam. Vodafone günlük tarife çok pahalı. Çözüm nedir?
0
fistikthecat
(05.04.26)
ben o kadar uzun kalınca yerel hat alıyorum ama mutlaka türk hattı kullanacaksanız türk telekomda 60 dk'lık paket var sadece aramak ve aranmak için, vodafone'da da vardı sanki onu kullanabilirsiniz
0
mezzosprite
(05.04.26)
bazi e-sim opsiyonlarinda arama secenegi de oluyor. sadece internet icin degil.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.04.26)
Telefonunda vowifi özelliğini aktif ediyorsun,

Uçak modunda olsa bile herhangibir Wifi'ye bağlanınca yukarıda operatör alanında "Turkcell Wi-Fi" , "Vodafone Wi-Fi" yazıyor, Türkiye'deki tarifenle ek ücret ödemeden kullanabiliyorsun. Yurt dışında baz istasyona bağlanmadığından roaming veya paket ücreti ödemek zorunda kalmıyorsun.

Yurtdışında yaşıyorum, bu sistemle TR'de kullandığım 0532 numaramla hem arama alıp hemde arama yapabiliyorum. Sadece aylık fatura ödüyorum, ama ayrı bir telefonda uçak modunda kullanıyorum çünkü wifi zayıflar kesilir, boşuna baz istasyona bağlanıp roaming paketi aktifleşmesin diye.

(bkz: vowifi) (bkz: #72000220)
+1
Northern Mariner
(05.04.26)
esimin interneti sayesinde normal hattını sorunsuz kullanabilirsin wifi ile arama özelliğiyle. telefon iphonesa özelden yaz anlatırım
0
jelly bear
(06.04.26)
Esim sadece internet için değil. Normal simden farksız yok. İki simi aynı anda kullandığınızda, hangi ismin internet sağlayacağını gibi şeyleri seçebiliyorsunuz.
+1
substituent
(06.04.26)
(10)

Vefat etmiş üst soy sayesinde çifte vatandaşlık alınabilir mi?

anaphylacticshock
Merhaba, Ananem ve dedem, ikisi de vefat etti. Ananem Bulgaristan Niğbolu'da doğmuş ve 17 yaşına kadar orada yaşamış. Sonra zorunlu göç ile her şeylerini satıp savıp Türkiye'ye gelmişler. Dedem İstanbul'da doğmuş ama onun ana babası da zamanında Yunanistan'dan göç etmişler. Ananem çifte vatandaş de
Merhaba,

Ananem ve dedem, ikisi de vefat etti.

Ananem Bulgaristan Niğbolu'da doğmuş ve 17 yaşına kadar orada yaşamış.
Sonra zorunlu göç ile her şeylerini satıp savıp Türkiye'ye gelmişler.

Dedem İstanbul'da doğmuş ama onun ana babası da zamanında Yunanistan'dan göç etmişler.

Ananem çifte vatandaş değildi. Sadece TC kimliği vardı. Ama e devlet üzerinde soy bilgilerinde doğum yeri vs her şey yazıyor.

Sadece ananem üzerinden Bulgaristan vatandaşlığı alarak çifte vatandaş olabilir miyim?

Yoksa kendisi vefat ettiği için mümkün değil mi?
0
anaphylacticshock
(04.04.26)
benim de bir tarafımdaki üst soylar yunanistan sınırları içinde dogmus, ama yunanistan’da kabul olmuyor.

bulgaristan için @konusma’nin bir tanidigi soy atlayarak bulgaristan’a basvurmustu yanlis hatirlamiyorsam. o cevaplar birazdan. benim de diger taraftan buyuk buyuk babam bulgaristan tirnova dogumlu (soy belgesinde cikiyor) ama benim durumumda 2 soy atlaniyor.
0
eileengray
(04.04.26)
Kuzenim basvurdu. Anne ve anneanne vatandaslik almadilar. Anneanne zaten 7-8 sene önce vefat etti. Anneyi de vatandaslik almaya ikna edemedi. Kendisi basvurdu. Sürecin daha uzun olacagini söylediler ama oluyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Anneannem de dedem de Bulgar göçmeni, orda doğmuşlar. Hayattalarken teyzem vatandaşlık için başvurmuştu bundan bi 10 sene önce falan sanırım ama herhangi bir sonuç çıkmadı. Sanırım birkaç defa arayıp sormuştu değerlendirilliyor gibi bişi söylemişler. Olan nasıl oluyor ve arkaplanda nasıl bir değerlendirme süreci oluyor bilmiyorum ama bizdeki durum da böyle gelişti. Hala bir sonuç yok :)
0
truf
(04.04.26)
Ayni durumdayiz. Bu isleri yillarrr once yapmis biriyle konustum. Ayakustu konustuk ama oluyor. Benim de ananem yasamiyor, sorun degilmis bu. Kisaca soyle: Ananede vatandaslik olmasina gerek yokmus, onemli olan zorunlu goc olayiymis cunku. Tarihler, zorunlu gocu ispatlayabiliyor.
Neyse, once annen alacak mecbur, sonra sen basvurabilirsin. Annene vatandaslik gelmesi 5 yil mi 8 yil mi neymis, o aldiktan sonra da sira sana geliyor ve anneye gore biz daha cok yil bekliyormusuz. Islemler de cok ucmus fiyat olarak. Hele bir de uckagitci bir danismanlik sirketine rastlarsan kimbilir kac para alirlar. Bana surec cok uzun ve fiyat yuksek geldi. Yoksa o tanidiklar ilerleyecektim. Tutari unuttum ama cok. Bir de sira bana gelince daha da ucuk bir rakam olacak islemler vs. Ben vazgectim ama oluyormus yani. Arastirip deneyebilirsin
-1
Kittie
(04.04.26)
Anneannen'in oradan nüfus kaydını sildirdigi tarihten önce doğan çocukları vatandaşlık alır. Eğer annen bu durumdaysa önce o alacak sonra siz alacaksınız.
Alır diyorum ama tabiki uzun bir süreç ve bu işlerde çok iyi bir avukatla ilerlemek kaydıyla.
0
etna
(04.04.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim

Kuzeniniz aldı mı vatandaşlık? Yani olumlu sonuçlandı mı başvurusu?

İlk başvurduğu tarihten itibaren ne kadar zamanda halloldu?

Kaçıncı kuşaktan akrabası üzerinden başvurdu acaba? Ananesi mi yoksa ananesinin annesi mi?

İnternette başvuru için doğum belgesi falan gerekir yazıyor. Kuzeniniz, kendisi üzerinden başvurduğu akrabasının doğum belgesini falan nasıl buldu? Arşivlerden mi?

Kuzeninizin akrabası kaç doğumluydu? Benim ananem 32 doğumlu. Yani yaklaşık 90-95 yıllık bir doğum belgesi bulmam lazım. Kuzeniniz nasıl buldu?

Avukat falan tuttu mu yoksa sadece kendi mi ilgilendi?

Bulgarca bilmemesi sorun oldu mu? (Bilmediğini varsayıyorum) İngilizce yeterli oldu mu? Yoksa tercüman mı tuttu?

Başvuru süreci tam olarak nasıl ilerledi? Nerelere, hangi kurumlara başvurması gerekti?

Biliyorum çok detay sordum ama müsait olduğunuzda yanıtlayabilirseniz çok çok sevinirim.
0
🌸anaphylacticshock
(04.04.26)
@Kittie o kadar uzun mu sürûyor ya?

Araya aracı koymadan bireysel olarak Bulgaristan'a gidip başvursak daha kısa sürmez mi?

Yani bu süre yasal zorunlu bekleme süresi gibi bir şey mi yoksa kısaltılabilir mi?

Bir de bu başvuru ücretleri aracı olan özel firmalara mı ödeniyor yoksa bulgaristan devlet kurumlarına mı?
0
🌸anaphylacticshock
(04.04.26)
@etna Ananemin oradan nüfus kaydını sildirdiğinden emin değilim. Orada doğmuş, ilkokulu falan orada okumuş. 17 yaşındayken zorunlu göç ile türkiye'ye gelmişler.
Belki de halen oranın da vatandaşıdır.

@eileengray Arada 2 soy olsa bile siz başvurmayı denediniz mi?
0
🌸anaphylacticshock
(04.04.26)
kuzenimin anneannesi bana akraba olmadigi icin kac dogumlu, dogum belgesi neredeymis gibi sorularin cevaplarini bilmiyorum. basvurdun mu, dedim; basvurdum dedi. ne kadar da cikacakmis, dedim; annem almadigi icin biraz uzun sürecekmis ama tam zaman vermediler, dedi. ivit ivit detay sormadim acikcasi beni ilgilendirmedigi icin o kisimlar. dedigim gibi, anneannesi orada dogmustu, kuzenim anneannesi üstünden vatandaslik basvurusu yapti. kuzenimin annesi basvuru yapmadi. basvuru gecen seneydi. islem su an sürüyor, henüz almadi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.04.26)
Bildiğim kadarıyla bulgaristan kuşak kuşak başvurulmasını istiyor. Önce orada yaşayan sonra onun evladı sonra torunu. Mesela romanya göçmeninde bu şart aranmıyor. Ülkeden ülkeye şartlar değişiyor
+1
Unde bach canim
(05.04.26)
(5)

Bu kriterlere uygun hangi şehri önerirsiniz?

su eve bi peynir alamadin diyen fare
Halihazırda doguda bir ilde görev yapıyorum ve buradaki son yılım. Dönüş için;*Mesai bitiminde akşam ailemle dışarı çıkıp deniz ya da gol kenarı gezintisi yapıp kafa dagitabilecegim,*Ev kiralarinin/fiyatlarınin ortalamaya göre çok yüksek olmadığı (en azindan 4-5 milyona eli yüzü düzgün bir ev bulabi
Halihazırda doguda bir ilde görev yapıyorum ve buradaki son yılım. Dönüş için;

*Mesai bitiminde akşam ailemle dışarı çıkıp deniz ya da gol kenarı gezintisi yapıp kafa dagitabilecegim,
*Ev kiralarinin/fiyatlarınin ortalamaya göre çok yüksek olmadığı (en azindan 4-5 milyona eli yüzü düzgün bir ev bulabileceğim)
*Suç yoğunluğunun diğer illere göre nispeten daha düşük olduğu,
*İnsanının yobaz olmadığı

Bir il yazmak istiyorum. Önerilerinizi alabilir miyim? Buyuksehir istemiyorum, ufak iller daha çok mutlu eder.
-1
su eve bi peynir alamadin diyen fare
(04.04.26)
Amasra.
deniz kenari, dogasi güzel, yaz aksamlari sahilinde kentin genclerini demlenip gitar calarken görebilirsiniz, ev fiyatlari uygun, deprem riski cok cok az, istanbul ve ankara'ya nispeten esit uzaklikta.
canakkale'nin özellikle yazin trafigi hic cekilmiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Tüm maddeleri karşılayan Çanakkale kesinlikle. Cok rahat edersiniz. Ev konusuna onem verin. Saglam olsun.
+1
basubadelmevt
(04.04.26)
Aynısını yaşıyoruz, faydalı bir soru olmuş kaynak yapayım. Biz Aydın’ı ilk sıralara yazmayı düşünüyoruz.
0
ekimoloji
(04.04.26)
@ekomoloji hayat pahalı olarak soylenmisti aydın için hocam. Ev fiyatları da yüksek sanırım.
0
🌸su eve bi peynir alamadin diyen fare
(04.04.26)
Bizim mecbur 50 tercih dolacak ve geçen yıl gidenlerden son sıraya İstanbul yazanları bile gönderdiler o yüzden ölümü görüp sıtmaya razı geldik, en azından çocuk büyütmek için daha düzgün yerleri yazalım başa ne olur ne olmaz dedik. Tabi kiralardan haberimiz yok sarı siteye bakmak lazım. Mersin’de yaşamış biri olarak size Mersin’i öneririm kiralar daha makul en azından. (Büyükşehir olmasın demişsiniz ama bu seçeneği elerseniz diğerleri uyuyor)
0
ekimoloji
(05.04.26)
(9)

Muadil ilaç

egerbiryolcu
Eskiden eczanelerde reçete edilen ilaç yoksa muadilini verelim mi diye belirtirlerdi. Bana mı çok denk geldi bilmiyorum ama artık sormadan muadilini veriyorlar. Telefonla sipariş edilen sistem var. Orda da mesela hangi ilacın muadilini verileceği soylenmeden direkt kapıya muadilini getirdiler. Me
Eskiden eczanelerde reçete edilen ilaç yoksa muadilini verelim mi diye belirtirlerdi. Bana mı çok denk geldi bilmiyorum ama artık sormadan muadilini veriyorlar. Telefonla sipariş edilen sistem var. Orda da mesela hangi ilacın muadilini verileceği soylenmeden direkt kapıya muadilini getirdiler. Merak ettiğim bu muadil ilaçlarda hassas (riskli bir hastalık, çok yaşlı olması vb durumlar) hastalar için sıkıntı olabilecek bir durum olabilir mi?
0
egerbiryolcu
(04.04.26)
Sorduğumda hep "birebir aynısı" dediler, içeriğinde farklı bi şey varsa sormadan söylemeleri lazım aslında
0
mezzosprite
(04.04.26)
Söylemeleri gerekir, tamamen aynı olmayabiliyorlar. Üniversite 1deyken bir ara glucophage kullanmıştım, bir süre sonra muadil olarak glifor vermeye başladı eczane. Bu arada gerçekten muadil olarak gözüküyor üstteki linkte ancak glifor benim sindirim sistemimi mahvetti. glucophageda yaşamadığım diareyi gliforla her gün yaşadım ve bünyem alışamadı. Sonra bıraktım ben de.
+2
eileengray
(04.04.26)
etken maddesinin ayni olmasi demek yan maddelerinin ayni oldugu anlamina gelmiyor. muadil ilac kullanmistim bir defasinda, basdönmesinden hastanelik olmustum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Evet, muadil ilaç hasta için sıkıntılar yaratabiliyor.
Epilepsi hastaları mesela, SSK'nın kendi ürettiği ilaçlara geçince nöbet geçiriyorlardı. İki yıl nöbetleri kontrol altına almışsın, belki doz azalacak ya da kesilecek. Pat, başa dönmüşsün.
O da magnezyum bu da magnezyum diye eczane bir ilaç verdi. Sindirim sistemim mahvoldu. Karşılaştırdım içeriklerini. Diğerlerinin hiçbirinde olmayan sodyum siklamat var. Görünüşte "muadil".
Birer ticarethane olan eczaneler, belli firmalarla anlaşıp muadil ilaç veriyorlardı. Israr ederseniz orijinalini veriyorlardı.
Ama artık o dönemi de geçtik. Özellikle ucuz olan ilaçlar piyasadan çekiliyor. Hayati ilaçlar olsa bile. O yüzden, aman bulunsun da muadili olsun diye razı oluyoruz.
+1
pro9it9is9
(04.04.26)
Ekşide bu konular çok tartışıldı. 3-4 farklı başlığı var. Eczacılar değişik sebepler sunuyor ama bilemiyorum. Mesela: eksisozluk.com
0
Unde bach canim
(04.04.26)
Bi keresinde diş iltihabı nedeniyle antibiyotik yazıyordu doktor, emzirmeye uygun mu dedim, uygun olanını yazayım ama eczane verir mi bilmem dedi. Nasıl yani dedim, muadil verebilirler dedi. Yani içeriği farklı mı dedim, yok aynı ama sadece birinin prospektüsünde emzirmeye uygun olduğu yazıyor dedi 🤷‍♀️ böyle de değişik boyutları olan bi konu demek ki
+1
mezzosprite
(04.04.26)
benim kullandığım ilaçta bir fark olmadı muadil kullandım diye
boşuna yıllarca katkı payı ödemişim esas ilaca
0
mantık
(04.04.26)
Söylemeleri gerek, artık reçete bile yok, içeriğini görebildiğin bir yer elbet vardır ama barkodla yolluyor eczaneye ilacı alıp çıkıyorsun, doktor ne yazdı, acaba eczaneden o ilaç mı verildi bunları da takip etmek mi gerekiyor.
Bizim eczacımız yıllardır sabit güvendiğimiz biri diye fazla kurcalamıyorum muadil vermesi gerektiğinde söylüyor ve kullanıyoruz şimdiye kadar hiçbir sorun yaşamadık ama insanlar bunları nasıl takip ediyor ya çok zor.
0
mutekebbir
(04.04.26)
@mutekkebir
Aynen öyle bir de takibiyle uğraşmak gerekiyor. E nabız üzerinden hangi ilaçların reçete edildiğine bakıyoruz bir de yine yanlış hatırlamıyorsam SMS ile ilaç isimleri de belirtiliyordu bu da mı kaldırıldı acaba. Ve evet sanırım eczaneye özellikle aynı ilaç mi var yoksa muadil mi gondereceksiniz diye bunu da sormak gerekiyor artık.
0
🌸egerbiryolcu
(04.04.26)
(17)

Eski türk dizilerinden hangisini izleyeyim

gadlemler
Aliye yeni bitti.Yaprak dökümü, aşk-ı memnu, ezel, behzat ç. izledim.Hem eski türkiye'yi hatırlamak hem de kaptırmak istiyorum. Ne izleyeyim?
Aliye yeni bitti.
Yaprak dökümü, aşk-ı memnu, ezel, behzat ç. izledim.
Hem eski türkiye'yi hatırlamak hem de kaptırmak istiyorum. Ne izleyeyim?
0
gadlemler
(03.04.26)
Ufak tefek cinayetler, birkaç bölüme kadar çok sürükleyiciydi diye hatırlıyorum.
Suskunlar, sürükleyici ama çok aglatabilir
0
egerbiryolcu
(03.04.26)
Asmalı Konak,
Böyle mi olacaktık?
0
michael_knight
(03.04.26)
Bir demet tiyatro
Bizimkiler
Avrupa Yakası
Kanıt
0
Mirket
(03.04.26)
Üvey Baba izle kendine gel
0
yurtsuz john
(03.04.26)
ağır gelmezse, yeditepe istanbul +1
şaşıfelek çıkmazı
süper baba
0
lil siztah
(03.04.26)
Bir demet tiyatro +1
Sıdıka
Dadı
+1
kullanicadi
(03.04.26)
Kurtlar vadisi
0
olaylar olaylar
(03.04.26)
ikinci bahar. bu aralar youtube'da önüme düşüyo sürekli. ben de izlemeyi planlıyorum.
0
spirit crusher
(04.04.26)
Ekmek Teknesi

Muhafazakar bir dizi ama geniş aile'deki dil lezzetini biraz daha farklı bir anlamda almak için bile izlenir.
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(04.04.26)
late viper
(04.04.26)
Baba evi. Dibine kadar eski Türkiye :(
0
ekimoloji
(04.04.26)
aski memnudan sonra muhtesem yuzyil akar ama 2x
-1
ala09
(04.04.26)
yedi numara
yeditepe istanbul
sasifelek cikmazi dizilerine KOCCCAMAAAN +1000

toplumun milliyetci muhafazakar dönüsümünün ekranlardaki propoganda araclarindan, tutuculugun övülüp kadinin micromanage edilmesinin iyi bir seymis gibi yansitildigi ekmek teknesi gibi dandik dizilerdense, dul basina kadeh kadeh raki deviren aysel'i izlemeyi tercih ederim.
benim icin eski türkiye sasifelek cikmazi'dir. mahalle baskisina, tarikatcilige öykünmeyi pompalayan diziler degildir.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Kimse "Karanlıkta Koşanlar" dememiş. Efsane bir kadro
+ Uğur Yücel
+ Haluk Bilginer
+ Köksal Engür
+ Devin Özgür Çınar
+ Yiğit Özşener

Senarist : Ahmet Ümit & Uğur Yücel
Yönetmen : Uğur Yücel.
+1
rakicandir
(04.04.26)
gülbeyaz olabilir
istediğin eski türkiye yılları olmasa bile çemberimde gül oya kesinlikle.
asmalı konak +1
0
elorelia
(04.04.26)
Çemberimde gül oya. Çağan ırmakın en iyi dizisi.
0
ground
(04.04.26)
Kaygısızlar.
0
runaway
(04.04.26)
(10)

Bugün iyi bir insan olmak için ne yaptınız?

sekizdokuzon
Ayıp olmasın diye yarım ağız bir yere çağırdığım arkadaşım "Ya aslında işler de birikti" diye kem küm ettiğinde, "Ben de çok bayılmıyorum seni görmeye, napalim gel diye yalvaralim mı? Telefon gtune yapışık yaşayıp üç saat sonra cevap vermek falan, insan muamelesi görünce aklın mi uçtu?" demedim. Siz
Ayıp olmasın diye yarım ağız bir yere çağırdığım arkadaşım "Ya aslında işler de birikti" diye kem küm ettiğinde, "Ben de çok bayılmıyorum seni görmeye, napalim gel diye yalvaralim mı? Telefon gtune yapışık yaşayıp üç saat sonra cevap vermek falan, insan muamelesi görünce aklın mi uçtu?" demedim.

Siz naptınız?

Niye çağırıyorsun o zaman diyecek aklı evvellere; tanıştığımız şehirden ayrılıyorum. Hiçbir şey söylemeden, haber vermeden gitmek istemedim. En son o çağırmıştı, gidememiştim. Böyle birtakım iyi niyetlilikler, siz anlamazsınız.
-12
sekizdokuzon
(02.04.26)
Çok iştahlı sövmüşsün canım çekti.
Sadece hocalar önemli bir şey paylaşmış mı diye girdiğim platformda günde 242425 video atan s.. kırığını silmek ya da terslemek yerine kibarca, izleyemiyorum istersen gönderme dediğim için kendi gibi vitaminsiz egosuna yediremeyip sanki taciz eden benmişim gibi engellemesi.
+2
ekimoloji
(02.04.26)
Engeli aç küfür edicem demenin bir yolu olmalı böyle durumlarda:) insanlar hakikaten ne bileyim
-1
🌸sekizdokuzon
(02.04.26)
Burada zaten o yüzden yazdım :)
0
ekimoloji
(02.04.26)
Bugün karşılaştığım Nepalli Uber sürücüsü 3 yıldır ailesini görmüyormuş, araçtan indikten sonra 3 euro bahşiş verdim
+2
kaptan memo
(02.04.26)
Bir kaç yayaya yol verdim yağmur var ıslanmasınlar diye. Bugün maks iyiliğim buydu.
0
kisa
(02.04.26)
Yolumu kesen yaya geçidine park eden rampaları kapatan bana yeşil yandığı halde ben yokmuşum gibi süren ve gözünün üstünde kaşı olan kimseyi paralamadan eve geldim.
0
benim bir gizli bildiğim var
(02.04.26)
elimde kalan son 4 adet aferin'i gripten yikilan bir arkadasa verdim.
aferinsiz kaldim ve bir daha nerden nasil bulacam bilmiyorum zira yurtdisi..
0
cooperr
(03.04.26)
cooperr'in sorularini ictenlikle, uzun uzun yanitladim.
onun disinda bugün iyi bir insan degildim. hic kirmak istemeyecegim, cok sevdigim iki kisiyle tartistim. bugünkü performansim hayal kirikligiydi bence.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
@konusma
ben senin performansini begendim, ictenlikle yanitladigina kefilim.
yarin gelip sorduklarinda, "2 nisan icin kendisine 1 sevap point rica ederim" diyecegim.
demezsem namerdim..
+1
cooperr
(03.04.26)
Öyle şeyler söyleyince kötü biri mi oluyorsun ki. Boşversene...

Soruya cevap: yapmak istemediğim bir yığın işi yaparken şikayet etmemeye çalıştım. Hiç değilse kendimi üzmeyeyim diye. Sonuç ne oldu? Bilemiyorum.
-1
muhayyer divan
(03.04.26)
(8)

Kankadan sevgili olur mu?

darkwizard
Arkadaşlar yasadışı yollarla Almanyaya giden bir çocuk vardı neyse oturum almış bunun bir kankasi vardi daha sonra o da vize alip gitmis sevgili olmuşlar. Yani büyük ihtimalle kiz orda kalmak için belki belki de seviyor çocuğu. Bana tuhaf geldi kankadan sevgili olur mu ya da evlilik?Almanyaya gitm
Arkadaşlar yasadışı yollarla Almanyaya giden bir çocuk vardı neyse oturum almış bunun bir kankasi vardi daha sonra o da vize alip gitmis sevgili olmuşlar. Yani büyük ihtimalle kiz orda kalmak için belki belki de seviyor çocuğu. Bana tuhaf geldi kankadan sevgili olur mu ya da evlilik?


Almanyaya gitmek icin ben kankamla anlaşmalı evlilik yapardım aslıda ya da herhangi bir uzak akraba kızı.
-3
darkwizard
(02.04.26)
Mükemmel olur
-6
arbre
(02.04.26)
Karşı cinsten kanka olmaz ki
0
olaylar olaylar
(02.04.26)
Olur tabii, etik olarak sorun yok. Sorun ne kadar yalniz ya da zor durumda olabilirsin ki kankan sevgilin olsun?
+3
duster
(02.04.26)
tabi ki olur. karşı cinsle kanka falan olmaz ayrıca
+1
abelardo
(02.04.26)
friends with benefit diyorlar, oluyor.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.04.26)
kanka ayağı göt ayağıdır. eskiden bahar şenliklerinde kankasına kayardı millet
+4
runaway
(02.04.26)
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
Ne_diye_yedekliyoruz_bu_insanları

Kanka demek, zor an dostu demekti ortamlarda, çok şükür uzağız.
+1
baldan kaymak
(03.04.26)
(12)

Mimarlar ne yapar?

mbond
Ne zamandir sormak istiyordum, az asagidaki sorudan sonra gene aklima geldi. Mimarlar tam olarak ne yapar? Mesela ben belli bir buyuklukte bir alanina ev yapilabilen bir arsa almis olayim. Tas ve ahsap ev istiyorum, kafamdaki yapiyi normal konusma diliyle, basit cizimlerle aktarmis olayim. - Bu nokt
Ne zamandir sormak istiyordum, az asagidaki sorudan sonra gene aklima geldi. Mimarlar tam olarak ne yapar? Mesela ben belli bir buyuklukte bir alanina ev yapilabilen bir arsa almis olayim. Tas ve ahsap ev istiyorum, kafamdaki yapiyi normal konusma diliyle, basit cizimlerle aktarmis olayim.

- Bu noktada mimar bana nasil bir cikti saglar? Ne gibi bilgiler olur mesela, elektrik tesisatinin nasil olacagi, ne kadar temel kazilacagi, duvar kalinligi, catinin acisi vs her turlu teknik detay verilebilir mi? Bu verilen bilgiler bir usta icin ne kadar anlamli olur?
- Bu tur sahsi isler kabaca kaca patlar, mimarin yaptigi kisim sadece?
- Isin kanuni boyutuyla ilgili birseyleri de hallediyorlar mi? Yani iste projesi kadastroya veriliyor munasip sekilde gibi durumlar var mi?
0
mbond
(02.04.26)
dediginiz tüm her seyi yaparim. vaziyet plani cikaririm, ev arsada nereye oturacak, belediye ne diyor, ev nereden rüzgar alacak, nereden günes alacak, nereden yol gececek, kat yüksekligi düzenlemeleri nasil olacak, yapiyi kimler kullanacak, merdiven egimi en ideal nasil olacak, uygun malzeme secimi neler olacak, yangin kacis yönetmeligi nasil uygulanacak, cati yalitimindan temel yalitimina tüm isleri yaparim. yasal düzenlemelere uygun proje cizerim. imar denetim biriminden dosya takibi yaparim, düzenli santiye ziyaretiyle islerin takibini sürdürürüm.
mimar ücreti genelde proje ücretinin %15'i kadardir (yasadigim ülkede böyle en azindan). sayet proje, insaat firmasina 300 bin euro'ya mal oluyorsa, mimar +45 bin euro alir. kontrat disi ekstra isler ayrica saatlik ücretlendirilir.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.04.26)
@konusma
insaat maliyetinin %15'ini alan mimar hangi ulkede yaw?
bir de bu %15i komple cebe mi atiyor yoksa statik, elektrik ve makina muhendisleriyle paylasiyor mu?
0
cooperr
(02.04.26)
@cooper.
avusturya'da.
%15'in icinden elektrikci, sivaci, tesisatci vs genelde düsülmez. bunlari genelde insaat firmasi üstlenir ama bu da isin büyüklügüne ve yapilan sözlesmeye göre degisebilir. gene de proje cizimi esnasinda mimarlik ofisleri isi elektrik mühendisleri, statikciler, tesisat mühendisleri ile koordine cizer. yani mimarlik bürosunun proje kagit üstündeyken interdisipliner calistigi kisiler vardir ama santiyedeki boruyu döseyecek, elektrik kablosunu cekecek firmayi genelde insaat firmasi (Bauherr) üstlenir.

para da aslinda "Bauherr masrafi: B" dersen (B x 0.15) üstüne (B x 0.15 x 0.20) seklinde alinir. yani %20 kdv de mimarin cebinden cikmaz. ama bu demek degil ki bu %15 tamamen mimara kaliyor. kendi masraflarini düsüyor, gelir vergisini ödüyor, gün sonunda 6 ay ugrastigi proje icin cebine 15-20 bin gibi bir sey kaliyor, ki 20 bin bile anca zorlarsan olur diyebilirim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
iyiymis valla, o zaman avrupa'da mimarlar neden bu kadar az maas aliyor?
kuzey amerika'da yeni binada projesinde %5 civari alir.
muhendislerin durumu daha da kotu, %2-%2.5 ile is yapiyoruz..
bu rakamlar net degil tabiiki, bir de bundan gelir vergisi dusulecek vs.
+1
cooperr
(03.04.26)
avrupa genelini bilemiyorum ama avusturya icin konusursam maaslar her meslek alaninda ilk bes sene rezalet ama bes yildan sonra iyi kazanmaya basliyor bence üniversite mezunlari. bir mimarin avusturya'da az aldigini düsünmüyorum. kendimden ve kendi cevremden gördügüm kadariyla arkadaslarimdan genelleyerek bir sayi vermem gerekirse, bes yillik bir mimarin günümüzde brüt 4500 euro maas aldigini söyleyebilirim ve senede 14 ay maas aliniyor. yani mimarin brütü 63 bin euro oluyor, neti 43 bin euro civari oluyor ama isverene ek vergilerle masrafi 83 bin euro civari oluyor. bak buradan görebilirsin: onlinerechner.haude.at
yani bir ofis acayim, 3 mimar calistirayim desen bile sadece ofisi döndürmek icin senede en az 20 tane konut projesi kapman lazim.
bu arada, 5. senedeki maas sicrayisindan sonra bence dise dokunur bir yükselme olmuyor. orta ölcekli bir firmada proje yöneticisi olup altinda 8-10 kisilik takim calistirsan bile alacagin max. 8 bin euro brüttür. O da MAX.

kuzey amerika ile de mentalite farki var. herkes ofis acmak istemiyor. aile > kariyer hala cok yaygin toplum genelinde. work-life balance genelde life tarafina daha agir basiyor. insanlar, isimi acip kendim ugrasacagima maasli calisirim, taraftari daha cok. risk alma istegi pek yok toplumda, entrepreneur cikmiyor pek.
vergi dilimleri sebebiyle insanlar cok kariyer kasayim kafasinda da degil, mesela 8 bin brüt alan proje yöneticisi cok deli sorumluluklar tasiyor, belki maasli calisandan iki kat fazla calisiyor, genelde haftasonunu da kurban ediyor hatta ama net maas %50'si kadar artiyor. iki katina cikmiyor.
sahsen ben de böyle düsünüyorum, proje yöneticisi falan olma hayalim yok. stabil bir isim olsun yeter. hatta özelde 5500 alacagima, devlette 5 bin alayim ama isten cikarilmama güvencem olsun. oh mis gibi.

bir diger yanda serbest calismak da zor. öncelikle master derecen olmali, bachelor yetmiyor. sonra en az 3 sene calismis olmalisin, sonra Ziviltechnikerprüfung denen cok zor bir sinav var, avukat gibi yasa ezberliyorsun madde madde, onu gecmis olman gerek. insanlar istifa edip 6 ay evde tus'a hazirlanir gibi hazirlaniyorlar. bu sinavdan bir sene sonra ticaret yasalari ile ilgili ikinci bir sinav yapman gerekebiliyor bazi durumlarda (Befähigungsprüfung).
bircok insan ziviltechnikerprüfung ile ugrasmak istemiyor ya da ugrasabilecek durumu olmuyor ya da ugrassa bile gecemiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
"3 mimar calistirayim desen bile sadece ofisi döndürmek icin senede en az 20 tane konut projesi kapman lazim" bu biraz %15 ile celiskili ama.

3 mimar, ortalama 100k gross masraf desek 300k yapiyor.
1 milyon avro insaat maaliyeti olan 3 tane is alsan, %15 mantigi ile rahat ceviriyorsun butun seneyi, ki 1 milyon insaat maaliyeti pek birsey degil, 3 tane bitisik nizam dandik evin maliyeti zaten o. e bu mimarlar da essek degil herhalde herbiri senede 1 proje cikartir rahatlikla. 2'ser proje cikarsalar 350-400k gross gelir yapiyorsun.
o yuzden senin bu %15 tarifesi bana baya yuksek geldi..

1milyonluk bir projede ben $50k fiyat ceksem burda, alamam buyuk ihtimal. bu rakama dizayn, cizim ve saha kontrolu dahil. $20-25k fiyat veriyorlar saka gibi.

maas problemi olayinin temelinde muhendis mimar tayfasinin degerini bilmemesi, paradan kopmasi ve sonuc olarak sindirilmesi var. sen de iste 5000 avroya memur olsam yeter diyorsun, bu arada firma sahipleri koseyi donuyor :)
+1
cooperr
(03.04.26)
toll brothers’ın west village manhattan’daki lüks bir rezidans projesini daha önce çalıştığım ofis ve başka bir ofis beraber yapmıştı. proje costu $100m civarıydı, 5%’i iki mimarlık ofisi ve mech consultantlar olarak bölüşmüştük. biz çalışanların maaşları, costlar, vergiler içine dahil. dediğin gibi standardı 5% burada genelde ama proje maliyetli olduğu için miktar fena değildi.
0
eileengray
(03.04.26)
Proje maliyetine göre anlaşmalarda mimarın alacağı tutar baştan mı belirleniyor, maliyete göre süreç içinde mi netleşiyor?
0
osssy
(03.04.26)
@cooperr, istesem kendi isimi acarim ama ondan sonra simdiye kadarki tüm patronlarim gibi pazar gecesi 11'de, cumartesi sabahi 4'te email yanitlarim. bence bazi seyler paradan daha kiymetli ya. he, bana 8 bin euro net verecek varsa haftada 45 saat calisirim :) ama simdilik sadece 35 saat.
%2 falan muazzam düsük yüzdeler gibi geldi bana ama belki vergi dilimleri farkindan ötürü proje sonunda aldiginiz paralar cok da fark etmiyordur? olabilir mi? avusturya'da diyorum ya, 43 bin euro net aliyorsun, ama devlete de 40 bin ödüyorsun. bu kadar alt limitlerde bile vergi cok yüksek.

@osssy, evet. soru konut projeleri icin soruldugu icin ben ona göre yanitladim. büyük projelerde yüzde %10 civarina geriler. 7 senedir üstüne calistigimiz bir proje var, 160 milyon dolarlik bir proje, tamami insaat masrafi degil elbet (öngörülen %70) ve 7 sene calisildi üstüne, hala calisiliyor, yani iyi paralar geliyor ama gelir vergisi + masraflar düsüyor, bir de senelere bölünüyor. %5-10 civari yasal izinler gibi bir harcama da oluyor bu para üstünden.

@Cooperr, senin icin bizim calistigimiz statik firmasındaki arkadasa sordum. proje maliyetinin %4 - %6'si arasinda aliyorlarmis. proje büyüklügüne göre fiyat cekiyorlar yani.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
mimar proje maliyetinin %15' ini aliyorsa ozellikle deprem ulkelerinde statik proje ve fenni mesuliyet sahibinin %20-25 filan almasi lazim. Google' da arattim %0.5-2 arasinda degisiyormus insaat muhendisi payi.

bedavaya calisiyoruz valla.
0
trixi
(03.04.26)
@konusma

burda sirketler "net" gelirden %15 civari vergi oduyor, yani kira ve isci masraflarini ciktiktan sonra. sonra sen sirket ortaklarindan biriysen sana dusen paradan kisisel gelir vergisi oduyorsun. %20 ile basliyor, %50ye kadar yolu var, gelir arttikca her gelir dilimine gore verdigin vergi artiyor. ben ortalama %30 civari veriyorum mesela.

vergiler ne kadar yuksek de olsa insaat maaliyeti uzerinden %15 kesebilmeleri bence hala utopik. onun icin yuklenici olman lazim, isin hem mimari hem de muteahhiti sensen %15 -%20 yaparsin. yoksa cok zor.

buyuk binalarda, atiyorum 15 katli betonarme yapi dikilecek, mimarlik %2.5, muhendislik brans basi %1- %1.5lara kadar dusuyor.
sonra bir hesap yapiyorsun, ya duvarlari boyayan adam muhendisten cok daha fazla para kazanmis. :D
0
cooperr
(03.04.26)
cooper, kurumlar vergisi %15 degil %25, gelir vergisi ise %15-40 arası fakat %15 ve %20 dilimleri düşük kaldığı için pratikte %27-40 diyebiliriz.
0
osssy
(03.04.26)
(6)

Arnavutluk'a 1 hafta fazla mı?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar, Haziran'da arkadaşımın babasının evinde kalmalık 1 hafta Arnavutluk planı var. Sizce sıkılır mıyım fazla mıdır? Tek olmayacağız bir grup arkadaş olacak. Gitmişken günübirlik şuralara da git dediğiniz bir yer var mi? Bana maliyeti ucak biletim 4.5k tl ve kişisel harcamalarım olaca
Merhaba arkadaşlar,

Haziran'da arkadaşımın babasının evinde kalmalık 1 hafta Arnavutluk planı var. Sizce sıkılır mıyım fazla mıdır? Tek olmayacağız bir grup arkadaş olacak.
Gitmişken günübirlik şuralara da git dediğiniz bir yer var mi? Bana maliyeti ucak biletim 4.5k tl ve kişisel harcamalarım olacak.
Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(01.04.26)
Olaya nasıl baktığınıza bağlı, başkentte ve çevresinde takılırım diyorsanız pek birşey yok diyorlar. Ancak günübirlik denince işler değişir, ben açıkcası dolu dolu 1 hafta geçirebilirim Arnavutluk sınırlarında. Kalınacak yer hangi şehirde?

- Theth diye bir yer var, yürüyüş için gidenler çok. Doğa temalı bir gezi olabilir. Buranın çevresinde de bir sürü şey var doğa turu anlamında.
- Gjirokastër diye bir yer var epey güneyde, burası da ilginç küçük bir şehir.
- Sahiller var, çok bilinenler Ksamil, Sarande vs var, az bilinen yerlere de bakmak lazım daha güzel olabilir.
- Ülke değiştirmeyi göze alabiliyorsanız Ohrid de düşünülebilir.

Not: Bunların hiç birine gitmedim, sadece Tiran'dan araç kiralayıp İşkodra - Rozaje üzerinden Novi Pazar'a geçtim ama bunları araştırıyorum, listeme aldığım yerlerden bazılarını yazdım. Tiran'dan hareketle bunların bazıları aynı gün gidip gelmeye değmeyebilir.
+1
mbond
(01.04.26)
Kişiye göre değişir ama ben çok sevdim Arnavutluk’u. Eski Türkiye gibi ve sanki her yerde koca bi düğün var, Tiran dışında biz bir de Berat diye küçük bir kasabalarına gitmiştik, bizim safranbolu ya falan benziyor. Yine Arnavutluk’tan Corfu’ya feribotlar var, belki Corfu’ya geçersiniz.
+1
euteamo
(01.04.26)
Tiran bir gün diyelim, belki Elbasan filan görülebilir. Haziran ise Ksamil, Durres, Sarende gibi deniz şehirlerine gidilebilir. Araç kiralayıp Ohrid'e gitmiştim, bir gün de öyle geçirilebilir.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.04.26)
İki sene önce eşim ve bir arkadaşımla bir hafta kadar Tiran'da kaldık. Eğer sürekli yeni şeyler göreyim (doğa vs anlamında) bir gittiğim yere bir daha gitmeyeyim beklentisinde değilseniz fazla değil ve sıkılmazsınız. Ben çok sevmiştim. Şehir küçük ve çabuk bitiyor ama zaten her gün farklı bir restoranda, barda, cafede zaman geçirseniz değişik değişik yerlere gitmiş olursunuz ve sıkılmazsınız. Şehir gerçekten çok tatlı, renkli ve Türkiye'ye göre hayli ucuz. Yemekleri oldukça lezzetli, insanlar güler yüzlü. O yüzden bence sadece Tiran'da bile bir haftada sıkılmadan zaman geçer.
0
evandro roncatto
(02.04.26)
arnavutlugu ben iki defa ikiser hafta gezdim. hic sikilmadim, sürekli hareket halindeydim.
gjirokastër, berat, sarandë, vlorë, korçë çok güzel. özellikle berat <3
krujë cok kücük bir yer, eh iste. durrës güzel degil.

tiran'da güzel birkac restoran var, eja, jarna, ujvara gibi ama kücük sehirlerde yemek bulmakta cok zorlanmistim. yemekleri sis kebap tarzi et agirlikli, bana kalirsa eti bizim gibi iyi pisiremiyorlar, et yaninda pilav, yogurt, salata gelmiyor, kuru kuru et yiyorsun ve cogu zaman tek secenek oluyor.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.04.26)
geçen yıllarda 2 defa gittim mayıs ayında tekrar gideceğim 6 gün kalacağım . bu defa yine tiran'da kalacağım ama diğer şehirleri gezmeyi planlıyorum .

Geçen yıl Dajti dağına teleferikle çıkmıştım yukarıda bayağı gezip yöresel yemekler denemiştim ve aşağı inince bunkart 1 isimli sığınakları gezmiştim . bence görülmeye değer yerler .listenize ekleyebilirsiniz .
teleferiğin zirveye varması 30 dk civarı sürüyor .ormanlar ve bir gölün üzerinden geçiyor manzaralar muhteşem .
Sığınakların hikayesi komik aslında , ülke hiç savaşa girmemiş Enver paşa zamanında yıllarca sığınaklarda yaşamışlar .
tiran merkezdeki bunkart 1 gibi küçük bir yer değil oldukça büyük buraları gezmek görmek lazım tavsiye ederim
0
devilone
(02.04.26)
(6)

Okunması gereken çocuk kitapları

egerbiryolcu
*ister ebeveyn ister öğretmen ister dümdüz bir yetişkin olarak sizce hangi çocuk kitapları mutlaka okunmalı*Belki özellikle seçtiğiniz veya bir yeğeninize okurken hayran kaldığınız kitaplar var mı?*İçinde kaybolunası bir evren, o yüzden klasik bilinen çocuk kitaplarının dışında gözümüzden kaçanları
*ister ebeveyn ister öğretmen ister dümdüz bir yetişkin olarak sizce hangi çocuk kitapları mutlaka okunmalı
*Belki özellikle seçtiğiniz veya bir yeğeninize okurken hayran kaldığınız kitaplar var mı?
*İçinde kaybolunası bir evren, o yüzden klasik bilinen çocuk kitaplarının dışında gözümüzden kaçanları da bilmek istedim.

Tabii ki klasik tavsiyeleri de alalım, favorileriniz neler?

Yaş skalası fark etmiyor ama siz onerdiginiz kitabın hangi yaşa uygun olduğunu belirtebilirsiniz.
+1
egerbiryolcu
(31.03.26)
en radikal favorimi yazacağım:
el lissitzky, about two squares (1922)

rus avant-garde lissitzky’nin 1920lerde çocuklara bolşevik devrimini oldukça abstrakt ama güçlü bir şekilde anlattığı çocuk kitabı. kitabın grafikleri o dönem için çok yenilikçiydi. kırmızı kimi temsil ediyor anlaşılıyor zaten.

www.flickr.com
0
eileengray
(31.03.26)
Var mı bir yaş skalası, kaç yaşa göre öneriyoruz?

Leo lionni'den Frederick ve Pezzettino geldi ilk aklıma. Bunlar okul öncesi ve ilkokul 1 için falan uygun gibi gelse de aslında çocuk kitabı kategorisine koymak yanlış olur. Yaşsız kitaplar bence bunlar. Pezzettino bireysellik konusunu işliyor mesela, kimseye ait olmadığımızı kendi başımıza bir bütün olduğumuzu anlatıyor.

Asa lind-kumkurdu serisi. Hayal gücünü geliştiren ve felsefi derinliği olan bir seri. Aklıma geldikçe güncelleyebilirim şimdilik bunlar aklıma geldi
0
kullanicadi
(31.03.26)
kendim okudugumda cok sevdigim cocuk kitaplarini yazabilirim. kenarda kalmis demissiniz ama dümdüz yaziyorum ben.

- harry potter serisi
- kirmizi egrelti otunun büyüdügü yer
- momo
- kolo
- the phantom tollbooth
- seker portakali
- matilda
- bir calgicinin seyahati
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.03.26)
muzaffer izgü, ökkeş serisi
0
yurtsuz john
(31.03.26)
Çocuk kalbi ve Küçük Kara Balık.
0
ekimoloji
(31.03.26)
Momo+1
Matilda+1
Domates saçlı kız
0
Amaranta ursula
(31.03.26)
(14)

Çocuk olmuyor olabilir mi?

tahirkemalbozoglu
Yaşlar 35Şimdiye kadar istemedik, hala istediğimizden şüpheliyiz gerçi de.. bu aralar korunmasiz takiliyoruz. Bi süre adet gecikmesi olunca acaba mı filan derken baktık ki karavana. Biraz üzülmedim değil haa. İsteyen kişi için mesela ne zaman veya hangi süreçten sonra bi doktora gideyim denilmeli?
Yaşlar 35
Şimdiye kadar istemedik, hala istediğimizden şüpheliyiz gerçi de.. bu aralar korunmasiz takiliyoruz. Bi süre adet gecikmesi olunca acaba mı filan derken baktık ki karavana. Biraz üzülmedim değil haa.
İsteyen kişi için mesela ne zaman veya hangi süreçten sonra bi doktora gideyim denilmeli?
+1
tahirkemalbozoglu
(27.03.26)
35 üstü için beklemeye gerek yok hemen gidip muayene olabilirsiniz.
+2
kaptan maydanoz
(27.03.26)
ben rutin sperm testi yaptırıyordum. test düşük çıkınca gittim.
0
gazozailacatmauzmani
(27.03.26)
Öncesinde zaten iki taraf da genel bi muayene olmalı, doktorun önerdiği folik asit gibi takviyeler oluyor onlar kullanılmalı.
+2
ekimoloji
(27.03.26)
6 ay aktif bir sekilde denenip olmuyorsa, bu doktora gitmek icin en erken süre kabul ediliyor.

Daha bu hafta jinekologa sordum.

Ayrica sma ve akdeniz anemisi var mi diye önceden test yaptirabilirsiniz. Sma tehlikesi var ise tüp bebek ile bunun önüne geçmek mümkün.

Anne adayinin da kizamik asisi varsa cok iyi. Yoksa ol demisti doktor bana.

Folik asit+1 bi de. Hem döllenme icin hem embriyo gelisimi icin iyiymis.
0
Purple life
(27.03.26)
İstediğinize çok emin değilseniz bu işe girmeyin. Çok zor ama çok da mutlu eden bir iş. Ama çok isteyince bile kolay değil çocuk büyütmek.
Biliyorsunuzdur mutlaka ama takvim işlerine dikkat etmeniz gerekiyor çocuk sahibi olmak için.
1 yıl deneyip de olmayıncaydı galiba resmi olarak doktora gitmek gerekmesi ama niyetiniz ve imkanınız varsa gidiverin doktora.
+1
michael_knight
(27.03.26)
Yaşlar +35 olduğu için deneme süresi 6 ayı geçince doktor muayenesi şart oluyor genelde

Benim naçizane bir tavsiyem olacak, çocuk olayı maddi ve manevi olarak çok zor. Eşinizle en başında bir iş birliği-kim neleri yapabilir nerde nasıl destek olabilir gibi bir konuşma, görev paylaşımı noktasında anlaşma- sağlamanızı öneririm.
0
purplee
(27.03.26)
bence 35'ten sonra hamile kalamamayı değil kalınırsa ve problemli bir gebelik yaşanırsa ne yapılacağı düşünülmeli. bu yaşlardan itibaren anne ve bebek için riskli hal almaya başlıyor. preeklampsi-eklampsi riskleri artıyor anne için, diğer komplikasyonlar da. bebek için de düşük, down vs. gibi sendromların riski artıyor.
zannımca kadın taraf düzenli adet görüyordur, adet varsa yumurtlama da vardır. emin olmak için basit bir jinekoloji muayenesi yetiyor, yumurtalıklara bakıp "evet yumurtluyorsun bu ayki yolda hatta" diyebiliyorlar. bir problem olduğu vakit muayenenin ötesinde testlere geçiliyor istek doğrultusunda. erkekte de sperm problemi yoksa kaza kurşunu atmanız an meselesi.
0
nolmus yani
(27.03.26)
35 yas öncesi bir sene denemeden sonra, 35 yas sonrasi 6 ay denemeden sonra doktora gitmek gerek diyorlar.
burada böyle sorular sormayin, felaket tellalligi, koca kari önerileri alir basini gider, bos yere moraliniz bozulur.
sadece kadin degil ayrica, kisirlik sorunlarinin %49'u kadindan, %49'u erkekten, %2'si her ikisinden kaynaklaniyor.
folik asit + demir kullanimi genelde önerilir ama öncesinde tabii ki kan testi veriliyor, belki ona bile gerek kalmayacak.
benim doktorum ek olarak bende gebelik öncesi kizamikcik asisina, roseola infantum bagisikligina ve toksoplazmaya baktirmisti. Rubella IgM degerim, yani kizamikcik bagisikligim, cocuklugumda asi olmus olmama ragmen negatif ciktigi icin tekrar karma asi olmustum mesela.
uzun lafin kisasi, böyle cok fazla sey var. gidin doktora ne gerektigini o söylesin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.03.26)
rutin kontrole gidebilirsiniz illa bunun için beklemeye gerek yok. ben kontrolde yumurtalarımın azaldığını öğrenmiştim mesela keşke her yıl düzenli kontrole gitseydim erken fark ederdim. bir sorununuz yoksa bile planlı ve sağlıklı gebelik için doktora muayene olun. hiçbir şey olmasa bile kan değerlerinize bakılır, folik asit başlanır.
+1
rayde
(27.03.26)
Burada bu soruları sormayın moraliniz bozulur +1

En iyisi doktora gidip danışmak, rutin muayene yerine geçer, pap smear ihmal edildiyse arada ona da bakılır, gerekirse folik asite başlanır. Gerçekten çocuk ile birlikte gelecek sorumluluklara hazır olup olmadığınızı da sadece siz bilebilirsiniz.
+1
kullanicadi
(27.03.26)
Gebelik öncesi anne adayı gidip genel bir kontrolden geçmeli hem ultrasonla bakılır hem eksik olan vitamin mineral tedavisi başlanır. Yumurtlama günleri var bu konuda da bilgilendirir doktor bilinçli hareket edersiniz.
+1
cilekli pasta
(27.03.26)
Bir ay öncesinden folik asit kullanmaya ve gün takip etmeye başlamıştım ben. Ama adet düzensizliği, çikolata kisti vs vs varsa bir doktorla ilerlerseniz daha iyi olur.
0
Hallegadola
(27.03.26)
genelde erkekte problem oluyor ama yine kadınları yazmışlar ya çıldıracağım.
+1
deartheodosia
(27.03.26)
bu konuda tip gercekten yine herseyi kadinlara yikmis, cok ilginc geliyor surecler. hani ozellikle oturup "ulan dur bakalim bunu nasil kadinlarin problemi haline getiririz" diye dusunmemislerdir mutlaka ancak sistem buraya evrilmis.

kadin olarak:
daha gebe kalmayi planlarken, denemeye baslamadan takviye alma
yumurtalik rezervelrine baktirma
belli gunlerde belli hormon takipleri (dongunun 3. gununde x, 15. gununde y vs)
yumurtlamayi yakalamak icin gundelik hormon takibi
yumurtlamayi tetiklemek icin ilac
vucut isisindaki degisimleri takip etmece
vajinal sivilarin dokusu, rengi, kivaminini takip etmece
ovulasyon - regl arasi oldu mu aceba diye gundelik test etmece
8-9 gun sonra pozitif test gorup 3-5 gun sonra regl olma (yaygin epey)
gibi yapilabilecek tonla sey var.

erkek olarak, alkolik olmamak, jakuzi kullanmamak ve sperm analizi yeterli.

velhasil, ozellikle kadin olarak kafayi yememek icin, adet duzensizligi yasamiyorsaniz, takilin kendi kenidnize 5-6 ay. dogru gunleri denk getirdiginizden emin olun yeter, varsa LH striplerini kullanabilirsiniz. ille de test edelim diyorsaniz sperm analizi ile baslayin hatta. sonrasinda genel muayene ile daha yakindan takibe baslayabilirsiniz.

34F - 37M bildirdi.
0
taurina
(28.03.26)
(24)

alaturka vs alafranga tuvalet

antikadimag
sagdan bakiyorum soldan bakiyorum her yonuyle alaturka bana cok daha mantikli geliyor. squat gibi dogal bir pozisyona gore tasarlanmis, egzersiz oluyor. klozet ise oturmak icin. oldu olacak bacak bacak ustune de atalim kakamizi yaparken. ne tuhaf is.hepimizin evinde alafranga var da, siz hangisini m
sagdan bakiyorum soldan bakiyorum her yonuyle alaturka bana cok daha mantikli geliyor. squat gibi dogal bir pozisyona gore tasarlanmis, egzersiz oluyor. klozet ise oturmak icin. oldu olacak bacak bacak ustune de atalim kakamizi yaparken. ne tuhaf is.

hepimizin evinde alafranga var da, siz hangisini mantikli buluyorsunuz. neden?
📊 secimini yap, tarafini sec.

Bu anket sona erdi. 56 oy kullanıldı.

0
antikadimag
(26.03.26)
katılıyorum ama benim gibi kilolu veya fiziksel rahatsızlığı bulunanlar için malesef alafranga tek çözüm şu an.
0
faberkastelli
(26.03.26)
peki squat naturel, rahat sictik diyelim.

alafrangada mis gibi taharet muslugu var, sen masrapa ile debelenirken adam kicini yikayip cikiyor. mis gibi rahat rahat oturup sicmak varken, neden tek ayak uzerinde durup bukalemun gibi sekilde sekile girirek siciyoruz?

yaw reis kadar kuvvetli olsam, alaturkayi yasaklarim, yap bi kanun hukmunde kararname, bitti git. mis. tarihin karanliklarina gomulmesi gereken dandik bir sistem.
0
cooperr
(26.03.26)
alaturka belki pozisyon açısından daha doğru bi sıçma pozisyonu olabilir. ama bana hijyenik gelmiyor ve fazla o pozisyonda durunca kalkmak gerçekten zor. çocukken böyle bi era'm vardı. alafranga mis gibi artıları bende daha fazla.
0
ruhlardan esinlenen karga
(26.03.26)
kanalizasyon sisteminin var olduğu herhangi bir ortamda alaturka tuvalet olmasının bir manası yok.

Sıçma pozisyonu lafı da işin fantezisi. rahat pozisyon ne demek, otururken az sıçılıyor da çömelince çok mu sıçılıyor? Rahatlık ne demek ayrıca, dizlere binen yükün yarattığı rahatsızlığı niye es geçiyoruz. Başrol bağarsak mı, diğerleri uzuv değil mi?

Gamechanger hijyen konusu asıl, kalanı fasa fiso. Alaturka boka dokunma ihtimalini o kadar çok arttırıyor ki isterse çömelerek sıçan 10 yıl uzun yaşıyoru kanıtlasalar yine tercih edilmez.

Alaturka işi alışkanlık meselesi, tercih edilecek bir yanı yok; öyle alıştığınız için size öyle geliyor.
+3
Bruce
(26.03.26)
evet alaturka'da taharet muslugu ciddi problem. onu dusunmemistim. gerci bati'da taharet muslugu yok klozetlerde. bunu japonya ve turkiye gibi ulkelerde cozmusler.

bu arada japonya'nin en bilindik tuvalet markasinin ismi toto'ymus. cok komik geldi genel kultur olarak buraya birakayim.
+1
🌸antikadimag
(26.03.26)
Tasarım mantığı sadece boku deliğe göndermekten ibaret olan alaturka tuvalete oturup işediğinizde, tazyikli sidik tuvalet fayansından sekerek üstünüze başınıza sıçrarken bence bu konuyu tekrar düşünün.
+1
thracia
(26.03.26)
alafrangayı yere çok yakın konumlandırdıkları bir modeli var. en güzeli o.
0
ground
(26.03.26)
@bruce; alaturka'ya alisma mevzusu degil bu en son ne zaman kullandim hatirlamiyorum bile. pozisyon meselesi bosaltim sisteminin isini rahat yapabilmesi icin. bunun icin squatty potty denilen hedeler oneriliyor hatta. daha rahat oldugu bir gercek yani tamamen fizyolojik bir mevzu.

sicarken basrol bagirsak bence. diger turlu kosmak da dizlere zararli diye kosmayalim mi? her isin basrolu ayridir.

belki cozumu toilet stool almak olabilir. simdi yeni eve tasindim. bidet alirken aklima geldi.
0
🌸antikadimag
(26.03.26)
Yıllarca alaturkadan bihaber büyükşehir çocuğu olarak kesinlikle alaturka. Birisi de otururken sanki az yapılıyor da filan demiş. Aynen öyle oluyor, farkında bile olmuyorsun. Bağırsaklarında dışkı ile dolaşıyorsun. Alaturkada günde bir kerede hallettiğim dışkılamayı alafranga olan bir yere gittiğimde üç-dört keze bölünüyor. Bence ikisini uzun süreli deneyimlemeyen boş yorum yapmasın. Biz artık alaturkası olan ev bakıyoruz fakat zor bulunuyor ülkemizdeki frenk sevdasından.
0
adivar
(26.03.26)
tabii muhakkak tarafımızı seçmemiz gerektiğinden, renksiz bir dönemden geçiyoruz.

alaturka tuvaletin bahsettiğiniz rahatlığına sahip alafranga tuvaletler var, ve oyumu bu radikal tasarımlardan yana kullanmak istiyorum. ancak bakıyorum, boktan demokrasinizde hayata dokunanlara yine yer yok...
0
klassno
(26.03.26)
Mazoşist olsaydım alaturka derdim.
Diktatör olsaydım yasaklardim.
+1
logisticsmanager
(26.03.26)
alaturka hijyenik gelmiyor.
sanırım islami hassasiyetleri nispeten yüksek kesimler de alafrangayı hijyenik bulmuyor, ancak sebebini bilmiyorum.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(26.03.26)
@thracia
Öyle bir saçmalık olmuyor. Sallamışsın. Sıçrama esas klozette oluyor.
0
Cezcez
(26.03.26)
alaturkadan başkası kurtarmıyor beni. klozete bile tavuk gibi tüneyip yapasım geliyor.

squat tuvaletler rusyada da yaygın bu arada.
+1
yurtsuz john
(26.03.26)
Tuvaletten beklediğim en son şey bana egzersiz yaptırmak için tasarlanmış olması olurdu heralde. Her şeyin yeri ve zamanı var.

Sağlık açısından da, kimsenin klozette tuvalet ihtiyacını giderdi diye bir sorun yaşadığını sanmıyorum. Diğer taraftan çeşitli ameliyat, hastalık ve yaşlılık durumlarında alaturka kullanmak ya çok zor ya mümkün değil.

Klozetler konforlu, tuvaletten beklediğim şey de bu. Olabilecek en konforlu şekilde işlemi tamamlamak.

Bence kazanan net
+2
akhenaten
(26.03.26)
Alaturka hijyenik gibi görünse de klozette de işi bitirdikten sonra temizlik daha rahat ve hijyenik. Tabi bu dediğim taharet musluğu varsa.
0
runaway
(26.03.26)
alaturka çok kötü. en başta taharet musluğu yok. temizliği daha zor. su dökerken etrafa su sıçrayabiliyor. baya eski bi teknoloji otlağa çömelmek gibi. hijyenik değil asla.
alafranga öyle mi taharet musluğu var mis. oturabiliyorsun rahat rahat. etrafa su vs sıçramıyor.
0
jelly bear
(26.03.26)
alaturka tuvalet kullananlar pantolonunu veya ic camasirini cikartiyor mu comelirken? cunku orasi biraz genis ve bacaklarinizi iyice acmak durumundasiniz. yani pantolon, ic camasiri vs. ne varsa ya cikarmak ya da iyice genisletecek sekilde zorlamaniz gerekiyor. cok rahatsiz bir durum.
+1
Sour
(26.03.26)
@Sour hiç mi kullanmadın yav alaturka? Öyle bir zorluk yok
-4
Cezcez
(26.03.26)
tamam anti-emperyalizm vs de o kadar da değil; alaturka çok rahatsız. iş uzarsa daha da çekilmez çile. kadınlar çiş yaparken de aynı pozisyonda durmak zorunda. bunun menstrüasyonu ayrı dert (bir tek tampon için mantıklı olurdu), temizliği ayrı. yaşlandıkça hele iyice dert. dizleri çok zorluyor. anneannem iyice yaşlandığında tuvalete bakıcısı götürüyordu ve alaturkada durum nasıl olurdu hayal edemiyorum, kadını sürekli tutmak vs.

yaşasın klozet ve taharet musluğu.
+2
eileengray
(26.03.26)
alaturka daha hijyenik ancak evinizde bizde de bir zamanlar olduğu gibi yaşlı birileri varsa alaturka maalesef olmuyor.
0
bartholomew87
(26.03.26)
Fiziksel olarak Sağlıklı olan bir insan için en sağlıklı tercih alaturka tuvalet. Bunda bir tereddüt yok.

Ama squat pozisyonunda rahatsızlığı tetiklenen, bacak, diz, bel, gibi eklem ağrısı yaşayanlar için alafranga tuvalet daha doğru tercih olur.

Tuvalette uzun süreli durmak da başlı başına bir sorun. Alaturka tuvalette zaten uzun süre durmak çok mümkün olmuyor ve dışkının boşatılması pozisyon gereği çok daha az eforla gerçekleşiyor.

Klozette ise hem daha uzun süreler hem de daha çok efor(ıkınma) durumu yaşanması olasılığı yüksek.

Konu tuvaletten açılmışken çok önemli bir hatırlatma: tuvaletinizi ertelemeyin, vücut size sinyali vermeden tuvalete gidip yapmaya çalışmayın.
0
ezkaza
(27.03.26)
Biz alaturka diyoruz ama squat tuvaletler, yani cömelme tuvaletleri bircok asya ülkesinde var. japonya bunlardan biri.
ayrica bacak makata baski olusturdugu icin idrar ve gayta bosalimi tamamen gerceklesiyor. bu sebeple, evet, squat tuvalet daha saglikli.

disariya gelince, elalemin ciplak kicini koydugu yere ben kendi kicimi koymam. igrenc bir sey. sezlonga bile sergi acmadan oturmayan millet tuvalete üstüste kicini dayiyor.
özellikle kadinlar idrar yaparken alafranga tuvaletlerin üstüne degmeden is görmeye calistiklari icin her yeri idrarlatiyla püskürtürler. bu sebeple kadin tuvaletlerinin cogu les gibi sidik kokar ve hijyen acisindan acinasi durumdadir. disaridayken squat tuvalet/alaturka sansim varsa kesinlikle onu tercih ederim. bu ikilemi sadece japonya'da yasamam cünkü tahmin edersiniz ki japonya'daki alafrangalar squat tuvaletler gibi mis gibi, piril piril. tuvaletin ne kadar temiz kullanildigi da kültür ve görgü meselesi. evimde sadece alafranga tuvalet var ama evimde kullanan kisiler belli zaten.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.03.26)
Klozet nasıl alatyrkadan daha hijyenik, anlamadım. Bir tanesine kullanan herkesin her bölgesi değiyor, diperinde temas yok. Bir tanesinde malum bölge tuvaletin içinden santim yukarıda kalıyor, diğerinde yüksek. Taharet musluğu/maşrapa kullanamayanları da anlamıyorum. Zannımca, günlük hayatta çocukluktan itibaren hep öncelikle klozet kullandıkları için, alışmadıklarından, zor geliyor. Yoksa kağıdı ıslatıp sildikten sonra bir avuç su döküyorsun, o kadar. Hpv vb. bulaş risklerinde klozet hep daha tehlikeli. Ayrıca, gerçekten de bağırsaklar tam ve rahat boşalmıyor çömelmeden. Bence mevzu hangi tuvaletin daha mantıklı olduğu değil, herkes kendi alıştığında daha rahat ediyor.
0
yadigar
(27.03.26)
(12)

Yoklama kacagiyim, y.disinda yasiyorum, konsolosluk aradi

neck_and_neck
Konsolosluktaki askerlikten sorumlu memur sanirim: "Randevuya falan gerek yok, gelin en kisa zamanda goruselim" diyor. Cift vatandasim. Y.disi isci erteli olarak gozuken askerlik ertelemem 2025 sonunda bitti, daha erteleme imkanim da yok. Su an e-devlet'te "yoklama kacagi" olarak gozukuyorum. Dovizl
Konsolosluktaki askerlikten sorumlu memur sanirim: "Randevuya falan gerek yok, gelin en kisa zamanda goruselim" diyor.

Cift vatandasim. Y.disi isci erteli olarak gozuken askerlik ertelemem 2025 sonunda bitti, daha erteleme imkanim da yok. Su an e-devlet'te "yoklama kacagi" olarak gozukuyorum. Dovizle askerlik vs dusunmuyorum. 6-7 bin euro bana cok maalesef.

Nicin cagirmis olabilirler, ne olacak bilgisi olan var mi? Yoklama kacagi oldugumu hatirlatacaklar, dovizle askerlik ode diyecekler, ben de durumum yok, su an odeyemecegim, bakariz falan diyecegim. Onlar da peki diyip para cezasi mi kesecek? Turkiye'ye girisimde mi sorun cikacak? Turkiye'ye girersem odemedigim surece cikamam mi bir daha?
-2
neck_and_neck
(23.03.26)
muhtemelen ilk tr girişinde paket ederler. şimdilik orada sadece uyarcaklardır.
+2
gercekdunya
(23.03.26)
çift vatandaşsan çık türk vatandaşlığından kurtul işte.
-1
konetsu
(23.03.26)
@konetsu: Erteleme devam ettigi surece cikilabiliniyordu, su an ertelemem bittigi icin cikamam hicbir sekilde.

Cikma olayini onceden arastirmistim, TC vatandasligini sonradan kazandigim icin mavi kart hakkim olmuyormus o yuzden cikmadim. Tamamen bir yabanci oluyormussun Turkiye'de, hicbir hakkin yok.
0
🌸neck_and_neck
(23.03.26)
konsoloslukta durumu izah ederler en fazla. haklarinizi bilirsiniz. konsolosluk islemlerinizi vs. yapabilirsiniz.

turkiyeye geldiginizde alikoyup hemen askere goturme yok ama 30 gun veriyorlar cozmeniz icin. ben alikoyulduktan son dovizli odemesini yapip kurtuldum, cozemezseniz muhtemelen o zaman alikoyarlar.
0
lanc
(23.03.26)
türkiyede kaybetmekten korktuğunuz haklarınız neler ki
0
iwillsee
(23.03.26)
yav arkadaşlar insanın doğduğu büyüdüğü yerin vatandaşlığını kaybetmesi kolay şey mi ne diyosunuz allahınızı severseniz. annen rahatsızlansa, kardeşinin başına bir iş gelse anca turist olarak kısa süreliğine giriş yapabilecek belki vize almak zorunda kalacaksın. niye ısrarla "türk vatandaşlığından çık" diyorsunuz? az şey mi bu?

soruya cevab: artık paket etme yok, kimse kolundan tutup askere götürmez ama yurt dışı için durum nasıl oluyor onu bilmediğimi de özellikle belirteyim. türkiye'de ben yoklama kaçağıyken idari para cezası aldım sadece, tebligat imzaladım iki hafta içinde askerlik şubesine başvuracağıma dair. bence konsolosluğa gidin, yardımcı olurlar. türkiye'ye girişinizde de pürüz çıkarabilirler ama dediğim gibi kağıt filan imzalatıp salarlar diye tahmin ediyorum. kaçağı kolundan tutup askere gönderme işi çok eski.
+3
der meister
(23.03.26)
vatandasliktan cikinca mavi kart aliyorsun, der meister'in dedigi hicbir sey yasanmiyor. kesin bilgi, yayalim.

ama zaten asker kacagi durumundayken vatandasliktan cikamiyorsun. bu da kesin bilgi, yayalim.

mavi kart alma hakkinin olmadigi yerde bu soruya en dogru cevabi diger vatandasligin ne oldugunu bilerek verebiliriz. soru sahibine rica, bunu yazsin.

bulursam burada verdigim bir yanit vardi, onu göndericem birazdan.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.03.26)
@iwillsee: tamamen yabancisin iste. Turkiye icin sifirdan oturum, calisma izni alicaksin, ev alirken yabancinin kuralllarina tabisin, Tr'den emeklilik, sgk, hastaneden yararlanma hicbir hakkin yok.

@konusma ben konusuyorum: hocam yazdim yukarda, dogum yoluyla TC vatandasi degilim ben, tc vatandasligini sonradan kazandim. Vatandasliktan cikis yaptigimda mavi kart alma hakkim yokmus, bizzat nufus mudurlugundeki cikis islemine bakan memurlar soyledi, tum haklar gider dedi.

not: diger vatandasligim Ingiltere'den bu arada
0
🌸neck_and_neck
(23.03.26)
@edmond honda: Ust soyumda Tc vatandasi var da, onlar da benim gibi. Tr'de dogmadilar, sonradan Turk vatandasi oldular. Abi niye kastiniz bu kadar mavi kart hakkim yokmus iste sorusturdum diyorum bizzat cikisi yapan memurundan.
-1
🌸neck_and_neck
(23.03.26)
mavi kart hakkiniz olmadigini anladim zaten ilk okudugumda, o sebeple "mavi kart alma hakkinin olmadigi yerde" diye baslayarak diger vatandasligi sordum cünkü su an ne yapabileceginiz bu ikinci vatandasliga bagli.

benim detaylica yazdigim askerlik bilgisi, duyuru sahibi duyuruyu silinince gitmis maalesef. cok kisa özet geceyim: ingiltere'de zorunlu askerlik olmadigi icin türkiye'de askerlik yapmak zorundasiniz. dövizli ya da silah altina girerek, sizin seciminiz ama evet, bu durumda askerden kacamiyorsunuz.
eger yasadiginiz yerde askerlik zorunlu olsaydi, mesela isvicre ya da avusturya gibi bir ülkede, bu durumda o ülkelerde askerlik yapmaniz halinde türkiye bunu kabul eder ve sizin türkiye'de askerlik görevinizi kaldirirdi. birlesik krallik'ta zorunlu askerlik olmadigi icin türkiye'deki göreviniz, orada orduya dahi yazilsaniz kalkmiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.03.26)
mavi kart hakkin yoksa bedelli parasini odeyeceksin iste kardes.
konsolosluk sana bisey yapmaz, en fazla uyarir.
isi uzatirsan turkiyeye girmeye calistiginda kapidan alirlar, askerligin bitince salarlar.
ters yone kosarak askerlikten kacamazsin.

not: bedellispor.
0
cooperr
(23.03.26)
yeni bir mesleki kursa katıl ucuzundan. tarihi de biraz geriye yazdırabilirsen eğitimimi sürdürüyorum ancak falan filan işte gerisini sen süsle.

ortaya biraz da malzeme koyarsan sohbet eder dönersin, elinden geleni yaptığını ama bu işi bir şekilde çözmen gerektiğini falan söyle bence. bak kardeşim diye anlatmaya başlarsa kolay bir yol, ne alâ
0
birdirbir
(23.03.26)
(7)

Yazar maratonu yapmak

AlsterWasser
yeni tanıştığınız ve beğendiğiniz bir yazarın kitaplarını art arda okur musunuz? maraton yapmak deniyor sanırım buna. ben deneyimlemedim ama yapan varsa merak ettim.-----ben açıkçası çok merak edip istesem de hatta kitaplarını alıp kitaplığıma koysam da araya başka yazarlar bilhassa sokup belli süre
yeni tanıştığınız ve beğendiğiniz bir yazarın kitaplarını art arda okur musunuz?
maraton yapmak deniyor sanırım buna. ben deneyimlemedim ama yapan varsa merak ettim.


-----
ben açıkçası çok merak edip istesem de hatta kitaplarını alıp kitaplığıma koysam da araya başka yazarlar bilhassa sokup belli süre geçtikten sonra o yazarın diğer bir kitabını okumayı tercih ediyorum.

böylelikle sanki hem o merak duygum devam ediyor hem de bazen ne okuyacağımı bilemediğimde hep girebileceğim güvenli bir yol hazır oluyor gibi hissediyorum.

ancak araya giren o zaman ve başka kitaplar sebebiyle de o yazarın tarzı veya gelişimi hakkında tümüyle bir analiz yapmakta zorlandığım oluyor.
+1
AlsterWasser
(22.03.26)
ben bunu peşpeşe olarak değil de şöyle yapıyorum. okumayı tercih ettiğim belli konular var çocuk gelişimi, iş vs gibi. araya da bir tane kurgu atıyorum. o kurgu da tarzını sevdiğim bir yazarın kitabı oluyor o yazarın tüm kitaplarını bitirene kadar.
+1
pide
(22.03.26)
bunu yaptim. kurt vonnegut ile ilk tanistigimda bulabildigim tüm kitaplarini siparis edip siradan okudum. aradan birkac sene gecince araya baska kitaplar koyarak tüm o kitaplari tekrar okudum cünkü kitaplar kafamda cok karismisti. mesela cat's cradle kitabinda olan bir seyi mother night'ta olmus gibi hatirliyordum, vs.
kendi tecrübeme göre pek tavsiye etmem. en azindan, sayet bir seri degilse, ayni yazarin her kitabi arasina baska yazardan 1-2 baska kitap girmeli.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.03.26)
Paul Auster kitaplarını üst üste okudum.
Bazı romanları aynı formüllerle kurgulanmış hissi veriyor. Aralıklı okusaydım da fark ederdim gerçi.
Roman dışı otobiyografik eserlerinden çok keyif aldım. Edebi derinliğini kurgudan daha iyi yansıtmış o eserlerinde. Zaten romanlarında kendi hayatından bolca iz var.
+1
auroraaurora
(23.03.26)
Ben de araya başka yazarlar alırım her zaman. Dediğiniz gibi güvenli bir liman oluyor artık o. Tabii sevdiğim yazarın külliyatını da bitirmek istemem açıkçası o yüzden pek yanaşmıyorum.
0
sadakatsiz
(23.03.26)
Düzenli yaptığım bir şey değil ama sanırım iki sene önce Annie Ernaux ile tanışma fırsatım oldu ve onun çevrilen tüm kitaplarını birkaç gün içinde bitirdim. Yeni kitapları da çevrildikçe hemen alıyorum, güzel bir deneyimdi.
Özellikle bu yazar için bu tür okuma yapmak çok iyi oldu çünkü hepsi birbiriyle bağlantılıydı.
+1
mutekebbir
(25.03.26)
Birçok kere yaptım. En son geçen sene (2025) şule gürbüz e ait bütün kitapları okudum.
Bir yandan çok güzel. Çok hızlı bir şekilde yazara imtizaç ediyorsunuz, sanki çok yakın bir arkadaşınız gbi oluyor. Zihninin dehlizlerinde dolaşıyorsunuz çünkü.
Bir yandan “tüketmiş” olduğunuz için kötü. Yazarım yeni kitaplarını bekliyorsunuz vs.
Çok yazarla yaptım bu peşpeşe okumayı. En son şule gürbüzle yapmıştım ondan örnek verdim.
+1
love and trust
(26.03.26)
kitap okuduğum dönemde çok yaptım. marquez mesela. müzikte ve filmde de öyle yapıyorum ve bundan çok keyif alıyorum. son olarak john fowles - büyücü, thomas mann - büyülü dağ ve oliver sacks - hareket'i okuduktan sonra bu yazarların diğer kitaplarını aldım ama sonra keyfi kitap okumaya ayıracak zihin kalmayınca, onlar da beklemede kaldılar. bunlardan devam ederim sanıyorum.
+1
lil siztah
(27.03.26)
(22)

son günlerde ne okuyorsunuz?

rakicandir
Ben azar azar olacak şekilde aşağıdakileri düzenli okumaya çalışıyorum+ Darwin (iş Bankası yayınları)+ Mülksüzler (le guin)+ Bilgiyle Sohbet (Celal Şengör)+ Felsefe Tarihi (nigel warburton)
Ben azar azar olacak şekilde aşağıdakileri düzenli okumaya çalışıyorum
+ Darwin (iş Bankası yayınları)
+ Mülksüzler (le guin)
+ Bilgiyle Sohbet (Celal Şengör)
+ Felsefe Tarihi (nigel warburton)
+1
rakicandir
(22.03.26)
Moon Palace - P.Auster (hastasıyım...)

Modern Sanatın Kısa Tarihi - E.Osman Erden
+1
AlsterWasser
(22.03.26)
calikusu - ise yolda giderken okuyorum. trenle gittigim icin cok keyifli oluyor.
the 48 laws of power ayni zamanda. hala bitmedi :(
0
Purple life
(22.03.26)
tüfek mikrop ve çelik kitabını okuyorum. tarih cahili olduğum için epey öğretici oluyor benim için. ama oldukça eleştiri alan bir kitapmış tarihçiler tarafından. yine de artık başladım bi kere mecbur bitecek :')
+1
pide
(22.03.26)
Sevgili Arsız Ölüm- Latife Tekin birkaç gün önce bitirdim

Bu Hikaye Senden Uzun Osman - Aylin Balboa az önce bitti :)

The Rithmatist - Brandon Sanderson sırada bu var. 10 yaşında oğlum okumak istedi, Harry Potter'a benzeyen kitaplar var mı diye sormuş gpt'ye. Gpt bunu önermiş. Önce ben okuyayım onayımdan geçerse ona da okuturum🙈
+2
kullanicadi
(22.03.26)
Geceye bürüneceğim - sir terry pratchett
+1
sadakatsiz
(22.03.26)
terry eagleton, after theory.
bu akademisyenin çok akıcı bir dili var, kültürel çalışmalar ile ilgileniyorsanız kitaplarını öneririm.
+2
eileengray
(23.03.26)
Asimov 'dan Vakıf'a başladım.
+2
Amaranta ursula
(23.03.26)
civil disobedience and other essays - henry david thoreau
iran-israil savasi'nda güzel bir okuma oluyor.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.03.26)
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde

Bu arada bu grubu kurduğun için teşekkürler
+3
rock n roll
(23.03.26)
Agamben-Kutsal İnsan.
0
tiredofwaiting
(23.03.26)
Gurur ve Önyargı
Bomboş bir roman. Tavsiye etmiyorum.
-4
auroraaurora
(23.03.26)
saygın ersin'in yedi kartal efsanesi serisine devam ediyorum, şu an son kitabındayım.

yerli fantastik bir seriyi ilk kez okuyorum ama sevdim mi sevmedim mi, henüz çözemedim. sanki yapay bir evren gibi, bir yandan da "fantastik dünya böyle olmaz mı zaten?" diyorum.
0
m e b
(23.03.26)
savas sanati - sun tzu
+1
baldur2
(23.03.26)
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Bitmesine az kaldı. Bitince Şibumi'ye sıra gelecek.
+2
egerbiryolcu
(23.03.26)
Falih Rıfkı Atay-Zeytindağı
Daha yeni Günübirlik Hayatlar'ı bitirdim.
+1
umutt
(23.03.26)
Tatil Kitabı - Mahir Ünsal Eriş
0
nyist_
(24.03.26)
Koku: Bir Katilin Hikayesi - Patrick Süskind
+1
matilda
(27.03.26)
Ruhsallık Üzerine Denemeler - Ergün Arıkdal
Şimdinin Gücü - Eckhart Tolle
Esrarname - Feridüddin Attar dönüşümlü okuyorum.
+1
sinematikcrop
(27.03.26)
yarım bıraktığım çokça kitabın ardından bunun da kaderinin aynı olmaması ümidiyle,
Iza'nın Şarkısı - Magda Szabo
0
katalitik
(27.03.26)
Engin Gençtan - Hayat (İnsan Olmak kitabını beğenip almıştım ama bunu biraz dağınık buldum yine de okumaya devam ediyorum)
+1
ekimoloji
(31.03.26)
yapraklar evi - mark z. danielewski yi okumaya başladım bugün. poe, gizem, korku, bilinmezlik, tekinsizlik sevenlere şiddetle öneririm.
+1
lüzumsuz adam
(02.04.26)
Yitik Dünya - Tom Sweterlitsch

Bilim Kurgu romanı. Pek okumam ama riske girip okumak istedim.
+1
put it in your appropriate place
(02.04.26)
(11)

Kalori açığı yaratmak için

huladancer
Sabah: iki yumurta + yarım avokado + 6 adet cherry domates + 2 adet sivri biber + bir küçük havuç + 8 adet siyah zeytin + kibrit kutusu kadar beyaz peynir + 1 dilim yulaf ekmeği + bir bardak süt (230ml)Öğlen: kepekli pirinç pilavı + 100 gram haşlanmış tavuk göğsü Öğle ve akşam arası: 1 elma ya da 1
Sabah: iki yumurta + yarım avokado + 6 adet cherry domates + 2 adet sivri biber + bir küçük havuç + 8 adet siyah zeytin + kibrit kutusu kadar beyaz peynir + 1 dilim yulaf ekmeği + bir bardak süt (230ml)

Öğlen: kepekli pirinç pilavı + 100 gram haşlanmış tavuk göğsü

Öğle ve akşam arası: 1 elma ya da 1 kivi ve 1 bardak süt (230ml)

Akşam(en geç 5'te): yeşil salata + 1 dilim yulaf ekmeği + yoğurt(200gr)

Her gün bu menü değil ama buna benzer şekilde 4 ayda 3 kilo verebildim.Günde x30 dk tempolu yürüyüş var, bir defa sabah bir defa akşam.
Bana az geldi bu. Daha hızlı vermeyi bekliyordum.Hedefim 6 kg vermek.
Ne değiştirmem gerekiyor sizce? Eksiklerim neler?
0
huladancer
(22.03.26)
ben sabah yemiyorum. kilo verdigim donemlerde oglen sadece 3 yumurta ve aksam yemegine kadar acikirsam meyve, kuruyemis falan atistiriyordum.

insanlar cok yiyor, kilo vermek istiyorsaniz yemeyin. sabah yemek zorunda hissediyor musunuz? ben hic yemiyorum oglene kadar ki erken kalkarim 6-7 gibi. bir yastan sonra 3 ogun yemek cok gereksiz metabolizma hizi dusuyor.

oglen protein agirlikli yerseniz acikmazsiniz. pilav her ne kadar kepekli olsa da sonucta karbonhidrat. ne kadar yediginizi de bilmiyoruz. ben sizin yerinizde olsam sabah yazdiginiz ogunu oglene alir, sabah yemez, ogle yemegindeki tavugu aksama alir pilavi keserdim.

spor bence kalori acigi yaratmak icin kullanilacak bir yontem degil, onu vucut sagligi icin yapin. kilo vermenin en basit ve etkili yolu yemeyi azaltmak. yarim saat hizli tempoyu gectim normal kossaniz 300 kalori falan ancak yaniyor. bir gofreti yakmak icin yarim saat haldir huldur kosmak gerekiyor. insan vucudu vahsi doga kosullarinda mukemmel verimli bir makine haline evrilmis. hoplayarak ziplayarak kilo verme isi yas. yememek lazim.
0
antikadimag
(22.03.26)
yetersiz beslenme bu. vücudun kendini korumaya almış. bu diyet listesiyle yağ yakarsın ama uzun zaman alır. proteini, sağlıklı yağları arttır. kuruyemiş ekle öğününe.

cinsiyet, boy, kilo da bilmiyoruz.
+1
yurtsuz john
(22.03.26)
Cinsiyetinizi, yaşınızı, ne kadar hareketli bir yaşantınız olduğunu, vücut yağ oranınızı, bu listenizin kaç kalori olduğunu, ne kadar, protein, karbonhidrat ve yağ ihtiva ettiğini yazarsanız sağlıklı bir cevap alabilirsiniz.
Çok kabaca bakınca gereğinden fazla yağ, yetersiz ptotein alıyor gibi görünüyorsunuz.
+1
Mirket
(22.03.26)
Benim kalori açığıyla öğrendiğim ilk şey (Kaleci, R.I.P.) kalori açığının ölüm orucu olmadığıydı, bir dönem bulk yaptıktan sonra diyete geçtiğim sürece 2200 kaloriyle başlayıp (bu miktar cinsiyete yaşa kiloya göre değişebilir) dönem dönem revize ederek istediğim yağ oranına düşmüştüm, seninki de bu anlamda kalori açığı değil ölüm orucunun bir tık üstü bence o nedenle kilo veremiyor olabilirsin, verdiklerin de büyük oranda ortaklaşa yağ-kas kaybıdır.
0
kizil karga
(22.03.26)
Protein çok az ve ağırlık antrenmanı yok
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.03.26)
Boy: 166
Başlangıç kilosu: 62
Hedef kilo: 56
Cinsiyet: Gadın.
Yaş: 29
Arkadaşlar ben body yapmak istemiyorum. Ağırlık egzersizini ne yapayım?

Salatada zeytinyagi ve avokado sağlıklı yağ? Kuruyemiş asla eklemem bu diyete. Bir avuç yiyorsun, karnın bile doymuyor cips gibi sırf enerji alıyorsun.

Mirket: 70 gramdan fazla protein var? Daha ne kadar almam gerek? Şu an bana önerilen günlük 50-60 gram.

Normalde de bundan daha çok yemiyordum bu arada. Değiştirdiğim şey şu oldu, akşam yemeklerinde çorba + sebze yemeği yiyordum ve daha geç saatte yiyordum, onu burada dediğimle değiştirdim. Akşamları televizyon karşısında ya çubuk kraker ya cips ya kuruyemiş yerdim, ek olarak da onu kestim tamamen. Bu öğünlerle gayet doyuyorum. Bir de yürüyüş temposunu arttırdım tabii.

Vücut kitle endeksim diyet öncesi de normaldi, gene normal kalacak. Ben kış kilosundan kurtulmak istiyorum.
0
🌸huladancer
(22.03.26)
Kahvaltıyı direkt sil.
Öğleden önce bir zeytin bile yeme.
Akşam da geç saatte yemezsen başka bir şey yapmana gerek kalmaz
0
nop
(22.03.26)
Chat gpt'ye sordum, bu mönüde ~76gram hayvansal protein ve toplamda ~95 gram bitkisel + hayvansal protein var.


Bence gelen cevaplarin tamami erkek oldugunuz varsayilarak gelmis cünkü ben de yakin boy ve kiloda günde bu kadar yiyorum ve kilomu koruyorum. Bir kadin daha ne kadar yiyebilir? Yukaridaki cevaplari dinleyip daha cok yemek yeseniz 75 kilo olursunuz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.03.26)
ben bu kadarcık şey yesem saatte 4 kilo veririm bu ne ya sende bir sıkıntı var insülin direnci vb baktır
0
neira
(22.03.26)
Arkadaşlar ben body yapmak istemiyorum. Ağırlık egzersizini ne yapayım?

Demişsiniz: kemiklerinizi sağlam tutmak, yaşla gelen kas ve güç kaybının hızını azaltmak. Yaşınız ilerledikçe gelecek eklem ağrılarını ötelemek, bir yerde dengenizi kaybedip düşünce kendinizi toplayabilmeniz ve bir yerinizi kırmamanız. Çocuk istiyorsanız onu kaldırmak, taşımak ve onunla oynama için güçlü olmak, istemiyorsanız da yine de market alışverişini taşımak mesela. Daha uzun süre bağımsızlığınızı korumak.

Bunların kilo vermek ile alakası yok biliyorum ama daha çok sağlığınız için aklınızda olsun diye yazdım.
0
peki madem
(22.03.26)
(Sonradan gelen bilgiyle) proteinde sıkıntı yok.
Yine hesaplamadım ama alınan yağda fazlalık olduğunu düşünüyorum. Konuya hakimsiniz. Yağı ve karbonhidratı da hesaplayın.
İyi yağları fazla almak iyidir diye birşey yok. Onların miktarı da yağ kontenjanına dahil.
Yürüyüşünüzün içine iki tane, nabzı (şimdilik) 120 ye çıkaracak yokuş koyarsanız ve bünye alıştıkça o yokuşlarda hızı ve nabzı arttırırsanız harika olur.
0
Mirket
(22.03.26)
(14)

kahve teklifine başka zaman denmesi

haistre
bir yakınımızın kızı olan bir diş hekimiyle birkaç seans süren bir tedavi sürecinde tanıştık. iş yerinde arada sohbet ettik, çay içtik, iletişim gayet rahattı. kişisel olarak detaylı sohbet ettik. ben de son görüşmede “müsait olursanız bir gün kahve ısmarlamak isterim” dedim. o da “teşekkür ederim,
bir yakınımızın kızı olan bir diş hekimiyle birkaç seans süren bir tedavi sürecinde tanıştık. iş yerinde arada sohbet ettik, çay içtik, iletişim gayet rahattı. kişisel olarak detaylı sohbet ettik. ben de son görüşmede “müsait olursanız bir gün kahve ısmarlamak isterim” dedim. o da “teşekkür ederim, başka zaman” dedi.
üzerinden 10 gün geçti. bu cevap sizce nazik bir ret midir yoksa gerçekten o an uygun değildi de geçiştirmiş olabilir mi? böyle bir durumda bir süre sonra tekrar yazmak mantıklı mı yoksa hiç kurcalamayıp kapatmak mı gerekir?
+1
haistre
(22.03.26)
Yol vermiş gayet ne nazigi
+6
artıküyeolmakistiyorum
(22.03.26)
İşini yaparken profesyonel davranan bir hanfendiymiş, bir sonraki basamak için gayet net reddetmiş. Kurcalamamak lazım.
+11
Bruce
(22.03.26)
Bundan daha net, nazikçe ret olamaz.
+8
wilhelmwasmuss
(22.03.26)
Siz zaten "müsait olursanız" demişsiniz yani pazartesi günü gibi bir gün belirtmemissiniz. O yüzden başka zaman diye absürt bı cevap vermesinden belli zaten ret olduğu bence.
+7
egerbiryolcu
(22.03.26)
nazikçe reddetmiş, hiç üsteleyip arayı bozmayın derim.
+4
neira
(22.03.26)
ucuz görünmemek için öyle demiştir. refleks olarak.
sen bi daha kapıyı gıcırdat.
-14
plastic_angel
(22.03.26)
Soruda da eksilenecek bir sey yok ya neyse...
Iki taraf da cok medeni davranmis. Siz nazikce teklif etmissiniz, o nazikce reddetmis. Yolunuza bakin.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.03.26)
nazik ret, üstüne düşünmene gerek yok.
0
orpheus
(22.03.26)
Ben içimde kalmasin diye bi kez daha sorarim, yine ayni cevabi alirsam daha da ustelemem
+1
narod
(22.03.26)
Ben içimde kalmasin diye bi kez daha sorarim, yine ayni cevabi alirsam daha da ustelemem. +1

Yani yok ya sağol diyememiş ama ikinci kez kibar bir dille teklif edersin. Benzer bir cevap alırsan, kendi yoluna devam.
0
put it in your appropriate place
(22.03.26)
belirsiz zamanda müsait değil. yani şu gün bu gün değil, herhangi bir gün müsait değil.

daha ne desin, nasıl reddetsin?
+2
babilfish
(22.03.26)
Beğensem bile o an tamam demezdim, geçiştirirdim çünkü öylesine denmiş olabilirdi. Beğendiysem 2.de kabul ederdim, gerçekten istemiyorsam 2.de reddederdim.
Gerçekten kendisiyle görüşmek istiyorsanız her cevaba hazır olarak tekrar teklif edin.
-4
mslny
(23.03.26)
elinizde telefonu varsa arayıp kahve teklifim halen geçerli diyebilirsiniz. kadınlar hafif ısrarcı erkekleri severler.
-4
nickini degistiren yazar
(26.03.26)
meali: ticari, bekleme yapma devam et, ticarii :D
0
cooperr
(26.03.26)
(5)

Uçakta ilaç

sularda mavi
Merhaba, sorum şu. Balkanlara bosna kararadağ arnavutluk gidiyoruz. İlk gidiş ülkemiz bosna. Ben daha önce uçakta yanımda ilaç taşımadım. Ama şimdi düzenli kullandığım ilaçlar var. Troid ve şeker ilacı, iki ayrı da psikiyatrik ilaç. Bunlar kabin bagajında sorun oluyor mu acaba? Giden deneyimleyen y
Merhaba, sorum şu. Balkanlara bosna kararadağ arnavutluk gidiyoruz. İlk gidiş ülkemiz bosna. Ben daha önce uçakta yanımda ilaç taşımadım. Ama şimdi düzenli kullandığım ilaçlar var. Troid ve şeker ilacı, iki ayrı da psikiyatrik ilaç. Bunlar kabin bagajında sorun oluyor mu acaba? Giden deneyimleyen yazabilirse sevinirim.
0
sularda mavi
(21.03.26)
bu zamana kadar herhangi bir uçuşumda yanımdaki ilaçları soran kimse olmadı ama her ihtimale karşı reçetenizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim.
+4
in vino veritas
(21.03.26)
@in vino veritas +1

Lustral götürdüm yanımda defalarca. Soran olmadı. Yurtdışındaki bir havalimanında kontrol ederken cebimi yokladı, sorunca gösterdim Lustralı. He ilaç tamam ya devam dedi.

Bazen sırt çantamda oluyor. Soran olmadı şimdiye kadar.

Yine de karşı reçetenizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. +1
+2
put it in your appropriate place
(21.03.26)
Erasmusa giderken 15 kutuya yakın antidepresan götürdüm soran olmadı. Am ne olur ne olmaz diye hekimden ilaçları kullandığıma fair kaşeli imzalı kağıt aldım.

Soran olmadı derken, gümrüğe hiç girmedim. Girsem ne olurdu bilmiyorum tabii
+1
substituent
(21.03.26)
Hicbir sey olmaz. Eger cantanda 4 günlük gezi icin 70 paket ilac tasimiyorsan kimse sormaz.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.03.26)
- ilaclarin recetesini yaninizda goturun
- ilaclari original kutusu ve ambalaji icinde tasiyin

Ucak sirketi ilgilenmez ilacla. Ama hacmi fazLaysa ve el bagajiniz varsa "medical item" diye goz yumarlar. Yoksa dert degil.

Varis yerinizde gumruk kontrolda, veya havalimani guvenlik aramasi asamasinda sorulursa kutulu ve receteli ilaca kimse birsey diyemez.

Yanilmiyorsam bazi orta/uzak dogu ulkelerinde kodeinli agri kesiciler bile yasakli. Ulkeye gore kontrol edin derim.
0
parcxerox
(22.03.26)
(13)

Birinin canlı konumunu sürekli takip etme

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Babam whatsapp'tan konum göndermeyi bilmiyor, kendisini sürekli takip etmem gerekecek belli bir süreliğine. Bunu whatsapp canlı konum açık tut ile yaparsam şarj dayanmayacak. Bildiğiniz yol, yöntem, uygulama var mı?Cevaplar için şimdiden çok teşekkür ederim.
Merhaba arkadaşlar,
Babam whatsapp'tan konum göndermeyi bilmiyor, kendisini sürekli takip etmem gerekecek belli bir süreliğine. Bunu whatsapp canlı konum açık tut ile yaparsam şarj dayanmayacak. Bildiğiniz yol, yöntem, uygulama var mı?

Cevaplar için şimdiden çok teşekkür ederim.
0
Amaranta ursula
(21.03.26)
Apple airtag.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
Cep telefonunu yanında taşıyorsa Google Maps’ten konumunu paylaşabilir sizinle. Telefon harcı yanında taşımasını istiyorsanız linkteki üründen aldım ben. Hem Android‘de hem de Apple‘la çalışıyor. Bulunduğu yeri nokta atışı gösterdiğini söyleyemem.

amzn.eu
0
boyalı kuş
(21.03.26)
@boyalı kuş,
Bunu nasıl yapabilirim? Yani ben bir kere onun telinden onun konumunu kendimle paylaşım yaptıktan sonra, kendisi benimle paylaşmadan sürekli erişebilir miyim onun konumuna? Whatsapp canlı konum hariciyse diye soruyorum. Elbette telefonu hep yanında olacakken.
0
🌸Amaranta ursula
(21.03.26)
Google maps
konum paylaş
Ben iptal edene kadar

Bu şekilde olur, bir kaç kişi var benim böyle takip ettiğim. İr ihtimal hata vs verirse paylaşım kapalı olabilir açmak gerekir ama. Zaten uyarı verir
0
kisa
(21.03.26)
nasıl takılıyor o
0
Kahvedesu
(21.03.26)
Life360 app
0
Purple life
(21.03.26)
Arkadaşlar çok sağ olun, bunca yıldır google kullanıcısıyım map üzerinden konum paylaşıldığını bilmiyordum. Aydınlandım, var olun.
0
🌸Amaranta ursula
(21.03.26)
iPhone’un kendi “find my” uygulamasında insan takip edebiliyorsunuz.
0
eileengray
(22.03.26)
Samsungda kişilerden aile oluşturuyorsunuz. Konum görmeye izin verip aile üyelerinin yerlerine istediğiniz zaman bakabiliyorsunuz. Eşim yemeği hazırlamak için bunu kullanıyor beni arayıp nerdesin demek yerine buraya bakıyor. Baktığı zaman da bana bildirim geliyor, şu kişi konumunuza baktı diye.
0
rodeocu
(22.03.26)
o telefonda ekli olan google hesabına erişimin varsa google'ın telefonumu bul'u da konumu gösteriyor. myaccount.google.com ayrıca telefon sessizde kaldıysa veya sesi çok kısıksa duyulamıyorsa buradan sessizdeyken bile çaldırabiliyorsunuz.
0
konetsu
(22.03.26)
en iyisi @kisa
-1
deepex
(22.03.26)
annem ve babam samsung kullanıyor, google maps'in anlatılan özelliğini yıllardır kullanıyoruz, öok memnunuz. bazı sağlık sorunları yaşamışlardı, onun sonrasında gerekli görmüştük. 7/24 bakabiliyorum, her baktığımda da bildirim gitmiyor, şarj da çok yemiyor. sadece telefonun açık ve internete bağlı olması gerekiyor.
0
la lykia
(22.03.26)
@kisa nın dediğini ben yapmak istedim, telefon açılıp kapanınca sanırım o yok oluyor. En iyisi uygulama sanırım. life 360 kullanıyor arkadaşım. gayet memnun.
0
liberal
(23.03.26)
(8)

Şehvetli çocuk isimleri neden?

michael_knight
İnsan çocuğunun ismini neden Arzu koymak ister?Tutku ismi de Arzu gibi erotik geliyor bana.
İnsan çocuğunun ismini neden Arzu koymak ister?
Tutku ismi de Arzu gibi erotik geliyor bana.
-11
michael_knight
(21.03.26)
Popüler olmasına ve ses zenginliğine bakıyorlar. Ve modası hızla geçip gidiyor. Gizem Aslı kalmadı mesela. Uzay pars ta 5 yıl sonra yok olacak. Ahmet mehmet ayşe hep olacak.
0
mimikikili
(21.03.26)
@mimimikili, herkesin beğenisi farklı olabilir onu anlıyorum ve garipsemiyorum. Erotik olması bana garip gelen. Anlayamadığım başka bir açısı var herhalde konunun. O yüzden sordum.
Çocuğunu ismini hırsız, dolandırıcı da koymazsın mesela.
-3
🌸michael_knight
(21.03.26)
Erotik degil? Arzu istek/dilek demek. Tutku da yine sadece cinsel baglamda kullanilan bir kelime degil.
+3
ghilleinthemist
(21.03.26)
duyuru mantigindaki sehveti barindiran tek isim bence oksan.
böyle bir isim olmamali.
tutku ve bilhassa arzu bana cok normal isimler geliyor. ghilleinthemist +1
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
Duyuruda hafif turkishmusic.org'daki sezen aksu tartışması'na dönüşme potansiyeli var.
@konusma +1

Bir de örnek sayısı çok az, epi topu 3 örnek yazılabildi. Onlar da farklı okumalara müsait.
+1
WithWorth
(21.03.26)
Nadir ama "Şehvet" ismini koyan da var sanırım. Facebook'da görmüş olabilirim.
Onun dışında daha bilindik ama popüler olmayan "Cazibe" var.
Bunlar daha beter.

Bir de anlam kayması yüzünden güme giden isimler var. "Yosma" mesela. Tabii eskilerin koyduğu isimlerden bu. Hala koyan yoktur umarım :)
0
ermanen
(21.03.26)
ermanen dediginde hakli. yosma aslinda "isveli, cilveli güzel kadin" anlaminda bir isim/sifat iken ahu tugba'nin bir filmde adinin yosma olmasindan ötürü anlami günümüzdeki sekline evrilmis.
kezban ismi gibi, yosma ismi de geri döndürülemez bicimde kaybedildi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
Bazıları çeşitli sebeplerden dolayı cahil ya da düşünebilmeye kabil değil. Bazıları da kelimelerle düşünmüyor, iç sesleri yok.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.03.26)
(30)

Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

ermanen
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz? Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında ara
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.

Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz?
Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.

Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında arada bir pepperoni pizza yediğimde, tat olarak danadan bir farkı kalmıyordu. "bacon" sevmedim mesela, koku ve tat yoğun oluyor onda.

Anket de ekledim.
📊 Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

Bu anket sona erdi. 88 oy kullanıldı.

+2
ermanen
(19.03.26)
Düz domuz etinin hastası değilim, uzun süre yemesem aklıma gelmez.
Ama şarküteri efsane bir şey.
+1
logisticsmanager
(19.03.26)
Hiçbir eti yemem. Veganım.
+1
rock n roll
(19.03.26)
@rock n roll
ikinci seçeneği seçebilirsin. "yemedim. yemem. dinden dolayı değil"
vegan, vejetaryen, pesketaryen, domuz etini sağlıklı bulmama vs. gibi şeyleri kapsıyor

aslında ben de kırmızı et yemeyi çok az seviyeye çektim. tavuk ve balık daha çok ve onları da az yiyorum. protein ihtiyacımı genelde süt, yumurta, protein tozu ve bakliyattan alıyorum.

domuzlar da zeki ve arkadaş canlısı hayvanlardan aslında. üzülmüyor değilim.
0
🌸ermanen
(19.03.26)
hamburger içindeki bacon için daha iyisi gelene kadar yerim.

domuz pastırması muhteşem bir şey. salam sucuk gibi ürünleri de gayet güzel.

ama etini doğrudan yemeyi tercih etmem. henüz iyi pişmişine denk gelmedim sanırım, yavan bir tadı var.
0
babilfish
(19.03.26)
Pastırmasını yerim ama eti fena zehirliyor.
0
Kahvedesu
(19.03.26)
Kültür olarak asla yemememiz öğretildiği için yemem. Sabit fikirliyimdir. Dana ve kuzu eti varken merak da etmem tadını falan
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.03.26)
kulturel olarak bu ulkeye ait hissetmiyorum bile. domuz eti yemekle de bir problemim yok, ama ilk viyanada bi snitzelciye girmistim o kadar agir bir kokusu vardi ki sanirim komple soguttu beni.

domuz etine degmis patates yedim sorun etmedim baska bi yerde, ama dogrudan et maalesef damak tadimi alistirmaya ugrasacagim bir sey degil.
0
aguen
(19.03.26)
Yemedim, yemem.
-2
arbre
(19.03.26)
bacon yedim. etini de bulabilsem yerim en az bir kere olsa bile.
0
inheritance
(19.03.26)
Yedim ama artik yemiyorum. Amazon ormanlarinda kulübede kalirken tek yemek domuz steak idi. Baya kötüydü.

Belki sonra sosis de yemisimdir ama lezzet olarak bana uzak baya.
-1
Purple life
(19.03.26)
domuz şarküteri ürünlerini seviyorum ve tüketiyorum. bacon da sipariş verdiğim şeyin içinde varsa gömerim. bir de burada mesela bolonez soslu makarna istediğimde ragu çoğu yerde dana ve domuz karışık geliyor, kaçamıyorsun yani. düzgün pişince de koku moku olmuyor, o bir mit bence. alıştım, sadece rosto gibi et et formlarını sevmiyorum.

barbeküde pulled pork da çok severim. tiftik et direkt.
+1
eileengray
(19.03.26)
Şarküteri pek sevmiyorum bu yüzden sosis formunu denediğimde hiç hoşlanmamıştım ama normal et olarak iyi yapılmışsa severek yerim.
Hamburgerde çok seviyorum.
0
mutekebbir
(19.03.26)
Yedim. Yenir güzel et işte.
0
sadakatsiz
(19.03.26)
Kazara yedim sanirim, ama tam emin degilim, et anlaminda guvende olmak icin domates corbasi soyledim, icinde kofteye benzer seyler vardi. Bir kac tane yedim sonra biraktim. Onun disinda yemedim, yemem, hem dini, hemde kulturel aliskanlik, ateist/deist vs olsaydim da yemezdim.
0
mbond
(19.03.26)
Yedim.

Krakow'da, Michelin yıldılzı restorana gitmiştim, tadım menüsünde domuz eti vardı. Domuz eti dediğinde o an yok yav istemiyorum diyemedim.

Bunun dışında isterek tercih etmedim. Yediysem de kazara/yanlışlıkla yemişimdir.
0
put it in your appropriate place
(19.03.26)
Guanciale diye bir domuz şarküterisi var, yanak etinden füme yapıyorlar. Müthiş bir şey. Domuz şarküterisi çok seviyorum. Dümdüz domuz eti pek sevmiyorum ama zaten dümdüz dana eti de sevmiyorum.
0
kobuzchu kiz
(19.03.26)
yedim sevmedim tercih etmiyorum. dinle ilgili değil ama kültürel olarak pis gibi görmemizin etkisi var bence, hafif bi iğreniyorum. çok açsam ve etrafta sadece hotdog satılıyorsa yerim ama normalde yemem
+1
mezzosprite
(19.03.26)
günlük olarak tüketiyorum. sadece sarküteride degil, et olarak da seviyorum.
güzel pismis bir karreebraten, üstüne gezdirilmis et sosu ve yaninda sebze, harika bir aksam yemegi benim icin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.03.26)
Yedim ama normalde yediğim bir et olmadığı için sindirim problemi yaşadım o yüzden artık yurt dışına çıktığımda yemiyorum. Hamburgerin içinde bacon olursa falan yerim ama onu dert etmem.
+1
Sadece soruyorum
(19.03.26)
ilk kez, danimarka'dan gelen serçe parmağı boyutunda kurutulmuşunu denemiştim. tadı sucuğa yakındı, güzeldi.
norveçten gelen salam denedim, o da güzeldi.
ama polonya ve rus ürünleri çok kötüydü. hem lastik gibi sertti hem de kokuyordu
+1
MtKrt
(19.03.26)
denemişliğim var mecburiyetten ve cahillikten. yurtdışında yaşadığım ve etrafımın tamamen yabancılarla dolu olduğu bir dönemdi. kız arkadaşımı yalnız bırakmamak için katılmıştım o sofraya. bok gibi tadı vardı zaten. leş gibi kokuyordu.
-1
summerjam0306
(19.03.26)
Vejetaryen olmadam önceki zamanlarda değişik formlarda lokma lokma denemiştim ama hepsinde kokusu ağır, tadı kötü geldiği için hiç beğenmedim.
+1
truf
(19.03.26)
Tadı ve kokusu sevdiğim bir şey değil. Ama yedim, yiyorum, yerim. Sadece domuz etinden yapılan yemekleri sevmiyorum (ızgarasıdır, sulu yemeğidir vs.) ama pepperoni pizza yerim mesela (gerçek pepperoniden bahsediyorum, türkiyedeki sahtesinden değil). Bir de noel pazarlarında satılan paprikalı sosisli sandviçi severim.
+1
himmet dayi
(19.03.26)
etine bagli olmakla beraber yedim ve yiyorum.

- normal kirmizi et varken pork chop'un yuzune bakmam ama;
- sandvic/burger icinde citir bacon bulunca affetmem
- karisik kiymadan yapilan kofte ve meatloaf cok daha lezzetli oluyor
- etrafta Prosciutto gorursem kesinlikle yemeden gecmem :)
- tandir gibi agir pisirmek sureti ile pork butt/shoulder yapiyorlar o da guzel oluyor.

bence et olarak cok mukemmel degil ama sarkuteri olarak gidiyor. ama bizim icimize islemis, kardesim hala gorunce tiksiniyor ki din/veganlik vb alakasi yok.
+2
adrianapole
(19.03.26)
Mecburen yedim. Allah affetsin benlik değil
0
messina123
(19.03.26)
Dini sebepten değil kendisinden tiksindiğim için yemem. Çok az ve mecbur kalırsam yani hiçbir şey yok, bu yemek var sadece dünyada, o zaman yerim
+1
Hallegadola
(20.03.26)
Yemisimdir. Yurtdışında pizzalarda dana eti kullanacaklarını sanmıyorum. Kasten yemedim ama
+1
runaway
(20.03.26)
domuz eti yedim ama et olarak begenmiyorum, belki kultureldir. domuz-dana karisik kiyma satiliyor, bazen ondan alabiliyorum cesit olsun diye. fakat sarkuteri @logisticsmanager'in dedigi gibi efsane bir sey. saglikliz diye surekli yemiyorum ama arada bir speck, prosciutto, iberico/serrano jambon falan yiyorum. evde pizza veya sucuklu yumurta yaparken sucuk yerine chorizo kullandigim da oluyor. bacon ile pek aram yok. bel kismindan yapildigi icin agir geliyor, bir de kizartmak gerekiyor, iyice agir bir sey oluyor. ancak hamburger icinde falan olursa yiyebiliyorum.
+2
Sour
(20.03.26)
ben de vejetaryen olduğum için yemem.
+1
art cat chocolate
(20.03.26)
yedim, alman Schweinshaxe favori yemeklerimdendir.
+1
nahtoderfahrung
(20.03.26)
(16)

yurdisinda yediginiz tr'de olmayan seyler ve tatlari

cooperr
neler var? tatlari nasil, onerdiginiz seyler var mi? bulursak deneyelimroot beer - berbat bence, sulandirilmis dis macunu tadi, sacma sapan birsey. jackfruit - devasa bir meyva, ayiklamasi zahmetli, tadi fena degil, meyva kokteyli gibi bir tat. ejderha meyvesi - fantastik dis gorunus, ici ile disini
neler var? tatlari nasil, onerdiginiz seyler var mi? bulursak deneyelim

root beer - berbat bence, sulandirilmis dis macunu tadi, sacma sapan birsey.
jackfruit - devasa bir meyva, ayiklamasi zahmetli, tadi fena degil, meyva kokteyli gibi bir tat.
ejderha meyvesi - fantastik dis gorunus, ici ile disinin alakasi yok renk olarak, tat notr, ben begenmedim.
0
cooperr
(19.03.26)
merguze sosis iyiydi sevdim. almanyada frankfurter ve bratwurst da bence iyiydi.
0
mikahakkinen
(19.03.26)
hindistan'da meetha paan denilen ve ucgen seklinde yaprak sarma gibi ama icine envai cesit cesni doldurularak servis edilen sey.
+1
antikadimag
(19.03.26)
Aklıma ilk gelen flammlachs oldu. Avrupa noel pazarlarında görüp yediğim odun ateşinde pişen isli somon. Hatta birkaç ay önce resmen aşerdim. Tr de yok maalesef

Sonra mangosten ve rambutan aklıma geldi. Bali'de yemiştim bunları ama mangosten'i burda bir kez gördüm makroda. Hep oluyor mu emin değilim bence artık tropik meyveler bulunabiliyor. Senin ejder meyvesi bim e gelmişti mesela:d file'de de hep görüyorum ejder meyvesi
0
kullanicadi
(19.03.26)
kanada'da: wapiti/elk eti. biftek gibi ama biraz daha sert ve tatlımsıydı
yıllar önce bir duyuru'da cevaplamıştım: www.eksiduyuru.com

tatlı olarak "nanaimo bar": en.wikipedia.org
portekizlilerin pastaneleri de çok oluyor. ilk defa "pastel de nata" orda yemistim: en.wikipedia.org

hawaii'de poke bowl. en.wikipedia.org
ama franchise restoranları açıldı sonradan her yerde

amsterdam'da otlu kek bilen bilir :) bir de sadece hollanda'da yapılan peynirler ve çikolatalar

almanya'da currywurst ve pretzel. bunlar fast food gibi. cok begenmedim

kuba'da "moros y cristianos". fasulyeli pilav gibi bisey. yanında etle oluyor genelde tabii. miami'de küba restoranın'da da yedim.
en.wikipedia.org

fransa'daki her pastry çeşidi türkiye'de bulunmuyor heralde. orda da değişik bişeyler yemiştim

aklıma gelen bunlar şimdilik
+1
ermanen
(19.03.26)
chorizo- sucuk gibi baharatlı ama daha hafifi. sandviç içinde varsa hep onu sipariş veririm, pepperoniden daha çok seviyorum.

manchego peyniri- türkiye’de satılıyor mu bilmiyorum, çok severim.

marron glace- bizim kestane şekeri gibi ama glazed olanı. glaze o mushy dokunun dışını kıyır kıyır yapıyor, dokusu çok fark ediyor.

ramen- domuz brothuyla ve chashu ile yapılan ramen mükemmel bir şey. domuzdan ötürü istanbul’dakiler tırt doğal olarak. miso, mirin, ponzu sosları da seviyorum ama türkiye’de satılıyor diye yazmıyorum.

badem ekstratı- burada bazı keklere konuyor ve tadı başka bir seviyeye taşıyor. tada etkisi çok yüksek olsa da badem tadı seçilmiyor o yüzden çok underrated bir ürün.

ginger ale- çok seviyorum ama şekerli diye tüketmemeye çalışıyorum. türkiye’de de üretiliyor galiba artık.

peanut butter dolgulu pretzel nuggets- tr’ye gelmeli. damak tadımıza uygun bir atıştırmalık.

çiğ istiridye ve yanında mignonette- türkiye’de yemeye çekiniyorum ama keşke yaygınlaşsa. çok severim.

deniz kestanesi- kremamsı doku, çok severim.

riesling şarabı- satılıyorsa yeşillendirin. çok severim. tadı için “yeni açılmış tenis topu” gibi yazıyordu eskiden bir yerde, aklıma geldikçe gülüyorum :)

cilantro severim ama dünya genetik açıdan bu konuda ikiye ayrılıyor. o yüzden bilemiyorum.

edit: ramen dışında hep ürün/malzeme yazmaya çalıştım, soruyu doğru anlamamış olabilirim.
edit2: pandan çok güzel, evet! ube'nin rengini seviyorum ama çok bir aroması yok.
0
eileengray
(19.03.26)
Ube ve pandan, ikisi de Filipin mutfağından. Ube mor bir çeşit tatlı patates, tatlılarda kullanılıyor, bir de ube halaya diye püre/reçel karışımı bir şeyi var. Normal tatlı patatesten daha tatlı ve aromatik, vanilya yerine ube aroması kullanılıyor bazen. bitesbybianca.com
Pandan da yine aromatik ve Filipinlilerin vanilya yerine kullandığı bir bitki, kendine özgü çok güzel bir tadı var. Tatlılarda genellikle hindistancevizi sütüyle beraber kullanılıyor. www.cookist.com

Yine Filipinlerden polvoron, un kurabiyesine benziyor ama hafif kavrulmuş süt tozuyla yapıldığı için daha karamelize, hoş bir tadı var. www.aboutfilipinofood.com

Nepal'den momo, buharda pişen (genellikle sebzeli ya da tavuklu, bazen keçi/yak/domuz etli) mantı. Hem iç harcı çok baharatlı hem de yanında aşırı baharatlı bir chutney ile geliyor. Baharatla aranız çok iyi değilse sevmezsiniz, bence mükemmel bir yemek. en.wikipedia.org(food)
www.rakshaskitchen.com
(Filipinler ve Nepal yemekleriyle ilgili daha detaylı uzun yazılarım vardı benim, merak eden olursa ilgili Facebook grubuna yönlendirebilirim.) :)

Az yukarıdaki domuz eti sorusunda da bahsettim, İtalya'dan guanciale, füme domuz yanağı. Orijinal carbonara'da bacon ya da pancetta değil, guanciale kullanılıyormuş. Yağda kıtır kıtır pişince çok güzel oluyor. en.wikipedia.org

Bir de burada Gouda diye satılan peynirlerle hiç alakası olmayan eskitilmiş Hollanda peynirleri, tercihen 12-18 ay dinlendirilmiş, içinde kristaller oluşmaya başlayanlarından. Linkteki Old Amsterdam gibi. adamandevetours.com
0
kobuzchu kiz
(19.03.26)
sokak lezzetlerinden ya da bir restoranda cok karsiniza cikmayacak seylerden,

italya'dan:
puglia'da: taze panzerotti. ama klasik. mozzarella + domates.
roma'da: suppli. (arancino'ya cok düskün degilim)
bergamo'da: polenta e osei.

avusturya'dan: punschkrapferl (ama cok sekerli seyler sevmeyene uygun degil)
jerome peyniri (özellikle üzümle harika oluyor)
berner würstel.
käsespätzle. üc cesit peynirle yapiliyor, tam bir kalori bombasi. galiba en sevdigim yemek.

isvicre'den ve en bati avusturya'dan: käsrösti. muazzam bir dag yemegi. kizarmis patates ve peynir.

japonya'dan: onigiri (klasik ton balikli)
taiyaki. balik seklinde kraker gibi bir sey, ici tatli fasulye ezmesi dolu.
jiggly cake. (böyle kek seklinde crème brûlée gibi, asiri yumurtali bir sey ama yumurta tadi hic yok. en ünlüsü osaka'dä yapiliyo)

meksika'dan:
horchata. pirinc icecegi. tadi biraz sütlac gibi. bayiliyorum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.03.26)
milka nin nutellasi tr'de yoktu en son. ya da macro centerda fahis fiyata satiliyordur.
-1
Purple life
(19.03.26)
Avrupada burda herkesin yazdığı şeylerin haricinde Singapurda pandan keki denemiştim. Tadı çok hafifti, bayağı güzeldi. Bi de yine orda red bean pasteli mochi (Singapura has olmasa da) denemiştim, onun tadı da çok hafiti.
0
truf
(19.03.26)
ukrayna ve rusyada yaygın olan borş çorbası.

türkiyede denk gelmedim. etli, sebzeli bir çorba. besleyici bir şey. tadı nasıl dersen bilmiyorum bir dene.
0
yurtsuz john
(19.03.26)
ben jerry, her çeşit dondurması genel olarak güzel.

lidl'da satılan şu meyve suyu: world.openfoodfacts.org

hayatımda içtiğim en iyi meyve suyudur. Türkiye'ye geldim de benzeri dört döndüm bulamadım.

yeşil tuborg

lindt'ın küre şeklinde çikolatası. dehşet bir şey.
0
substituent
(19.03.26)
Tayland'ın durian cipsi var. Meyvesi çok kötü koksa da cipsi çok iyiydi. Tadını tam tarif edemiyorum. Çekya'da bramborák bayağı güzel bir şeydi. Çok basitçe sarımsaklı patates mücveri. Yine Çekya'nın sarımsak çorbasına burada denk gelmedim, adı česnečka. Antep mutfağında yoğurtlu terbiyeli versiyonu var sanırım ama bu o değil. Taze sarımsakla yapınca harika bir şey oluyor.
0
evrim halkasi
(19.03.26)
herkes lezzetli seyleri yazmis, peki ya lezzetsizler?
mesela durian meyvesini ben aldim, kokudan tatma firsatim olmadi, cope gitti.
Kokusu berbat otesi malesef.
Agiz tadimiza uymayan neler var?

Bir tane daha ekleyeyim, plantain. Muza benzer ama cig yenmez.
Cipsleri inanilmaz lezzetlidir.
0
🌸cooperr
(20.03.26)
Lezzetsiz olduğunu düşündüğüm ama fikrinden ötürü denemeye bile cesaret edemediğim domuz kanı sosisi var benim. Black puding diyorlar galiba. Ama ben lezzetsizler konusunda referans olamam, aklıma yatmayan şeyi denemiyorum zaten. Fikren çok garip olmayan balkabaklı tortellini denemiştim. İtalya-Ferrara'da çok mehur diye övdüler. Hatta baktım şimdi pumpkin cappellacci diyorlarmış. Onu hiç beğenmedim.
Yiyecek değil de içeceklerin arasında Slivovitz türevlerini denedim. Etanolü sek içsem daha iyiydi.
Çok öyle tropik bölgelerde bulunmadım, o yüzden bizde bilinmeyen meyve-sebze hakkında bir şey diyemiyorum.
0
evrim halkasi
(21.03.26)
yurt dışında en sevmediğim ürün black licorice. öğk.
0
eileengray
(21.03.26)
asla yemeyecegim iki sey: balut ve casu marzu.
yedigim ve bana göre olmayan seyler:

-hakarl. kurutulmus köpekbaligi eti. yemesi gercekten ama gercekten cok zor. irice küp seker boyutunda kesiliyor ve genelde atistirmalik olarak yeniyor.

- surströmming. fermente edilmis balik. youtube'da da tadim videolarinda asiri meshur. evde yememek gerek cünkü kokusu 3 km öteden duyuluyor. konserve olarak satiliyor, kanada'da da avrupa ürünleri satan yerlerde bulunabilir belki.

- escamol. karinca larvasi. bakinca anlasilmiyor larva oldugu. bazen üstüne kurtcuk koyuyorlar. ben kurtcuksuz halini yedim. larva oldugunu bilmiyordum. bilseydim yiyemezdim.

- natto. bildigin fasulye ama türü sebebiyle böyle sümüksü bir yapisi oluyor. bir defa merak ettigim icin siparis edip yedim. baska yemem.

- yüzyil yumurtasi. sanirim her cin lokantasinda bulunabilir. fermente edilmis yumurta. bir defa meraktan yedim. baska yemem.

- kanguru eti. normal et aslinda ama kangurulari cok sevdigim icin artik yemem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.26)
(13)

erkek kedi

princess eugenie
bir yavru kedi sahiplenmeye karar verdik. erkek. 7 yaşında oğlum var çok istiyor. çok ufacık, biraz dolaplara sığamayan bir evimiz, hiçbir şeye yetemeyen zamanımız var. iyi halt mı ediyoruz? başımıza gelecek mi var? kısırlaşsa da oraya buraya işer, koku bırakır, sürekli tırmalar vb gibi şeyler okudu
bir yavru kedi sahiplenmeye karar verdik. erkek. 7 yaşında oğlum var çok istiyor. çok ufacık, biraz dolaplara sığamayan bir evimiz, hiçbir şeye yetemeyen zamanımız var. iyi halt mı ediyoruz? başımıza gelecek mi var? kısırlaşsa da oraya buraya işer, koku bırakır, sürekli tırmalar vb gibi şeyler okudum.
0
princess eugenie
(17.03.26)
kısırlaşırsa koku bırakmaz. evin hanım kişisi gönülden istemiyorsa asla sahiplenmeyin. evet ihtimal dahilinde tırmalar, yıkar döker. canı sağ olsun diyorsanız sahiplenin.
+3
surprise
(17.03.26)
iyisi kötüsü ile alacaksanız alın biraz seveyim sonra dışarı bırakıcam derseniz ona en büyük kötülüğü yaparsınız, eve alışan dışarda yapamıyor.
kusar işer bunlar hep olasılık ama yapmayan kedi de çok.
+2
eja
(17.03.26)
eger gec kisirlastirirsaniz koku birakmaya devam edebilir. bu sebeple zamanlica yapmak önemli.
ama simdiden tirmalar, tüy döker, su bu endise ediyorsaniz bence hazir degilsinizdir. zaten cocuklar istiyor diye eve hayvan girmesine ben karsiyim. bilin ki kediler tam olarak sürpriz yunurta. iclerinden ne cikacagini bilemiyorsunuz.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.03.26)
Öncelikle, ben bu fikre mesafeliysem, 7 yaşındaki çocuğun geçici olabilecek bir hevesi için sahiplenmezdim.
Benimki koltuk, perde gibi şeylere asla dokunmaz ama arkadaşım 2 ayda bir lime lime olan tüllerini değiştirir. Büyüyünce çok sevgi dolu da olabilir; ters bir karakter olup dokundurtmayan, siz geçerken pençe atan bir tip de olabilir. Benimki ikinci türden; ayrıca poposunu tam temizleyemediği ve temizletmediği için ağır bir koku yayıyor. Eve tüy, kum dökebilir; arada halıya, koltuğa kusabilir. Şimdi sağlıklıysa da sonradan çok yorucu ve masraflı bir hastalığı ortaya çıkabilir. Senelerce kumunu düzgün kullansa da, bi gün kaşla göz arasında yatağınızın ortasına işeyebilir.

Ancak siz sahiplenmediğinizde sokağa gidecekse, bir canlının hayatını kurtarmış; onu açlık, soğuk, dayak, korku ve belirsizlikten çekip almış olacaksınız, en önemli motivasyon unsuru bu. Ayrıca yukarıdaki tüm olumsuz ihtimallere rağmen çok seveceğiniz için, eve ve bütçenize vereceği zarar size batmayacak.
Karar sizin.
+4
lil siztah
(17.03.26)
ben çok isteyerek sahiplendim kedimi ve o kadar pişmanım ki sana anlatamam. kediyi alırken temizlik, evi tırmalama, işeme, kusma vs her şeyi kabullenmiştim ama meğerse ALERJİ konusunu gözden kaçırmışım ve en önemli kısmı buymuş. eğer kedi alacaksanız önce göğüs bölümüne randevu alıp kedi tüyü alerjisi testi yaptırın. meğer eşimde kedi tüyü alerjisi varmış. ve biz alerjiyi sadece basit bir hapşırık sanıyormuşuz. şubat mart ayları alerjinin atak dönemi ve hatımız cehenneme döndü. eşim evde nefes alamıyor. kedi perişan. ben sürekli temizlik yapıyorum ve elimde tüy toplama rulosu ile geziyorum gece yatarken belim kopmuş gibi ağrıyor. atak dönemi olduğu için sürekli evi temizliyorum sürekli kediyi taramaya çalışıyorum kedi taranmaktan nefret ediyor. şu anki yaşadıklarımı biri bana fragman olarak gösterseydi asla almazdım.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
"ay ben kıldan tüyden rahatsız olurum" diyecekseniz almayın.

Evde alerjik bünyesi olan varsa almayın.

Zaten ev işlerine zar zor yetişiyorsanız ve neredeyse her gün evi süpürmeye enerjiniz olmayacaksa almayın.

Gerisi çok kolay zaten. Kedi süper bir şey. Bizim çocuk iki kedi ile büyüdüğü için hem oyun oynamayı hem iletişim kurmayı yaşıtlarından daha iyi biliyor.

Edit: ev ufak ve zaman darsa almayın. Kuş, balık falan alın ama kedi almayın sakın. Kedi dahil hepiniz kafayı yersiniz.
+2
prole
(17.03.26)
ev ufak, zaman dar, değil her gün evi süpürmek hiçbir şeye yetişemiyorum, çocuğum çok istiyor :( ben de istiyorum ve çok seviyorum ama nasıl olacak bilemiyorum. masrafı hiç problem değil ama bakmaya zaman ayırmak zor olacak. şu an düşününce balık kuş bile zor geliyor.
0
🌸princess eugenie
(17.03.26)
ve bir de çocuğum her şeye alerjik. kediye alerjik mi bilemiyorum.
0
🌸princess eugenie
(17.03.26)
Kediler, köpekler gibi ırkını söyle sana nasıl davranacaklarını söyleyeyim denebilecek canlılar değiller. Her kedi tıpkı insanlar gibi ayrı karakter özellikleri gösterir. Kimi tırmalar kimi tırmalama tahtasından başka bir yere dokunmaz, kiminin aklı fikri yemekte olur rahat vermez, kimi aldığınız en güzel mamaları dönüp koklamaz bile. Kimi kendine dokundurmaz, kimi tepenizden inmez. O yüzden hiçbir kedi sahibi kediler şöyledir böyledir demez, benimki şöyle böyle der.

Herkes yazmış ama ben de bir kez daha altını çizmiş olayım; Eğer bir süre sonra vazgeçip sokağa bırakacaksanız, emin değilseniz sakın bu işe girişmeyin. Kediler sıkılınca kenara bırakılacak oyuncaklar değiller. 15-20 sene boyunca tüm ihtiyaçlarını karşılamaya hazırsanız alın, değilseniz yol yakınken dönün.
+7
thracia
(17.03.26)
Benim oğlum da 7 yaşında. Aşırı istiyor ben de çok seviyorum ama daha önce sadece kuş beslemişliğim var. 2 aylık bir tekir gördük hamileyken annesini doğum için eve almışlar yavrularını sahiplendiriyorlar. Tüm malzemelerini sipariş ettim girdik bir yola bakalım.
Oğlan da kazık kadar oldu o da gün geliyor kusuyor işiyor o gözle bakıyorum kediye de anne olacağım o da yavru kafasındayım.
+2
cilekli pasta
(17.03.26)
çocuk istiyor diye kedi alınmaz, oyuncak değil bu
+5
zozjotejmnk
(17.03.26)
kısırlaştırılırsa koku bırakma olayı olmuyor. ama tepki işemeleri olabiliyor. bizimki son iki senede iki kere sanırım, koltuğa işedi mesela, neden bilmiyoruz. yıkatmadan da geçmiyor doğal olarak. bi ara çamaşır sepetine toplanmış temiz çamaşırlara işeme huyu çıkardı, iki üç kere de öyle işedi. uzun zamandır bi sıkıntı yaşamıyoruz ama yaşamayacağımız anlamına gelmiyor. psikolojik sebepleri olduğu kadar hastalık (idrar yolu enfeksiyonu, taş vs) sebeplerle de işeyebiliyorlar. hiçbir sıkıntı yaşamama ihtimaliniz de var tabi. bizimkinde ilk 4 sene olmadı mesela böyle bi şey.

tırmalama olayı da değişebiliyor. mesela koltukları tırmalamıyor. nadiren gerinirken vs tırnaklıyor. ama perdeleri yırttı hep. istemeden de olsa tırnağı takılabiliyor. bi tane çalışma sandalyemiz vardı, haşat etti. şimdiki hedefi kızımızın yeni yatak başlığı...

onun dışında en büyük sıkıntısı tüy. robot var. hafta sonu süpürüyoruz ekstra süpürgeyle. hafta içi de bir kere süpürüyorum. ama yine de her yer kıl. perdeler aşırı kıl tutuyor kumaşından ötürü. oynatmaya korkuyorum yani. ha biz ayda bir bile taramıyoruz belki, sık tarasak problem çözülebilir ama enerji lazım buna. iki dk tarayayım olmuyor çünkü detaylı uğraşman lazım.

yani seviyorum filan ama çocuktan sonra pişman oldum biraz açıkçası. hani ilk kedi geldi, sonra çocuk geldi. zaten çalışıyoruz karı koca. temizliğe mi vakit ayıracağız, çocuğa mı, kediye mi...

ha bakım konusunda bi olayı yok tarama harici bence. haftada bi beş dk tırnak kesme, bitti gitti. kumu temizlenecek bir iki günde bir. bir de tatile giderken vs birilerini ayarlamak şart. onun dışında bakım olayı yok yani köpek gibi değil. kendi kendine takılıyo işte hayvan. tek sıkıntı temizlik yükünü arttırması.
+1
elorelia
(17.03.26)
elo'ya ek olarak, mesela bizimki 12.5 yasinda ve simdiye kadar masallah diyeyim hic iseme problemi olmadi ama artik yasindan ötürü eskisi kadar esnek degil. en büyük tuvaleti almamiza ragmen tuvalet icinde rahat dönemeyince haftada bir yanlislikla cisine basip cikabiliyor. bu sebeple kedi mendilleriyle patilerini bu tip kazalar yasaninca hemen silmem gerekiyor. eger ben görene kadar evde gezdiyse yerleri de silmem gerekiyor. ekstra is direkt.

simdiye kadar ne koltugu ne yatagi tirmalamisligi yoktur ama annemlerin kedisi ne perde birakti ne koltuk, bir yilda her seyi hasat etti. artik bir perdeyi ve bir koltugu onun emrine birakmislar, perdeye tirmanip wrecking ball klibi falan cekiyor.
bize gelince, uzun perde kullanmiyoruz cünkü perdenin icine girip yatiyordu, halilari kaldirdik, tüm kiyafetler kurutucuya muhakkak giriyor, yatak örtüsü, yastik kilifi gibi seyler eve alinirken illa "tüy tutmayan kumastan" olsun diye özellikle aranip seciliyor, her sabah ve her aksam günde iki defa süpürge aciyoruz. tüy meselesini bu sekilde kontrol altinda tutabiliyoruz ama ne istedigimiz gibi eve esya alabiliyoruz bu sebeple ne de kedisi olmayan kisiler kadar rahat kullanabiliyoruz.
bence bunlar göz önüne alinmali. kus bile olsa ekstra is demek.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.03.26)
(11)

Siz de böyle düşünüyor musunuz

darkwizard
Geçen bir ortamda bana birisi mesela intihar edenleri anlarım ama asil anlamadığım bazi insanlar bok gibi yaşarken dertlerle berbat haldeyken neden intihar etmez demişti. Ben de mesela aile arkadaş vb berbat halde ilişkilerim kimse yok çevremde. Ne işim ne evim ne param ne arabam ne sevgilim var.
Geçen bir ortamda bana birisi mesela intihar edenleri anlarım ama asil anlamadığım bazi insanlar bok gibi yaşarken dertlerle berbat haldeyken neden intihar etmez demişti. Ben de mesela aile arkadaş vb berbat halde ilişkilerim kimse yok çevremde. Ne işim ne evim ne param ne arabam ne sevgilim var. Şizofreni tedavisi görüyorum. Cidden fazlalık mıyım yani insanlar bana bakınca bok gibi hayatı var neden yaşıyor bu diyor mu? Babam ve abim yengem dedem kuzenlerim bile beni sevmiyor mesela.
0
darkwizard
(16.03.26)
yanlış bakış açısı. hayat dediğimiz şey tek bi nokta veya andan oluşmuyor ki. bir süreç, bir yolculuk aslında. yolda giderken durduğunuz bir durak bok gibi bir yerse, sonrakilerin de öyle olduğu anlamına gelmiyor yani. gelecek ne getirir bilinmez. bu işin hayat tarafı, kişisel tarafta ise insan zaten birey olarak çok da önemli bir varlık değil, insanlar kendilerini çok önemliymiş gibi görüp gösteriyor, bu da yanlış bir algı yaratıyor, yani halihazırda kimse çok önemli değil, dolayısıyla fazlalık da değil, yaşanıp gidiliyor işte.
+2
makarnavodka
(16.03.26)
ben niye yaşıyoruz-hayatımızın amacı nedir sorunu gerçekten yanıtlayabilen bir insan görmedim. bu açıdan bakarsak neden ölmüyoruz sorusu da aynı şekilde yanıtlanamaz bir durum.
+1
orpheus
(16.03.26)
Hayatımda duyduğum en saçma salak düşünce olabilir bu, yani intihar etmek sağlıklı bir zihnin sonucu olabilir mi ki sırf boktan bir hayatı var diye bir insan kolaylıkla intihar edebilsin.
+2
kizil karga
(16.03.26)
25-30 yaş arası intihara meyilli olduğumu düşünüyordum. 35'e yaklaştıkça geçti. Demek ki yaşanıyormuş hocam.
+1
nickini vermek istemeyen uye
(16.03.26)
ortamdaki asiri densiz ve terbiyesizmis. onun üstüne mi vazifeymis milletin neden yasadigi?
demek hala yasamayi sececek umutlari var insanlarin.
sana imat yasiyoruz, deseydin.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.03.26)
neden yasiyor bu demem, NPC derim.
varolan her seyin bir amaci var bence.
+1
cooperr
(16.03.26)
Hayatın kötü gitmesi, intihar etmek gerektiği anlamına gelmez.
Herkesin hayatı, geleceğe dair beklenti umut zorluklara dayanım gücü farklı seviyelerde.
Konunun muhakkak manevi yönü de var .
Mesela göçmenlerden çok tanıdım.
Fakirlerinin yanına da arada uğrarım.
Kendi halleri için en çok söyledikleri şey :
- Elhamdülillah ..
diğer taraftan ise çevremizde bazıları bir hastalığa yakalandığında söyledikleri ise :
- beni mi buldu ?
bunun yanında ayrıca kendi hastalığına küfredenler de olabiliyor.
Mikroskop altında gözlenlenebilen şeylere küfretmeyle kazanç sağlayan doğrusu görmedim .

Kimse boşuna yaratılmadı.
İmtihanımız var. Burada önemli olan hakikati bırakmamak.
Sorunsuz, dertsiz, hastalık ölüm olmadan, acısız bir dünya zaten dünya değildir.
+1
diyecevaplandı
(16.03.26)
birileri beni sevmiyorsa bu onların yoksunluğudur, asla kendimi suçlamam.
insanları küçümseyip de bencilce konuşan davranan çok insan gördüm, zamanla roller değişiyor ve kınadılarını yaşabiliyorlar. kimseyi yargılamamak lazım. hiçbir şeyin garantisi yok. kral olsak ne yazar! başkalarını küçümsemek ne kadar sığ bir bakış. her insanın yolculuğu kendi yolculuğu, kimse değerlendiremez.
0
santimantal
(17.03.26)
intihar edenleri anlayan bir insan sağlıklı değildir bence. bu hayatta her şey anlamlı olamaz herhalde. abini yengeni bilemem ama ebeveynlerinin seni sevmediğini düşünmüyorum. bu senin kendine çalışan önyargın. dünyada milyar milyar insan var hepsi hayatını anlamlı yapmaya çalışmıyor, yaşıyorlar. bu durum anlaşılmayacak bir durum değil.
0
mikahakkinen
(17.03.26)
Öncelikle sormamız gereken soru "Neden herhangi birinin hakkımda ne düşündüğüne göre hayatıma değer biçeyim" olmalı bence. Belli bir yere kadar iç içeyiz ve hayatlarımızı ister istemez toplumun değer yargılarına göre şekillendiriyoruz da, bir yerde çizgiyi çekmek lazım.
+1
salihdt
(17.03.26)
yok ben öyle düşünmüyorum bence herkesin hayatı yaşamaya değer. çünkü bence şu an hepimiz oturup ciddi ciddi hayatım yaşamaya değer mi diye düşünsek bunu beli başlı kriterlere oturtamayız. bence bir insanın hayatının yaşamaya değer olması için evi arabası sevgilisi olması gerekmiyor mesela. ama bir başkası için bunlar iyi bir hayatın kriteri olabilir. her birimiz farklıyız, aynı anne babadan yetişen kardeşler bile birbirinden çok farklı olmuyor mu? hepimizin hayata bakış açısı farklı o yüzden. ailen tarafından sevilme mevzusu da şöyle bence benimkiler de beni pek sevmiyor :) ama onlar beni sevmiyor diye benim hayatım neden yaşanmaya değer olmasın ki, en fazla onlarla görüşmem/az iletişim kurarım ama hayatımı kendi doğrularıma göre bir şekilde yaşarım.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
(10)

tek cocuklarin askere alinmamasi gerekliligi

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
ben böyle bir yasa olmasi gerektigini düsünüyorum. aklima gene tarik tarcan geldi. https://pbs.twimg.com/media/Fn-KXZeWIAE9Ki8.jpgbir evin bir cocugu. terhisine 20 gün kala sehit düsmüs. bir ailenin tek umudu. bütün umudu. gene gece gece bu cocuk dert oldu icime.bunu kimse düsünmüyor mu?suriye'de ev
ben böyle bir yasa olmasi gerektigini düsünüyorum.
aklima gene tarik tarcan geldi. pbs.twimg.com
bir evin bir cocugu. terhisine 20 gün kala sehit düsmüs. bir ailenin tek umudu. bütün umudu. gene gece gece bu cocuk dert oldu icime.
bunu kimse düsünmüyor mu?
suriye'de evin tek erkek cocugu varsa askere alinmiyorlarmis mesela, suriyeli arkadaslarimdan ögrenmistim. iki veya daha cok erkek cocugu varsa da sirayla askerlik yapiyorlarmis.
zorunlu askerlik fikri rahatsiz edici ama bunu degistirmiyorlarsa bari tek cocuk kuralini getirsinler. siz ne düsünüyorsunuz?
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.03.26)
İlber Hoca'nın Türk halkının asker millet olduğuna dair sözleri vardı. Haklıdır.
Ailelerin tek çocuğu ölmesin, ikincisi ölebilir mantığı çok saçma geldi bana.

Bir de Asker kardeş varsa askerliğin ertelenmesi uygulaması bizde de var.
-1
Mirket
(15.03.26)
asker kardes varsa askerligin ertelenmesi uygulamasi bizde de varsa, iki kardesin ayni anda sehit düsüp evi evlatsiz birakma riskini almak istememisler. o halde tek cocuk sehit düsünce evin cocuksuz kalacagini neden düsünememisler? mantik ayni.
ikinci cocuk da ölmesin elbet ama tek cocuk ölüp bos duvarlarla basbasa kalmak versus ikinci cocuktan güc bulmak arasinda bence muazzam fark var.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.03.26)
bildiğim kadarıyla eskiden gerek türk devletlerinde gerek osmanlıda bile tek oğulu almamak bizde de varmış
ya da kulağına küpe takılıyormuş o geri göreve veriliyormuş filan

askerlik tımar sisteminden vs. çıkıp düzenli merkezi askere almalar başladıktan sonra bu tek oğul istisnası kalkmış gibi duruyor

o zamanlarda da biz maalesef sürekli savaşıp sürekli kaybeden taraf olmuşuz, zaten gerekli asker yok, teknolojide çok geriyizi askerden kaçanı bile takip edemiyormuşuz doğru düzgün
olan da biner biner ölmüş
yani istisna uygulayamamışlardır herhalde...
+1
subcomponent
(15.03.26)
Size katılmıyorum. Tek çocugun askere alınmaması veya alınsa bile cephe hattına sürülmemesi gibi uygulamalar tarihte bizde olmuş ama bu uygulamaların sebebi duygusal sebepler değil. Eski dönemlerde savaş, çatışma şimdikinden çok daha olağan durumlardı ve birinin askerde savaşta ölmesi şimdiki zamanlara kıyasla çok daha fazla yaşanıyordu. Günümüz Türkiye'sinde birinin askerlik esnasında hayatını kaybetmesi haber değeri taşıyan olağan dışı bir durum. Eskiden nüfus çoğunlukla kırsal da yaşıyordu ve üretim toprağa dayalıydı, tarımda makineleşme falan olmadığı için ailede genç erkek kalmaması ülkenin üretim gücünü doğrudan tehdit eden bir şeydi ayrıca sadece savaş değil askerde salgın hastalık gibi sebeplerle de ölüm olayı yaygındı. Tifo dan falan askerin ölmesi günümüzde vaki değil mesela. Yani askerin pisi pisine hayatını kaybetmesi durumu hiç yaşanmıyor mu ülkemizde evet yaşanıyor ama bir yıl içinde askere alınan kişilerden askerde hayatını kaybeden oranı herhalde yüzde 0,bilmem kaç gibi çok çok az bir durumdur. Bir de artık ailenin tek çocuğu olması çok rastlanan/bi 10-20 yıl sonra ülkede tek çocuk olmak çok sıradan bir durum olacak devlet böyle bir kanun çıkarsa ileride asker bulamaz.
-1
wilhelmwasmuss
(16.03.26)
kız çocğu çağırıp çözüm bulabilir, ne de olsa çocuk yapmıyorlar
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.03.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim : tek çocuk musunuz?
-2
co2s2
(16.03.26)
tek çocuk olarak hakkari'de yedek subaylık yaptım (meslek kurasına tabiydim gerçi) 11 yıl önce.

not: baba ve dede emekli albaydı ayrıca.
-1
rain when i die
(16.03.26)
Haklısın ama yukarıda da yazılmış birkaç on seneye çoğu aile tek çocuklu olacak. En iyisi zorunlu askerlik diye bir şeyin olmaması da işte.
+3
sadakatsiz
(16.03.26)
Askerlik vazifesi bağlıklı erkeklerden alınan deli dumrul vergisine döndü. Tek erkek için düşünceniz çok nazik kalıyor.
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(16.03.26)
Tek cocuk degilim.
Ayrica kadinim.
Türk vatandasligim da yok.
Yani kendime pay cikarmak icin actigim bir soru degil.
Ölene ayri, geride kalana ayri acidigim icin sordum.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.03.26)
(14)

pringles

orpheus
bizim tekelde pringles görünce aldım (250tl) nerden buldun diye sorduğumda spottan geldi dedi de. yurtdışı üretimi olduğu belli. üzerinde türkçe hiçbir yazı yok. neyse sorun o değil. bu meret bildiğimiz pringles classic olmasına rağmen aşır aşırı tuzlu ve garip bir kıvamlı yağ tabakası kaplı. sanki
bizim tekelde pringles görünce aldım (250tl) nerden buldun diye sorduğumda spottan geldi dedi de. yurtdışı üretimi olduğu belli. üzerinde türkçe hiçbir yazı yok. neyse sorun o değil. bu meret bildiğimiz pringles classic olmasına rağmen aşır aşırı tuzlu ve garip bir kıvamlı yağ tabakası kaplı. sanki yedikten sonra insanın ağzının içinde bir katman bırakıyor gibi. bizim yerli pringles da böyle bir sorun yoktu ne yağ ne de tuz. tuzlu derken böyle hafif bir tuzluluktan bahsetmiyorum zehir gibi tuzlu.
0
orpheus
(15.03.26)
Cakma pringles yemissin iste hahahahah
-15
Purple life
(15.03.26)
çakması mı var ? çakma olduğunu sanmıyorum çünkü cipsin kalınlığı ve o patates tadı birebir aynı. sadece çok tuzlu ve yağı garip.
+1
🌸orpheus
(15.03.26)
Kapali carsida hermes in hermesin yaptigindan daha iyi olan cantalarini satiyorlar gkfkfk
Her seyin cakmasi olabilir
Tik vermedigin gibi eksi vermissin. Yok artik.
-13
Purple life
(15.03.26)
çünkü mantığa veya bilgiye dayalı bir yorumda bulunmuyorsun. düşünmeden bence böyle hahaha deyip geçiyorsun ve bu cevabın benim gözümde bir değeri yok.
+6
🌸orpheus
(15.03.26)
Dedi soru postu acip icinde tek bir sorusu bulunmayan ve cakma pringles i gömmüs mantikli insan…
-12
Purple life
(15.03.26)
Üstünde nerede üretilmiş yazıyor?
Bir de Türkiye'de herkes herşeyin çakmasini yapabilir. Sonuçta bala glikoz şurubu koyulan, zeytin yağına başka yag katılan bir yer.
+2
logisticsmanager
(15.03.26)
made in usa yazıyor ama importer libyada bir adres. bir de ilginç bir not var.
consumer service for all arabic countries bla bla.... türkçe yazı yok yazıların hepsi arapça ve ingilizce. bunun middle east için üretilmiş bir varyasyon olduğunu düşünüyorum.
üreticiler ürünlerin içeriğini lezzetini ülkeyelere göre ayarlayabiliyor.
+1
🌸orpheus
(15.03.26)
çakma olması mümkün, neyin çakması yok ki.

ama çakma olduğunu söylemek, en azından bunu bir şeye dayandırarak söylemek dururken, "çakma yemişsin ahaha salak" tarzındaki bir cevabın şahsen benim gözümde de cevap değeri yok.

ben çakma olmasından çok üretim yerine göre içerik farklılığı olabileceğini düşündüm. hatta belki domuz yağı.

üretim yerine, içeriğine bakın.

şu köşedeki benzincinin marketinde de var o fiyata. o da çakma getirmemiştir herhalde.
+9
kibritsuyu
(15.03.26)
ürünlerin ic pazar ve dis pazar tatlari degisiyor. abd'de ictiginiz fanta, yediginiz snickers, pringles, magnum vs. ab'de, türkiye'de, japonya'da ayni degil cünkü her ülkenin regulationlari farkli oluyor ve ona uygun olmayan ürünleri o ülkede satamiyorlar. bu sebeple dis pazara özel üretim yapiyorlar.
mesela haribo: abd ve türkiye'de yapay renk ve misir surubu kullaniliyor, ab'de dogal aromalar ve dogal seker (sucrose) kullaniliyor. ayni zamanda ab'de seker orani %20 daha az.

pringles ic pazardan cekildigi icin türkiye ic pazarina yapilan eski alistiginiz pringles'i bulmaniz mümkün degil artik. o tat farki belki bundan ötürüdür.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.03.26)
Suudi arabistanda geçen hafta fazlaca maruz kaldım oğlum sağ olsun. Tadı mis gibi bizim alıştığımızdı.
0
cilekli pasta
(15.03.26)
Orjinal pringles grey market ithalat çok popüler oldu son zamanda.onunla beraber kinder,ferreronun resmi ithalar olmayan ürünleri vs de çokca geliyor.
0
duptıs
(15.03.26)
kutuda 100 gr'ında kaç gr tuz var yazıyor? Mesela İngiltere'de satılan versiyon (Original olan) 100gr'da 1gr tuz içeriyor. Ben daha önce sanki 0,85gr olan versiyonunu da gördüğümü hatırlıyorum. ABD ve Arap ülkeleri için daha tuzlusunu yapmış olabilirler.

edit: made in USA yazıyorsa bence kesin öyle, zira bizim yediklerimiz hep Belçika'da yapılıyor olmalı.
USA: smartlabel.kelloggs.com
AI buradaki sodyum 1.35g'a denk geliyor diyor.

www.pringles.com
bu 1g.
+1
nhk ni youkosu
(15.03.26)
@nhk ni youkosu
100gr - 1gr tuz diyor ama tad olarak başka bir gariplik var. çok tuzlu demek az kalır. zehir gibi yenmeyecek tuzlu. nasıl desem ağız kuruluğu da yapıyor. hani bazı şeyleri yedikten sonra dişlerde ilginç bir doku oluşur kayganlık kaybolur. içindeki madde ne ise böyle bir etkisi vardı.
0
🌸orpheus
(15.03.26)
Çakma değil normali o şekilde zaten.

Yurt içinde ve yurt dışında bu malum cipsten mütemadiyen alıp yerim.

Bu markanın ürünlerinde özellikle son 5-6 yıldır bir istikrar sorunu var.
Bazen cips dilimleri ekstra kalın oluyor, bazen ekstra ince ve tüm kutu dağılmış şekilde. Tuz oranını da ayarlayamıyorlar.
Kellog firması için genel bir üretim zaafiyeti var. Standarttan çok uzaklar. Özellikle de belirttiğiniz kırmızı paketli olan originals olanda.
Yedikten sonra çoğu zaman rahatsız ediyor nasıl bir yağ varsa artık.

Ama dediğim gibi önceleri bu durum yoktu ya da bu kadar belirgin değildi.
Dünyanın farklı noktalarında denedim genel olarak bir üretim sorunu yaşıyor bu firma.
+2
ezkaza
(15.03.26)
(9)

yabancilara turk tatlisi

fakyoras
selam,bir cook club'a katildim. herkes birer yemek yapip getirecek, benim de tatli goturmem gerekiyor. yemekten baya anliyorlar. o yuzden hem tadi guzel olsun hem de goruntu olarak guzel bisi olsun istiyorum.aklima kabak tatlisi geldi. hem daha once farketmedikleri bir seydir, hem de kabak - tahin i
selam,

bir cook club'a katildim. herkes birer yemek yapip getirecek, benim de tatli goturmem gerekiyor. yemekten baya anliyorlar. o yuzden hem tadi guzel olsun hem de goruntu olarak guzel bisi olsun istiyorum.

aklima kabak tatlisi geldi. hem daha once farketmedikleri bir seydir, hem de kabak - tahin ikilisi goruntu olarak da hos olur gibi - ustune de kaymak nefis. sizce yabancilar kabak tatlisini sever mi ? siz olsaniz ne yapardiniz?

tesekkurler!
0
fakyoras
(14.03.26)
Kabak tatlısını yapardım ama fırın versiyonunu. Kesinlikle kabak tadı daha belirgin hoş geliyor rengi de daha koyu hoş oluyor bence. Tabii denemediyseniz diye söylüyorum.

Onun dışında alternatif olarak fırın sütlaç olabilir.

Aşure de sunum olarak rengarenk güzel olabilir.

Hepsinin de riski var sonuçta bizim milletimizde de kabak tatlısı aşure sevmeyen çok insan var.
0
egerbiryolcu
(14.03.26)
bu mevsimde kabak bulabilecek misiniz öncelikle?
kabak tatlisina taparim ama tahin rezil ediyor.ki tahini de tek basina cok severim. kendi suyunda pismis iyi bir kestane kabak + kaymak üstüne tatli tanimam. (tahin her palate icin uygun degil bu arada, yabancilara yaparken opsiyonel birakirdim).

ayva tatlisi, kabak tatlisi, asure gibi tatlilarin sevilip sevilmeyecegi yabanci kisinin geldigi kültüre göre cok degisiyor. gözlemim, vietnam, kambocya, cin gibi asya ülkelerinden insanlarin bu tip tatlilari daha cok sevdigi yönünde. avrupali daha cok sütlü tatlilarimiza hasta. kazandibine bayiliyorlar mesela.

ben sahsen kabak tatlisi yapardim ama en cok kendim icin yapardim :D
olmadi kaymakli incir tatlisi. yemek.com
evde kazandibi kim ugrasacak?
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.03.26)
benim aklıma şekerpare geldi. böyle yuvarlak, her birinin ortasına fındık dürtülmüş.

şundan: image.hurimg.com

aşurenin içinde fasulye nohut var, sütlaçta pirinç var. bunlar yabancıların tuzlu yemekte kullandığı malzemeler, önyargıyla yaklaşılması muhtemel ürünler.

kabak tatlısı güzel, fakat bence basit, çok etkileyici gelmedi bana, herkesin bildiği balkabağını şekerde kaynatmışsın.

hepsine ayrı ayrı bayılırım, o ayrı.
0
kibritsuyu
(14.03.26)
Kıbrıs tatlısı diyorum ben. Hem yapımı çok zor değildir hem de katlı falan görünüşü güzel. Şerbetli kısmı, muhallebi kısmı, antep fıstığı derken ağız tadımızı genel olarak yansıtıyor diye düşünüyorum.
0
peki madem
(14.03.26)
Parodiydi belki bilmiyorum ama çinlinin biri sütlaç yiyip video çekmiş, pilava naaptınız, sütlü şekerli pilav mı olur diye sinirli sinirli konuşuyor. Adamın bir numaralı yiyeceğini farklı formata sokunca irrite olabilir diyorum.

Gittiğin ülkede yaprak sarmasına şeker döküp yeseler öeehh naaptınız lan sarmayı ne hale getirmişsiniz demez misin mesela?
0
kibritsuyu
(14.03.26)
O kısmı sildim sonra ama o Çinli arkadaşın bireysel tepkisidir diye düşünüyorum. 1 milyar insan yaşıyor orada da ve yerel mutfakları çok farklı.

Mesela Filipinlerin Champorado'su var çikolatalı pirinçli sütlaç. Ya da özellikle ay yeni yılı kutlamalarında kırmızı fasulye ezmesi dolu tatlılar yapılıyor. Onlar için çok yabancı değildir demek istediğim buydu.

Sütlaca pirinç koymak yaprak sarmasına şeker dökmek gibi değil ama asma yaprağından tatlı yapmakla eşdeğer olur bence.
0
peki madem
(14.03.26)
Bize özgü kadayıf, baklava, lokum, kazandibi, pişmaniye vs var. Özellikle minik ebatlı baklavaları kürdanla servis edebilirsin. Yine aynı şekilde sert kadayıfı 4 e falan bölüp aynı şekilde servis edilebilir.
0
ground
(14.03.26)
sütlü tatlı en garantisi.
0
gurur
(14.03.26)
Her kabaktan iyi tatlı olmuyor kabak bence riskli. Ben de irmikli şerbetli tatlılar denerdim
0
kestane gürgen palamut
(15.03.26)
(10)

Meslek liselerinde ne öğretiliyor?

emreemre
Merhaba,bir kurumda hoca olarak çalışıyorum. Karşımdaki öğrencilerin hemen hepsi meslek lisesi elektrik bölümlerinden yeni mezun olmuş insanlar. Mesela iki direnç seri bağlanırsa eş değer direnç nasıl hesaplanır diye sorduğumda (veya tahtaya çizdiğimde) hemen hiç kimse cevap veremiyor. Paralel bağlı
Merhaba,
bir kurumda hoca olarak çalışıyorum. Karşımdaki öğrencilerin hemen hepsi meslek lisesi elektrik bölümlerinden yeni mezun olmuş insanlar. Mesela iki direnç seri bağlanırsa eş değer direnç nasıl hesaplanır diye sorduğumda (veya tahtaya çizdiğimde) hemen hiç kimse cevap veremiyor. Paralel bağlıyı sorduğumda hiç cevap alamıyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki bunlar uygulama yapıyorlar, teori bilmezler. Ama lab.da da breadboard üzerinde iki direnci seri bağlayamıyorlar.

Bu 4 sene bu insanlara ne öğretiyorlar. Az buz bir süre de değil. Aklım almıyor yani.
0
emreemre
(13.03.26)
Meslek lisesinde ders dinleyen öğrenci yok, zaten kapasiteleri de yok. Sınıfta kalma da imkansız denebilecek durumda olduğu için sonuç bu.
+1
sadakatsiz
(13.03.26)
30 sene önce meslek lisesinden mezun olmuş biri olarak yanıtlayayım. sınıftaki 40 kişiden en fazla 3-5 tanesi kendi isteği merakı ile bu işleri öğrenir. geri kalan 35 kişiyi ise okul aman bunlar başımıza kalmasın diyerek zorla ite-ite mezun eder. 30 yılda bir şey değişmiş midir diye sorarsa hiç ümidim yok. meslek liseleri eğitimin dibidir. bundan adam olmaz denecek kişilerin gönderildiği okullardır.
+1
orpheus
(13.03.26)
atölyeye salıyorlar hepsini hayvanat bahçesi misali. 100 kişiden belki 2-3 tanesi yapması gerekeni yapıyor, diğerleri de hayvanlıktan vakit bulursa yalandan o 2-3 kişi bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyor
+1
zozjotejmnk
(13.03.26)
Annem meslek lisesinde matematik öğretmeni olarak çalıştı emekliliğinden evvel.
1/2 ile 2/4 ün aynı şey olduğunu bilmiyordu çoğu çocuk. 9. sınıfta ortaokul matematiği öğretiyordu evvela. Temel matematik bilmeyen çocuğa 10. sınıfta meslek öğretmeni nasıl eğitim verecek? Cin gibi çocuklar olsa da azınlıkta kalırdı bir çoğu ana baba zoruyla okuyan okuldan atılsa sınıfta kalsa geleceği kararacak çocuklar. Bulaşacakarı şeyleri üç aşağı beş yukarı tahmin edersiniz. Myo okumaları onlar için çok güzel gelişme el mecbur en temele ineceksiniz hocam Allah kolaylık versin.
0
cilekli pasta
(13.03.26)
ilk yorumun eksilenmesi cok komik. hemen altta meslek lisesi mezunu bile bu ögrenciler icin iyi konusmazken, bazilarinin bu liselere gelecegin odtü ögrencileri muamelesi yapmasi inanilmaz sacma. 12 yillik zorunlu egitimin "bundan da bir halt olmaz ama mecburuz iste" cocuklari icin düsündügü vergi yakma kurumlari cogu. 12 yillik egitim zorunlu olmasa, birkac tane meslek lisesi kalsa inanin kurumlarin ögrenci kalitesi de egitim kalitesi de itibari da ucar. bu haliyle nerede it var, serseri var buralara dolusturuyorlar. özünde cok güzel bir sistemi mahvediyorlar.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.03.26)
elektrik bölümünü bilmiyorum ama ticaret lisesi öğrencilerinden yıllardır stajyer geliyor (mali müşavirlik ofisi). ben ezberletmeyi sevmem, mantığını öğrensin, kendi kavrasın isteyim. ama bırak muhasebe öğretmeyi, çocuk daha toplamayı çıkarmayı bilmiyor. mecburen ezbere bir şeyler yaptırıyoruz, öğretmeye çalışıyoruz. hayır sen toplama çıkarma bilmeden lise son sınıfa kadar nasıl geldin kardeşim?

her gelene ilk söylediğim, bak muhasebe öğrenmeye niyetin varsa burada öğrenirsin, istediğin soruyu sor, hiç üşenmem öğretirim. tamam abi diyorlar, iki gün sonra bakıyorum hiç öğrenmeye falan niyetleri yok. hepsi stajım bitsin de gideyim derdinde.

mezun olup gidenlerden takip ettiğim birçoğu üniversite sınavına bile girmedi. hatta biri dümdüz tas kafalı serseri olmuş.
+1
kibritsuyu
(13.03.26)
20 küsür yıl önce meslek lisesi'nde elektronik okudum. meslek liselerinin ezbere dayalı saçma sapan ve aslında oldukça ağır bir müfredatı vardı o zaman. değişmediyse şimdi de öyledir belki.
genel geçer dersleri birinci sınıfta verilip bitiyor, sonraki programı mesleki ve çoğunlukla 8 saate varan atölye dersleri kaplıyordu. sabah 7'de evden çıkıp, akşam 7'de eve dönüyordum.
mesela tv devreleri ya da mikroişlemciler dersinde, sabahtan birisi tahtaya devreyi çizmeye başlar, öğreden sonraki derse anca yetişir, geri kalan vakitte de o çizim öğrenciler tarafından tahtadan deftere geçirilirdi. hiçbir konunun mantığı anlatılmaz, günler geceler boyunca, çoğunlukla çizim üzerinden bişeyler ezberlerdin. bu sebeple çok zaman gece 2-3 gibi kalkıp, okula gidene kadar ezber yapıyordum.
uygulamalar da, yine işin mantığının öğretildiği pratikler değildi. işte fotokopi devreyi board'a çiz, asitle yolları çıkar, matkapla elemanların yerini del, yine fotokopiden bakarak elemanları lehimle, bitti. led'in mi yanmadı, avometreyle kontrol edip sorun şurada diye tespit etmektense, tüm devreyi söküp yeniden lehimlemek, hepimizin işine gelen yöntemdi mesela. kendi araştırıp, öğrenip, gelişen öğrenciler yok muydu? tek tük vardı. ben ezberci olduğumdan tüm lise öğrenimim, koca bir ezberle-unut döngüsünden ibaret oldu (bu arada, kağıt üzerinde çok başarılı bir öğrenciydim). bu sebeple düz liseye gitmediğime çok pişmanım.
meslek lisesi'nin bana kazandırdığı, çok kalabalık bir ortam ve çok çeşitli tipler sayesinde insanları erken yaşta tanımak, her hal ve durumla baş edebilme yetisi kazanmak oldu. bir de, okulun konumu ve öğrenci profili sebebiyle çok keyifli bir okul hayatı geçirdiğimi söyleyebilirim.

edit: matematik denmiş de, bizde, lise ikinci sınıfta türkçe dersindeki sesli okumayı heceleyerek yapan öğrenci vardı. öğrenci dediğim de, sakallı bıyıklı adam yani :)
+2
manuel mandalina
(13.03.26)
Lise 1'e endustri meslek lisesi elektrik bolumunde okudum. Teori de pratik de vardi ancak belirtildigi gibi buyuk cogunlugun umurunda degildi, ozellikle teori ile alakali kisimlar. Bir de benim gecirdigim bir yilda teori ve pratik birbirinden cogunlukla ayri kaliyordu. Mesela bir dersin sinavinda sadece ohm kanunu uzerinden sorular soruldugu halde (3 bilesenden 2'si verilip kalan isteniyor) gene de cogunluk dusuk notlar aliyordu.

Neler yapiliyor sorusuna cevap vermem gerekirse; ilk donem ev tesisatlarinin tamami yapildi. Ikinci donemde ise sifirdan devre cizimi yapildi bir kez, devaminda 0-30 volt ayarli guc kaynagi yaptik, ama hangi eleman ne ise yariyor bilerek degil, lehimlememiz soylendi lehimledik.

Ilerleyen yillari ben gormedim ama bobinaj, kumanda gibi atolyeler animsiyorum.
0
mbond
(13.03.26)
Meslek öğretmeni değilim, edebiyat öğretmeniyim ama hep meslek liselerinde çalıştım. Meslek liselerinde yöneticilik de yaptım. Şu anda da mesleki eğitim merkezinde yöneticiyim. Çalıştığım tüm kurumlarda da elektrik bölümü vardı.

Sorun şu: mesleki okulların müfredatı, anadolu liselerinden daha ağır. Hem anadolu liselerindeki gibi kültür dersleri görüyorlar hem de mesleki alan dersleri görüyorlar. Ve mesleki dersler amiyane tabirle kafa gerektiriyor. Bu bağlamda baktığımızda daha nitelikli öğrenci gelmesi gerekirken, eğitim-öğretim, ders, kitap gibi şeylerle alakası olmayan öğrencilerin gittiği okullar bunlar. Haliyle bu profile 4 değil 14 sene elektrik dersi göstersen bir şey öğrenemez. Evet, istisnai sayıda kalifiye öğrenci yetişiyor ama o da hayatın her alanında bir nevi kendiliğinden yetişen başarılı insan sayısı gibi.

Kendi alanım üzerinden bağlayayım konuyu. Edebiyat kısmını geçtim, Türkçe kısmında yani okuduğunu, dinlediğini anlamada herhangi bir başarı yok. Okuduğunu anlamayan adam, ne bölümü okursa okusun beceri geliştiremez. Teknik konular dahil.
+1
wilhelmwasmuss
(13.03.26)
staja öğrenci götürüyordum birkaç sene önce; ders işlenmiyor, hocalar sigara odasında geçiriyor bütün günü. arada ders işlenecek olsa öğrenciler dinlemiyor bu kez. idare de umursamayınca hiçbir şey olmuyor işte.
0
mezzosprite
(13.03.26)
(5)

Yemek kültürü

kestane gürgen palamut
Geçtiğimiz dönemde Maraşlı bir misafirim geldi. biz yemekleri önce çorba, sonra ana yemek ve ortada ara sıcak, salata, meze; en son çay, kahve ve tatlı şeklinde ikram ederek yiyoruz. Ortadakini isteyen istediği kadar tabağına alır. Misafirim ise ilk defa böyle bir şey gördüğünü yemeklerin tümünü ay
Geçtiğimiz dönemde Maraşlı bir misafirim geldi. biz yemekleri önce çorba, sonra ana yemek ve ortada ara sıcak, salata, meze; en son çay, kahve ve tatlı şeklinde ikram ederek yiyoruz. Ortadakini isteyen istediği kadar tabağına alır. Misafirim ise ilk defa böyle bir şey gördüğünü yemeklerin tümünü aynı anda yediklerini ve öyle ikram ettiklerini, kültürümüzün farklı olduğunu ( karadenizliyiz) söyledi. Ben de bunu ilk defa duydum. Restaurantlarda dahi öyle dediği gibi yemedim hiç.
Gün x’de benzer kültür şoku olarak geçmiş bu konu, Anadolu’da yemeğin tümü ortada hep birlikte ikram edilir ve ortadan yenir demişler. Sizin alışkın olduğunuz yemek kültürü nedir? Tüm yemeği tek seferde ikram edip yemek mi yoksa çorba ve ana yemeği sırayla ikram edip yemek mi?
📊 Sizde nasıl ?

Bu anket sona erdi. 50 oy kullanıldı.

0
kestane gürgen palamut
(13.03.26)
E çorbayı içerken yemek soğumuyor mu? Sırayla yeriz, hiç diğer türlüsünü görmedim.
+2
sadakatsiz
(13.03.26)
arkadasin zirköylü.
anadolu'da yemegi koca bir siniye koyarlar, herkes o siniye kasik calar. insanlarin kendi tabaklari olmaz. sahsen igrenc bulurum.
arkadasin, yemegin sirayla gelmesine takilmamis sadece, komple yemek bicimine takilmis. masada oturman da gariptir, yemeklerin tek tek tabaklarda gelmesi de gariptir, salata mesela ortada olur bizde ama herkesin salata kasesi olur, servis kasigiyla kendi kasemize aliriz, arkadasin icin bu da gariptir.
kültür farki var bariz de arkadasin televizyon da mi izlememis hic?
img-s1.onedio.com

img-s1.onedio.com
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.03.26)
salatalar, mezeler, zeytinyağlılar masanın ortasında durur, herkes istediğinden tabağına alır.

ama çorba, ana yemek, pilav vs sırayla servis edilir.
+3
kibritsuyu
(13.03.26)
Günlük standart aile akşam yemeğinde zaten böyle three course meal yapacak çeşit olmuyor da, misafirin geldiği bir ortamda bizde de çorba önden gelir, salatalar çorba varken de masada olur herkes önüne alır. Ana yemek ve diğer yemekler sonradan gelir. Ailecek yediğimizde salata ortada olur önümüze ekstradan pek almayız hiç bundan hicap da duymamıştım. Genelde çorba da olmaz bizde, çorba varsa da ana yemek olmaz pilav/makarna vs olur belki, onu da bazen çorbayla beraber bazen sonrasında yeriz.

Ha ben 20 senedir yemekhane yemeği yiyen biri olarak, tüm yemeklerin tek tepside olmasını da yadırgamam. Bazen çorbadan bir iki kaşık alıp soğuyana kadar ana yemeğe geçip çorbayı arada tekrar yiyorum falan illa çorba başta yenir takıntım yok.

Yerde oturup ana yemeği tek tencereden kaşıklayanları yadırgarım ama o kadar da değil :D
+2
nundu
(13.03.26)
kültürümüz derken anadolunun köyü- yörük kültürüyse
evet ne yemek varsa hepsi ortadadır, benim köyümün de kültürü öyle- idi.
ayrı ayrı tabak yok(tu) ki zaten, kime neyi ne sırada vereceksin? ayrıca 15 kişi yiyorsun o kadar tabak mı var ayrı konu, o bulaşığa can mı dayanır kuyudan su çekip, tulumba basıp tabak yıkanan evlerde...
yerde yeniyor ve evet, herşey ortada. ayrıca zaten çorba, ana yemek- pilav, ara sıcak, salata gibi ya da antre meze ordövr gibi neyse yani, çok fazla çeşit de aynı anda olmaz (olmazdı). 5-6 çeşit yemeği aynı anda anadolunun bağrında kim bulmuş? köyün ağası olmak lazım.

ama köyden çıkalı yıllar olan kimse evinde öyle yemiyor artık tabi ki.
köyde kalanları sadece düğünde bayramda görüyorum eski usul kalmış olan belki tek tük vardır bilemiyorum.

benim ailem için mesela, bizde bol bol meze z.yağlı salata türü olur mesela bunlar ortadadır servis kaşığı vardır. sıcaklar sırayla servis edilir.
+1
subcomponent
(14.03.26)
(3)

psikolojide kendi kendine konusma ya da ic ses

aloneinthedark
merhababunun bir adi var mi? benim yakin cevremde bunu yasayan cok kisi var. bir arkadasim bu konusmayi o kadar yapiyor ki tansiyonu 20 lere cikiyor. sebebine baktim acik olan konulari kapatma gayreti kendi kendine konusma yorucu bir surec, bundan nasil kurtulabilir tesekkurler
merhaba

bunun bir adi var mi? benim yakin cevremde bunu yasayan cok kisi var. bir arkadasim bu konusmayi o kadar yapiyor ki tansiyonu 20 lere cikiyor.

sebebine baktim acik olan konulari kapatma gayreti

kendi kendine konusma yorucu bir surec, bundan nasil kurtulabilir

tesekkurler
+1
aloneinthedark
(11.03.26)
zihinsel geviş getirme.
0
mikahakkinen
(11.03.26)
halisünasyon görme olmayan sesleri işitme varsa konu çok farklı bir boyuta gider. (psikoz, şizofreni, duygudurum bozukluğu vb.)

sinir agresiflik eşlik ediyorsa bu yüzden kendi kendine konuşma varsa oda çok farklı bir konu. (mani vb. olabilir)

Bu yukarıda saydıklarım ciddi psikiyatrik değerlendirme desteği gerektirir.

eğer bunlar yoksa sadece standart türk annelerinin yaptığı kendi kendine söylenme konuşma benzeri gündelik alışkanlıksa o tabi daha farklı değerlendirilir. Bu biraz daha masum olan bir alışkanlık gibi sanırım. Yine de alt yapısı nedir ne değildir çok bilemiyorum.

Yine de ilk sırada yazdıklarımı bir psikiyatr doktor en iyi değerlendirir.

Sonuncusu da anne tipi kendi kendine söylenme şeklinde olanı kişinin işlevini bozuyorsa, kişi bundan rahatsızsa bunu da yine psikiyatriye danışman en iyisi.
0
mahmuttt
(11.03.26)
bahsettiginiz olayin tam adi "bilinc akisi". stream of consciousness. esasen psikolojide tanimlanmis ve may sinclair ile edebiyata da girmis bir terim.
belki ayni zamanda "ic hesaplasma" ve "vicdan muhasebesi" gibi terimler kullanilabilir daha spesifik alanlari icin.
bir de yeri gelmisken: (bkz: yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması)
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.03.26)
(11)

Türkiye'ye ne oluyor sorunsalı ?

RaiseThySword
İspanya ABD'ye rest çekti diye Türkiye niye günlerdir coşuyor, "kardeşimizsiniz İspanya" diye sağa sola yazıp çiziyor ki ? Bizimkilere ne oluyor ?Biz ne zamandan beri İran ile müttefik olduk hayrola ? Yoksa şii İran bir anda din kardeşimiz mi oluverdi de biz de elimizde tuzlukla hıyarım var diyene k
İspanya ABD'ye rest çekti diye Türkiye niye günlerdir coşuyor, "kardeşimizsiniz İspanya" diye sağa sola yazıp çiziyor ki ? Bizimkilere ne oluyor ?

Biz ne zamandan beri İran ile müttefik olduk hayrola ? Yoksa şii İran bir anda din kardeşimiz mi oluverdi de biz de elimizde tuzlukla hıyarım var diyene koşuyoruz ?
-3
RaiseThySword
(10.03.26)
Emperyalizme karşıyız. Underdog kadrosunda.
+2
gabe h coud
(10.03.26)
Emperyalizme karşı diye yapılmış olsa dahi TR'de İran rejimini desteklemeyen hatta bu yüzden İsral tarafını tutan yüzbinlerce insan vardır tahminim.
-6
🌸RaiseThySword
(10.03.26)
ooo siyonist uşağı bir mezhepçi daha gelmiş. sizin yuvanızı vurmamışlar mıydı?

mesele iran'ın yanında durmaktan çok abd ve israil'in karşısında olmak. varlık amacı dünyaya kan kusturmak olan, savaşsız günü geçmeyen bu iki haydut devletle savaşıyorsa "şii iran"ın yanında çoğu insan evet.
+2
der meister
(10.03.26)
biz gene de nato üyesiyken abd'nin karsisinda cok durmayalim da sacimiz basimiz dagilmasin.
maksat dostlar alisveriste görsün. bir sey olacagindan degil. yiyorsa incirlik üssü'nü kapamayi teklif etsinler ahsjdl.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
illa ikisinden birini tutmak zorunda değiliz bence. masum insanlar hariç kimseye üzülmüyorum. iki tarafı da desteklemiyorum. hiçbirini sevmiyorum. olan çocuklara, hayvanlara oldu.

iran ile müttefik olunduğundan değil de diğerlerini onaylamamaktan bence de.
0
art cat chocolate
(10.03.26)
Siyonistler mi şialar mı daha kötü belli değil iki uçlu değnek. Her ikisi de birbirini yıksın beter olsunlar duruşumuz bu
0
Hallegadola
(10.03.26)
İspanya siyoniste uşak olmakta direnen (bu yolda Trump ı da kullanan) ABD ye rest çekti . Geçmişte Gazze konusunda da bazı siyasilerinden tepki gelmişti. Doğrusu İspanya , ( bazı kadın) siyasetçileriyle birlikte Alman siyasetçilere kıyasla daha net bir ifade tarzı kullanıyorlar.
Biz İran'la müttefik falan değiliz. Onlarla Suriyede de hiç anlaşamadık . Sürekli karşımızda oldular.
Biz sadece doğu ile batı arasında önemli bir denge unsuruyuz.
İran'da çıkacak kaosa destek olmamız siyaseten de şu an söz konusu değil . Sınırlarımızdaki ateş bizi de etkiler bu kez olay Suriye konusundan beter olur.
Göçmen karşıtları bile bu kez Suriyeli göçmenleri mumla ararlar.

Arap baharı dedikleri, zaten sağı solu dağıtmak en sonunda hedef olarak Türkiye'yi gösteren bir yalandı ve beklenen sonuç alınamadığında iş bu kez Fars baharı(!) ile yeniden ele alınıyor.

İran'ın yanında değilim ama attıkları hedefini tam isabet vursun derim.
Tarihlerine bakıldığında aslında bu savaşta zulmedenlerin birbirini kırması söz konusu . Zaten bir yerde patlak verecekti.

Böylece Körfezdeki avanaksporlar :
- bu abd üsleri ne işimize yarıyor ?
Hani bizi koruyacaklardı... diye düşünürler en azından .
Yedikleri füzeler ile uyanışa geçen(!) siyonistler de goyyim dediklerine kıyasla öyle üstün falan olmadıklarını saklandıkları sığınaklar içinde tekrar düşünüyor olabilirler.
0
diyecevaplandı
(11.03.26)
son zamanda abd tarafından çok dayak yedik. böyle bi refleks var ülkede.

ayrıca ispanyonllara da sempatisi var tüm ülkenin.
0
gurur
(11.03.26)
"Şii İran" zaten hep din kardeşimizdi. Esas siz nasıl bir gecede dinci oldunuz? JIDF maaşlarınızı erken mi yatırdı?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.03.26)
ne mi oluyor?

son 25 senede bademler eli yuzu duzgun adamlarin alayini mon$erler diyerek piyasadan sildi, sifir liyakat ile endonezya'dan falan dandik diploma almis 3-5 adamin elinde, diplomaside ordan oraya savrulup duruyoruz, malamat olduk.

en son napiyoruz ya diye baktigimda ver papazi al papazi diye ust perdeden atip tutuyorduk, papazi verdik babayi aldik, herif eceliyle geberdi gitti, yirtti.

iran'dan yana durmaktan baska caremiz yok, molla dinci sii sunni vs farketmez artik. zira iran en piskopat gorunen, bolgenin en koklu devletlerinden biri. Herifler duserse bizim ustumuzden silindirle gecerler, son 50 senede yasadiklarimiz fragman olur.
+1
cooperr
(11.03.26)
iran yıllarca ülkemizdeki radikal islamcıları destekledi, siyasal islamı körükledi. aramız her daim limoniydi. şu an bizim tvlerdeki iran aşkı iran tvlerinde yok. sebebide iranın karışmasının bize sıkıntı yaratacak olması. iranlılarla değil ancak iran yönetimiyle sıkıntılarımız olmalı ama şu an değil. iranlıları en iyi biz anlarız iranlılarda en iyi bizi anlar.

bu tarz şeyler içerdeki gündemde din kardeşiyiz gibi görünüp dışarda reislerin ağzına bakmak. hükümette ne yapacağı konuşunda belirsizlik olunca elindekilerle propaganda yapıyor.
+2
mikahakkinen
(11.03.26)
(10)

Bebeğe hiç tatmadığımız şeylerden vermek?

eisberg
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin gelen
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin geleneklerinde olmayan" şeyleri vermenin sakıncası var mı?
0
eisberg
(10.03.26)
Bu saydıklarınız günümüzdeki pek yabancı değil. Ben çocukluğumda mangoyu en iyi ihtimalle televizyonda görmüşümdür. Şimdi semt pazarında almayanı dövüyorlar neredeyse. Hakeza yaban mersini de öyle. Chia tohumu zincir restoranlarda menülere gireli çok oldu. Ayrıca bence çok iyi bir şey yapıyorsunuz. Bizim eve roka girmezdi mesela. Hala yemez annemler. Dışarıda yemeğin yanında gelince nevrim dönüyor. Nefret ediyorum. Bir de yekpare koymuyolar mı! Hah, çocuğunuz benim gibi olmasın istiyorsanız her şeyden tattırın bence.
+1
auroraaurora
(10.03.26)
Ben de tatlı patatesi oğlanın tadımları sırasında yemiştim ilk kez :) Gelecekten spoiler vereyim nasıl başlarsanız öyle gidiyor. Eşek sıpası eti sadece kuzu seviyor, en sevdiği meyve ejder mervesi, yoğurdunu yaban mersini ile yiyiyor. Anası pudra şekeri serperdi mesela kış günü yaban mersinini mi görmüş.
Sakıncası ona değil de sizin cebe olur olsa olsa.
+1
cilekli pasta
(10.03.26)
sorunuza cevap: bir sakincasi oldugunu zannetmiyorum.
ama bu dönemsel cikan superfood olayi beni asiri irrite ediyor. cocuga her sabah keciboynuzu unundan muffin yapmaz, omletinin icine chia tohumu koymazsan cocuk gerizekali olacakmis gibi bir algi ve baski var. ek beslenmeye gecen cocuklar icin tarif veren kanallardan bu sebeple gercekten nefret ediyorum. abartisiz haliyle hislerimi nefret kelimesi tanimlar. insanlarin %90'i fakirlik sinirindan bir tik üstte yasiyor, asiri görgüsüzlük olmasi da bir yana, sanki herkes bir anthony bourdain yetistiriyor, o bicim tarifler.
cogu cocuk yemek seciyor. simdi secmese yuvaya baslayinca arkadasindan görüp seciyor. adventurous eater cocuk ben hayatim boyunca belki iki tane tanidim, onu da görünce sak diye anliyorsun zaten. marketteki sebzeyi meyveyi yese kafi. kicindaki beze dolduran cocugun refined palate sahibi olmasina gerek yok.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
ülkenin geleneksel ek gıdası çaya şeker atıp ekmek doğramaktı eskiden mesela çok mu iyi :) siz ne yapıyorsanız aynen devam edin, her nesil üzerine bir şey koyarak ilerliyor sonuçta. yani öyle olmalı. ejder meyvesini benim bebe de 7 aylıkken yiyodu hapur hupur :D
yine de keçiboynuzunu fazla kaçırmayın bazı doktorların erken ergenliğe soktuğu görüşü var. hurma özü, keçiboynuzu özü gibi özler yerine direk hurmanın kendisini verebilirsiniz.
+1
rayde
(10.03.26)
Bu işlere başlarken bizim doktor dedi ki siz sofrada ne yiyosanız ona adapte olması önemli. Kahvaltıda avokado yiyorsanız ona da verin, yemiyorsanız ona da gerek yok. Kahvaltıda yeşillik yiyosanız yeşillik kıyın verin gibi. O kadar makul o kadar benlik bir öneri ki harfiyen öyle yapıyorum. Bizim yediğimizden gayrı tuza şekere dikkat ediyorum.
Beslenme ihtiyaçlarının yanında o ailenin bi parçası olarak alışkanlıkları değerleri de şekilleniyor. Çok hoşuma gidiyor bizle birlikte bize benzer bişey olarak büyümesi.
Ha gelecekte müthiş egzotik siksok çekirdeği kahvesi içmeyi tercih eder kendi bilir. Ben düz çayımı içmeye devam ederim muhtemelen.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(10.03.26)
Ya ben sürekli superfood verilen bebeklere üzülüyorum. Reel hayatta karşılığını göremeyecekler. Çocuk büyüyecek ve ne yiyecek? Sen ben ne yiyorsak o. Bence asıl superfood ev yemeğidir. O kültüre topluma ait reel yiyeceklerdir.
Anaokulunda alerji listesinde gojiberry olan çocuk var ya. Sen ne ara yedin de alerjin çıktı.
Ben kızıma evde lor yapmadım, kendim ilik çırpmadım ya da sürekli chia vermedim. Şimdi içli köfte bile yiyen bir 18 aylık kendisi.
+6
wild honey suckle
(10.03.26)
Bana göre sürdürülebilir gelmiyor. Ek gıdaya başladığımızda bulamaç gibi labne avokado vermedim her şeyi kendi haliyle yedirdim şimdi maşallah çok iştahlı bir çocuk olmasa da biz ne yiyorsak onu yiyor.
+1
ekimoloji
(10.03.26)
hiçbir sakıncası yok bence, çeşitlilik iyidir. sadece şeyi yazmaya geldim, keçiboynuzu erken ergenliğe sebep olabilir çok seyrek vermek lazım verilecekse. yaban mersini de çok pestisit tutan yiyeceklerdendi diye hatırlıyorum, karbonatta falan bekletilebilir organik değilse
0
mezzosprite
(10.03.26)
Chia tohumunda protein var diyenlere yumurtadan fazla mı deyin.
Omega 3 var diyenlere "ALA'dan DHA'ya dönüşüm: Genellikle %1'den azdır (bazı kaynaklarda %0.01 - %1 olarak belirtilir)." deyin.

Tırnak içinde yazdığım cümleyi AI'a zorla söylettim. O da baştan bana Chia tohumu güzellemesi yapıyordu. :)

Yani @konuşma +1

Edit: Şimdi de "bitkisel beslenen kişiler için (vejetaryen/vegan) önemli bir kaynak yaratır. Hiç yoktan iyidir, ancak balığın yerini tutmaz" dedi.
Bu yapay zekalarla sohbet için konuya vakıf olmak lazım. Yoksa yanlış bilgi veriyorlar.

"Günlük ihtiyacın 10 katı omega 3" ten "hiç yoktan iyidir"e evrildi gerizekalı.
0
Mirket
(10.03.26)
annemize sorsak avakadonun ne olduğunu bilmez. biz de bilmezdik. ama çocuk olunca ek gıda döneminde millet avakado veriyor. ne mana anlamıyorum. çoğu doktor zaten bunun gereksiz olduğunu söylüyor. siz ne yiyorsanız çocuk da onu yesin. sürdürülebilir değil zaten.
bizimki kreşe başladı mesela. kahvaltıda peynir, zeytin, omlet vs. bizden her gün bir meyve istiyorlar. elma, portakal, armut... yani çocuk ileride bunlarla karşılaşacak.
pankek yapıyorlar mesela sanmıyorum keçiboynuzu unu kullandıklarını.
diğer meyveler kötü mango çok besleyici desek öyle bi durum da yok.
ha sakıncası var mı, yok. ama gerek de yok.
0
elorelia
(11.03.26)
(9)

20 seneye kullanmayı bırakacağımız eşyalar

sekizdokuzon
Sütyen listenin en başında bence. Başından beri neden kullandığımızı ve neden o kadar para ödediğimizi hiç anlamadığım bir nesneydi zaten. On seneye fantezi için kullanılmaya başlanır sonra da silinir gider diye umut ediyorum. Sizin bu konudaki fikirlerinizi de mecburen merak ediyorum konsept icabı.
Sütyen listenin en başında bence. Başından beri neden kullandığımızı ve neden o kadar para ödediğimizi hiç anlamadığım bir nesneydi zaten. On seneye fantezi için kullanılmaya başlanır sonra da silinir gider diye umut ediyorum.

Sizin bu konudaki fikirlerinizi de mecburen merak ediyorum konsept icabı.

Teşekkürler.
-3
sekizdokuzon
(10.03.26)
Sabun hayatımızdan çıkabilir gibi geldi. Yerine tek kullanımlık hijyenik mendiller gelir. Su israfı olmuyor diye gazlanir. Yeni pazar olur.
0
kisa
(10.03.26)
Kağıt para, tahsilat makbuzu, dekont

Okullardaki akılsız tahtalar
+1
cilekli pasta
(10.03.26)
20 sende önceden geldiğimiz noktayı göz önünde bulundurunca cep telefonu diyorum. En azından form olarak bugünkü gibi olmayacak gibi geliyor.
-1
mutantking
(10.03.26)
defter kitap kalem işi tarih olur bence
+1
Hallegadola
(10.03.26)
Sütyen nasıl gereksiz yav? (Erkeğim)
-2
benaslindayohum
(10.03.26)
kurşun kalem
kondom
plastik torba
air frier
çamaşır kurutma makinesi (çamaşır makinesiyle entegreli sorunsuz bir kurutma sistemi gelir şimdikiler hala sorunlu)
tablet bilgisayar
manuel diş fırçası
0
elektr10
(10.03.26)
ben yukarida yazilan hicbir seyin kalkacagini düsünmüyorum.
ama akbil, istanbul kart gibi seylerin kalkacagini ve kimlik kartlarinin multifonksiyonlar tasiyacagini düsünüyorum. böylece sekizdokuzon 10B otobüsüne bindiginde devlet bunu bilecek.
belki kredi kartlari bile kimlik kartina gecer.


en büyük degisikligi de tipta yasayacagiz bence.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
Araba
-1
ananiyimioguz
(10.03.26)
İmza. Kamuda hukukta nerdeyse imza diye bir şey kamadı zaten. Şimdi her vatandaşa da zorunlu hale getiyorlar.
+1
ground
(11.03.26)
(14)

kaç dil biliyorsunuz?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
ve ne kadar iyi biliyorsunuz، ne işinize yarıyor? teşekkürler.
ve ne kadar iyi biliyorsunuz، ne işinize yarıyor? teşekkürler.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.03.26)
ingilizce- derdimi anlatacak kadar. yurtdisinda yasamama olanak sagliyor.
turkce - derdimi anlatacak kadar. arada small talk imkani veriyor, psikolojik olarak ayakta tutuyor.
fransizca - derdimi anlatamayacak kadar. hicbir isime yaramiyor.
0
cooperr
(09.03.26)
türkçe anadil
ingilizce akıcı
rumence başlangıç

ingilizcenin çok faydasını gördüm.
0
rain when i die
(09.03.26)
türkçe dışında ingilizce iyi biliyorum. dizi/film/anime vs. ingilizce veya ingilizce altyazılı izleyebiliyorum. japonca öğrenmeye çalışıyorum şimdi.
0
inheritance
(09.03.26)
derdimi anlatacak kadar türkçe bilmiyorum.
0
dilemma of subscribtionability
(09.03.26)
Türkçe: Anadil
İngilizce: İş ingilizcesi, bu sayede para kazanıyorum diyebilirim. Dünyanın her tarafındaki bağlantılarımla İngilizce konuşarak anlaşıyor ve iş yapıyorum.
İtalyanca: Orta düzeyin başlangıcı, ağırlıklı hobi. çok az işe de katkısı var.
0
kumandanim
(09.03.26)
ingiliççem var, tüm dünya ile ticaret yapıyorum. hayatım boyunca başka bir dil öğrenmeye niyetlenmedim bile.
0
co2s2
(09.03.26)
almanca günlük ilk dilim. günlük hayatimin %95'i. bachelor'i avusturya'da almanca okudum. akademik düzeyde de kullanabiliyorum.

ingilizce günlük ikinci dilim. film, dizi, kitap, makaleler, vs.
master'imi ingiltere'de yaptim. akademik düzeyde kullanabiliyorum.

türkce zaten anadilim. gün icinde eksi platformu harici yazip kullanabildigim hicbir yer yok. annemle ve babamla günde 15 dk sohbet ediyorum bir de. 7 sene aradan sonra duyuruya dönmemin tek sebebi buydu. son 1.5 senede faydasini gördüm. zorlanarak yazdigim seyleri artik tak tak yaziyorum. yakinda gene ara veririm.

ispanyolca c1 aldim seneler önce. herhangi bir yerde kullanmiyorum. cesitli yerlerden arkadaslarim var. bir tek onlarla konusuyorum. sadece arkadas ortami yani. cok sevdigim icin ögrendim. kardesim bu yaz ispanya'ya tasiniyor. git gel daha cok kullanma firsatim olur artik.

bir de aile icinde kullanilan iki baska dil var ama akademik olarak da is yasantisinda da 0 getiri. yazmiyorum bile.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.03.26)
İyi ingilizce biliyorum. Çok işime yaradı, yarıyor.
0
cay koy geliyorum
(09.03.26)
ingilizce, anadil ayarinda oldu artik.

hayatimi bastan asagi sekillendirmeme vesile olan sey, internet erisimi ile birlikte ingilizce ogrenmek oldu. dunyada neler varmis, nasil meslekler mumkunmus, belli bir alanda nasil uzmanlasilirmis, nerede ne yenirmis ne icilirmis, burs/egitim/gocmenlik/is programlari ne ise yararmis, sosyal yetenekler nasil gelistirirlirmis, ayni dertten muzdarip yuzlerce insan isin icinden nasil cikmis, finansal isler nasil yurutulurmus vs butun bunlari ingilizceye ve internete borcluyum. eksisozlugun de hatiri sayilir katkisi var, ancak internetin geri kalani x10000 gucnde. ingilizce ogrenmemek, iskenderiye kutuphanesini atese vermek misali, bir insanin kendine yapacagi en buyuk kotuluklerden biri gibime geliyor. gerci chatgpt filan cikti, herseyi tercume ediyor lazim oldugunda, o kadar kritik olmayabilir belki artik, bilemedim.

hos bir de ben iniglizce konusulan bir ulkede yasiyorum, cin'e fln gitsem daha az faydali olurdu kesin.

turkce anadil zaten, ama zaman zaman ingilizce one geciyor gibi hissediyorum, bu da tamamen bazi iceriklerin sadece ingilizcesine hakim olmamdan kaynaklaniyor. bazi konulari hic turkce dusunmemisim daha once, o da benim essekligim olsun.

bunlara ek olarak okudugumu anlayacak kadar, ve derdimi anlatacak kadar arnavutca ve sirpca biliyorum, yasadigim yerdeki diaspora komunitelerine karismama olanak sagliyor ama pek de bi faydasini gormedim. ablam ama balkanalara ihracat yapan firmalarda calisiyor, bu dillerin ekmegini ordan yedi.
0
taurina
(10.03.26)
ingilizce (bardan karı kaldıracak kadar)
0
plastic_angel
(10.03.26)
ingilizce ve türkçede eşit derecede rahatım. hayatımın yarısından fazlası ingilizce konuşulan bir ülkede geçti, bu yüzden iki dile de hakimim. orta seviye italyancam var (lisede italyanca gördüm ve sonra 2 yıl italya’da yaşadım). ayrıca bizim şu anki okulda 2 tane reading comp yapmak zorunlu; o yüzden almanca ve fransızca reading proficiency sertifikalarım var. ortaokulda ayrıca almanca görmüştüm, a2 gibiyim. bir de osmanlı türkçesi okuyabiliyorum. matbu zaten çok rahat, rika eh seviye. siyakat falan okuyamıyorum tabii. geniş ailede yahudi bireyler var, onlar da arada bana ibranice kelimeler öğretiyorlar.

dillere çok merakım var, o yüzden her dili kullanmaya gayret ediyorum fırsat buldukça.
0
eileengray
(10.03.26)
türkçe ana dilim.

ingilizce c1 belki c2- işte evde internette arkadaş çevresinde sürekli okuyorum kullanıyorum.
fransızca: c1 var ama uzun zamandır öyle kenarda duruyor. belki bir gün yine işe yarar kim bilir.
ispanyolca: a2 civarındadır. como te llamas der hablo un poco deyip gülüşür ingilizceye geçerim.
eski türkçe metinleri de çok karmaşık değilse okuyabiliyorum. ama bu bir dil sayılmaz bence.
0
yedigimiztavuk
(10.03.26)
Türkçe ve İngilizce. Çalışma dilim de Türkçe ve İngilizce karışık. İkisini de kullanıyorum yani ama Türkiye'de yaşadığım için tabii ki Türkçe ön planda.
0
peki madem
(10.03.26)
+ Yabancı dil olarak sadece İngilizce
+ Vardır B2. En azından yakındır.

+ Yurtdışına - Özellikle Avrupa - tek başıma gidebiliyorum İngilizce sayesinde. Buna bağlı olarak Avrupa'da Fine Dining restoranları, Casino ve Strip barlara gittim, Bungee Jumping Yaptım.
+ Filmleri ve dizileri İngilizce altyazılı izleyip kelime oyunlarını anlıyorum.
+1
put it in your appropriate place
(10.03.26)
(2)

Bebeğe isim verme konusu

alice in potatoland
Günaydın duyurunun güzel insanları,2. bebeği beklerken merak ettiğim bir şey var. Evlendiği kişi yabancı olanlara bu sorum. Çocuklarınıza nasıl isimler verdiniz ya da vermeyi düşünüyorsunuz? Bir yabancı bir Türkçe?Sadece Türkçe?Sadece yabancı? Sadece yabancı ya da sadece Türkçe verenler iki dilde de
Günaydın duyurunun güzel insanları,

2. bebeği beklerken merak ettiğim bir şey var. Evlendiği kişi yabancı olanlara bu sorum. Çocuklarınıza nasıl isimler verdiniz ya da vermeyi düşünüyorsunuz?
Bir yabancı bir Türkçe?
Sadece Türkçe?
Sadece yabancı?

Sadece yabancı ya da sadece Türkçe verenler iki dilde de rahat kullanılabilir bir isim mi tercih ettiniz? Mesela Lena, Martin, Bora gibi? Yoksa diğer ülkede rahat kullanımı hiç umursamadan mı koydunuz? Ilgın, Güneş, Ceren, Armağan, Alexander, Wilma gibi?
Yabancı ile evlilikten kastım yabancı pasaportu olan Türklerle değil. Hans Christian ya da Mary-Louise ile evli olanlar :)
İkinci bebeğe ikinci isim olarak Türkçe karakter içeren bir isim vermek istiyorum. Eşim yurtdışında problem yaratacağını söylüyor haklı olarak ama isim çok hoşuma gidiyor, napiyim :)
Cevaplar için şimdiden teşekkürler.

İki farklı soru olduğu için birden fazla seçenek seçebilirsiniz şeklinde ayarladım.
📊 Seçiyoruz:
Bir türkçe bir yabancı %60 (6)
İki isim de türkçe %10 (1)
İki isim de yabancı %10 (1)
Tek isim yabancı %10 (1)
Tek isim türkçe %0 (0)
Diğer dili düşünmeden isim koyduk %10 (1)
Diğer dili düşünerek isim koyduk %0 (0)
0
alice in potatoland
(08.03.26)
soyismimizde W harfi var. diger dili düsünsem ne, düsünmesem ne? bir getirisi yok. ismi yazip, soyisme gelince gene cortlayacaklar.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.03.26)
@truenorth, anlıyorum ama bu durum da çok kısıtlayıcı oluyor. Her çocuk ya Lena ya Leo ya Lara. Anaokulları barınak gibi olmuş, Milooo gel oğlum, Lenaaa gel kızım. Benim için hiçbir anlamı olmayan isimler bunlar.
+2
🌸alice in potatoland
(10.03.26)
(10)

Büyüklerin yanında çocuk sevmemek

michael_knight
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum. Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum.
Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?

Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
0
michael_knight
(07.03.26)
Kafkas halklarının adetidir. Aşırı ayıptır.
Adet kanıma işlemiş olsa gerek, yılışık bir davranış gibi gelir bana.
+1
Mirket
(07.03.26)
Erzurumluyuz bizde de varmış hatta ayıp karşılanıyormuş, gelenek anneannelerimiz dedelerimizle bitti. Neyse ki onların çocukları çocuklarını torunlarını gayet de seviyor. Bunun gibi çook mantıksız adet var, erkek çocuk dahi olsa gelince kocaman kadınlar ayağı kalkarmış falan…
+1
ekimoloji
(07.03.26)
anadan babadan 600 kusaktir cerkesim. ailemde konusulan birinci dil de cerkesce ve cecencedir. bizde bu adetin oldugu dogrudur ama ne cekirdek ne büyük ailemizde uygulanir. bizde cocuga kiymet verilir ve herkesin yaninda sevilir. hayatimda duydugum en aptal adetlerdendir bu.

ayni cerkeslerde baba ile dogrudan konusmamak, damat evdeyken evin babasinin evde bulunmamasi, babanin cocugu tasimamasi, gelinin kayinpederle dogrudan konusmamasi, kadinlarin ve yasi kücük erkeklerin evde erkekler otururken onlarla oturmamasi gibi adetler de var. xabze'yi noktasi noktasina uygulamiyorsaniz bunu normallestirmeyin.
agzi süt kokan yavruyu sevmemeyi normallestirip orada durmanizi saglayan sey nedir? mesela neden bir annenin yavrusunu sevememesi normal ama digerleri degil?
bana kalirsa hicbiri normal degil.
arkadasim babasiyla enseye saplak takiliyor, dedesinin yaninda ayaklarini uzatip oturuyor, sonra ogluna diyor ki bizde cocuk aile büyükleri yaninda sevilmez, git annenin yanina ben dedenle oturuyorum. hahahasktr. kendi konforunu etkileyen seyler xabze'de yazmiyor galiba?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.03.26)
Bizim de 2 kusak oncesi varmis bu örf. Herkeste ayni saniyodum 🤔

Hep cocugun yapim sureci kaynakli diye dusunmustum :) hamilelikten utanmak gibi bisi
0
üğpoıuy
(07.03.26)
Ama arkadaşlar ben sebebini, mantığını soruyorum.
Yani mesela baba ile direkt konuşmamanın sebebi bir tartışma çıkmasını önlemektir, gelinin kayınpederle konuşmaması işte cinselli laf/düşünce olmasın diyedir vs.

Peki çocuk sevmemek?
-1
🌸michael_knight
(07.03.26)
Cocuk severken hanimis de hanimis oyyy falan gibi gevşek hareketler yapildigindan olabilir :)
0
Purple life
(07.03.26)
Genel olarak ataerkil aile yapısında ciddiyet esastır. Çocuk sevmek, onunla oynamak falan zaten görece yeni şeyler. Çocuk dediğin eski zamanda bir düzine yapılan (Ki burada da irade zaten kısıtlı), bir kısmı verimli olacak yaşa gelmeden ölen, o zamana kadar da kaynak tüketen bir varlık onlara göre.
Zamanının önemli bir kısmını ağır iş yaparak geçiren, hayatını sürekli kontrol edemediği şeylerden (Kuraklık, toprağın verimsizliği, hayvan sürüsüne dadanacak bir hastalık, ağanın canının sıkılması) korkarak yaşayan insanların da çocukla oynamaması ya da oynanmasını hoş karşılamaması normal herhalde.
+2
salihdt
(07.03.26)
Sebebini sorduğumda kimse mantıklı bir şey söylemiyordu, sadece agucuk gugucuk sevmek de değil. Köyde bilmem kaç sene önceden bi adam çocuklarını kucağına alıyormuş diye söyleyip söyleyip gülerek dalga bile geçmişler. Kuzenim (erkek) çocuğunu sık kucağına alıyor diye anneannem daha yeni “x gibi çocuğunu kucağından indirmiyor” demişti :d
Evde iş yapan kocam hakkında da ergen kız diye dalga geçmiş, yaşlılar ve saçma sapan düşünceleri işte mantıklı sebebi olduğunu düşünmüyorum.
+1
ekimoloji
(07.03.26)
Eskiden birisi araştırırken yaşlı birine sormuş. Tarihte yokken neden şimdi var diye sormuş.
Aldığı cevaba göre büyük savaştan sonra çok fazla dul ve yetim çocuk ayrıca çocuğu ölenler kalmış ve başka ailelerin yanına yerleşmiş. Onlar incinmesin diye eşi ,çocuğu olanlar daha dikkatli davranmış.
+1
hebanon
(08.03.26)
altta yatan mesaj şu. adam oldun da bizim yanımızda büyüklük mü taslıyorsun. yani ailenin en büyüğü varken ortamda baba rolüne giremezsin. babam bunu bana yapmadı ama dedemin yanında durumları böyleydi. çepni kökenli giresunlıuyum.
+1
lazpalle
(08.03.26)
(5)

iran durumunun türkiye'ye etkisi

duyurukullanıcısı
ekonomik olarak etkisi
ekonomik olarak etkisi
📊 ne olur?

Bu anket sona erdi. 57 oy kullanıldı.

0
duyurukullanıcısı
(01.03.26)
herhangi bir global olayin türkiye'ye olumlu etkisi oldugu görülmemistir. bu, sinir komsumuzda cikmis bir savas da olabilir; haiti'de meydana gelen toprak kaymasi da.
+12
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.03.26)
Afrika'da kabile savaşsa bize zararı oluyor ağa sen savaş olumlu olur mu diye soruyorsun. Evet bize huzur hakkı verirler
+5
artıküyeolmakistiyorum
(01.03.26)
Yemende at nallanır, pipisi burada sallanır ülkesiyiz biz. Ekonomiye reel bir etkisi olacağını çok zannetmemekle beraber borsanın düşeceğine şüphem yok.
+5
cay koy geliyorum
(01.03.26)
* 3 yıl önce iran sınırındaki mayınlar temizlendi. hükümet, istemiyoruz ama yan cebimize koyun diyecek. Giren Türkiye'ye girecek.

* Petrolde büyük artış olabilir. Bu da ekonomiyi çok kötü etkileyecek.

* İran'dan sonra sıra bize gelecek.

.
-1
kartallar yuksek ucar
(01.03.26)
Hiçbir şey olmasa bile yarın borsa çok kötü düşecek.
0
ekimoloji
(01.03.26)
(3)

“İki şey çok önemli.. ikincisi …”

love and trust
Az önce aşağıda, poster sorusundan aklıma takıldı. Atlas dergisinin Hasankeyf treni vardı. 2000-2001 olması gerekiyor. Ve o kampanyanın da böyle bir sloganı vardı; “iki şey çok önemli.. ikincisi…”Gibi. 1) Bu sloganın tamamını hatırlıyor musunuz? 2) bir de, iki şey çok önemli diyip, neden 1.’yi açıkl
Az önce aşağıda, poster sorusundan aklıma takıldı. Atlas dergisinin Hasankeyf treni vardı. 2000-2001 olması gerekiyor. Ve o kampanyanın da böyle bir sloganı vardı; “iki şey çok önemli.. ikincisi…”Gibi.
1) Bu sloganın tamamını hatırlıyor musunuz?
2) bir de, iki şey çok önemli diyip, neden 1.’yi açıklamadan, ikinciye geçilmiş olabilir? Evet 25 yıl sonra kafama takılan sorular:D
0
love and trust
(27.02.26)
1. iki sey cok önemli, ikincisi sadakat.
2. onu senin hayalgücüne ve inancina birakmislar.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Hah evet, sadakat’di, teşekkür ederim 🪴
0
🌸love and trust
(27.02.26)
2) ilkinin cevabı “hasankeyf” diye düşünmüştüm hep. “cevap belli söylemeye bile gerek yok” anlamında.
+1
eileengray
(27.02.26)
(32)

Odanıza kimlerin posterlerini astınız?

michael_knight
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
Ergenlikte, gençlikte.
Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
-1
michael_knight
(27.02.26)
ben Kermit'in posterini asmistim. hala saklarim onu.

millet de simdi sadece kermit'e ilgim vardi zannedecek.
ek olarak Enrique Iglesias, Ricky Martin, Vahsi Güzel'deki Ivo ve Antonio Banderas gibi latino hottie'lerinin posterlerini asmistim. büyüdügümde kani kaynayan, civil civil, sicak iklim insani bir latino ile evlenicem ve denize yakin bir yerlerde yasicam zannediyordum.

avusturyali ile evlendim. dagda yasiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Metallica - James Hetfield (Solist)

Blue Jean dergisi posterler verirdi, hey gidi günler.
+4
kimlanbu
(27.02.26)
national geographic’in hediye ettiği kocaman bir dünya haritam vardı. aslında küçükken backstreet boys’un büyük hayranıydım ama onların posterini asmamıştım niyeyse.

edit: şöyle bir anı geldi aklıma: ilkokul yaşlarındayken ailecek bir misafirliğe gitmiştik, birkaç aile vardı. sonra odaları gezdirirlerken evin ergen oğlunun odasında nicole kidman posteri gördük. kızıl kıvırcık saçlı hali. babam dahil oradaki tüm babaların “ooooooyyhhhh” diye kahkahalarla eridiklerini hatırlıyorum. o zaman cinsellik nedir çözememiş bir bünye olarak çok şaşırmıştım tepkilerine. gidip posteri incelemiştim yakından.
+3
eileengray
(27.02.26)
Kişi posteri vs asmadım ama ben de @eileengray gibi dünya haritası asmıştım Atlas'ın sayılarının birinde verilmişti.
+1
Amaranta ursula
(27.02.26)
Şahıs posteri asmadım da bir tane panom vardı, ona antin kuntin elime geçen şeyleri asardım. Aile evinde duruyor hatta hala. Bir de her sene penguen/uykusuz takvim verirdi onu asardım
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Gs takim posteri ve Kiraç :( allah affetsin
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
İlkokul - Kenan Doğulu (Üzerine kalp de çizmiştim.)
Ortaokul - Brad Pitt
Lise - Che Guevera (Solcu zamanlarım.)
+2
auroraaurora
(27.02.26)
asanlara özenmişimdir ama hiç asmadım. ailevi yapı ile alakalı herhalde
-1
kondansator
(27.02.26)
2002 dünya kupası kadrosu maç öncesi fotoğrafı
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.02.26)
Üniyi bitirip arkadaşlarla eve çıktıktan sonra kendi odam olmuştu. Baya 21 yaşında falandım heralde. Tavana Teoman' ın tam boy posterini asmıştım, yatağımın tam üstüne. odanın duvarı da a4 e bastığım şarkı sözleriyle doluydu, straight erkeğim :)
+3
kumandanim
(27.02.26)
depeche mode 37 yaşındayım asılıdır.
+2
HellKeePer
(27.02.26)
Tarkan
+1
black holes in the sky
(27.02.26)
Banu Alkan
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
Tarkan'ın dev posteri ve Luke Perry re: evimiz hollywood'da :-)
+1
euteamo
(27.02.26)
f1 dergisinin verdiği renault r25 posteri vardı. onu çerçeveletip asmıştım. hala duruyor.
+1
inheritance
(27.02.26)
@kimlanbu Blue Jean diyince bi duygulandım yaaa
bi dergi daha vardı öyle ama adını unuttum. ne kadar popülerdi böyle şeyler. dergiye yazı gönderenler olurdu onlar da yayınlardı falan.

ben o zamanlar tokio hotel grubunun hayranıydım onun posterini asmıştım.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Poster sayılır mı bilmem ama Küçük Prens ile Harry Potter ahşap tablosu var.
0
m e b
(27.02.26)
Aile evinde izin yoktu poster asmama şimdi kendi evimde her yere astım o nedenle :) Çerçeveledim ama en azından. Misal:

www.jpl.nasa.gov
0
peki madem
(27.02.26)
ricky martin
+1
pide
(27.02.26)
Kurt cobain ve RHCP posterleri vardı. Anthony kiedis posterde tek olsa onu asmak isterdim ama dergiler grup olarak veriyordu hep. Ortaokulda falandım, kurt cobain zaten çoktaaan ölmüştü ama işte imkansız aşkın verdiği o his:) sonra zaten poster merakım falan kalmadı, günümüzde ergen olsam jason momoa posteri asardım :d
+3
kullanicadi
(27.02.26)
Blue <3

Ayrıca üzümlü kekim Lee Ryan'ın tek başına olduğu bolca posterim de vardı
0
sadakatsiz
(27.02.26)
lee ryan fanlari toplaniyor

blue, leo di caprio ve tiziano ferro
0
ala09
(27.02.26)
Ortaokul-lise döneminden hatırladığım sadece Kevin Garnett var poster olarak astığım, NBA tarihinde en sevdiğim oyuncu. Onun dışında aklıma gelmedi düşündüm de. Üniversitedeyken de bi ara, henüz bu kadar çorabından çarşafına her yerde karşımıza çıkmıyorken the great wave off kanagawa posteri asmıştım.
+1
nundu
(27.02.26)
athena, şebnem ferah, hayko cepkin, lebron james.

utanarak: gökhan özen.
+1
summerjam0306
(27.02.26)
Çok poster astım
Ortaokul; burakkut, ricky martin, leonardo dcaprio
Lise; backstreet boys, the beatles, the cranberries, rem, no doubt,
Üniye geçince; dünya haritası ve sanatsal işler
0
love and trust
(27.02.26)
ha bu arada daha okula gitmediğim dönemden itibaren duvarımda altında ülke bayrakları olan dünya haritası hep asılıydı. Onu saymadım poster olarak ama şu an coğrafya nerdü biri olmamın ilk uyaranlarından biri odur muhtemelen :d
0
nundu
(27.02.26)
avril lavigne ve evanescence asılıydı.
0
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
avril lavigne
ozalitte a2 çıktılar alıp odanın 4 bir tarafına asardım. 2005-2008 arası mal zamanlarım.
+1
plastic_angel
(27.02.26)
poster denebilir mi emin değilim ama 25 yıldır Moonspell solisti Fernando Ribeiro nun 1 metreye yakın güzel bir fotoğrafı odamı süsler .
not: yetişkinim
0
devilone
(27.02.26)
Evanescence
Linkin Park
Red Hot Chili Peppers
Şebnem Ferah
Teoman vs...
Alakasız isimler de vardı, Beyonce gibi, Gwen Stefani gibi, o kadar çoktu ki hepsini hatırlayamam.
Aile evinde buna iznim yoktu yıllarca Blue Jean'den çıkan posterleri sakladım, üniversitedeki odama hepsini astım, nasıl yokluktan çıktıysam ilk yıl odamda postersiz tek bir cm bile yoktu, duvar kağıdı gibi döşemiştim.
Yurtta kapıyı çalıp "odana bakabilir miyiz" diyenler oluyordu ilk zamanlar.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
Freddie Mercury
0
turkuaz
(27.02.26)
Micheal Jordan ağırlıklı Chicago Bulls posterleri vardı odamda. O zamanlar jordan'ın prime dönemiydi. Scotie Pippen, Dennis Rodman falan güzel kadrosu vardı Bulls'un. Hey gidinin 90'ları
+1
faberkastelli
(28.02.26)
(22)

Anneanne & babaannesinin çocuk bakması??

eisberg
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide işi olsa diğeri bebeğe bakıyor anca öyle hallediyoruz falan. Bir iki defa iş yerine çocukla gittim hatta.

Her neyse, ekşide bu anneanne babaannelere çocuk baktırma başlığını gördüm, millet ne giydirmiş ya ailelere. Yaşlılara zulüm ediyormuş gibi, ben hiç öyle düşünmüyordum. Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?
+3
eisberg
(26.02.26)
yaslarina, saglik durumlarina, aile dinamiklerine, torun bakmaya heveslerine göre degisir. torun bakmak isteyen ve sagligi yerinde olan birine nede eziyet olsun?

ben dogdugumda babannem 51, dedem 55 yasindaymis. ilk torundum. beni kendi istekleriyle alip yazin 3 ay yazliga götürüyorlardi ve bu konuda annemi falan ikna ediyorlardi. kendileri istiyordu.
halam ikinci kizini dogurdugunda babannem 67 yasindaydi. bana baktigi dönemdeki gencligi yoktu. bakici tuttular, babannem, dünürüyle dönüsümlü olarak kontrole gidiyordu. fiziksel olarak torun pesinde kosmuyordu. yorulmuyordu ama bir nevi hala torun bakiyordu.
farkli durumlar ve farkli yaslar, farkli adaptasyonlari gerektiriyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Ben de anneanne, babaanne olsam torun bakmak istemem. Belli bir yaştan sonra insanın kafası kaldırmıyor gürültü patırtı. Devamlı takip edeceksin düşmesin kalkmasın diye.

Enerjik bir anneanne, babaanne olurum bunu biliyorum ama uğraşamam. Turlara gideceğim, arkadaşlarımla buluşacağım falan. Evimde sessiz sakin kitabımı okuyup, kahvemi içeceğim. Çocuğum olsaydı, o bile sık sık gelsin istemezdim ziyaretime.
+6
rock n roll
(26.02.26)
Aile arasında az da olsa güven samimiyet varsa , büyükler çocukları seviyorsa gelini veya damadı çok sevmeseler dahi torunlarına bakarlar.

Evlilik, akrabalık ilişkilerine önem vermeyen, anne babası dahil yaşlıların yerini sadece huzurevi gören birileri için tabi böyle aile içi yardımlaşma destek türünden şeyler garip, tuhaf , bilimsel olarak incelenmesi gereken psikolojik vaka olarak görülebiliyor ne yazık ki.
0
diyecevaplandı
(26.02.26)
Peki tam tersi durum? Yani aileler de annene babannelere yaşlanınca bizim de hayatımız var biz de bir defa geldik dese? Bu çok acımasız geliyor bana.
+1
🌸eisberg
(26.02.26)
Torununa bakabilmek için ikinci kocasından boşanan kadın gördüm ve kızı da bu boşanmayı teşvik etmişti.

Anne babaların belli bir yaştan sonra kendi hayatları olamayacağına ve çocuklarının mutluluğu için yaratılmış olduklarına dair bir düşünce var.

Bir de şu var. Tam zamanlı olarak anneanne, babaanne tarafından bakıcılığı yapılmış çocuklar ilerde prenses oluyorlar bence.
+2
Mirket
(26.02.26)
Çocuğum olursa direkt şutlarım anneannesine, babaannesine. Anne çalışıyorsa normal. Bakıcıya verilen kadar olmasa da onlara da para verilir. Win win.
-6
arbre
(26.02.26)
Aslında şu da var; belli bir yaşın üzerindeki insanlar zaten çocuk bakmak için uygun değil. Algıları gençler gibi değil, refleksleri yeterince iyi değil, ne kadar hareketli olursa olsun örneğin iki yaşındaki bir çocuğun peşinden koşabilecek durumda değiller.

Onlar zaten kendi çocuklarını bakıp büyütmüşler, torun için de ugrasmasinlar. Belki çok sert gelmiştir özellikle ilk cevabım çoğu kişiye. Fakat biraz bencil olmak iyidir. Biz toplum olarak özellikle aile konularında aşırı fedakarlık yapıyoruz yani saçımızı süpürge ediyoruz ama bir kere geldiğimiz hayatta belki kendi isteklerimizi göz ardı ediyoruz bu da mutsuzluk sebebi bana göre.
+5
rock n roll
(26.02.26)
Anneanneyi babaanneyi tam zamanlı bakıcı yapmak çok haksızlık bence. Biraz rahat etmek onların da hakkı.
Ama biz de eşimle desteksiz çocuk büyütüyoruz memleketlerimizden çok uzağız. Gerçekten çok zor sizi anlıyorum. Çocuğu birine emanet edip doktora gitme şansımız bile olmuyor.
+1
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Pandemide doğmuş çocuğumuz var. Tek başına çocuk büyütmekte doktora seviyesi bizde galiba. eşimin doğum ve sonrası (pandemi seyahat yasağı) dahil anne babalar yanımızda değildi. özet geçeyim bugüne kadar istisnasız çocuğu kreş saatleri dışında birilerine bıraktığımız toplam süre 24 saat değildir bugüne kadar. aileler uzakta, yüzlerce km uzaktan gelip çocuğa bakıcılık yapacak şartlar yok. yani durumunuzu anlıyorum özetle.

Evet, bazen gerçekten insan çok ihtiyaç duyuyor çocuğa bir kaç saatliğine bile gönül rahatlığı ile bırakacak birilerini ama çocuğu doğurup dedeyi nineyi kürek mahkumu gibi bakıcılığa zorlamak gerçekten rezil bir davranış bence. Büyükanne, büyükbabalar çok gereken durumlarda evet toruna bakabilirler bu zaten çok doğal lakin insanların hayatın dinlenme ve yüklerinden kurtulup rahat rahat yaşayacağı çağda bakıcılığa duygusal manipülasyon, mobbing suretiyle mahkum edilmesi çok kötü. Torun sahibi olursam böyle bir durumda kalmak asla istemeyeceğim bir şey. Yani tamamen keyfiyetle çocuğu dedeye nineye iteleme tavrını kastediyorum. çünkü yapan çok fazla kişi var.

sonuç olarak annenne babanne bakıcılığı desteğinden hiç ama hiç yararlanamamış biri olarak diyorum ki, bence de öyle, herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin düzeni var.
+3
wilhelmwasmuss
(26.02.26)
abimin çocuğu var annemle babamı yaşadıkları yere taşınmaya ikna edebilselerdi 2. çocuğu yapıp anneme itelemeyi planlıyorlardı ilk defa bizimkiler kendilerini ezdirmeyip bizim de hayatımız var diyip kabul etmediler. ilk çocuklarına da kafadan kontak anane baktı çocuğun durumu içler acısı.
sonuç olarak benim şahsi görüşüm, çocuk yaparken başkasına muhtaç olmanız gerekiyorsa demekki durumunuz o çocuğu yapmaya müsait değildir.
+4
nahtoderfahrung
(27.02.26)
evet onlar çocuk bakıp sıralarını savdı diye düşünüyorum. çocuğum yok. ama olursa ne annem ne kayınvalidem devamlı bakamaz. annem direkt söylüyor da, hiç alınmıyorum. baksa çok yıpranır. bir de sorumluluktan korkar.
tabii bizimkiler 60+. genç olanlar bakmak isteyebilir. ama istemezse de alınmak ne kadar doğru bilmiyorum, bir gün değil iki gün değil, hayatı komple kilitleyen bir şey.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(27.02.26)
“Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?”

yeni nesil ebeveynlerden korkuyorum. iq eq meselesi midir cocugu kaldiramamanin derdi mi bilemiyorum ama kafasi cok tuhaf. aynen yaslaninca bakma cunku yillarca sana bakip buyutmemisti, cocuguna da bakmaliydi. yani o kadar kitleme durumu varsa yaparken musaitligini sorun bari, bi ihtimal kendi hayatlari olabilir insan oldugu icin
0
ala09
(27.02.26)
@ala09 kardesime katilmiyorum. Dunyaya gelmeyi ben secmedim, kendi tercihleriydi. O yuzden bana bakmak zorundalardi zaten.

Torunlara bakmak zorunda degiller ama bu konuda istekli olan çok aile büyüğü gördüm. Tercih kendilerine ait olmalı. Belki hayatlari zaten sıkıcıdır, torun bakmak hareketlendiricektir vs. Yaş ve fiziksel durum etkendir vsvbs

Biz de anne babamiza bakmak zorunda degiliz evet (ben kesin bakicam da kisisel)
0
üğpoıuy
(27.02.26)
ben de bebek bekliyorum, annem bakacak. sigortasını yapacağım ve maaş vereceğim.
0
Hallegadola
(27.02.26)
çocuğu anamız babamız baksın diye yapmadık, ancak insan arada da düşünüp yardım eder. bizim ne anane ne babane gram dahil olmadı. zaten sağlık sıkıntılarından dolayı dahil olma ihtimalleri yok. çevremde anasından babasından destek almayan tek aile biziz ve zorlanıyoruz. tamam biz çoğu şeye dahil etmedik ama biraz insan düşünür diye kızmışlığım var. benim türkiye baby boomerlarına şöyle kızgınlığım var: çok çektik perişan olduk cart curt... ulen avrupada sizin yaşıtlarınız 2. dünya savaşında öldü, ailesinde kaybı olmayan yok. zorluksa onlarınki zor....
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Herkesin düzeni var ve herkes hayata bi kere geliyor 🤷‍♀️

Kendileri istiyorsa ya da önceden anlaşılmışsa siz de istiyorsanız baksınlar ama görev değil yani. Hayatta ne olacağı belli de değil. Ben biraz anneme güvenerek yaptım, emekli olsun tam zamanlı baksın gibi bir isteğim yoktu ama çok çok bunalırsam pişman olursam yalnız kalmaya ihtiyaç duyarsam ona bırakacaktım 1-2 gün. Öyle konuşmuştuk cesaret vermişti bana, hamileyken aniden kaybettim onu.
+1
mezzosprite
(27.02.26)
çocuğum yok ama olsa da annem veya kayınvalidemin bakmasını istemem. eğer maddi imkanlarım yeterli ise kendim bakmak isterim. onun o minik hallerini bi daha göremicem sonuçta. 18 yaşına gelince ayrılıcak gidicek zaten. en azından okula gidene kadar ben bakmak istiyorum ilerde çocuğum olursa. annane babanneye ise eğer kendileri gönüllü ise bırakılır bence. zorla değil tabi.
+2
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Sigortasını yapacak, maaşını verecek olan arkadaşım,
Sırf meraktan soruyorum.
Madem annenin onlara ihtiyacı var ve sen de yapacak durumdasın, şimdi neden yapmıyorsun?
Çocuğun bakıma ihtiyacı kalmayınca işten mi çıkaracaksın, tazminatını da verecek misin?
Bu nasıl bir Anne-çocuk ilişkisi?
-1
Mirket
(27.02.26)
annem kardeşimin çocuklarına bakıyor ama çocuklara baktığı için kendisine muhtaç olduklarını düşünüyor ve günün sonunda da bir kibir oluştu.

ancak bizim ufaklığı bir süre emanet etmek durumunda kaldığımızda hiç özenmediğini gördük, zaten yaşı ilerlemiş büyüklerimizin çocuklara yaklaşımı/bakımı zaman zaman bizim de hoşumuza gitmeyebiliyor. kimse zorunda değil ama çopcuğu da dara düşünce destek atabilir diye düşünüyorum. hayatını toruna adamaları acımasızlık olabilir ancak 40 yılda bir de toruna bakmak gerektiğinde elini taşın altına sokmalı. hele ki doğur bakarım gibi bir söylem olduysa bakmalı bence
+1
kondansator
(27.02.26)
Buradaki mesele anne-kız ilişkisi değil, emek. Düzenli ve tam zamanlı çocuk bakımı ciddi bir zaman, sorumluluk ve emek demek. Kadınların emeği yıllarca "zaten anne", "zaten seviyor" denilerek ücretsiz ve görünmez kabul edildi. Oysa bakım emeği emektir. Sevgiyle yapılması onun ekonomik değerini ortadan kaldırmaz.
Sigorta ve ücret konuşmak ilişkiyi bozmaz, emeği görünür kılar ve sömürünün önüne geçer. Torununa bakmak görev değil tercihtir. Ve eğer emek varsa karşılığı da olmalıdır.
Evlilik içindeki görünmeyen emek de, boşanma sonrası yaşanan adaletsizlikler de ancak emeği baştan tanırsak çözülür. Emek değerli olduğu için karşılık bulmalı. Sevgi sömürünün gerekçesi olamaz.
+4
mezzosprite
(27.02.26)
Çocuk sahibi değilim ama çocukken ailem beni rahat senede 3 aya yakın anneannemlere bırakır, haftasonları da babaanneme bırakmak için fırsat kollarlardı. Arada da yaz okulları, kamplar vs bir sürü şey sıkıştırırlardı.

İleride bu yaptıklarını konuşunca da sen de istiyordun diye kıvırdılar. Evet çocuktum yaz tatillerinde bodruma gitmeyi yüzmeyi seviyordum ama bu işin gerçeğini değiştirmiyor bana bakmamak işlerine gelmiş de itelemişler beni işte.

Biri çocuk yapıyorsa kendisi bakmak zorunda, çalışıyorsa da çocuğunu kreşe akranları ile sosyalleşmeye göndermeli, yaşlı 2 insana çocuğu iteleyip yapayalnız büyütmek büyütmek falan değildir.

Çocuğa vakit ayırmak bir mesele ise bir zahmet çocuk yapmayın. Ben yapmıyorum mesela maaş güvencem olsa da maddi durumum müsait olsa da.
+2
denizgonen
(27.02.26)
Ben şahsen tercih etmedim etmiyorum da. 18 aylık kızım. Aşırı nadir akşam uyurken, neredeyse hiç de gündüz bıraktık anneme. Babanne zaten şehir dışında toplasan 3 kere görmüştür onda da bir alt bile değiştirdi mi şüpheli. Gerek yok ya kimsenin eline bakmaya. Ailecek hastalandığımızda falan çok sıkıntı çektik ama hallediyoruz. İleride geriye dönüp baktığımızda biz hallettik diyebileceğiz.

Ama bir arkadaşımın annesi var ya dünden razı kadın utanmada haftaiçi bana bırakın falan diyecek kızına. Öyle hevesle bakıyor.
0
wild honey suckle
(27.02.26)
(10)

Ekonomisi iyi giden ülke var mı?

michael_knight
Son birkaç yıldır “ülke ekonomisi fena gitmiyor, daha iyisi mümkün ama şu anda da iyiye doğru gidiyor” diye düşünen ülkeler var mı?
Son birkaç yıldır “ülke ekonomisi fena gitmiyor, daha iyisi mümkün ama şu anda da iyiye doğru gidiyor” diye düşünen ülkeler var mı?
0
michael_knight
(26.02.26)
Polonya
+1
Bruce
(26.02.26)
vietnam'in ve filipinler'in ekonomisi büyüyor. güneydogu asya'nin en hizli büyüyen ekonomisine sahipler su an.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Arjantin
0
michael harddd
(26.02.26)
Ekonomi geniş bir kavram, hangi göstergeden bahsettiğine bağlı olarak değişir. Ülkelerin GDP'si veya büyüme oranı çoğu zaman artıyor, ama enflasyon farklı ülkelerde farklı seviyelerde. Mesela Türkiye ve Arjantin’de enflasyon çok yüksek, Çin’de ise düşük gözüküyor:
tradingeconomics.com
tradingeconomics.com

avrupa'da gdp büyümesi en yüksek irlanda gözüküyor. sonra türkiye ve polonya takip ediyor:
www.euronews.com

Çoğu ülkedeki ortalama halk ekonomi iyiye gidiyor demez heralde :) Farklı alanlardaki veya genel alım gücü, yaşam maliyeti vs. de bir gösterge. devlet ekonomi iyiye gidiyor diyebilir ama halk için durum farklı genelde.

Ghana ve Guyana'da mesela yakın zamanda petrol bulunmuştu ve iyi yönde ekonomik patlamaya neden oldu. Tabii ülkedeki herkesin (veya ortalama halkın çoğunluğunun) ekonomik yönden iyi duruma gelmesi diye birşey olmuyor.
+1
ermanen
(26.02.26)
Makroekonomi ile mikro ekonomi farklı biraz.
Misal İtalya'nın ekonomisi bazı şeylerde iyiye gidiyor ama sonra biraz mikro bakarsan o iyileşmeleri göremiyorsun, aynı şekilde İspanya'da öyle.

Misal irlanda denmiş. Çok iyi ülke ama çok çok pahalı yer, sebebi de uluslararası şirketlerin merkezi, ev fiyatları falan çok pahalı. Yani direktörsen iyi de ne bileyim normal çalışansan o kadar da değil.

Ben son yıllarda biraz ekonomi bakmaya başladığım için daha çok anladım; arka planını okumak gerekiyor çünkü iyi haber iyi olmuyor kötü haber kötü olmuyor.
Misal bak geçen merak edip Danimarka'ya baktım çünkü fransa için sürekli "baak Danimarka'ya hiçbir koruyuculuk yok ama işsizlik çok az" diyenler oluyordu. Bir araştırdım; evet az ama çoğu sektörde iş de yok. Reddit vs okuduklarim çoğu noktada yeni mezun vs iş olmadığını söylüyor, ciddi bir iş bulma sıkıntısı varmış. E ulan diyorum hani bunlar çok iyi gidiyordu, yapay zekaya sordum o da benzer dedi. Sonra İsviçre baktım, sağlık sigortasının yükselmesi ve ev fiyatları/kira şikayeti var sonra misal cenevre bölgesinde ciddi işsizlik var.

Misal Fransa'nın kuzeyine sorsan Fransa bitmiş derler.
Toulouse cevresi, lyon cevresi, nantes bölgesi falan dersen ekonomik olarak hiç sıkıntı yok derler. Yani makrodan mikroya indiğin zaman görüntü çok değişiyor. Ekonomi harbiden çok enteresan.
+1
logisticsmanager
(27.02.26)
@ermanen teknik bir gösterge değil de halkın genelinde bir iyimser olma hâli olarak sormak istemiştim.
Polonya sanırım buna iyi örnek, Vietnam’dan pek haberim yok ama olabilir
-1
🌸michael_knight
(27.02.26)
Türkiye.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.02.26)
@michael_knight

O kismada degindim biraz. Bence cogu ulkede halka sorsan ekonomi iyiye gidiyor demez. Yapilan anketlerde boyle cikiyor bildigim kadariyla.

Housing crisis ve ev/kira artisi butun avrupa'da hala var gibi. Polonya'da da var ve orda da belli seyler icin fiyat artisi fazlaymis. yiyecek ve alkol dahil. alkol fiyati artiyorsa ordakileri mutlu edemezsin :)
0
ermanen
(27.02.26)
Polonya +1

2014 yılının son çeyreğinde taşınmıştım. Türk Lirası zloty'ye oranla 4 kat daha değerliydi.
Şimdi Zloty, Türk lirasından 12 kat daha değerli!
0
elektr10
(27.02.26)
Polonya icin veri buldum:
www.polskieradio.pl

2026 yili, Ocak 8-20 arasinda. 938 kisiye ekonomik durum sorulmus.

%37 iyi demis
%26 kotu
%37 nötral

Polonya cogu avrupa ulkesine gore iyi olabilir ama cogunluk iyi dememis sonucta. Gerci gecen seneye gore ekonomi iyiye gidiyor olabilir ama her konuda diyemeyiz
0
ermanen
(27.02.26)
(31)

Restoranttaki davranışı çok mu abarttım

buiret
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarıs
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarısı kaldı yanda pilav var ortadan azıcık salata aldım planım onu paket yaptırıp eve götürmek ama ben bu planlar içerisindeyken kendi kafamda eşim benim tabağımdaki kebabın yarısını aldı kendi tabağına koydu diğer yarısını da zaten benimle aynı şeyi yemiş ve bitirmiş olan arkadaşına koydu arkadaşı yemedi tabii eşim de bi ısırık alıp kebabı devam etmedi, arkadaşımın eşi paket servis istiyorum diyerek kendi tabağındakileri toplarken benimki boş kaldı üstelik ziyan da oldu bu davranışa nedense çok bozuldum. Eşim olarak benim tabağımdaki bi şeyi söylemeden alıp yiyebilir ama neden benim yemeğimi bi başkasına üstelik de sormadan ve aynı şeyi yemiş birine veriyorsun, bilmiyorum abartıyor muyum siz olsanız nasıl tepki verirsiniz daha bi şey de demedim böyle şeyler için de huzur bozmayı sevmiyorum ama kimse eşinin tabağından izinsizce bi şey alıp arkadaşının tabağına koymamalı gibime geliyor
+1
buiret
(26.02.26)
Niye konuşmuyorsunuz ilişkilerinizde ya çok ilginç...
Abartılacak bir şey yok diyalog eksikliği var.
+17
anon1m
(26.02.26)
sıfır abartı. düşüncesizce yapılmış bir harekete iyi bile tepkisiz kalmışsınız. benim eşim orada homurdanır sonrasında da söylenirdi epey.
-3
eisberg
(26.02.26)
Eşin büyük ihtimalle köyde doğup büyümüş biri. Tepkinde haklısın. Eğitimsizlik.
-7
arbre
(26.02.26)
bana abartı geldi tepkiniz. önce sorsa iyi olurdu tabii ama bozulacak ve hala üstünde düşünülecek bi şey göremedim
+3
pide
(26.02.26)
Odunluk bence. Hele ki karımın yemeğini başka adama vermek.
0
Cezcez
(26.02.26)
Bunu düşünmeniz abartı değil de eşinizle bu durumu konuşmayıp buraya yazmanız bana garip geldi. Belki yaptığının farkında bile değil ve sizin konuşmanızla tekrarlamaz da en azından.
+3
purplee
(26.02.26)
Böyle şeylere takıyorsanız sizin ruh sağlığınız ve takıldığınız bir şeyi anlık olarak konuşamıyorsanız evliliğinizin sağlığı risk altında.
+7
Mirket
(26.02.26)
Doğru yanlış diye bakılmamasi gereken bir olay bence. En fazla rahatsız olduğunu söylersin o kadar. Kafada yer bile etmemeli bence.
O yüzden abarttın diyorum.
+5
kisa
(26.02.26)
eşin düşüncesizlik etmiş ama abartmamak lazım. tatlı bi dille bu hareketi yapmadan önce "ben böyle böyle düşünmüştüm, paket yaptırıcaktım ama bir dahakine bana sor olur mu?" diyin.
+3
elektr10
(26.02.26)
Düşüncesizce bir hareket ama niye sonradan konuşmadın ki? Trip atar gibi değil normal şekilde “ya ben paket yaptıracaktım aslında keşke sorsaydın” desen bir sonrakine dikkat ederdi.
+3
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Herhangi bir tepki vermediğiniz için abartıyorsunuz diyemedim.

Tabağına aldığında söyleyebilirdiniz ben bunu paket yaptıracağım diye aslında, en azından sadece kendine alırdı tadımlık, başkasına ikram etmezdi.
Sizin tabağınızdan size sormadan alıp başkasına servis etmesi zaten komple delilik.

Ben olsam mutlaka üzerinden çok zaman geçmeden konuşurdum bu konudaki rahatsızlığımı dile getirirdim bir daha tabağıma dokunmasın hele ki başkaları için.

Ve pasif agresifliğin kölesi olduğum için aç olmasam bile eve geldiğimde çok çok iyi bir yemek söyletirdim kendime paket yapmama fırsat verilmediği için bu da anlamasına vesile olur bir daha sormadan hareket etmezdi.
0
mutekebbir
(26.02.26)
sormadan aldıysa dusuncesizlik olmuş ama belki alkol fln da varsa, ya da sohbet koyu ise dalginligina gelmiş olabilir. esinizin bu konulardaki tavrını en iyi siz bilirsiniz.
+3
oscar
(26.02.26)
abartıyorsun.
+1
gabe h coud
(26.02.26)
eve gelince yav paket yaptıracaktım, planlarımı bozdun filan der ertesi gün unuturdum. allah kolaylık versin, böyle yaşanmaz.
+4
elorelia
(26.02.26)
eşinizin alması size sormadan alması doğru olmamış, sizin bozulmanızda. evde yemesenizde olur o kebabı. büyük bir ihtimal eşiniz de ziyan olarak gördü önce kendine aldı sonra dağıttı.

ben olsam yemediğim kebabı eve goturmezdim.
+1
Başka
(26.02.26)
insanların içinde bir şey demezdim ama eve gelince büyük olay çıkartırdım. ama neyse ki eşimle benim aramda iletişim problemi olmadığı için böyle şeyler yaşamıyoruz.

ancak buna benzer bir olayı arkadaşımla yaşamıştım. iş yerinden birinin taziyesine gitmiştik. herkese ikişer pide koyuyorlardı. ben pideye rahmetlinin ruhu ve pidenin tadı enfes olduğu için yumulurken arkadaşım bir anda pide ikramı istemediğini benim tabağımdakinin ikincisini yiyeceğini söyledi ev sahibine. o pidenin tadını halen daha unutmam.

yalnız bu arkadaşımın kalemlerime, eşyalarıma vs çökmüşlüğü oldu sonradan. artık bir şey alınca o senin olsun kendime yenisini alırım diyorum veya direkt bu sende kalmıştı bana geri verir misin diyorum. köylülük diyeni eksilemişler ama doğru, bu eyleme benzer hareketlerde bulunduğunu gözlemlediğim insanlar taşralı veya yurt/köy ortamında büyümüş insanlardı. yokluk psikolojisiyle hareket ediyorlar.

neticede eşinize dediniz mi neden bunu böyle yaptınız diye?
-12
Hallegadola
(26.02.26)
bir porsiyon daha sipariş verip "paket olsun" deseydiniz.
+2
burfak
(26.02.26)
ya ben mi garibim anlamiyorum ama esimin tabaginda olan artmis yemegi neden arkadasimin tabagina koyayim ki?
esimin yemegini kendime alip yerim ama baskasininkini yemem. baskasinin artmis yemegi de bana yemem icin verilsin istemem. bence burada asil elestirilmesi gereken sey bu.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
ben olsam yemekte doyduğum an "ay şiştim bunu paket yaptırır, evde sonra yerim" derdim. bu sayede kimse benim tabağıma dokunmazdı. ha eşim belki "yok hayatım bu eve taşınmaz kötü olur ver yiyelim" deseydi de "alın yiyin" derdim.

eşiniz sizin aklınızdan geçeni bilemez. "buna devam edecek misin hayatım" dese iyiydi ama o an dalgınlıkla bunu düşünememiş olabilir. tabakta bırakılan yemeğin çöpe gideceği düşüncesi ilk akla gelir. buna göre hareket etmiş.

eşim böyle bir şeyi yapsa hiç umursamam. bu o kadar kızılacak, takılacak, üstünde günlerce düşünülecek bir şey değil. o an içimden "hay ya ben onu sonra yicektim be, neyse artık" derim ve saniyesinde o konu kafamda biter.

sonra aklıma gelirse anca başka yemeğe giderken gelir ve derim ki "bu sefer yemeğimi bitiremezsem dadanma tabağıma, paket yaptırıp eve getiririz"

abartıyorsun hem de çok. abarttığın ve takıldığın diğer konuları düşünmek bile istemiyorum. böyle yaşanmaz. rahat ol biraz. her şey kötü niyetten değil. seni umursamadığı ve sana değer vermediği için, senin fikrine değer vermediği için yaptığı bir şey değil.
+4
art cat chocolate
(26.02.26)
Cok saygisiz ve simarikca.

Ziyan olmus yemek yazik günah.
Biz birbirimize sormadan tabagimizdan hicbir şey alip tadina bakmayiz bile.

Avrupa yakadi Sahika gibi bir tepki versen yeridir. Ama sen yine de söyle böyle hoslanmiyorum dikkat eder misin vs diye karsi taraf da yapmaz zaten.

Bir tane daha sipariş verip paket yaptirsaydin diyenleri asla anlamiyorum. Ortada bir hayvanin cani var, et yeme simarikligimiz yetmiyor bir de israfi normallestirmeyelim.
-2
Purple life
(26.02.26)
Hayatta ince detaylar önemlidir ama bu kadar gereksiz bir ince detaya takılmak hayat kalitesini düşürür. %1000 eminim eşinize sorsanız hatırlamayacaktır bile.
+3
kimlanbu
(26.02.26)
askerde et yemeği ve kebap yok diye bunalıma giren arkadaşlar vardı. bunlar doğuluydu, urfa, antep falan gibi yerlerden. bana onları hatırlattın
+1
runaway
(26.02.26)
eşin öküzlük yapmış . de ki ona ahmet mehmet bir daha benim tabağımda ki yemeğe müdahale edip başkalarına servis etme. bilmiyorsan ayıp.
0
jamswety
(26.02.26)
Bence bariz abartmışsın
0
basond
(26.02.26)
karimin tabagindakini ziyan olmasin diye yerim orda sikinti yok.
ama alip baskasina vermem, orasi garipmis.
benim de karim benim tabagimdaki kalmis yemegi alip baskasina verse, aksam evde bir otur konusalim derim.
bana da garip geldi acikcasi..ayrica adamin ayni yemegi yemis yememis olmasinin bence konuyla hicbir alakasi yok.
+3
cooperr
(26.02.26)
zihinsel geviş getirme. o anda tepki vermelisiniz. eşinizin yaptığı yanlışsa bile bunu ona söylemelisiniz. sizin gibi insanlar içine atıyor sonra histerik oluyor. başı ağrıyor, suratı düşüyor vb. içiniz atmayın.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
eşinizin davranışı düşüncesizlik ve biraz da görgü bilmemek gibi görünüyor ama konuşulup halledilebilecek bir şey gibi bu, bence içine atarsanız bu tarz durumları daha büyük sorunlar olmaya doğru evrilir, en güzeli uygun bir dille konuşup çözmek
+1
darthvader
(26.02.26)
Daha çocukluktan sınır ihlali nedir, nasıl olmalı olmamalıyı öğretiyoruz.

Eşiniz bariz sınır ihlali yapmış kusura bakmasın ve evet size sormadan kendisi alması dahil sınırlarınıza müdahale oluyor bu. Gayet haklısınız, kesinlikle konuşun tekrar etmez böylece.
+1
lambada
(26.02.26)
Ben de bozulurum ama konuşurum tekrar yapmaz, uzatmam.

Bi de benim eşim paket yaptırmayı ayıp görüyor 🤦‍♀️ ne zaman paket yaptıracağımı anlasa bitirmeye çalışıyor tabağımı. Ama birkaç kez tartıştık bu konuyu, "ben yemeğimi seviyorum ve bir sonraki öğünümde yemek istiyorum, neden elimden zevkimi alıyorsun" şeklinde anlattığım için azalttı bu davranışını. Hani doymadıysa yesin sorun yok da sırf paket yaptırmayayım diye yemesi sinir bozucu
0
mezzosprite
(27.02.26)
Başlıktaki soruya cevap; evet.

Bu iftar yemeği miydi? Kan şekeri daha beyne ulaşmamış da sinirleri dinginleşmemiş gibi geldi okuyunca :)

Senin paket yaptıracağını kimse anlamamış. Kocan da “ulan para verdik çöpe gidecek” diye düşünüp almış. Eşinin tabağından aldığı şeyi arkadaşına vermesi biraz tuhaf geldi ama buna bozulması gereken sen değilsin de arkadaş sanki. “Kardeşim sen karının lokmasını yersin de ben senin karının tabağından artan şeyi niye yiyeyim” diye düşünür insan.

Sen “bunu paket yaptıralım” desen de bunu sallamayıp böyle bir şey yapılsa sinirlenirsin de bıraktığın düşünülüyorsa buna neden bozulduğunu anlamadım.

Misafir kadın da kendi yemeğini paket yaptıramamış olsaydı acaba daha iyi hisseder miydin?
0
lazor
(28.02.26)
Bir şeyle ilgli 6.his hissiyatınız bir yerde bir rahatsız olduysanız orada sizin eğitim kültür yetişme tarzınıza göre uygunsuz bir şey olmuş var demektir. Hislerinize güvenin.

Ve evet sizin tabağınızdan alıp karşı erkek olanın tabağına koyması siz bayansanız biraz uygun düşmemiş.

Çok aşırı büyütülecek mesele değil. Karşı tarafın biraz eğitim kültür ve sosyal zekasıyla ilgili.

Konuşursunuz kendisiyle sakince. Rahatsızlığınızı dile getirsiniz.
0
mahmuttt
(28.02.26)
(35)

yaslandiginizi ne zaman anladiniz?

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum. mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakar
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum.
mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakarak liste yapiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
Tiktok kültürü bana çok hızlı geldi ondan da eksik kalayım dediğimde anladım
+4
grimavi
(25.02.26)
Net olarak: Boynum ağrımaya başladığında. Bu olmadan bir gün önce ben hala çocuğum ki diyordum.
0
tiredofwaiting
(25.02.26)
Dolmuş şöförü 'Amca' deyince.
0
Mirket
(25.02.26)
Çiçek fotoğrafı paylaşmaya ve çiçeklere hayranlık duymaya başladığımı fark edince :D
+7
titanic kemancısı
(25.02.26)
Yeni nesil rapcilere tahammül edemiyorum. Tahammulsuzluk bir yaşlılık belirtisi bence.

Ağır spor eskisinden daha fazla yoruyor. Bu yüzden uykuma daha cok dikkat ediyorum.

Uykusuzluk eşiğim cok düştü. Önceden hiç uykusuz ya da çok az uyku ile ertesi gunu idare edebiliyordum, artık çok zor geliyor.

Enerjim, algım eskisi gibi geliyor aslında değişiklik hissetmiyorum. Ama uykuma beslenmeme vs artık daha fazla ihtimam göstermem gerektiğini vücudum bana hatırlatıyor.

(40'a doğrudan selamlar :))
+1
makbur
(25.02.26)
yetiştirmem gereken işler olmasına rağmen artık sabahlayamıyorum. eskiden sürekli sabahlardım ve ertesi güne enerjim hiç azalmazdı.
+3
eileengray
(25.02.26)
hevesim azaldı her şeye karşı.

senin gençliğine s*çayım diye sövüp gözümün önünde dümdüz direğe tırmanırdı 60 yaşındaki babam.

olamadım onun gibi.
+1
yurtsuz john
(25.02.26)
6/49, loto falan gibi seylere asla para vermezdim, bosuna para kaybi olarak gorurdum.
lotonun deli gibi pesinde olan yaslilara bakip acirdim.

40'i devirince mantikli gelmeye basladi cunku artik yasal yollardan hayatimin sonuna kadar konforlu yasamama yetecek parayi kazanma olasiligim azaliyor. ufak ufak 6/49 oynuyorum, 300-500bin dolar ciksa yeter kafasindayim. hatta abi bir ciksin, bana yetecek kadarini alacam gerisini dagitacam valla billa diye totem yapiyorum, ama henuz ise yaramadi :D
+6
cooperr
(25.02.26)
soruyu görünce içesim geldi, ağlayacağım biraz.

yaşlanmada benim için daha önemli kriter fizikselden ziyade mental olanı. 31 yaşındayım, şu an biraz hayat şartlarının da etkisiyle kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. çünkü artık önümde bir hayal, hedef, ulaşmayı düşündüğüm veya istediğim, bu fikirden heyecan duyduğum... hiçbir şey kalmadı. sevdiğim bir işi yapma şansım yok. aç karnımı doyurmak için eşek gibi çalışmam gerekeceği için yeni bir yol çizmem de kolay değil, milyon insanın içinden 3-5 tanesinin yaptığı enteresan işlerle motive olacak kadar iyimser bakmıyorum maalesef artık. işe gidip gelecek, akşamları dünden kalmış bulgura kaşık sallayacağım. sürpriz ya da yenilik faktörü yok. hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir değişik şey olmuyor. kimseyle tanışamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum.

fiziksel olarak fitliği de obezliği de görmüş, sigara içip bırakıp tekrar başlamış, alkol problemi yaşamış vs. birisiyim o açıdan fiziksel olarak "bitmişiz" dediğim, başka zaman "ooo daha ölmemişiz lan" dediğim oldu... ama mental olarak toparlamak bana çok daha zor geliyor artık.

ha ulu önder rammstein'ın dalai lama şarkısında da dediği gibi, ölene kadar yaşayacağız, yani nefes aldığımız sürece ölmüş gibi davranmanın manası yok. bu işler hiç belli olmuyor. 30'lu yaşlarının başında sıkışmış, çaresiz hisseden her adam bu kadar savrulsaydı ülke nüfusu 5 milyona düşerdi diye düşünüyorum bir yandan... bir yerde bu da döner herhalde. biraz öyle tutunmaya çalışıyorum.

ama soruya net cevap benim için 31 yaş şimdilik. kafam eskisi kadar çalışmıyor. hayatımda yeni hiçbir şey olmuyor. bi yere gidemiyorum, bi insanla "anlamlı" bir tanışıklığım olmuyor. inanılmaz sınırlı yaşıyorum. bu benim kafamı kemirip bitiriyor, konuşurken bile çok sınırlı bir kelime dağarcığıyla idare ediyorum mesela.

şimdi bilhassa beni tanıyan duyurucular "olm gören de ekstrem sporlarla ilgilenen biriydin zannedecek sen hep mal gibi yaşıyodun" diyebilir. kısmen doğru ama her zaman daha farklı, daha iyi bir şeyler olabileceğine dair umut taşıyordum. hep bir sürecin parçasıydım, hep bir şeylerin ortasındaydım. şimdi onu hissetmiyorum. hayat bizi 61 kenara be kardsm
+1
der meister
(25.02.26)
Ben alkol toleransımın azaldığını hissettiğimde fark ettim. Pubda sohbet muhabbet ortamında içilen 3 bira çakırkeyf yapmaya başladı.

Dışarıdan gelen yorum olarak, geçen hafta ilk defa gittiğim berber yaşımın %23 fazlasını söyledi. Zaten hep yaşından büyük gösteren biri olarak buna takılmazdım ama buna takıldım, aynada başka baktım kendime. Etrafıma sordum. Buna takılmam asıl yaşlılık belirtisi bence.
0
Bruce
(25.02.26)
Gençken cildim aşırı pürüzsüz ve lekesizdi. Çocuk cildi gibi yumuşacıktı. Cildimden anlıyorum ben bazı şeylerin değiştiğini.

Biraz reels tarzı bir cevap olacak ama bir de bir işi bitirdikten sonra "hıh" demek.
-1
sekizdokuzon
(25.02.26)
Üniversite yıllarında özellikle yurtta kaldığım dönem istisnasız her gece uyumadan kulakligi takar saatlerce bir sürü müzik dinlerdim. Birkaç yıldır asla yaptığım bir şey değil artık:( bunu fark edince çok üzülmüştüm. Sorumluluklar gün içinde o kadar yoruyor ki gece olunca artık zaman ayiramiyorum bir şarkıya bile. Veya sese tahammül edemiyorum. Hatta bazen o kadar çok dinlemiyorum ki bir gece ansızın çok canım çekiyor ve müzik gecesi ilan ediyorum. O gün dinlemek çok keyif veriyor. Şimdilik tesellim yolculukta dinlenen müzikten vazgeçmemiş olmak. Belki asıl o zaman yaşlanmış olurum:(
+1
egerbiryolcu
(25.02.26)
Bir gün bir konserde artık oturmalı konserlere gitme zamanım gelmiş diye düşünmüştüm.
0
mutekebbir
(25.02.26)
Pazarcılar "abla" demekten, "teyze, anne" demeye geçtiklerinde.
+2
pro9it9is9
(25.02.26)
2 hafta önce: Motosiklet montu önerdiler bildiğin amca montu ve bastım kahkahayı ama giydiğimde yakıştı. Sonra güzel bi kadın geldi içeriye aynı monttan almış, montla gayet güzel görünüyodu ve memnun olduğunu söyledi. İyice bozuldum.

Ha bir de motorda üşümeye başladım.
0
baldan kaymak
(25.02.26)
"ben hala gencim lan"

dediğimde.
+1
AlsterWasser
(25.02.26)
eskiden maçlara gidip bağırırdım falan şimdi ne kadar salakçaymış diye düşünüyorum. fiziksel olarak: eskiden babam mayısta falan süveter giyerdi neden giyiyor derdim? şimdi anladım neden giydiğini. eskiden donsuz gezerdim şimdi üşüyorum.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
İçime anneannem kaçmış gibi aniden çok erken uyanmaya başlayınca "hah, tamam" dedim ben. Kaçta yattığımdan bağımsız olarak neredeyse her sabah güneş doğmadan uyanmak dümdüz yaşlılık bence -_-
+2
kobuzchu kiz
(25.02.26)
Daha az uyku ile yaşamaya başladığımda.
+2
gabe h coud
(25.02.26)
Duştan sonra bazen kafam üşüyor yazma bağlıyorum:/
+6
Amaranta ursula
(26.02.26)
Türkiye’de bu yılın en çok dinlenen 5 şarkıcısı gibi bir liste görüyorum ve listedekilerin 4’ünün adını bile duymamışım, beşincisinin de sadece adını duymuşum ama tipi neye benziyor hiçbir fikrim yok. Hiçbirinin de hiçbir şarkısının adını sorsan bilmiyorum.


Ek: abartıyor muyum diye dönüp baktım, azıcık abartmışım. Lvbel C5 fanıyım o hariç Semicenk’in sadece adını duymuştum.

——
2025 yılında Türkiye'de en çok dinlenen şarkıcılar:
BLOK3.
Ati242.
Semicenk.
Era7capone.
Lvbel C5.

——-
+3
michael_knight
(26.02.26)
kabak tatlısını seviyorum artık.
+4
antihero
(26.02.26)
Kabak tatlisi yazmaya gelmistim

Bi de sade soda
0
üğpoıuy
(26.02.26)
ağrılarım artmaya başladım.

kabak tatlısı +1
0
Hallegadola
(26.02.26)
kafam sesi-kalabalığı kaldırmıyor, sosyallik azap gibi geliyor, hafta içi dışarda 2-3 saat geçirip eve dönsem bile ertesi gün pert oluyorum ve anlıyorum ki yaşlandım.
0
9kuyruklukedi
(26.02.26)
fırına ekmek almaya uğradığımda pide sırası vardı , pide alayım o zaman nostalji olsun diye düşünüp sıraya girdiğimde yaşı büyük bir abla konuşmaya başladı " biz çocukken her ramazan pide sırasına girerdik , eve giderken yarısını yolda yerdik .. " bunları ben de aynen yaşadıysam yaşlandım demektir diye düşündüm.
+1
devilone
(26.02.26)
Geçende öğle yemeğinde ortaokul anılarımı anlattım arkadaşıma. Eskileri yad etmek tipik yaşlanma belirtisi bence.
0
auroraaurora
(26.02.26)
yaşımın ilerlediğinin farkındaydım tabi ki ama 2 yıl önce ortopedi doktoru zihninizin aktifliği ile bedeninizin mevcut durumunu senkronize etmelisiniz yoksa bu tür sakatlanmaları daha ciddi boyutta yaşarsınız deyince aydınlandım :).
+1
Phoebe
(26.02.26)
34 yaşında ilk beyaz saç telimi gördüm ve yaşlandığımı anladım. Gidip boyatacağım :( saçımı hiç boyatmamış olmakla övünürdüm gençken.
0
kaptan maydanoz
(26.02.26)
kabak tatlisi oldum olasi, ilkokulda bile en sevdigim tatli oldugu icin ruhum hep 50+ diyebilir miyiz o halde? :p
sabahlayamamak, elbette.
cicek fotografi ve hatta kus gözlemi de var.
banyodan cikinca basin üsümesine de bir +1 yazalim.

arkadaslar hakkinizi helal edin, ben 96 yasima gelmisim.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Sebepsiz yorgunluğumun sebebinin iki gün önce yaptığım bir şey olduğunu anlayınca.
0
burfak
(26.02.26)
Otobüste giderken yanımda 22-23 yaşlarında biri duruyordu ayaktayız. Aynı direği tutuyoruz ellerimiz yakın duruyor. Her şey olağan, her şey sıradan...

O an bir detay fark ediyorum, ikimizin elindeki ten dokusu farklı. Çok değil ama var bir şey. Onun derisi bir şekilde daha canlı duruyordu. O an idrak ettim, sonra gerisi geldi.
0
akhenaten
(26.02.26)
Üniversiteye gireli 30 sene olduğunu farkettiğimde.
0
kumandanim
(26.02.26)
gelsene bu akşam mesajına saçma sapan bir bahane bulduğum an anladım ki yaşlanmışım.
0
jamswety
(26.02.26)
"Abi" diye hitap eden yaşlı insanlar çoğalmaya başladığında :(
0
kizil karga
(26.02.26)
(7)

Barilla makarna sosu

Mirket
Pesto ve Napoletana sos aldım bir hevesle. Kavanoz açıldıktan sonra 5 gün içinde tüketiniz yazıyormuş üzerlerinde.Hiç 'Bu adam yalnız yaşıyor. Basalım koruyucuyu da uzun süre saklayabilsin.' dememişler.Daha uzun süre saklanması konusunu deneyimleyeniniz oldu mu? Yoksa beş gün sonra gerçekten çöp müd
Pesto ve Napoletana sos aldım bir hevesle. Kavanoz açıldıktan sonra 5 gün içinde tüketiniz yazıyormuş üzerlerinde.
Hiç 'Bu adam yalnız yaşıyor. Basalım koruyucuyu da uzun süre saklayabilsin.' dememişler.
Daha uzun süre saklanması konusunu deneyimleyeniniz oldu mu? Yoksa beş gün sonra gerçekten çöp müdür?
0
Mirket
(24.02.26)
Pestoyu küf tutana kadar yiyorum ben. Üzerine biraz zeytinyağı ekleyince geç küfleniyor.

Diğerini denemedim.
+2
jackyr
(24.02.26)
buzluğa at bakalım nasıl olacak tadı
0
neira
(25.02.26)
pesto bozulmuyor aylarca sakladım. güvenmiyorsan da buzluğa atabilirsin.
+1
jelly bear
(25.02.26)
boyle kararsiz kalinca icindekilere bakmak lazim. bunlarin icinde sebze ve yag oluyor. ikisi de bozulup adam zehirleyen seyler degiller. en fazla tadi bozulur.
0
antikadimag
(25.02.26)
Tadı bile bozulmuyo ilginç şekilde baya dayanıyo dolapta. Besin değerleri ne hale geliyo bilemicem.
0
benim bir gizli bildiğim var
(25.02.26)
Pesto dayanir.
Sos dayanmaz. Belki sosu buzluga atmayi deneyebilirsiniz

Pestoyu da sadece kahvaltida tüketmeyi seviyorum ben. Kavanozu bitirmek icin bir alternatif olabilir: 125 gr. misket mozzarella + ikiye bölünmüs 6-7 adet cherry domatesler + zeytinyagi + tuz + 1 cay kasigi pesto
Karistirip yiyin. Cok güzel oluyor.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
450. kez yoğurt hikayesini anlatmayayım (merak eden arama kısmından yoğurt kibritsuyu diye aratsın).

kapağını kapat dolaba koy, hiçbir şey olmaz.
+1
kibritsuyu
(25.02.26)
(42)

Vajinal doğum mu sezaryen mi?

sacrilegious
Merhaba,Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden? Tamamen meraktan soruyorum.Teşekkürler
Merhaba,

Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden?

Tamamen meraktan soruyorum.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(24.02.26)
Sezaryen... rahat... saati belli, riski belli
+1
üğpoıuy
(24.02.26)
Vajinal mümkünse.

Direkt ayaklanabiliyorsun.
+1
Purple life
(24.02.26)
vajinal.
standartize edilmemis epizyotomisiz.
zaten tibbi bir gereklilik olmadigi takdirde secme hakkimiz da olmuyor yasadigim yerde.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.02.26)
Vajinal

Abartıldığı kadar bişi yok iki kez yaptım. Doğumhaneden yürüyerek çıktım, kimseye ihtiyacım olmadı. Sezaryen bana göre değil
+10
kullanicadi
(24.02.26)
Vajinal yaptım. Yine olsa aynısını tercih ederim.
Tüm sürece hakimsin.
Toparlanma daha hızlı.
+2
duhan
(24.02.26)
Ablam da esi de uzman hekim, ablam sezaryenle dogurdu. Sebebi vajinal dogumun daha kaotik/belirsiz olmasi ve plansiz sekilde hastanede rastgele denk gelen ekiple dogum yapmak istememesi.
+1
ghilleinthemist
(24.02.26)
Erkek tarafıyım ama bı konu hakkında diyeceğim bazı şeyler olacak haliyle.
Sene doksanlarda kadınlara /ailelere kolaylık rahatlık diye diye yedirildi bu doğum şekli. Böyle doğum yapanlara özendi bir çok kadın.
Bunda doğum sınırı en fazla 3 diye biliyorum.
Yine o dönemlerde sürekli doğum kontrol, üreme sağlığı vs konularla ilgili sürüyle reklam , ilan vs programlar vardı.
Şimdi geldiğimiz nokta, dünyada doğum oranlarının artık devletleri bile olumsuz etkileyecek derecede düşmesi.
Evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve kadının iş hayatıyla birlikte yalnızlaşması ayrı konu ama bundan tamamiyle bağımsız da değil .
Tüm bunlar tesadüf değil, bir plan dahilinde gerçekleşiyor.

Büyükbaş hayvanlarda da deney yapılmış sezeryan doğumuyla ilgili.
hayvanın doğurduğu yavrusuna ilgisiz kaldığı gözlemlenmiş.

Doğal doğum, kadının zihni fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor. Bununla ilgili zamanında bir kaynak okumuştum.
-20
diyecevaplandı
(24.02.26)
bizdeki vajinal doğum dayatmasının temel nedeni kadını daha çok çocuk yapmaya zorlamak. sezaryen doğumun 2, maks 3 le sınırlı olması. bunların istediği 4-5-6 gittiği kadar.
-5
my fault
(24.02.26)
oglumun dogumuna girdim. erkek gozuyle sezeryan diyorum.
zira normal dogum alt takimi dagitiyor, bir daha da toparlanmiyor.
-2
cooperr
(24.02.26)
Hayattaki şansımı burda kullanmış olabilirim. Sezaryen yaptım. Doğum zamanı yaklaştıkça korkuyla bekliyordum, doktorum o kadar tatlı bir kadındı ki seçme hakkım olmamasına rağmen sende travma yaratmak istemiyorum dedi ve ameliyata aldı. Yan odada vajinal doğum yapmaya çalışan kadının çığlıkları ve ağlaması hala kulağımda. Sonuçta onu da sezaryene aldılar. Vajinal doğum yapıldığı halde dikiş atılan bir çok kişiyle de konuştuğum için ameliyat ağrısı sızısı umurumda olmadı.
0
ekimoloji
(24.02.26)
eğer işin ehli bir doktoraa gelirseniz sezeryan. öncesinde de emizrmeyle ilgili kendinizi geliştirin. sezeryanla 2-3 çocuk doğum olabiliyor. zaten bu devirde 3 ten fazla çocuk yapıp hakkıyla bakmak ortaya atmamak zor. ayrıca doğum şeklinden ziyade doğumdan sonra anneye mental ve fiziksel destek olunmasıi kaynana terörünün olmaması gibi faktörler çok daha önemlidir ama erkekler böyle konuları konuşmayıs evmez. onun yerine bilmedikleri vajina hakkında ahkam kesmeyi tercih ederler.
+2
iwillsee
(24.02.26)
Epiduralli vajinal doğum. Doğumum da baya uzun sürdü aslında ama sancıları hissetmediğim için prensesler gibi bekledim sakince
+5
mezzosprite
(24.02.26)
İsteyerek sezaryen yaptım. Yine olsa yine sezaryen yaparım. Vajinalde o kadar fazla komplikasyon riski var ki niye bunu göze alayım? Ayrıca sorunsuz doğum gerçekleşse bile kesisiz doğum çok az. Ben karnımdaki dikiş iziyle mutluyum. Bir de çok sık görüyorum vajinal doğumda hemoroid olan bir ton insan var öfff.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
Sezaryen tabii ki.
Annem ve teyzem çişini tutamıyor. Diğer teyzem kadın hastalıklarından iki ameliyat geçirdi üç ay kadının ne çektiğini gördüm bitti zaten benim için bu olay. Bunun kanaması var, omuz sıkışması var.. Ya makasla cart diye kesiyorlar kadını dahası var mı?
Ayrıca çok güzel doğurdum öyle güzel doğurdum doymadım daha da doğurdumcular bir kadın olarak beni sadece mutlu ederler ama ben hissizlik riskini de alamam, vajinamı da kestirmem, vajinoplasti için de doktor doktor gezmeyeceğim. Ne idüğü belirsiz şizofrenik hadsiz ve terbiyesiz erkeklere malzeme verir bazı yorumlar. Başka da hiçbir işe yaramaz.
Gerçekler çoğu kadın için çiş tutamama, hissizlik, yırtıklar, kesiler, enfeksiyon ve kanama riski, hemoroid, vajinoplasti ve daha fazlası.. hiç gerek yok bu türden risklere. Manken değilim oyuncu değilim. En fazla silik bir iz kalır ki gururla taşırım onu da.
Tercihim paşalar gibi sezaryen olacak. Başka bir seçenek yok benim için.
+1
asue
(25.02.26)
Bizim ülkemiz = Türkiye olduğunu varsayarak diyebilirim ki çalışıtığım 4 ülke içinde ve istatistiklerini bildiğim sayısız ülke içinde sezaryen rekortmeni Türkiye. Üstelik açık ara. Türkiye'de sezaryen oranı %64. AB ortalaması %22. Bunu yükselten de Yunanistan (%60) ve Güney Kıbrıs (%55 ile) ve Romanya (%44). Böyle mi olur "bizim ülkemizde vajinal doğuma zorlanıyorlar" istatistiği? İyi ki zorlamışlar yani.

Sezaryende sınır 3 diye bir şey yok, bu her kadında farklılık gösterir çünkü her ameliyat farklıdır. . Uterin insizyonların durumu, intraoperatif veya postoperatif komplikasyon öyküsü, adezyon, plasental yerleşim anomalileri, kanama riski gibi çok sayıda faktör söz konusu.
Sezaryen majör bir cerrahi ameliyattır ve vajinal doğumdan daha fazla risk barındırır, tromboemboli, anesteziye bağlı komplikasyonlar, sonraki gebeliklerde plasenta previa ya da plasenta akreta spektrum bozuklukları, vb.
Vajinal hissizlik sık rastlanan bir komplikasyon değildir ve çoğu zaman düzelir. Sezaryende hissizlik oluşma riski daha yüksektir. Karın bölgesinde sinir kesilerine bağlı olarak uzun süreli ya da kalıcı uyuşukluk daha sık görülür.
Çiş kaçırmanın tedavisi %90 bol kegel egzersizidir. Nadir durumda fizyo terapi, çok çok nadir cerrahi perasyondur. Gebelik başlı başına pelvik tabanı zorlar, sadece doğum şekli belirleyici değildir.
Burada sezaryen gerekçesi olarak gösterilen birçok sebep esasen tembellik ve korku.
+2
alice in potatoland
(25.02.26)
ilk kızımız normal, ikinci sezaryendi. eşime sordum soruyu. cevap; yüzde 1 milyon, 1 milyar sezaryen dedi.
+3
ground
(25.02.26)
Offff anesteziye bağlı komplikasyon mu? Bademcik ameliyatı olanda da var o. Sezaryende çocuğun orası burası sıkıştığı için sakat kalan kimseyi de görmedim. Vajinal doğumda maalesef bu tür ufak tefek şeyler olabiliyor. Bizzat tanıdığım bir çocuk hala bir kolunu kullanamıyor.
Nasıl komplikasyon ama? Ya da oksijensiz kalıp zihinsel engelli bir çocuğunuz da olabilir. Olur öyle şeyler.

Vajinal hissizlik mi karnınızın ufak bir kısmını hissedememek mi? Tabii ki vajinal hissizliği seçiyoruz çünkü doğal olan o. Totonuza kadar kessinler de doğallığı dibine kadar yaşayın o ara hemoroidinizle de aşk yaşarsınız dikişler arasında.

Modern tıbbın bütün nimetlerinden yararlanıp iş doğuma gelince öyle olmuyor niyeyse. He çünkü korkuyoruz ve tembeliz tamam. AB ülkelerine de kafam girsin ayrıca :)
+2
sadakatsiz
(25.02.26)
vajinal doğumun çocuğun bağışıklık sistemine destek olduğuna dair çalışmalar var. bi bakın isterseniz...
+1
merhum
(25.02.26)
@sadakatsız, tıp fakültesi belgeni de buraya atarsan harika olur bu kadar bilgi içerikli bir yorumdan sonra.
Çünkü ben doktor olarak yazdım :)
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Ahaha yahu ne alakası var diplomayla? Doktor olmuşsunuz tebrikler biz aciz kullar ne bilebiliriz ki sizin gibi minik tanrıların yanında😂 yazdıklarımın neresi yanlış tam olarak? Hepsi gördüğüm, duyduğum şeyler bir tarafından uydurmadım. Doktorsanız tamam ya özür dilerim yanlış görüp duymuşumdur😂
-5
sadakatsiz
(25.02.26)
bağışıklık sistemine destek olsun diye vajinal doğum yapan anneye kreşe başlayan çocuk şoku :D

sezaryen doğum yaptım. yine olsa yine sezaryeni seçerdim. devlet hastanesinde doğum yapmış olsam kesin şu an travmalardan travma beğeniyor olurdum ve berbat doğum anılarım olurdu. benim psikolojik durumum bunu kaldırmaya müsait değil bence. kaldı ki aklım almıyor zaten vajinal doğumu. neden kendime eziyet edeyim. kimisi de sezaryenden korkuyor mesela. karnınızı neredeyse boydan boya kesiyorlar, bildiğin açık ameliyat gibi. ama bana o an daha az korkutucu geldi valla. tembel ve korkak olduğum için sezaryeni istemiş olmam başkasını neden ilgilendirsin bunu anlayamıyorum. sebeplerimizin daha ulvi amaçlara hizmet etmesi gibi bi amacımız yok. bize hizmet etsin yeter.
+6
elorelia
(25.02.26)
Biz zavallı doktorlar o kadar okul okuduk ama bilmiyorduk zaten normal doğumda da komplikasyonlar olduğunu, çok afedersiniz, sizler fasulye kırarken bunları anlattınız da öğrendik, aydınlandık şu an.
Yazdıklarınız, dediğiniz gibi "görüp duydum" üstüne olduğu için yanlış ya da şöyle diyeyim, ciddiye alınacak şeyler değil. "Heh benim kayınpederimde de bu vardı, bir baktık ikiz doğurdu" kıvamında.
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Yahu ne fasülyesi ne diyorsun allah aşkına? Gördüm duydum dediklerimi ufo gördüm seviyesine indirmeyi bırak da vajinalde yazdıklarım var mı yok mu sen söyle. Sezaryende çocuğun engelli kalma oranını da yaz aydınlanmış olalım. Egoya bak ya biz fasülye kırarken tıp okuyormuş biz de mağaradan yeni çıktık okuma yazmayı henüz öğrendik zaten.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
dünya doktorlar ve fasulye ayıklayanlar diye ikiye ayrılıyormuş. öğrenmiş olduk. düşünsene böyle bir doktora muayene oluyorsun. çevrendeki çoğu kadının vajinal doğum travması var. korkularından bahsediyorsun. ve sana sen git fasulye ayıkla, doğum işini bana bırak filan diyor. ne kadar hoş.
+1
elorelia
(25.02.26)
Kendi yaşadığınız ya da yaşamayı seçtiğiniz deneyimi doğrulamak için karşı tarafa saldırmak zorunda değilsiniz. Bilimsel araştırmalara göre vajinal doğum daha az komplikasyon içerir, tıbbi bir gerçek neden inkar edilmeye çalışılır anlayamıyorum. Ama vajinal doğumun mümkün olmadığı durumlar vardır, sezaryen hayat kurtarır. Anne bebek ölüm oranlarının eskisi kadar yüksek olmamasının sebeplerinden birisi sezaryendir. Gerçekten sezaryen olması gereken birisi normal doğuma zorlanamaz. Bebek ters geliyordur, kordon dolanmıştır vs yani neden bile bile lades yapılsın ki? Ya da kadın açık açık korkuyordur, isteğe bağlı sezaryen olmak istemiştir, ülkemizde buna izin veriliyordur kişi sezaryen de olabilir. Kimseyi de ilgilendirmez. Herkesin kendi kararı, doğum şekli üzerinden de kavga etmeyin pls

Bunun dışında hamileliğinde çok fazla kg alan ve pelvik taban egzersizleri yapmayan bir kadın sezaryen olsa bile ileride idrar kaçırabilir, nefes egzersizi, lamaze vs bilmeyen doğuma hazırlık yapmayan birisi nasıl push yapması gerektiğini bilemez hemoroid yaşayabilir, perineal hazırlık yapmayı bilmeyen birisi epizyotomi ya da deşürir yaşayabilir. Hazırlığını yapan birisi ise hiçbir olumsuz durum yaşamayabilir. Kötü ve uç örneklerden bahsederek potansiyel anne adaylarını germeye hiç gerek yok, doktor değilim ama bir hastalık hastası olarak tıp bilgime ve medikal okur yazarlığıma güvenirim. Ben çabuk toparlanmayı seçtim, bana bakmaya gelebilecek bir annem ya da kardeşim yoktu, hemen ayaklanmam lazımdı. Ne hamilelik ne de doğum anlamında hiçbir komplikasyon yaşamadım, hatta doğumumu pozitif bir deneyim olarak görüyorum, beni mahveden lohusalık oldu sjshsh
+10
kullanicadi
(25.02.26)
Doktora da "gordum diyoruuum anliyor musuuun" diyerek cevap vereni de ilk kez goruyorum sanki doktor o riskleri "gormemis" gibi swh.
Benim hanim 3 dogum yapti. 2 defa normal denen vajinal dogum. Dogumhaneden ikisinde de bebek kucaginda yuruyerek cikti.
Ucuncu hamilelikte bebek plasentadan ciktigi icin ambulansla hastaneye gittik acil sezaryene aldilar yasama sansi %20 dediler. Cok sukur her ikisi de kurtuldu ama hanim 4 ay ayaga kalkamadi, tam olarak koturum kaldi. Tekerlekli sandalye aldik, ayagini kaldirip esofman altini giyemiyordu. Ayaktaki his tamamen kayboldu. 4. aydan sonra 1 sene boyunca haftada 4 gun fizyoterapi gordu. Ne ilaci veriyorlarsa omurganin icine onu kotu yapmislar. Sag ayaginda nisan'da uc sene olacak ama hala hissetmedigi kisimlar var.
Ama siz gene sezaryen yapin guvenle, sozluk yazarlari "gormus". Yalan soylemiyorlardir elbette. Korku hikayesi ariyorsaniz buyrun burdan yakin.
Boyle engin tibbi bilgiyle bu kadar rahat insanlari sezaryane yonlendirmek ve bunu guvenli diyerek yapmak anca cahil ozguveni olur.
+5
sucvecezve
(25.02.26)
sezaryen.
ama neden bu seçimler sanki turşu limonlu mu olur sirkeli mi olur muhabbetine döndü ya. sezaryen ya da vajinal doğum seçimi tamamen kişisel değil mi? her hasta ayrı değerlendirilmez mi? iyice kahve muhabbetine döndü.
neyse.

sezaryenden çıktığım günün ikindisinde koridorda turlarken yan odadan gelen sancı çığlıklarını unutamıyorum. sezaryen haricinde farklı büyük ameliyatlar da geçirdim, o an ki çığlıkları duyduğumda korktuğum kadar korkmadım ya.

benim vücudum ve sahip olduğum rahatsızlıklar vajinal doğumun kolay geçmeyeceğine işaret ediyordu. düşünmeden sezaryen seçtim. sütüm anında geldi. hemen ayaklandım.
bir de süt gelmez diyenler kesin bir şeymiş gibi yazıp duruyor. aynı şekilde sezaryen olup sütü hemen gelen arkadaşlarım da oldu. insanların üzerine baskı yapıp durmayın artık.
+3
rayde
(25.02.26)
Vatandaş erkek olarak yorum yapayım. Mümkünse vajinal. Vajinal doğum yapanın 2 saat sonra ayağa kalktığını gördüm ama sezaryen olan ayağa kalkamıyordu.
-5
arbre
(25.02.26)
sezeryan olarak dogum yapan 3 kisi tanidim ertesi gun ayaktaydilar. hadi bakalim cik isin icinden nasil cikiyorsan ;d
0
Boris
(25.02.26)
Ben acil sezaryen oldum, bana kalsa vajinali seçerdim. Sezaryenden sonra (ki bebeğim küvözdeydi aktif olarak bebek bakmak zorunda değildim ona rağmen) çok ağrım oldu. Öksüremedim, oturup kalkamadım.
Bir anlık acı mı, minimum 1 haftalık ağrı mı deseler vajinali seçerim.
+6
wild honey suckle
(25.02.26)
İki kez epiduralsiz vajinal doğum yaptım, korkunç bir acı ama yine olsa yine vajinal derim.

Benim düşünceme göre tıbbi bir gereklilik yoksa sezaryen ''benim için'' bir seçenek değildi; vajinal doğum özellikle deneyimlemek istediğim bir şeydi. Tıbbi gereklilik olursa elbette ki neden olmasın?

Ben sürecin bebek tarafından başlatılması gerektiğine inançla ve bedenimin beni yönlendireceğini düşünerek girdim iki doğumuma da. Zaten vajinal doğumu kendim için tek seçenek görmemin sebebi de bu inancım ve merakımdı. Bebeklerin doğum kanalında ilerlemek adına kendilerini nasıl konumlandırdıklarına dair birkaç bir şey izlemiştim ve mucizevi gelmişti. Doğum kaç saat sürecek mesela, doktor ıkın demeden ıkınma isteğim olacak mı, hangi pozisyonda rahat doğurabileceğim gibi gibi meraklarım vardı. Öğrendim bitti.

Emzirmek, anneye psikolojik ve fiziki destek, doğum sonrası depresyon farkındalığı, ev içi sorumluluk paylaşımı gibi konular, doğum şekli tercihi konusunu önemsizleştirdi sonradan
+7
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Tembel, korkak… Üslup bu işte. Sonra bu türden kişilere gidip de bebeğimizi kendimizi emanet edeceğiz öyle mi? Ya doğum zor geçse abartıyorsun yaparken düşünseydin de der bu zihniyet.
O kadar korkutucu ki bir kadın için şu olay.
Neyse. Çalışkan ve doğumdan hemen iki saat sonra eşine ailesine dünyaya hizmet etmesi için ayaklanması gereken kişiler bu şekilde doğursun. Benim hemen ayaklanmama gerek yok. Tembel tembel doğuracağım ben.
+1
asue
(25.02.26)
Ben zorunlu sezaryen oldum ama vajinal tercih ederdim. Daha hızlı iyileşme süreci için. Bir de doğal yollardan olması daha iyi gibi geliyor. Sezaryende süt hemen gelmiyor vs.
İmkanım olsa vajinal isterdim.
+8
kaptan maydanoz
(25.02.26)
her şey olağan ve düzgün gidiyorsa vajinali seçerim. alice’in dedikleri istatistiksel olarak bana mantıklı geldi; sezaryende daha çok komplikasyon duydum. yine de her doğum farklıdır, tercihim bir yönde diye diğer yönü eleştirmem.
+3
eileengray
(25.02.26)
duyuru kullanicisi ortalamasina bu duyuru cevaplari ve oylama sonrasi benim icin "vajinal dogum sempatizani" da eklendi. soruyu soran arkadasa tesekkuru borc bilirim.
e$ kontenjanindan duyurudan haberdar olan eni$telere acidim, cocuk sonrasi hicbirsey eskisi gibi olmayacak :D
-2
cooperr
(25.02.26)
Şu duyuruyu hortlatmadan geçemicem. Doçent olan jinekoloğum 2 dogumunu da sezaryen "tercih" etmisti. Vajinal dogum yapan cok az kadin dogumcu gorürsün demisti @ghil +1. Diplomasi ve doktorasi sahte diilse
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
Anal doğum en değişiği bence
-2
runaway
(27.02.26)
Benim doktorum da sezaryen olmuştu. Yine olsa yine sezaryen diyordu :) bunun bir istatistiği olsa da görsek keşke.

Bu arada doktorumuz beni engellemiş :( o gün yazılarını görüyordum ne oldu hıncını alamayıp ertesi gün mü engelledin dkdkdkd halbuse ben evde gariban gariban fasulyemi kırıyordum, boynum bükük kaldı :((
0
sadakatsiz
(27.02.26)
benim jinekologumun (erkek) üc cocugu var. ücü de vajinal dogmus. bu kadar tehlikeli ve kötü olsa kendi karisina nice vajnal dogum yaptirtsin üc defa? diplomasi falan da sahte degil. birkac sene boyunca da ülkenin en iyi jinekologu secilmis. n'alaka?
vajinal dogum bu kadar kötü olsa tüm dünyada herkese standart sezaryen yapar gecerlerdi. 30 saat boyunca kadinlarin cigligini cekmeye cok merakli degildir doktorlar da, ebeler de.
ayrica argumentum ad verecundiam bir tartisma modeli degil. siz sezaryen yapmis olabilirsiniz ve bu konuda jinekologunuzdan tavsiyeler dinlemis olabilirsiniz ama bu, sizi bu konuda yetkin kilmiyor ve tartisma biciminizin epistemolojik hata barindirdigi gercegini degistirmiyor.

op'ye tekrar el cevap: ben, vajinal. epizyotomi de standart degil. hatta perineal yirtik cerrahi kesiye tercih ediliyor. bunu ögrendigim zaman bir panikle duyuruda "dogum esnasinda artik epizyotomi rutin olarak uygulanmiyormus" baslikli bir korku duyurusu acmistim, o soruma da 8-10 yanit almistim duyuru doktorlarindan (hayir, alice potatoland bunlardan biri degildi ama galiba elorelia vardi yanitlayanlar icinde, emin degilim kendisi doktor mu degil mi, belki hatirlar o sorumu) ve hepsi uygulamanin cok dogru oldugundan bahsetmislerdi. bu kadar kötüyse neden dogru oldugunu söylüyorlar o zaman? bu ne perhiz bu ne lahana tursunu? bütün kötü doktorlar bize denk geldi de bütün mükemmel doktorlar, harika doktorlar sezaryencilere mi denk geldi? duyuruyu da buraya linklemek isterdim ancak sildigim icin linkleyemiyorum ama googleladigimda hala duyuru basligi ön izlemesi görülüyor. inanmakta güclük ceken varsa buyursun googlelasin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Burda herkes insan gibi yorumunu yaparken doktor hanım gelip sezaryen korkak ve tembellerin işidir gibi bir laf edince ortalık gerildi zaten. Bir doktor böyle konuşmamalı değil mi? Ya da siz fasülye kırarken ben tıp okuyordum!!1 diye çıldırmamalı. Ben mesela bir çocuk doktoru olarak daha kendi çocuğunun bacağındaki kırığı fark edememişsin heeyy doktor hanım diyerek aşağılamaya çalışmadım. Çünkü neden ayıp.

Neyse saydığım riskler zaten çok çok düşük ihtimaller. Doğuma kadar zaten bir sıkıntı olacak durum oluşursa sezaryene geçiyorlar. Ama bu çok çok düşük olan riskler neden benim başıma gelmesin? Bence gelebilirdi. Çocuğuma bir şey olabilirdi? Tek bir deneyim bile beni korkutmaya yetti, belirsizlik istemedim. Her şeyin sıkıntısız geçeceğinden emin olmak istedim. Bu bu kadar yani.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
"Doktor oldugum icin.." dendiğinden baska bir alan doktoru görüşü ekledim. Sezaryen 'dogru' olandır demiyorum hatta vajinal doğumun bu kadar canhıraş savunulmasi ayni oranda anlamsiz geldi. Sanirim vajinalciler VS. tembel ve korkaklar gibi gormeye basladiginiz icin de tum cevap yazanlari tek potada erittiniz :) bu kamplasma cok garip bu duyuru icin

Bir de Türkiyede doğum sekli tartismalari ciktiginda doktorlar sezaryen orani fazlaligini malpraktis ile de acikliyorlardi. Bunun sebebini de merak ettim örneğin
0
üğpoıuy
(28.02.26)
cocugum yok, tecrübe etmedim, ancak kararsızım.
sonuçta bir ameliyat olduğu, anestezi ve daha birçok şeyle ilişkili komplikasyon riski daha yüksek olduğu, iyileşme evresinin zorluğu ve doğumun esasen doğal bir süreç olması ve mecbur kalınmadıkça dış müdahale gerektirmemesi gibi sebeplerle sezaryene mesafeli gibiyim. ancak al vajinal doğum yap deseler onu da yapabilir miyim bilmiyorum, zor iş. annem hem vajinal hem sezaryen doğum yapmış, sezaryeni tercih ettiğini söyler hep.
jinekoloğum da vajinal doğum karşıtı desem yeridir, çocuğu etkileyebilecek komplikasyon riskleri barındırdığı için vajinali mantıklı bulmadığını ve tercih etmediğini söylüyor.
eşim hekim, o da hekim gözüyle vajinal yanlısı ama dediğim gibi jinekoloğum bu işte uzman biri olarak sezaryenci.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.03.26)
(6)

ilk bebek ve panik?

la mort heureuse
selamlar, tam 30 gunluk bir bebegimiz var, genel olarak sorunsuz bir bebek ama biraz bizim acemiligimizden biraz onun uykuya gecisi bilmemesinden dolayi hala bazi konularda panik halindeyiz. kime sorsak duzelir dedigi icin bir de size danismak istedim. taze anne oldugum icin sanki bir seyleri yanlis
selamlar, tam 30 gunluk bir bebegimiz var, genel olarak sorunsuz bir bebek ama biraz bizim acemiligimizden biraz onun uykuya gecisi bilmemesinden dolayi hala bazi konularda panik halindeyiz. kime sorsak duzelir dedigi icin bir de size danismak istedim. taze anne oldugum icin sanki bir seyleri yanlis yapiyormusum hissi var bende.

uykuya gecisi tam beceremiyoruz gibi geliyor, kundaksiz kendisini uyandiriyor, kundak yapip pispis ya da beyaz gurultu aciyoruz, hafifce sallayip uykuya gecirmeye calisiyoruz. bu emzirmede mayistiysa ise yariyor ama bazen cin gibi ve 40 dk falan suruyor uykuya gecis. bu sure normal degil gibi geliyor, cunku aralarda hafifce mizmizlaniyor cok da rahat degil gibi. onun disinda emzirirken uyuyakalirsa rahatca uyuyor tabii ama yatagina koyarsak yine ayni durum var. bakiyorum sanki diger yenidoganlar hep uyuyor gibi hissediyorum. sizde durumlar nasildi?

bir de 23-24. gunlerde daha huzursuz bi bebek olmaya basladi, bi anda garip ciglik cigliga aglamalar basladi, memeyi bazen istememe basladi. 4. Hafta atagi mi diye dusunduk ama tarihinden emin olamadik, 1 haftadir da suruyor, bazen sakinlesmiyor. gaz sancisina da benzemiyor, 4. Hafta ataginiz nasildi?
0
la mort heureuse
(24.02.26)
3. hafta tam kolik ataklarinin basladigi ve 4. hafta ile zirve yaptigi dönem.
eger emmesinde sikinti yoksa kolik icin bir degerlendirirdim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.02.26)
Bizim oğlan (şu an 17 yaş) 2 buçuk ay boyunca günde yirmi saat ağladı. Abartısız. Her gün. 20 saat. 2 buçuk aylıkken bir günde bıçak gibi kesildi ağlaması. Şu anda da gayet sağlıklı bir 11. Sınıf öğrencisi. Gitmediğimiz doktor, denemediğimiz yöntem kalmamıştı. O 2 buçuk ay bize 20 sene gibi geldi.

Özetle, gerçekten de zamanla düzeliyor böyle şeyler. 2 evlat, 19 yeğen, 4 de yeğencik sahibi, sürüyle bebeğin büyümesine şahit olmuş bir insan olarak, sadece verdiğiniz bilgiler ışığında konuşacak olursak bir problem yok. Geçmeye geçecek, ne kadar sürer, belli olmaz. Kolik için ana örüntü haftada 3 gün 3 saat ağlama gibi… Sizin o kadar değil zannımca. İnternet öneri doludur zaten. Sadece bir tek söylediklerinize göre endişelenmeniz gerekmediğini söyleyeceğim ben. İlk bebekte biraz panik olunur, normal. Allah analı babalı, sağlıklı büyütsün.
+3
dilemma of subscribtionability
(24.02.26)
Öncelikle Allah bağışlasın güle güle büyüsün :)
Ağlayacak, kucak dışında, meme dışında hiçbir yerde uyumayacak. Sürekli temas halinde olacaksınız.
Biz sürekli ayakta kucağımızda yürüme titreşiminde hafif sallanarak uyutup oturuyorduk öylece kıpırdamadan :)
40 ı çıksın 3 ayı geçsin diye diye şimdi 8 yaşında beni en çok güldüren en güzel yanım kendisi. Ben doğurdum diye diye mutlulukla doluyorum çoğu zaman :)
Biz de doktora götürdük neden ağlıyor diye sebep yok bilinen. Hep temas gak mem guk meme dışında bir çözüm bulamadık.
Meme reddinde vazgeçmeyin. Uyku sersemliğinde falan yapıştırın yine.
Kolay gelsin, sevgiler.
+3
duhan
(24.02.26)
bebenizin uzun sağlıklı ömrü olsun sizlerle birlikte.

inanın, hepsi geçiyor. hiç dert etmeyin. ilaçla bir haftada, ilaçsız 7 günde geçiyor.
0
co2s2
(24.02.26)
1.5 yıllık bir kız babasıyım. 4. Hafta atağı kavramını ilk defa duydum. Buna benzer 37 farklı kalıp duymuşumdur heralde. 2. Ay krizi, 5. Ay bilmem nesi vs, her hafta için bir şeyler yazıyorlar. Ben şahsen ikna edici bulmuyorum bu sınıflandırmaları. Türkiye’de çok meşhur bir çocuk doktoru var, sürekli videolar vs atıyor, inanılmaz izleniyor. 3 yaşından önce kreşe gitmemeliymiş çocuklar, böyle anlatıyor mesela sanki bilimsel bir bilgiymiş gibi. Oysa Hollanda ve Avrupa’nın bir çok yerinde 4 aydan başlatıyorlar genellikle kreşe. Bizim kız da 6 aydan beri kreşe gidiyor, çok şükür faydasını gördük zararını görmedik. Bu kadar lafı uzattım, ama demek istediğim şey şu ki; bu çocuk büyütme işinde en önemli şey her şeyin, her dönemin geçici olduğu. Çocuk çok mu ağlıyor? 2 hafta sonra geçer. Uykuya geçişi mi zor? Bakmışsın 10 gün sonra kendiliğinden uyuyor. Yemesi mi kötü? Biraz sabır, düzelir.
+1
but that was just a dream
(25.02.26)
40 ı çıkmaya yakın zamanlarda bunlara bi uykusuzluk bi delirme geliyo :) sadece kolikle ilişkilendirmemek lazım. gaz sancısı varsa hareketlerinden anlarsınız bacaklarını sürekli karınlarına çekiyorlar. bizimkinde cadı saati dediklerinden vardı. yahu yenidoğan bebek öğlen 2 den gece 11 e kadar uyumaz mı yok uyumuyodu.
sabırlı olun, sakin olun. geçecek bu günler.
eğer yatağa koyamıyorsanız kucağınızda uyusun yapacak bir şey yok. uykusunu almayan bebek daha kötü oluyor. ben bazen emzirirken yürüyordum daha kolay uyuyordu hem de memeyi reddetmiyordu, ya da yatakta hafif zıplayarak varsa pilates topu üzerinde de emzirebilirsiniz.
0
rayde
(25.02.26)
(10)

Sinematografik olarak ilginc filmler

mirafiori
Mesela Safdie kardeşlerin 'candid' kamera kullanımı, doğal hareketlerle çekmeleri, agresif grainli film kullanmaları, Tele lenslerle uzaktan takip sahneleri veya dar alanlarlarda öznenin dibine girmeleri gibi. Good time'daki araba takip sahneleri de ilginçti, GTA gibi.Ya da one battle after another'
Mesela Safdie kardeşlerin 'candid' kamera kullanımı, doğal hareketlerle çekmeleri, agresif grainli film kullanmaları, Tele lenslerle uzaktan takip sahneleri veya dar alanlarlarda öznenin dibine girmeleri gibi. Good time'daki araba takip sahneleri de ilginçti, GTA gibi.
Ya da one battle after another'daki araba takip sahnesi gibi, gereksiz uzun denilebilecek sekanslar kullanılması, yine uzaktan yapılan çekimler.
Ya da Wong Kar Wai gibi süper geniş açı kullanımı
Lanthimos da benzer geniş açıları kullanıyor.

Böyle değişik bulduğunuz, çekim detayları kendisini belli eden filmler aklınıza gelirse yazabilirsiniz.
+3
mirafiori
(23.02.26)
Sinemadan pek anlamam, ilginç sayılır mı onu da bilmiyorum ama Wes Anderson filmleri deyip gidiyorum.
+1
a perfect lie
(23.02.26)
5 dklik bir bölümünde tek kamera cekim akimini costuran ve bu sayede oscar alan "el secreto de sus ojos". Ve onun yolundan giden "1917", Sam Mendes filmi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
tamamı tek plandan oluşan 96 dakikalık russian ark vardı, ermitaj müzesinde geçiyordu ama çekim tekniğine bu kadar saplanıp kalınca filme konsantre olup konuyu anlayamamıştım.
0
phoarbix
(23.02.26)
Tam aradığınıza uyar mı bilmiyorum ama Lars von Trier'in Dogville (2003), kapalı alanda (tiyatro sahnesi gibi) duvarların olmadığı, onun yerine yere çizilen tebeşir çizgileriyle sınırların belirlendiği bir film. Yanlış hatırlamıyorsam okuduğum bir yerde dekorlarla sahnelerin kurulması yerine dünya zaten bir sahne anlayışıyla film çekilmiş.
+1
Amaranta ursula
(23.02.26)
Mommy. Görüntü oranı ana karakterin ruh haline göre daralıp genişliyordu yanlış hatırlamıyorsam.
0
auroraaurora
(23.02.26)
Children of men'deki araba sahnesini çok severim.
Poor Things ve Favorite'taki balıkgözü açıyı severim.
Midsommar'da tepeden çekilen dans sahnesi...
Barry London kapalı alan çekimleri, gerçekten ışıksız, mum ışığında çekildi diye kalmış aklımda çok başarılıydı.
0
mutekebbir
(23.02.26)
The green knight. kullandıkları farklı bir lensten dolayı ölçek farklı algılanıyordu.
0
eileengray
(23.02.26)
climax: kamera rahat durmuyor. dönüyor, yer yer kesilmeden ilerliyor. Olan biteni diyalogdan çok kamerayla hissettiriyor film. spoiler vermeyim ama karakterlerin başlarına gelenler kamera çelimiyle iyi anlatılmış. dans sahnesi çekimleri de ilginç

enter the void filminde de baya saykodelik çekimler var. kamera, tokyo sokaklarında karakterin yanında, üstünde uçuyor vs.

requiem for a dream: kamera ve montaj öyle agresif ki, uyuşturucunun etkisini direk gözlerinin önüne seriyor. hızlı yakın çekimler ve kesmelerle kafayı allak bullak ediyor

buried filmi sadece tabut içinde geçiyor. bu kadar kısıtlı mekan ve açı çekimi ilginç baya. youtube'da "making of" videosu var (2 bölüm):
www.youtube.com

the lighthouse: old-school lens ve kareye yakın dar format çekimi alışılmışın dışında. aynı zamanda modern zamanlarda yapılmış siyah-beyaz bir film

leos carax filmleri olabilir. uzun aradan sonra uzun metrajlı film olarak holy motors ile dönmüştü. sürekli değişen lensler, açılar ve bakış açıları var. fimle ilgili şöyle bir makale var okumak istersen (spoiler içerebilir):
cleojournal.com

bonus:
contact filmindeki ayna sahnesi:
www.youtube.com
+3
ermanen
(23.02.26)
the fall (2006)
0
lonelycowboy
(24.02.26)
True Detective'de de sanırım dizi tarihinin en uzun plan sekans sahnesi vardı. Hangi bölümü hatırlamıyorum.
0
tekdir ile uslanmayan kiz
(04.03.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.