Giriş
(9)

Bazı tipler nasıl yükselebiliyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Kaddafi, Berdimuhammedov, İdi Amin, Donald Trump, Saddam gibi uçuk tipler küçük işletmelerde bile kapından içeri sokulmayacaklarken nasıl oluyor da kariyer basamaklarını tırmanmaya başlayabiliyor, hatta devlet yöneticiliğine gelebiliyorlar? Kim güvenip güç veriyor yani bunlara? Böyle bir şey nasıl m
Kaddafi, Berdimuhammedov, İdi Amin, Donald Trump, Saddam gibi uçuk tipler küçük işletmelerde bile kapından içeri sokulmayacaklarken nasıl oluyor da kariyer basamaklarını tırmanmaya başlayabiliyor, hatta devlet yöneticiliğine gelebiliyorlar? Kim güvenip güç veriyor yani bunlara? Böyle bir şey nasıl mümkün olabiliyor?
-9
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.03.26)
Aslında ilginçtir narsisistik sosyopatik ve psikopatik özellikleri olan kişilerin daha iyi lider gibi görülmesi gibi açıklamalar var.
Tabi her kişiyi kendine has tarihi dönemin yarattıığını da göz ardı etmemeliyiz. Yani toplum psikolojisi Hitler, Trump gibi adamları da çağırıyor bir yerde..
+1
anon1m
(02.03.26)
amerikan medyasının "zararlı" gördüğü herkesi aptal, deli, palyaço vs. olarak görmeyi ne zaman bırakırsınız tahminen? bunlar siyasetçi neticede çok iyi oldukları, hak ettikleri için gelmiştir diyemem ama 2026 yılında yaşıyoruz yani konulara bu kadar sığ ve tek taraftan bakmasak mı artık? kaddafi ve saddam küçük işletmede kapıdan sokulmayacak adamlar he mi? allah allah.
+9
der meister
(02.03.26)
Gerçekten devlet yönetmek için iyi üniversite mezunu olmak, dil bilmek, yazılım bilmek vs mi lazım zannediyorsunuz :)

Gece kör karnalık bir sokaktan geçerken bile 80 kere arkamıza dönüp bakıyoruz tas kafalı korkusundan, bu adamların gözü kara, ölürler de öldürürler de. Zannettiğin şeylerden çok daha fazlası var bunlarda. Yolun en başından bu yana rakiplerini eleye eleye geliyorlar, gücü kendileri elde ediyorlar birileri tarafından sunulmuyor o güç onlara. Biraz belgesel izleyin anlarsınız :)
+1
ebeş
(02.03.26)
Özgür Demirtaş twiti gibi olmuş gerçekten. Tebrikler.
+2
thracia
(02.03.26)
özel sektör ile devlet ne alaka? Milyonlarca memur var özel sektörde 2 aylık deneme süresini bile geçemeden şutlanacak.
İktidara gelmek güç sahibi olmak gerçekten büyük bir sanat. Şans işi de değil. Sağcılar bu konuda daha iyidir çünkü tabandan yükselirler. Hem kitlesi daha çoktur hem de daha gözü karadır. Üstlere asla dokunmazlar, tehdit etmezler zamanı gelince aşağı indirirler.
+1
croswell
(02.03.26)
saydıgın tiplerin işletmelerde kapıdan içeri sokulmayacaklarını düşünmüyorum. iş dünyasında bu tarz adamlarla çokça karşılaştım. ayrıca bu insanlar özel sektörde yükselen kişiler değil ki. niçin özel sektör ile devleti bir tuttun? kaddafi ve saddam zaten asker. bu girişken ve haddini aşan kişilikleri sayesinde genç yaşta darbe ile yönetimi ele geçiren acımasız kişiler. trump ise babadan zengin birisi, özel sektör çalışanı değil, türkiyede de bolca örneğini gördüğümüz işveren.
özel sektörde yıllarca çalışıp pısırık ve patron yalakası yöneticilerden devlet adamı çıkacağını mı düşünüyordun? aksine saydığın kişilerden devlet adamı olur.
+1
abelardo
(02.03.26)
asker olabilmek için bile sevilmeniz, sayılmanız gerekiyor.
0
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.03.26)
Diplomasız nasıl yükseldi, incelersen anlarsın.
+1
parka
(02.03.26)
"asker olabilmek için bile sevilmeniz, sayılmanız gerekiyor." derken benim yazıma cevap verdiğini zannediyorum. çünkü ben yazımda saddem ve kaddafinin asker olduklarını, özel sektörden gelmediklerini vurgulamıştım.

anlamadıgım şey şu. kaddafi ve saddam'ın sevilmediklerini hele de saygı duyulmadıklarını nereden çıkarıyorsun? her ikisi de çokça saygı duyulan insanlar. tekrar aynı şeyi söylüyorum; özel sektörde patrona yalakalık yapan pısırık yöneticilerden daha çok sevilip saygı duyuldukları kesin.
+1
abelardo
(02.03.26)
(13)

Kullanılan otomobilin dışarıdaki imajı hk.

administ
Biraz da iç dökme gibi olacak. Son zamanlarda çok ilginç tepkilerle karşılaşıyorum. Kullandığım arabadan kaynaklı olarak bir küçümsenme söz konusu. En son dün iş arkadaşım senin o arabayı kullandığını görünce inanamadım dedi bana. Ne alakası var sonuçta beni A noktasından B noktasına götürüyor dedim
Biraz da iç dökme gibi olacak. Son zamanlarda çok ilginç tepkilerle karşılaşıyorum. Kullandığım arabadan kaynaklı olarak bir küçümsenme söz konusu. En son dün iş arkadaşım senin o arabayı kullandığını görünce inanamadım dedi bana. Ne alakası var sonuçta beni A noktasından B noktasına götürüyor dedim ama canımı sıktı. Kim görse sen hala bu arabayı değiştirmedin mi falan diyor. Ben de takıntı haline geldi bir yere gittiğinde biraz uzağa park ediyorum. Şimdi arabayı değiştirsem biliyorum ki yine bir kulp bulacaklar ama bu insanların neden bunu takıntı haline getirdiklerini anlamadım.
+5
administ
(19.02.26)
Micra miydi
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Citroen c3
0
🌸administ
(19.02.26)
mutevazi olmak OK. herkes gidip havali bir araca binmek zorunda degil.
ama mutevaziligin ucunu kacirirsan kotu.
arabayi, gelirini ve toplum icindeki pozisyonunu bilmeden yorum yapmak zor.
-2
cooperr
(19.02.26)
sizinle tamamen aynı düşüncedeyim. güvenli bir araba olması yeterli. küçümsemelerden etkilenmezdim çünkü benim için bir anlamı veya karşılığı yok. siz memnunsanız takmanıza gerek yok bence.
+2
eileengray
(19.02.26)
bir arkadaşımın çok eski, dökülen, sanayiden çıkmayan bir arabası vardı. yaşadığı şehirde herkes çok tehlikeli araba kullandığından ve arabasını hiç güvenli bulmadığımdan, sürekli değiştirmesi yönünde uyarıda bulunuyordum (aramızda darılma gücenme olmaz, çok yakınız). bir gün iş arkadaşlarıyla birlikte bir yere gideceklermiş; bu arabası sebebiyle basıp gidemediğinden geç kalmış, arkadaşı da laf sokmuş. benim senelerce ısrar ettiğim şeyi, bu laf üzerine yarım günde çözmüş; aynı gün peşin para sıfır suv almış. bunun üzerine de ben laf soktum gerçi :)

sözün özü, güvenlik zaafiyeti falan oluşturmuyorsa, elalemin ne dediği bence hiç önemli değil. arabayla falan statü kasan, gitsin az ötede kassın; şahsen hiç sallamam. milletin malını diline dolayan en hafif tabirle işsizdir. ancak sizin canınız sıkıldığı gibi, bir de uzağa park ediyormuşsunuz. dolayısıyla bu durum hayatınızı zorlaştırmaya başlamış gibi görünüyor. öyleyse değiştirin gitsin derim.
+4
lil siztah
(19.02.26)
kimin ne dediği umrumda bile olmaz. hatta öyle küçümseyici yaklaşanlarla ben de dalga geçerim. bizim düldül ayağımı yerden kesiyor. işimi görüyor de geç. otomobil üzerinden size presitij yükleyene de küçük görene de he de geç.
+1
exlibris
(19.02.26)
sadece sehir ici kullanimda kucuk olmasi iyi,
ama uzun yolculuklarda c segment rahat oluyor,

kullanim ihtiyaclarinizi dikkate alin,
boş verin kimin ne dedigini,


cebinde para olmayip,
eşyalar ile kendini tatmin eden
tedaviye muhtaç oluyor.
0
designer
(19.02.26)
maalesef ülkemizde böyle bir gerçek var ve bence de tabii ki çok yanlış. ancak istisna da olabilir misal eğer araç işinize/gelirinize etki edecekse göz önünde bulundurulabilir. yani patronsanız, küçük bir işletme vs yani kendi işinizi yapıyorsanız karşı tarafa mesaj verme niteliği taşıyor, alacağınız hizmet veya karşı tarafın vereceği özeni/ilgiyi artırıyor. yalnızca ülkemizde de değil var böyle bir olay. he ama basic düzende manasız bir olay, memnunsanız memnunsunuzdur. yani size hizmet etmeyecekse kafanıza takmayın.
+1
awlmi
(19.02.26)
İnsanlar canları eleştirmek istediğinde her şeyi eleştirirler, suçlamak isteyince her konuda suçlarlar, dedikodu öyle her şeyde öyle. Bence sen kendine bak ben niye bunları ciddiye alıyorum de. Çünkü asıl sorun senin etki altında kalman, istedikleri kadar konuşsunlar önemli olan onların istediğinin değil senin istediğinin olması ve senin isteğinin de onlara göre değil, hiçbir etki altında kalmadan senin hayatının ihtiyaçlarına göre şekillenmesi. Bilseler ki senin fikirlerini değiştirebiliyorlar, herkes seni ne hale getirir bi düşünsene, diyelim ki çok zengin oldun, herkes sana nasıl üşüşür, bi hayal et. Bence değer vermemeyi veya verdiğin değeri azaltmayı öğrenmek seni en iyi şekilde yaşatır.
+2
yaren
(19.02.26)
Ben de benzer durumdayım. İnsanlar uğraşmayı bırakacak diye araba almak çok mantıksız. İhtiyaçlarınızı karşılıyor, gerekli güvenlik paketleri halen çalışır haldeyse bence gerek yok.

Ben uzun yol yorgunluğu olmasa ve bagajı yetse İstanbul’da B sınıfı araca hastayım. Her yere giriyorum. Park etmesi kolay. Muazzam bir avantaj.

Takma yani kafana.
+1
jackyr
(19.02.26)
ahaha benim araç da biraz küçük görülüyor. ama gülüp geçiyorum çünkü tanıdıktan aldım o aracı değiştirince, ben de ilk gördüğümde niye bu arabayı kullanıyor ki diye garipsemiştim. yıllarca yurt dışında yaşadı orada iyi araçlara da bindi, daha iyi araçlara alışıktı burada da bütçesi daha iyisine yeterdi, ki hybrid corolla aldı şimdi.

garipsesem de bişey demedim, ilk izlenimim biraz olumsuzdu ama hafiften araç hakkında konuşunca hep övgüyle bahsetti. işini gören uygun fiyatlı sorunsuz masrafsız bi araç olduğundan memnundu. ablasının ısrarıyla değiştirdi biraz :) çocuklar da var diye yeni model daha güvenli bir araç olsun diyip ikna etti, bu 2010 model.

araba boşa çıktığında benim hiç araba alma niyetim bile yokken bunu ben alsam ya dedim :D ilk izlenimim negatif olan bu araç şimdi 5 aydır bende, alıştıkça ben de ısındım. ve kendisine de hak vermeye başladım, yetiyor işte gündelik şehir içi kullanıma. arabaya çok para bağlamaya değecek bi kullanımım yok, bunun 10 katına bi araba alsam yapacağım aynı ulaşımı yine yapıyorum. kendi fiyat aralığı için en iyi araçlardan biri.

(bkz: geely mk) benimki dış görünüşten değil de markadan dolayı, çoğu kişi bilmediğinden ve sadece bu aracın varlığını bilenlerin gözünde de ucuz araba olduğundan biraz küçümsenme durumu var. burada bile ufak bikaç sorunuyla ilgili duyuru açıp sorduğumda sat geç o arabayı uğraşma diyenler oldu :D ki sıkıntıları kullanıma engel ciddi şeyler değil, ben takılıyorum. o problemle 5 yıl kullandı eski sahibi, sensör arızası var muhtemelen elektrik tesisatından ve teorik araştırmaya göre sadece şase kablolarını güçlendirmek çözebilir gibi görünüyor.

5 aydır sadece 1 gün kullanmadım aracı, bi problem çıkarmadı, şimdilik beklentimi karşılıyor benim.
bi boşta yattığından aküyü değiştirmem gerekti, 1 ay akü değişene kadar marş problemi yaşadım takviyeyla çalıştırdım ama araçtan kaynaklı arıza değil, onun dışında filtre yağ antifriz değişimi gibi periyodik işleri yapıldı. gerisi keyfi harcamalar oldu, yeni android auto teyp vs.
0
konetsu
(19.02.26)
araba ülkemizde bir statü aracı. hatta telefon da bir statü aracı.
iş arkadasının bunu demesi saçma, çünkü onu ilgilendiren bir durum değil.
eğer ticaretle uğraşıyorsan araban iyi olmalı, çünkü karşı tarafa kazancının iyi oldugunu, onda parasının kalmayacağını göstermeni sağlıyor.
eğer iş yerinde çalısan bir beyaz yaka isen terfi almanı bile sağlayabilir. çünkü patron eski arabalı birisinin şirketi kötü temsil edeceğini düşünür.
garip ama gerçek bunlar.
ama eğer yukarıdakilerle alakan yoksa arabayı değiştirmene gerek yok.
+2
abelardo
(20.02.26)
evet böyle bişey var maalesef.

2012 pejo 508 kullanıyorum. her şeyinden çok memnunum, sürekli ya senin arabayı mı değiştirsek yok bilmem ne.

aynı konfor için en az 1,5 2 milyon harcamam lazım. ben o parayı 1 senede 2 katına çıkarıyorum. harcayacağım para havaya giden para.

bomboş işler...
+1
gurur
(21.02.26)
(5)

TEB'den aldığım hisseleri çekememek

istenmeyen evlat
Merhaba. Hisse alırken ya da halka arzlara katılırken TEB kullanmak gibi bir hata ettim. Sattığım hisseler varlıklarda gözüküyor fakat yatırım hesabından vadesize çekmek mümkün değil. Böyle bir sorun yaşayan oldu mu? Ne yapmak gerekir?
Merhaba. Hisse alırken ya da halka arzlara katılırken TEB kullanmak gibi bir hata ettim. Sattığım hisseler varlıklarda gözüküyor fakat yatırım hesabından vadesize çekmek mümkün değil. Böyle bir sorun yaşayan oldu mu? Ne yapmak gerekir?
0
istenmeyen evlat
(18.02.26)
ne zaman sattın?
0
abelardo
(18.02.26)
satış günü + 2 gün gerekir. geçti mi bu zaman?
0
summerjam0306
(18.02.26)
evet geçti bir hafta bile olmuştur
0
🌸istenmeyen evlat
(18.02.26)
uygulamada şu menüye girin: Yatırım → Portföy Detayı / Fonlarım -- burada ise satın hesabınıza geçirin.

burda da değilse müşteri hizmetlerini arayın. kafam bu kadar bastı :)
0
summerjam0306
(18.02.26)
Siz sattığınızı sanıyorsunuz ama söylediğiniz fiyata satış işlemi gerçekleşmemiş

olabilir mi acaba?
0
Mirket
(18.02.26)
(7)

Okan Buruk 2. Yarı Motivasyonu

eisberg
Dünkü maçta ilk yarı sonunda yorumcusundan tutun da ekşi sözlükteki yorum yapan kullanıcılara kadar herkes ikinci yarıya Lang'ın ve Yunus'un başlamaması gerektiğini söylüyordu. Dinlediğim/İzlediğim/Okuduğum herkes... Okan hoca gitti aynı kadro ile başladı ve Lang iki gol attı. Yunus biraz sırıtmaya
Dünkü maçta ilk yarı sonunda yorumcusundan tutun da ekşi sözlükteki yorum yapan kullanıcılara kadar herkes ikinci yarıya Lang'ın ve Yunus'un başlamaması gerektiğini söylüyordu. Dinlediğim/İzlediğim/Okuduğum herkes... Okan hoca gitti aynı kadro ile başladı ve Lang iki gol attı. Yunus biraz sırıtmaya devam etse de adam A planını bozmadı hiç.

Bunun arkasında nasıl bir motivasyon var sizce? İlk yarıdaki futbolu mu farklı okudu, rakibi mi farklı analiz etti yoksa tesadüf vb. bir şey mi? Nedir sizce?
0
eisberg
(18.02.26)
Juventus kendi liginde inter ile maç yapıp geldi, okan buruk juventusun ikinci yarıda fiziksel olarak düşüş yaşayacağını planlayıp taktiğini sürdürmeyi tercih etmiş olabilir
+1
grimavi
(18.02.26)
ekşide yazılanları okumuş olabilir. zira konu ne olursa olsun ekşicilerin düşündüğünün aksini yapmak gerekir.
+6
yazar yazmaz yazan yazar
(18.02.26)
Motivasyon değil de mecburiyet diyelim. Barış, Sane, Yunus 3 tane sağ açık olmasına rağmen kadrodaki tek sol açık yeni gelen Lang ve yedeği yok. Aynı şekilde tek 10 numara İlkay ama o da çok formsuz olunca mecburiyetten Yunus oynuyor ve kolay kolay değiştiremiyor.

@lifeisopeth Barış'ın sol açıkta verimliliği en az %50 düşüyor dün de Lang yerine orada oynasaydı ne onların sağ bekine üstünlük kurabilirdi ve ne de kart aldırıp eksik bırakabilirdi. Ayrıca Sane de yeni sakatlıktan çıktı daha erken oyuna girme şansı yoktu maç kondisyonu eksikliği sebebiyle. 10 numara için de Asprilla daha önce oynadığında zaten bu seviyelerin oyuncusu olmadığını gösterdi. İlkay'a da daha önce çok şans verdi ama kullanamadı. En yakın üst seviye maç örneğinde M.City deplasmanında yenilen 2 golde de hatası vardı. Yunus kötü de oynasa hiç değilse defansif olarak alan kapatmaya ve prese dolayısıyla takım savunmasına katkı sağlıyor bu sebeple oynaması mecburi.
0
iwasbornonamountainside
(18.02.26)
lang'ın 2 golü de beleş. barış alper ve osimhen'e yazar onlar.
-1
summerjam0306
(18.02.26)
@iwasbornonamountainside,

öyle bir mecburiyet yok. barış lang öncesi senelerdir sol kanatta oynuyordu, lang'ı çıkarıp barış'ı sola çekip sağa da sane'yi daha erken çekerdi isteseydi. yunus da mecburiyetten değil, istese yerine formsuz da olsa ilkay ya da asprilla'yı çekebilirdi. belli ki oyunda fark yaratacaklarına inanmış ve devam etti.

@summerjam0306,

lang'ın beleş dediğin 2. golünü bu kadar temiz şekilde gole çevirecek türk oyuncu arasan bulamazsın. türk takımları genelde o tip beleş görünen pozisyonları değerlendirememesiyle ünlüdür. ilk gol hadi neyse. değme santrafor dahi o kadar rahat atamazdı o 2. "beleş" golü.
+1
lifeisopeth
(18.02.26)
durum su: o yazanlar taraftar. okan buruk ise teknik direktor. kadrosundaki adamlarin performans dusuklugu/artislarinin gecici oldugunu bilecek kadar tecrube sahibi. bu durum futbolcu icin zaten zor. bunu en iyi bilen kisi oldugu icin olabildigince destek veriyor.
+1
buenosdias
(18.02.26)
yorumcular ve ekşisözlükteki hiç kimse takımı okan buruktan daha iyi tanıyamaz. dün ilk yarı sonunda herkes galatasarayı ve okan hocayı kötüledi ilk yarı sonunda. ama maç bitiminde hepsi entri silmek zorunda kaldılar. okan hoca her gün futbolcularla birlikte ve hepimizden daha çok dersine çalısıyor ve başarı istiyor. ayrıca üç yıldır şampiyon oluyor. ekşi sözlükteki bir ergenin daha iyi bilmesi mantıklı geliyor mu size?
+1
abelardo
(18.02.26)
(11)

Maaş artışı olmadan müdürlük.

Mcfly
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek m
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek mümkün değil :)
+1
Mcfly
(16.02.26)
o şirketten 1 yıl içinde ayrılıp pozisyonu koruyarak daha iyi maaş ile devam edebileceksen olur.
+8
orpheus
(16.02.26)
Sorsalar istemezdim, çoğu kimse istemez.
Ama mecburiyse, durumu yani maaşı değiştiremeyeceğinize yüzde yüz eminseniz boşuna kendinizi de, yöneticilerimizle ilişkinizi de yıpratmayın.

Yeni title’ınızla birlikte hem başka işlere bakmaya başlayın hem de şirkette maaşı yükseltebileceğiniz fırsat ne zaman olur diye bekleyin.

Elbette sorumluluk artıyor, baş ağrısı artıyor ama mecbursa bu durumdan kazançlı, keyifli çıkmak için elinizden geleni yapın.
0
michael_knight
(16.02.26)
sen müdür olduktan sonra ekibe bir kişi daha katılacak mı? öyleyse yeni iş bakmak için iyi bir fırsat. almayacaksalar da yeni bir işe geçene kadar sabredilebilir, işleri biraz da diğer arkadaşlara aktarmanız gerekecek.
0
ahmet oturum cerezi
(16.02.26)
istemezdim
0
abelardo
(16.02.26)
Yaparım. Yaptım. Bir sene sonra ya piyasa fiyatına getirirler ya da başka iş bulursun. Mis.
+2
gabe h coud
(16.02.26)
İmza yetkisi vericeklerse araba+iyileştirme isterdim. İmza yetkisi demek sorumluluk demek.
0
love and trust
(17.02.26)
Eğer "Müdür" ünvanı kısa sürede daha iyi şartlarda başka bir şirkete geçmemi sağlamayacaksa istemezdim. Aynı işi yapan üç çalışandan biri olmak varken neden durup dururken neden arkadaşlarımın performansının sorumlusu olayım?
0
salihdt
(17.02.26)
Hiçbir şekilde yönetici olmak istemiyorum o nedenle hayır.
0
peki madem
(17.02.26)
İstisnai olarak yöneticisi seviyesinde maaş alan çalışanlar olabiliyor. Onlardan biriysen olabilir.
Bir sonraki zam döneminde yeni pozisyonuna göre değerlendirme yapılacaksa neden olmasın.
0
burfak
(17.02.26)
burfak iyi bir noktaya barnak basmış. kariyerinde ilerlemek isteyenler için iki yol var beyaz yakada. sme olacaksın, subject matter expert ya da mödür. sme olan bir kişi örneğin sap basis için, canavar gibi para alır. direktör maaşı bile alır ama ekiple beraber çalışır, emrinde kimse yoktur. sor soruyu al cevabı insanıdır. müdürlerin de her konuyu uzmanı gibi bilmesi gerekmez (bazı saykolar bilir ama onlar istisna) onların da ekibi yönlendirmesi, eğitim ihtiyacı varsa aldırması, verilen hedefi verilen kaynaklarla yakalaması gerekiyor. gerekirse kolları sıvayacak ama gerekiyorsa ya müdürlüğü yapamıyor ya da şirketin eksik bir yanı var. neyse olay bu değildi. aklıma gelmişken yazdım. mansplaining gibi de duruyor. silmiyim dursun bari. bitti tamam.
0
gabe h coud
(17.02.26)
Kabul ederdim.Turkiyede isler title ile ilerliyor. O title'i almak onemli gelecegin acisindan.Bir de istemiyorum dersen ne olacagini dusundun mu? Belki basina yeni biri gelecek daha kotu olacak.
0
turkuaz
(17.02.26)
(7)

ishal

ted
ev yemeği yemediğimde, mesela McDonald's'tan falan yemek yediğimde ishal oluyorum. bunun sebebi ne olabilir? kalitesiz olması olduğunu sanmıyorum çünkü hazır, donuk yemeklerde falan olmuyor. bunun sebebi ne olabilir? kalitesiz yağ falan kullanılması mı?
ev yemeği yemediğimde, mesela McDonald's'tan falan yemek yediğimde ishal oluyorum. bunun sebebi ne olabilir? kalitesiz olması olduğunu sanmıyorum çünkü hazır, donuk yemeklerde falan olmuyor. bunun sebebi ne olabilir? kalitesiz yağ falan kullanılması mı?
-2
ted
(16.02.26)
Keşke sadece yağ kalitesiz olsaydı
+1
artıküyeolmakistiyorum
(16.02.26)
Alakası yok bence. Ev yemeği full yağ ve ishal riski çok daha yüksek
-7
michael harddd
(16.02.26)
sindirim sistemin orada kullanılan bir koruyucu maddeye karşı aşırı hassas. o maddeyi hızlıca uzaklaştırmak istiyor. kötü yağ da tabi bir seçenek ama çok fazla patates kızartması yemiyorsan kötü-yanık yağa maruz kalma ihtimalin düşük. bir de en önemli şüphelilerden biri mayonez.
+2
orpheus
(16.02.26)
Fast food mideyi bozabiliyor yıllar önce b.king marka olan yerden yediğimde istisnasız bunu yaşardım ama gençlik işte tekrar gidip yerdik. Sebebini bilmiyorum sindirim sistemine iyi gelmiyor işte
0
grimavi
(16.02.26)
alışkın olmadığın için öyle oluyor.
eskiden bir arkadaşım vardı. ne zaman dışarda yemek yesek midesi bozulur, ishal olurdu. çok çok özenle seçerdi yiyeceği yerleri. sendeki durum da bu olmalı.
bu arada ne kadar özenirsen o kadar daha hassas oluyor bünye. çocukken ve gençken ne kadar hindistanvari abuk subuk yerlerde yemek yersen bünye o kadar alışıyor ve kolay kolay bozulmuyor.
+1
abelardo
(16.02.26)
Laktoz intöleransın var
0
bir demet ben
(17.02.26)
@bir demet ben laktoz intoleransım var gerçekten ama bununla ilgili olduğunu sanmıyorum çünkü laktoz içeren ürünlerle birlikte laktaz enzimi alıyorum
0
🌸ted
(02.03.26)
(18)

hatırladığınız en eski anı kaç yaşınıza ait?

korkut
soru başlıkta :) benimkisi 2-2,5 yaşına ait; bugün de bir sekilde teyit ettim.
soru başlıkta :) benimkisi 2-2,5 yaşına ait; bugün de bir sekilde teyit ettim.
0
korkut
(15.02.26)
4,5 - 5
0
yurtsuz john
(15.02.26)
Hikaye şeklinde değil ama "an" anısı olarak 3 aylık. Çok eskiden sürekli bi çekyat üstüne asılmış sarkaçlı saat görüntüsü geliyodu gözümün önüne. Sonra anneme sormuştum böyle bi saatimiz var mıydı yoksa uyduruyor muyum tamamen diye. Meğer varmış. Annemin doğum izni bittikten sonra anneannemlerden bizim eve geçmişiz. Orda da bizimkiler evin içinde koşturup iş yaparken beni hep koltuğun üstüne küçük bi yatak yapıp saatin karşısına yatırırlarmış, 2 ayın bitmişti o zamanlar diyor annem :)
+1
truf
(15.02.26)
5 galiba. gece sene bunu konustuk arkadaslarla herkes 2-3 yas diyor bende hic yok o donemden hatira.
0
antikadimag
(15.02.26)
bu soru bana her zaman ilginç gelmiştir çünkü insanların hatırladıklarını görünce şok oluyorum. bende en erken düzce depremi var, 5 yaşındaydım. hatta o akşam balık yemiştik, amcam bizdeydi. ben erken bitirip koltuğa çıkmış, koltuktan atlamıştım. avize sallanınca "ulan ne güçlüyüm be evi titrettim" diye düşündüğümü hatırlıyorum, tam o anda deprem oluyormuş meğer.

o dönemi uzun uzun konuşsak belki daha eski bir şey çıkar bilmiyorum ama benim aklıma ilk bu geliyor yani bende 5 yaştan öncesi hiç yok.
+4
der meister
(15.02.26)
2-2.5 yaşından travmatik bir olayı hatırlıyorum.
0
eileengray
(15.02.26)
3 falan herhalde..
dedemin beni parka goturdugunu hatirliyorum bebek arabasiyla ama baya bulanik.
-1
cooperr
(15.02.26)
2.5 yaşımdaki sünnetim. Full resolution :) bütün gün.
-1
gabe h coud
(15.02.26)
Birkaç küçüklük anımı hatırlıyorum ama bu bana sanki en eskisi gibi hissettiriyor. Yattigim yerden uyanıyorum ve güneş yüzüme vurmuş. Yanımda kimseyi goremeyince baya ağladigimi hatirliyorum. Ailem ya başka odadaydi ya da bahçede çalışıyorlardi.
-1
egerbiryolcu
(15.02.26)
4 yaşımı net hatırlıyorum
0
basond
(15.02.26)
3 yaş civarındaydım hatta anlatayım, kendime dair hatırladığım ilk anım bir köy evinde hapsedilmem :) iskenderundan adıyamana düğüne gitmişiz, ben de çok yaramazdım cidden rahat durmazdım en sonunda beni köy evinin birine kilitlediler. sonra baktım yatakta bi tane bebek uyuyor, çok net hatırladığım şey ise oradan kurtulmak için kapıya vururken bebeği uyandırmamaya çalışacak kadar nazik vuruyordum. bugün insanları rahatsız etmemek ya da her yerde hayvan gibi ses çıkarmamak konusundaki özenimin oradan geldiğini düşünüyorum.
-1
tabii lan manyak mısın
(15.02.26)
bende 7 öncesi yok. hiç yok. çok anormal şekilde.
0
summerjam0306
(15.02.26)
5-6 yaş
0
jelly bear
(15.02.26)
Bebekken havale geçirdiğimi hatırlıyorum. Beyin hücrelerindeki elektriksel aktivitelerden dolayı rüya gibi 3 boyutlu ışıklı küp nesneler görmüştüm. Küpleri birleştirmeye çalışıyordum o sırada havale geçiriyormuşum.
0
dawsonscreek
(15.02.26)
1 1.5 yaş arası. ateşle oynamayı severdim, kardeşimin beşiğinin altına girip çakmakla oynarken az kalsın çocuğu yakıyordum.
-1
klassno
(15.02.26)
2-2.5; ölüm, cenaze vd.
0
lil siztah
(15.02.26)
Çocukluğumuzdan beri bize büyüklerimiz tarafından çocukluğumuzla ilgili bir şeyler anlatılıyor.
Bu anlatı bombardımanına o kadar çok maruz kalıyoruz ki, hangisini gerçekten hatırlıyoruz, hangisini anlatılanların etkisiyle hatırlıyor sanıyoruz, bunu tespit etmek güç.
0
Mirket
(15.02.26)
5 yaşındayken tasinmisiz. Önceki eve dair pek çok şeyi hatiriiyorum. Demek ki 3-4 yaşımi hatırlıyorum.
0
abelardo
(16.02.26)
1.5 kardeşimin doğumu ve bizim bir süre farklı evde kalmamız ve oradaki birkaç sahne. ama zaman içinde bu tip eski anıların kendileri kaybolup onların tekrar hatırlanması ile oluşan kısımları kaldı. yani bir şekilde o anıları hatırlayıp tekrar etmeseydim bence silinirlerdi.
0
orpheus
(16.02.26)
(17)

Taksit yaptırmayı seviyor musunuz?

yenibirgüzelnick
Ben çok huzursuz hissediyorum bir şeyleri taksit yaptırınca. Nedense 3 ay 6 ay sonrası ödenecek borcum olması beni rahatsız ediyor. Eşim de tam tersi alırken hep taksit yaptırmaya çalışıyor. 26 bine mobilya aldım. Param vardı nakit ama peşin fiyatına 6 taksit var diye eşim taksit yaptır dedi şu an k
Ben çok huzursuz hissediyorum bir şeyleri taksit yaptırınca. Nedense 3 ay 6 ay sonrası ödenecek borcum olması beni rahatsız ediyor.

Eşim de tam tersi alırken hep taksit yaptırmaya çalışıyor. 26 bine mobilya aldım. Param vardı nakit ama peşin fiyatına 6 taksit var diye eşim taksit yaptır dedi şu an kendimi kötü hissediyorum 6 ay boyunca ödemem gereken bir şey var.

6 ay boyunca benim maaşım değişmeyecek zaten o zaman ödediğim miktarla şimdiki aynı olacak. Manasız geliyor ya.
Geçen sene araba almıştım cebimde param olmasına rağmen eşimin ısrarıyla yine faizsiz kredi veriyorlar diye 12 aydır borç ödüyorum tam rahatladım demiştim yine başa döndüm :/
0
yenibirgüzelnick
(13.02.26)
sevmiyorum ama 3-5 bin üstü tutarları taksit yaptırabiliyorsam kesin yaptırırım. param olsa da yaptırırım. bu ortamda yaptırmamak salaklıktır.

ödediğin para aynı olmayacak. kalan parayı faize bile atsan kardasın.
+1
jelly bear
(13.02.26)
Peşin fiyatına taksit, mükemmel bir ödeme koşuludur.
(bkz: paranın zaman değeri)
“Bana vade farksız taksit yapın, dünyayı satın alayım”
Arşimet
swh
+3
dawsonscreek
(13.02.26)
Sevmek demeyelim de finansal matematik diyelim. Enflasyonun olduğu yerde peşin fiyatına taksitle alınabilen bir mal/hizmet aslında daha ucuza alınmış olur. Tabii peşin alımda indirim yapılıyorsa onu ayrıca hesap etmek lazım, taksitli mi ucuz peşin mi diye.
+1
orient blue
(13.02.26)
faizsiz her taksit yüksek enflasyon ortamında kazançtır. alacağım ürün / hizmet için elimde peşin para olmasına rağmen faizsiz taksit imkanı varsa hiç düşünmem taksit yapar parayı en kötü ppf'de tutar az çok demem getiri sağlarım.
0
scudman1
(13.02.26)
bende taksit sevmiyorum nakitim varsa alırım. olmayan parayla alışveriş yapmam.
+1
my fault
(13.02.26)
ise ilk basladigim zamanlar herkes sacma bulsa da yaptirmazdim. borcum olmasi hosuma giden bir sey degildi.

ailem de elestirirdi. tabii boyle sacma enflasyonlu bir ulkede yasayinca, su an her seye vade farksiz max taksidi basiyorum.

9 taksitle bir sey almak 20%-25% daha ucuza almaya denk geliyor aslinda turkiyede
0
aguen
(13.02.26)
Para piyasası fonlarının şu an ortalama aylık getirisi %3.
Bir ürün alırken yaptırdığın taksit kısmı sana ayda %3 kazandıracakken bu kazançtan vazgeçip peşin ödemek bana çok anlamsız gelmiştir her zaman.
Hele kredi kartı kullanmayanlara hiç akıl erdiremem.
0
Mirket
(13.02.26)
taksitle ada satsınlar alırım.
+2
datnet
(14.02.26)
Kredi kartı borcuna alışınca geçiyor. Bir ay 26 bin ödemektense ayda 4.5 görünmez oluyor ekstre içinde.
0
duguit
(14.02.26)
Taksitle satın almaya bayılırım. Hele de peşin fiyatına ise. En sevdiğim şey.
0
abelardo
(14.02.26)
Ben huzursuz olmam.
Severim de.
Ama alışkanlık yapınca kötü. İyi takip etmezsen kötü. Kredi kartına bakıyorsun uygulamadan, az borcun var gibi görünüyor oysaki ekstreye yansımayan üç dört katı borç var. Her ay ödemeler de artabilir.

Kısacası taksit iyidir (paranın zaman değeri ve enflasyon) ama alışkanlık ve rutin hale gelince ipin ucunu kaçırmaya müsait. 10 liraya aldığın şey zihninde 3 liralık yer kaplıyor. Durduk yere 7 liralık tanımsız borç çıkıyor sonra.
0
biseysorcaktim
(14.02.26)
normalde hiç sevmem ama vadeli-peşin farkı benim o paradan kazanacağım faizden az ise ne diye trink ödeme yapayım? diğer yandan farkında olmadan bütçeyi aşma riski var. taksitle alışveriş oh ne rahat moduna girmemek lazım.
0
lazpalle
(14.02.26)
sizinle birebir aynı duyguları paylaşıyorum ama vade farksız taksit varsa gönülsüz de olsa yaptırıyorum; çünkü duygularım ne kadar borçsuz olmak güzel dese de matematik enflasyonist ortam da vade farksız taksit bulunmaz nimet diyor. matematiğe gönlümden daha çok güveniyorum.
0
belkider
(14.02.26)
Faiz ödemiyorsan taksit mükemmel bir sey. Özellikle tr‘de hala taksit kötü yhaaa demiyor olman lazim artik.
0
Purple life
(14.02.26)
dün buzdolabı aldım 62000 den nakit verirsem dedim 51 e düştü..
nakit tahmininizden de değerli.
+1
jamswety
(14.02.26)
bayılıyorum. nakdin değerli olduğu görüşüne katılıyorum ama ben fakirim, taksit imkânı olmasa giyecek donum olmaz. 10-12 bin liralık alışveriş yapıp bunu üç aya yayabilmek benim için büyük lüks ve kolaylık mesela. benim "büyük harcama" ufkum da zaten bundan ibaret açıkçası, ötesini bilmem. hadi beni geç ben genç adamım, şükür elim ayağım tutuyor, Bİ ŞEKİLDE yürürüm, donum yoksa donsuz gezip ters bakana tükürürüm filan ama ay sonunu zor getiren iki çocuklu adam taksit imkânsız bayram alışverişi yapamaz örneğin... ya da ramazan için evine bir kilo pirincin yanına mercimek sokamaz. taksit çok yüksek maliyetli, uzun vadeli olmayan borçlar için süper bi şey. hele ki enflasyon ekonomisinde.

(bu söylediklerim tabii ki peşin fiyatına ya da kabul edilebilir taksit farkı için geçerli. 20 liralık şeyi 35'e taksitle alınca tadı kaçıyor elbette)
+1
der meister
(14.02.26)
faiz farkı yoksa üşenmem 1 lirayı bile taksitle öderim. nedenini bilmiyorum ama bölerek alınca ucuza gelmiş gibi hissediyorum.
0
kuzey li
(14.02.26)
(20)

Özgür Özel de gazımızı alıyor olabilir mi?

ananiyimioguz
Edit: troll diyenler burada geçirdiğim 13 yılda 1 tane troll duyurumu göstersinler hesabı kapatır giderim. Sacma sapan suçlamalarla gelmeyin. Fanatiklik yapmayın, az eleştirel olun. Sözlükte çok maruz kalıyorsunuz biliyorum, fakat ben yeni açılmış bir hesaba mı benziyorum? Veya satın alınmış gibi ge
Edit: troll diyenler burada geçirdiğim 13 yılda 1 tane troll duyurumu göstersinler hesabı kapatır giderim. Sacma sapan suçlamalarla gelmeyin. Fanatiklik yapmayın, az eleştirel olun. Sözlükte çok maruz kalıyorsunuz biliyorum, fakat ben yeni açılmış bir hesaba mı benziyorum? Veya satın alınmış gibi genel profilim dışında davrandığımı gördünüz mü? Nickim mi farklı geliyordur nedir bu yeni gelenler bi ön yargılı davranıyor, hayır olsun bakalım. 3 kuşak chp li aile, dedemin ecevitle fotoğrafı var mk. sülale solcu zaten. gelmiş bana yok işte troll, kimin uşağısın, seçim kampanyanız hayırlı olsun falan... Hasta mısınız nesiniz eleştiremeyecek miyiz? Diğer tarafta allah ile kuran ile aldatan var da, bu tarafta atatürk ile aldatan yok mu yani? Diğer taraf satılmış da, bu tarafta olamaz mı yani? Özgür Özel'in performansını ben de çok beğeniyorum özellikle Kılıçtardan sonra fakat içimde ister istemez hep bi şüphe, hep bi acaba var. Onu anlatmaya çalıştım. Demediğinizi bırakmadınız. Sanki gelin akp ye oy verelim dedim. Sanki gelin oy kullanmayalım dedim. Sadece ne düşünüyorsunuz, böyle bir şey olursa şaşırır mısınız veya farkında mısınız ülke siyasetinin ne kadar pis olduğunu... demek için sordum.

Paranoyaklığımı mazur görün ama sanki abd + akp, yoluna çıkabilecek her şeyi aşağı çektiği veya pist dışına ittiği için, ya da yıllardır her dediğini yapan kılıçtar gibi bir casusu oynattığı için...

Artık benim mantığım şöyle diyor: Aday Ekrem İmamaoğlu idi, içeri aldılar.
Aday Mansur Yavaş deseler onu da bir şekilde içeri alırlar.
E Özgür Özel arkasına rüzgarı aldı gidiyor ne zamandır. Bu adamı durdurmuyorlarsa...

Demek ki sanki yine amaç kitleyi onun arkasına takıp, muhalif tarafı oyalayıp, yine son anda yanlış bir hareket yaparak herkesi yine uçuruma sürüklemeyi amaçlıyorlar gibi geliyor.

Yoksa bu adama bu kadar miting yaptırmaz, bu kadar konuşturmazlardı gibi geliyor.

Ne diyorsunuz?

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim, Muharrem İnce zamanında dillendirmeye çalışıyordu ama çok da net söyleyemiyordu. Ama sanki gücünün yetmeyeceğini veya suikaste gideceğini falan da biliyordu. Yine de bu oyunu oynamaya devam ediyordu.

Sanki tüm siyasiler (yakın gördüklerimiz, iyi bildiklerimiz bile) onlara biçilen görevi oynuyor, biz de oyalanıyoruz, bir yandan soyuluyoruz, sömürülüyoruz... Gibi geliyor.

Aksini ispatlayabilecek veya düşünen var mı?
-8
ananiyimioguz
(10.02.26)
Tabi ki gazımızı alıyor, Eko içeri alınınca hemen Amerika'ya baktılar sarı kafa ne diyecek diye, sarı kafa, sayın cumhurbaşkanımız ile ortadoğu konusunda anlaşınca, 'sen dışarda benimle ol, içerde ne yaparsan yap karışmayacağım' deyince iş bitti zaten.

Ayrıca özgür özel sosyalist bilmemneler birliğinden de çok öyle bi destek falan göremeyince anladı bişey olamayacağını.

İşim gereği her partiden epey siyasi tanırım, ilçe başkanından ta en yukarılara kadar, temiz insanın siyasetle işi olmaz, siyasetin de temiz insanla işi olmaz :)

Mitingler vs sizi yanıltmasın, burası ortadoğu burada senelerdir yazılmış tezler, analizler vs hepsi bi gecede çöp olur, seçim, seçim zamanı sandıkta kazanılır.
-7
ebeş
(10.02.26)
öyle zaten. muhalifler nihayet biraz olsun gerçeği görmeye başladılar galiba.
özel gaz alıyor ve parti başkanı olmaktan memnun. iktidar chpye bir takım tavizler veriyor, karşılığında chp muhalif rolu yapıyor ve halkın gazını alıp aşırıya kaçılmamasını sağlıyor. bu danısıklı dövüş yıllardır devam ediyor. kılışdar gitti özel geldi, aynı rolü devam ettiriyor. ekrem baktı ki oy oranı yüksek, biraz risk aldı, hapsi boyladı. sittin sene çıkamaz. durum chp üst yönetiminin de işine geliyor. bir süre eylem falan yaptılar gaz alındı, artık umursamıyorlar.
-6
abelardo
(10.02.26)
Oo seçim çalışmanız hayırlı olsun kanziler
+8
kullaniciadimvar
(10.02.26)
Gunaydin, ustune ekleme yaparsam ekrem iceride degil
-8
lapaz
(10.02.26)
Soda bizim gazımızı alıyor.
0
mikahakkinen
(10.02.26)
Ya ne trollü ne secim calismasi aw sizin kafalar da iyice gitmis.

Kac kusaktir chp ye oy veriyoruz. Yillardir muhalefet halinden memnun dediler, hadi ordan pirom kazanacak dedik.

Yetti savunup durdugum veya pesinden kostugum. Artik baya baya orta doguya ve ulkeye cizilen kader dogrultusunda her parti kendi tarafini pohpohluyor belli ki gün gibi ortada.

Bir yanim inancini kaybetme bu sefer olacak diyor. Diger yanim, ulke ustunden, 80 milyonun ustunden oyle paralar donuyor ki bu duzen degisecek olsa bozacak kim varsa indirirler asagi gibi gelmeye basladi. Ha indirmiyorlarsa da demek ki oyle istiyorlar gibi geliyor.

Hani bir soz var ya secimler bir seyi degistirecek olsa yasaklanirdi... diye. O hesap.

Paranin dondugu hic bir seye inancim kalmadi.

@ lapaz, i.makeagif.com
-10
🌸ananiyimioguz
(10.02.26)
Hapiste değilse AKP'ye çalışıyordur.
0
parka
(10.02.26)
Sizin kahvehanedeki dayılardan ne farkınız var? Bir de madem öyle kime oy verelim? durun tahmin edeyim kimseye. Oy verecek parti yok aslında dimi? Ben de sizlerin dolaylı yoldan akpye hizmet ettiğinizi düşünüyorum, alın size teori.
0
ekimoloji
(10.02.26)
@ ekimoloji, ya havle... dostum secim olsa yine chp ye vericem tabi neye vericem.

Bölmeye veya uzaklastirmaya calismiyorum. Sozlukteki chp li gibi gozukup akp li troller gibi ters psikoloji falan yapmaya da calismiyorum.

Beni tanimadigimiz icin ön yargilarinizi anlayabiliyorum.

Fakat sizin de anlamadiginiz, nasil ki akp tarafina koyun diyoruz,

Her ne kadar kendimize yediremesek de bizde de var ve biz de saglam yonlendiriliyoruz ve bu iyi niyetli degil, sanki bu da bizim tarafi kontrol ve oyalama icin diyorum. Duzen yine bir sekilde devam ediyor diyorum.

Kahvehanedeki dayilari elestiriyorduk. Epstein olaylarindan sonra olanlari gördünüz.

Hani bazi seyleri üstten üstten yok canim olur mu oyle sey, varos muhabbetleri bunlar diye savusturuyorsunuz da... olabiliyor yani.

Akp nin proje olduguna inaniyorsunuz da, chp nin neden ele gecirilip projelestirilmis olabilecegine inanmiyorsunuz?

Ekmeleddini aday cikardilar, aa bak guzel oldu muhafazakar kesime de hitap eder dedik savunduk. Ziki tuttuk.
Muharrem ince aday oldu, iste bilim, iste cesaret dedik az kalsin olacakti adama parti sahip cikmadi yine ziki tuttuk.
Kilictar aday oldu demokrat dede dedik, temiz adam dedik, seccadeye basti fotograf cektirdi, yanlis olmustur dedik... ulan adam akp ye calisiyormus.
6 li masa dedik birlestirici guc dedik... ulan chp nin olmadigi dogudaki koy ve kasabaslarda bu 6li masadaki diger partiler komple akp ye muhurlu pusula karistirdilar. Chp nin dogrulama datasina girmedi oralardan gonderen olmadigi icin.
Yani her sey planli, her sey kilifina uyduruluyor.
Onan parayi aldi gorevini yapti oy böldü siyasetten cekildi.
Aksener parayi aldi gorevini yapti masayi böldü siyasetten cekildi.
Bahceli desen fildir fildir...

Ulan bu ortamda chp mi temiz kaldi buna inaniyorsaniz elimde satilik kopru var.

Istanbulu alan turkiyeyi alir dedik, ulan apar topar 18 milyonluk sehrin belediye baskanini iceri aldilar, diplomasini iptal ettiler. Kimse bisey yapamadi, hala da yapamiyor saka gibi mk.

Ozgur özel de simdilik aldi kalabaligi gidiyor bakalim. O da adayligini koysun izle bak senligi neler oluyor.

Simdi sorarım size akpliler mi mal yoksa biz mi daha malız?

Bir de gelmis agzinizi yaya yaya eeeee napicaz oy mu kullanmayalim yeeeaaani bolucu it diyosunuz bana saldırıyorsunuz.

Ulan derdim o degil suan oy kullanmasam da akp ye yarar, chp disinda birine oy atsam da akpye yarar....

Fakat Chp ye atinca da ona yaramiyor degil bu sekilde kendimizi avutmasak mi diyorum sanki o türlü de ona yarıyor bir sekilde diyorum.

Biraz farkindaligi mi artirsak diyorum... öf ne zormus yabanciya laf anlatmak ya.

Ulan en cok da troll diyene bozuldum benim burada ne trollugumu gordunuz yeni misiniz nesiniz buralarda?

Ne geliyorsa basimiza sizin gibi fanatiklerden geliyor. Az bi elstirel bakin inandiginiz sey bile olsa.
0
🌸ananiyimioguz
(11.02.26)
“Kahvehanedeki dayilari elestiriyorduk. Epstein olaylarindan sonra olanlari gördünüz.”
Ya ahahagagag hadi abicim yaa, git eşine vakit ayır yine hemcinsim haklı çıktı.
0
ekimoloji
(11.02.26)
@ ekimoloji, sen bu son zamanlarda duyurunun yıldığı, çoklu hesabı ve grupları olan tayfadan biri çıkıcan ya du bakalım...

ya da chp nin yıllarca Atatürk diye sömürdüğü bir kesime dahilsin. chp ye en çok zararı siz veriyorsunuz. peygamberine laf etmişim gibi savunduğunuza göre, bel altı vuracak kadar düştüğüne göre... aklıma başka bir şey gelmiyor.

o kadar şey yazmışım ona mı takıldın. kahvedeki dayıları savunacak kadar düşmek istemezdim ama bakış açınızı değiştirmiyorsunuz diyorum. yani onlar haksız ve mantıksız da, bu yaşadıklarımız çok mı mantıklı? Onları nasıl açıklıyor çok övündüğünüz beyniniz?
-1
🌸ananiyimioguz
(11.02.26)
Olabilir neden olmasin... ama bence lakin ki oyle degildir. Gazimizi almasa napicaz sanki? Napicaktin mesela? Benim max yapabildigim hala Ekrem imamogluna dair hikaye paylasmak... Tamamen elimiz kolumuz bağli. Gercek bir aksiyon alacak olanlar da zaten Özgür Özel'i dikkate alarak hareket etmiyordur
0
üğpoıuy
(11.02.26)
Bu da diğer teorilerin gibi çürük be Oğuz, tek hesabım var duyuruda yeniyim nerden engellenir açılır onu bile yeni çözdüm. Senin aksine tek işim buralarda goygoy yapıp teori sıkmak değil. Okudum ama saçma bulup cevap verme gereği duymadım o yüzden en komiğine alıntı yaptım.
Senin gibi sığ birine daha fazla cevap vermeyeceğim zira zaten eşinle ilgili olan duyuruda satır aralarında ne olduğunu belli ediyordun.
0
ekimoloji
(11.02.26)
@ ekimoloji, tam olarak nerelerde goygoy yapıp teori sıkmışım geçmiş duyularımdan bir tane örnek gösterir misin? diğer teorilerim neymiş? yılda 1 kere bu tarz yoruma açık soru ya soruyorum ya sormuyorum. ayrıca şundan birkaç sene önce kılıçtar hakkında benzer bir şey sorsam, ananızı babanızı savurunur gibi savurunurdunuz. Ki benim de çok içime sinmese de ben de savunurdum büyük ihtimalle.

Ama şimdi ne oldu? Çürük müymüş?

Ahahah ne oldugummuş.... Çok tanımışsın belli. Sen de ilişki kur da seni de görelim, seçtiğin insanı da görelim. kolaydı sanki iki farklı insanın ilişki yürütmesi.

Asıl sen burada yazılan çizilenden analiz yapacak kadar sığsın. Belli ki eşime bir yorumumdan veya ilişki içerisindeki bir şeyden nem kapmışsın gelmiş burada nefretini kusuyorsun. Tanımadan insanları yargılamaya devam et sen.

Duyuruyu da bok ettik ikili tartışmalardan... kusura bakmayın romalılar. Bunların derdi başka belli ki.
-1
🌸ananiyimioguz
(11.02.26)
özgür özel hangi rüzgarı arkasına aldı? bence bayağı düşük bir profil sergiliyor. muhtemelen yine hezimetle sonuçlanacak seçimler
0
Hallegadola
(11.02.26)
@ Hallegadola, sdfksgh dur şimdi sen de zaten ortalık karışık bir de oradan yürürsen seni de linçlerler.

Bence Kılıçtaroğlu vasıfsızlığından sonra gayet iyi ya. Arada kürt falan deyip batıyı triggerlasa da güzel konuşuyor, enerjisi yüksek...

Ama onu da eleştiren çok. Herkes kendine göre haklıdır orasına bişey diyemem ama ben daha büyük resmi :3 görmek adına adam iyi de olsa kötü de olsa günün sounda fareli köyün kavalcısı rolünü üstlenip yine bir şekilde oyalanmış olursak... kısmını kafamdan atamıyorum.

O yüzden fikirleri merak ettim.
0
🌸ananiyimioguz
(11.02.26)
oğuz hocam goyim tayfaya iyi dayanıyorsun. uzun uzun açıklama filan yaparak. elemanların düşünme ve akıl yürütme yeteneği olsa goyim olmazlar zaten. iyi sabırmış sendeki. özgür müko arkadaşlar, bu sefer kesin kazanıyooooruuuuzzzz diyeceksin.

ha zaten sonucu baştan belli yarışı kazamazsa vay hain, demek bizi aldatmış, halbuki çok zekiydik biz, nasıl aldandık dersin. her duruma cevabın cepte.
-3
lifeisopeth
(11.02.26)
@ lifeisopeth, :( maalesef şöyle bir durumları var.

www.youtube.com

Otomatik açılmazsa dk. 5.03
-2
🌸ananiyimioguz
(11.02.26)
Sobee bana diyene bak lifeof bilmem ne engellediğim zıkkım hesap meğer senin başka bir hesabınmış be Oğuz gerçekten kişi kendinden biliyormuş işi :) yazmayayım dedim ama en çok sinir olduğum şey akıllı geçinip başkalarını salak yerine koyan tipler olduğu için dayanamadım. Kendi kendine başka hesaplarla hak verip + vermeye utanmayan senin adına ben utandım. Kim bilir kaç tane hesap açmışsındır. Umarım aynı siyasi görüşte değilizdir gerçekten.
0
ekimoloji
(13.02.26)
@ ekimoloji, ne anlatıyosun kardesim sen, ne diye kendi kendine tribe giriyorsun akıllı geçiniyormuşuz da milleti salak yerine koyuyormuşuz falan...

benim sosyal medyalarda bile fake hesabım yok bir de gelmiş burda fake hesapla milletle mi uğraşıcam bi git allasen. duyuru ne biçim bi hal aldı 70ler 80ler türkiyesi gibi herkes birbirinden şüphe ediyor. rahat rahat takılamıyoruz şurada.

yetiş ya @compumaster ya @kibrisuyu, çok zor olmasa gerek aynı lokasyondan girilen birden fazla tekrarlı hesapların uçurulması... biriyle tartışırken bir yorum yazıyorum 2dk sonra -5 oylanıyor. duyuruda hasımlarımız oluştu. birine laf atınca kuruluyorlar resmen. artık çoklu hesapları mı var, grupları mı var bilemiyorum...

gerçi @ekimoloji, sen kendini nasıl iyi hissediyorsan ona inan, belli ki böyle kimse kimseyi tanımadan, anonim hesaplarla yazışarak falan kimse kimseye bir şeyi inandıramıyor. O yüzden hiç birbirimizi yormaya gerek yok.

Benim bir sürü fake hesabım var, ben akp için çalışıyorum, evlilikten de ilişkilerden de anlamayan rezil herifin tekiyim... tamam mı sen sıkma güzel canını. Herkes kendi yakınları ile güzel geçinsin yeter, burada özellikle yeni gelenler ortamı baya bi bozmuş belli ki. Kim takar artık yabancı nickleri...
0
🌸ananiyimioguz
(13.02.26)
(9)

Yüzme öğrenmek

metal69
İstiyorum. İstanbul'dayım. 30 yaşında bir adamım. Nereleri önerirsiniz bana?
İstiyorum. İstanbul'dayım. 30 yaşında bir adamım. Nereleri önerirsiniz bana?
0
metal69
(10.02.26)
Hiç bilmiyorsan havuzda öğrenmek daha zor olur. Yazın uzun bir tatil yap. Kolluk veya simit kullanarak suyun üzerinde durmaya çalış. 1-2 ayda öğrenirsin. Tenha bir yere git rahatça antreman yapmak için.
0
michael harddd
(10.02.26)
Havuzda öğrenirseniz daha güvenli bir şekilde ilerlersiniz. Denizde başladığınızda kolayca panikleyebilir ve korku geliştirebilirsiniz. Bunu yenmek daha zordur. Bu riski bir yüzme öğretmeni ile havuzda çalıştığınızda minimuma indirirsiniz. Ben yetişkin birine havuz öneririm.
+1
alice in potatoland
(10.02.26)
tabi ki havuzda pratik yapıalcak ama yputube videoları da beynin içselleştirmesi için çok faydalı oluyor
0
iwillsee
(10.02.26)
Derse, kursa gitmeden önce bence bir arkadaşınızdan rica edin Şile Akçakese plajı gibi sığlık bir alanda kendinizi bir görün.

Yüzmeyi öğrenmenin önemli bir kısmı sudan korkmamak olarak düşünüyorum. Orada kendinizi test ettikten sonra bakın duruma.

Yüzmeyi öğrenmek daha doğrusu suyun üzerinde batmadan kalmayı öğrenmek bence 30-40 dakikalık bir iş. Az ve yavaş da olsa ilerleyebilmeyi öğrenmek de olsun olsun birkaç saat.

Suda batmayacağınızı bildikten ve kendinize güvendikten sonra gerisi kolay zaten. Bir insan boyu suda batmamakla yüz metre derinlikte batmamak aynı eforu gerektiriyor.

Hele bir de sırtüstü yatarak batmadan ve hiç yorulmadan suda dinlenebileceğinizi keşfedince hiçbir zorluk kalmaz.

Çoğumuz sporcu gibi pek nizami yüzmüyoruz, ilerlemeyi beceriyoruz sadece.
(Çok küçükken yüzmeyi öğrendiğim için konuyu çok yanlış biliyor olabilirim eğer öyleyse şimdiden özür dilerim. )
0
michael_knight
(10.02.26)
istanbul belediyesinin yüzme kursları var seansı 50 TL , internetten gün seçerek rezerve ediyorsunuz
bir bak istersen yakın bir yerde varsa deneyebilirsin .
0
devilone
(10.02.26)
armut'dan özel yüzme hocası tut. fiyatları çok yüksek değil.
0
potsdamer
(10.02.26)
yukarıdakileri dinleme. denize falan da gitme. git adam akıllı bir yüzme havuzuna, grup yüzme dersine git, bir kaç derste öğrenirsin.

devilone doğru demiş. ibbnin yüzme havuzlarına kayıt olup gidiyorsun. ben bilmiyorum öğrenmek istiyorum diyorsun hocalar bilmeyenlere topluca öğretiyor.
0
abelardo
(10.02.26)
25 seneden fazla yüzen biriyim. Havuza girdiğimde ben bile 2 kat efor sarfediyorum. Şunu yapma bunu dinleme diyenlerin dayanakları ne acaba merak ediyorum.

Tuzlu suyun kaldırma kuvveti havuz suyundan fazla ve bu yüzden hareketsiz dursan bile suya batman zor oluyor. Denizde yüzmek havuzda yüzmekten kolay. Bu bir fizik kuralı. En cahil insan bile bilir bunu.

İkincisi yüzmek bisiklet sürmek gibi pratikle kazanılan bir beceri. Üniversite sınavına hazırlanmıyorsun bir beceri kazanıyorsun.

Yıllar önce stil falan öğreneyim ve lisans çıkartıp yüzücü olayım diye beni kursa yazdırmak istediler. Hoca deneme yapalım falan dedi. Havuza balıklama atlayıp birkaç tur atıp çıktım. Adam dedi ki suyun üzerinde durabiliyor :) o zamanlar bile 4 senedir yüzüyordum.
0
michael harddd
(10.02.26)
michael, niyetim munakasa değil ancak yazdıkların çok boş. sen 25 senedir yüzen birisi oldugun için yeni başlayan birisi gibi düşünemiyorsun. yoksa dünyadaki herkes deniz suyunun daha fazla kaldırdıgını biliyor. bu bir tek senin bildiğin çok gizli bir bilgi değil. bu arada havuzdaki hoca doğru demiş. büyük ihtimalle 4 senedir yanlış yüzüyordun. sen bir kaç tur atıp çıkmış olabilirsin ama bir çok hata yaptın. muhtemelen hala yapıyorsun çünkü artık alıştın ve sana normal geliyor.

yüzme havuzda hoca ile öğrenilir. kolluk veya simit takarak 1-2 ayda hiç bilmeyen birisi denizde yüzme öğrenemez. öğrenemediği için de hevesi kaçar güveni kalmaz ve bırakır.

soran kardeşim sen dediğimi yap, havuza git hoca sana öğretir. istanbulun neresindesin özelden bana yaz. sana gidebileceğin bir havuz bulmaya çalışayım
0
abelardo
(11.02.26)
(16)

Aklıma takldı, kız isteme olayı

gobekliraki
Amacım tartışma yaratmak değil. Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu haf
Amacım tartışma yaratmak değil.

Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu hafta çayınızı kahvenizi içip kızınızı bizin oğlana istemeye gelmek isteriz" dese, kafa göz girerim heralde. Mal mı bu yani sonuçta.

Adet, örf falan demeyin. Kız isteme belli işte yıllar önce konuşma hakkı dahi olmayan kızları birileri gelip istemiş, paraları varsa da baba vermiş/satmış.

Şimdi bakıyorum en sözüm ona vizyoner kadınlar bile aşırı hevesli oluyor o günde. Yahu bunun alt metnine niye kimse itiraz etmiyor?
0
gobekliraki
(24.01.26)
Kültürel bir olay.
Yurtdışında da eskiden olan bir olaydı, kıza teklif etmeden babasına ben teklif edeceğim diyip babadan olur almak.
Biz zamaninda goygoy diye hanımın Fransız ailesi geldiğinde yapmıştık.
Ben şahsen çok kültürel şeyleri umursamayan biri olarak adet olarak bulunmasında bir yanlışlık göremedim. Erkeğim tabi ben belki kadın arkadaşlar böyle düşünüyordur bilemiyorum.
+3
logisticsmanager
(24.01.26)
Zaten aklıma yatmayan kadınların buna karşı çıkmaması. Biz erkeklere hava hoş.
+1
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Haklısın, mal değiliz, mehir de kalkmalı.
+1
Kahvedesu
(24.01.26)
Boş iş ama gelenek işte. Yoksa o kadına belki 500 kişi girdi. Daha halen istiyorlar babasından
-8
runaway
(24.01.26)
Sadece isim olarak var zaten, öyle kalmış adı, dil kullanımında sizin gibi tepkiler oluyor ve bir süre sonra bu ifadenin kullanımı kayboluyor. Kör, topal vs yerine belki hatırlarsınız 90'larda özürlü deniyordu. Sonra engelli denmeye başladı falan. Körler kendilerinden körler olarak bahsediyor hala bilerek ve isteyerek de neyse konu dağılmasın.
Kız isteme merasimi de evlilik sürecine giden yolda erkeklerin geçmesi gereken adımlardan biri. Bu da bir nevi bir eğlence, düğün var, kına var, işte bu da var. Zaten bu ara lafı geçen peder-baba ayrımındaki gibi aileler birbirine bu olaydan kız isteme diye bahsetmezler benim bildiğim. Üçüncü şahıslar için kullanan kullanır.
Mesela bayan ifadesine takanlar niye takıyor, belli bir sebepleri var, prensiplerine uygun değil çeşitli sebeplerden. Bu kişilerin yanında bir de bu tarz tabirleri takmayan büyükçe bir kitle var. Neyse çok boş yapmaya başladım. Hanımlar biliyordur sanırım sebebini.
0
mbond
(24.01.26)
Yaş ilerledikçe mi bilmem böyle şeyleri daha bir kurcalar olduk tabi.
Eskilerdeki kız isteme olayı dediğiniz gibi, görücü usulü evliliklerin ilk adımı ancak zamanla anlamı değişen bir etkinlik halini aldı bence. Çünkü şimdilerde evlilik teklifi ardından, mustakbel gelin ve damadın her iki tarafın ailesiyle tanışmasından sonra yapılıyor. Ailenin de rızasını alma nezaketi olduğunu düşünüyorum. Bence hala uygulanabilir bir gelenek. Zehirli zıkkımlı kahveler hariç. O ne ya?!
+2
beetlejuice
(24.01.26)
aileler tanisir, sonra baska kiz istemelere vesile olur falan.
kooparatiflesmenin baska bir yolu .
0
designer
(25.01.26)
kültürel +1 ve kültürel olan yanı -çoğunlukla- bahsettiğiniz gibi ismi. şahit olduklarımda merasim içinde isteme kısmı "çocuklar görüşmüşler anlaşmışlar, biz de bla bla..." diye gidiyor. herkes her şeyi kabul etti, toplum mekanizması çalışmaya başlıyor, marş dinamosu gibi. böyle ufak tefek şeylerin kontrollü ve bilinçli şekilde devam etmesi iyidir.
0
klassno
(25.01.26)
Çünkü bunun alt metnini kimse senin gibi okumuyor.

Öncelikle kız isteme denen şey erkeğin ve ailesinin kızın ailesini muhatap alması, adam yerine koyması olayıdır. Kızın ağaç kovuğundan çıkmadığını kabul etmeleridir. Burada işler çatallaşıyor evet, önemli bir kısım aileler kızın ailesine para yedirmeden kızı "alamıyor"lar, onların bileceği iş. O kültürde kızlar maddî güç üzerinden değer görüyorlar, erkeğe para harcattığı zaman değerli olacağına inanıyor (bu inanca kısmen katılıyorum) ama kızın ailesine bilmem ne kadar masraf etmek kıza ve ailesine verilen değeri gösteriyor ayağı epey zararlı evet, buna da katılıyorum. Çünkü hayatı para odağında yaşıyorlar, zor zamanlarda darlıkta hastalıkta birbirine sırtını rahatlıkla dönebilecek insanlar bunlar, ya kendi reklamlarını bu şekilde yaptıklarının farkında değiller ya da bu onlara hiçbir anlam ifade etmiyor.

Çatalın diğer yönünde kız istemede ailenin aileyle tanışması, muhatap olması, "sorumluluk hissediyoruz" anlamına geliyor. Kızı ve ailesini mutlu edecek bir şey bu, bir yandan da erkeğin kız ve tarafı karşısında arkasız olmadığını göstermeleri anlamında da dengeleyici ve iyi bir şey. Bu bakış açısında odak noktası para değil psikolojik yaşantı. Tabii bilinçsizler ama bu yaklaşım psikolojilere hizmet eder. Bu yaklaşımda kız mal değildir, ötekinde de mal değildir, iki yaklaşımda da kız değer "alması" gereken taraftır. Çünkü erkek ve ailesi adı üstünde erk sahibi olduğundan kıza ve ailesine güven vermek, kendilerini ispat etmek zorundalar. Dolayısıyla kız mal değil, kendisine ve ailesine sevgiler kadar saygılar da sunulmak suretiyle evliliğe rızaları olup olmadığı gözetilen, değerli bir varlıktır.

Bakış açısını "mal"a çevirirsen birileri gibi insanlıktan çıkarsın. Kadına mal muamelesi edenler karılarını kendi gözleri önünde başka erkeğin altına sürerler, para kazanırlar bundan. Yaşamış örneğiyle bizzat konuştum kendisinden öğrendim bunu. Mal böyle bir şey. Ama kadına değer vermenin yolları çeşitli. Biri parayla yapıyor biri kendini iyi güzel doğru vs göstermeyle yapıyor falan fıstık. Sen karar ver kız isteme gerçekten kızı mal yerine koymak mıdır.
+1
muhayyer divan
(25.01.26)
Kadının hayata dair görüşlerinden bağımsız belli bir yaştaki insanlar ailelerle o tartışmayı yapmaya gerek görmüyor, zira 50 yaşındaki babana ya da 75 yaşındaki ananene feminizmin yılmaz savunucusu olmanın ne sana, ne onlara, ne de feminizme bir faydası var. Bir ateistin kurban bayramında büyüklerinin elini öpüp kesilen kurban için "Allah kabul etsin" demesi gibi bir nevi; amcanla din kavramı üzerine uzun bir fikir teatisi yapacak değilsin ya...
+5
salihdt
(25.01.26)
www.sozcu.com.tr

Kadınlar konformist canlılardır, birey olamaz, sürü psikolojisiyle hareket ederler. Schopenhauer kadınları "filister" tabir etmiştir. Filister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insandır. Aristo, kadını eksik erkek olarak tanımlarken hazreti muhammed kadınların aklen ve dinen eksik olduklarını söylemiştir. Freud kadınların erkeksi davranışlara özenmesini penis haseti ile açıklar.

Roma'da evlilik yaşı 12, rüşt yaşı 25'ti. 25 yaşından önce bir kişi erkek bile olsa babasının izni olmadan evlenemezdi. 18 yaş altının evlenmesinin yasaklanmasının, evlenecekse de ailesinin iznine tabi tutulmasının, hatta mahkeme kararı gerektirmesinin sebebi 18 yaş altı kişinin kendi başına karar verebilme vasfının olmadığı inancıdır. İsviçre'den ithal edilen, fransızca'dan tercüme edilen, tercüme edilirken de kıymetlinin "süt kardeş diye bir şey mi olur, yok yoğurt kardeş" demesi üzerine türk vatandaşına süt kardeşi ile evlenebilmesinin önünü açan tc medeni kanununda bile aile reisi kavramı ancak 2003 yılında kaldırılmıştır. sosyal sigortalar kanununda erkeklere sağlayıcı, kadına korunması gereken kişi rolü verildiğinin emareleri görülür. askere alma kanununda bile yetişkin erkeklerden birey değillermiş de hala ailelerinin tasarrufu altındaymış gibi bahsedildiği görülür.

Arapça'da "el" ile başlayan isimler bilinen bir şeye işaret eder. Örneğin ateş anlamına gelen nar kelimesi kullanıldığında alelade bir ateş kastedildiği anlaşılırken el nar denildiğinde cehennem ateşinin kasıt edildiği anlaşılır. Allah'ın herşeyin mutlak hakimi olduğu anlamına gelen el kayyum ismi de böyledir.

Nisa suresi 34. ayette "el ricalu kavvamune alen nisa" denilerek erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici olduğu söylenmiş ve buna allah'ın öyle istemiş olduğu sebep gösterilmiştir. Diğer bir sebep olarak da erkeklerin mallarını infak etmeleri olduğu söylenilmiştir. İslami terminolojide muta olan, halk arasında nafaka olarak bilinen şeyin de infak ile aynı kökten geldiğini söylemekte fayda var. Binaenaleyh aile kelimesi de bakmakla yükümlü olunan kişiler anlamındaki iyalden türetilmiştir. Roma'daysa birbirine benzer şeyler anlamına gelen familya kelimesi kullanılır. familya, bitkiler; hayvanlar, çocuklar, köleler ve karılardan teşekkül eder. Roma hukukunda patria potestas, pater familiasın bu kişileri sadece yaşatma değil aynı zamanda öldürme hakkını da ihtiva eder. İlginç bir şekilde el ayetül kürsi'de allah'ın yaşatan anlamındaki el hayy ismi ile el kayyum ismi birlikte kullanılmıştır. İslam'da yönetici babanın rızası olmadan yapılan evlilik batıl olur. Baba hayatta değilse veli amcadır, kardeştir hatta erkek çocuktur.

Bekarken babasının velayeti altında olan birinin evlendikten sonra kocasının velayetine girmesi bir tesadüf değil. Ayrıca soyadı kanunu madde 4 ve takip eden maddelerdeki aile reisi ve vesayet tabirleri ile baba cihetinden kan hasımları da kadın-erkek eşittircilere girsin.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.01.26)
dahada vahimi mehir saçmalığı resmen kendilerini satıyorlar. hatta mehiri baştan alanlar bile var.
bir arkadaşım vardı twitterda instagramda hep kadın hakları vb paylaşımlar yapıyordu en son düğününde aldığı mehir miktarıyla millete hava atıyordu.
+1
my fault
(25.01.26)
İşin garip yanı erkekler bunu pek istemiyor. Kadınlar zorluyor. Merasim istiyorlar, çekim istiyorlar, arkaya fon istiyorlar, farklı bir şey olsun diye bir milyon saçma işlere giriyorlar, haftalarca aylarca bu isteme görüntülerini yayınlıyorlar.
0
ground
(25.01.26)
kadınların arkadaşları çok bully'liyor böyle durumlarda. ailesi de kendisi de böyle bir şeyi gerek görmeyen bi kız arkadaşım resmen "oldu bittiye mi getiriyorlar", "aklına o mu (erkek) soktu", "öyle şey olur mu saçmalama" gibi cümlelerle uzun bi süre atak yedi.

bu evlilik aşaması bi güç oyununa dönüyor ve kim kimin ailesine bir şey yaptırabilirse kendisine artı sayıp çevresine havasını atıyor. kız isteme de nedense kıza + yazan bi süreç. ben de tam tersi olduğunu düşünürdüm ama tam öyle işlemiyor.
+1
gitdaddy
(25.01.26)
kadın erkek eşitliği hikaye. kadınlar kendi işlerine gelen konularda eşitiz der, işlerine gelmeyen konularda "ama ben kadınım, sen erkeksin" der. kız isteme dahil her şeye bu şekilde bakmanı tavsiye ederim.
-1
abelardo
(25.01.26)
Hocam bunun çok uzun sosyolojik tarihsel bağlamını yazasım var ama üşeniyorum.

İşin özü, çok da takmayın ya böyle şeylere.

Bir de türkiye'de şöyle bir şey var. Bu tip konuları en yadırgayan insanlar en önde koşturuyorlar.

İtalya'da sanat tarihi okumuş, o küratörlük senin bu organizasyon benim diye gezen aşırı bağımsız bir kadın tanıdığım var idi. En son 2 düğün isterim biri şehirde biri memlekette diye gayet pastoral kaprisler sunuyordu çevresine. Takı sepetinin süslemesi için 1 gün trip attı arkadaşlarına. İstemede ne giyeceğini 1 haftada zor seçti.
Bu arkadaş "bu devirde ne istemesi ya" diyengillerdendi her duyduğunda:)
0
anten
(25.01.26)
(11)

Aynı anda endoskopi ve kolonoskopi olan var mı?

truew
Biraz süreçten bahseder misiniz? Nasıl zorluklarla karşılaştınız? En önemlisi galiba full anestezi yapılıyormuş ayıldıktan sonra araç kullanılabilir mi?
Biraz süreçten bahseder misiniz? Nasıl zorluklarla karşılaştınız? En önemlisi galiba full anestezi yapılıyormuş ayıldıktan sonra araç kullanılabilir mi?
0
truew
(24.01.26)
Araç kullanmayın. Ayılmış oluyorsunuz hastaneden çıkarken, ama risk almaya değmez.
Kolonoskopinin tek sıkıntılı yanı diyeti. Açlık zorlamıştı beni.
İkisini birlikte aradan çıkarmak daha iyi. Ekstra bir zorluğu yok.
0
auroraaurora
(24.01.26)
geçen ay amcam devlet hastanesinde yaptırdı ikisini beraber. narkoz verilmemiş (yaşlı adam hiç gerek yok)
30 dakika yatıp bekliyorsun zaten ama sonrasında kendine zor geldi arabayla götürdük (yine yaşlılık farkı olabilir)
bir kaç gün sıvı diyeti var bir de
0
neira
(24.01.26)
Hastane başka bi yerde araçla gitmeyi düşünüyordum. Peki toplu taşımayla gitsem tek başına dönecek kadar halim, aklım olur mu?
0
🌸truew
(24.01.26)
Operasyon sonrasi zaten ayilma odasina aliniyorsunuz, bir sure sonra kendinize gelirsiniz ama yine de yalniz olmayin.
0
duster
(24.01.26)
Yanınızda biri olsun, anestezi de olsa sedasyon da olsa sonrasında kendinize geldiniz derken aniden tansiyon düşebiliyor, tek başınıza olmaz. Bir de bunu hastaneden söylemiş olmaları gerekiyordu, eşim için gittiğimizde kesinlikle yanında biriyle gelmesi gerektiğini söylemişlerdi bize.
0
kobuzchu kiz
(24.01.26)
Bildiğim kadarıyla hastaneler refakatçiniz olmadan kabul etmiyorlar.

Diyet kısmı dışında herhangi bir zorluğu yok.

Bir yarım saatte kendinize geliyorsanız da bir gün süreyle araç kullanmak sizin ya da trafiktekilerin can güvenliği açısından sakıncalı olabilir ki zaten o şekilde de ikaz ediyorlardır. Ben işlem bitiminde araba kullanıp eve gittim diyenler olabilir. Onlara itibar etmeyin. Sarhoşken de araba kullananlar var sonuçta.
+2
Mirket
(24.01.26)
babam aynı anda endoskopi ve kolonoskopi oldu. aynı anda olması zaten da iyi. tek seferde diet ve tek seferde anestezi oluyor bitiyor. yarım saatte kendine gelirsin ancak araba kullanılması tavsiye edilmez. toplu tasıma ile git, taksi ile dön mümkünse.
0
abelardo
(24.01.26)
Bütçeden tasarruf için kolonoskopiyi genel anestezi altında yapmıyorlar yaşadığım ülkede. Kesinlikle aklınız kalmasın, Türkiye'deki sistem çok daha konforlu.
Refakatçiniz olsun. Toplu taşıma ile dönmeyin. Şahsi araç yoksa taksi tutun.
0
alice in potatoland
(24.01.26)
refakatçiyle gidin, araba kullanmayı da düşünmeyin.
devlet hastanesinde mide endoskopisi yaptırdım. bir kere ben, bir kere de hastane randevumu erteledi; iki ay falan ileri attı öyle olunca. Bana refakatçi gerektiği söylenmediğinden, üçüncü randevuya işten çıkıp sap gibi gittim.
refakatçisiz anestezi yapamayacaklarını söylediler. ben de bir kez daha erteletmek istemediğimden, ayık olarak yapabiliriz tekliflerini kabul ettim (hemşirelerin tezahüratlarından da anlamadım olayı..). tek gidebilme ve arabayla dönebilmenizin tek yolu ancak bu olabilir. ben nasıl bişey olacağını araştırmamış olduğumdan atladım.
şahsen ağrıya, sızıya, mide bulantısına falan çok dayanıklıyımdır fakat asla, asla, asla kimseye tavsiye etmiyorum. aklınızdan bile geçirmeyiniz. geçmiş olsun.
0
lil siztah
(24.01.26)
Şimdi aklıma geldi, anestezinin üzerine bir de iki günün açlığı olacak, onu da hesaba katın. İşlem biter bitmez hemen yemek yiyemiyorsunuz, anestezi etkisini atsanız bile bitkin olacaksınız.
0
kobuzchu kiz
(24.01.26)
refakatçi olmali,
anestezi sonrasi neler gelisir kesin olmuyor.
0
designer
(25.01.26)
(17)

neden herkes benimle iletisimi kesmis olabilir?

dokunmakalbime
baska ulkeye goc ettim. haftada 1, 2 kez telefonda yada yuzyuze gorustugum akraba, arkadas cevresinden 5 kisi sanki hic hayatlarinda yokmusum gibi davranmaya basladi. ben aramasam aramiyorlar. bi sebebi varmis gibi de davranmiyorlar. ben arayinca sanki hicbirsey olmamis gibi konusuyorlar. bu durum c
baska ulkeye goc ettim. haftada 1, 2 kez telefonda yada yuzyuze gorustugum akraba, arkadas cevresinden 5 kisi sanki hic hayatlarinda yokmusum gibi davranmaya basladi. ben aramasam aramiyorlar. bi sebebi varmis gibi de davranmiyorlar. ben arayinca sanki hicbirsey olmamis gibi konusuyorlar.

bu durum cok anormal geliyor.
-1
dokunmakalbime
(20.01.26)
hayatın acı yüzü maalesef. gözden uzak olan gönülden de ırak oluyor. Arkadaşlıkların temeli ortak yaşanmışlıklardır. Ortak yaşanmışlıklar eskidikçe ve yerine yenisi eklenmedikçe zamanla uzaklaşmalar kaçınılmaz. Bireysel algılamayın bence.
+2
biravekahve
(20.01.26)
İşyerinde her sabah telefonlaştığım adam artık farklı departmana geciyorum diye numaramı sildi hiçbir şey söylemeden. Normal oldu artık bu işler herkesin ne kadar işini goruyorsan
+1
artıküyeolmakistiyorum
(20.01.26)
ben de yaşadığım şehirden başka bir şehre taşındım ve arkadaşlarım arayıp sormayı kesti. ben aramadıkça arayıp yazmıyorlar da... maalesef böyle bir durum var
0
isimsizbiri
(20.01.26)
merak etme, yurtdışından bir şeye ihtiyacları oldugu zaman arayıp sormaya başlarlar, gelirken getirsene derler.
+5
abelardo
(20.01.26)
Bazı insanlar yurtdışına çok anlam yüklüyor sizinle iletişime gecerlerse sizin oradaki hayatınızı dinlemeyi kendi hayatlariyla kiyaslayip kiskanmis olabilirler. Kariyer yükseliş gibi bir sebeple gittiyseniz bu ihtimal gerçekten vardır.
+1
egerbiryolcu
(20.01.26)
yurtdışına taşınınca çoğu insanın gözünde bi elin yağa bi elin bala giriyor, zorda olan biziz, senin bizi arayıp halimizi hatrımızı sorman lazım fikrine kapılıyorlar.
+4
nahtoderfahrung
(20.01.26)
Bu kadar bunu takıyorsan niye yurtdışına gittin ki?
-2
runaway
(20.01.26)
insanlar sevgilileriyle farklı şehirlerde kalmak zorunda kaldıklarında bile yani birbirinin hayatında olan insanların, aynı ülkede farklı şehirlerdeki uzak mesafe ilişkisi yürümüyor. sen bunu arkadaş ve akrabadan üstelik yurt dışına gitmene rağmen bekliyorsun :)

benim de yurtdışında akrabam ve arkadaşlarım var. binde bir görüşürüz.

erişim alanında olmayan birisiyle arkadaşlık veya başka bir şey yürütülemez. birisi tek taraflı çırpınır.

olayın bir de şu boyutu var. yurtdışına giden bir arkadaşım ikide bir beni arasa, gittiği yere alışamadığını ve benimle görüşerek sakinleşebildiğini düşünürüm.
+3
tabudeviren
(21.01.26)
yurtdisina tasininca herkesin basına gelen durum budur. Çok samimi olsanız bile artık ayni seyleri paylasamadiginiz icin iletişim zamanla ayni seyler uzerinden dönmeye baslar , azalarak da biter. Ama bir diger grup ise sadece burada olduğumuzdan dolayı iletişimi direk keser. Yurtdisina taşınmak bu konuda turnusol kagidi gibidir.
+1
acelaacedebela
(21.01.26)
Çok basit aslında, gözden uzak gönülden ırak. Benim de var arkadaşlarım yurt dışında, her gün en az yarım saat konuşuruz. Seninle iletişimi kesenler, artık senden fayda/yarar gelmez diyen kişiler o yüzden boşver.
0
gobekliraki
(21.01.26)
gozden uzak gonulden ırak +1
eger bu isler size dokunuyorsa gocmenlik size gore degildir..
0
cooperr
(21.01.26)
Çok anormal bir şey değil. Sizin hayatınızda çok büyük bir değişiklik oldu çünkü bir anda bütün sosyal çevrenizden uzaklaştınız halbuki herhangi bir arkadaşınızın hayatında görece çok daha küçük bir değişiklik oldu çünkü o hala kendi sosyal çevresinin içinde ama bir arkadaşı, yani siz, artık uzaktasınız.
0
salihdt
(21.01.26)
gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor. artık boomerların etkisi azaldığı için hatır sorma ritüeli sonlanıyor. eskiden analar babalar gazlar ara hatır sor derdi; sende herkes böyle yapman gerektiğini düşünürdün. artık tetikleyici olmayınca davranışta sönümlendi. uzaktaysan en kral arkadaşın bile aramaz artık. anormal bir şey yok.
+1
mikahakkinen
(21.01.26)
saat farkından dolayı veya seni rahatsız etmek istememelerinden kaynaklı olabilir. kişisel algılama. senin araman sorman her zaman daha doğru olur çünkü değişiklik yapan kişi sensin onlar değil. sen aramaz sormazsan da "gördün mü ibneyi bi gitti yurt dışına huyu, suyu değişti aramaz oldu" derler.
0
elektr10
(21.01.26)
cevaplar için teşekkürler. bu durumu normalleştirenler yada amacı üzüm yemek olmayıp bağcı dövmeye gelenlere özellikle tik atmadım.

sürekli görüştüğünüz kişi sırf başka ülkeye taşındı diye uzaklaşmak isteyebilirsiniz. ama hem arayınca eski günlerdeki gibi konuşayım hem de ben hiç aramayayım tavrı çok nezaketsiz. varsa bir problemin, derdin, mazaretin açıkca söylersin adı konur ona göre hareket edilir. nezaket diye birşey var. dünyanın neresine giderseniz gidin böyledir.
0
🌸dokunmakalbime
(21.01.26)
Benim öz ablamla bile muhabbetim azaldı, ben burada ay sonunu getiremezken onun villasına yaptırdığı ahşap merdiveni dinlemek ilgimi çekmiyor.
+1
mirty
(21.01.26)
@dokunmakalbime

haklisin kardesim, neden tik atmadigini acikladigin icin de ayrica tesekkur ederiz.
sapkayi onumuze alip dusunecez artik.
devir farkindalik devri.
0
cooperr
(21.01.26)
(14)

Sizce burada kim haklı?

don’t panic
Olay şöyle gelişti: Yakın arkadaşımla ara sıra watsappta herhangi bir konu hakkında yazışırız, standart; her iki yakın arkadaşın yaptığı gibi. Bugün de altındaki günlük değişimin yüzde 1.72 olduğunu görünce Eylül ayında bir tanıdığımın bu henüz rallinin başlangıcı dediğini söyledim ve son 3-5 aydır
Olay şöyle gelişti:

Yakın arkadaşımla ara sıra watsappta herhangi bir konu hakkında yazışırız, standart; her iki yakın arkadaşın yaptığı gibi. Bugün de altındaki günlük değişimin yüzde 1.72 olduğunu görünce Eylül ayında bir tanıdığımın bu henüz rallinin başlangıcı dediğini söyledim ve son 3-5 aydır altında yaşanan artışın yüzdesinden bahsedip bu aylarda dolar/euro/altın sepeti yapmaktan vazgeçip full altın aldığımı söyledim.

Cevap olarak: “Altına yatırım yapanlar yatırımdan bir bok anlamıyor, sen de dahil.” cevabını aldım.

Buna karşılık “böyle yazmanın yeri ve zamanı değil abi, ne gerek var böyle şeylere” yazınca bana “şu yazdıkların net kırıcı” dedi. Ben de abi asıl senin yazdıkların kırıcı dedim.

Her neyse şu an sakin kafayla olmadığımdan boktan bir durum değerlendirmesi yapıyor olabilirim, o yüzden size soruyorum. Burda kim haklı veya kırıcı sizce?

Teşekkürler.
+1
don’t panic
(20.01.26)
sen haklısın, ayıp etmiş. bunu da uygun bir dille belirtmişsin. o da utancından üste çıkmaya çalışmış.
+7
bloodymoon
(20.01.26)
altına yatırım yapanların yatırımından anlamıyor olması ne alaka onu anlamadım
+1
co2s2
(20.01.26)
yakın arkadaşıma böyle bir şeyden bahsetsem ve bana bu cevabı verse, siktir lan sikimin warren buffetı derim, o da güler geçer. aynı şekilde tam tersinde de farklı bir senaryo olmazdı. yani yeri ve zamanı vs bunu bilemem, ilişkiler kişi bazında farklı olabilir ama benim bakış açıma göre ya yakın arkadaş değilsiniz veya kavramı algılama şekliniz farklı, ya da fazla alıngansınız.

bu arada ben diyelim arkadaşıma ne gerek var böyle şeylere gibi sizin cevabınızla cevap versem bana cevabı noldu zoruna mı gitti yarraaam olurdu. yani sizin karşılıklı ilişkinizde bence bir mesafe var.
+5
awlmi
(20.01.26)
Bu yazdıklarınıza kırıcı dediyse ya deli ya da siz kendi sözlerinizi buraya aktarırken yumuşatmışsınız. Başka bir alternatif gelmiyor benim aklıma.
+4
akhenaten
(20.01.26)
Arkadaşın arkadaşın değil
+2
basond
(20.01.26)
Tersinden bakarsak , onun avanakça yazdıklarına katlanıyorsan bu noktada senin kırıcı olmadığını söylemeye çalışmış ve tabi saçmalamış .

Altının yanında ileriye dönük insani yatırımlar için başka abiler aramak iyi gelir.
+1
diyecevaplandı
(20.01.26)
İkiniz de yanlışsınız. Sen ona altın aldığını alabildiğini söylememeliydin. O da senin bu bildirimin hakkında incindiğini bu şekilde ifade etmemeliydi. Altın alabilmene veya bahsettiğin söyleme içerlemiş gibi görünüyor, demek ki ya parası yeterli değil yahut yaptığı yatırım senin ona aktardığın sözlere ters yönde. Üzülmüş, korkmuş, gerilmiş ve bunu sana böyle yansıtmış.

İkiniz de yanlışsınız.
0
muhayyer divan
(20.01.26)
Kırıcı olan şeyin ne olduğunu anlayamadık ki. Neye kırıldın kardeş diye soraydın. Başka bişey mi demek istedi acaba mesela kendisi maddi olarak zor bi durumda da sen altın yatırımlarından bahsediyor olabilir misin. Çünkü bu haliyle saçma sapan bi diyalog bu.
+3
benim bir gizli bildiğim var
(20.01.26)
hikayede biseyler eksik gibi. cunku ortada kirici birsey yok.
+1
buenosdias
(20.01.26)
Maddi durumu sıkıntıdaysa kıskanmış gibi duruyor. Değilse, yazdığınız gibi söylediyseniz, hava atıyorsunuz gibi düşünüp, terslemek istemiş de olabilir. Her türlü çok tuhaf bir diyalog olmuş.
0
lil siztah
(20.01.26)
Karşılıklı kırılasınız varmış da bahane bulmuşsunuz da diyemiyorum. Bahane çok eğreti olmuş.
0
Mirket
(20.01.26)
yakın arkadaşlarla yatırım konularının konusulmaması gerektiğini, yapılan yatırımlar hakkında detaylı bilgi verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. olay böyle saçma yerlere varabiliyor
0
abelardo
(20.01.26)
Haklı haksızı diyemeyiz, aranızdaki muhabbetin seviyesini bilmiyoruz.

Çok yakın arkadaşlar zaman zaman birbirlerine içten içe bilenip saldırıya geçebiliyor, yahut saldırıya uğradığını düşünebiliyor. Ayrıca burada iki taraftan en azından biri kendinde bir şeylerin eksikliğini hissediyor ve bundan rahatsızlık duyuyor.

muhayyer divan da gayet makul yaklaşmış ama ana konu maddiyat olmak zorunda değil.

Mevzuyu siktir et geç. İçten içe karşındakinin adi bir puşt olduğunu biliyor değilsen takılma bunlara. Arkadaşlık güzel şey.
+1
lazor
(21.01.26)
yakın arkadaş değilsiniz bence.
0
elorelia
(21.01.26)
(8)

Ev satışında emlakçı kullanma

adivar
Kendim güzelce bir ilan girmeme, makul bir fiyat yazmama rağmen emlakçılardan başka arayan yok. Bunlardan birine yetki verirsek de kendimiz satarsak cezası var biliyorum. Bir yandan da yeni ev bakarken aynı evin 7-8 farklı emlakçıdan ilanını görüyorum.Görülüyor ki bu insanlara emlakçı aracılığıyla s
Kendim güzelce bir ilan girmeme, makul bir fiyat yazmama rağmen emlakçılardan başka arayan yok. Bunlardan birine yetki verirsek de kendimiz satarsak cezası var biliyorum.
Bir yandan da yeni ev bakarken aynı evin 7-8 farklı emlakçıdan ilanını görüyorum.
Görülüyor ki bu insanlara emlakçı aracılığıyla satış yapacağız.
Peki bu emlakçılarla nasıl dans edeceğiz?
Tecrübeliler yazarsa sevinirim.
+1
adivar
(17.01.26)
şu an piyasa çok kötü. hiç öyle emlakçı falan aramayın. müşterim var, networkümüz var falan sallayın; emlakçı size eninde sonunda düşük fiyatlı bir alıcı getirip, sattırıp komisyonunu alacak. eğer kendiniz randevu verip evi gösterecek zamanınız olmayacaksa, verin bir emlakçıya, ama diğer türlü müşteri varsa bulur merak etmeyin. evin dışına sahibinden satılık afişinizi de koyun. sitelere ilan da verin tamam.
+2
malheiros
(17.01.26)
Emlakçı olayında ben de önyargılıyım ama tavsiyem kurumsal bir emlak şirketiyle anlaşman senin için daha iyi olur. İstediklerini peşin peşin söylersin. Bazı çakal semt emlakçıları satıcıyla ayrı, alıcıyla ayrı fiyat üzerinden anlaşma yapıyor.. Fiyat çalışması yaparlar, ellerindeki bütün ilanlara istinaden bir emsal değer belirlerler falan filan.
0
yankee jumping
(17.01.26)
Emlakçı ile anlaşırken belli bir süre koyun ve anlaşmanızda bu yazsın.
Mesela evi 6 ay sonunda satamazsa yetkisi iptal olsun gibi. Başka emlakçıya geçin.

Evi sizin bir tanıdığınız satın almaya karar verirse komisyon ödemek zorunda kalıp kalmayacağını sorun mümkünse yazılı cevap versin.
0
michael_knight
(17.01.26)
makul bir fiyat yazmıyor olabilir misin? fiyatları sarı sitedeki muadillere bakarak yazıyorsun muhtemelen ama o fiyatları emlakçılar şişiriyor zaten. şu an emlak piyasası durgun. emlakçıya versen de o "makul" dediğin fiyattan satamayacak.
+3
abelardo
(17.01.26)
Emlakçı bana satış garantisi vermiyor, bana satamadığı süre için bir avantaj (kira alıyormuşum gibi) sunmuyor, ama 'kurumsalım' ayağına sözleşme imzalatıp satmama engel oluyor. Bu durum bana makul gelmiyor. Müşteri adayı, emlakçıyı pas geçmesin diye benim ilan vermemi istemiyor, ki buna lafım yok, emeğinin karşılığını almasından yanayım.
İkimizin ilanı da dursun, müşteri önce kimi bulursa onun kısmeti olsun.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(17.01.26)
ben de aylarca uğraştım satamadım. bir emlakçıya verdim 2 haftada gitti.
0
summerjam0306
(17.01.26)
Fiyat makulse ilanda bekleyin. Gayrimenkul satisi uzun surebilir. Fakat benim gordugum genelde sahibinden ilanlar yuksek yazip uygun yazdigini dusunuyor. Uzun suredir arayan yoksa veya hizli satmak istiyorsaniz fiyati dusurmeniz gerekli. Emlakci da zaten size gelen teklifi size iletecek, istediginiz fiyati degil. Belki gelen tekliften daha iyi faydalanmayi bilebilir ama gelmeyen ilgiyi getirtemez.
0
osssy
(17.01.26)
Şans işi 3 ay arayan olmadı vazgeçtik kaldırdık ilandan sonra 1 yıl sonra çok daha yükseğe koydum (enflasyon oran orantı olarakda yüksek) ikinci günde satıldı.
Birazda şans işte. İmkanın varsa Emlakçıdan uzak dur +1
0
basond
(17.01.26)
(9)

Havlu neden kirleniyor?

michael_knight
Elimi tertemiz yıkıyorum, havlu ile kuruluyorum. Bir süre sonra havlu kirleniyor. Neden?İdeal bir dünyada o havlu sonsuza dek temiz kalmalı, doğru değil mi?
Elimi tertemiz yıkıyorum, havlu ile kuruluyorum. Bir süre sonra havlu kirleniyor.

Neden?
İdeal bir dünyada o havlu sonsuza dek temiz kalmalı, doğru değil mi?
0
michael_knight
(10.01.26)
İdeal bir dünyada elinin kirlenmemesi gerekiyor.
-17
arbre
(10.01.26)
Elinizi her seferinde tertemiz yıkayamıyorsunuz. Havluya, bilekleriniz gibi yıkmadığınız yerler değiyor. Havluyu koyduğunuz yer mesela, en son ne zaman temizlediniz?

Havluya az miktarda bakteri geçsede nemli olunca bir şekilde ürüyor.

Kaldı ki tek sıkıntı bu değil. Siz ıslak elinizi aynı havluya sildikçe doğru düzgün kuruyamıyor. Bekledikçe koku yapıyor. Bir yerden sonra ıslaklıktan zaten elinizi kurulayamıyorsunuz.
+1
substituent
(10.01.26)
peki madem
(10.01.26)
havlu kirleniyor çünkü açıkta duruyor ve tozlanıyor. evde her eşya tozlanırken havlunun tozlanmamasını bekleyemezsin. sıkıntı elinde değil havada yani.
+1
abelardo
(11.01.26)
Islak kalınca kirleniyor havlular. Hatta çok uzun süre kullanınca çıkması zor yayvan lekeler bile oluşabiliyor. Her seferinde havlunun farklı bir yeriyle silin elinizi, böylece ıslanmayı yaymış olursunuz, ıslanan yerler daha çabuk kurur.
0
santimantal
(11.01.26)
Deri. Aynınşey bornoz için daha da geçerli. Bol bol keselenmişim, şampuanı ayrı vücut şampuanı ayrı misler gibi olmuşum. Ama bir süre sonra kararıyor. Sebebi derimizdir.
0
ground
(11.01.26)
Bazı akıllı saatler el yıkama sürelerini ölçüyor. Varsa ve baktıysanız hiç de öyle sandığımız kadar süre ayırmadığımızı, genelde üstünkörü yıkadığımızı görüyorsunuz. Yani sandığımız kadar temiz değiliz.

Ayrıca derimiz sürekli kendini yenileyen, yenilenen, sürekli ölü hücrelerini döken ve korunma maksatlı yağ ifraz eden bir organ. Parmak izi alma işi bu özellikten istifadeyle yapılıyor. Dokunduğumuz her yere yağ ve ölü hücreler bırakıyoruz. İyi ki o yağı yok edecek kadar yıkayamıyoruz yoksa egzamadan kırılırdık.

Bu iki durum havlulara kir olarak yansıyor.
0
Mirket
(11.01.26)
@mirket bir ara Apple Watch kullanmıştım, dediğin gibi süreyi ölçüyordu. Genelde o süreyi tamamlayacak kadar yıkıyordum ama her zaman mükemmel yıkamadığım doğrudur.
@mirket "istifadeyle" ne demek? "Sadece gerekli hallerde" anlamında mı?
Teşekkürler cevaplarınız için
0
🌸michael_knight
(12.01.26)
'İstifade', fayda, 'istifadeyle' de faydalanarak anlamına geliyor.

Hukuk diliyle fazla haşır neşir olunca günlük hayatta kullandığım dil de eski Türkçeye kaçıyor sanırım.

Yani, parmak izimiz, dokunduğumuz yüzeyde bıraktığımız cilt yağıdır aslında.
+1
Mirket
(12.01.26)
(11)

Homo economicus neden araba satın alır?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Benzin pahalı, trafik sıkışık (böyle trafik mi olur oha amk), park yeri yok, arabalar pornografik pahalı, sanayide sex dönüyor, parçalar zaten arabayla yarışıyor, usta desen bir çoğu embesil, bunun kazası var, kaskosu var, tazminatı var, mtv'si var, trafik cezası var, var oğlu var. Bütün bu ahval ve
Benzin pahalı, trafik sıkışık (böyle trafik mi olur oha amk), park yeri yok, arabalar pornografik pahalı, sanayide sex dönüyor, parçalar zaten arabayla yarışıyor, usta desen bir çoğu embesil, bunun kazası var, kaskosu var, tazminatı var, mtv'si var, trafik cezası var, var oğlu var. Bütün bu ahval ve şerait altında yük taşımacılığı yapmayan birinin ciddi ciddi araba satın alabilmesinin altında yatan sebep nedir?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.01.26)
Bahsettigin eksilere karşılık artıları var.
Araba statü göstergesi
Araba bir yatırım, değer kazanıyor, kredi faizleri iyi iken akıllı bir yatırım olabiliyor dönemine göre
Araba konfor sunuyor
Bu artılar ile yazdığın eksileri toplayıp kendisine göre en mantıklı kararı alıyor.
-1
abelardo
(09.01.26)
Konfor, zaman kazanımı. İstanbul hariç tabii. İstanbul'da araba genelde zaman kaybettirir ama düzgün planlamayla o da zaman kazandırır. Temel sebep konfor.
Ben yaşadığım şehirde otopark sorunu çok nadir çekiyorum. En fazla 15 dk dolaşırım araç parketmek için o da nadirdir. Ama verdiği konforu trdeki toplu taşıma veremez.
Avrupanın ulaşım seviyesinde olsaydık ne biliyim bi paris, amsterdam, araca ihtiyaç duymaz ve kullanmazdım çünkü bu sefer toplu taşıma daha konforlu olurdu.
+1
jelly bear
(09.01.26)
şehirlerde toplu taşıma bir işkence. her gün işe giden servisi olmayan kişiler bu işkenceden kaçmak istiyor.

çoluk çocuk varsa çocukla bir yere gitmek için şart gibi.

statü çok önemli.

matematiği de şöyle: enflasyonu falan boş veriyorum. Bugün 100 ekmek alınan paraya araba aldın diyelim. Yarın gerektiğinde 75 ekmek alınan paraya satabileceksin. Sigorta ıvır zıvır masrafı 10 ekmek parası diyelim. Sana kullanım maliyeti 25+10 = 35 ekmek parası oluyor. Benzin falan var evet ama toplu taşımaya düşsen onun da maliyeti var ve arabayla sırf araba olduğu için bazı şeyleri daha maliyetsiz yapabiliyorsun kafa kafaya geliyor. Yani aslında harcadığın para arabanın bütün değeri değil satacağın zaman aradaki değer kaybı farkı + masraflar. Gerisi ha bankada durmuş ha kapının önünde durmuş.
0
robokot
(09.01.26)
Benzin pahalı tam bir ezber. Benzin birkaç yıldır ciddi ucuz Türkiye'de, önceden döviz bazında dünyanın en pahalısı iken şu an en ucuzlarından. Metrobüs 50 tl, otobüs 35 tl tek basım. Abonman 3 bine yakın, çoğu arkadaşım abonman ücreti alıp kendi aracıyla geliyor işe ve kafa kafaya çıkıyor hesaplayınca yakıt giderleri. Konforu zaten saymıyorum.
+1
furry burns
(09.01.26)
Türkiye'de bir iki şehrin dışında toplu ulaşım zaman ve para kaybından başka bir şey değil. Bundan dolayı ülkede araba ihtiyaç oluyor, bir de evli, çocuklu ise kesinlikle gerekiyor.
+2
murtiii
(09.01.26)
bunların yanıda + olarak konfor geliyor. kışın arabadan klimayı açıp müziğini açıp rahat rahat gitmek, metrobüste sıkışık tıkışık giderken kışın metrobüste terlemekten 100 kat daha iyi.

Bunlara ek, istediğin zaman istediğin yere gidebiliyorsun işte.

getirisi de vari götürüsü var yani.
0
substituent
(10.01.26)
metronbüste taciz edileceğine vergisini verip başka türlü taciz ediliyor. sen kimi merak ettin bu kadar genellemeye yorum yapılmaz. proletaryayı mı soruyorsun?
0
mikahakkinen
(10.01.26)
İnsanların kendisine 1 gram faydası olmayan onlarca kalem gideri var, bunları toplasan ay sonunda arabanın masrafını ikiye katlar, sana her anlamda konfor ve özgürlük sağlayan aracın masrafı bu nedenle benim gözüme batmaz, asıl diğer dandik giderler neden var onları düşünmek lazım arabaya gelene kadar.
0
kizil karga
(10.01.26)
abi büyük rahatlık ve lüks aslında ya. 16-28 yaş arasını hiç araba merakım olmadan geçirdim. maddi açıdan ulaşılmaz gelmesi bi yana büyük şehirde benim kendi yaşantım için gerçekten hiç gereği yoktu. ehliyet bile almadım o yüzden. ama her şeyden önce konfor ve oyun tabiriyle BÜTÜN HARİTAYA ERİŞİM sağlıyor. hastan olsa, gece bi yere gitmen gerekse, atıyorum kırsalda köyde vs. bulunman gerekse müthiş kolaylık. o yüzden imkanım olsa şahsen kesinlikle bi araç isterdim aktif kullanmayacak olsam bile. ayağımı yerden kessin yeter. düşünsene gece 2'de şahsi aracına atlayıp ülke içindeki HERHANGİ BİR LOKASYONA akabiliyosun. az şey değil bu. ben gibi rutini belli veya büyük şehirde yaşayıp 3-5 adresi zaten toplu taşımayla ulaşılabilir olan insanlar için pek anlamı yok ama lazım yani araba. güzel bi şey.

hiçbi şey değilse özel alandır mesela. arka koltuğuna geçer yatarsın, canın sıkkındır oturur içinde müzik dinlersin. canım araba.
+1
der meister
(10.01.26)
Araba = özgürlük ve konfor. Ek olarak toplu taşımada maruz kaldığın tipler bile araba almak için bir neden.

Araban yoksa herkesin gittiği ayaksütü mekanlarda takılırsın. Şehir merkezinde gürütü ve stresin içinde yaşamak zorundasın. Belli bir yaştan sonra bunlar çekilmiyor. Daha önce yazdıklarından gen z bir arkadaş olduğunu hatırlıyorum. Biraz büyüyünce zaten bunları kendiliğinden anlıyorsun
0
michael harddd
(10.01.26)
toplu tasima ile evin onundeki duraktan ciktim, otobus+tren+otobus+yuruyus , ofise gitmem 2 saat 15 dakika surdu. ayni yolu bide doneceksin, etti 4.5 saat
ayni yolu arac ile en sikisik trafikte bile yarim saatte gidebiliyorum. yani gidis donus 1 saat.
4.5 - 1 = 3.5 saat gunde, 910 saat senede kazancim var.
saatine net $50 yapan birisinin arac yuzunden kazanci senede $45,500
zaten bu paraya her sene bu ulkede orta kalite sifir bir arac alabiliyorsun.
-1
cooperr
(10.01.26)
(4)

Bu davranışı nasıl yorumlayabiliriz?

seni tanıdığım güne lanet olsun
Geniş bir yakın arkadaş grubu var. Arkadaş grubundaki X erkek kişisine (son ilişkisi bir yıl sürüp 2025 Nisan'da bitti) yönelik acaba şundan hoşlanıyor mu, bununla takılıyor mu, öbürüyle sevgili olmak ister mi gibi biraz şakalaşma biraz da ağız yoklama gibi muhabbetler dönüyor ara sıra (çok sık deği
Geniş bir yakın arkadaş grubu var. Arkadaş grubundaki X erkek kişisine (son ilişkisi bir yıl sürüp 2025 Nisan'da bitti) yönelik acaba şundan hoşlanıyor mu, bununla takılıyor mu, öbürüyle sevgili olmak ister mi gibi biraz şakalaşma biraz da ağız yoklama gibi muhabbetler dönüyor ara sıra (çok sık değil). Ve ne zaman açıkça bir kadının adı kendisininkiyle geçse X bunları saçmalık olarak tanımlayıp anında çok yüksek tepkiler veriyor, üzerine arkadaş grubundaki kızlara arka arkaya ve uzun uzun cinsel espriler yapmaya başlıyor. Kızların falan bir şikayeti yok tabii ki zaten makara modunda herkes. Ama sürekli "kadınla anılma + aşırı öfkelenme + kızlara başkası yapsa ağır denilecek cinsel espriler yapma" döngüsü garip gelmeye başladı. Kimseyle ilgilenmiyorum o yüzden bu şakaları yapabiliyorum bakın alt metninin dışında ne anlamı olabilir bu davranışın? Sadece ispat amacındaysa bu tavır çocukça değil mi? 40 yaşında bir adam.
-1
seni tanıdığım güne lanet olsun
(09.01.26)
x bağlılık ve ilişki istemiyor. x ayşe'ye aşıkmış derseniz başı bağlanmış olur. ona yürüme potansiyeli olan kızlar umudu ve ilgiyi keser. bu x arkadaş seks istiyor, takılmak eğlenmek istiyor. kimseye bir bağlılığı olmasın, önüne gelenle hatta o ortamdaki tüm kızlarla sevişsin istiyor.

cinsel espriler yapıp durması ağır ergenlik... 40 yaş için iğrençmiş. buna ses çıkarmayanlarda da akıl yok. kızları da bir yandan yokluyor, bir bakıştan bir cevaptan sevişebileceği bir kız var mı onu hesaplıyor. bence ortam makara falan değil baya gevşek ve yavşak bir ortam. kavak yelleri olma potansiyeli yüksek.

benim sevgilim de bundan 2 yıl önce biz sevgili değilken ama baya 7/24 yapışık gezerken, insanların sevgili misiniz yorumlarına çok öfkelenir saçmalamayın yok öyle bir şey derdi. o zamanlar asla sevgililik ve bağlılık istemiyordu. önüne gelenle sevişebilme özgürlü istiyordu. sonra da diğer kızlarla da hemen sohbete muhabbete girerdi buna ve bana inadına. bak hatırladım yine sinirlendim he.
+2
art cat chocolate
(09.01.26)
Dışarıdaki kadınları boşverin mesajı vererek gruptaki kadınları yoklamaca. Yaşı göz önünde bulundurunca çok rezil bir hezeyanmış.
+1
cay koy geliyorum
(09.01.26)
Ortamda cinsel espriler yapsa rahatsız olur ve uyarırdım.
+2
pembediken
(09.01.26)
başka kadınlardan bahsedilmesi hoşuna gitmiyor çünkü gruptaki diğer kadınları ürkütüp kaçırmasından korkuyor. boşum mesajı veriyor ki gruptaki diğer kadınlarla bir ilişki olması ihtimali ortadan kalkmasın. bolca cinsel şakalar yapıyor ki niyeti belli olsun. kısacası gruptan herhangi bir kadınla cinsel ilişki yaşama ihtimali üzerine çalışıyor. biraz yavşak ve güven vermeyen bir tip açıkçası.
+1
abelardo
(10.01.26)
(6)

demir takviyesi

deartheodosia
dün hastanede almam gerekti (özel) 10bin tl ödedim. 1 hafta sonra tekrar almam gerekiyor, en uygun fiyatlı nasıl yapılabilir bu?
dün hastanede almam gerekti (özel) 10bin tl ödedim. 1 hafta sonra tekrar almam gerekiyor, en uygun fiyatlı nasıl yapılabilir bu?
0
deartheodosia
(08.01.26)
o nasıl bir takviye?
+2
mikahakkinen
(08.01.26)
O nasıl takviye cidden???
+1
kisa
(08.01.26)
Serum sanırım. En iyisi aynı teşhisi bir devlet hastanesi doktorundan alıp ona yazdırmak. Geçen bi arkadaşım devlette 3 bin lira ödedim demişti, markaya ve içeriğe göre değişiyordur tabi.
0
lil siztah
(08.01.26)
serum takviyesi.

@lil, 3 bin çok iyiymiş :/
0
🌸deartheodosia
(08.01.26)
ilaç inferject galiba. sgk'nın karşılaması için oral demir emiliminizin olmaması, mide küçültme ameliyatı olmuş olmanız, gebelik vs. gibi şartlardan birini karşılamanız gerekiyor.
0
fenoksibenzamin
(08.01.26)
vay be. babam midesini tamamen aldırdı. ona bedava verdiler bu demir takviyesinden. ama hala yaptırmadık. çünkü her yerde yapılmıyor. bu kadar pahalı oldugunu bilmiyordum. eğer devlet hastanesine gidersen, mide ameliyatı olduysan belki oradaki doktor bunu yazabilir.
0
abelardo
(08.01.26)
(10)

Kuraklık için endişeleniyor musunuz?

michael harddd
3 büyük şehirde de baraj su seviyeleri düşük. kış olmasına rağmen yağış yok. bu iş nereye gider sizce?
3 büyük şehirde de baraj su seviyeleri düşük. kış olmasına rağmen yağış yok. bu iş nereye gider sizce?
0
michael harddd
(07.01.26)
ben günde 2 litre suyumu kenara atarım, yılda 1 ton suyla yaşarım. salak gibi her gün duş alanlar düşünsün.
-8
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.01.26)
endişelenmiyorum. her sene aynı muhabbet. yağmur illa ki yağar. kışa yeni girdik sayılır.
0
abelardo
(07.01.26)
Çevremdeki herkesin bu konuda bu kadar vurdumduymaz olmasına şaşırıyorum. Sorunun düşünülenden daha büyük olduğunu düşünüyorum.
+2
Mirket
(07.01.26)
endişeleniyorum.
hiç de "her sene aynı muhabbet" diyip gözardı edilecek bir şey değil.
her gün duş almayı geç, herkes evlerindeki çeşmeleri her gün açık bıraksa ya da insanlar tümden su harcamayı bıraksa bile çok değişmez. yıllardır suçu bize atıyorlar.

ülkedeki su kıtlığının iki büyük sebebi var.
1 - plansız kentleşme ve her yerin beton olması. yağmur toprağa ulaşmıyor bile.
2 - tarım alanları.

türkiye'de ciddi bir tarım krizi var. google earth'ten bakın her yer tarla. orman yok.
tarlalar çok fazla su tüketiyor ve buna karşın ciddi bir tarım krizi de var. mutfağımızda çoğu şey ithal, çiftçi fakir, buna karşın üretmeye çalışırken ciddi su tüketiyoruz.

gölleri ve su birikintilerini besleyen dereleri ve doğal kaynak sularını fabrikalar şişelenmiş su olarak gaspediyor.

düşünülülenden daha büyük bir problem şuan.
ciddi bir eylem yapılmadıkça haftalarca yağmur yağsa bile bu sorun düzelmez.
+2
biseysorcaktim
(08.01.26)
her yıl aynı muhabbetse neden daha önce yaşanmayan su kesintileri yaşanıyor? olayın ciddiyetinin farkında değil kimse, sadece k..mızı yıkayacak suyun olmaması değil sorun zaten kötü durumda olan tarımın iyice dibe batması yüksek olan fiyatların daha da tırmanmasından tutun yer altı sularının kotrolsüzce kullanımı sonucu tükenmesine kladar bütün ülkeyi etkileyecek sorunlar var. ülkenin meyve üretimim yapıldığı yer ege akdeniz marmara, su sıkıntılarının yaşandığı yerlerde başta ege olmak üzere buralar. "buralara yağmur yapıyor sorun yok" diye düşünenler çok yanılıyor, bir aksiyon alınmazsa allah korusun ama bir kaç sene içinde kıtlıkla yüzleşmemiz olası.
0
issiz karga
(08.01.26)
suudi arabistan dan yazıyorum. hiç te tınlamıyorum. ınsanoglu bır sekılde hayatta kalıyor. burada kırazda bol
-3
paudi
(08.01.26)
Hem de nasil. 2014 senesinde istanbul bir kuraklik yasamisti. o zamandan beri baraj doluluk oranlari favori sayfam. aralik ayinda gunesli havayi gorunce deliriyorum. gunesli hava severleri, gunde 4 kere dus alan tiplere, "yeaa zaten bireysel kullanim cok dusuk bir yuzde" bahanesi arkasina saklananlara tekmek tokat girismek istiyorum. gunde 12 saat elektriksiz yasarsiniz ama gunde 12 saat susuz yasamaya baslarsaniz delirirsiniz.

Asil sinirimi bozan ise kuraklikla ilgili sorunlarin zor ama cozulebilir ve yonetilebilir olmasi. herhangi lise mezunu akli basinda birine bir iki hafta ver sana internet aramasi yapip bir eylem plani cikartabilir zaten. ancak depremle birlikte memleketin tek derdinin, sabah aksam konusmasi gereken konunun bu olmasi gerekirken su sorunu allaha emanet modda ilerliyor.

ileride ne olur diye sorarsan, aslinda istanbul su anda iyi senaryoyu yasiyor. ankara ve izmirin basina gelenler istanbul icin uyari niteliginde. yani bunlardan ders alinip proaktif davranilabilir. istanbul su acisindan daha guvenli bir hale getirilebilir. hukumet diyanetin butcesinden kissa, chp' li belediyeler varini yogunu bu islere ayirsa, kim olsa bir 10-20 sene sonra sagci solcu demeden "bizi susuz birakmadiniz" diye dua eder.

ama halk bilincsiz, yoneticiler basiretsiz, hatta bir kismi hain. iski' nin instagram sayfasina "bu sene barajlar dolmayacak gibi, acil eylem planiniz ne" diye mesaj attim, zikine takip lutfen cevap yazan bile olmadi. benim olmasini planladigim senaryoda ise basimiza bazi felaketler geldikten sonra bir sekilde akillanacagiz. dunya bankasi vs araciligiyla yeni sulama projeleri, deniz suyu aritma tesisleri filan yaptirtacaklar. bir sekilde idare edecegiz.
0
trixi
(08.01.26)
Her zaman tasarruflu biri olmuşumdur, annemden gelen alışkanlık. Suyu boşa harcamaya çok acırım. Hatta annem çamaşır makinesinin atık suyunu WC’de değerlendirirdi bize her zaman çok az su faturası gelirdi. Üstümüze düşeni yaptığımızı düşünüyorum ama gelecek için endişeliyim tabii ki.
+1
ekimoloji
(08.01.26)
ben bu konuda aşırı endişeli biriyim. hemen hemen her gün baraj doluluk oranlarına bakıyorum. yağmur yağmadığı her gün içim çok huzursuz. su kullanımına çok dikkat ederim 3 saniye bile fazladan akıtmam suyu. mümkün olduğunca az kullanırım ama benim tek başıma çabam bir işe yaramıyor ne yazık ki. umarım bi çözüm bulunur. susuz kalmaktan çok korkuyorum.
0
matilda
(08.01.26)
romanya ile kıyaslanınca türkiye çöl gibi mesela.

o yüzden aşırı korkuyorum türkiye için.

kuraklık + su savaşlarından bahsedilince romanya'nın önemi çok artar bana kalırsa.

temmuz ayında bile yeşil yeşil doğa görmek, her yerde baraj ıvır zıvır görmek mümkün.
0
rain when i die
(08.01.26)
(20)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(7)

venezuela olayı bizi ne kadar etkileyecek?

biseysorcaktim
malumunuz sarı kafa tam bir deli bu günlerde ve venezuela devlet başkanını aldı. bahsi geçen otobüs şoförü, türkiye'deki meslektaşı ile iyi arkadaştı bir ara.altın ticareti vardı tr-vn arasında. onların altınları türkiye'de işleniyordu.bir de binali yıldırım'ın oğlunun peynir(!) ticareti vardı o ülk
malumunuz sarı kafa tam bir deli bu günlerde ve venezuela devlet başkanını aldı.
bahsi geçen otobüs şoförü, türkiye'deki meslektaşı ile iyi arkadaştı bir ara.
altın ticareti vardı tr-vn arasında. onların altınları türkiye'de işleniyordu.
bir de binali yıldırım'ın oğlunun peynir(!) ticareti vardı o ülke ile.

ucu bize muhakkak dokunacak da, nasıl ne şekilde dokunacak?
0
biseysorcaktim
(05.01.26)
siyaseti bu kadar derinlemesine takip edenleri anlayamıyorum ya. soruya cevap; hayırlısı diyebilirim.
-28
abelardo
(05.01.26)
Peynir fiyatları artabilir.
+4
anon1m
(05.01.26)
pudra şekeri fiyatları artar
+6
nahtoderfahrung
(05.01.26)
valla dünya çok kutuplu o olmaz bu olmaz derken turuncu reis ters köşe yaptı. sadece bizi değil bu durum herkesi etkiler. bunu tahmin etmekte zor.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
@abelorda
abi bu derinlik değil, en yüzeyi, en satıhı.
tüm dünyanın ortak düşüncesine göre deli olan bir herif, iyi ya da kötü bir başkanı ülkesinden iki saatte uçakla aldı, kendi ülkesine götürdü ve burayı artık biz yönetiyoruz dedi.

kaldı ki bu götürülen kişi rte ile yakın ilişkilere sahipti, bir ara arkadaşlardı.
rte'nin diğer arkadaşlarına nolduğunu biliyoruz malum. her seferinde bizi de etkiledi olaylar.
+2
🌸biseysorcaktim
(05.01.26)
bilmiyorum ama kesin en cok bizi etkiler. belki venezuela bile bizim kadar etkilenmez.
0
Sour
(05.01.26)
Çok mantıklı bir cevap olmayacak, duygusal cevap veriyorum:
Rusya-Ukrayna savaşında Türk lirası Rus rublesinden de da Ukrayna grivnasından da daha fazla değer kaybetti. Taraf olmadığımız bir savaşta baya baya hasar aldık. O yüzden ciddi anlamda etkilenebiliriz bence.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
(4)

Ligdeki devasa ara / Kupa programı?

eisberg
lig 22 aralıkta araya girmişti 18 ocakta başlayacak, neredeyse 1 ay ara olacak ki hiç bu kadar ara olduğunu hatırlamıyorum, neden böyle oldu?bir de kupa sistemi değişmiş sanırım bu hafta maçlar var ama bu da afrika kupasına denk geldiği için takımlarda çoğu oyuncu yok. osimhen, lemina, onachu, oulai
lig 22 aralıkta araya girmişti 18 ocakta başlayacak, neredeyse 1 ay ara olacak ki hiç bu kadar ara olduğunu hatırlamıyorum, neden böyle oldu?

bir de kupa sistemi değişmiş sanırım bu hafta maçlar var ama bu da afrika kupasına denk geldiği için takımlarda çoğu oyuncu yok. osimhen, lemina, onachu, oulai aklıma ilk gelenler. kupa tarihini seçerken afrika kupasının böyle olacağı belli değil miydi ? bu şekilde çok saçma, hem takımlar plan yapamıyor hem seyir zevki yerlerde.

son olarak afrika kupasının aw nereden çıktı bu sezonun zırt pırt yerlerinde adamları maça çağırıyorlar ya.
0
eisberg
(05.01.26)
kendin yazdıgın gibi arada süper kupa oldugu için lig arası uzadı.
afrika uluslar kupası bu tarihlerde oluyor çünkü afrikanın yarısı kuzey yarımkürede yarısı güneyyarımkürede.
bu tarihlerde afrika kupasının olacağı biliniyordu. buna rağmen süper kupa yapıldı. çünkü süper kupa o kadar önemli bir şey değil. bu kadar dert etme bence. herkes halinden memnun
0
abelardo
(05.01.26)
Galatasaray'ın Afrikalıları ligde oynasınlar diye bu kadar ara verip araya sikindirik bi kupa organizasyonu sıkıştırdılar, ligde olsunlar da kupayı kim ipler gibisinden.
-10
kizil karga
(05.01.26)
lig yıllar sonra yeniden 18 takıma düştü. eskiden zaten böyleydi.

en son 18 takımla oynanan sezon 19-20 sezonu. o sezon da ve öncesinde de böyleydi.
+4
messina123
(05.01.26)
dünya kupası başlayacak, afrika kupası aradan çıktı. yoğun maç programı derken federasyonlar amal oldu. zaten afrika kupasıda 4 senede bir olarak düzenlendi. futbol artık yayıncılar ve bahişçilerin elinde. ne kadar çok maç o kadar çok para.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
(14)

Flört işleri

kararsızataletfilozofu
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısındanYaş 30larda erkek, çalışan biri.En son sevgili 8yıl önce olmuşHoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısından
Yaş 30larda erkek, çalışan biri.
En son sevgili 8yıl önce olmuş
Hoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.
En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.
Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini gördü.

Date sayısı bu 8 yılda 5-6 yı geçmediği için
Ne flört konusunda tecrübe kazanabildi ne de hatalarını görebildi.

Konuşurken fazla kendimi anlatıyorum hatalarımı bile, cool olmuyorum. Böyle bir eksikliği tek farkedebildim bir arkadaştan öğrendim en basitinden.
(Eskiden hiç konuşmuyordum ayarını bulamadım bu işin)

Spora zaten başladım kafam dağılsın diye
Kitap ve diziye de sarabilirim

Yada biraz daha çabalamalısın, buluşma kulüplerine, workshoplara katıl devam et flört çabalarına mı dersiniz ?

Yada önereceğiniz kendini geliştir şu video şu kitap, şu tavsiye öneriniz var mı ?
0
kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
Ben CV'nizi okuyunca flört pratiği olmayan ama duygusal zekâsı ve farkındalığı yüksek birini gördüm. Önce acele etmeyi, kendinizi ispat ihtiyacını, kendinize yüklediğiniz o "birini bulmalıyım” baskısını biraz geri çekmenizi tavsiye ederim. Sonra da ilk birkaç buluşmada kendinizi çok dökmemeye gayret edin derim. Zira erken açılmak ister istemez karşıya yük bindirir. Bir de karşı cinsle iletişimde önceliği flört olarak belirlemediğiniz zaman daha rahat olursunuz. Bu da iletişiminize olumlu yansır ve şartlar uygunsa zaten o aşamaya kendiliğinden geçtiğinizi görürsünüz.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(05.01.26)
Bence bütün bu cv olayı bile yanlışın bir parçası aslında. Nasıl basitleştireyim bilemedim. Pek rahat görünmüyorsunuz. Rahat deyince insanlar ev halini anlıyor, bundan bahsetmiyorum. Arkadaşla, aileyle, tek başınayken, iş ortamında, yabancıların arasındayken, flört döneminde ve ilerlemiş bir ilişkide "rahat olma kriterleri" farklı. Rahat olayım derken toptan kendimi salayım anlamayın bu açıdan, ama siz biraz fazla teknik tarafta duruyorsunuz sanki.

Kendinizi düşünün, birisi karşınıza belli bir amaçla gelse, belli teknik konulara dikkat edip hedefi tutturmaya odaklı olsa siz ne hissedersiniz? İnsanlar böyle şeyleri sessizce anlar.

Evet insanın geçmiş ilişkileri ona bir şeyler öğretir, ama bu hayatın genel bir akışı. Bu hesaba katılması gereken bir kıstas değil. Kendinizi "ben deneyimsiz olduğum için teknik anlamda yetersizim" şeklinde konumlandırmanız yanlış.

Siz iyi vakit geçirdiğiniz insanlarla muhatap olacaksınız. Bu kişilerle hoşlandığınız şekilde vakit geçirmeye devam edeceksiniz. Sonra ne oluyorsa olacak. Hepten salmayın, ama bu kadar da teknik olmayın. Bence doğrusu bu.
+2
akhenaten
(05.01.26)
friendzone'a nasıl düşüyorsunuz anlamıyorum. hadi şimdi evliyim de eskiden ilk buluşma güzel geçiyorsa bi şekilde öpüşürdük, öpüşülmediyse önümüzdeki maçlara bakardık. muhabbete fazla sarıp fiziki çekimi falan arka plana mı atıyorsunuz, fazla mı dertleşiyorsunuz ne, sıkıntı orda bence.
+1
antihero
(05.01.26)
özgüveninizi neler artırır, buna odaklanmanız faydalı olur. yazdıklarınızda düşük özgüven hissettim. özellikle erkek tarafı için flört ve ilişki olayının en temel konusu budur. özgüveni karşıya hissettirmediğiniz görüşmelerinizin çoğunun sonu friendzone'a düşmektir.
0
awlmi
(05.01.26)
yukarıda çoğu kişi söylemiş aslında. onlara katılıyorum. bence yeni biriyle tanışırken "ben bununla öpüşebilir miyim" diye düşünmektense yeni bir insan tanımaya odaklanmak daha önemli. o zaman rahat olursun, rahat olursan da sohbet etmek daha akışkan olur. karşındakine sadece seninle flört ederse değerli olacakmış gibi değil o zaten değerli biri ve sen onun hakkında bir şeyler öğreniyormuşsun gibi düşün. ve onun hakkında bir şeyler öğrendikçe bakarsın birbirinizi tamamlayan yanlarınızı veya birbirinize ilginç gelen yanlarınızı bulursunuz ve o zaman da sen çabalamasan da bir şeyler kendiliğinden ilerler.

tip ve para konusuna gelirsek, bu konular bu kadar önemli olsaydı kimse evlenemezdi. çoğu insanlar 20lerinde evleniyor ve evlenirken genelde kimsenin evi arabası olmuyor, sonradan alınıyor bunlar. ayrıca evli olan kişilerin hepsi çok güzel çok seksi veya çok yakışıklı değil.

ama evli kişilerin evlenmeden önceki hallerine bakarsan genelde bakımlı olurlar. kız çok güzel olmasa da en azından bir cilt bakımı yapar, biraz makyaj yapar saçına özenir. dişini fırçalar vs. mesela sen sigara içiyor ve günde en az 2 defa dişini fırçalamıyorsan dişlerin sararmıştır ve her 10 kızdan 8'i seni eliyodur daha yolun başında. Saçın sakalın birbirine karışmış geziyosan olmaz. asgari bakımı yapman lazım.

onun dışında bir ortama girdiğinde, hemen kendi hesabını ödeyip kaçıyosan bence senin cimri olduğunu düşünebilirler. ortama göre hareket etmek lazım. mesela hiç evden çıkmıyor bir kitap okumuyor bi film seyretmiyosan bi kızla buluştğunda ne anlatacaksın. sen kendini geliştirmeye odaklan, hayatını renklendir, senin hayatına eşlik etmek isteyen biri gelirse ne güzel olur. mesela bi de keskin çizgileri olan biriysen de itici olabilirsin, örneğin bir kızla flört edeceksin, kız seni beşiktaşa çağırdı, ben beşiktaşa gelemem çok uzak sen beylikdüzüne gel diyemezsin, ya da kız sanat filmine gidelim dedi, sen de "kızım ben sanat filmi sevmem" diyip kestirp atarsan itici olursun, ama "sanat filmi bana hitap etmez ama sen istersen gelirim belki fikrimi değiştirecek bir şey olur" dersen sevimli olursun. vs vs. genel geçer şeyler bunlar bence.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
yılışık bir havan var gibi geldi bana öyle birini anlatıyorsun ki karşımda burhan altıntopu düşündüm.

erkek adam kafasını yormaz bu tip şeylere çok fazla
-7
Hallegadola
(05.01.26)
Nasip bu işler. Bu şekilde takılıp direkt evlenen de var.
-2
arbre
(05.01.26)
sürekli friendzone düşüyorsan hata sendedir. o fırsatı-imkanı karşındaki kadına veriyorsun. bu genelde fazla iyi olmaya çabalayan, aşırı yardımsever. kendi değerini göstermeye çalışan insan hatasıdır.
0
orpheus
(05.01.26)
Kadınlar, karşısındaki erkeğin kendini tamamen ortaya koymasından hoşlanmaz; gizem ortadan kalkar. Zor çözülen erkek merak uyandırır. Eğer merak uyandıracak bir yönün yoksa, arkadaş olarak kalır ve sadece dert dinlersin.
Ayrıca günlük konuşmalarda sürekli İngilizce kelimeler kullanmak, birçok kadına itici gelebilir. “Friendzone” gibi kavramlara gerek yok; Türkçemiz yeterince güçlü ve güzel.
+1
deepex
(05.01.26)
bence tuhaf birisin. soruya üçüncü kişiden bahseder gibi girip, birden kendinden bahsetmen ne kadar tuhaf oldugunu gösteriyor. ikili ilişkilerde de bu şekilde tuhaf davranıyorsun muhtemelen.
-1
abelardo
(05.01.26)
Keyfin yerinde mi kendinle başbaşayken?
Seninle arkadaş veya sevgili olsan geçireceğimiz zaman keyifli olur mu?

Keyfi yerinde insanın enerjisi çok uzaktan farkedilir. Başka birine değil kendine doğru dön bence.
Eve kapanarak demiyorum elbette, ilgini çeken workshop, kurs işlerine gitmek kendin için iyi olur.

“Bu kızı öpebilir miyim?” diye düşünerek yaklaşma diyen arkadaşa çok katılıyorum. Ayrıca olaya istatistik olarak bakarsak da öpmediğin her kız ortalama 5 başka kıza giden yolu açıyor. 3 kız öpmesen 15 kıza erişimin oluyor.

Başta söylediğimi tekrar edeyim.
Sen keyfi yerinde ve etrafına keyif veren bir insan olduğunda zaten birisi gelir seni kapar. Sen kendinle ilgilen.
0
michael_knight
(05.01.26)
Burdakileri dinleme derdin varsa terapiye git. Bir soruna bakış açısı her insanın hayat tecrübelerine göre değişir, onların birikimi sende yoksa verecekleri tavsiye hep eksik olur.
+2
nahtoderfahrung
(05.01.26)
Çok acaip bulabilirsin ama kendimi tutamıyorum, astrolojik doğum haritana bakmak isterdim, seni konuşmakta bu kadar dengesiz yapan nedir, çözüm görünüyor mu diye. Çünkü çoğu zaman bu tarz şeylerin çözümü görünür. Durumun çok zor, arkadaşlar da söylenecek her şeyi söylemişler, bende de sadece bu kalmıştı onu sundum.
-1
muhayyer divan
(05.01.26)
Cevaplar için teşekkürler.
Uykusuz bir gece yine duyuruya danışmış oldum.

1.si alkol, kumar, sigara kötü alışkanlığım yok.
Dişler her zaman fırçalı, deodorant her zaman ve her gün duş alıyorum dikkat ederim,

2.si konuşmam arada garipleşebiliyor aklımdan öyle geçtiği için özneyi bir arkadaş gibi başlayıp kendimde bitirdim psikolojik bir sebebi vardır da çok kafaya takmadığım için duyuru sonuçta böyle yazdım.

3.sü benim mottom önce arkadaş olmak her zaman fakat bir süre zaman geçince hoşlanma olursa sonra flörte yönelik adım atılmayınca friendzone a geçiliyor.

4.sü bazı konularda seçici olabiliyorum gıdaların markası, sağlıklı olup olmaması filan gibi.

5.si bonkör değilim enayi olacak kadar, cimride orta halli yerine göre, ama karşı tarafla arkadaşta olsak 3buluşmanın 2sini ben öderim.

6.sı dizi-film eksiğini hissediyorum
Yurtdışı deneyimin eksikliğini hissediyorum
Tecrübesizliğin eksikliğini hissediyorum.

Psikolog aklımdan geçiyorda o kadar bütçe ayırıp o kadar fayda göreceğimi düşünmediğim için erteliyorum.
Onun yerine parayı spora, gıdaya, arabaya, kıyafetlere, vb. Şeylere ayırmayı tercih ediyorum şimdilik
+1
🌸kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
(6)

Elden maaş vermek

yenibirgüzelnick
Bakıcı sigorta istemiyor onun yerine parasını istiyor. Ben de ibana atmak istemiyorum ileride ortaya çıkar filan diye. Sizce her ay zor olur mu elden 50k gibi bir para? Veya ibana atsam nasıl risk almadan bu işi çözerim?
Bakıcı sigorta istemiyor onun yerine parasını istiyor. Ben de ibana atmak istemiyorum ileride ortaya çıkar filan diye. Sizce her ay zor olur mu elden 50k gibi bir para? Veya ibana atsam nasıl risk almadan bu işi çözerim?
0
yenibirgüzelnick
(03.01.26)
Uyuşmazlık olan bir durumda bunlar beni çalıştırdı ve sigorta yaptırmadı diye sizi şikayet edebilir. Evinize gelip gittiğinizi gören iki tane kişiyi şahit gösterirse ceza yersiniz. Bu nedenle sigortasız çalışan birini asla kabul etmeyin. Hem sigortasını yaptırın hem de parayı bankadan yatırın.
+5
plastik turambar
(03.01.26)
sigorta isteyip istememesi önemli değil, siz sigortasız çalıştırmayın. hem sgk hem de maliye affetmez şikayet anında.
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(03.01.26)
sigortasız çalıştırmayı kabul etme. başka bakıcı bul gerekirse.
kirayı elden alıp kiramı ödemedi diyen var bu ülkede. kimseye güvenme.
+2
jelly bear
(03.01.26)
Sakın ama sakın bu tuzağa düşmeyin derim. Bakıcıların fiks icraatı bu artık. 4*5 yıl sonra beni sigortasız çalıştırdı diye seni şikayet edip, hem senden ekstra para alacak hem de bir sürü ceza ile uğraşacaksın. Bu arada sigortasız çalışan gözüktüğü için tabi dul aylığı, yetim aylığı, yardım teşvik devletten ne koparırsa onu da alacak. Parayı elden vermen de bir şeyi değiştirmez, iki tane şahit ile istediğini yapar.
+1
koskoca kirpi
(04.01.26)
güvenmeyin +1 hem ilerde sgk'dan ceza yeme ihtimali var. hem geriye dönük sgk primlerini yatırmak zorunda kalacaksınız, hem de elden verdiğiniz maaşı isteme ihtimali var.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
sıkıntılı bir durum. sigorta işi çalışan ile işveren arasında bir durum değil. devlet te bu işin bir tarafı. sen aslında çalışanın primini ödemediğin zaman çalışana değil devlete ödemen gereken bir primi ödememiş oluyorsun. ayrıca çalışan kişinin ilerde bunu suistimal etmeyeceğinin bir garantisi yok.
0
abelardo
(05.01.26)
(1)

En sevdiğim pantolonum %100 polyestermiş

kanepeee
Genellikle kot giyiyorum çünkü chino tarzı pantolonlar üzerimde giyer giymez buruşuyor ve şekli bozuluyor. Esnek pantolonlar da pijama gibi görünüyor ben giydiğimde. En sevdiğim pantolon ise hiç esnemiyor, ütü gerektirmiyor, rengi solmuyor. Yıllar sonra aklıma esti, bakayım dedim neymiş bunun kumaşı
Genellikle kot giyiyorum çünkü chino tarzı pantolonlar üzerimde giyer giymez buruşuyor ve şekli bozuluyor. Esnek pantolonlar da pijama gibi görünüyor ben giydiğimde. En sevdiğim pantolon ise hiç esnemiyor, ütü gerektirmiyor, rengi solmuyor. Yıllar sonra aklıma esti, bakayım dedim neymiş bunun kumaşı, %100 polyester yazıyor, kotondan almıştım.

Napalım demek ki kaliteli bana uygun değil. Sorum şu ki: esnek olmayan, buruşmayan pantolonu google'da nasıl ararım nerede bulurum? "esnek olmayan" yazıyorum, esnekler çkıyor karşıma.
0
kanepeee
(01.01.26)
polyester kötü bir şey değil ki.
"kaliteli" derken ne kastediyorsun mesela?
eğer buruşmayan, ütü gerektirmeyen, kırışmayan, rengi solmayan kumas istiyorsan zaten polyester tercih edilebilir.
polyester diyince kötü diye düşünmek yanlış.
pamuk ter çeker, bu açıdan iyidir. polyester ise daha dayanıklıdır. bu arada polyesterin de pamugun da farklı türleri var. sen sana hangisi uyuyorsa onu giymeye devam et bence
-1
abelardo
(01.01.26)
(7)

buluşmaya habersiz gelmemek

parcaliham
bir çift olarak, epey yakın olduğumuz bir çift dostumuzla sinemaya gitme planı yaptık. ben bizim biletleri aldım, onlara screenshot attım. ayrıca filmden önceki hafta 2 kere gideceğimiz filmi konuştuk. sabahında kız arkadaşım onlara mesaj atıp, akşam görüşmek üzere gibi bir şey yazdı ve 'aa bugün mü
bir çift olarak, epey yakın olduğumuz bir çift dostumuzla sinemaya gitme planı yaptık. ben bizim biletleri aldım, onlara screenshot attım. ayrıca filmden önceki hafta 2 kere gideceğimiz filmi konuştuk. sabahında kız arkadaşım onlara mesaj atıp, akşam görüşmek üzere gibi bir şey yazdı ve 'aa bugün müydü' cevabı aldı. sinema salonuna gitmeden önce yola çıkarken mesaj attı. cevap gelmedi. salona girmeden fuayede mesaj attı ve film başladıktan 10 dakika sonra: ah biz onu unuttuk gibi bir cevap geldi. bu bana çok saygısızca geldi. ama diğer yandan bu kişiler taşınmayla ilgili bir dert olduğunda bize gelen, araba kullanarak yardımcı olan insanlar. yılbaşını birlikte kutlamak için teklifte bulunan insanlar. yıllara yayılmış bir dostluk var. filme gelmek istemeyebilirlerdi ve bunu söyleyebilirlerdi bence ve bu konuda sorun olmazdı.

neyse, ben bu olayla birlikte tavır koymamız gerektiğini düşünüyorum. ama bir şey demeden tavır koyarsam bunu anlamayacaklar gibi hissediyorum. ayrıca kız arkadaşım tavır koyma taraftarı değil.

sizce açık açık bu konuyu konuşmalı mıyım yoksa arama mesafe mi koymalıyım? neyse çok basit bir durum belki ve burada zamanınızı çalıyorsam affedin.
0
parcaliham
(31.12.25)
bu işler biraz davet usulü olur, filmi sorarsınız, gitmek istiyorlarsa, siz onlarında da biletlerini alacaktınız. mesela dediğiniz bir devlet tiyatrosu olsaydı, arkadaşlarınız gelmek isteseler bile siz onlara bilet almadığınız için büyük ihtimalle kapıda kalacaklardı. yani bundan sonrasını size bırakıyorum.
0
malheiros
(31.12.25)
@malheiros
evet ama bu ortak verilen bir karardı. bir masada iki taraf da gitmek istediğini söyledi ve iki taraf da kendi biletini alacağını söyledi. bir davet yoktu, karşılıklı bir anlaşma vardı. bilet almayıp kapıda kalmaları yine onların hatası olurdu çünkü erkenden bilet alıp, bu bileti aldığını/bileti nereden aldığını gösteren bir taraf var. demek ki biri daha önem veriyor, diğeri sallamıyor gibi bir izlenim oluşuyor bende.
+1
🌸parcaliham
(31.12.25)
o zaman ben açıp bir şey demezdim ama biraz ghost'lardım. yani onlardan yeni bir aktivite fikri/gelmeden adım atmazdım.
0
malheiros
(31.12.25)
Bazen çiftler kendi aralarında gerilim, tartışma vb yaşayınca ve başkalarıyla aynı ortamı kotaramayacaklarsa karşı tarafa bunu nasıl söyleyeceğini bilemiyor, söylememeyi tercih edebiliyor. Bu tarz bir durum olabilir. Kaldı ki yıllara dayanan bir arkadaşlık ilk defa sergilenen bir davranışa kurban edilmemesi, tavır konulmaması gerekecek kadar kıymetli, hele ki günümüzde.

Benzer davranışlar tekrarlarsa o zaman mesafe konulabilir.
+3
Phoebe
(31.12.25)
@phobe+1 kendi aralarında sorun/kavga yaşamış olabilirler. bence tavır yapmayın böyle bir şey için ufak sitem belki olabilir bir araya gelindiğinde.
+1
archmeister8
(31.12.25)
sohbet ederken öylesine konusulmuş ve siz bu olayı fazla ciddiye almışsınız gibi bir izlenim edindim ben. o filme gidelim dendi ama ne zaman gidileceği konuşuldu mu? siz kendi kendinize gün ve seans planlamışsınız, karşı tarafa bilet fotosunu atmışsınız diye anlıyorum ben. ne diyeceklerini bilememişler gibi sanki. saçma sapan bir durum olmuş. bir yandan pek sallamamışlar gibi, çünkü bilet saatine gününe bakmamışlar.
bir yandan da oldu bittiye gelip ne yapacaklarını şaşırmışlar gibi.
hem lise öğrencileri gibi topluca filme gitmek gibi aktivite mi olur yahu. film seyretmek sosyal bir iş değil ki.
+3
abelardo
(31.12.25)
kavga etmişlerdir.biri de bugün hasanlarla sinemaya gidecektik demiştir.diğeride başlarım sinamasına diye bir saatlik hikaye yazarım burada sana.
salla gitsin.
0
jamswety
(31.12.25)
(4)

sevdiğimiz birine para vermek?

baldan kaymak
yaşça benden büyük bir abim var.bir miktar zor dönemde, hiçbir etkisi olmayabilir belki ama bir miktar ayırıp destek olmak istiyorum.Ne desem alınmaz, zoruna gitmez, rahatça kabul görür? Nasıl yaklaşayım.
yaşça benden büyük bir abim var.

bir miktar zor dönemde, hiçbir etkisi olmayabilir belki ama bir miktar ayırıp destek olmak istiyorum.

Ne desem alınmaz, zoruna gitmez, rahatça kabul görür? Nasıl yaklaşayım.
0
baldan kaymak
(29.12.25)
ondan da yaşlı bir ortak arkadaş bulun o versin. o bilir ne diyeceğini.
0
esmer
(29.12.25)
Geçen gün bir hisseye yatırım yaptım. Kazanırsam kazandığım parayı bi sevdiğimle kırışacağım diye söz verdim. Al Abi, bu yarısı senindir.
-3
Mirket
(29.12.25)
Borç olarak ver, müsait olduğunda ödersin de.
Ayrıca mirket -1, hiç samimi değil.
+1
mikro patlama
(29.12.25)
esmer -1, ben bir iyilik yapıyorsam niye puanı başkası alsın, bu kadar saçma öneri duymadım. para kiminse o verir tabi ki. araya adam koymak saçmalık. iş saçma sapan yerlere gidebilir

mirket -1, gereksiz yalan, hisse misse kar mar, hava atar gibi sadaka verir gibi.

en güzeli şöyle diyeceksin. sana değer veriyorum, seni bir abi gibi görüyorum, kenarda biraz param vardı, sana vereyim müsait oldugun zaman ödersin, ödemesen de aramızda bu paranın lafı olmaz zaten. diyeceğin şey bu
+5
abelardo
(29.12.25)
(3)

Amazon Prime Yapımlarını İzleme

eisberg
Başta Pluribus olmak üzere birçok prime yapımında "Bu video şu anda kullanılamıyor" hatası alıyorum. Sanırım bunlar başka ülkelerin primelarına açık, TR'ye kapalı. Bunları TR Prime Video hesabımızla tablette ya da smart tv'de izlemenin bir yolu var mı sevgili arkadaşlar? Teşekkürler
Başta Pluribus olmak üzere birçok prime yapımında "Bu video şu anda kullanılamıyor" hatası alıyorum. Sanırım bunlar başka ülkelerin primelarına açık, TR'ye kapalı. Bunları TR Prime Video hesabımızla tablette ya da smart tv'de izlemenin bir yolu var mı sevgili arkadaşlar? Teşekkürler
0
eisberg
(27.12.25)
Pluribus Apple TV'de.(Apple TV de Türkiye'ye açık değil diye biliyorum) Bazı ülkelerde Amazon üzerinden Apple TV, Paramount vb.ne üye olma özelliği var belki onu görüyorsundur.

izlemenin en kolay yolu eski usül torrent bence.
0
nhk ni youkosu
(27.12.25)
galiba bu amazon primeın bir çakallığı. kendisinde hiç bir ülkede olmayan filmler için de bunu yapıyor bence ciddiye alma
0
abelardo
(27.12.25)
O amazonun türkiye pazarlama stratejisi galiba. Türkiyede olmayan apple plus yapımlarına bile bu ülkede kullanılamıyor yazıyor. @abelardo +1
0
mikahakkinen
(28.12.25)
(25)

eski sevgiliye verilen borç

Ecesb
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsa
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsak bi ödeme planım hakkında yazardım. en son ayrılırken ne olursa olsun umrumda degil yazma bana hibçir şey demiştim acaba ondan dolayı mı yzmıyor? ama gönül işlerinin ayrı para işlerinin ayrı oldugunh bilmesi lazım degil mi? ne zaman ve nasıl bir dilde ona yazmalıyım? aslında ilk onun yzmaısnı bekliyorum her ne kadar borc veren ben de olsam bogazına yapısmıs gibi hissetmek istemem. kendisi esnaf. ben beyaz yakayım. 1 yıldır sevgiliydik. cinsiyetim kadın onun erkek. bir erkege bu konuda nasıl yaklasmalıyım? onu düsman görmüyorum sadece anlasamadıgımız icin ayrıldık. tekrar iletisim o kadar kurmak istemiyorum ki :(
0
Ecesb
(25.12.25)
Yarısını alırsan şükret. Geçmiş olsun
+4
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
O paraya çok ihtiyacınız var mı? Geri alamayabilirsiniz de…
0
tan vakti
(25.12.25)
Resmi bir şekilde ara. Acil paraya ihtiyacının olduğunu söyle. İki hafta içinde ödemesini iste. Sakın ne zaman ödeyebilirsin deme.
+1
rodeocu
(25.12.25)
hangimiz sana gerçeği söylesek bilemiyorum ya...o parayı alma ihtimalin %5 falan...

sorduğunda çirkinleşmesi yüksek bir ihtimal. ya da tatlı tatlı en kısa zamanda deyip seni sadece oyalaması. çevremde o kadar çok örneği var ki erkeğe kredi çeken, borç veren kadınların paralarını eski erkek arkadaşlarından geri alamamaları hikayesinin. umarım senin hikayen farklı biter.

bence bir mesajla yokladıktan sonra tersleşirse avukatla görüş mutlaka.
+4
Phoebe
(25.12.25)
bence soğuk su iç. borcunu ödeyen hiç bir esnaf görmedim. hele eski sevgilisine hiç ödemez. soğuk suya alternatif olarak esra erola çıkabilirsin. o program bu vakalarla dolu.
+2
abelardo
(25.12.25)
Ortak arkadaş varsa onunla konuş bu durumu.
0
pembediken
(26.12.25)
borcunun bir belgesi var mi?

yoksa odeyecek adam zaten sana yazardi. 15 bin dolar oyle unutulacak bir borc degil.
+4
antikadimag
(26.12.25)
Mesajla iletişim kurun.
Borcun belgesi yoksa en azından borcu olduğunu teyit ettirin.
Ödemeye yanasmazsa ki, öyle duruyor, müge anlı ile tehdit edin.
Kibarlığı ve naifliği bırakın, karşı taraf hiç iyi niyetli gözükmüyor.
*Paranızı da mutlaka geri alın ki, başka kadınları da tokatlamaya kalkmasın.
+7
parka
(26.12.25)
Eski sevgliye borcunu ödeyen esnaf gördüm öncelikle. Parası olmadığı için hemen ödemiyordu, eski sevgili isteyince kredi çekip o günün kurundan ödedi.
Siz hele bi isteyin bakalım nolacak.
0
benim bir gizli bildiğim var
(26.12.25)
esnaf, erkek, eski sevgili.

sirf su 3 keyword bile adamin borcun ustune yatmak icin taklalar atacaginin kaniti. sen de hala yok karakteri yok arama dedim acaba ondan mi diye kendini avutuyosun.

cok minnossun. cevremdeki 100 erkegin basina boyle bisey gelsin en az 95'i o borcu odememek taklalar atar.
+2
buenosdias
(26.12.25)
Alt tarafı 650 bin tl. Çok lazım değilse unut gitsin, kim kime vermiyor ki onu sonuçta.
-12
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
Demin geri alamayabilirsiniz demiştim ama elinizden geleni yapmak lazım tabii. Avukata danışın sizi o yönlendirsin en iyisi. eğer parayı elden vermediyseniz banka hesabına gönderdiyseniz bu delil bazında avantaj. Bence akıllıca bir mesajla adama “şu tarihte bankadan yolladığım borcu ne zaman geri vereceksin” diye sormak lazım. Adam “ne borcu” falan derse iş sıkıntılı. Ama “vericem işte işler sıkışık” falan derse iş biraz pazarlık ve takibe kalıyor. Başta yazacaktım aslında ama sizi üzmemek için yazmadım ama birisi yazmış: bazı adamların sırf kadınlardan para kopartmak için ilişkiye girdikleri de bilinen bir gerçek ve nitelikli dolandırıcılık türü. Dikkatli olmak lazım.
0
tan vakti
(26.12.25)
kendisi mi istedi bu parayı, sizde olduğunu nereden biliyordu? 1 yıllık sevgili hikayesi öyle uzun bir süre hiç değil, ne ara konu açıldı ve borç verilip alındı; bu önemli doneler verir.
+1
deartheodosia
(26.12.25)
Az para değil bence siz sormalısınız. Ödeyecek olsa ayrıldıktan sonra 3 ay beklemezdi diye düşünüyorum
+1
aligunal
(26.12.25)
Sms ile iletişim geçin derim, bir de 650 bin tlnin para olmadığını söyleyen arkadaşlar için ciddi meblağ nedir merak ettim samimiyetle, laf sokma falan değil.
0
kumandanim
(26.12.25)
bildiğim kadarıyla bankadan gönderirken borç yazmadıysanız bankadan göndermiş olmanızın bir anlamı yok. böyle borç diye para alıp, kredi çektirip ödemeyen erkeklerin hikayeleri o kadar yaygın ki ama maalesef kadınlar utandığı için söyleyemiyor.

ortak arkadaş, aileye vb. bilgi vermek kışkırtabilir, hiç beklemediğiniz çirkinliklerle karşılaşabilirsiniz. ayrıca böyle olaylarda aileler, arkadaşlar da çoğunlukla haberdar oluyorlar yaptığından. ilk etapta kararlı bir tavırla sınır çizerek sorup karşı tarafın tavrına göre de en kısa zamanda bir avukatla görüşün.

düşündükçe kuruldum ya, lütfen peşine düşün emeğinizin ve buraya da gelişmeleri yazın. güzel haberlerinizi bekliyoruz.
0
Phoebe
(26.12.25)
Çok zor bir durum. Geçmiş olsun şimdiden.
0
gabe h coud
(26.12.25)
"ne olursa olsun yazma bana" dediğin için, bir kenarda "borcum da vardı, nasıl ödeyeceğim, tüh bak yazma bana demişti" diye düşüncelere dalacağını hiç zannetmiyorum.

bu kadar düşünceli bir insan, yazmasına gerek olmadan, gerekirse tek seferde,, gerekirse kredi çekerek, imkan yoksa en kötü ihtimal parça parça gönderirdi o parayı. 3 ay içinde mutlaka bir hareket görürdün yani. kesinlikle üzerine yatmayı planlıyor. tedbirini almanı ve daha fazla gecikmemeni tavsiye ederim.
+3
loch ness
(26.12.25)
direkt arayın ve parayı isteyin. üzerine de baskı kurun. o rahatsız olmalı bu durumdan siz degil. duyguları bir kenara bırakıp alacaklı gibi davranacaksınız.
+1
koela
(26.12.25)
iletişime kesinlikle geçin ve arayı fazla açmayın, arayı açtıkça üzerine yatma ihtimali çok yüksek. parayı alma ihtimaliniz çok düşük ama net ve kararlı bir şekilde konuşun insiyatifi ona bırakmayın 'ne durumdasın, ne zaman verebilirsin' derseniz o para uçar. Etrafınızda çekindiği birisi varsa mesela annem, babam, abim yada ortak arkadaşınız ama saygı duyulan bir tip bunlar öğrendi borç verdiğimi sıkıntıya düştüm bir an önce kapatalım bu konuyu beni darlıyorlar, sana ulaşmadan bu konu kapatalım gibi bir konuşma yapabilirsiniz, bu duruma düşmek istemeyip rezil olmama adına ödeyebilir borcu.
Geçmiş olsun umarım alabilirsiniz, bir daha da 1 senelik sevgiliyle bu kadar para muhabbetine girmemeniz için ders olur sizin içinde.
+2
IcedFlames
(26.12.25)
Karakteri buna müsait değil demişsin de doğru düzgün bir erkek zaten sağlık vs dışında sevgilisinden böyle bir borç almazdı, karakteri muhtemelen müsait yani gayet.

Sen sormazsan ödemez. mutlaka mesaj yoluyla sor, ödemezse takip başlatırsın artık.
+1
dfn4
(26.12.25)
parayı geri alma ihtimalin %5. iyi bir avukat bulur ve biraz hazırlıksız yakalarsan %90.
karakteri buna müsait olmayan adam çoktan bir aracıyla, banka yoluyla vs. eline geçtikte borcunu azaltırdı.
0
orpheus
(26.12.25)
2025 yılının sonlarına geldiğimiz bu zamanlarda ne kadar toplumsal cinsiyet rollerini yıktığımızı iddia etsek de, artık ilişkilerde eşitliği gözetsek de kültürümüze kodlanmış bazı şeyler hala hayatımızda yer etmeye devam ediyor.
ortalama bir türk erkeği 1 yıllık sevgilisinden kolay kolay hemen vermemek üzere bir borç falan almaz, alıyorsa da hayat memat meselesi söz konusudur.
ortalama bir insanın tüh ben geçen sene 650.000 lira borç almıştım ama bana bir şey yazma dediğinden dolayı gönderemiyorum demeyeceğini biliyoruz.

miktar ciddi, bir sene önce verildiği gerçeğini de göz önünde bulundurursak 1 milyona yakın bir borç söz konusu. eldeki tüm kanıtlar toplanmalı ve bir avukat danışmanlığında süreç başlatılmalı derim.
0
denizgonen
(26.12.25)
Naptın sen ya :(
0
yenibirgüzelnick
(26.12.25)
beraber olmaya devam etseydiniz bu borç ne zaman geri ödenecekti?
bence uygun ve resmi bir dille hatırlatmanız iyi olur. üstüne yatacağını düşünmesem de hatırlatmanız gerektiğini düşünüyorum.
0
biseysorcaktim
(26.12.25)
(12)

50 bin suclunun salinmasi

die fetten jahre sind vorbei
Ne dusunuyorsunuz ? Hukumet boyle guvensizligin arsa ciktigi bir donemde bu deliligi neden yapti sizce, bu kadarcik oya bile muhtaclar mi
Ne dusunuyorsunuz ? Hukumet boyle guvensizligin arsa ciktigi bir donemde bu deliligi neden yapti sizce, bu kadarcik oya bile muhtaclar mi
+1
die fetten jahre sind vorbei
(25.12.25)
apoyu bile salmayı düşünüyorlar. 50 bin kişi ne ki?
+3
michael harddd
(25.12.25)
cezaevleri full dolu, bir sürü bekleyen dosya var. ülkede adalet, kanun, istikrar olmayınca ve toplumda dolaylı beklentiyi artırınca af yasasını çıkarıyorlar. coronadaki af çakıcı affıydı, bu da demirtaş affı gibi olacaktı ama galiba anlaşamadılar. daha 11. yargı paketi kabul edilmeden 12. yargı paketini planlmaya başladılar.
-1
mikahakkinen
(25.12.25)
Açılım kaçılım neyse o gündeme gelince toplum genelinde pekakalılar affedilecekse biz neden affedilmiyoruz sorusu belirdi. Onun giderilmesi gerekiyordu. Zaten bu teknik olarak af falan da değil bu arada. İnfaz hukuku düzenlemesi. Gazlar alınacak sonra pekeke afları gündeme alınacak.
0
ground
(25.12.25)
düşüncelerimi küfürsüz ve sonucu silivri'siz ifade edemiyorum. o yüzden çok iyi olmuş, pek güzel olmuş diyorum.
+3
scudman1
(25.12.25)
Harika
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
45 bine dusmus, hadi gozumuz aydin
0
narod
(26.12.25)
45-50 bin, ilk etapta hemen çıkacakların sayısı. 100 bini aşacak sayı...

.
0
kartallar yuksek ucar
(26.12.25)
doğru bulmuyorum; adelete güveni zayıflattığını düşünüyorum bu tip uygulamaların. hoş, gerçi adelete güven, zayıflamaktan kunta kinte'ye döndü ya neyse...

niye yapıyorlar? çok büyük ihtimalle kendi çıkarları için.
bu kadarcık oya bile muhtaçlar mı? öyle görünüyor...
0
pangea
(26.12.25)
Düzenli olarak af çıkıyor zaten. Müge Anlı'da şu an bir konu var. 3 çocuğuna tecavüz eden ve bir çocuğu da tecavüz edip öldüren adam toplamda 5 sene yatıp çıkmış. Daha önceki olaylarda bir kişiyi öldüren 2.5 sene, 2 kişiyi öldüren sadece 6 sene yatıp çıkmış. Devlete karşı ya da siyasi bir suç işlemediyseniz cezalar böyle. Yetmiyor gibi bir de cezaları indire indire kuşa çeviriyorlar. Işyerinde güvenlik önlemleri almayan ve bu yüzden çalıştırdığı mesemli öğrenci iş kazasında ölen işverene 2 yılın altında ceza vermişler. Yatarı yok. Böyle cezaların caydırıcılığı yok. Biraz kafa dinleyip çıkıyorlar. Kendileri gibi insanlarla aynı koğuşta kaldıkları için kötü muamele de görmüyorlar. Hatta birbirlerinden tüyo alıyorlar. Ödül gibi cezalar.
+2
gnosis
(26.12.25)
Korkunç olay.
Cinayet, hırsızlık olayları artacak. Yere çöp atmayan, hayatı düzgün yaşamaya çalışan insanlar mezara girecekler yada hastanelik olacaklar.
+1
HellKeePer
(26.12.25)
açıkçası takmıyorum. zaten 20 tane suç kaydı olan adamlar sokakta yanımızdan geçiyor.
zaten herkes bir suç işlediği zaman doğru düzgün yatmayacağının farkında.
o yüzden umurumda değil. sadece kimseyle göz göze gelmeden, tartışmadan, güvenli şekilde evime gitmeye çalışıyorum.
0
matilda
(26.12.25)
matilda kafan güzelmiş güle güle kullan. sen kimseyle göz göze gelmeden tartışmadan evine gitmeye çalısınca bu tipler sana bulaşmayacak mı sanıyorsun? zaten sokata var yenisi gelse de sorun olmaz demek nasıl bir kafa gerçekten anlamak mümkün değil.

duyuruya cevap olarak da tabi ki olumsuz. zaten ben bildim bileli bu ülkede af oluyor bir kaç senede bir. ülkenin bir normali oldu. zaten her yıl biraz daha biraz daha suç işlemenin normal oldugu, iyi bir vatandaş olmanın enayilik oldugu bir düzen var. böyle devam ediyor. iyi vatandaşlar suskun oldukça, bir olamayıp zayıf kaldıkça kötüler daha da güçlenmeye devam edecek.
0
abelardo
(26.12.25)
(22)

en sinir olduğunuz "duyurucu tipi" ne

gobekliraki
lütfen çok lütfen kimse üzerine alınmasın ama benim en sinir olduğum tipler "32237952097502 milyonum var nereye yatırım yapayım" ve "haftaya milano'dayım tavsiyeleriniz nedir" tarzı duyurucular.sizin ne?
lütfen çok lütfen kimse üzerine alınmasın ama benim en sinir olduğum tipler "32237952097502 milyonum var nereye yatırım yapayım" ve "haftaya milano'dayım tavsiyeleriniz nedir" tarzı duyurucular.

sizin ne?
-15
gobekliraki
(25.12.25)
ben hiç sormadım ama yatırım soru ve cevaplarını büyük bir ciddiyetle okuyorum. kişinin niyetini bilemeyiz beni cevaplar ilgilendiriyor. diğer konu da çok çok önemli. zira kısıtlı imkanlarla bir gezi yapıyorsunuz ve en iyi şekilde değerlendirmek istiyorsunuz.
+7
ground
(25.12.25)
sinir olmak değil de cringe gelenler var.

devamlı ilişki duyurusu açıp ondan sonra başkasına aşk tavsiyesi verenler mesela.
+5
yurtsuz john
(25.12.25)
Troll olduğunu düşündüğüm birkaç kişi var. İkisini engelledim, Allah affetsin. Onlar dışında cinsiyetçi ve hayvan düşmanı cevaplara kızıyorum.
+10
auroraaurora
(25.12.25)
sinir olmak değil, banane de anket tayfaya bayılmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(25.12.25)
sevgilimin eski sevgilisinin onun da kankisinin sol ayağının ikinci parmağı ....türünden hikayeler

Bir maaşı ile kredi kartına sarılıp avm , online alış veriş derken keyfi harcamalarından dolayı zora girip yakın çevresindekilerin uyarmalarına bakmadan meseleye buradan çözüm arayanlar ..

Ayrıca bir ürün veya hizmetle ilgili sorun yaşanılıp duyuru açıldığında, kullanılan cümlelere bakıyorum da gerçekte ürününün reklamını yapıldığı şüphesine de kapılabiliyorum.
+2
diyecevaplandı
(25.12.25)
akla gelebilecek en sığ fikri sanki ilk kendisi düşünmüşgibi biz aptal cahillere aktaranlar.
-7
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
sb yazanlar
-3
michael_knight
(25.12.25)
burayı güzin abla gibi kullananlara sinir oluyorum. abi buraya bilgi almaya geliyoruz, bakıcılık yapmaya gelmedik.
-4
mikahakkinen
(25.12.25)
arbre kardesimin actıgı tüm baslıklar.
+13
koela
(25.12.25)
Taraflardan biri ya da ikisi evliyken üçüncü bir kişiyle ilişki yaşamak için buradan fikir almaya çalışanlar.

Yasadışı ya da başkaları için tehlike arz eden durumlar hakkında fikir almaya çalışanlar.
Ne zamandan itibaren alkollü araç kullanırsa ehliyeti kaybetmeyeceğini soran bile oldu.

Bekar olup evlilik gurusu kesilenler.

Çocuksuz olup ya da hiç gebelik yaşamayıp çocuk psikiyatristi, çocuk gelişim uzmanı, çocuk beslenme uzmanı, emzirme uzmanı, do©ğum uzmanı, ... gibi rollere bürünenler. "Kesinlikle sezaryen istemezdim" diye salak salak yazanlar.

Birden fazla hesaptan çoklu kişilik bozukluğu yaşayanlar.

Yoksa anketleri severim. Güzin abla soruları çok ilgimi çekmez ama okurum. Sağlıkla, bilhassa alanımla (pediatri) ilgili her şeyde elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Sonuçta burası gayriresmi, gayriciddi bir site. Meclis zabıtı muamelesi yapmaya gerek yok.
+3
alice in potatoland
(25.12.25)
Her konuda bilgisi olanlar. Biri var mesela cevaplarına bakınca hem doktor, hem avukat, hem tercüman, hem yazılımcı, hem modacı, hem müzisyen, hem psikolog gibi. her konuda tek bilgi sahibi oymuş gibi cevaplar veriyor. Her cevabı çok ukala, insanı azarlar gibi yanıt veriyor. En sinir olduğum tip bu hatta onun cevaplarıyla karşılaşmamak için arada bir ara veriyorum:) sanırım tamamen yine bırakacağım.
-2
suicides underground
(25.12.25)
Her fırsatta kendi maddi imkanlarını ve hayat standartlarını öven tipler, adamın milyorları var her dakika burada kendini övüyor, yersen.
+5
mirty
(25.12.25)
Kimseye zerre kadar faydası olmayacak başlık açmanın alemi ne? Sonra da kara kara 'Ben niye eksileniyorum?' diye düşün.

Herkese açık bir platform. Kimse kimseyi sevmek, beğenmek zorunda değil. Birbirine gıcık olanlar da olabilir. Ama eninde sonunda kişilere laf sokma çiğliğine evrileceği aleni olan bir altyapıyı niye oluşturursun da sorarsın bu soruyu?
+1
Mirket
(25.12.25)
En çok ben para kazanıyorum, en çok ben sevişiyorum, en çok ben kitap okuyorum, en çok ben geziyorum, en çok ben kişisel bakımıma önem veriyorum... insanları. Nickler değişiyor. Kibirli insanlardan nefret ediyorum.
+5
sekizdokuzon
(25.12.25)
Artık sinir olduğum bir duyurucu tipi yok çünkü sevmediğim kişileri engelliyorum ve herkes de sevmediği kişileri engelliyor. Bu engelleme sistemi çok iyi oldu.
+3
rock n roll
(25.12.25)
@mirket niyetimin o olmadığını belirttim zaten.
0
🌸gobekliraki
(25.12.25)
Toplu şekilde eksileyenler.
-3
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
burada gruplaşıp birbirini kollayan (?) ve popüler olmaya kasanlar. sanki lisedeler hala. bir de devamlı kendi ifşasını yapanlar.
+1
deartheodosia
(26.12.25)
Ne kadar saçma olursa olsun, gerçekten çözüm, çare, fikir, eleştiri arayan sorular soran herkesin burada yeri var bence. Bu tarz sebeplerle siteyi kullanan kimseye “niye sormuş, ne işi var burada?” gözüyle bakmıyorum. Yine cevap verirken sorulan şeye çözüm sunmak, olmadı farklı bakış açısı getirmek, yönlendirmek gibi amacı olan tüm cevaplar da baş göz üstüne.

Bununla birlikte, zamanla, kuruluş amacına uymasa da, sitenin kendi alt kültürünün sonucu olan bazı şeyler oldu. Zamanının zirve ve toplaşmaları, yardım kampanyaları, ifşalar, yılbaşı hediyeleşmeleri gibi… Bunların hepsine de okeyim.

Üslubu bozuk duyurucular çok rahatsız ediyor beni. Densizlik hayatın her alanında olduğu gibi Duyuru’da da rahatsız ediyor. Bir de ister saçma sapan, ister gayet mantıklı görünsün, samimi bir ihtiyaçtan ötürü olmadığı on kilometre öteden anlaşılan; gerek trolleme, gerek şov yapma, gerek didişme, gerek tartışma başlatma, gerek ego tatmini gibi amaçlarla açıldığı bariz duyurular rahatsız ediyor.

Engelleme fasilitesi geldikten sonra sitenin kalitesi bariz ölçüde arttı benim için.
+1
dilemma of subscribtionability
(26.12.25)
Ben en çok soruya cevap vermeyip birde üstüne duyar kasanlara gıcık oluyorum.
Örneğin biri hırsızlık nasıl yapılır diye bir duyuru açmış olsun. Altına "hırsızlık kötüdür, ne biçim adamsın, işte bu yüzden bok gibi bir memleketiz" filan gibi yazanlara uyuz oluyorum.
Soruya cevabın varsa ver yoksa ahlak bekçisi olma.
+3
etna
(26.12.25)
en sevmedigim hede hödö diye buraya gelip aglamanin bir anlami yok cünkü sallacompumaster aleyhi ve sellem duyuruya engelleme getirdi. rahatsiz oldugunuz kisiyi engellemiyor ama hala yazdiklarini takip edip kendi kendinize triplere giriyorsaniz o kisiyi takinti yapmissinizdir. allah sifanizi versin.

rock n roll +1
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.12.25)
ben uzun uzun yazanlara sinir oluyorum.
onun dışında soru konular ile ilgili bir derdim yok. herkes birbirinden farklı hayat yaşıyor, herkesin önceliği, karakteri, hayat görüşü, yaşadığı hayat farklı ve soruları farklı olabilir.
0
abelardo
(27.12.25)
(14)

Çocuk yapma konusunda anlaşamayan çift?

bobinhoo
Aliyle Ayşe 2-3 yıl önce evlenmişler, evlenirken Ali çocuk sahibi olmak istemediğini, ilerleyen zamanda da bu fikrinin değişmesinin zor olduğunu söylemiş. Ayşe de 3-5 yıl içinde kesinlikle istemediğini, sonrası için ise emin olamadığın söylemiş.Neyse evlendikten 1-2 sene sonra detayını tam bilmiyoru
Aliyle Ayşe 2-3 yıl önce evlenmişler, evlenirken Ali çocuk sahibi olmak istemediğini, ilerleyen zamanda da bu fikrinin değişmesinin zor olduğunu söylemiş. Ayşe de 3-5 yıl içinde kesinlikle istemediğini, sonrası için ise emin olamadığın söylemiş.

Neyse evlendikten 1-2 sene sonra detayını tam bilmiyorum ama bazı kontrollerde Ayşe'nin çocuk sahibi olma ihtimalinin düştüğü ortaya çıkmış. Hani doktor çocuk yaptın yaptın bu aralar, sonra yapamazsın bir daha demiş.

Doktor böyle deyince de Ayşe çocuk yapalım yoksa bir daha çocuğum olmayacak falan demeye başlamış ve çiftin arasında problem yaratmaya başlamış bu durum.

Düşündük taşındık bir çıkar yol bulamadık. Ya çocuk yapacaklar ki Ali kesinlikle yanaşmıyor, karım bile olsa başkası istiyor diye fedakarlık yapılabilecek bir konu değil bu diyor ve adam mutsuz olacak. Ya yapmayacaklar, ayşe mutsuz olacak hayatı dar edecek Aliye muhtemelen. Ya da boşanacaklar ama o da Ayşeye çok çözüm olmayabilir, boşandın, yeni birini buldun, evlendin derken süresi dolacak muhtemelen.

Sizce bu işin çıkar yolu var mı?

Yaşlar 35e yakın bu arada.
-2
bobinhoo
(24.12.25)
olay baştan hata. evlenmemeleri gerekirdi çünkü ali başta demiş.

bence çıkar yolu yok. ali iyice korunsun.
+3
jelly bear
(24.12.25)
ayrilsinlar, ayse bu esnada yumurta dondursun.
+10
lemmiwinks
(24.12.25)
kadınlarda 35 sonrası evet doğum şansı normal yöntemle düşüyorda sonrasında tüp bebek gibi çözümler var başarı oranlarıda yüksek şimdiden tedavi başlanırsa vs. bu daha çok kişiselleştirilmiş gibi geldi konu.
ayşenin süresi o kadarda kritik değil boşanmak yeni ilişki için, ayşe baya dezavantajlı şu anda başta kabul etmeyecekti +1
+2
eja
(24.12.25)
Boşansınlar ve ayşe bir an önce kendine uygun birini bulsun. Bu arada yumurtalarını dondursun. yeni bulduğu kişiden çocuk yapabilir. +1

Ben de bi ara kesinlikle çocuk istemiyodum ama dr bana şansın çok azalıyor deseydi hemen çocuk yapardım. çünkü bu şansımın kaybolması beni kahrederdi muhtemelen.
+1
Sadece soruyorum
(24.12.25)
ilişkilerde çözülebilecek sorunlar var çözülemeyecek sorunlar var, bu durum da çözülemeyecek sorunlara örnek olarak verilir hep. çözülebilecek sorunlar uğraştırıyor da çözülemeyecek sorunlarda yapılacak şey basit, ayrılmak.
bol şanslar diliyorum ayşeye
+1
mezzosprite
(24.12.25)
boşansınlar. ben kesinlikle çocuk istemeyen biriyim. eşim eğer isterse benden ayrılıp dilediği kişiyle yapabilir çünkü en başta bunu söyledim. o da ben de istemiyorum, sen ilerde istersen olur istemezsen yapmayız dedi. şimdi istiyorum derse o zaman benden ayrılıp istediğiyle yapsın.
+3
matilda
(24.12.25)
en mantıklı çözüm ayrılmaları olacak. kadınlarda böyle bir durum var. başta onlarda istemiyor, şimdi düşünmüyorum ilerde belki bakarız diyorlar ama gün sonunda ailelerinin dolduruşuna arkadaşlarının gazına gelip çocuk ısrarına başlıyorlar.
daha da ileri gidip oldu bittiye getirmeye çalışanlar var ali olabildiğince korunsun.
+1
my fault
(24.12.25)
ali burada basiretli tüccar gibi davranmış. şartları söylemiş, duruşu sergilemiş. ayşe ufaktan yan çizmeye başlıyor. ali' ye baştan bu şartlar sunulsaydı ali belki de ayşe' ye baştan yol verecekti.

bence ali ayşeyi seviyor, ayşe aliyi seviyorsa çocuk yapmış olmak için çocuk yapmasınlar. önce ali çüküne hakim olsun. sonra bu duruma iyice hazırlansınlar, bakarsın önce koruyucu aile olurlar, sonra evlat edinirler.
0
galahad reloaded
(24.12.25)
Ali tam bir adam gibi adamdır. Sözünün eri, net, kararlı.
Ayşe ise klasik kadın modunda (hiçbir şeye tam karar veremeyen) yuvarlak konuşan, kaypak bir yaklaşım sergilemiş.
Ali suçlu mu? Evet, suçlu. Uçkurunun peşinden gitmiş, tipik erkek refleksiyle Ayşe'yi ortada bırakmış.
Ama bu karar tamamen Ali'nin vereceği bir şey değildi. Ayşe 30'lu yaşlara gelmiş "çirkinleştim, şişmanladım, evde kalacağım" paniğine kapılmış. O korku baskın çıkınca, yıllardır birlikte olduğu Ali'ye yapışıp kalmış.

Çözüm: Ayrılık
+3
plastic_angel
(24.12.25)
iyi de ali baştan söylemiş çocuk istemediğini. boşanmaları en mantıklı seçenek. ayşe yanlış yapmış. madem çocuk yapmak istiyor, çocuk yapmak istemeyen adamla niçin evlenmiş ki.
+1
abelardo
(24.12.25)
Çevremde 2 arkadaşım evlilik düşünmemesine karşın yumurta dondurdu ya istersem diyerek. Kadınlardaki annelik duygusu 2+2 = 4 gibi çalışmıyor. Zaten meyilli imiş şans düşünce istemiş kadın.

Ali de kendi penceresinden haklı. Adam mantık çerçevesinde düşünüyor.

Çare; boşanma + Ayşe’nin yumurta dondurması. Çocuk ufak bir karar değil, es geçilecek bir karar hiç değil.
+1
cilekli pasta
(24.12.25)
çocuğu herhangi bir ebeveyn istemiyorsa bakım işi daha da zorlaşıyor. ben çocuğum olana kadar dünyanın zorluklarını görmemişim. bir baba olarak gerçekten ebeveynliğin zor olduğunu düşünüyorum ki anne için daha zor bir durum bence.

ayrıca artık tüp tedavisi var. olmaz denilen 45 yaşındaki insanların bile çocuğu oluyor. 35 yaşında baba oldum, 35 yaş çoçuk bakımı için çok zor bir yaş.
boşanmak en mantıklısı bu durumda.
0
mikahakkinen
(24.12.25)
ayşe çocuğu mahmut'tan yaparsa ayşe de mutlu olur, ali de mutlu olur, mahmut da.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
butun olay cocuk uzerine kurgulanmis. cocugu cikarip aralarindaki iliskiyi ele almak lazim. cocuk fikri olmadan dogal haliyle bu iliski yurur mu, ona bakmak lazim.


insanlar birbirini sevince ilk oncelik olarak birlikte yasamak acisindan degerlendirir, cocuk fikri ikincil durtudur.
-1
musicka
(25.12.25)
(11)

İyi bir projeksiyon mu yoksa iyi bir televizyon mu

fildirfildir
Sb.
Sb.
0
fildirfildir
(22.12.25)
Ortama ve bütçeye göre değişir ama genel olarak bence iyi bir TV. Aydınlık ortamda daha parlak, fiyatı görece makul, bağlantı seçenekleri muhtemelen daha çok, estetik açıdan daha iyi (kabloları gizlemek vesaire), sessiz, daha düşük enerji tüketir.
0
orient blue
(22.12.25)
Eger ayni boyda olacaklarsa iyi bir tv.

Eger tv kucuk (mesela 65 inch) ama projeksiyon ekrani buyukse (mesela 100 inch) o zaman iyi bir projeksiyon.
0
sertac akin
(22.12.25)
Tv düşünme bile
0
avatar is back
(22.12.25)
Tv, düşünme bile yani projeksiyon falan boş iş. Karanlık 480p izlemek istiyorsan al ama
0
avatar is back
(22.12.25)
projeksiyon bana hiç bir zaman cazip gelmedi. evinde odanda bir şey seyredeceksen tabi ki tv almalısın. projeksiyon sinema salonu gibi büyük görüntü sağlamak için var. evde projeksiyon ne alaka yani
0
abelardo
(22.12.25)
Projeksiyon tâbi ki, ama ultra kısa mesafe olan. Bende Xiaomi var, 6 yıldır çok memnunum üstelik ampul ömrü yok laser.
0
mirty
(22.12.25)
büyük ekran, iyi bir televizyon
0
black holes in the sky
(22.12.25)
TV
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(22.12.25)
Soru bu haliyle eksik ve cevaplanamaz. Bu soruyu böyle soran birinin projeksiyon hakkında en ufak bilgiye sahip olabileceğini düşünmüyorum, bu nedenle hiç uğraşmayın gidin TV alın.

Ben bir ipucu vereyim: ALR perde denen şeyi bir araştırın. Aydınlık odada parlak bir TV'yi aratmayacak bir projeksiyon deneyiminin mümkün olduğunu görün. Bu sırada bütçenizi de yoklayın. Ona göre karar verirsiniz.
+2
10551037
(22.12.25)
Ben bir hevesle projeksiyon aldım bir sıkıntım yok memnunum hatta tahminimden fazla kullandığım için sinevizyon kağıdını söküp iyi bir de perde aldım ama bence televizyon daha mantıklı ya, uğraştırıyor. Şimdiki aklım olsa hiç bulaşmazdım.
0
mutekebbir
(22.12.25)
OLED'ler cikana kadar projeksiyon diyordum ama mutlaka perde ile.
OLED sonrasi TV diyorum..
+1
cooperr
(22.12.25)
(8)

"kargoyu asansöre bıraksak?" meselesi

nohut
merhaba dalmaçyalılar.uzunca süredir kuryeler bana bu soruyu soruyor ve ben de her seferinde "olur bırakabilirsin" deyip gidip asansörden alıyorum. fakat bu ara bu işin bir suistimal metodu olduğunu düşünmeye başladım.şöyle ki kargo hizmeti için hayvani ücretler ödedikten sonra bir de ekstra emek gö
merhaba dalmaçyalılar.

uzunca süredir kuryeler bana bu soruyu soruyor ve ben de her seferinde "olur bırakabilirsin" deyip gidip asansörden alıyorum. fakat bu ara bu işin bir suistimal metodu olduğunu düşünmeye başladım.

şöyle ki kargo hizmeti için hayvani ücretler ödedikten sonra bir de ekstra emek gösterip, evden çıkıp yürüyüp teslim almak bir miktar enayilik gibi geliyor. yanlış anlaşılmasın burada mesele iki adım yürümek değil, karşılığında orantısız fazla para ödediğin bir hizmeti almak için bir de ekstradan amelelik yapmak. birilerinin "ulan ne hayvan herifsin, azıcık anlayış göstersen ne olur!" dediğini duyar gibiyim ama o anlayışı hep gösterdim zaten ve sonra bu iş standarda bindi. ayrıca o anlayışı müşteri gösterdiğinde bundan asıl faydalanan kişinin gariban kurye değil de fırsatçı patronları olacağı çok açık. ee, müşterinin suçu ne ki bu sistemde o düdüklenmek zorunda kalıyor?

öte yandan evet, kuryelerin zor şartlarda çalıştığının farkındayım ama bence ricada bulunmaları gereken kişiler müşteriler değil, sineğin yağını hesap eden fırsatçı patronları. ben kendi işimde hiç kimseden kolaylık isteyemiyorum. "hakettiğimi kazanmıyorum" diyerek işimi noksan bırakma hakkını kendimde görmüyorum. ayrıca bana hiç kimse "tamam bu sefer biz kolaylık yapalım sorun değil" demiyor.

neyse. yine de kesin fikir beyan ediyor değilim. belki de kuryenin teklifini kabul etmek ve asansöre bırakılmış kargoyu +60 derece sıcakta ya da sibirya soğuğunda çıkıp almak gerekiyordur. duyuru sakinlerinin fikrini merak ettim sadece.

ne diyorsunuz?
-1
nohut
(22.12.25)
Bana hiç bu teklifte bulunan olmadı. Olsa idi de kabul etmezdim. Zira kargolar artık ucuz değil gerçekten pahalı. Yeri geliyor bir ürün alıyorum ama kabul etmiyor min 2 ürün istiyor.

Dolayısıyla eve teslimat isterim. Yine ileride kargoda problem olabilir kırık vs. Bu durumda siz iade etmek istediğinizde ispatta bile sıkıntı yaşarsınız.

Elden almak en mantıklısı.
+2
drako
(22.12.25)
bizde asansor yok. sepet var mı diye soruyolar. yok deyince sanki analarına sövüyormusum gibi bi zahmet yukarı cıkarıyolar.
0
koela
(22.12.25)
bence de kabul etmemek lazım. kabul ettikçe bu olay normalleşiyor ve üstüne daha da ekstra istekler oluyor. veya bir kaç kişi kabul etti diye kabul etmeyenlere kötü muamele ediliyor.
kuryeler veya diğer hizmet sektörü çalışanları zor koşullarda çalışıyorlarsa bunu işverenleri ile çözmeleri gerekiyor. son kullanıcı olarak biz fedakarlık yaptıkça asıl kazançlı olan patron oluyor. patron belki çalışana daha az iş yükleyecekken, daha çok eleman istihdam edecekken, bizim fedakarlıgımız sayesinde daha az çalışan ile iş döndürebiliyor. çalışanlara yardımcı olmak aslında çoğu zaman patronlara yardımcı olmak anlamına geliyor.
şimdi bu duyuru altına kesin şöyle yazanlar olacaktır "ne var kardeşim asansöre kadar yürüdün de ne oldu ne var bunda" bu tür insanlar oldugu müddetçe bu yanlışlar devam eder.
0
abelardo
(22.12.25)
kabul etme. 8. katta otururken 100lerce kargo aldım bir kez bile teklif edilmedi.
0
jelly bear
(22.12.25)
Oturdugum siteye gelen her kargoyu guvenlige birakiyorlardi, cok kargo geliyor evimize, hepsine tek tek cok net sekilde kargo eve gelecek dedim. Buna herkes uyum saglamadi hemen.

Guvenlige birakmaya devam edenlerin kargolari teslim almadim diye kayit acmaya baslayinca mecbur eve getirmeye basladilar.

Cok acil isim var diyen biri olursa, acelem yok, yarin isin olmayinca getir diyorum.

Taviz yok.

Kargocularla cok zit gitme, ben tedbirliyim sert cikislar yapiyorum, cok sabikali kargocu var, sorunlu insanlar cogu.

Esnaf kuryeler ile sorun yasamazsin zaten.

Sorunu subedeki asgari maasli ile yasarsin. Onlar dert
+1
die fetten jahre sind vorbei
(22.12.25)
Hayvani ücretler ödedikten sonra bir kaç adım yürümek asla zor gelmemeli.
Fazladan para ödediysek biraz alış veriş konularında kendimizi sınırlandırmamız gerektiği anlamına da gelebilir.

Bir konu sebebiyle bugün araçla gidebileceğim yere, gidiş geliş toplamda yaklaşık 3 km olan mesafeyi bugün ayrıca "spor olsun" diyerek yürüme gittim geldim.
O nedenle kapı önüne bir şey almak için çıkıp yürümeyi siz kalori yakmak olarak görün . Tabi o anki duruma göre değişen şeyler ama enayilik falan da değil bu .
0
diyecevaplandı
(22.12.25)
Bıraktırsan bile “pakette herhangi bir sorun var mı” diye sormayı ihmal etme. Önemli bir şey geliyorsa da bırakmalarına müsaade etme.

Ben eski mahallemde bundan 10 sene önce sepetle alırdım. Kendim söylerdim çıkma diye. Bir süre sonra kendileri sepet sormaya başladılar. İnsan kendi verdiğiyle, kendisinden istenene aynı gözle bakmıyor :)

Kargoların çok pahalı olmasıyla bunun arasında pek ilgi kurmuyorum ben. Teslimatın bu son adımı Kuryeyle aramdaki mevzu. Firma “kargolarınızın kapıya kadar gelmesi gibi bir taahhüdümüz yok” dese ödenen paranın karşılığını sormak doğru ama bu firmanın değil bireyin mevzusu. Parayı da bireye değil firmaya verdiğim için ben o açıdan bakmıyorum.

Söylendiği gibi, bunu standart kabul edip, yok diyenlere tavır yapmak yahut yarın öbür gün asansör yerine bina kapısına bırakmayı talep etmek gibi şeyler gerçekten de olabilir. Arada bir “hayır çıkamıyorum daire kapısına bırakır mısınız” demek iyi olabilir. Fazla geçimli olmak da eşek yerine konmakla sonuçlanabiliyor.

Hasılı; sorun edeceksen kabul etme. Birkaç kez de şubeyi arayıp şikayet et “her sefer her sefer bunu soruyorlar bu nedir ya” diye.
0
lazor
(23.12.25)
bugune kadar belki 1000 kargo almışımdır hiç kimse "asansöre bırakayım" demedi bugüne kadar, ilginçmiş. hatta 3-5 kere diyafondan ben asansöre bırakabilirsiniz dedim de (saçma ağır ama pahada hafif şeyler için, kedi kumu falan.. asansörle kapımın arası 2 adım yok sonuçta) bırakmadılar hiç. ya duymadılar, ya anlamadılar, ya da bırakmak istemediler.
0
robokot
(23.12.25)
(6)

Sözlük ve duyurunun eskisine göre aktif kullanıcı sayısı gerçekten düştü mü?

psmstc
Geçenlerde biri böyle birşey yazmıştı. Gerçekten eskiye göre buraları ıssızlaştı mı :)
Geçenlerde biri böyle birşey yazmıştı. Gerçekten eskiye göre buraları ıssızlaştı mı :)
0
psmstc
(22.12.25)
bir önceki formatta bir çok troll duyuru oluyordu. büyük ihtimal bunları engellediniz veya siz engellemediyseniz de başkaları engelleyince izole kaldıklarından ve etkileşime giremediklerinden daha az yazmaya başladılar.

sözlükte de benzer bir şekilde engelleye engelleye çok daha az bir içerik görüyor olabiliriz.
+4
gabe h coud
(22.12.25)
herkes herkesi engellediği için kimse yok gibi gözüküyor :)
0
koela
(22.12.25)
sub-etha'ya ulaşmayı bile bilmeyen yazarlar var. eskiden kabak gibi ortada olurdu herkes her yere girerdi. ah ah nerede o eski sözlükler :P
modası geçti burasının bence.
+2
neira
(22.12.25)
Bu platformların bu kadar süre ayakta kalması bile mucize gibi bir şey, kendi alanında faaliyet gösteren aynı dönemin projelerinden hiçbiri kalmadı, sözlük ve uzantıları zombi gibi bir şekilde hayatta kalmayı başarabiliyor, bu arada sözlükte kullanıcı sayısının düşmesi gibi bir şey olduğunu sanmıyorum ben tam tersi katlanarak artmıştır ama duyuruda gak desen engelleyen guk desen dünyayı yok et butonuna basan aşırı konformizm düşmanı bir kitle var, sen de böyle biriysen sana da o nedenle kullanıcı sayısı düşmüş gibi gelebilir.
+1
kizil karga
(22.12.25)
duyuru kesinlikle azaldı. sözlük ise ne azaldı ne arttı. bunlar benim öznel düşüncelerim.
0
abelardo
(22.12.25)
Sözlüğü bilmiyorum ama duyuru trafiği tabii ki azaldı. Böyle miydi burası?
0
lazor
(23.12.25)
(8)

ucak fiyatlarinin degismesine gicik oluyor musunuz?

lemmiwinks
ucak fiyatlari talebe gore, ucus tarihine gore, satin alma tarihine gore vs surekli degisiyor. buna cok gicik oluyorum, ama bir sey de yapamiyorum, almaya mecburuz. giderleri belli bir hizmetin alakasiz seylere gore fiyatinin surekli degismesine, bazen absurt fiyatlara cikmasina cok kiziyorum. ama a
ucak fiyatlari talebe gore, ucus tarihine gore, satin alma tarihine gore vs surekli degisiyor. buna cok gicik oluyorum, ama bir sey de yapamiyorum, almaya mecburuz. giderleri belli bir hizmetin alakasiz seylere gore fiyatinin surekli degismesine, bazen absurt fiyatlara cikmasina cok kiziyorum. ama ancak kendi kendime kiziyorum. buna yapacak bir sey olsa keske.

avrupada tren fiyatlari da boyle. hatta ucaktan fazla oluyor bazen, ayri sacmalik.

siz ne dusunuyorsunuz?
+1
lemmiwinks
(17.12.25)
(bkz: Dynamic Pricing)

Tüketici açısından çok can sıkıcı bir icat ancak işin kötüsü perakende sektörüne de geliyor. Yakın zamanda bir kaç videoda denk geldim, bazı perakendeciler de buna benzer fiyatlamaya geçmeye çalışıyor. Çok değil 3-5 sene sonra süpermarkette rafta az kalan ürünlerin fiyatları dinamik olarak artmaya başlarsa şaşırmayacağım.
+2
salihdt
(17.12.25)
evet ama sektör böyle yapacak bir şey yok
0
messina123
(17.12.25)
Hayır.
Çünkü hep böyleydi.
Hava durumu da sürekli değişiyor ama o da hep böyleydi o yüzden bu duruma gıcık olmuyorum.

Biraz düşününce bu oynak fiyatlar bana daha adil geliyor. İlle de Salı günü 07:45’teki uçağa binmek zorunda olan insanla haftaya herhangi bir saatte uçağa binmeyi kabul eden insan arasında bir fiyat farkı olması bana makul görünüyor.
+1
michael_knight
(17.12.25)
Can sikici bir durum, stabil de degil bazen erken almak zarar da ettirebiliyor. Ozellikle bir cok insan bilet almasi gereken tatil donemlerinde falan ucmasi cok can sikici. Ancak talep olmayan zamanlarda da cok bitik fiyatlara ucus yapabilmek de guzel tabii.
0
mbond
(17.12.25)
uyuz oluyorum. erken alıp zarara girdiğim çok oldu çünkü :D dinamik fiyatlamaya karşıyım. işin bokunu çıkarıyorlar.
0
glamdr1ng
(17.12.25)
evet sinir oluyorum çünkü başka bi şeyde yok bu. otobüs tren sabit mesela. ayıp cidden. bi de iptal edilememesi bagaja koltuğa ekstra para istemeleri de saçma. diğer ulaşım araçlarında yok bu saçmalık.
0
jelly bear
(17.12.25)
Bu biraz kişinin seyahat şekline göre değişiyor. Eğer fiyatların tarih yaklaştıkça artmasından söz ediyorsak, bana ciddi tasarruf ettiriyor çünkü çoğunlukla seyahatlerimi çok erkenden planlayabiliyorum ve resmi tatillere bağımlı değilim. Fiyat erken alınca 1 ise, son anda alınca 3 oluyor mesela, sabit fiyat olsa hep 2 olacaktı. Ama bir de fiyatlarla manipülasyon amacıyla oynayıp alıcıyı tuzağa düşürme olayı var. Bu fiyata son 3 bilet diyor ortada talep kaynaklı bir neden olmadığı halde. Ya da bileti aldıktan sonra büyük bir promosyon oluyor. Bunlar can sıkıcı her durumda.
0
mikro patlama
(17.12.25)
gıcık olmuyorum. ucuza alırken iyi de, pahalıya alınca mı kötü? sistem böyle olmasa otobüs bileti fiyatına antalyaya nasıl uçakla gideyim
0
abelardo
(17.12.25)
(16)

Ülke gündemini takip edebiliyor musunuz?

messina123
Ben artık edemez oldum. Sizde durumlar ne?
Ben artık edemez oldum. Sizde durumlar ne?
0
messina123
(16.12.25)
tv izlemiyorum gazete okumuyorum ekşi sözlüğe ne yazarsanız onları biliyorum sadece
+2
devilone
(16.12.25)
Günü gününe. Etmezsem işimi yapamam.
Etmezsen yatırım yapamazsın.
Ayrıca farkındalık bir erdemdir düşüncesindeyim.
0
Mirket
(16.12.25)
2023 seçimlerinden sonra bırakmıştım, 19 mart olaylarından sonra takip edeyim dedim ancak yorucu oldu. artık etmiyorum.
+1
mikahakkinen
(16.12.25)
edip etmemek bilinçli bir tercih değil.
ben sosyal medya kullanmıyorum, arada bir burası ve ekşisözlük sadece.
ister istemez öğreniyorum gündemi.

zaman zaman gündemi takip etmemek adına ciddi efor harcıyorum.
0
biseysorcaktim
(16.12.25)
etmiyorum. sözlükte, instagramda denk gelirsem ya da google'ın haber bildirimleri düşünce dikkatimi çekerse açıp bakıyorum. onun dışında asla açıp takip etmiyorum. bu ülkeden ümidim kesileli çok oldu maalesef. umurumda değil artık açıkçası. yarın şeriat geliyor deseler şaşırmam itiraz da etmem. saldım gitti.
+1
matilda
(16.12.25)
özellikle takip etmiyorum ama maruz kalabiliyoruz.
0
duyuruuser
(16.12.25)
aski memnu bittiginden beri türk televizyonu izlemiyorum. türkiye siyasetini/gündemini 2015 yazindan beri takip etmiyorum. eksi sözlük'te gözüme baslik carpiyor sadece, o da tercihimle olmuyor. sol frame'de yer aldiklari icin görüyorum. mesela bugün "16 aralik 2025 gain medya'ya kayyum atanmasi" basligi carpti gözüme, girip okumuyorum. baslik yeterince aciklayici zaten. "ayni biatci, despot bedevi zihniyeti hala at kosturuyor" diyip geciyorum. gain medya kim onu da bilmiyorum. onun yerine gidip muhabbet kusu basligi falan okuyorum.
bu gözüme carpan basliklari da cok degil en cok bir iki güne unutuyorum. türkiye'de yasamiyorum, dolayisiyla cevremde de konusulmuyor bu konular. böylece inanilmaz uzagim artik bu konulara.
2023 depreminde bir ay boyunca süreci takip ettim. son 10 senede yaptigim tek istisna oydu ama o da zaten cok olaganüstü bir durumdu.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.12.25)
Ediyorum kısmen . Bizde siyasi çekişmelerin ve 3. Sayfa haberlerinin, aşk dizilerinin devam etmesinin yanı sıra BM'nin bazı kurumlarının İstanbul'a taşınması söz konusu. Ataşehir tarafının Finans merkezi olmasına yönelik faaliyetler de buna eklenebilir.

Ayrıca doğrudan bizi ilgilendirse de dış haberler bizde oldukça kısıtlı.
Yerel kaynaklara yönelmek gerek.
0
diyecevaplandı
(16.12.25)
Kaptan +1
Twitterdan alternatif gündemi takip ediyorum
-1
grimavi
(16.12.25)
Meşhur bir laf var ya TR gündemini 1 gün takip etmezsen çok şey kaçırırsın ama 1 yıl takip etmezsen hiçbir şey kaçırmazsın diye. çok haklı buluyorum ve epeydir takip etmiyorum. ara ara önüme düşüyor bir şeyler, bakıyorum her şey gerçekten aynı.
+2
but that was just a dream
(16.12.25)
Ben bayağı ediyorum galiba. Mehmet Akif Ersoy olayı bayağı sıkıntılı bir mevzu mesela, haberlerde görmesem bu kadarını yapacaklarını tek başıma düşünemem. Biraz gözümü açıyor haber izlemek.
0
sekizdokuzon
(16.12.25)
Türkiye'de etmek lazım. Çünkü bak düşünsene bi ara Apo lacoste giymişti, o gün bilmeden işe lacoste giyip gittiğini düşünsene? Veya bi ara başka bi tişört fetöcülerle özdeşleşmişti. Bilmeden başına iş açma veya yanlış anlaşılma ihtimalin çok yüksek. Bu yüzden ben olsam takip ederim.
0
nhk ni youkosu
(16.12.25)
ediyorum ama artık her şeye tepkisizim. hiçbir şey için kesinlikle olmaz diyemiyorum. artık olan hiçbir şeye şaşırmıyorum. zaten görmediğimiz ne kaldı ki?
0
nothing in my way
(16.12.25)
bıraktım.
eskiden bağımsız gazetecileri takip ederdim; artık etmiyorum.
hayat kalitemde artış olmadı dersem, sağlam bir yalan söylemiş olurum.
ek olarak, artık ülkeye dair bir umudum kalmadığına yönelik de okunabilir bu tututmum.
bu memlekette, özgürlükten yana, bireyi önceleyen; devletin biz vatandaşların huzurunu ve mutluluğu sağlayan bir araç olarak yorumlayan politikaların hiç bir zaman kök salamaycağına dair farkındalığın yarattığı bir boş vermişlik hissi.
0
pangea
(16.12.25)
takip etmiyorum.
0
abelardo
(16.12.25)
tv izlemiyorum gazete okumuyorum +1
takip etmiyorum. +1
0
put it in your appropriate place
(16.12.25)
(15)

Benden ne istiyor bu kadın?

stringer
Birine açıldım ve koşullar bahanesiyle reddedildim. Dedim ki, "Tamam ama bir şey olmamış gibi devam edemeyiz. Seninle iletişime girdikçe duygularımın canlanmasından korkuyorum." Hanımefendiyle sözlü mutabakata vardık ve iki ay sadık kaldı buna.Daha sonra, ortak alanlarda ufak kıskançlık testleri yap
Birine açıldım ve koşullar bahanesiyle reddedildim. Dedim ki, "Tamam ama bir şey olmamış gibi devam edemeyiz. Seninle iletişime girdikçe duygularımın canlanmasından korkuyorum." Hanımefendiyle sözlü mutabakata vardık ve iki ay sadık kaldı buna.

Daha sonra, ortak alanlarda ufak kıskançlık testleri yapmaya başladı. Nabzımı ölçtü birkaç defa. Uzaktan dalgın dalgın beni izlediğini fark ettim birkaç kere. Geçen hafta, bir toplantı esnasında benim dâhil olmadığım işlere beni ekleyerek baş başa kalmak için alan açtı. Odama gereksiz yere gidip geliyor ve yine benim istemediğim tarzda bir bağ kurmak istiyor sanırım. Ben buna karşıyım, yaptığının bencillik olduğunu düşünüyorum.

Yeni bir bahaneyle yüz yüze iletişim kurarsa, "Bu meseleyi konuşmuştuk. Eskisi gibi sınırlı iletişime geçelim. Rahatsız oluyorum" desem kırılır mı? Üstü kapalı biçimde "sevgili olmayalım ama çekim bana iyi hissettiriyor, seni yanımda tutmak istiyorum." diyor gibi geldi bana.
0
stringer
(15.12.25)
Önce kendinizi düşünün, sizin tercihleriniz başkasını kırılabilir, bu gayet doğal. Bu konuda net olduğunuzu açıkça belirtmek gerek.
+2
onyx
(15.12.25)
kadınların genelde yaptıkları şeyi yapıyor. sevgili olmayalım ama sen bana sürekli ilgi göster yedekte dur. lazım olduğunda kullanırım modu. kendini kullandırma sınırları baştan çiz.
+15
gercekdunya
(15.12.25)
Kadınlar birinin kendisine ilgi duymasına bayılırlar. Asla sevgili eş olmayacaklarını bilseler de kenarda böyle birinin tutmaktan keyif alırlar. Siz de işte bu kişinin bu kontenjanındasınız. Bunu bilerek net ve kesin bir şekilde sınır koyup duygularınıza hakim olun. Hatta onu hiç umursamadıgınızı artık ondan tamamen vazgeçtiğinizi hissettirirseniz büyük ihtimalle aşık bile olacaktır size.
+13
limonlu eksi
(15.12.25)
limonlu eksi +1
Tekrar konuşma yapmanın zamanı gelmiş. Umursamazsan o senin peşinden koşar ve sana daha büyük sorun yaşatabilir, en kısa sürede yanında başka bir kızla ona görün kendiliğinden soğusun.
0
duyuruuser
(15.12.25)
Benim olmasin ama baskasinin da olmasının diyor, tipik kadın hareketi. Buraya yazdigin durumu aynen yuzune karsi soyleyip amacın ne diyebilirsin.
+2
duster
(15.12.25)
Söylediklerinizi biliyor ama kabul edemiyordum. Onun için başka seçenekleri kafamda ve kalbimde öldürmüştüm. Bir daha alan açarsa, açıkça söylemekte fayda var o hâlde.
0
🌸stringer
(15.12.25)
ben olsam artık kendisini muhattap almazdım. konuşmaları sadece merhaba-merhaba seviyesinde tutar, hal hatır sormaz, yani açıkcası onu sallamadan yoluma devam ederdim. çünkü kadının yaptığı davranış şu anda iki farklı şekilde yorumlanabilir,

1- herkesin dediği gibi ben sana bakmayayım ama sen bana hep ilgi duy moduna girmiş olabilir.
2- biraz düşündükten veya arkadaşlarıyla dedikodunu yaptıktan sonra aslında senin de kötü biri olmadığın belki de bir şansı hak ettiğini düşünmüş ve bundan dolayı gözlemlemeye başlamış da olabilir.

(bence) her iki senaryodan hangisi olursa olsun umursamaz tavırla devam edersen istediğini elde edebilirsin. o zaman da şu sonuçları göreceksin

1-senden hoşlanmaya başladı
2-seni yanında tutmak istedi

eğer aşık değilsen muhtemelen ondan soğuyacaksın ve bir şekilde aranızı açmaya çalışacaksın. seviyorsan zaten gerisi gelir...
0
bravoteam
(15.12.25)
senden değil ilginden hoşlanıyor. çok klasik canını skıkmadığın sürece etrafında dolaşmanı egosunu okşamanı bekliyor.

aklı başında insan kararı değişir ise gelir efendi gibi konuşur niyetini belli eder. böyle oyunlara girmez. uzak durmaya devam.
+1
orpheus
(15.12.25)
ilginizden hoşlanıyor çünkü egosu okşanıyor. siz ilgi göstermedikçe sizin ilginizi isteyecek ama uzak durun.
+1
matilda
(15.12.25)
4 sene önce işyerinden birine açıldım reddedildim, beni sevmeyeni ben hiç sevmem, romantik tüm hislerim kayboldu o yüzden arkadaş kalabildik.

Neyse geçen sene kız arkadaşımla yurt dışı gezisinde kavga etti bu sene bana trip attı "düğünümde ona yeterince ilgi göstermemişim, kötü davranmışım" ne saçmalıyorsun dedim konuşmayı bıraktım.
+1
aguen
(15.12.25)
Açıkça davranışının sebebini sor bence, açılmışsın ve reddetmiş. Şimdi tam aksi şekilde duygular beslemeye başladıysa duygularını ifade etmekte, direkt iletişim kurmakta zorluk çekiyor olabilir.

"sevgili olmayalım ama çekim bana iyi hissettiriyor, seni yanımda tutmak istiyorum." bu düşüncenden emin değilsin ve doğrulamış olursun. açık iletişim mis.

-konudan bağımsız, iş yerinde biriyle sevgili olmaktan uzak durulmalı-
+1
nils
(15.12.25)
Aranı iyi tut. Bir yerlere davet et.
-2
arbre
(15.12.25)
Kaçak dövüşüyor çoğu kadın bunu yapıyor maalesef. Eğer sizle ilgili acele karar verdiğini düşünüyor ise açıkça konuşmalı ve düzeltmeli arayı ama sanmıyorum bu cesaret ister ve çoğu kadın bunu yapmaz.
Ps.bir kadın
0
kestane gürgen palamut
(15.12.25)
konuşmayı ve açık iletişimi çok seviyorsun ve gözünde büyütüyorsun.

birinci hatayı kadına açılarak yapmışsın. açılmak nedir? 1970 yılında mıyız?
ikinci hatayı "Tamam ama bir şey olmamış gibi devam edemeyiz. Seninle iletişime girdikçe duygularımın canlanmasından korkuyorum." diyerek yapmışsın. götünü kaldırmışsın
şimdi üçüncü hatayı yapmak üzeresin. "Bu meseleyi konuşmuştuk. Eskisi gibi sınırlı iletişime geçelim. Rahatsız oluyorum" dediğin anda daha çok götü kalkacak.

yapacağın şey umursamaz davranmak olmalı. bu kadar umursayarak ve hatta umursadıgını ona açık açık söyleyerek onun istediğini elde etmesini sağlıyorsun.

ve en başta dediğim gibi açık iletişime bu kadar değer verme. konusmak hata.
+1
abelardo
(15.12.25)
Bunun adı ilgi orospuluğu. Senin ona içinin gittiğini bilmesi lazım. Bundan beslenecek.

Öyle bir şey söyleme. Söylersen hala aklının onda olduğunu düşünecek. Kendisini görmezden geliyormuş gibi de yapma. Bu hareketleri umursama. Bu kadar. Ama umursamıyormuş gibi yapma, gerçekten umursama. Yoyo gibi atar çeker seni, hiçbir muradına eremezsin, sadece beslemiş olursun.

Hiçbir zaman hiçbir koşul altında sana sana vermeyecek. Bunu kabullen. Kesinlikle bir beklentin olmasın.

“Eskisi gibi olmayalım dayanamam kötü olurum” falan kendini yeterince ezdiğin bir hareket olmuş zaten. Olan olmuş deyip, gözünü açıp sağa sola bak. Milyar insan var dışarıda. O yok. O gitti. Öğ o. Pis. Kaka.
+2
lazor
(15.12.25)
(7)

Güllü nün kızının annesini öldürmek için bir nedeni var mi?

sonhakan
Niye öldürsün?
Niye öldürsün?
0
sonhakan
(14.12.25)
Para meselesi diyorlar.
0
michael harddd
(15.12.25)
anne sütünü tam alamamiş,
zeka geriligi muhtemel.
-4
designer
(15.12.25)
çünkü normal birisi değil.
0
abelardo
(15.12.25)
detaylari bilmiyorum, full tahmin. milyoner annenin culsuz, yeteneksiz kizi. 27 yasina gelmis, annesinde onu krallar gibi yasatacak milyonlar var ama muhtemelen koklatmiyor. cocukken annesi sahnelerde gezerken cok bir bag da gelistirememisler muhtemelen. olurse hayatim kurtulur diye dusunuyor.
+2
antikadimag
(15.12.25)
"Özellikle aile içi şiddet ve cinayet vakalarına bakarken tek bir motivasyonla yetinmek yanıltıcıdır. Bu tür olaylar çoğu zaman, yıllar içinde oluşmuş sağlıksız bir ilişki yapısının dramatik bir çöküşü olarak karşımıza çıkar."

"Güllü’nün kişiliği, kızına hamilelik süreci, çocuklarının babasıyla yaşadıkları, özel hayatı, kızının kişilik yapılanması ya da olası bozuklukları, çocukluk çağı fiziksel travmaları ya da geçirdiği hastalıklar, aile dinamikleri, alkol ve madde kullanımı gibi pek çok başka faktör de elbette vardır ve bunların büyük bir kısmını tam olarak bilmiyoruz.

Bu nedenle yaşananları yalnızca para, madde ya da ahlaki çöküş gibi başlıklarla açıklamak yetersizdir. Bu büyük olasılıkla, sahip olma isteğinin, ayrışamamanın, kontrol kaybının, patolojik bağlanmanın ve yaşam koşullarınınki istikrarsızlıkların dramatik bir sonucudur. Dışarıdan güçlü ve kopmaz görünen bazı bağlar, eğer sınırlar yoksa ve bireyler ayrı ayrı var olamıyorsa, en kırılgan ve en tehlikeli ilişkiler hâline gelebilir."

Makalenin devamını linkten okuyabilirsiniz

www.instagram.com
+3
bahçedekisandal
(15.12.25)
kız biraz serseri tiplerle takılıyormuş, annesi ise bu davranışlarına izin vermiyormuş.
öyle şeyler de varmış.

servetinden pay almak isteği ve duygusal eksiklikler bu yola itmiş olabilir.

olaylar netleşti mi? öldürdüğü kanıtlandı mı?
evdeki güvenlik kamerasından itişme sesleri geliyor ve sonra kızlar aşağı iniyordu.
kimisi bu görüntülerdeki seslerin cinayet kanıtı olduğunu söyledi, kimisi kızın suçsuz olduğunu. ben takip etmedim son gelişmeleri.
0
biseysorcaktim
(15.12.25)
Madde kullanan birinin sebebe pek de ihtiyacı yok gibi. O dakka karar vermiş bile olabilir.
0
olaylar olaylar
(15.12.25)
(12)

Flörtün toki ısrarı

egerbiryolcu
500 bin konut kampanyasına başvurdu, konu açilinca benim de başvurmami istedi. İkna edici konuştu. Tamam dedim ben de şansimi denerim.Geçen gün başvuru ücretimi toparlayamadigimi zaten çiksa da pesinatta da zorlanacagimi söyleyip kendisine bol şanslar diledim. Maaşi yatınca başvuru ücretine yardımcı
500 bin konut kampanyasına başvurdu, konu açilinca benim de başvurmami istedi. İkna edici konuştu. Tamam dedim ben de şansimi denerim.

Geçen gün başvuru ücretimi toparlayamadigimi zaten çiksa da pesinatta da zorlanacagimi söyleyip kendisine bol şanslar diledim. Maaşi yatınca başvuru ücretine yardımcı olacağını mutlaka başvur diye söyledi.

Sizce bundan zorlasam bir anlam çıkarabilir miyim. Arkadaş arkadaşa böyle bir konuda ısrarcı olur mu? Benimle ciddi düşünmeyi düşünüyor mudur? Geleceğe yatırımla ilgili bir konu sonucta. Böyle şeylerden anlam çıkaracagina sor derseniz de ben kızım açilmam kafasında değilim. Onun için beklediğim şeyler var. Ama bir isik varsa daha hevesli olurum.
+1
egerbiryolcu
(14.12.25)
Flörtle cinsel öpüşme konuşulmuyor mu ya. Toki ne abi. Ciddi ilişki olarak görüyor seni. O evde çocuklarınız büyüyebilir. Hayırlı olsun şimdiden. Bu zamanda evlilik iyi cesaret.
-3
arbre
(14.12.25)
Böyle insanlar var. Çevresindeki herkesi, tasarrufa, yatırıma, mal sahibi olmaya, spora, zayıflamaya, sigarayı bırakmaya teşvik eden. Bu uğurda kendini paralayan insanlar var. Kendimden biliyorum.

Ama en azından sana çok değer veriyor ve müşterek gelecek kapısını açık tutuyor diyebiliriz.
+4
Mirket
(14.12.25)
Iyi bir yatirim olacagini dusunmustur. Bence olmayabilir ama siz bilirsiniz. Hic degilse birikim saglar fakat basvuru ucretinde zorlanan pesinat ve taksitlerde de zorlanabilir, hesabinizi iyi yapin.
0
osssy
(14.12.25)
herşeyi bir kenara koy; "gel ortak başvuralım" dememiş bir kere. seni "bireysel" olarak geleceğine yatırım için ikna etmeye çalışıyor. toki olur moki olur, bence niyet güzel gibime geliyor.

bu tarz bir projeye girseniz, hatta yolları ayırsanız bile, ilerde arkasından çok dua edersin.
bu tarz bir projeye girseniz, yola devam ederseniz yine ona dua edersin, efferim len dersin.

p ise q açılımından devam et :D
+6
love and trust
(14.12.25)
güldüm valla.
elektrik su faturalarının durumundan pazarın ateş pahası olduğundan da konuşuyor musunuz?
-1
deranzo1
(14.12.25)
@deranzo1

Otuz yaş üstü olunca konular böyle :d
Ama evet gelecek kaygısı düzenli iş sınavlar memuriyet gerçekten ortak kaygılar ne yazık ki...
+1
🌸egerbiryolcu
(14.12.25)
Değerimizi anlamıyorsunuz ama er ya da geç farkedeceksiniz.
0
baldan kaymak
(14.12.25)
Ben burada sizinle ilgili net bir gelecek planından çok kendi hayat planını paylaşan bir adam gördüm. O "bak ben böyle planlıyım" diyor, siz "beni de o planın içine koyuyor mu" diyorsunuz. Yani siz gelecekle ilgili konuları ilişki bağlamında okuyorsunuz. O ise büyük ihtimalle kişisel planını paylaşan ve sizi de bu "fırsat" olarak gördüğü plana dahil etmek isteyen iyi niyetli biri. Burada sizin fazla anlam yüklemeniz değil, onun netlik vermemesi var. Keşke az daha net konuşsaymış, bence siz uygun sorularınızla bunu netleştirmesini sağlayın.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(14.12.25)
mirket'in dediklerine katılıyorum. bazı insanlar var, diğer insanların kendileri gibi yatırıma, dengeli beslenmeye, sağlıklı yaşama, spor yapmaya, kendince çok mantıklı gelen şeylere karşı neden uzak durduklarını anlamlandıramıyor ve bu konularda onları bilgilendirip teşvik etmeyi kendilerine görev addediyor. bu eleman öyle birisi gibi geldi bana

sosyal medyada bir meme görmüştüm. adamın birisi zengin arkadasına diyor ki "ya otobüs çok kalabalıktı bugün yoruldum" o da cevap veriyor "aa sen niçin araba almıyorsun ya" :) aklıma bu olay geldi şimdi
+1
abelardo
(14.12.25)
Benimle evlen diyecegine tokiye yazıl diyor işte. Şimdiden sana yatırım yapıyor
+1
limonlu eksi
(14.12.25)
Adam sana iyilik için demiş. ısrar etti derken ayaklarına kapanmamıştır.
yarın ayrılsanız, toki sana çıksa arkasından dua edersin.
0
duyuruuser
(15.12.25)
kimi insalar borca girmeden para biriktiremiyor.
elinde imkan varsa bile o para ile birikim/yatırım yapılabileceğini farketmiyor.
bazen karşılaştığı bazı insanlar da bu konuda iteleyici bir motivasyon oluyor.

ben altında bir çapanoğlu aramaz, iyi niyetli düşünürdüm.
zaten çıkma ihtimali çok düşük. bence de başvurun, eğer çıkarsa ve ödeyemezseniz o zaman başka şeyler düşünürsünüz.
0
biseysorcaktim
(15.12.25)
(8)

Beylikdüzü 1 + 1 dairelerin fiyatları neden ucuz?

konf
Merhaba,Sarı sitede sörflerken Beylikdüzü ve Esenyurttaki 1 + 1 lerin ucuzluğu gözüme çarptı. Hadi Esenyurt'u anladım da Beylikdüzü'nde özellikle Kavaklı mahallesinde, metrobüs durağına da yakın yerler 2 milyonun altına satılıyor. Nedenini bilen var mi? Oralarda oturup da sahadan bilgi verebilecek o
Merhaba,
Sarı sitede sörflerken Beylikdüzü ve Esenyurttaki 1 + 1 lerin ucuzluğu gözüme çarptı. Hadi Esenyurt'u anladım da Beylikdüzü'nde özellikle Kavaklı mahallesinde, metrobüs durağına da yakın yerler 2 milyonun altına satılıyor. Nedenini bilen var mi? Oralarda oturup da sahadan bilgi verebilecek olan çıkar mı?

Teşekkürler
0
konf
(12.12.25)
Beylikdüzü emlak ilanı=fake emlak ilanı.
0
kizil karga
(12.12.25)
Fake hepsi.
0
die fetten jahre sind vorbei
(12.12.25)
Aaa şimdi anlaşıldı niye tum ilanlar bi alanda toplanmış.. vay arkadaş ya, doğru dürüst yer bulamayacağız anlaşılan.

Teşekkürler
0
🌸konf
(12.12.25)
her ay en az bir kere bu soru soruluyordu. bu ay 12sinde geldi. ayın geri kalanında rahat uyuyacağım teşekkürler
0
abelardo
(12.12.25)
Duyuru'da Beylikdüzü'ndeki 1+1 uygun fiyatlı evleri devamli sorgulayan bir tarikat var sanırım.

Üstte arama bölümü var Beylikdüzü yazıp bulabilirsiniz.

Başka bir arkadaş da -bursa'ydi sanirim- bu şekildeki fake ilanları gerçek sanip evini bu piyasaya göre fiyatlandirip satıp baya mağdur duruma düşmüştü.

Aman dikkat edin, denk geldiğiniz fake ilanları ne kadar şikayet ederseniz bu şerefsiz emlakçı tayfasını o da afişe edersiniz..
0
makbur
(12.12.25)
2023'te Avcılar'da vardı benzeri; aradım ilanda 1.5 milyonluk bir evi sordum, o satıldı dediler iyi tamam dedim. Ertesi gün o bürodan olduğunu söyleyen bir kadın aradı, bütçenizi 2 milyon daha!! yükseltebilirseniz şöyle bir dairemiz var dedi. Dedim hanımefendi 1.5 milyonluk daire bakan biri nasıl bir anda 2 milyon daha bütçe yükseltsin. Kadın da dedi ki insan gibi yaşamak istiyorsanız bu paraları verebiliyor olmanız lazım dedi :))) Peki deyip konuyu uzatmadan kapadım.. Taktikleri bu galiba.
0
koskoca kirpi
(12.12.25)
listelerde on siralarda cikmak icin sahte ilan veriyorlar. aradiginizda da satildi diyorlar, baska evler oneriyorlar.

neden beylikduzu secildi diye soruyorsaniz, gorece duzgun bir yer, her yer site, beyaz yaka cok merakli, butcesini zorlayabilir.
0
Sour
(13.12.25)
fake hepsi
makbur +1 benzer bir durumu arkadaşım yaşadı, resmen küçük bir kaç emlak mafyası üzerinden dönüyor
0
darthvader
(14.12.25)
(9)

Grup Sex Suç mu?

eisberg
Malum, gazeteci M. Akif Ersoy gözaltına alındıktan sonra ifadesi falan ortaya çıktı. Oradan alınan kesitlerde de hep "uyuşturucu kullanmadım, grup sex yapmadım" tarzı şeyler yazıyor. İnternette biraz araştırdım ama müstehcenlik kapsamında suç olabilir yazanlar var, ekşi'de suç olmadığını ancak görün
Malum, gazeteci M. Akif Ersoy gözaltına alındıktan sonra ifadesi falan ortaya çıktı. Oradan alınan kesitlerde de hep "uyuşturucu kullanmadım, grup sex yapmadım" tarzı şeyler yazıyor. İnternette biraz araştırdım ama müstehcenlik kapsamında suç olabilir yazanlar var, ekşi'de suç olmadığını ancak görüntü vs. varsa bunlarla ilgili bazı şeylerin suç olduğunu yazanlar var... bu konuda güncel durum nedir?
0
eisberg
(12.12.25)
Uyuşturucu etkisi altında kadınlari öyle bir ilişki içine suruklemisse suç olmasının nedeni buymuş diye anladım ben.
0
egerbiryolcu
(12.12.25)
ordaki sıkıntı insanları sekse zorlaması. yoksa işten çıkartmakla tehdit etmesi.
0
jelly bear
(12.12.25)
Olay grup seks değil, olay zorlama tarzı bir şey.
0
cemallamec
(12.12.25)
Karşılıklı rıza olmadığı için suç.
0
iwasbornonamountainside
(12.12.25)
grup seks suç değil.
ama bu konuda olay farklı. grup seks yapmaya zorlama durumu var. bu elbette suç.
0
abelardo
(12.12.25)
Polisler swinger partilerini de basıyordu. Demek ki olay sadece rıza değil.
-1
nhk ni youkosu
(12.12.25)
Hukukçuyum Kesinlikle suç değil. Olayın farklı tarafları var. “Adana’da swinger çetesi yakalandı” haberleri olur ara ara. Aslında mesele swinger olayı değil. Fuhşa aracılık. Milleti swinger partilerine davet ediyorlar. Oltaya gelenler karı koca ama diğerleri değil. Ya ücret karşılığı fuhuş yapılıyor veya bu ilişkilerden sonra videolar şantaj işleri çıkıyor. Grup sex de aynı şekilde. Muhtemelen eleman bu işe para vererek giriyordu. İşin derininde zorla sex yaptırılan kızlar, dayak, tehdit, hürriyeti tahdit bir sürü suç vardır. Ek olarak az önce öğrendim grup sekse katılan kızlara uyuşturucu temini, gruba dahil ettiği kişilerden para (ve sair menfaatler) aldığı gibi Türk Ceza Kanununda suç olarak sayılan bir çok maddeyi ihlal ettiğine dair suçlamalar var.
+6
ground
(12.12.25)
Suç değil.
0
topkapiaksaray
(12.12.25)
bizim ulkede sonuca bakilir, o sonuca nasil ulastiginla pek kimse ilgilenmez.
min. 3 cocuk isteniyorsa mantiken her turlu seksin yasal olmasi lazim, zira gunumuzde artik sana 3 cocuk doguracak kadin bulmak imkansizlasti, ekip calismasi gerekiyor.
0
cooperr
(12.12.25)
(29)

Hediyelerimle dalga geçilmesi

egerbiryolcu
Arkadaşlarıma öğretmenler günü için şöyle kitap ayraçları yapmistim. El becerim sıfırdır heves ettim yaptım. Hayaller hayatlar gibi oldu ama ben çok sevimli bulmuştum yine de:d (üsttekiler benim alttakiler örnek)Neyse bı de öğretmenler günü ile ilgili şekilli kurabiyeler yapmıştım kadın figürlü kalp
Arkadaşlarıma öğretmenler günü için şöyle kitap ayraçları yapmistim. El becerim sıfırdır heves ettim yaptım. Hayaller hayatlar gibi oldu ama ben çok sevimli bulmuştum yine de:d (üsttekiler benim alttakiler örnek)

Neyse bı de öğretmenler günü ile ilgili şekilli kurabiyeler yapmıştım kadın figürlü kalpli çiçekli falan..o konuda iyiyimdir ama o gün onları da çok beceremedim.

Sonuç olarak ortada mükkemel olmayan ama el yapımı emek verilmiş bı şeyler vardı.

Verdiğimde tepkileri çok yapmacık gibi geldi. Ayy canım... Hani anlarsınız ya o samimiyetsizligi. İçlerinden biri de kurabiye için evli olan bı arkadaşımıza küçük çocuğunu kastederek bunları Ali mi yaptı gibi bı espri yaptı. Orda baya rencide edilmiş gibi hissettim herkese karşı. Ayraçlar için de bu ne işe yariyo gibi bı cümle geçmisti.

Sevdiğim bir hocam vardı üniversitede bir paket de ona yapmıştım. Bu kızlar da geldi yanıma hediyemi teslim ederken. Hoca baya mutlu oldu tek tek baktı yorum yaptı sarıldı baya içten tepki verdi. Onlar da görmüş oldu. Orda biraz kendime gelmiştim. Yoksa çok mu sacmalamisim diye kendimden şüphe eder hale gelmiştim.

Yani sırf maddi değeri yok diye mi böyle dalga gecilmesi gerekiyor yanlış kişilere mi değer vermişim ya da çok istediğim gibi olmadılar diye üstüne bu tepkiler gelince de alinganligim mi arttı emin olamadım?

hizliresim.com
0
egerbiryolcu
(12.12.25)
Evet, yanlış kişilere değer vermişsiniz ve 'arkadaşlarınız' hanzo.
+10
auroraaurora
(12.12.25)
ilk bakışta ne oldukları anlaşılmıyor, bu nedir diye sorardım ama kitap ayracı açıklamasından sonra anlamlı geliyor, mutlu olurdum
+4
grimavi
(12.12.25)
Piyasada el yapımı çok iyi şeyler varken bunlar ancak 90 larda göz kamaştırır.
Niyet güzel ama daha iddialı ürünler çıkarmalıydın.
Bi de hediyeyi nasıl sunduğun ve sana karşı öncesinde (geçmiş yaşantılar) ne hissettikleri önemli. Sanırım birbirinizi biraz sinir etmişsiniz. Onun etkisi var gibi.
Bu tür durumlarda hediyelerin üstüne isim yazmak kurtarıcı oluyor. Ayse ye verilen hediyenin üstüne ayse yazmak gibi.
-2
luluki
(12.12.25)
yaptıklarınız cok guzel olmus, cok sevımlıler. ne yazık kı o ınsanlar bu nezaketı dusuncelı davranısı haketmemıs, el emegıne saygı duymayan ınsanları sız de cıddıye almayın bence. kötu bıle olsalar yıne de ınsan tsk eder. yıne de cok uzulmeyın, bır daha yapmazsınız, cok yakınlarınıza yaparsınız bu ıncelıklı davranıslarınızı.
+1
deepness
(12.12.25)
El ile bunları yapmak vakit alan şeyler .
O nedenle zihni tanınmış ürün markarıyla format yemiş , her şeyde elitizm arayan, vakit kaybettiren kişilerden uzak durun.

İncelikten anlamakta bir meziyet .
+2
diyecevaplandı
(12.12.25)
Öncelikle ne işe yaradıklarını söylemeseniz ben de anlamazdım. Belki onlardan çok sizin hoşunuza gidecek tarzda bir hediyedir bu. Yine de, ilgimi çekmeyen/çok beğenmediğim ama emek verilmiş bir hediyeye böyle tepkiler vermezdim, tepkileri biraz kaba geldi. Kabalık dışında, çok değer verilmeyen birinden bu tarz hediye geliyorsa çoğunluk hocanız kadar samimi tepki vermeyebilir bence.
+2
matlii
(12.12.25)
Bok yiyin demek lazım da işte insanlık bizde kalsın. Bugün de öğretmen kalitesizliğine doyduk.
+5
sekizdokuzon
(12.12.25)
kabalığın hiç bir durumda savunması olamaz. ayılık ve ökküzlük.
+4
gabe h coud
(12.12.25)
bence arkadaşlarında sorun var, el emeği verilmiş hediyeler şu dünyada herşeyden üstündür kötü bile olsa, siz kapitalist düzenin yozlaştırdığı insanları takmayın kafanıza, beğenmiyorlarsa kendileri bilir.
şu tip bir insanda olabilir mesela zorla kendine hediye aldırmak isteyen, kendinin değerini aldığı hediye ile ölçen, böyle bir öz güvensizliği varsa hoşuna gitmemiştir tabi.
0
eja
(12.12.25)
Bok yiyin +1

İyi veya köyü ben böyle şeylere daha çok değer veririm. Düşünülmüş emek verilmiş. Bence gayet güzeller
0
Rondak
(12.12.25)
bence gayet güzel olmuş. tebrik ederim.
arkadaşların paçoz. kalitesiz insanlar.
ama yine de şunu demeden edemeyeceğim. el emeği şeylerin değeri eskisi kadar yok. sanayide verimlilik çok arttı, bolca seçeneğe çok ucuza erişebiliyoruz. yani kazak örmek yerine kazak alıp hediye etmek daha avantajlı olabiliyor. tasarım, teknoloji, kalite, maliyet konusunda el emeği eskisi gibi cazip değil.
el emeği ürünleri sadece çok yakınlarımız ile paylaşmak daha doğru olabilir.
+1
abelardo
(12.12.25)
Bugün de buna sinir oldum :/ bacım adres veriyorum bana kargola hakkını veririm dsfdsdf

Emeğine sağlık çok da güzel olmuş bazı insanlar böyle baltalı ilah gibi. Heves kırmak için fırsat kolluyorlar
+3
kullanicadi
(12.12.25)
ben beğendim, güzel ayrıca beğenmiş olmam da bir kriter değil. çevrendeki öküzleri temizle.
0
kisa
(12.12.25)
Tatlış bence ya üzülme
-1
arbre
(12.12.25)
bence bir paket daha yap ve içine şöyle kocaman kalın bir dildo koy.
bu ne işe yarıyor diye sorarlarsa açıklarsın.
+2
deranzo1
(12.12.25)
Çok tatlı görünüyorlar elinize sağlık.
Her zaman gelen hediyeleri beğenmeyebiliriz tamam ama bunu belli etmek çok ayıp.
Hak etmeyen insanlara bu kadar ince düşünmeyi bırakın ya boşverin.
+1
mutekebbir
(12.12.25)
Emeğinize sağlık. Kabalık edilmiş net olarak. Beğenmeseler bile usulen teşekkür etmeli, ne işe yaradığını anlamasalar bile nezaket göstermelilerdi. Normal olan budur. "Daha iddialı" hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz.

Mesajınızdan dahi ne kadar hevesle bir çaba içerisine girdiğiniz yansıyor. Hevesinizi körelten, çabanızı hak etmeyen insanlar için canınızı sıkmaya değmez.
0
dediysem dedim
(12.12.25)
Bana vermiş olsan ben çok coşkulu bir tepki verirdim. Beğenmesem de hiç belli etmezdim. İnsanlar kötü kalpli bence.
0
Gradient_tabanlı_mor
(12.12.25)
nezaketen hiçbir hediyeye laf edilmez birincisi. ayriyeten bu bir el emeği, eşdeğer her seri üretim ürününden kat kat değerli. burun kıvıranlar anladığım kadarıyla öğretmen? eğer böyleyse ülkedeki öğretmenlerin bu kadar temel eğitimden eksik olmalarına çok şaşıracağım. görgüsüz insanlar nasıl bireyler yetiştirecek? ülkede varoş çok var, o yüzden tepkiye şaşırmadım ama bu insanların öğretmen olma olasılıkları beni hayrete düşürdü.

bu arada cevabım emeğinizden bağımsız ancak fotoğraftakiler bence çok tatlı.
+1
eileengray
(12.12.25)
Samimiyetle çok çok özür dilerim peşinen ama öyle arkadaşın amına koyayım.
+2
kumandanim
(12.12.25)
şu hediye verme olayını salt ihtiyaca, alanında iyi olan markaya, maddi değerine, işlevselliğine indirgeyenlerin iticiliğini tarif etmenin imkanı yok.

HİÇBİR ZORUNDALIĞI olmayan biri gelip emeğini, vaktini, parasını güzel düşüncelerle harmanlayıp ortaya bir şey çıkarıyor ama paşalarımız/prenseslerimiz sanki kendilerine hediye vermekle şereflendirilmişiz de bu "basit" hediyelerle o şerefi lekelemişiz gibi davranıyorlar, gel de delirme!

@dediysem dedim +1
+2
m e b
(12.12.25)
Kendileri yapamadığı ve düşünemediği için kıskanmışlar. Bok yesinler gayet de güzeller ellerinize sağlık.
0
suicides underground
(12.12.25)
Çok güzeller, ellerine sağlık. El emeği benim için çok değerli. Bu tarz hediyeleri küçümseyen biri karakterini belli eder.
+1
Kahvedesu
(12.12.25)
çok güzeller elinize emeğinize sağlık. o insanlara ne bir hediye verin ne de bir hediye alın bu saatten sonra. sizin değerinizi anlayamamışlar.
0
koela
(12.12.25)
El becerinin sıfır olduğunu söylemişsin ama bu sıfır haliyse ben bir şey demiyorum :)
Şahane olmuş, eline sağlık. Laf söyleyen arkadaşlarına da söylenecek çok şey var da boşver.
+2
rock n roll
(12.12.25)
Bence "düşünülmek" çok güzel ve çok kıymetli bir şey. İlk bakışta nedir bu diye sorabilir insan, kitap ayracı olması çok mantıklı geliyor sonra. Ürünün ne olduğundan ziyade sırf o kişiyi düşünerek bir şey yapman, üstelik el emeği bir şey yapman bence çok kıymetli. Yanlış insanlara verilmiş +1 Dünya hassas kalpler için cehennemdir:)
+1
huzurlarinizda huzursuzluk
(12.12.25)
Çok güzel olmuş. İnsanlari fazla ciddiye almayin
+1
topkapiaksaray
(12.12.25)
Evet yanlış kişilere değer vermişsin, evet alınganlığın artmış, evet kendine güvenmediğin bir alandan ürün vermemelisin. İyi yaptığın şeyleri öne çıkarmalısın. Kimin insan kalbi taşıdığı artık belli değil çünkü.

Ek: örneği gördüm hiç de başarısız veya çirkin falan değil. Kendi hakkını da yeme bir zahmet.
0
muhayyer divan
(12.12.25)
ilk bakista kitap ayraci olduklarini anlamadim ama bence gayet guzeller.

bu kisilerin ogretmen olmasina ayrica uzuldum. pedagojik formasyonun geldigi noktaya bak.
+1
Sour
(13.12.25)
(12)

Araç motor yağı değişim süresi hk.

gulbatur birinci sahbatur sondan geliyor
Yılda 6-7 bin km yaptığım 1.4 benzinli düz vites, atmosferik aracım var. Üreticisi 1 yıl ya da 15.000 km hangisi önce dolarsa yağını değiştir diyor. Ben de her yıl değişiyordum. 2023 model Nissan Qasqai'si olan bi tanıdık bana kızdı, o da yılda benim gibi 6-7 bin km yapıyormuş ve ben daha önceki ara
Yılda 6-7 bin km yaptığım 1.4 benzinli düz vites, atmosferik aracım var. Üreticisi 1 yıl ya da 15.000 km hangisi önce dolarsa yağını değiştir diyor. Ben de her yıl değişiyordum. 2023 model Nissan Qasqai'si olan bi tanıdık bana kızdı, o da yılda benim gibi 6-7 bin km yapıyormuş ve ben daha önceki araçlarımın da Nissan'ın da yağını 2 yılda bir değişirim, 30 yıllık şöförüm, bir zararını görmedim, üreticiler para kazanmak için yılda bir değişim öneriyor, biz zaten az biniyoruz, 2 yılda bir yapsak sıkıntı olmaz dedi, aklım karıştı. Bana da mantıklı geldi, sonuçta tavuk eti değil ki bozulsun bu motor yağı. Zaten 5W40 yarı sentetik yağ koyıyorlar, neden bozulsun ki? Siz ne dersiniz?
0
gulbatur birinci sahbatur sondan geliyor
(11.12.25)
Cok teknik bilgim yok aslinda ama yag degisimini gec yapmanin etkisi bugunden yarina ortaya cikan birsey degil. Belki 2 yil gercekten cok cok buyuk sorun degildir bilmiyorum ama arabasina gore yuksek kilometreleri gormeden yag yakma olaylarinin baslamamasi icin yag degisimi cok ucuz bir islem diye dusunuyorum. Tabii arabayi aldiniz sifir, 100 bin kilometrelere gelmeden sattiniz, bakim gecmisindeki eksikler disinda sizi etkileyen bir durum olmaz.
0
mbond
(11.12.25)
sen milleti dinleme .
ya senede 1 değiştir ya da 10 bin km de. hangisini tamamlarsan ama sanırım sen senede 10 yapamazsın. ama yinede her sene değiştir.
15 binde değişsen ne olacak bin tl farkeder değmeyecek bir meblağ.
0
jamswety
(11.12.25)
Tanıdığınız doğru bilgi vermemiş. Yağ zamanla oksitlenir, içindeki nem yoğuşur, su oranı artar ve çamurlaşma başlar. Kısa mesafe sürüş ve "dur-kalk" sürüşün çok olduğu şehir içi kullanımlarda bu süreç daha da hızlanır ve yağ kimyasal yaşlanmaya girer. Siz arabayı kapının önünde bir yıl boyunca yatırsanız da, o yıl sadece 20 km yol yapsanız da, son yağ değişiminizin üzerinden 1 yıl geçtiyse değiştirmelisiniz. Mineral yağın 6 ay, yarı sentetiğin 6-12 ay, tam sentetiğin en fazla 1 yıl ömrü vardır.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(11.12.25)
full sentetik yag bile olsa senede bir degistirmek lazim. 2 yil bence cok uzun bir sure arac fazla kullanilmasa bile.

bir de arac garanti kapsaminda ise ve 2 senede bir yag degistirirseniz garanti isinde sikinti cikabilir.
0
cooperr
(11.12.25)
avrupada kullanılsaydı 2 yıl 6-7bin km yeterli olabilir belki ama türkiye'de hem yakıt kalitesi hem de tozlu bir havaya sahip olduğumuz için 2 yıl çok uzun bir süre. senede 1 kere değişim yeterli.
0
false pretension
(11.12.25)
her zaman güvenli tarafta kalmak iyidir.
0
renegade
(11.12.25)
Her 30 yıllık şöför arabadan süper anlasaydı arabalar arıza yapmazdı. Araçtaki en önemli organ motor yağı temiz olmalı. Daha teknik bilgisi olanlar iyi açıklar ama en son aksatılacak şey motor bakım elementleri. Aküyü, lastiği, filtreyi, bujiyi zorlayabilirsin ama motoru zorlamanın bir anlamı yok.
0
mikahakkinen
(11.12.25)
öncelikle, "30 yıldır yapıyorum bir zararını görmedim" lafını duyuyorsan oradan kaç dostum. bu lafı söyleyen ya atıyordur, ya da günü sonunda siki tutar.

sonralıkla, motor yağı ve tavuk benzetmesi hiç olmamış. araba dursa da gitse de toz, çamur, kir karışıyor motora. motor yağını değişeceksin ki motor temiz olsun.
+1
abelardo
(11.12.25)
ben bir seneyi geçirmem. yağ içinde motorun aşınan parçaları olur. ne kadar çok parça varsa motor o kadar hızlı yıpranır. full sentetik yağ kullanıyorum. yani yağ daha çabuk eskir ama daha akışkan olur. ama bu yakıt tasarrufu anlamına gelir.

yağı dışarıdaki ustalarda değiştiriyorum
yağ değişim maliyeti: 800 TL işçilik, 500 TL filtre seti, 1000 TL de yağ. bence yılda bir yapılmayacak bir maliyet değil
0
hoot
(11.12.25)
Yag önemli konu evet ama kardeşim japon bir otomobil markasinin bölge müdürü. "Sen senede bir ya da 10 bin km de bir gelmezsen biz nasil serviste para kazanicaz? 20 bin km ye yaklasinca ya da 15-20 ay arasi değiştir, rahat ol." demişti. Sanayide ustaya soyledim bunu, onaylamisti.
0
duster
(12.12.25)
hocam şöyle diyeyim, yağ değişiminden yapacağınız tasarrufla yağ değiştirmemenin olası zararını yan yana koyun.

Birinde en fazla 1 bidon yağ ödüyorsunuz.
Diğerinde arıza durumuna göre artık servisin ya da sanayinin insafına kalıyorsunuz.
0
anten
(12.12.25)
1.4 turbo benzin arabam var.
yılda 2-3 bin anca yapıyorum.
genelde garajda yatıyor.
acil işim çıkar, canım isterse gezerim diye kullanıyorum.
2029'a kadar garantisi var.
her sene yağ değiştiriyorum.
garantisi olmasa da her sene değiştirtirdim.
modern motorlarda yağ değişimi çok önemli motor ömrü ve sağlığı açısından.
piyasadaki bölge müdürlerinin alayı dinozor veya tecrübesiz (tanıyorum çünkü insanları), onlara çok da güvenme.
mesela uç örnek;
opel'lerin b16dth 1.6 dizellerinin yağı bence 10 binde bir değişmeli.
markanın verdiği 15 bin uzun.
sonra motor kurumlanıyor.
yok kapak aç da kurum temizle, uzun iş.
0
rain when i die
(12.12.25)
(22)

Hayatta sadece bir kez sevmek

mermaidd
Sorum özellikle duyuru erkeklerine ama herkes cevaplayabilir elbette :)Hayatınız boyunca kaç tane ilişki yaşarsanız yaşayın aklınızın ve kalbinizin 1 kadında takılı kaldığı doğru mu yoksa etrafta dolaşan bir uydurma mı? Son zamanlarda sosyal medyada bu konuyla alakalı çok fazla içerik görmeye başlad
Sorum özellikle duyuru erkeklerine ama herkes cevaplayabilir elbette :)
Hayatınız boyunca kaç tane ilişki yaşarsanız yaşayın aklınızın ve kalbinizin 1 kadında takılı kaldığı doğru mu yoksa etrafta dolaşan bir uydurma mı?
Son zamanlarda sosyal medyada bu konuyla alakalı çok fazla içerik görmeye başladım. Yok "1 erkek 1 kez sever" vs. gibi ve sormak istedim sizlere.

DİPNOT: Bu benim görüşüm değil sadece dikkatimi çeken bir durum olduğu için sormak istedim.
0
mermaidd
(09.12.25)
Doğru değil.
0
gabe h coud
(09.12.25)
Doğru değil. Birden çok kez sevebilir insan. Hiç bitmez sandığın sevgi yok oluyor/ediliyor ya da aşkın etkisi geçiyor. Aslında o kişiyi değil, o zamanki heyecanını, sende bıraktığı etkiyi seviyorsun. Bir de hayat bu kadar romantik değil. Millet evlenip bir kişiyle 20 30 yıl geçiriyor. Bu bence çok zor bir şey. Bir kere sevme olayı garip aslında.
0
arbre
(09.12.25)
psikoloji, kültür, çevre etkileri nedeniyle bazı insanlar hayatta duygusal olarak takılı ve takıntılı kalabiliyor fakat genelleyemeyiz
+4
grimavi
(09.12.25)
Erkek duygularını bastırarak büyütür, ayrılık sonrası yasını erteler, sonra da "unuttum" zanneder. Ama bilmez ki işlenmeyen duygu geçmez, sadece donar. Bir de hafızanın seçiciliği var tabii, o ilişkideki zorlukları, çektikleri sıkıntıları değil de, sadece güzel anıları hatırlayınca ne olur? Buyrun size "yanındakiyle yaşar, aklındakiyle ölürsün" başlıklı saygısız bir gönderi daha...
+1
zaman ilac degil insanlar unutkan
(10.12.25)
Henüz 1.80 sarışın Rus’a denk gelememiş bir erkek uydurması olarak görüyorum bu tarz lafları. Karşim bu erkek nasıl sadece 1 kez aşık olabilir ya
+1
olaylar olaylar
(10.12.25)
Bende 1 kez sanıyordum.

Sevmeyi seviyorsanız cevabı 1 den fazla.

Kadınların sanmaları yüzünden erkekler fena dağılıyor.

hele günümüzde.

The true north +1
0
baldan kaymak
(10.12.25)
Aşık olmamış ya da önceki aşkının duygusal bağımlılığından çıkamamış birinin genellemesi. Kendi başı ağrısa herkesin başının ağrıdığını da zannediyor olabilir.
Şu da var, yaşadığı aşkın o zaman hissettirdiği hisler ile şimdiki aşık halinin yaşattığı hisler birbirinden farklı olabilir. Bu sebeple öyle zannediyor da olabilir.
0
kisa
(10.12.25)
Kadın içinde erkek içinde doğru değil.
Uzun zaman önce birine karşı bende böyle düşünmüştüm nasıl seviyorum ama deli gibi tasma taksın gezdirsin diyorum :)
Aradan yıllar geçti bir yerden telefonuma ulaşmış aradı, çok şaşırdım tabi ama hissim yok olmuş tamamen, sonra mesajlar attı görüşmek istedi hep bahanelerle istemedim, açıkça söyledim istemediğimi en son yine durmadı engelledim. Geçmişe dönüp bakınca ne kadar toy ve boşmuş, iyi ki tasma taktırmamışım :)
0
IcedFlames
(10.12.25)
çok slogan bir söylem bence; bu kadar genellenemez. derecesi fark etmeksizin gerçekten sevdiğimizi söyleyebildiğimiz insanlar birden fazla olmuşsa -ki bende öyle-soruna şu şekilde cevap verebilirim:

öyle veya böyle, gittiğinde sende bıraktığı boşluk dehşet seviyede oluyor; hayatındayken ise bir şekilde daha kendin gibi, sanki oyundaki en güzel güçlendirme veren itemi inventory ne atmışsın da her zorluğu kolaylıkla aşabilecekmişsin gibi hissediyorsun.
0
lüzumsuz adam
(10.12.25)
Hayat çok uzun, zaman çok güzel siliyor her şeyi.
+1
antihero
(10.12.25)
Doğru değil.

Ergenliğin heyecanı
20'lerin heyecanı
30'ların olgunluğu
40'ların boşvermişliği
hepsi apayrı hepsinde de ayrı bağlanıyoruz, tutulu kalıyoruz. İlk terk edildiğimde ölüyorum sanmıştım, terk ettiğimde de dünyanın en suçlu insanı gibi hissetmiştim.
onsuz yapamam dediğim insanı/insanları yolda görüp kafa çevirdiği de oluyor insanın.
takılı kalıyorsanız o kişiye olan sevginizden değil, kendinizde olan sorunlardan dolayıdır. O ilişkinin bitmesi size yetersiz hissettirdiği için tekrar dönmek istiyorsunuz, kendinizi kanıtlamak istiyorunuz. vb nedenler.

sağlıklı yetişkin takılı kalmaz. bitmesi gerektiği yerde de biter. hayat herkes için devam ediyor. iki iyi insan mükemmel bir ilişki yaşayacak diye bir kural yok. Maalesef olmayabiliyor.
0
croswell
(10.12.25)
aşırı derecede bir uydurma. üniversite zamanında 5 yıllık ilişkim oldu, ilk ciddi ilişkimdi ve aşırı seviyorduk birbirimizi ilk 18-20 yaşların heyecanıyla ama olmadı ayrıldık. sonra başka bir uzun ilişkim oldu, evlendim, 1 senelik evlilikten sonra ayrıldık :) şimdi 5 yıllık başka bir ilişkimle evliyim 1.5 sene oldu evleneli ve gerçekten mutluyum, yaş da 40'a geliyor. öncekileri sokakta görsem sadece gülerim, ne yaşadığımı bile unuttum öyle söyliyim :D
0
awlmi
(10.12.25)
Şöyle diyelim hayat boyu değil belki ama... İnsanların hayatlarında belli kırılma dönemleri oluyor ve karakterleri ona göre şekilleniyor.

O dönemlerde unutamadıkları insanlar oluyor muhakkak.

Yani 30 bir dönüm noktasıysa bir insan için 30'larında yaşadığı bir ilişki 30-40 yaş arası dönemde unutulmaz olabiliyor.
0
anten
(10.12.25)
38 yaş olarak 3 kişiye aşık oldum şu ana kadar. aralarındaki süreler oldukça fazla tabi. birini unutmadan baskasına aşık olmadım hiç.
0
archmeister8
(10.12.25)
Bu 14-15 yasindayken dusundugum bir seydi ama artik degil.
0
hot potato
(10.12.25)
Büyük konuşmak istemem ama insan bir kere sevmeli, evlenmeli.

Evlendin, bir kaç sene içinde eşinle anlaşamadın, ayrıldın. Tabii ki yeniden evlenebilirsin.
Ancak evlendin, çocukların oldu, bir 10-15 sene sonra eşin vefat etti. Yeniden evlenmemek bence en güzeli. Ben tercih etmem diye düşünüyorum.

Ama evlenilmesi de ayıp veya yanlış değil. Kişisel tercih.

.
0
kartallar yuksek ucar
(10.12.25)
9-10 defa "sadece bir kez sevdim" dediğim birlikteliğim olmuştur.
0
kizil karga
(10.12.25)
gündüz soruyu görmüştüm şimdi antitez olarak geldim. ben gerçekten sanki bir kez gerçekten sevdim, sevildim. 35 yaşındayım sonrası hep onun kadar sevebileceğim birini aramakla geçti umarım bulurum
0
rajkoothrapali
(10.12.25)
@rajkoothrapali umarım bulursun 🙏🏻

Hepinize dönüşleriniz için teşekkür ederim
0
🌸mermaidd
(10.12.25)
doğru değil. hatta bunu söyleyen insanın hiç de olgun olmadıgını, çok deneyimsiz oldugunu, iddalı sloganvari cümlelerin peşinden sürüklenen duygusal olarak zayıf birisi oldugunu düşünürüm.
-2
abelardo
(12.12.25)
@ruzgarr örneğinde görüldüğü gibi hiç şaşmaz

www.eksiduyuru.com

duygusal olarak zayıf insanlar ancak hayatta sadece bir kez sevilebileceğine inanır
+2
abelardo
(14.12.25)
Sevemedim güvenemedim. Hatalar yaptık şimdi piyasada düzgün kız da kalmadı.
0
civa
(07.01.26)
(5)

gss prim borcu çıkmazı

steve rogers
selamlar işsiz olduğum 1 senelik dönemde borç birikmiş. üzerine gecikme zammı da olmuş. bunu hemen ödemeli miyim? ödeme diyenler var neye göre ödeme diyorlar anlamadım. ödemedikeç artmıyor mu şimdi. bilgi olan birisi aydınlatabilir mi
selamlar işsiz olduğum 1 senelik dönemde borç birikmiş. üzerine gecikme zammı da olmuş. bunu hemen ödemeli miyim? ödeme diyenler var neye göre ödeme diyorlar anlamadım. ödemedikeç artmıyor mu şimdi. bilgi olan birisi aydınlatabilir mi
0
steve rogers
(07.12.25)
gss prim borcu her ay ödenmesi gereken bir bir prim borcu. ödenmediği zaman faiz işliyor. bazen devlet bu borcun faizini siliyor ve/veya borcu taksitlere bölüp yapılandırıyor. ödeme diyenler nasıl olsa elbet borcun faizi silinecek ve borç yapılandırılacak diye düşünüyor. ayrıca ilelebet borcu ödemeyenler var, nasıl olsa yaptırımı yok ve/veya borcu tamamı da bir gün silinebilir diye düşünüyorlar. ancak gss borcunu ödemediysen hastaneye işin düşerse ücret ödemek zorunda kalıyorsun.
eğer gelirin yoksa bu borctan tamamen muaf olmak için de başvuru yapabiliyorsun. ama aile evinde kalıyorsan aile gelirinin tamamını dikkate alıyorlar diye biliyorum
0
abelardo
(07.12.25)
bu güne kadar gss prim borcu adı altında bir sürü para ödedim. öte yandan arkadaşlarımın hiç birisi ödemedi. hep af hep af. ben ödediğimle salak gibi kaldım. onlara af çıktı silindi.


umarım bir gün türkiye adaletli bir yer olur ve bunların hesabı sorulur.


evet örnek vatandaşım. harcımı borcumu gününde ödemeye çalışırım. vergi kaçırmam, yasa dışı hiç bişeyim yoktur.
+3
Fodera
(07.12.25)
öde tabi ki. ödemezsen doktora gidemezsin, her şikayetinde şekeri kes, tuzu azalt, kilo ver diyemezler.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.12.25)
Hepsini bir kerede ödemek zorunda değilsin. Ben arada 3-5 bir şey atıyorum. Seslerini kesiyorlar.
0
nothing in my way
(07.12.25)
yıllardır gss ödemeyen, geçenler de bahsettiğimde ise "gss ne lan" diyen tanıdıklarım var. sigortasız çalışıyorlardı. ben ödedim geçen yıllarda hep. fodera +1. şuan biraz borcum var, henüz ödemedim. bilmiyorum ne zaman öderim.

gss borcun varsa bile muayene ücretini ödemek kaydıyla sağlık hizmetin faydalanabiliyorsun. 2026 itibariyla değişmeyecekse hala öyle.

özel sağlık sigortanız varsa gss borcunuz varsa bile öss kullanabilirsiniz.
+1
biseysorcaktim
(07.12.25)
(16)

İkinci el kıyafet alıp giyer misiniz?

slm ben yalnız komando yasin
Şu sıralar 2. el kıyafet bakıyorum mont, kaban. Alıpda giyer misiniz. Bizim halkımız genelde ikinci el kıyafete nedense sıcak bakmıyor, alanlarıda biraz küçümsüyor veya o kişi hakkında değişik düşüncelere kapılıyor. Hoş tabii insanların ne düşündüğü pek önemli değil ama siz alıp giyer misiniz?
Şu sıralar 2. el kıyafet bakıyorum mont, kaban. Alıpda giyer misiniz. Bizim halkımız genelde ikinci el kıyafete nedense sıcak bakmıyor, alanlarıda biraz küçümsüyor veya o kişi hakkında değişik düşüncelere kapılıyor. Hoş tabii insanların ne düşündüğü pek önemli değil ama siz alıp giyer misiniz?
0
slm ben yalnız komando yasin
(07.12.25)
Bit pazarı gezen bir insan olarak kaset cd kitap dergi dekoratif obje ıvır zıvır bir çok şey aldığım olmuştur ancak kıyafet ayakkabı asla.
Bunların tutuldukları ve satıldığı şartları görüyorum bu pazarlara boşuna bit pazarı denmiyor... Şimdi diyeceksin ben retro vintage mağazasından alıyorum onların da tanesi 5 liraya çuval çuval buralardan dolduruyorlar. Bazı kıyafet yapısı gereği yıkanmaya ya da yüksek sıcaklıkta yıkanmaya müsait olmayabiliyor ben güvenip almam büyük oranda hijyen kaygısı benimki. Alıp giyen yaklaştıran çok var bir sözüm yok ama bana göre değil.

Edit. Dolap gibi uygulamalar özellikle kadınlar bu tabuyu daha kolay aştılar gibi erkeklerde daha nadir zannediyorum mesela ceket belki alınabilir daha ileri sanmıyorum. Bir de eskiden eş dost akraba arasında özellikle çocuk genç yaşlarimizda böyle değişim olurdu ama tekstil çok daha ulaşılabilir olduktan sonra kalmadı gibi. Mesela bir arkadaşım küçük/ büyük gelen bir kıyafeti giyer misin derse yine az bir ihtimalle kabul ederim.
0
anon1m
(07.12.25)
Evet giyerim ve giyiyorum.
Bir tişört üretebilmek için o kadar çok su harcanıyor ki; kaç canlının içeceği su aslında bu. Dünyamız kaynak bakımından çok zengin değil. Üretim yapılırken ortaya çıkan atıklar, çevre kirliliği, hava kirliliği de cabası.
Bu arada bu insanları da köle haline getiriyor. Daha çok çalışıyorlar, daha az para kazanıyorlar. Birileri de daha çok zengin oluyor.
Benim montum ikinci el. Üç yıldır da giyiyorum. İnsanlara bakma sen. Buna laf eden empati yoksunu, bencil ve cahildir.
+1
rock n roll
(07.12.25)
Temizliğine inandıktan sonra giyerim .
+2
diyecevaplandı
(07.12.25)
mezuniyet kıyafetimi dolap'tan almıştım en fazla kaç kere giyeceğim diyerek. ama günlük ve sürekli giyeceğim bir şey almadım.
0
black holes in the sky
(07.12.25)
ilk sahibi bildiğim bir insan ise alıp giyerim. Bilmediğim biriyse kolay kolay almam. Hele ayakkabı asla.
0
al basmadan donu var
(07.12.25)
kesinlikle giymem. pahalı diye marka ikinci elde almam onun yerine bütçemin el verdiği bir marka alırım. aynı şekilde çakma bir üründe kesinlikle almam.
elektronikte bile ikinci el tercih etmem.
-1
my fault
(07.12.25)
bizim halkin biliyorsun ki cogu monser. salcali ekmege methiyeler düzerler ama ikinci el kiyafet falan aman allah korusun.
ikinci el ayakkabi, ic camasiri, corap giymem ama temizligine inandigim kazak, polar, sweatshirt, kaban gibi kiyafetleri ikinci el de giyerim. özellikle gercek yün ya da kaz tüyü gibi hayvansal ürünle yapilmissa ikinci el olmasi daha da iyidir.
özellikle bebeklere ve cocuklara ikinci el almak cok mantikli bana kalirsa. bebegime de ikinci el kiyafet temiz olmasi kaydiyla alirim. cocukken de teyzemin kizindan bana cok kiyafet gelirdi.

bunun benim icin durumu olmak ya da olmamakla alakasi yok. kaynaklarin heba edilmesinden rahatsizim, yarattigimiz cöp daglarindan rahatsizim, bu ürünleri almak icin bir ofiste degerli vaktimi skk skk gecirmekten cok rahatsizim.
bir kitap okudum ufkum acildi diyebilecegim bir kitap yok ama bir röportaj var. ikinci ele yönelmemin en büyük sebebi pepe mujica'nin 10 sene önce izledigim su röportajidir: www.youtube.com
bu röportaji izledikten sonra saatlik olarak ne kadar para aldigimi hesapladim.
yeni bir sey almadan önce onu almak icin kac saat calismam gerektigini hesap ediyorum. hayatimdan bu kadar kaybolan saati bunun icin harcamama deger mi diye düsünüyorum. bu tutum, alisveris aliskanliklarimi tamamen degistirdi. ciddi bir yükten kurtuldum. eksisozluk.com
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.12.25)
2.el deri ceket alma fantazim var. bunun dışında giymem.
0
michael harddd
(07.12.25)
Giyiyorum.
+1
peki madem
(07.12.25)
her şeyin ikinci elini alırım ama kıyafet almam. eş dost tanıdık giymişse o zaman ikinci sahibi ben olurum ama pazarda satılan ikinci el kıyafeti almayı düşünmüyorum. açıkçası çok bir sebebi yok ama sebepsiz bir prensip belki de.
0
abelardo
(07.12.25)
Ben giyerim.
0
Kahvedesu
(07.12.25)
dolap'tan giyilmemiş ya da etiketli ürün aldığım oluyor. hepsi de tarif edildiği gibi geldi şansıma. giyilmiş şeyi şöyle tercih etmiyorum; ben eşyalarıma çok iyi bakıyorum, kıyafetlerimde ip çekiği, yırtık, sökük gibi şeyler olmamasına dikkat ediyorum. olursa tamir ediyorum; iyi sonuç vermezse o kıyafetten soğuyorum genelde. (bu sebeple eşya ödünç vermeyi de sevmem.) bazı insanlar bunu hiç sallamıyor. bakıyorum kullanılmış çanta koymuş; saplarındaki deri aşınmış, her tarafından ipler sarkıyor vs. bunları incelemekle uğraşmayı göze alamadığımdan tercih etmem. bir de yıkanmayacak şeyleri asla alamam; ayakkabı, deri eşya gibi.
0
lil siztah
(07.12.25)
giyerim. yıkadıktan sonra çok problem etmem.

kendi kızıma daha çok kullanıyorum hatta ikinci el. çocuğa yeni kıyafet almak çok mantıksız gelir. bu 4. kışı daha sıfır montu olmadı, hep dolaptan aldım. iç giyim tarzı ürünler ve ayakkabı tercih etmem sadece. yani şöyle; ikinci el ürünleri alıp bakımını yaptıktan sonra satan mağazalar olsa ayakkabı bile düşünülebilir.
+1
elorelia
(08.12.25)
Para verip alma alışkanlığım yok. Abimin eşinin eskilerini giyerim. Arkadaşlardan da küçüldü, uymadı vb. denip önerilen kıyafetleri alırım. Nerede beleş oraya yerleş insanıyım. :) Genelde aldığım eşyaları tepe tepe kullanırım. Sıkıldığım tek tük şeyi değerlendirebilecek kişilerden rica edip ihtiyacı olanlara göndermeye çalışıyorum.
0
auroraaurora
(08.12.25)
temizliğine kullanımına gore değişir. avm de ya da giyim magazalarında deneyip begendiğimiz tüm ürünler kullanılmıs giyilmiş ürünler zaten.
0
koela
(08.12.25)
kendi aramızda takas grubumuz var, dönem dönem kıyafet, çanta, ayakkabı vb. alıp veriyoruz. küçümsemem, tuhaf da gelmez, ekonomik kaynaklar da dünya kaynakları da sonsuz değil, en azından bunu yapabiliyor olmayı önemsiyorum. ayrıca tüketim çılgınlığına da görece kapılmamış oluyoruz.
0
Phoebe
(08.12.25)
(8)

duyuru kadınlarına

baldan kaymak
ayrıldık kız arkadaşımla.kıskançlıktan yıldım, çevremde x kadın olsa rahatsız oluyor. Artık yetti.Küpesini unutmuş, kargolar mısın dedi.Biraz da sinirliyim: aldığı herşeyi kargolayasım var. Evde görmek istemiyorum.Sizce napayım? Tek derdim bu şu an. Sonrası sonra.
ayrıldık kız arkadaşımla.

kıskançlıktan yıldım, çevremde x kadın olsa rahatsız oluyor. Artık yetti.

Küpesini unutmuş, kargolar mısın dedi.

Biraz da sinirliyim: aldığı herşeyi kargolayasım var. Evde görmek istemiyorum.

Sizce napayım? Tek derdim bu şu an. Sonrası sonra.
-3
baldan kaymak
(06.12.25)
Küpesini kargolamanı istemesi biraz "iş atmak" gibi olmuş. Senden "kargolamıyorum, buluşup vereyim." tarzında bi dönüt beklemiş olabilir.
Sinirli olduğunu söylüyorsun, üstünden zaman geçsin öyle karar ver bence aksi halde aldığı tüm eşyaları kargolarsan geri dönüşü olmayabilir.
+3
mermaidd
(07.12.25)
görüşüp verme zarfına düşme. barışırsınız

kıskançlık harbiden bıktırıcı seviyedeyse -ki öyle görünüyor- ve kafada tamamen bitirdiysen, dönmek istemiyorsan, bütün eşyalarını kargola, kral hareket olur.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(07.12.25)
Sen ayrılmak istiyorsan hepsini kargola. Devam etsin istiyorsan küpeyle birlikte ufak bir hediye yolla. Mesajı alan alır.
0
gobekliraki
(07.12.25)
Kargola gitsin. İnceldiği yerden kopsun. Hayır gelmez artık
0
luluki
(07.12.25)
Gönder ve kesinkes ayrıl. Bu kıskançlıkla ömür sürmez.
0
cemallamec
(07.12.25)
o ölçüde bir kıskançlıkla ömür geçmez ancak karşı tarafın gerekçelerini bilmeden konuşmak da zor..

soruya gelirsek, bana da küpeyi kargoyla istemesi nabız ölçmek gibi geldi. bence önce siniriniz bir yatışsın; mantıklı düşünür hale gelip, öyle harekete geçin ve:
1.sizce oluru varsa, yukarıdaki yakınlaştırıcı önerileri gerçekleştirin; küpe verme bahanesiyle buluşmak gibi.
2. değilse, ancak kafanız karışıksa, küpeyi kargolayın.
3. tüm eşyaları birden kargolamak "bu iş bir daha asla olmaz" demek bence; öyle düşünüyorsanız yapın sadece.
0
lil siztah
(07.12.25)
bence sen ayrılmak istemiyorsun. ayrılmak istiyor olsaydın zaten her şeyi kargolardın. buraya neyi sordugunu anlamadım. ne cevap vermemizi bekliyorsun ki?
+1
abelardo
(07.12.25)
kargola? baska ne yapacaksin ki?
+1
Sour
(07.12.25)
(4)

Mutlu gibi görünen medyatik çiftler

sekizdokuzon
Biraz da gıybet. Ayrı ayrı bayağı sevsem de Hazal Kaya -Ali Atay çifti bana aşırı toksik geliyor. Buradan sonra tamamen niyet okuyorum: Kadın aslında daha romantik bir eş istiyor, adamın da kadının gel gitlerinden sitki sıyrılmış gibi bir hali var. Birbirlerini mutlaka çok seviyorlardir ama her günl
Biraz da gıybet. Ayrı ayrı bayağı sevsem de Hazal Kaya -Ali Atay çifti bana aşırı toksik geliyor. Buradan sonra tamamen niyet okuyorum: Kadın aslında daha romantik bir eş istiyor, adamın da kadının gel gitlerinden sitki sıyrılmış gibi bir hali var. Birbirlerini mutlaka çok seviyorlardir ama her günleri başka bir olay gibi bir çift.

Sizin böyle uzaktan ideal görünen ama toksik bulduğunuz medyatik çiftler var mı?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(04.12.25)
Ceyda düvenci ve talihsiz sevgilileri
Okan bayülgen e takılan zavallı kadınlar
0
luluki
(05.12.25)
Özgür mumcu ve Ece temelkuran yeni evlendiklerinde çok acayip röportaj vermişlerdi çok aşığız minvalinde okuyunca bu ne ya olmuş ve bunlar kesin ayrılır diye düşünmüştüm ve ayrıldılar hahah
0
euteamo
(05.12.25)
Şişman itici eser ve ismini bilmediğim karısı, düşman başına.
+4
dunyao
(06.12.25)
hazal kayanın toksik birisi oldugunu, eşinin onu idare ettiğini düşünüyorum. uzaktan eyyorlamam bu kadar
itici eser ve itici karısının çok mutlu olduklarını düşünüyorum. ideal çift bence
0
abelardo
(07.12.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.