Giriş
(9)

Ziraii kalıntılar, meyve-sebzeleri iyi yıkayarak arınır mı?

jamiro
SbMalum bu aralar yediklerimiz çok şüpheli ama beslenmek de elzem. Ne yapmalı?
Sb

Malum bu aralar yediklerimiz çok şüpheli ama beslenmek de elzem. Ne yapmalı?
0
jamiro
(21.11.24)
Biraz olduğuna dair ölçü ve kaynak nedir?
Biraz miktarı ile zararlı miktar arasında nasıl bir fark var?

Bilen birisin sanırım. Öğrenmek isterim ben de merak ediyorum.
0
kisa
(21.11.24)
karbonatli suda beklet, sonra bol suyla durula.
0
robert bosch
(21.11.24)
karbonatli suda beklet, sonra bol suyla durula.
0
Shepard
(21.11.24)
Sodyum bikarbonat en etkili temizleme yöntemlerinden biri. Aşağıya ilgili araştırmanın linkini bırakıyorum;

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
0
thracia
(21.11.24)
bilen yazsın. örneğin çilek gibi içine geçirgen bir meyve nasıl temizlenir? çilek çok ilaçlanan bir meyve herhangi bir şekilde temizlenebileceğini sanmıyorum.
0
mikahakkinen
(21.11.24)
Hayır.

Yüzeyde birikenlerin önemli bir kısmı temizlenir büyük ihtimalle ama diğerleri hayır. Hatta bazı ilaçların hasattan daha önce kullanılması ve yaklaşık en az 7 ideal olarak 14 gün boyunca toplanmaması lazım. Zaten onlar yıkanarak gribi vücuttan arındırmaya çalışmak gibi düşünülebilir.
0
nawar
(21.11.24)
nawar+1.

Genellikle Migros ve Carrefour bu açıdan bence iyidir, üreticiler bu firmaları üzmeyi göze alamaz. Manav ve pazar tezgahı ise çok risklidir. Her halikarda nawar+1.
0
alfired
(21.11.24)
Açılın Ziraat Mühendisi geldi :)) Ben de kaç yıldır tarım ile ilgili soru bekliyordum, bugüne nasipmiş :)

Zirai kalıntılar nedir diye sorarak başlamak lazım. Eğer bahsettiğiniz ilaçlama nedeniyle meyve-sebzelerin dışında oluşan kalıntı ise kısmen (ilacın mantar-böcek-bakteriyel ilaç olmasına bağlı olarak değişmekle birlikte), sirkeli suda bekletmek, karbonatlı suda bekletmek gibi fiziksel işlemler yeterli olabilir.
Ancak bitki büyümesi için gerekli ilaç-gübre-kimyasallar maalesef bitkiden arındırılmıyor. Hatta öyle ki, bunlar çok minimal değerlerde (milyonda bir dediğimiz ppm seviyesi) kullanıldığı için çoğu yenilen meyve ve sebzede bunu ayırt etmek bizler için çok mümkün değil.
Mümkün olmadığını bilsem de eğer imkanınız varsa, ticari kaygısı olmayan üreticilerden, hayvan gübresinden başka gübre kullanılmayan ürünleri almayı tercih edebilirsiniz.

İlave not: Bu sorunun çözümü için üreticilerin bilgilendirilmesi, kaliteli ve sürdürülebilir bir gelecek için doğru yetiştirme tekniklerini uygulaması ve aynı zamanda bilinçli tüketicilerin olması gerekir.
Köy sütü diyerek aldığımız sütte brusella gibi çok ciddi hastalık bulunabilir ya da gezen tavuk yumurtası diyerek aldığınız o yumurta, köyde kanalizasyon çukurundan beslenen bir tavuğun yumurtası olabilir.

Sonuç: Aldığınız, alacağınız ürünlerin kurtlanma, karınca tarafından yenmesi gibi görsel etkiler daha az zararlı içerdiğine işaret edebilir.
0
pccopath
(21.11.24)
pccopath+1
0
digits
(21.11.24)
(7)

Izgara Döküm Tava

messor
Saçma bir soru olabilir kusura bakmayın lütfen öncelikle. Izgara tava arıyorum. Genelde marketlerden veya restoranlardan hazır köfte alıp evde pişiriyorum. Onlar da genelde yağlı oluyor. Tava yağ içinde kalıyor pişirince. Böyle kademeli bir şekilde, delikli veya kanallı döküm tavalar olur mu ? Yağ o
Saçma bir soru olabilir kusura bakmayın lütfen öncelikle. Izgara tava arıyorum. Genelde marketlerden veya restoranlardan hazır köfte alıp evde pişiriyorum. Onlar da genelde yağlı oluyor. Tava yağ içinde kalıyor pişirince. Böyle kademeli bir şekilde, delikli veya kanallı döküm tavalar olur mu ? Yağ oradan süzülsün aşağıda biriksin. Üst tarafta da köfte veya et pişsin gibi. Mangal mantığı aslında. Ama hiç öyle döküm ızgara tava bulamadım. Elektrikli ızgaralar var ama onlar biraz teferruatlı makinalar, yıkaması temizlemesi zor. Bana bir tava yeter dediğim şekildeki gibi. Izgara bölümü biraz yüksekte olacak altta yağlar birikecek.
0
messor
(21.11.24)
öncelikle, hazır köfte almayın ve yemeyin. Genelde en kötü etler ve yüzde elliden fazla yağdan oluşuyor. Bu kadar yağlı eti hangi tavada pişirseniz ortalık yağ olur.

Ben şunu kullanıyorum ve memnunum

www.lavashops.com
0
spankenstein
(21.11.24)
Lava'nın cengiz han serisi tavası sizin ihtiyacınızı karşılıyor;

www.lavashops.com
0
thracia
(21.11.24)
Ben de asagidakinden vardi, iyi guzel ama cok da verilen paraya degecek birsey yok. Lava paylasilmis daha uygun fiyatli olur genelde. Bunlar bildigim kadariyla elde yikaniyor, epey de agir, genelde bir sure sonra insanlar kullanmayi birakiyor.

amzn.eu
0
mbond
(21.11.24)
@spankenstein

Hazır köfte konusunda haklısınız ama işte zamansızlık, yorgunluk, üşengeçlik vs. yapmak durumunda kalıyorum. Sizin önerdiğiniz tavalardan var bende de. Gayet iyiler ama dediğim gibi onları kullanınca tava yağ içinde kalıyor.

@thracia

Bu sizin tavsiyeniz aslında tam benim istediğim gibi ama bişey aklıma takıldı. Normalde biz tavaları ocakta direkt ateşin üstüne koyarız. Bunun ortası biraz oval, yüksekte gördüğüm kadarıyla. Yani ateşle direkt teması yok. Acaba ısınmasında sıkıntı olur mu ? Görünce tek aklıma gelen soru işareti o oldu. Bunu inceleyeceğim ama teşekkürler. Eğer kullanıcı deneyimleri iyiyse bunu alabilirim.

@mbond

Bu tava da belli ki çok iyi. Fiyatı da zaten öyle ama dediğim gibi benim istediğim öyle bişey değildi.
0
🌸messor
(21.11.24)
Hocam sorunuza net cevap değil ama airfryer seçeneğini de düşünün derim.
0
kumandanim
(21.11.24)
Dediğiniz gibi tavanın ortası oval olduğu için biraz yüksek ve dolayısıyla ateşle direkt teması yok. Ama bunun sorun olacağını düşünmüyorum. sadece normalde ısıttığınızdan daha uzun süre ısıtmanız gerekir. Neticede barbekülerde kullanılan döküm ızgaralar da direkt köze temas etmiyor ancak demirin ısıyı uzun süre tutması sayesinde yine yüksek sıcaklıklara çıkıyorlar. Sadece doğalgaz alevinin kalorisi daha düşük olduğu için biraz daha uzun ısınma sürelerine ihtiyacı olur gibi geldi bana.
0
thracia
(21.11.24)
alttan ısıtan her türlü cihazda bu sorun olur. size üstten ısıtan bir şey lazım, fırın ızgarası gibi. altına bir tepsiye su koyarsınız, yağlar suya damlar. airfryer da olabilir tek seferde bir iki kişilik pişirecekseniz.
0
inheritance
(21.11.24)
(5)

Fitness ayakkabisi önerisi

yuvarlanantencereninkapagi
Galiba tabanının düz olması gerekiyormuş. Kullanıp memnun kaldığınız var mı? Bütçe 5-6 bin TL ama daha uygun olmasını tercih ederim
Galiba tabanının düz olması gerekiyormuş. Kullanıp memnun kaldığınız var mı? Bütçe 5-6 bin TL ama daha uygun olmasını tercih ederim
0
yuvarlanantencereninkapagi
(21.11.24)
Ağırlık kaldıracaksan daha önce verdiğim bi cevabı tekrar vereyim:

"Tabanı sert, esnemeyen, hava yastıklaması olmayan ayakkabılardan seç, koşu ayakkabısı gibi olmasın yani ivmelenme yaratmayan stabil bir duruşu olmalı. Eğer bütçen varsa Nike Metcon ya da Adidas Dropset serilerine bakabilirsin ikisi de çok iyidir ben Metcon'ları seviyorum; bütçem yok dersen Futsal ayakkabısı diye aratıp bi bak o ayakkabılar da iyidir, ayrıca Converse'ler de çok iyi antrenman ayakkabılarıdır."
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.11.24)
Nike metcon, ya da reebok nano serilerini tavsiye ederim. Boyner'de nano 4'lerde de metcon'larda da indirim var. Bir bakın derim.
0
thracia
(21.11.24)
Spora yeni başlamış birine özel bir fitness ayakkabısı gerekmez diye düşünüyorum. Kot pantolon altına yakışacak bir ayakkabı uygun olur senin için ve salonda çalışan çocukların hayranlıkla bakmaya başladıkları zamanlar gelene kadar da yeterli olur.
0
Mirket
(21.11.24)
Kot pantolonon altına çok yakıştırıyorum ayrıca çok da rahat diyerek gidip bi koşu ayakkabısı alırsanız, -mesela bir cayano 30- kendinizi sakatlarsınız. Tabanının söylendiği gibi düz olması önemli. eğer bütçe dostu olsun istiyorsanız Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet'in verdiği gibi Converse ayakkabılarla da sakatlanmadan fitness antrenmanları yapabilirsiniz.
0
thracia
(21.11.24)
En iyisi running yazan ayakkabilar hem spor yaparsin hem hava alir hem kosu bandinda yardirabiliyorsun sikinti olmuyor
0
Zetnikov
(21.11.24)
(11)

Sevdiğiniz insanları ne sıklıkla eleştirirsiniz?

sekizdokuzon
Tough love stili. İnsan sevdiğini gözünden sakınır ama göz göre göre kendine zarar vermesini de istemez. Sevdiğiniz insanlara ne sıklıkla "Sende de var bir mallık." diyorsunuz?Teşekkürler.
Tough love stili. İnsan sevdiğini gözünden sakınır ama göz göre göre kendine zarar vermesini de istemez. Sevdiğiniz insanlara ne sıklıkla "Sende de var bir mallık." diyorsunuz?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(21.11.24)
neredeyse hic elestirmiyorum. fikrimi soran olursa paylasirim ama kimsenin hayatina müdahale etmem.

bazen sen de biliyorsun mallik yaptigini ama yapiyorsun yine de yani böyle böyle akillaniyor insan. bir de benim cevremde herkesin iliskileri, isi vs cok iyi.
akil alirim daha cok.
0
robert bosch
(21.11.24)
yapıcı ve sevgiyle eleştirebilirim. bildiğimiz anlamda eleştirmem. düşünmemiş ve farkında olmadığını anlarsam söylerim ama yine de akıl vermem.
0
gabe h coud
(21.11.24)
Her zaman eleştiririm.
"Bence bunu böyle yaparsan şöyle olur"
"Ben şöyle tecrübe ettim dikkat et ha"
"Sen daha iyi bilirsin ama böyle böyle de olabilir"
gibi kimseyi kırmadan, egosunu patlatmadan ilerliyorum. Dinleyen kişi sayısı sıfır. Lan haklıymışın be olm diyenler de sıfır.
0
Shepard
(21.11.24)
@shepard, biz de seni sevdigimiz icin elestiriyoruz.

"bence 19lugu birakmazsan, aklina basina gelince o seni birakacak zaten." :)
0
robert bosch
(21.11.24)
@robert bosch siz beni çekemiyorsunuz, herkes benim peşimde ahahahah(şaka). Kızın aklı başında ama size göre herkes siz(19luk siz) gibi.

Hem neredeyse hiç eleştirmiyorum demişsin yukarıda, şimdi ise sevdiğim için eleştiriyorum demişsin. KADIN işte...
0
Shepard
(21.11.24)
ailem gibi aşırı yakın olduğum kişileri eleştiririm
0
Hallegadola
(21.11.24)
Her türlü çatışmadan fellik fellik kaçan birisi olarak hiç eleştirmem.
0
peki madem
(21.11.24)
Bir yaşa kadar çok serttim, pat pat söylerdim her şeyi.
Belli bir yaştan sonra sadece fikrim sorulursa yorum yapmayı öğrendim.
Şu an daha iyiyim ama çekinmem karşımdakinin mallık yaptığını düşünüyorsam söylerim açık açık öyle aman kırılmasın aman bozulmasın kaygım yoktur.
0
mutekebbir
(21.11.24)
Sadece aile bireyleri o da çok yakın aile bireyi olması lazım ve çok yakın arkadaşımı elestiririm. Çok ciddi bir şey olması gerekir eleştirmem için, her yaptığını da eleştirmem tabii ki.

Eleştirmemin sebebi de; insanların gözünde imajı yerle bir olmasın diye. İnsanların gözünden düşmesin. Onu sevmeyen kişilere malzeme vermesin diye. Onu çok seven birinden alsın o eleştiriyi, onun açığını kollayan birinden değil. Ben de yanlış bir şey yapıyorsam beni de eleştirsin, çok yakınım olan kişiler.
0
rock n roll
(21.11.24)
Eleştiri ve hadsizlik genellikle birbirine karıştırılır. Karşı taraf da hiç eleştiriye gelemiyor diye düşünürüz ama aslında yaptığımız hadsizliğin farkında bile değilizdir. Şöyle ki;

- Aa bu kırmızı renk sana hiç yakışmamış.

Lan senin subjektif beğenilerin ve zevklerinden bana ne! Hangi rengin kime yakışacağının bilir kişisi sen misin? Sana bu konudaki fikrini sorduk mu ki yumurtluyorsun.

- Aa şekerim çok kilo almışsın.

At kafasına bak hele. Ben bilmiyor muyum kilo alıp almadığımı, evde ayna yok mu sanıyorsun. Belki ben kilo almak istiyorum, belki bir hastalığım var, belki umurumda bile değil nasıl göründüğüm. Benim kilolarımın bekçisi sen misin?

-o adamla/kadınla o şekilde sarılman hiç uygun değil, çok yakışıksız.

Zerre umurumda olmayan değer yargılarını al, o boktan ahlak anlayışının içine koyup dür. Sonra da o dürdüklerini...

Bir de mansplaining var ki bence artık kadın erkek farketmeden herkes çokça buna maruz kalıyor.

Elbette bunun dışında eleştiri dediğimiz şey kritik etme, farklı açılardan bakış kazandırma, değerlendirme şeklinde olduğunda ileriye taşıyıcı bir itici güç olur ki sevdiğimiz insanlardan bunu niye esirgeyelim.
0
thracia
(21.11.24)
sözlü eleştirinin hiçbir faydasını gözlemlemedim. ısrarla istiyor olmadıkça kimseyi eleştirmem, ısrarla isteniyorsa da son derece politik empatik şeyler söylerim.

benim gözlemim şu ki, iş hayatından veya belirgin bir hiyerarşi farkından söz etmiyorsak çoğu insan kendisine direkt yöneltilen eleştirilerde asla tarafsız olamıyor ve düzelmek yerine o anda size hissettirmese de derhal o davranışını legalize etme yolları bularak bir dahaki karşılaşma için savunmasını kuruyor --veya daha kötüsü, yalnızca sizin yanınızdayken değişmiş gibi davranıyor--. bu yanlış bir şey de olmayabilir, göreceli fikirlerin dikte edilmesine karşı gelmek üç yaşındayken filan öğrendiğimiz bir şey. benim anlayışım, kişi zor yoldan da olsa kendisi farkına varmalı yoksa yeni ve daha iyi bir davranışı içselleştirme kısmı tam olamıyor.
0
engelbert humperdinck
(22.11.24)
(7)

Şeytan tüyü tanımı

beetlejuice
Şeytan tüylüleri fiziksel ya da davranışsal özellikleriyle nasıl tanımlarsınız? Kişiden kişiye değişir mi bilemiyorum ama sizin var dediğiniz örneklerden subjektif görüşlerinizi merak ediyorum.
Şeytan tüylüleri fiziksel ya da davranışsal özellikleriyle nasıl tanımlarsınız? Kişiden kişiye değişir mi bilemiyorum ama sizin var dediğiniz örneklerden subjektif görüşlerinizi merak ediyorum.
0
beetlejuice
(17.11.24)
Seytan tüyü = kalin cüzdan = aracin markasi.
0
feastofthedamned
(17.11.24)
Parası etkilediği demeye utananlar ya bilemiyorum nesilden etkilendim seytan tuyu var bu herifte dıyor.
0
luluki
(17.11.24)
Mesela saçma sapan bir şey yapar ama sempatiktir tolere eder çoğu insan bu davranışı. İnsanlarla iletişimi iyidir; o yönde zekası gelişmiştir, etkileyicidir.
0
rock n roll
(17.11.24)
rock n roll +1

üstündekiler -1
0
Shepard
(17.11.24)
Şeytan tüyü, ilk bakışta onu öne çıkaracak dikkat çekici bir özelliği olmayan, fiziksel görünümü yakışıklı/güzel diyemeyeceğiniz, hatta tam tersi negatif özellikler taşımasına rağmen konuşmasıyla, davranış, jest ve mimikleriyle kendine has bir havası olan, merak uyandıran kişiler için kullanılan bir tanımdır bana göre.

Bazen konuşmasıyla sizi sinir etmesine rağmen diğerlerinden farklı olduğunu size hissettiren ve tuhaf bir şekilde çekildiğinizi düşündüğünüz kişidir. Bazen sizin için hiç uygun olmadığı çok bariz olmasına rağmen ilginizi üzerinden ayıramadığınız kişidir.

Bence şeytan tüyü, uyumsuzluğa ve negatif etkilere rağmen dikkat çeken kişidir. Diğer türlü zaten güzel/yakışıklı olduğu için, ya da yorumlarda söylendiği gibi zenginlik vs için gösterilen ilginin ne bir şeytana ne de tüyüne ihtiyacı var; o zaten ilgiyi zahmetsizce üzerine çekiyor. Diğerinde ise tüm bunlarda yoksun olmasına rağmen sahip olunan bir çekicilik var. İşte şeytan tüyü de bunu tanımlıyor.
0
thracia
(17.11.24)
Benim arkadaşım var. 2-3 kadınla sevgiliydi ve 3 kadını aynı anda idare ediyordu. Bu durum millete sevimli geliyor ama aynı şeyi ben yapsam, benim şerefsizliğim kalır ne adiliğim. Şeytan tüyü olan insanlar ne yaparla yapsınlar diğer insanlara sempatik geliyor.
0
komando kani var bende
(17.11.24)
Birinde şeytan tüyü var dendiğinde özellikle de sosyal hayatındaki beklenmedik başarısından bahsedilir. Bu başarıyı açıklamaya yetecek bir veri yoktur. Haliyle kişinin parası olması bunun zıddı bir durum. Birisi parası sayesinde insanları etkileyebiliyorsa burada cevap paradır zaten. Birinde şeytan tüyü var diyorsak en temelinde neden onun diğer insanları pozitif yönde etkiliyor olduğunu anlamlandıramıyor olmamız gerek.

Bu tanımdan dolayı şeytan tüyü olan insanları toplu olarak tanımlamak da olasılık dışı. Bu insanlar zaten anlamlandırılamadıkları için bu kategoride. Bu anlamlandıramama hali de objektif değil. Örneğin sizin şeytan tüyü var dediğiniz kişi başka birisi için gayet anlaşılabilir birisi olabilir. Belki de gerçekten arkaplanda para konuşuyordur ama siz anlamamışsınızdır, belki bu kişi fazlasıyla çok yönlü biridir ve herkesle bir ortak ilgi alanı yakalayabiliyordur. Belki çok yetenekli bir manipülatördür. vs. vs.

Özetle birinde şeytan tüyü olması bunu düşünen kişinin subjektif görüşüdür zaten. Haliyle objektif bir tanımı da olamaz. Çünkü anlaşılmayan bir şeyi kategorize ediyorsunuz. Haliyle bunun sebebi birbiriyle alakasız birçok karakter özelliği veya maddi sebeple alakalı olabilir. Bu durum da bu insanları tek bir kişilik kategorisi altında tanımlayabilmeye engel oluyor.
0
akhenaten
(17.11.24)
(13)

sizce siz zor biri misiniz kolay mi

robert bosch
sbedit: ve neden?
sb

edit: ve neden?
0
robert bosch
(13.11.24)
zor. insanlardan beklentim yüksek.
0
gabe h coud
(13.11.24)
Karışık diyelim. Cevap vermesi basit bir soru değil

Sevdiğime kolay, sevmediğime zor
Damarıma basılana kadar kolay, tepem atarsa zor
Çıkarıma uyuyorsa kolay, uymuyorsa zor
Kişisine göre kolay ya da zor

Duruma, kişiye, olaya göre her şey değişir
0
kullanicadi
(13.11.24)
Bana göre zor birisi değilim, sadece sınırlarıma saygı gösterilmesi gerek, birden fazla kez ihlal olursa karşı tarafın içinden geçebiliyorum.
0
kimlanbu
(13.11.24)
Ikisi de. Bu, kisiye, duruma, ortama, niyete gore degisir. Tek bir sey soylemek cok zor hepimiz icin. Kimine zor, kimi ortama da kolayizdir.
0
mor oje
(13.11.24)
Genel geçer iletişim kurallarını yerine getirdiği zaman herkese karşı kolay hatta epeyce de kolaylaştırıcı bir insanım. Ama samimiyetsizlik, yalancılık, saygısızlık, menfaatperestlik, omurgasızlık... Bunlara gelemem, bana dokunduğu anda aynıyla iade ederim ve bu çok can yakıcı olur, ayna tutarım çünkü. Bana dokunmadığı halde gördüm ise de, bu olumsuzluklardan dolayı da insanları kendime bir yerden sonra yaklaştırmam zaten.

Ama hassasiyetlerim çoktur, dikkatim ve titizliğim çoktur, benden beklendiğini düşündüğüm erdemleri dikkatle ve titizlikle yerine getirir ve aynısını beklerim, bir nezaketle konuşmayı olsun beklerim. Bir erkek her ne olursa olsun hiçbir kadını aşağılayarak konuşmamalı mesela, saygısızlık etmemeli. Bir kafede kasa görevlisi, kirli halde verdiği çatal bıçağın değiştirilmesini isteyen müşteriye eliyle kışkış işareti yapmamalı mesela, yapamamalı. Orada onu rezil edebilirim, diklenirse o müesseseyi birbirine katabilirim. İster miyim, istemem, mutlu olur muyum, olmam ama bunları yaparım, çünkü benden görmediği hakareti görmüş gibi davranamaz. Az önce rezil ettim mesela.

Zor muyum? 42 yaşındayım, bugünün gençlerine göre çok zorum. Kendi çağdaşlarıma göre zorum, büyükler arasında da zorum, epey yaşlıların kalemiyim. Böyle 80-90 civarının. O dönemin terbiyesiyle yetiştim çünkü. Kimse benden gevşememi bekleyemez, suyuma gitmedikçe.
0
muhayyer divan
(13.11.24)
Kolayım. Uyumlu ve anlayışlı biriyim.
0
Amaranta ursula
(13.11.24)
kolay biriyim girişte.

tanıdıkça zorlaştırırım don biçmek için. don büyükse bb, don ufaksa standart konuşurum. büyük don egosuyla uğraşamam.

hayat beni boktan biri yapmasa bari.
0
baldan kaymak
(13.11.24)
basta sevimli ve enerjik gorundugu icin kolay sonrasinda bencil ve dik basliligim ortaya cikiyor bu da zor
0
ala09
(13.11.24)
Easyim
0
abuzer
(14.11.24)
Toplumun %5'i ile anlaşabilen insanlar için anlaşılır ve pek zor değil, ama genelle iyi anlaşan, sorunu derdi olmayanlar için oldukça zor biri sayılırım.
0
thracia
(14.11.24)
Cidden hiçbir fikrim yok. Kolay mıyım, zor muyum, kimine kolay kimine zor muyum, hiç bilmiyorum. Yeterli geribildirim verilmedi bana bu konuda.
0
sekizdokuzon
(14.11.24)
Çok içine kapanık birisiyim, yalnız yaşayıp kendime yettikçe de arttı. O nedenle zor birisiyim diye düşünüyorum. Hayatımdaki bir avuç insana bile yeterli ilgiyi gösteremiyorum. Ya da belki göstermiyorum da benim doğamda yok deyip sıyrılıyorum.
0
peki madem
(14.11.24)
Kendimi çok kolay birisi zannediyorum ama bazen eşim öyle bir konuşuyor ki diyorum ben de zor kadınım ha.
0
yenibirgüzelnick
(14.11.24)
(8)

Wifi sinyal arttırıcı önerisi

itsonlyhumannature
Merhaba,ev 100m2, modem bir ucunda, sinyal gelmesini istediğim oda diğer uçta. Sinyal güçlendirici olarak mi wifi range extender pro kullanıyorum. sinyal full seviye gözüküyor ama gelen internet kötü. önerebileceğini daha iyi bir sinyal güçlendirici var mıteşekkürler.
Merhaba,

ev 100m2, modem bir ucunda, sinyal gelmesini istediğim oda diğer uçta. Sinyal güçlendirici olarak mi wifi range extender pro kullanıyorum. sinyal full seviye gözüküyor ama gelen internet kötü. önerebileceğini daha iyi bir sinyal güçlendirici var mı

teşekkürler.
0
itsonlyhumannature
(12.11.24)
modem ile sinyal güçlendirici arasındaki bağlantıyı kablolu yaparsanız daha verimli olur. bilgisayarcıya sorduğumda kablosuz çözümlerin çok etkili olmadığını söyledi. bir de sizin gördüğünüz sinyal seviyesi güçlendiriciden aldığınız sinyalin seviyesi, modemden değil. dolayısıyla modemden güçlendiriciye kadar düşen sinyal seviyesi ordan sizin telefonunuza kadar da düşüyor, haliyle çok iyi bir internet bağlantısı alamıyorsunuz
0
mustafakesekci
(12.11.24)
access point cihazını nerede konumlandırsınız, wifi sinyalinin zaten zayıf geldiği uçtaki odaya ise verim alamamız normal, access pointi modem ve uçta ki oda arasında sinyal seviyesinin iyi olduğu bir noktaya koyup tekrar deneyin.

imkan varsa modem ve access point arasındaki link bağlantısını ethernet kablosu ile yapın.

evde "TP-Link RE200 AC750" kullanıyorum 3 oda öteden gayet iyi çekiyor.
yazlıkta "tp link deco m4" var 3'lü set, 3 katta da çok iyi çekiyor, kablosuz olarak bağlı hepsi, kapsama alanları çakışacak şekilde ayarlayınca kör nokta da kalmıyor.
0
sealth
(12.11.24)
powerline al kurtul
www.hepsiburada.com
0
jamswety
(12.11.24)
Bir kişi de dememiş ki mesh ağı kurun. TP link deco serisinden bir kez masraf yapıp mesh ağı kurarsanız bugün ve gelecekteki problemleriniz çözülmüş olur. Sinyal güçlendirici, repeater, access point vs. almayın. Powerline da almayın.
0
orient blue
(12.11.24)
tp link deco hem ekonomik çözüm hem de kendiniz kurabilirsiniz.

internet hızı 100 mbit i geçmeyecekse deco e4 yeterli olur, 100mbir üstünde ise deco m4 almak gerekiyor.

burada kurulum videosu var, kurulumu çok basit;
youtu.be
0
walter white kilikli
(12.11.24)
mesh ağı dışındaki hiçbir şey maalesef çözüm olmuyor. Söylendiği gibi tp link deco tüm çileyi bitirir.
0
thracia
(12.11.24)
100 m2 ev için modemi evin ortasına almak daha mantıklı geliyor bana, wifi6 router almak da bir çözüm.
0
hoot
(12.11.24)
benzer problemlerden deco kurdum ve memnun değilim, tamam internet her noktada iyi çekiyor falan ama hem yüksek ping var, hem de hız düşük. zaten deco forumlarında da decoları kablo ile bağlarsanız en sağlıklı öyle olur diyorlar.

eğer kablo altyapısı yok ve yapılamıyorsa powerline cevabına katılıyorum. deco'nun powerline olanları da var onu alabilirsiniz.
0
malheiros
(12.11.24)
(8)

Daha otoriter bir yönetici olmak

jacque
2 sene birlikte çalıştığım 4 kişilik bir ekip içerisinden müdür yardımcısı olarak terfi aldım ve 1 senemi doldurdum. Koordinasyon, iş yaptırma vs. konularda hiçbir sorun yaşamıyorum aksine ekibim sürekli övüldüğü ve örnek gösterildiği için diğer birimler rahatsızlıklarını bile söylediler açık açık.E
2 sene birlikte çalıştığım 4 kişilik bir ekip içerisinden müdür yardımcısı olarak terfi aldım ve 1 senemi doldurdum. Koordinasyon, iş yaptırma vs. konularda hiçbir sorun yaşamıyorum aksine ekibim sürekli övüldüğü ve örnek gösterildiği için diğer birimler rahatsızlıklarını bile söylediler açık açık.

Ekibin içinden çıktığım için arkadaş gibi olmayı sürdürdüm ve başarımızı da aslında bu iletişime bağlıyordum. Fakat gelin görün ki saygı duyulmadığımı başından beri hissediyorum. Benimle konuşma şekilleri, cevap verme biçimleri vs. Egolu bir insan olmadığımdan buna başlarda takılmadım, kendimi bu yönde motive etmeye çalıştım. Fakat benden daha çok SGK gün sayısına sahip olduğu için yönetici pozisyonunu hak ettiğini düşünen ekip içinden bir arkadaş ile baş edemiyorum. Arkamdan konuşuyor, iş çeviriyor, üst yöneticilerle arama giriyor vs. İşin daha kötü yanı ona azıcık sert yapsam bana kahveler getirmeler, çantamı taşımaya kalkmalar falan iğrenç yalakalıklar yapmaya başlıyor.

Başta bu kız olmak üzere ekip üzerindeki hakimiyetimi arttırmak için ne yapabilirim? Somut önerilerde bulunursanız çok mutlu olurum çıkmazda hissediyorum artık..

(Ekipteki diğer bir kız da bana aşkım falan diyor ki ona başkası üzerinden haber gönderdim böyle konuşmaması için. Ben de kadınım bu arada)
0
jacque
(09.11.24)
Size nasıl davranmaları gerektiğini, onlara aynı şekilde davranarak göstermeye başlayabilirsiniz. Daha nötr bir dil benimseyebilir, özellikle mesai içindeki boş vakitlerde; mesela öğle arası, molalar vb. onlarla daha az vakit geçirebilirsiniz. Onlara özel hayatınızdan bahsetmeyi bırakabilirsiniz. Bir şey bileceklerse de bunu yüzeysel bilsinler.

Bence üçüncü kişiler üzerinden mesaj vermek çok sağlıklı bir yöntem değil. Birebir iletişim kurmaktan, hele de bu bir rahatsızlık bildirmek içinse, çekinmeyin. Tabi ki insanların ilk tepkileri "Bu da yönetici oldu, kendini bir şey sanmaya başladı" olacaktır ancak bu yöneticiliğin doğasında var; bırakın arkanızdan konuşsunlar. Yönetici çalışanlar için bir nevi günah keçisidir; insanlar şirketle ilgili hoşnutsuzluklarını bu tür şeylerle dışa vurup rahatlarlar, kişisel almayın, kafanıza takmayın.


Siz işinizi iyi yapıp adil bir yönetici olur, ekibinizi şirket içi politik tartışmalarda savunursanız bir süre sonra bunlar dengelenir, insanlar size arkadaşça değil profesyonel bir saygı duyarlar. Zaten yönetici performans değerlendirmesi yapan, insanları yeri geldiğinde ödüllendirip, yeri geldiğinde onlara yaptırım uygulayan, hatta insanları kovan kişidir ve arkadaşlık bu aktivitelerle aynı düzlemde yürüyecek bir şey değil, o yüzden arkadaşlık konusunu unutun bence.
0
salihdt
(09.11.24)
Ekibinizle birebirler yapın. Her hafta, iki haftada bir ya da her ay. sıklığı ve süresi size kalmış. Ama birebirler yaparak ekipten ve sizden ne beklendiğini, sizin ekipten ve konuştuğunuz kişiden ne beklediğinizi açık olarak ifade edin. Bu birebirler, yargılayıcı bir tonda sürekli onlardan isteklerinizi aktaracağınız görüşmeler değil, üst yönetimin taleplerini onlara ekibin bir parçası olarak aktaracağınız, onların taleplerini dinleyeceğiniz, sizin de onlardan beklentilerinizi aktarıp yanlış gittiğini düşündüğünüz şeylerin de kök sebeplerini konuşacağınız toplantılar olmalı.

Bu tarz görüşmeler hem ilişkilerin konumlandırılması için iyidir hem de yanış anlaşımaların, pasif agresif durumların da önüne geçer.
0
thracia
(09.11.24)
Ne yapacağı belli olmayan yönetici profiline geçip ekibi biraz tedirgin etmen gerekiyor.
İbreti alemle başlaman lazım, en çok sorun çıkaran kıdemli olana üst üste çok hızlı ama kısa negatif geri bildirim vermen lazım. Aynı konu tekrar ettiğinde sözlü uyarı verdir.

Mesela başka bir üst yönetici ile arana giriyormuş ya, bunu öğrendiğin an hemen çağırıp böyle bir şey duydum hayırdır? Bundan sonra benimle ilgili başka yöneticilerden bir şey duymak istemiyorum, başkası söylerse de senden bileceğim vb.
2 saat sonra hiçbir şey olmamış gibi normal iletişim. Sonra ilk açıkta yine çok sert geri bildirim. Ortam içinde birden ciddileşip boz, diğerlerinin yanında.

Kısacası biraz dengesiz, histerik olman lazım ki ne yapacağı belli olmayan bir imaj çizebilesin. Tedirgin olsunlar bi önce, yani seninle ilgili mevcut hisleri düzensiz hale gelsin; sonra sen yeniden sağlıklı ama otoriter bir süreç işletirsin.
0
Bruce
(09.11.24)
Esasında sorunun kaynağı tamamen ne o iş arkadaşların ne de sensin. Bence sorunun yarısı birlikte çalıştığın iş arkadaşlarinin olduğu ortama müdür yardımcısı olarak çalışmaya başlaman. Yani buna kim nasıl izin verdiyse bence yanlış. Örneğin 4 sene birlikte çalıştığın insanlarla yani çalışma arkadaşlarinla aynı pozisyonda herhangi bir sorun yokken canım cicim demek sorun olusturmazken bir anda müdür yardımcısı olunca bana canım demeyine getirmek hayatın akışına aykırı. Olmaz yani. "Canımdan" örnek verdim ama bu diğer bahsettiğin sorunlu davranışların da sebebi. Bence senin orada müdür yardımcısı olarak çalışman yanlış. Otorite olmaz. Ya elemanlar değişecek ya sen ya da aran bozulacak. Bunun başka yolu yok. Seni oraya bu pozisyonda aynı birimde çalıştıran kişi bence bu işten anlamıyor.
0
dedeminhirkasi
(09.11.24)
Machievelli’nin PRENS adlı eserini okursanız tüm cevapları orda bulursunuz. Kısa bi eser zaten. Bi saatte biter.
0
dakota
(09.11.24)
Hata yaptılar mı tutanak tut ve savunmalarını iste.İşi zamanında bitirmediler mi savunmalarını alacağını söyle.
0
komando kani var bende
(09.11.24)
çalışanların tamamı benden yaşlıyken ve hepsinin iş tecrübesi benden fazlayken, genel müdür oldum. sizi çok iyi anlıyorum.

1- gerekirse teke tek, gerekirse toplu bir konuşma yapın. mesela o kişiye, onun da yöneticiliği en az sizin kadar hak ettiğin, ancak üst yönetimin böyle bir tercih yaptığını, buna herkesin saygı duyması gerektiğini, eğer bu durum ile bir problemi varsa, doğrudan sizinle konuşmasını, tüm problemlerin çözümü için en açık ve samimi şekilde birlikte çalışmaya hazır olduğunuzu belirtin.

2- herkesin fikrine saygı gösterin, "benim dediğim doğrudur" demeyin.

3- çok az da olsa, kendinizi az geri çekin. "bu da kendini bir şey sanıyor" dedirtmeyin ama yönetici olduğunuz biraz belli olsun. bunun ayarı çok zor. birden tek başınıza kalırsınız.

4- nasıl olsa artık yöneticiyim, işlerimin bir kısmını onlar yapsın diye düşünmeyin. dün yaptığınız işlere yenileri eklendi. artık daha fazla çalışmanız gerekiyor. diğer herkesten daha çok çalışmanız gerekiyor.

5- bu kişiler sizin altınızda çalışmıyor, yanınızda çalışıyor.

6- yine ayarı çok zor olan bir şey: istediğiniz düzende çalışma olmuyorsa, ortada bir problem olduğuna eminseniz ve problemin sizden kaynaklanmadığına eminseniz, sesinizi yükseltin. bağırın çağırın anlamında demiyorum. kesin kararlı bir şekilde ifade edin kendiniz.

7- tüm çabalarınıza karşın biriyle problem yaşıyorsanız, üst yönetime "ben bunları bunları yaptım, ama böyle böyle oluyor. bu kişinin şirkete yararı değil, zararı var" şeklinde bir bilgilendirme yapın. ANCAK söz konusu kişi işten ayrıldığında o kişinin tüm işini sizin yapmanız gerektiğini unutmayın.

8- bir de bu işleri bir zamana bırakın.
0
co2s2
(09.11.24)
cok basit bir kural vardir. turkiye gibi enseye saplak toplumlarda kopek ceken adama saygi duyulur. ciddi olacaksin, insan gibi davranmayacaksin, mum gibi olurlar sana. net.
0
antikadimag
(09.11.24)
(3)

Kadıköy’den İTÜ Maslak a gidiş

hede hodo
Aslında İzmit’ten geleceğim. Toplu taşımayı kullanmayı düşünüyorum. Kartaldan metro ile Kadıköy istikametine gideceğim. Bu güzergah doğrultusunda maslak’a nasıl giderim? Mesela vapur ile Beşiktaş’a geçsem oradan kolayca gidemez miyim?
Aslında İzmit’ten geleceğim. Toplu taşımayı kullanmayı düşünüyorum. Kartaldan metro ile Kadıköy istikametine gideceğim. Bu güzergah doğrultusunda maslak’a nasıl giderim? Mesela vapur ile Beşiktaş’a geçsem oradan kolayca gidemez miyim?
0
hede hodo
(08.11.24)
en pratik yol metroyla kadıköye kadar değil de ayrılıkçeşme istasyonuna kadar gidip oradan marmaraya geçmek, yenikapı istasyonunda m2 aktarması ile maslağa gitmek. hep tünelde gitmek istenmiyorsa da marmaraydan söğütlüçeşmede inilip metrobüse binilir ve zincirlikuyu da inilip yine m2 aktarmasıyla maslağa ulaşılır.
ev kadıköy işyeri maslak. :)))
0
tururo
(08.11.24)
cosmicstring +1

En hızlı ve en rahat yol, marmaray yenikapı, oradan da hacıosman metro ile itü ayazağa.
0
thracia
(09.11.24)
cosmicstring +1

izmit'ten otobüsle e5 üzerinden geleceğini düşünerek, marmaray'a binebileceğin marmaray durakları şöyle:

Osmangazi
Aydıntepe
benim bildiğim kadarıyla e5'e en yakın duraklar bunlar.
0
co2s2
(09.11.24)
(4)

hdmi kablolar arasında fark var mı?

OgutucuRecep
yenileri falan çıktı mı bunların? 2.1 falan 8k ya da farklı..3-4 tane var 1 tane çalışıyor sadece.önerdiğiniz marka var mı?
yenileri falan çıktı mı bunların? 2.1 falan 8k ya da farklı..
3-4 tane var 1 tane çalışıyor sadece.
önerdiğiniz marka var mı?
0
OgutucuRecep
(07.11.24)
dayanıklılık açısından belki fark olabilir; ancak görüntü kalisetinin aktarılması açısından bildiğim kadarıyla hiç bir fark kablolar arasında.
2.1 dediğiniz soket. yani görüntüyü aldığınız cihazda bulunabilir. cihazınız destekliyorsa, herhangi bir hdmi kablo ile nimetlerinden faydalanabilirsiniz.
masaüstü bilgisayarı tv'ye bağlamak için gri renkli philips hdmi kablo kullanıyorum. 4 yıl oldu, herhangi bir sıkınıtısına rastlamadım.
0
pangea
(07.11.24)
Hızları farklı. Size ne lazımsa onu alın.
0
benim icin hic boyle suslenmemistin
(07.11.24)
görüntüde fark ediyor, eski digiturkun hdmi ile kendi aldığım altın uçlu diye geçen hdmi arasında fark vardı aynı videoda. 4k videoydu
0
eja
(07.11.24)
Fark var; örneğin televizyonu bir ses/sinema sistemine bağlayacaksanız, hdmi kablonun ARC ya da eARC özelliğinin olması çok daha iyi olur. Böylece hem ses hem de görüntü komutları tek kablodan iletileceği için ayrıca kumandaya ya ses sistemini açıp kapamaya gerek kalmadan kullanabilirsiniz.
0
thracia
(07.11.24)
(12)

murat bardakçı / hakikaten neden bu kadar duygulanıp ağlıyoruz?

estranged
(git: https://youtu.be/De5FktySPMM?si=qGvyZzKu7AdyYWJp&t=3065)51.05 dakikadan itibarenmurat bardakçı'nın söylediği şeyi ele alacak olursak:1- diğer ülkelerde her yıl uğruna ağlanan bir lider var mı?2- bu kadar duygusal olmak kültürel bir mevzu mu?3- bu duygusallık çocukluktan beri öğretilen bir şey
(git: youtu.be

51.05 dakikadan itibaren

murat bardakçı'nın söylediği şeyi ele alacak olursak:

1- diğer ülkelerde her yıl uğruna ağlanan bir lider var mı?
2- bu kadar duygusal olmak kültürel bir mevzu mu?
3- bu duygusallık çocukluktan beri öğretilen bir şey mi?
4- bu duygusallık rasyonel mi?
5- örneğin kerbela olayını anma törenlerinde de her sene insanlar ağlıyor. ikisi arasında bir fark var mı?
0
estranged
(29.10.24)
Selanik'ten bir yetimin gelip çürümeye yüz tutmuş bir hanedanlığı silip geçtikten sonra onca zorluğun imkansızlığın içinde içerideki ve dışarıdaki düşmanlara rağmen sıfırdan pırıl pırıl bir ülke yarattığı için duygulanıp ağlıyoruz işte çok da sorgulamanın gereği yok Murat Bardakçı saçma sapan bir insan.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(29.10.24)
kaleci +1 ve bu adamın her kararının ne kadar doğru olduğunu, nelerle savaştığını 100 yıl sonra bize 4k izleten bir diktatöre maruz kalıyor oluşumuz bunun sebebi. 2000lerin ortalarında daha kurbağanın kıçı yanmaya başlamamışken ağlayan eden yoktu.
0
titanyum22
(29.10.24)
Bardakçıya ziyadesi ile katılıyorum.
Bazı şeyleri abarttığımızı düşünüyorum halk olarak. Sen bize gülmeyi öğrettin diye her yeri donatan bir Bursa bb görüyorum son zamanlarda sosyal medyada. Ne alaka abi? E her iyi şeyi Atatürk e bağlarsak ağlarız.
0
benaslindayohum
(29.10.24)
Suanki yönetim ve yaşananlar yüzünden değerini daha iyi anladığımız icin
0
abuzer
(30.10.24)
"Ulus" dediğimiz şey inşa edilen bir şeydir. Hamurunda da vatan, bayrak, marş, ortak bir tarih, çeşitli kahramanlıklar, efsaneler vb. vardır. Türkiye Cumhuriyeti için bu hamurun mayası da Atatürk. Bu noktada Atatürk bir kişi olmaktan çıkıp bir kavram haline geliyor.

1- diğer ülkelerde her yıl uğruna ağlanan bir lider var mı?
Çok anlamlı bir soru değil; farklı ülkelerin kuruluş hikayeleri farklı şekilleniyor, haliyle bu ülkelerin varlıklarını üzerine şekillendirdikleri kavramlar da değişik. Yani Napolyon Fransa için neyse, Atatürk Türkiye için odur diyebiliyor muyuz, ya da Fransız aydınlanması Türk aydınlanmasıyla aynı mı gelişmiştir ki "Ama Fransızlar Napolyon'a ağlamıyor" diye çıkarım yapalım?

2- bu kadar duygusal olmak kültürel bir mevzu mu?
Bu halkın genetiğinde taşıdığı duygusallıkla alakalı bir şey değil bence. Yukarda da bahsettiğim gibi her ulusun özünü teşkil eden çeşitli şeyler vardır ve o ulusu oluşturan bireyler, hele de kişisel ya da bir ulus olarak zor geçen dönemlerde bu öze daha sıkı sarılırlar. Haliyle de ona karşı hassas davranmaları normaldir.

3- bu duygusallık çocukluktan beri öğretilen bir şey mi?
Ulus inşası önemli ölçüde okullarda olur. Adı üstünde "milli" eğitim sistemi. Bizim eğitim sistemimiz de belli dönemlerde Atatürk'ü yoğun bir şekilde kullanmıştır ve bu siyasi bir tercihtir. Her tercih gibi fayda ve zararları olur. En büyük zararı tabi ki o kişi, kavram ya da nesnenin anlamının kayması, statüsünün değişmesi vardır. Bu süreç neticesinde de o şey kimi zaman arkasına sığınıp istediğiniz şeyi yapabileceğiniz bir zırh, kimi zaman da birilerine yöneltip onları elimine edebileceğiniz bir silah olur.

4- bu duygusallık rasyonel mi?
Kendi içinde rasyonel; Türkiye Cumhuriyeti özelinde insanların Atatürk'e yoğun bir sevgi duyması hem ülkenin tarihi, hem Atatürk'ün kişiliği ve yaptıkları, hem de ülkenin mevcut durumu düşünüldüğünde mantıklı. Atatürk hikayelerle, efsanelerle, bir tane kahramanlığın abartılmasıyla "Atatürk" haline gelen bir kişi değil ya da daha kabaca "Müritleri tarafından uçurulan bir şeyh" değil. Gerçekten de bir çok açıdan istisnai becerileri olan büyük bir lider.

5- örneğin kerbela olayını anma törenlerinde de her sene insanlar ağlıyor. ikisi arasında bir fark var mı?
İkisi arasında çok büyük bir paralellik görmüyorum
0
salihdt
(30.10.24)
1. Yaptıklarının ve yapmak istediklerinin değerinin anlaşılamalışının hüznü,
2. Duygusal olmamız,
3. Başımızdakilerin (doğal olarak toplum ortalamamızın) cumhuriyeti murdar etme merakı ve az buçuk bilinçlilerin bu duruma karşı çaresiz hissetmesi
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(30.10.24)
kenbdimizi paralayalım yerlere vuralım, zincirle dövelim demiyorum ama; taşlanmadan, recm edilmeden rahatça hayatını yaşadığı halde, döndürülmek istendiğimiz ortaçağ karanlığından rahatsız OLMAYANLAR Atatürk'e duygulanmaktan daha garip bence
0
abuzer
(30.10.24)
Murat Bardakçı gibi egolarının esiri olmuş ilgi budalası bir saray yanaşmasının yaptığı manipülasyonlar yine hedefi bulmuş gibi gözüküyor.

Bardakçı'nın Napolyon gibi emperyalist ve tek derdi imparator olmak olan biriyle, bir milletin sadece var olma değil bir benlik sahibi olma mücadelesinin önderini kıyaslaması bilgisizliğinden ya da analiz fukaralığından kaynaklanmıyor. Yanaşmalığını yaptığı siyasi gücün hoşuna gidecek zurna nağmelerini öttürüyor her zaman olduğu gibi. Depremde millet enkaz altında can çekişirken "bugün deprem bölgesinde koordinasyon sorunu falan kalmadı, hepsi çözüldü" derken de, ipini koparıp gelen afganları güzellerken de, haması kuvayi milliyeye benzetirken de aynı zurnayı çalıyordu kendisi.

Kendisi her devrin adamından başka bir şey değildir. Hadi onun ajandası farklı, peki napolyon ve atatürk kıyasının saçmalığının farkına varamayan tüm bu insanlara ne demeli?
0
thracia
(30.10.24)
dandik bir tv dizisine bile ağlanıyor. tamamen yaşanmış gerçek olayların akıllara gelip duygulanılması kadar doğal bir şey yok. Bununla problemi olanın muhtemelen "tamamen yaşanmış gerçek" olaylarla problemi vardır, sonuçtan memnun olmadığı için anlamayabilir.
0
ilgeru
(30.10.24)
Bence duygusallık konusu tartışılırken örneğin diyerek Atatürk gösterilmemeli. Başka bir benzeri bence dünyada yok çünkü. Başka bir kişi için böyle ağlamıyor ki. En yakınindakiler tarafından bile yeterince anlaşılamamış fikren hep yalnız kalmış bir adam. O kadar kısa zamanda ülkede yapılan devrimler, zamanın ilerisindeki bir bakış açısı. Bulunmaz bir adam ve aslında çok genç yaşta bir ölüm. Her zaman bir doyamamislik hissi var. Bir yirmi yıl daha var olsaydı toplumsal olarak nerelere varirdik düşüncesi mevcut. Milletin babası gibi. Her zorlukta bir öksüzlük hissi var. Şimdi hayatta olsaydı keşke duygusu var.Bu halkına sevgiden başka ne olabilir ki millete tüm hayatını adamış . Sevildiğini bildiği için halk tarafından Ona hep bir özlem var. Hangi devlet adamı böyle özleniyor ki. Duygusallık konusu ele alınırken bu ornek üzerinden konusulmamali. Hiç aynı değil...
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(30.10.24)
1-bilmiyorum ve beni ilgilendirmiyor olmak zorunda da degil.
2-hayir, insani bir mevzu
3-hayir
4-evet
5-var
0
bay b
(30.10.24)
bardakçı saçmalamış. napolyon ve atatürk alakasız
tek ortak noktaları napolyon bazı devrimleri yapmış. o kadar
napolyon konsül olduktan sonra imparator oldu, atatürk olmadı.
napolyon sürekli savaştı, atatürk yurtta barış dünyada barış dedi
napolyon yayılmacıydı. atatürk değildi.
napolyon ülkeyi kurmadı. atatürk kurdu.

bir yerde de washington ile kıyaslıyor. o da alakasız. washington komutandı. ülkeyi kuranlar ise kurucu babalardı.
atatürk ise hem komutan hem kurucudur. cumhuriyeti yapayalnız kurdu. bu büyük inkılap onsuz olmazdı.

duygulanma işini abartanlar var evet. ama atatürk yukarıdaki isimlerle kıyaslanamaz.
ayrıca son yıllarda atatürkün önemini daha çok anladık. duygulanmamız bu yüzden
0
abelardo
(30.10.24)
(12)

Celal Şengör'ün ateistliği

parka
Şimdi bu abimiz delilsiz, ispatsız hiçbir şeyeinanmam diyor tamam güzel.Peki tanrının olmadığını nerden biliyor?Çünkü tanrının varlığını ispat edemediğimiz gibi, yokluğunu da ispat edemeyiz.En azından agnostik olması gerekmez mi?Genel fikrinizi değil de, Celal Şengör'ün düşüncesini merak ediyorum.
Şimdi bu abimiz delilsiz, ispatsız hiçbir şeye
inanmam diyor tamam güzel.
Peki tanrının olmadığını nerden biliyor?
Çünkü tanrının varlığını ispat edemediğimiz gibi, yokluğunu da ispat edemeyiz.
En azından agnostik olması gerekmez mi?
Genel fikrinizi değil de, Celal Şengör'ün düşüncesini merak ediyorum.
0
parka
(24.10.24)
Bro bir şeyin olmadığını ispat etmeye çalışmak kerizliktir, çünkü yoktur, Celal Şengör de keriz olmadığı için böyle bir ispatlama zorunluluğu hissetmiyordur.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.10.24)
Bizim fikrimizi merak etmiyorsan gidip adama sorsana karşim, biz ne bilelim adamın düşüncesini.
0
Bruce
(24.10.24)
İspat dediğiniz şey elle tutulur gözle görülür bir olay olmadığı için bilimsel verilerin güçlü yanında duruyordur, mantıken olmadığına daha yakın hissediyordur.
0
olaylar olaylar
(24.10.24)
Şimdi üstat üstü boş bir masa düşünelim, Celal Şengör diyor ki bu masada bardak yok; sen diyorsun ki masada bardak var. Şimdi Celal Şengör mü masada bardak olmadığını ispatlamak zorunda yoksa sen mi boş masada bardak olduğunu ispatlamak zorundasın? Celal Şengör ve diğer ateistler masada bardak yok diyor, kim masada bardak olduğunu düşünüyorsa o ispatlamak zorunda. Bilal'e anlatır gibi anlattım.
0
Bir ben var benden şurada
(24.10.24)
mantık101
0
anna sun
(24.10.24)
Bruce +1
0
thracia
(24.10.24)
Bir video görmüştüm "sanatlı kalem" seviyesine aynı şekilde cevap veren. Kalemi yerw bırakıp "tanrı varsa kalemi yere düşmeden durdursun" diyorsu. Kalem düşüyordu tabii ki. Al sana aynı seviyede bilimsel veri.

Tanrı gibi bir olgunun "yokluğunu" değil, "varlığını" kanıtlaman gerekir. Kaldı ki varlığını bugün kanıtlayamıyor olman yarın kanıtlayamayacağın anlamına gelmez. Kanıtlayabildiğin şeyler ise artık kanıtlanmıştır. Kıvırmanın lüzumu yok.

500 sene önce mikroorganizmayı kanıtlayamıyordun. İnsanlar hastalıklar için binbir komik sebep arıyordu. 1000 sene önce levha tektoniğini kanıtlayamıyordun. İnsanlar yanardağ patlamaları ve depremler için binbir komik sebep arıyordu. Şu an "tanrı yoksa insan yarat" gibi sözde zekice laf sokmalar da bundan 500 sene sonra teknoloji ilerleyince aynı şekilde komik iddialar olarak anlatılacak.

Şu ana kadarki veriler bir tanrı ya da tarikat sloganı gibi kusursuz evren vb. olduğuna dair yeterli kanıt sunamıyor. Şu halde inançsızlığın ağır basması normal. Ben ateist değil, agnostiğim bu arada.
0
nawar
(24.10.24)
senin odanda bir öcü olmadığını ispat etsene nasıl edeceksin merak ediyorum
bir şey yoksa yoktur. var olduğunu ispat edemiyorsan o yoktur. bu kadar basit.
inanmak istiyorsanız inanın ama yok işte. bunu mantık zeminine oturtmaya çalışmayın.
0
abelardo
(24.10.24)
birinin bir ist olması lazım değil. bir terim altına girmekte gerekmiyor. @kaleci saçlı yırtıcı forvet +1
0
mikahakkinen
(24.10.24)
Bence Celal Şengör inanmak istemeyişine dayanak buluyor sadece, inanırsa sorumluluk alacak, ona göre değişimler yaşaması gerekecek, bunları istemediği için inanmamayı tercih ediyor ama bu dediklerimi delikanlı gibi dümdüz söylemeye yüreği olmadığından ispatsız delilsiz bir şeye inanmam kafasında geziyor. Tek olayı inanmak istememesi onun.

Tanrının varlığı ispat edilmiyorsa yokluğu da ispat edilemez. Yokluğu ispat edilemiyorsa varlığı ispat edilmiş sayılamaz. Dolayısıyla evet, agnostik olması gerekirdi, bilinemezciyim diyerek gezmesi gerekirdi. İnanmıyorumcu olmasının tek sebebi tepkiselliği.
0
muhayyer divan
(24.10.24)
Bence dini inancı olanlar inanmak isteyişlerine bahaneler buluyor sadece, çünkü sorgularsa sorumluluk alacak, ona göre değişimler yaşaması gerekecek, bunları istemediği için dümdüz inanmayı tercih ediyor ama bu dediklerimi delikanlı gibi dümdüz söylemeye yüreği olmadığından ispatsız delilsiz ben istediğime inanırım, bu benim inancım kafasında geziyor. Tek olayı inanmak istemesi onların.

Tanrının varlığı ispat edilmiyorsa yokluğu da ispat edilemez. Yokluğu ispat edilemiyorsa varlığı ispat edilmiş sayılamaz. Dolayısıyla evet, aslında tüm inanların agnostik olması gerekirdi, bilinemezciyim diyerek gezmesi gerekirdi. Dini inancın olmasının tek sebebi böyle bir kültürün içine doğmuş olması ve sorgulamaktan korkması. Yoksa hangi coğrafyada doğduğuna göre müslüman, hristiyan, budist ya da pagan olabilirdi.
0
thracia
(24.10.24)
mail atabilirsin kendisine. bana cevap vermisti.
0
antikadimag
(25.10.24)
(12)

Eşcinsel futbolcu

sanguine
Türkiye'de geçmişten günümüze, açık ya da closeted eşcinsel bir futbolcu oldu mu hiç. Futbolla hiç alakam olmadığı için bilmiyorum. Ya da hiç bu yönde dedikodulaei çıkan futbolcular. Merakimdan soruyorum, diğer alanlarda (müzisyen vb) genelde üstü kapalı da olsa biliniyor.
Türkiye'de geçmişten günümüze, açık ya da closeted eşcinsel bir futbolcu oldu mu hiç. Futbolla hiç alakam olmadığı için bilmiyorum. Ya da hiç bu yönde dedikodulaei çıkan futbolcular. Merakimdan soruyorum, diğer alanlarda (müzisyen vb) genelde üstü kapalı da olsa biliniyor.
0
sanguine
(23.10.24)
Hocam böyle bir şey açıklanabilir mi sence Avrupa'da bile benim bildiğim 2 kişi açıkladı onların da futbol hayatı bitti, biri daha sonra yetişkin film oyuncusu oldu galiba ama karıştırıyor da olabilirim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.10.24)
gökhan çıra - selin ciğerci'yi biliyorum en fazla.
0
janderzel zartanyan
(23.10.24)
Elbette var. Bir dönem Fenerbahçe'de oynamış bir futbolcuyla birlikte olan eşcinsel arkadaşım var. Bu arada bu futbolcu aynı zamanda evli. Dolayısıyla bilmiyor oluşumuz var olmadığı anlamına gelmiyor.
0
thracia
(23.10.24)
Kapalı olabilir ama açık bir şekilde hiç duyulmadı. Tribünlerdeki sloganların yaratıcılığıdan, soyunma odasına kadar her şeyi sıkıntı olurdu. Futbol erkek sporu olarak bilinir ve fanatiktir. Cinsel tercihi farklı olanlar için tam bir cehennem bence. Açık olsaydı herkes bilirdi.
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(23.10.24)
Türkiye'de yok. Avrupa'da var, aktif olarak oynayan da var. Ha ama futbol tabiki bu tarz şeylere açık olmayan bir spor. Misal zaniolo kardesimiz kitap okumam film varken ya diyen biri. Zannetmiyorum ki kendisi openminded olsun.
0
logisticsmanager
(23.10.24)
Yemin edebilirim ama ispatlayamam: Kerem Akturkoglu
0
freedonia
(23.10.24)
Kerem‘le okan buruk un arasinda bir seyler var gibi geliyor bana da. Okan karisindan bosandi ve kerem in de hic public sevgilisi yok.

Okanin kurdugu 2022/23 sezonu takimi da türk futbolunun birlikte görüp görebilecegi en seksi futbolculardan olusuyor resmen

@logistic, zaniolo film de izlemiyorum demisti o röportajda ve en son izledigi dizi prison breakmis djdkfk
0
robert bosch
(23.10.24)
bence kesin çoktur biz bilmiyoruzdur. kahvede takılan dayılar arasında bile ortaya düşecek kadar çekim oluyorsa beraber spor kapan kaslı gençler arasında olmaması imkansız.

burada 20 kişi saymışlar www.out.com
0
titanyum22
(23.10.24)
dunyanin yuzde kaci escinsel egilimli ise, spor, politika, muzik cart curt bunlarin hepsindeki oran aynidir.

google'a sordum , erkeklerin %5i civari diyor.
superlig'de 19 takim var, yedeklerle berabe 25'er oyuncu desek 475 adam yapar.

yani 20-25 arasi "egilimli" olabilir. aktiftir, pasiftir, bisexdir, taocudur, mazosisttir, kim nedir orasinin bilemem.
0
cooperr
(24.10.24)
Beşiktaş'ta Guti, Galatasaray'da Milan Baros vardı. Günün sonunda "Tarkan gay olduğunu açıklasaydı..." yoluna gidiyor ama biseksüel ve gayler var. Sadece açıklayınca başına gelenler yüzünden gizli kalıyorlar. +1

Halil İbrahim Dinçdağ örneği var Türkiye'de.
0
nawar
(24.10.24)
Hidetoshi Nakata eşcinsel olduğunu açıklamıştı diye okumuştum.
0
burka
(24.10.24)
Kerem Akturkoglu +1

Gay arkadasim soylemisti, onlar birbirini taniyormus Ezel'deki gibi:) Yuruyus, konusma, durus, hal ve hareketlerden www.youtube.com
0
speedy
(24.10.24)
(2)

İtü-Ayazağa İstasyonundan

beraesad
Uniq İstanbul'a yürüme yol var mıdır? Gidilebilir mi?
Uniq İstanbul'a yürüme yol var mıdır? Gidilebilir mi?
0
beraesad
(22.10.24)
Plaza tarafından geçen dolmuşlar olması lazım. 5-6 km vardır aradaki mesafe.
0
auroraaurora
(22.10.24)
Windowist çıkışından çıktıktan sonra yokuş aşağı yürüyerek 10-15 dakikada son derece rahat bir şekilde ulaşırsınız. Dolmuşa binmeye falan değmez. Maksimum 1 Km civarı bir yol.
0
thracia
(22.10.24)
(8)

hayatimin 6. sezonundaki insan sirkulasyonu

ala09
selam arklarbu red flag olayini arkadas/flort cevresinde nasil ayarlayacagimi bazen kaciriyorum. cok musamahli davradigim da oluyor kucuk bir seyden hayatimdan cikardigim da. bazen fazla hassas davranip davranmadigimu secemiyorum. herkesin kusuru var elbette ama isin sonu kimsesizlige dogru kayacak
selam arklar

bu red flag olayini arkadas/flort cevresinde nasil ayarlayacagimi bazen kaciriyorum. cok musamahli davradigim da oluyor kucuk bir seyden hayatimdan cikardigim da. bazen fazla hassas davranip davranmadigimu secemiyorum. herkesin kusuru var elbette ama isin sonu kimsesizlige dogru kayacak gibi duruyor. yeni tanidigim birinin agir irkciligina sahit oluyorum da bir olay her seyi bitiriyor sanki. arapcadan bahsedince laik atak geciriyor(o=ezanlar turkce okunsun fan club, ben=ezan ne mw kapatilsin) zihniyet var ama faaliyette yok(e ne olsun). bazen ozel hayatindaki iliskilerinden dolayi da mesafe koydugum oluyor, kendine saygisi olmadigini gorunce elimi etegimu cekiyorum. ne olacak simdi? boyle seylerden insan temizligi cok mu ince? "yeterince solcu degil" bakisi hayatima hakimiyet kurunca magarama mi donmus oluyorum?

help
0
ala09
(22.10.24)
Flört konusu başka, arkadaş başka. Flört etmek, flört edecek insan bulmak çok kolay. Burada red flag aktif çalışsın derim.

Arkadaş konusunda red flag değil de filtre çalışıyor. Aradığım özellikler filtreden geçiyorsa, varsa geri kalanlar ile yola devam edilebiliyor ve kendime de aslında ne kadar liberal, fikirlere saygı duyan biri olduğum hissi yükleniyor, yüklenmese de bu şekilde orta yolu bulabiliyorum. Uzlaşı olmazsa arkadaşsız kalırsın. Benim için samimiyet, güven, verdiği sözü tutan, arkadaşlığa değer veren insan olması önemli. Kendi görüşünü bana empoze etmeye çalışmıyorsa, dindar olabilir, spor sevmiyor olabilir, aşı karşıtı olabilir, apolitik olabilir, conspiracy teorilerine inanabilir.
0
gabe h coud
(22.10.24)
İnsanın hayatında en azından 1 tane arkadaşı olmalı. Arkadaş çok önemli. Benim çok yakın bir arkadaşım var hatta artık kardeş gibiyiz onunla, iş yerinde tanıştık. Benzer yönlerimiz olsa da çok alakasız yönlerimiz de var. Ben bu bana uygun değil deyip, arkadaşlık kurmasaydım böyle bir insanın hayatımda olmasını engellemiş olurdum ve bu benim için şanssızlık olurdu.

Hemen hemen her gün telefonla konuşuyoruz, konuşamazsak mesajlaşıyoruz. Geçen gün telefonumu başka odada bırakmışım , o da beni aramış acmayinca ben, çok korkmuş. "Evine geliyordum neredeyse" dedi. Çok önemli bir şey benim için bu. Aynı şekilde ben de haber alamasam onun evine giderim.

Mutluluğumuzda, hüznümüzde hep birbirimizin yanindayız. O yüzden insanlarla arkadaşlık kur. Herkesin kusuru vardır tabi çok ciddi kötüyse zaten uzak dur.

Flört konusunda biraz daha seçici olmalısın tabii.
0
rock n roll
(22.10.24)
Bahsettiğiniz filtreler ince falan değil, gayet normal buldum. elbette kimseyle %100 aynı fikirde olacağız, hayata aynı pencereden bakacağız diye bir kural yok. Bu mümkün de değil zaten. Ancak ilişkinin yürümesi için belirli temel noktalarda anlaşabiliyor olmak gerekiyor. Zaten bu temel noktaları oluşturan şey de hayatı nasıl algıladığı, özetle zihniyet.

Siyasi görüş, din kavramına bakış, insan ilişkilerindeki tavır vs gibi temel direklerde anlaşılamıyorsa bunların üzerine inşa edilen ilişkinin de maalesef yürüme olasılığı pek yok.

Arkadaşlık ilişkilerinde bir miktar daha esneklik payı olabiliyor. Yani örneğin ben ateistken kendince inancını yaşayan biri ile arkadaşlık ilişkimi yürütebilirim. ama dini hayatının temel noktasına almış biri ile arkadaşlık yürütmem mümkün değil. Ya da politik bilinci olmayan biri ile arkadaşlık yürütülebilir ama bir siyasal islamcı ile bırakın arkadaşlığı aynı masaya oturmam bile mümkün değil.

Kısaca zaten koyduğunuz filtrele takılan insanlar, sizin içinize sinmediği için o filtrelere takılıyor. Karpuzu kestiniz, baktınız kelek. Hala yemeye devam mı edeceksiniz?
0
thracia
(22.10.24)
Bu ülkede kendini solcu olarak tanımlayandan da bir cacık olmaz. Sağcı olarak tanımlayan kalmadı zaten sanırım. Saf nefret kaldı geriye siyasi görüşlerden. Sosyal medyadaki algı yönetimi getirdi insanları buralara. Tüm dinciler ahlaksız, tüm solcular terör örgütleri tarafından davar gibi güdülüyor, tüm Kürtler Türk düşmanı, tüm araplar işgalci gibi bir sonuca yöneltiyor sosyal medya. O yüzden özellikle bu konularda kırmızı bayrak dikmeden önce kök-sebep analizini yapmak lazım.

Onun dışında genel olarak konulara bakacaksak da eğer buluttan nem kapan biri değilsek ve o kırmızı bayraklar gerçekten mayının üstüne dikilmişse ona uymak lazım. Yalnız kalmak, toksik, sorunlu, takıntılı tipleri hayatına alıp hayatını zehir etmekten iyidir. Keşke bunu tanrısal bir güçle adeta bir oyun gibi herkesi etiketleyecek şekilde görebilseydik. Karaktersizler, karaktersizliklerini yeni tanışmanın handikapı ile rahatça gizleyip hayatımıza sızamasaydı.
0
nawar
(22.10.24)
Bu hayatta herkese ihtiyaç olabiliyor. Sağcı veya solcu diye insan ayırmak seneler önce yaptığım bir hataydı. Şimdi her kafadan insan ile tanışıyorum ve ayırt etmiyorum(terörisler hariç). Çünkü o adam onu doğru biliyorsa sen o kişiyi kendisinden koruyamazsın. Aynı fikirde olduğun adamlarla da muhabbet akmayabiliyor. Adam ırkçı ise, aşırı dinci ise tatlı tartışmalar yapabiliyorsun. Ama ikimiz de Atatürkçüysek, evet doğru diyorsun ve konu kapanıyor. Böyle çok daha mutluyum.

Örnek kırtasiyeden bir şeyler yazdırıyorum, ama ofiste yazıcı var. Gitme sebebim adamın koyu çarşaflı dinci olması. Noldu bak meclise bilmem ne başını çağırdılar diyorum, cuma günleri namazda seni göremedik diyor. Gülüp geçiyoruz. Gibi gibi. Bence adam elemeye yer aramasak çok daha güzel olacak.
0
Shepard
(22.10.24)
siz bu sekilde ali riza bey gibi davraniyorsunuz. dogru bir tane degil. herkesin dogrusu kendine.

alevi diye onun görüsmem diyen haci dededen farkiniz yok bunu yaparak.

ayrica birinin sizinle düsünce anlaminda carpismasi güzel bir sey. beyin acar.
0
robert bosch
(22.10.24)
Flört için değil ama arkadaş edinme konusunda bu tarz bir yaklaşım zaten temelden sakat. Böyle bir tutumla hayatınıza insan kazanmaya değil, yanınıza yaklaşanları sürekli olarak elemeye çalışıyorsunuz. Bu da en ufak şeyde insanların üzerlerini çizmeye sebep oluyor. Size özel bir şey de değil bu. Etrafımda çok görüyorum. İnsanlar birbirlerine tahammülsüz. Kimse kimseyi tanımak, dinlemek istemiyor. Kendi hayat tecrübelerine göre kısa yoldan etkiketler yapıştırıp tanıştıkları insanları büyük bir özgüvenle "notlandırılıyorlar". Sonra şöyle yalnızım, böyle yalnızım diye ağlıyor herkes. E ne bekliyorsunuz?
0
synesthesia
(22.10.24)
Fikri, düşüncesi ne olursa olsun bunları mantıklı savunabilmesine, kendini ifade edebilmesine bakıyorum ben. Bazısı gerçekten neyi neden yaptığını, neyi neden düşündüğünü dahi bilmiyor. Açıkçası aptal olmaması yeterli. İlk süzgecim bu.
0
lüzumsuz adam
(22.10.24)
(7)

İnsan kusan şehir

gang leader of wasseypur
Her sabah mesai ve okul saatlerinde İstanbul'un her köşesinde binlerce insan duraklarda tost olmuş bekliyor. Bir mahalle durağında bile doluluktan geçen 3 otobüse 2 minibüse binemiyorum. Gelen araç insan alamadan gidiyor. Metrobusler metrolar insan kusuyor adim atilamiyor durulan yerde. Bu işe bir ç
Her sabah mesai ve okul saatlerinde İstanbul'un her köşesinde binlerce insan duraklarda tost olmuş bekliyor. Bir mahalle durağında bile doluluktan geçen 3 otobüse 2 minibüse binemiyorum. Gelen araç insan alamadan gidiyor. Metrobusler metrolar insan kusuyor adim atilamiyor durulan yerde. Bu işe bir çözüm lazım kimsenin umrunda değil mi ya bu delilik? Bok gibi yaşıyoruz resmen yasadigimiz bu rezalet ne ara normallesti?
Belli saat aralığında acil durumlar icin kullanilmayan (hastane vs) özel araçlara trafiğin bazı bölgelerini kapatip otobus seferlerini x3 arttirsalar - Boyle bir şey çok mu ütopik olurdu?
0
gang leader of wasseypur
(22.10.24)
imkanı olan kaçsın, kaçmak isteyen imkan yaratsın. Sorun bunlar değil sorun temelde. Şehirleşme yanlış. Her gün insanları beylikdüzü'nden levent bölgesine taşırsan böyle oluyor işte. her yere metro yapma imkanı yok olsa bile herkes marmaray'da mertorbüstte üst üste
0
croswell
(22.10.24)
Fi tarihinde "Tek plaka - Çift plaka" gibi yöntemler tartışılmıştı ama sonra bir şey çıkmadı. O tür yöntemlerin işleyebilmesi için şehrin toplu taşıma sisteminin gelişmiş ve entegre olması lazım, yoksa bir yandan trafiği azaltmaya çalışırken diğer yandan insanları ciddi sıkıntılara sokarsın.
0
salihdt
(22.10.24)
Orada kalan için diyeceğim: ne yapıp edip taşınması lazım.
Devletimizin bunun için planlayacağı ilk şey kırsal yerlerde yaşamayı teşvik etmek bunun için de başta tarım hayvancılık olmak üzere iş sahalarına yatırım sağlanmalı.
Artık insanlara değil arabalara bile yer yok İstanbul'da.
Türlü yollar yapmakta çözüm değil.
Çünkü bir zaman sonra tekrardan ulaşımda yoğunluk oluşuyor.

Gelmek isteyen için de İstanbul gibi yerlere taşınmak zorlaştırılmalı. Gerekli şartları taşımayan veya isteyen herkes gelmemeli.
Şehir için özel bir kota şekli konması lazım.

Yıllar öncesinde orada görmüştüm, trafikte yaşlanmanın ne demek olduğunu.
İnsanlarımız geçim için adeta bir tost makinesi içinde sıkışıp kalmamalı.
Artık stresse giren, karadenizli bir arkadaşım da durumu düzelttikten sonra köyünde tavuk yetiştirme ve yumurta pazarlamayı düşünüyordu.
0
diyecevaplandı
(22.10.24)
otobüsler yetmiyor, otobüs şoförleri kasıtlı olarak seferleri geciktiriyor ve bazı seferleri otobüs arızalı yalanı ile yapmıyor. bu sebeple duraklarda insanlar biriktikçe birikiyor. sariyer'de yıllardır olan bir sorun bu.

ilkokul sonrası okullar sabah 10'dan sonra başlamalı bence istanbul'da.
0
ayseee
(22.10.24)
Trafik yoğunluğu, toplu taşıma vs bunlar kural koyucu ve uygulayıcıların umurunda olan şeyler değil. Bu gerçekle ne kadar hızlı bir şekilde yüzleşip geleceğinize dair planları ona göre şekillendirirseniz o kadar iyi.

20 milyon nüfuslu bir şehirde hala cayır cayır toplu konut yapılıyor mu? yapılıyor, her yere imar izinleri verilip yeni imar sahaları açılıyor mu? açılıyor. Bunların yapılması demek şehre yeni nüfusun eklenmesine alan açmak demek. Görüldüğü gibi öncelikler sizin refahınız, trafik sorunu falan değil. Avrupada neden 3 milyondan çok nüfusa sahip şehir yok ya da neden avrupanın büyük metropollerinde emlak fiyatları yüksek sanıyorsunuz? adamlar bilmiyor mu toprakları imara açıp yeni konuta izin vermeyi?

Hayat kalitenizin artmasını istiyorsanız kısa vadede bu şehirden taşınmak dışında bir seçenek maalesef gözükmüyor. Elbette iş olanakları bu durumu sınırlayan en büyük etken ama maalesef bu ülkede hemen her alanda yaşadığımız sıkışmışlığı burada da yaşıyoruz.
0
thracia
(22.10.24)
ibb istanbul'dan gidene ucretsiz nakliye destegi veriyor. kimse bisi yapmiyor mu sorusuna cevap.
0
buenosdias
(22.10.24)
Thracia +1

Bütün sirketleri, finans merkezini, her şeyi rant için İstanbul'a topladilar. Kimsenin sizi ipledigi yok, hükümet insanlar diğer sehirlere gitsin istemiyor, bütün Türkiye koskoca bir istanbul olacak bu gidişle böyle büyütmeye devam ederlerse.

Bu düzelmez. Imkanı yok bu kadar insanla. Ve insanlari da anliyorum; is yok. Türkiye'de olsam ancak İstanbul'da yasardim heralde (belki ankara) çünkü yok yani başka yerde düzgün iş. Napicam küçükbaş hayvancilik mi yapicam Türkiye'ye gelirsem?

Kısacası hukumetlerin iğrenç yönetimlerinin sonucu bu. Çözümü de sizin sehirden gitmeniz. Cozulmeyecek, imkanı yok.
0
logisticsmanager
(22.10.24)
(6)

Sırt çantasına viski koyup uçağa binebilir miyim?

0zlem
Duty freeden aldığımız viskiyi sırt çantama koyup uçağa binebilir miyim yoksa bagaja mı vermemiz gerekiyor?
Duty freeden aldığımız viskiyi sırt çantama koyup uçağa binebilir miyim yoksa bagaja mı vermemiz gerekiyor?
0
0zlem
(21.10.24)
canta, poset olur.
0
buenosdias
(21.10.24)
başka uçuşun var mı diye soruyorlar kasada ona göre kilitli poşete koyuyorlar
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(21.10.24)
Gayet çantanıza koyabilirsiniz, hatta elinizde poşetle de binebilirsiniz. Ben bazen yolun uzunluğuna göre açıp içerim de.
0
thracia
(21.10.24)
binersin. zaten o arada kontrol yok.
0
jelly bear
(21.10.24)
Duty freeden alırken baglanti uçuşu olup olmadığını soruyorlar. Baglanti uçuşun varsa kilitli posete koyuyorlar ve acmaman lazım.

Örnek olarak sabiha Gökçen aktarmali uçuşlarda transit yoktu tekrar güvenlik geçmek gerekiyordu. Bu noktada kilitli torban yoksa gg wp.
0
logisticsmanager
(21.10.24)
Duty free’den aldığınız ürünlere öyle bir müsamaha var. Normalde o kadar sıvı ile uçağa binmek yasak ama duty free’den aldıysan sorun olmuyor.
Sırt çantanda yer işgal etmesine de gerek yok. Elinde gezebilirsin.
0
michael_knight
(22.10.24)
(10)

Sevgiliniz Hakkında Her Şeyi Bilir Misiniz?

rock n roll
Mesela, onunla ilgili her detaya hakim misiniz? Onu en çok ne mutlu eder ya da ne üzer? Neye sinirlenir? En çok hangi yemeği sever? En sevdiği renk vs. Bunları bilmemeyi anlayamam da hadi anladım diyelim ama çok hayati şeyleri bilmeyen birini gördüm. Eşinin kan grubunu bilmiyor. Bu bilgi çok önemli
Mesela, onunla ilgili her detaya hakim misiniz?

Onu en çok ne mutlu eder ya da ne üzer? Neye sinirlenir? En çok hangi yemeği sever? En sevdiği renk vs. Bunları bilmemeyi anlayamam da hadi anladım diyelim ama çok hayati şeyleri bilmeyen birini gördüm. Eşinin kan grubunu bilmiyor. Bu bilgi çok önemli değil mi? Bunu bilmemek ilgisizlikte son nokta değil midir? Sizler ne düşünüyorsunuz?

Her detaya hakim olmak, ilişkiye ve karşımızdaki kişiye özen göstermektir bence. Onu tanımaya önem vermektir.
0
rock n roll
(21.10.24)
+1
0
grimavi
(21.10.24)
Bilmem, bilmek de istemem.
0
dedeminhirkasi
(21.10.24)
Kan grubunu ben de bilmiyorum, aklima bile gelmedi. Simdi sordum. Bunun disinda genel olarak herseyi bilmeye/soylemeye gerek gormuyorum. Bazi ciftler alakasiz konularin bile paylasilmamasina asiri takiyor, bana garip geliyor acikcasi, alakasiz derken baya baya farkli insanlarla ilgili haberler, mesela adamin kuzeni evlenecekmis ama gizli kalmasini istiyor simdilik, sonra sorun oluyor neden soylenmedi vs.
0
mbond
(21.10.24)
@mbond

Bu önemli bir bilgi değil mi sence? Kan grubunu bilmek, varsa sahip olduğu hastalıkları, kullandığı ilaçları bilmek. Bence bunları bilmek lazım.
0
🌸rock n roll
(21.10.24)
en çok ne mutlu eder/üzer/sinirlendirir kısmı çok subjektif ve ana göre değişen şeyler ya. Ben kendi adıma bile bu soruya cevap veremem yani bugün x beni en çok sinirlendiren şeydir derim yarın y olur.

En çok sevdiği yemek/renk/film/dizi vs de yine çok değişken şeyler. Hangi rengi sever, sevdiği sevmediği yemekler neler az çok biliyorum tabii ama EN kavramı biraz zor dolan bir kavram o yüzden bunları bilmek zor. Yine kendi en sevdiğim yemeğe hayatım boyunca karar vermiş değilim.

Kan grubu bilinmesi çok gerekli mi tartışılır ya. Hastanede ölçülmesi çok kısa süren bir şey ve senin sözüne güvenmezler yani acil bir durumda yine de bakarlar. Sevgilimin kan grubunu biliyorum ama.

Onun dışında daha spesifik, hayatıyla ilgili yaşadığı olayları falan bilirim. Yani kendi paylaştığı ve önem verdiği şeyleri aklımda tutarım. Bunu da ekstra puan toplamak için yapmam yani zaten aklımda kalır.
0
nundu
(21.10.24)
Bunları bilmek bir özen ya da sevgililik görevini iyi yapmak değil, sevgililiğin doğal sonucudur zaten. Çünkü sevdiğini içgüdüsel olarak merak edersin. Merak ettiğinde de doğal olarak öğrenir ve bilirsin.

At yarışına meraklı bir Süleyman abi vardı. Tüm atların anasını babasını, hangi jokeyle hangi mesafede daha iyi koşar, hangi atlarla beraber kendini daha iyi hisseder gibi tüm detayları ezbere bilirdi. Çünkü adam seviyordu at yarışını, hastaydı atlara. Ama sorsan değil karısının kan grubunu, çocuğunun kaça gittiğini bile bilmezdi.

Hülasa, seviyorsanız sevgiliniz kumda mı iyi koşuyor yoksa yağmurda mı daha hızlı bilirsiniz bence :)
0
thracia
(21.10.24)
@nundu

Muhakkak hastanede bakılır, 5 dakikalarını almaz onu biliyorum ama bu ilgilenmektir. Mesela, hastalandı, bilinci yerinde değil. Ben, doktora şu hastalıkları var, şu ilaçları kullanıyor diyebilmeliyim. Bu bilgiler onun hayatını kurtaracak belki. Doktorlar nokta atışı teşhis koyacak ya da önlem alacaklar. Böyle, doktorların suratına boş boş bakmak istemem. Sevgilim yani, sokaktan geçen biri değil ki bilmem lazım. Hatta onun da beni bilmesi lazım. Ben bu kadar meraksız olmayı anlamıyorum.
0
🌸rock n roll
(21.10.24)
Size söylediği herşeyi bilebilirsiniz. Herşeyi bilirsiniz ama bir şeyi bilmezsiniz ve bilmediğiniz bir şey de belirleyici olur maalesef. Her detaya hakim olmak herkeste özen anlamına gelmeyebilir. Yapı meselesi bence.
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(21.10.24)
bana söyledigi her sey aklimda kalir ama cok darlamam.
zaten insanlar da bir garip. benim ilkokuldan beri en sevdigim renk maviydi su an cok soguk geliyor..

bilmek lazim ama böyle seyleri haklisin. gözlemler zaten insan karsisindakini.
0
robert bosch
(21.10.24)
Ben gizem sevdiğim için her zaman yeni öğreneceğim şeyler olması hoşuma gider ama bu kesinlikle kan grubu gibi sabit bir bilgi degil. yani kan grubu bilinmeli, bilinmemesi ozensizlik. he saglik konularinda asiri ilgisiz biriyse ve sağlıklı bir ilişki ise bunu yıllar sonra öğrenmek de komik bir şey olabilir
0
ala09
(21.10.24)
(24)

Bu iş geçmişi olan birinden soğur muydunuz?

duygusalatasi
Yeni tanıştığım bir avukat bey var. 40'lı yaşlarda. Hem düşünce hem hayat tarzı olarak son derece muhalif bir kişilik yani siyasi olarak uyuşuyoruz diyebilirim. Fakat adını Google'a yazınca 2018 yılında AKP belediye meclis üyesi, 2020 yılında Deva Partisi kurucu üyesi olduğu yazıyor. Sorunca ''ne dü
Yeni tanıştığım bir avukat bey var. 40'lı yaşlarda. Hem düşünce hem hayat tarzı olarak son derece muhalif bir kişilik yani siyasi olarak uyuşuyoruz diyebilirim. Fakat adını Google'a yazınca 2018 yılında AKP belediye meclis üyesi, 2020 yılında Deva Partisi kurucu üyesi olduğu yazıyor. Sorunca ''ne düşündüğümü biliyorsun, öyle inandığım için değil, iş olarak yapıyordum'' gibi cevaplar veriyor. Bu yüzden ondan soğur musunuz? Yoksa insanlık halidir, ekmek parasıdır, eskiden öyledir ama o yoldan dönmüştür der misiniz? Arkadaş olarak da sevgili olarak da düşünülüp cevap verilebilir.
0
duygusalatasi
(21.10.24)
Bir duruşu olmayan omurgasız bir insan diye düşünürüm, herkesin de bahanesi iş için, peki buna rağmen böyle partilere yaklaşmadan daha zorlu şartlarda avukatlık yapan insanlar yok mu ?
0
grimavi
(21.10.24)
Bizim o konudaki düşüncemiz şu şekilde: pbs.twimg.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.10.24)
prensip olarak 2018 yılında hala yolu malum parti ile "iş" için kesişen ve meclis üyesi olan birinin hayatta herhangi bir prensipi olmadığı, para için her şeyi yapabileceğini düşünürüm. Sonuçta iş için mezheplerde falan da takılabilir. Iş için feto ile de takilmis olabilir. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakilmaz. Ne düşündüğü çok da önemli değil.

Benim kendi prensiplerime göre çöp kovası etrafında takılmayı böyle tiplere tercih ederim. Eski arkadaşım olsa belki eyvallah derdim eskiden olması sebebiyle (ki böyle bir tanıdığım hiç yok, çok mutluyum).
0
logisticsmanager
(21.10.24)
ıyyyy adamın geçtiği sokaktan geçmem. menfaati için her ama her şeyi yapabilecek biri bu ve bu normal değil, her ne kadar normalleştirmeye çalışsalar da.

''ne düşündüğümü biliyorsun, öyle inandığım için değil, iş olarak yapıyordum'' özrü kabahatinden büyük. inansa en azından safmış dersin. şaşırmadım gerçi, bunların alayı böyle. para için anasını boyayıp babasına satacak adamlar.
0
titanyum22
(21.10.24)
Kaleci +1
0
ananiyimioguz
(21.10.24)
Konuya takildigi partiler uzerinden de bakmaya gerek yok. Fayda saglama amacli bir takim siyasi ortamlara girmeyi uygun gormus. Biraz sozde de olsa hepimizin karsi ciktigi iltimas meselelerinde, iltimasi arayan kisi olarak gorunuyor. Hayatin gercegi olsa da omurgasizlik sinifina girer.
0
mbond
(21.10.24)
iş olarak değil baya para için yapmış işte. ben olsam görüşmem asla. omurgasızlık +1
0
jelly bear
(21.10.24)
Sohbeti muhabbeti eşlikçiliği iyiyse arkadaş olabilirim ama sevgili olmam. Sen biraz makyevelistsen olur, herkesi rahatsız etmek zorunda değil.
0
Bruce
(21.10.24)
Çok radikal olmayan zıt düşüncedeki biriyle yürütebilirim, geçmişte zıt fikirlere sahip ama bugün değişmiş biriyle de yapabilirim. Ancak tam olarak ne düşündüğünü bildiğim halde, iş olarak, zıt siyasi görüşe, hem de siyaset çatısı altında hizmet eden birinden soğurdum. Özrü kabahatinden beter. Siyasette profesyonelliğe karşıyım. İnsan kendi yaşam tarzının aleyhinde çalışma yürütmemeli. Böyle bir oksimoron olay yok.
0
akhenaten
(21.10.24)
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet +1
insanlar fikirlerini değiştirebilir yanlışı görebilir ama iş için yapıyordum demesi daha kötü olmuş,2 gün sonra ilişki ciddiye binince ben fikrimi değiştirdim sarışın seviyormuşum mu der acaba?
0
eja
(21.10.24)
inkar ediyorsa sogurdum. durustce kabul etseydi sogumazdim.

ama cift olarak birbirinize yakistiginizi dusunuyorum. biri google'dan bakip gecmisi hakkinde sorguya cekme hadsizligi yapiyor digeri de gunu kurtarmak icin gecmisteki karar ve tercihlerinin arkasinda durmuyor. tam birbirinize goresiniz bence. merhaba toksik iliski:)
0
buenosdias
(21.10.24)
Sağcı olsun solcu olsun böyle bir geçmişi olanın menfaatten başka düşündüğü bir şey yoktur.
Kısaca, makyevelist bir örnek

Ama sadece mesleği gereği adalet odaklı bir avukattan anladığım tek şey ise sağdan veya soldan haklı olan birini hakkını aramasıdır.
0
diyecevaplandı
(21.10.24)
ilişkiyi keserdim.
0
gabe h coud
(21.10.24)
para için her şeyi yapacak biri olduğunu düşünüp anında soğurum. senin de soğumanı tavsiye ederim.

@buenosdias
abi niye böyle eski sevgilisini aylarca süren stalk sonucu bulmuş da taciz etmiş gibi tepki veriyorsun? biriyle tanışınca gayet de google araması yapılır, özellikle adının marka değeri olan biriyse. az çok tanımak için başka ne yapacağız, fal mı açtıralım? neresi hadsizlik bunun? norveç'te falan yaşamıyoruz ki siyasi duruşa göre karakter tahlili yapmayıp cephemizi belirlemeyelim. aman da aman, savrulmuş yavrucak diye bunu hoş gören de muhtemelen aynı cenahtandır.
0
potasyum bebek
(21.10.24)
Ben istemezdim böyle birisini.

Ben sırf para için ya da daha fazla güç için duruşumu değiştirmem. Kişi, savunduğu değerlerin arkasında dağ gibi durmalı.
0
rock n roll
(21.10.24)
Bence insanların düşüncelerinden çok yaptıkları önemli. Mesela @yap desem yapmazsin he'nin verdiği örnekteki avukat MHP'ten milletvekili seçilseydi talimata göre mi oy kullanacaktı mecliste? Ne önemi var o zaman siyasi görüşünün? Hayatımıza etki eden kişinin kafasındaki düşünceler değil icraatları.
0
peki madem
(21.10.24)
Görüşümü biliyorsun, iş olarak yapıyordum diyerek yakın olmak o görüşü benimseyerek dahil olmaktan daha kötü bence.
0
curukturpkokusu
(21.10.24)
en kötüsü bu tipler. çıkarı için anasını babasını satar bunlar.
elbette farklı görüşlü kişilerle birlikte olunur ama çıkar için birilerine yarananlara selam bile vermem.
0
my fault
(21.10.24)
aleni terör örgütlerinin borazanlığını yapan herhangi bir siyasi oluşum haricinde hiçbir şekilde soğumazdım. bu bahsettiğim hariç hepsini aynı görüyorum çünkü.
0
m e b
(21.10.24)
@potasyum bebek: iletisim diye birsey var. 40 yasinda insanlardan bahsediyoruz. liseli ergen gibi google'da napmis, instadan kimi begenmis gibi kurulmaktansa medeni iki insan gibi oturup dialog kurarsiniz.
0
buenosdias
(21.10.24)
Vallahi 155'i ararün, burda kürtaj yapüyrugh" diyen bahçe cinin bile bu adamdan daha ilkeli bir duruşu var. Dümdüz bir oportünist. İşimi kaybetmemek için, ekmek parası için, şu için bu için diye bahaneleri bitmez. Geçiniz. Milyonlarca insanın dününü, bugününü, yarınını, hayallerini çalmış, canını almış bu sistemi kurmuş insanlarla ortak olacaksın, değirmenine öyle ya da böyle su taşıyacaksın sonra da gelip "ne düşündüğümü biliyorsun" diyerek kendini temize çıkaracaksın öyle mi? Öyle mi alay komutanı?

Bırak arkadaş ya da sevgili olmayı, bu insan müsveddelerinin hakettiği en hafif cevap suratlarına tükürülmesi. O da en hafifi.
0
thracia
(21.10.24)
Soğurum. Para için her haltı yiyebilir, ilkesi yok. İlkesiz insan istemem. Kırmızı çizgilerimiz denk olacak.
0
muhayyer divan
(21.10.24)
@buenosdias hayatımda okuduğum en saçma gaslighting örneğini verdiğin için teşekkürler. ekran görüntüsü alıyorum okuyup okuyup gülücem
0
titanyum22
(21.10.24)
Dışarıdan fonlanan dernek, vakıf vb örgütlerle alenen ilişki içinde olanlar hariç iç siyasette ne sebeple olursa olsun oradan oraya atlamış da olsa kimseden soğumam.
0
hebanon
(21.10.24)
(4)

Jean - Kot pantolon markası

high hopes of the sozluk
selamlar, jean almayı planlıyorum da şöyle bi sıkıntım var; bende ülseratif kolit var ve bu sebepten beli sıkan kotlar çok rahatsız ediyor beni giyerken.böyle beli esnek olan jean üreten hangi markalar var bildiğiniz? ben zamanında mavi jeans'ten almıştım bi tane oraya bakacağım da başka bi marka bi
selamlar, jean almayı planlıyorum da şöyle bi sıkıntım var; bende ülseratif kolit var ve bu sebepten beli sıkan kotlar çok rahatsız ediyor beni giyerken.
böyle beli esnek olan jean üreten hangi markalar var bildiğiniz?
ben zamanında mavi jeans'ten almıştım bi tane oraya bakacağım da başka bi marka bilmiyorum.
Teşekkürler cevaplar için şimdiden
0
high hopes of the sozluk
(20.10.24)
Markaya değil, bedene bakacaksın.
Mahallendeki bir giyim dükkanına gir anlat. Onlar uygun modeli verir.
0
diyecevaplandı
(20.10.24)
@diyecevaplandı beli esneyen modeller üreten markaları soruyorum aslında
0
🌸high hopes of the sozluk
(20.10.24)
Çoğu markada bulursunuz ve kumaş bilgilerine bakarak seçebilirsiniz, ürün sayfalarında ya da mağazadan alacaksanız ürün etiketinde yazar. Kumaşta pamuk oranı ne kadar yüksekse o kadar katı (eski kotlar gibi) olur. Elastan, polyester vs karıştıkça esnekleşir. Rasgele modellerle örnek veriyorum:

www.mavi.com bu pantolon esnek
%90 Pamuk
%8 Polyester
%2 Elastan
www.mavi.com bu pantolon bütün kotlar gibi giydikçe biraz gevşer ama neredeyse hiç esnek değil
%99 Pamuk
%1 Elastan

www.levis.com.tr Bu esnemez çünkü %100 pamuk
www.levis.com.tr bu esner çünkü 70% Pamuk, 28% Liyosel, 2% Elastan
0
kobuzchu kiz
(20.10.24)
Denim/jean pantolonlarda esnekliği veren şey pantolonun içerisindeki elastan ya da lycra adı verilen ipliğin oranıdır. ne kadar yüksek o kadar elastik. Genelde %2 civarında olur. Maksimum %5 görürsünüz. Hemen hemen tüm markaların bu tarz pantolonları mevcuttur.

Polyester kumaşa elastik kabiliyet kazandırmaz; ancak mukavemet verir. Özellikle dış giyimde kumaşa kazandırdığı mukavemet sebebiyle polyester karışım sıklıkla kullanılır. Vücuda direkt temas etmediği noktada polyester belli oranlarda kullanılmasında sakınca olmayan bir materyaldir. Tabi sporcu kıyafetlerinde kullanılan sentetik malzemeleri bunun dışında tutuyorum. Bu tarz kıyafetler vücuda direkt temas etse de özel amaçlar için kullanılması sebebiyle tüm gün giyilen kıyafet sınıfında değiller.
0
thracia
(21.10.24)
(16)

bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? (kitap okuma seklim)

Zetnikov
kitap okumayı seviyorum ama anlatılmak ıstenen seyler bana hanı max 1 a4 kagıdı yada yarısı kadar yer kaplayabilecek seyler gibi geliyor.saygı duyuyorum ama en az 500 sayfalık yazıyı okumak artık ıskence gıbı gelıyor cunku gunumuz artık gorsel hani videolar var yada bulasık yıkarken ses dınleyebılıy
kitap okumayı seviyorum ama anlatılmak ıstenen seyler bana hanı max 1 a4 kagıdı yada yarısı kadar yer kaplayabilecek seyler gibi geliyor.
saygı duyuyorum ama en az 500 sayfalık yazıyı okumak artık ıskence gıbı gelıyor cunku gunumuz artık gorsel hani videolar var yada bulasık yıkarken ses dınleyebılıyoruz.

baktım zaten butun kıtapları okuyamıcam bende artık kitabın adını yapay zekaya yazıyorum özet geç diyorum. bana 1 sayfa mevzuyu anlatıyor. artık bu sekılde kıtap okumaya basladım. kitap masrafım yok yabancı kaynakları vs allah ne verdıyse okuyorum hem sıkılmıyorum. obur turlu bı suru kıtap var nasıl yetısıcem bın tane hobim ısım gucum spor ders bılmem ne okumama ımkan yok.

yorumunuz nedır benım kıtap ozetlerı okumam hakkında ne dusunuyorsunuz gıderım var mı yoksa yanlıs yolda mıyım sızce
0
Zetnikov
(14.10.24)
Saçma bana göre. Ben çok kitap okuyan biri değilim de bunu da yapmam yani.
Okumaya imkanın yoksa okuma. Benim son zamanlarda çok yok açıkçası. Oyun oynamaya da yok. Yapamıyorum. Spor hayatımda daha önemli haliyle boş vaktimi ona veriyorum, bir de hanımla ortak oynayacagimiz kutu oyunu vs.

Iyi bir kariyer, sağlıkli olmak için spor, mutlu bir eş/partner, çocuklarla zaman geçirmek, kitap okumak, dizi/film izlemek, yürümek aktivite yapmak vs bir sürü yapacak şey var ama zaman yok. Bunlarin hepsini yapmamiz zaten zor, bizim için onemlilerini yapsak yeter.

Kitap özeti okumak sana iyi geliyorsa oku da ne bileyim lord of the rings özet okudum geçtim gerçekten misal kulaga komik geliyor. Bence tabi, belki de senin gibi insanlarla kitap özeti kulübü kurup kitap özeti tartisabilirsiniz ne bileyim vardır belki :)
0
logisticsmanager
(14.10.24)
@logisticsmanager

hocam sokak diliyle kendimi ifade edecegim

"benım amacım mevzuyu ayıkmak" hocam. merak edıyorum adam 1.500 sayfa kıtap yazmıs kım oturup okuyacak :D bende ozetıyle tencerenın dıbını sıyırıyor mısalı takılıyorum xD
0
🌸Zetnikov
(14.10.24)
"kitap okumayı seviyorum" ve "işkence gibi geliyor" aynı anda olacak şey değil. Okumayın? Okumak zorunda değilsiniz ki, içinizden gelmiyorsa okumayın, birkaç sene sonra özlerseniz yine okumaya başlarsınız.
0
kobuzchu kiz
(14.10.24)
Abi tamam bize fikrimizi sormussun. Ben açıkça saçma sapan bir düşünce olarak gördüm. Sen böyle mutluysan bize sormadan gerek yok. Yüz kişiden belki 5i bunu çok mantıklı bulacak bence.

Kobuzchu+1
Kitap okumak zorunda değiliz zamanimiz yeterli değilse. Misal ben polisiye okumayi çok severim, hayatima bir artisi olmuyor, hobi/vakit gecirmek. Okumasam da çok bir şey değişmezdi. Ne bileyim Moby dick okudum diye büyük adam olmadim.
0
logisticsmanager
(14.10.24)
kitap okumuyorsunuz ki, özetini okuyorsunuz.

film izlemek yerine trailer'ini izlemekle aynı şey. ya da hakkında sözlükten iki-üç entry okumak gibi.

kitap okumak aynı zamanda düşünsel bir süreç. okurken zihninizde canladırıyorsunuz, belki bi cümle hoşunuza gidiyor altını çiziyor belki bir şey uyandıyor başka düşüncelere kapı açılıyor.

"kitap okuma şeklim" diye bir şey yok yaptığınızda. çünkü bu kitap okumak değil, dediğim gibi olsa olsa özet okumak olur.

ben ilkokulda don kişot'u okumuştum. yarısı resimli, 12 punto, 50-60 sayfalık. kitaptan aklımda kalan tek şey "deli bi adam var. zengin bi de. atıyla dolaşıyor etrafta. etrafa salça oluyor. sonra hasta olup eve geldiğinde komşular evindeki kitapları yakıyorlar. çünkü kitap okuduğu için delirmiş"

20li yaşlarda tekrar don kişot gibi tüm insanlığa armağan olan o başyapıtı okuyana dek böyle bir şey sanıyordum.

siz de özet okumaya devam ederseniz benim ilkokuldaki halimin bir ton laciverdi konumuna gelirsiniz.

siz bilirsiniz tabi.

kitaplar pahalı artık. sorun oysa, elektronik olarak ve bedava bulabileceğiniz tonlarca yerli kitap var.
0
biseysorcaktim
(14.10.24)
Küçükken herkes "kitap okumalisin kitap okumalisin" şeklinde takıldığı için kitap okumaktan çocukken nefret ederdim.

Bence pek çok insanın kitap okumaktan haz almaması da bununla ilintili, "kitap okumanın yapılması gereken bir eylem" olarak gorulmesi; gerek sosyal çevre gerek sosyal statü vs.

Ekside "kitap okumanın hiçbir işe yaramamasi" gibi hıyarca bir başlık bile vardı.

Kitap okumak da bütün diğer hobiler, entelektüel faaliyetler gibi tamamen haz işidir. Bir kitabı okurken "ha 100 sayfa okumuşum iyi 50 sayfa kalmış" diye okuyorsaniz zaten siktir edin okumayın daha keyifli işler yapın.

Karamazov kardeşleri okurken kitap bitiyor diye uzuluyordum sonlara doğru.

Bir ara kitapçıda da çalışmıştım, o zaman fark ettiğim bir gercek; kitap okumayı sevmeyen insan aslında yok. Okumak insanın en temel özelliklerinden, konuşmak gibi. Sadece doğru kitabı bulamayan insanlar var.

Bir de kitap okuma ritmi diye bir gerçek de var. Bu ritmi yakalamak zor, kaybetmek kolay. Bu ritm sahip değilseniz, okumaya tekrar başladığınız andaki kitap da yanlış kitapsa bu ritmi yakalamak zor.
0
makbur
(14.10.24)
kitap okumanın olayı mevzuya ayıkmak değil, o süreci geçirmek. nasıl ki insanlar internetten fotoğrafına bakabilecekleri yerlere seyahat ediyor, aynı şey. sen istediğini yap tabii, kimse seni boğazlayacak değil özet okuyorsun diye. ama aklında kalacağını sanmıyorum
0
titanyum22
(14.10.24)
kitap okumak bir süreç. bu süreç artık size yorucu geliyo olabilir. hepsi hakkında özet bilgim olsun diyosanız okay ama kitap okumak bence yaptığınız şey değil sadece ana konusunu öğreniyosunuz. bu aynı filmin sadece fragmanını izlemek gibi
0
chanandler bong
(14.10.24)
yapay zeka size bir kitabın sayfalarca özetini mi çıkarıyor? yoksa bir sayfalık genel bir tanıtım mı yapıyor? eğer ikincisiyse, buna o kitabı okumak denemez ve aralarda kaçırdığınız çok şey olacaktır. hacimli kitapları bir saatte özet geçen sesli kitaplar var. onlar daha iyi olur sanki.

aslında günde aşağı yukarı yarım saat ayırıp 20 sayfa okuyunca, senede kabaca 15-20 kitap ediyor.
0
visnebahcesi
(14.10.24)
sizinki koca bir kitabı ana fikre indirmek. kitap sadece ana fikir için okunmaz. Kitabın içindeki bir paragraf betimleme, değişik bir gönderme, olayın çözülme şekli...
mesela, kırmızı pazartesi'nin başında kahramanın öleceği bildirilir. siz olayın nasıl gerçekleştiğini merak ederek okursunuz.
0
oyokbuyoknevar
(14.10.24)
Oldu olacak film ve dizilerinin de özetlerini arkadaşlardan dinleyelim:) kobuzchu+1.
0
asteriks
(14.10.24)
Kitap okumak sadece konuyu öğrenmek kavramak değildir ama. Özellikle edebî eserlerde dilin kullanım çeşitliliğini ve maharetini takip etmektir, yazarın kültür birikimini, hayal dünyasını, psikolojik çözümlemelerini, kendi psikolojisini, tarihî bilgileri veya yaklaşımları, düşünce yapısını vs gözlemlemek ve yaşamaktır. Sadece konuyu öğrenmek dediğin anca bilimsel araştırma kitapları için filan geçerli bence.
0
muhayyer divan
(15.10.24)
edebiyat için diyorsan haklısın
film izlemek yerine sinopsis okumak istiyorsun
ama edebiyat bi sanat, böyle bi yapısı var
kitaba konu olacak diğer şeyler, felsefe, mantık, tarih vb için zaten 1 sayfaya indirmek mümkün değil ama yazarın beceriksizliğinden yine bayabilir
0
lambırcek
(15.10.24)
Edebiyat için diyorsan haklısın denmiş. Tam tersi asıl roman söz konusuysa bu dediğiniz yöntem çok daha anlamsız.

Roman okurken olayları bir başkasının gözünden, başkasının bakış açısıyla görürsünüz. Gerçek hayatta insanların kafasının içine giremezsiniz ama kurmaca edebiyatta girebilirsiniz. Bu da size olaylara farklı perspektiften bakabilme becerisi kazandırır. Tek yönlü değil, çok yönlü düşünme alışkanlığının kazanılmasını sağlar. Ve tüm bunlar romanı okurken bir süreç halinde gerçekleşir. "Mevzu"nun ne olduğunu değil, nasıl olduğunu anlatır. Yani siz karakterin ne düşündüğü için öyle davrandığını, gerçekleşen olayların onu böyle davranmaya niye ve nasıl sevk ettiğini bizzat karakterin kafasının içerisinden izlersiniz. Sadece olaylara ve sonuçlara bakarak bu süreci anlamanız mümkün değil ki zaten kitabın olayı da bu sürecin ta kendisi.

Sizin analojinizle cevap verecek olursak, siz özet okuyarak tencerenin dibindeki salçalı suyun tadına bakmış oluyorsunuz ama o tencerede pişen kuru fasulyenin de kuzu etinin de tadını kaçırmış oluyorsunuz. Eğer, "ben zaten o saçalı sudan o tencerede etli kuru fasulye piştiğini anlıyorum bu da bana yeter" diyorsanız, sizin bileceğiniz iş. Ama bize etli fasulye vs salçalı su diye soruyorsanız bunun cevabı belli.

O değil de örnek vereceğiz derken kuru fasulyeye aşerdim durduk yere :)
0
thracia
(15.10.24)
çooooooooooooooook saçma. hayatımdan bundan daha saçma çok az şey duymuşumdur.

ben şunu yapıyorum. bi film var mesela, merak ediyorum, ama izlemeye vaktim ya da enerjim yok, iki saatime değmeyeceğini düşünüyorum. filmi wikipedia'dan aratıyorum. orda hemen hemen tüm filmlerin baştan sona özeti oluyor. okuyup geçiyorum.

ama izlemekten alınan hazzı alıyor muyum, duygulanmam gereken yerde duygulanıyor muyum, alt metinleri anlıyor muyum, görsel şölene erişiyor muyum? hayır. dolayısı ile benim bu yaptığım da saçma.

ama senin yaptığın saçmalık benimkinden daha büyük saçmalık gibi geldi. kitaplara daha fazla kültürel anlam yüklediğimiz için olabilir.
0
elorelia
(15.10.24)
@thracia
<"Mevzu"nun ne olduğunu değil, nasıl olduğunu anlatır.>
evet zetnikov da ana temayı öğrenip geçmek istiyor
1984; tek parti rejimi, eziyet, zoraki köle
Cesur yeni dünya; gönüllü köle... vs
0
lambırcek
(15.10.24)
(20)

Yemek masasına davet edilen yabancı hk

tahirkemalbozoglu
Öğle saatlerinde şirketin yemekhanesinde üç kişi yemek yiyoruz. İçimizden biri, bize sormadan başka bir çalışanı masaya davet etti. Bu durum bana biraz saçma geldi. Sonuçta, masadaki diğer kişilerin bu durumu isteyip istemediğini düşünmek gerekmez mi? En basit nezaket kurallarından biri yahu. Şunu b
Öğle saatlerinde şirketin yemekhanesinde üç kişi yemek yiyoruz. İçimizden biri, bize sormadan başka bir çalışanı masaya davet etti. Bu durum bana biraz saçma geldi. Sonuçta, masadaki diğer kişilerin bu durumu isteyip istemediğini düşünmek gerekmez mi? En basit nezaket kurallarından biri yahu. Şunu bir masadakilere sormak nasıl aklına gelmiyor? Tamam elemanı tanıyoruz da adamla oturup yemek yemek istemiyorum. Yoruyor artık böyle insanlar. Siz ne diyorsunuz bu konuda?
0
tahirkemalbozoglu
(11.10.24)
Şirket yemekhanesi için gereksiz bir hassasiyet gibi geldi bana, yani bir restoranda falan olsanız tamam ama şirket yemekhanesi, bilemedim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.10.24)
baya sağlıksız düşünce.
0
patronaj1
(11.10.24)
bu olay türkiye sınırları içerisinde geliştiyse eğer; üzülerek beklentiniz çok yüksek demek istiyorum.
teşekkür etmesini bilmeyen, yol vermeyen vs bir toplumdan çok şey beklememk lazım.

lakin şöyle bir durum da var, çocuk değiliz. iş yerinde yenilecek yemeğin süresi max 20dk. istemediğiniz kişi masanıza oturduğunda hızlıca yiyip kalkabilirsiniz. veya çok rahatsız oldunuzsa müsade isteyip kalkarsınız. sonrasında isterseniz arkadaşınızı uyarırsınız böyle şeylerden hoşlanmadığınıza dair. büyütecek, yoracak bir durum değil bence.
0
nwnd
(11.10.24)
Vallahi mi ya ben takıntılıyım yani öyle mi
0
🌸tahirkemalbozoglu
(11.10.24)
Brocum bilemeyiz takıntılı mısın değil misin bu olay özelinde konuşuyoruz sadece, belki de normalde dünyanın en şeker insanısındır kim bilir, kim bilir belki de etkileşimde olmak istemediğin biriyle zorunlu bir paylaşım yaşadığın için gerilmiş olabilirsin, bu seni takıntılı yapmaz.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.10.24)
Randevulaşılmış bir yemeğe sorulup edilmeden bir başkası davet edilmiş olsa sonuna kadar haklısınız da şirket yemekhanesi için saçma bir hassasiyet. Neticede orası bir yemekhane, masayı kendinize rezerv etmiş falan değilsiniz. İcap ettiğinde hiç tanımadığınız insanların bile afiyet olsun diyerek boş yere oturduğu bir yerden bahsediyoruz. Adı üzerinde yemekhane, restoran değil. maksimum 10-15 dakikada yenilip kalkılacak bir yer için "benden izin istenmeliydi, nezaket kurallarına uyulmalıydı" gibi beklentileri duyunca insanın istemsiz yüzü ekşiyor.
0
thracia
(11.10.24)
Hocam bence haklısın. Yemekhanede de olsa 3 kişi gitmişsiniz ve en azından davet edilirken sorulmalı. Ama burada da görüldüğü üzere bu tarz şeylere aldırış eden çok az insan kaldı. Yüzü ekşiyen, en basit kafası çalışan birisinin isteyeceği şeyi beklemeyi nezaketsizsin diyen kişiler olduk. Yani evet bu ortamda ve böyle insanlarla daha çok beklersin. Ama umudum şu ki keşke bu anlayış, yaklaşım artsa ama nerde
0
dedeminhirkasi
(11.10.24)
abi yemekhane ise abartıyorsun, restoran ise haklısın.
seninde iş arkadaşın sonuçta, aynı kişilerle aynı yemeği yiyosun, nesi sıkıntı anlamadım.
sevmediğin konuşmadığın biri olursa, sende o gelince masadan kalkarsın hepsi bu.
0
etna
(11.10.24)
Ben de öyleyim.
2 yada 3 kişi bir masaydaysak önceden gelebileceği hesap edilmeyen veya beklenmeyen kişi için masadaki diğer arkadaşlara da sormak gerek.
Sonuçta başkalarının yanında konuşulmayacak konular da var.

Arkadaşlar arası yapılması planlanan piknik mevzusu da öyle. Muhakkak cinsin biri akrabasını getiriyor son anda. Asla sevmem.
0
diyecevaplandı
(11.10.24)
Şirket yemekhanesi için gereksiz hassasiyet +1
Şu noktada yoran insan hareketi seninki.
0
Bruce
(11.10.24)
şirket yemekhanesinde öğle yemeği için gereksiz hassasiyet. ben olsam hiç takmazdım. sadece sevmediğim biri bilerek özellikle davet edilirse sorun olur onun harici önemsiz. dışarda akşam yemeğiyse bilgi verilmesi gerekir. gereksiz takılmışsınız.
0
jelly bear
(11.10.24)
şirket yemekhanesinde haksızsın +1
0
jülsezar
(11.10.24)
Sirket disinda haklisin ama sirkette gereksiz alinganlik +1
0
turkuaz
(11.10.24)
hiyerarşik durumlar dışında o yemekhanede herkes istediği yere oturabilmeli ve hatta o kişi sizden izin almadan masanızdaki boş yere oturabilir. şirket mutfağında bir oturma düzeni olmamasının bir nedeni var.
sizin nezaket kuralı diye bahsettiğiniz şey tam tersi sizin nezaketsizliğiniz olmuş.
0
neira
(11.10.24)
"Saçma" demek yerine "nezaketen daha iyi olmaz mıydı?" deseydin biraz farklı yaklaşılabilirdi ama varacağı sonuç şirket yemekhanesinde gereksiz hassasiyet +1
0
nawar
(11.10.24)
Yemekhane mantığıyla ters bir düşünce. Lokantadaki masanız özeldir ama yemekhane öyle deıil. Davet edilsin veya edilmesin, isteyen istediği yere oturur.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(11.10.24)
tanımadığın adamla 4 kişilik grup halinde oturup yemek yiyince noluyor ki yani tam olarak nasıl bir zarar görüyorsun? belki bilmediğimiz bir durum vardır
0
titanyum22
(11.10.24)
mahsus mahal
(12.10.24)
Koç Grubunda çalışırken stajyerinden birim genel müdürüne dek herkes aynı yemekhanede yemek yiyordu; tepe yönetim ayrı yer ya da misafirhane vardır bilemem ama şunu biliyorum bir gün şefimiz birini çağırdı 6 kişilik masaya davetsiz, rahmetli Mustafa Koç. Adam bildiğin yatay dilimlenmiş karpuzu piknikteymișcesine yedi ki, başka türlü de yenmez.

Takılmayın bunlara, saç baş yolmayın. Fabrikada, atölyede usta başı değilseniz yani borunuzun öttüğü yerde geçerli bu istediğiniz.
0
mahsus mahal
(12.10.24)
Sirket yemekhanesinde baska bir is arkadasinizun tek basina yemek yemedi mi daha nezaketli bir davranis?
Sacmalamissin
0
robert bosch
(12.10.24)
(5)

Balıkçıda satılan balıklar yetiştirme mi yoksa avcılık ürünü mü

egokalp
Balıkçıda satılan balıklar yetiştirme mi yoksa avcılık ürünü mü?denize kenarı olmayan bir anadolu şehrindeyim. balıkçıdaki levrekleri göstererek balıkçıya bunlar avcılıkla mı tutuldu yoksa havuzlarda yetiştirilen balıklar mı diye sordum. ülkede satılan levreklerin hemen hepsi yetiştirmedir. deniz av
Balıkçıda satılan balıklar yetiştirme mi yoksa avcılık ürünü mü?

denize kenarı olmayan bir anadolu şehrindeyim. balıkçıdaki levrekleri göstererek balıkçıya bunlar avcılıkla mı tutuldu yoksa havuzlarda yetiştirilen balıklar mı diye sordum. ülkede satılan levreklerin hemen hepsi yetiştirmedir. deniz avcılığı olsa o levrek 1500 liradan satılır dedi.

başka balıkçıya girdiğimde kaya levreği sordum (kilosu 400tl) denizden tutulup getirildiğini söyledi.

hangisi doğrudur? yetiştirme balık yemek istemiyorum. denizden tutulan balık yemek için illa küçük balık mı almak zorundayım. teşekkür ediyorum.
0
egokalp
(11.10.24)
levrek ve çupra genelde yetiştirmedir. kaya levreği oltadır ve fiyatı normal.

diğer büyük balıklar da var ama yetiştirme olmayan. örneğin lüfer, palamut, sinarit etc.
0
awlmi
(11.10.24)
deniz levreği pahalıdır doğru
0
jelly bear
(11.10.24)
Somon, levrek, çipura ve alabalık, balık çiftliklerinde yetiştirilen balık çeşitleridir. Bunların doğal yetişeni olsa da anlamayan biriyseniz balıkçı deniz balığı dese de fiyatı fazla olsa da çok itibar etmeyin.

Bu cinsler dışında diğerleri deniz balığıdır. (alabalık tatlısu balığı)
0
Mirket
(11.10.24)
Olta ile tutulmuş deniz levreği ya da çupraların bile büyük kısmı, deniz içerisine kurulmuş balık çiftliklerinin civarından yakalanmış balıklar oluyor. Ama sorarsan deniz levreği mi, deniz levreği.
0
thracia
(11.10.24)
bunlar avcılıkla mı tutuldu yoksa havuzlarda yetiştirilen balıklar mı diye sormak yerine deniz mi çiftlik mi diye sorun :)
sözlükte bir entry okumuştum, galiba balıklarla alakalı biriydi, çiftlik balığı deniz balığından neden daha iyidir diye baya güzl bi entry yazmıştı. onu bulabilirseniz bi okuyun
0
etna
(11.10.24)
(43)

Kadin olmak, kadinlik ne demek

Kittie
Benim bekar olusuma takik psikiyatristim bu soruya yogunlasmak istiyor.Ben de hep bakimli falan gidiyorum kendisine. Yani olabildigince. Sonucta doktor yani abartmiyorum ama oyle paspal gitmiyorum. Yolda insanlarin dikkatini cekiyorum falan. Bakiyolar hissediyorum yani. Ama bu doktor beni kadin gibi
Benim bekar olusuma takik psikiyatristim bu soruya yogunlasmak istiyor.
Ben de hep bakimli falan gidiyorum kendisine. Yani olabildigince. Sonucta doktor yani abartmiyorum ama oyle paspal gitmiyorum. Yolda insanlarin dikkatini cekiyorum falan. Bakiyolar hissediyorum yani. Ama bu doktor beni kadin gibi gormuyor. Ustu kapali bunu soyluyor. Simdi de tam olarak su konuyu konusacakmisiz. Hayir cevabim da yok buna. Ne denir ki? Nereye varacak cok merak ediyorum. Bekarim diye cinsiyetsiz falan mi goruyor beni bilmiyorum ki. Kendisi de unide bi doktorla tanisip evlenmis hemen cocuk yapmis biri. Bi gun kendisine unide biriyle tanismasaydiniz muhtemelen su an siz de bekardiniz dedim. Ama tanistim dedi :))
Sen onu yapmadin iste dedi. Tam olarak bunu dedi. Bu beni eksik biri mi yapiyor anlamiyorum ki.
Simdi ona soylemek icin degil de bu soruya ne cevap verirsiniz ki. Aklima bi sey gelmiyor olmasi sorun mu acaba? Direkt kadinla basladim da erkekler de kendileri acisindan cevaplasin :)
0
Kittie
(06.10.24)
Sorudan anlıyoruz ki senin için kadın olmak görsel açıdan kadın gibi görünmek.
Bekar olmana takık olma ihtimali yok, ona ne senin evli olup olmadığın. Taktığı şey muhtemelen kadınlığını bastırmanla ilgili bişidir.

Haricinde, psikiyatrını değiştir. Kadına bilenmişsin ne yapsa olmaz bu saatten sonra.
0
Bruce
(06.10.24)
Bruce: kadin degil. Bilenmedim de. Tersine cok seviyorum ilginc sekilde :) kkadinligimi nasil bastirabilirim ki onu bile bilmiyorum. Her yerde sevgili olma firsatlarimi yaratmaliyim kadinlik icin.
0
🌸Kittie
(06.10.24)
Evlenebilirsin de evlenmeyebilirsin de.

Bakımlı da olabilirsin, bakımsız da. Bir kadının kimseye güzellik borcu yok, kimsenin göz zevkine hitap etmek zorunda değil. Kadın bir kalıba sokulamaz. Şöyle olursan kadınsın, şöyle olmazsan kadın değilsin diye ima bile edemez kimse.
0
rock n roll
(06.10.24)
Bana bir psikiyatriste daha gitmen gerek gibi geldi. Farklı bir görüş almak adına
0
kullanicadi
(06.10.24)
kadin oldugun icin toplumda avantajli, dezavantajli gordugun seyleri listele. karsi cinsin ve senin basina gelme potansiyeli olan ornekler cikar aradaki farklara bak. kadin oldugun icin kendinde sorumlu hissettigin seyler var mi mesela. belki nonbinarysindir bunu dusunmeni, bastirmamani bekliyor olabilir. yolda yururken insanlarin sana baktigini dusunmen kadin oldugun icin kendince siradan bir olay olarak goruyor olablirsin ama yoldan gecen erkege kimse kolay kolay bakmaz yani bu gibi gunluk seyler cikar. sana gore birliktelik yasaman icin bir erkegin gelmesi mi gerekir mesela? bu konularda cinsiyetci olabilir misin? ondan da sorgulamak istemis olabilir
0
ala09
(06.10.24)
Seni kendisyle kıyaslamasını anlayamadım, ben doğruyum sen yanlışsın veya ben sağlıklıyım sen bozuksun demek gibi bu. Saçma.

Bence psikiyatrını değiştir, eğer sorduğu sorunun temelini sorduğunda sana anlatmak yerine kendiyle veya başkasıyla kıyaslıyorsa o olmamıştır.

Örnek göstermek başka bir şey. Mesela der ki "kadınlık sadece giyinip makyaj saç baş yapmak değildir, kadın olmaya cinsel kimliğini rahatlıkla yaşayabilmek de dahildir, cinsel kimliğini hedefe koymadan insanca iletişim kurarken kontrolcü olmamak, yumuşak tarzda konuşmak, istemeyi bilmek vs de dahildir, mesela (tamamen uyduruyorum) Dolunay Soysert gibi (tamamen uydurma faslı bitti).

Örnek gösterme böyle olur, onun yaptığı kıyaslama olmuş. Ben üniversitede biriyle tanıştım ama. Eee? E ona güvendim, yakınlaştık evlendik. Sonra? E sen bunu yapamadın demek ki kadınlıkla sorunun var.

Yani ben anlamıyorum böyle bir yaklaşım olamaz yahu. Acilen doktorunu değiştir derim.
0
muhayyer divan
(06.10.24)
Ben ortada bir sorun vallahi göremedim. Sen kadınsın. Dikkat çektiğin için sana bakanlar var. Doktorun senin bekarlığına yoğunlaşmak istemiş. E bunun cevabı da sende. Anca tahmin edebiliriz. Demek ki senin karşına birileri çıkmadı ünide veya çıktı ama olmadı. İş hayatında da aynı şekilde. Örnekler böyle gider ama senin suçun yok ki. Olmayınca olmuyor.

BENCE listelemek, günlük bilmem ne boş işler. BEN olsam gider sorarım "doktor ulan ne demek istedin, 10 gün oldu hala anlamadım". Dümdüz, açıkça konuşmak kadar süper bir şey yok.
0
Shepard
(06.10.24)
psikiyatrdan terapi mi aliyorsun? bence bu cok mantikli degil.

ama ben tanistim derken senin de aslinda bir sürü insanla tanistigini ama onlari bloke ettigini söylüyor. yani bekar kaldiysan bilerek ya da bilmeyerek bir seyleri engelliyorsun.

sorunun cevabini ben de bilmiyorum. sacma bir soru bence. seni kadin gibi görmeyisinin sebebi ne ? iliskinin olmayisi mi? sen eger iliskim neden yok diye sikayetci degilsen bu konuya onun gelmesi cok sacma. ama sen kendini yalniz hissediyorsan iliskiya ihtiyac duyuyorsan anlamli bir soru olabilir.
0
sonsuz
(06.10.24)
Shepard: evet evet oyle yapicam. Ama merak ettim herkes pat diye cevap verebiliyor mu bu soruya diye
0
🌸Kittie
(06.10.24)
@Shepard haklı

10 puan 10 puan 10 puan 10 puan
40 puan ve alkışşşş


Yani yüzüne yüzüne sormaktan çekinmemek anlamında. Eğer senin onunla konuşma sebebin duygusal ilişkiler konusunda problem yaşamansa dikkatini bir yere çekmeye çalışıyor olabilir ama yine söylüyorum, kendiyle kıyaslaması devasa bir yanlış, hele ki erkek olarak.
0
muhayyer divan
(06.10.24)
Sonsuz: yok hatta bana hic bekar olusundan bahsetmiyorsun diyor, ben cok gundemimde degil diyorum. Ne diyeyim yani acikcasi para veriyorum ve baska dertlerim var, bu bi dert degil benim icin. Ama o cok onemli bekar olusun diyor anlamadim ki ben de ya.
0
🌸Kittie
(06.10.24)
Soru mantıksız. Ama senden nasıl bir cevap bekliyor bu önemli olabilir. O yüzden tamamen kendi yorumunu iletmen doğru olur. Cevabın mantıklı olmasına gerek yok.
0
Cezcez
(06.10.24)
@Kittie

Özel mesajla konuşmak istersen buralardayım, sorduğun şeylerden birinn kadın olmakla bağlantısı olabilir, seni oradan çözmeye çalışıyor olabilir. Ama tekrar söylüyorum hâlâ kendiyle karşılaştırması çok yanlış hâlâ.
0
muhayyer divan
(06.10.24)
Üniversitede bir psikoloji hocasından ders alıyordum.
işte ben zeytin yiyemiyorum; hoca kafayı takmıştı, zeytin senin tüm problemin falan diye :) niye yiyemiyormuşum:))
Taktı mı takıyor değişik bir kitle bu psikologlar
0
Cezcez
(06.10.24)
@cezcez ihtiyacın olan şey yapmaktan en çok kaçındığın şeyin içinde diye bir söz vardır. Mesela sen kahvaltı masasında zeytin yiyorsundur çocukken ve annenle baban kavga eder orda. O yüzden zeytini zihninde kötü kodlamış olabilirsin ve bu kavgalar yüzünden kadın erkek ilişkileri konusunda bir travman olabilir. Zeytinden yola çıkarak travmayı çözdürmek istedi belki. Bu şu an uydurduğum bir örnek, psikiyatrist belki böyle bişi bekledi, sende öyle bişi hissetti o yüzden zeytine taktı:)

Ama haklısın da bir yandan insan dümdüz sebepsiz zeytin sevmiyor yiyemiyor olamaz mı canım :)

Btw gerçekten kittie'nin psikiyatristinin bakış açısını çok merak ettim. Bir dahaki gidişinde sor ve bizimle de paylaş lütfen.
0
kullanicadi
(06.10.24)
bu psikiyatrlar biraz tuhaf oluyor. lisedeki rehber öğretmenle yapılan saçma sapan bir yere varmayan muhabbetler. bana çok faydasızmış gibi geliyor genel olarak.
0
abelardo
(06.10.24)
yav bu nasıl bi psikiyatrist, divan edebiyatı yarışması mı yapıyorsunuz, her şeyi açıkça konuşmak gerekmez mi? bu ne saçma konular böyle. boş goygoy.

yapılacak seans sayısını artırmak için olmasın? :)
0
tabudeviren
(07.10.24)
Bence seni biriyle tanistircak kendine ceki duzen verirsen
0
lapaz
(07.10.24)
Herkesin tanımı kendine.

Simone de Beauvoir‘dan al, başla okumaya. Haha ayrıca evet, onun da dediği gibi kadın doğulmaz kadın olunur.

Neyse, soruya gelince dr’un tam ne kastettiğini biz buradan kısıtlı bilgiyle cevaplayamayız. Kendisine direkt doğrudan sormak lazım+11111

Belki cinselliğiniz, cinsel kimliğiniz ve ayrıca cinsiyet kimliğinizle ilgili bir sorgulatma yapmak istiyor da olabilir.Belki bu konuda farkındalığınızı arttırmaya çalışıyordur.

Kadın olmak benim için güç ve dönüşüm demek. Görüntüm falan hiç akıma gelmedi mesela.
0
jimjim
(07.10.24)
kadinla erkegin en buyuk farki dogurganlik. bence her kadinin bir kere bunu yasamasi lazim.
bunu yasamayip yasi gecen hatunlarda benim deneyimim ciddi sikintilar var, problemsiz olanini gormedim. bunu yasamayanlarda hep birsey eksik gibi..
elimde dogum yapmis olan bir kisi oldugu ici sureci bastan sona izledim, izlemeye devam ediyorum. gece/gunduz kadar fark var iki donem arasinda.
bu yuzden hayvanlarin da kisirlastirilmadan once mutlaka bir kere dogum yaptirilmasi lazim.
0
cooperr
(07.10.24)
Psikiyatrist bence boş yapıyor yada ortada anlatmadığın şeyler var bu yüzden bizr bunlar garip geliyor, ortada sorun yok gibi.
0
basond
(07.10.24)
Cooperr: offf ne alaka ya cevreni degistir
0
🌸Kittie
(07.10.24)
Basond: yok anlatmadigim bi sey. Brnce adam biraz geleneksel, biraz muhafazakar bi tip oldugundan evlrnmeyene, cocugu olmayana kadin degil diye bakiyor :(
Birakicam zaten bu doktoru
0
🌸Kittie
(07.10.24)
Bekar olmak degil de partnerinin olmamasi sahiden bi eksiklik insan icin.
0
halk
(07.10.24)
Bu adama en başından beri gitme demiştim. Adama her gittiğinde kendini daha çok eksik hissediyorsun.

''Ama tanistim dedi'' Aman ne büyük bir olay!!

Herkesin ortamı aynı mı? Bizim sınıfta 3 erkek vardı mesela. Bölümde toplasan 10 yarısı gay. Nasıl tanışalım? Arkadaşlarımın kimi otobüs yolculuğunda, uçakta, online falan tanıştı. Şans hepsi. Hoşlanmadığımız biriyle mi evlenelim?

@Cooper, kötü bir yalnızlıktansa tek kalmak mantıklı. Belli şartları sağlamadan ne diye çocuk yapalım? Sırf evlenelim çocuk yapalım kafasında olanların çocuklarına üzülüyorum. İtilip kakılarak büyüyorlar.

Ben senin yerinde olsam o adama gider '' Ben bekar bir kadınım, eksik de değilim. Sizin bilimden uzak Müge Anlı yorumlarınızı artık duymak istemiyorum'' diyip son verirdim. Nereye şikayet ediyorsan et! Ama sen yine de bu adama gidip psikolojini bozmaya devam edeceksin. Adam sen bekarsın, eksiksini kafana sokmaya çalışıyor.
0
Kahvedesu
(07.10.24)
Terapistiniz size uygun değil bence de. Bana da olmazdı.

Ben kendimi kadın gibi hissetmiyorum çok ama kadın değil gibi de hissetmiyorum. Daha fazla kadınsı hissetme isteği de yok içimde. Ama içten gelen şekli ile kadınlık nedir ben de kelimelere dökemedim.
0
peki madem
(07.10.24)
Ayrıca bu konuda erkekler fikir beyan etmesin. " Kadın olmak, kadınlık ne demek" konusunda. Her konuda bir fikirleri var ama bu sadece kadınların cevaplaması gereken bir soru.
0
rock n roll
(07.10.24)
konuyu okurken "kezbana bak iyi ki koca bulmuş hastasına bile hava atıyor" diyecektim ki yorumlarda doktorun erkek olduğunu gördüm. değiştir bu hıyarağasını.

asıl sıkıntılı tipler, bütün varlığını cinsiyeti üstüne kurmuş olanlardır. iki gün önce kızları doğrayıp sokağa atan ruh hastası gibi. şindi diyeceksin ki adam psikiyatr ooo. nevzat tarhan denen varlık da öyle. kaç defa, araya seneler koyarak kitabını elime aldıysam hepsini fırlatıp attım. herifte bildiğin incel mantığı vardı inanamazsın. kadınkar zaten alt varlık, çok kasmayacak analık yapacak boyun eğecekmiş, ha bir de meşhur FITRAT lafı. yıllarını orduda geçirmiş bu adam yıllar sonra orduyu bitiren akpye yanaştı ve hiç şaşırmadım.

özetle, herif doktor olunca içindeki köylülük bir yere gitmiyor. onu savunacak ve yayacak silahlar ediniyor. lütfen git kadın doktor bul bunu bırak. eminim bu ülkede yaşayan bir kadın olarak sıkıntılarının en küçüğü "kadınlığındır"
0
titanyum22
(07.10.24)
Bekarlığınızın hayatınızı kötü yönde etkilediğine dair bir derdiniz, serzenişiniz mi var ki buraya yoğunlaşılıyor. Ne görmüş bu konuda örneğin, sizin hangi sözlerinizden nasıl bir çıkarım yapmış ki derdi burada görüp yoğunlaşmak istemiş. Bunu bilmek en doğal hakkınız.

Kadın olmak, kadınlık vs gibi konularda bir erkeğin ahkam kesip norm belirlemesi kadar gerizekâlıca da pek az şey var. Sanki memleket yeteri kadar patriyarkal değilmiş gibi bir de psikoloğundan psikiyatristine kadınlık öğüdü veriliyor. Ört ki ölem.

Bir terapistin ahlak ya da toplumsal alışkanlık öğütlemesi, bu konuda yönlendirme yapması falan da gerçekten tüyleri diken diken etti.
0
thracia
(07.10.24)
Thracia: is hayati check
Arkadaslik iliskileri sosyal hayat check ailevi meseleler check
Cok sosyal de olmadigimi, arkadaslarimlayken bir anda ortamdan koptugumu, bi seyler yapmak istemedigimi kisacasi depresif bi kisiligim oldugunu soyluyorum. Ama ozel hayat check diyemiyor ve oradan ilerliyor. Tamam ben de isterim biri olsun ama birine ayiracak vakit de bana zul geliyor, kendimden sikilirken birini hayatima almak istemiyorum su ara diyorum ama geleneksel kafasi sanirim hmmm 30larinda biri sevgili yok, evlilik yok, bu eksik bunda diyor galiba. Zaten ozel hayat kismini hic "beslememissin" diyor. E besledim olmadi. Eskiden iliskilerim olldugunu da biliyor ama depresyon olarak bakmiyor bu konuya. Haa bi ara bi seyin dusuk senin bile dedi simdi aklima geldi. Libido dusuklugune bagladi. Depresyondayim bence ama krndisi libidomun dusuk oldugunu soyledi. Yani obur turlu iliskiler konusunda uzman birine giderim aslinda.
0
🌸Kittie
(07.10.24)
ikinci yorumum olacak ama yazmak istedim. az önce the fall diye bir diziye başladım. orada travma yaşamış bir kadın, psikologa gidiyor. sıkıntısını anlatıyor anlatıyor, bir bakıyorsun psikolog olacak herif, kadının çıplak resmini çizmiş önündeki kağıda. memeli falan. aklıma sen geldin.

kadın doktor bul bacım. elin gavuru böyle sapıksa bizimkileri üçle çarp.
0
titanyum22
(07.10.24)
@kittie

ablacim cevresini degistirmesi gereken sensin yaw..
cevrendeki sjwleri ayikla biraz, nevsin gibi tipleri de dinlemeyi birak da biraz kafan acilsin.
kendine kadin doktor bul denmis de valla hic tavsiye etmem, erkekler en azindan dogrulari soyluyor, satir aralarina bak. hersey apacik aptallara soylenir.
0
cooperr
(07.10.24)
Ben dün bu soruyu doktoru kadın sanarak okumuş cevaplamıştım. Açıkçası hemen şuracıkta Bi paragraf yazı okuyup hekime peşin hüküm kesmemek için ılımlı yaklaşarak bir görüş daha alman yönünde yorum yapmıştım. Tuhaf geldi evet ama kızım sen ne biliceksin ki belki kadın ordan başka bir yere bağlayacak işi dedim ne yalan söyleyeyim.

Bir de erkek bunu söyledi demek. Diğer fikirlerini de okuyunca doktoru değiştirmen konusunda emin oldum. Hemen aklıma 12 sene önce gittiğim erkek psikolog geldi. Depresyondan çıkmak için evde temizlik yap, zor yemekler yap mesela hünkar beğendi demişti. Patlıcanları hazır alma kendin közle falan demişti bunların kafa aynı demek ki:) he he diyip çıkıp gitmiştim

Özetle sen bu psikiyatristi değiştir derim
0
kullanicadi
(07.10.24)
patlıcanı hazır alan kimmiş yahu, bekar erkek yemeği o. şuursuz herif daha yemek yapmayı bilmiyor akıl veriyor koca doktor olmuş adam sanırsın
0
titanyum22
(07.10.24)
Psikiyatrin gözündeki gibi değil bence başka doktora gidin
0
pembediken
(08.10.24)
Visnebahcesi: evet oraya cekiyor. Benim bi takintim var. Tek basima cok uzaklasamiyorum bulundugum yerden. Yani gidiyorum tek bi yerlere, zevk de aliyorum tek gitme fikrinden ama hep etrafta acibadem olmasina dikkat ediyorum. Tek gittigim bi tatilde oteli acibademe yakinliga gore sectigimi soylemistim kendisine. Bu tek basima hastaneye dusme durumu, etrafta tek guvdendigim hastane olan acibadem olmamasi korkumu biliyor. Gecen tatile ciktim tek. Soyledim biliyordu cikacagimi. Tatil donusu gorustuk. Nereye gidecegimi de biliyordu. Hatirliyordu da. Yahu tek basima ulke degistirdim bu sefer, acibademi birak turk hastane yok etrafimda, gitmisim, saskinim bunu yapabildigime. Bunu soyledim, korkumu astim galiba dedim ama tatil uzerine tek konustugumuz konu biriyle tanistin mi orda oldu. Sanki iliski kocuna gidiyor gibiyim di mi
0
🌸Kittie
(08.10.24)
bence kendisi erkek istiyor bu kadar kafayı kırdığına göre. yurtdışına çıkan insana herkesin soracağı ilk soru neler gördün ne yedin falandır. vajina kıskançlığı sezdim doktorda.
0
titanyum22
(08.10.24)
Velev ki sorunun senin ilişki kuramamanda olduğunu düşünsün; o zaman bunun kökenine inilmesi gerekmez mi? Madem öye, neden hayatına birini almak istemediğinin sebeplerine inilmesi, bunun kökenini sorgulaması, eğer burada bir eksiklik olduğunu düşünüyorsa bu eksikliklerinin ana kaynağına inilmesi gerekmiyor mu? Buralara hiç girilmeden "hayatında biri yok ondan böyle oluyor" demek için terapist olmaya gerek yok, aynı yorumu alt komşunuzun anası halime teyze de yapar muhtemelen." Libidon düşük ondan böyle" , yapma yau, kral tespit yaptı. Acaba libido düşük diye tespit sıçmak yerine mesela hormon düzeylerine bi baksan mı, ya da acaba depresyon olabilir mi bunun sebebi? diye sormak istiyor bu terapiste de bence değmez. Yani şöyle düşün; karpuzu kestin, baktın kelek. Tadı tuzu yok. Hala yemeye devam mı edeceksin? Bence bu karpuzcuya daha fazla para kaptırmayın.
0
thracia
(08.10.24)
cinsiyet olarak kadın olmak, makyaj yapmak, bakımlı olmakla, dişi olmak farklı şeyler.

psikiyatristinizin buna takılma nedeni sizi beğenmemesi ya da sizin eksik biri olmanız değil, bu var oluş hâlinin gerçek bir ilişki yaşamanıza engel oluyor olması.
tabii ki evlenmek, evlenmemek sizin seçiminiz ama "tanıştım" demesinin altında yatan şey, sizin bu durumdan dolayı bu seçim şansına sahip olmakta zorlanmanız.

yani üniversitede biriyle tanışması, evlenmesi bir tesadüf değil, onu demek istiyor. insan bilinçdışından çevresine bir enerji yayar, bu enerjide de onun bilinçaltındaki kodlar vardır.
dünyanın en seksi giyinen, en bakımlı, en güzel kadını olun, bilinçaltınızda kadınlıkla ilgili sorunlar varsa, bir erkek bulamaz, bulsanız bile ilişkinizi yürütemezsiniz.
patates çuvalıyla dolaşan bir kadın çok daha dişi olabilir.

yani sizin kendi seçiminiz olduğunu sandığınız şey, aslında bilinçaltınızın sizi yönlendirmesi şu durumda.
ancak kendinizi tamamen bulduktan sonra özgürce bir seçim yapabilir hâle gelirsiniz.
doktorunuzun demek istediği bu.

kadınlık ne demek sorusuna gelirsek, o biraz uzun ve günümüzdeki kadın-erkek normlarına pek uymadığı için biraz tepki alıyor ama anlatmaya çalışayım.
sürekli çatışma, savunma, saldırı, güvensizlik hâlinde olmak, devamlı "doer" modunda yaşamak, içinde bulunduğu her durumu kontrol etmeye çalışmak, sınır çizememek ya da başkalarının sınırlarını ihlâl etmek, sürekli dışa dönük ve tepkisel yaşamak dişiliğin bir parçası değildir.

günümüzde birçok kadının maalesef hayat şartları yüzünden içinde bulunduğu durum bu zaten, kendi doğasından uzaklaşmak.
bu demek değil ki, kadın iş bitirici olmasın, bir şeyler yapıp etmesin, tabii ki bunlar olacak ama enerjiyi dengeleyebilmek gerekiyor.
kadın zaten kaotik bir enerji yapısına sahiptir, yani hem hormonal hem zihinsel açıdan.
buna bir de yukarıda saydıklarım dahil olduğunda, kadın görünümlü erkek olunuyor maalesef.
bu da ilişkilerde başarısızlığı, ilişki kuramamayı, kursa da yürütememeyi, kadın hastalıklarında artışı vb. getirir.
erkeklerde de bunun aksi yaşanıyor, "adam gibi adam olan erkek kalmadı" serzenişi de bununla ilgili.

bunların altında bir de aileden gelen erkek beklenirken kız çocuk olması, babanın sürekli "benim aslan kızım" falan şeklinde sevgi gösterisinde bulunması, ailenin maddi ya da manevi yükünü omuzlamak zorunda bırakılmak gibi aileden gelen şeyler olabiliyor.
bunlar da kadınlığın bilinçaltında reddedilmesine, kadın olduğu için kendinden nefret etmeye, sevilmek için erkek olmak gerektiğine dair inançlara yol açıyor ve yukarıda saydıklarıma bu yoldan da ulaşılabiliyor.
0
blatta hiberna
(22.10.24)
Blatta hiberna: zahmet etmissin tesekkurler. Birileri icin faydali olabilir bu cevap. Ama benim icin degil. Psikiyatristimin basindan beri falsolari vardi. En sonunda onu birakmayi basardim. Ben evin prensesi olarak buyudum, yetistim, oyle bir sorunum yok. Zaten konustuk bunu. Neymis bende maskulen bi durum yokmus, bende genc kiz halleri varmis. Bana bakinca millet olgun bi kadin gormuyormus. Adam ilk bulusmaya etek ve ceketle gitmemi uygun buluyor. Tam bi sacmalikti kendisi.
0
🌸Kittie
(04.11.24)
Ayrica ben de unide biriyle ciddi bi iliski yasadim ama olmadi. Yani ben de onun kadar tanisabildim. Haa yurutemedim cunku altta yatan kadinligimdan nefret etme durumum vardi... sacmaligin alasi.
0
🌸Kittie
(04.11.24)
Bir terapisti bunlari söylemesi baya tuhaf geldi
0
yuvarlanantencereninkapagi
(04.11.24)
psikiyatrdan ziyada redpillci bir dallama gibi geldi. evlilikik birliktelik başarıdır en azından bir insanla bir ilişki kurmana dalalet eder ancak en büyük başarı değildir.

sana koca bul her şeyin çözümü koca demeye getiriyor bırak bu herifi.
0
Hallegadola
(04.11.24)
(6)

erkek kedi kisirlaştirma

turuncu tonlarda
dostlar, romalılar, 10 gün sonra 8 aylık olacak canavar kedimizi kısırlaştırmak istiyoruz. bizim veterinerimiz en az 1 kez kızgınlığa girsin öyle yapalım, ilerde idrar yolu problemi yaşamayın diyor. arkadaşımın kedisini götürdüğü vet ise tam aksini söylemiş, girmeden önce yapmalıyız, 1 kez bile gire
dostlar, romalılar,

10 gün sonra 8 aylık olacak canavar kedimizi kısırlaştırmak istiyoruz.
bizim veterinerimiz en az 1 kez kızgınlığa girsin öyle yapalım, ilerde idrar yolu problemi yaşamayın diyor.

arkadaşımın kedisini götürdüğü vet ise tam aksini söylemiş, girmeden önce yapmalıyız, 1 kez bile girerse kötü olur demiş.

hangisi doğru? siz ne zaman yaptırdınız, deneyimlerinizi merak ettim.

teşekkürler.
0
turuncu tonlarda
(20.09.24)
Biz kızgınlığa girdikten sonra yaptırdık hiçbir sorun yaşamadık. İki erkek kedimiz için de geçerli bu.
0
muhayyer divan
(20.09.24)
biz kızgınlığa hiç girmeden yaptırdık.
0
elorelia
(20.09.24)
Bir kez bile girerse kötü olur lafını yanlış anlamış olabilirler. Kızgın dönemindeyse, dönemin geçmesini beklemek zorundayız minvalinde söylenmiş olabilir. Kızgınlık geçtikten sonra gayet normal bir şekilde kısırlaştırılır. eğer 1 kez bile kızgınlığa girmiş kediyi kısırlaştırdığımızda "kötü" (artık o kötü her neyse) olsaydı, etrafta kısır kedi falan göremezdiniz.
0
thracia
(20.09.24)
Kızgınlığına girmeden yaptırdık, davranışlar yerleşiyor geç oluyor yani o zaman, bize de öyle söylendi. Araştırın zaten yurtdışında 5-6 ayda yapılıyor bu işlem.
0
sibertenik
(20.09.24)
@thracia

kötü olur derken, 1 kez girerse koku bırakma huyu falan devam edebilirmiş, hissetmeye devam edebilirmiş öyle aktardı arkadaşım bana.

@elorelia ve @sibertenik

biz vete yapması için baya ısrar ettik ama kesinlikle kabul etmedi. ilerde idrar yolu problemi olduğunda hem çok paranız gider hem de kedinin canı yanar diyor ısrarla. Başka bir klinik ile mi görüşmeliyiz?
0
🌸turuncu tonlarda
(20.09.24)
Benim erkek kedim yaklaşık bir yaşına kadar sokakta yaşamış, dolayısıyla en az bir kez kızgınlığa girmiş olması gerek ben onu sahiplenmeden önce. Biraz yetişkinken kısırlaştırıldı yani. Şu an 3 yaşında, bi sıkıntı olmadı şimdiye kadar.
0
inawen
(22.09.24)
(4)

Osmanlı dönemi sıradan insanların sıradan yaşantıları günlük

iddaaci
Merhaba, Osmanlı döneminde sıradan günlük hayatı anlatan bir kitap var mı? Lokantalarda şöyle yemekler vardı. Çocuklar için parklar vardı. Evlerinde yaşamlar şöyleydi. Filan. Askeri ve ilmiyenin tarihini okumaktan gına geldi.
Merhaba, Osmanlı döneminde sıradan günlük hayatı anlatan bir kitap var mı? Lokantalarda şöyle yemekler vardı. Çocuklar için parklar vardı. Evlerinde yaşamlar şöyleydi. Filan. Askeri ve ilmiyenin tarihini okumaktan gına geldi.
0
iddaaci
(06.09.24)
Tam istediğin şey değil ama, okumadıysan diye
iyi ki okumuşum diyeceğin bir kitap

www.iskultur.com.tr

Kazım Karabekir, Hayatım adlı kitabında çocukluğunun geçtiği yerleri ve aile düzenlerini bir çocuk gözüyle anlatmış. Özellikle Mekke'deki yaşantıları çok ilginç gelmişti bana.

Memduh Şevket Esendal'ın Sıdıka Hikayesi Görücü usulüyle yapılan bir evliliği anlatır.

Aynı yazarın ve çağdaşlarının hikaye ve romanlarında Türk, Rum, Ermeni, Yahudi içiçe uyumluğuğunun nasıl güzel resmedildiğini görürsün. Hepsi çok güzel yazmış.

Bence Türk klasiklerinin epey hakkı yenmiş.
0
Mirket
(06.09.24)
Cenap şahabettin'in gezi yazıları.
İçeriğinin ne kadarı sizin aradiginiza tekabül eder bilemiyorum ancak unsurlar vardır diyebilirim. Ama tabii servet-i funun dönemi onunkisi.
0
encokbenisevinnolur
(06.09.24)
Bence kültür tarihinin en güzel örneklerinden biri Reşat Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi

Şuradan pdf halini bulabilirsiniz. Basımı maalesef yılan hikayesine döndüğü için basılı olarak mevcut değil.

archive.org
0
thracia
(06.09.24)
Tam dediğinizi karşılamıyor olabilir ama mikro tarih temalı olmaları ve konu olarak sizin aradığınıza yakın olduğu için şu 2 kitaba bakabilirsiniz:

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar
Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam, Suraiya Faroqhi

Suraiya Hocanın benzer bağlamda başka kitapları da var. Bazılarını okudum bazılarını okumadım ama büyük bir tarihçidir Suraiya Faroqhi.

Osmanlı'da Kentler Kentliler
Osmanlı Dünyasında Üretmek, Pazarlamak, Yaşamak
Osmanlı İmparatorluğu’nda Yollara Düşenler
Soframız Nur Hanemiz Mamur:Osmanlı Maddi Kültüründe Yemek ve Barınak
Orta Halli Osmanlılar
Osmanlı Şehirleri ve Kırsal Hayatı
Osmanlı Zanaatkarları
0
perferil
(06.09.24)
(31)

Eşim annelik yapamaz mı?

amusan
Eşime evlenmeden önce çocuk istemediğimi net şekilde söylemiştim ve bu konuda anlaşmıştık. Evlilikten iki ay sonra eşim bir sağlık sıkıntısından kaynaklı ileride anne olma şansını kaybedebilir durumu ortaya çıktı ve çocuk istiyor. İletişim sorunlarımız var anlaşamıyoruz ama esas çocuk istememem yüzü
Eşime evlenmeden önce çocuk istemediğimi net şekilde söylemiştim ve bu konuda anlaşmıştık. Evlilikten iki ay sonra eşim bir sağlık sıkıntısından kaynaklı ileride anne olma şansını kaybedebilir durumu ortaya çıktı ve çocuk istiyor. İletişim sorunlarımız var anlaşamıyoruz ama esas çocuk istememem yüzünden ayrıyız.

Boşanmamamız için evlilikteki tartışma konularımızı çözmemiz sonrasında benim çocuk istemem gerekiyor. İçimde hiçbir zaman çocuk sahibi olma hevesi olmamışken o oluşmalı. Bir yandan kafamda eşimin anne olmasıyla ilgili soru işaretleri var.

Düzenli tertipli bir insan değil. İş yapmayı seven bir insan değilim diyor. Her zorlukta desteğe ihtiyacı oluyor, kendi çabalamak yerine ailesinden yardım istiyor, psikolojik olarak çöküyor ve panik oluyor. Sürekli birinin onu kaldırması toparlaması gerekiyor. Ben o teselliyi veremiyorum onu sakinleştiremiyorum o üzülünce allak bullak oluyorum ve bu da benim çözemediğim bir sorun.
Bize bebek doğduktan sonraki süreçte uzun süre destek verebilecek bir ebeveynimiz yok, yardımcı olacak birini tutacak maddi gücümüz yok ve evimiz de bebek geldiği durumda çok küçük kalacak taşınmamız gerekecek.
Üzerine boşanma konusu ortaya çıktığında ailem çocuk sahibi olmamı istemelerine rağmen o annelik yapamaz çok zorlanır dedi bu da kafamda soru işareti oluşturuyor.

Bu kadar kafama takılan şey olması çocuk olduğu durumda da boşanma ihtimalimizin yüksek olduğunu düşündürüyor. O zaman o kadar uyarıya ve sinyale rağmen emin olmadan o yola çıktığıma pişman olacağım. Çocuğun da annesi babası ayrı olduğu bir hayatı olacak.

Sizce çok mu olumsuz düşünüyorum ve haksızlık mı ediyorum?
0
amusan
(05.09.24)
Olması gerektiği gibi gerçekçi düşünüyorsun

Zaten çocuk istemiyorsun, eşini de hem karakter hem psikoloji yönünden tanıyorsun, ekonomi yönünden yardımcı gibi şeyleri karşılayamayacağınızı görüyorsun

Çocuk meselesi evlilikteki en temel konulardan biri, isteyeni de istemeyeni de suçlayamayız ama bu evliliğin bitmesi daha hayırlı üçünüz için de
0
grimavi
(05.09.24)
büyük ihtimalle çocuk olsada olmasa da boşanırsınız.
0
ravenudon
(05.09.24)
Uzun vadede bu sorunlar maalesef sürecektir ayrıca eşinizin sağlık sorunları ileride çocuk sahibi olmasına engel olacaksa ve su anda buna sahip olacakken sizden kaynaklı bunu sağlayamazsa sonraki süreçte size hayatı daha da katlanılmaz hale getirebilir, bu noktada sizin çocuk istemediğinizi yeniden ileri sürerek anlaşmalı boşanmayı teklif edebilirsiniz böylelikle hem siz hem de eşiniz herhangi bir kısıtlama altında yaşamak zorunda kalmaz
0
apocalipy
(05.09.24)
Esinin daha baslamamis anneligiyle ilgili ortada fol yok yumurta yokken sacma sapan konusmana gerek yok.
Senin istememen yeterli baska bahaneye gerek yok.
Karisinin hakkinda ailesinin ileri geri konusmasina izin veren bir erkek baba olmamali asil.

Yarin bir gün bebek bezi nasil degistiriliyor anne yhaaa diyip sonra kadina yüklenirsin.
0
robert bosch
(05.09.24)
Vakit kaybetmeden boşan hocam çocuk falan düşünme bile. Çocuğa yazık olur.
0
pavlis
(05.09.24)
Senin çocuk istememen boşanmanız için yeterli. +1 Ayrıca daha ortada hamilelik bile yokken karının anneliği hakkında ailenin bu şekilde ileri geri konuşması ve senin bunu normal karşılaman, sonraki zamanlarda kadının başına gelecekleri belli ediyor zaten. İkiniz için, hatta nedense ailen için de sizin boşanmanız en doğrusu.
0
moonie
(05.09.24)
şöyle düşün, çocuk varken mi boşanmak çocuksuz boşanmak mı? iki türlü de boşanacaksınız gibi duruyor. çocuk olduğunda iletişimini hiçbir türlü koparamayacaksın ve sorunlar da katlanarak artacak (hamileyken ayrılmış biri olarak yorumladım).
0
deartheodosia
(05.09.24)
@Robert @monnie
Ailem benim de çocuk olduğunda ona yeterli desteği veremeyeceğimi de söylüyorlar. Çok soğukkanlı bir insan olmadığımı ben de biliyorum ve dedikleri şeyler hep ihtimaller. Amaç eşimi eleştirip beni övmek değil ileride yaşanabilecek şeyler. Konu boşanmaya gelene kadar ailem hiçbir konudan haberdar değildi konuşmadı ama konu çocuk olunca çevreye neden çocuk istemiyorum bende ne sorun var sorgusuna girdim. Öyle olunca da yorumlar ortaya çıktı.
0
🌸amusan
(05.09.24)
@amusan, evine dön cocugum. kizin basini yakma daha fazla. sen evlenmemissin. ona da mi hazir degildin? :) ona nasil izin vermis her seyi en iyi bilen ailen?
0
robert bosch
(05.09.24)
siz çocuk sahibi olmak mı istemiyorsunuz, yoksa çocuğun eşinizden olmasını mı istemiyorsunuz bir karar verin?

bu kadar lafın üzerine, aslında eşinizi kafanızdaki "anne" tanımına uygun görmüyor ve bu sebeple ondan çocuğunuz olsun istemiyorsunuz gibi geldi. bunu ona dürüstçe söylememiş ve kolaya kaçarak yalan söylemişsiniz. eşiniz de belki samimi olmadığınızı anlamış, belki de zamanla çocuk fikrine alışabileceğinizi düşünmüş olmalı ki sizinle evlenmek istemiş.

bu haliyle samimi olmadan başladığınız evlilikte hatanızın farkına varmanız iyi olmuş.

yaşınızı bilmiyorum ama haddim olmayarak tavsiyem ailenizi iç ilişkilerinize dahil etmeyin. zira aile torun istedi diye çocuk yapılmayacağı gibi, yine aile torun istemedi diye de çocuk yapmaktan vazgeçilmemeli.
0
tnz
(05.09.24)
Çocuk rızkıyla gelir derler. Evliliğinizin bir meyvesinin olması çok iyidir. Hayatınıza bir anlam katar. Yoksa ilerleyen yaşlarda hiç bir amaç olmadan ölümü beklersiniz. Ayrıca bir bakmışsınız o bebek evliliğinize renk katmış. Hiç belli olmaz. Peşin hükümlü olmayın. Bebeğe de bakarsınız alışırsınız merak etmeyin.
0
messor
(05.09.24)
Her şekilde ikinizden karı koca da olmaz, anne baba da olmaz. Zaten herkes bunları olacak diye bir şey yok. Boşanmak sizin için en hayırlısı bence.
0
inawen
(05.09.24)
yukardakiler+1

benim anlamadigim siz cocuk yapmayip bosansaniz bu kadinin ya hemen gebelik ya da hic gibi durumu varsa ne ara hamile kalacak? acilen ayrilin
0
ala09
(05.09.24)
Sizin çocuk istememeniz boşanmanız için yeterli +1
Ve çocuk olsa da boşanacaksınız gibi duruyor +1

"Eşim istiyor" diye, "rızkıyla gelir" diye, "yapalım da alışırız nasıl olsa" diye çocuk yapılmaz bence. Toksik aileler, sağlıksız ilişkiler, çocuğun okul parasını kazanıcam derken evde çocuğuyla vakit geçiremeyen babalar (ve o babaların ihmal edilmiş çocukları) böyle böyle ortaya çıkıyor.
0
kobuzchu kiz
(05.09.24)
@tnz
Çocuk sahibi olmak istemiyorum ve flört döneminde eşime anne olma hayalin varsa mani olmak istemem diyerek söyledim. O da tamam sen istemiyorsan yapmayız demişti.
Son durumda ben hala çocuk istemiyorum üzerine ek soru işaretleri var. Eşime ve danıştuğım terapiste göre evliliğimizin iyi gittiği durumda çocuk isteyebilirmişim.

İleride de çocuk istememe durumumda onun vaktini çalmış olmamak için hadi çift olarak toparlamaya çalışalım demeden önce kendi fikrimi netleştirmeye çalışıyorum.

Ailemi dahil etmek istemezdim. Sorunlu bir durum olduğunu biliyorum. Bir anda biz çocuk yapmayı kabul etmezsem boşanacakmışız deyince onların yorum yapmasına da engel olamadım. Keşke daha karar size ait şeklinde bir yorumda bulursalardı ama çocuk yaparsanız pişman olursunuz gibi bir yorum ilişkiye onları çok müdahil etti.
0
🌸amusan
(05.09.24)
rızkıyla gelir... rızkı belki bok gibi bir hayattır. rızkıyla gelir lafına hiç güvenmeyin.
çocuk olsa da olmasa da boşanma ihtimaliniz çok yüksek. bu arada titanic kemancısı' nın söylediği de gözden kaçmamalı.
0
kisa
(05.09.24)
Önceki duyuruda da yazmıştım kadını bir sal Allah aşkına. Senin yüzünden çocuksuz kalacak.

Karısının anneliğine laf ettiren kocadan da olmaz zaten.
Ayrıca tembel veya psikolojik olarak zayıf diye niye anne olamasın ya. Ben de anne olmadan önce çok tembel ve hiç iş sevmez biriydim, salondaki bardaği mutfağa götürmeye üşenirdim. şimdi tüm gece uyumuyorum bir kez bile şikayet etmedim.
0
kaptan maydanoz
(05.09.24)
Çocuk sahibi olmak, yav bi yapalım bakalım becerebiliyor muyuz, kervan yolda düzülür denecek bir şey değil. Bundan 30 sene öncesinin ekonomik koşullarında çocuk büyütmek o kadar da mesele olmayabilirdi ama mevcut koşullarda bu kararı verirken çok iyi düşünmek gerekiyor.

Öyle bir doğursun hele belki de süfer anne olacak ne belli denecek durum yok. oyun mu bu, olmazsa ne yapacaksın? çocuk rızkıyla gelir falan, böyle aptalca beylik laflara güvenip çocuk yapılmaz.

Kaldı ki çocuk istemiyorsunuz ve bu konuda el sıkışmışsınız. Bundan sonraki süreçte çocuk yapmazsanız bunun için tüm evliliğiniz boyunca suçlanacaksınız. Bir şekilde çocuk yaparsanız da sizin zaten çocuk istemediğiniz karşılaştığınız her zorlukta önünüze konacak.

Dünyada sadece tek kadın eşiniz tek erkek de siz değilsiniz. Eşiniz çocuk istiyor ve siz istemiyorsanız, bundan da eminseniz bir çocuğun hayatını mahvetmeden boşanıp mutlu olabileceğiniz evlilikler yapın. Hem siz hem eşiniz daha mutlu seçimler yapabilirsiniz. Eğer isteklerinize ve ilkelerinize aykırı davranırsınız, hem siz, hem eşiniz hem de doğacak çocuk bu durumun getirdiği sorunlarla hayatınız boyunca uğraşacaksınız.
0
thracia
(05.09.24)
@titanic kemancısı
Doktordan kendim duydum 9-10 ay içinde çocuk yapmazsa yapabilmesi için ameliyat olması gerekecek. Ameliyat korkusu olduğu için o ihtimal iptal. Konunun gerçekliği hakkında şüphem yok. Kitle yıllarca çok az büyürken bir anda hızlı şekilde büyüyünce bu tablo ortaya çıkmış. Bunu öngörememiş.
0
🌸amusan
(05.09.24)
Ya ne yardan ne serden durumu seninki.
Çocuk mu istemiyorsun? Yoksa bu kadınla bir çocuk yapmak/aile kurmak istemiyorsun bunu konuşalım önce.

Fol yok yumurta yokken (kötü anne olacağına dair ispatlı bir kanıt) eşinle ilgili böyle endişelere kapışmışsın ama senin kök ailenle kendi özel hayatını bu şekilde konuşman kanıtlı bir kötü davranış.

Siz kendi tercihinizi daha önce dile getirmiş olduğunuz için haklısınız. Eşiniz de başta okey dediyse şu an doktordan duyduğu şey neden onu etikiledi? Bu neden onun/sizin gündeminiz şu an?

Ha eğer vazgeçtiyse de anlaşılmayacak bi durum değil, ayrılırsınız.
0
rewlack
(05.09.24)
sadece sizi dinleyerek eşiniz hakkında doğru yanlış evet hayır diyemeyiz ancak anlattıklarınız ışığında durumunuz çözülecek gibi değil her türlü ayrılık yolu görünüyor maalesef
0
basond
(05.09.24)
çocuk rıskıyla gelir -1 o eskidendi şimdi kendimize zor bakıyorken çocuk üstüne tüy dikmek olur.

- çocuk istemiyorsunuz

- hem siz hem aileniz kızı ezikleyip duruyorsunuz. bu da varsa bile potansiyelini çıkarmada yetersiz kalıyor. kız iyice batağa batıyor mental olarak. üstüne bir de bu durumda çocuk yapmasın zaten.

- çocuk olsa tam anlamıyla destek olamayacağınızı düşünüyorsunuz. kaldı ki eşinize bile tam anlamıyla olamayacığını düşünüyorsunuz. bence burada asıl ezik ve güçsüz sizsiniz çünkü hem pısırık bir eş seçmişsiniz hem de onu küçük görüp duruyorsunuz. hem ona kol kanat geremiyorsunuz hem de çocuk olsa bakamam diyorsunuz. ben de başta böyle hatalar yaptım, dönülebilir, ayrılın. kendinizin güçlü yanlarına odaklanın, daha güçlü kadın tercihleri yapın. tabi fazla da yapmayın bu sefer de siz eziliyorsunuz :D orta yolu bulmak lazım.

- kadıncağız çocuk istiyorsa sizinle olması hata olur bırakın ayrılın medeni bir şekilde o da kendini değerli hissettirebilecek bir eş bulsun ve ondan çocuk yapsın mutlu mesut yaşasınlar
0
ananiyimioguz
(05.09.24)
Çocuk evliliği bir yere kadar kurtarır, sizin durumunuzda çocuk yapmayı geçtim, evli kalmak bile çok zor. Sakın, sakın, sakın...
0
kimlanbu
(05.09.24)
Anladığım, ikiniz de daha çocuksunuz. Olay bu gibi.
0
encokbenisevinnolur
(05.09.24)
Bence çocuk yapmayın zaten iletişim sorunlarınız varsa anlaşamıyorsanız çok yanlış bir karar olacak bu.
ailenizin size "o annelik yapamaz" demesi çok irrite edici. Bu yorumdan sonra asla objektif kalamıyor ve eşinize üzülüyorum sadece.
0
Kediyi üzdün
(05.09.24)
sen zaten çocuk istememe konusunda netsin ve eşinin de annelik yapamayacağını düşünüyorsun. iletişim sorunlarınız var ve anlaşamıyorsunuz. e bu durumda herkes yoluna baksın.
0
elorelia
(05.09.24)
antinatalist bir insanım ama boşanman gerektiğini ve eşinin anne olma hakkı olduğunu düşünüyorum. becerip beceremeteceği kendi sorunu. en son anne olacak insanlar bile anne olurken senin kalkıp da dağınık ve sorumsuz diye kadına anne olamaz demen çok saçma ve haksız. boşanman gerek.
0
titanyum22
(05.09.24)
Ben dahil hiç kimsenin bu kadar ciddi bir konuda sana akıl vermesine müsade etme. Eğer maddi ve manevi hazır değilseniz asla çocuk yapmayın. Onun mutlu bir çocukluk grçirme hakkını elinden almanız çok acımasızca. İyi bir evlat yetiştirmede ilk adım sizin eşinize ve onun size olan sevgi ve merhametiniz ile mümkün. Şu an bu ortam oluşmamış ise hiç bir şeyi acrleye getirmeyin. Annelik yapıp yapamayacağı çok öznel yorumlamalar. Kimse annelik kavramını yoruma açamaz. Yaşayan bilir. Bunu bir baba olarak söylüyorum. Siz babalık yapabilrcek misiniz? Evet ise bu konu neyi kapsıyor? Bence çocuktan öte sizin birbirinize olan eş ilişkinizi gözden geçirmeniz ve bunu iyileştirecek iseniz bu noktada adımlar atmanız gerekiyor.
0
bugisme
(05.09.24)
iki acayip nokta var:

1) "Eşime evlenmeden önce çocuk istemediğimi net şekilde söylemiştim ve bu konuda anlaşmıştık. Evlilikten iki ay sonra eşim bir sağlık sıkıntısından kaynaklı ileride anne olma şansını kaybedebilir durumu ortaya çıktı ve çocuk istiyor."

- zaten baştan çocuk yapmama üzerine anlaşmışsınız. sağlık sıkıntısı sebebiyle ileride çocuk yapamama ihtimali ortaya çıkınca eşin neden çocuk yapmak istiyor? zaten başta kabul ettiği durum "çocuk yapmama" durumu? eşin burada haksızlık etmiş sana.

"ileride çocuk yapamıyor muyum, e güzel, ben de zaten çocuk yapmak istemiyordum, eşimle bu konuda anlaşarak evlenmiştik" demesi gerekirdi.

2) "ailem çocuk sahibi olmamı istemelerine rağmen o annelik yapamaz çok zorlanır dedi."

sen de bir ailesin.
büyüdüğün ailenin böyle yorum yapması ve senin ve eşinin hayatını etkileyebilmesi. üzüldüm kadına. ama kadın haksız burada.

----

evlilik sözleşmesi sayılabilecek durumu eşin bozmuş. başta seninle çocuk yapmamak üzere evlenmişken seni çocuk yapmaya zorlaması olmaz. başkalarının etkisi altında kalmadan, başkalarının eşin hakkında yapacağı yorumlara aldırmadan, sen çocuk istiyor musun istemiyor musun? istemiyorsan ayrıl, bari zaman kaybetmesin.
0
tabudeviren
(05.09.24)
duyurunuzdaki "eşime evlenmeden önce çocuk istemediğimi net şekilde söylemiştim" kısmı nedense herkesçe kabul görmüş. ancak bunu söyleyip sonradan çocuk sahibi olup iyi ki çocuk sahibi olmuşum diyen insanlar var ve bunların sayısı azımsanmayacak düzeyde (belki bu oran benim ve çevremdekilerin yaşıyla da alakalı olabilir).

sizin eşinizle olan iletişiminiz nasıldı, bunu ne şekilde ifade ettiniz, eşiniz gerçekten bunu anlatmak istediğiniz şekilde anladı mı kısımları bence yoruma açık. belki eşinize sorsak "ileride çocuk isteyebileceğinin sinyallerini bana vermişti", "fikrini değiştireceği izlenimine kapıldım" diyebilir.

bu arada hala daha bir yandan çocuk istemiyorum derken diğer yandan ailem, terapistim ileride çocuk isteyebilirsin dedi, galiba isteyebilirim diyorsunuz. sizin bu arada kalmışlığınız sebebiyle eşiniz de söylediklerinizi farklı yorumlamış olabilir.

o yüzden "ben söylemiştim" diyerek konuyu çarpıtıyorsunuz gibi geliyor. soru basit. eşiniz sizin de katkınızla bir bebek dünyaya getirmek istiyor. geleceği boş verin ve hiç kimsenin etkisinde kalmadan söyleyin siz bugün ne istiyorsunuz? kolaya kaçmayın. terapistinize, ailenize, bir başkasına sormayın. bu sorunun cevabına göre de kararınızı verin.
0
tnz
(05.09.24)
Sen eşini sevsen ve gram değer verseydin eşini burada kötüler gibi konu açmazdın bu bir. Bir insan becerikli veya beceriksiz olabilir ama bu durum onu iyi veya kötü bir anne olacağını ifade etmez. Bak burayı iyi anla. Bu senin ne haddine ayrıca.

İki, ananı babanı da karıştırmışsın mevzuya bir de oldukça gereksiz ve karınızı yeren bir yorum yapmışlar. Onlara ne?
Boşanın bırakın o da rahatlasın bu narsistten kurtulduğu için sevinsin.

Bana şımarık bir çocuk gibi geldin üzgünüm
0
Hallegadola
(08.09.24)
(8)

Genital piercing

yurtsuz john
Sağlık açısından sorun yaratır mı? Not: erkek
Sağlık açısından sorun yaratır mı?

Not: erkek
0
yurtsuz john
(04.09.24)
Genital piercing derken sanırım şunu kastediyorsun;

x.com

Şunu izlerken bile baygınlık geçirdim, acilden yazıyorum. Yani yaptıracaksanız mutlaka bu konuda tecrübesi olan iyi bir yerde yaptırın falan diyeyim bari.
0
thracia
(04.09.24)
Bence bunu önce bir ürologa sorun hiçbir fikrim yok benim. İki dk önceye kadar varlığından haberdar değildim.

Hassaslar izlemesin diyeyim bari içim çekildi
0
kullanicadi
(04.09.24)
Dertsiz başınıza, dert almayın derim. Bu tarz işlerin çok profesyonel ve hijyenik yapılması + bakımının doğru bir şekilde yapılması gerekir.

İltihap kaptırırsanız, yanlış bir işlem yapılırsa vs. çok sıkıntı çekersiniz...


.
0
kartallar yuksek ucar
(04.09.24)
Benim bildiğim hijyenik problemler nedeniyle penisi mikrop kapıp iltihaplanıp en sonunda da kuruyup düşen insanlar var, sıkıntılı iş. İyi düşünüp karar vermek lazım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(04.09.24)
detay vermek gerekiyorsa merak ettiğim 2 numaralı görselin durumu

ibb.co
0
🌸yurtsuz john
(04.09.24)
hocam daha geçen gün bir kızcağız burun ameliyatının narkozundan ayılamayarak vefat etti.
yine geçtiğimiz haftalarda sağlık kabininde yapılan sünnet operasyonundan sonra çocukcağzın uzvu kangren olup kesildi.

bir şey ne kadar keyfi ve o şey ne kadar riskli grafiğinde yapacağınız işi bir yere yerleştirirsek, garip bir noktada duruyorsunuz.
hani, yapmak zorunda olduğunuz bir iş olsa ve sonrasında olaylar kötü gitse, "tamam" dersiniz, zaten yapmam gerekiyordu.

tavsiyem yaptırmamanız değil; bunu yapma fikrinizin ve motivasyonunuzun kaynağına bir yönelmeniz.
0
WithWorth
(04.09.24)
kuculup buyuyen bir organa piercing yaptirmak.. himmm
mantikli :)
0
cooperr
(04.09.24)
meme ucu piercingleri bile sahiplerine çoğunlukla sıkıntı çıkarırken penise piercing taktırmak fazla cesur bir eylem değil mi yahu? sebebi ne? fikrin ve motivasyonun kaynağına bir yönel +1
0
moonie
(04.09.24)
(9)

Schengen'de ilk giriş yaptığın ülkenin vizeyi aldığın ülke olma zorunluluğu

merhum
Schengen'de ilk giriş yaptığın ülkenin vizeyi aldığın ülke olma zorunluluğu uygulanıyor mu?Farklı ülke vizesi ile Fransa'ya giriş yapan oldu mu?Bundan dolayı çevrenizde geri dönen oldu mu hiç? Olduysa hangi ülkeden döndü?Lütfen sadece gerçek deneyimi olan cevap versin.
Schengen'de ilk giriş yaptığın ülkenin vizeyi aldığın ülke olma zorunluluğu uygulanıyor mu?
Farklı ülke vizesi ile Fransa'ya giriş yapan oldu mu?
Bundan dolayı çevrenizde geri dönen oldu mu hiç? Olduysa hangi ülkeden döndü?
Lütfen sadece gerçek deneyimi olan cevap versin.
0
merhum
(03.09.24)
deneyimim yok ama tek sonucu bu değil. bir sonraki vize başvurusunda siz a ülkesinden vize almışınız ancak b ülkesine girmişsiniz diyip daha kısa vize verebilirler veya ret verebilirler. orda dikkat çeken bir risk barındırmış oluyorsunuz.
0
mr.goodcat
(03.09.24)
ben business vize ile acil bir toplanti icin vize aldigim ulkeden baska bir ulkeye girmeye calismistim, elimde toplanti daveti ve ilgili yazismalar oldugu halde thy kapidan alinmayacagim gerekcesiyle bana check in yapmayi reddetti ve gidemedim. bu olay 7-8 yil once oluyor, tekrar benzer girisimde bulunmadim.
0
sanxis
(03.09.24)
en çok hangi ülkede konaklayacaksanız ordan giriş yapmanız daha uygun. alınan ülkeden değil.
0
dedim ben sana
(03.09.24)
Kapıdan döneni duymadım ama bir sonraki vizede ya ret ya da sadece kalacağınız gün kadar tek girişli vize alacağınız neredeyse garanti. Şu an schengen'de en dikkat edilen kriter bu.
0
thracia
(03.09.24)
2022'de Almanya vizesi ile Almanya'ya girmeden İtalya'ya girdim. Hatta yüzümde maske vardı İtalyan polise sordum maskeyi çıkarayım mı diye yok dedi direk geçirdi. Ama şu son Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra durum nasıldır bilmiyorum. Bir de vize geçerli hala ama Almanya'ya gidemedim, umarım bu sonbahar gideceğim o zaman bir problem çıkar mı bilmiyorum.
0
peki madem
(03.09.24)
Tek giriş değilse problem çıkma olasılığı düşük, tek giriş vizeyse daha uçağa binmeden ayıklarlar, daha bu sabah slovenya uçağına tek giriş italya vizesi olan adamı almadılar.
0
kimlanbu
(03.09.24)
fransadan aldım, barselonadan girdim sorun olmadı
0
tchuck
(03.09.24)
tnz
(03.09.24)
Hem de fazlasıyla uygulanıyor.

Yakın zamanda şunu bile duydum,

"siz önceki vizenizi italya'dan almışsınız ama vize sürenizin çoğunu italya dışındaki ülkelerde geçirmişsiniz."

O yüzden ilk giriş konusu tartışmaya bile açık değil.

Teknik olarak da adam diyor ki sen bu tarihlerde bu ülkeye gitmek için vizeye başvuruyorsun. Sonra bambaşka bir ülkeye gidiyorsun belirttiğin ülke dışında. O zaman da senin yalan söylediğini düşünüyor.

Kapıdaki memur insiyatif kullanarak sizi geri döndürebilir.

Bu konuda sorun yaşamayan da çok. Ama sorun yaşama riskinizi artırıyorsunuz.
0
anten
(03.09.24)
(28)

sma olayı neden hâlâ var?

tabudeviren
nereden baksan bi beş senesi vardır gündeme gelmesinin..bildiğim kadarıyla evlenmeden önce testler de yaptırılıyor. ama hala smalı bebekler var, yani bu süreçte doğmuş.bunlar testte anlaşılmamış mı yoksa ebeveynler test yaptırmadan mı evlenmiş?
nereden baksan bi beş senesi vardır gündeme gelmesinin..
bildiğim kadarıyla evlenmeden önce testler de yaptırılıyor.
ama hala smalı bebekler var, yani bu süreçte doğmuş.
bunlar testte anlaşılmamış mı yoksa ebeveynler test yaptırmadan mı evlenmiş?
0
tabudeviren
(02.09.24)
Sma'nın uydurulmuş, yapay olarak var edilmiş bir hastalık olduğunu düşünüyorum, buna beni biraz da piyasadaki SMA isimli bebek mamalarının ismi itiyor.

Evlenecek olsam test yaptırmam. Çünkü dünyanın binbir türlü hali var. Ben sevdiğim sevildiğim ve evlenmeye uygun birini bulmuşum, ama tehlikesi çıktı diye mi evlenmeyeceğim de ayrılacağım yani? O zaman ilişkilere kan testleriyle falan başlamak lazım, madem olması gereken bu...
0
muhayyer divan
(02.09.24)
Bu ülke halkının cahilliğini hafife almamak gerek, hâlâ devam etmesinin en temel sebebi bundan kaynaklı önlem almaya gerek duymama ve bazen bilinçli olarak almama. Ayrıca bu konularda aşı karşıtlarının, doktorlardan ürken büyük oyuncuların, dünyayı yönetenlerin hepimizi sıvılarla kötü emellerine alet ettiğini iddia eden komplo teorilerine inananların fikirlerine itibar etmemek gerektiğine inanıyorum.
0
moonie
(02.09.24)
Test yaptıran ve sma taşıyıcısı olduğu halde "bir şey olmaz yeaaa, bizi mi bulacak" diye çocuk yapanların oranının test sonucunu ciddiye alanlara göre çok daha fazla olduğunu idda edebilirim ama kanıtlayamam.
0
kobuzchu kiz
(02.09.24)
"smalı olsa nolcak ki? ölür yenisini doğururuz"

geneli cahil olmak için can hıraş çırpınan aileler. yani yazdıkların doğru
0
ala09
(02.09.24)
Cahilliği hafife almamak gerek +1

Örneklerini okuyoruz. Biz s.kişelim de gerisi umrumuzda deği mantığı.
0
ruhen hastayim ben
(02.09.24)
Cahillik sebebiyle.
Bazen Instagram'da önüme saçma sapan yemek videoları düşüyor. Içine eti basıyor, yağı basıyor. Şifa diyor. Şimdi böyle düşünen binlerce vardır, bunlara sma anlatamazsin. Daha hala cinci hocaya giden insanlar var bu ülkede.

Eskiden üzülürdüm ama test artik yapılmaya basladigindan beri hala bunu umursamayan varsa çok da fifi. Bile bile lades demenin mantığı yok.
0
logisticsmanager
(02.09.24)
Yeterince vurgulanmamis, cahilliği vurgulamak isterim <3

"Al beni al, koca istiyom" diyen teyze gibi düşün... yeter ki birini bulam da birakmam youtu.be
0
abuzer
(02.09.24)
Şunu sormak da mümkün,

Devlet neden sma ilaçlarını ödemiyor? Buna benzer pek çok aşırı pahalı ilacı hem de hastalıktan dolayı yok yoksul kalan insanların ilacını ödemiyor?? Mesela??
0
muhayyer divan
(02.09.24)
Kimse söylememiş ya da söylemeye cesaret edememiş sanırım, o nedenle ben söyleyeyim: Bu halkının cahilliğini hafife almamak gerek, bir testle öğrenilebilecek hastalık için test yaptırılmadığı gibi ilk çocuğu yapıp hastalıklı bi genetiği olduğunu anladığında bile ikinci üçüncü SMA'lı çocukları üretmekte beis görmeyen bir topluluktan bahsediyoruz, bile bile isteye isteye yapılan hareketler bunlar sanırım bağışlardan gelen parayı bir şekilde indiririz beklentisiyle yapılıyor bunların hiçbirine de üzülmüyorum, hatta bu bağış organizasyonlarının yanından geçerken "neden skine sahip olup 15. SMA'lı çocuğu yapmamak yerine burada gelenin geçenin kafasını skiyorsun" şeklinde yakalarından tutup sarsmak istiyorum ama bir yandan da cahil halk galeyana gelip beni linç ederler diye çekiniyorum.

Devlet rahatlıkla önlenebilecek bir hastalık için ödeme yaparsa bunlar hızla üremeye devam edip tedaviyi devlete yığabilir, test bedava test yaptırsınlar.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.09.24)
@Kaleci

Ben bir ilişkimde herifin sağlığından endişe edip kan testi yptırmasını istedim diye yeri göğü yıktı. Siz diyorsunuz ki birbirini seven ve evlenmeyi isteyen insanlar kanlarındaki bir değerden ötürü ayrılacak noktaya gelsinler ayrılsınlar önemli değil, yeter ki hasta bebek doğmasın.

Devletin sitesinde ne yazıyor? Önce erkeğin taşıyıcılığına bakılır, erkek taşıyıcıysa kadına bakılır. Kadın sağlıklıysa erkek taşıyıcıysa bebek sağlıklı olur, kadın da taşıyıcıysa taraflara tüp bebek tekniğiyle çocuk sahibi olmaları tavsiye edilir.

Bunu tercih edebilecek insan var edemeyecek insan var, ÇOCUK İSTEMEYEN insan var... Ne kadar kolay hakaret ediyorsunuz ya. Hepiniz cehaletin hakiki simgelerisiniz. Siz devletinizin bu hastalıklarla sadece parasız insanları birbirinden ayırarak mücadele etmesini normal karşılıyorsunuz, test yaptırmak bedava diyerek hem de. Yazıklar olsun size.
0
muhayyer divan
(02.09.24)
muhayyer divan ben senin için konuşmuyorum ama ne söylediğini birkaç defa okudum, acaba ironi mi yapıyor yoksa ciddi mi ya da ben mi yanlış anlıyorum diye kendi kendime tartıştım ama işin içinden çıkamadım ne yazık ki ama yine de bu düşüncenle ilgili şunu söyleyebilirim: Birbirini seven insanlar hastalıklı bir çocuğun doğumunu engelleyecek basit bir testi birbirlerine olan sevgilerinin ya da ilişkilerinin bitmemesi uğruna yaptırmayıp hastalıklı bir çocuğun doğmasında beis görmüyorsa bence sokaktaki köpekler yerine bu zihniyetteki insanlar uyutulup üremelerinin önüne geçilmeli ve bu hastalaklı düşüncelerinin genetik yoluyla aktarılması engellenmeli.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.09.24)
@tabudeviren, şimdi gördün mü hala neden smalı bebekler var. Çünkü anneleri bile bunu umursamıyor fakat metrobüs bekleyen gariban halk kasetçalardan yardım çığlıklarını umursasın ve para göndersin istiyor.
0
ruhen hastayim ben
(02.09.24)
@Kaleci

İki taraf da taşıyıcı olduğu takdirde tüp bebek yaptırmaları tavsiye edilir. Bakanlığın sitesinde yazan bu. Kadın ve erkeğin bedeni için uygulanacak bir çözümü var mı? Yok. Tek çözüm tüp bebek. Peki bu çözüm ucuz mu pahalı mı? Sma ilaçlarından daha ucuz ama kadın bedeni için yine de çok fazla pahalı. Çünkü ilk seferinde tutturulamama meselesi var.

Sen sağlık SEKTÖRÜ diye bir ifade duymadın herhalde, ve buradakiler. İLAÇ SEKTÖRÜ falan bilmiyorsunuz demek ki. Bugün diyaliz skandallarını pek çok sağlıkçı bilir mesela. Özel hastanelerde ayrı araştırma hastaneleri ayrı devlet hastaneleri ayrı önüne gelene ameliyat yazan, hiçbir şey bilmiyorsa aklına estiği gibi ilaç yazan doktor sayısını herhalde resmî şekilde bulamayız. Daha bugün iş arkadaşımın eşinin üçüncü tiroid ameliyatı olduğunu, ameliyat esnasında doktorun "yanlışlıkla" ses tellerine gelen sinirleri yaktığını ve doktorun bunu kendiliğinden söyleyip günah çıkardığını dinledim. Bu ameliyat hiçbir gerekliliği yokken yapılmış bir ameliyat.

Siz anlamıyor musunuz sağlık alanında dehşet verici paralar döndüğünü?? Bunun mafyasının olduğunu bilmiyor musunuz? Devletin maddî imkanları olmayan hasta insanlara para ödemek zorunda olduğu halde ödemediğini, bütün o hasta bebeklerin ve yetişkinlerin sadece bu sebeple bol bol "telef" olduğunu bilmiyor musunuz? Bütün bunların sebebi sadece test yaptırmamak mı sizce? Test yaptırsaydı iki tarafında da taşıyıcı olduğunu öğrenselerdi ayrılacaklar mıydı, parasız oldukları için? Hm?? Aynı devlet temsilcilerinin yaptığı gibi, siz de parası olan yaşasın evlensin parası olmayan evlenmesin diyorsunuz öyle mi?? Gerçekten öyle mi?? Size inanamıyorum.

Özellikle sağlık konusunda sürekli şüpheci davranan sürekli komplo teorilerini de göz önüne alan insanların hepsi salak sizin gözünüzde, bir siz akıllısınız. Buyrun devam edin. Bir gün sizi de çarpar o mekanizma.
0
muhayyer divan
(02.09.24)
muhayyer divan ne yazdığını okumuyorum bro beni etiketleyerek bir şey yazma lütfen, bundan sonra sen benim için dünya düzdür ve dönmez ile aşıyla mikroçip yerleştiriyorlar argümanıyla aşı karşıtlığı yapan bireylerin bir seviye daha altında bir kullanıcısın ve kendi gri hücrelerimin sağlığı açısından seninle sohbeti ketim. No offense.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.09.24)
geçen bir doktorla hemşire çift smalı çoçuğu için yardım dileniyordu. bunu cahillikle açıklayamazsınız. çok farklı bir durum var burada.
başka bir kadında çocuğum ölmesin diye ağlıyordu. çocuk 3cü çocuğu ve diğer iki çocuğuda smadan ölmüş.

devletin katı yaptırımları olmadan bu iş çözülmez. en başta test zorunlu olacak o olmazsa devlet hiç bir şekilde sağlık hizmeti vermeyecek. hatta daha radikali hastalıklı çocukları yaşatmayacak.
0
my fault
(02.09.24)
"
muhayyer divan ne yazdığını okumuyorum bro beni etiketleyerek bir şey yazma lütfen, bundan sonra sen benim için dünya düzdür ve dönmez ile aşıyla mikroçip yerleştiriyorlar argümanıyla aşı karşıtlığı yapan bireylerin bir seviye daha altında bir kullanıcısın ve kendi gri hücrelerimin sağlığı açısından seninle sohbeti ketim. No offense."

Yazdığın burada. Okumuyorum dedin mi dedin. Okumadan düz dünyacı ilan ettin mi ettin. Bitmiştir.
0
muhayyer divan
(02.09.24)
@my fault

Halkına %100 dost, asla halkının aleyhinde iş yapmayan bir hükümet bulursan bu dediğini yapsın, evet. Ama şu ortamda kimse benim o testlere güvenmemi bekleyemez. Sonuçları kasıtlı olarak çarpıtıp çarpıtmayacaklarını bilmem, ben doktor değilim, alanın uzmanı da değilim. Bunları olmak zorunda da değilim. Bana hükümetlerin tamamı sağlık hizmeti vermek zorunda, beni kullanmak değil.

Siz bugün ekonomi konusunda asla güvenmediğiniz devletin sağlık konusunda çok güvenilir olduğuna tam bir inançla bağlısınız ya, ben daha size başka ayna tutamam.
0
muhayyer divan
(02.09.24)
testi olan bir hastalığın testini yaptırmayan insan çok. cemaatçiler dinciler ultrasona girip cinsiyetini veya sağlığını halen öğrenmiyor bu ülkede. halen down sendromlu çocuklar doğuyor. bunların hepsinin testi var. ama adam gidip yaptırmıyor.

aile sosyal politikalar engelli vb. gruplara maaş bağlıyor. 3 engelli çocuk yapmış ailede 4.ye hamile olan anneye daha fazla hamile kalmayın çocuklar engelli oluyor dediklerinde onlar benim geçim kaynağım diyor anne. çocuklar rezil halde tek odada ve o odaya yeni bebek gelecek. bu ülkede o kadar cahil insan var ki akıl mantık ruh sağlığı bunu kaldırmaz.

bu ülkede çocuğunu önemseyen yüzde 10 yoktur. herkes çocuk yapıyor ama bakamıyor. romen(çingen) doğurup sokağa atıyor ya, bunları görmemezlikten gelmek toplumun tüm dengesini bozuyor.

örneğin şizofren anne doğum yapıyor. şizofreni genetik bir hastalık ve genetik aktarımı devam ediyor. hem şizofren anne çocuğa düzgün bakamayacak hem çocuğun şizofren olma riski var. artık biraz realist düşünme zamanı geldi.
0
mikahakkinen
(03.09.24)
SMA ilacı dediğimiz ilaç görece yeni bir ilaç olduğu için (Nusinersen etken maddesine sahip Spinraza 2016'da SMA tedavisi için FDA onayı alan ilk ilaç olmuş) son zamanlarda bu kampanyalar arttı çünkü öncesinde böyle bir tedavi olmadığı için SMA hastası bebekler olsa da aileleri kampanya yapmıyordu ve biz de medyada ve sağda solda duymuyorduk.

Onun dışında evet test ücretsiz ve artık bazı belediyeler nikah öncesi testi zorunlu tutuyor. Bunun tüm belediyelere yaygınlaştırılması lazım. Devlet de gerekirse bu çiftlerin tüp bebek masraflarını karşılar yani hem ilaçtan daha hesaplı hem de ilaçla da SMA %100 iyileşen bir hastalık değil. Hasta çocuğu tedavi etmeye para harcamak yerine hasta çocuk doğmamasını sağlamak daha mantıklı hem çocuğun ve ailenin iyiliği hem de ekonomik anlamda.

@muhayyer divan'ın bu sitedeki her cevabında daha fazla şok oluyorum. Bu tip duyurulardaki cevapları yüzünden diğer duyurularda da ciddiye alamamaya başladım maalesef.
0
nundu
(03.09.24)
@nundu, maalesef mi xd isabet olmuş bnc
0
abuzer
(03.09.24)
Yanlış okumadıysam şöyle bir önerme verilmiş yorumlarda;

*Sma testi yaptırdığımda eğer anne baba taşıyıcıysa tek seçenek tüp bebek
*Tüp bebek pahalı olduğu için bunu yaptıramayacak insanlar olabilir
*Bu yüzden bile bile sma'lı çocuk yapalım, bunun da tedavisini devlet üstlensin.

Yani özetle benim tüp bebek yapmaya param yok o yüzden ölümcül hastalığa yakalanacağı kesin olan bir çocuk dünyaya getirip bunun da tüm masrafını vergi mükelleflerine yüklemek istiyorum.

Yani işin parasına puluna, devletin bunu karşılayıp karşılamamasına girmeden önce şunu sormak istiyorum;

Hangi insan sırf çocuk sahibi olabilmek, ya da sırf birlikte olduğu kişi çocuk olmazsa kendisinden ayrılır korkusuyla kendi çocuğunu göz göre ölümcül hastalık sahibi yapar. Buna kendinizi nasıl ikna edebiliyorsunuz, nasıl bir vicdanınız var ki biz sma'lı da olsa çocuğu yapalım, kervan yolda düzülür, devlet nasılsa tedavisini karşılar diyebiliyorsunuz. Nasıl bir vicdan ki eşini ikna edemedim o zaman çoçuğum ölse de olabilir en azından bir deneyeyim diyebiliyor.

Eğer evlendiğiniz insan böyle bir durumda sizden ayrılıyorsa, zaten sizinle sadece üremek için birlikte demektir. Bu durumda ha siz ha bir başkası. Yani sırf bunu kaybetmemek için çocuk feda etmek nasıl bir hastalıklı düşüncedir. Evlat edinmeyi gündeme bile almadan kendi çocuğum olsun diye zavallı bir bebeği göz göre göre korkunç bir sürecin içine atmak, inanılmaz bir bencillik, inanılmaz bir cahillik gerçekten.
0
thracia
(03.09.24)
Durumum yoktu tamamini okuyamadim ama sadece ana akim dusunceye yapilan destegin rahatsiz edici boyutta olmasi sebebiyle muhayyer divan +1 diyorum.
0
mbond
(03.09.24)
@thracia

Şahsen çocuk istemediğimi sağa sola bin kere yazdım, okumamış olabilirsin, buraya tekrar yazmış olayım.

Evlenmeye karar verdiğimde kimse benden zorla test alamaz. Bunu söylüyorum. ocuk istemeyen insanlara zorla test yaptırmak, test yaptırmadan evlendirmemek, çocuk yapmayacaksa evlenmeye hak kazanamaz demek olur, buna hiçbir belediyenin ve hiçbir devletin hakkı yoktur ve olamaz. Bunu anlamakta bu kadar zorlanmanızo da ben anlamıyorum.

Kaldı ki doğacak çocuğun hastalanma ihtimali %25, yani hasta doğmama ihtimali %75. Daha küçük ihtimale tutunmayı kendinize hak görüyorsunuz ve her iki taraf da taşıyıcıysa evlenilmesin diye dayatmayı çok yerinde buluyorsunuz. Neden yüksek olan sağlıklı çocuk ihtimalini bu kadar uzak buluyorsunuz? Niye gözünüz bu kadar korkuyor küçük ihtimalden, devletin sunacağı sağlık imkanlarından mı korkuyorsunuz yoksa :) bunu bi düşünün bakalım, ben yukarıdan beri ne söylemişim...

Sanki hayatta bir tek test yaptırılarak bulunabilen hastalıklar var... Başka hiçbir hastalığa yakalanmıyor insanlar, doğuştan getirilen başka hiçbir hastalık yok, her şey kontrol altında... Hele hele. Çok güzel Allahçılık oynuyorsunuz.

@nundu, sen ciddiye almasan da olur hiçbir şey fark etmez benim için. Aynı şey @abuzer için de geçerli.

"aile sosyal politikalar engelli vb. gruplara maaş bağlıyor. 3 engelli çocuk yapmış ailede 4.ye hamile olan anneye daha fazla hamile kalmayın çocuklar engelli oluyor dediklerinde onlar benim geçim kaynağım diyor anne."

Sadece bu bile bir vatandaş olarak yaşadığınız ülkedeki değerinizin göstergesi. Siz değerli hissetseydiniz "onlar benim geçim kaynağım" diyecek kadar düşüldüğünde bunu kırmızı alarm olarak alıp alabildiğine yaygınlaştırmak üzere bir hareket başlatırdınız, zenginleri iş adamlarını harekete geçirirdiniz. Hiçbir şeye gücü yetmeyen anca ekmeğinden eksiltip paylaşırdı, üzerime düşeni yapayım, elimden geleni yapmadım demeyeyim diye.

Çocuk feda etmekmiş... Siz neler için neleri ve kimleri feda ediyorsunuz bir dönün kendinize bakın.
0
muhayyer divan
(03.09.24)
@muhayyer divan

Gerçekten size inanamıyorum. Ciddi ciddi ne var canım, çocuğum en fazla %25 ihtimalle ölümcül hastalığa yakalanacak. Bak ne güzel %75 yüksek ihtimal yakalanmayacak diyorsunuz. Çocuğun hayatıyla kumar oynamaya kendinizi ikna ettiğiniz yetmezmiş gibi bir de bize akıl öğretmeye kalkıyorsunuz. Ve bunu da "ne var canım, insanda bir hastalık olabiliyor, ne malum yarın ölmeyeceğimiz" gibi aptalca bir argümanla savunmaya çalışıyorsunuz.

Yani bu akla, bu vicdana laf anlatmaya çalışmak zaten yersiz.
0
thracia
(03.09.24)
zamaninda yazdik: eksisozluk.com

devletler bu ilacin parasini ödemezler cünkü devletin kaynaklari sonsuz degil ve devlet geri kalan her vatandasina saglik sistemini ulasilabilir kilmali. devletlerin yapmasi gereken sey belli, o da sma'yi gebelik testleri icine almaktir ve ben bu entry'i yazdiktan kisa bir süre sonra türkiye'de de sma gebelik öncesi taramalara dahil edildi. bu noktadan sonrasi kisilerin kendi aldiklari bir risk ve sayet test yaptirtmadan ya da test sonucunu önemsemeden cocuk yapiyorlarsa hasta cocuklarinin vergilerle iyi edilmesi diye bir sacmalik olamaz.

sma'ya uydurulmus hastalik demek özür dileyerekten diyorum ki akil durgunlugu. smali bebeklerden öncden haberiniz yoktu cünkü bilinen bir tedavisi yoktu. ancak son dönemlerde bu insanlari görmeye basladiniz cünkü ionsanlar yeni bulunan tedaviye ulasmak icin cirpiniyorlar.

su an hali hazirda entry'de bahsettigim gibi rett sendromu icin yürütülen bilimsel arastirmalara bagis yapmaya devam ediyorum. sma icin artik bagis yapmadigim icin onun yerine de sanfilippo sendromunu koydum. sanfilippo sendromunu burada cok büyük ihtimalle hic kimse duymamistir cünkü bilinen bir tedavisi olmadigi icin insanlar evlerinde cocuklarinin ölümünü bekliyorlar ama sizin duymamis olmaniz böyle bir hastalik oldugu gercegini degistirmiyor. yarin öbür gün rett sendromu ya da sanfilippo sendromu icin de bir tedavi bulundugunda, sayet bu tedavi ücreti ayni sma tedavisi gibi ulasmasi güc bir miktarda olursa sizler bu insanlari da görmeye baslayacaksiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.09.24)
işin tıbbi boyutuna falan girmicem. bu ülkede dilenciliğin acilen yasaklanması gerekiyor. hiç anlam veremediğim bir şekilde insanlar dilencilere anormal para döküyor. bulunduğum küçük şehirde senelerdir utanmadan dilenen ve dilencilikle bayağı para kaldıran insanlar var, ekserisi yaşlılar. yürüdüğü halde topal taklidi yapanlar falan. bazen karşılarına oturup izliyorum, on dakika içinde yirmi kişi geliyor kağıt paralar bırakıyor bu insanlara. sma olayı da bunun bir türü. dilenciye para veren yüzbinlerce belki milyonlarca affedersiniz gerizekalı insanı durduramıyoruz çünkü. köpek olayı da aynı saçmalıktan çıkıyor.

edit: lösev gibi rüştünü ispat etmiş kurumlara yapılan bağışları asla kastetmiyorum belirtmek istedim
0
titanyum22
(03.09.24)
İnsanlar gerçekten umursamıyorlar ne yazık ki, onun için hala var. En azından umursayan bir kısım insan testler sayesinde bunun önüne geçebiliyor ama, böyle bir faydası var.

@muhayyer divan

"Evlenmeye karar verdiğimde kimse benden zorla test alamaz. Bunu söylüyorum. çocuk istemeyen insanlara zorla test yaptırmak, test yaptırmadan evlendirmemek, çocuk yapmayacaksa evlenmeye hak kazanamaz demek olur," demişsiniz.

Daha çok; "Çocuk yapacaksanız böyle bir risk olduğunu bilin" demek olmuyor mu? Neden bu kadar agresif algılıyorsunuz ki bunu? Sonuçta çocuk yapamayacak diye kimsenin evliliğine engel olunmuyor değil mi? Çocuk yapmayı düşünmüyoruz demenin bir anlamı yok ki. Bugün istemez yarın ister. Herhangi bir bağlayıcılığı yok ki bunun.

Tüp bebek önerisiyle ilgili çok dertlenmişsiniz."Çocuk yapmak istiyorsa ve tüp bebeğe de parası yetmiyorsa ne yapsın bu insanlar?" gibi bir bakış açısından mı konuşuyorsunuz bunu tam anlamadım? "Ben ve evlenmeyi düşündüğüm insan" şeklinde vurgulamışsınız hep, o çocuk da evde süs eşyası olmayacak değil mi? O da kendi başına bir canlı. Sırf siz birini sevdiniz diye önlenebilir bir durumun konusu olmak zorunda kalacak olan üçüncü bir "kişi" yani. Ayrıca sanki tek sorun sma demişsiniz, tek sorun sma değil elbette ama sma tespit edilebilir bir sorun. Önünüze getirip koyuyorlar bak bu risk var diye. Sizce de bu bilinmez herhangi bir riskten farklı bir durum değil mi niteliksel açıdan?

Ayrıca birbirini sevip evlenen insanların arasındaki sevgiyle bu testin yapılmasının hiçbir alakası yok aslında. Evlenen kişiler çocuk yapmak durumunda değil, eğer testler risk olduğunu söylüyorsa çocuk yapmayabilirler. Eğer çiftlerden birisi, ben bu riski almak istemiyorum diye ayrılmak istiyorsa da bu testin kabahati değil, bunu söyleyen kişinin kendi seçimi.
0
akhenaten
(03.09.24)
Bir de bu cehaletin şöyle ikiyüzlüce bir yaklaşımı var;

Ben sma'nın uydurulmuş bir hastalık olduğuna inanıyorum, aşılarda çip var, big pharma vs.
Ama çocuk sma'lı olunca, hastalıktan yoğun bakımlık olunca, yandım anam, devlet tedaviyi karşılasın, nerde bu devlet nerde bu millet. E ne oldu, inanmadığını söylediğin hastalık başına gelince koşa koşa soluğu hastanede aldın? tedavisinin peşine düştün?

Bu aşılar big pharma işi ben kızamık aşısı yaptırmıyorum, su çiçeği aşısı otistik yapıyormuş, çocuk felci aşısıyla bizi kısır yapmak istiyorlar bla bla, ama çocuklar hasta olunca yetişin dostlar. Senin cahilliğinin ve bencilliğinin sorumluluğunu tüm toplum olarak biz çekelim istiyorsunuz, yok ya!
0
thracia
(03.09.24)
(12)

Koşu yaparken telefon, cüzdan, anahtar vs.

sorucu
Belki çok basit bir soru olacak ama... Koşuya, yürüyüşe çıkarken telefon, cüzdan, anahtar vs. yi yanınıza alıyor musunuz? Ne yapmak lazım ya da?
Belki çok basit bir soru olacak ama... Koşuya, yürüyüşe çıkarken telefon, cüzdan, anahtar vs. yi yanınıza alıyor musunuz? Ne yapmak lazım ya da?
0
sorucu
(02.09.24)
Yanıma alıyorum, bel çantama koyuyorum.
0
rock n roll
(02.09.24)
Koşucular için beli saran koşu çantaları oluyor onlardan kullanılabilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.09.24)
cuzdan almiyorum, telefon ve cuzdan icin ozel cebi olan sortlar var onlari kullaniyorum. ya da yuk coksa bel cantasi gibi zimbirtilar var onlara bakilabilir kosuculara ozel.
0
bay b
(02.09.24)
Telefon için kola takılan bantlar oluyor. Telefonu onun içine koyuyorsun. Koşu için onlar iyi.
0
messor
(02.09.24)
Cüzdan yanıma almıyorum.
Şundan alacağım yakında: www.decathlon.com.tr

Aldım bile:D
0
Amaranta ursula
(02.09.24)
omza çapraz takılan çantalardan alabilirsin.
araban varsa arabada bırakabilirsin.
0
jelly bear
(02.09.24)
Koşarken anahtar, kimlik, kart ve içeceğim sular için koşu kemeri; telefon için kola takılan bant. sırt çantası vs gibi şeylerle koşamazsınız. tabi söz konusu yürüyüş ise bunlar geçerli değil. yürüyüşte düz sırt çantası.
0
thracia
(02.09.24)
yanıma sadece kimlik, araba (veya ev) anahtarı ve koşu bitince yüzümü silmek için biraz selpak alıyorum. bel çantası ve kol bandı da kullandım fakat bir süre sonra çok sıkmaya başlıyor.
0
malheiros
(02.09.24)
zamanında ele geçirilen telefon tutuculardan satıyordu decathlon yani şunlardan
www.decathlon.com.gr
bu çok işe yarıyor. telefonla bu tutucunun arasına kağıt para ve kimlik koyuyorum, airpods kutusunu ve tek bir anahtarı cebime atıyorum. ama bazı koşu şortlarında anahtar vs için özel gözler oluyor oralara da koyabilirsin.
0
rentts
(02.09.24)
www.amazon.com.tr

Buna telefonu koyuyorum.

Para, kart, anahtarı da fermuarlı şort cebine koyuyorum.
0
kumandanim
(02.09.24)
www.tchibo.com.tr
şurada kemer gibi bele takılan minik çantalar var.onların muadilleri kullanılabilir.
0
exlibris
(02.09.24)
Kola takilan ya da agirligi tek tarafta tutan seyler genelde onerilmiyor. Ben de arkada cep kismi olan sort/tayt ya da bel cantasi tercih ediyorum.
Kosularim uzun degil, yanima sadece telefon, anahtar, telefon arkasina da bazen ya kart gecmezse korkusuyla kahve parasi aliyorum. Kulaklik kutusunu hic tasimiyorum.
0
yaraticinick
(02.09.24)
(4)

Erkek günlük çanta önerisi

Zima Blue
günlük kullanımda bir sırt çantası ihtiyacım var. derdim sağlam olsun 2 senede cortlamasın. edc diye tabir ettiğimiz ıvır zıvırları, not defteri, şarj aleti vb elektronik ürünleri taşımak için kullanacağım. yeri geldiğinde 13inch bilgisayar yada 1 tshirt 1 short koyabileceğim büyüklükte bişey arıyor
günlük kullanımda bir sırt çantası ihtiyacım var. derdim sağlam olsun 2 senede cortlamasın. edc diye tabir ettiğimiz ıvır zıvırları, not defteri, şarj aleti vb elektronik ürünleri taşımak için kullanacağım. yeri geldiğinde 13inch bilgisayar yada 1 tshirt 1 short koyabileceğim büyüklükte bişey arıyorum. su geçirmez olması, fazla kullanışlı cepleri olması vb. benim için artı.

bu tanıma uyan elinizin değdiği 10k olmayan sırt çantası önerilerinize açığım.

teşekkürler.
0
Zima Blue
(02.09.24)
zaman ilac degil insanlar unutkan
(02.09.24)
www.decathlon.com.tr

Bu çantanın cepleri gözleri bölümleri tam günlük bilgisayarla hareket edenler için

Youtube dan inceleme videolarına da bak

Bunun bir büyük boyu daha var ama ihtiyacın yokken büyük çanta kullanmak hareketini kısıtlıyor bence

Ama ona da göz atmak istersen
www.decathlon.com.tr
0
grimavi
(02.09.24)
Önerilen decathlon çantasının şeklini beğendiyseniz bence de başka çanta aramaya gerek yok. Son derece işlevsel. Ama bence 16 lt bir tık küçük. Özellikle mevsim geçişlerinde mont yağmurluk vs de koyunca çok şişer. 32 lt de her gün taşımak için bi tık büyük kalabilir. Bu çantanın 23 lt'lik ara bir boyu daha var. Bence ideali budur;

www.decathlon.com.tr
0
thracia
(02.09.24)
Bahsi geçen Decathlon çantanın 23L ve 32L modellerini kullanıyorum.

32L günlük kullanım için gerçekten büyük. Şehir hayatında EDC için gerçekten fazla gelir. 3-4 günlük kısa seyahatler için idealdir.

23L günlük kullanımda bana uygun geldi. 16 inçlik ince kenarlı ve görece ince bir bilgisayar gayet güzel sığıyor içine ama daha büyük bir bilgisayar sığmayacaktır. Yaz mevsiminde arkadaşıma kalmaya giderken birkaç tişört, şort, çamaşır vs ile birlikte ufak bir havlu, termos ve bilgisayar rahatça sığıyor ama kışlık kıyafetlerimin sığması zor.

16L incelemedim ama 16 inç bilgisayarı sığdırmak muhtemelen mümkün olmayacaktır. 13 inç bilgisayar, şarj aleti, termos ve şemsiye (Bu çantaların bence en güzel özelliği çantanın her iki yanında yer alan esnek ve fermuarsız gözler. Bu gözlere şemsiye ve termos sığıyor, böylece çantanın içinden yer kaplamadığı gibi, ulaşmak da son derece kolay. Ancak çantaların yükseklikleri farklı oldukları için, bu gözlerin de büyüklükleri farklı. Benim 23L çantama 600 ml'lik Zojirushi termosum gayet rahat sığıyor. 16L'yi bilmiyorum, denemek lazım.) gözlük kabı, anahtar, kolonya, ufak bir sandviç ve hatta gerekirse bir şort ve tişört bence rahatça sığacaktır. Ama söylenildiği gibi, mevsim geçişi ya da acil bir durumda çantada biraz daha yer olsun denildiği zaman 16L yolda bırakabilir. Mesela benim montlarımın hiçbirinin 16L'lik çantaya sığacağını düşünmüyorum. Sizin boyunuz ve kilonuzu bilemediğimden bence iki modeli de kendiniz görün, öyle karar verin derim.
0
10551037
(02.09.24)
(20)

Eşek ve at eti, insan sağlığına zararlı olmadığı hâlde

Yourcousinmarvinberry
Neden illegal ve sağlıksızmış gibi muamele görür ?
Neden illegal ve sağlıksızmış gibi muamele görür ?
0
Yourcousinmarvinberry
(02.09.24)
dini açıdan yenmesi uygun olmadığı için.
0
tabudeviren
(02.09.24)
İslama göre de helalmiş.
0
🌸Yourcousinmarvinberry
(02.09.24)
Kesimleri tesislerde yapılmadığı, diğer kesim hayvanlarına uygulanan hastalık vs gibi kontroller uygulanmadığı için.
0
thracia
(02.09.24)
çoğunlukla kültürel ve coğrafi şeyler bunlar. kültüre dini de ekleyebiliriz.

bi de tarihsel olarak eşek, at vs. zaten insanlığa çok faydası olmuş hayvanlar. yemen pek akıllıca olmazdı. öyle bir kültür gelişmedi dünyanın büyük bölümünde. ya şöyle düşün mesela bugün otobüsle yarım saatte gittiğin yolu at üstünde dıgıdık dıgıdık belki 2-3 saatte alabilirdin. at olmasa yağmurda çamurda karda kışta 20 saat yürüyecektin belki. yahut öküz diyelim. koş sabana tarla sürsün. sülalene yetecek kadar buğday-arpa verecek sana. o hayvanı niye kesip yiyesin ki. yakınlarda su varsa balık tut, tavuk-horoz ye, küçükbaş yetiştir vs...

kültür böyle yerleştikten sonra zaten istesen bile yiyemiyorsun çünkü üretimi/satışı olmuyor. çünkü talep yok. e kendim yapayım desen kim uğraşır eşek-at alıp onu kesip biçmekle, yularını tutup kasaba "ustam şu atı kesiver" diyemezsin ki.

domuz da öyle mesela. çok sağlıklı bi et olmadığını biliyorum ama önemli bi protein kaynağı. bakıp büyütmesi kolay, çok yavruluyor. türkiye'de domuz etine talep olsa mesela bence fiyatı uygun olurdu, belki tavuk gibi. e niye yenmiyor? islam haram demiş, müslümanlar yemiyor. üretiliyorsa bile talep çok az olduğundan fiyatı, lojistiği, yerine göre siyasi baskısı vs. sebebiyle istesen de erişimin kısıtlı.
0
mark greg sputnik
(02.09.24)
aşırı kaslı olduğu için sadece sinir gelir dişe. yenebilecek lezzette değildir muhtemelen.
0
neira
(02.09.24)
At "diğer kasaplık hayvanlar" maddesinde serbest ama eşek tebliğde geçmiyor. Bir de sorun olan dana eti diye satarken içinde at eti çıkması zaten. Algı da buradan çıkıyor bence.

Gerisi arz talep meselesi. O da kültürel konu. At ve eşek besi hayvanı olarak üretilen canlılar değil normalde.
0
nawar
(02.09.24)
Tek tırnaklı hayvanların yenmesinin dinen yasak olduğuna inanılıyor.
0
Mirket
(02.09.24)
dini yönünün bilmiyorum ancak 2 hayvanda aşırı kaslı. etleri sert olur.
0
mikahakkinen
(02.09.24)
Ayrımcılık yapıyoruz.
0
prole
(02.09.24)
dini ya da lezzet değil. sen inek eti diye satıyorsan ve içinde at eti çıkıyorsa bunu ucuz diye koymuşsundur. Türkiye düzenli at eti yenen bir ülke değil, bir et ucuzsa ya arzı çoktur ya da kalitesiz/yaşlı/hasta hayvandan yapılan sağlıksız kesimle elde edilmiştir. Denetimden geçmemiştir, hastalık var mı yok mu bilmiyoruzdur vs. O sebeple yani yoksa dini ya da "bizi kandırıyorlar" bakış açısı değil. At eti hangi şartlar altında elde edildi onu bilmediğimizden. Yoksa Orta Asya ülkelerinde at eti baya sevilen ve değer gösterilen bir et diye biliyorum.
0
nundu
(02.09.24)
İslama göre helal değil. Bizim memleketin ekserisi Hanefi mezhebiyle amel ediyor ve Hanefi mezhebine göre helal değil, diğer kezhepleri bilmiyorum. Ayrıca net olarak tek tırnaklı oldukları için helal olmayanlar grubunda sınıflandırılıyorlar diye biliyorum
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(02.09.24)
bence bu hayvanlar normalde seyahat, yük taşıma ve tarla surme gibi işlerde çalıştırıldıkları için biraz kutsallaştırılma yapılmıs olabılır. diger hayvanlara oranla bana daha değerli gibi geliyor. bugun mesela nasıl araba cok lazımsa o zaman da at ve essek cok lazım bısey.
0
Zetnikov
(02.09.24)
At ve eşek eti yemek İslam dinine göre haram değildir, ayrıca at ve eşek etinin sert ya da lezzetsiz olduğunu da zannetmiyorum zira bu etler Avrupa'da ve Orta Asya'da oldukça tüketilen bir et türü ama adamlar tabii ki tutup ömrü boyunca çalışmış ordan oraya koşturmuş yağ oranı düşük kas oranı yüksek atların etini yemiyorlar yemelik at yetiştirip onları yiyorlar, sanırım birkaç İslam ülkesi ve ABD dışında at eti yemeyen yoktur, ABD'liler her şeyi yedikleri halde at etine karşı çok yüksek bir önyargıları var kesinlikle karşılar ama Fransızlar da ABD'de kurdukları at çiftliklerinden at getirip kendi ülkelerinde yiyorlar ironik bir şekilde. Onun dışında bizde genelde hastalıklı ya da ölüme yakın at ve eşek kesilip piyasaya verildiği için böyle bir algı var, onun dışında bu hayvanlar muhtemelen sağlıklı bile olsa gayrıhijyenik şartlarla kesileceği için yine legal bir anlayış olmayacaktır, ayrıca bu hayvanların kesimi de özel bir kasaplık yeteneği istiyor, bizde bu işler olabilecek en illegal şartlarda yapıldığı için böyle bir algı var.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.09.24)
Bildiğim kadarıyla at eti helal, eşek eti haram. Ancak bunların yenmemesinin asıl nedeni bence dini değil, sosyolojik.

Lezzet kısmını bir yana bırakıyorum (gerçekten iki hayvan da son derece kaslı olduğundan etlerinin lezzetli olduklarını düşünüyorum), ikisi de koşum hayvanı olarak son derece değerliler. Hele at, Türk tarihinde mitolojik açıdan da önemi çok büyük bir hayvan. Bildiğim kadarıyla atı ehlileştirip tarım ve orduda kullanan ilk milletlerden biri Türkler. Çok eski, muhtemelen göçebe zamanlarda sanırım at eti yeniyor ancak yerleşik hayata geçilip tarım ve hayvancılık yapılmasıyla birlikte at eti tüketme kültürü azalıyor.
0
10551037
(02.09.24)
geleneksel anlayışta yenmesi helal değil diye bilindiği için.

Kuranda yenmesi haram olan yalnızca 4 şey ifade edilmiştir. Onların haricinde dilediğiniz şeyi yiyebilirsiniz(mideniz kaldırırsa).
Bu biraz da kültürel. Nasıl ki asya'da börtü böcek ne bulurlarsa yiyorlar ama biz alışık olmadığımız için bize tuhaf geliyor.

Bu arada kurana göre yenmesi haram olan dört şey şu şekilde.
1-Domuz Eti
2-Allah'tan başkası adına kesilmiş hayvan,
3-Leş,
4-Kan
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(02.09.24)
Ya ikea köftesinde at eti çıktı orda da olay oldu. O da mı haram diye? Dinle ilgili değil olay. Hmm dana köfte lezzetsiz oldu biraz da şu attan koyayım demiyor ki adam. Muhtemelen yıllarca çalışmış hayvanın kesime gönderilmesi sonucu çıkan ve hijyeni tartışmalı eti koyuyor daha ucuz olduğu için
0
nundu
(02.09.24)
Birinci Dünya Savaşı esnasında Bulgarların iş görmez hale gelmiş binek atları kesip yedikleri, Türklerin kayıttan düşebilmek için (sanırım sağ ön idi) bacağı kesip yanlarına alıp ölen hayvanı terkettiklerine dair kayıtlar var. Ve bu olaylar yiyecek bulamayıp hayvan yemi arpaya niyetlendikleri döneme rastgeliyor.

Yine Birinci Dünya Savaşı esnasında Kut ül Amare'de kuşatılan ingiliz ordusu'na General Townhand at yedirmek istediğinde Hintli müslüman askerler karşı çıkıyorlar. Açlıktan ilk telef olan askerler de bu sebeple Hintli Müslümanlar oluyor.

Yani Dinen bir sakıncası olmalı diye araştırıp şunu buldum. Anladığım kadarıyla kafalar karışık olunca yemiyelim olsun bitsin demişler.

www.islamveihsan.com

Şuraya bir de Hintli asker fotoğrafı bırakayım.
player.slideplayer.biz.tr
0
Mirket
(02.09.24)
at eti yedim, pisirirken kokusu bayagi agir, ve kasli yagsiz oldugu icin pek hosuma gitmedi. ama bir aralar yasadigim sehirdeki en pahali restaurantlardan biri sadece at eti satardi, oraya gitmek kismet olmadi fiyatlar sacma sapan oldugu icin.

at yeniyorsa esek de yenir bence, yenmez diye bisey yok.

domuz da duzenli yemesem ve heryerini sevmesem de bazi yerleri oldukca lezzetli olan bir hayvan.
0
cooperr
(03.09.24)
at eti yedim ben bilmeden. gayet yumuşak ama tatsızdı.

olaylar şöyle gelişti, ukrayna'da bi restorana oturdum, açtım menüyü fotoğraflarına bakarak yemek falan seçtim menülerinde ingilizce yoktu ve sadece yerli turistin olduğu azak denizi etrafında küçük bi yerdi., işte patates kızartmasıdır, biradır ettir falan. söyledim menüdeki fotoğraflardan göstererek. et bi acayip geldi, sonra aynı mekana arkadaş geldi 'aa at eti mi söyledin?' muhabbeti oldu.
0
Fodera
(03.09.24)
@Mirket,

Halbuki islama göre, açliktan ölmemek için domuz eti yemek bile caizdir.
0
🌸Yourcousinmarvinberry
(03.09.24)
(6)

Isıran- tırmalayan british shorthair

dre mithatoğlu
Herkese merhabaBritish shorthair gri erkek kediyi 4aylıkken sahiplendik. 3 aydır da bizimle beraber. Şu an 7 aylık. Kısır değil henüz. Mama bilgisi önemliyse, nd mama ve veterinerin verdiği vitamin ve malt kullanıyor.Kediyi bize veren abi yabancı değil. Vermeden önce birkaç video atmıştı. Kedi ısırı
Herkese merhaba

British shorthair gri erkek kediyi 4aylıkken sahiplendik. 3 aydır da bizimle beraber. Şu an 7 aylık. Kısır değil henüz. Mama bilgisi önemliyse, nd mama ve veterinerin verdiği vitamin ve malt kullanıyor.

Kediyi bize veren abi yabancı değil. Vermeden önce birkaç video atmıştı. Kedi ısırıyor, ele saldırıyor falan. Bize geldikten sonra aynı tavırlar sürdü. Tabi ilk geldiği zamanki gibi değil gittikçe güçleniyor. Bazı ısırıklar yalandan yavaş oluyor ama bazıları da acıtıyor cidden.

Koltuktan sarkan kolu koşup yakalayıp ısırıyor. Kafasını sevsen dönüp ısırıyor. Taranmadan nefret ediyor.

Sorum şudur, bu arkadaşların bu kadar ısırgan olması normal mi, şu an 7 aylık ve kısır değil büyüyünce ve kısırlaşınca bu davranışları bırakıyorlar mı, ısırmaması için ne yapmak lazım. Tecrübeli arkadaşların yardımını rica ediyorum
0
dre mithatoğlu
(01.09.24)
her kedinin huyu suyu farklı oluyor, karakteri öyleyse pek fazla yapacak bir şey yok ama belki de sizin bir davranışınız onu tetikliyordur. gerçi ufakmış ama size gelmeden evvel onu saldırgan yapacak bir travması da olmuş olabilir.

ne yapılabilir derseniz bol bol oynayın, enerjisini atsın, ısırmaya çalıştığında ona el kol dışında başka bir nesne (oyuncak vs) verilebilir. bir de nette birçok kedi/köpek eğitim videosu var, saldırgan olanları nasıl pamuk gibi yaptıklarını gösteren, onlara da bakın mutlaka.
0
orient blue
(01.09.24)
3 yaşında british kedim var. Doğduğundan beri benimle. Sen elini zorla ağzına sokmadıkça ısırmaz bile. Şu yaşına kadar ısırma sayısı 20'i geçmemiştir.

Geneli çok sakin olur. Size kızgın olanı gelmiş. Belki kızgınlık döneminde olduğu için ısırıyor diyeceğim ama yavruyken de öyle olduğunu söylüyorsunuz. Kısırılaştırıldığında belki sakinleşir. Fakat ben genel karakteri böyle diyerek yorumladım. Kabullenmekten başka bir çare yok gibi. Sevmediği şeyleri yapmayı azaltın.
0
arkady svidrigaylov
(01.09.24)
bende bunun daha fazlasının tekir versiyonu var bize gelmeden el ayak ile oynatmışlar vet bir an önce kısırlaştır dedi 7.ayda kısırlaştırdık. el ile oynamayı bırakmanız lazım sevilmek istemiyorsa sevmeyin olta ile oynatın elinize odaklanmasın. bazı kediler böyle oluyor belli ki yaramaz eve kesinlikle kedi filesi veya sinekliği yaptırın. taranması lazım yavaş yavaş 1 iki fırça ile günlük alıştırın bizimkide kollarımızı parçalıyor diye aman taramayalım dedik şu an kepek yaptı derisi hava almadığı için saldırdığındanda tarayamıyoruz hala, 1 yaşına kadar öğrenmesi lazım
0
eja
(01.09.24)
Kediler, ırksal bazı özellikleri barındırsalar da her birinin huyu suyu farklı olabiliyor. O yüzden kimi britishler sizi görünce göbeğini açarken bir diğeri gördüğü yerde ensenize tokadı basabilir.

Kısırlaştırıldıktan sonra bir miktar sakinler ama bazı kediler mesafe isteyebilir. her kediyi alıp mıncıramazsınız. Isırmaması için en iyi yol o istemedikçe sevmeye kalkmamak, size koyduğu mesafeye saygı duymak. Benim bildiğim başka bir yolu yok.
0
thracia
(01.09.24)
Cevaplar için teşekkür ederim arkadaşlar. Deneyeceğim tavsiyelerinizi
0
🌸dre mithatoğlu
(02.09.24)
ama resim koymamışsın olmamış ki :( ben çok merak ettim bu haydutun tipini
0
titanyum22
(02.09.24)
(18)

Ekşi Sözlük'te eskisi kadar aktif misiniz?

duygusalatasi
Uzun zamandır ne zaman açsam sinirim bozuluyor, sanki üzerime negatif enerji yağıyor. Rahatsız olduğu belli yazarları engelliyorsun, yenileri türüyor. Gündem başlıkları rezalet, debe desen kimin beğendiği belli olmayan entry'lerle dolu. Buna rağmen orada gece gündüz harıl harıl bir şeyler yazan bir
Uzun zamandır ne zaman açsam sinirim bozuluyor, sanki üzerime negatif enerji yağıyor. Rahatsız olduğu belli yazarları engelliyorsun, yenileri türüyor. Gündem başlıkları rezalet, debe desen kimin beğendiği belli olmayan entry'lerle dolu. Buna rağmen orada gece gündüz harıl harıl bir şeyler yazan bir dünya insan var hala. Bazen yeni düzen böyle de bir biz uyum sağlayamıyoruz gibi hissediyorum.
0
duygusalatasi
(29.08.24)
Nein davut.
Güzel insanlar var, son zamanlarda muhabbet ettim birkaç tanesiyle. Ama çölde vaha gibi. Genel olarak trollugu kenara birakirsak cahillik baya var.
0
logisticsmanager
(29.08.24)
Yazar değilim ama isterdim daha çok sözlüğün ilk kurulduğu zamanki halinde yazar olmak isterdim.

Çok ciddi anlamda seviye düşmeye başladı anlattığın gibi. Kendi doğrularımı yazmak isterdim.

Kadın, hayvan, doğa düşmanı çok fazla kişi var. Meydanı da onlara bırakmamak lazım. Aklı başında insanların yazmaya devam etmesi gerekir bence.
0
rock n roll
(29.08.24)
Debe değiştiğinden beri eski sıklıkla girmiyorum. Burada da eskisi kadar girmiyorum. Önceden ifşa geceleri olurdu burada. Kimler hatırlar bilmem.
0
adwokat
(29.08.24)
Epey bi eskiden gündemi doğrudan ekşi sözlükten takip ederdim. Google'a bir şey sorduğumda Ekşi'ye link görürsem konuyu Ekşi'den okurdum.

Artık bu işleri X ile Reddit üzerinden yapıyorum. Ekşi Sözlüğe eskinin alışkanlığıyla günde bir iki giriyorum.

Kalite düştü, bozuldu düşüncelerine katılmıyorum. Şöyle ki, eskiden internette yazmak elit bir kesimin yapacağı iş idi. Akıllı telefonun kullanımının yaygınlaşması, internet kullanımının artması sebepleriyle daha geniş bir kitlenin görünürlüğü arttı.

Böylece de içi insan sevgisi dolu, sevgi pıtırcığı elitler, yaşadıkları ülkenin halkıyla tanışmaya başladılar ve bu tanışıklık hiç de hoşlarına gitmedi. Çünkü durum onların pembe ponçik dünyalarıyla hiç de örtüşmüyordu. Ortamın Avam gelmeden önceki halini özlüyorlar.

Fransız devrimi öncesi asilzadelerin balolar düzenlediği salonlara birden halkın doluşması sonrası asillerde oluşan rahatsızlık türü bir sorun çıktı ortaya. Kat kat janjanlı kıyafetlerine yapağı kokulu köylü kıyafetlerinin kokusu siner oldu.

Ekşi'de yazarım. Arada karalıyorum bir şeyler.
0
Mirket
(29.08.24)
2002 - 2010 her gun 3-4 saat mutlaka okur yazardim.
2010'dan sonra pek bakmamaya basladim cunku rezalete donustu, kural mural kalmadi.
0
cooperr
(29.08.24)
Aktifim ama genelde okuyorum çok az yazıyorum.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(29.08.24)
En son entry 2007 de girmişim,senin bu düşündüklerini düşünüp artık eğlenmediğimin farkına varınca öyle kaldı.
0
duptıs
(29.08.24)
Aşırı toksik bir platform. Sadece nefret ve negatiflik var. Kaliteli entry sayısı %1 bile değil. Uzak durmak, başlıklara bile bakmamak en iyisi.
0
but that was just a dream
(29.08.24)
Bugünün Beyoğlu'na ne kadar gidiyorsam, ekşisözlüğe de o kadar giriyorum.

Ekşisözlük bozulmadı, sadece diğer her şey gibi ülke ortalamasına yaklaştı. Yani bu ülkede ekşinin ilk zamanlarının hayatta kalabilme şansı olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Ülkedekinin genel ortalaması tüm kurum ve kuruluşları da aynı ortalamaya çeker. Hukuk sistemi neyse, sağlık sistemi odur. Eğitim sistemi neyse, futbolu odur. Yani ülkenin polisi bekçisi, öğretmeni öğrencisi bu durumdayken futbolunun premier lig seviyesinde olması mümkün mü?

Ekşisözlük de bu ortalamadan nasibini aldı. 2000'lerin sözlüğü neyse, 2000'lerin taksimi kadıköyü de oydu. Şu anda da farklı değil ki?
0
thracia
(29.08.24)
zamanında çok yazdık, şimdi de gençler yazacak bizim gibi.
her nesil “ekşi sözlük çok bozdu” geyiği yapar klasik.
ona rağmen ekşi hala bir çok konu da referans noktasıdır.
Hiç bir yerde bulamayacağın bilgileri yazarların deneyimlerinden elde edebilirsin.
sözlük okur yazarı olmayı bilmek lazım, yani kim troll, kim aktroll kim algı operasyonu peşinde, kim reklam yapmaya kasıyor bunları ayırt edebiliyorsan kaliteli içeriğe ulaşabilirsin.
0
rentts
(29.08.24)
en son 2009'da entry girmişim. troll başlıklarını görmezden geliyorum, spor entrylerini her okuyuşumda sinirim bozulup bir dolu insanı engelliyorum. bitmiyorlar.
bu tarzda site sadece reddit kullanıyorum, o da gündemi takip için yeterli olmuyor bazen. alışkanlık da var, azaltmak için bookmarklardan kaldırsam da başlık listesine bakarken buluyorum kendimi. başlıktaki ilk ve son entryleri okuyorum gerisi aynı zaten.

sözlükle direkt bağlantılı olmasa da türkiyedeki nefret kültürü yoruyor insanı.
0
anonim yazar
(29.08.24)
sabah akşam, bi de gün içinde aklıma geldikçe iki-üç dk giriyorum.

yazar hesabımı kullanmıyorum. bir şey favorilemiyor, artı-eksilemiyor sadece okuyorum. arada bi fikir soran entryler olursa ve çaylaklardan mesaj alabiliyorlarsa mesajlaştığım oluyor.

çok rezil bi halde sözlük.

ama eskiden de öyleydi. bu kadar nefret ya da yozlaşma yoktu gerçi. yaşınızı bilmiyorum ama belki eskiden bu kadar farketmemiştik. bilmiyorum.

eskiden daha entelektüel insan vardı, güzel güzel yazan eden emek verenlerin sayısı artık çok az. otu boku eleştiren ergenler ya da ergen kalanlar var.

bir de toplumun aynası az-çok.
toplum bağnaz, yeni nesil bağnaz.bağnazlığı dindarlık olarak yorumlamayın sadece. eksisözlükteki genç nesiller bağnaz.

ama twitter'dan daha iyi hala.
sürekli her şeyi alıntılayıp eleştiren, bunu yaparken yüksek perdeden konuşan, saçma sapan insanları ve aptal ergen eğlencelerini gösteriyor artık twitter. takip etsen de etmesen de.
0
biseysorcaktim
(29.08.24)
Kliseler ve negatiflikle dolu rezil bir ortam var. Gene de bazen bakiniyorum konuya gore.
0
mbond
(29.08.24)
Geçen bir soru vardı ya mutsuz olduğunda hüzünlü şarkılar dinlemenin psikolojide bir adı var mı diye, ben de umutsuzken daha da umutsuz hissetmek için okuyorum gibi geliyor bazen.
0
peki madem
(29.08.24)
Engelleyerek biraz rahata erdim.
0
gabe h coud
(29.08.24)
Debe sistemi değişmeden önce her sabah otobüste okurdum artık aklıma bile gelmiyor çok nadiren bakıyorum. Yeni öğrendiğim şeyler hakkında okumak için başlıkların şükela modunu okuyorum. Yazar olduğumdan beri sık yazan biri değildim artık çok daha seyrek yazıyorum.
0
black holes in the sky
(29.08.24)
Sözlükte yazilanlardan sikayet edenlerin de orayi ne amaçla kullandiklari malum.
0
Yourcousinmarvinberry
(29.08.24)
Rahatsızdan çok ortama yerleştirilmiş troll var. Rahatsızlar tekil olarak tolere edilebilir belki. Troller birlikte hareket ediyor. Çok rahat hesap değiştirebiliyorlar. Rende binası ile ilgili durumlar. Sadece yönetimle ilgili değil.
0
sibertenik
(29.08.24)
(4)

Vantilator tavsiyesi

nefertarii
Merhabalar, klima harici sogutacak alternatif ariyoruz. Evde bir odada klima var zaten ancak diger odalar icin vantilator bakmaya karar verdik. Mobil klima almistik Arcelik’in ancak maalesef yeterli gelmiyor. Misafir gittigim bir evde UFO’nun soguk buharli vantilatorunu gordum iyi gibiydi:https://ww
Merhabalar, klima harici sogutacak alternatif ariyoruz. Evde bir odada klima var zaten ancak diger odalar icin vantilator bakmaya karar verdik. Mobil klima almistik Arcelik’in ancak maalesef yeterli gelmiyor. Misafir gittigim bir evde UFO’nun soguk buharli vantilatorunu gordum iyi gibiydi:

www.ufotr.com

Bir de trendyol’da sanayi tipi vantilatorler var, onlari gercek hayatta gormedim sanirim (restoranlardaki onlardan mi bilmiyorum).

Sizce hangisini alalim? Ne onerirsiniz? UFO’ya ikna gibiyim ama bilenlerden de fikir almak isterim.
0
nefertarii
(23.08.24)
Klima harici hiç bir şey soğutmaz.

Buharlı vantilatörler ortamın nemini artırır.

İmkan varsa tavana taktırın vantilatörü efil efil olsun ortam, vantilatör, hava akışı üstünüze geldiği zaman serin hissettirir.
0
jülsezar
(23.08.24)
Ben olsam paraya kıyar sessiz bir tavan vantilatörü alırdım
0
grimavi
(23.08.24)
eğer mobil klima dediğin gerçekten klimaysa ve hala duruyorsa yine bu vantilatör tarzı ürünlerden değilse ama sadece yetersiz kaldıysa, çift borulu hale getirecek bir mod yapmayı düşünebilirsiniz. www.youtube.com

verimsizliğinin en büyük sebebi soğuttuğu havanın bir kısmını kendini soğutmak için olduğu gibi dışarı atması. hatta bu sistemi 3 borulu hale getirip soğutmak için emeceği havayı da yüksekten almasını sağlarsan verim daha da artar ama ilk işlem kadar büyük etkisi olacağını sanmam, ayrıca görsel olarak da daha çirkin. ha ilk mod yetmez ve görsellik önemsenmezse düşünülebilir. www.youtube.com
0
konetsu
(23.08.24)
Klimadan sonraki en iyi seçenek, kanatları uzun bir tavan vantilatörü. Onun dışında yok buharlı, vay efendim su soğutmalı zart zurt bunların hiçbiri tavan vantilatörü etkisini vermez. Klima iklimlendirme cihazı olduğu için soğutur, diğer tüm seçenekler sadece serinletir. Beklentilerinizi buna göre ayarlamalısınız.
0
thracia
(23.08.24)
(8)

eve alinabilecek en optimum spor aleti

c1b2k3
cok büyük olmayan, yapmaya cok üsenilmeyecek(keyifli olacak) spor yapmaktan ziyade hareket etmek icin olan eve uygun en uygun spor aleti nedir acaba? cok daha baska bir sey de ister misin pasam? sorusu oldu ama belki vardir deneyimlediginiz bisey :)
cok büyük olmayan, yapmaya cok üsenilmeyecek(keyifli olacak) spor yapmaktan ziyade hareket etmek icin olan eve uygun en uygun spor aleti nedir acaba?

cok daha baska bir sey de ister misin pasam? sorusu oldu ama belki vardir deneyimlediginiz bisey :)
0
c1b2k3
(22.08.24)
Öyle bir alet yok hocam. Yani yapmaya üşenmeyeceğim hangi aleti alayım diye bir şey olmaz yapmaya üşenmeyeceğim bir alet varsa onu alırsın, ben mesela ev için bi alet alsam Concept2 kürek aleti alırdım çünkü kendimi biliyorum, sen de kendini bilirsin, yemin ederim kendimle ilgili hiçbir fikrim yok diyorsan Walkingpad al.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(22.08.24)
Hidrolik kürek çekme makinası ama Türkiye'de iyisi bulunur mu bilemem

m.youtube.com
0
apocalipy
(22.08.24)
Kesinlikle şudur:

www.decathlon.com.tr

Şu da mis gibi program

www.youtube.com
0
Mirket
(22.08.24)
Aslinda crosstrainer‘m var ama dizlerime iyi gelmiyormus :( yoksa hem bacaklarim hem kollarim hareket ediyordu. Bi de bisey önüne koyup izleyip yapiyordum :(

Ip atlamak en güzeli aslinda cok iyi fikir. Tesekkür ederim

Kürek aleti vardi, cok büyük ama, cok yer kapliyor :(
0
🌸c1b2k3
(22.08.24)
uygunsa koridora takilacak bir bar
0
bay b
(22.08.24)
Kendi vücudunuz. calisthenics çalışma metodu ile büyük çoğunluğunda kendi vücut ağırlığınızı kullanarak gayet efektif sonuçlar alabilirsiniz. Bununla ilgili internette çok sayıda ücretsiz içerik, eğitim programı vs de mevcut. Bi göz atabilirisiniz.
0
thracia
(22.08.24)
Dizlerinizde sorun varsa ip atlamayı tekrar gözden geçirin ciddi diz eklem sakatlanmalarına sebep olabilen bir antrenman. tartan track harici bir zeminde yapılması ciddi menisküs yırtıklarına ayak bileği ödemlerine vb sebep oluyor ip atlama genellikle ısınma için kullanılır uzun süreli tavsiye edilmez.

Kürek harici calisthenics çalışma+1
0
apocalipy
(22.08.24)
Kettlebell
0
komando kani var bende
(22.08.24)
(8)

Dört günlük yurtdışı tatili için E-SIM kullanmak mantıklı mı?

dejame
Önümüzdeki günlerde bir Yunan adasına gideceğim, internet için bir çözüm arıyorum.Önerdiğiniz bir yöntem var mıdır? iPhone 13 kullanıyorum, sanırım telefonum destekliyor.Herhangi bir sorun yaşamadan bağlanabilmek istiyorum, internet hızı çok önemli değil.
Önümüzdeki günlerde bir Yunan adasına gideceğim, internet için bir çözüm arıyorum.
Önerdiğiniz bir yöntem var mıdır? iPhone 13 kullanıyorum, sanırım telefonum destekliyor.
Herhangi bir sorun yaşamadan bağlanabilmek istiyorum, internet hızı çok önemli değil.
0
dejame
(21.08.24)
iPhone 13 kullanıyorum ve her seferinde Airalo kullanıyorum hiç sorun yaşamadım, ayrıca internet paketi çok büyük hacimler almayın. Türkiye'de ne kullanıyorsanız ortalama günlük onun yarısı kadar bile alsanız olur. Örneğin 2 gb 4 gün için yeterli olabilir.

Yunanistanda da kullanmıştım sorun yaşamamıştım. Ayrıca ilk defa indirince kod kullanırsanız ekstra 3 dolar indirim de oluyor. Şimdi referans verip de fırsatçılık yapmış olmayayım. İnternette referans kod kullanıp indirimden de faydalanabilirsiniz.
0
c0sh_kun
(21.08.24)
Ben en son yurt dışında Holafly kullandım. Bunun olayı limitsiz internet. italya'da 4 güne 389 TL vermiştim. zaten aramaları da internet üzerinden yapabildiğim için çok dert olmamıştı. ne kadar harcadım ne kaldı diye dert etmek istemiyorsan bir göz atabilirsin,
0
thracia
(21.08.24)
Üsteki iki cevap +2

Şahsen Airalo'yu kullandım hep. Holafly ve başka firmalar da var tabii.
0
put it in your appropriate place
(21.08.24)
Daha uygun fiyatlısi var unuttum ismini m ile basliuor
0
abuzer
(21.08.24)
@abuzer sanırım mobimatter'den bahsediyorsun.
0
put it in your appropriate place
(21.08.24)
Turkcell günlük 250.liraya paketinin aynısını yurt kullanmanı sağlıyor. 4 gün için 1000 tl yapar. E sim daha uyguna geliyorsa tabiki mantıklı
0
etna
(21.08.24)
Airalo Yunanistan'da şu an yalnızca Nova'yı destekliyor ve maalesef Rodos özelinde Nova çok verimli çalışmıyordu. Hatta şikayet e-maili de yolladım. Geçen sene Cosmote'la da çalışıyordu ve o iyiydi.
0
bi mekan
(21.08.24)
3-4 gün için yurtdışı paketi alın, roamingdeyken kendi paketinizden düşer.

airalo pahalı, zorda kalmazsam kullanmam, havaalanından lokal sim almak bile daha ucuza geliyor.
0
kimlanbu
(21.08.24)
(5)

ince metal profil kesmek için en basit yöntem ne olur?

istististist
5 mm'lik lama, 6 mm boru, 1-2 mm kalınlığında kutu profil ve benzeri malzemeleri kesmek için ne tür bir alet almalıyım? mini şerit testereler gördüm. bunların ucuz versiyonları 2-3 bin lira aralığına satılıyor. sizce tercih edilebilir mi? bunlar çok fazla ses ve kıvılcım çıkarır mı?daha uygun yöntem
5 mm'lik lama, 6 mm boru, 1-2 mm kalınlığında kutu profil ve benzeri malzemeleri kesmek için ne tür bir alet almalıyım?

mini şerit testereler gördüm. bunların ucuz versiyonları 2-3 bin lira aralığına satılıyor. sizce tercih edilebilir mi? bunlar çok fazla ses ve kıvılcım çıkarır mı?

daha uygun yöntem tavsiyelerinize de açığım.

malzeme: kesilecek malzeme çoğunlukla alüminyum olacak.
0
istististist
(21.08.24)
sürekli mi keseceksin yoksa bir kere kullanmak için mi yöntem soruyorsun?
0
nop
(21.08.24)
Avuç içi taşlama aleti ve uygun spirali alıp ne istiyorsanız kesebilirsiniz.
0
thracia
(21.08.24)
senin alacağın şerit testerelerden kıvılcım çıkmaz.

sürekli yapmayacaksan veya bir seferde yüzlerce kesmeyeceksen el testeresi, yok sürekli yapacaksan veya sayıca fazla ise kaliteli bir şerit al.

yapacağın şeyin toleransı düşük ise (1mm kısa geldi kaynakla doldururuz, kama koyarız bişi olmaz durumu yoksa) mutlaka makine.açı kesmesi de olsun.
0
selam
(21.08.24)
@nop;

hocam ne kadar uzun süre kullanacağım belirsiz, ama tek sefer de kullanmayacağım.
0
🌸istististist
(21.08.24)
thracia + 1

uçlarını da kaynağa hazır hale getirebilirsiniz hatta
0
kveldulv
(21.08.24)
(6)

uçak kabin bagajı sorusu

sabenburak
kabin boy valizin yanında elimde poşetle xbox taşısam bir sorun olur mu? yurt içi uçuş.
kabin boy valizin yanında elimde poşetle xbox taşısam bir sorun olur mu? yurt içi uçuş.
0
sabenburak
(21.08.24)
Mantıken sorun olması lazım. O zaman herkes eline bi poşet alır gelir.
0
tahirkemalbozoglu
(21.08.24)
Kontrol ederlerse olur, kabin bagaj ücreti alırlar. kurtulma ihtimaliniz %45
0
kimlanbu
(21.08.24)
firmaya göre değişir. thy kontrol etmiyor direkt uçağa geçebilirsiniz
0
substituent
(21.08.24)
bilgilendirme yapayım, anadolu jet hiç umursamadı bindim uçağa poşetle
0
🌸sabenburak
(29.08.24)
Pegasus'a hep kabin bagajı + kaft sırt çantasıyla biniyordum. Hiç sorun çıkmamıştı ama kabin bagajı sistemi değiştirdiklerinden beri binmedim. Diğer havayolları için de bir fikrim yok maalesef ama bir sorun olmaması lazım diye düşünüyorum.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(29.08.24)
Pegasus için konuşmak gerekirse kabin bagajını zaten satın almanız gerekiyor. Onun dışında koltuğun altına girebilecek boyutta el bagajına da izin veriliyor standart olarak. dolayısıyla ufak bir sırt çantasına xbox'u koyup el bagajı olarak yanınıza alabilirsiniz. El bagajının 3 kilo sınırını geçmemesi gibi bir kuralları var ama şimdiye kadar sırt çantamın tartıldığını hiç görmedim.
0
thracia
(29.08.24)
(2)

Şarj standı alacağım, apple için öneriniz

cccbehzatccc
merhaba,iphone iwatch ve airpods şarj standı alacağım.ailenin boşa çıkan 2.el ürünler bana geçtiorjinal isterim ama pahalı.40yılın başı bir alacağımfiyat performans için öneriniz ver mıdır?
merhaba,
iphone iwatch ve airpods şarj standı alacağım.
ailenin boşa çıkan 2.el ürünler bana geçti
orjinal isterim ama pahalı.
40yılın başı bir alacağım
fiyat performans için öneriniz ver mıdır?
0
cccbehzatccc
(20.08.24)
Reis yurtdışına yasak getirmeseydi temu aliexpress gibi sitelerden uyguna alabilirdin.
0
robin one persie
(20.08.24)
Anker markasının pek çok kablo ve şarjını kullanıyorum. Son derece memnunum. Bir bakabilirsin.
0
thracia
(21.08.24)
(3)

Ayakkabı vurması

adwokat
Hayatımda en çok para döktüğüm spor ayakkabısı 6.-7. Giyişimde bileğimin arkasına vurdu ve su topladı. 8500₺ Bayılmasaydım bu kadar dert edinmezdim ama şimdi çok dertlendim :)Kendiliğinden bu geçer mi yoksa ayakkabı artık çöp mü?
Hayatımda en çok para döktüğüm spor ayakkabısı 6.-7. Giyişimde bileğimin arkasına vurdu ve su topladı. 8500₺ Bayılmasaydım bu kadar dert edinmezdim ama şimdi çok dertlendim :)

Kendiliğinden bu geçer mi yoksa ayakkabı artık çöp mü?
0
adwokat
(20.08.24)
Bazı markalar bu tarz durumlar için garanti veriyor diye biliyorum.
0
pianeta
(20.08.24)
Ayağınız iyileştiğinde bir daha oradan vurmayacak raad olun. Ayakkabı niye çöp olsun. Kullandıkça yumuşayacak zaten orası da.
0
thracia
(20.08.24)
Ayak iyileşene kadar başkasını giyin
Tekrar spor ayakkabıyı giyin yine acıma olursa diğer ayakkabılarla dönüşümlü kullanın.

Ayakkabı ile ayağınız bir süre sonra kardeş olacak anlaşacaklar.
0
diyecevaplandı
(20.08.24)
(14)

kokteyl mokteylciler! sen hangi kokteylsin?

ala09
ne seversiniz diyerek ılımlı kalacağım asıl sorum ise şu; kuzu kulağı kokteylinde ne var abi? bütüm mekanlar, festivaller kuzu kulağı, dümdüz cin limon, evde yapılan. binlerce tarif varken kuzu kulağı şişirilmiş bi kokteyl değil mi? cin karşıtı sanılmasın ha sadece viski içmeye kokteyl bara gitmeyec
ne seversiniz diyerek ılımlı kalacağım asıl sorum ise şu; kuzu kulağı kokteylinde ne var abi? bütüm mekanlar, festivaller kuzu kulağı, dümdüz cin limon, evde yapılan. binlerce tarif varken kuzu kulağı şişirilmiş bi kokteyl değil mi? cin karşıtı sanılmasın ha sadece viski içmeye kokteyl bara gitmeyeceğim gibi cin limon için de... sevgilerimle
0
ala09
(19.08.24)
Ben hayatımda daha iğrenç bişey içmedim. İçtikten sonra günlerce kuzu kulağı yiyemedim ki bayılırım.
Kahveli kokteylleri çok severim.
0
numlock
(19.08.24)
Ben passionfruit ile yapılan ekşi-tatlı karışık yanaklarımı kamaştıran kokteylleri çok seviyorum. Onun dışında viskili kokteyller de gayet güzel, klasiklerden whiskey sour tercihim oluyor.
0
vedatchilipeppers
(19.08.24)
Ben bir ekşi bağımlısıyım. İçtiğim kokteyllerin de olabilecek en ekşi kokteyller olmasını seviyorum. İyi yapılmış bir margarita severim. En sevdiğim meyve greyfurt, greyfurtlu kokteyl denk gelince affetmem.

Kuzukulağı kokteyli geçen de sormuştum, ben seviyorum ya. Kuzukulağı muazzam bir ot yani o ottan bu lezzet nasıl çıkıyor hâlâ anlamıyorum :D kokteyli de iyi bir tarifle yapılırsa çok lezzetli. Ama hepsi aynı değil yani bilmiyorum standart tek bir "kuzukulağı kokteyli" tarifi yok bence. Farklı kokteyllerde tamamlayıcı olarak konuyor. Şu an net mekan/kokteyl ismi veremem ama çok iyisini de içtim, ehh fena değil olanı da. Bak şimdi düşününce aklıma geldi sanki Eskişehir'de varuna'da içtiğim iyiydi diye aklımda kalmış.

Neyse yani en bilinen temel kokteyllerden Margarita; mekana özgü kokteyllerden de içindeki malzemelerden ekşi/tatlı oranı ennn yüksek olan kokteylleri tercih ediyorum. Tatlı içecek sevmiyorum pek zaten.

Edit: bi de bu kuzukulağı kokteyli olayı iki sene önceye kadar baya hipsterdı ya. Bu kadar popülerleştiğini de hiç fark etmemişim. Çok az mekanda sunulan, gizli bir kokteyl malzemesi sanıyordum hâlâ kuzukulağını :D
0
nundu
(19.08.24)
genel olarak kokteyl sevmiyorum, hangi içki ise sek içmek daha büyük keyif veriyor bana. ancak bazı mekanlar güzel kokteyller yapabiliyor, tercihen aroma vb. değilde gerçekten taze ve mevsiminde olan ürünlerle yapılan kokteyller daha iyi oluyor.
0
sweetoffice
(19.08.24)
erikli kuzu kulaklı çok güzel oluyor bence ekşi sevenler için
0
jülsezar
(19.08.24)
Zencefilli olanları seviyorum, menüde adında mule geçen bir kokteyl var ise ben oradayım.
0
peki madem
(19.08.24)
espresso martini'yi evde hem kolay hem hızlı hazırlayabiliyorum, tat olarak da çok hoşuma gidiyor. yaz kış içebiliyorum.

sıcak yaz günlerinde mojito ferahlatıcı oluyor. maden suyuyla yapınca o kadar şekerli de olmuyor, baymıyor.
0
MtKrt
(19.08.24)
kuzu kulağı sour severiz ya, ekşimsi, fresh, rahat içimli.

onun dışında cin bazlı kokteyller kalp ben. daha hafif, üst üste içtiğinde daha içilebilir oluyor. viski bazlı olunca ağır gelebiliyor ve daha çabuk çarpıyor (içindeki miktara göre)

bazen tatlı, bazen ekşi, öncesi ve sonrasında ne içtiğine göre değişiyor.

espresso martini candır bu arada. hastasıyız.

ayrıca istanbulda olanlar için cocktail talks'un içmeli eğlenmeli workshop'ı ve fahri konsolos'un değişik kokteyllerini aşırı tavsiye ederim.
0
mor oje
(19.08.24)
Dönem dönem insanlar bir şeye yükselir ya normal bunlar.
Bence fena değil, içilir.

Benim için bir kokteylin en önemli şeyi içinde zencefil olması, başka bir şeyin önemi yok.
Bunun dışında viski bazlı kokteylleri sevsem de cin candır.
0
mutekebbir
(19.08.24)
Kuzukulağı güzel yapılmazsa kötü salata içmiş gibi oluyor. Benim en sevdiğim kokteyl barında "kuzukulağı, yeşil elma, portakal likörü, cin"le yapıyorlar ve çok güzel oluyor.

Rom ve meyve seviyorum ben, dolayısıyla özellikle kokteyl için çıkmadıysak ama dümdüz bira şarap içesim yoksa mojito içiyorum. Rom bazlı, ekşi ya da tatlı ekşi, meyveli, vanilyalı her türlü kokteyl benim canım. Baharatlı, acılı kokteyller de ok ama dönüp dolaşıp tatlı ekşi rom kokteyllerine varıyorum her seferinde.
0
kobuzchu kiz
(19.08.24)
gördüğüm kuzu kulaklı kokteyller bana da çok basit geliyor hiç denemedim o yüzden kokteyl içiyorsam biraz daha farklı şeyler içmek istediğim için oluyor genelde yoksa cin tonik, vişne votka, mojito falan içerim klasik şeyler en azından. bazılarında o da klasik mertebesine geçmiştir o ayrı ama beni hiç cezbetmedi.

ben genelde acılı kokteylleri ve tatlı kokteylleri severim. ekşileri sevmiyorum pek. biberli miberli yakan bir şey veya tarçınlı marçınlı tatlılı bir şey görürsem onu alırım.
0
semaforo de medianoche
(19.08.24)
zencefil acısını seviyorum, o yüzden ben de moscow mule gibi kokteyllere gidiyorum. Ne kadar acı o kadar iyi. Bazen kırmızı biberle daha da acı yapıyorlar. İşte onlar benim favorim.

Yoksa standart cin soda.
0
thracia
(19.08.24)
Old-fashioned.
Beni old-fashionedda yikasinlar yikasinlar.
0
logisticsmanager
(19.08.24)
Aperol Spritz'im. Karakter olarak da.
0
gabe h coud
(19.08.24)
(13)

En yakın arkadaşı olan kadınla tatile giden sevgili (vol. 978)

moonie
Malum kişiyle ilgili durumu burada sormuştum, cümbür cemaat uzun uzun konuşulmuştu. Kendisinden sorudan sonra birkaç gün içinde ayrıldım, orada sorun yok da... Dün beni bir akrabası aradı. Ailenin reisi gibi olan, aklı başında olduğunu iyi bildiğim, herkesi çekip çeviren, tatlı sert yapısı olan ve b
Malum kişiyle ilgili durumu burada sormuştum, cümbür cemaat uzun uzun konuşulmuştu. Kendisinden sorudan sonra birkaç gün içinde ayrıldım, orada sorun yok da...

Dün beni bir akrabası aradı. Ailenin reisi gibi olan, aklı başında olduğunu iyi bildiğim, herkesi çekip çeviren, tatlı sert yapısı olan ve benimkinin de az buçuk çekindiği dayısı. Daha önce birkaç kez görmüştüm, biraz mesafeli ve sert biriydi. Bana "aralarında böyle bir durum olsaydı bunu ilk ben öğrenirdim ve zaten ona ailecek tavır alırdık" dedi. Altını kalın kalın çizdi aralarında asla asla böyle bir durum olmadığının, kadını yıllardır tanıdıklarının, benimkinin ona kardeşim dediğinin, kızın baba sevgisi görmediği için annesinin bütün arkadaşlarına fazla samimiyet gösterdiğinin...

Aklımı bir şey dürtüyor. 86-87 yaşındaki adamı benimki nasıl ikna etsin de bana böyle bir şey dedirtsin? Zaten çekindiği, sert biri dediğim gibi. Ona birinin şöyle de dediğinde bunu yaptırabileceğini sanmıyorum. Adamın bir de benden ne çıkarı olacak da ben ayrılmayayım diye uğraşacak? Dümdüz bir kadınım. Aslında diğer kadın profil olarak benden ballı. Kendi işinin patronu, zengin, eli kolu uzun. Çoğu erkek için daha prestijli bir profildir muhtemelen.

Bu tatil durumu tabii ki bana anormal ve uygunsuz geliyor, kabul edemem. Öte yandan yakın arkadaşlarım bile romantik bir tatil olsaydı kızla sevgilisi olan çocuğun orada olmayacağını söylüyor. Uzaktan durumu duyan pek tanış olmadıklarım bile "ya biz de gittik karşı cinsten arkadaşımla tatile, ne var ki bunda?" diyor.

Malum kişi dediği tarihten önce döndü hiçbir şey demememe rağmen, orada 1,5 gün kalmış oldu. Genelde bir iki erkekle tüm gün iç mekanda takılmış. Onu etiketleyen ve muhtemelen orada tanıştığı bir adamın paylaşımlarında gördüm. Aynı gün 36 farklı şey paylaştığı için onları orada Ruhsar gibi gözetlemiş kadar oldum. Kadınsa sürekli plajda kızı ve çocukla güneşlenirken paylaşımlar yapmış. Bunu duyan arkadaşlarım da adamın günahını aldığımı, her şeyin normal olduğunu söylemeye başladı. Bir de benimkine aslan abim diye diye dilinde tüy bitmiş çocuk o kadının tatil fotoğraflarının altına da kraliçem, aslansın ablam, helal olsun, ömrümüze güneş gibi doğdun, bebek gibisin ablam benzeri şeyler yazmış. :d Çocukta bir sıkıntı var herhalde. Bu ne abi abla aşkıdır yahu?

Ayrılmak en doğru karardı benim için, değil mi? O kadar çok kişi tepki gösterdi ki... Bu yolda "en doğrusunu yaptın, aslansın" diyerek arkamdan ittirecek üç beş destek bekliyorum sanırım. Bu birkaç yeni bilgi (?) ışığında siz önceki düşüncelerinizde devam mı etmektesiniz? Herhangi bir değişiklik oldu mu ya da "yav adamın da bir suçu yokmuş ki" noktasına geldiniz mi? Bana daha fazla vurmayın, kale düştü zaten. :P
0
moonie
(16.08.24)
Eski sevgilimle sırf arkadaşları ile buluşması yüzünden çok sıkılmıştım zaten uzak mesafe zor görüşüyorduk üniversiteden üniversiteye benim üniversite bitti ondan önce hep onu görmeye giderdim kendisi öyle benim gibi çıkıp fazla fazla gelmedi bile en son ilgisizsin diye kavga çıkardı bende ayrıldım daha sonra arkadaşlarını bana savundu sen yokken onlar vardı dedi sonra baktığımda ilerleyen zamanlarda arkadaşları ile gayet mutluydu benle buluştuğunda hep sorun çıkarırdı o yüzden yaptığını doğru buluyorum ayrılmak doğru karar insanı paranoya yapıyorlar
0
Efespilsen
(16.08.24)
bu aileden kimseye inanma ve hepsinden uzaklaş. bu hikaye bana müge anlı'daki aşçı yusufu hatırlatıyor bence kaç bunlardan
0
Hallegadola
(16.08.24)
Bu hikayeyi hatırlıyorum. Fikrim değişmedi. 40 yaşından sonra 1-2 yıldır tanıdığın hiç kimseyle bu kadar büyük kuzu sarması olamazsın.

Adam ve çevresi size sakinlik, güven ve dinginlik getirmemiş. Sürekli tuhaf tuhaf durumlar, karakterler, olaylar serisi. Bugün bu yarın bir diğeri. Hayat zaten yeteri kadar yorucu; bir ilişki bunu daha da zorlaştırdığı ve karmaşıklaştırdığı yerde durumu tekrar gözden geçirmek gerekiyor.

Akrabanın sizi araması konusuna gelince; durum hakkında sadece kısıtlı bilgi ile çıkarım yapmaya çalışıyorsunuz. Sizi araması için ikna edilmesi düşündüğünüz kadar zor değil. Ne zaman bir aile kuracaksın, çocuk yapacaksın sorusuna cevap olarak sizi gösterip böyle biri vardı ama bu sebeple benden ayrıldı diyerek adamın sorusundan kurtulmak için sizi kullanmış olabilir, adam da buna içerleyip sizi aramış olabilir. Bunların hepsi birer kurgu tabii ki. Tıpkı bu sevgilinizi aklamak için söylenen romantik bir durum olsa çocuk gelmezdi söylemi gibi. bu da bir kurgu, temenni. Bunun doğruluğunu bilmemiz mümkün değil.

Özetle hayatınızda size iyi gelecek, sorunlarla birlikte başa çıkabileceğiniz, bir ekip olabileceğiniz birine ihtiyacınız var. Yeni sorunlar getirip sizi onlara ortak edecek birine değil.
0
thracia
(16.08.24)
thracia +1
önceki hikayeyi de hatırlıyorum, hepsini okumuştum. en doğru kararı verdiniz. siz bu adamla evlenip aile kurmak isterseniz hiçbir zaman çekirdek aileniz olmayacak, hep bu kadın ve çocuğunun gölgesinde bir aile kuracaksınız.
başkalarının ne düşündüğü, başkalarının erkek arkadaşlarının kadın arkadaşları ile tatile gitmesi sizi ilgilendirmez/ilgilendirmemeli. benim tüm yazışmalarınızdan anladığım bu adamla birlikte iken huzurlu değilsiniz. Huzurlu olmadığınız yerde bir dakika bile durmayın.
0
wendyangelamoiradarling
(16.08.24)
cocuk gelmezdi ne alaka gayet de gelebilir. onlari neyin tatmin ettigi belli degil ki abla abi diye gezinen yolda yuruse cekirdek aile sanilabilecek bir ekip.
87 yasindaki birini ciddiye almam diyenler neredesinizz
0
ala09
(16.08.24)
86-87 yaşında bir adam, beni arasa güzel amcacım biz iki "yetişkiniz", size saygıda kusur etmek istemem, kastımı da aşmak istemem ancak siz bu konunun tamamen dışındasınız deyip, yoluma bakardım. ayrıldığınız adamın ailesiyle neden bağınızı devam ettiriyorsunuz. ben boşanırken boynuma sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlayan ve her ikisini de ayrı ayrı sevdiğim eski kayınpeder ve kayınvalideyi bile bu tarz kaotik ve dejenere iletişim ağları olmasın diye aramadım sormadım çok üzülsem de.

adamı ve ailesini boşverin, kendinize dönün. burda kaç duyuruya bu yanıtı verdim bilmiyorum. bu kadar toksik, dengesiz, tutarsız, kaotik ilişki ağları / aile bağları size ne ifade ediyor, neden bu tür durumlara alan açıyorsunuz, kendi iç dünyanızda bu nereye temas ediyor bunu bulmaya çalışın. yoksa 10 yıl sonra bu adamdan sonraki toksik tipi soruyor olursunuz forumlarda.

adam ve çevresi komple red flag ama en büyük red flag sizin bu tiplere alan açmanız. ayrıca arkadaş çevrenizi de gözden geçirin. karşı cinsle tatile de gidilebilir, dost kanka da olunabilir ama sizin durumunuzda her şey bu kadar ortadayken adamın günahını almışsın diyen kişiden ne arkadaş ne dost olmaz.
0
Phoebe
(16.08.24)
ay moonie, bu adamda bir şeyler var ben diyeyim sana. kaç yaşındaki dayısı bile satmaya çalışıyor herifi baksana. ya bir fetişi var ya da geçmişinde başka büyük bir sırrı. çocuk bundan olmasın?? amaaan

biliyorum hiçbir şey kesin olmadığı için bu ilişki içinde bir ukte kaldı, ya tamamen masumsa falan diye. ama bu ilişki 2'li olmayacak, belli. aranızda 3. kişi olacak hep, hatta adamın ailesi bile katılabilir. sen kaç, kurtul. sana yakışan, seni arafta bırakmayacak biri çıksın karşına ♡
0
rallied
(16.08.24)
Düşünün ki bu adamla berabersiniz ve hayatınız sürekli böyle saçma sapan kişilerle anlamsız olaylar içerisinde geçecek. Siz de Pepe Silvia arar gibi mantık aramaya çalışacaksınız. İçiniz kararmıyor mu? Boş verin, önünüzdeki maçlara bakın derim.
0
peki madem
(16.08.24)
onceki duyuruyu da hatirliyorum orada da yazilmisti buraya da herkes yazmis ama ben de tekrar etmek isterim. iliskinin daha baslarinda ne olacagi belli bir seye kendinizi dahil etmeye calismayin. sizi uzecek, garip durumlara sokacak, kafanizda bir surlu soru isareti yaratacak insanlari hayatiniza almayin, iliskiden huzur ve mutluluk beklentiniz varsa bu adamla olmaz bosuna kafanizi yormayin. ha "eglence olur azcik kaos ve paranoya hepimize iyi gelir, ben de dedektiflik seviyorum." derseniz dönün tabii ama aksi durumda cevap belli gibi sanki.
0
in vino veritas
(16.08.24)
bu adamin sana borcu olsaydi o dayi oder miydi? sanmam. iliskiye gelince salca da olmasin,

ben konuyu pek bilmiyorum.
kendi arkadaslarima, erkek arkadasim benim istemedigim insanla gorusurse silerim dedigimde beni linc ettiler, ama ben o kisinin hayatinda 1 numara olmayacaksam niye birlikte oluyoruz? ayni mantikla o abla her zaman aranizda olacak. karsi cinsle tatil lafini birak, baska bir kadini bana savunacak bir erkekle isim yok. niye kendini bu kadar dusuruyorsun?
muuhtesem yuzyilda bir laf duymustum, sulu hurreme soyluyordu galiba, 'sadakat, mutlak sadakat', benim iliskilerdeki mottom bu.
sanki bosanmis esi gibi, cocuk ilgi gosteriyormus falan, kimin eli kimin cebinde belli degil.

paylasim yapmak 7-24 canli yayin degil ki, niye ciddiye aliyorsun.

bence konuyu kapat, fakir falan sevindir. Allah kurtarmis.
0
Coma
(16.08.24)
Phoebe +1000

Anayı babayı hatırlı akrabayı boşver kes bağlantıyı onlara ne, hocam şu an senin ilişkilere gerçekliğe dair bilincin bulanık durumda, bir sene sonra ya benim düşüncelerim çarpıtılmış ilişki uğruna ne tavizler vermişim ne aptallıklar yapmışım diye görecek ayakların yere basacak

Yaşadığım "şey" benim istediğim bana uygun bir ilişki değilmiş diyeceksin
0
grimavi
(16.08.24)
durum normal değil. doğru karar %100. zero günah points given.
0
screamshot
(16.08.24)
85 yasindaki adama seni aratmalari da bir garipmis.
kurtulmussun hocam, arkaya bakmaya gerek yok.
0
cooperr
(16.08.24)
(4)

Kopenhag 3 gün çok mu? Kışın nasıldır?

chicha_v2
Pegasus'un kampanyası varmış, Ocak-Şubat gibi gitmeyi düşünüyoruz.Şöyle bir geçmiş sıcaklıklara baktım da hava öyle inanılmaz soğuk olmuyor. Gezip tozulabilir değil mi sıkıcı olur mu yoksa?Bir de pazar günleri bazı Avrupa şehirleri gibi bomboş mu oluyor?Baharda falan mı gitmeyi tavsiye edersiniz yok
Pegasus'un kampanyası varmış, Ocak-Şubat gibi gitmeyi düşünüyoruz.

Şöyle bir geçmiş sıcaklıklara baktım da hava öyle inanılmaz soğuk olmuyor. Gezip tozulabilir değil mi sıkıcı olur mu yoksa?

Bir de pazar günleri bazı Avrupa şehirleri gibi bomboş mu oluyor?

Baharda falan mı gitmeyi tavsiye edersiniz yoksa?
0
chicha_v2
(14.08.24)
Bence Kophenag'ın en güzel zamanı haziranın ilk haftası. Hem havalar güzel olduğu için millet kendini dışarı atıyor hem de o tarihte sokak festivali var. Norrebro tarafları festivalde çok iyi oluyor. Hele hava güneşliyse kanala girenler, güneşlenenler falan tam bir açık hava festivali. Eğer imkan varsa o tarihlere denk getirmeye bakın derim.
0
thracia
(14.08.24)
bu sene ocak 3.hafta gitmiştim 5 gün. asla sıkılmadım. 3.gün Malmö'ye geçmiştim çok rüzgar ve yer yer sağanak yağdığından pek zevk alamamıştım. en soğuk 3 dereceyi gördüm. 2025 ocak son haftasına bilet aldım yine. geçenki ajet kampanyasından 2300liraya. valla ben kopenhag aşığı oldum yaz kış farketmez her sene gitmek istediğim bi yer oldu. bahar ve yaz aylarında da görmek isterim tabi. o zaman da uçak biletlerinin fiyatları arşa çıkıyor maalesef. tercih sizin. ben olsam giderim demiycem zaten gidicem asjsjjjsjsj
0
dedim ben sana
(14.08.24)
Mayıs başından sonra tüm halk sokaklarda eğlenmeye başlıyor. Havası da çok güzel.
Ben olsam ocakta asla gitmem.
0
zimbirik
(14.08.24)
Ekstra Not: Kopenhag karlı olmasa da sürekli nemli bir soğuğu var kışın. Ve haftalarca yağmur yağabilir.
Hava bulutsuz olsa bile güneş eğik oluyor ve yapıların ve ağaçların üzerine çıkamıyor ya da ısıtamıyor asla.
Gündüz süresinin de aşırı kısa olması cabası. Kış aktivitesi için gelinmiyorsa iskandinavyaya kışın gelinmez.
0
zimbirik
(14.08.24)
(2)

muğla kamp yeri

jepa
muğla'da deneyimleyip önerebileceğiniz kamp yeri var mı?
muğla'da deneyimleyip önerebileceğiniz kamp yeri var mı?
0
jepa
(03.08.24)
Akyaka orman kampını deneyebilirsiniz.
0
thracia
(03.08.24)
fark edenler kamp alanı var. Gitmedim ancak listemde en başta yer alıyor.
0
Rao
(03.08.24)
(11)

4 hafta tatiliniz olsa nasil degerlendirirsiniz?

robert bosch
lütfen gün gün yazin.7 gün otel tatili7 günlük bir bölgeye seyahat7 gün aile ve arkadaslarlakalan 7 gün icin fikirlerinizi bekliyorum
lütfen gün gün yazin.

7 gün otel tatili
7 günlük bir bölgeye seyahat
7 gün aile ve arkadaslarla


kalan 7 gün icin fikirlerinizi bekliyorum
0
robert bosch
(02.08.24)
Son 7 günde de evde oturup tv izlerim ben olsam.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.08.24)
ben kendimi geliştirmek için bir eğitim vb. bakardım hobi de olabilir işle alakalı da olabilir.
0
kveldulv
(02.08.24)
eger bolemiyorsam, 2-3 hafta uzak bir yere giderdim, bali, tayland, guney amerika gibi, 1 hafta da dinlenir, normalde yapamadigim islerimi hallederdim
0
kassiopeia
(02.08.24)
Off şu an bana o kadar iyi gelirdi ki bu.
Hemen hayal kurup yazayım.

Öncelikle bir hafta doğayla iç içe olabileceğim bir yere giderim.
Hiç fark etmez neresi olduğu yeşillik gören bir yer bulur orada kafa dinlerim. Evden çıkmam bile. (Buraya az bütçe ayırırım) Evde yer, yürüyüş yapar evin içinde takılırım daha çok.

Görmek istediğim bazı yerler var mesela Mardin, mesela Kapadokya bir haftamı bunlardan birine ayırıp gezip görmek isterim. Liste çıkarırım nerede ne yenir neresi görülmeli gibi.

Bir hafta da deniz tatili yaparım diyeyim, bir aylık tatile deniz eklenir normalde sevmem ben.

Son haftamı yaşadığım şehirde geçiririm arkadaşlarımla buluşup yemek yer, etkinliklere bakar, boş boş gezerim. Evde yatar dinlenirim.
0
mutekebbir
(02.08.24)
kassiopeia +1

İznini bölmeden direkt 30 gün olarak kullanabilirsin deseler daha cümle tamamlanmadan güney amerika ya da asya biletlerini almış olurdum.
0
thracia
(02.08.24)
Ben yeşilin bol olduğu bir kırsala gider inziva tatili yapardım.
0
Amaranta ursula
(02.08.24)
Gezi tatili +1
Katmandu olur, tayland olur. 3-5 gün gitmeye değmeyecek uzun soluklu bir gezi planı rotası yapardım. Hatta o rotanın sonuna da deniz kum güneş tatili eklerdim, tatlı yorgunluğu atar dipçik gibi dönerdim yalnız ve güzel ülkeme.
0
Bruce
(02.08.24)
Gulet, yazlık, iki farklı Avrupa şehir gezisi
0
gabe h coud
(02.08.24)
Gezi tatili +2
0
put it in your appropriate place
(02.08.24)
Sonbahardaysa 30 gün Bozcaada.

Yazsa 30 gün evde film partisi akşamları sahilde takılma
0
alimcgraw
(02.08.24)
Gezi tatili + Son bir hafta gelip evde dinlenme, ertelenen tamirat, bakim, temizlik vb isleri halletme
0
isiaha
(03.08.24)
(3)

Saçma çingene düğünü

dakota
Eski bi video sürekli karşılaşıyorum. Siz de görmüşsünüzdür. Aşırı saçma bi çingene düğünü var. Hep kesit kesit karşıma çıktı. YouTube’da bulamadım. Uzun versiyonunu nasıl bulurum.
Eski bi video sürekli karşılaşıyorum. Siz de görmüşsünüzdür. Aşırı saçma bi çingene düğünü var. Hep kesit kesit karşıma çıktı. YouTube’da bulamadım. Uzun versiyonunu nasıl bulurum.
0
dakota
(01.08.24)
Bahsettiğin düğün bu mudur bilemiyorum ama bundan daha fantastiğin bir daha gelebileceğini sanmıyorum

www.youtube.com
0
thracia
(02.08.24)
@thracia Bu meşhur Dağıstan düğünü videosu değil mi?
0
peki madem
(02.08.24)
@peki madem evet ta kendisi :)
0
thracia
(02.08.24)
(7)

En iyi kalem markası

air
öncelikle internette araştırdığımı söyleyeyim ama içi boş doldurma blog yazılarından ve reklamlardan öteye gidemedim.benim bildiğim bi scrikss var ve modellerini de beğenirim ama ben ufaktan beri biliyorsam daha iyisi mutlaka vardır dedim. aynı roleks gibi, meğersem onun üstünde neler neler vardır.
öncelikle internette araştırdığımı söyleyeyim ama içi boş doldurma blog yazılarından ve reklamlardan öteye gidemedim.

benim bildiğim bi scrikss var ve modellerini de beğenirim ama ben ufaktan beri biliyorsam daha iyisi mutlaka vardır dedim. aynı roleks gibi, meğersem onun üstünde neler neler vardır. (eskiden swatch en iyi saat sanardım ya :D)

neyse sonuç olarak nedir bu işin patek'i roleksi, hadi bilemedin tissot'u omega'sı?
0
air
(01.08.24)
kalemlerin rolex'i montblanc. Yani rolex'ten daha pahalı ya da daha kaliteli saat var ama pahalı/kaliteli/lüks saat diyince rolex anlıyoruz ve zengin saati diyince akla rolex geliyor ya ilk. Kalemlerde de daha pahalı ya da daha kalitelisi vardır belki ama zengin kalemi denince akla ilk montblanc geliyor
0
nundu
(01.08.24)
Lüx dendiğinde tabii ki italyanları da unutmamak lazım. Lüks dolma kalem camiasının iki büyük devinin biri montblanc ise diğeri de Montegrappa dır. 8-9 bin euro'luk kalemlerine ancak uzaktan bakılabiliyor. Listeye benim çok beğendiğim bir diğer italyan Visconte'yi de ekleyeyim.
0
thracia
(01.08.24)
aklima gelen markalar:

montblanc
parker
cross

bunlar da "rolex" ayarinda diyebiliriz.
bu seviyenin ustu beni astigi icin kalemde "patek" seviyesini bilmiyorum.
0
cooperr
(01.08.24)
El yapımı ve taş gövdeli kalemleri araştırın. Markaları meşhur değildir, birim fiyatı 2bin eur civarından başlar. Fiyata göre arayıp, Google veya ChatGPT ile bulabilirsiniz.
0
alfired
(01.08.24)
Montnlanc. Gerisi hikaye
0
numlock
(02.08.24)
Benim için
1 Pilot
2 Montblanc
3 Montegrappa
0
pianeta
(02.08.24)
Omas kalemin Patek Philippe seviyesindedir denebilir bence.

Pelikan vardır, çok severim. Omega denebilir.
0
10551037
(02.08.24)
(5)

bilgisayari amfi olarak kullanmak

ekmek
elektro gitarim var ve laptopu amfi olarak kullanmak istiyorum ( pedallar ve amfiler cok pahali ). bunu daha once yapmis olanlar var ise tavsiyeleriniz nelerdir. ( ses karti, pedal efekt uygulamasi vs.)ya da buna hic bulasma su multi effect pedali ve bu amfiyi al derseniz buna da acigim.amator seviy
elektro gitarim var ve laptopu amfi olarak kullanmak istiyorum ( pedallar ve amfiler cok pahali ). bunu daha once yapmis olanlar var ise tavsiyeleriniz nelerdir. ( ses karti, pedal efekt uygulamasi vs.)

ya da buna hic bulasma su multi effect pedali ve bu amfiyi al derseniz buna da acigim.

amator seviyede caliyorum
0
ekmek
(01.08.24)
Zoom g1 four senin işini uzun bir süre görür diye düşünüyorum. İçerisinde onlarca efekt pedalı, preamp ve kabin similasyonları mevcut. Bir looper ve tuner da var. Hangi pedallara ihtiyacın olduğunu, pedalları farklı şekilde dizerek nasıl sonuç alacağını test etmek için de ideal. Kulaklık bağlayıp pratik de yapmak için ideal. İnternette bir araştırıp yorumlarını ve neler yapılabildiğini bir incele derim.

www.amazon.com.tr
0
thracia
(01.08.24)
Zoom scarlett solo ses kartı
0
grimavi
(01.08.24)
Şu son 3-4 yılda yazılımlar öyle bir hale geldi ki en iyi multi effect processor'leri ile ya kafa kafaya ya da daha iyiler -geçmişte yanına bile yaklasamazlardi -

Bunu sunun için yazdım, ortalama hatta giriş seviyesi bir ses kartıyla bile 30-40 bin TL'lik Kemper ya da Axe fx'lerden alacağın tonları alabiliyorsun.

Ve inan bana Kemper ve Axe fx harici processor'lerin hepsi vasat bile değil, vasatin altı (line 6 helix'mis boss gt bilmem kaçmış hepsi çöp oğlu çöp)

(Benim sevdiğim tonlar mesa boogie mark serisi yüksek gainli crunch tonlar, yorumlarım da bu baglamda)

Ses kartı focusrite Scarlett herkesin önerdiği, ama enteresan bir detay, benim uzun senelerdir kullandığım personus firewire bir ses kartı vardı -preampleri çok iyiydi- şehir dışına çıkmam gerektiğinden Laptop'in da firewire girişi olmadigindan çok ucuza 2. El bir tane behringer ses kartı aldım (1500 tl :)). Onunla bile sahane tonlar aliyorum şu an ki, amacım sadece takilmak çalmakti.

Tavsiye edeceğim 2 yazılım var,

İlki tahmin edileceği üzere neural DSP archetype: petrucci

İkincisi de overloud th-u. Kemper gibi gerçek Amfiler profilleyip tonlarini satıyorlar nette bulursun, cok başarılı profiller var hatta neural DSP kadar başarılı petrucci tonları var.
0
makbur
(01.08.24)
Ben yapiyorum. Tatmin edici degil ama is goruyor. Focusrite scarlett ve logic pro kullaniyorum. Mac yokken fruit loops ve korsan plugin kullaniyodum (isim hatirlamiyorum). Bi tane efekt pedali da aldim boss markaydi sanirim ama o da tatmin etmedi. En azindan bilgisayrda direk kayit aliyorum.
0
mirafiori
(01.08.24)
Normalde sürekli bilgisayar başında vakit geçiren biri değilseniz gitar çalmak için bilgisayar, daw, plugin vs açmak canınızı sıkacak bi süre sonra. Zoom gx1 four/g1 four önerisi fena değil kulaklıkla da çalışır herhangi bir line seviye kabul eden kabine de bağlayabilirsiniz.

Bilgisayar mevzusu için önce ses kartı lazım, audient id2 şiddetle öneririm ama ayrıca bi de aktif kabine ihtiyacınız olacak (hoş zoom ile çalarken de olacak) en az 5" sürücüsü olan hadi öldük bittik 4,5" sürücüsü olan kabin tercih edin, daha altı kesinlikle kibrit kutusundan gitar sesi geliyor gibi olur. Kendi amfisi(gitar amfisi değil bu) olan (aktif) çift şekilde satılan presonus, mackie, behringer vs çok kopuk fiyatlara olmayan (ama yine de güzel para olan) kabinler var.

Bir başka çözüm de aux girişi olan (line seviyesi olması çok önemli mic olmaz) eski bir müzik seti/amfi de iş görür her türlü.

Yazılımların çoğu fena değil şu an, th-u denmiş overloud iyidir. guitar rig fena değildir, eskiden tiksinsem de amplitube inanılmaz bir hale geldi en meşhurları bunlar zaten. Neural dsp satın almaya kalkarsanız epey tuzlu ama piyasadaki en iyi yazılımlardan biri cidden.


Hızlı bir çözüm istiyorsanız ya prosesör ya da dijital bir çalışma amfisi daha iyi olur kesin ama o. Boss Katana, Black Star, Roland Cube kendi amfi modellemesi olan minicik (ya da 10, 20, 40, 60 diye artarak giden watta) amfiler var tak çal geç.

Katana'lar aynı zamanda ses kartı işlevi de görebiliyor usb üzerinden kayıt vs alayım derseniz o kuşu da taşlar.

~Yazılım tatmin edici değil demek biraz güç artık ya. Yani gerçekten inanılmaz analog amfi, konser/kayıt sisteminde çalan fevkalade konservatif biri olmak lazım öyle demek için.
0
hedep
(01.08.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.