Giriş
(4)

göbek bir türlü azalmıyor yahu?

reachr
aslında azalıyor da, çok yavaş oluyor. şu anda 1 aydır insanity yapıyorum ben. beslenmeme az biraz dikkat ediyorum. arada kaçamaklar da yapıyorum.hayvan gibi yağlı bir adamdım.şubatta kilom 77 bel bölgem 106'dı, nisan'da kilom 75'e belim 103'e düştü.yazın 96'ya kadar düşürdüm ve ağustosta 95 iken in
aslında azalıyor da, çok yavaş oluyor. şu anda 1 aydır insanity yapıyorum ben. beslenmeme az biraz dikkat ediyorum. arada kaçamaklar da yapıyorum.

hayvan gibi yağlı bir adamdım.

şubatta kilom 77 bel bölgem 106'dı, nisan'da kilom 75'e belim 103'e düştü.

yazın 96'ya kadar düşürdüm ve ağustosta 95 iken insanity'e başladım. şu an 93'e düşmüş vaziyette. ama hala göbekli duruyorum.

şu anki durumum: boy: 1.70, kilo 65 bel: 92.5 (cinsiyet erkek)

normalde bu kiloyla daha düşük bir bele sahip olmama gerekmiyor mu? niye bu kadar yağlıyım ben?
0
reachr
(22.09.12)
yumurta, sarmisak ve badem. bu 3'u, gobek yagi eritici yiyeceklerden.

sabah 1, oglen 1 haslanmis yumurta ye. 7 ayda 12 kilo vermissin. iyi bir tempo!

bel kalinligin da, "araba ic lastigi" tarzinda yaglanmaya dogru gidisi durdurmus.

simdiye kadar her ne yapiyorsan, aynen yapmaya devam et. hic bozma, cok iyi gidiyosun.

eger yurumuyorsan, her gun, gunde en az 22 dakika, dakikada 100 adim esasina gore yurursen, seneye bu zamanlar TAZI gibi olursun!
0
compadrito
(22.09.12)
İnsanity minsanity cart curt ayaklarını bırakıp iyi bir diyetle kardiyo çalışmaya başlamalısın.
0
Adram3lech
(22.09.12)
hocam insanity çok ağır bir kardiyo programı zaten. ama beslenme konusunda haklısınız çok dikkat etmiyorum yediğime. yine de iyi kilo verdim, vücut sıkılaştı spor sayesinde.

daha önce reflü, gastrit ve obezitenin kucağına düşmek üzereyken şimdi hiç olmadığım kadar sağlıklı hissediyorum kendimi.

tek sorun şu inatçı göbek. zamanında yediğim, içtiğim pis şeyler orada imparatorluk kurmuş resmen.
0
🌸reachr
(22.09.12)
ben de 1 aydır insanity yapıyorum. başlarda biraz abuk sabuk yedim ama sonra hemen toparladım dikkatli yiyorum. daha geçen haftaya kadar hiç bir fark göremiyordum, şimdi bakıyorum göbek bölgesinde hala bir değişiklik yok (başlarken de göbekli değildim zaten) ama bacaklar en az 1cm inceldi. bölgesel olarak veriyor olabilir misin?

bir de, benzer şikayetleri okudum biraz. genelde söylenen şey esas ikinci ayda hız kazandığı yönünde. bakalım görücez bitince.

bir şey daha, beslenmene tamamen konsantre olman gerekiyor çünkü diyet olmadan sonuç almak mümkün değil. kalori hesaplamak gerekiyor yani.
0
chavezding
(22.09.12)
(9)

hadi calistiralim kafalari

yedinumara
Haybeden 10 bin lira gecti elime. İsim var ama kira parasi cok koyuyor. Bu parayi bi sekilde kullanip kirama katkida bulunabilir miyim diye dusunuyorum.Araba alip satmayi dusundum ama o isde cok sahtekarlik donuyor.Sizin aklinizda neler var?
Haybeden 10 bin lira gecti elime. İsim var ama kira parasi cok koyuyor. Bu parayi bi sekilde kullanip kirama katkida bulunabilir miyim diye dusunuyorum.

Araba alip satmayi dusundum ama o isde cok sahtekarlik donuyor.

Sizin aklinizda neler var?
0
yedinumara
(22.09.12)
Yatırım yapmak için az para. Yaparsan da geliri çok az olan bir şey olur muhtemelen. En iyisi;

10000/36=277.7 Lira, ayda 277 lira kirana katkı yapar bu para 3 yıl boyunca. Parayı yatırmaktan ya da riskli yatırımdan daha mantıklı bence :-)

Edit: Alttaki daha mantıklıymış. :-)
0
tahrik olmusken objektif olamam
(22.09.12)
istanbul'daysan mesela 10.000 peşinatlı, gerisi kira gibi taksitli evlere gir evin olmuş olur taksitleri çok dersen de kiraya ver onun parasıyla öde falan
0
taqster
(22.09.12)
1 e 2.5-3 oranlı banko bahis oyna.
0
xenophobe
(22.09.12)
Altın al.
0
ayk
(22.09.12)
koy kenara..10.000 ile yapılacak en akıllı yatırım..artınca birşeyler yaparsın..
0
dedim dedim de kime dedim
(22.09.12)
bankaya faize koysan getirisi olmaz mı?
0
dahinnotha
(22.09.12)
taqster +1
0
esinikaybetmiscorap
(22.09.12)
haybeden 10.000 bende istiyorum uleeeee! altın güzel bir yatırım olur bencede bankada altın hesabı aç koy paranı kumbara gibi kullan orayı ayda 200 de atsan kar.
edit: bigün lazım olur :)
0
gündüz m
(22.09.12)
ileride taksitle alacagin evin pesinatini biriktirmek icin ilk adim olarak kabul et.

luzumsuz harcamalarini tespit et ve onlardan vazgec.

10 bin'in uzerine, ayda 200 lira tasarruf edip koyabilsen, 5 sene sonra toplam 22 bin liran olur.

bu yontemle ev sahibi olursun. kira derdini de radikal olarak cozersin. bu 5 sene zarfinda belki gelirin de artar, ayda 200 liradan daha fazla koymaya baslarsin. belki su anda bile ayda 200 liradan fazla koyabilecek durumdasindir. hal boyleyse, bu hesabi ona gore yeniden yap.

120 ay taksitle ev almaya girisenlerde, "ulan 10 sene beaa! ode ode bitmez bu!" psikolojisi hakim oluyor. o 10 sene oyle bir cabuk geciyor ki, nereye gitmis, ne zaman ev sahibi olmussun, sen bile anlamiyorsun.

bonus: atalar, nur icinde yatalar ne demis? "isten artmaz, disten artar."
gunumuze uyarlanmis meali: cok cok calisarak para tasarruf edemeyebilirsin. ama gezme, tozma, lokantalarda yenen yemekler gibi faaliyetlerinin sana olan aylik maliyetini hesaplar ve o faaliyetlerden vazgecip bir kenara biriktirmeye baslarsan, ev pesinatin birikir.

diger bir bonus: icmedigi sigara parasiyla apartman sahibi olan adam. ahan da bu da linki:

www.trthaber.com
0
compadrito
(22.09.12)
(1)

Okul için fotokopi makinesi tavsiyesi

sheeper
Merhaba, okulumuz için 4-5 sınıfın kullanabileceği günlük ortalama 200 sayfa fotokopi çekimi yapabileceğimiz bir fotokopi makinesi arıyoruz. Baya bi araştırdım ama çok model olunca toner ve bakım maliyetini de düşününce içinden çıkamadım. Şu marka model iyidir, tonerleri de uygundur bütçeyi sarsmaz
Merhaba, okulumuz için 4-5 sınıfın kullanabileceği günlük ortalama 200 sayfa fotokopi çekimi yapabileceğimiz bir fotokopi makinesi arıyoruz. Baya bi araştırdım ama çok model olunca toner ve bakım maliyetini de düşününce içinden çıkamadım. Şu marka model iyidir, tonerleri de uygundur bütçeyi sarsmaz dediğiniz makine varsa öğrenmek isterim.

Fotokopi makinesinden anlayan arkadaşlar yardımcı olabilirse sevinirim.
0
sheeper
(22.09.12)
maliyeti eminim yuksektir ama sizi yari yolda biraksin istemiyorsaniz Xerox tavsiye ederim.
0
compadrito
(22.09.12)
(2)

Kuduz aşısı meselesi

alihoca
Duyurucular dün gece taksimde muhtemelen sahibi olan bir köpek diş geçirdi elime, bir kaç ufak ısırık izi var. Ben 2.5 sene evvel kuduz aşısı olmuştum, yapan hanımefendi bilmem kaç yıl korur bu demişti de aşı karnemi bulamıyorum. Gideyim mi ben şimdi tekrar aşıya? Köpeğinde kuduz ihtimali %1 filandı
Duyurucular dün gece taksimde muhtemelen sahibi olan bir köpek diş geçirdi elime, bir kaç ufak ısırık izi var. Ben 2.5 sene evvel kuduz aşısı olmuştum, yapan hanımefendi bilmem kaç yıl korur bu demişti de aşı karnemi bulamıyorum. Gideyim mi ben şimdi tekrar aşıya? Köpeğinde kuduz ihtimali %1 filandır herhalde de neyse.
0
alihoca
(22.09.12)
o dediği tetanoz aşısı için geçerli. tetanoz 5 yıl falan koruyor. yani belki kuduz aşısında da öyledir ama muhtemelen tetanoz olmadan kuduz aşılarını olman gerekir tekrar. köpeğin kuduz olup olmadığını bilemeyiz, o yüzden ihmal etme ve git doktora. bi de sabunlu suyla yıka bol bol. üstünü kapatma bantla falan.
0
nathanieltroy
(22.09.12)
w2.anadolu.edu.tr

sayfa 237'ye bi bak. koruyuculuk suresi 6 aydir yaziyor.

kopegin kuduz olma ihtimali %1 degil de, binde 1 olsun. o 1 ihtimal gerceklestigi zaman, sen %100 ölürsün!
0
compadrito
(22.09.12)
(7)

Bi insanın bütün işleri ters gider mi ya???

rnlelk
neye el atsam elimde patlıyo. bi uğursuzluk var üzerimde ama ne olduğunu çözemiyorum. bi insanın işleri bu kadar mı ters gider? Bi önerisi olan var mı acaba???
neye el atsam elimde patlıyo. bi uğursuzluk var üzerimde ama ne olduğunu çözemiyorum. bi insanın işleri bu kadar mı ters gider? Bi önerisi olan var mı acaba???
0
rnlelk
(22.09.12)
belki de bu aralar evren senin yanında değildir.biraz sabırlı ol elbet her şey düzelecektir.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(22.09.12)
"why do we fall bruce?"
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(22.09.12)
kurşun döktür.
0
bunumu demek istedin
(22.09.12)
gider. gidiyor oradan biliyorum.

bu konuda stoacıların bi sözü var. sözü hatırlayamadım da olayı yazayım. tanrı sana uğursuzluk veriyor çünkü seni seviyor. senin güçlenmeni istiyor, ileride yaşayacağın zorluklara karşı seni güçlendiriyor.
böyle yazınca çok manasız absürd bir şey oldu ama idare et.

Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali)
0
dahinnotha
(22.09.12)
bazen olur öyle.bazen de fazla şanslı olursun,şaşırırsın.sabırlı ol.herşey yoluna girmeye başlar,merak etme.
0
rock n roll
(22.09.12)
benimde uzun yıllar aynı şekildeydi, şimdi yavaş yavaş şifreleri çözmeye başladım. bakış açısını değiştirmekle alakalı bir şeymiş meğer.

karmaşa daima doğal düzene karşı koymanın sonucudur. dünyasal durumları kendimiz seçiyoruz.

ne yaparsanız yapın, seks, kahvaltı, işinizde çalışmak, plajda yürümek, kitap okumak.. yaptığınız her ne ise tüm varlığınızla yapın.
0
daglien
(22.09.12)
her olmayan iste bir hayir vardir. o senin ters gidiyor diye yorumladigin islerin, oyle gitmis olmakla, seni ne gibi tehlike ve belalardan korudugunu, kurtardigini, hic bir zaman bilemeyeceksin. haaa, bazen hayat ipuclari da veriyor bu konuda. ileride bir bakiyorsun, eger o is ters degil de "duz" gitmis olsaymis, muthis boka batmis olurmussun. bazen gorebiliyor ve ters gitmis oldugu icin derin bir "ohh" cekiyorsun.
0
compadrito
(22.09.12)
(1)

Teknolojinin Bilimsel İlkeleri dersi kitap önerisi

ıstanbul34
Selam arkadaslar,meslek yüksekokuluna gidiyorum.Birinci sınıftayım.Teknolojinin Bilimsel İlkeleri diye bi dersimiz var.Anlamakta zorlanıyorum.Meslek lisesi çıkışlıyım.Eski mezunum.Bu dersin hem konu anlatımlı hem de soru çözümlü iyi bi kitabı var mı?İyi ders notları varsa onlar da olabilir.
Selam arkadaslar,meslek yüksekokuluna gidiyorum.Birinci sınıftayım.
Teknolojinin Bilimsel İlkeleri diye bi dersimiz var.Anlamakta zorlanıyorum.Meslek lisesi çıkışlıyım.Eski mezunum.
Bu dersin hem konu anlatımlı hem de soru çözümlü iyi bi kitabı var mı?
İyi ders notları varsa onlar da olabilir.
0
ıstanbul34
(20.09.12)
(13)

Kalp Bölgesinde Ağrı

beyoğlu
Göğsümün sol tarafında bir ağrı var yıllardan beri süregelen (4-5 yıldır var temiz). Bütün testleri yaptırdım her şey temiz çıktı doktor turp gibisin maşallah deyip sırtıma bilem vurdu. Psikolojik bir ağrıdır dediler ama psikoloji bölümü de yardımcı olamadı. Geçen gün çok şiddetlendi doktora gittim
Göğsümün sol tarafında bir ağrı var yıllardan beri süregelen (4-5 yıldır var temiz). Bütün testleri yaptırdım her şey temiz çıktı doktor turp gibisin maşallah deyip sırtıma bilem vurdu. Psikolojik bir ağrıdır dediler ama psikoloji bölümü de yardımcı olamadı. Geçen gün çok şiddetlendi doktora gittim gene bir şey çıkmadı iğne yaptılar yolladılar. Bugün iğnenin etkisinin geçmesiyle yine geldi çıldıracağım ya yerimde duramıyorum. Benzer bir ağrı yaşayan var mı ya en azından neler olabileceğini bileyim ona göre araştırırım ya.
0
beyoğlu
(20.09.12)
bende de var ben de test falan yaptırdım ama bi şey çıkmadı. nasıl bir ağrı seninki tarif edebilir misin ?
0
badiparmagi
(20.09.12)
Ya böyle hep aynı şiddette, ne artan ne azalan türden bir ağrı. Uyurken, ders çalışırken falan insanı acayip rahatsız ediyor, konsantre olamıyorum. Sağ elimi göğsüme götürdüğümde kapladığı alan kadar bir yer hep böyle. Yılda bir iki kez de böyle aşırı şiddetleniyor, iğne yapıp yolluyorlar. Benzer mi?
0
🌸beyoğlu
(20.09.12)
agrinin tam olarak nerede oldugunu parmaginin ucuyla gosterebiliyorsan, cok buyuik bir ihtimalle, kalble hic bir ilgisi olmayan bir agridir.
0
compadrito
(20.09.12)
aynen, şiddeti aynı ve artıp azalmıyor hiç. iki gögsümün arasında kalak boşluğun sol tarafı ağrıyor ekseritle. sigara kullanıyor musun?
0
badiparmagi
(20.09.12)
Compadrito, öyle değil bu bölgesel bir ağrı. Geniş bir alanda aynı şiddette bir şey. Noktasal değil kesinlikle. Kardiyolojide bir sürü test yapıldı sağlamsın dedi doktor ama bilmiyoum ki ne bu o zaman.
0
🌸beyoğlu
(20.09.12)
badiparmağı, tam yerini tarif ettin. Aynen ora ağrıyor. Yok sigarayla işim olmadı hiç.
0
🌸beyoğlu
(20.09.12)
ne diyeyim bro, korkacak bir şey yok gibi ama yine sağlam kazık alalım biz. dikkat etmek gerekir. sigarayı da bırakcam ama zor gibi bu gidişle.
0
badiparmagi
(20.09.12)
Kas agrisi olabilir mi acaba? Bende kalbim agriyor diye dr dr gezdim. Ekgler eforlar falan temiz cikiyprdu. Kalp hastasiyim diyerek panik atak oldum neredeyse. Sonuc olarak her yil duzenli olarak fizyoterapi goruyorum. Cok gerildigimde ya da hafiften agrinin geldigini hissettigimde masaja gidiyorum. Faydasi oluyor. Biraz egzersiz ve cokca ilac ile bu histen kurtulamiyorsun ama bir sureligine unutabiliorsun
0
felegin gozunu kamastiran adam
(20.09.12)
Badiparmağı, birimiz probleme çözüm bulursa diğerine haber versin :). Sigarayı bırak vallahi iki akrabamı kaybettim bu yüzden. Birini özellikle çok severdim sigara denir denmez gözlerim dolar hep. Şakaya gelmez.

feleğin gözünü kamaştıran adam, bir doktor bahsetmişti sanki kas ağrısı olabilir falan diye sen deyince hatırladım. Bir de ona bakayım bakalım. Acaba hangi bölüme gitmiştin hastanede bunun için?
0
🌸beyoğlu
(20.09.12)
hacı ben sadece bir kez gittim doktora gerekli şeyler yapıldı bir şey çıkmadı. sorunun temelini bulursam haber ederim tabi neden etmeyeyim :) bırakcam valla bırakmam gerek!
0
badiparmagi
(20.09.12)
evet evet, kas ağrısı olabilir. annemin de başına geldi benzer bir şey, kalp krizi mi geliyor yoksa diye panik atağa bağlıyordu. kas ağrısı çıktı. hangi bölüme gittiğini hatırlayamadım ama maalesef.
0
idyl
(20.09.12)
Genelde kalp civarında ağrı yaşayıp da hiçbir kalp problemi bulunmyan kişilerin sorunu yemek borusunda çıkıyor. Gastroenteroloji bölümüne gidip durumu anlatın.
0
cereal killer
(20.09.12)
Sirasiyla kardioloji, dahiliye, ftt ve psikyatr siralamasini izliyor. @beyoglu is iyi bi fizik tedavi uzmani bulmaya kaliyor. Eklememisim ama sirtustu yuzmek bu duruma muthis iyi geliyor
0
felegin gozunu kamastiran adam
(21.09.12)
(4)

evde ingilizce

erenbey
merhabalar arkadaşlar. sorunum ingilizce öğrenmeyi isteyip de nereden başlayacağını bilmemek. bu konu hakkında bir şey bilmiyorum ve sorunlarımı üstünkörü anlatmak istiyorum anlayışınız için teşekkür ederim.ingilizce hazırlık sınıfı okumadım. kurslara gitmedim, gitmek de istemiyorum. evimde oturup b
merhabalar arkadaşlar. sorunum ingilizce öğrenmeyi isteyip de nereden başlayacağını bilmemek. bu konu hakkında bir şey bilmiyorum ve sorunlarımı üstünkörü anlatmak istiyorum anlayışınız için teşekkür ederim.
ingilizce hazırlık sınıfı okumadım. kurslara gitmedim, gitmek de istemiyorum. evimde oturup bu işi çözmek istiyorum. öneriniz nedir?
yani internet siteleri olur, hikaye, gazete, dergi olur,alıştırma kitapları ya da bunun gibi şeyler olur bildiğiniz ne varsa yardım etmenizi istiyorum.
teşekkürlerimi iletirim.
0
erenbey
(20.09.12)
livemocha.com bu siteyi şiddetle öneriyorum. Hem İngilizce ders dinliyor, alıştırmaları çözüyor, pratik yapıyorsunuz, hem de dilerseniz sitedeki online kişilerle İngilizce konuşabiliyorsunuz.
0
mortingensitrayzee
(20.09.12)
(bkz: ingilizce kelime ezberleme yolları/@compadrito)

bi de bana e-mail adresini yollarsan, sana gramerle ilgili iki Excel dosyasi yollayayim.
0
compadrito
(20.09.12)
Grammer Kitabı olarak önerim:
ww.azargrammar.com/materials/index.html

Okuyarak ingilizceyi geliştirmek için: "Reader at work" serisi
ww.pegem.net/kitabevi/1469-Reader-at-Work-1-kitabi.aspx

Listening için BBC 6 minutes( bilgisayara download et)
ww.bbc.co.uk/worldservice/learningenglish/general/sixminute/

Kelime öğrenmek için(orta seviye için):
ww.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=79611

Bilgisayar programı olarak :
ww.tellmemore.com/#&panel1-1
ww.rosettastone.eu/

KPDS-ÜDS İÇİN :
ww.uzmaningilizce.com/

Özel ders veya detaylı bilgilendirme için:
[email protected]
0
neyookki
(23.09.12)
Konu zaman aşımına uğramadıysa,

A.J.Hoge , Effortless English ,
Oxford Practice Grammar
Kpds , ÜDS için
www.maksimumkitap.com
0
zivanadan cikmis balik
(01.01.13)
(3)

Türkiye Ekonomisi hakkında yardımcı kaynak

tormentorius
merhabalar.türkiye'nin ekonomisi hakkında güncel yazılar olan kaynak arıyorum. tarafsız bir kaynak olursa daha iyi olur. kaynaktan kastım, bir iş mülakatında "türkiye'nin ekonomik durumu hakkında ne düşünüyorsun" diye sordukları zaman işime yarayacak bir şey işte. geçen hafta patladım da bu soruda.t
merhabalar.

türkiye'nin ekonomisi hakkında güncel yazılar olan kaynak arıyorum. tarafsız bir kaynak olursa daha iyi olur. kaynaktan kastım, bir iş mülakatında "türkiye'nin ekonomik durumu hakkında ne düşünüyorsun" diye sordukları zaman işime yarayacak bir şey işte. geçen hafta patladım da bu soruda.

teşekkürler.
0
tormentorius
(20.09.12)
ne ekonomisi laynnn bizi bogaz tokluguna calistiriyorsunuz desen kafi aslinda.

diğer bakımdan bir iki ekonomi dergisinin web sayfası ile gazetelerin ekonomi sayfaları yeter.

genel manada gelmiş geçmişi kastediyorsan türkiye ekonomisi başlığında tonla üniversitede okutulan ders kitabı var onlara bak.
0
kulustur
(20.09.12)
ara ara takıl derim www.mahfiegilmez.com
0
candanag
(20.09.12)
(15)

sigara bırakmaya dair ?

memnun1
Yıllarca sigara içipte bırakmaya niyetlenmiş ve başarabilmiş olanınız var mı ? Başardıysanız nasıl ? Ben kaç kere niyetlendiysem olmadı.Şöyle bi bakınca verilen paraya harbi yazık.
Yıllarca sigara içipte bırakmaya niyetlenmiş ve başarabilmiş olanınız var mı ? Başardıysanız nasıl ? Ben kaç kere niyetlendiysem olmadı.Şöyle bi bakınca verilen paraya harbi yazık.
0
memnun1
(20.09.12)
niyetlendim, akupunktur tedavisine girdim, fiziksel olarak bırakılabileceğini, yemek sonrasında ya da çay-kahve-alkol ile sigara isteğinin olmayabileceğini hissettim, ama kafada bitirmek denen şey doğruymuş, ilk defa 48 saat bırakabilmiştim, sonra aynen devam...
0
candanag
(20.09.12)
annem, babam birakti, 15 inden beri icerken 45 te filan biraktilar.

kafanda bitiyo olay. kurslar efendim sunlar bunlar biraz isin pazarlamasi.

ben birakicam diyip kafanda bitirip, iradeli biriysen birakiyosun, bagimlilik olayi yok, psikolojik.
0
serabetan
(20.09.12)
bir tanıdık bıraktı hem de tek seansta. ilgilenirsen dm at anlatayım reklam olmasın şimdi.
0
ramos bien
(20.09.12)
Babam sigara tabakası kullanarak bıraktı. Onun sayesinde azalttı. Sonra bigün de komple bıraktı. Onun haricinde devletin sigara bırakma merkezine gidip bırakan bir tanıdığım var. İlaç veriyorlarmış zerre istemiyormuş canın. Ücretsiz üstelik. Denemekte fayda var.
0
onexey
(20.09.12)
yahu geçende 2 gün hiç içmedim 3. gün iş yerinde kafam bi bozulunca yarım paket gitti 2 günü kapatmış oldum böylece ama sigara içmemek temizlik yani bırakmak istiyorum ama gerçek olmuyor.
0
🌸memnun1
(20.09.12)
sigara hiç içmedim.nefret ederim.sigara içenlerden de hep kaçtım.çünkü bi kere sağlık kısmını geç pis bişey.yani sigara içenlere hayret ediyorum.o koku üstlerine sindiğinde,ağızları sigara koktuğunda nasıl rahat ediyolar.yani bi insan koktuğunu bile bile nasıl rahat gezer.diğeri kusura bakmasınlar ama,ne kendi hayatlarına,ne de başkalarının hayatına saygıları var.içinde binbir türlü kimyasal olan,hatta fare zehiri bile olan bişeyi sen içiyosun.başkalarına da o dumanı veriyosun.buna hakkın yok.siz de denemişsiniz bence inat edin ve bırakın.içmeyin şu pis şeyi.bu kararınıza sonuna kadar katılıyorum.
0
rock n roll
(20.09.12)
12 yıl severek, canla başla içtim. 2010'da tuvalete gitmeye zamanımın olmadığı bir işte çalıştım, sigara azaldı kendiliğinden. 2011'de kimsenin sigara içmediği başka bir işe girdim. çay-kahve molası yasaktı. zamanım olmadı, daha da azaldı.

sonra geçen kasım'da bir akşam o kadar çok içtim ki ertesi sabah midem bulandı kokusundan. o hafta her gün kendimi tuttum içmedim. nikotin bandı, sakızı, hedesi kullanmadım. başım tuttu, uykum geldi, dikkatim dağıldı. ayıltsın diye elma yedim habire. işe yarıyor.

hala içmiyorum. evde de içeride içilmiyor, insanın aklına gelmiyor o zaman. yani aslında bırakırken sorun etrafında her yerinde sigaraya dair nesneler olması. onlardan kurtul derim önce. "yae tütsü yakarım" diye kendini kandırıp çakmak bulundurma mesela. dışarıda otururken arkadaşın bir tane yakınca ayna gibi sen de sigaraya davranma. en önemlisi de bıraktıktan sonra her akşam kendini tebrik et, becerebiliyorsan sırtına vur ama bırakalı kaç gün olduğunu sayma. şafak sayar gibi dayanılmaz hale getirme, akışına bırak.

naçizane tavsiyelerimdir.
0
vortex
(20.09.12)
Ben bıraktım, iki yıldır içmiyorum biraz felsefi oldu ama anlatayım;
Kokusundan ve tadından çok sıkılmaya başlamıştım, günce 1 ya da 2 sigaradan zevk alabiliyordum, kalanı hamallık külfetti benim için bunun dışında çalıştığım yerde sigara içebilmek için 10 - 15 dk mı feda etmek zorundaydım.
Çok erken kalkar kalkmaz sigara içmeyi kestim,
Çok geç içmeyi kestim,
zevk aldığım zamanların dışında içmemeye çalıştım,
Allen Carr' ın kitabını okudum (bitiremedim ama)açıkçası Nefret etmeye çalıştım genelde.
Daha sonra bir arkadaşımla birbirimizi gaza getirip bıraktık. Arkadaşım o gün hemen bıraktı ben de hazır değilim hemen bırakamam dedim ve 2 gün sonra bıraktım.
Başlarda zorlandım beynim uyuşuyordu sanki, bol su içtim, kafamı dağıtmak için işler aradım.
Kahve ve çay isteğimi arttırır diye pek yanaşmadım uzak durdum ama sonradan çay beni bayağı rahatlattı, isteğimi kırdı, sigarasızlığın verdiği uyuşukluğu kırdı.
ilk hafta sonra 3 ay bayağı zorlandım 10 ya da 12 kg aldım bu süreçte ama sigara içmenin zararı olman gereken kilodan 40 kg olmaya denkmiş.
Sonuçta bıraktım arada o arkadaşımla ıslak sigara veya cafe creme tüttürüyoruz.
0
celik comak
(20.09.12)
su haberi okuman da ise yarar:

www.hurriyet.com.tr
0
compadrito
(20.09.12)
@vortex ayna örneği çok doğru vallahi.

aslında beni bırakmaya teşvik eden en önemli unsurlardan biride zayıflık meselesi bildiğin kilo alamıyorum abi araştırdım beya sigara bazal metabolizmayı hızlandırıyormuş falan.biraz kilo yaparım hem dedim hem kurtulurum temelli bu sefer yaparım inşallah.

herkese teşekkürler ayrıca, insan böyle yapabilmiş insanları görünce daha başka gaza geliyor.
0
🌸memnun1
(20.09.12)
Geçen sene rahatsızlandım, boğazım falan şişmişti. 2 gün istediğim halde sigaraya elimi bile süremedim. 3 günün sonunda iyileştiğimde "ulan ben 2 gündür içmiyorum, öyle pek de canım istemiyor" deyip içmedim sigarayı. Evdeki paket de duruyordu üstelik. Tam 8 ay, arada alıp oynamak, içine çekmeden takılmak dışında sigarayla münasebetim olmadı. İlk başlarda çay içerken bir belli ediyordu kendini ama sonra o da yokoldu.

8 ay sonra stresli bir iş yaşamından dolayı başladım. Hayatımda yaptığım en büyük salaklık da tekrar sigaraya başlamaktır. Çünkü içmeyince anlıyorsun ki, sigara tamamen psikolojik bir durum. Alışkanlıklarla falan alakalı. Onları es geçince zaten canın da pek istemiyor.

Şimdi tütün içiyorum, bu yüzden sigara içmiyorum pek ama bunu da bırakmak lazım tabii.
0
Rochefort
(20.09.12)
Bırakmakta çok zorlanıyorsan, önce ince ve paketin yanında yazan değerleri düşük bir sigara içmeye başla. İnce sigaraları bir hafta içtikten sonra normal sigara içemez hale geliyor insan. Sonra bunları da yarısında söndürmeye başla. Bende işe yaradı, hala günde 5-6 tane ince sigara içiyorum ama kalın sigaraların kokusuna bile dayanamaz hale geldim.
0
yardiray1500
(20.09.12)
ben önceden 5-6 sigara içerdim günlük şimdi parliament aldım dedim böyle içerim günde 2 tane hani kesmesi açısından ama olmuyor insan elinde oldukça içiyor nikotin oranı hikaye bence.
0
🌸memnun1
(20.09.12)
diğer yorumları okuma fırsatım olmadan kendi bırakma hikayemi yazayım sana. Öncelikle bu işi azaltarak yapabileni hiç görmedim. Ben 8 yıl boyunca günde mubalasız yazıyorum üç paket içen biriydim. Sonra ben bunu bırakıyorum dedim, Bırakıyorum bir seferde içmekten vazgeçmeye karar vererek bıraktım. Önemli olan içmeyi gerçekten bırakmayı istemek, yoksa mümkün değil. Hem sigara içmeyi sevip, hem keyif alarak içerken azaltarak dahi olsa bırakamazmış gibi geliyor bana.
0
nisansayısı
(21.09.12)
@nisansayısı aynen hocu azaltılarak hiç bırakılmıyor bakalım dünden beri hiç içmedim mesela pazartesi'ye kadar giderse böyle ebedi gider kendime bol şans :)
0
🌸memnun1
(21.09.12)
(11)

Çocuk psikolojisi hakkında yardım...

noisy
Kocaman merhabalar,Ben ve eşim üniversite mezunu insanlarız ve 4.5 yaşında yaramaz mı yaramaz bir oğlumuz var... Eşim hamilelikten itibaren herşeyi bir kenara bırakarak çocuğunu büyütmek adına yöneticilik pozisyonundan istifa edecek kadar fedakar bir anne...Çocuk eğitimi ve psikolojiden anlayan arka
Kocaman merhabalar,

Ben ve eşim üniversite mezunu insanlarız ve 4.5 yaşında yaramaz mı yaramaz bir oğlumuz var... Eşim hamilelikten itibaren herşeyi bir kenara bırakarak çocuğunu büyütmek adına yöneticilik pozisyonundan istifa edecek kadar fedakar bir anne...Çocuk eğitimi ve psikolojiden anlayan arkadaşlarıma benim için çok önemli olan sorunumu dile getirmek istiyorum. 4+4+4 sebebiyle ve eşimin tekrar iş hayatına dönmeyi istemesi sebebiyle oğlumuzu bu sene bir anaokuluna göndermeye başladım. fakat oğlum aşırı anne bağımlısı olması sebebiyle sürekli ağlıyor. anaokulunu çok sevdiğini orada olmak istediğini fakat annesinin de yanında olmasını istediğini söylüyor. beni asıl üzen olay ise dün öğretmenine şiddetli bir şekilde vurmuş ve kolunu kanatacak şekilde tırmalamış. öğretmen kızcağızda zaten koca gün kapıda bekleyen eşime haber vermiş.... benim bu durumda oğluma nasıl yaklaşmam gerekiyor...anlayacağı şekilde nasıl bir konuşma yapmam gerekiyor. yardımlarınızı rica ederim.
0
noisy
(19.09.12)
benim bir de anlamadigim ögretmenin annesi mi kapidaymis? o da baya ilginc yani, anaokulunu degistirebilirsiniz bu nedenden ötürü.
0
serabetan
(19.09.12)
orda bir yanlış anlaşılma olmuş. oğlumun annesi :) yanii eşim....zaten sürekli kapıda bekliyor..bir yere ayrılamıyor..
0
🌸noisy
(19.09.12)
yaa simdi ben cok genel bi cevap verip kaccam, cocugum yok, evli de degilim, bana kolay söylemek.

ama cocugu simartmayin :)

ceza vermek de bilemedim pek.

yani aslinda simdi geldi aklima da genelde cocuklar anne babalariyla olunca simarik baskalariyla olunca daha uslu olurlar, varsa öyle yaninda uslu durdugu biri o konussun.

hee bu arada benim dediklerimden yola cikip biseyler yaparda cocugunuz psikopat olursa "amaaan amaaaan serabetan yapti" demeyin...
0
serabetan
(19.09.12)
Ben bu durumun hayat tarzınız ya da çocuğunuzun şartları nedeniyle geliştiğini sanmıyorum. Teyzem de hayatı boyunca çalışmış olmasına rağmen, çocuk sahibi olunca işini bıraktı. Kızı 3 yaşında ve bugüne kadar tüm zamanlarını beraber geçirdiler. Sonra tekrar çalışmaya karar verdi hatta güzel bir teklif aldığı için çok ani oldu. Ne çocuğun ne kendisinin alışma vs şansı olmadı. Apar topar bir kreşe yazdırıldı çocuk ve bir kere bile anne diye ağlamamış. Akşam annesini görünce çok seviniyor ama okulda zorluk yaşamıyor.
Yani bu çocuğunuzun karakteriyle ilgili bir şey bence, sizin herhangi bir yanlışınızla değil. Okulda kendini güvende hissetmiyor olabilir. Normalde ev dışındaki yabancı ortamlarda tavrı nasıl? Rahat davranabiliyor mu? Sadece kendi evinde ve sizin yanınızdayken mi en rahat şekilde yaşayabiliyor? Yabancılardan korkuyor mu? Eğer öyleyse güvende olduğunu hissettirmek gerek sanırım.
0
cereal killer
(19.09.12)
ebeveyn değilim ama lütfen çocuğunuza ceza vermeyin.
anlatın kötü bir şey yaptığını, anlamazsa bir daha anlatın.
ceza vermeyin, küçüklüğü hep ceza yemekle geçen çocuklar birer psikopat birer şerefsiz oluyor büyüyünce.

he ama şöyle bir şey de var belki de çocuğunuz haklı. belki öğretmen kızdırmıştır, belki vurmuştur vs.
0
adin ne zenci
(19.09.12)
çocuk psikiyatristine götürdünüz mü?
0
rock n roll
(19.09.12)
yöneticilik pozisyonundan istifa edecek kadar fedakar


isin (anneligin) dozunu kacirmis olabilir. elinde mama kabiyla "hadi annecim, bi lokma daha, lutfen" filan diyerek oglunuzun arkasindan kosturdugu oluyo mu?

hal boyleyse, oglunuzu bagimli kisilik haline getirmis ya da getirmek uzeredir. cocuk psikologundan ya da psikiyatrindan profesyonel yardim almalisiniz. esiniz de, yaptiginin, oglunuza fayda degil zarar verdigini anlamali. (annelikte olcuyu kacirdiysa varsayimiyla yaziyorum. kacirmistir demiyorum).
0
compadrito
(19.09.12)
bence bir çocuk psikologuna kesinlikle danışın.
benim annemin bir arkadaşının kızı (o zaman 6 yaşlarındaydı) okula başladığında çok sorun yaşamıştı.
sonradan alışıyorlar genelde. geçici bir durum bu.
birisi şımartmayın demiş. katılıyorum. her çocuğun karakteri farklı olsa da anne babanın sürekli yanında olamayacağını öğrenmeli.
0
goldentitan
(19.09.12)
Öncelikle belirteyim, anneyim. Biri 2,5 biri 7 yaşında iki kızım var. Küçük henüz anaokuluna başlamadı anneanne ve teyzesiyle beraber takılıyorlar gün içinde akşam gidip alıyorum. Büyük kızım da aynı şekilde 3 yaşına kadar anneanne ve teyze ile beraberdi okula başlayana kadar. Dolayısıyla sabah kalkma saatleri hep benim iş saatlerim oldu. Bu konuda zorluk çekmediler. Sabah ayrılmaları da çok sorunlu olmadı çünkü annem ve ablam benden bile daha özenli bakarlar evlatlarına sağolsunlar.
Sizin yavrunuzun durumunda çocuk hem sabah erken kalkmaya alışmak zorunda hem de tanımadığı insanlara emanet edildiği için kendini güvende görmüyor. Naçizane önerim:
* Geçişi aşamalı olarak yapın, çocuk bir anda pek çok değişiklikle karşılaşmış.
* Önce gündüzlü bir bakıcı bulun.
* Çocuğunuzu yarım günlük bir programa yazdırın.
* Daha sonra çocuğunuz anaokuluna alıştıktan sonra (en az 6 aylık süre verin) tam güne geçin.
* Çocuğunuza elbette yapmış olduğu şeyin yanlış olduğunu anlatacaksınız. Ve elbette bunu kızgın bir ses tonuyla değil yumuşak bir şekilde anlatacaksınız. Çocuk sadece güvensiz bir ortamda kendini -aklınca- korumaya çalışıyor.
* Bu geçiş aşamasında bir çocuk psikoloğu elbette yardımcı olacaktır. Anaokulunda yok mu öyle biri?
0
SiyamkedisiZorro
(19.09.12)
konunun uzmanı geldi:) ben okul öncesi öğretmeniyim, her dönem çıkar böyle birkaç öğrenci, öncelikle fazla panik yapmışsınız, sorunu gözünüz de çok büyütmeyin.

ayrılık kaygısınız tüm çocuklar yaşar fakat aşırı bağlanmış çocuklar ayrılık kaygısını daha yüksek yaşıyor. çocuğun yanında da panik yapmayın, bunun normal birşey olduğunıu anlatın, başka çocuklardan örnek verin. öğretmeninin uyguladığı yöntemi bilmiyorum ama anne birkaç gün sınıfta kalabilir çocuk alışana kadar ya da sonraki birkaç gün çocukla anlaşma yapıp günün belli bir saati sınıfta kalması sağlanabilir, ama tabiki verilen sözlere sadık kalınmalı. çocuk öğretmene zarar verdiyse büyük ihtimalle zorlamışsınızdır, onunda katıldığı kararlar verin. yeterki kararlı olun birkaç hafta içinde sorun çözülecektir. veliler için hazırladığımız bir yazı vardı bulursam eklicem.
0
my december
(19.09.12)
buldum.

Anaokuluna Alışma Sürecinde Küçük İpuçları

Artık bebeğim büyüdü diyebilirsiniz. Gün içerisinde birkaç saat sizden ayrı kalmayı başarabilecek, sizden başkasına güven duyabilecek ve kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilecek becerileri gösterebilme zamanı geldi.



İlk anaokuluna başlama süreci yaklaşık 3 yaş civarıdır. Bu yaş öncesinde çocuğunuz duygusal olarak size bağlı bir dönemdedir. Sizden ayrılmak istemez, ayrıldığı zaman kaygılanabilir , ağlar. Bu duygusal gelişimi için normal bir süreçtir. 3 yaş sonrasında sosyal gelişiminin sağlanması ve bazı becerilerin kazanılması için anaokulu eğitiminin belli sürelerle başlaması sağlıklı bir gelişim için önemlidir.

Anaokuluna başlama süreci bazı çocuklarda hızlıca tamamlanırken bazı çocuklar çok zorlanabiliyor. Kaygılar artabiliyor, uzun ağlama krizleri yaşanabiliyor. Duygusal gelişimin zarar görmemesi için hem ailenin hem de okulun dikkatli olması önemlidir.

Bu dönemin sağlıklı tamamlanması için ilk isteğimiz annenin de bu ayrılma sürecine duygusal olarak hazır olmasıdır. Başarısız sonuçlanan uyum süreçlerinin çoğunda annenin henüz bu ayrılığa hazır olmamasını gözlemliyoruz. Anne veya baba nasıl davranması gerektiğini bilirse çocuğun duygusal gereksinimleri daha fazla karşılanacak , duyduğu endişe ve korkular azalacaktır.


İlk günle beraber yapmanız gerekenler…


Çocuğunuzun ve sizin stresli olmadığı bir dönemi seçmelisiniz: Okula başladığı dönemde çocuk duygusal olarak rahat olmalıdır. Aksi halde yaşanan stres çocuğun okul ile ilgili algısına yansıyacak ve öğretmeni ile kuracağı iletişime zarar verecektir. Annenin gergin ve stresli olmaması da bu dönemde gerekli sabrı ve anlayışı göstermesi bakımından önemlidir.

Çocuğunuzun hastalık döneminde olmamasına dikkat etmelisiniz: Hastalık dönemlerinde çocuklar huysuzlanır. Anneden ayrılmak istemez. Bu nedenle daha huzurlu olduğu dönemlerde okula başlamaya özen göstermelisiniz.

İlk gün çoğunlukla çocuğunuzun yanında olun: Birçok anne ilk gün görevi öğretmene bırakmaya çalışır. Bu çocukta kaygıyı başlatabilir. Sizden ayrılması için acele etmemelisiniz. Sizin olduğunuz, kendisini güvende hissettiği zamanlarda yanında olarak hem ortama hem de öğretmenine ısınması için ona yardımcı olun.

Oyun oynasın ve keyifli zaman geçirsin : İlk gün kontrolü ona bırakın. Yapmak istediklerini yapsın ve tüm merakını gidersin. Öğretmeninin onun istediklerini yapıyor olması onu mutlu edecek yıl boyunca devam etmesi gereken güven ve sevginin temelleri ilk gün atımlı olacaktır .

İlk gün fiziksel gereksinimlerini siz karşılayın: Tuvalet ve yemek vb gibi gereksinimlerini ilk günlerde öğretmenine yaptırmak istemeyebilir. Bu onun için özel ve alışkın olmadığı bir durumdur. Eğer öğretmenin gereksinimlerini karşılamasına izin veriyorsa devam edebilirsiniz. İstemiyorsa zorlamayın.

İlk gün okulda yemek yemesini ve uyumasını beklemeyin: Birçok anne ilk gün diğer çocuklarla beraber hareket etmesini ve onlarla birlikte masada oturup yemek yemesini bekleyebiliyor. Bu çocuğu zorlayan bir durum haline gelebilir, okulu yemek yenen ve uyku uyunan bir yer olarak algılamasına zemin hazırlayabilir. Eğer diğer çocukları gördüğünde kendisi masaya oturmayı tercih ediyor ve bu durumdan keyif alıyorsa izin verebilirsiniz.

İlk günü süre olarak uzun tutmayın: İlk gün okuldan keyifli ayrılması önemlidir. Uzun süre okulda kalması sıkılmasına neden olabilir. Bu nedenle keyifli geçen birkaç saat ilk gün için yeterli olacaktır.

Öğretmenin sıcak ve güven veren iletişimi önemlidir: İlk günkü karşılaşmada öğretmenin yaklaşımı okula olan olumlu algısı için çok önemlidir. Bu nedenle öğretmenin yaklaşımlarını çok iyi gözlemleyin. Eve gittiğinizde öğretmenin ismini ve okulda geçirdikleri keyifli vakitleri ona hatırlatın. Bu; okul ile ev arasında bağ kurmasını sağlayacak ve öğretmenine daha hızlı alışmasına zemin oluşturacaktır.

Öğretmenine alıştığını hissettiğinizde yavaş yavaş uzaklaşın: Bu alışma süresi her çocukta farklıdır . Bazı çocuklar ikinci günde sizden uzaklaşmayı başarabiliyorken bazı çocukta daha uzun sürebiliyor. 2-3 veya 4. gün aynı ortamda olmaya devam etseniz de o öğretmeni ile oynarken siz biraz uzakta durup başka şeylerle ilgilenebilirsiniz. Göz iletişiminizi onunla asla koparmamalı ve gereksinim duyduğunda ilginizi devam ettirmelisiniz.

Başlangıç için arkadaşlarına değil öğretmenine alışması önemlidir: Birçok anne ilk günlerde çocuğunun diğer çocuklarla birlikte oynamasını ve onlara alışmasını ister. Bu yanlış bir düşüncedir. Öncelikli olan bir yetişkine güven duymasıdır. Çünkü ilerleyen dönemlerde bir sorun yaşadığında sığınacağı kişi siz değil öğretmeni olacak. Bu nedenle ilk sıcak iletişim öğretmeni ile kurulmalıdır. Öğretmeni, uyum süreci tamamlandıktan sonra diğer çocuklarla tanışması ve kaynaşması için ona yardımcı olacaktır.

Aşamalı uzaklaşma süreçlerine başlayabilirsiniz: Bu sürece geçmeniz için çocuğunuzun duygusal olarak hazır olduğunu gözlemlemelisiniz. Öğretmenine güven duygusu oluştuğunda ve oyun oynarken siz uzaklaştığınızda hemen sizi aramıyor, ağlamıyor ve kaygılanmıyorsa başka bir odada kalabilirsiniz. Bu sürece hazır olma süresi her çocukta farklıdır unutmayın!

Evde öğretmeni, arkadaşları ve okulla ilgili sohbetler edin: Bu sohbetler okul algısının güçlenmesini ve hayatında okulun bir rutin haline gelmesini sağlayacaktır. Sohbetlerden keyif aldığını hissettiğiniz sürece devam edebilirsiniz. Hoşlanmıyorsa bırakın. Okul ve ev arasındaki bağı kuvvetlendirmek için eğer kabul ediyorsa evden birkaç eşya , oyuncak götürebilirsiniz. Bu kendisini iyi hissetmesini sağlayabilir.

Ayrılma süreci: Bu aşamaya gelme ve duygusal olarak hazır olma süresi her çocuk için farklıdır. Çocuğunuz öğretmeni ile yeterli iletişimi kurabilmişse, ona güven duyup fiziksel ihtiyaçlarını gidermesine izin veriyorsa, sizin aşamalı olarak uzaklaşma ve ortadan kaybolma süreçlerinizde sizi aramıyorsa siz olmadan okulda kalma aşamasına geçebilirsiniz. Bu süreyi başlangıçta kısa tutmalısınız , zamanla bu süreyi duygu ve davranışlarına göre uzatabilirsiniz.

Uyum süreci tamamlandıktan sonra servis, yemek ve uyku aşamalarına geçmelisiniz : İlk günlerde servise binmek çocukta kaygıyı arttırabilir. Her aşamaya geçişte çocuğun duygusal olarak hazır olması önceliklidir. Kabul etmiyorsa asla zorlanmamalıdır. Ev ve okul birlikte hareket ederek ikna çabalarına sevgi ve güven duygusunu zedelemeden devam etmelidir.

Okula uyum sürecinde çocuğunuzda bazı duygusal ve davranışsal değişimler gözleyebilirsiniz : Bu süreçte çocuğun bazı kaygılar yaşaması normaldir . Bu kaygılara bağlı olarak evde sizden ayrılmak istememe, huzursuzluk, iştah ve uyku düzeninde bozulma, sık ağlama görülebilir. Bu dönemde çocuğunuza karşı sabırlı ve anlayışlı olmalısınız. Gerektiğinde okulla iletişim halinde olmalı ve birlikte hareket edebilmelisiniz.
Sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirmeniz dileği ile..
0
my december
(19.09.12)
(6)

İngilizce öğrenmek için yardımınıza ihtiyacım var.

kya
Dostlar merhaba. Hukuk fakültesinden yeni mezun oldum uzman yardımcılığı düşünüyorum ve malum ingilizcem iyi değil. Anadolu lisesi mezunuyum yalnız ingilizceyi tam öğrenemediğim için bildiğim yarım yamalak bilgileri de unuttum. Şimdi benim sizden ricam ingilizce öğrenme sürecinde neler yapmalıyım? (
Dostlar merhaba.

Hukuk fakültesinden yeni mezun oldum uzman yardımcılığı düşünüyorum ve malum ingilizcem iyi değil. Anadolu lisesi mezunuyum yalnız ingilizceyi tam öğrenemediğim için bildiğim yarım yamalak bilgileri de unuttum. Şimdi benim sizden ricam ingilizce öğrenme sürecinde neler yapmalıyım? (Kpds'den en az 60 almam gerekiyor)

1) Kursa yazılayım mı? (Ankara'da oturuyorum)

2) Hazırlıkta bir kaç uygulama vardı hatırladığım mesela; Grammar in use veya benzeri( Kpds 1000 kelime gibi küçük not defteri şeklinde kitapcıklar görmüştüm) kitaplar alıp evde çalışayım mı? Bilmediğim kelimeleri defterlere not alayım mı? Yabancı çizgi film izlemek gibi?

3) Dizileri ingilizce altyazılı izlemem gerekir mi?

4) İngilizce Gazete okumam gerekir mi? Ya da yabancı haber kanalları izlemek?

5) Türkiye'de çok zor diyorsanız yurtdışına gitmem gerekir mi?

Bir yol gösterirseniz çok sevinirim. Kusura bakmayın konunun cahiliyim yardımcı olursanız çok sevinirim. Çok teşekkürler.
0
kya
(19.09.12)
Türkçe'yi nasıl öğrendiyseniz İngilizce'yi de öyle öğrenin.Bebek gibi,hiç bir şey bilmiyormuşsunuz gibi.
-Gazetelerinizi ingilizce takip edin,
-Seviyenize göre kitaplar okuyun,
-Dizileri İngilizce altyazılı izleseniz mesela-bu zor biraz ama Türkçe de olur-
-Grammer en kolay iş önemli olan kuralları nerde kullanacağınızı vs öğrenmek,deneyimlemek.(bkz.Kitap okuma)
---Başta zorlansanız da yapmalısınız bunları.

KPSS içinse bilemem tabii.Taktik verirler,kural öğretirler kurs güzel olur.
0
botucat
(19.09.12)
bu merette bence en hızlı şey konuşma. Becerebiliyorsanız belli bir noktadan sonra konuşma kursları vs. alın veya imkanınız varsa türklerin olmadığı bir yere gidin derim.
0
noluyo yaa
(19.09.12)
compadrito
(19.09.12)
Bu dedigin yontemlerle ingilizceni gelistirsen de kpss veremezsin. İyi turkce bilmek oss tukce kisminda nasil full cikarmamizi saglamiyorsa bu da ayni sekilde. Kurs takviyesi almalisin.
0
ceska
(19.09.12)
Amaciniz ingilizce konusup derdinizi anlatmaksa cok fazla onerim olabilir. Fakat mesele sinav basarisi elde etmek ise kurs sart derim.
0
iste simdi oldu
(26.09.12)
yol yordam çok ama sana uygun hangisi senin bileceğin işler

eskiden evde kendi kendime kasarak bilmediğim bir çok şeyi öğrenirdim. şimdi zor geliyor o yüzden benim gibi biri için kurs şart, fakat kardeşim kursa giden arkadaşlarından kitap isimleri aldı evde onunla takılıyor. işin içinden çıkamadığı yerde internetten ve benden yardım alıyor, mutlu mesut geçiniyor öyle.

bir başkası eskiden temelini almış ama çok şey unutmuş oluyor. biraz gramere göz atıp herşeyi hatırlayıp tek ihtiyacı olan şeyin unttuğu kelimeleri tekrar öğrenmek oluyor. onun için de türlü yollar var.

dizileri ingilizce seyretmek güzel ama yine de seviyeye uygun hareket etmek en güzeli. daha sayılar ve yes no ile başlayan biri ingilizce alt yazı ile hareket etmesi uygun olmayabilir, bir başkası için en iyi tekrar olur.

benim sorunum her zaman telaffuz olmuştu. ingilizce şarkıları sözlere bakarak söylemeye çalıştım, bir yandan da anlamlarını çıkarmaya çalıştım. ingilizce metinleri sesli söylemeye çalıştıydım. uğraştım ama hala bozuktur telaffuzum.

paran ve vaktin varsa yurt dışı harika bir seçimdir. birde yanında türk olmayınca, iletişim için ingilizceye mecbur kalmak var. en güzel yöntem olduğuna inanıyorum.

yine de dediğim gibi, her insan herşeyi aynı şekilde öğrenemez. bende işe yarayan sana yaramaya bilir, tersi de söz konusu o yüzden biraz da kendine uygun olan yöntemleri belirlemen gerek
0
kumdan kale
(26.09.12)
(6)

Expansion in karsit anlami

bp10
expansion(genisleme) kelimesinin karsit anlamlisi hangi kelime olur tam olarak ?soyle dusunun;"there is a sudden expansion on the channel"-kanalda ani bir genisleme var demek. bense kanalda ani bir daralma var demek istiyorum.
expansion(genisleme) kelimesinin karsit anlamlisi hangi kelime olur tam olarak ?

soyle dusunun;
"there is a sudden expansion on the channel"-kanalda ani bir genisleme var demek. bense kanalda ani bir daralma var demek istiyorum.
0
bp10
(18.09.12)
Shrink
0
crown
(18.09.12)
constriction

www.zargan.com

thesaurus.com

not: bu bahsettigin baglamda constriction demen daha dogru olur. cunku constriction bir kanalin, damarin buzulmesi anlamindadir. shrink ise yikanan kazagin cekmesi gibi kuculme anlamindadir.
0
compadrito
(18.09.12)
contraction
0
even i say faith no more
(18.09.12)
reduction
0
utkugunce12
(18.09.12)
redüksiyon azaltmak-indirgemek demek. fr. reduire den gelir.
0
even i say faith no more
(18.09.12)
contraction tam karşılığı.
0
piszenci
(18.09.12)
(7)

Hangi Peyniri Alayim?

rebio
merhaba gencler. bizim memleketin beyaz peynirine, ne bileyim kasar peynirine falan yakin seyler ariyorum elin amerikasinda. bu adamlarin her seyi bi garip. peynir kisminda 874158 cesit peynir var, az yagli, azdan biraz fazla yagli, vejetaryen, bilmem ne falan. lakin ben istedigimi bulamiyorum. cok
merhaba gencler. bizim memleketin beyaz peynirine, ne bileyim kasar peynirine falan yakin seyler ariyorum elin amerikasinda. bu adamlarin her seyi bi garip. peynir kisminda 874158 cesit peynir var, az yagli, azdan biraz fazla yagli, vejetaryen, bilmem ne falan. lakin ben istedigimi bulamiyorum. cok fena cikmazdayim.

ne tur peynire bakmam lazim benim?

mesela keci peyniri aldim dun, ne berbat biseymis bu ya. sanki keciyi dudagindan opuyorum, oyle bi tat var.
0
rebio
(17.09.12)
türkiye'deki yöresel peynirler genelde yağlı ve dana sütünden olur öncelikle bunlara yönel şeklinden falan anlamaya çalışacaksın mecbur burada bile adı olan peynirleri alıyoruz da bazen alakasız çıkabiliyor
0
taqster
(17.09.12)
Feta al, beyaz peynire benziyor. Yakınlarında Trader Joe's varsa oranınki güzel oluyor baya.
0
peki madem
(17.09.12)
feta cheese özellikle yağlı olanı beyaz peynire yakındır. philly cheeese de.
cheddar da kaşara yakındır, özellikle fırında ekmeğin üstünde falan eritirsen.
mascarpone de yemesi rahat ve bizim damak tadına yakındır.
0
yardiray1500
(17.09.12)
gouda peyniri al. gerçi amerika'da var mı onlardan bilmiyorum ama çok güzeldi.
0
vedatchilipeppers
(17.09.12)
türklerin takıldığı mekan yok mu yahu oralarda kesin vardır yoksa şaşırıcam hemen.
0
sifirin altinda
(17.09.12)
öncelikle '' keciyi dudagindan opuyorum, oyle bi tat var.'' buna çok güldüm:))))

cheddar alın en güzeli. en lezzetlisi
0
fistikliemenems
(17.09.12)
New York, New Jersey, Boston gibi bi yerde değilsen,

www.tulumba.com

adresine takıl.

Tamam keçi peynirini beğenmemiş olabilirsin ama, yeni tatlar denemeye devam et. Seveceğin bir şey mutlaka bulursun. Danish blue, emmental, gorgonzola, jarlsberg, extra sharp cheddar, mozzarella filan denedin mi mesela? Fırılışşşff, ağzım sulandı lan!
0
compadrito
(18.09.12)
(1)

Özdemir Sabancı Emirgan Anadolu Lisesi'ne Nasıl Gidilir?

menel tenna mol
Bilen varsa acil yardım ederse sevinirim? Hangi otobüs hatlarını kullanmam gerek?Zincirlikuyu'dan otobüse binmem gerekse tabi.
Bilen varsa acil yardım ederse sevinirim? Hangi otobüs hatlarını kullanmam gerek?

Zincirlikuyu'dan otobüse binmem gerekse tabi.
0
menel tenna mol
(17.09.12)
harita.iett.gov.tr

sitesini iyi bir kurcalarsan, ogrenirsin. ben simdi bulur sana soylerim ama bir dahaki sefere de isine yarasin istiyorum.
0
compadrito
(17.09.12)
(26)

Eğer ömrünüzün geri kalan kısmında

Kafkaslı
Hiçbir kadın ve ya erkekle seks yapamayacağınızı, ilişki kuramayacağınızı bilseydiniz, yaşadığınız süre boyunca dış görünüşünüze yine de önem verir miydiniz? (Dış görünüşten kastım yalnızca giyim/kuşam değil; sizi topluma sergileyen, aklınıza gelecek ne varsa...)
Hiçbir kadın ve ya erkekle seks yapamayacağınızı, ilişki kuramayacağınızı bilseydiniz, yaşadığınız süre boyunca dış görünüşünüze yine de önem verir miydiniz? (Dış görünüşten kastım yalnızca giyim/kuşam değil; sizi topluma sergileyen, aklınıza gelecek ne varsa...)
0
Kafkaslı
(17.09.12)
ilişki kurmak derken?
0
cominghomeagain
(17.09.12)
Önem verirdim.
0
fifi
(17.09.12)
Eger boyle bir baglanti olsaydi, butun iktidarsiz erkeklerin, ortalikta sac-sakal, kir-pas icinde gezmesi gerekirdi.
0
compadrito
(17.09.12)
@cominghomeagain sevgililik, flört yaşayamama durumu
0
🌸Kafkaslı
(17.09.12)
@compadrito iktidarsız erkekler seks yapabilir, flört edebilir. Aseksüeller bile bir şekilde kadın-erkek ilişkilerinden haz duyarlar.

Bu durum daha başka. Bir şekilde hayatın boyunca bir takım problemler olacak ve cinsellik gibi bir duyguyu yaşayamayacaksın, böyle bir amaca ulaşamadan öleceksin. Bundan kesinlikle eminsin.

Eğer tüm çabaların seni amaca götürmeyecekse, çaba göstermenin ne önemi var?
0
🌸Kafkaslı
(17.09.12)
tabii ki önem verirdiniz. dünyayla karşılaşmanız görünüşünüz üzerinden oluyor.
0
firuz
(17.09.12)
intihar ederdim! :D
0
jemjum
(17.09.12)
tüm çabalar seks,evlilik,sevgililik vs. durumları için değil ki, bir sürü şey için bir dolu çaba var.
0
cominghomeagain
(17.09.12)
verirdim.
0
rebellion
(17.09.12)
geri kalan degil bugune kadar yapmadım ve yapıcam gibi de gorunmuyor. giyim kusama da onem vermiyorum.
0
heyamo
(17.09.12)
Ama tüm bu çabalar bu bahsettiğimiz konu üzerinde dönüyor.
Sakal traşı olmak, pahalı giyinmek, para kazanmak, iyi bir araba sahibi olmak, eğitim-kültür sahibi olmak vs.
0
🌸Kafkaslı
(17.09.12)
bence saç sakal giyim kuşam ya da her neyse seks için kız için erkek için yapılınca zaten hoş durmuyor, şu hayatta en önemli kişi sensin (anneler istisna onlar için çocukları) o yüzden zaten bunları başta kendin için yapıyorsun. hea giyim kuşama önem vermek o kadar önemli midir bilemem. önemli olan sağlıklı ve temiz olman bence.
0
sayin arkadasim osman
(17.09.12)
@sayin arkadasim osman, kendin içinse neden evde yalnız başına olduğun bir vakit, takım elbiseyle dolaşmıyorsun?
0
🌸Kafkaslı
(17.09.12)
ben yatmadan önce saçımı yapıyodum bi ara. of lan çok güzel oldu diye aynaya bakıyodum sürekli. osbir çekmeye hazırlık mı sence bu?
0
rebellion
(17.09.12)
@rebellion onu ertesi gün dışarı çıktığında nasıl gözükeceğini düşünerek yapıyorsun.

saçını özel olarak evde tek başına dolaşmak için yaptığın oldu mu? Senin ki sadece meraktan saç modeli denemek..
0
🌸Kafkaslı
(17.09.12)
ben de intihar ederdim. sadece ben değil herkes intihar eder. cinsel arzu çok güçlü bi güdü, bunun yok olması yaşama arzusunu da alır bence.
0
mosakale
(17.09.12)
hocu sırf ertesi günü niye düşüneyim? ego tatmini diye de bi şey var. takıldın seksli düşünmeye.
0
rebellion
(17.09.12)
@wilhelmwasmuss aslında şöyle dışarıdan baktığında rahat ve huzurlu hissettirebileceği doğru ama nereye kadar? Belki 1 hafta, 1 ay, kimisi için belki 1 sene. Ya sonrasında? Cinsellik dışında elde edebileceğin her şeyi elde ettikten sonra geriye ne kalacak?
0
🌸Kafkaslı
(17.09.12)
seks neyse de ilişki kuramayacağıma emin olduğum an intihar ederdim çünkü bazı insanlar için yalnızlık çekilmez oluyor.
0
lunedor
(17.09.12)
@Kafakaslı Kafana göre koy ya. Ben de çok umursamıyorum. Güzel soru sormuşsun da kıskandım ondan huysuzluk yapıyorum.
0
fifi
(17.09.12)
Bu durum daha başka. Bir şekilde hayatın boyunca bir takım problemler olacak ve cinsellik gibi bir duyguyu yaşayamayacaksın, böyle bir amaca ulaşamadan öleceksin. Bundan kesinlikle eminsin.

Eğer tüm çabaların seni amaca götürmeyecekse, çaba göstermenin ne önemi var?

El cevab: "Dış görünüş"e verdigin onemin cinsellikle bir ilgisi yok. Ne kadar medeni oldugunla, kendine ve etrafina ne kadar saygi duydugunla ilgisi var. Diyelim tamami erkeklerden olusan bir ofiste calisiyorsun. Disaridan hic kadin ziyaretci filan da gelmiyor. Nasil olsa, bir kadinla karsilasmayacagim diyerek, sakal trasi olmadan gider misin? Gitmezsin. Toplumda genel kabul gormus "dis gorunus" kurallari var. Moda, punk, emo, metal filan gibi gelip gecici eksantriklikler bir yana, bu kurallari zorladiginda, kaşlar hafiften kalkmaya baslar. Ozellikle de temizlikle ilgili olanlari zorlamaman gerekir.

Haa, "Sikerim boyle kurali" da diyebilirsin ama sonuclarina katlanirsin.

Ote yandan, bir an icin, dunya uzerinde hic erkek kalmadigini var sayalim. Boyle bir durumda bile kadin musteriye yonelik moda ve parfum endustrisinin iflas edecegini hic sanmiyorum. Dis gorunus, cinsellikle biraz baglantili olabilir ama direkt ve %100 baglantili degil.
0
compadrito
(17.09.12)
verirdim. çünkü anlattığın durumun şimdiden farkı yok benim açımdan.
0
devilred
(17.09.12)
kız olsam herkese verirdim abi.
0
kriker
(17.09.12)
her dışarı çıkarken seks ihtimali ile mi çıkıyoruz? yapmayın şunu. hiçbir şey yokmuş gibi aynen devam ederdim. sekse ne meraklıymışsınız arkadaş.
0
phonex
(17.09.12)
@Kafkaslı takım elbise işi biraz üniforma gibi. yani seks için takım elbise giymeyeceğim gibi evde yalnız dolaşırken de takım elbise giymem. zaten ben giyinişe pek takılan biri değilim başkaları için diyorum.
0
sayin arkadasim osman
(17.09.12)
madem seks yok game of thronesun kara kardeşleri gibi giyinirdim dsfdsf
0
zenc
(17.09.12)
(7)

İhsan Oktay Anar- Yedinci Gün?

QwertyKlavye
Kullandığı dil inanılmaz derecede iyi değil mi?Türkçe,Farsça,Osmanlıca,Arapça ya da artık başka hangi diller varsa..Yani henüz 20 sayfa okudum gerçi kitabı alalı 2 haftadan fazla oldu.ama böyle her gün yarım sayfa-1 sayfa okuyup tadını almak istiyorum.yani sonuç olarak üslubu çok hoşuma gitti, sonuç
Kullandığı dil inanılmaz derecede iyi değil mi?
Türkçe,Farsça,Osmanlıca,Arapça ya da artık başka hangi diller varsa..
Yani henüz 20 sayfa okudum gerçi kitabı alalı 2 haftadan fazla oldu.
ama böyle her gün yarım sayfa-1 sayfa okuyup tadını almak istiyorum.

yani sonuç olarak üslubu çok hoşuma gitti, sonuçta boru değil ama bu tarz bir yazımın bir adı falan var mı? şahane yaw.
0
QwertyKlavye
(16.09.12)
Puslu kıtalar atlasında da bu tarz bir dili mi var?
ya da diğer kitaplarında?
0
🌸QwertyKlavye
(16.09.12)
diğer kitapları da böyledir Anar'ın evet. PKA, Efrasiyabın hikayeleri falan şeklinde devam edebilirsiniz.

ama üslubun özel bir adı yok, zaten bildiğim kadarıyla benzeri de yok, türk yazarlar arasında yeri çok ayrı, ben de sizin gibi biterse naparım diyorum kitapları için, baştan okurum artık ne yapayım :D
0
nevrochaotica
(16.09.12)
puslu kıtalar atlasını okumaya çalıştım ve 50. sayfaya gelene kadar epey yoruldum. ancak zaman-mekan-kafa müsait olunca okunabilecek kitapları var bence. otobüste, toplu taşımada konsantre olup anlamak zor diye düşünüyorum.
0
bykush
(16.09.12)
Yazar ve üslubu tamamiyle nevi şahsına münasır. Zaten bu sebeple insanları ve beni etkiliyor.

Size önerim kitaplarını yazıldığı sırayla okumanızdır. Kronolojik sırayla okursanız kullanılan dildeki ufak üslup değişikliklerini farkedebilirsiniz. Son kitapları Amat ve Suskunlar en beğendiklerim oldular benim.
0
burka
(16.09.12)
Kesinlikle kronolojik bir sırayla okuyunuz. Bu üslubu nasıl kazandığını sırasıyla okursanız gözlemler ve çok keyif alırsınız.

Tüm kitapları okudum, en beğendiğim kitap Suskunlar oldu benim. Yedinci Gün'ü daha sindiremedim sanırsam, sindirdiğimde en beğendiğime terfi edecektir.

Çok yakın bir arkadaşımla konuşuyorum İOA hakkında. Ben 2010 yılında başladım İOA okumaya, o 2004 yılında başlamış. Ben çok yakın zamanda okuduğumdan tüm seriyi daha iyi gözlemleyebildiğimi düşünüyorum üslubun gelişmesini. Arkadaşım ise, amat, suskunlar ve yedinci gün'ü yazılır yazılmaz okuduğundan, İOA'nın psikolojisini daha iyi çözmüş zamana göre.

İkimizin de emin olduğu tek bir şey var, hemfikiriz bu konuda, İhsan Oktay Anar'ın kitapları İngilizce'ye ya da başka bir dile çevrilemez. Çevrildiğinde büyüsü bozulacaktır.

Aslında hali hazırda çevirileri mevcut hemen her kitabının, alıp okumaya dahi tenezzül etmedim.

Çevirinin bir şeye benzemeyeceğini düşündüğümüzden, İOA'nın nobel edebiyat ödülü almasının imkansız olduğunu düşünüyoruz yani.
0
saygilarefendim
(16.09.12)
ben de merak edıyordum bu tarzın bı ısmı var mı dıye ama bugune kadar hıc rastlamadım bu tarz bır stile .. hayır stılın yanı sıra hayal gucune de hayran kaldıgımı her fırsatta dıle getırıyorum .

yabancı arkadaslara da onerıyorum yazarı ama bunun yanı sıra cevırı sonrasında aynı tadı veremeyebılecegını de soyluyorum.

bu arada yedinci gün muhtemesem olmus , hikayeler arası gecis , karakterlerin ozgunlugu ve gunumuz bılımkurgu , fantastıc konularının gecmıse entegre bıcımı cok guzel.

umarım uzun yıllar boyunca yazar ve bızler de okuruz.
0
kennym
(16.09.12)
compadrito
(17.09.12)
(4)

ayak mantarı

fenerbasket
sevgili romalılar; bende bu sıkıntıdan muzdarip oldum. ayağımın altı beyaz beyaz böyle, şimdi parmak aralarına da yayıldı. daha önce doktora gittiğimde bir krem verdi ama işe yaramadı. varmı bir ilaç bilen?
sevgili romalılar; bende bu sıkıntıdan muzdarip oldum. ayağımın altı beyaz beyaz böyle, şimdi parmak aralarına da yayıldı. daha önce doktora gittiğimde bir krem verdi ama işe yaramadı. varmı bir ilaç bilen?
0
fenerbasket
(16.09.12)
en büyük ilacı temiz ve kuru tutmak.

bir de bir sprey vardı ne kadar işe yaradı bilmiyorum ama bendeki sorunu bitirmiş gibi yaptı.

izmir'de bazı eczanelerin vitrininde 1 günde ayak mantarına son verdiği iddia eden bir ürünün reklamları var.

eczaneye sor işte yönlendirirler.
0
gominist redar
(16.09.12)
hmmm benim tırnaklarımın şekli bi acayip olmuştu. doktora gittim bi iki sprey bir de hap verdi.
spreyin birini giyeceğim ayakkabıya, birini parmaklara sıktım. hapı da yamulmuyorsam günde 1 tane içiyordum. 1-2 ay böyle kullandım %90 iyileşti.
sprey'in ve hapın adı terbisil. ayakkabıya sıkılan spreyi hatırlamıyorum.
0
barix
(16.09.12)
krem duruyorsa şimdilik onu kullanın... ama mantar çoraplarınıza, ayakkabılarınıza, terlik ve havlularınıza da sirayet eder. onları da iyice temizlemelisiniz.
0
firuz
(16.09.12)
aman hocam, birden hapa baslama. ayak tirnagi mantari cok zor iyilestigi icin, hap filan verirler de, sadece deri mantari icin dogrudan hapa baslaman gerekmez.

www.ilacprospektusu.com

bu isin puf noktasi: kasintin ve mantarin azaldiginda ve gectiginde, "tamam bu is bitti artik" diyerek ilaci birakmayacaksin. saglam halde gorunen deriye uygulamaya devam edeceksin.

ayrica ayagini banyodan, havuzdan, dustan sonra cok cok iyi kurulayacaksin. her gun corap degistireceksin (tabii yeni giyecegin coraplar temiz olacak). ayni ayakkabiyi ust uste her gun girmeyeceksin.

seninle ayni ayak havlusunu, terligi, dusu kullananlara da gecer bu hastalik. cevrendekilere bulastirma bari.
0
compadrito
(17.09.12)
(1)

Pul albümü

doktor sagbirakmayan
Üye olduğum bir kartpostal değişim sitesi sayesinde 100'e yakın yabancı pula eriştim. Hiç aklımda yokken birden pul koleksiyoncusu oldum. Onları çekmecemde değil de layık oldukları şekilde özel bir albümde saklamak istiyorum (şu linkte olan albüm gibi http://urun.gittigidiyor.com/koleksiyon/albumde-
Üye olduğum bir kartpostal değişim sitesi sayesinde 100'e yakın yabancı pula eriştim. Hiç aklımda yokken birden pul koleksiyoncusu oldum. Onları çekmecemde değil de layık oldukları şekilde özel bir albümde saklamak istiyorum (şu linkte olan albüm gibi urun.gittigidiyor.com) Belli başlı kitapçılara sordum. 1970'lerden kalma hokkalı kalemler satmaya devam ediyorlar ama pul albümüne benzeyen en ufak bir ürünleri dahi yok. Nerede satılıyor bu albümler bilen var mıdır?

Şehir: Ankara
0
doktor sagbirakmayan
(16.09.12)
Tunali'da Aynali Carsi'da:

uluerpulgalerisi.com
0
compadrito
(17.09.12)
(3)

Kedim su kabını sürekli deviriyor, neden olabilir?

aynen kovalaynen
merhabalar, aramızdaki tüm kedi anne-babalarına bir sorum var.1.5 yaşındaki kedim son 2-3 aydır kabına ne zaman su koysam biraz içip sonra kabı patileriyle itmeye başlayıp içindekiler dökülene kadar durmuyor.ilk başlarda oyun oynamak istiyor diye düşünmüştüm ama alakası yok sanırım çünkü ondan beri
merhabalar, aramızdaki tüm kedi anne-babalarına bir sorum var.

1.5 yaşındaki kedim son 2-3 aydır kabına ne zaman su koysam biraz içip sonra kabı patileriyle itmeye başlayıp içindekiler dökülene kadar durmuyor.

ilk başlarda oyun oynamak istiyor diye düşünmüştüm ama alakası yok sanırım çünkü ondan beri onla oyun oynamaya daha çok özen gösteriyorum. mama kabı su kabıyla aynı ona hiç böyle bir şey yapmıyor.

artık genel bir problem olduğunu düşünmeye başladım bu kadar spesifik ve tekrarlanan bir durum olduğu için.

bu tarz bir şey deneyim eden oldu mu kedisiyle? sizce bir şey mi anlatmaya çalışıyor?

bir fikri, tahmini olan varsa duymak isterim.
0
aynen kovalaynen
(16.09.12)
compadrito
(16.09.12)
Musluk suyu veriyorsanız belki suyunu sevmiyordur. Normal içme suyu verin. Bir de plastik kap ise çıkardığı sesten falan da hoşlanıyor olabilir oynarken. Plastik kabın ağırlığı da hafif olduğundan devirmesi kolay olur. Cam bir kase kullanın.

Ama bir yandan da compadrito+1.
0
buff
(16.09.12)
suyla oynamayı seviyor bazı kediler.
bir de bazı şeyleri sonradan keşfediyorlar.
buff'ın dediği gibi onun bir şeyini seviyordur mutlaka.
4-5 yaşlarından sonra eski köye yeni adet getiriyorlar.
bence kesin çözüm olarak su kabını değiştirip, deviremeyeceği bir şey alın.

mesela: www.petburada.com

gibi.

ha bir de elbette her zaman compadrito+1
0
blatta hiberna
(16.09.12)
(2)

HDL Kolesterol

canbonomobenseno
Merhaba arkadeaşlar,Kan tahlili yaptırdım da,HDL: 32Kolesterol Total : 164LDL: 91çıktı. sanırsam HDL'nin 40 üstü olması gerekiyormus, LDL ninde 100 ile 130 arası.40 altı ise Kalp hastalığı riski yüksek felan yazıyor, Ölecek miyim yani ? : )Yaş: 25, Boy: 176, Kilo : 82 Sigara günde 1 paket.Bunu yükse
Merhaba arkadeaşlar,

Kan tahlili yaptırdım da,
HDL: 32
Kolesterol Total : 164
LDL: 91

çıktı. sanırsam HDL'nin 40 üstü olması gerekiyormus, LDL ninde 100 ile 130 arası.

40 altı ise Kalp hastalığı riski yüksek felan yazıyor, Ölecek miyim yani ? : )

Yaş: 25, Boy: 176, Kilo : 82

Sigara günde 1 paket.

Bunu yükseltmek için bişey yapmak gerekir mi? Yoksa HDL/LDL arasında ki oran mıdır önemli olan?
0
canbonomobenseno
(16.09.12)
Ciddi bir kolesterol sorununuz görünmüyor. Sadece hareketsiz yaşamınız tahlillerde sizi ele vermiş. Sadece bir miktar spora ihtiyacınız var. Kısa mesafelere araçla gitmek yerine yürüyüşü tercih ederek bile HDL'yi yükseltebilirsiniz.

Pek yağlı yemekler tercih etmiyorsunuz sanırım. (Yağlı peynir bile kolesterolü daha yüksek çıkartır)

Şu haliyle bile sorun olmamakla birlikte gelecek adına yatırım yapmak için yaşamınıza hareket eklemenizi öneririm. Onun haricinde gayet güzel bir tahlil sonucu.
0
carpenoctem
(16.09.12)
Daha 25 yasindayken 11-12 kilo fazlan var. (Hayvani adaleli degil, hafif gobekli oldugunu var sayiyorum. Bu kadar kilo fazlasina sebep olacak adalen olsaydi, o egzersize HDL degerin bu kadar dusuk olmazdi.)

Ustune de gunde bir paket sigara iciyorsun.

Bu hayat tarziyla, damarlarini sikip atiyorsun. Hayat tarzini degistirmezsen, 40'li yaslarinda, diyabet, yuksek tansiyon, metabolik sendrom, kalb krizi ile karsilasabilirsin.

Peki hayat tarzini degistirmen icin neler yapman lazim?

Haftada yedi gun, gunde en az yarim saat yurumen lazim
Sigarayi birakman lazim
Daha az bilgisayar, daha az direksiyon, daha az televizyon
Daha cok ev isi, daha cok disari aktivitesi
Fast food, kola, gazoz, ice tea'yi birakman lazim
Daha az seker, daha az alkollu icki (haftada iki kadehi gecme)
Porsiyonlarini %20 azalt
Daha fazla yogurt, gunde iki yumurta, daha fazla sebze, gunde en az iki cesit meyve
Geceleri adam gibi normal uyku

Bunlari yaparsan cillop gibi olursun
0
compadrito
(16.09.12)
(5)

Hızla iyileşmek

dave87
Yarın akşam bir iş gezisine çıkıyorum, 3-4 hafta sürecek.Şanssızlık bu ki; dün sabah itibarıyla halsizlik, hafif burun tıkanıklığı ve akıntısı, hafif baş ağrısı başladı. Ateş yok.Mümkünse yarın akşama kadar, mutlaka pazartesi sabaha kadar çakı gibi olmalıyım. Bugün gün boyu dinlendim, ıhlamur içtim,
Yarın akşam bir iş gezisine çıkıyorum, 3-4 hafta sürecek.
Şanssızlık bu ki; dün sabah itibarıyla halsizlik, hafif burun tıkanıklığı ve akıntısı, hafif baş ağrısı başladı. Ateş yok.

Mümkünse yarın akşama kadar, mutlaka pazartesi sabaha kadar çakı gibi olmalıyım. Bugün gün boyu dinlendim, ıhlamur içtim, elma yedim falan filan. Ama çok mesafe katedemedim.

İyileşme sürecini nasıl hızlandırabilirim?
0
dave87
(15.09.12)
saunaya hamama falan gidip ter at bi.
0
noluyo yaa
(15.09.12)
psödoefedrin makes you larger!

tylol hot falan yani.
0
gogliy
(15.09.12)
3-4 gun sureyle, gunde 1 gram C vitamini al. Daha uzun sure alma. Seyahatin boyunca multivitamin al. Et, sut, yumurta, yogurt, tavuk, balik, bakliyat. Yesillikler, baharatlar. Bunlari da ihmal etme. Iyi protein al, iyi sebze al, iyi meyve al. Karisik baharatlar al.
0
compadrito
(15.09.12)
birkaç hafta önce aynı şeyler bende de oldu, doktora değil eczaneye gittim, bana "katarin forte (günde en fazla 3, tok karna)" ve "calcium sandoz 1000mg verdi (günde 2 kere, sabah-akşam)".

hemen de geçirdi o hastalık halimi.
0
i was me but now he s gone
(15.09.12)
Acılı has ADANA şalgamı .. afiyet olsun ve çok çok geçmiş olsun
0
ondkz
(15.09.12)
(4)

kişilik bozukluğu - psikiyatrist

öyle oldu böyle oldu
özellikle kişilik bozuklukları konusunda iyi olan bir psikiyatrist tavsiye edebilir misiniz acaba? ücreti hakkında da fikriniz varsa süper olur.durum biraz acildir (üstte kalması mümkün mü?)yer: istanbul avrupateşekkürler.
özellikle kişilik bozuklukları konusunda iyi olan bir psikiyatrist tavsiye edebilir misiniz acaba? ücreti hakkında da fikriniz varsa süper olur.

durum biraz acildir (üstte kalması mümkün mü?)

yer: istanbul avrupa

teşekkürler.
0
öyle oldu böyle oldu
(15.09.12)
@compaditro : cevap için teşekkür ederim ancak bana ondan bir başka bir doktor lazım. nedenini mesajla size açıkladım. tekrar teşekkür ederim
0
🌸öyle oldu böyle oldu
(15.09.12)
mesaj attım
0
9kuyruklukedi
(16.09.12)
pm ile bildirdim
0
ingenue
(16.09.12)
(8)

Ter kokusu?

of dream and drama
Şimdi ter kokusuyla ilgili birkaç sorum var.1. Bazı insanların terleri neden daha kötü kokuyor?2. Kendi ter kokusunun çok kötü olduğunu düşünen var mı yoksa kimseye kendi kokusu kötü gelmiyor mu?3. Hiçbir arkadaşımın kötü koktuğuna denk gelmemişken bazen yanımdan geçen insanın kokusuna dayanamıyorum
Şimdi ter kokusuyla ilgili birkaç sorum var.

1. Bazı insanların terleri neden daha kötü kokuyor?

2. Kendi ter kokusunun çok kötü olduğunu düşünen var mı yoksa kimseye kendi kokusu kötü gelmiyor mu?

3. Hiçbir arkadaşımın kötü koktuğuna denk gelmemişken bazen yanımdan geçen insanın kokusuna dayanamıyorum (yıkanmamak değil problem, beşiktaşta sosyetik görünümlü kadının aşırı pis koktuğuna da denk geldim) ama yanlarında insanlar oluyor. "Kötü insan kokusu" algısı kişiye mi bağlı? Yani bana kötü kokan başkasını rahatsız etmeyebilir mi?

4. Roll-on ya da deodorant kullandığımda ben ne kadar terlersem terleyeyim ter kokmuyorum, kokan var mı?
0
of dream and drama
(15.09.12)
feromonla alakalı olabilir. bi de ter kadar giyilen kıyafet önemli. pamuklu kıyafetlerde ter kokusu hemen olmuyor sentetiklerde daha beter oluyor diye biliyorum.
0
orpheus
(15.09.12)
1. çok fazla baharatlı, ağır yiyecekler tüketenlerin teri ağır kokar.
2. çok nadir olsada kötü kokuyormuşum gibi geliyor ve öyle hissedersem kimseye yaklaşmam.
3. kötü kokan hakikaten kötü kokuyor. sana kötü kokan bana da kokar.
4. aynen
0
kırmızıkaşekaban
(15.09.12)
26-27 yaşını geçtikten sonra ter kokusu ağırlaşıyor.az bi terlemeyle bile duş almak gerekibiliyor.genç yaşlarda iyice terleyince duş gerekiyodu.ayrıca yemeklerde kullanılan baharatlar ve yoğurtla da direk ilgili.bazı baharatlar kötü kokutuyor bunları bilirsin.bir de spor yaptığım bi dönem sapık gibi yoğurt yerdim.akşam yemeği niyetine çoğu kez yarım kilo süzme yoğurt yediğim oldu ve yaklaşık bi sene sürdü.yoğurt vücuttan çıkıp çıkabilecek tüm kötü kokuları hafifletiyor.antioksidanlarla da ilgili bir şey demek ki.
0
aşksız prens
(15.09.12)
neden daha kötü kokuyor sorusuna tam cevap olamaz ama insasın yedikleri de etki ediyor ter kokusuna. mesela kahvaltıda bir kangal sağlam baharatlı sucuk ye bi sefer 1-2 gün terin dahi sucuk gibi kokar. onun dışında kullanılan ilaçlar da etki edebilir. mesela ben sivilce için verilen zoretanin kullanmıştım 3 ay kadar o etki etmişti diye hatırlıyorum.
0
nickimin hakkini veremedim
(15.09.12)
1. baharatlı yemenin ter kokusuna neden olduğunu duymmuştum.
2. bazen kendime tahammül edemiyorum.
3. kokan, herkese kokar.
4. 24 saat etkili denilenler bile bazen 8 saat bile dayanmıyor.
0
livaneli kadir
(15.09.12)
ter kokusu yediklerine göre de çok farklılık gösteriyor. ayrıca koltuk altında kıl tüy fazla ise o da etkili derler.

bir de çok bakımlı insanın kötü ter kokması var ki o tamamen kullandığı parfüm ile ten kokusunun çatışmasından kaynaklı oluyor. x kokusunu sen sürersin harika karşılanır ben sürerim millet burnunu tıkayabilir parfümeri dükkanlarına sorarsan anlatırlar.
0
taqster
(15.09.12)
Her etkiden bahsedilmis, ASIL etkiden bahsedilmemis. Ter kokusunun bariz ve dayanilmaz hale gelmesinin en onemli sebebi, uzerinden bir gece gecmesidir. Yani kisi terlemis, o ter, kisinin uzerinde sogumus sonra da bu olayin uzerinden bir gece gecmisse, koltuk altindaki, meme arasindaki, buna benzer diger yerlerdeki bakteriler yardimiyla, o ter "kokusur".

Bir geceden fazla zaman gecerse, tabii ki koku daha da agirlasir.

Cemen haric, baharat etkisi, zaman etkisinden sonra gelir.

Bonus:

www.sabah.com.tr
0
compadrito
(15.09.12)
1. benden önceki cevaplarda bu konu güzelce işlenmiş.

2. kendi terinin çok fena koktuğunu düşünen, insanların da bunu fısıldadığı çok yakın 2 kızar-kadaşım oldu. bunlardan biri yanında hep yedek t-shirt taşırdı. hatta gerekirse, evdeysek, evinde olduğumuz kişiden rica eder bi durulanırdı. ben tuhaf bir biçimde sevdim, alıştım kokusuna vaktinde. Davidoff Coolwater'ın da tek yakıştığı insandı. Coolwater kokusu alınca hala onun kokusu olmadığı için eksik gelir parfüm bana. baya ağırdı çünkü onun ten kokusu/teri.

3. Bazen kişiye bağlı, bazen değil.
Sosyolojik ve sosyal-psikolojik olarak bakarsak, insanların kafalarında bazı yargılar, stereotypelar var. Mesela çirkin, fakir ve mavi-yaka insanların kötü kokmalarını daha kolay fark ediyorlar genelde. Ya da dışsal insanların, kendi çevrelerinden olmayanlarınkini. Arkadaş kötü koksa da alışılıyor ya da kişi kendini o kokuya adapte ediyor (sosyal yakınlıktan). Tabii bunlar benim gözlemlerim. Bununla ilgili bir araştırma yapasım geldi. Çok güzel konu aslında.
Her neyse, ama ben mesela değişik ter kokularını seven bir insanım. İğrenç değil, değişik. Bazı ter/ten kokuları çok orijinal oluyor çünkü. Ama benim sevdiğim bir kaç ter kokusuyla anım olduğu için de böyle olabilir, sosyal koşullanmış olabilirim. Bir de anne babadan, kalıtımsal geçen eğilimler de devreye giriyor. Genler söz konusu olduğu için belli insanların ten kokusu, belli insanlara hoş geliyor ya da itiyor.
hekeza feromon da bu yolla devroluyor gibi, tabii henüz tam olarak kanıtlanmış değil gibi insandaki feromon olayı. en.wikipedia.org ve en.wikipedia.org

4. ben hayatım boyunca hiç roll-on kullanmadım. 25 yaşındayım, ilk defa geçen ay deodorant aldım. onu da hemen hemen hiç kullanmadım. parfüm kullanıyorum. onu da azalttım. terim/tenim çokzel kokuyormuş, ben de insanların yalancısıyım, ama bence de fena değil. benim de hoşuma gidiyor. yakında pembe kakaladığımı iddia edeceğim, o derece şımardım.

5. teri ağır, yoğun, kötü kokan insanlardan rahatsız olan bir çevreden/aileden geliyorum. ama hoşgörülüyüm ter kokusuna. baya dirençliyim hatta.
tuhaf, yakınımdaki insanların terleri hep ağırdır. ama güzel ağır. keskin kokuları seviyorum. parfümde de, insan teninde de. ama leş ter değil, güzel ter.
0
fauxhumanitas
(15.09.12)
(4)

babam hasta

irrasyonel kedi
iyi geceler nietzscheler.derdimi anlatayım da, davranışlarıma bir yön verin istedim.babam şu günlerde hasta. doktor kafadan 1 ay yatacak hastanede ameliyat da olacak demiş. babamla aramdaki ilişki ve iletişim bozukluğu çok geçmişe dayandığından hep bir garibiz. ben onu o şekilde görmeye dayanamayıp
iyi geceler nietzscheler.

derdimi anlatayım da, davranışlarıma bir yön verin istedim.

babam şu günlerde hasta. doktor kafadan 1 ay yatacak hastanede ameliyat da olacak demiş. babamla aramdaki ilişki ve iletişim bozukluğu çok geçmişe dayandığından hep bir garibiz. ben onu o şekilde görmeye dayanamayıp 1-2 dakika belki duruyorum odada, hastane kokusu rahatsız etti deyip kaçıyorum. koku falan hikaye tabii. o da zaten anneme, irrasyonel kedi gelmesin o bakamaz bana beceremez o tarz şeyleri falan demiş. baba psikolojisi tabii onu hasta bir şekilde görmemi istemiyor aslında yoksa sadece ilaç saatinde ilaçlarını veriyoruz okadar. yapılamayacak bir şey yok ortada. demek istediğim, ben bir evlat olarak, nasıl davranmalıyım.

tabi şimdi, 'ne demek nasıl davranmalıyım lan o senin baban!' diyecekler olacaktır ama aramız gerçekten hiç iyi olmadı garip bir mesafe ve ilişki bozukluğu var. çok böyle ağlayıp sızlamadan 'üühhüüü sen benim babamsın ölürüm seni için.' triplerine girmeden, kendi içimde zaten giriyorum bu triplere ama bunu hissettirmeden, nasıl davranabilirim.
0
irrasyonel kedi
(15.09.12)
"Baba geçmişte aramızda sorunlar olmuş olabilir ama seni seviyorum ve asla kaybetmek istemem, bunu bil." de. Yeter bence. Ağlayıp zırlamana da gerek yok, omzunu tutsan babanın yeter.
0
buff
(15.09.12)
buff + 1
0
compadrito
(15.09.12)
bence hissettirsen de bişi olmaz, bence git sarıl ağla. bi şey demene de gerek kalmaz.
0
ferishtah
(15.09.12)
benim de hep babamla aramızda iletişim kopukluğu oldu. bir de bana birçok şeyde destek de olmayınca artık ipleri tamamen koparmıştım. aslında destek olmak istiyordu ama gücü yoktu buna. derken kendisi akciğer kanseri oldu. 2 sene tedavi gördü. ağrıları o kadar arttı ki son iki haftayı hastahanede geçirdi. ve ben babamı sadece öldüğü gün ziyaret etmiştim. bilinci bile doğru düzgün yerinde değildi. morfini bağlamışlar, ölüyorum diye sayıklıyordu. ben sadece elinden tuttum. baba ben geldim diyebildim sadece. gülümser gibi oldu. bense gözyaşlarımı tutamadım. ben gittikten 3 saat sonra da vefat etti. ben babamın son altı ayında onunla hiç konuşmamıştım. çünkü öfkeliydim kendisine. oysa babam kanser tedavisi görüyordu. kemo, radyoterapi vs. ve ben hiçbir şekilde manevi destek olmadım kendisine. ve bugün, pişmanlığımın verdiği tecrübeyle ruhumun en derinlerinde vicdan azabı çekiyorum.
0
mmrsrkn
(15.09.12)
(5)

Tüp gaz kaçırıyor!

a different dimension
Mutfaktaki tüp gaz kaçırıyor (kokudan anlıyorum). Tüpün başlığını çıkarmaya çalıştım ama dokunduğumda daha çok gaz çıkıyor(ses çıkartıyor). Ne yapmak lazım.-Talihsizlik ya, ev sahibi de telefonu açmıyor.
Mutfaktaki tüp gaz kaçırıyor (kokudan anlıyorum). Tüpün başlığını çıkarmaya çalıştım ama dokunduğumda daha çok gaz çıkıyor(ses çıkartıyor). Ne yapmak lazım.

-Talihsizlik ya, ev sahibi de telefonu açmıyor.
0
a different dimension
(14.09.12)
Başlık tam oturmamıştır. Vanayı kapat, çıkart sonra düzgünce tekrar tak.
0
onexey
(14.09.12)
tupun vanasini kapatmasan bile basligi cikardigin zaman icindeki sistem icindeki gazin cikmasini engelleyecek bir sey degil mi? yani teorik olarak basligi cikarip geri takarsan (herhangi bir seyi kapatmadan) biraz kacirma disinda bir sorun olmamasi lazim. (merakimdan sordum bunu)

ama evet, onexey'in dedigi dogru. basligin oturmasi sorunu, eger duzelmiyorsa basligin degismesi gerekebilir.

KESINLIKLE CAKMAK GIBI YANICI BIR SEYLE KACIRIYOR MU DIYE KONTROL ETMEYIN!
0
compumaster
(14.09.12)
Tüpü aldığın yeri veya tüp dağıtım şirketini aramayı dene belki onlar daha iyi yardımcı olurlar
0
Haldamir
(14.09.12)
Elini su ve sabunla kopurt. O kopukleri, kacak gelebilecek baglanti noktalarina bulastir. Boylece kacak olup olmadigini kesin olarak anlarsin. Kacak varsa, kibritle, cakmakla oynama. Sigara icme, tup gaz ocagini kullanma. Camlari ac havalandir. Ev sahibini yarin ararsin. Bir gun peynir ekmek suyla idare et. Onemli degil.
0
compadrito
(14.09.12)
fişleri sakın çekme
0
Thunderbirds
(14.09.12)
(1)

hematopatoloji ABD olan devlet tıp fakülteleri ?

00 08
arkadaşlar soru başlıkta.biliyosanız yardımcı olursanız çok sevinirim
arkadaşlar soru başlıkta.biliyosanız yardımcı olursanız çok sevinirim
0
00 08
(14.09.12)
Babalarin tamaminda var o dedigin. Capa, Cerrahpasa, Marmara, Hacettepe, Ankara, Gazi, Ege, Dokuz Eylul...
0
compadrito
(14.09.12)
(1)

Şu Saksafonun Türü Ne?

erobur
http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&NR=1&v=xDOW62AOr-Y
0
erobur
(14.09.12)
alto
0
compadrito
(14.09.12)
(8)

İlk Defa Uçak ile Okyonus Aşırı Yolculuk Yapacağım -- Yusuf Yusuf

denizaya
Uçak yolculuğuna alışkın arkadaşlar 23 eylülde saat 2.15 te etihad ile önce dubai oradan da güney koreye gideceğim...Ama hayatımda uçakla hiç okyonus aşırı yolculuk yapmadımm...bana biraz anlatabilir misinz...Şimdi elimde bavullarla aatürk havaalanına girdim...Sanırım check in diye bir yere gideceğm
Uçak yolculuğuna alışkın arkadaşlar 23 eylülde saat 2.15 te etihad ile önce dubai oradan da güney koreye gideceğim...

Ama hayatımda uçakla hiç okyonus aşırı yolculuk yapmadımm...bana biraz anlatabilir misinz...

Şimdi elimde bavullarla aatürk havaalanına girdim...Sanırım check in diye bir yere gideceğm...Bu check in denen yer her uçak ve şirket için farklı mı yoksa herkes aynı yerden mi geçiyor..

Bileti oradan mı alacağım...

Check in den sonra neoluyor? Bavulu nerede kime teslim edeceğim?

Nerde bu uçak :D

:D
0
denizaya
(10.09.12)
hangi havayolu sirketiyse onun gisesine valizinle giriyorsun biletini yerini falan ayarlayip valizi veriyorsun o valiz yolunu biliyor sen hiiiiiiiic o tatli canini bunu dusunerek sikma. ama sana onerim ucakta oyalancak seyler al yanina. eger uyuyamazsan sikintidan geberirsin gercekten. ahanda bu yaz turkiyeye donusumu bi ben bi de allah biliyor yani o derece!!
0
pispisim
(10.09.12)
yalnız güney kore ile aramızda okyanus yok. :D

çıkış pulu alacaksın, sonra valizini etihad'ın yerine götürüp teslim ediyorsun. orda sana ayrıca koltuk numaranı da veriyorlar. sonra pasaport kontrolden geçip uçağı bekleyeceksin.

hayırlı yolculuklar.
0
efreet sultan
(10.09.12)
merhaba.

havaalanına girince check-in masasına gideceksiniz. her firmanın kendi check-in masası olur. bu noktada bavullarınızı vereceksiniz.

bundan sonra dış hatlara geçmeniz lazım. pasaport kontrolü yapılacak. ayrıca yurtdışı çıkış harç pulu almayı unutmayın.

pasaport kontrolünü geçince karşınıza duty free çıkar. buradan ucuz içki, çikolata, parfüm, vs alabilirsiniz.

biletinizden belirtilen kapıyı gideceksiniz. oradan sizi uçağa aktaracaklar.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(10.09.12)
Çook teşekkürler..yazdıklarınızı ezberledim, daha gitmeden tecrübe kazanmış gibi oldum eksikolmayın :D

@hayley williams ile evlenecek genc;; hocam ben güney koreye öğrenciolarakgidiyorum orada okuyacağım, o dediğin pul'u almak zorunda mıyım?
0
🌸denizaya
(10.09.12)
evet kıbrıs'a gidilirken bile alınıyor. pasaport kontrolünün karşısında gişesi olur. oradan hemen alabilirsin.

edit: gerçi şimdi baktım da oturum izniniz varsa almayın diyor. bilemedim. galiba almayacaksın.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(10.09.12)
mutlaka mutlaka mutlaka online check-in yap. biletini aldigin havayolu sirketinin sayfasina girip check-in kismindan koltugunu falan sec kafana gore, ayrica havaalaninda kirk saat sirada beklemekten kurtulursun.
0
rebio
(10.09.12)
alakalı değil ama kıbrıs'a giderken pasaport değilde kimlik kullanılıyorsa harç pulu alınmıyor.
0
trocero
(10.09.12)
Güney Kore'ye giderken, uçak Hint okyanusunun üzerinden geçiyor olabilir. Geçmiyor olsa bile, uçuş süresi ve mesafe bakımından, bu uçuş, okyanus aşırı uçuşlarla kıyaslanabilir. Benden sana tavsiye, emniyet kemerin sürekli bağlı olsun. En az bir kere yerinden kalk ve uçak içinde gezintiye çık. Ethiad hangi gruba bağlıysa, o grubun "frequent flyer" kartına müracaat et. Müracaat formunu internet sayfasından veya check-in bankosundan bulabilirsin. Check-in bankosuna valizini teslim ettikten sonra ve pasaport kontrolünden geçmeden önce, maliye veznesinden yurtdışı harç pulu almayı unutma. Alana uçuş saatinden iki saat önce git. Uçuş sırasında fazla alkollü içki içme. Uçağa fındık, badem gibi şeylerle binersen hoş olur. Bazı uçaklarda flash disk takıp kendi tercih ettiğin müziği dinlemen mümkün. Bilet aldığın havayollarının internet sayfasından bagaj ağırlık sınırlamasını oku. Dubai aktarma sırasında valizinin ikinci uçağa yetişmemesi ihtimaline karşı, kıyafet açısından bir B planın olsun.

İyi uçuşlar.
0
compadrito
(10.09.12)
(5)

Türkiye adı bütün yabancı dillerde hindi olarak mı geçiyor ?

17december
Sorunun tam açıklaması şu örneğin türkiye adı ingilizce turkey diye geçiyor bu hem hindi hemde türkiye demek peki fransızca,ispanyolca,arapça,almanca gibi dillerde de bu aynı mıdır yani almanlar hen bize hemde hindiye turkei mi diyor yoksa bu durum ingilizce için mi geçerli ?
Sorunun tam açıklaması şu örneğin türkiye adı ingilizce turkey diye geçiyor bu hem hindi hemde türkiye demek peki fransızca,ispanyolca,arapça,almanca gibi dillerde de bu aynı mıdır yani almanlar hen bize hemde hindiye turkei mi diyor yoksa bu durum ingilizce için mi geçerli ?
0
17december
(08.09.12)
sadece ingilizcede olan bir benzerlik o.
0
hollowlife
(08.09.12)
ingilizce için geçerli.
0
repins
(08.09.12)
bir tek ingilizce'de. bunun sebebi de hindi avrupaya gelirken Türkiye'den geçiyormuş ve hindiyi Türk tüccarlar getiriyormuş.

en.wikipedia.org

edit: gaelce dilinde de twrki hem hindi hem türkiye anlamına geliyormuş. ama ingilizce'den esinlenmişler.

başka dillerde de başka ülkelere gönderme var. türkçe ve fransızca'da da Hindistan'a gönderme var. hollandaca ve danca gibi dillerde de hindi, hindistan'ın calicut şehrinin isminden geliyormuş. portekizce'de de hindiye "peru" diyorlar.
0
ermanen
(08.09.12)
pek çok dilde türkçe'deki gibi hindistan'a referans eden bir kelime olduğunu okumuştum bi yerlerde.
0
sec guard
(08.09.12)
talking turkey: the story of how the unofficial bird of the united states got named after a middle eastern country

by giancarlo casale

how did the turkey get its name? this seemingly harmless question popped into my head one morning as i realized that the holidays were once again upon us. after all, i thought, there’s nothing more american than a turkey. their meat saved the pilgrims from starvation during their first winter in new england. out of gratitude, if you can call it that, we eat them for thanksgiving dinner, and again at christmas, and gobble them up in sandwiches all year long. every fourth grader can tell you that benjamin franklin was particularly fond of the wild turkey, and even campaigned to make it, and not the bald eagle, the national symbol. so how did such a creature end up taking its name from a medium sized country in the middle east? was it just a coincidence? i wondered.

the next day i mentioned my musings to my landlord, whose wife is from brazil. "that’s funny,” he said, “in portuguese the word for turkey is ‘peru.’ same bird, different country.” hmm.

with my curiosity piqued, i decided to go straight to the source. that very afternoon i found myself a turk and asked him how to say turkey in turkish. “turkey?” he said. “well, we call turkeys ‘hindi,’ which means, you know, from india.” india? this was getting weird.

i spent the next few days finding out the word for turkey in as many languages as i could think of, and the more i found out, the weirder things got. in arabic, for instance, the word for turkey is “ethiopian bird,” while in greek it is “gallapoula” or “french girl.” the persians, meanwhile, call them “buchalamun” which means, appropriately enough, “chameleon.”

in italian, on the other hand, the word for turkey is “tacchino” which, my italian relatives assured me, means nothing but the bird. (another source mentiones “galle d'india” for turkey in italian - ) “but,” they added, “it reminds us of something else. in italy we call corn, which as everybody knows comes from america, ‘grano turco,’ or ‘turkish grain.’” so here we were back to turkey again! and as if things weren’t already confusing enough, a further consultation with my turkish informant revealed that the turks call corn “misir” which is also their word for egypt!

by this point, things were clearly getting out of hand. but i persevered nonetheless, and just as i was about to give up hope, a pattern finally seemed to emerge from this bewildering labyrinth. in french, it turns out, the word for turkey is “dinde,” meaning “from india,” just like in turkish. the words in both german (indianische henn) and russian (индюк=indyuk)
had similar meanings, so i was clearly on to something. the key, i reasoned, was to find out what turkeys are called in india, so i called up my high school friend’s wife, who is from an old bengali family, and popped her the question.

“oh,” she said, “we don’t have turkeys in india. they come from america. everybody knows that.”

“yes,” i insisted, “but what do you call them?”

“well, we don’t have them!” she said. she wasn’t being very helpful. still, i persisted:

“look, you must have a word for them. say you were watching an american movie translated from english and the actors were all talking about turkeys. what would they say?"

“well...i suppose in that case they would just say the american word, ‘turkey.’ like i said, we don’t have them.”

so there i was, at a dead end. i began to realize only too late that i had unwittingly stumbled upon a problem whose solution lay far beyond the capacity of my own limited resources. obviously i needed serious professional assistance. so the next morning i scheduled an appointment with prof. şinasi tekin of harvard university, a world-renowned philologist and expert on turkic languages. if anyone could help me, i figured it would be professor tekin.

as i walked into his office on the following tuesday, i knew i would not be disappointed. prof. tekin had a wizened, grandfatherly face, a white, bushy, knowledgeable beard, and was surrounded by stack upon stack of just the sort of hefty, authoritative books which were sure to contain a solution to my vexing turkish mystery. i introduced myself, sat down, and eagerly awaited a dose of prof. tekin’s erudition.

“you see,” he said, “in the turkish countryside there is a kind of bird, which is called a çulluk. it looks like a turkey but it is much smaller, and its meat is very delicious. long before the discovery of america, english merchants had already discovered the delicious çulluk, and began exporting it back to england, where it became very popular, and was known as a ‘turkey bird’ or simply a ‘turkey.’ then, when the english came to america, they mistook the birds here for çulluks, and so they began calling them ‘turkey” also. but other peoples weren’t so easily fooled. they knew that these new birds came from america, and so they called them things like ‘india birds,’ ‘peruvian birds,’ or ‘ethiopian birds.’ you see, ‘india,’ ‘peru’ and ‘ethiopia’ were all common names for the new world in the early centuries, both because people had a hazier understanding of geography, and because it took a while for the name ‘america’ to catch on.

“anyway, since that time americans have begun exporting their birds everywhere, and even in turkey people have started eating them, and haveforgotten all about their delicious çulluk. this is a shame, because çulluk meat is really much, much tastier.”

prof. tekin seemed genuinely sad as he explained all this to me. i did my best to comfort him, and tried to express my regret at hearing of the unfairly cruel fate of the delicious çulluk. deep down, however, i was ecstatic. i finally had a solution to this holiday problem, and knew i would be able once again to enjoy the main course of my traditional thanksgiving dinner without reservation.

now if i could just figure out why they call those little teeny dogs chihuahuas....


Another article:


TALKING TURKEY
Names for a much-travelled bird

About 1530, a new dish began to be put on English tables, a fowl a little larger than the traditional goose, but with a lot more meat and a refreshingly new taste. This bird had been brought to England by merchants trading out of that area of the eastern Mediterranean called the Levant but whom the English called “Turkey merchants” because that whole area was then part of the Turkish empire. The new bird was therefore called a “Turkey bird”, or “Turkey cock”. Within a few years it had become a favourite and familiar domestic fowl, to the extent that, sixty years later, Shakespeare knew his groundlings would understand the reference to the turkey’s aggression display of blowing out its breast and strutting when he described the posturings of Malvolio in Twelfth Night:

SIR TOBY BELCH: Here’s an overwheening rogue!
FABIAN: O, peace! Contemplation makes a rare turkey-cock of him; how he jets under his advanced plumes! The interesting thing about the mistake over the turkey’s origins is that the English were the only people to believe they came from Turkey; nearly everyone else, including the Turks, thought they originated in India, or at least in the place they then thought was India. Turkeys actually came from Mexico and were first brought back from there about 1520, at a time when that area was called The Spanish Indies or the New Indies, illustrating the confusion in people’s minds about the true location of this new land that Columbus had found. As a result, a lot of European languages, as well as others like Arabic and Hebrew, called it something like the “bird of India”.

But in a few languages, including Danish, Dutch, German, Finnish and Norwegian, the bird was named instead as coming from Calicut (German Calecutishe Hahn, Dutch kalkoense hahn, Danish kalkun), which is a seaport on the Malabar coast of India, the same place after which calico is named. As the turkey didn’t reach India for about a hundred years after its European introduction and naming, this looks mysteriously specific. But there may be an explanation. The turkey was introduced into Europe only about twenty years after the Portuguese explorer Vasco da Gama had pioneered the route round the Cape of Good Hope, up the east coast of Africa and across to India, where he landed in 1498—at Calicut. It could be that people made the connection “bird of India” = “bird of Calicut” because they had heard about the Portuguese explorations and mistakenly thought the bird had been brought back from there, instead of the New Indies.

To compound the difficulties the English had with this immigrant, at about the same time, the 1530s, Portuguese merchants reintroduced the guinea-fowl from West Africa, which had last been seen in England at the time of the Romans. As it was the same Levant merchants who brought this into the country, the guinea fowl was also known for a time as the “Turkey bird”, though this confusion didn’t last long. For example, the heraldic arms granted to William Strickland in 1550 featured “a turkey-bird in his pride proper” and the bird shown is quite definitely a proper turkey. The only surviving instance of this confusion between the turkey and the guinea-fowl—but it’s a big one—was caused by Linnaeus; when he invented the new generic name for the turkey and its relatives he called it meleagris, which had been the name in classical Rome for ... the guinea-fowl.

As an aside to this, and to illustrate the total confusion over its origins by everyone, when the turkey did arrive in India, it was brought there via the Spanish possessions in the East Indies, and one name for it was the “Peru bird”, most probably because that was what the Portuguese, with their strong colonial presence in India, called it; still quite wrong, because there were no turkeys in Peru, but at least they had the right area of the world.

And the domestic turkey was re-introduced into North America from Britain, taken there circuitously by the colonists of New England and Virginia, who were surprised to find it living there wild. Benjamin Franklin once suggested its wild cousin should become the national bird of the United States. If of any country, it should be Mexico of course, but because of its wide travels and the total confusion over its origins, perhaps instead the turkey ought to be the official bird of the world.



What found in Google:


七面鳥 - Japanese
칠면조 - Korean
火雞 - Chinese
(ש"ע) תרנגול-הודו; כישלון - Hebrew
törökország, pulyka - Hungarian
kalkun - Norwegian
kalkun - Danish
kalkkuna - Finnish
kalkon - Swedish
kalkoen - Dutch
kalkoen - African
kalakunê - Northern Soto
lekalakune - Northern Soto
bata mzinga - Swahili
мисирка (misirka) - Macedonian (Pay attention how close it is to the word misir which means corn and Egypt in Turkish at the same time - )
ćurka (pura, tuka) - Bosnian
Ćurka
Turkey
ćuretina
Turkey
Tuka
Turkey
Purka
Turkey
Ćuran
Serbian

puran (pura) - Croatian
indyk - Polish
indyuk – Turkmen (apparently from Russian - )
hind xoruzu – Azeri (means indian rooster - )
індик, індичка (indyk, indychka) – Ukrainian
күрке тауық қораз – Kazakh (kürke tavik – tavuk means chicken in Turkish - )
kürke - Uigur
krůta – Czech
morka, moriak – Slovak
meleagro – Esperanto
pavo - Spanish
Meleagris gallopavo- Latin

The names for the Wild Turkey, the North American species, in other languages also frequently reflect its exotic origins, seen from an Old World viewpoint, and confusion about where it actually comes from. See Turkey for the etymology of the scientific name Meleagris.
In Spanish the turkey is called pavo, Latin for peafowl. In Mexican Spanish it is also known as guajolote, a name of Nahuatl origin.
In Turkish the bird is called hindi which means "from & related to India"; likewise the French d'inde ("from India").
In Maltese it is called dundjan (pronounced doonDYAHN), another, maybe not so obvious, reference to India.
In Hebrew the turkey is called tarnegol hodu (תרנגול הודו), which literally means "Indian chicken" Coincidentally, the Hebrew word for India (hodu) is a homonym for "thanks," contributing to a popular misconception that the word's etymology connotes "Thanksgiving chicken."
In Russian it is called indiuk (индюк), and in Yiddish indik (אינדיק), both relating to India.
In Catalan it is called gall dindi, literally meaning "Indian chicken".
The Dutch word is kalkoen derived from the city Calicut in India, likewise Danish and Norwegian kalkun, and Swedish kalkon, as well as in Papiamento kalakuna.
In Portuguese the word for turkey is peru, which also refers to the country Peru.
In Arabic it is called dīk rūmī (ديك رومي) meaning "Roman rooster" (in which "Roman" historically referred to the Greek-speaking Eastern Roman Empire and later to the geographic areas that now comprise Turkey), or, less commonly, "Ethiopian bird."
In Colloquial Egyptian Arabic it is called the "Greek Bird".
In Greek it is gallopoula which means "French girl" or "French bird".
In Scottish Gaelic it is called cearc frangach, meaning "French chicken".
In Japan the turkey is called shichimencho (七面鳥) and in Korea chilmyeonjo, both of which translate as "seven-faced bird". This is said to reflect the ability of the bird, particularly the male, to change the form of its face depending on its mood.
In Chinese it is called huoji (火鸡) which means "fire chicken", named after the color of the head.
In Indonesian it is called Kalkun and derived from Dutch word kalkoen
In Bahasa Melayu it is called either "Ayam Piru" from the Portuguese name for the bird or "Ayam Belanda" (Dutch Chicken)
In Bulgarian it is Пуйка (puijka) but a dialect version is Мисирка (misirka), which comes from the Arabic word for Egypt
0
compadrito
(09.09.12)
(15)

Kitap okumaya fazla anlam yüklemek?

karpux
Kitap okumak neden bu kadar kutsal bir şeymiş gibi görülüyor ve okumayana "kısmen" cahil gözüyle bakılıyor ya da okumamak eleştiriliyor? ("Toplumumuzda kitap okuma oranı düşük" ya da "Kitap okumuyorum eksikliğini hissetmiyorum"a karşı yapılan eleştiriler gibi mesela)Önemli olan kitap okumanın kendis
Kitap okumak neden bu kadar kutsal bir şeymiş gibi görülüyor ve okumayana "kısmen" cahil gözüyle bakılıyor ya da okumamak eleştiriliyor? ("Toplumumuzda kitap okuma oranı düşük" ya da "Kitap okumuyorum eksikliğini hissetmiyorum"a karşı yapılan eleştiriler gibi mesela)

Önemli olan kitap okumanın kendisi değil okunan şeyse, neden direkt kitap okuma eyleminin kendisine anlamlar yüklüyoruz? Mesela "felsefe kitabı okumadığı" için değil "kitap okumadığı" için oluyor eleştiriler çoğunlukla, okunan kitapların içeriği değil.

Sadece roman kitapları okuyan bir insanda sorun yok, kitap okumayan insanda sorun var gibi gözüküyor çünkü. Aynı eleştiriler dizi ya da film izlemeyen insanlara neden yapılmıyor o zaman? Bir kitabın dizisini ya da filmini izlesem, kitabını okumaktan daha kötü bir şey mi yapmış oluyorum? Bu tür kitaplar insana dizi-filmden farklı olarak ne katıyor ki?

Sadece meraktan soruyorum kötü bir amacım yok bu arada, saçmalıyorsam düzeltin :D
0
karpux
(08.09.12)
Bu şekilde kort tenisine de aynı anlamı yükleyebilirsin.

Kitap okumak genelde daha yüksek kültürel seviyeye işaret olarak görülür. Kitaptan alınan bilgi önemli değil öenmli olan bu alışkanlığın kendisidir.

Genel olarak emekçi sınıf iş yükü ve hayat şartları yüzünden okumaya ve kort tenisine fazla zaman bulamayarak entelektüel açıdan kendilerini çok fazla geliştirme fırsatı bulmazlar. Bunun yanında sosyal statüleri daha iyi olanlar ise kitap okuma alışkanlığı geliştirecek boş vakitleri ve eğitime harcanacak bol paraları olduğu için kendilerini rahatça geliştirirler.

Dizi yada filmler her türden insanın aynı yoğunlukta takip edebileceği eylemler olduğundan sınıfsal açıdan bir fark göstergesi oluşturmazlar.

Son olarak papirüslerden günümüze hala daha en fazla bilgi yazılı kaynaklarda bulunmakta ve okumadan bunlara erişilememektedir. Okuma yazma bilmek her zaman toplumda bir statü göstergesi olmuş sadece son yüz yılda okuma oranlarının artması ile bu azalmıştır. İnsanlığın hafızasındaki bu fark hala daha devam etmektedir.
0
nedendir bilinmez
(08.09.12)
Kutsal birşey de ondan.
(bkz: ikra)

tabi kitap, amaçtan çok araç olmalı bilgiye ulaşma konusunda...
0
midnight exe
(08.09.12)
Vakti boş geçirmemekle ilgili bir durum bu bence. "Boş boş oturacağınıza kültürel bir birikim yaratın kendinize" demek gibi. Eh bu da mesela alışverişe giderek, televizyonda dizi izleyerek, konsere giderek vs vs olacak bir şey değil takdir edersiniz ki. Düşünsel, eleştirel, kültürel anlamda kendini ilerletmenin tek yolu kitap değil elbette ama halk arasında ağız alışkanlığı olmuş diyelim:) Yoksa kişi film de izleyebilir mesela, dergi okuyabilir, bir grup içerisine dahil olup diyalektik etkileşimle bir şeyler kazanabilir vs vs. Ha tabi tutup da Canan Tan kitapları okuyup Şahan Gökbakar filmlerine gitmenin hiç bir değeri yok. Ben bu konuda yapılan aktivitenin önemli olduğunu düşünüyorum ilk etapta ancak buna tamamlayıcı olarak salt aktivite o olduğu için değerli değildir, niteliği de önemlidir diyorum.
Bilmem anlatabildim mi.
0
buff
(08.09.12)
günümüzde pek bir işe yaramıyor. aslında yarıyor da elle tutulur bir şey yok...
0
cevaplazımm
(08.09.12)
içeriğin de önemi var elbet, ama içeriğin tartışılabilmesi için önce bir içeriğin olması lazım. bir analojiyle anlatayım. mesela ülke olarak olimpiyatlara eskrimci sokmak istedik diyelim. bunun yöntemi, sokaktan on kişi çevirip, "gelin sizi eskrimci yapalım" demek değildir. eskrim kursları açarsın, spor halk arasında yaygınlaşır, sporculara destek olursun, zamanla olimpiyatlara adam gider. o yüzden "neden bizim olimpiyatlarda eskrimcimiz yok?" diye soramayız, çünkü memlekette eskrimci yok (vardır tabii de, tanımıyorum, affetsinler). aynı şekilde, neden felsefe kitabı okunmuyor diyemeyiz henüz, çünkü kitap okuyan yok. o tür "ağır" kitapların okunabilmesi için, önce bir okuma alışkanlığının kazanılması, basit kitapların okunması, onlardan keyif alınması lazım.

çok anlam yüklemeye gelirsek, benim için kitap okumak önemlidir. neden? akıcı bir dilden, başka birinin iç sesini duymaktan, filmlerdeki gibi her şeyin gözümün önüne konmasının aksine kitaptaki tasvirleri canlandırmaktan keyif alıyorum. sadece roman da okumuyorum, non fiction kitaplardan bilgi de ediniyorum. bence okumak muadili olmayan bir keyif.

okuyamayanlara da kızmıyorum. kimisi keyif almıyor olabilir, okuma alışkanlığı kazanmamış olabilir, başka kaynaklardan bilgi ediniyor olabilir. benim kızdıklarım, kitap okumamayı sanki matah bir şeymiş gibi gösterenler. bu sadece kitap için de geçerli değil. "kitabın ne faydası var" diyen adama ne kadar kızıyorsam, sinemanın, müziğin, sanatın da faydasız olduğunu iddia edene adama da kızarım.
0
resistance is futile
(08.09.12)
kitap okuyan kişi hayatı daha çok anlamlandırabilir. birkaç yıldır doğru dürüst kitap okuyamıyordum, tekrar başladım ve hakkaten yararını görüyorum en basitinden karşımdaki insanı daha iyi analiz edebiliyorum.
0
hocam fazla egon var mi
(08.09.12)
Türkçe öğretmeniyim, köyde görev yapıyorum. 14 yaşına gelip de hala uzun, grameri basit olmayan cümlelerimi takip edemeyen, deyim bilgisi mecazi anlamı olmayanlarla sınırlı, bildiklerini/düşündüklerini ifade edemeyen çocuklarla uğraşıyorum. Hala cümleyle yargı bildirmeyen bir kelime dizisinin ayrımını yapamıyorlar. Kelime dağarcıkları inanılmaz kıt. Bilmedikleri kelimeler beni hayrete/ dehşete düşürüyor.
iki buçuk senedir öğretmenleriyim, onlara öğrettiğim pek çok şey yukarıda söylediklerimi yapmlarını sağlamıyor.
Çünkü OKUMUYORLAR.
Okumak hiçbir şey için değilse bile insanın diline hakim olması için (ki bu çoook önemli) gereklidir.
Evet hayat kitaplardan öğrenilmiyor, okumak herkesi kendi kafasıyla düşünebilen bireylerden yapmıyor, bilmek de sadece okumakla ilgili değil ama kitabın asgari faydaları bile dizi izlemekten daha değerli.
0
yarmasimo
(08.09.12)
kitap okuyan adam derinleşir.kitap okumaya fazla anlam yüklenmelidir zaten doğrusu budur.ayrıcı felsefe kitabı okuamadığı için değil kitap okumadığı için oluyor eleştrler demişsin.yahu gidip de yüzüklerin efendisi harry poter gibi serileri okuyan adam eleştirilir eleştirilmelidir.nitelikli kitap var niteliksiz kitap var.nitelikli okuyucu var niteliksiz okuyucu var.okumayan çok şey kaybediyor bu kadar nokta.
0
benkoşarımaşaalara
(08.09.12)
İçeriğin önemli olduğu konusuna katılıyorum. Fakat "felsefe kitabı okuyanlar" veya "Politik Ekonomi okunma oranı" gibi istatistikler kolay bulunmadığı için, kitap okuma oranı kullanılıyor.

Benzer bir mantıkta kitap okumak hem kişisel gelişimi hem de ifade yeteneğini geliştirdiğinden, kitap okuyan bir neslin kendi düşünce sistemini oluşturabilmesi daha kolay. Düşünce dediğimiz şey dil ile oldukça alakalı zira.

Film ve dizilerin de çoğu hayata birşey katmadığı belli olan şeyler. Roman okumaya göre ayrımcılık yapılmasının sebebi sanırım film izlemenin "düşünme" gerektirmeyen bir aktivite olması. Kitap okurken en azından o olayları kafada oluşturma durumu var.

Bilgiye ulaşmada kitabın hala önceliğini koruduğunu düşünyorum, zira yorum da içeriyor.
0
homo sapiens gotgobekus
(08.09.12)
şahsi gözlemim: kitap okuyan insan bir olayı daha derinlemesine algılar ve değerlendirir, kitap okumayan insan daha yüzeyseldir.

kitap okumayan insan her şeyi bildiğini sanır bir şey bilmez. kitap okuyan insan bir şey bilmediğini bilir.

tabi kitap derken içi boş bestseller kitaplardan bahsetmiyor olmalıyız.

ayrıca kült filmleri izlemeyen insanlar da en az kitap okumayan insanlar kadar eksik görülüyor biraz okuyan, izleyen, araştıran çevrelerce.
0
there is a light that never goes out
(08.09.12)
Bir söz vardı ‘’Aptal insanlar kendi hatalarından, akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar.’’ diye. Her hatamızdan ders alıp telafi edecek kadar uzun yaşayamayabiliriz. Bu amaçla okumuyorum her zaman ama bunu da aklımın bir köşesinde bulunduruyorum. Mesela bir yazar kadavraları araştırmış 10-15 yıl araştırma yapmış. Bir kitap yazmış. Ben bu 15 yıllık bilgiye evimde yayıla yayıla oturup okuyarak ulaşabiliyorum. Ne kadar çok, ne kadar farklı kaynak okursam o kadar bilgi edinmiş oluyorum. Bir kelime bile öğrensem kardır diye düşünüyorum. Öte yandan Kanıt dizisini izliyorum şu sıralar; oradan da Fulaj izi ne demek onu öğrendim mesela dün. Bilmiyordum. Belki benim gibi bilmeyen bir çok kişi vardır, bu yazımı okuyunca merak edip araştırırlar. Bilgilenmek, okumak böyle bir şey bence. Okuyan insan paylaşır, tartışmayı sever, yeni fikirlere açıktır, dolayısıyla kendini daha fazla geliştirebilir. Düzgün konuşur, etrafındaki insanlara kendini ilgiyle dinletebilir. (Tabi ki kişiden kişiye değişmekle birlikte).

Sizin sorunuzdaki kilit noktanın muhattabı ise okumayı moda kabul edip okumayanları kalıba sokmaya çalışan boş insanlardır. Çok gördüm böyle okula, işe kitap getirip ‘bakın nasıl da entelektüelim nasıl da okuyorum’ havalarıyla dolaşanları. Bu tarz insanlar yüzünden böyle bir kanıya varmış olabilirsiniz diye düşünüyorum. Ama gerçekten okuyan, araştırmayı seven, kendini aşmış* insanların kitap okumaya fazlaca anlamlar yüklemek gibi yaklaşımları yoktur.
0
buzbebek
(08.09.12)
@deneme:(bkz: 2. felipe dönemi'nde akdeniz ve akdeniz dünyası)

Tek örnek vererek çürüttüm demiyorum. Ama kitap diğer kısa sürede unutulacak mecralara göre daha verimli bir medya aracı. Olay sadece bilgi vermesi değil, bilginin yorumlanması ve düşünce değerlendirme kısımlarını daha uygun bir şekilde anlatması.

buzbebek'in bahsettiği 15 senelik birikimi ve araştırmayı kitapla aktarma kısmına tamamen katılıyorum. Diğer medya araçları bunu ya üstünkörü yapıyor, ya da kısa bir özet geçebiliyor sadece.

Bir kitabın bahsettiklerini internette ufak bir özet olarak okumak veya film olarak çekmek o detayların çoğunu yok sayıyor.
0
homo sapiens gotgobekus
(08.09.12)
@deneme özellikle kitap uyarlaması film, belgesel vb türlerde yönetmenin,
bakış açısından izlemek zorunda olduğumuzu gözardı etmeyin derim. Kitapta böyle bir durum yok, yazar anlatır siz okursunuz, istediğiniz şekilde hayal edersiniz. Filmde, belgeselde verilen bakış açısıyla izlemek zorundasınız. Bana kalırsa film, müzik, kitap, televizyon hepsinin artıları eksileri var. Ancak en kalıcısı, en eskisi yazıdır, kitaptır. Bonus tartışmalardan biri de çok okuyan mı bilir çok gezen mi tartışmasıdır bilirsiniz. Onda da enteresan bir biçimde çok gezenlerin daha çok bildiğini düşünürüm. Deneyimlemek bambaşka, okumak başka, izlemek başka…
0
buzbebek
(08.09.12)
deneme! harry poter okuyan okuyucu niteliksiz okuyucudur amacı sadece olaydır onu sürüklemesidir elindeki kitabın.kelime hazinesinin de pek zenginlik içerdğini düşünmüyorum.okuyucuya kattığı bir derinlik söz konusu olamaz.yazarlar insanlara kılavuzluk ederler yön gösterirler.nitelikli okuyucu kendine derinlik katacak kitabı seçer ve kendisi de kitaba bir şeyler katar.kitap oluşumunu daima sürdürür.onu her okuyan nitelikli okuyucu kitaba edebiyata bir şeyler katar.sonuç şu ki harry poter okuyan kişi, nitelikli okyucuya herhangi bir şey sokamaz.terbiyesizsin.şöyle düşün tv kitap ikisini bir tutmuşsun ya tamam televizyonda güzel programlar var ama pembe dizilerde var.her güne 2 dizi koymuş pembe dizilerin kendisinden sorulduğu bir teyze bildikleriyle kime ne sokabilir.kitap var kitap var.susmalısın artık.
0
benkoşarımaşaalara
(08.09.12)
compadrito
(09.09.12)
(1)

ingilizce geliştirmek için tavsiyeler

beynim infilak edicek
merhaba,aslında soru başlıkta ama seviye ile ilgili biraz bilgi vermek de gerek sanırım.- ingilizce altyazılı dizi izlemeye çalışıyorum.- çok uzun bi süre olmasa da günde bir tane ingilizce makale çevirdim.- bbc radyo dinlemeye çalıştım.ve son kpds'den 74 aldım. neredeyse 3 aydır bunların hiçbirini
merhaba,
aslında soru başlıkta ama seviye ile ilgili biraz bilgi vermek de gerek sanırım.
- ingilizce altyazılı dizi izlemeye çalışıyorum.
- çok uzun bi süre olmasa da günde bir tane ingilizce makale çevirdim.
- bbc radyo dinlemeye çalıştım.
ve son kpds'den 74 aldım. neredeyse 3 aydır bunların hiçbirini yapmıyorum. ne zamandır kendime "hadii, yeniden başla" derken kötü bi ayrılık sağolsun yine buradayım.

denenmiş-denenmemiş her türlü tavsiyelerine açığım. en sonunda sökücem bu inglizceyi :)
0
beynim infilak edicek
(08.09.12)
(bkz: ingilizce kelime ezberleme yolları/@compadrito)

başlık seni yanıltmasın, işine yarayacak bilgiler var bu yazıda.
0
compadrito
(09.09.12)
(2)

aramızda daha önce johannesburg'a giden var mı?

borschtang
bir iş dolayısıyla johannesburg'a gideceğim. aramızda daha önce o diyarlara gitmiş olanlar var ise tavsiyelerini dinlemek isterim.mutlaka şuraya gidin dediğiniz yerler var mıdır?nerelerde güzel ve lezzetli yemekler yiyebiliriz?hangi gece kulübüne gitmeli? gece hayatı ile ilgili trickler nelerdir?kıs
bir iş dolayısıyla johannesburg'a gideceğim. aramızda daha önce o diyarlara gitmiş olanlar var ise tavsiyelerini dinlemek isterim.
mutlaka şuraya gidin dediğiniz yerler var mıdır?
nerelerde güzel ve lezzetli yemekler yiyebiliriz?
hangi gece kulübüne gitmeli?
gece hayatı ile ilgili trickler nelerdir?
kısacası johannesburg ile ilgili bütün tavsiyelerinizi dinlemeye hazırım.
teşekkürler.
0
borschtang
(08.09.12)
Bence thy satis ofisine git selam ver onlar seni agitlar ve yol hosteriri
0
seyyar satıcı
(08.09.12)
(bkz: johannesburg) ola ki bu başlığa bakmamışsındır diye yazıyorum...
0
compadrito
(09.09.12)
(25)

Sık sık uçağa binme ihtimalim var. Düşer mi lan uçak?

ya ben lan neyse
hiç uçağa binmemiş biri olarak şu saatten sonra büyük ihtimalle sık sık uçağa bineceğim gibi gözüküyor. yalnız tırsıyorum düşer diye. sık sık uçağa binen var mı?uçağın düşme ihtimali çok mu? uçak motorları bozulsa da uçak süzülerek iner deniliyor doğru mudur?bir de uçakta nefes daha mı zor alınıyor?
hiç uçağa binmemiş biri olarak şu saatten sonra büyük ihtimalle sık sık uçağa bineceğim gibi gözüküyor. yalnız tırsıyorum düşer diye. sık sık uçağa binen var mı?

uçağın düşme ihtimali çok mu? uçak motorları bozulsa da uçak süzülerek iner deniliyor doğru mudur?

bir de uçakta nefes daha mı zor alınıyor? içerdeki basınç ayarlanıyormuş da. az da olsa daha mı zor nefes alınıyor?

bi söyleyin lan. hadi.

firma anadolu jet.
0
ya ben lan neyse
(06.09.12)
en güvenilir araç uçak diye bilirim ben. düşerse şansın yok ama pek düşmüyor yani.
0
neira
(06.09.12)
böyle bir ihtimal yok desek yalan olur...2 sene boyunca ayda 2 defa uçsan illaki bir ara düşersin yani..
0
yapmabunuyapmabunu
(06.09.12)
normal nefes alıyorsun bir şey olmuyor. düşüp düşmeyceği belli olmadığı için "bir şey olmaz" diyip bineceksin, bir şey olmayacak :)
0
there is a light that never goes out
(06.09.12)
sadece uçak düşse neyse bi de terörist saldırıları falan var panpa. ihtimal az değil.
0
keltikfrost
(06.09.12)
lan oğlum korkutmayın adamı. düşme ihtimali en az araç da düşerse ne bok yiycem. düştü mü de en ölümlü araç ama.
0
🌸ya ben lan neyse
(06.09.12)
bir aralar daum türkiye deyken fener miydi besiktas mi bilemiyorum almanya da mahkemesi var diye neredeyse her hafta almanya-türkiye yapiyordu ucakla.. artik teknoloji o kadar ilerledi ki son yillarda sacma sapan hava sirketlerinden baska kazalar olmuyor, su anda hava da diyelim ki 20 bin tane sivil yolcu ucagi ucuyor ama haberlerde kaza haberlerinin günlük sayisi kac?
0
aventura
(06.09.12)
thy nin pilotlar ve hostesler mezarlığını bilmiyon mu lan
adamlar şehit mezarlığı tarzı yapmış.
0
w a s d
(06.09.12)
İlk seferden önce herkes böyle düşüncelere kapılıyor da bir kere bindikten sonrası kolay. Gayet konforlu bir ulaşım şekli gittiğini bile anlamıyorsun uçağın. Türkiye'deki trafikte sağ kalmak daha çok endişelenmen gereken bir konu bence.
0
tahsin sutcuoglu
(06.09.12)
Sen böyle düşünüyorsan uçak görevlileri napsın :) Ayrıca söyle düşünmen biraz içini rahatlatır, uçak kazasında ölme ihtimalin sokakta, kaldırımda yürürken ölme ihtimalinden bile düşüktür hele ki türkiyede
0
Haldamir
(06.09.12)
sehirlerarasi otobus yolculugundan korkmuyorsan, ucak yolculugundan hic korkma! ucak yolculugunun en tehlikeli tarafi, taksiyle havaalanina giderkenki zaman dilimidir.
0
compadrito
(06.09.12)
kanadın üstünde acil çıkış kapısı var, tehlike anında paraşütü takıp o kapıdan atlıyorsun. bende ilk bindiğimde aynı heyecanı yaşıyordum ama şansıma o kapının dibine denk geldi koltuk, olası bir durumda hemen kapıyı açıp atlarım diye tetikte gittim yol boyunca.

sende alabilirsen o kapının yanındaki koltuğa al, için rahat eder.
0
tolga asp
(06.09.12)
yalnız uçak ilk kalkışta böyle bi yüreğini hoplatıyo üçbuçuk atıyosun orada kaçırmazsan bi daha kaçırmazsın. bi de hava boşlukları var arada böyle zıplıyosun falan film şeiridi geçiyo derken tansiyon falan haha yok canım şaka
0
neira
(06.09.12)
100 yıldır acı deneyimlerle geliştirilen güvenli teknoloji+yıllarca eğitim gören ve yüksek ölçekli zeka ve yetenek testinden geçen pilotlar=en güvenli ulaşım.
cidden taşımacılıkta kaza ve ölüm oranı en düşük araç uçaktır.
0
r_u_h
(06.09.12)
hahaha pilot olarak söylüyorum ki uçak düşebilir:)

yolcu uçakları kanat açıları ve yapılarından dolayı süzülmeye elverişli değillerdir öyle km lerce süzülemezler.

nefes almak zorlasmıyor basınçlandırılmış bir sistemdesiniz ama yine de 8-10bin feet yükseklikte nefes alıyormuşsunuz gibi bir hava soluyacaksınız. sonuç sıkıntı yok rahat rahat insan biyolojisi için uygun bir hava soluyacaksınız.

anadolu jet thy nin kardeş şirketi zaten.
0
monkey
(06.09.12)
Sırayla gitmiyorum cevaplarda.

-Nefes konusunda bir zorluk çekmedim bugüne kadar. Dışarıda nasıl alıyorsan aynı şekilde alıyorsun işte.

-Düşme ihtimali çok değil. Bak şöyle düşün, dünyanın herhangi bir ülkesinde bir uçak düştüğü zaman tüm dünyada son dakika haberi olarak veriliyor ama mesela bir trafik kazası 23904820394820394802398402398 tane araç karışmadığı sürece (ki yok öyle bir ihtimal) sadece yerel basında haber oluyor. Uçaklara güven, çok kez bindim. Çok güzel, sevimli aletler. Fırsatım olsa da kullanabilsem diyorum hatta.
0
thor odinsson
(06.09.12)
özel arabada (nasıl bi tabir bende bilemedim) kaza yapıp ölme olasılığı 3 iken uçağın düşmesi ile ölme olasılığı 1 MİŞ. bu dediğim aslında çok bilimsel bişe valla bak ama şimdi kaynak dersen el feneri tutulmuş davşan gibi kalakalırım.
0
cecilia
(06.09.12)
thy desen korkma derdim. uçakları son model ve periyodik bakımları düzenli. anadolu jette azda olsa risk var. ama birşey olacağını sanmıyorum.
0
neysene
(06.09.12)
@neysene kulaktan duyma şeylerle konuşma lütfen. hiçbir uçak bakımsız uçuşa gönderilmez, ayrıca thy neyse anadolu jet de odur. son model uçak:) yeni veya eski uçak yoktur, bakımlı veya bakımsız uçak vardır.

içiniz rahat olsun hiçbir pilot arkadaşım ölmek istemiyor, ben dahil tüm pilotlar önce kendi canları için sonra sizin canınız için uçururlar uçağı kısmet de kader de varsa son uçuşumuz olur.
0
monkey
(06.09.12)
@monkey öyle diyorsunda atlasjet uçağı yere yaklaşım cihazı bozukken uçuruldu?
video.cnnturk.com

edit: @monkey ondan ona atlamak değil. "hiçbir uçak bakımsız uçuşa gönderilmez" dediniz ondan dedim. ayrıca devamında da bakımlı ve bakımsız uçak vardır dediniz. bu da birbiriyle çelişen sözler.
0
neysene
(06.09.12)
düşmez. bugüne kadar hiçbir uçak düşmemiştir.

bu cevabımı sadece düşmez diyenlere tik atmanın manidarlığıyla okumanı rica ederim.
0
atesikus
(06.09.12)
Öncelikle pilotlara Allah'tan rahmet diliyorum,

haberin altında yazan yazıyı kopyalıyorum izlemedim "Ağır Ceza Mahkemesi'nin tayin ettiği bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda kazanın, pilotların kendi rotaları dışında başka bir rotada alçalması nedeniyle meydana geldiği tespiti yapıldı."

kaza ile ilgili yorum yapmak ya da konuşmak istemiyorum, mahkeme böyle karar vermiş o bozuk bu bozuk benim bile konuşmamı aşacak şeyler.pas geçilebilirdi geçilmemiş çok tartışıldı çok konuşuldu bazen insanın basireti bağlanıyor.

radio altimetre nedir? yerden hassas yüksekliğinizi belli bir seviyeden sonra verir sinyal yollar sinyalin yansımasıyla arasındaki farkı ölçerek yüksekliğinizi tayin eder. dağlık alanlarda zaten radyo altimetreye güvenilmez değişken yükseltili bölgelerde radio altimeter sürekli yerden yüksekliği farklı verecektir.ayrıca radyo altimetre havada da bozulabilir bu durumlara da hazırlıklı olunmalıdır. vs vs vs

sizin thy ile anadoluyu kıyaslamanızdan atlas jet e zıplamanız da garip. firma farketmez gerçi kimse bozuk eksik eski parçayla uçağı uçuramaz lisansı gider firmanın yaparsa da sonuçlarına katlanır. hem yüz milyon dolarlık uçağından hem firmanın uçabilirlik sertifikasından hem de marka isminden olur.tabi bir de yolcuların ailelerine büyük tazminatlar ödenir.
0
monkey
(06.09.12)
abim bu aletler motorlarının tamamı bozulsa, elektrik tamamen kesilse bile bir yere rahatça inebilecek modda tasarlanır. mesela bir uçak kazası olayında, aynen dediğim senaryo olmuş, elektrik de kesilmiş, yakıt zaten yok, alet alttan bi pervane fırtlatıyo, pervanenin dönüşüyle uçağa acil duruma yetecek kadar elektrik sağlanıyor, motorlar çalışmadığı halde uçak süzülerek iniyor ve 1 kişi yaralanmıyor bile. oku: en.wikipedia.org
0
roket adam
(06.09.12)
ismimden anlasilacagi gibi isim geregi ayda ortalama 80 saat ucusum var okyanus otesi yurt ici avrupa dunyanin her yerine.
kabin basinci 8000 ft e ayarlanir birsey hissetmezsin. anadolu jet ucuslari kisa dir ic hattir ucaklar boeingdir. nefes almakta zorlanmazsin eger ucakta su an nasilsa oyledir. sadece inis kalkista kulaklarin agriyabilir buda ic basinc dis basinc ayarlamasiyla orta kulaga hava gondererek yani burunu tikayip havayi iterek ayarlanir iyi ucuslar
0
steward
(06.09.12)
Ne zamandan beri uçak bakımlarını pilotlar yapıyor monkey kardes?
Adamlar son isten çıkartmalarla birlikte epey fazla eleman kaybı yaşadı. Teknikte ki adamın ısını iyi yapmasına bagli kısaca isin. Adam amca yeğen torpiliyle gelmediyse sıkıntı yok. Bunları THY veya Anadolu jet e bok atmak için söylemiyorum yanlış anlaşılmasın. Hatta bı yere uçacak olsam THY dısında başka havayolu tanımam ama itz di futbol detz di futbol vat ken ay dü?
0
skywalkeremre
(07.09.12)
:) oyle oyle.
0
monkey
(07.09.12)
(2)

telden bisiklet yapımı

mor.inek
yanda görmüş olduğunuz gibi telden yapılan süs eşyalarının yapımını arıyorum. ingilizce de ne deniyor bunlara?
yanda görmüş olduğunuz gibi telden yapılan süs eşyalarının yapımını arıyorum. ingilizce de ne deniyor bunlara?
0
mor.inek
(06.09.12)
bent wire toys.
makeprojects.com
0
nekodunlangafana
(06.09.12)
picsobsession.blogspot.com

wire art deniyomus. attim tuttu!
0
compadrito
(06.09.12)
(20)

etrafımdaki herkes esrar içiyor

eyyorlamam bu gadar
en yakın arkadaşlarım, onların arkadaşları, kuzenlerim, eski iş arkadaşlarım, eski sevgilim, sağcısı-solcusu, kısacası hangi ortama girdiysem içmeyen yok neredeyse bunu. ve yüzlerce defa yanımda içilip teklif edilmesine rağmen ağzıma sürmedim. benim gibi olanlarınız vardır illaki.ulan biz mi çok ira
en yakın arkadaşlarım, onların arkadaşları, kuzenlerim, eski iş arkadaşlarım, eski sevgilim, sağcısı-solcusu, kısacası hangi ortama girdiysem içmeyen yok neredeyse bunu. ve yüzlerce defa yanımda içilip teklif edilmesine rağmen ağzıma sürmedim. benim gibi olanlarınız vardır illaki.

ulan biz mi çok iradeliyiz yoksa bu adamların dertleri tasaları bizimkilerden daha mı çok? neden herkes en kısa yoldan kafayı kurtarmayı seçiyor anlamış değilim. kimse dur demeyecek mi bu işe arkadaş?
0
eyyorlamam bu gadar
(06.09.12)
bende de aynı durum söz konusu. çok fena ayağa düştü bu esrar, 13 yaşında yakınım var içtiğini bildiğim, anlayamıyorum çok kızıyorum ama yapacak bir şey yok maalesef.
0
strangerinhere
(06.09.12)
"yüzlerce defa yanımda içilip teklif edilmesine rağmen ağzıma sürmedim" aynısı benim için de geçerli
bi de erkek tanıyorum kız arkadaş kriteri "esrar içmemiş" olmaktı, yurt dışında yaşıyor gerçi ama Türk. Bilmem buldu mu.
Ben iradeli değilim sadece hevesli değilim o nedenle de içmedim.Gözlemlediğim: çoğunun sebebi merak diye düşünüyorum. Dertle tasayla bi ilgisi yok sırf kafayı güzel yapıyo işte hepsi o. Kimse dur demez herhalde, kimse farkında bile değil ki ...
0
niye ama
(06.09.12)
içmeyin tüüü kaka
0
integral almayi bilmeyen muhendis
(06.09.12)
icmek icin dert tasa olmasi gerekmiyor bence.
0
arayici oynarim
(06.09.12)
niye birilerinin dur demesi gerekiyor ki ? içen içer içmeyen içmez . irade merak vs vs .. alkolden bir farkı yok sadece biraz saygıyı hak ediyor içene de içmeyenede.
0
mortac
(06.09.12)
fitne abi bu. klişe olucak ama, göründüğü kadar masum değil. radikalherifin de dediği gibi arayış bi nevi. ama herkes mutsuz diye filan değil.
nankörsün. şımarıksın ama mutsuz olduğundan çaktırmıyorsun ya da kendin de farkında değilsin... işsizsin, en önemlisi de bu. cidden, her sabah götünü tavana vurdurucak bir derdin işin gücün yok ya... tamaam, al sana sabahlara kadar çürümelik eeen k u u l uğraş anasını satayım.

ben de içmedim ama meyletttim bir ara, itiraf edeyim. aranıyoruz hacı biz aranıyoruz.
0
klark
(06.09.12)
sigaradan, alkolden daha kötü bir şey değil. sizi bu kadar rahatsız etmemesi lazım.
0
bira sisesi kapagi
(06.09.12)
Dert tasa meselesi değil ya, ot ne anasını satayım 1 saatlik kafası var. Bunların hepsi denyo, sırf havasını atmak için, "yeaa geçende arkadaşlarla ot takıldık" diyebilmek için kullanıyorlar. Yoksa esrarın derde tasaya bi faydası yok.
Sen ağzına sürmemekle en akıllıca şeyi yapmışsın, boşver ne merak et ne de dene. Bunu kullanan insanlarda sike sürülecek akıl yok, hepsi malın önde gideni.
0
buff
(06.09.12)
şu yaşıma geldim benim etrafımda -bildiğim/farkettiğim- içen kimse yok valla.. cevapları okuyunca gördüm ki çok pırıl pırıl çevrem varmış doğrusu!

uzak durmakla doğru yapıyosun hacı, öyle kafa kurtarma orada dursun! bir kez sokakta kriz geçiren birine şahit olmuştum (haroyin kriziydi sanırım), kendini öyle şekillere sokacak maddeyi kullanan adamın zihnini seveyim!! saygı.. ya evet.
0
manuel mandalina
(06.09.12)
Yine abartılar yine abartılar... Ya şu ülkede mutluyken, ya da keyifliyken bir şey içilmeyecek mi arkadaş... İlla her bira içenin ya da ot vs artık ne boksa içenin dertli, derbeder ya da dibe mi vurmuş olması gerekiyor... Ot'un medikal amaçla kullanıldığını da unutmayalım lütfen, arabeske vurmaya gerek yok yani...

Bu mesele irade meseleside değilde başka bir olay... Gerçi bu gözler 2 saatte 5 litre coca cola içip abi kafeinn kafası yaşıyom yeaaa diyen angutta gördü... Ne diyeyim ki :)
0
koli bandı kafası
(06.09.12)
canım kardeşim sen en güzelini yapıyorsun, emin ol. bir tür "moda" herhalde, ben öyle düşünüyorum, üzerine sohbet etmek, yeni bir jargon oluşturmak, içmeyeni dışlamak, topluluk ve ortaklıkla ilgili bir durum. başka ortak olacak şeyler bulamadıklarından, boş zamanlarda ne yapacaklarını bilemediklerinden geliştirdikleri bir eylem. uyuşturucunun sentetiği, doğalı diye bir şey olmaz; sonuçta uyuşturucu madde. benim de en tiksindiğim şey, ister içkiyle ister başka bir şeyle olsun "uyuşmuş" insan.
0
bak ne diycem simdi
(06.09.12)
ben de sigra içmem, içmedim ama esrara hayır demem herhalde. aklı başında her insan "güzel kafayı" tercih eder. güzel kafa diyorum ama beni anlayanlar vardır.
0
reddediyorum
(06.09.12)
(bkz: esrar/@compadrito) bir kisiyi bile vazgecirsek, kar, kardir.
0
compadrito
(06.09.12)
kimse dur diyemez bildiğimce bu olaya. esrar keyif vericiler içerisinde hava cıva. küresel uyuşturucuyla mücadele savaşı kaybedildi. goo.gl
satışı devletler kendi kontrollerinde yapma yöntemleri üzerine çalışıyor ve bunlar resmi söylemler.
boşver. goo.gl
0
yapacakbirseyyok
(06.09.12)
iradeliyim diyebilmen için esrarın senin gözünde çok kötü bir şey olması gerekiyor ki sen de içmemek adına bir savaş veriyor olasın. mesela benim saçlarım rastalı olduğundan herkes beni esrar içen rahat bi tip sanıyor ama ben ne esrar ne sigara ne de alkol kullanmam yani kırk yılın başı ortama ayak uydurmak için bira falan içerim o kadar. belki inat yapmışsındır esrar içmemek için. beraber esrar içmek istediğin kişi sana bunu teklif etse sen de bi denerdin diye düşünüyorum. ben geçen bi denedim beynim sallandı kusuyodum. içenlerin bi işine yarıyor ki içiyorlar ama. en kısa yoldan kafayı kurtarmak tabirinde genellikle haklılık payın var ama daha çok alkol almak gibi bi eğlence sanırım.
0
neira
(06.09.12)
bence tam bir ergenlik, beni de araniza alincilik. esrar icene kadar hobi bul, gez dolas, eglen, mutsuzum diye niye gidip esrara sariyorsun?
0
beriberi
(06.09.12)
esrar dedigin sey ottur. eroin, kokain gibi kimyasal bir sey degil. simdiye kadar dunyada esrar sebebiyle olen tek bir kisi bile rapor edilmemis. bagimlisi degilim 2,3 kere denemisligim var. kafasi fena olmuyo, guzel muhabbet. ayrica bazi ulkelerde serbest oldugunu da unutmamak lazim.

esrar'a karsi gosterilen bu tavrin sigara ve alkola karsi gosterilmesi daha mantikli. ayrica esrar'in amerikada neden yasaklandigini bir okumak lazim.
0
crucio
(06.09.12)
evet arkadaslar , içmeyen insanlar süper insanlar , en iradeliler , en ergen olmayanlar.. herşeyin iyisini hayatında hiç esrar içmemiş insan bilir. o yüzdendir ki içmeyen arkadaşlar herşeyi eleştirip onları ergenlikle yaftalayabilme hakkını kendilerinde görmeliler. en süper insan içki sigara alkol kullanmayan devletini milletini seven itiraz etmeyen , herkes nasıl yaşıyorsa öyle yaşayan insandır.

esrar içenler de en dertli , en iradesiz , en looser , en ergen , en kendini bişeylere kabul ettirme hevesi içinde olan gereksiz insanlardır. aman ha içmeyin.


gençler hangi kısmı anlayamadınız ? sizin hayatınız size , onların hayatı onlara.. gördüğüm kadarıyla siz içmeyerek onlardan daha fena kafalara erişmişsiniz.. aferin devam edin hep etrafınızda sizinle en ufak farklılıklar içerisindekileri mallıkla suçlayın. onları durdurmaya çalışın , bir otorite oluşturup bu işe son vermesini talep edin.. gerektiğinde elinize sopa vb araçlarla bu otoriteye destek çıkarak sizlerde katkı saglayın.. hayatınız çok güzel geçecek böyle yaparsanız.

son söz bu gençlikle gurur duyuyorum.. ne güzel ahlak ve iyilik timsali insanlar var ..

tekrar belirtmek istiyorum içmeyin ... geçen arkadaşın kaynı içmiş ölmüş..
0
kennym
(06.09.12)
isteyen bırakır ben 5 sene kadar sigara içtim ve bir anda bıraktım 1 sene oldu. üstelik öyle hazırlık aman azaltma bilmemne yok. kendimi sağlığa verdim. artık yağlı et bile yiyemiyorum. alkol çok nadir tüketiyorum, olursa şarabı tercih ediyorum. çevremde birkaç kişi oldu öyle esrar kullanan ama çok çok az. irade ile alakalı olabilir. biraz çocuklukta var, sorsan işte sistem çok kötü hayat beni mutlu etmiyor triplerine girerler. he herşeyi çözdün bir felsefen kaldı.
0
secilmis uye
(06.09.12)
icmem, icene de mani olmam.
0
chavezding
(06.09.12)
(2)

Taşıyıcı Hepatit B askerlik ve tecil bozdurma

marjinal kereste
Merhabalar. direkt konuya giriyorum. Kısa dönem olmak üzere Şubat'ta tecilim bitiyor ama ben Aralık celbine yetişmek için bugün yarın şubeye giderek tecili bozdurmak istiyorum fakat ben hepatit b taşıyıcısıyım ve bunu tecil ettirmeden önce askeri hastanede olduğum muayenede (ki orada çalışan bir tan
Merhabalar. direkt konuya giriyorum. Kısa dönem olmak üzere Şubat'ta tecilim bitiyor ama ben Aralık celbine yetişmek için bugün yarın şubeye giderek tecili bozdurmak istiyorum fakat ben hepatit b taşıyıcısıyım ve bunu tecil ettirmeden önce askeri hastanede olduğum muayenede (ki orada çalışan bir tanıdık sayesinde tam muayene oldum diyemem. doktor sağlam mısın bir şeyin var mı dedi bende hiçbir şeyim yok turp gibiyim dedim ve çıktım) şimdi ben bu hepatit b taşıyıcılığını söylemeli miyim? netten öğrendiğim kadarıyla hepatit b taşıyıcısı olduğunu söylediğin an askeri hastaneye sevk edip orada ki tahliler sonucunda hastalığın durumuna göre ya 1 sene erteliyorlar ya da yapabilir raporu veriyorlarmış. şimdi ben ne yapmam konusunda kararsızım. şubeye gittiğimde ben tecil bozdurmak istiyorum dedikten sonra orada ben hepatit b taşıyıcısıyım demeli miyim yoksa bölüğe teslim olduktan sonra yapılacak muayenede mi durumu mu belirtmelyiim? çünkü sanırım bölükte de bir tane hepatit b aşısı vuruyorlarmış. sonradan sakata gelmeyelim =))

1-) ben bu durumu tecil bozdurmaya gittiğimde lak diye söylemeli miyim?
2-) ilk muayenede turp gibi sağlıklı olduğum belirtildiği için şimdi pat diye aslında bende hepatit b taşıcıyılığı var dersem bir sorun çıkmaz değil mi? azar yeme ya da işkillenme açısından...
3-) diyelim orada söyledim ve askeri hastaneye sevk ettiler veya etmediler sonuç n'olur? umarım elverişlidir raporu alıp hiç 1 sene ertelemezler de tecil bozdurma işlemlerini halledip bölüğe teslim olarak paşa paşa 5 ay yapıp gelirim.
4-) her ihtimale karşı tecil bozdurmak için veya hepatit b taşıyıcılığım ve askeri hastaneye sevk paralelinde şubeye gittiğimde yanımda hangi belgeler olmalıdır?

teşekkürler sizleri seviyorum güzel ülkemin çok güzel duyuru sakinleri.
0
marjinal kereste
(06.09.12)
baştan söyleyeyim, askerde hepatit b aşısı vurmuyorlar. bunun haricinde eğer askerlik yapmak istiyorsan, gönüllüysen, teslim olduktan sonra söyle. zaten teslim olduktan sonra hem komutanın soruyor hem de sağlık kontrolüne gittiğin revirdeki doktor. revirdeki doktor seni hastaneye sevkedecektir. azar filan işitmezsin. hatta, ben askerliğimi yapmak istiyorum dersen hoşlarına gider.
0
bilmemkacincinick
(06.09.12)
askeri yuksek idari mahkemesinin asagidaki kararina gore,

1. hepatit tasiyicilari askerden muaf degiller. lakin, sadece belli siniflarda gorev yapabiliyorlar.

2. yaninda hepatit marker'lari tetkikinin kagidi olmali.

3. ben senin yerinde olsam, 3 gun once 5 gun sonra askere gitme hesaplari degil de, ne yaparsam karacigerimi sakata getirmem hesaplari yapardim.

4. alkollu ickilerden uzak dur ve kilo alma.

5. hayatini iyi bir "hepatolog"un kontrolunde gecir.

www.msb.gov.tr
0
compadrito
(06.09.12)
(16)

İstanbul'da ev kiralamak

bebic
Sevgili İstanbulzedeler,Aşırı talep sonrası dayanamadım sizler için Ankara'yı bırakıp İstanbul'a geliyorum. Fakat bütçeme uygun ev nerelerde bulunur bilmiyorum. Tamam Pendik'e falan gitsem bulurum ama ben merkezde olsun istiyorum. Bu bir ön çalışma gibi bisey. Onun için şimdilik hangi yakada olduğu
Sevgili İstanbulzedeler,

Aşırı talep sonrası dayanamadım sizler için Ankara'yı bırakıp İstanbul'a geliyorum. Fakat bütçeme uygun ev nerelerde bulunur bilmiyorum. Tamam Pendik'e falan gitsem bulurum ama ben merkezde olsun istiyorum. Bu bir ön çalışma gibi bisey. Onun için şimdilik hangi yakada olduğu önemli değil. Tek isteğim maksimum 650 lira veriim, eli yüzü düzgün bi ev olsun, Kadıköy, Üsküdar, Şişli, Beşiktaş gibi merkezi ilçelerin sınırlarında olsun. Çok mu şey istedim?

Bi el atın be!!!
0
bebic
(05.09.12)
istanbullular daha iyi bilir de 650 ye orda ahır bulamaz gibisin.
0
saiko
(05.09.12)
Üsküdar'da olabilir diğerleri epey zor.
0
loralynn
(05.09.12)
60-70 metrekare gunes gormeyen bir daireye tamam dersen besiktasta belki bulursun. Tramvay metro fatihte-bahcelievlerde ulasimi cok kolaylastiriyor fatih-eminonu on dk mesafesi var oralara bak derim. Sisli'de ara yerlerde de bir umut diyim hevesler kirilmasin ama kadikoy besiktas falan baya cep yakar
0
eskidenküçüktüm
(05.09.12)
750 den aşağı zor bulursun..kombili falan olsun diyorsan 650 ye imkansız
0
john holmes
(05.09.12)
minimum 800'ü gözden çıkarmalısınız. 800 bile fazla minimum.
0
9kuyruklukedi
(05.09.12)
su anda bu butceyle, oralarda, bir eve 2., 3. kiraci olursun. sonra duzeltirsin durumu.
0
compadrito
(05.09.12)
uzun süre ankarada yaşamış , senin gibi bir istanbula gidiyip deyip istanbula taşınmayı düşünmüş ama 1ay sonunda pılıyı pırtıyı toplayıp ankaraya dönmüş biriyim. üzülerek söylüyorum ki orası ankaraya benzemez ve dedikleri gibi üsküdar dışında bulman imkansız o fiyata , o fiyata yakın rakama. beşiktaşda 1+1 minnacık temiz evler 1000tl diyim ben sana.. ki küçük ev bulmak da zor daima. moral bozmak gibi olmasın ama bütcende ev kirasına ayırdığın kısmı arttırma veya ortak ev kullanımı tercihini gözden geçirmelisin diye düşünüyorum.
0
sadun.net
(05.09.12)
içerenköy de falan bulursun gibi..
merkezlerde leş yerler olur anca..
0
partizan
(05.09.12)
www.sahibinden.com
hepsi üsküdar merkez değil tabii mümkün olduğunca haritadan yeri gösterilenlere bak.
0
loralynn
(05.09.12)
bu bütçenle şişliden beşiktaştan kadıköyden bulamazsın. anca bodrumda filan bulursun oralarda. anadoluda fındıklı mahallesi, kayışdağı tarafı var. normal apartman tipi evler. ama ben üsküdarın üst mahallelerini öneririm. daha sakin, ulaşımı zor olmayan yerlerdir. mesela libadiye, bulgurlu, emniyet mahallesi filan.
0
klark
(06.09.12)
O fiyata biraz zor bulursun.Sahibinden bulabilrsen ne ala.Onun dışında senin verdiğin fiyattan yola çıkarsak 650 kira+ 650 depozito + 750 yada 1000tl emlakçı komisyonu. En iyimser tabloya göre sana 2050tl ye patlar.Eşyaları saymıyorum bile (tutacağın ev eşyasızsa tabi) ..
0
yqzkrttpli
(06.09.12)
malesef bu saydıkların içerisinde en ucuzu üsküdar, onun da mümkün olduğunca sahile yakın taraflarına çıkmak gerekli, o da bütçeyi aşıyor.
ayrıca malesef bu yaz ayları evler normale göre 100-200 lira artıyor. özellikle en kötü öğrencilere iteleriz kafası yüzünden ev sahipleri boktan evlerine fazla fazla istiyorlar.
benim tavsiyem de 4. levent ve levent metrosuna yakın alternatifler olabilir. orada da metrodan fazla uzaklaşmaman iyidir.
ben de bir ankaralı olarak uzun süre sevemedim istanbulu. umarım senin için güzel olur. hoşgeldin.
0
geven kafa
(06.09.12)
libadiyede bulursun ama kışın çok zor olur doğalgaz parası fılan iliğini kurutur. kombili olması lazım onu da sitelerde bulursun onlar da pahalı. ama her yere de rahatça gidersin o var. lıbadıyenın aşağısı unalan orda bulabılırsın daha ucuza. ama yasanır mı yasamak ıster mısın oralarda bilemem.
0
öptüm sezen
(06.09.12)
söylenenlere kulak asmayın. ısrarla aramaya devam edin.

4. levent'in arka kısmı çeliktepe'de (safir metro girişine 10 dk yürüme mesafesi) 650 tl'ye sıfır daire kiraladım. 2+1 ve 85 m2. ve markalı birinci sınıf malzemeler kullanılmış. her şey pırıl pırıl. 700-800 tl'ye ahır gibi yerleri gördükten sonra buldum burayı hatta.

dediğim gibi bıkmadan aramanız, dolaşmanız gerekiyor. vakit ayırmanız, ilgilenmeniz gerekiyor.
0
holy diver
(06.09.12)
genel geçer bir kural olarak anadolu yakasında ev fiyatlarının avrupaya göre daha uygun olduğunu belirtmek lazım
0
ethros
(06.09.12)
Şahane insanlarsınız.. Tavsiyeler ve göz korkutmalar için teşekekürler

Tren olsaydı da haydarpaşaya gelip 'yenicem seni istanbul' diye bağırsaydım..
0
🌸bebic
(06.09.12)
(7)

sanal alem üzerine nasihatleriniz

eyyorlamam bu gadar
öncelikle gediklilere sorduğumu belirteyim. yani liseliler sadece izlesin ve ders çıkartsın. zira nasihatler birazcıkta sizlere sayılır.sevgili alaylılar;hepimiz uzunca bir zaman harcamışızdır internetin başında. mirc olsun, sözlükler olsun, facebook olsun, çeşitli siteler olsun, o olsun, bu olsun..
öncelikle gediklilere sorduğumu belirteyim. yani liseliler sadece izlesin ve ders çıkartsın. zira nasihatler birazcıkta sizlere sayılır.

sevgili alaylılar;
hepimiz uzunca bir zaman harcamışızdır internetin başında. mirc olsun, sözlükler olsun, facebook olsun, çeşitli siteler olsun, o olsun, bu olsun..

diyelim ki bu işe sıfırdan başlayan birisi var karşımızda. bu kişiye tecrübelerinize dayanarak vereceğiniz ilk nasihatler ne olurdu?

örn.
-şunu kesinlikle yapma
-şunun b.kunu çıkartma
-şuna inanma

gibi...
0
eyyorlamam bu gadar
(05.09.12)
trollük yapmamak olabilir. hayatımda gördüğüm en saçma sanal alem aktivitelerinden.
0
frankie
(05.09.12)
kimseye gönül bağlama. gerçi evlenenlerde çıkıyor bazen ama onlar istisna.
0
mr adige
(05.09.12)
internet ve bilgisayar başında belli sürenin üzerinde zaman geçiren bi çok insan bi şekilde az da olsa para kazanabilirmiyiz konusuna geliyor. duyuru'da da örnekleri var. anket doldur, e-mail oku, şu kadar para öde titan zincirine katıl. yapma, inanma.
0
olurnedenolmasin
(05.09.12)
*internetten tanıştığın bi hatunun evine gitme.
*trollük yapma.
*hackle uğraşma
*internetten tanıştığın hatuna aşık olma
*açık adresini kimseye verme
*kredi kartı bilgilerini bilgisayarına kaydetme,her siteden alışveriş yapma.
0
mehmetoloji
(05.09.12)
netten gelen netle gider, net.
0
devilred
(05.09.12)
1. liselileri, ergenleri asagilama. bu anlamsiz ve zalim zinciri bir yerinden kiralim. tamam biz de asagilandik, sen de asagilandin ama sira bize geldi diye cocuklari demotive etmeyelim. bu sacmaliga son verelim.

2. kalb kirma

3. aldatma

4. yardim et, bildigini paylas. uzayan kol bizden olsun. (meali, bilgi paylastigin adam, gavur evladi degil, senin yurttasin. gidecek o bilgiyi gene bu ulke icin kullanacak. sen bilgini paylasmazsan, mezara goturecen.)

5. hakaret etme, saldirgan olma.

6. tahammullu ol, hosgorulu ol.

7. laf sokma hastaligina tutulma. laf sokmanin sehvetine kendini kaptirma. soru soran insanlar, sirf bu laf sokanlar, mahalle baskisi uygulayanlar yuzunden cekiniyorlar, kendilerini baskiliyorlar.

8. bes parmagin besi bir mi? kardesler bile 180 derece farkli yaradilista oluyorlar. o oyle seviyor, bu boyle seviyor. o oyle dusunuyor, bu boyle dusunuyor. farkliliklara saygi goster. herkesin senin gibi dusunmesi mumkun de degil, dogru da degil. gelebilirsek, ortak aklin bileskesiyle gelecegiz bir yerlere...
0
compadrito
(05.09.12)
Insanlarin iliskilerine oturdugun yerden yorum yapma,burnunu sokma.
0
fraise
(05.09.12)
(3)

tapu fotokopisini verirsek sakata gelir miyiz?

yokumbenburda
panpalar, hayatımda ilk kez ev satmaya çalışıyorum:) bir akrabamızın evi var. ihtiyaçtan dolayı satacak. kadının başka ilgilenecek yakını olmadığı için evi ben satmaya çalışıyorum. şimdi bir alıcı var. bankadan kredi çekmek için tapunun fotokopisini istiyor. tapunun fotokopisini verirsek sakata gelm
panpalar, hayatımda ilk kez ev satmaya çalışıyorum:) bir akrabamızın evi var. ihtiyaçtan dolayı satacak. kadının başka ilgilenecek yakını olmadığı için evi ben satmaya çalışıyorum. şimdi bir alıcı var. bankadan kredi çekmek için tapunun fotokopisini istiyor. tapunun fotokopisini verirsek sakata gelmeyiz değil mi?
0
yokumbenburda
(05.09.12)
compadrito
(05.09.12)
@compadrito; panpa öncelikle teşekkür ederim link için... yalnız oradaki bilgilerle soruma tam karşılık bulamadım. daha çok alıcı için bir takım bilgiler mevcut gibi geldi bana... benim sorum tam olarak: "ben evin tapusunun fotokopisini kredi çekmek isteyen şahıslardan birine verirsem daha sonra başımızı ağrıtacak bir olayla karşılaşır mıyım? yani dolandırıcılık vs."
0
🌸yokumbenburda
(05.09.12)
Birsey olmaz, tapu kagidi cok gecerliligi olan birsey degildir, onemli olan tapu defterindekilerdir...
0
yilmazyildirim
(05.09.12)
(2)

Mecidiyeköy-Şişli civarında erkek saçı kesen yer?

dark horse
Pis mahalle berberi değil de daha düzgün. Çok lüks bir şeye para veremem. 25 tl civarı olsa iyi. Bir yer var mı bildiğiniz?
Pis mahalle berberi değil de daha düzgün. Çok lüks bir şeye para veremem. 25 tl civarı olsa iyi. Bir yer var mı bildiğiniz?
0
dark horse
(05.09.12)
Sirtini Mecidiyekoy'e verip Ortaklar caddesinde Besiktas istikametine dogru, 100 - 200 metre ilerlediginde, sagda bir apartmanin yan altinda (yani caddeye cepheli degil de, apartmanin yandan girisi ile girilen) ama maalesef adini hatirlayamadigim, kendi halinde bir berber dukkani var. Pis mahalle berberi sayilmaz. Ama "hair stylist", "hair designer" ya da kuafor hic degil. Sac kesen iki kisi var. Biri genc, biri daha yasli. Genc olanin adi Talat. O iyi kesiyo. Feci futbol geyigi donuyo ama bu ilgini ceker mi bilmem.

Bu kadar tarifle bulabilirsen de, helal olsun!
0
compadrito
(05.09.12)
Ortaklar'da oturuyorum hiç dikkatimi çekmemiş. ama bulabilirim sanki :)
0
🌸dark horse
(05.09.12)
(17)

işsel mevzular // benmiyim tuhaf olan?

scapegoat
özel bir şirkette çalışıyorum geçen bizim bölüm müdürlerinden biri masraf formunu doldurup masasına koymuş ben de orda takılırken gözüm ilişti -akşam yemeği 18tl -bahşiş 2 tl -öğle yemeği 15tl- bahşiş 3 tlbahsettiğim adam 5.5k maaş alıyor birah tuhaf değil mi gerçekten? ya da ben mi hata ediyorum bu
özel bir şirkette çalışıyorum geçen bizim bölüm müdürlerinden biri masraf formunu doldurup masasına koymuş ben de orda takılırken gözüm ilişti

-akşam yemeği 18tl
-bahşiş 2 tl

-öğle yemeği 15tl
- bahşiş 3 tl

bahsettiğim adam 5.5k maaş alıyor birah tuhaf değil mi gerçekten? ya da ben mi hata ediyorum bu kadar maaş alan biri utanmadan muhasebeye nasıl olur da 2 3 liralık bahşişi verebilir?

ha derseniz ki muhasebe bunu nasıl öder o da ayrı bi konu...
0
scapegoat
(05.09.12)
ben de alışamadım ama maalesef adam girdiği tuvaletin fişini bile getiriyor. kafaları başka türlü çalışıyor. ben utanırım böyle şeylerin parasını istemeye.
0
kakao
(05.09.12)
yani 5,5k para almak demek masrafları cepten ödemek değil. adam maaşlı çalışan neticede. benim eski şirketin partnerlarından biri, feribotta aldığım çayın faturasını elimden almıştı da vay amk demiştim. ayrıca bahşiş tazmin edilmez ya, faturası bir şeyi yok. o değişikmiş
0
jfk
(05.09.12)
bahsisler bildigim kadariyla sirketten tazmin edilemez ama belki uygulamasi farkli olabilir bilemedim, ama yapilan her masraf sirket icinse tazmin edilmeli, bunun3 ü 5i olmaz.

prensip bu biraz da dogrusuda bu.
0
serabetan
(05.09.12)
Bu zihniyetteki adamlar o bahsisi de odemez genelde.
0
drip nick i zaten kullanilmakta
(05.09.12)
yanlış anlaşıldım sanırım mevzu maaş değil 2 3 lirayı şirkete fatura etmek.

bahşişin vergi dairesi yok malesef bu yüzden böyle bir hak da yok. kaldı ki bahşiş verme zorunluluğun da yok ha vicdanın elvermiyorsa verirsin o ayrı ama nedir abi 2 lira bahşiş 35 yaşındaki adam hiç mi utanmaz ben şahsen görünce utandım..

ha feribotta yediğim tostu içtiğim çayı elbetteki ben de yazıyorum çünkü mesai ücreti yok işe gittiğimde yiyorum ve faturalandırıyorum ama bahşişi kendim bırakıyorum nasıl normal olabilir bu?
0
🌸scapegoat
(05.09.12)
kişisel prensibim şudur. şirketin imkanlarını kullanırken kendim parasını verdiğimde kalmayacağım yerde kalmam, asla parasını kendim verdiğimde yemeyeceğim pahalılıktaki yemeği yemem. şirket çalışanına yurtdışından şirket parasıyla hediye almam. kendi paramla bahşiş vermeyeceksem de şirket parasıyla da vermem herhalde. (hiç yapmadım.) bu kişi de eğer ki şirketten istiyorsa 2-3 tl'de olsa demek ki kendi parası olsa vermeyecek. ben bundan bunu çıkardım. bize sunulan imkanları kötüye kullanmayı doğru ve hakkaniyetli bulmuyorum.
0
kakao
(05.09.12)
kakao ben de aynı senin gibi düşünüyorum. almanyaya 2 hafta eğitime gittim 1200 euro para verdiler otel hariç bana kalan toplam 600 euro civarındayı masraflar düştükten sonra 250 euro geri getirdim. ancak başka bir örnek sağolun arkdaşlar romanyaya gidiyor çalışmaya iyi de çalışıyor ama bi geliyolar viskiler malibular ... biliyorum alacak güçleri yok almazlar da zaten ama ne hikmetse cebe şirketten para girince insan bi değişiyor. denildiği gibi demekki bu adamlar şirketten para almadıklarında da bahşiş vermiyorlar.
0
🌸scapegoat
(05.09.12)
kakao çalışanın dibiymişin sen. rispekt
0
jfk
(05.09.12)
kibritsuyu ustadimizdan af dileyerek, bahsisin, "kanunen kabul edilmeyen giderler" kalemine atiliyor olmasi lazim diye biliyorum deyip topa gireyim.

bi de su acidan dusunelim: sirket, bolum mudurunu seyahate gondermis olsun. o bolum muduru, sabahin korunde uyanip ucagi yakalayacak, gunu birlik seyahatse, gecenin yarisinda evine donecek. konaklamali seyahatse, sevdiklerinden ayri kalacak.

degil 5500 lira maas, 55 bin lira maas da alsa, o muduru, bebeginden, cocugundan, karisindan, sevdiklerinden ayiriyor, ustune ustluk, bir de uykusundan ediyorsun. sabah ucagini yakalamak icin, gecenin korunde yataktan kalkmasi lazim.

herif o uykularinin, sevdiklerinden ayri gecirdigi gecelerin hesabini yapmiyor da, sen sirket adina dusunup toplam 5 liranin hesabini mi yapiyorsun? o adam o yemegi kendi keyfinden yemiyor. o gorev sirasinda karnini doyurmak icin yiyor. kendine tercihine biraksan, belki sandvicle gecistirecek ve o 5 lira bahsisi vermek zorunda da kalmayacak.

eger bu kadar ince hesap yapmaya kalkarsan, sirket borclu cikar. ustelik borcunu da parayla pulla odeyemez.

sirket yonetimi veya patron akilli ise, bu tur davranislara takilmaz, laf etmez. cunku bilir ki, sirkete kizginlik hisseden bir calisan, en tehlikeli rakip sirketten daha tehlikelidir.

yarin bir gun sizin muhasebe departmani "kusura bakmayin ozgur beycigim, bahsisleri muhasebelestiremiyoruz" der ve o bolum mudurunun "icerlemesine" neden olursa, sirkete zarar vermis olur.

ne sen takil bu bahsislere, ne de muhasebe takilsin. ama takilirsaniz, bindiginiz dali kesersiniz. benden soylemesi.

haaa, "bizim tuzumuz kuru, piyasada it surusu kadar adam var, o bolum muduru gider, yenisi gelir" diye dusunuyorsaniz, gene hata edersiniz, cunku firsat maliyeti (bkz: opportunity cost) diye de bir kavram var.

bi kere ben sorduydum patronuma, sirket arabasini ben cebimden mi yikatacagim diye. o da, "sirket size araba verdiyse, siz de bi zaamet yikatin" dediydi. ama bi alinganlik olmadiydi aramizda. sadece ne yapacagimi bilmek icin sorduydum.
0
compadrito
(05.09.12)
aynen abi kkeg olur bahşişler
0
jfk
(05.09.12)
''cingan olmayan zengin olmaz.'' konfüçyüs
0
japon askeri
(05.09.12)
@compadrito o müdürün yaptığı şey fedakarlık değil işidir. fedakarlık nedir biliyor musunuz? aynı iş yerinde çalışan karı kocanın yeni doğan bebeklerine bakacak kimsenin olmaması sebebiyle birbiri arkası vardiyalarda çalışıp 1 saat 1 yaşından küçük çocuklarını evde yalnız başına bırakarak işlerine gitmeleridir. işte bu kendinden yapılan ama zorunluluklardan ihtiyaçlardan yapılan fedakarlıktır. yoksa kusura bakmayın %80 verimsiz müşteri ziyaretleri ve yine afedersiniz popo gezdirmek için yapılan seyahatler fedakarlık yapılan gereksiz harcamalar da işin gereği değildir. ve yapılan serzenişler de şımarıklıktan başka bir şey değildir.
0
kakao
(05.09.12)
şirketin vahim durumunu anlatmiyim diyodum ama açıklık getirmek için anlatmam gerekiyor

şirkette 3 bölüm müdürü var ve hepsi satış mühendisi diye afedersin mühendsliğin ağzına sıçan kodumun lakabını kullanıyorlar(bu kavram beni deli etmeye yetiyor zaten) bu üç satışçı yurtdışındaki patron ülkeye giriş yaptığında müşteri ziyareti yapan kalan zamanda şirkette takılıp standart paket içeriği makinalar üzerinde teklif 'çalışması' yapıyoruz diye vakit öldüren insanlardır ve uygulama mühendislerini köpek gibi çalıştırıp para kazanırlar.

ayırca; o adam 5.5k maaş alıyorsa bunu çalışmak için alıyor kimseyi yakasından tutup oraya sen burada takılacaksın ben de sana eşek yüküyle para vereceğim demiyor herşeyin bir bedeli vardır eğer uygulamacıysan 20günlük iş gününün 15ini şehir dışında müşteride geçirirsin ve şirket sana bunun için para öder 'ben şehir dışına çıkmaya yoruldum' deme gibi bir lüksün yoktur. eğer bu lüksü kendinde buluyorsan çalışmaman gerekiyordur bu pozisyonda. e hem oyle yok hem boyle ne emmeye ne gömmeye geliyor bu insanlar..

öte yandan bu insanların bu hale gelmesinin sebebi baba şevkatiyle okuldan çıkar çıkmaz iş veren yurtdışına eğitimlere gönderen her türlü imkanı sağlayan patronlarının 'sıkıya gelemedekleri' için ayağını kaydırmasından ve yönetim kurulu toplantısıyla genel müdür pozisyonundaki patronlarının görevinden ihraç ettirmelerinden kaynaklanıyor. böyle bir ortamda muhasebe bunlara aman canım sen incilme değil git ne bok yersen ye demesi lazım diye düşünüyorum. ben firmalar çalışanlarına eziyet etsin demiyorum ancak eğer çalışan işin cılkını çıkarıyorsa alıp kapıya koyacaksın bu adamları yerine çok daha iyi iş çıkaracak elemanlar gani gani piyasada.
0
🌸scapegoat
(05.09.12)
@kakao

cevabimi hic edit etmeden soruyorum abicim: cevabimda fedakarlik kelimesi hic geciyor mu? ben fedakarlik ediyor demiyorum ki.

isini yapiyor ama fazladan zaman ve emek harcayarak yapiyor. ucagi yakalamak icin sabaha karsi uyaniyor, omru boyle geciyor. o bunlarin hesabini yapmiyorken, yani bu mecburiyetleri "isinin geregi" olarak kabul ediyorken, akilli bir patron veya akilli bir sirket yonetimi de, "kanunen kabul edilmeyen giderler"i, isin geregi olarak kabul etmeli ve sineye cekmeli diyorum.

scapegoat'un sorusunda ne popo gezdirmek icin cikilan gezilerden bahsediliyor, ne de serzenislerden...

ben de bahsisle ilgili kisma cevap verdim zaten.

amma wa laqin,

akilli sirket yonetimi veya akilli patronun, bu tur minik masraflari "kanunen kabul edilmeyen giderler" kaleminden sineye cekmesini firsat bilip istismar etmeye kalkan bir calisan olursa, bayaa bi akilsizlik etmis olur. onun da idrakindeyim.

ama scapegoat'un sorusunda kullandigi, "nasil olur da utanmadan bahsis paralarini talep edebilir?" sorusuyla ayni fikirde olmadigimi ifade etmek istedim sadece.

ote yandan 1 yasindaki cocugu evde 1 saat yalniz birakmaya benim lugatimde fedakarlik denmiyor abicigim. bu bir insanlik sucudur ve cezalandirilmasi gerekir. "sartlar oyle gerektiriyor" demek, bir mazeret olamaz boylesi bir durumda.
0
compadrito
(06.09.12)
cogu insan kacirmis bazi noktalarida , bir sirket sizi bir geziye gönderiyorsa maas üstüne ek olarak harcirah(dogru mu yazdim la, yani böyle bisey harc* bisiler iste) ondan vermek zorunda, ülkelere, bölgelere göre degisir, ayrica ayarlanan ucaga da saatinde gitmek zorundasin, bu fedakarlik degil zorunluluk, o isle sorumlusun ve sorumlulugunu yapman lazim, sözlesmen var ayrica, gidiceksin bu da fedakarlik degil maasini aldigin is icin calismak dedigim gibi zaten yipranma ya da ek giderler icin para veriliyor zaten.

bu paranin az olmasi sirketin sucu eger öyleyse.

@compadrito
tamam direk fedakarlik dememissin kelime olarak ama dolayli olarak fedakarligi ifade etmissin, o fedakarlik degil zorunluluk, isterse ben 9 dan erken kalkmam, baskasi gitsin desin, isini yapmasin, yiyosa.

ayrica bi sirket icin gercekten gerektirmedikce fedakarlik yapmak ne kadar dogru da bu da önemli, sabah 6 ucagina yetismek bence bi fedakarlik degil ama yeni dogmus cocugunu dogumda görememk fedakarliktir, bi sirket her zaman kar amacli bi müessedir, bizi kardan daha cok düsünmez(istisnalar olabilir etik degerlerden dolayi), onlar icin kar getirmiyorask bizi calistirmaz basit.

ben ögrenciyim hala 3 hafta önce yeni isime basladim almanyada, avusturyadan pazar aksami 8 de ciktim, pazartesi sabah 9 da kölne vardim trenle, 10 da isbasi yaptim, 5 te isten ciktim ellerimde bavul evime gittim. gecen sene stajimi yaparken evsiz kaldim, parasiz kaldim almanyada, her sabah 4 de uyanip 100 km yol gidip 3,5 km yürüdüm ise varip 8 saat calisip ayni sekilde geri döndüm kac ay. bunu yapar miyim bir kere daha bilmiyorum, ama tek bildigim ben istedim bunlari yapmayi, yani baska yerleri tercih edebilirdim ama ben oralari tercih ettim, sagolsunlar sirketlerde her zaman bana daha cok yardim ettiler, kimisi standart stajyer maasimi nerdeyse %100 arttirdi, digeri zaten hayvani bi maas verdi etc. fedakarlik yaptim ama daha sonradan sinir bulabilmeyi ögrendim tecrübe oldu.

mesela sehir ici jeton mu aldim sirkete gitmek icin, onu neden fatura ettirmiyim? niye cebimden ödiyim sirket icin harcadim onu. ya da görüsmeye davet ediyo beni herseyi ödüyo, burada benim performansimin cok iyi olmasi lazim neden aksam yemegi vermeyip daha ucuz olan yerde kaliyim ki? rakibim böyle yapmayacak.

kisacasi fedakarliklar yapilabilir ama sinirlari olmali dostlar.

bahsis olayida bahsettigim gibi zaten ödenmez diye biliyorum ama sirket yemek giderinden gösteriyosa baska.

bir de @kakao nun mantigi gayet etik ve dogru, fakat su var ayrica düsünülmesi gereken, mesela 5 saat ucup bi yere ise gitceksiniz, kendiniz ödeseniz en ucuzu secebilirsiniz belki ama sirketle giderken business ya da varsa first class secebiliyorsaniz bunu secmek gerekir cünkü is yapmaya gidiyosunuz ve performansin olabildigince yüksek olmasi gerekiyor, performans düserse hem siz performans düsüklügünden gözden düsersiniz hem de sirket kaybeder "lose- lose" durumu yani.
0
serabetan
(06.09.12)
@serabetan

hayir abicigim. ben fedakarligi degil, "hak gecip gecmemesini" anlatiyorum. fedakarligi anlatiyor olsaydim, oraya fedakarlik yazardim. ben hakkaniyetli bir reimbursement'tan bahsediyorum. benim gibi dusunebilen kac sirket yonetimi vardir? %5 belki. (kibritsuyu ustadima sormak lazim).

Scapegoat'un pek sevdigi tabirle, "Satis muhendisi", musteriyi yemege goturmustur mesela. Bahsis biraksa olmaz, birakmasa olmaz ikileminde kalmistir.

kakao nick'li kardesimiz, o kisisel prensibini ABD'de zor uygular mesela. garson, yemege goturdugun musterinin yaninda gelir yanina ve sana "bu kadar bahsis birakamazsin! (misal 200 dolar hesap geldiyse), en az 30 dolar birakacaksin" diye ister ve seni yemege davet ettigin misafirinin yaninda göt eder; garsondan, hakki olan bahsisi kacirmaya calisan pinti herif durumuna dusurur. (bana, "cok fazla bahsis birakiyosunuz, kendi kesenizden mi birakiyosunuz!" diye cikisan patronumun basina geldi de, oradan biliyorum). ustelik ABD'de bahsis, dogrudan kredi kartindan cekilir.

benim fikrim, bahsisi DE, sirketin odemesi gerektigi yonunde. odenen bahsisi sirketten talep etmenin, "utanilacak" bir davranis olmadigina inaniyorum. herkes de benimle ayni fikirde olmak zorunda degil. sizler daha hayatinizin basindasiniz. o talep etmediginiz bahsisler, damlaya damlaya sonunda yekun tutar.

amma wa laqin,

scapegoat'un duruma aciklik getirmek icin ekledigi ve agzindan baklayi cikardigi aciklamadan, calistigi sirketteki bolum mudurlerinin genel karakterini anliyoruz. ASIL utanilacak davranis, o bolum mudurunun isine yani ekmek yedigi yere gosterdigi saygisizlik ve hatta hainliktir.

ote yandan, calisanini "business class"ta ucurabilen bir sirket, zaten bahsisin lafini etmez. ya da, sirkette, "business class"ta ucabilecek konuma gelmis calisan da o bahsisi gule oynaya, kendi cebinden oder.
0
compadrito
(06.09.12)
@compadrito

belki ilk mesajda bahsetmeliydim ancak sonradan durumu netleştirmek için anlatmak durumunda kaldım. eve müdürler şirkete ve işverenine ihanet etti herşey daha güzel olacak diye şirketin içine etti ve içine ettiği şirketin de kuyusunu kazıyor. oyle adamlar ki ben satıcı olsam bu adamları mağazamdan içeri almam kovulsalar ömür billah iş bulamazlar oyle adamlar.

yemeğe gitme konusunda birini yemeğe götürdüğümüzde en kralını yediriyor ve bahşişi de bırakıyoruz ancak bu bahşişi elbette şirket ödüyor yurtdışında aldığım genel kültürden ötürü hesabın en az %15'ini hizmetten memnun kalmışsam bırakırım ve birini iş yemeğine götürdüğümde de bunu yaparım ama kendim ödemem. çünkü ben zaten gecemi tanımadığım adamlarla geçirmek için heba ediyorum bir de üstüne cebimden para mı ödeyeyim diye düşünürüm ama iş seyahati sırasında yemek yediysem bahşişi kendim veririm sonuçta kendi karnımı şirketin parasıyla doyuyurken kendimce memnun kaldığım hizmeti ödüllendiriyorum.

son dediğine de katılıyorum biz alman devi bir firmayı temsil ediyoruz ve adamlar buraya özel bir iş için seyahate geldiklerinde en aşağı businessta uçuyorlar ve tüm otel uçak masrafları firmaya kaçıyor yemeği bile burası karşıladığı için tip sıkıntısı da olmuyor. zaten adamların yeni mühendis maaşı 3k euro burada 3 euro bıraksa etrafında pervane olacak garson çok.
0
🌸scapegoat
(06.09.12)
(1)

Astım Bronşiale

ag3385
arkadaşlar, bankada işe başlayacağım. sağlık kurulu raporunda, iç hastalıkları uzmanı bölümünde "astım bronşiale" yazması sorun olur mu?
arkadaşlar, bankada işe başlayacağım. sağlık kurulu raporunda, iç hastalıkları uzmanı bölümünde "astım bronşiale" yazması sorun olur mu?
0
ag3385
(05.09.12)
banka; giciklik yapmak, uyuzluk etmek, isi yokusa surmek, ipe un sermek, topu taca atmak niyetinde degilse sorun olmaz.
0
compadrito
(05.09.12)
(4)

Baska dillerde/toplumlarda "abi" ve "abla" kavrami var mi?

aventura
Türk toplumundan baska hangi toplumlarda abi abla gibi sözcukler kavramlar var?
Türk toplumundan baska hangi toplumlarda abi abla gibi sözcukler kavramlar var?
0
aventura
(05.09.12)
(bkz: ahparig)
(bkz: kuyrik)
0
compadrito
(05.09.12)
kendinden büyük kardeş anlamında mı?

japonca'da var mesela. oniichan, oniisama. oneechan, oneesama gibi.

*

öyleyse ingilizce'de bile var. what's up brahhh hatta.
0
repins
(05.09.12)
Ayni bizim toplumda oldugu gibi bildigin kisiye Ahmet Abi, Ayse Abla gibi sözcükler, cevirince direk büyük kardes anlamina gelmemesi lazim bildigin kalip olmasi lazim. nasil sokakta gördugumuz bir büyüge de abi diyorsak.
0
🌸aventura
(05.09.12)
yunanca'da aga var, abi anlamında
0
spankenstein
(05.09.12)
(4)

anız yakanlar nereye nasıl şikayet edilir?

vaktiyle iyi biriydi
selamlar,sorum başlıkta lakin soracaklarım bitmiyor.anız yakılan yer köy içi, meskenler var. muhtara durumu söyledik ve "vatandaş anızını yakar" gibi oldukça çarpıcı bir cevap ve çözüm aldık.biz muhtarı da şikayet etmek istiyoruz.yer tekirdağ,benim aklıma anız konusunda valilik, il gıda tarım hayvan
selamlar,
sorum başlıkta lakin soracaklarım bitmiyor.
anız yakılan yer köy içi, meskenler var. muhtara durumu söyledik ve "vatandaş anızını yakar" gibi oldukça çarpıcı bir cevap ve çözüm aldık.
biz muhtarı da şikayet etmek istiyoruz.

yer tekirdağ,
benim aklıma anız konusunda valilik, il gıda tarım hayvancılık müdürlüğü ve jandarma geldi. lakin buralara bu şikayet hangi yol yordamla olur. ya da hiç bunlar değil de başbakanlık sitesi vs ile mi bakalım.
hızlı sonuç almak ve cezalarını ödemelerini istiyoruz (tamam sakinim)

bu tip hukuki işlerden anlayan ya da akıl verecek insanlar varsa yardımlarını rica ediyorum.
0
vaktiyle iyi biriydi
(05.09.12)
compadrito
(05.09.12)
jandarmaya şikayet ediniz. anında el koyarlar. telefon ile.
0
feodal moruk
(05.09.12)
hemen jandarma imdatı arayın, anında gelsinler sonradan yapılan şikayet hiçbir işe yaramaz. askerliğimi jandarma olarak yaptım. pek severdik anız yakanları.
0
envanterbilanco
(05.09.12)
anız yakmadan cıftcı ıs yapamıyor bunu bılıyor musun? evet topraga zararlı ama mıllet keyfı yakmıyor onu. urun ekılmıyor anız yakılmadan. aletlerı var ama fayda etmıyor. mıllet ıstemedende olsa yakmak zorunda kalıyor. bıraz da bu acıdan bakman lazım.
0
slash01
(05.09.12)
(6)

bir ingilizce sorusu

Ranchoddas
I've got a BMW. I've had it ...boşluğa hangisi gelmeli?a) for 5 yearsb) since 5 yearsc) 5 years agod) in 5 yearsbi de açıklarsanız biraz tadından yenmez.
I've got a BMW. I've had it ...

boşluğa hangisi gelmeli?

a) for 5 years
b) since 5 years
c) 5 years ago
d) in 5 years

bi de açıklarsanız biraz tadından yenmez.
0
Ranchoddas
(05.09.12)
a. 5 yıldır ona sahibim manasında.
0
efendilik dizboyu
(05.09.12)
a) cunku for 5 years diyince 5 yil boyunca diyorsun. since 5 years olmaz, gramatik olarak bozuk, 5 years ago da olmasin cunku i've had it diyince bir sureligine bende diyorsun, sonda o sure gerekir. in 5 years da sonra olacak bir olayi acikliyor, o zaman bende vardi denilmez.
0
beriberi
(05.09.12)
for 5 year olacak, cunku I've got a BMW demis yani hala sahip, ikinci cumle de present perfect tense zaten...
b) komple yanlis zaten since 2007 gibi bisi olmaliydi
c) sadece past tense icin kullanilir
d) gelecege yonelik bir zaman belirteci burada gecmis ve gunumuzden bahsediliyor.
0
digital mind
(05.09.12)
cevap a) 5 yıldır bu arabaya sahibim diyor mana olarak. cümle present perfect. bu tip cümlelerde genelde since ve for'lu kalıplar kullanılır. since'li kalıbın doğru olabilmesi için net bir tarih belirtilmesi gerekir. yani since 2005 gibi, since 5 years olmaz.
0
isiz ajun
(05.09.12)
"ago" sadece simple past ile kullanilabilir.

"I sold my car 5 years ago" gibi...

since'in yanina bir sene gelmesi lazim.

since 2002 gibi. since 5 years olmaz.

in 5 years gelecegi anlatan bir sey. I will sell my car in five years gibi.
0
compadrito
(05.09.12)
devam eden süreci belirttiği için a) olacak.
0
jusiyans
(05.09.12)
(8)

yanlış mı yapmışım dostlar?

hosein
Merhaba duyuru sakinleri,Ben bi şantiyede elektrik mühendisliği yapmaktayım. Şimdilik bir teknikerim ve bir çırağım var ama çırak çok tuhaf çocuk. En başta şantiyeden çıkarken bana haber vermemek gibi bir olayın içine giriyor. Kaç kere uyardıysam da bitürlü oturtamadım. Bide üstüne telefonunu kapatı
Merhaba duyuru sakinleri,

Ben bi şantiyede elektrik mühendisliği yapmaktayım. Şimdilik bir teknikerim ve bir çırağım var ama çırak çok tuhaf çocuk. En başta şantiyeden çıkarken bana haber vermemek gibi bir olayın içine giriyor. Kaç kere uyardıysam da bitürlü oturtamadım. Bide üstüne telefonunu kapatıyor. Geçen prş başka şantiyeye gitmemiz gerekti. Akşam 4:30'da haber geldi şuraya geçeceksiniz diye. Eleman şantiyede yok, bide üstüne telefonu kapalı. Abisine de ulaşamadık. Ertesi gün de bu akıllı gelmesi gereken yere değil de diğerine geldi. Eh arası da baya var(sancaktepe-şişli). Şişli'ye saat 11:30'da geldi. Ben de o sinirle yarım yevmiyesini kestim.

Şimdi sorum şu: Çok mu abartmışım? Hiç sevmem patroncu olmayı da patroncu çalışanları da ama bu adam geç geldikçe ve iş yapmadıkça bana patlıyor. Sizce nasıl davranılmalı?
0
hosein
(05.09.12)
az bile yapmışsın hiç aklın kalmasın. özellikle mühendislik gibi bir konuda kesinlikle disiplin gerek ve o çocuk da anlattıklarından baya bir haytaya benziyor. şartlar elveriyorsa ben daha bile fazlasını yapardım.
0
ayk
(05.09.12)
katılıyorum. daha fazlasını yapardım. çocuğun kendine gelmesi için böyle ufak yaptırımlar şart. eğer hala gelmiyorsa "oğlum, ben sana bir şey öğretemem" deyip yollayın.
0
himmet dayi
(05.09.12)
disiplin her şeyden önemli. iyi yapmışsın.
0
diyarbakir karpuzu
(05.09.12)
şantiyede çalışan tüm mühendis arkadaşlarımın dediği laf, "işçiyle yüz göz olma"
doğru yapmışsın bence de
0
gaza gelen
(05.09.12)
kaybettiği yarım yevmiyenin kıymetini ileride anlar.
0
atesikus
(05.09.12)
sağolunuz efendim içim rahatladı..

böyle yapan bitek bu var zaten.. diğer şantiyeye (şişli'ye) gittiğimde ordaki teknikerler sorunsuz şekilde dinleyip işe vaktinde geliyorlardı.

şu ana kadar kovulmamasının tek sebebi de ucuz iş gücü olması, üç kuruş daha fazla verip teknik lise mezunu birini alsalar bin kat iyiydi.
0
🌸hosein
(05.09.12)
dogru yapmissin. bunun "patroncu" olmakla hicbir ilgisi yok. ozel sektorde, testiyi dolduranla, testiyi kiran bir olamaz.

en iyi yaptirim da, kisinin cuzdanina dokunarak olur.
0
compadrito
(05.09.12)
bence cok cok az..

yol vermelisiniz, balik bastan kokar

siz acldlkca size dert olucak goreceksiniz

yanimda 10 personel calistiriyorum, yuz verdikce uste clkarlar mesafeli olun)
0
demlikposet
(05.09.12)
(6)

İngilizce hata düzeltme yapıyoruz haydin - anında tik

roket adam
'As an environmental engineering student, which also interested in energy management topics and also makes money from technical consulting for computer networks AND writing reviews to well-known tech portals-blogs about mobile devices, I'm proud to say that my skillset has been described as "extra-d
'As an environmental engineering student, which also interested in energy management topics and also makes money from technical consulting for computer networks AND writing reviews to well-known tech portals-blogs about mobile devices, I'm proud to say that my skillset has been described as "extra-dimensional". My favourite quote is 'Perfekt ist nicht gut genug.' (Perfect is not good enough, German proverb).

Addicted to innovation, doesn't matter what it is, sometimes a missile shield, maybe a kitchen robot or an iPhone app. Always excited about 'new'. And I love working as a research-geek, instead of daily routine jobs.

Looking for internships about energy management, renewable energy, new energy technologies. You can contact me via my mail address or InMail.'

Sizce nasıl olmuş bir CV-linkedin summary'si olarak?
0
roket adam
(05.09.12)
çok kendini beğenmişsin dostum:)
0
strangerinhere
(05.09.12)
bir adet: "who is also interested"
0
sanat guresi
(05.09.12)
2 noktaya da ben el atayım :

1. has been described. edilgen çatı kullanmışsın. yani "extra dimensional olarak tarif edildi" diyorsun ama kim tarafından? hani isviçreli profesörler böyle tarif ediyor gibi olmuş, bilmem anlatabildim mi. bir de describe yerine define kelimesi daha hoş olur bence. onun yerine "can be defined as" ya da "i'm proud to define my skill set as extra-dimensional" yazman daha hoş olur diye düşünmekteyim.

2. bir de "doesn't matter" cv yazısı için biraz fazla gayrı resmi olmuş. onun yerine "regardless of what it is" ya da "without regard as to what it is" gibi bir şey yazarsan daha bir resmi olur. değiştirmeyeceksen de hiç olmazsa doesn't değil de does not olsun.

eyyolamam bugadar.
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(05.09.12)
ayrıca @sanat guresi +1
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(05.09.12)
fafori cümlem kısmı çok havada durmuş. birden oraya atlamışsın ve altını doldurmamışsın hiç. "bu arada ben bora" gibi olmuş.

ilk satırdaki which yerine who lazım.

ayrıca ilk cümlede iki tane and olması arka arkaya cümleyi düşürmüş gibi geldi bana.

lways excited about 'new'. And I love working as a research-geek, instead of daily routine jobs. bu cümlede de bildiğim kadarıyla instead of'dan sonra gelecek kısım instead of'dan önceki cümleye konulduğunda gramer olarak doğru olmalı. yani senin kullanımın günlük hayatta sırıtmaz ama resmi belgelerde falan olmaz gibi.

bir de çok beğenmişsin kendini, itici olmuş şahsen:)
0
bobinhoo
(05.09.12)
fazla "casual" ve "informal" olmus.

I'm yazma I am yaz. Ama I'm proud to say yazma zaten.

"has been described" by whom?

Addicted yerine I am addicted demen gramer acisindan dogru olur. (Informal olmamak icin). Keza, excited da bu sekilde. Makes money, writing, bunlarda da ozne yok.

Anlam acisindan, I am addicted to innovation cumlesini sorgulamam lazim: Innovasyon yapmadan duramiyor musun yani? O cumleden sonra, missile shield, kitchen robot gelince, hayal kirikligi oluyor.

I love working as a research-geek dedigine gore, bir suredir bu sekilde calisiyor olmalisin. Eger calismiyorsan, bu sekilde yazmamalisin.

"You can contact me via my mail address or InMail" gereksiz bir cumle. Oralarda gezenler, sana nasil ulasacaklarini bilirler.

Cumle gereksiz olsa bile duzeltmem lazim, "my mail address" degil, "e-mail address" olacak.
0
compadrito
(05.09.12)
(13)

sigaraya verdiğiniz paraya acıdığınız oluyor mu?

john holmes
haftada 2-3 paket içiyorum ama yinede ekonomik bir külfet gibi geliyor bana..siz ne düşünüyorsunuz ?
haftada 2-3 paket içiyorum ama yinede ekonomik bir külfet gibi geliyor bana..siz ne düşünüyorsunuz ?
0
john holmes
(04.09.12)
cok zoruma gidiyo gunde 1 paket winstin light iciyorum ayda 200-250 lira kadar ama kendime gicik oluyorum bu para yuzunden
0
waterhardeningsteel
(04.09.12)
içerken deli gibi kahrediyordu beni. 6 ayda 1.800 tl'ye yakın para vermişim. bıraktık gitti.
0
empty blank
(04.09.12)
değer kardeş.
0
monkey
(04.09.12)
acımayan var mı acaba diye sorman gerek.
0
balkabagi krali sakir
(04.09.12)
cigerlerine acimiyacaksin da paraya mi aciyacaksin yani? bi mantik hatasi var galiba.
0
compadrito
(04.09.12)
18 yaşından itibaren içseniz.. vereceğiniz parayla son derece güzel bir ev alırsınız.
0
spesifikasyon
(04.09.12)
4 gunde 1 paket içiyorum..
o yuzden acımıyorum.
0
partizan
(04.09.12)
Bir adet golden virginia tütün alıyorum, bir ay götürüyor. hem daha az içmeye başladım, hem de aylık 12TL'ye sigara ihtiyacımı karşılayarak ekonomik olarak kazanç sağlamış oldum. ayrıca içinde zilyon tane kimyasal bulundurmuyor. size de öneririm.

Edit: Düşündüm de önermem lan, niye zehirleyesiniz kendinizi. bırakın en iyisi..
0
low-life
(04.09.12)
ben 2 yıldır içiyorum ama şöyle bir hesap yaptıgımda bir araba parasına yakın gitmiştir :D
0
🌸john holmes
(04.09.12)
12 senedir. günde ortalama 2 paketden.. hazin...
0
mortac
(04.09.12)
cebimdeki son paramı verdiğim zaman acıyorum...
0
yatagants
(04.09.12)
bana aynı zevki veren sağlığa zararlı olmayan bir şey bulsam mesela sigara parasının 10 katına kadar veririm . ama yok işte.
0
ground
(04.09.12)
Sevdiğim için acımıyorum. Acısaydım bırakırdım.
0
thor odinsson
(04.09.12)
(6)

ingilizce olumsuz anlamdaki "ben de" için

xenophobe
"me neither" kullansak nasıl olur?+hebele hübele diye düşünüyorum.(olumsuz)-me neither.normal mi bu kullanım?edit: düşünmüyorum yazacaktım yanlış olmuş. compadrito'nun dediği gibi i don't like it. örneği versem daha iyi olacaktı.
"me neither" kullansak nasıl olur?

+hebele hübele diye düşünüyorum.(olumsuz)
-me neither.

normal mi bu kullanım?

edit: düşünmüyorum yazacaktım yanlış olmuş. compadrito'nun dediği gibi i don't like it. örneği versem daha iyi olacaktı.
0
xenophobe
(04.09.12)
- I don't like it
- me neither

normal
0
compadrito
(04.09.12)
hebele hübele diye düşünüyorum yapıca olumlu bir cümledir, me neither olmaz onda, anlamca olumsuz bir şeyi kastetse de. me too, so do i, either do i falan olacak yine.
0
galadnikov
(04.09.12)
normal. ama me too gibi informal bir kullanım olduğu için resmi konuşmalarda kullanmanızı tavsiye etmem. formal konuşmalarda hamsi'nin söylediklerinden birini kullanmalısınız.
0
amugochi
(04.09.12)
kullan.. doğru zaten..
0
nightphoenix
(04.09.12)
hatanız var arkadaşlar. @gladnikov haklı. bir kere "düşünüyorum" ile biten cümle olumsuz olmaz ki.

örnek verelim

"i think real madrid is not going to win tonight" cümlesi mesela. burdaki fiil "think" olduğu için cümle olumlu aslında. o sebepten dolayı bu durumda "ben de" demek için "so do i" ya da "me too" demen lazım.

türkçe düşün yani, "bu akşam real madrid'in kazanmayacağını düşünüyorum" cümlesi olumsuz mu? "ben de öyle düşünüyorum" diye yanıtlarsın bunu. cümle yapı olarak olumlu yani.
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(04.09.12)
- i don't like it
- neither do i.

olumsuz doğrulama için bu kullanılıyor. formal ama. tabii ki o auxiliary verb doğrulanacak cümleye göre değişiyor. me neitherbiraz causal bir şey, ama olur gene de.

- i didn't eat anything last night
- neither did i.

forum.wordreference.com
forum.wordreference.com

edit: sanırım bunu söyleyen bir cevap varmış zaten ama silinmiş. dursun gene de.
0
sanat guresi
(28.09.12)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.