Giriş
(11)

37 yaş neler için geç, neler için erken?

put it in your appropriate place
Diş doktorum; daha yaşın genç diyor ama 37 yaş şimdi ne kadar genç? Gerçi 37imde olduğumu bilmiyor mu bilmiyorum.Tamam 37 genç, 50ye göre. Tam olarak ne için genç, ne için iş geçti çözemedim.Şu saatten sonra birkaç kişilik arkadaş grubuyla bar gezmesi yapmak için yaşlıyım mesela ama arkadaş grubuyla
Diş doktorum; daha yaşın genç diyor ama 37 yaş şimdi ne kadar genç? Gerçi 37imde olduğumu bilmiyor mu bilmiyorum.

Tamam 37 genç, 50ye göre. Tam olarak ne için genç, ne için iş geçti çözemedim.

Şu saatten sonra birkaç kişilik arkadaş grubuyla bar gezmesi yapmak için yaşlıyım mesela ama arkadaş grubuyla 2-3 saat boyunca kafe, pub ve benzer yerlerde oturup bir şeyler içmek (içkisiz veya ağız içiyorsa içki) halen geçerli.

20li yaşlar konserlerde geçmiş ise 37 yaşında konserde deli dana gibi eğlenmek normal ama hiç gidilmediyse konserde deli dana gibi eğlenmek 37 yaşında birine pek yakışmıyor.

Üniversitede Burger King ile sinema alışkanlığım vardı. Şimdi ise Burger King'in yerini daha eli yüzü düzgün restoranlar aldı.


Ortalama 30bin adım attığım 4 günlük gezilerim oluyordu. Vücut sinyal yapıyor hafiften beni bir sal diye. 5.gün ülkeme döner, ertesi gün işbaşı yapardım ama şimdi ise ertesi gün evde oturayım ya, oluyor. He çok şükür, gene 30bin atacak güç ama var, yani var işte.
-4
put it in your appropriate place
(14 saat)
37 yasinda deli dana eglenmek niye yakismasin yahu bu kurallari kim koyuyor? Evet 20li yas enerjisi olmayabilir dogru 33den bildiriyorum ben de ama yasa bu kadar takilmak sacma geliyor bana. Gec kalmislik bence surekli bize pompalanan bir iluzyon.
+1
tuborg yesili
(14 saat)
Valla boyle o yasa su yakisiyor, bu yasa su yakismiyor kafasi bana cok sacma geliyor ne yalan soyleyim, kime gore neye gore? Yas bir sayi hocam, altina siz ne koymak isterseniz onu koyarsiniz. 37 yasinda hayatinizin bittige inaniyorsaniz bitmistir.

Oncelikli sorunuz ben bunu yapmak/yapmamak icin genc miyim degil miyim olmamali. Soru ben bunu yapmak istiyor muyum, istemiyor muyum ve fiziksel, maddi, manevi olarak yapabilir miyim olmali. Bence yasam tam olarak bu yaslardan sonra basliyor, hala fiziksel olarak guclu olunan, ne istedigin bilindigi, kimin ne dusundugunun zerre umrumda olmadigi ve maddi ve manevi imkanimin oldugu yaslar. Iyi ki 20lerim bitti gitti, sacma salak seyler icin omrumu yiyordum.
+1
kassiopeia
(13 saat)
yani vucudun performansi degisiyor bi kere. 32-33 gibi artik genc olmadigimi anladim ben. vucudu korumak icin efor sarketmek gerekiyor cunku yikima gidiyor yavas yavas. sigara, alkol hep zararli.

yani 30 yasindan sonra profesyonel sporcu olamazsin cardio gerektiren hicbir sporda.

masabasi isler icin hicbir zaman gec degil. insan olene kadar bir seyler uretebilir, yapabilir. gordugum kadariyla 90'a kadar gidiyor. 90'dan sonra cok hizli cokus var ama.
0
antikadimag
(11 saat)
Hiçbir şey için geç değil. Senin kendine ve yaşıtlarına ayrıca 37 yaş üzerine yasakladığın ve yakıştıramadığın hiçbir şey için geç değil.

Şu hayata bir kere geliyoruz ve yapmak istediklerimiz için bu yaştan sonra olmaz deyip kendi kendimizi sabote ediyoruz. Yap işte ne kaybedersin, git konserde eğlen.

Daha ölmeden üzerine toprağı atmışsın, sadece kendinin değil, mezar taşını da dikmişsin.
+2
rock n roll
(5 saat)
Ya halit ergençin Travis konserindeki halini görmediniz heralde

www.instagram.com

Ne istiyorsan onu yap panpa
+1
Hallegadola
(5 saat)
Etrafını görünmez bariyerlerle çevreleyip ölümü bekleyerek hayatını ziyan etmek istiyorsan doğru yoldasın. Yok istemiyorsan bir an önce -bu yaştan sonra- diye başlayan aptalca klişe fikirleri hemen bir kenara bırakmalısın. Ormanda 120 km'yi 13 saatte koşan 60 yaş üstü insanlar var ve bu öyle dünyada 3 kişinin yapabildiği bir şey de değil. Türkiyedeki herhangi bir ultra trail yarışının yaş kategorilerine bir bak, bu insanları göreceksin. Sen 30 bin adım attım vücut beni sal dedi diyorsun. Beni sal diyen ne vücudun ne de yaşın, bunu sana diyen toplumda yerleşmiş aptal klişe fikirler. Toplumun geneli gibi 40 yaşından sonra oturup ölümü de bekleyebilirsin ya da yepyeni şeylere başlayarak sınırlarını genişletebilir ve hayatını dolu dolu yaşamayı da seçebilirsin. Evet seçebilirsin çünkü bu bir tercih meselesi yaş değil.
+1
thracia
(5 saat)
hocam sen kafanda yaşlanmışsın.
finansal özgürlüğünü kazandıysan asıl hayat 40dan sonra başlıyor.
+1
duyuruuser
(5 saat)
37 yaş, herhangi bir şeye geç demek için erken bir yaş.

Son paragrafta yazdıkların, yaşlı olduğun için değil ham olduğun için oluyor. Spora başla.
-1
Mirket
(3 saat)
Bunların hiçbiri yaşla ilgili değil aslında. Daha çok yaşam tarzı ve karakterle alakalı.

37 yaşında birinin illa ki artık karakterine işlemiş bir çalışma ortamı vardır. Örneğin başka herhangi bir değişkenin dikkate alınmadığı 37 yaşındaki muhasebeci, 37 yaşındaki bir öğretmen ve 37 yaşındaki bir sanat tarihçisi arasında karakter farklılıkları oluşmuş olabileceğini varsaymak çok absürt olmasa gerek. Birine uyan diğerinde eğreti duruyor olabilir. Ayrıca gerçekte mesleğe ek olarak aile, çevre, yaşanmışlıklar, politik bakış açısı vb. birçok etken de işin içine karışıyor.

Demem o ki, siz ne seviyorsanız onu yapın. Bu tür şeyler yaşla değil, ilgiyle alakalı. Yaşıma göre davranayım derken de eğreti durabilirsiniz.
+2
akhenaten
(3 saat)
17 yaşınızdaki enerjiniz olmadığına göre, bazı şeyler tabii ki farklı olacak. ama bu yaşlandığınız anlamına gelmiyor. 17 yaşındayken 2-3 saat boyunca deli danalar gibi koşup maç yapabiliyordum. 27 yaşımda 1 saatlik halı saha sonrasında dilim dışarıda geziyordum. o halde 27 yaşında da yaşlanmıştım ben.

37 çok güzel bir yaş. eskiden yaptığınız her şeyi yapmaya devam edebiliyorsunuz sonuç olarak. sadece bazı şeyleri daha ölçülü yapmanız gerekebilir. sabah 5'e kadar da barlarda dolanmayıverin.
-1
co2s2
(2 saat)
Evet belki olimpiyat seviyesinde sporcu ya da çok ünlü bir keman virtüözü olmak için çoook geç bir yaş ama böyle uç örnekler hariç hiçbir şey için geç değil. 37 yaşımızda 20'lik gibi yaşamak hedef olmamalı, biz zaten 20'li yaşlarımızda o söylediğin şeyleri ilk heyecanla yaptık şimdi de kendimizi daha iyi tanıyarak ve bilinçli bir şekilde yeniden konserlere seyahatlere gidiyoruz ki ben bunu tercih ederim.
0
kullanicadi
(2 saat)
(5)

Primark'ın IT marka valizlerini kullanan var mı? Bu valiz nasıldır?

you and me in paradise
Kullanan varsa yorumlarınızı alabilir miyim? Şu 3lü set için konuşuyorum:https://www.primark.com/en-gb/p/3pk-it-luggage-hard-shell-suitcases-black-991143111804Sizce performans /fiyat oranı nasıldır? Türkiye'de bu klasmanda daha uygunu var mıdır?
Kullanan varsa yorumlarınızı alabilir miyim?
Şu 3lü set için konuşuyorum:
www.primark.com

Sizce performans /fiyat oranı nasıldır? Türkiye'de bu klasmanda daha uygunu var mıdır?
0
you and me in paradise
(20 saat)
IT markasi Primark'in degil bildigim kadariyla, bir suru yerde satiliyor. Bence fiyat performans urunu, bende var bir tane 10 yildan fazladir kullaniyorum.
0
sertac akin
(19 saat)
IT italyandır. Kendilerinden aldığım valizi on yıla yakın yurtiçi ve yurt dışı uçuşlarda tepe tepe kullandım. Ta ki bir havayolu köşesini ve tekerini kırana kadar. Şimdi nasıl bilemem ama gayet sağlam ve güçlüdür malzemesi.
Hatta fermuar tutma yeri yani marka logosunun olduğu fermuar çekmek için olan o parça kopmuştu genel merkezlerine yazmıştım, bana ta İtalya’dan iki tane göndermişlerdi çantacıda taktırmıştım. Müşteri hizmetleri de iyidir yani
0
mor oje
(19 saat)
it en hafif bavullardan biri. ben primark'tan tekstil olanın orta boyundan almıştım; hafifliği sebebiyle narin görünüyordu ama gayet sağlam çıktı. ama bu sert olanları bilemiyorum.
0
lil siztah
(17 saat)
Yillardir kabin boyunu kullaniyorum, cok memnunum, acayip hafif, kucuk ve dunyalari aliyor.
0
kassiopeia
(13 saat)
It luggage primark markasi degil +1

Yillardir (14 yildir) soft kabin bagajini kullaniyorum, hicbir sey olmadi.
0
kuehles blondes
(2 saat)
(13)

bir kısım garip hisler

euteamo
Sevgili duyurucular,Çok yakın çok da sevdiğim bir arkadaşım var. Burda daha önce de bi duyuru açmıştım hakkında, doğum günü kutlaması/kutlayamaması ile ilgili. Son 3-4 yıldır yurt dışında yaşıyordu döndü. Ben hassas bir dönemden geçiyorum. Hayatımda kimse olmadığı için. Sürekli de konuştuğumuz bir k
Sevgili duyurucular,

Çok yakın çok da sevdiğim bir arkadaşım var. Burda daha önce de bi duyuru açmıştım hakkında, doğum günü kutlaması/kutlayamaması ile ilgili. Son 3-4 yıldır yurt dışında yaşıyordu döndü.

Ben hassas bir dönemden geçiyorum. Hayatımda kimse olmadığı için. Sürekli de konuştuğumuz bir konu. Dating appler vs kullanıyorum ama ne yazık ki istediğim gibi biriyle tanışamadım. Bu da onunla konuştuğumuz bir konu. Her zaman sorar dateler nasıl gidiyor vs diye. Ama son konuşmalarımızda işte “ben üçüncüye dönüyorum hadi sen de başla.” “sen hiç evlenmedin, anlayamazsın” gibi cümleler kurdu ve hoşlanmadım. Ben hiç evlenmedim o iki kere evlendi.

Bunu şunun için anlatıyorum belki de kendi yaşadığı karışık durumdan kaçmak için sürekli benim olamayan ilişkilerimi soruyor olabilir ve bende detaylı bir şekilde anlatıyorum.

Şimdi arkadaşım ikinciye boşanmayı planlıyor. Boşanacağı kişinin bundan haberi yok. Ama aynı zamanda iş yerinden yeni biriyle flört ediyor. Benim de tanıdığım bu kişiyle flört ettiğini bana anca ben ısrar ettikten sonra söyledi. Normal şartlarda böyle konularda asla ısrar etmem anlatması için hiç kimseye ama o bana sürekli dateler nasıl gidiyor diye sorduğu için sorma gereği duydum.

İkimizde aynı yaştayız, tahmin edeceğiniz gibi kadınız. Asla hayalim evlenip çocuk yapmak olmadı. Gayet ciddi 8 yıllık bir ilişkim oldu. Hiç aldatmadım, aldatmayı aklımdan bile geçirmedim bunu da bilir. Ama arkadaşım flörtöz bir insan. Ve sanki artık ben hiç evlenmediğim ve şu anda ciddi bir ilişkim olmadığı için beni küçümsüyor gibi geliyor.

Ben net bir insanım hisselerimi de genelde paylaşırım. Buraya yazdığım gibi ona da dedim, bu espriler hoşuma gitmiyor diye. Ama hala sen hiç evlenmedin beni anlamıyorsun diyor ama aslında anlattığı şeyler bölük pörçük ve mevzunun sadece bilmemi istediği kısmını anlattığı için anlayamıyorum. Anlamak da zorunda olduğumu da düşünmüyorum.
Özetle, arkadaşımın iyi niyetinden şüphem yok ama sizce neden benimle böyle yarışa girme gereği duyuyor?
0
euteamo
(07.09.26)
açıkcası benim arkadaşınızın iyi niyetinden şüphem oluştu :) siz söylediğiniz halde hala sen hiç evlenmedin beni anlamıyosun diye diretiyosa.. bu artık takılmadan çok iğnelemeye dönerdi bende. kaldı ki kusura bakmasın kendisi de 2.kez boşanacak ve daha boşanmadan flört ediyosa onla bunla demek ki kendisi de çok evlilikten anlamıyormuş.

ben olsam söylediğim halde bu söylemlere devam eden birinden ister istemez soğurdum. hemen kavga dövüş kin nefret değil tabi ki ama, bi mesafe alırdım. hoş değil kesinlikle.

sizin hassas olduğunuz konuları, hangi cümlelerin sizi kırdığını, üzdüğünü biliyo, buna rağmen yapıyo. ben art niyet ve küçümseme ararım
0
chanandler bong
(07.09.26)
Fazla rahatlık ve yakınlıktan oluyor. Üstüne sizin hislerinizi önemsemiyor. Herkesin benzer arkadaşlıkları olmuştur. Nüfusunuza almadıysanız salın, gitsin.
0
gabe h coud
(07.09.26)
Eşini aldatan biriyle arkadaş kalamayacağım için benim hakkımda düşündükleri de umurumda olmazdı açıkçası.
+3
Gradient_tabanlı_mor
(07.09.26)
Hoşunuza gitmediğini söylediğiniz halde devam etmesi saygısızlık, sınırını bilmezlik.
Hayatımda tutmazdım böyle birini.
Aklıma bir kadın arkadaşıma "hala birini bulup yatamadın mı" diyen bir patavatsızı getirdi.
Evlilik başarı mı yani? Hele de daha boşanmadan onunla bununla flört etmek...
0
pro9it9is9
(07.09.26)
bu tamamen bir akis meselesi. hermetik geleneğin ana prensiplerinden biri "içeride ne varsa dışarıda o vardır" idir. tasavvufta da vardır bu. the doors, guns'n roses bu konularda şarkılar yazmıştır.

"people are strange" the doors
"estranged" guns'n roses

özdeğerinizi yükseltmek için çalışmalar yaparsanız, (ne çalışması olduğu size kalmış) hem bu tür yanıtlar almazsınız hem de sağlıklı bir ilişkiniz olur.

ekim'de venüs retroya giriyor. herkes için her türlü ilişkilerde gölgeler ile yüzleşme ve sorunların kökenine inerek dönüşüme doğru ilerleme vakti. bu dönemi değerlendirmenizi öneririm. ister psikoterapi alın, ister sadece günlük tutun birçok yöntem var.

bu kısım herkese:
sizin gibi düşünmeyen insanlara deli muamelesi yapmayı bırakmanızda fayda var. sonra bir gün o insanlarla aynı fikirde olacaksınız ve "meğer doğru söylüyormuş" diyeceksiniz. sevgiler.
-1
janderzel zartanyan
(07.09.26)
Arkadasin söyledikleri bence tamamen geyik. Benim de arkadaslarimla konusmam böyle herkes birbirini gömüyor. Ama hicbir art niyet olmadigini biliyoruz.

Bence sizin arkadas da art niyetli yapmiyor. Biraz abartmış olabilir sadece. 2 kez evlenip bosanmis olmanin nesi havali bir sey allaskina gkfkfk sizin durumunuzdan daha kötü onun durumu.
Yeni Tanistigi birine evlenmis ve neden bosanmis oldugunu anlatmasi lazim.
Sevgilileri anlatmasan da olur salla.

Evlenmedin anlayamazsin laflarini ben de önceden anlayamamistim. Su an anliyorum. Iliskiler her ne kadar samimi ve güzel yasansa da aile tarafindan nikah olmayinca ciddiye alinmiyor. Evleniyorsun ve kaynanan gelin beni neden aramadi beni sevmiyor mu diye alakasiz maydonoz olmaya basliyor. Adam tekken katilmayacagi dügünlere artik aile olduk katilmamiz lazim diye seni de sürüklüyor. Kastettigi sey cok da matah bir sey olmayabilir.
0
Purple life
(07.09.26)
@perple life normal şartlarda haklısın. Hiç sallamam böyle söylemleri ama son zamanlarda benim neden doğru düzgün bir ilişkim yok diye sorguluyorum ve onunla da konuşuyorum gayet samimi bir şekilde hislerimi anlatıyorum. “Sen hiç evlenmedin anlayamazsın” aşırı saçma çünkü evet hiç evlenmedim ama ikili ilişkilerden anlamak için ille de bi yere imza atmak gerekmiyor. Ay bilmiyorum. Bir sürü insan evliliği statü olarak görüyor ve belki o da böyle düşünmeye başladı.
0
🌸euteamo
(07.09.26)
@ janderzel zartanyan hiç anlamadım :)
0
🌸euteamo
(07.09.26)
belki de boşanmadan flörtleşmelerini kendince haklı kılmak için öyle diyordur,
hani evlilerin eşimle sorunlarım var klişesi gibi, vicdanen huzursuz hissedip ama evlilikte o işler öyle olmuyor sen anlamazsına getiriyor böyle kamufle ediyordur.
0
siyah gece
(08.09.26)
Bence sen tamamen normalsin, ancak arkadaşın...
O flörtöz demişsin ama başka bişey olmasın o,eskiden daha farklı söylüyorlardı çünkü,hakaret de sayılmasın da.
Arkadaşlığını gözden geçir bence.
0
denizciman
(08.09.26)
Biz birini bile bulamazken, milletin 2.ciyi boşayıp 3'e doğru yürümesi....
0
Kahvedesu
(08.09.26)
@kahvedesu hahahaha valla öyle. o da onun dalgasını geçiyor benimle aslında :-)
0
🌸euteamo
(08.09.26)
Valla evlenmek bir basari olmadigi gibi, bosanmak da bir basarisizlik degil bence. Seda Sayan sanirim bir kez millet gomlek degistirir gibi sevgili degistiriyor, ben sevgili olmak yerine evlenip bosanmayi tercih ediyorum, demisti. Herkesin hayati kendine bence, kimse kimseden ustun degil. Herkes nihai olarak neden ve nasil burada olgumuzu bilmedigimiz bir dunyada bi sekilde yasamaya calisiyor iste, cok da abartacak bir yani yok, kimsenin tam olarak bir sey bildigi de yok.
Arkadasinizin kotu niyetli olup olmadigini bilemem ama bana daha cok zor bir donemden geciyormus gibi geldi, size isine geldigi kadar bilgi vermesi, kafayi saracak bir yerler aramasi filan, muhtemelen hafife almaya calistigi ama agir bir donemden geciyor. Bununa birlikte, kiriliyorum dediginiz halde soylediklerine devam etmesi vs biraz uzaklasmanizin daha iyi olacagini gosteriyor. Bazen bazi arkdasliklari kurtarmak icin bi sure uzaklasmak gerekir. Iliskilerden anlamak icin evlenmeye gerek yok, size katiliyorum ama bence iliskilerinizi ve iliskilerinizdeki rolunuzu irdelemek icin dogru kisi de bu arkadasiniz degil, belli ki yapici elestiri ya da icgoru saglayamiyor.
0
kassiopeia
(09.09.26)
(5)

29 Ekim haftası yurt dışı turu

yüzyıllık yalnızlık
Sizce neresi uygun? Jolly gibi yerlere bakıyorum Belgrad turu var ama çok soğuk olur mu bilemedim. Etsde Roma ve Barcelona turları var. Plan yapan arkadaşlar ya da geçmiş yıllarda Ekim ayında gidenlerin tavsiyelerini alabilirim.
Sizce neresi uygun? Jolly gibi yerlere bakıyorum Belgrad turu var ama çok soğuk olur mu bilemedim. Etsde Roma ve Barcelona turları var. Plan yapan arkadaşlar ya da geçmiş yıllarda Ekim ayında gidenlerin tavsiyelerini alabilirim.
0
yüzyıllık yalnızlık
(24.08.26)
turları salla kendin planla
+2
jelly bear
(25.08.26)
Vize varsa Belgrad'ı bosver, oraya her zaman gidilir. İspanya, İtalya olabilir. Geçen sene 29 ekimde Almanya'nın kuzey şehrindeydim, gündüzleri sweet , akşamları mont ile geziyordum. Termal içlik giydirecek kadar soğuk olmaz o dönemler.
0
HellKeePer
(25.08.26)
herkes bilir ki prag sonbaharda en ihtisamli dönemini yasar. ben o hafta prag'da olacagim. planlari yaptim :)
havanin ne kadar soguk olacagi yildan yila farklilik gösterir. 29 eylül'de kar yagdigini da bilirim, 29 aralik'ta henüz kar görmedigimiz kislari da. en iyisi seyahatten 10 gün önce hava durumuna bakmak.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.08.26)
italya'nin ve ispanya'nin guneyi ekimde fistik gibi olur, valencia'dan barcelona'ya, sevilla, italya'da sicilya'dan salerno'ya, floransa bir suru yere gidebilirsiniz. belgrad cok gereksiz vizeniz varsa.
0
kassiopeia
(25.08.26)
geçen sene atinadaydım 29 ekimde. o kadaaar sıcaktı ki gezemedim bile, neyse ki ilk gidişim değildi. dolayısıyla demek istediğim; hava işi belli olmaz. roma barcelona daha iyi olur görece. atina kalabalık olur. turla değil de kendiniz gezseniz daha verimli ama siz bilirsiniz tabii.
0
mor oje
(25.08.26)
(9)

8300 USD Abu Dhabi vs 4150 USD Eskişehir

depresif çocuk
Aynı duyuruyu tekrar açıyor gibi oluyorum kusura bakmayın ama diğer duyurudaki durumun üzerine biraz daha detay verebilir haldeyim.Mesleğim: mühendisimYaş: 34Medeni hal: BekarAbu Dhabi için:- Net maaş 8300 USD- Yılda performansa bağlı olarak 20000 USD'ye kadar prim- İlk 1 ay konaklamamı karşılıyorla
Aynı duyuruyu tekrar açıyor gibi oluyorum kusura bakmayın ama diğer duyurudaki durumun üzerine biraz daha detay verebilir haldeyim.

Mesleğim: mühendisim
Yaş: 34
Medeni hal: Bekar

Abu Dhabi için:
- Net maaş 8300 USD
- Yılda performansa bağlı olarak 20000 USD'ye kadar prim
- İlk 1 ay konaklamamı karşılıyorlar
- Taşınmamı karşılıyorlar
- Yıllık izin hakkım 30 gün
- Sağlık sigortası var

Eskişehir için:
- Net maaşım 4150 USD
- Yılda performansa bağlı 4150 USD'ye kadar prim
- Yıllık izin hakkım 20 gün
📊 Hangisi?
-2
depresif çocuk
(24.08.26)
abu dhabi bok gibi yer dubai gibi özgür de değil. 1.5 saat yol çekersin dubai'de eğlenmek için
yürümek istesen yürüyemezsin sıcaktan. Tek güzel yani ucuza bol bol uzakdoğu yaparsın

eskişehir daha iyi ama 200k para değil açıkçası eskişehirde bahçeli villada yaşam 80k sosyal biriysen kredi kartı min 90-100k akşam yemekleri tatili alışverişi
20k da biriktirirsin işte
+3
croswell
(24.08.26)
Brütler mi netler mi?
0
klassno
(24.08.26)
Gecen biri klasik birsey yazmisti, Hollanda'dan Turkiye'ye geri tasinmislar, cunku cicekleri orada acmamis vs, cok romantik. :) bir de ben boyle bir plan yapiyorum, aileden herkes ya ne isiniz var falan filan diyor. Ben de su sekilde cevap veriyorum: www.youtube.com

Neyse BAE icin cok pahali diyorlar, ne kadar pahalidir bilmiyorum Numbeo'ya gore bahsettiginiz paralar birbirine denk. Bu senaryoda Eskisehir'den memnunsaniz gitmek cok mantikli gelmiyor. Tabii suyun gozesinden bir yudum icip(yani orada para biriktirip) doneriz derseniz mantikli olabilir. www.numbeo.com

Bu arada 4150 dolar Eskisehir'de gayet iyi para.
+4
mbond
(24.08.26)
Kendi yerlerinde alim gucleri benzer gozuktu, bu acidan bariz bir secenek yok. Para biriktirmek istiyorsan kira belirleyici olur. Bana gore Abu Dhabi hem izin acisindan daha avantajli hem de birikim, seyahat imkani, hayat kalitesi gibi acilardan bir adim onde. Dezavantaji yasam konseptleri ve su an sorunlu bir bolgede olmasi.
0
osssy
(24.08.26)
Riyadh tan bildiriyorum. Eskişehir.

Bir insan para için şeriat ile yönetilen bir ülkede yaşar mı allah aşkına ?
+4
paudi
(24.08.26)
Abu dhabi tartışmasız.
-4
ezkaza
(24.08.26)
eskişehir’de ne yapacaksın ya, eskişehir yani. abu dhabi. dünyan genişler.
-4
deartheodosia
(25.08.26)
yurtdisindan orta dogu ile birebir 10 yildir is yapan biri olarak; kesinlikle abu dhabi. biraz ileri gorusluyseniz zaten, baska secenek olamaz.
ayrica abu dhabi riyad ile kiyaslanamaz, gayet kocaman bir expat community var, abu dhabi'ye gidip de eglence bulamadim diyen gormedim.
neden abu dhabi? yurtdisi is deneyimi kazanacaksiniz, ingilizceniz gelisecek muhtemelen ingilizce is yapacaksiniz diye dusunuyorum, yurtdisinda is yapan sirketlerle birebir tanisma ve bu sirketlerde calisan insanlarla birebir tanisma (expat gruplar, is arkadaslari, is arkadaslarinin arkadaslari) imkaniniz olacak, oradan baska sirketlere gitme ihtimaliniz - eger sosyal ve akli basinda biriyseniz - cok daha fazla. ayrica abu dhabi'den cok guzel seyahat etme olanaklariniz var, asya yakin, afrika yakin, gezersiniz.
bekar oldugunuz icin okul masraflariniz, asiri luks evlerde yasama masrafiniz, bakici/temizlikci masrafiniz olmayacak. uygun bir daire bulabilirsiniz. sirket arabasi talep edin mumkunse. arabasiz olacak bir yer degil. ayrica bazi sirketler, pozisyonunuza gore yilda 2/3 kere aile ziyareti icin ucak bileti vs. karsiliyor. bunlari dusunebilirsiniz.
ha benim dubai'ye gidip bir apartman dairesinde 10 yilini gecirip kimse ile tanismayan, isten eve evden ise gidip gelen, para biriktirip turkiye'de evler alan arkadasim da var. oyle olacaksaniz bence degmez. orada olmayi sonuna kadar network ile, aktiviteler ile vs. kullanacaksaniz hele de bekarsaniz cok guzel firsat.

abu dhabi'de yasam icin, reddit forumlari daha dogru bilgi verecektir.
+1
kassiopeia
(25.08.26)
Ülkeye tıkılıp kalmama, Dünya vatandaşlığına yelken açma fırsatı doğmuş, hala düşünmenin alemi ne?
-5
Mirket
(25.08.26)
(7)

Solo tatil önerisi

cilekli pasta
Bordo pasaport ile vizesiz veya kapıda vize ile gidilebilecek bir destinasyon arıyorum. Bir kadın olarak güvenli gezebileceğim ulaşım kullanabileceğim bir yer olması önemli.Japonya ve Singapur’a gittim onlar seçenek dışı.Teşekkürler
Bordo pasaport ile vizesiz veya kapıda vize ile gidilebilecek bir destinasyon arıyorum. Bir kadın olarak güvenli gezebileceğim ulaşım kullanabileceğim bir yer olması önemli.
Japonya ve Singapur’a gittim onlar seçenek dışı.

Teşekkürler
0
cilekli pasta
(21.08.26)
Low yerler de dahilse Tiflis is ma lov

Duzenleme: zaten buyuk kismini yuruyerek gezebiliyosun. Ulasim icin de bolt ya da yandex go kullaninca bedavadan biraz pahali
0
üğpoıuy
(21.08.26)
Arnavutluk.
0
Amaranta ursula
(22.08.26)
kimse bahsetmiyor ama azerbaycan da guzel secenek, gurcistan zaten soylenmis, bir zamanlarin populer yeri sirbistan var.
0
bay b
(22.08.26)
özbekistan vize istemiyor ve güvenli. taskent, semerkant falan cok rahat gezersiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.08.26)
Bali, vietnam,tayland asya tarafinda gayet guvenli, diger adalar vs derken rahat rahat 2-3 hafta gecer. Vietnam ztn kocaman ulke.

Kazakistan sanirim guvenli

Guney amerika'da cilgin seyler yapmayacaksaniz normal tatil icin arjantin, kolombiya vs gayet guvenli.

Genelde bu ulkelerde Istanbul'da gosterdiginiz dikkati gosterdiginiz surece sorun olmamasi lazim.
0
kassiopeia
(22.08.26)
hong kong oldukça güvenli. buenos aires de güvenli ama toplu taşıma yerine uber ucuz ve mantıklı (kriterlerinize istinaden).
0
eileengray
(22.08.26)
tiflis hakkaten çok güzel, yemekleri de gece hayatı da sokakları da.
ayrıca çok yakın ve nispeten ucuz bir ülke.

bir diğeri tayland derim, ucuza ucak bileti kovalarsanız gidiş dönüş aktarmasız 35, aktarmalı 25'lere kadar bulabilirsiniz.

bir diğer önerim de kırgızistan olur, hiking seviyorsanız.
0
eurhka
(22.08.26)
(14)

yatılı misafiri geri çevirme

yenibirgüzelnick
yatılı gelmek isteyen misafire (kayınvalide) şu an müsait değiliz müsait olunca çağıralım deyip 1.5 ay sonra davet etmek ayıp mı? müsait değiliz dedim ve gerçekten değiliz (şehir dışında olacağız) ama ilk kez reddettim normalde hemen buyur gel diyordum. vicdan yaptım. siz olsanız darılır mıydınız bu
yatılı gelmek isteyen misafire (kayınvalide) şu an müsait değiliz müsait olunca çağıralım deyip 1.5 ay sonra davet etmek ayıp mı?
müsait değiliz dedim ve gerçekten değiliz (şehir dışında olacağız) ama ilk kez reddettim normalde hemen buyur gel diyordum. vicdan yaptım. siz olsanız darılır mıydınız buna?
-1
yenibirgüzelnick
(29.07.26)
Bu soruya bir kayınvalide ile empati kurup cevap verebilecek biri var mı burada bilmiyorum genelde belli bir yaşa gelen insanlarda ekstra alınganlık olabiliyor.
Birine yatılı bir misafir için o dönem müsait olmadığını söylemek ve daha sonrası için davet etmek ayıp bir şey değil, müsait olmadığın halde çağırıp layığıyla ağırlamamak daha ayıp olurdu herhalde.
Ben böyle bir şeye darılmazdım ama yaşlanınca darılır mıyım bunu bilemem...
+1
mutekebbir
(29.07.26)
Aile büyüklerine saygı konusundaki düşüncelerim, bu site sakinlerinin geneliyle çok ayrı noktalarda.

Benim asla yapmayacağım bir şey. Bence o misafir değil baş tacıdır. Ne zaman isterse gelir.
-12
Mirket
(29.07.26)
Ben darılmam. Ben zaten yatılı kalmayı istemezdim, evimde her zaman daha rahat olurum.

Kabul etmemen için zaten gerekçen var kaldı ki gerekçe bazen gerçekten istememek de olabilir bu da çok normal. İnsanın bazen kafası kaldırmayabilir. Yorgun olabilirsin, canın sıkkın olabilir kendi içinde zor bir dönemde olabilirsin. Evde sadece eşini ve çocuğunu görmek isteyebilirsin.
0
rock n roll
(29.07.26)
Abi şehir dışında olacaksaniz zaten ne yapacaksiniz yani; ya anahtari vereceksiniz kendisi gelecek ya da gelemeyecek.
Sanırsın çok yorgunum diye reddettin. Evde insan olmayacaksa nasıl olacak yani kayınvalide gelecek diye de bütün hayat değiştirilmez.
+1
logisticsmanager
(29.07.26)
yani sehir disinda olacaksaniz zaten nasil bir cozum bekleniyor ki, anahtari verin o zaman? O da ok bence. ama yani burada sizden beklenen planinizi degistirip kayinvalideyi agirlamak mi?

ben kendi aileme de 'musait degilim su zaman gelin' diyebildigim icin bir sorun gormuyorum acikcasi. onceden haber vermenin amaci da bu degilmidir zaten? boyle durumlarda genellikle sorun, ciftler arasinda, kendi ailemize yapmadigimiz/yapamadigimiz seyi baskasina yapinca cikiyor.
+1
kassiopeia
(29.07.26)
Bence ayıp , 1.5 ay çok uzun bir süre. 1 hafta , 2 hafta falan da değil.
0
drako
(29.07.26)
1,5 ay boyunca şehir dışında mı olacaksınız?
0
elorelia
(29.07.26)
bir iki hafta arayla 3 farklı şehire gitmemiz gerekiyor sürekli bavul topla yerleştir filan misafir ağırlamak mümkün olmayacak
0
🌸yenibirgüzelnick
(29.07.26)
müsait değilsen değilsindir de 1.5 aylık ara nedir? vandan istanbula mı gelecekler?
0
mikahakkinen
(29.07.26)
Bu durumda ayıp olacak bir şey göremedim. Kafaya takmaya değmez
0
elorelia
(29.07.26)
yatılı misafir başka bir şey, kayınvalide başka bir şey. evliyken, kayınvalidem geleceğini söylediğinde hiç geri çevirmedim.
+1
co2s2
(29.07.26)
Net ayıp
+1
Cezcez
(29.07.26)
vicdan yaptıysanız bu size yanlış geliyor demektir. ancak cevaplarda verdiğiniz açıklama ile bunda üzülecek bir durum yok. yarım yamalak ağırlamak kadına daha ayıp olurdu. açıklama yaptıktan sonra sıkıntı olmamalı. artık büyükler de değişti. kendisi hakkında bilgimiz yok. vereceği tepkiyi siz biliyorsunuz. ezilmeden açıklamanızı yaparsanız bu duygulara gerek kalmaz.
0
janderzel zartanyan
(29.07.26)
@ hacirotti
Aslında evet tatilimi erteleme şansım vardı ama ertelemek istemedim. Ya tatil erteleyecektim ya da çok kalmadan 1 hafta sonra gitmesini isteyecektim ikincisi ayıp geldi.
Gelince 15-20 gün kalır çünkü.
0
🌸yenibirgüzelnick
(30.07.26)
(4)

Müdür benim yükselmemi istemiyor?

skr1292
Aramızdaki hiyerarşi ; müdür > benim yöneticim > ben. şeklinde. müdürle aramız çok iyi gırgır şamata yapıyoruz sürekli. iş konusunda da beni beğeniyor, birileri bir şey söylediği zaman benim için "çok zeki biri, kendisi çok başarılı , sizin işinizi halleder" diyor. bunu defalarca kendim duydum ve ar
Aramızdaki hiyerarşi ;

müdür > benim yöneticim > ben. şeklinde. müdürle aramız çok iyi gırgır şamata yapıyoruz sürekli. iş konusunda da beni beğeniyor, birileri bir şey söylediği zaman benim için "çok zeki biri, kendisi çok başarılı , sizin işinizi halleder" diyor. bunu defalarca kendim duydum ve arkamdan da söylemiş. hatta iş yerinde benim hatamdan kaynaklı kişisel bir olay oldu, baya baya topun ağzındaydım ama kendisi araya girip beni savunmuş. (1.5 sene kadar önce)

her neyse. ben, kendi yöneticimin çalışma şeklinden çok rahatsızım. müdür de rahatsız ama benim kadar değil. işten çıkarmak ve göndermek istemiyor. ben de istemiyorum ama kendisini toparlamasını istiyorum. benim yönetici işten çıkarsa yeni gelicek kişiyle vs çok anlaşamayabilirim.. benim müdür ise duruma " ben elimdekiyle üzüm yemeye çalışıyorum" diyor. (ama bizim müdürde, toplantılarda vs yöneticimi aşağılıyor sürekli, yöneticim bana kendisi anlatıyor milletin yanında bana böyle böyle davranıyor diye) g.m. yardımcısı ve diğer müdürler de benim yöneticiden rahatsız. ben de diğer müdürlerle yakınım. ( bizim müdür ise diğer müdürler kadar güçlü değil.) bu müdürlerden biri ile gmy arası çok iyi. bi ara ikisi benim yöneticiye kafayı takmışlardı. bizim müdürde benim onlarla beraber hareket ettiğimi düşünmüş ki bir gün "bilgisayarımda sorun var bakar mısın" dedi. baktığımda önünde bir sürü cv açık tek tek onlara bakıyor. sorun falan bahaneydi anladığım kadarıyla bana o cvleri göstermek istedi. yani emin değilim ama "bak birini arıyorum işte" demeye getirdi.

onun dışında müdür benim bazı toplantılara yöneticiden habersiz katılmamı istemiyor. bazı konularda kişileri bana değil benim yöneticiye yönlendiriyor ve benim katıldığım toplantıları yöneticime haber vermemi istiyor. bir keresinde de benim yönetici ve müdür bir toplantıya girecekti. benim yönetici bana "sende katıl" dedi ama müdür "gerek yok ya onluk bir şey yok" dedi. daha sonra ben müdüre sorduğumda "ben senin yöneticini korudum sen orda olsaydın onu çiğ çiğ yiyeceklerdi haberi yok" dedi çok anlamadım. benim amacım benim yöneticinin yerine geçmek değil ama artık toplantılara katılmak , müdürlerle birebir diyalog kurmak istiyorum.

sizce burdaki durum nedir? benim düşüncelerimden biri: müdür, topu sürekli atıcak sürekli suçlayabileceği birini arıyor, yöneticim ise bu durum için eşsiz biri.

ama beni neden yükseltmek istemiyor onu anlamadım.
-1
skr1292
(27.07.26)
Valla bence sen mudurunun gozunde oldukca ise yarar ve yukselme umuduyla didinen ideal bir calisansin. Seni yonetici yaparsa hem uretkenligin azalabilir hem de yerine gelecek kisi senin kadar iyi olmayabilir. Bunun disinda bir de seni simdi surekli oven kisi yarin oburgun sen yonetici oldugunda direkt seni hedef gosteremez. 'Onu buraya sen getirdin, madem kotuydu niye getirdin' derler.

O yuzden senin de belirttigin gibi simdilik yoneticiyi 'gerektiginde suclayabilecegi' ara eleman seklinde kullanmasi onun icin en iyisi. Hem senin hem de yoneticinin gonlunu yapiyor gibi gozukup, sorumlulugu da en aza indiriyor.
+1
j r r tolkien hayrani
(27.07.26)
Müdürün senden bu kadar memnunsa yükseltmezler.

İyi çalışan iyi yönetici demek değildir. Özellikle kurumsal yerlerde “x giderse yerine kim gelecek” derler ve işini en iyi yapanı yerinde bırakırlar.

Doğru yanlış bir şey demiyorum ama genelde budur.
+1
biseysorcaktim
(28.07.26)
reyiz hiç anlamamışsın mevzuları yukarıda da denildiği gibi iyi ve çok çalışanı, köle gibi hizmet edeni yükseltmezler.
0
Hallegadola
(28.07.26)
bana daha cok mudur sizi idare ediyormus gibi geldi acikcasi,

"onun dışında müdür benim bazı toplantılara yöneticiden habersiz katılmamı istemiyor. bazı konularda kişileri bana değil benim yöneticiye yönlendiriyor ve benim katıldığım toplantıları yöneticime haber vermemi istiyor. "
bu hiyerarsiye baktigimizda gayet normal bir durum, siz yoneticinize rapor veriyorsunuz, mudur de bunun devam etmesini istiyor. onun disinda yoneticinizden de oyle ya da boyle memnun ve onun da yerinde kalmasini istiyor, siz de iyi bir calisansiniz belli ki sizi de idare etmeye devam edip biriminin calismasini sagliyor. gayet normal bir mudur davranisi acikcasi.

"benim amacım benim yöneticinin yerine geçmek değil ama artık toplantılara katılmak , müdürlerle birebir diyalog kurmak istiyorum." E mudurle birebir diyalogunuz var zaten? toplantilara da katiliyorsunuz? duyurunuzda da yukselmek istediginizi yazmissiniz. eger mudurunuzun yerine gecmezseniz hiyerarside gecebileceginiz baska bir yer var mi?
+1
kassiopeia
(28.07.26)
(14)

çok hızlı haftasonu kaçamak planı yapalım mı?

jules
selam herkese, yarın akşam eski kız arkadaşım sabiha gökçen'e inecek. acil rezervasyon yapmam lazım ama karar veremedim. deniz şart değil ama havuz olursa iyi olur. akşamları da çıkıp yürüyebileceğimiz yerler olursa şahane olur. yarım pansyion da alabilirim, oda kahvaltı da sorun değil. çok pahalı o
selam herkese, yarın akşam eski kız arkadaşım sabiha gökçen'e inecek. acil rezervasyon yapmam lazım ama karar veremedim. deniz şart değil ama havuz olursa iyi olur. akşamları da çıkıp yürüyebileceğimiz yerler olursa şahane olur. yarım pansyion da alabilirim, oda kahvaltı da sorun değil. çok pahalı olmasın yeter. :) yalova, ağva,şile buralar iyi olur gibi. öneriler için çok teşekkürler.
-4
jules
(23.07.26)
Eski kız arkadaşınla mı sevişeceksin anlamadım, Bomonti Hilton iyi olur
-5
arbre
(23.07.26)
yok ya şehrin içi değil aradığım.
-2
🌸jules
(23.07.26)
haftasonu hava patlayacak diyorlar.
+1
orpheus
(23.07.26)
yav abi patlasın, ben de patlauyacam.
-2
🌸jules
(23.07.26)
... ama eski kız arkadaşın?
+2
co2s2
(23.07.26)
yav size ne arkadaş. şu işi ayarlayalım gözünüzü seveyim.
-2
🌸jules
(23.07.26)
Biz neden çözüyoruz arkadaş, biz muhabbet tellalı mıyız? Söylediklerimizi de beğenmiyorsun.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar, el şeyiyle de gerdeğe girilmez
+3
sekizdokuzon
(23.07.26)
yapalim simdi bilet alsan yarin ucaga atlasan cumartesiye burdasin.
-3
headredhead
(23.07.26)
@sekizdokuzon kardeşim, söylediklerinizde beğenilecek bir şey görüyor musun bi bakar mısın? gelen yorumlara... el şeyiyle gerdeğe girilmiyor zaten. boş boş yorum yapıyorsun. mesele burada cevap olmayan cevapların beğenilmemesi anladığım.

ayrıca buranın böyle bir kültürü var. sana yap diyen yok hoşuna gitmediysen aşağı doğru kaydırmaya devam edersin. dünkü çoluk çocuk gelmiş bize duyuruyu öğretiyor...
-6
🌸jules
(23.07.26)
Abi kusura bakma da bir date planı yapamayanın bana çoluk çocuk demesi beni aha da şu kadar rahatsız etmiyor

Neyse insanlık bende kalsın, heybeliadaya gidin, güzel uygun pansiyonlar ve romantik bir ortam var.
0
sekizdokuzon
(23.07.26)
sapancaya gidin, zilyon tane pansiyon, bungalov filan var, doga yuruyusu yaparsiniz yuruyecekseniz illa. bir baska alternatif de adalar, denize girmeli fln biseyler bulursunuz.
+1
taurina
(23.07.26)
Sapanca +1. Hem ülkenin cinsel doğal tabiatı haline de geldi. Rahatça takılırsınız o tarafta. Yok İstanbul'a daha yakın fakat şehrin dışında olsun diyorsan Adalar'ı da aklında bulundur. Özellikle akşamları çok güzel oluyor Büyükada
0
ulukayin
(24.07.26)
sapanca bungalow.

çıkışta cd istersiniz.
+3
kveldulv
(24.07.26)
@kveldulv sesli guldum :)
heybeliada +1
0
kassiopeia
(24.07.26)
(6)

Annem!!!

camlicagazoz
Malum bugün babalar günü. Benim de baba olduğum ilk babalar günüm. Sabah ailedeki tüm babalarımızı aradık. Kutladık. İkindin gibi annem mesaj yazdi. İşte baban üzüldü gelmediniz diye, haberin olsun. Zaten haftada en az 3 4 gün beraberiz. Ayrıca bugün de uğrayacaktık zaten. Ben de anneme "anne zaten
Malum bugün babalar günü. Benim de baba olduğum ilk babalar günüm. Sabah ailedeki tüm babalarımızı aradık. Kutladık. İkindin gibi annem mesaj yazdi. İşte baban üzüldü gelmediniz diye, haberin olsun. Zaten haftada en az 3 4 gün beraberiz. Ayrıca bugün de uğrayacaktık zaten. Ben de anneme "anne zaten gelecektik ama bu şekilde yazınca üzüldüm" yazdım. Sonra annem seni denedim ama masallah dilin de pabuc gibi dedi.

Şimdi benim hatam ne?
-2
camlicagazoz
(21.06.26)
Her şeyi böyle mesele haline getirmen
+6
artıküyeolmakistiyorum
(21.06.26)
evli insanların haftada rutin olarak en az 3-4 gün anne baba ile beraber olması, hiç sağlıklı bir durum değil bana göre. senin hatan evli olduğunu ve eşin, çocuğun ve senden oluşan bağımsız başka bir aile olduğunuzu ebeveynlerine benimsetememen bu örnekte.

eşinin yerinde olsam epey bir rahatsız olurum.
+7
wilhelmwasmuss
(21.06.26)
Senin hatan var mı bilmiyorum ama bu anneyle sen daha çok kafayı yersin bunu biliyorum.
+2
yenibirgüzelnick
(22.06.26)
bi bakayım dedim, hatırladım sizin duyuruları. kendi ailenize sınır çizmezseniz daha çok sorun yaşarsınız.
0
elorelia
(22.06.26)
hocam kusura bakmayin ama kabus gibi bir annenin kabus gibi bir evladisiniz. ailenize sinir koymadiginiz surece, elalem ne der diye yasadiginiz surece bunun gibi yuzlerce olay yasarsiniz. esinize sabirlar diliyorum.
0
kassiopeia
(22.06.26)
söylüyorum hatanızı: ailenize fazla yüz vermeniz. eşiniz olsam uyuz olurdum.
0
rayde
(22.06.26)
(10)

Eldeki Ickilerle ne yapilir

kassiopeia
Merhaba arkadaslar, benim icin biraz uzucu bir soru olacak bu. Ne yazik ki babamda demans baslangici var, belki bi tik daha ileri derece de olabilir. Doktor kontrolunde ilerlemeye calisiyoruz. Yalniz yasiyor. Covid ile birlikte basladigini ve arttigini dusunuyoruz. O zamandan beri supermarketten oze
Merhaba arkadaslar, benim icin biraz uzucu bir soru olacak bu. Ne yazik ki babamda demans baslangici var, belki bi tik daha ileri derece de olabilir. Doktor kontrolunde ilerlemeye calisiyoruz. Yalniz yasiyor. Covid ile birlikte basladigini ve arttigini dusunuyoruz. O zamandan beri supermarketten ozellikle 'firsat' urunlerini cok cok fazla aliyor ancak ne kadar fazla aldigini acikcasi ne yazik ki son yillarda fark ettik. Kontrol altina aldik diye dusunuyoruz ancak evde yuzlerce ayni urunden var. Elimizden geleni yapiyoruz. Tuvalet kagidi, sabun, peynir, zeytin gibi urunlerde bir sorun yok, bozuk olanlari atip olmayanlari kullaniyoruz falan.

Ancak bu surecte cok fazla, cok cok fazla icki biriktirdigini de fark ettik. Saraplar, viskiler, rakilar vs. Ailede artik icki icen yok, babam Covid'den once bizlerle icerdi (kardesler vs.) - kesinlikle bu kadar zaten icmek gibi bir durum yoktu, aksam yemegi ile bir sarap acilirdi filan - ancak artik ne kendisi iciyor ne biz iciyoruz. Ama bu hastalikta ne yazik ki yapilan alisverisin de zaten bir mantigi yok. Biz bu ickileri ne yapabiliriz? Elbette elimizde fisleri yok ama hepsi migrostan yakinindaki tek supermarket orasi, her gun gider gelir. Icki satmak bildigim kadariyla yasak ama parasinin bosa gitmesine mi uzuleyim, evde artik adim atacak yer kalmamasina mi uzuleyim, neye uzulecegimizi sasirdik.

kimse bizleri ailemizin bu yaslilik haline hazirlamiyor ne yazik ki.
cevaplar icin cok tesekkurler.
+1
kassiopeia
(02.06.26)
Geçmiş olsun. Satın alan kişi bile nereden aldığını hatırlamadığı için riske girilmez. Satsan birisi kör olsa geri dönüşü yok. Dök kurtul
+1
artıküyeolmakistiyorum
(02.06.26)
Illa ki icki seven bir arkadasin esin dostun vardir, onlara ver.
+6
baldur2
(02.06.26)
Çok geçmiş olsun.
Ben de dökme taraftarıyım, çok yakın arkadaşım bile evinde duran içkileri satmayı bırakın hediye olarak verse şüphe duyarım içemem, sahte içki aşırı yaygın çünkü.
Riske girmeye gerek yok bence, en iyisi döküp yok etmek.
+2
mutekebbir
(02.06.26)
Neler var? Kaç şişe?
-2
gabe h coud
(02.06.26)
öncelikle çok geçmiş olsun. umarım tutumu değişir.

soruya gelecek olursanız bence buradan alıcı bulabilirsiniz. istanbul'da iseniz nispeten daha uyguna satacağınızı da düşünerek ben talip olabilirim :)
0
eurhka
(02.06.26)
Cok tesekkurler arkadaslar, biz de acikcasi kimse sahte icki nedeniyle istemez diye dusunduk. Henuz satmaya ya da atmaya ikna edemedik, gectigimiz hafta evi toparladik, temizledik fark etmeyecegi bazi seyleri attik. Bakalim ona sira gelince yine yazarim, istanbul'da eve gelip kendisiyle tanismak isteyen olursa da bekleriz :) arkadaslari hep vefat etti yavas yavas o nedenle bi anda boyle oldu diye tahmim ediyoruz
+1
🌸kassiopeia
(02.06.26)
Oncelikle gecmis olsun. Bence direkt cope atin. Hicbir sekilde riske girmeye degmez. Ayrica saglik acisindan da zararli.
0
Sour
(03.06.26)
Akrabalarınız, destek amaçlı olarak yarı fiyatına bile alsa iyidir diyecektim. Whatsapp'tan onlara satabilirdiniz.

Fakat babanızın hastalığı ileri durumdaysa ve Migros yerine başka bir tekelden falan sahte içki de satmış olabilirlerse ucuz diye, bu sefer akrabanızın da ölümüne neden olup, büyük risk alabilirsiniz.

Fiyatlarını araştırın. 5000 liranın üzerinde olan varsa, sahte içki analizi yaptırabilirsiniz laboratuvarda, eğer sahte değilse akrabalarınıza arkadaşlarınıza satabilirsiniz güvenle. Zaten %14'ün üzerinde alkol oranı varsa, kapağı açılsa da bozulmaz.

Eğer 5000 liranın altında ve market içkilerindense, bir olasılık antikacılara da açılmadan satabilirsiniz. Filmler, dizilerde dekor amaçlı olarak veya cafelerde yine dekor amaçlı olarak açılmamış dandik veya bozuk içkiler kullanabiliyorlar. Dökmekten daha iyi olabilir en azından.
0
sinematematikci
(03.06.26)
Migros kasiyerlerini de tembihleyin. "Şu anda içki satamıyıryz" türü bir bahane sunsunlar beyamcaya. Geçmiş olsun.
0
yadigar
(03.06.26)
Yakındaki tekel bayi uygun fiyata almak için can atar
0
Teran
(03.06.26)
(12)

Yurtdışında İş Bulduğumuzda Ne Zaman İstifa Etmeliyiz?

lapetitemort
Diyelim ki yurt dışından bir iş teklifi geldi.Fakat halledilmesi gereken vize ve kağıt kürek işleri olacak.Bunlardaki olası riskleri ne kadar ciddiye almalıyız? İşlerin ters gitme durumu olabilir mi?Ve en önemlisi mevcut işyerimizde istifamızı ne zaman vermeliyiz? Gideceğimize dair her şey netleştiğ
Diyelim ki yurt dışından bir iş teklifi geldi.
Fakat halledilmesi gereken vize ve kağıt kürek işleri olacak.
Bunlardaki olası riskleri ne kadar ciddiye almalıyız? İşlerin ters gitme durumu olabilir mi?

Ve en önemlisi mevcut işyerimizde istifamızı ne zaman vermeliyiz? Gideceğimize dair her şey netleştiğinde mi? Yoksa teklifi alır almaz mı? Bu süreci nasıl idare etmek lazım? Ortada kalmak istemiyorum.

Şirketim ihbar süresinde çalıştırmak isteyebilir (2 ay).
50 gün kadar da yıllık iznim var.
+1
lapetitemort
(20.04.26)
vize oturum vs netleştiğinde istifa ederdim ben olsam
+3
jelly bear
(20.04.26)
Tabiki olabilir. Benim bir arkadaşımda 8 ay falan sürmüştü zamanında.
Sakın teklif alır almaz istifa etme. Yapabileceğin en büyük hata olur. Eline gideceğin ülkeden belge gelene kadar istifa etme yani.
+1
logisticsmanager
(20.04.26)
vizenizi aldıktan, iş sözleşmenizi karşılıklı olarak imzaladıktan sonra söyleyin. ihbarınız yanabilir gerçi ama yapacak bir şey yok. çoğu şirket aslında iyi performans gösteremeyeceği için çalışanlarına zorluk çıkartmıyor hemen yollar ayrılıyor ama durumunuz nasıldır bilmiyorum.
0
elektr10
(20.04.26)
yıllık iznin varmış zaten. o yüzden her şey kesinleşsin uçak bileti aldığın gün söylersin.
+1
gercekdunya
(20.04.26)
is sozlesmesi imzalandiktan sonra
+1
pasaklıpepee
(20.04.26)
Calisma iznin cikmadan once kesinlikle istifa etmiyorsun. Durumu netlestirmek icin de yeni sirkete haber verip calisma iznin ciktiktan sonra eski sirekete bildirecegini soyluyorsun. Surec biraz uzuyor boyle ama en dogru ve guvenilir yol bu.
+3
synesthesia
(20.04.26)
bazı çalışanlar çok romantik düşünüyor. Patron siz işe geldiğiniz gün öğlen yemeginde kovup ihbar süresini ödeyip işe başlatmama hakkına sahip. Siz de son ana kadar çalışıp istifa edersiniz en fazla ihbar süresini firmaya ödersiniz.

işler her zaman ters gidebilir, netleşinceye kadar ayrılmayın derim.
+1
liberal
(20.04.26)
yurt dışındaki firma ile sözleşme imzalanana ve çalışma vizesi alana kadar mevcut işimi sürdürürdüm.
0
galahad reloaded
(20.04.26)
Ben oturum izni gelip geçici vizeyi pasaporta işlettikten sonra istifayı verdim. ihbar sürem azdı ama senin iznin olduğu için zaten anlaşabilirsiniz. Eğer oturum iznini almadan istifa edersen oturum onay süreci kafayı yedirtir. Her şey eksiksiz olsa bile reddedilme ihtimalini kafandan çıkaramıyorsun.
+1
himmet dayi
(20.04.26)
ben olsam var olan ücretli ücretsiz tüm izinlerimi kullandıktan sonra istifa ederdim, diğer işe bi başlamış denemiş olurdum bi süre
+1
mezzosprite
(20.04.26)
is akdinin imzalanmasiyla calisma izninin gelmesi arasinda aylar var. dolayisiyla is akdini imzalayip istifa vermek gibi bir hataya dusmeyin.

ben arada uzun bir tatil yapmak istedigim icin, ab'den onay geldikten sonra Dtipi vize basvurusunu turkiye'de yaptigim gun istifa etmistim. dolayisiyla turkiye'den dtipi vize cikip biletler alinip tarihler netlesene kadar tatil yapmistim. isverenle de kisa bir ihbar suresinde anlasmistik. isveren ile iliskilerinize de bagli elbette. yaza denk geldigi icin de yaz tatili olmustu.
+1
kassiopeia
(20.04.26)
yurtdisinda yasiyorum. cok korkunc hikayeler duydum. ozellikle buyuk firmalar daha acimasiz olabiliyor. ilk iki ay deneme sureci oldugu icin son gun bile "tesekkurler, sizinle devam etmeyecegiz" diyebilir. hatta geldigi gun reddedilip ise bile baslayamayan gordum. isim de vereyim, booking.com yapmisti. pozisyona ihtiyacimiz olmadigini farkettik demislerdi. e tabi is olmadan vize devam etmiyor, gelen adam kira ayarlamis, kontrat yapmis, o kadar tasinma bilmemne.

baska bi ornek
yakin bi arkadasim kontrat imzaladi. 2 ay sonra baslayacak. bu arada yazismalar suruyor, is sozlesmesini, yan haklarin detaylarini falan soruyor aklina geldikce mail atiyor. bikac hafta sonra bi mail geldi. teklifimizi geri cekiyoruz dediler. bi aciklama da yoktu, kisa bisey yazmislardi. ustu kapali "cok soru soruyosun, beklentin kontrattan sonra artti, tercihimizden suphe duyduk ve iyi bir aday olmadigina karar verdik".. gibi biseydi.

yani risk her zaman var. olabildigince gec istifa edin. ihbar 1 ay ise atiyorum ucusa 2 hafta kala istifa edin, 2 haftasini calisin, 2 haftasinin parasini verip erken cikin, imkan varsa.
+1
sttc
(20.04.26)
(7)

koltuk takımı alacağım

OgutucuRecep
öneriniz var mı? bu istikbal, bellona, gündoğdu vs aslında hepsinde şikayet var ve çok fazla.acaba alıp memnun kaldığınız başka bir üretici var mı?
öneriniz var mı? bu istikbal, bellona, gündoğdu vs aslında hepsinde şikayet var ve çok fazla.
acaba alıp memnun kaldığınız başka bir üretici var mı?
-1
OgutucuRecep
(10.03.26)
ben enza kullaniyorum 10 yildir cok memnunum. diger koltuk markalarinin kalitesini bilemem ama sanirim sikayetlerin en buyuk sebebi teslimat. onun icin de o donemde hali hazirda uretilmis ve sanirim subelerden birinde bulunan renk secmistim. hic sorun yasamamistim.
0
kassiopeia
(10.03.26)
enza
0
jelly bear
(10.03.26)
benim kanepeciğim mudo. zaman içerisinde biraz hırpalandı belki ama hala çok iyi
0
cay koy geliyorum
(10.03.26)
Ikea, mudo +1.
0
drako
(10.03.26)
Doğtaş kesin olmasın.
0
en bi orijinal
(10.03.26)
özel mobilya yapan yerler. gidip istediğiniz modeli istediğiniz kumaşı kestirin ve yaptırın. ikeadan bilmem nereden dandik ve gereksiz pahalı şeylere dünya para ödemeyin.
-1
Başka
(10.03.26)
ben vivense'den almıştım uygun diye. şansıma çok hızlı geldi ve aşırı kaliteli, sağlam ve rahat çıktı.

arkadaşım normod almış ve memnun. onlar çok güzel ama benim için pahalı. belki siz bakmak istersiniz.
0
art cat chocolate
(10.03.26)
(18)

Sac kesimine kac para veriyosunuz

Kittie
Gecen fiyatlara baktim da ne olmus boyle dedim. En uygun 1000 tl gordum o da fonle birlikte 1300. Delirmis bunlar. Kadinim ama erkekler de yazabilir belirterek.Napsam versem mi bi 1500-2000.Su anketi de bi kullanicam buna kismetmis hahahah
Gecen fiyatlara baktim da ne olmus boyle dedim. En uygun 1000 tl gordum o da fonle birlikte 1300. Delirmis bunlar. Kadinim ama erkekler de yazabilir belirterek.
Napsam versem mi bi 1500-2000.

Su anketi de bi kullanicam buna kismetmis hahahah
📊 Kuafor fiyatlari nasil sizce?

Bu anket sona erdi. 35 oy kullanıldı.

0
Kittie
(02.03.26)
500 erkek
-1
grimavi
(02.03.26)
Erkek 900 uzun saç.
-1
anon1m
(02.03.26)
ben fönle 1600 mü ne vermiştim 1,5 ay önce

çok çok çok çok
0
art cat chocolate
(02.03.26)
Esentepe'de bir pasajda 800 verdim geçen ay.
0
auroraaurora
(02.03.26)
saç-sakal 700 veriyorum. 30 senelik berberim. başkasına 1000 liradan aşağı kesmiyor.
0
my fault
(02.03.26)
son 1.5 yıldır evde kendim hallediyorum. parasını geçtim aptal berber muhabbetinden sıkıldım. ayrıca asla istediğim gibi kesemiyorlar saçımı sakalımı.
0
scudman1
(02.03.26)
Saç sakal kesme yıkama 1200 oldu geçen ay.


eksileyen berberim galiba :))))))
-1
kumandanim
(02.03.26)
saç, sakal, dandik kil maskesi, omuz kütürdetme, parmak kıtlatma, yüze sıcak havlu basma, hepsi 500. ankara kızılay'da normal berber dükkanı.

edit: 400 imiş, yanlış hatırlamışım.
0
kibritsuyu
(02.03.26)
500 kadin Ankara
0
kassiopeia
(02.03.26)
Türkiye’nin en küçük illerinden birindeyim şu an ve burada da mahalle kuaförü diyemeyeceğimiz iyi bir kadın kuaföründe bin tl dediler.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
Fiyatlar aşırı, tamam emektir, her şey pahalıdır ama biraz da gelinen noktayı mazeret gösterip fiyatları uçuruyorlar gibi.

Ben kaş+manikür+pedikür için perpada bir yere gidiyorum hepsine 2.000 veriyorum çok memnunum, yıllardır aynı yere gittiğim için başka yerde fiyatlar nasıl bilmiyorum.

Saç için Levent'te bir yere gidiyorum;
Genel kesim + fön 3.000 bunu çok sık yaptırmıyorum, düzenli olarak kahkül kesimine gidiyorum 1.000.
Burası mesela bana çok fazla geliyor ama memnun olduğum için mecbur.
+1
mutekebbir
(02.03.26)
450 tl kadın/Ümr-Ist/mahalle kuaförü
kestigi saçı da fönlemeden bırakmıyor zaten o da ücrete dahil.
+1
beetlejuice
(02.03.26)
İzmir, geçen yıl fancy kuaföre 1500 lira vermiştim, 1-2 ay önce mahallemdeki kuaförde 600 liraya kestirdim saçımı.
0
kobuzchu kiz
(02.03.26)
Erkek 800.
Zaten saçım kısa 3e vurduruyorum. Sakalla birlikte bu fiyatı veriyorum.
-1
anatomik
(02.03.26)
Cevaplar asabımı bozdu.
3 gün önce saç sakal yıkama falan derken 1300 verdim. Öyle şekil şükül bir yer falan değil, dümdüz berber. 15-16 senedir gittiğim adam. Sana laflar hazırladım oğuz abi.
Kadıköy.
-1
cay koy geliyorum
(02.03.26)
750 lira saç+ sakal trim + kil maskesi + yıkama. erkek.
0
elektr10
(02.03.26)
saç kesimi kaş bıyık 1000 tl verdim geçen hafta bugün, mahalle kuaförü sayılır
0
mezzosprite
(02.03.26)
Erkek kişisi 1.300 vermiştim Ocak ayında. Saç sakal
0
put it in your appropriate place
(02.03.26)
(7)

Roma tavsiyelerinizi rica ederim

croswell
5 gün kalacağım notebookllm üzerinden bir rehber yarattım kendime ama var mı favorileriniz mekan yeme içme konusunda?
5 gün kalacağım notebookllm üzerinden bir rehber yarattım kendime ama var mı favorileriniz mekan yeme içme konusunda?
0
croswell
(19.02.26)
Bi avm var. Gitmeye değmez. Ucuz da değil. Oraya vakit ayırmaya değmez.
Lubi gölü ydü galiba. Bizde kralı var. Yarım günü orda harcamayın.
Şehre karışıp gidin. Kaybolun.
0
luluki
(19.02.26)
kobuzchu kiz
(19.02.26)
sora margerita
0
kassiopeia
(19.02.26)
İspanyol merdivenlerine çok yakın, Pompi diye bir tiramisucu var. Orman meyveli miydi neydi, ondan yiyin ya güzel o.
+1
cay koy geliyorum
(19.02.26)
maps.app.goo.gl
deniz ürünü agirlikli menü. biraz merkezden uzak, fiyatlar tuzlu, rezervasyon sart.
0
kimi raikkonen
(19.02.26)
pompi'de sade, two sizes'da antep fıstıklı tiramisu yiyin.
venchi'de dondurma yemeyi unutmayın. venchi hariç diğer dondurmacılar da güzel adamlar gerçek meyveden dondurma yapıyorlar.
vatikan müzesine giriş saatimizi beklerken trecaffe diye bir yer bulduk, orada yediğim lazanyanın tadı halen daha damağımda.
0
Hallegadola
(20.02.26)
-Pastificio' da makarna ( İspanyol merdivenlerine çok yakın )
Trastevere Bir and Fud hala açıksa - güzel fıçı bira çeşidi vardı.
0
kumandanim
(20.02.26)
(3)

Eliptik bisiklet hakkında

Moonpie
Merhabalar. Evde kullanım için bir eliptik bisiklet arıyorum. Marka, model ve tecrübeleriniz konusunda fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
Merhabalar. Evde kullanım için bir eliptik bisiklet arıyorum. Marka, model ve tecrübeleriniz konusunda fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
0
Moonpie
(17.02.26)
Decathlon'un el540 modeli var bizde, epey araştırmıştık. Memnunuz.
+1
antihero
(17.02.26)
Sahibinden'e bakmadan almayin, genellikle hic kullanilmamis oluyor ya da cok az kullanilmis.
0
kassiopeia
(17.02.26)
bir heves voit aldık kullanamadık. Spor salonundaki gibi güvenli bir kullanım sunamadı. Aletin yere sağlam basıp üzerindeyken sallanmaması gerekiyor. Dolayısı ile denemeden almamak gerektiğini düşünüyorum
0
kondansator
(18.02.26)
(6)

Vietnam savasi hakkinda

Purple life
Amerikalilar ne düsünüyor?Türkler ne düsünüyor?Siz ne düşünüyorsunuz?
Amerikalilar ne düsünüyor?
Türkler ne düsünüyor?
Siz ne düşünüyorsunuz?
0
Purple life
(17.02.26)
türk olarak ve ben olarak hiç bir şey düşünmüyorum, vietnamlı arkadaşlarım var onlar da düşünmüyor hatta 2 gün önce benzeri bi muhabbet oldu konusu bile açılmadı, olmuş bitmiş. amerikalı tanıdığım yok
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
holywood dışında kimsenin umrunda değil.
0
orpheus
(17.02.26)
Amerikalılar için siyasi ve ekonomik sonuçları olan kaybettikleri bir savaş. Diğer ülkelerden bilenler (siyasi bilimciler dışında) herhalde yalnızca insani sonuçları ile değerlendirecektir.
0
osssy
(17.02.26)
Amerika'nın "Hemen bir girip düzeltiverelim" diye dalıp çıkamadığı bir batalık, hatta sanırım o bataklıkların ilki. Tam anlamıyla bir rezillik ve yaşananlar açısından insanlık dramı.
+1
salihdt
(17.02.26)
Vietnam, ABD için hezimet olmuştur . Afganistan da öyle ..
Ama Hollywood desteği ile Batman Superman Rambo gibi serilerle sahada değil beyaz perde de olsa karizmayı biraz düzeltmeye çalışmıştır .
ABD , sadece teknolojik gücüne bakarak bölge yerli insanın direnç ve gücünü hafife alıyor ve hata yapıyor .

Irak Savaşı'ndan sonra da bir çok ABD askeri hala Irak'ta gömülüdür. Kendi halkından önemli şeyleri saklaması lazım.

ABD' nin kendilerine uşak olmuş olan (bazısı dini görünümlüdür) çeşitli terör grupları ile dünyanın çeşitli yerlerinde etkinlik sağlama çabası hala var .
0
diyecevaplandı
(17.02.26)
Vietnam gazisi akrabalari olan tanidiklarim var, onlar akrabalarini aniyorlar, ulkemiz icin savasti tadinda ama asiri tehlike altindaydik da bizi kurtardilar degil elbette, yine de ordu ile ABD askeri olarak gitmis insanlar ve ne olursa olsun 'ulkeleri' icin/adina, ne derseniz artik, savasmis insanlar ve gaziler, gereken saygiyi ve anmayi gosteriyorlar.
Ben ne dusunuyorum, ABD ve Cin ve Fransa guzelim ulkeyi darmadagin edip defolup gitmis, cok guzel insanlar Vietnamlilar, cok uzucu. Muzeyi benim icim kaldirmadi zaten.
Bugun de kendi sacmaliklari devam ediyor, sozde sosyalist/komunist ama sosyalizmin hicbir guvencesinin olmadigi kapitalizmin dibine kadar yasandigi bir yonetim. Bati'nin doguyu darmadagin edip birakmasinin orneklerinden biri daha.
+1
kassiopeia
(17.02.26)
(23)

Ciddi anlamda sıkıştım, yardıma ihtiyacım var

sekizdokuzon
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile evinden ayrılmaktı. Ailem de İstanbul'da yaşıyor ve hayatımın büyük çoğunluğu onların yanında saksı çiçeği gibi geçti. Sakinlesebilecegim, çalışabileceğim, düşünebilecegim bir alanım yok orada.

Kaldığım eve bu kadar absurd bir kira vermek her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başladı, bunun yanında babam ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladı. İşsiz olduğum zamanlarda bana her zaman destek olduğu için onu yüz üstü bırakmak istemiyorum ama ailemin yanına da dönmek istemiyorum.

Ev sahibiyle konuştum, ay sonuna kadar evi bosaltacagim. Bu ayın kirasını babama yolladım. Ama peki ben ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünüyorum bir haftadır? Aile evine dönersem her şey yine yavaşlayacak, yine atalet çökecek üstüme, elimi eteğimi her şeyden çekmeye başlayacagim bunu biliyorum.

İki gün önce internette bir kiralık daire ilanı gördüm. Seydikemer'de 2+1 eşyalı bir daire, aylık kirası 12 bin. Emlakçıya ulaştım, depozito konusunda da yardımcı oluruz dediler. Ben uzaktan çalışıyorum, şehir değiştirmem işime çok büyük bir olumsuz etki yapmıyor. Şu an ödediğim kiranın üçte birini ödeyip hem daha sakin sessiz bir ortamda azıcık sakinleşirim, hem borçlarım için para biriktirip hem de aileme maddi olarak destek olurum diye düşündüm.

Fethiye'de yaşayan bir arkadaşım var, ona ulaştım. Ama o kısaca "Burası Yozgat gibi bir yer, tek başına bir kadın olarak rahat edemezsin. Zaten Seydikemer merkeze çok uzak, dağ başında inanılmaz izole bir yer. Daha çok bunalirsin." dedi.

Şimdi bu noktada cidden her türlü yardıma çok ihtiyacımız var. Özellikle o bölgeyi bilen ve kısa süreli de olsa kalinip kalinmayacagi hakkında bilgi verebilecek birileri varsa çok memnun olurum. Onun dışında ekonomik ve psikolojik olarak çok yoruldum, daha az kira vermek, merkezden daha uzak olmak, dolayısıyla daha az para harcayıp günlerimi çalışarak, dinlenerek geçirmek hayal mi?

Karar verme mekanizmalarim aşırı stres yükünden çalışmaz hale geldi. O yüzden her şeyi çevremdeki insanlara sormak zorunda olduğum bir zamandayim. İnanılmaz sıkışmış, hatta felç olmuş gibi hissediyorum. Sizce en azından haftaici daireyi görmeye gidip o civarda iki üç gün kalıp ortami bir göreyim mi? Yoksa tüm bu olanlar deli saçması mı?

Teşekkürler.
-2
sekizdokuzon
(09.02.26)
bence sana daha iyi gelir izole olması. zaten kısa süreli bir plan dediğin kadarıyla. 2-3 gün kal tabi imkanın varsa, en azından yaşayanların profili görmüş olursun. bence dediği kadar "yozgat" bir yer değildir. sen asıl kışları nasıl geçiyor, sık sık elektrik gidiyor mu vs. diye sor; uzaktan çalıştığın için önemli bunlar. hatta telefon çekiyor mu o da önemli. öyle yerlerde en büyük sorun ısınma oluyor bir de.
ezcümle kafanı boşaltmak, kendinle adam akıllı baş başa kalmak için güzel bir fırsat.
+2
gobekliraki
(09.02.26)
Arkadaşa katılıyorum bence de izole bir yer size daha iyi gelecek. Ama dediği detaylar önemli konfor kısmı çözülürse sessiz sakin bir yerde toparlayabilirsiniz. Alternatif olarak da madem yer önemli değil başka şehirlere bakabilirsiniz benzer ücretlerde belki daha merkezi yerler bulunabilir acele etmeden biraz daha araştırırsanız iyi olur.
Gidip görmek zaman geçirmek de gayet mantıklı olabilir taşınma kolay alınabilecek bir karar değil iyi düşünmek her şeyi ölçmek lazım.
+1
mutekebbir
(09.02.26)
Benim taşınmam.bir bavul, bir laptop. Bir de cidden ortamdan hoşlanmazsam yaz başı dönebilirim, bu ayrıntıyı ev sahibiyle konuşurum. Ailem yazları köye gidiyor, aile evinde geçirebilirim yazı. Gerisi yine Allah kerim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
ciddi cevap,
www.sahibinden.com

Fethiye yerine ordu ya git. büyükşehir, imkanları oldukça fazla, görece fiyatlar makul. kendi havalimanı var, ulaşım rahat. Attığım ev sahile çok yakın ve sahili gerçekten çok çok iyidir. yazın etrafın plajlarla dolu, kesinlikle izole değil.

Düşüncen, iyi niyetin çok güzel. mecbur kalırsan tabi eve dönersin ama son çare olmalı senin dediğin gibi. düşük kiralı bir yere geçerek olacağın destek babana fayda sağlıyorsa bu yolu zorlamadan güzel.

aşırı izole bir yerin iyi geleceğini sanmıyorum.
+3
kisa
(09.02.26)
Aşırı izole bir yerin iyi gelecegini sanmıyorum+1
Yani kitap yazmak için dağda ev bulan yazar değilsin, o kadar da kendini kapatmaya gerek yok.
+3
logisticsmanager
(09.02.26)
Aslında yeni bir iş kurmak istiyorum. Yoğun şekilde çalışmam gerekiyor, kitap olmasa da matematik sorusu yazacağım, içerik oluşturacağım. O açıdan uyaranların minimuma inmesi yararima olur. Bir de benim introvertligin seviyesinden bahsedeyim: dört aydır Taksim meydanınin dibinde oturuyorum, sanırım sadece bir kez gidip bir yerde bir şeyler içtim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Ben konunun maddi yönüne takıldım.
Bir defa aile evinden taşındınız, masraf. Ev değiştirdiniz, masraf. Taşınmayı düşündüğünüz ev dayalı döşeli değilse ya nakliyeye ya ev düzmeye para harcayacaksınız. Yine masraf. Üstelik gideceğiniz yerde de kalıcı olmaya niyetiniz yok.
Ben olsam belimi doğrultana kadar aile evine dönerim. Dünyanın sonu değil. Yaza da gideceklermiş zaten. Bir süre sıkın bence dişinizi. Kuyruğunu kıstırıp döndü diye düşünmelerinden endişelenmenize de gerek yok. Ne de olsa maddi destek olmuşsunuz ailenize.
+3
auroraaurora
(09.02.26)
@cosmicstring: annemlerin köyü bayağı köy köy. Bir de ben beni aileme bağlayan yerlerde çok bulunmak istemiyorum. Kendime çok başka bir hayat çizmek istiyorum. İşin psikolojik altyapısı biraz karışık, hiç girmeyeyim. Aileden ayrılmak, kendi hayatını kurmak benim için olmazsa olmaz maalesef.

@aurora: eşyalı evlerde kaldım şimdiye kadar, kiralamayı düşündüğüm evlerin de eşyalı olmasını tercih ediyorum. Gerçekten bavulu al, yaşamaya başla tarzında bir yer değilse kiralamam. Dediğin gibi o taşınma, nakliye, yeni eşya işine girersem çıkamam. İçime sinen, ihtiyaçlarıma tatmin edici oranda karşılık gelen bir yer bulana kadar bu şekilde evim sırtımda gezeceğim. Aile evine dönmek sıfır noktasına dönmek gibi, altı aydır çektiğim çilenin, verdiğim mücadelenin hiç olmasi gibi bir şey benim için. Amma da dramatize ettin, bayil bir de dediğinizi duyar gibiyim ama benim içim böyle söylüyor hatta bağırıyor. Onu terapiyle, aylık gezilerle, yemeyle icmeyle, alkolle susturabilecek gibi değilim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
fethiye'de internet altyapisini ciddi sorgulamanizi tavsiye ederim.
ama yukarda kisa'nin dedigi gibi, ordu'yu gercekten dusunun. cok sevdigim bir arkadasim pandemi doneminde atladi gitti, sahil tarafinda ev, hayati 180 derece degisti, harika seyler oldu, uzun hikaye, istanbul'a geri donmedi ve yurtdisina tasindi. bu demek degil ki ordu'ya gidince bu olacak sadece ordu ne olursa olsun buyuk il, ama masrafi az, istanbul'dan sonra hem rahatlatir ama bogmaz.
+2
kassiopeia
(09.02.26)
Seydikemer'i görmedim ama o civarları biraz tanıyorum, taşınmayı düşündüğünüz yer Fethiye merkezde değilse ki değil anladığım kadarıyla, araçsız yaşamak pek mümkün değil.

Uzaktan çalışmak için iyi bir internet bağlantısına ihtiyacınız vardır muhakkak ama dağ başı diye tabir edilen bir yerde iyi bağlantıya sahip olmak çok zor.

Yıllarını şehirde geçirmiş bir kişi olarak, 'kadın başınalık' diye bir endişem olmadı benim hiç bir zaman, ya da olmamıştı diyeyim ama şu an küçük bir ilçede yaşıyorum, dağ başı da değil hatta turistik sayılabilecek bir yer ama bir sefer öyle bir zihniyetle karşılaştım ki, tek başıma olmadığım için şükrettim.

Özetle sırf kirasına bakarak karar vermeyin, o kira bedeli düşükse bir sebebi var, arkadaşınızı dinleyin, yaşam maliyetinin İstanbul'a göre daha düşük olduğu başka küçük şehirlere bakabilirsiniz.

Kısa+1
+2
(09.02.26)
Çok acele karar veriyor gibisin. Bu telaşın nedeni para değilse bence biraz sakinleş ve sora sora, araştırarak ilerle. Muğla'da toplu taşıma diye birşeye ben rastlamadım, arabasız zor olur, belediyeciliğin daha iyi çalıştığı yerlere bak. Yazın bir de Muğla çekilmez olur, açarsın klimayı o da masraf. Bursa, Balıkesir, Çanakkale daha iyi alternatifler.

Eğer şuanda çok sıkışmış gibi olmanın nedeni paraysa ve sigara içmiyorsan gelip bende birkaç hafta kalıp kafayı toparlayabilirsin.
+1
tiredofwaiting
(09.02.26)
çözüm ev arkadaşı bulmak. 2-3 kişi masraf bölüşeceksiniz. tek başına olmanın rahatlığını tabi vermez ama aile evine kıyasla on kat özgür olursun.
+3
orpheus
(09.02.26)
karsiyaka güzeldir.

www.sahibinden.com
0
designer
(09.02.26)
Yakın zamana kadar çok ciddi bir şekilde Divriği'ye taşınma kararım vardı. Farkında olman gereken bir şey taşınacağın herhangi bir büyükşehir imkan sağlaması açısından erişim sıkıntısı yaşayacağın (sağlık, temel ihtiyaçlar, sosyal aktiviteler vb.) seni çok ama çok geriye götürecek.
Kafamın içinde "şokta çalışırım en kötü" diyordum fakat kimse oraya gittiğiniz için size herhangi bir işi altın tepside sunmayacak (şokta çalışmak dahil).
Bu noktada masraflardan kaçmak için daha az masraf yapacağın bir yere taşınmak vereceğin en yanlış karar, eski bir matematik öğretmeni (aynı branşta olduğumuzu hatırlatarak) söylüyorum.

İstanbul'da yaşamak istemiyorsan İzmir'de tutunabilirsin her türlü. İzmir'de de hem bir dershanede çalışıp hem de düşük kiralar verebileceğin bölgeler var (örneğin Buca). Bir senede özel derslere abandın mı bir şekilde düze çıkacağına inanıyorum.

Mahrumiyet bölgesine gidince büyükşehir'de elinde olabilecek a,b,c,d planlarından sadece a ve b olacak, her şey ters gittiğinde hiçbir şey kazanamadığın bir senaryo da önünde olacak.
0
rakicandir
(09.02.26)
Arkadaşlar şu şekil bir sinir krizi geçirdim; www.instagram.com

Beni tekrar sağduyuya davet ettiğiniz ve yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.
+1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Herkes mekan yazmış. Ben de dahil oluyorum ve el arttırıyorum; Sakarya'ya gel.
Hem büyükşehir hem de küçük,
kiralar oraya göre uygun (eşyalı 15-20 bandına rahat edebileceğin yer bulursun),
İstanbul'a yakın, geri dönmek istersen 1 saate herşeyi bırakıp dönersin,
İstanbul'a uzak, hayatına müdahale etmek isterlerse, gelemezler :)
Serdivan ilçesinde hayat hareketli, istersen ortam yaparsın, sıkılmazsın
Aynı Sakarya'da hayat yok, bol bol kafanı dinlersin.
Destek istersen DM.
Başarılar...
0
pccopath
(09.02.26)
ya kardeşim kusura bakma da biz mutlumuyuz dandik mahallerde yaşamaya bütçemize göre ev tutuyoruz. kusura bakma iyimser yaklaşamayacağım ama bütçene göre ev tutmalısın ailenden ayrı yaşamak istiyorsun ama daha ev ekonomisi yönetemiyorsun, bu arada seydikemerde de bulundum bi git de gör bakalım nasıl bir yermiş seydikemer. ne internet altyapısı bulabileceksin ne de şehire gidecek araba. tamam hayat çok kötü demiyorum ama biraz realist olun be kardeşim. bu biraz sitem dolu gibi oldu ama öyle değil. gerçekten ayağını yorganına göre uzatmalısın seydikemer gibi hayallere de dalmamalısın türkiye de nerede büyükşehirden çıkarsan internet yok gibi bir şey bunu unutmamalısın.
+2
belkider
(09.02.26)
İstanbul'a parası yetmediği için anlık aklını kaybedene niye bağırıyorsun? Hanginiz çekip gitme hayalleri kurmuyorsunuz? İstemiyorum kardeşim ömrümün sonuna kadar bktan mahallelerde yaşamak, suç mu? Gerekirse ömrümün sonuna kadar da alternatifini ararım. Ayrıca yıl 2016 değil, internet burada ne kadar çekiyorsa iyi kötü her yerde bir şekilde çekiyor, tiktoktaki Anadolu irfanina denk gelmedin sanırım. Ben sanmıyorum ki Seydikemerdeki altyapı İstanbul Sultangazi'deki altyapının on yıl gerisinde olsun. İlçe AKP'de, hızla gelişiyor, memur çekiyor. O kadarını araştırdık. Her haltı da bilin.
-2
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Urla'da internete erişebilmek için 3 ay bekledm, bunu da araya adam sokarak yapabildim. İnternet x,y,z'de bir şekilde çekiyor diye düşünüyorsan söyleyeyim yanılıyorsun.
Örnek : Buraya taşınmak isteyen instagirllerin %70'i internetsizlikten yakınıp gerisingeri dönüyor.
+1
rakicandir
(09.02.26)
İzmir'e taşınmayı ben de pek düşünmüyorum. İnternet, altyapı sıkıntısı ciddi boyutlarda. İnstalik bir işim yok, pencereden baktığımda bakımsız çatı bina görmek istemiyorum. Bu yeterli.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
bence en problemsiz internet saglayicisi türksat,
genelde 2 yil sözlesmesi oluyor,
tasindigin yerde hizmet verebiliyorsa,
türksata bildiriyorsun
ve sözlesmen devam ediyor,
kentsel donusum vb.nedenle bazen sokak iptal olabiliyor,

önceden bilgi sahibi olmak için;

www.kablonet.com
0
designer
(09.02.26)
Muğlada toplu taşıma var
mesela aynı güzergahta olan köyceğiz, ortaca, dalaman, fethiye hattının 20 dakikada bir minibüsü var (kışın hiç yolcu yoksa seferler birleşebiliyor ama yazın her sefer kalkıyor)
yatağan, milas, bodrum da yine aynı güzergahın ilçeleri yine sık sık minibüsü var

marmarisin daha sık, marmaris güzergahından gidilen datça biraz daha az ulaşılabilir durumda ama çoğu otobüs firmasının (ulusoy vs.) muğla seferleri marmaris ya da datça çıkışlı/varışlı oluyor.

burada bodrumu ayrı bir şehir (havalalanı var), fethiyeyi ayrı bir şehir (dalaman h.alanı), muğla merkez ve marmarisi de ayrı bir şehir gibi düşürseniz, ulaşım ve toplu ulaşım mantığı buna göre işliyor.

ula (akyakanın olduğu ilçe bu) zaten merkez ilçe gibi kalıyor. diğerlerine göre.

işte tüm bu ulaşım mantığının dışında kalan 2 yer var biri seydikemer biri kavaklıdere.

seydikemer o kadar alakasız yani.
+2
subcomponent
(10.02.26)
bundan 15 sene once yasadigim sehir beni asiri darlamisti. hersey gozume batiyordu, herkesle atisiyordum gun icinde vs. okul bitti sacma sapan islerde calisiyordum, bir nevi motokurye isi gibi birseydi, aracla ilac dagitiyordum. birsuru yere basvurdum cevap yok.

bir sabah kalktim, ev sahibine haber verdim ben 48 saat icinde cikiyorum diye. arabaya ne sigdirabiliyorsam sigdirdim, kalanlari ya dagittim ya da cope attim.
yola ciktim. ilk gun 18 saat hic durmadan gittim. sonra bir 12 saat daha gittim. sonra bir 12 saat daha. 3650km yol yaptim, daha onceden yasadigim sehrin cegregi buyuklugunde bir yerde durdum, tanidik birkac arkadas vardi bir sure onlarin yaninda kaldim. bu sure zarfinda is baktim, buldum. sonra kendi evime ciktim vs.

hala o tasindigim sehirdeyim, 15 sene oldu burasi da hafif darlamaya basladi. ama simdi coluk cocuk var, tasinmasi kolay degil malesef ama ayarlayabilirsem kacacaz.

ozetle: tek tabancaysan dunya senin, fazla zaman kaybetmeden uza derim. degisiklik iyi gelecektir. metropoller artik yasanilacak yer olmaktan cikti, tutunabilmek icin cok iyi maaslar lazim, eger tek basina kira odemekte zorlaniyorsan o sehirde yasamanin manasi yok. isin de remote ise zaten durdugun kabahat.
istanbul kacmiyor, hazirlik yapip donersin ilerde. ama hazirliksiz buyuk sehir bence gereksiz stres.

bol sans.
+1
cooperr
(10.02.26)
(9)

Toplumumuzda övülen objeyi verme isteği davranışı?

mikahakkinen
bu davranışın adı nedir? mesela üstümde güzel bir tişört var ve arkadaşım tişörtün güzelmiş dedi. bende istiyorsan vereyim dedim.bu davranışın adı nedir?neden toplumumuzda bu davranış var?örneğin hollandadan kuzenim geldi, üstündeki çok güzelmiş dedi, ben de vereyim mi dedim şaşırdı. sadece hoşuma g
bu davranışın adı nedir? mesela üstümde güzel bir tişört var ve arkadaşım tişörtün güzelmiş dedi. bende istiyorsan vereyim dedim.

bu davranışın adı nedir?
neden toplumumuzda bu davranış var?
örneğin hollandadan kuzenim geldi, üstündeki çok güzelmiş dedi, ben de vereyim mi dedim şaşırdı. sadece hoşuma gittiğini söyledim böyle bir talebim yok dedi. neden türkiyede herkes övgü alınca vermek istiyor anlamıyorum dedi.

nedir gençler bu hareketin adı?
0
mikahakkinen
(05.02.26)
Bu hareketin adı ne bilmiyorum ama bende de var o dürtü.
Bir kere pazarda birisi eldivenlerimin çok güzel olduğunu ve çok beğendiğini söyledi. Ben de " hediye olmasaydı size hediye etmek isterdim" dedim. Çok mutlu oldu, teşekkür etti.

Bu bende aşırı var, hemen hediye edesim geliyor.
0
rock n roll
(05.02.26)
Özgecilik? Diğergamlık? Bunlar çok kültürel kodlar. Yetiştiğimiz toplumun /habitusun sonucu. Ha bir de çoğunlukla doğu toplumlarına has.
+4
Amaranta ursula
(05.02.26)
yukarıdaki yorumlara katılmakla beraber (bağ kurmanın ve cömertliğin ötesinde) biraz da kişinin sosyal statüsünü sürdürme kaygısının sonucu olduğunu da düşünüyorum. hediye ekonomisi çerçevesinde biraz da (belki de bilinçaltında) karşılıklı güç ilişkileri kurmanın, altta kalmamanın bir yöntemi.
0
eileengray
(05.02.26)
Abi İranlılarda bu gibi durumlar için "Taarruf" dedikleri bi nezaket kuralı var çok acayip bir şey. Misal arkadaşın tişörtünü beğenince sen Taarruf gereği "kardeşim al senin olsun" diyorsun, o da yine Taarruf gereği kabul etmiyor ama sen yine ısrar ediyorsun karşı taraf da almamakta ısrarcı olmak zorunda alırsa eğer terbiyesiz biri gibi oluyor, yani adamlar bunun için bi nezaket kuralı geliştirmiş her yerde var demek ki böyle şeyler ama bu Taarruf biraz cins bir olay mesela İran'a gittin bi taksiye bindin şoföre "ben Türkiye'den geldim" dedin adam da İranlı Azerbaycanlılardan çıktı ve senden Taarruf gereği taksi ücreti istemedi, sen olmaz vereyim dedin o yine istemedi sen bu defa teşekkür edip indin araçtan, bu defa da sen terbiyesiz oluyorsun çünkü o taksi ücretini vermen gerekirdi adam nezaketen almak istemedi parayı, böyle enteresan şeyler var hayatta.
+4
kizil karga
(05.02.26)
digerkamlik iyiymis. gadasını almak da kullanilir belki, hani sikintin varsa cozeriz gibi, dert etme.

olayin temelinde nazar korkusu da olabilir biraz, hangi baskasinin gozu ilistiyse artik bana yaramaz kafasi, nasilsa basina bisey gelir iyisi mi vereyim, mevzu cozulsun.
0
cooperr
(05.02.26)
bende yok sanırım ama ''daha iyisi senin olsun'' derim hep. :))
0
cay sarhosu
(05.02.26)
bir konferansta tuvalette aynada ruj surerken, lubnanli bir kadina cantaniz ne guzel demistim, kadinla konferansta tanismamistik bile. hikaye tuvalette kadinin bana cantasini vermesi esyalarini orada hediye edilen bez cantalara koymasi ile sonlandi. cok israrli bir sekilde kabul etmedim ama karsi taraf baskin cikti. cok enteresan milletleriz gercekten.
+3
kassiopeia
(05.02.26)
www.instagram.com

Verdiğin örnekte "ihtiyaç sahibi" olunması durumu yok, bu noktada değişen dengeler var diye düşünüyorum. Örnekteki tişörtün güzelmiş diyen kişinin yapısına, bunu söylemedeki amacına, aranızdaki iletişimin tarzına göre değişebilecek bir anlamı var bence.
-1
muhayyer divan
(05.02.26)
gözü kalmasın, yoksa beğendiği şeyin başına iş gelir diye al senin olsun denir hemen. nazardan korkmaktan türemiş bi adet.
+1
antihero
(06.02.26)
(6)

Telefonda sohbet ederken üçüncü bir kişiden bahsedilmesi

egerbiryolcu
Bir arkadaşım var bazen telefonlasiyoruz dikkatimi çekti kendi kankasının dertlerini anlatıp duruyor. O kişiyi tanıyorum ama benim bir bağim yok merhaba merhaba en fazla. Bir de kendi derdim başımdan aşkın istiyorum ki normal karşılıklı sohbet olsun. Aradım mesela kendim hakkında ne iyi ne kötü habe
Bir arkadaşım var bazen telefonlasiyoruz dikkatimi çekti kendi kankasının dertlerini anlatıp duruyor. O kişiyi tanıyorum ama benim bir bağim yok merhaba merhaba en fazla. Bir de kendi derdim başımdan aşkın istiyorum ki normal karşılıklı sohbet olsun. Aradım mesela kendim hakkında ne iyi ne kötü haberleri verebildim. Biliyor da yaşadığım şeyleri. Kanka benim derdim bana yetiyor başkasını dinlemek istemiyorum diyesim geldi ama durdum. Ben de bazen başkalarından bahsediyorum ama kendimle bağlantılı bir olay durum olmuşsa. Kuru kuru direkt başkasının derdini anlatmiyorum. Bir de şöyle hissettirdi benim sıkıntılarimin üstünde durmadan veya gelişmeleri sormadan kankasınınkini anlatıyor. Demek ki benim paylasimlarimi önemsemiyor veya geçiştiriyor. Konu sadece dert de değil. Güzel paylaşımlarda bulunmak istemiştim ama bu defa o kişinin derdini dinlemekten sıkıldim hevesim kaçtı çok anlatamamış oldum.

Kendisi çok konuşkan biri. Ben ise lafa zor giren biriyim bu durumu da kullandığını düşünmeye başladım. Artık insanlar kötü olmasa da böyle hareketler beni çok soğutuyor. Haksız mıyım ne yapayım normal mi bunlar?
+1
egerbiryolcu
(28.01.26)
Yakın arkadaşlarımıza "Kanka benim derdim bana yetiyor başkasını dinlemek istemiyorum" diyebilmeliyiz bence.
Haklısınız ben olsam ben de dinlemek istemezdim başkasının dertlerini ve soğurdum arkadaşlıktan.
+4
mutekebbir
(28.01.26)
o kişiyle telefonla konusmazsınız olur biter. o da gider bu 3. kişiyi baska kişilere anlatır ki anlatıyordur da.
+1
koela
(28.01.26)
mutekebbir'e katiliyorum ya, sizin bahsettiginiz gibi insanlar cok, hic durmadan konusan ve size alan acamayan. ben artik yakinimsa direk diyorum 'x bir dur ya surada iki dakika bir sey anlatacagim' ya da hic ilgilenmiyorum/bunun icin vaktim ve enerjim yok, bile diyebiliyorum karsidakine bagli olarak. yani derdinizin cok olmasina gerek yok acikcasi bunun icin, ne gerek var boyle uzun uzun 3.kisinin anlatildigi tek tarafli 'sohbetlere'. ve bazi insanlar gercekten sohbet konusunda cok zorluyor, sohbet edilmiyor.
+2
kassiopeia
(28.01.26)
siz lafa girip anlatmayı başarsanız, sizin dertlerinizi de 3. kişilere anlatacak demek ki; bir de böyle düşünün. bence bu arkadaşlığın biraz arasını açmanın vakti gelmiş.

benim çok yakın bir arkadaşım da, mesela iş yeriyle ilgili dertlerini saatlerce anlatıp, -hiç tanımadığım kişiler hakkında- benden yorum alıyordu. e yakın arkadaşım olunca da, ister istemez onun tarafını tutup, gönlünü hoş ediyordum. bir süre sonra iş yerimde çok ciddi sıkıntılar oldu; anlatıp rahatlamak istediğimde, "kusura bakma, şimdi yorum yapsam hiç tanımadığım kişilerin günahına gireceğim, bunu istemiyorum" diyip çıktı. onun aksine, ben onun suratına "kardeş, benim defalarca günahına girdiğim senin iş arkadaşların ne olacak?" diyemedim. bir süre sonra iş yerinde olan büyük bir sorunu anlatmaya kalkınca "hadi ya, kısmet.. hayırlısı" gibi kısa cevaplar verip konuyu değiştirdim. bayaa bozulduğunu hissettim ama anlamış mıdır bilemiyorum.. bu olaylar arkadaşlığımıza bakışımı değiştirdi. önceden bazen günde iki kez konuşurduk (farklı şehirlerdeyiz; telefonla konuşuyoruz), şimdi haftada 2-3 günü geçmemeye çalışıyorum. az konuşunca, detaylı dertlere de sıra gelmiyor zaten.
özetle böyle durumlarda mesafe iyidir. yaş ilerleyip vaktin kıymeti artınca, insan bunu daha iyi anlıyor.
+2
lil siztah
(28.01.26)
Böyle durumlarda ben “amaaan benim derdim bana yetiyor boşver onu” diyip geçiyorum, demek lazım.
+2
ekimoloji
(28.01.26)
tabii ki böyle bir şey normal değil. "ya boşver x'i" diyip konuyu kapatın. bir kaç kere söylediğinizde anlamıyorsa, bu arkadaşınızla da konuşmayın.
+1
co2s2
(28.01.26)
(5)

Beyrut güvenli mi?

ansya
Merhaba,İş için şubatta Beyrut ve Amman'a gitmem planlanıyor. Daha önceleri güvenlik nedeniyle buralara seyahatleri askıya almışlardı. Yakın zamanda giden ya da bilgisi olan var mı acaba güvenlik durumu hakkında?
Merhaba,
İş için şubatta Beyrut ve Amman'a gitmem planlanıyor. Daha önceleri güvenlik nedeniyle buralara seyahatleri askıya almışlardı. Yakın zamanda giden ya da bilgisi olan var mı acaba güvenlik durumu hakkında?
0
ansya
(15.01.26)
Beyrut bildigim kadariyla su anda asiri bir guvenlik sorunu yasamiyor ama gittiginizde surekli elektrik ve su kesintisiyle karsi karsiya kalacaksiniz onu soylemek isterim, ona gore bellk kalacaginiz otelin nasil imkanlari sorun. Patlamadan once de zaten duzenli kesinti oluyordu ancak gectigimiz yillarda cok daha kotu olmus.
-1
kassiopeia
(15.01.26)
Birden fazla kez gittim, filistin olaylarının başladığı gün oradaydım, sonrasında güvenlik sebebiyle ayağımı basmadım. Düzgün otellerde kaldım, yanımda acenta adamları oldu mutlaka. Bu şekilde sizi alacak, otele, havaalanına bırakacak birisi olursa iş için gitmek tercih meselesi.

Kredi kartı ile ödeme yapmaya çalışırsanız bir akşam yemeğine 450$ fiyat çıkabilir, nakit ödemede 10$ ile çözülür. Bol bol bozuk dolar olsun yanınızda.

Benim için ağır sıkıntılı bir bölge artık, muhtemelen ömrüm boyunca ayak basmam bir daha.
+1
kimlanbu
(16.01.26)
Yanıtlarınız için teşekkürler, ben de benzer düşünüyorum. ancak bölgedeki ofis ısrarla seyahatin güvenli olduğunu bildirip bu yönde planlamalar yapınca belki algım çarpıktır diye teyit istedim. bir şekilde reddetmeye çalışacağım.
0
🌸ansya
(16.01.26)
Hocam Beyrut' ta yaşayan arkadaşlarım güvenli olduğunu söylüyor, bundan önce 2 defa gittm, yine çağırıyorlar hatta, ama sizin durumunuzda Beyrut veya Amman' ın şu anda güvenli olup olmamasının zerre önemi yok bence zira Şubat' ta gideceğinizi söylüyorsunuz.

Beyrut' ta şu anda pespembe bir hayat tablosu olsa bile bu o coğrafyada maalesef 1 günde değişebilecek bi' şey.
+2
kumandanim
(16.01.26)
birkaç yıl önce dünyanın en tehlikeli ülkeleri diye bir haber yazısı okumuştum: o haberde en tehlikeli ülkelerden biri de Lübnan'dı.
0
santimantal
(18.01.26)
(4)

kırılmayan şemşiye henüz icad oldu mu

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
dayanıksıza para vermek istemiyorum. evladiyelik bir taneyi nereden bulurum?
dayanıksıza para vermek istemiyorum. evladiyelik bir taneyi nereden bulurum?
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.01.26)
oldu. ben yaklaşık 7-8 sene önce tchibo'dan şemsiye almıştım (tchibo'nun da şemsiyecilikle bir alakası yok ama güzel, kaliteli görünüyor diye almıştım) ve o gün bugündür herhangi bir sıkıntı olmadan kullanıyorum. ben de bu kadar olacağını tahmin etmemiştim, birkaç senede bir yenisini alırım diye düşünüyordum.

şuna çok benziyor: www.tchibo.com.tr

tabii umarım içindeki donanımı daha kalitesiz yapmaya başlamamışlardır.
+1
ahm1
(12.01.26)
fare marka şemsiye al.
+1
tabudeviren
(12.01.26)
Şemsiyeler kendi içinde ikiye ayrılıyorlar

Az telli (8 tel), ucuz, hafif, dayanıksız.
Çok telli (yanılmıyorsam 34'e kadar çıkıyor tel sayısı), ağır, taşıması zor, dayanıklı.

buna göre tercihini yaparsan sorun çözülür.
+1
Mirket
(12.01.26)
tchibo'dan aldigim semsiyeyi 10 yildan fazla suredir kullaniyorum.
+1
kassiopeia
(12.01.26)
(3)

Ocak ayında hangi Avrupa şehirleri? Bir ihtimal Aralık sonu ve yılbaşı

put it in your appropriate place
Evet arkadaşlar, 4544165. gezi sorusu benden. Bugün şirket İK'sinden 2026 yılı için senelik izinlerinizi planlayın diye mail geldi. Muhtemel ki mecburi olarak kullanacağım. Hali hazırda vizem verken gideyim. Amacım Nisandan sonra tekrardan başvuru yapıp, öyle gitmekti ama imkan verken değerlendirim.
Evet arkadaşlar, 4544165. gezi sorusu benden.

Bugün şirket İK'sinden 2026 yılı için senelik izinlerinizi planlayın diye mail geldi. Muhtemel ki mecburi olarak kullanacağım. Hali hazırda vizem verken gideyim. Amacım Nisandan sonra tekrardan başvuru yapıp, öyle gitmekti ama imkan verken değerlendirim.

İndirimli uçak bilet hakkım var ama uçakta boş yer olursa binebilirim. 27-30 Aralık arasında uçaklar ne kadar boş/dolu olur bilmiyorum. Şartları zorlayabilirim.

1-) Ocak ayında Madrid nasıl olur? Çok gereksiz bir şekilde yükseldim İspanya'ya. Belki Madrid'den Valensia Aslında Mayıs ayında düşünüyordum İspanya'yı ama vizesi, şusu busu riskli. Sevilla, Granada alt tarafları birada yapmak aklımda.

2-) Budapeşte'ye Haziran 2019'ta gitmiştim, unuttum genel olarak. Aralık sonu Ocak başı ne kadar değer, bilmiyorum.

3-) Paris'i eledim. İlgimi çekmiyor.

4-) Lizbon nasıl olur acaba?

Ne tavsiye edersiniz?
0
put it in your appropriate place
(08.12.25)
Ocak ayinda Barcelona vr Valencia daha keyifli olabilir, hele bir de gunesli gunlere denk gelirseniz deniz kenarinda mis gibi oturursunuz.

Lizbon her turlu harika olur, Portekiz zaten cok guzel bir yer.

Budapeste ve Paris benim icin ikinci ucuncu kez gidilecek yerler degil, oralari seven de seviyor elbette. Gitmediyseniz Prag tatlistir.
0
kassiopeia
(09.12.25)
9 ocak 2026 luna amara - bükreş konserine git. sezon açılışını yapacaklar. o hafta yoğun olmasam (6-7 ocak resmi tatil romanya'da ama çalışacağım) kesin adamların tur minübüsüne atlar da giderdim.

not: soğuk olur.
0
rain when i die
(09.12.25)
Bu öneriler arasında lizbon derim.

Alternatif olarak endülüs daha güzel olur madridde pek bişey yok.
0
basond
(09.12.25)
(8)

Sorum kadınlara: ince çorabın içine babet çorabı giyiyor musunuz?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Ben normalde hem ayağı soğuktan koruduğu için hem de tırnaklardan ötürü çorabın kaçmasını önlediği için ince çorap altına babet çorabı giyiyorum. Ancak son aldığım ayakkabı ince çorapla giyinen klasik bir model olduğu için içine babet çorabı giyince ayağımı sıkıyor. Bir numara büy
Merhaba arkadaşlar,

Ben normalde hem ayağı soğuktan koruduğu için hem de tırnaklardan ötürü çorabın kaçmasını önlediği için ince çorap altına babet çorabı giyiyorum. Ancak son aldığım ayakkabı ince çorapla giyinen klasik bir model olduğu için içine babet çorabı giyince ayağımı sıkıyor. Bir numara büyüğü de büyük geliyor. Derdimi öpebilirsiniz ama acaba ince çorap altına babet çorabı giyen bir tek ben miyim? Siz ayaklarınızı üşütmemek ya da çorap kaçmasın diye ince çoraba dair nasıl önlemler alıyorsunuz?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
+1
Amaranta ursula
(08.12.25)
Rahat ayakkabıların içine kalın babet çorabı giyiyorum, hem üşümemek hem de çorabın kaçmaması için.
Ama klasik ayakkabı için aynı ince çorap gibi, ince patik çoraplar giyilebilir.
0
pro9it9is9
(08.12.25)
ben bi kere denedim ama parmaklarım hemen karıncalandı çok sıktı olmadı yani
0
neira
(08.12.25)
Ayaklarım üşümesin diye klasik ayakkabı giymem ki ayakkabıcı olduğum halde hiç uğraşamam.

Giymem gerekirse de altına babet çorabı giymem babet çorabı çok çirkin bir şey değil mi ya kayıyor ayaktan çıkıyor falan.
0
suicides underground
(08.12.25)
Ofiste calisiyorum, ince corabi ayaktan kacirmadim henuz acikcasi ama ayaklarim usumesin diye ince corabin uzerine patik corabi giyer, ise gidince keyfime gore ayakkabi degistiririm (patik corabi da cikartirim haliyle), ofis sicak oluyor. Bir de yasadigim yer soguk, araba vs olayi yok, artik oyle incecik 5den 10den corap giymiyorum valla, harika siyah tam karartan coraplar var, daha cok onlari kullaniyorum.
0
kassiopeia
(09.12.25)
normal corap giyiyorum altına
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(09.12.25)
cok guzel cevabim var ama cinsiyetten kaybettik, pas..
0
cooperr
(09.12.25)
En kalınından siyah opak çorap giyiyorum. Beni çevrem bu konuda çok uyardı. Avammış. İngiliz soylusu da olsam kalın çorap giyerim çünkü üşüyorum.
0
gnosis
(09.12.25)
ince çorap hiç giymiyorum; kışın opak çorap giydiğimde, alta mutlaka pamuklu çorap giyiyorum. ama sebebim, naylon çorabın ayağa değme hissinden hoşlanmamam. ayağım büyük olduğundan mıdır nedir, babet çorapları çok çabuk sıyrılıyor bende. bu sebeple bilekteki çoraplardan giyiyorum. kışlık ayakkabılarımın genelde boğazı yüksek olduğundan, lastik izi de görünmüyor.
ancak aynı darlık sorununu bazen ben de yaşıyorum. kışlık ayakkabılarım genelde kalın havlu veya yünlü çorapla giyilmeye alışık olduklarından, zaten biraz genişlemiş oluyorlar zamanla. yazlık ve şekli bozulmasın istediğim ayakkabılarımı iki çorapla zorlamıyorum çoğunlukla; çünkü sonra tek çorapla giydiğimde gelen o ayağın içinde hareket etme hissine sinir oluyorum.
sizin naylon çorapla temas sorununuz yoksa en iyi çözüm, naylon babet çorabı olur sanıyorum.
0
lil siztah
(09.12.25)
(5)

isi kabul etmeli miyim?

voltairem
Slm, istanbul besiktas’ta bulunan meshur bir universitenin esit agirlik bolumunden mezunum. 2 aydir is bulamadim. Bir tane buldum ama maasi dusuk ve hayalimdeki sirket ortami yok. Ancak daha fazla evde durursam kafayi yerim. duzgun bir yer bulursam hemen yeni yere gecerim, burayi cv’ye de yazmam. ka
Slm, istanbul besiktas’ta bulunan meshur bir universitenin esit agirlik bolumunden mezunum. 2 aydir is bulamadim. Bir tane buldum ama maasi dusuk ve hayalimdeki sirket ortami yok. Ancak daha fazla evde durursam kafayi yerim. duzgun bir yer bulursam hemen yeni yere gecerim, burayi cv’ye de yazmam. kabul etmeli miyim?
0
voltairem
(01.12.25)
evet
+1
elorelia
(01.12.25)
merhabalar, anladigim kadariyla ilk isiniz olacak? yani ne mezunusunuz ve nasil bir is ariyordunuz da bunu bulduniz bilemiyorum ama mesela beyaz yaka bir sirkette is ariyorsaniz ve begenmediginiz bir sirketten kabul aldiysaniz, hele de ilk isiniz ise, kesinlikle kabul etmelisiniz, is isteyken bulunur bu bir ikincisi henuz is yasamina iliskin hicbir deneyiminiz yok demektir, yani 'toplantiya nasil katilinir'dan tutun da, sabah ise nasil gidilir, insanlar nasil selamlanir, email nasil yazilir vs. Bunlar basit gibi gorunebilir ama emin olun gorusmelerde ve bir sonraki isinizde deneyiminizin olmasi cok onemli. Calistiginiz sureye bagli olarak, mesela girer girmez CV'ye yazip evet is aramayin cok sacma ama 6-7 ay sonra hala is bulamadiniz, CV'nize yazabilirsiniz ve oyle aramaya devam edersiniz.
elbette muhasebe isi ararken supermarkette kasiyerlik ya da garsonluk isi bulduysaniz cevabimiz farkli olabilir, ben benzer isler olarak varsaydim.
+2
kassiopeia
(01.12.25)
kabul et, işin varken iş bulmak daha kolay olur hep, uzun çalışırsan (1+ yıl) cv ye de yaz utanılacak bir şey değil.
+2
ravenudon
(01.12.25)
kabul etmelisin
0
koela
(01.12.25)
Hayalimdeki şirket ortamı yok demişsin ama hayalindeki şirkete gidebilmek için böyle yerlerde tecrübe kazanman gerekiyor zaten.
Ulaşım filan sorun değilse Başkası kabul etmeden sen başla.
+4
etna
(01.12.25)
(5)

Korkaklığımı, özgüvensizliğimi nasıl yenerim?

psmstc
Yaşamım boyunca hep garantici oldum. Hata yapmaktan korktum. O yüzden ya en iyisi için uğraştım ya da kafamı deve kuşu gibi kuşa gömdüm. Son bir ay hiç kimseden hiçbirşeyden korkmadığım geçici bir dönem yaşadım hayatımın en özgüvenli en disiplinli zamanıydı. Hem Bir yandan ilaç kullanıyordum, bir y
Yaşamım boyunca hep garantici oldum. Hata yapmaktan korktum. O yüzden ya en iyisi için uğraştım ya da kafamı deve kuşu gibi kuşa gömdüm.

Son bir ay hiç kimseden hiçbirşeyden korkmadığım geçici bir dönem yaşadım hayatımın en özgüvenli en disiplinli zamanıydı.
Hem Bir yandan ilaç kullanıyordum, bir yandan da olumsuz duygularımı hislerimi dikkate almadım sadece “bu sorumluluğum” deyip düşünmeden yapıyordum.

Ama stresim yine eskisi gibi tekrar arttı. Bu bakış açımın etkisi söndü işe yaramamaya başladı. Tekrar çamurdan korkaklık çukuruna düştüm. Öylece oturuyorum içinde.

İşyerinde ofisimde örneğin oturuyorum. Yapılacak işler beni bekliyor. “Çok Uykuluyum, uyuşuğum, Sosyal kaygım arttı” deyip kaçınma halimi sürdürüyorum.

Belki kış aylarının da etkisi oldu penceresiz yapay ışıklı odada çalışıyorum.

Velhasılı bir türlü şu cesareti disiplini istikrarlı sürdürmeyi beceremedim.

Bu aktifliği, cesareti, disiplini nasıl sürdürebiliyorsunuz öğrenmek istiyorum gerçekten..

Teşekkürler.
+3
psmstc
(01.12.25)
bu konuda zorlanmayan yok gibidir. yani zorlanmayı bu işin normali kabul etmek lazım. öncelikle kendine hata yapabilme hakkı vermelisin. dünyada her şey her zaman en iyisi olmuyor ve hayatın doğal akışı bu.
0
orpheus
(01.12.25)
x.com

x.com

x.com

bu arkadaşı takip et bu yazıları da oku.
+2
archmeister8
(01.12.25)
yasam size bir anda cesaret yuklemiyor, cesur olacak deneyimler sunuyor. bunu kullanip kullanmamak bize kalmis. inanin o 'ne cesur' dediginiz insanlar da bir noktada sizin gibi basliyor yasama, belki her konuda degil ama herkesin stresli oldugu bir konu var - kimi topluluk icinde konusmaktan, kimi yanlis yapmaktan, kimi ilk adimi atmaktan vs. - herkes bir noktada bir seyden korkuyor ama buna ragmen o adimi atiyor. O adimlari attikca beyniniz ve sinir sisteminiz korkulacak bir sey olmadigini ogreniyor. Bu en guzel kismi, kendimize, sinir sistemimize ogretebiliyoruz bunlari ve bu yapildikca ogreniliyor. Dolayisiyla yapacaginiz tek sey, korkunuzun gecmesini beklemek degil, korkunuzla birlikte hareket etmek. sanirim daha 'kisa' bir yolu yok. bir sure sonra alisacaksiniz.
0
kassiopeia
(01.12.25)
sanki farklı bir şeyleri karıştırıyor gibisiniz, korkak olsanız işinize sarılır, kovulmaktan korkar ve işleri bitirirdiniz. sizinki depresyona daha çok benziyor, yardım alabilirsiniz. bu arada korkak olmak kötü değildir, bazıları korkaktır, garanticidir. her insan aynı değildir, cesur olup, sırf cesurluğu yüzünden hayatı berbat olan bir sürü insan var. karakterini kabul et, her insanı koymak istedikleri kalıplara uymana gerek yok. işini yap sadece, geri kalan düzen bir şekilde gelir.
+1
ravenudon
(01.12.25)
Demek ki ilaçlar işe yarıyormuş, bence devam edin.
0
adivar
(02.12.25)
(17)

harcamak için para kazanmak, sıfırı tüketmek

gezer
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum. evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum.

evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok.

kredi, kreş vs tüm büyük kalemler eşimde. ben bir iki fatura, aidat ödüyorum. onun dışında kendime, eşime, çocuğuma bir şeyler aldıysam onların taksitleri oluyor. kalanı da günlük market alışverişi veya dışarıdan yemeğe gidiyor. ay sonu sıfırı tüketiyorum. gelirimi aşmıyorum. birikim yapmıyorum ama ikramiyelerimi eşime veriyorum, o da harcamıyor tabi birikimde filan değerlendiriyor sanırım. zaten eşimin kendine göre ayrıca bi birikim planı var. alışveriş vs yapmadan önce de birbirimize danışırız. şu anki maddi durumda eşimin benden bir şikayeti yok. bir keresinde maaşının yüzde yirmisini kendin için biriktirsen iyi olur filan demişti, onun üzerine biraz denedim. şansıma biraz mesai de almıştım, çocuğun kreşinin kırtasiye ücretini ayarladım, biraz da kenarda kaldı. kalan da 12bin filan :D

dün akşam yine bi indirimden alışveriş yapınca ben ne yaşıyorum dedim. kazanıyorum, harcıyorum, eee? yanlış anlaşılmasın. çalışmak konusunda sorunum yok, çalışıyorum, çalışacağım da. şöyle düşündüm ve çok mantıksız geldi yaşanan her şey. çalışmasam zaten bu kadar kıyafete, ayakkabıya, şuna buna ihtiyacım olmaz. zaten param olmadığı için alamam da. çalışmadığım için zırt pırt eşime hediye almam, bi sene ben tatile götürmüştüm mesela böyle bi girişimim de olmaz. eşimden harçlık alsam, çocuğu alma bırakma işi bende olacağı için özelden alıp devlete veririz ve ordan bi kara geçeriz. eee yani gerçekten işten çık evde otur daha mı iyi yani?

tekrar söylüyorum, işten çıkmak bi seçenek değil. sadece gerçekten çok saçma değil mi?
iki ikramiyem de olmasa elle tutulur bi faydam yok. evde olsam her seferinde trendyol kuryelerine para vereceğime markete gider kendim alırdım belki.

şu anki iş yerimde beşinci yılım. başka iş bakmak da bi seçenek ama kalifiye biri değilim, üniversitede okuduğum bölümle alakalı bi iş yapmıyorum, yaptığım işin dışarıda tam karşılığı yok. cumartesi-pazar, resmi bayramlar tatil, bir saat fazla çalışsan mesai ücretini alıyorsun, genel merkezden farklı bi konumda çalıştığım için izin konusunda rahatım, geç gel, erken çık vs problem olan bir yer değil, iş arkadaşlarımla iyiyim vs vs yani konfor alanındayım. seneye değişmekle birlikte eve ve kreşe çok yakın, acil durumlarda her şeye ben gidiyorum.

dediğim gibi eşimden yana bir eleştiri durumu yok. çalışmamak da seçenek değil. maaşım da düşük bir maaş. ama yine de birikim yapılabilir mi? ha genel olarak evin durumu ne derseniz tabi ki zengin değiliz ama genel olarak bakınca eksik bi şeyimiz yok. yeme içme gezme, bizim görmediğimiz hayatı kızımız görüyor. sanırım biraz da bu yüzden. yani üniversitede nispeten rahattık ama onun öncesinde fakirdik ve yeni bir şey almak, dışarıdan yemek vs hayaldi benim ailemde. meyve bile kısıtlıydı. denizi çalışmaya başladıktan sonra gördüm. sağolsun genel olarak eşim sayesinde hayat standartım yükseldi, hep söylüyorum. ama yine de mesela eşimin yaşayış tarzına yetişemiyorum. onun beğendiği ve para verdiği bir şeyi ben kendime almıyorum. kıyafette vs bi üst sınırım var yani atıyorum eşim 10.000e ceket de alsa ben bi parça kıyafete atıyorum levis pantolonsa 2000 tl veririm filan diyorum. ya da otel bakarken eşimi frenliyorum o kadarına da gerek yok diye. ikinci bi tatile çıkalım dese biri neyimize yetmiyor diyorum. yani kendi sınırlarım içinde kalmaya çalışıyorum. ama o benim hayat standartımı yükseltirken ben onunkini düşürüyorum gibi hissediyorum her zaman. ben de senin kadar kazansam şöyle olurdu böyle olurdu filan diyorum bazen.

ay ne uzun anlattım. ne sorduğumu da bilmiyorum. yani kenara 5000 tl de mi koyamıyorsun diyorsanız evet genel olarak koyamıyorum. biraz dayak yemeye ihtiyacım var sanırım bu konuda. eşine güvenerek yaşayan kadınlardan oldum diye hayıflanıyorum bazen. onun benden harçlık aldığı da olmuştur nadiren :) olabiliyor yani.

yanlış mı yapıyorum, ne yapmam lazım? konuştuk yine eşimle kalem kalem yaz harcamalarını bi bak durumuna dedi, ne desin.
+3
gezer
(28.11.25)
Mert Başaran'ın youtube konuşmalarını dinlemenizi öneririm . 2 kitabı da var okumak isterseniz .
iş değiştirmenize gerek yok bence
farkında olmadan küçük küçük rakamlarla harcıyoruz toplam büyük oluyor.
Ben bu sene kredi kartı kullanmayı bıraktım , planlı ve çok az harcıyorum , öneririm
0
devilone
(28.11.25)
esiniz kendi parasiyla kendine, siz de kendinize mi birikim yapiyorsunuz? bence oyleyse garip. evlilikte kazanilan ortaktir. esinizin birikim icin ne yaptigindan haberiniz olmamasi da normal degil. mesela ne kadar birikiminiz oldugunu biliyor musunuz?

alisveris yaparken sadece kendi paranizla mi yapiyorsunuz?

yani genel olarak esinizin daha rahat, daha para dusunmeden yasayip, sizin ufak bir butceyi ayri yonetmeye calisiyor olmanız bence garip. evlilikte butce ortak olur ve ortak yonetilir bence. birikim de ortak yapilir, buyuk harcamalar da.

tabi ben eski kafali olabilirim. ya da esimle gelirlerimiz benzer oldugu icin oyle bir derdimiz olmayabilir. bizde mesela neredeyse tum harcamalari ben yapiyorum, esimin gelirini biriktiriyoruz. gerektiginde ondan da harciyoruz. ikimiz de birbirimizden para alabiliyoruz vs. benim param onun parasi, onun parasi benim param :)

calismamak bir secenek olmamali dediginiz gibi. ne zaman ne olacagi belli olmaz, calizmazken ortada kalma ihtimali her zaman var. insan kendini gecindirecek kadar calisabilmeli mumkun oldukca.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
@lemmiwinks yazdıklarımı okumadan mı yorumladınız acaba?
aslında sorduğunuz her şeyin cevabı yazımda var. zaten bazı kısımları yanlış anlamışsınız.

yazının ana fikri maaşımdan birikim yapamamam zaten. sadece elime toplu geçen ikramiyeleri eşime veriyorum. eşim birikime ekliyor. ne kadar birikimi var bilmiyorum da adamın bu kadar gider içinde milyonlar biriktirmediğini tabi ki biliyorum. zaten söylüyor şu kadar şunu aldım, şunu yapacağım vs diye ama ben didik didik sorgulamıyorum, gerek görmüyorum. evet sadece kendi paramla alışveriş yapıyorum, param yoksa eşimden de istiyorum, ay sonu birbirimize pasladığımız dönemler oluyor zaten. eşim sefa sürerken ben cefa çekmiyorum. o et yerken ben soğan kemirmiyorum.

ya cidden beni hiç anlamamışsınız bence. sorum eşimle aramızdaki para dinamikleri filan değildi. genel hatları ile şu an durum bu ve ben maaşımla birikim yapamıyorum dedim. ayda kenara 10.000 tl koyup, param bittikçe eşimden de isteyebilirim ki kendisi de söylüyor zaten bunu. ama ben tercih etmiyorum çünkü ha ondan çıkmış ha benden. kenara koyabiliyorsam o para mantıken kimseden çıkmıyor ve orada kalıyor olmalı. olay bu.
0
🌸gezer
(28.11.25)
ablam durumun varsa al canın istiyorsa al seni etkilemiyorsa al. ilerde almayı bırakır birikime geçersin. nasıl hissediyorsan öyle yaşa. madem eşin karışmıyor sen kendini frenleyeceğin zamanı bilirsin.
+1
koela
(28.11.25)
yani bazen bunu ben de dusunuyorum, durumum sizden epey farkli gerci ama ozellikle su dediginiz kisim ' calismasam kiyafet almam, ona gore harcarim' bende bir de su ekleniyor, seyahat harcamalarim cok fazla, istedigim yerde yasasam bu kadar paraya ihtiyacim olmayacak.

neyse benim durumum farkli da, neden calisiyoruz kismini ben de cok dusunuyorum.

sizin neden calistiginiza gelince, anladigim kadariyla yasiniz epey genc (calistigim yerde 5.yilim dediginiz icin oyle yazdim) siz neden calisiyorsunuz; 1. emeklilik, calismazsaniz bir gun eger emekli olursaniz hic geliriniz olmayacak, esinizinki de ikinize yetmez, 2. bugun az kazaniyorum diye isi birakirsaniz, tekrar is gucune katilmaniz ve 'iyi' kazanmaniz cok zorlasak, yani teorik olarak bir noktada daha iyi kazanmaya baslamaniz lazim, su anda evde cok is var simdilik ben yapayim, tasarruf edelim 5 sene sonra cocuk bi tik buyuyunce bakayim derseniz o is pek oyle olmuyor (turkiye'de), dolayisiyla is gucunde kalma halinizin sureklilik arz etmesi gerekiyor, 3- insanin kendi parasini kazanmasi, hele hele de kadin icin cok onemli. bosanma, allah korusun vefat vs. gibi durumlarda dimdizlak kalirsiniz. olmayabilir ama oladabilir. ayrica, bir gun isler kotuye giderse esinizle, iste o 'herseye ragmen kalmak zorunda olan' esler calismayan esler oluyor oncelikle.

bu tarz nedenler var. bunun disinda, esinizi frenlemenizi ve dunyada hicbir onemi olmayan marka kiyafetlere filan para yatirmamanizi tavsiye ederim. sistem zaten boyle isliyor, daha cok kazandikca pompalanan sacma sapan seyleri tuketip, bu tuketim halini surdurmek icin daha cok calisiyoruz. yani benim hedefim bu sistemden tamamen cikmak elbette sizin oyle bir amaciniz yok ama sistem sizi borclu ve harcama halinde tuttugu icin bu kadar cok 'calisiyoruz'.
+2
kassiopeia
(28.11.25)
@gezer: hepsini okudum. sizin istediginiz gibi anlamamis olabilirim. ama bence esiniz zaten birikim yaparken, sizin birikim yapamiyorum diye uzulmenize, kendinizi kisitlayip birikim yapmaya calismaniza cok gerek yok gibi gorunuyor bana. gereksiz yine harcama yapmayin tabi, har vurup harman savurun da demiyorum ama bu kadar maas alirken kendinizi birikim yapamadiginiz icin kotu hissetmenize de gerek yok.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
Evet o da bir seçenek ama eşinizin işinde bir ters durum olsa tutunacak dalınız olmalı. Sadece para da değil. İşinden ayrılmak istese ayrılamaz. kapana kısılmış gibi hisseder. Psikolojik etkileri daha önemli burada. İşsiz kalsa, evde iki işsiz, buhranı hissedersiniz. Sonra çocuğu satışa çıkarırsınız :))

upload.wikimedia.org

Devam edeyim. 46'ya 190 ciddi bir fark ama 46'dan 10 ayırabilmek de çok büyük moral olur eşinize. 190'ın içinden büyük kalemleri çıkarınca "disposable income" yine aynı yere geliyorsunuz büyük ihtimal.

Bir de tavsiyem, senede bir kaç kere sıfır harcamalı ay yaşayın. Şirketlerde olur. Ödemiyoruz abi, kimseye para ödemiyoruz diyebiliyor bazı şirketler.

Siz de zorunlu harcamalar dışında sıfır harcamalı mesela 2 ay koyun bütçenize. çok rahatlatır ve gerekirse minimumda yaşayabildiğinizi gösterir, güven verir.
0
gabe h coud
(28.11.25)
Hocam merhaba, maaşınız birikim yapılmayacak bi' rakam değil, sizin öncelikle birikim alışkanlığı kazanmanız lazım bana kalırsa,

Eşinizin dediği mantıklı, kalem kalem yazın, ay sonunda ne kadar gereksiz şeylere - size göre tabi - ne harcamalar yaptığınızı görün, eşinizin finansal okur yazarlığı size göre daha iyi gibi geldi bana. Harcamaları yazdıktan sonra kendisiyle beraber inceleyebilirsiniz.

Bir de birikim 101 şudur ; " harcadığından kalanı biriktirme, maaşı alınca belli bir yüzde birikime ayır, kalanını harca."

bunu deneyin 1-2 ay bakalım ne sonuç alacaksınız.
0
kumandanim
(28.11.25)
Kasım indirimleri tam bir hayat sorgulaması değil mi ya, ben de geçen benzer sorgulamalara girdim bi cilt bakım seti ile sepetimde bakışırken. Durumlarımız farklı ama lan dedim ben şuan bunu niye alıyorum tam olarak. Evdekileri kullandım mı yööö. Ama çok uygun. Zaten ikibin tele harcasam ne harcamasam ne. Ev mi alabiliyoz bişey mi yapabiliyoz ikibin tele ile. Ama yani indirim olmasa böyle bişey alıcak mıydım yööö. Ama insanın lendine bakması da önemli şimdi özbakım sonuçta.
Neyse böyle uzun bi diyalogdan o gün tasarruf galip çıktı ve sepeti boşaltıp uyudum. Ama ertesi gün gittim tencere aldım. Çünkü çok uygundu.
Burdan bi hayat dersi çıkmaz tabi. Ama bi kadın olarak evliliğinin nasıl olduğundan bağımsız kenara bir miktar para koymak gerektiğini düşünüyorum. Elimden geldiğince yapıyorum. Bazısı gizli biriktiriyor, benimki gizli değil. Onun da doğrusu değişir. Ama bi miktar koymakta fayda var.
0
benim bir gizli bildiğim var
(28.11.25)
46 maaş, fatura aidat 10 desen kalır 36.

Bence sizin sorun harcamak ve sonrasında biriktirmek, bence mantıklı olan bir tutar belirleyip paranızı biriktirmek sonrasında harcamak.

her ay 500 USD veya 6 gram altın alacagım gibi veya her ay 30.000 TL'lik altın s1 alacagım gibi bir hedef verip kalan parayla da alışveriş yapman.

Senin sorgulamalarını herkes yapıyor.

eşinizin kagıda yaz taktigi çok doğru. Harcadıgınızı görmüyorsunuz, bir de kredi kartı kullanımını bırakın bence
0
liberal
(28.11.25)
Bizdeki durum şu.eşim maaşlı çalışan,ben serbest çalışıyorum maaşım yok.eşimin maaşı türkiye koşullarında oldukça iyi ama iki kızla beraber ay sonunda maaşının hepsini yiyordu.ona hisse senedini anlattım bir kaç yıl önce.kendisine bir kaç hisse belirledi.aklına geldikçe girip fiyatına bakmaksızın farkına varmayacağı miktarlarda hisse senedi alıyor.şu an ne kadar oldu bilmiyorum ancak cnbce seyretmeye başladı,halka arz,temettü falan diye dolaşıyor evde.banka özel temsilci atamış onunla konuşup duruyorlar.

Burada hisse senedi konusunda bayağı bilgili arkadaşlar var,bir danışıp ufak ufak uzun dönem hisse senedi alabilirsiniz atıyorum bu ay 1-2 bin liralık ya da teknik boyutunu bilmiyorum ama bankadan çok mesaj geldiği için bes te devlet katkısı bitmeden girin falan deniyor aynı minik miktarlarda çocuğunuza kendinize bes yapabilirsiniz.

Benim kafam ye gitsin dünyaya bir daha mı geleceksin şeklinde çalışıyor ama hanım bu para değerlendirme işinden çok keyif alıyor,sizede iyi gelebilir diye düşünüyorum.
0
duptıs
(28.11.25)
Eşin hem birikim hem harcama kontrol yöntemi olarak doğru tavsiyeler vermiş. Senin de sorguladığın nokta çok doğru. Kazandığını önemsiz şeylere harcıyorsan hiç çalışmamak daha tatminkar bir hayat bile sağlayabilir çünkü kendine ve sevdiklerine ayırabileceğin zaman artacak. Ya çalışıp harcamalarını yöneteceksin, ya gelirini arttıracaksın, ya da çalışmayıp biraz küçülecek fakat zaman arttıracaksın. İşte rahatın iyiyse en kolayı ve en mantıklısı biraz harcama kısıp aylık birikim yapan noktaya gelmek.
+1
osssy
(28.11.25)
Maaşınız birikim yapılabilecek bir tutar. Çocuklu ailesiniz şirket arabası yoksa ayağınızı yerden kesecek bir araç hedefi güzel olabilir bence. Ben kendimi kısıtlamak için internetten taksitli bilezik alıyorum paşa paşa birikmiş oluyor. Bu yöntemle araba aldım mesela şimdi hedef başka yavaş yavaş birikiyor. Şuan genciz çalışıp kazanıyoruz ilerisi kötü olacak emekli maaşları kuş kadar, pasif geliri olmayan insanların birikim yapmaması bana çok cesurca geliyor.
0
cilekli pasta
(28.11.25)
Enişte çaktırmadan 50-30-20 kuralından bahsetmiş. Dünyanın bin türlü hali var , bence denenir.
0
ketcapli dondurma
(28.11.25)
üzülerek okudum. maalesef çok kişi bunu yaşıyor. çok olumsuz bir devirde yaşıyoruz. genç insanların birikim yapması çok zor. ülkemiz 20 yılda inanılmaz kötü bir duruma gitti. şu an maaşlar dolar olarak fena değil (geçmişe kıyas ediyorum), ama alım gücü yerlerde geziyor.

eşinizin biraz kenara koyduğunu tahmin ediyorum. zaten iki para da aynı şey. O maaşla birikim yapamamanız bence normal. son olarak bence çocuğu özel okula göndermeyin.
0
ebabil curnatasi
(28.11.25)
para harcamak hepten kotu degil de amacli bir sekilde harcamak lazim. hepimiz alisveris bagimliligindan muzdaribiz zira dogdugumuzdan beri 4 koldan o pompalandi. ben son 5-6 senede cok cok az alisveris yapmisimdir, buna ragmen hala dolabimda etiketi uzerninde duran pantolonlar, ceketler, hic giyilmemis ayakkabilar var. cunku sira gelmiyor hepsini giymeye, keske bunlara verdigim 30-40 bin lira alimde nakit olsa su an diyorum bakip. senin de muhtemelen her ay ala ala kiyafetler ayakkabilar yigiliyordur, mevcuk stogundan giyinmek yerine calisiyorum o yuzden habire kiyafet almaliyim varsayimini biraz daha sorgulaman lazim.
0
hot potato
(28.11.25)
Maalesef ülkemizde tasarruf bilinci çok kuvvetli değil.
Uzun vadeli düşünmediğimiz için.

Basit bir örnek vereyim. Ufak dediğiniz meblağ, mesela 200 TL. Günde 200 TL saçma sapan harcanıyor, abur cubur alıyorsun, kahve içiyorsun, sipariş uygulamasında komisyon olarak ödüyorsun... Fark etmeden harcıyorsun. Peki bu 200 tl'yi harcamazsan ne olur? Çok değil günde 200 tl daha az harcasan. 200*365=73000 TL. Neredeyse 2-3 günlük mütevazı bir tatil parası. Sana 73000 TL'yi sokağa at desem elin titrer. Ama gün içinde titremeden yapıyorsun gibi düşün.

Şimdi daha uzun vadeli düşünelim. Yılda 73000 TL, 10 yılda 730000, 20 yılda 1.460.000 TL. Bu hesabı yaparken enflasyon yokmuş gibi düşündüm. Çünkü bugün 200 TL harcadığın şeylere seneye belki 250 300 harcayacaksın, o dengeleyecek gibi düşündüm. Bu 730000'i o günün 730000'i gibi düşündüm yani. Ya da harcamadığın parayı enflasyonun biraz üzerinde değerlendirmişsin gibi düşündüm.

Anlatabildim mi? Yani günde harcadığınız fazladan 200 tl, 1 yılda 1 tatil, 10 yılda iyi kötü bir 2. el araç, 20 yılda ufak bir arsaya denk geliyor belki de. Böyle düşünerek işe başlayın.

Açıkcası tüm büyük masraflarınızı eşinizin karşıladığı bir ortamda 46000 TL çok da ufak bir meblağ değil. Çünkü görünür ciddi bir masrafınız yok. Yani her ay kenara 10.000 TL atsanız, yine cebinizde doya doya harcayabileceğiniz bir 36000 TL kalır diye düşünün.

sizin yaşadığınız şeyin adı yaşam tarzı enflasyonu. İnsanlar geliri arttıkça harcamalarını da arttırıyor. Mesela eşiniz çalışmasa siz o parayla geçinmek zorunda kalsanız bu harcamalara dikkat edersiniz. Ama şu an konfor alanındasınız ve bu yüzden statü için harcıyorsunuz. Biraz psikolojik sebepleri de var bu harcama dürtüsünün. Dopamin bağımlılığı gibi, hızlı tatmin. bunlarla ilgili kitaplara bir bakın.

Bir de parayı kenara atıp unutmak değil, enflasyondan koruyacak hatta enflasyonun bir miktar üstünde getiri sağlayacak şekilde değerlendirmenin de önemini vurgulayayım.

Şimdi gelelim niye çalışıyoruz?
Para kazanmak için.
Parayı niye kaznaıyoruz? rahat bir hayat için.
Peki tüm kazancımızı niye harcamamalıyız?
Çünkü bugün kazanabiliyorsunuz ama ilerde kazanamama riskiniz var.

Eşiniz de siz de özel sektördesiniz anladığım. Özel sektörde görünmez bir yaş bariyeri vardır ve bir yaştan sonra insanlar eskisi kadar çok kazanamamaya başlarlar. Sonrasında da emekli maaşları malum.

Yani paraya belki de en çok ihtiyaç duyacağınız yaşlarda, geliriniz bugüne göre daha az olabilir.

Allah korusun ama sağlık problemleri, çocuğunuz varmış onun üniversite masrafları, evlenmek istediğinde yuva kurmanın maliyetleri...

Daha geçen gün bir arkadaşımın annesi ameliyat oldu. 900bin tl'ye yakın harcama yapmak durumunda kaldılar. 2 arabaları vardı, 1'i gitti bu ameliyat için.

Anlatabiliyor muyum?

Geçenlerde bu konuyla ilgili bir sitede şöyle bir yazı vardı:

"Bugün giydiğin ayakkabının markasını 10 sene sonra kimse hatırlamaz. Ama sen 10 sene sonra o ayakkabıya harcadığın paraya ihtiyaç duyabilirsin."

Bu şu demek değil, ot gibi yaşayalım. Ama 10 harcıyorsan eğlenmeye, alışverişe, atıyorum 8 harca, 5 harca. Eğlenceni de yap, birikimini de.

Hayat hep böyle gitmez. Akarken doldur demişler.


Aşağıya bu konuda ilgi duyanların seveceği 3 site ve güzel yazı bırakıyorum.
www.paradurumu.com
akillibutce.com
monay.com.tr
0
anten
(28.11.25)
(14)

Pazar akşamı için film tavsiyesi

Moonpie
İyi pazarlar. Bu akşam için tatlı, bulut gibi hafif ve mod yükselten bir film önerirseniz ne güzel olur. Şimdiden teşekkürler :))
İyi pazarlar. Bu akşam için tatlı, bulut gibi hafif ve mod yükselten bir film önerirseniz ne güzel olur. Şimdiden teşekkürler :))
-1
Moonpie
(16.11.25)
ben dün ilk defa when harry met sally's izledim iyiydi, eğlendirdi, güldürdü.
julie and julia tam tarif ettiğiniz tipten bir film bence.
the intern
0
black holes in the sky
(16.11.25)
little miss sunshine
0
kassiopeia
(16.11.25)
Captain fantastic. (süperkahraman filmi değil bu arada)
www.imdb.com
Mod yükseltme derecesi hayata bakış açısına bağlı olarak değişir, benim için feel good movie'dir.
0
Bruce
(16.11.25)
@black önerdiğiniz filmleri çok severek izlemiştim, teşekkürler :)
-2
🌸Moonpie
(16.11.25)
İzlemediysen kesinlikle
(bkz: 3 idiots)
0
etna
(16.11.25)
Geleceğe Dönüş (1985)

Parliament pazar gecesi sineması...

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(16.11.25)
Big fish var tim burton'un
0
yadigar
(16.11.25)
Bütün öneriler için çok teşekkür ederim. Fantastik filmleri çok severim ama şu anda daha çok "he's just not that into you" tadında daha boş ama akan bir şeyler olsa süper olur :)
-2
🌸Moonpie
(16.11.25)
Karigurashi no Arietti (www.imdb.com

Örneği sonra gördüm :) İzlemişsindir gerçi muhtemelen ama Holiday (www.imdb.com belki?

GFY.
0
truf
(16.11.25)
a time to kill.
0
mikahakkinen
(16.11.25)
when harry met sally (edit:önerilmiş)

annie hall.
0
biravekahve
(16.11.25)
EDEN
0
HellKeePer
(16.11.25)
im juli.
+1
gurur
(16.11.25)
sorunuza tam cevap değil ama şöyle bir kanal keşfettim
www.youtube.com

christmas filmlerini severim, kafa boşaltmak için uygun oluyor, burada da bu tarz filmler var, belki ilginizi çeker
0
exlibris
(16.11.25)
(6)

son sorum bu arkadaşla ilgili :-) umarım

euteamo
Her şeyin doğrusunu bilen sevili ekşiciler,Yaklaşık bir ay önce ayaküstü tanıştığım ve o zamandan beri whats appdan flörtleşriğim arkadaşla ilgili umarım son sorumu soruyorum :-)Daha önceki duyurumda da söylediğim gibi bu arkadaş tüm gün bir şey yazmamıştı bana ve ben gıcık olmuştum. neyse sonra gec
Her şeyin doğrusunu bilen sevili ekşiciler,

Yaklaşık bir ay önce ayaküstü tanıştığım ve o zamandan beri whats appdan flörtleşriğim arkadaşla ilgili umarım son sorumu soruyorum :-)

Daha önceki duyurumda da söylediğim gibi bu arkadaş tüm gün bir şey yazmamıştı bana ve ben gıcık olmuştum. neyse sonra gece geç bi saatte bir sesli mesajla neden yazamadığını açıklamış ve mantıklı geldi açıkcası. Ertesi gün güzel telefonda konuştuk hatta görüntülü aramak istedi ve aradı haha. gayet de samimi geldi. ama bugün yine bi günaydın yazmış ve yazdıklarıma cevap yok. ama görüyorum facebook'ta online ve bir şeyler de paylaşmış. erkekler bunu neden yapıyorlar?

Bir de daha önce geçen pzartesi buluşalım diye konuşmuştuk ama ikimizde hiç bir şey yazmadığımız için buluşamamıştık hahah. hatta sonra bu yine sesli mesajla "sanırım bugün buluşacaktık ama senden haber çıkmadı" demişti saat 17:30 gibi. ve artık çok geçti, ondan ses çıkmayınca ben de sinemaya gitmiştim.

Şimdi bu hafta da pazartesi buluşacaz diye konuştuk ama yine hiç ses çıkmayacak gibime geliyor. sizce pazardan bir şey yazsam mı buna yarın ne yapıyoruz gibi, çok da atlıyor gibi de ilgisiz gibi de olmak istemiyorum. her türlü tavsiyeye açığım ama bu geç cevap vermeleri asla anlamıyorum ve geriliyorum acaba vaz mı geçsem bu sevdadan yaa
0
euteamo
(15.11.25)
Seni umursamıyor diyoruz ama sen bizden iyi şeyler duymak istiyorsun
+1
grimavi
(15.11.25)
@grivai ama "hep aklımdasın" dedi, inanmayayım mı? Bir de umursamıyorsa neden yapıyor bunu? sonuçta numaramı alan, yazan da kendisi, error veriyorum gerçekten
0
🌸euteamo
(15.11.25)
1 aydir ayni sehirde olup bir kahve icemediginiz ve mesajlariniza zaman zaman ertesi gun donen birinin 'hep aklinda' degilsiniz. Yani bazen bazi seyleri cok istedigimiz gibi gormek istiyoruz, cok kalpten istiyoruz bunu ve sizi cok iyi anliyorum inanin ama o is oyle degil iste. Bir gun gelecek gercekten hep aklinda oldugunuz, size hak ettiginiz özeni gosteren biri cikacak karsiniza ve o zaman ne demek istedigimizi cani gonulden anlayacaksiniz.

Neden bunu yapiyor? Cunku insan, cunku ilginiz hosuna gidiyor, gururu oksaniyor, kendini iyi hissediyor bir sekilde, su anda ilginiz alakaniz bu flortlesme sureciniz onun bir ihtiyacini gideriyor, ona iyi geliyor. Ama bu kadar, gosterdigi 'özen' burada bitiyor, bunu alabildigi yerde bitiyor, bundan otesi onun pek de umrunda degil.
+3
kassiopeia
(16.11.25)
Breadcrumbing denilen bir durum var gibi, ufak yakınlaşmalarla ilginizi canlı tutuyor. Kadın, erkek fark etmez flörtleşme durumlarında iş buluşmaya gitmiyorsa karşınızdakinin inisiyatif alacak kadar sizi ön plana koymadığı, enerjisini harcamadığı anlamına gelir. Diyelim ki yoğun gerçekten, o zaman buluşma ya da olası ilişki için de hazır olmayacak bu insan. Instagram'da Jillian Turecki videolarını tavsiye ederim, Türkçe çeviri altyazı ile izleyebilirsiniz, bunları hep anlatıyor.
0
kaset
(16.11.25)
olmayacak şeyleri oldurmaya çalışarak enerjini düşürme ve zaman kaybetme.
zaten bir araya gelsen de bir şey olmayacak. burada bir flört enerjisi yok.
flörtleşme iki insanın birbirini merak ettiği, bir araya gelmek için fırsat kolladığı ve birlikte zaman geçirdiği bir dönem. buradaki tabloda sadece sen tırmalıyorsun.

sana senin ona yaklaştığın gibi yaklaşmıyor. seni senin onu gördüğün gibi görmüyor.

bak ben bir erkek olarak, ilişkim olmasını isteyeceğim kişi görüşmek istese, bana "hakkari'deyim gel kahve içelim" dese anında uçağa atlar giderim.

sen aynı şehirdesin bir aydır kahve içemiyorsun mesajlarına yanıt alamıyorsun.

buradan bir şey çıkmaz.
+1
tabudeviren
(16.11.25)
Sağolun arkadaşlar, katiliyorum dediklerinize çok haklısınız ve zaten beni geriyor da böyle olmaması lazım. Sıfır beklentiyle yarın bi buluşacağım ama ben de pek olabilitesi olduğunu sanmıyorum. Hayatımda kimse yok ve bi değişiklik olsun diye bulusacagim, bir şey çıkmayacağını bilerek.
+3
🌸euteamo
(16.11.25)
(4)

Haksız mıyım?

loch ness
Avukatım. Yakın bir akrabamın şirket işini yapıyorum. 2018'de başlanan bir inşaat projesi var, sözleşmeye gecikme halinde her ay için ödenecek gecikme cezaları koydum. 1 yıllık süre doldu. gecikme başladı.gecikme 8 ay oldu, dava açmadık, belki anlaşırız , inşaatı tamamlatırız dedi bizimkiler. inşaat
Avukatım. Yakın bir akrabamın şirket işini yapıyorum. 2018'de başlanan bir inşaat projesi var, sözleşmeye gecikme halinde her ay için ödenecek gecikme cezaları koydum.

1 yıllık süre doldu. gecikme başladı.gecikme 8 ay oldu, dava açmadık, belki anlaşırız , inşaatı tamamlatırız dedi bizimkiler. inşaatın yarım bırakıldığını resmi olarak tespit ettirdik mahkeme heyetiyle gelerek. Bu işlemden ücret almadım. İnşaat cüzi bir miktar ilerledi, yine yarım bırakıldı.

Aylar aylar sonra bir tespit daha yaptırdım mahkemeye , inşaat biraz daha ilerledi yarım bırakıldı, dava açmadık. Bu şekilde 4 defa tespite geldik. 5 yıllık bir gecikme ve bir yere varamama süresinin sonuna gelirken, artık davayı açmam söylendi. Sonunda para kazanabileceğim bir yola adım atmıştık.

Dava sürerken, adamlar yana yakıla bizim şirketle anlaşmaya geldiler. Takribi 1,5 milyon TL bir avukatlık ücreti çıkıyordu. Akrabam , bana 150 bin TL'ye anlaşmamı önerdi, tepki gösterdim. Rakamları gösterdim. "Bu adamlar bu parayı ödemeyezler, kötü durumdalar" diyip durdu. 1 milyon TL'ye kadar inebileceğimi söyledim. Adamlar ağlanmaya devam ediyordu. Akrabam "600 bin TL sana çek versinler , 150 bin TL de ben ödeyeceğim sana" dedi. Kabul etmedim, ama oldu bittiye getirildim. 600 bin TL bana , 6 milyon TL de akrabamın şirketine çek düzenleyip verdiler.

Ben çekimi süresinde bankaya vererek tahsil ettim. ama şirkete verilen 6 milyonluk çekin tarihi geldiğinde adamlar şirkete gelip kendilerini yerlere atıp, vah yanarız vah biteriz , ödeyemeyiz diye zırlaya zırlaya çekin bankaya verilmesini engellediler. adamlarda ipoteğimiz varmış, er yada geç alacağımızı alırmışız, bu yüzden çekin süresini geçirip çöp olmasına izin vermişler.

7 ay geçti. Bir yatırım fırsatı çıktı karşıma. bu 150 bin TL'lik bakiyemi istedim şirketten. akrabam çok bozuldu, tahsil edilmemiş paranın komisyonunu istiyorsun vs. vs. gibi sözler söyledi. ama paramı da ödediler. sonra yılbaşından itibaren bakalım bir yol çizelim diyerek "işlerimizi senden alırız" minvalli bir göz dağı verildi bana. bu şirketten güzel para kazanıyorum, ama yeteri kadar idare ettiğimi ve uyumlu davrandığımı da düşünüyorum.

siz ne dersiniz? Bir çok konuda bu şekilde esnafvari çözümler yaratılıp ikilemde bıraklıyorum. bu olay ilk değil yani. Haksız mıyım?
0
loch ness
(15.11.25)
dost ile ye, iç, alışveriş etme demişler. muhtemelen bu gibi durumlardan dolayı denmiştir. haklı olan taraf %100 sensin. bence elinden gelenin fazlasını da yapmışsın. ben karşılaştığım benzer durumların hepsinde hiç idare etmeden rest çekip çıkmışımdır. neredeyse tamamında da alacağımı vermemişler, arkamdan laf etmişler ve beni kötülemişlerdir. olsun en azından kafam rahat.

sonuçlarına gelecek olursak: artık bir sahil kasabasında görece daha küçük çapta niş işler yapıyorum. belki eskisi kadar çok kazanmıyorum ama hepsinde de kurtuldum.
+5
bravoteam
(15.11.25)
Haklısın.

Akraban parasının gücünü kullanıp seni her seferinde hakkından ya da anlaştığınızdan çok daha azına razı etmeye çalışıyor.

Ekonomik olarak seni zorlamayacaksa restine rest çekebilirsin, çünkü bu kafayla başkasıyla da anlaşamaz ve yine sana dönmek isteyebilir.
+3
10551037
(15.11.25)
Yani siz planinizi buna gore yapmayin elbette ama su anlattiginiz kafada biri zaten sizin gibi avukat bulamaz. Bunu da kisa surede anlar; tanidik olmayan ve isini duzgun yapan avukat hem parasini zamaninda ister hem de boyle indirimle filan ugrasmaz. Dolayisiyla isleri sizden alip yeni biriyle anlasirsa zaten pasa pasa islerin ucretini odemeye baslayacak demektir, bu da sizin sorununuz degil zaten.

Ben de su anlattiklarinizdan 100% hakli oldugunuzu ve dogrusunu yaptiginizi dusunuyorum, dilediginiz gibi rest cekme hakkiniz var. Insallah geri adim da atmazsiniz.
+2
kassiopeia
(15.11.25)
Bu senin gucune gore karar vericegin bi olay.
İsin gucun cok iyiyse taviz verme, ama buraya ihtiyacin varsa makul sekilde esnaf usulu orta yol bul.
Avukatlar burolarda asgari maasa calisiyorlar, piyasa zor biliyosun.
O asgari maas alandan seni ayiran muvekkil cevren oluyor.
Cok dik gitmemek lazim, olaya soyle bak. Senin yaptigin bu isi daha ucuza yapacak birini rahatca bulabilirler mi, onu da bi degerlendir
+2
die fetten jahre sind vorbei
(15.11.25)
(13)

Olamıyordu :-)

euteamo
Her şeyin doğrusunu bilen sevgili ekşiciler,Daha önceki bi duyurumda paylaşmıştım, 3 haftadan uzun bir süre önce biriyle çok romantik bir şekilde tanıştım, telefonlar alındı ve ilk yazan o. bu süre içinde ne yazık ki bir türlü görüşemedik ve bana aşırı saçma geliyor bu hal. en sonunda şöyle bir şey
Her şeyin doğrusunu bilen sevgili ekşiciler,

Daha önceki bi duyurumda paylaşmıştım, 3 haftadan uzun bir süre önce biriyle çok romantik bir şekilde tanıştım, telefonlar alındı ve ilk yazan o. bu süre içinde ne yazık ki bir türlü görüşemedik ve bana aşırı saçma geliyor bu hal. en sonunda şöyle bir şey oldu, işte salı günü görüşelim, diye konuştuk ama her sabah günaydın mesajı atan adam o gün hiç birşey yazmadı. Akşam da saat 17:30 gibi "biz galiba bugün buluşacaktık ama senden ses çıkmadı" diye sesli mesaj gönderdi. Error verdim. Eğer normal her zaman ki gibi günaydın mesajı yazsa ben zaten hatırlatırdım ama onu bile yazmayınca ben de hiç bir şey demedim ama bütün gün içim içimi yedi. sonra bütün gün hiç bir şey yapmadığını ama tatil planları yaptığını falan anlatmış sesli mesajla. Neyse önümüzdeki hafta görüşelim dedik ama yine ben yazarsam saatler sonra bana dönüş yapılıyor. Onun dışında ise çok romantik gibi, o yüzden kafam karışıyor zaten. Bi ara gerçekten başka biri daha olduğunu düşündüm ama sanırım yok, gerçekten işinde gücünde biri gibi ama emin de olamıyorum. yorumlayın pls :-) bu iş nereye gider, erkekler neden böyle
0
euteamo
(13.11.25)
Başka biri var
Yoksa bile sen de yoksun aslında.
boşluk zamanını doldurma için hazırda tutuluyorsun.
Ha sana keyifli geliyorsa devam et ama ne olduğunu da bil.
not:erkeğim.
0
kisa
(13.11.25)
aklındaymışsın. "atması gereken" günaydın mesajını beklerken kaybetmişsin. geçmiş olsun. kimse kimseye bir şey yapmaya mecbur değil. istediğinin peşinden gitmeyi böyle böyle öğreneceksiniz. her şeyi bilen sözlükçü.
+2
gabe h coud
(13.11.25)
Sen biraz daha aktif olup bir çay kahve içme niyetine onu davet et böylece onun hayatında şu an başka biri mi var anlarsın, aynı zamanda karakter olarak her zaman mı böyle tutuk biri olup olmadığını sohbet esnasında ve görüşme sonrasındaki davranışlarında anlamış olup buna daha fazla enerji harcayıp harcamayacağına da karar ver
0
grimavi
(13.11.25)
başka biri/leri var. Senin kadar romantik düşünmüyor, hazır değil vs bir sürü opsiyon var. Konuşmak iyi geliyor ancak iş buluşmaya gelince ya hayatındaki insanlardan dolayı planlayamıyor - yani biriyle yeni görüşmüştür, o gün kendine ayırmıştır gibi...
+1
croswell
(13.11.25)
ya birak, zerre caba yok herseyi senden bekliyor. erkekleri boyle yapan sinir cizemiyor olmaniz.
0
warrior princess
(13.11.25)
Bu hikayede en normal şey başka birinin olması bu arada, eğer yoksa daha sıkıntılı bir durum.
Ben de başkalarının olduğunu ve bu yüzden planlamada zorlandığını düşünüyorum.
Daha önce de söylediğim gibi biraz sakinleş, sen de başkalarıyla konuşmaya devam et bence, birine bu kadar takılmak deli eder insanı.
0
mutekebbir
(13.11.25)
3 haftadan uzun suredir ilk bulusmayi gerceklestiremediginiz kisi sizi oyaliyor demektir. Kafanizda yarattiginiz bir karakter icin hem zamaninizi hem enerjinizi harciyorsunuz. Bu insan hakkinda aslinda 'gercek hayatta' hicbir sey bilmiyorsunuz. Lutfen kendinize gelin.
Hem her sabah gunaydin mesaji atiyor hem ertesi gun mesajlara donuyor, o kisim enteresan, celiskili.
Ama her sabah mesaj atan adam ozellikle bulusma gunu atmadiysa ozellikle bulusmak gibi bir derdi yoktur bence.
+1
kassiopeia
(13.11.25)
Böyle çaba göstermeyen senin kadar heyecanlı olmayan erkekten bir cacık olmaz. Hiç vakit kaybetme next next next…
Evli çocuklu teyze olarak uyarmak istiyorum :)
0
kaptan maydanoz
(13.11.25)
hiçbir şey yok. anlattıklarından hiçbir anlam çıkmıyor. (bence, başka biri var benzeri bir sonuç hiç çıkmıyor zaten) herkes kendi yaşından, kendi yaşam tecrübesinden , kendi penceresinden bakarak yorumlamış, ama bin bir çeşit insan var dünyada.

bu kadar çok analiz ediyorsan, ilgin çok yüksektir diye düşünüyorum. rol yapmayı , geri durmayı bırakıp daha atak olmalısın. kız kıza wp gruplarına yada kedi annesi teyzelere kulak asma. abartmamak kaydıyla erkeğin peşinden giden kadın, net , ne istediğini bilen , mermi gibi kadındır. üslupta problem olmadığı ve çok sayıda hedefe yürümediği sürece de gayet karizmatiktir bir çok erkeğin gözünde.
0
loch ness
(13.11.25)
@Loch ness sana katılamıyorum maalesef, erkek milleti maalesef peşinden koşmayı seviyor, tecrübe ile sabit. o yüzden ondan çaba gelmedikçe ben de ses etmeyeceğim, aslında bayaa hoşlandım ama normal şartlarda bu kadar zorlanmamız gerekiyordu, tuhaf bir şey var, yukarıdaki arkadaşların da yazdığı gibi.
0
🌸euteamo
(13.11.25)
başka biri yok ama aslında ilişki istemediği halde bir ilişkisinin olması gerektiğini düşünüyor. ya da özgüvenini etkileyen bi sorunu olabilir. sonuç olarak görüşmekten kaçınıyor. uzaktan konuşurken kolay ama iş ciddiye binince ölü taklidi yapıyor. yorucu olur, siz bilirsiniz tabi yine de
+1
mezzosprite
(13.11.25)
Benim anlamadığım her gün adam günaydın mesajı atıyormuş, o gün de sen atsaydın? Adam da belki bir gün sana mesaj atmayı unuttu ve baktı ki ben yazmasam onun hiç umurunda değil gibi düşündü.
0
bobinhoo
(14.11.25)
bütün gün yazmamasının nedenini açıklamış, mantıklı geldi. bi de demiş ki "bugün konuşamadık ama bu seni özlemediğim anlamına gelmez, hep aklımdasın". inanacağım sanırım ya.
-1
🌸euteamo
(14.11.25)
(7)

Altın günü yapılıyor mu?

egerbiryolcu
Yapılıyorsa kaç kişilik oluyor?Sadece iş arkadaşlari arasında mi yapiliyor?Çeyrek mi gram mi usulü nedir?Elinizde acil birkaç altın olması gereken bir durumda katılmak mantıklı mı?(Yedi kişi var diyelim altı altınim birden olacak bir ay, diğer aylar da ben herkese birer altın vericem sırası gelen k
Yapılıyorsa kaç kişilik oluyor?
Sadece iş arkadaşlari arasında mi yapiliyor?
Çeyrek mi gram mi usulü nedir?
Elinizde acil birkaç altın olması gereken bir durumda katılmak mantıklı mı?
(Yedi kişi var diyelim altı altınim birden olacak bir ay, diğer aylar da ben herkese birer altın vericem sırası gelen kişiye) bu şekilde mi oluyor?
Böyle bir grubu nereden bulabilirim veya nasıl oluşturabilirim?
0
egerbiryolcu
(12.11.25)
Şu anki ekonomik ortamda hiç de mantıklı değil. Yine de çok güvenecek en aşağı 5-6 kişi varsa evet sırasıyla veriliyor.

En son kuzenimin eşi yağlayıp balliyordu altın bir firladi herkes çekilmiş iptal olmuştu.
0
artıküyeolmakistiyorum
(12.11.25)
- Altın günü tamamen kişilere göre değişir ama ne kadar kalabalık olursa o kadar iyi. -- - Hayır sadece iş arkadaşları değil, hala komşuculuk devam ediyorsa komşularınızla ya da görüşüyorsanız eski okul arkadaşlarınızla vs de olabilir.
- Altın çok fazla arttığı için bu dönemde genelde gram tercih ediliyor (çeyrek tercih edenler de vardır tabii) ama bazen 100 dolar ya da euro da olabiliyor tamamen grubun isteğine bağlı.
- Altın gününün amacı elinize birden toplu para geçmesi. Genelde borcu olan insanlar tercih ediyor. Diyelim ki 10 kişilik grupsunuz 50 bin lira borcunuz var gelen altınlarla hemen borcunu kapatıyor kişi ve her altın gününde de taksitini ödüyor gibi düşünebilirsiniz bunu.

Bu arada katılan kişilerin kaçıncı olacağına da kura ile karar veriyorlar yani benim bildiğim öyle yapıyorlardı en son. Herkesin ismi yazılıyor hangi aya o kişi denk geliyor kuradan çekiliyordu.
+1
mermaidd
(12.11.25)
Altın yerine parayla yapmak daha iyi olur yukarda artık üye olmak istiyorumun söylediği sebep ayrıca mesela çeyrek altınsa eski tarihli çeyrek altın getirenler olabilir. Birikimden çok insanların biraraya gelmesi için bu.
0
pembediken
(12.11.25)
1- Kaç kişi isterseniz o kadar olur. Çok kişi olursa çekilen vs. olma şansı artar, işler karışır. Çok az olursa da fon daralır bir anlamı olmaz. Düşük meblağ için faizsiz kredi de bulabilirsiniz neden uğraşasınız.

2- Hayır, herkes katılabilir.

3- Size bağlı, ne kadar toplanmak isteniyor? Kaç kişi olacak? Katılanlar aylık ne kadar ayırabilir? Bunlara göre değişir.

4- "Acil" ihtiyaç için mantıklı değil aslında. Gün en çok alacağınız bir şey varsa ama aceleniz yoksa mantıklı. Günü kredi gibi düşünün. Altın biraz riskli, çok hızlı yükselebiliyor bu açıdan kredi faizleri altın gününden daha hesaplı olabilir, özellikle ilk sırada olacaksanız ve gün kalabalıksa yüzü astarından pahalıya gelebilir. Dolar, euro daha mantıklı. Ama son sırada olacaksanız tersine iyi olabilir. Piyasaya bağlı bu.

5- Siz ilk sırada olursanız böyle, ama genelde kura çekilir. Tabi acil ihtiyacınız olduğunu söylerseniz insanlar da yok demez heralde, ilk sıraya kurasız yazılırsınız. İlk ay günü olan kişi ilk ay bütün altınları alır sonra herkese altınlarını iade eder, gün bitince elinde altın kalmaz. Son sırada olan kişi her ay birine altın alır sonra gün bitince aldığı bütün altınlar kendine geri döner.

6- İş çevresi, arkadaş çevresi, komşular, annenin gününe dışardan katılım... çok çeşitli şekillerde olabilir.
+1
akhenaten
(12.11.25)
Annemler hala yapıyor
Komşularıyla gram altın olmak üzere ayda 1, akrabalarla da 100dolar olmak üzere ayda 1 toplanıyorlarmış,
Yaklaşık 10 kişiler

Bana pek mantıklı gelmiyor açıkçası son kişi olmayacaksan eğer.
0
purplee
(12.11.25)
Yatırım açısından gayet mantıklı bir olay. Tabii alıp altın olarak tutacaksın. TL de değil. Bir anda 10 tane çeyrek altın almaktansa 10 ay vadeli sıfır faizle alıyorsun. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde borçlanmak mantıklıdır. Yatırım tavsiyesi değildir :))
+1
rabitelli
(12.11.25)
Annemin var grubu, gayet mantikli. Biz de turkiye'deyken is arkadaslari ile yapardik.
En kilit nokta sana gelenleri dagitmamak, birikim olarak kullanmak ve her ay maasindan almak yoksa gelen gidiyor. Ya da en son olacaksin
0
kassiopeia
(13.11.25)
(13)

Unutkanlık ve İş Takibi Sorunuma Derman Arıyorum

vaveylababa
Arkadaşlar selam,İşte yaşadığım en büyük problemlerden biri maillerle gelen işleri başka süreçlerle beraber ilerletirken unutmak ve takip edememek. Bu sorunu çözmek işte beni çok rahatlatacak ancak kendime uygun, hızlı adapte olabileceğim verimli bir yol bulamıyorum. Maillerde bayrakla işaretliyorum
Arkadaşlar selam,

İşte yaşadığım en büyük problemlerden biri maillerle gelen işleri başka süreçlerle beraber ilerletirken unutmak ve takip edememek. Bu sorunu çözmek işte beni çok rahatlatacak ancak kendime uygun, hızlı adapte olabileceğim verimli bir yol bulamıyorum. Maillerde bayrakla işaretliyorum sonra dönüp bakmayı unutuyorum ya da aşağılarda kalıyor, not uygulamalarını aktif kullanamıyorum, bu alışkanlığı bir türlü edinemedim ve bir çıkmaz içersindeyim.

Basit gibi ama benzer sorunu yaşamış olanlar beni anlayacaktır tahmin ediyorum. Konuyla ilgili fikirlerinize kapım sonuna kadar açık. Beni aydınlatırsanız çok sevinirim. Bir uygulama, bir fikir, bir şey...

Teşekküler.
0
vaveylababa
(12.11.25)
Ben yoğun dönemlerimde 1 excel sayfası açıp yapılacakları oraya satır satır yazıyorum.
İşleri bitirdikçe hücre rengini değiştiriyorum ya da yan hücreye bittiği ile ilgili bi' şey yazıyorum.

Yazarak ilerlemek çözüm olabilir.
+1
kumandanim
(12.11.25)
Ben önüme a4 kağıt alıyorum 1 tane klavyenin altına biraz girdiriyorum gerisi dışarda kalıyor oraya yapacaklarımı not alıyorum, her klavyeye baktığımda kağıdıda gördüğüm için unutmyorum
+2
eja
(12.11.25)
Teşekkürler ama sorun zaten daha çok yazmaya değer görmediğim işlerde çıkıyor. Mail geldiği gibi bir yere alıp sürekli göz önünde tutmak mümkün olsa belki şahane olacak ama bunun bir yolu var mı bilmiyorum. Yazma alışkanlığı olmayınca cidden zorluyor.
0
🌸vaveylababa
(12.11.25)
takip edilmesi gereken isler icin ayri bir zaman penceresi/rutini olustur. pomodoro timer kur. gun basinda, ortasinda yada sonunda timeri baslatip calis.
+3
buenosdias
(12.11.25)
bende basit işleri hemen yap, zor işleri yazarak yap, basit işleri hemen yapmazsam ben de hep unutuyorum. ya da mailin çıktısını alıp klavyenin altın ucunu sıkıştır. işi yapınca kağıdı müsvedde olarak kullanırsın.
+1
Sadece soruyorum
(12.11.25)
sorun bazi isleri yazmaya deger gormemenizde, demek ki yazmaniz gerekiyor. ben bazi donemlerde aramam gereken arkadaslarimi bile not aliyorum. her seyi yazacaksiniz demek ki, cunku beyninizi bu yaptiginiz ile daha cok yoruyorsunuz, yormaya devam ettikce de hatirlamaniz ve takibiniz zorlasacak. her zaman masanizda bir defter olsun ve akliniza gelen her seyi yazin. ben ikiye boluyorum bir tarafa isle ilgili aklima gelen her seyi digerine kisisel listeliyorum gun icinde.
+1
kassiopeia
(12.11.25)
Benzer durumdan mustariptim. Bayrak değil ama muhakkak "tepeye raptiyeleme" Böylece hep üstte duruyorlar. İster istemez, bunu neden tepeye çiviledim ben, diye bakıyorsunuz. İkincisi ise bir alt klasör açıp yanda geri dönmeniz gereken emailleri oraya kaydırmak hemen.

Üçüncüsü ise, tabii buna uygun bir çözüm müdür bilemiyorum, her seferinde bir işi yapıp bitirmeye odaklanmak. Geriye kalanları düşünmemek. Bu bir düzen de sağlıyor.
+1
moto
(12.11.25)
ben müsvette bir a4 alıp boyuna ikiye katlıyorum. yapmam gerekenleri oraya yazıyorum. ama tüüüüm yapmam gerekenleri.

- ahmet'e, teklif mail'i atıldı mı diye sor.
- avukattan x için görüş bekleniyor.
- hilmi'den şu gelecek. çarşamba akşam hatırlat.
- elektrik faturasını öde.
- teklif için depodan envanter sayımı gelecek.
- gibi gibi...

yaptıklarımın üzerini çiziyorum. ya da yan tarafına yeni not alıyorum. kağıt bitince ya da sabahları ofise gelince temize çekiyorum. her boşa çıktığımda şöyle bir göz atıyorum. sonuçlanmamış her iş burada yer alıyor. birisi bu kağıdı alıp benim yerime otursa, doğrudan benim işimi yapmaya devam eder. o derece. yazacaksınız. başka çaresi yok.

yine benim yaptığım bir diğer şey de, üzerinde bir şey yapmam gereken mailleri okusam bile, okunmamış olarak işaretliyorum. her defasında tekrar tekrar görebilmem için. tabii bunu yapabilmek için hem telefonda, hem de bilgisayarda tüm maillerinizi düzenli bir şekilde okumanız ve silmeniz vs gerekiyor. örneğin benim şu anda 4 adet Mail'im var okunmamış. demek ki bunlarla ilgili bir şey yapmam gerekiyor.
+1
co2s2
(12.11.25)
önemlileri takvimin üzerine yaz
0
sonhakan
(12.11.25)
Defterim var. Oraya yazıyorum.
0
put it in your appropriate place
(12.11.25)
en temizi, onunuzde bir kagit ve de kalem olacak. not alip yaptikca cizeceksiniz
+2
sweetoffice
(12.11.25)
ben de onumde defterle calisiyorum, defter hep acik. obur turlu takvimi, mesajlasma uygulamasi, emaili, toplanti ekrani, taski vs hersey her yerde.

gereken herseyi, ama herseyi (x'e bunu sor, y'ye su maili at, z fail etmis kontorl et, a'nin dogum gununu kutla vs) oraya yazip yaptikca tik atiyorum.

yazmaya deger gormediginiz seyleri unutuyorum demissiniz, demek ki yazacaksiniz.
+1
taurina
(12.11.25)
masaüstünde
yeni bir klasör olustur,
gelen mailleri
sürükle ve
bu klasör icine birak,
bu klasorün hep acik kalsin,
gune baslarken ve gun biterken bunun icindekilere bak ve isi bitenleri sil.
+2
designer
(12.11.25)
(9)

Doğum stresi

camlicagazoz
Merhabalar,Daha önce de duyuruya düğünle alakali bir duyuru yazmistim. O konuyu hallettik. Gitmeyecegiz dügüne.Şimdi şunu soracagim. Eşimin doğumu yaklasti ama ben çok gerginim. Huzursuzum. Nasıl olacak vs.gibi. yani dogumdan sonra annemgil falan sürekli görmek isteyecekler ben biliyorum. Hayır diye
Merhabalar,

Daha önce de duyuruya düğünle alakali bir duyuru yazmistim. O konuyu hallettik. Gitmeyecegiz dügüne.

Şimdi şunu soracagim. Eşimin doğumu yaklasti ama ben çok gerginim. Huzursuzum. Nasıl olacak vs.gibi. yani dogumdan sonra annemgil falan sürekli görmek isteyecekler ben biliyorum. Hayır diyemeyecegiz. Sırf bu yüzden dolayi sevinemiyorum bile.

Nasil olacak bu iş? Neler yapayim?
-9
camlicagazoz
(12.11.25)
İnşallah trolsünüzdür.
Ben ne annenizin ne eşinizin yerinde olmak isterim. İllallah dedirtirsiniz insana.
Sabah sabah sinir oldum. :)
+3
auroraaurora
(12.11.25)
karınıza sabırlar diliyorum. sizin gibi biriyle evlilik zor. annenizin ağzının içine bakacaksanız ne diye evleniyorsunuz ki?
+7
elorelia
(12.11.25)
annenin gelmesi kötü bi şey değil ya yardım ederler. kadının ağrısı sancısı dikişi vs olur. stres yapma.
-2
Sadece soruyorum
(12.11.25)
hocam artik sizi az cok bu anlamda tanidigimiz icin size gore cevap vermemiz gerekiyor,
normal birisi olsa derdik ki, sadece esinin ve bebeginin ihtiyaclarini dikkate al, ne istiyorsa onu yap, yalniz kalmak istiyorsa (esiniz ve siz) yalniz kalacaksiniz, destek istiyorsa sadece istedigi kadar ve istedigi alanda destek alacaksiniz, esiniz kimseyi istemiyorsa kimse gelmeyecek siz cekirdek aile olarak bu surecte birlikte olacaksiniz ve hayir diyeceksiniz, esiniz sadece birinin yemek yapip birakmasini istiyorsa ona gore kim yemek yapacaksa (anneler/babalar vs.) ona gore soyleyeceksiniz, esiniz birinin gelip kalmasini istiyorsa oyle olacak, yani bu sureci esinizle surekli iletisim ve destek halinde atlatacaksiniz. esinize ve size neyin nasil yapmasi gerektigi konusunda kimse ders vermeyecek, herkes agzindan cikani tartacak, ona gore konuscak vs. vs..

ama simdi siz bu profilin cok disindasiniz.
eger bu sureci dogru yonetmezseniz; esinizin hormonlari uzun bir sure alt ust durumda olacagi icin, lohusalik depresyonundan tutun da (olabilir de olmayabilir de) asiri alinganliga kadar, asiri korumaciliga kadar (cocugu kimseye birakamamak, dus almak icin birakmakta bile zorlanmak vs.) bir suru sey olabilir. bunlarin hormonlarin alt ust oldugu donemde mantikli hicbir aciklamasi yok. sizin ve etrafinizdakin yapmaniz gereken tek sey saygi gostermek ve esinizin istedigi gibi destek olmak olurdu. bu olmazsa, ya evde inanilmaz bir kavga gurultu olacak, ve kadinlarin o donemde gozu bebeklerini korumak disinda hicbir seyi gormuyor, dolayisiyla aile birliginiz ciddi anlamda sarsilabilir ya da esiniz yaptiginiz ve ona yapilan bir cok seye (zaman zaman yerli zaman zaman yersiz) cok kirilacak, sesini pek cikarmayacak (zira kendisi de alt ust olmus oluyor) ve acisi sonradan cikacak (benim etrafimda gordugum lohusalikta kirilan kalp asla unutulmuyor). bunlar kotu senaryo. iyi senaryo, esiniz de anneniz de balli kaymak olacak, esiniz ve anneniz bu sureci tatlis tatlis atlatacaksiniz. size bol sans diliyorum.
sizin yerinizde olsam mesela buradaki annelere sorardim, lohusayken nasil bir destek istemisler/ihtiyaclari olmus, ya da internette forumlardan okurdum kadinlarin en cok neye ihtiyaci olmus vs.
+2
kassiopeia
(12.11.25)
Bakıcı, hizmetçi tutacak paranız yoksa epey ihtiyacınız olacak o kadına.
Sonra bebek şunu yapıyo, bunu yapmıyo diye paniklediğiniz, çaresiz gecelerinizde ilk aklınıza gelen onun telefonu olacak.
Ona göre de tedbirli olun.
-3
Mirket
(12.11.25)
"evlenirken o kişiyle değil ailesi ile de evlenirsin" sözünün yaşayan örneğisiniz. Herkes gibi bende eşinize sabırlar diliyorum.
Öncelikle dünyaya bir birey getirebiliyorsunuz fakat ne yazık ki bireyin ve eşinizin sorumluluklarını taşıyabilecek kadar olgunlaşamamışsınız. Eğer doğacak evladınızı gerçekten düşünüyor ve seviyorsanız en az 3 aylık olana kadar (daha fazla süre de olabilir) annesi ve sizden başka kimse öpmesin. Kış aylarındayız zaten covid denen meret yine hortladı haberlerini görüyoruz aman diyim hepinizden önce eşinizin psikolojisi ve çocuğunuzun sağlığı önemli.

Doğacak çocuğun dünyaya gelmesine siz ve eşiniz vesile olduğunuz içinde "o benim çocuğum şöyle yapmayın." vs deme hakkına da sahipsiniz. Nasıl ki anneniz sürekli size karışıyorsa (anlattıklarınıza istinaden) sizde bebeğinize nasıl davranılması gerektiği hakkında yorum yapabilirsiniz. Lütfen artık annenizin oğlu kimliğinizi bir kenara bırakın falancanın eşi ve falancanın babası kimliğine bürünün. Böylesi daha sağlıklı olacaktır.
0
mermaidd
(12.11.25)
Eskiden ekşi sözlükte bir kullanıcı vardı. Her türlü mevzuya 'Çare İki Bira' yazardı. Bence de işe yarardı.

Senin de ilacın iki bira bence. Ne zaman gerilirsen iki bira çak. Emin ol geçer (:
0
yurtsuz john
(12.11.25)
Hayır diyeceksiniz. Sizin istemediğiniz onay vermediğiniz hiçbir şey yapamayacaklar çünkü siz engel olacaksınız. Bebişin huzuru için annenin ruh sağlığı doğrudan önemli, siz anneyi kollayacaksınız o bebeği kollayacak. Kavga gürültü çıkarsa bebek huzursuz olur, bebek sevme meraklıları kaçar siz uğraşırsınız sonra aylarca yıllarca. Biraz yenidoğan bakımı öğrenmişsinizdir diye düşünüyorum 9 ayda. Hastanede de sorarsınız. Eşinizin whatsapp numarasını özelden yazarsanız anne grubumuza eklerim her türlü sorusunu sorar ordan 7/24. Bence kimseyi almayın eve, çok düşünüyorlarsa kapıdan yemek verip gitsinler. Hazır olduğunuzda davet edersiniz. Bunları kiminle ne zaman nasıl konuşacağınızı eşinizle birlikte güzelce planlayın, laflarınızı hazırlayın, prova yapın, ilgililere saygılı sakin ve kararlı bi şekilde bildirin, tartışmaya açmayın. Artık bu duruşu sergilemenizin vakti gelmiş, yoksa cidden yazık size de evliliğinize de bebeğinize de. Sağlıkla gelsin
0
mezzosprite
(13.11.25)
kadinlara dogumdan sonra once kendi annesi bakar.
kendine geldikten sonra kayinvalide dahil olur.
annene biraz uzak dur, kendine gelsin sana haber veririm diyeceksin.
ilk cocukta ne yapacagini bilmemek normal.

cocuk dogdugu dakika itibariyle hayatin tamamiyle degisecek, sonrasini zaten "icgudu" hallediyor. hardware sende takili zaten, software'de zamanla update ede ede oturur.
0
cooperr
(13.11.25)
(20)

uzun yolda surus yaparken biri yaninizda uyusa uyuz olur musunuz?

buenosdias
iki kez basima geldi. uzun yolda uyudugum icin sofor uyuz oluyor. laf sokuyor. bilerek gaz, fren yapiyor. sizin basiniza geldi mi? ne dusunuyorsunuz.
iki kez basima geldi. uzun yolda uyudugum icin sofor uyuz oluyor. laf sokuyor. bilerek gaz, fren yapiyor. sizin basiniza geldi mi? ne dusunuyorsunuz.
-2
buenosdias
(11.11.25)
Arabayı kullanmayan kişi neden uyumasın ki. Arabayı kullanan uyumayacak. Bunun için uyuz olunmaz. Uyuz oluyorsa kullanmasın arabayı.
-1
rock n roll
(11.11.25)
Yoo hiçte olmuyor. Hatta herkes uyuyunca kulaklığımı takıp öyle müzik dinlemeye devam ediyorum.
-2
substituent
(11.11.25)
Ben uzun yolda uyumayı tercih etmem. Yolu yaşamak isterim çünkü deşarj oluyorum uzun yolculuklarda ama şoför ben olsam ve araçtaki diğer kişiler uyusa asla rahatsız olmam aksine muhabbet etme gereksinimim olmadığı için daha rahat şekilde araç kullanırım.
Çok rahatsız oluyorsa tek başına yolculuk yapsın arabaya başka birini almasın.
0
mermaidd
(11.11.25)
arabada 2 kişiysek ben olsam uyumam ve uyunmasını da istemem. özel şoförüm değil ya da ben kimsenin özel şoförü değilim. sohbet ederek daha hızlı geçer zaman.
+2
art cat chocolate
(11.11.25)
olmam. esim hep uyur uzun yolda. hatta kisa yolda bile uyur. ben muzigimi dinler takilirim.
+1
lemmiwinks
(11.11.25)
rahatsız olmam aksine kesinlikle daha rahat olurum. onlar tedirginlikle yola bakınca rahatsız oluyorum. herkes uyuyunca istediğim gibi gidebiliyorum.
+1
gercekdunya
(11.11.25)
bu soru adamına göre değişir, yorgun bi şoförün yanında hayvanlık yapıp horluya horluya uyunmaz
+2
nahtoderfahrung
(11.11.25)
Ben uyursa sevinirim. Uyusun güzel güzel.
Edit: ya uzun yola çıkacağım kişi zaten eşim dostumdur. Uyusun tabi. Kendimi şoför gibi hissetmem.
0
kisa
(11.11.25)
Bana güvendiği için hoşuma gider.
-1
arbre
(11.11.25)
süren ben değilsem uzun uyuyuşlar yapmamaya çalışırım. şoför de zamanla yorulur, gözü dalar, uyur vs gibi bi durum olmasın onu da daha dinç tutayım diye.
sürücü bensem öyle fosur fosur saatlerce uyunmasını istemem çünkü aynı şekilde ben o kadar fazla sessizlikte uykum geliyo. ama yani bikaç saat uyunuyosa o kadar da olur insanlık.
0
chanandler bong
(11.11.25)
cok stresli bir durum yoksa, mesela asiri yagmur yagiyor, goz gozu gormuyor sis mis, hic rahatsiz olmam. ama bu bahsettigim halde arkadasim uyumustu, baya horluyordu, o zaman hakkaten bi yoldas istemistim yani elbette surmeyen kisinin yapacagi bir sey yok ama iste insan bi yaninda iki laf edecek 'ay ne kotu hava, goz gozu gormuyor' vs. diyecek birini ariyor sanirim. bir de iki kisi de yorgunsa/uykusuzsa, (elbette ideal olan hic yola cikmamak ama cikildiysa) yanindaki kisi prensip olarak uyunmamali, yoldaslik boyle bir sey yani, surucuye de yardimci olmak lazim konusarak, yemek vererek vs.
+1
kassiopeia
(11.11.25)
Araba kullanırken biri uyuyorsa uyuz olanlar oruç tutarken biri yemek yiyorsa sinir krizi geçirenler hep aynı modeller.
-6
kizil karga
(11.11.25)
Uyumam ve uyutmam.
0
Mirket
(11.11.25)
yol boyunca uyanık kalmasına gerek yok, arada bir uyuyabilir.
ama arada bir kısmı önemli.

başkasının arabasında hiç uyumadım. uyumam. ayıbı ayrı, tehlikesi ayrı.
uzun yol ve dönüşümlü sürmemiz gerekiyorsa birazcık kestirdiğim olur.
0
biseysorcaktim
(11.11.25)
Valla ben ne kadar uykum gelse de uyumamaya hatta sohbetle ya da müzikle arabayı kullananı da uyanık tutmaya çalışıyorum. Bu bence şoför koltuğunun yanında oturanın co-pilot olarak otomatik görevi. Burada oturan uyusa bile arkada olsam da uyanık kalıp şoförün de uyanık kalabildiğinden emin olmaya çaışıyorum.
+1
Amaranta ursula
(11.11.25)
bilerek gaz-fren yapiyor kismi en kotu kismi bence. onceden bir beklentin olabilir ve yanindaki kisi uyudu diye rahatsiz olabilirsin (kim olduguna ve duruma bagli olarak), fakat gaz-fren yapmak cok cocukca.

dedigim gibi, kisi ve durum burada onemli.
0
Sour
(11.11.25)
şoför iyi insan değil, ya da ergen bir arkadaş.
0
ebabil curnatasi
(11.11.25)
ben kullanıyorsam uykum yoksa milletin uyuması işime geliyor daha rahat kullanıyorum. eğer uykum varsa uyumalarını istemem.
0
mikahakkinen
(11.11.25)
Uyuz olmak demeyelim. İstemem, izin vermem.
Ön koltukta oturan kişinin uyumasını istemem. Arka koltuktakiler uyuyabilir. Öndeki arka koltuğa geçip uyuyabilir ön koltuk boş kalabilir.
Ama ön koltuktakinin uyuması uykumu getiriyor.
Önceden söylerim ama bunu, sonradan gaz fren veya uyuzluk yaparak değil.
0
michael_knight
(12.11.25)
benim hanim uzun yolda genelde uyur. beni hic etkilemez.
kamyoncu ruhluyum, rekorum sadece benzin icin durarak 18 saat.
yanimda biri olsun olmasin ben yola bakarim.
0
cooperr
(12.11.25)
(51)

eşimin yeğeninin her hafta sonu bizde kalması sorunsalı

matilda
merhaba, bu duyurunun benzerini geçtiğimiz günlerde açmıştım ama olay biraz değişti o yüzden akıl danışacak birilerine ihtiyacım var. özetle: eşimin yeğeni istanbul'da askeri okul kazandı. bizi de evci olarak yazdı. bizim planımız 2-3 haftada bir cuma-cumartesi akşamları bizde kalması ve pazar günü
merhaba,
bu duyurunun benzerini geçtiğimiz günlerde açmıştım ama olay biraz değişti o yüzden akıl danışacak birilerine ihtiyacım var.

özetle:
eşimin yeğeni istanbul'da askeri okul kazandı. bizi de evci olarak yazdı.
bizim planımız 2-3 haftada bir cuma-cumartesi akşamları bizde kalması ve pazar günü okula dönmesiydi. çocuk da sizi her hafta rahatsız etmek istemiyorum, hem de çok uzak vs diyordu.
ben 2-3 haftada bir kalmasına da çok sıcak bakmıyordum ama yapacak bir şey yok moduna girmiştim.
şimdi okuldan öyle kafanıza göre evci iznine çıkmak yok. ya her hafta evci çıkacaksınız ya hiç çıkmayacaksınız denilmiş. çocuk da eşimi aramış amca okul böyle diyor ne yapayım diye o da gelme diyememiş. yani özetle çocuk her hafta sonu bizde kalmak zorunda ama bunu eşim de ben de kesinlikle diyemiyoruz.
buraya bir dipnot düşeyim: eşimin anne ve babası istanbul'da yaşıyordu. memleketlerine taşındılar. onların taşındığı eve biz geçtik yani eşimin anne-babasının evinde oturuyoruz. kira da ödemiyoruz. başka evleri var kirada onun kirasını da eşimin abisi alacak yıl sonundan sonra.
dün bayağı kavga gürültü oldu evde. çünkü ikimiz de çalışıyoruz. ben haftada 2 gün evden, 3 gün ofisten çalışıyorum ama 3 gün çalıştığım günlerde 2 saat işe gidiş, 2 saat eve dönüş sürüyor. 6'da çıksam 8'de evde anca oluyorum. bir tek hafta sonum var. cumartesi zaten temizlikle geçiyor. cumartesi akşamları eşimle vakit geçirmek istiyorum. pazar da yine ıvır zıvır işler oluyor ya da nadiren dışarı çıkıyoruz bi etkinlik vs olursa.
yeğeni bize gelirse cumartesi sabahı eşim evde olmuyor ve ben uyuyabileceğim 2 günden birinde kalkmak zorundayım çünkü ayıp. pazar günü de benzer durum var zaten askeri okulda olduğu için alışmış sabahın köründe kalkıyor. geçen pazar mesela 3'e kadar evde oturdu. 6'da okula girmesi gerektiği için 3'te çıktı.
benim artık cuma- cumartesi akşamları eşimle oturup film/dizi izleme ve vakit geçirme gibi bir olayım kesinlikle kalmadı. çünkü bu çocuk cuma akşam yemeği vaktinde gelecek ve bizle oturacak sohbet falan etmek istiyor. cumartesi gündüz çıkar gider ama akşam yine öyle. pazar da ya kahvaltıdan sonra biraz oturur ya da gider bilmiyorum 2 günüm çöp olduktan sonra pazar yarım günü düşünemiyorum artık.
dün eşime ya bu işe bi çare bul ya da bu iş boşanmaya kadar gider dedim. çünkü bu çocuk tam 5 sene okuyacak bu okulda. gidebileceği başka bir yer yok. olsa da yasak.
o da ailesiyle arasını bozmadan bir yöntem düşünüyor ama bulamadık.
makul şekilde abine anlat, bizim bi hafta sonumuz var. mümkün olduğunca evi otel gibi kullansın vs gibi çocuğunu uyarsın gibi bir yöntem geldi aklıma ama ne kadar etkili olur, nasıl bir tepki gelir bilmiyorum.
eşimi seviyorum ve bu nedenden ayrılmak istemiyorum ama ben sorumluluk almamak için çocuk bile yapmıyorum ve hayatımda 4-5 kere gördüğüm bi çocuğa da zaten tek dinlenme alanım olan hafta sonumu 5 sene feda etmek istemiyorum. üstelik bu çocuk bizde kalırsa benim evimde yatılı misafir de kalamaz her türlü tüm konforumu ve düzenimi bozuyor.
bu konuyla ilgili ailesini, abisini ve yeğenini de incitmeden nasıl bir konuşma yapılabilir. fikirlerinize gerçekten çok ihtiyacım var.

bunu kimse kabul etmez dedim eşime. çık sokağa 10 kişiye sor kaçı kabul edecek dedim. siz böyle bir şeyi kabul eder miydiniz bunu da kendisine okutmak için bunu da sorayım.

teşekkür ederim.
-1
matilda
(10.11.25)
Hoş bi düzen değil bu öncelikle ama bunu 5 sene sürdüreceğini düşünmüyorum, ilk sene çok sık olur fakat şehre alışıp kendi arkadaş ortamını kurunca size fazla uğramaz

Eşin öncelikle sana karşı sorumlu orası sizin eviniz. Senin durumunu anlayıp seni buna hiç dahil etmeden aile ve çocukla çözmeli. Başta dediğim gibi çocuk şehre alışıp ortamını kurana kadar 2-3 ay anlaşma yapabilirsiniz belki
+2
grimavi
(10.11.25)
@grimavi ben de öyle düşünüyordum alışınca sürekli gelmez ama okul ya her hafta evci çıkarsınız ya hiç izin vermeyiz demiş. mesele de bu zaten.
0
🌸matilda
(10.11.25)
kesinlikle mantıklı değil. bir sene bile bu şekilde yaşanmaz. çocuğun ailesi nasıl buna tamam diyebiliyor anlayamadım. okulun ya hep hiç demesi de saçma. bizim okulda da yurt var ama öyle bir durum yok. istedikleri hafta sonu kalıyorlar. okulla da görüşülebilir tabii ki ama çocuğun ailesinin rahatlığı çok ilginç.
+1
oyokbuyoknevar
(10.11.25)
haklısınız. her hafta sonu olmaz yani. ayda 1 olsa neyse. çocuk evci çıkmak zorunda değil. yatsın okulunda. ya da babası diğer evi boşalttırsın yerleştirsin çocuğu. bir şeyler kırılıp dökülecek artık pek çareniz kalmamış. sen çocuğun annesiyle konuş önce eşin utanıyorsa.
0
archmeister8
(10.11.25)
Kocaman insan ya kendisinin ya da ailesinin bunun ne kadar saçma olacağını düşünmesi gerekirdi.
Şimdi eşiniz abisine sizin dediğiniz cümleyi söylediği an ne olacak biliyor musunuz olay büyüyecek vay sen benim oğlumu istemiyorsunlara gelecek ve çocuk bir şekilde durumu düzeltip izne çıkmamaya karar verecek.
Her şekilde arada gerginlik çıkacak bu yüzden bence gerginlik nasılsa çıkacak diye düşünüp dürüst bir şekilde ben böyle dedim ama bizim yaşam biçimimiz bu uygun olmaz sanki gibi konuşsun abisiyle.
Ben olsam böyle yapardım.

Çok zor durum bunu daha önce okuduğumda da çok üzülmüştüm adınıza. Umarım en az hasarla atlatırsınız bu süreci :/
0
mutekebbir
(10.11.25)
eşiniz kendi anne babasıyla konuşacak, bunun normal bi şey olmadığını söyleyecek. onlar da çocuğun anne babasına büyükleri olarak bunun normal olmadığını söyleyecek. böylelikle kimse birbirine kötü olmayacak. en makul yol bu ama bazı ailelerde kimse birbirine bir şey söyleyemiyor. o durumda eşiniz açık açık konuşacak.
+2
la mort heureuse
(10.11.25)
Akrabalar arasında yüze gelememek ve böyle şeyleri kabul etmek kötü ama bu 5 sene sürdürülebilir bir şey değil tabii ki, ha arkadaşların dediği gibi ilk seneden sonra böyle bir yoğunluk olmaz ama olacak gibiyse de çıkmasın evci kendi rahat edecek diye sizin rahatınızı bozmaya hakkı yok.
0
kizil karga
(10.11.25)
benim kabul etmeme gerek kalmadan eşim zaten böyle bi teklifle gelmezdi. mantıklı da değil zaten.
yani bu işin oluru şöyledir. ya 4-5 aylık bi süreçtir hadi her hafta gelsin dersin ya da 5 senelik bi süreçse ayda bir hafta sonu anca olabilir. başka türlü kesinlikle oluru yok.
-1
elorelia
(10.11.25)
İstanbul'da kalacak yeri olmayan öğrenciler 5 yıl boyunca hafta sonu okuldan çıkamıyor mu? Hapishane mi orası? Ben mi yanlış anlıyorum?
Hadi, başka yerde kalamıyor olsun. Hafta sonu gündüzleri çıkıp akşam dönebiliyor olması gerekir ya. Saçma geldi bana.
+2
auroraaurora
(10.11.25)
çıkabiliyor aslında. cumartesi sabah çıkıp akşam 6'da okulda olması lazım. pazar da öyle. iki gün de çıkabiliyor. seneye giriş saati akşam 10 olacakmış ilk sene diye böyleymiş.
ama işte ya evci çıkacaksın her hafta ya da hiç çıkmayacaksın sadece böyle cumartesi 6'ya, pazar 6'ya kadar 2 gün çıkacaksın demişler.
+2
🌸matilda
(10.11.25)
O zaman okulda kalacak, kimse de kusura bakmayacak. Evlatlık mı aldınız?
Ben kesinlikle kabul etmezdim. Evde kira vermeden oturma bahsi açılırsa da neyse bedeli ödeyeyim deyin. Alırlarsa o da onların ayıbı olsun.
+5
auroraaurora
(10.11.25)
Çocuk zaten kalmasın ok da sizde vay eşimle vakit geçirmek istiyorum diye ortalıkta anlatmayın bunu çünkü inandırıcı değil. Acınası da duruyor bir yandan.

Açık açık ben böyle tanımadığım birisiyle haftasonu iki gün geçirmek istemiyorum diyin geçin. Bir de boşanmayı söz konusu etmek fırsat bulmuşsunuz gibi görünüyor.
-14
artıküyeolmakistiyorum
(10.11.25)
@matilda, nasıl söylerseniz söyleyin, kim söylerse söylesin, bu konunun sonunda mutlaka aile arasında gerginlik, küskünlük, tartışma vb. çıkacak. iki yetişkin olarak kendi sınırlarınıza saygı duyulmasını sağlamak için bunları göze alıp bu konuşmayı yapmak zorundasınız. bunu da eşiniz yapmalı, siz değil.

bu kadar izahat vermenize de, kendinizi haklı çıkarmaya çalışmanıza da gerek yok hiç kimseye karşı zira siz her türlü haklısınız zaten. çocukla gerektikçe ilgilenmek, göz kulak olmak başka, tamamen hafta sonları sizin evinize yerleşmesi bambaşka. bütün aile üyeleri de bal gibi biliyor bu durumun ne kadar "uygunsuz" olduğunu ama herkes salağa yatıyor bir şekilde zoraki de olsa kabul ettireceklerini bildikleri için. bu da muhtemelen eşinizin bu konuda net dur(a)mamasından kaynaklanıyor. önce o resti çekecek, konuyu da eşimle film izleme, uyuma vb. şeklinde yumuşatmaya çalışmayacak. lap diye ben evli barklı adamım, karımla canım isterse salonda koltukta seks yapıcam, canım isteyecek inleye inleye boşalcam, birlikte duşa gircem, genç sağlıklı çiftiz, evde yetişkin bir erkek çocuğu hanginize mantıklı geliyor, siyeeeaahh diye masaya yumruğunu vuracak. sizi arada bırakmaması da çok çok önemli.
+4
Phoebe
(10.11.25)
öncelikle bence bu egoistlik. aile olmak böyle birşey değil. tabiki kendi konforunu düşünmek senin hakkın ama eşinin de bir ailesi var. ileride annesi babası hasta olsa sizde kalmak zorunda olsa ona da aynı arızayı çıkartacaksın demekki. ayrıca empati yapsan ve aynı durumda sen olsan eşin istemeze ne yapardın.

çocuk tarafına gelince millet haklı bir süre sonra size gelmez bile arkadaşlarıyla dışarda vakit geçiririr. yada gündüz çıkıp akşam saati dolmadan geri dönsün. evci çıkmasına gerek yok.

sen bence boşan bu evlilik sürmez bu bencillikle. ayrıca benim eşim senin gibi rest çekecek direk avukata gönderirdim.
-23
gercekdunya
(10.11.25)
Ben şunu net anlayamadım. Diyelim ki hiç evci çıkmamaya karar verdi. Yine her haftasonu belli bir saate kadar dışarı çıkma hakkı olacak mı
Mesela her cumartesi saat 6 ya kadar izni var gibi mi?

Bunun dışında diyelim hiç cikamayacak tabii ki çok iyi bir seçenek olmayabilir ama bile isteye tercih edilmiş bir şehir,.okul. sokakta kalmayacak bu çocuk nihayetinde. Belki aktarılan kadar katı kurallar yoktur ya da belki göz korkutmak için çok katı konusulmus olabilir.

Gerçi askeri okul katıdır muhtemelen ama dediğim gibi evci çıkmamak da bir seçenek, öyle kalacak bir sürü arkadaşı da olacaktır.

Gerçekten zor bir durum ama siz sonuna kadar haklısınız bence.
+1
egerbiryolcu
(10.11.25)
tabii ki evci çıkmazsa izni var.
ya evci çıkacaksınız ya da sadece askerlikteki gibi çarşı izni gibi ama 2 gün çıkabilirsiniz. birinden birini seçin gibi bi konuşma yapmışlar.
yeni oldukları için belki göz korkutma amaçlı yapılmış bir konuşma da olabilir sonuçta herkesin evci kaldığı ev kendi ailesine ait değil insanların işleri, başka misafirleri de olabilir. evci kaldıkları kişileri de düşünmeleri gerekir bence.
+1
🌸matilda
(10.11.25)
işte aslında yazdığınız cevabın içinde gizli olay: zorunda kalmak.
burada bu çocuk her hafta sonu bizde kalmak zorunda değil. zorunluluk olsa zaten bir şey diyemem. bu çocuk istanbul'da değil de konya'da bu durumu yaşasaydı kime gidecekti gidecek yer de yok. ama hastalık durumu dediğiniz zorunlu bir durum öyle bir durumda tabii ki bakılır.

"direk" avukata göndersin napayım çekmek zorunda değilim kimsenin çocuğunu. bu seçeneği de sundum ama kabul etmiyor.
+2
🌸matilda
(10.11.25)
eğer çocuğun babası eşinize, siz benim çocuğumu istemiyorsunuz diye filan hayıflanırsa eşiniz de desin ki; ben zaten çocuk sorumluğunu üstlenmek istemediğim için kendim çocuk yapmıyorum.

gereksiz ajitasyonlara gerek yok.
+3
since1907
(10.11.25)
Türkiye'de büyük aile yapısı kuralları hala geçerli. Sen mesela boşanmayı aklına getirmişsin. Boşansan normali baba evine dönmendir. O durumda küçük kardeşinin vay sen niye geldin, ben sorumluluk almamak için hatta bir haftasonum vardı deme lüksüne sahip değil.
Yine büyük aile yapısının bir özelliği olarak baba evinde ücretsiz oturulabilir. Babanın çıkın ben kiraya vereceğim, kirayı da biriktirip ahir ömrümde bir maldivler tatili planlıyorum. diyemiyor, diyemez.
Yine mesela, kardeşlerden birinin depremde evi yıkılsa, veya şizofreni teşhisiyle eşi terketse, sığınacağı yer kardeş evidir.
Anne babadan biri vefat edip, diğeri elden ayaktan düşmeye başlasa olacak olan yine aynıdır.
Yani başınıza bir durum gelmiş. Aklına da gelmiş madem, uygula. Boşa adamı. Ya da eşin gitsin Abisine, Matilda iyi kız, inan sesini çıkarmış değil ama, ben mahcubiyet duyuyorum. Biz sorumluluğundan kaçınıp çocuk yapmama kararı almışken, kendimi karıma eksikli hissediyorum. Çocuğun evciliğini iptal edelim de ayda bir falan geçici evci yapalım. Olmaz mı? cinsinden bir şeylerle vaziyeti idare etsin.
Ama ben bunun yanlış olacağını düşünüyorum. Şahsi fikrim bu.
-5
Mirket
(10.11.25)
@matilda, hastalık vb. bir durumda böyle bir reaksiyonunuz olmazdı zaten, hiç sanmıyorum. dediğiniz gibi emrivaki yapılması, sizin iradenize ve yaşam alanınıza saygı duyulmaması söz konusu.

elbette boşanmak böyle bir nedenle olmamalı ama şayet siz eşinizin böyle durumlarda hiç bir zaman sınır çizemediğini düşünüyorsanız ve bu bardağı taşıran son damla olduysa, çift terapisi düşünebilirsiniz. zira bu durumda konu o çocuk değil, eşinizin çekirdek ailenizle ilgili hiç sınır çizememesi oluyor.
0
Phoebe
(10.11.25)
Çocuk evci çıkmak zorunda değil ki. Haftasonu kalsın okulunda, gezmeye çıksın dönsün. niye dışarda yatıya kalmak zorundaymış? İlle çıkacaksa adres olarak sizi göstersinler gitsin nerde kalıyorsa kalsın. ne biçim genç erkek bu gelip sizde kalıyor çocuk gibi

Sorun eşinizde. O neden rahatsız olmuyor mesela sizinle baş başa vakit geçiremeyecek olmaktan. Çocuk geldikçe siz dışarı çıkın kafanıza göre kocanız ağırlasın madem öyle istiyor. Boşanma ya da eşinizle kötü olma meselesi yeğeninin her hafta gelip sizde kalmasından ziyade eşinizin ailesine karşı sınır koyamayan ve sizi öncelik yapmamış biri olmasıyla alakalı.
+5
dfn4
(10.11.25)
işin sarpa sarması dipnotta belirttiğiniz sebepten evin size ait olmamasından kaynaklı. kira verip vermemenizin pek önemi yok. birisi işin nereye varacağını düşünmeden laf arasında bizim istanbulda ev var orda kalır sizin oğlan demiştir, diğeri de oğlum x amcanlarda kalırsın demiştir. 3. kişilerin 1.kişiler adına plan yapması...

çocuk burada en masum olan kişi. zira ailesinin kendisine söylediğini yapıyor. kendi adına karar vermeyi öğrenene kadar da böyle olacak. ama 5 yıl boyunca her haftasonu bizde kalacak "korkunuz" endişeniz bence yersiz. belki 1 sene sonra "amca sağol ben artık okulda kalmak istiyorum" diyebilir.
bence askeri okul kurallarını bir de kendiniz gidin sorun, öğrenin. mesela ben bilmediğim için soruyorum, evci çıkmadan, yani hafta sonu da okulda kalmaya devam ederek gün içinde dışarıya çıkılamıyor mu? örneğin duş almaya, çamaşır yıkamaya, kahvaltıya/öğlen yemeğine gelip akşam saatinde de okula geri dönülemiyor mu? ya da size evci izni diye çocuğun aktardığı şey gerçekten her hafta sonu evde konaklama zorunluluğu mu, yoksa izne çıkarsam bu adreste beni bulabilirsiniz beyanı mı? mesela planlı bir şekilde her ay başında bu ay sadece 1/2/3 hafta sonu eve çıkacağım, hava soğuk hiç çıkmayacağım gibi bir tercih belirtilebiliyor mu? ya da 6 ay sonra bu beyandan cayılamıyor mu?
kısacası çocuğu kırmadan kafanızdaki soruların cevaplarını ilk ağızdan yetkili birinden öğrenip 3.kişi olan aileleri karıştırmadan çocukla oturup konuşarak beraber bir çözüm üretin. 3.kişiler dilediklerini söyleyebilirler de önemli olan 1.kişilerin ne istediği.

söylemeden duramayacağım :) "bunu kimse kabul etmez", "çık sokağa 10 kişiye sor kaçı kabul edecek" gibi söylemler bana manasız geliyor. zira herkesin aile-akraba ilişkisi bir değil. bu davranışınızı eleştirip, sizi kötüleyecek de bir sürü insan bulunur. siz belirttiğiniz sebeplerden ötürü bu duruma karşısınız. bu kadar. sorduğunuz 10 kişiden 9'u aksi yönde fikir belirtse, siz düşüncenizden/kararınızdan vazgeçecek misiniz?

son olarak sorunsalınıza çözüm önerisi: boşanmak yerine her hafta sonu evi çocuğa bırakıp otelde konaklayın :)
-1
tnz
(10.11.25)
dfn4 +1

ayda 1 bile kabul edilebilecek bir şey değil. çok can sıkıcı. eşinizin ciddi ciddi konuşması lazım. buna da alınacaklarsa alınsınlar. her hafta sonu misafirlik olur mu ya öyle? böyle saçma bir şey olabilir mi? sizin bir hafta sonunuz var. çocuğun yanında mı sevişeceksiniz? belki tatil planı yapmanız gerekecek belki bir işiniz çıkacak yapamayacaksınız. kimse kabul etmez böyle bir şeyi.

ben olsam eşim diyemiyorsa gider ben söylerim. hiç çekinmem utanmam, düşüncesiz ana babası utansın. direkt derim: "biz her hafta sonu müsait değiliz, kalabalığı sevmiyorum bu yüzden çocuk bile istemiyorum (ben de gerçekten istemiyorum bu arada) benim her hafta sonu bir çocukla ilgilenecek vaktim ve enerjim yok, tüm hata çalışıyorum, hafta sonu da evde yalnız kalmak, sessiz takılmak istiyorum. evde genç bir erkek çocuğu varken rahatça giyinemiyorum bile. lütfen başka bir çözüm bulun. ben bunu kabul edemem."

aynen bu şekilde söyleyin. küserlerse küssünler. hiçbir şekilde ayda 1 yok otel gibi bilmem ne kabul etmeyin. çünkü zaman geçtikçe ayda 1 de batacak. vallahi evliliğiniz biter. ben olsam ben de boşarım.

çocuğun durumunu, ahını vahını yazığını siz düşünmek dertlenmek zorunda değilsiniz. onu dünyaya getiren anne babası düşünsün. doğururken size mi sordular. neden ilgilenmek zorunda olasınız ki? kocanız da pısırık anneci aileci biri galiba. aile içinde saygı gören sesi çıkan sözü dinlenen biri değil gibi duruyor. bunu söylemenin bir yolunu nasıl bulamaz? katlasın 4 yıl okulda takılsın. benim lise arkadaşlarım da o şekilde okuldaki yurtta 4 yıl kaldılar, bir şey olmadı.

hem bir çocuğun sorumluluğunu almak kolay değil. o çocuğa sizin evde bir şey olsa anne babası gelir sizi suçlar. ergen deli dolu erkek çocuğunun ne yapacağı belli olmaz. ergenlik ihtiyaçlarını falan da sizdeyken evde karşılayacak olma ihtimali bile çok rahatsız edici. yok sevgilimi getirebilir miyim diyecek, yok kankasını getirecek, yok onlara gidecek gecenin köründe eve gelecek sizi uyutmayacak... ergenin derdi bitmez ki.

evde sütyensiz ve şortla, dantelli gecelikle ya da çıplak falan gezemeyeceksiniz, hafta sonu pinekliğini yapamayacaksınız. bu ne biçim bir hayata dönüşecek...

ay valla evlenmeme isteğime +1 sebep eklendi bu olayla. akrabayla uğraşmak rezilliktir.
+2
art cat chocolate
(10.11.25)
tnz adlı duyurucunun yazdıkları komedi... anne babasının sorgulaması, öğrenmesi, düşünmesi, ayarlaması gereken o şeyleri siz yapmak zorunda değilsiniz. o çocuğun adını ve yaşını bile bilmek zorunda değilsiniz. ne münasebet ya. çocuk bakmak istesek doğururuz.

çözüm önerisi de her hafta otel masrafı olmuş. :D evlenilmemesi gereken kişi modelini görmüş olduk.

gercekdunya nın yazdığı yazı ise troll olabilir veya klasik anacı erkek modeli uzak durulması gerekenlerden. ciddiye alınmaması gereken bir yazı. hatta kişiyi engelleme kararı aldım şu an çünkü baya rage bait yapan bir troll bence.
+2
art cat chocolate
(10.11.25)
Oğlum İstanbul'da yatılı lise öğrencisi, abim de İstanbul'da yaşıyor. Hatta birbirine bayağı yakınlar, otobüsle bile max 30 dk ama oğluma ilk tembihlediğim şey "amcan seni arayıp haftasonu için davet etmedikçe sakın gitme oğlum" oldu. Abimle de aramız çok iyidir ama ne kadar yeğen de olsa aile dışından biri ve sürekli, onu da geçtim zorunlu misafirlik çok hoş karşılanmaz. sizi çok iyi anlıyorum. bunu eşinizin abisi ile görüşmesi, uygun bir dille izah etmesi gerek. Fakat "iş boşanmaya kadar gider" tepkiniz biraz fazla. Boşanma lafını bu kadar kolay dillendirmemek lazım. yaydan çıkmış ok gibi birşey bu, bi kere boşanma kozunu ortaya sürdüğünüz zaman hep sizin de eşinizin de aklında boşanma opsiyonu olacak. başka konularda da olsa tüm tartışmalarınızda lafın sonu boşanmaya gidecek. evliliğinizi çok yıpratır. naçizane tavsiyemdir bu da, anlayışla karşılayacağınızı umarak..
+12
faberkastelli
(10.11.25)
hala üstten üstten konuşuyorsunuz ama. çocuk yabancı biri değil, kimsenin çocuğu hiç değil. eşinizin öz yeğeni. sizin aileye bakışınız farklı olabilir eşinizin bakışı farklı olabilir. ortak bir noktada değilseniz anlaşabilmeniz zaten mümkün değil.

ayrıca evlilik böyle bir şey değil. bana göre sevgi saygı ve özveri gerektirir. bırak çocuk 2-3 ay kalsın hemen arızaya bağlama sonra zaten kendi bir yol bulacaktır. olmadı siz bir yol bulursunuz oraya yönlendirirsiniz. sizin adresi yazdırdı diye sizde kalması gerekmiyor zaten. yada gece askerler gelip evi yoklamayacak.

yine söylüyorum boşanmak en güzel çare. çünkü sizin bu tavrınızla, şimdi yapmazsanız ilerde daha büyük sorunlar yaşayacaksınız.
0
gercekdunya
(10.11.25)
Kabul etmem. Erkeğim. Bu çocuk aç değil, açıkta değil. Okulu herhangi bir evden daha iyidir. Havuzu, spor salonu, kütüphanesi vardır. Bir de İstanbul. Köyden gelen insan her yeri öğreniyor, askerî okulda okuyan çocuk çıksın gezsin. Ben de askerlik yaptım 6 ay. Haftada 1 gün çıkarsın, alışveriş yaparsın, yemek yersin, kafa dağıtırsın. Evde oturmak neymiş saatlerce. Sıkıntı eşinde. Niye her şeye tamam diyor. Kurtulmak için şans doğmuş. Onu da kabul etmiş.
+2
arbre
(10.11.25)
Ajite etmeye gerek yok, hastalık ayrı bu durum ayrı. Kimse kimsenin konfor alanını bozmamalı. Bunu önce çocuğun ailesi düşünebilmeli. Çocuk genç daha, ailesi bile akıl edemiyorken ondan beklemek olmaz zaten. Ailesi akıl etmiyor mu? O zaman yapacak bir şey yok, eşiniz güzelce konuşacak. Ben de şahsen kabul etmezdim, benim öz yeğenim olması da durumu değiştirmezdi. Çalışıyor, yoruluyor ve dinlenmek istiyoruz. Kısa bir süre olsa diş sıkılıp idare edilebilir ancak 5 sene çok uzun bir süre. Çocuk ortam yapar demişler ama garantisi olan bir durum değil bu. Eşiniz konuşacak, başka çıkar bir yol yok. Gerekirse evliliğimde sorun yaşamak istemiyorum diyecek.
+4
huzurlarinizda huzursuzluk
(10.11.25)
daha önceki duyurunuza da yazmıştım. biraz karikatürize edeyim. 1940 larda yaşasaydık, yeğen de köyünden tahta bavulu ile büyükşehire okumaya gelseydi o dönemin sosyal gerçekliğinde normal olabilirdi ama 2025 yılında bu normal ve sağlıklı değil.

olması gereken şu; çocuğun hafta sonu sabahtan akşama kadar izinli olduğu günlerde devamlılık arz etmeyecek şekilde günübirlik ziyaretler yapması daha seyrek olmakla beraber başlarda alışma sürecinde eğer olanak var ise cumartesi gecesi sizin evinizde yatıya kalması, zamanla bunun da ayda yılda bir seviyesine inmesi.

2025 yılındayız. insanlar çalışma hayatının yoğunluğundan dolayı (hele ki 8-5 çalışan memur vs değiller ise) kendi evinde bile yeterli vakit geçiremezken, aç açıkta olmayan birinin evin 3.kişisi düzeyinde rutin olarak dahil olması hiç doğru değil.

her şeyden önce çocuğun anne babasının oğlum, amcam yengen ısrarla davet etmediği sürece yatıya kalma, ev insanların mahremidir. amcan seni ne kadar sevse de sen rahatsızlık verme demesi gerekirdi. çocuk çok gamsız bir tip değilse, başkasının evinde yatıya kalmaktan (evet, aksi yönde cevap verenlerin bilmesi gereken nokta bu, insanın ana baba evi dışındaki her yer, amcasının evi de olsa başkasının evidir.)

burada durumu çetrefilli hale getiren bir nokta çocuğun anne babasının tavrı. diğer bir nokta bence dede/babanne kaynaklı. onların evinde oturduğunuz için benin öngörüm büyükanne/büyükbaba eşinizin kardeşine aaa ne güzel işte, ''bizim'' evde kalır hafta sonları çocuk rahat eder zihniyetiyle yaklaşıyor. yani ''bizim'' kelimesini kullanmasalar dahi düşünce yapıları bu şekilde muhtemelen, bu iki durumun üstüne eşinizin de aman abimle, anamla, babamla kötü olmayayım diye düşünüp sınır çizememesi durumu işin içinden çıkılmaz hale getiriyor.

eşinizin diyeceği şu, abi, anne, baba ''yeğenim tabii ki bizim canımız her sorunu, sıkıntısı ile ilgilenmek amcası olarak yalnız olmadığını hissettirmek benim görevim, bizim de bir aile düzenimiz var, hafta sonları da gelsin ama devamlı yatıya kalırsa kendi de rahatsız olur'' gibisinden derdini anlatan ama karşı tarafı da üzmeyen minvalde konuşma yapması. ama muhtemelen bir noktadan sonra büyük bir çatışma çıkacak, küslük olacak gibi hissediyorum.
+4
wilhelmwasmuss
(10.11.25)
bunu o yaştaki bir çocuk düşünemez. toplumumuz da mahalle baskısı halen geçerli. ben kendim bu durumu yaşasam kabul etmem. siz de istemiyorsanız kabul etmeyin. kendinizi çok net açıklamışsınız ki eşinizin muhattap olacağı kişiler sizin bilinç seviyenizin altında. bizim toplumumuzda halen çocuk yapmamak, anaya babaya sınır çizmek abes görülüyor. aman toplum ne der baskısı var. ne derse desin ya sene 2025.
yatılı okula gönderen ana baba da çocuğunu hafta sonunu düşünsün.
+2
mikahakkinen
(10.11.25)
olay fazla büyümüş gibi. mantık geri plana atılıp duygusal tepkiler verilmesin.
boşanma gibi laflar çok tehlikeli. dilinizin ucunda olmasın.
5 yıl boyunca çocuk hep bizde kalacak diye düşünmeyin, bu nereden çıktı. eşinize biraz zaman tanıyın o da abisine, çocuğun ailesine der.

daha ilk senesi, belki arkadaşları yok, nereye gideceğini bilmiyor, zamanla yapacak şeyler bulur arkadaşlar bulur.

rahatsızlığınız anlaşılır. hiç yadırgamıyorum bunu. haklısınız. ama bu konuda eşinizin fazla üstüne gidip de arada bırakmayın onu.

bir iki defa geldi misafirdi, artık her hafta geliyorsa misafirden saymam ben onu.
cumartesi sabah geldi ben uyuyamam, erkek kalkmam lazım çünkü ayıp gibi şeyleri pek düşünmezdim. siz bakın keyfinize, yapın planınızı olduğu kadar.
hem böylece belki çocuk da vazgeçer evci çıkmaktan.
+1
biseysorcaktim
(10.11.25)
Bence nasılsa kötü olacaksınız en baştan kötü olayım reddedeyim mantıgı yanlış.

Eşiniz buna zaten tamam dememesi lazım ama sizin yerinizde olsam bir kaç hafta gelsin sonra olmuyor diye eşinizle konuşmak olurdu.
+1
liberal
(10.11.25)
ben ya her haftasonu bir akraba, arkadas, gun daveti yapardim ya da cocuk geldiginde toplanip giderdim.
0
Coma
(10.11.25)
yukarda akli basinda olanlar yazmis zaten, hocam normal degil. ilk basta esinizin karsi cikmasi lazimdi o gercekten cok enteresan. burada normal karsilayanlar da aileden boyle gormustur ve zaten cocukluktan itibaren buyuk aile herkes ic ice yasiyordur. bugun geldigimiz sehir yasaminda bahsettiginiz seyin normal karsilanmasi mumkun degil.
anlamadigim bir durum, esiniz neden cumartesi sabahlari cocuk geldiginde evde olmuyor? cocuk gelmezse evde mi oluyor? o kismi anlamadim.
once aileyle sonra da okulla konusacaksiniz, bunun tek mantikli oluru cocuk sizde kalmayacak, aksamlari yurduna donece, arada bir siz yemege davet edeceksiniz.
okulun 5 yil taahhut almasi mumkun degil, muhtemelen yillik hatta belki donemlik soruluyordur. kaldi ki bir kere cocuk evci cikacagim dedi diye kararin degismemesi mumkun degil, diyelim ki siz sehir disina tasindiniz, ne olacak cocuk evci cikacagim dedi diye okul kabul etmeyecek mi karardan donulmesini. dolayisiyla hala karar degistirebilirsiniz ki saglikli olan budur.

ben cocugun ilk zamanlar gelip sonra gelmeyecegine inanmiyorum. gelecek, kiyafetlerini getirecek, ev yemegi yemek isteyecek vs.

eger bu durum degismezse, esinizle bunun icin aranizi bozmanizi ve bosanma lafinizi agziniza pelesenk etmenizi tavsiye etmiyorum. siz bir takimsiniz, birbirinize karsi degil, karsilastiginiz gucluklere karsi birlikte durmak zorundasiniz. bu durum degismezse, sizin yerinizde olsam hic oyle sabah kahvalti hazirlayim, erken kalkayim, cocukla oturayim derdine dusmem.

bu arada cocugu suclamak da dogru degil, bu cocuk muhtemelen 17/18 yasinda bisi, akli basi ne olsun ki daha, ailesi ne diyorsa onu yapiyordur.

bol sans diliyorum. esiniz ailesiyle konusacak, gerekirse kotu olacak. yani o nasil bir performans bekliyor ki sizden acaba hic hayir dememis cok enteresan.
0
kassiopeia
(10.11.25)
Sorun ne ben anlamadim. Ayip olur diye erken kalkmak mi koca ile dizi izleyememek mi? Erken kalkmamak yegenine ayip oluyorsa kocana olmuyor mu, kocana ayip olmuyorsa yegenine niye ayip oluyor? Aksam kocanla niye dizi izleyemiyorsun? Durum zaten keyfi degil de zoraki degil mi? Cocuk aileden degil mi? Zaten bulundugunuz evde hakki da yok mu? Bunun icin bosanmakla tehdit etmek? Modern kadin deliligi bu.
-5
osssy
(10.11.25)
ailesinin kirasını abisi alacakmış ya, oradan aldıkları kira ile çocuğa 1+1 ev açsınlar madem çocuk rahat etsin istiyorlar, arada bir de size gelir misafirlik gibi.

kendi ikametlerini 1+1 evde gösterip evci gösterebilirler sanırım oraya
0
pislick0
(10.11.25)
bunun çözümü maalesef başka eve çıkmak. şu an kira ödemiyorsunuz ve bir bakıma çocuğun dedesinin evinde yaşıyorsunuz. eğer size karşı anlayışlı değillerse (-ki bence lise çağında çocuklar için günlük izin gayet de yeterli, bir evde kalmaya ihtiyaçları olmamalı) kendi evinize çıkarsanız böyle bir istekte bulunabileceklerini sanmıyorum.
+1
eileengray
(10.11.25)
"işgüzar" amcanın çocuğu size sormadan size kitlemesi ile, sizin annenizin babanızın evine kira ödemen çökmeniz genelde aynı sebepler aslında.

kendi bireysel alanınızı, huzurlu bir haftasonunuzu düşündüğünüz gibi mesela; bedavaya oturduğunuz evden gelecek kira ile anne babanın da hayat standartlarını arttırabileceğini hiç düşündünüz mü? ordan da para gelse belki turlara katılıp gezecekler, ya da tarzları değil derseniz belki arabayı yükseltecek, oturduğu evi daha güzel yaptıracak?

her şey malesef ekonomiktir. siz mesela tamamen ayrı gayri bağımsız, kirasını ödediğiniz bir evde otursanız bu tartışmalar belki hiç olmayacaktı.

değişen toplumumuzun sosyolojisi üzerine de aslında güzel bir konu bu. şikayetlerinizde kesinlikle haklısınız, 2025 yılında olacak iş değil bu tabii ki. ama siz sırf o evde para ödemeden oturuyrsunuz diye o amca kendisinde bunu hak görüyor. aslında anlatmak istediğim buydu.

aile içi, hele ki geniş aile için; asla para alan, bir yardım gören konumuna düşmeyin. para verin, yardım edin ama asla bu konuma düşmeyin. huzurunuzu, konforunuzu, dertsiz başınızı böyle sömürürler.
+10
makbur
(10.11.25)
Daha okurken canım sıkıldı. Çocuğun ebeveynlerine biraz empati yapabilme yeteneği zerk etmek gerekiyor bence. "Siz de İstanbul'da oturuyorsunuz haftasonları kalıversin işte" rahatlığına ayar oldum. Ebeveynleri daha baştan sizin hayatınız ne derece olumsuz etkileniri düşünüp bu teklifi yapmamalıydı. Sizin öneriniz ideal bana kalırsa. Eşiniz "Çalışma saatlerinden dolayı eşimle bir tek haftasonları baş başa kalabiliyoruz. Yeğen evci gelmese mi bize acaba?" desin mesela.
0
mungojerry
(10.11.25)
Her evliliğin dinamikleri ile aile yapısı farklı ve bekar olduğumdan fikir belirtmem doğru değil. Düşünceniz doğrudur yanlıştır bir şey diyemem ama takıldığım bir durum var. Bunu eleştirme olarak değil, anlamak için soruyorum.

Yazmışsınız ki: "... ben uyuyabileceğim 2 günden birinde kalkmak zorundayım çünkü ayıp." Neden kalmak zorundasınız ki, neden ayıp olsun?


Kendimi sizin yerinize koymaya çalışıyorum; haklılık payınız var. Özellikli yeni evlisiniz sonuna kadar haklılık payınız var.

Özellikle aile yapısı çok farklı. Bunu ikinci kez yazmanının doğru ve yanlış olmaması. Ben ailemden daha farklı gördüm. Erkek kişisiyim. Evli olsam ve hanımın yeğeni her hafta sonu kalmaya gelse, bir şey diyeceğimi sanmıyorum. Tabii büyük konuşmam doğru değil, şartlar değişebilir ama elimden geldiğince rahat rahat takılmaya çalışırım.
+1
put it in your appropriate place
(10.11.25)
ya siz neden hayır olmaz diyemiyorsunuz? tüm sorun burada.
+2
deartheodosia
(10.11.25)
cevaplari okudum, hem uzuldum hem sinirlendim yaw. her zaman soyluyorum, insanlar "default" kotu. kotu kalpliyiz, yarali ele isemeyiz, sadece kendi gotumuzu kurtarmaya calisiyoruz. istediginiz kadar eksileyin, cok da fifi.

oncelikle ev cocugun dedesinin yaw :) o evde o cocugun da hakki var. ben cocugun dedesi olsam ve boyle bir ariza ciksa, sizi o evden ivedilikle sepetlerim, madem torun kalamiyor kimse kalmasin derim, veririm kiraya. bu cepte dursun.

ailede boyle bir ihtiyac var, yaw belki cocugun da su anda sohbet falan etmek istedigini gore belki duygusal bir ihtiyaci var, yalniz hissediyor kendini vs. 1-2 sene bu sekilde idare etseniz sizin icin olumcul sonuclari olacagini sanmiyorum.
hadi cocuk dusunuyor olsaniz, odaya ihtiyaciniz falan olsa, ya da lohusa falan olsa bir nebze haklisin diyecem de oyle bir durum da yok. bu iki.

burda ayrica sizden istenen bir "entertaintment" degil, guvenilir bir kapi, bir adres olacaksiniz. siz bakin isinize, yok haftasonu erken kalkmak, yok aksam bilmem kaca kadar yatamamak, bunlara gerek yok ki. siz bakin isinize, cocuk zaten en fazla 1-2 sene gelir gider, sonra buyuk ihtimal kendini arkadas grubunu kurup gelmeyi kesecek.
bu da uc.

bu ayrica daha once denenmemis birsey de degil, benim tanidigim bir aile 4 sene boyunca her allahin gunu, istanbula okumaya gelen bir uzak akraba cocugunu misafir ettiler. kimsenin bu konuyu mevzu ettigini ne duydum ne gordum, surekli o eve girip cikardim. ve o sirada ciddi maddi sikintilari vardi.
+1
cooperr
(11.11.25)
Bence çok ümitsizliğe düşmeyin. Hallolmayacak şeyler değil. Moralinizi yüksek tutun.

-Okul her ne kadar "her hafta evci çıkacaksınız" dese de, bu "5 sene boyunca sizde kalacak" anlamına gelmiyor. Bu tarz kurumlarda mutlaka gelişmelere göre izlenen prosedürler vardır. Diyelim 2 ay sonra sizin şehir dışına taşınmanız gerekti, çocuğu okuldan mı atacaklar? Bir dilekçe verecek, artık evci olmayacak. Disiplin yönetmeliğine göre suç da değil. Başı da ağrımaz. Bu bir.

-Eğer düzenli olarak size gelecekse, "misafir" olmuyor artık. Bir nevi "ev halkı" oluyor. İlk bir iki haftasonu beraber takılırsınız. Sonra kendisi serbest takılır. Hiçbir ayıbı yok bunun. Siz eşinizle haftasonu rutinleriniz neyse bozmazsınız. Yani çocuk sizin düzeninize adapte olacak. Kendisini istenmeyen hissettirmeden, sevgiyle, serbest bırakın. Siz de kendi düzeninizi bozmayın. Erken mi kalktı, dolaptan bir şeyler atıştırsın kendine. Öyle ayda yılda bir gelen misafir değil çünkü. Hatta ev işlerinde siz ve eşinize yardımcı dahi olabilir.

-Eğer çocuğun sevmediğiniz, benimsemediğiniz huyları yahut çeşitli problemleri varsa tabii ki eve almak zorunda değilsiniz. Ama çocuk zararsızsa bence şimdiden olumsuz düşünmeyin. İlk aylarında şehre, okula, ortama alışmasında yardım etmiş olursunuz. Destek olmuş olursunuz. O zaten arkadaş edindikçe zamanla bir düzeni olur.

-Eğer ailenize olumsuz görüş bildirecwkseniz, eşiniz asla sizi bahane etmemeli. Suçlu olarak sizi öne atmamalı. Aile içinde işler çok karışabilir.

-18 yıllık evliyim. Yeri geldi benim yeğenim bir yıla yakın bizde kaldı. Yeri geldi eşimin ablası aylarca bizde kaldı. Çok müteşekkir oldular. Çok dua aldık. Dönem dönem evde ekstra birinin olması çok da kötü bir şey değil. Herkes sınırlarını biliyorsa, kimse kendini kasmıyorsa gündelik yaşamınız, düzeniniz sekteye uğramıyor.

Bence hemen peşinen olumsuz düşünmeyin. İlk bir ay (4 haftasonu) sonunda, eğer yapamayacağınıza kani olursanız kesin bir şekilde, sonra çocuk kurumuyla konuşur, evci izni iptal edilir. Çocukta bir olumsuzluk yoksa bence bir şans verin.
+1
yadigar
(11.11.25)
abi ev cocugun dedesinin, kira vermeden oturuluyor.. ortada bildigin royal flush var, kartlar acik :D
bunun ustune ne deseniz olsa olsa sinek ikili olur, bosuna analiz kasmaya gerek yok.
+2
cooperr
(12.11.25)
bir önceki duyurunu da okumuştum ve üzülmüştüm.

Öncelikle ev çocuğun dedesinin falan değil sizin eviniz. kira vermiyorsunuz diye çocuk gelip o evde istediği gibi kalabilir demek değil bu. öyle saçmalık mı olur ya evde kira vermeden oturuyosunuz diye dedenin tüm misafirleri arkadaşları akrabaları gelip kalsın o zaman djhffdjgh misafirhane mi orası kervansaray mı Allah aşkına saçmalamayın arkadaşlar.

çocuğun sürekli sizin evde kalması sizin aile ve ev düzeninizi tamamen bozar, böyle bir şeyi ancak çalışmayan ve aşırı geleneksel yaşayan ailelerin gelinleri kabul eder normal aile yaşantısına sahip olan kimse kabul etmez. bu çocuğun ailesi istanbuldaki askeri okulu yazdırırken size mi güvendiler? hayır. çocuğun yatılı bi şekilde orada kalacağını bilmiyorlar mıydı? size böyle bir yük yüklenmesi çok saçma ve haksızlık.

ben de istanbulda üniversite kazandığım zamanlar ilk dönem hafta sonları teyzemlere gidiyordum kalmaya. şimdi düşünüyorum da ne kadar saçmaymış annemin beni uyarması gerekirmiş gitme diye ama annem cahil bir insan olduğu için pek böyle şeyleri düşünebilecek biri olmadığı için gidiyordum. sonra bi baktım yurt arkadaşlarım hep kaynaşmışlar, hafta sonları hep bi yerlere gidiyolar vs. sonra ben ocak dışı kalmışım teyzemlere gittiğim için. neyse ben ikinci dönemden itibaren gitmemeye başladım yurtta takılıyordum artık. bence çocuğa bunu söyleyebilirsiniz, okul arkadaşların hep kaynaşır arkadaş olurlar hafta sonu gezdkleri takıldıkları için sen dışarda kalırsın vs diye korkutun bence.

ailesine de söyleyin çcouğun bu şekilde her hafta sonu gelmesi bizim açımızdan yorucu oluyor, kendi arkadaşlarımızı vs çağıramıyoruz, bazen makana ile veya kahvaltılık şeylerle geçiştrmek istediğimiz zamanlar oluyor, biz de çalışan insanlarız vs söyleyin çocuğun ailesine durumu. bence bu karşı tarafa bu şekilde anlatıldığı takdirde onların da anlayışla karşılaması gerekir. eşiniz ile beraber arayın hoparlöre verin durumunuzu anlatın. sizi de kırmak gücendirmek istemeyiz diyerek başlayın yumuşak bir tonda konuşun. çocuk için de ortamına alışması bakımından her hafta evci gelmesi iyi bi şey değil, arkadaşları kaynaşıyodur o dışarda kalıyodur vs ayrıca zorluklara tek başına vakit geçirmeye de alışması gerekiyor, hatta ders çalışması da ggerekiyor. böyle eve gelince ne ara ders çalışacak? bunları anlatın bence.

neyse bi de yukarıda da söylenmiş, bu bir hastalık durumu vs değil o yüzden mecbur değilsinz bakmaya.
-2
Sadece soruyorum
(12.11.25)
bir ekleme daha:
bu durumda bazı aileler çocuğunu tek bırakmaya korktukları zaman çocuğun bulunduğu ile taşınıyorlar. bizim öyle tanıdığımız aileler var mesela kızı kırıkkalede üniversite kazanmış aile de kızla birlikte o ile gitmiş ev tutmuşlar kız da evden gidip geliyor okula. böyle şeyler de var. ailesi bu kadar hassas ise gelip taşınsınlar istanbula. yine bu işin sorumluluğu size ait değil.
-5
Sadece soruyorum
(12.11.25)
makbur+1
cooper+1
put it in your...+1
osssy(soyleyis tarzi biraz fazla direkt olsa da)+1/2

istanbul' da kalacak yeri olmayan bekar olan kucuk kuzenim birkac senedir, evli olan buyuk kuzenimin evinde kaliyor. bildigim kadari ile simdiye kadar buyuk bir sorun cikmadi. yani her ailenin yapisi ve dinamikleri farkli. sizin derdinizi anliyorum ama bu durumu gayet normal olarak goren suruyle insan da cikacaktir.

siz de kisisel alandan filan bahsederken hollandali-amerikali, esinizin baba-annesinin evinde kira odemeden otururken turk gibi davranmissiniz. baska her konuda "modern" olup da is erkek tarafina milyonluk dugun merasimi kitlemeye gelince direkt geleneksele baglayan kadinlar gibi olmus biraz. kendi evinizde olsaniz bunlar yasanmaz.
+3
trixi
(12.11.25)
@sadece soruyorum :D

Öncelikle ev çocuğun dedesinin falan değil sizin eviniz - yaw duyuruyu acanin beyani ev dedenin, tapu dede adina. ne demek sizin eviniz asdasdasd. tapu kiminse ev onundur, dede hayattayken adamin evine mi cokuluyor, hayirdir?

vde kira vermeden oturuyosunuz diye dedenin tüm misafirleri arkadaşları akrabaları gelip kalsın o zaman djhffdjgh misafirhane mi orası kervansaray mı - yaw, COCUGUN OZ DEDESI, alooowww.. dedenin arkadasi falan degil mevzubahis.

biz de ayni topraklarda dogduk buyuduk. dedemin evi olacak, orada amcam yasiyacak. ben gidip kalmak isteyecem ve beni almayacak iceri oyle mi? niye, amcamin karisinin keyfi bozuluyormus.
iyiymi$, kafalara gel..
-1
cooperr
(12.11.25)
@deranzo

uyan evlat, sabah oldu :D
0
cooperr
(13.11.25)
bence bu işi krizi fırsata çevirerek çözebilirsiniz. niye erken kalkmak, çocuğa kahvaltı hazırlamak, kendini çocuğa hizmet etmek zorunda hissedesin ki, anası mısın babası mısın, bu da ufacık çocuk değil.

ben erkek tarafıyım. eşimin yeğeni (kardeşinin de değil, kuzeninin çocuğu) ankara'da üniversite kazandı. kyk'ya yazıldı. daha ilk ay dolmadan koskoca herif böhühüüğğğ halaaa ben yapamıyom dayanamıyom ühühüğğğ diye çıktı geldi. ne diycen gel kal dedik. öyle sadece hafta sonu da değil, full time. ilk 2 yıl bizimle kaldı, 3. sınıfta daha yakın yurt çıktı, bu sene az geliyor, hafta sonu gelip pazartesi gidiyor.

ama bizde kalıyor diye de kendimizi çocuğa hizmet etmeye adamadık. kendi yatağını kendi seriyor, sabah kendi topluyor kaldırıyor. kahvaltısını kendi hazırlıyor. tarih öğretmenliği okuduğu için (ayrıca tarihe çok meraklı da olduğu ve bu alanda epey bilgili olduğu için) 13 yaşındaki oğluma tarih özel dersi veriyor (lgs denemelerinde inkılap tarihimiz full), çocuklarla çok güzel çocuk oluyor, oğlanın arkadaşları da çok seviyor. arkadaşlarını yanına kitleyip hadi bunları gezdir oyala diyip yolluyorsun, bir güzel oyun abisi oluyor. eve gelmeden önce arayıp "akşama misafir var bi evi süpürüver, ortalığı toparla" diyorsun evi hazırlıyor. biz mesela şu anda okul ara tatilde, çıktık tatile geldik, çocuk evde kediye bakıyor.

oğluma abi oldu, bedava özel öğretmen oldu, arkadaşlarına oyun abisi oldu, bize zor durum yardımcısı oldu. bir zorluğu, külfeti de yok, geç kalkılacaksa geç kalkıyoruz, bu yatağını toplayıp hazırlanıp gidiyor. akşam geliyor, geç geleceksek yemeğini koyup yiyor. misafir gibi ona özel ayrıcalıklı bir hizmet yok. o evde diye kendimizden esirgediğimiz bir şey yok. biz film izleyeceksek, o izlemek istemiyorsa gidiyor odasına oyun oynuyor. ya da oturup bizle izliyor. durduk yere ikinci çocuğumuz oldu.

misafir gibi davramayın. evin, ailenin üyesi olsun, zaten usanırsa "eeh bunlar beni hizmetçi gibi kullanıyorlar" diyip gelmez. kalma fikri ağır basıyorsa da aile üyesi olarak üzerine düşeni, hatta fazlasını yapsın, yaptırın.
+2
kibritsuyu
(13.11.25)
benim de anlatmak istediğim aşağı yukarı @kibritsuyu'nun dediği şeylerdi. Yani denenir, olumlu da sonuçlanabilir. Olumsuz bir durum olursa da, o zaman karar verirsiniz. Şimdiden peşinen kötü olacak diye şartlanmamak lazım. Can sıkıcı şeyler olursa aksiyon alınır. En azından peşin hükümlü davranmamış, bir olumsuzluğa binaen eyleme geçmiş olursunuz. O zaman da çocuk ister başka yerde kalır hafta sonu (kontrol edilmiyor nerede kaldığı) ister dilekçe verip daimi yatılıya geçer.

Tabii şöyle bir gerçek de var, kibritsuyu örneğinde aile çocuklu ve yaş farkı daha fazla. Evde kalan üniversiteli de olsa göze daha bir "bebe" gözüküyor. Daha rahat davranıyor evdekiler...
+1
yadigar
(13.11.25)
(7)

Düğünlere gitmemek

egerbiryolcu
Eskiden ailecek giderdik. Ben büyüdükçe sevmemeye başladım. Gerçekten gürültülü ortamlardan inanılmaz rahatsız oluyorum yani sanki biri bana işkence ediyor gibi geliyor. O yüzden epey zamandır sadece yakın akraba ve yakın arkadaş haricinde komşu düğünlerine gitmiyorum.Annem de bir zamandan sonra din
Eskiden ailecek giderdik.
Ben büyüdükçe sevmemeye başladım. Gerçekten gürültülü ortamlardan inanılmaz rahatsız oluyorum yani sanki biri bana işkence ediyor gibi geliyor. O yüzden epey zamandır sadece yakın akraba ve yakın arkadaş haricinde komşu düğünlerine gitmiyorum.

Annem de bir zamandan sonra dini sebeplerden gitmemeye başladı. Babam hayattayken o gidiyordu yine akşamları bir görünüp gelirdi.

Şimdi annem gitmiyor ben gitmiyorum. Komşuların çocuklarının torunlarının düğünü nişanı kınası da bitmiyor. Annem daha sonra ev hediyesi veya düğün hediyesini ev ziyareti yaparak veriyor.

İnsanlar annemin sebebini biliyorlar ama yine de ayiplaniyor muyuzdur?
Bir de düğüne gitmek tercih meselesi değil de bir görev gibi algılanıyor bence toplumumuzda? Siz de görev olduğunu mu düşünüyorsunuz? Böyle durumda yadirgar misiniz insanları?
0
egerbiryolcu
(08.11.25)
ayıplanma değil de herkes davetine icabet etmeyene gönül koyar ister istemez.

gelgelelim sen de haklısın. belli ki muhatap olmak, yüz yüze gelmek istemediğin insanlar orada olacağı için gitmek istemiyorsun. zorla halaya kaldırılmak istemiyorsun. aranızdaki sosyo-kültürel fark açılmış.

son yıllarda iyice bireyselleştik. insanlar kendi zümresi dışındakinin düğününe gitmeyi bırak mutahap bile olmak istemiyor. haklılar mı, haklılar.
+1
yurtsuz john
(08.11.25)
Düğünlerde masaların üstünde uyuyakalan çocuklar olarak düğün sevmememiz çok normal bence:p
+1
sekizdokuzon
(08.11.25)
hayatta cogu seyi istemeyerek yapiyoruz zaten. insanin olgunlasmasini saglayan da istemedigi seyleri sorumluluk geregi yapmasi oluyor. yani bir tercih meselesi degil.
0
Sour
(08.11.25)
komşunun çocuğunun düğününe niye gidersin ki .
yakın arkadaş ve 1ci derece akraba dışındaki düğünlere gitmek saçma zaten
0
my fault
(08.11.25)
Annenizin tercihleri yahut hassasiyetleri ayıplanacak şeyler değil. Buna rağmen insanlar ayıplayabilir. İnsanoğlu hadsiz bir canlı. Takmamak lazım.

Ben de saatlerce süren düğünlerde çok sıkılıyorum. Bazen görünüp, hediyemi takıp, tebrik edip kaçıyorum. Bazen biraz oturup tanıdıklarla muhabbet ediyorum. Hem gürültü sevmeyen hem de oynamayan birisi olarak saatlerce oturup bekleyemez insan.

Ayıplamak isteyen her şeyi ayıplar. "Gelmedi", gelse "Görünüp kaçtı", kalsa "Oynamadı", oynasa da bir kulp bulurlar. Elalemi takmamak lazım.

Kendi adıma, davet ettiğim insanın düğünümüze gelmemesine üzülürüm. İnsan böyle zamanlarda mutluluğu paylaşmak istiyor. Ama 10 saniye görünmesi yeter bana. Eğer gelmemesi için bir mazereti varsa, düğün sonrası tebrik etmeye uğrarsa memnun olurum. Ama hiç gelmezse, günlük hayatta rastlayınca falan ayak üstü tebrik ederse, ya da aynı şehirde olmasına rağmen telefonla tebrik ederse üzülürüm.
+3
yadigar
(08.11.25)
Cenazeye ve düğüne gidilir.
Ben de düğüne gitmeyi sevmem bundan dolayı beni temsil edecek birini buldum ki yapıştırım bahaneyi. Ama temsil edecek biri yoksa giderim. Sevdiğimden değil. Hiç de sevmem. Cenazeler de aynı şekilde. Anksiyete ve depresyonla kafayı tırlatmama az kalmışken iki gün üç gün kendime gelemediğim bile oluyor ama gidiyorum.
Bu tür şeylere katılmamak gayet de ayıplanan bir şey. Değil diyenler kime göre yazıyor kime göre değerlendiriyor.
Herkesin hassasiyeti de kendine. Bu mantıklı baça baziyi de yargılamayalım çünkü bu da başkasının hassasiyeti.
Yetişkinler için önemli bunlar. Kültür hızla değişiyor farkındayım, bundan da inanılmaz keyif alıyorum ama cenaze ve düğün temel zımpırtılar. Bunlar değişmez.
Sorunuzun cevabı evet.
-2
asue
(08.11.25)
Yasamda aklimizdan cikarmamamiz gereken en onemli seylerden biri herkesi memnun etmenin mumkun olmadigi bence. Dugune/cenazeye gitme zorunlulugu diye bir kural yok. Herkesin kendi yasantisi ve tercihi.
Anneniz gitmediginde, sebebini bilmelerine ragmen ayiplayacak insanlar vardir, ama saygi duyacak insanlar da vardir. Annenizin gitmesi halinde saygi duyacak insanlar oldugu gibi, bak bak imanli olmasina ragmen dugune gelmis diye ayiplayacak insanlar da vardir emin olun. Bunun istisnasi yok, cunku herkes farkli farkli. Bu nedenle yapmaniz gereken tek sey kendinizi dinleyip, gitmeniz gerektigine inaniyorsunuz gitmek inanmiyorsaniz da gitmemene nedeninizi ilgili kisiye iletip, gerekirse ozur dileyip, anlayacagini umarak konuyu kendi icinizde kapatmaktir. Nasil ki siz 8 milyar insanin tamamini anlayamazsiniz, anlasilmamakla da ok olacaksiniz.
0
kassiopeia
(08.11.25)
(22)

Arada kalmak

camlicagazoz
Merhabalar,15 kasımda aile dostumuzun oglunun dügünü varmis. Annem aradı söyledi. Dügün de oturdugumuz yere 1.5 saat mesafede. Annem de şey dedi. Öglen gideriz, dügünden sonra da geliriz dedi. Dügün saat 19:00' da.Eşim 15 kasimda 38 haftalik hamile olacak. Yani ben gitmeyecegim dedi ve haklı da. Ama
Merhabalar,

15 kasımda aile dostumuzun oglunun dügünü varmis. Annem aradı söyledi. Dügün de oturdugumuz yere 1.5 saat mesafede. Annem de şey dedi. Öglen gideriz, dügünden sonra da geliriz dedi. Dügün saat 19:00' da.

Eşim 15 kasimda 38 haftalik hamile olacak. Yani ben gitmeyecegim dedi ve haklı da. Ama ben anneme söyleseme annem beni bastiracak. Bir sey olmaz gibisinden. Çekiniyorum da annemden. Ama eşim de hakli. Ne yapacagim ben?
-2
camlicagazoz
(03.11.25)
Öncelikle annenizden çekinmeniz yanlış çünkü sizin bir aileniz var.
Kaldı ki eşiniz o dönem 38 haftalık hamile olcakmış ve düğün de oturduğunuz yere 1.5 saat mesafedeymiş allah muhafaza doğum gerçekleşse yada olmamasını temenni ederim ama aksi bir durum olsa eşinizin yanına gitmeniz 1.5 saatinizi alacak. O dönemde olmanız gereken yer düğün değil eşinizin yanı bence. Bu şekilde açıklama yapabilirsiniz annenize.
+4
mermaidd
(04.11.25)
ben aileye bir butun olarak bakiyorum, kendi annem/babam/kardesler ve hanimin annesi/babasi/kardesleri..

annem beni al bu dugune gotur getir derse, yaparim. bu iki kez yaptim, hanim gicirdadi, cok da fifi dedim gectim. yine gotur derse yine gotururum.

senin hanim 38 haftalik hamile olabilir ama bu cocugun o gun dogacagi anlamina gelmiyor, bunun onceden bazi belirtileri var. Tavsiyem birkac gun onceden doktora gotur, dogumla ilgili bir gelirme var mi baktir. Eger hersey sakin ise o zaman 1.5 saat cok bir yol degil, acil bir durumda erken cikar donersin. Yok eger doktor eli kulaginda heran gelmeniz gerekir derse ayri mesele. Biz mesela son kontrolden sonra ayni gun hastaneye gittik dogumu baslattilar, 48 saat sonra dogum gerceklesti.
-19
cooperr
(04.11.25)
Bence bu tip soruları burada sormayın.
Burada 'Bir ilişki sorusu sorulsa da kadını haklı görsem.' diye bekleşen büyük bir güruh var. Anne kutsaldır, ne derse yapılır.
cooperr +1 diyorum.
-14
Mirket
(04.11.25)
Ben anlamadim anneniz istiyor diye 38 haftalik hamile esiniz dugune mi gitmek zorunda? Yoksa siz mi gitmek zorundasiniz? Ikisi de yetiskin olmus kendi ailesini kurmus (ya da olamamis/kuramamis) bir insan icin fazlasiyla absurt de, esiniz gitmeyecegini soyleyemiyorsaniz bir tik daha enteresan geldi. Yani ne yapacagim ben diye sormaniz da enteresan, esimi yalniz birakmayacagim demek yeterli olmali. Siz annenizin kocasi degilsiniz.
+7
kassiopeia
(04.11.25)
18 yıllık evliyim. Ailem de klasik anadolu (hatta doğu) ailesi. Anneme de inanılmaz düşkünüm. Tüm kardeşler arasında anne-babamla en çok ilgilenen, rızalarını alan da benim. Bunları belirtmiş olayım önce.

Eşiniz hamile olmasa ve düğüne gitmek istemese yine haklı. Zorlamamak lazım. Annenizin de böyle bir hakkı yok. Ama 38 haftalık hamile bir insanın değil 100 km, yan mahalledeki düğüne dahi katılmaması anlayışla karşılanmalı normalde. Kaldı ki, aileden birinin düğünü bile değil… (Yazdığınız tam net anlaşılmıyor. Bunları “eşimin gelmek istememesini anneme nasıl söyleyeceğim” demiş olma ihtimaliniz üzerine yazdım.

Yok eğer mevzu sizin eşinizi bırakıp gitmek istememeniz ise, haklısınız. En iyisi, annenizden rica edip, 17:30-18:00 gibi çıkarsınız. Düğünde yarım-bir saat görünür, hediyenizi verir, dönersiniz. Eşinizin doğumunun yakın olduğunu bilen herkes de anlayış göstermek zorunda. Göstermezlerse onların ayıbı. Sizin yanlışınız olmaz.

Yahut annenizi götürme ihtimali olan akraba vs. varsa ve anneniz uzun kalmak istiyorsa onlarla gider, siz bir görünür, tebrik eder dönersiniz.

Bu tarz konularda mutlak tavsiyem, eşinizi üzmemeniz. Anneler daha affedici oluyor, eşler olumsuzlukları yıllar içinde daha da büyütebiliyor. Üstelik doğum yakın, lohusa depresyonu kapıda. Ailenizden önemlisi olmamalı hayatınızda. Elalem umurunuzda olmasın. Anne-Baba da anlayış göstermeli. Göstermiyorlarsa da, saygı çerçevesinde tatlıya bağlanacak şekilde dik durulabilmeli. Evliliğin sağlığı için bağımsızlık şart. Zamanla öğreniliyor bu…
+2
yadigar
(04.11.25)
Ya bu erkekler bir konu hakkında da fikir sahibi olmazsa çatlayacaklar herhalde. Bak neymiş doğum öyle hemen başlamazmış belirtisi olurmuş. Beyefendi kaçıncı doğumunu gerçekleştirdi de konuşuyor çok merak ettim.

Doğum öyle belirti melirti demeden şak diye başlayabilen bir şey. 38.haftada şak diye doğurmuş bir birey olarak konuşuyorum.

Anne kutsaldır filan saçma sapan kendinizi şartlamayın. Ben de anneyim gelinimi karnı burnunda düğüne çağırmam bile en başta zaten. Anneyse bunu düşünmeli. Ayrıca annenden korkarak hiç bir zaman sağlıklı ve mutlu bir aile hayatı yaşayamacaksın gerçek sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi böyle bir şey değil.
+7
yenibirgüzelnick
(04.11.25)
Cevaplara gözlerim kanadı. Annenizin doğurdu doğuracak karınızı uzak bir yerdeki düğüne götürme düşüncesi, sizin annenizden çekinip bu durumu açıklayamamamız falan sizce de çok garip değil mi? Anneniz istiyorsa kendisi gitsin. Annenize ne karınız ne de siz eşlik etmek zorunda değilsiniz. Çoluk çocuk sahibi olmak üzeresiniz annenizden çekindiğiniz konuya bakar mısınız? Allah kocanın da hayırlısını versin diyorum :d
+12
sadakatsiz
(04.11.25)
Şöyle bir şey ekleyeyim. Annemi ben götürmeyecegim. Yani babamla gidecekler. Beni düsündüren şeylerden birisi de şu. Dügünü olan cocuk benim düğüne gelmişti.
-9
🌸camlicagazoz
(04.11.25)
ya bu kadinlarin kayinvalide ile ilgili olan takintisini anlamasi guc..guc savasi vs. garip ya, sanki her ailede micro taht kavgalari yasaniyor :)

sunu idrak etmeniz lazim, erkeklerin anneleri ile arasinda farkli bir bag var, o bizim hayatimizdaki ilk kadin. erkegin annesiyle olan iliskisinin sizinle olan iliskisi ile alakasi yok.

birisi sak diye dogurdum demis, ikinci ucuncu cocuk degilse o biraz zor kardesim. benim de cocugum var, cevrede de birden fazla cocuk sahibi olan insan sayisi oldukca fazla, ilk dogumlarin hic sak diye oldugunu duymadim.

ayrica doguma da girdim, yaw normal bir dogumda ters gidebilecek o kadar cok sey var ki, olay zaten bir mucize, hastaneye yetisememe olasiligi tersliklerin icinde ilk 5'de bile degildir. en kotu cagirirsin bir ambulans gotururler. zaten erkek eger doktor degilse ne yapacak hatunu kuvete sokup dogum yaptirtacak degiliz, arabaya atip hastaneye goturuyoruz sonra da doktor ne derse o yapiliyor zaten. olay bir hastalik degil ve dogal kendi halinde bir sureci var bu ve surec oyle 1-2 saatlik bir mevzu da degil.

adam zaten zorla esini goturmeye calismiyor ki ben de olsam zaten goturmem 38 haftalik hamile esimi. gerekli onlemleri alirsin, a/b/c plani yaparsin, saat basi kontrol edersin, binbir turlu cozumu var.

annesi istiyorsa kendi gitsin falan, bunlari kadinlar gitsin kendi anasina soylesin, beni baglamaz. ama bana 5 tane cocuk dogursa da, bana cikip anana soyle kendi gitsin falan gibi bisey soylese esim, kotu bozarim. erkek cocugu olan hanimlar, yarin oburgun oglunuz gidip sizin gibi birini bulursa, o hatun da size "gitsin kendi isini kendi halletsin" diye mesaj yollarsa, ne dedigimi daha iyi anlayacaksiniz. umarim boyle bisey basiniza gelmez.
-17
cooperr
(04.11.25)
Evet anneniz düğüne gitmek istiyorsa a b c planları yapar eşinizi birilerine bırakırsınız, onlar da arar ambulansı doğuma götürürler nedir yani. Anne önemli. Anne düğüne gitmek istiyorsa iki eliniz kanda da olsa düğüne gideceksiniz. Karınız bir şekilde doğurur önemli olan anacığınızla ilişkiniz.... :d
+8
sadakatsiz
(04.11.25)
kadın doğum doktoru bile her doğum kendine özeldir derken bazıları çevresindeki doğumlardan örnek vererek senin karın da şak diye doğurmazz yhaaaa diye güvence veriyor. adamın gördüğü doğum sayısı benim kadın doktorumun gördüğü doğum sayısından fazla heralde.

ben 8 haftalık doğum iznine çıktığımda evde tek iken kafada kurup duruyordum acaba şu an suyum mu geliyor, acaba bu hissettiğim sancı mı vs diye. mesela su gelmesi öyle dizilerde olduğu gibi bardaktan su boşalması gibi de olmuyormuş vs vs.

yani ayrıca illa kadının o an doğurma ihtimalinin olmasına gerek yok. işin biraz psikolojik tarafı var.

zaten anneniz yolda kalmış değil, babanızla gidecek. sizin de bu durumda heidyeyi göndermeniz yeterli. yani hangisi önemli. karnı burnunda eşiniz mi yoksa diğerleri mi? evet bazı durumlarda bu kadar nettir her şey.

ha bu arada eşiniz yüzde doksan dokuz ihtimalle o gün doğum yapmayacak. ama siz onun isteğini geri çevirip düğüne giderseniz doğurmamış olmasının bi önemi yok, size kırılmış olacak.
+6
elorelia
(04.11.25)
düğün günü sabahtan anne hanımın ağrısı var de. gelemiyecek de, erkenden ananı uyarma.
+2
mikahakkinen
(04.11.25)
doğuma bir ay kala rutin doktor kontrolüne gittik. doktor akşama doğuracaksın, dedi. biz eşimle birbirimize bakıp şaka yapıyor dedik. ama şaka değilmiş. yani çokta öyle önceden belirti veren bişey değil.

38 haftalık eşini evde bırakıp düğüne anneni götürme. saçmalama. annende saçmalamasın.
+2
scudman1
(04.11.25)
hocam öncelikle umarım tüm süreciniz sağlık sıhhat içinde gerçekleşir. yengeye de hürmetler :)

sizin de gönlünüz gitmek istemiyor besbelli. tabi ki eşinizin yanında kalacaksınız. annenize 'gece çok ağrısı oldu gelemiyorum' dersin olur biter. hatta düğünde dedikodunuz bile yapılır..
+2
galahad reloaded
(04.11.25)
Merhaba, eşinizi yalnız bırakmayın, bunu 2 kız çocuğu babası olarak yazıyorum.
+6
devorgilla the gunslinger
(04.11.25)
yani bunu buraya soracak kadar sıkışmış olmanız bile çok enteresan. gitmemek zaten çok makul ama en uçta yapılacak şey şu: o gün gelsin bakıcam anne siz planınızı yapın, ben öğlen gelip akşam dönemem ama bir şekilde sizden sonra gelip yarım saatliğine görünmeye çalışırım tabi eşim iyiyse. söylenecek şey bu. o gün de illaki gitmek istiyorsanız, yani evlenen arkadaşınız sizinkine gelidiği için orda olmak gibi bir derdiniz varsa ve eşiniz de o gün rahatsa 6-7 gibi çıkar, 15 dak-30dak görünür, 9:30-10 gibi dönersiniz.

edit: çocuğunuzu sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim
+5
awlmi
(04.11.25)
her şeyi geçtim, insan kendi doğacak çocuğu için sorumluluk hissetmeli, doğumla ilgili farkındalığa sahip olmalı. hiç mi heyecan duymuyorsunuz bebeğinizin gelecek olmasıyla ilgili? hiç mi endişeniz yok eşinizin sağlığıyla ilgili? başka hangi hissiyat bunların önüne geçebilir? yemişim tanıdığın düğününü, sizi böyle bir durumda arada bırakan ebeveyni vesaire. bebeğiniz ve eşiniz hariç her şey "şu aşamada" fasa fiso, fındık fıstık. gündelik rutin bir süreçten bahsetmiyoruz ki.
+8
Phoebe
(04.11.25)
hocam onceki duyurulariniza soyle bir baktim, yardim alin, ciddi olarak soyluyorum, cok icten sekilde. gobek bagi kesilmemis insanlari ciddiye almayin, yetiskin ve saglikli bir birey olmak boyle bir sey degil.

Baba olacaksiniz, aile kurmussunuz, ayri bir yasam kurmussunuz ve su anda yasaminizin merkezine bir bebek geliyor, tum yasami size bagli bir can, ebeveyn olmak demek insanin kalbinin disarda atmasi demek, kadin olarak hamilelik sureci zaman zaman 'lan bi tik fazla yemek yedim bebise bir sey olur mu' diye manyaklik derecesinde endise duyma, baba olmak da 'ailemin nasil guvenligini saglarim, nasil bakim veririm' gibi bir delilik hali, bunu hissetmiyorsunuz ve hala 'insanlar ne der' diyorsunuz, 'anama 38 haftalik hamile esimi ve bebegimi birakamam diyemiyorum' diyorsunuz. Phobe cok guzel yazmis, icinizde bir yerde cekirdek ailenize duydugunuz sorumluluktan fazla bir sorumluluk duyuyorsunuz. Esime, bebegime ne olursa olsun, didinin didisinin dugunune gitmem gerek diyorsunuz. Ha hicbir sey de olmayabilir evet, ama yani bir baba olarak yerim kocasiyla dugune giden anamin yani degil de kendi esimin ve bebegimin yani demiyor musunuz? evet tarlada da doguruyor millet evet, bebek dogumu 48 saat da surebilir ama bi tik evrilmedik mi yahu, bi tik insanlik ogrenmedik mi, bi tik gelismedik mi.
Ve isin daha da manyakcasi annenizin kocasi olan kisi yani babaniz annenizi goturecekmis, ve ne anneniz ne babaniz olum manyak misin esinle birlikte kal, senin bir ailen var demiyor ve siz de manyak mi bu insanlar benim su donemde yerim esimin yani, demiyorsunuz. Altininizi gonderirsiniz olur biter. Bana cok cok garip geldi acikcasi.

Ayrica hormon eksikligine bakmanizi da tavsiye ederim. Yani bu sordugunuz sorudan bagimsiz olarak bu konuda calismanizi tavsiye ederim, elalem ne der diye diye cekirdek ailenizi kaybederseniz bir gun buradaki kimse ne yaninizda ne de sizin yerinizde olacak.
+8
kassiopeia
(04.11.25)
Hocam, verdiğiniz ek bilgiye binanen şöyle diyorum: hediyenizi babanız ile gönderin. Damadı da arayıp, durumunuzu (doğum her an olabilir) samimi bir şekilde anlatın. Mutluluk dileyin. Anlayış göstermek zorundalar. Göstermezlerse de kendi problemleri. Çocuk bir aylık, 40 günlük falan olunca da eşiniz ve çocukla beraber hayırlı olsuna gidebilirsiniz isterseniz.

Çekirdek aileniz sizin birinci sorumluluğunuz. Elalemi takmayın. Ailenizi asla arka plana atmayın.

Çok önemliyse gitmek sizin için (ki olmamalı), atlar gider 10 dk görünür dönersiniz.
+1
yadigar
(04.11.25)
sorun bence sizin bir isteginizin olmamasi. yani once buna odaklanin, siz hangisini istiyorsunuz, esinizle kalmak mi yoksa annenizi goturmek mi?
+1
Sour
(04.11.25)
Anne kutsaldır, ne isterse yapılır diye bir şey yok.
Düşüncesiz annelerin her istediği yapılmaz. Ya da bencil ve narsist annelerin...
+5
pro9it9is9
(04.11.25)
1,5 saatlik mesafe pek uzak değil, bence siz anneniz ve babanızla beraber katılın düğüne, sanki karısı 38 haftalık hamile olanlar sürekli evde mi oturuyor, örneğin istanbulda insanların evi ile işin arası ortalama 1 saat mesafede. trafiğe göre artıyor bile. bu hesapta karısı hamile olan kimsenin işe bile gitmemesi lazım.

karın gelmek istememekte haklı oldukça ağırlaşmış olmalı, ödem vs. kaldı ki kocaman karnıyla giyecek kıyafet bulması bile zor.
-6
Sadece soruyorum
(04.11.25)
(19)

Bir süreliğine bir yerlere gitmek isteseniz nereye giderdiniz?

whatdreamsnevercome
avrupa amerika asya falan farketmez.üstümde bir bunalmışlık var. şuan bulundugum yerden tamamen bağımsız bir yere gitmek istiyorum 2-3 haftalığına. türkiye içi de olur aslında ama öyle değil yani, tamamen kopmuş olmak istiyorum. belki japonya, belki bilmiyorum başka bir yerler.turistik bir yer görme
avrupa amerika asya falan farketmez.

üstümde bir bunalmışlık var. şuan bulundugum yerden tamamen bağımsız bir yere gitmek istiyorum 2-3 haftalığına. türkiye içi de olur aslında ama öyle değil yani, tamamen kopmuş olmak istiyorum. belki japonya, belki bilmiyorum başka bir yerler.

turistik bir yer görmek vs. gibi bir amacım da yok. hatta gitmeden önce çok bir şey araştırmadan gitsem daha bile iyi olur belki bi sıfırlanırım.

siz nereye giderdiniz böyle bir durum içinde olsanız?
bu kişiden kişiye değişen bir şeydir tabi ki ama, yine de sormak istedim.
0
whatdreamsnevercome
(03.11.25)
Ben bir ara bu sebeple Artvin Arhavi'de bir tanıdığın köyüne gittim. Bayağı tarlada bahçede çalışıp insanlarla vakit geçirdim.
+3
Amaranta ursula
(03.11.25)
Bhutan geçti gönlümden.
0
auroraaurora
(03.11.25)
"Belki Japonya" dediğin için direkt Japonya demek geldi aklıma aşırı merak ediyorum, durumum müsait olsa düşünmem oraya giderim.
Bunun haricinde şu an içinde bulunduğum koşullarda kendim için cevap verecek olursam, böyle kafa dinlemek için düşünmeden kalkıp gideceğim yer Sinop olurdu.
0
mutekebbir
(03.11.25)
Madeira
0
gabe h coud
(03.11.25)
las vegas
0
hold the door
(03.11.25)
rusya - yekaterinburg. daha kuzey şehirlerine de gidebilirsin.

ilginç bir memleket rusya
0
yurtsuz john
(03.11.25)
Bled kasabası. Sessiz sedasız bir kasaba. Göl muazzam. Lübliyana'dan bir saat uzaklıkta otobüsle. Lübliyana da sessiz sedasız bir şehir.
0
Ovic
(03.11.25)
tayland

kültür değişimi iyi gelir.
0
co2s2
(03.11.25)
Ben olsam kafama yatan bir latin amerika ülkesini seçerdim. Vize falan uğraşmadan al valizini git gibisinden
0
michael harddd
(03.11.25)
Ben senin yerinde olsam dünyanın en izole airbnb evleri gibi bir araştırma yapıp öyle giderim. Madem turistik amacın yok, çok enteresan yerlerde, seni bambaşka bir ortamda hissettirecek evlerde kalmak daha efekti bir çözüm olur.

Nevada'da çölün ortasında klas bir ev vardı, ya da Amazon ormanlarında yeşilin içinde cam bir ev. Nordiklerde brutalist soğuk evler ya da.
0
Bruce
(03.11.25)
2-3 hafta dendiği için amerika ya da japonya. tayland da olabilir.

avrupa da güzel olur aslında ama havalar soğudu. yine de soğukla bi derdiniz yoksa büyük bi avrupa gezisi de olur.

izole olmak istiyorsan isviçre ve iskoçya öneririm.
0
jelly bear
(03.11.25)
fazla uzaga gitmeye gerek yok.
sengen varsa yunan adalarina gec, adadan adaya feribotla gezersin sikildikca.
mis gibi..
0
cooperr
(03.11.25)
boyle bir durumda olsam bir kere bir metropole gitmezdim. yani japonya demissiniz ama fazlasiyla kalabalik, kaotik, surekli bir aksiyon, civil civil ortam vs. kafa dinlemelik yer degil. bu tarz yerlere gitmek spor gibi oluyor. hele kisin gitmek daha da zor. ben tayland, endonezya (bali) veya vietnam diyorum. yani guneydogu asya ulkeleri. benim de ihtiyacim var.
0
Sour
(03.11.25)
Bir süreliğine bir yere gideceğim zaman kullanacağım parayla bir yere gitmem, araba alırım. Para kalıyorsa anneme yakın bir yerlerde şöyle 1 hafta 10 gün tek başıma zaman geçiririm, bol yeşillik ormanlık sulak alan filan.
0
muhayyer divan
(03.11.25)
Cok populer degil ama Mostar'in asagilarinda Počitelj diye bir yer var. Oralar veya civarlari olabilir. Biraz asagilara gitsen hava da isinir mis gibi.
0
mbond
(03.11.25)
Benim gitmek istediğim üç yer var:
Puerto Williams, Pontianak ve Longyearbyen.

Kabaca, biri dünyanın en kuzeyinde, diğeri en güneyinde, öteki de en ortasında bulunan üç yerleşim yeri. Madem kaçacaksınız, en uzağa kaçın…
0
yadigar
(04.11.25)
Birçok kişi asya, rusya gibi yerlerden örnekler vermiş. Seyahat amacınızın dinlenmek ve kafaca bir şeylerden uzaklaşmak olduğu anlaşılıyor. Asya ülkeleri gibi bir yerden bir yere gitmek için planlama gerektiren veya rusya gibi kredi kartı bile kullanılamayan bir yere gitmek sizi dinlendirmekten çok yoracaktır. Ben olsam dil sıkıntısı yaşamayacağım (en azından ingilizce bilinen) ama bir yerden bir yere gitmek için de ne bileyim sherpalara ihtiyaç duyulan, alpacalara binilen veya bambu ormanlarında kayıklarla seyahat edilen bir yere değil efendi gibi tramvay, otobüs, flixbus bulabileceğim bir yere giderdim.

iskoçya bir seçenek, daha yumuşak bir hava için portekiz veya endülüs ispanyası olabilir. sicilya veya sardinya olabilir. illa daha uzak ve egzotik olacaksa nispeten sakin japon şehirleri veya yeni zelanda olabilir.
+1
phoarbix
(04.11.25)
@phoarbix soyle nedenini bir mantik zeminine oturtarak aciklayan insanlara hasret kalmisiz.
0
Sour
(04.11.25)
bruce'in fikri hosuma gitti ama benim cok yoruldugum ve tamamen uzaklasmak istedigim donemlerde basvurdugum yontem, muhtesem 2 tane tur sirketi var kullandigim (yabanci) oradan istedigim ulkeyi secip istedigim uygun bir tarihte olan turla gidiyorum. para ve butceden bahsetmediginiz icin yazdim bunu. o turlardan birini secer giderdim, cok keyifli, gencler, her sey ayarlanmis, acayip kafa insanlar, parmaginizi oynatmaniz geremiyor ve tamamen uzaklasiyorsunuz. tercihim elbette sicak diyarlar olurdu ama patagonia da tam istediginiz tarz bir sey olabilir hiking seviyorsaniz.
0
kassiopeia
(04.11.25)
(8)

Sorum kadınlara: Yaş aldıkça PMS psikolojik ve duydusal yoğunluğunuz arttı mı? Nasıl başa çıkıyorsunuz?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar;Yaş aldıkça sizde de PMS'in psikolojik ve duygusal yoğunluğu arttı mı? Üniversite yıllarında PMS'i hissetmezdim bile. Sadece takvimime göre geciktiysem niye gecikti bu ya stresi olurdu bir tek. Ama şimdilerde en az 1 hafta Kafka'nın böceği gibi hissettiğim yetmezmiş gibi hayatımla
Merhaba arkadaşlar;

Yaş aldıkça sizde de PMS'in psikolojik ve duygusal yoğunluğu arttı mı? Üniversite yıllarında PMS'i hissetmezdim bile. Sadece takvimime göre geciktiysem niye gecikti bu ya stresi olurdu bir tek. Ama şimdilerde en az 1 hafta Kafka'nın böceği gibi hissettiğim yetmezmiş gibi hayatımla/hayatımdakilerle (benimle olan ilişkilerine dair) ilgili kıyamet senaryoları yazıyorum. Bu durum artık hepten yormaya ve canımı sıkmaya başladı.

PMS'in bu etkilerine karşı neler yapıyorsunuz? Deneyip iyi geldiğini düşündüğünüz şeyler neler acaba? Yürüyüş, sosyalleşme vs dışında.

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(03.11.25)
Yoğunluğu covidden sonra yoğunlaştı yaştan bağımsız.
Ruh hali değişimleri ve sancılar yaş ilerledikçe seyrekleşti.

Ayda yılda bir bel ağrısı çekerim ona ısı bandı iyi geliyor, bitkisel çay iyi geliyor. Yatıp dinlenmekten başka bir şey de iyi gelmiyor o süreçte açıkçası.
0
mutekebbir
(03.11.25)
yasinizi bilemiyorum ancak 35'ten itibaren filan biliyorsunuzdur belki perimenopoz dedigimiz surece giriyoruz, bu demek degil ki menopoz kapida, ancak bu yillar suren bir surec ve kadinlarin yasaminin buyuk kismi peri-menopoz-post doneminde geciyor. sizde de bu anlamda bir degisiklik olusmaya baslamis olabilir. bu nedenle oncelikle yasiniza bagli olarak kan degerlerinize ancak ozellikle bu sureci dikkate alan bir doktorla birlikte hormon degerlerinize baktirmanizi tavsiye ederim, bazen kucucuk bir hormon destegi vs epey ise yarayabiliyor. 30lu yaslarda insanlar bunu kisisel algilayip, ne menopozu triplerine girebiliyor ancak bu konuda ne kadar erken bilgilenirseniz o kadar iyi atlatirsiniz. forumlarda vs. cok guzel paylasimlar var. hatta bazen 'ya bu enteresan bir sey yeni cikti' dedigimiz bazi fiziksel/duygusal belirtiler aa perimenopozmus diyorsunuz. permenopoz/menopoz o hep duydugumuz sicak basmasi,gece terlemesinden filan cok daha kompleks ve uzun bir surec. yani benim anladigim sicak basmasina geldiginizde zaten is isten gecmis oluyor.
ozellikle pms oncesi yogun 'depresyon' icin, L-tryptophan ve 5-HTP gibi takviyeleri de doktorunuzla konusabilirsiniz. yine butuncul tip ve kadin sagligi calisan iyi doktorlar yumurta ve rahim sagliginizi destekleyecek cok guzel dogal takviyeler verebiliyorlar.

pms oncesi duygu durum degisikliginin epey yogun yasanmasi PMDD olarak geciyor literaturde, bana bu taniyi 20li yaslarimda filan doktorum soylemisti, acikcasi benim icin ise yarayan en kolay yontem, cok basit ama 'farkindalik'. yillardir bu sekilde epey yol kat ettim, 5-7gunden 1-2gune indi diyebilirim. felaket senaryolari ve inanilmaz depresif dusuncelerin girdabina girdigim anda iste farkli farkindalik teknikleri vs. kendime gore atlatiyorum, yani isin ozu benim icin farkindalikli yasamak ve meditatif yonunuzu gelistirip zihninizin sacmaliklarin sacmalik oldugunu o girdaba dustugunuz anda yakalamak ve buna kapilmamak. simdi diyebilirsiniz ki zaten kapilmamayi becersem pms olmaz, ama iste kendinizi egitmek mumkun. pratik yapa yapa gelisiyor. son olarak, eger bilginiz yoksa, hormon dongunuze gore beslenmeyi ogrenmenizi tavsiy ederim, her ay 4 farkli hormon dongumuz var, o da epey ise yariyor. mesela menstruasyon donemi ile luteal fazda ayni sekilde beslenmek de ayni sekilde spor yapmak da dogru degil, kucuk degisikliklerle kendinizi epey rahatlatabilirsiniz.
+3
kassiopeia
(03.11.25)
@kassiopeia,
Çok faydalı şeyler demişsiniz. Yaşım 31 ama erken menapoz konusuna ben de son günlerde aşinayım. Bu sebeple ilk doktor kontrolümde yumurta rezervlerime baktırmayı düşünüyorum. Bunun yanında bu depresif duygularla baş edebilmek için farkındalığı deneyeceğim muhakkak doktor gerekli görürse de dediğiniz takviyeleri yazdırmayı deneyeceğim.
0
🌸Amaranta ursula
(03.11.25)
(yanıtları okumadım) evet!!! ama anne olmama bağlıyorum ben bu durumu, beynimin kimyası değişti. 20lerimin başlangıcında ne oluyor, ne hissediyorum pek farkındalığım da yoktu kendime dair, şimdi hemen tanıyı koyabiliyorum. bunun da bi etkisi vardır mutlaka.
0
deartheodosia
(03.11.25)
ilk reglimi 14 yaşında oldum. o zamanlar ruhsal etkileri oluyor muydu hatırlamıyorum. zaten ergenliğin verdiği duygu değişiklikleriyle karışmış olabilir.

reglim ve ağları hafiflese de duygusal dalgalanmalar gitgide arttı sanırım. artık 29 yaşındayım.

2 güne regl olacağım ve bugün yine ağladım. bir de kolay sinirleniyorum. depresif düşünceler çabuk doluşuyor. tatlı yeme isteğim çok fazla.

gerçi psikolojim yıllardır çok bozuktu, bol travmalı bir hayatım oldu. bu yüzden çok da emin olmadan yazdım bunları. şimdi daha özgüvenliyim ve hayatım daha yolunda ama hala regl yüzünden ağlıyorum işte :D
0
art cat chocolate
(03.11.25)
kassiopeia+1

perimenopoz maalesef ülkemizde nerdeyse yok sayılan, doktorların dahi doğru düzgün izah etmediği bir süreç. detaylıca araştırmanızı öneririm. etrafımda kim varsa anlatmaya çalışıyorum okuyup, araştırıp, öğrendikçe ve anladım ki yaşadığımız beyin sisi, duygu durum değişiklikleri, migren artışı/perimenepoz dönemi baş ağrıları, reglin süre ve yoğunluğunun değişmesi, depresif ruh hali vb. her şey bu süreçle, hormonal değişikliklerle ilintili.

illa erken menopoz gibi düşünmeyin, okuduklarımdan anladığım menopoza kadar uzanan yaklaşık 10 yıllık bir süreçten bahsediliyor.

ben duruma nöroloğumun migren sıklık ve şiddettiniz çok arttı değil mi perimenopozda dediğinde, doktorla detaylı bir sohbet edince uyandım.

kassiopanın takviye önerilerine primrose oil içeren takviyeleri de ekleyebilirim, yaşam kalitem değişti. magnezyum zaten migrenden dolayı kullanıyordum, onu da araştırabilirsiniz.

çok güzel dayanışma grupları var facebook ve instagramda, ben yabancı olanları daha verimli buluyorum, türk olanlarında maalesef çoğunlukla her regli geciken ayyyy menopoz mu çığlıklarıyla mesaj atıyor.
+1
Phoebe
(03.11.25)
Benim en sancılı regl dönemlerim 10'lu yaşlardaydı. Pms hissetmiyorum sanırım ama Mittelschmerz sağ olsun son 2 senedir yumurtlama günümü biliyorum. Annem çok erken yaşta 41 yaşında menopoza girdi. Muhtemelen ben de o yaşlarda bu illetten kurtulacağım diye seviniyordum ama peri ve menopoz hakkında olduklarım beni daha da mutsuz yaptı. Sağlığımız, duygu durumumuz, mental yetilerimiz bile hormonlara bağlı. Şimdiden HRT falan araştırıyorum. Kadın vücudunda yaşamak çok zor. Kadınlığı terk edebilsek keşke.
0
gnosis
(03.11.25)
Yaşla birlikte çok daha iyi hissediyorum bu anlamda. Sadece birkaç gün önce ağlak oluyorum. Ama döngümü farkindalikli bir şekile yaşıyorum o hoşuma gidiyor. Ovulasyonda olduğumu fark ediyorum mesela, kendimi ve bedenimi hissediyorum.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(04.11.25)
(8)

ilk 1 saat-son 1 saat telefon kullanmamak

potsdamer
uyandıktan sonraki ilk 1 saat-uyumadan önceki son 1 saat telefon kullanmamaya karar verseniz zorlanır mısınız? bi süredir deniyorum bunu. uyandıktan sonra kolay ama gece uykuya geçme kısmı çok zor oluyor. neden bunu yapıyorsun derseniz son 1-2 yıldır gün içinde bir şeyleri hatırlamakta, dikkatimi
uyandıktan sonraki ilk 1 saat-uyumadan önceki son 1 saat telefon kullanmamaya karar verseniz zorlanır mısınız? bi süredir deniyorum bunu. uyandıktan sonra kolay ama gece uykuya geçme kısmı çok zor oluyor. neden bunu yapıyorsun derseniz son 1-2 yıldır gün içinde bir şeyleri hatırlamakta, dikkatimi toplamada ciddi zorlanıyordum. twitter'da duyunca denemek istedim ve galiba işe yarıyor.
+1
potsdamer
(31.10.25)
ikisine de yapamiyorum.

ama yatmadan once daha kolay yine de, bazen yapabiliyorum. ama o durumda da kitap okuyorum, ya da film dizi izlemis oluyorum. yoksa hicbir sey yapmadan imkansiz gibi.

sabahlari hic olmuyor. yataktan cikmak istemiyorum ama uyanmis oldugum icin sikiliyorum da, telefonu elime aliyorum oyle olunca.

bunun disindaki saatlerde de mumkun oldugunca kullanmamak lazim aslinda. her animiz internette gectiginden, hic dusunmeye, bilgileri islemeye vaktimiz olmuyor.
+1
lemmiwinks
(31.10.25)
sabah telefona bakmak beni ayiltiyor, hizlica kendime geliyorum. bazen mail cevapliyorum, bazen instagramda takiliyourm ama kesinlikle ayilma surem cok daha hizli. 30dk telefona bakmasam 30dk alarmi erteleyecegim cunku. ilk alarmla uyanir uyanmaz kalksam bu sefer aksi huysuz bi insan oluyorum bi sure.

aksam sabahki toplantim kactaymis diye bakiyorum, onun disinda pek bakmiyorum. is sonrasi aksam boyunca telefona epeyce bakiyorum ama, yatmadan once ozellikle 1 saat bakmasam bisey degismez.
+1
taurina
(31.10.25)
Yatmadan bir saat önce kısmını uyguluyorum. Uyuyamama sorunum için önerilmişti. Çok işe yarıyor.
0
Mirket
(31.10.25)
Sabahları telefonda oyalanacak vaktim yok, ama bildirimleri kontrol etmeden duramıyorum. Uyanır uyanmaz strese sokuyorum kendimi. Bir yerde okumuş veya izlemiştim. Uyanır uyanmaz bildirimlere bakınca başkasının hayatına uyanmış oluyorsunuz diyordu. Kesinlikle doğru.
Uyumadan önceki bir saati banyo ve cilt bakımına ayırdığım için telefonla bir işim olmuyor, ama şu bildirim kontrol etme takıntısından kurtulamıyorum. Beklediğim mühim bir şey olduğundan da değil. Sinir bozucu.
0
auroraaurora
(31.10.25)
Uyumadan once kitap okuyun ayrica rahatsiz edilmeme fonksiyonunu aksam 22 ya da 22.30a ayarlayin, istisna kurabiliyorsunuz zaten. Gercekten telefon da tum bildirimler de sacmalik esasinda, insanlik olarak bir delilik hali icinde yasadigimizi dusunuyorum bazen. Instagram'da, twitter'da sizin uyku duzeninizden ya da konsantrasyonunuzdan daha onemli ne olabilir allah askina, ama kafayi yedik iste resmen, sadece siz degil hepimiz yani
+1
kassiopeia
(31.10.25)
Uyanır uyanmaz saate ve WPa mesaj gelmiş mi diye mecbur bakıyorum önemli olabileceği için yoksa umrumda olmaz. Akşam eve geldikten sonra telefon rahatsız etme moduna geçiyor ve bir tek ailden gelen mesaj ve çağrılara açık oluyor. Belki sosyal medya hasaplarım olmadığından bilemiyorum hiç telefona bakma gereği hissetmiyorum.

Bıd bıd mesaj atan insanları da oldum olası sevmediğim için telofona sabaha kadar bakma ihtiyacı hissetmiyorum. Yani bence çok kolay ama... :) Kafam nefes alıyor sanki bu şekilde.
0
truf
(31.10.25)
Chatgbt en azından sabah uyanınca sadece bildirimlere bak diye yanıt vermişti .
0
dunyatuhaf
(31.10.25)
ikisini de yapmıyorum. herkes telefon bağımlısı değil.
0
koela
(01.11.25)
(11)

eşyalardan kurtulma sanatı

turk kizi
nasıl elden çıkarıyosunuz eşyalarınızı? bi tık daha ufak bi eve geçiyoruz ama beni zorluyor eşya azaltmak, hep ıvır zıvır tutasım geliyor, asla kullanmadığım piknik sepeti, içini dolduramadığım şaraplık, koyacak yerimin olmadığı bar falan. Bana bu süreçte bir şeyleri düşünmeden attıracak bi mindseti
nasıl elden çıkarıyosunuz eşyalarınızı? bi tık daha ufak bi eve geçiyoruz ama beni zorluyor eşya azaltmak, hep ıvır zıvır tutasım geliyor, asla kullanmadığım piknik sepeti, içini dolduramadığım şaraplık, koyacak yerimin olmadığı bar falan. Bana bu süreçte bir şeyleri düşünmeden attıracak bi mindsetin vahiy olarak inmesi lazım. Satacak vaktim yok, atınca çok acıyorum o eşyaya.
Satacak vaktim yok demişken mesela asla atmaya kıyamadığım the office ve dunder mifflin tabelaları var büyük baya. Onları satayım bugün yarın kadıköyden teslim alabilecek varsa. Çözelim benim şu hoarding problemimi.
+1
turk kizi
(27.10.25)
Eşya fazlalığı hayat kaliteni düşüren bir olay o eşyaya yılda 1 kez bile ihtiyacın olmuyor ama hergğn kaliteni düşürüyor bu şekilde düşün at biz attık çok rahat ettik.
+1
basond
(27.10.25)
konmari metodu diye aratıp güzel anlatılan birkaç videosunu izlerseniz bu konuda gerçekten çok fayda görürsünüz. pandemi zamanı uygulamıştım şimdi yeniden yapacağım ev taşacak noktaya geldi çünkü
0
ofelia
(27.10.25)
foto falan olsa buradan çıkar belki? Örneğin hiç aklımda yok ama arkadaşım piknik sepeti demişti bir ara şimdi görünce aklıma geldi.
+1
kisa
(27.10.25)
Ben piyasasi olan urunleri kullanmiyorsam satmayi deniyorum. Piyasasi olmayanlari vermek bitik fiyata satmaktansa daha iyi geliyor. Simdi bir cocuk bisikleti var neredeyse hic kullanilmamis, ve zamaninda cok sacma bir fiyata alinmis. Satsam 1/10 fiyatina zor gider. Vermek daha iyi.
0
mbond
(27.10.25)
Bizim arkadaş grubumuz gelmişti eve 6-7 kişi. Evdeki gereksiz her şeyi attılar.
Çöpe gidecek diye ayırdıklarına en son bir bakıp onay verdim. Ev hafifledi ama yine de çok eşya ile yaşamaya devam ettik.
0
michael_knight
(27.10.25)
Özellille kiyafette şoyle yapiyorum, "son 6 ay icinde bunu hic giydim mi" diye soruyorum. Sezona göre 1 yil olarak da guncelleyebiliriz. Cevabim hayirsa atiyorum o esyayi.

"En son ne zaman kullandim" sorusu islevsel oluyo. Yakin zamanda kullanmamissam demek ki ihtiyacim olan bir sey degil. Hatira olarak saklamak istediklerimi tutup digerlerini atiyorum
+2
abuzer
(27.10.25)
farkli teknikler var ancak oncelikle hayat kalitenizi azalttigini fark etmeniz lazim. surekli ivir zivirla ugrasmak, surekli bir seyleri yerlestirmek, yer bulmaya calismak, ne neredeydi vs. bunlar siz fark etmeseniz de beyninizi bosa yoruyor.
vaktiniz yok sanirim ama ilerisi icin her gun 1+1 sey atma teknigini deneyebilirsiniz, ilk gun 1, ikinci gun 2, ucuncu gun 3 otuzuncu gun 30 vs. diye gidiyor. Ay sonunda epey bir seyden kurtulmus oluyorsunuz. bir anda atmaktan daha iyi gelebilir.
eger kadinsaniz ve kardesiniz/arkadaslariniz varsa, bir gun rica edip tum gardrobu birlikte bosaltmak hem keyifli hem kolay. biz duzenli olarak bunu yapiyoruz mesela.
bir de su var, sizin hic kullanmadiginiz evde bosu bosuna tuttugunuz bir sey ya da giysi aslinda birinin ihtiyacini karsilayacak, bence bu cok guzel bir duygu, o nedenle durustlukle ise yaramayan her seyi bir araya getirip kadin siginma evlerine ya da ogrencilere bagislamak acayip bir duygusal tatmin de sagliyor.
son olarak sivri sinek onemli bir noktaya parmak basmis, ya almayi birakacaksiniz ya da aldiginiz her esyanin yerine bir sey atacaksiniz yoksa surdurulebilir olmaz.
+1
kassiopeia
(27.10.25)
biz kendi aramızda takas yapmaya gayret ediyoruz, wp grubuna foto atıyoruz şuna ihtiyacı olan var mı diye. olan varsa doğrudan o geliyor alıyor. ordan kimse çıkmazsa ofiste birbirimize soruyoruz. ordan da çıkmazsa eve temizliğe gelen ablaya veya apartman görevlisine soruyoruz. illa çıkıyor ihtiyacı olan biri.

eşya ile neden bu kadar bağ kurduğumun üstüne çok düşündüm ben, ordan çıkan sonuçlarla anladım ki mevzu orda eşya değil, o eşyanın bende neyi, hangi duyguyu, anıyı vb. ifade ettiği. bu yöntemle o kadar çok eşya çıkardım ki evden, inanamadım. bu fikri de bir deneyebilirsiniz.
+1
Phoebe
(27.10.25)
ev taşırken acelem vardı fazla eşyaları spotçuya yok pahasına vermiştim.
0
inheritance
(27.10.25)
benim için de sıkıntılı bir durum olduğundan yanıtları tek tek okudum . 4+2 dublex 250 m2 evden 100m2 eve geçtik ve ister istemez ilk taşınma telaşıyla sevdiğimiz kullandığımız eşyaları atmak vermek zorunda kaldık ama hala sıkış tepiş ev .
facebook atmaver grubundan çok eşya verdim .
keşke ekşi duyuru da fotoğraf ekleyerek birşeyleri gerçekten ihtiyacı olan birileri ile paylaşabilsek .
@kassiopeia her gun 1+1 sey atma teknigini deneyeceğim çok mantıklı güzel bir fikir .
0
devilone
(27.10.25)
ben de eşya tutmayı seven biriyim. ama bazen fenalık basıyor ve ıvır zıvır ne varsa toplayıp çöpe atıyorum.
0
art cat chocolate
(28.10.25)
(14)

Saç boyatmak ya da boyatmamak?

gnosis
Ailedeki ölümler, hastalık, iş stresi derken saçlarımda beyazlar çoğaldı. Boyatma konusunda kararsızım. Çünkü sürekli boya ile uğraşmak, dip geldi diye kuaföre koşmak istemiyorum. Siz saçınızı boyuyor musunuz yoksa koyverdiniz mi? Saçını boyatmayan insanlara karşı olgun, pasaklı, yaşlı,... gibi olum
Ailedeki ölümler, hastalık, iş stresi derken saçlarımda beyazlar çoğaldı. Boyatma konusunda kararsızım. Çünkü sürekli boya ile uğraşmak, dip geldi diye kuaföre koşmak istemiyorum. Siz saçınızı boyuyor musunuz yoksa koyverdiniz mi? Saçını boyatmayan insanlara karşı olgun, pasaklı, yaşlı,... gibi olumlu ya da olumsuz önyargılarınız var mı?
Özellikle kadınlardan cevap gelirse sevinirim.
0
gnosis
(26.10.25)
Kendi saç rengime yakın bir renge, kendim boyuyorum.
Boyamayanların bakımsız, yaşlı vs. olduğunu düşünmüyorum tabii ki. Önemli olan sizin nasıl hissettiğiniz.
+1
auroraaurora
(26.10.25)
Bi akrabamız boyamadı. Kadın ak saçlı oldu hatta kar beyazı. Yok dedi alışacağım buna. 6 ay geçmeden hafif kızıllaşma ve sararma oldu doğal şekilde. Süper bi görüntü oluştu. Kadına hangi kuaföre gittiğini falan soruyolar.
İşin özeti. Deneyin boyamayın. Harika oluyor saç doğal bırakınca..
0
luluki
(26.10.25)
Ben kendi adıma doğallıktan yanaydim ama zaman zaman saçlarimi bskimsiz hissediyorum veya mesela çok genç yaştan itibaren tam ön alın bölgemde yoğun beyazlar var onlar da saçımı renk bakımından karmaşık gösteriyor bu yüzden kendimi iyi hissetmek adına boyuyorum. Bazen iki ayda bir bazen dört beş ayda bir biraz moduma göre değişiyor. Bir de saçim kuru ve kabarık olduğu için yumuşaklastiriyor gibi geliyor. Ama boyatmayan insanlari yadirgamam. Mesela ben evde kendi çapimda boyuyorum belki kuaförde boyatanlar da evde boyatmaya ön yargilidir ama ben hem usenirim hem de maddi boyutu karşılamak zor.
0
egerbiryolcu
(26.10.25)
Bir erkek olarak diyorum ki, bazısına yakışıyor saçı boyatmamak. Hele özgüvenli bir yapısı varsa daha da fazla yakışıyor. Bence bir süre böyle deneyin, içinize sinmezse kökü sizde, istediğiniz zaman boyatırsınız.
+1
10551037
(26.10.25)
39 yaşında kadınım. Saçlarım bembeyaz, boyatmıyorum.
+1
suicides underground
(26.10.25)
Saçlarımda beyaz yok ama beyaz/ kır saçlı insanlara çok imreniyorum. Beyazlarım olsaydı boyatmayı hiç düşünmezdim. Çok hoş/cool duruyor. Keşke benim de olsa diyorum bazen:D
0
Amaranta ursula
(26.10.25)
boya boyamaya mecbur kalacaksın cunku
-2
Başka
(26.10.25)
ölene kadar kafada saç olduğu sürece boyayacağım. kimsenin ne düşündüğü de umrumda değil eğer ben aynaya bakınca bembeyaz kafadan memnun değilsem. sen de memnun değilsen boya kimin ne düşündüğünü boşver
0
deranzo1
(26.10.25)
@kullanicadi şu halde (temsili resim): imgur.com
Röfle aklıma gelmemişti. Saçımı döküldüğü için kestirdim, çok kısa şu an. Röfle için biraz uzatmam lazım sanırım.
Yaş: 29.
0
🌸gnosis
(26.10.25)
@kullanicadi Böyle bir ürün mü varmış?! Saçım biraz uzayana kadar bununla idare edeceğim. Çok teşekkürler^^
0
🌸gnosis
(26.10.25)
ben boyatıyorum saçımı. 34 yaşındayım ama erken beyazladı saçlarım. önceden evde eşime boyatıyordum koyu bir renge. sonra kuaförde ışıltı gibi bi şeyler yaptırdım. şimdi 1,5 ayda bir dip boyaya gitmem gerekiyor. ama boyamadığım hali aşırı bakımsız duruyordu ve yaşlı gösteriyor beni bence. herkes için aynı şey geçerli değil tabi ama genelde böyle duruyor maalesef :(

ama dediğin gibi boyaya bir kere bulaşırsan kurtulması biraz zor. benim beyazlarım yoğun olmasa bulaşmazdım.

bir de beyaz saçın yapısı kalın oluyor. boya onu da kırıyor biraz, saçı yatıştırıyor.
0
elorelia
(27.10.25)
Saçtaki beyazlar tek başına yaşlı, pasaklı vs göstermiyor. Geri kalan her şeyle beraber (saçınızın tipi, bakımlı olup olmadığı, kesimi, ayrıca cilt, giyim tarzı, makyaj -yapıp yapmamanız, yapıyorsanız tarzı) yakışıyor ya da yakışmıyor. Gerçekten önemli olan sizin nasıl hissettiğiniz :)

Saçım şu: imgur.com
40 yaşımı geçtim, saçımı 10+ yıldır boyamıyorum, beyazlarım kafamın tepesinde ve ön sağ tarafta (bu fotoğrafta saçımı diğer taraftan ayırdığım için gözükmüyor) yoğunlaşıyor. Eskiden dalgaların arasında göze batmıyordu, hatta yakından görüp fark eden arkadaşlarım çok şaşırıyordu "oha senin beyazların varmış ya?" diye. Artık daha belirgin, pek saklanmıyor ama bu halini seviyorum.
"umrumda degil millet sever mi sevmez mi sacta beyazi, hem de ona ayiracak ne zamanim var ne hevesim ne de istegim. dogal kalan saci daha cok seviyorum." +1
+2
kobuzchu kiz
(27.10.25)
@kobuzchu kiz Saçlarınız çok sağlıklı görünüyor ve beyazlar hiç göze batmıyor. Yanlış anlamayın ama güzel yaşlanmak bu oluyor herhalde. Benim saç rengimin tonu daha koyu (5 ya da 6 numara) ve pırasa saçlıyım. Birkaç tane beyaz tel bile "Ben buradayım!" diyor. 10 yıl sonra keşke sizin saçlarınız gibi olsa benimkiler de.(╥﹏╥)
0
🌸gnosis
(27.10.25)
eger sacinizda yasliliktan dokulme ve tepede acilma vs. yoksa (mesela annem 80 yasinda ve epey azaldi saci) %90 harika gozuktugunu dusunuyorum. belki tarza da bagli biraz ama yine de hic boyle 'genc' yasta beyazlari boyatmayi birakmis ve kotu gozuken gormedim. bence kendiniz ve saciniz bakimli olduktan sonra oyle beyaz sac kendi basina kimseyi bakimsiz falan da gostermiyor. ailemde 'genc' yasta boyatmayi birakan ve yari beyaz yari siyah kullanan var, dedigim gibi ben cok begeniyorum. yasli gosterdigine de katilmiyorum. kadin kisisi.
0
kassiopeia
(27.10.25)
(13)

Aşırı Değer Verme

cemallamec
Sevgili Güzin Ablalarım,Hayatımdaki yakın insanlara aşırı değer veriyorum ve bir müddet sonra fark ediyorum ki “ben onlar için hiçbir şeyim”. Hayatlarında en ufak şeyde kolayca silinecek biriymişim. El üstünde tuttuğum her insandan bunu gördüm. İnsanlara pek fazla değer vermemek lazım denecek ama bu
Sevgili Güzin Ablalarım,

Hayatımdaki yakın insanlara aşırı değer veriyorum ve bir müddet sonra fark ediyorum ki “ben onlar için hiçbir şeyim”. Hayatlarında en ufak şeyde kolayca silinecek biriymişim. El üstünde tuttuğum her insandan bunu gördüm. İnsanlara pek fazla değer vermemek lazım denecek ama bunu törpüleyemiyorum. Onlar benim için kıymetli ve onları seviyor iken ben onlar için anlamsızmışım ki bunu sonra fark ediyorum. Fark edince de uzaklaşıyorum ve karşı tarafın da hiç umurunda olmuyor. Ben ise her daim o kişileri özlüyorum ya da anıyorum ya da neden böyle davrandılar diye üzülüyorum ya da bana verdikleri değeri anlayıp kahroluyorum.

Herkesin en zor gününde de en güzel gününde de yanında olurken bir kere zor günümde yanımda olmadılar. Muhabbet etmediğim mesafe koyduğum insanın yaşadığı kötü bir olayda hemen ona ulaşırım ya da mutlu bir şey yaşamışsa tebrik ederim.

Kendimi durdurmaya çalışsam da benim onlara verdiğim değeri azaltamıyorum. Herkese değer verirken ben herkes için bir kullan-at aparatı gibiyim.

Arayıp sormasam aramayacaklar. Sizce ben mal mıyım allah aşkına dürüst olun? Beni siklemeyen insanları neden hala anıyorum, kendi zihnimden çıkaramıyorum?
0
cemallamec
(22.10.25)
Kendinden fazla feragat ettiğin her ilişkide ilk gözden çıkarılan sen olursun. Fazla fedakarlık fazla vefasızlık getirir demişler. Her şeyi dozunda ayarlaman gerekir. Başına gelenlerden ders çıkartmadıkça maalesef ki üzülen taraf olmaya devam edeceksin. Arkadaşlarının seni kullandığını düşünüyorsan iletişimi kes yeni çevre edin en basit yöntem bu.
+1
mermaidd
(22.10.25)
Iletişimi tamamen keserdim ben. Ilişkiler karşılıklı. Kendine dönmek kendine dışardan bakmak ve kendini geliştirmek en iyisi bu durumda
0
pembediken
(22.10.25)
Ben ne zaman bunu yazdım diye düşündüm okurken. Kendimi gördüm. Bende şöyle oldu alttan alan, fedakarlık yapan, jestlerde bulunan ilgi gösteren biriydim ortamlarda. Ama zamanla değer verilmediğini, insanların ortada hiçbir sebep yokken veya en ufak bir konuda çok kaba şekilde silebildiklerini, zor zamanimda yanımda olmamaktan cekinmediklerini üstüne bir de bunun sitemini edince suçlandığımi görünce artık patlama noktasına geldim nihayetinde biz de insanız. Maalesef belki de bu tecrübeler bize doğru hayat tecrübesi edindiriyor.

Şimdi ise yine hayatımdaki insanlara çok değer veriyorum. Kullanıldığımi hissettiğimde mesafe koyabiliyor veya arkadasligimi kesiyorum. Eskiden olsaydı belki yıllarca alttan alır görmezden gelir yok ya ben yanlış anladım diye diye toksik ilişkileri barindirirdim köşede.

Bence biraz mesafe koymak, her mutlu veya dertli zamanlarimizi paylaşmamak, gizemli olmak, sürekli plan yapan taraf olmamak, sürekli sürpriz yapan taraf olmamak, belirli bir arkadaş veya arkadaş çevresine takılı kalmamak gerekebiliyo sanırım. En iyi insan dediğimiz kişiler bile değişen koşullarda size karşı da degisebiliyorlar. Bu yüzden hayal kırıklığı yaşamamak adına belki de böyle olunmalı.
+1
egerbiryolcu
(22.10.25)
demek ki yanlış insanlara değer veriyorsunuz. bu bir yana.

"arayıp sormasam aramayacaklar." dediğiniz kişileri seviyor, onlarla konuşmak istiyor ya da birlikte vakit geçirmekten keyif alıyorsanız niye onlardan girişim gelmesini bekliyorsunuz ki? siz arayın, siz mesaj atın bu kadar basit. sonuçta kendi mutluluğunuz için yaptığınız bir hareket. niye "hep ben arıyorum" diye hayıflanıyorsunuz ki?
0
tnz
(23.10.25)
@tnz, iyi misin arkadaşım sen? Yazılanları bu kadar yanlış yorumlamak nedir böyle
+1
🌸cemallamec
(23.10.25)
Gecen bir sey dinlemistim o kadar mantikli ve hosuma gitti ki. Mesela bi elma alacaksin gidiyorsun elmaciya diyosun ki bana bi elma ver, parayi veriyorsun ama sana elmayi vermiyor. Sen bekliyorsun ama vermiyor sonra ertesi gun diyorsun ki daha cok para vereyim belki dunku para az geldi yine gidip daha cok para veriyorsun ama yine elma yok. O elmaciya normalde olsa tekrar gider misin? Hatta ilk gittiginden sonra gitmezsin muhtemelen cunku para verdin elma alamadin, parani geri de vermedi. Sevgi de boyle iste alma verme dengesi olmadan surekli vermemek lazim. Ben de boyleydim birine cok deger veriyordum yani kendi ustume psikiyatri ilaci bile yazdirdim onun parasi yok diye, alip ona vermistim icsin iyi hissetsin kendini diye. Parami da, yemegimi de paylastim. Hep maddi, manevi sıkıntıları vardı 5 dk güldürmek icin 2 metro degistiriyordum is arasinda yaninda olmak icin. Sonra bi gun benim bi derdim oldu bana amaan benim de derdim basimdan askin dedi o gun vazgectim hala gorustugum bi insan ama artik caba sarfetmiyorum denk gelirse gorusup sohbet ediyorum. Etrafimda bana faydasi olmayan kimseyi birakmadim bu fayda maddi bir fayda degil kesinlikle annem babamdan baska kimseden cok sıkışsam da maddi destek istemem. Bir insani ben seviyorsam ve deger verip iyi ve kötü gününde yaninda oluyorsam ama o hic olmuyorsa aninda cikartiyorum hayatimdan. Ben kimsenin fanı değilim. Deger verir karsiligini alirsam iliskim devam eder yoksa kimseyi cekemem ve kimse icin güzel canimi üzemem. Ben bir taneyim, bi daha bu dunyaya gelmicem olabilecek en yuksek seviyede kendi mutlulugumu dusunmeliyim. Beni seven ve onemseyen insanlarla etrafimi doldurmaliyim.
0
matilda
(23.10.25)
Benim gibi kazık yersen öğrenirsin
-2
Kahvedesu
(23.10.25)
sevgi eksikliği hissediyorsun, seni sevsinler istiyorsun. ama bu kendi kendine olacak şey değil. bu eksikliği insanları daha çok sevmeye çalışarak kapatma. akışına bırak.
+1
koela
(23.10.25)
sevgi, ilgi, onay ve anlaşılabilme ihtiyacımız var hepimizin. bazen bunlara ulaşabilmek için insanları farkında olarak veya olmadan duygusal olarak borçlandırmaya çalışıyoruz aşırı vericilikle. yaparken de böyle yaptığımızın, verciliğimizin sınırları aştığının farkında oluyoruz ama durmuyoruz çünkü muhtemelen bir şekilde bu iletişim şekline maruz kalmışız ve bizde içselleştirmiş olabiliyoruz.

alma-verme dengesini gözetemediğimiz yerlerde en kolay yol olan ve kontrol alanımızda olmayan karşı tarafı suçlamak yerine kontrol alanımızda olan kendimizde aksayan noktayı bulmak ilerleyen dönemlerde aynı deneyimleri yaşamamanın en temel anahtarı bence. özdeğer, kusurluluk/değersizlik şeması, people pleaser vb. konuları araştırmak gelecekte bu örüntüden çıkabilmeniz için faydalı olabilir.
+2
Phoebe
(23.10.25)
ben de arkadaşlık konusunda böyleyim. bütün duygularımı arkadaşıma yoğunlaştırıyorum, ona karşı çok açığım ve arka planda başka bir ajandam olmaz, şeffafım. ama yine en son bir arkadaşımda daha hayal kırıklığına uğradım. kendimi biraz daha geri çekeceğim ona karşı.

esasında evli olduğum için eşim en yakın arkadaşım, sosyalleşme ihtiyacımı hep onunla gideriyorum ama kız kıza arkadaşlığı da özlüyorum yalan değil
0
Hallegadola
(23.10.25)
Self-serving bias
+1
mikahakkinen
(23.10.25)
insanlara sandiginiz kadar karsiliksiz asiri deger verdiginizi sanmiyorum, muhtemelen cok icten ve temelden gelen sevgisizlik ve degersizlik ihtiyacinizi tamamen disariya delege etmis ve disardan karsilamaya calisiyorsunuz ve bu inanciniz o kadar derin ve yerlesmis ki bilincdisi bu inancinizi onaylayan (yani sizi degersiz ve sevilmeye layik hissettirmeyen) iliskiler kuruyor bu insanlari hayatinizda tutuyorsunuz. o zaman iste dipsiz kuyu gibi oluyoruz. bir turlu yetmiyor. insanlar bunu kendileri bile fark etmeden hissediyorlar ve uzaklasiyorlar, ya da kendi kendini gerceklestiren kehanet dedigimiz, surekli degersiz oldugumuzu onaylayan insanlarla bir araya gelip iliski kurmaya calisiyoruz ve tum yasamimiz temel inancimizi dogrulamakla geciyor. ingilizce biliyorsaniz confirmation bias, shadow work vs. olarak bakabilirsiniz.
+1
kassiopeia
(23.10.25)
Arkadaşlar, beni ne tanırsınız ne bir şey. Maşallah psikolojik teşhisleri koymuşsunuz. Kesinmiş gibi konuşmuş, üstüne çocukluğuma bile inmişsiniz.

Ben insanlarla çok çabuk kaynaşan biriyim. 1.200 km öteye hiçbilmediğim bir yere tek başıma taşındım ve burada insanlarla kolayca arkadaş oldum, dost oldum. İnsanlar aile ailem geldiğinde bile ailemi yemeğe davet ederler. Ama siz maşallah nerelere çekmişsiniz. Kendimden şüphe etmeye başladım. Olay çok farklı yöne evrilmiş. İnsanlara değer veren kişi psikolojik sorunluymuş ya da travamaları varmış gibi algılıyorum artık :) İnsanlara değer vermek, bence o insanı cepte görmek oluyor ve sonra o insan değersizleşiyor. Arkadaşımın babası vefat ettiğinde iki uçak değiştirip taziyeye gittim ama bunun çocukluğumdan kalan travmalardan ya da bilmem ne eksikliğinden ötürü olduğunu söylüyorsunuz şimdi. Ablam vefat ettiğinde ise aramayı bırakın mesaj bile yazmadı. Şimdi bende bir şeyler eksik olduğu için ona değer vermişmişim de bilmem ne…
+1
🌸cemallamec
(23.10.25)
(10)

seattle vs new york

antikadimag
seattle'da malum buyuk tech firmalarindan birinde calisiyorum 3 yildir. yas 33. simdi yeni calisma vizesine gectim ve green card basvurumu yapacak sirket. ancak eskiden 1-2 senede alinan yesil kart, artik 4-5 sene suruyor. ve bu surede yer degisikligi yapilamiyor. o nedenle surece nerede baslarsam e
seattle'da malum buyuk tech firmalarindan birinde calisiyorum 3 yildir. yas 33. simdi yeni calisma vizesine gectim ve green card basvurumu yapacak sirket. ancak eskiden 1-2 senede alinan yesil kart, artik 4-5 sene suruyor. ve bu surede yer degisikligi yapilamiyor. o nedenle surece nerede baslarsam en az 3 sene sabit kalmam gerekecek.

simdi bu sureci baslatmadan once new york ofisine transfer ihtimalim ortaya cikti. pozisyon degismiyor, maas da vergilerden sonra falan kafa kafaya geliyor. ama cok kararsiz kaldim. cunku yasam tarzi olarak cok cok farkli sehirler.

seattle: havasi cok kapali, avrupa gibi. yazin 2-3 ay disinda iklimini pek sevmiyorum. ic karartici. ama burada bir arkadas cevrem ve duzenim olustu. hatta new york'taki yakin arkadasim da buraya tasindi. burada vakit gecirmeyi sevdigim insanlar var yani.

sehirde kulturel olarak pek bir sey yok, ama dogasi harika. cevrede cok guzel goller, daglar falan var. yelkene basladim arada gidip aciliyor, ruzgari saclarimda hissediyorum falan. new york'ta bunlar olmayacak.

new york: burada kimsem yok arkadasimin seattle'a tasinmasiyla. ama new york'ta yasamak dusuncesi cok cazip geliyor. bu noktada bunu denemezsem daha sonra hic firsat olmayabilir gibi hissediyorum. sonucta dunyanin merkezinden bahsediyoruz. ama bir yandan daha cok kira odeyip daha kotu bir eve gececegim, arabami satip metrolarda surunecegim. yani yasam kalitem net sekilde dusecek. ama new york iste.

bir yandan da takimimi degistirmeyi cok istiyorum. soyle yeni bir baslangic yapasim var ve new york buna iyi bir bahane olur gibi. cunku yakin zamanda cok zor sureclerden gectim ve bir desarj olamadim.

velhasil cok arada kaldim. aslinda seattle'dan ayrilmak istiyordum ama is ciddiye binince hem arkadaslardan ayrilmak, hem de kurulu duzeni birakip tekrar bir maceraya atilmak biraz caydirici geldi. bu sehirlerde yasamis olanlarin tavsiyelerini beklerim.
0
antikadimag
(21.10.25)
Haydaaa. Bu şehirde yaşamış olanlardan fikir istediğini niye en sona yazdın. Hepsini okudum. New York'a taşın.
-2
arbre
(21.10.25)
sakinlik seviyorsan olduğun yerde kal bence.
0
jelly bear
(21.10.25)
Olduğun yerden mutluysan ben New York'a taşınmak için bir gerekçe görmüyorum. Büyük şehrin cazibesi ayrı tabii ama hayat kaliten düşecekse o cazibeyi pek de yaşayamayacaksın. Bir de davulun sesi uzaktan hoş gelir misali o şehir şimdi cazip gibi görünüyor ama yaşamaya başladığında şehrin problemleriyle yüzleşiyorsun. Kısa süreli kalanların asla göremeyeceği şeyler üstüne üstüne gelmeye başlıyor.

New York'a yine bir gün taşınırsın belki ama 3 yıl hareket etmeme mevzusu yüzünden ben olası bir mutsuzluk içinde 3 yıl tıkılı kalmak senaryosu nedeniyle risk almamaktan yanayım. Mevcut hayatında sıkılmış, mutsuz olsan anlarım ama iyi bir çevren de varken bence gereksiz bir macera NYC.

Bir de Seattle da güzel bir şehir. Hani çok alakasız ufak bir şehirde olsa yine neyse de, bu şartlarda mecburi 3 yıl için ben kalmayı seçerdim.
+1
himmet dayi
(21.10.25)
seattle’da devam. nyc gezmek için gidip dönersin sık sık.
0
deartheodosia
(21.10.25)
new york gezmek için güzel, yaşamak için değil +1

dezavantajlari:
- kalabalik, bakimsiz, pis
- kiralar ve yasam maliyeti yuksek (ve daireler daha kucuk oluyor genelde)
- gelir + sehir vergisi yuksek
- gurultu, trafik, stres
- eski, bakimsiz metro sistemi
- suc orani
- ve soguk yine

yani new york'un tek avantaji sosyal yasam, sehir etkinklikleri/aktiviteleri ve eglence ama ne sevdigine de bagli. dogu'daki sehirleri de daha rahat gezersin. new york'un daha dis kisimlarinda, daha nezih bir semtte yasamayi da dusunebilirsin.

sonucta is sende bitiyor. hayata bir kere geliyoruz. once new york'u bikac kere ziyaret edip ona gore de karar verebilirsin.

not: seattle'in ve genel olarak kaliforniya'nin da bir dezavantaji deprem riski olmasi. ama binalar dayanikli yapiliyor genelde. new york'ta deprem ve fekalet riski pek yok. kar daha cok yagiyor ve kar firtinasi olasiligi daha yuksek. kasirga nadir oluyor. 2012'de sandy kasirgasi etkilemisti baya.
+1
ermanen
(21.10.25)
"dogasi harika. cevrede cok guzel goller, daglar falan var. yelkene basladim arada gidip aciliyor, ruzgari saclarimda hissediyorum falan. new york'ta bunlar olmayacak." sadece bunun icin bile seattle diyorum ben de. kaldi ki arkadas cevreniz varmis bir sekilde, bu zaten ozellikle belli bir yastan sonra tasinan gocmenlerin en ciddi sorunu. zaten arabanizi satacaksaniz bence new york eyaletinin en keyifli yerlerine pek de gidemeyeceksiniz demektir. en kotu hava bile keyifli insanlarla cekiliyor. kaldi ki new york'ta guzel havanin tadini gokdelenlerin ortasinda cikartmayacaksiniz zaten, acik keyifli bir yere gitmek isteyeceksiniz, arabasiz zorlayacak falan filan. bana mantiksiz geldi. kendinize bir soz verip mesela 2 ayda bir new york'a gidip gezmeyi deneyebilirsiniz ya da sirket izin verirse 2-3 ayda bir 1-2 hafta oradan calisir yine deneyimlersiniz ancak 33'ten sonra yasamdan alinan keyifin anlami ve icerigi degisiyor, new york'ta paraniz ve zamaniniz yoksa bu anlamda keyif alamazsiniz diye dusunuyorum.
0
kassiopeia
(21.10.25)
yani yanlis anlama da eksi duyuru'daki personandan aldigim izlenimi bazinda bence new york'un "dunyanin merkezi" olmasindan vs ekstra randiman alacak biri degilsin. bu kotu bir sey de degil. new york'un teorik "firsatlar cenneti" statusu cok spesifik bir insan turune hitap ediyor. bir de sifirdan seattle'daki gibi bir network olusturman seneler alabilir, belki hic olmayabilir. arti, seattle da gelismis ve progresif bir yer; new york'a oklahoma city'den memphis'ten falan tasinmiyorsun.

sonuc olarak seattle'da kal diyorum, ozellikle "arabami satip metrolarda surunecegim. yani yasam kalitem net sekilde dusecek" diyen biri icin. senin yasam kalitesi taniminla new york'un sundugu yasam kalitesi farkli seyler.
0
hot potato
(21.10.25)
yani sanirim genelde seattle'da kal denmis ama seattle'dan sikildim artik yeni bir sey bulamiyorum. yeni bir restoran deneyeyim diyorum yok, yeni bir etkinlik olsun diyorum yok. tek cazibesi arkadas cevrem. o guzel dogasini da kisin pek goremiyoruz. uzun vadeli seattle'da yasamayi pek istemiyorum acikcasi.

new york ciddi bir yasam tecrubesi saglayacak. yeni seyler gorup, yeni seyler deneyimleyecegim. bu biraz cazip geliyor. yani seattle'da kalirsam hayatim iyice monotonlasacak gibi. new york son bir heyecan olabilir 40'larda settle down olmadan once.

neyse bakacagiz artik bilemedim.
0
🌸antikadimag
(21.10.25)
iki sehire de cokca gittim, atlantik kiyisi le$ bence tek avantaji tr'ye yakin olmasi.
pasifik candir..
0
cooperr
(21.10.25)
8 yildir Amerikadayim ve ilk istanbul dan Houstona tasindik ve 4 yıl sonra kosa kosa New Yorka kaçtık. 4 yıl oldu New Yorktayiz ( daha dogrusu NJ de oturuyoruz ama NY 20 dk buradan )

eger hareketli yasam seviyorsaniz kesinlikle NY derim, yazin cidden parklar sokaklar mekanlar cok cok guzel oluyor. inanılmaz turk var zaten, arkadaşsız kalırım diye düşünmeyin. yüzlerce aktivite bar restoran etkinlik var, sehir zaten cok guzel, insanlar sıcak kanlı.

ama sehir hayati sevmem, ben sakinlik severim diyorsan hic yanaşma derim,
0
oscar
(21.10.25)
(3)

Mocado ya da mokada diye bir şey

muhayyer divan
Selam, çok cici günaydınlar diliyorum Başlıkta yazdığım kelimeleri gogılda aradım bulamadım. 60 yaşında azgın teke olduğuna inandığım bir vatandaş dün bütün günün koşturmacasının yorgunluğunu atmak için bu şeyi kullandığını söyledi. "Mocado diye bir toz var ondan kullanıyorum dinlendiriyor""Mokada G
Selam, çok cici günaydınlar diliyorum

Başlıkta yazdığım kelimeleri gogılda aradım bulamadım. 60 yaşında azgın teke olduğuna inandığım bir vatandaş dün bütün günün koşturmacasının yorgunluğunu atmak için bu şeyi kullandığını söyledi.

"Mocado diye bir toz var ondan kullanıyorum dinlendiriyor"
"Mokada Güney Amerika"

Şeklinde 2 mesajı var. Ne bu dedim araştır dedi 🫠

Toz deyince sinirim bozuldu, bu herif saçma salak bişey mi içiyor napıyor, aradım sadece Maca diye bişey buldum, ne olduğunu anlamadım, hani bir de matcha çayı mı ne var aynı şey mi bilemedim.

Bilen var mı? Konu önemli.
0
muhayyer divan
(21.10.25)
mate çayı olabilir mi?

en.wikipedia.org(drink)
0
elektr10
(21.10.25)
Bahsettiği şey büyük ihtimalle “maca” (okunuşu maka). Güney Amerika, özellikle Peru kökenli bir kök bitkisi bu. Toz halinde satılıyor. “Doğal enerji ve libido artırıcı” diye pazarlanıyor.

Matcha ise tamamen başka bir şey. yeşil çay tozu. Japonya kökenli, kafein içerir, maca ile alakası yok.
+3
summerjam0306
(21.10.25)
dedigi sey maca ama neden oyle yazmis anlamadim. kadinlarda dogurganligi da destekler. Peru'da bize erkek ve kadin icin iki farkli turunun oldugunu soylemislerdi ve o sekilde satiliyordu. smoothielere filan koyabilirsiniz. toz halinde.
+1
kassiopeia
(21.10.25)
(2)

Belgrad Noel Marketi

daddy
Selamlar, 5 aralık gibi orada olmayı planlıyoruz. O tarihte market açık olur mu sizce? İnternetteki veriler karışık, o sebeple bilen birilerine danışmak istedim.
Selamlar, 5 aralık gibi orada olmayı planlıyoruz. O tarihte market açık olur mu sizce? İnternetteki veriler karışık, o sebeple bilen birilerine danışmak istedim.
+2
daddy
(20.10.25)
açık olur
+1
nahtoderfahrung
(20.10.25)
Belgrad"da oyle almanya, avusturya'daki gibi bir noel pazari olayi yok, sehir merkezinde kucuk bir kosede kurulan bufeler var. Tek bir yerde ve istiklal'deki bufelerden hallice 5-6 bufe var. Hicbir olayi yok, istediginiz noel pazari gezmekse paraniza yazik olur.
+1
kassiopeia
(21.10.25)
(5)

derin dondurucudan anlayanlar

messina123
şu ürün nasıl sizce? annemlere alacam. küçük mü büyük mü kaliteli mi dandik mi hiçbir fikrim yok.https://www.hepsiburada.com/dijitsu-dsd100-100-lt-sandik-tipi-derin-dondurucu-f-enerji-sinifi-genis-ic-hacim-ve-pratik-kullanim-pm-HBC0000450IGJ
şu ürün nasıl sizce? annemlere alacam. küçük mü büyük mü kaliteli mi dandik mi hiçbir fikrim yok.

www.hepsiburada.com
0
messina123
(20.10.25)
Ürün kalitelerini bilmiyorum, anlamıyorum da ama bizde vardı bundan kullanması zor. Hele de en altta unutulan ürünler senelerce kalıyor, görünmediği için. Raflı dikey modellere baksan biraz daha kolay oluyor.
0
etna
(20.10.25)
anne babaniza alacaginiz icin bence kullanimi zor, egilmeleri filan bizimkilerin en azindan ciddi problem, cekmeceli modeller daha iyi olacaktir.
0
kassiopeia
(20.10.25)
raflı olanlardan al bence. buzdolabı gibi olanlardan.
0
jelly bear
(20.10.25)
Derin dondurucuda tek marka var o da Uğur. Coca colasındab tut pepsisine tüm beyaz eşya markaları uğurdan alır her şeyi.
0
mikahakkinen
(20.10.25)
No frost yerine statik soğutmalı bir model alırsanız, 6 ayda bir komple buzluğu boşaltıp çözdürme işlemi yapmanız gerekir. Bütçe dahilinde ise no frost olanlara bakın derim.
0
physcos physcos
(20.10.25)
(4)

Kendi markam icin isim bulmak

mirafiori
Cok zor bir surec degil mi? Tasarim studyosu olacak. Mayis'tan beri falan dusunuyorum arkaplanda, ama artik yayinlama zamanim yaklasiyor. Bir isimde karar kilmistim, babamin firmasiyla ayni isim aslinda, sektor benzer sayilir ama ulke ve hizmet farkli olacak, latin kokenli kelime oldugu icin uluslar
Cok zor bir surec degil mi? Tasarim studyosu olacak. Mayis'tan beri falan dusunuyorum arkaplanda, ama artik yayinlama zamanim yaklasiyor. Bir isimde karar kilmistim, babamin firmasiyla ayni isim aslinda, sektor benzer sayilir ama ulke ve hizmet farkli olacak, latin kokenli kelime oldugu icin uluslarasi soylenebilirligi var. (Gerekmedigi durumda orayla baglantili bir firma olmayacak)

Hem sevdigim isim olmasiyla hem de ismin bir kasesi olmasiyla etkili olabilecegini dusunmustum, sayfami falan actim. Ama su an finalize etme asamasindayken yine supheye dustum, acaba kendimi daha cok temsil eden yeni bir isim mi bulmaliyim diye.

Saatlerce beyin firtinasi yaptim ama heh budur ya diye ikna olamiyorum, sectigim ismin uzun yillar kalacagini dusundugum icin karar vermek zor geliyor.

Aslinda sadece bir firmaya isim veriyor gibi dusunmuyorum, kendi kimligimin uzantisi olacagi icin de zorlaniyorum, misal birisiyle tanistigimda 'Merhaba ben Toyota Okan' demek gibi

Insanlar nasil hallediyor bunu? Farkli kagitlara 10 tane isim yazip rasgele secip ikna mi olmam lazim?
0
mirafiori
(20.10.25)
Ben de bir işletme hayalim için aynı şekilde isim düşünüyordum, telefonumda bir tane not vardı içinde 20 küsür isim vardı madde madde. Güzel bir şey gördükçe yazıyordum. 2 hafta önce bir eğitim aldım, eğitim tam da markalaşma süreciyle ilgiliydi. Bana bir isim bul ve ilerle dediler. İsim önerilerim zaten var dedim. İstersen geçici bir şey koy ona göre logo vs çalışalım dediler. Bu kadar çalışacaksam bari bir tane seçeyim direkt ona göre tasarlayayım madem dedim. Ve seçtim. Çok sardı ve bir anda sahiplendim. Hemen gittim peşine instagram sayfasını da açtım. Çok ilginç oldu. İsmini kendi kendiliğinden buldu. Anladım ki dış bir zaman baskısı olunca kararsızlıktan kaçabiliyormuşum.
0
silverleaf
(20.10.25)
markette satılan bir ürün olmadığı sürece markalara çok takılmaya gerek yok bence. kısa ve akılda kalıcı olduğu sürece, dünyanın herhangi bir dilinde kötü bir anlama gelmediği sürece, ya da kelime esprisi yapmaya izin vermediği sürece problem olmaması lazım. içinize sinen ve çok uzun olmayan bir domain alabiliyorsanız, devam edin.

kaldı ki babanız zaten aynı sektörde aynı marka hizmet veriyormuş. demek ki başarısız bir isim değil. babanızla ilişkilendirilmek sizin için problem değilse, devam edin.
+1
co2s2
(20.10.25)
eger chatgpt kullaniyorsaniz ve sizin hakkinizda biraz bilgisi varsa, tercihleriniz, kisiliginiz, tarziniz vs. acayip guzel oneriler alabilir, oradan gelistirebilirsiniz belki? insanlarin nasil yaptigini bilmiyorum, benimki sizin kadar ciddi bir sey degil muhtemelen ama ben kendim icin nokta atisi tavsiye aldim.
0
kassiopeia
(20.10.25)
chatgpt'nin verdigi oneriler birak ilham vermeyi, beni arastirmaktan sogutuyor hocam o kadar berbatlar.
0
🌸mirafiori
(20.10.25)
(8)

Kasımda yurtdışına vizesiz nereye gidilir?

pembediken
Havası kasım ayında çok yağışlı olmayan, görmeye değer Kıbrıs harici önerileriniz nedir? Tek başıma olacak
Havası kasım ayında çok yağışlı olmayan, görmeye değer Kıbrıs harici önerileriniz nedir? Tek başıma olacak
0
pembediken
(19.10.25)
Misir
+1
kassiopeia
(19.10.25)
Cape Town bence 11 saat uçuş sıkıntı yaratmazsa
0
vedatchilipeppers
(19.10.25)
Kritere uymuyor direkt ama gideceğim için yazıyorum; Saraybosna.

15 Kasımda gideceğim bir aksilik olmazsa. Bakalım göreceğiz havayı
0
put it in your appropriate place
(19.10.25)
Petra için Ürdün. Birçok şey için Japonya. Schengen'e dahil olmadan evvel görmek için Belgrad.
0
kadirgali huseyin olmayan adam
(20.10.25)
belgradın şengene dahil olması şu an için imkansıza yakın.
ben de belgrada gitmeyi düşündüm ama çok araştırdım hiçbir şey yok bomboş bir yer.
paran varsa japonyaya git. mısır turu vs. de olabilir.
0
Hallegadola
(20.10.25)
japonya. ben seneye gidecektim ama sağlık sorunu nedeniyle gidemeyeceğim muhtemelen.
0
inheritance
(20.10.25)
Karadag derdim ama orasi artik biraz sey diyorlar, talebin artmasiyla fiyatlar artmis, esnaf suratsiz falan diyorlar. Neyse Arnavutluk kiyilari da olabilir. Yagis olmayacaginin garantisi yok tabii ama gayet gunesli 20 derece de olabiliyor bazen.
0
mbond
(20.10.25)
@put it in
Saraybosnayi düşünüyorum ben de şimdi videoları izliyorum gidiş dönüş bilet 4bin civarında. Değer mi gezmeye henüz emin değilim. Belgrad uygun olursa giderim.
0
🌸pembediken
(20.10.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.