Merhaba, başlığı açayım siz de bana mümkünse aptala anlatır gibi anlatın. Diyelim ki kişi aylık harcamalarını yaptıktan sonra kalan miktarı sepet yaparak (altın gr. / dolar / euro) saklıyor. Malum 3 biriktirme yönteminin de hiçbir faizi ya da kendi içinde büyümesi yok, artışlar hariç. Bu durumda kiş
Merhaba, başlığı açayım siz de bana mümkünse aptala anlatır gibi anlatın.
Diyelim ki kişi aylık harcamalarını yaptıktan sonra kalan miktarı sepet yaparak (altın gr. / dolar / euro) saklıyor. Malum 3 biriktirme yönteminin de hiçbir faizi ya da kendi içinde büyümesi yok, artışlar hariç. Bu durumda kişinin bunlar yerine her 1.000 USD ettiğinde eurobond alması mantıklı mıdır?
Riskler var evet ama dümdüz durmasından iyi midir?
Şimdiden teşekkür ederim.
0
charbiel (25.10.24)
Altının ve gümüşün getirisi yok demişsin, ancak ons fiyatı sürekli yükseliyor. Riski de var gerçi ama, küresel gelişmeler altının dolar bazlı getirisinin devam edeceğini söylüyor.
Eurobond hakkında haklısın. Sürekli bir getirisi var. Riskli olduğunu söylemişsin. Ancak vadesi bitmeye yakın olan eurobondları tercih ederek ve vadeden önce bozdurmayacak şekilde çeşitlendirerek riski tamamen sıfırlayabilirsin.
0
Mirket
(25.10.24)
dovizin duz durmasindan iyidir tabi ki. vade sonuna kadar beklerse riski de yok (olagandisi default olma riski haric) 1000 usd etmeden de dusuk fiyatli alinabilir. onun yerine dolarla alinana fonlara da bakilabilir.
0
bay b
(25.10.24)
bu cümleye katılmıyorum: Malum 3 biriktirme yönteminin de hiçbir faizi ya da kendi içinde büyümesi yok, artışlar hariç.
altının kendi içinden büyümesi olmaması demek altın alınca altın sayısının artmaması mı demek oluyor?
eurobond alınca elindeki dolar sayısının artacağını düşünerek böyle dedin sanırım.
o durumda bile eurobond yatırımının altından daha çok kazandıracağının garantisi yok.
çünkü: dolar/euro kendi enflasyonu olan bir şey. altında böyle bir şey yok.
0
abelardo
(25.10.24)
ben eurobonddan birşey anlamadım ya, 1 ayda 140 tl gelmiş, aynı para tl'de 2 günde o faizi alıyor. birde banka şubeden arayıp 3 aylık eurobonda özel bağladılar 3 ayda yüksek faiz getirdi, kendilerinin özel bonosuymuş, eğer meblağ yüksekse şubene sor
0
eja
(25.10.24)
Fonları incelemeni öneririm. Bunları alıp satarken makastan zarar edersin ayrıca işin vergi boyutu var. Vadesine kadar tutmazsan dovizin yukselişinden kazandığın karı da hesaplayarak vergi odemen gerekir. O yuzden fonları inceleyip sana uygun olanları ve alman mantıklı olur.
0
solenkol
(26.10.24)
Teşekkür ederim cevaplar için, kastım şuydu: 3.000tl'ye gram altın alıyoruz, ay sonunda 3.005 oluyor evet ama hani vadeliye koysak daha çok getiriyor gibi gibi... fon / hisse asla anladığım şeyler değil :( eurobondu bile çok zor anladım. Galiba finansal okur yazarlık öğrensem iyi olacak.
ben temettünün ne olduğunu yeni öğrendim. temettü emekliliği diye de bir şey varmış. ben şimdi ömür boyu temettü alacağım diye bir sürü tüpraş hissesi alsam, tüpraş birkaç sene sonra temettü vermekten vazgeçerse ne olacak? garanti veriyorlar mı kesin temettü vereceğiz diye?
ben temettünün ne olduğunu yeni öğrendim. temettü emekliliği diye de bir şey varmış. ben şimdi ömür boyu temettü alacağım diye bir sürü tüpraş hissesi alsam, tüpraş birkaç sene sonra temettü vermekten vazgeçerse ne olacak? garanti veriyorlar mı kesin temettü vereceğiz diye?
0
ya ben lan neyse (24.10.24)
Amerikada falan temettü emekliliği denen bir şey var. Birka. iyi şirket, borsanın altın çağında güzel temettü verince hep öyle olacağını sanan bir kaç romantik ve gereksiz adam bizde de temettü emekliliği olacağı iddiasıyla epey de bi taraftar toplayıp baya gürültü yaptılar.
Verilen temettüler bugünün enflasyonist ortamında ve fiyat hareketliliğinde 3 kuruştur. İnsanı öyle emekli falan etmez. Ve haklısın. Önümüzdeki sene ve senelerde temettü vermiyoruz da diyebilirler, 3 kuruştu zaten bir kuruşa indirdik de diyebilirler. Yani bir balon o.
0
Mirket
(24.10.24)
temettü olayını pek sevdiğimi söyleyemem hele türkiyede hiç. yatırıma dönüşmeyen paranın veriminin o parayı yatırıma dönüştüren şirketlere nazaran daha kötü olacağına dayanıyor bu fikrim. temettü garantisi diye bir şey de yok fakat önceki temettü verileri bu konuda tahmin etmeyi kolaylaştırabilir.
0
tabii lan manyak mısın
(24.10.24)
Temettü vereceklerinin garantisi yok. Şirket kar etmezse temettü zaten vermez. Veya şirket yeni bir yatırım yapmaya karar verir, tüm karı bu yatırımda kullanmaya karar verip temettü vermeyebilir. Garanti değil.
Ama Tüpraş yıllardır veriyor, herhalde ileride de yıllarca verir, fakat garantisi yok.
Ama şöyle düşüneceksin. 100 liralık şirket 10 lira kar edince bu karı dağıtıyor. Eğer karı dağıtmayıp yatırım yapmaya karar verse 110 liralık bir şirket olur normal şartlarda. Hatta o yatırım sayesinde büyüyeceği için 115 liralık bir şirket olur. Ama gerçek hayat böyle değil tabi, özellikle de Türkiye'de.
0
michael_knight
(24.10.24)
Bir sirkete "sadece" temettu oduyor diye yatirim yapilmaz. Temettu odeme verimine gore de (odenen temettu/odeme tarihindeki bir hisse fiyati) yatirim yapilmaz.
Bir sirkete, finansallari iyiyse, yaptiklari iste gelecek goruyorsaniz, iyi yonetiliyorsa ve olacagini degerlendirdigimiz fiyattan ucuzsa yatirim yapilir. Bu inandigimiz sirket temettu oduyor olabilir, yatirim stratejimiz yukardaki kriterler ve ayni zamanda temettu odeyen sirketler olabilir. Temettulerden alacaginiz kazanclari yeniden yine "iyi" olan sirketlerinize yatirirsaniz yillar icinde buyume oraniniz artabilir. Bir ornek olarak, vasal sirketler, ortagi fazla olan sirketler temettu odeme yatkinligi daha fazla olan sirketlerdir. Cunku temettu sirket ortaklarinin yada ana holding sirketinin kardan pay almasinin yollarindandir.
Temettu emekliligi kavramini; insanlar temettu zenginligi olarak algiliyorlar. Hem calismayayim, hem luks hayat yasayayim bu yolla vs. bu her alandaki zenginler gibi cok zor bir sey. Sans ve zamanlama cok muhim. Ancak "iyi" sirketlerin getirecegi temettuler sebebiyle 10-20 yil bandinda ciddi bir ek gelir kazanmak da mumkundur. Bir sirket temettu odemekten artik vazgecer , yada isleri bozulur kar edemez vs. olursa ozetle iyi olmaktan cikarsa portfoyunuzu degistirirsiniz.
0
wallcan
(25.10.24)
temettü vereceğiz diye garanti vermiyorlar. şirket zarar ederse veya elde ettiği karını yatırıma harcayacağız derse temettü vermez. hatta temettü verecek diye aldığın şirket batabilir, temettüyü geçtim ana paranı kaybedebilirsin. ayrıca temettü verdiği zaman verdiği temettü kadar hisse değeri düşer, hatta daha çok düşer. örneğin 1000 lira değeri olan hisse 100 lira temettü verse, hissenin değeri 900 liraya düşer, sana da 100 lira değil vergiden sonra 85 lira geçer. yani temettü verdiği gün 15 lira zararın olur. bunları bilmeden bu işlere girilmez.
0
abelardo
(25.10.24)
sadece tüpras aldiysan ve tüpras evet ben dagitmiyorum bu sene derse ortada kalirsin evet, böyle bir sey yapabilirler. bu illa kötü bir sey de olmak zorunda degil.
cözümü 1) kenarda nakit para bulundurmak, 1 senelik harcamalarin icin mesela temettü gelirine endekslenmis olmamak 2) birden fazla hisse senedi, tahvil vs bulundurmak. yani riski "paylastirmak". mesela tahvil sabit gelir getiren bir yatirim aracidir. ondan da alabilirsin eger tek amacin sabit gelir ise.
Selamlar. Ben normalde çevremdeki insanlara karşı o kadar beklentili biri değilimdir. Yani evine gideyim bana xx yemeğini ikram etmedi daha iyi bir şey beklerdim, yok işte şöyle şöyle demek yerine böyle böyle deseydi vs gibi. Kimse kimseyi fazla düşünmek zorunda değil. Okaysek karşılıklı sorun yok k
Selamlar. Ben normalde çevremdeki insanlara karşı o kadar beklentili biri değilimdir. Yani evine gideyim bana xx yemeğini ikram etmedi daha iyi bir şey beklerdim, yok işte şöyle şöyle demek yerine böyle böyle deseydi vs gibi. Kimse kimseyi fazla düşünmek zorunda değil. Okaysek karşılıklı sorun yok kafasındayım. (kendim overthinking delisiyim o ayrı)
Ama artık insanlardan beklentili olmamam benim kendi değerimi düşürüyomuş gibi hissediyorum. Yani bir şeye laf etmiyorum beklentilerimi söylemiyorum diye insanlar ekstra umursamıyor gibi.
En son bu düşünceye kapılmam şöyle oldu; doğum günümdü ve yıllardır birbirimize iyi kötü maksat hediye almak olsun tatlılık olsun diye hediye aldığımız bir arkadaşım var. Bu sene bi anda hediye olayını bitirdi. Olay burada neden hediye almadım değil ama benim için küçük bir hediye bile bir değer yani. Bak seni düşündüm gibi bir şeydi. Neden böyle yaptı anlamadım aramız kötü bile değil aksine çok da iyi. Ama bunu dönüp söylemek çok ayıp geldiği için asla söylemedim. Söyleyemem de. Ama çok üzüldüm.
Bu ve bunun gibi bir sürü minik minik olay canımı sıkmaya başladı. Kimse bana şunu almak zorunda değil, kimse bana şöyle demek zorunda değil diye diye düşüne düşüne her şeye okay der oldum yani özetle.
Ama beklentili olup bunu da belli etmeli miyiz? Cidden doğrusu bu mu? Siz yapıyo musunuz yoksa benim gibi kendi kendinizi mi değersizleştiriyosunuz :'(
--iç dökme seansı bitti :)--
0
chanandler bong (24.10.24)
Aslında buradaki değersizleştirme konusu karşı tarafın gözünde. Yani beklentilerin karşı tarafa aktarılmaması halinde karşı taraf bu beklentileri karşılamak için bir çaba harcamıyor diye görüyorum. Çünkü yaptığının yeterli olduğunu düşünüyor belki de. İnsanoğlu tabi ki hepimiz benciliz ama bu çok mızmızlanan insanların üstüne daha çok düşerler ya hani sanki bazen öyle olmalı gibi geliyor.
edit: Hep aynı cümleler etrafındayım kendim de okuyunca fark ediyorum :)
0
🌸chanandler bong
(24.10.24)
Beklenti içinde olmayın ama bu onun ilerde hiç karşılık vermemesi gerektiği anlamına gelmez. İnsani şekilde uygun yer zamanda karşılık vermesi lazımdır. Düğünlerde takılan altın para işleri de öyledir. Karşı taraf doğrudan bunu beklemez, belirtmez ama diğer taraf bu yapılana karşılık olarak karşı tarafın mesela düğünü olduğunda gereken şeyi takması esastır.
Sürekli tek taraflı etkileşim olmaz. O zaman tuhaf bir şey vardır arada şşldi değil ileride bir sorun çıkmasına işaret eder. Bir arkadaş vardı bende yıllar önce ne zaman gezsek çay vs ikram "benden" olurdu. Fakir olsa önemsemem de bir tuhaflık söz konusuydu. En son borç para istedi verdik. bu kez de ne borcu ödemek ne gel görüşelim gezelim falan.. ortadan kayboldu bu kez. Zorla parayı aldım ama güvenim de tamamen sarsıldı.
Arkadaşı, yakın komşuyu eve çağırmalar da böyledir. Kimisi bir yerlere gitmeden, oradalarda yemeden içmeden duramaz. ama eve sözde arkadaşı olan birini çağırıp vefa yakınlık göstergesi olarak demliğe çay koymaktan da acizdir. Kadınlar arasında da böyledir bu hususlar. Zamanında benden yaşça büyük bir kadın tanıdığımdan duyduğum, bir zaman komsusu sadece ikram olarak çayla hazır biskivilerden ikram etmiş. Onun ise elinden yemek hususunda çok iş gelir hamarat biri. Komşuluğu, yakınlığı sever. Kendisine komşusu geldiğinde servis tabağına elle yaptığı yiyecek pasta, kısır vs şeylerle doldurur. Hal böyleyken kendisine bu mütekabiliyet mevzusunu, yakınlığın sınırlarını çizmesi gerektiğini anlattım.
Sadece ikram konuları değil birisini aramak hal hatır sormakta böyledir. 20 yıl kadar önce yakın bir arkadaşım vardı. Aradan geçen sürede yine ben aradım bazı zamanlar ama kendisinden bir yakınlık görmedim bu hususta. En son yıllar önce konuştuğumda vakitinin olmadığını laf arasında söyledi. Bu tamamen yalandan ibaret, kendisinin konuyu, benim kadar önemsemediğini gösteren bir savunma. Benim de o zamandan beri arayıp sorduğum yok.
Bir kaç kişinin yanına gittiyseniz içlerinden en az biri diğerlerine oranla empati kurar yakınlık gösterir söyledikleriyle. Bu kişinin değerini bilmek lazım. Buna dikkat edin.
Devletler arasında bile mütekabiliyet esasları vardır. Bu çerçevede bazı ilişkiler yürür veya yürümez.
0
diyecevaplandı
(24.10.24)
@diyecevaplandı o kadar benim de karşılaştığım durumlar ki gerçekten. İşte bu ve bunlar gibi durumlar olunca bi süre sonra insan psikolojik olarak sanki kendi hal hareketleri sorunlu da karşı taraf haklıymış gibi düşünüyo ve evet o ilişkiler yürümüyo. Ya da siz ne kadar tolere ediyorsanız o kadar ediyomuş gibi oluyor.
0
🌸chanandler bong
(24.10.24)
titanic kemancısı -1 aksine bu kısmı doğru buldum: "Ama artık insanlardan beklentili olmamam benim kendi değerimi düşürüyomuş gibi hissediyorum." daha önce de başka sorularda benzer cevapları vermiştim. burası türkiye, türk insanı duygusaldır, olaylara duygusal tepkiler verirseniz haklı çıkarsınız. mantık çerçevesinde sen yüzde yüz haklısın ama insanlar bu şekilde alışmamışlar. ağlamayana meme yok diyen bir kültürümüz var. ufak ufak sitemler edersen daha çok saygı duyarlar. mütevazi olunca değersiz gören insanlarla dolu çevremiz. benim bu konuda tavsiyem şu: adamına göre davranmak bazı insanlar tevazudan ve kibarlıktan anlar, bazıları ise anlamıyor. herkese anladığı dilden anlatmak gerekiyor.
0
abelardo
(24.10.24)
ya ben bunu bi arkime yaptim ve kendisi doğum günümde beni cok tatlik bi yere goturup orda hediyelerini vermisti. ben ona sadece mesaj attim ve aktif gorusuyoz normalde. nedeni yok o an ilgilenemedim::)
0
ala09
(24.10.24)
@abelardo tam olarak tabiri caizse ağlamadığım için değer gösterilmiyor resmen. ama ağladıktan sonra yapılmasının da bi önemi kalmıyo. sanırım insanlardan genel anlamda çok şey bekliyorum. kendimden fazla başkasını düşünmek her zaman çöküş yaratıyor.
@ala09 böyle bir şey yaşamayı düşünemiyorum gerçekten. kırılma seviyem arş ı alaya ulaşır herhalde. gerçekten geçerli bi sebep duymadan aynı yakın ilişkiye dönemem sanırım ya.
12 Angry Men'i 20 defa da izlemiş olabilirim kaç kez izlediğimi bilmiyorum her izlediğimde ilk kez izlemiş gibi zevk alıyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.10.24)
Back To The Future serisi. En çok de 1. ve 2. filmi seviyordum ama
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(24.10.24)
-Atla Gel Şaban -Tokatçı -Mavi Boncuk -Titanik -Kuzuların Sessizliği -Rocky IV
0
yurtsuz john
(24.10.24)
the dark knight, gora olabilir. belki birkaç kemal sunal filmi
0
jelly bear
(24.10.24)
Senede en az 2 kere Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin extended halini izlerim.
0
nawar
(24.10.24)
The Shawshank Redemption
0
pilot monitoring
(24.10.24)
Buz devri serisi
0
Mirket
(24.10.24)
Esaretin bedeli Braveheart
0
etna
(24.10.24)
Çocukken vcd playerımızın olduğu dönemde okuldan eve gelip defalarca aynı filmleri izlerdim. Harry Potter ilk üç filmi, disney/pixar fimleri, shrek 1 ve 2, bruce almighty, first 50 dates ilk aklıma gelenler. Ha bi de pokemon ve digimon filmleri vardı :d bunları 20 kez de izlemişimdir. Sonraki dönemde izlediğim çok az filmi ikinci kez izledim. Mesela geçen hafta forrest gump'ı ikinci kez izledim netflixten ayrılmadan önce
0
nundu
(24.10.24)
bilumum yeşilçam filmlerini saymıyorum. 30 yaş ve üzeri olan hemen herkes izlemiştir çünkü,
daha yakın zamanlar için ise:
- yahşi batı - hacıvat karagöz neden öldürüldü?
0
wilhelmwasmuss
(24.10.24)
kooperatif kemal
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.10.24)
Heat
5 ten fazla izlediklerim de The Godfather True romance A Perfect murder Ahlat ağacı Collateral Kuzuların sessizligi
0
deer hunter
(24.10.24)
hababam sınıfı tosun paşa
tv'de görürsem izlerim. hiçbir zaman bir filmi tekrar tekrar izleyeyim diye oturup açmışlığım yok.
0
yetkili birine benzeyen abi
(24.10.24)
you've got mail <3
0
robert bosch
(24.10.24)
The Fall Titanic Closer The Holiday LOTR Yerli de çilekli pasta
0
a perfect lie
(24.10.24)
kimse de blade runner dememis, 30'dan fazla kez izlemişimdir.
0
deckard
(24.10.24)
Pardon Geleceğe dönüş 1 2 3 Big fish
0
duster
(24.10.24)
eski türk filmlerini saymayalım, onlar dışında LOTR var. gerçi nasıl izlemişim bilmiyorum, filme dair bilmediğim bir sürü şey var. pek dikkatli değilmişim belli ki.
10 değil ama çok izlediğim ben-hur var bi de (eski versiyon)
0
biseysorcaktim
(24.10.24)
Matrix üçleme Star Wars ilk 6 film Yüzüklerin Efendisi üçleme Hobbit üçleme Terminator
0
kumandanim
(24.10.24)
Eski Türk filmleri dışında 10'dan fazla izlediğim film yoktur. Harry Potter 3-4 kere izlemişimdir. Heat 3-4 kere. James Bond serisini (Daniel Craig) 5-6 kere, Bourne serisini 3-4 kere izlemişimdir. Bunlar dışında birden fazla izlediğim çok nadir.
Dizilerden de Gilmore Girls, Dexter, Scrubs, Breaking Bad birden fazla izlediğim diziler.
0
gabe h coud
(24.10.24)
geleceğe dönüş serisi terminator 2
0
abelardo
(24.10.24)
kemal sunal klasikleri dışında yok. ertem eğilmez, osman seden ve natuk baytan filmleri onlar da. bir de zeki metin filmlerinden 2-3 tanesi.
0
ya ben lan neyse
(24.10.24)
Ruhlar Bölgesi, the others, bugün aslında dündü, hawl un yürüyen şatosu. Sakinleşmek için hep aynı filmleri izlerim genelde
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(24.10.24)
Leon Brian in hayatı (monty Python)
0
abuzer
(25.10.24)
soul kitchen'ı 4-5 kere izlemişimdir.
0
kullanıcı adı
(25.10.24)
lotr alien blade runner interstellar
0
deartheodosia
(26.10.24)
-Geleceğe Dönüş serisi -Harry Potter serisi -Duvara Karşı -Kader
Şimdi bu abimiz delilsiz, ispatsız hiçbir şeyeinanmam diyor tamam güzel.Peki tanrının olmadığını nerden biliyor?Çünkü tanrının varlığını ispat edemediğimiz gibi, yokluğunu da ispat edemeyiz.En azından agnostik olması gerekmez mi?Genel fikrinizi değil de, Celal Şengör'ün düşüncesini merak ediyorum.
Şimdi bu abimiz delilsiz, ispatsız hiçbir şeye inanmam diyor tamam güzel. Peki tanrının olmadığını nerden biliyor? Çünkü tanrının varlığını ispat edemediğimiz gibi, yokluğunu da ispat edemeyiz. En azından agnostik olması gerekmez mi? Genel fikrinizi değil de, Celal Şengör'ün düşüncesini merak ediyorum.
0
parka (24.10.24)
Bro bir şeyin olmadığını ispat etmeye çalışmak kerizliktir, çünkü yoktur, Celal Şengör de keriz olmadığı için böyle bir ispatlama zorunluluğu hissetmiyordur.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.10.24)
Bizim fikrimizi merak etmiyorsan gidip adama sorsana karşim, biz ne bilelim adamın düşüncesini.
0
Bruce
(24.10.24)
İspat dediğiniz şey elle tutulur gözle görülür bir olay olmadığı için bilimsel verilerin güçlü yanında duruyordur, mantıken olmadığına daha yakın hissediyordur.
0
olaylar olaylar
(24.10.24)
Şimdi üstat üstü boş bir masa düşünelim, Celal Şengör diyor ki bu masada bardak yok; sen diyorsun ki masada bardak var. Şimdi Celal Şengör mü masada bardak olmadığını ispatlamak zorunda yoksa sen mi boş masada bardak olduğunu ispatlamak zorundasın? Celal Şengör ve diğer ateistler masada bardak yok diyor, kim masada bardak olduğunu düşünüyorsa o ispatlamak zorunda. Bilal'e anlatır gibi anlattım.
0
Bir ben var benden şurada
(24.10.24)
mantık101
0
anna sun
(24.10.24)
Bruce +1
0
thracia
(24.10.24)
Bir video görmüştüm "sanatlı kalem" seviyesine aynı şekilde cevap veren. Kalemi yerw bırakıp "tanrı varsa kalemi yere düşmeden durdursun" diyorsu. Kalem düşüyordu tabii ki. Al sana aynı seviyede bilimsel veri.
Tanrı gibi bir olgunun "yokluğunu" değil, "varlığını" kanıtlaman gerekir. Kaldı ki varlığını bugün kanıtlayamıyor olman yarın kanıtlayamayacağın anlamına gelmez. Kanıtlayabildiğin şeyler ise artık kanıtlanmıştır. Kıvırmanın lüzumu yok.
500 sene önce mikroorganizmayı kanıtlayamıyordun. İnsanlar hastalıklar için binbir komik sebep arıyordu. 1000 sene önce levha tektoniğini kanıtlayamıyordun. İnsanlar yanardağ patlamaları ve depremler için binbir komik sebep arıyordu. Şu an "tanrı yoksa insan yarat" gibi sözde zekice laf sokmalar da bundan 500 sene sonra teknoloji ilerleyince aynı şekilde komik iddialar olarak anlatılacak.
Şu ana kadarki veriler bir tanrı ya da tarikat sloganı gibi kusursuz evren vb. olduğuna dair yeterli kanıt sunamıyor. Şu halde inançsızlığın ağır basması normal. Ben ateist değil, agnostiğim bu arada.
0
nawar
(24.10.24)
senin odanda bir öcü olmadığını ispat etsene nasıl edeceksin merak ediyorum bir şey yoksa yoktur. var olduğunu ispat edemiyorsan o yoktur. bu kadar basit. inanmak istiyorsanız inanın ama yok işte. bunu mantık zeminine oturtmaya çalışmayın.
0
abelardo
(24.10.24)
birinin bir ist olması lazım değil. bir terim altına girmekte gerekmiyor. @kaleci saçlı yırtıcı forvet +1
0
mikahakkinen
(24.10.24)
Bence Celal Şengör inanmak istemeyişine dayanak buluyor sadece, inanırsa sorumluluk alacak, ona göre değişimler yaşaması gerekecek, bunları istemediği için inanmamayı tercih ediyor ama bu dediklerimi delikanlı gibi dümdüz söylemeye yüreği olmadığından ispatsız delilsiz bir şeye inanmam kafasında geziyor. Tek olayı inanmak istememesi onun.
Tanrının varlığı ispat edilmiyorsa yokluğu da ispat edilemez. Yokluğu ispat edilemiyorsa varlığı ispat edilmiş sayılamaz. Dolayısıyla evet, agnostik olması gerekirdi, bilinemezciyim diyerek gezmesi gerekirdi. İnanmıyorumcu olmasının tek sebebi tepkiselliği.
0
muhayyer divan
(24.10.24)
Bence dini inancı olanlar inanmak isteyişlerine bahaneler buluyor sadece, çünkü sorgularsa sorumluluk alacak, ona göre değişimler yaşaması gerekecek, bunları istemediği için dümdüz inanmayı tercih ediyor ama bu dediklerimi delikanlı gibi dümdüz söylemeye yüreği olmadığından ispatsız delilsiz ben istediğime inanırım, bu benim inancım kafasında geziyor. Tek olayı inanmak istemesi onların.
Tanrının varlığı ispat edilmiyorsa yokluğu da ispat edilemez. Yokluğu ispat edilemiyorsa varlığı ispat edilmiş sayılamaz. Dolayısıyla evet, aslında tüm inanların agnostik olması gerekirdi, bilinemezciyim diyerek gezmesi gerekirdi. Dini inancın olmasının tek sebebi böyle bir kültürün içine doğmuş olması ve sorgulamaktan korkması. Yoksa hangi coğrafyada doğduğuna göre müslüman, hristiyan, budist ya da pagan olabilirdi.
Lost’u baştan sona 3 defa dönmüş biri olarak soruyorum: bu bölüm neden dizinin en iyi, diziler tarihinin de en iyi bölümlerinden biri olarak kabul ediliyor. Lost’un ilk sezon finalleri başta olmak üzere çok daha muhteşem bölümleri vardı. Tabi ki zevkler ve renkler; ama bu bölümde kaçırdığım ne var?
Lost’u baştan sona 3 defa dönmüş biri olarak soruyorum: bu bölüm neden dizinin en iyi, diziler tarihinin de en iyi bölümlerinden biri olarak kabul ediliyor. Lost’un ilk sezon finalleri başta olmak üzere çok daha muhteşem bölümleri vardı. Tabi ki zevkler ve renkler; ama bu bölümde kaçırdığım ne var? bana mı o kadar hitap etmedi acaba?
Teşekkürler…
0
don’t panic (23.10.24)
Bölümün adı çağrışım yapmadı; bir baktım neymiş diye. Seveni çokmuş gerçekten. İlk üç sezonun herhangi bir bölümü, diğer sezonların toplamından daha iyi bence.
0
auroraaurora
(23.10.24)
buna nasıl bir cevap verilebilir ki "çünkü öyle olduğundan"dan başka. epeydir izlemedim hafızamda güncel değil ama dizinin içinde tek başına film gibi olan, baştan sona heyecanla izlenen, yüksek duygular yaşatan bir bölümdü hatırladığım kadarıyla. benim de en sevdiğim bölümdür.
0
semaforo de medianoche
(23.10.24)
çünkü desmond lost'un en mükemmel karakteridir. onun hikayesini anlatan ve zaman yolculuğu, paralel evrenler, aşk, sevgi, sürpriz son gibi şeyleri barındıran bu bölüm lostun en iyi bölümüdür
0
abelardo
(23.10.24)
çünkü öyle +1 lost'un nirvanası bu bölümdür. desmond david hume dude
Son secimlerde oy vermeye gidenler enayi hissediyo musunuz?
lapaz
İyi ki gitmemisim.
İyi ki gitmemisim.
0
lapaz (22.10.24)
Oy kullanmayan kıt kafalılar yüzünden seçimi kaybetmiş olabileceğimizi düşünüp biraz üzülüyorum sadece.
0
Bir ben var benden şurada
(22.10.24)
Tavşan dağa küsmüş, dağdaki kötü gidişattan, o dağda yaşadığını unutup kendine pay çıkarmış.
0
Mirket
(22.10.24)
bir ben var benden şurada +1
oy vermek asla enayilik olmaz, vatandaşlık görevidir.
0
blatta hiberna
(22.10.24)
Blatta +1
0
jülsezar
(22.10.24)
Yaş itibariyle ilk oy verdiğim seçim Ekmeleddin'di. Ondan bile pişman olmadıysam diğerlerinden hiç olmam ki tüm seçimlerde oy kullandım. İnce'ye de Kılışdar'a da oy verdim, şu an ikisini de desteklemiyorum ama o tarihlerde doğru olan eylem onlara oy vermekti. Oy verebilecek durumda olup oy vermesem çok pişman olurdum ama. Oy vermeye gitmeyip, verenlere enayi diyecek biri olsam daha da üzülürdüm
0
nundu
(22.10.24)
Bence anlamadığınız husus şu, ülkede büyük ve köklü değişimler yaşanıyor. Uzun süredir yaşanıyor ve bu artık öyle bir noktaya ilerliyor ki ülkenin kültürel ekosistemi değişiyor. Haliyle çölde yaşıyorsanız orada ağaçlarda yayılan mantar hastalıklarına nasıl çare bulacağınızı konuşmazsınız. Yaşadığınız yer eskiden orman olup sonradan çölleştiyse bile bunu konuşmazsınız çünkü ortada ağaç falan kalmamıştır, sizin derdiniz alakasızlaşmıştır. Orada artık çöl fırtınalarına nasıl önlem alacağınızı falan konuşursunuz.
Oy vermemeye devam ettikçe bundan daha çok şaşıracağınız şeyler duymaya da devam edeceksiniz. Oy verenlerin taleplerine göre şekilleniyor bu politikalar, oy getirdiği için partiler bunlara yöneliyor. Ama bu durumda omurgasız oluyorlar, ama şöyle oluyorlar ama böyle oluyorlar. Neticede bir şey oluyorlar, önemli değil. Umursayan yok. Ama sonuçta değişen sizin hayatınız oluyor.
0
akhenaten
(22.10.24)
Oy kullandığım için değil de maalesef chp’ye verdiğim için çok üzgünüm. Tam bir hayal kırıklığı oldu benim için.
0
megalomaniac
(22.10.24)
@Bir ben var benden şurada +6728062
RTE: 26.086.102 oy KK: 23.873.749 oy Fark: 2.212.353 oy
Sandığa gitmeyen seçmen: 6.728.062 kişi Gerçersiz oy (protesto da içerir): 1.020.749 oy
S.Oğan: 2.796.613 oy M.İnce: 216.470 oy
İnsanlar değişim isteseydi sandıktan değişim çıkardı. 36.847.996 kişi KK'nın cumhurbaşkanı olmasını istemedi. Mevcut durumdan daha kötü olacağını düşünerek oy verdi ya da sandığa gitmedi. Ben sistemden rahatsız olduğumu belirtir şekilde sandığa gidip oyumu verdim. Enayi gibi hissetmiyorum.
0
nawar
(22.10.24)
Kendini gerçekleştiren kehanet: www.psikoterapi.pro:~:text=Kendini%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftiren%20kehanet%20kavram%C4%B1%20g%C3%BCnl%C3%BCk,davran%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirme%20g%C3%BCc%C3%BC%20olarak%20tan%C4%B1mlan%C4%B1r.
0
bu ne bilimsizlik
(22.10.24)
kazananlar enayi hissetmeli, teröristler ülkeyi ele geçirmesin diye ve anca akp ülkeyi kurtarır diye düşünerek onlara oy verdiler. Tam tersi olduğunu gördüler(?). İkinci olarak da Sinan Oğan'a verenler enayi gibi hissedebilir.
Muhalefete verenler ülkenin kötüye gittiğini/gideceğini biliyordu ve farklı bi durum yok. Ha muhalefet partileri de hükümetle anlaşmış gibi duruyor pek bir karşıtlıkları yok o açıdan enayi gibi hissediyorum ben.
Ek olarak, bence oy vermeyenlere yüklenmenin anlamı yok. %87 katılım olan bir seçim zaten aşırı katılınmış bir seçimdir. Öyle herkesin gittiği seçim çok zor, gerçekçi değil.
0
nhk ni youkosu
(22.10.24)
şu hayatta yönetimle ilgili söz sahibi olmak için tek hakkımız var, o da oy vermek. elimizden gelen başka hiçbir şey yok. bu sebeple, oy verdiğim için kendimi hiçbir zaman enayi gibi hissetmedim. bilakis, elimden geleni yaptım diye hissettim.
0
inawen
(23.10.24)
hayır. en azından hesap soruyor, halkı örgütlemeye çalıştı. sesi çıkan tek adam. öte yandan gitmeyene de bir söz söyleyemem kendi adıma. ana muhalefet cexap'ın da ne olduğu ortada. ülkedeki en büyük skandala ses çıkaran yok, yasa tasarısı da reddedilmiş. zahmet olmuş yalandan vermişler.
tavşan dağa sürtmüs, dağı şey yaptım demiş +1. ülke(lerdeki) paranın çok zengin bir avuç insanların elinde toplandığı çağda böcekten farkımız ve yetkimiz yok. alınan kararlara karşı olacak, halkı savunacak bir muhalefet de yok. o yüzden bak keyfine evinde.
0
sarahkerrigan
(23.10.24)
Sonuçlar belli olur olmaz atom fiziğine de profesörlüğe de lanet ettim. Karşı cephenin 'koyun sürüsü' olarak gördüğüm fertlerinden farkım yokmuş. Eklemettin mi nedir, o adama bile oy verdim. Bir daha tövbe. Dayatılan adaya oy moy vermem.
0
auroraaurora
(23.10.24)
siyasetten hala medet umanlar bana enayi gibi geliyorlar evet.
0
abelardo
(23.10.24)
Yalnızca oy vermek çözüm için yeterli olmayabilir, bunu kabul ederim, ama "oy vermedin de ne yaptın onun yerine?" diye sorarlar.
Ben, oy vermemiş olsam, keşke verseydim derdim.
0
burfak
(23.10.24)
iyi ki gitmemişim +1 bu ülkede muhalefet yok, iktidarı başta tutmak için muhalif taklidi yapanlar var bıktım hepsinden
Borsa uçacak kaçacak diyen ekonomistler şimdi almayın diyorlar?
Cesario
Kaynakları ne? Kaba et falan mı? Bir de grafikle falan açıklıyorlar.Bu kadar düşmüşken ve zarardayken alttan toplanmaz mı?
Kaynakları ne? Kaba et falan mı? Bir de grafikle falan açıklıyorlar.
Bu kadar düşmüşken ve zarardayken alttan toplanmaz mı?
0
Cesario (20.10.24)
'Bu kadar düşmüşken' derken, haddinden fazla düşmüş olduğuna seni ikna eden ne? Seni burada durduran, daha da düşmeyeceğini düşündüren motivasyon ne? Neden buradan yükselişe geçeceği fikrine kapıldın?
Paranı bankaya faize yatırırsan 1 (Bir) ay içersinde sıfır riskle %4 faiz alıyorsun. Borsanın bir ayda %4 yükselmesi durumunda başabaş olur. %4 den de fazla yükselmesi için ekonomimizde bir ay içinde gerçekleşebilecek bir tanecik bir ihtimal söyleyebilir misin?
0
Mirket
(20.10.24)
Bro 7500 puana kadar düşmesini engelleyecek hiçbir şey yok, orada da çok eski destek noktaları var dönerse o nedenle döner, yani hala "bu kadar düşmüşken" diyebileceğimiz bir durum yok. Oradan da, muhtemelen yeni yılda, bu yılbaşında olduğu gibi yeni bir ralli başlayıp bu düşüşten önceki seviyelerine gelir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(20.10.24)
ekonomistler almayın demeye başladıysa ben alırım arkadaş. hisselerde dip oluşumu başlamış gibi görünüyor. tek engel yüksek faiz, dün zaten ne zaman düşer diye sormuştum burada, faiz indirimleri belli olunca hisseler kapış kapış gider.
0
abelardo
(20.10.24)
çünkü ekonomistler o zamanlarda cumhurbaşkanının "israil bize saldıracak" demesini beklemiyordu. bu sözlerden dolayı yabancı yatırımcı ürktü ve kaçtı. onlar kaçınca içerdeki yatırımcılar da satmaya başladı. balinayı korkutursan arkasından küçük balıklar da kaçar.
0
false pretension
(20.10.24)
Gerek PMI verilerinin bu kadar kötü gerekte enflasyonun bu kadar yüksek kalmasını kimse beklemiyordu. Kimse de demeyeyim bekleyenler vardı da çoğunluk diyelim. Ekonomistler, borsayla ilgilenen kişiler, borsa uzmanları vs. adına ne derseniz diyin zaten olumluyu görmeye heveslidir, çekiç olan çivi görmek ister. Şu an ciddi bir durgunluk dönemine giriyoruz.
Özetle eğer bilançolar biraz daha düzgün gelseydi ve enflasyonda biraz daha düzeltme görmüş olsaydık bugün 1XXXX leri konuşuyorduk. Ancak böyle olmadı. Bir enflasyonda henüz anlamlı bir düzelme görmedik, iki şirketlerin gelen verileri, kötü. Para pahalı.
Şimdi gelen bilanço verileri ve PMI verilerine göre üretim yok , daralma var. Bu ne demek satışı daha düşük, borçlanma maliyeti daha yüksek, üretim maliyeti daha yüksek, karı daha düşük şirket demek. Yani şirketlerin hisse başına kar oranları düşecek demek. Fiyatlar aynı kalsa bu F/K ları artacak demek yani. Unutmayın şimdiyi değil geleceği fiyatlıyoruz. Şu an dan bakınca gelecek açısından pahalı hale geliyorlar yani. Sizin düştü dediğiniz gelecek için fiyatına geliyor anlamına gelebilir.
Elbetteki yatırım tavsiyesi değil, ve elbette bu söylediğim bütün şirketler/hisseler için geçerli değil. Elbette şu anki düzenin tersine, satışlarını arttıran, maliyet kontrolünü başarıp, karını arttıran şirketler de var ve olacaktır. Bunları ayıklayıp fiyatlarının pahalı olup olmadığına karar vermek bir iş. Ancak çok değiller.
Bir de ufak bir not hep benzer şeyler, ihtiyacınız olan "yabancı" not arttırımı yatırım yapılabilir seviyede olmadan gelmez, gelemez. Gerisi trend getirmeye gelir, oda vurur kaçar onu denk getirmek şanstır.
0
wallcan
(20.10.24)
3,5 yıllık trader olarak şunu diyeyim sadece. o kadar bilselerdi borsadan parayı kırarlardı ve sana bana maval okumazlardı. o kadar bilen azınlık bir grup var ve zaten paranın keyfini çıkarıyorlar. yakın çevresi hariç de kimseyle uğraşmak isteyeceklerini sanmıyorum.
Eskiden avrupa maçlarında ya da derbilerde meşaleler, tezahüratlar falan öyle bir olurdu ki rakipler için stadyumlar cehenneme dönerdi. Şimdi bakıyorum, okuma bayramı gibi koreografi diye kukla dikiyorlar tribüne o kadar. Meşale, davul falan yasaklandı mı, ne oldu?
Eskiden avrupa maçlarında ya da derbilerde meşaleler, tezahüratlar falan öyle bir olurdu ki rakipler için stadyumlar cehenneme dönerdi. Şimdi bakıyorum, okuma bayramı gibi koreografi diye kukla dikiyorlar tribüne o kadar. Meşale, davul falan yasaklandı mı, ne oldu?
0
prole (19.10.24)
yasak olan şeyler var. ama dışında aynı. bizim tribünler çok iyi.
istanbulda iseniz tottenham ve beşiktaş maçına bir gidin.
0
baldan kaymak
(19.10.24)
yasak. bi de 6222 var o da cok engel taskinliga. en ufak bisey atsan sahaya 1 yil boyunca mac saatinde en yakin karakola gidip imza vermek zorunda kaliyosun
0
buenosdias
(19.10.24)
Valla geçen gün şu takımın tribününü izlerken tam da aynı şeyi düşündüm: youtu.be
Güvenlik gerekçesiyle pek çoğu yasaklandı bence.
0
Amaranta ursula
(19.10.24)
kadınların futbola ilgisi arttıkça.stadyuma gelip bir de selfie saplantısına düşünce haliyle deli taraftarlar stadyumdan çekil di.bundan şu an en çok etkilenen de her ne kadar sevmesem de fenerbahçe tribünleridir. eski hallerinden eser yok . gs onlar başarılı oldukça tribünlerinde bir standart var. bjk zik zaklı ts motivasyonları düşük tbünler de tırt .
0
jamswety
(19.10.24)
futbol zengin işi oldu.
0
nuisance2
(19.10.24)
Futbol zengin işi+1 bana göre en en kritik etken bu oldu.
0
logisticsmanager
(19.10.24)
futbol zengin işi oldu +1 eskiden maçlara gitmek büyük meseleydi, kolpaçino gibi ortam vardı. şimdi tiyatro ortamı gibi. kitle değişince eski cehennem özelliği kalmadı.
0
abelardo
(19.10.24)
Yeni Stadyumlarla birlikte üstteki yazılanlarla anlatılan bir ortam oluştu.
Yalniz bazı özel maçlarda bu yeni stadlarda da eskisi gibi ortamlar oluşuyor.
Beşiktaş'ın bir sampiyonlar ligi maçında rakibin yıldız oyuncusu gürültüye tahammül edemeyip oyundan çıkmıştı o zaman baya olay olmuştu dünyada :)
0
makbur
(20.10.24)
eskiden sahaya konfeti atilirdi paso, mac sogutulurdu. msela 2006 yilinda fenerbahce'nin sampiyonlugu kaybetmesi bu nedenle oldu. mac surekli sogutuldu. iptal edilmesi gerekirken devam ettirildi falan filan.
rezalet. boyle daha iyi. futbolu futbolluktan cikaran bunlarin olmamasi degil, sistemli oynamanin abartilmasi sonucu artik futbolun estetiginin kalmamasi bence.
arabalari ve araba surmeyi seven birisi olarak SUV konseptini hic anlamadim. sedanlarin surus dinamigi net sekilde cok daha ustun. mal tasimayan insan neden utility vehicle alir anlamiyorum.
arabalari ve araba surmeyi seven birisi olarak SUV konseptini hic anlamadim. sedanlarin surus dinamigi net sekilde cok daha ustun. mal tasimayan insan neden utility vehicle alir anlamiyorum.
0
antikadimag (19.10.24)
Bence tek açıklaması trafikteki yükseklik ve görüş hissi
Daha geniş diyenler de olabilir fakat arabanın hacmi şehir içi trafiğinde avantaj değil dezavantaj bence
0
grimavi
(19.10.24)
bende istiyorum. suv yüksek olsun diye. bence başında olması gerekendi. yakıt tüketimi ve serilik de fark etmiyor.
0
baldan kaymak
(19.10.24)
Park yeri bulma konusunda zarara sokacak bir araç. Sadece görüş rahatlığı ise bu sebep biraz kendini kandırma gibi görünüyor bana. Büyük araç sahibi olmayıkla daha güvende hissettiklerini düşünüyorum. Gerek psikolojik olarak gerekse ego anlamında.
0
muhayyer divan
(19.10.24)
- yaşlı olan ya da mobility sorunu olanlar için çok iyi.
- Türkiye gibi kötü yollu ve saçma sapan tumsekli ülkelerde ideal
- tahminen kazada belki daha iyi. Ama manevra konusunda her zaman daha kötü yani.
Ha buna ek olarak bütün araba firmalari suv yapiyor. Suv almak istemeyen de ikinci el almayacaksa oldukça zorlaniyor başka araba bulmakta.
0
logisticsmanager
(19.10.24)
SUV araca binmesi ve inmesi rahat. Kasislerde altını vurmuyorsun. Kazalarda (çarpışmalarda) ağır araçtaki insanların yaşama ihtimali daha yüksek, bununla ilgili veriler, araştırmalar var.
0
gabe h coud
(19.10.24)
b-suv kullanıcısıyım. önceki aracım sedan ve çok alçaktı, buna binerken kafamı çok eğmek zorunda kalmıyorum. sırf bu sebepten değiştermedim ama alçak araçta virajlar korkutmazken bunda dikkatli olmak gerekiyor.
0
9kuyruklukedi
(19.10.24)
Bence tek açıklaması kasisler, cukurlar
0
abuzer
(19.10.24)
1- sedan arabaya sıgmıyorum. 2- uzun süreli sehirlararasi yolculuk, kamp, seyahat yapiyorum. ici genis arac lazim. 3. daga bayira tirmaniyorum. sehir icinde de cukurlara girip cikiyorum. alti yüksek araba lazim.
0
deckard
(19.10.24)
b-suv neyse de, istanbulda küçük mahallelerde yaşayan insanlar bile tiggo 8, 3008, x3, tucson falan kullanıyor bana bu saçma geliyor. bence bunun en önemli sebebi arabanın ülkemizde kullanım amacının çok başka olması. insanlar kullanmak için değil hava atmak ve statü sahibi olmak için araba satın alıyorlar. ne kadar büyükse o kadar saygı görüyorsun.
0
abelardo
(19.10.24)
1 hafta orta üst segment bir suv kullan anlarsın neden tercih edildiğini. başta görüş açısı ve yola hakimiyet.çocuklu aile için gayet güvenli.bagaj hacmi. öyle yanlıyım gazlıyım derdi yoksa suv iyidir.
0
jamswety
(19.10.24)
Bende alana kadar ne gerek var diyordum, simdi cok seviyorum. Bahsettiğim suv gercek suv ama yuksek hatchback değil. Wj kasa grandcherokee var bende.
Sebepleri; Cocuk ve köpekten dolayı bagaja ihtiyacım var.
Yüksek, çevre görüşü iyi
Gerçek 4 çeker, araziye girmek hoşuma gidiyor.
Çoğunlukla hanım kullanıyor, sıkıştıramiyorlar.
Dizel, arac 2.5 ton ama yakıtı çoğu düz benzinliden az.
Şu kamili bor aydinlati verin Studyo daire ve 1+0 daire farki nedir?
Zetnikov
Net ve basit anlatir misinizKimisi ayni diyor kimisi farkli diyor kimisi 1+0 yasak yada uydurma olur mu diyorNe olursa olsun siz tanimini yaoin farki merak ediyorum
Net ve basit anlatir misiniz
Kimisi ayni diyor kimisi farkli diyor kimisi 1+0 yasak yada uydurma olur mu diyor
Ne olursa olsun siz tanimini yaoin farki merak ediyorum
0
Zetnikov (18.10.24)
*mobilde duzeltme yapamiyorum
0
🌸Zetnikov
(18.10.24)
ben de ayni diye biliyorum.
0
baldur2
(18.10.24)
kiralık bir balkon ilanı vardı, o 1+0 mesela :) mutfak, yatak odası, oturma odası falan hepsi bir, bir tek banyo/tuvalet var :)
0
selam
(18.10.24)
stüdyo daire ve 1+0 aynı şey
0
abelardo
(18.10.24)
Arkadaslar ayni ise bu sahibinden tarzi sitede neden studyo ve 1+0 secenegini ayri ayri koymuslar.
Acaba icerik ayni boyutumu farkli
0
🌸Zetnikov
(18.10.24)
Ayı şey olduğunu bilmeyenler hangi adını biliyorsa onunla aratsın ki aradığını bulabilsin diye.
Çocukken transa geçmek ve aura görebilmek mümkün mü? Başınıza geldi mi?
anaphylacticshock
Merhaba, Çocukken bazen okula giderken ya da okuldan dönerken yolda yürürken bazı insanların etrafında beyaz ve mor tonlarında (daha çok beyaz) bir ışık haresi görürdüm. (Bu durum hep olmazdı, yani hep görmezdim. Arada sırada sadece) İnsanların vücut hatlarını kapsayan, onların kontürünü çizer gibi
Merhaba,
Çocukken bazen okula giderken ya da okuldan dönerken yolda yürürken bazı insanların etrafında beyaz ve mor tonlarında (daha çok beyaz) bir ışık haresi görürdüm. (Bu durum hep olmazdı, yani hep görmezdim. Arada sırada sadece)
İnsanların vücut hatlarını kapsayan, onların kontürünü çizer gibi vücutları etrafında çizilmiş gibi duran, hafifçe ışıldayan bir hare.
Ve işin ilginç yanı bazen bu hareyi eşyaların etrafında da görürdüm. Yani evdeki sehpanın ya da sokaktaki bir tezgahın etrafında vs.
Bu durum genellikle istemsizce, kendiliğinden gerçekleşirdi ama bazen bu hareyi görebilmek için özellikle odaklanmaya, konsantre olmaya çalıştığımı da hatırlıyorum. Nadiren de olsa bu konsantrasyon hali de işe yarardı.
Bu durumun herhangi bir göz yanılsaması olmadığına eminim. Çok net hatırlıyorum. O zaman da bu durumun normal olmadığının farkındaydım.
Neyse bu durum ilkokul sonlarına kadar devam etti. Ve sonra yavaş yavaş tamamen geçti.
Çocukluğunuzda ya da hayatınızın herhangi bir döneminde böyle bir olay yaşadınız mı?
Bu durumun açıklaması bir çeşit trans haline geçmek olabilir mi?
İnternette biraz araştırdım, bu durumun beynin theta frekansına geçmesiyle alakalı olabileceği ve çocukken yaşanabileceği yazıyor.
Sizin bu konudaki fikirleriniz neler?
Daha önce böyle bir şey yaşadınız mı ya da duydunuz mu?
0
anaphylacticshock (17.10.24)
ben bazen etrafımdaki hadiselerin çok yavaş yaşandığına dair bir şeyler hatırlıyorum. sanki ben quiksilver gibiyim de etrafımdaki olaylar çok yavaş yaşanıyor. bence bunlar çocukluk sanrıları. hayal gücünü yüksek olması ile alakalı. o da bir şey mi, hayali arkadaşı olanlar falan var. seninkisi de böyle psikolojik bir şey olsa gerek
0
abelardo
(17.10.24)
Ben birkaç kez yaşadım. Görsel olarak, lars von trier'in nymphomaniac filminde kızın küçükken çayırda yaşadığı deneyim gibi bir şeydi. Annem elimden tutarken bir yere gidiyorduk ve anlattığı şeyden ne etki aldım bilmiyorum ama ucuyormusum göğe yukseliyormusum gibi hissetmiştim.
0
encokbenisevinnolur
(17.10.24)
Bir an benim hanım eksiduyuruya girdi sandım soruyu görünce,hemen öbür duyurularına baktım.sonra da duyurunu ona gosterdim güldü.hafifmiş onun ki dedi.
Ne olduğuna dair bir fikri yok ama çocukluğunda çokça yaşadığı bir durummuş bu.şimdi de fantastik rüyalar görmekle meşgul
0
duptıs
(17.10.24)
Sinestezi, astigmat, tümör ya da hayal gücü.
Benim oyum hayal gücünden yana. Beynin işlevi ve özellikle görme olayı bizim bir şeyi kamera ile kaydedip başka zaman izlememiz gibi değil. Görme işinde çok fazla tahmin ve "tamamlama" var. O yüzden anlık birine benzetme, okuma hataları, bulutları bir şeylere benzetme vs. gibi şeyler yapıyoruz.
0
nawar
(17.10.24)
mümkün. belirli bir yaştan sonra bu yetenek köreliyor.
burada yazılanlarla dalga geçen bir tayfa olduğu için detay vermiyorum. her bilgi herkese verilmez.
0
janderzel zartanyan
(17.10.24)
Bu değil de sizin durumdan daha farklı olarak bazı insanlara baktığında onların başının çeşitli hayvanların başı olarak gören kimseler olabiliyor. Dine yakın, manevi olarak kalbi daha saf olan kimselerde ortaya çıkıyor bu durum.
Tabi burada belitmek gerekir ki insana bakarken onda bir hayvan başını görmekten kasıt, insanın hangi huyunun daha ağır bastığı ile ilgilidir.
Mesela (gerçek mana olarak karşılıklarını bilmiyorum) at için aceleci, sığır için tembel, aslan için cesaret gibi.
0
diyecevaplandı
(18.10.24)
Sinestezi olabilir. Çocukken nöronlar arası bağlantılar yeni kurulduğu için saçma durumlar yaşanabiliyor. Mistik, uhrevi ya da psişik bir durum yok.
Ben de küçükken her gece uyumadan önce odanın içinde peri tozu gibi şeylerin uçuştuğunu görürdüm. Her gece de farklı bir şekilde olurdu bunlar. Büyüdükçe geçti.
0
nundu
(18.10.24)
astigmat olduğumu öğrendikten sonra gözlükle geçti.
0
Hallegadola
(18.10.24)
yoğun yoga meditasyon yapan insanlarda da renkli çakraları gördüğünü iddia edenler var ama bu gerçek olabilir mi emin değilim çünkü beyin bazen çok yoğunlaşıldığında kişiye bir şeylerin olduğuna inandırabiliyor o şey olmadığı halde, bazen küçükken rüyanızda gördüğünüz bir şeyi büyüdüğünüzde yaşamışsınız hissi gibi durumlar da olabiliyor aynı şekilde tamamı ile gerçek bir şekilde beynin termal göz gibi kızılötesi renkleri de görmüş olabilir. Burada bence bu konuda bilimsel çalışmalar var mı kontrol edin varsa sizinki de öyle olabilir
0
gezegen olan pluton
(18.10.24)
zorlarsan her şeyi görebilirsin. beynin kendini her şeye adapte edebilir, görebilir, yanlış anı oluşturabilir vs.
Merhaba 7 aydır biriyle görüşüyorum hep aklimda soylemesem de seviyordum da ama son zamanlarda başkasıyla sevistigine dair kuvvetli şüphelerim var. Hayatimdaki yeri cidden farkliydi ve sonuna kadar inkar ediyor. Unutmak cok zaman alcak. Bize mi soruyosun bunu dersiniz belki ama cok aradayim.
Merhaba 7 aydır biriyle görüşüyorum hep aklimda soylemesem de seviyordum da ama son zamanlarda başkasıyla sevistigine dair kuvvetli şüphelerim var. Hayatimdaki yeri cidden farkliydi ve sonuna kadar inkar ediyor. Unutmak cok zaman alcak. Bize mi soruyosun bunu dersiniz belki ama cok aradayim.
Yani aşırı geniş bir insan değilsen ne bileyim böyle cuckold fantezin falan yoksa, open relationship takilmayacaksan ayrıl tabi.
0
logisticsmanager
(16.10.24)
Niye söylemedin ki sevdiğini. Kız senin onunla gönül eğlendirdiğini sanıp başkasına yönelmiş demek ki. Söylesen ya sevdiğini niye söylemiyon.
0
muhayyer divan
(16.10.24)
anlamadıgım bir şey var. önceki duyuruda başkalarını yataga attıgını kendi söyledi yazmışsın. bu duyuruda ise başkalarıyla seviştiğine dair kuvvetli şüphelerim var ama sonuna kadar inkar ediyor yazmışsın.
sevişmiş mi sevişmemiş mi?
0
abelardo
(16.10.24)
Şüphe varsa şüphe yoktur, emin olduğuna dair ciddi emareler var sen bizden onay bekliyorsun. Çok üzülürsün sen.
0
olaylar olaylar
(17.10.24)
Kuvvetli şüphe? Ayrılın. ihanet tölare edilebilecek bir şey degil
sevgiliniz size sana asik degilim ama seni seviyorum dese naparsiniz?ya da seni seviyorum ama asik degilim de olur
sevgiliniz size sana asik degilim ama seni seviyorum dese naparsiniz?
ya da seni seviyorum ama asik degilim de olur
0
robert bosch (14.10.24)
Aşka mefhumuna inanmayan biri olarak, benimle aynı noktadan bakarak söylüyorsa ben de seni seviyorum bebeyim der öper geçerim.
Sana olan duygularım yoğun değil, aramızdaki şey gönül ilişkisi içindeki sevgi spektrumunda uçlarda değil demek istiyorsa ok kib bye diyip yoluma bakarım.
0
Bruce
(14.10.24)
Ok bye...
0
abuzer
(14.10.24)
Terk ederdim.
Sıradan bir arkadaşından ne farkım var ki o zaman?
0
rock n roll
(14.10.24)
ne demek istediği bu kişinin karakterine göre bence değişir.
ayrılmaya yol yapıyor da olabilir, bak ben böyle düz mantık insanıyım. seninle mutluyum ama aşırı romantik şeyler bekleme demek istiyor da olabilir.
0
orpheus
(14.10.24)
Aşk zaten gelip geçici kafanın vücudunun high olma durumu
Dürüstlüğü için sevinirim, benim için sevgi, tutarlılık ve sorumluluk daha önemli, çekip öperim +1
0
grimavi
(14.10.24)
Orpheus +1 Ne demek istediğini bilmek lazım. Bana zamanında bir kız arkadaşım böyle demişti. En son olarak da olay ben aslında seni sevmiyoruma geldiydi. 8 aylık ilişkide buraya varmak da garip gelmişti tabi.
O yüzden ben bir tık negatif yaklaşacağım.
0
logisticsmanager
(14.10.24)
Aranizdaki iliskiye ve iletisim biciminize bagli olarak anlami degisir. Hicbir kiz arkadasima asik degildim (ask nedir?) ama sevip deger verdim hepsine. Bana asik misin diye sorsalardi ben de hayir derdim. saygi, sevgi, stabilite, tutarlilik benim icin daha onemli. grimavi+1 diyorum.
0
synesthesia
(14.10.24)
gönlümü çelen olursa seni koyar giderim diye anlıyorum ben. ki olur da yani insanız
0
titanyum22
(14.10.24)
Geçen biri "Aşık değilim ama birlikteyiz işte. Aç mı kalalım?" gibi atarlı giderli ilişki hakkında bir şeyler yazmıştı. Sen miydin o da? Üşenmez de bakıp bulursam oraya yazdığımı buraya yapıştırırım.
0
nawar
(14.10.24)
Ne gerek varmış ki böyle bir şey söylemiş.
0
gabe h coud
(14.10.24)
gabe+1 bence iliskide gercek olmayacak kadar iyi iltifat gerekir. biz yalandan neler yapiyoruz o da asigim desin gecsin ne felsefe kasiyor. gayet kirici
0
ala09
(14.10.24)
bunu böyle cart diye söyleme rahatlığına sahipse, kaybetme korkusu çekecek kadar da sevmiyordur. ben ayrılırdım.
0
visnebahcesi
(14.10.24)
fazla dürüst ve açık olmak iyi bir şey değil. söylediği şey çok mantıklı ve çoğu insanın düşüncesi budur. ama bunu bu şekilde söylemek karşı tarafa pek önem vermediğini gösterir.
0
abelardo
(14.10.24)
Hayatınız boyunca bir sürü insanı gerçekten sevebilirsiniz ama muhtemelen sadece bir, şanslıysanız iki kişiye aşık olursunuz. Çok farklı bir seviyedir. Sevilmek güzel ama o kadar özel oluşmadığını bilmek tatsız. Burada önemli olan onun ne hissettiği değil sizin ne hissettiğiniz. Onu çok seviyorsanız bu münasebetsiz açık sözlüğünü hazmedin ama bir süre sonra sizin de aklınıza onun canını yakacak bir şey gelecektir çünkü bu tür hayal kırıklıkları bir sure sonra kendini farkli sekillerde su yüzüne çıkaracaktır. Şimdilik bilinçaltına güvenin size en uyan çözümü hiç dusunmediginiz bir anda söyleyecektir
çok güzel temiz şirketler baya düşmüş. avantajlar:- dolar bazlı eski ath'larına %30-40 çıkabilecek çok şirket var- tr'ye gelen yabancı yatırımcı miktarının artması- abd'de faizlerin düşmesi, risk iştahının artmasıdezavantajlar:- tr'de düşmek bilmeyen enflasyon- sanayi üretimi ve harcamaların düşmesi
çok güzel temiz şirketler baya düşmüş.
avantajlar:
- dolar bazlı eski ath'larına %30-40 çıkabilecek çok şirket var - tr'ye gelen yabancı yatırımcı miktarının artması - abd'de faizlerin düşmesi, risk iştahının artması
dezavantajlar:
- tr'de düşmek bilmeyen enflasyon - sanayi üretimi ve harcamaların düşmesi - faizlerin yüksek olması ve 2026'ya kadar da böyle devam edecek olması
ne diyorsunuz?
0
avatar is back (14.10.24)
ben zamanı gelmedi diyorum, 2025 sonu iyi bir zaman olabilr
0
abelardo
(14.10.24)
İsrail'in saldırmak için sırada tuttuğu ülkenin borsasına girmem ben.
0
Mirket
(14.10.24)
bence hayir, ulke ekonomisi buna izin verir bir goruntude degil, yumusak inis degil bayagi sert iniyoruz. Basit olarak sirketler onumuzdeki donemde de kar edemeyecekler. Iflaslar, isten cikarmalar vs. hayli olasi.
Bildiginiz uzere bir seyin dusmesi yada ucuz olmasi artacagi anlamina gelmiyor. Bir de F/K vb. carpanlar suan dusuk gozukse de onceki ceyreklerden kaynakli, 2025 ilk ceyrekte daha da dusmus fiyatlara ragmen yuksek carpanlar gormek cok cok cok olasi cunku sirketlerin bilancolari da kotu yani hisse basina dusecek karlar da dusuk olacak. vs. Dolayisiyla borsa ucuz degil.
"Yabanci" ' yi da tanimlamak lazim. Yakin zamanda gelecek bir yabanci yok.
yatirim tavsiyesi degil tabii ki , aktif pozisyonlarim var, bunun zarada olani karda olani var. Tutmayi surdurecegim simdilik cunku ihtiyacim olmayan bir meblag. Pozisyon almayin demiyorum ama dustu diye artacak diye bir sey yok. Daha da dusugu olabilir.
0
wallcan
(14.10.24)
zamanı geldi. girilir.
0
gabe h coud
(14.10.24)
Siz de süper zeki türk halkı gibi yapın. Bedavayken değil yükselmeye başlayınca girin.
0
deer hunter
(14.10.24)
ben topluyorum.
0
awlmi
(14.10.24)
gireceksen şimdi girip bekleyeceksin. 1 senelik düşüşü 1 ayda geri alacak tüm kağıtlar ama o sırada malda kimse olmayacak herkese yükselişi seyredecek yani.
2 sene sonra şu anda gözün kapalı alacağın herhangi bir hisse dolar bazlı 4-5 katına gidecek. işte o zaman tarih bugünkü gözü karaları yazacak korkakları değil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(14.10.24)
Yani çok bilgim yok Türkiye piyasasından ama ailemin parasini; Yüzde 30 altın (fiziki) Yüzde 25 avrupa ve amerika borsası yatırım fonlari Yüzde 25 kadar türk borsası yatırım fonlari Geri kalan da faiz+para piyasası bağladım. Bir de 1500€ var. Paraya bakmayin dedim kalsın böyle birkaç sene. Ailemin parasi diye ben onlardan çok bakıyorum galiba ama bakarsan psikolojin bozulur türk borsasinda. O yüzden ben yatirdim unuttum gitti yaptim.
Neyse yani ben olsam yatirimin bir kısmı ile alırdım eğer amacım uzun dönem bakmaksa. Ama aylık para kazanayim gibi girecekseniz bence psikologa para gerekecek.
Çok da bilmiyorum tabi, ben düz msci world falan alan adamim.
0
logisticsmanager
(14.10.24)
baron rothschild'a atfedilen bir söz vardı, "alma zamanı sokakta kan olduğu zamandır, kan seninki olsa bile" diye. bizimki gibi dandik ülkelerde işler iyice karışmadan alınan her hisse pahalı görülüyor malesef. belli ki bu zamana kadar gelmeyen yabancı buralar iyice yere serilmeden gelmeyecek. gelenler günlükçü, algolarla piyasayı sallayıp düşen parayı alıp gidiyor. bu yüzden daha aşağı gidecek yolumuz olduğunu düşünüyorum. hele ki 2025 ortalarında abd'de resesyon bekleyen ciddi bir kapital var, orası dağılacak ise burada malda olmayı hiç istemem.
0
engelbert humperdinck
(14.10.24)
Şu an dip olmadı benim takip ettiğim analistlere göre. O yüzden bence biraz daha beklenmeli.
0
turuncu tonlarda
(14.10.24)
Ben de girdim gecen haftalarda ki bu bir ilk oldu. Etf aldim ben. Tek hisse senedi aldigim olmadi zaten yurt disindayim kullandigim platformda bistteki hisseler yok etf var.
0
robert bosch
(14.10.24)
bu hafta - yazar herhalde yarın memur maaş günü taze giren parayı da gümleticekler
Hanımlar beyler nedir bu olayın aslı astarı sizce?Önce domuz eti çıktı dendi, sonra 2021'de adamların mekanına çökmeye çalışılmış vs vs.Çok derinlemesine takip edemedim ve merak da ediyorum..Yani komplo teorisine olmaz diyemiyorsun ama diğer taraftan Türk insanının inanılmaz bir yüzsüzlüğü ve arsızl
Hanımlar beyler nedir bu olayın aslı astarı sizce?
Önce domuz eti çıktı dendi, sonra 2021'de adamların mekanına çökmeye çalışılmış vs vs.
Çok derinlemesine takip edemedim ve merak da ediyorum..
Yani komplo teorisine olmaz diyemiyorsun ama diğer taraftan Türk insanının inanılmaz bir yüzsüzlüğü ve arsızlığı da mevcut, hani yedikleri bütün pislikleri haltları "yeğenim bunlar komplo montaj" şeklinde geçiştirmeleri..
0
makbur (12.10.24)
ağa ne çıkarsa çıksın umurumda değil. o an seçeneklerime bakarım, mantıklı olan köfte yusufsa yerim.
0
pavlis
(12.10.24)
Tum linçlere rağmen coca cola satmaya devam ettiği icin kalemi kırıldı.
0
duster
(12.10.24)
2021deki çökme olayları yeni değil, o yıllarda olmuştu. Çok haber olmadı galiba o günlerde o haberleri okuduğumu hatırlıyorum.
O sebeple domuz eti meselesini hiç inandırıcı bulmadım ben.
Yeğenim bunlar komplodan ziyade yönetimde koltuk sahibi olup da neler neler ne yalanlar söyledi kimileri. O gücü çökmeye çalıştığı firmanın bedelini düşürmek için de kullanabilirler pekala
0
biseysorcaktim
(12.10.24)
ilk fırsatta köfteci yusufa gidip antrikot yiyeceğim. fiyatı çok uygunmuş. ben de yeni inceledim. sadece köfte yemiştim önceden artık antrikot ve pirzola yiyeceğim
0
abelardo
(12.10.24)
Alıp oyalanmamız için her hafta önümüze bir konu konuyor.
Nu haftanın konusu bu idi.
0
Mirket
(12.10.24)
youtube videosunu izledim. adamin temiz oldugu 10 km oteden belli oluyor. turkiye mafya cumhuriyetinde adamin kurdugu deger yaratan isletmeye salca olmaya calismislar. milyonlar yeniyor boyle ve sadece haydutlukla krallar gibi yasayan haramzadeler var bu ulkede. hatta son 10 yildir sadece onlarin borusu otuyor.
0
antikadimag
(12.10.24)
Şu olay bile ülkenin ne hale geldiğini göstermek açısından ibretlik. Adalet söz konusu olduğu zaman her olay "Schrodinger'in Kedisi" durumuna geliyor; suçlu da olabilir ama haklı da olabilir bizzat şahit olmadığımız sürece bilemeyiz.
0
salihdt
(12.10.24)
domuz olmasa da başka bir hile hurda olduğu zaten belliydi...
adam sıfırdan gelerek burger king, mcdonalds gücüne erişti. bunu yapmak bir destek olmadan çok çok zor. çakmış domuzu olay bu. adam temiz falan değil
0
ferenc
(12.10.24)
koskoca köfteci zincirinin domuzdan elde edeceği kazanç ne olacak, ne kadar olacak ki böyle bir riske girsin? mahalle köftecisi yapar, 10.000 olan cirosunu 15.000 yapsa faydadır. katmayı bırak, köfteleri komple %100 domuz etinden yapsa kazancı ne kadar artacak, adamın buna ihtiyacı mı var?
var bir iş, bana da komplo gibi geliyor.
0
kibritsuyu
(12.10.24)
Valla benim bu tür işletmelere güvenim çok düşük o yüzden birisi bana baya büyük ölçekli bir firmanın domuz eti kullanarak nasıl kar ettiğini anlatırsa inanacak durumdayım :D
Küçük bir yer olsa anlarım işletme köydeki avcıdan bir domuz alsa belki bir iki günlük ucuz et demek bu. Ancak yusuf gibi büyük bir işletmede bundan kar etmek için cidden büyük miktarda domuz eklemek gerekir sanırım. Denetime yakalanıp ciddi iş döndüren işletmeyi batırma riskini almak da bu kar beklentisini daha da yükseltiyor olmalı. Bu kadar büyük ölçekli bir şeyi de saklayamazsınız, nasıl saklanabilir ki? Yani, işçilerin birçok fabrikada çıplak ayaklarıyla bir şeylerin üstüne basarken tiktoka videolar attıklarını falan gördük. İş devlet denetimine gelene kadar bir yerden patlardı bu olay.
0
akhenaten
(12.10.24)
Bu adamın tipi bakışları tişörtü tişörtünden çıkan meme uçları bana hiç domuz eti kullanacak bir insan izlenimi vermiyor: pbs.twimg.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(12.10.24)
Çok net çökecekler
0
jackyr
(12.10.24)
Pişmiş ette çıkmış. Çiğ örnek almamışlar. Pişmiş ette benim bile DNA'm çıkabilir istersen. Çökme olayı konusu geçti. Siyasal islamcı kanadı yok kokakola, yok domuz, yok bilmemne diye laf ediyor. Köfteci Yusuf'un sonucunda ise vatan, millet, ezan, dış mihrak falan geçmiyor. Açıkçası ben ikna oldum.
0
nawar
(12.10.24)
Hic kofteci yusuftan alisveris yapmadim ama bilseydim domuz eti katmislar siparis verirdim. Cunku cok lezzetli oluyor.
0
Zetnikov
(12.10.24)
Neden at eşek daha ucuzken değil de domuz? Dini bütün arkadaşlara oynamak için yapılmış gibi geliyor bence de çökmek için.
0
mirty
(12.10.24)
fetöynen aynı. lahanayı yerken, olmadık yerlere çöküp her şehre en az bir şube açarken kıtır kıtır, bize attığın sakalı artır denince meeeğğ. tamamen çıkar çatışması. sömürgeci yusufun eline verilmesi.
akp Türkiye'sinde 1200 şube açmış adama temiz demezsin ya :)))))))
edit: ayrıca yeni öğrendiğim bir şey var. bu dayı meb ile anlaşma yapmış. meslek lisesinde yemek bölümlerinde okuyan öğrenciler yusufta saat doldurmadan mezun olamıyorlarmış. öğrenci başka yerde staj yapmak istese olmuyormuş. illa yusufta üç kuruşa, onun karar verdiği saatlerde çalışıyormuş küçücük çocuklar. asgari ücretin çok çok altına bir paraya. elemanları akp bağlantısı sayesinde beleşe getirmiş tosuncuk. sorarlarsa "garip kuşum" dersin.
0
titanyum22
(12.10.24)
belkide hiç işletme ve yöneticilik tecrübesi olmayan kişiler bile kalkıp yorum yapıyor, bir kere bu kadar şubenin operasyonlarını yönetmek kolay bir şey değil, kaldı ki bu gıda raporu siyası bağlantıları olan birilerinin yusuf a kumpas yapmadığını kim iddia edebilir. Biliyoruz ki başta tuik olmak üzere devlet kurumlarının şeffaflığı konusunda türlü şüpheler mevcut.
Diyelim ki adamlar içerisine domuz eti koyuyor, bu şekilde mi büyüttüler şubelerini, madem bu eti kullanıyorlardı şimdiye kadar neden bir rapor yayınlanmadı. ?
Diyeceğim o ki bu ülkede , her türlü olumlu ve olumsuz haberlerin peşin hüküm vermeden sorgulanması gerekir.
Şansen benim için değişen bir şey yok, gider köftemi de yer çayımıda içerim. Hatta ben gitmeden bile online sipariş verip, siparişin ihtiyaç sahibi birisine teslim edilmesi notunu yazdım.
Ha olurda içime kurt düşerse, küçük bir parça alıp gıda tarım müdürlüğüne bir numune göndermeye bakar.
Merhaba,Kahvaltıda tatlıyı azaltmaya çalışıyorum da (bal, reçel, tahin-pekmez vs.) ama yine de ekmeğe sürecek bir şey arıyorum. Acukadan başka bir şey aklıma gelmedi, belki buradan fikir veren çıkar diye yazayım dedim.Sağ olun şimdiden.
Merhaba,
Kahvaltıda tatlıyı azaltmaya çalışıyorum da (bal, reçel, tahin-pekmez vs.) ama yine de ekmeğe sürecek bir şey arıyorum. Acukadan başka bir şey aklıma gelmedi, belki buradan fikir veren çıkar diye yazayım dedim.
Hatta bak zaman sıkıntısı yoksa domatesi biberi incecik doğra, beyaz peyniri ufala, kaşar rendele, isteğe göre zeytin sucuk artık sana kalmış ne istersen ekle.
İçine bir de yumurta kır hepsini karıştır . O harcı ekmeklere sür ve fırınla.
Tüm kahvaltını ekmeğe sürüp yemiş olursun:)
0
kullanicadi
(11.10.24)
Patlıcan salatası Zeytin ezmesi
0
grimavi
(11.10.24)
ekmeğe sürülmez ama bandırıp yemek için zahter. ekmegi zeytinyağına batırıp zahtere daldırın. çok pis yedirir yalnız.
0
orient blue
(11.10.24)
ekmeğe sürülmüyor ama ekmek yediriyor.
kuru domatesleri azcık sıcak suda ıslatıp, dilimleyip hafif yağda döndürdükten sonra üzerine yumurta kırarsan sucuklu yumurta gibi oluyor.
domatesleri sarımsaklı zeytinyağında kavanozlarsan da bu sahte sucuk daha lezzetli.
e tabi sonunda şu da var, kuru domatesleri uzun süre ıslatıp incecik kesip zeytinyağı ve/veya yoğurt ile ekmeğine sürebilirsin.
şekersiz fıstık ezmesi ama ekmek yerine yulaf unundan krep yaparsan hem besleyici hem de daha sağlıklı olur.
0
eugenol
(11.10.24)
Genel adını tam bilmiyorum ama ekmeğe sürmelik ürünler oluyor. Meze deniyor aslında bizde, tapas da deniyor sanki ama o belki genel olarak ekmeğiyle birlikte anılıyordur. Neyse meze alırdım ben olsam.
kahvaltıda niçin tatlıyı azaltmaya çalısıyorsun bilmiyorum ama yukarıda verilen tavsiyelerin çoğu reçel tahin pekmezden daha zararlı bunu yazmak istedim
Tv'de emekli maaşı dendiği zaman sağlıklı yada engelli bireyler ?
Zetnikov
arkadaşlar sunu merak edıyorum mesela dıyorlarya emeklı maası 12bin oldubunun anlamı sağlıklı bireylerin aldıgı maas mı sadece demekyoksa hem onların hemde engelli maasımı demekyanı engellı engelsiz herkesi mi kastediyorlar. hepsi aynı maası almıyor mu mantıken?ozet : tv de emeklı maası denılınce en
arkadaşlar sunu merak edıyorum mesela dıyorlarya emeklı maası 12bin oldu
bunun anlamı sağlıklı bireylerin aldıgı maas mı sadece demek
yoksa hem onların hemde engelli maasımı demek
yanı engellı engelsiz herkesi mi kastediyorlar. hepsi aynı maası almıyor mu mantıken?
ozet : tv de emeklı maası denılınce engellı engelsız aynı seyı mı kastedıyorlar
cunku google a engellı maas yazınca net bısı bulmak cok zor oluyor benım ıcın baya karmasık gelıyor
0
Zetnikov (11.10.24)
emekliliğin farklı kademeleri var. her emekli aynı maaşı almıyor.
en düşük emekli maaşı 12,5 lira. emekli maaşı = yaşlılık aylığı diye geçiyor
engellilerin aldığı maaş farklı muhtemelen farklı yüzdeleri oluyor. dul yetrim aylığı farklı, engelli maaşı farklı, evde bakım parası vs hepsi farklı.
12,5 lira denince aklına her hangi anormal bir durumu olmayan, gazi vs olmayan, sağlıklı bir şekilde çalışıp kendi hakkıyla emekli olmuş en düşük maaş alan adam/kadın aklına gelsin. anasından babasından eşinden hakedişle maaş alanların da oranları farklı oluyor. yani aslında 10-20 tane farklı maaş skalası var belki daha da fazla...
30-40 bin lira alan emekliler de var.
0
exlibris
(11.10.24)
en düşük emekli maaşı 12,5bin lira engelli maaşı bambaşka bir şey. emekli maaşı deyince niçin engelli maaşı anlıyorsun anlamadım
0
abelardo
(11.10.24)
@abelardo
hoca öyle sordum bana emeklinin engellisi engelsizi olmaz dediler
birde tv de zaten engelli emekli aylıgını duymadım ben dırek emeklı maası dıyorlar
o yuzden mantıklı geldi
bu arada dıger arkadasın dedıgı seyı bılıyorum herseye gore degısıyor ama ben sadece emeklı maası dendıgınde engelsız bıreylerden mı sadece bahsedıyorlar dıye soruyorum
google da bıle cok net cevaplar bulamadım engellı maası dıye acayıp seyler yazıyorlar
standart maasdan bahsedıyorum yada ortalama
0
🌸Zetnikov
(11.10.24)
emekli maaşı ile engelli aylığı farklı şeyler.
haberlerde bahsedilen emekli maaşı sgkya belli bir gün prim ödemiş belli bir yaşı doldurmuş kişilere bağlanan maaş. yalnız kök maaş diye bir şey de var. bahsedilen 12bin lira erdoğanın tamamen keyfi olarak belirlediği bir ücret. asıl emekli maaşları kök maaş dedikleri ücret. emeklilerin çok büyük bir kısmının kök maaşları 7bin lira civarı.
engelli emeklilerde ise muhtemelen engel oranlarını göre değişiklik gösteriyor. malulen emeklilikte ödediğin gün sayısı da çok önemli.
engelli aylığı ise sgknın değil aile ve sosyal hizmetler bakanlığının belirlediği ve ödediği bir ücret. yaşlı ve engelli aylığı diye geçer.
Abd'nin bu mevcut seçim sistemi neyi engellemek adına bu şekilde yapılıyor? Misal bizde herkes oyunu kullanıyor kim yüksek oy alırsa o seçiliyor ama ABD'de halk oy kullanarak 500 küsur üyeli Seçiciler Kurulu denilen bir topluluğu seçiyor, bu topluluk da kendi aralarında Başkan'ı seçiyor, bunun neden
Abd'nin bu mevcut seçim sistemi neyi engellemek adına bu şekilde yapılıyor? Misal bizde herkes oyunu kullanıyor kim yüksek oy alırsa o seçiliyor ama ABD'de halk oy kullanarak 500 küsur üyeli Seçiciler Kurulu denilen bir topluluğu seçiyor, bu topluluk da kendi aralarında Başkan'ı seçiyor, bunun nedeni nedir "benim oyumla çobanın oyu bir mi" gibi olayları mı engelliyor benim aklıma ilk o geldi çünkü ama öyle olsa mesela George W. Bush'un değil de sanki Al Gore'un seçilmesi gerekirdi, yani bu yöntemle de yine çobanın isteği olmuş gibi oldu diye düşünüyorum. Farklı bir nedeni var mı?
0
Bir ben var benden şurada (11.10.24)
hocam o seçici kurulun aslında çok da sonuca etki eden bir tarafı yok. her eyalet nüfusuna oranla kurul üyesi gönderiyor. mesela oregon sekiz tane gönderiyor. oregon'u kazanan parti buradaki sekiz üyenin sekizine de sahip oluyor. haliyle seçici kurul oylayınca da hepsi kendi partilerinin başkanlarını oyluyorlar. iki eyalet istisna. sanırım onlar da partiler kazandıkları oy oranında üye gönderiyorlar. "faithless elector" yani başka bir adaya oy veren üyeler olabiliyor ama seçim sonuçlarına etkisi olmamış. bu arada bir çok eyalet yasaklıyor "faithless elector" olma olayını. kısacası başkanı eyaletler seçiyor. en çok oyu alan kazanmıyor. kaliforniya'yı yüzde 99 ile kazanmak ile yüzde 50.01 ile kazanmak arasında bir fark başkanlık seçimi için yok. bazı eyaletlerde kimin kazanacağı neredeyse kesin. önemli olan yarışın yakın olduğu "swing state"lerde kazanmak. sonucun tahmin edilemediği, her seçimde başka partiye oy vermiş, yarışın yakın geçmesi beklenen eyaletlere "swing state" deniyor. buralarda başarılı olan başkan oluyor. şu sitedeki haritaya göre ortada "swing state"lerden gelecek 93 üye var. bu 93 üyenin rengi kazananı belirleyecek:
İşte benim merak ettiğim de bu aslında, yani bu sistem neyi engelliyor, yani halktan en çok oyu alanın değil de bu şekilde yapılan bir seçimin önemi ne onu daha çok merak ediyorum.
0
🌸Bir ben var benden şurada
(11.10.24)
Dolaylı seçim sistemi deniyor buna. Teee eski Yunan zamanlarından kalma bir sistem.
Ben şöyle bir fikir yürütüyorum. Sistemler ve anayasalar, ulaşım ve haberleşmenin bu kadar kolaylaşmadığı çağlardan kalma. Gelenek haline geldiği için de değiştirme gereği duymuyorlar. Ücrada bir köyün 50 kilometre mesafesindeki çiftliğinde yaşayan adamın oyu o dönemde başkente ulaşamaz, bari bir temsilci seçip yollasınlar da o seçsin demişler. Öylece sistem yürümüş gitmiş. Yoksa gerçekten anlamsız.
0
Mirket
(11.10.24)
Yukardaki cevapları devam ettiriyorum.
Bu bir şeyi engellemek için değil aslında. ABD eyaletlerinin her biri bir diğerinden bağımsız bir koloni olarak kuruldu biliyorsunuz. Hatta bu kolonilerin hukuki varlıkları da birbirinden oldukça farklıydı. Kimi doğrudan krala bağlı, kimi imtiyazlı tüzel kişiliklerce kimi de kraldan yetki alan bireysel kişilerce kuruldu. Bağımsızlık mevzusu gündeme geldiği yıllarda da her eyaletin vatandaşları kendi meclisini seçiyordu. Koloniler ortaklaşmaya çalışırken kongre kurulduğu zaman her koloninin meclisi kendisini temsil etmek üzere kendi temsilcilerini yolluyordu. burada kongre kendi başına kararlar alıyordu. Zamanla bu federal bir hükümeti oluşturdu. Bu temel sistem, içinde olduğu zamana ve ihtiyaçlara uyarlana uyarlana bugünkü haline evrildi. Patates kullanarak patlıcan yemeği yapamazsınız sonuçta, haliyle ABD'deki devlet yapısını da kendi tarihinden bağımsız düşünemeyiz.
Kısacası ülkenin tarihsel dinamiklerinden kaynaklanan sistem şekilde gelişiyor.
Bugün ABD tek bir devlet olsa da bu tek devlet aslında birçok devletçiğin birleşerek kurduğu bir devlet. Üniter bir devlet değil. Sistem yıllar içinde zamanla gelişiyor, ülkenin fabrika ayarlarında bu var. O dönemde bulunmuş, işe yaradığı için uygulanagelmiş bir yöntemin devamı. Bugün büyük bir probleme yol açmadığı sürece artık çok geride kalmış şeyleri değiştirmek mümkün değil. Bunları değiştirmeye kalkarsanız her kafadan bir ses çıkar. Çalışıyorsa dokunmazsınız.
0
akhenaten
(11.10.24)
eyaletlerin özerkliğini ve özkimliğini korumak için böyle yapılıyor.
Dürüstlükle baş edemeyen insanlarla nasıl baş ediyorsunuz?
nolmus yani
Adam yaptığı şeyi atıyor. Nasıl olmuş diye soruyor. "Şurası şurası hatalı, burasını da şöyle yapsan daha iyi olur" diyorum. "Bu kadar kırıcı olmak zorunda mısın?" diyor. Başkası yaptığım bir şeye "Şöyle yapsan daha iyi olur." diyor. "Öyle yaptım zaten." diyorum. Öyle yaptım çünkü, ne cevap vereyim b
Adam yaptığı şeyi atıyor. Nasıl olmuş diye soruyor. "Şurası şurası hatalı, burasını da şöyle yapsan daha iyi olur" diyorum. "Bu kadar kırıcı olmak zorunda mısın?" diyor.
Başkası yaptığım bir şeye "Şöyle yapsan daha iyi olur." diyor. "Öyle yaptım zaten." diyorum. Öyle yaptım çünkü, ne cevap vereyim başka di mi? Yok, nolmus yani çok terso cevaplar veriyo oluyo adı.
Böyle böyle bir sürü olay yaşamaktan bıktım. Aman millet kırılmasın diye yalan mı söyleyeceğim ben? İstemiyorum.
Bu durumda kalınca ne yapıyorsunuz?
0
nolmus yani (10.10.24)
Her doğru herkese her yerde söylenmez. İnsan iletişimi bu kadar düz çizgide ilerleyen bir şey değil, o yüzden ben düşündüğümü söylerim o alınmasın diye bakmak saçma.
Bi kere üslup var işin içinde. Sana soran o olmuş olsa bile karşındaki insanın huyuna göre söylememek ya da yumuşak söylemek gerekebiliyor.
0
Bruce
(10.10.24)
hatalı diye değil de direkt şöyle daha iyi olur denilebilir
ya da şöyle niye yapmadın aklıma şu yöntem geldi sen niye öyle yapmadın denilebilir
Başkası yaptığım bir şeye "Şöyle yapsan daha iyi olur." diyor. "Öyle yaptım zaten." diyorum. Öyle yaptım çünkü, ne cevap vereyim başka di mi? Yok, nolmus yani çok terso cevaplar veriyo oluyo adı.
gerçekten öyle yaptıysanız öyle yapmışsınızdır zaten o tepki garip olmuş :D
0
jülsezar
(10.10.24)
Sorun ne söylediğin değil de nasıl söylediğin muhtemelen. Dürüstüm, dobrayım diye her yerde pot kırıp patavatsızlık yapan çok. Kelime seçimi, üslup bilinci çok önemli.
0
potasyum bebek
(10.10.24)
kadınsın dimi? senin dediklerini bir erkek dese rahatsız etmeyecekken kadın diyince güçlerine gider insanların (bak kadın erkek ayırmıyorum burada). istediğin kadar kibar ol değişmez. o yüzden söylemen gerekeni söyle, gerisini kafaya takma. olay seninle ilgili değil.
0
titanyum22
(10.10.24)
Eklemeyi unuttum; bu konuşmalar hep iş ortamında ve slack üzerinden yazışma şeklinde gerçekleşiyor.
0
🌸nolmus yani
(10.10.24)
yazışma yanlış anlaşılmaya daha müsait. ses yok, mimik yok. normal ses tonunuzla öyle yaptım zaten deseniz sorun olmazdı, ama dümdüz yazınca bu kulağa çıkış yapmışsınız gibi gelebiliyor ve niyeyse insanlar öyle algılamaya daha meyilli. emojiyi dayamak lazım.
0
visnebahcesi
(10.10.24)
Hangi konuda dürüstlük yapıldığına göre değişebilen bir şey bu. Sizin bu verdiğiniz örneklerden yola çıkarsak bu konularda dürüstlükten rahatsız olmazdım. İş konusunda zaten alınganlığa çok gerek yok, hele ki ben birisine nasıl olmuş diye soruyorsam bahsi geçen şey ile alakalı eleştiri kabul edebilmeliyim.
Ancak dış görünüş, kişisel hayat ve karşımdaki kişiye görüşünü sormamışken gelip bana fikir beyan etmesi konularında yerine göre bazen sıkıntı yaşıyorum. Kimi insan dobralık ile patavatsızlığı karıştırıyor çünkü
0
kullanicadi
(10.10.24)
sosyallesmenin ne oldugunu anlamak gerekli sanirim. sosyallesmek entelektuel bir caba, bir eylem degildir. insanlarin bir arada hissetmek icin yaptigi bir eylemdir cogu zaman konusmak.
o yuzden karsinizdaki insanin entelektuel bir yorumu kaldirip kaldiramayacagi, bulundugunuz cevrenin entelektuel bir cevre olduguna bakmakta fayda var. boyle bir durumda sakinmadan soylerim gercegi. ama bunun disinda arkadaslarimi goygoylarim mecburen. yoksa beraberlik hissetmiyor insanlar. biraz bos yapmadan sosyallik mumkun degil.
0
antikadimag
(10.10.24)
basıma geldı artık nabza gore serbetı verıyorum tabı gene durust oluyorum ama bazı ınsanlar kendı ıstedıklerı seylerı duymak ısterler senın soyledıklerını degıl aslında
0
Zetnikov
(10.10.24)
Hocam birbirinden bağımsız farklı kişiler belli bir senaryoda, örneğin bu durumda yaptığınız geri dönüşlerde verdiğiniz cevapları kaba, sert, agresif buluyorsa ve bunu yüzünüze söyleyecek duruma geliyorlarsa muhtemelen gerçekten öyle olduğundandır.
İnsanlar söylediğiniz şeylere yanlış demememiş. Kırıcı ve ters olmamanızı istemiş. Bu anlatımda örnek verdiğiniz cevaplar kimsenin dürüstlükle ilgili bir sorun yaşamadığını gösteriyor.
Belki de dürüstlükle sorunu olan sizsinizdir. Bence bir düşünün. İnsanın kendisiyle ilgili şeyleri kabul etmesi zor olabiliyor.
0
akhenaten
(10.10.24)
visnebahcesi +1, yazılı ortamlarda bu önemli.
1 - günaydın 2 - günaydın :) 3 - günaydın !
görmüş olduğun gibi her üçü de aynı anlama geliyor, aynı sesler, aynı harfler, ama anlattıkları bambaşka
0
selam
(10.10.24)
ilk durum için konuşacak olursam; kılıcı eline alan yaralanmayı da göze almalıdır. Adam veya kadın nasıl olmuş diye sormuş. bu ne demek? sağı solu düzgün mü, bir sıkıntısı var mı, senin zevkine, estetik algına göre nasıl görünüyor bir yorumla demek.
eğer bu kadar kırılgansa ya da yaptığı işle kişiliğini bir tutuyorsa sormayı versin bir zahmet!zaten yazdığınıza bakılırsa gayet düzgün bir şekilde ifade etmişsiniz. bence burada problem o arkadaşta.
ikincisi de yine benzer bir durum; ancak belki burada üsluptan kaynaklı bir durum olabilir. sizinki öyledir diye demiyorum; ama kimi insanların mizacı böyle olabiliyor. benim kız arkadaş mesela. normal iletişimde bile böyle tersler gibi konuşur. sanki bir şeye cellalenmiş diye çekinir çevresindekiler.
0
pangea
(11.10.24)
dürüst olmak overrated bir şey sanıldığı kadar iyi bir huy/davranış değil. hatta ne kadar dürüst o kadar kaba diyebiliriz.
travmatik bir ilişki sonrası tek başına spor salonunda olmak ve bir bara yalnız gitmek konularında fikirlerinize ihtiyacım var.salonunda mevcut bir müdavim bir kitle var, bunların arasına dahil olamamaktan çekiniyorum. sizce nasıl dahil olurum?ikinci sorum bar ile alakalı. tek başıma bir barda oturm
travmatik bir ilişki sonrası tek başına spor salonunda olmak ve bir bara yalnız gitmek konularında fikirlerinize ihtiyacım var.
salonunda mevcut bir müdavim bir kitle var, bunların arasına dahil olamamaktan çekiniyorum. sizce nasıl dahil olurum?
ikinci sorum bar ile alakalı. tek başıma bir barda oturmak çocukça geliyor ama bur yandan da oradan başlamam gerekiyor diye düşünüyorum.
sizce bana uzun zaman konfor sunmuş bu ilişkiden kurtulup nasıl yeniden başlayabilirim?
0
islergucler (08.10.24)
20 yıldır salona giderim yanıma "naber bro" diye gelen kimseyi geri çevirmedim çoğuyla da ahbab olduk, biraz gözlemle zaten gym müdavimlerinin büyük bir kısmımın benim dediğim gibi davrandığını görürsün.
Bar olayını bilmiyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(08.10.24)
Kaleci +1 Ben zaten yurtdışında olduğum için bir de spor salonunda çok vaktim olmadığı için fazla muhatap olmam. Arada böyle ağır kaldirdigim için gencler ya da benim gibi ağır kaldiranlarla muhabbet oluyor. Ben misal mevcut spor salonunda mevcut kitleye dahil değilim pek de umrumda değil açıkçası, isim spor yapmak.
Abi bar neden?
Sen yalnizsin insan bulacagin yerlere mi girmeye calisiyorsun?
0
logisticsmanager
(08.10.24)
BAK ÇOK İYİ TAKTİK VERECEĞİM
Salona gidiyorsun takılmak istediğin gruba "kaç set ulan" veya "uff kollara bak nasıl oldu abi, bir şey mi kullanayım yoksa tavuk mu yedin" diyorsun.
Bara gidiyorsun ve eğleniyorsun, barmenin önüne oturmaca varsa ve bir hanımefendiye yakın oturursan veya çevrene bir tanesi oturursa belki diyip muhabbet ediyorsun. Havadan sudan. Ama gittiğin barın ortamına göre davran diye de "ytd" ibaremi koyayım.
0
Shepard
(08.10.24)
salona zaten tek gidilir sorun değil. bara da bir kez gitsen alışırsın.
0
jelly bear
(09.10.24)
cok uzuldum be okurken. spor salonunun olayi tek basina yapilacak en iyi aktivitelerden biri ordaki birlik kafasini anlamadim. barda cok calisan goruyorum tek oturan ya. bi iki kere ben de calistim belki belirli hedef varsa yalnizim kafasina gidilmez. maksat bira icmekse sureyi kisa tut. ha yok tanismaksa, bilemiyorum altan o is akista
0
ala09
(09.10.24)
Spora tek gitmeyi cok seviyorum, senelerdir ayni yere gidiyorum, kimseyle pek konusmam, sporda kendimle kalmayi ve kendi isime odaklanip cikmayi seviyorum. Tercih meselesi ama kimsenin de konusmak isteyince geri cevirdigini gormedim. Bar'a da tek gitmek isterseniz, en azindan yurtdisinda, en rahati gidip bara oturmaktir. En fazla barmenle uc bes konusursunuz, kimse de yalniz oturmanizi garipsemez. Aslinda insanlar diger insanlara bizim tahmin ettigimiz kadar dikkat etmiyorlar, yani siz biriyle bara gittiginizde karsinizdaki ile muhabbet edip eve donmeyi mi tercih ediyorsunuz, vay tek basina gelmis adama bak diye tek tek etrafta oturanlari gozetlemeyi mi? Oradan hesap edin.
0
kassiopeia
(09.10.24)
bar için, bir problem yok, gidip takılacaksın, eğleneceksin, kimi şeyleri de kafaya takmayacaksın, (çarptı, yol vermedi vs. vs.) muhabbet edeceksin, sorun çıkartmazsan kimse niye tek geliyon gardaş demez, belirli bir süre gidip gelince zaten sima olarak bilinir oluyorsun, zamanla hiç tanımadığın, ismini bile bilmediğin kişiler selam vermeye başlıyor oradan da muhabbet açılıyor.
tek dikkat etmen gereken şey; bir amaç için gitme hiç bir yere. misalen yeni biriyle tanışayım falan gibi bir düşüncen olmasın, eğlenmekten başka amacın olmasın.
nasıl yeniden başlarsın; 1) kafanı başka işlerle meşgul ederek, 2) eğlenerek. 3) flört ederek.
iilk ikiyi yapmadan 3 çok zorlama olur, karşı taraf (cinsiyet fark etmeksizin) yumurtadan dün çıkmadıysa şıp diye anlar ve uzak durur senden.
0
selam
(09.10.24)
tek basina duzenli bir sekilde ayni bara gidersen arkadas yapmaman imkansiza yakin.
0
baldur2
(09.10.24)
spor salonundaki gruba dahil olmanin geregi ne onu anlamadim
0
bay b
(09.10.24)
@bay b
+1
0
Zetnikov
(09.10.24)
spor salonunda zaten yalnız gidilir ve yalnız olunur. bir partner bazı hareketlerde iyi olur tabi ama antrenman boyunca fazlaca sosyal olunmaz. soğumadan bir an önce program yapılır ve gidilir. spor salonu konusunda çekinmen yersiz. bir an önce başla, tek başına idman yap, yaparken etrafı gözle.
barda tek başına oturmak çocukça değil. hiç bir şeyi tek başına yapmak çocukça değil zaten. git ve ortamı gözle. insanlar nasıl davranıyorsa öyle davran. zaten herkesin kafa kıyak oldugu için kolayca sosyalleşirsin. ortam sarmadıysa başka bara git ve yeniden başla.
Bir Rus şirketinin Google olmasını beklemek hayalcilik olur tabii ama kendi pazarında yine hatırı sayılır bir kullanıcı kitlesi var, onun dışında mesela bence Yandex Navigasyon hepsini tokatlar.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(08.10.24)
google ürünlerinin neredeyse hepsi var onlarda da (harita, drive, work solutions, cloud, web servis hizmetleri vs). bir çoğunda da google'dan aşağı kalır yanı yok.
ama piyasada google kadar yer edemiyor, edemez de.
yine de bazı ülkelerde google'dan dahat etkin.
türkiye'de ise sadece navigasyon kısmıyla iddialı. arama motoru olarak çok kullanılmıyor. ben bazen kullanıyorum.
ancak bugün erişemedim, bilmiyorum bi kısıtlama mı var bugünlerde. yandex.com'a değil, yandex.ru'ya erişebildim ama o da işime yaramıyor
0
biseysorcaktim
(08.10.24)
şuan yandex tarayıcıdan yazıyorum. yıllardır bu tarayıcıyı kullanırım bunun yanında birçok yandex mailimde var. ayrıca yandex navigasyonda oldukça başarılı. bir tek kullanmadığım servisi arama motoru olabilir.
0
my fault
(08.10.24)
rusya pis kaka olunca o da yenilmiş sayıldı istanbul dışındaki şehirlerin toplu taşımasını haritasına entegre ettiği içün ara ara kullanıyorum memnunum şahsen
0
titanyum22
(08.10.24)
içinize doğmuş olabilir. şu an tr için tekrardan ekip kurup search odaklı çalışmaya başladılar. yakında daha çok duyarız.
0
blackidom
(08.10.24)
Navigasyonda Türkiye'de google'ı tokatlar. Google'da ekrana bakarken bile hangi şerit, sağdan mı, düz mü, hangi rampa diye kafayı yerken yandex'te ekrana bakmadan bile yolunuzu bulursunuz.Google maps sizi taksicilerin bile kullanmadığı bozuk yola, ara sokaklara sokuyor, yandex adam gibi rota sunuyor.
Google devamlı mevcut hızınınızı ve hız sınırını göstermekte nazlanıyor, yandex bu konuda baya başarılı.
Radar ispiyonlamayı google'dan önce getirdi, kazalar anında ekleniyor, trafikte anormal bir sıkışıklık varsa hangi şeritte kaza var vs her şeyi görebiliyorsunuz.
Doğduğu ülke yüzünden bir google olamaz ama kalitesi yarışır.
0
kimlanbu
(09.10.24)
Arama motoru olarak bilmiyorum ancak Rusya'da bütün sistem yandex üzerine kurulu ve muazzam bir kullanımı var. Toplu ulaşım, taksi, ödemeler vs.
Google olur mu bilmem ancak ben çok beğeniyorum yandex uygulamalarını.
0
va
(09.10.24)
yandex google falan olmayacaktı. bir rus firması bir amerikan firmasını internet aleminde geçemez zaten. ben yandex harita ve yandex disk kullanıyorum. hatta yandex mail kullanıyorum bir alternatif olarak. gayet memnunum.
0
abelardo
(09.10.24)
yandex google'dan daha eski ve daha ziyade hitap ettiği rusya/bdt ülkelerinde başarıya sahip.
Ekonomi bozuk değil ki, ekonomi sermayenin yanında, ücretler baskılanıyor, şirketler ve bankalar rekor kârlar açıklıyor
0
grimavi
(07.10.24)
Şu ana kadar çoktan kepenk indirmediysek kara para sayesindedir diye düşünüyorum ama aynı şeyden konuştuğumuza da emin olamadım.
0
Mirket
(07.10.24)
Kara paranın sahibi sorunlu ekonomiden zarar görenler değil ki.
0
diyecevaplandı
(07.10.24)
Yetiş ya Pablo Escobar
0
🌸anon1m
(07.10.24)
kara parayı piyasaya sürmüyorlar ki, kendi aralarında döndürüyorlar. biz ağzımız açık bakıyoruz
0
titanyum22
(07.10.24)
kara parayi emeklilere dagitmiyorlar kanka.
0
baldur2
(08.10.24)
Kara para sayesinde ayakta duruyoruz +1
Yoksa bir tomar parayla bir ekmek alacaktık bence. Kendi ceplerine giriyor birçoğu ama ülke içinde de dolaşıma giriyordur bir kısmı. Lüks mekanlar, arabalar, rezidanslar, eskortlar aracılığıyla esnafa vs. de gidiyordur ufak ufak. Sana bana gelmiyor zaten biz piramitin en altındayız maaşlı çalışan köleler olarak.
0
chicha_v2
(08.10.24)
Kara paranın ülkeye hiçbir faydası olmaz. Sıcak para çok hareketlidir yurt dışında değil de burada tutuluyorsa bir şekilde seni sömürmeye gelmiştir.
Sosyal, siyasal ve hukuk düzenini bozar. Çok dengesiz olaylarla karşılaşırsınız.
Gelişi siyasi ve sosyal kriz gidişi ekonomik krize neden olur.
0
hebanon
(08.10.24)
ekonomi bozuk lafı çok genel ve hiç bir anlam içermeyen bir laf. ekonomi sana bozuk iken başkasına bozuk değil.
0
abelardo
(08.10.24)
kara para temiz parayı kovar. çok bilinen bir ekonomik ve sosyolojik gerçek.
haliyle, temiz iş yapan, işinde gücünde namuslu vatandaşın parası da gitgide yok oluyor.
önceki cevaplara da katılıyorum. kara paranın az bi kısmı da olsa dolaşıma giriyordur. piyasaya can suyu oluyordur. ancak önemli ve büyük kısmının yurtdışında olduğuna adım kadar eminim. yani çok büyük kısmının vatandaşa faydası yok.
bi de ekonomi bize bozuk. ekonomik hiyerarşinin üst tarafında olanlar için hiç öyle görünmüyor.
Neden olur? Yaş 33 yolun yarısı eder. Fakat kendimden küçük veya yaşıtım insanlar yerine 50 yaşlarında bir kadın daha çok dikkatimi çekiyor. Bunun altında yatan nedeni sorgulayınca sanki ayıp bir şeymiş gibi geliyor topluma. Oysa öyle değil biliyorum, hatta deneyimledim de. Beklediğimden de çok daha
Neden olur? Yaş 33 yolun yarısı eder. Fakat kendimden küçük veya yaşıtım insanlar yerine 50 yaşlarında bir kadın daha çok dikkatimi çekiyor. Bunun altında yatan nedeni sorgulayınca sanki ayıp bir şeymiş gibi geliyor topluma. Oysa öyle değil biliyorum, hatta deneyimledim de. Beklediğimden de çok daha mutlu oldum, mutlu hissettim. Her Türk erkeğinin hayalidir bro diyebilirsiniz ama ben kendimi bildim bileli seviyordum ve hala da artarak bu istek devam ediyor. Sizde böyle bir durum var mıydı? Zamanla fikriniz değişti mi?
0
tahirkemalbozoglu (07.10.24)
O kadar yaş farkı yok ama bende kendimden büyük kadınlara ilgi duyardım
0
Cezcez
(07.10.24)
Çok iğrenç ya! Benden küçükler bana yazınca çok iğrenç buluyorum. Kendi yaşıtın kadınlar varken neden yaşlı kadınlar? Çöküyor vücut.
0
Kahvedesu
(07.10.24)
22+ insanlar bunu dert etmemeli. 22 benim bireysel resitlik algim. kendimden küçük erkekler daha hosuma gidiyor. toplum baskisindan kaynaklandigi icin o hissi unutmak lazim
0
ala09
(07.10.24)
yaş konusu çok takılıyor. hayret ediyorum. seviyorsan konus bence
0
abelardo
(07.10.24)
Bir şekilde kafalar çok uyuştu, aha ruh eşimi buldum dedin ama yaş farkı var durumundan farklı bir durum seninki.
Daha gence yönelim daha iyi seks beklentisi, @Kahvedesu'nun dediği gibi olguna yönelim, daha kolay elde edilir ve kaprisleriyle yormaz beklentisi ile yapılıyor.
Yaşını almış kadına veya erkeğe yönelim ise psikiyatride erkekler için küçük yaşta anne, kadınlar için baba sevgisinde mahrum yetişmiş olmayı gösterir, Karşı cinsle ilişkinin yanında o bebek çağ açlığının doyurulma ihtiyacından kaynaklanır der psikiyatri.
0
Mirket
(07.10.24)
kapris, duygu durumu degisimleri, cocukca davranis cekmemek +1
sebepleri kadinlarin yasca büyük erkek tercihinden farkli olmasa gerek. ayrica senin begendigin kadinlar büyük ihtimalle genclere göre daha feminen görünüyordur. 50 yasindaki bir kadin pantolon giymeyi kendini yakistirmiyorken artik, 20 yaslarindaki insanlar o bol salvarimsi pantolonlari giyip cikiyorlar, az aksesuar kullaniyorlar. büyük takilar de genc bir kadina cok yakismaz zaten ama yasi büyük bir kadinda hem küpe, kolye, bilezik her seyin büyük olmasi siritmaz ve hatta hos bile görünür.
bu olaylar sana daha feminen geliyor olabilir.
ayrica 50 yasindaki bir kadinin ya cocugu vardir ya da tren kacmistir. bunlar olmasa bile tutup da bu yastan sonra cocuk isteyecek hali pek yok. senin yasitin bir kadinin senden cocuk beklentisi olma ihtimali cok daha yüksek. bu seni darliyor olabilir.
0
sonsuz
(07.10.24)
-az kapris
-konuşacak lafları, anlatacak hikayeleri var
-erkeğin iyisinden anlamaları
-yatakta beceriklilik. ayy saçım, vay şuram oy buram yok
daha ne olsun bandıra bandıra ye. erkek olarak seziyoruz bunu.
0
yurtsuz john
(07.10.24)
40 falan anlarım da 50 çok olmuş be kardeşim.
0
bobinhoo
(07.10.24)
neden olur? fazla porno izlemekten olur. normal değil 50 ne ya
0
titanyum22
(07.10.24)
40ımı coktan gectim, older is better diyor tecrübelerim. Gencin kaprisini cekecegime olgunun tecrübesini cekerim. Doğru yoldasın.
0
duster
(07.10.24)
sen evli değil misin ya, geçen karım falan diye duyuru açtın birader?
Benim bekar olusuma takik psikiyatristim bu soruya yogunlasmak istiyor.Ben de hep bakimli falan gidiyorum kendisine. Yani olabildigince. Sonucta doktor yani abartmiyorum ama oyle paspal gitmiyorum. Yolda insanlarin dikkatini cekiyorum falan. Bakiyolar hissediyorum yani. Ama bu doktor beni kadin gibi
Benim bekar olusuma takik psikiyatristim bu soruya yogunlasmak istiyor. Ben de hep bakimli falan gidiyorum kendisine. Yani olabildigince. Sonucta doktor yani abartmiyorum ama oyle paspal gitmiyorum. Yolda insanlarin dikkatini cekiyorum falan. Bakiyolar hissediyorum yani. Ama bu doktor beni kadin gibi gormuyor. Ustu kapali bunu soyluyor. Simdi de tam olarak su konuyu konusacakmisiz. Hayir cevabim da yok buna. Ne denir ki? Nereye varacak cok merak ediyorum. Bekarim diye cinsiyetsiz falan mi goruyor beni bilmiyorum ki. Kendisi de unide bi doktorla tanisip evlenmis hemen cocuk yapmis biri. Bi gun kendisine unide biriyle tanismasaydiniz muhtemelen su an siz de bekardiniz dedim. Ama tanistim dedi :)) Sen onu yapmadin iste dedi. Tam olarak bunu dedi. Bu beni eksik biri mi yapiyor anlamiyorum ki. Simdi ona soylemek icin degil de bu soruya ne cevap verirsiniz ki. Aklima bi sey gelmiyor olmasi sorun mu acaba? Direkt kadinla basladim da erkekler de kendileri acisindan cevaplasin :)
0
Kittie (06.10.24)
Sorudan anlıyoruz ki senin için kadın olmak görsel açıdan kadın gibi görünmek. Bekar olmana takık olma ihtimali yok, ona ne senin evli olup olmadığın. Taktığı şey muhtemelen kadınlığını bastırmanla ilgili bişidir.
Haricinde, psikiyatrını değiştir. Kadına bilenmişsin ne yapsa olmaz bu saatten sonra.
0
Bruce
(06.10.24)
Bruce: kadin degil. Bilenmedim de. Tersine cok seviyorum ilginc sekilde :) kkadinligimi nasil bastirabilirim ki onu bile bilmiyorum. Her yerde sevgili olma firsatlarimi yaratmaliyim kadinlik icin.
0
🌸Kittie
(06.10.24)
Evlenebilirsin de evlenmeyebilirsin de.
Bakımlı da olabilirsin, bakımsız da. Bir kadının kimseye güzellik borcu yok, kimsenin göz zevkine hitap etmek zorunda değil. Kadın bir kalıba sokulamaz. Şöyle olursan kadınsın, şöyle olmazsan kadın değilsin diye ima bile edemez kimse.
0
rock n roll
(06.10.24)
Bana bir psikiyatriste daha gitmen gerek gibi geldi. Farklı bir görüş almak adına
0
kullanicadi
(06.10.24)
kadin oldugun icin toplumda avantajli, dezavantajli gordugun seyleri listele. karsi cinsin ve senin basina gelme potansiyeli olan ornekler cikar aradaki farklara bak. kadin oldugun icin kendinde sorumlu hissettigin seyler var mi mesela. belki nonbinarysindir bunu dusunmeni, bastirmamani bekliyor olabilir. yolda yururken insanlarin sana baktigini dusunmen kadin oldugun icin kendince siradan bir olay olarak goruyor olablirsin ama yoldan gecen erkege kimse kolay kolay bakmaz yani bu gibi gunluk seyler cikar. sana gore birliktelik yasaman icin bir erkegin gelmesi mi gerekir mesela? bu konularda cinsiyetci olabilir misin? ondan da sorgulamak istemis olabilir
0
ala09
(06.10.24)
Seni kendisyle kıyaslamasını anlayamadım, ben doğruyum sen yanlışsın veya ben sağlıklıyım sen bozuksun demek gibi bu. Saçma.
Bence psikiyatrını değiştir, eğer sorduğu sorunun temelini sorduğunda sana anlatmak yerine kendiyle veya başkasıyla kıyaslıyorsa o olmamıştır.
Örnek göstermek başka bir şey. Mesela der ki "kadınlık sadece giyinip makyaj saç baş yapmak değildir, kadın olmaya cinsel kimliğini rahatlıkla yaşayabilmek de dahildir, cinsel kimliğini hedefe koymadan insanca iletişim kurarken kontrolcü olmamak, yumuşak tarzda konuşmak, istemeyi bilmek vs de dahildir, mesela (tamamen uyduruyorum) Dolunay Soysert gibi (tamamen uydurma faslı bitti).
Örnek gösterme böyle olur, onun yaptığı kıyaslama olmuş. Ben üniversitede biriyle tanıştım ama. Eee? E ona güvendim, yakınlaştık evlendik. Sonra? E sen bunu yapamadın demek ki kadınlıkla sorunun var.
Yani ben anlamıyorum böyle bir yaklaşım olamaz yahu. Acilen doktorunu değiştir derim.
0
muhayyer divan
(06.10.24)
Ben ortada bir sorun vallahi göremedim. Sen kadınsın. Dikkat çektiğin için sana bakanlar var. Doktorun senin bekarlığına yoğunlaşmak istemiş. E bunun cevabı da sende. Anca tahmin edebiliriz. Demek ki senin karşına birileri çıkmadı ünide veya çıktı ama olmadı. İş hayatında da aynı şekilde. Örnekler böyle gider ama senin suçun yok ki. Olmayınca olmuyor.
BENCE listelemek, günlük bilmem ne boş işler. BEN olsam gider sorarım "doktor ulan ne demek istedin, 10 gün oldu hala anlamadım". Dümdüz, açıkça konuşmak kadar süper bir şey yok.
0
Shepard
(06.10.24)
psikiyatrdan terapi mi aliyorsun? bence bu cok mantikli degil.
ama ben tanistim derken senin de aslinda bir sürü insanla tanistigini ama onlari bloke ettigini söylüyor. yani bekar kaldiysan bilerek ya da bilmeyerek bir seyleri engelliyorsun.
sorunun cevabini ben de bilmiyorum. sacma bir soru bence. seni kadin gibi görmeyisinin sebebi ne ? iliskinin olmayisi mi? sen eger iliskim neden yok diye sikayetci degilsen bu konuya onun gelmesi cok sacma. ama sen kendini yalniz hissediyorsan iliskiya ihtiyac duyuyorsan anlamli bir soru olabilir.
0
sonsuz
(06.10.24)
Shepard: evet evet oyle yapicam. Ama merak ettim herkes pat diye cevap verebiliyor mu bu soruya diye
0
🌸Kittie
(06.10.24)
@Shepard haklı
10 puan 10 puan 10 puan 10 puan 40 puan ve alkışşşş
Yani yüzüne yüzüne sormaktan çekinmemek anlamında. Eğer senin onunla konuşma sebebin duygusal ilişkiler konusunda problem yaşamansa dikkatini bir yere çekmeye çalışıyor olabilir ama yine söylüyorum, kendiyle kıyaslaması devasa bir yanlış, hele ki erkek olarak.
0
muhayyer divan
(06.10.24)
Sonsuz: yok hatta bana hic bekar olusundan bahsetmiyorsun diyor, ben cok gundemimde degil diyorum. Ne diyeyim yani acikcasi para veriyorum ve baska dertlerim var, bu bi dert degil benim icin. Ama o cok onemli bekar olusun diyor anlamadim ki ben de ya.
0
🌸Kittie
(06.10.24)
Soru mantıksız. Ama senden nasıl bir cevap bekliyor bu önemli olabilir. O yüzden tamamen kendi yorumunu iletmen doğru olur. Cevabın mantıklı olmasına gerek yok.
0
Cezcez
(06.10.24)
@Kittie
Özel mesajla konuşmak istersen buralardayım, sorduğun şeylerden birinn kadın olmakla bağlantısı olabilir, seni oradan çözmeye çalışıyor olabilir. Ama tekrar söylüyorum hâlâ kendiyle karşılaştırması çok yanlış hâlâ.
0
muhayyer divan
(06.10.24)
Üniversitede bir psikoloji hocasından ders alıyordum. işte ben zeytin yiyemiyorum; hoca kafayı takmıştı, zeytin senin tüm problemin falan diye :) niye yiyemiyormuşum:)) Taktı mı takıyor değişik bir kitle bu psikologlar
0
Cezcez
(06.10.24)
bu psikiyatrlar biraz tuhaf oluyor. lisedeki rehber öğretmenle yapılan saçma sapan bir yere varmayan muhabbetler. bana çok faydasızmış gibi geliyor genel olarak.
0
abelardo
(06.10.24)
yav bu nasıl bi psikiyatrist, divan edebiyatı yarışması mı yapıyorsunuz, her şeyi açıkça konuşmak gerekmez mi? bu ne saçma konular böyle. boş goygoy.
yapılacak seans sayısını artırmak için olmasın? :)
0
tabudeviren
(07.10.24)
Bence seni biriyle tanistircak kendine ceki duzen verirsen
0
lapaz
(07.10.24)
Herkesin tanımı kendine.
Simone de Beauvoir‘dan al, başla okumaya. Haha ayrıca evet, onun da dediği gibi kadın doğulmaz kadın olunur.
Neyse, soruya gelince dr’un tam ne kastettiğini biz buradan kısıtlı bilgiyle cevaplayamayız. Kendisine direkt doğrudan sormak lazım+11111
Belki cinselliğiniz, cinsel kimliğiniz ve ayrıca cinsiyet kimliğinizle ilgili bir sorgulatma yapmak istiyor da olabilir.Belki bu konuda farkındalığınızı arttırmaya çalışıyordur.
Kadın olmak benim için güç ve dönüşüm demek. Görüntüm falan hiç akıma gelmedi mesela.
0
jimjim
(07.10.24)
kadinla erkegin en buyuk farki dogurganlik. bence her kadinin bir kere bunu yasamasi lazim. bunu yasamayip yasi gecen hatunlarda benim deneyimim ciddi sikintilar var, problemsiz olanini gormedim. bunu yasamayanlarda hep birsey eksik gibi.. elimde dogum yapmis olan bir kisi oldugu ici sureci bastan sona izledim, izlemeye devam ediyorum. gece/gunduz kadar fark var iki donem arasinda. bu yuzden hayvanlarin da kisirlastirilmadan once mutlaka bir kere dogum yaptirilmasi lazim.
0
cooperr
(07.10.24)
Psikiyatrist bence boş yapıyor yada ortada anlatmadığın şeyler var bu yüzden bizr bunlar garip geliyor, ortada sorun yok gibi.
0
basond
(07.10.24)
Cooperr: offf ne alaka ya cevreni degistir
0
🌸Kittie
(07.10.24)
Basond: yok anlatmadigim bi sey. Brnce adam biraz geleneksel, biraz muhafazakar bi tip oldugundan evlrnmeyene, cocugu olmayana kadin degil diye bakiyor :( Birakicam zaten bu doktoru
0
🌸Kittie
(07.10.24)
Bekar olmak degil de partnerinin olmamasi sahiden bi eksiklik insan icin.
0
halk
(07.10.24)
Bu adama en başından beri gitme demiştim. Adama her gittiğinde kendini daha çok eksik hissediyorsun.
''Ama tanistim dedi'' Aman ne büyük bir olay!!
Herkesin ortamı aynı mı? Bizim sınıfta 3 erkek vardı mesela. Bölümde toplasan 10 yarısı gay. Nasıl tanışalım? Arkadaşlarımın kimi otobüs yolculuğunda, uçakta, online falan tanıştı. Şans hepsi. Hoşlanmadığımız biriyle mi evlenelim?
@Cooper, kötü bir yalnızlıktansa tek kalmak mantıklı. Belli şartları sağlamadan ne diye çocuk yapalım? Sırf evlenelim çocuk yapalım kafasında olanların çocuklarına üzülüyorum. İtilip kakılarak büyüyorlar.
Ben senin yerinde olsam o adama gider '' Ben bekar bir kadınım, eksik de değilim. Sizin bilimden uzak Müge Anlı yorumlarınızı artık duymak istemiyorum'' diyip son verirdim. Nereye şikayet ediyorsan et! Ama sen yine de bu adama gidip psikolojini bozmaya devam edeceksin. Adam sen bekarsın, eksiksini kafana sokmaya çalışıyor.
0
Kahvedesu
(07.10.24)
Terapistiniz size uygun değil bence de. Bana da olmazdı.
Ben kendimi kadın gibi hissetmiyorum çok ama kadın değil gibi de hissetmiyorum. Daha fazla kadınsı hissetme isteği de yok içimde. Ama içten gelen şekli ile kadınlık nedir ben de kelimelere dökemedim.
0
peki madem
(07.10.24)
Ayrıca bu konuda erkekler fikir beyan etmesin. " Kadın olmak, kadınlık ne demek" konusunda. Her konuda bir fikirleri var ama bu sadece kadınların cevaplaması gereken bir soru.
0
rock n roll
(07.10.24)
konuyu okurken "kezbana bak iyi ki koca bulmuş hastasına bile hava atıyor" diyecektim ki yorumlarda doktorun erkek olduğunu gördüm. değiştir bu hıyarağasını.
asıl sıkıntılı tipler, bütün varlığını cinsiyeti üstüne kurmuş olanlardır. iki gün önce kızları doğrayıp sokağa atan ruh hastası gibi. şindi diyeceksin ki adam psikiyatr ooo. nevzat tarhan denen varlık da öyle. kaç defa, araya seneler koyarak kitabını elime aldıysam hepsini fırlatıp attım. herifte bildiğin incel mantığı vardı inanamazsın. kadınkar zaten alt varlık, çok kasmayacak analık yapacak boyun eğecekmiş, ha bir de meşhur FITRAT lafı. yıllarını orduda geçirmiş bu adam yıllar sonra orduyu bitiren akpye yanaştı ve hiç şaşırmadım.
özetle, herif doktor olunca içindeki köylülük bir yere gitmiyor. onu savunacak ve yayacak silahlar ediniyor. lütfen git kadın doktor bul bunu bırak. eminim bu ülkede yaşayan bir kadın olarak sıkıntılarının en küçüğü "kadınlığındır"
0
titanyum22
(07.10.24)
Bekarlığınızın hayatınızı kötü yönde etkilediğine dair bir derdiniz, serzenişiniz mi var ki buraya yoğunlaşılıyor. Ne görmüş bu konuda örneğin, sizin hangi sözlerinizden nasıl bir çıkarım yapmış ki derdi burada görüp yoğunlaşmak istemiş. Bunu bilmek en doğal hakkınız.
Kadın olmak, kadınlık vs gibi konularda bir erkeğin ahkam kesip norm belirlemesi kadar gerizekâlıca da pek az şey var. Sanki memleket yeteri kadar patriyarkal değilmiş gibi bir de psikoloğundan psikiyatristine kadınlık öğüdü veriliyor. Ört ki ölem.
Bir terapistin ahlak ya da toplumsal alışkanlık öğütlemesi, bu konuda yönlendirme yapması falan da gerçekten tüyleri diken diken etti.
0
thracia
(07.10.24)
Thracia: is hayati check Arkadaslik iliskileri sosyal hayat check ailevi meseleler check Cok sosyal de olmadigimi, arkadaslarimlayken bir anda ortamdan koptugumu, bi seyler yapmak istemedigimi kisacasi depresif bi kisiligim oldugunu soyluyorum. Ama ozel hayat check diyemiyor ve oradan ilerliyor. Tamam ben de isterim biri olsun ama birine ayiracak vakit de bana zul geliyor, kendimden sikilirken birini hayatima almak istemiyorum su ara diyorum ama geleneksel kafasi sanirim hmmm 30larinda biri sevgili yok, evlilik yok, bu eksik bunda diyor galiba. Zaten ozel hayat kismini hic "beslememissin" diyor. E besledim olmadi. Eskiden iliskilerim olldugunu da biliyor ama depresyon olarak bakmiyor bu konuya. Haa bi ara bi seyin dusuk senin bile dedi simdi aklima geldi. Libido dusuklugune bagladi. Depresyondayim bence ama krndisi libidomun dusuk oldugunu soyledi. Yani obur turlu iliskiler konusunda uzman birine giderim aslinda.
0
🌸Kittie
(07.10.24)
ikinci yorumum olacak ama yazmak istedim. az önce the fall diye bir diziye başladım. orada travma yaşamış bir kadın, psikologa gidiyor. sıkıntısını anlatıyor anlatıyor, bir bakıyorsun psikolog olacak herif, kadının çıplak resmini çizmiş önündeki kağıda. memeli falan. aklıma sen geldin.
kadın doktor bul bacım. elin gavuru böyle sapıksa bizimkileri üçle çarp.
0
titanyum22
(07.10.24)
@kittie
ablacim cevresini degistirmesi gereken sensin yaw.. cevrendeki sjwleri ayikla biraz, nevsin gibi tipleri de dinlemeyi birak da biraz kafan acilsin. kendine kadin doktor bul denmis de valla hic tavsiye etmem, erkekler en azindan dogrulari soyluyor, satir aralarina bak. hersey apacik aptallara soylenir.
0
cooperr
(07.10.24)
patlıcanı hazır alan kimmiş yahu, bekar erkek yemeği o. şuursuz herif daha yemek yapmayı bilmiyor akıl veriyor koca doktor olmuş adam sanırsın
0
titanyum22
(07.10.24)
Psikiyatrin gözündeki gibi değil bence başka doktora gidin
0
pembediken
(08.10.24)
Visnebahcesi: evet oraya cekiyor. Benim bi takintim var. Tek basima cok uzaklasamiyorum bulundugum yerden. Yani gidiyorum tek bi yerlere, zevk de aliyorum tek gitme fikrinden ama hep etrafta acibadem olmasina dikkat ediyorum. Tek gittigim bi tatilde oteli acibademe yakinliga gore sectigimi soylemistim kendisine. Bu tek basima hastaneye dusme durumu, etrafta tek guvdendigim hastane olan acibadem olmamasi korkumu biliyor. Gecen tatile ciktim tek. Soyledim biliyordu cikacagimi. Tatil donusu gorustuk. Nereye gidecegimi de biliyordu. Hatirliyordu da. Yahu tek basima ulke degistirdim bu sefer, acibademi birak turk hastane yok etrafimda, gitmisim, saskinim bunu yapabildigime. Bunu soyledim, korkumu astim galiba dedim ama tatil uzerine tek konustugumuz konu biriyle tanistin mi orda oldu. Sanki iliski kocuna gidiyor gibiyim di mi
0
🌸Kittie
(08.10.24)
bence kendisi erkek istiyor bu kadar kafayı kırdığına göre. yurtdışına çıkan insana herkesin soracağı ilk soru neler gördün ne yedin falandır. vajina kıskançlığı sezdim doktorda.
0
titanyum22
(08.10.24)
Velev ki sorunun senin ilişki kuramamanda olduğunu düşünsün; o zaman bunun kökenine inilmesi gerekmez mi? Madem öye, neden hayatına birini almak istemediğinin sebeplerine inilmesi, bunun kökenini sorgulaması, eğer burada bir eksiklik olduğunu düşünüyorsa bu eksikliklerinin ana kaynağına inilmesi gerekmiyor mu? Buralara hiç girilmeden "hayatında biri yok ondan böyle oluyor" demek için terapist olmaya gerek yok, aynı yorumu alt komşunuzun anası halime teyze de yapar muhtemelen." Libidon düşük ondan böyle" , yapma yau, kral tespit yaptı. Acaba libido düşük diye tespit sıçmak yerine mesela hormon düzeylerine bi baksan mı, ya da acaba depresyon olabilir mi bunun sebebi? diye sormak istiyor bu terapiste de bence değmez. Yani şöyle düşün; karpuzu kestin, baktın kelek. Tadı tuzu yok. Hala yemeye devam mı edeceksin? Bence bu karpuzcuya daha fazla para kaptırmayın.
0
thracia
(08.10.24)
cinsiyet olarak kadın olmak, makyaj yapmak, bakımlı olmakla, dişi olmak farklı şeyler.
psikiyatristinizin buna takılma nedeni sizi beğenmemesi ya da sizin eksik biri olmanız değil, bu var oluş hâlinin gerçek bir ilişki yaşamanıza engel oluyor olması. tabii ki evlenmek, evlenmemek sizin seçiminiz ama "tanıştım" demesinin altında yatan şey, sizin bu durumdan dolayı bu seçim şansına sahip olmakta zorlanmanız.
yani üniversitede biriyle tanışması, evlenmesi bir tesadüf değil, onu demek istiyor. insan bilinçdışından çevresine bir enerji yayar, bu enerjide de onun bilinçaltındaki kodlar vardır. dünyanın en seksi giyinen, en bakımlı, en güzel kadını olun, bilinçaltınızda kadınlıkla ilgili sorunlar varsa, bir erkek bulamaz, bulsanız bile ilişkinizi yürütemezsiniz. patates çuvalıyla dolaşan bir kadın çok daha dişi olabilir.
yani sizin kendi seçiminiz olduğunu sandığınız şey, aslında bilinçaltınızın sizi yönlendirmesi şu durumda. ancak kendinizi tamamen bulduktan sonra özgürce bir seçim yapabilir hâle gelirsiniz. doktorunuzun demek istediği bu.
kadınlık ne demek sorusuna gelirsek, o biraz uzun ve günümüzdeki kadın-erkek normlarına pek uymadığı için biraz tepki alıyor ama anlatmaya çalışayım. sürekli çatışma, savunma, saldırı, güvensizlik hâlinde olmak, devamlı "doer" modunda yaşamak, içinde bulunduğu her durumu kontrol etmeye çalışmak, sınır çizememek ya da başkalarının sınırlarını ihlâl etmek, sürekli dışa dönük ve tepkisel yaşamak dişiliğin bir parçası değildir.
günümüzde birçok kadının maalesef hayat şartları yüzünden içinde bulunduğu durum bu zaten, kendi doğasından uzaklaşmak. bu demek değil ki, kadın iş bitirici olmasın, bir şeyler yapıp etmesin, tabii ki bunlar olacak ama enerjiyi dengeleyebilmek gerekiyor. kadın zaten kaotik bir enerji yapısına sahiptir, yani hem hormonal hem zihinsel açıdan. buna bir de yukarıda saydıklarım dahil olduğunda, kadın görünümlü erkek olunuyor maalesef. bu da ilişkilerde başarısızlığı, ilişki kuramamayı, kursa da yürütememeyi, kadın hastalıklarında artışı vb. getirir. erkeklerde de bunun aksi yaşanıyor, "adam gibi adam olan erkek kalmadı" serzenişi de bununla ilgili.
bunların altında bir de aileden gelen erkek beklenirken kız çocuk olması, babanın sürekli "benim aslan kızım" falan şeklinde sevgi gösterisinde bulunması, ailenin maddi ya da manevi yükünü omuzlamak zorunda bırakılmak gibi aileden gelen şeyler olabiliyor. bunlar da kadınlığın bilinçaltında reddedilmesine, kadın olduğu için kendinden nefret etmeye, sevilmek için erkek olmak gerektiğine dair inançlara yol açıyor ve yukarıda saydıklarıma bu yoldan da ulaşılabiliyor.
0
blatta hiberna
(22.10.24)
Blatta hiberna: zahmet etmissin tesekkurler. Birileri icin faydali olabilir bu cevap. Ama benim icin degil. Psikiyatristimin basindan beri falsolari vardi. En sonunda onu birakmayi basardim. Ben evin prensesi olarak buyudum, yetistim, oyle bir sorunum yok. Zaten konustuk bunu. Neymis bende maskulen bi durum yokmus, bende genc kiz halleri varmis. Bana bakinca millet olgun bi kadin gormuyormus. Adam ilk bulusmaya etek ve ceketle gitmemi uygun buluyor. Tam bi sacmalikti kendisi.
0
🌸Kittie
(04.11.24)
Ayrica ben de unide biriyle ciddi bi iliski yasadim ama olmadi. Yani ben de onun kadar tanisabildim. Haa yurutemedim cunku altta yatan kadinligimdan nefret etme durumum vardi... sacmaligin alasi.
0
🌸Kittie
(04.11.24)
Bir terapisti bunlari söylemesi baya tuhaf geldi
0
yuvarlanantencereninkapagi
(04.11.24)
psikiyatrdan ziyada redpillci bir dallama gibi geldi. evlilikik birliktelik başarıdır en azından bir insanla bir ilişki kurmana dalalet eder ancak en büyük başarı değildir.
sana koca bul her şeyin çözümü koca demeye getiriyor bırak bu herifi.
BAHSETTİĞİM ŞEY ÇOCUK SAHİBİ OLMAK DEĞİL.bazı insanlar çocukları hiç sevmez. etraflarında bulunmasını istemezler. şimdi ebeveynler zaten aşırı zor olsa bile muhtemelen kendi çocuklarından bıkmıyorlardır, yani en azından "keşke olmasa!" diyemiyorlardır. amca, teyze, dayı, hala vs. desen zaten premium
BAHSETTİĞİM ŞEY ÇOCUK SAHİBİ OLMAK DEĞİL.
bazı insanlar çocukları hiç sevmez. etraflarında bulunmasını istemezler. şimdi ebeveynler zaten aşırı zor olsa bile muhtemelen kendi çocuklarından bıkmıyorlardır, yani en azından "keşke olmasa!" diyemiyorlardır. amca, teyze, dayı, hala vs. desen zaten premium üye, çocukla keyifli vakit geçirip sıkılınca anasına babasına verebiliyorlar.
ama genel olarak hani mesela işte arkadaşıyla buluşurken onun bebeğini de getirmesine bile kızan, bebeklerle, çocuklarla aynı ortamda bulunmayı hiç sevmeyen insanları merak ediyorum.
ben her zaman çok sevmişimdir mesela, yaş çok fark etmez, ergenliğe kadar hepsini aşırı sevimli buluyorum. bi yandan çok saflar, diğer taraftan bizim asla aklımıza gelmeyecek düşünceleri olabiliyor. bebek zaten sevimli ve saftirik, biraz daha büyükleri "anaa harbi lan!" dedirtecek bissürü enteresan fikir üretebiliyor vs...
bir çocuğun devamlı sorumluluğunu almak dünyanın muhtemelen en zor işidir, ona itirazım yok ama neblim hani çocuk deyince yüzü düşen insanlar var. onu merak ediyorum. niye sevmiyosunuz? ağladığı için mi? makul bi şekilde iletişim kurulamadığı için mi?
0
mark greg sputnik (05.10.24)
Çocuk bence çok büyük sorumluluk. ekonomik açıdan ve ilgilenme açısından bana yük geliyor.
0
ferenc
(05.10.24)
Ben çocuk sesinden nefret ediyorum bağran çağıran zırlayan bi çocuk hayattan soğutuyor beni.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(05.10.24)
e arkadasinla oturup iki muhabbet edeceksin ya cocuk orda ses yapacak ya ilgilenilmesi gereken bi seyler olacak. laf bolmek zaten hepsinin yaptigi bi sey sonuc olarak rahat degil. hele is yerine getirmek, daha fazla yorum yok
0
ala09
(05.10.24)
Sürekli bitmeyen bir ses... Ve o ses kulaklarini tirmalayacak seviyede olmadığında bile ilgini çekecek herhangi bir şey anlatmiyor
0
abuzer
(05.10.24)
Ben o yüzü düşen kişiyim. Çünkü doğası gereği hareketli, meraklı ve gürültülü oluyor. Sınır kavramları da yok. Duygusal bağımın olmadığı çocuklar sevimli gelmiyor o yüzden. Bir çocuğa sevgi besleyip tahammül edebilmem için ya öğrencim ya da kan bağımın olması gerekiyor. Diğer türlü uzaktan seviyorum yetiyor.
0
ruhen hastayim ben
(05.10.24)
Çocukları değil ebeveynlerini sevmemek aslında konu. Tek vasfı hamile kalmak-hamile bırakmak olan kişiler anne-baba olunca şımarık, sürekli ağlayan, bağıran, etrafı dağıtan, olay çıkaran insanların 2 saat dinlenmek için gittikleri yerin içine sıçan veletler ile hayvanlara ve kendilerinden daha küçüklere işkence eden p*çler doğuyor. Yoksa insan evladı gibi çocuklar ile ilgili sorunum yok. Baldan tatlı çocukları olan arkadaşlarım var.
0
nawar
(05.10.24)
@nawar, güzel nokta hocam. buna kesinlikle katılıyorum. bebek istediği kadar saçmalasın neticede birkaç senelik insan evladıdır, laf anlatsan da anlamaz ama çocuk yaptığı için kendini takdire layık gören sorumsuz ve dangalak ebeveynler gerçekten çekilmiyor.
0
🌸mark greg sputnik
(05.10.24)
Kaleci sacli +1 Nawar +1
0
mor oje
(05.10.24)
Çocukları "sevmeyen" biri değilim, onlarla iletişimi beceremeyen, kısa süre sonra elinde olmadan bunalan, darlanan, zaman zaman (çocuğun şımarıklığına, ailesinin ona yaklaşımına göre) sinirlenen biriyim. Hiçbir zaman hiçbir çocuğa hiçbir şekilde zarar gelmesini şstemem ve zarar vermem. Fakat çocuklarla bir arada olmak beni fena halde darlar, bunalırım, bazen sinirlenebilirim. Uzaklaşırım, elimden geldiği kadar da sorumluluk almam,bir arada durmam.
Dediğin örneği de cevaplayayım,
Arkadaşımla buluşmaya gelirken bebeğini getirmesi beni çok bozmaz, ama 2 yaştan itibaren o bir bebek değildir çocuktur ve çocuk sürekli anne ilgisini üzerinde ister, ben ise annesini ondan çalıyormuş gibi hissederim ve bu histen nefret ediyorum. Ayrıca bir çocuk hiçbir zaman büyüklerin kendi aralarındaki sohbetleri dinlememeli, duymamalıdır. Çünkü bilinçaltı bunlaro kaydeder ve kendi hayatımda yaşadığım gibi hayata dair bazı şeylerden nefret yahut korku geliştirebilirler. Bunu çok şiddetli yaşıyorum, onun için arkadaşımla görüşürken yanımda çocuk istemem.
Çocukları severim, çocukluğun o hesapsız ve korkusuz coşkusuna çok imrenirim ama bir arada duramam, bunalırım. Belki ben baskı altında (kime göre neye göre baskı) büyüdüğüm içindir, bilmiyorum.
0
muhayyer divan
(05.10.24)
Bebeklere agucuk gugucuk yapmak hoşuma gitmiyor. Yani bebekler sevimli gelmiyor bana, bi de kontrol edilemeyen, iletişime geçilemeyen canlılar olması da rahatsız ediyor. Gürültü de zaten söylenmiş.
Şöyle 7-8 yaşından itibaren en azından sohbet edilebilir seviyedeki çocuklarla bir sorunum yok. Hele böyle spesifik bir ilgi alanı olan, meraklı ve hafif büyümüş de küçülmüş çocuklarla sohbet etmekten keyif de alırım. Ama ne bileyim gel boyama yapalım, evcilik oynayalım tarzı işlerde de yokum :D
Ben genelin aksine ergenler konusunda daha pozitifim. Tabii ki bu salak kanzi tip ya da zevzek ergenler değil de biraz okuyan eden ergenlerle sohbet etmek keyifli oluyor.
Benim kardeşimle aramda 11 yaş var, bebekken doğru düzgün zaman geçirmişliğim yoktu neredeyse. Büyüdükçe, bir şeyler paylaşabildikçe yakınlaştık ve şimdi 17 yaşında bir ergen olarak kendisini çok seviyorum. Kendi öz kardeşimi bebekken pek sevmiyodum yani, elin veledi de kusuruma bakmasın :D
0
nundu
(05.10.24)
Neyi neden sevip neden sevmediğimizi pek bilmeyiz aslında. Çok daha derinden gelen şeyler bunlar en fazla justify edebiliriz bi bahane açıklama uydururuz hemen aslında şundan dolayı diye.
Yani seven anlaşan bi şekilde seviyor, sevmeyen de sevmiyor dünyanın en bayağı dandik yanıtı gibi dursa da mevzu böyle cidden.
Ben sevmeyen taraftayım niye sevmiyorum diye düşündüğümde ne yapacağı belli olmayan kontrolsüz, ayarsız, salyalı yüksek sesli inanılmaz dikkat edilmesi gereken bi yaratık sonuçta diyorum. Tanımadığım çocuklarla ilgili sıkıntım var sanırım. (bunu beni tanımadan okuyunca vay g*t herif deniyor çok doğal olarak da öyle değil durum yani dediğim gibi mantıklı bi sebep aradığımda aklıma bunlar geliyor)
Ha çocuk görünce goblin görmüşüm gibi kaçmıyorum çok iyi anlaştığım çocuklar da oldu, yeğenlerimle gayet güzel vakit geçirdim ufaklıklarında çok da seviyordum. Ama 20 yaş altı olmayan bi yere gönder beni ay çocuk seveyim göreyim demek aklıma 20 sene gelmez sanıyorum.
0
hedep
(05.10.24)
sevgi dolu ortamda buyumemistir, genel olarak iletisim sorunu da vardir muhtelemen. cok kalabalik ortamda buyumustur nefret etmistr bir suru sebep olabilir
0
kurcalamabozarsin
(05.10.24)
Ben de pek sevmem ya çocukları çünkü anlaşamam ve onu anlamaya çalışacsk sabrı gösteremem.
*geçen gün havuza gittim, çalışanlardan birinin çocuğu da gelmişti. Suya atlayıp bağrınıp çığrınıp duruyodu. Sabahın 8inde 2 kulaç atıcam, yarım saat 1 saat yüzüp gidicem, çocuk huzur bırakmadı.
*metroya biniyorum, bebek arabasıyla terör estiren biri biniyor, zaten sıkıl tepiş gidiyoz, bi de arabadaki çocuk zırıl zırıl ağlıyor, moral filan kalmıyor.
*bayram günü akraba evine gidiyorum, kahvaltımı yapıp kahvemi içip milletle sohbet edicem sanıyorum, çocuk eğlemekten başka bi şey yapmadan dönüyoruz eve. Acıkıyolar oyun istiyolar.
*bi ara amcamın evine gidemiyorduk çünkü kızı 4-5 yaşındaydı, gittiğimiz andan çıkana kadar barbi bebeklerle oynama simülasyonuna giriyoduk, oynamazsak mızmızlanıp ağlıyodu. Korkunç bi dönemdi.
Bu gibi şeyler yani. Ben de sevmiyorum. Zaten şöyle bi söz duymuştum çocuklar osuruk gibidir kimse kendisininkinden başkasına katlanamaz fjfkfkgk
Bi gün kendi çocuğum olursa bu bana yük gelmez muhtemelen içgüdüler sayesinde ama şu an başkasının çocuğunu pek de sevecek bi psikolojide değilim fmgkgkf
0
turuncu tonlarda
(05.10.24)
çok yeni bir şey söylemeyeceğim görünüşe bakılırsa:
çocuklarla çalışmayı seviyorum ama arkadaşlarımın çocuklarıyla ilgili toplumsal zorunlulukları yerine getirmek (örneğin, ilgilenmek, sevgi gösterisinde bulunmak, beğeni ifade etmek, hediye almak) istemiyorum. içimden gelirse bunları zaten yapıyorum, ama çok zaman söz konusu çocuk, benimle arkadaşımın arasındakı kopuşun "sorumlusu" oluyor. çünkü birlikte geçirilen zamanlarda çocuk bir şekilde odakta oluyor, veya çocuksuz bir insan olarak çocuklu akranlarınla geçirdiğin zamanlarda görünmez kalıyorsun senin bir hayatın yokmuş gibi. bezin kaç para olduğu da ilgimi çekmiyor, 3 yaşındaki çocuklarını kreşe vermek için milyor milyar gerekmesi de.
genelde de çocuktan çok, sorumsuz veya umursamaz ebeveynlerine kızıyorum. çocuğa yapacak bir şey yok, çok günahı veya sorumluluğu yok davranışlarında (mizaç olarak kiminin yamyam olduğunu kabul etmek gerek. ayrıca hepsinin öyle çok saf olduğunu da hiç düşünmüyorum).
arkadaşlarımın çocukları bir yana, hiç alakam olmayan insanların çocukları söz konusu olduğunda tahammülüm kendilerine ve ebeveynlerine çok çok daha düşük.
0
harfitarif
(06.10.24)
Açıkçası benim şahsen en zorlandığım şey çocuklu bir arkadaşla buluşup sohbet edebilmek. Sohbetin "Tamam yavrum, efendim canım, yapma evladım" gibi bir şeyle bölünmeden 10 saniye devam edebilmesi mümkün değil. Haliyle insan konuştuğundan da buluştuğundan da bir şey anlamıyor. Ha bir de tabi çocukla gelen kısıtlar var; oraya gidemeyiz, o saatte ayakta olamayız, onu yapamayız; o da zaman zaman zorlayıcı oluyor.
0
salihdt
(06.10.24)
güzel noktalara değinilmiş aslında insanların sevmediği eğitimsiz şımarık çocuklar, ailesi biraz kaliteli ilgi alaka gösterip doğru şekilde ahlak kurallarını verirse insanları rahatsız etmeyen oyun oynayıp başkalarını üzmeyen çocuklar ortaya çıkabiliyor.
ha bazı çocuklar o yaşta o eğitimi reddediyor bazısı reddetmiyor olay çok değişkenli.
ben küçükken düzgün aile eğitimi almış çocukları seviyorum ama her bir halta ağlayan zırlayan mızmızlanan şımarık çocukları sevemiyorum. deniyorum oynamayı iletişimi vs baktım olmuyor hadi yoluna diyorum yok güzelce anlaşırsak tüm gün oynuyoruz.
0
basond
(06.10.24)
Ben anneyim ve kendi çocuğumu çok seviyorum ama başka çocukları hiç sevmiyorum maalesef. Doğurmadan önce de sevmezdim çocukları.
Çünkü çok gürültü yapıyorlar, kontrol etmek zor, strese giriyorum, sürekli korumak gerekiyor, ilgi istiyor. Sevmiyorum arkadaş buluşmasında çocuk. Ama kendi çocuğumda bunları kontrol edebildiğim için çok seviyorum.
0
kaptan maydanoz
(06.10.24)
çocukları sevmeyenler bence sevenlerden fazla. çoğu insan seviyormuş gibi rol yapıyor.
çocuklar sevilmez çünkü ağlarlar, zırlarlar, inatçıdırlar, şımarırlar sürekli oyun oynamak isterler, yorarlar. agucuk gugucuk yapmayı sevmiyorum. yapmadığım zaman ay ne soğuk diyorlar. bizim çocugu sevmedi, bizi de sevmiyor diyip gönül koyuyorlar. agucuk yapıp çocuğu eğlendirince şımarıyor, bu sefer yapışıyor hep istiyor. ciddi olman gereken yerde de yapışıyor. hatta geçen başıma geldi, ciddi bir şey konusuluyor çocuk yapıstı konusup duruyor 4 yaşında falan. bir sus da diyemiyorsun anlamıyor. ayrıca çocuklar her şeyi hemen söyler. adamı ipe götürür valla. anne bu bana böyle dediii diye hemen ispiyonlar. olay yanlış anlaşılır saçma sapan yerlere gider. bu sefer annesi ile aran kötü olur. çocukların çoğu çirkindir. kirpi yavrusunu pamugun diye severmiş. herkese kendi çocugu yegeni güzel geliyor ama çogunlugu çirkin. foto gösteriyorlar bak ne kadar güzel diye, halbuki güzel falan değil. geçen gün şöyle dedi diye anlatır dururlar halbuki her çocugun söyleyeceği normal şeyleri söylemiştir. ama annesi teyzesi öyle bir anlatır ki çocuk süper zeka sanki. olur olmadık şeylere ağladıklarını söylemişmiydim
Merhabalar, kusura bakmayın fon konusunda yeterli bilgiye sahip değilim. örneğin IPB fonu yıl içerisinde güzel performans gösterip, son bir ayda eksi yazmayı başladı. Şimdi bu fon profesyonellerce aktif olarak yönetiliyor, belki diyeceksiniz borsa sert düştü ancak, bu fonların kısa pozisyon ,
Merhabalar, kusura bakmayın fon konusunda yeterli bilgiye sahip değilim. örneğin IPB fonu yıl içerisinde güzel performans gösterip, son bir ayda eksi yazmayı başladı. Şimdi bu fon profesyonellerce aktif olarak yönetiliyor, belki diyeceksiniz borsa sert düştü ancak, bu fonların kısa pozisyon , vb. gib hedge yönetemleri yok mu ? ve adı üzerinde değişken fon oldukları için pozisyonlarını piyasa beklentilerine göre arttırıp veya azaltıp, en azından zararı önleyemezler mi ?
Şimdiden teşekkürler.
0
Rao (05.10.24)
Değişken fonlar zarar yazar diye bir şey yok. Değişken fon alırken bugüne kadarki performansının yanında fon yönetimine ve fon içeriğine bakacaksın, ekonomiyi koklayıp ona göre kendin karar vereceksin. Yazmışlar oraya risk puanı 6 diye. Kaybetmeyi sindirebileceklere davetiye o. Her zaman kazandıracak diye bir kayıt yok ki. Borsada bu denli düşüş beklemiyorlarmış, ona göre aksiyon alıp yanılmışlar. Profesyoneller de yanılabilir yani.
BSOKE ile ilgilenmiş son işlemlerinde. Öncesinde de portföyünde varsa zaten BSOKE'nin bir aylık kaybı %27,50
0
Mirket
(05.10.24)
iyi de bu fonu yönetenler nereden bilsin borsanın sert düşeceğini de satsın? ayrıca diyelim ki adam sattı borsadaki senetleri, sonra da borsa yükseldi, bu sefer fon yatırımcısı demeyecek mi ben risk sevdiğim için bu fonu alıyorum sen niçin satıp nakite dönüyorsun?
değişken fonlar riskli yatırımlardır, yatırımları daha çok riskli araçlarda (hisse senetlerinden bahsediyorum) değerlendirmek zorundadırlar.
anladığım kadarıyla düşüncen şu: bu fonu profesyoneller yönetiyorlar, bir zahmet borsa düşeceği zaman önceden satıp zarardan kaçsınlar. o iş öyle olsa bütün dünyada herkes portföyünü değişken fonlara emanet ederdi
0
abelardo
(05.10.24)
Borsanın yönü konusunda tabiki kimse net tahmin yapamaz, bu zaten kabulum. Ancak , esas konu şuki bu değişken fonlar kendini düşüşlere karşı bir şekilde ağırlık değiştirerek, veya kendini ters repo vb. ile koruyup koruyamadığı .
Ayrıca şöyle bir konuda var, madem bu değişken fonlar borsa düşerkende yüksek düşüyor. Bu durumda hisse yogun fonlar almak daha mantıklı değil mi . Bunun şunun için sordum şimdi borsa %3 yukarı giderken bu fon % 0.50 gidecek belkide. Yani demem o ki , sizde değişken fon almanın mantığı nedir size göre ?
Ayrıca diğer bir konuda bu fonun pazar payının büyümüş olması, belkide doğru zamanda satmak istedi ancak, portföy büyüklüğü nedeniyle satışları hedef fiyattan karşılayacak alıcı bulamama ihtimalı de olmuş olabilir mi ?
@abelardo : burada sorum yön tahmin değil, hedge veya dengeleme mekanizması kullanıp kullanmamaları.
Ayrıca amatör bir yatırımcı olarak, ben düşüş öncesi ayda bist hisselerini %80 azaltmıştım, çünkü yabancı yatarımcı gelmiyor, dolar sabit, enflasyon halen yüksek seyrediyor , kısacası borsa gidemiyordu yükselemeyen bir boranın kötü bir haberde kırılabileceğini ben tahmin edip, ağırlık azaltmışsam. Bunu profesyonel bir fon yönetici hiç bir düşünemedi size göre ? Burda amacım tamamiyle değişken fonlara yatırım mantığını anlamak.
0
🌸Rao
(05.10.24)
Değişken fonların içini istedikleri gibi ayarlıyorlar. Ipb elimde var. 1 2 ay önce borsada dip görüldü diye bist oranını artırdılar ondan eksi yazmaya başladı. Bide bsoke btcim vakası var onların. Alternatif olarak an1 de bakabilirsin.
0
Topalordek
(05.10.24)
"@abelardo : burada sorum yön tahmin değil, hedge veya dengeleme mekanizması kullanıp kullanmamaları.
Ayrıca amatör bir yatırımcı olarak, ben düşüş öncesi ayda bist hisselerini %80 azaltmıştım, çünkü yabancı yatarımcı gelmiyor, dolar sabit, enflasyon halen yüksek seyrediyor , kısacası borsa gidemiyordu yükselemeyen bir boranın kötü bir haberde kırılabileceğini ben tahmin edip, ağırlık azaltmışsam. Bunu profesyonel bir fon yönetici hiç bir düşünemedi size göre ? Burda amacım tamamiyle değişken fonlara yatırım mantığını anlamak."
buna cevap vermiştim zaten. hedge yapması demek borsanın yükselişinden para kazanamaması demek. hedge yapsa borsa yükselse borsa yatırımcısı şikayet eder. olay borsanın düşüp düşmeyeceğini kestirmek değil. riskli fona yatırım yapan kişi yükselişe oynuyor demektir. fon yöneticisi de buna göre hareket etmek zorunda
cografi olarak guvenli yerdeler. o nedenle abd de halk girdikleri savaslari film izler gibi izliyorlar, disariya gonderdikleri lejyonerler icin endiseleniyorlar.
rusya, cin ve kuzey kore nispeten erisebilir yakinlikta. ama abd yi tehdit eden ulkeler veya orgutler, daha cok dunyanin bircok yerinde bulunan abd ustlerini hedef gosteriyor, ana karayi degil.
0
emrahday
(02.10.24)
Herkes alaska sınırını örnek göstermiş de, abd zaten alaska'yı bu jeopolitik öneminden ötürü Kanada'ya parayı bastırıp almış 19. Yy ortalarında. Alaska ileri bir üs gibi, Alaskada sonra kocaman bir Kanada var ABD'ye ulaşmak için.
Yani Rusya ABD'ye değil, abd aslında Rusya'ya komşu :)
0
makbur
(02.10.24)
Abi zaten Rusya Alaska'ya asker çıkarıp Alaska üzerinden ABD'ye saldırır gibi bir iddia yok, sadece mesafe ve menzil bağlamında verilmiş bir örnek bu. Yoksa zaten Rusya'nın ABD'ye saldıracağı bir senaryoda muhtemelen müttefiki Küba'yı kullanarak böyle bir şey yapmak isterdi.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.10.24)
zaten o yüzden süper güç coğrafya her şeydir amerikanın coğrafi avantajı mükemmel
0
abelardo
(02.10.24)
Intercontinental ballistic missiles (ICBMs) can fly much further than the minimum range; for example, Russia could hit Chicago with an ICBM launched from the Krasnoyarsk ICBM base, which is located 9,156 kilometers (5,689miles) away.
uzay sınırına çıkabilen balistik füzeler için menzil düz çizgi gibi olmuyor.
0
kisa
(02.10.24)
Balistik füzeler boşuna icat edilmedi +1
0
grimavi
(02.10.24)
Evet çok zor . Ayrıca uyguladıkları taktikler: -Ortadoğu her zaman birbirine girsin. - Savaş yakınımda olmasın. Benden uzakta olsun. - Vietnam'da Irakta Afganistan'da sürekli kayıplar verdim. onun yerine diğer devletler veya vekil terör örgütler benim adıma savaşsın. Diğer devletlerin içinde sürekli gerilim yaşanması için çeşitli STK lara veya gazetecilere fon yardımı yapayım. -Hitlerden sonra almanyanın gücünü NATO oluşumu ile sürekli baskı altında tutayım. - Rusyayla yakınlaşmaları olmaması için Avrupa'yı da sürekli korkutayım. Diğer devletlerde CIA ile bazı cemaat ve tarikatlerde kendi uşaklarımızı her zaman hazır tutalım. (Japonya'daki moon tarikatı da da bunlardan biridir ve çeşitli siyasileri bun tarikatın içindedir) - Askeri ve diplomatik çekişmelerin yanısıra doların rezerv para olması sebebiyle Fed in kararlarıyla canımız sıkıldığında diğer ülkeleri rahatsız edecek derecede ekonomik kararlar alalım. - TV ye çıkan ve bize bağlı bazı ekonomist görünen uşaklarla, ekonomik gerçekte olan biteni değil kağıt üstünde yazılı olan şeyleri anlattırıp duralım.
vs. vs.
Bonus olarak , gerçekte Irakta kimyasal nükleer silah yoktu ama yine de girdik. Oraya özgürlük yerine kan getirdik. Bununla birlikte Rusya'da her türlü silah olmasına rağmen bir tarafımız yemediği için onlarla kendi adkerimizle savaşmaya giremiyoruz arada ukraynalıları kullanıyoruz... gibi unutulmaya yüz tutmuş gerçekleri hatırlamak lazım.
Saldırmak zor olsa da kendi içlerinde eyaletler arası ayrılıkçı hareketlerle her şeyin tersine dönmesi de söz konusu. Bununla ilgili anltılardan biri ise: Doların gücünü kaybetmesiyle birlikte devasa miktardaki dış borçların ödenmesi noktasın eyaletlerin bunu üstlenmeyeceğidir
sokakta gördüğü -isterse anadan doğma çıplak olsun- birine banane deyip kendi işine bakan insana büyük saygı duyarım. güvenirim.
çıplaklıktan rahatsız olan insan olmamış insandır, sıkıntılı insandır. bunca yıllık hayatımda tecrübe ettiğim bir gerçek bu.
0
yurtsuz john
(01.10.24)
zeki insanlara her zaman hayranlık ve saygı duymuşumdur ama iyi kalpli olmadığını bir şekilde öğrenmişsem geri kalan hiçbir vasfı benim için artık önem arz etmiyor.
ama bir de sadece BAZI zamanlar sığ insanlara da saygı duyuyorum; keşke onlar gibi hayata siyah-beyaz diye ikiye ayırıp bakabilseydim, hayatı daha kolay görürdüm. mesela fanatik taraftarlar, fanatik anti x'ler filan ne güzel kafaya sahipler.
0
m e b
(01.10.24)
bence herkes kendinde eksik hissettiği veya olmasını istediği kritere hayran oluyor/saygı duyuyor. çok sübjektif olacak ama heyecanlı, evhamlı ve endişeli birisi olarak sakin, ayakları yere basan ve iş bitirici insanlara-elbette bunları saygı çerçevesinde yapanlara hayranım.
0
birnevibahar
(01.10.24)
Bir konu hakkında bilgisi yok ise bilmiyorum diyebilen insanlara saygı duyuyorum.
0
peki madem
(01.10.24)
Basmakalip dusuncelerin esiri olmayan, ufku acik, saygili, toplum olma bilincinin farkinda olan kisilerdir.
Ilk madde ozelinde Sevan Nisanyan diyorum, "saygili" kriterinden kaldi, cunku burada karisinin basindan asagi bok doktugu iddia edilen birine "saygili" dersem hos olmaz.
Ornek olarak video atayim, adamin bilimle bir derdi falan olmasina gerek yok ancak bugun gelinen noktayla ilgili guzel yorum yapmis bence: www.youtube.com
0
mbond
(01.10.24)
Bazı insanların çok dengeli bir karakteri var. Nasıl anlatılır bilmiyorum, asalet deyince çok burnu havada duruyor; samimi deyince de çok cana yakın duruyor. İkisi de değil. İnsanlarla mesafesini kibar bir şekilde koruyabiliyorlar. Zevkleri var, ilgilendikleri şeyler var. Spesifik bir konuda derin bilgi sahibiler. Fevri davranmıyorlar. Böyle insanları görünce hemen kanım ısınıyor.
0
akhenaten
(01.10.24)
Bilgi derinliği fazla, farkındalığı yüksek, hitabet gücü olan ve Türkçeyi iyi kullanan, doğaya ve insana saygılı, toplum içinde yaşamayı tüm kurum ve kuramlarıyla sindirmiş, temiz ve bakımlı, gösterişten uzak hatta minimalist, kibar
Aklıma gelenler bunlar.
Tek bir kriter yok ki, hepsi masanın ayakları gibi, biri olmazsa bütün olmaz.
0
Mirket
(01.10.24)
Dövüşmen guzum, duruş ve entelektüel bilgi seviyesi.
0
ananiyimioguz
(01.10.24)
Çok kriter var aslında.
Yaşam hakkına saygı gösteren, hayvan, doğa sevgisi olan, sürekli tüketmeyen, ihtiyacından fazlasını almayan, emeğe saygılı, insanları dış görünüşe göre değerlendirmeyen, sömürmeyen, her koşulda nezaketini kaybetmeyen, temizliğe dikkat eden, kendini geliştiren insanlara saygı duyuyorum. Dediğim gibi daha çok kriter var aklıma gelirse ekleme yaparım.
0
rock n roll
(01.10.24)
Zengin olan
0
lapaz
(01.10.24)
saygılı insana saygı duyarım
0
abelardo
(01.10.24)
Saygılı insan+1
0
kumandanim
(01.10.24)
Çok kriter var mutlaka, çoğu da olması gereken şeyler ama özellikle şu dönemde mahremiyetine özen gösteren insanları ayrı seviyorum sanırım. Belki dünyanın en güzel yerlerinde yaşıyor, en güzel yerlerini geziyor, işinde çok başarılı, ilişkisinde çok mutlu ama çok çok az görüyoruz bunu mesela. Görgülü, sade yaşayan, görünür olmakla bir derdi olmayan insanlara daha yakın hissediyor ve saygı duyuyorum.
0
aquarium
(01.10.24)
fallout dizisindeki the ghoul karakteri gibi.
birincisi asiri zeki. ikincisi kötülük ne cok iyi biliyor ama uygulamiyor. yalnizca karsidaki kötülük yapmak icin aksiyona gectiginde karsidakini yok ediyor. bu cok alfa bir durum bence.
bunu her duruma uygulayabilirsin.
0
robert bosch
(01.10.24)
geveze yazar +1
0
yurtsuz john
(01.10.24)
aklıma direkt Caner Eler geldi. İnanılmaz genel kültür seviyesi, işini severek yapması, saygılı ve resmi bir üslubu olması ama yeri geldi mi gevşek davranması, yaşadığı hastalığa ve engelli kalmasına rağmen bunu ne kendine dert edinmesi ne de "bakın ben engelliyim" edebiyatı yaparak bundan kendine avantaj çıkarmaya çalışması gibi sebeplerle çok saygı duyduğum biri.
Genel olarak genel kültürü yüksek kişilere saygı duyuyorum. Mesleğinde çok iyi ama mesleği dışında iki kelime laf edemeyecek kişilere de saygım çok az. Ha bi de hayatta en büyük önceliği kariyer ve para olan kişilere de saygım yok. Arada keyif p*zevenkliği yapmayan kişileri sevmem. Çok çalışkan insanlara da sinir olurum :d
0
nundu
(01.10.24)
Doğru olanı yapması. Yani bu yol zor olan yol olsa bile veya zarar görme ihtimali yüzünden endiseden gece uykuları kaçsa bile sabah kalkınca zor ama doğru olani yapması
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(01.10.24)
Zeka, bilgi, vizyonerlik falan umrumda değil.
Entelektüel birikim elde ettikçe ukalalaşan, saygısız, snob tipler beş para etmez mesela gözümde. İstediği kadar bilgili olsun. Cahilin ve okumuşun saygısızlığına eşit ölçüde katlanamam. Kesinlikle anlayış ve saygı benim için önceliktir.
0
kakaolu kremali biskuvi
(01.10.24)
gün içinde o kadar ahlaksızlık görüyoruz ve bu çok normalleşmiş durumda. insanların huyları yaşam tarzları bu olmuş. bazen ben de mi öyleyim diye sorguluyorum. saygı duyulacak insanın önce ahlaklı biri olması gerekiyor. çok sevilen biri olmasın saygılı olmasın ama önce bize lazım olana saygı duyuyorum. kimse kimseye iyi olmak herkeze saygılı olmak zorunda değil.
selam dostlar, yakın zamanlarda ciddili bir ilişkiye başladım. tanıştığım ilk günden beri bana karşı her hareketi çok coşkulu olan bu insan tanıştıktan yaklaşık 2-3 ay sonra direkt olarak benimle evlenmek istediğini söyledi.biraz korktum ama kendisiyle sanki mutlu olurmuşum gibi geliyor o yüzden bu
selam dostlar, yakın zamanlarda ciddili bir ilişkiye başladım. tanıştığım ilk günden beri bana karşı her hareketi çok coşkulu olan bu insan tanıştıktan yaklaşık 2-3 ay sonra direkt olarak benimle evlenmek istediğini söyledi.
biraz korktum ama kendisiyle sanki mutlu olurmuşum gibi geliyor o yüzden bu muhabbete ket vurmadan devam ediyoruz. lakin yakın zamanda gecmisimiz hakkında konuşurken benden yaklaşık iki ay önce 6 yıllık ilişkisini bitirdiğini söyledi. benim geçmişimde ise hiç kimse olmamıştı.
maalesef beni şeytan dürttü ve telefonunu biraz karıştırıp pişman oldum çünkü telefonun her yerinden kadının adının geçtiği mesajlar, fotoğraflar, videolar, profiller vs. fışkırıyor. silmeye vakit olmamış olabilir. 6 yılı yok etmek kolay değil. aileyle tanıştırılmış bu kişi ve evlenilecekmiş. erkek kişisinin benden önce birlikte olduğu ilk ve tek kişiymiş.
şimdilerde bu kadını nasıl unuttu ki acaba diye düşünüyorum, gerçekten unuttu mu sahi, 6 yıllık ilişkiniz bitmiş olsa bir anda unutup başkasına aşık olur muydunuz, evlenmek istediğinizi söyler miydiniz? erkekler ilk aşklarını, liseden başlayıp yetiskinlige kadar devam eden uzun iliskilerini unutabilirler mi? çok korkuyorum evlenecegim insan benim yanımda bir başkasını düşünecek diye.
not: anlayacağınız üzere ben kadın tarafı o erkek. ayrıca ayrılma sebebini artık sevmediğini hissettiği ve onu küçümseyen tavırlarından bıktığı şeklinde açıkladı. 6 yılın arasında birkaç aylık bir ayrılık olmuş, sonradan barışılmış ama eskisi gibi olmamış. tekrar ayrılmışlar.
özellikle erkeklerin fikirlerini merak ediyorum ama herkesin cevapları için tek tek teşekkürler.
0
emenius sleepus (27.09.24)
Unutan var evlenip çoluk çocuğa karışıp unutamayan var, her durumda da 2-3 ay içinde evlilik kelimesi tuhaf bence, çünkü ilişki başındaki yüksek enerji yüksek heyecan yüksek hormonlar hep öyle devam etmiyor, evlilik için bakılması gereken başka konular var, bunlar zamanla gözlemlenmeli, akla geldikçe dürüst ve samimi şekilde konuşulmalı
Çocuk konusu, beklentiler, ekonomi, aile akraba ilişkileri, cinsellik, ev içi iş bölümü, ekonomi gibi türlü türlü başlık ilişkinin büyüsü bozulmasın ya da ayıp olur diye konuşulmuyor, görmezden geliniyor, bunlar hayatta yokmuş gibi davranılıyor fakat evlilik düşüncesinde etraflıca tam da konuşulması gereken konular
Bunlarda sözel olarak ortaklık kuruluyor fakat sözlerle eylemler örtüşüyor mu gözlemlemek gerekli, 2-3 ay bunlar için çok erken, biraz daha zamana yaymak gerek
0
grimavi
(27.09.24)
unutamadım değil. unutmadım. hafızada kayıtlı duruyor. üzerinde düşünmüyorum, bir eksiklik, özlem çekmiyorum. yaşanmışlıklar yaş aldıkça hafızada daha fazla yer tutacak. ama yenisine yer var.
benim durumum bu ama anlattığın pek normal gelmiyor. 2 ayda 6 yıllık ilişkinin etkisinden çıkması doğal değil. klişe tabirle love bombing yapıyor.
0
gabe h coud
(27.09.24)
Benim 4 senelik ilişkim bittiğinde 8-10 ay dişi sineği bile kovalamadım. Uzun ilişkiden çıkalı 2 ay olan insana zaten şöyle bir mesafeli bakmak lazımken evlilik falan filan. Çok net red flag.
0
Bruce
(27.09.24)
Kaç demem de kaçmaya hazır olsun bir yanın derim.
0
encokbenisevinnolur
(27.09.24)
run forrest run
niyeyse uzun ilişkiden çıkan taraflar bazen "kim önce evlenecek" yarışına giriyorlar, nispet için olsa gerek. malzeme olma derim. ayrıca bağğzı erkekler bile isteye unutmuyor yukarıdaki arkadaş gibi, sonra gidiyor çocuğuna ismini koyuyor utanmadan. marifet gibi anlatırlar bi de bak (bkz: kızına eski sevgilinin adını koymak)
0
titanyum22
(27.09.24)
İki ay ciddi bir ilişkiden çıkıp, yeni bir ilişkiye başlayıp bir de evlilik konuşmak için kısa bir süre.
6 senelik bir ilişkide elbette milyon tane yaşanmışlık vardır ama şu da var: ilişki bir yerden sonra tarafları boğan bir hale gelmiş de olabilir. Şunu demek istiyorum, bazen bazı uzun ilişkilerde iki tarafın da ilişkinin yürümeyeceğini anladığı ama konfor alanından çıkmaya cesaret edemediği, oturup beklediği, zaman öldürdüğü bir nokta oluyor. Bu bazen ilişkinin ikinci yılında oluyor bazen beşinci. Dolayısıyla bu 6 yılın 6sının da aynı tempoda gittiğini söylemek biraz gerçekdışı olabilir, zaten arada ayrıl barış durumları da olmuş. Sevgiliniz kafasında bitirmiş olabilir o ilişkiyi, ilişki henüz devam ederken yani. Dolayısıyla dışarıdan 2 ay gibi görünen o boşluk onun mentalinde atıyorum 1 sene de olabilir. Dolayısıyla da sizi tanıyıp size aşık olması illa red flag olmayabilir (ama red flag olması da ihtimal dahilinde, onu siz daha iyi bilirsiniz çünkü bu kişiyi biz tanımıyoruz)
Ama...
Evlilik konusunu açması bence şu noktada bir red flag. Bu birine aşık olup birlikte vakit geçirmeye benzemiyor çünkü. Düşünülmesi gereken çok ciddi şeyler var. Aileler işin içine girecek, ortak yaşam alanı oluşacak, maddi manevi bir takım çalışması içine girip hayattaki hemen her şeye birlikte göğüs gereceksiniz, belki çocuk olacak vesaire.. Böyle kapsamlı bir maceraya atılacak kadar birbirinizi tanıyor musunuz ki? Sevgi aşk vardır tamam ama bu duygular uğrunda bulunmayı pratik etmediğiniz özverilerde bulunabilir misiniz birbirinize karşı? Hiç birlikte yaşamayı denediniz mi, birlikte tatile çıktınız mı, hastayken birbirinize baktınız mı, birlikte parasız kaldınız mı,bir şeylerin yasını birlikte tuttunuz mu?..Liste uzar gider. Elbette evlenmeden önce herrr şeyi yapma ihtimaliniz yok ama birlikte doldurduğunuz deneyim havuzunuz ne kadar derinse, evlendikten sonra onun içinde yüzmek daha kolay oluyor, öbür türlü bir avuç suda çırpınıp durursunuz balık gibi muhtemelen.
"Bana karşı her hareketi coşkulu" demişsiniz, oraya da takıldım biraz açıkçası. İlk zamanlarda coşku normaldir ama her harekeyin bu kadar yoğun şekilde coşkun olması+evlilik konusunu açması karışımı pek sağlıklı görünmüyor. Sakin, durgun zamanları da deneyimlemeden adım atmayın bence. Lovebombing olma olasılığı yüksek çünkü. Bir de, telefon karıştırmayın :( Anlıyorum insanın içini kemiriyor ama oradan asla sizi rahatlatacak bir şey çıkmaz, hatta kafanıza takacağınız bir sürü malzeme çıkar ki çıkmış. Kendi iç huzurunuz için ve karşı tarafın mahremiyeti için bir daha buna kalkışmayın bence.
Yine bence, erkekler de kadınlar da yaşadıkları aşkları unutmaz. Kadınlar bu konuda biraz daha farkındalıklı ve stratejik olduğu için, sağlıklı şekilde geride bırakmaya daha meyilliler sadece. Deneyimlediğim ve gördüğüm kadarıyla erkeklerde biraz daha garip işliyor o süreç. Sağlıklı bir şekilde kapanış yapıp, aşkını arkasında bırakan, zaman zaman güzel bir şekilde hatırlayan ama aklı karışmayan erkek sayısı daha az bence. Yani sizin sevgiliniz bu insanlardan biri değilse bile bu normal, onu demek istiyorum. Ama hayat sürekli değişiyor, insanlar da, özleri değişmese de yeni koşullara adapte oluyor. Sevgiliniz oraya takılıp kalmış demek değil bu illa, bunu bilemeyiz. Tek yolu, yeterince zaman geçirdikten sonra, sürecin içinde onun düşüncelerini dinlemek ve anlamak. Evlilik meselesine keskin bir şekilde hayır demek istemiyorsanız bile, biraz daha zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin bana kalırsa. O zamanda da karşı tarafı ölçüp tartmaya fırsatınız olur. Baktınız ki her şey yolunda, hareketlerinde bir değişiklik yok ve de geçmişini geçmişte bırakmış, bir adım atarsınız. Öteki türlü olursa da yolunuza bakarsınız. Şu an bir aksiyon almak zorunda değilsiniz, ilişkinin içindeki kendinizi ve onu inceleyin bence bir süre.
0
@stubborn inferno
(27.09.24)
unuttum tabi ama bu kişi 6 yıllık ilişkisini bitirdiğinden bu yana yalnızca 2 ay geçmiş. 2 ay yeterli değil sanki
0
abelardo
(27.09.24)
insanlar yeni iliskisinde mutluysa eski iliskisini unutuyor, mutlu degillerse hatirlaniyor. ayrica yarim kalmis bir seyse de unutulmasi zor oluyor ama yasanip tükendiyse de daha kolay toparlaniyor insan.
o fotolara cok takilmam, oturup tek tek silmesi daha acinasi. ama sen adam icin yarabandi olabilirsin. bu evlenme nasil söylendi? ileride evleniriz gibi aslinda iliskiye olan bagliligi belirtmek ister sekilde mi yoksa hadi evlenelim artik gibi mi? ikincisi red flag, sakin evlenme hemen.
0
robert bosch
(27.09.24)
O resimler anı bence ondan silmemis olabilir
0
aligunal
(27.09.24)
2-3 ay evlilik kararı için tamamen mantıksız. histerik ve çocukça geliyor bana. hele 6 yıllık ilişki sonrasında bu kadar hızlı olması daha da problem.
önceki ilişkisine karşı bir duygusu var mı ancak zamanla anlarsınız. varsa saçmalamalar başlar heyecan azaldıkça ilk yılın sonuna doğru. ilişki rayındaysa temkinli devam derim kişiyi tanımadığım için ama pek güven vermedi. narsist yaklaşımları var mı bir bakın. narsist kişi ilişki başlangıcına benzettim. YouTube da da dünya video var psikologlar tarafından yapılan, bu gözle bir araştırın. onlar da böyle yüksek başlar sonra işler büyük değişir.
120 yıl önce klasik kol saatlerinin çarklarını nasıl üretebilmişler?
adriana lima poposu yaglayicisi
Saatin içinde 2 mm çapında dişliler, çarklar var bunları o zamanki teknolojiyle nasıl üretebilmişler cidden aklım almıyor?Bir adet kırmızı mercimek tanesi boyutundaki dişliye nasıl 1912 yılında 8 adet simetrik ve düzgün diş açabilirler, hangi teknolojiyle?El yapımı İsviçre saati yapan ustalar o zama
Saatin içinde 2 mm çapında dişliler, çarklar var bunları o zamanki teknolojiyle nasıl üretebilmişler cidden aklım almıyor?
Bir adet kırmızı mercimek tanesi boyutundaki dişliye nasıl 1912 yılında 8 adet simetrik ve düzgün diş açabilirler, hangi teknolojiyle?
El yapımı İsviçre saati yapan ustalar o zamanlar bunları eğe, törpü, kıl testere vs ile yapmıyorlardır değil mi? What's goin' on there? Teşekkür ederim.
0
adriana lima poposu yaglayicisi (26.09.24)
Bro küçük parçaları mercek altında büyütüp uygun araçlarla üretirsin ya bu çok sorun değil bence, bugün de aynı yöntemle pirinç tanesinden gemi falan yapıyorlar, olur yani.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(26.09.24)
özel tornalar kullanılıyormuş. bu aletler o kadar yeni değiller, yüzlerce yıldır kullanılıyorlar. mesela bir örnek;
büyütecin tarihi de 1600'lere dayanıyordu sanırım. yapılır yani, nitekim yapılmış da :)
0
orient blue
(26.09.24)
Benim genel olarak gördüğüm kadarıyla insanlar geçmişi çok küçümsüyor. Antik Uzaylılar gibi pseudo-science konuların altında da bu yatıyor.
Dijital teknolojiler yoktu elbette ancak mekanik anlamda teknolojik olarak bir eksik yoktu. Seri üretim yapan otomasyon üretim bantları yoktu, ancak küçük atölyelerde daha dar ekipman yelpazesi ve daha fazla zamanla daha az sayıda olmak koşuluyla gayet üretilebiliyordu.
Zaten saatlerin zirve yaptığı zamanlardan bahsediyorsunuz. Akıl almayacak bir şey yok aslında. İnsanın bazen aklına düşüyor, o an anlam veremediği için heyecanlanıyor ama detayına bakınca anlıyor. Herkese olur. Siz heyecanlanma aşamasında buraya koşmuşsunuz heralde :D
Bakın örneğin burada yukarıdaki aletten ve teknikten daha detaylı bahsediyor, sadece kesim işlemini yaptığı videonun devamını yüklememiş;
Akşam eve gelince çocuğumla biraz oynayıp sonra duş tv telefon yatıp uzanıyorum. Eşim ise mesai sonrası yatıp uzanmamdan çok rahatsız. Dağınık olmamdan bir şikayeti var. Ve en önemlisi bir süredir keyifsizim. Tükenmişlik, Keyifsizlik durumum da muhtemelen ister istemez kendisini etkiliyor. Sabahtan
Akşam eve gelince çocuğumla biraz oynayıp sonra duş tv telefon yatıp uzanıyorum. Eşim ise mesai sonrası yatıp uzanmamdan çok rahatsız. Dağınık olmamdan bir şikayeti var.
Ve en önemlisi bir süredir keyifsizim. Tükenmişlik, Keyifsizlik durumum da muhtemelen ister istemez kendisini etkiliyor. Sabahtan akşama evde sürekli çocukla ilgileniyor. Onun da birikmişliği oluyor üzerinde doğal olarak.
Sabah evde kıyafetimi yerde unuttum diye kızdı. Ben bu sıralar ekstra dağınığım haklı o da düzensizlikten çıldırıyor.
Bu iletişimsizliğimizi kavgalarımızı onun mutsuzluğunu nasıl çözeriz?
0
psmstc (25.09.24)
ortada iletişimsizlik yok ki hocam kadın açıkça dağınıklığından şikayetçi
Mesela o da sana bu ara çok keyifsizim o yüzden bugün bebekle ilgilenmedim sabahtan beri aç dese :)
Ekstra dikkat edeceksin, kıyafetini ortada bırakmayacaksın, mutfak tezgahında temizlenecek yerine kaldırılacak şeyler varsa onları bırakmayacaksın, bunları otomatiğe bağlarsan sana da iyi gelir bir şeyler yapmış olmak
0
grimavi
(25.09.24)
Akşam eve gelince çocuğumla biraz oynayıp sonra duş tv telefon yatıp uzanıyorum.
Birlikte ortak kaliteli zaman gecirmiyor musunuz? Yukaridaki cumlenizden aksami kendi basiniza geciriyorsunuz gibi anladim.
0
mor oje
(25.09.24)
babanızın dönemindeki kadın köleliği bitti beyler. artık geriye dönüş de yok, kurdun dişine özgürlük değdi bir kere. işinize gelmiyorsa boşanın veya hiç evlenmeyin, bu kadar basit. bu işin başka çaresi yok.
0
titanyum22
(25.09.24)
Abi yazmayayım diyorum da seni bildik bileli burada ruhsal problemlerle boğuşmaların hakkında duyuru açıyorsun. Kadıncağızın başına gelmeyen de kalmadı, hep kendini suçluyor ve kadına haksızlık ettiğini anlatıyordun o aralar. Ne oldu da senin işlevsizliğin ve sağlıksız tavrın kadının suçu, mutsuzluğu, geçimsizliğine evrildi? Ben kaçırdım orayı. Allah karına sabır versin.
0
duygusalatasi
(25.09.24)
Sanırım siz çalışıyorsunuz, eşiniz de ev ve çocukla ilgileniyor. Bu senaryoda belki pek ev işi yapmamayı bekliyor olabilirsiniz, duruma göre bu normalde olabilir ama önemli bazı noktalar var. Arkanızda ekstra iş bırakmamanız lazım, ayrıca çocukları sevsek de insan biraz çocuksuz da vakit geçirmek istiyor.
Neyse kendimi "modern erkek" vs olarak görmüyorum, günümüzün çağdaş yaklaşımları olarak görülen çoğu şeye karşıyım ancak gene de işten geldiğimde direk çocukla vakit geçirmeye başlıyorum, ve genelde çocuk saat 8'de yatana kadar kendi keyfimle alakalı bir şey yapmıyorum.
0
mbond
(25.09.24)
Bazı erkeklerin hayatı boyunca kaç yaşında olursa olsun hep arkasını toplayan bir kadın oluyor. Çocukken ebeveyn anne, yetişkin olduğunda da eşi aynı zamanda ebeveyni oluyor gibi bir şey. Kıyafetini neden yerde bırakıyorsun? Çıkarınca kirli sepetine koy. Bunu neden eşinden bekliyorsun?
İşte bu yüzden yani erkeklerin yaşı kaç olursa olsun bir türlü gerçek anlamda büyüyememesi yüzünden evlilikler çok kötü gidiyor. Evlilik her anlamda çok tatminsiz oluyor.
0
rock n roll
(25.09.24)
eşiniz çalışsın, siz evde çocuk bakıp ev işlerini halledin.
0
Hallegadola
(26.09.24)
konuya ikinci yazışım olacak adam gerçekten çok ilginç buluyorum bunu. yetişkin bir insan sana geliyor, şu konudan rahatsızım diyor. sen işine gelmediği için sana söyleneni tamamen görmezden geliyorsun. ve hatta karşındaki insanın dediği hiçbir şeyi kale almayıp, huysuzluk yaptığını düşünüyorsun. sonra da bu huysuzluğu nasıl gideririm diye elaleme soruyorsun. gavurların infantilizing dediği nane bu oluyor herhalde.
"onun mutsuzluğunu nasıl çözeriz?" vay anasını. bu kadın çocuk mu hayvan mı birader cidden ne olarak görüyorsun bi desene
0
titanyum22
(26.09.24)
erkeklerin bu tarz davranışları çiftler arasındaki "yetişkin" denkliğini bozuyor ve kadın bir bakıyor aslında iki çocuğa bakıyor evde. ne libidosu kalıyor ne karşısındaki yetişkin erkek olarak varsaydığı erkeğe sevgisi. sonra da çocuğa davrandığı gibi davranıyor. eşyanı kaldır oğlum, kalk biraz o tabletin başından oğlum vesaire vesaire. siz takım gibi davranmıyorsunuz, bakmakla yükümlü olduğu bir diğer çocuğu gibi davranıyorsunuz.
ana mesaj; yetişkin gibi davranın ki eşiniz de size çocuğa davrandığı gibi davranmasın.
bir de vicdan çok mühim, içten içe çocuk ve ev bakımının ne kadar yorucu ve yıpratıcı olduğunu bile bile ekstra dağınığım yeaaa, bu aralar tükenmişlik sendromum var yeaaa diyemiyor olmanız gerekir. hakkaniyetli davranın eşinize.
0
Phoebe
(26.09.24)
İkinizde gün içinde çalıştınız, hatta belki eşiniz çocuk ev işleri vs derken sizden daha çok yoruldu. Siz eve gelince bir süre sonra yatıp dinleniyorsunuz, ama eşinizin böyle bir lüksü yok. Bir de üstüne ikinci bir çocukmuşsunuz gibi sizin arkanızı topluyor. Bu adil mi şimdi?
Eve geldiğinizde eşinize iş çıkarmak yerine mesai sonra işleri bölüşeceksiniz adil bir şekilde. Yemek mi, evi toparlamak mı, temizlik mi artık her ne gerekiyorsa o akşam. Eşiniz haklı. İki dakika çocuğu eğlemek yeterli çaba değil.
0
inawen
(26.09.24)
onu mutsuz etmeyecek şekilde davranarak sorunu çözebilirsin mesela. sanki kadına allah tarafından mutsuzluk veriliyor da senle bir alakası yok gibi sormuşsun.
0
elorelia
(26.09.24)
Sorun dağınık olman değil ilgisiz olman. Sıradan olmayı seçtiğin sürece önce sen sonra eşin mutsuz hayata mahkumsunuz. Get your shit together
0
hasmetizm 2046
(26.09.24)
işten gelince uzanmak en büyük hakkın. sabahın köründe kalk yol trafik çek. işin stresini çek. evde gelince bir de eşinin bağırmasını çek. kimse işte çalışmayla evde çalışmanın konforunu karşılaştırmasın. gün içinde her türlü vakit yaratıp yumuşak yatagına uzanabiliyor ev ahalisi. işte böyle bir şey yok. sadece biraz daha düzenli olabilirsin. bence eşinle konuş sana daha saygılı olsun.
0
xrated
(26.09.24)
xrated:ın dediğini yapmalısın ki kadın senden boşanıp rahat etsin. dök içindekileri.
0
titanyum22
(26.09.24)
feminaziler basmış burayı :/
0
xrated
(26.09.24)
sen kendinle gecinemiyorsun bence :) silkelen kendine gel. esin neden calismiyor bi de? bebek yerine cocuk dedigine göre evde anneye muhtac biri yok sanirim?
0
robert bosch
(26.09.24)
yaw bunun için de gidilir mi, zaten bildiğimiz şeyleri söyleyecek, birine daha düzenli ve dikkatli ol diğerine çok sıkma biraz rahat bırak adamı diyecek zaten vs. vs. demeden çift terapisine gidin.
0
yemrem
(26.09.24)
feminaziler duyuruyu ele geçirmeye çalısıyor galiba. sen bunları dinleme.
problemin asıl kaynağı şu: "Ve en önemlisi bir süredir keyifsizim. Tükenmişlik"
bir erkeğin tükenmiş olmak, keyifsiz olmak gibi lüksü asla yoktur. silkelen ve kendine gel. biraz daha geç kalırsan kalıcı olarak çözülemez sorunlarınız.
edit: eski duyurularını da okudum. psikolojik rahatsızlığın var galiba. eşinden saygı görmen için iç sorunlarını çözmek zorundasın. biraz pısırık oldugun anlaşılıyor yazdıklarından. kadınların böyle erkeklere saygı duymadıklarını ilk defa duyuyor olamazsın
0
abelardo
(26.09.24)
xrated ülkede oy kullanan 25 milyon kadın var ve feminist olmayan bir kadın oy kullanmaz. beğenmeyen yallah Arabistana
0
titanyum22
(26.09.24)
Ise baslasin onun maasini da bakiciya verin. Boyle anlar
0
lapaz
(26.09.24)
Uzun yıllar çalışmış sonra da anne olup bir süre evde çocuk bakmış biri olarak erkeklerin bu dışarıda çalışıyorum yoruluyorum tükendim tribinden nefret ediyorum. Nedense hep erkekler tükeniyor hiç kadınların özellikle annelerin tükenme hakkı yok? Kadın tükensin bakalım bir hafta da full time sen ilgilen çocukla. Evde çocukla ilgilenmek kolay zannediyorlar herhalde biz de ofise gidip çalıştık hiç de zor değil sabah git akşam gel mis gibi. Ama annelik öyle mi yani kendine ait bir saniye vaktin yok.
Zavallı kadınlar ya hepimiz adına çok üzülüyorum. Biz bu erkolar gibi niye tükendim deyip çocuğu on dakika oyalamayı ebeveynlik göremiyoruz? tişörtümüzü atıp keyifsizim diyemiyoruz. :(
0
kaptan maydanoz
(26.09.24)
feministleri dinleme taviz tavizi doğurur daha sonra da bu adamın sınırları yok diye erkek yerine konmazsın.
Farklı mizah tarzları, farklı karakterler...Kime daha çok gülüyorsunuz, neden?Bence bu üçü mevcut Türk stand up sektörünün baş aktörleri. Sizce bunlardan daha iyi dediğiniz birileri var mı?
Farklı mizah tarzları, farklı karakterler... Kime daha çok gülüyorsunuz, neden? Bence bu üçü mevcut Türk stand up sektörünün baş aktörleri. Sizce bunlardan daha iyi dediğiniz birileri var mı?
0
Bruce (24.09.24)
Hayatımda canlı gittiğim tek standup Deniz Göktaş'ın şovu. Selam Selam'ı YouTube'da izledikten sonra yeni gösterisine gitmiştim. Gerçekten muazzamdı. Baturay ve Özgür Turhan'ın full gösterilerini izlemedim. Kesitlerden Özgür Turhan daha komik geliyor. Bi de kamusal mizahı da izlerdim eskiden.
0
nundu
(24.09.24)
Deniz Göktaş'ı canlı izledim ve inanılmaz beğendim. Ama Özgür Turhan komik olmak için doğmuş gibi. Ayrı bir seviye.
0
duguit
(24.09.24)
Stand Up olarak üçü de tırt geliyor ama Özgür Turhan'ın Kamusal Mizah'ına gülüyorum ara ara açıp tekrar izliyorum eski işlerini, Stand Up olarak da son zamanlardaki favorim Özkan Çelik.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.09.24)
@Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet, özkan çelik espri başına kahkaha olarak birim mizahta diğerlerini döver. ama stand up'ı bir anlatı olarak gördüğüm için aynı kefeye koyamıyorum. Beton etkisi esprisi mesela, 150 kez izleyip gülmüşümdür. Gülerken çok haklı amk diyip tatmin oluyorum. Ama aynı tempo, peş peşe aynı tarz şakalar, bağlam neredeyse hiç yok; o yüzden listeye eklemedim.
0
🌸Bruce
(24.09.24)
üçünü de canlı izledim.
özgür>deniz>baturay
ben salih tıraş ve nevzat can ünsal'a da baya güldüm. baturay'dan çok. özgür'den daha iyisini görmedim. normalde komik olmayan şeyleri özgür söyleyince bile gülünüyor.
0
jelly bear
(24.09.24)
Abi ben onun tarzını klasik ABD tipi komedi kulüp stand up'çılarına benzetiyorum, bizde mesela belli bir olay örgüsü içinde birbirine bağlantılı geçişlerin olduğu stand up yapılıyor ama bu eleman komedi kulüp stand up'çılarının yaptığı gibi birbiriyle bağlantısı olmayan şakalar yapıyor, ben sanki öyle olunca daha çok gülüyorum çok daha keskin ofansif şakaları var dümdüz gidiyor, ima edeyim de anlasınlar gibi bir derdi yok, bir de 50-60 tane :) psikolojik hastalığı var sanırım istese de hikaye anlatır gibi anlatamıyor kağıttan okuya okuya şaka yapıyor :)
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.09.24)
Ali congun şu sıralar bence en iyisi
0
olaylar olaylar
(24.09.24)
Bu üçüne komik diyecek kadar düşmedim henüz. Kim bunlar ya? Zorlama espriler yapan tipler hepsi
0
Cezcez
(24.09.24)
@Cezcez, kime komik dediğini söyle de mizahtan ne seviyede anlamadığın hakkında fikir sahibi olalım.
0
🌸Bruce
(24.09.24)
Cem Yılmaz a yaklaşabilecek birisi olmadı. Kötüye komik deyip kendimi kandırmam senin gibi.
3 u de iyidir. Denizin iq su en yuksek ama o bariz
0
lapaz
(25.09.24)
özgürün evli milf eşiyle videolarını çok severdim ama stand up için big no ikinci yarıda çıktım sahne hakimiyetlerini beğenmediğim için deniz zaten çocuk uyutuyordu o yüzden geç çıktı. ali congun eğlendirdi, hakimiyeti iyi bence ama daha gitmeye gerek yok. baturay gitmedim ama başarılı bence. deniz favori ama nataly aukar olayı çok başka yerlere taşımış onun sonrasında stand up için biraz düşünmem lazım 1.5 saat soluksuz tam bir sahne insanı aşiri iyi. türk belirtmişsin fakat türkiyede sahne aldığı için ekledim ya da hala etkisindeyim diyedir tıstıs
bence en zayıfı özgür. Baturay ve Deniz’in tarzı da birbirinden çok farklı. İkisini de iyi buluyorum, keyifle izlerim.
0
awlmi
(25.09.24)
@ala09, 3 gün üst üste sold out yaptı kadın, hakkın var.
0
🌸Bruce
(25.09.24)
Ali Congun'un youtubedaki gösterisine bakayım demiştim ama tam bir ekşici p*ç edasıyla yarısında çıktım ya hiç sarmadı. Köylü kurnazı bir havası var yani bilmiyorum beğenmedim hiç.
0
nundu
(25.09.24)
@nundu, hitap ettiği kitleyi doğru tespit.
0
🌸Bruce
(25.09.24)
Üçünün de Youtube'ta yayınladıkları gösterilerini izledim, en çok Baturay Özdemir'i beğendim, özellikle de ilk gösterisi neşeliydi. Deniz Göktaş da iyiydi; tarzı daha farklı, izlemeye alışık olduğum yabancı standupçılara göre çok daha sakin ama eğlenceliydi. Özgür Turhan'ı da normalde sevmeme rağmen standup gösterisini çok kopuk ve yer yer zorlama buldum.
0
salihdt
(25.09.24)
cem yılmaz yaşadığı sürece stand up işinde parlayabilecek adam yoktur. elit komedyen olmak zor.
0
mikahakkinen
(25.09.24)
deniz göktaş'ın tespitleri ve sakin anlatım tarzı hoşuma gidiyor, canlı izlediğimde de baya gülmüştüm.
özgür turhan doğal komik, adam hiçbir şey anlatmasın sadece gülsün sahnede, ben de gülerim sanırım. tepkileri çok komik.
baturay aralarında canlı izlemediğim tek kişi, youtubedaki standup videolarını eğlenceli buluyorum ama diğer ikisi kadar sarmadı beni.
yani burun farkıyla özgür'ü deniz'in önüne koyarım, baturay üçüncü olur.
0
sabenburak
(25.09.24)
deniz ve özgür'ü canlı da izledim. bence deniz>özgür>baturay
0
brakgn
(25.09.24)
Valla sıralayamadım hepsini seviyorum.
Deniz in zeka sağlam gerçekten, daha başlarda böyleyse ileride daha iyi olabilir. Gerçi insanın üretkenliği her dönem aynı olmuyor ama hayırlısı bakalım. Bir de uzun süre maruz kalınca bayabiliyor.
Özgür Turhan'ı kamusal mizahtan beri takip ediyorum. Kısa videolarını daha başarılı buluyorum. stand-up olarak eğer kendisini seviyorsanız gayet eğlenceli, bazı tespitleri de güzel ancak dışarıdan biri pek sevmeyebilir aşırı tepkileri, hareketleri ve çok güldüğü için.
Baturay ı ben tepkiler, mimikler ve anlatış olarak daha başarılı buluyorum. Bence tepede cem yılmaz var ise ona en yakın baturay olabilir diyebilirim başıma bir şey gelmeyecekse.
O yüzden stand-up için zoraki bir sıralama yapacaksam;
Baturay > Deniz > Özgür derim.
Ama samimiyet, yakınlık hissetmek olarak
Özgür > Deniz > Baturay benim için.
0
ananiyimioguz
(25.09.24)
bu üçlü benim için deniz göktaş>özgür turhan>baturay özdemir. ama farklı tarzları olduğu için de çok da karşılaştırılabilir gelmiyor, benim mizah anlayışımla ne kadar örtüştüklerinin sırası gibi bu.
ali congun'un sürekli kendi şakalarına gülmesini aşırı itici buluyorum. ya bi dur arkadaş, bi sal bizi de biz gülelim gerekirse.
özkan çelik'in 9 dakikalık bir youtube videosunu izledim, birim süre başı amk konusunda abartmış, benim için şakalarını gölgeliyor fazla fazla.
cem yılmaz'ı sevenler için de dün bir cem yılmaz yavrusuna denk geldim: zülfikar sönmez. cem yılmaz'ı zaten çoktan zamanın gerisinde kalmış ve onunla da bağlantılı olarak bugün aşırı cringe buluyorum (2000'lerin başında bayılırdım), bu adam da onun iyi denebilir kötü denebilir ama sonuçta bir taklidi.
0
harfitarif
(25.09.24)
cem yilmaz efsane komik. onu kimse tartisamaz. ama simdi bu adamlarin yaptigi mizah turu ile cem yilmaz'inkiler biraz farkli. bu adamlar biraz daha batimsi, netflix tarzi mizah anlayislari var. o yuzden iki ayri kulvari kiyaslamak hakkaniyetli olmasa bile ben gulmeme bakarim aga diyorsaniz cem yilmaz hepsini tokatlar.
0
baldur2
(25.09.24)
Cem yılmazcılar son gösterisini izledi mi? Üzülerek izledim bittiğini, yaşlandığımı hissettim izlerken. Bir tat bir dokunun cd'lerini saklayan biri olarak söylüyorum, devri bitti adamın, sonraki trene bindik artık.
0
🌸Bruce
(25.09.24)
Cem Yılmaz, Fundamentals'tan sonra düşüşe geçti bence. Yani önceki stand up gösterileri Fundamentalstan kötü demiyorum ama Fundamentals'ta hâlâ işin zirvesindeydi. Elite diamond o seviyeyi yakalayamadı. Ha ama bence de Cem Yılmaz Türkiye'de bu işin üstadıdır. Kendi döneminde ona yakın kimse yoktu. Ata Demirer, Yılmaz Erdoğan ve hele hele Tolga Çevik gibi isimler asla o seviyeye yaklaşamadılar. Tolga Çevik bu isimlerle kıyaslanmayı bile hak etmiyor bence hatta.
Cem Yılmaz'ın sinema/dizi sektöründeki işleri de çok iyi. Bence o alanda devam etmesi çok daha hayırlı kendisi için. Hâlâ çok sevdiğim biri yani ama stand up performansı olarak yeni nesil komedyenler daha etkileyici. Gerçi adam da 3 saat gösteri yaparak gelmiş buralara, şimdikiler 1 saati aşınca oo uzun bir gösterisi var diyoruz
0
nundu
(25.09.24)
deniz göktaş çok iyi baturay özdemir güldürüyor, biraz eyyamcı özgür turhan hiç komik değil, bir sıfat kullanırdım ama neyse :)
0
abelardo
(25.09.24)
kadıköy bebesi veya ekşici değilsen Baturay en iyisi. Ben şahsen youtubedan bedavaya izlemenin verdiği keyifle baya baya güldüm. özgürün internete son yüklediği video eh işteydi. karısı ile yaptığı esprileri çok uzattı, hep aynı renkte şakalar. para verip bir dünya yol gidip o gösteriyi canlı izleseydim üzülürdüm. deniz bana hiç hitap etmiyor, bıyıklı gay sevmem.
bir tanidigim gezilerini not ediyor. her gün ne yapmis, nereleri gezmis vs.vietnem'da aldigi montun bile parasini yazmis. sok oldum.siz nasil not aliyorsunuz?ben mayis'ta hollandaya gitmistim. hangi sehirleri gezdigimi hatirlayamiyorum su an. böyle bir sey yapsam mi dedim
bir tanidigim gezilerini not ediyor. her gün ne yapmis, nereleri gezmis vs. vietnem'da aldigi montun bile parasini yazmis. sok oldum.
siz nasil not aliyorsunuz? ben mayis'ta hollandaya gitmistim. hangi sehirleri gezdigimi hatirlayamiyorum su an. böyle bir sey yapsam mi dedim
0
robert bosch (24.09.24)
Not almadım hiç.
0
rock n roll
(24.09.24)
Web sitemde bir de telefonda (Places been uygulamasi) sehirleri kaydediyorum sadece. Detay metay yok ama
0
brkylmz
(24.09.24)
Valla ben de böyle not almadım hiç. Ha gezi günlüğü olur, gittiğin ve seni etkileyen bir yerde içinden bir iki satır yazmak geliyorsa defterini çıkarır yazarsın da montun parasını yazmak gereksiz geldi. Yıllar sonra açıp vaay be X yılında şu kadar paraya mont aldım bunu yaptım demek istiyor sanki.
0
Amaranta ursula
(24.09.24)
Ne amaçla kaydediyoruz? Gidilen yerleri maps kaydediyor konumsuz dolaşmadığım için. Yedim içtimi de maps puan/yorum olarak görebiliyorum. Fazlasını kaydetmeye lüzum duymuyorum, hatırlatsın istediğim yer olunca hediyelik ya da oraya ait bir şey alıyorum, onu görünce aklıma geliyor.
0
Bruce
(24.09.24)
Google maps de işaretliyorum veya zaman çizelgem açık, oraya kaydediyor her tarihi ve saati. Not olarak değil de gezdiğim mekanlara yorum yazabiliyorum.
Bir de google fotoğraflarda buluta yedekleniyor çektiğim her şey. ne yemişim nereye gitmişim ne satın almışım aşağı yukarı fotoğrafı oluyor zaten.
0
ananiyimioguz
(24.09.24)
Bir zamanlar çarşaf gibi kocaman, Türkiye karayolları haritaları satılırdı. Onlardan bir tane edinip geçtiğim her yolu, sarı fosforlu kalemle çiziyordum. Çizmediğim yol pek kalmayıp harita sapsarı olunca attım haritayı.
0
Mirket
(24.09.24)
Google maps'te "been there done that" listem var. Yemek yazısı yazacaksam (ara sıra bir grup için yazıyorum) detaylı nerede ne yedim günlüğü tutuyorum.
0
kobuzchu kiz
(24.09.24)
yurt dışına gittiğimde hemen hemen her müze/konser/otobüs/tren vs. bileti, fiş, peçete vb. bira/içecek kağıt ve kapakları vb. fiziksel çok yer kaplamayan şeyleri tutarım. her seyahatim için bunları sakladığım farklı poşet vb. var basitçe. yurt içinde de özellikle etkinlik biletlerini filan saklarım. not almak, fiyat yazmak gibi şeyler yapmıyorum.
0
tepedeki psychedelic adam
(24.09.24)
2017'den beri yapiyorum. gunluk gibi bir defterim var her seyahat ettigimde yanima aliyorum ve gittigim sehrin en ikonik yerlerinde manzaraya bakarken sehirle alakali dusuncelerimi yaziyorum. neler yiyip ictigimi falan. dikkatimi cekmisse otel adi, restoran adi, bazi seylerin fiyati falan da oluyor icinde.
0
bohr atom modeli
(24.09.24)
gezilerimi ne zaman yaptığımı bile unuturum bahardı, kıştı diye kalıyor. fotoğraf dışında bilgi yok gittiğim şehirlerin ismini unutup haritadan baktığım bile olmuştu
cahilliği seçersinin canlı kanıtı
0
ala09
(25.09.24)
Oguz tam olarak benim diyeceklerimi demiş.ama google efendi klasik yarı yolda adamı sattı yine eskiden aylık rapor atıyordu bende breh breh ne dolanmışım diyordum.şimdi kendi cihazında sakla bana ne dedi.yıl sonunda 20 uşke 100 şehire gitmişsin bu sene diye mail geldiğinde bakması keyifli oluyordu.
Bununla beraber apple resimler harita üzerinde resmi nerede çektiğini gösteriyor.en çok o işime yarıyor,diğer türlü galeriden resim bulmak benim için çok zor.çok seyahat,çok resim var.
Başka özel bir girişimim yok,
0
duptıs
(25.09.24)
Ben yazmıyorum. Doksanlı yılların sonunda banka müdürü olan komşumuz, gittiği yerlerden not olan bunları dosya halinde arşivleyen bir arkadaşından bahsetmişti.
Kişisel olarak şu zamanda bazıları için önemsiz görülse de o yerlerle ilgili araştırma yapan veya bu hususlarda kitap yazma düşüncesinde olanlar için kaynak niteliği taşır böyle notlar.
0
diyecevaplandı
(25.09.24)
gittiğim yerleri swarm uygulamasından check-in yapıyorum. harita üzerinden check in yaptığım lokasyonları görebiliyorum, bu sayede başka birine önermem gerektiğinde açıp hızlıca bulabiliyorum.
0
a7x
(25.09.24)
İki sebebi olabilir.
1. Başkalarıyla bu tecrübeleri paylaşmak. Bir yere gideceğim zaman youtube'da araştırıyorum. Her türlü bilgi çok işe yarıyor. Nereler gezilir, ne yenir, fiyatları nedir?
2. Kendi tekrar gitmek istiyordur oralara, onun için not ediyordur.
Gezinin keyfini çıkarıyorsa, sorun yok.
.
0
kartallar yuksek ucar
(25.09.24)
Çektiğimiz fotoları şehir şehir arşivliyoruz bunun dışında not falan almıyoruz ama mesela gördüğümüz tur rotaları vs elimizin altında olsun diye fotoladığımızdan onlarda otomatikman arşivlenmiş oluyor
0
basond
(25.09.24)
ben google mapste şehir olarak kaydediyorum, şehir içinde gittiğim özel bir yer varsa onu da kaydediyorum veya puanlıyorum. onun dışında detay tutmuyorum
Haftada 5 gün hafif tempoda 10 km bisiklet sürüyorum. Haftada 3 gün hafif tempo yarım saat ile 45 dk arası koşuyorum.Yaşım orta yaş grubunda (erkek).Halı saha maçında top sürüyorum ama sürdükten sonra enerjim bitiyor sert şut çekemiyorum. Gençkende çok iyi şut çekemezdim ama bu kadar da zatıf değild
Haftada 5 gün hafif tempoda 10 km bisiklet sürüyorum. Haftada 3 gün hafif tempo yarım saat ile 45 dk arası koşuyorum.Yaşım orta yaş grubunda (erkek).
Halı saha maçında top sürüyorum ama sürdükten sonra enerjim bitiyor sert şut çekemiyorum.
Gençkende çok iyi şut çekemezdim ama bu kadar da zatıf değildi bacaklarım.
Güçlenmesi için ne yapmam gerek?
Bacaklarım neden bu kadar güçsüz?
Kolestrol yüksekliği veya d vitamini eksikliğinden olabilir mi?
0
digits (23.09.24)
Bro pro futbolcular amatörler gibi sadece bacaklarıya topa vurmazlar kalçadan momentum üreterek şut çekerler, onların güçlü şut çekmek sırları bu. Bacağını kalçaya vidalanmış 2 eklemli bir tahta gibi düşün dizini kırarak şut çekersen mi daha fazla tork üretirsin yoksa bacağını kalçandaki eklemden savurursan mı daha fazla güç üretirsin? Kalçadan savurursan momentum kolu topa daha uzak olduğu için daha fazla güç üretirsin, bu şekilde şut çekme antrenmanı yaparsan sorununu çözebilirsin gibime geliyor bilim her şeyi çözer.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.09.24)
Yapıyorum dediğin sporda tarif ettiklerin, 50 yaşında sigara içen ve kanında plaklar oluşmuş bir amcaya doktorun yap diye tavsiye edeceği şeyler.
İnterval çalışma yapman lazım.
İntensiv çeşidi. Bulursam video koyayım.
0
Mirket
(23.09.24)
@ sevgili kaleci saçlı
evet. şut çekmenin tekniğini biliyorum ama uygulayacak güç yok. Vitaminsiz gibi vuruyorum. Sadece ayak üstü (Bağcık kısmı) sert şut çekmek değil, ayak içi normal plase vurulu da vitaminsiz vuruyorum. Anksiyete vardı ben de gece uykularım sorunlu. Onun getirdiği dinlenememişlikten mi diye düşünüyorum.
Lise ve üni de anksiyete yokken sürüp sert çekip sokuyordum uzaklardan ne zaman iş hayatına girdim anksiyete başladı. Kas ve kemik güçsüzlüğü oluştu.
0
🌸digits
(23.09.24)
@ mirket
bana interval iyi gelebilir. Bu haftasonu kardiyolojide kontrolüm vardı. Sanal anjiyo yaptırıp şu damarlardan önce bir emin olayım.
Anksiyete için de randevu da aldım. Çünkü gece uykularım dinlendirici olmuyor.
İnterval yapsam bile gece uykuda dinlenemeyince kas kaybediyorum. Benim için daha yıkıcı oluyor.
0
🌸digits
(23.09.24)
hocam yaşlanmışsın. Zaman acımasız davranıyor.
0
NowWeAreFree
(23.09.24)
Hocam o zaman ağırlık çalışması yapman lazım, yine futbolculardan örnek vereceğim ama dikkat edersen futbolcular normal antrenmanalrının yanı sıra haftanın belirli günleri salon çalışması yapıp ağırlık çalışırlar, aslında tüm sporcular ağırlık çalışır ağırlık çalışmaları kondisyonunu ve patlayıcı güünü arttıracaktır, özellikle poerlifting tipi çalışmalar. Bir de gerçekten bu kadar kafanı yoruyorsa bu mevzu kreatin takviyesi de alabilirsin günlük 5 gr.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.09.24)
Check up maksatlı mı bu sanal anjiyo?
Orta yaş, halı saha maçları ve BT anjiyografi bir arada olunca ilginç geldi bana.
0
Mirket
(23.09.24)
bisiklet kondisyonunuzu arttırırken, diğer antremanlara oranla güçlü şut çekebilmeniz için gereken kas gelişimine neredeyse hiçbir faydası yok. bacağınızın üst kısmını geliştirici hareketler deneyin.
beslenme de önemli. bisiklet ve koşuyu kasa dönüştüremediğiniz sürece pek bir anlamı yok. öncesi ve sonrasında doğru beslenerek kas güçlenmesini destekleyin.
0
tnz
(23.09.24)
@ now we are
aslında yaşıma göre çoğu akranımdan iyiyimdir ama şu bacakların güçsüzlüğü başka birşey. 5 tane nizami düz barfiks çekebiliyorum. çoğu erkek çekemez. kollar fena değil ama bacaklar neden vitaminsiz anlamıyorum.
0
🌸digits
(23.09.24)
@ mirket
aile hekimine rutin kan testleri yaptırmıştım. Kolestrol ve trigliserit yüksek çıkınca (tüm ailede var) beni kardiyoloji ye sevk etti.
bundan 3 ay önce kardiyolog ekg, eko ve efor testi yaptı. testler normal ama damarları da görsek iyi olur dedi. sanal anjiyo önerdi. kolestrol ilavı verdi. 3 ay sonra kontrole gel dedi.
bem diyetimden katı yağları çıkardım. kırmızı eti azalttım. zeytinyağı, kuruyemişler ve lifli gıdalar tükettim. bisiklet, yürüyüş ve jogging yaptım.
bu hafta sonu kontrole gidince sanal anjiyoyu yaptırmak istediğimi belirteceğim.
özellikle kalp damarları tıkalı olunca güçsüzlük ve çabuk yorulma olabiliyormuş.
0
🌸digits
(23.09.24)
@tnz
ayağına direnç lastiği/ bandı bağlayıp onu da sağlam bir nesneye bağlayıp şut çeker gibi savursam(kalçadan)
boksörler ani ve güçlü yumruklar atabilmek için bunu da yapıyorlar.
0
🌸digits
(23.09.24)
@ kaleci saçlı
evde squat yapmaya çalışacağım
0
🌸digits
(23.09.24)
Bu anjiyo yaptırma konusunda bir devlet hastanesi doktorundan daha görüş almanı öneririm.
0
Mirket
(23.09.24)
senin sorunun kondisyon değil ama sen bisiklet ve koşu ile kondisyon antrenmanı yapıyorsun. bacaklarım zayıf diyorsan bunun çözümü kondisyon antrenmanı yapmak değil ki. bacaklarını güçlendirecek egzersizler yapmalısın. ve bolca şut çekmelisin.
0
abelardo
(24.09.24)
düzenli şekilde süren biri olarak bisiklet sürmekle topa sert vurmanın bambaşka şeyler olduğunu söyleyebilirim. muhtemelen aynı kas grubu kullanılmıyor.
diğer yandan gençlikte deli gibi basketbol oynar her gün kendimce sıçrama antrenmanları yapardım. mesela o zamanlar ortamdaki topa en sert vuran elemandım. belki de sıçramayı sağlayan kaslar topa sert vurmada daha etkiliydiler.
tabi tüm bu yazdıklarım kişisel tecrübe. belki de biraz araştırmak lazım. topa sert vurabilmek için hem teknik hem de kas grubu tarafını.
0
lazpalle
(24.09.24)
@mirket +1 kondisyon ve güç hemen kazanılan bir şey değil. şut işi teknik işidir ben en hızda olmasa da aynı teknikle gençliğimdeki gibi baskette de futbolda da şu çekerim. vitamin eksikliğiyle değil durum. ayak kaslarınızı güçlendirmeniz lazım. 3 kez çapraz bağ ameliyatı oldum 3 ay hareketsizlikle ayak kaslarımın birazı eridi, yerine koymak için 9 aydır ftr artı egzersiz yapıyorum. spesifik bölgesel çalışmanız lazım.
Türkiyedeki insanlar neden boyle davraniyor anlayamiyorum. Sizi dinliyorum
Zetnikov
Amacim oetaligi karistirmak degil bu aralar ;Cok dikkat ettim deMesela amerika bebek katilidir, kakadir, kafirdir allah belalarini verecek insallah diyen kisiler neden ilk firsata sahip olduklarinda amerikaya kaciyor, vatandaslik aliyor ayrica cocuklarini orada okutuyorlar?En basiti green karta basv
Amacim oetaligi karistirmak degil bu aralar ;
Cok dikkat ettim de
Mesela amerika bebek katilidir, kakadir, kafirdir allah belalarini verecek insallah diyen kisiler neden ilk firsata sahip olduklarinda amerikaya kaciyor, vatandaslik aliyor ayrica cocuklarini orada okutuyorlar?
En basiti green karta basvuranlar hep onlar oluyor cevremde
Yada adam facebooktan israile kufur mesaji yayinliyor atiyor abi facebook kurucusu yahudi degil mi? Sen israil urunu ile israile yorum yapiyorsun bu normal bisey mi
Boykot diyorlar cep telefonu kullaniyorlar mesela martin cooper da yahudi abicim?
Sen yahudi telefonuyla yahudiye kufur ediyorsun ben anlamiyorum
yahudi savunucusu degilim arkadaslar hemen tribe girmeyin sadece ülke yada insanlar güzel seyler yapıyor uretıyor fakat bu ınsanların topluma mıllete dunyaya faydası yok cevreye kufur edip sonra amerika yada israil gibi ülkelerde yasıyorlar. sımdı dıceksınız ısraıl de kım yasıyor? benım tanıdıgım araplar var israilden nefret eden ama israile tasınan cok.
bu arada konumuz abd ve israil degil konumuz insanlar sizcede yuzsuz degil mi? bana abd suraya gırdı ısrail bomba attı diye sacmalamayın bunu zaten fırsat bulan her ulke yapıyor gecmısı tertemiz bahama adaları bile yoktur heralde neyse.
Ben daha cok halki ornek verdim unluler yada millet vekili degil arkadaslar yani herkes bunu yapiyor neden boyle insanlar
0
Zetnikov (22.09.24)
Bunu böyle yaparak bir bakıma ulu orta günah çıkartıyorlar diye dusunuyorum. Medya baskısı toplum baskısının da sonucu. Örnek verdiğiniz şeylerde şu benim umurumda değil ne halleri varsa görsünler tavrını takinirsaniz dost meclisinde bile linç edilmeniz işten bile değil.
0
encokbenisevinnolur
(22.09.24)
Zeka eksiliği ve eğitimsizlik.
0
NowWeAreFree
(22.09.24)
Klasik olacak ama müslümanlığı yaşamıyorlar. böyle yaparak vicdanlarını rahatlatıyorlar. Çoğu kul hakkı yer islamla müslümanlıkla alakası yoktur böyle yaparak hem kendilerini hemde çevrelerini kandırdıklarını zannediyorlar.
0
komando kani var bende
(22.09.24)
çünkü kimse tutarlı olmak zorundayız diye size bir söz vermedi.
0
abelardo
(22.09.24)
Cikarci ve bencil olduklari icin.
Yaptigi boykotu ya da elestirdigi seyi derinlemesine dusunmuyor ki. Vicdanini(!) rahatlatip geciyor. Yine amerika icin de cikarlarina uydugu icin orayi tercih ediyor.
Ikisinin birbiriyle cakismasi umrunda degil. Cikarina hizmet etmesi yeterli. Senin burdaki oksimoronu ona ispat etmen de zerre umrunda degil. Bos yere kendini paralama.
0
brkylmz
(22.09.24)
cikarci ve bencil olmalari. bunun uzerine utanmaz olmalarini da ekle. oldu bitti.
0
baldur2
(22.09.24)
Ezbere yaşamak. Sahip oldukları düşüncenin temeli yok. Ne sağ tarafını düşünüyorlar ne altını, ne üstünü ne de solunu.
Dümdüz bir düşünce ve yaşam anlayışı.
0
put it in your appropriate place
(22.09.24)
Bunu yapmayanlar da var. Mesela "bu elimdeki telefon, kullandığım uygulama vs yahudi malı olduğu için yahudilerin yaptıkları zulümlere ses çıkarmamalıyım, ne de olsa onların icadını kullanıyorum, bunu onlara yapamam" diyenler.
Zulme sessiz kalmayı tercih edenler yani.
Bence bu tür insanlardan iyidir bahsettiğin insanlar.
0
muhayyer divan
(22.09.24)
Türk insanı değil de sen tipik AKP liyi tanımlamışsın.
0
ferenc
(22.09.24)
duyuruda ne çok insan ''tek eksikliği, eğitimsizlik, bencil vs'' demiş.
boykot edilmesi gereken ne kadar ürün varsa boykot eden ve sosyal medyamda boykot çağrısı yapan biri olarak cevap vereyim. bazılarının deyişiyle, eğitimsiz ve bencil biri olarak :P
daha önce filistin'e gittim, 11 gün Filistin'de ülkenin farklı yerlerini gezdim, Gazze hariç toplamda 8 iline gitmişimdir. bu geziyi Filistinli öğrencilerle yaptım, oradaki bir üniversitenin etkinliğiydi. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, Filistin'de zengin ailelerin çocukları bile Amerika'da okuyor, hem de çok iyi üniversitelerde. Fırsatını bulan Filistinli birçok arkadaşım Amerika'ya yerleşti Ramallah'tan. Amerika'ya yerleşen Filistinli dostlarımdan biri İsrail'e sesini çıkarmıyor mesela, ama oradaki kadınların kalkınması için güzel projeler de yapmıştı Filistin'deyken. Ailesi Hamas karşıtı, ve siyaset o ülkede de var gibi düşünün. Onlarda da fikir ayrılıkları var başlarına geleni farklı şekilde anlamlandırıp yaşıyorlar. Onun dışında, Amerika'da çok iyi kurumda çalışan Filistinli arkadaşım, olanlardan sonra Amerika'ya lanet etmeye devam ediyor. Ama insan düşünüyor, ne yapsın, orada kalsa canından ruh sağlığından olacaktı. Herkesin nasibi değil mücahide olmak, ya da herkesin buna kapasitesi yeterli değil düşünürseniz. Hanginiz savunduğunuz bir davanın uğruna istikrarlı bir şekilde elinizde ne varsa verdiniz? Hiç mi düşmediniz, kalkmadınız?
Türkiye'dekileri sormuştu arkadaş, kendi üzerimden yanıtlayayım. İsrail'in ürettiği ürünler gerçekten çok konforlu, boykot ettiklerim de öyle. Amazon mesela... Ne güzel günlerde sipariş veriyorsun tak kapıda bir hizmet. Ama kullanmıyorum şu an, rahatımdan ödün veriyorum. Telefonum bozulsa, apple alamayacağım mesela, bu beni üzüyor mu, kesinlikle. Neden rahat varken zoru tercih edeyim? Ama işte değerleri uğruna ediyor insan. Yarın öbür gün Amazon'dan bir şey almam gerekse alır mıyım, bilemem. Dünyanın binbir türlü hali var. Belki yorulacağım, belki halim enerjim kalmayacak direnmeye? Şu an enerjim var konforumu feda etmeye.
Yurtdışına gelince... Bu ülkede yaptığın her adımda eleştirildiğim, çoğu zamanda sokakta dışlandığım bir ülkede yaşamaktansa, elimde imkan olsa belki ben de giderdim. Vicdanım sızlar ama yapacak bir şey yok, Türkiye'de ruh sağlığımı uzun süre koruyamam. Bir yerde tercih yapılırken, vazgeçtiğiniz şeyler de vardır, illa kazancınıza odaklanmayın.
Bence biraz daha ''insanları anlamaya'' empati kurmaya yaklaşırsanız, işte o zaman aldığınız eğitimler bir işe yarar. gördüğünüz şeylere ''zeka geriliği, eğitimsizlik, bencillik'' demek zira en kolayı. Ve kendini ülke tarihinden ayrıştırmamak da en kolayı dostlar.
Hepimize kolay gelsin.
0
damba
(22.09.24)
Soruya şaşırdım cevabı çok basit.
1-Mantık ve alaka örgüsünde bir icadı yapmış olanın düşman olması onu kullanmayı ve ondan faydalanmayı yanlış yapmaz.
2-Düşmanın senin icadını kullanması ya da faydalanması da onun açısından yanlış değildir.
3-İslamda'da başka inançlarda da bunu men eden kural yoktur. Uygulamada da düşmanla savaş halinde ticaret yapılmıştır.
4-Cebiri müslümanlar buldu ,ikinci üçüncü derece denklemleri cebirle Müslümanlar çözdü sinüs cos tan kotanjant gibi temelleri müslümanlar öğretti ve bunları teknikte kullanıyorlar. Onların kullanması da yanlış değil
5-Amerika yahudilerin ülkesi değil. Sen daha güçlü lobi yaparsan senin ülken olur.
6-Arabistan ya da İran la ticaret yapan çok fazla batılı ve seküler Türk var.
7-Bu insanlara çıldırmışçasına yüzsüz, ikiyüzlü vs diyenler bence hayata küsmüş, vize sırası bekleyen militanlar.
Agresif yaklaşımları hayranlık duydukları Avrupalıların müslümanlarla iyi olan iletişimine anlam veremeyip huzursuz olmalarından kaynaklanıyor.
İslam bütün dünyada yükselirken kendileri sosyokültürel ve ekonomik olarak Hindistan gettolarına yakınsıyorlar. Buna da anlam veremiyorlar.
0
hebanon
(22.09.24)
İkisinin birbiriyle alakası yok ki. Telefonu alırken paramı ödemişim öyle almışım sanki sadaka mı verdiler de yüzsüzlük olacak yahudi malı kullanmam?
Ben boykot filan yapmadım açıkçası şu an hayat akışım uygun değildi ama boykot yapana da niye yapıyorsun telefonun Amerikan malı demek salakça geliyor. Aldığımız ürünleri parasını verip alıyoruz ya hani??
0
kaptan maydanoz
(22.09.24)
insanlarin soylediklerine bakmayin. insan genelde sosyallesmek ve value signalling icin konusur. siz de ben de hepimiz oyleyiz.
insanlarin yaptiklarina bakmak daha mantikli. o zaman tutarsizlik kalmiyor.
0
antikadimag
(23.09.24)
vicdan mastürbasyonu, kültürel alışkanlıklar, iki yüzlülük, ahlaksızlık vs. bir de şey var. mesela cola'yı protesto ediyorlar ama mercedes'i protesto eden görmedim. mercedes'in ceo'su isral'e bağış yaptı mesela. starbucks'ı basanlar mercedes kullanan siyasetçileri protesto ettiler mi? hayır.
0
nick bulamadim
(23.09.24)
midem bulandı. facobook'u yahudi icat etti diye çocukların sırf yanlış yerde doğdu diye soykırıma uğramasına sessiz mi kalınacak? insan değilsiniz.
Kaçtı çünkü Galatasaray Fenerbahçe'ye sahasında 3 tane soktuğu için haliyle Fenerbahçe şampiyon olsa bile Galatasaray şampiyonluğu hak ediyor oluyor, geçen sene böyle bir mantık vardı belli kitlelerde. Bildiri falan da yayinladilar, kongrelerinde konuştular. Laflarindan dönecek kadar dönek değildirler heralde?
Bu mantık sebebiyle Galatasaray otomatik olarak Fenerbahçe önünde bitirmeyi garantiliyor. O yüzden Fenerbahçe için kaçtı şampiyonluk. Ha bizim sahamızda 4-1 yenerlerse o zaman şampiyon olabilirler.
0
logisticsmanager
(21.09.24)
bu iş bitti. fener 3. olur.
0
NowWeAreFree
(21.09.24)
alakası bile yok. lig 36 hafta. daha altı maç oynanmış. bunun avrupası var. galatasaraylı bir oyuncu hamlesinde azıcık geç kalıp erken kırmızı kart görse fark tekrar 3'e hatta 2'ye düşebilir. derbi skoru her zaman önemlidir ama herhangi bir profesyonel futbol adamının şu noktada sezonun sonuna dair değerlendirmede bulunacağını hiç sanmıyorum.
şampiyonluk fenerbahçe için kesinlikle kaçmış değil ama iyi görünmüyor fenerbahçe, orası kesin. psikolojik üstünlük filan, klasik muhabbet. galatasaray abuk bir kayıp yaşamazsa yürüyüp gider tabii.
gençlerbirlikliyim bu arada, sadece futbolsever olarak değerlendiriyorum. illa bir tarafı seçeceksem ailem çoğunlukla galatasaraylı olduğu için oraya daha yakınım.
0
mark greg sputnik
(21.09.24)
Torreira sut atiyor, gol oluyor falan milyonda bir ihtimaller gerceklesmis gene. Gs bali. Zaten derbide ilk golu bulan aliyor maci. Ama su var, GS saha disinda cok guclu yanak oksattiktan sonra ne kart gorduler, ne puan kaybettiler gecen sene. Yandas medyayi 2 saniye acin bakin Ali Koc'a kuduz kopek gibi saldiriyorlar her firsatta
0
freedonia
(21.09.24)
20 sene olmayacak gollere derbi kazanıp doğru düzgün şampiyon olamayan bu takım kadıköyü yol geçen hanına çevirdikten sonra sittin sene şampiyon olamaz. Psikolojik üstünlük denen nane fasa fisodur ama psikolojisi histerik ölçüde bozuk ve sorunu dış mihraklar olan bu grup için doğrudur. Kendi kaderini kendin çizemeyecek kafar beceriksiz olursan okşattı mokşattı diyip maçtan hemen önce rte ziyareti yapılmasını da unutursun doğal olarak.
0
Bruce
(21.09.24)
Kim kazanır ligi, kim kaybeder konuşmak için çok erken ama Fenerbahçe kaosa girdi. Psikolojik üstünlük yüzde 60'i Galatasaray'da, yüzde 40'i Beşiktaş'da.
0
put it in your appropriate place
(22.09.24)
Turkiye'niun en rezil, en assagilik yillarinda Cemaatlerin, AKPnin hukum surdugu yillarda muzesi kupayla dolan, hocaefendi kucaklarindan inmeyen, bakan oksatmalara doyamayan, stadini dahi devlete yaptiran kulup sampiyon olmayacak da kim olacak Allah askina. Guldurmeyin adami
0
speedy
(22.09.24)
fenerbahce = akp ali koc = tayyip
hem yonetim hem taraftar olarak.
ali koc 5 yildir, dis gucler vs diye sayiklayacagina yillardir, takimi duzgun yonetse belki 5. yildizi almaya zaten 1-2 sene kalmisti.
taraftar da bu yalanlara yillardir inaniyor, feto, gsli federasyon, beinsports bize karsi diyorlar, sonra 100 puan alan antrenoru tekme tokat kovuyorlar.
adamin 7 yildir yasatmadigi basarisizlik, rezillik kalmamis, buna ragmen yuzde 70 oyla tekrar seciyorlar ausdhasudausd
0
baldur2
(22.09.24)
mourinho ve ali koç ikilisiyle şampiyon olunacağını düşünmek akıl işi değil :)
mourinho sezon sonunu göremez.
ayrıca fenerin kadro kalitesi şampiyonluk için yeterli değil. fenerliler geçen sene sorunun teknik direktörden kaynaklandığını düşünerek hata ettiler. sorun yönetim ve oyuncularda.
0
abelardo
(22.09.24)
ilk anda cok buyuk darbe ama uzun vadede dusununce cok bi onemi yok. ikinci mactan sonra bile daha 10-15 mac oynanacak o yuzden 5 puan cok degil. hem odak fenerbahcenin uzerinde olmaz boyle daha iyi.
0
bohr atom modeli
(22.09.24)
"odak fenerbahcenin uzerinde olmaz" mı? :))
tüm spor kamuoyu mourinho ve feneri konusuyor bu mağlubiyetten sonra. camianın üzerinde bu kadar şampiyonluk baskısı varken ve artık sabır kalmamışken odak fenerin üzerinde olmaz demek hiç mantıklı değil.
günde 1-1.5 ekmek yerken ani bir kararla ekmeği 2 aydır sıfırladım. bu süreçte yağ kaybettim fakat fitness yapıyorum ve kaslarda da bir gelişme olmamaya başladı. sanırım ekmeği kestikten sonra karbonhidratı yeterli seviyede alamamaya başladım. bu ekmek açığını neyle kapatabilirim pilavdan başka?
günde 1-1.5 ekmek yerken ani bir kararla ekmeği 2 aydır sıfırladım. bu süreçte yağ kaybettim fakat fitness yapıyorum ve kaslarda da bir gelişme olmamaya başladı. sanırım ekmeği kestikten sonra karbonhidratı yeterli seviyede alamamaya başladım. bu ekmek açığını neyle kapatabilirim pilavdan başka?
0
gnoti tsauton (21.09.24)
Kaslarda gelişim görmek karbonhidrat kaynağıyla alakalı değil doğru alınmış toplam kalori ve besin makrolarıyla alakalı bir durum, öncelikle bunun ayarlamasını doğru yapmalısınız. İkinci olarak pirinç en temiz karbonhidrat kaynağıdır özel bir nedenle tüketmiyorsanız bilemem tabii ama öyleyse eğer patates karabuğday makarna silsilesine göre gidebilirsiniz, ayrıca ekmeğin de kas gelişmine ya da yağ kaybına negatif bir etkisi olamaz.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.09.24)
ben karabuğday yiyorum. ister tereyağlı pilavını yap, ister suda haşla ye.
0
yurtsuz john
(21.09.24)
"karbonhidrat yemezsen bir cacık olmaz senden" prof. dr. serdar aktolga
ekmek kötü bir şey değildir. beyaz ekmek kötüdür. günde 1-1,5 ekmek de fazlaymış abi naptın sen :)
bu açığı elbette yulaf ile kapatabilirsin. yulafsız bir fitness ve kas gelişimi düşünülemez. brolar boşuna yemiyor kaşık kaşık yulafı.
Yazlık yer düşünün, herkes emekli tayfa. Genelde komşular önceden anlaşıp akşamları ziyaret ediyor birbirini, ama burada bir teyze var, çat kapı gelip en az 4 - 5 saat oturuyor.Ailemi ziyaret ettiğimde çok sık görüyorum bunu. Kadın gelip yalnızca başkalarının dedikodusunu yapıyor ve annem pürdikkat
Yazlık yer düşünün, herkes emekli tayfa. Genelde komşular önceden anlaşıp akşamları ziyaret ediyor birbirini, ama burada bir teyze var, çat kapı gelip en az 4 - 5 saat oturuyor.
Ailemi ziyaret ettiğimde çok sık görüyorum bunu. Kadın gelip yalnızca başkalarının dedikodusunu yapıyor ve annem pürdikkat kadını dinliyor, sürekli ikramlar getiriyor.
Sevdiğinden değil, ciddi anlamda nefret ediyor kadından herkes. Ama annemin bir huyu var, ayıp olur diyor. Yüz verme diyoruz, veya aran kötü olmasın istiyorsan sık sık içeri gir, işim var de, veya daha kibarca bahaneler üret diyoruz ama yok, kadın öğlen geliyor, akşama kadar ev kilit.
Annem aşırı derecede iyi niyetli olduğu için şikayet etmeye hakkı yok diye düşünüyorum. Bu niyetini hayatı boyunca herkes istismar etmiş, bu yaştan sonra da bunu düzeltemiyor.
Kendi evim olsa kibarca kadını gönderirim fakat evdeki otoriteye sahip olmadığım için kendi işime bakıyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz?
0
dejame (21.09.24)
Ben misafir sevmem bir de çat kapı geliniyorsa daha da sevmem. Karşı tarafın düşünmesi lazım. İşte müsait olmayabilir, belki evi dağınıktır toparlayamamıştır mahçup olur diye. Bir de sürekli kimseye gidilmez, çat kapı hiç gidilmez, çat kapı gidiliyorsa da uzun oturulmaz bir kahve içer kalkarsın. Annen çok nazik, zarif bir insanmış o yüzden çok bir şey yapamaz bu durumda.
0
rock n roll
(21.09.24)
Taciz sayılmaz ama net yüzsüzlük
0
respect
(21.09.24)
Annen rahatsız değil kadından. Ne güzel dedikodu yapiyorlar işte. Sen kendi kendine gıcık olmuşsun bu duruma.
0
abelardo
(21.09.24)
@abelaedo, annem yıl boyunca bu kadının ne kadar yüzsüz olduğundan, dedikodu dinlemek istemediğinden, artık bıktığından her seferinde bahsediyor. burası müstakil bir yer, çoğu zaman balkonda, bahçede vakit geçiriliyor. kadın ortaya çıktığı zaman gelmesin diye içeri kaçıp saklanıyor. haklı olabilirsiniz, annem gerçekten rahatsız değil gibi sanki.
Youtube kanalı fikri ; ortaya karışık videolar atmak sizce mantıksız mı?
Zetnikov
ornegın ınsanlar araba kanalı acıp full arabalardan bahsedıyorlar yada yemek kanalı falanben aklıma estıkce kafama ne gelırse vıdeo cekıp atmak ıstıyorumbu neden yanlıs? boyle kanallar yok mu herkes tek bır konuya mı saldırmıs?bı kac kısı den duydum "bır kanalı takıp edeceksem ne oldugu bellı olsun
ornegın ınsanlar araba kanalı acıp full arabalardan bahsedıyorlar yada yemek kanalı falan
ben aklıma estıkce kafama ne gelırse vıdeo cekıp atmak ıstıyorum
bu neden yanlıs? boyle kanallar yok mu herkes tek bır konuya mı saldırmıs?
bı kac kısı den duydum "bır kanalı takıp edeceksem ne oldugu bellı olsun kelebeklerse kelebek gormek ısterım" gıbı seyler
bu ne kadar dogru?
ben bılgılı oldugum alanlarda mesela yabancı dıl, bilgisayar, psikoloji , yemek , spor boyle alanları tek bı yerde toplamak ıstıyorum
artılarıyla eksılerıyle yorumlayabılır mısınız?
0
Zetnikov (20.09.24)
Spesifik bir kanal açman dikkat çekmek için her zaman daha islevseldir.
0
Yourcousinmarvinberry
(20.09.24)
@Yourcousinmarvinberry
hocam spesifik kanalda hadi 40 video attım 41 yi nasıl bulacagım bilmiyorum
0
🌸Zetnikov
(20.09.24)
izlenmezsiniz. ayrıca bu biraz herbokologluğa kaçıyor, itici de duruyor.
mesela felsefe, dinler tarihi hakkında dinlediğim birisi yemek videosu çekse ne alaka derim ve izlemem. aynı şekilde yemek tariflerini izlediğim birisinin siyaset hakkındaki görüşleri umrumda olmaz. bu dediğinizin olması için size gerçekten "hayran" olan insanların olması lazım ki "aa x spor yapıyor izliyeyim", "x şu dizi hakkında ne söylemiş yav" desinler. bunun için de sizi ve hayatınızı gerçekten merak etmeleri lazım.
aslında böyle konsepti olan var ama sayıları çok az ve zaten belli bir takipçi sayısına ulaştıktan sonra yapıyorlar.
özetle yapıp tutunabilmeniz için önce belli bir üne kavuşmanız lazım. ondan sonra kafanıza göre takılabilirsiniz, ama yine 3-5 konu etrafında. çok değil.
0
candide
(20.09.24)
ortaya karışık videolar atan bir kanala asla abone olmam
0
abelardo
(20.09.24)
Yputube algoritması zaten videolarınızı öne çıkarmaz
0
olaylar olaylar
(20.09.24)
Tanımadığım bir insanın ilgi alanlarını dinlemek ilgimi çekmez, kendi ilgi alanımla ilgili şeyler dinlemek isterim.
0
playing star again
(20.09.24)
Candide +1
Hayatınız merak unsuruysa ancak o zaman izlenir farklı içeriklere sahip kanalınız. Böyle bir hayatım var derseniz deneyin :)
Ben şahsen bir konuda fikirlerini ve deneyimlerini beğendiğim, ilgi çekici bulduğum birilerinin hayatın diğer kulvarlarında neler yaptığını bilmeyi isterim çünkü insanları genel olarak merak ediyorum ve sıkılana ya da mesela kırmızı çizgim diyebileceğim bir konuda çok zıt ve üstelik temelsiz bir görüşle karşılaşana dek de takip ediyorum ama sonuçta bana değil çoğunluğa hitap edeceksiniz.
O yüzden bir konu seçin, onun üzerinden yürüyüp sadık bir kitle oluşturun, sonra deneysel takılırsınız dilerseniz ve kim ne kadar takip ediyor umursuyor o zaman görebilirsiniz. Ama önce kitle oluşturmanız lazım, onun için de bir konuya kanalize olmanız lazım.
Selamlar. Yaklaşık 2 yıldır Huawei GT Runner kullanıyorum. Şöyle sorunlar yaşıyorum:- Uyku süresini doğru ölçememe (hep 0,5-1,5 saat kısa ölçüyor)- Şekerlemeleri (nap) genellikle yakalayamıyor- Şarj olması eskiye göre çoook uzun sürüyor- Şarjı eskiye göre belirgin şekilde daha kısa sürede bitiyor- C
Selamlar. Yaklaşık 2 yıldır Huawei GT Runner kullanıyorum. Şöyle sorunlar yaşıyorum:
- Uyku süresini doğru ölçememe (hep 0,5-1,5 saat kısa ölçüyor) - Şekerlemeleri (nap) genellikle yakalayamıyor - Şarj olması eskiye göre çoook uzun sürüyor - Şarjı eskiye göre belirgin şekilde daha kısa sürede bitiyor - Camında, çizilmez olmasına rağmen, küçük bir delik oluşmuş
Bu nedenlerle saati servise göndereceğim. Ama pek umudurm yok.
Sizin bu sorunlarla ilgili deneyimleriniz var mı?
0
pantepember (20.09.24)
gt4 kullanıyorum 2.5 ay oldu. uygulaması dışında şikayetim yok henüz.
0
inheritance
(20.09.24)
gt3 elite kullanıyorum, şarj süresinde bariz bir uzama yok ama şarj bitmesi sanki banada hızlandı gibi geliyor. telefona pek bağlamıyorum.
0
gencfb
(20.09.24)
gt4 kullanıyorum, her şeyiyle memnunum. hele uykuyu aşırı doğru ölçüyor. koltukta yarım saat sızmışsam bile tam uyuduğum ve uyandığım dakikayı kısa uyku diye yazıyor. sızmış gibi yarım saat kıpırdamıyorum, onu saymıyor. çok net anlıyor. gece uykuları da öyle.
açık denizde yüzdüğüm mesafeyi biraz fazla yazıyor gibi geldi, ondan da emin değilim.
ekran koruyucu film öneririm. bir de daha geçen gün kasanın üstüne tamamen geçecek bir koruma aldım sırf camı değil, kasayı da korusun diye. ama içine su giriyor, çıkarıp kurulamak gerekiyor, sevmedim.
0
kibritsuyu
(20.09.24)
gt2 kullanıyorum 3 sene olacak. uyku süresi kullanmıyorum. gece çıkarıyorum kolumdan şekerleme de ölçmüyorum şark konusunda hiç sorunum yok. canavar gibi camında ufak bir çizik var.
spor yaparken kullanıyorum. fitness, yüzme, yürüyüş. bazen gelen aramalarda işime yarıyor. genel olarak çok memnunum. yenileyecek olsam yine huawei alırım
0
abelardo
(20.09.24)
gt2 +1, 3 seneyi de geçmiştir heralde. hala taş gibi şarjı. ben de uyku ölçümü kullanmıyorum ama, kolumda saat varken uyuyamam. onun dışında çok memnunum. ekranda kılcal çizikler var, bir de heveslendim belki GT5 pro alırım. Ama yine huawei alırım telefonum iphone olmasına rağmen apple watch şarj performansı nedeniyle hiç düşünmüyorum.
aldatılmak ve terk edilmek birbirine hayli benzer şeyler gibi geliyor bana. ikisinin de sebep olduğu yıkım, uyandırdığı duygular, beklenmedik ve ani oluşları, yarattığı mağduriyet... bunların terk edilen/aldatılan kişide bıraktığı yaralar ve affedememe hali...spesifik örnek de olsun: biri hayatının
aldatılmak ve terk edilmek birbirine hayli benzer şeyler gibi geliyor bana. ikisinin de sebep olduğu yıkım, uyandırdığı duygular, beklenmedik ve ani oluşları, yarattığı mağduriyet... bunların terk edilen/aldatılan kişide bıraktığı yaralar ve affedememe hali...
spesifik örnek de olsun: biri hayatının çok zor bir döneminden geçerken, partnerine çok ihtiyacı varken yüzüstü bırakılıp, terk edildiğinde aldatılmışlıktan pek farkı yok gibi geliyor bana. ikisi de ihanet.
siz ne düşünüyorsunuz?
0
gloomy (20.09.24)
Katılmıyorum. Terk edilen insanlar genelde toparlaniyor ama aldatilan insan resmen yaralaniyor, travma gibi oluyor. Sonraki iliskilerindeki güveni de etkileniyor vs.
0
logisticsmanager
(20.09.24)
Katılıyorum. İhanet sadece üçüncü şahsın bedenen veya ruhen veya hem bedenen hem ruhen varlığı demek değildir. İhanet güveni boşa çıkarmaktır, verilen sözleri tutmamak, verilen güvenceleri yıkmaktır. Güven ortamını huzur atmosferini paramparça etmektir.
0
muhayyer divan
(20.09.24)
Katiliyorum. Gittikten sonra neden gittiginin benim icin önemi yok. Ikisi de ihanet degil de ikisi gidis.
0
robert bosch
(20.09.24)
spesifik örnek biraz daha yaralayıcı normal terk edilmeye göre ama katılmıyorum aynı şey değil.
0
jülsezar
(20.09.24)
katilmiyorum. zor donem muhabbeti çok yorucu, gereksiz, drama queenliktir. istenmeyen iliski derhal bitmeli. yok sinava girecektim oncesinde ayrildi falan bos muhabbet
aldatilmak cok ayri bir dunya
0
ala09
(20.09.24)
Yani sizinle mutlu olmayan bir yetişkin, ayrılıp kendi hayatına bakmak yerine sırf siz istiyorsunuz diye, size destek olmakla (veya sizin yüklediğiniz sorumlulukla) yükümlü, yoksa aldatmış oluyor? Yani ilişkide mutsuz biçimde kalsa, göstermelik olarak destek olsa aldatmış olmayacak mıydı?
Bu bana bir tanıtığımı hatırlattı. Ayrıldıktan sonra başkasıyla flörtleşen *eski* sevgilisini, kendisini aldatmış ilan eden bir çocuktu. Ona göre ayrılıktan sonra da *eski* sevgilisi onunla ilgilenmeliydi, neden ayrıldıktan sonra onu bir kere bile aramadığını soracak kadar da ayrılık kavramını anlayamamış bir çocuktu. Yazık.
0
bu ne bilimsizlik
(20.09.24)
Aldattıktan sonra hala seninleyse bir şekilde hazmediyorsun da terk edilmek korkunç birşey. sanki o insan ölmüş gibi oluyor bir daha göremiyorsun.
0
ashleybon
(20.09.24)
Benzesen tarafları olduğuna katiliyorum. Terkedilmek, o artık yok demek bir bakıma. Aldatılmak aynı zamanda bir çeşit degersizlestirme aşağılama içeriyor, aldatilanin güvenine dair. Aynı zamanda terkedilme doğrudan bir tahrip etme amacı içermedigi için (bu amaçla yapılamaz demiyorum da, işte usturupluca ben senden ayrılıyorum diyip terkedeni düşünerek söylüyorum bunu), onarılması elzem olarak kalan şey, onun yokluğu. Aldatilmada, ancak aldatanin onarabilecegi türden bir şey var gibi. Bu açıdan farklı.
0
encokbenisevinnolur
(20.09.24)
Kesinlikle katılmıyorum. Aldatmak ahlaksızlık. Kimseyi aldatmadım. Affedilir bir yanı yok. Terk etmek başka. 1 kere aldatılmak yerine 20 kere terk edilmeyi tercih ederim.
0
nawar
(20.09.24)
katılıyorum. ikisi temelde aynı şey.
hatta örnek vereyim. birisi sizi aldatmasa, ama bir başkası için terketse, bu çok farklı mı olacak? hayır ikisi de aynı şey.
hatta artırıyorum. bu durumu anlatmasa ve bilmesen bile böyle bir ihtimal oldugunu hep düşüneceksin. e bunun aldatılmaktan pek farkı yok gibi.
0
abelardo
(20.09.24)
Terk edince sebebini nereden bileceksiniz ki?
0
Kahvedesu
(20.09.24)
Bizim halkımızın en büyük sorunu her şeyi arabeskleştirmek, acı içinde debelenmekten zevk almak. Küçük Emrah'la büyüyünce böyle oluyor demek ki.
Terk etmenin tam olarak neresi aldatmakla bir? Sırf sen üzülme diye istemediği bir ilişkiyi mi devam ettirseydi? Kendinizi ne önemsiyorsunuz, karşınızdakini ne kadar değersiz görüyorsunuz ya. Yarım kalmışlık hissini ahlaksızlıkla bir tutup kimseyi suçlayamazsın. @bu ne bilimsizlik +1
0
potasyum bebek
(20.09.24)
@potasyum bebek, emrahla ne alakasi var ya?
bir insan cözümü iliski icinde aramayip kafasinda ayriligi kurguluyorsa bu hainlik gibi bisi evet. bu saatten sonra ha bana ayrilik konusmasi yapmadan biriyle birlikte olmus ha benden ayrilip senelerce evinde yalniz oturmus, bana ne.
o kisi kendi kendine gitmeye karar verdikten ve bana en son ben ayriliyorum yhaa diye geldikten sonra beni artik hicbir sey ilgilendirmez.
bence @gloomy'nin kastettigi de biraz böyle bir sey. karsi tarafa sans vermemek. sevgiyi kafanda bitirmek. ayriligi iliskideyken yasayip en son zahmet edip söylemek :) o uzaklasma döneminde de ha bos zamaninda gidip baskasiyla görüsmüs ha yanimda oturup ic sesiyle ayriligi düsünüp durmus. no difference.
0
robert bosch
(20.09.24)
Katılmıyorum ve bazı cevaplar ilginç geldi çünkü bu bakışla kimse sevgilisinden ayrılmamalı, ancak iki taraf da medenice ilişkinin bitmesine karar verip el sıkışarak ters yönlere gider ise doğru. Hayatın olağan akışına uygun değil bu bence.
0
peki madem
(20.09.24)
Yani ayağınız takılıp başınızı betona çarpıp öldünüz diyelim.
Başka senaryoda da birisi sizi bıçaklayıp öldürdü.
Sonuçta ortaya çıkan yıkım aynı. Ancak sonuçları aynı oldu diye bu sebepleri eş yapmaz.
Her iki olay da üzücü ve kıyaslamaya gerek yok, ancak birini diğerinden ayırabiliyor olmanız lazım.
Sizden ayrılmayı düşünen biri size karşı sizin ona beslediğiniz hisleri beslemiyordur.
Bu durumda ilişkiye devam ettiği sürece hem kendi geleceğinden, hem sizin geleceğinizden çalmış olur. Zaman durmuyor biliyorsunuz değil mi?
Terk edilmek üzücü, kuşkusuz. Peki sizi terk edecek aşamaya gelmiş birinin ne yapması olağan?
Yani siz sizi sevmediği halde sırf sizin duygularınızı düşündüğü için birinin kendi hayatından komple vazgeçip ömrübillah sizi mutlu etmeye uğraşmasını mı bekliyorsunuz? Bu nasıl mümkün olabilir? Cidden soruyorum. Nasıl olacak ki yani?
0
akhenaten
(20.09.24)
bunların terk edilen/aldatılan kişide bıraktığı yaralar ve affedememe hali
Senin bakış açına göre, hissettiğin duyguların suçlusu karşı taraf, o yüzden iki eylemde de karşı taraf suçlu çünkü kendimi kötü hissediyorum. Onların da kendi hayatı var ve yaptıklarını bir ihtiyaçlarını karşılamak için yapıyor. Suçlu arıyorsan bulursun zaten. Karşılaştırma yapmak istersen kedinin evden kaçması da benzer etiketler yarayacaktır. Hayatta başımıza bir sürü kötü olay gelecektir, kabullenmeyi öğrenmek olmalı asıl hedef. Niyesini araştırmak geçmişte tutmaktan başka şeye yaramıyor, yas süresini uzatır sadece. Suck it up and move on. Kabullen ve devam et.
0
hasmetizm 2046
(20.09.24)
@robert bosch
''bir insan cözümü iliski icinde aramayip kafasinda ayriligi kurguluyorsa'' bu neden hainlik olsun? İnsanların çözüm arayıp ilişkiyi devam ettirme gibi bir zorunluluğu, ahlaki yükümlülüğü mü var? Karşı taraf ayrılmak istemiyorsa, ikimiz de ayrılmak gibi ortak bir karara varamadıysak ama ben onunla devam etmek istemiyor ve haliyle ayrılmak istiyorsam sırf ''hainlik'' yapmamak için o istemediğim ilişkiye devam mı etmeliyim?
Ciddi mi cevap veriyorsunuz, anlamıyorum arkadaşlar çünkü o kadar mantıksız ve duygusal ki bakış açınız. İşleri bu kadar arabeskleştirmeye, acı devşirmeye gerek yok. Romantik komedi filminde yaşıyorsak neden olmasın ama gerçek hayat böyle fazla hassas beklentiler için son derece sert. @peki madem ve @akhenaten çok güzel açıklamış.
0
potasyum bebek
(20.09.24)
benden onceki son 4 cevaba asiri katiliyorum, bana da cevaplar cok enteresan geldi ya da yaslar cok genc. terk edilmek acisindan; arkadaslar kafaniz mi guzel? birisi sizinle olmak istemiyor, bir sekilde sevgisi bitmis, ya da farkli yerlere evrilmis yasamlariniz, yani nereden baksaniz 20-30 hatta daha fazla yildan bahsediyoruz, siz kendinizi bu kadar mi degersiz goruyorsunuz, kendi yasaminiz bu kadar mi onemsiz sizin icin sizi sevmeyen ya da artik baska yollara gittiginiz asikar olan biriyle illa yasamimizin bir noktasinda bir soz verdik diye birlikte kalmayi sececeksiniz. yani baskasinin yasamini cope atmasini birakiyorum, kendi yasaminizi niye cope atiyorsunuz? her iliskide onarilacak ya da onarilmayacak yaralar vardir, bazen bunlara karsimizdaki tek basina karar verir ve ayrilir, yapacak bir sey yok. aci mi? aci ama arabesklestirmek herhangi bir seyi iyilestirmez. son olarak bi tik daha mantikla bakmak istiyorum, iki insanin 20li yaslarda tanisip taaa 70 yasinin sonuna kadar, hic degismeden, hisleri hic degismeden, hayatlarini derinden sarsacak olaylar yasamadan sabit kalmalari ne kadar mumkun? herkes biz fark etsek de etmesek de surekli bir devinim ve degisim icindediler, zaman zaman yollarimiz ayni yonde evrilmedigimiz icin ayrilabilir. ayrica aldatilmanin travmasi bambaska bir sey, yalan soylenmesi, guvenin sarsilmasi farkli bir travma. dolayisiyla yazara burada da katilmiyorum.
0
kassiopeia
(20.09.24)
kassiopeia +1
Ayrica evet terk edilmenin acısıyla aldatılmanın acısı aynı değildir. Aldatılmak daha kötüdür. Terk etmek cogu zaman onurlu da bir davranıştır. İstisnalar olabilir... yine de aldatilmakla eş değer değildir.
0
ananiyimioguz
(20.09.24)
kendine ve karşıdaki kişiye saygıdan, mutsuz olduğu hâlde ilişkide bulunmanın mantıksızlığından dem vuran arkadaşlara cevaben:
burada sorgulanan mevzu ayrılmak değil, terk edilmek. ayrılmak karşılıklı ve anlaşmalı da olabilir. ama terk edilmek farklı ve "ben mutlu değilim" ile haklı gösterilecek kadar basit değil. acun'un yarışmasında jürilik yapan bir yönetmen adam vardı. karısı kanser olunca onu boşamıştı. kurduğu cümle "ben artık mutlu değilim." olmuştur herhalde, ve kendisine ve karısına saygısı da büyüktür, değil mi?
0
🌸gloomy
(20.09.24)
neredeyse her ilişkimde terk edildim. bazılarında aldatılmış olabilirim ama bilgim yok açıkçası, ben hep terk edildim diye biliyorum.
üstelik kendi mental sağlığı problemli biri olduğumu söyleyebilirim, yani kolay kolay yol alamam vs. ama görüşünüze katılmıyorum.
terk edilmek ve aldatılmak bence ÇOK FARKLI şeyler. terk edilmek milyon tane sebeple gerçekleşebilecek, aslında doğal sayılabilecek bir durum. bazen olmaz yani. insanca veda etmek, "olmuyor" demek kendi içinde bence tutarlı ve makul.
aldatılmak ihanetin bambaşka bir boyutu. aldatıldığımı duysam, bilsem muhtemelen çok daha fazla üzülür ve yıpranırdım.
0
mark greg sputnik
(20.09.24)
Aldatılmak: temelde yalan söylenmesi ve ego sarsıcı etkisi var. Ve o ana kadar yasananlarin da doğruluğunu sorgulatir
Terk edilmek: temelde fazla dürüst olunması <3 ego yine sarsılır ama aldatilirkenki kadar değil... Ve yaşananlar hatıra kalır
Yüz üstü bırakma olayı saşmalik zaten ama spesifik örnek verdiğin için yazayım; Biri beni artık sevmiyorsa, yanımda durması en başta beni rahatsız eder zaten. İstersem yatalak olayım kanser olayım, sürüne sürüne tuaylete giderim ama o adamdan gelecek yardımı istemem.
0
abuzer
(21.09.24)
@gloomy
Ayrılmak ve terk edilmek aynı şey aslında, neden böyle dediniz ki? Evet insanlar karşılıklı anlaşarak da ayrılabilir ancak bu her zaman böyle olmaz.
Benim bir arkadaşım vardı böyle bir şey yaşayan. Çok sorunlu biriyle birlikteydi, bi hata yapıp ilişkiye başladığı biri ciddi anlamda problemli çıkınca uzun bir süre paçayı kurtarmak için bir çıkar yol aradı. Ayrılmaya çalıştığında bu kişi de "hayır ben ayrılmıyorum, tek başına ayrılamazsın" gibi şeyler söylüyordu. Haliyle iş adli bir sürece evrildi.
Yetişkin bir insanın ayrılık kavramını kabullenebilmesi gerekir bence, bunu çok dramatize etmemek gerekiyor, çünkü böyle şeylerin sonu genelde hiç iyi bir yere çıkmıyor. Bazen romantik, tehlikesiz, masum görünen hisler uygun ortamlarda en tehlikeli ve kontrol etmesi zor hislere evrilebiliyor, çok gri bir çizgi bu.
0
akhenaten
(21.09.24)
2 sevgilim oldu. ilkinde aldatıldım. ikincisinde terk edildim.
kesinlikle aynı değil.
ilk ilişkim 2.5 yıllıktı. ciddi ilerliyorduk sözde. ailelerle tanışacaktık. hatta o benimkiyle tanıştı. beraber yaşamaya başlıcaktık falan... meğer 6. ayımızdan beri ara ara aldatıyormuş beni.
özgüvenim eksilere düştü. insanlara güvenim de öyle. her şey yalanmış meğer dedim. şok geçirdim. inanmak istemedim. travma oldu. hala kimseye güvenemiyorum. aşırı derecede yetersiz ve değersiz hissettim. aptal olduğumu düşündüm. aşırı büyük bir hayalkırıklığıydı. saygısızlıktı. 1 yılda zor atlattım.
..
terk edilmemde de çok üzüldüm ve değersiz hissettim ama 3-4 ayda atlattım.
0
art cat chocolate
(21.09.24)
@art, 2,5 yıl boyunca asla bir şey sezmedin mi
0
abuzer
(22.09.24)
sezmedim. ilk ilişkimdi. 19 yaşımdayken başlamıştı. sonuncusunda sezdim işte. sonra olaylar gelişti.
almanya'da bir sey fark ettim. tanidigim cogu erkek mesela "organik" yazili ürünlerin yalan olduguna ve fiyat artisina degmeyecegini düsünüyorlar. tuvalet kagitlari, kagit havlularin geri dönüstürülmüs olanlari daha pahali. erkekler yine bunu umursamayip normallerinden aliyorlar. kadinlarsa kiyafetl
almanya'da bir sey fark ettim. tanidigim cogu erkek mesela "organik" yazili ürünlerin yalan olduguna ve fiyat artisina degmeyecegini düsünüyorlar.
tuvalet kagitlari, kagit havlularin geri dönüstürülmüs olanlari daha pahali. erkekler yine bunu umursamayip normallerinden aliyorlar.
kadinlarsa kiyafetlerin bile organik pamugunu, fair tradeini falan ariyorlar. araba degil de bisiklete biniyorlar diye birbirlerine cevrecilik üzerinden hava yapiyorlar, et yememek, kahvecide inek sütü yerine yulah sütü koydurmak daha cool falan filan... hep birlikte cafede oturuyoruz mesela. kadinlar yulah sütlü olsun, soya sütlü olsun diyorlar. erkekler birbirlerine bakip benimki normal sütlü olsun diye gülüyorlar... wtf
niye böyle sizce?
0
robert bosch (19.09.24)
Almanya'yı bilmiyorum ama Türkiye'de "organik" etiketiyle satılan ürünlerin büyük bir kısmı dandik sertifikalar sayesinde organik olduğunu iddia edip kitleme yapan ürünler, yani organikliği bozan x ilacını değil de y ilacını kullanınca organik oluyor, halbuki o da kimyasal, %100 organik bir ürünü piyasaya veremezsin, verirsen talep edeceğin parayı kimse veremez ürünlerin elinde patlar batarsın. O nedenle organiklik aramak bana saçma geliyor ama bunun erkek olmamla ilgisinin olduğunu çok düşünmüyorum ben.
Onun dışında verdiğin tüm örneklerin nedeni erkeklerin "Düz" olmasından kaynaklanıyor olabilir, süt kullanan bir erkek çok nadir olarak yulaf sütü ister çünkü düzlük güzeldir kolaydır konforludur gereksiz egzotikliğe girmeyi engeller.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(19.09.24)
Çünkü erkekler akilci ve mantikci.
0
Yourcousinmarvinberry
(19.09.24)
bu türkiye'de de, birçok yerde de böyle. kıdınlır dıhı kılıy itkiliniyir falan değil, bu konuyla ilgili dümdüz kısırdöngü var. bu gibi "duyarlı" veya mevcut normun dışındaki hareketler/yenilikler feminen görüldüğü için erkekler mazallah pipileri düşmesin diye tepkiyle yaklaşıyorlar, "saçma buluyorlar" falan filan.
sermaye/piyasa/devlet olduğu gibi erkek kontrolünde, hem ekolojiye ilişkin hem başka bir sürü normu erkekler belirliyor. erkek adamın et yemesi de, erkek adamın gürültülü motoru olan ve cayır cayır yakıt tüketen araç kullanması da, erkek adamın kadınları kandırıyorlar instagram pinterest falan demesi de hep aynı hikaye. "cinsiyetçi küfür etmesene, cinsiyetçi şaka yapmasana dalyarak" diyince "ne alakası var ya, sanki ciddi söylüyoruz" diyen de aynı adam, gelsin sana havuç gibi "fiminist" desin sonra.
-- ps. yulaf sütü kadar yavan çok az şey var şu hayatta ya.
0
harfitarif
(20.09.24)
Erkekler olarak konuda haklıyız. Marketing taktiklerine çok kaptırmayın kendinizi. Dilencisinden milyon dolarlık şirketine kadar temelde hep aynı şekilde, duygulara oynamak var.
Tıpkı petrol ile çalışan araçlaro yeterince sattıktan sonra doymaya başlayacağı işaretini veren piyasaya elektrikli araç gibi çevreci(!) alternatif ürünler sunmak gibi çakallıklar var. Aynısı güneş enerjisi panelleri, badem sütü, glutensiz ve bazı geri dönüşüm muhabbetlerindeki gibi. Starbucks'taki kağıt pipet komedisi de aynı şekilde.
Doğayı koruyorum ayağına sağlığınıza zarar da vermeyin, enayi yerine de konmayın. Örneğin tavukta ve hindide Banvit ve Lezita'nın iyi tarım; yumurta ve ette Migros'un da organik ürünlerini alırım. İmalatını görüp onaylamadığım markanın sertifikasına inanmıyorum. Parayla pardon bağışla helal sertifikası verenler bile var. @Kaleci +1
Erkekler duyarsız değiller, daha çok alışkın olmadıkları şeye rağbet etmiyorlar bence. Merak edip bilgi edindikleri konularda gereğini yapıyorlar çünkü. Nasıl ki bir etin kokuşmuş olanını almazlar, bir kıyafetin yırtık olanını almazlar, bilgi sahibi oldukları takdirde ve önem de veriyorlarsa bahsettiğin konularda da kendilerine uygun hassasiyetleri gösterecek ve ona göre alışveriş edeceklerdir.
Ama herkesten vegan vejetaryen vs olmasını beklemek yanlış, buna göre değerlendirmek çok daha yanlış.
0
muhayyer divan
(20.09.24)
Az içerim, istediğimden içerim ya da hiç içmem daha iyi. Bilmem ne bilmem ne sütü içmek istemiyorum ki ben.
Sektörün içinden bilgi vereyim, organik ürünler bildiğimiz anlamda organik değil. İsteyen ürününe organik diyebiliyor.
0
gabe h coud
(20.09.24)
bu erkeklerin duyarsizligindan ziyade kadinlarin safligini gosteriyor.
free range yumurta da mesela tavuklar dagda bayirda gezmiyor, sadece 2 metrekare daha fazla alanlari var ashdahsdauhda
0
baldur2
(20.09.24)
kadınların her gördüğüne özellikle inandığını gösterir, özellikle sosyal medyadan çok etkileniyorlar. zaten marketingin %80i kadınlar üzerine yapıylıyor.
0
nuisance2
(20.09.24)
hic aklima gelmemisti ama yorumlari okuyunca dogru oldugunu goruyorum. 2 m2 yi kadin onemserken erkek fark goremiyor. zaten siddet egilimleri de daha yuksek oldugu icin gelismeleri zaman alabilir. veganlik da kadinlarda daha cok gibi gozukuyor
kendi cevrendeki duyarsizliktan eglenenler secmece gibi geldi. hicbi sey demeyedebilirdi
0
ala09
(20.09.24)
Geçenlerde siyasi görüş ile ilgili Almanya'da yapılan bir araştırma gördüm. Erkeklerin yıllar içinde, özellikle son nesile doğru, daha çok muhafazakarlaştığını ve sağ görüşe kaydıklarını, kadınların ise daha özgürlükçü ve sol görüşe kaydığını söylüyordu. Bu söylediklerinizle tam uyuşuyor. Sadece Almanya'da da değil kadınlar genelde çevreye, diğer canlılara, diğer insanlara karşı daha duyarlı. Erkekler yukarıda da görüldüğü gibi kendilerini daha üst bir konuma alıp bu çabaların gereksiz olduğunu ve kadınların kandırıldığını düşünüyor.
0
playing star again
(20.09.24)
marketingden daha çok etkileniyorlar +1 nawar+1
diğer sütler vegan olduğu için mi duyarlı oluyorlar, vegan olmayan herkesi duyarsız kategorisine mi dahil ediyoruz ?
ben biraz da kendini kandırma olduğuna inanıyorum bu kadar "duyarın"
bir de geri dönüştürülmüş ürünler kullanma bisiklete binme gibi şeylerin çevreye etkisi büyük şirketlerin yaptığı zararın yanında tartışmaya açık bile değil
elbette 1>0 ama bu ömürde kafa yormaya değer mi hele türkiyede takdir sizin
0
jülsezar
(20.09.24)
@ala09
2 m2'yi onemsememe sebebimiz 2 kati fiyat farkina degmemesi.
hem niye butun duyar tuketicilerden bekleniyor, ureticiler de duyar kassin ve hepsini "free range" uretsin o zaman.
sen konuyu anlamamissin belli ki. konu duyar ayagina, kaziklanmak ve firmalarin bunu kullanmasi.
0
baldur2
(20.09.24)
pakatlenmiş ürün gıda ya da bilmem ne organik değildir zaten
0
koela
(20.09.24)
playing star again +1
yeşil kapitalizm, greenwashing ve benzeri meselelere katılmakla ve herkesin vegan olmasıyla ilgili bir beklentim ya da çabam olmamakla birlikte, bence "ya hayvan sömürmeden de mis gibi yaşarız aslında ha" deyince ortalama bir erkeğin ve kadının tepkisinin farklı olması bence bir şeyler anlatıyor. ilk sorudaki mesele de tam olarak o.
"sen mi kurtaracaksın dünyayı" da buram buram erkek kokan bir argüman, "erkekler akılcı, mantıklı ve haklı olduğu için böyle" de aynı şekilde. e bu kadar katı olarak doğru olduğuna inanılan argümanların sorgulanmasını bekleyemeyeceğimiz gibi, benzer şekilde diğer statüko değişikliklerine itiraz gelmesini de bekleyemeyiz bir bakıma.
ayrıca pazarlamadan bahsederken neden erkeklere pazarlanan güçlü/büyük/zengin gösterir diye pazarlanan şeylerden bahsedip erkekler kolay kanıyor, bir motor patırtısına akılları gidiyor denmiyor da kadınlar kolay kandırılır oluyor?
"duyarlılık" kendiliğinden üstün bir şey olmayabilir ama ezenlerin ezilenlere yapıştırdığı bir "ponçiklik" etiketi olduğu için var bu tartışma bir yandan da.
0
harfitarif
(20.09.24)
duyarsızlık değil bu mantıklı davranmak.
havada aynı anda 2500 tane yolcu uçağı gezerken benim binmediğim 1.4 motorlu arabamın egzozunun çevreye vereceği zararı umursamıyorum mesela.
ya da geri dönüştürülmüş diye adam niye daha pahalı satıyor, hammaddeye para vereceğine çöpten toplamış, yine de bana pahalı satıyor, niye onu alayım? cüzdanıma bakar ucuzunu alırım.
fosur fosur sigara içip domatesim organik olsun diyenleri hele hiç ciddiye almıyorum.
2015 yılında yazlığa tadilat yaptırdım. aynı dönem tadilat yaptıranların hepsi sıcak su için çatıya güneş enerjisi koydu, bedava temiz enerji diye. ben elektrikli termosifon koydum.
termosifon 500 lira, güneş enerjisi kurulumu 5000 lira idi. yazın maksimum 2 ay kullanıyoruz, gelen elektrik faturası aylık 200 lira (her şey dahil). yaz günü sıcak su kullanılmıyor bile ama hadi o elektriği sırf termosifon harcıyor desek bile 22,5 ay, yani güneş enerjisi neredeyse 10 yılda ancak amorti ediyor.
ayrıca her yaz başında gittiğinde mutlaka ya çekvalfi bozuluyor, ya şamandırası kaçırıyor, ya kollektörü kırılıyor, illa gider gitmez sıcak su kullanabilmek için usta çağırıp tamir ettirmen gerekiyor, senede neredeyse 200-300 lira (bugünün fiyatıyla 1000-2000 olmuştur) tamirata vermen gerekiyor. ne o? temiz enerji bedava sıcak su kullandık.
şimdi ben elektrikli termosifon seçtim diye duyarsız mı oldum?
0
kibritsuyu
(20.09.24)
erkeklerin de kandığı şeyler vardır muhakkak ama duyuruda organiklik ve veganlıktan bahsedilmiş yanlış yorumlamadıysam. salt kandırılmak da değil bu.
dünyanın kirlenmesi, kaynakların tükenmesi, sanayi devrimi ve teknolojinin gelişmesi ile artan ivmeli bir tüketim toplumu olmamız ile gelmedi mi , aynı şekilde tedavilerin ilaçların aşıların çıkması ile. dünya doğal haliyle bu kadar nüfusu beslemeye yetmez. o zaman dünyanın geleceği için bazı insanları tedavi etmememiz gerekir.
Medeniyetlerin tarihi 10-12 bin yıla kadar gidiyor , 150 yıl öncesine kadar herkes organik besleniyordu.
Ben kendimi rahat hissediyorum açıklaması dışında, ufak tefek şeyler ile organik doğal çevreci olduğunu söyleyen insanlara katılamıyorum. evet damlaya damlaya göl olur ancak kısa ömrümüzde onlara enerji ve para harcamak beni yoruyor.
Telefon bilgisayar herhangi üretilmiş bir teknolojik ürün üretimi esnasında çevreye o kadar çok zarar veriyor ki. hele bataryaları. otobüse dahi binmeyin bisiklete binin ama bisiklet üretilirken de çevreye zarar veriyor fabrikalar.
o kadar da değil bisiklete binelim dediğimizde o sınırı kim çizecek ?
0
jülsezar
(20.09.24)
+1 bu erkeklerin duyarsizligindan ziyade kadinlarin safligini gosteriyor.
organik ürünlerin çoğu kandırmaca. diğerleri de hem marketing icatları. yulaf sütü ne ayrıca? erkeklerin kalori ihtiyacını karşılamaz ki
0
abelardo
(20.09.24)
önemsemiyorlar. kadınlar gerçekten çoğu konuda çok daha duyarlı ve bu her reklamdan etkileniyoruz anlamına gelmiyor. ben temiz içerikli ürünler yemek ve yedirmek istiyorum, bu yuzden yumurtayı alırken bile detaylı bakıyorum seçeneklere. üzerinde "organik" yazması hemen sepete atmam için sebep değil; lakin gerçekten organik olanları aradığım da doğru misal. "organik" yazanlar bi noktaya kadar organik olabilir (belli standartları karşılıyordur yani) ama genelde gerçekten iyi araştırmak ve bulmak gerekiyor kafamızdaki gerçek organik tanımına girebilmesi için ürünlerin. özellikle organik denen yumurtalar genelde "1" ile başlıyor ama esas organik tanımı "0" olanları içeriyor gibi gibi...
0
anna sun
(20.09.24)
Modern dunya insani gittikce gerizekalilastigi icin bunlar oluyo hocam. Flynn effect tersine dondu. Keske benim de tokatlicagim fabrikalarim olaydi. Somururdum halki
0
lapaz
(20.09.24)
Sonra somurdugum parayi hookerslarla harcardim
0
lapaz
(20.09.24)
erkekler analitiktir. sebep-sonuç ilişkisi üzerine düşünür aklına yatmazsa inanmaz. kadınlar daha duygusal heyecan verici - iyiymiş gibi görünen şeylere analiz etmeden inanma eğiliminde.
0
orpheus
(20.09.24)
Düşünceli olmak, hassas olmak, duyarlı olmak daha çok kadınsı davranışlar olarak görülüyor. Bir erkek bu özelliklere sahipse en başta hemcinsleri tarafından dışlanıyor. Hatta bazı erkekler hep der ya " biz erkekler mantikliyız, siz kadınlar duygusalsiniz" diye. Mesela erkeklerin mantıklı olduklarını iddia etmeleri ve bu yüzden hep en doğru kararları verdiklerini iddia ettikleri komediden hallice bir durumları var.
Veganlarla kendi çaplarında dalga geçmeye çalışırlar özellikle vegan olan hemcinsleriyse daha da rahatsız ederler. Bir de erkeklerin çevreye olan duyarsizliklari, hayvanları sömürmeleri falan cinsiyet ile bağlantılı çok yönleri var. Bu konuda yazılmış makaleler mevcut inceleyebilirler.
Son olarak yanlış anlama, duyurulara verdiğin cevapları beğeniyorum, aklı başında biri olduğunu düşünüyorum ama " çevrecilik üzerinden hava yapıyorlar, et yememek, inek sütü yerine yulaf sütü koydurmak daha cool" lafına kızdım :) Çünkü veganlik bir moda, bir trend değil, cool görünmek için seçilmiş bir şey de değil bir etik meselesi. Vegan beslenmek daha fit görünmek için değil etik sebeplerle seçilen bir şey. Bir vegan olarak en büyük hayalim vegan bir dünya.
MerhabalarPartnerim özel okulda öğretmen, pazartesileri en yoğun günü, teneffüsler dışında akşama kadar molası yok nerdeyse, ben de her teneffüste seni arayıp 5 dakika modunu yukarı çekerim dedim haftasonu.Sabah mesaj attım "günaydın, bugünkü görevim aklımda ;)" diye, burada "görev" kelimesine takıl
Merhabalar
Partnerim özel okulda öğretmen, pazartesileri en yoğun günü, teneffüsler dışında akşama kadar molası yok nerdeyse, ben de her teneffüste seni arayıp 5 dakika modunu yukarı çekerim dedim haftasonu.
Sabah mesaj attım "günaydın, bugünkü görevim aklımda ;)" diye, burada "görev" kelimesine takıldı, "görev dediğin zorunlu yapılan bir şey değil mi" vs. fln dedi, ben de daha fazla uzatmamak ve ortamı yumuşatmak için "senin modunu yükseltip mutlu etmek benim görevim :)" desem de hala aynı şekilde devam etti.
Mizah anlayışı fena değildir aslında ama ne var ki bunda takılacak? Ben kendimi kötü hissettim böyle davranınca.
Zaten bir çok şeyin problem olduğu bir ülkede yaşıyoruz, bu kadar küçük şeylere takılıp probleme çevirme bana çok saçma geliyor.
0
winston insani (16.09.24)
Gününün kötü geçeceğine o kadar odaklanmış ya da güne o kadar kötü başlamış ki bahane bulmuş gibi geldi. Çok tatlı bir şey yapmaya çalışmışsınız, inşallah gün bitmeden buna sahip olmanın kıymetini anlayabilir.
0
silverleaf
(16.09.24)
görev kelimesi pek hoş olmamış ama aynı şekilde devam etmeye gerek yok
0
jülsezar
(16.09.24)
Gergin uyanmış biraz :)
0
black holes in the sky
(16.09.24)
:( kolaylıklar diliyorum. hanımdan önceki iliskilerimi hatirladim.
0
logisticsmanager
(16.09.24)
Bahaneye sarilmaya gerek yok. Görev kelimesine bu kadar takilan biri biraz sonrasinda da hayati sana zindan eder.
0
Yourcousinmarvinberry
(16.09.24)
"İlişkide bir şeyi görev olarak görmemek, içinden geldiği için yapmak lazım" gibi bir prensip var. Anlatmak istediği konuda haklı bir yaklaşım.
Partneriniz de bunla bağdaştırmış ezberden. Alakası yok tabi, siz bunu bir etkinlik olarak yapıyorsunuz, ancak o üstüne çok kafa yormamış. "Benimle konuşmayı görev olarak görüyor" diye düşünmüş dümdüz.
Bunu açık açık böyle konuşup, bunun o durumla alakası olmadığını, içinizden gelen ufak bir oyun gibi yaptığınızı, o görevin bu görev olmadığını söyleyip kafasındaki bu bağlantıyı koparın.
Olur böyle bazen, her şeyi kronik problem gibi görmeye gerek yok bence. İnsanlar bazen yanlış düşünebilir, saçmalayabilir. Sorunu tespit edip çözersiniz.
0
akhenaten
(16.09.24)
Görev zorunu olarak yapılan iş+1
incelikler yaparken kelimeler üzerine biraz daha düşünmeli dikkat etmelisin
Dil hayatta önemli bir araç, en temel iletişim yöntemi, ifade becerilerin düşük olabilir ama ne var canım bunda takılınacak diye düşünmek yerine bu becerimi nasıl geliştirebilirim diye düşünürüm, sadece romantik ilişkilerde değil her türlü kendini daha doğru ifade etmek etkili olur
Sen iyi bişey yapmışsın ne var bunda takılınacak diye düşünenler bu beceriye ihtiyacı olmadığını düşünenler ya da bu konuda hiç düşünmemiş kişiler oluyor genelde :)
0
grimavi
(16.09.24)
Her tenefüste aramanı istemiyor olabilir mi peki? Yani bu biraz zorlama bi romantiklik ya sanki. Kızın başka işleri olabilir, kafasını dinlemek istiyor olabilir. Kendisi istediğinde arasa daha makul değil mi?
0
nundu
(16.09.24)
Abi bence göz kırpma emojisi başlı başına fail bir hareket kusura bakma ya, ikincisi de önceden böyle bir bilgi vermek biraz gereksiz bir hareket gibi olmuş sanki. Geçmiş olsun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.09.24)
Bir şeyleri yanlış anlayasi ve alinasi var, o da sana patlamış.
Denklem şu, şimdi biraz kendini geri çeksen (tamamen değil biraz) hani gorevindi aramiyorsun diyebilir, beni niye ghostluyorsun diyebilir... görev kelimesine de takılma, bu algılama biçimiyle ayni tartışmayı başka bir şekilde yasayacaktin zaten.
0
encokbenisevinnolur
(16.09.24)
görev kelimesi hiç hoş olmamış bence de. içinden gelerek yapmıyormuşsun gibi olmuş. ayrıca fazlaca hanımcı ve ezik bir kelime olmuş. kadınlara niçin böyle ezik davranıyorsunuz anlamıyorum.
0
abelardo
(16.09.24)
Güzel bir şey yapmak istemişsin ama kelimeyi yanlış seçmişsin. Bir de ne zamandır birliktesiniz? Eğer ilişkiniz yeni başladıysa ve sen ilk heyecanla bu kadar ilgi gösterip sonra hiçbir şey yapmamaya başlarsan iyi değil. Hep böyle ince olmak lazım, hep özen göstermek gerekiyor.
@abelardo; bu tarz davranışlar, karşındaki insanla ilgilenmek, özen göstermek eziklik değil, zerafettir. Kadın ya da erkek farketmez herkes birbirine karşı özenli olmalıdır. Bu kelimeden rahatsızlık duyunca, soru sahibi arkadaş kendini kötü hissetmiş bu da çok ince bir insan olduğunu gösterir.
0
rock n roll
(16.09.24)
Gereksiz gergin uyanmış ve saçma bir tepki vermiş. Kötü hissetmeyi gerektirecek bir şey yok. Düzenli olarak bu triplere giriyorsa da kolay gelsin. Sabır diliyorum, ne diyelim.
0
nawar
(16.09.24)
Merhaba.
Anlattıklarınızdan anladığım ya sınıf öğretmeni, ya da ingilizce.
Okulun ilk günleri bunlar. Sınıf oturmamıştır daha veya sınıf yönetimi çok iyi değildir. Kötü bir ders geçirmiştir ya da müdürle belki olumsuz bir şey olmuştur.
Kolejler bu ara tam bir köle sistemi. Ben de geçen sene bıraktım.
Bu seferlik çok kafaya takmamaya çalışın. Anlık bir şey olabilir.
0
la traviata
(16.09.24)
Çatacak yer arıyor diye okumladım.
0
playing star again
(16.09.24)
@rock n roll sence ben özen gösterdiği için mi bu cevabı verdim? özen göstermesine bir şey demişim gibi konuyu çarpıtıyorsun. "görevim" dediği için bu cevabı verdim. ikisinin arasında dağlar kadar fark olduğunu biliyorsun ama çarpıtıyorsun.
0
abelardo
(16.09.24)
hepimiz yaşadığımız olaylara göre bazı şeylere takılıyoruz, gereksiz atar yapabiliyoruz o anki modumuza göre, sürekli olmuyorsa idare edip geç, takma
0
gezegen olan pluton
(16.09.24)
abi senin yaşın başın var diye biliyoruz. 20lik kızlarla takılırsan tek kelimede adamı yamulturlar böyle. bari 25 falan olsaydı
ufak tefek banneeleri anlarım da tüm ekranı kaplayan yada tema rengini göz yakan saçma renklerle değiştirince gerçekten insanların o ürünleri alacağını mı düşünüyorlar. sizin yorumunuz nedir.
ufak tefek banneeleri anlarım da tüm ekranı kaplayan yada tema rengini göz yakan saçma renklerle değiştirince gerçekten insanların o ürünleri alacağını mı düşünüyorlar. sizin yorumunuz nedir.
0
buenosdias (15.09.24)
adblock plus kullan çıkmıyor hiçbir reklam.
asıl soruna cevap vermemişim. reklamın amacı karşına pop up çıkınca hemen alışveriş yapman değil, bilinçaltına kazınması.
0
neira
(15.09.24)
Reklam "vay canına bu yumuşatıcı en iyisiymiş bundan alayım" dedirtmek için değil de yumuşatıcı almanız gerektiğinde o 5 ürün arasında önceden görüp tanıdık olduğunuzu almak için.
Ha örneğin benim gerçekten umrumda değil marketin ucuzluk ürünü ne yumuşatıcı varsa (çok rezil değilse) ondan alıyorum genellikle ama kafamın üzerinden yumoş perwoll falan sayabiliyorum (37 yaşında erkeğim reklamın hedefi de değilim aslında)
Bazen de "ulan bu iyidir ha" diyerek ara sıra markalıyı da aldığım oluyor.
Eheh ne güzel serbest saçmaladım :D Mevzu görülürlük yani.
Safari'den girdiğimde ben de oha bu ne be siteden çok reklam var diyorum ama, bence de olacak iş değil. Kullanmaya çalıştığımız şeyin rünün önüne geçmemesi lazım reklamın.
0
hedep
(15.09.24)
Reklamın kötüsü olmaz derler. Bazı reklamlar gıcık ederek de olsa akılda kalmayı hedefliyor. Ve ekşi yönetimin de gözünü para hırsı bürümüş durumda.
Sürekli birşeyler içmek istiyorum. Birşey içmeden duramıyorum.
slm ben yalnız komando yasin
Merhaba;Benim sorunun sürekli sıvı almak. Sürekli birşeyler içmek istemem. Birgünde içtiğim şeyler:5 litre su5 şişe soda10 bardak çay1 litre kola2-3 kupa kahve1 kutu meyve suyu2 kutu birakendime bir türlü hakim olamıyorum. İçimde doymak bilmeyen bir canavar var sanki Bu hastalık mıdır? hastanede han
Merhaba; Benim sorunun sürekli sıvı almak. Sürekli birşeyler içmek istemem. Birgünde içtiğim şeyler:
5 litre su 5 şişe soda 10 bardak çay 1 litre kola 2-3 kupa kahve 1 kutu meyve suyu 2 kutu bira
kendime bir türlü hakim olamıyorum. İçimde doymak bilmeyen bir canavar var sanki Bu hastalık mıdır? hastanede hangi bölüme gitmeliyim?
0
slm ben yalnız komando yasin (15.09.24)
hoşgeldin şeker hastalığı, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon.
0
abelardo
(15.09.24)
hepsinden önce merhaba psikolojik bozukluk. yeme içme bozukluğu psikolojik bir şey. düzeltnezsen üstteki arkadaşın dedikleriyle karşılaşcaksın. psikoloğa görünmen lazım.
0
buenosdias
(15.09.24)
Dahiliye (ve sonra da muhtemelen Endokrin) Diabetes insipitus'a benziyor, geçmiş olsun
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(15.09.24)
Duygusal açlık çekiyor da olabilirsin.
0
muhayyer divan
(15.09.24)
1 litre kola ile 2 kutu birayi hic icmesen pek de bir sorun yok.
yht biletini halkalı kalkışlı aldık ama söğütlüçeşme'den binmek istiyoruz izin verirler mi? tecrübesi olanlar yazarsa sevinirim.
yht biletini halkalı kalkışlı aldık ama söğütlüçeşme'den binmek istiyoruz izin verirler mi? tecrübesi olanlar yazarsa sevinirim.
0
beatbox yapan metalci (14.09.24)
5. Duraktan 10. Durağa giden yht'ye 6, 7, 8 veya 9. Duraktan binebiliyorsunuz ama 4 ve öncekilerden değil. Halkalı neresi, çeşme neresi bilmediğim için böyle örneklendirdim
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(14.09.24)
ben halkalı neresi çeşme neresi biliyorum. yukarıdaki cevapta yazılanları bilmiyordum benim bilgimle yukarda yazılanları birleştirince izin verirler anlamı çıkıyor. evet işsizim
0
abelardo
(14.09.24)
Halkalı kalkışlı trene Söğütlüçeşmeden binebilirsin. kesin bilgi. Fakat halkalı kalkışlı trene Söğütlüçeşmeden bilet alsaydin halkalı dan binemezdin. Yani ileri duraktan binebilirsin. Geride kalan duraktan binemezdin. Ne kadar çok "binmek" kelimesi kullandım. Neyse binin gitSisn. Bin.
0
cukur
(14.09.24)
Eğer o durakta duruyorsa önceki duraktan alınmış biletle binebilirsin.
Selam herkese, hemen konuya girecegim2 kadin arkadasiz, yaslar yeterince buyuk.yaklasik 7-8yildir tanisiyoruz, tatillere filan gideriz, yakiniz epey. Ben ozel hayatimi kimseyle pek paylasmam, buyuk seyler olursa 2-3ay, belki daha fazla, sonra yakinlarima soylerim, kalanlarin da normal akista ogrenme
Selam herkese, hemen konuya girecegim 2 kadin arkadasiz, yaslar yeterince buyuk.yaklasik 7-8yildir tanisiyoruz, tatillere filan gideriz, yakiniz epey. Ben ozel hayatimi kimseyle pek paylasmam, buyuk seyler olursa 2-3ay, belki daha fazla, sonra yakinlarima soylerim, kalanlarin da normal akista ogrenmelerini beklerim, kendi kendime kalmak, bakmak, icinde kalmak isterim, etrafimdaki herkes bilir bu huyumu, bir suru nedeni var, dedikodu malzemesi olmak istememekten tutun, olaylari sindirmemin kendimi anlamamin zaman almasina, kararlarimi genellikle tek basina vermeme kadar bana iyi gelen bu, ama bu huyum insanlarin bana iclerini dokmesini engellemez, kimseyi yargilamam, kimsenin ozelini biriyle paylasmam, bana soylenen bende kalir, kimin ihtiyaci olsa dinlerim, yanindayimdir, genellikle mantik ve kalbin dengelendigi bir ses olmaya gayret ederim, kimsenin hayatina mudahil olma cabam yoktur, aldigim feedback bu yonde. En fazla dalga gecerler kara kutu diye. Tek takilmayi da severim, kimseyi arayip sormadigim zamanlar da olur, arar sorarim da. Orta karar yasarim. Arkadasim, her seyini hemen herkesle paylasir, herkesin her seyini ilk onunla paylasmasini, en cok paylasilan (insanlarin paylastigi) kisi olmayi, birlikte oldugu (sevgili olarak) insanin tum dikkatini ve enerjisini ona vermesini isteyen ve tum bunlari acik acik dile getiren biri. Agzi da cok asiri siki degildir ve genel olarak yargilayici bir dili var Bir suredir biriyle birlikteyim, bu arkadasa da yaklasik 3-4ay sonra soyledim, bilen cok az insandan biriydi. Onunla paylasmadigim/gec paylastigim icin benimle arkadasligini bitirme karari aldi. Baya boyle travmatik bir deneyim yasamis bu olayla, tum guvenini yitirmis bana karsi, kafasinda da dogru olmayan baska hikayeler yazmis anladigim. Eyvallah dedim, konusmaya hazir hissedersen bir gun, beni duymak istersen (benim tarafimi) buradayim. Bir suredir kafamda soru isaretleri olusmustu arkadasimla ilgili, biraz da bu nedenle bi tik uzaktik ama kendisinin haneri yok nedenlerinden. Neyse, Oldu bitti. Soru, hakli haksiz degil de, zira dostluk anlayislarimiz farkli bence,cok mu yanlis yapmisim? Yapmis miyim? Ben kendi karakterim icinde tutarli oldugumu dusunuyorum, hatam arkadasligimla ilgili soru isaretleri olusmaya basladigi anda konusmamakti ama bu bu olaydan bagimsiz. Cevaplar icin tesekkurler.
0
songforsomeone (12.09.24)
Eminim kötü niyetle yapmamışsınızdır ama ben arkadaşınıza hak verdim. Yakın arkadaşımla götle don gibi olmayacaksak görüşmeyelim.
Edit: Şimdi aklıma geldi benim böyle bir arkadaşım olmuştu. “Hayatında biri var mı” sorusuna “Bilmem belki vardır belki yoktur” diye cevap verince biz de onun yanında kendi özel hayatımızdan bahsetmemeye özen göstermiştik. Tatile giderdi kalacağı yeri nazar değer diye söylemek istemezdi falan. Bu tür insanlar çok yorucu oluyor ve neşe kaçırıyor.
0
ruhen hastayim ben
(12.09.24)
Kotu niyetle yapmadim hocam, sizin dediginizi de anliyorum ama sanirim benim gotle don gibi olmak istedigim insan sayisi epey az, yorumlarina, bakis acisina, yasam yoluna guvenip deger verip kendimi tamamen birakmak icin, benim icin, yanlis kisi bu insan ama bu demek degil ki sevmiyorum, deger vermiyorum. Sadece o benim icin en 'inner cirle' degil, ben onun icin oyleyim.
0
🌸songforsomeone
(12.09.24)
Biriyle birlikte olduğunuzu söylemek için en inner circle olmanıza gerek yok bence. Konuşma sıklığınız da öyle birkaç ayda bir değil benim anladığım kadarıyla. Arkadaşlık bitirecek kadar büyük bir şey mi, benim açımdan değil. Sonuçta karşı tarafa kötü bir şey yapmamışsınız. Tepki vermesi doğal, ama verdiği tepki aşırı. Bir iki sitem edip geçerdim ben olsam. Bana karşı kasten kötü bir şey yapılmadıkça o kadar uzun süreli arkadaşlıkları bitirme taraftarı değilim ben.
Ama sizin genel tavrınızdan da rahatsızdır bu da patlama noktası olmuştur belki. Çünkü uzun yıllar sürdürdüğüm arkadaşlıklarda daha fazla bilgi sahibi olmayı ben de hak olarak görürdüm.
0
black holes in the sky
(12.09.24)
Biriyle birlikte olup arkadaşınızdan nasıl 3 4 ay bu bilgiyi saklıyorsunuz, bu arkadaşınızla sık görüşmüyor musunuz, insan plan yapar ederken bile laf arasında konusu geçer. Bu bilgi götle don olmayı gerektirecek hassasiyette bir bilgi de değil ki. Benim nazarımda bunu normal akışta 2 hafta öğrenir zaten yakınız epey diyebildiğiniz kişi
Bunun konusu değil ama şu da garip, benim partnerim 3 4 ay yakın arkadaşına birlikte olduğumuzu söylemezse bundan da kıllanırım.
0
jülsezar
(12.09.24)
Ben de hayatımla ilgili gelişmeleri paylaşmayı sevmem kendi içimde yaşarım, bazı insanlar da daha paylaşımcıdır onları da anlarım
Bana da insanlar çok güvenir ve yakın arkadaşlarına bile anlatamadıkları konular da fikir alırlar
Karakter olarak çok benziyoruz, o yüzden seni çok iyi anlıyorum, bence süreci çok iyi yönetmişsin, onun üzüntüsüne kendi kendine kırılan güvenine senin yapabileceğin bir şey yok, hayatlarımızı low profile kendi halimizde yaşamayı seviyoruz, karakterimiz böyle napalım
0
grimavi
(12.09.24)
Tesekkur ederim yorum yapan herkese. Dedigim gibi hatalarim var, cabam daha iyi bir insan olmak. @julsezar iliskilerimde de arkadaslarimla oldugu gibi agirdan alan biriyim, benim icin 2-3 ay gibi bir sure ancak biriyle bir yere gidip gitmeyecegini gormek icin asgari sure. Iki haftada gorusmeye basladik birlikteyiz diyemiyorum Bu demek degil ki gozum baskalarinda, herkese yesil isik yakiyorum, aksine, dikkatim karsimdaki insanda olur, iki kisilik deneyimlerle nasil olduguna bakarim, sonra yavas yavas arkadaslarla tanistirma vs gibi gitmeyi tercih ederim. Yapi meselesi sanirim. Bir de bu bahsettigim arkadasimla yasadigim sikintilardan biri, derdi 'neden anlatmadin, yaninda olaydim, destek vereydim' degil (3-4yil once cok cok cok zor bir surec gecirdim, hic boyle bir endisesi yoktu), derdi once ben bileyim. Bu da benim icin degersiz bir 'dostluk'ifadesi oluyor, benimle o yasadigim korkunclugun icin alan acip, yanimda olamayacaksan, bilme, hadsiz hadsiz yorumlar yapma (o donem cok hadsizce yorumlar yapildi). Sanirim kendi yasamimi asiri koruma deneyimim zaten vardi, biraz da burada yogunlasti.
0
🌸songforsomeone
(12.09.24)
son yazdığın cevabı okudum. sal gitsin görüşme o zaman. sen bu kişinin bu pis huyunu bildiğin için istemsizce saklamışsın ilişkini. iplerin koptuğu iyi olmuş.
ben fazla tepki veren biri olduğum için arkadaşlarım başlayan ilişkilerini hep bana geç söyler. eskiden üzülürdüm şimdi hak veriyorum, beni dahil ettikleri kadarının muhabbetini edip bırakıyorum. ayrılırsa da en çok ben sövüyorum ki ben demeden ayrılıyorlar zaten slkflsl insan biraz kendini bilmeli.
0
titanyum22
(12.09.24)
@titanyum ahahah cok guldum yazdiginiza :) selamlar, sevgiler
0
🌸songforsomeone
(12.09.24)
Dostluklarda herkesin sınırları ve paylaşım biçimleri farklı olabilir ve bu farklılıklar bazen yanlış anlaşılmalara, hatta hayal kırıklıklarına yol açabilir. Sizin durumunuzda, kendi karakterinize sadık kaldığınızı ve ilişkilerinizde sınırlarınızı baştan beri koruduğunuzu belirtiyorsunuz. Özel hayatınızı belli bir zaman geçtikten sonra paylaşmayı tercih ediyor olmanız sizin kişisel tercihiniz ve buna saygı duyulması gerekir. Ancak, arkadaşınızın paylaşımlara dair farklı bir beklentisi ve bakış açısı olduğu da verdiği tepkiden belli...
Arkadaşınızın sizinle ilgili duyduğu güven kaybı, kendi ilişkilerinde ve paylaşım anlayışında öncelik verdiği konularla ilgili olabilir. Yani onun açısından paylaşmak "güven göstergesi" olarak algılanıyor olabilir. Bu da onun dünyasında oldukça önemli bir değer olabilir. Böyle durumlarda kesin bir "yanlış" veya "doğru" aramak yerine, her iki tarafın dostluk anlayışındaki farklılıkları görmek ve buna göre bir çözüm yolu aramak önemlidir. Sizin durumunuzda dostluğunuzda yaşanan bu farkın temel nedenlerinden biri paylaşım beklentilerinin uyuşmaması gibi görünüyor.
Şu anda siz de haklısınız, arkadaşınız da haklı. Tekrar buluşup konuşmak, kafanızdaki "kim haklı" sorusunun netleşmesine yardımcı olacaktır. Tavsiyem de bu buluşma talebinin sizden gelmesi, çünkü ilk adımı atan asıl cevap arayandır.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(12.09.24)
@zaman ilac degil Cok tesekkurler, ben de aynen boyle dusunuyorum, dostluk anlayisimiz ve beklentimiz farkli. Zaten hakli haksiz arayisinda degilim dedigim gibi, yanlisima bakmak istedi.. Bakalim zaman ne gosterecek. Onun da biraz alana ihtiyaci olabilir, belki bir iki hafta sonra denerim.
0
🌸songforsomeone
(12.09.24)
Arkadaşının hayatından çıkması senin için çok sorun değil görünüyor, bu da aslında neden bitmesi gerektiğine bir işaret. Belki de o bağ yeterince kuvvetli olmadığı için sen söylemek istemedin, belki de genel olarak insanlarla bu güven bağını kuramadığın arkadaşının yüzüne dan diye çarptı, kendini diğerlerinden farklı olmadığını düşündü ve olayı bu kadar büyüttü.
Haklı ya da haksız, etrafımızda bizi seven ve sevdiğimiz insanları üzdüğümüzde, hele ki bu kadar noktan bir sebepten, gidip gönüllerini alırız. Bunu yapmak sana zul geliyorsa sonra da deneme, gelmiyorsa vakit kaybetmeden yap, bize anlattığın gibi anlat.
0
Bruce
(12.09.24)
Ozel hayatinizin detaylarini kimseyle paylasmak istememeniz gayet anlasilabilir bir durum fakat yakin oldugunuz, birlikte tatillere gittiginiz arkadasiniza biriyle konustugunuzu 4 ay sonra soylemeniz biraz ilginc bence, basima gelse cok tuhaf karsilardim. Arkadasinizin kirilmasini anliyorum ama konusmayi kesmesini biraz abarti buldum.
Bu konuda cok detaya girmeden soyle biriyle konusuyorum, bakalim ne olacak tadinda yuzeysel de olsa bir paylasimda bulunmamaniz bana nazardan korkan, baskalariyla paylasinca islerinin bozulacagini dusunen ve bu sebeple bazi seyleri tamamen kesinlesmeden anlatmayan bir insan izlenimi uyandirdirdi.
0
pike
(12.09.24)
@arbre gereginden fazla sosyal bir insanim, sanirim ozellikle de bu nedenle bazi seyleri az kisiyle paylasiyorum, yasam deneyimim de epey fazla.
@pike, haklisiniz, nazardan korkmak degil, dedigim gibi zor zamanlarimda bu 'sosyallestigim' insanlardan, buna bu yakin arkadasim da dahil, cok hadsiz yorum aldim, cok yalpaladim, insanlar manyak mi bu yorumlari yapabiliyorlar dedim. Ben bu arkadasimi bu hali ile kabul ettim ve belli ki sinir koymusum, ve simdi boyle okuyup dusundukce ztn bir zaman once neleri anlatip neleri anlatmayacagimin kararini vermisim gibi geldi simdi, dedigim gibi derdi yanimda olmaktan ziyade 'bilmek', sonra kendi takildigi ve insanlarin genel muhabbetin kimin hayatinda ne oldugunu konusmak olan ortamlarda belki konusmak belki en once ben biliyordum demek. bu da benim icin dostluk degil arkadaslik seviyesi oluyor. Bir de herkesle her seyi konusmaya gerek yok bence. Kimiyle bilim tartisirim, kimiyle iliski gibi. Sagolasin.
0
🌸songforsomeone
(12.09.24)
ben şimdiki eşimle sevgili olduğumuz an iki arkadaşıma da söyledim. en başlarda birkaç bir şey anlattım basit şeyler. dalga konusu oldu ve ben aşırı rahatsız oldum. ve sonrasında birdaha detay bir şey anlatmamaya söz verdim kendime.
ancak kendileri tüm detayları istediler her şeyi anlat dediler. anlatmadım.
en son napiyorsunuz kaç defa seviştiniz şu ana kadar diye beni kızdırmaya çalıştılar. ben de dalga geçerek cevap verdim. sabırlar taştı.
bana nazar değecek diye mi anlatmıyorsun dediler o kadar saçmaydı ki alakası yok.
kıskanıyor muyuz sandın dediler alakası yok.
sonradan da koptuk işte öyle. karşılıklı sildik birbirimizi
0
Hallegadola
(13.09.24)
avrupa yakasında bir bölüm vardı cem şunu fark ediyordu, aslı tüm yaşadıklarını arkadaşlarına anlatıyordu ve bu yüzden geç kavuşmuşlardı birbirlerine sonradan arkadaşları bunu fark edince aslıya tavır almışlardı. nazarımız mı değiyor sandın demişlerdi.
boşanmaları da arkadaşlarının ve ailelerinin gazıyla olmuştu hatırlarsanız.
0
Hallegadola
(13.09.24)
SIz haklisiniz.Arkadas boyle sacma sebeplerle yormaz.Iyi arkadas aylarca gorusmesen bile kaldigin yerden devam ettigin birbirini yormadigin arkadastir.Bence yolla gitsin.Tepene cikmis
0
turkuaz
(13.09.24)
ben sana hak veriyorum. sana hak vermeyenlere şaşırıyorum. her insanın huyu farklıdır. arkadaşlar birbirlerini olduğu gibi kabul ederler, tıynetlerinin bu oldugunu bilirler, asla yargılamazlar. senin bu huyunu bildiği ve 7-8 senedir tanıdıgı halde böyle bir tepki vermesi çok yanlış. bence başka bir sebebi var.
0
abelardo
(13.09.24)
bariz bir kallavi mizaç farkı var. sevgilim olduğunda ilan ettiğimde değen nazardan ötürü ben de sessiz yaşamayı tercih ederim. ona söylediniz tamam hadi kabul diyelim, o da başkasına söylerse olmaz o iş.
abartılı tepki vermiş kendisi. travma olacak bir durum değil bu. kadim bilgiler her zaman sevgilini, kocanı, sahip olduklarını kendine sakla der.
0
janderzel zartanyan
(13.09.24)
Siz kendiniz gibi davranmışsınız, o da kendi gibi davranmış. Olması gerektiği gibi. İkinizden biri davranış değişikliğine gitmeyecekse arkadaşlık devam etmesin zaten.
Akışına bırakın
Ek: Ben de sizin gibi haklı-haksızın önemsiz olduğunu düşünüyorum. Çok haklı veya haksız da olsanız hiç farketmez. Arkadaşlarından farklı beklentileri olan insanlarsınız.
0
michael_knight
(13.09.24)
kadınım.
7-8 yıllık, tatile gitmeli bir arkadaşlık. baya baya yakın bir arkadaşlık bu.
15 yıllık yakın arkadaşım var, 10 yıllık yakın arkadaşlarım var, daha onlarla tatile gidemedik.
senin arkadaşlık anlayışın ve paylaşım seviyene baktığımda, o seviyede olduğum bir arkadaşım var. onunla ayda yılda bir haberleşiriz, düğününe çağırdı gittim, ancak hayatlarımızdan çok geç haberdar oluruz. cidden en son kaç ay önce oturup kahve içtik hatırlamıyorum bile. kendisi 4 yıllık arkadaşım. yalnız bizim bu haberleşmeme, nadiren sohbet etme tavrımız karşılıklı. bu sebeple alınan gücenen yok.
ama o ilk başta söylediğim 10-15 yıllık arkadaşlarımla her gün yazışırız. sürekli görüşürüz. yediğimizden içtiğimizden saniyesinde haber veririz. hasta olsak, mutsuz olsak anında grubumuz var ona yazarız konuşuruz. bu kişilerden biri sevgilisini 4 ay saklasa kırılırdık. küsmezdik, bitmezdi.
bir de bir erkek arkadaşım var. kendisi beni en yakın arkadaşı olarak gördüğünü söylüyordu. ben başta şaka sanmıştım ama ciddiymiş. kırmadan, üzmeden ben seni öyle görmüyorum dedim ve sınırı çizdim.
bence sizin arkadaş olmanız hata olmuş. o kişiye böyle yakın hissetmediğinizi söyşemeniz gerekirdi. sizin için önemsiz şeyler onun için çok önemli.
bence barışmaya bile çalışmayın. zaten huyundan rahatsızmışsınız. o da sizden rahatsız. ne gerek var?
üşütmeden kastım : sıcaktan soğuya çıkıp üşütmeksoğuk bir şey içip üşütmek vs. yani birine hasta mısın öksürüyorsun hapırıyorsun dedigimde “üşütmüşüm ya bir şey yok” dediginde tilt oluyorum. öksürük hapşırma vs. bana viral bir şey oldugunu söylüyor. ama sıcaktan soguya çıkınca öksürük hapşırma geldi
üşütmeden kastım :
sıcaktan soğuya çıkıp üşütmek
soğuk bir şey içip üşütmek vs.
yani birine hasta mısın öksürüyorsun hapırıyorsun dedigimde “üşütmüşüm ya bir şey yok” dediginde tilt oluyorum. öksürük hapşırma vs. bana viral bir şey oldugunu söylüyor. ama sıcaktan soguya çıkınca öksürük hapşırma geldigini iddia edenler var.
0
green eyed penguin (10.09.24)
Virüslere düşündüğümüzden çok daha fazla muhatap haldeyiz. Hatta bazı virüsler o an hsta etmeden bünyemizde yaşar ve anı kollar. (örn: Herpes) Bazen hasta oluruz da farkına varmayız. Bilmeden grip geçirdiğimiz çok olmuştur. 'Ben covid olmuşum, tesadüfen test yaptırdım da öğrendim ama hiç hissetmedim diyeni duymuşsundur. Hani üşüyünce burnun kızarır ya, burun içindeki mukozada da benzer durum olur. O zaman da bekleşen ya da hastalık yeter sayısı kadar üreyemeyen influanzeye gün doğar. Doğru yani onların dedikleri.
0
Mirket
(10.09.24)
Soğuk havaya maruz kalmanın ya da soğuk bir şey içmenin bir hastalığa "doğrudan" neden olduğunu gösteren kanıt bazlı herhangi bir araştırma yok, hastalıklara neden olan etken mikrobik organizmalardır, soğuk ya da sıcak gibi "fiziksel" bir unsur hastalığa doğrudan etki edemez, haliyle sıcak/soğuk bir ortamda bulunmak ya da soğuk bir şey içmek de hastalığa doğrudan etki etmez, aslında dolaylı olarak da etki etmez ama bazı virüslerin hayatta kalabilmesi için gerekli olan ortam sıcaklığı nedeniyle böyle bir algı oluşuyor ama aslında o da küçük bir etki sayılır.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.09.24)
soğukta bağışıklık sistemi yavaşlıyor ve evet, mikroorganizmaları yenemeyip grip falan oluyor yani "üşütüyoruz". dile bu şekilde oturması bu yüzden. bir de benim gibi soğuktan sıcağa geçince burnundaki etler büzüşüp genişlediği için burnu akan, hapşıran kronik tıkanıklar var o ayrı.
0
nolmus yani
(10.09.24)
hic hasta degilken vucudumun bir noktasi sicaklayip, oraya azcik bir esinti geldiginde defalarca hapsuruyorum. yani var oyle bir sey.
0
lemmiwinks
(10.09.24)
Üşütme diye bir durum yok. Hastalıkları yapan virüsler ve bakteriler. Cam açık kaldı üşüdüm veya klima açıktı üşüttüm demek hata. Demekki klima temizliği yapılmamış içinde bakteri oluşmuş o sizi hasta etti. Bir diğer yanlış bilinende boğaz ağrısında soğuk bişey içilmemesi. Aksine boğaz ağrısında soğuk birşeyler yiyip içilecekki oradaki yangı giderildin.
0
my fault
(10.09.24)
o da bir şey mi ben sıcaktan soğuya çıkınca da, soğuktan sıcağa çıkınca da hapşırıyorum. hapşırmam için hasta olmama gerek yok yani
bunun yanında evet üşütmek diye bir şey var. soğuk bağısıklık sistemini zayıflatır, virüsler ve bakteriler vücudunda daha rahat top oynar ve üşütürsün. cam açık kalınca veya klima çarpınca da üşütürsün, klima ne kadar temiz olsa da üşütürsün. çünkü vücudumuzda her daim virüs ve bakteriler var. zayıf anı kolluyorlar.
0
abelardo
(10.09.24)
su ile ilgili olanı değil de hava ile ilgili olanı doktora sormuştum. sürekli sıcak soğuk hava değişimine giriş çıkmak, terlemek, o terin üzerinde soğuması hasta eder dedi.
0
elorelia
(10.09.24)
tabi ki var ya kim diyorsa yok diyo kışın incecik kıyafetle dışarı da 1 saat dolaşsınlar bakalım.
0
sizofren06
(10.09.24)
soğuk, hipotermi ve hipertermi dışında herhangi bir hastalığa sebep olmaz.
0
NowWeAreFree
(10.09.24)
Kışın soğukta 1 saat incecik kıyafetle dolaşırsan hastalanmasınız hipotermi olursunuz, hipotermi de bir hastalıktır değildir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.09.24)
var.
boyle toplumsal olarak duydugunuz ancak bilimsel olarak dogrulayamadiginiz her sey nominal bir farkliliktir. yani isimsel farklilik.
'usutmek' denen seyle tabir edilen de immun sistemin zayiflamasi oluyor.
0
antikadimag
(10.09.24)
Soğuk havalar immun sistemi zayıflatsaydı soğuk iklimde yaşayan insanların hastalıktan kırılıp ölmeleri ve soylarının kuruması gerekirdi.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.09.24)
butun dunyada herkesin ekseriyetle kisin hasta olmasi tesaduf olmadigina gore ya bakteriler kisi seviyor ya da kisin cok sogukta bunye zayifliyor.
0
bohr atom modeli
(10.09.24)
Soğuk hava nötrofil hareketliligini etkiliyor deniyor
0
yuvarlanantencereninkapagi
(10.09.24)
@kaleci; adaptasyon diye bir sey var.
bunun yaninda her toplumda kisin hastaliklar ve olumler artar. ilgilenen arastirabilir.
0
antikadimag
(11.09.24)
Adaptasyon her insan topluluğu için geçerli ama adaptasyonla da bir alakası yok bugün buzul çağı başlasa canlılar soğuktan hastalanıp ölmezdi hipotermiden ya da yemek bulamadığı için ölürdü yemek işini çözebilirse hayatta kalırdı çünkü insan soğuk-sucak gibi fiziki nedenlerle değil mikrop-bakteri-virüs gibi nedenlerle hastalanır, adaptasyon buna bir çözüm olsaydı bu iklimlerde yaşayan hiç kimse hastalık kaynaklı ölmezdi ya da hastalanmazdı ama sanırım burada yaşayan insanlar da grip oluyor nezle oluyor zatürre oluyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.09.24)
Şimdi birkaç makaleye baktım (ama sadece özetlere), nedensellik olmasa da ilişki var gibi soğuk ve hastalık arasında:
"Weather factors have been shown to influence the manifestation of influenza-like symptoms."
Ben soğuk hava ve hastalık ilişkisini herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir örnekle açıklayayım: Dünyamıza Teksas büyüklüğünde bir göktaşının düştüğünü ve çarpışmanın etkisiyle oluşan bazı kimyasal reaksiyonlarla bazı mikropların mutasyona uğrayıp büyüyüp zombiye dönüştüğünü ayrıca yükselen toz bulutunun Güneş'i kapattıp havanın soğumasına neden olduğunu ve zombilerin de sadece -1 ila +7 derecede hayatta kalabildiğini, hava sıcaklığının da ortalama +3 derece olduğunu, Zombilerin sadece bu yaşam şartlarında hayatta kaldıklarını ve beslenmek için de insanları yemek zorunda olduklarını düşünelim.
Bu senaryoya göre havanın ortalama +3 derecede ve zombilerin hayatta kalmasına imkan verecek kadar soğuk olması mı insanların ölümüne neden olabilir yoksa zombilerin hayatta kalmak için isanları ısırıp yemesi mi insanların ölümüne neden olabilir?
Yukarıdaki senaryoda insanların ölümüne neden olan şeyin soğuk hava olduğunu düşünüyorsanız günümüz dünyasında soğuk havanın hastalığa neden olduğunu düşünmenizi anlarım ama insanların ölümüne zombilerin neden olduğunu düşünüyorsanız günümüz dünyasında insanların hastalanmasına neden olan etkenin mikroplar değil de soğuk hava olduğunu düşünmenizi anlayamam çünkü soğuk hava ve hastalık ilgisinin yukarıdaki senaryodan öte bir ilişkisi yok.
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.